TÜBERKÜLOZ. Dr.Haluk C.Çalışır

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TÜBERKÜLOZ. Dr.Haluk C.Çalışır"

Transkript

1 TÜBERKÜLOZ Dr.Haluk C.Çalışır Doğal Gelişim: Tüberküloz hastalığı insanlık tarihi kadar eskidir. Eski Mısır Mumyalarında hastalığa ait izler saptanmıştır. Mycobacterium tuberculosis in, bir başka mikobakteri türü olan ve daha çok sığırlarda hastalık yapan Mycobacterium bovis den evrimleştiği ileri sürülmektedir. Sığırlarda mastit yapan ve süt ile geçen bu hastalık türünde, insanların enfekte sütleri içmesiyle daha çok lenfadenit şeklinde seyreden bir hastalık gelişmektedir. Bu tür hastalık fatal bir seyre yol açmamakta, çoğunlukla kendiliğinden iyileşmekte ve kişide mikobakteri enfeksiyonlarına karşı bir bağışıklık geliştirmektedir. İlkel yaşantı dönemlerinde, insanların sığırları evcilleştirmesi, et ve sütlerini tüketmeleri süreçlerinde yoğun bulaş olabileceği ileri sürülmekte ve uzun yıllar içerisinde, Mycobacterium bovis den Mycobacterium tuberculosis in evrimleştiği düşünülmektedir i[1]. Mycobacterium tuberculosis ile insan arasındaki etkileşim değişik safhalarda olmaktadır. Öncelikle tüberküloz basilinin insana bulaşmasında en önemli yol, solunum ile basilin alınmasıdır ve bulaşın en önemli kaynağı, basil çıkaran hastalardır. Hastaların konuşması, öksürmesi ve hapşurması sırasında ortama içinde basiller bulunan damlacıklar saçılmaktadırlar. Bu damlacıkların çapları değişik olmaktadır. Büyük damlacıklar hızla yere düşerken, küçük çaplıların düşüşü daha uzun zaman almaktadır. Böylece küçük çaplı damlacıklar daha uzun süre havada asılı kalmakta, aynı odada bulunan insanlar tarafından inhale edilme olasılığı artmaktadır. Ayrıca büyük çaplı damlacıklar üst hava yollarında tutulmakta ve akciğerlere ulaşamamaktadırlar ii[2]. 0.1 mm ve altında çapı olan partiküller çok yavaş olarak yere düşmektedirler. (12 mm/dakika hızında) Bunun anlamı uzun süre havada asılı kalabilmeleridir. Her bir damlacığın içinde 3-10 arası basil bulunabilmektedir. Aynı havayı soluyan duyarlı bireyler, havada asılı bu damlacıkları inhale etmektedirler. Çapları alveollere ulaşmak için büyük olan bu damlacıkların büyük bir kısmı üst hava yollarının lokal koruyucu mekanizmaları tarafından tutulmaktadır. Damlacıkların sadece %6 sı alveoler düzeye erişebilmekte ve enfeksiyon oluşturabilmektedir. Tüberküloz basili ile bu şekilde karşılaşan bireylerde doku düzeyinde gelişen olaylar sonucunda Primer Enfeksiyon ortaya çıkar. Doku düzeyinde tüberkül yapısı gelişir. Klinik olarak bir semptom vermeyen bu durum o kişiye yapılacak tüberkülin testi ile anlaşılabilir. Tüberkülin testi reaksiyon veren bu kişiler Mycobacterium tuberculosis ile artık enfektedir ancak tüberküloz hastası değildirler. Primer enfeksiyonu takiben, enfekte olanların yaklaşık olarak %5-10 unda ilk iki yıl içerisinde Progresif Primer Hastalık gelişmektedir ki, bu gün için çocuk tipi tüberküloz olarak adlandırdığımız hastalık şeklidir. Hastalığın çocukluk çağında ortaya çıkmasının nedeni, tüberküloz eğer o toplumda yaygın ise, çocukların yaşamın ilk yıllarında tüberküloz basili ile karşılaşma olasılığının daha fazla olmasından kaynaklanmaktadır. Eğer toplumda tüberküloz yaygın değilse ve tüberküloz basili ile karşılaşma riski çeşitli nedenlerden dolayı ileri yaşlara kaymışsa, Progresif Primer Tüberküloz ya da Çocuk Tipi Tüberküloz erişkin yaşlarda görülmektedir. Progresif Primer Tüberküloz genellikle bulaştırıcılık açısından büyük önem arz etmez. Çocuk tipi tüberküloz geçirmeyen bireylerde tüberküloz basilinin çoğalması immün sistem tarafından durdurulmuştur. Bu bireylerde saptanabilecek tek bulgu tüberkülin testi pozitifliğidir ki, tüberküloz basiline karşı kazanılmış gecikmiş tipte immün cevabı göstermektedir. Bu bireyler aynı zamanda latent odaklarında tüberküloz basilini çoğalması engellenmiş bir şekilde taşımaktadırlar. Yaşamın ileri yıllarında bu kişilerde immün sistemin zayıflaması ile dormant durumda taşıdıkları basilin yeniden çoğalması ile (Endojen Reaktivasyon) ya da dışardan basilin yeniden alınması ile (Eksojen Reaktivasyon) tüberküloz hastalığı ortaya çıkmaktadır. iii[3] Genel olarak tüberküloz denildiğinde anlaşılan, hastalığın bu formudur ve hastaların yaklaşık olarak yarısı yayma(+) akciğer tüberkülozudur. Bu 96

2 formun önemi, hastalığın en bulaştırıcı tablosu olması ve enfeksiyon zincirinde önemli rol almasıdır. Primer enfeksiyonu takiben, bir grup bireyde Progresif Primer Tüberküloz (Çocuk tüberkülozu = çocuk tipi tüberküloz) gelişmektedir. Progresif Primer Tüberküloz daha çok lenfadenit tüberküloz( hiler, mediastinal, paratrakeal tutulumlardan biri ya da kombinasyonu) ve buna bağlı komplikasyonlar (orta lob sendromu nedeniyle atelektazi), plevral effüzyon, parankimal konsolidasyon, nadiren kavitasyon, miliyer tüberküloz, menenjit tüberküloz ya da ekstrapulmoner tüberküloz olarak klinikte karşımıza çıkmaktadır. Progresif Primer Tüberküloz gelişmeyen bireyler, asemptomatik olarak yaşamlarını sürdürürler. Tüberküloz basili ile organizmanın karşılaştığının bir göstergesi olan tüberkülin testi bu kişilerde pozitif yanıt vermektedir. Balgamının mililitresinde basil olan bir hastanın balgam yayması yapılıp boyandığında Mycobacterium tuberculosis (Aside dirençli basil) görülme olasılığı %95 dir. Yayma (+) olarak adlandırılan bu hastalar, hastalığın bulaşmasında en önemli rolü oynamaktadırlar. Enfeksiyöz (yayma +) bir hastanın, sosyal konumuna bağlı olarak yılda ortalama olarak 20 ile 400 kişiyi enfekte edebileceği ileri sürülmektedir. Buradan yapılacak bir hesaplama ile bir hastanın 20 kişiyi enfekte ettiği varsayılırsa, enfekte olanların da %10 unda hastalık gelişeceği böylece 2 yıl içinde 2 kişide hastalığa yol açacağı hesaplanabilir. Özetlenecek olunursa, tüberküloz basili ile organizma arasında üç ana durum söz konusudur: 1.Tüberküloz basili ile hiç karşılaşmamış bireyler, 2.Basil ile karşılaşmış ama hastalanmamış enfekte bireyler, 3.Basil ile karşılaşmış ve hastalanmış bireyler. Patogenez Tüberküloz hastalığını, konak ve ajan ilişkisi perspektifinden bakıldığında; konağın lokal savunma mekanizmalarını geçerek alveoler düzeye kadar ulaşmış bir tüberküloz basilinin neden olduğu olaylar zincirinde aşağıdaki olasıklar söz konusudur. Alveoler makrofajlar inhale edilen basili herhangibir lezyon oluşturmadan elimine edebilirler. İnhale edilen basiller, alveoler makrofajlar içinde çoğalabilirler ve kazeöz bir odak oluştururlar. Oluşan bu kazeöz odak; İyileşebilir, Radyolojik bir görüntü vermeden stabilize olarak kalabilir ya da, Progresyon göstererek, daha büyük odaklar oluşturabilir. Daha büyük kazeöz odaklar da; İyileşebilir, Stabilize olarak kalabilir ya da, Lokal olarak giderek büyür, kan ve lenf dolaşımına karışarak yayılır. Çeşitli patogenetik süreçler sonucunda ( Gecikmiş tip aşırı duyarlılık ve hücresel immünite gelişmesi) oluşan büyük kazeöz odaklar likefaksiyona uğrayarak içlerindeki kazeöz materyali ve basiller bronşiyal ağaca boşaltarak bronş yolu ile yayılıma neden olurlar iv[4]. Bu tür bir süreç daha çok enfekte olmuş bireylerde, basille yeniden (endojen ya da eksojen kaynaklı) karşılaşma sonucunda erişkin tip akciğer tüberkülozu ortaya çıkmaktadır. Yukarıda sözü edilen süreçler sonucunda ortaya çıkacak lezyonların herbirisinin diğerinden bağımsız olarak hareket ettiği, bir başka deyişle birisi iyileşip, stabilize kalırken diğerinin progresyon gösterebildiği düşünülmektedir. 97

3 Patogenezin Evreleri: Genel kavramlar ve tanımlar: Doku Hasarlayıcı Gecikmiş Tip Aşırı Duyarlılık: İçinde basil çoğalabilen aktive olmamış makrofajların yok edilmesini sağlayan sitotoksik immün süreçleri ifade etmektedir. Basilin kendisi dokuya non-toksiktir. Basilin antijenleri ile oluşan Gecikmiş Tip İmmün Yanıt, basili çevreleyen akciğer dokusuna hasar vermektedir ki bu da hastalığın kliniğini oluşturmaktadır. Bu nokta hastalığın tedavisinin takibinde oldukça önemlidir. Tedavide kullandığımız ilaçlar tüberküloz basiline oldukça etkin anti-bakteriyel özelliktedirler ve temel amaç, basil sayısını azaltarak, antijenik uyarıyı ortadan kaldırıp iyileşmeyi sağlamaktır. Basil ile konakçı arasında gelişen süreçler sonucunda ortaya çıkan lezyonlara ( kavite, infiltrasyon v.b.) kullanılan bu ilaçların doğrudan bir etkisi bulunmadığından, lezyonların durumu her zaman, antibakteriyel etkinliği tam olarak yansıtmayabilir. Bu nedenle tedavi takibinde bakteriyel yükün takibi, daha doğrudan bir gösterge olarak önem kazanmaktadır. Hücresel İmmünite: Solid kazeöz odağın etrafına çok sayıda aktive olmuş makrofajların toplanmasına neden olan immün süreçleri ifade etmektedir. Bu makrofajlar kazeöz odaktan yayılan basilleri fagosite ederek onları yok ederler. v[5] Tüberküloz hastalığı gelişiminde, doku hasarlayıcı immun yanıt ile makrofaj aktive edici immün yanıt arasında gelişen olaylar rol oynamaktadır. Doku hasarlayıcı yanıt, basilden kaynaklanan tuberkülin benzeri maddelere karşı gelişen Gecikmiş Tip Aşırı Duyarlılık reaksiyonları sonucu ortaya çıkar. Makrofajların aktivasyonuna neden olan immun yanıt ise, basilin diğer elemanlarının neden olduğu Hücresel İmmun Yanıt ile oluşmaktadır. Bu mekanizmalar arasındaki ilişki tam olarak anlaşılamamış olmasına karşın, her iki mekanizmanın hedefi, basil çoğalmasının inhibisyonuna yöneliktir. Gecikmiş Tip Aşırı Duyarlılık ve Hücresel İmmünitenin konakçıya yarar ve zararları: Tüberkülin pozitif bir bireyde düşük konsantrasyonda antijenik uyarım konakçıya yarar sağlar. Çünkü lokal savunmayı güçlendirmek için makrofaj aktivasyonunu sağlayarak hücresel immünite uyarılır. Yüksek konsantrasyondaki antijenik uyarıma yanıt şiddetli olur ve doku hasarı (likefaksiyon ) ile sonuçlanır. vi[6] Tüberküloz basilleri makrofajlar içinde nasıl yaşamaya devam edebilirler?: Mononükleer fagositler, hücresel immün sistemin antimikrobiyal aktivitesini oluşturan önemli hücrelerdir. Bazı mikroorganizmaları fagosite ettikten 2 saat içinde parçalayabilmektedirler. B subtilis in fagositozdan 30 dakika sonra parçalandığı gösterilmiştir. O zaman tüberküloz basili nasıl oluyor da, yok edilemiyor, hatta makrofaj içerisinde çoğalmaya devam edebiliyor? Tüberküloz basili, bazı özellikleri nedeniyle, makrofajların antibakteriyel mekanizmalarından kaçabilmektedirler. Bunlar; Amonyak üretimi: Tüberküloz basili çok büyük miktarda amonyak üretmektedir. Amonyum klorid lizozomların hareketlerini etkilediği gösterilmiştir. Bu sayede bakteriyel parçalanma için gerekli olan fagozom ve lizozom füzyonunu bloke ederek, lizozom içindeki ph yı alkali hale getirip reaktif nitrikoksitlerin etkinliğini azaltmaktadır. Böylece basiller lizozomların yarattığı toksik ortamdan etkilenmeden kalabilmektedir. 98

4 Sulfatidler: Mikobakteriler sulfatidler üretmektedirler. Bu sulfatidler, lizozom hareketinde rol alan hidrokolloidlerin oluşumu engelleyerek yine lizozom- fagozom füzyonunu bloke etmektedir. Lipoarabinomannan (LAM) ve fenolik glikolipid I (PGL-I): Mikobakterilerin komponentleri olan bu bileşiklerin, toksik oksijen radikallerine karşı scavenger etkileri bulunmaktadır. Makrofajların antibakteriyel olarak salgıladıkları radikalleri temizleyerek, tüberküloz basilinin hasarlanmasını önlerler. LAM ayrıca, toksik oksijen radikallerinin oluşmasında önemli bir enzim olan Proein kinaz C yi de inaktive ederek radikal oluşumu engellemektedir. Demir metabolizması: Tüberküloz basilleri mycobactinler adı verilen bir grup demir bağlayan şelatör moleküle sahiptirler. Demir bir çok hücre içi antimikrobiyal aktivite için gereklidir. Mycobactinler, konakçının demir depolayan ve taşıyan proteinleri olan ferritin ve transferrin ile yarışa girerek, demir bağlarlar ve hücre içinde yaşamlarını devam ettirirlerken, antimikroyal aktivite de kısıtlanmış olur. Tüberküloz basilleri, makrofajla bağlanırken Fc reseptörleri gibi oksidatif ürünlerin salınmasını stimule eden yollar yerine, bu ürünlerin salınmasına yol açmayan CR1 ve CR3 kompleman reseptörlerini kullanırlar. Bu şekilde de toksik ortamdan korunmuş olurlar vii[7]. Enfeksiyon başlamadan önce inhale edilen basillerin bir kısmı nonspesifik olarak aktive olmuş makrofajlar tarafından yok edilirler. Bazı makrofajların içinde tüberküloz basilleri çoğalabilmektedirler. Doku hasarlayıcı immun yanıt, içinde logaritmik fazda basil çoğalan, aktive olmamış makrofajları yok etmektedir. Ancak bu sırada makrofajların bulunduğu doku da hasarlanmaktadır. Bu hasarlanan doku solid bir kazeöz odak oluşturmaktadır. Solid odak içinde basil yaşamaya devam edebilmekte, ancak çoğalamamaktadır. Makrofajları aktive eden hücresel immün yanıt, bu solid kazeöz odağın etrafına aktive makrofajların birikmesine yol açar. Böylece bu odaktan kaçabilecek basilleri yok edilmesi sağlanmaktadır. Bu kazeöz merkez solid olarak kalır ve likefiye olmazsa, daha fazla hasar olmaz ve enfeksiyon bu düzeyde kalır, hastalık gelişmez. Anlatılan bu hastalık senaryosu sağlıklı bağışıklığı sağlam bireylerde olmaktadır. Bu kişilerde tüberkülin testi pozitiftir ve klinik, radyolojik olarak hastalık bulgusu yoktur. Zayıf hücresel immün yanıt geliştiren bireylerde (infantlar ve immun-süprese hastalarda), doku hasarlayıcı immün yanıt, kazeöz odağın etrafında, içinde halen basil çoğalabilen zayıf aktivasyon gösteren makrofajları yok eder. Bu sürecin tekrarlanması sonucunda kazeöz odak genişler ve daha geniş akciğer dokusu hasarlanır. Basiller lenfatikler ve kan damarları yoluyla tüm vücuda yayılırlar ve doku hasarı o noktalarda da devam eder. Bazen, daha önce gelişimi kazeöz odak evresinde durdurulmuş lezyonlarda, solid kazeöz odak likefiye olur. Likefiye odak içindeki basil çok hızlı çoğalır ve yüksek sayılara ulaşır. Konakçının tüberkülin benzeri maddelere aşırı duyarlılığı olduğundan, kavite gelişir ve likefiye kazeöz materyal, içinde milyarlarca basille, hava yollarına açılır ve akciğerin diğer kısımlarına ve dış ortama saçılır. Konakçıda bronkojen yolla ortaya çıkan bu yayılım sonucunda, yeni lezyonlar oluşurken, öksürük ile dış ortam havasına yayılan basiller hastalığın diğer bireylere bulaşmasına neden olur. Evre 1:(Başlangıç) Bu evre; enfeksiyöz hasta tarafından çıkarılan basil içeren damlacıkların, sağlam kişi tarafından inhale edilip alveollere ulaşması ile patogenetik süreçlerin başlamasını ifade eder. Daha önce de belirtildiği gibi, alveollere ulaşan basiller alveol makrofajlar ya da kan kaynaklı monositler 99

5 tarafından nonspesifik olarak fagosite edilmektedirler. Makrofajların bakterisidal gücü ve fagosite edilen basilin genetik ve fenotipik virulansına göre, basiller elimine edilebilirler. Virulan bir basil, genetik olarak zayıf bir makrofaj tarafından fagosite edilirse hastalık başlayabilir. Alveoler makrofajların alveole ulaşan çeşitli partikülleri ve damar dışına çıkan eritrositleri fagosite etme yetenekleri bulunmaktadır. Alveole ulaşan tüberküloz basili, öncelikle nonspesifik olarak fagosite edilir. Bu kadar az sayıdaki basil antijenik uyarımı başlatacak kadar etkili olamayabilir. Fagosite edilen basiller elimine edilir ve herhangi bir patolojik süreç gelişmeyebilir. Tüberküloz hastalığı gelişimine karşı direncin genetik kontrol altında olduğu düşünülmektedir. Bazı bireylerdeki alveoler makrofajların daha etkin olabilmektedir. Aynı oranda tüberküloz basiline maruz kalan zencilerde, beyazlardan daha fazla tüberkülin konversiyonu olmaktadır. Zencilerdeki alveoler makrofajların tüberküloz basilini yok etme yeteneğinin daha az olduğu düşünülmektedir. viii[8] Fagosite edilen basiller yok edilemezse, bir seri olaylar zinciri başlar. Evre 2: (Sembiyoz) Bu evrede, orijinal alveoler makrofaj tarafından fagosite edilen basiller yok edilemezlerse, basiller makrofajın içinde çoğalırlar ve bu makrofajın parçalanmasına yol açarlar. Ortama saçılan basiller ve hücre debrileri, çeşitli konakçı kaynaklı kemotaktik faktörler aracılığıyla kan kaynaklı monositleri ve aktive olmamış makrofajları bu bölgeye çekerler. Yeni gelen aktive olmamış makrofajlar ortamdaki basilleri fagosite ederler. Burada baş rolü oynayanlar, kan kökenli makrofajlardır ve henüz aktive olmamışlardır. Böylece fagosite edilen basiller, makrofaj içinde çoğalmaya devam ederler. Bu evrede ne konakçı basile, ne de basil konakçıya zarar verebilirler. Bir tür sembiyotik yaşam başlar ve basiller makrofajlar içinde çoğalmaya, olayın başladığı bölgeye de makrofaj migrasyonu devam eder. İçinde çok sayıda basil çoğalan makrofajlar parçalanır, etrafa saçılan basiller diğer makrofajlar tarafından fagosite edilirler. Bu süre giden olaylar sırasında çeşitli sitokinler ve kemokinler aracılığı ile dendritik hücreler, monositler, lenfositler ve nötrofiller olay bölgesine toplanırlar. Bu evre, 7 ile 21.nci günler arasında gerçekleşmektedir. Evre 3: (Kazeöz Odak oluşumu) Yaklaşık 3 haftalık bir dönemin sonunda, lezyonların merkezinde kazeöz nekroz gelişir. Nekroz gelişmesinde, basillerden ortaya çıkan tüberkülin benzeri maddelerin uyarımı ile doku hasarlayıcı gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu sonucu, aktive olmamış ve içinde basil çoğalması devam eden makrofajları öldürür. Böylece basil çoğalması engellenmiş olur. Tüberküloz basili bu kazeöz odak içinde yaşayabilir, ancak çoğalamaz. Basiller bu kazeöz odaklar içinde yıllarca yaşayabilirler. Evre 4: Doku Hasarlayıcı ve makrofaj aktive edici immün yanıt.(4a ve 4b) Bu süreç daha önce tüberküloz basili ile karşılaşmamış veya immunsüprese hastalar ile daha öce basille karşılamış, immun sistemi sağlam olan hastalarda farklı seyretmektedir. 4a:(Duyarlı konakçı) Bu evrede lezyonlar 4-5 haftalık bir sürece erişmişlerdir. Lezyon çevresine dizilmiş aktive olmamış makrofajlar, ortamdan kaçan basilleri fagosite ederler. Bu makrofajlarda doku hasarlayıcı immün yanıt tarafından öldürülürler ve kazeöz merkez daha da genişler. Sonuçta, konakçı kendi dokularını yok ederek, basil çoğalmasını durdurmaya çalışmaktadır. Doku yıkımı devam ederken basiller dolaşıma geçerler. Makrofajların bir kısmı aktive olmuştur ve zayıf bir hücresel immünite bulunmaktadır. Basillerin dolaşıma nasıl geçtikleri tam olarak bilinmemekle beraber, birkaç mekanizma düşünülmektedir. a. Serbest basiller mediastinal lenfatikler ile ductus thorasicus ile sol subclavian ven aracılığı ile sistemik dolaşıma geçerler. b. Primer enfeksiyon bölgesinde küçük 100

6 damarlar ve kapillerlerden doğrudan dolaşıma karışabilirler ya da c. Basil fagosite etmiş monositlerin dolaşıma karışması ile hematojen yayılımın gerçekleştiği düşünülmektedir. Bu yayılım sonucu gelişen metastatik lezyonlar vücudun her tarafında gelişimlerini sürdürebilirler. Miliyer tüberkülozda bu şekilde bir yayılım söz konusudur. Bu süreçler infantlar, immünsüprese ve AIDS li hastalarda gelişmektedir. 4b:( Dirençli Konak) Bu senaryo sağlıklı, immun sisteminde bir bozukluk olmayan hastalarda gelişmektedir. T hücreler ve onların salgıladıkları lenfokinler aracılığı ile hücresel immünite yüksek derecede aktive olmuştur. Bu sayede lezyonun etrafına aktive olmuş makrofajlar dizilmişlerdir ve kaçan basilleri hızla fagosite edip yok edebilmektedirler. Böylece kazeöz odak küçük olarak kalır. Eğer kazeöz nekroz solid olarak kalır ve likefiye olmazsa, hücresel immünite patolojik süreci bu aşamada durdurmuş olur. Evre 5: (Likefaksiyon ve Kavite Oluşumu) Hücresel immünite güçlü olsa bile bazen hastalık progresyon gösterebilir ve kazeöz odak likefiye olur. Likefiye olan materyal, tüberküloz basili için oldukça iyi bir ortamdır ve çok yüksek hızlarda çoğalmaya başlarlar. Bu aşamada, konakçı tüberkülin benzeri maddelere çok duyarlıdır ve ortamda çok sayıda basil olması nedeniyle dokuda toksik reaksiyonlar gelişir ve yakında bulunan bronşta nekroz gelişir ve likefiye materyal bronş yolu ile dış ortama ve akciğerin diğer kısımlarına atılır. Böylece kavite oluşmuştur. İmmün sistemi baskılanmış bireylerde ve infantlarda likefaksiyon ve kavitasyon olmamaktadır. Tüberküloz Kliniği: Sistemik: Tutulan organa bağlı olarak bazı semptomlar ortaya çıkmaktadır. Bazı semptomlar ise, sistemik niteliktedir. Ateş önemli bir sistemik bulgudur. Hastaların %30-80 ininde saptanmaktadır. Bazı hastalarda hiç rastlanmayabilir. İştahsızlık, kilo kaybı, gece terlemesi diğer sistemik semptomlardır ancak tüberküloza özgül değillerdir. Kanda en sık rastlanan bulgu lokositoz ve anemidir. Lökosit sayısı hafif artabildiği gibi, lokopeni ya da lokomoid reaksiyonlar da görülebilir. Eritrosit sedimantasyon hızı artar. Uygunsuz ADH sendromu gelişebilir ve buna bağlı hiponatremi saptanabilir. Akciğer Tüberkülozu: Öksürük akciğer tüberkülozunun en sık rastlanan, ayrıca en önemli semptomudur. Önemi, her öksürükle etrafa çok sayıda basil içeren damlacığın yayılmasından gelmektedir. Bu nedenle, üç haftadan uzun süren öksürük yakınması olan hastalarda, mutlaka tüberküloz araştırılmalıdır. Öksürük başlangıçta balgam ile birlikte olmazken, dokuda inflamasyon ve nekrozun ilerlemesiyle birlikte, balgam da eşlik etmeye başlar ki, hastalığın tanısında balgam muayenesi en önemli araçtır. Nadiren hastalar hemoptizi ile başvurabilirler. Hemoptizi birçok hastalıkda görülebildiği gibi, tüberkülozlu bir hastada aktivasyonun da göstergesi değildir. Hemoptizi rezidüel bronşektatik odaklardan, kavite duvarında genişlemiş damarlardan (Rasmussen Anevrizmaları), rezidüel 101

7 kavitelerdeki bakteriyel veya mantar enfeksiyonlarından (Aspergillus türlerinin neden olduğu miçetomalar), kalsifik lezyonların bronş duvarında neden olduğu erozyonlar sonucu oluşabilir. Plevraya yakın olan inflamatuvar reaksiyonlar, plevral tipde (nefes alıp vermekle değişen batıcı tarzda göğüs ağrısı) ağrıya neden olabilir. Dispne çok sık rastlanan bir bulgu değildir. Ancak yaygın hastalık söz konusu ise dispne, hatta solunum yetmezliği görülebilir. Fizik Bakıda tüberküloza özgü bir bulgu yoktur. Lezyonların bulunduğu bölge üzerinde raller alınabilir. Konsolidasyon varsa, bu bölge üzerinde bronşiyal solunum duyulabilir. Akciğer tüberkülozunda hemen her zaman radyolojik bulgular eşlik etmektedir. Çocuk tipi akciğer tüberkülozunda daha çok lenfadenit tüberküloz( hiler, mediastinal, paratrakeal tutulumlardan biri ya da kombinasyonu) ve buna bağlı komplikasyonlar (orta lob sendromu nedeniyle atelektazi), plevral effüzyon, orta ve alt zonlarda daha yoğun parankimal infiltrasyon ve konsolidasyon şeklinde radyolojik görünüm bulunabilir. Uzamış, çocuk tipi ( progresif primer hastalık) tüberküloz olgularında kavite eşlik edebilir. Primer enfeksiyon sırasında basil lenfahematojen yayılım yapmaktadır. Bazı hastalarda, kana yayılan basiller, implante olduğu organ ve dokularda granülomların oluşmasına neden olmaktadır. Daha çok progresif primer hastalığın bir komplikasyonu olan ve miliyer tüberküloz olarak adlandırılan bu durum akciğer grafisinde, tüm zonlara homojen olarak dağılmış, küçük nodüller şeklinde görülür. Erişkin tipi akciğer tüberkülozu olgularında, tek taraflı ya da iki taraflı olarak üst loblarda radyolojik bulgular izlenmektedir. En sık sağda üst lobun apikal ya da posterior segmentleri, sol da ise üst lobun apikoposterior segmentleri tutulmaktadır. Lezyonlar genel olarak fibronodüler, düzensiz ve değişken yoğunlukta olabilmektedir. Bu lezyonların içinde kavite izlenebilir. İnfiltratlar bronşyolu ile aynı tarafa ya da karşı akciğere yayılarak orada bronkopnomoni tarzında lezyonlara neden olabilmektedir. Lezyonlar eskidikçe fibrozis ve kalsifikasyon gelişmektedir. Gelişen fibrozis, akciğer mimarisini de değiştirebilmektedir. Örneğin üst zonlarda ortaya çıkan fibrotik süreç, alt zonlardaki (hilus) anatomik oluşumların yukarıya doğru yer değiştirmesine, o taraf yarıgöğüsde hacım azalmasına neden olabilmektedir. İyileşen tüberküloz hastalarında, akciğerde fibrotik değişiklikler ve kalsifik lezyonlar sekel olarak kalabilmektedir. Bilgisayarlı akciğer tomografisi, posteroanterior grafide görülen lezyonların daha iyi tanımlanmasına, yine planar düzlemde görülemeyen kavite v.b. oluşumların görünür hale gelmesinde yararı bulunmaktadır. Ancak, tüberküloz tanısında bakteriyolojik muayene temel olduğundan, bakteriyolojik olarak da kanıtlanmış bir akciğer tüberkülozu vakasında, akciğer tomografisi de çektirmenin, tedavi yönetimine katkısı kuşkuludur. Akciğer Dışı Organ Tüberkülozu: Tüm tüberküloz olgularının %35 ini ekstrapulmoner tutulum göstermektedir. Genel olarak ekstrapulmoner tutulumlarda bakteri sayısı, akciğer tüberkülozundan daha az olmasına rağmen, tutulum yerine göre ortaya çıkan hastalık ağır klinik sorunlara yol açabilmektedir. Dissemine Tüberküloz: İmmün sistemdeki defektler nedeniyle, daha çok progresif primer hastalığın bir formu olarak ortaya çıkar. Multiorgan tutulumu vardır. Akciğerlerde miliyer tüberküloz görünümü izlenir. Sistemik tutulum nedeniyle semptomlarda daha çok ateş, gece terlemesi, kilo kaybı, iştahsızlık ön plandadır. 102

8 Fizik bakıda hepatomegali, akciğer ile ilgili bulgular, lenfadenopati, splenomegali, göz dibinde retinada granulomlar görülebilir. Lenf nodu tüberkülozu: Lenfadenit tüberküloz daha çok bir ya da daha fazla lenf bezinin ağrısız büyümesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Daha çok servikal bölgede anterior ve posterior zincirde ya da supraklavikular fossada yerleşmektedir. Bu bölgeler intratorasik lenf dolaşımının direne olduğu bölgelerdir. Daha azalan sıklıkta, submandibular, preauriküler, axiller ve inguinal tutulum da görülebilmektedir. Lenfadenit tüberküloz saptanan hastaların bir kısmında akciğerde de lezyonlar saptanabilir. Başlangıçda lenf bezi üzerindeki ciltde bir lezyon görülmez ikez, zamanla deri incelir, parlaklaşır ve rengi kırmızıya dönüşür. Cilt giderek sıcaklaşır ve dokunmakla duyarlı hale gelir. Yine başlangıçda lenf nodu mobil ve sert iken, giderek cilde yapışma eğilimi gösterir ve yumuşar. Tedavisiz bırakılan hastalarda yumuşayan ve nekrotik hale geçen lenf bezi cilde açılarak fistülize olabilir. Tanıda eksizyonel biyopsi yapılmalıdır. Biyopsi ile çıkarılan lenf nodunun solid kısımları patolojik incelemeye gönderilmeli, kazeöz debriler ve pü kültür yapılmak üzere bakteriyoloji laboratuvarına gönderilmelidir.. Sınıflama: Tüberküloz hastalığının tanısı bakteriyolojik olarak konulur. Ülkemizde yoğun olarak kullanılan sadece akciğer grafisine dayanan tanılar, hastalığın tanı ve takibinde sorunlara yol açmaktadır. Akciğer grafisindeki lezyonlar bir çok hastalıkta ortaya çıkabildiği için tanıda gerçekçi olmayabilmektedir. Bu nedenle bakteriyolojik inceleme yapılmadan konulmuş bir tüberküloz tanısı eksik ya da yanlıştır. Tüberküloz tanısında balgam yayma muayenesi altın standartdır. Dünya Sağlık Örgütü tüberküloz hastalığın sınıflamasını, Yeri, Şiddeti, Bakteriyolojik sonucu (Balgam yaymasında basilin görülüp görülmemesi) Daha önce tüberküloz tedavi öyküsünün olup olmaması kriterlerine dayandırmaktadır ix[9]. Hastalığın Yeri: Akciğer Tüberkülozu: Tüberkülozun akciğer parankimininde bulunmasıdır. Akciğer parankiminde radyolojik tutulum olmadan, plevral effüzyon olması, mediastinal, torasik, hilar lenfadenopati akciğer dışı organ tüberkülozu olarak değerlendirilir. Akciğer Dışı Organ Tüberkülozu: (Ekstrapulmoner tüberküloz) Akciğerde tutulum olmaksızın, diğer organlarda saptanan tüberkülozu ifade eder. Akciğer dışı organ tüberkülozu ile birlikte akciğer tüberkülozu da varsa, o hasta akciğer tüberkülozu olarak değerlendirilmelidir. Genel olarak tüm tüberkülozluların %65 I akciğerde görülürken, %35 i akciğer dışı organlarda saptanmaktadır. Hastalığın Ağırlığı: Bakteri popülasyonunun büyüklüğü, anatomik yerleşim ve yaygınlık, ağırlığı belirlemede kullanılan kriterlerdir. Hastalığın yaşamı tehdit eder olması (pericardiyal tutulum), ağır sekellere neden olabilecek olması (Vertebra tüberkülozu) ya da her ikisinin bir arada olduğu menengial tüberküloz, hastalığın ağırlığını belirtmektedir. 103

9 Ağır Tüberküloz Şekilleri: Menenjit, miliyer tüberküloz, perikardit, peritonit, bilateral ya da massif plevral effüzyon, vertebra tüberkülozu, gastrointestinal tüberküloz, genitoüriner tüberküloz. Hafif Tüberküloz Formları: Lenfadenit tüberküloz, tek taraflı plevral effüzyon, kemik (vertebra dışı) tüberkülozu, periferik eklem tüberkülozu, cilt tüberkülozu. Bakteriyolojik sonuç: Akciğer tüberkülozunda, tanımlamada çok önemli bir kriter, hastanın balgam yaymasında basilin gösterilip gösterilmemesine dayanmaktadır. Bu açıdan akciğer tüberkülozları; Yayma Pozitif Akciğer Tüberkülozu, Yayma Negatif Akciğer Tüberkülozu olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu ayırımın önemi, yayma pozitif akciğer tüberkülozu vakalarının, yayma negatif akciğer tüberkülozlu hastlardan yaklaşık olark beş kez daha bulaştırıcı olmaları3 ve bakteri popülasyonunun daha büyük olması nedeniyle tedavideki düzensiz söz konusu olduğunda dirençli tüberküloz gelişme olasılığından kaynaklanmaktadır. Yayma pozitif diyebilmek için hasta balgamından yapılan iki ayrı yayma muayenesinde basil göterilmesi gereklidir. Eğer tek bir yayma pozitifliği saptanmışsa ve hastanın filminde tüberküloz ile uyumlu lezyonları varsa, ya da pozitif olan balgam yaymasının kültüründe üreme varsa hasta yine yayma pozitif akciğer tüberkülozu olarak ele alınmalıdır. Human Immun Deficiency (HIV) salgını olmayan bir bölgede tüm tüberküloz hastalarının %50 si, tüm akciğer tüberkülozluların %65 i yayma pozitif akciğer tüberkülozudur. Yayma negatif diyebilmek için, hastada tüberküloz ile uyumlu klinik ve radyolojik değişikliklerin olmasına karşın, her seferinde en az ikişer olmak üzere iki hafta ara ile yapılan balgam muayenelerinde aside dirençli basil saptanmaması bu arada en az bir hafta süre ile yapılan nonspesifik antibiyotik tedavisine cevap alınmaması gerekmektedir. Hastalık öyküsü: Hastalığın sınıflamasında bir diğer önemli faktör ise hastanın daha önce tedavi alıp almadığının bilinmesidir. Bu nedenle anamnez önem kazanmaktadır. Daha önce tedavi öyküsü olan bir hastada aşağıdaki durumlardan birisi söz konusudur. Yeni Vaka: Daha önce hiç tüberküloz tedavisi almamış ya da bir aydan daha kısa süre ile tüberküloz tedavisi almış hastalar. Relaps: Daha önce tam süre ile antitüberküloz tedavi almış ve kür olduğu kanıtlanmış bir hastanın, daha sonra yayma pozitif olarak tekrar hastalanması. Tedavi Yetmezliği: Yayma pozitif akciğer tüberkülozlu bir hastanın tedavinin beşinci ayında hastanın yayma pozitif olması ya da yayma negatif akciğer tüberkülozlu bir hastanın tedavinin ikinci ayında yayma pozitif hale gelmesidir. Ara verip dönen hasta: Tedavisine iki aydan daha uzun süre ara vermiş bir hastanın, yeniden başvurduğunda yayma pozitif olarak saptanmasıdır. 104

10 Kronik Vaka: Daha önce standart kısa süreli tedavi rejimi ve ardından yeniden tedavi rejimlerini almasına karşın, halen yayma pozitif olan hastalardır. Bir tüberküloz hastası ile karşılaşıldığında, hastaya uygulanacak tedavi protokolünün belirlenmesi, bildiriminin ve izleminin standart bir şekilde yapılabilmesi için yukarıda ayrıntıları verilen hastalığın yeri, şiddeti, bakteriyolojik durumu ve tedavi öyküsü konularının mutlaka aydınlatılması gerekmektedir. Bu ayrıntılar bilindiğinde, hasta aşağıdaki tedavi kategorilerinden birisine konularak uygun rejim verilebilecektir. Tedavi Kategorileri: Kategori I: Bu kategori tüberküloz hastalarının en büyük kısmını içine almaktadır. Öncelikle yeni yayma pozitif akciğer tüberkülozlu hastalar bu grubun temelini oluşturmaktadır ve hekimlerin en sık karşılaştıkları tablolardır. Bu grubun bir diğer önemi, hastalık kontrolünde öncelikli hedef grubu oluşturmalarıdır. Daha açık inceleyecek olursak; yayma pozitif olarak saptanan bir tüberküloz hastası daha önce hiç tüberküloz tedavisi almamışsa ya da bir aydan kısa süreli tedavi aldığı öyküden öğrenilmişse bu kategori içinde değerlendirilmelidir. Yine hastalığın ağırlığı açısından değerlendirilen, miliyer, menenjit, perikardit, peritonit, vertebra, gastrointestinal, genitoüriner sistem tüberkülozlu hastalar da bu grup içinde tedavi edilmelidirler. Balgam yaymalarında tüberküloz basili saptanamayan, ancak akciğer grafilerinde tüberküloz ile uyumlu yaygın lezyonları bulunan hastalarda bu grup içerisine girmektedirler. Tedavi: Hastalığın tedavisi ve ilkeleri daha ayrıntılı bir şekilde anlatılacaktır. Ancak bu gruba giren hastalar iki ay süre ile isoniazid, rifampisin, pirazinamid ve etambutol ya da streptomisin den oluşan 4 ilaç ile, daha sonra sadece isoniazid ve rifampisinden oluşan 2 ilaç ile dört ay süreyle (toplam tedavi süresi 6 ay) olacak şekilde tedavi edilmelidir. * Tedavinin takibi: Tüberkülozun kür edilmesinde en önemli nokta hastanın ilaçlarını düzenli kullanmasıdır. Günümüze kadar olan deneyimler, her türlü sosyo-kültürel düzeyden hastanın uzun süre ilaç kullanmasında sorunlar olduğunu göstermiştir. Tedavi düzenli olmadığı takdirde ilaç direnci gibi sorunlarla karşılaşıldığından, hastanın tedavisini düzensiz yapması sadece hastayı değil tüm toplumu ilgilendiren bir sorun haline gelmektedir. Bu nedenle günümüzde tüberküloz kontrolünde DSÖ tarafından da önerilen Doğrudan Gözetimli Tedavi Stratejisini(DOTs=DGT) elementlerinden birisi olan, ilaç içirilmesi, bu iş için görevlendirilmiş bir sağlıkçı tarafından her bir dozun gözetim altında içirilmesi ile başarılabilmektedir. Tedaviye cevabın takibi tanıda olduğu gibi, balgam yayması ile yapılmaktadır. Ülkemizde genellikle akciğer filmi tedavi takibinde yanlış olarak kullanılmakta, lezyonlara bakılarak hastalığın iyileşip iyileşmediği konusunda yorum yapılabilinmektedir.. İmmunolojik reaksiyonlar sonucu * Bazı yazarlar milier, menenjit ve norolojik semptomlara neden olan vertebra tüberkülozlarında isoniazid ve rifampisin ile olan süreyi 7 ay olarak önermektedirler. 105

11 parankimde gelişen inflamasyon, kavitasyon ve fibrozis gibi patolojik süreçler, akciğer grafisinde görülebilen lezyonlara yol açmaktadır. Tüberküloz tedavisinde kullanılan tüm ilaçlar antibakteriyel ilaçlardır ve herhangibir parankimatöz organda ortaya çıkan inflamasyon ve fibrozisi tedavi edici özellikleri bulunmamaktadır. Bu nedenle balgam yaymasında basilin kaybolması, tedavinin yolunda gittiğinin en önemli göstergesidir. Kategori 1 deki bir hastanın tedavinin başlangıcında, ikinci ayın sonunda ve beşinci ayın sonunda balgam yaymaları kontrol edilmelidir. İkinci ayın sonunda yapılan balgam yaymasında basil saptanmazsa, tedaviye isoniazid ve rifampisin ile devam edilmeli, basil saptanırsa bir ay daha dörtlü tedaviye devam edilmelidir. Hastanın başka bir yakınması olmadan yapılacak diğer tetkikler klinisyenin merakını gidermekten öte hastalığın yönetimine katkı sağlamayacaktır. Kategori II: Bu gruba daha önce tedavi öyküsü olan yukarıda tanımları verilen, relaps, tedavi yetmezliği, ara verip dönen hastalar girmektedir. Tedavi: Bu hastalarda İsoniazid, rifampisin, pirazinamid, etambutol ve streptomisin den oluşan beş ilaç ile tedaviye başlanılır. İkinci ay sonunda streptomisin kesilerek, kalan dört ilaç ile bir ay daha devam edilir ve üçüncü ayın sonunda pirazinamidde kesilerek kalan üç ilaç ile beş ay süre ile toplam tedavi süresi 8 ay olacak şekilde tedavi tamamlanır. Tedavi Takibi: Bu hastalarda da tüm tedavi boyunca ilaçların gözetim altında içirilmesi çok önemlidir. Tedaviye cevap, tanı anında yapıldığı gibi 3.ncü ayın sonunda ve 8.nci ayın sonunda yapılmalıdır. Üçüncü ayın sonunda balgam yayması pozitif olan hastalarda dört ilaçlı tedavi bir ay daha uzatılmalıdır. Kategori III: Yayma negatif akciğer tüberkülozları ve akciğer dışı oragn tüberkülozlarının hafif formları bu kategoriyi oluşturmaktadır. Tedavi: İki ay süre ile İsoniazid, rifampisin, pirazinamid ve etambutoldan oluşan dört ilaç ile tedavi sonunda pirazinamid ve etambutol kesilerek, dört ay daha iki ilaç ile toplam tedavi süresi 6 aya tamamlanır. HIV negatif olduğu bilinen kavitesiz yayma negatif akciğer tüberkülozu, progresif primer tüberkülozlu çocuk hastalarda etambutol verilmeden de üç ilaç ile tedaviye başlanılabilir. Tedavinin takibi: Bu grupdaki hastalarda kategori I deki hastalar gibi ikinci ve beşinci ayın sonunda balgam yayması ile kontrol edilirler. İkinci ay sonunda balgam yayması pozitif olan hastalarda, ilaçların düzenli kullanılmadığı ya da başlangıçdaki balgam yayma sonucunun yanlış olabileceği düşünülmelidir. Bu hastalar kategori II olarak yeniden tedaviye alınmalıdırlar. 106

12 Kategori IV: Kategori II tedavisi alan ancak halen yayma pozitif olarak devam eden hastalardır. Bu hastaların tedavisi özelleşmiş merkezlerde yapılmalıdır. Tedavi Sonuçları: Hastalığın tanısının standartlaştırma çabaları gibi, tedavi sonuçlarının bildirilmesi de bu çalışmada standartlaştırılmıştır. Bunlar incelenecek olursa; Kür: Yayma pozitif olarak tedaviye alınan bir hastada, tedavi bitiminden önce en az bir kez ya da daha fazla balgam yaymasının negatifleştiğinin gösterilmesidir. Kür tüberküloz kontrolünde özel bir önem gösterir. Hastalıktan korunmada en önemli araç, bulaştırıcı özelliği olan hastaların en kısa sürede negatifleştirilip topluma hastalığı artık yayamıyacağının kanıtlanması açısından tedavi bitiminden önce balgam muayensinin yapılması gerekmektedir. Etkin tüberküloz kontrolü için saptanan hastaların %85 inin kür edilmesi gerekmektedir. Tedavi tamamlama: Tedavi süresini tamamlayan ancak bunun sonunda kür mü, tedavi yetmezliği mi olduğu dökümante edilmemiş hasta. Tedavi yetmezliği: Tedavinin beşinci ayında hastanın yayma pozitif olmasıdır. Ölüm: Tedavi süresi içerisinde hastanın herhangi bir nedenden ölmesidir. Tedaviye ara veren: Tedaviye iki aydan uzun süre ara veren ve başvurduğunda yayma pozitif olan hasta. Nakil: Hastanın başka bir üniteye nakil olması nedeniyle tedavi sonuçlarının bilinmediği hastalar. Özel Durumlarda Tüberküloz: Gebelerde tüberküloz tedavisi: Tüberküloz ilaçlarının bir çoğu gebelikte güvenle kullanılabilir. Streptomisinin fötüsiçin ototoksik olduğu bilinmektedir. Bu nedenle gebelerde streptomisin kullanılmamalıdır. Etkin tüberküloz tedavisinin, gebeliğin sonucu için gerekli olduğu hastaya anlatılmalıdır. Emziren kadınlarda tüberküloz tedavisi: Tüberküloz tedavisi altındaki bir hasta bebeğini emzirebilir. Anne ile bebeğin ayrılması gerekmez. Bebeğe BCG aşısı yapılmalı ve isoniazid kemoproflaksisi yapılmalıdır. Oral kontraseptif kullanımı ve tüberküloz tedavisi: Rifampisin oral kontraseptiflerin metabolizmasını artırılar ve bu nedenle istenmeyen gebelikler oluşabilir. Bu nedenle hastaya başka bir doğum kontrol yöntemi ya da 50 µgr östrojen içeren bir preparat kullanması önerilebilir. Karaciğer hastalıkları ve tüberküloz tedavisi: 107

13 Aşağıdaki durumlar tüberküloz tedavisinin uygulanması için kontrendikasyon oluşturmazlar. Hepatit virus taşıyıcılığı, akut hepatit geçirme öyküsü, yoğun alkol kullanımı. Kanıtlanmış karaciğer hastalığı ve tüberküloz tedavisi: İsoniazid ve rifampisine ek olarak hepatotoksik etkisi olmayan bir ya da iki ilaç eklenerek tedavi başlanabilir. Bir başka yol ise, İsoniazid, etambutol ve streptomisinden oluşan başlangıç fazı rejimini iki ay devam ettikten sonra, isoniazid ve etambutol ile 10 ay daha tedaviye devam ederek toplam oniki aylık bir tedavi uygulamaktır. Akut Hepatit ve tüberküloz tedavisi: Çok nadir olarak her iki hastalık bir arada bulunabilir. Burada tüberküloz hastalığının yol açtığı sorunların boyutuna göre tüberküloz tedavisi, hepatitin iyileşmesi sonuna kadar bırakılabilir. Akut hepatit sırasında tüberküloz hastalığının tedavisi mutlaka gerekiyorsa, streptomisin ve etambutol ile tedaviye başlanarak üç ay süreyle bu tedavi ile devam edilip, hepatit geriledikten sonra isoniazid ve rifampisin ile altı ay süreyle tedavi uygulanır. Böbrek yetmezliği ve tüberküloz tedavisi: Tüberküloz tedavisi sırasında kullanılan major ilaçlar böbrek fonksiyonları yakından takip edilerek verilebilmesine rağmen, en güvenilir tedavi rejimi 2 ay süreyle isoniazid, rifampisin ve pirazinamid, daha sonra 6 ay süreyle isoniazid ve rifampisin den oluşan tedavi, toplam sekiz ay sürede uygulanır. [1] Clark GA, Kelley MA, Grange JM, Hill MC.: The evolution of mycobacterial disease in human populations. A reevaluation. Current Anthropology 1987,28:1, [2] Rieder Hl.: Epidemiologic Basis of Tuberculosis Control. First Ed. IUATLD.Paris.1999 [3] Smith P.G., Moss A.: Epidemiology of tuberculosis. In.Tuberculosis. Pathogenesis, Protection and Control.Ed. Barry Bloom American Society for Microbiology, Washington [4] Dannenberg MD Jr.,Rook GAW.: Pathogenesis of pulmonary tuberculosis: an interplay of tissue-damaging and macrophage-activating immune responses-dual mechanisms that control bacillary multiplication. In: Tuberculosis: Pathogenesis, Protection and Control. Ed: Bloom BR American Society for Microbiology,Washington DC [5] Dannenberg AM Jr: Roles of cytotoxic delayed-tyoe hypersensitivity and macrophage-activating cell-mediated immunity in the pathogenesis of tuberculosis. Immunobiol. 1994:191, [6] Dannenberg AM Jr: Immune mechanisms in the pathogenesis of pulmonary tuberculosis. Reviews of Infectious Disease. 1989, Vol.II Supp. 2,S [7] Chan J, Kaufmann SHE. Immune mechanisms of protection.. In: Tuberculosis: Pathogenesis, Protection and Control. Ed: Bloom BR American Society for Microbiology,Washington DC [8] Stead WW, Senner JW, Reddick WT, Lofgren JP: Racial differences in susceptibility to infection by Mycobacterium tuberculosis. N.Eng.J.Med : [9] Treatment of Tuberculosis.Guidelines for National Programmes:World Health Organization.Second Edition. Geneva. WHO/TB/

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI VEREM (TÜBERKÜLOZ) NEDİR? Verem hastalığı; verem mikrobunun solunum yolu ile alınmasıyla oluşan bulaşıcı bir

Detaylı

ÇOCUKLULARDA TÜBERKÜLOZ

ÇOCUKLULARDA TÜBERKÜLOZ ÇOCUKLULARDA TÜBERKÜLOZ FR-HYE-04-418-04 Tüberküloz (Verem) hastalığı nedir? Tıpta tüberküloz olarak adlandırılan verem hastalığına halk arasında ince hastalık da denmektedir. Tüberküloz, asıl olarak akciğerlerde

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

Türkiye'de Yıllara Göre Yeni Verem Hasta Sayıları. 1965 1970 1975 1980 1985 1990 1995 2000 2005 2007 Yıllar

Türkiye'de Yıllara Göre Yeni Verem Hasta Sayıları. 1965 1970 1975 1980 1985 1990 1995 2000 2005 2007 Yıllar Verem Haftası etkinlikleri çerçevesinde Akkuş İlçe Sağlık Grup Başkanımız Dr. Mustafa AKDOĞAN 18/01/2010 tarihinde ilçemizde çalışan din adamları ve halka yönelik verem hastalığı ile ilgili çeşitli bilgiler

Detaylı

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı. VEREM HASTALIĞI ve VEREM HAFTASI

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı. VEREM HASTALIĞI ve VEREM HAFTASI T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI ve VEREM HAFTASI VEREM EĞİTİM VE PROPAGANDA HAFTASI Geleneksel olarak her yıl Ocak ayının ilk Pazar gününden

Detaylı

TÜBERKÜLOZ BULAŞMA, TANI, KORUNMA VE TEDAVİ

TÜBERKÜLOZ BULAŞMA, TANI, KORUNMA VE TEDAVİ TÜBERKÜLOZ BULAŞMA, TANI, KORUNMA VE TEDAVİ TB dünyanın en eski hastalıklarından birisidir. Avrupa da neolitik insan vertebralarında, Mısır mumyalarında TB lezyonlarının gösterilmesi hastalığın milattan

Detaylı

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir?

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir? Suçiçeği Nedir? Su çiçeği varisella zoster adı verilen bir virüs tarafından meydana getirilen ateşli bir enfeksiyon hastalığıdır. Varisella zoster virüsü havada 1-2 saat canlı kalan ve çok hızlı çoğalan

Detaylı

1. OLGU. Tüberküloz Kursu 2008 Antalya

1. OLGU. Tüberküloz Kursu 2008 Antalya 1. OLGU Tüberküloz Kursu 2008 Antalya 49 yaşında kadın hasta, ev hanımı Yakınması: Öksürük, balgam Hikayesi: Yaklaşık 2 aydır şikayetleri olan hasta akciğer grafisinde lezyon görülmesi üzerine merkezimize

Detaylı

Olgu sunumu. Doç. Dr. Erkan Çakır. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı

Olgu sunumu. Doç. Dr. Erkan Çakır. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı Olgu sunumu Doç. Dr. Erkan Çakır Bezmialem Vakıf Üniversitesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı Şikayet ve hikayesi E.K 13 yaş kız hasta Özel bir tekstil atölyesinde

Detaylı

İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım. Dr.Özlem Özdemir Kumbasar

İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım. Dr.Özlem Özdemir Kumbasar İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım Dr.Özlem Özdemir Kumbasar Bağışıklığı baskılanmış hastaların akciğer komplikasyonları sık görülen ve ciddi sonuçlara yol açan önemli sorunlardır.

Detaylı

Hepatit B ile Yaşamak

Hepatit B ile Yaşamak Hepatit B ile Yaşamak NEDİR? Hepatit B, karaciğerin iltihaplanmasına sebep olan, kan yolu ve cinsel ilişkiyle bulaşan bir virüs hastalığıdır. Zaman içerisinde karaciğer hasarlarına ve karaciğer kanseri

Detaylı

Muzaffer Fincancı İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Muzaffer Fincancı İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Muzaffer Fincancı İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi HIV infeksiyonlu hastalarda tüberküloz sıklığı İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi 212 HIV infeksiyonlu hasta - 8 Akciğer tüberkülozu - 4

Detaylı

SAĞLIK PERSONELİNİN BULAŞICI HASTALIKLARA YÖNELİK TARAMA PROTOKOLÜ

SAĞLIK PERSONELİNİN BULAŞICI HASTALIKLARA YÖNELİK TARAMA PROTOKOLÜ SAĞLIK PERSONELİNİN BULAŞICI HASTALIKLARA YÖNELİK TARAMA PROTOKOLÜ Çalışanların hastane ortamında bulaşıcı hastalıklardan korunmasını sağlamak, bulaşıcı hastalıklara maruziyet durumunda alınması gereken

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

SAĞLIK ÇALIŞANLARI MESLEKİ RİSKİ TALİMATI

SAĞLIK ÇALIŞANLARI MESLEKİ RİSKİ TALİMATI Dok No: ENF.TL.15 Yayın tarihi: NİSAN 2013 Rev.Tar/no: -/0 Sayfa No: 1 / 6 1.0 AMAÇ:Sağlık çalışanlarının iş yerinde karşılaştıkları tehlikeler ve meslek risklerine karşı korumak. 2.0 KAPSAM:Hastanede

Detaylı

EK: 1 68. VEREM EĞĠTĠM VE PROPAGANDA HAFTASI BĠLGĠ NOTU (04-10 Ocak 2014)

EK: 1 68. VEREM EĞĠTĠM VE PROPAGANDA HAFTASI BĠLGĠ NOTU (04-10 Ocak 2014) EK: 1 68. VEREM EĞĠTĠM VE PROPAGANDA HAFTASI BĠLGĠ NOTU (04-10 Ocak 2014) VEREM EĞĠTĠM VE PROPAGANDA HAFTASI Verem Eğitim ve Propaganda Haftası 1947 yılında kutlanmaya başlamıştır. Her yıl Ocak ayının

Detaylı

Özel durumlarda tüberküloz tedavisi

Özel durumlarda tüberküloz tedavisi Özel durumlarda tüberküloz tedavisi Dr. Serir Aktoğu Özkan aktogu@yahoo.com İzmir Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ÖZEL DURUMLARDA TÜBERKÜLOZ TEDAVİSİ Gebelik Lohusalık, emzirme,

Detaylı

SPONDİLODİSKİTLER. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR

SPONDİLODİSKİTLER. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR SPONDİLODİSKİTLER Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR Vertebra Bir dizi omurdan oluşur Vücudun eksenini oluşturur Spinal kordu korur Kaslar, bağlar ve iç organların yapışacağı sabit bir yapı sağlar. SPONDİLODİSKİT

Detaylı

28.02.2015. Sarkoidoz. MSS granülomatozları. Sarkoidoz. Sarkoidoz. Granülom / Granülomatoz reaksiyon

28.02.2015. Sarkoidoz. MSS granülomatozları. Sarkoidoz. Sarkoidoz. Granülom / Granülomatoz reaksiyon Granülom / Granülomatoz reaksiyon Non-enfektif granülomatozlar: Sinir sistemi tutulumu ve görüntüleme Küçük nodül Bağışıklık sisteminin, elimine edemediği yabancı patojenlere karşı geliştirdiği ve izole

Detaylı

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır.

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır. HODGKIN LENFOMA HODGKIN LENFOMA NEDİR? Hodgkin lenfoma, lenf sisteminin kötü huylu bir hastalığıdır. Lenf sisteminde genç lenf hücreleri (Hodgkin ve Reed- Sternberg hücreleri) çoğalır ve vücuttaki lenf

Detaylı

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur.

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur. Dr.Armağan HAZAR ZATÜRRE (PNÖMONİ) Zatürre yada tıbbi tanımla pnömoni nedir? Halk arasında zatürre olarak bilinmekte olan hastalık akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediği takdirde ölümcül

Detaylı

Çocuk Hekimleri için Akıl Defteri / Radyolojik Değerlendirmeler*

Çocuk Hekimleri için Akıl Defteri / Radyolojik Değerlendirmeler* 1 Hazırlayan: Mustafa Hacımustafaoğlu, Bursa * Bu sayfaya, konusunda uzman akademisyenlerin Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları radyolojisi ile ilgili ve kısa klinik bilgileri de içeren konusunda klinik açıdan

Detaylı

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Sendromu Veno- Oklüzif Hastalık Engraftman Sendromu Hemşirelik İzlemi Vakamızda: KİT (+14)-

Detaylı

Birinci Basamakta Hasta Çocuğa Yaklaşım

Birinci Basamakta Hasta Çocuğa Yaklaşım Birinci Basamakta Hasta Çocuğa Yaklaşım 1 Çocuk Sağlığında Eşitsizlikler (DSÖ verileri 1999) Yılda 10 milyon çocuk 5. yaşlarını kutlayamadan ölmektedir 2020 e kadar aynı Geri kalmış-gelişmekte olan ülkelerde

Detaylı

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Mine SERİN 1, Ali CANSU 1, Serpil ÇELEBİ 2, Nezir ÖZGÜN 1, Sibel KUL 3, F.Müjgan SÖNMEZ 1, Ayşe AKSOY 4, Ayşegül

Detaylı

Acil Serviste Akılcı Antibiyotik Kullanımının Temel İlkeleri Dr. A. Çağrı Büke

Acil Serviste Akılcı Antibiyotik Kullanımının Temel İlkeleri Dr. A. Çağrı Büke Acil Serviste Akılcı Antibiyotik Kullanımının Temel İlkeleri Dr. A. Çağrı Büke Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji 12/o4/2014 Akılcı antibiyotik kullanımı Antibiyotiklere

Detaylı

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 KRONİK HASTALIK ANEMİSİ IX. BÖLÜM TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU GİRİŞ VE TANIM Kronik

Detaylı

Verem Eğitim ve Propaganda Haftası

Verem Eğitim ve Propaganda Haftası TÜRKİYE ULUSAL VEREM SAVAŞI DERNEKLERİ FEDERASYONU TUVSDF www.verem.org.tr Verem Eğitim ve Propaganda Haftası (Her yılın ilk haftası) TÜRKİYE ULUSAL VEREM SAVAŞI DERNEKLERİ FEDERASYONU Kuruluş: 1948 Ord.Prof.Dr.Tevfik

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır.

Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır. Erkek üreme sisteminin önemli bir üyesi olan prostatta görülen malign (kötü huylu)değişikliklerdir.erkeklerde en sık görülen kanser tiplerindendir. Amerika'da her 5 erkekten birinde görüldüğü tespit edilmiştir.yine

Detaylı

Kazanılmış Bağışıklık Eksikliği Sendromu

Kazanılmış Bağışıklık Eksikliği Sendromu AIDS EĞİTİMİ Acquired Immune Deficiency Syndrome Kazanılmış Bağışıklık Eksikliği Sendromu AIDS Tüm Dünyayı Tehdit Ediyor. Tanzanya da AIDS yetimleri AIDS Nedir? AIDS, bulaşıcı ve ölümcül bir hastalıktır.

Detaylı

TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU. Dr. Güven ÇELEBİ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD

TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU. Dr. Güven ÇELEBİ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU Dr. Güven ÇELEBİ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU Genel Bilgiler: Tularemi olgu

Detaylı

HODGKIN DIŞI LENFOMA

HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA NEDİR? Hodgkin dışı lenfoma (HDL) veya Non-Hodgkin lenfoma (NHL), vücudun savunma sistemini sağlayan lenf bezlerinden kaynaklanan kötü huylu bir hastalıktır. Lenf

Detaylı

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI RAPOR BÜLTENİ İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI Tarih: 10/09/2015 Sayı : 8 Dünya Lenfoma Farkındalık Günü 15 Eylül 2015 Hazırlayan Neşet SAKARYA Birkaç dakikanızı ayırarak ülkemizde 2011

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit NEFRİT Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Genel Bilgiler Böbreğin temel fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron

Detaylı

Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader

Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader OLGU 1 İkinci çocuğuna hamile 35 yaşında kadın gebeliğinin 6. haftasında beş yaşındaki kız çocuğunun rubella infeksiyonu geçirdiğini öğreniyor. Küçük

Detaylı

Astım tedavisinde yaygın olarak yapılan yanlışlar vardır. Bu doğru bilinen yanlışların düzeltilmesi

Astım tedavisinde yaygın olarak yapılan yanlışlar vardır. Bu doğru bilinen yanlışların düzeltilmesi Bölüm 17 Astım Tedavisinde Yapılan Yanlışlar Astım Tedavisinde Yapılan Yanlışlar Dr. Gülhan AYHAN ve Dr. Ömer AYTEN Astım tedavisinde yaygın olarak yapılan yanlışlar vardır. Bu doğru bilinen yanlışların

Detaylı

ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI

ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI Tıp Fakülteleri Mezuniyet Öncesi İmmünoloji Eğitim Programı Önerisi in hücre ve dokuları ilgi hücrelerini isim ve işlevleri ile bilir. Kemik iliği, lenf nodu, ve dalağın anatomisi,

Detaylı

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR?

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR? LENFOMA NEDİR? Lenfoma, diğer grup onkolojik hastalıklar içinde yaşamın uzatılması ve daha kaliteli yaşam sağlanması ve hastaların kurtarılmaları açısından daha fazla başarı elde edilmiş bir hastalıktır.

Detaylı

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14 HEREDİTER SFEROSİTOZ İNT.DR.DİDAR ŞENOCAK Giriş Herediter sferositoz (HS), hücre zarı proteinlerinin kalıtsal hasarı nedeniyle, eritrositlerin morfolojik olarak bikonkav ve santral solukluğu olan disk

Detaylı

TÜBERKÜLOZDA TANI. Dr.SELAHATTİN ÖZTAŞ SÜREYYAPAŞA GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ

TÜBERKÜLOZDA TANI. Dr.SELAHATTİN ÖZTAŞ SÜREYYAPAŞA GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ TÜBERKÜLOZDA TANI Dr.SELAHATTİN ÖZTAŞ SÜREYYAPAŞA GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ bilmek ve şüphelenmek Tüberküloz; Mycobacterium tuberculosis in neden olduğu bir çok sistemi

Detaylı

Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Hasta Bilgilendirme Formu

Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Hasta Bilgilendirme Formu Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Beyin-Omurilik Arteriovenöz Malformasyonları ve Merkezi Sinir Sisteminin Diğer Damarsal Bozuklukları Hasta Bilgilendirme Formu 5 AVM ler Ne Tip Sağlık Sorunlarına

Detaylı

Dr. Servet ALAN Memorial Sağlık Grubu

Dr. Servet ALAN Memorial Sağlık Grubu Dr. Servet ALAN Memorial Sağlık Grubu Olgu 1 56 y, Erkek Karaciğer sirozu, hepatit B, C, ve HCC Hepatik ensefalopati KC alıcı VDRL: + TPHA: + (1/640) Anti-TP : + Olgu 1 Preoperatif 10 gün seftriakson 1x1

Detaylı

Tüberkülozda Yeni Tanı Metodları (Quantiferon)

Tüberkülozda Yeni Tanı Metodları (Quantiferon) Tüberkülozda Yeni Tanı Metodları (Quantiferon) Tüberküloz bütün yaş gruplarında görülen ve tüm sistemleri tutabilen bir hastalıktır. Tüberküloz prevalansının yüksek olduğu toplumlarda genellikle çocuk

Detaylı

ÇOCUKLUK ÇAĞI AKCİĞER TÜBERKÜLOZUNDA TANI

ÇOCUKLUK ÇAĞI AKCİĞER TÜBERKÜLOZUNDA TANI ÇOCUKLUK ÇAĞI AKCİĞER TÜBERKÜLOZUNDA TANI Prof Dr Uğur Özçelik Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Bölümü, Ankara Tüberküloz günümüzde tüm Dünya da yaygın bir sağlık sorunu olarak

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK 1 LERDE LABORATUVAR İPUÇLARI GENEL TARAMA TESTLERİ Tam kan sayımı Periferik yayma İmmünglobulin düzeyleri (IgG, A, M, E) İzohemaglutinin titresi (Anti A, Anti B titresi) Aşıya karşı antikor yanıtı (Hepatit

Detaylı

KLİNİĞİMİZDE SON ALTI YILDA İZLENEN EKSTRAPULMONER TÜBERKÜLOZ OLGULARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

KLİNİĞİMİZDE SON ALTI YILDA İZLENEN EKSTRAPULMONER TÜBERKÜLOZ OLGULARININ DEĞERLENDİRİLMESİ T.C. Sağlık Bakanlığı Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği Şef Doç. Dr. Turan ASLAN KLİNİĞİMİZDE SON ALTI YILDA İZLENEN EKSTRAPULMONER TÜBERKÜLOZ

Detaylı

Hepatit C ile Yaşamak

Hepatit C ile Yaşamak Hepatit C ile Yaşamak NEDİR? Hepatit C kan yoluyla bulaşan Hepatit C virüsünün(hcv) neden olduğu bir karaciğer hastalığıdır. 1 NEDİR? Hepatit C virüsünün birçok türü (genotipi ) bulunmaktadır. Ülkemizde

Detaylı

Tetanoz Acil Serviste Tanı Yaralanmalarda Profilaksi. Uzm.Dr.İlhan UZ

Tetanoz Acil Serviste Tanı Yaralanmalarda Profilaksi. Uzm.Dr.İlhan UZ Tetanoz Acil Serviste Tanı Yaralanmalarda Profilaksi Uzm.Dr.İlhan UZ Tetanoz Latince gerilme anlamına gelir. İstemli kasların tonik spazmıyla karakterize akut bir toksemidir. Etken: Clostridium tetani

Detaylı

TÜBERKÜLOZDA BULAŞMA, PATOGENEZ VE TANI

TÜBERKÜLOZDA BULAŞMA, PATOGENEZ VE TANI TÜBERKÜLOZDA BULAŞMA, PATOGENEZ VE TANI Prof. Dr. Zeki KILIÇASLAN TÜBERKÜLOZDA BULAŞMA 1882 yılında Robert Koch tüberküloz basilini bularak tüberkülozun bulaşıcı bir hastalık olduğunu gösterdi. Tüberküloz

Detaylı

GEBELİKTE SİFİLİZ. Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği

GEBELİKTE SİFİLİZ. Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği GEBELİKTE SİFİLİZ Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği SİFİLİZ TANIM T.pallidum un neden olduğu sistemik bir hastalıktır Sınıflandırma: Edinilmiş (Genellikle

Detaylı

Hisar Intercontinental Hospital

Hisar Intercontinental Hospital Varisler BR.HLİ.92 Venöz Hastalıklar (Toplardamarlar) Varis Hastalığı: Bacaklarımızda kirli kanı yukarı taşımak üzere görev alan iki ana ven sistemi bulunur. Yüzeyel ve derin ven sistemi olarak adlandırılan

Detaylı

ACİL TIPTA UNUTULAN TEHLİKE TÜBERKÜLOZ. Prof. Dr. İbrahim İKİZCELİ. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı

ACİL TIPTA UNUTULAN TEHLİKE TÜBERKÜLOZ. Prof. Dr. İbrahim İKİZCELİ. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı ACİL TIPTA UNUTULAN TEHLİKE TÜBERKÜLOZ Prof. Dr. İbrahim İKİZCELİ İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı TÜBERKÜLOZ HASTASı ACIL SERVISE NASıL GELIR 1. Tbc tedavisi alırken herhangi bir şikayet

Detaylı

SOLİT ORGAN TRANSPLANTASYONU ve BK VİRUS ENFEKSİYONLARI Doç. Dr. Derya Mutlu Güçlü immunsupresifler Akut, Kronik rejeksiyon Graft yaşam süresi? Eskiden bilinen veya yeni tanımlanan enfeksiyon etkenleri:

Detaylı

Anti-HIV Pozitif Bulunan Hastada Kesin Tanı Algoritması. Doç. Dr. Kenan Midilli İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

Anti-HIV Pozitif Bulunan Hastada Kesin Tanı Algoritması. Doç. Dr. Kenan Midilli İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Anti-HIV Pozitif Bulunan Hastada Kesin Tanı Algoritması Doç. Dr. Kenan Midilli İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Testler farklı amaçlarla uygulanabilir: - Tanı, tarama, doğrulama,

Detaylı

BEL AĞRISI. Dahili Servisler

BEL AĞRISI. Dahili Servisler BEL AĞRISI Dahili Servisler İnsan omurgası vücut ağırlığını taşımak, hareketine izin vermek ve spinal kolonu korumak için dizayn edilmiştir. Omurga kolonu, birbiri üzerine dizilmiş olan 24 ayrı omur adı

Detaylı

KLL DE. kları ABD Hematoloji BD Bursa

KLL DE. kları ABD Hematoloji BD Bursa KLL DE İNFEKSİYON YÖNETİMİ Dr. Rıdvan R ALİ Uludağ Üniversitesi Tıp T p Fakültesi İç Hastalıklar kları ABD Hematoloji BD Bursa KLL ile ilişkili bilgilerimizde önemli değişiklikler iklikler söz s z konusu

Detaylı

Akciğer Dışı Tümör Olgularında İzole Mediasten FDG-PET Pozitif Lenf Nodlarının Histopatolojik Değerlendirilmesi

Akciğer Dışı Tümör Olgularında İzole Mediasten FDG-PET Pozitif Lenf Nodlarının Histopatolojik Değerlendirilmesi Akciğer Dışı Tümör Olgularında İzole Mediasten FDG-PET Pozitif Lenf Nodlarının Histopatolojik Değerlendirilmesi Dr. E. Tuba CANPOLAT 1, Dr. Alper FINDIKÇIOĞLU 2, Dr. Neşe TORUN 3 1 Başkent Üniversitesi

Detaylı

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet Chapter 10 Summary (Turkish)-Özet Özet Vücuda alınan enerjinin harcanandan fazla olması durumunda ortaya çıkan obezite, günümüzde tüm dünyada araştırılan sağlık sorunlarından birisidir. Obezitenin görülme

Detaylı

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM Nadirdir!!! Üst aerodijestif sistem malinitelerinin % 5-10 u, tüm malinitelerin ise %0.5 i hipofarinks kanserleridir. Kötü seyirlidir!!! İleri evrede başvurmaları ve

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK 1 AŞILAMADA AMAÇ Aşı ile korunulabilir hastalıkları engellemek Enfeksiyon kaynaklı mortaliteyi azaltmak Enfeksiyon kaynaklı morbiditeyi azaltmak HİÇBİR AŞININ HERKES İÇİN TAMAMEN ETKİN VE GÜVENİLİR OLMASI

Detaylı

TÜBERKÜLOZ SÜRVEYANS ÇALIŞMALARINA PRATİK YAKLAŞIM ve ÖNEMİ

TÜBERKÜLOZ SÜRVEYANS ÇALIŞMALARINA PRATİK YAKLAŞIM ve ÖNEMİ 21. Yüzyılda Tüberküloz Sempozyumu ve II. Tüberküloz Laboratuvar Tanı Yöntemleri Kursu, Samsun TÜBERKÜLOZ SÜRVEYANS ÇALIŞMALARINA PRATİK YAKLAŞIM ve ÖNEMİ Prof. Dr. Yıldız PEKŞEN Ondokuz Mayıs Üniversitesi,

Detaylı

TÜBERKÜLOZ DERS NOTLARI. Bulaşma-Tanı-Korunma ve Tedavi

TÜBERKÜLOZ DERS NOTLARI. Bulaşma-Tanı-Korunma ve Tedavi TÜBERKÜLOZ DERS NOTLARI Bulaşma-Tanı-Korunma ve Tedavi Prof:Dr.Recep IŞIK Tüberküloz çok değişik klinik şekillerde görülebilen, kronik, nekrozitan bir enfeksiyondur. Hastalık tüm dünyada, özellikle de

Detaylı

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz Olgu Sunumu Olgu: 60y, E 2 ayda 5 kilo zayıflama ve karın ağrısı şikayeti ile başvurmuş. (Kasım 2009) Ailede kanser öyküsü yok. BATIN USG: *Karaciğerde en büyüğü VIII. segmentte 61.2x53.1 mm boyutunda

Detaylı

Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA)

Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA) www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA) 2016 un türevi 1. JUVENİL SPONDİLOARTRİT/ ENTEZİT İLE İLİŞKİLİ ARTRİT (SPA- EİA) NEDİR? 1.1 Nedir?

Detaylı

UZMANLIK TEZİ DR. ALEV (ÇEVİK) KETENCİ

UZMANLIK TEZİ DR. ALEV (ÇEVİK) KETENCİ T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI YEDİKULE GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 5. KLİNİK ŞEF. DR. EMEL ÇAĞLAR TÜBERKÜLOZ HASTALARININ EVİÇİ TEMASLILARINDA TÜBERKÜLOZ ENFEKSİYONU TANISINDA

Detaylı

TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ

TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ KLİNİK Bağışıklık sistemi sağlam kişilerde akut infeksiyon Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde akut infeksiyon veya

Detaylı

TÜBERKÜLOZ BASİLİNİN BULAŞ YOLLARI VE KONAKTAKİ SEYRİ

TÜBERKÜLOZ BASİLİNİN BULAŞ YOLLARI VE KONAKTAKİ SEYRİ 21. Yüzyılda Tüberküloz Sempozyumu ve II. Tüberküloz Laboratuvar Tanı Yöntemleri Kursu, Samsun TÜBERKÜLOZ BASİLİNİN BULAŞ YOLLARI VE KONAKTAKİ SEYRİ Y. Doç. Dr. Vildan AVKAN OĞUZ Dokuz Eylül Üniversitesi

Detaylı

YETİŞKİNLERDE TÜBERKÜLOZ TEDAVİSİ

YETİŞKİNLERDE TÜBERKÜLOZ TEDAVİSİ 21. Yüzyılda Tüberküloz Sempozyumu ve II. Tüberküloz Laboratuvar Tanı Yöntemleri Kursu, Samsun YETİŞKİNLERDE TÜBERKÜLOZ TEDAVİSİ Y. Doç. Dr. Serhat Fındık Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Göğüs

Detaylı

TLERDE SEROLOJİK/MOLEK HANGİ İNCELEME?) SAPTANMASI

TLERDE SEROLOJİK/MOLEK HANGİ İNCELEME?) SAPTANMASI * VİRAL V HEPATİTLERDE TLERDE SEROLOJİK/MOLEK K/MOLEKÜLER LER TESTLER (NE ZAMANHANG HANGİ İNCELEME?) *VİRAL HEPATİTLERDE TLERDE İLAÇ DİRENCİNİN SAPTANMASI *DİAL ALİZ Z HASTALARININ HEPATİT T AÇISINDAN

Detaylı

Prof. Dr. Ayşe Yüce. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD Nisan-2014

Prof. Dr. Ayşe Yüce. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD Nisan-2014 Prof. Dr. Ayşe Yüce Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD Nisan-2014 1 Global Tuberculosis Report 2013, World Health Organization 2 Kötü sosyo-ekonomik

Detaylı

BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU

BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU Ramazan Gözüküçük 1, Yunus Nas 2, Mustafa GÜÇLÜ 3 1 Hisar Intercontinental Hospital, Enfeksiyon Hastalıkları

Detaylı

TEMASLI MUAYENESİ. Yrd. Doç. Dr. Özkan KIZKIN İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Malatya

TEMASLI MUAYENESİ. Yrd. Doç. Dr. Özkan KIZKIN İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Malatya TEMASLI MUAYENESİ Yrd. Doç. Dr. Özkan KIZKIN İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Malatya Tüberkülozlu hasta ile temaslı olmak nedir? Akciğer tüberkülozu etkeni Mycobacterium

Detaylı

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Hastalıkların tedavisinde kat edilen yol, bulaşıcı hastalıklarla başarılı mücadele, yaşam koşullarında düzelme gibi

Detaylı

AKCİĞER KANSERİ. Doç.Dr.Filiz Koşar

AKCİĞER KANSERİ. Doç.Dr.Filiz Koşar AKCİĞER KANSERİ Doç.Dr.Filiz Koşar Akciğer Kanseri Nedir? Kanserler genellikle ilk ortaya çıktığı dokuya göre adlandırılır. Akciğer kanseri ilk önce akciğerde başlar Akciğerler göğüs boşluğumuzun büyük

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

Astım hastalığı, kronik yani süreklilik gösteren ve ataklar halinde seyir gösteren bir hava yolu

Astım hastalığı, kronik yani süreklilik gösteren ve ataklar halinde seyir gösteren bir hava yolu Bölüm 21 Astımla Karışan Hastalıklar Dr. Alpaslan TANOĞLU ve Dr. Mustafa DİNÇ Astım hastalığı, kronik yani süreklilik gösteren ve ataklar halinde seyir gösteren bir hava yolu hastalığıdır. Hastalığın en

Detaylı

TÜBERKÜLOZ DIŞI MİKOBAKTERİLER (TDM)

TÜBERKÜLOZ DIŞI MİKOBAKTERİLER (TDM) TÜBERKÜLOZ DIŞI MİKOBAKTERİLER (TDM) Ne zaman etkendir? Duyarlılık testleri ne zaman ve nasıl yapılmalıdır? Nasıl tedavi edilmelidir? TDM NE ZAMAN ETKENDİR? Şebeke suyundan, topraktan, doğal sulardan,

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065 Gençlerde Bel Ağrısına Dikkat! Bel ağrısı tüm dünyada oldukça yaygın bir problem olup zaman içinde daha sık görülmektedir. Erişkin toplumun en az %10'unda çeşitli nedenlerle gelişen kronik bel ağrıları

Detaylı

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA İYİLEŞMESİ Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir. Akut Yara: Onarım süreci düzenli ve zamanında gelişir. Anatomik ve fonksiyonel bütünlük

Detaylı

KLİNİK İNCİLER (ÜST SOLUNUM YOLU ACİLLERİ VE ALT SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI)

KLİNİK İNCİLER (ÜST SOLUNUM YOLU ACİLLERİ VE ALT SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI) KLİNİK İNCİLER (ÜST SOLUNUM YOLU ACİLLERİ VE ALT SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI) Dr.Gülbin Bingöl Karakoç Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi K.İnci 1: Bebek K, 2 günlük kız hasta Meme emememe, morarma yakınması

Detaylı

Sigaranın Vücudumuza Zararları

Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın vücudumuza olan zararları ve sigarayı bıraktıktan sonra vücudumuzdaki değişimler burada anlatılmaktadır. Sırt ve Bel Ağrısı: Sigara içmek bel ile ilgili hastalıkların

Detaylı

TONSİLLOFARENJİT TANI VE TEDAVİ ALGORİTMASI

TONSİLLOFARENJİT TANI VE TEDAVİ ALGORİTMASI TONSİLLOFARENJİT TANI VE TEDAVİ ALGORİTMASI Akut tonsillofarenjit veya çocukluk çağında daha sık karşılaşılan klinik tablosu ile tonsillit, farinks ve tonsil dokusunun inflamasyonudur ve doktora başvuruların

Detaylı

KOAH Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir?

KOAH Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir? KOAH NE DEMEKTİR? KOAH Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir? Hastalar için özet bilgiler KOAH nedir? KOAH, hastalığın belli başlı özelliklerinin tanımını içinde barındıran Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı teriminin

Detaylı

Klinik Çalışanlarına Önerilen Sağlık Girişimleri

Klinik Çalışanlarına Önerilen Sağlık Girişimleri Klinik Çalışanlarına Önerilen Sağlık Girişimleri Sağlık kuruluşları hizmet, eğitim, araştırma faaliyetlerinin yürütüldüğü kompleks yapılardır. Bu nedenle, sağlık çalışanlarının iş yerinde karşılaştıkları

Detaylı

Akciğer tüberkülozlu çocuk hastaların klinik ve laboratuvar özelliklerinin değerlendirilmesi

Akciğer tüberkülozlu çocuk hastaların klinik ve laboratuvar özelliklerinin değerlendirilmesi Dicle Tıp Dergisi / 2014; 41 (3): 552-557 Dicle Medical Journal doi: 10.5798/diclemedj.0921.2014.03.0473 ÖZGÜN ARAŞTIRMA / ORIGINAL ARTICLE Akciğer tüberkülozlu çocuk hastaların klinik ve laboratuvar özelliklerinin

Detaylı

Çocukluk Çağı Aşılamaları. Doç. Dr. Güldane Koturoğlu

Çocukluk Çağı Aşılamaları. Doç. Dr. Güldane Koturoğlu Çocukluk Çağı Aşılamaları Doç. Dr. Güldane Koturoğlu Rutin Aşı Takvimi-2012 ÖNERİLEN RUTİN AŞI PROGRAMI-2012 Ulusal aşı programı DOĞUM 1. AYIN SONU 2. AYIN SONU 4. AYIN SONU 6. AYIN SONU HEPATİT B 1. Doz

Detaylı

Gebelik ve Enfeksiyonlar. Prof.Dr. Levent GÖRENEK

Gebelik ve Enfeksiyonlar. Prof.Dr. Levent GÖRENEK Gebelik ve Enfeksiyonlar Prof.Dr. Levent GÖRENEK Olgulara Yaklaşım 2 1. TORCH grubu enfeksiyon etkenleri nelerdir? Toxoplasmosis Other (Sifiliz, Varicella zoster ) Rubella Cytomegalovirus Herpes simplex

Detaylı

Hodgkin lenfoma tedavisinde Radyoterapinin Rolü. Dr. Görkem Aksu Kocaeli Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD

Hodgkin lenfoma tedavisinde Radyoterapinin Rolü. Dr. Görkem Aksu Kocaeli Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD Hodgkin lenfoma tedavisinde Radyoterapinin Rolü Dr. Görkem Aksu Kocaeli Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD 15-30 yaş arası ve > 55 yaş olmak üzere iki dönemde sıklık artışı (+) Erkek ve kadınlarda en

Detaylı

HEPATİT B, TÜRKİYE İÇİN AIDS TEN DAHA TEHLİKELİ. Dr. Zülkar Dönmez Asil Çelik San. Tic. A.Ş.

HEPATİT B, TÜRKİYE İÇİN AIDS TEN DAHA TEHLİKELİ. Dr. Zülkar Dönmez Asil Çelik San. Tic. A.Ş. HEPATİT B, TÜRKİYE İÇİN AIDS TEN DAHA TEHLİKELİ BİRLEŞİK METAL-İŞ YAYINLARI Tünel Yolu Cd. No.2 81110 Bostancı - İstanbul Tel: (0216) 380 8590 Faks: (0216) 373 6502 Dr. Zülkar Dönmez Asil Çelik San. Tic.

Detaylı

Deri Layşmanyazisi. Prof. Dr. Mehmet HARMAN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı

Deri Layşmanyazisi. Prof. Dr. Mehmet HARMAN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Deri Layşmanyazisi Prof. Dr. Mehmet HARMAN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Amaç Hastalığın tanısını koyabilmek Uygun tedaviyi yapabilmek Koruyucu yöntemleri sayabilmek İçerik

Detaylı

MEME KANSERİ. Öğr.Gör.Dr.Aylin ERDİM M.Ü. SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANABİLİM DALI

MEME KANSERİ. Öğr.Gör.Dr.Aylin ERDİM M.Ü. SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANABİLİM DALI MEME KANSERİ Öğr.Gör.Dr.Aylin ERDİM M.Ü. SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANABİLİM DALI KANSER Cancer İngilizce yengeç YENGEÇ düşmanını kıstırdıktan sonra sıkıca tutuyor, yavaş

Detaylı

Transplantasyon Öncesi Verici ve Alıcının İnfeksiyon Yönünden Taranması. Dr. Filiz Günseren AÜTF Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları AD

Transplantasyon Öncesi Verici ve Alıcının İnfeksiyon Yönünden Taranması. Dr. Filiz Günseren AÜTF Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları AD Transplantasyon Öncesi Verici ve Alıcının İnfeksiyon Yönünden Taranması Dr. Filiz Günseren AÜTF Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları AD Transplantasyon Öncesi Alıcı ve Vericilerin İnfeksiyon

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI ANABİLİM DALI

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI ANABİLİM DALI BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI ANABİLİM DALI TÜBERKÜLOZ PLÖREZİDE SERUM VE PLEVRAL SIVI ÖRNEKLERİNDE EARLY SECRETED ANTİGENİC TARGET- 6 (ESAT 6) VE CULTURE FILTRATE PROTEIN- 10 (CFP-10)

Detaylı

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu 29 Nisan 2015 17. Hafta (20-26 Nisan 2015) ÖZET Ülkemiz de 2015 yılı 17. hafta itibariyle çalışılan sentinel numunelerdeki

Detaylı

EK-7 KORUYUCU HİZMET GÖSTERGELERİ

EK-7 KORUYUCU HİZMET GÖSTERGELERİ EK-7 KORUYUCU HİZMET GÖSTERGELERİ Gösterge Adı Gebe Tespit Oranı (Yüzde) Gebelik sürecindeki riskli durumlarla ilgili oluşabilecek sorunları en aza indirmek için gebe sayısının tespit edilmesidir. İlgili

Detaylı