mokrasisi En büyük ihtiyacımız: sosyalist

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "mokrasisi En büyük ihtiyacımız: sosyalist"

Transkript

1 Tekellerin azami sömürüsü ve egemenliğinin olduğu yerde sağlıklı kalabilen bir işçiden, sağlıklı bir toplum ve birey yapısından söz edilemez. Bugün sağlık işçilerinde -ve işçi sınıfının diğer kesimlerinde- "Köle değiliz" sloganı sınıfsal bir öfke ve tepkiyle dile geliyorsa, bu sınıfın içerisinde bulunduğu çalışma ve yaşam koşullarından doğmaktadır 8 14 En büyük ihtiyacımız: sosyalist mokrasisi 1 Mayıs, dünya proletaryasının birlik, dayanışma ve mücadele günüdür. Biz işçiler, kadın işçiler, Kürt işçiler, emekçiler 1 Mayıs günü bunun için alanlarda olacağız. Olmakla kalmayacak, alanlara sığmayacağız. 1 Mayıs'ta tekelci burjuvaziye en sert mesajı vermek için, onun yeni saldırılara girişme cesaretini kırmak için örgütlenmeye hız verelim. 1 Mayıs'ı tek bir ordu gibi, iki dilde, Türkçe ve Kürtçe, ve tek ses, tek yürek kutlayalım! Sermaye birikimi yeni bir düzeye çıkarken emeğin de buna göre yeniden yapılandırılması ile birlikte, burjuva biçimsel korunmasına dönük kaçınılmaz bir eğilim de ortaya çıkar. Kapitalizmin yeni birikim düzeyine geçişinin zorunlu kıldığı bu kaçınılmaz eğilim, burjuvazinin korkunç emek tahribatı karşısında "vicdanının sızlaması"ndan filan kaynaklanmaz. 11 Yeni işçileşme dalgalarıyla ne kadar genişliyorsa, derinleşen işbölümüyle ne kadar çeşitli kesimlere ayrışıyorsa o kadar toplumsallaşan proletarya hareketi, ancak buna uygun çoklu ve çok biçimli, esnek ve dinamik, kapsayıcı ve harekete geçirici yeni örgütlenme biçimleri içinde gelişebilir. 13 Pamuk prenses, yedi cücelerin hayatına adımını atar atmaz evin temizliği, yedi cücelerin elbiselerinin yıkanması, yemeklerinin yapılması işlerini yüklenir. Madende çalışan yedi cücelerin emeğinin yeniden üretimi işini yaparak kendisini kabul ettirir ve yedi cücelerin hayatında ancak böyle var olabilir. Başka türlü onun o evde işi yoktur! Zehirli elmayı yiyip ölüm uykusuna dalınca da ancak prensin öpücüğü ile hayata döner. 2

2 2 Pamuk prenses, yedi cücelerin hayatına adımını atar atmaz evin temizliği, yedi cücelerin elbiselerinin yıkanması, yemeklerinin yapılması işlerini yüklenir. Madende çalışan yedi cücelerin emeğinin yeniden üretimi işini yaparak kendisini kabul ettirir ve yedi cücelerin hayatında ancak böyle var olabilir. Kadınlık zor zanaat Biri kurbağa öper, biri yüzyıllarca uyur, biri 7 cüceyle yaşar, biri kuleye kapatılır. Bir masal prensesi olsan bile kadınlık zor. Turgut UYAR Pamuk prenses, yedi cücelerin hayatına adımını atar atmaz evin temizliği, yedi cücelerin elbiselerinin yıkanması, yemeklerinin yapılması işlerini yüklenir. Madende çalışan yedi cücelerin emeğinin yeniden üretimi işini yaparak kendisini kabul ettirir ve yedi cücelerin hayatında ancak böyle var olabilir. Başka türlü onun o evde işi yoktur! Zehirli elmayı yiyip ölüm uykusuna dalınca da ancak prensin öpücüğü ile hayata döner. Sonraki hayatı da haz nesnesi ve krallığın devamı için çocuk doğurmaktan ibarettir. "Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine " diye sonlanan her masaldan sonra ufacık çocuk dahi evdeki toplumsal işbölümünden, televizyondan, internetten, okuldan, daha önceki masallardan, öğrendikleriyle, şuncacık yaşamında deneyimledikleriyle o "murat"tan hep kadının payına düşenin erkeği dolayımıyla yaşayacağı bir mutluluk olduğunu bilir. Erkeğin gücüyle, savaşçılığıyla, zenginliğiyle, kral oluşuyla vb. vb. gönenen kadın "Bir masal prensesi olsan bile kadınlık zor", çünkü masallar, bu dünyanın (kapitalist sistemin) değerler sisteminin bilinçlere -daha ağaç yaşken- nakşedilmesinin araçlarıdır. Bir çocuğun içine doğduğu toplumsal üretim ilişkilerini (elbette güçlü bir idealizasyonla birlikte) içselleştirebilmesini, duygu-düşünce süreçlerinin bu evren içerisinde biçimlenmesini sağlar. Yani masallar var olan toplumsal üretim ilişkilerinin çocuk aklına uygun resmedilmesidir. İyi-kötü algısını, doğru-yanlış ayrımını, güzel-çirkin tercihini belirlememizde, bir bütün olarak karakter oluşumumuzda, çocukluğumuzda hayal dünyamızı süsleyen, rüyalarımıza giren masalların/masal kahramanlarının etkisini hangimiz yadsıyabiliriz. Kız çocuğuysak pamuk prensesle, erkek çocuğuysak prensle hemen özdeşleşivermişizdir. Bir insanın, sınıfın, toplumun hayal dünyaları, rüyaları üzerinde hegemonya kurmak aynı zamanda o insanın, sınıfın, toplumun bugünü ve inşa edeceği geleceği üzerinde hegemonya kurmaktır. Masalların kadın/erkek sorunundaki en büyük "günahı" ise, kapitalizmin toplumsal işbölümü rollerini mutlaklayarak çocuklara zerk ettiği yerde başlar. Masal, "bir varmış bir yokmuş" diye başlar ve toplumsal işbölümünü bilinçlere kazır: hep ezenle-ezilen, yönetenle-yönetilen, zenginle-fakir (modern zamanın masallarına gelirsek bunun sınıfsal karşılıkları; patronla-işçi) vardır. Bir savaşı kazanan, bir ülkeyi-krallığışatoyu-toprakları-kadını (kadının yeri bu dizgede tam da burasıdır) kurtaran daima erkektir. Kadın eğer soylu-zengin değilse emeğin yeniden üretimini yüklenir, erkeğin yaratıcı etkinliğinde yardımcı eleman olarak yer alır; soylu veya zenginse de davetlerin, şatoların, villaların süs bebeği, erkeğin haz nesnesi, soyunun devamını sağlayandır. Turgut Uyar haklıdır, toplumsal işbölümünün, özel mülkiyetin, ailenin var olduğu her masalda inceltilmiş Marx bir yerde, insandan insana en doğal ilişkinin kadın ile erkek arasında olduğunu, olması gerektiğini söylemişti. Bu doğal, olması gereken ilişki biçimi binlerce yıl önceki ilk işbölümüyle yerini egemenlik ve sömürü ilişkilerine bıraktı. Toplumsal kültürel birikimimiz artmasına, üretici güçlerimiz doğanın önümüze koyduğu sınırları birer birer yıkmasına, kadın ile erkek emeğinin ayrımına dayanan o ilk işbölümünün zorunluluğu ortadan kalkmasına rağmen erkeğin kadın üzerindeki egemenliği ve sömürüsü sona ermedi. Geçen zaman kadının üzerindeki kölelik boyunduruklarını çeşitlendirdi sadece. Sınıflı toplumların sömürü ilişkileri veya en kaba haliyle, ama her durumda, kadın olmak zor zanaattır! cinsel-ulusal sömürü ve ezilmenin Sınıfsal- öyle veya böyle realize edildiği her masal çocukların da, büyüklerin de hayal dünyalarını çölleştiriyor. Biz, ezen-ezilen zilen ulusun, pasaportların, sınırların kavram setimizde yer almayacağıağı; kimsenin cinsiyetinden, cinsel kimlik ve yöneliminden dolayı ayrı bir kategoriyi cağı, baskıya maruz kalmadığı gibi oluşturmaya- bir ayrıcalığa da sahip olmayacağı; sınıflar ve sınıf ayrımlarının, lumsal işbölümünün, yöneten top- ve yönetilenin artık sine yer bulamayacağı masallar ar yazmadıkça kendi- sınıfsal-toplumsal-bikurtuluş ve özgürleşme mücadelesi vermedikçe de kadınlık reysel zor zanaat aat olacak! İşçi Meclisi okuru Merhabalar, üzerine kurulu olması kadının bedeni ve emeği üzerindeki sömürünün de sönmesinin maddi zeminini hep var etti. Bu maddi zemin, sömürü ilişkileri var oldukça da, tarihi kadın sorunu çağına uyum sağlayarak sürecektir. Cins olarak kadının kurtuluşunun yolunun bütün bu ilişkileri yadsıyan, eşit ve özgür bireyler toplumu olan, tarihin derinliklerinde kaybedilen doğal ilişkilerin doğal gönüllü birliktelikler şeklinde sınırsızca yaşanacağı komünizm ve ona ulaşma mücadelesinden geçtiği artık çok daha aşikâr. "Günleri ve mevsimleri Düşlerimize göre Yeniden yaratacağız" Eluard Var olan haliyle hiç de sürdürülemez bir hale gelen kadın sorununu neoliberal demokratik düzenlemelerle l yönetilebilir hl hale getirmeye çalışan burjuvazinin karşısına, bedenine ve emeğine sahip çıkan, komünist ideoloji ile donanmış emekçi kadın çıkmalı ve tarihsel rolünü ezen cins olmayı pratiğinde de reddetmiş erkek sınıf kardeşleriyle birlikte oynamalıdır. Göğün yarısı, kavganın yarısı, gelecek toplumunun kurucu ve yönetici yarısı olan, olacak olan emekçi kadınların 8 Mart'ını kutluyor; 8 Mart'ı yaratan proleter kadınları saygı ile anıyoruz. Selam ve sevgilerimi gönderiyor, hepinizi coşkuyla kucaklıyorum. Sevgilerimle, Ercan Akpınar Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi İşçi Meclisi - Yerel Süreli Siyasi Dergi - Sayı:20- Fiyat: 1 TL Pina Basım Yayım San. ve Tic. Ltd. Şti. adına sahibi Hüseyin Kezik Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Ali Filizler Adres: Bereketzade Mah. Büyükhendek Cad. Portakal Sok. No: 2/11 Beyoğlu/İstanbul Tel: Hesap No: İş Bankası Koca Mustafapaşa Şubesi Baskı: Özdemir Matbaası Adres: Davutpaşa Cad. Güven Sanayii Sitesi C Blok No:242 Topkapı/İstanbul Tel:

3 3 Isınmalıydı, ısınacaktı, ısındı 1 Mayıs menzile girdi. İşçi sınıfı gitgide amansızlaşan çalışma ve yaşam koşullarıyla geçen 1 yılın ardından bu 1 Mayıs'ta sınıf düşmanından hesap sormak için alanlarda buluşmaya hazırlanıyor. 1 Mayıs, dünya proletaryasının birlik, dayanışma ve mücadele günüdür. Birlik, tekelci burjuvaziye karşı birliktir. Dayanışma, rekabete karşı sınıf dayanışmasıdır. Mücadele, burjuva demokrasisine karşı işçi sınıfının sosyalist demokrasisini kurma mücadelesidir. En büyük ihtiyacımız olan "birlik, dayanışma ve mücadele" buluşmasında işçi sınıfının tekelci burjuvaziye mesajı ne olmalı? Sınıf düşmanı: Sınıf düşmanımız dünya ve Türkiye tekelci burjuvazisidir. Hepimiz ardı ardına sınıf düşmanı yasalar çıkaran, günümüzü ve geleceğimizi kilitleyen AKP hükümetine karşı öfke doluyuz. AKP hükümeti işçi hareketini darmadağın eden 2001 krizinin ardından işbaşına geldi. Krize, işsizliğe, özgürlük yoksunluğuna, general apoletlerine karşı öfkemizi "demokrasi, özgürlük, güçlü ekonomi, komşularla sıfır sorun, bölge ve dünya ölçeğinde yatırım" sözleriyle kendisine çekti. 12 Eylül rejimini kapatacağını ilan etti. Generallerin karizmasını çizdi. Öyle ki, burjuva demokrasisini, burjuvalar için demokrasiyi "herkes için demokrasi" gibi gösterdi. Fakat elma şekeri çabuk bitti. Yıllarca sıfır zamla, 12 saat çalışarak, hiçbir iş güvenliği önlemi alınmayan yerlerde her gün 5 sınıf kardeşimizi mezara göndererek, örgütsüzlüğümüzden aldıkları güçle aşağılanarak, 10 yılı geride bıraktık. Doğal olarak öfkemiz hükümete yöneldi. Fakat 1 Mayıs sadece hükümete karşı bir tepki ve protesto günü olarak kalırsa bu çok eksik kalır. Mademki burjuva demokrasisinin hangi sınıf için demokrasi olduğunu görmeye başladık, öfkemizi bir bütün olarak tekelci burjuvaziye, her yerde aynı işçi düşmanı telden ses veren dünya tekelci burjuvazisine yöneltmeliyiz. Türkiye kapitalizminin bölgesel güç oluşunda bizim çıkarımız yok, aksine bu bizi ve diğer bölge emekçi halklarını eze eze gerçekleşiyor demeliyiz! Birlik: En büyük düşmanımız bölünmüşlüğümüz, iç rekabetimiz, birbirimize olan güvensizliğimizdir. Bir işe girebilmek, işyerinde kalabilmek, toplu işten çıkarmalarda listede yer almamak bütün kaygımız artık budur. Sınıf kardeşimize de bu gözle bakıyoruz. Kendimizi geliştirmek, yeni yetenek ve beceriler edinmek gibi son derece doğal isteklerimizin bile arkasında sınıf kardeşimizi ekarte edebilmek, CV'leri kabartmak var. Sürekli sınanıyor, elenme korkusu yaşıyor, "Senden daha genci, daha yeteneklisi, daha düşük ücrete çalışmaya razı olanı var"la tehdit ediliyoruz. Kürt ile Türk işçiyi, az sayıdaki sendikalı ile sendikasızı, yerli işçi ile göçmen işçiyi, genç ile yaşlıyı, yeni mezunla eski mezunu, kadın ile erkek işçiyi birbirine karşı ölümüne rekabetle karşı karşıya getiren tekelci kapitalizmin karşısına 1 Mayıs'ta Biz işçiler, kadın işçiler, Kürt işçiler, emekçiler 1 Mayıs günü bunun için alanlarda olacağız. Olmakla kalmayacak, alanlara sığmayacağız. 1 Mayıs'ta tekelci burjuvaziye en sert mesajı vermek için, onun yeni saldırılara girişme cesaretini kırmak için örgütlenmeye hız verelim. İşyerlerimizde, semtlerimizde, okullarımızda hazırlık çalışmalarımızı güçlendirelim. 1 Mayıs'ı tek bir ordu gibi, iki dilde, Türkçe ve Kürtçe, ve tek ses, tek yürek kutlayalım! sınıfın birliği mesajıyla çıkmalıyız! Dayanışma: İşten atılmalara sessiz kalmayı geçtik, can bedeli işçi katliamları karşısında bile sınıf dayanışması silahını kuşanamamız tekelci burjuvazi için yeryüzü cenneti! Bütün kolektif tarihsel haklarımızı birer birer yitiriyoruz. Ulusal İstihdam Stratejisi ile esnek, güvencesiz bir kapitalist çalışma rejimine geçiliyor. Bu rejime karşı, herkesin kendi bacağından asılacağı Genel Sağlık Sigortası'na karşı tek başımıza bir hiç'iz. Ancak sınıf dayanışması ile, tek bir ordu gibi davranarak, "Kurtuluş yok tek başına!" diye haykırarak 1 Mayıs'ı 1 Mayıs gibi kutlayabiliriz! Mücadele: Artık burjuva demokrasisinin hangi sınıf için demokrasi olduğunu görmeye başladık. Dahası,vaadedilen demokrasinin de ne kadar güdük biçimleneceğini, hazırlanan yeni anayasada işçi sınıfının, Kürt halkının, emekçi kadınların, gençlerin yok sayıldığını da görmeye başlıyoruz. Tekelci burjuva sınıf düşmanı için işçi sınıfı yok. Eşit, özgür, kendi kaderini tayin eden bir Kürt halkı yok. Eşit, özgür bir kadın yok. Geleceği umut edebilen bir gençlik yok. Onun yerine güvencesiz, kaderi danya çapındaki sermaye hareketine bağlı, bireylere kadar çözündürülmüş bir işçi sınıfı var. Onun yerine iki kat ezilecek, en fazla yerel yönetimlerle idare etmesi dayatılan, bunun için sadece son 1 yılda 7 bin siyasetçisi zindanlara doldurulan bir Kürt halkı var. 50 lira için kaçağa giden, tepesine Roboski'de ibret olsun diye bombalar yağdırılan, Van depreminden sonra yardımların ulaşması engellenen, ulusal bayramı Newroz'u kutlamasına gaz bombaları ile saldırılan Kürt işçileri, kır ve kent yoksulları var. Mahkumiyeti ağırlaştırılmış müebbetten denetimli serbestliğe çevrilen, hem evde hem işte, güvencesiz çalıştırılacak ve erkeğin kölesi olmaktan çıkmayacak emekçi kadınlar var. "4+4+4" sistemiyle daha ilköğretimden itibaren elenerek ücretli köleliğe hazırlanacak bir gençlik var. Tekelci kapitalist ücretli kölelik ve çalışma rejiminde onların demokrasisi, onların özgürlüğü var! Biz 1 Mayıs'ta işte bu rejime karşı mücadele saflarını doldurmalıyız. İşçi sınıfının, Kürt işçi ve emekçilerinin, emekçi kadınların, gençliğin özlemleri sizin burjuva demokrasinize sığmaz diye haykırmalıyız. Türkiye tekelci burjuvazisi, bizi de arkasına alarak, olmadı bastırıp susturarak bölge gücü konumuna yükseldi. Bunun için dünyanın her yerinde yatırımlara girişti. Siyasaldiplomatik-kültürel ilişkiler kurdu. Bir burjuvalar sürüsüyle birlikte hükümet bakanlarının zamanının yarısı yurtdışı temaslarda geçti. "One minute" şovlarıyla faşist, gerici diktatörlük rejimleri altında ezilen bölge halklarına "Sizin modeliniz biziz" mesajları verildi. Bunun için din, bunun için Türk okulları, bunun için "insani yardım" şovları kullanıldı. Ama emperyalist kapitalizmle bağımlılık ilişkisi içinde yürütülen bu ilişkiler aynı zamanda Türkiye'nin "en iyi ihraç malı" denilen ordusuyla burnunu savaşlara sokmadan sürdürülemezdi. İşçi sınıfı yüksek sesle haykırmalıdır: Türkiye'nin Somali'de, Afganistan'da, Bosna'da ne işi var? Bundan bizim bir çıkarımız olamaz! Bizi ölesiye sömüren, parıltılı binaları işçi mezarlarının üzerinde yükselten, çatlayana kadar çalıştıran, genç yaşta yaşlandıran, en verimli çağlarımızda alıklaştıran tekelci burjuva sınıfla ortak çıkarımız yoktur! Önce Libya'ya sonra da Suriye'ye sözde "demokrasi ihracı" için hazırlanan savaşa, hem de çok daha kanlı bölgesel savaşların ancak açılışı olacak bir savaşta bizim yerimiz yoktur! 1 Mayıs, dünya proletaryasının birlik, dayanışma ve mücadele günüdür. Birlik, tekelci burjuvaziye karşı birliktir. Dayanışma, rekabete karşı sınıf dayanışmasıdır. Mücadele, burjuva demokrasisine karşı işçi sınıfının sosyalist demokrasisini kurma mücadelesidir. Emperyalist kapitalizmin ve Türkiye tekelci burjuvazisinin sınıf düşmanı, bölge halklarının düşmanı politikalarına karşı "işçilerin birliği, halkların kardeşliği" ruhuyla mücadeledir. Ücretli köleliğe, işsizliğe, ulusal ve cinsel baskıya, yaşamlarımızın sermaye hareketleri, bölgesel hegemonya mücadeleleri ile belirlenmesine son vermek için mücadeledir. Biz işçiler, kadın işçiler, Kürt işçiler, emekçiler 1 Mayıs günü bunun için alanlarda olacağız. Olmakla kalmayacak, alanlara sığmayacağız. 1 Mayıs'ta tekelci burjuvaziye en sert mesajı vermek için, onun yeni saldırılara girişme cesaretini kırmak için örgütlenmeye hız verelim. İşyerlerimizde, semtlerimizde, okullarımızda hazırlık çalışmalarımızı güçlendirelim. 1 Mayıs'ı tek bir ordu gibi, iki dilde, Türkçe ve Kürtçe, ve tek ses, tek yürek kutlayalım!

4 4 Birleşik Metal İş sendikası, Bursa Bosch fabrikası be Bosch REX- ROTH işçilerinin dörtte üçünün Türk Metal'den istifa ederek Birleşik Metal İş'e üye olduğunu açıkladı. Sendika tarafından yapılan açıklamada faşist Türk Metal yöneticilerinin fabrikada yapmak istedikleri toplantıyı işçilerin toplu olarak terkettiği, işçilerin Birleşik Metal'e zorla üye yapıldığı, paralarının bittiği gibi söylentilerin boşa çıkartıldığı belirtildi. Birleşik Metal üyelerinin kendilerine "Paranız bitse de durmayın. Her bir Birleşik Metal-İş üyesi 2 yeni üyenin noter masraflarını karşılamaya hazırdır" dedikleri belirtilen açıklamada, sendikanın başarısının başta Bosch işçilerine, Bosch işçilerini desteklemek için Bursa'ya gelen sınıf dostlarına ve tüm dünyadaki Bosch işçilerinin oluşturduğu işçi konseylerine ait olduğu vurgulandı. Vardiyalarından çıkan işçilerin Orhangazi Emek Kültür merkezine gelerek noter eşliğinde Birleşik Metal İş'e üye olma işlemleri coşkulu bir şekilde gerçekleşti. Aynı hareketlilik her vardiyanın çıkışında tekrarlandı. Üyelik için gelen işçileri daha önce üye olan metal işçileri ve farklı fabrikalarda çalışan Birleşik Metal üyeleri sloganlar ve alkışlarla karşıladılar. Gelen işçilerin de karşılık vermesiyle coşku doruğa çıktı. İşçiler salonda ve yeni üye olmaya gelen arkadaşlarını karşılarken "Biz biz biz Bosch işçisiyiz, sarı sendikayı göndereceğiz", "İnadına sendika, inadına DİSK", "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz" sloganlarını gür bir şekilde attılar. İşçilerin Birleşik Metal İş'e üye olmalarını Bosch yönetiminin ve Türk Metal'in engelleme çabaları nafile kaldı. Türk Metal üyesi küçük bir grup üyelik işlemlerinin yapıldığı salonun yakınında "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" diye slogan atıp İstiklal Marşı okudu. Bosch işçilerinin çok büyük bir çoğunluğu Birleşik Metal-İş Sendikası'na üye olmuş durumda ve Türk Metal'in yetkisi sona erdi. Ücret ve tazminat alacakları için direnen Hey Tekstil işçileir Li Fung Firması önüne çadır kurdu. Hey Tekstil işçilerinin direnişi şimdi burada devam ediyor. Hey Tekstil önünde kurdukları çadırda toplanan işçiler, buradan Li Fung Firması önüne geldiler. Li Fung firması önünde açıklama yapan işçiler, işten atıldıktan sonra verilmeyen ücret ve tazminatlarını istediler. İşçiler adına açıklama yapan Melek Sönmez, direniş başladığından beri taleplerinin değişmediğine dikkat çekerek, "Ancak taleplerimize hiçbir zaman karşılık verilmedi" dedi. Hey Tekstil önüne kurdukları çadırda mücadelelerini sürdürdüklerini belirten Sönmez, bundan sonra her sabah Li Fung önünde olacaklarını ifade etti. Günlerdir televizyonlarda, gazetelerde haberleri çıktığını vurgulayan Sönmez, taleplerinin kimse tarafından duyulmadığını aktardı. İşçilerin eve ekmek götürmek, çocuklarını okutabilmek için çalıştığını ifade eden Sönmez sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Patronlar 420 işçiyi işten atarken hiçbir yasanın, hiçbir sözleşmenin bizleri korumadığını anladık. Madem Hey Tekstil ile Li Fung birlikte iş yapıp karar alıyorlardı, şimdi de birlikte karar alsınlar. Biz hakkımızı alana kadar hiçbir yere gitmiyoruz. Gururumuzdan ödün vermeden mücadelemize devam edeceğiz." İşçiler, kurdukları çadırın önünde halay çekerek direnişlerine devam etti. Daha önce, "enerji tasarrufu" demogojisiyle saat çalışma ve kamuda da cumartesi günleri çalışma beyanatlarıyla infial yaratan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, yine sahnede! lanmak için ertesi sabah saat 5.00'e kadar çalışsın. Ay ışığının olmadığı gecelerde işçiler enerji tasarrufu için mum ışığında çalışsın. Taner Yıldız, kamudaki mesai düzenlemesiyle ilgili daha önce ortaya attığı öneriye Bakanlar Kurulu'na getiriyor Teklifin yasalaşması durumunda kamuda görevli personel, bundan böyle arasında çalışacak. Teklifle, cumartesi günü yarım gün çalışılması da öngörülüyor. 1980'li yıllarda cumartesi günü de çalışıldığını hatırlatan Bakan Yıldız, "O günlerden sonra refahımızı çok mu artırdık, Avrupa'dan daha mı zenginiz?" diye sordu. Konunun bu ay içerisinde Bakanlar Kurulu'na gelmesi bekleniyor. Sonuç: Kapitalistler ne ister? İşçiler gün ışığından daha fazla yararlanmak için sabah saat 6.00'da işbaşı yapsın, ay ışığından da yarar- Mum paralarını da işçiler versin. Kalan 1 saatte de işçiler, "patron sana canım feda" diye marş söylesin ve patronların ayakkabılarını boyasın. İşçiler çalışırken oksijen tasarrufu yapmak için nefes almasın. Bütün yemek, çay, tuvalet molaları kaldırılsın. Hafta 8 güne çıkarılsın, hepsi çalışma günü olsun. İşçiler çalışırken gün ışığından daha fazla yararlanmak için gözlerini de kırpmasın, göz kapakları arasına kibrit çöpü yerleştirilsin. Enerji Bakanının açıklaması, hükümetin "Türkiye'nin Avrasya'nın üretim üssü" yani yeni Çin'i olmasını öngören Sanayi Stratejisi Belgesinin gereklerinin ve işçilere ne getireceğinin bir ifadesidir. Kamuda 7:00'de işe başlama ve cumartesi de çalışma tasarısı Bakanlar Kurulu'nda ise kamu işçisine ayağa kalkmak düşer! Kalkıp kapitalist işin sözde memuriyet güvencesine sarılarak işe mi gideceğiz, yoksa Avrupa'daki sınıf kardeşlerimizin direniş yolunu mu izleyeceğiz. Karar bizim! Adana'da Toros Elektrik Dağıtım Şirketi önünde 2 Mart'tan beri direnişteki işçilere polis saldırdı. İşçilerin direniş çadırını yıkan polis, direnen 25 işçiyi "kaldırımı işgal etmek" ve "Kabahatler Kanunu'na muhalefet etmek" iddiasıyla gözaltına aldı. Toros EDAŞ'ta taşeron firmaya bağlı sayaç açma kapama işinde çalışan 48 işçi 3 aydır ücretlerinin ödenmemesine tepki gösterince işten atıldılar. Aileleriyle birlikte Valiliğe yürüme gibi eylemler yapan işçiler, Vali yardımcısı ile görüşmeden bir sonuç alamayınca, EDAŞ önünde direniş çadırı kurdular. Daha önce işçilerin "taşeron işçisi köle değildir" pankartına ve yürüyüşlerine müdahale eden polis, bu sabah direniş çadırını "yasa dışı" ilan edip yıktı ve direnen işçileri "kabahat"lı bularak gözaltına aldı.

5 5 Adana'nın Ceyhan'da Akdeniz un fabrikası işçileri ile söyleştik. Yaptığımız söyleşilerde 700 TL maaş alan makine ustası bir işçi özellikle dikkatimizi çekti. Sermayenin ailesi ve kendisine getirdiği son yıkımlarından bahseden fabrika işçisi, ailesinin yıkıldığını ve sebebinin yoksulluktan kaynaklandığını kaydetti. Usta işçinin anlatımı şöyleydi: "Patron evine 5 tane tavuk alıyor, istediği ihtiyacını karşılıyor sonra tüm meyve sebzelerle arabasının bagajını dolduruyor gidiyor fabrika önünden. Rahat bir hayatı var. Karım ise bana her gün pilav yemekten bıktığını söylüyor. Bense evime en fazla yarım kilo tavuk alabiliyorum, oysa o da her zaman değil. Karım Artık bana yaşattığın bu yoksulluktan bıktım' diyerek sitem etti. Karımın üzerinde benimle ayrılmaması için ailesinin baskıları vardı, zaten en son dayanamadı intihar etti, hastaneye zor yetiştirdim neyse ki kurtardık. Bir de hastane masrafları yüzünden borçlandım. Ne yapayım, hayatım o fabrikada çalışmakla ve borçlanmakla geçti. Patrona yalvardım biraz da olsun maaşıma zam yap dedim; ama yapmadı. Her ay elime kredi kartı borcu kesintisinden dolayı net geçen para 90 TL, eee karım haklıydı ayrılmakta. Çamaşır makinesi bozuldu ne yapayım ona borçlandım, almasa mıydım? Karım son zamanlarda Umutsuz Ev Kadınları' dizisini izliyordu, en son olarak onun da büyük etkisi olduğunu düşünüyorum üstünde. 20 yıl ben bu aileyi bu şartlarda geçindirdim, karımı bir gün koluma takıp çarşıda gezdiremedim, ona yüzüktü, bilezikti, giysiydi alamadım. Bayramlarda bile 200 TL verebildiğim oldu, o parayla çocuklarla kendisine birer kot pantolondan başka bir şey alamadılar. İçkim yok, kumarım yok hiçbir şeyim yok. Ama ne yaptıysam olmadı, parayı gazinolarda da harcamadım lira borcum vardı, bundan dolayı bankalara gittim yalvardım 5000 TL kredi istedim vermediler. Patrona gittim 20 yıldır yanında çalıştığım adam beni dinlemek bile istemedi. Bana 3800 TL ver maaşımı sen al her ay, maaşımdan sen kes' dedim patrona sonra yalvardım kabul etmedi. Tüm bu sorunlar ve evde üzerimde karımın baskısı, iş koşulları, patronun talepleri beni çok üzdü, artık son 2 ayda ata ata içime 15 gün önce kalp krizi geçirdim, günlük yatış ücreti 200 TL olan bir hastaneye götürdüler beni. Şimdi borcum bu hastane masrafları ile daha da çoğaldı." Ailesi dağılan usta işçi, çocuklarına her koşulda bakmaya devam edeceğini söylerken, işçiyi açlıkla terbiye eden ve tehdit eden patron düzeninin korkusunu son cümlelerindeki titrek sesle hissettirdi. Usta işçi sözlerini "Fabrikaya beni tanıdığınızı söylemeyin söylerseniz hemen vezneye gönderirler, sonra da işime son verirler" diye tamamladı. Görülüyor ki sermaye düzeni artık bizleri halinden memnun köleler haline getirmeye çalışıyor, usta işçileri, çocuk işçileri birer burjuva proleterler yapmak istiyor, sonra kendi yarattıkları işsizlik ordusuyla biz işçileri tehdit ederek suyumuzu daha fazla sıkıp içmek istiyor. Kapitalizm biz işçileri emekçileri birbirimize yabancılaştırıyor, bölüp parçalıyor sonra da sömürüp yönetiyor. Kapitalistler sadece karlarını değil, bizlerin birliğini bozacak çalışmalar da yapıyor. Gözlerimizi kendi medyasıyla buğuluyor, burjuva ahlakını bize kanalize etmeye çalışıyor sonra apolitikleştiriyor. Hem bizlerin emekleri üzerinden saltanat sürüyorlar, keyif çatıyorlar hem de o saltanatlarını eğlencelerini bizlere televizyonlarında izlettiriyorlar. Çünkü burjuva düzenini ayakta tutan sadece ekonomik eşitsizlik veya sermaye değil, bizzat onların kültürleri ve babadan oğula geçen toplumsal varlıkları yani yaydıkları içimize giren iğrenç burjuva ahlaklarıdır. Sadece onların ekonomik düzenine karşı bizler bir ekonomik düzen alternatifiyle değil, onların burjuva ahlaklarına karşı bizler komünist ahlak anlayışını içimizde yaymalı ve kitlesel olarak birleştirmeliyiz. Sınıfsal taleplerimizle burjuva sınıf iktidarının karşısına bu şekilde çıkarmalıyız. Diğer yönden aileye gelince, dünyada aile kurumu miyadını doldurmuştur. Aile kurumunun toplumsal bir sorun haline geldiği örnek olarak bizim gibi ülkelerde, mesela İngiltere'de artık bu kurumları korumak için burjuva meclislerinde vekillerince hazırladıkları önergeleriyle 5 yıllık kısıtlı evlilik süresi olarak yasalaştırma çalışmaları başlamıştır. Yani (5 yılı dolan evlilikler düşsün, isteyen başvurup uzatsın) şeklinde oluyor. Özel mülkiyet anlayışıyla gelen aile kurumunun bu denli çatırdaması, bizim gibi hala erkek egemenliğinin yüksek olduğu ülkelerde bazı serbestlik alanlarının dar oluşundan dolayı cinnetlerle sonuçlanarak yıkımlarla ortaya çıkması, evlilik kurumlarının bir toplumsal sorun halinde miadını doldurmuş olmasıyla kapitalizmin yok oluşunun belirtisi olarak ortaya çıkmaktadır. Artık bu kadarı yeter! İşsiz işçiler, yoksul işçiler, işçi öğrenciler ve emekçiler hep beraber birleşmeli, burjuvazinin örgütlü kokuşmuş sömürüsüne örgütlü cevap vermeli, mücadele etmek için sokaklara çıkmalı, kapitalizmin işçileri yok etmesini beklemeden kapitalizmi tarihin en pis köşesine göndermelidirler. Ceyhan'dan İşçi Meclisi okuru Seyhan ilçesinde Emine Akçay cebindeki son 6 lirayı alıp yakındaki oduncuya gitti ve yakacak almak istedi. Oduncu "Bacım bu paraya odun mu olur?" deyip, Emine Akçay'ın ısrarı üzerine 10 kilo odunu çuvala doldurup, parasını almadan gönderdi. Sırtladığı çuvalla ev gelen Emine Akçay, aldığı odunlar yağmur nedeniyle ıslak olduğu için sobayı yakamadı. Sobanın yanında eski kamyon lastiğini de parçalanıp yakmaya çalıştı, ancak beceremedi. Emine Akçay, çocuklarının üşüdüğünü görünce, saç kurutma makinesini çalıştırıp, oğlu İsa'nın eline tutturdu. Daha sonra diğer odaya gidip, tavandaki salıncak demirine ip bağlayarak, kendini astı. Zam istedikleri için işten atılan ELTA Gemi elektrik işçileri, direnişlerini Taksim'e taşıdı. "Tersane işçisi köle değildir", "Direne direne kazanacağız" slogaanlarıyla Galatasaray Lisesine yürüyen. işçiler, burada oturma eylemi yaparak, seslerini duyurmaya çalıştı. Genç kadının komşuları, kaynak ustası olan Hüseyin Akçay'ın işyerinin bir yıl önce kapandığını, Emine Akçay'ın ise tarım işçiliği yaparak evi geçindirmeye çalıştığını anlattı. Komşular, Emine Akçay'ın 7 ay önce Kardelen adını verdiklerin ikinci çocuğunu doğurduğunu, hamilelik ve doğum nedeniyle çalışamadığını anlattı. Genç kadının eşi Hüseyin Akçay'ın 2 ay önce Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde bir şantiyede iş bulup, çalışmaya gittiğini belirten komşular, biriken borçlarını ödemeye öncelik verince eve yeterince harçlık gönderemediğini, üç gündür de evde yemek pişiremeyen Emine Akçay'ın çocuklarıyla birlikte sefalet içinde yaşamaya çalıştığını ifade ettiler. Manisa'nın Sarıgöl ilçesinde İngilizce öğretmenliği yapan F.E.Ç (30) 5 katlı apartmanın çatı katına çıkarak kendisini aşağıya bıraktı. Ağır yaralı olarak Alaşehir Devlet Hastanesi'ne kaldırılan genç öğretmen, ilk müdahalesinin yapılmasından sonra sevk edildiği Salihli Devlet Hastanesi'nde hayatını kaybetti. İşçiler adına açıklama yapan Murat Akırmak, ücretlerine insanca yaşayabilecekleri bir zam yapılmaması üzerine patronla görüşmek istediklerini ancak görüşme sonunda kendilerine istifa dilekçelerinin zorla imzalatılmaya çalışıldığını belirtti. Akırmak, bu dayatmaya karşı çıktıkları için 10 Mart'ta tersaneye giriş kartlarının iptal edildiğini ve işten atıldıklarını söyledi. Buna karşın 14 Mart Çarşamba günü taşeron olarak çalıştıkları RMK Tersanesi önünde direnişe başladıklarını belirten Akırmak, "Taşeron sisteminin yarattığı çalışma koşullarına karşı yürüttüğümüz mücadelede tüm emekten yana duyarlı kamuoyunu bu haklı mücadelemize sahip çıkmaya, bizlere destek olmaya çağırıyoruz" dedi. İşçilerin eylemine Esenyurt'ta işten atıldıkları için direnişe başlayan MEPA işçileri destek verdi.

6 6 Türkiye Büyük Sağlık Hakkı Meclisi Ankara'da Ahmet Taner Kışlalı spor salonunda yapılan açılış toplantısında çeşitli illerden yaklaşık 1000 kişinin katılımı ile kuruldu. Toplantının Sonuç Bildirgesi'nde şu öneriler yer aldı: Sağlık bütün insanların doğuştan kazandığı temel bir haktır. Sağlık herkes için eşit, ulaşılabilir ve parasız olmalıdır. Sağlık giderleri vatandaştan değil, genel giderlerden karşılanmalıdır. Odağında kar değil, toplumsal yarar olan bir sağlık hizmeti istiyoruz. Koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmeli. Sağlıkta taşeron mutlaka yasaklanmalıdır. Sağlık emekçileri güvenceli istihdam edilmeli, sendika ve grev hakları olmalı. İşçi sağlığı ve iş güvenliği, kurallarına uygun bir biçimde çalıştırılmalı. Sonuç bildirgesinde ayrıca İl Sağlık Meclislerinin kuruluşuna hız verilmesi kararı da alınırken, "Halkın bilgilendirilmesi için etkin bir faaliyet yürütülmesine, mağduriyetlerin raporlandırılarak kamuoyuyla paylaşılmasına, imza kampanyaları, mitingler, referandum, grevler dahil yerel ve merkezi eylemler yapılmasına karar verilmiştir" denildi. Sağlık Hakkı Meclisleri, Türkiye işçi sınıfının ağır bir durgunluk yaşadığı, geleneksel işçi sınıfı kesimlerinin ve dar, tekçi, tek biçimli örgütlenme ve mücadele araçlarının gerilediği ve etkisizleştiği, işçi sınıfının muazzam genişlemiş ve çeşitlenmiş yeni bileşiminin ve yeni işçileşme sürecinde olan kesimlerin ise henüz kendi yeni örgütlenme biçimlerini, mücadele kanal ve araçlarını yaratamamış olduğu süreçte, çok önemli bir geçiş süreci ve tarihsel girişimin ifadesidir. Kendi içinde hem geçmişin sınırlılık ve iç engellerini, hem de yeninin, geleceğin belirimlerini taşımaktadır. Hareketin sorun ve zayıflıkları, mücadele içinde aşılmak içindir. Ancak onda öncelikle görülmesi gereken ise geleceğin, yeni bir işçi sınıfı hareketinin oluşum ve belirimleridir. Sağlıkçılar hareketi, genişleyen sınıfsal-toplumsal bir temelden, yeni örgütlenme, mücadele biçim ve yöntemleri doğrultusundaki arayış ve eğilimiyle, işçi sınıfı hareketinin daha gelişkin bir temelden yeniden oluşum sürecinde tarihsel bir deneyimdir. İlerlemesi ve başarıları ölçüsünde esinleyici ve ön açıcı bir dinamik de olacaktır. Onun başarısı da, uzun soluklu, fiili, gövdesel bir savaşımı gerektiren somut kazanımları kadar işçi sınıfı hareketinin daha üst temelden yeniden oluşum sürecindeki, yeni bilinç, örgütlenme ve mücadele araç ve biçimlerini etkinleştirmesi ve yaygınlaştırmasıyla bağlantılı olacaktır. Ve asıl bu geleceğe dönük yüzüyle, geri ve geriye dönük yanları ve zayıflıkları ne olursa olsun, hele ki işçi sınıfı hareketinin ağır bir durgunluk yaşadığı bir kesitte, tarihsel bir öneme sahiptir. Bu hareketle ilişki kuruşumuz da buna uygun bir solukluluk, katkı, derinleşme ve emekle olmalıdır. Küçük burjuva devrimciliğinde geleneksel olan dışsal destekçilik, öğütçülük, övgücülük veya dar ve el çabukluğuyla "ne alırım" kafasıyla değil, asıl içerdenleşen, etkin ve fiili bir bileşeni olarak, geleceğe dönük yeni açılım ve dinamiklerinin gelişimi, fiilileşmesi ve başarısı için ne katabilirim yaklaşımıyla, soluklu bir teorik, siyasal, örgütsel ve pratik çaba ve emekle olacaktır. Meclislerin gerçek bir kitlesel taban katılımı ve öz mücadele inisiyatifi üzerinde yükselmesi ve yeni bir sağlık ve yaşam ihtiyacı ile buluşması buna bağlıdır. 1 ayı aşkın bir süredir taşeron işçi çalıştırılmasına son verilmesi için İstanbul Üniversitersi bahçesinde Bilgilendirme ve Uyarı Çadırı kuran işciler mahkeme kararını uygulatmak için direnmeye devam ediyor. İşcilerin bir aydır süren mücadelesini Rektörlük duymazlıktan geliyor. Muvazaa raporlarını ve mahkeme kararlarını keyfi biçimde görmezden geliyor, suç işliyor. Çapa işcileri: "Taşeron işçisi değil, kadrolu güvenceli işçi olmak için, görünmez olan emeğimizi görünür kılmak için, yok sayılan benliğimizi, kişiliğimizi, bugünümüzü yarınımızı var etmek için mücadele ediyoruz! Artık yeter." diyor. Çapa İşçileri İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa Hastanesi)'nde kurduğu Çapa Kampüs Meclisi ile öğrencisi, çalışanı, öğretim görevlisi taşeron işçisi olarak yan yana geliyor ve ortak çalışmalar yapıyor. İşçiler işten çıkartmaları kabul etmediğini ifade etmek ve 31 Mart'ta işten çıkartılacağı söylenen arkadaşlarına sahip çıkmak için kararlılıkla direnişe devam ediyorlar Teknoloji devi Apple piyasa değerini 506 milyar dolara çıkararak dünyanın 21'inci büyük ekonomisi olan Polonya'nın gayri safi milli hâsılasını geride bıraktı. 60 bin çalışanı bulunan Apple'a karşılık 38 milyon nüfuslu Polonya'nın gayri safi milli hâsılası 497 milyar dolar. Apple, son yüzyılda dünya liderliğine soyunan şirketlerin sadece bir tanesi. Şirketler dünyanın en büyük devletlerini sadece zenginlik açısından değil, dünya siyasetindeki etkileri ile de geride bırakıyor. Son yıllarda zengin ülkeler bürokrasi, bütçe krizleri, halkların hükümetlerine olan güvenlerinin azalması ile boğuşurken dev şirketler krizlerden etkilenmiyor. Ulus devletler sınırlarına takılırken çokuluslu şirketler dünyayı bir bütün halinde görüyor. Dünyanın en büyük şirketi Wall Mart Stores A.Ş.'nin satışları ilk 25 ülke dışında tüm dünyanın gayri safi hâsılasını geride bırakıyor. Wall Mart 2,1 milyon çalışanı ile yaklaşık 100 ülkenin nüfusunu aşıyor. Exxon siyasi aktör Dünyanın en büyük yatırım yönetimi şirketi New York merkezli BlackRock 3,5 trilyon dolarlık bir varlığı yönetiyor, bu rakam tüm ülkelerin sahip olduğu ulusal rezervlerden fazla. 2010'da Microsoft'un kurucusu Bill Gates'in vakfı 33,5 milyar dolar bağış yaparak Dünya Sağlık Örgütü'nün yıllık bütçesini aştı. Yatırım bankası Goldman Sachs 2011 yılı itibariyle 937 milyar dolar varlığa sahip oldu. Avrupa Merkez Bankası'nın ise rezervi 878 milyar dolar. 2011'de 350 milyar dolar değere ulaşan Exxon Mobil, İsveç'in elçiliklerinin sayısının iki katı kadar ülkede faaliyet gösteriyor. Enerji devi Exxon, Kuzey Irak'taki faaliyetleri ile dünyanın en kritik bölgelerinden birinde siyasi aktöre dönüştü, Kürt bölgesinin Bağdat'a karşı özerkliğini vurguladı. International Paper şirketi sahip olduğu 77 bin kilometrekarelik topraklar ile Panama'nın yüz ölçümünü geçiyor. Dünyanın en büyük 1000'inci şirketi Owens-Illinois'in bile yıllık satışları 57 ülkenin gayri safi milli hâsılasını aşıyor. Cam şişeler üreten şirket 7 milyar dolarlık satış geliri ile Haiti, Kosova, Monaco, Nijer, Tacikistan, Ruanda, Moldova ve daha birçok ülkeyi geride bırakıyor.(kaynak: Milliyet-Dış Haberler Servisi) Şirketlerin çalışanlarının sayısı ülkelerin nüfusları ile yarışıyor. ABD'nin en büyük 25 şirketinin değeri, ülkelerin gayri safi milli hâsılaları ile başa baş gidiyor.

7 7 2 Temmuz 1993 te Madımak Oteli'nde 33 aydın ve sanatçının yakılarak öldürüldüğü Sivas Katliamı'na ilişkin davada zamanaşımı kararı çıktı. "Katliamı unutturmadık, unutmayacağız" Mahkeme kararının açıklanması üzerine birçok ilde eylemler oldu. Binlerce kişi Taksim'de eylem yaptı. Sivas katliamının bu şekilde hasıraltı edilmesine izin verilmeyeceği haykırıldı. Başbakan: Hayırlı olsun Mahkeme günü adliye önünde Pir Sultan Kültür ve Dayanışma Derneği'nin çağrısı ile siyasi partiler, dernek ve sendikalar "Katliamı unutturmadık, unutmayacağız" pankartı ile toplandı. Grup, "Zamanaşımına hayır, adalet istiyoruz", "Sivas'ın ışığı sönmeyecek", "Davamız mahşere kalmayacak" sloganları atarak bekledi. Davada zamanaşımı kararı verilmesi üzerine binlerce kişi Ankara sokaklarında eyleme geçti. Polisin gaz bombaları ve coplarla saldırdığı gösteriler iki saat devam etti. AKP Sivas davasında alınan zamanaşımı kararına sahip çıktı. Grup toplantısından çıkışta gazetecilerin Sivas davasında zamanaşımı kararı ile ilgili sorularını yanıtlayan Erdoğan, "Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun. Zaten onlar da söylüyorlar Yıllar yılı içerde olan vatandaş, içlerinde kaçak olanlar vardı. Bilemiyorum tabii onlar da var " dedi. Aynı ifadeyi Sivas katliamı sonrasında dönemin Başbakanı Tansu Çiller de kullanmış ve "otelin dışındaki vatandaşlarımıza bir şey olmamıştır" diyerek memnuniyetini dile getirmişti. Erdoğan, halkın acılarına gülen burjuva siyasetçiler içerisinde nefretle anılmak üzere katliamı "hayırlara vesile" ilan etti. Emekçilerin eli katillerin yakasında olacak Sivas katilleri 1993'ten devlet koruması altında yaşıyorlar! Bırakalım en küçük bir siyasal soruşturmayı, kira, elektrik borcu için bile emekçiler takibat altına alınırken, Alevileri bir otele sıkıştırıp yakarak katledenler, devlet koruması altında yaşadılar, evlendiler, askere gittiler, iş kurdular, hatta kendilerini "ölü" göstermeyi bile başardılar. Ne yaparlarsa yapsınlar Sivas katliamı ne zamanaşımına uğratılabilir, ne de halkın katilleri yakalarını öfkemizden kurtarabilir! Unutmayın: Bizim belleğimizde zamanaşımı olmaz! Ne olmuştu? Sivas'ta düzenlenen şenlikler esnasında Cumhuriyet tarihinin en büyük kıyamlarından biri devlet ve dinci-gerici faşist güçler ortaklığıyla gerçekleştirilmişti. "Cumhuriyet Sivas'ta kuruldu, Sivas'ta yıkılacak", "Kahrolsun laiklik" vb. sloganlar atan binlerce kişi, solcu aydın ve sanatçıların ve Alevi gençlerin kaldıkları otelin önünde toplanarak oteli ateşe vermiş, içeridekilerin dumandan boğularak ölümüne sebep olmuştu. Katliam faşist devlet güçlerinin yönlendirmesi altında gerçekleşmişti. Dönemin Sabah, Hürriyet, Milliyet, Türkiye, Meydan gibi yüksek tirajlı gazetelerinde, "olaylara Aziz Nesin'in yaptığı lüzumsuz konuşmanın neden olduğu" bahanesi yükseltildi. İzleyen dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan yakanların, katliamı gerçekleştirenlerin yanında duruşmalara katılmıştı. Sivas katliamı, tarihsel açıdan Kürt hareketine dönük operasyonlardan Sabahattin Ali'ye, Mustafa Suphi'lerden Hrant Dink'e kadar uzanan siyasi cinayetlerde önemli bir köşe taşı oldu. Sivas katliamı sonrası, 80'lerin sonlarından başlayıp 90'ların ortalarına kadar ivmesini devam ettirerek yükselen işçi ve gençlik hareketlerinin yanı sıra, kent yoksulları mücadelesinin bir parçası olarak Alevi emekçi kitlesinin de mücadeleye atıldığı görüldü. Adıyaman merkezde Alevilerin yoğun oturduğu Karapınar Mahallesinde 45 civarında evin kapısına işaret konulmasının ardından, İzmir Buca'da ve Antep'te Alevi'lerin evleri işaretlendi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Mahmut Yapıcı, bazı çevrelerin daha önce Maraş ve Sivas'ta yaptıklarını Adıyaman'da yapmak istediğine dikkat çekti. Buna izin vermeyeceklerini anlatan Yapıcı, "Bu provokasyonu bir iki kişi yapmıyor. Bunu bir zihniyet yapıyor. Bunu sadece belirli Sünni veya bir düşünceye vb. çevrelere mal etmek doğru değil. Böyle bir provokasyonda sadece Aleviler değil hem Sünniler hem Aleviler bundan zarar görür." dedi. İzmir'de işaretlenen evlerin bulunduğu mahallede yaşayanlar "23.00'da kapıda herhangi bir işaret bulunmuyordu. İşaretler fark edildiğinde saat 00.30'du. İşaretlemelerin bu saatler arasında yapılmış olduğuna dikkat çekerek devlete önden bir uyarı yaptılar: "Çocuklar bu saatlerde yataklarında olur. Bu işaretleri gece yarısı, çocuklar yapmış olamaz." dediler. Antep'in Şahinbey İlçesi'ne bağlı Ulaş, Kıbrıs ve Onur mahallelerinde ikamet eden Alevilerin yaşadığı sokakların başına ve bazı evlere kırmızı boya ile işaretler konuldu. Mahallede yaşayanlardan Ali Azman, yapılan işaretlerin aynı mahallede ikamet eden Sünnilerin yaşadığı sokaklara yapılmadığına dikkat çekti. Evlere kırmızı boya ile yapılan işaretin kendilerinde "Kızılbaşa Ölüm" anlamını taşıdığını, bu olay karşısında tüm Alevi'lerin sessiz kalmamasını ve demokratik tepkilerini dile getirmeye çağırdı. Sivas davasında zamanaşımı kararından sonra Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "Hayırlı olsun" açıklaması ve Adıyaman'daki saldırı üzerine İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in "Çocuklar yapmış olabilir" yorumu nedeniyle tedirgin. Son yaşananlar akla 19 Aralık ile 26 Aralık 1978 tarihleri arasında Kahramanmaraş'ta yaşanan katliam öncesini getirdi. Resmi verilere göre 100'ü aşkın insanın katledildiği katliam öncesi Alevi ve devrimcilerin yaşadığı evler işaretlenmişti.

8 8 Tekelci kapitalistler, işçinin sadece fizik gücünü değil beynini ve ruhunu da sömürmekte, ezip çiğnemekte, yaşam sürelerinin uzamasını emeklilik yaşının 70'e çıkartılmasının -mezara gidinceye kadar sömürmenin- gerekçesi yapmaktadırlar. Bu durumda, işçi sınıfının, kent ve kır yoksullarının önünde tek yol kalmaktadır: Sadece sağlıklı bir yaşam, güvenceli bir gelecek için dahi kapitalizmi yıkarak ondan kurtulmak! 2011 Aralık ayında Türkiye'de "Sağlık çalışanları köle değildir", "Sağlık haktır satılamaz" pankartları taşındı. Ocak başında Yunanistan'da sağlık emekçileri ve eczacılar 24 saatlik genel greve gitti. Ocak ortasında Romanya'da halkın öfkesi sokaklara taştı. Arabalar ateşe verildi, çatışmalar oldu. SMURD'un (acil kurtarma hizmeti) özelleştirilmesine karşı eylemlerde "Hırsızlığa son, bize yalan söylediniz" sloganları atıldı. 11 Mart'ta toplanan Türkiye Büyük Sağlık Hakkı Meclisi de "Sağlık haktır" temel sloganıyla sağlıkta yaşanan yıkım politikalarına karşı mücadele kararı aldı. 1980'lerden itibaren tekelci sermayenin birikim kanallarını genişletmek için geliştirilen politika ve saldırılardan birisi de öncesinde artıdeğer üretiminin sınırlı ve dolayımlı olduğu sağlık ve eğitim alanlarının artan ölçüde metalaştırılması, tekelci sermayenin dolaysız artıdeğer üretimi ve kar alanı haline getirilmesi oldu. İnsan sağlığıyla ilgili her alan ve konu tekelleştirildi. Öncesinde makine ve ilaç alanındaki tekelleşmeye hastaneler, sigorta sistemi dâhil edildi. Önceki hastane ve sosyal sigorta sistemi de çökertildi. Sağlık alanı mali sermaye oligarşisinin banka-sanayi-sigortacılık sisteminin bir parçası olarak yeniden örgütlendi. Dev sermayeli hastane zincirleri, mahalle aralarına kadar açılan özel hastaneler, özelleştirilen hastaneler, döner sermayeli üniversite hastaneleri, SPA merkezleri, çocuk ve yaşlı bakım evleri Bununla iç içe, profesör, doktor, hemşire, hastabakıcı hepsi kitlesel olarak işçileştirildi. Üretimin ve emeğin örgütlenmesi değişime uğratıldı. İşin temposu ve yoğunluğu arttı. Çalışma esnekleştirildi. Hastalar müşterileştirildi. Ticarileştirilen hastanelerle sağlık alanında tekelci rekabet arttı. (Bu rekabete üniversite hastaneleri, insan sağlığını hiçe sayarak dört kol, dört bacak, iki kafa ameliyatlarıyla "dünyada ilk defa"yı jeneriklere çekerek girdiler.) Sağlık sektörü, büyük miktarlarda artıdeğer ve kar üretilen alanlardan birisi haline geldi. Bugün, IMF ve DB'nın sağlıkla ilgili her şeyi metalaştıran, giderek pahalılaştıran Reform Pandemisi denilen neoliberal sağlık reformları politikası uygulanıyor. Bu sistem, doktoru da, hemşireyi de, hastabakıcıyı da işçileştirip kendi içerisinde bölüp parçalayıp atomize ederek bireye doğru çözer, aralarındaki rekabeti artırır, artıdeğer sömürüsünü azamileştirirken, tanı, tedavi, ameliyat, bakım, ilaç vb. ile ortaya çıkan ürünün fiyatını da tekelcileştiriyor. Bütünüyle kar odaklı hale getiriyor. Azami kara çeviriyor. Sağlıktaki tüm alanları kapsayan ve yeniden örgütleyen tekelci dönüşüm, sanıldığı ya da ileri sürüldüğü gibi sadece sosyal sigorta sisteminin çökertilmesiyle ortaya çıkmış değildir. Asıl köklü değişim, gelişen yeni üretim teknolojileriyle birlikte sağlık alanının tekelci sermayenin azami artıdeğer ve kar üretimi alanlarından biri olarak hastanelerin ihtisaslaşmış, özel nitelikli ve fabrika-süpermarket biçimiyle yeniden yapılandırılmasıdır. Ekmek, araba, bardak, sandalye gibi elle tutulur maddi ürün meta biçimiyle üretilen ürünler dışında eğitim, sağlık gibi alanlarda "faydalı sonuç" yaratma niteliğine sahip olan emeğin artıdeğer üretebilme özelliği, mali sermayenin yeni büyük ölçekli birikim, sömürü ve kar alanı haline getirilmiştir. Daha önce ilaç, ameliyat makineleri vb. yapan, birkaç büyük hastaneye sahip olan tekeller sağlık alanına sermayenin yeni ve hızlı birikim alanı olarak geniş ölçüde el attılar. Sağlık alanından başlayan ve hızla büyüyen hastane zincirlerine sahip tekeller ortaya çıktı. Nispi ve mutlak artıdeğer sömürüsünü yoğunlaştıracak kitlesel bir yeni işçileştirme, işçileştirilenlerin daha yoğun sömürülmesi gerçekleştirildi. İşçi sınıfının durumu Bu gelişim, dün işçi olmayan, ya da gizil işçi durumundaki profesörü, doktoru, hemşireyi de önceki konumunu tümden sarsıp yıkarak kitlesel olarak işçileştirmekte; artıdeğer sömürüsünün nispi ve mutlak biçimleriyle azamileştirilmesiyle, sınıfsaltoplumsal konum kaybı, rekabetçi yozlaşma daha büyük sarsıntılarla ve şiddetli olarak yaşanmaktadır. Profesörün, doktorun, hemşirenin, hastabakıcının önceki nispeten güvenceli durumunu ortadan kaldırmakta, daha ağır koşullarda ve daha düşük ücretlerle daha çok çalışmaya zorunlu bırakılmakta. Sınıfsal ve toplumsal konumlarını bütünüyle değiştirmektedir. Bir hemşirenin, doktorun, hastabakıcının yapabileceğinden çok daha fazla işi yapması istenmekte, işiyle ilgisi olmayan, angarya niteliğindeki işleri yapmaya zorlanmakta ve mecbur bırakılmaktadırlar. Hem nispi hem mutlak artıdeğer biçimiyle azamileştirilen artıdeğer sömürüsü, işçinin sadece ücretlerinin düşmesine değil çalışma koşullarının ağırlaşmasına da yol açıyor. Geriye doğru eşitleyerek sınıf içerisindeki ayrımları siliyor. Onlara "ya rekabetçi yozlaşma, ya mücadele" dışında bir yol bırakmıyor. İşçileşen hemşirenin, doktorun, hastabakıcının, profesörün, intörnlerin, tüm sağlık çalışanlarının her kesiminden yükselen "Köle değiliz" isyanı sağlık da içerisinde olmak üzere çalışma ve yaşam koşullarının ağırlaşmasına karşı gelişmekte olan tepkidir. Sarsılan ve yıkılan önceki sınıf -küçük burjuva, ara sınıf- konumuyla yeni sınıf konumu bilinç sarsılmalarıyla, alt üst oluşlarıyla, eskisini geri getirme nafile çabalarıyla yeni sınıf konumu içerisinden düşünme ve hareket etmeye başlamayla, giderek ikincisinin ağır basacağı biçimde gelişiyor. "Köle değiliz" sloganı emekçi sınıfların öz yaşam koşullarının, çalışma koşullarının açık ifadesi haline geliyor. Hastanın müşterileştirilmesi, paran kadar sağlık Sağlık alanında yararlı etki sağlayan emek gücünün ve emek ürününün artan ölçüde metalaştırılması, büyük ölçekli sermaye birikimine, tekel karına araç kılınması, her birimizin sağlığında büyüyen bir tehdit ve tehlike haline geliyor. Azami artıdeğer sömürüsü ile kapitalist pazarın genişletilerek ve derinleştirilerek karın kitlesel büyütülmesi, sağlıkla ilgili her şeyin artı değer ve kar üretiminin konusu haline getirilmesi iç içe geçmiştir. Ki bu ikisi birbirine bağlıdır. Sağlıkta muayene, tanı, tedavi, ameliyat, bakım, iyileşme olarak ortaya çıkan "faydalı sonuç" oluşturan bir ürün olarak da ürünler meta biçimiyle ve azami kar sağlayacak biçimde, tekel fiyatıyla satılıyor. Üstelik emek gücünün fiyatının düşürülmesi ile çok daha ucuza da mal edilmişken! Sağlıkta dönüşüm politikasıyla muayene, tedavi ve bakımda sınıf ayrımı derinleşmektedir. Burjuvazi için özelin de özeli, ihtisaslaşmış çok özel hastaneler, hastalığı önleyici sağlık- SPA merkezleri oluşturulurken emekçi sınıfların çalışma ve yaşam koşulları ağırlaştırılmakta, hasta olduklarında da sürünerek yaşama noktasına itilmektedirler. Muayene, tedavi, ameliyat, bakım, ilaç fiyatları pahalandırılmıştır. Bireysel sağlık sigorta sistemiyle, sigorta-banka tekellerinin önüne yem olarak atılmaktadırlar. Ki genel sağlık sigortası dahi yeterli olmayacaktır; tamamlayıcı ikinci bir sigorta zorunlu hale gelmektedir. İş kazaları, iş cinayetleri, daha uzun süre çalışmanın, daha tempolu ve riskli çalışmanın, esnek ve güvencesiz çalışmanın yıkıcılıkları arttığı gibi, emek gücünün toplumsal bakımdan yeniden üretilebilirliğinin koşulları gitgide zorlaşmakta, işçiler fiziksel, düşünsel ve ruhsal olarak kısa sürede yıpratılıp tüketilmekte, yeni meslek hastalıkları, stres eklenmekte, kilit konumdaki çok sınırlı çekirdek bir işçi grubu dışında esnek çalıştırmayla işçi sağlığı ve iş güvenliğini hiçe sayan "Kullan at, attığın sürünsün, sağlıklı olan yenisini al" politikası uygulanmaktadır. Bunu olanaklı kılan taşeronluk sistemine, şimdi de köle işçi ticareti büroları sistemi eklenmektedir. Bulunulan kriz koşulları, emek gücü fiyatının düşürülmesi saldırısını derinleştirmekte, kapitalistler için sigorta maliyetleri tümden ortadan kaldırılmaya girişildiği gibi, kullanılan emek gücü kısa sürede işe yaramaz hale getirilerek kâğıt mendiller gibi sokağa atılmaktadır. Bu gelişim, dün işçi olmayan, ya da gizil işçi durumundaki profesörü, doktoru, hemşireyi de önceki konumunu tümden sarsıp yıkarak kitlesel olarak işçileştirmekte; artıdeğer sömürüsünün nispi ve mutlak biçimleriyle azamileştirilmesiyle -göreli ayrıcalıkları ve sosyal haklarından da hızla yoksun bırakılmaları ve birbirleriyle rekabete dayalı prim sistemiylesınıfsal-toplumsal konum kaybı, rekabetçi yozlaşma daha büyük sarsıntılarla ve şiddetli olarak yaşanmaktadır.

9 9 Toplumsal sağlık Sağlık sorunu, sadece tek tek bireylerin sağlık durumlarıyla ilgili bir sorun olmaktan da çıkmakta, büyüyerek toplumsallaşmakta, sağlıklı ve güvenli yaşam, toplumsal sağlığın kazanılması sorunu ve mücadelesi olarak ortaya çıkmaktadır saati bulan çalışma süreleri, işin temposunun artırılması, ücretlerin bastırılması, en yaşamsal ihtiyaçların karşılanmasının dahi zorlaşması, robotlaşma, yalnızlaşma, rekabet savaşları, gelecek güvensizliği, amaçsızlaşma ile strese dayalı hastalıkların, intiharların artması, büyüyen toplumsal sağlık sorunlarını göstermektedir. Birleşik mücadele dinamikleri Çalışma ve yaşam koşulları ağırlaştıkça ücretli kölelikten kurtulma özlem ve isteği doğuyor, gizli gizli büyüyor, sağlık, eğitim gibi yaşamsal ihtiyaçların dahi azami ölçüde metalaştırılması ve tekel karlarıyla satılmasıyla da eğitimin, sağlık ürünlerinin paralı olmaktan çıkartılması -parasız muayene, tedavi, ameliyat, bakım, ilaç- özlem ve isteği gelişiyor. İkisi birleşiyor. İşte "Köle değiliz", "Sağlık haktır satılamaz" sloganları birbirini bütünleyen slogan ve istemler olarak tam da buradan, tekelci kapitalist sömürünün azamileştirilmesinden doğuyor. Sağlık alanındaki tekelleşme, işçi sınıfını birbirine yakınlaştırmakta; sınıf mücadelesini birleşik geliştirebilmenin, hastabakıcı, temizlik işçisi, hemşire, intörn, doktor, profesörün aynı zeminde, aynı doğrultuda birlikte hareketi ve eyleminin olanaklarını artırmaktadır. Bunun karşısında ise, kapitalist üretim ve emek organizasyonlarıyla, sınıf parçalanmışlığı içerisinden gelişen rekabet, işsizlikle terbiye etme, prim, kardan pay, konum ve ayrıcalık teşvikleri yer almaktadır. Profesörler, doktorlar, hemşireler, kapitalist işletme niteliğindeki hastaneler arasındaki rekabetin birer parçası haline gelmektedirler. Bununla birlikte eğilim sınıf birliğinin ve sınıfın birleşik mücadelesinin -işkolu düzeyinde, iç içe geçmiş işkolları arasında- gelişmesi yönündedir. Kriz iki eğilimi daha açık bir şekilde karşı karşıya getirecek, sınıfın birleşik mücadele eğilimini güçlendirecektir. Sağlık alanındaki tekelleşme, işçileri, kent ve kır yoksullarını, küçük burjuvaziyi bu politikalara karşı yönde birleştiriyor. Sağlıkta daha açık olarak ortaya çıkmış olan bu ilişki, proletaryanın kurtuluşu sorunu ile genel toplumsal kurtuluş ve özgürleşmenin iç içe hale geldiğini ve toplumsallaşan sağlık sorununun proletaryanın kurtuluşu sorununa bağlı hale geldiğini gösteriyor. İşçi sınıfının -sağlık işçilerinin- istemleriyle ucuz ve parasız tedavi isteyen toplumun -işçiler, kent, kır yoksulları ve küçük burjuvazi- mücadelelerinin birleşme noktasını -diğer birçok konu gibi- oluşturuyor. Çalışma ve yaşam koşulları ağırlaştıkça ücretli kölelikten kurtulma özlem ve isteği doğuyor, gizli gizli büyüyor, sağlık, eğitim gibi yaşamsal ihtiyaçların dahi azami ölçüde metalaştırılması ve tekel karlarıyla satılmasıyla da eğitimin, sağlık ürünlerinin paralı olmaktan çıkartılması -parasız muayene, tedavi, ameliyat, bakım, ilaç- özlem ve isteği gelişiyor. İkisi birleşiyor. İşte "Köle değiliz", "Sağlık haktır satılamaz" sloganları birbirini bütünleyen slogan ve istemler olarak tam da buradan, tekelci kapitalist sömürünün azamileştirilmesinden doğuyor. Emek gücünün yeniden üretiminin kapitalist toplumsallaştırılması, neoliberal toplumsal yıkım politikaları, işçinin sınıf olarak bireye doğru çözülmesi, işçiyi çalışma ve yaşam koşullarında daha fazla köleleştirdiği; güvencesiz, uzun süre ve yoğun tempoyla riskli ve sağlıksız çalışmaya mahkûm ettiği, yalnızlaştırdığı, nesneleştirdiği, hiçleştirdiği, alıklaştırdığı, sınıf kardeşleriyle rekabete soktuğu, yozlaştırdığı, düşkünleştirdiği gibi, hasta olanın tedavi olamamasına, ameliyat olması gerekenin ameliyat olamamasına, ilaç parası bulamamasına, dökük dişlerini yaptıramamasına, borç harç bulduğu hastane ilaç paralarını ömrü boyunca ödemek zorunda kalmasına, birkaç dakikaya sığdırılan tanı ve tedavilerle geçiştirilmesine bir dizi yıkıcı sonuca yol açıyor. İnsanın sağlıklı, güvenli ve mutlu yaşam hakkı tümüyle elinden alınıyor, sermayenin tekelci karlarına bağlı ve bağımlı kılınıyor. Doktorun, sağlıkçının, hastabakıcının yararlı etki sağlayıcı emeğinin emek gücü olarak dahi karşılığı ödenmediği gibi, bu emeğin sahibi olarak da onu yetkin, üretken, yararlı olacak biçimde uygulamaları da önleniyor, gün içinde 100'ü aşkın hastaya bakmak, tanı ve tedavilerini gerçekleştirmekle, hatta meslekleriyle ilgili olmayan angarya işleri yapmakla karşı karşıya bırakılıyorlar. Hakarete, saldırıya uğruyorlar. Can güvenlikleri tehdit ediliyor. Emek gücü fiyatının daha düşük olduğu ülkelerden doktor ve hemşire, çocuk ve yaşlı bakıcıları getirilerek birbirleriyle rekabet içerisine sokuluyorlar. Taşeronlaştırılarak, şimdi de köle işçi ticaretiyle sosyal sigorta, tatil, emeklilik haklarından tümüyle yoksun bırakıldıkları, ücretler aşağıya çekildiği, güvencesizliğe mahkûm edildikleri gibi işin niteliği de düşüyor. İnsan sağlığı gibi yaşamsal bir alandaki çok değerli bir emek türü, tekelci sömürünün, artı değer ve değer yasasının saldırısıyla değersizleştiriliyor, işçiyi yaptığı işle ilişkisinde nesneleştirerek, robotlaştırdığı, yabancılaştırdığı gibi, işçiyi de işini hem yapamaz hem de ondan nefret eder hale getiriyor. Emeğin ücretli emek biçimiyle tekelci kapitalist kullanımıyla, tekelci sermayenin azami artıdeğer sömürüsü ve azami kar odaklı oluşuyla işçinin emeğini artan ölçüde değersizleştirip kendisini gerçekleştirmekten bütünüyle uzaklaştırıyor. Sadece bu dahi, işçi sınıfı mücadelesinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi ile sınırlı kalamayacağını ve kalmaması gerektiğini, artıdeğer sömürüsünü sonlandırma ve bütünüyle ücretli emek olmaktan kurtulma mücadelesi olması gerektiğini gösteriyor. Sağlık işçisi köle değildir Kahrolsun ücretli kölelik düzeni Tekellerin azami sömürüsü ve egemenliğinin olduğu yerde sağlıklı kalabilen bir işçiden, sağlıklı bir toplum ve birey yapısından söz edilemez. İşçinin sağlığı, iş güvenliği, çalışma ve yaşam koşullarının iyileşmesi, tekelci kapitalist egemenliğin yıkılmasına, bir bütün olarak kapitalizmin yıkılmasına ve kapitalizmden kurtulunmasına bağlı hale gelmektedir. Bugün sağlık işçilerinde- ve işçi sınıfının diğer kesimlerinde- "Köle değiliz" sloganı sınıfsal bir öfke ve tepkiyle dile geliyorsa, bu sınıfın içerisinde bulunduğu çalışma ve yaşam koşullarından doğmaktadır. "Kahrolsun ücretli kölelik düzeni" dediklerinde dahi az sayıdaki bilinçli öncü işçi dışında bu slogan sisteme açık karşıtlık ve onu yıkma bilincinden değil, içerisinde bulundukları durumdan kurtulma özlem ve isteği olarak atılmaktadır. Komünistlerin görevi bu özlem ve isteğin sistem karşıtlığı bilincine, kapitalist sistemi yıkma istek ve mücadelesine çevrilmesidir. Sağlık işçisi köle değildir/kahrolsun ücretli kölelik düzeni. Hasta: Kapitalizm Tedavi: Sosyalizm Emeğin korunması Sağlık alanında tekelci egemenlik arttıkça, işçi sınıfının çalışma ve yaşam koşulları kötüleşmekte, iş güvenliği ve işçi sağlığı sorunları büyümektedir. Emeğin değersizleştirilmesi ve çürütülmesine karşı emeğin ücretli emek olmaktan kurtulmasını da içerecek, niteliği ve kapsamıyla her bakımdan kendisini gerçekleştirme ve geliştirme etkinliğine dönüşeceği; işçi sınıfının çalışma ve yaşam koşullarıyla ilgili her konu ve saldırıyı bir mücadele konusu ve hedefi haline getiren bir emeğin korunması mücadelesi. Hak gasplarıyla, taşeronlaştırmayla, esnek çalışmayla, son olarak da köle işçi ticareti bürolarının açılmasıyla sigortasız çalıştırmanın tümüyle hâkim kılınmasına karşı öncü işçi kurulları, işyeri meclisleri ve sendikalar, "tam güvenli sosyal sigorta hakkı" mücadelesini yükseltmelidirler. Bireysel sağlık sigorta sistemi, "Ancak paran kadar tedavi olabilirsin, paran yoksa sürün ve öl" demektir. Fabrika ve işyerlerinde iş cinayetleri, kötü ve ağır çalışma koşulları, mesleki hastalıklar, güvencesizliğe karşı "işçi sağlığı ve iş güvenliği" mücadelesi. İşyeri komite ve meclislerinin bu nitelikteki her sorunun üzerine üzerine gitmesi, mücadele konusu haline getirmesi, fiili kontrol ve denetimi. İş cinayetlerini gerçekleştirenlerin teşhiri ve cezalandırılması. Sağlık işçilerine emek niteliklerine uygun ücret, güvenli çalışma ve gelecek güvencesini sağlayan çalışma koşulları. Doktorun, hemşirenin, hastabakıcının yüz hastaya bakmak zorunda kalmaktan, angarya işler yapmaktan kurtulması için mücadele. Sadece emek gücünün fiyatının düşürülmesine ve güvencesiz çalışmaya yol açmayan, işin niteliğini de düşürerek hastanın sağlığını da tehdit eden Taşeron sistemi yasaklanmalıdır. Muayene ve tedavide katkı-katılım paylarının artırılmasına karşı "Sağlıkta katkı-katılım payının artırılmasına hayır/silahlanmaya, savaşa, diyanete ayrılan bütçe sağlık ve eğitime!" Bu konuyu burjuva partilerin dini politikalaştırmalarına ve Kürt halkına karşı yürütülen kirli savaşa karşı mücadeleyle iç içe geçirmeliyiz. Ağırlıklı olarak Kürt halkının, özellikle de Kürt yoksullarının, emekçi kadınlarının yararlandığı "yeşil kart" uygulamasının kaldırılarak GSS primi ödemek zorunda bırakılmaları, Kürt halkının anadilde sağlık hizmeti alması da kesinkes mücadelemizin konusu olmalıdır. Sağlıklı yaşam haktır, satılamaz Bu koşullarda bir özlem ve istem olarak doğan, sağlığın alınıp satılamayacağı, ücretli ve fahiş ücretlere dayanan sağlık politikalarının sona erdirilmesi yönlü istemler de sağlık gibi yaşamsal bir alanda ürünün metalaştırılmasına karşı bir tepki olarak gelişmektedir. Tekellerin metalaştırma saldırısının sağlık alanında en basit toplumsal ve insani ahlaki değerleri dahi hiçe sayan yıkıcılığına karşı sağlığa eşit, parasız erişim hakkı istem ve özlemi şekillenmektedir. Tekelci kapitalizm koşullarında, kapitalist meta üretim biçimi ve ilişkilerinin sadece sömürücü niteliğiyle kalmayıp yıkıcı, çürütücü, hiçe sayıcı, ezici niteliğiyle açığa çıkması, sağlıkta ve diğer yaşamsal ihtiyaç alanlarından başlayarak meta üretim düzenine, her şeyin satılıp alınmasına karşı bunlardan kurtulma isteğini de ortaya çıkartıyor. Sosyalist propagandanın üzerinde yükseleceği temellerden birisi de budur. Sermaye egemenliği yıkılarak, kapitalist özel mülkiyet toplumsallaştırılarak emek gücü meta ol-

10 10 maktan kurtulma sürecine girmedikçe, ürünler de meta olmaktan kurtulamaz. Kapitalist tekeller toplumsal sağlığın düşmanıdırlar. Sağlıklı yaşam haktır, satılamaz. Herkesin ücretsiz sağlığa erişim hakkı. Doktora gitme, tanı, tedavi, bakım, ilaç, ameliyat, hastalık sonrası bakım, önleyici tedavi, çocukların gelişimi ve yaşlıların bakımının güvence altına alınması. Tam güvenceli bir sosyal sigorta sistemi. Hastane, sigorta, sanayi ve banka tekelleri, sağlık alanından elinizi çekin! Sağlık alanında ortaya çıkmakta olan sağlık işçi meclisleri, girdikleri yolda ilerlemeli, sadece kendi sınıfsal hakları için değil bir bütün olarak toplumun "Sağlıklı yaşam ve güvenceli gelecek hakkı"nın savunucusu olmalı, mücadelesini yükseltmelidirler. Katkı, katılım payının artırılması adı altında artırılan muayene, tedavi, ameliyat, bakım, ilaç paralarına karşı ödememe kampanyaları, fiili blokajlar gerçekleştirilmelidir. Sosyal sigorta sistemi, sağlığa parasız erişim, sağlıklı yaşam ve güvenceli gelecek hakkı Anayasa düzeyinde de bir hak olarak kabul edilmelidir. Birleşik mücadelenin sağlık işçisiyle hasta işçi ve emekçilerin birliğini gerçekleştirerek gelişmesi, sağlık işçilerinin tecridine karşı en etkili yol olduğu gibi, işçi sınıfının diğer emekçi sınıfları bilinçlendirerek ve birleşik eylemle önderlik etmesinin örneği de olacaktır. Sağlık işçi meclisleri, sağlık alanındaki tekelleşmenin yıkıcı toplumsal sonuçlarını gösteren etkili bir teşhir ve mücadele geliştirmeliler. Fahiş karları, insanlık dışı uygulamaları, muayene, tedavi ve bakımdaki sınıfsal ayrımlaşmayı açıklamalıdırlar. İnsan sağlığı alanının artan ölçüde meta üretimi ve azami kar alanı haline getirilmesi, meta üretim düzeninin yıkılması sorununu işçi sınıfının ve tüm emekçi sınıfların önüne yakıcı bir sorun olarak koymaktadır. Sınıfsal ve toplumsal sağlığın güvencesi sosyalizmdir. Sağlıklı yaşam ve güvenceli gelecek ancak sosyalizmle olanaklıdır. Sağlık alanındaki ve her alandaki- tekelci kapitalist sermaye toplumsallaştırılmalıdır. Sağlıklı bir yaşam, güvenceli bir gelecek sosyalizmde! Toplumsal emek üretkenliğindeki gelişme, bilimin yeni bulgularıyla üretim teknolojilerinin gelişmesi, genetik tedavi imkânları sağlık alanında sadece hastaların iyileştirilmesini değil hastalıkların olmasını, ortaya çıkmasını önleme, etkisizleştirme, kontrol altına alma imkânlarını muazzam ölçüde geliştirmiştir. Bilim ve teknolojinin ve toplumsal emek üretkenliğinin sıçramalı biçimde geliştiği alanlardan birisidir sağlık alanı. Ölüme yol açan birçok hastalık ölüm nedeni olmaktan çıkmıştır. Hastalıkların genetik düzeyde tedavi edilmesi imkânlarına ulaşılmıştır. En karmaşık ameliyatlar yapılabilir hale gelmiştir. Çok sayıda yeni ilaç bulunmuş, üretilmiştir. Beslenme, barınma, yaşam koşulları itibariyle gerçekleşen toplumsal emek birikimiyle ve gelişkin bileşik toplumsal emekle kimsenin aç ve açıkta kalmaması, açlıktan ölmemesinin koşulları fazlasıyla olduğu gibi yaşam süresini uzatmanın koşulları ve olanakları da vardır. Ve yaşamı her bakımdan mutlu ve sağlıklı bir şekilde yaşamanın, emeğin ücretli kölelikten kurtulması ve çalışmanın zorunluluk olmaktan çıkarak kendisini gerçekleştirme ve geliştirme etkinliğine dönüşmesiyle de yaşamın yepyeni bir temelde örgütlenmesinin olanakları bulunmaktadır. Ki bu ilk elde işçinin emeğinin sömürülür olmaktan kurtulmasıyla, çalışma sürelerinin azaltılmasıyla, üretim ve emek organizasyonlarının kökten değişimiyle başlayarak gerçekleşecektir. Ne aç ve açıkta kalma, ne işsizlik korkusu, ne uzun süre çalışmanın, yoğun çalışmanın ve stresin oluşturduğu yıkımlar, intiharlar olacaktır. Ne de gelecek güvensizliği. Toplumun ve bireylerin yaşamla kurdukları ilişki kökten değişecektir. Bunlar bugün olanaklıdır. Bunlar bugün olanaklıyken tekelci kapitalistlerin hastane, banka, sanayi, sigorta zincirlerinin artı değeri ve karı azamileştirme politikaları işçi sınıfının ve toplumun sağlığında büyüyen bir tehdit oluşturmaktadır. Tekelci kapitalistler, işçinin sadece fizik gücünü değil beynini ve ruhunu da sömürmekte, Tekelci kapitalistler, işçinin sadece fizik gücünü değil beynini ve ruhunu da sömürmekte, ezip çiğnemekte, yaşam sürelerinin uzamasını emeklilik yaşının 70'e çıkartılmasının -mezara gidinceye kadar sömürmeningerekçesi yapmaktadırlar. Bu durumda, işçi sınıfının, kent ve kır yoksullarının önünde tek yol kalmaktadır: Sadece sağlıklı bir yaşam, güvenceli bir gelecek için dahi kapitalizmi yıkarak ondan kurtulmak! ezip çiğnemekte, yaşam sürelerinin uzamasını emeklilik yaşının 70'e çıkartılmasının -mezara gidinceye kadar sömürmenin- gerekçesi yapmaktadırlar. Bu durumda, işçi sınıfının, kent ve kır yoksullarının önünde tek yol kalmaktadır: Sadece sağlıklı bir yaşam, güvenceli bir gelecek için dahi kapitalizmi yıkarak ondan kurtulmak! Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Güney Kore'ye giderken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlıyor. Eğitim konusuna dair gazetelerde de manşetlere çıkan önemli açıklamalar yapıyor. Başbakan'a eğitim ile ilgili sorulan ilk soru şu: 12 yıl zorunlu eğitim konusunda ısrarınız neden? ile ne amaçlıyorsunuz? Cevap: Öncelikle teknik eğitim Avrupa'da yüzde Bizde tam tersi. Bunu düzeltmeliyiz. Sonra aileleri endüstri meslek, ticaret, Anadolu veya imam hatip arasında tercih kullanma noktasında serbest bırakıyoruz. Ama 12 yıl zorunlu eğitime de sevk ediyoruz. Özellikle Güneydoğu'da ergen olan kız çocuklarını aileler okula göndermiyor. Açık lise bunu için. Ev okul sisteminin önü açılacak. Bir de organize sanayi bölgelerinin meslek okulları açmasına fırsat sağlıyoruz. Çocuk hem okuyacak, hem de staj yapacak. Belki para da kazanacak. Endüstride çok ihtiyaç duyduğu "ara elamanı" da sektörün ihtiyaçlarına göre kendisi yetiştirecek. Tercümesi: Daha önce birçok sermayedarın da ağzından duyduğumuz "meslek lisesi memleket meselesi" konusunun tasarının en can alıcı noktası olduğu gerçeği, başbakanın ağzından açıklanıyor. Başbakan açıkça kapitalizmin ihtiyaçları doğrultusunda yeni işçi kuşaklarının yetiştirilmesinin amaçlandığını belirtiyor. Eğitimi esnekleştiriyoruz, isteyen istediği mesleği seçer yeter ki nitelikli, işi bilen işçiler yetiştirebilelim. Ha, bu arada okul devam ederken de sömürünün önünü açıyoruz. Sermayedarlarımız kendi okullarını kurabilecekler. 13 yaşından itibaren işçi çocukların istedikleri gibi posalarını çıkarabilecekler, bunu yasal statüye kavuşturuyoruz. Daha ne istersin burjuvazi. Al hem yetiştir hem sömür, sonra gene sömür. Üstüne bir de zaten dinine-imanına saygı adı altında işçileri haşa ayaklanmadan uzak tutacağız zaten. İkinci soru: Özel okullar ders kitapları ve bedava tablet uygulamalarının dışında bırakılmaktan şikâyetçi. Onları da kapsayacak bir uygulama mümkün mü? Cevap: Değerlendirebiliriz. Ancak özel okullara yeni imkânlar doğacak sistemi nedeniyle yeni binalara ihtiyaç olacak. Okul yapma konusunda büyük bir fatura var. Özel okullardan hizmet alam noktasındayız. Danıştay bozmuştu. Yeniden çalışma yürütüyoruz. Bunu da ilk kez açıklıyorum. Üniversite giriş sınavlarını da üniversite hazırlık kurslarını da ortadan kaldırıyoruz. Bu dershaneler ya liseye dönecekler ya da kapanacaklar. Çünkü insanların ellerindeki son imkânları bu alanda kullanmalarını istemiyoruz. Bazı büyük dershanelerle konuştum. Kendileri bizde bu yola girmeyi düşünüyoruz dediler. Tercümesi: Eğitim alanından para kazanan sermaye sahipleri canlarını sıkmasınlar. Onlara yeni pazar alanları açıyoruz. Sıkıntıya girmek yerine ellerini ovuşturarak beklemeleri daha iyi olur. Biz dershaneleri kapatabiliriz, ama onları daha karlı ve sisteme elverişli özel okullara çevireceğiz. Zaten büyük patronlarla konuşuldu onlar zaten hazır, ha bu arada bazı küçük sermayedarlar zarar görebilir, ama ne yapalım bu da kapitalizmin kuralı. (Bu arada yasa taslağı hazırlanırken kimlerin görüşlerine başvurulduğunu da öğreniveriyoruz.) Aslında tercümeye gerek var mıydı bilmiyoruz. Yeni yasa tasarısının burjuvazi için, burjuvazi adına çıkarıldığı ve dini muhafazakârlıkla beyni küçük yaştan başlayarak eğitilmiş, sömürüyü kabullenmiş kuşaklar yetiştirmenin amaçlandığı net bir biçimde ortada.

11 11 diyen Çalışma Bakanı Faruk Çelik, "İş Sağlığı Güvenliği Yasa Tasarısının çok yakın bir zamanda çıkacağını" söyledi. 8 aydır "ilgili taraflarla" çalıştıkları Yasa Tasarısı'nın yüzde yüz mutabakat sağlanamadığı için uzadığını söyleyen Çelik, "Mükemmele çok yakın İş Sağlığı Güvenliği ("İşçi katliamı kaderdir"-bn) Yasası'nı artık tüm çalışanlarımız için yürürlüğe koymamız gerekiyor.şu anda 50 artı için geçerli olan bu düzenlemeyi müstakil bir yasa olarak tüm çalışanlar için hazırlayacağız. Bunun, bu dönemde bitmesi gerekiyor. Nisan ayında almamamız için bir neden yok" diye konuştu. Esenyurt'taki işçi katliamına "kader" Türkiye'nin küresel tekelci kapitalizmin bölge merkezi olarak reorganizasyonu kapsamındaki isterlerinden biri olarak "İş (işçi bile değil, "iş", yani sermaye) sağlığı ve güvenliği yasa tasarısı" uzun süredir hükümetin gündeminde. Her büyük işçi katliamı ile yeniden gündeme geliyor. "İlgili taraflar"dan Türk-İş "hükümetimiz bize bunu bahşettiğin için çok yaşa" derken, asıl sermaye örgütleri bu tasarıya bile kuşkuyla baktığı ve daha fazla budanmasını istediği için "uzuyor". Evet, Türkiye'nin küresel tekelci kapitalizmin bölge merkezi olarak reorganizasyonu kapsamındaki isterlerinden biri olarak "İş (işçi bile değil, "iş", yani sermaye) sağlığı ve güvenliği yasa tasarısı" uzun süredir hükümetin gündeminde. Her büyük işçi katliamı ile yeniden gündeme geliyor. "İlgili taraflar"dan Türk-İş "hükümetimiz bize bunu bahşettiğin için çok yaşa" derken, asıl sermaye örgütleri bu tasarıya bile kuşkuyla baktığı ve daha fazla budanmasını istediği için "uzuyor". Ancak üst üste yığılan işçi cesetleriyle işçi sınıfının nabzının da giderek yükseldiğini biliyorlar. Epey bir daha budayarak, çıkışını hızlandıracaklar. Bu yasa tasarısının, arka planını görelim: Neoliberal işçi siyaseti İşçi sınıfının en geniş ve güvencesiz kesimleri dâhil neoliberal "sosyal içerme" politikalarına da hız verilmektedir. Genel Sağlık Sigortası, "İş Sağlığı ve Güvencesi" yasa tasarısı, kamudaki taşeronluk sistemine dönük liberal düzenleme tasarısı hazırlığı, enformel çalışmanın kayıt altına alınmasına dönük girişimler, madenler, tersaneler, kot taşlama, mevsimlik tarım işçiliği gibi en ölümcül iş kollarına dair kimi liberal yönetmelikler, yıkım içindeki emek yoğun sektörlerden işsiz kalan vasıfsız işçilere meslek edindirme kursları vb, bunlar arasındadır. Sermaye birikimi yeni bir düzeye çıkarken emeğin de buna göre yeniden yapılandırılması ile birlikte, burjuva biçimsel korunmasına dönük kaçınılmaz bir eğilim de ortaya çıkar. (Marx, Kapital Cilt 1, s. 514) Kapitalizmin yeni birikim düzeyine geçişinin zorunlu kıldığı bu kaçınılmaz eğilim, burjuvazinin korkunç emek tahribatı karşısında "vicdanının sızlaması"ndan filan kaynaklanmaz. Sermayenin önceki ve geçiş halindeki birikim organizasyonunun yeni sömürü düzeyinin engeli haline gelmesinden kaynaklanır. Yukarıda bazı güncel örneklerini verdiğimiz çeşitli yasa tasarısı ve yönetmelik örneklerinde olduğu gibi, bunlar çeşitli sermaye kesimlerinin direnciyle uzun bir döneme yayılır. Çıkartılırken büsbütün budanır. Sayısız yapbozla çelişkilerle dolu hale gelir. Çıkartıldıktan sonra da uygulanmaması için her şey yapılır. Sermaye için çok çeşitli telafi veya ihlal olanakları bırakılır. Fakat her şeye karşın, bu eğilim giderek güçlenerek işlemeye devam eder ve kaçınılmaz olarak kendi yolunu açar. "Fabrika yönetmeliğinin, işçi sınıfının hem kafasını ve hem de bedenini korumak amacıyla bütün işkollarına uygulanması kaçınılmaz duruma gelirken, öte yandan daha önce değindiğimiz gibi, bu gelişme, sayısız tek başına küçük sanayilerin, büyük ölçüde yürütülen birkaç birleştirilmiş sanayiye dönüşmesini hızlandırmakta ve böylece de sermayenin yoğunlaşmasını ve fabrika sisteminin tam egemenliğini çabuklaştırmaktadır. Bu durum, sermayenin egemenliğinin kısmen arkasında saklı bulunduğu, hem eski ve hem de geçiş şekillerini ortadan kaldırmakta ve bunların yerine sermayenin doğrudan ve açık egemenliğini koymaktadır; ama böylece de, bu egemenliğe karşı direnmeyi de genelleştirmiştir. Ayrıca, her bireysel işyerinde, birliği, düzeni, intizamı ve tasarrufu zorunlu hale getirirken, bir yandan da işgününün sınırlandırılmasını ve düzenlenmesinin sonucu olarak, teknik gelişmelerin kazandığı büyük hız, kapitalist üretimin yol açtığı anarşi ve yıkımları artırmış, iş yoğunluğunun ve makinenin, işçiyle olan rekabetini şiddetlendirmiştir. Küçük işletmeler ile ev sanayilerini ortadan kaldırmakla, fazla nüfus'un son sığınağını da yıkmış oluyor ve onunla birlikte tüm toplumsal mekanizmanın geriye kalan tek güvenlik supabını da yok ediyordu." (Marx, age, s.514) Türkiye kapitalizminin geçiş yaptığı orta-ileri gelişme düzeyi, emek yoğun sektörlerden geçiş yapmaya başladığı sermaye yoğun ve orta, orta-ileri teknolojili üretim düzeyi, bölgesel ve küresel temelden birikim düzeyine geçiş sorunu, emperyalist kapitalizm ve küresel tekellerin alt bölge merkezi olarak yeniden örgütlenmesinin bir gereği olarak tam da olan budur. Burjuva devlet, bir yandan kamu supabını ortadan kaldırırken, diğer yandan kobi sisteminde, taşeron sisteminde, enformel sektörde, tarımda, hatta çoğu büyük şirkette içten içe halen varlığını sürdüren geri kapitalizm ve eklektik ara geçiş biçimlerinin kalıntılarını tasfiye etmeye yönelmektedir. Geleneksel üretim ve emek organizasyonu biçimlerini bu yeni birikim ve egemenlik temelinden (en titrek adımlarla) yeniden düzenlemeye çabalamaktadır. Çünkü bu önceki biçimler ve geçiş biçimlerinin eklektizm ve kaotikliği, sermayenin bir üst düzeyden yoğunlaşmasını ve merkezileşmesini yavaşlatmaktadır. Küresel temelden tekelci kapitalizmin ve mali oligarşik egemenliğin tam tesisini sınırlamaktadır. Geleneksel vasıfsız çalışma ve yönetim alışkanlıkları ile artıdeğer üretkenliğindeki artışı frenlemekte, yaygın iş kazaları, organizasyon ve entegrasyon sorunları ile tekelci sermayeye de pahalıya patlamaktadır. Neoliberal "sosyal içerme" politikaları Güncel örnekler: Örneğin şu "İş Sağlığı ve Güvenliği" yasa tasarısını ele alalım. Korkunç düzeydeki iş cinayetlerinde ölen, sakat kalan binlerce işçi burjuvazi ve devletinin zerre kadar umurunda değildir. Fakat bu nedenle "kaybedilen iş günleri", sermaye birikimin aksaması, iki de bir havaya uçan fabrikalar, yanan silo ve AVM'ler, çöken iş hanları, sermayenin maliyetlerini artırdığı gibi bölge merkezi olarak "marka ve imaj değeri"ni de düşürmektedir. Seri iş cinayetleri sermayeye de zarar vermeye başlayınca, tekelci kapitalistlerin, devletin, sendika patronlarının katılımıyla uluslar arası işçi sağlığı ve iş güvenliği sempozyumları ve fuarları düzenlenir, "iş sağlığı ve güvenliği" yasa tasarıları hazırlanır, bu da bir azami kar alanı olarak düzenlenir. Örneğin kamu işçileri açısından büyük bir hak gaspı olan, ancak sigorta kapsamına aldığı çok geniş bir işçi emekçi kesimi için kendi durumlarında bir iyileşme olarak görünen (ve AKP'yi desteklemelerinde önemli bir etken olduğu bilinen) GSS'yi alalım. Kapsama alınan bu dev çaplı kitle şimdi -hızla artacak "katkı payları", sigorta primleri ile- özel sağlık şirketlerine yönlendirilmektedir. Neoliberal jargonda buna azami kar için "talep yaratmak" denilmektedir! Örneğin enformel çalışanları ve işyerlerini "kayıt altına" alma istek ve eğilimini alalım. Kayıt altına alınma bunlar açısından kaçınılmaz olarak yeni birleşme, yutulma, yoğunlaşma eğilimini hızlandıracak; küresel tekelci kapitalizmin (DB, AB vd) istediği KOBİ düzenlemelerini hızlandıracaktır. Ayrıca kayıtlı her yeni işyeri ve sigortalı işçi, aşırı sermaye birikimine yeni bir kredi müşterisi, sağlık piyasası müşterisi, tekeller için yeni üretim organizasyonu olanakları vb demektir! Örneğin mevsimlik tarım işçilerine dönük tuvalet, su, duş, prefabrik konut, çocuklarına okul vb içeren

12 12 yönetmeliği ele alalım. Mevsimlik tarım işçileri geleneksel küçük, orta köylülüğe çalıştıkları sürece, eskisi gibi tuvaletsiz, susuz kalmalarında hiçbir sorun yoktu! Fakat şimdi onların yerini almaya başlayan (AB vb.nin de kredi verdiği, sanayi tekelleri ile kaynaşan) tarım kapitalistlerine çalışacaksalar, ayrıca su, tuvalet, çadır, çocuk vb.yle uğraşmamalılar, tüm güç ve enerjilerini işte yoğunlaştırmalılar! Örneğin taşeron işçilerine dönük yasa tasarısı hazırlığını ele alalım. Kamudaki taşeronluk sistemi artan sayıda işçi direnişiyle, sendikalaşmayla, güvenceli çalışma isteminin yaygınlaşmasıyla alarm vermeye başlayınca, bu alanda da biçimsel ve güdük bazı liberal düzenlemeler yapılır. Taşeron patronlar da en düşük sermaye ile işçileri en ilkel ve üretkenliği düşük koşullarda çalıştırarak rantiyelik yapmaktan çıkmalılar, birleşip yoğunlaşmalılar, geleneksel taşeronların da yerini büyük özel istihdam tekelleri almalı! Örneğin şu deprem ve konut yasa tasarısını alalım. Depremden sonra, yıkılan, hasar gören ya da depreme dayanıksız evler "peşine" sayılarak depremzedelere krediyle ev değiştirme zorunluluğu getirilir. Deprem küresel tekelci kentsel dönüşümün hızlandırılmasının, tekelci inşaat sektöründe yoğunlaşmanın ve merkezileşmenin ve onlara dev çaplı yeni bir azami kar alanı açmanın aracı haline getirilir. Tamamı emek tahribatını ve sosyal yıkımları kaldırmanın değil bir nebze kitle basıncını alarak sürdürebilir kılmanın mekanizmalarıdır. Neoliberal "sosyal içerme" düzenlemeleri, burjuva sınıf egemenliği ve sömürüsünün toplumsal temellerini genişleterek yeniden üretmenin araçlarıdır. Türkiye kapitalizmini de küresel tekelci kapitalizmin alt bölge merkezi olarak yeniden örgütlenmesinin; neoliberal demokrasi ve onun bir bileşeni olan neoliberal "sosyal içerme"ci işçi siyaseti açısından bir ifadesidir. Kaldı ki, Türkiye'de nüfusun yüzde 70'inden fazlasının şehirlerde yoğunlaştığı, kırsal nüfusun yüzde 15'e indirilme hedefine hızla yaklaşıldığı, daha 30 yaşına gelmeden tahrip edilme hız ve şiddetinin son derece arttığı canlı emeğin kırdan taze kanla takviye olanaklarının da bir sınıra dayanmaya başladığı koşullardaevet, bu koşullarda, emeğin sermaye temelinde ve sermaye için yeniden üretilmesine ve burjuva biçimsel korunmasına dönük bazı düzenlemeler yapmaması düşünülemez. Erdoğan'ın "3 çocuk" teşvik ve ısrarı da, "ulusal istihdam stratejisi"nin özellikle ezilen cins ve ezilen ulustan emekçileri esnek kölelik çarkları içine çekmeyi gözetmesi de, emek yoğun sektörlerden açığa çıkan vasıfsız işsizlere "meslek edindirme kursları" vb bu minvaldedir. Buna karşın çalışma ve yaşam koşullarının en ölümcül olduğu sektör ve alanlarda dahi bu liberal düzenlemeler ancak artan işçi hoşnutsuzluğu sonucunda, o da en geri ve biçimsel düzeyde yapılmaktadır. Tıpkı neoliberal demokrasi de olduğu gibi, neoliberal "sosyal içerme" siyasetinde de sistem, büyük çaplı ve sistemi tehdit edici sınıf mücadeleleri olmadıkça (AB, İLO vb sözleşmelerinin öngördüğü) en geri ve biçimsel düzenlemeleri bile azami sündürerek, büsbütün içini boşaltarak, bir eliyle verir göründüğünü diğeriyle geri alarak, en göstermelik ve çarpıtılmış biçimde "gerçekleştirmektedir". Emeğin burjuva biçimsel korunmasına karşı fiili, öz korunması mücadelesi! Sermayenin bölgesel ve küresel tekelci birikim düzeyine geçişiyle kaçınılmaz bir eğilim olarak ortaya çıkan emeğin burjuva biçimsel "korunması" düzenlemeleri, gerçekte bir üst sömürü ve egemenlik organizasyonunun yaygınlaştırılmasının kesin bir aracıdır. Emeğin korunmasını da bir nebze gözetirmiş gibi görünen bu yasa ve düzenlemeler, gerçekte sermayenin küresel temelden hâkimiyetinin pekişmesini, bu yeni düzlemden tekelci yoğunlaşmasını ve merkezileşmesini; önceki ve geçiş biçimlerinin (işçi sınıfının da geleneksel kesimlerini) tasfiyesini öngörmektedir. İşçilerin teknolojik, organizasyonal artıdeğer üretkenliğini ve çalışma yoğunluğunu hızlandıracaktır. Fakat tam da bu sermaye yoğunlaşması ve emeğin toplumsal üretkenlik artışı sermayenin krizlerini ve yol açtığı yıkımları da hızlandıracaktır. İşçilerin çalışma yoğunluğunu ve teknoloji ile rekabetini şiddetlendirip işsizliği de büyütecektir. Esnek kölece çalışma biçimlerini yaygınlaştıracaktır. Zaten emeğin burjuva biçimsel korunması düzenlemeleri, bunları kolaylaştırma ve perdelemeye dönüktür. Emeğin geri düzeyde burjuva biçimsel korunması, emeğin korunması sorununu ortadan kaldırmaz. Tam tersine, şiddetlendirir. On yılların emek tahribatı ve yıkımları, üst üste işçi katliamlarının endişe ve öfkesi içindeki işçi kitlelerinin güvence istem ve özlemlerini canlandıracak, ancak hayal kırıklıklarıyla yeni mücadele dinamiklerini de ortaya çıkaracaktır. Emeğin korunması sorununda, neoliberal burjuva "sosyal içerme"ci işçi ve yoksul siyasetinin, neoliberal burjuva demokrasisinin içinde erimeye karşı bağımsız sınıf mücadelesinin tek yolu, emeğin korunması mücadelesini, işçi sınıfının sosyalist devrimci kurtuluşu ve nihai komünizm amacı ekseninden ele almak, bu ekseni güncel mücadele talep ve taktiklerine de içerili hale getirmektir. Emeğin metazori burjuva biçimsel korunması eğilimi, toplumsal-maddi koşulları yüksek düzeyden gelişen yeni bir yaşam ekseninden sınıfsal-toplumsal çelişki ve karşıtlıkları da yoğunlaştırmaktadır. Dayanılmaz hale gelen çalışma koşulları, üst üst işçi katliamlarıyla birlikte bu yasa tasarısı da işçi sağlığı ve güvenliğini geniş işçi kitleleri içinde gündemleştirecektir. Burjuvazi ve devletinin "işçi katliamları kaderdir, yalnız sermayemizi de yakmasın" yasa tasarısından hiçbir beklentiye kapılmadan, emeğinin sermayeye karşı mücadele içinde kendi kaderini kendi ellerine almaya başlaması için, kapitalizme karşı işçi sınıfının gerçek, fiili, öz savunması ve saldırıya hazırlanması için mücadeleyi büyütmenin zamanıdır! Son toplu iş cinayetiyle ilgili bileşeni olduğumuz İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin açıklamasına yer veriyoruz: 11 Mart Pazar günü saat civarında, Esenyurt'ta bir AVM inşaatının şantiyesinde işçilerin yatakhane olarak kullandıkları 3 çadırda yangın çıktı. 11 işçi yanarak hayatını kaybetti. AKP iktidarının ve sermayenin ekonominin lokomotifi dedikleri inşaat sektörünün, işçilerin kanıyla büyüdüğü gözler önüne serildi İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olarak soruyoruz: İstanbul'un göbeğinde 10 Aralık 2011'de yaşanan Park Otel yangınında işçilerin hangi koşullarda barındığı gözler önüne serilmişti ve işçilerin soğuk havalarda nasıl ısındığı sorusu sorulmuştu? Ülkemizdeki hemen hiçbir inşaatta sağlanmayan barınma koşulları dolayısıyla işçiler her an sağlık sorunları ve hayati risk altında çalıştığı belirtilmişti. 4 Aralık 1973 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile çıkan ve hala yürürlükte olan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün İşçilere ait yatıp kalkma yerlerinde ve diğer müştemilatında bulunması gereken sağlık şartları ve güvenlik tedbirleri' ikinci bölümü işçilerin barınma koşullarının nasıl olması gerektiğini açıklıyor. Buna göre: Madde 47 İşçi konutları; bekar işçiler için müşterek koğuşları bulunan binalar halinde, aileleri ile birlikte oturan işçiler için ayrı evler veya apartmanlar şeklinde olacak ve bir konut için gerekli tesisat tertibat ve müştemilatı bulunacak, güneş ve hava alacak ve dış etkilere karşı korunmuş olacak, sağlık ve teknik şartlara uygun bir şekilde inşa edilecek ve bunlar, işyerlerinin gürültüsü, pisliği ve hava kirletici etkilerinden korunmuş olacaktır. Madde 48 Bekar işçilere özgü binalardaki koğuşların tabanı, her gün kolaylıkla temizlenecek ve gerektiğinde yıkanacak nitelikte, duvar ve tavanların yüzleri de kolayca sıvanıp boyanacak veya badana edilecek şekilde yapılmış ve açık renk bir boya ile boyanmış veya badana edilmiş olacak ve her yıl badana yapılacaktır. Koğuşların pencerelerinin üst kısımları, her zaman açılıp kapanacak şekilde (vasistaslı) olacak yataklar, tabanla bağlantısı kesilecek surette karyola ve somyalar üzerine yayılacak, aralarında en az 80 santimetrelik bir açıklık bulunacak, başuçlarına, özel eşyaların konması için, küçük etejer veya komodinler konacak, iki katlı karyola ranza kullanıldığı hallerde, katlar arasındaki yükseklik ile karyola somyaların genişliği 80 santimetreden az olmayacaktır. Koğuşların, soğuk mevsimlerde sağlığa uygun bir şekilde ısıtılması gerekir. Isıtmak için soba kullanıldığında, duman, gaz ve yangın tehlikesine karşı gerekli tedbirler alınacaktır. Madde 54 İşyerlerinde işçilerin, içinde çalıştıkları yerler ile depo ve ambar gibi yerlerin, aynı zamanda işçi konutu olarak kullanılması ve buralarda işçi yatırılması yasaktır. Esenyurt'ta 11 işçi arkadaşımızın yanarak hayatını kaybettiği inşaatta, yukarıda belirtilen önlemlere uyulmuş, sağlıklı ve güvenli barınma koşulları sağlanmış mıdır? Emek örgütlerini yaşanan iş cinayetlerine karşı işçilerin can güvenliği mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

13 13 İşçi kitlelerinin öz mücadele kararlılığı ve inisiyatifini harekete geçiren işçi komiteleri ve meclisleri, işçi kurulları, işçi konseyleri tarzı dinamik kitle örgütlenmeleri, Türkiye işçi sınıfı hareketinin zayıf olduğu yönlerden biridir. En son 20 yıl önce, bahar eylemleri dalgası sırasında işçi komiteleri ve meclisleri, bölgesel, sektörel işçi platformları oluşmuş, devrimci hareketin de gündemine girerek bir miktar tartışılmış, sonra sendikal bürokrasinin yenilenmesi ve işçi hareketindeki gerilemeyle birlikte unutulmuştur. Tekel gibi aylara yayılan kitlesel bir işçi direnişinde bile, bir dizi girişime karşın, işçi komitesi ve meclislerinin oluşturulamaması, direnişin sonuca gidememesinin en önemli nedenlerinden biri olmuştur. Birçok işçi direnişinde işçi komiteleri ortaya çıkmakla birlikte, bunlar kendiliğindenlikle, sendika bürokrasisinin bir uzantısına dönüşmektedir. Ya da sol veya devrimci siyasetlerin çabasıyla oluşturulduğunda, direnişlerin kitle temelini genişletecek ve dinamize edecek işçi meclislerinin yokluğunda genellikle çok dar kalmaktadır. Türkiye işçi sınıfı, uzun bir aradan sonra, yeniden işçi meclisleri girişimleri ile tanışmaya başladı. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisleri ve Sağlıkçı Meclisleri/Sağlık Hakkı Meclisi bunun ifadesidir. Önceki dönemlerde çeşitli sol ve devrimci siyasetler tarafından işçi meclisleri gündemleştirildi ve kimi girişimlerde bulunuldu ama bunlar kendi dar işçi çeperleriyle sınırlı, kesitsel, biçimsel olmaktan öteye gitmedi. İSİG ve Sağlıkçı Meclisleri ise, henüz güçlü bir "yığınsal" dinamizm ve "aşağıdan" inisiyatife dayanmamakla birlikte, bu yöndeki kaçınılmaz tarihsel eğilimin birer ifadesidir. Bu açıdan işçi sınıfı hareketinin bir üst düzeyden yeniden oluşum sürecinin önemli bir dinamiği ve kaldıracı olabilecek işçi meclislerinin gündemleşmesi, pratik olduğu kadar teorik, örgütsel olduğu kadar siyasal bir odaklanmayı da, fazlasıyla hak etmektedirler. Burjuva demokrasisi ve Proleter demokrasi Öncelikle altı kalın kalın çizilmesi gereken şudur: Genel geçer demokrasi diye bir şey yoktur. Demokrasiden bahsederken, ilk ve en temel ölçüt, "hangi sınıf için, hangi sınıfa karşı demokrasi?" sorusudur. sermaye temelinde demokrasidir. Burjuvazinin proletarya üzerinde mali oligarşik diktatörlüğün bir biçimidir. Amacı, burjuvazinin kitleler üzerindeki sınıf boyunduruğunu, kitlelerin de rızasını alarak ve mücadelelerini sistem içine çekip eriterek, pekiştirmektir. Proleter demokrasi, burjuva sınıf boyunduruğunu kırıp atarak, kitlelerin toplumsal üretkenlik ve yaşamları üzerinde gerçek-fiili karar ve yönetim yetisini kendi ellerine aldıkları işçi konseyleri demokrasisidir. Kapitalizm koşullarında proleter demokrasi, işçi kitlelerin sermaye egemenliğine karşı ve onu yıkmak için savaşımına dayanan demokrasidir. Bu savaşım temelinde gelişen ve bu savaşımı tabandan örgütleyen, öz savaşım organları, işçi komite ve meclisleri, işçi platformları, işçi konseyleri )demokrasisidir. Öyleyse, meclisler söz konusu olduğunda, ilk ve en temel ayrım: Hangi sınıf için, hangi sınıfa karşı meclis? İşçi meclisleri, biçimsel değil gerçek, temsili değil fiili, kitlelere dışsal değil kitlelerin öz mücadele dinamiklerinin içinden, yabancılaşmış değil öz savaşım organlarıdır. İşçi demokrasisi, burjuva demokrasisinin muhalif bir bileşeni değil, tam karşıtıdır. İşçi sınıfının öz organları olarak işçi meclisleri de, burjuva temsili ve biçimsel demokrasisinin muhalif bir uzantısı olarak değil, onunla çatışma içinde ve onun sınırlarını fiilen çiğneyerek gelişebilir. İşçi demokrasisi, burjuva demokrasisinin muhalif bir bileşeni değil, tam karşıtıdır. İşçi sınıfının öz organları olarak işçi meclisleri de, burjuva temsili ve biçimsel demokrasisinin muhalif bir uzantısı olarak değil, onunla çatışma içinde ve onun sınırlarını fiilen çiğneyerek gelişebilir. Yeni işçileşme dalgalarıyla ne kadar genişliyorsa, derinleşen işbölümüyle ne kadar çeşitli kesimlere ayrışıyorsa o kadar toplumsallaşan proletarya hareketi, ancak buna uygun çoklu ve çok biçimli, esnek ve dinamik, kapsayıcı ve harekete geçirici yeni örgütlenme biçimleri içinde gelişebilir. Grev ve eylem komiteleri, bilgilendirme, basın, ajitasyon- propaganda, eğitim, kültür-sanat komisyonları, kadın ve Kürt işçi komiteleri, farklı sınıf ve toplum kesimlerinden dayanışma komite ve platformları, hepsinin bir üst düzeyde toplandığı yerel işçi temsilcisi meclisleri, genel delege meclisleri Kurumsal olduğu kadar hareket tarzı, yukarıdan olduğu kadar aşağıdan, merkezi olduğu kadar ağ tarzı yayılan, ayrı ayrı olduğu kadar birbirine geçişli ve içerili, özgül ihtiyaç ve dinamikler kadar hepsini ortak istem ve amaçlarda toplayıp bir üst toplumsal-bileşik işçi mücadelesi kapasitesine çıkaran, ileri İSİG ve Sağlıkçı Meclisleri ise, henüz güçlü bir "yığınsal" dinamizm ve "aşağıdan" inisiyatife dayanmamakla birlikte, bu yöndeki kaçınılmaz tarihsel eğilimin birer ifadesidir. Bu açıdan işçi sınıfı hareketinin bir üst düzeyden yeniden oluşum sürecinin önemli bir dinamiği ve kaldıracı olabilecek işçi meclislerinin gündemleşmesi, pratik olduğu kadar teorik, örgütsel olduğu kadar siyasal bir odaklanmayı da, fazlasıyla hak etmektedirler. mücadele dinamiklerini etkinleşen taban katılımı içinden genişleyen biçimde yeniden üreten, hareketin ağırlık merkezini daha ileri ve dinamik kesimlere doğru yaklaştıran, hareketin her evresinde farklılaşan ihtiyaçlara uygun geçişleri daha esnek ve dinamik biçimde yapabilen, hareketi basitten karmaşığa ayrıksıdan birleşiğe yerelden genele doğru yükselten, durmaksızın yeni faaliyet ve eylem biçimleri, karar ve inisiyatif alanları açan, hareketin bütünsel istem ve hedeflerini de her bir parçasına içerili hale getiren, daha geniş işçi ve dayanışmacı kesimleri mücadele ve faaliyete katan, mücadele içinde eğiten ve etkinleştiren, çok organlı, çoklu-bileşik inisiyatifli bir hareket Ancak böylelikle Türkiye işçi sınıfı tarihinde sayısız örneğini bildiğimiz, hiçbir hazırlığın, öncesi ve sonrasının olmadığı salt yukarıdan çağrıyla yapılan, kitlenin basit katılımcısı olduğu statik ve yasak savıcı grevler eşiği aşılabilir. İşçi kitlelerin öz mücadele güç ve inisiyatifini harekete geçiren, kitleleri hareket tarzı örgütleyip etkinleştiren ve bizzat kolektif iç dinamizmi artan kitlelerce örgütlenip yürütülen, yaptırım gücü çok daha yüksek, fiili eylem ve grev biçimleri olanaklı hale gelir. Burjuva demokrasisi, sermaye için,

14 14 Sinan Çetin, Türkiye burjuvazisinin soldan dönme reklâmcılık duayenidir. Büyük burjuvazinin ihtiyaç duyduğu meta egemenlik ilişkisi biçimlerini, kitleler için yaşam tarzı haline getirecek biçimde damardan enjekte etmenin ustasıdır. Arçelik robotu Çelik de, onun icadıdır. İlk Çelik reklâmında, Arçelik fabrikasındaki gece bekçisinin Çelik ile karşılaşması anlatılıyordu. Gece bekçisi, cahil ve aptal yerine konulup nesneleştirilen işçileri, Çelik ise son derece zeki, muzip fakat müşfik ve insan canlısı olarak lanse edilen Arçelik teknolojisini, yani sermayeyi simgeleştiriyordu! Tipik bir "metalar dünyası büyürken insanlar dünyası küçülür" durumu! Çelik de, insanlar metalaşırken metaların insanlaşmasını temsil ediyordu. Çelik hep, insanlardan daha zeki, becerikli, muzip ama kendini şu "aptal ve beceriksiz" insanların, özellikle de kadınların ev yaşam ve işlerini kolaylaştırmaya, yaşam standartlarını yükseltmeye adamış, aynı zamanda kadınların şefkatli dostu ve koruyucusu, çocukların oyun arkadaşı olarak resmedildi. Çelik, kuşkusuz ki kitlelerin, özellikle de kadınların yaşamlarını kolaylaştırıp modernize etme, yaşam standartlarını yükseltme, evcil köleliği kaldırma, şeylere yaptıracakları angarya ev işlerini kendileri yapmama, serbest ve kendilerine ayıracakları zamanları artırma özlemine damardan hitap ediyordu. Sinan Çetin, şimdi de karşımıza, Arçelik'in reklâm robotu Çelik'i bir "kadın robot" olan Çeliknaz ile evlendirme cin fikri ile çıktı! Arçelik'in bu yeni reklâm kampanyasının mesajı da "teknolojinin tasarım ve zarafet ile evliliği" diye sunuluyor. Çetin'in insanlar metalaşırken metaları insanlaştırmakla kalmadığı, şimdi de robotları "evlendirdiği" yeni reklâm kampanyasının arka planında ise, Türkiye kapitalizminin yeni trendine, "muhafazakâr demokrasi" ve çözülen aileyi restore etme nafile çabası ile "güçlü aile" konseptine hızlı bir geçiş var. İşin ironisi o ki, aile kurumunu çözen, kapitalist üretim ve meta egemenlik ilişkilerinin alabildiğine genişlemesi. Elektronik ev ve mutfak eşyalarında Çelik ile Çeliknaz'ın evliliğinde tabii ki "3 robot çocuk" olacaktır! Çelik ile Çeliknaz "evlenerek", aileyi kurtarmaya çalışıyorlar! Bu "teknolojiyle tasarım ve zarafetin evliliği" filan değil, sermayenin bir yandan altını oyduğu ve ortadan kaldırılmasının koşullarını yarattığı milliyetçilik, din ve aileyle zoraki yeniden evliliğidir! hızlı teknolojik gelişimle sağlanan üretkenlik artışı ve görece ucuzlamayla, bunlar, borç harç, taksit, tüketici kredisi vb ile daha yaygın ve yoğun biçimde işçi ve emekçilerin yaşamına giriyor. Bunlar kadınların ev köleciliğini ve ev işlerine harcadığı zamanı bir nebze azaltıyor, ancak kapitalizmin kadınları daha ucuz işgücü olarak ücretli köleliğe daha yığınsal biçimde çekmesini sağlıyor. Emek gücünün yeniden üretiminin meta toplumsallaşması, kadın emeğinin de daha yığınsal olarak metalaşmasının en temel dinamiklerinden biridir. Kadın-erkek arasındaki geleneksel erkek egemen işbölümünde, emek gücünün yeniden üretilmesi kadının özel uzmanlık ve özgül emek konusudur. Bugün ise emek gücünün yeniden üretilmesinin meta biçimiyle de olsa toplumsallaşması, kadının daha yığınsal olarak ücretli emekçi olmaya çekilmesi, bezdirici ev işleri ve çocuk bakımı dâhil emek gücünün yeniden üretiminde kadın emeği "uzmanlığı"nın gereksizleşmesi, aile kurumu içindeki geleneksel işbölümü ve egemenlik ilişkileri çelişkisini şiddetlendiren ve aile kurumunu içinden sarsıp çözen en temel etkenlerden biridir. Çünkü kadının ücretli emekçi olarak erkekten ekonomik özerkliğini kazanması ve emek gücünün yeniden üretiminin toplumsallaşmasıyla kadının ev işleri ve çocuk bakımındaki özel ve özgül emeğinin gereksizleşmesi, erkeğin kadın üzerindeki egemenliğine dayanan geleneksel işbölümünü de sarsıyor ve gereksizleştiriyor. Ekonomik, teknik, toplumsal, işbölümsel, hatta siyasal dayanakları büyük ölçüde ayağının altından kayan erkeklerin kadınları eskisi gibi yönetemez hale gelmesi, kadınların ise erkekler tarafından eskisi yönetilmek ve köleleştirilmek istememesi, bugün geleneksel işbölümü ve erkek egemenliğinin, aile kurumunun ancak artan bir zora ve şiddete dayalı olarak sürdürülebildiği, binlerce kadının öldürüldüğü, yüz binlercesinin taciz ve tecavüze uğradığı, milyonlarcasının ağır işkence, şiddet gördüğü, adeta bir iç savaş biçiminde yaşanıyor. Aile kurumunu çözen, üretimin, emeğin, emek gücünün yeniden üretiminin bir üst düzeyde, artık küresel temelden toplumsallaşmasıdır. Aynı zamanda neoliberalizmin tüm katı, içe kapalı kurumları daha fazla sermaye ve meta egemenliğine açmak için, dışa açması, neoliberal demokratik özerkçi aidiyet ilişkilerinin yaygınlaşmasıdır. Önceki biçimiyle aile kurumu, tıpkı önceki biçimleriyle ulus gibi, din gibi, geleneksel işbölümü gibi, geleneksel eğitim sistemi gibi, üretimin toplumsal güçlerinin gelişiminin, sermayenin bir üst düzeyden gelişiminin bir engeli haline gelmiştir ve sarsıntılarla çözülmektedir. Kapitalist üretim ve egemenlik ilişkilerinin sürdüğü yerde, ne aile, ne ulus, ne din, ne toplumsal işbölümü ortadan kalkabilir. Kadınların ikincil cins kılınması ve ezilmesi, iki kat sömürülmesi, kapitalist egemenlik sisteminin tüm biçimlerinin ayrılmaz ve vazgeçilmezidir. Günümüz kapitalizmi de, kadınların daha ucuz ücretli emeği, emek gücünün yeniden üretiminin ucuzlatılması, yeni ve daha derin sömürücü esnek emek organizasyonlarının önemli bir bölümünün aile kurumuna dayanması, tüm sosyal hak ve güvenceleri tasfiye edildiği yerde ailenin sistem açısından temel bir istikrar ve güvenlik sübabı olması, hem de sosyal gericilik birikiminin korunması ve yeniden üretilmesi, özel mülkiyet ve soya dayalılığın, toplumsal işbölümü ve erkek egemenliğinin temel egemenlik araçları ve biçimlerinden olması gibi bir dizi nedenle, çözülmesi artık herkesin gördüğü kadar belirginleşen ve derinleşen aile ve evlilik kurumunu da bin bir payandayla "sürdürülebilir" kılmaya, restore etmeye çalışmaktadır. Bir üst düzeyden sermaye birikiminin engeli haline gelen aileyi, onun bir geliştiricisi ve güvencesi olarak neoliberal muhafazakârlıkla "sürdürülebilir" hale getirmeye çalışmaktadır. Kapitalizmin bir eliyle yıktığını, diğer eliyle restore etmeye çalışması, aile konusunda da, onun iç bağdaşmazlığının, üretimin toplumsal güçlerinin gelişimi ile kapitalist üretim ve egemenlik ilişkilerinin şiddetlenen bağdaşmazlığının açık bir ifadesidir. Sinan Çetin, şimdi de karşımıza, Arçelik'in reklâm robotu Çelik'i bir "kadın robot" olan Çeliknaz ile evlendirme cin fikri ile çıktı! Çetin'in insanlar metalaşırken metaları insanlaştırmakla kalmadığı, şimdi de robotları "evlendirdiği" yeni reklâm kampanyasının arka planında ise, Türkiye kapitalizminin yeni trendine, "muhafazakâr demokrasi" ve çözülen aileyi restore etme nafile çabası ile "güçlü aile" konseptine hızlı bir geçiş var. Aile Bakanı Fatma Şahin'in sözleri, reklâm robotlarını "evlendirme" cin fikrinin de nereden çıktığını güzel ifade ediyor: "Gençler bilgi sahibi, güçlü, dirençli olacak ve kendine güvenecek. Böyle olduğu zaman yüksek ahlak ve yüksek teknolojiyi özümsemiş olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin gençleri olarak yüksek vizyonla 2023 hedefine kitleneceksiniz. Güçlü toplum, güçlü birey, güçlü aile ve güçlü millettir. Ailenin güçlenmesi kadını zayıflatır' anlayışını kesinlikle kabul etmiyoruz. Güçlü aile, güçlü kadın, güçlü çocuk, güçlü erkektir. Bu nedenle en temel değerimiz olan aile değerini korumak ve kollamak, onların sorunlarını çözmek için yanında olmak bakanlık olarak en büyük görevimizdir. Aile değerlerimizi koruyacağız, bizi biz yapan değerlerimize sahip çıkacağız, yüksek ahlakla, yüksek bilgi ve teknolojiyi kullanacağız ondan sonra bizi tutana aşk olsun." Çelik ile Çeliknaz'ın evliliğinde tabii ki "3 robot çocuk" olacaktır! Çelik ile Çeliknaz "evlenerek", aileyi kurtarmaya çalışıyorlar! Bu "teknolojiyle tasarım ve zarafetin evliliği" filan değil, sermayenin bir yandan altını oyduğu ve ortadan kaldırılmasının koşullarını yarattığı milliyetçilik, din ve aileyle zoraki yeniden evliliğidir! Fakat nafile çaba! Çelik'in meta fetişizmi örtüsü altında asıl temsil ettiği üretimin, emeğin toplumsal güçlerinin gelişimidir ve aile, ulus, din ile ve onların da temelindeki kapitalist üretim ve meta egemenlik ilişkileriyle bağdaşmaz olan da budur. Üretimin toplumsal güçleri ile kapitalist üretim ve meta egemenlik ilişkilerini ve bunların temel bir direği olan aileyi "evlendirmek", uzlaştırmak mümkün değildir. Çelik ve Çeliknaz "evliliğinin" tabii ki reklâm filmine çekilmeyecek gerçek yaşamdaki karşılığı şudur: Çeliknaz çalışmak ister, fakat çocuk isteyen Çelik'ten dayak yer. Sonra Çeliknaz güç bela çalışma hakkını kazanır ve çalışmaya başlar, fakat şimdi her taraf küçük robotlarla dolu olduğu halde onların da bakımı dâhil, ev ve mutfak işlerini yine kendisinin yapıyor olmasına isyan eder ve yine Çelik'ten dayak yer. Çeliknaz en sonunda, Çelik'ten ayrılmak ister ve Çelik tarafından öldürülür! Ve mutlu son: "Kadın robotları şiddetten koruma yasası" adı altında, Çelik'e, yani Arçelik'e, yani Koç Holding'e "yüksek ahlak ile yüksek teknolojiyi evlendirerek" karlarını katlamakla kalmadığı, işçiler kadar kadınların ezilmesine ve "muhafazakar demokrasi"ye katkılarından ötürü, "yeni vizyon" ödülü verilir!

15 ABD'de başlayıp tüm dünyaya yayılan ekonomik kriz şu ana kadar yüzbinlerce işçinin işten atılmasına neden olurken, birbiri ardı sıra açıklamalar yapan pek çok şirket yeni çıkarmaları duyurdular. ABD'de başlayıp tüm dünyaya yayılan ekonomik kriz şu ana kadar yüzbinlerce işçinin işten atılmasına neden olurken, birbiri ardı sıra açıklamalar yapan pek çok şirket yeni çıkarmaları duyurdular. İngiliz bankası Royal Bank of Scotland 3 bin 500 çalışanını işten çıkarıyor. Belçikalı süpermarket zinciri Delhaize 5 bin kişiyle yollarını ayırırken enerji şirketi Vestas da işçiyi çıkarmak zorunda kalacağını duyurdu. İngiliz bankası Royal Bank of Scotland (RBS), yatırım bankacılığı birimini daraltma ve yeniden yapılanma planı kapsamında yatırım bankacılığı biriminin İngiltere ve uluslararası bürolarında çalışan 3 bin 500 kişiyi işten çıkaracağını açıkladı. Yüzde 85'i İngiliz hükümetine ait RBS daha önce de 2 bin çalışanını işten çıkaracağını açıklamıştı. Belçikalı süpermarket zinciri Delhaize, çoğu ABD'de olmak üzere 5 bin çalışanını işten çıkarmayı planlıyor. Şirket ABD ve Güneydoğu Avrupa'da 146 mağazasını kapatacak. Şirketten yapılan açıklamaya göre, ABD'de 4 bin 900, Avrupa'da da yaklaşık 100 kişiyi kapsayan işten çıkarmalar bu yılın ilk çeyreğinde yapılacak. Çin'de maden cinayetleri bitmiyor Dünyada en fazla maden cinayetinin yaşandığı Çin'de, bir kömür madeninde yaşanan grizu patlamasında yine işçiler öldü. PEKİN- Çin'in kuzeyindeki Yunanistan'ın ardından Portekiz de kapitalizmin krizini daha şiddetli yaşamaya başladı. Hükümetin AB ve IMF ile birlikte İsci haklarına dönük kapsamlı saldırıya karşı bugün ülkede genel grev var. Portekiz'de bugün genel grev var. Portekiz Genel İşçi Sendikaları Konfederasyonu (CGTP) tarafından düzenlenen genel greve büyük bir katılım olduğu, ülkede metro, trev ve otobüslerin çalışmadığı, limanlarda da grevin etkili olduğu, birçok fabrikada da üretimin durdurulduğu, hastanelerin sadece acil servislerinin çalıştığı bildirildi. Kamu sektöründe grevin daha etkili olduğu belirtiliyor. Portekiz hükümetinin, tıpkı Yunanistan'da olduğu gibi AB ve IMF ile yaptığı borç anlaşması kapsamında emekçilerin haklarına dönük ciddi saldırılar içerek yeni çalışma yasalarını gündeme getirmesine karşı işçiler greve gitti. Liyaoning eyaletinde bir kömür madeninde meydana gelen grizu patlamasında 5 kişi öldü, 17 kişi de madende mahsur kaldı. İsviçreli ilaç şirketi Novartis, ABD'de yaklaşık 2 bin çalışanını işten çıkartacak. Şirketten yapılan açıklamada, ABD'deki eczacılıkla ilgili faaliyetlerinin yeniden yapılandırılması kapsamında bin 960 çalışanın işine son verileceğini bildirdi. Açıklamada, bu çerçevede işten çıkarılacaklar arasında bin 630 kişinin satış bölümünden, 330 kişininse New Jersey'deki şirketin merkezinden olacağı belirtildi. Vestas: Gelirleri açısından dünyanın en büyük rüzgâr türbini üreticisi Danimarkalı Vestas yaptığı açıklamada, küresel krizin talebin daralmasına yol açtığı için büyük bölümü Danimarka'da olmak üzere dünya çapında 2 bin 300 kişiyi işten çıkaracağını duyurdu. Ülkenin resmi haber ajansı, patlama sırasında madende 23 işçinin çalıştığını belirtti. Madende halen yüksek oranda gaz olduğu nedeniyle kurtarma ekiplerinin çalışmaya başlayamadığı kaydedildi. Madenin güvenlik kontrolleri nedeniyle çalışmayı durdurması gerektiği ancak maden sahibinin yasa dışı olarak madeni çalıştırmayı sürdürdüğü bildirildi. İşçiler, esnek çalışmanın yaygınlaştırılması ve işten atılmanın kolaylaştırılması gibi işçi sınıfına dönük ciddi saldırılar içeren yeni çalışma yasası paketine karşı tepkilerini ortaya koydular. Portekiz'de ekonominin bu yıl yüzde 3.3 oranında küçülmesi bekleniyor. Ülkede resmi rakamlara göre işsizlik oranı yüzde 14,4 oranına ulaşmış durumda. Gençler arasında bu oran yüzde 30'un üzerinde. Avrupa Birliği üyesi olan ve geçen yıl ekonomisi yüzde 1,6 oranında küçülen Portekiz'de son 10 yılın ekonomik büyüme ortalaması ise yüzde 1. Bazı yerlerde polisin işçilere müdahale ettiği ifade edildi. Hollanda'da eğitimciler, hükümetin eğitim alanındaki kısıtlama planını tarihlerinin en büyük grev gösterisiyle protesto etti. 50 bin eğitimcinin katıldığı grevde kısıtlama planından vazgeçilmesi istendi. Hollanda'da hükümetin ilan ettiği eğitim alanındaki kısıtlamalara karşı greve giden eğitimciler başkent Amsterdam'da tarihlerinin en büyük gösterisini düzenledi. Hollanda Genel Eğitim Sendikası'nın (AOb) çağrısı üzerinde Ajax futol kulübü stadyumu Arena'da düzenlenen gösteriye 50 bin eğitimci katıldı. Eğitimciler, eğitim alanında yapılmak istenen kısıtlamalara tepkilerini, "Uygun, ama kimin için?" yazılı pankart ve dövizlerle dile getirdi. AOb Başkanı Walter Dressher, stadyumu dolduran eğitmencilere hitaben yaptığı konuşmada, Eğitim Bakanı Marja van Bijsterveld'in kısıtlama planı için, "Bu kötü bir plandır ve kısıtlamalar gereksizdir. Siyasetçileri bundan vazgeçmeye çağırıyorum" dedi. Dressher, yapılmak istenen ağır kısıtlamalara karşı yeterince alternatiflerin bulunduğunu sözlerine ekledi. Dereleri, ormanları ve devlet arazilerini satılığa çıkaran neoliberal politikalar, kendisine yeni rant alanları yaratıyor. Sıra meydanların kiralanmasında Neoliberalizmin rantta sınır tanımıyor. Dereleri HES projelerine, devlet arazilerini kentsel dönüşümlere, ormanları sermayenin rant sevdasına, hatta sokak ve caddeleri de park işletmelerine kurban eden neoliberal politikalar gözünü meydanlara dikti. İspanya'nın başkenti Madrid'in ünlü meydanı "Puerta Del Sol", bir aylığına Samsung firmasına kiralandı. Firma, yeni ürününün adını meydana verdi ve meydanın adı "Sol Galaxy 15 Ülkenin en büyük sendikası CNV Eğitim başkanı Michel Rog ise, "Her çocuğun iyi öğrenim hakkı vardır. Eğitim alanında kısıtlama yapmamalıyız" diye konuştu. Grev nedeniyle ülke çapında 1700 okulda bugün eğitim yapılmadı. Ülke tarihinde eğitimcilerin gerçekleştirmiş oldukları en büyük gösteriye 23 bin eğitimci sendikalar tarafından ayarlanan otobüslerle, binlercesi ise tren ile gelerek katıldı. Eğitimciler, koalisyon hükümetinin eğitim alanında yapmak istediği kısıtlamalardan vazgeçilmesini istiyor. Hükümet, toplam bütçesi 2.2 milyar Euro olan eğitim alanında 300 milyon Euro kısıtlama yapmak istiyor. Söz konusu kısıtlamalara Ağustos 2012'de başlatılmak isteniyordu, ancak bu plan değiştirilerek aşamalı kısıtlamaya dönüştürüldü yılında başlayarak 2015 yılına kadar her yıl 100 milyon Euro kısıtlama yapılacak. Hükümet kısıtlamalara gerekçe olarak, sorunlu ve özürlü çocukların eğitiminde giderlerin son 6 yılda yüzde 15 artışını gerekçe gösteriyor. Buna karşı çıkan sendikalar ise, bu durumun en az 6 bin eğitimcinin işinden olmasına yol açacağını söylüyor. Note" oldu. Meydanın yeni adını almasının ardından metro istasyonlarındaki ifadeler de değiştirildi. Yerel yönetim ile firma arasında imzalanan anlaşmaya göre meydanın adı 1 ay boyunca "Sol Galaxy Note" olarak kullanılacak. İspanya hükümet yetkilileri, günde 70 bin kişinin kullandığı metro istasyonlarının da satılığa çıkarılabileceğini, adlarının kiralanabileceğini, böylelikle sermayeye yeni sponsorluk kapılarının aralanabileceğini ifade etti. Times gazetesi ise hükümetin açıklamalarının ardından Coca Cola, Pepsi gibi pek çok firmanın sponsorluklar için şimdiden teklif verdiğini iddia etti.

16 Suriye'ye "tampon bölge" adı altında askeri harekat, ilhak ve savaşa hayır! Türkiye devleti Suriye toprakları içinde tampon bölge oluşturma kılıfı adı altında Suriye'ye askeri müdahale ve savaş hazırlığına geçti. Erdoğan'ın Obama ile görüşmesinde "müdahale şart" diye konuşulduğu medyaya ayan beyan yansıdı. ABD medyası, bu görüşmenin ardından, "Türkiye'de bölge (Suriye-İran) ve Kürt sorunu açısından önümüzdeki birkaç ayda çok kritik gelişmeler yaşanacak" haberlerini geçti. AKP Hükümeti'ne yakın haber ajansları ve gazeteler, Türk ordusunun yaklaşık 500 askeri personel ile, Suriye'nin 20 kilometre içinde oluşturulacak "güvenli bölge" için arazi incelemesi yaptığını duyurdu. Medyada, "tampon bölge"nin, yani askeri harekat ve ilhakın, Suriye'de gelişmeler üzerine özerklik isteminin gündemleştiği Suriye Kurdistan'ı ve Suriye'deki Kürt halkını bastırmayı ve bölgede faaliyetlerini artırdığı ileri sürülen PKK'yi vurmayı hedeflediği açıkça dillendiriliyor. "Esad yönetiminin Suriye'de imza attığı katliamlar nedeniyle yaşanacak yoğun göçleri sınır ötesinde karşılamak ve bölgede PKK'nın desteği ile oluşturulmaya çalışılan Kürt özerk bölgesi'nin önüne geçmek için Ankara harekete geçti. Üst düzey komutanların Hatay'ı ziyaretinin ardından yaklaşık 500 asker tampon bölge' ile ilgili sınır bölgesinde incelemelerde bulundu. Suriye sınırındaki önemli noktalarda arazi koşullarını inceleyen ekibin 1 Nisan'da İstanbul'da yapılacak kritik Suriye'nin Dostları Grubu' toplantısından önce Türk devletinin, "mülteci akını", "insanı yardım" kılıfı altında hazırlandığı askeri harekat, öncelikle Kürt halkının özerklik istem ve mücadelesini bastırmaya odaklı ve yeni Robosvki katliamlarını öngörüyor. çalışmalarını tamamlayacağı öğrenildi. Çalışma kapsamında silahlı ve siyasi hâkimiyet alanları oluşturmaya çalışan PKK'nın faaliyetleri de mercek altına alındı. PKK'nın manevra alanı oluşturma çabası içinde olduğu bazı stratejik alanlar da 20 kilometrelik tampon bölge içerisine alınacak. Böylece Suriye lideri Beşşar Esed desteğindeki Dr. Bahoz kod adlı Fehman Hüseyin'in PKK nüfuz alanı' kurma girişiminin de önleneceği belirtildi Ankara'nın ise Suriye'den yaşanacak mülteci göçüne karşı oluşturacağı tampon bölgeyi, PKK'nın faaliyet gösterdiği bölgelere göre şekillendireceği belirtildi. 1 Nisan'da İstanbul'da yapılacak ve Şam yönetimine karşı önemli kararların alanacağı Suriye'nin Dostları' toplantısında masaya yatırılacak güvenli bölge' için BM Güvenlik Konseyi'ne çağrı yapılacağı öğrenildi. Çağrıya olumlu cevap verilmemesi halinde bile güvenli bölge' seçeneği gündeme alacak. Türkiye'nin, böylece büyük göç dalgasını öncelikle Suriye topraklarında karşılamayı amaçladığı kaydediliyor. Başbakan Erdoğan, daha önce güvenli bölge seçeneğinin masada olduğunu açıklamıştı." (Yeni Şafak) Türk devletinin, "mülteci akını", "insanı yardım" kılıfı altında hazırlandığı askeri harekat, öncelikle Kürt halkının özerklik istem ve mücadelesini bastırmaya odaklı ve yeni Robosvki katliamlarını öngörüyor. Nitekim AKP Hükümeti'nin himaye ettiği Suriyeli muhalif subay ve gruplarla yaptığı görüşmelerde, muhalefete askeri ve siyasi destek vermeye devam etmek için Suriye Kürdistan'ına özerklik verilmemesi ve Kürt halkının özerklik isteminin bastırılması şartını koştuğu ve bu yönde yaptığı anlaşmalar Ocak ayı başında internete yansımıştı. Diğer taraftan "tampon bölge" adı altındaki askeri harekatla, aynı zamanda Suriye'yedeki kilit şehir olarak gösterilen İdlip üzerinden, Esad rejimine karşı Türkiye tarafından silahlandırılacak muhaliflerin saldırısını başlatmak planlanıyor. Tampon Bölge 20 km Olacak 1 Nisan'da Suriye'nin dostları toplantısında tampon bölge kararı alındığı takdirde, Türkiye kendi güvenlik perspektifini de dikkate alarak, 20 km'lik bir güvenli alan ya da tampon bölge oluşturacak. Bu güvenlik bölgede; İblid, Halep'in kuzeyi, Rakka ve Haseki kentlerinin yer alması bekleniyor. Söz konusu bölgelerde yoğun olarak, Sunni Araplar, Kürtler ve Türkmenler yaşıyor. (Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi) Türkiye burjuva hükümeti ve devleti, tekelci kapitalist bölge gücü rüştünü, Suriye ve Suriye Kürdistan'ı üzerinde savaş, ilhak ve yeni katliamlarla ispatlamaya, Suriye'deki kanı durdurma adı altında tüm bölgeyi kan gölüne çevirmeye, emperyalist kapitalizm ve gerici rejimlerin halklar hapisanesini ortadan kaldırmaya değil daha fazla pekişterecek kanlı bir bölge gardiyanlığı harekatına hazırlanıyor. - Suriye'ye "tampon bölge" adı altında askeri harekat, ilhak ve savaşa hayır! - Kürt halkına karşı şimdi Suriye Kürdistan'ınına da genişletilmek istenen savaş, ilhak ve katliamlara hayır! - Emperyalist ve bölgesel tekelci savaşa, kapitalist sömürüye hayır! - Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği! Kanada'da ünivesite öğrencileri, hükümetin harçlara yaptığı yüzde 75'lik zamlara karşı Quebec bölgesinde eylem yaptı. OTTAWA- Kanada'nın Quebec bölgesinde bir araya gelen binlerce üniversite öğrencisi, harç zamlarına karşı büyük bir eylem gerçekleştirdi. Öğrenciler, hükümet eğer bu zamları durdurmak üzere harekete geçmezse eylemlerinin sertleşerek devam edeceğini söyledi. Eylemlerini sürdüren gençlere polis saldırdı. Saldırıda polisin attığı gaz bombasından dolayı bir çok kişinin yaralandığı belirtildi. Yakın zamanda kararı alınan yıllık 325 dolarlık harç artışlarıyla bu yılın harç miktarı 1625 dolara çıkmış oldu. Öğrencilerin zamların uygulanmaması yönündeki talepleri ise 2 gün önce başbakan tarafından reddedilmişti. Kanadalı öğrencilerin eylemleri bir kaç haftadır devam ediyor.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

http://www.sabah.com.tr/2008/10/09/haber,fdc4a9af14af42d1a4444d12b195b79a.html#fdc4a 9AF14AF42D1A4444D12B195B79A

http://www.sabah.com.tr/2008/10/09/haber,fdc4a9af14af42d1a4444d12b195b79a.html#fdc4a 9AF14AF42D1A4444D12B195B79A Basından... 6 12 Ekim 2008 Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Vatandaşa en iyi hizmet http://yenisafak.com.tr/saglik/?t=12.10.2008&c=9&i=144342 Yeni memur daha çok prim ödeyecek http://www.sabah.com.tr/2008/10/09/haber,fdc4a9af14af42d1a4444d12b195b79a.html#fdc4a

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

10SORUDA AİLE SİGORTASI

10SORUDA AİLE SİGORTASI 10 SORUDA AİLE SİGORTASI T.C. ANAYASASI MADDE 60: Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar. 1. AİLE SİGORTASI Nedir? Aile Sigortası,

Detaylı

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler.

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. İSTANBUL TAYAD lı Aileler Bayram Kahvaltısında Bir Araya Geldiler Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. Kahvaltıdan önce yapılan

Detaylı

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 KAMU İSTİHDAM RAPORU (Aralık, 2015) Ø KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 3,4! GERİLEDİ. KADROLU İŞÇİ SAYISI İSE YÜZDE 4,6 DÜŞTÜ! Ø BELEDİYELERDE KADROLU İŞÇİ SAYISI

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER...

KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER... KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER D SK/GENEL- SEND KASI Emekçi kadınların sorunları gün be gün artmaktadır. Kapitalizmin yoğun saldırıları ve ataerkil sistem, kadın ve erkek arasındaki eşitsizliği derinleştirerek,

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Günlük Haber Bülteni 13.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sabah.com.tr Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Doç. Dr. Ýlker BELEK Akdeniz Üniversitesi Týp Fakültesi Halk Saðlýðý Anabilim Dalý Öðretim Üyesi SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Burjuva Sýnýf Saldýrýsýnýn Tepe Noktasý Yukarýda tanýmlanan saðlýk sistemi yapýsý

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ 162 Şubemiz, Odamızın ana yönetmeliği uyarınca ülke ve toplum çıkarları doğrultusunda, yurdumuzun

Detaylı

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Yeni Seçilen Tarsus CHP İlçe Yönetimini ziyaret ederek

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Türkiye Đşçi Sendikaları Konfederasyonu KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Ankara Amaç Türkiye de kayıt dışı istihdam önemli bir sorun olarak gündemdedir. Ülkede son verilere göre istihdam edilenlerin yüzde

Detaylı

Polis Taksim Meydanı'na girdi

Polis Taksim Meydanı'na girdi On5yirmi5.com Polis Taksim Meydanı'na girdi Gezi Parkı eylemlerinin 15. gününde polis, Taksim Meydanı na girdi. AKM ve Cumhuriyet Anıtı ndaki afişler söküldü, barikatlar da kaldırıldı. Yayın Tarihi : 11

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP, Kendinden Önceki 42 Hükümetin, 56 Yılda Kullandığı Paranın 2 Katından Fazla Parayı 10,5 Yılda Kullandı Türkiye de, çok partili

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :4. Syf Sayfası :4. Syf Sayfası :4. Syf Sayfası :8. Syf Sayfası :10. Syf Sayfası :1-8. Syf Sayfası :4. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Karabağlar Meclisi Sivas şehitlerin unutmadı Karabağlar Belediye

Detaylı

Hürkuş a Türk Savunmayii nin İlkleri

Hürkuş a Türk Savunmayii nin İlkleri Avrupa nın gıpta ettiği Nu. D.38 den TSK nın gururu Hürkuş a Türk Savunmayii nin İlkleri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın Hürkuş'un açılış töreninde Havacılık ve savunma sanayiine isimlerini silinmeyecek

Detaylı

81 İl Müdürü Ankara da (1)

81 İl Müdürü Ankara da (1) 81 İl Müdürü Ankara da (1) SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI YADİGAR GÖKALP İLHAN: -PERSONELİMİZ OLMADAN BİZİM GERÇEK BİR BAŞARIYA ULAŞMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL. PERSONELİMİZE DEĞER VERMEMİZ GEREKİYOR -CEZALANDIRMA,

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi başlatılan Dost Eller Mutfak yemek dağıtım hizmetinin

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi başlatılan Dost Eller Mutfak yemek dağıtım hizmetinin 2 NİSAN 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Dost eller 'mutfakta' KENDİ öz bakım ve günlük gereksinimlerini tam olarak yerine getiremeyen, dengeli ve düzenli beslenemeyen kentlilerin

Detaylı

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 1 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi Kamuoyuna Galatasaray'la yaptığı ortaklıkla gelen American Finans kuruluşu AIG'nin Türkiye Genel Müdürü Paolo Zapparoli,

Detaylı

Destek Personeli Eğitimleri

Destek Personeli Eğitimleri 2.Dönem eczane çalışanlarının Destek Personeli Eğitimleri 28 Aralık 2009 tarihinde başladı 9 Valimiz Sayın Zübeyir KEMELEK 15 Aralık 2009 tarihinde Yönetim Kurulumuzu ziyaret etti.. İstanbul Ecza Koop'la

Detaylı

DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12.

DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12. DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12.2014 Dişhekimleri, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'ndan randevu bekliyor

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002.

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI NIN GELİR DAĞILIMINDA ADALETSİZLİK VE YOKSULLUK SORUNUNA YAKLAŞIMI (SEKİZİNCİ

Detaylı

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI VE AİLE HEKİMLİĞİ

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI VE AİLE HEKİMLİĞİ SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI VE AİLE HEKİMLİĞİ 1 2 DÜNYA BANKASI 2004 TÜRKİYE SAĞLIK RAPORU Aile Hekimliği Türkiye de birinci basamak sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesinin en önemli adımıdır. Bu nedenle

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM VE SU Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM Prof.Dr.Fuat KEYMAN a göre 21.yüzyıla damgasını vuracak en önemli kavramlardan biri "Dostluk, arkadaşlık

Detaylı

- SOSYAL GÜVENLİK KURUMU NUN SAĞLIK ALANINDA ÜSTLENDİĞİ ÇOK ÖNEMLİ GÖREVLER BULUNMAKTADIR

- SOSYAL GÜVENLİK KURUMU NUN SAĞLIK ALANINDA ÜSTLENDİĞİ ÇOK ÖNEMLİ GÖREVLER BULUNMAKTADIR SGK Başkanı Yadigar Gökalp İlhan 3. Yaş Baharı Kongresine Katıldı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI YADİGAR GÖKALP İLHAN: - SOSYAL GÜVENLİK KURUMU NUN SAĞLIK ALANINDA ÜSTLENDİĞİ ÇOK ÖNEMLİ GÖREVLER BULUNMAKTADIR

Detaylı

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Isparta Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce düzenlenen Sosyal Güvenlik Reformunun

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Halil Kurt'tan Esnafı Sevindirecek Talep

Halil Kurt'tan Esnafı Sevindirecek Talep Halil Kurt'tan Esnafı Sevindirecek Talep 09 Kasım 2015 Haber Linki: http://www.egehabergazetesi.com/halil-kurttan-esnafi-sevindirecek-talep/1651/ Ekonomi nin candamarını oluşturan Esnaf ve Kobi ler Karabağlar

Detaylı

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Orta Doğu gezisinin son durağı Suudi Arabistan'da bulunan ABD Başkanı George W. Bush, Suudi Kralı Abdullah'la, yüksek petrol fiyatlarının ABD'yi nasıl etkilediği

Detaylı

Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı

Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı Sosyal Güvenlik Haftası 11-15 Mayıs tarihleri arasında çeşitli etkinlik ve ziyaretlerle kutlandı. Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) Başkanı Yadigar

Detaylı

Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları. Bilgilendirme Toplantıları

Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları. Bilgilendirme Toplantıları Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Bilgilendirme Toplantıları Ulusal Ajans olarak da bilinen AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı, Avrupa Komisyonu tarafından yürütülen Eğitim

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

BAKA BULUŞMALARI -I-

BAKA BULUŞMALARI -I- BAKA BULUŞMALARI -I- Onur Konuğu Isparta Belediye Başkanı Y. Mimar Yusuf Ziya GÜNAYDIN Tarih 01 Ekim 2010 Cuma Saat 10:00 Katılımcılar Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri ve Uzmanları Batı Akdeniz

Detaylı

İş Yerinde Ruh Sağlığı

İş Yerinde Ruh Sağlığı İş Yerinde Ruh Sağlığı Yeni bir Yaklaşım Freud a göre, bir insan sevebiliyor ve çalışabiliyorsa ruh sağlığı yerindedir. Dünya Sağlık Örgütü nün tanımına göre de ruh sağlığı, yalnızca ruhsal bir rahatsızlık

Detaylı

23.03.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

23.03.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 23.03.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Dünyada En Hızlı Yaşlanan İkinci Ülke: Türkiye 18-24 Mart Yaşlılara Saygı Haftası kapsamında,izmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

ECZANELER DURUM ANKETİ

ECZANELER DURUM ANKETİ ECZANELER DURUM ANKETİ Anketin yapıldığı il veya ilçe: Eczacının cinsiyeti: Eczacının kaç yıldır serbest eczacılık yapmakta olduğu: Varsa eczacının eczacılık eğitimi dışında aldığı eğitimler: 1- Yıllık

Detaylı

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi Ertuğrul Bilir Makina Mühendisi İş Güvenliği Uzmanı (C) İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği - Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi ÖDENEN BEDELLER İş kazası

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

Başbakan Yıldırım Kütahya Tavşanlı da halka hitap etti

Başbakan Yıldırım Kütahya Tavşanlı da halka hitap etti Başbakan Yıldırım Kütahya Tavşanlı da halka hitap etti Haziran 15, 2016-1:10:00 Başbakan Binali Yıldırım, "14 yılı beraber geçirdik ama bu 14 yılı boşuna geçirmedik. 14 yıl boyunca birçok sorunun üstesinden

Detaylı

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu SUNUŞ İşyeri sendika temsilcileri, işyerinde çalışan işçilerin mevzuattan, toplu iş sözleşmelerinden doğan her türlü hak ve çıkarlarını korumakla görevli olan, sendikasının örgütlenmesi ve güçlenmesi için

Detaylı

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR BALIKESİR - 30.09.2014 HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR Balıkesir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Gündoğdu, Ankara ve Hatay Tabip odaları üyelerinin Gezi Parkı olayları sürecinde hukuka aykırı

Detaylı

TORBALI TİCARET ODASI MOBİLYA SEKTÖR ANALİZİ

TORBALI TİCARET ODASI MOBİLYA SEKTÖR ANALİZİ TORBALI TİCARET ODASI MOBİLYA SEKTÖR ANALİZİ a. Sektörün Dünya Ekonomisi ve AB Ülkelerindeki Durumu Dünya mobilya üretimi 2010 yılında yaklaşık 376 milyar dolar olurken, 200 milyar dolar olan bölümü üretim

Detaylı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI KEMAL KILIÇDAROĞLU NUN KONUK KONUŞMACI OLDUĞU TOPLANTI YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI 1 ARALIK 2014 İZMİR Cumhuriyet Halk Partisi nin çok değerli Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları,

Detaylı

AKTİF EĞİTİMCİLER SENDİKASI EKONOMİ SERVİSİ YÜKSEK ENFLASYON / KAMU ÇALIŞANLARI KAYIP RAPORU

AKTİF EĞİTİMCİLER SENDİKASI EKONOMİ SERVİSİ YÜKSEK ENFLASYON / KAMU ÇALIŞANLARI KAYIP RAPORU Tarih: 14.06.2015 Sayı: 2015 / 2 AKTİF EĞİTİMCİLER SENDİKASI EKONOMİ SERVİSİ YÜKSEK ENFLASYON / KAMU ÇALIŞANLARI KAYIP RAPORU Aktif Eğitimciler Sendikası (AKTİF EĞİTİM SEN) Ekonomi Servisi tarafından hazırlanan

Detaylı

Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında

Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Yayın Organı Mart 2014 Yıl: 1 Sayı: 10 Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Çocuk Hizmetleri

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

EVDE BAKIM HİZMETLERİ. Ayşe Güler Aralık 2004

EVDE BAKIM HİZMETLERİ. Ayşe Güler Aralık 2004 EVDE BAKIM HİZMETLERİ Ayşe Güler Aralık 2004 Tanım Bireylere yaşam siklusu içinde, kendi yerleşim alanlarında sağlık hizmeti sağlayan, sağlık bakım sunum sisteminin geniş ve bütüncül bir parçasıdır. Diyabet

Detaylı

TÜRKİYE DE BİRİNCİ BASAMAK SAĞLıK HİZMETLERİNDE NELER OLUYOR? SORUSUNU YANıTLAYABİLMEK İÇİN

TÜRKİYE DE BİRİNCİ BASAMAK SAĞLıK HİZMETLERİNDE NELER OLUYOR? SORUSUNU YANıTLAYABİLMEK İÇİN TÜRKİYE DE BİRİNCİ BASAMAK SAĞLıK HİZMETLERİNDE NELER OLUYOR? SORUSUNU YANıTLAYABİLMEK İÇİN 19. Pratisyen Hekimlik Kongresi 17 Mayıs 2015 - İSTANBUL Dr. Onur HAMZAOĞLU Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi

Detaylı

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER DUNYA GIDA GUNU ACLIGA KARSI BIRLESELIM Dr Aysegul AKIN FAO Turkiye Temsilci Yardimcisi 15 Ekim 2010 Istanbul Bu yılki kutlamanın teması, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde dünyadaki açlıkla mücadele

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01. Günlük Haber Bülteni 01.02.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih:

Detaylı

5. KARİYER GÜNLERİ GERÇEKLEŞTİ

5. KARİYER GÜNLERİ GERÇEKLEŞTİ 5. KARİYER GÜNLERİ GERÇEKLEŞTİ 14.05.2014 Ordu Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ile Çalışma ve İş Kurumu Ordu İl Müdürlüğü işbirliğinde alternatif iş fırsatları yaratmak, öğrenciler ile

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin/Mezitli Gençlik Kolları ile TBMM de bir

Detaylı

Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı

Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı Misyon: Evrensel Etik İlkelerin Türkiye de toplumun her kesiminde benimsenmesi ve uygulanmasına önderlik etmek

Detaylı

İşyeri Temsilcileri Rehberi

İşyeri Temsilcileri Rehberi İşyeri Temsilcileri Rehberi Bir sendika için en önemli kadrolardan birisi işyeri temsilcisidir. İşyeri düzeyinde ise işyeri temsilcisi sendika örgütlenmenin olmazsa olmazıdır. Bir işyerinde işyeri temsilcisinin

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :1-16. Syf Yayın Tarihi :06.12.2013 Sayfası :10.Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :7. Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :1-11. Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası

Detaylı

SGK 4. Olağan Genel Kurulu ÇSG Bakanı Süleyman Soylu nun Başkanlığında Gerçekleştirildi

SGK 4. Olağan Genel Kurulu ÇSG Bakanı Süleyman Soylu nun Başkanlığında Gerçekleştirildi SGK 4. Olağan Genel Kurulu ÇSG Bakanı Süleyman Soylu nun Başkanlığında Gerçekleştirildi Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) 4. Olağan Genel Kurulu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı(ÇSGB) Süleyman Soylu nun ev

Detaylı

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 - CENTER FOR MIDDLE EASTERN STRATEGIC STUDIES KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI 16 ŞUBAT 2011 CVK OTEL- İSTANBUL Tarihi günler yaşıyoruz. 10 Şubat-15 Şubat tarihleri arasında

Detaylı

GÖLCÜK MESLEK YÜKSEK OKULU 7. DÖNEM ÖĞRENCİLERİ KOCAELİ FABRİKAMIZDA BECERİ EĞİTİMİNE BAŞLADI Sabahattin Gücin Eğitim Uzmanı İnsan Kaynakları Direktörlüğü 2001 yılında Ford Otomotiv Sanayi A.Ş. ile Kocaeli

Detaylı

-1- Adres: A Blok AZ. Kat 1 Nolu Banko Oda: 12, TBMM, ANKARA Tel: +90 (312) 420 61 88 +90 (312) 420 61 89 Faks: +90 (312) 420 69 45 E-Posta:

-1- Adres: A Blok AZ. Kat 1 Nolu Banko Oda: 12, TBMM, ANKARA Tel: +90 (312) 420 61 88 +90 (312) 420 61 89 Faks: +90 (312) 420 69 45 E-Posta: -1- Ülkemizin sosyo ekonomik açıdan en geri kalmış bölgesi olan Güneydoğu Anadolu da halkın gelir düzeyi ve hayat standardını yükseltmek amacıyla uygulamaya konulan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), Türkiye

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar:

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar: Kadın Dostu Kentler Projesi İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün ulusal ortağı ve temel paydaşı olduğu Kadın Dostu Kentler Projesi, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA ve Birleşmiş Milletler

Detaylı

2012 İŞ YERİNDE KADIN ARAŞTIRMASI RAPORU. Mart, 2012

2012 İŞ YERİNDE KADIN ARAŞTIRMASI RAPORU. Mart, 2012 2012 İŞ YERİNDE KADIN ARAŞTIRMASI RAPORU Mart, 2012 ARAŞTIRMA HAKKINDA 2012 Şubat ayında PERYÖN web sayfasında yer alan İş Yerinde Kadın Araştırması, Dernek üyeleri ve iletişim veri tabanında bulunan yaklaşık

Detaylı

SAĞLIKTA DÖNÜġÜMÜN TIP EĞĠTĠMĠNE ETKĠSĠ

SAĞLIKTA DÖNÜġÜMÜN TIP EĞĠTĠMĠNE ETKĠSĠ SAĞLIKTA DÖNÜġÜMÜN TIP EĞĠTĠMĠNE ETKĠSĠ Sağlıkta yapılan dönüģümü değerlendirirken sadece sağlık alanının kendi dinamikleriyle değil aynı zamanda toplumsal süreçler, ideolojik konumlandırılmalar, sınıflararası

Detaylı

AHZIRLAYANLAR. 2009463008 Cemre Benan Arslan 2008463095 Burcu Şahin 2005463066 A. Eren Öztürk

AHZIRLAYANLAR. 2009463008 Cemre Benan Arslan 2008463095 Burcu Şahin 2005463066 A. Eren Öztürk AHZIRLAYANLAR 2009463008 Cemre Benan Arslan 2008463095 Burcu Şahin 2005463066 A. Eren Öztürk Bu araştırmamızda size kurumsal ve geleneksel olarak yönetilen iki firmanın ücret, ücret belirleme ve ücretin

Detaylı

Anket formu. 2. Bilgilerini girmek üzere olduğunuz kurum aşağıdaki hangisidir?

Anket formu. 2. Bilgilerini girmek üzere olduğunuz kurum aşağıdaki hangisidir? Anket formu Bu anket formu www.monitor.coop adresinde de doldurulabilir. Eğer anket formunu kağıt üzerinde doldurmayı tercih ederseniz, lütfen doldurulmuş formu şu adrese gönderiniz: Alex Rigotti (Eposta:

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Örselenebilir Gruplar Hekim Tutumu. Doç.Dr. Aysun Balseven Odabaşı Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp AD

Örselenebilir Gruplar Hekim Tutumu. Doç.Dr. Aysun Balseven Odabaşı Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp AD Örselenebilir Gruplar Hekim Tutumu Doç.Dr. Aysun Balseven Odabaşı Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp AD Sunum Planı Olgu örnekleri Örselenebilirlik, incinebilirlik, savunmasızlık Tartışma Öneriler

Detaylı

Araştırma Notu 15/180

Araştırma Notu 15/180 Araştırma Notu 15/180 22 Nisan 2015 ÇOCUKLARIN YARISI MADDİ YOKSUNLUK İÇİNDE Seyfettin Gürsel *, Gökçe Uysal ve Mine Durmaz Yönetici Özeti Avrupa Birliği standartlarına göre 2013 yılında Türkiye de 0-15

Detaylı

İş Yerinde Psikolojik Tacizle Mücadele Paneli. (Mobbing)

İş Yerinde Psikolojik Tacizle Mücadele Paneli. (Mobbing) İş Yerinde Psikolojik Tacizle Mücadele Paneli (Mobbing) SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI YADİGAR GÖKALP İLHAN: -BUGÜNE KADAR 103 PERSONELİMİZ TARAFINDAN KOMİSYONUNA BAŞVURUDA BULUNULMUŞTUR MOBBİNG İLE MÜCADELE

Detaylı

İSTANBUL UN DÜNYA YA AÇILAN KAPISI BAYRAMPAŞA da yaşamak bir ayrıcalıktır.

İSTANBUL UN DÜNYA YA AÇILAN KAPISI BAYRAMPAŞA da yaşamak bir ayrıcalıktır. İSTANBUL UN DÜNYA YA AÇILAN KAPISI BAYRAMPAŞA da yaşamak bir ayrıcalıktır. Bayrampaşa da yaşamak neden ayrıcalıktır? Konum olarak İstanbul un en merkezi ilçelerinden biri. Avrupa nın en büyük 2.Otogarı

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ

AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ Demokrasi Endeksi: 2014 yılı i bariyle 167 ülke arasında Türkiye 89 (Yalnızca ilk 26 ülke tam demokrasi sayılıyor. Türkiye bu ülkelerin çok gerisinde. Sivil Özgürlükler:

Detaylı