Aylık İlim-Kültür Dergisi Temmuz 2015

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Aylık İlim-Kültür Dergisi Temmuz 2015"

Transkript

1 YIL 37 SAYI ISSN Aylık İlim-Kültür Dergisi Temmuz 2015 Yeni bir cenin belirdi dünyanın bağrında, Kıvranırken insanlık şeytanî ruh ağında; Diriliş hüzmeleriyle solunda sağında, Ve de emsâlinin va diyle döl yatağında.

2 HUSUSÎ BIR AÇIDAN IMAN

3 Tarifler çerçevesinde veya bilim ve mârifet nazariyesi açısından iman; emn ü eman kökünden türetilmiş, inanmak, güven vaad etmek, başkalarının emniyetini temin etmek.. ya da emin, güvenilir ve sağlam olmak mânâlarına gelen bir kelime. Allah a inanmak, O nu tasdik etmek ve doğrulamak, vicdanî itiraf ve kalbî iz anda bulunmak da, dil geleneği açısından bu mübarek kelimeye yüklenen mânâlardan sadece birkaçı. İman edene mü min denir. Mü min; tarifler çerçevesinde yukarıda gördüğümüz hususların tam bir tasdikçisi ve temsilcisidir. Burada amel-iman münasebeti, amelin imanın tarifine girip girmemesi konuları üzerinde de durulabilir ama, biz şimdilik onları geçiyoruz Evet mü min; sağduyusu, basiret ve firaseti, vahiy ile aydınlanmış dupduru ve tertemiz aklı, engin ve objektif anlayışı, sağlam ve kuşatıcı görüşü, sorumlulukları adına titizlik ve duyarlılığı, kötülüklere karşı azim ve kararlılığı, bütün bir ömür boyu yücelikler peşinde olması ve yüksekleri kollaması, her zaman dipdiri tutabildiği hissi, şuuru ve iradesi, her şeyin özüne nüfuz edebilme hususundaki tecessüsü ve hâdiseleri yorumlamadaki derin idraki, Allah a itimat edip güvenmesi ve insanlar arasında bir güven insanı olarak tanınıp bilinmesi, Hakk ı gönülden tasdik edip her zaman O na karşı vefalı kalabilmesi, emanette emin olarak tanınması ve herkesin her zaman başvuracağı bir emniyet insanı şeklinde hatırlanması, hatırlanıp mâşerî vicdanca kabul görmesi, duyulup görüldüğü her yerde Hakk ın yâd edilmesine vesile olması ve semtine uğrayanları hâliyle, diliyle O na yönlendirmesi açısından Mutlak zikir kemâline masruftur. esasına binaen tam bir tasdik, iz an ve temsil kahramanıdır. Her inanan insan, aynı seviyede bir iman ve İslâm kahramanı olmasa da, her fert için inanma hissinin ne kadar önemli olduğu açıktır. Bir kere bu his, yaratılışı itibarıyla insanın tabiatında var olan en yüksek değerdir. İnanmayanlar, cismanî ve bedenî zevk u safayla doymaya, tatmin olmaya, daha doğrusu avunmaya çalışsalar da, kendilerini sürekli bir boşlukta hissederler. Boştur onların nazarında bütün zamanlar ve mekânlar, bugünler ve yarınlar.. ruhunda derinden derine böyle bir boşluğu hisseden biri, hezeyana dönüşen hafakanlarını; Bütün boşluk; zemin boş, âsuman boş, kalb ve vicdan boş; Tutunmak isterim, bir nokta yok pîş-i nigâhımda. (Tevfik Fikret) şeklinde dile getirir. Küfrün ürperticiliğini ve imanın vaad ettiği huzuru, itmi nanı haykıran bir mü mine gelince: İmansız 263

4 olan paslı yürek sinede yüktür. (M. Âkif) der ve kestirir atar. Bu paslı yüreklerin pasını çözmeye karar vermiş bir gönül eri ise: Hakikî zevk, elemsiz lezzet, kedersiz sevinç yalnız imanda ve iman hakikatleri dairesindedir; öyle ise, Hayatın zevk ve lezzetini isteyenler, onu imanla hayatlandırmalı, Gönlünü ve duygularını imanla, mârifetle onarıp ihya eden bir iman kahramanı, düşünce dünyasını Cennetlere çevirmenin sırrını keşfetmiş, ebedî mutluluk yoluna girmiş ve başka arayışlardan da kurtulmuş demektir. farzları yerine getirmekle bezemeli ve günahlardan uzak durmakla korumalıdırlar; zîrâ, Bir kimse bâkî hayata tam yönelebildiği takdirde, dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı da olsa; o, bu dünyayı Cennet in bir bekleme salonu mahiyetinde gördüğünden her şeyi hoş karşılar, her şeye katlanır ve şükreder. (Az bir tasarrufla Bediüzzaman dan 1 ) der; reçete mahiyetindeki sözleriyle ufkumuzu aydınlatır ve imanın büyüsünü gönüllerimize duyurur. Muhteva ve özü itibarıyla iman; can âleminden koparılıp ruhlarımıza sunulmuş bir yemiş, duygularımıza içirilmiş bir kevser, gönül dudaklarımızla emilen bir mânâ, his, şuur, idrak pergeli ve cetveliyle sinelerimizde şekillendirilmiş nurdan bir âbidedir. Gönlünü ve duygularını imanla, mârifetle onarıp ihya eden bir iman kahramanı, düşünce dünyasını Cennetlere çevirmenin sırrını keşfetmiş, ebedî mutluluk yoluna girmiş ve başka arayışlardan da kurtulmuş demektir. Zîrâ, Her zaman imanda mânevî bir Cennetin, küfür ve dalâlette de mânevî bir Cehennemin mevcudiyeti söz konusudur.. evet, iman mânevî bir Tûbâ-i Cennet çekirdeğini taşıdığı gibi, küfür de içinde mânevî bir Cehennem tohumu saklamaktadır. (Siyakın üslûba tesiri çerçevesinde küçük bir değişiklikle Bediüzzaman dan 2 ). Aslında bir ruh imanla kanatlanmışsa, artık o ne başka eşiğe baş koyar, ne de başkalarına dilencilik yapma zilletine düşer.. kimseden korkmaz, kimseye baş eğmez ve imanın gücü ölçüsünde her şeye karşı yiğitçe davranır. Evet, İman hem nurdur, hem kuvvettir; hakikî imanı elde eden adam kâinata meydan okuyabilir ve hâdiselerin tazyikatından kurtularak her zaman mutlu olabilir. Çünkü, İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül de saadet-i dâreyni (dünya-ahiret mutluluğu) netice verir. (Bir-iki kelime değişikliğiyle Üstad Bediüzzaman dan 3 ). Böyle bir iman âbidesi, her zaman gönlünü, gökler ötesi âlemlere ulaşmak için bir helezon gibi kullanır ve onunla meleklerin, ruhanîlerin iç içe bulunduğu melekûtî derinliklerde kanat çırpar durur. Zaman olur, melekler ve ruhanîler onun kulaklarına bir şeyler fısıldar ve zaman gelir o, ruhanîlerin boyunlarına mârifet gerdanlıkları takar ve bulunduğu âlemin müşârun bil-benânı (parmakla gösterilen) olur. Hele bir de o, imanını irfanla derinleştirip irfanını da ruhanî zevklerle bezeyebilmişse.. evet işte o zaman, melekleri bile imrendiren ufuklarda pervaz etmeye başlar.. hep Hakk ın hoşnut olacağı zirveleri kollar.. sürekli Cennetliklerle oturur kalkar ve a lâ-yı illiyyîn rüyaları görür. Nûr-u iman ile a lâ-yı illiyyîne yükselip, Cennet e lâyık bir kıymet almak hakikî mü minin kaderi; küfrün zifirî dünyasında aşağıların aşağısına (esfel-i sâfilîn) düşüp Cehennem e ehil hâle gelmek de kâfirin mâkus tâli idir. (İkinci şık başlı başına bir konu ama, zannediyorum tahliline bu sahifeler yetmez ) Hakikî mü mini kendi derinlikleriyle görebilenler, onda Hakk ı hatırlar.. onun nefeslerini duyan, İsa Mesih e uğramış gibi canlanır ve onun gönlünden yükselen sesleri dinleyenler, Beyan Sultanı nın meclisine ermiş gibi söz şarabıyla mest ü mahmur hâle gelir. Evet, iman ve imanın vaad ettikleriyle donanımını tamamlamış bir ruhun, artık başka herhangi bir şeye ihtiyacı kalmamıştır. Allah a intisabı sayesinde o, aczi içinde Hakk ın kudretiyle güçlü, fakirliğiyle beraber O nun servetiyle zengin ve küçüklüğüne rağmen de ululardan bir uludur. Çünkü o, ihtiyar ve iradesinin yetersiz kaldığı noktada, Efendisinin sonsuz iradesine dayanır. Üstesinden gelemeyeceği konularda O nun kudretine itimat eder.. dünyevî hayatı itibarıyla sarsıldı- 264

5 ğında, ebedî hayatının bağ ve bahçelerine sığınır.. ufkunu ölüm endişeleri sardığında, kendini ebedî hayatın ferah-feza iklimlerine atar.. akıl ve idrakiyle çözemediği problemler karşısında da, Kur ân ın hall ü fasl eden aydınlık iklimine müracaat eder.. ve hiçbir zaman yeis yaşamaz, boşluk hissetmez; karanlığın mütemadî olanıyla karşılaşmaz; hayatını bir zevk zemzemesi şeklinde duyar, yaşar ve ömrünü Yaradan a şükürlerle yedi-yetmiş-yedi yüz veren başaklara çevirir. Mükemmel bir mü min, sadece kendi donanım ve şahsî kıvamına da bağlı kalmaz; o, peygamberâne bir azimle herkese açılır, herkesi kucaklar ve kendini ihmal edecek ölçüde hayatını başkalarının dünyevî-uhrevî mutluluğuna bağlar ve hep bir sahabî gibi yaşar; yaşar da, tıpkı mumlar gibi özündeki aydınlatma usâresiyle sürekli çevresini nura gark eder ve kendine rağmen bir yol izler.. evet o hep, gece gibi karanlık iklimleri kollar.. zulmetlerle yaka paça olur.. her zaman par par yanar.. yandıkça içi cız eder boynu bükülür ama, ne sürekli yanması, ne de yanıp tükenmesi, onu başkalarını aydınlatmadan alıkoyamaz. İman yolunun başına sancağını sağlamca saplayabilmiş iman eri, bir hamlede arzı aşar.. gider semalara ulaşır.. yıldızlarla hasbihâl eder.. güneşle münasebete geçer.. ayla arkadaşlık kurar.. ve yürür fezanın derinliklerinde Refîk-i A lâ ya doğru. Yürürken de, her zaman tevazu içinde yüzü yerde ve mahviyet soluklamaktadır.. evet o, gönlüne meleklerin kanadından tüyler takmış gibi, her zaman akıl almaz irtifalarda kanat çırpar durur; kanat çırpar durur ama, ne irtifaların baş döndürücülüğü, ne de ruhanîlerle at başı hâle gelme, onun o durulardan duru düşüncelerini bulandıramaz. Başı her zaman bir Âdem Nebi duygusuyla sinesi üzerinde buruk, dudaklarında hiç dinmeyen bir efgan ve ümitleriyle de kıpkırmızı güller gibidir. Güneşe bakar gibi Hakk a yönelince renklerle köpürür; O nun mehabetini duyunca da, Sûr sesi almışçasına sabahın şebnemli yaprakları gibi terler. Onu temâşâ edenler, onun her hâlinden Hakk ı müşâhedeye menfezler bulur, sonsuza yönelir ve dünyalarını bir sevda yuvasına çevirirler. O, ışığa hasret en karanlık gecelerde ve hazanla sarsılmış bağlarda-bahçelerde çeşit çeşit ışık oyunları gösterir ve çevresine gönlünün mânâlarından demet demet güller, çiçekler sunar. Bazen duygularını heybet ve mehafetle yoğurur, kavrulmuş sinesini gözyaşlarıyla serinletir; bazen de ümit ve beklentilerinin yollarına su serpiyor gibi yaş döker, hülyalarının çarçabuk gerçekleşeceği tefe ülü ile sevinç murakabesi yaşar. Ne var ki, imanının enginliği ölçüsünde, her zaman ötelere açık bulunur. Kalbinin ritmine ayak uydurur, mantığını kalbinin kanatlarından tüylerle kanatlandırır; düz akıl ve dünyevî idrakin takılıp yolda kaldığı aşılmaz gibi görülen engebeleri bir hamlede aşar ve mânâ dünyasının şâhikalarına ulaşır. İman erleri gam ve keder sâikleriyle kuşatıldıkları zamanlarda bile hep huzur içindedirler. Onlar, ne devamlı gam çeker ne de kederin süreklisini bilirler. Allah a intisap ve O na dostlukları sayesinde, rahatlıkla gamın boynunu kırar; kederi, kendi küdûreti içinde boğar; varsa tasalarını hüzn-ü mukaddes renkleriyle bezer ve sıkıntıların arka yüzündeki uhrevî güzelliklerin tül pembe renklerini temâşâ ile, elemleri lezzetlere, ızdırapları da doğum sancılarının vaad ettiği inşirahlara bağlayarak, dudaklarından dökülen of ları ânında oh lara çevirir ve en muzdarip hâllerinde bile çevrelerine kalblerinin diliyle sevinç neşideleri dinletirler. Bir kere de bu çizgiyi yakalayıp ilk nefeslerini böyle uhrevîleştirince, ikinci kez soluklanmada, kalblerini dimağlarına bağlar, akıllarını gönül diliyle konuşturur ve seslerini tâ yıldızlar ve yıldızlar ötesi âlemlere duyurarak, vicdanlarının zirvelerinden bütün ruhanîlere, bugüne kadar duymadıkları ne ezanlar ne ezanlar dinletirler. Bu ezanları mü minin kendisi de duyup zevk edebilir; elverir ki, ufkunu dalâlet kirlerinden temiz tutabilsin... Dipnotlar 1. Bkz. Bediüzzaman, Sözler s.155, 159 (On Üçüncü Söz, İkinci Makam); Şualar s.470 (On Dördüncü Şua); Mesnevi-i Nuriye s.38 (Lâsiyyemalar). 2. Bkz. Bediüzzaman, Şuâlar s.658 (On Beşinci Şuâ, İkinci Makam); Sözler s.16 (İkinci Söz). 3. Bkz. Bediüzzaman, Sözler s (Yirmi Üçüncü Söz, Birinci Mebhas). 265

6 { { Akıl, f ikir, dimağın en son kavrama seviyesi; basiret ise, ruhun ilk idrak mertebesidir. Basiretin zirvesi ise hikmettir ki, Kur ân, Kime hikmet verilmişse, şüphesiz o, birçok hayra erdirilmiş sayılır. diyerek, bu hakikati nazara vermektedir. SENTETIK İLÂÇLARIN YAN TESIRININ KAYNAĞI YAŞAR SAĞLAM Ölçülebilir ve gözlenebilir ölçeklerdeki bütün varlıkların temel yapıtaşlarını atomlar ve bunlardan yaratılan moleküller oluşturur. Farklı atom veya moleküllerin farklı şekillerde bir araya getirilmesiyle çok farklı hususiyetlere sahip yeni bileşikler elde edilir. Tabiatta bulunan elementler sahip oldukları elektron sayılarına göre birbirleriyle etkileşerek bağ yapar. Bu bağların sayısı molekülün elektron hususiyetine göre değişir. Meselâ, sodyum atomlarından meydana gelen sodyum metali, su ile temas ettiğinde şiddetli bir patlamaya sebep olurken, klor atomuyla bir araya gelince sofra tuzuna (sodyum klorür) dönüşür. Tek başına yanıcı bir atom olan hidrojen, oksijen ile temasında çok küçük bir enerji (kıvılcım) ile patlamaya sebep olur. Hâlbuki bu iki atomun uygun şartlarda birleştirilmesiyle su molekülü yaratılır. MOLEKÜLLERİN AYNA GÖRÜNTÜSÜ Atomların uzayda belli bir düzen ve miktara göre yerleştirilmesiyle farklı hususiyetler kazanmasına bir başka örnek, moleküllerin ayna görüntülerindeki farklılıklardır. 17. yüzyılda Hollandalı uzay bilimci ve matematikçi Christian Huygens in düzlem polarize ışığını, akabinde Fransız fizikçi, kimyacı ve mikrobiyolojinin öncüsü Louis Pasteur ün ( ) mikroskop altında tartarik asidin kristallerinin farklı olduğunu, bir Fransız kimyacı Joseph Achille Le Bel ( ) ve Nobel Mükâfatlı Hollandalı kimyacı Jacobus Henricus van t Hoff ( ) ikilisinin karbon atomunun düzgün dört yüzlü bir yapıda olduğunu keşfetmeleri neticesinde, stereo-kimya (izomer) bilimi gelişmeye başlamıştır. Atom sayısı ve kimyevî bağ yapıları aynı, ancak atomların üç boyutlu dizilişleri farklı olan moleküllere stereo-izomerler adı verilir. Stereo-kimya, bir moleküldeki atomların birbirlerine bağlanış şekillerini ve atomların 266

7 a) Kiral molekül yapısı Şekil 1. Moleküllerin kiral ve akiral ayna görüntüleri Ayna Kiral moleküllerin ayna görüntüleri üst üste geldiğinde örtüşmezler. Sol el b) Akiral molekül yapısı Ayna Sağ el Akiral moleküller, ayna görüntüsü ile üst üste çakışan molekül olarak tanımlanmaktadır. Tabiatta her molekülün bir ayna görüntüsü bulunmaktadır. Bu sebeple, bütün moleküller kiral ve akiral molekül olmak üzere iki gruba ayrılabilir. üç boyutlu diziliş desenlerini araştıran bilim dalıdır. Karbon atomuna dört farklı atom veya molekül bağlanmış ise, bu karbon atomu asimetrik karbon atomu, molekül de kiral molekül olarak adlandırılır. Bunun yanı sıra karbon atomuna bağlı 4 atomdan veya molekülden en az 2 si aynı ise, bu karbon atomuna simetrik karbon atomu ve bu moleküle de akiral molekül denir. Tabiatta her molekülün bir ayna görüntüsü bulunmaktadır. Bu sebeple, bütün moleküller kiral ve akiral molekül olmak üzere iki gruba ayrılabilir. Kiral moleküllerin ayna görüntüsü kimyevî olarak aynı olsa da, birbiri ile üst üste getirildiğinde örtüşmezler. Aynen sağ elin aynadaki görüntüsünün sol el olması gibi. Sağ ve sol el şeklen aynı olsa da üst üste gelince örtüşmezler. Üstteki şekilde görülen cam şişe misâlinde olduğu gibi akiral moleküller ise, ayna görüntüsü ile üst üste çakışan molekül olarak tanımlanmaktadır (Şekil 1). Herhangi bir karbon atomuna eğer dört farklı atom veya molekül bağlı ise, bu molekülün üç boyutlu iki farklı dizilişi var demektir. Bu iki molekül sağ ve sol el misâlinde olduğu gibi aslında birbirinden farklı moleküllerdir (Bunlara birbirinin enantiyomeri denilir). Bu iki molekülün birbirinin ayna görüntüsü olması, aynı zamanda dizilişlerinin de zıt yapıda olduğunu göstermektedir. Bu zıt yapıdaki moleküller, R ve S harfleriyle adlandırılır. Burada R, Latince rectus (sağ) sözcüğünün, S ise Latince sinister (sol) sözcüğünün baş harfidir. Dolayısıyla, ayna görüntüsüyle üst üste çakışmayan bir karbon atomu R ve S dizilişine sahiptir. Bu moleküllerin eşit nispetteki (% 50 R, % 50 S) karışımına rasemik karışım denir ve (RS) şeklinde belirtilir. Eğer karışımda molekülün sadece R veya sadece S dizilişi mevcutsa bu maddeye enantiyo saf madde adı verilmektedir. AYNA GÖRÜNTÜLERİ ÜST ÜSTE ÇAKIŞMAYAN Kİ- RAL MOLEKÜLLERİN TAT VE KOKULARI FARKLIDIR Tat ve koku algısı, dil ve burundaki alıcılar (reseptörler) ile aroma maddeleri arasındaki özel etkileşimler neticesinde ortaya çıkan kimyevî bir hâdisedir. Meselâ, limon ve portakalın kokularının kaynağı limonen molekülüdür. Ayna görüntüsüyle üst üste çakışmama hususiyetinde yaratılan limonen molekülünün uzaydaki R-Limonen dizilişi, portakal kokusunu, S-Limonen dizilişi ise limon kokusunu verir (Şekil 2). Limonen molekülündeki bu hususiyetler, serbest sinir uçları veya sinirlerin bağlı olduğu dil ve burundaki reseptörler tarafından algılanır. Algılanmasına 267

8 (R)-Limonen (Portakal kokusu) (S)-Limonen (Limon kokusu) Ayna görüntüsü farklı moleküllerin üç boyutlu dizilişindeki farklar, kokularda çeşitlenmeye yol açar Şekil 2. Limonen molekülünün R ve S dizilişleri algılanır ama eğer dil ve burunda limonen molekülünün R ve S dizilişleri için bir reseptör yoksa bu koku algılanamaz. Her iki sistemi yaratan, dil ve burunda limonen molekülünün R ve S dizilişleri için farklı reseptörleri de yaratmıştır. Böylece, etrafta portakal kokusu mevcut olduğunda burnumuzdaki R-Limonen reseptörü uyarılır ve aktifleşerek, beyindeki koku merkezinde portakal kokusunu algılamamız sağlanır. Ayna görüntüsü farklı moleküllerin üç boyutlu dizilişindeki farklar, kokularda çeşitlenmeye yol açar. Bu koku çeşitlenmesine bir misal de, karvon molekülüdür. Bu molekülün S dizilişi, karaman kimyonu kokusunu, R dizilişi nane esansı kokusunu verir. Canlıların yapıtaşı olan moleküllere yerleştirilen simetrik ve asimetrik hususiyetler, hiçbir şeyin tesadüf eseri olmadığını gösterir. ENZİMLER AYNA GÖRÜNTÜSÜ FARKLI MOLEKÜL- LERDEN SADECE BİRİNİ TANIYABİLECEK ŞEKİLDE YARATILIR Canlılardaki biyokimyevî reaksiyonlar, biyolojik katalizörler olarak görev yapan enzimler yardımıyla gerçekleştirilir. Enzimlerin katalitik alt birimi, moleküllerin sadece R veya S dizilişlerinden birini tanıyabilecek şekilde yaratılmıştır. Bundan dolayı, canlılarda aminoasitlerin S dizilişi, şekerlerin R dizilişi kullanılır. Canlılarda cereyan eden asimetrik dizilişli reaksiyonların çoğu, lâboratuvar ortamında denendiğinde, ürünlerin R ve S dizilişlerinin rasemik karışımı (yaklaşık % 50 nispetinde) şeklinde sentezlendiği belirlenmiştir. Sadece bir ürünün elde edildiği (R veya S dizilişinden sadece biri) reaksiyonlar için yıllardır çok yüksek miktarda paralar harcanarak yapılan çalışmalar neticesinde geliştirilen katalizörlerde kısmî başarı elde edilebilmiştir. Bu çalışmalarda genellikle katalizör olarak ağır metaller kullanılmakta ve neticesinde elde edilen üründe metal kirliliği olabilmektedir. Yine de Yüce Yaratıcı nın vücutta cereyan ettirdiği mekanizmaya yakın enantiyo saf ürünler elde edilememektedir. Ayrıca lâboratuvarda sentezlenen moleküllerin sadece bir formu canlılar tarafından kullanılabildiğinden, diğer dizilişe sahip binlerce molekül çevre kirliliğine sebep olmaktadır. AYNA GÖRÜNTÜSÜ FARKLI MOLEKÜLLERİN İLÂÇ SEKTÖRÜ AÇISINDAN ÖNEMİ Vücutta cereyan eden reaksiyonlarda enzimlerin aktif rol alması ve enzimlerin de ayna görüntüsü farklı moleküllerden birini tanıyabilmesi sebebiyle ilâç sektöründe bu moleküllerin kullanımı ehemmiyet arz etmektedir. Lâboratuvar veya sanayide sentezlenen birçok molekülün (ilâç, böcek ilâcı (insektisit), zararlı ot ilâcı (herbisit), tat ve koku vericiler, gıda katkı maddeleri vd) vazifesini tam olarak yerine getirebilmesi için tek bir dizilişe (R veya S dizilişi) sahip olması gerekmektedir. (R)-Talidomit Şekil 3. S-Talidomit in yan tesiri (S)-Talidomit Resim: Associação Brasileira de Portadores de Síndrome de Talidomida (A.B.P.S.T.) 268

9 Tek başına yanıcı bir atom olan hidrojen, oksijen ile temasında çok küçük bir enerji (kıvılcım) ile patlamaya sebep olur. Hâlbuki bu iki atomun uygun şartlarda birleştirilmesiyle su molekülü yaratılır. Canlılardan elde edilen özütlerdeki maddelerin muhtevasında sadece bu moleküllerin R veya S dizilişlerinden biri mevcuttur. Dolayısıyla vücudumuzdaki hücreler tarafından kullanılabilirlik oranı yüksektir. Sentetik olarak üretilen ilâçlarda ise, etken maddenin büyük bir miktarında R ve S dizilişleri birlikte bulunmaktadır. Sentez edilirken iki farklı dizilişe (rasemik karışım) eşit miktarlarda sahip olan ve bu şekilde satılan ilâçların çok ciddi yan tesirlere sebep olduğu daha sonra yapılan araştırmalar neticesinde ortaya çıkmıştır. Bu konuda en çarpıcı örnek, hamile bayanların bulantılarını gidermek için 1950 li yıllarda geliştirilen Talidomit tir. Ancak bu ilâcın ciddi doğum kusurlarına sebep olduğu görüldü. Çünkü rasemik karışım olarak sentezlenen ilâçta R-Talidomit tedavi edici hususiyete sahip iken, S-Talidomit doğum kusurlarına sebep oluyordu (Şekil 3). Muhtevasındaki etken maddenin R ve S dizilişlerinin karışımı şeklinde satılan ilâçların istenmeyen yan tesirlere yol açtığına bir başka örnek ise Ketamin dir. Ketamin anestezik ve analjezik olarak kullanılır. Karışım şeklinde uygulanmasından dolayı anestezi sonrası hastalarda halüsinasyon ve zihnî karışıklıklar gözlenebilmektedir. Araştırıldığında S-Ketamin in anestezik olduğu, istenmeyen yan tesirlerin büyük çoğunlukla R-Ketamin den kaynaklandığı görülmüştür (Şekil 4). Bu örnekler gösteriyor ki, moleküllerin R veya S dizilişleri, ilâç kullanımında ortaya çıkan yan tesirlerden öncelikli olarak mesuldür ve ilâçlar kesinlikle molekülün tek bir dizilişini ihtiva edecek şekilde üretilmelidir, yani saf ve olabildiğince tabiî olmalıdır. Şimdilik yan tesirleri gözlemlenmediği için moleküllerin R ve S dizilişlerinin karışımı şeklinde satışta olan çok sayıda ilâç aktif olarak kullanımdadır. Bunun sebebi, R ve S dizilişi karışımları şeklinde sentezlendikten sonra bu farklı dizilişlerdeki moleküllerin ayrılmasının zor, maliyetli ve zaman alıcı olmasıdır. Ayrıca etken olmayan molekül dizilişinin ciddi bir yan tesirinin tespit edilememiş olması da önemli bir faktördür. Terkibinde karışım şeklinde bulunan bu etken maddelerin her ne kadar bilinen yan tesirleri olmasa da, vücuda alınma ve atılma sırasındaki tesirleri incelemeye açık bir husus olarak yeni çalışmaları beklemektedir. a) b) Şekil 4. a) S-Ketamin ve b) R-Ketamin KAYNAKLAR - Sheldon, R.A Chirotechnology. Marcel Dekker, Inc, 47-83, New York - Atkins, R.C. and Carey, F.A Organic Chemistry. The McGraw-Hill companies Inc, , New York

10 İSMAİL UZUN Kanunî döneminde Medine de yaşanan su sıkıntısının çözümü için, Kuba Mescidi yakınında Ayn-ı Zerka isimli bir kuyu açılarak şehre su ulaştırılmıştır. İslâm ın mukaddes beldeleri Mekke ve Medine ye (Haremeyn) birçok İslâm devleti, çeşitli vakıflar kurarak hizmet etmiştir. Haremeyn bölgesine Osmanlı nın yanısıra Abbasiler, Fâtımîler, Eyyubîler ve Memlüklüler de hizmet götürme gayreti içinde olmuştur. Meselâ Abbasi Halifesi Harun Reşid in hanımı Zübeyde Hatun, Mekke nin su ihtiyacının karşılanması için Ayn-ı Zübeyde sularını getirtmiştir. Osmanlı da Haremeyn e ilk vakıf arazisi tahsisini Sultan 2. Murad yapmış, Ankara-Balıklıhisar ve Manisa daki şahsî mülk gelirlerinden bir kısmını bu mukaddes beldelere vakfetmiştir. Osmanlı da hanedan mensupları ve devlet erkânının da mukaddes beldelere ayrılmış arazileri mevcuttur. Yavuz Sultan Selim, Mısır ı fethedip Hicaz bölgesinin hâdimliğini üstlenince, Mısır ın gelirinin tamamını Resulullah ın (sallallahu aleyhi ve sellem) beldesinin hizmetine tahsis etmiştir. Hicaz ın Devlet-i Âliyye ye bağlanmasından sonra Haremeyn e sadece vakıflar yolu ile değil, doğrudan devlet hazinesinden de hizmetler yapılmıştır. Osmanlı da Haremeyn için kurulan müesseselerin başında, su vakıfları gelmektedir. SU VAKIFLARI Mekke nin en önemli su kaynağı, Hz. İsmail e mu cizevî şekilde ihsan edilen zemzem suyudur. O devirden itibaren zemzem, insanlara âb-ı hayat olmuş ve bu suyun etrafında bir yerleşim yeri oluşmuştur. Zemzem, Hz. İsmail döneminden, Efendimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) nübüvvetine kadar hiç kesilmeden gelmiştir. 270

11 İslâmiyet in yayılmasıyla -özellikle hac döneminde- artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak için yeni su kaynakları temini zaruret hâline gelmiştir. Bir dönem Arafat bölgesinde yeni kuyular açılarak bu ihtiyaç giderilmeye çalışılmıştır. Su sıkıntısı sadece Haremeyn e ait bir problem değildi. Hac yolculuğu esnasında da en büyük sıkıntılardan biri, temiz su kaynakları bulmaktı. Özellikle Şam- Mekke arasındaki seyahatlerde su hayatî öneme sahipti. Bu bölge çöl ikliminden dolayı su kaynakları bakımından yetersizdi. Bu problemin çözümü için buralara su kuyuları açılmış; yer yer sakalar ve su taşıyan develer görevlendirilmiştir. Sultan 4. Murad bu iş için şahsî vakfından ödenek ayırmış; validesi Kösem Sultan da Eğriboz Sancağı ndan 8 köyün gelirini su taşıyacak 30 deve için vakfetmişti. Ayrıca Sultan 4. Mehmed in validesi Hatice Turhan Sultan da Haremeyn de yeni kuyular açtırmış, mevcut kuyuların temizliğini yaptırmış, hacılara su taşıyacak develer vakfetmiştir. Harun Reşid in zevcesi Zübeyde Hatun un yaptırdığı su yolları zamanla tahrip olunca Kanunî Sultan Süleyman, Mekke de bulunan Muslihiddin Efendi yi Arafat ve Huneyn su yollarının tamiratı için görevlendirdi. Tamirat bitince, 1531 yılının sonunda, Muslihiddin Efendi bir raporla çalışmalar hakkında padişahı bilgilendirmiştir. Kanunî nin son dönemlerinde, sellerden ve kum fırtınalarından dolayı zarar gören su yollarının tamiratı için Kanunî nin kızı Mihrimah Sultan ın özel mülkünden 50 bin altın gönderilmiştir. Mihrimah Sultan ın açtırdığı su yolu Arafat ta son bulmaktaydı. Daha sonra bu su, kayalıklar delinerek şehrin merkezine kadar ulaştırılmıştır. Muslihiddin Efendi uzun çalışmalardan sonra, muhtemel sıkıntılara karşı son derece başarılı bir mekanizma geliştirmiştir. Bu sisteme göre, sular bir yerde toplanıyor oradan kutsal beldeye dağıtılıyordu. Bu sistemin kontrolü için mimar, kâtip ve nazır tayin edilmişti. Muslihiddin Efendi oluklardan birinin suyunun kesilmesi veya azalması hâlinde aksaklığın giderilmesi için hemen harekete geçmeyi şart koşmuştu. Bu sistem tabiat şartlarından dolayı zamanla tahrip olunca yeni çareler aranmıştır. Kanunî nin son dönemlerinde (1563) Mekke şerifi İstanbul a gönderdiği bir dilekçe ile su yollarının tamiri için yeni tahsisat gönderilmesini talep etmiştir. Bunun üzerine padişah Mekke Kadısı Abdülkadir bin Ali Mağribi yi bu iş için görevlendirmiştir. Kadı, su yollarının tamiri için otuz bin altının gerekli olduğunu hünkâra rapor etmiştir. Kanunî, tahsisat olarak elli bin altın göndererek bu mukaddes beldeye verdiği önemi göstermiştir. Osmanlı padişahlarından 3. Murad yıkılan zemzem binasını yeniden yaptırmış (1576); 1. Ahmed, zemzem kuyusuna demir korkuluklar yaptırarak suyun yukarıya rahatça çekilmesini sağlamıştır (1615). Abbasi Halifesi Harun Reşid in hanımı Zübeyde Hatun, Mekke nin su ihtiyacının karşılanması için Ayn-ı Zübeyde sularını getirtmiştir. Kanunî döneminde Medine de yaşanan su sıkıntısının çözümü için, Kuba Mescidi yakınında Ayn-ı Zerka isimli bir kuyu açılarak şehre su ulaştırılmıştır. Sokullu Mehmed Paşa, Ayn-ı Zerka nın temiz bir şekilde Medine ye ulaşması için Nakibü l-eşraf Seyyid Ahmed i görevlendirmiştir. Seyyid Ahmed yaptığı çalışmalar neticesinde bu suyu artırarak, kanallarla Medine deki Haseki Sultan Medresesi ne kadar ulaştırmıştır. Medine de o dönemlerde Mekke deki kadar su sıkıntısı yaşanmıyordu. Zamanla nüfusun artmasıyla sıkıntılar ortaya çıkmaya başlamıştır. Evliya Çelebi, Seyahatnâme sinde Mekke de Memlük ve Osmanlılar zamanında inşa edilmiş eserlerden bahsetmektedir. Burada 150 çocuk mektebi ile 40 darü lhadis olduğunu ve bunların bütün ihtiyaçlarının vakıflar ile karşılandığını anlatmaktadır. Bu mekteplerin su ihtiyacı da, açılan su kuyuları ile karşılanmaktadır. Osmanlı sultanları, devlet adamları ve hanedanı; Haremeyn topraklarını her zaman aziz bilmişler; o beldeleri baştacı etmeyi İslâm ın bir şiarı olarak telâkki etmişlerdir. Yavuz dan sonra sultanların Hâdimü l Haremeyn unvanını kullanmaları, şüphesiz bu mukaddes Su vakıflarının yıllar önce îfa ettiği vazifeyi bugün, himmeti âli milletimiz adına bazı dernekler yerine getirmektedir. Kimse Yok Mu derneği vesilesiyle Sudan, Nijer, Somali gibi su kıtlığı çekilen ülkelerde açılan kuyularla milyonlarca kişi temiz suyla buluşturulmuştur. 271

12 Osmanlı sultanları, devlet adamları ve hanedanı; Haremeyn topraklarını her zaman aziz bilmişler; o beldeleri baştacı etmeyi Ýslâm ın bir şiarı olarak telâkki etmişlerdir. beldelere gösterdikleri ihtimamın en güzel göstergesidir. Herkes kendince bir yolda yürüyor, Kimileri boşlukta dönüp duruyor; Hedefsiz çokları bu garip yollarda, Boşuna yorulmalar sürüp gidiyor... ÇAĞIMIZIN AB-I HAYAT KUYULARI Su vakıflarının yıllar önce îfa ettiği vazifeyi bugün, himmeti âli milletimiz adına bazı dernekler yerine getirmektedir. Kimse Yok Mu derneği vesilesiyle Sudan, Nijer, Somali gibi su kıtlığı çekilen ülkelerde açılan kuyularla milyonlarca kişi temiz suyla buluşturulmuştur yılından itibaren 3 milyona yakın insan temiz su ihtiyacını bu kuyulardan karşılamaya başlamıştır. Afrika da her yıl yüz binlerce insan, susuzluktan veya sağlıksız sudan dolayı hayatını kaybetmektedir. Buna çareler arayan hayırseverler, Kimse Yok Mu derneği öncülüğünde açılan su kuyuları ile bu topraklarda yaşayan insanların yüzlerini güldürmektedir. Tarihte ecdadımızın tesis ettiği su vakıflarının yaptığı hizmetin iz düşümünü, bu devirde hayırseverlere bir defa daha yaşatmaktadır. Ne mutlu bu yarışa dilbeste olanlara. KAYNAKLAR - Mustafa Güler, Osmanlı Devleti nde Haremeyn Vakıfları, Tarih ve Tabiat Vakfı, İst., 2002, s: Münir Atalar, Osmanlı Devleti nde Surre i Hümayun ve Surre Alayları, Diyanet y., Ank., 1991, s: Cemalnur Sargut, Osmanlı Padişahlarında Peygamber Sevgisi, Nefes yay., s: Sevgi Ağça, Osmanlı Devleti nde Ehl i Beyt Sevgisi Katoloğu, Nefes yay., İst., 2008, s: Hilmi Aydın, Hırka i Saadet Dairesi ve Mukaddes Emanetler, İst., 2004, s: Tufan Buzpınar, DİA Surre Maddesi, c:32, s:

13 { Varlığa sadece gözleriyle bakanlar, onu ancak gözlerinin ihâtası ölçüsünde kavrayabilirler. Eşyayı basiretle didik didik edenlerdir ki, arının çiçeklerden bal özü topladığı gibi, onlar da, hemen her şeyden şeker-şerbet mânâlar çıkarabilirler. { PROF. DR. FAİK KOCADAĞ KENDINDEN OLANI TANIMA İnsan; Cenab-ı Hakk ın (celle celâluhu) kendisine lütfettiği teçhizatı kullanarak, kendisine emanet verilmiş vücut sarayını tehlikelere karşı savunmaktadır. Dıştan gelen görünür büyük tehlikelere karşı akıl ve iradesiyle korunabilirken, çoğu zaman dıştan ve içten gelen görünmeyen tehlikelere karşı iradesi dışında çalışan mükemmel bir sistemle korunur. İnsan vücuduna, gözün göremediği kadar küçük pek çok canlı ve zararlı madde girer. Bunlara karşı vücut; fizikî, kimyevî ve biyolojik engellerle korunmaktadır. Bariyerleri aşarak vücuda giren zararlıların tanınıp yok edilmesinin yanında, bu zararlılarla istilâ edildiği için bozulmuş hücrelerin de belirlenip, bütün vücudun sağlığının devamı için fedakârlık yapılarak ortadan kaldırılması gerekir. İşte bu gibi durumlarda vücudun kendinden olmayan ve kendinden olma özelliğini kaybetmiş yapıları tanıması en mühim önceliğidir. Cenab-ı Hakk (celle celâluhu) lütuf ve ihsanıyla vücudun bütün çekirdekli hücrelerinde Major Histocompatibility Complex (MHC) veya doku uyumluluk kompleksi adı verilen yapıları yaratmış ve bütün bu zorlukların üstesinden gelmesi için bu protein yapıları vazifeli kılmıştır. 273

14 Tabiî bağışıklık sistemini nötrofil ve makrofaj gibi fagositik hücreler, dentritik hücreler, mast hücreleri, tabiî öldürücü (natural killer) hücreler, kompleman sistemi ve diğer plâzma proteinleri meydana getirir. İnsanoğlu azmi ve iradesiyle güçlü olduğu kadar acziyeti ve zaaflarıyla da kâinatın en zayıf mahlûkudur. Kışın kışlık, yazın yazlık elbiseleri giymesi, bulaşıcı hastalığı olanları karantinaya alarak, araya mesafe koyması, evlerini hastalıkların baş gösterdiği yerlerin uzağına inşa etmesi, hastalık kaynağı olabilecek cenaze ve leşleri gömmesi, akıl ve iradesiyle bulabildiği savunma mekanizmalarından bazılarıdır. İnsanoğlu bütün bunları kendi tecrübesiyle uzun bir zamanda kazanmasının yanında, İlâhî Beyanları ve onların tercümanı olan nebileri dinleyerek de az zamanda uzun mesafeler alıp, muhteşem medeniyetler kurabilmiştir. İnsan; vücut sarayının devamlılığını bir yere kadar iradesiyle yaparken, bazen iradesinin ulaşamadığı durumlarda iradî korunmadan daha fazla Hâfiz-i Kerîm tarafından korunmaktadır. İnsan vücuduna, girmeye çalışan pek çok küçük canlı ve zararlı maddeye karşı vücutta üç önemli savunma mekanizması bulunmaktadır. Bunlardan birincisi ve en dışta bulunanı koruma kalkanları olarak da adlandırabileceğimiz bariyerlerdir. Bu engelleri aşabilen zararlılar, vücudun ikinci ve üçüncü savunma hattını meydana getiren tabiî ve sonradan kazanılmış bağışıklık cevabı aracılığıyla ortadan kaldırılmaya çalışılır. Tabiî bağışıklık sistemini nötrofil ve makrofaj gibi fagositik hücreler, dentritik hücreler, mast hücreleri, tabiî öldürücü (natural killer) hücreler, kompleman sistemi ve diğer plâzma proteinleri meydana getirir. Sonradan kazanılmış savunma denilen hatta ise, B ve T lenfositleri vazife almaktadır. Deri, mukosa zarları, salgılar üst solunum yollarındaki silyalar gibi koruma kalkanlarını aşan, bağışıklık sisteminin elemanlarıyla uzaklaştırılamayan ve öldürülemeyen zararlılar, organ ve sistemleri istilâ edip, buralarda beslenmeye, barınmaya ve nesillerini devam ettirmeye çalışırlar. Hattâ bazıları vücudu meydana getiren en aslî unsur olan ve bir evin odaları hükmündeki hücrelerin içine girerler. Zararlı hücre içi veya intasellüler canlılar olarak adlandırılan bu mahlûkat arasında verem, sıtma, AIDS ve Leishmaniasis gibi hastalıkların âmilleri de bulunmaktadır. Vücuda giren bu zararlıların dışında bazı durumlarda hücreler normal fonksiyonlarını görecek şekilde gelişmemiş olabileceği gibi, kanser gibi durumlarda da normal hücre yapısı bozulabilmektedir. Tabiî öldürücü hücreler, vücut hücrelerini kontrol eder, tabiî olmayan, yeterince gelişmemiş ve kanserleşmiş hücreleri tespit ederek onları ortadan kaldırır. İşte bu gibi durumlarda vücudun kendinden olmayan ve kendinden olup da o özelliğini kaybetmiş yapıları tanıması en mühim önceliğidir. Belki de bir canlının mevcudiyetinin devamı için kendinden olmayanları tanımadan çok daha önce kendinden olanları tanıması gerekmektedir. Biyolojik hayatta olduğu gibi içtimaî hayatta da durum aynı değil midir? Eğer kutlu ve uzun yolculukta iseniz; size zarar verecekleri, kendinizden olmayanları tanımanız gerektiği gibi kendinizden olanları daha iyi tanımalısınız ki hedefinize varasınız. O hâlde mühim bir mesele olarak karşımıza çıkan, vücudun kendinden olanı tanıması nasıl gerçekleşir? Tabiî öldürücü hücreler, karşılaştığı hücrelerin kendinden olup olmadığı, zararlılarla istilâ edilip edilmediği kontrolünü nasıl yapmaktadır? DOKU UYUMLULUK KOMPLEKSİ Cenab-ı Hakk ın (celle celâluhu) lütuf ve ihsanıyla çekirdekli hücrelere konulmuş doku uyumluluk kompleksi, zorlukların üstesinden gelmek için vazifeli kılınmıştır. Hücrelerde sentezlenen ve zarların yüzeyine yerleşen doku uyumluluk kompleksinin en mühim vazifelerinden birisi, hücre içine alınan mikroorganizmaların ve proteinlerin peptit parçalarına ayrılmasıdır. Ayrıca mücadelede yardım edilmesi için antijenlerine cevap verecek antikor üretilmesini uyarmaktır. Doku uyumluluk kompleksinin özelliklerinden birisi de organ ve doku naklinde organın kabul veya reddedilmesinde vazife almalarıdır. 274

15 Hücrelerde sentezlenen ve zarların yüzeyine yerleşen doku uyumluluk kompleksinin en mühim vazifelerinden birisi, hücre içine alınan mikroorganizmaların ve proteinlerin peptit parçalarına ayrılmasıdır. Doku uyumluluk kompleksi yapıları uyumlu olan kişiler arasında yapılan doku nakillerinde problem yaşanmazken, bu yapıları farklı olanlarda doku reddi görülür. Hekimler, hastanın hayatını kurtarmak için doku naklederken muhtemel doku reddini önlemek için de vücudun savunma sistemini baskılayan ilâçlar kullanmaktadır. Buna rağmen vücuda nakledilen doku, doku uyumluluk kompleksi ve diğer moleküller vasıtasıyla kontrol edilip kendinden olmayan dokular reddedilmektedir. Doku uyumluluk kompleksi ilk defa insan lökositlerinde (beyaz kan hücreleri) gösterilmiş olmalarından dolayı HLA (insan lökosit antijenleri) olarak tanımlanmıştır. Yapı ve fonksiyon özelliklerine göre, sınıf-1, sınıf-2 ve sınıf-3 olarak üç tür doku uyumluluk kompleksi vardır. Sınıf I genleri, insan lökosit antijenleri-a, B ve C şeklinde üç tiptir. Bunlar da birer set hâlinde anne ve babadan yeni nesillere aktarılabildiği için herhangi bir hücre, altı ayrı sınıf-1 doku uyumluluk kompleksi molekülü sergileyebilme kabiliyetine izni ilahi ile sahip olmaktadır. Böylece vücuda girebilecek daha fazla sayıda yabancı maddenin tanınmasına imkân sağlanmış olur. Aynı şekilde sınıf 2, doku uyumluluk kompleksi de antijen sunan hücrelerde, makrofajlarda, aktive T lenfositlerde ve B hücrelerinin yüzeyinde bulunur. Sınıf 3 doku uyumluluk kompleksi molekülleri ise kompleman sisteminin birçok molekülünü kodlamaktadırlar. Kompleman sistemi ise vücuda giren ve kana karışan çözünür haldeki zararlıların ortadan kaldırılmasında vazifelendirilmiş protein yapıdaki savunma sistemi elemanlarıdır. Bunlar vücuttaki mikropların toksinlerini (zehirleri) ve enzimatik salgılarını tanıyarak ortadan kaldırır. DOKU UYUMLULUK KOMPLEKSİ-1 İN YAPISI Kendinden olanı tanımakla vazifelendirilen doku uyumluluk kompleksleri 3 alfa ve 1 beta zincirlerinin birleşimiyle yapılmıştır. Alfa 1 ve alfa 2 zincirlerinin birleşim yerinde bir oluk meydana gelir ki, buraya mikroorganizmaların protein parçaları yerleştirilir (Şekil 1). Bu şekilde yabancı proteine karşı cevap veren savunma hücrelerine sunulup bu moleküller ortadan kaldırılmaya çalışılır. Yabancı antijenin bağlandığı bu oluğun tepesindeki değişken bölgeler doku uyumluluk kompleksi aracılığıyla sunulan antijenin çok değişken T lenfositlerince tanınmasına yardımcı olur. Böylece mikrop ne kadar değişkenlikte olursa olsun tanınabilir ve onlara cevap verilmesi için T lenfositlerine sunularak ortadan kaldırılabilir. Sabit yapıdaki alfa 3 zinciri ise, hücre içine giren virüs ve parazitlerle aktif mücadele eden özel T len- 275

16 Doku uyumluluk kompleksi yapıları uyumlu olan kişiler arasında yapılan doku nakillerinde problem yaşanmazken, bu yapıları farklı olanlarda doku reddi görülür. fositlerinin bağlanma noktasını taşır. İnsanda doku uyumluluk kompleksini kodlayan gen bölgesi 6. kromozomun kısa kolu üzerindedir. Bu genlerin meydana gelmesinde hem anne hem de babadan gelen genler eşit rol oynar. Bu sebeple doku uyumluluk kompleksi genleri ileri derecede değişkendirler, yani bir topluluktaki farklı fertlerde kadar farklı doku uyumluluk kompleksi geni bulunmaktadır. Doku uyumluluk kompleksi genetik çeşitliliği o kadar fazladır ki, bir toplumda aynı doku uyumluluk kompleksi gen ve moleküllerini bulunduran iki ayrı insan bulunamaz (tek yumurta ikizi kardeşler hâriç). Yani sahip olduğu doku uyumluluk kompleksi yapısıyla her insan Allah ın (celle celâluhu) özel ve tek kuludur. Protein parçası α 2 α 3 α 1 β 2 Şekil -1. Doku Uyumluluk Kompleksi-1 in yapısı. Oluk mikroglobulin Hücre zarı Hücre içi Doku uyumluluk kompleksi yapısındaki çok sayıda polimorfik (çok şekilli) bölgenin mevcudiyeti, çok sayıda mikrobik antijeni tanıyan ve sunabilen fertlerin varlığını sağlaması yanında kişilerin mikroorganizmalarla karşılaşıp tanımaları ve onlara karşı güçlü bir cevap oluşturmalarına imkân sağlamaktadır. Bu özellik günümüzde doku uyumluluk kompleksi genlerindeki mutasyonla açıklanmaya çalışılsa da, Mikroorganizmaları yaratan kim ise, onun antijenlerini tanıyacak doku uyumluluk komplekslerini ve bu doku uyumluluk komplekslerindeki genetik çeşitliliği de yaratan O dur. dedirtmektedir. Aksi hâlde bütün bu yapıların birbirleriyle haberleştiğini, birbirini tanıdığını iddia etmek ve bu hâdiselerin kendi kendine olduğunu, tabiatın yaptığını veya evrim ile gerçekleştiğini iddia etmek zorunda kalınır ki, akıl bunları kabul etmeyecektir. Okuduğu kâinat kitabının sayfalarındaki satır ve kelimeleri mütalâa ederek Rabb ini tanımakla mükellef insan, hücredeki doku uyumluluk kompleksinden O na (celle celâluhu) giden yolu bulabilecektir. O nu bulan insan, vücut sarayını savunmak için kendisine bahşedilen ve gözüyle gördüğü bunca nimete ilâveten kendi içinde bilmediği ve farkında olmadığı savunma sisteminin elemanları için Yaratan ına şükreden bir kul olmalıdır. Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem), kendisine niçin sabahlara kadar ibadet ettiğini soran Hz. Aişe ye (r. anha) verdiği; Rabb ime şükreden bir kul olmayayım mı? şeklindeki cevap; araştıran, kendini okuyan ve şükürde zirveleri yakalamaya çalışan bilim insanları için güzel bir rehber değil midir? KAYNAKAR - Abbas A.K, Licthman A.H. Pillai S, Basic Immunology: Functions and Disorders of the Immune System, 4. Baskı,

17 HABİP BALCI Şehzade Süleyman Paşa Türbesi Bir Osmanlı şehzâdesi olan Süleyman Paşa bazı kaynaklarda Süleyman Şah olarak da geçer yılında Bursa da dünyaya gelmiştir. Orhan Gazi nin büyük oğludur. Bir Osmanlı şehzâdesi olan Süleyman Paşa bazı kaynaklarda Süleyman Şah olarak da geçer yılında Bursa da dünyaya gelmiştir. Orhan Gazi nin büyük oğludur. Annesi, Yarhisar tekfurunun kızı Nilüfer Hatun dur (Holafira). Orhan Gazi nin 1324 yılında Osmanlı nın başına geçmesiyle sekiz yaşında veliaht olan Süleyman, devletin kurulduğu ilk dönemlerde gerçekleşen ve son derece önem arz eden fetihlerde büyük emeği olanlardandır. Onun kumandanlığında Osmanlı ordusu, ilk defa Rumeli ye geçerek Balkan topraklarını Müslüman Anadolu yla birleştirmiştir. İLK ASKERÎ TECRÜBE: İZNİK İN FETHİ Süleyman Paşa nın ilk askeri tecrübesi, İznik in fethi olmuştur. O dönem itibariyle Bizans ın en önemli şehri ve eski başkenti ( ) olan İznik, konum itibariyle Kocaeli Yarımadası nın hemen girişinde bulunduğundan askerî açıdan çok önemli bir şehirdir. Orhan Gazi, şehrin bu hususi durumunu göz önünde bulundurarak İznik in fethi hâlinde, İznik Körfezi ile Kocaeli Yarımadası nda da hâkimiyet sağlanacağını düşünerek şehri muhasara altına alır. Bu hâdise üzerine Bizans İmparatoru 3. Andronikos Paleologos, kuvvetleriyle Orhan Gazi nin üzerine yürüyünce, iki ordu Gebze-Darıca taraflarında Pelekanon (bazı kaynaklarda bugünkü Maltepe ve civarı olarak da geçiyor) denen yerde karşı karşıya gelir. Savaşta Osmanlı kuvvetleri, Bizans ordusunu bozguna uğratır. Bu zafer sonrası 1331 de İznik i fethetmek üzere harekete geçen Orhan Gazi, kuşatma altındaki şehre yardım için gönderilen düşman kuvvetlerine karşı oğlu Süleyman Paşa yı göndermiş; Süleyman Paşa, Yalova- İznik arasında bir bölgede, âni bir baskınla düşman kuvvetlerini bozguna uğratmıştır. Bu hâdise sonrası muhtemel bir yardımdan ümidi kesen kale halkı teslim olur ve İznik, Osmanlı hâkimiyetine geçer. 277

18 Şehzade Süleyman Paşa Medresesi Osmanlı nın Rumeli ye geçişini sağlayarak tarihe Rumeli Fatihi olarak geçen Şehzâde Süleyman Paşa, kahramanlığı, üstün harp kabiliyeti ve hoşgörüsü ile Osmanlı kimliğini Avrupa ya tanıtmıştır. İLK OSMANLI MEDRESESİ İznik in fethi sonrası Orhan Gazi, bu şehri devletin geçici merkezi yapmış ve oğlu Süleyman Paşa ya vezirlik vazifesi tevdi etmiştir. Orhan Gazi nin isteği üzerine şehre Türk-İslâm hüviyeti kazandırmak için faaliyetlere girişilmiş; cami, mektep, medrese, imaret, zaviye ve kervansaray gibi çok sayıda eser yapılmıştır de Süleyman Paşa nın kendi adına yaptırdığı Süleyman Paşa Medresesi İznik teki Türk-İslâm eserlerinden biridir. Halk arasında Sâhibü l hayrât ve l hasenât olarak bilinen Süleyman Paşa, eğitime açtığı bu medreseyle ilme değer veren bir devlet adamı olduğunu herkese göstermiştir. O, her geçen büyüyüp gelişen genç devletin bürokrasisinin oluşması için bu tür müesseselerin önemini bilmekteydi. Süleyman Paşa, yeni nesilden beklentileri olan bir kişiliktir. Cenk meydanlarında omuz omuza savaştığı çocukluk arkadaşı Gazi Fazıl ile arasında yaşanan şu fikir teatisi bunu çok güzel anlatmaktadır: ( ) Fetihlerin tek kanatlı olmayacağına inanan Gazi Fazıl, Süleyman Paşa nın yanına yaklaşır ve Şehzâdem! der, Bu kiliseyi (İznik-Ayasofya) camiye çevirdik; ama bence bu yeterli değil. Biz, bu caminin yanına orada yapılan ibadetlerin daha şuurlu yapılmasını sağlamak için bir eğitim yuvası yapmalıyız. Peki, ne yapmayı düşünürsün? Şehzâdem, geçenlerde şehrimize büyük bir âlim geldi. Davud-i Kayserî diyorlar adına. Sadece dinî ilimlerde değil, fen ilimlerinde de gayet mahir bir âlim. Buraya büyük bir medrese kurup onu da baş müderris olarak tensip buyurursanız? Doğru söylersin Fazıl! Bir yandan kılıçlarımızla kaleler, topraklar fethederken, diğer yandan ilimle ve tasavvufla gönüllere hükmetmeliyiz. Gönülleri fethedecek kişiler yetiştirmeliyiz. İnşallah kuracağımız medresede dedem Osman Gazi nin kurduğu devleti yüceltecek gençler yetişecektir. Gazi Fazıl parmağıyla Keşiş Dağları nı işaret ederek: Görüyor musun Şehzâdem? Şu Keşiş Dağları nda yaşayan Geyikli Baba var ya, hem o hem büyük atamız Edebali, Konya ilinde Mevlâna, Anadolu nun her köşesini karış karış gezen Yunus Emre nin şeyhi Taptuk ve Hacı Bektaş Bütün bu kişiler Allah dostu, Allah ın sevdiği kullarıdır. Gittikleri her yerde gönüllere giriyor, gönüller yapıyor, adımlarını attıkları her yere huzur ve güven götürüyorlar. Ne demek istiyorsun şimdi? Demem o ki şehzâdem, demin saydığım Allah dostları kurdukları dergâhlarında dervişleri yetiştiriyorlar. Hamken alıyorlar, ateşleriyle yakıyor ve piştim dediklerinde Anadolu nun her köşesine gönderiyorlar. Davud-i Kayseri nin müderris olacağı medresemizde bizim çocuklarımız fen ilimleriyle beraber kalb ilimlerini de öğrenecekleri gibi etrafımızda sayıları her geçen gün artan kimsesiz ecnebi çocukları da yetiştireceğiz Yani? Yani, bu çocukları da böyle yetiştireceğiz ki tamamı ile bizim kültürümüzle yetişecekler. Müslüman olacak ve sadece Anadolu değil, Anadolu nun ötelerine de ulaşmamızı sağlayacaklar. Evet, evet! Yetişkin bir kelebeğin ömrü yirmi dört saat olmasına rağmen, o kendisine verilen vazifeyi yerine getirmek için hiç durmadan uçabiliyor. Sürekli 278

19 kanat çırpıyor. Bizim ömrümüz de kısa, bizim de bir idealimiz var. Kalblerimiz Allah rızasına kilitlenmeli, dünyadan semere beklememeliyiz İdeal bir nesil yetiştirmeliyiz. Bir değil, binlerce Alperen yetiştirmeliyiz kelebekler misali 1 Günümüzde orta ve yükseköğrenim kurumu diyebileceğimiz Osmanlı nın ilk medresesi Süleyman Paşa Medresesi nin ilk baş müderrisliğine (profesör) Davut-i Kayserî atanmış, medresede hadîs, fıkıh gibi dinî ilimlerin yanında astrofizik, felsefe ve mantık gibi aklî ilimlerde de dersler verilmiştir. RUMELİ NİN FETHİ 14. yüzyılın ortalarına doğru bütün Bitinya* havalisini idareleri altına alarak Bizans ın aleyhine genişleyen Osmanlılar, batı sınırlarında ise Karesi Beyliği ne ait topraklar üzerinde de nüfuz kurmayı başarmış, 1345 yılında bu beyliği de kendi idaresi altına almıştır. Edremit Körfezi ile Kapıdağ arasındaki havali Karesi Vilayeti olarak teşkil edilerek idaresi Süleyman Paşa ya verilmiştir. Şehzâde Süleyman Paşa, hâkimiyeti altına aldığı bu beyliğin meşhur komutanlarından Gazi Fazıl, Ece Halil, Evrenos ve Hacı İlbeyi gibi beyleri de maiyetine alarak, Bizans ve Balkanlardaki gelişmeleri dikkatle takibe başlamıştır. Osmanlıların Balkanlara nüfuz arayışları ile 1341 yılında 3. Andrononikos un ölümü üzerine, Bizans tahtında hak iddia eden ve bu sebeple de Balkanlar da faaliyet gösteren 3. Kantakuzenos un destek arayışları aynı noktada buluşunca, Kantakuzenos, Aydınoğlu Umur Bey in tavsiyesiyle Orhan Bey e ittifak teklifinde bulunmuştur da kızı Theodora yı Orhan Bey le evlendirerek daha önce gerçekleştirilen ittifakı akrabalık bağlarıyla da güçlendirmiştir. Karşılıklı menfaat münasebetine dayanan bu ittifak kısa zamanda tesirini göstermiş, Kantakuzenos, Orhan Bey in desteğiyle 1347 de Bizans tahtına ortak imparator olmuştur da Sırp Kralı Stefan Duşan ın Selanik i kuşatması üzerine Bizans İmparatoru 3. Kantakuzenos un isteği ve babası Orhan Gazi nin emri üzerine yirmi bin kişilik bir kuvvetle Rumeli ye geçen Süleyman Paşa, Bizans donanmasının da yardımıyla Selanik i kurtarmıştır. Böylece Osmanlılar, Kantakuzenos a yardım maksadıyla da olsa ilk defa Rumeli ye geçmişlerdir. Osmanlı nın Kantakuzenos a desteği ilerleyen zamanlarda da devam etmiştir. Sırp ve Bulgar güçlerine karşı Osmanlı dan destek alan Kantakuzenos, Süleyman Paşa nın maiyyetinde bulunan kuvvetleriyle birlikte 1352 de bu defa Sırp-Bulgar ordusunun üzerine yürümüş, Meriç ırmağı boyunca Dimetoka önlerinde yapılan savaşta düşman bozguna uğratılmıştır. Süleyman Paşa nın Rumeli deki bu tür faaliyetleri sadece Bizans taki iktidar mücadelelerine taraf olmayla sınırlı olmamıştır. Bunun dışında da her zaman Rumeli yle ilgilenmeye devam etmiş, babası Orhan Bey le yaptığı görüşmelerle kısa sürede Bolayır ve Çimbi yi de alarak Gelibolu nun Trakya ve İstanbul la olan bağlantısını kesmiştir. Süleyman Paşa, ele geçirdiği yerlere Anadolu dan getirdiği Türkmenleri yerleştirince Kantakuzenos, bu gelişmelerden rahatsız olmuş ve Orhan Bey nezdinde girişimlerde bulunmuştur. Ancak istediği tarzda olumlu bir cevap alamayınca ve bununla yetinmeyip geçmişte mücadele ettiği hasımları Sırp ve Bulgarlara da müracaat etmişse de bir netice elde edememiştir. Osmanlılara karşı Avrupa devletlerinden destek alamaması ve ülkede çıkan karışıklıklardan dolayı Kantakuzenos un tahttan çekilmesi (1355) ve oğlu Matthaeos un da 5. Yuannis e yenilmesi (1357), Süleyman Paşa için artık Bizans ın saltanat mücadelesine taraf olmak değil, Osmanlı adına ve bu toprakları yurt edinmek üzere Rumeli ye geçiş fırsatına dönüşmüştür. Süleyman Paşa, maiyetindeki kuvvetlerle birlikte hemen fetih hareketlerine girişmiş, 1356 da Rumeli nin anahtarı durumundaki Gelibolu yarımadasına yürüyerek, Bolayır ve Konurhisarı da almıştır. Malkara-İpsala ve Dimetoka yolunu da açan Süleyman Paşa nın karşısında tutunamayacağını anlayan tekfurun kaleyi teslim etmesiyle Gelibolu da fethedilmiştir. Fetihlerin ardından Rumeli de harap olan yerler yeniden imar edilip iskâna açılmış ve buraların muhafazası için de özellikle Karesi vilayeti havalisinden nüfus nakledilerek yerleşimler tamamlanmıştır. Osmanlının Rumeli ye geçişini sağlayarak tarihe Rumeli Fatihi olarak geçen Şehzâde Süleyman Paşa, kahramanlığı, üstün harp kabiliyeti ve hoşgörüsü ile Osmanlı kimliğini Avrupa ya tanıtmıştır. Rumeli nin fethi, Türk-İslâm tarihinin akışını değiştirmiş, Avrupa ya yönelik fetihlerin durmaksızın devam etmesine zemin hazırlamıştır. * Bitinya: Bugünkü Bursa, Kocaeli, Sakarya, Bilecik, İznik, Düzce, Yalova, Bolu, Kastamonu, Bartın ve Zonguldak illerinin bulunduğu coğrafî alanın, Antik Çağ ve sonrasındaki adıdır. DİPNOT 1. Mahmut Açıl, Rumeli Fatihi Süleyman Şah Şehit Şehzâde, Yitik Hazine Yayınları, İstanbul, 2013, Sayfa KAYNAKLAR - Bilgehan Pamuk, Rumeli Fatihi Şehzâde Süleyman Paşa, Erzurum, 2004, Doç. Dr. Günay Çağlar Armağanı, Editör, Mehmet İnbaşı, Cilt XIV, Sayı 292, Sayfa Salih Pay, Rumeli Fatihi,Osmanlı Şehzâdesi Gazi Süleyman Paşa, Bursa, 2009, Uludağ Ünv. İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt XVIII, Sayı I, Sayfa

20 { { Göz, baktığı kimselerin şekil, sîma ve kâmetlerini görür. Basiret, bunların ötesinde, ahlâk, fazilet ve ruhun derece-i kıymeti gibi şeyleri de sezer. PROF. DR. MUSTAFA AKDAĞ Demir... Bugünkü teknolojinin temel taşlarından bir metal. Saf, dökme veya çelik şekliyle karşımıza çıkan çok geniş aileye sahip. Yüzlerce çelik türü ve onlarca dökme demir türü bu ailenin stratejik ortakları. Orijinal hâliyle (saf demirin) çok dar bir alanda kullanılabilmesine karşılık, başta karbon olmak üzere, değişik elementlerin ilâve edilmesiyle kazandığı üstün özellikleri sayesinde, teknolojinin birçok alanında kullanılabildiğini, hattâ bazen alternatifsiz olduğunu söyleyebiliriz. Ama unutmayalım ki, karbonsuz bir demir ailesinden bahsetmek mümkün değildir; başka bir ifadeyle, Karbon olmasa idi, demir ailesi de olmayabilirdi. denilebilir. Demir, yerkabuğunda daha çok oksit, sülfür ve karbonat bileşikleri şeklinde bulunur. Demiri yeterli oranda ihtiva eden yığışımlar demir cevheri olarak kabul edilir ve işlenir. Bu cevherler önce farklı fizikî usûllerle zenginleştirilir ve gerekirse topaklaştırılır, sonra da yüksek fırın denilen bir ortamda kok kömürü ve cüruf yapıcılarla birlikte metalik demire dönüştürülür. Yani metalik yapı olmasına mâni olan takıntılarından kurtarılır. Yüksek fırında ilk kademelerden itibaren kok kömüründeki karbon başrol oynamaya başlar. Karbon ve demir bağlı oldukları oksijenden kurtulur, yani metalik demire dönüşür. Ortaya çıkan demir-dışı unsurları bünyesinde toplayan curufa ve metalik demire ayrı yoğunlukta sıvılaşmaları için gerekli ısı verilir. Yani, yüksek fırın sadece fiziki cüssesi ile değil, içinde C derece sıcaklıktan C derece sıcaklıklara kadar bütün kademelerde cereyan eden reaksiyonlara ve bu sırada meydana gelen hâdiselere yataklık eder. Sonunda, alt hazneden henüz daha kullanıma hazır olmayan ham demir, üst hazneden ise cüruf alınır. Ham demir yüksek fırından alındığında ancak % 95 e varan metalik demir ihtiva eder; gerisi 280

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik OSMANLI YAPILARINDA İZNİK ÇİNİLERİ Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik Çinileri, KültK ltür r Bakanlığı Osmanlı Eserleri, Ankara 1999 Adana Ramazanoğlu Camii Caminin kitabelerinden yapımına 16. yy da Ramazanoğlu

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Yapay Bağışık Sistemler ve Klonal Seçim. Bmü-579 Meta Sezgisel Yöntemler Yrd. Doç. Dr. İlhan AYDIN

Yapay Bağışık Sistemler ve Klonal Seçim. Bmü-579 Meta Sezgisel Yöntemler Yrd. Doç. Dr. İlhan AYDIN Yapay Bağışık Sistemler ve Klonal Seçim Bmü-579 Meta Sezgisel Yöntemler Yrd. Doç. Dr. İlhan AYDIN Bağışık Sistemler Bağışıklık sistemi insan vücudunun hastalıklara karşı savunma mekanizmasını oluşturan

Detaylı

TARİH BOYUNCA ANADOLU

TARİH BOYUNCA ANADOLU TARİH BOYUNCA ANADOLU Anadolu, Asya yı Avrupa ya bağlayan bir köprü konumundadır. Üç tarafı denizlerle çevrili verimli topraklara sahiptir. Dört mevsimi yaşayan iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle

Detaylı

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım.

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım. ABUZER KARA 1.Kendinizi tanıtırımsınız. Ben Abuzer Kara 1961 Samsat doğumluyum.ilk ve orta öğrenimimi Samsat ta bitirdim.19 82 yılında evlendim.1983-1984 Yılları arasında askerlik görevimi ifa ettim.1987

Detaylı

Osmanlı nın ilk hastanesi:

Osmanlı nın ilk hastanesi: mekan Osmanlı nın ilk hastanesi: Yıldırım Darüşşifası YAPIMI 1394 TE TAMAMLANAN VE OSMANLI DEVLETİ NİN İLK HASTANESİ OLARAK KABUL EDİLEN BURSA DAKİ YILDIRIM DARÜŞŞİFASI, OSMANLI NIN YAPI ALANINDA DEVLET

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

Surre Alayı. Surre-i Hümâyun. Altınoluk. Surre Alayının Güzergâhları. Surre Alayının Güvenliği. Surre Alayının Yola Çıkması

Surre Alayı. Surre-i Hümâyun. Altınoluk. Surre Alayının Güzergâhları. Surre Alayının Güvenliği. Surre Alayının Yola Çıkması Surre-i Hümâyun Altınoluk Surre Alayının Güzergâhları Surre Alayının Güvenliği Surre Alayının Yola Çıkması Surrenin Vapur ve Trenle Yollanması Surre Alayının Dönüşü Kaynakça Surre Alayı Surre-i Hümâyun

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Hadrianopolis ten Edrine ye : Bizans Dönemi.......... 4 0.2 Hadrianopolis Önce Edrine

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.)

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) Ben seni sevdiğim için eğer bahâ derler ise İki cihân mülkün verem dahı bahâsı yetmeye (Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) İki cihân

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

III-Hayatın Oluşturan Kimyasal Birimler

III-Hayatın Oluşturan Kimyasal Birimler III-Hayatın Oluşturan Kimyasal Birimler MBG 111 BİYOLOJİ I 3.1.Karbon:Biyolojik Moleküllerin İskeleti *Karbon bütün biyolojik moleküllerin omurgasıdır, çünkü dört kovalent bağ yapabilir ve uzun zincirler

Detaylı

KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ

KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ Karbonun önemi Hücrenin % 70-95ʼ i sudan ibaret olup, geri kalan kısmın çoğu karbon içeren bileşiklerdir. Canlılığı oluşturan organik bileşiklerde karbon atomuna

Detaylı

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108 Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4 Fakrnâme Vîrânî Abdal Yayına Hazırlayan Fatih Usluer ISBN: 978-605-64527-9-6 1. Baskı:

Detaylı

Herkes bir arayış içinde

Herkes bir arayış içinde Euzubillahimineşşeytananirracim Bismillahirrahmanirrahim Herkes bir arayış içinde Ayberk Efendi Berlin 2oo8 La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil Azim. Meded ya Sultanul Evliya, meded ya Şeyh Nazım

Detaylı

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69.

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69. İÇİNDEKİLER TARİHÇE 5 SULTANAHMET CAMİ YAPI TOPLULUĞU 8 SULTAN I. AHMET 12 SULTAN I. AHMET İN CAMİYİ YAPTIRMAYA KARAR VERMESİ 15 SEDEFKAR MEHMET AĞA 20 SULTANAHMET CAMİİ NİN YAPILMAYA BAŞLANMASI 24 SULTANAHMET

Detaylı

7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 4. Ünite: Madde ve Yapısı Konu: Elementler ve Sembolleri

7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 4. Ünite: Madde ve Yapısı Konu: Elementler ve Sembolleri ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞĐMĐ 7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 4. Ünite: Madde ve Yapısı Konu: Elementler ve Sembolleri Çalışma Yaprağı Konu Anlatımı-Değerlendirme çalışma Yaprağı- Çözümlü

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM II. KAN-DOLAŞIM ve SOLUNUM DERS KURULU

DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM II. KAN-DOLAŞIM ve SOLUNUM DERS KURULU DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM II KAN-DOLAŞIM ve SOLUNUM DERS KURULU Doç.Dr. Engin DEVECİ İMMÜN SİSTEM TİPLERİ I- Doğal-doğuştan (innate)var olan bağışıklık Fagositik hücreler (makrofajlar, mast

Detaylı

SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı

SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı SURUÇ İLÇEMİZ Suruç Meydanı Şanlıurfa merkez ilçesine 43 km uzaklıkta olan ilçenin 2011 nüfus sayımına göre toplam nüfusu 100.912 kişidir. İlçe batısında Birecik, doğusunda Akçakale, kuzeyinde Bozova İlçesi,

Detaylı

OSMANLILAR. 23.03.2015 Yrd. Doç. Dr. Ali Gurbetoğlu. İstanbul Ticaret Üniversitesi

OSMANLILAR. 23.03.2015 Yrd. Doç. Dr. Ali Gurbetoğlu. İstanbul Ticaret Üniversitesi OSMANLILAR 1 2 3 Osmanlılarda Eğitimin Genel Özellikleri Medreseler çok yaygın ve güçlü örgün eğitim kurumları haline gelmiş, toplumun derinden etkilemişlerdir. Azınlıkların çocuklarını üst düzey yönetici

Detaylı

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna MÜSİAD Cidde Temsilcisi Tanıtımı ve Türk Suud İş Forumu 23.05.2015 TC Cidde Başkonsolosu Fikret Özel, Cidde Tic Odası Başkan Yardımcısı, Mazeen Baterjee Türk-Suud İş Konseyi Başkanı, Mazan Ragap, Cidde

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

ATOMLAR ARASI BAĞLAR Doç. Dr. Ramazan YILMAZ

ATOMLAR ARASI BAĞLAR Doç. Dr. Ramazan YILMAZ ATOMLAR ARASI BAĞLAR Doç. Dr. Ramazan YILMAZ Sakarya Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Esentepe Kampüsü, 54187, SAKARYA Atomlar Arası Bağlar 1 İyonik Bağ 2 Kovalent

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER

MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER BEBEKLİK DÖNEMİNDE (0 3 YAŞ) ERKEN TANI İÇİN KRİTİK DÖNEMLER Bebeklik dönemi, gelişimin en hızlı ilerlediği dönemdir. Çevrelerine

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir.

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. METABOLİZMA ve ENZİMLER METABOLİZMA Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. A. ÖZÜMLEME (ANABOLİZMA) Metabolizmanın yapım reaksiyonlarıdır. Bu tür olaylara

Detaylı

DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ SINAV TARİHİ: 19.03.2014

DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ SINAV TARİHİ: 19.03.2014 DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ SINAV TARİHİ: 19.03.2014 5. SINIF DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ DERSİ 1.YAZILI KONULARI 4. Ünite Kur an-ı Kerimin Temel Eğitici Nitelikleri İslam Dininin Temel Kaynağı Kur an

Detaylı

LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ

LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ Y Ü Z LE ŞM E LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ 17 26 MAYIS 2013 / CEMAL REŞİT REY SERGİ SALONU Başkan dan tanbul daki tarihi güzelliklerin değerine değer

Detaylı

...Bir kitap,bir mesaj!

...Bir kitap,bir mesaj! ...Bir kitap,bir mesaj! Bu dünyada ne yapıyorum sorusuna yanıt veren bir kitap Tüm soru ve şüphelerınize yanıt verebilecek bir kitap. Bu kitap sizin doğal olarak Tanrı dan ayrı olduğunuzu anlatacak, ancak

Detaylı

Cenâb-ı Hak geçmiş ümmetleri çeşitli cezalar ile cezalandırmış,ağır imtihanlarla,ince elekten eler gibi elemiştir.

Cenâb-ı Hak geçmiş ümmetleri çeşitli cezalar ile cezalandırmış,ağır imtihanlarla,ince elekten eler gibi elemiştir. KANSER VE SEBEBLERİ Erişkin olan bir insanda takriben 50 trilyon hücre bulunmaktadır. Hayat tek bir hücre ile başlar. Büyüme tamamlanıncaya kadar milyonlarca defa bölünme gerçekleşir. Bölünme,lalettayin

Detaylı

SELANİK AYASOFYA CAMİSİ

SELANİK AYASOFYA CAMİSİ SELANİK AYASOFYA CAMİSİ BAKİ SARI SAKAL SELANİK AYASOFYA CAMİSİ Aya Sofya (Azize Sofya) tapınağı Selanik in merkezinde, Ayasofya ve Ermou sokaklarının kesiştiği noktadadır. Kutsal İsa ya, Tanrının gerçek

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar

Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Mikat Sınırları Kâbe (Beytullah) Makam-ı İbrahim Safa ve Merve Tepeleri Zemzem Kuyusu Arafat Müzdelife Mina 1 Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Mekke deki Önemli Ziyaret Mekânları

Detaylı

BEDİÜZZAMAN IN TABİATÇILARA KARŞI MÜDAFAA STRATEJİSİ

BEDİÜZZAMAN IN TABİATÇILARA KARŞI MÜDAFAA STRATEJİSİ 2. ULUSLARARASI BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ SEMPOZYUMU İslâm Düşüncesinin 20. Asırda Yeniden Yapılanması ve Bediüzzaman Said Nursî 27-29 Eylül, 1992, İstanbul BEDİÜZZAMAN IN TABİATÇILARA KARŞI MÜDAFAA STRATEJİSİ

Detaylı

Pik (Ham) Demir Üretimi

Pik (Ham) Demir Üretimi Pik (Ham) Demir Üretimi Çelik üretiminin ilk safhası pik demirin eldesidir. Pik demir için başlıca şu maddeler gereklidir: 1. Cevher: Demir oksit veya karbonatlardan oluşan, bir miktarda topraksal empüriteler

Detaylı

ĐSTANBUL KÜLLĐYELERĐ (FATĐH / SULTAN SELĐM / ŞEHZADE MEHMET) TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU

ĐSTANBUL KÜLLĐYELERĐ (FATĐH / SULTAN SELĐM / ŞEHZADE MEHMET) TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU ĐSTANBUL KÜLLĐYELERĐ (FATĐH / SULTAN SELĐM / ŞEHZADE MEHMET) TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU Fakültemiz lisans programında açılan MĐM 376 Anadolu Uygarlıkları Teknik Seçmeli Dersi kapsamında yapılması planlanan Đstanbul

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

ÇEVRE MÜHENDĠSLĠĞĠNE GĠRĠġ (ÇMG) DERSĠ

ÇEVRE MÜHENDĠSLĠĞĠNE GĠRĠġ (ÇMG) DERSĠ KONYA ÜNİVERSİTESİ ÇEVRE MÜHENDĠSLĠĞĠNE GĠRĠġ (ÇMG) DERSĠ Doç. Dr. Senar AYDIN Necmettin Erbakan Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü V-HAFTA 17.12.2015 1 SULARIN ARITILMASI

Detaylı

FEN BÝLÝMLERÝ DERSHANESÝ

FEN BÝLÝMLERÝ DERSHANESÝ FEN BÝLÝMLERÝ DERSHANESÝ 8. SINIF DENEME SINAVI / 17. SAYI ÇÖZÜMLER TÜRKÇE TESTÝ 1. Etkilemek sözcüðü; 1. ve 3. cümlede bir kimsenin davranýþýný, düþüncesini, duygularýný deðiþtirmek anlamýnda kullanýlmýþtýr.

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

KINALI HASAN. Ey gözümün nuru Hasan ım,

KINALI HASAN. Ey gözümün nuru Hasan ım, KINALI HASAN Yüzbaşi Sirri Bey, ikindi vakti yeni gelen erati teftiş ederken, içlerinde bir tanesinin saçinin bir tarafi kinalanmiş oldugunu görür ve takilir: Hiç erkek kinalanir mi? Mehmetçik: Buraya

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Detaylı

8. SINIF DENEME SINAVLARI DAĞILIMI / TÜRKÇE

8. SINIF DENEME SINAVLARI DAĞILIMI / TÜRKÇE TÜRKÇE Öğrenme Alanı 3. OKUMA 4. YAZMA 5. DİL BİLGİSİ Alt Öğrenme Alanı 2. Okuduğu Metni Anlama ve Çözümleme 3. Okuduğu Metni Değerlendirme 4. Söz Varlığını Zenginleştirme 1. Yazma Kurallarını Uygulama

Detaylı

SAĞLAM BİR GEÇMİŞİN MUTLU BİR ÜZERİNDE YÜKSELİR...

SAĞLAM BİR GEÇMİŞİN MUTLU BİR ÜZERİNDE YÜKSELİR... YAŞAM MUTLU BİR SAĞLAM BİR GEÇMİŞİN ÜZERİNDE YÜKSELİR... İnşaat dünyası yeni bir vizyonla tanışıyor. Bu bir yaşam ve gelecek vizyonu. Bu vizyonun geçmişinde güç, temelinde güven var. İş dünyasının ve Türkiye

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ

HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ 17-26 MAYIS 2013 / CEMAL REŞİT REY SERGİ SALONU Başkan dan Yazı,

Detaylı

Paslanmaz Çelik Gövde. Yalıtım Sargısı. Katalizör Yüzey Tabakası. Egzoz Emisyonları: Su Karbondioksit Azot

Paslanmaz Çelik Gövde. Yalıtım Sargısı. Katalizör Yüzey Tabakası. Egzoz Emisyonları: Su Karbondioksit Azot Paslanmaz Çelik Gövde Yalıtım Sargısı Egzoz Emisyonları: Su Karbondioksit Azot Katalizör Yüzey Tabakası Egzoz Gazları: Hidrokarbonlar Karbon Monoksit Azot Oksitleri Bu bölüme kadar, açıkça ifade edilmese

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri...

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri... IGMG Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e. V. İslam Toplumu Millî Görüş Eğitim Başkanlığı İÇİNDEKİLER Ders Kitapları Serisi Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray 1-MERKEZ TEŞKİLATI A- Hükümdar B- Saray MERKEZ TEŞKİLATI Önceki Türk ve Türk-İslam devletlerinden farklı olarak Osmanlı Devleti nde daha merkezi bir yönetim oluşturulmuştu.hükümet, ordu ve eyaletler doğrudan

Detaylı

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57 Eğitimci yazar M. Emin KARABACAK ın BAYRAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR (Çocukların Okul Başarısını Artırmada Anne Babalara Düşen Görevler) kitabından sonra ikinci kitabı BİLİNÇALTI APTALDIR ŞAKADAN ANLAMAZ kitabı

Detaylı

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir.

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Görünümü Elbiseleri Hz. Peygamber çeşitli renk ve desenlerde elbiseler giymiştir. Ancak daha çok

Detaylı

Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır.

Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır. KUDDÜS Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır. Hz.Ali-nin kullandığı altı isimden biridir. Sabah ve akşam namazından sonra 33 defa okunmasının

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI D 1.4.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık ve Önemi 1.4.2014 Salı 14:00

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

APADOKYA. Güzel atlar ülkesi

APADOKYA. Güzel atlar ülkesi K Güzel atlar ülkesi APADOKYA Aslına bakarsanız anlatacağım hikayenin neresinden başlamalıyım inanın bilemiyorum. İçinde tarih olan, mitolojik çağların mistik kokularını çağrıştıran ilginç ve bir o kadar

Detaylı

Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981 Doktora Tarih Atatürk Üniversitesi 1985

Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981 Doktora Tarih Atatürk Üniversitesi 1985 1. Adı Soyadı : MEHMET ÇELİK 2. Doğum Tarihi: 05 Haziran 195. Unvanı : Prof.Dr.. Öğrenim Durumu Derece Alan Üniversite Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981

Detaylı

5. SINIF DENEME SINAVLARI DAĞILIMI / TÜRKÇE

5. SINIF DENEME SINAVLARI DAĞILIMI / TÜRKÇE TÜRKÇE Öğrenme Alanı 3. OKUMA 4. YAZMA 5. GÖRSEL OKUMA VE GÖRSEL SUNU Alt Öğrenme Alanı 2. Okuduğunu Anlama 4. Söz Varlığını Geliştirme 5. Tür, Yöntem ve Tekniklere Uygun Okuma 1. Yazma kurallarını uygulama

Detaylı

ELEMENT VE BİLEŞİKLER

ELEMENT VE BİLEŞİKLER ELEMENT VE BİLEŞİKLER 1- Elementler ve Elementlerin Özellikleri: a) Elementler: Aynı cins atomlardan oluşan, fiziksel ya da kimyasal yollarla kendinden daha basit ve farklı maddelere ayrılamayan saf maddelere

Detaylı

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir.

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir. Abraham Lincoln, senin yaşındayken dedi babası çocuğuna, Okula gidebilmek için her gün 10 mil yürüyordu. Gerçekten mi? dedi çocuk ve ekledi: Tamam, fakat o senin yaşındayken de başkan oldu baba! İletişim,

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ

SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ BAKİ SARISAKAL SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ (İSHAK PAŞA CAMİSİ) Selanik Alaca İmaret Camisi Alaca İmaret Camisi Selanik şehir merkezinin kuzey bölümünde bulunmaktadır. Aziz Dimitris

Detaylı

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu özeti olarak

Detaylı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur

Detaylı

GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU

GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU Güneş ışınımı değişik dalga boylarında yayılır. Yayılan bu dalga boylarının sıralı görünümü de güneş spektrumu olarak isimlendirilir. Tam olarak ifade edilecek olursa;

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

NECİP FAZIL KISAKÜREK

NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK kimdir? Necip fazıl kısakürekin ailesi ve çocukluk yılları. 1934e kadar yaşamı 1934-1943 yılları hayatı Büyük doğu cemiyeti 1960tan sonra yaşamı Siyasi fikirleri

Detaylı

2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2

2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2 2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2 Sayın Veli, Bu mektubumuzda, 2015-2016 Eğitim - Öğretim yılı MEV Koleji Özel Güzelbahçe İlkokulu,3. Sınıflar sınıf öğretmenleri zümresi

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı