Türkiye de Nüfus ve Nüfus Politikaları: Öngörüler ve Öneriler

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Türkiye de Nüfus ve Nüfus Politikaları: Öngörüler ve Öneriler"

Transkript

1 Türkiye de Nüfus ve Nüfus Politikaları: Öngörüler ve Öneriler Mehmet Ali Eryurt * - Şebnem Beşe Canpolat ** - İsmet Koç *** Özet: Türkiye de yaşanan demografik dönüşüm sürecini dün-bugün-yarın bağlantısı içerisinde ele alan ve bu dönüşümün alt nüfus gruplarında nasıl yaşandığını ortaya koyan bu çalışma, Türkiye de yeni bir nüfus politikasına ihtiyaç duyulup duyulmadığı sorusuna farklı ülke deneyimlerini de dikkate alarak cevap aramaktadır. Türkiye de doğurganlık hızında yaşanacak değişimin nüfus büyüklüğü, yaş dağılımı gibi demografik süreçlere ve eğitim, çalışma hayatı, sosyal güvenlik, sağlık gibi sosyal, ekonomik süreçlere etkisi Birleşmiş Milletler tarafından yapılan nüfus projeksiyonları temel alınarak dört farklı doğurganlık düzeyi senaryosu temelinde incelenmiştir. Çalışma, doğurganlık düzeyini en azından mevcut seviyede tutmak için bugünden başlayarak tedbir alınması gerektiğini belirtmekte ve uygulanması gereken tedbirleri ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Nüfus politikası, doğurganlık, demografik dönüşüm, aile planlaması, Türkiye. Population and Population Policies in Turkey: Predictions and Recommendations Abstract: This study discusses demographic transition process in Turkey within the past-present-future connection, and presents how this transformation took place among sub-population groups. The study attempts, in view of the experiences of different countries, to find an answer to the question of if there is a need for a new population policy. The impact of the change in the fertility rate on demographic processes such as the population size, age distribution and on social and economic processes, such as education, work life, social security, health, have been examined based on the population projections made by the United Nations considering four fertility scenarios. The study argues that in order to keep fertility at least at the current level, measures should promptly be taken, and specifies the measures required to this effect. Key Words: Population policy, fertility, demographic transition, family planning, Turkey. GĠRĠġ Osmanlı İmparatorluğu nun son döneminde İstanbul, İzmir, Bursa gibi öncül kentler aracılığı ile başlayan ve günümüzde de devam eden demografik dönüşüm süreci sonucunda Türkiye nin doğurganlık seviyesi yenilenme seviyesinin hemen üzerinde bir seviye olan 2.16 ya kadar gerilemiştir (TNSA, 2008). Son * Doç. Dr., Hacettepe Üniversitesi, Nüfus Etütleri Enstitüsü, 06410, Samanpazarı/Ankara/Türkiye. ** Dr., Türkiye İstatistik Kurumu, 06100, Yücetepe/Ankara/Türkiye. *** Prof. Dr., Hacettepe Üniversitesi, Nüfus Etütleri Enstitüsü, 06410, Samanpazarı/Ankara/Türkiye. Amme İdaresi Dergisi, Cilt 46, Sayı 4, Aralık 2013, s

2 130 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 46 Sayı 4 kırk yılda gerçekleştirilen demografik araştırmaların gösterdiği demografik eğilimler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Türkiye nin 2000 li yıllardan başlayarak yeni bir demografik rejime girdiği görülmektedir. Cumhuriyet in ilanı ile başlayan ve günümüze kadar devam eden süreçte sosyo-ekonomik alanda ve özellikle son yıllarda anne ve çocuk sağlığı göstergelerinde gözlenen olumlu gelişmeler beş yaş altı çocuk ölümlerinin ve kadın başına düşen doğum sayısının önemli ölçüde azalmasına yol açarak Türkiye yi Demografik Dönüşüm Kuramı nda sözü edilen üçüncü yani son aşamaya taşımıştır. Geldiğimiz noktada (2008) nüfus artış hızı binde 11 e, kadın başına doğum sayısı 2.16 ya, bebek ölüm hızı bin canlı doğumda 17 ye, çocuk nüfusun (<15 yaş) toplam nüfus içindeki payı yüzde 26 ya gerilemiş; nüfusun ortalama yaşı 29 a, yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı yüzde 7 ye, doğuşta yaşam beklentisi ise 74 yıla yükselmiştir (Koç - Eryurt, 2010; Koç ve diğerleri, 2010). Demografik dönüşümün bu aşamasında Türkiye nüfusu artık yüksek doğurganlık ve ölümlülük hızlarına sahip genç bir nüfus olmaktan çıkarak, düşük doğurganlık ve ölümlülük hızlarına sahip ve gittikçe yaşlanan bir nüfusun özelliklerini kazanmaktadır. Bu sürecin bir sonucu olarak özellikle 2000 li yıllarla birlikte Türkiye de yaşanmakta olan demografik dönüşümün yakın gelecekte yaratacağı riskler dikkate alınarak, mevcut eğilimin tersine çevrilmesi gerekliliğinden hareket eden yeni bir nüfus politikası ihtiyacı seslendirilmeye başlanmıştır. Bu ihtiyacı seslendiren politikacıların Türkiye de yaşanmakta olan demografik dönüşümün sonucu olarak ortaya çıkacak riskler arasında en çok nüfusun yaşlanması olgusuna ve bununla birlikte, Batı Avrupa deneyiminden yola çıkılarak doğum sayısının, genç nüfusun ve özellikle işgücü nüfusunun azalmasına vurgu yaptıkları görülmektedir. Geçmişte bugünün gelişmiş ülkelerinin yaşadığı ve günümüzde de Türkiye ile birlikte birçok gelişmekte olan ülkenin yaşamakta olduğu bu dönüşümü Türkiye özelinde ele alan bu çalışmanın birbiri ile ilişkili iki temel amacı bulunmaktadır: (1) Türkiye nin yaşadığı demografik dönüşümü ve bu dönüşümün alt nüfus gruplarında nasıl yaşandığını değerlendirmek; (2) Farklı demografik senaryoların çalışma hayatı, sosyal güvenlik, sağlık ve eğitim alanlarındaki olası etkilerini başka ülke deneyimlerini de dikkate alarak ortaya koymak ve tüm bunların bir sonucu olarak Türkiye nin yeni bir nüfus politikasına ihtiyacı olup olmadığı sorusuna yanıt vermeyi sağlayacak nüfusbilime dayalı bir arka plan sunmak. Bu çalışma, Türkiye de doğurganlık düzeyinin gelecekte hangi seviyede olacağına dair bir öngörü ortaya koyarak ve doğurganlık düzeyini yenilenme seviyesinde tutmak için alınması gereken tedbirleri sıralayarak literatüre katkı yapmaktadır.

3 Türkiye de Nüfus ve Nüfus Politikaları: Öngörüler ve Öneriler 131 TÜRKĠYE NĠN DEMOGRAFĠK DÖNÜġÜMÜ VE NÜFUS POLĠTĠKALARI Türkiye de demografik dönüşüm süreci Cumhuriyet in kuruluşundan çok daha önce Osmanlı İmparatorluğu nun son dönemlerinde başlamıştır. Ancak bu çalışmada, Türkiye nin yaşadığı demografik dönüşüm süreci Cumhuriyet in kuruluşundan itibaren incelenmekte olup, bu süreç pronatalist (doğurganlığı artırıcı) nüfus politikalarının egemen olduğu dönemi, antinatalist (doğurganlığı azaltıcı) politikalara geçiş yapılan dönemi; üçüncü ve son aşama olarak ise antinatalist politikaların yerleşmiş olduğu 1983 ve sonrasındaki dönem olarak üç aşamada incelenmektedir (Şekil 1). 1 Planlı Döneme GeçiĢe Kadar Olan Dönem: Cumhuriyet kurulduğunda, Balkan savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı nda büyük kayıplar vererek oldukça azalmış olan bir nüfus devralınmıştır. Modern Türkiye nin kurulması, ekonomik ve sosyal yaşamın yeniden inşa edilmesi için Cumhuriyet in ilk yıllarında hızlı bir şekilde nüfus artışına ihtiyaç duyulmuştur. Nüfusun bu kadar hayati bir önem taşıması nedeniyle daha Cumhuriyet kurulduktan üç yıl sonra 1926 yılında bugün adı Türkiye İstatistik Kurumu olan Merkezi İstatistik Dairesi kurulmuş, akabinde 1927 yılında ise ilk nüfus sayımı yapılmıştır (Tamer - Bozbeyoğlu, 2004) dönemi, nüfusu artırmayı amaçlayan ve esasen ekonomik kalkınmaya olumlu katkı yapacağı gerekçesiyle savunulan pronatalist politikaların uygulandığı bir dönem olmuştur. 1 Bu bölümde esas olarak bu çalışmanın bazı yazarlarının da katılımı ile daha önce yayınlanmış olan Demografik Geçiş Sürecinde Türkiye (Koç ve Eryurt, 2010) ve Türkiye nin Demografik Dönüşümü (Koç vd., 2010) adlı çalışmalardan faydalanılmıştır.

4 132 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 46 Sayı 4 ġekil 1. Türkiye de Uygulanan Nüfus Politikalarının Rasyoneli ve Dönemsel Olarak Gösterimi Türkiye de uygulanan nüfus politikaları Pronatalist Dönem (PNP) Antinatalist Dönem (ANP) 2008 ve sonrası Yeni bir pronatalist dönem mi? Nüfus artışı ekonomik kalkınmayı destekler merkezli politikalar Ana çocuk sağlığı tartışmaları ve PNPlardan ANPlara geçiş Birinci beş yıllık kalkınma planı ve 1965 nüfus yasası nüfus yasası ve açık politikalar Yeniden inşa dönemi Zımmi politikalar Nüfus artışı ekonomik kalkınma önünde engeldir merkezli zımmi politikalar AÇS-AP merkezli açık politikalar Hıfzısıhha Kanunu ile açık politikalara geçiş Zımmi politikalardan açık politikalara ana çocuk sağlığı merkezli geçiş tartışmaları Nüfusun yaşlanması merkezli yeni bir pronatalist politikasına geçiş tartışmaları Kaynak: Yazarlar tarafından oluşturulmuştur. Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, pronatalist nüfus politikalarının ilk resmi belgesi niteliğindedir. Bu kanunun 152. maddesi ile gebeliğe engel olacak ya da çocuk düşürmeye yarayacak her türlü araç ve gerecin ithali, dağıtımı ve satışı yasaklanmıştır (Cillov, 1974; Levine - Üner, 1978; Peker, 1983; Franz, 1994). Buna paralel olarak, 1926 tarihli Türk Ceza Kanunu nunda kürtaj ve çocuk yapmaya engel olacak diğer uygulamalar ağır ceza kapsamına alınmıştır. Türk Ceza Kanunu nda kürtaja ilişkin maddeleri içeren kısmın başlığı eski yasada Kasden Çocuk Düşürmek ve Düşürtmek Cürümleri iken, 1936 da bu kısmın başlığı Irkın Tümlüğü ve Sağlığı Aleyhine Cürümler olarak değiştirilmiştir (Levine - Üner, 1978; Peker, 1983; Franz, 1994; TÜSİAD, 1999). Bu uygulamaları tamamlayan bir diğer uygulama 1926 da kabul edilen Türk Medeni Kanunu ile erkekler ve kadınlar için belirlenen asgari evlilik yaşlarının (sırası ile 18 yaş ve 17 yaş), 1938 yılında kabul edilen 3453 sayılı Yasayla erkekler için 17 ye, kadınlar için ise 15 e indirilmesi olmuştur.

5 Türkiye de Nüfus ve Nüfus Politikaları: Öngörüler ve Öneriler 133 ġekil 2. Türkiye de Kaba Doğum, Kaba Ölüm ve Doğal Nüfus ArtıĢ Hızlarının DeğiĢimi Kaynak: Koç ve diğerleri, Savaş yıllarındaki demografik kaybın telafisine dönük bu gelişmeler sonucunda, ilk evlilik yaşında küçük bir düşüş, doğurganlık hızlarında ise artış yaşanmıştır ile 1940 arasındaki dönemde kaba doğum hızı binde 40-45; kaba ölüm hızı ise binde 15 olmuştur. Bu gelişmeler sonucunda nüfusun doğal artış hızı binde seviyelerine yükselmiştir (Şekil 2). Bu dönem, iç göç açısından durağanlığın yaşandığı bir dönemdir. Doğurganlık ve ölümlülükte eğilimin kısmen tersine çevrildiği İkinci Dünya Savaşı yıllarına ait ara dönemde pronatalist nüfus politikalarının uygulanmasına devam edilmesine rağmen nüfus artışında önemli bir durağanlaşma görülmüştür. Yetişkin çağdaki çok sayıda erkeğin silah altına alınması nedeniyle, bu dönemde evlilikler ve doğumlar ertelenmiş, doğurganlık hızları düşmüştür. Seferberlik durumu nedeniyle sağlık koşullarının kötüleşmesi de ölüm oranlarını etkilemiş ve kaba ölüm hızı binde 30 lara kadar yükselmiştir (Üner, 1984). Türkiye nin nüfus büyüklüğü, 1923 ve 1955 yılları arasında 13 milyondan 24 milyona yükselerek neredeyse ikiye katlanmıştır. Toplam doğurganlık hızı kadın başına 5.5 doğumdan 7.0 doğuma yükselmiş ve 1960 lı yıllara kadar 6-7 doğum seviyesinde kalmıştır. Pronatalist nüfus politikalarının sıkı bir şekilde

6 134 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 46 Sayı 4 uygulandığı bu dönemin sonlarına doğru özellikle anne ve çocuk sağlığını temel alan itirazların güçlenmesinin bir sonucu olarak, pronatalist politikalarda kısmi gevşemeler görülmüştür. Aile Planlaması Kavramının Anayasaya Girmesine Kadar Olan Dönem: Dönemin ithal ikameci sanayileşme politikasının bir sonucu olarak kentsel sektörler, özellikle de sanayi sektörü artık daha fazla işgücüne ihtiyaç duyar hale gelmiştir. Bu dönemde, eğitim ve sağlık gibi sosyal hizmetlerde sağlanan iyileşmeler kentlerin çekiciliğini artırmış; ulaşımda sağlanan gelişmeler göç sürecine ivme kazandırmıştır. Sonuçta bu dönemin başında hızlanan kentleşme dönemin sonuna doğru, 1980 li yılların başında, yüzde 45 seviyesine yükselmiştir. Hızlı nüfus artışının da bir sonucu olarak ortaya çıkan çarpık kentleşme, işsizlik, ekonomik durgunluk gibi sorunlar 1950 li yıllarla birlikte Türkiye de o döneme kadar uygulanan pronatalist nüfus politikalarının sorgulanmasına yol açmıştır yılında kurulan Devlet Planlama Teşkilatı, Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı nda ( ) ilk defa hızlı nüfus artışının yarattığı sorunlara vurgu yapmıştır (DPT, 1963). Bu döneme kadar uygulanan pronatalist nüfus politikalarına yönelik eleştirilerin Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı nda yer almasının ardından, 10 Nisan 1965 tarihinde kabul edilen, 557 Sayılı Nüfus Planlaması Hakkındaki Kanun, Türkiye deki nüfus politikalarında bir dönüm noktasına işaret etmektedir. Bu kanun Türkiye de pronatalist politikalardan antinatalist politikalara geçişin resmi belgesi niteliğindedir. Bu kanun ile gebeliği önleyici yöntemlerin ithalini, satışını ve kullanımını yasaklayan 1936 tarihli Umumi Hıfzıssıhha Kanunu nun ilgili hükümleri kaldırılmıştır. Gebeliği önleyici yöntemlerin ithali, dağıtımı ve satışı artık cezai yaptırım gerektiren bir fiil olmaktan çıkmıştır. Bu dönemin nüfus politikalarının temel amacı, gebeliği önleyici yöntem kullanımını yaygınlaştırarak doğurganlığı, sağlık hizmetlerini iyileştirerek ölüm hızlarını düşürmek ve Türkiye den yurt dışına işgücü göçünü teşvik ederek işsizlik baskısını hafifletmek olmuştur. Doğurganlık hızının önemli ölçüde düşmesi ile kendini gösteren demografik dönüşümün ikinci aşamasının başlangıcında Türkiye de nüfus artış hızı binde 28 ile en yüksek düzeyine ulaşmıştır (Şekil 2). Bu dönemde doğurganlık hızında gözlenen azalma, daha önceden düşmeye başlayan ölüm hızındaki azalmanın gerisinde kaldığı için nüfus artışı devam etmiştir. Bu nedenle, 1955 ve 1985 yılları arasında nüfus yine ikiye katlanmış ve 24 milyondan 51 milyona yükselmiştir. Bu dönemde kentsel alanlarda yaşayan nüfusta iç göçün etkisi ile hızlı bir artış meydana gelmiştir (İçduygu - Sirkeci, 1998). Dönemin bir diğer önemli göç hareketi, 1960 ların başı ile 1970 lerin sonu arasında yoğunlaşan yurt dışına iş-

7 Türkiye de Nüfus ve Nüfus Politikaları: Öngörüler ve Öneriler 135 gücü göçüdür. Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı nda yurt dışına işgücü göçü, işsizliği azaltma ve işçi dövizi akışı sağlama bağlamında önemli bir kalkınma stratejisi olarak görülmüştür (DPT, 1963). Demografik dönüşümün ikinci aşamasında özellikle kırdan kente göçün etkisiyle kırsal nüfus da demografik dönüşüm sürecine dâhil olmuş ve demografik dönüşüm ülke geneline yayılmaya başlamıştır. Yaşanan ekonomik ve sosyal değişimler çocuğa olan talebi azaltmış, geleneksel geniş aile yapısı çözülmeye başlamış ve onun yerini yavaş yavaş çekirdek aile normu almaya başlamıştır. Doğurganlığın Yenilenme Düzeyine DüĢmesine Kadar Olan Dönem: Bu dönemde, aile planlaması kavramı, 1980 askeri darbesinin ardından hazırlanan Anayasa da kendisine yer bulmuştur Anayasa sının 41. maddesinin ikinci fıkrasında Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar vurgusu yapılmıştır. Anayasa nın kabul edilmesinin üzerinden altı ay geçmeden, Mayıs 1983 te, antinatalist politikalar içeren birinci nüfus planlaması hakkındaki kanun revize edilmiş ve daha liberal ve kapsamlı bir kanun olan 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun kabul edilmiştir. Bu Yasanın 5. maddesine göre gebeliğin 10. haftasına kadar olan gebeliklerin istemli düşük ile sonlandırılması; 4. maddesine göre ise hem kadınlar hem de erkekler için sterilizasyon yapılması yasal hale gelmiştir. Aynı Yasanın 3. maddesi ise doktorların yanı sıra eğitimli hemşire ve ebelerin de rahim içi araç uygulaması yapabilmesine imkân sağlamıştır Nüfus Yasası, getirdiği birçok yeniliğin yanında, Türkiye nin merkezinde temin edicinin bulunduğu arz merkezli aile planlaması programlarını terkederek merkezinde kullanıcının bulunduğu talep merkezli bir aile planlaması programına geçtiğini göstermektedir. Bu yeni politika biçiminin bir sonucu olarak Türkiye de özellikle gebeliği önleyici modern yöntemlere olan talep artmış ve yöntem kullanımı 1990 lı yıllarda yüzde seviyesine; 2000 li yıllarda ise yüzde seviyesine yükselmiştir. Gebeliği önleyici modern yöntemlere olan talebin artmasında 1983 Nüfus Yasası nın etkisinin yanısıra, 1985 yılında kurulan Türkiye Aile Planlaması ve Sağlığı Vakfı (TAPV) nın ve yine bu dönemde kurulan diğer sivil toplum kuruluşlarının (İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı (İKGV), Willows Foundation) yürüttüğü faaliyetlerin ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) gibi uluslararası kuruluşların bu faaliyetlere yaptıkları mali desteklerin katkısı olmuştur (Tomruk, 2009). Bu dönemde doğurganlık ve ölümlülük hızlarındaki aşağı yönlü hareket devam etmiştir. Dönemin ayırt edici özelliği nüfus artış hızının da artık düşmeye başlamış olmasıdır. Nüfus artış hızı, döneminde yurt dışından olan göçe rağmen binde 22 seviyesine gerilemiştir (Şekil 2). Bu dönemin göçünün en

8 136 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 46 Sayı 4 temel özelliği, kentten-kente olan göçün iç göç akımları içerisindeki ağırlığının artması ve yurt-dışına göçün coğrafi hedefinin değişerek Sovyetler Birliği nin dağılması ile oluşan ülkelere ve petrol üreten Arap ülkelerine yönelmesi olmuştur (İçduygu - Sirkeci, 1998). Sosyo-Ekonomik Grupların Doğurganlık Seviyesindeki FarklılaĢmalar Türkiye nin demografik dönüşümünün üçüncü aşamasının tamamlanması için iki koşulun yerine getirilmesi gerekmektedir. Bunlardan birincisi, doğurganlık hızının nüfusun ancak kendini yenileyebileceği seviye olan kadın başına 2.1 doğumun da altına düşmesi; ikincisi ise nüfus artışının sona ermesidir. Genellikle bu iki koşul eş zamanlı olarak gerçekleşmemektedir. 2 TNSA-2008 in sonuçlarına göre Türkiye deki doğurganlık hızı yenilenme seviyesinin hemen üzerindeki bir seviyeye kadar (2.16) düşmüş durumdadır. Türkiye nin yaşadığı demografik dönüşüm süreci alt nüfus gruplarında homojen bir şekilde değil, heterojen bir şekilde yaşanmaktadır. Bu süreçte bazı alt nüfus gruplarında doğurganlık düzeyi 1.5 çocuğun altına düşerken, diğer bazı alt nüfus gruplarında halen 3 çocuğun bile üzerindedir. TNSA-2008 sonuçları, kentsel yerleşim yerleri ile Batı, Kuzey ve Orta Anadolu bölgelerinin demografik dönüşüm sürecini tamamlamakta olduklarını, doğurganlık düzeylerinin yenilenme düzeyi olan 2.1 çocuğun altına düştüğünü; kırsal yerleşim yerleri ile Doğu bölgesinin ise henüz demografik dönüşüm sürecinin son aşamasına ulaşamadıklarını göstermektedir 3. Özellikle kırsal yerleşim yerleri ve Doğu Bölgesi nin bugünkü demografik yapısının Türkiye nin 1980 lerdeki demografik yapısı ile benzerlik göstermesi, Türkiye de halen farklı demografik rejimlerin mevcut olduğunu ve henüz tam bir demografik yakınsamanın gerçekleşmediğini göstermektedir (Şekil 3). Şekil 3 de görüldüğü gibi, alt nüfus gruplarının önemli bir bölümü doğurganlık seviyelerini 2 çocuğun altına çekerek, doğurganlık dönüşümünü tamamlamışlardır. Sosyal güvenceli bir işte çalışanlarda, refah düzeyi en yüksek hanelerde yaşayanlarda, lise ve üzeri eğitime sahip olanlarda toplam doğurganlık hızları 1.5 çocuğun da altına düşmüştür. Toplam doğum sayısındaki payı sınırlı olan (yüzde 15) bu grubun sisteme entegre olmuş bir nüfus olduğu görülmektedir. 2 Doğurganlık seviyesi yenilenme düzeyine düştükten sonra bile doğurganlığın yüksek olduğu dönemlerde nüfusa dâhil olan kuşaklar doğurganlık çağından çıkana kadar nüfus artış hızı azalarak da olsa nüfus bir süre daha artmaya devam etmektedir. Türkiye de bugün yaşanmakta olan süreç bu durumun bir ifadesi niteliğindedir. 3 Türkiye de demografik dönüşümün bir parçası olarak yaşanan doğurganlık dönüşümü sürecinin alt nüfus gruplarında nasıl farklılaştığına ilişkin kapsamlı bilgilere Eryurt, Adalı ve Şahin, 2010 çalışmasından ulaşılabilir.

9 Türkiye de Nüfus ve Nüfus Politikaları: Öngörüler ve Öneriler 137 Doğurganlık dönüşümünü biraz daha gecikmeli olarak yaşayan alt-nüfus gruplarının, Kuzey, Güney ve Orta Anadolu bölgelerinin de doğurganlık seviyelerinin 2 ye çok yakın olduğu görülmektedir. Doğurganlık seviyesi arasında olan bu grubun doğumların yaklaşık olarak yüzde 44 ünü gerçekleştirdiği görülmektedir. ġekil 3. SeçilmiĢ Alt-Nüfus Gruplarında Doğurganlık Düzeyleri, 2008 Çalışıyor, sosyal güvenceli En yüksek refah düzeyi TDH < Doğumların yaklaşık yüzde 15 i Lise ve üzeri 1.47 Çalışıyor, sosyal güvencesiz 1.64 Yüksek refah düzeyi 1.70 Batı Anadolu Türkçe İlköğretim ikinci kademe Kent TDH = Doğumların yaklaşık yüzde 17 si Kuzey Anadolu Güney Anadolu Orta refah düzeyi 2.15 TÜRKİYE 2.16 Orta Anadolu Düşük refah düzeyi Diğer anadil TDH = Doğumların yaklaşık yüzde 44 ü Çalışmıyor 2.54 İlköğretim birinci kademe 2.56 Kır 2.71 Doğu Anadolu Eğitimi yok/ilkokulu bitirmemiş En düşük refah düzeyi TDH > Doğumların yaklaşık yüzde 24 ü Kürtçe 3.42 Kaynak: Eryurt, vd., Doğurganlık dönüşümünü en gecikmeli olarak yaşayan gruplar -ki bunlar aynı zamanda sisteme entegrasyonu en az olan gruplardır- Doğu bölgesi, hiç eğitimi olmayan veya ilkokulu bile bitirmemiş olanlar, en düşük refah düzeyindeki hanelerde yaşayanlar ve anadili Kürtçe olanlardır. Bu grupların sahip oldukları ortalama doğum sayısı 3 çocuğun üzerindedir. Türkiye genelinde doğurganlık düzeyinin 1980 li yılların ilk yarısında 3 çocuğun altına düştüğü göz

10 138 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 46 Sayı 4 önünde tutulursa bu grupların doğurganlık dönüşümünü ne kadar gecikmeli olarak yaşadıkları daha iyi anlaşılacaktır. ĠKĠNCĠ PRONATALĠST DÖNEME DAĠR ÖNGÖRÜLER VE ÖNERĠLER Türkiye de doğurganlık düzeyinin 2 çocuğa kadar düşmesi ve daha da düşmeye devam etme eğilimi göstermesi nedeniyle meydana gelecek nüfus yapısının yaratacağı muhtemel riskler kamuoyunda tartışılmaya başlanmıştır (Alper, vd., 2012; Sayan, 2012). Türkiye de politika değişikliği gücünü elinde bulunduran siyasi iktidar yeniden 1960 lı yıllara kadar uygulanmakta olan doğurganlığı artırıcı politikalara dönüş işareti veren bir söyleme sahip olmuştur. Nüfus ile ilgili akademik toplantılarda, konferanslarda demograflara en çok yönlendirilen sorulardan bir tanesi bu yeni söylem in yeni bir nüfus politikası anlamına gelip gelmediğidir. Bu soruya cevap verebilmek için öncelikle nüfus politikası kavramına kısaca değinmekte fayda vardır. Farklı şekillerde tanımlanabilen Nüfus Politikası kavramı; bir tanıma göre, hükümetlerin nüfusun büyüklüğünü, artışını, azalışını, komposizyonunu ya da dağılımını etkilemek için aldıkları tedbirler bütünü ; bir başka tanıma göre ise ulusal hükümetlerin üç temel demografik değişken olan doğum, ölüm ve göç süreçlerini etkilemek için bilinçli olarak gerçekleştirdikleri eşgüdümlü eylemler bütünü dür. Birleşmiş Milletler ise, nüfus politikasını devletlerin ekonomik, sosyal, demografik, siyasal ve diğer ulusal hedeflere ulaşılmak için nüfusun büyüklüğünü, artışını, coğrafi dağılımını ve özelliklerini etkileme ve yönlendirme süreci olarak tanımlamaktadır (Peker, 1983; Demeny, 2003; BM, 1994). Nüfus politikalarının amacının üç temel demografik değişken olan doğurganlık, ölümlülük ve göç süreçleri üzerinde etkide bulunmak olmasına karşın, nüfus politikalarının uygulamada genellikle doğurganlık seviyesini ve örüntüsünü etkilemek üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bunun nedeni, ölüm hızlarını artırmak ya da sınır-ötesi göçleri teşvik etmek gibi politika seçeneklerinin etik/siyasal nedenlerle uygulanabilecek politika tedbirleri olmamasıdır. Bu nedenle, nüfus politikalarının doğurganlığı artırıcı (pronatalist) ya da doğurganlığı azaltıcı (antinatalist) politikalar aracılığı ile mevcut demografik yapıya yön vermeye çalıştığı görülmektedir. Uygulamada nüfus politikaları, doğrudan nüfus politikası ya da dolaylı nüfus politikası biçimlerinde görülebilir. Doğrudan (explicit) nüfus politikaları siyasal gücü elinde bulunduran mercilerin ülkenin demografik yapısını doğrudan değiştirmeye yönelik tüm yasal düzenlemelerini 4 içine almaktadır. Dolaylı (implicit) nüfus politikaları, doğrudan demografik yapıyı etkilemek amacıyla oluşturul- 4 Bu kapsamda, 1965 Nüfus Yasası, 1983 Nüfus Yasaları, 1930 tarihli Hıfzıssıhha Kanunu, 1963 yılından başlayarak hazırlanan 5-Yıllık Kalkınma Planları vb. resmi dökümanlar yer almaktadır.

11 Türkiye de Nüfus ve Nüfus Politikaları: Öngörüler ve Öneriler 139 mayan ancak tesadüfen demografik yapı üzerinde etkide bulunan tüm yasal düzenlemeleri 5 içermektedir. Nüfus politikaları dahil tüm politikaları (policies) siyaset (politics) kurumu ve bu kurum içinde yer alan siyasetçiler belirlemektedir. Nüfus politikalarını oluşturma süreci ile siyasal süreçler arasındaki yakın ilişkileri dikkate alan Birleşmiş Milletler, siyasal gücü elinde bulunduran mercilerin demografik yapıya yön vermek amacını güden sözel açıklamalarının da doğrudan nüfus politikası olarak değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapmaktadır. Bu kapsamda, 1980 li yıllarda önce Devlet Başkanı sonra da Cumhurbaşkanı olarak yaptığı konuşmalarda İki Çocuk Yeter mesajını veren Kenan Evren nin (Peker, 1983; Franz, 1994); gerekse de günümüzde yaptığı konuşmalarda En Az Üç Çocuk mesajını veren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın sözlü ifadelerinin (Hürriyet, 7 Mart 2008; Milliyet, 2 Ocak 2013) siyasal gücü elinde bulunduran mercilerin beyan ettikleri doğrudan nüfus politikası olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Türkiye de Doğurganlık DeğiĢimi Gelecekte Hangi Yönde Seyredecektir? Doğurganlık hızında yaşanacak değişimin nüfus büyüklüğüne, yaş dağılımına ve diğer demografik süreçlere etkisini Birleşmiş Milletler tarafından yapılan nüfus projeksiyonlarını temel alarak dört farklı senaryo 6 temelinde incelemek mümkündür (Tablo 1). Orta düzey doğurganlık senaryosu 2050 yılında toplam doğurganlık hızının (TDH) 1.69 a düşeceğini, varsaymaktadır. Yüksek doğurganlık senaryosu 2050 yılında toplam doğurganlık hızının, orta düzey doğurganlık senaryosuna göre 0.5 çocuk fazla, düşük doğurganlık senaryosu ise 0.5 çocuk daha az olacağını varsaymaktadır. Sabit doğurganlık senaryosu ise periyodunda 2.16 olan toplam doğurganlık hızının 2050 yılında da 2.16 olarak kalacağını öngörmektedir (Birleşmiş Milletler, 2011). Doğurganlıkta artış öngören yüksek doğurganlık senaryosuna ve mevcut doğurganlık düzeyinin sabit kalacağını öngören senaryoya göre 2050 yılında Türkiye nüfusu 100 milyonun üzerine çıkmaktadır. Doğurganlığın azalacağını öngören diğer iki senaryoda ise doğurganlık düzeyinin ne kadar düştüğüne bağlı olarak nüfus 79 milyon ile 91 milyon arasında değişkenlik göstermektedir. Nüfusun yaş kompozisyonu da senaryolara göre önemli farklılıklar göstermektedir yılında nüfusun yüzde 26 sı 0-14 yaş grubunda iken, 2050 yılında 15 yaş altındaki nüfusun toplam nüfus içindeki payı tüm senaryolarda düşmektedir. Öyle ki doğurgalık düzeyinin sabit kalacağını ve artacağını öngö- 5 Bu kapsamda, öğretim yılından itibaren zorunlu eğitim süresini 5 yıldan 8 yıla çıkaran yasal düzenleme örnek olarak verilebilir. Bu yasanın, demografik yapı üzerinde etkide bulunma gibi bir amacı olmamasına karşın, uygulamada ilk evlenme yaşı ve dolayısı ile ilk doğum yaşını artırıcı bir etkisi olmuştur (Kırdar, Dayıoğlu ve Koç, 2010). 6 Senaryolarda ölümlülük ve göç varsayımları aynı kalmakta, sadece doğurganlık varsayımları farklılaşmaktadır.

12 140 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 46 Sayı 4 ren senaryolarda yüzde 20 seviyesine düşen genç nüfus payı, doğurganlıkta azalma öngören senaryolarda yüzde 11 e kadar düşmektedir yılı itibarı ile yüzde 68 seviyesinde olan çalışma çağındaki nüfusun payı ise senaryolar arasında büyük farklılık göstermemekte, yüzde 62 ile yüzde 66 arasında değerler almaktadır. Günümüzde yüzde 6 civarında olan yaşlı (65 ve üzeri yaş) nüfusun payı ise 2050 yılında yüksek doğurganlık senaryosuna göre yüzde 17 seviyesine, düşük doğurganlık senaryosuna göre ise yüzde 23 e çıkmaktadır (Tablo 1). Tablo 1. Farklı Doğurganlık Senaryolarına Göre Türkiye Nüfusu Orta düzey doğurganlık TDH <15 (%) (%) (%) Toplam nüfus (bin) Yüksek doğurganlık TDH <15 (%) (%) (%) Toplam nüfus (bin) DüĢük doğurganlık TDH <15 (%) (%) (%) Toplam nüfus (bin) Sabit doğurganlık TDH <15 (%) (%) (%) Toplam nüfus (bin) Kaynak: Birleşmiş Milletler, 2012 Doğurganlık Senaryolarının Geçerliliklerine ĠliĢkin Değerlendirme Mevcut doğurganlık eğiliminin ve sosyal yapının devam etmesi durumunda bu senaryolardan hangisinin gerçekleşmesi daha muhtemeldir sorusuna cevap bulmak için Türkiye nin yaşadığı demografik dönüşüm, bu dönüşümü daha önce yaşayan gelişmiş ülkelerle ve Türkiye ye yapısal benzerliği olan ülkelerle karşılaştırılmış, sosyo-ekonomik gelişmeler ve ilgili Nüfus ve Sağlık Araştırmaları sonuçları da dikkate alınarak aşağıda yer alan tespitlere ulaşılmıştır: 1. Türkiye nin yaşadığı demografik dönüşüm sürecini daha önce yaşayan gelişmiş ülkelerde günümüzdeki doğurganlık seviyesi aralığındadır. Avrupa Birliği üyesi olan 21 ülkenin ortalaması 1.62; OECD üyesi 34 ülke-

13 Türkiye de Nüfus ve Nüfus Politikaları: Öngörüler ve Öneriler 141 nin toplam doğurganlık hızı ortalaması ise 1.74 tür. Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri açısından Türkiye ile daha fazla benzerliği olan İspanya, İtalya, Portekiz, Yunanistan gibi Güney Avrupa ülkelerinin tamamında toplam doğurganlık hızının seviyesinde olduğu görülmektedir (Tablo 2). Nüfusunun hemen tamamının müslüman olmasının Türkiye yi bu ülkelerden ayrıştırdığı, bu nedenle doğurganlık hızında gözlenen değişimin bu ülkelere benzemeyeceği düşünülebilir. Ancak, toplam doğurganlık hızının Kuveyt (2.32), Tunus (2.04) gibi Arap ülkelerinde 2000 li yılların ortalarından itibaren doğurganlıkta yenilenme seviyesi olan 2.1 e kadar gerilediği; İran İslam Cumhuriyeti nde ise yenilenme seviyesinin de altına inerek 1.77 olduğu unutulmamalıdır (Birleşmiş Milletler, 2011) 2. Daha önce de vurgulandığı gibi, ülkelerin refah seviyeleri ile doğurganlık seviyeleri arasında çok yakın bir ilişki söz konusudur. Bu ilişkide genel eğilim, refah seviyesi arttıkça doğurganlık seviyesinde önemi bir azalma meydana gelmesi şeklindedir. Bu nedenle, Türkiye deki mevcut ekonomik gelişme eğiliminin gelecekte de en az bu seviyede devam etme potansiyeli göz önüne alındığında, doğurganlık seviyesindeki mevcut azalma eğiliminin aynı şekilde devam edeceği öngörülebilir. 3. Türkiye de doğurganlık seviyesindeki azalma, 1950 li yıllardan beri kesintisiz bir şekilde devam etmektedir. Bu azalma eğiliminin doğrusal olarak devam edeceği varsayımı ile matematiksel olarak modellenmesi durumunda, Türkiye deki toplam doğurganlık hızının 2025 te 1.8 e; 2050 de ise 1.6 ya kadar düşebileceği görülmektedir. 4. TNSA-2008 sonuçları, kentsel alanlarda yaşayan en az ortaöğrenime sahip olan kadınların toplam doğurganlık hızlarının seviyesinde olduğunu göstermektedir. Türkiye de kentsel alanlarda yaşayan ve en az ortaöğretime sahip kadınların oranının hızlı bir şekilde artması, diğer taraftan toplumun geri kalanının doğurganlık seviyesinin doğurganlık değişiminde öncü rol oynayan bu grubun doğurganlık seviyesine yakınsaması sonucunda ülke genelinde doğurganlık seviyesinin orta düzey doğurganlık senaryosunda öngörülen 1.69 seviyesinin altına düşmesi beklenebilir. 5. Türkiye de yaşanan doğurganlık dönüşümü süreci farklı sosyo-demografik gruplarda aynı şekilde yaşanmamıştır. Hızlı bir yakınsama süreci yaşanmasına karşın, halen alt-nüfus gruplarındaki doğurganlık seviyesi ve örüntüsü önemli farklılıklar göstermektedir. Türkiye de kadınların yaklaşık dörtte üçünün doğurganlık hızı 3 ün altında; dörtte birinin ise 3 ün üzerindedir. Bu anlamda, doğurganlık seviyesi halen üçün üzerinde olan Doğu Anadolu bölgesinde yaşayan, eğitimsiz, anadili Kürtçe olan, yoksul hanelerde yaşayan kadınların sahip oldukları doğurganlık hızları önemli bir azalma potansiyeli-

14 142 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 46 Sayı 4 ne sahiptir. Demografik dönüşüm sürecinde kaçınılmaz olarak gerçekleşmesi beklenen bu yakınsama ile ülke genelindeki doğurganlık seviyesi 1.6 ya kadar düşebilecektir. 6. Türkiye genelinde iki çocuklu aile normunun büyük ölçüde oturduğu görülmektedir. TNSA-2008 sonuçlarına göre, kadınların yüzde 51 i ideal çocuk sayısını 2 olarak belirtmiştir. Bu oran genç doğum kuşaklarındaki kadınlar arasında yüzde 60 lara kadar yükselmektedir. Türkiye de iki çocuklu aile normunun dışında, yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan ve giderek yerleşen bir başka gelişme de tek çocuklu aile normudur. Son on yılda, ideal çocuk sayısının 0 ya da 1 olarak beyan eden kadınların oranının yüzde 6 dan yüzde 10 a yükseldiği görülmektedir. Bu oran, Türkiye de hızlı bir şekilde artma eğiliminde olan kentsel alanlarda yaşayan en az ortaöğretime sahip kadınlar arasında yüzde 18 lere kadar yükselmektedir. Türkiye de ideal çocuk sayısı ile mevcut çocuk sayısı arasındaki makasın kapanma eğiliminde olduğu ve ikiden az sayıda çocuk sahibi olma düşüncesinde olan kadınların oranınındaki artma eğilimi birlikte düşünüldüğünde, Türkiye deki mevcut doğurganlık seviyesinin doğal seyrinin azalma yönünde olacağını söyleyebiliriz. Yukarıdaki tespitler değerlendirildiğinde doğurganlık senaryoları arasından gerçekleşmesi en olası senaryonun, 2050 yılı itibarı ile doğurganlık düzeyinin 1.69 çocuğa düşeceğini öngören orta düzey doğurganlık senaryosu olduğunu söyleyebiliriz. DOĞURGANLIK DÜZEYĠNĠN EĞĠTĠM, ÇALIġMA, SOSYAL GÜVENLĠK VE SAĞLIK SĠSTEMLERĠ ÜZERĠNDEKĠ ETKĠLERĠ Kavak (2010) tarafından yayınlanan 2050 ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Eğitim Sistemine Bakış adlı çalışmada döneminde, okul çağı nüfusunun toplam nüfus içerisindeki payının azalması beklendiği belirtilmekte ve bu azalmanın zamanla örgün eğitim sistemi üzerindeki demografik baskının hafiflemesini sağlayarak eğitimin yaygınlaştırılmasına ve niteliğinin artırılmasına olanak tanıyacağı ifade edilmektedir. Örgün eğitim sistemi üzerinde demografik baskının giderek azalması, örgün eğitimin yaygınlaştırılması, kadın ve erkek nüfus arasındaki eğitim düzeyi farklılığının ve bölgesel farklılıkların giderilmesi ve mevcut eğitim sisteminin bilgi toplumu çağına uygun olacak şekilde modernize edilebilmesi için bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte okul çağı nüfusunun toplam nüfus içindeki payının azalması, eğitim politikalarının oluşturulmasında yaşlanan ülke profiline uygun olarak yetişkin nüfusun yaşam boyu öğrenme taleplerinin karşılanmasını, eğitim harcalamaları ile ilgili yeni değerlendirmeler yapılmasını ve eğitim alt yapısının bu ihtiyaçları da karşılayacak şekilde güçlendirilmesini de gerektirmektedir. Bu alanda yapılan bazı çalışmalarda (TUSİAD, 1990; Kavak, 2010) belirtildiği gibi, okul çağı nüfusu-

15 Türkiye de Nüfus ve Nüfus Politikaları: Öngörüler ve Öneriler 143 nun sayısal ve oransal olarak azalması göç alan büyük kentlerdeki yoksul gecekondu mahallelerindeki okullardan başlayarak, kalabalık sınıflar, ikili eğitim, ders araç ve gereçlerinin yetersizliği, öğretmen sayısının azlığı ve okul başarısı gibi sorunların da kalıcı olarak çözüme kavuşturulmasında bir fırsat olarak kullanılabilir. Nüfus projeksiyonları çalışma çağı nüfusu açısından, geçmişte doğurganlığın yüksek olduğu dönemlerde nüfusa dahil olan kuşakların çalışma çağı nüfusuna girmeleri nedeniyle yakın dönemde bir sorun yaşanmayacağını göstermektedir. Günümüzde yüzde 68 olan çalışma çağı nüfusunun payı orta doğurganlık düzeyi senaryosunda 2050 yılında yüzde 64 e düşmektedir. Ancak 2050 sonrasında, doğurganlığın yüksek olduğu dönemlerde nüfusa dahil olan kuşakların erimesi ile birlikte çalışma çağı nüfusunun payında da bir azalma söz konusu olacaktır. Yaşlı nüfusun payı ise sürekli bir biçimde artacak ve 2050 yılında, orta doğurganlık senaryosuna göre her beş kişiden birisi yaşlı olacaktır. Yaşlı nüfus başına düşen çalışan sayısını ifade eden potansiyel destek oranı değerlendirildiğinde ise günümüzde 11 çalışan başına bir yaşlı düşer iken 2050 yılında orta düzey doğurganlık senaryosuna göre 3 çalışan başına bir yaşlı düşecektir. Yaşlı nüfusun payındaki artış, en önemli etkisini sosyal güvenlik alanında gösterecektir. Sayısal büyüklük olarak ifade edecek olursak 2050 yılında Türkiye de yaklaşık 18 milyon yaşlı olacaktır. Bu sayı, pek çok Avrupa ülkesinin nüfusundan daha fazladır. Yaş kompozisyonunda yaşanan bu değişim, çalışan ve sigorta primlerini ödeyen aktif sigortalılar ile emekli olmuş olan pasif sigortalılar arasındaki dengeyi de bozacaktır. Dünya da dört aktif sigortalının bir pasif sigortalının maaşını ödediği sistem ideal ve sürdürülebilir olarak kabul edilmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu nun rakamlarına göre 2010 yılında bile aktif/pasif oranı 1.84 tür. Gerekli tedbirler alınmadığı takdirde yaş kompozisyonunun da değişmesi ile birlikte bu denge daha da bozulacaktır. Nüfusun yaş kompozisyonunun değişmesinin, yaşlı nüfusun payının artmasının, sağlık sistemi üzerinde de önemli etkileri olacaktır. Yaşlılıkla beraber pekçok hastalığın görülme sıklığının artması nedeniyle sağlık alanına yapılan harcamalar da artacaktır. Yaşlı nüfusun artışı, kalp hastalığı, hipertansiyon, diabet, astım, kronik akciğer hastalıkları gibi kronik hastalıklardaki artışı da beraberinde getirecektir yılında Sağlık Bakanlığı ve Başkent Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen Hastalık Yükü Çalışması nda 60 yaş ve üzeri nüfusta hastalık yükü en fazla olan 10 hastalığın 9 unun kronik hastalıklar olduğu saptanmıştır. Kronik hastalıkların sağlık sistemine olan yükleri bilinmektedir. Sağlık harcamalarının büyük çoğunluğunun kronik hastalıkları olan nüfusa yapıldığı gözönünde tutulduğunda ileride sağlık harcamalarında büyük artış olacağı açıktır, sağlık sisteminin kronik hastalıklarla uyumlu hale gelmesi gerekmektedir.

16 144 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 46 Sayı 4 TÜRKĠYE DE DOĞURGANLIK HIZINI DOĞURGANLIKTAKĠ YENĠLENME SEVĠYESĠNDE TUTABĠLMEK ĠÇĠN YAPILABĠLECEK UYGULAMALAR Türkiye açısından mevcut eğilimlerin ve yaklaşımın devam etmesi durumunda gerçekleşmesi en muhtemel olan senaryo (orta düzey doğurganlık senaryosu), içinde bulunduğumuz yüzyılın ortalarından itibaren Türkiye nin ciddi bir demografik krize gireceğine işaret etmektedir. Gelişmiş ülke deneyimlerinin de gösterdiği gibi, mevcut doğurganlık seviyesininin tersine çevrilerek artırılması sadece nüfus politikaları ile değil yaşamın tüm alanlarını kapsayan bütünleşik bir programlar dizisini hayata geçirmekle mümkündür. Üstelik bu süreç, içerdiği aile yardımı, çocuk yardımı, çocuk bakımevleri kurulması, annelik/babalık izni gibi tedbirleri içermesi nedeniyle oldukça maliyetli bir süreçtir. Bu nedenle, eğer Türkiye kendisini bekleyen demografik krize karşı bir tedbir almak istiyorsa mevcut doğurganlık seviyesinin daha da düşmesine engel olacak doğurganlık düzeyini yenilenme düzeyi seviyesinde muhafaza edecek tedbirler almalıdır. Türkiye de doğurganlık hızını, doğurganlıktaki yenilenme seviyesinde tutabilmek için neler yapılması gerektiği üzerinde durmadan önce, demografik kriz sürecini bizden çok daha dramatik bir şekilde yıl önce yaşamış ve halen de yaşamaya devam eden gelişmiş ülkelerin deneyimlerine ve aldıkları tedbirlere, OECD ülkeleri temel alınarak, biraz daha yakından bakılması yararlı olacaktır (Tablo 2). OECD ve Avrupa Birliği Üyesi Ülkeleri Toplam Doğurganlık Hızının DeğiĢimi OECD üyesi ülkelerde toplam doğurganlık hızının değişiminin yer aldığı Tablo 2 incelendiğinde; 2009 yılında OECD üyesi ülkelerin toplam doğurganlık hızının 1.7; Avrupa Birliği ne üye ülkelerin ise 1.6 olduğu ve OECD üyesi ülkeler arasında en düşük doğurganlık seviyesinin 1.15 ile Güney Kore de; en yüksek doğurganlık seviyesinin ise, 2.96 çocuk ile İsrail de olduğu görülmektedir. OECD üyesi ülkelerin 11 inde doğurganlık seviyesi 1.5 in altında; 16 sında 1.5 ile 2.0 çocuk arasında; Türkiye nin de aralarında yer aldığı diğer 7 ülkede ise 2.0 ile 3.0 çocuk arasındadır. OECD ülkelerinde 1960 lı yıllardan bugüne kadar zaman içerisinde yaşanan doğurganlık seviyesinin değişimine baktığımızda (Tablo 2), doğurganlık hızlarındaki en hızlı düşüşün, 1960 yılında doğurganlık hızının 6 nın üzerinde olduğu Meksika, Kore ve Türkiye de gerçekleştiği görülmektedir. Bu ülkelerde kadın başına düşen çocuk sayısı 4 çocuktan fazla azalmıştır. Bu dönemde, en yavaş azalma ise 1960 yılında bile kadın başına ortalama 2-3 çocuğun düştüğü başını İsveç in çektiği ülkelerde gerçekleşmiştir. OECD ülkelerinin 18 inde yarım asırlık süre zarfında doğurganlık seviyesi sadece 1 çocuk azalmıştır.

17 Türkiye de Nüfus ve Nüfus Politikaları: Öngörüler ve Öneriler 145 Avrupa Birliği üyesi ülkelerde döneminde yaşanan ortalama değişim 1 çocuk seviyesinde kalırken, OECD ülkelerindeki ortalama değişim 1.5 çocuk seviyesindedir. OECD ülkelerini toplam doğurganlık hızlarına ve uyguladıkları nüfus politikalarına göre iki gruba ayırmak mümkün gözükmektedir. Daha çok Güney ve Doğu Avrupa ülkelerinin yer aldığı ilk grupta, doğurganlık hızları 1.5 in altında olan ülkeler bulunmaktadır.

18 146 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 46 Sayı 4 Tablo 2. OECD Üyesi Ülkelerde Toplam Doğurganlık Hızının DeğiĢimi, Kaynak: OECD (2010) Ülkeler Toplam Doğurganlık Hızı Değişim Kore Portekiz Macaristan Japonya Almanya Avusturya Polonya İspanya İtalya Slovakya Çek Cumhuriyeti İsviçre Yunanistan Slovenia Lüksemburg Estonya Kanada Hollanda Belçika Danimarka Finlandiya İsveç İngiltere Avustralya Şili Fransa Norveç ABD İrlanda Meksika Türkiye İzlanda Yeni Zelanda İsrail OECD AB OECD AB AB

19 Türkiye de Nüfus ve Nüfus Politikaları: Öngörüler ve Öneriler 147 Doğu Avrupa ülkelerinin siyasal ve tarihsel deneyimleri ile yakın zamanda yaşadıkları rejim değişikliği dikkate alındığında, bu ülkeleri Türkiye den ayrı olarak ele almak gerektiği anlaşılacaktır. Ancak, Güney Avrupa ülkelerinin sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan Türkiye ile büyük benzerlikler içinde olduğu görülmektedir. Bu grupta yer alan ülkelerin doğurganlık seviyesinin, 1980 li yıllara kadar diğer Avrupa ülkelerinden daha yüksek olmasına rağmen, özellikle 1990 lı yıllarda hızlı bir şekilde düştüğü gözlenmiştir. Güney Avrupa ülkelerinde, diğer Avrupa ülkelerine göre daha geleneksel bir aile yapısının hakim olduğu, kadınların işgücüne katılım oranlarının daha düşük bir seviyede olduğu ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin daha belirgin olarak yaşandığı bir sosyal yapı görülmektedir. Diğer Avrupa ülkelerine göre sosyal devlet uygulamalarının daha sınırlı olduğu bu ülkelerde, çocukların ve yaşlıların bakımında devlet tarafından oluşturulan kurumsal yapılardan ya da desteklerden çok aile ve kadın rol almaktadır. Fransa, Kuzey Avrupa ve Anglo-Sakson ülkelerinin oluşturduğu ikinci gruptaki ülkelerin doğurganlık hızları çocuk arasındadır. Bu ülkeler, Avrupa da 1960 lı ve 1970 li yıllarda doğurganlık hızının önemli ölçüde azaldığı ilk ülkeler arasında yer almalarına karşın, 1980 li yılların başlarından ve daha çok da ortalarından itibaren erken bir aşamada doğurganlık seviyesindeki azalmaya müdahale etmişler ve doğurganlığı artırıcı politikalar uygulamaya başlamışlardır. Hatta, Fransa ve Finlandiya da ilk pronatalist politikalar daha 1970 li yılların sonlarından başlanarak uygulanmıştır (Thevenon, 2011). Bu ülkelerde sosyal devlet, ailelere, çocuklara ve yaşlılara güçlü bir destek vermektedir. Kadınların işgücüne katılım oranlarının çok yüksek olduğu bu ülkelerde (yüzde 70), erkekler ve kadınlar arasında daha eşitlikçi bir sosyal yapı söz konusudur. OECD Ülkelerinde Nüfus Politikalarının DeğiĢimi Fransa ve Kuzey Avrupa ülkelerinin doğurganlık hızlarını, yenilenme seviyesinde ya da bu seviyenin hemen altındaki bir seviyede tutmayı başarmalarının arkasında yatan gerçek, doğurganlık seviyesindeki azalmaya erken bir aşamada müdahale etmiş olmaları ve nüfus politikalarını diğer sosyal politikalarla desteklemeleridir. Bu ülkelerde pronatalist politikalar, sadece yasal düzenlemeler ya da söylemler olarak kalmamış, daha da ileri giderek çocuk yapmayı teşvik eden ve mümkün kılan bir toplumsal sisteme entegre olarak doğurganlık hızlarının yükseltilmesine katkıda bulunmuştur. Bu ülkeler, aile yaşamı ve çalışma yaşamını birleştiren uygulamalar ile kadınların ev dışında çalışmalarını ve sosyal yaşama entegre olmalarını teşvik eden politikalar uygulamışlardır. Bu ülkelerde devlet sadece gündüz bakım evlerini yaygınlaştırmakla yetinmemiş, bunların maliyetlerini de düşürerek çocukların bakımını kolaylaştırmıştır. Bu sayede, kadınların işgücüne dahil olmalarının ve işgücüne dahil olan kadınların çocuk yapma kararı almalarının önü açıl-

20 148 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 46 Sayı 4 mıştır. Devletin sosyal sorumluluklarını yerine getirmesi ile çalışan kadınların daha az sayıda çocuk sahibi oldukları söylencesi de geçerliliğini önemli ölçüde yitirmiştir. Avrupa ülkelerinde çalışan kadınların doğurganlık hızlarının, çalışmayan kadınlara göre daha yüksek olduğuna ilişkin çok sayıda çalışma bulunmaktadır (Hoem - Hoem, 1989; Kreyenfeld, 2002; Köppen, 2006). Günümüzde OECD üyesi ülkelerin hemen tamamında doğurganlık hızının yenilenme seviyesi olan 2.1 in altına düşmüş olması nedeniyle, 1970 li yıllarda doğurganlık seviyesini muhafaza etmek veya artırmak yönünde nüfus politikası uygulayan OECD üyesi ülkelerinin sayısı sadece 7 iken, bu sayı 2000 li yılların sonunda 23 e çıkmıştır (Tablo 3).

LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ 2013

LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ 2013 OECD 2013 EĞİTİM GÖSTERGELERİ RAPORU: NE EKERSEN ONU BİÇERSİN (4) Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 5 Ocak 2014 Geçtiğimiz üç hafta boyunca 2013 OECD Eğitim Göstergeleri

Detaylı

2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması

2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması İleri Analiz Çalışması Sonuçları Toplantısı Türkiye de Aile Yapısının Değişimi: 1968-2013 İsmet Koç, HÜNEE Tuğba Adalı, HÜNEE Serdar Polat, Kalkınma Bakanlığı Hande

Detaylı

DÜŞÜKLER VE ÖLÜ DOĞUMLAR 6

DÜŞÜKLER VE ÖLÜ DOĞUMLAR 6 DÜŞÜKLER VE ÖLÜ DOĞUMLAR 6 Sabahat Tezcan ve Alanur Çavlin Bozbeyoğlu Bu bölümde isteyerek düşükler, kendiliğinden düşükler ve ölü doğumlara ilişkin bulgular sunulmaktadır. Ölü doğumlar ve kendiliğinden

Detaylı

Yeni Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerine Notlar

Yeni Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerine Notlar Yeni Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerine Notlar Recep Kapar Muğla Üniversitesi recepkapar@sosyalkoruma.net www.sosyalkoruma.net Sosyal Güvenlik Harcamaları Yüksek Değildir Ülke İsveç Fransa Danimarka Belçika

Detaylı

Nüfus Projeksiyonlarında Yaşlı Nüfus ve Yaşlılara Yönelik Sosyal Politikalar

Nüfus Projeksiyonlarında Yaşlı Nüfus ve Yaşlılara Yönelik Sosyal Politikalar Nüfus Projeksiyonlarında Yaşlı Nüfus ve Yaşlılara Yönelik Sosyal Politikalar Şebnem BEŞE CANPOLAT, PhD Dördüncü Nüfusbilim Kongresi 6 Kasım 2015 Ankara Sunumun içeriği Nüfusun yaşlanması ne demek? Nüfus

Detaylı

DOĞURGANLIĞI BELİRLEYEN DİĞER ARA DEĞİŞKENLER 7

DOĞURGANLIĞI BELİRLEYEN DİĞER ARA DEĞİŞKENLER 7 DOĞURGANLIĞI BELİRLEYEN DİĞER ARA DEĞİŞKENLER 7 Banu Akadlı Ergöçmen ve Mehmet Ali Eryurt Bu bölümde gebeliği önleyici yöntem kullanımı dışında kadının gebe kalma riskini etkileyen temel faktörler incelenmektedir.

Detaylı

İsmet Koç ve Erhan Özdemir

İsmet Koç ve Erhan Özdemir DOĞURGANLIK 4 İsmet Koç ve Erhan Özdemir Bu bölüm, günümüzdeki ve tamamlanmış doğurganlığın düzeyi, örüntüsü ve değişimi ve ilgili göstergeleri incelemenin yanında, doğum aralıklarını, doğurganlığa başlama

Detaylı

5.1. Ulusal Bilim ve Teknoloji Sistemi Performans Göstergeleri [2005/3]

5.1. Ulusal Bilim ve Teknoloji Sistemi Performans Göstergeleri [2005/3] Ek Karar 5.1. Ulusal Bilim ve Teknoloji Sistemi Performans Göstergeleri [2005/3] KARAR NO Y 2005/3 Ulusal Bilim ve Teknoloji Sistemi Performans Göstergeleri Ülkemizin bilim ve teknoloji performansı, aşağıdaki

Detaylı

İŞSİZLİKTE TIRMANIŞ SÜRÜYOR!

İŞSİZLİKTE TIRMANIŞ SÜRÜYOR! İşsizlik ve İstihdam Raporu-Ekim 2016 17 Ekim 2016, İstanbul İŞSİZLİKTE TIRMANIŞ SÜRÜYOR! İki yılda 457 bin yeni işsiz! Geniş tanımlı işsiz sayısı 6.3 milyonu aştı Tarım istihdamı 291 bin, imalat sanayi

Detaylı

TR63 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ DEMOGRAFİK GÖSTERGELER

TR63 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ DEMOGRAFİK GÖSTERGELER g TR63 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ DEMOGRAFİK GÖSTERGELER TABLOLAR Tablo 1. TR63 Bölgesi Doğum Sayısının Yaş Gruplarına Göre Dağılımı (2011)... 1 Tablo 2. Ölümlerin Yaş Gruplarına Göre Dağılımı (2011)...

Detaylı

Avrupa Ve Türkiye Araç Pazarı Değerlendirmesi (2011/2012 Ekim)

Avrupa Ve Türkiye Araç Pazarı Değerlendirmesi (2011/2012 Ekim) Rapor No: 212/23 Avrupa Ve Türkiye Araç Pazarı Değerlendirmesi (211/212 Ekim) Kasım 212 OSD OICA Üyesidir OSD is a Member of OICA 1. Otomobil Pazarı AB (27) ve EFTA Ülkeleri nde otomobil pazarı 211 yılı

Detaylı

Türkiye de Doğurganlık Tercihleri

Türkiye de Doğurganlık Tercihleri 2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması İleri Analiz Çalışması Türkiye de Doğurganlık Tercihleri Dr. Pelin Çağatay Melike Saraç Emre İlyas Prof. Dr. A. Sinan Türkyılmaz 10 Eylül 2015, Hilton Oteli, Ankara

Detaylı

Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ

Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Kongresi Ankara, 25 Ağustos 2008 Y.Doç.Dr. İpek İlkkaracan İstanbul Teknik Üniversitesi Kadının

Detaylı

KALKINMA BAKANLIĞI KALKINMA ARAŞTIRMALARI MERKEZİ

KALKINMA BAKANLIĞI KALKINMA ARAŞTIRMALARI MERKEZİ Yükseköğretim Sisteminin Uluslararasılaşması Çerçevesinde Türk Üniversitelerinin Uluslararası Öğrenciler İçin Çekim Merkezi Haline Getirilmesi Araştırma Projesi KALKINMA BAKANLIĞI KALKINMA ARAŞTIRMALARI

Detaylı

DEMOGRAFİ: Nüfus meselelerine sosyolojik bir bakış

DEMOGRAFİ: Nüfus meselelerine sosyolojik bir bakış DEMOGRAFİ: Nüfus meselelerine sosyolojik bir bakış Ders 8 : Doğumlar Doç. Dr. Didem Danış Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümü ddanis@gsu.edu.tr Ders 8 : Doğumlar Bu derste ele alınacak konular -

Detaylı

EFA 2008 Küresel İzleme Raporu. 2015 e Kadar Başarabilecek miyiz? Önemli Noktalar

EFA 2008 Küresel İzleme Raporu. 2015 e Kadar Başarabilecek miyiz? Önemli Noktalar EFA 2008 Küresel İzleme Raporu 2015 e Kadar Başarabilecek miyiz? Önemli Noktalar EFA 2008 Raporu bir orta dönem değerlendirmesidir. 2000 yılından bu yana gerçekleşen önemli gelişmeler 1999-2005 yılları

Detaylı

TR82 Düzey 2 Bölgesi (Kastamonu, Çankırı, Sinop) Nüfus Projeksiyonu

TR82 Düzey 2 Bölgesi (Kastamonu, Çankırı, Sinop) Nüfus Projeksiyonu T.C. KUZEY ANADOLU KALKINMA AJANSI TR82 Düzey 2 Bölgesi (Kastamonu, Çankırı, Sinop) Nüfus Projeksiyonu Planlama, Programlama ve Stratejik Araştırmalar Birimi Temmuz, 2013 1 İçindekiler Giriş... 3 Yöntem...

Detaylı

Türkiye de Kadınların İç Göç Örüntüsü ve İç Göç Nedenleri

Türkiye de Kadınların İç Göç Örüntüsü ve İç Göç Nedenleri Türkiye de Kadınların İç Göç Örüntüsü ve İç Göç Nedenleri Doç. Dr. Mehmet Ali Eryurt Ar. Gör. Ayşe Abbasoğlu Özgören Ar. Gör. Zehra Yayla Melek Özgür Duman 0 Eylül 205, Hilton Hotel, Ankara Neden Kadın

Detaylı

Avrupa Ve Türkiye Araç Pazarı Değerlendirmesi (2013/2014 Şubat)

Avrupa Ve Türkiye Araç Pazarı Değerlendirmesi (2013/2014 Şubat) Rapor No: 1/ Avrupa Ve Türkiye Araç Pazarı Değerlendirmesi (13/1 Şubat) Şubat 1 OSD OICA Üyesidir OSD is a Member of OICA 1. Otomobil Pazarı AB (7) ve EFTA ülkelerinde otomobil pazarı 13 yılı Şubat ayında

Detaylı

2006 YILI EGE BÖLGESİ NİN 100 BÜYÜK FİRMASI

2006 YILI EGE BÖLGESİ NİN 100 BÜYÜK FİRMASI 2006 YILI EGE BÖLGESİ NİN 100 BÜYÜK FİRMASI Ege Bölgesi Sanayi Odası nın 1982 den beri sürdürmekte olduğu Ege Bölgesi nin 100 Büyük Sanayi Kuruluşu çalışması, bölgemiz sanayiinin içinde bulunduğu duruma,

Detaylı

2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması

2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması İleri Analiz Çalışması Sonuçları Toplantısı İSTEYEREK VE KENDİLİĞİNDEN DÜŞÜKLERİN YAYGINLIĞI VE DÜŞÜKLERİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER Dr. Tuğba Adalı Doç. Dr. Alanur Çavlin

Detaylı

HABER BÜLTENİ Sayı 10

HABER BÜLTENİ Sayı 10 HABER BÜLTENİ 04.02.2015 Sayı 10 Konya Sanayi Odası (KSO) ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) işbirliğinde gerçekleştirilen Konya İmalat Sanayi Güven Endeksi Anketi, Türkiye nin, yerel

Detaylı

HABER BÜLTENİ xx Sayı 34

HABER BÜLTENİ xx Sayı 34 HABER BÜLTENİ xx.08.2016 Sayı 34 KONYA İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN FİYAT BEKLENTİSİ ARTTI Konya İnşaat Sektörü Güven Endeksi geçen aya düşerken, geçen yılın aynı dönemine göre yükseldi. Mevcut siparişler ise; Haziran

Detaylı

HABER BÜLTENİ 10.11.2015 Sayı 25 KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜ ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDEN UMUTLU

HABER BÜLTENİ 10.11.2015 Sayı 25 KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜ ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDEN UMUTLU HABER BÜLTENİ 10.11.2015 Sayı 25 KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜ ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDEN UMUTLU Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi, geçen aya göre yükselirken, geçen yıla göre düştü. Önümüzdeki 3 ayda hizmetlere

Detaylı

2050 ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Eğitim Sistemine Bakış

2050 ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Eğitim Sistemine Bakış 2050 ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Eğitim Sistemine Bakış Prof. Dr. Yüksel KAVAK Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi TÜSİAD / UNFPA İstanbul, 5 Kasım 2010 1 Ana tema: Nüfusbilim ve Yönetim Çalışmanın

Detaylı

İŞSİZLİK BÜYÜK ÖLÇÜDE ERKEKLERDE YAŞANAN İŞGÜCÜ ARTIŞI İLE İSTİHDAM KAYIPLARINDAN KAYNAKLANIYOR

İŞSİZLİK BÜYÜK ÖLÇÜDE ERKEKLERDE YAŞANAN İŞGÜCÜ ARTIŞI İLE İSTİHDAM KAYIPLARINDAN KAYNAKLANIYOR Araştırma Notu 09/31 01.03.2009 İŞSİZLİK BÜYÜK ÖLÇÜDE ERKEKLERDE YAŞANAN İŞGÜCÜ ARTIŞI İLE İSTİHDAM KAYIPLARINDAN KAYNAKLANIYOR Seyfettin Gürsel ***, Gökçe Uysal-Kolaşin ve Mehmet Alper Dinçer Yönetici

Detaylı

KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜNÜN FİYAT BEKLENTİSİ DÜŞTÜ

KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜNÜN FİYAT BEKLENTİSİ DÜŞTÜ KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜNÜN FİYAT BEKLENTİSİ DÜŞTÜ HABER BÜLTENİ 15.04.2016 Sayı 30 Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi geçen aya göre yükselirken, geçen yıla göre düştü. Önümüzdeki 3 ayda hizmetlere

Detaylı

GENÇLERĠN ĠġĠ OLMADIĞI GĠBĠ Ġġ ARAYIġI DA YOK

GENÇLERĠN ĠġĠ OLMADIĞI GĠBĠ Ġġ ARAYIġI DA YOK 06 Temmuz 2015 GENÇLERĠN ĠġĠ OLMADIĞI GĠBĠ Ġġ ARAYIġI DA YOK TĠSK in OECD ve TÜĠK verileri ile yaptığı analize göre, 6 milyon genç boģta geziyor, üstelik bunların 4,7 milyonu iģ de aramıyor. Sorunun temel

Detaylı

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002.

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI NIN GELİR DAĞILIMINDA ADALETSİZLİK VE YOKSULLUK SORUNUNA YAKLAŞIMI (SEKİZİNCİ

Detaylı

HABER BÜLTENİ xx Sayı 8

HABER BÜLTENİ xx Sayı 8 HABER BÜLTENİ xx.06.2014 Sayı 8 Konya inşaat sektörü güven endeksi, geçen aya göre yükseldi: Mart 2014 ten beri düşmeye devam eden Konya İnşaat Sektörü Güven Endeksi, Mayıs 2014 te kısmen yükselerek -5

Detaylı

Yeni kanun teklifi neden yeterli değildir?

Yeni kanun teklifi neden yeterli değildir? tepav Economic Policy Research Foundation of Turkey Yeni kanun teklifi neden yeterli değildir? Güven Sak 28 Şubat 2012 Çerçeve Ne yapmak istiyoruz? İnsan gücümüz dünyanın en büyük 10 uncu ekonomisi olma

Detaylı

YÖNETİCİ ÖZETİ ÇALIŞMA YAŞAMINDA UZUN DÖNEMLİ EĞİLİMLER: EŞİTSİZLİKLER VE ORTA GELİR GRUPLARI ÜZERİNDEKİ ETKİLER

YÖNETİCİ ÖZETİ ÇALIŞMA YAŞAMINDA UZUN DÖNEMLİ EĞİLİMLER: EŞİTSİZLİKLER VE ORTA GELİR GRUPLARI ÜZERİNDEKİ ETKİLER YÖNETİCİ ÖZETİ ÇALIŞMA YAŞAMINDA UZUN DÖNEMLİ EĞİLİMLER: EŞİTSİZLİKLER VE ORTA GELİR GRUPLARI ÜZERİNDEKİ ETKİLER Son dönemdeki uluslararası tartışmalar, giderek artan eşitsizliklere ve bu durumun toplumsal

Detaylı

TEST REHBER İLKELERİ PROGRAMI ULUSAL KOORDİNATÖRLER ÇALIŞMA GRUBU 26. TOPLANTISI (8-11 Nisan 2014, Paris)

TEST REHBER İLKELERİ PROGRAMI ULUSAL KOORDİNATÖRLER ÇALIŞMA GRUBU 26. TOPLANTISI (8-11 Nisan 2014, Paris) TEST REHBER İLKELERİ PROGRAMI ULUSAL KOORDİNATÖRLER ÇALIŞMA GRUBU 26. TOPLANTISI (8-11 Nisan 2014, Paris) Dr. A. Alev BURÇAK Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü Sunu Planı OECD Hakkında

Detaylı

BİR BAKIŞTA SAĞLIK -AVRUPA 2010 -

BİR BAKIŞTA SAĞLIK -AVRUPA 2010 - BİR BAKIŞTA SAĞLIK -AVRUPA 2010 - (OECD ve Avrupa Birliği işbirliğinde hazırlanan Bir Bakışta Sağlık-Avrupa 2010 adlı yayının özetidir) AĞUSTOS 2011 ANKARA İçindekiler ÖZET 1 BÖLÜM 1- SAĞLIĞIN DURUMU...

Detaylı

8 Aralık 2016, İstanbul

8 Aralık 2016, İstanbul 8 Aralık 2016, İstanbul 1 Asgari ücret sadece asgari ücret değil Yıl Asgari Ücretli Sayısı (Bin) Zorunlu Sigortalı Sayısı (Bin) Asgari Ücretli Oran (%) 2004 2.697 6.181 44 2005 3.042 6.919 44 2006 3.763

Detaylı

BETON SANTRALİ SEKTÖRÜ NOTU

BETON SANTRALİ SEKTÖRÜ NOTU BETON SANTRALİ SEKTÖRÜ NOTU Bu çalışmada beton santrali sektörü olarak GTIP tanımları aşağıda belirtilen kalemlerin toplamı olarak ele alınmıştır. GTIP GTIP TANIMI 847431 BETON/HARÇ KARIŞTIRICILAR 847490

Detaylı

TRB2 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ. NÜFUS ve KENTLEŞME

TRB2 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ. NÜFUS ve KENTLEŞME TRB2 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ NÜFUS ve KENTLEŞME 211 İÇİNDEKİLER 1.NÜFUS... 1 1.1. Nüfus Büyüklüğü, Nüfus Yoğunluğu ve Nüfus Artış Hızı... 3 1.2. Yaş ve Cinsiyet Dağılım Özellikleri... 8 1.2.1. Nüfusun

Detaylı

GTİP 392310: PLASTİKTEN KUTULAR, KASALAR, SANDIKLAR VB. EŞYA

GTİP 392310: PLASTİKTEN KUTULAR, KASALAR, SANDIKLAR VB. EŞYA GTİP 392310: PLASTİKTEN KUTULAR, KASALAR, SANDIKLAR VB. EŞYA TEMMUZ 2009 Hazırlayan: Mesut DÖNMEZ 1 GENEL KOD BİLGİSİ: 392310 GTIP kodunun üst kodu olan 3923 GTİP koduna ait alt kodlar ve ürünler aşağıda

Detaylı

SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ VE SERAMİK SAĞLIK GEREÇLERİ SEKTÖRÜNDE DÜNYA İTHALAT RAKAMLARI ÇERÇEVESİNDE HEDEF PAZAR ÇALIŞMASI

SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ VE SERAMİK SAĞLIK GEREÇLERİ SEKTÖRÜNDE DÜNYA İTHALAT RAKAMLARI ÇERÇEVESİNDE HEDEF PAZAR ÇALIŞMASI SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ VE SERAMİK SAĞLIK GEREÇLERİ SEKTÖRÜNDE DÜNYA İTHALAT RAKAMLARI ÇERÇEVESİNDE HEDEF PAZAR ÇALIŞMASI ORTA ANADOLU İHRACATÇI BİRLİKLERİ GENEL SEKRETERLİĞİ Seramik sektörünün en

Detaylı

Doğurganlık ve Aile Planlaması. İsmet Koç - Turgay Ünalan

Doğurganlık ve Aile Planlaması. İsmet Koç - Turgay Ünalan Doğurganlık ve Aile Planlaması İsmet Koç - Turgay Ünalan Doğurganlık ve Aile Planlaması Doğurganlık Aile Planlaması Doğurganlığı Belirleyen Ara Değişkenler Düşükler ve Ölü Doğumlar Doğurganlık Tercihleri

Detaylı

DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜMLE YAŞLANAN NÜFUS TÜRKİYE. Prof. Dr. Nükhet HOTAR AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı

DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜMLE YAŞLANAN NÜFUS TÜRKİYE. Prof. Dr. Nükhet HOTAR AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜMLE YAŞLANAN NÜFUS TÜRKİYE Prof. Dr. Nükhet HOTAR AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı 30.09.2013 İçinde bulunduğumuz dönemde Türkiye orta yaş ve yaşlanmakta olan bir nüfus yapısına sahiptir.

Detaylı

ULUSAL ÖLÇEKTE GELIŞME STRATEJISINDE TRC 2 BÖLGESI NASIL TANIMLANIYOR?

ULUSAL ÖLÇEKTE GELIŞME STRATEJISINDE TRC 2 BÖLGESI NASIL TANIMLANIYOR? YEREL KALKINMA POLİTİKALARINDA FARKLI PERSPEKTİFLER TRC2 BÖLGESİ ULUSAL ÖLÇEKTE GELIŞME STRATEJISINDE TRC 2 BÖLGESI NASIL TANIMLANIYOR? BÖLGESEL GELIŞME ULUSAL STRATEJISI BGUS Mekansal Gelişme Haritası

Detaylı

HABER BÜLTENİ xx Sayı 19

HABER BÜLTENİ xx Sayı 19 HABER BÜLTENİ xx.11.2015 Sayı 19 Konya Sanayi Odası (KSO) ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) işbirliğinde gerçekleştirilen Konya İmalat Sanayi Güven Endeksi Anketi, Türkiye nin yerel

Detaylı

Kadınların Ġstihdama Katılımı ve YaĢanan Sorunlar

Kadınların Ġstihdama Katılımı ve YaĢanan Sorunlar Kadınların Ġstihdama Katılımı ve YaĢanan Sorunlar Lütfi ĠNCĠROĞLU Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdür Yardımcısı GiriĢ Nüfusunun yarısı kadın olan ülkemizde, kadınların işgücü piyasasına

Detaylı

Sosyal Güvenlik (Emeklilik) Sistemine Bakış

Sosyal Güvenlik (Emeklilik) Sistemine Bakış 2050'ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Sosyal Güvenlik (Emeklilik) Sistemine Bakış Prof. Dr. Yusuf Alper (Uludağ Üniversitesi) Yard. Doç. Dr. Çağaçan Değer (Ege Üniversitesi) Prof. Dr. Serdar Sayan (TOBB

Detaylı

tepav Yeni Milli Eğitim Kanun Tasarısı Bütçesi: Nicelik mi, Nitelik mi? Mart2012 N201217 POLİTİKA NOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Yeni Milli Eğitim Kanun Tasarısı Bütçesi: Nicelik mi, Nitelik mi? Mart2012 N201217 POLİTİKA NOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı POLİTİKA NOTU Mart2012 N201217 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Bengisu ÖZENÇ 1 Analist, Ekonomi Etütleri Selin ARSLANHAN MEMİŞ 2 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri Yeni Milli Eğitim Kanun

Detaylı

5.1. Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri [2011/101]

5.1. Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri [2011/101] 5.1. Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri [2011/101] KARAR ADI NO E 2011/101 Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri ĠLGĠLĠ DĠĞER KARARLA R T...... 2005/201 Ulusal Bilim ve Teknoloji Sisteminin

Detaylı

FİNANSAL SİSTEM DÜZENLEMELERİ VE EKONOMİK BÜYÜME

FİNANSAL SİSTEM DÜZENLEMELERİ VE EKONOMİK BÜYÜME Niyazi ÖZPEHRİZ FİNANSAL SİSTEM DÜZENLEMELERİ VE EKONOMİK BÜYÜME 1. Giriş Finansal sistemin işleyişi, ekonomik büyüme üzerinde önemli etkilere sahip olabilmektedir. İyi işleyen bankacılık sistemi ve menkul

Detaylı

OECD Ticaretin Kolaylaştırılması Göstergeleri - Türkiye

OECD Ticaretin Kolaylaştırılması Göstergeleri - Türkiye OECD Ticaretin Kolaylaştırılması Göstergeleri - Türkiye OECD, hükümetlerin sınır (gümrük dahil) prosedürlerini geliştirmeleri, ticaret maliyetlerini azaltmaları, ticareti artırmaları ve böylece uluslar

Detaylı

DEMOGRAFİ: Nüfus meselelerine sosyolojik bir bakış

DEMOGRAFİ: Nüfus meselelerine sosyolojik bir bakış DEMOGRAFİ: Nüfus meselelerine sosyolojik bir bakış Ders 7 : Türkiye de Demografik Dönüşüm Doç. Dr. Didem Danış Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümü ddanis@gsu.edu.tr Ders 7 : Türkiye de Demografik

Detaylı

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ TÜRKİYE EKONOMİ KURUMU TARTIŞMA METNİ 2003/6 http://www.tek.org.tr 2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ Zafer Yükseler Aralık, 2003

Detaylı

HABER BÜLTENİ xx Sayı 6

HABER BÜLTENİ xx Sayı 6 HABER BÜLTENİ xx.10.2014 Sayı 6 Konya Sanayi Odası (KSO) ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) işbirliğinde gerçekleştirilen Konya İmalat Sanayi Güven Endeksi Anketi, Türkiye nin, yerel

Detaylı

HABER BÜLTENİ xx Sayı 11

HABER BÜLTENİ xx Sayı 11 HABER BÜLTENİ xx.09.2014 Sayı 11 Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi, geçen aya göre yükseldi: Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi, Ağustos 2014 te bir önceki aya göre 6,1 puan yükselerek 7 puan değerini

Detaylı

Gelir Dağılımı. Gelir dağılımını belirleyen faktörler; Adil gelir dağılımı - Gelir eşitsizliği. otonus.home.anadolu.edu.tr

Gelir Dağılımı. Gelir dağılımını belirleyen faktörler; Adil gelir dağılımı - Gelir eşitsizliği. otonus.home.anadolu.edu.tr İKT442 Gelir Dağılımı Türkiye de Gelir Dağılımı Ve Yoksulluk Bir ekonomide belli bir dönemde yaradlan gelirin kişiler, hane halkları, sınıflar ve ürejm faktörleri arasında bölüşülmesini ifade etmektedir.

Detaylı

EĞİTİMDE KUŞAKLARARASI HAREKETLİLİK Fırsat Eşitliğinde Türkiye Nerede?

EĞİTİMDE KUŞAKLARARASI HAREKETLİLİK Fırsat Eşitliğinde Türkiye Nerede? DEĞERLENDİRMENOTU Ocak2013 N201302 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Bilgi ASLANKURT 1 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri EĞİTİMDE KUŞAKLARARASI HAREKETLİLİK Eğitim, bir ülkenin insan kaynağının

Detaylı

Türkiye de Kadınların Sağlığı

Türkiye de Kadınların Sağlığı + Pratisyen Hekimlik Kongresi 16-18 Mayıs 2015 İstanbul Türkiye de Kadınların Sağlığı Prof. Dr. Nilay Etiler Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Üyesi + Zaman: 2015

Detaylı

OECD Ülkelerinde Çalışanların Sosyal Güvenlik Kesintileri ve Vergisel Yükümlülükleri*

OECD Ülkelerinde Çalışanların Sosyal Güvenlik Kesintileri ve Vergisel Yükümlülükleri* OECD Ülkelerinde Çalışanların Sosyal Güvenlik Kesintileri ve Vergisel Yükümlülükleri* SOCIAL SECURITY CONTRIBUTIONS AND TAX RESPONSIBILITIES OF THE WAGE EARNERS IN OECD COUNTRIES (2012) Doç. Dr. Selda

Detaylı

HABER BÜLTENİ 04.07.2014 Sayı 9

HABER BÜLTENİ 04.07.2014 Sayı 9 HABER BÜLTENİ 04.07.2014 Sayı 9 Konya hizmetler sektörü güven endeksi, 4 ayın ardından pozitif değer aldı: Şubat 2014 ten bu yana negatif değer alan Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi, Haziran 2014

Detaylı

HALI SEKTÖRÜ 2015 YILI İHRACATI

HALI SEKTÖRÜ 2015 YILI İHRACATI HALI SEKTÖRÜ 2015 YILI İHRACATI Ülkemizin halı ihracatı 2014 yılında % 7,3 oranında bir artışla kapanmış ve 2,4 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. 2015 yılında ise halı ihracatımız bir önceki yıla kıyasla

Detaylı

Nüfus Yaşlanması ve Yaşlılığın Finansmanı

Nüfus Yaşlanması ve Yaşlılığın Finansmanı Nüfus Yaşlanması ve Yaşlılığın Finansmanı Prof. Dr. Serdar SAYAN TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi 4. Türkiye Nüfusbilim Kongresi Ankara 6 Kasım 2015 Yaşlılık (Emeklilik) Sigortası Türkiye de çalışanların

Detaylı

Büyüme Rakamları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme. Tablo 1. En hızlı daralan ve büyüyen ekonomiler 3. 2009'da En Hızlı Daralan İlk 10 Ekonomi

Büyüme Rakamları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme. Tablo 1. En hızlı daralan ve büyüyen ekonomiler 3. 2009'da En Hızlı Daralan İlk 10 Ekonomi POLİTİKANOTU Mart2011 N201126 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Ayşegül Dinççağ 2 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri Büyüme Rakamları Üzerine

Detaylı

DEĞİŞEN DÜNYA-DEĞİŞEN ÜNİVERSİTE:YÜKSEKÖĞRETİMİN GELECEĞİ TÜRKİYE İÇİN BİR ÖNERİ

DEĞİŞEN DÜNYA-DEĞİŞEN ÜNİVERSİTE:YÜKSEKÖĞRETİMİN GELECEĞİ TÜRKİYE İÇİN BİR ÖNERİ DEĞİŞEN DÜNYA-DEĞİŞEN ÜNİVERSİTE:YÜKSEKÖĞRETİMİN GELECEĞİ TÜRKİYE İÇİN BİR ÖNERİ Kemal Gürüz Atılım Üniversitesi 12 Mart 2012 Yirmi beş yaş üstü nüfus içinde ortaöğrenim görmüş olanların oranı, %. 2007.

Detaylı

Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi (KADES) Kadın Emeği Konferansı Kadın istihdamı 3 Mayıs 2011 Ankara

Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi (KADES) Kadın Emeği Konferansı Kadın istihdamı 3 Mayıs 2011 Ankara Kadın Emeği Konferansı Kadın istihdamı 3 Mayıs 2011 Ankara TEPAV Binası, 3.Kat Konferans Salonu (TEPAV Binası, TOBB Üniversitesi Kampüsü,Söğütözü Cad.No:43 Söğütözü/ANKARA) Kadın Emeği Konferansı Kavramsal

Detaylı

GENEL SOSYOEKONOMİK GÖRÜNÜM

GENEL SOSYOEKONOMİK GÖRÜNÜM GENEL SOSYOEKONOMİK GÖRÜNÜM 2014 yılı Adrese Dayalı Nüfus Sayımı na göre Afyonkarahisar ın nüfusu 706.371 dir ve ülke genelinde 31. sıradadır. Bu nüfusun 402.241 i il ve ilçe merkezlerinde, 304.130 u ise

Detaylı

Çok tatil yapan ülke imajı yanlış!

Çok tatil yapan ülke imajı yanlış! Tarih: 19.05.2013 Sayı: 2013/09 İSMMMO nun Türkiye de Tatil ve Çalışma İstatistikleri raporuna göre Türkiye tatil günü sayısında gerilerde Çok tatil yapan ülke imajı yanlış! Türkiye, 34 OECD ülkesi arasında

Detaylı

SERAMİK SEKTÖRÜ NOTU

SERAMİK SEKTÖRÜ NOTU 1. Dünya Seramik Sektörü 1.1 Seramik Kaplama Malzemeleri SERAMİK SEKTÖRÜ NOTU 2007 yılında 8,2 milyar m 2 olan dünya seramik kaplama malzemeleri üretimi, 2008 yılında bir önceki yıla oranla %3,5 artarak

Detaylı

Deri ve Deri Ürünleri Sektörü 2016 Mayıs Ayı İhracat Bilgi Notu

Deri ve Deri Ürünleri Sektörü 2016 Mayıs Ayı İhracat Bilgi Notu Deri ve Deri Ürünleri Sektörü Mayıs Ayı İhracat Bilgi Notu TDH Ar&Ge ve Mevzuat Şb. İTKİB Genel Sekreterliği DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜMÜZÜN YILI MAYIS AYI İHRACAT PERFORMANSI yılı mayıs ayında, Türkiye

Detaylı

TÜRKİYE DE İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ RAPORU -Madencilik Sektörüne İlişkin Temel Veriler- DİSK/ SOSYAL-İŞ SENDİKASI

TÜRKİYE DE İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ RAPORU -Madencilik Sektörüne İlişkin Temel Veriler- DİSK/ SOSYAL-İŞ SENDİKASI TÜRKİYE DE İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ RAPORU -Madencilik Sektörüne İlişkin Temel Veriler- DİSK/ SOSYAL-İŞ SENDİKASI 25.02.2010 Giriş: Balıkesir in Dursunbey İlçesi ne bağlı Odaköy yakınlarındaki Şentaş

Detaylı

TRC2 BÖLGESİ NDE İŞSİZLİK ORANI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

TRC2 BÖLGESİ NDE İŞSİZLİK ORANI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME TRC2 BÖLGESİ NDE İŞSİZLİK ORANI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Hamit BİRTANE Uzman Mart 2012 TRC2 BÖLGESİ NDE İŞSİZLİK ORANI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Günümüz ekonomilerinin en büyük sorunlarından biri olan

Detaylı

OECD Gelir ve Kazançlar Üzerinden Alınan Vergiler/GSYH (2011) (Mahalli İdare Vergi Gelirleri Dahil)

OECD Gelir ve Kazançlar Üzerinden Alınan Vergiler/GSYH (2011) (Mahalli İdare Vergi Gelirleri Dahil) Danimarka Norveç Yeni Zelanda İzlanda İsveç Finlandiya Belçika Avustralya Kanada İtalya Lüksemburg İsviçre İngiltere Avusturya ABD OECD İrlanda Almanya Hollanda AB 27 Fransa İsrail İspanya Şili Japonya

Detaylı

Bu nedenle çevre ve kalkınma konuları birlikte, dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde ele alınmalıdır.

Bu nedenle çevre ve kalkınma konuları birlikte, dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde ele alınmalıdır. 1992 yılına gelindiğinde çevresel endişelerin sürmekte olduğu ve daha geniş kapsamlı bir çalışma gereği ortaya çıkmıştır. En önemli tespit; Çevreye rağmen kalkınmanın sağlanamayacağı, kalkınmanın ihmal

Detaylı

HABER BÜLTENİ xx Sayı 13

HABER BÜLTENİ xx Sayı 13 HABER BÜLTENİ xx.11.2014 Sayı 13 Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi geçen aya ve geçen yıla göre düştü: Ağustos 2014 te yükselişe geçen Konya hizmetler sektörü güven endeksi, ekim ayında bir önceki

Detaylı

Education at a Glance: OECD Indicators - 2006 Edition

Education at a Glance: OECD Indicators - 2006 Edition Education at a Glance: OECD Indicators - 2006 Edition Summary in Turkish Bir Bakışta Eğitim: OECD Göstergeleri - 2006 Türkçe Özet Bir Bakışta Eğitim, eğitimciler, politika yapıcılar, öğrenciler ve velilere

Detaylı

HABER BÜLTENİ xx Sayı 14

HABER BÜLTENİ xx Sayı 14 HABER BÜLTENİ xx.12.2014 Sayı 14 Konya İnşaat Sektörü Güven Endeksi, bir önceki aya göre yükseldi: Konya İnşaat Sektörü Güven Endeksi, Kasım 2014 te bir önceki aya göre artarken geçen yılın aynı dönemine

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM... 1 KAYIT DIŞI İSTİHDAM... 1 I. KAYIT DIŞI EKONOMİ...

BİRİNCİ BÖLÜM... 1 KAYIT DIŞI İSTİHDAM... 1 I. KAYIT DIŞI EKONOMİ... İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM... 1 KAYIT DIŞI İSTİHDAM... 1 I. KAYIT DIŞI EKONOMİ... 1 A. Kayıt Dışı Ekonominin Tanımı ve Kapsamı... 1 B. Kayıt Dışı Ekonominin Nedenleri... 4 C. Kayıt Dışı Ekonominin Büyüklüğü...

Detaylı

PISA 2009 Sonuçlarına İlişkin Bir Değerlendirme

PISA 2009 Sonuçlarına İlişkin Bir Değerlendirme PISA 2009 Sonuçlarına İlişkin Bir Değerlendirme Bengisu Özenç Araştırmacı Selin Arslanhan Araştırmacı TEPAV Değerlendirme Notu Aralık 2010 PISA 2009 Sonuçlarına İlişkin Bir Değerlendirme Türkiye puanını

Detaylı

EFA 2009 Küresel İzleme Raporu. Eşitsizliklerin Üstesinden Gelmek: Yönetişim. EFA Hedeflerindeki İlerleme ve Önemli Noktalar

EFA 2009 Küresel İzleme Raporu. Eşitsizliklerin Üstesinden Gelmek: Yönetişim. EFA Hedeflerindeki İlerleme ve Önemli Noktalar EFA 2009 Küresel İzleme Raporu Eşitsizliklerin Üstesinden Gelmek: Yönetişim EFA Hedeflerindeki İlerleme ve Önemli Noktalar EFA 2009 Raporu na göre; iyi bir yönetişim ile okula kayıt oranları artabilir,

Detaylı

OECD TARIMSAL POLİTİKALAR VE PİYASALAR ÇALIŞMA GRUBU 31.07.2013

OECD TARIMSAL POLİTİKALAR VE PİYASALAR ÇALIŞMA GRUBU 31.07.2013 OECD TARIMSAL POLİTİKALAR VE PİYASALAR ÇALIŞMA GRUBU 31.07.2013 İÇERİK OECD Hakkında Genel Bilgi OECD Çalışma Şekli OECD Teşkilat Yapısı OECD Ticaret ve Tarım Direktörlüğü OECD ve Tarım 2 OECD HAKKINDA

Detaylı

HİDROLİK PNÖMATİK SEKTÖRÜ NOTU

HİDROLİK PNÖMATİK SEKTÖRÜ NOTU HİDROLİK PNÖMATİK SEKTÖRÜ NOTU Akışkan gücü, basınçlı akışkanların, ister sıvı ister gaz halinde olsun, enerjilerinden faydalanarak elde edilen güçtür. Sıvı veya gaz, yada somut olarak su veya hava, ancak

Detaylı

AVRUPA TİCARİ ARAÇ SEKTÖR ANALİZİ

AVRUPA TİCARİ ARAÇ SEKTÖR ANALİZİ AVRUPA TİCARİ ARAÇ SEKTÖR ANALİZİ 3 Ocak 2017 Pazar 2016 yılı Kasım ayında AB ve EFTA ülkeleri toplamına göre ticari araç pazarı 2015 yılı aynı ayına göre yüzde 12,8 artış göstererek 211 bin adet seviyesinde

Detaylı

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL 24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü «UNCTAD» ın Uluslararası Doğrudan Yatırımlara ilişkin olarak hazırladığı Dünya Yatırım

Detaylı

OECD, Avrupa Birliği Sağlık İstatistikleri ve Türkiye

OECD, Avrupa Birliği Sağlık İstatistikleri ve Türkiye İzleme Ölçme ve Değerlendirme Kurum Başkan Yardımcılığı Editor Aziz KÜÇÜK Hazırlayanlar H. Erkin SÜLEKLİ Alper MORTAŞ OECD, Avrupa Birliği Sağlık İstatistikleri ve Türkiye Hastanelerde Beşeri ve Fiziki

Detaylı

Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0

Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0 12 Eczacı Profili-1998-2007 II. 1998 ARAŞTIRMASI BULGULARI ll.l.toplumsal VE EKONOMİK ÖZELLİKLER Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0 Tabloda

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: İsmail ÜNVER Mevlana Kalkınma Ajansı, Konya Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü

DEĞERLENDİRME NOTU: İsmail ÜNVER Mevlana Kalkınma Ajansı, Konya Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü DEĞERLENDİRME NOTU: İsmail ÜNVER Mevlana Kalkınma Ajansı, Konya Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü KONYA ÖZELİNDE YABANCI SERMAYELİ FİRMALARIN ÜLKE BAZLI ANALİZİ 06.08.2014 1 DEĞERLENDİRME NOTU: İsmail

Detaylı

HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜ 2016 EYLÜL AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU. İTKİB Genel Sekreterliği Hazırgiyim ve Konfeksiyon Ar-Ge Şubesi

HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜ 2016 EYLÜL AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU. İTKİB Genel Sekreterliği Hazırgiyim ve Konfeksiyon Ar-Ge Şubesi HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜ 2016 EYLÜL AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU Ekim 2016 2 HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜNÜN 2016 EYLÜL İHRACAT PERFORMANSI ÜZERİNE KISA DEĞERLENDİRME Yılın İlk 9 Ayında %2,6

Detaylı

2014 OCAK AYI İŞSİZLİK RAPORU

2014 OCAK AYI İŞSİZLİK RAPORU 2014 OCAK AYI İŞSİZLİK RAPORU HAZIRLAYAN 27.04.2014 RAPOR Prof. Dr. Halis Yunus ERSÖZ Prof. Dr. Mustafa DELİCAN Doç. Dr. Levent ŞAHİN 1. İşgücü Türkiye İşgücü Piyasasının Genel Görünümü Toplam nüfusun

Detaylı

AYLIK İSTİHDAM DEĞERLENDİRMELERİ

AYLIK İSTİHDAM DEĞERLENDİRMELERİ SOSYAL SEKTÖRLER VE KOORDİNASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İSTİHDAM VE ÇALIŞMA HAYATI DAİRESİ AYLIK İSTİHDAM DEĞERLENDİRMELERİ OCAK 2014 DÖNEMİ Hazırlayan: Eyüp VAROĞLU Hane halkı İşgücü Anketi (HİA) 2014 yılı Ocak

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

BÖLGELERE GÖRE DEĞİŞMEKLE BERABER İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 30 U AŞIYOR

BÖLGELERE GÖRE DEĞİŞMEKLE BERABER İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 30 U AŞIYOR 19/04/2008 2008/9 BASIN BÜLTENİ BÖLGELERE GÖRE DEĞİŞMEKLE BERABER İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 30 U AŞIYOR Dünyada işsizlik oranı istihdam halinde olmayan, son üç ay içinde iş aramış ve 15 gün içinde iş başı yapabilecek

Detaylı

türkiye talep profili 2014

türkiye talep profili 2014 1 AKDENİZ TURİSTİK OTELCİLERİ VE İŞLETMECİLER BİRLİĞİ türkiye talep profili 2014 ilk yarı Sonuçları (özet değerlendirme) 30 YIL 1984-2014 AKTOB ARAŞTIRMA /EROL KARABULUT GECELEMELER % 10, GELİR % 6 ARTTI

Detaylı

F. KÜRESEL VE BÖLGESEL ÖRGÜTLER

F. KÜRESEL VE BÖLGESEL ÖRGÜTLER F. KÜRESEL VE BÖLGESEL ÖRGÜTLER 20. yy.da meydana gelen I. ve II. Dünya Savaşlarında milyonlarca insan yaşamını yitirmiş ve telafisi imkânsız büyük maddi zararlar meydana gelmiştir. Bu olumsuz durumun

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE ÖZEL OKULLAR Murat YALÇIN > muratmetueds@yahoo.com

AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE ÖZEL OKULLAR Murat YALÇIN > muratmetueds@yahoo.com AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE ÖZEL OKULLAR Murat YALÇIN > muratmetueds@yahoo.com Özel okul anlayışı, tüm dünyada olduğu gibi Avrupa Birliği ülkelerinde de farklı uygulamalar olmakla birlikte vardır ve yaygınlık

Detaylı

5. İşçi fazlasını, işveren fazlasını ve iş fazlasını şekil yardımıyla gösteriniz.

5. İşçi fazlasını, işveren fazlasını ve iş fazlasını şekil yardımıyla gösteriniz. 1. Emeğin marjinal ürününün formulü nedir? 2. İşçi fazlasının formulü nedir? 3. İşveren fazlasının formulü nedir? 4. İş fazlasının formulü nedir? 5. İşçi fazlasını, işveren fazlasını ve iş fazlasını şekil

Detaylı

AĞAÇ İŞLEME MAKİNELERİ SEKTÖRÜ NOTU

AĞAÇ İŞLEME MAKİNELERİ SEKTÖRÜ NOTU AĞAÇ İŞLEME MAKİNELERİ SEKTÖRÜ NOTU Bu çalışmada ağaç işleme makineleri sektörü olarak GTIP tanımları aşağıda belirtilen kalemlerin toplamı olarak ele alınmıştır. 8465 GTIP GTIP TANIMI Ağaç, mantar, kemik,

Detaylı

tepav OECD Beceri Stratejisi ve UMEM Projesi Aralık2011 N201161 POLİTİKANOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav OECD Beceri Stratejisi ve UMEM Projesi Aralık2011 N201161 POLİTİKANOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı POLİTİKANOTU Aralık2011 N201161 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Ayşegül Dinççağ 1 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri OECD Beceri Stratejisi ve UMEM Projesi Başta ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri

Detaylı

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4.

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. Ülkelerin Büyüme Oranı 5. Ülkelerin Kişi Başına Gayri Safi Yurtiçi

Detaylı

ALMANYA DA SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ SEÇKİN KESGİN

ALMANYA DA SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ SEÇKİN KESGİN ALMANYA DA SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ SEÇKİN KESGİN Almanya; Orta Avrupa da bir ülkedir. Kuzeyinde Kuzey denizi, Danimarka, ve Baltık denizi; doğusunda Polonya ve Çek cumhuriyeti; güneyinde Avusturya ve İsviçre;

Detaylı

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4.

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. Ülkelerin Büyüme Oranı 5. Ülkelerin Kişi Başına Gayri Safi Yurtiçi

Detaylı

1 Şekil-1. TEPE (Ocak 2016 Ocak 2017) 1

1 Şekil-1. TEPE (Ocak 2016 Ocak 2017) 1 HABER BÜLTENİ 02.02.2017 Sayı 85 PERAKENDE GÜVENİ 12 AYDIR NEGATİFTE 2016 yılını negatif seyirle tamamlayan perakende güveni, yeni yılın ilk ayında da bu eğilimine devam ederek son 12 ayı negatif seviyede

Detaylı

oranları genel yapıyla benzerlik göstermekte ve yüzde 24,4 ile Orta Doğu dışındaki ülkelere göre oldukça düşük bir seviyede bulunmaktadır.

oranları genel yapıyla benzerlik göstermekte ve yüzde 24,4 ile Orta Doğu dışındaki ülkelere göre oldukça düşük bir seviyede bulunmaktadır. YÖNETİCİ ÖZETİ Türkiye de kadınların işgücüne katılımı 2008 yılı itibariyle yüzde 24 tür. Bu oranla Türkiye, Ortadoğu ülkeleriyle aynı grupta yer alırken Güney Avrupa ile Latin Amerika ülkelerinin, hatta

Detaylı