TBİP. ile mücadeleyi yükseltiyoruz İSCİ KARDESLİĞİ TÜRKİYE BİRLEŞİK İŞÇİ PARTİSİ ...

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TBİP. ile mücadeleyi yükseltiyoruz İSCİ KARDESLİĞİ TÜRKİYE BİRLEŞİK İŞÇİ PARTİSİ ..."

Transkript

1 ya işçi - yoksul köylü hükümeti, ya kıyamet! İSCİ KARDESLİĞİ Sayı 44 Mart TL... Türkiye Birleşik İşçi Partisi merkezi gazetesidir mazluma dini, milliyeti sorulmaz! TBİP TÜRKİYE BİRLEŞİK İŞÇİ PARTİSİ ile mücadeleyi yükseltiyoruz İşçi Kardeşliği Partisi (İKP) çeşitli çevrelerden ve illerden katılımlarla toplanan Birinci Olağanüstü Konferans ve Kongresinde aldığı kararla Türkiye Birleşik İşçi Partisi (TBİP) ismini aldı. Devletten ve sermayeden bağımsız olarak sömürü düzenine karşı mücadele etmek isteyen her türlü işçi, emekçi eğilimini demokratik temelde bir araya getirmek amacıyla yola çıkan İKP, bu anlayışıni gerçekleştirme yönünde önemli bir adım attı Şubat 2010 tarihlerinde farklı mücadele geçmişleri olan işçi, emekçi çevre ve oluşumlarla birleşik olarak gerçekleştirilen İKP konferans ve kongresi, savunulan bu anlayışın gereğini yerine getirerek var olan program ve tüzük anlayışı temelinde mücadeleyi anlamlı bir adımla yükseltti. Türkiye Birleşik İşçi Partisi (TBİP) bundan sonraki yürüyüşünde de aynı anlayışı savunmaya devam edecektir. TBİP bir yandan var olan mücadeleci işçi/emekçi eğilimlerinin siyasal birliği için çalışacak, diğer yandan da esas olarak Türk, Kürt, Alevi, Sünni bütün kimlik ve inançlardan işçilerin, emekçilerin sömürü ve baskı düzenine karşı çıkış arayışının güçlü siyasal odağı haline gelmek için mücadele edecektir. Sermaye düzeninin hükümet partisi AKP tarafından tüm çalışanlara dayatılan kölece çalışma koşullarına karşı TEKEL işçilerinin verdiği mücadele yeni bir uyanış döneminin habercisi olmuştur. TEKEL direnişi daha önceki büyük madenci yürüyüşü, Bahar eylemleri, SEKA direnişi gibi sadece geçmişte kalan hoş bir anı olmamalı, gelecek büyük mücadelelerin ve başarıların başlangıcı haline getirilmelidir. Bunun yolu ise bütün işçi öncülerinin, dürüst, mücadeleci sendika yöneticilerinin birleşik kitlesel bir işçi partisinin oluşturulması yönünde harekete geçmeleri ile açılacaktır. Kendine ister sağcı, ister solcu isterse İslamcı desin büyük patronların bütün partilerine karşı işçilerin, emekçilerin, yoksul halkın kendi bağımsız siyasetini oluşturmaktan başka çıkar bir yolumuz yoktur. TBİP bütün varlığı ile böylesi bir davanın peşinde olmaya devam edecektir. TBİP, bütün işçi, emekçi ve yoksul halk güçlerini emperyalizm ve kapitalist sömürü düzenine karşı bağımsızlık, toplumsal eşitlik, adalet ve sömürüsüz bir toplum için siyasal mücadele birliğine çağırıyor.

2 DİSİPLİN GÜNCEL Bizim Taraf Zeki Kılıçaslan Asker, yargı ve demokrasi tartışmaları Son günlerde yargıdaki çekişme/ çatışmalar ve çok sayıda emekli veya muvazzaf üst düzey subayın gözaltına alınması ile rejim tartışmaları yoğunlaşmış durumda. AKP ve her kanattan destekçileri bu gidişi demokratikleşme yolunda büyük hamleler olarak sunarken bunun tam tersini lüklerinin önü açıldı. Bu bir anlamı ile demokratik hak ve özgürlüklerinin nispeten gelişebileceği bir toplumsal zemin yaratmıştır. Fakat öte yandan yine 1961 Anayasası ile daha da pekiştirilen şekilde Milli Güvenlik Kurulu ve üst düzey bürokratik organlar aracılığı ile seçimle gelen hükümetlerin iktidar alanları belirli bir çerçevede kısıtlanmış, bir nevi askeri-bürokratik vesayet rejimi süregitmekteydi. Ancak önce 1971 Askeri Darbesi, sonra 12 Eylül Askeri Cuntası eliyle 1961 Anayasası nın zemin sağladığı toplumsal demokratik gelişmenin önü tam olarak kendi ideolojisini kuran Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin bu yapısı Sovyetlerin yıkılması sonrası girilen dönemde artık işe yaramaz hale gelmişti. Küreselleşen sermaye düzeninin ihtiyaçları artık başka idi. Sermaye kendi saf egemenliği karşısında hiçbir işçi, emek veya sosyal devlet gücü istemiyordu. Dünya işçi sınıfının mücadelesi ile gelen bir kazanım olan sosyal devlet uygulamaları ile kendini meşrulaştıran kapitalist sömürü düzeni artık insan hakları ve demokrasi söylemi ile kendini anlatıyor, bireysel, ulusal/etnik veya dinsel/mezhebi askerin daha geri planda olacağı bir devlet yönetim şeklini işte demokrasi bu, nihayet demokratik bir düzen kuruyoruz diye topluma yutturmak istemekteler. Devlet yönetimi içindeki bürokratik organlar ile seçimle gelen güçler arasındaki bu güç paylaşımında seçimle gelen güçlerin egemen olması şüphesiz siyasal demokrasi anlamında bir ilerleme anlamına gelir. Ama bu değişim toplum içindeki egemenlik mücadelesinde aynı zamanda sermayenin işçi ve emek güçleri üzerinde tarihte görülmemiş ölçüde bir vahşi iktidar düzeni kurması ile birlikte İşçi haklarının ve sendikal örgütlülüğün çok daha kuvvetli olduğu 1980 lı yılların sonunda mı yoksa işçilerin neredeyse yüzde 70 den fazlasının hiçbir güvenceye, hakka sahip olmadan çalıştırıldıkları 2010 yılında mı daha demokratik bir İstanbul da yaşıyoruz? savunan görüşler de ortada dolaşıyor Askeri Darbesi sonrası gelen 1961 Anayasası ve ardından gelen dönemde uluslararası dengelerin de izin vermesi ile Türkiye de sendikal, sosyal hakların, örgütlenme ve gösteri özgür- kesilirken asker-sivil bürokratik yapının egemenliği kuvvetlendirilerek artırıldı. Soğuk savaş döneminde emperyalist/kapitalist dünya sisteminin çıkarları gereğince Sovyetlere karşı Anti Komünist zeminde Türk milliyetçiliği İşin olmadığı yerde adalet de olmaz demokrasi de! İşsizlere 860 bin kişi daha katıldı Türkiye İstatistik Kurumu 2009 Aralık ayı işsizlik rakamlarını açıkladı. Buna göre 2008 yılında yüzde 11 olan işsizlik oranı, 2009 yılında 3 puan artarak yüzde 14 e yükseldi. Böylece 2009 yılında işsiz sayısı bir önceki yıla göre 860 bin kişi artarak 3 milyon 471 bin kişiye ulaştı. Türkiye de tarım dışı işsizlik oranı ise bir önceki yıla göre 3,8 puanlık artışla yüzde 17,4 seviyesinde gerçekleşirken, kentsel yerlerde işsizlik oranı 3,8 puanlık artışla yüzde 16,6, kırsal yerlerde ise 1,7 puanlık artışla yüzde 8,9 oldu. Demokrasi sorunu liberaller tarafından ordunun siyasetteki etkisinin azaltılması sorununa indirgenmeye çalışılırken demokrasinin gerçekte nasıl kazanılacağını TEKEL işçileri gösterdi. kimlik haklarının geliştirilmesini devlet yönetiminde asker/sivil bürokrasinin rolünü azaltmayı savunurken sınıf zeminindeki toplumsal/sendikal/siyasal örgütlenme ve mücadelenin ise kökünü kazımaya çalışıyordu. Böylelikle sermayenin farklı grupları dışında ülke çapında seçimleri önemli ölçüde etkileyebilecek örgütlü hiçbir güç, emek gücü için bir alan kalmıyordu. Sermaye güçleri kendi çıkarlarına gelen gelişmeleri sanki tüm toplumun çıkarlarının gerçekleşmesi gibi anlatırlar. Geçmişte askeri darbeyi çağıran, alkışlayan ve askeri darbe zemininde kendi egemenliklerini geliştiren laik veya İslami tüm büyük patronlar şimdi İşçi Kardeşliği Sayı: 44 Mart 2010 Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Türkiye Birleşik İşçi Partisi adına Engin Bodur Yönetim Yeri: TBİP Genel Merkezi Öncebeci Mh. İncesu Cd. Doğan Apt. 7/B Çankaya/Ankara Tel: (312) İnternet: Hesap No: PTT Posta Çeki: Akbank: Baskı: Ofis Matbaa Yayın Kağıt Sanayii Ltd. Davutpaşa Kışla Cd. Güven Sanayi Sitesi No: 388 Topkapı/İstanbul Tel: (212) gelişiyorsa durup düşünmeliyiz. Sermaye güçleri tarafından demokrasi gelişiyor diye yutturulan son yıllardaki süreç, aynı zamanda işçi ve emek güçlerinin yok denecek kadar örgütsüz ve güçsüz olduğu bir zamana tekabül ediyor ise acaba gelişen demokrasi midir diye sormak gerekmez mi? Kapitalist bir toplumda bizim için demokrasinin en birinci koşulu ve göstergesi işçi/emek örgütlü gücünün ve özgürlüklerinin varlığı ve düzeyidir. İstanbul belediyelerinde çalışan işçilerin tümünün sendikal örgütlülüğe sahip olduğu 1980 lı yılların sonunda mı yoksa işçilerin neredeyse yüzde 70 den fazlasının başta taşeron şirketler olmak üzere hiçbir güvenceye, hakka sahip olmadıkları halde kölece çalıştırıldıkları 2010 yılında mı daha demokratik bir İstanbul da yaşıyoruz? Bu sorunun cevabı başka bir sorudur; kime göre daha demokratik? Bu satırları yazarken hükümetin uygulamalarına karşı TEKEL işçilerinin en temel hakları için yaptığı mücadele devam etmekte ve Balıkesir Dursunbey de çok sayıda maden işçisinin grizu patlaması sonucu ölümü haberleri gelmekte idi. İşte hem demokrasinin ne olduğu hem de Türkiye de demokrasinin geleceği bu gelişme ve olaylar içinde saklı. İşçi sınıfının toplumsal, sendikal, siyasal güçleri sermayenin askeri, bürokratik veya sivil güçlerinden bağımsız olarak ne kadar varsa ve ne kadar onlar üzerinde egemenlik kurabiliyorsa gerçek demokrasi de ancak o kadar vardır. 2 İŞÇİ KARDEŞLİĞİ

3 PARTİMİZ DİSİPLİN İşçi Kardeşliği Partisi (İKP) ismini Türkiye Birleşik İşçi Partisi (TBİP) olarak değiştirdi İşçi Kardeşliği Partisi (İKP) 1. Olağanüstü Konferans ve Kongresini 27/28 Şubat 2010 tarihinde İstanbul ve Ankara da yaptı. İşçi Kardeşliği Partisi 2010 Şubatı nın son haftasında yaptığı 1. Olağanüstü Konferans ve Kongre ile ismini Türkiye Birleşik İşçi Partisi olarak değiştirdi. Genel Başkan Zeki Kılıçaslan kongrede yaptığı konuşmada şunları söyledi: Bugün yoğun bir sürecin sonucu olarak bir araya geldik. ABD emperyalist sisteminin başını çektiği yoğun sömürü ve saldırı dönemini yaşıyoruz. Komşumuz Irak ta, Afganistan da dökülen kanlar devam ediyor, Yemen ve İran da aynı ateşin içine düşürülmeye çalışılıyor. Ne yazık ki Türkiye de emek güçleri bu yeni şekillenme dönemine örgütsüz olarak giriyor. Asıl önemli olan solun işçi emekçi sınıfıyla bağının kurulmamış olmasıdır. Bu parti asla kendini işçi sınıfının yerine koymayacak, bütün işçi ve emekçi halk güçlerinin siyasal birliğini hedefleyecektir, sınıfın her kesimine hitap eden bütün bileşenlerini demokratik bir şekilde biraraya getiren devletten ve sermayeden bağımsız bir yapı olarak ortaya çıkınca işçi sınıfıyla yeniden bağlarını kuracaktır. İşçilerin bağımsız bir siyasal güç olması bizim amacımızdır, bu yapının ne kadar devrimci olacağı sürece ve bileşenlerin tutumuna bağlıdır. Bu süreç ucu açık bir süreçtir ve bunu göze almak zorundayız. Umuyoruz ki buradan kararlılıkla çıkarız. Yaşasın İşçilerin Birliği, Yaşasın TE- KEL İşçilerinin Onurlu Mücadelesi! Genel Başkan Yardımcısı M. Şadi Ozansü, politik durum değerlendirmesinde şunları söyledi: Özellikle SSCB nin çöküşüyle dünyada ezilen halklar ve işçi sınıfı muazzam bir saldırıyla karşı karşıya kaldı. İlk dönemde bu saldırılara karşı koyamayan işçi sınıfı son dönemde direnişe geçmeye başladı, örneğin şu an AB politikalarına karşı Avrupa da (başı da Yunanistan çekiyor) ciddi bir karşı duruş var. Milyonlarca insan kazanılmış haklarını korumaya çalışıyorlar. Türkiye deki TV lerde Yunan işçi sınıfının tembel olduğundan bahsediliyor oysa aradaki fark Yunan işçi sınıfının örgütlü olmasından kaynaklanıyor. Oysa Türkiye de her şeyini kaybetmekle karşı karşıya olan bir işçi sınıfı var. Türkiye de çok ciddi bir çatışmayla karşı karşıyayız. Bir devlet yapısının yıkılıp yeni bir devlet yapısının kurulması sürecini yaşıyoruz. Biz herhangi bir kampın önderliklerine Kongrenin ardından TEKEL işçilerini ziyaret eden TBİP üyeleri isim değişikliğini ilk burada duyurdular. bakarak politika yapmamalıyız. Birinci önderlik ABD emperyalizmine bağlı AKP önderliği. Biz bu önderliğe karşı tavır alacağız ama destek veren kitleye, işçilere farklı bakmak zorundayız. Tekel işçileri bunu gördü, oy verdiği AKP önderliğinin ne kadar kendine düşman olduğunu gördü. Diğer tarafta ulusal sol var. Önderliği kim, paşalar ama onlara da güvenen milyonlar var. Bugün darbe yapmış olsalar ilk yapacağı Tekel işçilerini hapse atmak olurdu. Burada da önderlikle kitleleri ayırmak zorundayız. Ulusal sol önderliğe karşı tavır alırken bunlara destek veren işçilere farklı davranmalıyız. Bütün bu kamplar yüzünden biz devletten ve sermayeden bağımsız bir işçi partisi inşa etmek zorundayız. Ama unutmayalım üçüncü kutup olabilmemiz için iki kutbun tabanını kazanmak zorundayız. Bunun ilk adımlarını atmak için buradayız. Yapılan diğer konuşmalardan sonra İşten Atmak Yasaklansın Kampanyası, Kot Kumlama İşçileri Komitesi Faaliyetleri, Taşeron İşçi Örgütlenmesi hakkında bilgi verildi ve İKP Genel Saymanı Nevzat Kulaoğlu tarafından Kongreye Mali rapor okundu. Kongreye verilen aradan sonra gündemin Tüzük ve Program değişiklikleri maddesi üzerine tartışmalara geçildi, yapılan tartışmalar sonucunda aşağıda yazılı olan değişiklikler ve kararlar alındı. Kongre sonucu değiştirilen veya ek yapılan tüzük ve program maddeleri aşağıdaki gibidir. 1. Tüzük değişikliği: Madde 1.a: Partinin adı Türkiye Birleşik İşçi Partisi dir. Kısaltılmış biçimi TBİP dir. 2. Tüzük değişikliği: Madde 4.e ye ek: maddesinde üst üste üç dönem ibaresinden önce genel seçime katılma hakkı elde ettikten sonra ekinin gelmesi sonucu aşağıdaki gibi olmuştur. Partinin herhangi bir yönetim organına başkanlık edenler ile Genel Başkanlık a seçilen üyeler genel seçime katılma hakkı elde ettikten sonra üst üste üç dönemden fazla aynı makamda görev alamaz. 3. Tüzüğün 4. maddesine ek: Farklı sınıf içi eğilimlerin demokratik birlikteliğinde esas olan eylem birlikteliğidir. Bu temelde mekânlarda ve eylem hattında, partinin birliğinin dışında davranış ve eylem yapılamaz. 4. Program değişikliği, Amaç Maddesi: Türkiye Birleşik İşçi Partisi nin amacı: Ülkemizde işçi sınıfı önderliğinde emperyalizm karşıtı tüm güçleri seferber etmek, bir işçi-yoksul köylü hükümeti kurmak, dünyada ve Türkiye de sömürüsüz ve sınıfsız bir toplum oluşturmak 5. Programın Ekonomi Politika Maddesi ne ek: Tarım Ve Köy Politikası: Toprak işleyenin, su kullanandır. Büyük toprak sahiplerinin arazileri bir toprak ve tarım reformuyla yoksul ve topraksız köylüye bedelsiz dağıtılacaktır. Tarım işçilerinin sosyal güvenlik, sendika ve bütün demokratik hakları sağlanacaktır. Tarım işletmeleri verimlilik esasına göre yeniden yapılandırılacak, bu amaçla kooperatifçilik desteklenecek, ortak teknoloji kullanımı ve üretim geliştirilmesi sağlanacaktır. Çiftçinin eğitimi devlet tarafından yapılacaktır. Çiftçiler mazot, gübre, tarım aleti, tohum, damızlık vb girdilerde desteklenecek, çiftçi borçları silinecek, ipotekler kaldırılacaktır. Tarımda gübre, tohum ve diğer alanlarda her türlü bağımlılığa son verilecek, AB, İMF, DB, DTÖ nün dayatmaları reddedilecektir. Tarım alanları ve ürünleri yerli ve yabancı sermayenin genetik kirlenmesinden korunacaktır. Başta ormanlar ve sularımız olmak üzere doğal kaynaklarımız sıkı şekilde korunmaya alınacaktır. Yabancılara toprak satışı yasaklanacak, 2B alanları orman köylüsüne tahsis edilecektir. 6. Türkiye Birleşik İşçi Partisi ambleminin belirlenmesinde Merkez Yürütme Kuruluna tam yetki verilmesine karar verilmiştir. Yapılan tüzük ve program değişikliklerinden sonra Parti Örgütlenmesi ve Seçimler başlıklı gündem maddesine geçildi. TBİP Genel Başkanı Zeki Kılıçaslan aşağıdaki konuşmasını yaptıktan sonra kongre tamamlanmıştır: TBİP önümüzdeki seçime mutlaka girmeli, biz de bu hedef doğrultusunda çalışmalıyız. Patronların kampının karşısına işçilerin kendi öz partisini çıkarmalıyız. Bunun için de secime girme barajı olan 42 ilde örgütlenerek işçi sınıfının önündeki siyaset yapma engellerini kaldırmalıyız. Yaşasın İşçi Sınıfının Mücadelesi! Yaşasın Türkiye Birleşik İşçi Partisi! İŞÇİ KARDEŞLİĞİ 3

4 DİSİPLİN GÜNCEL PANEL Demokrasi! ŞİMDİ! Demokratik Çözüm Demokratik Türkiye Platformu tarafından 13 Şubat ta Eskişehir de düzenlenen panele İKP Genel Başkan Yardımcımız Şadi OZANSÜ katıldı. KESK Çok Amaçlı Salonunda gerçekleştirilen panelde katılımcılar genel olarak demokrasi ve barış sorunu, özelde ise Kürt sorununu tartıştılar. İlk söz alan BDP PM üyesi Yüksel MUTLU, Kürt sorununda demokratik sorunun AKP ve egemenler tarafından nasıl bir çözümsüzlüğe itildiğini anlattı. Mutlu, son dönemde BDP üye ve yöneticilerine karşı yürütülen saldırının da altını çizdi. Barış İçin Kadın Girişimi adına konuşan Ayşe BERKTAY ise savaşın kadınlar üzerindeki etkisinden ve barış dilinin yaygınlaşması için Kadın Girişiminin mücadelesinden bahsetti. Mazlum-Der Bursa Şube Başkanı Hasan ÜNAL; Türkiye de temel hak ve özgürlüklerin baskı altında olduğunu vurgulayarak ortak bir kimlik olarak İslam ın referans alınmasını önerdi. Panelin ilgi çekici konuşmasını yapan İKP Genel Başkan Yardımcısı Şadi OZANSÜ, Kürt sorununun nihai çözümünün Ortadoğu da aranması gerektiğini çünkü bunun temelde bir Ortadoğu sorunu olduğunu belirtti. Ortadoğu da ezilen halkların emperyalizme ve onun jandarmalığını yapan devletlere karşı ortak bir mücadele vermesi gerektiğini söyledi. Ozansü, konuşmasında Kurucu Meclis talebinin biran önce hayata geçirilmesi gerektiğini de vurguladı. Son olarak söz alan DBH Yürütme Kurulu Üyesi Mehmet SALTOĞLU ise, bütün kimliklerin eşit temsiline dayanan bir çatının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Salondan oldukça ilginç soru ve katkıların da alındığı panelde demokratik çözüm konusunda birbirinden farklı önerilerin olduğu görüldü. İK Eskişehir 13/02/2010 Madenlerde iş cinayetleri devam ediyor Aralık ayında Bursa Mustafakemalpaşa ilçesinde 19 işçi yaşamını yitirmişken, bir cinayet haberi de Balıkesir Dursunbeyli den geldi; 14 işçi toprak altında can verdi. Türkiye 1999 yılından bu yana maden kazalarında yaşanan işçi ölümlerinde dünya birincisi durumdadır. Madenlerdeki ölümlerin önemli bir kısmı çoğunlukla taşeron işçi çalıştıran özel maden ocaklarında meydana gelmektedir. Türkiye henüz Uluslararası Çalışma Örgütü nün (ILO) madenlerle ilgili 176 sayılı sözleşmesini imzalamamıştır. Bu koşullarda 1990 yılında redevans denilen yöntemle özel şirketlerin ve taşeronların yolu açıldı ve ardından kazalar (iş cinayetleri) patlamaya başladı. Bütün olaylarda olduğu gibi patronların cevabı hazırdı; Kader! Ama hepimiz biliyoruz ki bu cinayetlerin gerçek nedeni yeterli iş güvenliği tedbirinin alınmadığı, en ucuz maliyetle en fazla üretim yapmak ve kar etmek 4 İŞÇİ KARDEŞLİĞİ amacıyla hareket eden patronlardır. Patronlar işçileri küçük küçük taşeron şirketlere bölerek çalıştırmakta, bu yolla bir yandan sendikalaşmayı önlerken bir yandan da iş güvenliği birimlerini engellemektedir. Bu öylesi bir düzen haline gelmiştir ki örnek olarak en son patlamanın olduğu Dursunbeyli deki madende daha önce 2006 daki patlamada 17 kişi, 2005 te ise 1 işçi hayatını kaybetmişti. Var olan yasa ve yönetmelikler çeşitli yöntemlerle hiç uygulanmamakta, kuralsızlık ve ölüm normal çalışma kuralı haline getirilmiş durumdadır. Türkiye de bu alanda yasalar ve yönetmelikler çok kötü değildir. En acil sorun bunların nasıl uygulanacağıdır. İşçilerin siyasal ve sendikal örgütlü gücünden başka hiçbir şeyin de sorunu çözemeyeceği ortadadır. TBİP İrtibat Ankara Genel Merkez: Öncebeci Mh. İncesu Cd. Doğan Apt. 7/B Çankaya/ Ankara Tel: (312) Eryaman: Özlem Sarı Tel: (505) Mamak: Sevim Şimşek Tel: (312) İstanbul İl Merkezi: Aksaray Guraba Hüseyinağa Mh. Kakmacı Sk. Blok: 10 Daire: 14 Fatih (Aksaray Metro karşısı) Tel: (212) Anadolu Yakası: Rasimpaşa Mh. Nüzhet Efen di Sk. No: 36/5 Kadıköy Tel/Faks: (216) Bağcılar: Mustafa Durdağı Tel: (536) Bayrampaşa: Salih Aşkın Tel: (534) Esenler: Erhan Taş Tel: (535) Küçükçekmece: Osman Zorba Tel: (535) Gaziosmanpaşa: İsmail İşcan Tel: (546) Sarıyer: Yaşar Avcı Tel: (533) Zeytinburnu: Necdet Kılıçaslan Tel: (537) İzmir İl Merkezi : sokak, Kocaman İş Hanı, No:2 D:22 Kapılar, Konak Çetin Aryal: (507) Balıkesir İl Merkezi : Adnan Menderes Mh. Çarşı Mevkii No: 12 (Megyad üstü) Nadir Bıçakçı: (542) Muharrem Kartefe: (544) Eskişehir İl Merkezi: Cumhuriye mah. Porsuk Bulvarı, Dilem Sk. Çağlayan İş Merkezi, Kat 5, No: 47/d Tel: (222) Tekirdağ/Çorlu Ertuğrul mah., Peştemalcı Cad., Özdoyuran Cami altı. Saffet Bilgi Tel: (535) Antalya Hasan San Tel: (532) Bursa Rasim Gökçe: (539) Hamit Gün: (534) Edirne İbrahim Dinç: ( Gaziantep Mustafa Yanılmaz Tel: (536) Malatya Nazire Sarıkaya Tel: (536) Mersin İ. Halil Çakırlı Tel: (537) Yalova Enver Karagünli Tel: (505) Zonguldak Kadir Tuncer Tel: (542) İnternet

5 DİSİPLİN GÜNCEL Anadolu nun Yıkımını Tekel İşçilerinin Kavgası Engeller Bu toprakların sanayi hammaddesi de olan dört temel ürünü üzüm, tütün, şeker pancarı ve pamuktur. Üzüm binlerce yıldır üretiliyor ama Tariş ve Tekel le insanca yaşam ve geçim kaynağı oldu. Tütün 400 yıldır ekiliyor. Ege de, Karadeniz de ve Kürt illerinde küçücük köyler, kasabalar tütün sayesinde şehirler oldular. Şeker pancarı ile gelen şeker fabrikaları da öyle. Pamuğun öyküsü Sümerbank ın da öyküsüdür. Hepsi sosyal tesisleriyle, lojmanlarıyla insanca çalışma ve ücretlerle birer tarih oldular. Tabii ki buralarda kurulan sendikalarla gelişen işçi sınıfı haklarını aldılar, kavgalarını verdiler. Ormanları değerlendiren Seka ve kâğıt sanayii, hayvancılığı geliştiren Et Balık Kurumu ve Süt Endüstrisi Kurumunu da hatırlamak, unutturmamak lazım. Yağmalanmış madenciliğin yerini ölüm saçan siyanürlü altıncılar aldı. Henüz yok edemedikleri kömür işletmelerinin yerine getirilen özel işletmeler tam bir ölüm makinesi. Balıkesir de 4 Yılda bir onlarca işçinin ölümüne neden olan ocak sahibi patron, gazetelerinde melek olarak anlatılıyor. Hepsinin ölüm fermanı özelleştirmeler. Bugüne kadar özeleştirme adıyla yapılanların hepsinin tam bir yağmalama olduğu açığa çıkmıştır. Direnen Seka işçileri bugün Kocaeli Belediyesi nde kadroludur, diğerleri ya işsiz ya da 4C li olarak çalışmaktadır. Çay-kur, batırılmazsa özel sektörün kamuyla rekabet edemeyeceği çünkü kar hırsının nasıl kalitesizliği getirdiğinin bir örneğidir. Köylüyü çayı karşılığında işlenmiş çay vererek yağmalayan, mevsimlik ve sigortasız işçileri köle gibi çalıştıran patronların yaptıkları ortadadır. Tekelin ve tütüncülüğün öyküsü: 400 yıldır bu topraklarda ekilen tütün, Osmanlı İmparatorluğu yıkılırken o zamanki uşaklar tarafından 1884 yılında Reji ye devredildi. O yılların sömürgecileri ancak 42 yıl sonra İnhisar İdaresi nin kurulmasıyla durduruldu. Daha sonra tekel adını alan kurum ülkenin her yerinde yaprak tütün ekimi-alımı, işletme, sigara fabrikaları ve satışla milyonlarca insana iş sağladı. Tütün tarımı;12 Eylül askeri darbesiyle yıkılmaya başlandı. O yıllarda aile tütünden geçiniyordu. Bu üç milyon insan demek. Buna işçileri de eklersek üç buçuk milyon insan tütünden geçiniyordu demektir. Dünyaca ünlü tütünlerimiz de gerçek bir değerdi yılından önce sigara ithalatı serbest bırakıldı ve dünya devleri pazara daldı. Onların önünde direnmek ne mümkündü. Savaşı o gün başlatmalıydık ama 12 Eylül zulmü bütün örgütlerimizi yıkmıştı. Bir halkı köle yapmak için onun örgütlerini yok etmek gerekir yılında özelleştirme kapsamına alındı ve adım adım fabrikalar kapatıldı. En sonunda 2008 yılında dolara satıldı ve işçiler önce yaprak tütüne aktarıldı, ardından da işçi işten atıldı. İnsanlar çalışıyordu ama geçiniyorlardı Tekel her yıl 450 milyon dolar dış satım yapıyordu. Üç milyon kişiye iş ve aş sağlıyordu. Bağımsız bir ülkenin tarımı da bağımsız olur. Bağımsız bir ülkenin sanayi üretimi de bağımsız olur. Bağımsız bir ülkenin dış alım ve satımı da bağımsız olur. Washington dan ve Brüksel den yötilmek istemiyoruz. Yağmalanan kamu işyerleri tazminatsız olarak yeniden kamulaştırılsın. İnsan sağlığına tütün zararlı ama kimyasal zararlarıyla daha hızlı yıkım yapan Amerikan tipi ithal sigaralar yasaklansın. Tekel, Tariş, Şeker işçisinin yanında safları sıklaştıralım, mücadeleyi birleştirelim. Fabrikalarımızı geri alacağız. Soruşturmalara Hayır! DEMOKRATİK ÜNİVERSİTE İSTİYORUZ KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ SORUŞTURMA KARŞITI PLATFORM Arkadaşlar! Emperyalist/kapitalist sistem eşine az rastlanır krizlerinden birini yaşıyor. Milyonlarca çalışan kriz bahanesiyle işlerinden atıldı. Çalışanların ücretleri düşürüldü, çalışma saatleri uzatıldı, sosyal hakları ellerinden alındı. Çalışma hayatında geçmişte sınıf mücadeleleri yoluyla kazanmış oldukları bütün haklar birer birer budandı. Patronların ve onların hükümetlerinin, dışarıda Tekel, Marmaray, Esenyurt Belediyesi, İstanbul Büyükşehir İtfaiye ve Muğla Yatağan Termik Santral işçilerine karşı yürüttüğü saldırıyı YÖK üniversitelerimizde bize karşı yürütüyor. Biz öğrencilere üniversitelerde siyaset yapma yasağı getiren YÖK ün kendisi, bize karşı en aktif siyaseti yürütüyor. Arkadaşlar! Biz bu siyasetin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu siyasetin adı baskıdır, soruşturmadır, cezalardır. Okulumuzda ilk dönem demokratik haklarını kullandıkları gerekçesiyle 68 öğrenci hakkında soruşturma başlatıldı. Bunlardan birincisi 6 Ekim de okulumuza gelen Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün protestosudur. Bu işçi düşmanı, patron dostu bu Amerikancıyı okulumuzdan kovduğumuz gerekçesiyle arkadaşlarımıza disiplin soruşturmaları açıldı. İkinci soruşturma saldırısı bir başka işçi düşmanı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu nu, bu iflah olmaz patron sevdalısını protesto ettiğimiz gerekçesiyle başlatıldı. KOÜ rektörlüğü bu iki Amerikancıyı bize tercih ederek sahiplendi ve hiç hak etmediğimiz halde hakkımızda soruşturma başlattı. Hiç hak etmediğimiz halde Özel Güvenliğin ve Jandarmanın saldırısına uğradık, biber gazı yedik. Diyarbakır da polis kurşunuyla öldürülen Kürt arkadaşımıza sahip çıkmamız da bir başka soruşturma gerekçesi olarak önümüze koyuldu. Son soruşturma saldırıları ise iki ayı aşkın süredir Ankara da işlerini kaybetmemek için 4C/4B dayatmalarına karşı mücadele eden TEKEL işçilerine destek verdiğimiz gerekçesiyle başlatıldı. Arkadaşlar! Şimdi size soruyoruz: Tekel işçilerine destek vermek, ABD emperyalizminin yerli uşaklarını üniversitemizden kovmak, harçların kaldırılmasını, yemeklerin düzeltilmesini istemek suç mudur? Asıl soruşturulması gereken bizler miyiz yoksa hakkımızda soruşturma başlatan Rektör ve Dekanlar mıdır? Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanlığı, Tekel işçilerine destek vermek amacıyla demokratik haklarını kullanan 96 öğrenci hakkında açtığı soruşturmayı öğrencilerin ve kamuoyunun tepki göstermesi üzerine geri çekmek zorunda kaldı. Çünkü hiçbir hukuki dayanakları yoktu. Biz de bu soruşturmaların hiçbir hukuki dayanağının olmadığını düşünüyoruz ve buradan Kocaeli Üniversitesi Rektörlüğü ne, Dekanlıklarına sesleniyoruz: Dayattığınız disiplin yönetmelikleri ve soruşturmalarla bizleri susturamazsınız. Susmayacağız! YÜKSEK ÖĞRETİM KURUM- LARI ÖĞRENCİ DİSİPLİN YÖNETMELİĞİ NİN 6, 7, 8 ve 10. Maddeleri nde yer alan hükümler 9. Maddede yer alan hükümlerle çelişmektedir. 9. Madde nin c bendinde: Siyasal ve ideolojik amaçlar dışında boykot, işgal, engelleme gibi eylemlere teşebbüs etmek veya yükseköğretim kurumunun hizmetlerini aksatacak davranışta bulunmak disiplin suçu işlemeyi gerektiren bir fiil olarak tanımlanmıştır. Biz de tam da bunu söylüyoruz. Kimse bizi öğrencilik sıfat, şeref ve haysiyeti ile bağdaşmayan hal ve harekette bulunmakla suçlamasın. Bizim tavrımız siyasi ve ideolojiktir. İşte bu nedenle yönetmelikteki çelişkinin öğrencilerin lehinde düzeltilmesini istiyoruz. Kocaeli Üniversitesi Soruşturma Karşıtı Platform olarak; Disiplin cezası alan öğrencilerin cezalarının iptal edilmesini Soruşturmaların öğrencilerin lehinde sonuçlandırılmasını YÖK ün tarihli ve sayılı YÜKSEKÖĞRETİM KU- RUMLARI ÖĞRENCİ DİSİPLİN YÖNETMELİĞİ NİN Anayasaya dahi aykırı olan 8. maddesinin c ve f bendinin, 10. Maddesinin b ve c bendinin yönetmelikten çıkarılmasını Jandarma ve Özel Güvenlik Birimlerinin öğrencilere müdahale etmesinin yasaklanmasını Üniversite çalışanlarının ve akademisyenlerinin sendikalaşma hakkının tanınmasını istiyoruz. Taleplerimizi gerçekleştirmek için her türlü hukuki ve siyasi mücadeleyi vereceğimizi ilan ederiz. İŞÇİ KARDEŞLİĞİ 5

6 SENDİKALARIMIZ DİSİPLİN Röportaj Tek Gıda-İş Genel Sekreteri Mecit Amaç ile süreç üzerine görüştük. (Görüşmede bütün bir süreç üzerine değerlendirme yapan Amaç ın röportajının uzunluğundan dolayı bir kısmını yayınlayabiliyoruz.) 6 İŞÇİ KARDEŞLİĞİ 4 Şubat ta biri hariç diğer konfederasyonların aldığı karar çerçevesinde bir günlük dayanışma grevi yapıldı. Yapılan greve ilişkin sizin değerlendirmenizi alabilir miyiz? Mecit Amaç: Dayanışma grevine gelmeden önce yapılan bütün eylemlilikler ve konfederasyonların çağrısı sonucu hükümetle yapılan görüşmelerde istenilen sonuca ulaşılamadı. Hükümet 4-C den vazgeçmeyerek, bazı iyileştirmeler yaptı ve kabul etmemizi istedi. Alırsanız bu, almazsanız da siz bilirsiniz dediler. Başbakan yaptığı açıklamalarda siz 72 milyon değilsiniz, ben yetimin hakkını yedirmem diyerek işçileri öfkelendirdi. İşçilerin bu öfkesi karşısında Türk-İş diğer konfederasyonları görüşmeye çağırdı. Yapılan toplantıda da 1 günlük dayanışma grevi kararı alındı. Önce 3 Şubat olarak açıklanan tarih 4 Şubat olarak değiştirildi. Eylem kararının altına imza atan iki tane yandaş sendika kararı uygulamaktan vazgeçti. Memur-Sen verilen haklar yeterlidir, sendika artık buna uymalıdır diyerek çekildi. Hak-İş ise bir beyanat vermeksizin fiilen katılmadı. Onlar da Memur-Sen le aynı şeyi el altından dillendirdiler. Ancak bu konfederasyonlar Tekel işçilerinin özlük haklarını almadan bir çözümden yana olmadıkları gerçeğini göz ardı ettiler. Tekel işçilerinin köklü bir örgütlü geçmişi vardır. Bu insanlar 4-C yi kabul edip de; kölelik koşullarında, örgüt haklarından mahrum olarak gittikleri yerde kapıkulu olmak istemiyorlar. 18.yy şartlarına rıza göstermiyorlar. Yandaş sendikaların tutumu ve dezenformasyonuna rağmen 4 Şubat eylemi başarılı olmuştur. İstenilen düzeyde olmasa da Türkiye nin birçok yerinde etkili olmuştur. Hem işe gitmeme hem de yapılan eylemler güzel oldu. Tek Gıda-İş Sendikası olarak bu desteği veren herkese teşekkür ediyoruz. İşverenlerin bile desteğini gördük. Bunun nedeni toplumun kamu vicdanındaki yerimizdir. Patronlar da evine gittiğinde eşleri ve çocukları sorgular olmuştu. İnsanlar akşam evlerinde yemek yerken veya evin ısısı düştüğünde kaloriferciyi haberdar ederken eşler ve çocuklar acaba Tekel işçileri ne yapıyordur diye düşündüklerini ifade ettikleri binlerce destek, mesaj geldi. Evimizde yemek yerken boğazımızdan geçmedi, tenceremizi ve kaşığımızı alıp buraya geldik diyenleri gördük. Keza buradaki esnaf başta olmak üzere Ankara halkının desteğiyle 55 gündür mücadelemize coşkuyla devam ediyoruz. Çözüm genel grevde değil mi? İşçiler baştan beri genel grev diyorlar. Biz sendika olarak hep şunu söyledik. Genel grevin koşulları çok farklı. Türkiye de uzun yıllardan beri uygulanmamış bir genel grev var. Genel grev deyip bu işin fiyaskoyla sonuçlanma olasılığı da var. Biz genel grev yerine bir günlük dayanışma grevinin daha doğru olacağını söyledik. Genel grev dendiğinde Türkiye de herkesi ilgilendiren bir olayın olması gerekir. Örneğin genel sağlık konusunda veya başka bir konuda herkesi candan ilgilendirebilecek bir konuda olduğunda herkesin canı yanar ve herkes buna destek verir. Tekel işçilerinin mücadelesi sadece Tekel işçilerinin mücadelesi değil. Tekel işçilerinin 4-C konusundaki kısmi başarısı bile sadece tekel işçisini ilgilendirmiyor. Tekel işçileri eğer özlük hakları ile geçiş yapabilirse bu özelleştirme sonucu işinden olacak diğer işçilere de örnek teşkil edecektir. Madem genel grev için herkesi ilgilendirecek bir konu olmalı diyorsunuz. İşten atmak yasaklansın, herkese iş talebi hem tekel işçilerinin sorununa çözüm hem de toplumun büyük çoğunluğunu ilgilendiren can alıcı bir talep değil mi? Böyle bir taleple tekel işçilerinin mücadelesi birleştirilerek genel grev çağrısı yapılamaz mı? İşten atmak yasaklansın kampanyasına Tek Gıda-İş Sendikası olarak biz de destek vermiştik. Doğru bir tespit aslında. Benim söylediklerimden genel grev istemiyor anlamı çıkmasın. Biz tabi ki genel grevi istiyoruz ama ülkede bir hayal kırıklığı yaşansın da istemiyoruz. Sendika olarak biz objektif şartları değerlendirmeye özen gösteriyoruz. Önümüze toplumun kaldıramayacağı yükler koyup sonra bir hayal kırıklığı yaşatarak toplumun moralini ve motivasyonunu da bozmak istemiyoruz. Bir dayanışma grevinde örneğin toplumun yüzde 60 ı destekledi derseniz ben bundan mutlu olurum. Ama siz genel grev derseniz ve toplumun yüzde 60 ı sizi destekler yüzde 40 ı sizi desteklemezse bu genel grev olmaktan çıkar. Biz böyle bir duruma düşmek istemedik. Bu sebeple de genel eylem dedik ve 1 günlük dayanışma grevini destekledik. Sendikanın kararı doğrultusunda açlık grevlerine başlandı. 3 gündür açlık grevi yapan gurubun yerine yenileri geçti ve bu gurubun açlık grevinin süresiz olacağı konuşuluyor. Bir sendikanın açlık grevi kararı alması Türkiye de çok rastlanılan bir durum değil. Açlık grevi kararının alınması, sendika yalnızlaştırıldığı için mi bu noktaya gelindi sorusunu akla getiriyor. Çünkü işçinin esas olarak gücünün üretimden gelen güç olduğu bilinir. Bu eylem bir kazanıma yol açabilecek mi? Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Açlık grevini sendika olarak tasvip etmediğimizi, benimsemediğimizi bilmenizi isterim. Cezaevlerindeki süreci yakından takip eden, yapılan açlık grevini bilen, sonuçları açısından da yüreği yanan insanlardan birileriyiz sendika yönetimi olarak. Biz bu kararı almak zorunda kaldık. Tekel işçileri olarak yola çıkarken ölmek var dönmek yok demiştik. Tekel işçilerinin de başından beri açlık grevleri ile ilgili büyük bir talepleri vardı. Biz bunu hep erteledik, öteledik. Son çare olarak düşünülebileceğini söyledik. Tekel işçileri sınıf kardeşlerinin desteğinin yanında kendilerinin de bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyor. Sendika ve işçiler olarak mücadelemizi sürdürürken bir tarafı kırmadan, dökmeden, meşru sınırlardan çıkmadan bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Kamuoyu önünde haklılığımızı, meşruluğumuzu yitirmeden mücadelemizi yürütmeye çalışıyoruz. Daha önce başlanılan açlık grevini görüşme sürecinde erteledik. Ama gelinen noktada iyi niyetle yol alınmadığını gördük ve tekrar başladık. Ben de ilk gurupta vardım. Evvelki gün yeni arkadaşlarımıza devrettik. Açlık grevinin insan sağlığını olumsuz etkilediği bir gerçek. Nitekim 3 günlük grevde ben de bazı sağlık sorunları yaşadım. Bunun süresiz olmaması yönünde arkadaşları uyarıyor ve telkin ediyoruz. Ne var ki açlık grevi çaresizliğin çaresi. Tabi ki bir genel grev sonuç almakta çok daha etkili olur. Ama bizim de ayaklarımızın yere basması lazım. Türkiye de 5 6 milyon işsizin olduğu bir yerde çok da düşman edinmeden bu eylemi sürdürmek zorundayız. Yarın Tekel işçisi için insanlar genel greve çıktığında bir 10 bin, 20 bin insanın daha işsiz olma ihtimalini de hesaba katarak, kimden ne isteyeceğimizi bilerek yol almak durumundayız. Biz sendika ve Tekel işçileri olarak üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz, dostlarımızın da bizim için ne yapabilecekse onu yapmalarını bekliyoruz. Tekel işçilerinin 55 güne ulaşan direnişlerinde moralleri nasıl? Kararlılıkları ne durumda? İşçiler fiziki anlamda yıprandı, sağlıkları olumsuz etkilendi ama bütün bunlara rağmen ilk günkü gibi kararlı bir şekilde devam ediyorlar. İlk günden beri burada olan işçiler var. İnançla, inatla direniyorlar, moralleri de son derece yüksek. Geldikleri günden daha yüksek moralleri. Geldikleri gün acaba kaç gün dayanırız diye kaygıları vardı. Şimdi yok. Bununla birlikte birkaç endişemiz vardı. Bir tanesi salgın hastalıktı, özellikle domuz gribi. Korkulan olmadı. İkincisi kamuoyu desteği azalırsa biz ne oluruzdu. Günden güne artan destek direncimize direnç kattı. Üçüncüsü işçilerin dirençleri ile ilgili idi. Bunun da yersiz olduğunu gördük. Tekel işçileri giderek bir kıskaç içine alınıyor. Ay sonunda ya 4-C li olursun ya da işsiz kalırsın dayatması var. Sürenin sonunda bu hala çözülmemişse biz sendika olarak bir referandum yapmak zorunda kalırız. Tekel işçilerinin mücadelesinin dünya kamuoyunun da dikkatini çektiği de bilinen bir gerçek. Peki, uluslararası desteğe ilişkin bilgi verir misiniz? Uluslararası destek konusunda Avrupa Parlamentosu ndan, Almanya Parlamentosu ndan 6 7 tane milletvekili geldi. Almanya dan, Belçika dan, İsviçre den birçok sendikacı burayı ziyaret etti. Hollanda da Tekel işçileri dayanışma gecesi düzenlendi. Almanya da Verdi sendikası 4 Şubat ta 10 bin kişiyle iş durdurarak eylem yaptı. Beş bin işçiyle Türkiye Konsolosluğu önüne yürüyüş yapıldı. Almanya nın birçok vilayetinde siyah çelenkler konuldu. Almanya da göçmen işçilerin de içinde bulunduğu bir kampanya yürütüldü. Dünyanın 108 ülkesinden 6 bin civarında çeşitli kurumlardan destek mesajı geldi. Kış koşullarında böyle bir eylemin yaşanmadığı, Avrupa parlamentosunda bile konuşuluyor. Bu dayanışmayı büyütmek, desteği artırmak tabi ki çok daha güzel olur. Uluslararası Bağlantı Komitesi nin de bu konuda yardımcı olması, kampanyanın örülmesi, büyütülmesi, dünya ölçeğinde yayılması elbette anlamlı ve önemlidir. Bu konuda bize de düşen bir şey varsa sendika olarak yardımcı olmaya çalışırız. Peki uluslararası destek konusunda öncelikle sınıf kardeşlerinizden istediğiniz nedir? Avrupa Parlamentosu nun bunu gündeme alıp, bu konuda Türkiye ye yaptırımda bulunması bizim için önemli. Acil bir heyetle Türkiye ye gelmelerini bekliyoruz. Uluslararası Bağlantı Komitesi nin Kasım da Cezayir de yapacağı Açık Dünya Konferansı na Genel Başkan ve sizin davetli olduğunuzu belirtmek isterim. Özellikle son yıllarda Türkiye de önemli bir mücadelenin yürütücüleri olarak sizlerin Konferansta bulunmanız ve deneyimlerinizi paylaşmanız konusunda katılımınızı önemsiyor ve sizleri bekliyoruz. Böyle bir konferansı düzenleyen kurum, kuruluş herkese sizin nezdinizde teşekkür ediyorum. Doğru bir iş yapılıyor. Biz de o konferansta olmaktan onur duyarız. O günün şartlarında ben mi olurum başkan mı olur ya da ikimiz mi oluruz bilemem ama şartlar uygun olursa memnuniyetle geliriz.

7 SENDİKALARIMIZ DİSİPLİN Aynur Çamalan Yalnız Değilsin! 13 yıldır Tübitak ta çalışan Tez-Koop-İş sendikası üyesi Aynur Çamalan, işçi kardeşlerine (TEKEL) destek verdiği gerekçesiyle 4 Mart günü işinden atıldı. Tübitak ı işçi düşmanı, patron dostu tavrından dolayı kınıyoruz. Tübitak tarafından işten çıkartılan Aynur Çamalan'ın tarihi saat 09.00'da başlattığı oturma eylemine, başladığı saatten itibaren, partimiz Türkiye Birleşik İşçi Partisi Ankara İl Başkanlığı düzeyinde tam destek sağlanmıştır. Ülkemizde bilim üretmek adına varolan Tübitak, Tekel işçilerine destek verdiği gerekçesi ile, kendi bünyesinde 13 yıllık emeği olan Aynur Çamalan'ı, hiç bir hukuksal dayanağı olmayan gerekçelerle işine son vermesini kınıyoruz. Aynur Çamalan'ın onurlu ve haklı eylemini provoke etmek amacı ile Tübitak tarafından yönlendirilen grupların eylemleri ve Emniyet Mensuplarının gözaltına alma girişimleri partimiz İl Örgütünün müdahalesi ile engellenmiştir. Böylelikle, İşçi eyleminde ki kararlılığın etkisi, birkez daha kendisini göstermiştir. "İşten Atılmalar Yasaklansın" kampanyası doğrultusunda partimizin başlattığı sınıf hareketlerini destekleme programı çerçevesinde il örgütümüz, bundan sonra da bu tür eylemlere bütün gücü ile katılacak ve önderlik edecektir. TBİP ANKARA Kavga bitmedi daha yeni başlıyor Tekel-Tariş Zafere Kadar Direniş Bir yıldır üretime ara veren Avrupa nın en büyük iplik fabrikası olan Tariş İplik ve Dokuma Fabrikası kapatıldı. 560 işçi sokakta. Tariş Genel Müdürlüğü, 1 Mart ta Türkiye Tekstil Örme ve Giyim Sanayici İşçileri Sendikası nda (TEKSİF) örgütlü 560 işçinin işine son verdi. Bir yıldır fabrikalarının yeniden üretime başlayacağı günü iple çeken işçiler, 1 Mart sabahı fabrika önünde işten çıkarıldıklarını öğrendiklerinde neye uğradıklarını şaşırdılar. İşçilerin işlerine geri dönme umudu öfkeye dönüştü. Avrupa nın en büyük iplik fabrikası kapatılırsa sessiz sedasız gitmeyiz diyen işçiler, Tariş halkındır, Tariş İplik e sahip çık sloganıyla pamuk üreticisini de yanlarına alacaklarını ve her türlü mücadeleyi vereceklerini açıkladılar. Öte yandan Tariş işilerine en büyük desteği yine kendileri gibi işçi olan işçi kadeşleri veriyor. Ankara da 79 gün boyunca 4-C uygulamasına karşı direnen İzmirli 60 Tekel işçisi 2 Mart ta çadırlarını toplayarak memleketleri İzmir e döndüler. Tekel işçileri İzmir e varır varmaz ellerinde bavullarıyla TARİŞ işçilerini ziyaret ettiler. Tekel tariş zafere kadar direniş sologanları atan Tekel işçileri, Ankara ya tekrar geri dönene kadar Tariş işçilerinin yanında mücadelerini sürdürecekler. Silikozis Abdülhalim Demir Silikozis hükümetin gündemindeydi Biz Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi olarak 4 Şubat Perşembe günü Ankara daydık. Kot kumlama işçilerinin emeklilik haklarının verilmesi için görüşmeler yaptık. Saat 13:30 da Meclis İdare Amiri Orhan Erdem i ziyaret ettik. Gitiğimizde yanında eski Tarım Bakanı Sami Güçlü de vardı. Sorunumuzu ve yapılması gerekenleri anlattık bizleri can kulağıyla dinlediler. Sorunun çözümü için Çalışma Bakanlığı yla görüşüp yapılması gerekli olanın yapılması için adımlar atacaklarını söylediler. Ardından Ak Parti MKYK üyesi, Demokrasi Komitesi Başkanı ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma, Sosyal İşler Komisyonu Başkanvekili Agah Kafkas la görüştük. Kendisi eski bir sendikacıymış bizlere çok ilgi gösterdi böyle bir komite oluşturup bu açık yaraya parmak bastığımız için bizlere teşekkür etti ve bundan böyle bizlerin ordaki takipçisi olacağını söyledi ve bizlerle beraber TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil ve Ak parti grup Başkanvekili ve MYK üyesi Bekir Bozdağ la olan randevularımıza eşlik etti. Ak parti Başkanvekili Bekir Bozdağ bizlere bu konuyu gurup olarak da ele alacaklarını ve MYK gündemine alıp Başbakan la da paylaşacağını söyledi ve çözümü için bizlere söz verdi. Bizleri Mecliste Parlemento Muhabirleri derneği Başkanı Göksel Bozkurt karşılamıştı ve kendisi bir komite üyesi gibi bütün görüşmelerimize katılmıştı. İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer Üskül le olan randevumuzu da Parlemento Muhabirler Derneği nde yapmıştık. Zafer Üskül bizlere biz bu sorunu çözmüştük geriye ne kaldı ki diye toplantıya başlamıştı. Silikozisin hıfzı sıha grubuna alınması konusunda katkıları olmuştu ve bu atılan adımı tam çözüm olarak görmüştü. Biz silikozisin hıfzı sıha gurubuna alınmasını önemli bir adım olarak görüyoruz ve önemsiyoruz ancak bu sadece sağlık haklarından faydalanmalarını sağlayabilir. Biz meslek hastalıkları hastanelerinden meslek hastalığı raporu alanlara maluliyetleri oranında iş göremezlik gelirinin bağlanmasının aslında çözüm için son adım olacağını söyledik. Yani bu hasta işçilerin sosyal güvenlik kapsamına alınmasını talep etik. Kendisi beni de komiteden biri olarak görebilirsiniz ben sonuna kadar yanınızdayım dedi Aslında biz böyle bir yaklaşım beklemiyorduk, daha çok kulakları tıkalı bizi dinleyecekler ve geçiştirmeye çalışacaklar diye düşünüyorduk. O gün dışarıda genel grevin olması mı etkili oldu yoksa gerçekten bu kadar samimiler mi, bunu atacakları çözüm adımıyla anlayacağız. Biz son görüşmemizi Bingöl Milletvekili Yusuf Coşkun la yaptık. Kendisi daha önceki görüşmelerimizde de bizlere eşlik etmişti. Ve Başbakandan bizler için bir randevu talep etmesini istedik. Bizler için en kısa zamanda böyle bir randevu ayarlayacağını söyledi. Önümüzdeki haftalarda Ankara da yapacağımız son görüşme için orda olacağız. Son görüşme diyorum zira Başbakandan daha üst görüşme yapacağımız kimse yoktur. Eğer sorunu çözerlerse kendilerine teşekkürlerimizi sunarız, yok çözmezlerse biz işçiler olarak Ankara da ölümüne yatacağız İŞÇİ KARDEŞLİĞİ 7

8 SENDİKALARI DİSİP 20 Şubat ta on binler Tekel işçisiyle beraberdi Tekel işçileriyle dayanışmak amacıyla dört konfederasyon, sendika temsilcilerine Ankara da 20 Şubat ta eylem çağrısı yapmıştı. Konfederasyonlar çağrıyı yaptı yapmasına ancak sendikalar hemen bu çağrıyı yorumladı ve sendikalardan araç ayarlamamayı, özel araçlarla temsilci taşımayı uygun buldu. Türkiye 80 li yıllardan bu yana bu denli büyük bir işçi direnişi görmedi ve böylesi bir direnişin ay sonu müdahale tehditleriyle karşı karşıya kaldığı son haftalarda konfederasyonların sadece sendikal temsilin esas alındığı bir eylem çağrısı yapmış olması görev savma yorumunu hak ediyor. Konfederasyonlar araç kaldırmama kararı alarak Türkiye nin dört bir yanından işçilere destek vermek için eyleme taşınabilecek kitleyi de eylem alanına taşımayı reddetmiş ve eylemin sönük geçmesinin birinci dereceden sorumlusu olacaklarını ilan etmiş oldu. Ancak Tekel işçilerinin sürdürdüğü direniş öylesine etkili ki kitleler sendikaların imkânları yerine kendi imkânlarını yaratarak eyleme katıldılar. Yaklaşık 30 bin kişi sendikal bürokrasinin bu görev savma kararına rağmen Sakarya caddesini doldurdular, gecelerini Tekel işçileriyle beraber çadırlarda geçirdiler ve alanda şu sloganı tekrar tekrar attılar: TEKEL İŞÇİSİ YALNIZ DEĞİLDİR 8 İŞÇİ KARDEŞLİĞİ Tekel işçileri direnişlerinin 77. gününde Danıştay dan gelen haberle sevindiler. Davalarının meşruluğunu ve haklılığını cümle âleme duyurup, direnişlerine devam ederlerken Danıştay ın, Bakanlar Kurulu Kararı nın, TEKEL işçilerinin de aralarında bulunduğu geçici personelin 4/c ye geçiş için 30 günlük süre içinde ilgili kurumlara başvurmasını öngören hükmünün yürütmesini durdurması kararını halaylar çekerek karşıladılar. Bu karar 4-c ye başvurmayan yaklaşık 5 bin TEKEL işçisine hem işsizlik ödeneğinden yararlanma imkânı hem de hükümetin kuşatmasını aralayan bir kapı demek. Bu kararın alınmasının TEKEL işçilerinin mücadelelerinin sonucu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Önce zaferler kazanılır, hukuk sonradan buna uyar gerçeğini bu örnekte de görebiliriz. Yalnız bu kararın ara karar olduğunu, davanın esastan görüşülmesinin devam ettiğini unutmamak gerekiyor. Dolayısıyla kavga bitmedi daha yeni başlıyor. Tek Gıda-İş başkanı Türkel in de ifade ettiği gibi TEKEL mücadelesinde yeni bir süreç başlıyor. 4/c yi kabul etmedik, bundan sonra da 4/c yi yok edeceğiz sözlerinin gerçekleşmesi için daha yapılacaklar var. Bu karar başta Türk-İş olmak üzere diğer konfederasyonlara mücadeleyi sonuç alıcı eylemler örgütleme hususunda ikinci bir şans vermiştir. Eğer Danıştay ın kararı olumsuz olup ve işçilere saldırı olsaydı, konfederasyonların 22 Şubat ta aldıkları kararlar bir utanç belgesi olarak kalmaya mahkûm olurdu. Bu duruma açıklık getirerek devam edelim. Bilindiği üzere 4 konfederasyon İstanbul da Disk e Röportaj Durumunuzu şiirle ifade etmişsiniz. Mehmet BENGÜ: Evet. Nağmeler adında 200 tane şiirden oluşan bir şiir kitabım da var. Kaç gündür buradasınız? Tokat çadırına ilişkin bilgi verir misiniz? 55 gündür buradayım. Tokat taki fabrikada 800 çalışan var. 500 civarı işçi burada. Tabi zaman zaman bu sayı arttı. Türk-İş ve sendikaların eylem kararlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Alınan eylem kararları yeterli değil. Açlık grevi yapan arkadaşlara üzülüyorum. Daha radikal eylemler yapılmalı. Burada 100 değil 200 çadır olmalıydık. Sözde değil özde bir destek olması lazım. Mustafa Türkel deki kararlılık diğerlerinde de olmalı. Mustafa Kumlu nun bu kadar pasif kalmasını AKP ile olan bağına bağlıyorum. Son olarak ne söylemek istersiniz? Nasrettin Hoca fıkrası bizim durumumuzu ve isteğimizi özetliyor aslında. Nasrettin Hoca saz çalıyormuş. Yalnız saz çalarken eli hep aynı perdede duruyormuş. Hocayı gören herkes bu duruma şaşırmış ve böyle saz çalınır mı hoca demişler. Nasrettin hoca onlara şöyle cevap vermiş. Kavga Bitmedi Da Herkes bu perdeyi arıyor ama bulamıyor. Bizim mücadelemizde herkesin arayıp da bulamadığı perde bulundu. Ezilenlerin, işçilerin perdesi. Biz perdeyi bulduk, tele mızrap vurmak diğer sınıf kardeşlerimize düşüyor. Kaç gündür buradasınız? Şu anki durumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz? Gaffari Göçer: 55 gündür Adıyaman lı arkadaşlarımla buradayım. Türk-İş süreyi fazlasıyla uzattı. Artık ne kararlar alınacaksa bir an önce alınmalı. Bundan sonra yapılması gereken genel ait bir mekânda bir araya gelip toplantı yaptılar. Toplantı sonucunda da aldıkları kararları paylaştılar. Konfederasyonlar, bugüne kadar aldıkları tüm eylemlilik kararlarında TEKEL işçisinin ve TEK GIDA-İŞ Sendikası nın iradesini esas almıştır. Konfederasyonlar bundan sonra da TEKEL işçisinin iradesine uygun davranacak ve TEK GIDA-İŞ Sendikasının alacağı kararlara uyacaktır. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm eylemlilikler bu kararlar üzerinden şekillendirilecektir. Acaba gerçekten bu doğrultuda kararlar alındı mı? 21 Şubat ta yine 4 konfederasyon başkanı TÜRK-İŞ önünde eylem sonrası (12.00) açıklama yaparken başkanların sözünü işçiler sık sık genel grev, genel direniş; şalter inecek bu iş bitecek gibi sloganlarla kestiler. KESK başkanı genel grev sözcüğünü sloganlar neticesinde söylem da en büyük alkışı almışt açık ve net olarak başkan Açıklanan metni satır s şında doğru düzgün k sorunlara ilişkin tespitle ve benzeri söylemlerle m siniz. Buraya kadar işçil Türk-İş başkanı baklayı karıyor. Bakın ne diyorla sorun çözülmediği dur rinin karşılanmaması ve nezdinde bir sonuç verm 2010 tarihinde, bu dört federasyonlara üye tüm leneceği ve üretimden g Tekel işçileri ile görüştü grevdir. Açlık grevi son çaredir. 12 yıllık işçiyim. Sendika sadece benden 7 milyar civarı aidat almış. Sendikanın görevi bugünler içindir, hakkımı koruması lazım. Tek Gıda nın elinden geleni yaptığını düşünmekle birlikte Türk-İş için aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Mustafa Kumlu ya işçinin yanında olacak ya da hükümeti Ayın 12 sinde bunun kararını verecek Eğer hala arada bir görüntü vermeye gayret ederse bu kırılma noktası olur Biz işçiler olarak kararlıyız. Yüzde 10 zam yapsa da 4-C yi kabul etmeyiz.

9 MIZ LİN/ GÜNCEL ha Yeni Başlıyor ek durumunda kaldığını. O gün de işçilerin iradesi lara duyurulmuştu. atır okuyun, bunların dıarar bulamazsınız. Genel r, hükümete işi çöz mesajı etnin sonuna kadar gelirerin iradesinden eser yok. ağzından son satırlarda çır; tüm yapılanlara rağmen umda: Öncelikli istemlebu etkinliklerin Hükümet emesi halinde, 26 Mayıs konfederasyon ve bu konsendikaların birlikte sahipelen gücün kullanılacağı zı n... 0 k Kazanılmış olan haklarımızı istiyoruz. Haklarımızı almadan da bir yere gitmeyiz. Bizim direnişimizle uyuyan devi uyandırdık. AKP sıkışmış durumda. Er ya da geç biz kazanacağız. Uluslararası destek boyutunda beklentileriniz neler? Sesimizin tüm dünyadaki kardeşlerimize ulaştırılması bizim için çok önemli. Uluslararası desteğin örgütlü bir şekilde hükümetin karşısına çıkmasını isterim. Kaç gündür buradasınız? Şu anki durumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz? Aynur Erbaş (Adıyaman): 55 gündür buradayım. 17 yıllık çalışanım. İşçiler olarak sonuna kadar buradayız. 3 gün Türk-İş salonunda, 1 gün çadırda açlık grevinde bulundum. Başbakanın haklarımızı hemen vermeyeceğini başından beri seziyorduk. Ama bizim mücadelemizle vermek zorunda kalacak. Türk-İş masaya vurduğu zaman başka çaresi kalmayacak. Hanım Hazar (Adıyaman): Biz kırsal yerlerden geldik. Çadırda da kalırız dışarıda da. Bizler çadırda kalmaya razıyız ama 4-C köleliğine asla razı değiliz! genel bir eylem yapılmasının uygun olacağına karar verilmiştir. Bu ortak alınan kararları, mahkeme kararını açıklamadan önce çok net şu şekilde yorumlamak mümkündü. Konfederasyonlar olarak bizler 27 Şubat a kadar belli etkinlikler aldık, 28 inde süre doluyor. Ya 4-c yi kabul edin ya da 26 Mayıs a kadar isterseniz çadırlarda direnmeye devam edin. Tabi bu arada hükümet saldırmazsa! Ama olsun biz sizin iradenize saygılıyız. Asıl düşündürücü olan ise alınan kararlarda hükümetin verdiği süreye ilişkin, saldırı olasılığına yönelik bir eylem kararının olmayışıdır. Bu durum şu ifadelerle geçiştirilmiştir. Konfederasyonlar, Türk-İş önündeki eylemin Tekel işçilerinin iradesiyle başladığını ve bu eylemin ancak ve ancak yine Tekel VAZGEÇMEM Zay oluyor emeklerim, değerim, Varsın yansın bu bedenim ciğerim, Sadece hakkıma boyun eğerim, Bu yol bana ölüm olsa vazgeçmem. Özlük haklarıma kazık attırmam Onurumu pazarlarda sattırmam, Emeğin aşına zehir kattırmam, Bu yol bana ölüm olsa vazgeçmem. 4-C denen illet beni alacak, Sefalete, köleliğe salacak, Vicdansızlar bana ağa olacak, Bu yol bana ölüm olsa vazgeçmem. Davamız kucaklar burada herkesi, Alevisi, lazı, kürdü, çerkezi, Kızılay dır açılımın merkezi, Bu yol bana ölüm olsa vazgeçmem Yasal mücadele hakkımdır benim, Haram yiyenlerden değil ki tenim, Emek deryasında yüzecek gemim, Bu yol bana ölüm olsa vazgeçmem. işçilerinin iradesiyle bitebileceğine inanmakta, bu eyleme Hükümet tarafından yapılacak müdahaleyi kabul edilemez bulmaktayız. Velev ki hükümet iş çilere saldırdı. Ne yapacaksınız? Buna bir cevapları yoktu. Konfederasyonların aldıkları kararlar, mahkemenin açıklamasından sonra başka bir zemine oturmuştur. Kendilerine zamanında yapmadıklarını yapmalarına mahkeme eliyle bir fırsat daha verilmiştir. Çünkü artık aldıkları kararların örgütlenmesi için yeterince zaman vardır. 26 Mayıs tarihinde 4-c yi ortadan kaldırmak için hayatı durduracak eylemin örgütlenilmesi fırsatı doğmuştur. Bu fırsat iyi değerlendirilmelidir. Tekel işçileri 77 günlük mücadelelerinde konfederasyonları harekete geçirmeyi başarmış, onları eylem kararları almaya zorlamıştır. Ama eylemlerin örgütlenmesi ve sonuç alma konusunda daha alınacak yollarının olduğu gerçeğini de görmüşlerdir. Dolayısıyla kendi sendika ve konfederasyonları başta olmak üzere diğer sendika ve konfederasyonlarının aldıkları kararların örgütlenmesi konusunda işleri bitmedi. Sürecin sönümlenmesine izin vermemelidirler. Eylemlerini nasıl devam ettirecekleri bu açıdan çok önemli. Bu konuda söyleyebileceğimiz tek şey birliklerini bozmadan, mücadelelerini devam ettirmeleridir. Konfederasyonların aldıkları kararları uygulamasının güvencesi üyeleridir. Kendi özgüvenini kazanmış TEKEL işçileri, bunu sınıf kardeşlerine yansıttıkça asla yalnız kalmayacak ve sonunda zafer bizim olacak! Tekelcidir karanlığın ışığı Türkiye sevdası ekmek aşığı Biz olmayız Amerikan uşağı Bu yol bana ölüm olsa vazgeçmem. Ankara dan gelir bize azıklar, Davadan dönene olsun yazıklar, Kanımı emiyor kanı bozuklar, Bu yol bana ölüm olsa vazgeçmem. Bal İbrahim güzelden alır hazı, Kalbimize kurduk baharı yazı, Vız gelir jop, soğuk su, biber gazı, Bu yol bana ölüm olsa vazgeçmem Mehmet BENGÜ Tokat Tekel İçisi Kritik Zamanlar Mustafa Çubuk Zamanında yapabilmek Gazetecilerin sorusu üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan; Tekel işçilerinin taleplerini maddi olarak karşılama imkânına sahip olduklarını, ancak bunun bir kırılma olacağı için kabul edilemeyeceğini açıkladı. Bu açıklama, sistemin mağdurların taleplerini karşılama kapasitesini tamamen yitirdiği gibi, her hak talebinin egemenler tarafından nasıl bir tepki ile karşılanacağına da işaret etmektedir. Yani sömürülenlerin, ezilenlerin, mağdurların taleplerinin haklılığı, haksızlığı, maddi olarak karşılanabilirliği bir yana, bundan önce sistemin kırılgan terazisine vurulmak durumundadır. Bir yandan kapitalizmin içerdiği çelişkilerin üzeri açılarak hak taleplerine dönüşürken, diğer taraftan bunları çözme yeteneğini yitirmekten doğan kırılganlık. Başbakan R.T.Erdoğan kapitalizmin krizinin Türkiye yi teğet geçeceğini söylemişti. Yine bizzat kendisinin açıklamalarından anlaşılıyor ki kriz teğet geçmemiş, kapitalizmin paranoyak korkusuna dönüşmüştür. Tekel işçileri ilk yola çıkarken kapitalizmin bu paranoyak kırılma korkusunu hiç görmemiş, hesaba katmamışlardı. Mücadele içine girince işin gerçek boyutunu görmeye başladılar. Egemenler kavgaya davet ediyordu. Tekel işçilerinin haklılıklarından güç alan kararlılıkları, ancak kazanmak için bunun yetmeyeceğinin görülmesi, bir sınıfın parçası olduklarının bilincini depreştirdi; birleşik mücadele. Bu çağrı, kısa sürede yalnız işçi sınıfından değil diğer ezilenlerin, mağdurların küçümsenmeyecek bir kesiminde de yankı yaratarak cevap buldu: aynı kaderi paylaşıyoruz, öyleyse ortak mücadele. Bu, şimdiye kadar işçi sınıfının yenilgiyle beraber ideolojik, politik mücadele alanını terk ederek kendini ekonomik/sendikal mücadeleye hapsetmesiyle biriken bütün sorunların da üzerini açtı, açmak zorunda kaldı. Yine Tekel işçileri, başlattıkları eylemli özeleştiri süreci ile içe yönelik sorunların çözümü konusunda bir yöntem de ortaya koymuş oldu. İlk sarsılma, silkelenme de buradan uç vermeye başladı zaten. Tek Gıda- İş Genel Başkanı Mustafa Türkel in Türk-İş genel sekreterliğinden istifa edişi bunun ilk göstergesidir. Nereye varacağı ise, yine Mustafa Türkel in direniş zamanıdır deyişinin tarih bilinci ile donatılarak kalıcı bir yürüyüş tarzına dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğine bağlı. Evet; zamanıdır diyerek yola koyulup görmek gerekiyor. İŞÇİ KARDEŞLİĞİ 9

10 SENDİKALARIMIZ DİSİPLİN Et Fiyatları Neden Görünen o ki 1970 yılından bu yana kişi başına düşen hayvan sayısı 4 kat azalmış, nüfus iki katına çıkarken hayvan sayısı yarı yarıya azalmış. Bir taraftan zamlar ve fiyat artışları yağmur olup sağanak şeklinde emekçilerin üstüne yağarken ücret artışına gelince bir işimizin olduğu için Allaha Şükretmemiz söylenmekte, şükretmeyenlere ise kapı gösterilmekte, bak dışarıda milyonlarca işsiz var sende mi onlara katılmak istiyorsun denmekte. Emekçilere et yemek artık haram oldu. Et fakirin sofrasından uzaklaşırken, hayvan üreticisi çiftçilerimiz maliyetlerin artışı ve devletin desteğini çekmesi sonucu besicilikten vazgeçerek şehirlerin yolunu tutular. Neden böyle oldu? Amerika dan, Avrupa Birliği nden, IMF den, Dünya Bankası ndan emir geldi: Ambleminin üstünde kurt resmi bulunan Türk Metal Sendikası, TEKEL işçilerinin direnişini çok heyecanlı olmamakla birlikte destekledi. Sadece solcuların bulunduğu eylemlerde yoktular fakat İstanbul da her cuma AKP il binasının önüne kadar yürüdüler, Türk-İş İstanbul temsilciliği önünde TEKEL işçilerine destek verdiler, 04.Şubat Genel Grev yürüyüş kolunda diğer sendikalardan hiç de eksik değillerdi, iş günü olmasına rağmen İstanbul da katılımları oldukça iyiydi. Türk Metal Sendikası Ankara da TEKEL işçilerine kapılarını açtı. Türk-İş in yapılmasına karar verdiği bütün eylemlerde karınca kararınca yer aldılar. Bizler sınıf açısından bu durumu Türk Metal in hanesine yazılan olumlu bir puan olarak değerlendirilebiliriz ama velâkin madalyonun diğer bir yüzü var ki bu durumda hiç de işçi sınıfı sendikasına yakışan bir davranış olarak gözükmemekte. Türk Metal işçileri bir tarafta TEKEL işçilerine destek verirken, yöneticiler diğer tarafta lüks bir otelin balo salonunda MESS (Metal Sanayicileri Sendikası)-Türk Metal Sendikası Diyalog ve İşbirliği toplantıları düzenlemektedirler. Yükseliyor? 2009 yılının zam şampiyonu kuru soğan fiyatları 2009 da yüzde 107,4 oranında arttı. Soğanın Et Balık Kurumu nu özelleştirin. Çiftçinize, hayvancınıza destek vermeyeceksiniz. ardından kuzu eti fiyatı yüzde 45,9 oranında arttı. Bizde et çok. Niye pahalı üretmeye çalışıyorsunuz? Piliç eti fiyatı yüzde 33,9 oranında arttı. Biz size ucuza satarız. Dana eti fiyatı TEKEL de bu yüzde 26,4 oranında yükseldi. Yıllar Adet nüfusu düşen hayvan Türkiye nin Kişi başına şekilde yok edildi. Siz sigara üretmeyin biz Hani enflasyon milyon 353 bin 35 milyon 2,03 adet sizin yerinize üretiriz tek hanelere inmişti, milyon 598 bin dediler ve şu anda bu insanları kandırmak değil de nedir? işsiz. Sigara fabri milyon 278 bin binlerce işçi ve çiftçi milyon 928 bin 2003 yılında et fiyatı 9 lira, milyon 600 bin ekilen tarlalar boş. kaları kapalı, tütün 2010 da 21 lira. AKP döneminde milyon 451 bin 40 milyon 502 bin 76 milyon 0,52 adet Amerika dan, Avrupa Birliği nden, et fiyatı 2,3 misli IMF den ve Dün- artmış. Yani ette enflasyon 7 yılda yüzde Kaynak: TÜİK gelen emirler Türkiye de sığır, koyun, keçi ve manda sayıları ya Bankası ndan 233, yılda yüzde 33. batı kölesi hükümetlerimiz için kutsaldır. Hepsi uygulandı. Et Balık Kurumu nu alanlar işletmediler, arazilerini yağma ettiler. Hayvan besicileri desteklenmedi. Et ithaline başlandı. Ucuz etle rekabet edemeyen besiciler hayvanlarını kestiler. Dünyanın en pahalı etini ve sütünü satan ülkesi olma unvanını kazandık. 1 kilo et Avrupa da 4 7 Avro, Amerika da 4 dolar, Türkiye de ise 15 dolar. İşte Devlet üretim yapmaz, özelleştirme çok güzeldir yaygaraları ile açlık ve sefalet yurdumuzun her tarafında bir hayalet gibi dolaşmaya başladı. Artık sadece ekmek yemekteyiz. 600 Türk lirası ile ev kirası mı ödeyeceğiz yoksa karnımızı mı doyuracağız? Türk Metal Sendikası nın yaman çelişkisi MESS in ve Türk Metal Sendikası nın tüm yöneticilerinin arzı endam ettiği bu toplantıda TİSK ve MESS Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Kudatgobilik konuşmasında, krizin yarattığı olumsuz koşulları saydıktan sonra işçi ve işveren kesimi olarak ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini söylemiş. Kriz sırasında işverenin elinden gelen gayret herhalde işçileri işten atmak, ücretleri düşürmek veya esnek çalışmaya zorlamak olsa gerek. İşverenler bu gayreti gösterirken koskoca Türk Metal Sendikası Başkanı Pevrul Kavlak ne yapıyor: varsa yoksa işverenlerle diyalogdan bahsediyor Türk Metal Sendikası titremeli ve kendi özüne dönmelidir. Bu özde önce sendikasına üye olanların haklarını yedirmemek ve diğer işçi kardeşlerinin hakkını sonuna kadar savunmak olmalıdır. İste bu yüzden artık MESS ile birlikte toplu sözleşme dışında masaya oturmamalı, MESS ile yaptığı ortak eğitimlerden bir an önce vazgeçmelidir. Türk Metal Sendikası bu şekilde davranırsa diğer işçi kardeşlerinin kalbinde taht kuracaktır. Türk Metal yaşadığı bu yaman çelişkiyi ortadan kaldırmak için sadece TEKEL işçisinin yanında yer aldığını göstermelidir. Emekçiler ve Yakın Geleceğimiz Ali Çubuk İşçilerin emekçilerin siyaseti İşçi-emekçi hareketi, özellikle 2009 yılı içerisinde AKP eliyle yürütülen emek düşmanı politikalara karşı giderek yoğunlaşan bir eylem sürecinin içerisine girmiştir. 25 Kasım da kamu emekçilerinin bir günlük iş bırakma eyleminden sonra TEKEL işçilerinin yetmiş altı günü geride bırakan direnişi ile diğer birçok grev ve iş bırakmalar, emekle sermaye arasındaki kavgayı görünür bir şekilde yaşamın içerisine taşımış ve bu alanda daha belirgin bir sınıf siyaseti ile kitle örgütlenmesi alanındaki önermeleri sadeleştirerek hamaset yapma kolaycılığını kısıtlamıştır. En azından bundan sonrası için, siyaset oluşturma ve örgütlenme ufkunun genişliğine karşın bu alandaki yetersizliğin anlaşılmış olması gerekiyor. 4C statüsüne ve kölece çalıştırılma koşullarına karşı işçi kardeşliği, TEKEL işçilerinin direniş çadırlarından kurulmuştur. Toplumsal düzlemde yer alan ve mevcut adaletsiz ve sömürü düzenin mağdurları durumundaki küçük esnaf ve köylülük de hızla yoksullaşarak işçileşme sürecine girmektedirler. Sistemin bağlama kayışları durumunda bulunan ara toplumsal katmanlar kendilerini yadsıyarak misyonlarını yitirmektedirler. Kısacası, emekçi sınıflar toplumun daha büyük bir alanını kaplarken, daha az sayıdaki sermaye sınıfı tarafından haksız bir biçimde yönetilmesinin gerilimi her bir alana yayılmaktadır. İşçi ve emekçilerin kendi sınıf çıkarları için yürüttükleri kavga tüm toplum sathında meşruiyet kazanma şansını yakalamışken, bu gerilimden çıkan enerjiyi, işçilerin doğrudan kendi siyasi örgütlenmelerini oluşturmalarına intikal ettirmek mümkün olabilecek midir? Esasen Dünyanın tüm diğer kapitalist ülkelerinde de emekçiler, kendi geleceklerini bugünden kurma ümitlerini arttırmışlardır. Eşitsizliği kabullendirme yönündeki yalanla bezenmiş egemenlerin hegemonyası delinmiştir. İşçi ve emekçilerin bağımsız siyasetinin örgütlülük düzeyine yükseltilmesi, açılan gediği daha da genişletecektir. Geçtiğimiz süreçte, kapladığımız küçücük alanlara tutunup kalmak yerine, tüm politik ve örgütsel imkânlarımızı sınıfın içerisine doğru yayarak siyasallaşması yönünde kullanmak en devrimci tutum olacaktır. Kendiliğinden gelişen işçi eylemleri siyasal içerik kazanabilir. Ancak örgütlü güce dönüşmesinin şansını arttırmak ayrıca bir müdahaleyi gerektirir. Türkiye Birleşik İşçi Partisi nin işçilere ve sendikacılara yönelik yayınladığı açık mektup muhataplarınca değerlendirilmelidir. Çünkü Türkiye de, işçi ve emekçilerin toplum katında etkin olan veya parlamentoda temsilcisi bulunan herhangi bir siyasi partisi yoktur. Bu aşamada, siyaseti toplumun içerisinde kurma anlayışındaki sosyalist kesimlerin, çubuğu sınıftan yana bükmeleri birleşik bir emek hareketinin oluşumunu hızlandıracaktır. Bu, işçi-emekçi iktidarının öznesini bugünden hazırlama girişimidir. Diğer yandan demokrasi ve insan hakları için kriter koyan başta AB ve diğer tüm uluslararası demokratik kuruluşlar AKP hükümetine ciddi bir uyarıda dahi bulunmayarak aslında bir bütün olarak sermayenin cephesinde yer aldıklarını bir defa daha kanıtlamışlardır. İçeride ise hemen tüm dini kurum ve kuruluşlar, İslam dininin zalime karşı mazlumun yanında olduğu gerçeğini unutmuş, AKP yandaşlığı yaparak kendi inançlarına ters duruşlarını açıkça göstermişlerdir. Direnişteki işçilerden birinin hiçbir imamın dahi kendileri ile dayanışma göstermediğini söyleyerek sitem etmesi aslında önemli bir gerçeği ifade etmektedir. İşçilerin haklarını gaspeden AKP hükümeti ve onun dayandığı yerli ve uluslararası sermayeye karşı mazlumun yanında yer almak, her çalışan ve emekçi için aynı zamanda vicdani bir sorumluluktur. 10 İŞÇİ KARDEŞLİĞİ

11 SENDİKALARIMIZ DİSİPLİN TÜBİTAK Bilime, Zulüm Senin Neyine! 4 Şubat eylemine destek verdiği için Tübitak ta işten atılan Tez-Koop-iş üyesi Aynur Çamalan ile görüştük. İşçi Kardeşliği: İşten atılma sürecinden bahseder misiniz? Aynur Çamalan: 4 Mart 2010 Perşembe günü, insan kaynakları müdürlüğü saat gibi beni çağırdı. Sarı bir zarf uzattılar elime, aldım. Bunun disiplin soruşturması olacağını (4 Şubat eylemine destek verdiğim için) düşündüm. Zarfı açıp içeriğine baktığımda, ilişik kesme belgesini görünce şok oldum. Bunu yaparken o kadar duyarsız davrandılar ki bir insanı işten atıyorlar, bir cümle dahi konuşma gereği duymadılar. Hemen sendikayla bu durumu telefonda görüştüm. Ertesi günü bir toplantı yaptık. Hukuki süreci başlattık. İşçi Kardeşliği: Peki, işten atma gerekçeleri ne? Aynur Çamalan: 4857 sayılı kanunun 17. ve 18. maddesi demişler. Yani bunun anlamı performans yetersizliği. Altındaki paragrafta ise 4 Şubat 2010 tarihinde mazeretsiz işe gelmemeyi gerekçe göstermişler. Aslında yaptıkları hukuksuzluğa kılıf uydurmaya çalışmışlar. Performans yetersizliğinde derece, kademe yükseltilmesi yapılmaz zaten. Ama benim her yıl düzenli olarak derece, kademe yükseltmem yapıldı. Terfimi aldım. Performansla ilgili hiçbir sıkıntımız olmadı. Bu konuda en ufak bir uyarı olmadı veya bir disiplin soruşturması açılmadı. Esas can alıcı cümleyi alttaki paragrafta belirtmişler. 4 Şubat günü mazeretsiz işe gelmeme. Buna kılıf uydurmaya çalışmışlar ama pek de başarılı olamamışlar. İşçi Kardeşliği: TÜBİTAK işten atma kararını size tebliğ etmeden önce bir disiplin soruşturması yaptı mı? Aynur Çamalan: Hayır, disiplin soruşturması geçirmedim. Disiplin kurulu oluşturulmadı. Sendikam muhatap alınmadı. Hem aldıkları karar hem de kararın alınış şekli hukuksuzdur. Çünkü sendikayla yapılan TİS te işçinin işten atılabilmesi için disiplin kurulunun toplanıp benden savunma vermem istenmesi gerekirken burada bunların hiçbiri yapılmadan işten atıldım. Sendika bu durumu TÜBİTAK la görüşmeyi talep etti. Bugün için randevu vermişlerdi ancak sanırım ertelemişler. İşçi Kardeşliği: Sendika hukuki süreci başlattı dediniz. Sanırım fiili olarak da siz eylem sürecinizi başlattınız. Aynur Çamalan: Sendika yetkilileri ve Çağdaş Hukukçular Derneği nden arkadaşlarla hukuksal durumu değerlendirdik. Hukuki olarak işe iadeyi kazanacağım kesin. Ama ben evde oturup sessiz kalıp, davanın bitmesini beklemektense mücadele etmeyi, TÜBİTAK yönetiminin işçi düşmanlığı yaptığının kamuoyunca bilinmesini istediğim için de mesai saatleri içerisinde (09:00-18:00) oturma eylemi yapıyorum. Benim yaptığım eylemle de TÜBİTAK ta son dönemdeki gerici kadrolaşmasının ne boyutta olduğu ve neler yapmaya çalıştığı biraz daha açığa çıkacaktır diye düşünüyorum. Sendika bu hukuksuz uygulama karşısında benim yanımda. Eyleme desteklerini sunuyorlar. Dün polis müdahalesine karşı gerek genel merkez gerekse şube yöneticilerim buradaydılar. Yine temsilci arkadaşlarım gelip desteklerini sunuyorlar. Sonuna kadar sahipleneceklerini söylediler. İşçi Kardeşliği: Oturma eyleminizin ikinci günündesiniz. Eyleminiz nasıl geçiyor? Aynur Çamalan: 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde işten atılan emekçi bir kadın olarak oturma eylemime başladım. Dün itibariyle özellikle kadın arkadaşlarımın desteği oldu. Bugün ise medyanın ilgisi daha fazla idi. CHP milletvekili Çetin Soysal geldi. Konuyu meclise taşıyacaklarını, İnsan Hakları Komisyonu na taşıyacaklarını açıkladı. Destek ziyaretlerini artıracaklarını ifade ettiler. Yarın ÇHD ziyarette bulunacak. Perşembe günü Tekel işçilerinden ziyaretime gelecek olanlar var. Tekel işçilerinin bu süreçten haberleri var. Telefonla arayıp, telefonda sloganlarla destek veriyorlar. Dün Tekel işçileri bulundukları illerde de benimle ilgili basın açıklamasında bulundular. Uluslararası alanda da bir kamuoyu oluşturulmaya çalışılıyor. Almanya da, Köln de Ford fabrikası önünde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile ilgili bir basın açıklaması yapıldı. Bu basın açıklamasında benim TÜBİTAK tan işten atılmam konu edildi. TÜBİTAK ın mail adreslerine ve telefon numaralarına protesto içerikli mesajların çekileceği basına bildirildi. İşçi Kardeşliği: Yani Tekel işçilerinin mücadelesine destek olduğunuz için mi cezalandırılıyorsunuz? Aynur Çamalan: Evet. Sınıf dayanışmasına destek verdiğim için cezalandırıldım. Bu aynı zamanda işyerimde çalışanlara da bir gözdağı niteliği taşıyor. Çünkü 4 konfederasyonun 26 Mayıs a ilişkin eylem kararı var. Demek isteniyor ki; 4 Şubat eylemine katılanı işten attım, 26 Mayıs ta da buna benzer bir eylem olursa aynı şey sizin de başınıza gelir. 4 Şubat grevine katılıp da bundan Tez-Koop-İş 2 no.lu şube başkanı Mustafa Barın, Tez-Koop-İş genel merkez eğitim sekreteri Haydar Özdemiroğlu ve Aynur Çamalan dolayı işten atılan ilk kişiyim. İnşallah son da ben olurum. Petrol-İş İstanbul 1 no.lu şubenin olağan kongresi yapıldı Şube yönetimine yeniden Reşat Tüysüz seçildi. Petrol-İş İstanbul 1 no.lu şube 3. olağan kongresi 21 Şubat ta, sendikanın genel merkezinde yapıldı. Dört senelik çalışma döneminin ardından yapılan seçimde şube başkanlığına Reşat Tüysüz, idari sekreterliğe Nihat Can, mali sekreterliğe ise Hasan Hüseyin Özkan seçildi. Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın ın da katıldığı toplantıda yapılan konuşmalarda sendika üyeleri İşçi Kardeşliği: Ama siz 4 Şubat günü gelmeyerek sendika ve konfederasyonunuzun kararına uydunuz, öyle değil mi? Aynur Çamalan: Konfederasyonların almış olduğu karara, benim sendikam Tez-Koop-İş in bu karar üzerine yaptığı çağrıya uydum. Bir sendika üyesi olarak da bu karara uymak, benim sorumluluğumdur zaten. Mazeret, izin, sevk alma ya da görevlendirme yapma gibi yollara başvurmadım, o gün iş bıraktım. Olması gerekeni yaptım, öbür türlüsü sınıfa ihanettir, örgütüne ihanettir. Örgütün almış olduğu karara uymamanın kılıfı olabilecek şeylerdir. Bu aynı zamanda düşünce yapıma da uymadığı için de grevi, grev gibi yaptım. Güvenceli iş eylemine gittim işsiz kaldım. İşçi Kardeşliği: TBİP in de içinde yer aldığı İşten atmak yasaklansın, işsize iş Platformu bu konuda Türkiye çapında bir faaliyet yürütmeye çalışıyor. TBİP olarak senin durumunu yakından takip ediyoruz ve sonuna kadar sana destek vermeyi düşündüğümüzü bilmeni isteriz. Mücadelen mücadelemizdir. Aynur Çamalan: Teşekkür ederim. İşten Atmak Yasaklansın çalışmanızdan haberdarım ve ben de destekliyorum. Sınıf dayanışması böyle böyle büyüyecek. Tekel işçileri 2,5 aydır buradaydı, Ankara halkı olarak sahiplendik. Şimdi Tariş işçileri, Çemen Tekstil işçileri, kısa süre sonra Muğla Yatağan işçileri mücadeleyi büyütecekler. İşçi sınıfı ölü toprağını üzerinden atıp, ayağa kalkacaktır diye düşünüyorum. Bu mücadeleleri ortaklaştırıp birleştirebildiğimiz noktada bu süreci başarıyla sonuçlandıracağız. sendikayı arkalarında daha kuvvetli hissetmek istediklerini dile getirdiler. Toplu iş sözleşmelerinin daha etkin kullanılmasını ve maaş seviyelerinin iyileştirilmesini talep eden işçiler Tekel işçilerini de desteklediklerini belirttiler. Kimi zaman tansiyonun arttığı toplantı dönem raporlarının ve seçimlerin ardından dağıldı. TBİP olarak seçilen yeni yönetici arkadaşlarımıza başarılar diliyoruz. İŞÇİ KARDEŞLİĞİ 11

12 DİSİPLİN GÜNCEL TEKEL direnişi gösterdi ki hiç bir mücadele kadınlar olmaksızın yürütülemez Kadınlar İşçi Sınıfının Yarısıdır Ömrün kırık bir karne gibi duruyorsa önünde. Ve kadınlık kenara kaldırılmış hüzünlü bir işleme gibiyse Önce ayağa kalkmalı, Kol kola girip, geç kalınmış olsa da yola çıkmalı, Ayakta terlik, çorapsız belki, belki vücudunun belirli yerlerinde yaralar taşıyarak, bir ömür uzunluğunda bağırmalı Sesi senden olanlarla, yüreği senden olanlarla bağırmalı. Tüm insanlarla tüm haksızlıklara bağırmalı. Yıl 1857, yer New York kentinde Bursa da 29 Aralık 2005 tarihinde bir dokuma fabrikası. 40 bin işçi, fazla mesaiye kalan beş tekstil işçisi kadın, fabrikada çıkan yangında daha iyi koşullarda çalışmak istiyordu. İstekleri bu kadar insancılken, çaresizlik içinde yaşama veda etti. başlarına gelenler hiç insancıl değildi. Ölen beş genç kadından biri üç aylık Polis işçilere saldırdı. Fabrika kapıları, hamileydi, ikisinin sigortası ise öldükten dört gün sonra yaptırıldı. Yine onların düşlerinin, henüz yaşanmamış aşklarının ve doğmamış çocuklarının ne acıdır ki bu yıl Aralık ayı içinde üzerlerine kilitlendi. Çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan servis aracı diye camları ve içeriden İstanbul da yaşanan sel felaketinde barikatlardan kaçamaması sonucunda açılan kapısı bulunmayan yük aracına çoğu kadın 129 işçi can verdi. Özgür, bindirilerek taşınan yedi tekstil işçisi eşit ve adil bir yaşam için yüreklerini kadın araçtan çıkamayarak öldüler. sürdüler yangının orta yerine. Ama Bu ölümleri alın yazısı, kaza, ihmal ne acıdır ki tam 148 yıl sonra, bu kez diye geçiştirmek çok kolay; zor olan bunları kader olmaktan çıkarmak. Ve bütün bu tarihi kader olmaktan çıkartanlar o büyük direnişi örgütleyen TEKEL işçileri oldu. TEKEL direnişi gösterdi ki hiç bir mücadele kadınlar olmaksızın yürütülemez. TEKEL işçisi gösterdi ki kadındır direniş çadırlarına çoluğunu çocuğunu katabilen. 8 Mart ı tüm hayalleri evini geçindirmek, ailesine katkıda bulunmak olan ama hayallerin yerinde yanmış bedenleri kalan kadınlar için her yıl kutluyoruz. Töre ve namus cinayetlerinin, cinsel istismarın, işkencenin baş kahramanı olmak istemediğimizi haykırmak için kutluyoruz. Yetinmecilik, bahanecilik, şikâyetçilik, kendine güvensizlik, başkaları için ve başkalarına göre yaşamak anlayışına karşı çıkmak için kutluyoruz. Birlik, beraberlik ve dayanışma ile insanlığın kaybediş öyküsünden, geleceğin yeniden kazanılacağı destanları yaratabilmek inancıyla kutluyoruz İşçi sınıfının siyasete, siyasetin işçi sınıfına ihtiyacı var... ULAŞ ÜSTÜNDAĞ 12 İŞÇİ KARDEŞLİĞİ Toplumsal sınıflara baktığımızda en kalabalık sınıfın beslenmek barınmak ve yaşamak için emeğini patronlara satmak zorunda olan ve herhangi bir üretim aracına sahip olmayan mülksüzlerden yani işçilerden oluştuğunu görmekteyiz. Toplumun bugününü ve geleceğini ilgilendiren bir olgu olarak da siyaset yine toplum tarafından belirlenmektedir. Temsili demokraside de toplumun en geniş kesimlerinden oy alan partiler siyasal iktidarı ellerine geçirmektedirler. Siyasal iktidar ve toplumsal sınıflar ilişkisini kurduğumuzda işçi sınıfının kendi ekonomik ve siyasal çıkarlarını savunacak geniş kitlesel bir işçi sınıfı partisine ihtiyacı olduğu görünmektir. Sınıflı bir toplum olan kapitalizmin liberal demokrasisinde işçi sınıfını ve onun karşısında patronları temsil eden siyasal partilerin bulunduğunu görmekteyiz. İşçiler bir yandan kendi öz örgütlerinde emeklerinin hakkını savunmak için örgütlenirken diğer yandan patronlar da sömürü ve yağma sisteminin devamlılığını sağlamak için kendi öz örgütlerinde örgütlenmektedirler. Her siyasal partinin ideolojisi bu iki sınıfın ideolojik seçimine göre şekillenmektedir. Patronların partileri ekonomik alanda piyasacı ve emek düşmanı politikaları uygularken işçilerin partileri de sosyalist emekten yana politikaları uygulamaktadırlar. Bugünün Türkiye sine baktığımızda ekonomik ve siyasal alanda emek düşmanı liberal ve özelleştirmeci politikaların uygulandığını görmekteyiz. Ülkemizde kamu fabrikaları özelleştirme yağması ile yağmalanırken işçiler işlerinden olmakta bunun karşısında toplumun azınlığını oluşturan patronlar zenginliklerini daha da arttırmaktadırlar. Bir tarafta zenginliğin diğer tarafta da sefaletin, işsizliğin İşçi sınıfı, içinde bulunduğu sefalet durumundan ancak patronların partilerinin uyguladığı politikalara karşı kendi öz partilerinde örgütlenerek ve siyasal iktidarı isteyerek kurtulabilirler. ve cahilliğin kol gezmesinin sebebi, patronların sömürü düzenini sürdüren işçi ve emek düşmanı partilerin iktidarda olmalarıdır. Yine bu partiler ülkemizde emperyalist ülkelerin ve onların şirketlerinin taşeronu konumunda olup ülkemizin yeraltı ve yer üstü zenginliklerinin yağmalanmasına neden olmaktadırlar. İşçi sınıfı, içinde bulunduğu sefalet durumundan ancak patronların partilerinin uyguladığı politikalara karşı kendi öz partilerinde örgütlenerek ve siyasal iktidarı isteyerek kurtulabilirler. Bunun için de işçi sınıfının kitlesel bir işçi sınıfı partisine ihtiyaç vardır. Her türlü sömürü ve emek düşmanı politikalara karşı işçiler kendi partilerinde örgütlenerek yanıt verebilirler. Bu yüzden işçi sınıfının siyasete ihtiyacı vardır. Siyaset de eğer kendini demokraside ifade edebiliyorsa toplumun en kalabalık kesimi olan işçilerin kendi öz partisinin olmadığı bir siyasal ortamda kendini ancak oligarşik demokraside ifade edebilir. Bu yüzden de siyasetin de işçi sınıfına ihtiyacı vardır. Ülkemizde ve dünyada işçi sınıfı patronların neoliberal saldırıları altında tarihi kazanımlarını da kaybetmek noktasına gelmiştir. Kamusal değerler paralılaşmakta, işsizliğin ve yoksulluğun kol gezmesi normalleşmekte, diğer yandan da küçük bir azınlığın zenginliğinin artması aynı anda olmaktadır. İçinde yaşadığımız kapitalist sistemin kutuplaştırıcı niteliği dünyayı yok olma durumuna getirmektedir. Bu duruma karşı ülkemizde ve dünyanın her yerinde işçiler kendi öz partilerinde örgütlenerek, yani siyasal iktidarı isteyerek dur diyebilirler. Siyasetin içinde eğer işçi sınıfının kitlesel partisi yoksa yani işçiler örgütlü değilse işçi sınıfı tarihin yenilenleri arasında yer almaya devam edecektir. Bu yüzden işçi sınıfının siyasete ihtiyacı vardır.

13 DİSİPLİN GÜNCEL Bankalar İşçileri Nasıl Sömürüyor? Eskiden ülkemizde işçilerin bankalarla pek işi olmazdı, bankalar da direkt olarak işçilerle ilgilenmezdi. Bugün ücreti ve emeğiyle geçinen herkesin bir şekilde banka ile ilişkisi var, işçilerin ve memurların maaşları bankaya yatıyor, köylüler sattığı malın karşılığını bir şekilde bankadan alıyor, esnaf, aldığı krediyi bankalara ödüyor. İşçilerin bankalarla ilişkileri maaş almakla bitmiyor, işçilerin aldığı ücret insanca yaşamasına yetmediği için kredi kartını kullanıyor. Bu gün her işçinin cebinde birkaç tane kredi kartı mevcut. İşçilerin banka ile ilişkisi burada da bitmiyor, kredi kartının faizi yüksek olduğu için işçiler daha düşük faizli banka kredilerine başvurarak kredi kartı borcunu ödemeye veya evinin diğer ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorlar. Kredilerini ödeyemeyerek evine haciz gelen işçiler ise Başbakan tarafından azarlanarak ahlaksız olarak niteleniyor. Yaşadığımız düzen tam bir kumarhaneye dönüşmüş durumda. İşçilerin haklarına kar adı altında patronlar el koyuyor, vergi adı altında devlet el koyuyor; bir de şimdi bankalar çıktı, işçinin hakkına faiz adı altında bankalar el koyuyor. Bankaların karı sadece işçilerden ve memurdan aldığı faizlerden oluşmuyor. Bankacılık sektörü Eylül 2009 da dönem net karını, bir önceki yılın aynı dönemine göre 4 milyar 583 milyon liralık (yüzde 41,1) artışla 15 milyar 722 milyon lira olarak gerçekleştiriyor. Başka ülkelerde bankalar zor durumda iken, Türkiye sanayi ve ticaret kesiminde karlılık gerilerken, bankaların dışındaki bilançolarda kayıp yaşanırken, 100 şirketin 83 ü 9 aylık bilançolarda kâr açıklasa da karlar yüzde 30 erirken, bankacılık sektörünün açıkladığı rekor kârlar dışında diğer sektörlerin neredeyse tümünde kâr rakamları yıkıma işaret ediyor. Acaba bankaların karları nasıl artıyor? Bankalarda büyük miktarda yüksek faizli hazine bonosu ve tahvil var. Şimdilerde bono ve tahvil faizi düşüyor. Bankaların ellerindeki bu kâğıtlar değerleniyor. Bu sistem şu şekilde işliyor; hazine bankaya soruyor: 100 TL değerindeki bir yıl vadeli kâğıdı kaça alırsın? Diyelim ki X bankası bu kâğıdı üç ay önce 85 TL ye aldı. Bu işlemden sonra faizler düştü ve Hazine, takip eden üç ay sonra yine 100 TL değerli ve bir yıl vadeli kâğıdı iskontolu olarak 90 TL ye sattı. Bu durumda ne oluyor? X bankası 85 TL ye aldığı kâğıdın değeri vadeyi beklemeye gerek kalmadan 90 TL ye yükselir. Dolayısıyla faiz düşüşü durduk yerde hazinenin finansörü haline gelen bankalar kar sağlamış oluyor. Devlet bono ve tahvilleri topladığı borçlarını vergilerle ödüyor, vergilerin büyük bir çoğunluğu ücretlerden kesiliyor. Bankalar bir kez daha işçilerin ürettiği değere el koyuyor. Merkez bankası faiz indirdikçe bankalar da mevduat faizini aşağıya çekiyor. Ama kredi faizleri olduğu yerde kalıyor. Bunun sonucu Hangi banka kimin kontrolünde? Banka Türk Sermaye Yabancı Sermaye Yabancı Sermaye Ülkesi Garanti Bankası Doğuş Grubu GE ABD % 25,5 Akbank Sabancı Grubu Citigroup ABD % 20 Yapı Kredi Bankası Koç Grubu Unicredit İtalya % 40 Finansbank Özyeğin Grubu NBG Yunanistan % 89,9 HSBC HSBC İngiltere % 100 Denizbank Vestel Grubu Dexia Fransa-Belçika % 97,7 Fortisbank Doğan Grubu Fortis Hollanda % 93,3 TEB Çolakoğlu Grup BNB Baribas Fransa % 42,1 Abank Alpa Bank Yunanistan % 94 MNG Bank Bankmed Arap Kuveyt % 91 Şekerbank Kamu Bank Turan Kazakistan % 34 Tekfenbank Tekfen Grup EFG Eurobank Yunanistan % 79 Bankpozitif Bankhopalim İsrail % 57,5 Oyakbank ING Bank Hollanda % 100 bankaların mevduat maliyeti ve kredi geliri arasındaki fark büyüyor. Örneğin bankalar yüzde 57 kredi Bankacılık sisteminin diğer etkin bankaları Ziraat Bankası, Halk Bankası, Vakıf Bank Kamu ağırlıklı (halka arz ile satışı veya özelleştirilmeleri bekleniyor), İş Bankası ise Türk özel sektörü ağırlıklı sermaye bileşimine sahiptir. İKP sömürü ve tefeciliğe son vermek için bankaların ve diğer finans kuruluşlarının, işçi sınıfının demokratik denetimi altında kamulaştırılmalarını talep ederken, işçi sınıfı tarafından yaratılmış olana bu servet birikiminin, acil toplumsal ihtiyaçların karşılanması yolunda kullanılmasını önermektedir. Bankaların özel ellerin denetiminde olmasına bir son verilmesi, işçilere ve küçük işletmelere borç yardımı sağlanabilmesinin önkoşuludur. Bütün bunlara ek olarak İKP ücretli çalışanların, köylünün, esnafın bankalara olan kredi borçlarının iptal edilerek, IMF, DB ve özel bankalara olan borçların ödenmemesini de talep etmektedir. kartı faizi alarak anormal derecede kar elde ediyorlar. Müşterilerinden yüzde 7 9 faizle topladıkları parayı yüzde 20 civarında faizle tüketicilere vermektedir. İşte Türkiye sanayi ve ticaret kesiminde kârlılık gerilerken bankacılık sektörünün açıkladığı rekor kârlar nereden geliyor? aradaki puanlık fark emekçilerin oluşturduğu değerlerin bankalara transferini göstermektedir. Krizde bankalar büyük oranda para batırmaz ve batmazken, bankalar krizden sonra kredi musluklarını kıstı, sanayiye krediyi Yabancı Sermaye Oranı belirli ölçülerde kesti, kredi olarak kullandıracağı paraları yüksek getirili alanlarda değerlendirdi. Bankalar kredilerini büyük oranda, ÖTV indirimi dolayısıyla görece ucuzlamış olan otomobile saldıran orta sınıf tüketicilere ve konut fiyatlarındaki ortalama yüzde oranındaki düşmeyi fırsat bilerek elindeki parayı güvenceli bir yatırım aygıtı olarak gördüğü gayrimenkule yatırmak isteyen kişilere verdi. Konut ve otomobil kredisi, sanayiciye verilecek kredi ile karşılaştırılacak olursa bankalar açısından çok daha az risklidir. Bankalar binlerce kişiyi işten çıkardı; buna en iyi örnek ise Akbank tan 2008 yılının sonunda işten çıkarılan kişi gösterilebilir, bu işçiler işten çıkarıldıktan sonra sendikanın da sözleşme yapma yetkisi elinden alınmıştır. Ayrıca bankalar ücretleri dondurdu, maliyetleri kıstı. Buna karşılık bankacılık hizmet bedelleri yükseltildi. Krize rağmen bankacılık hizmet gelirlerinin artması, bankaların karlılıklarına olumlu katkı sağladı. Bankalar hesap işletim ücreti altında bankada hesabı olanlardan 5 milyar TL, kredi kartı aidat bedeli olarak kart sahiplerinden yılda 1,3 milyar TL haraç almakta. Havale masrafları, havale komisyonları, çek senet tahsilât ücretleri, kredilerde zorunlu siğorta yapmaktan dolayı acenta primi, ATM ve İnternet bankacılığı işlem ücretleri ve akla gelip gelmedik bin bir yolla insanlar soyulmaktadır. Artışın kaynağı görüldüğü gibi sömürü ve tefecilikte yatmaktadır. Elbette bankalar sadece bir tabela değildir, bu bankaların arkasında uluslararası sermaye ve Türkiye nin güçlü aile ve grupları bulunmaktadır. İŞÇİ KARDEŞLİĞİ 13

14 ULUSLARARASI KAMPANYA DİSİPLİN Tekel işçilerinin özelleştirmeye ve işyerlerinin kapatılmasına karşı verdikleri mücadele Ölmek Var, Dönmek Yok! H.-W. Schuster SPD, AfA (İşçi Sorunları İçin İşçi Birliği) Birleşik Hizmetler Sendikası (ver.di) Ankara da işçi protesto çadırları kurmuş durumda. Şehir günlerdir Türkiye nin tüm bölgelerinden gelen işçilerin gösterilerine ve mitinglerine sahne oluyor. 19 Ocak ta Ölmek var, dönmek yok parolasıyla açlık grevine başlayan yüzlerce işçi, kendilerine verilen destekle birlikte grevlerine halen devam ediyorlar. Tekel İşçileri İle Dayanışma Çağrısı Sigara fabrikaları kapatılıp yabancılara satıldı, şimdi de tütün işleme birimleri kapatılıyor. Bugüne kadar özelleştirilen kamu kuruluşlarında çalışan işçiler başka kamu kuruluşlarına aktarılıyor, ücretleri ve sosyal hakları değişmeden kalıyordu. Hükümet bugüne kadar gerçekleştirilen bu uygulamayı sona erdirdi. Artık işçilerin kazanılmış hakları tanınmayacak. Yapılan yeni düzenlemeden sonra 4-C li durumuna geçecekler. 4-C düzenlemesi 11 aylık çalışma ve aylık 650 TL ücret anlamına gelmekte. Bununla birlikte, 11 aylık çalışma süresi sonunda, işçinin bir 11 ay daha istihdam edilecek olmasının garantisi de yok. Bu, yıldır işyerlerinde çalışan işçinin artık asıl ücretlerinin üçte birini alacakları ve tüm sosyal haklarını kaybedecekleri anlamına geliyor. AKP hükümeti özelleştirmeye karşı mücadele eden işçilere işlerini ve sosyal haklarını kaybetmeyecekleri sözünü verdi. 30 Ocak a kadar bir çözüm bulunamazsa, işçiler 4-C durumuna geçirilecekler. Tek-Gıda-İş Sendikası nın iki yıldır verdiği gayretin sonunda hükümet sorunun çözümü için hiçbir teklif sunmadı. 15 Aralık 2009 da tüm Türkiye deki 40 kuruluştan binlerce işçi Ankara ya geldi ve hükümet partisi olan AKP nin genel merkezi önünde bir gösteri düzenledi. Hükümet, polis gücünün ve göz yaşartıcı spreylerin yardımıyla, AKP binası önünde gösteri yapan işçilerin parlamentodaki vekillerle görüşmesini engellemeye çalıştı. Gösterinin önderleri gözaltına alındı. Bazı muhalefet partisi vekilleri polis şiddetine maruz kaldı. Polisin güç kullanmasına karşın gösterici işçiler Ankara da kaldı ve mücadelelerine devam etti. Türkiye nin en büyük işçi sendikası konumundaki Türk-İş, Tekel işçileri ile dayanışma için tüm Türkiye de bir saatlik iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Bununla birlikte, DİSK ve KESK sendikaları da Türk-İş in kararına destek vererek iş bırakma eylemine katıldılar. İşçiler genel grev isterlerken, ülkenin tüm bölgelerinde dayanışma gösterileri düzenlendi. 14 Ocak ta Tekel işçileri genel bir miting düzenlemek için aileleriyle birlikte Ankara da buluştular. Açlık grevi ile devam edilecek olan üç günlük bir oturma eylemi planlandı. Sonuç alınamazsa, açlık grevinin ölüm orucuna dönüştürülerek devam edilmesi kararlaştırıldı. Bizler, Avrupa da yaşayan işçiler ve ilerici insanlar olarak, Tekel işçilerinin haklı ve onurlu mücadelelerini destekliyoruz ve her milletten insanları bu direnişe destek olmaya çağırıyoruz. YAŞASIN ULUSLARARASI DAYANIŞMA! Avrupa Türkleri Dayanışma Konseyi Demokrat Obama askeri darbeyi destekledi ABD Başkanı Barack Obama ve Fransız devlet başkanı Nicolas Sarkozy Honduras ta Dünyanın öteki ucundaki ülkeleri bile işgal biat varlıklarını hesaba katmadan anlayamayız. geçen yıl gerçekleştirilen askeri darbenin ardından seçilen yeni hükümeti resmen tanıdı. dünyanın en barbar ve risk almaktan çekinme- etmekten çekinmeyen Amerikan emperyalizmi, 2009 yılının Haziran ayında gerçekleştirilen askeri darbeyle devrilen Honduras lünden çıkan ne kadar hükümet varsa; hepsini yen patronlarının çıkarları için bölgede kontro- devlet başkanı Manual Zelaya nın yerine büyük toprak sahibi Porfirio Lobo getirildi. gibi her türlü yola başvurarak deviriyor. para akıtarak, seçimlere hile karıştırarak, darbe Lobo nun, Manual Zelaya dan kurtulmak Venezüella devlet başkanı Hugo Chavez in iktidara gelmesinin ardından petrolü kamulaştırma- için yemin ettiği törende bir ABD temsilcisi ve Amerikan işbirlikçisi ülke temsilcileri hazır bulundu. Törene katılmayan AB ülkesi Fransa da Kolombiya daki Amerikan üslerine itiraz etmesi, sı, IMF ve Dünya Bankası ile ilişkileri koparması, darbecilerin hükümetini tanıdığını açıkladı. İran a olası bir saldırıyı reddetmesi Amerikan emperyalizminin bölgedeki hegemonyasını sarstı. Lobo yaptığı konuşmada Manual Zelaya dan kurtulmak gerektiğini söyledi. Zelaya nın ömrünün geri kalanını geçirmek üzere Dominik hükümetini örnek alarak benzer bir yola girme- Bölgedeki diğer ülke hükümetlerinin de Chavez Cumhuriyeti nde sürgüne gönderilmesi planlanıyor. si emperyalizmin kaygılarını iyice arttırdı. ABD ve Fransa darbeci yönetimin seçtirdiği bir hükümeti NEDEN destekledi? ülke var: Venezüella, Küba, Bolivya, Nikaragua, Bugün ABD karşıtı Bolivarcı birliğe katılan 9 Ekvator, Antigua, St. Vincent, Grenadines, Dominik Cumhuriyeti. ABD nin elinde ise kala kala üç ABD nin arka bahçesinde olup bitenleri, ABD emperyalizminin neden bu coğrafya üzerinde hegemonya kurmak istediğini, bölgenin zengin ülke kaldı: Meksika, Kolombiya, Peru. ABD halen ta- ABD Ekonomik Krizini Silah Satarak Gideriyor! ABD sadece Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ne 2009 yılında tam 38,1 milyar Dolarlık silah sattı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) son zamanlarda başta Körfez ülkeleri olmak üzere Ortadoğu ülkelerine silah satışını hızlandırdı. Afganistan ı ve Irak ı işgal ederek milyonu aşkın masum insanın ölmesine yol açan ABD ve Avrupalı müttefikleri şimdi de İran hazırlığında. ABD başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere bütün Körfez ülkelerine yoğun silah satışlarına başladı. İran ın tehdit oluşturduğu bahanesiyle ABD, geçtiğimiz iki yıl içinde her iki ülkeye 25 milyar dolarlık silah satmıştı. ABD, 2009 yılında bu ülkelere silah satışlarını 4,7 artırarak 38,1 milyara yükseltti. Amerika nın 2009 yılında yaptığı silah ihracatında aslan payını İslam ülkeleri alıyor. Pentagon un verilerine göre en fazla silah ithal eden ülke 7,9 milyar dolar ile Birleşik Arap Emirlikleri. ABD nin diğer önemli müşterileri ise Suudi Arabistan (3,3 milyar dolar), Mısır (2,1 milyar dolar) ve Irak (1,6 milyar dolar). Bilindiği gibi ABD, İran bahanesiyle Türkiye ye de 7,8 milyar dolar değerinde füzesavar satmayı planlamaktadır. Öte yandan 26 Mayıs 2009 da Birleşik Arap Emirlikleri ndeki 5 bin kişilik deniz üssünü açan Fransa da başta Rafael savaş uçakları olmak üzere bölge ülkelerine milyarlarca dolarlık silah satmak için girişimlerde bulunuyor askeri bütçesini bu yıl için 44 milyar dolara çıkaran Suudi Arabistan, Rusya ile de silah alım görüşmeleri yapıyor. Müslüman zengin Arap ülkelerini yöneten kodaman şeyh ve prensler, iktidarda kalmalarının garantisini petrolden kazandıkları paraların önemli kısmıyla ABD ve diğer ülkelerden silah alarak sağlıyorlar. İnsanlığın, çok büyük çoğunluğu açlık, hastalık ve ölüm bataklığında iken yaşanan bu gerçekler kapitalist medeniyetin ve emperyalist egemenliğin saklanamayan gerçek yüzünü apaçık ediyor. Dünyada yüz milyonlarcası Müslüman olmak üzere milyarlarca insan sefalet içinde iken bu kendine Müslüman kodamanların ve onların dayandığı emperyalist düzenin yıkılmasından başka bir insanlık yolu yok! bu ülkelere para akıtmaya devam ediyor. Honduras, Bolivarcı Birliğe katılan son ülkelerden birisiydi. Honduras Devlet başkanı Manual Zeleya, politik ve ekonomik iktidarın ABD emperyalizmine bağımlı büyük toprak sahiplerinin elinde bulunduğu düzeni değiştirmek ve 70 li yıllarda Arjantin, Şili gibi Latin Amerika ülkelerinde darbeler yapan generallerin eğitim gördüğü Palmerola askeri üssünün sivilleştirilmesini istiyordu. Bu nedenle Zelaya, Bolivarcı Birliğe katılan diğer hükümetler gibi ilk elden yeni bir anayasa yazılmasını ve 1982 Anayasası ndan kurtulmak istedi. Yeni bir Anayasayı ancak bir Kurucu Meclis yapabilirdi. 28 Haziran da Zelaya, halka mevcut Anayasayı değiştirecek bir Kurucu Meclis e ihtiyaç olup olmadığını soracaktı. Ancak bölgedeki işbirlikçilerini birer birer Bolivarcı Birliğe kaptıran Amerikan emperyalizmi Honduras a müdahale etti: 28 Haziran günü daha referandum gerçekleşmeden Zelaya, darbeci generaller tarafından tutuklanıp sınır dışı edildi. ABD nin müdahalesiyle generaller ve geçici hükümet yargının kararıyla beraat ettirildi. Amerikan emperyalizmi yasaması, yürütmesi, yargısıyla Honduras halkını tamamen teslim aldı. 14 İŞÇİ KARDEŞLİĞİ

15 ULUSLARARASI DİSİPLİN Devrimci Gençlik Örgütü nün 4 5 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirdiği I. Kongresinde bir araya gelen Cezayirli, Bangladeşli, İspanyalı, Fransalı, Faslı, Filistinli ve Türkiyeli genç militanlardan, Savaşa ve Sömürüye Karşı Dünyanın Bütün Gençlerine Çağrı Bugün 5 Kasım Dünyanın Filistin halkı toplu katliamlardan büyük acılar çekti. her yerinden işçiler ve gençler Amerikalı 50 gencin çağrısına Amerikan hükümetinin, büyük yanıt olarak, Afganistan ın, Irak ın, devletlerin ve Birleşmiş Milletler in Filistin in, Haiti nin, Kosova nın, Aden desteğini arkasına alan Siyonist Körfezi nin, Afrika nın ve Asya nın işgal İsrail devleti, yıllarca mazlum Filistin edilmesine karşı sokaklara döküldü. Bugün Afganistan a 30 bin ek halkının kanını akıttı. asker göndererek ve NATO dan 10 bin Bu zulme direnen 10 asker isteyerek seçmenlerine ihanet binden fazla Filistinli, eden OBAMA nın maskesi düştü. İsrail hapishanelerinde tutuluyor. İşgalin sonucu ne oldu? Her iki tarafta sayısız ölümler yaşandı ve Afganistan dünminin mazlum Filistin ABD emperyalizyanın en büyük uyuşturucu halkına ve dünyanın diğer halklarına ettiği zulme sabredemiyoruz. üreten ülkesi haline geldi. Pakistan a sıçrayan savaşın ardından on binlerce insan bom- kendi geleceklerini belirleyebilmesi Dünyanın mazlum halklarının balardan kaçmak için evlerini için; İşgali ve sömürüyü reddediyoruz! terk etmek zorunda kaldı. Filistin, Siyonist işgalden kurtulmalı. İşgal güçleri Irak, Afga- ABD de ve NATO üyesi ülkelerde gençler, bu savaşın kendi savaşlarıymış gibi gösterilmesine ve sürdü- coğrafyalarındaki işgal bölgelerinnistan, Haiti ve dünyanın diğer rülmesine tahammül edemiyor! den derhal geri çekilmelidir! Gençlerin çokuluslu şirketlerin çıkarları için ölüme gönderilmesini kabul etmiyoruz! Şirketlerin savaşı için gençlerin bir damla terinin ve kanının akıtılmasına izin vermeyeceğiz. ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) krizin başlangıcından itibaren, 30 ila 51 milyon insanın işini kaybettiğini, 200 milyon çalışanın yoksullaştığını açıkladı. IMF krizin tepe noktasına daha ulaşmadığını söyledi. Onlar, sistemlerini sürdürebilmek için krizde patronlara, vurgunculara ve mafyaya akıtılan paraları; IMF, Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Bankası eliyle gençlere ve işçilere ödetmek istiyor. Onlar, işgali ve sömürüyü yaygınlaştırarak krizden çıkış yolu arıyorlar. Daha kaç ülkeyi, dünyanın hangi bölgesini işgal edeceksiniz? Onların savaşları için ölmeyi reddediyoruz. Biz, dünyanın farklı ülkelerinden gelen gençler olarak, gençlerin ve işçilerin yaşamlarını devam ettirebilecekleri kazanımlarını korumalarına ve bunun aracı olarak kendi bağımsız örgütlerini kurmalarına yardımcı olmak istiyoruz. Bu nedenle dünyanın bütün gençlerini, ILC nin ve Cezayir İşçi Partisi nin inisiyatifi ve Cezayir halkının ev sahipliğinde Savaşa ve Sömürüye Karşı bu yıl 8. si düzenlenecek olan Açık Dünya Konferansı na katılmaya çağırıyoruz. Bugün mücadelemizin başlangıç noktasıdır. Dünyanın tüm işçileri ve gençleri: mücadeleniz, mücadelemizdir. Haydi, Amerikalı 50 gencin çağrısına yanıt verelim. 20 Mart ı, Irak işgalinin 7. yılını, işgale, sömürüye ve mazlum halklara zülüm edilmesine karşı dünyanın her yerindeki işgalcilerin derhal evlerine dönmeleri için uluslararası mücadele günü ilan edelim. Yunanistan: Krize çare mücadele Geçtiğimiz aylarda Yunanistan Ekim de iktidara gelen PASOK üye hükümetler tarafından belirlense spekülatörler marifetiyle çok merkez sol hükümeti öncesinde de de bunların hiçbirine hesap vermiyor, ciddi bir krizin içine sürüklendi. Geçen sürede Avrupa Birliği yardım vaatleri verdiyse de henüz hiçbirini yerine getirmediği gibi bir yandan ülkenin avroyu terk etmesini engellerken öbür yandan ağır bir kemer sıkma paketini Goldman Sachs ve diğer yatırım bankaları hükümeti borçlandırarak bugünkü krizin şiddetini arttırdılar. Her iki olay devlet yetkililerinin eleştirisini alırken, Avrupa Birliği Goldman Sachs hakkında bir soruşturma özerk nitelikte. Dolayısıyla tüm Avrupa nın parasını emanet ettiği yer üzerinde Avrupa nın hiçbir söz hakkı yok. Yunanistan ın üye olduğu IMF birkaç defa ülkeye kredi vermeyi önerse de ABD nin etkisinden başlatmayı kararlaştırdı. çekinildiğinden bu da reddedildi. de dayattı. Yunanistan emekçileri ise hakları için azimle mücadele ediyorlar. Yunanistan krizi AB nin Bir kurtarma planının varolmadığı ortaya çıkınca başta Almanya Krizin sebebi spekülasyon ikiyüzlülüğünü ve antidemokratik Her ne kadar Yunanistan halkı yapısını ortaya çıkardı olmak üzere Yunanistan hükümeti aşırı harcama yaparak krizin sebebi Yunanistan ın ardından İspanya, Portekiz ve İtalya başta diğer avro ülkelerinin mer sıkma paketini ülkeye dayat- dahil tüm AB hükümetleri bir ke- olmakla suçlansa da krizin asıl sebebi spekülatörler. Zira ekonomik açıdan ve bir bütün olarak avro para biriminin tı. Bu paketin içinde şunlar var: Yunanistan, Portekiz ve İspanya dan tehdit altına girmesi AB yi müdahale Reel ücretlerde yüzde 5 lik düşüş çok farklılık göstermiyor. Yunanistan ın etmeye zorladı. Yani halkları değil ama bütçe açığı yüzde 13 iken, diğer iki Kamu kadrolarının ve kurumlarının azaltılması avroyu kurtarmak için harekete geçtiler. ülkede bu oran sırasıyla yüzde 10 ve Ancak bunu da spekülatörlerin tarzında yürüttüler. Bir süre açık bir bilgi 11. Bu durumun asıl sebebi geçen Sosyal güvenlik sisteminin karşıreformu ve emekli- seneki kriz boyunca hükümetlerin piyasaya ucuz para sürmeleri. lik yaşının yükseltilmesi vermedikten sonra 11 Şubat ta bir kurtarma planında anlaşıldığı açıklandı, Hâlihazırda yıllık gelirinin yüzde ama hiçbir detay verilmedi. Yunanistan Akaryakıt, tütün ve alkol vergilerinin yükseltilmesi 120 si kadar borcu olan Yunanistan ı hükümeti ve Brüksel arasındaki birkaç krize götüren son adım, yüksek riskli günlük atışmanın ardından anlaşıldı ki Yani Almanya, Fransa gibi AB nin yatırım ( hedge ) fonlarını kullanan spekülatörlerin 8 milyar avroyu ortada kurtarma planına dair bir şey güçlü ülkeleri iyi günde avro bölgesini kullanarak tüm Avrupa üzerinde yok. Amaç sadece spekülatörleri oyalamak için spekülatif bir hamle yapmaktı. etkilerini kullanırken, örneğin Doğu Yunanistan aleyhinde kullanması oldu. Amaçları avro bölgesindeki en zayıf halka olarak gördükleri Avrupa Merkez Bankası ise bu Avrupa daki ucuz işgücünden yararlanırken; kötü günde bu bölgeyle Yunanistan da bir çöküş yaratıp bundan büyük kârlar elde etmekti. süreçte bildiğini okumaya devam etti. Çünkü Banka yönetimi AB ye ilgili sorumluluklarından kaçtılar. Akla gelen en mantıklı çözüm olan, işlemeyen avro para biriminden kurtulmak ise AB hükümetleri ve Brüksel tarafından şiddetle reddedildi. Oysa Yunanistan drahmiye dönerek ekonomisini uygun bir şekilde yönetebilir ve Avrupa Merkez Bankası nın tahakkümüne bir son verebilirdi. Yunanistan emekçileri tek kurtuluşun mücadeleden geçtiğinin farkında Yunanistan işçi sınıfı kendine dayatılan ikilemi ya çöküş ya kemer sıkma krizin sorumlusu biz değiliz diyerek reddetti. 10 Şubat ta yapılan genel grevle hem hükümete hem de AB kurumlarına gözdağı verdi ve 11 Şubat taki kurtarma planında anlaştık açıklamasının yapılmasını sağladı. Aradan geçen zamanda somut bir gelişme olmaması üzerine 23 Şubat ta doğrudan spekülasyonun merkezi olan Borsa yı kuşattı. 24 Şubat ta ise ikinci bir genel grevi başarıyla yürüttü. Komşu emekçileri; temel hakları ve ihtiyaçları için, ülke üzerindeki egemenlik hakları için AB nin diktatörlüğüne ve sözde sol PASOK hükümetine karşı mücadele ediyorlar. Komşu emekçilerinin mücadelesini mücadelemiz kabul ediyoruz. İŞÇİ KARDEŞLİĞİ 15

16 AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ İşçi Hareketi Öncülüğünde Kitlesel Bir Hareket için, İstihdam, Barış ve Adalet için Nancy Wohlforth röportajı [Not: Aşağıdaki röportaj Nancy Wohlforth ile 6 Aralık 2009 tarihinde, Chicago daki ABD Savaşa Karşı İşçi Cephesi nin (USLAW) Ulusal Meclisi sırasında gerçekleştirilmiştir. Nancy Wohlforth Büro ve Fikir İşçileri Sendikası (OPEIU) eski mali sekreteri, Pride at Work ün başkan yardımcısı, USLAW ın ulusal organizatörlerinden biri ve İşçilerin Acil İyileşme Kampanyası nın Geçici Ulusal Komitesi üyelerindendir. Röportaj Alan Benjamin tarafından gerçekleştirilmiştir.] Bir sene önce, Barack Obama nın tarihi bir şekilde seçiminden hemen sonra sendika temsilcileri USLAW ın Ulusal Meclisinde toplandı. Siz, seçim sonrası Washington daki mahallenizde yaşayan siyah kadın ve gençlerin gözlerindeki sevinç gözyaşlarından bahsettiniz. Bu insanların daha önce hiç oy kullanmadıklarını söylediniz. İşçi hareketinin, Obama yı kendisine verilen vekâleti kullanarak emekçilerin isteklerini karşılamaya zorlaması gerektiğini söylediniz. Bugün, seçimden bir yıl sonra durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Nancy Wohlforth: 4 Kasım 2008 de, işçi hareketi ve Amerikan halkı Obama ya herkese istihdam, barış ve adalet getirebilecek bir programı uygulaması için gerekli vekâleti verdi. Bir yılın ardından, Obama ya bu değişimci Savaşa harcanan her yeni kuruş sağlık hizmetleri veya milli eğitim harcamalarından çalınıyor. Nancy Wohlforth (17 Mayıs 2006 da bir USLAW gösterisinde konuşma yaparken) vekâleti veren milyonlarca insan kızgın bir haldeler. O mutluluk gözyaşları artık ıstırap gözyaşları oldu. Wall Street ve bankalar kurtarıldı, ancak işsizlik seviyesi halen yükseliyor. İcralar artıyor, sosyal hizmetler ve altyapı yok ediliyor. Tek mükellefli sağlık hizmeti veya en azından güvenli bir kamu seçeneği getirecek olan gerçek sağlık hizmetleri reformuna olan umutlar giderek azalıyor. Bu sırada, hâlihazırda uğruna bir trilyon Dolar harcanmış ve halk desteğini kaybetmiş Irak ve Afganistan savaşlarına milyarlarca dolar harcanmaya devam ediliyor. Bu sistemin aynı anda silah ve tereyağı yani emekçi çoğunluk için istihdam ve ekonomik adalet verebilmesinin imkânı yok. Savaşa harcanan her yeni kuruş sağlık hizmetleri veya milli eğitim harcamalarından çalınıyor. Adaylık sürecinde, devlet başkanı Obama emekçilere ve müttefiklerine böyle bir değişimin önünde büyük engeller olacağını söyledi. Kendisine oy veren emekçilere ve milyonlarca Afroamerikan ve genç seçmene, Franklin D. Roosevelt in on yıllar önceki sözünü hatırlatırcasına beni yapmaya zorlayın dedi. Ancak emekçiler ve müttefikleri geçtiğimiz bir yıl boyunca başkanı sıkıştırmadılar. Değişime olan inanç azalırken ülkede yayılan huzursuzluk, sokaklarda ırkçı ve gerici programlarını gerçekleştirmeye çalışan ve Obama nın tekrar seçilmesini engellemeye kararlı olan sağcı yobazlar tarafından kullanılıyor. Bugün bir dönüm noktasındayız. İşçi hareketi ve müttefiklerinin önünde büyük bir zorluk var: Halkın değişim için verdiği vekâletin önemsendiğinden emin olmak. Bu zorlukla beraber önümüzde büyük de bir fırsat var. Büyük Buhran döneminde Tent şehri halkı ile işçi ve işsizleri temsil eden örgütlerin baskısıyla Roosevelt yönetimi, 8,5 milyon kişi için iş yaratan İstihdam Geliştirme Kurulu nu (WPA) oluşturdu aynı zamanda WPA nın 75. kuruluş yıldönümü. Benzer bir şekilde, 1960 lardaki kitlesel Yurttaşlık Hakları yürüyüşleri özellikle de Washington D.C. deki İstihdam, Barış ve Adalet için Fakir Halk Yürüyüşü sayesinde Jim Crow ayrımcılığı bitti ve Yurttaşlık Hakları Yasası onaylandı. Bunlar bugün yapılması gerekenlere birkaç örnek hem de hemen; vakit azalmakta. Çabalarımızı artırıp, haklarımızı, işlerimizi ve çalışma koşullarımızı geri almalıyız. Bugün üyelerimizi sokaklara indirip istihdam, barış ve adalet talepleriyle kitlesel bir hareket örgütlemesi için işçi hareketi ve müttefiklerine baskı yapmaya acil bir ihtiyaç var. İşte, İşçilerin Acil İyileşmesi Kampanyası nın hedefi de işçi hareketini, 2010 baharında istihdam, barış ve adalet talepleri etrafında kitlesel bir seferberlik çağrısı yapması için harekete geçirmek. İşçilerin ve Halkların Uluslararası Bağlantı Komitesi (ILC) tarafından önümüzdeki Kasım ayında Cezayir de düzenlenecek olan Açık Dünya Konferansı na (OWC) katılacağınızı duyurdunuz. Orada olmak sizin için niçin önem taşıyor? Wohlforth: 2000 yılında San Francisco da düzenlenen Açık Dünya Konferansı nın organizasyonuna katkıda bulundum ve ILC tarafından düzenlenen birçok önemli etkinlikte aktif rol oynadım. Ancak, bu Açık Dünya Konferansı sadece bir konferanstan ibaret değil, tüm dünyadaki işçiler için önemli bir kavşak. Bir yıl önce ABD de değişim vaat eden bir devlet başkanı seçildi. Hem ABD de hem de uluslararası arenada değişim yaşanacağına dair büyük beklentiler vardı. Ama açık ki bu değişim söz konusu değil. Hem ABD de hem de diğer ülkelerdeki emekçiler için durum daha da kötüleşti. Bankalar ve spekülatörler trilyonlarca Dolar harcanarak kurtarılırken, şehirlerimiz ve kamu hizmetleri kaynak sıkıntısı çekiyor ve her geçen gün daha çok istihdam alanı yok ediliyor. Birçok kaynak Irak, Afganistan ve diğer savaşları sürdüren çevrelere gidiyor. Liste bu şekilde uzatılabilir. Biz değişim umudunun yok edilmesine izin veremeyiz. Çabalarımızı artırıp, haklarımızı, işlerimizi ve çalışma koşullarımızı geri almalıyız. İşçiler olarak bağımsız gücümüzü kullanmalı ve karar mekanizmalarını, emekçilerin 4 Kasım 2008 de istedikleri değişimi gerçekleştirmeye zorlamalıyız. Bunun için emekçileri örgütleyecek bağımsız bir strateji geliştirmek zorundayız ve bu örgütlenme, düşmanın yaptığı gibi uluslararası bir şekilde olmalı. Cezayir de düzenlenecek Açık Dünya Konferansı, organize olup mücadeleye devam etmemiz için önemli bir dönüm noktası olabilir. İşçi Kardeşliği Abone Formu [ ] 3 sayı: 5 YTL / [ ] 6 sayı: 10 YTL / [ ] 12 sayı: 15 YTL İsim, Soyisim:... Görev:... Adres: Posta Kodu:... İlçe, İl:... Telefon, Faks:... E-Posta: no lu Akbank hesabına yatırdığınız abonelik ücreti dekontunuzu bu formla beraber faks veya posta yoluyla bize ulaştırın. (Bilgiler künyededir.)

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER

YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER tmmob 2002/2004 Cumhuriyet / 7 Haziran 2002 Radikal / 7 Haziran 2002 218 Evrensel / 15 Temmuz 2002 37. dönem çalışma raporu 219 tmmob 2002/2004 Cumhuriyet

Detaylı

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146 TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI EMO Kocaeli Şubesi 146 İKK Sekreterliği Makina Mühendisleri Odası tarafından yürütülmektedir. Şubemiz, üniversite, resmi kurum, sendika, oda ve derneklerle sürdürülebilir

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

TÜRKİYE ENERJİ, SU VE GAZ İŞÇİLERİ SENDİKASI

TÜRKİYE ENERJİ, SU VE GAZ İŞÇİLERİ SENDİKASI TÜRKİYE ENERJİ, SU VE GAZ İŞÇİLERİ SENDİKASI TES-İŞ ten 6. okul: Kayseri Veteriner Fakültesi Genel Başkan Kumlu nun acı günü Seydişehir ETİ Alüminyum a Danıştay dan iptal TES-İŞ ten 6 ncı okul: Kayseri

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Isparta Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce düzenlenen Sosyal Güvenlik Reformunun

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Cüneyt Özdemir de halkın, işçilerin, öğrencilerin sorunlarını programına taşıyor ve ayrıcalığını gösteriyor. Teşekkürler Cüneyt Özdemir.

Cüneyt Özdemir de halkın, işçilerin, öğrencilerin sorunlarını programına taşıyor ve ayrıcalığını gösteriyor. Teşekkürler Cüneyt Özdemir. DİRENİŞİN 109. GÜNÜ 26 Ekim 2010 Bugünlerde çok sık misafirim var. Gün uzadıkça gelenler artıyor. İlk defa bir arkeolog ziyaretçim vardı. O da işsizdi. Uzun zamandır gelmek istiyormuş. Nasıl giderim diye

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

Destek Personeli Eğitimleri

Destek Personeli Eğitimleri 2.Dönem eczane çalışanlarının Destek Personeli Eğitimleri 28 Aralık 2009 tarihinde başladı 9 Valimiz Sayın Zübeyir KEMELEK 15 Aralık 2009 tarihinde Yönetim Kurulumuzu ziyaret etti.. İstanbul Ecza Koop'la

Detaylı

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ 29 Mart 2012-Mersin in Gülnar İlçesi ne nükleer santral yapmak isteyen Akkuyu NGS Elektrik Üretim A.Ş. nin Akkuyu da yapılan Halkı Katılımı toplantısına Nükleer

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Tarsus CHP İlçe Örgütünü ziyaret ederek,

Detaylı

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ!

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! İşçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs; tüm yurtta olduğu gibi İstanbul da da coşkuyla kutlandı.1978 1 Mayıs ın ardından ilk kez izin verilen

Detaylı

OCAK 14-ŞUBAT 14-MART 14 AYI İÇERİĞİDİR. ÜNYE TİCARET BORSASI e-dergi Sayfa 1

OCAK 14-ŞUBAT 14-MART 14 AYI İÇERİĞİDİR. ÜNYE TİCARET BORSASI e-dergi Sayfa 1 OCAK 14-ŞUBAT 14-MART 14 AYI İÇERİĞİDİR e-dergi Sayfa 1 1. SEÇİMLERİNİ TAMAMLADI 2. NDAN Rifat HİSARCIKLIOĞLU NA ZİYARET 3. AKREDİTE BORSA OLDU 4. YÖNETİMİNDEN ANKARA ZİYARETLERİ 5. YÖNETİM KURULU BAŞKANIMIZ

Detaylı

KPSS 2007 GK (50) DENEME 3 / 52. SORU 50. Aşağıdakilerden hangisi hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri değildir? A) Yasal idare B) Devlet faaliyetlerinin belirliliği C) İdarenin mali sorumluluğu

Detaylı

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ 2011 İSTATİSTİKLERİ PARLAMENTO SEÇİM YILI PARLAMENTODAKİ MİLLETVEKİLİ MİLLETVEKİLİ İÇİNDEKİ PAY ( ) 1935 395 18 4.6 1943 435 16 3.7 1950 487 3 0.6 1957 610 8 1.3 1965 450 8 1.8 1973 450 6 1.3 1991 450

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli/Akdeniz Mahallesinde 2015 Genel Seçimlerine

Detaylı

Öğrenmek İstiyorum Kampanyası

Öğrenmek İstiyorum Kampanyası Öğrenmek İstiyorum Kampanyası TRABZON DA KAMPANYAYA İLGİ ARTIYOR sağlık üreme sağlığı bilgilerinin girmesine yönelik olarak başlanan Öğrenmek İstiyorum Kampanyası kapsamında Trabzon da ilgi gün geçtikçe

Detaylı

DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12.

DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12. DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12.2014 Dişhekimleri, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'ndan randevu bekliyor

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu.

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Capital ve Ekonomist Dergileri ile LeasePlan Türkiye Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Yılın Filo

Detaylı

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık İlçesi nde meydana gelen dolu yağışı

Detaylı

Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında

Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Yayın Organı Mart 2014 Yıl: 1 Sayı: 10 Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Çocuk Hizmetleri

Detaylı

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI 16 ŞUBAT 2011 CVK OTEL- İSTANBUL Tarihi günler yaşıyoruz. 10 Şubat-15 Şubat tarihleri arasında

Detaylı

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Türkiye Đşçi Sendikaları Konfederasyonu KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Ankara Amaç Türkiye de kayıt dışı istihdam önemli bir sorun olarak gündemdedir. Ülkede son verilere göre istihdam edilenlerin yüzde

Detaylı

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Örgütü ve Belediye Başkan

Detaylı

21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU

21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 225 ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI ANKARA ŞUBESİ 13 Ocak 2012 KESK Genel Merkezi başta olmak üzere bir çok ilde KESK e bağlı sendikalar, demokratik kurumlar, belediyeler ve siyasi

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Günlük Haber Bülteni 13.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sabah.com.tr Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

YENİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KURULMASINA İLİŞKİN YASA HAZIRLIKLARI

YENİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KURULMASINA İLİŞKİN YASA HAZIRLIKLARI YENİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KURULMASINA İLİŞKİN YASA HAZIRLIKLARI Bu yasa hazırlığı ile ilgili tartışmaya açılmış bir taslak bulunmamaktadır. Ancak hükümetin bir çalışma yaptığı ve bu çalışmanın tamamlanma

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin/Mezitli Gençlik Kolları ile TBMM de bir

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01. Günlük Haber Bülteni 27.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 26.01.2015

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

Türkiye'de "Decentralization" Süreci

Türkiye'de Decentralization Süreci Türkiye'de "Decentralization" Süreci 30 Nisan 2013 Bahçeşehir Üniversitesi İlker Girit Ahmet Ketancı Türkiye'de "Decentralization" Süreci Decentralization Prensipleri Türkiye deki Tarihi Süreç Türkiye

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

BELEDİYELERDE İŞTEN ÇIKARTILAN İŞÇİLERİN EKONOMİK-SOSYAL DURUMLARINA İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA

BELEDİYELERDE İŞTEN ÇIKARTILAN İŞÇİLERİN EKONOMİK-SOSYAL DURUMLARINA İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA Genel-İş Emek Araştırma Dergisi, 2005/1 105 BELEDİYELERDE İŞTEN ÇIKARTILAN İŞÇİLERİN EKONOMİK-SOSYAL DURUMLARINA İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA Hülya Yeşilgöz Bilindiği gibi, küreselleşme sürecinin bir sonucu olan

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA KENT KONSEYİ MEVZUATI YASA 5393 SAYILI BELEDİYE KANUNU (TC Resmi Gazete Tarih: 13 Temmuz 2005, Sayı 25874) Kent Konseyi MADDE 76 Kent Konseyi

Detaylı

Özelleştirmenin Dünü Bugünü ve Geleceği. Ramazan PEKTAŞ Taylan Özgür YILDIRIM EMO Ankara Şubesi

Özelleştirmenin Dünü Bugünü ve Geleceği. Ramazan PEKTAŞ Taylan Özgür YILDIRIM EMO Ankara Şubesi Özelleştirmenin Dünü Bugünü ve Geleceği Ramazan PEKTAŞ Taylan Özgür YILDIRIM EMO Ankara Şubesi Biri sizi bir kere kandırırsa suç onundur. İki kere kandırırsa suç sizindir. (bir Balkan ülkesi atasözü) Zamanda

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Gençlere anlatacaklar

Beşiktaş Gazetesi. Gençlere anlatacaklar Gençlere anlatacaklar BEŞİKTAŞ Belediyesi genç girişimciler için başlattığı projesi ile eğitimde çalışmalarını sürdürüyor. Genç girişimciler için düzenlenen seminer etkinliklerinde etkinliğe katılacaklara

Detaylı

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 KAMU İSTİHDAM RAPORU (Aralık, 2015) Ø KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 3,4! GERİLEDİ. KADROLU İŞÇİ SAYISI İSE YÜZDE 4,6 DÜŞTÜ! Ø BELEDİYELERDE KADROLU İŞÇİ SAYISI

Detaylı

Araştırmanın Künyesi;

Araştırmanın Künyesi; Araştırmanın Künyesi; Araştırma; 05 06 Nisan 2008 günleri Türkiye nin 7 coğrafi bölgesinde, 26 il ve 68 ilçede bunlara bağlı 81 mahalle ve köyde, 18 yaş ve üstü seçmen nüfusunu temsil eden 724 ü kadın

Detaylı

İktisadi Kalkınma Vakfı

İktisadi Kalkınma Vakfı İktisadi Kalkınma Vakfı Türkiye-AB ilişkilerinin tarihi kadar eski ve köklü bir kurum olan İktisadi Kalkınma Vakfı, Türkiye ile AB arasındaki ortaklık ilişkisini başlatan Ankara Anlaşması nın imzalanmasından

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

Şahsım ve Öz Taşıma İş Sendikası adına sizleri saygıyla selamlıyorum.

Şahsım ve Öz Taşıma İş Sendikası adına sizleri saygıyla selamlıyorum. Mustafa TORUNTAY Genel Başkan 13 Eylül 2015 Ankara /Latanya Otel Öz Taşıma İş Sendikası 2. OLAĞAN GENEL KURUL Sayın TBMM İdare Amiri ve Değerli Eski Genel Başkanım, Sayın Milletvekillerim, Sayın Büyükşehir

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02. Günlük Haber Bülteni 02.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 ARAŞTIRMA GRUBU Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 Bu rapor Mayıs-2011 araştırmasının II. kısmıdır. Araştırmanın bu kısmında;

Detaylı

Mevsimlik İşçiliğe Hayır Dedik

Mevsimlik İşçiliğe Hayır Dedik 12006 Mevsimlik İşçiliğe Hayır Dedik 2006 yılından beri Bütün öğretmenler kadrolu olmalıdır diyerek mücadelemizi, sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi yönünde yoğunlaştırdık. 2 22008 Bakan Hüseyin

Detaylı

Üniversiteler İş Sağlığı ve Güvenliği Platformu İzmir 11.12.2015 - KOÇ ÜNİVERSİTESİ

Üniversiteler İş Sağlığı ve Güvenliği Platformu İzmir 11.12.2015 - KOÇ ÜNİVERSİTESİ Üniversiteler İş Sağlığı ve Güvenliği Platformu İzmir 11.12.2015 - KOÇ ÜNİVERSİTESİ Biz kimiz Neden platform? Üniversitelerde; İSG farkındalığını nasıl arttırabiliriz? İSG kültürünü nasıl geliştirebiliriz?

Detaylı

AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK

AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK BİR SORUNU DAHA ÇÖZÜME KAVUŞTURDUK Üniversitelerde idari ve akademik personeli bir bütün olarak görüyoruz. 666 Sayılı KHK ile idari personelin ek ödeme oranlarında artış gerçekleştirilirken,

Detaylı

18 KASIM PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ. -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı - Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü

18 KASIM PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ. -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı - Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü 18 KASIM PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı - Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü Maddeye Değil, Hayata Bağlan Bağımlılık yaşının sürekli düşmesi üzerine, toplumda bağımlılıkla

Detaylı

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm 2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm kesimlerinde şeffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik ilkelerini

Detaylı

- SOSYAL GÜVENLİK KURUMU NUN SAĞLIK ALANINDA ÜSTLENDİĞİ ÇOK ÖNEMLİ GÖREVLER BULUNMAKTADIR

- SOSYAL GÜVENLİK KURUMU NUN SAĞLIK ALANINDA ÜSTLENDİĞİ ÇOK ÖNEMLİ GÖREVLER BULUNMAKTADIR SGK Başkanı Yadigar Gökalp İlhan 3. Yaş Baharı Kongresine Katıldı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI YADİGAR GÖKALP İLHAN: - SOSYAL GÜVENLİK KURUMU NUN SAĞLIK ALANINDA ÜSTLENDİĞİ ÇOK ÖNEMLİ GÖREVLER BULUNMAKTADIR

Detaylı

01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI

01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI 01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI ALIŞVERİŞ GÜNLERİ YAKINDA BAŞLIYOR SAYFA 1 EĞİTİM İÇİN AKSARAY'A GELDİLER SAYFA 2 ATSO SENDİKA ZİYARETLERİ SAYFA 3 ATSO'DAN ALMANYA'YA ÇIKARMA SAYFA 4 KOÇAŞ AYKAŞ'I

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI 27 Kasım 2013 The Marmara Taksim Oteli, İstanbul Sayın Konuklar, Değerli

Detaylı

5. KARİYER GÜNLERİ GERÇEKLEŞTİ

5. KARİYER GÜNLERİ GERÇEKLEŞTİ 5. KARİYER GÜNLERİ GERÇEKLEŞTİ 14.05.2014 Ordu Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ile Çalışma ve İş Kurumu Ordu İl Müdürlüğü işbirliğinde alternatif iş fırsatları yaratmak, öğrenciler ile

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :5. Syf Sayfası :8. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :10. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Karabağlar Belediyesi tam kadro halk gününde Karabağlar Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu, belediye başkan yardımcıları,

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ

ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ 5 Aralık 2011 ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ I.YENĠ BĠR ANAYASA MI? GENĠġ KAPSAMLI BĠR ANAYASA DEĞĠġĠKLĠĞĠ MĠ? Anayasa hazırlığıyla ilgili olarak kamuoyunda önemli bir tartışma yaşanıyor:

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

2010 2012 ETKİNLİK RAPORU. 29.1.2010 tarihli olağan Genel Kurulda bizlere bu derneği adımıza yaraşır bir biçimde yönetmek üzere görevlendirdiniz.

2010 2012 ETKİNLİK RAPORU. 29.1.2010 tarihli olağan Genel Kurulda bizlere bu derneği adımıza yaraşır bir biçimde yönetmek üzere görevlendirdiniz. ÇOCUK İSTİSMARINI VE İHMALİNİ ÖNLEME DERNEĞİ 2010 2012 ETKİNLİK RAPORU 29.1.2010 tarihli olağan Genel Kurulda bizlere bu derneği adımıza yaraşır bir biçimde yönetmek üzere görevlendirdiniz. Bu nedenle

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi Ertuğrul Bilir Makina Mühendisi İş Güvenliği Uzmanı (C) İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği - Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi ÖDENEN BEDELLER İş kazası

Detaylı

Kayıt Dışı İstihdamla İlgili Proje Ödülleri Sahiplerine Verildi

Kayıt Dışı İstihdamla İlgili Proje Ödülleri Sahiplerine Verildi Kayıt Dışı İstihdamla İlgili Proje Ödülleri Sahiplerine Verildi SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI YADİGAR GÖKALP İLHAN: -KAYIT DIŞI İSTİHDAMLA İLGİLİ HER BİREYİN VE TOPLUMUN BİR TAKIM ÇALIŞMALARDA BULUNMASI

Detaylı

2013 YILI Faaliyet. Raporu. 1 Mart Muhasebe Günü. 1 Mart Muhasebe Günü

2013 YILI Faaliyet. Raporu. 1 Mart Muhasebe Günü. 1 Mart Muhasebe Günü YILI YILI R a proayili rpuo r u 188 Raporu 188 YILI Raporu 1 MART MUHASEBE GÜNÜ (1 MART ) Mali Müşavirler 1 Martta Siyahlara Büründü Muhasebe Haftası nedeniyle Takѕim'de beş bin dolayındaki Mali Müşavіr

Detaylı

Küresel sendikalardan Başbakan Erdoğan'a mektup: Toplu İş İlişkileri Kanun Taslağı ILO ve AB standartlarından uzak

Küresel sendikalardan Başbakan Erdoğan'a mektup: Toplu İş İlişkileri Kanun Taslağı ILO ve AB standartlarından uzak Küresel sendikalardan Başbakan Erdoğan'a mektup: Toplu İş İlişkileri Kanun Taslağı ILO ve AB standartlarından uzak Küresel sendika federasyonlarının genel başkanları Başbakan Erdoğan'a yazdıkları mektupta

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve 04.10.2010 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sayın Cumhurbaşkanı, Muhterem Konuklar, 40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve yönetici olarak içinde yer aldığım Ankara

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :1-4. Syf Sayfası :4. Syf Sayfası :10. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :11. Syf Sayfası :13. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Karabağlar modern hizmet binası için gün sayıyor Karabağlar

Detaylı

TÜRKİYE DE SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SAĞLIĞI BİBLİYOGRAFYASI (1985-2001)

TÜRKİYE DE SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SAĞLIĞI BİBLİYOGRAFYASI (1985-2001) 1 TÜRKİYE DE SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SAĞLIĞI BİBLİYOGRAFYASI (1985-2001) Hazırlayan: Özlem ÖZKAN SES Genel Merkez Araştırma Yayınları Dizisi-1 2 SES Sağlık Çalışanlarının Sağlığı Komisyonu Araştırma Yayınları

Detaylı

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

8 Mart Dünya Kadınlar Günü 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ - 2014 8 MART Dünya Emekçi Kadınlar Günü KUTLU OLSUN AÇIŞ KONUŞMASI Yahya ARIKAN - İSMMMO Başkanı KONUŞMACILAR Komite Başkanı Sezer Karan ın sunuşunun

Detaylı

YOZGAT TİCARET VE SANAYİ ODASI. 2014 Yılı Faaliyet Raporu

YOZGAT TİCARET VE SANAYİ ODASI. 2014 Yılı Faaliyet Raporu YOZGAT TİCARET VE SANAYİ ODASI 2014 Yılı Faaliyet Raporu Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası 2014 Yılı Oda Faaliyetlerimiz 69 Slayt 31.01.2014 AB Slovenia Projesi Denetimi 03.01.2014 Belediye Başkan Adayı Kazım

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ 162 Şubemiz, Odamızın ana yönetmeliği uyarınca ülke ve toplum çıkarları doğrultusunda, yurdumuzun

Detaylı

"Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde"

Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde "Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde" 16 Ağustos 2014 Haber Linki: http://www.egemetropolgazetesi.com/haber/kentsel-donusumun-anahtari-kooperatiflerde-17554.html S.S. Batı Anadolu Konut Yapı Kooperatifleri

Detaylı

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu SUNUŞ İşyeri sendika temsilcileri, işyerinde çalışan işçilerin mevzuattan, toplu iş sözleşmelerinden doğan her türlü hak ve çıkarlarını korumakla görevli olan, sendikasının örgütlenmesi ve güçlenmesi için

Detaylı

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM VE SU Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM Prof.Dr.Fuat KEYMAN a göre 21.yüzyıla damgasını vuracak en önemli kavramlardan biri "Dostluk, arkadaşlık

Detaylı

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Yeni Seçilen Tarsus CHP İlçe Yönetimini ziyaret ederek

Detaylı

Bu çalışmada, 2013 yılında gerçekleşen

Bu çalışmada, 2013 yılında gerçekleşen 2013'te 545 işçi eylemi gerçekleştiği belirlenmiştir. Bu eylemlerden 365 i işyeri temellidir". 545 eylemin 206'sında eyleme katılan işçi sayısına yönelik veri bulunmuştur. Bu eylemlere 181 bin 357 işçinin

Detaylı

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2-

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2- ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2- Değerlendirme Raporu Birey Hak ve Özgürlükleri (I) Yaşam hakkı Kişi dokunulmazlığı Özel yaşamın gizliliği www.tkmm.net 1 2 1. YAŞAM HAKKI Yaşam Hakkı kutsal mı? Toplumun/devletin

Detaylı