Türkiye'de Sağlıkta Dönüşüm: 21. Yüzyılın Getirdiği Fırsatlar

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Türkiye'de Sağlıkta Dönüşüm: 21. Yüzyılın Getirdiği Fırsatlar"

Transkript

1 Türkiye'de Sağlıkta Dönüşüm: 21. Yüzyılın Getirdiği Fırsatlar Modern Türkiye, bebek ve çocuk ölümlerini azaltma ve anneleri doğumda koruma gibi alanlarda önemli başarılar kaydetmiştir. Bulaşıcı hastalıkların sisteme getirdiği yükteki azalmaya paralel olarak; kronik ve bulaşıcı olmayan, orta yaş ve ilerleyen dönemlerde ölüm ve işlev kaybına neden olan hastalıklarla mücadelede, erken dönemde tedbir almaya yönelik önemli fırsatlar ortaya çıkmıştır. Bu alandaki etkili müdahaleler, ülkenin gelecekte beklenen gelişimine paralel olarak sağlık alanında da önemli gelişmeler elde etmesine ve sağlık sektöründe liderlik konusunda artan şöhretine katkıda bulunacaktır Dr. Sarah Carter ve Prof. Dr. David Taylor, UCL Eczacılık Fakültesi Dr. Panos Kanavos, Dr. Federico Grimaccia ve Dr. David Tordrup, LSE Health Prof. Dr. Mehtap Tatar, Hacettepe Üniversitesi 1

2 Özet Türkiye son 40 yıllık dönemde hızlı bir demografik, epidemiyolojik, ekonomik ve sosyal gelişim süreci yaşamıştır. 1970'ten bugüne nüfus iki kattan fazla artmış ve ortalama yaşam süresi 25 yıl uzamıştır. Bebek ölümleri canlı doğumlarda her 1000 bebekte 150'den her 1000 bebekte 10'a düşmüştür. Doğurganlık hızı bugün, nüfusun kendini yenileme seviyesinin biraz üzerindedir. Sağlık hizmetlerine, ilaçlara ve çocukluk dönemi aşılama gibi diğer sağlık hizmetlerine erişimde, son on yıllık dönemde ciddi gelişmeler kaydedilmiştir. Bu başarılar, temeli 2002/2003 yıllarına dayanan proaktif bir Sağlıkta Dönüşüm Programı ile desteklenmiştir. Bu programın başlıca öncelikleri anne ve çocuk sağlığı alanında gelişme kaydetmek ve merkezinde aile hekiminin öncülük ettiği bir birinci basamak sağlık hizmetleri sistemini oluşturmak olarak özetlenebilir. Daha uzun vadeli hedefler arasında Sağlık Bakanlığı nın, uzun süreli hastalıkların artan yaygınlığının neden olduğu sorunlara çözüm getirebilecek şekilde güçlendirilmesi ve Türkiye ile diğer Avrupa ve OECD ülkeleri arasında sağlık hizmetlerinin kalitesi alanındaki uçurumun daraltılması sayılabilir. Öte yandan Türkiye, hemşire ve doktor sayılarındaki yetersizlikler ve ilaçların uygun ve rasyonel kullanımını temin etmede yaşanan sıkıntılar gibi bir dizi alanda sorunlarla karşı karşıyadır. Bunların yanında refah ve sağlık boyutunda bölgeler arasında da ciddi farklılıklar gözlemlenmektedir. Akut bulaşıcı hastalıkların sisteme getirdiği yükte görülen azalma dikkatleri yaşa bağlı olarak ortaya çıkan ve bulaşıcı olmayan hastalıklar (NCD - non- communicable diseases) ile hastalık ve ölüm oranlarının etkilerine yöneltmiştir. Bulaşıcı olmayan hastalıklar halen Türkiye'deki tüm ölümlerin yüzde 70'inden fazlasına neden olmaktadır. En yaygın rastlanan ölüm nedenleri iskemik/koroner kalp hastalıkları, beyin- damar hastalıkları (felçler de dâhil) ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (COPD - chronic obstructive pulmonary disease) olarak dikkat çekmektedir. Türk kadınlarında koroner kalp hastalığı (CHD - coronary heart disease) nedeniyle ortaya çıkan ölümler Avrupa'da bu alanda görülen en yüksek oranlarda seyretmektedir. Tip- 2 diyabetin yaygınlığının on yılı biraz aşan bir dönemde iki kattan fazla arttığına dair bulgular söz konusudur. Çocukluk dönemi aşılama programının 90'lı yılların başında başlatılmış olmasına rağmen kronik hepatit B enfeksiyonu hayatın ilerleyen dönemlerinde kayda değer bir tehdit olma konumunu sürdürmektedir. Bugün Türkiye nüfusunun bulaşıcı olmayan hastalıklar nedeniyle her yıl 6,5 milyon engelliliğe uyarlanmış yaşam yılı (DALY - disability adjusted life years) kaybettiği tahmin edilmektedir. Bu rakama nöro- psikiyatrik rahatsızlıkların neden olduğu zararların dâhil edilmediği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu durumun ekonomik yansımalarını daha basitçe anlatmak için bir DALY 10,000 ABD Doları (Türkiye'de kişi başına düşen yaklaşık GSYİH rakamı) olarak alındığında, kaybedilen yaşam ve yetilerin toplam değerinin yılda 65 milyar ABD Dolarına ulaştığını söylemek mümkündür. Bu da, psikiyatrik hastalık ve rahatsızlıkların dikkate alınıp alınmadığına bağlı olarak GSYİH'nin yüzde 8 ila 10'una eşdeğer bir kaybı ifade etmektedir.. Halk sağlığı programlarının uygulanıyor olmasına rağmen Türkiye'de bulaşıcı olmayan hastalıklara ilişkin risk faktörleri halen yüksek düzeyde seyretmektedir. Bu yüzyılın başında erkek nüfusun 2

3 yarıdan fazlasının ve kadınların da beşte birinin sigara kullandığı unutulmamalıdır. Sigara kullanım oranının düşmekte olduğu yönünde belirtiler bulunmakla birlikte, obezite gittikçe artan bir sorun olarak öne çıkmaktadır. Özellikle alt gelir düzeyindeki nispeten yaşlı kadınlar arasında yaygın bir sorun olan obezite, nüfusun geneline bakıldığında da yukarı yönde bir eğilim sergilemektedir. Ayrıca yetişkinlerin yaklaşık dörtte birinin de 'klinik açıdan önemli' (muhafazakâr bir yaklaşımla tanımlanmış) ölçüde yüksek kolesterol düzeyine sahip olduğuna ilişkin bulgular da bulunmaktadır. Türkiye'nin yetişkin nüfusunun en az üçte birinde de klinik açıdan önemli hipertansiyona rastlanmaktadır. Yüksek tansiyon gibi sorunlarla karşı karşıya olan bireylerin çoğu bu konuda ilaç tedavisi görmemektedir. Bunun yanında mevcut araştırmalar, Türkiye'deki Tip- 2 diyabet hastalarının neredeyse yarısının bu durumlarından haberdar olmadığını göstermektedir. Bu gibi bulgular gelecekte hem zamansız ölümlerin, hem de potansiyel olarak önlenebilir işlev kayıplarının artacağına işaret etmektedir. Türkiye'de halk sağlığı alanında bulaşıcı olmayan hastalıkların önlenmesi ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine, bu yolla bir yandan da sağlık profesyonellerinin desteğiyle hastaların kendi kendilerine sağladıkları bakımın bir parçası olarak etkili ilaç kullanımının yaygınlaştırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Örneğin damar hastalıklarının yönetimi alanında yük büyük ölçüde hastanelerde çalışan kardiyologlar ve dahiliye uzmanlarına düşmektedir. Öte yandan, tansiyon düşürücüler ve lipit düşürücüler gibi düşük maliyetli ama etkili ilaçların kullanımı ve diyabet tedavilerinin uygulanmasının, kişinin yaşam tarzında yapacağı değişikliklerle bir araya geldiğinde hastalıkların birinci basamakta en iyi şekilde yönetildiği uluslararası deneyimlerle kanıtlanmıştır. Sağlık alanındaki iyileştirmelerin önündeki; uygun maliyetli ilaçlara ve diğer tedavi seçeneklerine uygulanan katkı payları gibi engeller kaldırılmalıdır. Sağlık çalışanlarının sayısındaki yetersizlik göz önünde alındığında, eczanelerin klinik kaynaklar olarak değerlendirilmesine hız verilmelidir. Bunun yanı sıra 'sağlıklı yaşam destek merkezleri', gelecekte ileri düzey birinci basamak hasta bakım hizmetlerine erişimin genişletilmesinden doğacak maliyetleri düşürebilecek potansiyel bir iyileştirme stratejisi olarak düşünülmelidir. Bu uygulamalar, elektronik hasta kaydı paylaşımını sağlamaya, sahte ilaçları önlemeye, ve diğer yasadışı uygulamalarla mücadeleye yönelik politikalar ile desteklenebilir. Türkiye'nin ekonomik alandaki başarısını sürdürmek; ülkenin eğitimden barınmaya ve ulaştırmaya kadar her alandaki ilerlemesi için zorunludur. Sağlık alanında elde edilen gelişmeler her ne kadar arzu edilen olumlu gelişmeler olsa da, bu gelişmelerin maliyetinin ekonomik başarıyı tehdit etmesi halinde ekonomik olarak karşılanamayacağı düşünülebilir. Yine de, Türkiye'nin demografik ve epidemiyolojik gelişiminin bu aşamasında artan sağlık harcamaları, gelecekte karşılaşılacak sağlık sorunlarının pahalı, geç- aşama tedavilerle çözüm zorunluluğuna bugün ekonomik çözümler getirebilir. Dolayısıyla milli gelirden artan bir payı sağlık alanına yönlendirmenin ve bu alanda hali hazırda sarf edilen yüzde 6'lık oranı OECD ortalaması olan yüzde 9'a yaklaştırmanın bulaşıcı olmayan hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde önemli rol oynayacağı söylenebilir. İlaç kullanımı zaman zaman, yaşam tarzındaki değişiklikler ve çevre odaklı halk sağlığı koruma çalışmalarına bir alternatif olarak görülmektedir. Ancak modern toplumlarda ekonomik ve farmakolojik açıdan rasyonel ilaç ve benzeri ürünlerin kullanımı halk sağlığı programlarının etkisini 3

4 destekleyici bir faktör olarak değerlendirilmeli ve bir bütün olarak sağlık (ve sosyal) hizmetlerinin hızlı ve uzun dönemli maliyet etkililiğini artırmaya hizmet etmelidir. Bu rapor, Amerikan Farmasötik Araştırmaları ve Üreticileri (PhRMA) tarafından sağlanan fonlar aracılığıyla hazırlanmıştır. Bu rapordaki görüşlerin kalitesi ve nesnelliğinden Prof. Dr. David Taylor (University College London, Eczacılık Fakültesi) ve danışmanlığını yapan Prof. Dr. Mehtap Tatar (Hacettepe Üniversitesi, Ankara) ve Dr. Panos Kanavos (LSE Health, Londra) sorumludur. Bu yayında dile getirilen yorumlar yazarlara aittir. Giriş Türkiye, son dönemlerde oldukça hızlı bir demografik, epidemiyolojik, ekonomik ve sosyal gelişim süreci yaşamıştır. Nüfus 1970'lerin başındaki 35 milyon düzeyinden 2012'ye girildiğinde yaklaşık 75 milyona yükselmiştir. Aynı dönemde bebek ölüm hızı her 1000 canlı doğumda 150'den (Kuzeybatı Avrupa'da Yirminci Yüzyılın başındaki düzey) bugün her 1000 canlı doğumda 10 a düşmüştür. Öte yandan nüfusun geneli için doğuşta beklenen yaşam süresi 50 yaş düzeyinden yaklaşık 75 yaş düzeyine ulaşmıştır. Doğurganlık hızında da ciddi düşüşler gözlemlenmiştir. Ülkenin büyük bir bölümünde doğurganlık hızı nüfusun kendini yenileme seviyesinin biraz üzerindedir. Bunun yanında Türkiye'nin GSYİH'si son on yıllık dönemde (döviz kurundan bağımsız olarak) ABD Doları civarından ABD Doları düzeyine yükselmiştir (bkz. Şekil 1). İktisadi gelişme ve sağlık alanındaki ilerlemeler normal şartlarda birbirini yakın bir biçimde takip eder. Türkiye'de ortalama yaşam beklentisi rakamlarını artırmada yakalanan başarı, aynı zamanda temelleri yıllarına dayanan son derece proaktif bir Sağlıkta Dönüşüm Programı ile de desteklenmiştir. Programın hedefleri arasında, daha entegre bir sağlık sistemi ile altyapıya finansman ayırmak, toplumun geneline aile hekimleri ekseninde birinci basamak sağlık hizmetlerini sağlamak, bir yandan kamu tarafından finanse edilen sağlık hizmetlerinin özel sektörden de temin edilebilmesine olanak tanırken, bir yandan da kamu kesiminde çalışan doktorların özel muayenehanelerine rasyonel bir yaklaşım getirebilmek, koruyucu sağlık hizmetleri ve halk sağlığı hizmetlerinin kapsamını genişletmek, sağlık çalışanlarının sayısındaki eksiklikleri azaltmak ve daha iyi bilgisayar tabanlı bilgi ve kayıt sistemleri oluşturmak sayılabilir (Akdağ, 2007; Tatar ve ark., 2011). Şekil 1: Doğuşta beklenen yaşam süresi (yıl) ve GSYİH (ABD Doları, kişi başına düşen nominal, 100), Türkiye

5 Doğuşta beklenen yaşam süresi GSYİH (Kişi başına düşen ABD Doları, yüz) Kaynak: Dünya Bankası ve DSÖ Sağlık hizmetleri, ilaçlar ve çocuklara yönelik aşı kampanyaları gibi diğer tedavi ve hizmetlere erişim, aşağıda da anlatıldığı üzere son on yıllık dönemde büyük gelişme göstermiştir. Bu konuda getirilen yeniliklere örnekler arasında (AB'de bu alanda planlanan tedbirler öncesinde) ilaç kutularına 'takip ve izleme' sistemi kapsamında seri numarası verilmesi ve bu sayede sahte ilaçlar ve benzeri suçlarla mücadele edilmesi ve Sağlık Bakanlığı teşkilatı bünyesinde ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan kronik hastalıkların (bu raporda bu tür hastalıklar bulaşıcı olmayan hastalıklar şeklinde de anılmaktadır) önlenmesi ve tedavi edilmesine yönelik ileriye dönük politikalar uygulayan yapıların oluşturulması sayılabilir. Türkiye'nin sağlık alanındaki ve ekonominin genelindeki başarılarının boyutları ve niteliği uluslararası ölçekte takdir edilmeyi hak etmektedir University College London Eczacılık Fakültesi, Hacettepe Üniversitesi ve LSE Health bünyesindeki araştırmacıların ortak çalışmasının bir ürünü olan bu kısa rapor hali hazırda elde edilmiş başarıların bağımsız bir gözle ele alınması olarak da görülebilir. Aslına bakılırsa Türkiye, son on yıllık dönemde Çin'den sonra ekonomisi en hızlı büyüyen ülke olmuş ve 65 yaşında beklenen yaşam süresinin OECD ortalamasına (OECD, bkz. Şekil 2)yaklaşıyor olması hem Avrupa ölçeğinde hem de global ölçekte başarılarının fark edilmesini haklı çıkarmıştır. Şekil 2: 65 yaşında beklenen yaşam süresi, OECD 5

6 Kadınlar Erkekler Japonya Fransa İspanya İsviçre İtalya Avustralya Kore Lüksemburg Kanada İsrail Avusturya Yeni Zelanda Norveç Belçika İsveç İngiltere Almanya Hollanda İzlanda İrlanda Portekiz OECD Yunanistan Slovenya ABD Şili Danimarka Brezilya Polonya Çek Cumhuriyeti Estonya Meksika Slovakya Macaristan Rusya Federasyonu Türkiye Güney Afrika Yıl Kaynak: OECD, 2011 (veriler 2009 yılına aittir) Öte yandan, bu kadar hızlı gelişimin sorunsuz olacağını düşünmek mümkün değildir. Son on yılda Türkiye'de uygulanan olumlu politikalara rağmen, ülkedeki hemşire ve doktor sayılarındaki yetersizlikten, ilaçların uygun ve rasyonel kullanımını temin etmedeki sorunlara kadar bir dizi alanda problemler halen önemini korumaktadır. Sağlık ve refah alanında bölgesel farklılıkları gidermeye yönelik devlet politikalarına rağmen özellikle Türkçe konuşan ve konuşmayan bölgelerde bu farklılıklar halen varlığını sürdürmektedir. Bunların yanı sıra, örneğin kadının sosyal statüsü, erken gebelikte kürtaja erişim ve yaşlanan nüfusun ülkenin uluslararası rekabet gücünü ve yerel gelişimini sürdürme kapasitesi üzerindeki etkisine ilişkin tartışmalar da söz konusudur. Bu konuların gelecekte sosyal hizmetlerin ve/veya toplumsal refahın gelişmesine engel oluşturması mümkündür. Köylerden kentlere ve varoşlara büyük ölçekli göç gibi eğilimler ile birlikte hızlı nüfus artışı da kaçınılmaz olarak adil çözüm gerektiren problemlere neden olmaktadır. Bugün ülke nüfusunun yüzde 20'ye yakın bir bölümü İstanbul ve çevresindeki kentsel alanda, bir diğer yüzde i de Ankara ve İzmir'de yaşamaktadır. Kamuoyunun beklentilerini karşılamak bağlamında sağlık hizmetlerini sağlamak ve geliştirmek sosyal istikrarın temini ve süregelen ekonomik gelişime toplum genelinde artan bir güven ve adalet hissinin eşlik etmesi açısından önemlidir. 6

7 Yakın zamanlardaki, kamuya açık alanlarda sigara içmenin yasaklanması gibi halk sağlığını ilgilendiren düzenlemelere rağmen, Türkiye özellikle erkek nüfusta tütün kullanımında halen en üst sıralarda yer almaktadır. Bir yandan da özellikle kadınlarda artan obezite oranları dikkat çekicidir (Sağlık Bakanlığı, 2010). Bu tablodan hareketle, bu çalışmanın temel amacı Türkiye'de uzun süreli hastalıkların artan yükünü ortaya koymak ve ilaçların rasyonel ve etkili kullanımı ile tıp ve ilaçlar alanındaki gelişimin sürdürülmesi gibi ulusal ve uluslararası kamuoyunun çıkarları arasında sayılabilecek olguları da göz önünde bulundurarak, damar hastalıklarının birinci ve ikinci basamakta önlenmesi, diyabet gibi hastalıkların erken dönemde ve etkili bir şekilde tedavi edilmesi gibi alanlardaki yatırımların ulusal öncelikler arasındaki yerini değerlendirmektir. Aşağıda ilk bölümde Türkiye'nin yaşadığı demografik ve epidemiyolojik geçişin küresel bağlamda nereye oturduğu irdelenmektedir. Bu bölümde nüfusun yaşlandığı olgusunu kabullenmenin öneminin yanı sıra, işlev kaybı yaşamadan sağlıklı ve uzun bir yaşam süresi yakalamanın dünya genelinde insanlığın devam eden gelişim sürecinin önemli bir parçası olduğu vurgulanmaktadır. Bu konuda görüşlerini belirten bazı yorumcular nüfusun yaşlanmasını olumlu ve faydalı bir gelişme olarak değerlendirmekten çok engellenmesi gereken bir sorun olduğunu düşünmektedir. Hatta bazıları, Türkiye gibi ülkelerde nispeten yüksek doğum oranlarını muhafaza etmek veya orta yaş ya da daha ileri yaş grubundaki kişilerin yaşamı uzatan tedavilere erişimindeki artışı yavaşlatmak yoluyla nüfusun yaşlanmasını geciktirmenin bir avantaj olabileceğini bile iddia edebilmektedir. Öte yandan burada dile getirilen görüşler bu tür yaklaşımları sorgulamaktadır. Hastalık risklerini azaltmaya ve bulaşıcı olmayan hastalıkların neden olduğu zararları asgariye indirmeye yönelik erken müdahaleler, düşük yaşam kalitesi ile geçirilen uzun bir ömür getirmekten çok, pahalı komplikasyonları ve işlev kaybı oranlarını azaltarak, kişinin önündeki yılları daha iyi yaşayabilmesine katkı yapmaktadır (DSÖ, 2012). 60'lı, 70'li ve hatta daha ilerideki yaşlarını yaşayan bireylerin oranındaki artış, doğru sosyal ve endüstriyel politikalar ve bunlarla bağlantılı istihdam politikaları ile bir yandan sosyal ve ekonomik performansı artırırken, bir yandan da gelişimlerini sürdüren toplumların istikrar ve esnekliğini desteklemeye katkıda bulunabilir. Kutu 1. Türkiye'de ruh sağlığı Türkiye'de ruh sağlığı alanındaki hizmetlerin yılı aşan bir geçmişi bulunmaktadır. Bu geçmişte Anadolu'da akıl hastanesi olarak düzenlenmiş köylerden, İstanbul gibi şehirlerde külliyelerin bir parçası olan akıl hastanelerine kadar bir çok örnekten bahsedilebilir (Samancı ve Erkmen, 1994). Öte yandan Yirminci Yüzyıl boyunca psikiyatri alanındaki hizmetlerin kalitesindeki düşüş ve kronik kapasite yetersizliği ile bağlantılı bir dizi skandalla karşı karşıya kalınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti nin neredeyse yüz yıl önceki kuruluşundan bu yana topluma dayalı ruh sağlığı hizmetlerine hemen hiç rastlanmamış olup, öte yandan hastanelerin bu konudaki kaynaklarının da son derece sınırlı olduğu gözlemlenmiştir. Yakın dönemde derlenen verilere göre, ülkenin tümünde bu alandaki yatak kapasitesi civarında olup, bunun 4.000'i ülkenin sekiz psikiyatri hastanesinde toplanmıştır. Kalan yatak kapasitesi ise diğer hastanelerin psikiyatri servislerinde yer almaktadır (Knapp ve ark., 2007). Bu sınırlı kapasitenin sonuçları arasında aslında önlenebilecek kişisel sıkıntıların önüne geçilememesi, aile düzeyinde karşılaşılan maliyetler ve Türk toplumunun geneli açısından iktisadi boyutta ve diğer boyutlarda ortaya çıkan yükler sayılabilir. Ancak 2011 yılında Sağlık Bakanlığı, 2015 yılına kadar 240 Toplum Ruh Sağlığı Merkezinin (TRSM) kurulacağına ilişkin planlarını kamuoyu ile paylaşmıştır. Bunların ülke genelinde ruh sağlığı standartlarında gelişme kaydedilmesine katkıda bulunması ve hem şiddetli hem de daha sık rastlanan ruh ve sinir hastalıklarına yönelik toplumdaki önyargıların giderilmesine yardımcı olması beklenmektedir. 7

8 Bugün halihazırda İstanbul'da bu şekilde çalışan ve her biri nüfusun bu alandaki ihtiyaçlarına yanıt veren iki merkez faaliyettedir. Bu gibi gelişmelerin ruh sağlığı açısından olumlu yansımalarının olacağı açıktır. Yine de hem hastanelerin iş yükünü azaltmak, hem de her yıl toplumun yüzde 10'u kadar bir nüfusun karşılaştığı ciddi psikiyatrik rahatsızlıklar bağlamında topluma ihtiyaç duyduğu desteği sağlamak için bunların tek başına yeterli olacağı da söylenemez. Bu alandaki birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve kişinin kendi sorunlarını bilinçli bir biçimde ele alabilmesini,ruh sağlığı sorunlarıyla karşılaşan kişilere sosyal ve tıbbi destek verilmesini sağlamak üzere toplum genelinde bir anlayış oluşturulması da bu açıdan çok önemlidir. İzleyen bölümlerde Türkiye'de kronik fiziksel hastalıkların bugünkü ve gelecekteki muhtemel rastlanma oranları ve maliyetlerine ilişkin ayrıntılı bilgiler de verilecektir (örneğin ruh sağlığı sorunları için Kutu 1'e bakınız). Bu bölümlerde bir dizi alternatif politika irdelenmiş ve bazı çözüm önerileri paydaşların değerlendirmesine sunulmuştur. Ancak bu değerlendirmelere geçmeden önce üç konuya daha değinmekte fayda görülmektedir. İlk olarak, son dönemde istatistik ve bilgi sistemleri alanındaki yatırımlara rağmen, Türkiye'de sağlık ve sağlık hizmetleri alanındaki verilerin her durumda diğer OECD ülkelerindeki kadar sağlam bir zemine dayandığını düşünmek yanıltıcı olabilir. Bunun nedenlerden biri, içinde bulunduğumuz yüzyıldan da önceye giden kapasite sorunlarıysa, bir diğeri bugün halk sağlığı alanındaki gelişmelerde yakalanan yüksek ivmedir. Sağlık alanında ve bağlantılı sosyal boyutlarda Türk toplumunu etkileyen değişimin hız ve ölçeğini anlamak yalnız politika belirleyenlerin değil, elinizdeki gibi çalışmaları hazırlayanların da üstesinden gelmesi gereken önemli bir sorundur. İkincisi, sağlık alanında başarılı ulusal gelişim stratejileri, tanımı gereği; hizmet verilen toplumun içinde bulunduğu durum, inanç ve gelenekleri ile tutarlı olmalıdır. Örneğin Almanya, Japonya, ABD ya da İsveç'te etkili ve uygun olabilecek yaklaşımlar farklı geçmişleri ve altyapıları olan ülkelerde uygulanabilir ya da kabul gören yaklaşımlar olmayabilir. Bu bağlamda, yerel koşullar hakkında sınırlı bilgi ve iç görü sahibi uluslararası gözlemcilerin ve akademik 'uzmanların' belirli bir ortamda geliştirilmiş 'çözümleri', maddi ve kültürel açıdan farklı ortamlara empoze etmeye çalışmaktan kaçınması zorunludur. Üçüncüsü, hastalıkların ekonomik ve sosyal yükünü ve sağlık alanındaki müdahalelerin faydalarını ölçmeye yönelik çabalar her zaman için bir dizi metodolojik sorunu da beraberinde getirmektedir. Örneğin gelecekte karşı karşıya kalınacak ya da kaçınılabilecek sağlık hizmetleri maliyetlerini esas alan projeksiyonların, ancak kabul gören ve öngörülebilir maliyetleri olan tedavilerin bulunduğu sağlık durumları için faydalı olduğu söylenebilir. Başka durumlarda ise bu nevi projeksiyonlar kendi içinde tartışma malzemesi olmaktan pek öteye geçemezler. Benzer şekilde, hastalık nedeniyle kaybedilen işgünü rakamları gibi üretimle ilgili göstergelere dayanan tahminler de ancak her bir işveren ya da çalışan düzeyinde anlamlı olabilir. Bunlar bölgesel ya da ulusal düzeye yansıtıldıklarında yanıltıcı sonuçlar getirebilirler. İşlev kaybına uğrayan kişilerin yerini alabilecek işsizlerin sayısı ya da kaybedilen kazançları telafi etmek için yapılan transfer ödemeleri gibi makro ekonomi ve siyaset tarafından belirlenen değişkenler bu tabloyu daha karmaşık hale getiren faktörlere örnek olarak gösterilebilir.. 8

9 Toplumun hastalık nedeniyle kaybedilen veya tedavi ya da önleme nedeniyle kazanılan engelliliğe ya da kaliteye uyarlanmış yaşam yıllarına (DALY/QALY) verdiği (ya da verebildiği) değer gibi ölçütlerden yola çıkan hastalık yükü hesaplamaları, bu bağlamda daha anlamlı göstergeler olabilir. Bu raporun ilerleyen bölümlerinde yapılan değerlendirmeler Türkiye'de ve dünyada 1980'lerin sonlarında DSÖ'nün öncülüğünü ettiği yöntemler kullanılarak gerçekleştirilen 'hastalık yükü' araştırmalarına dayanmaktadır 1 (Örneğin bkz. DSÖ, 2008). Ancak bu değerlendirmelerde de hem bulguların hızla güncelliğini yitirmesinden, hem de işlev kaybının ve yaşam kalitesindeki kaybın diğer boyutlarının derecelerinin kamunun yatırım kararlarının değerlendirilmesinde nasıl ele alınacağını tespit edememekten kaynaklanan ciddi belirsizlikler söz konusudur. Örneğin QALY temel alınarak hazırlanmış maliyet etkililik /fayda çalışmaları yalnızca sağlık sektöründeki kaynak dağılımı açısından kayda değer olup, her zaman kamunun genel çıkarlarını yansıtamayabilmektedir. Hastalık ve işlev kaybının ekonomik etkisinin bölgedeki GSYİH düzeyini yansıtacak şekilde uyarlamaya tabi tutulup tutulmayacağı ya da kaybedilen bir yaşam yılının (üçüncü şahısların gözünde yaşam kalitesi açısından uyarlamaya tabi tutulup tutulmamasına bakılmaksızın) parasal değerinin farklı toplumlarda aynı mı, yoksa farklı mı olacağı yönündeki başka sorular da akla gelmektedir. Nihai analizde, ilaçlar ya da ihtiyaç duyan kişilere verilen bakım hizmetleri gibi kalemlerde 'doğru' harcama düzeylerinin tek bir formül ile belirlenemeyeceği görülmüştür. Kardiyovasküler risklerin azaltılması ya da Tip 2 diyabetin yönetimi gibi bazı durumlarda, gelecekteki önlenebilir işlev kayıpları ve maliyet tahminlerini esas alan yatırım politikalarına olumlu bir gözle bakmak mümkündür. Öte yandan bunların 'bilimsel gerçekler' olarak sunulması doğru olmayacaktır. Gerçekte, daha iyi sağlık hizmetleri sağlamak için gerekli finansmana ilişkin kararlar ancak hizmetlerin sunulduğu toplumun değerleri ve gereksinimleri konusunda samimi ve daha iyi sağlık sonuçları elde etmek için mevcut ve gelişen ilaç ve diğer sağlık teknolojileri konusunda bilgi sahibi paydaşlar tarafından yönlendirilen politik tartışmalar ışığında verilebilir. Türkiye'de ve dünyada beşeri kalkınma Demografik ve epidemiyolojik geçiş, geleneksel toplum yapıları ile sosyal değer ve sistemlerden modern toplum yapıları, değerler ve sistemlere geçişin vazgeçilmez unsurları arasında görülen ölüm ve hastalık oranları ile süreçlerindeki değişimlerle yakından ilgilidir. İnsanlığın göçebe hayattan yerleşik hayata (ve son yıllarda da nispeten hareketsiz bir hayata) geçişine işaret eden, Türkiye'nin Güneydoğusunda yer alınan Göbekli Tepe'deki ilk bilinen tapınağın inşasından yıl sonra, 1800'lü yılların başında bile doğuşta beklenen yaşam süresi, dünyanın dört bir köşesinde, hangi sosyal gruba bakarsanız bakın, 40 yaşından fazla değildi. Hatta bir çok durumda bu rakamın da altındaydı. İstikrarlı bir biçimde yüksek seyreden doğum oranları; bebek, çocuk ve genç erişkin ölüm 1 Türkiye'deki ilk geniş kapsamlı hastalık yükü çalışması 2004 yılında Sağlık Bakanlığı ve Başkent Üniversitesi tarafından yayımlanmıştır. Bu araştırma Sağlık Bakanlığının halk sağlığı alanındaki gelişimlerle ilgili olarak devam eden çalışmalarının bir parçası olarak güncellenmekte ve kapsamı genişletilmektedir. (Gürsöz 2012). Ancak Türkiye nüfusunun yüzde 10'dan fazla oranda arttığı ve 60'lı ve 70'li yıllarını yaşayan insanların sayısında daha da hızlı bir yükselişin gözlemlendiği son on yıllık dönemdeki değişimlere rağmen, bu çalışma bugün hala bu alandaki en önemli yayınlanmış bilgi kaynağı olarak dikkat çekmektedir. 9

10 oranlarının yüksek seyretmesiyle dengelenmekte ve bu tablodaki en belirgin dalgalanmalara salgın hastalıklar neden olmaktaydı. Doğurgan yıllarının sonuna kadar hayatta kalabilen kadınlar ortalama yedi çocuk yapmazlarsa aileleri ya da içinde yaşadıkları yerel toplulukların soyunun tükenmesi tehlikesi açıktı. Ancak ilk olarak Kuzeybatı Avrupa ülkeleri tarım ve endüstri alanında verimliliklerini artırdıkça bu ülkelerdeki hayatta kalma oranları artış göstermeye başladı. Bu eğilim öncelikle genç erişkinlerde, daha sonra çocuklarda ve son olarak da bebeklerde etkisini gösterdi. Ebeveynlerin çocuklarının birer yetişkin olacağına dair inançları güçlendikçe doğum hızları da (hızlı nüfus artışı görülen bir dönemin ardından) düşmeye başladı. Şekil 3a ve 3b'de görüldüğü üzere (Fransa ve İngiltere gibi ülkeler için bir yüzyıl sonrasında) nüfus tekrar istikrarlı bir noktaya gelip düşük ölüm oranları bu kez düşük doğum oranlarıyla dengelendi. Modern toplumlarda özellikle bu son oran, ekonomik durumdaki değişimler ve göç gibi etkenlerin de etkisiyle dalgalanma sergileyebilmektedir. Şekil 3a: Nüfustaki yaşlanmanın hızı: 65 yaş ya da üzerindeki nüfusun belirli ülkelerde nüfusun geneli içindeki oranının yüzde 7'den yüzde 14'e çıkması için geçen süre Fransa İsveç İngiltere Amerika Birleşik Devletleri Japonya Güney Kore Çin Tayland Brezilya 65 yaş ve üzerindeki nüfusun oranı Kaynak: DSÖ, 2012 Şekil 3b: Demografik ve epidemiyolojik geçişin aşamaları Epidemiyolojik geçiş aşaması Salgınlar ve açlık Gerileyen salgınlar Artan bulaşıcı olmayan hastalıklar (yaşam tarzı ile bağlantılı) Ertelenen bulaşıcı olmayan hastalıklar ve yeni ortaya çıkan enfeksiyonlar Nüfus artışı Brüt ölüm oranı Brüt doğum oranı Demografik geçiş aşaması Pre Erken Geç Post Kaynak: Yazarlar 10

11 Demografik geçişe hastalık türlerindeki sistematik değişiklikler de etki etmektedir. Bu son süreç epidemiyolojik geçiş olarak adlandırılmaktadır. Bulaşıcı hastalıkların kontrol altına alınması veya ortadan kaldırılması ve toplumların zenginleşmesine paralel olarak bu durum, insanlara daha uzun süre hayatta kalma ve sigara gibi alışkanlıklar edinme, işlenmiş gıdalar ve şekerli içecekler tüketme ve egzersiz yapmama gibi bir yaşam tarzı benimseme fırsatı tanımaktadır. Bu da ateroskleroz/koroner kalp hastalığı ve Tip 2 diyabet gibi bulaşıcı olmayan hastalıkları (NCD'ler) tetiklemektedir. Bu görüş bir ölçüde doğrudur. Ancak, Şekil 4'te sunulan verilerin ışığında 60 yaş ve üzerindeki kişilere bakıldığında daha fakir ve az gelişmiş toplumların normal şartlarda kalp hastalığı gibi hastalıklar nedeniyle karşılaştığı ölüm (ve işlev kaybı) oranları, daha zengin toplumlara göre daha yüksek bir düzeyde seyretmektedir. Bu gibi durumlarda akut bulaşıcı hastalıkların yükünde rastlanan düşüş, toplumda daha önceden var olan bulaşıcı olmayan hastalıklardan kaynaklanan hastalık ve ölüm oranlarını tetiklemekten ziyade ortaya çıkarma etkisini göstermektedir. Bu gibi hastalık yükleri hakkındaki bilinçlenme ise toplum yaşlandıkça daha yüksek düzeylere ulaşmaktadır. Bu da bulaşıcı olmayan hastalıkların mutlak rastlanma sıklığına katkıda bulunmaktadır (Kutu 2). Şekil yaş ve üzerindeki her erişkinde ülke ve gelir grubu bazında kaybedilen yaşam yılı sayısı bin Yüksek gelir grubundaki ülkeler Orta gelir grubundaki ülkeler Düşük gelir grubundaki ülkeler İskemik kalp hastalığı Beyin damar hastalığı Kronik obstrüktif akciğer hastalığı Alt solunum yolu enfeksiyonları Trakeal bronş, akciğer kanseri Diyabet Yüksek tansiyonlu kalp hastalığı Mide kanserleri Verem Kolon ve rektum kanserleri Böbrek iltihabı ve böbrek hastalıkları Karaciğer kanseri Karaciğer sirozu Yemek borusu kanseri Meme kanseri Kaynak: DSÖ, 2012 Bireylerin ömürleri uzadıkça belirli yaş grubundaki sağlık düzeylerinin de artmakta olduğunu vurgulamak gerekir. Erken ölümleri azaltan etkenlerin aynı zamanda ciddi işlev kaybına neden olan hastalıklara karşı da koruyucu olacağını söylemek yanlış olmaz (Gill ve Taylor, 2012). Bu açıdan bakıldığında, bir yandan gebelikte önlenebilir ölümlerin görülmesi ya da viral enfeksiyonların antibiyotiklerle gereğinden şiddetli bir tedaviye maruz tutulması gibi sorunlar ortadan kaldırılmaya çalışılırken, bir yandan da kronik/uzun süreli hastalıkların yükünü azaltmaya yönelik çabalar desteklenmelidir. Aksi halde demografik ve epidemiyolojik geçişin ilk aşamalarından geçmiş olan 11

12 toplumlar bu dönüşümün potansiyel sağlık faydalarından mahrum kalacak ve bu geçiş, gelecek on yıllarda sağlık harcamalarını azaltmaktan ziyade artırma sonucunu doğuracaktır. Kutu 2. Sağlıklı ve aktif bir biçimde yaşlanmanın faydaları ABD ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden elde edilmiş ve toplumların koruyucu fiziksel ortamlar sağlayabildikleri ve ilerleyen yaş gruplarındaki yetişkinlerin yaşam beklentisinin arttığı düzeyde insanların her bir yaş grubunda daha sağlıklı bir vücuda sahip olma eğiliminde olduğuna yönelik net sağlam bulgular mevcuttur. Yaşa bağlı işlev kaybı oranları yaşam beklentisi arttıkça düşmektedir (örn. bkz. Manton 2008). Ancak bu, nüfusun yaşlanmasının her durumda ciddi işlev kaybında da genel bir azalma ile birlikte geleceği şeklinde yorumlanmamalıdır (Lafortune ve Balestat, 2007). Alzheimer hastalığı gibi durumlarda hastalığa bağlı işlev kaybı oranları (en azından yeni önleyici ya da iyileştirmeye yönelik tedaviler geliştirilinceye kadar) yaşlı nüfus oranına paralel bir artış sergileyecektir. Başka durumlarda ise, yüksek kaliteli sağlık hizmetleri ve uygun sosyal hizmetler alanındaki yatırımların ölçüsüne bağlı olarak,yaşam beklentisindeki artıştan ziyade, belki de daha önemli olarak, sağlıklı yaşam beklentisinde de (ve dolayısıyla hastalık ya da işlev kaybı baskısındaki azalma olarak bilinen olguda) artış daha tartışmalıdır (Fries ve ark., 2011). Bu konudaki eğilimler farklı sosyal ve kültürel ortamlarda farklı şekilde ortaya çıkabilmektedir. Ancak Türkiye nüfusunun da zaman içinde yaşlanması kaçınılmazdır. 65 yaş ve üzeri nüfusun bugünkü yüzde 7'lik oranından 2050 yılına gelindiğinde neredeyse yüzde 14'e ulaşması beklenmektedir. Bunun gibi eğilimler yalnızca daha yüksek hayatta kalma oranlarıyla açıklanamaz. İstatistiksel açıdan önemli olan bebek ve çocuk ölüm hızlarındaki düşüş ve bunu takiben gerileyen doğum hızları da bu tabloya katkıda bulunmaktadır. Bu açıdan bakıldığında (ve son on- on beş yıllık dönemde Türkiye'de Tip 2 diyabet oranlarının iki katına çıkmasına ilişkin olarak bu raporun ilerleyen kısımlarında ortaya konan verilerin ışığında) sağlık politikalarını formüle edenler, toplumun gelecekte karşılaşacağı hastalık yükünü asgariye indirmek istiyorlarsa, genel yaşam beklentisi rakamlarındaki artışa paralel olarak, hatta mümkünse bundan daha yüksek bir oranda, sağlıklı yaşam beklentisi rakamlarını da artırma amacını gütmelidirler. Bu hedefe ulaşmak,ilaç harcamalarında kısa vadede artışlar gerektirebilir. Ancak uzun vadede, 'aktif yaşlanma' ile bağlantılı olarak sağlanacak ekonomik kazanımlar bu kısa vadeli harcamaları fazlasıyla karşılayacaktır. Artan sosyal istikrar ve (kısmen yaşlıların çocuk bakımı gibi alanlardaki katkılarından kaynaklanan) refahtan her yaş düzeyinde artan işgücü performansına kadar gözlemlenebilir faydalardan söz etmek mümkündür. Toplumlar gelişmeye devam ettikçe ve yapılan işlerin türü kol kuvvetiyle yapılan ve tekrarlayan montaj hattı işlerinden hizmet sunumu ve daha karmaşık zihinsel faaliyetlere kaydıkça, genç bireylerin eğitim ve işgücüne katılım maliyetleri artarken daha yaşlı insanları daha uzun süreler işgücünün bir parçası olarak tutmanın faydaları ön plana çıkacaktır (Gill ve Taylor, 2012). Sağlık ve sağlık hizmetlerinde dönüşüm Yukarıda özetlenen nüfus yapısındaki ve hastalık deneyimlerindeki değişimler, bu tür değişimlerin meydana geldiği toplumlarda ciddi sosyal etkiler yapmaktadır. Bu etkiler nedeniyle değerler ve kamu hizmetleri yapılarında ortaya çıkacak olan değişimlere ise topluca, hizmetlerdeki dönüşüm demek mümkündür (Taylor ve Bury, 2007). Aileler küçüldükçe, insanlar ve toplumlar daha güvenli bir ortama kavuştukça bir çok ilişki türünde değişiklikler kaçınılmazdır. Belki de bunların en önemlisi erkek ile kadın arasında ve ebeveynler ile çocukları arasındaki ilişkilerdir. Buna paralel olarak cinsellikten sağlık hizmetlerine erişime dair insan hakları algısına kadar bir dizi alanda ahlaki yargı ve değerler de değişmektedir. Toplumlar gelişmeye devam ettikçe, öğrenme zorluğu veya şizofreni gibi ruh sağlığı sorunları yaşayanlara veya görmeme ya da tekerlekli sandalyeye mahkum olma gibi fiziksel sorunlar yaşayanlara da normal bir yaşam fırsatı tanımak gibi hususlara daha fazla özen gösterilecektir. Ancak burada genellemenin ölçüsünü kaçırmamak önemlidir. Toplumlar demografik geçişin ilerleyen aşamalarına ulaştıkça, kadınların rolleri ve hakları erkeklerinkilerle daha eşit bir düzeye gelmektedir. 12

13 Bir yanda silah taşımaktan, diğer yanda eşcinsel evliliklerine kadar bir çok konudaki tutumlarda belirli değişimler gözlemlenmektedir. Örneğin geçiş öncesi toplumlarda erkeklerin silah taşımasına genellikle normal bir durum olarak bakılırken eşcinsellik çoğu zaman bir suç olarak algılanmaktadır. Ancak geçiş sonrası toplumlarda toplum içinde bıçak ya da silah taşımak aykırı bir davranış olarak görülürken, eşcinsellik suç olmaktan çıkarılmış ve zaman içinde meşru bir tercih olarak yaygın kabul görebilmiştir. Benzeri eğilimler ırkçılık gibi olgularla bağlantılı olarak da gözlemlenebilir. Kutu 2'de de gösterildiği üzere, yaşa bağlı ölüm ve engellilik oranları yaşam beklentisi yükseldikçe azalmaktadır. Ancak yirminci yüzyıl'daki tabloya bakıldığında, sağlık hizmetleri ve ürünlerinin ekonomik boyutta 'lüks' kalemler gibi değerlendirildiği söylenebilir. Bu durumun bir açıklaması, bireyler ve toplumların refaha kavuştukça yaşamdan beklentilerinin artması, yaşama daha çok değer vermeye başlamaları ve buna paralel olarak sağlık hizmetlerine daha büyük paralar harcamaya başlamalarında yatmaktadır. Bunun yanında, zenginleşen bireyler toplumun diğer üyelerinin de her türlü tedavi ve sağlık hizmetlerine yeterli erişiminin olması beklentisi içinde olabilirler.. Bu gibi değişimler hastalık yüküne verilen değerin sosyal boyutta belirlendiğini, ve zaman içinde değişebildiğini göstermektedir. Türkiye'nin sağlıkta dönüşüm programı, ülkenin başarılı kalkınmasını yansıtmaktadır. Yine de sağlık harcamaları OECD rakamlarına göre nispeten düşük bir oran olarak GSYİH'nin yüzde 6'sı civarında (Şekil 5) seyretmektedir. Türkiye'deki sağlık hizmetlerinin evrimini anlatmak bu kısa çalışmanın kapsamını aşmaktadır. Ancak yine de bugünkü sistemin zeminini hazırlayan bazı temel noktalara aşağıda değinilmiştir. 1920'lerden 1940'lara Cumhuriyet in ilk yılları Sağlık Bakanlığı 1920'de, Türkiye Büyük Millet Meclisi nin hemen ardından kurulmuştur (bkz. Kutu 3). Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı nda zafere ulaşmasının ardından sağlık alanında yüz yüze gelinen ilk sorunlar sağlık çalışanlarının sayısındaki yetersizlik ve temel sağlık hizmetlerini kırsal bölgelere götürürken bir yandan da koruyucu sağlık hizmetlerinin uygulamaya konmasını sağlamak olarak şekillenmiştir. Örneğin Hıfzıssıhha Enstitüsü 1928'de kurulmuş ve ulusal ölçekte bir aşılama kampanyası başlatılmıştır. Bunların yanında sıtma ve verem gibi bulaşıcı hastalıklarla mücadeleye yönelik ilk programlarda başarılar elde edilmiştir. Ancak bu başarılar, bu alandaki reformları gerçekleştirenlerin beklentilerinin altında kalmıştır. Ülkedeki kalifiye doktorların sayısı 1930'daki 1182 rakamından 1940'da 2387'ye yükselmiş, sağlık çalışanlarının dağılımındaki bölgesel dengesizlikleri gidermek için de zorunlu hizmet uygulaması getirilmiştir. Şekil 5: Kamu ve özel sektör sağlık harcamalarının GSYİH'ye oranı 13

14 Kam u Özel sektör Kaynak: OECD, 'lerden 1990'lara Türkiye nüfusunun üçte ikisi 1960'ların başlarında bile kırsal bölgelerde yaşamakta ve temel sağlık hizmetlerine düzenli erişimden yoksun bir yaşam sürmekteydi. Bu dönemde sağlık hizmetleri veren kurumların iyileştirilmesine yönelik merkezi bir çabanın artarak etkisini gösterdiği söylenebilir. Tüm devlet hastaneleri ve sağlık kurumları Sağlık Bakanlığı na devredilmiş ve 1963'te yeni bir kanunla yerleşim yerinin nüfusuna bağlı olarak belirli sayıda çalışanın istihdam edildiği sağlık ocaklarının kurulması zorunlu kılınmıştır. 1980'lerde yeni anayasa ile sağlık hizmetlerinin sağlanması devletin sorumlulukları arasında sayılmıştır. 1983'e gelindiğinde sağlık ocakları ağı tüm ülkeyi sarmış ve sağlık hizmetleri ve sosyal hizmetlerin finansmanına yönelik yeni yaklaşımlar dile getirilmeye başlanmıştır. 1970'ler ve 1980'lerde bireyler ve kamu tarafından finanse edilen tıbbi hizmetler arasındaki dengeyi daha iyi yönetmek amacıyla ilk adımlar atılmıştır. Yunanistan gibi ülkelerin deneyimleri bu ve ilgili alanlarda etkili kontrolün sağlanmadığı durumlarda sağlık hizmetlerinin sağlanmasında ciddi sapmalar ve maliyetlerin ortaya çıktığını göstermiştir. (Economou ve Giorno, 2009). Türkiye de 1990 yılında yayınlanan Sağlık Sektörü Master Planı hizmeti sunanla finanse edenin birbirinden ayrılması, genel sağlık sigortasının uygulamaya konması ve aile hekimliğine dayalı birinci basamak sağlık hizmetleri yapısının oluşturulmasını önermiştir. Sağlık Bakanlığı reform önerilerini 1993'te gündeme getirmiş olup 1990'larda geliştirilen sağlıkta iyileştirme planlarının önemi göz ardı edilmemelidir (Akalın, 2012). Ancak o dönemde ülkenin ekonomik sorunlarının gölgesinde bu alanda hızlı bir ilerleme elde etmek mümkün olmamıştır. Yirminci yüzyıl sona ererken Türkiye de siyasi ve ekonomik açıdan oldukça çalkantılı bir dönem söz konusudur. Yirmi Birinci Yüzyıl 2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) seçmenlerin yaklaşık olarak üçte birinin desteğini alarak iktidara gelmiştir. 2011'de yapılan son seçimlerde ise Türkiye'de seçmenlerin neredeyse yüzde 50'si AKP'ye oy vermiştir. Seçimlerdeki bu başarılı tablonun sağlık politikalarına ilişkin başarılar ve son zamanlarda sağlık hizmetlerinde yaşanan gelişmelerden kamuoyunun duyduğu memnuniyetle 14

15 yakından ilgisinin olduğu söylenebilir. Ancak iktidar Parlamento da Türkiye Cumhuriyeti anayasasını değiştirmek için gereken üçte ikilik çoğunluğa sahip değildir. 2002'de göreve atanan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ 2003'ten bu yana Türkiye Sağlıkta Dönüşüm Programının uygulamaya konmasına öncülük etmiştir. Programın hedefleri arasında Sağlık Bakanlığı nın güçlendirilmesi ve yeniden yapılandırılması ile Türkiye ve diğer Avrupa ve OECD ülkeleri arasında sağlık hizmetlerinin kalitesi alanındaki açığın kapatılması yer almaktadır. Daha önce de belirtildiği üzere, programın başlıca öncelikleri anne- çocuk sağlığı alanında gelişme kaydetmek ve merkezinde aile hekiminin yer aldığı bir birinci basamak sağlık hizmetleri sistemini oluşturmaktır. Bugün Türkiye'de aile hekimi olarak görev yapmakta olan yaklaşık doktor bulunmaktadır. Bu süreçte hastalıkların önlenmesi ve verilerin bilgisayar ortamında toplanmasına önem verilmiş ve Akdağ yönetimindeki Bakanlık ayrıca sağlık sektöründeki daha geniş kapsamlı yolsuzluk ile mücadele için kamu ve özel sektörü düzenlemeye yönelik reformları uygulamaya koymuştur. Sağlık hizmetlerinin finansmanında bugün artık uygulamadan kaldırılan Yeşil Kart sistemi ile Türk toplumunun en yoksul kesimlerine sağlanan ücretsiz sağlık hizmetleri 2005'ten bu yana tüm sağlık harcamalarını kapsayacak şekilde genişletilmiştir yılından itibaren Genel Sağlık Sigortası Sistemi altında birleşik sağlık sigortası fonu oluşturulmuştur (Kutu 3). Kutu 3. Modern Türkiye'de sağlık sektörünün yönetimi ve finansmanı Türkiye Cumhuriyeti nin yönetim gelenekleri ilk başta, farklı gelenek ve inançlara mensup halkların bir arada yaşayıp çalışabilmesini sağlamaya yönelik yaklaşımlar geliştiren Osmanlı İmparatorluğu ndan devralınmıştır. Birinci Dünya Savaşı nın sonlarında karşılaşılan yıkımı göz önünde bulunduran Cumhuriyet in kurucuları siyasi iradenin kullanımını seküler bir sistem üzerine kurmuşlardır. Mustafa Kemal Atatürk ve beraberindekiler tarafından resmi olarak Ekim 1923'te ilan edilen bu sistem bu nedenle Türkiye'nin 'batılılaşma' çabalarını destekler bir sistem olarak görülmüştür. Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasına ilişkin tartışmalar bir çok ülkede ortaya çıkmıştır. Bazı gözlemcilere göre Türk toplumunun siyasi liderliğinin dini etkileri tablonun dışına çıkarması, bakıma muhtaç kimselere sağlanan hizmetleri vermeye kendini adamış baskı grupları gibi sivil toplum unsurlarına da sekte burmuştur. Ancak bu görüşün doğruluğu yoruma açıktır. Açık olan durum, 20. Yüzyılın ikinci yarısında kayda değer bir sosyal değişimin görülmüş olmasıdır. Örneğin 1961'de yeni bir anayasa ile ifade özgürlüğü ve insan hakları alanında gelişmeler sağlanmış ve daha geniş bir yelpazede siyasi düşünce ve sosyal eylem imkânı doğmuştur. AKP Hükümeti nin (ana metne bakınız) 2002'de kurulması ve akabinde Sağlıkta Dönüşüm Programı nın uygulamaya konması da bu bağlamda ve kırsal kesimlerden şehirlere ve varoşlara göç gibi diğer eğilimlerle birlikte değerlendirilebilir. Son on yıllık dönemde gerçekleştirilen reformların önemli bir boyutu da dağınık bir sistemde sağlanan sağlık hizmetleri finansmanının daha bütünleşik bir yapıya kavuşturulmasıdır. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 2007 yılında yürürlüğe girmiş ve beş ayrı sosyal ve sağlık sigortası kurumunu (SSK, Emekli Sandığı, ve Bağ- Kur da dâhil olmak üzere) aşamalı olarak tek bir çatı altında birleştirmiştir. Reform sonucunda ortaya çıkan sistem formal bir işi olmayan kimseler de dâhil olmak üzere tüm toplum kesimlerini kapsamaktadır. Birinci basamak sağlık hizmetleri için herhangi bir ödeme gerekmemekte ve 18 yaş altı tüm bireyler artık ücretsiz olarak kapsamlı sağlık hizmetlerinden yararlanabilmektedir. Yeni kurulan Sosyal Güvenlik Kurumu kanalıyla erişkin nüfusun en yoksul kesimleri (gelir testine tabi olmak kaydıyla) hastanelerde ayakta ve yatarak ücretsiz tedavi görebilmekte, reçetelerde ise yüzde 20 oranında bir katkı payı alınmaktadır. Bugünkü düzenlemeler, hastaların ilaçlarını özel eczanelerden almasını ve kamu tarafından güvence altında bulunan bireylere özel hastaneler tarafından verilen hizmetlerin geri ödenmesini sağlamaktadır (Varol & Saka, 2008). Genel itibarıyla Türk sağlık sektörünün son yıllardaki gelişimi köklü, merkezi, stratejik ve düzenleyici yetkinliklerden yola çıkmış ve bu gerçekleşirken, yerel hizmet sunucularının girişimciliğinin ve çoğulculuğun artmasına izin verilmiştir.. Bu durumun zaman içinde kamunun sağlık çıkarlarını korumak ve sağlık sonuçlarını geliştirmek için sorumluluklarının daha ileri 15

16 düzeyde desantralize olması ve toplum katılımın sağlanmasına yol açması beklenir. Bulaşıcı Olmayan Hastalıkların Bugünkü ve Gelecekteki Yükü Şekil 6 Türkiye'de gerçekleştirilen ilk kapsamlı hastalık yükü çalışmasından alınmıştır (Sağlık Bakanlığı, 2004). Şekildeki veriler 2000 li yıllara ilişkin tabloyu yansıtmaktadır. Tüm bölgelerde (2000 yılı civarında) kaydedilen kaba ölüm hızları genç nüfus yapısına işaret etmektedir. Bugün Türkiye nüfusunun sadece yüzde 7'si 65 yaşın üzerindedir. 2 Ancak nüfus yaşlandıkça sağlık hizmetleri ve bağlantılı hizmetlere ayrılan kaynaklar içinde bulaşıcı olmayan hastalıklara (NCD'ler) ayrılan pay Şekil 7'de de görüldüğü üzere artmaktadır. Bu tabloda Türkiye'de ölümlerin büyük çoğunluğunun bulaşıcı olmayan hastalıklardan kaynaklandığı ve Tip 2 diyabet gibi hastalıkların yaygınlığının da hızla arttığı görülmektedir. Dolayısıyla bu eğilimleri kontrol altına almaya yönelik etkili tedavi hizmetleri devreye sokulmazsa gelecekte bu tablonun neden olacağı işlev kaybı ve maliyetler de kayda değer bir boyuta yükselecektir. Şekil 6: Türkiye'de kaba ölüm hızları (her 1000 kişide), bölge ve hastalık grubuna göre Grup III Grup II Grup I Kuzey Doğu Orta Güney Batı Ülke Ortalaması Grup I: Bulaşıcı hastalıklar, gebelikte ölümler, perinatal nedenler, beslenme yetersizlikleri Grup II: Bulaşıcı olmayan hastalıklar: kardiyovasküler sistem hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları, endokrin, beslenme ve metabolik hastalıklar, duyu organı bozuklukları, ürogenital sistem hastalıkları, kötü huylu tümörler, kas ve iskelet sistemi hastalıkları ve nörolojik bozukluklar, nöropsikiyatrik rahatsızlıklar ve ağız ve diş sağlığı sorunları. Grup III: Kasti ve kasıt dışı yaralanmalar. Kaynak: Sağlık Bakanlığı ve Başkent Üniversitesi, 2004 Şekil 7: Temel nedene göre düşük ve orta gelir düzeyindeki ülkelerde hastalık yükü 2 Bugünkü tahminlere göre 2050'ye varıldığında dâhi Türkiye nüfusunun ancak yüzde 14'ü 65 yaş ve üzerinde olacaktır. AB'de ise bu oran üçte bir düzeyinde seyredecektir. Öte yandan bu hesaplamalarda doğum hızlarındaki düşüşün etkisinin büyük olacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Doğum hızlarındaki düşüş beklentilerin üzerinde olursa nüfusun yapısal yaşlanması da buna paralel olarak beklentilerden hızlı bir biçimde gerçekleşecektir. Orta yaş ve ilerleyen yaşlarda sağlık alanında gelişme kaydetmek için gereken çabalar vaktinde sarf edilmezse Türkiye'de yaşa bağlı işlev kaybı oranları 'yaşlı' Avrupa ülkelerine oranla çok daha yüksek düzeylerde seyredecek ve nispeten daha yüksek maliyetler getirecektir. 16

17 0-4 yaş 5-14 yaş yaş yaş >60 yaş Bulaşıcı olmayan hastalıklar Yaralanmalar Bulaşıcı hastalıklar, gebelikle ilgili ve perinatal hastalıklar, beslenme yetersizlikleri Kaynak: DSÖ, 1999 Grup I'deki ölüm nedenleri bulaşıcı hastalıklarla, gebelikle ilgili sorunlar ve perinatal hastalıkları kapsamakta olup Başkent Üniversitesi nce çalışmanın yapıldığı dönemde Türkiye'deki 6 ya da 7 ölümden 1'inin altında bu nedenler yatmaktadır. Yalnızca ülkenin doğusunda bulaşıcı hastalıklar ve benzeri hastalıkların yükü kayda değer biçimde yüksektir. Buna karşılık, Grup II'deki ölüm nedenleri bulaşıcı olmayan hastalıkları kapsamakta ve 2000 yılında bile tüm ölümlerin yüzde 80'inden fazlasının altında yatan nedenler olarak göze çarpmaktadır. Türkiye'de en yaygın rastlanan ölüm nedenleri iskemik/koroner kalp hastalıkları, beyin- damar hastalıkları (felçler de dâhil) ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (COPD - chronic obstructive pulmonary disease) olarak dikkat çekmektedir. Türkiye'de kadınlarda koroner kalp hastalığı (CHD - coronary heart disease) kaynaklı ölümler Avrupa'da bu alandaki en yüksek oranda seyretmekte olup, yüzyılın başında yaşa göre standardize edilmiş koroner kalp hastalığı kaynaklı ölüm oranlarında Türkiye, Rusya ve Baltık ülkelerinin hemen altında yer almaktadır (Onat, 2001) Hastalık Yükü çalışmasında bunların yanında başlıca hastalık grupları için Engelliliğe Uyarlanmış Yaşam Yılı (DALY - tek bir ölçütte temsil edilmek üzere bir araya getirilmiş zamansız ölüm ve işlev kaybı nedeniyle kaybedilen ya da kazanılan yaşam yılları) kayıpları da gösterilmiştir (Şekil 8). Yaralanmaların (Şekil 6'da Grup III hastalıklar olarak gösterilmekte ve bilhassa genç erkekleri etkilemekte) ve gebelikte ölüm ve enfeksiyonların getirdiği yük de yüksek bir düzeyde seyretmektedir. Yine de, bunama ve şizofreni gibi nöropsikiyatrik hastalıkların getirdiği yük dikkate alınmasa bile, bu yüzyılın başı itibarıyla her yıl Türkiye'de kaybedilen 11 milyona varan DALY'nin içinde bulaşıcı olmaya hastalıklar yüzde 50'lik bir paya sahiptir. Şekil 8: Başlıca hastalık gruplarına göre Türkiye'de 2000 yılı itibarıyla DALY kayıp oranları Kardiovasküler Yaralanma Nöropsikiyatrik hastalıklar HIV/AIDS dışında bulaşıcı hastalıklar Perinatal (+ kadınlarda gebelik dönemi) hastalıkları Kanserler Solunum sistemi hastalıkları Sindirim sistemi hastalıkları Kas ve iskelet sistemi hastalıkları Beslenme yetersizlikleri Duyu organları Diyabet Ürogenital Erkekler Kadınlar Kaynak: Sağlık Bakanlığı ve Başkent Üniversitesi, 2004 Bu bilgiler ışığında, 2000 yılında Türkiye'de damar hastalıkları, diyabet, kanser, COPD ve romatoid artrit, osteoartrit ve osteoporoz gibi kas ve iskelet sistemi hastalıkları nedeniyle her yıl neredeyse 6 17

18 milyon DALY nin kaybedildiğini söylemek mümkündür. Çalışmanın yapıldığı tarihten bugüne bulaşıcı hastalıkların ve gebelikte ölümler gibi nedenlerin hastalık yükünde düşüşler meydana gelmiştir. Yine de bulaşıcı olmayan hastalıklar bağlamında Türkiye nüfusunun yüzden 10'dan fazla arttığını söylemek gerekir. 60 yaşını geride bırakan nüfus oranında da artış gözlemlenmişse de, Türkiye nüfusunun yaşlanma hızının Çin gibi Uzakdoğu ülkelerinin altında kaldığı söylenebilir. Tip 2 diyabet gibi hastalıkların sıklığının, nüfus artış hızı ve yaşlanma verisinin gerektirdiğinden daha büyük bir oranda arttığı da göze çarpmaktadır. Ancak bu durum burada göz önüne alınmamıştır. Her ne kadar Alzheimer hastalığı dışında kalan çoğu bulaşıcı olmayan hastalıklar nedeniyle kaybedilen sağlıklı yaşam yılları miktarında uzayan ortalama ömrün tek başına fazla bir etkisi olmamışsa da (çünkü ortalama yaşam süresindeki artışlara paralel olarak insanların ciddi işlev kaybına uğradıkları yaş da yükselmektedir), bu eğilim bugün Türkiye'de yüz yüze kalınan kronik hastalıkların toplam yükünün ileride yılda 6,5 milyon kayıp DALY miktarına yükseleceğine işaret etmektedir. Nöropsikiyatrik hastalıkların etkileri de bu hesaba katılırsa toplam kaybın yılda 8 milyon DALY düzeyine yükselmesi beklenebilir. Ancak yukarıda ele alınan nedenlerle, bu rakamlara net bir ekonomik değer biçmek çok mümkün değildir. Burada uygulanabilecek bir yaklaşım, sağlık hizmetleri ve bu hastalıkların tedavisiyle bağlantılı diğer maliyetlere ilişkin kamunun ve bireylerin harcamalarını ayrıntılarıyla tespit etmek ve söz konusu bireylerin topluma katkısı üzerinde bu tablonun etkilerini irdelemek olabilir. Ancak burada bu metodolojiye yer verilmemiştir. Bir başka yaklaşım, kaybedilen sağlıklı / engelsiz her bir yaşam yılına ödeme gücünü esas alan bir değer atfetmek olabilir. Örneğin İngiltere'de çeşitli çalışmalar, hastalıkların ekonomik yükünü ve/veya yeni tedavilerin maliyetinin karşılanabilirliğini belirlemek için NICE (National Institute for Health and Clinical Excellence) tarafından örtülü olarak belirlenen düzeyindeki Kaliteye Göre Uyarlanmış Yaşam Yılı (QALY) eşik değerini kullanmıştır. Bu rakam İngiltere'de kişi başına düşen GSYİH'nin yüzde 50 ila 100'üne karşılık gelmektedir. DSÖ bu konuyla ilgili olarak daha muhafazakar bir yaklaşım benimsemiştir. Bu yaklaşıma göre kişi başına düşen yıllık GSYİH'nin yüzde 100'ünden daha düşük bir maliyetle bir DALY kazandıran her türlü tedavi son derece maliyet etkili kabul edilmektedir. Kişi başına düşen yıllık GSYİH'nin üç katından daha düşük bir maliyetle bir DALY kazandıran her türlü tedavi ise potansiyel olarak maliyet etkili kabul edilmektedir. Muhafazakâr bir rakamdan hareket ederek ABD Doları (yaklaşık olarak Türkiye'de kişi başına düşen GSYİH) düzeyinde bir DALY değeri kullanıldığında, (geniş bir biçimde tanımlanmış) nöropsikiyatrik rahatsızlıklar dışında bulaşıcı olmayan hastalık kaynaklı her DALY kaybının toplamda yılda 65 milyar ABD Dolarına varan bir yaşam ve işlev kaybı faturasına katkıda bulunduğu söylenebilir. Bu rakam nöropsikiyatrik rahatsızlıklar da hesaba katılırsa 80 milyar ABD Dolarına kadar yükselecektir. Türkiye'nin GSYİH rakamının bugünkü kurlarla 800 milyar Dolar düzeyine ulaştığı düşünülürse, bu kayıplar GSYİH'nin yüzde 8 ila 10'una eşdeğerdir denilebilir. Kişi başına düşen GSYİH'nin yüzde 50'si ve 200'ünü temel alarak yapılan DALY hesaplamaları ise her yıl Türkiye'de nöropsikiyatrik hastalıklar dışındaki bulaşıcı olmayan hastalıkların yükünün ülkenin potansiyel zenginliğinin yüzde 4 ila 16'sına mal olduğu sonucunu ortaya koymaktadır. Bu rakamlar, daha iyi ilaçlar ya da tedaviler yoluyla serbest kalabilecek finansal tahminlerden çok kaybedilen insan yaşamı ya da sağlığının değerine ilişkin olarak refah ekonomisi teorilerinin ortaya 18

19 koyduğu öngörülerdir. Ancak bu öngörüler yine de Türkiye nin gelecekte ulusal refahının daha büyük bir oranını maliyet etkili müdahalelerin belirlenmesi şartıyla sağlık ve ilişkili hizmetlere yatırıp yatırmaması sorularını ortaya atmak için yeterlidir. (Kutu 4). Risk faktörleri Türkiye gibi ülkelerde katlanılan maliyetin karşılığını veren sağlık hizmetleri ve hastalık müdahalelerine daha çok yatırım yapılmasına ilişkin sorular raporun ilerleyen bölümlerinde ele alınacaktır. Ancak bu bölümün geri kalan kısmında bulaşıcı olmayan hastalıklara ilişkin risk faktörleriyle ilgili diğer veriler incelenecektir. Aynı zamanda yeterince kontrol altında tutulmayan, tansiyondan Hepatit B enfeksiyonunun ileriki aşamalarda ortaya çıkaracağı maliyetlere kadar belirli sorun ve hastalıkların neden olduğu yüklerin çeşitli boyutları da irdelenecektir. Kronik hastalıklara ilişkin risk faktörleri, tütün kullanımı ya da yüksek oranda alkol tüketimi, ya da yüksek kalori düzeyindeki ve/veya doymuş yağ açısından zengin gıdaların tüketilmesi gibi davranışsal faktörler ve 'biyolojik' faktörler olarak sınıflandırılabilir. Biyolojik faktörlere örnek olarak tansiyon ve lipit (kolesterol) düzeyleri gösterilebilir. Bazı yaklaşımlara göre 'halk sağlığı' müdahaleleri davranış tercihlerini etkileme ve nüfusa aşı uygulamaları ile ilgili olarak değerlendirilirken tıbbi bakım örneğin hipergliseminin diyabet belirtisi olarak değerlendirilmesi gibi tanımlanan teşhisler için bireye yönelik geliştirilmiş tedavilerin sunulması olarak değerlendirilmektedir. Ancak uygulamada sosyal ve psikolojik olarak etkilenen davranış modelleri ve genetik ve sonradan kazanılmış epigenetik özellikler arasındaki sürekli etkileşim bireysel fenotipleri tanımlar. Bu anlayış, geçiş sonrası toplumlarda daha entegre nüfus ve hasta odaklı paradigmalara duyulan gereksinimin altını çizmektedir.. Kutu 4. Halk sağlığı, ulusal refah ve sağlık hizmetleri harcamaları 20. Yüzyıl boyunca toplumların sağlık düzeyi, içinde yaşadıkları ülkenin Gayrı Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) rakamları ile birlikte ele alınmıştır. Eldeki veriler sağlığın bunun yanı sıra toplumdaki gelir grupları arasındaki farklılıklar (yani zengin ve fakir gruplar arasındaki maddi eşitsizliklerin derecesi ) ve bazı durumlarda da sıtma ya da HIV salgınları gibi faktörlerden de etkilendiğini göstermektedir. Yine de ülkelerin mutlak refahı bireylerin yaşam süresinin en önemli belirleyicileri arasında değerlendirilmektedir. Ayrıca, 1950'lerden bugüne GSYİH düzeyleri sağlığa ayrılan bütçelerle de korelasyon göstermektedir. Maddi açıdan daha iyi durumdaki toplumlar toplam kaynaklarının daha büyük bir kısmını sağlık hizmetleri (ve sosyal hizmetler) alanında harcama eğilimi içindedir. Bazen bu ilişkinin altında, büyük ölçüde nüfusun yaşlanması ve yaşam beklentisindeki artışa paralel olarak bulaşıcı olmayan hastalıklar taşıyan insanlara sağlanan tedavilerin artan maliyetinin yattığı düşünülür. Ayrıca maddi açıdan daha kötü durumdaki ülkelerde GSYİH'nin daha düşük bir oranının sağlığa harcanması yoluyla üretken sanayi tesis edilmesi ve ulaşım ile diğer altyapı unsurlarına daha fazla yatırım yapılabilmesinin uygun olduğu da zaman zaman dile getirilmiştir. Ancak Japonya ve ABD gibi ülkelerin bu alandaki gelişimi detaylı bir biçimde ele alındığında daha komplike bir tablo ile karşı karşıya olunduğu söylenebilir. Japonya'da nüfusun ABD'dekinden daha yaşlı ve daha sağlıklı olmasına rağmen milli gelirden sağlığa ayrılan payın daha düşük olduğu dikkate çarpmaktadır. Bu gibi gözlemler bazı yorumcuların sağlık ve refah arasındaki bağlantının doğasını sorgulamasına ve Avrupa Birliği üyesi ülkeler gibi geçiş sonrası dönemdeki 'olgun' ekonomilerdeki politika belirleyicilerin GSYİH'den sağlık hizmetlerine yüksek bir pay ayrılmasını kabul etmesi mi, yoksa ekonomik büyüme devam ederken bile bu harcamaları kontrol altında tutmaya mı çalışması gerektiği konusunda soruları dile getirmesine neden olmuştur. Aksi yönde ise, sağlık hizmetleri alanındaki gelişmelerin kişi başına düşen GSYİH rakamlarının nispeten düşük seyrettiği ülkelerdeki ekonomik gelişimi uzun vadede tetikleme potansiyeli geçmişte pek dikkatle ele alınmamıştır. Ülke nüfusu henüz 19

20 nispeten gençken, ancak ileride bulaşıcı olmayan hastalıklar ile karşılaşma riski yüksekken sağlık hizmetlerine nispeten yüksek oranda harcama yapmak ileriki dönemlerde hem sağlık açısından, hem de finansal açıdan önemli getiriler sağlayabilir. Türkiye'nin de bugün bu eşikte olduğunu düşünmek mümkündür. Şekil 9 (2000 li yıllara ilişkin verilerden hareketle) Türkiye'de belirli bulaşıcı olmayan risk faktörlerinin (mümkün olsa) ortadan kaldırılması yoluyla ne kadar DALY kazanımı sağlanabileceğine ilişkin tahminlere yer vermektedir. Türkiye'nin erkek nüfusunun yaklaşık olarak yarısı ve kadın nüfusunun beşte biri halen tütün ürünleri kullanmaktadır (DSÖ, 2012). Bu oranlar İsveç gibi İnsani Gelişim Endeksinde 3 (HDI - Human Development Index) daha iyi konumdaki ülkelerde rastlanan rakamlara oranla yüksektir. Devletin sigara kullanımını azaltmaya yönelik politikaları arasında sigara reklamlarına getirilen kısıtlamalar, kamuya açık yerlerde sigara içmenin yasaklanması, ve tütünden alınan vergilerin artırılması sayılabilir. Yine de ebeveynlerin sigara kullanımında düşüş gözlemlenmesi gibi bazı alanlarda kaydedilen gelişmelere (bkz. Ağırbaşlı ve ark, 2007) ve yakın zamanda gerçekleştirilen TURDEP 2 çalışmasında tespit edilen sigara kullanımında yüzde 40 azalmaya karşın bu tedbirlerin 2008'deki Tütün ve Tütün Mamulleri Yasasının kabulüne kadar ciddi bir başarı sağlamaktan uzak olduğu söylenebilir. Anılan yasa ile restoranlar, toplu taşıma araçları kamuya ait ve özel tüm kapalı alanlar ile kamuya açık diğer alanlarda sigara kullanımı yasaklanmıştır. Yasa Temmuz 2009'da tüm hükümleri ile yürürlüğe girmiştir (Tatar ve ark., 2011). Koroner kalp hastalıklarına ilişkin risk faktörleri arasında, yukarıda da belirtildiği üzere, yüksek kolesterol düzeyi (özellikle de düşük HDL ve yüksek LDL 4 ), yüksek tansiyon ve karın bölgesinde fazla kilolar yer almaktadır. Son sayılan faktör aynı zamanda Tip 2 diyabetin de bağımsız risk faktörleri arasında sayılmaktadır. Tip 2 diyabet ise aşağıda da belirtildiği üzere kardiyovasküler hastalıkları tetikleyen etkenler arasında yer almaktadır. Veriler Türkiye'de nüfusun büyük kısmının yetişkinliğe girdikleri dönemde düşük lipid düzeyleri ve genel bulaşıcı olmayan hastalık risklerine sahip olduğuna, ancak 20'li ve 30'lu yaşlarında bu göstergelerinde hızlı bir yükseliş meydana geldiğine işaret etmektedir (Onat, 2001). Ancak bugün ülkede çocuklar arasında bile metabolik hastalıklar ve damar hastalıklarına ilişkin risklerde gözle görülür bir artış olduğu bilinmektedir (Ağırbaşlı ve ark., 2011). Bu risk faktörleri, aralarındaki sinerjik etkileşim nedeniyle birbirinden bağımsız olarak değil birlikte ele alınmalıdır. Yine de etkilerini daha kısıtlı gösteren birleşik olmayan düzeyde bile (ki bu düzeyde toplam risk olduğundan daha düşük görülür) Türkiye erişkin nüfusunun yaklaşık dörtte birinin klinik açıdan önemli yüksek kolesterol ile yaşadığı ve Türkiye erişkin nüfusunun üçte birinde de klinik açıdan önemli hipertansiyon bulunduğuna dair bulgular bulunmaktadır. 40 ila 70 yaş grubundaki erkeklerde bu oran yüzde 40'ın, kadınlarda ise yüzde 50'nin üzerine yükselmektedir. DSÖ ve diğer kaynaklar sık sık yüksek sigara kullanım oranının ve (yeterli düzeyde) tedavi edilmeyen yüksek kolesterol ile hipertansiyonun tüm gelişmekte olan ekonomilerde ciddi sorunlar olduğuna 3 İnsani Gelişim Endeksi. HDI Güney Asyalı iktisatçılar Mahbubul Haq ve Amartya Sen tarafından 1990'ların başında geliştirilmiş bir özet bileşik istatistiktir yılında Türkiye'nin HDI rakamı 0,699 olarak gerçekleşmiştir. Bu da ülkeyi insani gelişim endeksi tablosunda orta sıralara yerleştirmektedir. Türkiye'nin genel HDI veri kümesinin bileşenleri tek tek ele alındığında özellikle eğitime eşitlikçi erişim alanında sıkıntılar dikkati çekmektedir. 4 Yüksek ve Düşük Yoğunluklu Lipoprotein Kolesterol. 'Yüksek yoğunluklu kolesterol' (HDL) kolesterolü karaciğere geri götürmek suretiyle koruyucu bir etki sergilerken LDL (ve diğer lipitler) kolesterolü dokulara ve potansiyel olarak arterlerin iç duvarlarına taşımakta ve burada atherosklerozun önde gelen nedeni olarak etki etmesine neden olmaktadır. 20

TÜRKİYE DE SAĞLIK SEKTÖRÜNÜN GENEL GÖRÜNÜMÜ

TÜRKİYE DE SAĞLIK SEKTÖRÜNÜN GENEL GÖRÜNÜMÜ SAKARYA ÜNİVERSİTESİ İşletme Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölümü SAĞLIK POLİTİKASI VE PLANLAMASI TÜRKİYE DE SAĞLIK SEKTÖRÜNÜN GENEL GÖRÜNÜMÜ Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT Bölüm Hedefi *Bu derste; Türkiye de genel

Detaylı

Sağlıkta Maliyet Kavramı. Doç. Dr. Sedat ALTIN Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Sağlıkta Maliyet Kavramı. Doç. Dr. Sedat ALTIN Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlıkta Maliyet Kavramı Doç. Dr. Sedat ALTIN Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Sektörü (Piyasası) Sağlık sektörünü diğer sektörlerden ayıran temel farklılık,

Detaylı

Yuanli Liu, Yusuf Çelik, Bayram Şahin Ankara, 23 Eylül 2005

Yuanli Liu, Yusuf Çelik, Bayram Şahin Ankara, 23 Eylül 2005 Türkiye Sağlık Harcamaları: Uygunluk, Verimlilik, Hakkaniyet Yuanli Liu, Yusuf Çelik, Bayram Şahin Ankara, 23 Eylül 2005 Sunum İçeriği Amaç & Yaklaşım Temel Bulgular Politika Önerileri 2 Çalışmanın Cevaplamaya

Detaylı

KALKINMA BAKANLIĞI KALKINMA ARAŞTIRMALARI MERKEZİ

KALKINMA BAKANLIĞI KALKINMA ARAŞTIRMALARI MERKEZİ Yükseköğretim Sisteminin Uluslararasılaşması Çerçevesinde Türk Üniversitelerinin Uluslararası Öğrenciler İçin Çekim Merkezi Haline Getirilmesi Araştırma Projesi KALKINMA BAKANLIĞI KALKINMA ARAŞTIRMALARI

Detaylı

Artan Sağlık Harcamaları Temel Sağlık Göstergelerini Nasıl Etkiliyor? Selin Arslanhan Araştırmacı

Artan Sağlık Harcamaları Temel Sağlık Göstergelerini Nasıl Etkiliyor? Selin Arslanhan Araştırmacı Artan Sağlık Harcamaları Temel Sağlık Göstergelerini Nasıl Etkiliyor? Selin Arslanhan Araştırmacı TEPAV Değerlendirme Notu Temmuz 1 19 191 19 193 19 195 19 197 19 199 199 1991 199 1993 199 1995 199 1997

Detaylı

BİR BAKIŞTA SAĞLIK -AVRUPA 2010 -

BİR BAKIŞTA SAĞLIK -AVRUPA 2010 - BİR BAKIŞTA SAĞLIK -AVRUPA 2010 - (OECD ve Avrupa Birliği işbirliğinde hazırlanan Bir Bakışta Sağlık-Avrupa 2010 adlı yayının özetidir) AĞUSTOS 2011 ANKARA İçindekiler ÖZET 1 BÖLÜM 1- SAĞLIĞIN DURUMU...

Detaylı

Sağlıkta Maliyet. B.Burcu TANER Mayıs.2015

Sağlıkta Maliyet. B.Burcu TANER Mayıs.2015 Sağlıkta Maliyet B.Burcu TANER Mayıs.2015 14 Mayıs 2015 tarihinde Acıbadem Üniversitesi nde yapılan ASG XV. Hemşirelik Haftası Etkinliklerinde sunulmuştur. Hedef Daha geniş kitleler için daha iyi sağlık

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE DE JENERİK İLAÇ ENDÜSTRİSİ 2 HAZİRAN 2005 ANKARA

AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE DE JENERİK İLAÇ ENDÜSTRİSİ 2 HAZİRAN 2005 ANKARA AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE DE JENERİK İLAÇ ENDÜSTRİSİ 2 HAZİRAN 2005 ANKARA GÜNDEM Türkiye - Genel Bilgiler Orijinal - Jenerik İlaç Türkiye İlaç Sektörü Diğer Ülkeler ile Karşılaştırma Değerlendirme ve

Detaylı

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL 24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü «UNCTAD» ın Uluslararası Doğrudan Yatırımlara ilişkin olarak hazırladığı Dünya Yatırım

Detaylı

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye Fırsatlar Ülkesi Türkiye Yatırımcılar için Güvenli bir Liman Tarım ve Gıda Sektöründe Uluslararası Yatırımlar Dr Mehmet AKTAŞ Yaşar Holding A.Ş. 11-12 Şubat 2009, İstanbul sunuş planı... I. Küresel gerçekler,

Detaylı

LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ 2013

LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ 2013 OECD 2013 EĞİTİM GÖSTERGELERİ RAPORU: NE EKERSEN ONU BİÇERSİN (4) Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 5 Ocak 2014 Geçtiğimiz üç hafta boyunca 2013 OECD Eğitim Göstergeleri

Detaylı

Tütün Kullanımı Hastalık Yükü ve Epidemiyolojisi

Tütün Kullanımı Hastalık Yükü ve Epidemiyolojisi Tütün Kullanımı Hastalık Yükü ve Epidemiyolojisi Doç.Dr.Mustafa N.İLHAN Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı mnilhan@gazi.edu.tr Sağlık Tanımı (DSÖ) Yalnızca sakatlık ve hastalık

Detaylı

Bu nedenle çevre ve kalkınma konuları birlikte, dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde ele alınmalıdır.

Bu nedenle çevre ve kalkınma konuları birlikte, dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde ele alınmalıdır. 1992 yılına gelindiğinde çevresel endişelerin sürmekte olduğu ve daha geniş kapsamlı bir çalışma gereği ortaya çıkmıştır. En önemli tespit; Çevreye rağmen kalkınmanın sağlanamayacağı, kalkınmanın ihmal

Detaylı

Sağlık Sektörü -SWOT Analiz-

Sağlık Sektörü -SWOT Analiz- Sağlık Sektörü -SWOT Analiz- Strength Weakness Opportunities Threads TREASURY M. Emre ELMADAĞ Deniz ERSOY M. Uğur TOKSARI Strength İnsan Sağlığı Çocuklardaki aşılama oranlarında gözle görülür iyileşmeler

Detaylı

5.1. Ulusal Bilim ve Teknoloji Sistemi Performans Göstergeleri [2005/3]

5.1. Ulusal Bilim ve Teknoloji Sistemi Performans Göstergeleri [2005/3] Ek Karar 5.1. Ulusal Bilim ve Teknoloji Sistemi Performans Göstergeleri [2005/3] KARAR NO Y 2005/3 Ulusal Bilim ve Teknoloji Sistemi Performans Göstergeleri Ülkemizin bilim ve teknoloji performansı, aşağıdaki

Detaylı

2013/101 (Y) BTYK nın 25. Toplantısı. Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] KARAR

2013/101 (Y) BTYK nın 25. Toplantısı. Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] KARAR 2013/101 (Y) Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] BTYK nın 2009/102 no.lu kararı kapsamında hazırlanan ve 25. toplantısında onaylanan Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin koordinasyonunun

Detaylı

Nüfus artıyor Nüfus yaşlanıyor Kronik hastalıkların maliyeti artıyor Pahalı teknolojiler ve ilaçlar piyasaya sürülüyor Nüfusun sağlık hizmetinde

Nüfus artıyor Nüfus yaşlanıyor Kronik hastalıkların maliyeti artıyor Pahalı teknolojiler ve ilaçlar piyasaya sürülüyor Nüfusun sağlık hizmetinde UZM. ECZ. HARUN KIZILAY GENEL SEKRETER TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ 3. Uluslararası İlaç Kullanımını Geliştirme Konferansı,i 14-18 18 Kasım 2011, Antalya Nüfus artıyor Nüfus yaşlanıyor Kronik hastalıkların

Detaylı

GTİP 392310: PLASTİKTEN KUTULAR, KASALAR, SANDIKLAR VB. EŞYA

GTİP 392310: PLASTİKTEN KUTULAR, KASALAR, SANDIKLAR VB. EŞYA GTİP 392310: PLASTİKTEN KUTULAR, KASALAR, SANDIKLAR VB. EŞYA TEMMUZ 2009 Hazırlayan: Mesut DÖNMEZ 1 GENEL KOD BİLGİSİ: 392310 GTIP kodunun üst kodu olan 3923 GTİP koduna ait alt kodlar ve ürünler aşağıda

Detaylı

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER DUNYA GIDA GUNU ACLIGA KARSI BIRLESELIM Dr Aysegul AKIN FAO Turkiye Temsilci Yardimcisi 15 Ekim 2010 Istanbul Bu yılki kutlamanın teması, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde dünyadaki açlıkla mücadele

Detaylı

TAMAMLAYICI VE DESTEKLEYİCİ SAĞLIK SİGORTALARI

TAMAMLAYICI VE DESTEKLEYİCİ SAĞLIK SİGORTALARI TAMAMLAYICI VE DESTEKLEYİCİ SAĞLIK SİGORTALARI 1 AB de Özel Sağlık Sigortası Uygulamaları Geçtiğimiz dönemlerde sağlık harcamalarında kaydedilen artış, kamu sağlık sistemlerinin sürdürülmesinde sorun yaşanmasına

Detaylı

SOSYAL GÜVENLİK REFORMU. A.Tuncay TEKSÖZ TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi

SOSYAL GÜVENLİK REFORMU. A.Tuncay TEKSÖZ TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi SOSYAL GÜVENLİK REFORMU A.Tuncay TEKSÖZ TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İşgücünün Durumu TÜRKİYE KENT KIR 2005 2006 2005 2006 2005 2006 Kurumsal olmayan sivil nüfus (000) 71 915 72 879 44 631 45

Detaylı

Türkiye Sağlık Hizmetlerinin Finansmanı ve Sağlık Harcamalarının Analizi 2002-2013 Dönemi

Türkiye Sağlık Hizmetlerinin Finansmanı ve Sağlık Harcamalarının Analizi 2002-2013 Dönemi Türkiye Sağlık Hizmetlerinin Finansmanı ve Sağlık Harcamalarının Analizi 2002-2013 Dönemi Mehmet ATASEVER Mayıs, 2015 Türkiye Sağlık Hizmetlerinin Finansmanı ve Sağlık Harcamalarının Analizi 2002-2013

Detaylı

Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği AİFD Türkiye 2006 Yılı İlaç Harcamaları Değerlendirmesi. bilgilendirme notu. Sayfa 1

Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği AİFD Türkiye 2006 Yılı İlaç Harcamaları Değerlendirmesi. bilgilendirme notu. Sayfa 1 Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği AİFD Türkiye 2006 Yılı İlaç Harcamaları Değerlendirmesi bilgilendirme notu Sayfa 1 İçindekiler: Konu Sayfa Genel Değerlendirme: Türk ilaç piyasasında neler oldu?... 3

Detaylı

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002.

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI NIN GELİR DAĞILIMINDA ADALETSİZLİK VE YOKSULLUK SORUNUNA YAKLAŞIMI (SEKİZİNCİ

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MART 2016 (SAYI: 85) GENEL DEĞERLENDİRME 31.03.2016 Ekonomi ve İşgücü Piyasası Reformlarına Öncelik Verilmeli Gelişmiş ülkelerin çoğunda ve yükselen ekonomilerde büyüme sorunu

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

SAĞLIKTA YATIRIM PLANLAMASI 4 Aralık 2015 İSTANBUL

SAĞLIKTA YATIRIM PLANLAMASI 4 Aralık 2015 İSTANBUL SAĞLIKTA YATIRIM PLANLAMASI 4 Aralık 2015 İSTANBUL Seyit YALÇIN KALKINMA BAKANLIĞI 1 SUNUM İÇERİĞİ - MEVCUT DURUM (ALTYAPI-HARCAMA) - 10. KALKINMA PLANI (GENEL) - 10. KALKINMA PLANINDA SAĞLIK - ÖNCELİKLİ

Detaylı

TEST REHBER İLKELERİ PROGRAMI ULUSAL KOORDİNATÖRLER ÇALIŞMA GRUBU 26. TOPLANTISI (8-11 Nisan 2014, Paris)

TEST REHBER İLKELERİ PROGRAMI ULUSAL KOORDİNATÖRLER ÇALIŞMA GRUBU 26. TOPLANTISI (8-11 Nisan 2014, Paris) TEST REHBER İLKELERİ PROGRAMI ULUSAL KOORDİNATÖRLER ÇALIŞMA GRUBU 26. TOPLANTISI (8-11 Nisan 2014, Paris) Dr. A. Alev BURÇAK Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü Sunu Planı OECD Hakkında

Detaylı

Büyüme Rakamları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme. Tablo 1. En hızlı daralan ve büyüyen ekonomiler 3. 2009'da En Hızlı Daralan İlk 10 Ekonomi

Büyüme Rakamları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme. Tablo 1. En hızlı daralan ve büyüyen ekonomiler 3. 2009'da En Hızlı Daralan İlk 10 Ekonomi POLİTİKANOTU Mart2011 N201126 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Ayşegül Dinççağ 2 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri Büyüme Rakamları Üzerine

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

EFA 2008 Küresel İzleme Raporu. 2015 e Kadar Başarabilecek miyiz? Önemli Noktalar

EFA 2008 Küresel İzleme Raporu. 2015 e Kadar Başarabilecek miyiz? Önemli Noktalar EFA 2008 Küresel İzleme Raporu 2015 e Kadar Başarabilecek miyiz? Önemli Noktalar EFA 2008 Raporu bir orta dönem değerlendirmesidir. 2000 yılından bu yana gerçekleşen önemli gelişmeler 1999-2005 yılları

Detaylı

TRB2 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ SAĞLIK SEKTÖRÜ

TRB2 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ SAĞLIK SEKTÖRÜ TRB2 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ SAĞLIK SEKTÖRÜ 2011 İÇİNDEKİLER 1. SAĞLIK SEKTÖRÜ... 3 1.1. Sağlık Personeli Durumu... 3 1.2. Ölüme Neden Olan Hastalıklar, Bebek - Çocuk Ölümleri ve Toplam Doğurganlık...

Detaylı

Araştırma Notu 15/180

Araştırma Notu 15/180 Araştırma Notu 15/180 22 Nisan 2015 ÇOCUKLARIN YARISI MADDİ YOKSUNLUK İÇİNDE Seyfettin Gürsel *, Gökçe Uysal ve Mine Durmaz Yönetici Özeti Avrupa Birliği standartlarına göre 2013 yılında Türkiye de 0-15

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

SAĞLIK TURİZMİNİN YENİ YILDIZI; TÜRKİYE. Dünyada sağlık turizminin gelişmesine sebep olan faktörler şu şekilde sıralanabilir;

SAĞLIK TURİZMİNİN YENİ YILDIZI; TÜRKİYE. Dünyada sağlık turizminin gelişmesine sebep olan faktörler şu şekilde sıralanabilir; Yrd. Doç Dr. Gonca Güzel Şahin SAĞLIK TURİZMİNİN YENİ YILDIZI; TÜRKİYE Sağlık Turizmi; insanların tedavi olmak amacıyla yaşadıkları ülkeden, kaliteli ve görece daha ucuz hizmet alabilecekleri başka ülkelere

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

5.1. Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri [2011/101]

5.1. Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri [2011/101] 5.1. Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri [2011/101] KARAR ADI NO E 2011/101 Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri ĠLGĠLĠ DĠĞER KARARLA R T...... 2005/201 Ulusal Bilim ve Teknoloji Sisteminin

Detaylı

DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜMLE YAŞLANAN NÜFUS TÜRKİYE. Prof. Dr. Nükhet HOTAR AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı

DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜMLE YAŞLANAN NÜFUS TÜRKİYE. Prof. Dr. Nükhet HOTAR AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜMLE YAŞLANAN NÜFUS TÜRKİYE Prof. Dr. Nükhet HOTAR AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı 30.09.2013 İçinde bulunduğumuz dönemde Türkiye orta yaş ve yaşlanmakta olan bir nüfus yapısına sahiptir.

Detaylı

HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. AB Liderleri Jean-Claude Juncker in AB Komisyonu Başkanı Olması İçin Uzlaştı

HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. AB Liderleri Jean-Claude Juncker in AB Komisyonu Başkanı Olması İçin Uzlaştı SİYASİ GELİŞMELER HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER AB Liderleri 27 Haziran da Jean- Claude Juncker i AB Komisyon Başkan adayı olarak belirledi. Schulz yeniden AP Başkanı oldu. AB Liderleri Jean-Claude

Detaylı

Azerbaycan Enerji Görünümü GÖRÜNÜMÜ. Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi. www.hazar.org

Azerbaycan Enerji Görünümü GÖRÜNÜMÜ. Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi. www.hazar.org Azerbaycan Enerji GÖRÜNÜMÜ Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi EKİM 214 www.hazar.org 1 HASEN Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi, Geniş Hazar Bölgesi ne yönelik enerji,

Detaylı

OECD Ticaretin Kolaylaştırılması Göstergeleri - Türkiye

OECD Ticaretin Kolaylaştırılması Göstergeleri - Türkiye OECD Ticaretin Kolaylaştırılması Göstergeleri - Türkiye OECD, hükümetlerin sınır (gümrük dahil) prosedürlerini geliştirmeleri, ticaret maliyetlerini azaltmaları, ticareti artırmaları ve böylece uluslar

Detaylı

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h)

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Sağlık Sisteminde Karışıklığa Yol Açabilecek Gelişmeler Bekleniyor Sağlık harcamalarında kısıtlama (dünya

Detaylı

tepav OECD Beceri Stratejisi ve UMEM Projesi Aralık2011 N201161 POLİTİKANOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav OECD Beceri Stratejisi ve UMEM Projesi Aralık2011 N201161 POLİTİKANOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı POLİTİKANOTU Aralık2011 N201161 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Ayşegül Dinççağ 1 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri OECD Beceri Stratejisi ve UMEM Projesi Başta ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri

Detaylı

OECD Gelir ve Kazançlar Üzerinden Alınan Vergiler/GSYH (2011) (Mahalli İdare Vergi Gelirleri Dahil)

OECD Gelir ve Kazançlar Üzerinden Alınan Vergiler/GSYH (2011) (Mahalli İdare Vergi Gelirleri Dahil) Danimarka Norveç Yeni Zelanda İzlanda İsveç Finlandiya Belçika Avustralya Kanada İtalya Lüksemburg İsviçre İngiltere Avusturya ABD OECD İrlanda Almanya Hollanda AB 27 Fransa İsrail İspanya Şili Japonya

Detaylı

2050 ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Eğitim Sistemine Bakış

2050 ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Eğitim Sistemine Bakış 2050 ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Eğitim Sistemine Bakış Prof. Dr. Yüksel KAVAK Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi TÜSİAD / UNFPA İstanbul, 5 Kasım 2010 1 Ana tema: Nüfusbilim ve Yönetim Çalışmanın

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

OECD TARIMSAL POLİTİKALAR VE PİYASALAR ÇALIŞMA GRUBUNUN 63. TOPLANTISINA KATILIM

OECD TARIMSAL POLİTİKALAR VE PİYASALAR ÇALIŞMA GRUBUNUN 63. TOPLANTISINA KATILIM OECD TARIMSAL POLİTİKALAR VE PİYASALAR ÇALIŞMA GRUBUNUN 63. TOPLANTISINA KATILIM Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Uluslararası Kuruluşlar Daire Başkanlığı AB Uzman Yrd. Zeynep ORAL 28.05.2014

Detaylı

Türkiye`de Sağlıkta Dönüşüm ve Endüstrimizin Mevcut Durumu

Türkiye`de Sağlıkta Dönüşüm ve Endüstrimizin Mevcut Durumu Türkiye`de Sağlıkta Dönüşüm ve Endüstrimizin Mevcut Durumu II. Sağlık Ekonomisi Kongresi, 4-5 Aralık 2014 Ecz. Halil Tunç Köksal Genel Sekreter Yrd. Sağlıkta Dönüşüm Programı ve Sosyal Güvenlik Reformu

Detaylı

Yeni Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerine Notlar

Yeni Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerine Notlar Yeni Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerine Notlar Recep Kapar Muğla Üniversitesi recepkapar@sosyalkoruma.net www.sosyalkoruma.net Sosyal Güvenlik Harcamaları Yüksek Değildir Ülke İsveç Fransa Danimarka Belçika

Detaylı

Türkiye: Verimlilik ve Büyüme Atılımının Gerçekleştirilmesi

Türkiye: Verimlilik ve Büyüme Atılımının Gerçekleştirilmesi : Verimlilik ve Büyüme Atılımının Gerçekleştirilmesi 1 ANA BULGULAR Ekonomik atılım ile Kişi başına düşen GSYİH 2015 e kadar iki katına çıkarılabilecektir 6 milyon yeni istihdam olanağı yaratılabilecektir

Detaylı

TEKNOLOJİ EKONOMİ POLİTİKA - III TÜRKİYE DEKİ AR-GE VE YENİLİK FAALİYETLERİ

TEKNOLOJİ EKONOMİ POLİTİKA - III TÜRKİYE DEKİ AR-GE VE YENİLİK FAALİYETLERİ TEKNOLOJİ EKONOMİ POLİTİKA - III TÜRKİYE DEKİ AR-GE VE YENİLİK FAALİYETLERİ Musa Yaşar Bilimsel ve teknolojik faaliyetler, ülkelerin kalkınmasında büyük bir öneme sahip olup, ulusal gelirden bu tür faaliyetlere

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON Z. Güldem Ökem, PhD Research Fellow Centre for European Policy Studies (guldem.okem@ceps.eu) 23 Şubat 2011, Ankara Türkiye nin Avrupa Birliği

Detaylı

Yeni kanun teklifi neden yeterli değildir?

Yeni kanun teklifi neden yeterli değildir? tepav Economic Policy Research Foundation of Turkey Yeni kanun teklifi neden yeterli değildir? Güven Sak 28 Şubat 2012 Çerçeve Ne yapmak istiyoruz? İnsan gücümüz dünyanın en büyük 10 uncu ekonomisi olma

Detaylı

Nüfus Yaşlanması ve Yaşlılığın Finansmanı

Nüfus Yaşlanması ve Yaşlılığın Finansmanı Nüfus Yaşlanması ve Yaşlılığın Finansmanı Prof. Dr. Serdar SAYAN TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi 4. Türkiye Nüfusbilim Kongresi Ankara 6 Kasım 2015 Yaşlılık (Emeklilik) Sigortası Türkiye de çalışanların

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM 2013 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,8 oranında büyüyen ABD ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 3,6 oranında büyümüştür. ABD de 6 Aralık 2013 te

Detaylı

YAŞLANAN TOPLUM Prof. Dr. Nazmi Bilir

YAŞLANAN TOPLUM Prof. Dr. Nazmi Bilir YAŞLANAN TOPLUM ---------------------------------------- Prof. Dr. Nazmi Bilir Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı-ANKARA ----------------------------------------- Geçtiğimiz

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

Dünya Bankası Finansal Yönetim Uygulamalarında Stratejik Yönelimler ve Son Gelişmeler

Dünya Bankası Finansal Yönetim Uygulamalarında Stratejik Yönelimler ve Son Gelişmeler Dünya Bankası Finansal Yönetim Uygulamalarında Stratejik Yönelimler ve Son Gelişmeler ECA Bölge Perspektifi Marius Koen TÜRKİYE: Uygulama Destek Çalıştayı 6-10 Şubat 2012 Ankara, Türkiye 2 Kapsam ve Amaçlar

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

Türkiye deki Ar-Ge Faaliyetlerinde Son Durum

Türkiye deki Ar-Ge Faaliyetlerinde Son Durum Türkiye deki Ar-Ge Faaliyetlerinde Son Durum Makina Mühendisi Hasan ACÜL Türkiye Ġstatistik Kurumu (TÜĠK), 13 Kasım 2008 tarihinde yayınladığı 2007 Yılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetleri Araştırması

Detaylı

T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI SOSYAL GÜVENLİK KURUMU. Yadigar GÖKALP Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi

T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI SOSYAL GÜVENLİK KURUMU. Yadigar GÖKALP Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI SOSYAL GÜVENLİK KURUMU Yadigar GÖKALP Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi SAĞLIK HARCAMALARI 03.07.2012 MEDULA-1 MEDULA NEDİR? MED(ikal) ULA(k) (Tıbbi haberci-haberleşme)

Detaylı

Türkiye de Sağlık Reformu: Sağlıkta Dönüşüm Projesi

Türkiye de Sağlık Reformu: Sağlıkta Dönüşüm Projesi Türkiye de Sağlık Reformu: Sağlıkta Dönüşüm Projesi Doç. Dr. Bülent Gümüşel Hacettepe Üniversitesi Sağlık Ekonomisi ve Sağlık Politikası Araştırma ve Uygulama Merkezi HUSEP Sunum içeriği Sağlık Reformunun

Detaylı

KAYNAK MAKİNELERİ SEKTÖRÜ NOTU

KAYNAK MAKİNELERİ SEKTÖRÜ NOTU KAYNAK MAKİNELERİ SEKTÖRÜ NOTU İki metal parçayı ısıl yolla birleştirme işleminde kullanılan kaynak makine ve malzemeleri, üretim sanayinde önemli bir paya sahiptir. Geliştirilen her teknolojik malzemenin

Detaylı

KOBİ ler arasında bulut teknolojileri nasıl yaygınlaştırılır?

KOBİ ler arasında bulut teknolojileri nasıl yaygınlaştırılır? tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı KOBİ ler arasında bulut teknolojileri nasıl yaygınlaştırılır? Ankara, 7 Nisan 2015 Slayt 2 Çerçeve Geçtiğimiz dönemde Türkiye ekonomisindeki büyüme sürecine

Detaylı

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE ANNE ÖLÜMLERİ

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE ANNE ÖLÜMLERİ DÜNYADA VE TÜRKİYE DE ANNE ÖLÜMLERİ Dr. İbrahim PADIR İstanbul, 2015 Kavramlar ve Tanımlar Gebeliğe bağlı ölüm, bir kadının gebelik süresince, doğumda ya da gebeliğin sonlanmasından sonraki 42 gün içinde

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ OTOMOTİV SEKTÖRÜ

AVRUPA BİRLİĞİ OTOMOTİV SEKTÖRÜ İZMİR TİCARET ODASI AVRUPA BİRLİĞİ OTOMOTİV SEKTÖRÜ Dilara SÜLÜN DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ AB MASASI ŞEFİ (TD) Mayıs 2006 AB OTOMOTİV SEKTÖRÜ AB, dünya otomotiv pazarının %35'ine sahiptir. Otomobil

Detaylı

Fırsat Maliyeti. Ayşe Güler Şubat 2007

Fırsat Maliyeti. Ayşe Güler Şubat 2007 Fırsat Maliyeti Ayşe Güler Şubat 2007 Ekonomi İnsanların ve toplumların para kullanarak ya da kullanmadan, zaman içinde çeşitli mallar üretmek ve bunları bugün ve gelecekte tüketmek üzere, toplumdaki bireyler

Detaylı

Çok tatil yapan ülke imajı yanlış!

Çok tatil yapan ülke imajı yanlış! Tarih: 19.05.2013 Sayı: 2013/09 İSMMMO nun Türkiye de Tatil ve Çalışma İstatistikleri raporuna göre Türkiye tatil günü sayısında gerilerde Çok tatil yapan ülke imajı yanlış! Türkiye, 34 OECD ülkesi arasında

Detaylı

2011'de enerji güvenliği meselesine nasıl bakalım?

2011'de enerji güvenliği meselesine nasıl bakalım? tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı 2011'de enerji güvenliği meselesine nasıl bakalım? 13. Enerji Arenası İstanbul, 8 Eylül 2011 Sayfa 2 Kısaca TEPAV Üç temel disiplinde araştırma kapasitesi

Detaylı

PAZAR ANALİZ SÜRECİ 3 AŞAMA DA YAPILIR. 1. Masa başı araştırması 2. Alan araştırması 3. Hedef pazar bölümünün seçimi

PAZAR ANALİZ SÜRECİ 3 AŞAMA DA YAPILIR. 1. Masa başı araştırması 2. Alan araştırması 3. Hedef pazar bölümünün seçimi PAZAR ANALİZ SÜRECİ 3 AŞAMA DA YAPILIR. 1. Masa başı araştırması 2. Alan araştırması 3. Hedef pazar bölümünün seçimi 1. Masa başı araştırmasında. Masa başı araştırmasında şu soruların cevabını vermeliyiz;

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm Amerikan Merkez Bankası FED, tahvil alım programını 10 milyar

Detaylı

Piyasaya Hazırlık Ortaklık Girişimi

Piyasaya Hazırlık Ortaklık Girişimi Piyasaya Hazırlık Ortaklık Girişimi Geleceğin Karbon Piyasaları Şekilleniyor Pazara Hazırlık Ortaklık Girişimi (PMR) Kyoto Protokolü nün ilk yükümlülük döneminin sona ereceği 2020 yılı sonrası yeni iklim

Detaylı

Milli geliri yükselterek, döviz rezervlerini artırarak, her yıl ortalama yüzde 5 büyüyerek bir ülkeyi değiştirmek mümkün olmuyormuş!

Milli geliri yükselterek, döviz rezervlerini artırarak, her yıl ortalama yüzde 5 büyüyerek bir ülkeyi değiştirmek mümkün olmuyormuş! Yaprak Özer İndeks İçerik İletişim Danışmanlık CEO Her şey para değil Milli geliri yükselterek, döviz rezervlerini artırarak, her yıl ortalama yüzde 5 büyüyerek bir ülkeyi değiştirmek mümkün olmuyormuş!

Detaylı

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü nün (UNCTAD) Uluslararası Doğrudan Yatırımlar

Detaylı

Education at a Glance: OECD Indicators - 2006 Edition

Education at a Glance: OECD Indicators - 2006 Edition Education at a Glance: OECD Indicators - 2006 Edition Summary in Turkish Bir Bakışta Eğitim: OECD Göstergeleri - 2006 Türkçe Özet Bir Bakışta Eğitim, eğitimciler, politika yapıcılar, öğrenciler ve velilere

Detaylı

Sağlık Hizmetlerinde Stratejiler Ve Politika Hatları Belgeleri

Sağlık Hizmetlerinde Stratejiler Ve Politika Hatları Belgeleri Sağlık Hizmetlerinde Stratejiler Ve Politika Hatları Belgeleri Reformlar ve Hükümet Programları, Finlandiya Klaus Halla Kalkınma Direktörü 1990 ların başından beri Finlandiya da devlet düzeyinde gerçekleşen

Detaylı

İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ!

İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ! İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ!! IŞIL KURNAZ" GAZİ ÜNİVERSİTESİ UNDP 2014 İNSANİ GELİŞME RAPORU# TÜRKİYE TANITIM

Detaylı

T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ

T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ Komşular SUNAR T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ Asgari Ücretin Tanımı Çalışan bir kişinin en azından temel ihtiyaçlarını

Detaylı

SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF

SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF

Detaylı

DEĞİŞEN DÜNYA-DEĞİŞEN ÜNİVERSİTE:YÜKSEKÖĞRETİMİN GELECEĞİ TÜRKİYE İÇİN BİR ÖNERİ

DEĞİŞEN DÜNYA-DEĞİŞEN ÜNİVERSİTE:YÜKSEKÖĞRETİMİN GELECEĞİ TÜRKİYE İÇİN BİR ÖNERİ DEĞİŞEN DÜNYA-DEĞİŞEN ÜNİVERSİTE:YÜKSEKÖĞRETİMİN GELECEĞİ TÜRKİYE İÇİN BİR ÖNERİ Kemal Gürüz Atılım Üniversitesi 12 Mart 2012 Yirmi beş yaş üstü nüfus içinde ortaöğrenim görmüş olanların oranı, %. 2007.

Detaylı

TR63 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ DEMOGRAFİK GÖSTERGELER

TR63 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ DEMOGRAFİK GÖSTERGELER g TR63 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ DEMOGRAFİK GÖSTERGELER TABLOLAR Tablo 1. TR63 Bölgesi Doğum Sayısının Yaş Gruplarına Göre Dağılımı (2011)... 1 Tablo 2. Ölümlerin Yaş Gruplarına Göre Dağılımı (2011)...

Detaylı

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Daha kapsayıcı bir toplum için sözlerini eyleme dökerek çalışan iş dünyası ve hükümetler AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Avrupa da önümüzdeki

Detaylı

KANSER İSTATİSTİKLERİ

KANSER İSTATİSTİKLERİ 1 KANSER İSTATİSTİKLERİ Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biridir. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk sağlığı sorunudur. Tanı olanaklarının gelişmesi ve

Detaylı

AKP hükümeti zamanında ekonomik büyüme ve istikrar sağlanmıştır

AKP hükümeti zamanında ekonomik büyüme ve istikrar sağlanmıştır Türkiye, AKP iktidarı zamanında ekonomik büyüme ve istikrar elde etmiştir. Bu başarı, geçmiş hükümetler ve diğer büyüyen ekonomiler ile karşılaştırıldığında pek de etkileyici değildir Temel Mesajlar 1.

Detaylı

OECD TARIMSAL POLİTİKALAR VE PİYASALAR ÇALIŞMA GRUBU 31.07.2013

OECD TARIMSAL POLİTİKALAR VE PİYASALAR ÇALIŞMA GRUBU 31.07.2013 OECD TARIMSAL POLİTİKALAR VE PİYASALAR ÇALIŞMA GRUBU 31.07.2013 İÇERİK OECD Hakkında Genel Bilgi OECD Çalışma Şekli OECD Teşkilat Yapısı OECD Ticaret ve Tarım Direktörlüğü OECD ve Tarım 2 OECD HAKKINDA

Detaylı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı POLİTİKANOTU Mart2011 N201139 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Cari açık, uzun yıllardan

Detaylı

DÜNYA DA BU HAFTA 14 18 ARALIK 2015

DÜNYA DA BU HAFTA 14 18 ARALIK 2015 DÜNYA DA BU HAFTA 14 18 ARALIK 2015 AVRUPA'DA İNŞAAT ÜRETİMİ EKİMDE ARTTI Euro Bölgesinde inşaat üretimi yıllık yüzde 1,1 artış kaydetti Euro Bölgesinde inşaat üretimi ekim ayında aylık bazda yüzde 0,5,

Detaylı

Yaşamsal fonksiyonların sürekli azalması, tüm organizmanın verimliliğinde görülen azalma,çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinin azalması

Yaşamsal fonksiyonların sürekli azalması, tüm organizmanın verimliliğinde görülen azalma,çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinin azalması Yaşlı sağlığı DSÖ yaşlılığı Yaşamsal fonksiyonların sürekli azalması, tüm organizmanın verimliliğinde görülen azalma,çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinin azalması olarak tanımlamıştır 65 yaş

Detaylı

CAM SANAYİİ. Hazırlayan Birsen YILMAZ 2006. T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi

CAM SANAYİİ. Hazırlayan Birsen YILMAZ 2006. T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi CAM SANAYİİ Hazırlayan Birsen YILMAZ 2006 T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi TÜRKİYE'DE ÜRETİM Cam sanayii, inşaat, otomotiv, meşrubat, gıda, beyaz eşya, mobilya,

Detaylı

Başkan Acar 4. Ulusal Sağlık Kurultayına Katıldı

Başkan Acar 4. Ulusal Sağlık Kurultayına Katıldı Başkan Acar 4. Ulusal Sağlık Kurultayına Katıldı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: -BÜTÇEDEN SAĞLIK HARCAMALARINA 2012 YILINDA 47,8 MİLYAR LİRA AYRILDI -TÜRKİYE DE 3 MİLYON 447 BİN 166 KİŞİ DİYABET

Detaylı

Op. Dr. Tonguç SUGÜNEŞ SOSYAL GÜVENLİK KURUMU Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü

Op. Dr. Tonguç SUGÜNEŞ SOSYAL GÜVENLİK KURUMU Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Op. Dr. Tonguç SUGÜNEŞ SOSYAL GÜVENLİK KURUMU Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Sağlıkta Dönüşüm Programı ve Sosyal Güvenlik Reformu Reform öncesi Türkiye de sağlıkta geri ödeme, 3 farklı sigorta sistemiyle

Detaylı

AB Bütçesi ve Ortak Tarım Politikası

AB Bütçesi ve Ortak Tarım Politikası AB Bütçesi ve Ortak Tarım Politikası OTP harcamalarının AB bütçesinin önemli bölümünü kapsaması, bu politikayı bütçe tartışmalarının da odak noktası yaparken, 2014-2020 Mali Çerçeve içinde tarım, kırsal

Detaylı

SGK da Sağlık Çalıştayı

SGK da Sağlık Çalıştayı SGK da Sağlık Çalıştayı SGK BAŞKAN YARDIMCISI YADİGÂR GÖKALP: - YILDA KİŞİ BAŞINA HEKİME MÜRACAAT SAYISI 2002 YILINDA SADECE 2 İKEN, 2011 YILINDA İSE BU SAYI 8 E ÇIKMIŞTIR - AMACIMIZ, AVRUPA DAKİ ÖRNEKLERİ

Detaylı

HİDROLİK PNÖMATİK SEKTÖRÜ NOTU

HİDROLİK PNÖMATİK SEKTÖRÜ NOTU HİDROLİK PNÖMATİK SEKTÖRÜ NOTU Akışkan gücü, basınçlı akışkanların, ister sıvı ister gaz halinde olsun, enerjilerinden faydalanarak elde edilen güçtür. Sıvı veya gaz, yada somut olarak su veya hava, ancak

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: İsmail ÜNVER Mevlana Kalkınma Ajansı, Konya Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü

DEĞERLENDİRME NOTU: İsmail ÜNVER Mevlana Kalkınma Ajansı, Konya Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü DEĞERLENDİRME NOTU: İsmail ÜNVER Mevlana Kalkınma Ajansı, Konya Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü KONYA ÖZELİNDE YABANCI SERMAYELİ FİRMALARIN ÜLKE BAZLI ANALİZİ 06.08.2014 1 DEĞERLENDİRME NOTU: İsmail

Detaylı

Toplam Erkek Kadin 20 35.9. Ermenistan Azerbaycan Gürcistan Kazakistan Kırgızistan Moldova Cumhuriyeti. Rusya Federasyonu

Toplam Erkek Kadin 20 35.9. Ermenistan Azerbaycan Gürcistan Kazakistan Kırgızistan Moldova Cumhuriyeti. Rusya Federasyonu Doğu Avrupa, Orta Asya ve Türkiye de İnsana Yakışır İstihdamın Geliştirilmesi Alena Nesporova Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktör Yardımcısı Uluslararası Çalışma Ofisi, Cenevre Sunumun yapısı Kriz öncesi

Detaylı

HASTALIK YÜKÜ FİNAL RAPOR

HASTALIK YÜKÜ FİNAL RAPOR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI REFİK SAYDAM HIFZISSIHHA MERKEZİ BAŞKANLIĞI HIFZISSIHHA MEKTEBİ MÜDÜRLÜĞÜ BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ ULUSAL HASTALIK YÜKÜ VE MALİYET-ETKİLİLİK PROJESİ HASTALIK YÜKÜ FİNAL RAPOR ARALIK -

Detaylı

BÜYÜK OLMAK BÜYÜK DAVRANMAKLA OLUR!

BÜYÜK OLMAK BÜYÜK DAVRANMAKLA OLUR! BÜYÜK OLMAK BÜYÜK DAVRANMAKLA OLUR! Ülke yönetiminde söz sahibi olup, sorumluluk makamlarını temsil edenler iyi yönetim sergilediklerini her fırsatta kamuoyuna yüksek vurgularla belirtmektedirler. Yöneticilerin

Detaylı

Türkiye de Özel Sağlık Sigortası

Türkiye de Özel Sağlık Sigortası Türkiye de Özel Sağlık Sigortası Dünya da ekonomi ve sağlık sektörü açısından gelişmişliğin bir göstergesi olan ve gelişmiş ülkelerde neredeyse nüfusun büyük bölümüne sirayet eden Özel Sağlık Sigortalı

Detaylı