KALKINMANIN VE MEDENİYETİN LOKOMOTİFİ;

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KALKINMANIN VE MEDENİYETİN LOKOMOTİFİ;"

Transkript

1 DOSYA: ÜN VERS TELER KALKINMANIN VE MEDENİYETİN LOKOMOTİFİ; ÜNİVERSİTELER E T M B R ÜLKEN N, M LLET N, TOPLUMUN GEL fimes N N EN ÖNEML KAYNA IDIR. Y B R E T M ALTYAPISI OLUfiTURAN TOPLUMLAR GEL fim fi TOPLUMLAR ARASINDA YER N ALIRLAR. GEÇM fi M ZE BAKTI IMIZDA DÜNYA TAR H NDE ÖNEML YER TUTAN OSMANLI NIN MEDRESE VE KÜLL YELERE NE DERECE ÖNEM VERD N GÖRMEKTEY Z. BUGÜN BELL TARTIfiMALAR ÜZER NDEN ÜN VERS TE E T M VER LMEYE ÇALIfiILIYOR. E T ME KATKISI OLMAYAN TARTIfiMALARDAN KURTULUP DAHA YAPICI VE ÇÖZÜM ODAKLI TARTIfiMA ALANLARI OLUfiTURULMALIYIZ. TÜRK YE GEL fim fi ÜLKELER ARASINDA YER N ALMAK ST YORSA E T M ALTYAPISINI Y OLUfiTURMALI VE HER ALANDA Y YET fim fi BEY NLERE SAH P OLMALIDIR. BU BA LAMDA M MAR VE MÜHEND S DERG S OLARAK BU SAYIMIZDA DA ÜN VERS TELER M Z UZMANLARLA DE ERLEND RD K. KISIR TARTIfiMALARDAN Z YADE ÜN VERS TELER M ZDEK SORUNLARI, ÇÖZÜM ÖNER LER N AKADEM SYENLERLE TARTIfiTIK. 28 M MAR VE MÜHEND S

2 EYLÜL-EK M

3 DOSYA: ÜN VERS TELER Osmanlı medrese ve külliyelerinden günümüze; ÜNİVERSİTE EĞİTİMİ, SORUNLAR, ÇÖZÜM ÖNERİLERİ E T M SORUNU YILLARDIR ÜZER NDE ÇOK KONUfiULAN B R KONU OLARAK GÜNÜMÜZE GELD. ÖZELL KLE SON YILLARDA ÜN VERS TELER ÖZEL NDE YO UN B R TARTIfiMA YAfiANIYOR. ÜN VERS TELER, E T M N N YETERL L NDEN REKTÖR SEÇ MLER NE, KILIK KIYAFETTEN ÜN VERS TE SINAVINA KADAR HER ALANDA TARTIfiILIYOR. KONUSUNDA UZMAN KONUKLAR LE M MAR VE MÜHEND S DERG S OLARAK ÜN VERS TELER M Z TARTIfiTIK. Ömer Faruk Kültür: Dergimizin bu sayısında üniversite konusunu ele alalım istedik. Tabi üniversite konusunu ele alırken üniversite kavramını irdeleyip mesleki plandaki yerini, kavramsal olarak ne manaya geldiğini, bizde nasıl değerlendirildiğini tartıştıktan sonra mevcut üniversite sistemimizi değerlendireceğiz. Konuyla ilgili görüşlerini dile getirmek üzere hazır bulunan değerli hocalarımızdan Zeki Çizmecioğlu ile başlayalım efendim. Zeki Çizmecioğlu: Şu anda Türkiye de elliden fazla vakıf üniversitesi var ve büyük sorunlar ortaya çıkarmış durumda. Gerek akademik, gerek mali, gerek idari sorunlar olarak YÖK ün başını ağrıtıyor. Ayrıca eğitimin akreditasyonu meselesi çok önemli bir olay. Şu anda bu işi MÜDEK yapıyor. Mesela bizim bölümü akredite etti ama MÜDEK öyle bir kuruluş ki, o da bir dernek. Şu anda mühendislik eğitimi yapan fakültelerin dekanlarının oluşturduğu bir dernek. Bir derneğin eğitimi akredite ediliyor olması kabul edilemez bir durum. Ülkemizde şu anda meslekte yeterlilik kurumu kanunen kuruldu. Bu kurumu faaliyete geçirecek bütün çalışmalar yapılıyor. Eğitimin akredite edilmesi bu kurum vasıtasıyla olacak. Mimar ve Mühendisler Grubu da bu meslekte yeterlilik kurumunda mutlaka üye olarak bulunmalıdır. Ö. F. Kültür: Zeki Hocam konuya YÖK noktasında dikkat çekti. Şimdi YÖK deyince aklımıza üniversiteleri zapt-u rapt altına almak, yani merkeziyetçilik geliyor. Bu konuda bir milletin bünyesine uygun olan sistem nedir? Yani bizim geleneğimizde neydi? Bedri Hocam bu konuda daha mütehassıs. Bizim geçmişimizde, yani Osmanlı dan gelen üniversite sistemimiz adem-i merkeziyetçi miydi, yoksa merkeziyetçi bir yapısı mı vardı, hem felsefi hem tarihsel bir geri dönüş yapalım. Bu konuyu daha iyi irdelemiş oluruz. Bedri Gencer: Şimdi şöyle bir arka plan bilgisi olarak bir çerçeve sunmakta fayda görüyorum. Acizane ben, Türkiye de üniversite konseptinin bilindiği kanaatinde değilim. Bunu test etmesi kolay. Üniversite konseptinin derinine inebilmek için en kestirme yol etimolojisini irdelemektir. O kelime nereden geliyor, kaç parçadan oluşuyor? Bütün kelimeler aslında birden fazla kelimeden oluşuyor. Türkiye de iki yüz tane rektör olduğunu kabul edelim, bu rektörlerin size söyleyeceği en fazla, üniversite kelimesinin the universe den geldiğidir. Yani kainat, evren demek bildiğimize göre. Fakat universe de başka bir yerden geliyor ki o kavramın derinine inmek için çok önemli. Üç tane kelimeden oluşuyor üniversite kelimesi. Unus, Versus ve Itas. Unus, bir demek. İngilizce de one dediğimiz, versus e doğru demek, yani bir yere doğru, Itas da bizim -lik, -lık dediğimiz. Bu da efendim, bire doğruluk demek, bire doğru, tek tarafa doğru itmek demek. Şimdi bunun bizim geleneğimizdeki karşılığı Külliye dir. Darul Fünun son dönemde uydurulmuş bir terimdir. Üniversitenin karşılığı aslında külliye. Fakat külliye terimini ve üniversiteyi düşündüğünüz zaman tabi çok fazla felsefeye, derinine girmek istemiyorum ama gene de bunlar faydalı. Şimdi külliye aslında bu manada sadece bugün modern dünyada anlaşıldığı şekilde bir yüksek öğrenim kurumu anlamına gelmiyor. Süleymaniye Külliyesi dediğimiz zaman orada bugünkü yüksek öğrenim kurumu anlamında medrese o külliyenin sadece bir parçası. Merkezde cami vardır, ondan sonra kütüphane, medrese, kervansaray vesaire Külliye, bütünsel bir hayat tarzının sembolik ve teorik boyutlarıyla, külli, yani evrensel nokta-i nazardan bir bakış açısının hayata geçirildiği bir kurum demektir. Bu güne gelirsek Ömer Faruk Kültür: Kampüs bunu karşılamaz değil mi? Bedri Gencer: Hayır, hayır. Üniversite ve külliye dediğimiz şey farklı. Kampus sadece bunun fiziksel mekânı demektir. Şimdi bu açıdan baktığımız zaman Türkiye de üniversite olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Yani evrensel anlamda Türkiye de üniversite yoktur aslında. Bir de teknik üniversiteler tabiri tamamıyla üniversiteyle çelişen bir tabir, dediğimiz gibi. Üniversite demek, bütün bilgileri toplayan bir kurum demek. Teknikle üniversite zaten çelişiyor birbiriyle. Amerika ya bile baktı- 30 M MAR VE MÜHEND S

4 Dergimizin dosya konusu Üniversiteler ile ilgili toplantıya; Yalova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Talip Alp, İstanbul Üniversitesi İnşaat Fakültesi nden Yrd. Doç. Dr. Ömer Faruk Kültür, Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Metalurji Fakültesi nden Prof. Dr. Zeki Çizmecioğlu, Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi nden Prof. Dr. Bedri Gencer, İstanbul Arel Üniversitesi nden Prof. Dr. Fevzi Yılmaz, Yıldız Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi nden Prof. Dr. Nizamettin Aydın ve Prof. Dr. Burhanettin Can ile Mesut Uğur katılmışlardır. Genel olarak eğitim ve öğretimin iki amacı vardır. Zaten o eğitim ve öğretim diye ayrılıyor. Eğitim insan yetiştirmeyi ve aydın yetiştirmeyi hedefler, öğretim de meslek adamı yetiştirmeyi hedefler. Türkiye de üniversitelere baktığımız zaman maalesef bu ikisini de gereği gibi yapamadığını görüyoruz. ğımız zaman, böyle bir şey göremiyoruz anglo-sakson dünyada. Gidin İngiltere ve Amerika ya, üniversite tüm bilgileri kapsayandır ki bunun temeline de baktığımızda özellikle Cambridge ve Oxford da, hümanitiz, yani humans science yatar. Dolayısıyla bu manada felsefi ve evrensel anlamda Türkiye de üniversite var mı dediğimiz zaman maalesef üniversitenin olduğunu pek söyleyemeyiz. Şu manada, Osmanlı, yani medrese, skolastisizm dediğimiz kitaba dayalı bir eğitim, ne derece içinde yaşadığı dünyanın ihtiyaçlarına karşılık veriyor? Şunu söyleyebiliriz, medresenin özelliği skolastik metodu, eleştirilebilir ama öğrettiği şeyi çok iyi öğretirdi ve bir şekilde hayatla irtibatını kurardı ama bugün biz o gelenekten kopmuşuz. O yüzden de Türkiye de malum düşüncede belli ve kalıcı bir düşünce ilim de maalesef çıkmıyor. Şimdi bu manada üniversite bir kere konsept olarak evrensel bir vizyona dayanmıyor. Eğitim genelde resmi ideolojinin amaçlarına hizmet edecek şekilde tasarlanmış bir şey olduğu için üniversite de maalesef felsefi anlamından çok uzak. Bu yüzden üniversite, kısmen hâkim ideolojinin üretilmesine yarayacak bir kurum olarak, kısmen mesleki, meslek erbabı yetiştirecek bir kurum olarak kaldı. Üniversitenin, daha doğrusu genel olarak eğitim ve öğretimin iki amacı vardır. Zaten o eğitim ve öğretim diye ayrılıyor. Eğitim insan yetiştirmeyi ve aydın yetiştirmeyi hedefler, öğretim de meslek adamı yetiştirmeyi hedefler. Türkiye de üniversitelere baktığımız zaman maalesef bu ikisini de gereği gibi yapamadığını görüyoruz. Üniversitenin genel anlamda iki görevi vardır. Bilgiyi aktarmak ve üretmek. Belki tespitlerim karamsar bir şekilde gözükecektir ama maalesef Türkiye bu ikisini de yapamıyor. Ne aktarabildiğini ne üretebildiğini görüyoruz. Burhanettin Can: Şimdi ben bu konuya biraz daha yukarıdan bakalım diyorum. Yani Türkiye nin ana sorunu, Türkiye de millete rağmen kurulmuş olan sistemdir. Üniversiteler de millete rağmen kurulmuş bir sistemdir. Bunun ana tezadı budur; millete rağmen kurulmuş sistem, milletle karşı karşıya ve çatışma halinde. Darbelerin arkasında bu zihniyeti görebiliyoruz. Üniversitenin kontrolden çıktığı, yani kontrol derken arzulanan insan unsurunu yetiştirmemeye başladığı andan itibaren bir zapt-ı rapt altına alma girişimi. Altmış bir anayasasında bu var, seksende bu zirve noktaya çıkıyor. Yapıyı kontrol altına alacak bir oluşum söz konusu. Bugünkü sıkıntılarımızın, tartıştığımız konuların arkasında bu ana tezat var. Bu ana tezat ortadan kalkmadıkça bu sıkıntılarımız devam edecektir. Bunu bilmemizde fayda var. Ö.F.Kültür: Şimdi kavramsal olarak bütün üniversiteleri bir noktada, bunu gözetleyen, denetleyen, zapt-ı rapt altına alan YÖK gibi bir kuruluş gerekli mi, gereksiz mi, onu irdeleyebilirsek daha güzel olacak. Yani Üniversitenin merkeziyetçi mi adem-i merkeziyetçi mi olması lazım? Bedri Gencer: Şimdi şöyle bakın, merkeziyetçilikle adem-i merkeziyetçilik birbirine zıt olarak algılanan kavramlar. Aslında bu kavramlar birbirini tamamlayıcı şeylerdir. Yani Osmanlıdan şöyle bir örnek vereyim, Osmanlı hem merkeziyetçiydi hem ademi merkeziyetçiydi. Dolayısıyla buradaki YÖK gibi bir kuruma bir koordinasyon anlamında ihtiyaç var. Fakat bugün mesela İTÜ gibi bir üniversite 250 milyon dolar gibi bir bütçeden bahsediyor. 250 Milyon dolar ne demek? Gerçi bu Amerika ya göre yine küçük bir bütçe ama Türkiye deki üniversitelere göre çok büyük bir bütçe. Şimdi siz İTÜ gibi bir üniversiteyi nasıl EYLÜL-EK M

5 DOSYA: ÜN VERS TELER YÖK ün standart kurallarıyla yönetebilirsiniz? Bu her yer için geçerli. Şimdi Muş u idare edecek kanunlarla İstanbul aynı mı olmalı? Bu her anlamda, sadece üniversite değil, Türkiye nin genel yapılanmasıyla ilgili, yani merkeziyetçilik ve adem-i merkeziyetçilik kavramlarını kırk katır mı kırk satır mı gibi karşı karşıya getirmek yanlış. Ömer Bey: Talip Hocam da burada birkaç şey ilave etmek istiyor sanırım. Kendisini, dinleyelim, evet hocam. Talip Alp: Ben müsaade ederseniz sözlerime bir hadis-i şerifle başlamak istiyorum, buyruluyor ki; ümmetimin içinde iki sınıf insan vardır, bunlar salih olursa insanların tamamı ıslah olur. Bunlar ifsat olursa, bozulursa, bütün insanlar bozulur. Bunlar alimler ve idarecilerdir. Tabii ikisi de insandır. Demek ki bizim meselemiz insan unsurudur. İnsanı nasıl yetiştireceğiz, nasıl talim ve terbiye edeceğiz? Kardeşlerimiz her iki unsura temas ettiler. Bugün bizim eğitim sistemimiz ilk mektepten üniversite sonuna kadar laiktir, işin talim yönüne bir miktar önem verilir ama terbiye yönü yoktur. Terbiye daha çok aileye bırakılmıştır. Belki bugünkü tabirle STK lara bir vazife düşüyor. Toplum bu eksiği gediği biraz gidermeye çalışıyor ama olmuyor. Çünkü kâmil insan olma hedefimiz vazgeçilmez bir hedef olmalıdır. Evet, kemale ulaşmak çok zordur, teoriktir ama bunu hedef olarak seçmeliyiz. İnsan hem kendine böyle bir hedef seçecek, bir de milli hedefler olacak, devletin de hedefleri olacak. Sadece üniversitelerin değil bütün eğitim kurumlarımızın hatta birçok devlet kurumlarımızın en büyük eksiği hedefsizliktir. Şimdi tanzimattan beri Türkiye dışarıya yüksek tahsile talebe gönderir ama ne için gönderdiğini hiçbir zaman tarif etmemiştir. Burhanettin Can: Hocam müsaadenizle burada bir şey arz edeyim, yurtdışına gönderdiklerimizin tezleri böyle de yurt içerisinde, sosyal alanı bilmiyorum ama mühendislik dallarında, teknik dallarda yapılan mastır ve doktora tezlerinin yüzde kaçı bu ülkenin sorunlarını çözmeye yönelik? Bence bu çok ciddi bir soru. Talip Alp: Malumunuz, kardeşimiz de dile getirdi, bugün üniversitelerimizde ar-ge, çok özel bir gayeye mahsustur. Ben, misal, yardımcı doçentim, hızla yükselmek istiyorum, kendime bir konu seçiyorum, yayın yapacağım. O yayını başardığım zaman doçent oluyorum. Sonra profesör olmak için gayret ediyorum, birkaç yayın yapıyorum, profesör oluyorum. Bundan sonra yapacak bir şey kalmıyor, yapmasan da oluyor. Yani dünya bugün neden bahsediyor? Yenilikçilikten. Sürekli ihtiyaçlar doğuyor. Her şeyin daha iyisi yapılabilir. Bu da bizim inancımızda mevcut. Kuran-ı Kerim ne diyor? Her ilmin, erbabın üstünde bir alim daha vardır diyor. Yani bundan daha büyük âlim olmaz diye bir kavram yok. Cenab-ı Hak her zaman daha iyisini yaratmaya kadirdir. Biz kendimiz tabi İmam-ı Azamı çok seviyoruz. Hakikaten çok büyük muazzam bir alim. Fakat İmam-ı Azam dan daha büyük bir alim olamaz mı? Olması gerekir. İmam-ı Azam zamanının İmam-ı Azam ıydı ama her devrin kendine göre bir İmam-ı Azam ı olması gerekir. Bizde de, yani yenilikçilik takip etmemiz gereken bir hedef olmalıdır. Fevzi Yılmaz: Herhalde üniversitelerimizde Avrupa ve Amerika da verilen yapılanma ile demokratikleşmeyi birlikte yürütemedik ve sentezleyemedik. Akademik ve idari yapılanmalarla üniversitelerimize moral yüklenmelidir. Küresel vizyon yakalanmalıdır. Yerel değerleri koruma uğruna özgürlükler bastırılmamalıdır. Dinamik ve dışa açık olmalıyız. Üniversitelerimizin ana operasyonları sorgulanmalıdır. Öğretim ve araştırma misyonunu ilişkilendirmek, programlara daha etkin uluslar arası yapı kazandırmak ve öğrencilere fırsatlar yaratmak, yeni teknolojilerin devreye sokulduğu daha yaratıcı stratejiler geliştirmek, yüksek öğretime gençlerin çoğunun girmesine imkân vermek ve araçlarımızı hizmetini verdiğimiz yerel ihtiyaçlara yönlendirmek ana hedef olmalıdır. Ben bu çalışmayı dünya gazetesinde yayınladım geçen yıl. İki unsur bizi umutlu yapmaktadır. Üniversiteler bilgi ekonomisinin motorudur. Bu herkesin ona yatırım yapması için istek doğurur. Akademi ve endüstri arasında somut işbirliği tesis edilmelidir. Ö.F.Kültür: Şimdi iş geldi bu kadar üniversite gerekli mi değil mi konusuna. Ben bu konuyla ilgili araştırma yaparken baktım lisede okuyan öğrenci sayısı ne kadar. Yaklaşık bin kadar. Meslek yüksekokuluyla beraber üniversitelerin kon- 32 M MAR VE MÜHEND S

6 tenjanı da 600 bin. Yani bu durumda ne oluyor, şöyle aşağı yukarı, kabaca fotoğrafı görecek olursak, liseye gelen herkese biz, üniversiteye gitme imkânı sunmuş oluyoruz. Peki, fabrikada kim çalışacak? Usta kim olacak? İşçi kim olacak? Yani benim bildiğim eskiden beri bir toplumun yönetici kısmı yüzde onudur. Hepsini iyi yetiştirirseniz sonuç alırsınız. Ama hepsini iyi yetiştirdiğinizi varsayarak bu olguyu görmezden gelirseniz yanılırsınız. Nizamettin Aydın: Konuyu daha genel bir çerçeve içine almak için buraya ben de küçük bir katkıda bulunmak isterim. Problemlerimizden bir kısmı ideolojik. Bu çok iyi ortaya kondu. Örnekleri de verildi. Yeri de gelmişken şunu söylemek isterim, hani bu daha çok su kaldırır denir ya, daha çok üniversite açılması gerekir bence. Ama en büyük problem şu, bu üniversitede kim eğitim verecek? Bu büyük bir soru. Mesut Uğur: Ben üniversitelerin tarihini bilmiyorum. Ama en azından tahsil yaptığım İsviçre de gördüğüm kadarıyla üniversite sayısındaki artış sanayi talebine endekslenmiş vaziyette. Sanayi talep ediyor. Bizde öyle değil. Buradaki talep kimden gelmeli? Konuşuldu mesela bölgelerin seçilmesi. Okuduğum yer Batı İsviçre ye yakın bir yerdi, mikroteknoloji-saat teknolojisi ve ölçüm aletlerinin yoğun olduğu yerde, o kısımda 4-5 tane mikroteknoloji bölümü vardı, doğu kısmında ise 1 tane vardır. Yüzde 65 i almanca konuşan kısım olmasına rağmen o tarafta tek bir tane mühendislik okulu vardı. %30 luk Üniversitelerimizde Avrupa ve Amerika da verilen yapılanma ile demokratikleşmeyi birlikte yürütemedik ve sentezleyemedik. Akademik ve idari yapılanmalarla üniversitelerimize moral yüklenmelidir. Küresel vizyon yakalanmalıdır. Yerel değerleri koruma uğruna özgürlükler bastırılmamalıdır. Dinamik ve dışa açık olmalıyız. kısmının bulunduğu yerde 7-8 tane vardı. Yani orada sanayi üniversiteleri talep ediyor. Nizamettin Aydın: O doğru. Gelişmiş ülkelerde üniversitenin kuruluş amacı endüstrinin gelişimi. Ama Türkiye de üniversitenin kuruluş amacı ideolojik. Yeni üniversitelerin açılmasının ana sebeplerinden biri o toplumları dönüştürmek. Daha geri kalmış, batılı olamamış ülkelere, bu hayat tarzını aktaracak bir ajan olarak görüyor rejim onu. Fevzi Yılmaz: Şimdi bakın, dünyadaki değişimi yakalamak lazım. Artık küresel insan yetişiyor. Yani ortak kültür oluştu. Şimdi öyle bir üniversite yelpazesi oluştu ki dünyada, bütün Türkiye de de yansıması var. Bir devlet üniversiteleri, iki vakıf üniversiteleri, üç özel üniversiteler, dört şirket üniversiteleri, beş yeni bilgi teknolojilerini kullanan üniversiteler. Uzaktan eğitim, ikili eğitim, vesaire. Mesela MIT, Singapur da, Çin de şube açıyor. İşte bu kaplan eğitim kurumunun 500 bin öğrencisi var. Şimdi mezunun istihdamı konusuna gelince, siz hangi üniversiteden mezun olursanız olun, iyi yetişmişseniz, donanımınız varsa, yabancı dil gibi, bilgisayar kullanımı gibi, siz küresel bir aktör olarak iş bulacaksınız. Eğitim vermek ayrı şey, istihdam sağlamak ayrı. Zaten şimdi vazgeçildi o işten, istihdamı kişi kabiliyetiyle kendisi karşılayacak. Böyle bir değişim, dünyada böyle bir durum var. Bedri Gencer: Evet, şimdi konuşulacak çok konu var fakat zaman kısıtlı. Az ve özlü konuşmak gerek. Biri az konuşmanın faziletleri üzerine 5 saat konuşmuş. Peygamberin ümmeti olarak bu konuda daha fazla hassasiyet göstermeliyiz. Amerika da kelime ekonomisi diye bazı kurslar duydum ben. İşadamlarına yönelik. Mesela yüz kelimeyle anlatılan bir şeyi on kelimeyle anlatmaya yönelik. Böylelikle en az ve öz olarak anlatmaya yönelik. Şimdi bir kere Fevzi hocam külliye ve kampus benzetmesini yaptı, zahiren benzerlik olsa bile aslında işin özünde çok büyük bir farklılık var. Keza bugünkü YÖK v.s. Burhanettin hocamın bahsettiği totaliter mantıkta bir külliye ama o eski külliyede ahlaki ve iradi bir tek cihete yönelme varken bu ulus devletlerde bu total ideolojilerin empozesi şeklinde gerçekleşti. Dolayısıyla çok büyük fark var. Bu üniversitede batıyı örnek alma noktasına gelince, tabii ki hikmet müminin yitiğidir. Biz Amerika nın Almanya nın aklın yolu birdir düsturunca sağduyu gereği buldukları şeyleri almalıyız. Fakat Amerika gibi her manada onu örnek almak yanıltıcı olur. Mesela batıda bir düstur vardır; ya yayın yap ya yok ol. Şimdi bizde böyle bir şey yoktur. En büyük alimler, ya eser vermemiştir, ya tek eserle tarihe geçmiştir. Bizde az ve öz olmalıdır. Dolayısıyla, ikinci olarak şuna dikkat çekmek istiyorum, biraz önce bahsettiğimiz üniversite kavramında, esasen dünya tarihindeki onun keskin ifadesini Hz. Ali vermiştir malum: ilim cahillerin çoğalttığı bir noktadır. Onun da Besmele nin başındaki b harfinin altındaki nokta olduğu söylenir. Yani aslında Kuran-ı kerimde ulum, yani ilimler diye bir kavram yoktur. El ilim vardır. Bizim bugün modern dünyada, sosyal bilimler ve fen bilimleri diye ayırdığımız tüm ilim dalları, mesela, fizik, kimya, astronomi, diğer taraftan tıp hukuk felsefe. Bütün bunlar geleneksel dünyada tek kavramla ifade ediliyordu; hikmet. Yerine göre tıp yerine göre hukuk yerine göre fizik anlamına geliyordu. Şimdi mesela bizde hekim kelimesi malum, bir de hakim var. Dolayısıyla insanlar tek bir cihetten birbirlerine bakıyorlardı birbirlerini anlıyorlardı. Bunun en son örneği İsmail Gelenbevi. 18. Asrın sonunda yaşamış, büyük bir İslam alimi. Büyük bir matematikçi ve mühendis. Ömrü yoklukla geçmiş adamın. Hatta Fransızlar diyor ki böyle bir adam Fransa da olsa ağırlığınca altın ederdi diyor. Niçin İsmail Gelenbevi örneğini verdim? Bugün bilgi parçalandığı, o bütüncül bakış açısını kaybettiğimiz için herkes farklı ilim dallarına mensup, birbirinin hasmı duruma gelmiş. EYLÜL-EK M

7 DOSYA: ÜN VERS TELER SÖYLEfi Prof. Dr. Oğuz Borat: SOSYAL BİLİMLERE GEREKEN DEĞERİ VERMELİYİZ TÜRKİYE DE SÜREKLİ OLARAK TEKNİK ADAM YETİŞTİRMENİN ÇOK ÖNEMLİ KATKILARI OLACAĞINA İNANILDIĞINI BELİRTEN PROF. DR. OĞUZ BORAT, HER YERE ÇAM AĞACI DİKMEMİZE BENZER BİR DURUM VAR ORTADA. SÜREKLİ OLARAK TEKNİK ELEMAN YETİŞTİRMİŞİZ VE CUMHURBAŞKANLIĞINA BİLE TEKNİK ADAMLARI LAYIK GÖRMÜŞÜZ. BU ELBETTE GÜZEL BİR YAKLAŞIM AMA AYNI ZAMANDA EKSİK BİR ALGILAMA. SOSYAL BİLİMLERE DE ÖNEM VERMEMİZ GEREKİYOR DEDİ. PROF. DR. OĞUZ BORAT İLE EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ EKSİKLİKLERİ VE YAPILMASI GEREKENLERİ KONUŞTUK. SÖYLEŞİ: EMRE YELDEN / FOTOĞRAF: HASAN KURT Bu söyleşideki amacımız, Türkiye de üniversitelerin ne durumda olduğunu ve nasıl olması gerektiğini kendi kültürel değerlerimize göre tespit etmek. Ön planda tuttuğumuz soru kültürel değerlerimiz açısından birikim sahibi bireyleri mevcut eğitim sistemiyle yetiştirebiliyor muyuz? sorusu. Bir diğer mesele ise her kesimden insanımızın çocuklarını ya devlet üniversitelerine ya da maddi imkânlar el verirse vakıf üniversitelerine göndermek üzere büyük bir gayret içinde olmaları. Siz bu talebi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu durumu irdelemek için Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş yıllarına bakmamız gerekir. O yıllarda orta yaş grubunun büyük bir kısmı savaşlarda ölmüştü. Dolayısıyla bilgiyi henüz alamayacak olan durumda olan çok genç bir kesimle bilgiyi aktaramayacak durumda olan çok yaşlı diğer bir kesim ortaya çıktı. Cumhuriyetin başından beri ekonomik potansiyele göre eğitime destek verilmeye çalışılmıştır. Bunun sonucunda eğitim yükselmeye başlamıştır. Fakat burada dikkat edilecek husus gözden kaçmıştır; esas olarak yükseköğretimin ön planda tutulması gerekirdi. Fakat bu yapılmamış, ilköğretime yatırım yapılmıştır ve kaynaklar verimli kullanılamamıştır. Yetişmiş insanlar yokken, kaliteli eğitmenler yokken kaynaklar ilköğretime aktarılmıştır. Başka ülkelerde ise önce yükseköğretim güçlendirilerek kaliteli akademisyen yetiştirilir ve bunlar vasıtasıyla ilk ve orta öğretimin kalitesi artırılır. Son dönemlerde biz de bu ekole yaklaşmaya başladık. 80 lerde buraya 34 M MAR VE MÜHEND S doğru bir adım atılmıştır fakat bu yapılırken de bir başka hataya düşülmüş, homojenize, merkeziyetçi bir yapı benimsenmiştir. Daha önceden var olan özerklik ortadan kalkmış, üniversitelerin kendi akademisyenlerini ataması gibi imkânları ellerinden alınmıştır. Tabii, üniversiteler tamamen tepeden, tek elden yönetilebilir gibi bir düşüncenin ürünü olan bu durum, bugünkü yükseköğretim sistemini ortaya çıkarmıştır. Dünyadaki gelişmelere ve üniversite yapılarına bakıldığında ise üniversitelerin birbirlerine nazaran çok büyük farklılıklar içerdiğini, mali ve idari bakımdan özerkliğe sahip olduğunu, girdi bakımından değil çıktı bakımından ele alındığını görüyoruz. Dolayısıyla Türkiye nin de yapması gereken şey bu yapıyı kurmaktır. Fakat mevcut anlayışla bu ilerlemeyi kaydetmek mümkün değildir. Son zamanlarda gündeme gelen stratejik planlamayı bu anlamda oldukça iyi buluyorum. Stratejik planlamada üniversitelerin misyonu, vizyonu, hedefleri, projeleri belirlenip birkaç sene boyunca izlenmeye çalışılıyor. Bu süreçte öğrenciler, öğretim üyeleri ve personeli de kapsayan iç paydaşlar tarafından bir denetim uygulanıyor. Dış paydaş olarak ise veliler ve mezunlara ilaveten iş piyasası da bu sürece dâhil oluyor. Türkiye nin benimsediği Bologna süreci kapsamında bazı üniversitelerimizde bu hareket yerleşmeye başlamıştır. YÖK tarafından başlatılan ve desteklenen bu süreci benimsiyoruz. Özet olarak, bizim üniversitelerde olmasını istediğimiz yapı şeffaf, maddi ve idari özerkliğe sahip, topluma hesap verebilen yapıdır. Ayrıca aidiyet şuurunun oluşturulmasını da öncelikli konular arasında görüyorum. Diğer yandan özellikle vakıf üniversitelerinin kendi elemanlarını desteklemeleri ve yeni elemanları yetiştirmeleri gerekiyor. Bilindiği gibi üniversitelerimizde yetişmiş insan gücü yeterli değildir. Bu eksikliğin giderilmesi gerekiyor. Hocam bu bahsettiğiniz konular yukarıdan yapılacak bir planlamayı gündeme getiriyor. Devletin bu planlamayı üstlenmiş organları var fakat yukarıda çok farklı sıkıntılar dile getiriliyor. Dolayısıyla, bu aşamada YÖK ün yapısı tartışmaya açılıyor ve YÖK ün üniversitelerle ilişkilerinde YÖK nerede konumlandırılmalı sorusu akla geliyor.

8 Bir defa bizim yükseköğretim sistemiyle ne yapmak istediğimizi, bu konuyla neden bu kadar uğraştığımızı soracak olursak bunun cevabını geçmişte aramamız gerekir. Osmanlı döneminde Enderun gibi kuruluşlara bakıldığında seçilerek alınan insanların eski tabirle kalbi selim kimseler olmasına azami dikkat edildiğini, bireysel, kişisel gelişimin ön planda tutulduğunu görürüz. Bu sürecin ardından aklı selim noktasına ulaşan kimseler ise devlet işlerinde görev alırlardı. Burada önem kazanan bir olguya dikkatinizi çekmek istiyorum. Bugün her ne kadar sanayi toplumu olduğumuz yönünde bir yaklaşım mevcutsa da aslında toplumun iş gören kesimi yüksek oranda hizmet sektörüne kaymaktadır. Bunun nedeni ise üretimde otomasyon sürecidir. Dolayısıyla toplumun her kesiminden insan, gün geçtikçe elit tabakanın iş alanlarına yönelmektedir. İşte burada bilgi toplumu kavramı önem kazanıyor. Bu kavram en basit ifadeyle, toplumun tüm kesimlerinde bilgi ve görgü seviyesinin yükselmesini ifade ediyor. Dolayısıyla şu anda üzerimize düşen şey, bu kültürün toplumun tüm fertlerine verilmesini sağlamaktır. Bu yaklaşımın günümüzdeki adı hayat boyu öğrenme dir. Yani örgün eğitim, artık yetersiz kalmaktadır. Bunu hayata yayma ihtiyacı ortaya çıkmıştır. İnformal dediğimiz öğrenme modelini ön plana çıkarmamız gerekiyor. Aksi halde iş hayatında giderek artan rekabet ortamında bireyin tutunması mümkün görünmüyor. Göz ardı edilen bir diğer husus ise günümüzde işinin gerekliliklerine hakim olmasına rağmen bunu belgelendirememiş, alaylı tabir edilen iş erbabının belgelendirilmesi meselesidir. Esasında bu da yaygın öğrenimin konuları arasındadır. Dünyada gördüğümüz gelişmeler bu yöndedir. Türkiye nin son yıllardaki eğilimi de bu yöndedir. Avrupa Birliği sürecinin Türkiye ye yansıyan olumlu yanlarından biri de bu alanda yaşanan değişikliklerdir. Kültürümüz göz önüne alındığında değişimi yukarıdan bekleyen, merkezi yapının tavrına göre duruşunu belirleyen bir sosyal yapıya sahip olduğumuz görülür. Dolayısıyla bu idareye biat prensibi, üyelik sürecinde yukardan alınan tedbirlerle topluma ulaşmaya başladı. Artık gündemlerimiz arasında hayat boyu öğrenme diye bir şey var. İkinci konu ise toplumumuzda yükseköğrenime olan talep fazlalığıdır. Toplumumuzda ebeveynler çocuklarını yükseköğ- PROF. DR. O UZ BORAT 1942 y l nda Turgutlu'da do du. lk ve orta ö retimini Turgutlu'da, liseyi Manisa'da tamamlad. TÜ Makine Fakültesi'nden Ekim 1965 döneminde mezun oldu y l nda TÜ'de Doktoras n tamamlad de doçent ve 1983 de profesör ünvan n ald ve y llar nda TÜ Makine Fakültesi ile Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi'nde, de Kaliforniya Üniversitesi-Berkeley, de Garyounis Üniversitesi-Bingazi, da Uluda Üniversitesi-Bursa, ve de Marmara Üniversitesi- stanbul, de KAA Üniversitesi-Cidde'de ö retim üyesi olarak çal flt. Üniversitelerde Bölüm Baflkan, Dekan Yard mc s, Dekan, Rektür,Yönetim Kurulu Üyesi, Senatör olarak idarî görevler ald ve da TÜB TAK Çevre ile Bilim Adam Yetifltirme Grubu Yürütme Komitesi üyeliklerinde, Millî E itim Bakanl Projeler Dairesi Baflkanl 'nda, keza Türk Motor Sanayi ve THY yönetim kurulu üyeliklerinde bulundu.halen stanbul Ticaret Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekan olarak görevini sürdürmektedir. "Mekatronik, Seramik Kaplama, Metanollü Yak tlar, Uçak ve Helikopter malat, Hava Kirlenmesi, Yayg n E itim, Endüstriyel Okullar" gibi 29 projede yürütücü ve/veya araflt rmac olarak görev ald. 15 doktora tezi ve çok say da lisans ve yüksek lisans tezi yönetti. 25 kitap ve 89 bilimsel yay n mevcuttur. Evli ve üç çocuk babas d r. EYLÜL-EK M

9 DOSYA: ÜN VERS TELER Daha önceden var olan özerklik ortadan kalkmış, üniversitelerin kendi akademisyenlerini ataması gibi imkânları ellerinden alınmıştır. Tabii, üniversiteler tamamen tepeden, tek elden yönetilebilir gibi bir düşüncenin ürünü olan bu durum, bugünkü yükseköğretim sistemini ortaya çıkarmıştır. renime gönderebilmek için toprağını satmayı, tüm varlığını ortaya koymayı, hatta işini kaybetmeyi bile göze alıyor. Peki bunun nedeni nedir? Elbette bir anne-baba olarak canı-ciğeri olan evladı için daha iyi bir gelecek arzuluyor. Zira dünya genelindeki istatistiklere bakıldığında gelir seviyesiyle eğitim düzeyi arasında bir paralellik dikkat çekiyor. Peki, bu kadar ilgi gören yükseköğretime geçişte nasıl bir yol izlenmesi gerekiyor? Bana göre öğrencinin örgün eğitim sürecinde aldığı puanların bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekiyor. Örneğin, bu puanların değerlendirme neticesine %40 lık pay verilebilir. Örgün ya da yaygın eğitim gördüğü ortaöğretimden mezun olduğu sırada ise kendisine bir uluslar arası mezuniyet belgesinin verilmesi gerekir. Bu belgedeki başarı puanına da yine %40 lık bir pay verilebilir. ÖSYM yi tamamen kaldırmaya da gerek yok; düzenlenen sınava %20 lık bir pay verelim. Tabi burada dikkat edilecek husus, okullar arası seviye farkıdır. Bu değerlendirme notlarının ulusal seviyede değerlendirilmesine gayret etmek lazım. Örneğin aynı anda gerçekleştirilen bir matematik sınavı, Türkiye genelinde matematik kültürünü tanımlamamızı da kolaylaştıracaktır. Dolayısıyla öğrencileri çeşitli alanlarda ulusal seviyede test etmek çok önemlidir. Bunun yaratacağı rekabetçi ortamın kurumların kalitesini de yükselteceğini düşünüyorum. Üniversitelerin öğrenci alımlarında kendi standartlarını belirleme yetkisi de bir diğer önemli husustur. Gelişmiş 36 M MAR VE MÜHEND S üniversitelere sahip ülkelere bakıldığında, öğrencinin ilköğretimden itibaren aldığı notların muhafaza edildiğini ve gitmek istediği üniversitenin bu notları da dikkate alarak öğrenci alımı gerçekleştirdiğini görüyoruz. Bu da eğitime bütüncül yaklaşım kazandırıyor. Bence bunu da tartışmaya açmamız gerekiyor. Özetleyecek olursak, Türkiye de yükseköğretime giriş sistemi değiştirilmeli ve üniversiteler bu konuda yetkili kılınmalıdır. Üniversitelerin mesleki eğitim alanındaki önemi çok büyük. Üniversitelerin bir de bireysel gelişime katkısı bakımından değerlendirilmesi söz konusu. Günümüzde verilen eğitim ağırlıklı olarak bir kitle eğitimi. Artan kitlelerin öğrenimi meselesi ise vakıf üniversitelerini gündeme getirdi. Artan üniversiteler ise salahiyet sahibi öğretim üyelerine duyulan ihtiyacı arttırdı. Bu zincirleme etkileşim de ise üniversitelerdeki araştırma faaliyetlerini zayıflatarak yavaş yavaş eğitim üniversitesi mahiyeti kazanmasına neden oluyor. Bu bakımdan üniversitelerin açılış safhalarında araştırma üniversitesi-eğitim üniversitesi gibi bir ayrıma gitmek doğru olur mu? Bu konuda yine merkeziyetçi anlayıştan bahsetmemiz gerekiyor. Üniversitelerin açılışı sırasında kaynaklar yeteri kadar verimli kullanılamamış olabilir, amaçların tespitinde hatalar olabilir. Tüm bu konuların idaresini Ankara dan yürütmek kolay değildir, mümkün de değildir. Üniversiteler açılırken bölgesel dinamiklerin irdelenmesi, yerel ihtiyaçlara yönelik stratejin benimsenmesi daha tatmin edici sonuçları beraberinde getirecektir diye düşünüyorum. Çünkü üniversite insan gücüne ve altyapıya dayanan bir yapı olmakla birlikte çevreyle sürekli bir etkileşim halindedir. Özellikle mesleki açıdan bu iletişim hat safhadadır. Dolayısıyla üniversitelerin açılışı sırasında araştırma ya da eğitim üniversitesi şeklinde bir ayrımı öngörmek yerine yerel dinamiklerin akışına göre tavır almak ve bunu işleyen etkileşim sürecinin doğasına bırakmak daha makul bir yaklaşımdır. Mevcut insan gücünü, altyapı durumunu ve çevre koşullarını titizlikle değerlendirdikten sonra hedeflerin belirlenmesi gerekir. Peki Hocam, üniversitelerimizin özellikle teknik alanlarında öğrenim gören öğrencilerin sosyal anlamda bazı eksiklikleri duyumsadığını öne süren bir yaklaşım var. Buna göre, sosyal bilimler sahasına giren bölümlerde bireylerin ifade kabiliyetinin ve sosyal becerilerinin daha gelişmiş olmasına karşılık, teknik alanlarda öğrenim gören bireyler bir çeşit asosyalleşmeye maruz kalıyor. Bu engeli ortadan kaldırabilmek için tüm alanlarda okutulması gereken bazı dersler tayin edilebilir mi? Dünyada buna örnek gösterilebilecek modern uygulamalar var mıdır? Elbette bahsettiğiniz durum bize özgü bir sorun olmadığından dünyanın çeşitli ülkelerinde bu konuyla ilgili alınmış bazı tedbirler mevcut. Bolonga modeli dediğimiz model de bu konuya yönelik tavrı olan bir yaklaşımdır. Yine Amerika nın pek çok

10 Felsefe, sosyoloji, psikoloji, hukuk gibi sahalara yönelmemiz gerekiyor. Zaten dikkat ederseniz bu bölümlerin puanları da yüksektir. Yani halk bir tür sezgi ile durumu kavramış ve tercihlerini bu duruma göre belirlemeyi başarmıştır. Netice itibariyle sosyal alanlarda ciddi bir eksiklik mevcuttur ve bu konularda bazı çalışmaların yürütülmesi gerekmektedir. üniversitesinde benzer ihtiyaçlardan yola çıkılarak bazı standartlar oluşturulmuştur. Olmazsa olmaz temel değerlerin anlatıldığı felsefe, edebiyat, sosyal, bilimler, hukuk, matematik gibi dersler bireyin iyi vatandaş olmasını sağlayacak uygulamalar olarak yürütülmektedir. Bizim bu değerler açısından manzaramız maalesef pek iç açıcı değildir. Burada anlatmak istediğim konuşmaya utanan ama dövüşmeye utanmayan bir insan modelidir. Hâlbuki durum bunun tersi olmalıdır. Çatışmayı değil uzlaşmayı benimseyen bireylere ihtiyaç duymaktayız. Bu bireyin gelişimi ve olgunlaşması ise az önce bahsettiğimiz bazı temel eğitimlerin, öğrenimin her aşamasında bireye verilmesiyle mümkündür. Avrupa Birliği bu çapta sekiz tane anahtar yetkinlik belirlemiştir ve bunlar hayat boyu öğrenimi esas alır. Bunlardan dördü ulusal, dördü sektöreldir. Bunlardan ulusal olanlara değinecek olursak, ilki anadilde iletişimdir. Bu sadece konuşmayı ifade etmez, aynı zamanda dinleme ve dinletme becerisini de kapsayan bir kavramdır. Sektörel bazda yabancı dilde iletişim vardır. Kültürel bazda dışavurum vardır. Mesela bizlere Cumhuriyetin ilk yıllarında bazı ülkelerin siyasetiyle aşağılık kompleksi aşılanmıştır ve biz de taklit yoluna gitmişizdir. Dolayısıyla bu değerlerin kendi kültür çerçevemiz içerisinde bireye verilmesi son derece gerekli olmakla birlikte bunun evrensel değerlerle de zenginleştirilmesi, tek yönlü bir bakış açısının oluşumunun engellenmesi gerekmektedir. Öte yandan değindiğiniz bir başka konuyla ilgili görüşlerimi de dile getirmek isterim. Türkiye de sürekli olarak teknik adam yetiştirmenin çok önemli katkıları olacağına inanılır. Her yere çam ağacı dikmemize benzer bir durum vardır. Hâlbuki çam ağacı, belli yüksekliklerde bile yetişebilmesi özelliğinden ötürü özel bir ağaçtır. Fakat biz bunu yanlış bir yorumla her yere dikilmesi gereken bir ağaç gibi algılamış ve öyle de davranmışızdır. Yükseköğretimdeki tavrımız da budur. Sürekli olarak teknik eleman yetiştirmişiz ve cumhurbaşkanlığına bile teknik adamları layık görmüşüz. Bu elbette güzel bir yaklaşım ama aynı zamanda eksik bir algılama. Sosyal bilimlere de önem vermemiz gerekiyor. Felsefe, sosyoloji, psikoloji, hukuk gibi sahalara yönelmemiz gerekiyor. Zaten dikkat ederseniz bu bölümlerin puanları da yüksektir. Yani halk bir tür sezgi ile durumu kavramış ve tercihlerini bu duruma göre belirlemeyi başarmıştır. Netice itibariyle sosyal alanlarda ciddi bir eksiklik mevcuttur ve bu konularda bazı çalışmaların yürütülmesi gerekmektedir. Bu ülkenin bir Sosyal ve Ekonomik Bilimler Araştırma Kurulu na ihtiyacı vardır. Hatta ben bu konuda bir çalışma yaptım ve rektörlüğümüze verdim. Ayrıca bir kanun taslağı hazırlayarak ilgililerine sundum. Bahsedilen kuruldaki akademisyenlere dönemsel hedefler ve araştırma konuları verilebilir. Bu bize bir vizyon kazandıracaktır. Dikkat ederseniz son anayasa değişikliğinde Ekonomik ve Sosyal Konsey vardır. Ben bu konunun ciddi şekilde alınacağına inanıyorum ve hazırladığım kanun teklifinde de Sosyal ve Ekonomik Bilimler Araştırma Kurulu nun bu konseyin sekretaryasını yürütebileceğine dair bir not düşmeyi de ihmal etmedim. Tıpkı TÜ- BİTAK örneğinde olduğu gibi. Tabii burada hedeflenen şey çok büyük, dev kurumların teşekkülünü sağlamak değildir. Bahsedilen kurumun kadrosu belki en fazla 50 kişilik olacaktır. Esas gaye ise fonksiyonlarını yitiren mevcut kurumların yeniden işleyişini sağlamaktır. Yabancı dil eğitimi konusunda sürüp giden tartışmalar hala bir son bulmuş değil. Son adımda insanların yabancı dil eğitimi ya da yabancı dilde eğitim seçenekleri arasında sıkışıp kalmış durumda. Bu konudaki görüşlerinizi de alabilir miyiz? Cumhuriyet döneminde batının da etkisiyle taklitçi bir anlayış doğmuştur. Dolayısıyla yabancı dilde eğitime doğru bir yöneliş olmuş. Tabii o zamanlarda eğitim-öğretim veren okullardaki yabancı hocaların da bunda etkisi olmuştur. Peki, tecrübe sahibi kimseler bu konuda ne diyor? Ben ilkokuldan beri Fransa da eğitim almış bir profesörle konuşmuştum, bu hocamız Fransızcayı anadili gibi biliyor olmasına rağmen herhangi bir ciddi çalışmayı anadili olan Türkçe de okuduğu zaman çok daha çabuk kavradığını, Fransızca olduğunda ise konunun ciddiyetine göre birkaç kez okuması gerektiğini belirtiyor. İnsan üzerine yapılan etütler de bu durumu destekliyor. Türkiye de de bu konuda hassasiyet sahibi Zekai Şen ve Oktay Sinanoğlu gibi bazı hocalarımız tamamen Türkçe eğitim verilmesi gerektiğini belirtirler. Prensip olarak ben de eğitim dilinin Türkçe olması, bunun yanında yabancı dil de öğrenilmesi gerektiğini düşünüyorum. Zira anadilde eğitim yapmak, beynimizin doğuştan itibaren konuşulan dile daha duyarlı olması dolayısıyla daha verimli bir yoldur. Yabancı dil eğitiminin ne zaman ve nasıl verileceği konusu ise çeşitli ülkelerdeki örneklere bakılarak belirlenebilir. Mesela Finlandiya da ilköğretimden itibaren yabancı dil eğitimi verilir ve çocuk küçük yaşlardan itibaren iki yabancı dili birden öğrenir. Küçük yaşlardan itibaren verilmeye başlayan yabancı dil eğitimi ise dil kaslarının gelişimi bakımından önemlidir ve sonuçlar fevkalade tatmin edicidir. Bu bakımdan yabancı dil eğitimini on dört-on beş yaşlara kadar ertelememek gerekir. EYLÜL-EK M

11 DOSYA: ÜN VERS TELER MAKALE KÜRESEL GELİŞMELER VE KÜRESEL ÜNİVERSİTELER II. DÜNYA SAVAŞINDAN SONRA EKONOMİK VE KÜLTÜREL ALANDA YOĞUN OLARAK HİSSEDİLEN KÜRESELLEŞMENİN BİR SONUCU DA KÜRESEL ÜNİVERSİTELERDİR. AKADEMİK KÜRESELLEŞME İLE BİRLİKTE YÜKSEKÖĞRENİMDE NE KADAR İYİ İSENİZ DÜNYADAKİ ETKİNLİK, YETKİNLİK VE ZENGİNLİKTE DE O KADAR İYİSİNİZ. BUNU ETKİNLİK VE ZENGİNLİĞİ EN İYİ ÜNİVERSİTELER SIRALAMASINA BAKARAK KOLAYCA ANLAYABİLİRİZ. Prof. Dr. Fevzi YILMAZ BSc, MSc, İTÜ-PhD, Manchester Üniv., Malzeme Bilimi Ve Mühendisliği Avrupalıların Karanlık Çağ dedikleri dönemde (VII. ve XV. yüzyıllar arası) Ortaasya ve Ortadoğudaki düşünürler ve entelektüeller bilim ve düşünce hayatının gelişmesini sağlamışlardır. Kurumsal ve düşünsel süreç sürekli batıya doğru giderek devam etmiştir. Amerika henüz keşfedilmemişken (1492 öncesi), Avrupalılar modern üniversiteleri kurmuşlardır. Fransız lar bilim adamlarını Paris ve Bologna da toplamış, İngilizler kampüs üniversitesi anlayışını Oxford ve Cambridge de geliştirmiş, Almanlar ise araştırma üniversiteleri ile teknolojide öncülük yapmışlardır. Bir asır öncesine kadar Avrupa üniversiteleri, öğrenciler, araştırmacılar ve akademisyenler için çekim merkezi idi. 2. Dünya savaşından sonraki dönemde yüksek öğretimde ABD öne çıkmıştır ve halen ABD üstünlüğü sürmektedir. Küreselleşme denince en çok akla gelen; çok uluslu şirketler, şaşırtan mültimedya ve küresel üniversitelerdir. Bugün; bilgi, para ve bir kısım ürün (petrol ve doğal gaz gibi) küreselleşmiş ve küresel kültür doğmuştur. Akademik küreselleşme, modern araştırma üniversitelerinin içine sızmıştır. Çıkan sonuç şudur: Akademik camianız iyi ise kısaca yükseköğretimde iyi iseniz; etkinlikte, yetkinlikte ve zenginlikte de iyisinizdir. ARAfiTIRMA ÜN VERS TELER E T M ÜN VERS TELER Üniversiteler ve üniversite öğretim üyeleri 3 işlevi yerine getirir. Bunlar; eğitim-öğretim, araştırmageliştirme (Ar-Ge) ve çevreye danışmanlıktır(ürün ve hizmet geliştirme). Esas olan yukarıda verilen üç fonksiyonun eşit olarak yerine getirilmesidir. Bugün doğan ikilem; araştırma üniversiteleri ve eğitim üniversiteleri şeklindedir. Bir diğer ikilem ise kampüs (yerleşke) üniversiteleri ve şehir-cadde üniversiteleri gerçeğidir. Araştırma ve kampüs üniversitelerinde özgür alanlar vardır ve bilgi değer bulur. Salt eğitimöğretim veren üniversitelerin genellikle yaşam süreleri kısadır ve yelpazenin altında yer alırlar. Tesis ve laboratuar yetersizliği onları giderek az önemli yapar, öğrenci-öğretim üyesi tercihi düşer. Bazen bu üniversitelerde verilen ünvanlar ve akademik yükseltmeler tartışılır olur. Bu gerçeği Türk yükseköğretim sistemi 1970 lerde yaşamıştır. Hindistan da üniversite yelpazesinin alt grubuna dahil 100 özel üniversite kalite nedeniyle kapatılmıştır (Şubat 2005). Ekonomist dergisinin yılı için yaptığı Dünyanın en iyi 20 üniversite sıralamasında 17 üniversite ABD de gözükmektedir (Tablo1). Amerikan üniversiteleri, Nobel ödülü kazanan bilim insanlarının %70 ini istihdam etmektedir. Mühendislik ve bilim makalelerinin %30 u, çok atıf alan makalelerin %44 ü ABD üniversitelerinde çalışanlar tarafından üretilmektedir. Dünya gelirinin de yaklaşık %30 u ABD ye gitmektedir. Dünya nüfusundaki payı %5 olan ABD nin yükseköğretimdeki bu başarısı doğal olarak diğer ülkeler tarafından örnek alınmaktadır. U.S.News & World Report's World's Best Universities 2 sıralaması 2010 için aynı tabloda verilmiştir (Tablo 1). Bu sıralamada (2010) ABD etkinliğinin düştüğü görülmektedir. 13 üniversite ABD den, 4 üniversite İngiltere den, Avusturalya, Kanada ve İsviçre den ise birer üniversite yer almıştır için verilen sıralamada, 6 Amerikan üniversitesi ve bir Japon üniversitesi aşağılara gerilemiştir. Her iki sıralamada da 5 yıl boyunca 13 üniversite büyük ölçüde konumunu koruyarak yer almıştır.üniversite sıralamaları, Asya ülkelerinin (ve Türkiye nin) büyük ölçüde takipçi du- 38 M MAR VE MÜHEND S

12 rumunda olduğunu göstermektedir. Çin, Hindistan gibi büyük Asya ülkelerinde ABD üniversiteleri model oluşturmaktadır. Üniversite sıralamaları genel olup, üniversiteleri fen ve sosyal bilimleri ile bir bütün olarak kapsamaktadır. Sınıflandırmada; ölçütler (değerlendirme kriterleri) farklılaşmalar gösterir ve tam bir sistematik henüz oluşturulmamıştır. Farklı ve çok sayıda kurum kendi kriterlerine göre Dünya üniversitelerini sınıflandırmaktadır. Çinli bir gurubun sınıflandırması genellikle önemsenirken, Avrupa Birliği Komisyonu bugünlerde kendi sınıflandırmasını ilk kez yayınlayacaktır. Tablodaki sıralama; işveren görüşü, öğrenci/öğretim üyesi oranı, yabancı öğretim üyesi istihdam oranı, yabancı öğrenci kayıt oranı ve öğretim üyesi başına atıf alan (SCI) yayın sayısını kapsamaktadır. 20 en iyi üniversite arasında ABD den sonra ikinciliği İngiliz üniversiteleri almaktadır. Amerika dan sonra öğrenciler ve akademisyenler tarafından en çok tercih edilen ülke İngiltere dir. Kıta Avrupa sından 112 bin öğrencinin İngiliz üniversitelerinde okuması (2003) yukarıda verilen tablo sonuçları ile uyumludur. Diğer taraftan Amerikan üniversiteleri İngiliz öğrencilerini kapmak için yeni bir kampanya başlatmıştır. İngiliz okullarından başvuru reddi alan öğrencilere Amerikalı üniversiteler ilgi duymaktadır. Ekonomik krizin varlığı bu öğrencilere olan ilgiyi arttırmıştır. Yaklaşık 130 adet Amerikan üniversitesi İngiliz öğrenci pazarını etkilemek için çeşitli taktikler geliştirmiştir. Bunlardan biri 20,000 civarında olan cömert burs teklifleridir. Resmi rakamlara göre özellikle yaz sömestr eğitimi için 8,700 civarında İngiliz öğrenci 2010 yılında Amerika ya gitmiştir. Bunun 2011 de de devam edeceği düşünülmektedir 3. ABD VE NG LTERE ABD, kolej ve üniversitelere sadece bina olarak 2006 da 15 milyar ABD doları harcamıştır. Bu değer 1997 ye göre %260 fazladır. Kampüslerdeki ana harcamalar laboratuar, yurt ve diğer yaşam alanları ağırlıklıdır. Pensilvanya Üniversitesi Benjamin Franklin in bronz heykeline bakan cepheye 50 dönüm katmış yeni spor alanları ve çelik-cam karışımı gökdelen yapmıştır/yapmaktadır. Massachusetts Eyalet Valiliği/Boston devlet üniversiteleri için 2 milyar ABD doları para ayırmış olup yeni bir üniversite şehri kurmayı planlamaktadır. Eyaletin yıldız üniversitesi MIT laboratuar ve çalışma mekanı eksenli yatırımlar için 1 milyar ABD doları bütçe ayırmıştır. Harvard Üniversitesi ise, 200 dönüm üstünde yeni bir kampüs inşa etmektedir. Üniversiteler arası rekabette ana unsur; prestij, en iyi öğrenciyi ve en iyi öğretim üyesini kapmadır. Rekabet her şeyde geçerlidir ve şaşırtıcıdır. Örneğin Texas A-M Üniversitesinde öğrenciler için 13 m lik tırmanma duvarı vardır. Baylor Üniversitesi Texas A-M i geçme adına 12 m lik tırmanma duvarını 15 m ye yükseltmiştir. Houston Üniversitesi 16 m lik tırmanma duvarı yapmıştır. Standard and Poor s üniversitelerdeki büyüme ve bina yarışını silahlanma yarışına benzetmiştir. Yarışın diğer yarısı, biyoloji-mühendislik, biyoteknoloji ve nanoteknoloji gibi yeni bilim ve araştırma alanlarındadır. Kültürel yaşam yatırımları (müzik gibi) diğer üstünlük göstergesidir 4. İngiltere de Research Assest Exercise 2008 (RAE 2008) programı 5 uygulamaya alınmıştır akademisyen 67 panel ile geçen 7 yılı masaya yatırılmış ve en iyi 4 çalışma ekseninde geleceğe projeksiyon yapılmıştır. Bu çalışmada akademik ve mesleki eğitim (Vocational School) birlikte ele alınmıştır. Her üni- Amerikan üniversiteleri, Nobel ödülü kazanan bilim insanlarının %70 ini istihdam etmektedir. Mühendislik ve bilim makalelerinin %30 u, çok atıf alan makalelerin %44 ü ABD üniversitelerinde çalışanlar tarafından üretilmektedir. EYLÜL-EK M

13 DOSYA: ÜN VERS TELER DÜNYANIN EN Y ÜN VERS TELER Harvard Üniversitesi (ABD) 1. Cambridge Üniversitesi (İngiltere) 2. Stanford Üniversitesi(ABD) 2. Harvard Üniversitesi (ABD) 3. Cambridge Üniversitesi(İngiltere) 3. Yale Üniversitesi (ABD) 4. California Üniversitesi (Berkeley- ABD) 4. Londra Üniversitesi (UCL-İngiltere) 5. Mass. Tekn. Enstitüsü (MIT- ABD) 5. Mass. Tekn. Enstitüsü (MIT - ABD) 6. California Teknoloji Enstitüsü (ABD) 6. Oxford Üniversitesi (İngiltere) 7. Princeton Üniversitesi(ABD) 7. Imperial Kolej (Londra-İngiltere) 8. Oxford Üniversitesi (İngiltere) 8. Chicago Üniversitesi (ABD) 9. Colombia Üniversitesi (ABD) 9. California Teknoloji Enstitüsü (ABD) 10. Chicago Üniversitesi (ABD) 11. Yale Üniversitesi (ABD) 12. Cornell Üniversitesi (ABD) 13. California Üniversitesi (San Diego-ABD) 14. Tokyo Üniversitesi (Japonya) 15. Pennsylvania Üniversitesi (ABD) 16. California Üniversitesi (Los Angeles-ABD) 17. California Üniversitesi (San Francisco-ABD) 18. Wisconsin Üniversitesi (Madison-ABD) 19. Michigan Üniversitesi (Ann Arbar-ABD) 20. Washington Üniversitesi (Seattle-ABD) 10. Princeton Üniversitesi (ABD) 11. Colombia Üniversitesi(ABD) 12. Pennsylvania Üniversitesi(ABD) 13. Stanford Üniversitesi(ABD) 14. Duke Üniversitesi(ABD) 15. Michigan Üniversitesi(AnnArbar-ABD) 16. Cornell Üniversitesi (ABD) 17. Johns Hopkins Üniversitesi(ABD) 18. McGill Üniversitesi (Kanada) 19. ETH Zurich(İsviçre Fed.Tek.Enst.) 20. ANU (Avusturalya Milli Ünv.) AB üyesi olma çabamız sürerken, üniversitelerimiz Avrupa ve Dünya liginde önlerde yer almalıdır artık. Türkiye nüfusu, ekonomik ve siyasi gücü ile önlerde yer alırken (ilk 20 ülke arasında), niye dünya üniversite sıralamalarında üniversitelerimiz hep geride kalmaktadır? versite için araştırma öğrenci sayısı ve laboratuar donanım kalitesini veren dokuz elektronik form geliştirilmiştir. İngiltere deki önde gelen üniversitelerin puanları ile birlikte itibar sıralaması dikkat çekicidir :LSE-267, Oxford-221, Cambridge-159, UCL- 102, Imperial-62. Warwick-48, Edinburgh-41, Essex- 36, Manchester-35, Bristol-35, Sussex-35, Nottingham-34. Ö RENC TERC HLER Üniversitelerin küreselleşmesi veya yurt dışı öğretimi çok sayıda faktör etkiler. Hiç beklenmediği halde Yeni Zelanda yabancı öğrencilerin en çok tercih ettiği ülke olmuştur. Bu ülkede üniversite öğrencilerinin 1/3 ü yabancıdır. Avustralya için bu 1/5 tir (öğrencilerin %20 si yabancı). Bu daha düşük oranlarda İsviçre (%18), İngiltere (%16), Almanya (%11), Fransa (%11), OECD ortalaması (%7), Hollanda (%4) tarafından takip edilir. ABD de üniversite öğrencilerinin %3,5 i yabancıdır. Bu oran yanıltıcı olabilir. ABD nin üniversite eğretimi alan genç nüfusu çok yüksektir yılında Yabancı öğrencilerin % 20 yi aşkın gurubu yükseköğretim için ABD yi tercih eder. Bugün, kendi ülkesi dışında okuyan yabancı öğrenci sayısı 3 milyona yakındır. Türkiye üniversitelerinin yabancı öğrenci payı %1 gibi küçük bir orandır ve ülkemizi Güney Kore takip eder. ABD üniversiteleri yabancı öğrencilerin %21,6 sını cezbetmektedir. Bu, 2000 yılında %25,3 idi. 11 Eylül 2001 den sonra (Newyork Dünya Ticaret Merkezi nin yıkılması) ABD üniversiteleri yabancı öğrenci tercihlerinde hızlı bir düşüş göstermiştir Yükseköğretimde Küreselleşme Küreselleşme denince en çok akla gelen; dışa açık sınır aşan şirketler, uzaklığı yok eden teknolojiler ve yabancı öğrenci-eleman yoğun üniversitelerdir. Bugün üniversiteler, öğrenciler ve öğretim üyeleri için küresel pazar olmuşlardır. Modern üniversitelerde akademik küreselleşme vardır. Yabancı üniversitelerle işbirliği bir ayak ise, diğeri daha uzun süreli ziyaretçi profesör istihdamıdır (sabbatical). Üçüncü ayak ise olabildiğince fazla yabancı öğrenciyi üniversiteye kaydetmektir (Bu öğrenciler tam ücret öderler). ABD, İngiltere ve Avustralya üniversiteleri, özellikle büyüyen ekonomilere (Çin, Hindistan gibi) dönük öğretim projeleri üretmekte ve işbirlikleri yapmaktadır. Çin ortak girişim (joint venture) şirket modelini üniversite modeli ile eşleştirmiştir. Çinliler şaşırtıcı oranda yabancı üniversite ile işbirliği yapmaktadırlar. Bu ülkede süper-lig üniversitelerle 2.sınıf üniversitelerin arası giderek açılmaktadır. Pekin üniversitesi, yeni kampüsünde paralel üniversite anlayışı ile düşük puanlı öğrencilerden daha yüksek ücret alarak öğretim başlatmıştır. Hindistan ın en iyi özel üniversitesi olan Rai üniversitesi, modern laboratuarları, bilgisayar donanımları ile 16 kampüste öğretim vermektedir. Hindistan ın MIT si olmak ve küresel pazar için eleman yetiştirme hedef alınmıştır. Jawaharlal Nehru devlet üniversitesi ise daha az donanımlıdır ve ulusal pazar için eleman yetiştirmektedir. Küresel öğretim ve küreselleşmede başı yine ABD çekmektedir. Özel üniversiteler, şirket üniversiteleri ve mega üniversiteler ana eğilimi verirken, internet(online) öğretim, uzaktan öğretim tarz olmakta ve öğretim kitleselleşmektedir. Örneğin, Phoenix Üni- 40 M MAR VE MÜHEND S

14 versitesinin, öğrencisi, 239 kampüsü ve Çin ve Hindistan da şubeleri vardır. Bu üniversite özeldir ve internet üstünden öğretimi diğer öğretim kanalları ile bütünleştirmiştir. Kaplan özel öğretim kurumu, Washington Post un olup, ABD nin en büyük hukuk okulunu (Concord Law School) yönetmektedir. ABD de 1980 de 400 olan şirket üniversitesi sayısı, bugün 2000 olmuştur. Microsoft ve Schwab ın özel üniversiteleri övülmekte olup onlar geleneksel üniversitelerle ortak diploma vermektedir. Dünya liginin beşincisi olan MIT Singapur üniversiteleri ile işbirliği yapmakta, ortak dersler yürütülmektedir. Lig birincisi Harvard üniversitesi doktora öğrencilerinin ve öğretim üyelerinin %40 ı yabancıdır. Bu ve yukarıda verilen küreselleşme bilgileri örnek olarak Fransa ile mukayese edilirse şaşırtıcı fark kendiliğinden ortaya çıkar. Fransa da akademisyenlerin ancak %2 si yabancıdır. Sonuç olarak ABD üniversiteleri piyasa yönelimlidir ve değişen taleplere çok hızlı karşılık vermektedir. Devlet kontrolü, desteği ile birlikte giderek azalmaktadır. Virginia üniversitesinde 1985 te %28 olan devlet desteği 2004 te %8 e düşmüştür. Bu düşük devlet desteği, çok etkin olan üniversite çevre (endüstri) ilişkisi ile dengelenmiştir. TÜRK YE DE ÜN VERS TELER VE SONUÇ Dünya üniversitelerinde köklü değişimler ve küreselleşme olgusu yaşanırken Türk Yükseköğretiminin durumun nedir? Bu soruya maalesef övünç veren bir cevap üretemiyoruz. Bugün (2010); ülkemizde 123 Devlet üniversitesi, 44 Vakıf üniversitesi bulunmaktadır. Üniversitelerimiz sayı olarak gelişmiş ülke ortalamalarına göre azdır. Ülkemizde bin nüfusa bir üniversite düşerken bu, birçok ülkede 100 binde bir civarındadır (Güney Korede 50 binde 1). Bugün eleştirel bakış ve sorgulama kaçınılmazdır. En çok geç kalınan üç unsur; üniversitelerimizin küreselleşememesi, özerkleşememesi ve özel üniversite anlayışının yerleşememesidir. Bir çarpıcı mukayese: Portekiz de 20 yıl önce hiç özel üniversite yokken bugün sistemin 3 te 2 si özel olup, bu öğrenci sayısı yönüyle %40 tır. Mukayese için ülkemizdeki yarı özel vakıf üniversiteleri baz alınsa bile yetersizliğimiz kendiliğinden ortaya çıkar yılı itibariyle Portekiz üniversitelerinde okuyan öğrencilerin %4 ü yabancıdır. Bu, Türkiye için %1 in altıdır. Üniversite sistemimiz maalesef yeteri düzeyde evrensel değil ve bir türlü üniversite reformu yapılamıyor. Ülkemizde üniversiteler çok yerel ve ulusal kalmıştır ve yabancı öğrenciler için çekicilikleri düşüktür. Üniversitelerimiz hızla küreselleşmelidir. Araştırma üniversiteleri teknolojinin gelişmesi ve yaşam kalitesinin artmasını sağlarlar. Kısaca hayatı kolaylaştırırlar. Araştırmanın yok denecek kadar az olduğu kitle öğretim kurumlarının topluma katkısı çok azdır. Böyle üniversiteler bilgi üretmek şöyle dursun, bilgiyi yaymayı bile başaramazlar. Çabuk eskiyen ve yenilenmeyen bilgi ise işe yaramaz. Üniversitelerimizin çoğu bu ikinci gurupta yer almaktadır. AB üyesi olma çabamız sürerken, üniversitelerimiz Avrupa ve Dünya liginde önlerde yer almalıdır artık. Türkiye nüfusu, ekonomik ve siyasi gücü ile önlerde yer alırken (ilk 20 ülke arasında), niye dünya üniversite sıralamalarında üniversitelerimiz hep geride kalmaktadır (İlk 100 de yokuz)? Acaba örnek aldığımız Avrupa üniversitelerinde görülen otoriter ve hiyeraraşik yapılanmayı çok mu abarttık? Ya da Amerikan üniversitelerinde görülen araştırma ve yayın stratejisini tam içselleştiremedik mi? Herhalde, Üniversitelerimizde yukarıda verilen Avrupa ve Amerika tarzı yapılanma ile demokratikleşmeyi birlikte yürütemedik ve sentezleyemedik. Akademik ve idari yapılanmalarla üniversitelerimize moral yüklenmelidir ve yükseköğretim çeşitlendirilmelidir. Küresel vizyon yakalanmalıdır. Yerel değerleri koruma uğruna özgürlükler bastırılmamalıdır. Dinamik ve dışa açık olmalıyız. Dünyanın her tarafında üniversitelerin ana operasyonları sorgulanmalıdır. Öğretim ile araştırma misyonunu ilişkilendirmek, programlara daha etkin uluslararası yapı kazandırmak ve daha çok disiplinler arası yapmak, öğrencilere fırsatlar yaratmak, öğrenci algılaması (öğrenmesi ve yabancı dil bilmesi) için yeni yaklaşımlar geliştirmek, yeni teknolojilerin devreye sokulduğu daha yaratıcı stratejiler geliştirmek, yüksek öğretime gençlerin çoğunun girmesine imkan vermek ve araştırmalarımızı hizmetini verdiğimiz yerel ihtiyaçlara yönlendirmek ana hedef olmalıdır. Kısacası, yukarıda İngiltere için açıklanan RAE 2008 e benzer platform oluşturulmalı ve Türk Yükseköğretimi masaya yatırılmalıdır. İki unsur üniversite konusunda bizi umutlu yapmaktadır: a) Üniversiteler bilgi ekonomisinin motorudur. Küreselleşmeyi başaran araştırma üniversiteleri teknolojinin gelişmesi, bilginin ve insan yaşam kalitesinin artmasını sağlamışlardır. b)üniversiteler entellektüel kültürün tarlasıdır. Bu, herkesin (hükümet, şirket, öğrenci gibi) ona yatırım yapması için istek doğurur. KAYNAKLAR 1 The Economist, September 10th-16th 2005, page G. Paton; US universities target British students The Daily Telegraph, Wednesday, 22 September The Economist, December 1, 2007, page The Economist, The World In 2008, January 2008, page 54 6 The Economist, September 30th, 2006, pape 112 EYLÜL-EK M

15 DOSYA: ÜN VERS TELER MAKALE ÜNİVERSİTELERDE MESLEKİ AÇIDAN YETKİN BİREYLERİN YETİŞTİRİLMESİ: FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI DÜNYA ÇOK HIZLI BİR DEĞİŞİM SÜRECİ İÇERİSİNE GİRMİŞTİR. YATIRIM EKONOMİSİNDEN BİLGİ EKONOMİSİNE BİR GEÇİŞ OLDU. ŞİMDİ İNOVASYON EKONOMİSİNE DOĞRU BİR GİDİŞAT VARDIR. BU DEĞİŞİM ÖNCEKİNDEN DE HIZLI OLACAKTIR. TOPLUMLAR, KURUMLAR, BİREYLER YA DEĞİŞİMİ İZLEMEKTE YA DA MECBUR KALMAKTADIR. BU NEDENLE MESLEKİ YETKİNLİK BU DEĞİŞİM SÜRECİ İLE PARALEL DEĞERLENDİRİLMELİDİR. Prof. Dr. Ercan Oztemel Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Günümüz eğitim kurumlarının en önemli sorunlarından birisi de eğitim çıktılarının belirlenmesi ve ölçülmesidir. Bu konu sadece ülkemizde değil tüm dünyada yüksek öğretim alanında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların gündeminde önemli bir yer işgal etmektedir. Avrupa ülkeleri yükseköğretim alanında standartların yakalanması ve üye ülkelerde eğitim görenlerin aynı düzeyde yetkin ve yeterli olmalarını sağlamak, ortak bir kalite düzeyi oluşturmak ve üniversiteler arası öğrenci ve öğretim elemanlarının hareketliliğini sağlamak amacı ile İtalyanın Bologna kentinde bir araya gelmiş ve bologna süreci adı verilen meşhur mutabakatı sağlamışlardır. Bu kapsamda ilgili ülkelerin Milli Eğitim Bakanlıkları düzeyinde çok sayıda anlaşmalar gerçekleştirmiş ve üniversitelerin bu sürece uygun olarak eğitim/öğretim ve ARGE çalışmalarını yapılandırmaları sağlanmıştır. Yüksek öğretim kalite ajansları kurularak bu yapılanmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesinin denetlenmesi ve akredite edilmesi yönünde çalışmalara hızla yön vermişlerdir. Vermeye de devam etmektedirler. Ülkemizde Yükseköğretim Kurulu da bu kapsamda üniversiteler üzerinde bazı yaptırımlar gerçekleştirmekte ve bu sürece uygun bir yüksek öğretim ortamı oluşturmayı sağlamaktadır. Bu sürecin önemli bir özelliği ise öğretim çıktılarının belirlenmesidir. Yani bir eğitim öğretim sonrasında mezun edilecek olan öğrencide ne tür yetkinliklerin olması gerektiği yönünde çalışmalar yapılması istenmekte ve öğrenim çıktıları adı altında temel niteliklerin belirlenmesi sağlanmaktadır. Ayrıca YÖK düzeyinde mesleki yeterlilikler komitesi bu kapsamda çalışmalar gerçekleştirmektedir. Bu çalışmaların eğitim öğretim kalitesine katkısı ve yapacağı yönlendirmeler şüphesiz çok önemlidir. Ancak mesleki yetkinlik kavramının değişik bir açıdan ele alınması ve kapsamının sadece ilgili disiplin içerisindeki teknik ve ilgili diğer bilgiler ile sınırlı tutulmaması gerekir. Bir mühendis için belirlenecek olan öğrenim çıktısı şüphesi analitik analizler yapabilme yeteneğini kazanması olacaktır. Bunu mühendislik toplumu tamamı ile kabul edecektir. Bu yeteneğin belirlenmesi kadar ölçülmesi de çok önemlidir. Bu yeteneğin nasıl kazandırılacağı da ayrı bir konudur. Sadece ilgili disiplin içerisindeki konuları öğrenciye öğretmek öğrencinin ve bu kapsamda önemli başarılar göstermesi beklemek analitik yeteneğini tamamı ile kazandığı veya kazanacağı anlamına gelmez. Eğitim programı içerisinde bu yeteneği insan fizyolojisinde ve düşünme boyutunda etkileyen ve geliştiren diğer unsurlara da odaklanılması gerekmektedir. Mesleki yetkinlik sadece ilgili disiplin içerisinde bilinmesi gerekenleri bilmek ile sınırlı tutulmamalıdır. Dünya çok hızlı bir değişim süreci içerisine girmiştir. Ülkelerin kaynakları tarafından güdülen ekonomileri zaman içerisinde yatırımlar tarafından güdülmeye başlamıştır. Daha sonra bilgi yoğun ekonomiler hakim olmaya başlamışlardır. Toplumlar ise geleneksel anlayışlarını ve sanayi yoğun yaşamayı artık tamamlamış, bilgi yoğun ortamlarda yaşamaya başlamışlardır. Yakında artık olayları açıklamak için bilginin yeterli olmayacağı olayların arkasındaki hikmetlerin de arayışı gerekli olacaktır. Değişim hızlıdır. Toplumlar, kurumlar, bireyler ya değişimi izlemekte ya da mecbur kalmaktadır. Bu nedenle mesleki yetkinlik bu değişim süreci ile paralel değerlendirilmelidir. Yeni mezun olan öğrenci- 42 M MAR VE MÜHEND S

16 ler kendi alanlarını mezun olduklarında çok iyi biliyor olabilirler ancak bir kaç yıl sonra gelişmeleri takip etmez ve kendilerini değişimi tetikleyen bir ortam içerisinde bulamazlar ise kesinlikle mesleki hayatları içerisinde önemli sıkıntılar yaşayacaklardır. Bu gerçeğin artık karar verici mekanizmalarca da görülmesi ve bu yönde sistemlerin yeniden yapılandırılması önemlidir. Aslında bu sadece eğitim sektöründe değil tüm alanlarda geçerlidir. Mesleki yetkinlik ve yeterlilikler üzerine yapılacak olan değerlendirme ve düzenlemelerde kesinlikle aşağıdaki konuların temel itici güç olarak ele alınması gerekmektedir. Şüphesiz mesleki yetkinlik o mesleğin tüm dinamikleri çerçevesinde olayları bilmeyi, yorumlamayı, analiz etmeyi, sonuçlar çıkartmayı, olası durumlar karşısında acil tedbirler alabilmeyi vs. gerekli kılar. Bilgi olmadan, yeterince tecrübe kazanılmadan, mesleğin gerekli gördüğü donanımlara sahip olmadan sağlıklı bir mesleki yetkinlikten bahsedilemez. Mesleğin gerektirdiği konularda nereye bakacağını bilmek, doğru yerden başlayabilmek, doğru kişiler ile ilişkiler kurabilmek, doğru zamanda en doğru işleri yapabilmek mesleki yetkinlik için temel gereksinimlerdendir. Tecrübe ve deneyim tartışmasız önemli bir yetkinlik unsurudur. Günümüzde mesleki yetkinlik çalışmaları çoğunlukla bu kapsamda değerlendirilmektedir. Bunlar gerekli ancak yeterli değildir. Mesleki yetkinlik olanaklar ile de yakından ilgilidir. Sağlanan olanaklar yeterli olmadığı gibi çoğu zamanlarda ortada bulunan olanakların doğru yönlendirilemediği ve kullanılamadığı da görülmektedir. Mesleki bilginin eldeki olanaklar ile uyumunun sağlanması çok önemlidir. Eğitim öğretim sistemi içerisinde bu uyumu sağlayacak nitelik ve bakış açılarının öğrenciye kazandırılması temel anlayışlar arasında olmalıdır. Öğrencinin bir şeyi bilmesi kadar onu uygulayacak olanakları da belirlemesi, mevcut olanaklar çerçevesinde bilgisini yönlendirmesi gerekmektedir. Çoğunlukla eleman yetersiz, makine yetersiz, para yetersiz gibi bahanelere sığınılması temel anlayış olmaktan çıkartılmalıdır. Herşeyi patrondan beklemek yerine patrona fayda üreten bir anlayışın öğrencinin beyninde hakim anlayış olması önemlidir. Odaklı bir yapılanma kaçınılmazdır. Sosyal bilimlerde de teknolojik gelişmeler ışığında sosyal etkiler oluşturmanın yolları araştırmalıdır. Bu gelenek ve göreneklerin, düşünme boyutlarının teknoloji ile sınırlandırılması olarak kesinlikle anlaşılmamalıdır. Teknolojinin getirdiği sosyal olumsuzlukları iyi değerlendirmek ve bu kapsamda bir yönlendirme gerçekleştirmek gerekmektedir. Dünyada sağlıklı bir şekilde yürüyebilmek için tüketen yerine üreten bir toplum içerisinde bireylerin yaşam sürmeleri de önemlidir. Yetiştirilen bireylerin bu gerçeği de çok iyi bilmeleri ve kendi meslekleri içerisinde üretimi (her ne olursa olsun) en iyi şekilde gerçekleştirmenin yollarına bakmaları gerekmektedir. Bu kapsamda teknolojinin peşinden koşan bir birey olmak yerine teknolojiyi üreten ve peşinden koşturan bir birey olmanın önemi iyi kavranmalıdır. Bireylerin mesleki yetkinlikleri mesleki cesaretleri ile de yakından ilgilidir. O nedenle yükseköğretim kurumları için çalıştığı ortamlarda sürekli sorunla- Toplumlar ise geleneksel anlayışlarını ve sanayi yoğun yaşamayı artık tamamlamış, bilgi yoğun ortamlarda yaşamaya başlamışlardır. Yakında artık olayları açıklamak için bilginin yeterli olmayacağı olayların arkasındaki hikmetlerin de arayışı gerekli olacaktır. EYLÜL-EK M

17 DOSYA: ÜN VERS TELER Geleneksel anlayışlardan arındırılmış ve yeni bir yasal düzenleme ile kendi eğitim ortamını dünya çapında üniversiteler düzeyinde gerçekleştirecek bir ortam oluşturulabilir. ra işaret eden bireyler yerine taşın altına elini koyan sorunu örtmek yerine çözmeye odaklanan ve ilgili sorunların tekrar etmesini önleyecek tedbirleri farklı açılardan değerlendirerek uygulayan, uygulatan bireyleri yetiştirmek temel hedef olmalıdır. Mesleki yetkinli kapsamında önemli bir yanlış yaklaşım da, üniversitelerde öğretilenler ile iş hayatında karşılaşılanların birbiri ile uyumunun sağlanamamasıdır. Bilimsel yöntemler sadece laboratuarlarda okutulmak ve göstermek için geliştirilmemişlerdir. Bulunan her yeni yöntem yayınlanmadan ve insanoğlunun hizmetine sunulmadan onun faydası ve o çalışmanın gerekliliği bilimsel yönden irdelenir ve ondan sonra kayda değer bir çalışma olarak kabul edilir veya edilmez. Bu hepimizin çok iyi bildiği olgu maalesef eğitim sırasında biraz göz ardı edilir. Öğrenciler gördükleri formüllerin gerçek hayatta ne zaman ve nerede kullanacaklarını sorgular dururlar. Onun için mesleki yetkinlik kapsamında yüksek öğretim kurumları teorik/pratik bilgi ikileminden öğrencileri çıkartmak durumundadırlar. Bu aynı zamanda okumuş ama birşey bilmez söylemi ile öğrencilerin gerçek hayatta karşılaşmalarını ortadan kaldırır. Mesleki yetkinlik öğrencilerin hayata bakış açıları ile de yakından ilgilidir. Şekle, görüntüye, ön yargılara dayalı değerlendirmeler, gerçek faydaların görülmesini önler. Elde edilecek olan kazanımların önüne geçebilir. Sonuçta kazanç olsa bile kaybedilenleri farkettirmez. 100 lira kazanması gereken birisinin 20 lira kazanması gibi birşey olur. Aslında ortada 20 lira kazanç değil 80 lira zarar vardır. Bunun görülmesi iş hayatında çok önemlidir. O nedenle sonuçlara odaklanılması ve sürekli iyileşen bir iş hayatının peşinde koşulması önemlidir. Mesleki yetkinlik sıradan ölçütler belirleyerek geçiştirilecek bir konu değildir. İyi bir meslek sahibi olmak vizyon ister, gayret ister, uygun zamanlarda talep etmeyi gerekli kılar, iddialı olmayı ister, motivasyon ister, tekrar tekrar peşinden koşmayı ister, sabır ve yılmayan bir ruh hali ister hepsinden de öte hayal ister. Geleceği şimdiden okumak ve ona göre mesleki yönlendirme yapmayı zorunlu görür. Bu öğrenmeyi, yenilenmeyi, herkesten farklı birşeyler yapabilmeyi, faydalı işleri farkettirmeyi sağlar. Mesleki yetkinlik öğrenmenin sürekliliğini gerekli kılar. Yaşam boyu öğrenmeyi tetikler. Her yeni gün yeni bir mesleki gelişimin tetikleyicisi olabilir diye bakmayı gerekli kılar. Aslında yukarıda listelenen konuları çoğaltmak mümkündür. Verilmek istenen mesaj için bunlar yeterlidir. Mesleki yetkinliği sadece mesleğin inceliklerini bilmek ile sınırlı görmemek gerekmektedir. Bu kapsamda yapılacak çok şey vardır. Eğitim sistemlerinde temel değişiklikler gerekmektedir. Öğrencilere bilgi kadar deneyim de kazandırılmalıdır. Onun kadar farklı bakış açılarıda kazandırılmalıdır. Onun kadar toplum ile bütünleşme duygusu da verilmelidir. Onun kadar yenilenme, yeniliklerin peşinde koşma duygusuda verilmelidir. Bu duyguların sadece verilmesi yeterli değildir. Bu duyguların mesleğin dinamikleri ile uyumunun sağlanması için mekanizmalar gereklidir. Bu aslında kolay bir şey değildir. Her mesleğin cilvesi ve dinamizmi farklıdır. Her meslek kendine özgü temel unsurlar ve nitelikler gerektirmektedir. Kolay olmaması çok doğaldır. Ancak bu kapsamda yeterlilik ve yetkinlik düzenlemelerinin yapılmasına mani bir durum yoktur. Zordur ama başarılması gerekir. Her ders matematikten tarih dersine kadar inovatif bir yapıda yeniden şekillendirilebilir. Bunun için ilgili uzmanların kafa yorması beklenir. Olmaz deyip işin içinden sıyrılmak toplumsal tekamülün önündeki en önemli engellerden birisidir. Belki de yeni açılan üniversitelerden birisini veya bir kaçını bu kapsamda yapılandırmak önemli bir girişim olabilir. Geleneksel anlayışlardan arındırılmış ve yeni bir yasal düzenleme ile kendi eğitim ortamını dünya çapında üniversiteler düzeyinde gerçekleştirecek bir ortam oluşturulabilir. Özel statüde bir devlet üniversitesi mantığının uygulanması için tam zamanıdır. Umarım bu şansı ülkemiz bir kez daha kaybetmeden değerlendirebilir. 44 M MAR VE MÜHEND S

18 DOSYA: ÜN VERS TELER MAKALE TÜRKİYE DE YÜKSEKÖĞRETİM İÇİN BİR YOL HARİTASI TÜRKİYE DE YÜKSEKÖĞRETİM KONUSU UZUN YILLARDAN BERİ TARTIŞILAN BİR KONU OLMASINA RAĞMEN HEP BELLİ İDEOLOJİK KALIPLARA SIKIŞTIRILMAYA ÇALIŞILDIĞI İÇİN İSTENİLEN İVMEYİ HİÇBİR ZAMAN YAKALAYAMAMIŞTIR. TOPLUMUN TÜM KESİMLERİNİ VE GELECEĞİNİ İLGİLENDİREN YÜKSEKÖĞRETİM KONUSUNU BUGÜN BELLİ KISITLAMALARDAN ÇIKARTIP YENİ BİR DİL VE VİZYON İLE ELE ALMA ZAMANI GELMİŞTİR. Prof. Dr. Talip Küçükcan Marmara Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. Bekir S. Gür Karabük Üniversitesi Yükseköğretim kurumları ve özellikle üniversiteler tarih boyunca bilginin üretildiği, yorumlandığı, zenginleştirildiği, eleştirildiği ve aktarıldığı kurumlar olagelmiştir. Yeni kuşakların yeteneklerini geliştirme, kültürel ve bilimsel yeterliliklerini artırma, eleştirel düşünce kapasitelerini geliştirme gibi görevler bu kurumlara tevdi edilmiştir. Bilgi üretme ve aktarma, yenilikçi ve eleştirel bakış açısını yayma ve kaliteli insan gücü yetiştirme gibi özellikleri ile yükseköğretim kurumları, toplumun geleceğini derinden etkileme potansiyeline sahip aktörlerdir. Bundan dolayı, yükseköğretim kurumları, modern zamanlarda toplumsal ve politik açıdan oldukça etkin olmuşlardır. Bilgi üreten ve hakikat arayışında olan üniversiteler, ifade özgürlüğünü savunma ve insanlığın durumunu iyileştirme gibi ahlaki amaçları sahiplenmişlerdir. Türkiye de yükseköğretimi konu alan tartışmalar, geçmişten beri, gündelik siyasal dil ve kaygılarla yürütülmekte ve bu konuda atılması gereken adımlar, ideolojik sloganlara indirgenmektedir. Toplumun bütün kesimlerini ve geleceğini doğrudan ilgilendiren yükseköğretim ve üniversite meselesinin bu şekilde ele alınması, tartışmaları kısır bıraktığı gibi sorunların ötelenmesini doğurmuştur. Bundan dolayı, yükseköğretim sisteminin toplumun, devletin ve iş dünyasının taleplerine zamanında cevap verebildiğini söylemek mümkün değildir. Özetle, birikmiş sorunların çözümünde ciddi bir mesafe kat edilememiştir. Bugün gelinen noktada yükseköğretim konusu yeni bir dil ve vizyonla ele alınmalı, katılımcı bir yöntemle tartışılmalıdır. TÜRK YE DE YÜKSEKÖ RET M Türk yükseköğretim sisteminin uzun bir geçmişi vardır. Osmanlı döneminde kurulan yükseköğretim kurumları, Cumhuriyetle birlikte büyük dönüşümler geçirmiştir. Bu dönüşümlerin dönüm noktası olarak, 1933 üniversite reformu, 1946, 1960, 1973 ve 1981 tarihli yükseköğretim kanunları sayılabilir. Yükseköğretim konusu hukuki çerçevesi, 1961 ve 1982 Anayasalarınca belirlenmiştir. Türkiye yükseköğretimi, bütün eksiklik ve sorunlarına rağmen, günden güne büyümekte ve gelişmektedir. Özellikle yükseköğretim kurum ve öğrenci sayısında yıllar itibariyle sürekli bir gelişme söz konusudur. Gerek devlet gerekse vakıf yükseköğretim kurumları sayısındaki artış, bütün yasal ve pratik sınırlılıklarına rağmen, kurumsal farklılaşma ve çeşitlenmeyi de beraberinde getirmektedir. Ancak bu gelişme ve iyileşmeler, dinamik bir sosyo-ekonomik yapıya ve büyük bir genç nüfusa sahip olan Türkiye nin ihtiyaçlarını karşılama hususunda yeterli değildir. Her yönüyle uluslararası rekabete açılan Türkiye nin gerek insan kaynakları açısından gerekse sosyal ve siyasal yenilikler ve dönüşümler açısından, üniversitelerden beklentileri yüksektir. Aşırı merkeziyetçi bir yükseköğretim sistemi, düşük öğrenci sayısı, üniversite dışı paydaşları dinlemeyen bir üniversite yönetimi ve memurlaştırılmış bir akademik kadroyla Türkiye nin yeni bir yüzyılda açılım yapması beklenemez. Türkiye de yükseköğretim ciddi sorunlar ve fırsatlarla karşı karşıyadır. Yükseköğretimle ilgili konularda geleceğe yönelik istikrarlı, tutarlı ve sürdürülebilir politikaların oluşturulması gerekmektedir. Eğitimin niteliği, yükseköğretime erişim, yükseköğretimde fırsat eşitliği, yükseköğretimin finansmanı, yabancı öğrenci ve öğretim üyesi sayısını artırma, yükseköğretimle toplum ve ekonominin ilişkilerinin geliştirilmesi, üniversite özerkliği ve akademik özgürlük gibi konular, önümüzdeki yıllarda Türkiye yi meşgul etmeye devam edecektir. Bu konulara dönük etkin çö- 46 M MAR VE MÜHEND S

19 zümler bulunması, Türkiye için önemli fırsatlar doğuracaktır. DE fi M Ç N YEN B R YOL HAR TASI Toplumun beklentilerine cevap verebilmesi için yükseköğretim sisteminde köklü değişikliklerin yapılması gerektiğini geniş kesimlerce dile getiriliyor. Yükseköğretimde yapılması gerekenler konusunda önemli bir uzlaşı vardır. Yapılacak düzenlemeler, bu ortak anlayış üzerine inşa edilmelidir. Bu noktada aşağıda sıralanan tespit ve öneriler, Türk yükseköğretim sisteminin yeniden yapılandırılması sürecinde dikkate alınmalıdır sayılı Yükseköğretim Kanunu yeniden düzenlemelidir. Yeni düzenleme, üniversitelerin kurumsal özerkliğini artırmalı, üniversiteyi topluma hesap verebilir kılmalı, akademik özgürlüğü genişletmeli ve adem-i merkeziyetçi bir yükseköğretim sistemini esas almalıdır. Rektörlük seçimleri, öğretim üyeleri arasında kalıcı bölünmelere yol açmakta ve üniversite kurumunu işlemez hale getirmektedir. Üniversitelerdeki seçim sisteminden vazgeçilmelidir. YÖK ün yetkilerinin bir kısmı (örneğin, rektör adaylarının ve dekanların belirlenmesi, program açılmasına izin verilmesi, program geliştirme vb.) doğrudan üniversitelere ve her bir üniversite için belirlenecek olan mütevelli heyetine devredilmelidir. Rektör, doğrudan mütevelli heyet tarafından atanmalı ve heyete hesap vermelidir. Üniversite içinde, her düzeyde kurulların karar verme yetkisi artırılmalıdır. Üniversitelerin mütevelli heyetleri, bütün üniversitelere dönük bir çerçeve yasa ve varsa ilgili üniversiteye dönük bir yasa dâhilinde, üniversitelerin genel gidişatını tayin edebilmelidir. Her bir üniversitenin mütevelli heyetinin kompozisyonunun nasıl olacağı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından kanunla belirlenebilir. Heyet, halk tarafından seçilmişlerin atadıklarından ve toplum temsilcilerinden oluşmalıdır. Sözgelimi, TBMM nin belirlediği temsilciler, Milli Eğitim Bakanının atadığı kişiler, üniversitenin bulunduğu kentin valisi, belediye başkanı ve üniversitenin mezun derneklerinin belirlediği bir kişi heyette bulunabilir. Tek tip üniversite modeli, toplumun yeni ve farklı ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Akademik yükseltmede temelde akademik yayınlar ölçü kabul edilmektedir. Öğretim etkinlikleri ve araştırma projeleri gibi hususların da akademik yükseltmelerde değerlendirilmeye katılması, öğretim üyeleri ve üniversiteler arasında farklılaşmaya ve uzmanlaşmaya imkân verecektir. Türkiye az sayıda üniversitesinin uluslararası düzeyde üne sahip bilimsel araştırma kurumları olması için çalışmalıdır. Diğer üniversiteler, toplumun eğitimsel ve teknolojik açıdan ihtiyaçlarını karşılamaya dönük hizmet üretmelidir. Öğrenciler ve öğretim üyeleri için akademik özgürlüklerin savunulması ve korunması konusunda hükümet, yargı, basın ve üniversite mensuplarına önemli görevler düşmektedir. Üniversitelerde yaşanan sorunlar ülkedeki genel demokrasi sorunlarından bağımsız düşünülemez. Üniversiteler akademik özgürlük ve ifade hürriyeti gibi konularda örnek bir performans sergileyerek, ülkedeki demokratikleşmeye katkıda bulunmalıdırlar. Yükseköğretimin mevcut amaçları, öğrenci ve öğretim elemanlarını terbiye etmenin bir aracı olarak kullanılmaya müsaittir. Üniversiteler, özgürce öğrenme, öğretme, araştırma ve yayın yapma gibi evrensel amaçlara hizmet etmelidir. Öğrenci Seçme Sınavı nda ve üniversiteye giriş sisteminde iyileştirme yapılabilmesi, Milli Eğitim Bakan- Türkiye de yükseköğretim ciddi sorunlar ve fırsatlarla karşı karşıyadır. Yükseköğretimle ilgili konularda geleceğe yönelik istikrarlı, tutarlı ve sürdürülebilir politikaların oluşturulması gerekmektedir. EYLÜL-EK M

20 DOSYA: ÜN VERS TELER Üniversitelerde yaşanan sorunlar ülkedeki genel demokrasi sorunlarından bağımsız düşünülemez. Üniversiteler akademik özgürlük ve ifade hürriyeti gibi konularda örnek bir performans sergileyerek, ülkedeki demokratikleşmeye katkıda bulunmalıdırlar. lığı ve YÖK ün ahenkli çalışmalarına ve yükseköğretimi bütüncül bir sistem olarak ele almalarına bağlıdır. Yeni sistem, liyakati ve fırsat eşitliğini ön plana çıkarmalıdır. Lisede verilen eğitimi güçlendirmek ve böylece yükseköğretime gelen öğrencilerin daha nitelikli olmaları için, lise müfredatıyla tam olarak uyumlu olgunluk sınavları getirilmelidir. Olgunluk sınavları getirildiği zaman, üniversite giriş sınavı, lise bilgilerini ölçmekten ziyade, öğrencinin yükseköğretime ne derece hazır olduğunu ölçen bir genel yetenek sınavına dönüştürülebilir. Polonya ve Çin örnekleri yıl içerisinde yükseköğretimde okullaşma oranlarının çok iyi düzeylere çıkarılabileceğini göstermiştir. Yükseköğretimde kaliteden ödün vermeden kapasite artırımı yapabilmek için, artırım belli bir planlama dâhilinde olmalı ve üniversitelerin altyapıları güçlendirilmelidir. Ayrıca programlar arası geçiş yapabilmek kolaylaştırılmalı ve üniversite giriş sınavına girmeden farklı bir programa geçişin yolu açılmalıdır. Vakıf üniversitelerinde okuyan öğrencilerin toplam öğrenciler içerisindeki oranı % 5 lerden % 20 lere çıkarılmalıdır. Kâr amaçlı özel üniversitelerin kurulması önündeki anayasal engeller kaldırılmalıdır. Bu, hem üniversitelerde okuyacak öğrenci sayısının artırılmasına yardımcı olacak hem de üniversiteler arasındaki rekabeti artıracaktır. OECD ülkelerinin çoğu, ayrıntılı kalemler üzerinden bütçeleme yerine, torba bütçe uygulamasına geçmiştir. Neredeyse bütün Avrupa ülkelerinde, yükseköğretim kurumlarına ayrılan kaynakların belirlenmesinde, formüller kullanılmaktadır. Torba bütçe ve formül kullanılması, yükseköğretim kurumlarının mali özerkliklerini artırmış ve yeni hesap verebilirlik mekanizmalarını beraberinde getirmiştir. Türkiye de de bu uygulamaların başlatması, üniversitelerin mali özerkliklerinin artırılması hususunda faydalı olacaktır. Yükseköğretim kurumları 4 5 yıllık eylem planları hazırlamalı ve bu planları YÖK ve Maliye Bakanlığı gibi kuruluşların onayına sunmalıdırlar. Öğrenci sayısı ve mezun sayısı gibi girdi ve çıktılar, ödenek belirlenmesinde önemli ölçütler olmalıdır. Türkiye nin yükseköğretim süresi boyunca bir öğrenci için yaptığı ortalama toplam harcama, OECD ülkeleri arasında son sıradadır. Dolayısıyla yükseköğretim ödenekleri artırılmalıdır. Özellikle serbest piyasacı ideolojinin hâkim olduğu ülkelerde, yükseköğretim toplumsal bir hizmet olmaktan daha çok, bireysel getirileri olan özel bir mal olarak görülmeye başlanmıştır. Bu ülkelerdeki üniversiteler öğrencileri müşteri olarak görmekte ve öğretim elamanlarının kimi sosyal haklarını kısıtlamaktadırlar. Buna karşın, Avrupa ülkelerinin hemen tamamında yükseköğretim hâlâ bir kamu hizmeti olarak görülmekte ve ağırlıklı olarak devlet tarafından finanse edilmektedir. Avrupa Birliğine üye ülkelerin yükseköğretim ödeneklerinin yaklaşık % 80 i kamusal kaynaklardan karşılanmıştır. Türkiye, yükseköğretimi ağırlıklı olarak kamu tarafından finanse etmeye devam etmelidir. Türkiye de üniversiteler bulundukları bölgenin toplumsal ve ekonomik ihtiyaçlarına karşı genellikle kayıtsız kalmış ve bununla övünmüşlerdir. Üniversitelerin, milli kalkınmaya katkı yapmakla yükümlü olduğu, öğretim üyeleri tarafından yeterince benimsenmemiştir. Teknoloji transferi, sanayi işbirliği ve üniversitelerin ekonomik kalkınmaya katkıları teşvik edilmelidir. YÖK, üniversiteler ve iş dünyası arasında üst düzeyde bir Yükseköğretim-İş Dünyası işbirliği Forumu 48 M MAR VE MÜHEND S

Fakültemiz; Fakültemiz yeni kurulmasına rağmen hızla büyümekte ve kadrolarını genişletmektedir.

Fakültemiz; Fakültemiz yeni kurulmasına rağmen hızla büyümekte ve kadrolarını genişletmektedir. HOŞGELDİNİZ Fakültemiz; Bilimsel tutum ve becerileri kazanmış, mesleki donanım sahibi, içinde bulunduğu eğitimsel süreçlerle ilgili, toplumsal meselelere duyarlı, hür düşünen, demokratik ilkelere bağlı,

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM. GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER

KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM. GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER Prof.Dr. Ufuk TANERİ, IOM, HE 2003-03-14 Eğitim-Öğrenim Doğuş anı ndan başlayıp Ömür Boyu süren bir Süreç, yüzyılımız ve gelecek nesiller beklentilerinin

Detaylı

URAP ALAN SIRALAMASI 9 EYLÜL 2016 URAP (University Ranking by Academic Performance)

URAP ALAN SIRALAMASI 9 EYLÜL 2016 URAP (University Ranking by Academic Performance) URAP 2015-2016 ALAN SIRALAMASI 9 EYLÜL 2016 URAP (University Ranking by Academic Performance) ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP Laboratuvarı, üniversitelerin güçlü ve geliştirmeye açık yönlerini belirlemelerine

Detaylı

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi 80 EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi Sayın İnşaat Mühendisi Adayı, İnşaat Mühendisliği Eğitimi Kurulu, İMO 40. Dönem Çalışma Programı çerçevesinde İMO Yönetim Kurulu nca İnşaat Mühendisliği Eğitimi

Detaylı

EUROSTUDENT ULUSAL ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE SONUÇLARI

EUROSTUDENT ULUSAL ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE SONUÇLARI EUROSTUDENT ULUSAL ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE SONUÇLARI Prof. Dr. Nezih Güven (ODTÜ, Rektör Danışmanı) Doç. Dr. Ayşe Gündüz Hoşgör (ODTÜ,Sosyoloji Blm.) Y. Doç. Dr. Mustafa Şen (ODTÜ, Sosyoloji Bölümü) Bağlantı

Detaylı

2014 YILINDA ÜNİVERSİTELERİMİZİN DÜNYA SIRALAMALARINDA GENEL VE ALAN BAZINDAKİ DURUMU 2 TEMMUZ 2014

2014 YILINDA ÜNİVERSİTELERİMİZİN DÜNYA SIRALAMALARINDA GENEL VE ALAN BAZINDAKİ DURUMU 2 TEMMUZ 2014 2014 YILINDA ÜNİVERSİTELERİMİZİN DÜNYA SIRALAMALARINDA GENEL VE ALAN BAZINDAKİ DURUMU 2 TEMMUZ 2014 [Metni 02/05/2014 yazın] URAP (University Ranking by Academic Performance) Sayfa 0 www.urapcenter.org

Detaylı

MARMARA ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ

MARMARA ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ MARMARA ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ Çevre Mühendisliği Nedir? Çevre sorunlarına çözüm bulan disiplinler arası bir mühendislik dalıdır. Çevre Mühendisleri doğal çevreyi

Detaylı

KALKINMA BAKANLIĞI KALKINMA ARAŞTIRMALARI MERKEZİ

KALKINMA BAKANLIĞI KALKINMA ARAŞTIRMALARI MERKEZİ Yükseköğretim Sisteminin Uluslararasılaşması Çerçevesinde Türk Üniversitelerinin Uluslararası Öğrenciler İçin Çekim Merkezi Haline Getirilmesi Araştırma Projesi KALKINMA BAKANLIĞI KALKINMA ARAŞTIRMALARI

Detaylı

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ YABANCI DİLLER YÜKSEKOKULU

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ YABANCI DİLLER YÜKSEKOKULU KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ YABANCI DİLLER YÜKSEKOKULU Tarihçe Yabancı Diller Bölümü, 1976 yılında kurulan Kocaeli Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi bünyesinde İngilizce, Almanca ve Fransızca olmak üzere

Detaylı

Yeni kanun teklifi neden yeterli değildir?

Yeni kanun teklifi neden yeterli değildir? tepav Economic Policy Research Foundation of Turkey Yeni kanun teklifi neden yeterli değildir? Güven Sak 28 Şubat 2012 Çerçeve Ne yapmak istiyoruz? İnsan gücümüz dünyanın en büyük 10 uncu ekonomisi olma

Detaylı

Beyin Gücünden Beyin Göçüne...

Beyin Gücünden Beyin Göçüne... On5yirmi5.com Beyin Gücünden Beyin Göçüne... Beyin göçü, yıllardır pek çok ülkenin kan kaybı... Peki gençler neden ülkelerini tekederler? Hangi sebepler ülkelerin beyin gücünü kaybetmesine sebep olur?

Detaylı

T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ

T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ 1 Haydarpaşa Yerleşkesinin Tarihçesi Fakültemizin de içinde bulunduğu Haydarpaşa yerleşkesinin temeli 11 Şubat 1895 tarihinde atılmıştır. Açılış tarihi ise 6 Kasım

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları. Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN

İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları. Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN Yakın Geçmiş... 1990 Eğitimi Geliştirme Projesi Dünya Bankası nın desteği - ÖME 1997 8 Yıllık Kesintisiz Eğitim 2000 Temel Eğitime

Detaylı

DÜNYA ÜNİVERSİTE SIRALAMALARI

DÜNYA ÜNİVERSİTE SIRALAMALARI DÜNYA ÜNİVERSİTE SIRALAMALARI ARWU: Dünyadaki üniversitelerin ilk çok amaçlı sıralaması Academic Ranking of Worldwide Universities (Dünya Üniversitelerinin Akademik Sıralaması) adı altında Çin de Şanghay

Detaylı

2016-2017. Aday Öğrenci Bilgilendirme Kitapçığı

2016-2017. Aday Öğrenci Bilgilendirme Kitapçığı 2016-2017 Aday Öğrenci Bilgilendirme Kitapçığı FAKÜLTE VE BÖLÜMLER FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü Matematik Bölümü Mütercim Tercümanlık Bölümü Psikoloji Bölümü GÜZEL SANATLAR,

Detaylı

Altın Ayarlı İslâmi Finans

Altın Ayarlı İslâmi Finans Altın Ayarlı İslâmi Finans 09 Ağustos 2011 Salı Uluslararası platformlarda paranın İslâmileştirilmesi konusu epeydir gündemde. Paranın İslâmileştirilmesinden kasıt para ile ilgili ne varsa, ekonomik faaliyetlerden

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ELEMANI

HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ELEMANI HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ELEMANI TANIM Çalıştığı kurumun tanınmasını, çalışmalarına karşı insanlarda olumlu izlenimler uyandırmasını, çevresiyle iyi ilişkiler kurmasını ve saygınlığını artırmasını sağlamak

Detaylı

ÜNİVERSİTE SIRALAMALARINDA TÜRK ÜNİVERSİTELERİNİN 2011 YILI DURUM RAPORU

ÜNİVERSİTE SIRALAMALARINDA TÜRK ÜNİVERSİTELERİNİN 2011 YILI DURUM RAPORU ÜNİVERSİTE SIRALAMALARINDA TÜRK ÜNİVERSİTELERİNİN 2011 YILI DURUM RAPORU Dünya üniversite sıralamalarında hangi Türk üniversitelerinin ilk 500 e girdiği son yıllarda çok tartışılmaya başladı. Dünya üniversitelerini

Detaylı

* Kontenjan açık kaldığı takdirde, 07 Ekim 2010 tarihinde yedek ilanı yapılıp, 08 Ekim 2010 tarihlerinde yedek adayların kayıtları yapılacaktır.

* Kontenjan açık kaldığı takdirde, 07 Ekim 2010 tarihinde yedek ilanı yapılıp, 08 Ekim 2010 tarihlerinde yedek adayların kayıtları yapılacaktır. DUYURU Yükseköğretim Kurulu tarafından üniversitelerin Eğitim Fakültesi dışındaki Fakültelerinden, mezun olanlar için 2010-2011 Eğitim-Öğretim Yılında Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı açılacaktır.

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

HAVACILIK VE UZAY / UÇAK MÜHENDİSİ

HAVACILIK VE UZAY / UÇAK MÜHENDİSİ HAVACILIK VE UZAY / UÇAK MÜHENDİSİ TANIM Havacılık-uzay/uçak mühendisi, havada seyreden her çeşit aracın tasarlanması ve yapım projelerinin hazırlanması, üretilmesi, geliştirilmesi, bakım-onarımı ve işletilmesi

Detaylı

ATILIM ÜNİVERSİTESİ. Prof. Dr. Hasan U. Akay Provost

ATILIM ÜNİVERSİTESİ. Prof. Dr. Hasan U. Akay Provost Prof. Dr. Hasan U. Akay Provost Oryantasyon Eğitim Araştırma Atama ve Yükseltme Akademik Performans Bazı Hizmet Birimleri Dış Değerlendirmeler. 2 Modül 1: Akademik ve İdari Konular Sunan: REKTÖRLÜK, 3

Detaylı

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ Fakültemiz 2809 sayılı Kanunun Ek 30. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunun 02.06.2000 tarih ve 2000-854 sayılı kararnamesiyle kurulmuş, 2001-2002 Eğitim

Detaylı

ÜNİVERSİTEDE KULLANILAN TERİMLER

ÜNİVERSİTEDE KULLANILAN TERİMLER ÜNİVERSİTEDE KULLANILAN TERİMLER Yükseköğretim: Ortaöğretime dayalı ve en az dört yarı yılı kapsayan her kademedeki eğitimöğretimin tümüdür. Yükseköğretimde önlisans, lisans ve lisansüstü düzeylerde eğitim

Detaylı

%30 u İngilizcedir. MÜDEK 2/27

%30 u İngilizcedir. MÜDEK 2/27 MÜDEK Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği dir. Müdek, farklı disiplinlerdeki mühendislik eğitim programları için akreditasyon, değerlendirme ve bilgilendirme çalışmaları

Detaylı

Dünya Üniversiteleri ve Türkiye [2]

Dünya Üniversiteleri ve Türkiye [2] Dünya Üniversiteleri ve Türkiye [2] Bugün de Shanghai Jiao Tong tarafından yapılan araştırmaya değinmeye devam ediyorum. Bu araştırmanın yapılmasındaki en temel sebep Çin üniversiteleri ile diğer ülkelerin

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

KAFKAS ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ ÖĞRENCİ İŞLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI

KAFKAS ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ ÖĞRENCİ İŞLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI KAFKAS ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ ÖĞRENCİ İŞLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI İÇİNDEKİLER Fakülte, Yüksekokul, Enstitü, MYO Açılması Uygulama ve Araştırma Merkezi Açılması Bölüm, Anabilim Dalı, Bilim Dalı ve Program

Detaylı

ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER OFİSİ YÖNERGESİ BİRİNCİ KISIM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER OFİSİ YÖNERGESİ BİRİNCİ KISIM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER OFİSİ YÖNERGESİ BİRİNCİ KISIM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1- Bu Yönergenin amacı, Rektörlüğe bağlı olarak görev yapan ve Rektör Yardımcısı

Detaylı

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu Toplantısı TOBB Plaza da

Detaylı

w w w. b e z m i a l e m. e d u. t r

w w w. b e z m i a l e m. e d u. t r w w w. b e z m i a l e m. e d u. t r Dünden Bugüne... Yıl 1843 Osmanlı Padişahı II.Mahmut un eşi ve Padişah Abdülmecit in annesi Bezmiâlem Valide Sultan, bir rüya görecek ve bu rüyadan sonra, İncelikler

Detaylı

DÜNYA ŞEHRİ İSTANBUL DA GENÇ BİR ÜNİVERSİTE

DÜNYA ŞEHRİ İSTANBUL DA GENÇ BİR ÜNİVERSİTE DÜNYA ŞEHRİ İSTANBUL DA GENÇ BİR ÜNİVERSİTE FATİH SULTAN MEHMET VAKIF ÜNİVERSİTESİ TOPLANTI GÜNDEMİ 2 TARİHİN DERİNLİKLERİNDEN, BİLİMİN VE SANATIN UFUKLARINA KURULUŞ TOPLANTI GÜNDEMİ 3 Fatih Sultan Mehmet

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

ÖĞRENCİ İŞLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI STRATEJİK PLANI (2009-2013)

ÖĞRENCİ İŞLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI STRATEJİK PLANI (2009-2013) ÖĞRENCİ İŞLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI STRATEJİK PLANI (2009-2013) A- MEVCUT DURUM A 1- Öğrenci İşleri Dairesi Başkanlığının Tarihçesi Öğrenci İşleri Dairesi Başkanlığımız 1994 1995 Eğitim-Öğretim Yılı nda

Detaylı

Dershane Algısı Araştırması Mayıs 2012

Dershane Algısı Araştırması Mayıs 2012 Dershane Algısı Araştırması Mayıs 2012 KÜNYE Proje Adı Araştırma Sahibi Araştırma Evreni Adayların Dershane Algısı Araştırması İKSara A.Ş. Toplumsal Gündem Araştırmaları Nisan 2012 Türkiye de üniversiteye

Detaylı

BĠR MESLEK OLARAK ÖĞRETMENLĠK

BĠR MESLEK OLARAK ÖĞRETMENLĠK BĠR MESLEK OLARAK ÖĞRETMENLĠK Meslekleşme ölçütleri Öğretmenlik Mesleğinin Yasal Dayanakları Öğretmenlik Mesleğinin Temel Özellikleri Türkiye de Öğretmenliğin Meslekleşmesi Öğretmenlerin hizmet öncesinde

Detaylı

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek amacıyla dini eğitim veren hem mesleğe, hem de yüksek öğrenime

Detaylı

ELEKTRİK-ELEKTRONİK TEKNOLOJİSİ ELEKTRİK KUMANDA VE OTOMASYON TEKNİKLERİ GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)

ELEKTRİK-ELEKTRONİK TEKNOLOJİSİ ELEKTRİK KUMANDA VE OTOMASYON TEKNİKLERİ GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ELEKTRİK-ELEKTRONİK TEKNOLOJİSİ ELEKTRİK KUMANDA VE OTOMASYON TEKNİKLERİ GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013

Detaylı

ÜNİVERSİTE - SANAYİ İŞBİRLİĞİ BULUŞMASI 11 ŞUBAT 2012, İSTANBUL. Adnan DALGAKIRAN Yönetim Kurulu Başkanı

ÜNİVERSİTE - SANAYİ İŞBİRLİĞİ BULUŞMASI 11 ŞUBAT 2012, İSTANBUL. Adnan DALGAKIRAN Yönetim Kurulu Başkanı ÜNİVERSİTE - SANAYİ İŞBİRLİĞİ BULUŞMASI 11 ŞUBAT 2012, İSTANBUL Adnan DALGAKIRAN Yönetim Kurulu Başkanı TÜRK MAKİNE SEKTÖRÜ 14 12 10 8 6 4 2 0 İHRACAT (MİLYAR DOLAR) 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007

Detaylı

TÜRKİYE DE MÜHENDİSLERİ N SORUNLARI VE MÜHENDİS

TÜRKİYE DE MÜHENDİSLERİ N SORUNLARI VE MÜHENDİS TÜRKİYE DE MÜHENDİSLERİ N SORUNLARI VE MÜHENDİS OLMAK Türkiye de Mühendis Olmanın Zorluklarını 4 Evrede İncelemek Yerinde Olacaktır. Bunları; İlköğretim ve Lise eğitimi evresi. ÖSS evresi. Lisans eğitimi

Detaylı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KARİYER GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KARİYER GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KARİYER GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı, İstanbul Üniversitesi Kariyer

Detaylı

Öğrencilerimize bu ortamı hazırlamak bölüm olarak temel görevimizdir.

Öğrencilerimize bu ortamı hazırlamak bölüm olarak temel görevimizdir. Genel Bilgiler Bölümümüz, 2009 yılında Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi bünyesinde kurulmuştur. Henüz yeterli sayıda öğretim elemanı bulunmadığı için bölümümüze öğrenci alımı yapılmamaktadır. Bölümümüzde

Detaylı

12. MĐSYON 13. VĐZYON

12. MĐSYON 13. VĐZYON 12. MĐSYON Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi nin misyonu, evrensel ölçütleri kendisine temel alan, beraberinde ulusal değerlere sahip çıkan, çağdaş tıp bilgi birikimine sahip, koruyucu hekimlik ilkelerini

Detaylı

ABD'de Üniversite Eğitimi

ABD'de Üniversite Eğitimi ABD'de Üniversite Eğitimi Ana Hatlarıyla Amerikan Eğitim Sistemi: Amerikan eğitim sistemi, eğitimde yönetimi yerel yönetimlere (yani eyaletlere) devretmiş bir sistemdir. Her eyalet kendi eğitim sistemine

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

İNŞAAT TEKNOLOJİSİ DEPREME DAYANIKLI YAPILARDA ZEMİN DENEYLERİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)

İNŞAAT TEKNOLOJİSİ DEPREME DAYANIKLI YAPILARDA ZEMİN DENEYLERİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü İNŞAAT TEKNOLOJİSİ DEPREME DAYANIKLI YAPILARDA ZEMİN DENEYLERİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin

Detaylı

URAP 2014-2015 ALAN SIRALAMASI 28 MAYIS 2015 URAP (University Ranking by Academic Performance)

URAP 2014-2015 ALAN SIRALAMASI 28 MAYIS 2015 URAP (University Ranking by Academic Performance) URAP 2014-2015 ALAN SIRALAMASI 28 MAYIS 2015 URAP (University Ranking by Academic Performance) ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP Laboratuvarı nın, üniversitelerin güçlü ve geliştirmeye açık yönlerine dikkat

Detaylı

www.novusens.com 2012, Novusens

www.novusens.com 2012, Novusens www.novusens.com İNOVASYON VE GİRİŞİMCİLİK ENSTİTÜSÜ Vizyon... Ulusal ve uluslararası paydaşları ile sürdürülebilir büyüme ve rekabeti amaçlayan, ekonomiye ve toplumsal kalkınmaya katma değer yaratacak

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

Ülkelere göre öğretmen yetiştirme modelleri

Ülkelere göre öğretmen yetiştirme modelleri On5yirmi5.com Ülkelere göre öğretmen yetiştirme modelleri Öğretmenlerin yetiştirilmesi kapsamında üniversitelerin kabul koşulları, alınan eğitimin niteliği, değerlendirilme sistemleri her ülkede farklılıklar

Detaylı

Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ÇİN HALK CUMHURİYETİ. HAZIRLAYAN: Dr. Recep ALTIN

Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ÇİN HALK CUMHURİYETİ. HAZIRLAYAN: Dr. Recep ALTIN Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ÇİN HALK CUMHURİYETİ HAZIRLAYAN: Dr. Recep ALTIN ÇİN HALK CUMHURİYETİ NUFÜSÜ YÜZÖLÇÜMÜ YÖNETİMİ BAŞKENTİ KİŞİBAŞINA DÜŞEN MİLLİ GELİRİ KİŞİ BAŞINA DÜŞEN MİLLİ GELİRDE

Detaylı

Toplumlar için bilginin önemi

Toplumlar için bilginin önemi Toplumlar için bilginin önemi İnsanlık tarihi günümüze kadar şu toplumsal aşamalardan geçmiştir: İlkel toplum Doğa, avlanma Tarım toplumu MÖ.800-1750 ler Toprak, basit iş bölümü Sanayi toplumu Makinalaşma

Detaylı

Stratejik Plan 2015-2019

Stratejik Plan 2015-2019 Stratejik Plan 2015-2019 Bu Stratejik Plan önümüzdeki beş yıl Bezmiâlem in gelmesini umut ettiğimiz yeri ve buraya nasıl geleceğimizi anlatan bir Vizyon Belgesidir. 01.01.2015 Rektör Sunuşu Sevgili Bezmiâlem

Detaylı

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ FEN FAKÜLTESİ Fakültemiz, 13 Kasım 2010 tarih ve 2010/25 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kapatılan FenEdebiyat Fakültesi yerine kurulan iki fakülteden (Fen Fakültesi ve

Detaylı

Yatırımcı Kuruluş Dönem Raporu

Yatırımcı Kuruluş Dönem Raporu Yatırımcı Kuruluş Dönem Raporu 1 Toplantı Dönemi 2014 Yılı 2. Dönem İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı 2-Yatırımcı Kuruluşun Adı Artvin Çoruh Üniversitesi 3-Toplam Proje Sayısı Toplam 6 Proje mevcuttur.

Detaylı

ATILIM ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ'NDEN. Üniversitemizin aşağıda belirtilen birimlerine öğretim elemanları alınacaktır.

ATILIM ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ'NDEN. Üniversitemizin aşağıda belirtilen birimlerine öğretim elemanları alınacaktır. ATILIM ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ'NDEN Üniversitemizin aşağıda belirtilen birimlerine öğretim elemanları alınacaktır.. Öğretim Üyesi Kadroları İçin : Başvurucak adayların doktora belgesini, özgeçmişini, bir

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi Değerli Hekim Arkadaşımız, Bu anket ülkemizdeki farklı eğitim kurumlarınca uygulanan örnekler temel alınarak UÜTF Tıp

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

2015-LİSANS YERLEŞTİRME SINAVLARI (2015-LYS) SONUÇLARI. 30 Haziran 2015

2015-LİSANS YERLEŞTİRME SINAVLARI (2015-LYS) SONUÇLARI. 30 Haziran 2015 2015-LİSANS YERLEŞTİRME SINAVLARI (2015-LYS) SONUÇLARI 30 Haziran 2015 2015-LİSANS YERLEŞTİRME SINAVLARI SAYISAL BİLGİLER 2015-LYS ADAY BİLGİLERİ YGS sonrası herhangi bir LYS ye girmeye hak kazanan aday

Detaylı

UÇAK MÜHENDİSİ TANIM A- GÖREVLER

UÇAK MÜHENDİSİ TANIM A- GÖREVLER TANIM Uçak mühendisi, uçakların tasarlanması ve yapım projelerinin hazırlanması, üretilmesi, geliştirilmesi, bakım-onarımı ve işletilmesi konularında çalışan kişidir. A- GÖREVLER KULLANILAN ARAÇ, GEREÇ

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ YAPI İŞLERİ VE TEKNİK DAİRE BAŞKANLIĞI 2011 MALİ YILI BİRİM FAALİYET RAPORU BURSA 2011 SUNUŞ Üniversitemizin kuruluş aşamasında olması nedeniyle gerek akademik ve idari personel

Detaylı

YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU BİLGİ NOTU

YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU BİLGİ NOTU YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU BİLGİ NOTU Yükseköğretim Kalite Kurulunun Kurulma Nedeni Yükseköğretimde yapısal değişikliği gerçekleştirecek ilk husus Kalite Kuruludur. Yükseköğretim Kurulu girdi ile ilgili

Detaylı

Duyurunun başlangıç tarihi: 25 Ağustos 2015 Son Başvuru Tarihi: 08 Eylül 2015

Duyurunun başlangıç tarihi: 25 Ağustos 2015 Son Başvuru Tarihi: 08 Eylül 2015 Duyurunun başlangıç tarihi: 25 Ağustos 2015 Son Başvuru Tarihi: 08 Eylül 2015 T.C. BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ NDEN Üniversitemiz aşağıda belirtilen birimlerine 2547 Sayılı Kanun ile Öğretim Üyeliğine

Detaylı

YÖNETMELİK NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

YÖNETMELİK NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar 12 Eylül 2013 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 28763 Namık Kemal Üniversitesinden: YÖNETMELİK NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

YABANCI DİLLER MESLEKİ İTALYANCA (AYAKKABI) MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)

YABANCI DİLLER MESLEKİ İTALYANCA (AYAKKABI) MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü YABANCI DİLLER MESLEKİ İTALYANCA (AYAKKABI) MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı

Detaylı

HOCA AHMET YESEVİ ULUSLARARASI TÜRK-KAZAK ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYE TÜRKÇESİYLE UZAKTAN EĞİTİM PROGRAMLARI ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

HOCA AHMET YESEVİ ULUSLARARASI TÜRK-KAZAK ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYE TÜRKÇESİYLE UZAKTAN EĞİTİM PROGRAMLARI ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ Amaç HOCA AHMET YESEVİ ULUSLARARASI TÜRK-KAZAK ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYE TÜRKÇESİYLE UZAKTAN EĞİTİM PROGRAMLARI ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MADDE

Detaylı

ULUSAL EĞİTİM PPROGRAMI (UEP) NEDİR?

ULUSAL EĞİTİM PPROGRAMI (UEP) NEDİR? ULUSAL EĞİTİM PPROGRAMI (UEP) NEDİR? Ulusal Eğitim Programı, iki yıllık bir çalışma sonucunda ve çok sayıda akademisyen ve eğitimcinin görüşleri alınarak ülkemiz eğitim sisteminin iyiye ve doğruya dönüşmesi

Detaylı

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ MALZEME BİLİMİ VE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ MALZEME BİLİMİ VE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ ANADOLU ÜNİVERSİTESİ MALZEME BİLİMİ VE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ Bilim ve Teknolojinin Adresi LYS TERCİH REHBERİ ANADOLU ÜNİVERSİTESİ MALZEME BİLİMİ VE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ Üniversite ve Sanayi Mucizesi Yaratan

Detaylı

GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ

GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ Doğuş markası, eğitime adanmış yarım asra yaklaşan bir anlam ifade etmektedir. Doğuş Üniversitesi eğitimde ilklerin sahibi, yeniliklerin öncüsü olarak, geçmişinden

Detaylı

T.C. SAKARYA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı

T.C. SAKARYA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı Evrak Tarih ve Sayısı: 23/02/2015-9123 T.C. SAKARYA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı *BELMRPYA* Sayı :99174368 /310.02.01.1/ Konu :Farabi Programı Başvuru Materyalleri FİZİK BÖLÜM

Detaylı

İÇERİK. 1. Kayıtlı öğrenciler ve mevcut programlar 2. Üniversite sanayi işbirliklerinde enstitülerin rolleri?

İÇERİK. 1. Kayıtlı öğrenciler ve mevcut programlar 2. Üniversite sanayi işbirliklerinde enstitülerin rolleri? İÇERİK 1. Kayıtlı öğrenciler ve mevcut programlar 2. Üniversite sanayi işbirliklerinde enstitülerin rolleri? 1. Kayıtlı öğrenciler ve mevcut programlar Üniversitelerimiz ve Fen Bilimleri Enstitüleri Üniversite

Detaylı

CARROLL ÜNİVERSİTESİNİ KEŞFEDİN 1846 dan beri akademisyenlerde mükemmellik

CARROLL ÜNİVERSİTESİNİ KEŞFEDİN 1846 dan beri akademisyenlerde mükemmellik CARROLL ÜNİVERSİTESİNİ KEŞFEDİN 1846 dan beri akademisyenlerde mükemmellik ABD NİN TAM MERKEZİNDE EĞİTİM ALIN ABD nin merkezinde, Wisconsin in ilk üniversitesinde global eğitim alın. 1846 dan beri, Carroll

Detaylı

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 İNCE GÜÇ VE KAMU DİPLOMASİSİ ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI TÜRKİYE NİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ PROGRAMLARI

Detaylı

GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK VE İDARİ PERSONEL GELİŞTİRME MERKEZİ YÖNETMELİK

GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK VE İDARİ PERSONEL GELİŞTİRME MERKEZİ YÖNETMELİK GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK VE İDARİ PERSONEL GELİŞTİRME MERKEZİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Tanımlar Amaç YÖNETMELİK Madde 1 Bu Yönetmeliğin amacı; Girne Amerikan Üniversitesi bünyesinde kurulan

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği BİRİ MATEMATİK Mİ DEDİ? BİZ KİMİZ? Yüce Rabbimiz dünya hayatını insanoğluna imtihan yeri kılmış, sırat-ı müstakim olarak göndermiş olduğu dinin yaşanabilmesi ve birbirlerine ulaştırılabilmesi için Müslümanları

Detaylı

BÜTÜNSEL DÖNÜŞÜM PROGRAMI BÖLGELERDE ANLATILDI

BÜTÜNSEL DÖNÜŞÜM PROGRAMI BÖLGELERDE ANLATILDI BÜTÜNSEL DÖNÜŞÜM PROGRAMI BÖLGELERDE ANLATILDI TP2023 Bütünsel Dönüşüm Programı bilgilendirme toplantıları Trakya, Adıyaman ve Batman Bölge Müdürlükleri nde gerçekleştirildi. Genel Müdür Besim Şişman yaptığı

Detaylı

Üniversite-Bölüm Tercihler-2012. Oktay Aydın 23 Temmuz 2012 / İstanbul oktayaydin@gmail.com

Üniversite-Bölüm Tercihler-2012. Oktay Aydın 23 Temmuz 2012 / İstanbul oktayaydin@gmail.com Üniversite-Bölüm Tercihler-2012 Oktay Aydın 23 Temmuz 2012 / İstanbul oktayaydin@gmail.com Yaşam yolculuğu Yaşam yolculuğu Nasıl bir tercih? Nasıl bir süreçten geçildi? Nasıl bir süreçten geçildi? Adil

Detaylı

2016 ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME SİSTEMİ (ÖSYS) REHBERLİK SERVİSİ

2016 ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME SİSTEMİ (ÖSYS) REHBERLİK SERVİSİ 016 ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME SİSTEMİ (ÖSYS) REHBERLİK SERVİSİ YGS DEKİ TESTLER VE KAPSAMLARI Test Testin Kapsamı Soru Sayısı Türkçe Testi Türkçeyi kullanma gücü ile ilgili sorular... 0 Sosyal Bilimler

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

Politika Notu 09/2 ÇALIŞAN ANNELERİN ÇOCUKLARI DAHA BAŞARILI. Yönetici Özeti

Politika Notu 09/2 ÇALIŞAN ANNELERİN ÇOCUKLARI DAHA BAŞARILI. Yönetici Özeti Politika Notu 09/2 20.03.2009 ÇALIŞAN ANNELERİN ÇOCUKLARI DAHA BAŞARILI Mehmet Alper Dinçer 1 ve Gökçe Uysal Kolaşin 2 Yönetici Özeti OECD, 2000 den beri üç senede bir OECD ülkeleri ve diğer katılımcı

Detaylı

HAVACILIK VE UZAY MÜHENDİSİ/UZAY MÜHENDİSİ

HAVACILIK VE UZAY MÜHENDİSİ/UZAY MÜHENDİSİ TANIM Hava ve uzay araçlarının tasarımı ve yapımı, bunların uzaya gönderilmesi, araçların yerden izlenmesi, araçlarla haberleşme vb. işleri yapan kişidir. A- GÖREVLER Sivil ve askeri kuruluşlarda; - Yer

Detaylı

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Giresun Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma

Detaylı

Geleceğin Mühendislerine Petkim den Tam Destek

Geleceğin Mühendislerine Petkim den Tam Destek Geleceğin Mühendislerine Petkim den Tam Destek İzmir in en genç üniversitesi olan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi olarak sektörün önde gelen sanayi kuruluşlarıyla işbirliği çalışmalarına

Detaylı

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı. Okullarda garip şeyler oluyor İstanbul, 8 Nisan 2014

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı. Okullarda garip şeyler oluyor İstanbul, 8 Nisan 2014 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Okullarda garip şeyler oluyor İstanbul, 8 Nisan 2014 2 Çerçeve Beceriler değişiyor, Türkiye nin eğitim sistemi kaskatı duruyor Talim ve Terbiye Kurulu

Detaylı

YÖNETMELİK. Adıyaman Üniversitesinden: ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM

YÖNETMELİK. Adıyaman Üniversitesinden: ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM 27 Mayıs 2014 SALI Resmî Gazete Sayı : 29012 Adıyaman Üniversitesinden: YÖNETMELİK ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve

Detaylı

LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ 2013

LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ 2013 OECD 2013 EĞİTİM GÖSTERGELERİ RAPORU: NE EKERSEN ONU BİÇERSİN (4) Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 5 Ocak 2014 Geçtiğimiz üç hafta boyunca 2013 OECD Eğitim Göstergeleri

Detaylı