DEFOLUN GİDİN İŞÇİLERİN KAPISINDAN!

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "DEFOLUN GİDİN İŞÇİLERİN KAPISINDAN!"

Transkript

1 İşçi sınıfı ve Greif direnişi Greif direnişi, sınıf mücadelesinin bu çok zorlu eşiğinin aşılmasına ve daha ileri bir mücadele kanalının açılmasında (fiili kitle grev ve işgallerinin yaygınlaşması, taban örgütlülüğü ve inisiyatifinin gelişmesi, daha ileri taleplerin gündemleşmesinde, vd) önemli bir adım ve maya olabilir. Bu yüzden Greif direnişinin bu dinamikleriyle simgeleştirilmesi ve çekim gücünün artırılması, eylemli ve etkin sınıf dayanışması platformlarının oluşturulması, dayanışmanın asıl olarak da bizzat işçi sınıfının içinden örgütlenmesi, organize sanayi bölgelerine, okullara, mahallelere, kent merkezlerine taşınması, işçi sınıfının ortak mücadele istemlerinin yaygınlaştırılmasıyla bütünleştirilmesi, öncelikli bir görevimizdir. ''5 yaşasın sosyalist işçi demokrasisi Sayı: 43 Şubat TL DEFOLUN GİDİN İŞÇİLERİN KAPISINDAN! Defolun gidin işçilerin kapısından!biz sınıf bilinçli işçiler AKP nin bozduğunu düzeltmeye aday değiliz. Rejim krizi sistemin çürümüşlüğünün kanıtlarını istifra ettirecek şekilde her gün önümüze boca ediyor. Devlet denen şeyin uğruna ölünecek bir şey değil, yıkılması gereken bir sömürü, baskı ve yalan makinesi olduğunu gösteriyor. Oysa biz işçiler kendi kendimizi yönetebiliriz; medyanıza, bürokrasinize, ordunuza, polisinize, politikacılar sınıfınıza, varlığınıza ihtiyacımız yok. Nefret ediyoruz sermaye temelindeki demokrasinizden! Bizim ihtiyacını duyduğumuz demokrasi, bugünkü toplum, Berkin Elvan'ı yüzbinler uğurladı sermaye ilişkisinin kaldırılmasını çağırıyor. Bu rejim krizi, sizin tarih olma zamanınızın geldiğini gösteriyor. Bu yüzden bu seçimlerde sizlere oy vermeyeceğiz, hiçbirinize yedeklenmeyeceğiz. Defolun gidin işçilerin kapısından, ayakkabı kutularınızı alıp hepiniz, ait olduğunuz yere patronların villalarına yürüyün bakalım! Çünkü bastırdığınız oy pusulalarınıza Gezi de genç yaşına karşın ölümü samimiyetle kucaklayarak yaşamını temize çekmiş işçi ve öğrencilerin anısına saygıyla onların isimlerini yazacağız; siz hangi parfümü sıksanız çürüyerek kokuşmuşluğunu örtemeyecek olan yaratıkların değil! Yüz binlerce insan mezarlığa uzun bir yürüyüşün ardından ulaştı. Yürüyüş mezarlık içerisinde sessiz bir şekilde devam etti. Berkin Elvan'ın defin işlemi ardından Gezi'de yaşamını yitirenlerin aileleri birer konuşma yaptılar. Berkin'in Mezarlığını ziyaret eden kitle yavaş yavaş mezarlıktan ayrılarak Taksim meydanında karanfiller gerçekleştirilmek istenen anma için yola çıktı. Kitle sıklıkla Katil Devlet Hesap Verecek sloganını haykırdı. Polisin kurtuluş' da yaptığı sert saldırı sonrasında kitlenin büyük çoğunluğu dağıldı. Dağılan insanlar İstiklal Caddesine doğru geçerek buradaki eyleme dahil olmaya çalıştılar. Polis Ergenegon caddesinde çift taraflı olarak kitleye saldırdı. Pangaltı ve Dolapdere civarında da yoğun çatışmalar yaşandı " 10 Ankara İKM den Kadın ve Kent paneli İşçi Kadın Meclisi ilk paneli olan Kadın ve Kent konulu paneli Ankara Eğitim-Sen 5 Nolu şubede gerçekleştirdi. Panel, karşılıklı söyleşi şeklinde ilerledi. İKM adına söz alan konuşmacı ise İKM nin kadın sorununa nereden baktığını tarihsel süreçle ilişkilendirerek anllatı ve İKM nin hangi ihtiyaç ve talepler üzerinden " 7 oluştuğunu, bu sürecin İKMli kadınları ileriye taşıdığının önemi vurgulayarak deneyimlerini aktardı. Seçimler Kent ve Sınıf İşçi Meclisi nin bir süredir devam ettirdiği Sınıf Mücadelesi panellerinin dördüncüsü İstanbul da gerçekleştirildi. Yapılan bu ilk konuşmaların ardından söyleşi kısmına geçildi. Söyleşide öne çıkan mevcut durumda arkasında durulabilecek bir programa sahip olan bir parti veya kişinin olmadığı, sandığın sistemin sarsılan imajını tazelemek için... " 4 Burjuva demokrasisinden vazgeçme korkusu! Temsili demokrasinin düzeltilmesi gayretleri, nedense Gezi nin siyasal ve toplumsal durumu değiştirmek için yığınların doğrudan mücadele girişkenliğinin- düzeltilmesi ile başlıyor! Nasıl bir yaşam istiyoruz, kimin için kime karşı bir demokrasi istiyoruz sorusunla devam ediyor... " 13

2 2 Gururla söylüyoruz ki 8 Mart bizim günümüz! Biz işçi ve emekçi kadınlar, bir kez daha eşit, özgür, kendi kararlarımızı kendimizin verebildiği bir yaşam için sokaklardayız. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nü kapitalistlerin vahşi sömürüsü altında dökülen kanlarımızla tarihe biz yazdık. Gururla söylüyoruz ki 8 Mart bizim günümüz! Eşit, özgür, başı dik, kaderini kendisinin belirlediği bir yaşam, her işçi, emekçi kadının hakkıdır. Fakat hayat bize her zaman gösterdi ki, hak verilmez alınır! Özgürlük ve eşitlik kadınlara altın tepside sunulmaz. Özgürlük işyerinde, evde, sokakta mücadele ederek kazanılır. Kadın cinayetlerinin, kadına yönelik taciz ve tecavüzün; kısacası her türlü şiddetin son bulması için mücadeledeyiz. O halde biz kadınları yaşamda yok sayan zihniyetin yakasından elimizi eksik etmeyeceğiz. Kadına şiddet uygulayanları, eziyet ve baskı ile sindirenleri, şiddeti kollayan ve koruyanları yaşamda barındırmayacak; dişe diş mücadeleyle tecrit ve teşhir edecek, fiili ve yasal yaptırımlarla bedelini ödeteceğiz. Bizi sokağa çıkmaya bile ürküten, yaşamlarımızı altüst eden sistemin yarattığı baskıcı zihniyete karşı tüm gücümüzle yaşamdayız. Yalnız bedenimizi değil irademizi Nasıl olsa hiçbir şey olmaz rahatlığıyla çiğneyen tacizcilerin, tecavüzcülerin yakasına yapışacağız. Kadın ve çocuk bedenini erkeklerin cinsel hazzına amade gösteren, kışkırtanlardan hesap soracağız. Kadın cinselliğini aşağılayan, küfür edenlerin anında karşısına dikileceğiz. Eşitlik ve özgürlük istiyoruz! Sırf kadın olduğumuz için eğitim hakkından yoksun bırakılmamak, oyun çağında evlendirilmemek istiyoruz! İşe alınmak, istediğimiz mesleği yapıp yükselebilmek, yaşamın her alanında erkeklerle eşit söz ve hak sahibi olmak istiyoruz! Sahip olduğumuz yasal kazanımları dahi kullanamıyoruz! Başka yolu yok: Cesaretle, hayatımızdaki taşları yerinden oynatarak harekete geçeceğiz. Her bir kadının özgürlük savaşımı diğerinin yolunu açar, ona kendisinin de kazanabileceğini öğretir. Ve bu kazanım yalnızca kadın için söz konusu değildir, bu kazanım toplumun da kazanımıdır. Bu yolda emekçi kadın dayanışmasını daha fazla seferber edeceğiz. Gücümüz kendi kollarımızda! Fakat bu gücü ancak mücadele içinde hissedebilir, büyütebiliriz. Yakınarak, söylenerek, sızlanarak değil, sokakları mücadeleye yol eyleyerek kendimize güvenimizi kazanabiliriz. Bizi bakabileceğimizden fazla çocuk doğurmaya itenlere tepkimizi koyacağız! Dört duvar arasında körelmeye, evin bütün yükünü omuzlamaya, toplumun ve ailenin hizmetkarı olmaya, erkeğe bağımlı kalmaya daha fazla boyun eğmeyeceğiz! Bizi köleleştiren aile bağları yerine kadın ve erkeğin, çocuklarımızın; eşit, özgür bir yaşamı paylaşacağı günler hayal değil! Biz hem kadın hem de işçiyiz. Kadın olduğumuz için aşağılanıp ezilirken, uysal ve edilgen işçiler olarak göklere çıkarılıyoruz! Burjuvalar kadınlığımıza sözde merhamet ediyor, bize erkeklerle fırsat eşitliği sağlanmasından dem vuruyor, kampanyalar düzenliyorlar. Kurtarıcımız kesiliyor, 8 Mart ı bizimle birlikte kutlama cüretini gösteriyorlar. Kadını erkeği ile onlar bizim düşmanımız! Erkek işçilerden daha düşük ücrete, yarıdan fazlamız sigortasız çalıştırılıyoruz. Erkenden çöken bedenlerimiz, iş ve ev yükü altında yıpranan sinirlerimizle emeklilik hakkından da yoksun, en ağır koşullarda çalışıyoruz. Kadınlar işçi sınıfının saflarına her geçen gün daha fazla katılıyorlar. Özgürleşmemiz için, üzerimizdeki çifte baskı ve sömürüden kurtuluşun yoluna akmamız için bundan büyük bir fırsat olamaz. Bu paha biçilmez dersi kadın işçiler büyük bedeller ödeyerek, şimdiden örneklerini de yaratarak öğreniyorlar, öğrenecekler. Milyonlarca işçinin dünü, bugünü ve yarınının tekelci kapitalistlerin karları için yıkıma uğratılmasına karşı kendi geleceğimizi kuracağımız sömürüsüz, sınıfsız yeni bir yaşam mücadelesinde çelikleşmeliyiz. Sınıf düşmanı ile aynı gemide olmadığımızı, sermaye büyürken işçilerin öldüğünü görerek sınıf kinimizi büyütmeliyiz. Tekelci kapitalistlerin bölgesel çıkarları için kışkırttıkları savaşların, bu toprakların Patriot larla cehenneme çevrilmesinin karşısına dikilmeliyiz. Kapitalistlerle, sınıf düşmanları ile, Kürt halkının eşitlik ve özgürlüğünü tanımayanlarla, Paris te üç kadın yurtseveri hunharca katledenlerle barış olmayacağını yüzlerine haykırmalıyız! Kadınların sistem içerisinde söyleyecekleri sözler ve bu düzeni değiştirecek güçlerinin olduğunu bağırmalıyız suratlarına! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kapitalizmle ve erkek egemenliği ile mücadelede yeni bir soluk olsun! İşyerinde, evde, sokakta eşit, özgür, başı dik kadınlar olmak için mücadele saflarında yerimizi alalım! -http://zaferyuksel77.tumblr.com Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü! Kurtuluşumuz sosyalizmde! Kadınlar Haziran Direnişi nde çoğunluktu AKP istatistiklerine inanılacak olursa, 2013 te kadınlara dönük cinayet, şiddet, taciz ve tecavüzlerde çok nisbi bir düşüş oldu. Eğer bu doğruysa bunun tek açıklaması, yüzde 52 sini kadınların oluşturduğu Haziran Direnişi dir! Onun yarattığı toplumsal sağaltım ve özgürlük soluğu, yanı sıra muhafazakar kesimler üzerinde de basınçtır. AKP nin şimdi yine dönüp kendisini vuran- Kabataş kara mizanseni de bunun kanıtıdır! Kadın hareketi, buna karşın 2012 de kürtaj yasağı ve Hindistan da tecavüze karşı isyan gibi etkenlerle yaşadığı canlanmadan sonra te gündemde giderek arka plana düştü. Burjuva neoliberal kadın platformunun yaşadığı iflas ve yoğunlaştırdığı kadın girişimciler kampanyaları dışında liberal reformist kadın kampanyalarını bile bir süredir durdurması, feministlerin hegemonik etkisinin sürmesine karşın 2012 deki canlanmaya ve asıl Gezi deki kadın dinamizmine yanıt verememesi, küçük burjuva sol ve devrimcilerin her zamanki kendiliğindenciliği ile kadın hareketinde nisbi canlanma döneminde yönelmesi sonra gündem değişimleri ile bir yana bırakması, bunun nedenleri arasındadır. AKP nin vitrinlik aile bakanı nı da geriye çekmesi ve kadın sorunun medyadan da (magazinleştirilen kadın cinayetleri dışında) neredeyse silinmesi, yerel seçim gündeminden dışlanması, bir suskunluk fesadına işaret ediyor. Burjuva neoliberal seçim platformunda kadınlara reva görülen neredeyse tek şey, kadınlara yerel seçimlerde göstermelik ve biçimsel azınlık kotası! Kadınlar Haziran Direnişi nde çoğunluktu, efendiler! Haziran Direnişi nde, meydan işgallerinde, forumlarda yer alışları da biçimsel temsiliyet değil, cinsel-siyasal-toplumsal bastırılma ve köleleştirilmeye karşı isyanın, siyasete kendi fiili özgürlük ve eşitlik özlemleriyle, sokak, işgal, eylem demokrasisiyle doğrudan, etkin katılım, özneleşen yer alış ve müdahalelerinin ifadesiydi. Kabataş provokasyonu üzerinden örtülmek istenen asıl budur. Erdoğan, deşifre olan benim türbanlı, hamile bacımı taciz ettiler yalanını umutsuzca sürdürmeye çabalarken, gerçekte türbansız, evli, hamile ve anne olmayan kadınlara taciz meşrudur demeye getiriyor. Neoliberal muhalefet, buna tecavüzcü AKP'lilerin, dincilerin nasıl korunduğunu söyleyerek cevap vermeye çalışıyor. Neoliberal kapitalizmin kadınların cinselliğine, bedenine, ruhuna, emeğine nasıl bir el koyma ve tecavuz sistemi olduğuna dair tık yok! Burjuva güçler çatışmasında, kadın bedeni, cinselliği, emeği, yaşamı yalnızca burjuva neoliberal politikanın alçaltılmış, edilgen bir nesnesinden ibaret. Perdelenen, kadınların özgürlük isyan ve direnişindeki yükseliş. Perdelenen bunun kadının bedeni, cinselliği, emeği ve yaşamı üzerindeki erkek egemenliği ve dizayncılığında yol açtığı kriz. Ve perdelenen, kadınların özgürlük çığlığının din, aile, ev, gelenek, işbölümü, devlet kasıntısına da, neoliberal kurtların seçim platformuna da, neoliberal meta-kadın demokrasisi fantezilerine de, liberal reformist kadın özürcülüğüne de sığmadığı gibi, tümünün krizinin bir dinamiği olması! Toplumsal emeğe ve doğaya neoliberal kapitalist el koyma ve tecavüz sistemini; ayrılmaz bileşeni aile ve cinsiyetçi işbölümüyle birlikte hedefe koyarak üzerine gitmemiz, derinleştirmemiz gereken budur. Kadın güvencesiz çalıştırma +evlilik, aile + 3 çocuk paketi nin, yerel seçimlerden sonra yeniden gündeme gelecek ilk yapısal saldırılardan biri olabileceğini de belirtelim. İşçi Meclisi - Yerel Süreli Siyasi Dergi - Sayı: 43- Fiyat: 1 TL Pina Basım Yayım San. ve Tic. Ltd. Şti. adına sahibi Hüseyin Kezik Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Ali Filizler Adres: İstiklal Caddesi Balo Sk. No: 32 Kat. 2 Daire No: 8 Beyoğlu/İstanbul Tel: Hesap No: İş Bankası Koca Mustafapaşa Şubesi Baskı: Özdemir Matbaası Adres: Davutpaşa Cad. Güven Sanayii Sitesi C Blok No:242 Topkapı/İstanbul Tel:

3 3 Defolun gidin işçilerin kapısından! İlginçtir, hiçbir burjuva partinin seçimlere enerjik bir yüklenmesi olmadığı görülüyor. AKP karşıtı geniş fakat parçalı cephe, açığa çıkan tüm yolsuzluklar ve onlara karşı reaksiyon olarak yapılan yargı, MİT, polis, vali, bakanlıklardaki Gülenci kadro temizliklerinin kitlelerin oy durumunda çok büyük değişime yol açmayabileceğini gördükleri için insanların yaşamını daha doğrudan etkileyen futbol, medya, internet vs. toplumsal gündemler üzerinden AKP nin oy kaybı yaşamasını bekliyor Bu yazının hazırlandığı sırada girilen Mart ayı, normal koşullarda bir yerel seçim yarışına sahne olmuyor. Normalliğin yitimi, Türkiye burjuvazisinin den bu yana çıkmış göründüğü rejim krizi ve ekonomik krizden, bu kez çok daha derin bir siyasal-toplumsal-ekonomik krize yuvarlanmış olmasından kaynaklanıyor. 30 Mart seçimlerine burjuva partilerin yerel seçim projeleri, sokak mitingleri ve vaatleriyle değil; görünüm itibarıyla Gülen-Erdoğan, Cemaat-AKP, Polis İstihbarat-MİT savaşıyla giriliyor. Bu açıdan yaşanan sadece bir yerel seçim süreci değil; Gezi yle birlikte toplumsal meşruiyetini yitirdiği görülmüş, 17 Aralık tan bu yanaysa oyları açıkça tırpanlanmaya çalışılan bir hükümetin rakip sermaye çevreleri tarafından olabilecek en az kazabelayla indirilme süreci Bu iki kesim arasındaki açık savaşın arkasında, daha önceki yazılarımızda açtığımız bir dizi etmen nedeniyle bozulan ittifakın ardından yaşanan bir varolma-yokolma mücadelesi yatıyor. AKP orduyu ve bağlantılı sivil faşist odakları kısmen gerileterek devlet yoluyla tahakküm ayrıcalıklarında değişiklik yarattığı on iki yıllık iktidarının ardından, Erdoğan ı koruyarak devam etmenin zorlanmasını yaşıyor. Erdoğan sadece bir isim değil; dış ve iç politika ve sosyoekonomik ilişkilerde AKP pragmatizminin, faydacılığının, devletle birlikte büyüyen inşaat-enerji vb. sektörlere dayalı ticari zenginleşme ve ayrıcalıklarla büyüyen sınıf kesimlerinin, muhafazakâr bir iç ve dış politikanın simge lideri. İktidarı süresince evine giren çıkan milyar dolarlarca salma, haraç, kesintiyle Karunlaşmış bir burjuva O. Devlette AKP yle birlikte eğitim, yargı ve poliste yerleşikleşmiş Gülen küresel kontra-şirketler grubu ve onun operasyona başlamadan önce havayı koklayarak Erdoğan dan desteklerini çektiğini gözlemlediği diğer burjuva kesimler, sağı-solu belli olmamaya başlayan bu lideri oy aldığı kesimler nezdinde gözden düşürerek, olmadı istifa etmeye zorlayarak safdışı etmeye uğraşıyorlar. Tapeler bunun için Tapelerin ortaya dökülmesinin sınıf bilinçli işçiler açısından sonucuysa, zaten bilinen Erdoğangillerin yolsuzlukları, yalancılıkları, iktidar hırsları, belkemiksizlikleri, kendi lehlerinde bir güç ve sermaye yoğunlaşması için herşeyi yapabilecek olmaları değil. Onların muarızlarıyla beraber tüm bu devlet yapısının baştan aşağı çürümüşlüğü. Burjuva politikacılar sınıfının bir bütün olarak A veya B partisi fark etmeyecek derecedeki asalaklığı görülüyor. Burjuva siyasetin herkesi aptal yerine koyma sanatı olması gerçeği Bir yalanlar rejiminde yaşıyoruz. En büyük yalan bir insanın diğer insanları girişim-yatırım özgürlüğü adı altında sömürmesi; buradan başlayarak ilerleyen bir silsile içerisinde inşa olmuş bir sömürü dünyasında yaşıyoruz. Peki, bu rejim krizinde, bu seçim sürecinde bunları dillendiren var mı? AKP nin yüzde 40 ın üstünü yalnız aklanma ve güvenoyu değil, her türlü muhalefeti bastırmayı meşrulaştırma olarak değerlendireceği biliniyor. MHP zaten uzun yıllardır merkeze oturtulmuş bir sistem partisi olarak, bir şey yapmamayı sanat düzeyine taşımış bir oluşum. Bekliyor ve parlamenter varlığım ülkedeki ezen ulus milliyetçiliğini ayakta tutmaya, demokrasinin gelişimini engellemeye zaten yeter diyor. CHP seçim taktiğini AKP-MHP den devşirme adaylarla iyice merkeze yerleşerek sermayeye güven vermek, onun dışında bir şey yapmamak olarak belirledi. CHP nin yerine zaten Gülen cemaati daha önceki davalarda uygulanmış tescilli kontra metotlarla savaşıyor! Oturduğu yerden belediyelerin ve hükümetin kucağına düşmesini bekleyen CHP nin tek derdi, AKP nin bozduğunu düzeltmek, yani devletin güçler ayrılığını restore etmek. Hele şu AKP bir gitsin de bakarız diyenler; İP, TKP, Halkevleri, ÖDP vb. partiler hepsi CHP nin arkasına diziliyor. Hatta Gezi sahi orada nasıl hepimiz kardeştik denilerek bu fırsatçı ittifakın altlığı kılınmaya çalışılıyor. BDP devletle görüşmelerin AKP yle endekslenmiş olması nedeniyle titrek bir genel politika izliyor. Onu AKP sonrasındaki bir iktidarın müzakereyi ilerletmeyeceği korkusu geride tutuyor, bu yüzden sadece yerel seçimleri müzakereye destek için güvenoylamasına çevirdiği Kürdistan da oylarını arttırmanın peşinde, bununla sınırlı bir ulusal politika yürütüyor. HDP ise bir butik parti görünümünde, isteyene böyle birşeyimiz de var diyerek ortaya sürülüyor, İstanbul adayı ise İmralı-Kandil görüşmelerinden kampanya yürütmeye bile vakit ayırmıyor. İlginçtir, hiçbir burjuva partinin seçimlere enerjik bir yüklenmesi olmadığı görülüyor. AKP karşıtı geniş fakat parçalı cephe, açığa çıkan tüm yolsuzluklar ve onlara karşı reaksiyon olarak yapılan yargı, MİT, polis, vali, bakanlıklardaki Gülenci kadro temizliklerinin kitlelerin oy durumunda çok büyük değişime yol açmayabileceğini gördükleri için insanların yaşamını daha doğrudan etkileyen futbol, medya, internet vs. toplumsal gündemler üzerinden AKP nin oy kaybı yaşamasını bekliyor. Hiçbirinin gündeminde AKP nin sokaktan, kitlelerin özgücüyle, devlet mekanizması parçalanarak devrilmesi yok. Tersine krize karşı seçim bandajının işe yaramayarak kitle tepkisinin seçim meçim dinlemeyecek hale gelmesinden korkuyorlar. Bu yüzden gençlere dönük oy ver kampanyaları yeniden ısıtılıyor. Sistem kontrollü geçiş istiyor. Biz sınıf bilinçli işçiler AKP nin bozduğunu düzeltmeye aday değiliz. Rejim krizi sistemin çürümüşlüğünün kanıtlarını istifra ettirecek şekilde her gün önümüze boca ediyor. Devlet denen şeyin uğruna ölünecek bir şey değil, yıkılması gereken bir sömürü, baskı ve yalan makinesi olduğunu gösteriyor. Oysa biz işçiler kendi kendimizi yönetebiliriz; medyanıza, bürokrasinize, ordunuza, polisinize, politikacılar sınıfınıza, varlığınıza ihtiyacımız yok. Nefret ediyoruz sermaye temelindeki demokrasinizden! Bizim ihtiyacını duyduğumuz demokrasi, bugünkü toplum, sermaye ilişkisinin kaldırılmasını çağırıyor. Bu rejim krizi, sizin tarih olma zamanınızın geldiğini gösteriyor. Bu yüzden bu seçimlerde sizlere oy vermeyeceğiz, hiçbirinize yedeklenmeyeceğiz. Defolun gidin işçilerin kapısından, ayakkabı kutularınızı alıp hepiniz, ait olduğunuz yere patronların villalarına yürüyün bakalım! Çünkü bastırdığınız oy pusulalarınıza Gezi de genç yaşına karşın ölümü samimiyetle kucaklayarak yaşamını temize çekmiş işçi ve öğrencilerin anısına saygıyla onların isimlerini yazacağız; siz hangi parfümü sıksanız çürüyerek kokuşmuşluğunu örtemeyecek olan yaratıkların değil!

4 4 Seçimler Kent ve Sınıf Mücadelesi İşçi Meclisi nin bir süredir devam ettirdiği Sınıf Mücadelesi panellerinin 4. İstanbul da gerçekleştirildi. Seçimler, Kent ve Sınıf Mücadelesi başlığıyla gerçekleştirilen panel İsmail Beşikçi Vakfı nda yapıldı. Panelde ilk olarak Devrimci Proletarya yazarları söz aldı. Devrimci Proletarya yazarı konuşmasında bu seçimlerin bir yerel seçim olmanın ötesine geçtiğinin vurgusunu yaptı. Konuşmasının devamında sınıf devrimcilerinin seçimlere yaklaşımını anlattı. Sınıf devrimcilerinin bugün açısından dar bir boykotçuluk tutumlarının olmadığını sosyalist bir belediyecilik formülasyonuna uyan bir aday çıkartma yada buna uygun bir programı olan bir adayı destekleme tutumlarının da olabileceğini belirtti. Ancak bugün böyle bir durumun olmadığını da sözlerine ekledi. Konuşmanın devamında ise düzen partilerinden emekten yana işçi emekçilerin ihtiyacına uygun bir kent anlayışını ve yaklaşımını beklemenin saflıktan öteye geçmeyeceğini, liberal reformistlerin seçim yaklaşımlarının da burjuva demokrasisine yedeklenmenin ötesinde olmadığı vurgusu yapıldı. HDP nin secim bildirgesinin Avrupa Birliği yerel yönetimler bildirgesinin bir yansımasından başka bir şey ifade etmediği bu anlamda HDP programının işçi sınıfına, kent yoksullarına bir şey veremeyeceği üzerinde duruldu. Halkevleri, ÖDP ve TKP gibi güçlerinse mızmız CHP li olduğu AKP gitsinde nasıl giderse gitsin anlayışında oldukları dile getirlildi. Yerel seçimler sonrası AKP hükümetinin oy oranlarına göre bir strateji geliştireceğini ama her şeyden önce kendimizi krizin ortasında bulacağımızı, bu kriz sonrasın da kemer sıkma politikalarının yürürlüğe gireceği, Ulusal İstihdam Stratejisi nin daha hissedilir bir şekilde yaşamımıza yansıyacağı vurgusu da yapıldı. Diğer bir Devrimci Proletarya yazarı ise sınıf mücadelesi üzerinden Greif işgalinin önemli bir noktada durduğunu, neoliberal kapitalizmin sistemleşmiş krizlerini ancak sokakta çözüleceğini, ancak sokaktan anladığımız şeyin sosyalizm ışığında ancak anlamlı olacağını aksi taktirde burjuva demokrasisinde sönümleneceği üzerinde durdu. Sandıktan çıkartacağımız şeyin işçi sınıfının talepleri olması gerektiği belirtti. Yapılan bu ilk konuşmaların ardından söyleşi kısmına geçildi. Söyleşide öne çıkan mevcut durumda arkasında durulabilecek bir programa sahip olan bir parti veya kişinin olmadığı, sandığın sistemin sarsılan imajını tazelemek için bir araç olarak kullanılmaya çalışıldığı, buna karşı işçi sınıfının Gezi Direnişi ile hızlanan sokak kültürünün ehlileştirme çabasına karşı sandığı da Haziran Direnişi nin vurgulanması için kullanması sandıklardan Haziran Direnişinin sembollerinin ve kendi taleplerimizin çıkarılması daha da önemlisi bunun kitle çalışmasının yapılması gerekliliğine vurgu yapıldı. İşçi sınıfının kendi özlem talep ve ihtiyaçları arkasında birlikte hareket etmeye kendi gücüne güvenmesine ihtiyacı olduğu, sınıf devrimcilerinin de en başta ki görevininde bunun pratiğini gerçekleştirmek olduğu beliritildi. Söyleşinin ardından konuşmaların burada kalmaması bunun için çalışmaların takibini yapmayı ve atılan adımları ve gerçekleştirilenleri paylaşma hedefi konmuş oldu. Deneyim paylaşımı başta olmak üzere öneriler istekler ve kullanılabilecek araçlar Sandık ınız gibi değil Facebook adresinden paylaşılabilecek. Panel videolarımız ise Youtube İşçi Meclisi(iscimeclisi) kanalından yayınlanacak... Zentiva ya dair Bir işgal sesi de Lüleburgaz da bulunan Zentiva işçilerinden gelmişti. Greif işçileri gibi tamamen fabrikayı işgal etmiş olmasalar da fabrikadan ayrılmayarak kararlılıklarını göstermişlerdi. Petrol İş in örgütlü olduğu Zentiva da direniş 6. gününde anlaşma ile sonlandırıldı. Zentiva ya biraz içeriden bakacak olursak; Zentiva da çalışanların tümüne yakını 1992 girişli. Daha önceki çalışmışlıkları göz önüne alınınca bir bölümü emekliliği hak ederken geri kalanının ise 3-5 sene arasında bir süreleri var emekliliğe. Üretimde daralma gerekçesiyle işçi çıkarılmasını işçiler yalanlıyor yılında 120 milyon adet olan üretim bugün itibariyle 250 milyon adete çıkmış durumda. Zaten ilk başta üretimde daralma diyen Zentiva daha sonra işçiler işe gelmiyorlardı, sürekli rapor alıyorlardı gibi yan yollara sapıyor. İlaç sektöründe bir çok firma var. Yılbaşından önce aralarında anlaşıyorlar ve işçi maliyetlerini belirli bir düzeye çekmeye çalışıyorlar. Sektörde mavi yakalı bazında en yüksek ücretler şimdilik Zentiva da. Aslında Zentiva karını işçi maliyetleri üzerinden de maksimize etmek için çift yönlü bir saldırı gerçekleştiriyor. Şu anda aynı işi yapan 40 kadar işçi asgari ücret düzeyinde çalışıyor. Öncesinde yeni bir işçi işe alındığında eski çalışanların %70 inden daha az ücrete çalışması toplu sözleşmeyle engelleniyordu. Hangi pazarlığın ürünüdür bilinmez Petrol-İş 3 sene önceki toplu görüşmede bu barajı kaldırıyor. Ondan sonra işe alınanlar da asgari ücret ve biraz üzerinden iş başı yapıyor. Hali hazırdaki işçilerin kazanımlarını korumak için tüm bir sınıfın çıkarlarından geri adım atmak ilk defa gördüğümüz bir durum değil. Gene tahmin edersiniz ki işten çıkarmalar asgari ücret üzerinden çalışan işçilerden değil 92 girişli işçiler arasından yapılıyor. Peki gerçekten bir kazanım mı bu direniş, yoksa bir saldırının ötelenmesi mi. Öncelikle Zentiva yıl sonuna kadar işçi çıkarılmayacağını beyan ediyor. Sonrası? Gene anlaşılıyor ki 10 işçinin bir yıl fazla çalışmanın maliyeti çalışan işçilere bölüştürülmüş gibi. Bu yıl için işçilere verilmesi düşünülen zam düşürülerek sendika aslında fedakarlıktan neyi kastettiğini de göstermiş oluyor. Ne garip, asgari ücretle çalışanların diğerlerinin düzeyinde çalışması için mücadele etmesi gereken sendika, maliyeti gene işçilere yıkıp, Zentivaya maliyetini böyle de düşürebilirsin diye öğütler verip, hatta bir anda yüklü bir tazminatın altına girmekten kaçınmaya da çalışan Zentivaya yol gösterip, bunu da kazanım olarak sunabiliyor. Çok da ileri görüşlü olmaya gerek yok. Bir kaç yıl sonra emekliliği gelenler zorla emekli ettirilecek. Zentiva onların yerine asgari ücretle işçi almaya devam edecek. Üretim sürecini garantiye aldığı bir noktada yeniden saldıracak. Tüm bunlar olurken de işçilere patronun işten çıkarmada ne kadar kararlı olduğu anlatılacak ki, yaşanan hak kayıpları kabul edilebilir kılınacak. Güvenlik-Sen den Taşerona Karşı Eylem Güvenlik-Sen üyesi olduğu için Çankaya Belediyesi nin güvenliğinden sorumlu taşeron firması Düzey Güvenlik ten atılan Ömür Tekin yine sokaktaydı. Ömür Tekin in hak arayışına destek veren Umut-Sen üyeleri ve devrimci, demokrat, duyarlı kitle Yüksel Caddesi nden Çankaya Beladiyesi önüne yürüdü. Çankaya Belediyesi önünde Ömür Tekin in yaptığı basın açıklaması şöyledir: Taşeron sistemi işçi ve sendika düşmanlığına her geçen gün bir yenisini ekliyor! Taşeron sistemi bugün işçilerin örgütlenmesinin, birlikte mücadelesinin, güvenli bir iş ve insanca bir yaşamın önündeki en büyük engeldir. Çünkü taşeronlaştırma işçilerin sözleşmeli çalıştırılma ile geleceksizleştirilmesi, kıdem tazminatlarının ve yıllık izinlerinin gasp edilmesi, keyfi uygulamalar ve işçilerin sorunlarına muhatap bulamaması demektir. Emekçiler için bu ihalelerin anlamı ise her ihale masasında bir mal gibi alınıp satılmaktadır. Çünkü taşeron sistemi güvenceli ve insanca çalışma hakkının yok sayılmasıdır. Çünkü taşeron sistemi emekçilerin alınteri üzerinden rant sağlamaktır. Ancak emekçilerin örgütlü mücadelesi ve sınıf dayanışması taşeron oyununu bozacaktır. Greif işçileri insanca çalışmak ve haklarını almak için verdikleri mücadeleyle hem taşeron sistemine hem de işçilerin sorunlarından uzak bürokratik sendikal anlayışa meydan okumuştur. İşçilerin kararlı duruşu ve ortak mücadelesiyle gerçek anlamda sınıf mücadelesi veren bir sendikal pratik yaratılacaktır. Sendikalı oldukları için işten çıkarılan DGD- SEN üyesi Migros CEVA işçileri, Liman-İş üyesi Kumport işçileri ve Birleşik Metal-İş üyesi Luna Elektronik işçilerinin direnişi hepimize umut oluyor. Buradan taşerona ve haksızlığa karşı direnen tüm emekçileri selamlıyoruz ve bir kez daha haykırıyoruz: Sendika Hakkımız Engellenemez! Birleşe birleşe, örgütlene örgütlene kazanacağız, Zafer direnen emekçinin olacak!, Taşeron düzeni yıkılacak!

5 5 İşçi sınıfı ve Greif direnişi Neoliberalizmin emeği parçalayıp görünmezleştirmesi, medya sansürü, sendikaların çürümüşlüğü, küçük burjuva solun sınıf kaçkınlığı, Gezi den sonra üretim ilişkileri temelindeki mücadeleyi küçümseyen eğilimler, kent merkezlerinde olmayan direnişlerin yok sayılması, her şeyin burjuva neoliberal seçim platformuna havale edilmesi, işçi sınıfının önündeki güç ve eylem eşiğini yükseltiyor. İşçi hareketinde parçalı ve nisbi gelişim sürüyor. Büyük sanayi işçilerinin, taşeron ve güvencesiz işçi kesimlerinin ve beyaz yakalı işçilerin mücadele dinamiklerinde nisbi bir yükseliş eğilimi kendisini gösteriyor. Son dönemlerde Tekel, Bosch, Şişe- Cam, metal işçileri, THY, Antep Tekstil, Mersin Liman, İstanbul BEDAŞ gibi bir dizi önemli direniş yaşandı. Kazanımlar çok sınırlı olsa da, işçi eylem ve direnişlerinde bir zenginleşme sürecinin ve yeni mücadele döneminin ipuçlarının da ortaya çıkmaya başladığını görmeliyiz. Fiili kitle grevleri ve işgaller, kent merkezlerine taşınan direnişler, taban örgütlenemesi ve inisiyatifi, sendika bürokrasileriyle de mücadele, daha çok yönlü eylem ve mücadele biçimlerinin kullanılmaya başlanması, bunlar arasındadır. Gezi Direnişi ise, hem içindeki sınıf karakteri gelişmemiş yeni işçi kitleleri hem de işçi sınıfının öncü kesimleri açısından, ileriye doğru özümsenmeye başlanan yeni bir esin yarattı. Bugün, başta Greif işçilerinin işgal ve eylemleri olmak üzere, Zenitva, Luna Elektronik ve artan sayıda işçi direniş ve eylemi, baharda işçiden esen rüzgarların da artacağına işaret ediyor. Hele ki içinden geçtiğimiz kritik tarihsel süreçte, bu rüzgarı büyütmek, sınıf savaşımının gücünü ve siyaseti yeniden saflaştırıcı etkisini artırmak, işçi kitlelerindeki çok daha büyük birikim ve mücadele istemlerine yığınsallaşma kanalı açmak, öncelikli bir görevdir. mücadele yerine seçimlerin ikame edilmesi! Greif işçilerinin fiili kitle grev ve işgali, alanlara, kent merkezine de taşınarak çeşitlenen eylemleri ise, işçi sınıfının mücadele girişkenliğinin (özü çürümüş bürokratizmden başka bir şey olmayan) burjuva temsili demokrasi ile bağdaşmazlığını ve ayrıştırıcılığını gösteriyor. Son dönemlerin en önemli işçi direnişi olan fiili kitle grevi ve işgaline parlamentarizm iştahının yüzde 1 i kadar bile yer vermeyen, Greif in ayırdedici niteliğini ise düpedüz sarsürleyen bürokratik burjuva ve reformist muhalefet partilerinin, sendikaların, liberal reformizmin, AKP yi seçimlerle geriletme yüksek politikası nın da düzeltilmiş parlamenter demokrasi hayallerinin de zaten işçi sınıfı için olmadığı böylelikle daha açık görülüyor. Bu aynı Kesmek, sendika.org, 27 Şubat.) İşte bu yüzden; neoliberalizmin işçi sınıfının sınıf karakterini tahrip ettiği yerde, neoliberalizm karşıtlığındaki samimiyet ve tutarlılığının asıl ölçütü, neoliberal demokratizme karşı işçi sınıfının fiili kitle grevi demokrasisidir. İşçi sınıfının kendini dolaysız sınıf olarak, gerçek sınıfsal tepki ve istemleriyle, işçi sınıfının gerçek savaşım demokrasisiyle, fiili işgal, grev, eylemleriyle ortaya koymasında, bağımsız sınıf savaşımı ve siyaseti kanalını açmasında alınacak tutumdur. Greif kitle grevi bu açıdan kritik bir ölçüt ve dinamiktir. İnisiyatifi grev kırıcı sendika bürokrasinden alan, taban örgütlenmesine dayalı bir fiili kitle grevi ve işgali, taşeron ve kadrolu işçilerin birleşik örgütlenme ve mücadelesi, belli bir (fiili kitle grev ve işgallerinin yaygınlaşması, taban örgütlülüğü ve inisiyatifinin gelişmesi, daha ileri taleplerin gündemleşmesinde, vd) önemli bir adım ve maya olabilir. Bu yüzden Greif direnişinin bu dinamikleriyle simgeleştirilmesi ve çekim gücünün artırılması, eylemli ve etkin sınıf dayanışması platformlarının oluşturulması, dayanışmanın asıl olarak da bizzat işçi sınıfının içinden örgütlenmesi, organize sanayi bölgelerine, okullara, mahallelere, kent merkezlerine taşınması, işçi sınıfının ortak mücadele istemlerinin yaygınlaştırılmasıyla bütünleştirilmesi, öncelikli bir görevimizdir. Neoliberalizmin emeği parçalayıp görünmezleştirmesi, medya sansürü, sendikaların çürümüşlüğü, küçük burjuva solun sınıf kaçkınlığı, Gezi den sonra üretim ilişkileri temelindeki mücadeleyi küçümseyen eğilimler, kent merkezlerinde olmayan direnişlerin yok sayılması, her şeyin burjuva neoliberal seçim platformuna havale edilmesi, işçi sınıfının önündeki güç ve eylem eşiğini yükseltiyor. DİSK, TKP ve Halk Evleri gibi liberal reformistlerle birlikte CHP ve Sarıgül ü işçilere pazarlamakla meşgul. KESK, yeni Milli Eğitim yasa tasarısı gibi çok ağır saldırıların gündemde olmasına karşın, sembolik işbırakma ve protestolar dışında, kongre vb gerçekçesiyle ölü böcek taklidi yapıyor. Böylesine kritik bir süreçte KESK sendikalarında umutsuzluktan, beklentisizlikten istifalar yaşanıyor. Fakat KESK kongresi neyse, liberal reformizmin yerel seçim taktiği de o: Tabandan mücadele inisiyatifini geliştirmek yerine temsili yüksek seçim oyun ve pazarlıkları; Greif kitle grevi bu açıdan kritik bir ölçüt ve dinamiktir. Gezi ile sınıf ekseninden bağ kurma çabası, daha çok yönlü eylem ve hareket biçimleri, Greif direnişinin ayırdedici niteliklerini oluşturuyor. blokun, Taksim Dayanışmasında Gezi deki fiili işgal demokrasisi ve kitle militanlığını geriye çekip tasfiye etmeye çalışanlar olması hiç raslantı değil. Yine Kent Mitinginde, bir çok kitle eyleminde, işçiler, işçi sınıfı adına tek bir konuşmaya, belirime yer verilmiyor. İşçi sınıfına, layık görülen yalnız ekmek mücadelesi! Siyaseten ise, burjuva temsili siyaset platformuna, AKP ye oy yok kampanyalarına katılmaktan ibaret! Sendika bürokratlarının pek sevdiği tepkinizi sandıkta gösterin klişesi, liberal reformist işçi siyasetinin biricik sloganı haline geliyor. (Örneğin bkz. Zafer Aydın, Emek Hırsızlarına Fatura devrimci siyasal öncü etki içermesi, ücretli kölelik düzenine karşı sloganlar, Gezi ile sınıf ekseninden bağ kurma çabası, daha çok yönlü eylem ve hareket biçimleri, Greif direnişinin ayırdedici niteliklerini oluşturuyor. Burjuva güçler yörüngesinde eriyikleştirilen ve birbirine karşı kutuplaştırılan işçilerin, asıl kendi bağımsız ve dolaysız sınıf örgütlenmeleri ve mücadele istem ve inisiyatifleri temelinde, sermayeye karşı nasıl gerçek bir işçi sınıfı kutbu oluşturabileceklerini gösteriyor. Greif direnişi, sınıf mücadelesinin bu çok zorlu eşiğinin aşılmasına ve daha ileri bir mücadele kanalının açılmasında Son günlerde, işçilerin emekçilerin arasına girmeye cüret eden AKP milletvekilleri ve belediye adaylarına, işçiler içinden tepkiyle asgari ücretin, hayat pahalılığının hesabını sorma örnekleri de ortaya çıkmaya başladı. İşte yaygınlaştırılması, yığınsallaştırılması gereken Greif işçilerin, kendi tepki ve istemlerini haykıran işçilerin örnekleridir. Yalnız AKP nin değil tüm neoliberal düzen partilerinin neoliberal seçim faaliyetleri, karşılarında hesap soran, söz, toplantı, eylem özgürlüklerini fiilen kullanan işçileri, kitleleri bulmalıdır. 8 Mart, Newroz, gençlik, 1 Mayıs, Gezi eylem ve etkinliklerinde, kadın, Kürt, genç işçilerin, öncü işçilerin, direnişteki işçilerin konuşması sağlanmalıdır.

6 6 Greif işgali nin sesi Kadıköy de Fabrika İşgali ve Fiili Grev eylemini sürdüren Greif işçileri ile dayanışma eylem ve etkinlikleri artarak devam ediyor. Bu eylemlerden biride Kadıköy de gerçekleştirdi. Dayanışma eylemi için saat: 18.30'da Kadıköy Boğa Heykeli nde toplanmaya başlandı. Greif işçilerinin de Boğa Heykeli ne gelmesiyle sloganlar eşliğinde yürüyüş saatini beklemeye başladı. Saat gibide yürüyüş başladı. Greif işçileri en önde İşgal grev direniş pankartlarıyla yürürken dayanışma için gelen kurumlarda İşgalci Greif İşçileri Onurumuzdur pankartıyla yürüyüşteki yerini aldılar. Yaklaşık 300 kişilik kitle sloganlarla Boğa Heykeli nden İskele Meydanı na doğru yolu trafiğe kapatarak yürüdüler. Yürüyüş esansında İşgal, Grev, Direniş, Kurtuluş Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber, Ya Hiç Birimiz, Kahrolsun Taşeron Köleliği ve Kahrolsun Ücretli Kölelik Düzeni sloganları sıklıkla atılırken direnişçi Feniş Alüminyum İşçileri de eyleme pankartlarıyla katıldı. İskele Meydanı na gelindiğinde Greif işçileri adına bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Greif baş temsilcisi Orhan Purhan konuşmasında yaşadıkları süreci aktardı ve.taşeronluk sisteminin bir kölelik sitemi olduğunu, Greif direnişinin bu sisteme karşı önemli bir yerde durduğunu söyledi. Purhan sendikaların kendilerini yalnız bıraktığını ve Greif işçileriyle dayanışmanın önemli olduğuna da vurgu yaptı ve bu amaçla bir yevmiyeni Greif işçisi ile paylaş kampanyası örmeye çalıştıklarını söyledi. Basın açıklamasının ardından eylemciler marşlar ve halaylarla eylemlerini devam ettirdi. Marş ve halayların ardından Greif işçileri Kadıköy de dayanışma masası açılacağı duyurusunu yaptılar. Eylem Yaşasın Sınıf Dayanışması sloganıyla sonlandırıldı. İşçiler eylemlerinin sesini duyurmak İstanbul un en hareketli ve günde yüz binlerin kullandığı İstiklal Caddesi nde dayanışma ve bilgilendirme standı açtılar. Hadımköy de ki fabrikadan gelen 50 işçi Tarlabaşı Bulvarı nda otobüsten inerek Galatasaray Lisesi önüne yürüdü. İşgal grev direniş yazılı pankartları ile yürüyen işçiler Taksim in Gezi eylemlerinden aşina olduğu Bu daha başlangıç mücadeleye devam, Her yer Greif her yer direniş sloganları ile İstiklal e girdi. Galatasaray Lisesi önünde pankartları ile konumlanan işçiler burada bir basın açıklaması yaptılar. atasaray Lisesi nin önüne kuruldu. İşçiler eylemi destek ve dayanışma için gelenlerle stant önünde halaylar çektiler. İşgalci Greif İşçileriyle dayanışma için Kadıköy de ki Karaköy-Eminönü İskelesi nin önünde de bir dayanışma masası açıldı. Greif işçileriyle bir yevmiyeni paylaş kampanyasının duyurusunun yanı sıra dayanışma kartları ve bir dayanışma kutusu ile Greif direnişi ile dayanışma standları direnişinin kazanmasının sınıfın kazanımı olacağı vurgusu yapılıyor. İşçi ve emekçilerin yoğun ilgisiyle masada Greif işçilerinin başlattığı imza kampanyası katılım oldukça yüksekti. Vapur geliş ve gidişlerinde sesli ajitasyon yapılarak Greif işçilerinin sadece kendileri için direnişte olmadığı vurgusu ve bir yevmiyeni Greif işçileriyle paylaş kampanyasının duyurusu yapıldı. iletişim bilgileri üzerinden direnişe destek olabilirsiniz. Greif işçilerinin kendileride dayanışma ziyaretlerini aksatmıyorlar. Grei,f işçileri sınıf dayanışması adına Punto deri ve Kazova direnişçisi işçilerle buluştular. Direnişçi işçiler hem birbirlerine deneyim aktardılar hemde birbirlerine moral verdiler. Basın açıklamasında şunlara yer verildi; Greif kazanırsa işçi sınıfı ve emekçiler kazanır. Her türlü saldırıyı bertaraf eden direnişimiz 19. gününe girdi. Bütün işçi arkadaşlarımızın söz ve karar hakkına sahip olduğu örgütlülüğümüzde şimdiden çok şey kazandık. Biz biliyoruz ki direnişlerde sınıf dayanışması önemlidir. Hele bizimki gibi ABD Emperyalizminin önemli sermaye kuruluşlarından birinde taşeron köleliğine karşıysa. Duyarlı işçi kardeşlerimizi eylemli sınıf dayanışmasını büyütmeye çağırıyoruz. Biz biliyoruz ki Greif işgalimiz kazanırsa işçi sınıfı kazanacaktır. Her türlü kötülüğün kaynağı bu sömürü ve baskı düzeni kaybedecektir. Basın açıklaması işçiler tarafından sıklıkla Direne direne kazanacağız, Bu daha başlangıç mücadeleye devam, işgal Grev Direniş, Yaşasın sınıf dayanışması sloganları ile kesildi. Açıklamanın ardından stant Gal- sınıf dayanışmasını örmek için açılan masa Greif işçileri ile daynışmanın adresi oluyor. İhtiyaç listesinin asılı olduğu masaya işçi ve emekçiler yoğun ilgi gösteriyorlar. Sesli ajitasyonla Greif direnişinin sınıf mücadelesinin en önemli soluğundan biri olduğu, taşeron köleliğine karşı Gref Uzun soluklu ve kitlesel işçi direnişlerinde olduğu gibi Greif direnişinde işçilerin maddi olarak sıkışmaya yaşayacaklardır. Böyle uzun soluklu bir direnişte işçiler ile sınıf dayanışmasını örmek önemli bir noktada duruyor. Greif direnişiyle açılan masalardan ve internetten ulaşılabilecek olan Greifle dayanışma masalarının yaygınlaştırılması önemli bir noktada duruyor. Bir yevmiyeni Greif işçisiyle paylaş kampanyasını yükseltmek sınıf devrimcilerinin önemli bir görevi. Ayrıca daha kitlesel ve ses getirici eylemlerle Greif direnişiyle dayanışmayı yükseltmek gerekmekte.

7 7 Mücadele Kadını Özgürleştirir! Ankara Kadın Platformu nun Emeğimiz Hayatımız Özgürlüğümüz İçin Bir Aradayız Alanlardayız! çağrısıyla 8 Mart ta kadınlar saat 13.00'de Kurtuluş ta buluştu. Erkek Egemenliğine Devlete Sermayeye İtaat Etmiyoruz Direniyoruz imzalı Ankara Kadın Platformu nun ortak pankartının arkasında sayıları onbinleri bulan kadınlar kendi örgütlerinin pankartlarıyla yer aldı. Dövizlerde dünya kadın önderlerin yanı sıra yakın zamanda ayrıldığı sevgilisinin otobüste silahla vurarak öldürdüğü üniversite öğrencisi Özge Gündoğan ve Fransa da katledilen Kürt kadın önderlerinden Sakine Cansız, Leyla Kulaksız ve Fidan Doğan da unutulmadı. İşçi Kadın Meclisi de eyleme Günleri Mevsimleri Düşlerimize Göre Yeniden Yaratacağız pankartının arkasında; İşgalci Greif İşçilerine 8 Martın Kızıllığıyla Bin Selam ; Kadını Mücadele Özgürleştirir ; Greif Emekçi Kadın Komisyonuna Bin Selam ; Güvenceli İş Cinsiyetsiz İşbölümü yazan dövizlerle katıldı. Yürüyüş sırasında İşçi Kadın Meclisi Greif e Bin Selam, Mücadeleye Devam ; Cinsel, Ulusal, Sınıfsal Sömürüye Son ; Sermayeye Ucuz İş Gücü Olmayacağız ; Kadın Sokakta Özgürleşir ; Jin, Jiyan, Azadi, Mücadele Kadını Özgürleştirir sloganları attı. Önceki yıllara oranla çok daha kitlesel olan yürüyüş korteji farklı renklerin bir aradalığıyla dikkat çekiciydi. Gezi de özellikle kadınların ön saflarda olmasının yansımasıydı belki de bu. İşçi kadınların bedeller ödeyerek mücadele tarihine kazandırdıkları 8 Mart ın emekçi yönü eylemin tüm kitleselliğine rağmen maalesef gözlenemedi. Bunun yerine daha çok AKP ye, patriarkaya, militarizme karşı sloganlar atıldı. Ankara İşçi Kadın Meclisi Ankara İKM, Kadın ve Kent panelini gerçekleştirdi İşçi Kadın Meclisi ilk paneli olan Kadın ve Kent konulu paneli Ankara Eğitim-Sen 5 Nolu şubede gerçekleştirdi. Panelde kapitalizmin kentleri, kentin yeniden sermayenin isterleri doğrultusunda şekillenmesi, kentsel dönüşümün asıl yüzü, işçi sınıfının, Kürt emekçilerin, LGBTİ lerin, kent yoksullarının, utanmadan kenti ıslah adlı projelerle şehrin dışına itelenmeleri ve bu süreçte özellikle işçi kadınların yaşadıkları sorunlar, seçim sürecinde burjuva partilerin, sermaye devletinin kadına yaklaşımları, Dünya Emekçi Kadınlar Günü ve seçim süreciyle birlikte, kent ve kadını konuştuk. Ankara Üniversitesi İLEF-Kadın Çalışmaları ndan Prof. Dr. Funda Şenol Cantek in renkli sunumu ile de birlikte panel interaktif bir şekilde ilerledi. Kamusal alan özel alanın ayrımının tarihçesi ve bu ayrımda kadının konumu, tarihsel süreçte kadının ikincil konuma düşme süreçleri konuşuldu. Kadının egemenler tarafından aciz ve ikincil görülmüş olmasının altı çizilerek bu konunun karikatür dahil görsel medaya yansımasına dair çeşitli örnekler üzerinden konu tartışıldı. Toplumsal cinsiyet rolünün devletin her türlü politikasına yansıdığı ve kadının üzerindeki baskıyı böylelikle meşru kılma çabasını, ötekileştirmeyi,ikincilleştirmeyi katmerlendirdiğinin de vurgusu yapıldı. İKM adına söz alan konuşmacı ise İKM nin kadın sorununa nereden baktığını tarihsel süreçle ilişkilendirerek anllatı ve İKM nin hangi ihtiyaç ve talepler üzerinden oluştuğunu, bu sürecin İKM'li kadınları ileriye taşıdığının önemi vurgulayarak deneyimlerini aktardı. Bu süreçte verdikleri onurlu sınıf mücadelesiyle bizleri sonsuz heyecanlandıran, cesaret veren GREİF te şanlı bir direniş gösteren sınıf kardeşlerimize de selam göndererek, bu süreçte sınıf mücadelesinin kadınları özgürleştirme süreci vurgulandı. Kadın sorununun sınıfsal bir sorun olduğu, ancak ve ancak sınıf mücadelesi içinde cinslerin de özgürleşebileceğinin altını çizildi. Panel, karşılıklı söyleşi şeklinde ilerledi.panel sonrası oluşturulan GREİF e destek kutusuna da katılanlardan büyük bir destek geldi. Greif te Coşkulu 8 Mart Sabahın erken saatlerinde hatta günler öncesinden 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliğinin heyecanı sarmıştı Greif teki işçileri en çokta direnişin hep en önünde olan Greif li kadın işçiler bu heyecanı duyumsadı. İşçiler fabrika önünde yakılan ateşin harıyla misafirlerini bekliyorlardı. Saat dan itibaren gelmeye başlamıştı fabrikanın bu gün ki misafirleri ve 8 Mart ı Greif deki işçilerle kutlama kararı alan devrimci, demokrat, ilerici kurum ve konuklar. Devrimci Proletarya, Direnişteki Punto Deri İşçileri, İnşaat İşçileri Sendikası, Fen-iş İşçileri, Bursa Greif Direnişiyle Dayanışma Platformu, DİP, İMD, EKA, Adalet Arayan İşçi Aileleri, Çarşı Grubu, BDSP, ÇHD istanbul Şubesi etkinliğe katılan kurumlardı. Saat 15.30'da salonun dolmasıyla etkinlik başladı. Greif direnişçisi bir kadın ve erkek işçinin şiir ile salonu selamlaması ve bu güne kadar emek mücadelesinde yaşamını yitirenler için yapılan saygı duruşu ile etkinlik başladı. İşçiler kendi emekleriyle hazırladıkları Yaşamın yarısından kavganın yarısına! Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü! pankartlarını salona asmışlardı. Saygı duruşunun ardından açılış konuşmasını yapmak için Greif Emekçi Kadın Komisyonu adına işçilerden Sevim sahneye geldi. Sevimin ardından kadın işçilerin fabrikada yaşadıkları sorunları anlatmak için Kader sahneye geldi. Kader konuşmasında Biz erkek işçilerden çok daha fazla eziliyoruz. Maaşımız bile onlardan düşük, gece mesaiye kalırken eve nasıl döneceğimize ses etmeyenler bu direnişte kadın başınıza ne işiniz var diyorlar. Çünkü biz daha fazla mücadele etmek zorundayız dedi. Etkinliğe yaklaşık 1500 kişi katıldı kader konuşmasını Yaşasın Sınıf Dayanışması diyerek sonlandırdı. Salonda oldukça coşkuluydu sık sık sloganlar atıldı. Fabrika baş temsilcisi Orhan Purhan örgütlenme sürecini anlatmak için sahneye çağrıldı. Purhan salondan yükselen İşgal grev direniş! sloganıyla sahneye çıktı. Purhan konuşmasında Direnişe yönelik baskı ve karalamalara karşı direnirken sendikaları tarafından sahiplenilmediğini ifade etti. Sendikanın yaptığı açıklamalarla direnişçileri hedef göstermesini ve TİS sürecinde tek yetkili yönetim kuruludur sözünü eleştirerek, kendi komitelerinin asil söz sahibi olduğunu ifade etti. Sendikalara çöreklenmiş hain bürokratlardan bunların hesabını soracağız diyen Purhan ın konuşması Kahrolsun sendika ağaları! sloganıyla kesildi. Purhan konuşmasının devamında Bugüne kadar işçi sınıfının elinden alınan hakları kazanmak için mücadeleyi sürdürüyoruz, yeni kazanımları da işçi sınıfına armağan etmek boynumuzun borcudur dedi. Kadın direnişçilerin sergiledikleri kararlı duruşu selamlayan Purhan, kazanıma olan inancını Ya kazanacağız ya kazanacağız sözüyle gösterdi. Purhanın ardından grup Emeğe Ezgi sahne aldı. İşçiler ile birlikte coşkulu türküleri ve çekilen halaylarla Emeğe ezgi programını sonlandırdı. İşçilerden Sevda Akyürek in kızı Tuğçenur konuşmasını yaptı. Ve Yaşasın onurlu mücadelemiz! sloganıyla Tuğçenur sahneden indi. Erkek işçilerden birinin mücadele arkadaşı olan Meral abla sahneye geldi. Direnişi ailece sürdürmenin gururunu yaşadığını belirten Meral abla mücadelenin ve kadınların mücadelede ki önemine dikkat çekti. 8 Mart etkinliği Ekrem Ataer in sahneye gelmesiyle devam etti. İşçileri oldukça coşturan Ataer in programı sık sık sloganlarla kesildi. Greif işçilerinden Yunus ve Emel sahneye çıkarak etkinlik için hazırladıkları türkülerini seslendirdiler. Etkinlik sırasında dışarıdan gelen mesajlarda okunuyor İşçi Kadın Meclisinin mesajı da kürsüden okundu. İşçiler ve Ümraniye den gelen Emekçi Kadın Komisyonunun şiir dinletileriyle etkinlik devam etti.

8 8 Mart-Haziran süreci üzerine Mart-Haziran dönemini, iki kademede ele alıyoruz. Kapitalist güçler mücadelesinin odaklandığı ve kitleleri de birbirine karşı soğurmaya çalıştığı 30 Mart yerel seçimlerine kadar olan süre ve sonrası. Mart ayına doğru gidilirken, sertleşen rejim krizi ve yerel seçimler dolayında siyasal-toplumsal gerilimin giderek tırmandığı açık Türkiye de Mart-Haziran süreci, kapitalist ekonominin kriz ve sarsıntıları, derinleşen rejim krizi ve çatışmaları, seçimler ve Gezi etkeni ile birlikte yoğrulacak. Şubat ayında, kitlelerde ve sokaklarda belli bir yeniden canlanma eğilimi kendisini gösteriyor. İşçi direniş ve eylemlerinde parçalı bir artış eğilimi bu yılın Ocak-Şubat ayları itibarıyla da sürüyor. Greif, Zentina işgalleri, Yatağan direnişi, taşeron yol işçilerinin eylemleri, öğretmen grevi öne çıkan dinamikler. Greif işgal ve direnişi, son dönemlerdeki en önemli işçi eylemi olarak, süreçteki işçi sınıfı dinamiğini de daha görünür hale getiriyor. Yeniden yaygınlaşmaya başlayan Hükümet İstifa! eylemleri, İnternet baskı ve sansürüne karşı Taksim eylemleri, Kürt kent yoksulu ve gençlerin militan 15 Şubat eylemleri, Roboski deki eylemler, futbol taraftarlarının eylemleri, öğrenci eylemleri, mahalle eylemleri, kamyoncu-taksici eylemleri, kentsu-doğa eylemleri Kadın, gençlik, Kürt eylemleri de önümüzdeki haftalarda sokakların ve alanların doğal kimlikleri olmakla kalmayacak. Her birinin siyasal-toplumsal rejim krizinin dinamikleri olduğu baharda yeniden belirginleşecek. 8 Mart, son dönemde kadınlara dönük cinayet ve saldırılarda yeni bir sıçrama dalgası koşullarında gerçekleşecek. Kürt ekseninde de son haftalarda bir gerilim artışının işaretleri var. Siyasetin kilitlendiği yerel seçimlere yaklaştıkça, burjuva gerici rejim çatışma ve şok ları da büyüyor, karşılıklı deşifrasyonlar ve çürümüşlük, yoğunlaşan baskılar, yasaklar, sansür de sokakların öne çıkan gündemi. Mart-Haziran dönemini, iki kademede ele alıyoruz. Kapitalist güçler mücadelesinin odaklandığı ve kitleleri de birbirine karşı soğurmaya çalıştığı 30 Mart yerel seçimlerine kadar olan süre ve sonrası. Mart ayına doğru gidilirken, sertleşen rejim krizi ve yerel seçimler dolayında siyasal-toplumsal gerilimin giderek tırmandığı açık. Mart ayında ekonomide de yeni bir develuasyon ve sarsıntılar dalgasının gelmesi de güçlü bir olasılık. (Türkiye deki rejim krizinin derinleşmesi, seçim belirsizliğinin yanısıra dünya çapında siyasal-ekonomik istikrarsızlığın artması, FED politikalarından sonra, Çin ve Rus ekonomilerinde de sert fren işaretleri bunu koşulluyor. AB nin Türkiye nin üyelik sürecini askıya alabileceği, vb söylemleri de yeni spekülatif atakların habercisi.) AKP Hükümeti, Cemaate ve muhtemelen onunla birlikte paketlemeye çalıştığı Gezi ye büyük bir operasyonun yasal ve psikolojik altyapısını hazırlamaya çalışırken, giderek vites büyüten çizikler de yemeye devam ediyor. Karşılıklı vites büyüten istihbarat harekatlarıyla yaşanan, bir tür devlet kanlı ishali! Rejim kriz ve çatışmasının şiddeti, kapitalist güçleri her zamanki oy avcılığı ve rant hesaplarının ötesinde, kitleleri daha fazla imdada burjuva siyaset sahnesine- çağırmaya zorluyor. Kitlelerin gündemi ise, tepki ve istemlerini gerçekleştireceği hayaliyle neoliberal kapitalist güç ve partilerden birine ya da ötekine devretmek değil, bir bütün olarak, özgürlük çığlığı üzerindeki bu mali oligarşik boyunduruğun yönetsel zafiyet ve çürümesini açığa çıkarmak ve derinleştirmek, bu alçaklıklar rezalethanesine karşı kendi bağımsız tarihsel mücadele inisiyatifini geliştirmek olmalıdır. Mart ayı boyunca, her türlü ani gelişmeye, büyüyebilecek siyasal-ekonomik sarsıntı ve saldırılara da hazır olmalıyız. Burjuva muhalefet partileri ve bunların çevresinde toplanmış liberal reformistler ise, neoliberal burjuva demokrasisi sınırları içinde bile yerel seçimlerin meşruluğunu tartışmalı hale getiren hükümetin tekçi güç temerküzüne karşı, ara rejim vb diye vızıldanmakla yetiniyorlar Herkesin yerel seçim sonuçlarına göre yeniden pozisyon alacağı Nisan ayından itibaren ise, rejim dengesizleşmesinde yeni durum ile birlikte, ekonomik sorunlar, zam dalgası ve kemer sıkma paketi, 1 Mayıs a doğru yeniden yükselecek meydanlar gerilimi, işçi ve Gezi nabzı daha fazla kendini hissettirecek. Burjuva devlet arbedesi ve yerel seçimler, tüm Mart-Haziran döneminin temel bir girdisi olacağından, buradan başlayalım. AKP Hükümeti, devletin ve toplumun adeta tüm devindirici organlarını bastırıp elinde toplamaya çalışarak, ne kadar gözü dönmüş bir güç kasılması içinde görünüyorsa, gerçekte o kadar bir ölüm kalım savaşı vermektedir. Yüzde 40 ın üstünü yalnız aklanma ve güvenoyu değil, her türlü muhalefeti bastırmayı meşrulaştırma olarak değerlendireceği biliniyor. Burjuva muhalefet partileri ve bunların çevresinde toplanmış liberal reformistler ise, neoliberal burjuva demokrasisi sınırları içinde bile yerel seçimlerin meşruluğunu tartışmalı hale getiren hükümetin tekçi güç temerküzüne karşı, ara rejim vb diye vızıldanmakla yetiniyorlar. Her zaman ki gibi, seçim vb ile büyülenmiş, her şeylerini sandığa yatırmış durumdalar. AKP ciddi bir oy kaybı yaşamazsa, muhtemelen seçim sonuçlarının meşruluğunu daha fazla sorgulayacaklar! (Gerçi bu, seçimlerde de ciddi bir yolsuzluk algısı ile birleşirse, farklı sonuçlara da yol açabilir.) Ama şimdi AKP ye karşı tüm vızıldanmalarına karşın, daha fazla korktukları: 1- Asıl kitlelerin gözünde neoliberal demokrasinin geriye kalmış son çıpalarından seçimlerin meşruluğunu yitirmesi, ve 2- Kitlelerin gerçekten gözünü karartması! CHP, AKP yi ancak ve lütfen istifaya çağırmaya cesaret edebildi! CHP ancak Erdoğanların son ses kaydının patlamasından sonra kontrollü bir biçimde sokakların önünü bir nebze açıyor görünse de, onu asıl ele veren, neoliberal demokrasi sınırları içinde ve göstermelik bir özgürlük ve demokrasinin vaadinden bile ödü patlaması. CHP bir TV programında, bunca yolsuzluğu kamuoyu yoklamalarında umursamaz görünen kitleleri azarlıyor ve sinik ve silikliğinin asıl nedenini beyan ediyor: Yine AKP kazanırsa, isyan çıkar! Kitleleri ara rejim, burjuvaziyi isyan çıkması ile korkutup oturduğu yerden belediyelerin ve hükümetin kucağına düşmesini bekleyen CHP nin tek derdi, devletin bekası nı, AKP nin elinden kurtarmak! Kitlelerin büyüyen tepkisine karşı o pek sevgili çürümüş devletinin bekasını savunmak. BDP de Kürt halkını Cemaat, CHP ve Ulusalcılar-faşistler ( çözüm sürecinin bitirilmesi), AKP yi de yeniden savaş ve isyan ile korkutarak süreci idare etmeye çalışıyor. AKP de zaten düşman kardeşine yıkmaya çalıştığı dev tele kulak skandalını patlatarak, korku senaryolarını körüklüyor. Hepsi korku politikası yapıyorlar ve hepsinin korkusu: Rejim ve sistemin artan kırılganlığına seçim çıpası ve bandajının işe yaramaz hale gelmesi ve kitlelerin tepkisinin seçim meçim dinlemeyecek hale gelmesi! Küresel mali oligarşi ve TÜSİAD ise, bir yandan AKP yi silkelemenin dozunu artırırken, halen yumurtaları kırmadan kontrollü geçiş derdinde görünüyor. Ekonomik ve siyasi krizin Türkiye yi bir dizi küresel, bölgesel stratejik konuda devre dışı bırakacak ve etkileri Türkiye ile de sınırlı kalmayacak- bir çöküntüye dönüşmesi, ve tabii asıl daha şiddetli kitle hareketlerinin yükselmesi, onların korkusunu oluşturuyor. AKP ye alternatif çıkarma sorunları ile birlikte, siyasal krizi; AB, Gül, CHP, seçimler gibi bir dizi kontrol mekanizmaları oluşturarak yönetebilir hale gelme, AKP yi de dengeleyip evcilleştirme girişimleri, AKP ye oyalama taktikleriyle birlikte karşı ataklar için zaman ve fırsat kazandırmaktan başka bir sonuç vermemiş görünüyor. Yolsuzluk ve HSYK meselelerinin devleti altüst etmesine karşın kitlelerin oy durumunda çok büyük değişime yol açmayabileceğinin görülmesiyle, Gezi yi de daha

9 fazla istismar etmeye başladılar. Aziz Yıldırım tarafından Gezi sloganlarının önceden önünün açıldığı, Ali İsmail Korkmaz ile Aziz Yıldırım ve Ali Koç un, Gezi ile Silivri nin birlikte paketlendiği Fenerbahçe taraftarlarının 300 bin kişilik yürüyüşü Kabataş provokasyonunun deşifre edilmesi Tartışma gündeminin medya-internet baskı, yasak, sansürüne doğru kayması Bunun bazı göstergeleri. Gerçekten de, yolsuzluk ve HSYK gibi konulara kitleler tepki duysa da, doğrudan gündelik yaşamlarını etkilemeyen, tepedeki, bürokratik meseleler olarak hayırhah bakabiliyorlar. Gezi, futbol, medya, internet, baskı, yasak, sansür, dizayncılık ise çok daha damardan toplumsal ve gündelik yaşam üzerinden siyaset konuları! (Devrimci hareket halen bunu pek kavramamış görünse de, burjuvazi ve liberal reformistler bu alanı daha etkin değerlendiriyorlar.) Seçimlere doğru ekonominin de yeniden gündemleşmesini bekleyebiliriz. 8 Mart ve Newroz vesilesiyle, kimlik siyaseti de liberal reformist bir çerçeveden neoliberal seçim platformuna bağlanmak istenecektir. Bir taşta iki kuş politikasıdır; hem AKP yi kitlelerin tepkileri üzerinden daha fazla sıkıştırma, hem de ara rejim ile korkutulan kitlelerin Gezi dinamiklerini neoliberal demokratizme soğurma! Yerel seçimler, yalnız burjuva güçlerin iktidarı yeniden paylaşma ve dizayn mücadelesinde bir uğrak değil, neoliberal burjuvazinin (çatışan güç ve eğilimlerinin) yönetme ve meşruluk zafiyetini giderme çabasıyla dört elle sarıldığı bir araçtır. Bunlara karşı da #direngezi AKP ne kadar Gezi ile tüm muarızlarını birlikte paketlemeye çalışıyorsa, TÜSİAD ın belli kesimlerinden, CHP ve BDP ye ve bunların çevresinde öbeklenmiş ulusalcı ve liberal reformistlere hatta Cemaate kadar- tüm bir AKP muhalefeti de Gezi üzerinden politika yapmaya çalışıyor. Gezi de farklı ve çelişkin sınıf ve katmanlar, çok çeşitli eğilimler yer aldığından, hepsi Gezi de kendi dilek ve gereksinimlerinden bir şey bulabildiğinden, ve tabii her sınıf ve kesimin Gezi tahayyülü farklı olduğundan, bunu doğal görenler olabilir. Fakat doğal olmayan, tıpkı genel, soyut, sınıflar üstü bir demokrasi anlatısıyla yapılmakta olduğu gibi, genel, soyut, sınıflar üstü bir Gezi anlatısıyla; ve Gezi yi de en zayıf ve geri yanlarına indirgeyerek bu 9 sınıfsal, siyasal ayrımların üstünün örtülmesi, ve Gezi nin en geri, hatta gerici politikaların ve liberal oportünist ittifak ilişkilerinin kılıfı olarak kullanılmasıdır. TKP nin Türk devletine ve bayrağına olan sevdasını Gezi üzerinden aklamaya kalkışması, veya Adalete Fener Yak eyleminde el çabukluğuyla Aziz Yıldırım ve Ali Koç un Ali İsmail Korkmaz ile, Gezi nin Silivri ile birlikte paketlenmesini bile sevinçle karşılaması gibi Veya HDP nin yerel seçim programında, neoliberal yönetişim doktrinlerini bir tutam Gezi sosuyla süsleyerek meşrulaştırmaya çalışması gibi Net bir ayrım yapmamız gerekiyor. Ayrım Ali İsmail Korkmazlarla Ali Koçlar arasındaki ayrımdır. Ayrım, direnişteki Greif işçileriyle bürokratik sendika-parti-seçim platformu arasındadır. Ayrım Gezi yle neoliberalizm arasında ve bizzat Gezi içinde, onun en zayıf karnından içini boşaltmaya çalışan liberal reformizm arasındadır. Ayrım neoliberalizm ile kitlelerin özgürlük ve demokrasi istemi arasındadır, ve bu ayrım ancak toplumsallaşmış sınıf karşıtlığı ve sosyalist demokrasi ekseninden konulabilir. Newroz a doğru Kürt hareketi, tarihsel öneme sahip Rojawa kazanımı dışında, bağlandığı neoliberal çözüm süreci ni beklemeye indirgenmiş, daha geriye düştüğü bir yıl geçirdi Mayısı, Haziran Direnişi ve 17 Aralık krizi, her birinde çok belirgin yalpalamalar ve geri tutumlar gösterdi. Kürt hareketinin bizzat kendisine dönük saldırılardaki; binlerce KCK tutsağı, Roboski katliamı, Rojawa ya karşı MİT operasyonları, AKP-Barzani tezgahları, demokratikleşme paketi tacizleri -tutumu da daha ileri olmadı. Haziran Direnişine Kürtlerin katılım oranının BDP nin oy oranının özellikle de Türkiye metropollerinde- üzerinde (yüzde 15) olması, Kürt işçi, kent yoksulu ve gençlerin kitle militanlığının önemli bir dinamiğini oluşturmasını vurgulamak gerekir. Öcalan sürekli neoliberal çözüm süreci ve bunun içinde kendisinin etkisizleştirileceği korkusunu ileri sürüyor olsa da, neoliberal politikalarla asıl buna bağlanarak etkisizleştiren Kürt hareketinin tabanını oluşturan Kürt işçi ve yoksul emekçi dinamiğidir. BDP-HDP nin yerel seçim programı, yalnız iki noktadan eleştirildi: 1- Merkezi iktidar olmadan bunların gerçekleşebileceğini sanmak hayalcilik ve kitleleri kandırmaktır. 2- Öcalan isyanlar çağı bitti, müzakereyle politika yapacağız diyor, bunların müzakereyle olmasını beklemek hayalcilik ve kitleleri kandırmaktır. İki eleştiri de yanlış değil, fakat ilginç olan BDP-HDP ye bu eleştirileri getiren küçük burjuva grupların, HDP nin programının kendisini eleştirmekten kaçması, hatta ilgisiz kalınamayacak talepler diye olumlaması. Oysa HDP nin programı, çok bariz bir neoliberal reformist programdır. (AB yerel özerklik şartı ve mali oligarşik yerel yönetişim yönergelerinin biraz Gezi yle süslenmiş ve HDP deki halkçı, sosyal demokrat, troçkist, feminist, anarşist, sivil toplumcu, vb akımları da gözeterek- küçük burjuva sosyal liberal demokratizmle soslandırılmış halidir.) Halkçı devrimci demokratizmden sosyal liberal demokratizme doğru gerilen küçük burjuva akımlardan, HDP programını eleştirenler bile, neoliberal yönetişim demokrasisinin büyüsüne kapılmakta, yalnızca bunun uygulanıp uygulanamayacağını ya da nasıl uygulanabileceğini sorun edinmektedir! PKK 17 Aralık krizinde, bir dizi yalpalamadan sonra AKP yi kollayan bir pozisyona girdi. Bu pozisyon, diğer her şey bir yana, Gezi ye dönük özeleştiri, yerel seçimlerde Gezi ye hitap etmeye çalışma, ve asıl olarak da Gezi sürecinde kurulan Gezi-Lice halkların kardeşliği köprüsüyle de bağdaşmamaktadır. Son birkaç haftada Öcalan ve PKK yine adım at ile sınırlı gerilimi biraz tırmandırsa da, yeniden başlatılacağını açıkladığı liberal reformist özerklik kampanyası bile yerel seçimlerden sonraya bırakılmış durumdadır. Rejim kriz ve çatışmaları vesilesiyle Kürdistan da bir dizi büyük aşiret ve cemaatin desteğini AKP den çekip BDP ye destek verecek olmasıyla, oylarını ve belediye sayısını artıracağı beklentisine bağlanmış durumdadır. Diğer taraftan AKP Hükümetinin Barzani yle tezgahlamaya çalıştığı Güney Kürdistan petrollerinden pay ve rantını büyütme operasyonu da, ABD, İran, Irak vbnin müdahelesiyle uluslar arası bir krize dönüştü. Bu gündemde pek öne çıkmıyor görünse de, petrol, enerji ve nakil hatları üzerinde paylaşım ve egemenlik, Kürt sorununun da merkezindeki temel etkenlerinden biri. Palazlanan ve kendilerini ulusalcı-gezicilik ile meşrulaştırmaya çalışan ulusalcı-faşist çetelerin Kürt halkına karşı provokatif, saldırgan kampanyaları yeniden gemi azıya almış durumda. Urla daki ve Kürdistan daki BDP seçim faaliyetlerine karşı saldırılar Kürdistan ve sınır bölgelerindeki güvenlik yolları, güvenlik duvarları, kalekollar, tam hız sürüyor. Newroz bu koşullarda gerçekleşecek, yerel seçimlere ve sonrasındaki liberal reformist özerklik kampanyasına bağlanacak. Kürt Halkında geçen Newroz da Öcalan ın mektubuyla yaratılmaya çalışılan beklentinin çok düştüğünü, fakat kafa karışıklığının sürdüğünü, tepkinin ise arttığını söyleyebiliriz. Kürt halkında bir yandan pasif bekleyişin yarattığı umutsuzluk, sıkıntı; işçi, kent ve kır yoksulları, gençler ve kadınlarda Rojawa ve Gezi ile mücadele özleminin canlanması; hiç olmazsa savaş bitti, çözüm sürecinde de bir iki adım atılsa normalize oluyoruz diyenler (daha ziyade orta ve üst sınıflar), çözüm sürecini oyalanma ve aldatılma olarak görüp Öcalan ve BDP ye güvensizlik ve tepkileri artanlar da var. Kürt hareketinin yine Kürt halkına başvurma ve Newroz da bir çıkış yapma mecburiyeti var, fakat yerel seçimlerde Urfa gibi süprizlere bağlanan umutlar, Öcalan için imza kampanyaları ve liberal reformist özerklik kampanyaları Kürt emekçilerin artan tepkisini soğurma çabasının ötesine geçmiyor. Kürt hareketinde egemen olan neoliberal reformist çizgi, neoliberal müzakere sürecini tarihsel kazanım diye sunsa ve her şeyini bunu koruma ve sürdürmeye bağlasa da, Kürt halkının neoliberal burjuva demokrasisinin sınırlarına çarpıp hayal kırıklığıyla birlikte tepki dinamiklerinin de arttığı bir süreç yaşanıyor. Kürt sorununda burjuvazinin neoliberal çözüm sürecinin çözümsüzlük olarak iç yüzünü açığa çıkaracak, rejim krizini bu yönden de derinleştirecek biçimde konumlanmalı; Kürt halkının tam ve fiili hak eşitliğini, ayrılıp bağımsız devletini kurma hakkını, tüm ulusal demokratik haklarını kazanmasını, Kürt işçi sınıfı, kent ve kır yoksullarının ulusal-sınıfsal tam kurtuluşunun gerçekleşeceği sosyalist devrim ve sosyalist federasyon için mücadeleyi gündemleştirmeliyiz.

10 10 Berkin Elvan'ı yüzbinler uğurladı Berkin Elvan birçok ilde yüzlerce noktada yapılan eylemlerle son yolculuğuna uğurlandı. İstanbul da gerçekleştirilen cenaze töreni için sabahın ilk saatlerinden itibaren Okmeydanı Cemevi ne insan seli vardı. Berkin in cenaze töreni için ilk önce Okmeydanı Cemevi nde bir tören yapıldı. Ardından Berkin in vurulduğu yere gidildi. Şuan ise on binler Okmeydanı ndan Şişli Cami önüne sel gibi akıyor. Yürüyüş kortejinde cenaze aracı da var. Şişli Cami önünde de bekleyiş başladı. Kortejin buraya ulaşmasını bekleyen kitle Berkin Elvan ölümsüzdür sloganlarını haykırdı. Şişli Cami nden sonra Feriköy Mezarlığına yürüyüş devam etti. Şişli Camisi önünde kitlenin toplanması ve Berkinin Cenazesinin gelmesiyle kitle sloganlar ile Feriköy mezarlığına doğru yürüyüşe geçti. Yüz binlerce insan en önde Berkin i taşıyan cenaze aracı arkasında Berkin in ailesi ve diğer gezi şehitlerinin ailelerini taşıyan iki minibüsün ardında sloganlarla yürüdü. Kitle Şişli Camisi önünden Osmanbey metrosuna doğru yürüyerek Kurtuluş Caddesi üzerinden Feriköy e doğru yürüdü. Osmanbey metrosu önünde dört TOMA, yüzlerce polis ve akreplerle barikat kurmuşmuştu. Yüz binlerce insan mezarlığa uzun bir yürüyüşün ardından ulaştı. Yürüyüş mezarlık içerisinde sessiz bir şekilde devam etti. Berkin Elvan'ın defin işlemi ardından Gezi'de yaşamını yitirenlerin aileleri birer konuşma yaptılar. Berkin'in Mezarlığını ziyaret eden kitle yavaş yavaş mezarlıktan ayrılarak Taksim meydanında karanfiller gerçekleştirilmek istenen anma için yola çıktı. Polis Taksim Meydanını boşalttı. Kazancı yokuşunda bulunan bir gruba coplarla saldırıldı. Kurtuluş'tan İstiklal'e kadar çatışmalar geç saatlere kadar devam etti. Taksim ve civarında polis ablukası sabaha dek devam etti. Osmanbey metro durağına ulaşan kitleye polis çok sert şekilde saldırdı. Metronun kenarında sıkışan insanların üzerine ve bir börekçi dükkanını içine onlarca gaz bombası atıldı. Bir çok insan bu ilk saldırıda fenalık geçirdi. Kitlenin bir kısmı cevahir önüne doğru çekilirken aralarında Devrimci Proletarya ve Sınıfsız okurlarının da bulunduğu kitle kurtuluşa doğru çekildi. Ayrıca Taksim ve İstiklal de de çatışmalar yaşandı. Kurtuluşta bir barikat kuruldu. Kitle sıklıkla Katil Devlet Hesap Verecek sloganını haykırdı. Polisin kurtuluş' da yaptığı sert saldırı sonrasında kitlenin büyük çoğunluğu dağıldı. Dağılan insanlar İstiklal Caddesine doğru geçerek buradaki eyleme dahil olmaya çalıştılar. Polis ile eylemciler arasında bir çok noktada çatışma yaşandı. Polis Ergenekon Caddesinde çift taraflı olarak kitleye saldırdı. Pangaltı ve Dolapdere civarında da yoğun çatışmalar yaşandı. Şişli Cami önünde de kitle uzun süre dinlendi. Mezarlığa yürünen caddelerde Devrimci Proletarya ve Sınıfsız yazılamaları yapıldığı gözlendi. Ayrıca Komünist Devrim Örgütü yazılamaları yapıldığı da görüldü. Bir kez daha yüz binlerce işçi, emekçi, kadın ve genç kapitalist sistemden hesap sorma bilinciyle umudun çocuğu Berkin i uğurladı. Yüzlerce insan Taksim Meydanında toplandı. Gezi parkını kapatan polislere kitle "Polis Simit sat Onurlu Yaşa sloganını haykırdı. Polis aynı saatlerde Harbiye civarında ara sokaklara girdi. Polis Taksim'de ki kitleyi İstiklal ve Sıraserviler Caddesine doğru sürdü.

11 11 İki Cam mı, İki Can mı diyen Mersin Üniversiteliler Ankara daydı Mersin Üniversitesi nde üniversite yönetiminin sorumsuzluğu sonucu hayatını kaybeden arkadaşlarının hesabını sormak için başlattıkları direniş sonucunda soruşturma ve tedbir terörüne mağruz kalan ve ardından üniversite girişinde Kapı önü Fakültesi ni kurarak direnişlerini devam ettiren işçi-öğrenciler kamuoyunu arttırmak için bugün Ankara daydı. 3 haftalık tedbir kararıyla eğitim hakları engellenen 26'sı 1'er dönem, 49 işçi-öğrenciye de ayrıca 1 hafta ile 1 ay arasında değişen uzaklaştırma cezası verildi.bu öğrenciler bugün seslerini duyurmak için mecliste Hüseyin Aygün ile bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasında Bizler Mersin Üniversitesitesi kapıönü fakültesi olarak bugüün insani bir mücadele vermekteyiz.ölen iki arkadaşımızdan başka öğrencinin ölmemesi üniversitenin yaşam alanı olabilmesi mücadelesini vermekteyiz ve vermeye de devam edeceğiz. Taleplerin yerine getirilip cezaların kaldırılması soruşturmaların durdurulması için elimizden gelen her türlü mücadeleyi yürüteceğiz. diyerek eğitim haklarının Mersin Üniversitesi nde tedbir kararı uygulanarak üniversiteye girişleri engellenen 27 öğrenci yaklaşık üç haftadır kapıönü üniversitesi nde bekleyişini sürdürüyor. KYK da kalan Bahar ve Feride nin üniversite yönetiminin sorumsuzluğu sonucu hayatını kaybetmesi ile başlayan tepki eylemleri rektörlük işgali ile devam etmiş ve rektör yardımcısının taleplerin kabul edildiğini ifade etmesi ile eylemler sona ermişti. Rektör yardımcısı bu eylemlerden dolayı hiç bir öğrenciye soruşturma açılmayacağını söylemesine rağmen MEÜ öğrencileri ikinci döneme başlayamamıştı! 121 kişiye soruşturma açılırken 26 kişiye ise üniversiteye girmemeleri için tedbir kararı alınarak üniversite kayıtları durduruluştu. Yaklaşık üç haftadır üniversite önünde bekleyişlerini sürdüren öğrenciler çeşitli eylemlerle hem taleplerinin kabul edilmesini hem de soruşturmaların geri çekilmesini istiyorlar. Üniversite içinden ise destek eylemleri devam ediyor. Bugün (4 Mart Salı) 12.00'da rektörlük binası önünde biraraya gelen öğrenciler sloganlarla rektörü protesto etti. Soruşturmalar çekilsin, talepler yerine getirilsin, eğitim haktır engellenemez haberini yaptık, şahidiz söz verdinin soruşturmalar geri çekilsin tedbire soruşturmalara karşı fen edebiyat fakültesinde boykot var, pankartları ile yürüyüşe geçen öğrenciler yaşasın öğrenci dayanışması, kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz, yök polis medya bu abluka dağıtılacak, polis defol üniversiteler bizimdir, engellediğini vurguladılar. Ayrıca Mersin Üniversitesi kapı-önü fakültesi öğrencileri YÖK disiplin yönetmeliğinin öğrenciler üzerindeki baskına da değinerek, bu sorunun tüm üniversite öğrencilerin sorunu.olduğunu dile getirdiler baharı-ferideyi unutma unutturma, Mersin den Hevsel e direnişe bin selam sloganları ile üniversite kapısına geldi. Kapı önünde bekleyen Emek ve Demokrasi Platformu temsilcileri, BDP mezitli eşbaşkanları, Tedbirli öğrecilerin aileleri ve öğrenciler, üniversite içinden gelen arkadaşlarını sloganlarla karşıladılar. Öğrenciler adına yapılan basın açıklamasında Birinci dönemin başından beri binlerce öğrenci KYK ya ve Rektörlüğe defalarca dilekçe yazdı.tek istediğimiz sağlık, temizlik sorunlarının halledilmesi, yurda yol yapılması, otobüslerin yurda kadar gitmesi ve kampüs içerisinde ücretsiz olmasıdır. Gayet insani bu talepler yerine getirilmedi, aksine görmezden gelindi. denildi. Ayrıca üniversite yönetiminin hiçbir talebi yerine getirmediği gibi 121 öğrenciden rektörlüğün kırılan iki camının hesabının sorulduğu ifade edildi. Açıklamanın ardından içerisinde tedbirli öğrencilerin ailelerinin de yer aldığı bir heyet rektörle görüşmeye gitti. Heyeti beklerken oturma eylemine geçildi. Alınan bir kararla üniversite giriş kapıları kapatıldı ve öğrencilere boykot çağrısı yapıldı. Ancak ortak bir tutum olmaması Meclisteki açıklamadan sonra Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsüne giden öğrenciler burada da bir basın açıklaması yaptılar. Cebeci Kampüsün de diğer öğrencilerin dayanışmasıyla fakültelerde bu durumu anlatarak Diren Mersin Ankara Seninle sloganı dayanışmaya çağrıldı. Mersin Üniversitesi öğrencileri daha sonra ise Güvenparkta diğer Ankaradaki öğrencilerle birlikte saat ta bir basın açıklaması düzenlediler. Tedbir kararının konmasının ardından 1 ay boyunca kapı önünde direnişte olan Mersin Üniversiteli işçi-öğrenciler bu direnişin diğer şehirlerdeki üniversitelerde yankı bulmayışından kaynaklı sitemlerini belirttiler. YÖK ün; 6 Kasım ın hemen sonrasında yürülüğe koyduğu yeni disiplin yönetmeliğinde yer alan Soruşturma esnasında öğrenciye tedbir amaçlı uzaklaştırma verilebilir. maddesi Mersin Üniversitesi plot bölge seçilerek uygulamaya bu şekilde sokulmuş oldu. Bu sistemin sadece Mersin Üniversitesi ile kalmayıp tüm üniversitelerdeki devrimci, demokrat muhalif kültürün yıkılmasına yönelik bir saldırı olduğunu belirtmek gerekir. Mersin Üniversitesinde Eylemler Devam Ediyor Yaklaşık üç haftadır üniversite önünde bekleyişlerini sürdüren öğrenciler çeşitli eylemlerle hem taleplerinin kabul edilmesini hem de soruşturmaların geri çekilmesini istiyorlar nedeniyle kapılar tekrar açıldı. Halaylarla ve sloganlarla heyetin dönmesi beklendi. Rektörle görüşmeye giden heyet Rektörün yine yerinde olmaması nedeniyle rektör yardımcısı ile görüştü. Görümeden sonra kapı önüne gelen heyetin yaptığı açıklamaya göre Rektör yardımcısı soruşturmaların sonuçlandığını yazılı bir şekilde tebliğ edileceğini belirtirmiş geri adım atmayacağız, yakında 8 Mart geliyor, 21 Mart geliyor bunlar o zamanda eylem yaparlar diyerek bu soruşturmalarla ne amaçlandığını açıkça ifade etmiş. Açıklamanın ardından öğrenciler forum yaparak bundan sonra nasıl devam edeceklerini tartıştılar.

12 12 Şubat ayında en az 70 işçi yaşamını yitirdi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olarak yazılı, görsel, dijital basından takip edebildiğimiz, emek-meslek örgütlerinden gelen bilgiler ve işçiler, işçi yakınlarının bildirimleri ışığında tespit edebildiğimiz kadarıyla Şubat ayında en az 70 işçi yaşamını yitirdi İşçi ölümleri en çok inşaat, taşımacılık, tarım ve ticaret/eğitim/ büro sektörlerinde; Adana, Antalya, Hatay ve Kocaeli nde yaşandı Çocuk, kadın, göçmen ve yaşlı emekçiler korunmuyor Sigortasız, düşük ücretli, taşeron çalışmanın başat olduğu inşaat sektöründe ölümler oransal olarak da artıyor. İnşaat işkolunda 17 si düşme nedenli olmak üzere 30 işçi can verdi Tır, kamyon, minibüs, otobüs, ticari taksi, kargo araçlarını kullanan şoförler ve muavinlerinin güvencesiz çalışma koşulları ölümlere davetiye çıkarıyor. Taşımacılık işkolunda 9 işçi can verdi Devlet ister sertifika versin ister yönetmelik çıkarsın tarım sektörü emekçilerinin sorununun özüne değinmiyor. Adı artık sürü yönetim elemanı olan çobanların ve mevsimlik tarım işçilerinin çalışma koşullarında bir değişiklik yok. Tarım işkolunda 7 emekçi can verdi Çok farklı meslek gruplarını içeren ticaret/büro/eğitim/güzel sanatlar işkolunun ortak yönünü çalışma koşullarının hızla güvencesizleştirilmesi ve sonucunda emekçilerin işsiz kalması oluşturuyor. Ticaret/büro/eğitim/ güzel sanatlar işkolunda 7 emekçi can verdi Üçü 14 yaş ve altı, ikisi yaş aralığında 5 çocuk işçi can verdi 12 yaşındaki tarım emekçisi Ahmet Güneysu elektrik çarpması, 15 yaşındaki çoban Seyrani Köstü silahla vurulma, 16 yaşındaki Suriyeli inşaat işçisi Abdul Hakim ve 17 yaşındaki inşaat işçisi Emre Aksüt düşme, 13 yaşındaki futbolcu Yavuzhan Gemisi ise antreman esnasında fenalaşma sonucu can verdi 4 kadın işçi can verdi 18 yaşındaki mevsimlik tarım işçisi Sibel Can Polatlı romörktan düşme, 36 yaşındaki halı fabrikası işçisi Fatma Ünlübaş servis kazası, 35 yaşındaki işsiz öğretmen Gamze Filiz Arslan intihar, 25 yaşındaki çocuk giyim mağazası işçisi Derya Borçin ise trafik kazası sonucu can verdi *İzmirli deri sanayicileri, Antep Büyükşehir Belediye Başkanı adayı eski Bakan Fatma Şahin ve nice sermaye temsilcileri Suriye savaşındaki rollerini görmezden gelip ekonominin canlanması için Suriyeli işçileri beklediklerini belirten açıklamaları yaparken bu işçiler sigortasız ve ucuz işgücü olarak ölmeye devam ediyorlar. Suriyeli 6 işçi; inşaat işçileri Zeki Cuma Ahmed, Ghaıyath Alezza, Abdul Hakim, Cesim El Musd, Mustafa Javuer ve atık kağıt işçisi Ahmed Melli sigortasız çalışırken ve günde yemek + 10 TL kazanmak için can verdi 2013 yılında 22 göçmen işçinin yaşamını yitirdiğini tespit etmişken 2014 yılının ilk iki ayında ise şimdiden 13 göçmen işçi aramızdan ayrıldı *51 yaş ve üstünde çalışan 9 işçi can verdi Emeklilik çağında aramızdan ayrılan işçiler inşaat, taşımacılık, tarım, tekstil, ticaret ve eğitim işkollarında çalışıyorlardı *Şubat ayında 5 işçi Adana da; 4 er işçi Antalya, Hatay ve Kocaeli nde; 3 er işçi İstanbul, Konya ve Zonguldak ta can verdi İş cinayetlerinin sorumluları devlet ve sermayedir. Yaşanan her işçi ölümünde adalet sağlanmalı ve sorumlular en ağır biçimde cezalandırılmalıdır Greif, Luna, Punto Deri, Migros&Ceva, GF-Hakan Plastik, Zentiva ve ülkemizin dört bir yanında direnen işçileri selamlıyoruz 2014 / Şubat ayında yaşamını yitiren işçiler Hakan Dağ, Hasan Akar, Hasan Tahsin Güneysu, Ahmet Güneysu, Sibel Can Polatlı, Turan Temiz, Seyrani Köstü, Osman Durgun, Hüseyin Bayrak, Ersin Erdoğan, Recai Akol, Hayati Sönmez, Hayrettin Balık, Fatma Ünlübaş, Ahmet Bilir, Murat Doğancı, Gamze Filiz Arslan, Minnet Poyraz, Nizam Arslanoğlu, Erdem Cenk Döndü, Muharrem Çınar, Mehmet Ceylan, Derya Borçin, Hacı Mustafa Köse, Emre Aksüt, Halil Akkaş, Zeki Cuma Ahmed, Ali Saba Güneş, Hamit Değirmenci, Gürkan Ünal, Orhan Bulut, Temel Şahin, Mustafa Ay, Ercan Özbahçeci, Volkan Karakaya, Cemal Üstündağ, Mustafa Gözcü, İsmail İnderes, Ghaıyath Alezza, Abdul Hakim, İrfan Yenibolat, Yunus Demir, Tayfun Kızılkanat, Kamil Şafak, Cesim El Musd, Mustafa Javuer, Yaşar Erdiner, Ahmet Salih, Hüseyin Al, Zeki Alkanlı, Metin Arslan, İlhami Nergiz, Yener Oktan, Hakan Alev, Hayrettin İyiyazıcı, Selami Kubilay, Mehmet Koç, U.A., Bayram Altundal, Mehmet Sabih Akın, Zülküf Temur, Salih Adıyan, Şahin Burhan Tekin, Yavuzhan Gemici, Seyithan Akbalık, Mehmet Coşkun, Murat Meşin, Ahmed Melli ve ismini öğrenemediğimiz iki işçi saygıyla anıyoruz! İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi Seçim endüstrisi Yerel seçimler için devlet harcamasının, 500 milyon lira olacağı tahmin ediliyor. Bunun yaklaşık 200 milyon lirası, büyük burjuva partilerine resmi devlet yardımları, geri kalanını da Yüksek Seçim Kurulu nun harcamaları oluşturuyor. Toplam seçim harcamalarının ise 4-5 milyar doları bulacağı tahmin ediliyor. Geçen yerel seçimlerde bu rakam, 3 milyar dolar olarak hesaplanmıştı. 500 er işçinin çalıştığı 50 büyük fabrika yatırımına yetecek bu muazzam miktar, nasıl bir seçim endüstrisinin oluştuğunu da gösteriyor. Bir belediye başkan adayının seçim kampanyasının asgarisini, seçim bürosu, ses düzenleri, kiralık araçlar, afişler, broşürler, pankartlar, bayraklar, miting organizasyonları, promosyonlar, kamuoyu yoklamaları, medya-bilbord ilanları, imaj mühendisliği, ulaşım, konaklama, vd. oluşturuyor. Günümüzde burjuva seçim kampanyalarının baştan sona her kademesi, her türlü girdi-çıktısı bir kapitalist seçim endüstrisine dönüşmüş durumunda. Burjuva partilerin ve önde gelen adaylarının seçim kampanyaları milyon dolarlık anlaşmalarla halkla ilişkiler şirketleri tarafından tasarlanıyor, adayların konuşurkenki jest ve mimikleri bile imaj mühendisliği şirketleri tarafından hazırlanıyor. Seçim endüstrisinin merkezinde de reklam-pazarlama endüstrisi yer alıyor. Kapitalizmde her şey gibi yalan da yüksek karla tasarlanıp üretilen bir meta. Burjuva parti ve adayların kapitalist seçim endüstrisine ürettirdikleri seçim mal ve hizmetlerinin finansmanının büyük bölümü de yine kapitalist para babaları tarafından yapılıyor. Büyük ve yerel patronların burjuva adayları finanse etmesi de, seçim borsasındaki parti kılığındaki şirketlerden hisse alıp, gelecekteki rant dağılımına yatırım yapmak anlamına geliyor. Metropollerde en basit bir muhtarlık adaylığı için asgari harcama 10 bin liradan başlıyor. İlçe belediye başkan adaylığı 50 bin lira, il adaylığı 200 bin lira, büyükşehirler için 1 milyon liraya çıkıyor. İstanbul, Ankara gibi metropol adayları için 5-10 milyon lirayı bulabiliyor. Şu pek ünlü seçme ve seçilme hakkı, daha ilk elde şuna indirgenir: İşçi emekçi seçmen, tekelci kapitalist seçim endüstrisi tarafından önüne konan tapon mallardan birini satın almaya koşullandırılan tüketiciye indirgenmiştir. Seçilme hakkı ise, paran kadar olduğundan zaten fiilen yoktur. Seçim hizmetleri nin de tümüyle özelleştirilmiş tekelci kapitalist bir endüstriye dönüşmüş olması, seçmen adı altında eritilen işçi emekçiler ile seçilen adı altındaki yöneticiler arasındaki sınıf ayrımını daha da yükseltmektedir. Kapitalist seçim endüstrisinden bahsetmişken, işçi emekçiler ile yönetici adayları arasındaki sınıf ayrımı kadar bürokratik ayrıma da işaret eden komik bir ayrıntıya da değinmeden geçmeyelim. Hazır Giyim tekellerinden Sarar Grubunun sahibi C. Sarar, Türkiye de yılda 15 milyon takım elbise satıldığını, yerel seçimlerde satışların milyon adet civarında artacağını hesap ederek üretimi artırdıklarını belirtiyor. Yalnızca yerel seçimler için, 2 milyon yönetici adayı kostümü satılıyor belediye başkanı, 3100 il genel meclis üyesi, 34 bin belediye yerel meclis üyesi, 38 bin muhtar adayı ve seçimlere katılan 4 büyük, 20 civarında küçük parti olduğu düşünüldüğünde rakam abartılı değil. Burjuva seçim platformu, hani o en halka yakın geçindiği yerel seçimlere, hatta belediye yerel meclis üyesi ve muhtar adaylarına bile, bir nevi resmi devlet azameti simgesi olan takım elbise giydirerek, tek tip griliğini ve bürokratik karakterini de ele veriyor. Yerel yönetim adaylarına 2 milyon yeni takım elbise, seçimlerin nasıl bir tek tip endüstriyel, bürokratik, erkek egemen, kasvet ve kasıntı ruhuyla yoğrulduğunu ortaya koyuyor. Yerel belediye meclisi üye ve muhtar adaylarının bile çoğunluğunun ilk iş olarak gidip jilet gibi yeni takım elbiseler alması, burjuva temsili demokrasinin en alt düzeydeki yerel yöneticiliğinin bile nasıl bir ayrıcalıklı ve halkın üstünde bürokratizm olduğunun alameti farikasıdır.

13 13 Burjuva demokrasisinden vazgeçme korkusu! AKP Hükümeti, tüm pılısı pırtısı ve paraleli köşegeni ile tarihe gömülmelidir ve gömülecektir. Fakat hele ki neoliberal mali oligarşik burjuva demokrasisi koşullarında, yürütmenin, bürokrasinin, baskı aygıtlarının büyüyen gücü karşısında, demokratizmin başını döndüren parlamentarizmin ne kadar zavallı bir dayanak olduğu ortada. AKP Hükümeti zıvanadan çıktıkça, TÜSİAD, CHP, Sarıgül, BDP çevresinde öbeklenmiş reformist sol, daha da geri, daha da güdük bir liberal demokratizme tav oluyor, kitlelerin özgürlük ve demokrasi istemini daha da geriye çekmek için çırpınıyor. Hayır, AKP, kitlelerin öz gücüyle indirilmelidir. AKP nin gitmesi yetmez, Roboski katili Genelkurmay görevden alınmalıdır, MİT kapatılmalıdır, HSYK, RTÜK, YÖK, BIT ve tüm üst kurullar kaldırılmalıdır. Burjuvazi ve devletinin tüm yolsuzluk, cinayet ve örtülü operasyonları açığa çıkarılmalı ve hesabı sorulmalıdır. Banka, borsa, holding, müteahhit devleti yıkılmalıdır. Bu istemlerin anlamı, kitlelerin bilinç ve mücadelesini, genel olarak bir hükümet karşıtı siyasallaşmayla yetinmeyerek, siyasette en özsel olan şeye, devlet iktidarı, sınıf iktidarı sorununa doğru derinleştirmesidir. Liberalizm, hatta neoliberalizm, sınıfsal-toplumsal savaşımların siyasal alana doğru genişlemesini kabul etmeye hele ki 3 yılda dünya çapındaki kitle isyan ve direniş dalgalarından sonra, ister istemez- hazırdır, daha doğrusu mecburdur. Ama devlet iktidarı ve teşkilatının onun eylem alanı ve istemleri dışında kalması koşuluyla. (Bkz. Lenin, Sınıf Savaşımının Liberal ve Marksist Anlayışı). Hükümetler gelip gidebilir, ordu, polis, istihbarat, üst kurum ve kurulların yöneticileri değişebilir, bu kurumların her birinde de mali oligarşinin istediği farklı düzenlemeler yapılabilir Fakat devlet bürokrasisi, baskı, yönetim ve dizayn aygıtları daha da büyük bir mali oligarşik güç merkezileşmesi ve yoğunlaşmasıyla yerinde durmaya devam eder. Günümüzde yürütmedeki güç temerküzü nedeniyle hükümütleri indirmek daha zor ve daha önemli olabilir, fakat, burjuva mali oligarşik dik-tatörlük aygıtı olarak, tüm topluma dal budak salan ve tüm yaşamsal gözenekleri tıkayan, dizayn eden, bastıran, denetleyen, güdümleyen bu devlet iktidarı, doğrudan ve dolaylı olarak bağlı tüm kurum ve organizasyonları ile birlikte parçalanıp yıkılmadan, burjuvazinin sınıf egemenliği ortadan kaldırılamaz, sınıfsal-toplumsal kurtuluşun önü açılamaz. Bu gerçekleşmedikçe, kararsızlık, oynaklık, duraksamalar, iktidar bunalımları, sonuçsuz bakan ve kabine değişikliği komedileri, anayasa tartışmaları, devlet kurumlarında daha beter düzenlemeler, yapbozlar, yeniden yapılanma ve restorasyon döngüleri, bunların burjuva mali oligarşik sınıf kesimleri arasında yeniden paylaşımı veya el değiştirmesi ve kitlelere karşı daha ölümcül dizaynından başka bir şey görülmeyecektir. Tüm eski devlet aygıtı, tepeden tırnağa bürokratik, tepeden tırnağa anti-demokratik, hiçbir ciddi demokratik reformu, hatta HDP nin yerel seçim programındaki liberal reformları bile gerçekleştirmekte yeteneksiz ve engelleyici olmaya devam etmek üzere, burjuva sınıf kesimleri arasında bileşim ve ağırlık değişimlerinden öteye gitmeyecektir. Özgürlük ve demokrasi: Hangi sınıf için, hangi sınıfa karşı? Özgürlük ve demokrasi sorunu, evet çok yakıcıdır, fakat hangi sınıf için, hangi sınıfa karşı? Sermaye temelinde bir demokrasi mi, sermayenin kaldırılması temelinde bir demokrasi mi? Bu en temel sorulara yanıt vermeyen her türlü özgürlük ve demokrasi vaadi, bir lafazanlık olmaktan öteye geçmez. Çünkü ufku, burjuvazinin mali oligarşik sınıf egemenliğinin sözde düzeltilmesinden, gerçekte ise idealize edilmesinin ötesine geçmez! Neoliberal burjuva demokrasisinin tam da fiili ve zora dayalı yönetim biçimi olarak iç yüzünün olanca açıklığıyla sırıttığı bir siyasal-toplumsal kriz sürecinde, kitlelerin özgürlük özlemini baştan çıkaran tatlı dilli bir kapitalizm özürcülüğü olmanın ötesine geçmez: Hele bir şu AKP gitsin de AKP gidecek zaten de, o zaman medyada işçi direnişleri manşetten mi verilecek, MİT kapitalizmin gerçekleri hakkında kitleleri bilgilendirme kurumu mu olacak?! Çoktan sosyalizm basınç ve tehditinden, sınıfsaltoplumsal belli bir güç dengesine dayalı olmaktan, kolektif hak ve özgürlüklerden boşanan burjuva neoliberal demokrasi, küreselleşme koşullarında eşitsiz gelişimi hızlanan burjuva mali oligarşik sınıf kesimleri arasındaki demokrasi sorununa indirgenmiştir. Neoliberal demokrasi, ezilen cins, ezilen ulus, ezilen mezhep ve yerellerden de burjuva kesimleri de (gerilimli, çatışmalı biçimlerde de olsa) kapsamaya çalışmakta, hatta bu kesimlerde burjuva girişimciliği geliştirmek için özel politikalar uygulayabilmektedir. İşçi sınıfının, kent ve kır yoksullarının, konum kaybı içinde olan geniş katmanların, ezilen kitlelerin hak ve özgür-lüklerinde ise geriye gidiş hızlanmaktadır. Kitlelerin ekonomik, toplumsal sorun ve istemleri, temsili siyaset konusu olmaktan bile çıkartılmış, temsili siyasetin kendi içinde de alanı alabildiğine daraltılmış, devlet-ticaret-şirket sırrı kapsamı alabildiğine genişletilmiş, devletin kontrgerilla yö-netmelikleri yasallaştırılmaya başlanmış, kitlelerin siyasette dolaylı temsil ve etki kanalları bile kaldırılmıştır. Halkı temsil eder görünümündeki burjuva demokrasisinin iç yüzü, kitlelere burjuva mali oligarşik iktidarın temsilcisi olmayı zorla dayatma olarak açığa çıkmıştır! Tekelci kapitalizm ve mali oligarşisi kitleler için özgürlük değil, kitlelerin emeği, yaşamı, düşünceleri ve iradesi üzerinde azami egemenlik ister. Burjuva demokrasisinden vazgeçme korkusu! Küçük burjuva liberal ütopik-demokratizmin tüm yaptığı ise, burjuva mali oligarşik demokrasinin gerçek işleyişinin bir AKP kazası diye özürcülüğü, ve buna karşı neoliberal demokrasinin farazi biçimini realize etme gibi fuzuli bir işe kalkışmaktır. Küçük burjuva demokratizmin en büyük korkusu, göbekten bağlı olduğu burjuva demokrasisinden vazgeçme korkusudur. Böylece tüm mücadele, burjuva demokrasisinin halk temsiliyeti görünümünü korumak ve geri getirmeye indirgenmiş oluyor! Temsili demokrasinin düzeltilmesi gayretleri, nedense Gezi nin siyasal ve toplumsal durumu değiştirmek için yığınların doğrudan mücadele girişkenliğinin- düzeltilmesi ile başlıyor! Gezi, en zayıf yanından, bağımsız sınıf karakteri ve karşıtlığının gelişmemişliğinden ve antikapitalist dinamiklerinin zayıflığından soğurularak, liberal demokratizme entegre edilmek isteniyor. TÜSİAD ın belli kesimleri, CHP, BDP ve bunların çevresinde öbekleşmiş ulusalcı ve liberal reformizm, tabii ki Gezi nin şampiyonlarıdır, onu dar bir anti-akpci liberal reformizm sınırları içinde tutmak ve mali oligarşik devlet iktidarındaki tahribat ve meşruluk kaybının neoliberal demokratizme bağlanmış bir meşruluk yaması olarak kullanma koşuluyla! Zaten engelleyemez oldukları sınıfsal-toplumsal hareketlerin yükseliş ve siyasallaşma eğilimini de kabul etmeye hazırdırlar, hükümetlere karşı liberal reformist muhalefet sınırlarında tutma ve gerektiğinde burjuva güç mücadelelerinde, kendi çıkarları doğrultusunda kullanabilme koşuluyla! Sosyalist işçi demokrasisi Peki Gezi, Gezi nin ağırlığını oluşturan işçi kitleleri, işçi ve işçileşen kadın, genç ve Kürtler, ağırlaşan baskılar ile kurtarılmayı kendilerinden bekleyen ama kendilerine karşı bir neoliberal devletin düzeltilmesi hayali parantezine sığar mı? Bu soru, nasıl bir yaşam istiyoruz, kimin için kime karşı bir demokrasi istiyoruz sorularının yanıtına bağlıdır. Bileşiminde yapılacak değişik ve düzenlemeler ne olursa olsun, burjuva mali oligarşik yürütme, polis, ordu, MİT, yargı, medya, üst kurullar, ve bunlarla devletle- kaynaşmış banka, borsa, holding, müteahhitler temelinde bir demokrasi mi? Yoksa bunların işçi sınıfı ve kitlelerin gerçek sınıfsal, toplumsal, cinsel, ulusal, bireysel özlem ve girişkenliğinin önündeki tüm engellerin- kaldırılması temelinde bir demokrasi mi? Sosyalist işçi konseyleri demokrasisi: Bu, işçi sınıfının ve kitlelerin özgürlük ve demokrasi özlemlerini ve bu yöndeki aşağıdan çaba ve inisiyatiflerini engelleyen tüm bu eski devlet ve sermaye şebekesinin yıkılıp, yerine yepyeni, proleter, gerçekten proleter devrimci demokratik organların, yani işçilerin, kent ve kır yoksullarının iktidar organlarının geçirilmesi demektir: Toplumsallaşmış proletaryanın, yani toplumun ezici çoğunluğunun, yalnız kendi temsilcilerinin seçilmesi ve geri çağırma hakkı için değil, ama yönetime doğrudan katılarak ve yer alarak kendi gerçek ihtiyaç ve özlemleri doğrultusunda kendi kararlarını alması ve uygulaması, siyasal-toplumsal-ekonomik yaşamda gerçekten köklü ve devrimci değişimler için girişkenlik ve bağımsızlık gösterme yetkisini kendi ellerine alması demektir.

14 14 Berkin Elvan kavgamızda yaşayacak Gezi Direnişi nde Okmeydanı nda polisin gaz fişeği ile vurularak ağır yaralanan, 269 gündür yoğun bakımda ölüme direnen 15 yaşındaki Berkin Elvan bu sabah saat 7'de yaşamını yitirdi. Ailesi Elvan ın hayatını kaybedişinin Twitter hesabından Halkımıza: Saat Berkin Elvan evladımızı kaybettik. Başımız sağolsun sözleriyle duyurdu. Berkin in hayatını kaybedişinin ardından liseliler, başta Okmeydanı olmak üzere İstanbul un dört bir yanından direnişçiler Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde toplanmaya başladı. Onlarca ilde eylem çağrıları yapıldı. Başta üniversite öğrencileri olmak üzere sokaklara çıkıldı. Onlarca üniversitede öğrenciler dersleri boykot ederek derse girmediler. DİSK yaptığı açıklama Berkin için greve gideceğini haykırdı. Gezi Direnişi nin özgün eylemlerine bir yenisi daha eklendi. Birçok farklı noktada yapılan oturma eylemleri Berkin in ekmek almaya giderken öldürülmesine atıf yaparak ekmeklerle yapıldı. Berkin i sermaye devleti alçakça katletti. Aylarca ufacık olduğunu bilsekde umut umut beslediğimiz Berkin in uyanma haber gelmedi. Berkin uyanıpta o koskoca gülen yüzüyle aramıza dönemedi. Hayır, o ölmedi Berkin Haziran Direnişi ile dahada harlanan kavgamızda yaşayacak. Haziran Direnişi nin coskusuyla hatırlanacak hep. Berkin in direnişi ve mücadelesi binlerce Berkin e ışık olacak. Çürümüş ve elbet yıkılacak olan kapitalist devlet mekanizmasına karşı öfkemizle, yaşı belki küçük ancak direnişi büyük bu güzel insanın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser! Haziran Direnişi, Taksim Gezi Parkı ve ağaçların yıkılıp yerine bir neo-osmanlıcı iktidar abidesi ve neoliberal sermaye tapınağı AVM nin çöreklendirmek istenmesinden ateş aldı. Haziran Direnişi nden sonra, Ankara da ODTÜ ormanlarının yıkımına ve Tuzluçayır da Cami projesine karşı önemli direnişler yaşandı. İstanbul da Kuzey Ormanları Savunması, Kent Hareketleri ve İstanbul Forumlarının çağrısı ve yıkım hedefindeki çok sayıda mahalle, tarihsel ve doğal alan inisiyatifinin katılımıyla gerçekleştirilen Kent Mitingi ne yaklaşık 30 bin kişi katıldı. yıkarak yol yapımı, İstanbul da 3. Havaalanı ve 3. Köprü projeleri, Nükleer Santrallar, HES ler, ÇED raporlarının valinin keyfine bırakılması tepkileri büyütüyor, kent-kültür-doğa direnişlerinin de birbiriyle etkileşim içinde yaygınlaşmasının zemini oluşturuyor. Bugün yalnızca İstanbul da 90 a yakın, Ankara da 30 un üzerinde büyük çaplı kentsel dönüşüm projesi yürürlüktedir. Topbaş ve Gökçeklerin tek seçim vaadi yangına körükle belediye üst kurulu biçimindeki İl (Yatırım-bn) Koordinasyon Kurulları geliyor. 1 Mayıs a doğru Gezi meydanları gerilimi de büyüyecek. Gelişmeler, kent-ortak yaşam ve eylem alanı-doğa-kültür mücadelelerini yaygınlaştırıp yığınsallaştırmaya adaydır. Haziran Direnişi nin açtığı yoldan parçalı biçimlerde gelişen, fakat yaygınlaşma ve yığınsallaşma dinamiği de taşıyan kent-doğa tepki ve direnişlerini, Gezi nin ve Marx ın den, mahallemden, sosyal yaşam ve eylem alanlarımdan, ağacımdan, suyumdam elini çek! Kahrolsun neoliberal rant projeleri ve projeci belediyecilik! Rantsal dönüşüm derhal durdurulsun! Tüm ihaleler, projeler derhal iptal edilsin! Yapılmış ve yapılmakta olan tüm rant projeleri, yıkıma uğratılan, yerinden edilen işçi, emekçilerin bağımsız mücadele komiteleri ve meslek örgütlerinin olduğu komisyonlar tarafından soruşturulsun! İşçi ve emekçilerin rantsal dönüşümden uğradığı tüm zararlar tazmin edilsin! Yerel seçimlere yaklaşırken, bir yandan neoliberal sermaye ve devletinin rantsal dönüşüm saldırganlığı hızından bir şey kaybetmeden sürerken, rantsal dönüşüme tepki ve direnişler de yaygınlaşıyor. Kürt halkının Roboski ve sınır bölgelerinde yapılan kalekol ve güvenlik duvar ve yollarına karşı eylemleri sürüyor. Haziran Direnişi meydanları üzerindeki toplantı ve eylem yasakları derhal kaldırılsın! Kürdistan daki kalekol, sınır duvarı, askeri araçlar için savaş yolu yapımları derhal durdurulsun! Kuzey Ormanları, Hevsel, Macunköy direnişlerini büyütelim, yaygınlaştıralım! Diyarbakır da Hevsel Bahçeleri nin yıkımına karşı Kürt emekçileri ve gençleri direniyor ve direnişi Gezi tarzı bir işgal ve ortak yaşam alanına çeviriyor. İstanbul forumları Hevsel le dayanışma eylemi yapıyor. Ankara Macunköy de Devlet Tiyatroları Atölyesinin bulunduğu arazideki ağaçların yıkılmaya başlanması üzerine tiyatro sanatçıları çadır kurarak direniş nöbeti tutmaya başladılar. Ankara da Atatürk Orman Çiftliği nde yargı kararına karşın üçüncü Başbakanlık Sarayı nın yapımına pervasızca devam edilmesi, Ege Üniversitesi nde yine ormanları giden ölçek büyütmüş rant projeleri. Sarıgül İstanbul un 39 ilçesine marka caddeler, kültür ve inanç AVM leri vaat ediyor! Yarım ağız Kuzey Ormanlarını koruyacağız, derken 3. Köprü ve Havaalanı yapımını derhal durduracağız, demekten bile demekten aciz. Kürdistan da yılda yaklaşık 150 civarında yeni kalekol inşası devam ediyor. Sayıları İstanbul da 100 e, Türkiye de 310 a ulaşan büyük AVM sayısı, önümüzdeki 2 yılda yüzde 50 artacak. Ve zaten yerel seçimlerden sonra uygulamaya geçecek yeni belediye yasası düzenlemesi ile tüm temel belediye kararlarını Valilerin onay ve koordinasyonuna bağlayan kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser sloganı ve antikapitalist bir eksende bütünleştirmek ve ilerletmek için mücadele etmeliyiz. Kentsel-rantsal dönüşümün durdurulması, sınıfsal-toplumsal somut birleşik mücadele istemi haline gelmelidir. Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser! Kent ve doğa üzerindeki banka, borsa, holding, müteahhit diktatörlüğüne son! Emeğimden, bedenimden, zihnim- Kent hakkı, sermaye diktatörlüğüne karşı isyan, sosyalist devrim, özgürlük hakkıdır! Seçimler, çürüyen neoliberal kapitalizm ve devletini aklamanın ve meşrulaştırmanın aracıdır. Gezi sokak çocuğudur, sandıklar ıslahevi! Burjuva partilere ve liberal reformistlere oy yok! Sandığa, kendi bağımsız sınıfsaltoplumsal mücadele talep ve sloganlarımızı atalım! Mücadeleyi fiili kitle grev ve işgalleri, sokak meclisleri, yığınsal ve örgütlü eylemlerle sokaklardan yükseltelim!

15 15

16

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146 TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI EMO Kocaeli Şubesi 146 İKK Sekreterliği Makina Mühendisleri Odası tarafından yürütülmektedir. Şubemiz, üniversite, resmi kurum, sendika, oda ve derneklerle sürdürülebilir

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01. Günlük Haber Bülteni 27.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 26.01.2015

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

(Toplu haber) Şiddetten ve ayrımcılıktan arınmış yaşam alanı! Pazartesi, 10 Mart 2014 11:24

(Toplu haber) Şiddetten ve ayrımcılıktan arınmış yaşam alanı! Pazartesi, 10 Mart 2014 11:24 H. Merkezi: Şiddetten, tacizden, tecavüzden, mobbingden, nefretten, heteroseksizmden ayrımcılıktan arınmış bir dünya isteyen kadınlar ve LGBTİ ler bu 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nde sokakları isyana

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Evde, Okulda, Sokakta, Kışlada, Gözaltında Şiddete Son 18-19 Mart 2006, Diyarbakır ŞİDDETE KARŞI KADIN BULUŞMASI 2 EVDE, OKULDA, SOKAKTA, KIŞLADA, GÖZALTINDA ŞİDDETE SON

Detaylı

ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin/Mezitli Gençlik Kolları ile TBMM de bir

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

SPoD, Dünya Seks İşçileri Günü Etkinliğine Katıldı. Türkiye'de LGBT Bireylerin Sosyal ve Ekonomik Sorunları Araştırması Devam Ediyor

SPoD, Dünya Seks İşçileri Günü Etkinliğine Katıldı. Türkiye'de LGBT Bireylerin Sosyal ve Ekonomik Sorunları Araştırması Devam Ediyor SPoD, Dünya Seks İşçileri Günü Etkinliğine Katıldı 1-2 Mart tarihlerinde SPoD adına Deniz Şapka, Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği'nin 3 Mart Dünya Seks İşçileri Günü etkinliğine katıldı.

Detaylı

YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI

YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI YAPI-YOL SEN YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI ZİYA GÖKALP CADDESİ NO:36/20 06420 YENİŞEHİR/ANKARA. TEL - FAX : 433 46 06-434 39 84-431 73 05 web sayfası: http:/www.yapiyolsen.org

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ!

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! İşçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs; tüm yurtta olduğu gibi İstanbul da da coşkuyla kutlandı.1978 1 Mayıs ın ardından ilk kez izin verilen

Detaylı

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI 16 ŞUBAT 2011 CVK OTEL- İSTANBUL Tarihi günler yaşıyoruz. 10 Şubat-15 Şubat tarihleri arasında

Detaylı

SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi

SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi Ruh sağlığı uzmanlarıyla beraber yürütülen 40 saatlik çalıştay programının, trans danışanlara yönelik beşinci ve son kısmı; 3 Kasım'da İstanbul Bilgi

Detaylı

Tek Rakipleri Galatasaray ve Fenerbahçe

Tek Rakipleri Galatasaray ve Fenerbahçe Tek Rakipleri Galatasaray ve Fenerbahçe Bodrum Yüzme İhtisas Kulübü nün 4 sporcusu İstanbul da düzenlenen 13+ yaş milli takım seçmelerinde Galatasaray ve Fenerbahçe gibi yüzmede birinciliği bırakmayan

Detaylı

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ 162 Şubemiz, Odamızın ana yönetmeliği uyarınca ülke ve toplum çıkarları doğrultusunda, yurdumuzun

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 KAMU İSTİHDAM RAPORU (Aralık, 2015) Ø KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 3,4! GERİLEDİ. KADROLU İŞÇİ SAYISI İSE YÜZDE 4,6 DÜŞTÜ! Ø BELEDİYELERDE KADROLU İŞÇİ SAYISI

Detaylı

Trans Terapi Toplantılarının On Beşincisi Gerçekleşti. SPoD LGBTİ, Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü yü Ziyaret Etti

Trans Terapi Toplantılarının On Beşincisi Gerçekleşti. SPoD LGBTİ, Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü yü Ziyaret Etti Trans Terapi Toplantılarının On Beşincisi Gerçekleşti SPoD LGBTİ ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle Şubat 2013 ten itibaren düzenlenen Trans Terapi Toplantıları nın on beşincisi

Detaylı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Af Örgütü ve Hakikat Adalet Hafıza Derneği'nin her ay düzenledikleri

Detaylı

SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi

SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi Ruh sağlığı uzmanlarıyla beraber yürütülen 40 saatlik çalıştay programının, trans danışanlara yönelik beşinci ve son kısmı; 3 Kasım'da İstanbul Bilgi

Detaylı

Şiddete Karşı Kadın Buluşması I

Şiddete Karşı Kadın Buluşması I Şiddete Karşı Kadın Buluşması I Evde, Okulda, Sokakta, Kışlada, Gözaltında Şiddete Son 10-11 Aralık 2005, Diyarbakır ŞİDDETE KARŞI KADIN BULUŞMASI 1 EVDE, OKULDA, SOKAKTA, KIŞLADA, GÖZALTINDA ŞİDDETE SON

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 - CENTER FOR MIDDLE EASTERN STRATEGIC STUDIES KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS

Detaylı

Bu çalışmada, 2013 yılında gerçekleşen

Bu çalışmada, 2013 yılında gerçekleşen 2013'te 545 işçi eylemi gerçekleştiği belirlenmiştir. Bu eylemlerden 365 i işyeri temellidir". 545 eylemin 206'sında eyleme katılan işçi sayısına yönelik veri bulunmuştur. Bu eylemlere 181 bin 357 işçinin

Detaylı

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık İlçesi nde meydana gelen dolu yağışı

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması İçindekiler 44. Dönem Genel Kurul Gündemi... 11 43. Dönem Organları... 12 43. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 16 44. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 18 İnşaat Mühendisleri Odası Temsilcilikleri... 20 18

Detaylı

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Örgütü ve Belediye Başkan

Detaylı

İşyeri Temsilcileri Rehberi

İşyeri Temsilcileri Rehberi İşyeri Temsilcileri Rehberi Bir sendika için en önemli kadrolardan birisi işyeri temsilcisidir. İşyeri düzeyinde ise işyeri temsilcisi sendika örgütlenmenin olmazsa olmazıdır. Bir işyerinde işyeri temsilcisinin

Detaylı

TÜRK PSİKOLOGLAR DERNEĞİ MERKEZ TRAVMA BİRİMİ GEZİ PARKI EYLEMLERİNDEN ETKİLENENLERE YÖNELİK PSİKOSOSYAL DESTEK ÇALIŞMALARI. 1 Haziran-30 Ağustos 2013

TÜRK PSİKOLOGLAR DERNEĞİ MERKEZ TRAVMA BİRİMİ GEZİ PARKI EYLEMLERİNDEN ETKİLENENLERE YÖNELİK PSİKOSOSYAL DESTEK ÇALIŞMALARI. 1 Haziran-30 Ağustos 2013 TÜRK PSİKOLOGLAR DERNEĞİ MERKEZ TRAVMA BİRİMİ GEZİ PARKI EYLEMLERİNDEN ETKİLENENLERE YÖNELİK PSİKOSOSYAL DESTEK ÇALIŞMALARI 1 Haziran-30 Ağustos 2013 Türk Psikologlar Derneği Travma, Afet ve Kriz Birimi

Detaylı

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli/Akdeniz Mahallesinde 2015 Genel Seçimlerine

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi. Trans Terapi Toplantıları Devam Ediyor

SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi. Trans Terapi Toplantıları Devam Ediyor SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi SPoD, Bağımsız Seçim İzleme Platformu ile birlikte cumhurbaşkanlığı seçimlerinde demokratik gözetim hakkı çerçevesinde kırılgan grupların seçme ve seçilme

Detaylı

KADIN ve TOPLUMSAL CİNSİYET ÇALIŞMALARI BİRİMİ BİZ KİMİZ?

KADIN ve TOPLUMSAL CİNSİYET ÇALIŞMALARI BİRİMİ BİZ KİMİZ? KADIN ve TOPLUMSAL CİNSİYET ÇALIŞMALARI BİRİMİ BİZ KİMİZ? Aralık 2011 de kurulan Türk Psikologlar Derneği Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Birimi (TPD-KTCÇB),TPD bünyesinde düzenlenecek toplumsal

Detaylı

Polis Taksim Meydanı'na girdi

Polis Taksim Meydanı'na girdi On5yirmi5.com Polis Taksim Meydanı'na girdi Gezi Parkı eylemlerinin 15. gününde polis, Taksim Meydanı na girdi. AKM ve Cumhuriyet Anıtı ndaki afişler söküldü, barikatlar da kaldırıldı. Yayın Tarihi : 11

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02. Günlük Haber Bülteni 02.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

Öğrenmek İstiyorum Kampanyası

Öğrenmek İstiyorum Kampanyası Öğrenmek İstiyorum Kampanyası TRABZON DA KAMPANYAYA İLGİ ARTIYOR sağlık üreme sağlığı bilgilerinin girmesine yönelik olarak başlanan Öğrenmek İstiyorum Kampanyası kapsamında Trabzon da ilgi gün geçtikçe

Detaylı

HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Danışma Kurulu Toplantısına

Detaylı

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi nde, LGBTİ Dostu Kentler Eğitimi. Trans Terapi Toplantılarının 11 incisi Gerçekleşti

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi nde, LGBTİ Dostu Kentler Eğitimi. Trans Terapi Toplantılarının 11 incisi Gerçekleşti Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi nde, LGBTİ Dostu Kentler Eğitimi Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi nin Belediye Başkan ve Meclis Üyesi adaylarına yönelik 5 Ocak Pazar günü düzenlediği eğitim çalışmasına

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI Türkiye nin gündemine damgasına vuran önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul

Detaylı

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi Ertuğrul Bilir Makina Mühendisi İş Güvenliği Uzmanı (C) İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği - Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi ÖDENEN BEDELLER İş kazası

Detaylı

Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK:

Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK: Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK: -BU FORUM KASIM AYINDA KATAR DA DÜZENLENECEK DÜNYA SOSYAL GÜVENLİK FORUMU NA IŞIK TUTACAKTIR -TÜRKİYE BUGÜN DÜNYANIN

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Türkiye de çocuk, çocuk olmak ve. Türkiye de Çocuk Çalışmaları Konferansı 25.01.2013, ODTÜ Emrah Kırımsoy

Türkiye de çocuk, çocuk olmak ve. Türkiye de Çocuk Çalışmaları Konferansı 25.01.2013, ODTÜ Emrah Kırımsoy Türkiye de çocuk, çocuk olmak ve Türkiye de Çocuk Çalışmaları Konferansı 25.01.2013, ODTÜ Emrah Kırımsoy Türkiye de çocuk, çocuk olmak ve Mitler «Gelecek nesil!» «Bugünün küçüğü yarının büyüğü.» «Çocuklar

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :1-16. Syf Yayın Tarihi :06.12.2013 Sayfası :10.Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :7. Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :1-11. Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası

Detaylı

Assan Alüminyum, Türkiye deki İşçi Hakları Endişeleri ile ilgili Şikayetler Hakkında PAYDAŞ DEĞERLENDİRMESİ

Assan Alüminyum, Türkiye deki İşçi Hakları Endişeleri ile ilgili Şikayetler Hakkında PAYDAŞ DEĞERLENDİRMESİ Assan Alüminyum, Türkiye deki İşçi Hakları Endişeleri ile ilgili Şikayetler Hakkında PAYDAŞ DEĞERLENDİRMESİ 22 Temmuz Uyum Danışmanlığı / Ombudsmanlığı Uluslararası Finans Kurumu / Çok Taraflı Yatırım

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

Güneş (Kıbrıs) 17 11 2014

Güneş (Kıbrıs) 17 11 2014 Güneş (Kıbrıs) 17 11 2014 Demokrat Bakış (Kıbrıs) 17 11 2014 www.kibrisinternetgazetesi.com 17 11 2014 EROĞLU, KARTAL BELEDİYE BAŞKANI ÖZ VE TC ESKİ BAKANLARINDAN GÜREL İ KABUL ETTİ CUMHURBAŞKANI EROĞLU,

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

Şahsım ve Öz Taşıma İş Sendikası adına sizleri saygıyla selamlıyorum.

Şahsım ve Öz Taşıma İş Sendikası adına sizleri saygıyla selamlıyorum. Mustafa TORUNTAY Genel Başkan 13 Eylül 2015 Ankara /Latanya Otel Öz Taşıma İş Sendikası 2. OLAĞAN GENEL KURUL Sayın TBMM İdare Amiri ve Değerli Eski Genel Başkanım, Sayın Milletvekillerim, Sayın Büyükşehir

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

ECE Hizmetleri Yoksullara Nasıl Yaygınlaştırılır ve Kadınlar için Güçlendirme Stratejisi Olarak Nasıl Kullanılır?

ECE Hizmetleri Yoksullara Nasıl Yaygınlaştırılır ve Kadınlar için Güçlendirme Stratejisi Olarak Nasıl Kullanılır? ECE Hizmetleri Yoksullara Nasıl Yaygınlaştırılır ve Kadınlar için Güçlendirme Stratejisi Olarak Nasıl Kullanılır? Kadın ve Çocuk Merkezleri ECE Hizmetleri Sunan Kadın Kooperatifleri Kadın Emeğii Değerlendirme

Detaylı

Yükseköğretim kurumları disiplin kurullarında sendika temsilcisi bulundurulmasını sağladık.

Yükseköğretim kurumları disiplin kurullarında sendika temsilcisi bulundurulmasını sağladık. E RSİT E ÜNİV 1 12 Eylül 2010 tarihinde halkın onayına sunulan anayasa değişikliği referandum paketine toplu sözleşme hakkının eklenmesini ve pakete verdiğimiz destekle, iş güvencesine dokundurtmadan kamu

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Türkiye Đşçi Sendikaları Konfederasyonu KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Ankara Amaç Türkiye de kayıt dışı istihdam önemli bir sorun olarak gündemdedir. Ülkede son verilere göre istihdam edilenlerin yüzde

Detaylı

30 MART 2014 MAHALLİ SEÇİM SONRASI SENARYOLAR

30 MART 2014 MAHALLİ SEÇİM SONRASI SENARYOLAR 30 MART 2014 MAHALLİ SEÇİM SONRASI SENARYOLAR 28 MART 2014 PROF. DR. ARİF YAVUZ İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi GENEL SEÇİM GİBİ MAHALLİ SEÇİM 1. 30 Mart 2014 mahalli seçim olmasına rağmen genel

Detaylı

Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i

Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i Parti içi disiplin mekanizması (cinsel taciz, aile içi şiddet vs. gibi durumlarda işletilen) AKP CHP MHP BBP HDP Parti içi disiplin

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

İSO Kadın Sanayiciler Platformu 8 MART MANİFESTOSU

İSO Kadın Sanayiciler Platformu 8 MART MANİFESTOSU İSO Kadın Sanayiciler Platformu 8 MART MANİFESTOSU 1- Kadın istihdamı özendirilmeli Sorun: Gelişmiş ülkelerin çoğunda kadınların işgücüne katılım oranları yüzde 60-80 aralığında. Gelişmekte olan ülkelerde

Detaylı

Seçmen sayısı. Böylesine uçuk rakamlar veren bir YSK na nasıl güvenilir?

Seçmen sayısı. Böylesine uçuk rakamlar veren bir YSK na nasıl güvenilir? Değerli arkadaşlar, 7 Haziran 2015 günü yapılacak olan 25. dönem Milletvekili seçiminin nasıl sonuçlanacağı haklı olarak büyük merak konusu... Bu nedenle aylardan beri kamuoyu yoklamaları yapılıyor, anketler

Detaylı

ADRES: Akdeniz Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Kamu Yönetimi Bölümü, Kampüs/Antalya

ADRES: Akdeniz Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Kamu Yönetimi Bölümü, Kampüs/Antalya Doç. Dr. Faruk Ataay, siyaset bilimci, yazar. Ataay 1971 de Karabük te doğdu. İzmir Fen Lisesi ve Ankara Üniversitesi (AÜ), Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF), Kamu Yönetimi Bölümü nü bitirdikten sonra bir

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Üniversiteler İş Sağlığı ve Güvenliği Platformu İzmir 11.12.2015 - KOÇ ÜNİVERSİTESİ

Üniversiteler İş Sağlığı ve Güvenliği Platformu İzmir 11.12.2015 - KOÇ ÜNİVERSİTESİ Üniversiteler İş Sağlığı ve Güvenliği Platformu İzmir 11.12.2015 - KOÇ ÜNİVERSİTESİ Biz kimiz Neden platform? Üniversitelerde; İSG farkındalığını nasıl arttırabiliriz? İSG kültürünü nasıl geliştirebiliriz?

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Günlük Haber Bülteni 13.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sabah.com.tr Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İhtisas Komitesi Fatma YÜCEL

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İhtisas Komitesi Fatma YÜCEL Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İhtisas Komitesi Fatma YÜCEL UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Yönetim Kurulu Üyesi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İhtisas Komitesi Başkanı Komite Başkanı: Fatma YÜCEL Toplumsal

Detaylı

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ!

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! 1 KAMUNUN DÖNÜŞÜMÜ Kamunun ve kamu hizmetlerinin önceden belirlenmiş ekonomik, toplumsal, siyasal hedefler doğrultusunda; amaç ve işlevleri bakımından yeniden

Detaylı

Kayıt Dışı İstihdam Çalıştayı Ankara da Yapıldı

Kayıt Dışı İstihdam Çalıştayı Ankara da Yapıldı Kayıt Dışı İstihdam Çalıştayı Ankara da Yapıldı Sosyal Güvenlik Kurumu, kamu kurum ve kuruluşları, işçi-işveren-esnaf ve sanatkâr üst birlikleri ile akademisyenlerin bir araya geldiği Etkin Rehberlik ve

Detaylı

TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR?

TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR? Haziran 2010 SOSYAL MEDYA ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR? Proje Koordinatörleri: İndeks Araştırma Ekibi Simge Şahin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Giriş:

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

Odamız ĠĢtiraki Fethiye Güç Birliği Turizm Tanıtım ve Tic. Ltd. ġti. Babadağ Zirvesinde Kokteyl Düzenledi

Odamız ĠĢtiraki Fethiye Güç Birliği Turizm Tanıtım ve Tic. Ltd. ġti. Babadağ Zirvesinde Kokteyl Düzenledi Odamız ĠĢtiraki Fethiye Güç Birliği Turizm Tanıtım ve Tic. Ltd. ġti. Babadağ Zirvesinde Kokteyl Düzenledi 19 Temmuz tarihinde Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası iştiraki olan Babadağ Teleferik Projesi yapımı

Detaylı

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Medya ve İletişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü

Detaylı