ANADOLU NUN ĠSLAMLAġMA SÜRECĠNDE DÂRU L-HADĠSLER Eylül 2012 ÇANKIRI / TÜRKĠYE

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ANADOLU NUN ĠSLAMLAġMA SÜRECĠNDE DÂRU L-HADĠSLER Eylül 2012 ÇANKIRI / TÜRKĠYE"

Transkript

1 ANADOLU NUN ĠSLAMLAġMA SÜRECĠNDE DÂRU L-HADĠSLER Eylül 2012 ÇANKIRI / TÜRKĠYE

2 Arafat AYDIN * YAZMA ESERLERDEKĠ SEMÂ KAYITLARINDA DARU L-HADĠSLER Ġslam medeniyetinde dâru'l-hadis adıyla bir eğitim öğretim müessesesinin ortaya çıkıģı hadis tarihi açısından bakıldığında temel hadis külliyâtının tasnifinden sonraki devirlere tekâbül etmektedir. Dolayısıyla bu kurumlardaki ana öğretim faaliyeti hadis kaynaklarının tedrîsi Ģeklinde olmuģtur. Hocaların (Ģeyh) kurdukları halkalarda hadis kitapları ders olarak okutulmuģ, farklı nüshaları karģılaģtırılmıģ (mukâbele) veya istinsâh edilmiģ, bunun yanında gittikleri beldelerde okudukları eserlerin tedrîsini yapabilecek talebeler yetiģtirilmiģtir. Tüm bu faaliyetler özellikle ilk dönemlerde bir eseri kimin, kimden, ne zaman, nerede, ne kadar sürede okuduğu ve okutma yetkisi aldığına yönelik bilgilerin kayıt altına alınması suretiyle yapılmıģtır. Eserlerin baģına veya sonuna değiģik suretlerde kaydedilen bu bilgiler mahiyetine göre "semâ kaydı", "mukâbele kaydı", "kıraat kaydı", "icâzet kaydı" gibi farklı Ģekillerde isimlendirilmiģlerdir. Bu tebliğ dâru'l-hadislerdeki eğitim ve öğretim faaliyetlerine dönük tahliller yapabilme imkânı veren semâ kayıtları ve icâzetnâmeler üzerinden yakın bir döneme kadar yazma nüshalar halinde bulunan temel hadis kaynaklarının günümüze hangi Ģartlarda ve hangi usûllerle intikal ettirildikleri, kimler tarafından, nerelerde ders olarak okutuldukları mevzûuna yönelik dâru'lhadislerin sunduğu katkıları ele alacaktır. Farklı dâru'l-hadislerdeki semâ meclislerinde ders olarak okutulmuģ Müslim'in el-câmi'u's-sahîh'i, Beyhakî'nin es-sünenü'l-kübrâ'sı, Abdullah Ġbnü'l-Mübârek'in Müsned'i ve Hanbel b. Ġshâk'ın Fiten'inde yer alan semâ kayıtları üzerinden konuyla ilgili tahlillerimizi arz edeceğiz. Müellifinin nihai Ģeklini vermesinden itibaren hadis kaynaklarının aslına uygun olarak muhafazası ve sonraki nesillere intikali, eserin tedrîsinin yapıldığı * Marmara Ünv. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı, Hadis Bilim Dalı

3 104 hadis meclisleri ve bu meclislere iģtirak eden talebeler aracılığıyla gerçekleģmiģtir. Tertip edilen hadis meclisleri yoluyla bir eserin nüshaları çoğaltılmıģ, talebelerden eserin tamamını nakletme yetkisine sahip olanlar nüsha râvîsi vasfını kazanmıģlardır. Ancak istinsâhı yapılan her nüshaya asıl muamelesi yapılmamıģ, ehil kimseler tarafından izin ve onay alınmaksızın yazılı metinlerin rivayeti muteber kabul edilmemiģtir. 1 Hadislerin rivayetinde ilk dönemlerden itibaren aranan tahammül ve edâ Ģartları kaynakların teģekkülünden itibaren hadis metinlerinin/musannefâtının rivayetinde de aranmıģtır. Muteber olan-olmayan tahammül ve edâ yolları belirlenerek eserlerin herhangi bir bozulmaya uğramaksızın muhafazası ve intikali sağlanmaya çalıģılmıģtır. Önceleri bir râvînin hangi rivayet yetkisine sahip olduğu hususunda likâ ve mu'âsarât Ģartı ile yetinilmiģ, konuyla ilgili sözlü beyanı ve kullandığı edâ lafzı esas alınmıģtır. Ancak daha sonra özellikle kütüphanelerin, medrese ve dâru'l-hadislerin tesisiyle birlikte bu bilgiler, tedrîsi yapılan eserlerin baģına veya sonuna tabakalar halinde not edilmeye baģlanmıģtır. Bu kayıtlar sayesinde bir kimsenin o eseri kimden, nerede, ne kadar sürede, hangi yolla nakletme ehliyetine sahip olduğunun tespiti yapılmaya çalıģılmıģtır. Medrese ve dâru'l-hadislerin henüz tesis edilmediği ilk dönemlerde evlerde ve mescidlerde kiģisel gayretlerle yürütülen bu faaliyetler uzun seyahatler, konaklama ve maiģet sıkıntısı, yazı malzemelerinin tedariki gibi sorumlulukları, hadis tâlibine bıraktığı için oldukça meģekkatli idi. Ancak müesseseleģmenin de etkisiyle bu sıkıntılar hallolduktan sonra medrese ve dâru'lhadisler hadis tedrisâtının merkezi konumuna yükselmiģ, önemli eserlerin telifi ve büyük ilim adamlarının yetiģtirilmesi yanında hadise yönelik temel eserlerin nüshalarının çoğaltılması ve usulüne göre tedrîsinin yapılması noktasında da büyük hizmetler ifa etmiģlerdir. Nitekim günümüze ulaģabilen bazı eserlerin nüshalarının rivayet kayıtlarında bu eserlerin istinsâhının ve tedrîsinin dâru'lhadislerde yapıldığı kolaylıkla müģahade edilebilmektedir. Eserlerin baģında ya da sonunda tabakalar halinde kayıtlı bulunan semâ meclislerine dair bilgiler o eserin, müellifinden sonra geçirdiği süreci aydınlatması bakımından oldukça önemlidir. Zira hadis kaynaklarının yazma nüshalar olarak günümüze intikali ve intikal eden nüshaların müelliflerine aidiyeti için bu kayıtlardaki bilgiler büyük önem taģımaktadır. Bu kayıtlar sayesinde zamanla kitapların isnadları oluģmuģ ve bu isnadların kitaplar açısından taģıdıkları önemi ifade etmek üzere "el-esânîdü ensâbü'l-kütüb Ġsnadlar kitapların nesebleridir." denilmiģtir. 2 Örnek olarak seçtiğimiz semâ kayıtlarının tahliline geçmeden önce bir semâ kaydında bulunması gereken unsurları kısaca sıralayalım: (1). Semâ ettiren hocanın (müsmi ) ismi (2). Hoca (müsmi ) eserin müellifi değilse müellifine kadar uzanan ve kitabı okutma yetkisi aldığını ifade 1 Ahmet Yücel, Hadis Tarihi, s. 44, İstanbul, Kettânî, Muhammed Abdülhay b. Abdülkebir b. Muhammed, Fihrisü'l-fehâris ve'l-esbât: ve mu'cemü l-me'âcim ve l-meşyehât ve l-müselselât, I, 81, Beyrut, 1982.

4 eden rivayet senedi (3). Semâ edenlerin isimleri. Ġçlerinde bazı meclislere iģtirak edemeyenler veya herhangi bir sebeple metinden iģitemedikleri yerler olanlar varsa metinden semâ edemedikleri yerlerin beyanı (4). Eseri okuyan kiģi (kâri') (5). Semâ kaydını tutan kiģinin ismi (müsbitü's-semâ /kâtibü's-semâ ). (6). Semâ meclisinin kurulduğu yer (7). Meclisin toplanma tarihi ve müddeti (8). صح و ( gelen Müsmi in onayı. Kayıttaki bu bilgiler doğru ve geçerlidir anlamına yazılması. 3 lafızlarının bizzat müsmi tarafından (ثبث Bu genel bilgilerden sonra Ģimdi tespit ettiğimiz semâ kayıtlarının çözümlemesi ve tahliline geçebiliriz. 1. Kâmiliye Dâru'l-Hadisi'nde Müslim'in el-câmi'u's-sahîh'inin Semâ ı Kâhire'de Eyyûbîler devrinde hicrî 630 yılında faaliyete baģlayan Kâmiliye Dâru'l-Hadisi, ismini kurucusu Eyyûbî hükümdarlarından el-melikü'l- Kâmil Muhammed b. el-âdil (ö. 635/1237)'den almıģtır. 4 Dâru'l-hadisin ilk Ģeyhi Ġbn Dıhye el-kelbî'dir (ö. 633/1235). Bir yıl bu vazifeyi yürüttükten sonra hadis rivayetindeki gevģek tutumundan ötürü dâru'l-hadis Ģeyhliğinden azledilmiģ, yerine kardeģi Ebû 'Amr görevlendirilmiģtir. 5 Ebu 'Amr vefat tarihi olan 13 Cemaziyelevel 634'e kadar bu görevi yürütmüģtür. Ardından et-terğîb ve't-terhîb müellifi Zekiyyüddîn el-münzirî (ö. 656/1258) Kâmiliye'deki hadis Ģeyhliği görevini devralmıģ ve vefat yılı olan 656'ya kadar yirmi iki yıl boyunca bu görevi sürdürmüģtür. 6 Münzirî'den sonra Ģeyhlik görevini devr alan kimse ise biraz sonra örnek olarak zikredeceğimiz semâ kaydında ismi "eseri okuyan kiģi" (kârî') olarak zikredilen Ġbn Sürâka Muhyiddin el-ensârî ( )'dir tarihleri arasında Kâmiliye Dâru'l-Hadisi Ģeyhliği görevinde bulunan Muhyiddîn el-ensârî'nin bu göreve gelmeden önce Haleb'deki dâru'l-hadiste Ģeyhlik yaptığı kaynaklarda ifade edilmektedir. 8 ÇalıĢmamızda ilk vereceğimiz örnek Köprülü Kütüphanesi Fâzıl Ahmed PaĢa Koleksiyonu 366 numarada kayıtlı bulunan Müslim'in el-câmi'u'ssahîh'inin baģında yer alan hicrî 652 tarihli semâ kaydıdır. Semâ meclisinin tertip edildiği yer olarak Kâhire'deki Kâmiliye Dâru'l-Hadisi'nin zikri geçmektedir. Semâ kaydının tutulduğu tarih Mısır'da Memlük devletinin kuruluģunun henüz dördüncü yılına tekabül etmektedir. Bu da 630 yılında açılmıģ bulunan dâru'l-hadîsin Eyyûbîler devrinde olduğu gibi Memlükler döneminde de faaliyetlerine aynen devam ettiğini göstermektedir. Ayrıca Eyyûbîler devrinde Tüm bu unsurlarla ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Salahuddin el-müneccid, İcâzâtu's-semâ fi lmahtûtâti l-kadîme Mecelletü Ma hedü l-mahtûtâti l- Arabiyye, I/2, , Kâhire, Rebîulevvel 1375/Kasım İbn Kesîr, Ebu'l-Fidâ İsmail b. Ömer b. Kesîr el-kuraşî, el-bidâye ve'n-nihâye, XIII, 104, thk. Ali Şîrî, Beyrut, 1408/ Zehebî, Ebû Abdullah Şemseddin Muhammed b. Ahmed b. Osman, Siyeru a'lâmi'n-nübelâ, XXII, 392, thk. Beşşar Avvad Ma'rûf, Beyrut, 1417/ Hayreddin Zirikli, el-a'lâm, IV, 30, Beyrut, İbn Kesîr, el-bidâye ve'n-nihâye, XIII, Zirikli, el-a'lâm, V, 322.

5 yılında dâru'l-hadis Ģeyhliği görevine getirilen el-münzirî'nin görevden alınması gibi bir durumun olmaması hatta dönemin Memlük sultanına yakın emîr ve kumandanların bizzat semâ meclisine iģtirak etmeleri ve kitabın müellifine kadar ulaģan rivayet senedinde sıfatları zikredilmek suretiyle isimlerinin not edilmiģ olması bu durumu teyit etmektedir. Kayıtla ilgili bu genel bilgilerden sonra Ģimdi sırasıyla semâ kaydındaki unsurları beyan edelim: Semâ ettiren hoca (müsmi ): Müslim'in el-câmi'u's-sahîh'inin baģında yer alan semâ kaydı Endülüs kökenli ġerefüddîn Ebu Abdullah Muhammed b. Abdullah b. Muhammed b. Ebu'l-Fazl es-sülemî el-mürsî (ö. 655/1257)'nin gözetiminde tertip edilen semâ meclisine aittir. Eserin isminden sonra semâ ettiren Ģeyh ġerefüddin es-sülemî'nin eserin müellifi olan Ġmâm Müslim'e kadar uzanan rivayet senedi büyük bir hatla yazıldıktan sonra semâ kaydının lafızları baģlamaktadır. Müsmi in rivayet senedi: Müellif Müslim'den, Müsmi ġerefüddin es- Sülemî'ye kadar uzanan rivayet senedi Ģu isimlerden müteģekkildir: Müslim b. Haccâc el-kuģeyrî (ö. 261/874) > Ġshak b. Ġbrahim b. Muhammed b. Süfyân (ö. 308/920) > Ebû Muhammed Muhammed b. 'Îsa b. 'Amrûye el-culûdî (ö. 368/978) > Ebu'l-Hasan Abdulğâfir b. Muhammed el-fârisî (ö. 448/1056) > Ebû Abdullah Muhammed b. Fazl es-sâ'idî el-furâvî (530/1135) > Ebu'l-Hasan Müeyyed b. Muhammed b. Ali et-tûsî (ö. 617/1220) > ġerefüddîn Ebû Abdullah Muhammed b. Abdullah b. Muhammed b. Ebu'l-Fazl es-sülemî en-endelüsî el- Mürsî (ö. 655/1257) Kitabın rivayet senedinde "semâ u'l-emîri'l-eceli'l-evhad " diye baģlayan ve yaklaģık iki satır boyunca vasıflarının zikredildiği Ģahıs ise eseri semâ edenlerden Cemaleddin Aydoğdu el-azîzî'dir (ö. 662/1264). Mısır Memlük hükümdarlarının ilki sayılan Ġzzeddin Aybek (ö. 655/1257) öldürüldüğünde karısı ġecerüddür, sultanlığı Cemaleddin Aydoğdu el-azîzî'ye teklif etmiģ ancak o reddetmiģtir. 9 Kendisi kayıtta da ifade edildiği gibi mücâhid, murâbıt, müeyyed ve mansûr sıfatlarını haiz, sultanların ilgi ve övgüsüne mazhar olmuģ muzaffer bir kumandandır. 10 Semâ eden Ģahıslar bu kimseden ibaret değildir. Ancak semâ edenler içerisinde ismi ayrıca zikredilmesi gereken önemli birisi varsa -bu kayıtta olduğu gibi- kayıtlarda ismi diğerlerinden farklı bir surette müsmi in rivayet senedinin peģinden ifade edilir. Eseri okuyan kiģi (kâri'): Semâ meclisinde eseri okuyan kimse (kâri') ise Muhyiddîn Muhammed b. Muhammed b. Ġbrâhim b. Hasan b. Sürâka el- Ensârî eģ-ġâtıbî'dir yılları arasında yaģayan bu âlim semâ meclisinin 9 Cengiz Tomar, "Şecerüddür" mad., Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (DİA), XXXVIII, 405, İstanbul, Zehebî, el-'iber fî haberi men ğaber, III, 310, thk. Ebû Hacer Muhammed Zaglul, Beyrut, 1985.

6 tertip edildiği 652 yılından dört yıl sonra Kâmiliye Dâru'l-Hadisi'ne Ģeyh olarak atanacak ve altı yıl bu vazifeyi yürüttükten sonra 662 yılında vefat edecektir. 11 Semâ edenler: Eseri semâ edenlerin bazıları eserin tamamını, bazıları ise belirli kısımlarını semâ etmiģlerdir. Dolayısıyla bu kimselerin nereden baģlayıp nereye kadar semâ ettikleri de ayrıca kayıtta ifade edilen bilgilerdendir. Ġsimler gerek yazının küçüklüğü gerekse de Arapça kökenli olmamalarından ötürü oldukça zor okunabilmektedir. Buna göre, semâ edenlerden tespit edebildiklerimiz ve bu kimselerin okudukları yerler Ģu Ģekildedir: Emîr Cemaleddin Aydoğdu el-azîzî, oğlu ġemseddin Aydoğdu, diğer oğlu Bedreddin (5 yaģında olduğu ve "es-sıdk fi't-tevbe" baģlığından itibaren semâ etmeye baģladığı ifade ediliyor.) Az bir kısmını (yesîr) Emîr Hüsameddin 12, Alaaddin et- Tûsî, Memlük kumandanlarından Ġzzeddin Aydemir, Buldukiyye Medresesi'ni inģa eden Emîr Hüsameddin'in oğlu Bedreddin Muhammed. Bedreddin Muhammed'den sonra semâ kaydına bir iģaret konulmuģtur. ĠĢaretten sonra ismi zikredilenlerin ilki ise çok ilginçtir ki üstâzü'd-dâr 13 sıfatıyla Memlüklerin ilk sultanı olarak kabul edilen 14 Ġzzeddin Aybek'dir. Memlükler tarihine baktığımızda Ġzzeddin Aybek'in 648 yılında tahta çıkmıģ olmasına rağmen Eyyûbîlerin hücumlarını bertaraf edebilmek adına Eyyûbîlerden 6 yaģındaki Ģehzade Musa'yı el-melikü'l-eģref ünvanıyla tahta çıkardığını ve bir süre atabekliğe razı olduktan sonra tekrar sultan olduğunu görmekteyiz. 15 Atabeklik görevinin semâ kaydında vezirlik anlamına gelen üstâdârlıkla ifade edilmiģ olduğundan hareketle semâ meclisinin atabeklik döneminde gerçekleģmiģ olduğunu söyleyebiliriz. Semâ kaydında Ġzzeddin Aybek'in kitabın baģından "hamli'l-cenâze ve'l- isra' bihâ" baģlığına kadar semâ ettiği, sonra da "en-nehy 'an savmi yevmi'l-fıtr ve'l-edhâ" baģlığından itibaren tekrar semâ etmeye baģladığı ve "tâ'ûn" hastalığıyla ilgili bâba kadar semâ ettiği ifade edilmiģtir. Diğer semâ edenler ise Ģunlardır: Alemüddîn Sencer, Emîr-u Cândâr Alaaddîn 16, Devâdâr ġemsüddîn 17, Silahdâr Nâsıruddîn, Hüsameddin Bilal et-tavâsî, Alaaddîn Aydoğdu el-fârisi ve Ġzzeddîn Erdem el-fârisî. Semâ kaydının kâtibi: Kaydı yazan Nusayr b. Nebe' b. Salih et-temîmî el-ensârî'dir (ö. 661/1262). Genç yaģta öldüğü ifade edilen Nusayr b. Nebe'in İbn Kesîr, el-bidâye ve'n-nihâye, XIII, Buldukiyye medresesini inşa eden kişidir. Bkz. İbn Şeddâd, Ebû Abdullah İzzeddin Muhammed b. Ali b. İbrâhim b. Şeddâd, el-a'lakü'l-hatîre fî zikri ümerâi'ş-şâm ve'l-cezîre, s. 265, thk. Yahya Zekeriyya Abbâre, Dımaşk, Sultanın ve sarayın harcamalarından sorumlu kişi ya da vezirlik anlamında kullanılan bu kelime daha sonraları "üstâdar" şeklinde kalıplaşmıştır. Bkz. Fatih Yahya Ayaz, Türk Memlükler Döneminde Saray Ağalığı: Üstâdarlık ( ), İstanbul, İsmail Yiğit, "Memlükler" mad., DİA, XXIX, s. 90, Ankara, İsmail Yiğit, Siyasi-Dinî-Kültürel-Sosyal İslâm Tarihi, VII, s , İstanbul, Emîr-u candârın görevi saray muhafız birliklerinin komutanlığını yapmaktır. Bkz. Yiğit, İslam Tarihi, VII, Devâdârın görevi sultan bir evrak imzalarken hokkasını tutmaktır. Dividdâd şeklinde de kullanımı söz konusudur. Bkz. Yiğit, İslam Tarihi, VII, 189.

7 108 hadis semâ ına düģkün Mısırlı bir muhaddis olduğu kaynaklarda dile getirilmiģtir. 18 Semâ meclisinin son toplanma tarihi: 20 Ramazan 652 Salı gecesidir. Semâ meclisinin topladığı yer: Kâmiliye Dâru'l-Hadisi ve Sâlihiye Medresesi'dir Müsmi in onayı: Müsmi el yazısıyla "Bu kayıt sahihtir." dedikten sonra "Bu onayı yazan Muhammed b. Abdullah b. Muhammed b. Ebu'l-Fazl es- Sülemî'dir." (kendi ismi) kaydını düģmüģtür. Kaydın unsurlarını göz önünde bulundurduğumuzda semâ edenlerin genel yapısının saray teģkilatından ve ordu mensuplarından olduğunu görmekteyiz. Bunun yanında müsmi, kâri' ve semâ kaydını yazan kiģilerin ise meslekten hadisçi olduklarını müģahade etmekteyiz. Buradan hareketle semâ meclislerinin genel düzenlenme Ģeklinden farklı bir durumla karģı karģıya olduğumuzu, hadis formasyonuna sahip kimseler tarafından devlet ricâline yönelik özel bir semâ meclisinin tertip edildiğini söyleyebiliriz. Ehlince malum olduğu üzere Müslim, el-câmi'u's-sahîh'ini rivayetler arasına baģlık koymaksızın telif etmiģtir. Esere günümüzde de kullanılan bâb baģlıklarını koyan kiģi Müslim'den asırlar sonra gelen Nevevî (ö. 676/1277) olmuģtur. 19 Köprülü'deki bahsettiğimiz nüsha ise Nevevî'nin bu iģlemi yapmadan önceki döneme ait bir nüshadır. Yazma eserde yalnızca kitab isimlerinin mevcut olduğunu bâb isimlerinin yer almadığını görmekteyiz. Semâ kaydında kimin, nereden nereye kadar okuduğu bilgisinin verildiği kısımda zikredilen bâb isimleri birebir günümüzdeki haliyle Müslim'de yer almamaktadır. Bu ibareleri muhtevayı tasvir eden nitelikte bilgiler olarak kabul etmemiz icab etmektedir. Müsmi ġerefüddin el-mürsî hakkında ek bazı bilgileri vermek suretiyle bu semâ kaydıyla ilgili söyleyeceklerimize son verelim. Semâ kaydının yazarı Nusayr b. Nebe' b. Salih et-temîmî eserin sonunda 267. varakın A yüzüne not ettiği mukâbele kaydında "raeytü bi hatti Ģeyhinâ.." ibaresiyle baģlayan kısımda nüshasını müsmi in elindeki asıl nüshayla mukabele ettiğini ve iki nüshanın da birebir aynı olduğunu ifade etmektedir. Ayrıca ġerefüddîn el-mürsî'den yalnızca Müslim'i değil, Buhârî'yi, Hattâbî'nin Garîbü'l-hadîs'ini, Beyhakî'nin es- Sünenü'l-kübrâ ve el-medhal'ini, Sa'lebî'nin Tefsîr'ini ve Ġmâm Mâlik'in Muvatta'ının Ebû Mus'ab rivayetini de okuduğunu ifade etmektedir. Bu mukabele kaydında mekân zikri geçmediği için okumaların bir dâru'l-hadiste mi yoksa baģka bir mekânda mı yapıldığına dair net bir Ģey söyleyemiyoruz. Ancak aynı müsmi i DımeĢk'teki Nuriye Daru'l-hadisi'nde Beyhaki'nin Âdab isimli eserinden 18 Zehebî, Târîhu'l-İslâm ve vefeyâtü'l-meşâhir ve'l-a'lâm, XXXXIX, 117, thk. Ömer Abdüsselam Tedmuri, Beyrut, 1987/ Nevevî esere niçin böylesi bir müdahalede bulunduğunu gerekçeleriyle birlikte şerhinde ifade etmiştir. Bkz. Nevevî, Ebû Zekeriyyâ Muhyiddin Yahyâ b. Şeref, el-minhâc fî şerhi Sahîhi Müslim b. Haccâc, I, 21, Beyrut, 1392/1972.

8 seçme kırk hadislik bir cüzün hicrî 646 tarihli semâ kaydında da müsmi olarak görmekteyiz EĢrefiyye Dâru'l-Hadisi'nde Beyhakî'nin es-sünenü'l-kübrâ'sının Semâ ı Abdulfettah Ebû Gudde merhumun "görebildiğim en mükemmel semâ kaydı" 21 demek suretiyle tavsif ettiği Beyhakî'nin es-sünenü'l-kübrâ'sının EĢrefiyye Dâru'l-Hadisi'nde yapılan semâ meclisinin kaydı çalıģmamızda vereceğimiz en önemli örneklerdendir. Zira 757 meclis gibi uzun süren bir tedrîs faaliyeti söz konudur ve esere not edilen kayıtlardan tedrîsin her aģamasının kayda alındığı anlaģılmaktadır. Ancak ne var ki günümüze yalnızca 8. cildine düģülen semâ kayıtları ulaģabilmiģtir. El yazması halindeki nüsha Hindistan'ın Uttar ParadeĢ eyaletine bağlı Rampur Ģehrindeki Raza Kütüphanesi'nde 971 numarada kayıtlıdır. 1164/1733 istinsâh tarihli olduğu bildirilen nüshanın 175 varak ve 30x20.6 cm ölçülerinde olduğu ifade edilmektedir. 22 Ġbnü's-Salâh'ın EĢrefiyye Dâru'l-Hadisi'nde imlâ ve ismâ' ettirdiği Beyhakî nüshasından istinsâh edilen bu yazmadaki semâ kaydında kimlerin, hangi tarihte, nerede, hangi baģlığa kadar semâ etiğine dair bilgilerin ayrıntılı bir Ģekilde not edildiği görülmektedir. Bu kaydın tam metni es-sünenü'l-kübrâ'nın Bkz. Zahiriye Kütüphanesi, nr. 3798/9, vr. 83b (Stefan Leder vd., Mu'cemü's-semâ'âti'd- Dımaşkıyye el-müntehabe min sene 500/1155 ilâ 750/1349, s. 114'ten naklen,) 21 Abdulfettah Ebû Gudde, el-isnâdu mine'd-dîn ve safhatün müşrikatün min târîhi semâ'i'l-hadîs 'inde'l-muhaddisîn, s.104, Haleb, 1412/

9 110 Hindistan'da hicrî 1354 tarihininde basılan nüshasının 8. cildinde 23 verildiği için tahlillerimizi buradan hareketle sunacağız. Hicrî 630 yılında el-melikü'l-eģref Musa'nın (ö. 635/1237) yaptırdığı EĢrefiyye Dâru'l-Hadisi'ne atanan ilk hadis Ģeyhi Ġbnü's-Salâh'tır. 24 Daha sonraları Ebû ġâme el-makdisî (ö. 665/1268), Nevevî (ö. 676/1277), Ġbn Hallikân (ö. 681/1282) ve Ġbn Hacer el-'askalânî (ö. 852/1449) gibi âlimler de bu Dâru'lhadis'te aynı görevde bulunmuģlardır. 25 Ġbnü's-Salâh'ın, göreve geldiği tarihten itibaren okutmaya baģladığı eserlerden biri ise Beyhakî'nin es-sünenü'lkübrâ'sıdır. Hangi tarihte okutmaya baģladığını kestirebilmek ilk cildinin semâ kayıtları günümüze ulaģamadığı için zordur. Ancak 527. ile 617. meclis arasındaki 90 derslik oturumun icrâ edildiği yılın 634/1236 olduğu semâ kaydında belirtilmektedir. 26 Kayıtla ilgili bu genel bilgilerden sonra Ģimdi sırasıyla semâ kaydındaki unsurları beyan edelim: Semâ ettiren hoca (müsmi ): EĢrefiyye Dâru'l-Hadisi'nin adına yaptırıldığı ve ilk hadis Ģeyhi olan Ġbnü's-Salâh Takıyyüddin Ebû Amr Osman b. Abdurrahman b. Osman eģ-ġehrezûrî'dir (ö. 643/1245). Müsmi in rivayet senedi: Müellif Beyhakî ile Ġbnü's-Salâh arasındaki rivayet senedi Ģu isimlerden oluģmaktadır: Beyhakî (ö. 458/1066) > Ebu'l-Me'âlî Muhammed b. Ġsmail b. Muhammed el-fârisî (ö. 539/1144) > Ebu'l-Feth Mansûr b. Abdü'l-mün'im el-furâvî (ö. 608/1211) > Ġbnü's-Salâh eģ-ġehrezûrî (ö. 643/1245) Eseri okuyan kiģi (kâri'): EĢrefiyye Dâru'l-Hadisi'nin kâri'si 27 Mecdüddin Ebû Abdullah Muhammed b. Muhammed b. Ömer b. es-saffâr el- Ġsferâinî (ö. 646/1248)'dir. Semâ edenler: Semâ kaydında önce eseri baģtan sona semâ edenlerin ismi verilmiģ ardından diğerlerine geçilmiģtir. Buna göre eksiksiz semâ eden isimlerin bazıları Ģunlardır: Alemüddîn Ebu'l-Hasan Ali b. Ahmed b. Muhammed el-attâr el-ġģbilî, ġihâbüddin Abdurrahman b. Ġsmail b. Ġbrahim eģ-ġâfi'i, ġerefüddîn Ahmed b. Muhammed b. Abdullah el-mavsılî, Muvaffakuddîn Ebul- Feth Nasr b. Ġzzüddevle b. Ġsa el-hanefî, Fahreddin Ömer b. Yahya b. Ömer el- Kerecî, Ġmaduddîn Davud b. Süleyman b. Ali el-hamevî, Kemalüddîn Ġshak b. Ahmed b. Osman el-makdisî. Semâ kaydında eseri tam olarak semâ eden ayrıca altı kiģinin daha isimleri verilmektedir. Ancak kayıtla ilgili diğer bilgilere de temas edebilmek adına bu kadarını zikretmekle yetiniyoruz. Tüm bu isimlerin aynı zamanda eseri istinsâh ettikleri de ifade edilmiģtir. Bu isimlerden 23 Beyhakî, es-sünenü'l-kübrâ, VIII, 346, Haydarabad, İbn Kesîr, el-bidâye ve'n-nihâye, XIII, 196.(ş.) 25 Nebi, Bozkurt, "Darulhadis" mad., DİA, VIII, 528, İstanbul, Beyhakî, es-sünenü'l-kübrâ, VIII, Ebu't-Tayyib el-fâsî, Takıyyüddîn Muhammed b. Ahmed b. Ali, Zeylü't-takyîd fî ruvâti's-sünen ve'l-mesânîd, I, 240, thk. Kemâl Yûsuf el-hût, Beyrut, 1990/1410.

10 Muvaffakuddîn Nasr b. Ġzzüddevle el-hanefî'nin 571. meclise katılamadığı, tek eksiğinin bu meclis olduğu ifade edilmiģtir. Semâ meclisinde bulunan ancak arada uyumak suretiyle metinden kaçırdığı yerler olan yirmi iki kiģinin isimlerine de semâ kaydında ayrıca yer verilmiģtir. Bunlardan bazılarının isimleri ve metinden kaçırdıkları yerler Ģu Ģekildedir: Zeynüddîn Ebu'l-Kâsım Abdurrahman b. Harun b. Muhammed et- Tağlebî 541. meclisi ve arasındaki meclisleri kaçırmıģtır. Cemâlüddîn Abdulmu'tî b. Abdülkerim b. Ebu'l-Mekârim el-mısrî 585. ve 587. meclisleri kaçırmıģtır. Ziyâ Muhammed b. Abdülmelik b. Muhammed el-aslî 532., 572., 586., 603. ve 607. meclisleri kaçırmıģtır. Muhammed b. Ömer b. Ebûbekir el- Meyurkî 533., 535., 538. ve 539. meclisleri kaçırmıģtır. Ömer b. Ali b. Abdurrahman es-sıkillî 528., 533. ve 607. meclisleri kaçırmıģtır. Bu isimlerden baģka on yedi isme daha aynı Ģekilde yer verilmiģtir. Bahsi geçen Ģahısların meclisin bir kısmını değil de tamamını kaçırmıģ olduklarının ifade edilmesi meclis içerisinde uyukladıklarını değil de konakladıkları yerde uyuyakaldıkları için meclise iģtirak edemediklerini ve bu konakladıkları yerin de dâru'l-hadis olduğunu akla getirmektedir. Ayrıca bundan sonraki ismi zikredilecekler için "Hadara meclise's-semâ i tâifetün.." (semâ meclisine bir topluluk geldi) denilmesi Ģimdiye kadar zikredilen Ģahısların konakladıkları yerin dâru'l-hadis olabileceği çıkarımımızı teyid etmektedir. Meclise dıģarıdan gelenlerin bir kısmı meclislerin tümüne katılmak suretiyle eseri baģtan sona semâ etmiģler bir kısmı ise bazı yerleri kaçırmıģlardır. Meclislere tam olarak iģtirak edenler Ģu kimselerdir: Safiyyüddîn Yûsuf b. Mûsâ b. Abdullah el-'ammârî, Nâsırüddin Muhammed b. Dâvûd b. Yakut es-sârıfî, Ebu'l-Abbas Ahmed b. Gânim b. Âmir et-tûnusî, ġerefüddîn Ebû Muhammed ġerve b. Ömer b. Hüseyin el-kazvînî ve ismi zikredilen beģ kiģi daha... Meclislerin tamamına iģtirak edemeyenlerin isimleri ve metinden kaçırdıkları yerler ise Ģu Ģekildedir: Safiyyüddîn Halil b. Ebûbekir el-merâğî 532., 534., 572., 573. ve 582. meclislere katılamamıģtır. ġemsüddin Muhammed b. Ahmed b. Ahmed b. 'Umâre es-sercî 529. meclise katılamamıģtır. Ebû Muhammed Abdullah b. Mâlik el-leblî 592. meclise katılamamıģtır. Nureddin Ali b. Ahmed b. Ali el-evsî meclislere katılamamıģtır. Bu isimlerden baģka on kiģinin daha isimleri ve katılamadıkları meclisler kayıtta ifade edilmiģtir. Semâ meclisine iģtirak etmekle birlikte birbirleriyle konuģanların isimleri de semâ kaydında verilen bilgilerdendir. Buna göre bu Ģahısların isimleri: Ali b. Musa b. Yusuf el-ermevî, Afîfüddîn Abdullah b. Recâ' b. Fâris el-hûrânî, iki oğlu Yusuf ve Muhammed, Ebû Bekir b. Ahmed b. Gânim et-tûnusî, Mecdüddin Abdülmün'im b. el-muzaffer b. Hasan el-mısrî ve baģkalarıdır (âharûn). Semâ meclisinde birbiriyle konuģtukları için metinden kaçırdıkları yerler olanların isimleri ve kaçırdıkları yerler ise Ģu Ģekildedir: Tâcüddîn Ebûbekir b. Ali b. Halil el-kürdî 540. ve 577. meclisleri kaçırmıģtır. Cemâlüddîn Ebu'l Hasan b. Ebu'l Hasan b. Ebu'l Kâsım b. Muhammed el-ya'kûbî 537., 549., 550., 551., 560. ve 594. meclisleri kaçırmıģtır. Cemâlüddîn Ahmed b. Ömer b. ReĢid es-savvâb et- 111

11 112 Tikrîtî 533., 547., 548. ve 576. meclisleri kaçırmıģtır. Dört kiģinin daha ismi bu baģlık altında zikredilmiģtir. Semâ edildiği esnada uyuklayan kimseler Ģunlardır: ReĢîdüddîn Hasan b. Muhammed b. Hüseyin el-fârisî, ġeyh Yusuf b. Ahmed b. Rebî'a es-sâfiri, Said b. Ebu'l Ganâim el-bağdadî ve baģkaları (âharûn). Semâ meclisinde uyukladığı için metinden kaçırdığı yerler olanlar ise: ġeyh Muhammed b. Abdullah b. Bâdis el-bûnî 529, 531 ve 532. meclisleri kaçırmıģtır. Abdulaziz b. Ebî Nasr b. Süleyman el-mavsılî 535. meclisi kaçırmıģtır. Ahmed b. Temmâm b. es-saffâr el-a'rec 530. meclisi kaçırmıģtır. Takiyyüddîn Abdülkerim b. Abdülmelik b. Ahmed es- Semerkandî 533., 581. ve 595. meclisleri kaçırmıģtır. Sirâcüddîn Ömer b. Ebûbekir b. Muhammed er-rahrâbî 532., 545., 576., 563. ve 577. meclisleri kaçırmıģtır. BaĢka beģ kiģinin daha ismi bu baģlık altında zikredilmiģtir. "Bu bilgi doğrudur." kaydı ve onayından sonra ayrıca meclise gelip de semâ meclisinde istinsâh eden bir gruptan bahsedilmekte, içlerinde uyuyanların ve birbirleriyle konuģtukları için bir kısım meclisleri kaçıranların oldukları ifade edilmektedir. Bunlar: Cemâlüddîn Ali b. Muhammed b. Mübârek el-karkasî 540., 548., 573., 578., 589., 592., 596. ve 603. meclisleri kaçırmıģtır. Nûru'ddevle Ali b. Abdulvâhid b. Ebu'l-Hasan b. es-saykal 543., 598., 600. ve 610. meclisleri kaçırmıģtır. ġerefüddîn Muhammed b. Da'la b. Ebûbekir el-hanefî 527., 531., 543., 530., 574. ve 579. meclisleri kaçırmıģtır. Necmeddin Ġbrahim b. Yusuf b. Ömer b. Hatîb Beytü'l-Âbâr 527., 528., 532., 533., 535., 537., 553., 571., 572., 582. ve 583. meclisleri kaçırmıģtır. BaĢka dört kiģinin daha ismi bu baģlık altında zikredilmiģtir. Semâ meclisine katılıp da bazen uyumak bazen de birbirleriyle konuģmak suretiyle metinden kaçırdığı yerler olan diğer kimseler ise: Safiyyüddîn Ebûbekir b. Temmâm b. Ebu'l-Hasan b. Mahbûr el-ba'lebekkî bu cildin ilk meclisi ve 527., meclisler arasını kaçırmıģtır. Salahuddîn Salih b. ġeyh zâhid Ġbrahim b. Ahmed el-'âdilî 529., 530., 531., 532., 534., 544., 548., 554., 555., 560., 562. ve 586. meclisleri kaçırmıģtır. Tâcüddîn Ahmed b. ġeyh Ġbrahim el-fârıkî meclisler arasını, 544., 554., 562., 580., 584. ve 586. meclisleri kaçırmıģtır. Semâ kaydının kâtibi: EĢrefiyye Dâru'l-Hadisi'nin görevlisi olan Abdurrahman b. Ali b. el-feth b. Abdullah el-dımaģkî eģ-ġâfi'î'dir. Semâ meclisinin son toplanma tarihi: 16 Cemâziyelevvel 634 PerĢembe günüdür. Semâ meclisinin toplandığı yer: EĢrefiyye Dâru'l-Hadisi (DımaĢk ). Bir semâ kaydında bulunması gereken unsurlar ve kaydın tutuluģ Ģeklini göz önünde bulundurduğumuzda Beyhakî'nin es-sünenü'l-kübrâ'sının EĢrefiyye Dâru'l-Hadisi'nde tertip edilen semâ meclisinin bu kaydını -aynen merhum Ebû Gudde gibi- biz de karģılaģabileceğimiz en mükemmel semâ kaydı olarak niteleyebiliriz. Zira kaydın tutulması oldukça sistemli olmuģ, meclise iģtirak eden 93 kiģinin eseri nasıl bir surette semâ ettiklerine dair bilgiler ayrıntılı bir Ģekilde verilmiģtir. Tabii kurumsallaģmanın etkisinin açık bir Ģekilde görüldüğünü de

12 eklemeliyiz. Çünkü kaydın tutulmasının bu derece sistemli oluģunda ve ayrıntılı bilgilerin verilmesinde bu iģlemleri yürütmek üzere görevlendirilmiģ kimselerin olmasının büyük etkisinin olduğu görülmektedir. Ayrıca hangi hacimde bir eser ne kadar sürede okunuyordu, semâ meclislerinde nasıl bir yöntemle ders iģlenmekteydi. Tüm bunlara dair bilgilerin de kâmilen yer aldığı bir kayıtla karģı karģıyayız. Nitekim her okumanın/meclisin bittiği yere semâ meclisinin kâtibi tarafından buraya kadar okundu anlamına gelen "beleğa" kaydının not edildiğini görmekteyiz. 28 Bu kayıtlardan hareketle bir mecliste en az iki sayfa, en fazla ise on sayfa okunabildiğini söyleyebiliriz. Ġbnü's-Salâh ayrıca EĢrefiyye Dâru'l-Hadisi'nde Ģeyhlik yaptığı dönemde hadis usûlünün en ana çalıģması olarak niteleyebileceğimiz 'Ulûmu'l-hadis isimli eserini telif etmiģ ve dâru'l-hadisteki usul tedrîsini bu eser üzerinden yapmıģtır. Süleymaniye Kütüphanesi, Çorlulu Ali PaĢa koleksiyonu 79 numaradaki nüsha Ġbn Salah'ın 640 yılında EĢrefiyye Dâru'l-Hadisi'nde imlâ ettirdiği 'Ulûmu'l-hadis nüshasıdır. Üzerindeki semâ kaydından da anlaģılacağı üzere 640 yılında EĢrefiyye Dâru'l-Hadisi'nde semâ edilmiģtir. Biz bu kaydı yalnızca görsel olarak çalıģmamızın ek kısmında sunmakla yetinip diğer dâru'l-hadislerden tespit edebildiğimiz baģka eserlerin semâ kayıtlarının çözümlemekle çalıģmamıza devam edeceğiz. 3. Nûriyye Dâru'l-Hadisi'nde Ġbnü'l-Mübarek'in Müsned'inin Semâ ı ÇalıĢmamızda vereceğimiz üçüncü örnek dâru'l-hadis adıyla müstakil öğretim müessesesi olarak Nureddin Mahmud Zengî (ö. 570/1174) tarafından ilk defa ġam'da kurulan Nûriyye Dâru'l-Hadisi'ndeki bir semâ meclisine aittir. Ġbn Asâkir adına 566/1170 yılında yaptırılan bu dâru'l-hadisin Ģeyhlik vazifesini 571'deki vefat yılına kadar Ġbn Asâkir yürütmüģ, sonra bu vazifeyi oğlu Kâsım devralmıģtır. 29 Örnek vereceğimiz semâ meclisi Ġbn Asâkir'in oğlu Kâsım'ın hocalığı döneminde ve onun gözetiminde tertip edilmiģtir. Abdullah Ġbnü'l- Mübarek'in (ö. 181/797) Müsned'inin semâ edildiği bu meclisin tertip ediliģ tarihi hicrî 575'tir. Zâhiriye Kütüphanesi'nde Abdullah Ġbnü'l-Mübârek'in Müsned'i üç cüz halinde mevcuttur. Ġlk cüzü 47 numaralı mecmuanın varakları arasında (8 varak), ikinci ve üçüncü cüzü ise 18 numaralı mecmuanın varakları arasında (18 varak) yer almaktadır. Hem ikinci hem de üçüncü cüzün sonunda yer alan semâ kayıtlarında Nûriyye Dâru'l-Hadisi'nin zikri geçmektedir. Ancak daha okunaklı olduğu için biz 124. varakın b. yüzünde yer alan üçüncü cildin sonundaki semâ kaydını örnek vereceğiz. Esere nihai Ģeklini Ġbnü'l-Mübârek'in mi yoksa rivayet senedinde eserin râvîsi olarak görünen ve yaptığı rivayetlerin büyük çoğunluğunun Ġbnü'l İlk üç meclisin kayıtları için bkz. Beyhakî, es-sünenü'l-kübrâ, VIII, 7, 13, Abdülkadir b. Muhammed en-nu'aymî, ed-dâris fî tarihi'l-medâris, I, 74, thk. İbrahim Şemsüddin, Beyrut, 1410/1990.

13 114 Mübarek'ten olduğu ifade edilen 30 Hibbân b. Musa'nın (ö. 233/847) mı verdiği konusu ihtilaflıdır. Zira erken dönem Ġslami literatürün ele alındığı çalıģmalarda Ġbnü'l-Mübarek'e ait Kitabü'z-zühd, Kitabü'l-birr ve's-sıla, el-cihad, es-sünen fi'l-fıkh isimli eserlerden bahsedilmekte ancak Müsned isminde bir eserinin olduğu ifade edilmemektedir. 31 Bu da Hibban b. Musa'nın hocası Ġbnü'l- Mübârek'ten aldığı rivayetleri derleyip esere nihai Ģeklini verdikten sonra hocasına nisbet ederek Müsned'i semâ ve imlâ ettirmeye baģlamıģ olma ihtimalini kuvvetlendirmektedir. ġimdi sırasıyla semâ kaydındaki unsurların tahliline geçelim: Semâ ettiren hoca (müsmi ): Dönemin Nûriyye Dâru'l-Hadisi Ģeyhi ve Ġbn Asâkir'in oğlu olan Kâsım b. Ali b. Hasan b. Hibetullah eģ-ġâfi'î'dir (ö. 600/1203). Bu kayıtta müsmi in rivayet senedine ve eseri okuyan kiģinin kim olduğuna dair bilgi verilmemiģtir. Semâ edenler: Ebû Cafer Ahmed b. Ali b. Ebûbekir b. Ġsmail el-kurtubî, Ġmam Ebu't-Tâhir Berekât b. Ġbrahim b. Tâhir el-huģû'î, oğlu Ġbrahim b. Berekât, ġeyh Ebû Salih Abdurrahman b. Muhammed b. Hüseyin et-tablân, Fakih Ebûbekir Muhammed b. Mukbil el-erbilî, Ebû Ali Hasan b. Ali b. Abdu'l-Vâris et-tûnusî, Mehdî b. Yusuf b. Haccâc el-miknâsî, Ebu'l-Hasan Ali b. Ebu'n-Necm ez-zencânî, Ebû Musa Ġsa b. Hammâd el-kaysî, Ebu'l-Abbas Ahmed b. Nâsır b. Ta'ân et-tarîkî, Ebu'l-Kâsım Mahmud b. Muhammed b. Muâz el-harakânî, Ebu Abdullah Muhammed b. Abdullah et-tilmisânî, semâ edenler içinde ismi en son zikredilen kiģi ise bu kaydın kâtibi Ebu'l-Ferec Ġbrahim b. Yusuf b. Muhammed b. el-bûnî el-mu'âfirî'dir. Bu kiģilerle birlikte eserin yarısını da semâ edenler olmuģtur. Bunlar: Ebu'l-Kâsım Mahmud b. Ahmed b. Dara es-sûfî, Abdullah b. Azvan el-becâî el-malikî, Muhammed b. Zeki b. Ebu'l-Me'âlî eģ-ġemmâ' ve Osman b. Ebu'l-Kâsım b. Abdülbâki el-kefîf'dir. Semâ kaydının kâtibi: Ebu'l-Ferec Ġbrahim b. Yusuf b. Muhammed b. el-bûnî el-mu'âfirî'dir. Müsmi in onayı: Müsmi yalnızca "sahha ve sebete" (bu bilgiler doğru ve geçerlidir.) ifadesini kullanmıģtır. Semâ meclisinin topladığı yer: el-melik el-âdil Nûreddin'in inģa ettiği dâru's-sünnedir. (Nûriyye Dâru'l-Hadisi) Semâ meclisinin son toplanma tarihi: 12 Rebî'ulevvel 575 Cumartesi günüdür. 4. Ziyâiyye Dâru'l-Hadisi'nde Hanbel b. Ġshâk'ın el-fiten'inin Semâ ı 30 Zehebî, Siyer, XI, Bkz. İbnü'n-Nedîm, Ebü'l-Ferec Muhammed b. İshak, el-fihrist, s. 319, Beyrut, 1398/1978; Kâtib Çelebi, Hacı Halife Mustafa b. Abdullah, Keşfü'z-zünûn 'an esâmi'l-kütüb ve'l-fünûn, I, 911; II, 1275, 1422, tsh. M. Şerefettin Yaltkaya, Kilisli Rifat Bilge, Ankara, ; Babanzâde Bağdatlı İsmail Paşa, Hediyyetü'l-'ârifîn esmâi'l-müellifîn ve âsârü'l-musannifîn; I, 438, trc. Kilisli Rifat Bilge, Ankara, 1951.

14 ÇalıĢmamızda vereceğimiz son örnek 28 cemaziyelahir 727 tarihinde ġam'da Ziyâiyye Dâru'l-Hadisi'nde tertip edilen semâ meclisinin kaydıdır. Ahmed b. Hanbel'in yeğeni olan Hanbel b. Ġshak'ın (ö. 273/886) Kitabu'l-fiten isimli eserinin dördüncü cüzüne ait bu kaydın yazması Zâhiriye Kütüphanesi, 3775/4 numarada kayıtlı bulunmaktadır. Ziyâiyye Dâru'l-Hadisi ismini kurucusu Ziyâ el-makdisî'den (ö. 634/1236) almaktadır. 620 yılında ġam'a tepeden bakan bir mevkide Kasyon dağının eteklerinde kurulmuģtur. 32 Ziya el-makdisi bu dâru'l-hadisi bizzat kendisi inģa etmiģ, kurduğu vakıflarla uzun yıllar medresenin geleceğini de garanti altına almıģtır. 33 Bu medresede hocalık yapanların ve diğer hizmetlerde bulunanların genel olarak Makdisî ailesine mensup kimseler olduğu görülmektedir. Bu dâru'lhadisten intikal eden eserler halen Zâhiriye Kütüphanesinde ayrı bir koleksiyon olarak durmaktadır. Ancak bu koleksiyon içerisinde telifi Makdisî ve nesli tarafından yapılan eserler ağırlıktadır. Dâru'l-hadiste tedrîsi yapılmıģ ve üzerinde semâ kaydı bulunan çalıģmalar da yine aynı Ģekilde Makdisî ve nesli tarafından kaleme alınan çalıģmalar olmuģtur. Bu eserlerin telif tarihleri oldukça geç olduğundan bizim vereceğimiz örnek gerek semâ kaydının okunaklı olması gerek de erken döneme ait olması yönüyle Hanbel b. Ġshak'ın Fiten isimli eseri olacaktır. Eserin 59. varakının a yüzünde bulunan semâ kaydının unsurları ve verilen bilgiler Ģu Ģekildedir: Semâ ettiren hoca (müsmi ): Bu semâ kaydını diğerlerinden ayıran en önemli özelliği üç hocadan birden semâ edilmiģ olmasıdır. Müsmi lerin isimleri: ġihâbüddîn Ebu'l-Abbas Ahmed b. el-muhib Abdullah b. Ahmed b. Muhammed b. Ġbrahim el-makdisî, Ġmâdüddîn Ebû Bekr b. el-muhib Muhammed b. er-radî Abdurrahman b. Muhammed b. Abdulcebbâr el-makdisî ve Ümmü Abdullah Zeyneb bint el-kemâl Ahmed b. Abdurrahim b. Abdulvâhid b. Ahmed el- Makdisî'dir. Her üçü de Makdisî'nin soyundan gelen âlimlerdir. Müsmi lerin rivayet senedi: Kayıtta önce ortak isnada sahip oldukları için ilk iki Ģeyhin rivayet senedi ifade edilmiģ sonra Zeyneb bint el-kemâl'in rivayet senedine geçilmiģtir. Buna göre ilk iki Ģeyhin rivayet senedi Ģu Ģekildedir: Bu iki Ģeyh eseri ġemsüddîn Muhammed Abdurrahim el-makdisî'den semâ etmiģlerdir. O da Muvaffakuddîn Ġbn Kudâme'den semâ etmiģtir. Ġbn Kudâme'nin bu eserin müellifine kadar uzanan rivayet senedi o dönem açısından bakıldığında meģhur olduğu için müsmi lerin rivayet senedinin Ġbn Kudâme'den müellif Hanbel b. Ġshak'a kadar ulaģan kısmına kayıtta yer verilmemiģtir. Ümmü Abdullah Zeyneb bint el-kemâl'in rivayet senedinden önce ise eseri okuyan kiģinin rivayet senedine yer verilmiģtir. Buna göre eseri okuyan Muhibbuddîn Ebû Muhammed Abdullah bu eseri Sittü'l-ehl bint Ulvan'dan semâ etmiģ, o da Bahâüddin Abdurrahman b. Ġbrahim el-makdisî'den semâ etmiģtir. Üçüncü Muhammed Muti' el-hâfız, Dârü l-hadîsi z-ziyâiyye ve mektebetuhâ bi-sâlihiyye Dımaşk, s. 11, Beyrut, 2006/ Zehebî, Siyer, XXIII, 126.

15 116 müsmi Zeyneb bint el-kemâl ise icazet yoluyla Ġbrahim b. Mahmud b. Salim b. el-hayr'dan bu eseri okutabilme yetkisi almıģtır. Hem iki müsmi in ortak isnadı hem de Zeyneb bint el-kemâl'in ve eseri okuyan Muhibbuddin Ebu Muhammed'in isnadları Ebu'l-Hüseyin b. Yusuf'a ulaģmaktadır. Ebu'l-Hüseyin b. Yusuf'un müellif Hanbel b. Ġshak'a kadar ulaģan rivayet senedi de o dönem için bilindiğinden kayıtta bu kısmın verilmesine gerek duyulmamıģtır. Eseri okuyan kiģi: Ġlk müsmi olan ġihâbüddîn Ebu'l-Abbas Ahmed b. el- Muhib el-makdisî'nin oğlu Muhibbuddîn Ebû Muhammed Abdullah el- Makdisî'dir. Semâ edenler: Yirmi beģ kiģinin ismi zikredilmektedir. Eseri okuyan Muhibbuddîn Ebû Muhammed'in çocukları Ebûbekir Muhammed, Ebu'l-Feth Ahmed ve Ümmü Abdullah ÂiĢe bu isimlerdendir. Kayıtta Ümmü Abdullah ÂiĢe'nin ayrıca iki yaģında olduğu bilgisi verilmiģtir. Diğer kimseler ise ġemsüddîn Muhammed'in kardeģi, Alaaddin Ali b. Hasan b. Abdullah b. el- Erzurûmî, ġeyh Muhammed b. Ahmed b. Ömer Selman el-bâlisî, ġihâbüddin Ahmed b. et-tanbâ'nın iki oğlu Ahmed ve Ebûbekir Abdullah, Bedruddîn Hasan b. Ali el-bağdâdî, Ġmâdüddîn Ebûbekir b. Yusuf el-halîlî ve devamında isimleri zikredilen on beģ kiģidir. Semâ kaydının kâtibi: Muhammed b. Yahyâ b. Muhammed b. Sa'd el- Makdisî'dir. Semâ meclisinin son toplanma tarihi: 28 Cemâziyelâhir 727 PerĢembe günüdür. Semâ meclisinin topladığı yer: Mekan olarak Ziyâiyye Medresesi olarak zikredilmiģtir kayıtta. Ancak ehlince burası dâru'l-hadis olarak inģa edilmiģ ve buna göre faaliyetlerini sürdürmüģ bir medrese olarak bilinmektedir. 34 Kaydın sonunda semâ meclisinde hocalık yapan üç kiģinin de meclistekilere rivayet etme hakkını ellerinde bulundurdukları tüm eserler için icâzet verdikleri ifade edilmiģtir. Müsmi lerin onayına yer vermeksizin hamd ve salavat ile kayıt sonlandırılmıģtır. Örnek verdiğimiz semâ kaydı eserin sonunda tabakalar halinde yer alan kayıtlar arasında on ikinci sırada yer almaktadır. Bu da eserin uzun seneler boyunca çaģitli yer ve meclislerde tedrîsinin yapıldığını ortaya koymaktadır. Değerlendirme Mümkün olduğunca farklı dâru'l-hadislerden örnekler seçerek, tespit ettiğimiz kayıtların tahlilini yapmaya gayret ettiğimiz bu çalıģmamızda bir makalenin boyutu da düģünüldüğünde vereceğimiz örnekleri burada neticelendiriyoruz. Bu noktada özellikle örneklerimizin tespit aģamasıyla ilgili önemli bir hususu vurgulamamız gerekmektedir. ġöyle ki, çalıģmamızda Anadolu'daki dâru'l-hadislerden bir veya birkaçından örnekler vermeyi hedefleyerek yola çıkmıģtık. Bunun için ilk müracaat etiğimiz yer ise 34 Muhammed Muti' el-hâfız, Dârü l-hadîsi z-ziyâiyye, s. 11.

16 Süleymaniye Kütüphanesi'ne dâru'l-hadislerden intikal eden koleksiyonlar olmuģtu. Bu koleksiyonlardan, 385 cilt eserin yer aldığı Çorlulu Ali PaĢa, 1171 cilt eserin yer aldığı Damat Ġbrahim PaĢa ve 193 cilt eserin yer aldığı Hacı BeĢir Ağa koleksiyonlarında yer alan hadise dair eserlerin tamamı, üzerlerinde semâ kayıtları olup olmadıkları yönüyle tarafımızca taranmıģtır. Ancak sınırlı sayıda semâ kaydıyla karģılaģtığımızdan dâru'l-hadis zikri geçen herhangi bir kayda rastlanamamıģtır. Dolayısıyla örneklerimizin ġam ve Kahire'deki dâru'lhadislerden olması bir zorunluluktan kaynaklanmıģtır. Ġlk verdiğimiz örnekteki semâ kaydı Müslim'in el-câmi'u's-sahîh'inin Kahire'de, Kâmiliye Dâru'l-Hadisi'nde hicrî 652 tarihinde tertip edilen semâ meclisine aittir. Hangi düzeyden insanların katıldıklarını göstermesi bakımından oldukça ilgi çekici olan bu kayıtta ismi semâ edenler arasında zikredilen kiģilerin genel olarak saray ve ordu teģkilatına mensup kiģiler oldukları görülmektedir. Bu da genel olarak dâru'l-hadislerin kurucusu ve hâmîsi olarak karģılaģtığımız nüfuzlu ve varlıklı kimselerin aynı zamanda semâ meclislerine iģtirak ettiklerini de göstermektedir. Ġkinci olarak örnek verdiğimiz Beyhakî'nin es-sünenü'l-kübrâ'sının semâ kaydı ise bir semâ kaydında bulunması gereken unsurlar ve bilgilerin veriliģ Ģekli itibariyle karģılaģılabilecek en mükemmel kayıt olmalıdır. Nitekim bu kayıtta semâ meclisine kimin kaç yaģında katıldığı baģta olmak üzere, meclis esnasında uyuklayan ya da birbirleriyle konuģmak suretiyle metinden kaçırdığı yerler olanlara dair bilgiler dahi kayıt altına alınmıģtır. Sistemli bir Ģekilde her meclisin ayrıntılı bir Ģekilde kayıt altına alınmasında müesseseleģmenin etkisinin bariz bir Ģekilde görüldüğünü söyleyebiliriz. Zira semâ meclisi içerisinde hususi olarak kimin, nereye kadar, hangi sûrette semâ ettiğini kayıt altına almakla görevli semâ kaydı kâtibi (müsbitü's-semâ ) bulunmaktadır. Üçüncü ve dördüncü semâ kaydı örneklerimiz bizlere dâru'l-hadislerde yalnızca temel hadis kaynaklarının değil, cüz, risâle ya da müstakil konularda kaleme alınmıģ ancak sık müracaat edilen temel bir hadis kaynağı olma hüviyeti kazanamamıģ eserlerin de tedrîsinin yapıldığını göstermektedir. Bu da hadise dair selef-i sâlihînin bıraktığı mirasın sonraki nesillere intikalinde dâru'l-hadislerin çok önemli bir köprü vazifesi gördüğünü ortaya koymaktadır. Dâru'l-hadisler yalnızca semâ kayıtlarında değil mukâbele kayıtlarında 35 ve ferağ kayıtlarında da mekân olarak zikredilmiģtir. Biz bu çalıģmamızda muhteva olarak semâ kayıtlarına değindiğimiz için bahsi geçen örneklerden Kâmiliye Dâru'l-Hadisi'nde istinsâhı yapılan Tirmizî nüshasının ve Kâdı Ġyâz'ın MeĢârik'inin ferağ kayıtlarını çalıģmamızın ek kısmında sadece görsel olarak vereceğiz. Ġslâm kültür mirasının keģfedilmesinde semâ kayıtları görüldüğü üzere eģsiz hazine konumundadır. Bu kayıtlar sayesinde yakın bir döneme kadar yazma Tayâlisî'nin Müsned'inin Hudâbahş nüshasının, Nuriye Dâru'l-Hadisi'ndeki bir başka Tayâlisî nüshasıyla mukabele edildiği bilgisi için bkz. Tayâlisî, Müsned, s. 66 (nâşir mukaddimesi), Cîze (Kahire), 1999.

17 halindeki eserlerin aslına uygun muhafazası ve sonraki nesillere intikalinde ne tür gayretlerin sergilendiği açık bir Ģekilde görülebilmekte, müellifinden itibaren eserin geçirdiği süreçler aydınlığa kavuģmaktadır. Birçok kiģinin biyografik bilgilerini bu kayıtlardan edinebilmek mümkün olabildiği gibi medrese ve dâru'lhadislerdeki eğitim öğretim faaliyetlerinin mahiyetine dair de tespitler yapabilmek mümkündür. Kâmiliye Dâru'l-Hadisi'nde Müslim'in el-câmi'u's-sahîh'inin Semâ Kaydı (Köprülü Ktp. Fazıl Ahmed PaĢa, 366) 118

18 EĢrefiyye Dâru'l-Hadisi'nde Beyhakî'nin es-sünenü'l-kübrâ'sının Semâ Kaydı (Beyhakî, es-sünenü'l-kübrâ, VIII, 346, Haydarabad, 1354) 119

19 Nûriyye Dârulhadisi'nde Ġbnü'l-Mübarek'in Müsned'inin Semâ Kaydı (Zahiriye, 18/6-8, vr. 124b) 120

20 Ziyâiyye Dâru'l-Hadisi'nde Hanbel b. Ġshâk'ın K. el-fiten'inin Semâ Kaydı (Zâhiriye Kütüphanesi, 3775/4) 121

21 EĢrefiyye Dâru'l-Hadisi'nde Ġbnü's-Salah'ın Ġmlâ Ettirdiği 'Ulûmu'l-hadîs Nüshasının Semâ Kaydı (Süleymaniye Ktp. Çorlulu Ali PaĢa, 79.) 122

22 Kâmiliye Dâru'l-hadîsi'nde 17 Ramazan 686 Tarihinde Ġstinsahı Yapılan Tirmizî'nin Câmi'inin Ferağ/Kitâbet Kaydı (Köprülü Ktp. Fâzıl Ahmed PaĢa, 297) 123

23 Kâmiliye Dâru'l-hadîsi'nde Hicrî 651 Senesinde Ġstinsahı Yapılan Kâdı Ġyâz'ın MeĢâriku'l-envâr'ının Ferağ/Kitâbet Kaydı (Köprülü Ktp. Fazıl Ahmed PaĢa, 434) 124

24 KAYNAKÇA MATBU KAYNAKLAR: Abdulfettah Ebû Gudde, el-ġsnâdu mine'd-dîn ve safhatün müģrikatün min târîhi semâ'i'l-hadîs 'inde'l-muhaddisîn, Haleb, 1412/1992. Ahmet Yücel, Hadis Tarihi, Ġstanbul, Babanzâde Bağdatlı Ġsmail PaĢa, Hediyyetü'l-'ârifîn esmâi'l-müellifîn ve âsârü'l-musannifîn, trc. Kilisli Rifat Bilge, Ankara, Beyhakî, es-sünenü'l-kübrâ, Haydarabad, Cengiz Tomar, "ġecerüddür" mad., Türkiye Diyanet Vakfı Ġslam Ansiklopedisi (DĠA), XXXVIII, 405, Ġstanbul, Ebu't-Tayyib el-fâsî, Takıyyüddîn Muhammed b. Ahmed b. Ali, Zeylü't-takyîd fî ruvâti's-sünen ve'l-mesânîd, thk. Kemâl Yûsuf el-hût, Beyrut, 1990/1410. Fatih Yahya Ayaz, Türk Memlükler Döneminde Saray Ağalığı: Üstâdarlık ( ), Ġstanbul, Hayreddin Zirikli, el-a'lâm, Beyrut, Ġbn Kesîr, Ebu'l-Fidâ Ġsmail b. Ömer b. Kesîr el-kuraģî, el-bidâye ve'n-nihâye, thk. Ali ġîrî, Beyrut, 1408/1988 Ġbn ġeddâd, Ebû Abdullah Ġzzeddin Muhammed b. Ali b. Ġbrâhim b. ġeddâd, el- A'lakü'l-hatîre fî zikri ümerâi'ģ-ġâm ve'l-cezîre, thk. Yahya Zekeriyya Abbâre, DımaĢk, Ġbnü'n-Nedîm, Ebü'l-Ferec Muhammed b. Ġshak, el-fihrist, Beyrut, 1398/1978; Ġsmail Yiğit, "Memlükler" mad., DĠA, XXIX, s. 90, Ankara, Ġsmail Yiğit, Siyasi-Dinî-Kültürel-Sosyal Ġslâm Tarihi, Ġstanbul, Kâtib Çelebi, Hacı Halife Mustafa b. Abdullah, KeĢfü'z-zünûn 'an esâmi'l-kütüb ve'l-fünûn, tsh. M. ġerefettin Yaltkaya, Kilisli Rifat Bilge, Ankara, ; Kettânî, Muhammed Abdülhay b. Abdülkebir b. Muhammed, Fihrisü'l-fehâris ve'l-esbât: ve mu'cemü l-me'âcim ve l-meģyehât ve l-müselselât, Beyrut, Muhammed Muti' el-hâfız, Dârü l-hadîsi z-ziyâiyye ve mektebetuhâ bi- Sâlihiyye DımaĢk, Beyrut, 2006/1427. Mu'cemü's-semâ'âti'd-DımaĢkıyye el-müntehabe min sene 500/1155 ilâ 750/1349, Stefan Leder, Yasin Muhammed es-sevvâs, Me'mun Sağarci, el-ma'hedü'l-fransî li'd-dirâsâti'l-arabiyye bi-dımaģk, Nebi Bozkurt, "Darulhadis" mad., DĠA, VIII, 528, Ġstanbul, Nevevî, Ebû Zekeriyyâ Muhyiddin Yahyâ b. ġeref, el-minhâc fî Ģerhi Sahîhi Müslim b. Haccâc, Beyrut, 1392/1972. Nuaymî, Abdülkadir b. Muhammed, ed-dâris fî tarihi'l-medâris, thk. Ġbrahim ġemsüddin, Beyrut, 1410/1990. Salahuddîn el-müneccid, Ġcâzâtu's-semâ fi l-mahtûtâti l-kadîme Mecelletü Ma hedü l-mahtûtâti l- Arabiyye, I/2, , Kâhire: Rebîulevvel 1375/Kasım 1955.

25 Tayâlisî, Müsned, thk. Muhammed b. Abdülmuhsin et-türkî, Cîze (Kahire), Zehebî, Ebû Abdullah ġemseddin Muhammed b. Ahmed b. Osman, Siyeru a'lâmi'n-nübelâ, thk. BeĢĢâr Avvâd Ma'rûf, Beyrut, 1417/1996. Zehebî, el-'ġber fî haberi men ğaber, thk. Ebû Hacer Muhammed Zaglûl, Beyrut, Zehebî, Târîhu'l-Ġslâm ve vefeyâtü'l-meģâhir ve'l-a'lâm, thk. Ömer Abdüsselam Tedmuri, Beyrut, 1987/1407. YAZMA KAYNAKLAR: 126 Abdullah Ġbnü'l-Mübarek, Müsned, Zâhiriye Kütüphanesi, nr. 18/6-8 Beyhakî, Erbe'ûne hadîsen müntekâten min âdâb, Zâhiriye Kütüphanesi, nr. 3798/9. Beyhakî, es-sünenü'l-kübrâ, Rampur Raza Kütüphanesi, nr Hanbel b. Ġshâk Kitâbü'l-Fiten, Zâhiriye Kütüphanesi, nr. 3775/4 Ġbnü's-Salah, 'Ulûmu'l-hadîs, Süleymaniye Kütüphanesi, Çorlulu Ali PaĢa Koleksiyonu, nr.79 Kâdı Ġyâz, MeĢâriku'l-envâr, Köprülü Kütüphanesi, Fâzıl Ahmed PaĢa Koleksiyonu, nr. 434 Müslim, el-câmi'u's-sahîh, Köprülü Kütüphanesi, Fâzıl Ahmed PaĢa Koleksiyonu, nr. 366 Tirmizî, el-câmi', Köprülü Kütüphanesi, Fâzıl Ahmed PaĢa Koleksiyonu, nr. 297

26 Oturum BaĢkanı : Prof. Dr. Kamil Çakın Evet bizler kitap okurken ister yazma olsun ister ister makbu olsun ki makbularda çoğu zaman sema kayıtları geçmiyor, almıyorlar. Yazmalara baktığımız zaman da hemen hemen hiç Buda ne ya kargacık kurgacık. ĠĢte birileri okumuģ, yazmıģ buraya ben okudum falan diye deyip geçiyoruz. Ama demek ki orada bir hazine var. Bu hazine bize gerçekten daru l hadislerin yapısı hakkında hadis eğitiminin nasıl olduğu hakkında gerçekten bilgi veriyor. Benim dikkatimi çeken bir eserin 757 mecliste tamamlanmıģ olması ki demek ki bayağı 757 ders desek buna yıllar süren bir eğitimden geçtiğini anlıyoruz yani, bir daru l hadiste bir öğrencinin. Arafat Aydın kardeģime teģekkür ediyorum bu faydalı bilgiler için. Bu konuyu tartıģmak üzere değerli kardeģimiz Prof. Dr. Bünyamin Erul u davet ediyorum. Hocam buyurun. 127