Hasan Eskil. Hasan Eskil BİR GÜZEL İNSAN OKTAY ÖZAYDIN. Biyografi. Ozan Yayıncılık Mart 2015

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Hasan Eskil. Hasan Eskil BİR GÜZEL İNSAN OKTAY ÖZAYDIN. Biyografi. Ozan Yayıncılık Mart 2015"

Transkript

1

2 Hasan Eskil Hasan Eskil BİR GÜZEL İNSAN OKTAY ÖZAYDIN Biyografi Ozan Yayıncılık Mart

3 2 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın

4 Hasan Eskil Hasan Eskil BİR GÜZEL İNSAN OKTAY ÖZAYDIN Biyografi Ozan Yayıncılık Mart

5 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Bu kitabın yayın hakları Hasan Eskil aittir. Tanıtım için yapılacak alıntılar dışında tüm alıntılar, Kültür Bakanlığı Telif Hakları Sözleşmesi gereği yayınevinin iznini gerektirir. Bir Güzel İnsan-Oktay Özaydın Hasan Eskil Yayın Yönetmeni: Mustafa Demir Editör: Abdullah Demir Kapak tasarımı: Ekin Karabıyık Baskı ve Cilt: Ozan Matbaacılık Davutpaşa Caddesi Güven Sanayi Sitesi B blok Kat: 2 No: 352 Topkapı - İSTANBUL Kütüphane Bilgi Kartı (CIP): Bir Güzel İnsan-Oktay Özaydın Hasan Eskil Yaşam, Biyografi Ozan Yayıncılık Mart 2015, Türkiye, İstanbul 400 sayfa ISBN: ??? Sertifika no: Dağıtım: İstanbul: 2A, Alfa, Alkım, Artı, Bilgi, Cağaloğlu, D&R, Derya Dağıtım Final, Paraf, Remzi, Say, Totem, Yelpaze Ankara: Işık Eğitim, İmge, Kıta, Ekinoks, Arkadaş İzmir: Erdoğanlar, Gema İnternet satış: www. kitapyurdu. com, www. yenisayfa. com, www. kitapnet. com, www. iskenderiye. com, www. selsus. com, www. dharma. com. tr, www. ideefixe. com OZAN YAYINCILIK LTD. Alemdar Caddesi Güzel Sanatlar Sk. No: 13 Cağaloğlu İstanbul Tel: Faks: Web: 4

6 Hasan Eskil Oktay ın annesi Müzehher Teyze ile rahmetli babası Mustafa Fevzi Amca ya 5

7 6 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın

8 Hasan Eskil ÖNSÖZ KONYALILAR DERNEĞİ BAŞKANI KUDRET FİKİRLİ Bazı şeyler insana ağır gelir ama hayatın akışı içerisinde bazen görevini yapmak zorunda kalırsın. Bu kitaba önsöz yazma konusu da bir görev olarak karşıma çıkınca bir şeyler yazmak zorunda kaldım. Yirmi yıl kendisine yol arkadaşlığı ettiğim Oktay Ağabey imin ölümünün birinci sene-i devriyesine rastlayan 18 Mart a yetiştirilmek üzere Hasan Eskil Ağabey in kaleme aldığı bu kitaba önsöz olacak bir şeyler yazmak çok zor geldi. Ama yazmalıydım. Onun bize bıraktıkları ve yaptıkları adına Her zaman bahsettiğim gibi onunla tanışmamıza Konyaspor gecesi hazırlığı vesile oldu. ( Yıl 1993). Dernekte göreve geldiği 2000 yılından 2014 yılının 18 Mart ına kadar geçen on dört yıllık sürede acı tatlı çok şeyler paylaştık. Gün oldu sevindik gün oldu çaresizlikle üzüldük ama o çalışmaya doymadı dolayısıyla bizler de ona ayak uydurmaya çalıştık. Çocuğu gibi gördüğü dernek ve vakıftaki çalışmaları ve gayreti bize koca bir eser bıraktı. Dolayısıyla çok büyük bir sorumluluğu da sırtımıza sararak aramızdan ayrıldı. Allah rahmet eylesin. 7

9 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Sevenlerinin ve tanıyanlarının kaleme aldığı hatıra ve görüşleri üzerinden yürüyen Hasan Ağabey in akıcı üslubu ile güzel bir eserin ortaya çıkacağına gönülden inanıyorum. Emekleri için binlerce teşekkür ediyorum. Hatıraları kitaplaştırma fikrini ortaya atan ve hayata geçirilmesini sağlayan başta Vakıf Başkanımız Mustafa Birim e ve yönetim kurulu üyelerine vefa adına göstermiş oldukları bu kadirşinaslığa ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Eser ne kadar güzel olursa olsun onun hakkını ödeyebilir miyiz? bilmiyorum... Ama elimizden de bu kadar geliyor. Bu vesile ile Oktay Ağabey ime bir kez daha Allah tan rahmet diliyorum. Kudret FİKİRLİ Konyalılar Dernek Başkanı 8

10 Hasan Eskil İSTANBUL KONYALILAR VAKFI BAŞKANI MUSTAFA BİRİM Sevgili Başkanıma Mademki Konyalıyız. Söze Hz. Mevlâna yla başlayalım. Hz. Pîr şöyle diyor: Biz dostlarımızı kalbimizle ve aklımızla sevmeyiz. Ola ki Kalp durur, akıl unutur. Biz dostlarımızı ruhumuzla severiz. Ruhumuz ne durur, ne unutur. Evet, biz Başkanımızı ruhumuzla sevdik. Hayatta iken defalarca yüzüne karşı Adam gibi Adamsın dememiz, haykırmamız gerekirdi. Türk milletinde maalesef bu kültür gelişmediği için bizler de bunu yerine getiremedik. Şimdi, Sevgili Başkanımın ruhunun önünde sesleniyorum: Adam gibi adamdın. Bizler şahadet ediyoruz, Rabbim de şahadetimizi kabul etsin, mekânın Âlemi Âmâ olsun. Yardımcın MUSTAFA BİRİM (Mustafa, sağlığında Vakıf Başkanı olan Oktay ın yardımcısıydı.) 9

11 10 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın

12 Hasan Eskil BAŞLARKEN Konyalılar Derneği Başkanı Kudret Fikirli ile İstanbul Konyalılar Vakfı Başkanı Mustafa Birim benden Oktay la ilgili bir kitap hazırlamamı istediler. Bu isteği onurlu bir görev kabul ettim. Oktay ın kitabını yazabilmek için, onu tanıyanların görüş ve anılarına başvurmam gerekiyordu. Bunun için de ailesine, onu yakından tanıyan yarenlerine ve Konya Maarif Koleji mezunu olan arkadaşlarına bana yardımcı olmaları için şu çağrıyı yaptım: Sevgili Kardeşlerim, Konyalılar Derneği ve İstanbul Konyalılar Vakfı, aramızdan çok erken ayrılan Sevgili Oktay'ımızın yaşamını ve yaşam felsefesini anlatan bir kitap hazırlanmasına karar vermiş. Bu görev bendenize tevdi edildi. Takdir edeceğiniz üzere, bu onurlu görevin altından layıkıyla kalkabilmem, bir başka deyişle, bu kitabın eksiksiz tamamlanabilmesi sizin yardımlarınıza bağlı. Önümüzdeki bir aylık süreç içinde kitaba girmesini istediğiniz Oktay'la ilgili anı, resim ve düşüncelerinizi benim 'ime aktarır, redaksiyon konusunda da bana yetki verirseniz, bu yazı ve resimleri bir kitap haline getirmeye çalışacağım. Sevgili Oktay hepimizin kalbinde derin yaralar açarak aramızdan ayrıldı. Eminim o şimdi çok iyi bir yerdedir. Her türlü övgüye layık bir insandı çünkü. Dostlarının hazırlayacağı kitap da ona layık olmalı diye düşünüyor, sizden yardım istiyorum. Kitabımızda bu çağrıya gelen yanıtları ve elbette benim kişisel duygu ve düşüncelerimi bulacaksınız. Çağrıma yanıt veren kardeşlerime teşekkür ederim. İtiraf edeyim, ölüm acısı insanın içindeki yaşam ışığını söndürüyor. Bu 11

13 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın yüzden de, Hakk a yürüyen sevdiklerinin ardından insanların kalem oynatmaya eli varmıyor. Oğlumu kaybettiğimde ben bunu yaşamıştım. Bu nedenle de çağrıma yanıt verenler kocaman bir teşekkürü hak ediyorlar. Yanıt vermeyenlere ise söyleyecek hiçbir sözüm yok. Onları da anlıyorum demenin dışında... Zira Oktay ı hepimiz çok seviyorduk. İzninizle Oktay ımızın yaşam öyküsüne geçiyoruz 12

14 Hasan Eskil BİR GÜZEL İNSAN/OKTAY ÖZAYDIN Oktay ın babası Mustafa Fevzi Amca 1915 yılında Konya da doğmuş. Yüz yıl önce İki yaşındayken annesi Havva Hanım ı kaybetmiş de de yedi yaşındayken babası Mehmet Sait Bey İstiklal Harbi nde şehit düşmüş. Yani bizim Oktay ımız bir şehit torunu. Tavizsiz vatan sevgisi buradan geliyordu demek ki... Annesi Havva Hanım ın ve babası Mehmet Sait Bey in bu kadar erken ölümü, ileride Oktay ımızın babası olacak küçük Mustafa Fevzi nin kalbinde kim bilir ne yaralar açmış ve o yaralar nasıl kabuk bağlamıştır? Allah tan amcasıyla dedesi acılı Mustafa Fevzi ye sahip çıkmışlar; ilkokulu, liseyi Konya da okutmuşlar, 1934 yılında da üniversite tahsili için İstanbul a göndermişler yılında üniversiteyi bitirmiş. Konya ya dönerek uzun yıllar serbest diş hekimi olarak mesleğini sürdürmüş. İlk muayenehanesini arkadaşı diş hekimi İsmail Küçükkeleş ile ortak açmış yılında İsmail Küçükkeleş in eşi Vesile (Sağ) Hanım ın halasının kızı olan Müzehher Teyze yle evlenmiş. Evlendiklerinde Mustafa Fevzi Amca 29, Müzehher Teyze ise 19 yaşındadır. O sıralar İkinci Dünya Savaşı dünyayı kasıp kavurmaktadır. Türkiye, savaşa girmemekle birlikte, ordusunu savaşa hazır tutmak için bütçesini zorlayan askeri harcamalar yapmaktadır. Bu yüzden de sivil halk yokluk çekmekte, temel gıda maddeleri karneyle verilmektedir. Genç evliler savaşın yokluklarına birlikte göğüs gererler. Ekmeği, gazı karneyle alır, 13

15 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Müzehher Teyze nin deyişiyle, iki metrelik pazen için Sümerbank ta sıraya girerler. Müzehher Teyze Meramlıların iyi tanıdığı Köse İbrahim Efendi nin (İbrahim Köküöz) büyük kızıdır. Mustafa Fevzi- Müzehher çiftinin üç çocuğu olur. Oktay (d.1945), Kutay (d.1947), Gülay (d.1949). Oktay ileride diş hekimi, Kutay zemin mekaniği konusunda Ülke sınırlarını da aşan üne sahip bir akademisyen olacak ve Prof. Dr. unvanını alacaktır. Gülay ise Eczacılık Fakültesini bitirecek ve bir süre eczane işletecektir. Üç kardeşin çocukları da üniversite tahsili yapmışlardır. Üniversite sonrasında da başarılı bir iş yaşamı sürdürmektedirler. Bu tablodan şöyle bir sonuç çıkarabiliriz: Özaydın ailesi gerçekten soyadına uygun aydın bireylerden oluşuyor. Uzun yıllar Ankara da yaşadığım için Mustafa Fevzi Amca yı tanıma şansım olmadı. Ancak, duyduğum ve öğrendiğim kadarıyla derneklerde görev alan, siyasetle yakından ilgilenen sosyal bir insanmış. Ayrıca; vicdan sahibi, darda kalanların yardımına koşan, hayırsever ve din istismarcılarına taviz vermeyen inançlı bir Müslüman mış. Bu inancını da, Cahilden dindar olmaz diyerek dile getirirmiş. Mustafa Fevzi Amca nın bu denli yardımsever ve vicdan sahibi olmasında çocukluğunda yaşadığı acıların ve dedesiyle amcasının ona sevgiyle kucak açmasının ne kadar etkisi olduğunu bilemeyiz Bildiğimiz bir gerçek var, o da iyilikseverlikte oğlu için ideal bir rol model olduğudur. Anne Müzehher Teyze de inançlı ve gönlü yüce, kibir bilmeyen iyi bir insan olunca, Oktay; ailesinden aldığı üstün hasletleri çile hücresindeki bir derviş misali kalbinde pişirip özümsemiş, parmakla gösterilen iyilik timsali bir insan olup çıkmıştır.( 1 ) ( 1 ) Aslında Mustafa Fevzi Amca yla Müzehher Teyze nin diğer iki çocuğu da yardımsever ve iyi huylu insanlardır. Konumuz Oktay Olduğu için biz çalışmalarımızda onun üzerinde odaklanacağız. Yeri geldiğinde elbette Kutay la Gülay dan da söz edeceğiz. 14

16 Hasan Eskil Kısacası, Oktay ımız babasının niteliklerini benliğinde taşımış, taşımakla kalmayıp çok daha ilerilere götürmüştür. Bu kitapta Oktay hakkında söylenen sözleri okudukça eminim siz de benim gibi düşüneceksiniz. Bir kitabın yazarının yaşamını kaleme aldığı insan hakkında bu derece taraf tutması tuhaf karşılanabilir. Bu yargı doğru da olabilir. Ne var ki, hakkında anı/yazı istediğim aile fertleri ve onu yakından tanıyanlar, Oktay ı yere göğe sığdıramamışlar... Benim yerime vicdan sahibi hangi insan olsa, gelen yazıları okuduktan sonra Oktay la ilgili aynı düşüncelere varırdı kanısındayım. Çalışkan, azimli, mücadeleci, haksızlıklara dayanamayan, mert ve dürüst bir insan. Bunlara ek olarak bir de hayırsever kimliği var. İnanın gelen yazılar beni benden aldı ve eski arkadaşımı yeterince tanımadığımı düşündürtmenin yanı sıra, gözümde çok farklı bir konuma da getirdi. Bu nedenle onu yazarken yansız olamamam normal karşılanmalıdır. Yanlılığım ise Oktay ın hasletlerini abartarak değil, onları araştırıp ortaya çıkartarak ve dürüstçe açıklamak yönünde kendini göstermiştir. Oktay la aynı okulda yatılı okumuştuk. O benden bir sınıf alttaydı. Dolayısıyla samimi bir arkadaşlığımız yoktu ama hepi topu 100 kişilik mevcudu olan okulda herkes birbirini tanır, ne olduğunu bilirdi. Oktay ı bir metre çapındaki kaldırımda üstü başı giyimli, kravatını bile çıkarmadan futbol oynarken bugünkü gibi hatırlarım. Kolej den 1963 te mezun oldum ve Mülkiye de okumak için Ankara ya gittim. Orada da kaldım ten İstanbul a taşındığımız 90 lı yıllara kadar onunla hiç temasımız olmadı. Anadolu Hayat ın Genel Müdürüyken Konyaspor için yardım talebinde bulunmaya geldiklerinde temasımız başladı. Konyalılar Derneğine üye olmaya davet ettiği, yönetim kuruluna girdiğim 2000 yılından itibaren de sık sık görüşür olduk. Son on dört yılda Oktay ı yeniden tanıdım yılında Konya Kültür Merkezi nin inşaatı başladıktan sonra ise, her gün telefonla belki de birkaç kez konuşur, haftada en az bir gün Kültür Merkezi nin inşaatına gider olmuştuk. O kadar ki, sabah kahvaltı masasında evimizin telefonu çaldığında ki bu 15

17 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 16 o günün ilk telefonu olurdu, eşimle aynı anda Oktay dır, derdik. Telefonu, alo bile demeden, Kardeşim diye açardım. Evet, öz kardeşim gibiydi Çalışmalarımız süresince ondan hiç incinmedim. Ben incinmedim ama onu tanıma ve birlikte çalışma fırsatı yakalayanlar incinmişler miydi? Yazılarından edindiğim kanaat odur ki, asla! Dernek ten arkadaşımız Halil Kasapoğlu bakın ne diyor: Yaşı benden büyük olduğu için ağabey değil sadece... İnsanların kardeşlerini seçme şansı yok belki ama ağabeylerini seçebilirler. İşte, o benim biyolojik ağabeylerimden hiçbir farkı olmayan canım ağabeyim. Söze başlarken de belirttiğim gibi, bu biyografiyi hazırlarken, ailesinden, kardeşlerinden, hısım akrabasından, arkadaşlarından, tanıyanlarından onun hakkında yazılar istedim ve gördüm ki, altmış dokuz yıllık ömründe hiç kimseyi incitmemiş. Gelen yazıların hiçbirinde, ama hiçbirinde onu yeren ya da eleştiren bir söze, hatta bir sözcüğe rastlamadım. Gelen anıları ya da onunla ilgili yorumları okudukça şaşıp kaldım. Hepsi Oktay dan övgüyle söz ediyordu. Herkese iyilik yapmış, gönül kırmamıştı. Dostlarının bu şekilde kanaat bildirmesinde, Hazreti Peygamber in, Ölenlerinizi iyilikle yâd edin sözleri etkili olmuştur diye düşünülebilir ama Hazreti Peygamber, ölenlerinizi yalan sözlerle övün, göklere çıkarın dememiş; aksine, riyayı yasaklamıştır. Gelen yazıların hepsi övgü doluydu; pek çoğunda yaptığı iyiliklere teşekkür vardı. Demek ki Oktay ımız, istisnai bir insandı Kitabımız baştan sona bunun örnekleriyle dolu. Eşinin amcası Mustafa Nalçacı Bey onun için, Dünyaya bir daha böyle bir insan gelmez diyor. İyiydi, nazikti ama haksızlıklar karşısında da o kadar hırçın ve isyankârdı. Doğru bulmadığı, haklı görmediği hiçbir söze itaat etmedi; haksızlıklara boyun eğmedi. Kitabımızda yaşamından kesitleri okurken bu özelliğine de yakından tanık olacaksınız.

18 Hasan Eskil Lise sondayken Mantık dersi öğretmeni sınavda kopya çektiğini iddia ederek sınav kâğıdını önünden aldığında bu haksızlığa isyan edecektir. Öğretmen iddiasında ısrarlı olunca da okul müdürünün ve yardımcısının önünde bütün sınıf ayağa kalkarak, Oktay ın kopya çekmediğini, sınava alınmadığı takdirde boş kâğıt vereceklerini söyleyeceklerdir. Olayın devamını Yakın arkadaşımız Mustafa Göncü nün anılarında bulacaksınız. Söylemek istediğimiz; haksızlığa asla boyun eğmediği, bu nedenle de insanların güvenini kazandığı ve her ortamda çevresinde sağlam bir dostluk çemberi kurduğu gerçeğidir. Bu lisedeyken böyle olmuştur, siyasetteyken böyle, Beşiktaş camiasında ve dernekçilikte Oktay kaypaklık nedir bilmeyen, çevresindekilere her türlü şüpheden uzak güven duygusu veren bir insandır. Yine kitabımızı okurken mücadeleci ruhunun dışa vurumu sıklıkla karşınıza çıkacaktır. Bir sürü örneğin içinden ikisini seçeceğim: Moda da üç kardeşin anneleriyle birlikte oturdukları ev ile Konya Kültür Merkezi onun bu mücadeleci ruhunum eserleridir. Oktay azimle mücadele etmeseydi ve yaptığı işe kendini adamasaydı, ne üç kardeşin anneleriyle birlikte oturduğu ev inşa edilebilirdi, ne de o muhteşem Konya Kültür Merkezi İlerideki satırlarda bunları okuyacaksınız. Hele hele de küçük kızı Merve nin Babasının Kızı öyküsündeki baba figürüne hayran kalacaksınız ve biz böyle olamadık diyeceksiniz... Şahsen ben öyle dedim. Kardeşi Kutay, Çok geniş bir çevresi vardı diyor. Kadıköy çarşısında dolaşırken onlarca insanla selamlaşmadan geçemezdi. Ben kendisine zaman zaman, İstanbul da senin katılmadığın herhangi bir düğün veya cenaze töreni var mıdır? diye takılırdım. Yoktu herhalde. En ücra köy derneklerinin toplantılarına gittiğine ben tanığım. Konyalılar Derneğini de temsil ederdi 17

19 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın böyle yerlerde Oysa o, dernek başkanlığından çoktan ayrılmıştı. Dernek başkanı bendim ve Oktay, İstanbul Konyalılar Vakfı nın başındaydı. Oktay ın muayenehanesi herkesin buluşma noktasıydı. Okuldan, dernek ve vakıftan dostları, siyasette birlikte mücadele ettiği arkadaşları hep orada buluşurlardı. Kelebekleri kendine çeken bir cazibe merkezi, bir ışık demetiydi âdeta Arkadaşları için bir cazibe merkezi olan insan ailesi ve akrabaları için farklı mı olur? Kardeşi Gülay ı dinleyelim: İstanbul daki akrabaları bir araya getirmek için yıllarca bayramlaşmalar düzenledi. Aile epey geniş olduğu için anne tarafı akrabaları bir gün, baba tarafını ayrı bir gün çağırır, dışarıda toplanıp yemek yer bayramlaşırdık. Allah aşkına kendimize dönüp şu soruyu soralım: Biz bunları yapabildik mi? Ne yazık ki ben Evet diyemiyorum. Bakınız kız kardeşinin kocası Necat Aşcıgil, Oktay ı nasıl tarif ediyor: O, modern zaman evliyasıydı; aktivist evliya. Bu sözün üzerine söz söylenemez diye düşünüyorum. Necat bir başka olaya daha parmak basıyor: Yurdun çeşitli yerlerinden cenazeye gelenler olmuştu. Bazıları uzak yerlerden gelenlere hayret ettiler, ama ben uzak yerlerden gelen o arkadaşlarının bazılarının ameliyatları için yer bulduğunu, kendi arabasıyla hastaneye götürdüğünü, her gün arayıp ziyaret ettiğini biliyorum. Burada noktayı koyma gereksinimi duyuyorum. Çünkü Oktay ımızın hasletlerini anlatmaya sözcükler yetmeyecek ve sayfalar sayfaları kovalayacak. En iyisi siz onu aile fertlerinin, kardeşlerinin ve dostlarının kaleminden okuyun. İzninizle ben onun kısa yaşam öyküsüne geçeceğim 18 Bir Vefalı Adam Oktay 1945 yılında Konya da doğdu. Söze başlarken de ifade etiğimiz gibi Diş Hekimi Mustafa Fevzi Bey in oğlu. Annesi Müzehher Hanım, ev hanımı. Evleri önce Fenni Fırın ın, daha sonra da Tahir Paşa Camisi nin yanındadır. Konya yı bilme-

20 Hasan Eskil yen okuyucularım için söyleyeyim her iki ev de kentin merkezinde; birincisi Mevlana ya metre mesafede, diğeri de Allaaddin Tepesi nin hemen yanında. İlkokulu Gazi Mustafa Kemal İlkokulu nda okudu. Bu sırada eve gelen bir din hocasından ayrıca dersler aldı Kuran okumayı öğrendi. Hocanın önünde diz çöken sadece Oktay değildi. Üçkardeş de din dersi aldılar. Anne, baba dindar insanlardı çünkü. Baba Fevzi Amca yı yetiştiren amcası Sultan Selim Camisi nin başimamıydı. Kısacası Özaydın ailesi dini bütün insanlardı. Burada bir parantez açalım. Ne Oktay ne de kardeşleri bağnaz insanlardı. Dini inançlarını kendilerine sakladılar. Kitabımızın ilerleyen sayfalarında da okuyacağınız üzere, Oktay la Kutay gençlik yıllarında arkadaşlarıyla gönüllerine göre gezip eğlendiler. Oktay namaza kırkından sonra başladı ama onu uzaktan tanıyanlar beş vakit namaz kıldığını bilmedi. İbadetiyle övünmedi. İbadetini de hayır ve hasenatını da sadece Yüce Rabbi bildi. Haydarpaşa ve İskele camilerinin her türlü ihtiyacına koştu. Namaza başladıktan sonra arkadaşlarıyla eğlence masalarına oturdu ve ağzına bir damla içki koymadı. Onlara da mani olmaya kalkmadı. Sohbete iştirak etti, güldü, eğlendi. Sair zamanlarda da tavla oynadı, şakalar yaptı, her türlü sohbetin içinde oldu, hatta sohbete yön verdi ama hiçbir dini tartışmaya girmedi. Bu tür konularda bilmeden fikir sahibi olanları" ise uyardı. İnançlıydı ve inancını korumaya özen gösterdi. Parantezi kapatırsak; ilkokuldan sonra Konya Maarif Koleji nin sınavlarını kazandı ve öğretmenlerinin çoğu yabancı olan bu okulda yedi sene eğitim gördü. Konya Maarif Koleji, 1955 yılında yabancı dilde eğitim vermek üzere açılan, Milli Eğitim Bakanlığı na bağlı altı Maarif Koleji nden birisidir. Bu okullarda, Türk dili ve edebiyatı, tarih, coğrafya, resim, müzik vb. dışında kalan fen ve matematik dersleri yabancı öğretmenler tarafından İngilizce olarak okutulmaktaydı. Giriş sınavından geçen öğrencileri kabul eden bu okullar ilk sene hazırlık olmak üzere yedi yıldı ve 19

21 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın okullara kız öğrenci alınmıyordu; Konya merkezde oturan ailelerin çocukları dâhil, öğrencilerin tamamı yatılı okuyordu. Oktay, Konya Maarif Koleji nin açılışının üçüncü yılı olan 1957 de okula başladı. Evleri Konya nın içinde olduğu için cumartesi günü evci çıkıyor, pazar akşamı dönüyordu. On bir, on iki yaşında okula başlayan öğrenciler çocukluk yıllarını, ergenlik dönemini ve gençliklerinin ilk yıllarını birlikte yaşıyor ve on sekiz, on dokuz yaşında mezun oluyorlardı. Okulda gece gündüz birlikte oldukları için aralarında sıkı bir arkadaşlık ilişkisi gelişiyordu. Bu ilişki bazen aile bağlarından daha sıkı oluyor ve ömür boyu sürüyordu. Oktay ın okul arkadaşlarıyla ilişkileri böyleydi. Okul sonrasında da sürecek sıkı arkadaşlıklarının temeli daha on iki yaşındayken atılmıştı ve pek çoğu vefatına kadar aynı yoğunlukta devam etti. Bu arkadaşlarından Hayrettin Kublay ı dinleyelim: 16 Şubat Pazar günü BJK-Bursa maçının devre arasında sırf onu kızdırmak için telefonla aradım. İlk defa telefonuma çıkmadı ve geri dönmedi. Meğer sevgili Oktay o sırada beyin kanaması geçiriyormuş. Ameliyatını ve her gün Semiha ile durumunu izledim. Maalesef kaybettik. Hala hazmedemiyorum. Şu an bile ağlamaklıyım. 14 Mayıs 2014 Şu bir gerçek ki, Konya Maarif Koleji nden mezun olan herkesin okul arkadaşlığı ömür boyu kalıcı olmamıştır. Oktay bu konuda da tam bir istisna oluşturuyordu. Akseki üzerinden Manavgat a giderken, Akseki deki arkadaşı Necip e ya da İzmir taraflarına giderken, Manisa daki Yılmaz a mutlaka uğruyordu. Kaçımız o yollardan geçerken arkadaşlarımızı arama gereksinimi duymuşuzdur ki? Böyle vefalı bir adamdı arkadaşımız. 20 Çocukluğu, Gençlik Yılları ve Semiha Oktay 1964 yılına kadar Konya da kaldı. Peki, okul dışındaki çocukluk ve gençlik hayatı nasıldı? Annesi Müzehher Hanım ve dayısı Muzaffer Bey in söylediklerine göre çok hareketli,

22 Hasan Eskil yerinde duramayan, cıva gibi bir çocuktu. Kardeşlerinin sözleri de Oktay ı böyle tarif etmektedir. Kutay ın ifadesine göre; çocukluğunda gardırobun üstünden divana atlar, top peşinde koşacağım diye ayakkabılarını bir haftada parçalarmış. Kutay ise Oktay la birlikte alınan ayakkabıları bir yıl giyermiş! Bunları yazarken beraber olduğumuz son yıllardaki hali geldi gözümün önüne. Yerinde hiç duramayan bir adamdı. Dışarıda yapılacak işleri hep ona havale ederdik. Muayenehane kıyafetiyle Kültür Merkezi inşaatının ham betonlarının üzerinde yürüdüğüne çok tanık olmuşumdur. İnşaata ğitmesi gerektiğinde önlüğünü çıkarıp muayenehanesinden fıtlar, orada yaşanan bir soruna takkesini atıp koşardı. Herhalde evlerinin inşaatı sırasında da Oktay, aynı Oktay dı! Bu satırları okurken gözünüzün önünde pasaklı bir adam canlanmasın sakın. Son derece temiz ve titiz giyinen bir insandı. Gönlüne göre ayakkabı yaptırmak ya da giysi almak için beni peşinden Merter lere, Güneşli lere kaç kez sürüklemiştir... Semiha nın bu konudaki titizliğine değinmemek de herhalde haksızlık olur. Semiha yla 1973 yılında evlendiler. Üç çocukları oldu: Cem, Nazlı ve Merve. Evlenme öykülerini bizzat Semiha nın, babalarıyla olan anılarını ise ileriki bölümlerde çocuklarının kaleminden okuyacaksınız. Burada o konulara girip tekrara düşmeyeceğiz. Yeşil Olur Şu Konya nın Meram ı Konya ya dönersek; anneannelerin Meram da hafta sonları koşarak gidilen bahçesi ve bahçenin içinde kocaman bir evi vardır. Konya yı bilmeyenler için yazıyorum; Meram, Konya nın güney batısında dağların koynuna sokulmuş zümrüt gibi yemyeşil bir yerleşim bölgesidir. Bundan kırk, elli sene öncesine kadar en azından böyleydi. İçinden gür bir dere akardı ve bu dere çaylara bölünerek Konya nın bedenini damar ağı gibi sarardı. Uluırmak tan Köprübaşı na kadar şehrin içindeki bahçelere, bostanlara can verirdi. 21

23 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 22 Suyun başında olduğu için dereden en fazla yararlanan ise elbette Meram dı ve Meram da yaz günlerinin keyfi bambaşkaydı. Meram da her türden ağaç ve bitki yetişirdi Bahçelerinde sincaplar koşuştururdu. Her yan yemyeşildi. Türküsü bile vardır Meram ın. Yeşil olur şu Konya nın Meram ı Konyalı kız depreştirdin yaramı diye başlar ve oynak notalarla devam eder. Meram, gezme, dinlenme, hoşça vakit geçirme yani mesire yeridir aslında ama burada Konya nın zenginlerinin konakları da vardır. Zira bizim çocukluğumuzda Konya nın zenginleri, Türbe önünde evi, Meram da bağı olan insanlar olarak tarif edilirdi. Meram ın öyküsü Anadolu Selçuklularına kadar uzanır. Daha da ötesini araştırmak tarihçilerin işidir. Örneğin; Meram ın hemen yanındaki Sille de Romalılar döneminden kalma kiliseler vardır ve bildiğimiz kadarıyla Meram Köprüsü, Tavus Baba Türbesi Selçuklulardan kalan eserlerdir. Köprünün yanındaki hamam ise Karamanoğullarının bizlere armağanıdır. Evliya Çelebi den Mevlana ya kadar pek çok insan Meram bahçelerinden övgüyle söz etmişlerdir. Oktay ın annesi Müzehher Teyze lerin işte bu Cennet köşesinde bahçeleri, bahçenin ortasında da kocaman bir evleri vardır. Oktay lar yazın hemen hemen her hafta sonu bu eve taşınmışlardır. Burası Oktay ve kardeşleri için tam bir oyun yeridir. Ağaçlara tırmanır, meyve toplar, bahçe duvarlarının üstünden atlarlar Bahçenin hemen kenarından akan çayda oynarken giysileri sırılsıklam olur. Kız kardeşi Gülay a kulak verelim: Konya daki çocukluk yıllarından hatırımda kalan, dedemlerin Meram daki bağlarına gidiş gelişlerimiz ve oradaki yaramazlıklarımız ilk sırayı alıyor. Faytonla sabahtan annemle gider, akşama babam da gelir, hafta sonlarında birkaç gün kalır, dönerdik. Gidiş gelişlerde annemin en büyük yardımcısı Oktay Ağabey imdi. Bizleri indirir bindirir, eşyaların taşınmasına yardım ederdi. Oraya varınca da dut ağacının tepesinden

24 Hasan Eskil inmez, serdiğimiz çarşafın üstüne dutları silkelerdi Biz de afiyetle yerdik. Oktay yaramazlık derecesinde hareketli bir çocuktur. Ağaçlara çıkar, duvarlardan atlar, ayağını kırar; annesinin uyarılarına karşın, dayısının bisikletinin arkasında Meram a gider... Ondan bir buçuk yaş küçük olan ve bir öğür (Öğür; yaşıt, arkadaş.) gibi birlikte büyüyen Kutay a sordum, Ben öyle şeyler yapmazdım diye yanıt verdi. Şehirde kaldıkları yaz geceleri sık sık Dede Bahçesi ne ve yazlık sinemalara gidecekler ve bu işlerde hep Oktay öncü olacaktır. Yeri gelmişken, Dede Bahçesi nin üzerinde durmak isterim. Dede Bahçesi hemen İnce Minareli Cami nin yanı başında büyükçe bir bahçeymiş. Ben köyde büyüdüğüm için hiç görmedim ama Konya nın içinde yaşayan arkadaşlarımdan, hatta Balıkesir de büyüyen eşimden Dede Bahçesi ni çok dinledim. Emine; Anneannemlerin evi hemen Dede Bahçesi nin girişindeydi diye anlatır. Geceleri Kaya akordeon çalar; insanlar onu dinleyerek çay içer, yemek yerlermiş. Bahçede düğünler, nişanlar yapılır, insanlar dans edermiş. Dede Bahçesi ne giderken o yıllarda genç kız olan teyzesi en güzel kıyafetlerini giyermiş. Şu Konya ya bakar mısınız? Hatta daha da ötesi var: İstanbul Konyalılar Vakfı nda 1932 yılında çekilmiş bir tenis kortu ve kortun girişinde sıralarını bekleyen şortlu iki kadının duvara asılı fotoğrafını da görün isterim. Nereden nereye?.. Öyle anlaşılıyor ki; Oktay ımızın çocukluğu serazat bir yaşam içinde geçmiş. Ne sıkıntı veren bir aile baskısı var, ne de insanı kasan bir çevre Bu arada eve gelen hocadan Kuran okumayı ve namaz sureleriyle duaları öğrenmiş. Hatta Gülay ın söylediğine göre Kuran ı hatmetmiş. Bu konuda baskı görmüş müdür? Serazat yaşamını zedeleyen bir etmen var mıdır? Bunu bilemeyiz ama beraber olduğumuz son on dört yılda bu konuda ağzından olumsuz herhangi bir söz çıkmadı. Hatta dini görevlerini severek ve isteyerek yerine getirirdi. Büyük bir ih- 23

25 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın timalle eve gelen hoca dönemini de kendini kasmadan yaşamış; Kuran ı ve namazlıklarını öğrenirken, hocanın karşısına şevkle oturmuştur. Ben de çocukluğumda ailemin isteği üzerine ve aşırı bir baskı görmeden aynı şeyleri yaşadım. Konya Maarif Koleji nde okuduğum yıllarda da -yaz tatillerinde- kendi isteğimle hocaya giderdim. Gençlik yıllarımda hocayla söyleşirdik ve bundan keyif alırdım. (1960 ların ilk yılları. Köy Karakaya. O yılların örnek köy ü. Köyün imamı Abidin Topuz. O da o yılların örnek imam ı. Bunlar basının seçimiydi ve bizim köy aylarca gündemden düşmemişti. Köyün harman yerlerine uçak pisti bile yapılmış ve Sabiha Gökçen kendi kullandığı uçakla Karakaya ya gelmişti.) Konumuza dönersek 1962 yılı Haziran ayında Oktay ın ailesi İstanbul a taşınır. Oktay kardeşi Kutay la birlikte Konya da kalır. Artık onlar da tam yatılı olarak okuyacaklar; yani, cumartesi günleri evci çıkamayacaklardır Cumartesi öğleden sonra ve pazar günleri askerin çarşı izni gibi akşam beşe kadar serbestler, beşten sonra okulun bahçe duvarından dışarı adım atamazlar. Katır Mehmet ler, Güdük Sami ler peşlerinde olacak yoksa Kolej demek disiplin demek, disiplin demek rahmetli Müdür Yardımcısı Halil Edil Bey demekti. Bu satırları okuyunca aklınıza, Hani Oktay çocukluğunda ve gençliğinde serazat yaşamıştı? diye bir soru gelebilir? Anlatayım: Halil Bey çok sert bir insandı. Katır Mehmet ya da Sami gelip de, Muavin Bey seni istiyor dediğinde ödümüz patlardı. Odasında sert uyarılarından nasibimizi alırdık. Çenemize sumsuğunu yediğimiz günler de olurdu. Rahmetli hocamız, işaret parmağını V biçiminde kıvırıp sertleştirir, V nin köşesini çenemize çekiç gibi indirirdi. Oktay da o sumsuğu yemiş midir acaba? Ben bu soruya hayır diyemem. Yerinde duramayan ve sinik bir karakteri olmayan Oktay için sumsuk kaçınılmaz gözüküyor. Ortada şöyle de bir gerçek var: Küçücük bir okulun dört duvarı arasında, ateş parçası gibi çocuklar başka türlü de zapt edilemezdi herhalde. Halil Bey in disiplini olmasaydı o şartlarda biz birbirimizi yerdik, diye düşünüyorum. 24

26 Hasan Eskil Ayrıca; bizim birbirimize bu derece bağlanmamızda onun disiplinden taviz vermeyen yönetimi de etkili olmuştur sanıyorum. Çünkü disiplin cezaları karşısında sınıfça sert bir yumruk haline gelerek idareye karşı çıkar; kabahat işleyen arkadaşlarımızı asla ele vermezdik. İçimizden ispiyoncu çıkmazdı ve çoğu kez bu yüzden toptan sınıfça hafta sonu dışarı çıkmama cezası alırdık. Hepimiz Halil Bey in odasına sığmadığımız için de disiplin kurulu sınıfımızı teşrif eder ve cezamızı tebliğ ederdi. Disiplin cezası alan ve cezasını revirde göz hapsinde tutularak geçiren arkadaşlarımızı da âdeta beslerdik Canları sıkılmadan vakit geçirsinler diye revire iskambil destesi soktuğumuz bile olmuştur Disiplin diyorum ya, gözünüzün önüne manastır gibi bir yer gelmesin. Okuldan ya da yatakhaneden kaçmadığımız, arkadaşlarımıza ve okulun eşyasına zarara verecek haylazlıklar yapmadığımız takdirde, o küçücük okulda mutluluk içinde yaşardık. Bunun altında yatan gerçek de sıkı arkadaşlık bağlarımızın bir aile ortamı sağlamasıydı. Erdoğan Munis gibi, Blumenthall er gibi öğretmenlerimiz de bizim ağabeyimizdi âdeta. Onun için Oktay ın çocukluğundaki serazat yaşamını Kolej yılları zedelememiş, hatta yeni çevresinde Oktay daha zengin eğlenceler ve gönül hoşluğu bulmuştur. Samimi arkadaşları Mustafa Göncü ile Hayrettin Kublay ın anılarını okurken siz de aynı kanaate varacaksınız. Artık lise yıllarını geride bırakmanın zamanı geldi. Yalnız, bu bahsi kapatmadan bir yanlış anlaşılmayı da önlemek istiyorum. Halil Bey in sert yönetimine rağmen öğrencilerinin çoğunluğu onu sevmiştir. Ben şahsen kendisini her zaman rahmetle anarım. Kutay dan öğrendiğime göre, Halil Bey ömrünün son yıllarını geçirdiği İstanbul da Oktay ın muayenehanesine sık sık uğrar, Oktay da hocasını her zaman büyük saygı ve sevgi ile karşılarmış. Onun okulda benimsettiği çalışma disiplininin mesleki yaşamımızda çok yararını gördük. Okul sonrasında bir yerlere gelebilmişsek, bunda Konya Maarif Koleji nin ve rahmetli Halil Bey in beynimize nakşettiği disiplinli çalışma bilincinin büyük katkısı vardır. 25

27 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın yılında Oktay ın ailesinin İstanbul a taşındığını belirtmiştik. Oktay da iki sene sonra okulunu bitirip ailesinin yanına gelir. Sene 1964 ve Oktay babasının yolundan gitmektedir. İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakülte sine başlamış, Konya Koleji nde birlikte okuduğu arkadaşlarıyla burada da buluşmuştur. Mustafa Göncü, Attila Gürarda, Fikret Yüksel, Nadir Harani, Vehbi Gökrenk, Çelik Ergene, Yılmaz Arıkan Hepsi buradadır ve inanılmaz maceralarla dolu bir hayat onları beklemektedir. Daha sonraları kardeşi Kutay da onlara katılacaktır. Gençlik yıllarında İstanbul da da serazat yaşayacaktır. İstanbul maceralarını arkadaşlarının anılarında okuyacaksınız. Bu satırlar sizi yanıltmasın. Delikanlılık çağının bu hevesleri geçtikten sonra Oktay namaza başlamış ve yaşamının son yirmi yirmi beş senesinde ağzına içki koymamıştır. Şimdi Mustafa Birim i dinleyelim. Mütedeyyin kişiliğinle, elinden geldiğince bütün ibadetlerini eksiksiz yapmaya çalışır, bunu asla belli etmezdin. Ayrıca yöneticilik yaptığın kurumlarda bunu asla kullanmak istemez ve bunu bir kural olarak tavsiye ederdin. Vatanını, kültürünü, hele hele Konya ve Konyalıyı çok sevdin. Türkiye Cumhuriyeti Devletine tam bağlı ve saygılıydın. Devletine ve milletine söz söyletmezdin. Dindardın, ama bağnaz değildin. Bugünkü insanlara model olacak davranıştaydın. Almış olduğun eğitimlerle, zamanımızı gayet güzel yorumluyor, olayları ve olayların arkasını görebiliyordun. Oktay, okuldaki sıkı arkadaşlık ilişkilerini okul sonrasında da sürdürecek, İstanbul da olmayan arkadaşlarını arayıp soracak ve onların nişan, nikâh gibi önemli günlerine katılacak, sorunları olanların sorunlarını çözmek için koşturacaktır. Okul arkadaşlarının dışında; Beşiktaşlılarla, siyasetteki mücadele arkadaşlarıyla, kuruluşunda başrol oynadığı Konyalılar Derneği ve İstanbul Konyalılar Vakfı ndaki hemşerileriyle de sıkı dostluk bağları kurmuş, insanların sevgi ve saygısını kazanmıştır.

28 Hasan Eskil Kazandığı bu sevgi ve saygı onu, içine girdiği her grupta başkanlığa taşıyacaktır. Beşiktaş Kadıköylüler Derneği nin başkanı odur. Siyasete atıldığı Adalet Partisi nin yerine kurulan DYP nin İstanbul ilçe başkanı Oktay dır. Kuruluşuna katıldığı Konyalılar Derneği ve İstanbul Konyalılar Vakfı nın başkanlıklarını da yedişer yıl o yürütmüştür. Ömrü vefa etseydi Vakfın başkanlığını halen sürdürüyor olacaktı. Çünkü Konya Kültür Merkezi ni Vakfa kazandıran onun sabrı, hoşgörüsü, azim ve çalışkanlığıydı. Bu vasıfların dördü de onun kişiliğinde birleşmişti. Kültür Merkezinin projelendirilmesi ve inşaatı sırasında yaşanan sıkıntı ve gerginlikleri yatıştırmak için nasıl da çaba sarf ettiğinin bire bir tanığıyım. Arkadaşlar arasında yükselen tansiyonu yatıştırırken, inşaatın yürümesi için para peşinde koştururken, bu arada yaşanan duygusal travmaları tedavi ederken gösterdiği sabrı ve metaneti hiçbirimiz gösteremeyiz. Bir de siyasette uğradığı hüsran ve yaşadığı üzüntüler var; bunları da asla hak etmemiştir. O günleri ilerideki sayfalarda okuyacak, sabrına şaşıracaksınız... Yaşadığı olumsuzluklarda gösterdiği sabır ve dayanma gücü olağanüstü seviyelerdedir. İşleri yoluna koyuncaya kadar dişini sıkar, insanları kırmadan sonuca ulaşmaya çalışırdı. Bu arada kendisi helak olurdu. Ben bir kaldırım taşıyım yorgun Ben bir çakıl taşıyım küçük Ben bir sabır taşıyım pare pare Ve ben ah, mezar taşıyım ne çare. Yukarıdaki satırları yazarken Ümit Yaşar Oğuzcan ın bu dizeleri nedense aklıma düşüverdi! Keşke düşmez olaydı Şu anda parmaklarım PC nin klavyesi üzerinde dondu kaldı. Yazamıyorum ama bu kitabı da tamamlamam lâzım. Tekrar onun yaşamına dönmek zorundayım. Nerede kalmıştık? Evet, onun İstanbul daki yaşamından söz ediyorduk İstanbul onu Beşiktaş ına kavuşturmuştur. Elbette Beşiktaş ın maçlarını kaçırmayacak, taraftarlığı Beşiktaş Kongre üyeli- 27

29 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın ğine kadar gidecektir. Beşiktaş dendiğinde ve kulübünü savunurken gözü hiçbir şeyi görmeyecek; ses telleri tın tın ötecektir. (Yaşasaydı 2015 senesi başında Divan Kurulu üyesi olacaktı.) Bu kitapta Beşiktaşlı arkadaşlarının hakkında yazdıklarını da okuyacak, ol cenahtan da gelen övgülere tanık olacaksınız. İzninizle burada Beşiktaşlı iki kişinin sözlerine kısaca yer vereceğim: Coşkun Kargın: Birlikte Beşiktaş kongrelerine katılırdık. Beşiktaş a zarar verecek tüm yönetim biçimlerine şiddetle karşı çıkar, bunları açık yüreklilikle kongrelerde dile getirir ve tüm üyeler onun sözlerini dikkate alırdı. Hasan Özdoğan: Sadece ben değil bütün arkadaşlarım onunla çalışmaktan o kadar mutluyduk ki, o kadar çok şey öğrendik ki ondan, o bizim hem başkanımız, hem hocamız, hem önderimizdi. Tıpkı Süleyman Seba gibiydi. Hani bir söz vardır, adam gibi adam diye, işte Oktay Özaydın Ağabey imizi en iyi anlatacak söz herhalde budur. Üniversite öğrencisiyken çalışmaya başlayacaktır. Bu konuda yakın arkadaşımız Mustafa Göncü ye kulak verelim: Oktay ise, fakülteden çıktıktan sonra koştura koştura Kadıköy e geçiyor ve babasının Oktay adına açtığı diş deposunda çalışıyordu. Cumartesi günleri de iki bavula doldurduğu diş tedavi malzemeleriyle Harem den otobüse biniyor ve İstanbul çevresindeki il ve ilçelere malzeme satmaya gidiyordu. 28 İstanbul Diş Hekimliği Fakültesi nden dört yılda mezun oldu. Hemen beyaz önlüğü giyip, babasından devraldığı muayenehanesinde hasta kabulüne başladı. Kısa süre sonra da askerlik görevi için İstanbul dan ayrıldı. Yedek subay öğrenci dönemini İzmir Sıhhiye Okulu nda geçirdi, kıta hizmeti için torbadan Artvin i çekti. Dört ayı okul dönemi, on dört ayı kıta hizmeti olmak üzere 18 ay askerlik yaptı. Vatani görevi bittikten sonra Kadıköy e, muayenehanesine döndü.

30 Hasan Eskil Sene 1971 dir ve Oktay fiilen diş hekimliğine başlamıştır. Onun muayenehane açması, arkadaşlarının rahatça buluşabilecekleri bir mekâna kavuşmaları anlamına da gelecektir. Oktay ın muayenehanesi önce Kolejli, sonra Beşiktaşlı arkadaşlarının, ileriki yıllarda da fiilen yapmaya başladığı siyasetçilikten edindiği dostlarının uğrak yeri olacak ve çevresi o kadar genişleyecek ki, haftada bir gün eşiyle dostuyla birlikte olabilmek amacıyla çarşamba günleri muayenehanesini kapatacaktır. Oktay ın Siyasi Serüveni Siyasete olan ilgisi nedeniyle 70 li yılların ortasında Adalet Partisi nin kapısını çalacak ve siyasi hayatına Adalet Partisi Kadıköy İlçe Teşkilatına kaydolarak başlayacaktır. Adalet Partisi 1980 cuntası tarafından kapatılınca, bu partinin yerine kurulan Doğru Yol Partisi ne geçen Oktay; anılan partinin Kadıköy İlçe yönetim kuruluna alınacaktır. 1986/1987 döneminde oluşturduğu yeni bir yönetim listesiyle ilçe seçimlerine girer ve Doğru Yol Partisi nin yeni Kadıköy İlçe Başkanlığı görevini devralır. Önce DYP, sonra da DTP deki çalışmalarını arkadaşlarının anılarında okuyacaksınız. Tekrara düşmemek için ben bunları burada anlatmayacağım. Yalnız, arkadaşlarının, Çok çalıştı, dürüstlükten ödün vermedi; bu hasletleri Genel Merkez in gözünden kaçmadı ve onu 20 Ekim 1991 de yapılan Genel Seçimlerde DYP nin İstanbul 1.Bölge 2. sıra milletvekili adaylığına taşıdı biçimindeki tespitlerini irdelemeden edemeyeceğim. Gerçi Oktay, Parti Genel Merkezince İstanbul 1. Bölgeden milletvekili adayı gösterilmiştir ama 2. sıraya konulmuştur. Genel Merkez, henüz birkaç ay önce SHP den istifa edip DYP ye katılan Aktuna yı Oktay ın önüne geçirmiştir. Gerçekten de SHP den Bakırköy Belediye Başkanlığı na seçilen Yıldırım Aktuna, genel seçimlere iki ay kala, 27 Ağustos 1991 de bu görevinden ayrılarak DYP ye katılmıştır. 29

31 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 30 Oysa Oktay 1970 li yıllarda Adalet Partisi nde siyasete başlamış, 1980 darbesinden sonra bu partinin yerine kurulan DYP ye geçmiş, beş yıl önce Kadıköy İlçe Başkanı olmuş ve beş yıllık süreç içinde yeni partiyi Kadıköy de birinci sıraya taşımıştır. Birlikte siyaset yaptığı arkadaşlarını dinlemeye devam ettiğimizde şöyle bir gerçekle karşılaşıyoruz: Genel Merkez onu 2. sıraya koyunca, arkadaşları seçim çevresinde tercihli oy kullanılması için kampanya başlatmayı önermişler, Oktay, Genel Merkez in kararına karşı çıkmayalım diyerek onları durdurmuş; çok sevdiği Süleyman Demirel e karşı bayrak açmamıştır. Bu olayda vefa duygusu ve beyefendiliği haksızlığa tahammül edemeyen Oktay ı frenlemiştir. Politikadaki arkadaşlarından Yılmaz Yıldız, kitabımızda yer alan yazısında aynen şöyle demektedir: Seçimi çok az bir oyla kaybettik. O seçimde tercihli oy kullanılabiliyordu. Eğer biz tercihli oyu Oktay lehine kullanmış olsaydık, otomatikman liste başına gelirdi ve seçilirdi. Onca mücadeleye karşın aday listesinde 2. sıraya konulması onu mücadeleden vazgeçirmeyecek, 2. sırada olmasına rağmen seçimlere bütün gücüyle asılacaktır. Partili arkadaşlarıyla öyle hummalı bir çalışma başlatır ki, yarışta finish çizgisini rakibinden önce geçmeyi hedefleyen bir atletten farkı yoktur. Öylesine azimli ve enerji doludur Ekibini de aynı süratle peşinden sürüklemektedir. O hali gözümün önüne geliyor. Ela gözleri çakmak çakmak olmuştur, heyecandan yerinde duramamaktadır. Yarattığı sinerji herkesi sarıp sarmalamıştır. İnanın bu satırları yazarken tüylerim diken diken oluyor. Sanki yanındaymışım gibi o günleri içimde duyuyor, yaşıyorum. Benim bilip tanıdığım Oktay ın resmidir bu. Yıllar sonra, Konya Kültür Merkezi nde yaşadığımız sorunlarla boğuşan Oktay ın resmi Deli fişek gibi girdiği mücadelede hedefe kilitlenen bir jet uçağının pilotuydu o yılı genel seçimlerinde, seçimin ertesi günündeyiz. Sabah 7.00 de TV lerde, 2. sırada olan Oktay ın Yıldırım Aktuna yla birlikte milletvekili seçildiği anons edilir! Oktay ve arkadaşları zaferlerini kutlamaya başlarlar.

32 Hasan Eskil Şimdi siyasette çok yakın arkadaşı olan Yücel Çıkrıkçı yı dinleyelim:. Oktay Özaydın ı 1991 yılı Genel Seçimlerinde DYP nin İstanbul 1.Bölge 2. sıra milletvekili adaylığına taşımıştır. Yine bu seçimlerde olağanüstü çalışılmış ve seçimin ertesi günü sabah 7.00 de milletvekilliğine seçildiği TV lerde anons edilmişti. Yalnız bu arada İlçe Seçim Kurulundaki oy sayımları da devam etmekteydi. Sonradan aldığımız duyumlara göre seçim kurulunda yaşanan bazı olumsuzluklardan sonra diğer partinin adayının Milletvekili seçildiği açıklanmıştı. Seçim 290 oyla kaybedilmişti! Oktay ın ve ekibinin zafer kutlamaları yerini derin bir üzüntüye bırakır. Tabii ki bu olay ilçemizde çok büyük bir moral yıkıntısı olmuştur. Bu sözler de Yücel Çıkrıkçı ya aittir. Semiha ya o günü sordum. Üzüldü ama bunu fazla uzatmadı dedi. Semiha yı Fenerbahçe ye yürüyüşe götürmüş. Biraz hava aldık, her şeyi geride bıraktı. Sabah hiçbir şey olmamış gibi muayenehanesini açtı, işe başladı. Kolej den bir arkadaşını, Salim Koçak ı dinleyelim: Onu iyi hatırlıyorum Sıralamada epeyce yukarılardaydı. Seçilme şansı çok yüksekti. Ancak kaybetmişti. Ama hatırladığım kadarıyla sadece oy gibi çok küçük bir farkla kaybetmişti. İnsanı en çok da bu üzerdi. Ankara dan telefon açtım. Ben de bekliyorum ki karşımda çok üzgün bir Oktay Ağabey bulacağım. Öyle ya; kim olsa hem kaybettiğine üzülürdü, hem de bu kadar az farkla kaybettiğine. Oktay Ağabeyciğim, geçmiş olsun. Nasıl oldu bu yahu? dedim. Söylediklerini kelimesi kelimesine hatırlamam mümkün değil ama bakıyorum, pek de oralı değil. Hatta oldukça rahat. Sadece bazı nedenler sıraladıktan sonra; Boş ver yahu, Salim ciğim! dedi. Canımız sağ olsun. Sanıyorum, Tanrıya inancı çok güçlüydü ve bu tevekkülün arka plânında o vardı. 31

33 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 32 Evet, eşinin ve Kolej yıllarından bir arkadaşının söyledikleri bunlar. Belki konuya duygusal yaklaşıyoruz ama bu seçimlerde siyasi tercih Oktay dan yana kullanılmalı ve Oktay birinci sıraya konulmalıydı. Tabii o yıllarda Genel Başkan olan Sayın Demirel in bu tercihinin sebebini bilemiyoruz. Hüsamettin Cindoruk Bey in kitabımızda okuyacağınız Oktay la ilgili yazısından, Sayın Demirel in Oktay ın ikinci sıradan milletvekili seçileceğine inandığını anlıyoruz. 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde yaşadıkları ise Oktay için tam bir hüsrandır. DYP Kadıköy Belediye Başkanlığına aday gösterilen Oktay, arkadaşlarıyla son derece başarılı bir seçim hazırlığı yürütür. Kamuoyundan olumlu tepkiler alınır; Oktay seçimleri kazanacak gibi gözükmektedir. Seçime on beş gün kala Parti Genel Başkanı Tansu Çiller, Oktay ın yerine Barış Manço yu aday gösterir ve Kadıköy ilçe yönetimini görevden alır. Barış Manço birkaç gün sonra kamuoyuna adaylıktan çekildiğini açıklar. Seçime bir hafta kalmıştır Böylece DYP kazanacağı zaferi elinin tersiyle iter ve elindeki Kadıköy Belediye Başkanlığını Cumhuriyet Halk Partisi ne ikram eder. Oktay bu kez tam olarak hüsrana uğramıştır! Bundan sonrasında Tansu Çiller in DYP deki yönetim tarzına kızan Süleyman Demirel, Hüsamettin Cindoruk a Demokratik Türkiye Partisini kurdurur ve Oktay da bu partiye geçer. DTP nin 1999 yılında yapılan yerel seçimlerde hezimete uğraması, bu partinin de Oktay ın da siyasi hayatının sonu olur ve kardeşimizin onca emeği boşa gider. Ne acı değil mi? Siyasi hayatında hak etmediği yenilgilere maruz bırakılan Oktay artık kendini dernekçiliğe verecek; bu alanda Ülke ve Konyalılar için önemli hizmetler üretecektir. Evet, sıra Oktay ın dernekçilik öyküsüne geldi. Önderliğini Kudret Fikirli nin yaptığı bir grup 1993 yılında İstanbul da yeni bir dernek kurmanın arayışına girer. Oktay o yıllarda DYP Kadıköy İlçe başkanıdır ve 1994 Mart ında yapılacak yerel seçim hazırlıklarıyla meşguldür. Bu yüzden de dernekçiliğe ayıracak zamanı yoktur.

34 Hasan Eskil 1993 te Konya İli ve İlçeleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışna Derneği Başkanı olan Nebi Zenginli ye kulak verelim: Bu dönemde derneğin güçlenmesi için yoğun bir çalışma yürüttük. Yeni bir yapılanmaya gidilmesini, derneğin dışında kalan önemli isimlerin derneğe ve yönetime katılmasını planladık. Ancak Güneş Otelde yapılan genel kurulda, talihsizlikler yaşandı. O kongrede Oktay Ağabey yoktu. Genel Kurul vasıtası ile birleşme planı gerçekleştirilemedi. Bu genel kurulun yapıldığı tarih tür ve daha önce de değindiğimiz gibi, Oktay bir yıl sonra yapılacak Kadıköy Belediye Başkanlığı seçimleriyle meşguldür. Herhalde Nebi Zenginli nin yukarıdaki paragrafta yer alan, O kongrede Oktay Ağabey yoktu sözleri dikkatlerinizden kaçmamıştır. Zenginli ye göre, Oktay o kongreye katılmış olsaydı, sonuç hüsran olmayacaktı. Nebi Zenginli nin sözünü ettiği, Konya İli ve İlçeleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin tarihinde yapılan başarısız genel kurulundan sonra Kudret Fikirli ve arkadaşları Bayram Camcı nın başkanlığında yeni bir dernek kurmak için kolları sıvarlar. Yukarıda da değindiğimiz gibi, Oktay başka bir kulvarda koştuğu için onların arasında yoktur yılına geldiğimizde, 27 Mart 1994 te yapılan yerel seçimlerde Kadıköy Belediye Başkanlığı için girdiği yarışı haksız bir biçimde kaybeden Oktay, kapısını çalan Kudret Fikirli yle arkadaşlarına yeşil ışık yakacaktır 1994 Kasım ında kuruluş çalışmaları tamamlanan Konyalılar Derneğinin 71 Kişilik kurucu üye listesinde Oktay 2. sırada yerini alır; Rüştü Özal Başkanlığındaki ilk yönetim kurulunda da üç başkan yardımcılığı görevinden birini üstlenir. Diğer iki kişi Bayram Camcı ve Kâmil Aksoy dur. Rüştü Özal ın başkanlığı altı ay sürer, rahatsızlığı nedeniyle başkanlığı bırakan Rüştü Bey in yerine günü yapılan genel kurulda Bayram Camcı başkanlığa seçilir. Yeni derneğin ilk işi, İstanbul daki Konyalıları iki dernek arasında bölünmekten kurtarmak amacıyla, Konya İli ve İlçeleri 33

35 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğiyle birleşme çalışmalarını başlatmak olur. Oktay, derneğin bu ilk önemli icraatında ön plandadır: Birleşme görüşmelerini yürütecek komiteye seçilmiştir. Nebi Zenginli yi bir kez daha dinleyelim. Oktay Ağabey Konyalılar Birliği Derneği adına hareket eden ekibin başındaydı ve siyasette deneyimli, müzakere yapmakta usta, iyi yetişmiş, çalışkan ve ileriyi gören lider vasıflı bir kişiydi. Müzakereleri kendi inisiyatifine almayı başardı ve iki derneğin Konyalılar Birliği Derneğinde birleşmesini sağladı. Bu başarı Oktay Ağabey in liderliğinde sağlanmıştır. Yıl 1996 dır ve Oktay dernekçilikte neler yapabileceğinin ilk işaretini vermiştir yılında yapılan genel kurulda ise başkanlığa aday olmayan Bayram Camcı, başkan olarak Oktay ı işaret edecek; o genel kurulda başkanlığa seçilen Oktay; 2007 yılına kadar bu görevde kalacaktır. Başkan seçilir seçilmez, birleştirici özelliğini hemen gösterecek ve derneğin üyelerine aşağıda özetini sunduğumuz mektubu gönderecektir. Derneğimizin olağanüstü genel kurulu tarihinde gerçekleştirildi. Kongremize katılan üyelerimizin oylarıyla önümüzdeki bir yıl için göreve geldik. Sizleri mahcup etmeyecek bir gayretle, sizlerin de desteğiyle çalışmak istiyoruz. Her kurumda yeni gelen yönetimler evvelki dönemlerden daha çok çalışmak ve çıtayı daha yükseltmek mecburiyetindedir. Biz, hepimiz bu inançla görev aldık ve başarmak istiyoruz. Başarının ise ancak bir ekip çalışmasıyla geleceğine inanıyoruz. Bu amaçla siz değerli üyelerimizin her konuda desteğine ihtiyacımız var. Değerli fikirlerinizi, önerilerinizi her zaman bizlere ulaştırabilirsiniz. Şundan emin olun ki hepsi değerlendirilecektir. Lütfen bizleri izleyiniz ve denetleyiniz. Bu duygular içinde hepinize aşağıda tanıttığım kurallarımızla birlikte hizmet edeceğimizi belirtir, saygılar sunarız. Başkan Oktay Özaydın 34

36 Hasan Eskil Başkan Oktay Özaydın ve ekibi bir yıl sonraki genel kurulda da göreve gelecek ve Oktay Özaydın Başkan olarak o genel kuruldan sonra da bir mektup yayımlayacaktır: Derneğimizin 4. kongresi tarihinde yapıldı. Siz değerli üyelerimizin oylarıyla iki yıllık bir süreyle tekrar göreve seçildik. Daha iyi işler yapmak Konya mıza ve Konyalıya daha çok hizmet etmek, sizlerin derneğimize ilgi göstermesine, bizlerin de daha fazla gayret göstermesine bağlıdır. İlgi ve gayreti tabana yayabildiğimiz oranda başarı kendiliğinden gelecektir. Sizlerin bu ilgi ve desteği bizden esirgemeyeceğinizi umut ediyoruz. Bu duygularla tekrar şevkle başarı için göreve başladık. Yapacağımız hizmetlerin Konya mıza hayırlı olmasını diler saygılarımızı sunarız. Başkan Oktay Özaydın Genel Sekreter Kudret Fikirli Başkanlığa seçildiği 1. ve 2. genel kuruldan sonra üyelere yazdığı iki mektuptan alıntılarla yaptığımız yukarıdaki özetten de görüleceği üzere Oktay; hemşerilerine hizmet aşkıyla yanıp tutuşmakta ve başarıya giden yolda dernek üyelerinin desteğini arkasına almaya çalışmaktadır. Siyasetçi Oktay la dernekçi Oktay aynı insandır Hedefleri olan, çalışkan, dürüst, işbirliğine açık bir lider. Dernekçilikte onu çelmeleyecek kimse yoktur. Dilediği hızla koşacak ve ipi göğüsleyen şampiyon bir atlet gibi başarılı olacaktır. Dernekçilikte en fazla yoğunlaştığı hizmetlere bir göz atalım: 1) FAKİR ÖĞRENCİLERE YARDIM İÇİN ÇIRPINMASI Konyalılar Derneği 1997 de, Konya ve ilçelerinden üniversite öğrenimi için İstanbul a gelen fakir öğrencilere burs verilmesi çalışmasını 56 öğrenciyle başlatmış, ancak bunu genişletememişti. Başkanlığı döneminde Oktay, burs imkânının genişletilmesi için âdeta çırpınmıştır. İlçe dernekleri de kendi yörelerinden gelen çocuklara burs verdiklerinden, burs temininde zorluk çekilmiş, çoğu kez Oktay la yönetim kurulu üyeleri kendi ceplerinden ve aile fertleriyle yakın çevrelerinden sağ- 35

37 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın ladıkları kaynaklarla burs fonunu güçlendirmeye çalışmışlardır. Dernek kurulduğunda 56 kişi için sağlanan burs olanağı, Oktay ın döneminde kişiye ulaşmış; burs dışında giyim ve ev eşyası konusunda da Oktay öğrencilere destek olmuştur. 2) HEMŞERİLERLE BİRLİKTE OLMA ARZUSU Oktay da bu arzu en üst noktadadır. İstanbul da yaşayan Konyalılar arasındaki bağları sıkılaştırmak ve hemşeri birlikteliklerini mümkün olduğu kadar geniş bir çevreye yaymak... Onun yönetiminde bu amaçla iftar yemekleri düzenlenmiş, yemekli konferanslar tertip edilmiş, gezilere gidilmiş, Oktay bizzat kendisi köy derneklerinin en ücra köşelerdeki toplantılarına katılmış; hemşerileriyle beraber olmaktan büyük mutluluk duymuştur. 3) KONYA YI ve KONYA KÜLTÜRÜNÜ TANITMA ÇA- BASI Konya nın sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel yönden tanıtılması Oktay ın önem verdiği konulardan birisiydi. Bunun için de, Konya Ticaret ve Sanayi Odası başkanlarını konferans vermek üzere davet etmiştik. Daha sonraları Konya da büyük sanayi atılımlarına imza atan PANKO BİRLİK ve KONYA ŞE- KER in Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk da davetli konuşmacılar arasına katılmıştı. Konya düğün yemeğini İstanbul a taşımış, yemeğe gelenler için analarımızın, ninelerimizin çeyizlerinden örnekler sergilemiştik. 4) KONYASPOR SEVDASI Oktay, her fırsatta Konyaspor a yardımcı olmaya çalışmıştır. Futbolcu transferi için kaynaklar bulmuş, onun yönetiminde Konyaspor un başarısı Boğaz da tekne turu düzenlenerek kutlanmıştır. 36 5) KONYALILARI ÇAĞDAŞ BİR MEKÂNA KAVUŞ- TURMA TUTKUSU Oktay Dernek başkanlığı sırasında Konyalıların bir araya gelebilecekleri çağdaş bir mekâna kavuşması hayaliyle yaşamış ve bu hayalini vefatından önce gerçeğe dönüştürmüştür. 2003

38 Hasan Eskil yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi nden üst kullanım hakkının 30 yıllığına kiralandığı Yeşilköy de yaklaşık 800 M2 lik bir arsanın üzerine kapalı kullanım alanı 3600 M2 olan bir kültür merkezi inşa ettirmiş ve İstanbul daki hemşerilerine muhteşem bir eser miras bırakmıştır. Kültür Merkezi nin temeli 31 Mart 2003 te atılmış, Oktay bu arada kurulan İstanbul Konyalılar Vakfı nın başkanlığına geçmiş, Dernek başkanlığına da yeni oluşturulan yönetim kurulu de beni seçmiştir. Birimiz Derneğin, diğerimiz de Vakfın başkanı olunca her iki kuruluşun yönetim kurulları birlikte toplanmış ve çalışmalarını uyum içinde yürütmüştür. Yönetim kurullarının birlikte toplanması teklifi Oktay dan gelmiş, inşaat ilerledikçe yaşanan zorluklara birlikte çözüm aranmış; kardeşimizin bu teklifinde ne kadar haklı olduğu olaylar yaşandıkça görülmüştür. Kültür Merkezinin öyküsüne yakından bakarsak; 2007 de Konya Kültür Merkezi nin temeli atılırken Oktay çok heyecanlıdır. Çünkü bu arsayı temin edebilmek için Büyükşehir Belediye Başkanlığı yetkililerinin kapılarının önünde neredeyse 24 saat nöbet tutmuştur. Konya Kültür Merkezi binası beş yılda tamamlanarak 2012 de işletmeye açılmıştır ama bu hiç de kolay olmamıştır yılından başlayarak 2012 yılına kadar Oktay ın yaşadıklarının bire bir tanığıyım. Mimari projelerin hazırlanması sırasında yaşanan fikir ayrılıklarının yarattığı gerginliği yatıştırmak ve inşaat başladıktan sonra yaşanan imar sorunlarıyla finansman zorluklarını aşmak için verdiği mücadele her babayiğidin harcı değildir. Oktay bu konularda sinir yıpratan, insanüstü bir mücadele vermiştir. Semiha ya sordum, o yorgun ve sinirleri alt üst eden toplantıların akşamında evde nasıldı diye. Cevap öyle böyle değil. Çoğumuz öyle bir akşam olanları az da olsa kıyısından kenarından didikleriz. Belki pek çoğumuz da eşimizle her şeyi paylaşırız. Bakın Semiha ne diyor: Bazı akşamlar eve çok sinirli gelirdi. Konuşmazdı. Kolunu ovalardı. Ne oldu diye sorardım. Yok, bir şey, olur bunlar derdi. Çünkü kimseyi üzmek istemez, sorunlarını sabırla kendisi halletmeye çalışırdı. Bir şeyi açıklıkla ortaya koyalım: Fikir tartışmaları geçtikten sonra, kızgınlıklar kısa sürede unutulur, bu tartışmalar Konya 37

39 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Kültür Merkezi inşaatı için birlikte yola çıkan ekibin ilişkilerini zedelemezdi. Oktay ertesi gün herkesi arardı. İnsanlar günlük hayata dünün etkilerinden arınmış olarak başlardı. Gerçek hoşgörü sahibi bir insandı. Konya Kültür Merkezi nin temelinin atılmasından işletmeye alınmasına kadar geçen inşaat evresini, inşaat sırasında yaşanan sıkıntılarla Oktay ın çözüm peşinde koşuşturmalarının öykülerini ve binanın tanıtımını yukarıda sözünü ettiğim KONYALILAR DERNEĞİ, 1994 TEN BUGÜNE isimli kitabımızda bulabilirsiniz. Bu kitabımızda ise, Oktay ın çocukluğundan başlayıp vefatına kadar geçen yaşam süreci ile bu arada Konya Kültür Merkezi nin inşaat evresini ve varılan sonucu görselliğe taşıyan fotoğrafları kitabımızın ekinde bulacaksınız. O fotoğraflarda Oktay ın eseri olan muhteşem bir kültür merkezinin cazibesine kapılacak ve eminim hayran olacaksınız. Kültür Merkezi işletmeye açıldıktan sonra Oktay ın bir gazeteye verdiği röportajdan bir kesiti aşağıda sunuyoruz: Bundan sonra sosyal ve kültürel aktivitelere çok daha fazla ağırlık vereceğiz. Burası herkese açık bir kültür merkezi. Sadece Konyalılar değil, tüm Bakırköylüler buradaki tüm etkinliklere katılabilirler. Buradaki sergilerimizi ziyaret etsinler. Burada yapmak istedikleri etkinlikler için bizimle temas kursunlar. Burası yalnız Konyalıların değil, Yeşilköy ve tüm Bakırköylülerin hizmetinde kamuya açık bir yer. Kalbi herkesin sığabileceği bir sevgi yuvasıydı ve özel hayatı dışında her şeyi, herkesle paylaştı; hiçbir başarıyı kendine mal etmedi. Başarısı ve kişiliği sözcüklere, sözcükler de sayfalara sığmaz. En iyisi ben sizi ailesi, kardeşleri ve akrabaları ile dostlarının yazdığı anılarla, onların sevgili kardeşimize bakış açılarıyla baş başa bırakayım. Bilinsin diye söylüyorum; gelen yazıları sadece imla hataları yönünden gözden geçirdim; onun dışında kelimesine bile dokunmadım. 38

40 Hasan Eskil OKTAY IN AİLESİ EŞİ SEMİHA Merhaba, ben Semiha Nalçacı Özaydın. Konyalıyım yıllarında Konya Belediye Başkanı olan Merhum Ahmet Hilmi Nalçacı nın kızıyım. Kız Lisesi ni bitirdikten sonra İstanbul Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü nden mezun oldum yılında bir ahbabımız tarafından Oktay ile tanıştırıldım. Tesadüf eseri kız kardeşi Gülay Gazi İlkokulu ndan sınıf arkadaşımdı. Nişan törenimiz 2 Aralık 1972 de Meram Tavus- Baba daki Belediye Lokali nde oldu. Bütün kolejli arkadaşlarının katılımıyla çok neşeli ve güzel geçti. 10 Temmuz 1973 te Fenerbahçe Kulübü nün tesislerinde çok güzel bir düğün yaptık. Oraya da kolejli arkadaşları, hatta müdürleri Behzat Bey katılmışlardı. İlk evimiz Moda Ağabey Sokak taydı. Sonra hep Moda nın çeşitli sokaklarında oturduk. Balayımızda Ayvalık Murat Reis e gittik. Hatta ertesi sene önce Kuşadası na sonra balayımızı geçirdiğimiz Ayvalık Murat Reis e gittik. Fakat ertesi gün sabah erken saatlerde otelde bir koşuşturmaca görünce ne oluyor anlamadık. Kahvaltıya indiğimizde in-cin top oynuyordu. Meğer Türk ordusu Kıbrıs a çıkarma yapmış. Herkes otelden ayrılmış. Uçak biletimiz iptal oldu. Biz de yola çıkıp geçen otobüslerde yer aramaya başladık. Bir şoförü yalvar yakar bizi almaya ikna ettik. Yol boyu tanklar, askerler derken nostalji seyahatimiz kâbusa döndü. 39

41 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın da oğlumuz Ahmet Cem, 1978 de kızımız Nazlı ve 1990 da tekne kazıntısı Merve miz dünyaya geldi. Çocuklarına ve bana hep sevecen, fedakâr, her konuda yardımcı bir eş ve baba oldu. Sosyal faaliyetleri çok severdi. Önce Beyazıt Lions, sonra Doğru Yol Partisi nde, sonra Demokratik Türkiye Partisi nde çok faal çalıştı. DYP de Kadıköy İlçe Başkanlığı yaptı ve milletvekili adayı oldu. Bazen ben, çok yoruluyorsun diye kızardım. Bana, Ben ot gibi yaşamıyorum, bunlar benim zevkim derdi. Ayrıca Konya Maarif Kolejliler Derneği nin İstanbul kurucusuydu yılları arasında Konyalılar Derneği nin; son olarak da, 2007 den itibaren, kurucuları arasında yer aldığı İstanbul Konyalılar Vakfı nın başkanlığını yaptı. Vakıf taki görevi sırasında Konya Kültür Merkezi nin binası için gecesini gündüzüne katarak çalıştı. Binanın her aşamasında, hele açılışa doğru sabah da kalkar; Kadıköy den Yeşilköy e inşaatın başına gider, teftiş eder, da hastalarının randevusuna yetişirdi. Hiçbir zaman Çok yoruldum demedi. Hep canı gönülden, severek çalıştı. Evlatlarına çok düşkündü. Nazlı nın düğününde gözyaşlarına boğulmuştu. Cem in düğününde yine mutluluk gözyaşları dökmüştü. Merve ye Seni kimselere vermem, ona göre! diye takılırdı. Benim doğum günümde Nazlı nın bebek müjdesini aldık. Havalara uçtu sevinçten. Çocukları çok severdi. Hep özlemle torununu kucağına alacağı günü bekledi ve Ege doğduğunda çok sevindi. İki aylık bir dedeliği oldu. Ardından 2014 yılbaşında Cem in oğlunun müjdesini aldık, sevincine diyecek yoktu. Doruk Oktay ı göremedi ama haberini aldı en azından. Her zaman fedakâr, sevecen bir baba oldu, biz de onu bu yüzden çok sevdik. Arkadaşlarına da çok düşkündü. Çarşamba günleri çalışmaz, bir gününü onlara ayırırdı. Kadıköy deki iş merkezinin teras katında arkadaşlarıyla buluşur, onlarla sabahtan akşama ka-

42 Hasan Eskil dar söyleşir, tavla oynardı. Mütedeyyindi. Beş vakit namaz kılar, ağzına içki koymazdı. Bu özelliği arkadaş toplantılarına katılmasına engel oluşturmaz; onların şakalaşmalarına, şamatasına her ortamda gönülden iştirak ederdi. Koyu Beşiktaşlıydı. Kadıköy Beşiktaşlılar Derneği Lokali nin açılışını o hazırlamıştı. Bu Lokalde de Beşiktaşlı arkadaşlarıyla toplanırdı. Beşiktaş Kulübünün genel kurullarına mutlaka katılır ve inandığı yönde görüşlerini dile getirirdi. Sadece Kolejli arkadaşları değil, Konyalılar Derneği nden ve İstanbul Konyalılar Vakfı ndan arkadaşları, Kadıköy Beşiktaşlılar Derneği üyeleri, Konya ilçe derneklerinde çalışanlar ve siyaset yaptığı yıllarda birlikte mücadele ettiği partili dostları onunla birlikte olmaya can atardı. Bu yüzden de çoğu zaman akşamları babamızı göremezdik. Sadece bizler değil herkes onu çok sevdi. Allah gani gani rahmet eylesin. KÜÇÜK KIZI MERVE Ben Merve Özaydın, Özaydın ailesinin nam-ı diğer tekne kazıntısı, ailenin 12 yıl sonra gelmiş küçük kızıyım. Evet, her kız babasının prensesidir ve evet her kız babasını kahraman olarak görür. Ama ben 24 yıl boyunca her gün "Sen hiç kimseyle evlenmeyeceksin değil mi?" sözleriyle büyütülmüş, babasının masasında sadece kendi fotoğrafı olmasının ayrıcalığıyla yetişmiş bir kızdım. Evet, ben gerçek anlamda babamın prensesiydim. Okulda herkes hocanın "İdolünüz kim?" sorusuna ünlü insanları örnek verirken, ben gururla "Babam!" cevabı veren bir kızdım. Girdiği her ortamda kısa sürede sesini duyuran, saygınlık kazanan, herkesi peşinden sürükleyen bir insandı benim babam. Tatilde plajda insanlar güneşlenirken eline torbaları alıp çocuklara sahilde en çok çöpü toplama oyunu oynatan, sokağında olan imar haksızlıklarına imza toplayan bir aktivistti benim babam. Belki de bu yüzdendir ki daha ilkokuldayken 41

43 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 42 girdiğim mülakatta "otobüse bindiğinde koltukların artık kaldırıldığını gördün, ne yaparsın? " sorusuna, "Eylem yaparım!" cevabını hiç düşünmeden verecek kadar babamın kızıyım. Sokakta yürürken herkesin selam verdiği, hayatım boyunca birçok ortamda soyadımı duyan insanların babamı ne kadar sevip saydıklarını belirttiği bir insandı benim babam. Girdiği her topluluğun başkanı, lideri olmuş bir insandı. Liderliğin torpille değil çok çalışmayla, işini özveriyle yapmayla kazanılacağını; her boş anın, gönül verdiğin işlere adanarak geçirileceğini göstermişti bize. Belki de bu yüzdendir ki hayatı, yaptığı işin en iyisi olmak için, gece gündüz çalışmayla ve hak etmeden hiçbir başarının gelmeyeceğine inanarak geçmiş bir babanın kızıyım. Her sabah çocukları için onlardan erken kalkan, kahvaltı ettirmeden evden çıkartmayan bir insandı benim babam. Kaç kere beni arabayla almak için uykusuz geceler geçirmiş, kaç kere ben mutlu olayım diye kendi tatilinden fedakârlık yapıp, beni istediğim yere göndermiş bir babanın kızıyım ben. Sevildiğini her gün hissetmiş şanslı çocuklardanım. Annesini görmeden bir gün bile geçirmemiş, çocukları gelmeden sofraya oturmamış bir babanın kızıyım ben. Bu yüzden hayatı boyunca ailesine ayırdığı vakitten bir gün bile söylenmemiş, ailenin en büyük zenginlik olduğunu bilen bir kızım. Değerlerine, geçmişine sonuna kadar bağlı bir insandı benim babam. Konya aşkı ona bir dernek kurdurmuş, lise aşkı ona bir vakıf kurdurmuş, Beşiktaş aşkı bir dernek daha açtırmış bir insandı benim babam. Hayatının ona bir şeyler katmış her parçasına, gönül borcunu kat be kat ödemiş bir insandı benim babam. Sevdiklerine bir artı katmak için elinden gelen her şeyi yaptığını görmek, özüne, zevklerine sonuna kadar sahip çıkmayı öğretti bana. Bu yüzdendir ki değerlerine aşkla bağlı olmayı babasından öğrenmiş bir kızım. Haksızlıkların en büyük savaşçısıydı benim babam. Çocukluğum, her sene okul kaydımı yenilerken sayfalarca yapılmış hesaplarla, okulun bizden haksız yere para aldığını kanıtlayıp çıkarılmış kavgalardan sonra, "Acaba beni okuldan atacaklar

44 Hasan Eskil mı?" korkusuyla Babamın sokağa çöp atan adamın çöp torbasını alıp adamın arabasının camından içeri boşaltması sonucu, "Acaba bir gün başına bir şey gelecek mi?" korkusuyla geçti. Bu yüzdendir ki hakkını sonuna kadar aramak için gerekirse eylem yapmayı babasından öğrenmiş bir kızım. İyi ki senin kızınım, ne mutlu bana ki idolünü çok yakında bulmuş, hayatı boyunca hep babasının kızı olmayı hedeflemiş biriyim. Belki artık pazar kahvaltılarımız, hafta içi Fehmi'de öğlen yemeklerimiz, hızlı hızlı yürüyüşlerimiz yok Ama her hareketimde her cümlemde yine de sen varsın. Senin prensesin olduğum için teşekkürler, dünyanın en iyi babası olduğun için sonsuz teşekkürler. MERVE NİN BLOG UNDAN ALINANLAR Neden kimse büyümek istiyor muyuz? diye sormadı? 15 Haziran 2014 Pazar "Babasının Kızı" 10 yaşında özel okullardan birine kabul edilmek için mülakata girmiştim. Tek bir soru sorulmuştu. Çok basit bir soru: "Bir gün otobüse biniyorsun, artık otobüslerde koltukların kaldırıldığını ve herkesin ayakta yolculuk yapmak zorunda olduğunu öğreniyorsun. Ne yaparsın?" Önüme sunulan şıklar: "Otobüsten inerim/ayakta yolculuk ederim vs. vs." Benim verdiğim cevap: "Arkadaşlarımı toplayıp eylem yaparım." Çıkışta babama onlara verdiğim "çok normal" cevabı anlattığımda aldığım tepki: Yaşa be! Babasının kızı! Hayatımda ilk babama benzetildiğim gün işte o gün. Bu yüzden en mutlu olduğum anlardan biri, o gün. Herkes babasını sever, azı ona hayrandır. Benim babam benim idolümdü. 43

45 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Ondan bana kalan her şeye... Bende Ona benzeyen her şeye sıkı sıkı sarılacağım. O gün de babasının kızıydım, bugün de yarın da babasının kızı olacağım. Her babasının kızı olduğumda en mutlu insan olmak için... Merve Özaydın 44 Gerçek Şanslı Kim? Bütün hayatım; kurduğum alarmdan 1-2 dakika önce uyandırıldığımda söylenerek geçti. Sırf ben demleme çay seviyorum diye demlenmiş çaya, sırf ben aynı marka ekmeğe aynı marka peynirden yapılmış tost seviyorum diye özenle hazırlanmış tosta söylenerek geçti. Siz hiç sabahın köründe işe gitseniz bile kapıda elinize bir tost tutuşturularak uğurlandınız mı? Bütün hayatım gecelere kadar proje yaptığım için söylenerek geçti; gecenin o saatinde beni kapıda bekleyen arabaya binince, siz hiç saat kaç olursa olsun eve yalnız dönmeyin diye arabayla kapıda, dolmuştan inince sokakta beklendiniz mi? Bütün hayatım gece eve geç kalmamamı söyleyen telefonlara söylenerek geçti. Siz hiç gece kaçta gelirseniz gelin camda beklendiniz mi? Siz hiç üç kardeş olsanız bile sadece sizin fotoğrafınızın babanızın çalışma masasına konmasının ayrıcalığını yaşadınız mı? Diğerleri kıskanmıyor mu? diyenlere Onun yeri ayrı cevabı verildi mi sizin için? Siz hiç yalnızken canınız sıkılıyor diye salonda ders çalıştınız mı? Gürültü olmasın diye televizyonu sessiz izledi mi babanız, sizin her canınız istediğinde? Size hiç doğduğunuzdan beri "Ben evlenmeyeceğim ve babamı bırakmayacağım." diye söz verdirildi mi? Ben bu soruların hepsine evet diyecek kadar şanslı olduğumu düşünürdüm. Bir gün en büyük şanssızlığımın, bütün sorulara artık hayır diyeceğim olduğunu, kim bilebilirdi ki? Artık sabah bütün dakikalar, gece bütün anlar benim. Hayalini kurduğum özgürlüğün aslında en büyük boşluk, yeri doldurulamaz bir boşluk olduğunu anladığım gün, en şanssız

46 Hasan Eskil hissettiğim gün işte. Sahip olduğum her şeyin değerinin, aslında o kişiyle beraberken yaşadıklarımın yanında bir dakika bile etmediğini gördüğüm an, kendimi en şanssız hissettiğim an, işte o an dır. Merve ÖZAYDIN 7 Temmuz 2014 Pazartesi Baba bak ben mezun oldum En mutlu olman gereken günde aslında en mutsuz kişi olabilirmişsin. Kalabalıklar içinde çok eksik hissedebilirmişsin. Onu gururlandıracak bir şeyi daha başarmanın mutluluğu, onun yüzünde o gururu göremeyecek olmanın mutsuzluğu olabilirmiş birden. En yalnız olduğun anda değil, bir anı en çok insanla paylaştığında en çok özlermişsin onu. Kep töreninde başını çevirip tribüne baktığında en çok senin için alkış tutulsa da en yalnız senmişsin gibi hissedebilirmişsin. Tek bir çift gözü bütün salonda ararmış gözlerin. Bunu da paylaşsak, birlikte kutlasak ne olurdu ki? dermişsin. Baba, bak ben mezun oldum! Yine başardım. Sensiz hayatta başaramazdım. Asıl bundan sonra sensiz başarabilir miyim? Ya bu sefer başaramazsam kime sığınabilirim? 22 Temmuz 2014 Salı Geçmiş mi? Gelecek mi? Geçmiş mi gelecek mi diye bir yol ayrımı var. İlerleyebilmen için doğru tarafı seçmen gerek. Hem geçmişe bu kadar sarılıp, hem geleceğe bakmak mümkün değil sanki. Geçmiş aslında sadece soru işaretlerinden ibaret. Geçmişini bir daha yaşama şansın olsaydı gerçekten bu şekilde mi yaşardın? Geçmiş neden böyle bir şansın olmadığı halde bu soruları beraberinde getiriyor ki? Her gün için tek bir şansın var aslında, ne zamandan beri tek bir şansı bu kadar riske atıyorsun? Aklın hala geçmişe U dönüşü yapmak istiyorsa, gelecekte ileride kaza yapmamak mümkün değil sanki. Peki, bir insan geçmişiyle ne noktada barışıyor? Geçmişi bir kenara bıraksa bile bazı şeylerin geleceğinin hiç olmayacağını 45

47 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın nasıl kaldırabiliyor? Bir insan babasına ne noktada ihtiyaç duymayı bırakıyor mesela? Mezun olunca, evlenince, anne/baba olunca artık geçmişe bir daha dönememeyi kabulleniyor mu? İkinci bir şansın olmadığını neden ancak ilk şansın da elinden gidince anlayabiliyorsun? About Time isimli bir film izledim dün. How long will I love you? /Jon Boden - en sevdiğim yanıydı filmin. "How long will I need you? As long as the seasons need to follow their plan." Dinleyince cevap bulabildiğim tek şey, yıldızlar gökyüzünde olduğu sürece senin kızın olmaya ve sana ihtiyaç duymaya devam edeceğim galiba. 18 Ağustos 2014 Pazartesi 46 Biri Gider Biri Gelirmiş 17 Aralık, Acıbadem, 3. kat. (Yazarın notu: Torunu Ege nin doğumu ) 6 Ağustos, aynı hastane, aynı kat: (Torunu Doruk Oktay ın doğumu Vefatından sonra.) 1 insan eksik, 1 insan fazla. Biri gider biri gelirmiş. İnsan ismiyle yaşarmış. Birinin adını alınca insan, ona benzer miymiş gerçekten? Bir insanın dünyaya gelmesi 9 ay. Sadece 9 ay insanın hayatında ne kadar çok şey değiştirebilirmiş ki? Birileri çıkıp birileri girebilirmiş hayatına mesela. Baba bak ben "hala" oldum mesela. Baba benim sahip olduğum tek sıfat senin "kızın" olmak değil miydi? aslında Birlikte en mutlu son anımız Doruk Oktay Bey'in aramıza katılacağını öğrendiğimiz gündü. Adını bile hiç bilemedi torununun. Hiç tanıyamadı diye üzülmüş müdür acaba? Hiç kendi adını vereceği aklından geçmiş midir? acaba

48 Hasan Eskil Peki, kalabalıklaşmayı beklerken eksilmeyi aklımızdan geçirmiş miydik biz? Hoş geldin Doruk Oktay, seninle bir eksik değil, çok fazla olacağız inşallah. Bizim ailede Oktay'ların yeri ayrıdır. Hep öyleydi, hep öyle olacak. 20 Kasım 2014 Perşembe "Çok acil" desem gelir mi? Formlar her zaman sıkıcı. Hayatına dair basit gerçekler, milyonuncu kere girilen veriler. Üç kelimeyle seni özetleyecek sayılar, harfler. Doğdu - Büyüdü - Öldü Bir gün basit bir maddede durup düşünmen gerekeceği aklına gelir mi? Adınız: Merve Özaydın Yaşınız:24... Acil Durumda Aranacak Kişi:... Milyon kere belki babanın adını yazıp geçmişsindir. İnsan hayatında kaç kere acil durumda kalır ki diye de söylenmişsindir. Baban her zaman ordadır ki. O ordayken neye acil denebilir ki? Bir telefon, bir kelime: "gel." Artık korkmak için bir sebep kalmış mıdır? Siz hiç panik olup ağladınız mı? Siz hiç panik olduğunuzda asıl artık babanızı "Gel beni al" diye arayamayacağınızı fark edip ağladınız mı? Siz hiç elim uyuşuyor sanıp ağladınız mı? Siz hiç asıl eliniz uyuşuyorken, babam gerçekten elini oynatamadığı an ne hissetmiştir diye ağladınız mı? Benim babam gerçekten sağ tarafını oynatamazken gözümüzün içine bakıp "Korkma, panik olmana gerek yok" der gibi gülümsüyordu. O gün o dünyada panik olunacak hiçbir şey 47

49 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın yoktu. Bırak kelimeyi bir bakış bile insanı güvende hissetmeye yöneltebilirdi. Bugün bu şartlarda bir yanılgı bile insanı panikletmek için yeterli. Herkes senin iyiliğin için yanında olsa bile onsuz olunca yeterli mi? Ben forma adını yazsam koşup gelmesi için yeterdi, artık yetmez mi? 30 Aralık 2014 Salı 48 AZ Hayatım maalesef bir daha hiçbir zaman 2014'e girdiğim gibi olmayacak, hayatım umarım bir daha hiç 2014 gibi olmayacak. Takvimden bir yaprak daha eksildi ama bu yaprakla hayatımdan eksilenleri hangi takvim silebilecek? Ya benim takvimim 2014 sayfasını hiç geçemezse ne olacak? Veya eksilen yapraklar anıları da yavaş yavaş silerse geriye elimde ne kalacak? Bu yıl meğerse her takvim yaprağının altından tek söz silinmeyecekmiş "Hiçbir şey planladığın gibi gitmeyecek." Hayata öğrenci olarak girersin, iş kadını olarak çıkarsın. Yıla beraber girersin, yalnız çıkarsın. Hep olacak sanırsın, aslında bir daha hiç olmayacağını görürsün. Hayal kurarsın, kendini aklın hayalin dışı bir durumda bulursun. İnançla başlarsın, tecrübe ile sonlandırırsın. Doğum günü diye gülümsersin, ölüm günü olur, ağlarsın. Bazı gün sadece takvimdeki 18 bile seni rahatsız eder. 24 saat çabuk geçer sanırsın, ama 19 sandığından da uzakmış anlarsın. (Yazarın notu: Oktay ın ölümü 18 Mart.) Sonunda anlarsın ki kutladığın belki de ne gelecek yıl ne de yeni beklentilerdir. Kadehler aslında bitmesi beklendikçe hiç bitmeyecek sandığın 2014'e kalkmalıdır. "Yaşasın biten 2014!" Yaşasın sadece 5 rakamı ile seni daha iyi hissettirmeye yeten 2015! Yaşasın "Senden hiçbir beklentim yok" yılı, 2015!

50 Hasan Eskil Hakan Günday'ın dediği gibi, "Az dediğin küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış on binlerce kelime ve yüz binlerce cümle var." Benim için de 1 yıl az bir süre olarak başladı, 'ten sadece 365 gün farkla başladı. Arasına bir ömür unutulamayacak anlar sığdı. A-Z arasında sana söylemek isteyip de yazamadığım yüzlerce söz var babacığım. Biri başlangıç, diğeri son... Keşke senle zamanımız bu kadar az olmasaydı, keşke senle başladığımız 2014 bizim sonumuz olmasaydı. OĞLU CEM Babamın benimle ilgili anlattığı en eski hatırası, 21 Şubat 1976 da müthiş bir kar fırtınası sırasında Zeynep Kamil Hastanesi nde doğumum ve Üsküdar dolmuşlarının kardan dolayı çalışmaması sebebiyle, beni görebilmek için Kadıköy den Haydarpaşa köprüsü üzerinden, bata çıka nasıl Zeynep Kamil Hastanesi ne kadar yürüdüğüdür. Bu hikâye benim için her zaman kararları doğrultusunda azimle giden, neşesi ve tutkusunu da bu sırada asla kaybetmeyen babamı özetler. Konu; ister ilk aşkı olan Beşiktaş, ister Konya Maarif Koleji, Süleyman Demirel veya ailesi olsun, hep aşk ile sevdiklerinin iyiliği için çabalardı. İlkokulda karşıma çıkan, Her dişim ağrıyor diyene, Benim babam diş doktoru, muayenehanesine giderseniz babam bedava bakar dişlerinize diye ısrar ederdim. Babam da hiçbir zaman beni kırmaz, gerçekten ücret almadan hastaları muayene ederdi. Onu kaybettiğimiz zamana kadar, her zaman, çalıştığım yerlerde pek çok tanıdığım da diş hekimi olarak onu tercih etmişlerdir. Hastaları onun en büyük farkının, hastalarına karşı samimi ilgisi ve güvenilirliği olduğunu söylerlerdi. Diş hekimliği dışında babamın ikinci mesleği ise siyaset idi. Gene çocukluğumdan itibaren babamın diğer arkadaşlarımın babalarından farklı olduğunu gururla hissederdim. Çocukken 49

51 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Kadıköy DYP ilçe binasındaki babamın ofisine ne zaman uğrasam, herkesin babama, Başkanım demesi ve benimle ilgilenmeleri beni çok gururlandırırdı. O zamanlar Süleyman Demirel, Hüsamettin Cindoruk sanki akrabalarımızmış gibi gelirdi bana. Çocukluk yıllarımda Turgut Özal da benim en büyük siyasi hasmımdı. Evde babamın, arkadaşları ve amcamla yaptığı Özal ile ilgili eleştirileri, ateşli tartışmaları dikkatle dinler, daha ilkokulda bu fikirleri sınıfta arkadaşlarıma satmaya çalışırdım. Kız kardeşim Nazlı, hazırlık sınıfındayken, İngilizce öğretmenleri ilginç bir ödev vermişti. Herkes meşhur bir kişinin fotoğrafını sınıfa getirecek ve başka bir arkadaşının getirdiği fotoğraf ile değiştirecekti. Sonra herkes bu yeni fotoğraf hakkında İngilizce bir yazı yazacaktı. Nazlı ya ise Turgut Özal ın fotoğrafı düşmüştü. Nazlı babamın yardım etmesi için akşama kadar beklemişti, babam eve gelince göstermişti. Babam ise ilk tepki olarak fotoğrafı yırtmış, yerine Demirel in bir fotoğrafını koyarak ödevi yapmayı teklif etmişti. Tabii sonuçta kız kardeşimin öğretmeninden çekinmesi ve Annemin ısrarları ile Özal ile ilgili yazıyı yazmak zorunda kalmışlardı. Ben lisedeyken ise babam DYP Kadıköy milletvekili adayı olmuştu. Seçim irtibat bürosu, okuduğum Kadıköy Anadolu Lisesi nin hemen hemen karşısında bir dükkândı. Okulumun bulunduğu cadde seçimler boyunca babamın posterleri ile süslenmişti. Bu gizli gizli sigaraya başladığım yıllardı. Her sigara yaktığımda karşıma babamın bir posterinin çıkmasının yanı sıra, arkadaşlarımın babamın posterlerine bıyık çizerekkarikatürize etmeleri de çeşitli esprilere sebep olan güzel hatıralardı. 50 Babamla bir başka siyaset hatırası ise, DYP sonrası Hüsamettin Cindoruk ile kurdukları DTP partisi ile ilgiliydi. Babam ve arkadaşları büyük bir inançla DTP için mücadele ederken, ben üniversiteye başlamıştım. Siyasetle hiç ilgilenmememize rağmen, babam o yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nde Hüsamettin Bey ile Kadıköy Bağdat Caddesi nde düzenledikleri yürüyüşe Nazlı ve beni de davet etmişti. Biz de ısrarlarını kırama-

52 Hasan Eskil yarak yürüyüşe katılmıştık fakat beklediğimiz kalabalığı bulamamıştık. Biz kalabalık içinde kayboluruz derken, ön saflarda yürümek zorunda kalmıştık. Çünkü ilçeden kişi ve onların çocuklarından oluşuyordu tüm kortej. Görevimiz babamın fikri olan, parti programının yazılı olduğu küçük defterleri arasına kırmızı bir gül koyarak, geçerken karşımıza çıkan bayanlara hediye etmekti. Babam ayrıca Cindoruk neredeyse biz oradayız diye bağırmamızı istiyordu. Daha önce hiç ilgilenmediğim siyaseti bu şekilde hem hızlıca tatmış olmakla birlikte, babamın insanlar pek destek vermese bile her durumda davasına olan inancına hayran kalmıştım yılları arasında iş için Dubai de yaşamak zorunda kalmıştım. Babam da beni ziyarete gelmişti ama ilk bir-iki gün çok yoğun olduğum için babamı çalıştığım şantiyede ağırlamak zorunda kalmıştım. Ben inşaatta çalışırken babam da beni inşaatın önündeki ambar odasının küçük verandasında beklemek zorunda kalmıştı. Hemen fark etmiştim ki babam o küçük derme çatma kulübeyi kısa zamanda muayenehanesindeki Cumartesi sohbetlerine çevirmiş, hiç sıkılmadan gün boyu kalfalar, işçiler veya yabancı Filipinli, Arap kontrol mühendisleri ile vakit geçirmeni yolunu bulmuştu. O zamanlar altı ayda bir Türkiye ye izne geliyordum. Böyle olunca her geldiğimde kardeşim Merve yi biraz daha büyümüş, özellikle babamı da her izin dönüşü biraz daha yorulmuş görüyordum. Bu da sevdiklerimle daha çok vakit geçirmem gerekliliği fikrini baskın kıldı. Bu temelli Türkiye ye dönmemin en önemli sebeplerindendi. Türkiye dönüşü evlendikten sonra babamın muayenehanesine uğrayıp onun ve ziyaret eden arkadaşlarının sohbetlerini dinlemek bana her zaman çok huzur veriyordu. Babamın oğlum Doruk Oktay ı görmesini çok isterdim ama 2014 yılbaşı gecesi ona sürpriz yaparak müjdesini verebildiğimiz için eşim Gözde ile kendimizi çok şanslı hissediyoruz. Umarım küçük Oktay da dedesinin izinde gider; onun gibi başarılı, dürüst, iyiliksever ve sevilen bir insan olarak yaşar. 51

53 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın CEM İN EŞİ GÖZDE Oktay Özaydın, benim kayınpederimdi ama bana hep bir baba sevgisiyle yaklaştı. Bu nedenle kendimi çok şanslı hissederim. Her zaman kendisinden saygı ve sevgiyle bahsettiren nadir bir kişiydi. Benden Konyalılar Derneği için seramik bir pano yapmamı istemişti. Ne mutlu bana ki sayesinde böyle başarılı bir projede benim de katkım oldu yılbaşı akşamı bir torun müjdesi vermiştik. Biz de haberini aldığı fakat göremediği torununa Doruk Oktay adını gururla verdik. Eminiz ki oğlumuz Doruk Oktay da ismini layığı ile taşıyacak ve dedesini hep yaşatacaktır. Gözde YEYMAN ÖZAYDIN GÖZDE NİN ANNESİ-BABASI Çok sevgili dünürümüz Oktay Özaydın'ı tanımış olmaktan aile olarak mutlu olduk. Bu beraberliğin uzun seneler sürmesini çok isterdik. Zira daha birlikte yaşayacağımız çok güzellikler vardı, torunumuz Doruk Oktay gibi... Gerçek olan tek şey ise geç bulduk, çabuk kaybettik. Seray-Kazım YEYMAN 52 KIZI NAZLI Babam nasıl bir kişiydi diye düşündüğümde; ilk aklıma ailesine, çocuklarına çok bağlı bir baba, güvenilir, çok sevilen bir dost, tutkulu bir siyasetçi, fanatik bir Beşiktaşlı, fikirlerini sonuna kadar savunan, kendine son derece güvenen, başarılı, dürüst, çalışkan bir kişi geliyor. Evet, bu kadar özel bir kişiydi bizim babamız. Çoğu zaman onun bu özelliklerini düşünüp neden bize de biraz bulaşmamış diye takıldığımız olmuştur babama kardeşlerimle. O kadar da gurur duyardık onun çocuğu olduğumuz için. O konuşurken dikkat etmezseniz birisiyle kavga ediyor ve sinirlenmiş sanabilirdiniz. Çünkü her zaman yüksek volümle ve heyecanla konuşur, kendini kaptırırdı anlattığı hikâyeye,

54 Hasan Eskil olaylara. Özellikle de Beşiktaş ve siyaset ise konu, tahmin bile edemezdiniz sonuçlarının nereye geleceğini. Evet, uzun yıllar siyaset babamın hayatının çok önemli bir bölümüne hâkim olmuştur. Öyle ki ben doğacağım zaman kız olduğumu duyunca çok sevinmiş ve adımı da o dönemde çok beğendiği (her ne kadar son zamanlarda hiç tasvip etmese de) Nazlı Ilıcak tan esinlenerek koymuş. Bu derece hayatındaydı siyaset işte. Küçüklüğümü düşündüğümde babamı diş doktorluğundan çok, dernek ve siyasi parti işlerinden hatırlıyorum. Lions, BJK Derneği, Konyalılar Derneği, DYP toplantıları, mitingler, seçim heyecanları Bunlar onun âdete hayat iksiriydi diyebilirim. Hiç bir zaman onu evde oturan, sakin bir hayat, emeklilik günleri yaşayacağını düşünemezdim. Maalesef de o günleri göremeden aramızdan ayrıldı. Haftada beş gün muayenehanesine gider, kalan zamanlarında da dernek işlerine koşardı. Evet, çok hızlı yaşadı hayatı, bana sorsanız doya doya yaşadı mı? Bilmiyorum. Biraz da keyfine zaman ayırsaydı, dinlenseydi çok isterdim ama ona sorsaydık eminim, Sonuna kadar yaşadım, tekrar gelsem yine böyle yaşarım cevabını verirdi... Babamla ilgili hatırladığım en eski anı herhalde dört-beş yaşlarındayken her sabah büyük bir heyecanla yataktan kalkarak ve koşarak ona sarılıp işe uğurlamam ve yatağa geri yatmamdır. Benim gibi uykuyu seven biri her sabah aynı heyecanla kalkar ve onu uğurlardı. Ve yine aynı heyecan ve mutlulukla akşam işten gelmesini bekleyerek, terliklerini hazırlar ve zili çaldığında koşarak dört kat merdiveni iner ve elinden tutup o gün yaptıklarımı anlatarak yukarıya birlikte çıkardım. Her kız çocuğu gibi babamla benim de çok özel bir ilişkimiz vardı. Benim ilk hayran olduğum erkekti bu dünyada. Yıllar geçerken birbirimizle fikir ayrılıklarımız tabii ki oldu. Çoğu zaman ergenlik heyecanıyla ona kızdığım, onu anlamadığım günler oldu ama yıllar geçtikçe, özellikle evlendikten ve oğlum dünyaya geldikten sonra anladım Bize koyduğu her kuralda, her söylediği sözde, her davranışta aslında ne kadar haklı olduğunu, bunların aile olmamız ve yetişmemiz için ne kadar önemli noktalar olduğunu şimdi çok daha iyi anlıyorum. 53

55 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 54 Babam için aile kavramı her zaman çok önemliydi. Bizleri bir arada tutmak ve ilerde de hiç kopmamamız onun hayattaki en önemli misyonlarındandı. Aynı evde yaşadığımız zamanlar her pazar sabah birlikte kahvaltı yapmamızı, akşamları da mümkün olduğunca birlikte sofraya oturmamızı isterdi. Bizler ise hafta sonları yataktan kalkmak istemez, itiraz ede ede kahvaltıya otururduk. O ise hiç yılmaz her hafta tekrar ısrar ederdi. Hatta bir gün, Merve daha küçükken, Bir bardak suyu git, ağabeyinle ablanın yüzüne dök demiş, bizi uyandırmak için. Senede bir kere en azından hep birlikte tatile çıkardık... Birçok tatil beldesini onun sayesinde çok küçükken görmüş ve gezmişizdir. Uzun araba yolculuklarımızı hiçbir zaman unutmuyorum... O zaman klimasız arabalar, yollar tek şerit, tüm sıcak ve zorluklara rağmen saatlerce araba kullanarak birçok yere gidip görmemizi sağlardı. Yolculuklarımızın ritüelleri vardı. Yol boyunca annem meyve soyar; su, kolonya servisi yapar, biz Cem le mutlaka kavga ederdik Kim yatacak arkada diye Midemiz bulanır, arada çıkarırız Babam yol boyunca çeşme arar, arabayı temizlemek için. Ama tüm zorluklara rağmen keyifle yolculuk yapardık sayesinde. Şimdi geriye dönüp baktığımda çok değerli anılar görüyorum her birinde Her ne kadar, baktığınızda sert bir mizaca sahip gibi görünse de, babam aslında çok duygusal biriydi. Düğünümde dakikalarca ağlayan, Ege ye hamile olduğumu söylediğimde yine herkesten önce gözyaşlarını tutamayan babamdı. Tiroid ameliyatı olduğumda ameliyattan çıktıktan sonra ayılmam için beklettikleri odada gözümü açtığımda yanı başımda beni bekleyen yine oydu. Nasıl olduysa bir şekilde içeri girmiş ve yanıma gelmiş, elimi tutup başımı okşuyordu. İşte aslında bu kadar şefkatli ve yumuşacık bir yüreğe sahipti. Babamla en son konuşmamız rahatsızlandığı gün telefonda olmuştu ve bana son sözü Ege ye iyi bak oldu. Aslında normal günlük bir konuşmaydı. Çok kısa süren ama o bu şekilde sözünü sonlandırdı ve kapattık. Daha sonra Merve arayıp talihsiz olayı söylediğinde ilk aklıma gelen bu cümle oldu: Ege ye iyi bak!

56 Hasan Eskil Evet, babam torunları olsun onlarla vakit geçirsin çok istemişti ama maalesef biz hayatın telaşına kapılıp ona çok geç yaşatabildik bu sevinci..ege yle sadece iki ay geçirebildi ama en azından onu kucağına aldı. Ege nin doğduğu günkü heyecanı ve mutluluğu beni de çok ama çok mutlu etmişti. Şimdi Ege ye baktığımda, hep keşke daha çok onunla vakit geçirebilseydi, dedesini daha çok tanıyabilme şansı olsaydı diyorum. Maalesef olmadı ama babacığım sen huzur içinde yat. Biz senin bize öğrettiğin her değere sahip çıkacağız. Çocuklarımızı senin bizleri yetiştirdiğin gibi yetiştirip hep birlikte olacağız. Ege ye çok ama çok iyi bakacağız sakın merak etme. DAMADI MUTLU Eşim Nazlı, arkadaşlığımız başladıktan kısa bir süre sonra beni ailesi ile tanıştırmak istediğini söyleyerek akşam yemeğine çağırmıştı; doğal olarak heyecanlanmıştım, nasıl bir tanışma olacaktı? Nazlı dan sürekli önemli bir siyasetçi, dernekçi ve koyu bir BJK taraftarı olduğunu dinlediğim babası Oktay Özaydın ın hakkımdaki düşünceleri ne olacaktı acaba diye kafamda düşünceler beliriyordu. Kayınpederim Oktay Özaydın ile ilk kez o gün tanıştım. Ailecek beni son derece sıcak karşıladılar. İçten ve sıcak bir tanışma oldu. Aile yapılarımızın benzerliğinden olsa gerek, sanki uzun zamandır birbirimizi tanışıyormuşuz gibi sohbet ettik. Hatta kayınpederim o akşam TV açılmaması için kayınvalidem tarafından özellikle tembihlenmiş olmasına rağmen, televizyonu açtığımızı ve keyifle maçın gidişatına bile baktığımızı hatırlıyorum. Kendi adıma geceden aklımda kalan ve beni hala güldüren şeylerden biri domates çorbasında eriyen peynirlerle mücadelem ve ziyarete giderken aldığım çiçekti. Yemeğe giderken güzel bir çiçek yaptırmak istemiştim. Nazlı nın gösterişli bir çiçek almama gerek olmadığı ısrarları üzerine birlikte üstünde bir kaç adet çiçek bulunan tek dal bir lilyum almıştık. Zavallı çiçek vazoda tek başına ayakta duramıyor ve sürekli devrilip 55

57 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 56 benimle göz göze geliyordu. Neden Nazlı yı dinledim diye hala düşünüyorum. Eşimin babasının gözündeki değerimi anladığım ve kendisinden etkilendiğim en önemli an ise 2004 yılında nişanlandığımız gün, Nazlı yı istedikten sonra kendisinin yaptığı derin ve uzun konuşma olmuştur. Konuşmanın içinde bir ara, galiba Nazlı nın benimle evlenmesine müsaade etmeyecek diye düşünmüştüm. Nazlı nın onun için ne kadar değerli olduğu, yüzüklerimizi takarken gözlerinden anlaşılıyordu. Belli ki gerçekten ilk göz ağrısı kızının evden gitmesini istememişti. Hâlâ düşündükçe gözlerimin yaşardığı bir başka olay ise 2004 yılını 2005 yılına bağlayan yılbaşı gecesidir. Nazlılara yemeğe davetliydim. İş gereği İzmir deydim; işlerim bitmemiş ve bir türlü yola çıkamamıştım. Ancak, akşamüstü araba ile yola çıkabildim. Nazlı ya beni beklememelerini, yemeğe bensiz başlamalarını söylemiştim; Nazlı da sorun olmadığını söylemişti. Fakat İstanbul a ulaşıp eve geldiğimde ne göreyim bütün aile yemeğe başlamamış ve benim gelmemi beklemişti. Çok duygulanarak ne diyeceğimi bilememiştim ama bir kez daha çok değerli insanların olduğu bir aileye girdiğimi anlamıştım. Kayınpederimin anlattığı birçok güzel anısının arasında en beğendiğim ve en komik olanı ise; alternatif yöntemler ile bel fıtığı tedavisi için gittiği yerde yaşadıklarını anlatmasıydı. Bu olayları her anlattığında hepimiz gözümüzden yaşlar gelene kadar gülerdik; kendisi ise hepimizden daha çok gülerdi. Nazlı nın hamile olduğunu öğrendiğinde bütün aile çok sevinmişti ama kayınpederim sanki daha farklı şeyler de düşünüyordu. Oğlumuz Ege yi gezdirecek, ona hayatı anlatacak, tecrübelerini paylaşacak, hatta tavla oynamayı öğretecekti. Kendi adıma bunları yapabilmesini o kadar çok isterdim ki Ne yazık ki ben babaannemi, büyükbabamı ve dedemi hatırlamıyorum Ya ben doğmadan ya da doğduktan kısa bir süre sonra vefat etmişler. Oğlumuz Ege için farklı olsun çok isterdim ama maalesef bu konuda kaderi bana benzedi... Kayınpederim Mehmet Oktay Özaydın ile oğlum Ege doğduktan sonra hastanede bir baba oğul gibi hayat ve gelecekle

58 Hasan Eskil ilgili yapmış olduğumuz sıcak sohbeti hatırlıyor, şu anda rahmetli annem ve babam ile de aynı şekilde sohbet ettiğini ve onlara Ege yi anlattığını düşünerek mutlu oluyorum. Ve son olarak o her zaman Nazlı ya ve bana Ege ye iyi bakın derdi Ege ye çok iyi bakacağız Baba sen yerinde rahat uyu! Mutlu MISIRLI KARDEŞİ KUTAY ÖZAYDIN Oktay ÖZAYDIN, benim çok sevgili ağabeyim. Aramızda sadece 19 ay yaş farkı olduğu için ağabey demediğim, ikiz gibi büyüdüğümüz kardeşim. Kendisine ağabey denmese de ailenin büyük çocuğu olmanın getirdiği sorumlukları hiç yüksünmeden yerine getiren, her zaman her işimize koşan, benim hayattaki en büyük dayanağım, seni anlatmak hem çok kolay, hem de çok zor! Seni anlatmak kolay, çünkü seni düşünüp de insanın aklına kötü bir şey gelmesi mümkün değil. Her zaman çevresi ile yakından ilgili, güler yüzlü, candan ve herkesin her sorununa büyük bir içtenlikle eğilen, yardımcı olabilmek için daima elinden gelenin en iyisini hiçbir karşılık beklemeden yapmaya çabalayan ve genellikle bunda başarılı olan iyi insan Seni tam olarak anlatmak ise gerçekten zor Senin mükemmel karakterini tam olarak yansıtacak sözcükleri bulmak kolay değil Seni ancak, çok yakından tanıyanların vakıf olabileceği pek çok özelliğini en iyi bilenlerden birisi olması gereken ben bile bu konuda yetersiz kalacağımdan eminim. Seni anlatmaya çocukluk yıllarımızdan başlayacak olursam ilk aklıma gelenler, tüm vaktimizi beraber geçirdiğimiz, bazen hafif yollu didişsek bile her zaman birlikte oynadığımız ve çok şeyimizi paylaştığımız bir ağabey-kardeş ilişkisi Evin içinde top oynanması sırasında kırılan camlar-avizeler, duvara gömülü gardırobun üst gözünden yatağa atlamalar, sokakta futbol maçları vb. aktivitelerde sen daima daha hareketli ve önde gelen karakter, ben ise sana ayak uydurmaya çalışan küçük kardeş li yaşlara kadar 19 aylık yaş farkı oldukça 57

59 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın önemli ve ben kendimi daima daha geri planda, ağırbaşlı küçük kardeş pozisyonunda olarak hatırlıyorum. Senin bana göre daha hareketli (yaramaz?) olmanın bazı göstergeleri arasında bahçe duvarı üzerinden düşüp ayağının kırılması gibi küçük kazalar yanında, ikimize aynı gün alınan ayakkabılardan seninkinin kısa zamanda eskimesi -altının delinmesi- benim ise aynı ayakkabıları uzun aylar boyunca giymeye devam etmemdeki sır Aile arasında sıkça konu olan bir şakalaşma vesilesi idi. Erken çocukluk yılları anılarımın arasında dedemlerin Meram daki bağında geçen yaz tatili günlerinin özel bir yeri vardır. Uzun sıcak yaz günlerinde dere kenarında ve bahçelerde gün boyu süren oyunlar, koşuşturmalar sonrasında yorgunluktan bitap bir halde akşam kendimizi yatağa attığımızı hatırlıyorum. İyi ki o günlerde ne televizyon vardı ne de bilgisayar oyunları. Okul öncesi yıllar ve ilkokul yılları hep tatlı anılarla hatırladığım yıllar olarak gelip geçti. Oktay 1957 yılı Eylül ayında yatılı olarak Konya Koleji nde ortaokul-lise öğrenimine başladı ve ben ilk defa öğretim yılında ondan uzak kaldım. O yılın oldukça sıkıcı geçtiğini ve onun hafta sonlarında eve gelmesini özlemle beklediğimi hatırlıyorum. Bir yıl sonra ben de Konya Koleji nde yatılı olarak okumaya başladım. Ancak artık durum biraz farklı idi. Onun yeni bir çevresi, benim ayrı arkadaşlarım olmuştu. Fakat o yıllarda Konya Koleji nin hepsi erkek ve yatılı toplam 150 civarında öğrencisi olmasının getirdiği aile ortamı içinde, bütün öğrenciler arasında sıcak ilişkiler vardı ve ben her zaman bir üst sınıfta ağabeyimin olduğu rahatlığı içinde öğrenimime devam ettim. 58 Bu arada 1962 Haziran ayında ailemiz İstanbul a göçtü. Oktay ve ben Konya Koleji nde yatılı okumaya devam ettik. Bu dönemin ilk iki yılında okuldaki birlikteliğimiz devam ederken, yarıyıl ve yaz tatillerinde beraber yaptığımız Konya-İstanbul arası yorucu otobüs yolculuklarını hatırlıyorum. Oktay 1964 yılında liseyi bitirip İstanbul a üniversiteye gitti ve ben Konya da ilk defa yalnız kaldım. Bu dönemi Konya Koleji nin

60 Hasan Eskil sözünü ettiğim sıcak aile ortamının koruyucu şemsiyesi altında rahat geçirdikten sonra ben de 1965 yılında İstanbul da üniversite hayatına başladım. Üniversite yıllarımızı İstanbul un birbirinden uzak ve oldukça farklı 2 ayrı üniversitesinde geçirdik. Ancak bu dönemi de hem evde aynı odayı paylaşarak, hem de ortak arkadaşlarla sosyal etkileşim içinde olarak büyük oranda birlikte geçirdik. Oktay İstanbul Üniversitesinde baba mesleği diş hekimliği eğitimi görürken, ben Robert Kolej de (şimdi Boğaziçi Üniversitesi) mühendislik eğitimi aldım. Birbirinden oldukça farklı alanlarda ve ortamlarda geçen üniversite yıllarında aramızdaki ilişkide herhangi bir soğuma olmadığı gibi belki de ergenlik yıllarına göre daha da yakınlaştık. Kardeş ilişkisini aşan iki yakın arkadaş olduk yılında ikimiz de üniversiteyi peş peşe bitirdikten sonra uzunca bir süre için yollarımız ayrıldı. Fakat sıcak ilişkimizde bir değişiklik olmadı. Lisans eğitiminden sonra ben İngiltere ye lisansüstü eğitimi almaya giderken, Oktay askerlik hizmetini yapmaya gitti. Birimizin Londra da diğerimizin Artvin de geçirdiği bu dönemin çok farklı anılarını ileriki yıllarda sık sık paylaştık. Daha sonra ben Amerika da doktora eğitimine yönelirken, Oktay; babamızın muayenehanesi devralarak diş hekimliği yapmaya başladı yılları arasında birbirimizden oldukça uzak kaldık. Bu dönemde 1972 yazında Oktay beni ziyarete Amerika ya geldi ve bir ay kadar birlikte olma şansını yakaladık. Kendisine 99 dolara 30 gün geçerli bir Greyhound bileti (tüm Amerika içinde yolcu taşıyan otobüs şirketi) aldık. Otobüsle seyahat ederek benim bulunduğum Chicago dan Salt Lake City de İlker Kafalı ya, oradan Los Angeles deki Tuğrul Aladağ a Birçok yeri ve kişiyi ziyaret ettikten sonra Chicago ya geri döndü. Daha sonra İstanbul a uçacağı New York a da aynı otobüs bileti ile gitti ve orada da şimdi ismini hatırlayamadığım bir arkadaşımda kaldı. Ondan başka kimsenin yapamayacağı bu uzun (toplam 10,000 km nin üzerinde) ve yorucu otobüs yolculuklarını zevkle anlatırdı. Benimle kaldığı günlerde ona kendi yaptığım bazı yemekleri yedirdim. Türkiye ye 59

61 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 60 döndükten sonra herkese benim her şeyi içine kattığım sebzeli tavuk haşlama yemeğimi çok methettiğini hatırlıyorum yazında ise ben 10 günlüğüne İstanbul a geldim ve Oktay ile Semiha nın düğününe katılma mutluluğunu tattım. Bu dönemin siyasi görüşlerimizin birbirinden ayrılmaya başladığı yıllar olduğunu daha sonraları fark edecektik. Ben 1975 Mayıs ayında yurda döndükten sonra tekrar Türkiye deki yaşama alışmamda Oktay ın mevcudiyeti ve sahip olduğu geniş dost-arkadaş ortamını benimle paylaşması bana büyük destek oldu Mayısında evlenmemden sonra da eşlerimizin büyük katkısı ve uyumu ile yakın ilişkimiz devam etti. Türkiye nin çok çalkantılı bir dönemi olan yılları arasında çok hararetli politik tartışmalarımız olduğunu hatırlıyorum. Oktay S. Demirel ve orta sağ partilerin görüşünü savunurken ben B. Ecevit ve orta sol görüşleri savunuyordum. (Yıllar sonra birbirine yakın yurtsever çizgilerde buluştuğumuzu belirtmek isterim.) Sözünü ettiğim hararetli tartışmalarla geçen bir akşam sonrası, eşimin, Çok korktum, birbirinizi tekrar görüşemeyecek kadar kıracağınızdan endişe ettim demesini hatırlıyorum. O gece eşime de büyük bir güven içinde söylediğim gibi, bizim ilişkimizi hiçbir tartışmanın bozması mümkün değildi. Ertesi sabah hiçbir şey olmamış gibi sevgi ve saygıya dayalı ilişkimiz aynen devam edecekti yılları arasında toplam 4 yıl tekrar yurtdışında yaşadım. Bu süre içinde Oktay ın büyük gayreti ve becerisi sonucunda birlikte yaşamımızın geri kalan yıllarını aynı çatı altında geçirmemize olanak sağlayan bir projeyi hayata geçirdik. Artık özel olarak tasarlayıp inşa ettirdiğimiz bir apartmanda, anne-babamız ve üç kardeş, aile birlikteliği içinde yaşamaya başladık. Başlangıçta dışarıdan bakanlar için biraz riskli görülebilecek bu birliktelik, eşlerimizin de uyumu ile çok özel yılların başlangıcı oldu. Çocuklarımız birlikte büyüdü. Hepsi Oktay amcalarını-dayılarını yakından tanımak fırsatına sahip oldu.

62 Hasan Eskil Oktay ın çocuklara sıcak yaklaşımı, onları kucaklayışı hepimizden farklı idi. Son yıllarda bunun yansımalarını torunlarımıza karşı da hep birlikte gözlemledik. Benim oğullarımın hayatına bir Oktay Amca girmemiş olsaydı, eminin büyük bir eksiklik olurdu. Büyük oğlum Ömer in henüz yeni konuşmaya başladığı aylarda evin penceresinden dışarıya bakarken sokaktan geçen adamlar için, Aaa anne bak Oktay Amcalar geçiyor demesi herhalde boşuna değildi. Küçük oğlum Selçuk u her görüşte onu gönülden kucaklaması ve her zaman bana karşı bile ondan yana tavır alması unutulur gibi değil! Oktay ile aynı apartmanda yaşamanın getirdiği bazı zorluklar da yok değildi! Aynı garajda arabalarımızı üst üste park ettiğimiz için sabahları birbirimize yol vermemiz, arabalara yer değiştirtmemiz gerekebiliyordu. Oktay bizim bir kat üzerimizde oturur ve geçerken bizim zili çalardı. Her sabah onu görmekten büyük bir mutluluk olamazdı ama kardeşim insan bir gün de biraz gecikir Hayır Oktay ın saat tam 9:00 da zili çalacağı kesindi! Dolayısıyla ben bir yandan hazırlanırken, bir yandan da aman Jandarmam(!) gelmeden hazır olmalıyım telaşına kapılırdım! Ahh keşke sabahları zil çaldığında gene karşımda Oktay ı görebilsem Oktay kendisini tanıma fırsatına sahip olmuş herkesin yakından tanık olduğu gibi insanlarla ilişki kurma ve geliştirme konusunda çok özel birisi idi. Çok geniş bir çevresi vardı. Kadıköy çarşısında dolaşırken onlarca insanla selamlaşmadan geçemezdi. Ben kendisine zaman zaman, İstanbul da senin katılmadığın herhangi bir düğün veya cenaze töreni var mıdır? diye takılırdım. Gerçekten insanların gerek sevinçli-mutlu günlerinde, gerekse üzüntülü-hüzünlü günlerinde daima yanlarında bulunmaya çalışırdı, bu konularda örneğin; benden farklı olarak hiçbir zaman üşengeçlik göstermezdi. Hastanede, emniyette, mahkemede, belediyede vb. nerede olursa olsun bir tanıdık bulur, size yardımcı olmaya çalışırdı. Aile içinde bizler de onun bu özelliklerinin yararını hep görür, her işimizde ona güvenirdik. Bu bağlamda bugün hüzünle hatırladığım bir söylemi tekrarlardım: Oktay bak benden önce bu dünyadan 61

63 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 62 göçmek yok, bu cenaze işlerini filan sen benden iyi bilirsin, beni defnetmeden sakın bir iş çıkarma. Kaderin neyi göstereceği belli olmuyor, nur içinde yat sevgili kardeşim. Oktay ile ben fizik olarak birbirimize çok benzemediğimizi düşünürdük ancak özellikle bizi çok yakından tanımayan insanlar şaşırtıcı bir şekilde bizi benzetirlerdi. Galiba, fiziki görünüş yanında, ses tonu, mimikler vb. unsurlar kardeşleri birbirine benzer kılıyor. Buna ilişkin bazı anıları gülümseyerek hatırlıyorum. Oktay ın muayenehanesinin bulunduğu binanın alt katında uzun yıllar kardeşim Gülay ın eczanesi vardı. Ben de bazı akşamüzerleri ve hafta sonlarında oraya uğrardım. Bu sırada Oktay a gelen hastalar beni onunla karıştırıp elleri ile bana geldiklerini işaret ederler, ben de işaretle, Çıkın geliyorum derdim. Yukarıda Oktay ı görünce şaşırırlardı. Hatta bir keresinde borcu olan bir hasta ödemesini bana yapmak istemişti. Oktay ın Beşiktaş sevgisine karşın ben Galatasaray taraftarı idim. Özellikle ilk gençlik yıllarımızda bu konuda epey tartışmalarımız olmuştur. (Ama bu konuda da anti Fenerbahçe duygularımız ortak yönümüzdü, herhalde!) Şaka bir tarafa, her siyasi görüşten olduğu gibi her büyük kulüp taraftarları arasında da geniş bir çevresi vardı. Kadıköy Fenerbahçe camiasında birçok dostunun olması yanında, Fenerbahçe Stadına yaklaşık 300 m. uzaklıkta kurucusu olduğu Kadıköy Beşiktaşlılar Derneği lokalini açması da ancak Oktay Özaydın ın gösterebileceği bir kendine güven duygusu idi. Oktay diş hekimi olmasına karşın üstün organizasyon yeteneği ile aileye ve hayır kurumlarına ait bazı inşaat projelerinin hayata geçirilmesinde aktif rol almıştır. (Örneğin, sözünü ettiğim aile apartmanı, baba-dede yadigarı iş hanının yenilenmesi, Kadıköy de bazı cami yapımı ve tamiratı projeleri ve Konyalılar Vakfı Kültür Merkezi projesi). Bu vesile ile hep aramızda sözü edilen bir anekdotu aktarmadan geçemeyeceğim. Ülkemizi derin yasa boğan 1999 depremi sırasında biz baba-dede yadigârı iş hanını yenileme projesini Oktay ın öncülüğünde hayata geçiriyorduk. Benim deprem sonrası mesleğim gereği bazı televizyon programlarına

64 Hasan Eskil katılma durumum ortaya çıkmıştı. Bu programlardan birinde Türkiye deki çarpık inşaat düzenini eleştirirken, canlı yayında ülkemizde herkesin inşaatçılık yapabildiğine olumsuz bir örnek olarak bir diş hekiminin bile bunu yapabildiğini söylemiştim! Takip eden günlerde bana kızmak yerine Oktay ın bunu bir eğlence vesilesi yapmasına şahit olmuş ve mahcup olan ben hariç herkes çok gülmüştü. Kadıköy ün merkezindeki bu inşaatı Oktay ın nasıl tüm kurallara titizlikle uyarak ve hiçbir zaman yan yollara sapmadan -herhangi bir ayrıcalık istemeden- tamamladığını yakından takip etmiş ve ülkemizdeki bazı aksaklıkların genellikle kişilerin bilgisizliğinden ve/veya haksız ayrıcalıklar aramasından kaynaklandığı kanaatine ulaşmıştım. Oktay ın son yıllarda zamanının büyük kısmını harcadığı bir proje vardı. Mütevellisi ve başkanı olduğu Konyalılar Vakfı na bir kültür merkezi inşa edilmesi. Bu projeye gerçekten büyük zaman ve enerji harcadı. Benim de yakından takip ettiğim ve bir nebze destek olmaya çalıştığım bu projenin gelişimine ilişkin anıları tahmin ediyorum yakın çalışma arkadaşları aktaracaktır. Ancak ben şunu söyleyebilirim Dışarıdan görüldüğünden çok daha fazla enerjisini bu projeye harcadı ve sanki onunla ilgili her şeyi tamamlandıktan sonra bu dünyadan göçtü. Arsanın tahsisi-elde tutulması, projelendirme- ruhsat aşamaları, ihale ve inşaat işlerinden kiralanmasına kadar her adımda adeta kendini bu projenin tamamlanmasına adamıştı. Onun kendisini bu kadar yıpratmasına gönlü dayanamayan annemin, anne Oktay bu uğraşlardan zevk alıyor dememe karşın, çok sık olarak bana söylediği şu sözlerle konuyu kapatmak istiyorum Oğlum beni dinlemiyor, belki seni daha çok dinler, söyle şu ağabeyine kendini bu kadar harap etmesin, başına bir şey gelecek Oktay ın muayenehanesi herkesin buluşma noktası idi. Cumartesi günlerinde oraya uğradığımda mutlaka ya tanıdık birilerini görürdüm veya yeni birileri ile tanışırdım. Bu kişiler ortak arkadaş çevremizden-akrabalardan olabildiği gibi hiç 63

65 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın tanımadığım ancak sonradan arkadaş olacağım kişiler de olabiliyordu. Son yıllarda buluşma noktalarımız arasına çatı da eklenmişti. Cumartesi günleri burada bir araya gelinip İskender kebap veya pide ısmarlanır, tavla oynanır ve bağıra-çağıra uzun tartışmalar ve sohbetlerle vakit geçirilirdi. İstanbul dışından arkadaşların (örneğin Mustafa Göncü) geldiğini ve toplanılacağını ondan öğrenirken, akrabalarla ilgili haberleri de hep ondan alırdım. Yoğun çalışma tempom içinde bu benim için büyük bir rahatlıktı ve belki de onun kadar sıcakkanlı olmayan birisi için dostlarla iletişimi korumanın en kolay yoluydu. Umarım ortak arkadaşlarımızla dostlarımız Oktay olmayınca beni unutmazlar. Hepimiz biliyoruz ki ben hiçbir zaman onun yerini tutamam ama onun kardeşiyim, hatırasını birlikte yaşatabiliriz. Ve 16 Şubat 2014 Pazar günü, saat kapım çalındı, karşımda sevgili Merve, gözleri yaşlı, Amca babam hastalandı Hızla yukarıya çıkmam, ambulans-hastane ve yaşamımızın alt üst olması Yaklaşık 24 saat sonra beyin ameliyatı ve komada geçen 30 gün Gerçekten çok zor bir dönemdi. Her gün acaba bugün bir nebze iyileşti mi? umuduyla hastanede buluşmalar Üç günde bir, sadece tek bir yakınının görüşmesine izin verilmesi dolaysıyla, bu haktan çocuklarının yararlanması için hep fedakârlık yapan ben, sevgili ağabeyimi 30 günde sadece iki kez görebildim. Yatakta çaresiz yatmasını ona hiç ama hiç yakıştıramadım. Hiçbir şey yapamadan elimizden kaydı gitti 64 KUTAY ÖZAYDIN IN EMEKLİLİĞİNDE ÜNİVERSİTEDE YAPILAN TÖRENDE YAPTIĞI TEŞEKKÜR KONUŞMASI NDAN ( ) Bütün bu hakkımda söylenenlerden sonra ben düşüncelerimi ifade etmekte zorlanacağım. Herhalde ilk söylemem gereken, hayatın her aşamada bana çok iyi davrandığı, çok şanslı bir insan olduğum, ailemle, yakınlarımla ve sizler gibi dostlarla birlikte bugüne kadar sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürdüğüm için Tanrı ya şükretmek olmalı. Bu özel günümde, rahmetli

66 Hasan Eskil babam ve çok yakın zamanda kaybettiğim ağabeyim Oktay Özaydın ın bunu paylaşamamasına üzülüyorum. Sevgili Oktay bütün yaşamım boyunca olduğu gibi bugün de burada benim yanı başımda olmalı idi. Umarım bir yerlerden bizi görüyor ve hissediyordur. Sevgili anneciğim ise sağlık durumu bu tür uzun toplantıları kaldırabilecek düzeyde olmadığı için aramızda değil. Kendisine buradan sevgi ve saygılarımı yolluyorum, umarım burada yapılan video kaydını kendisine seyrettirebilirim. KIZ KARDEŞİ GÜLAY AŞCIGİL AĞABEYİM, CANIM, HER ŞEYİM Ben, Gülay Aşcıgil, Oktay ve Kutay Özaydın ın küçük kardeşleri. Evin küçüğü olmak ve tek kız olarak büyümek benim için hep avantaj olmuştur. Babam bana hep prenses diye seslenirdi. Ağabeylerim de hiç kıskançlık duymaz, hep sevgiyle yaklaşırlardı. Sevgili Oktay Ağabey imi, evin büyük oğlu olarak babamın vekili gibi görür, her konuda ondan yardım beklerdik. O da hiç yüksünmeden kendini feda edercesine her şeyi halletmeye çalışırdı. Sonradan fark ettim ki bu onun karakteriydi. Sadece aileye değil, herkese karşı aynı özveriyle davranıyordu. Birleştirici, uzlaştırıcı mükemmel bir insandı. Çocukluk yıllarımız Konya da geçti. Ben, on iki yaşında iken babam işyerini İstanbul a nakletti. İstanbul a taşındık. Ağabeylerim yatılı okudukları için lise bitinceye kadar Konya da kaldılar. Oktay Ağabey imle 2 yıl, Kutay Ağabey imle 3 yıl kışları ayrı kaldık. Sonraki yıllarda hep bir aradaydık. Benim hep koruyucum, kollayıcım, yeri geldiğinde arkadaşım, yeri geldiğinde babamdı. Düşündüğümde, Konya daki çocukluk yıllarından hatırımda kalan, dedemlerin Meram daki bağlarına gidiş gelişlerimiz ve oradaki yaramazlıklarımız ilk sırayı alıyor. Faytonla sabahtan annemle gider, akşama babam da gelir, hafta sonlarında birkaç gün kalır dönerdik. Gidiş gelişlerde annemin en büyük yardımcısı Oktay Ağabey imdi. Bizleri indirir bindirir, eşyaların taşınmasına yardım ederdi. Oraya varınca da dut ağacının tepesinden inmez, serdiğimiz çarşafın üstüne 65

67 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 66 dutları silkeler biz de afiyetle yerdik. Derede sulu oyunlar oynar, yaramazlıklar yapardık. Yaz geceleri, şehirde isek sık sık Dedebahçesi ne gider, oradaki büyük havuzda sandala biner oyunlar oynardık. Bu işlerde hep ağabeyim öncü olurdu. İstanbul daki yıllarımıza gelince Annem, babam Anadolu dan İstanbul a yeni geldiğimiz için benim yalnız hiçbir yere gidip gelmeme sıcak bakmazlardı. Öyle ki Kadıköy den Çamlıca Kız Lisesine 5 yıl özel taksi ile gidip gelmişimdir. O yıllarda servisler olmadığı için böyle bir yol bulmuşlardı. Arkadaşlarla bir yere gidip gelemediğim için sevgili Oktay Ağabey im beni hiç kırmaz her istediğimi yapardı. Sinemaya, tiyatroya, konsere her türlü etkinliğe beraber giderdik. Bazen de teklif ondan gelirdi. İnönü Stadı nda maça, Veliefendi hipodromunda Gazi koşusuna onun isteği ile gitmişimdir. Yazları Moda daki yazlık sinemadaki filmleri de hiç kaçırmazdık. Arkadaşlarım şaşırırlardı. Kendi ağabeyleri ile hiç geçinemediklerini; ağabeylerinin giyim kuşamlarına karıştıklarını, beraber hiçbir yere gitmediklerini söylerlerdi. Hayatımın her döneminde en önemli kararları verirken hep ona danışmışımdır. Meslek seçiminde de evlilik kararımda da böyle olmuştur. Oktay Ağabey im İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi son sınıfta iken ben eczacılık fakültesi birinci sınıfa başlamıştım. O yıllarda Diş Hekimliği ve Eczacılık Fakülteleri Beyazıt ta bitişik binalarda idi. Sonradan Diş Hekimliği Çapa ya taşındı. Yıl 1968 Öğrenci olaylarının en yoğun olduğu dönem. Her gün İstanbul Üniversitesi merkez binasında ve ona çok yakın olan bizim binaların önünde olaylar oluyor. Evdekiler çok tedirgin. Ağabeyime kardeşinle beraber gidip-gelin diye ısrar ediyorlar. Ağabeyciğim hiçbir şeye hayır demediği için, tamam merak etmeyin, götürüp getiririm dedi. Bir hafta veya on gün sabahları beraber gidiyoruz, fakat akşamları buluşmamız problem. Şimdiki gibi cep telefonu da yok. Çıkış saatlerimiz farklı Kapılarda bekleşiyoruz. İkimizde isyan ettik. Üniversitede böyle şey olmaz. Herkes kendi başının çaresine bakacak! Evdekileri zar zor razı ettik. Ama bir yıl boyunca sevgili ağabeyciğim, her olayda, klinikte hasta üzerinde

68 Hasan Eskil çalışıyor bile olsa, önlüğü ile fırlar gelir, beni bulur, dışarı çıkmayın veya şuradan gidin diye bizi ikaz etmeden içi rahat etmezdi. Böylece üniversitedeki ilk yılımı da ağabeyimle geçirmiş oldum. Sonra o mezun olup askere gitti; Artvin e. Kutay Ağabey im ise İngiltere ye yüksek lisansa gitmişti. Annem, babam, ben yazın Artvin e ağabeyimi ziyarete gittik. Orada da kendini çok sevdirmiş, birçok arkadaş edinmişti. Bize çevreyi gezdirdi. Çok keyifli günler geçirdik. Sonraki yıllar hep birbirimize destek olarak geçti. O benim ilkokuldan arkadaşım Semiha ile ben de onun kolejden yakından tanıdığı Nejat ile evlendim. Çok sevinmişti. Sonraki yıllarda Nejat ile tam bir ağabey kardeş oldular. Son nefesine kadar da böyle devam etti. Nejat ın askerliği sırasında kısa bir müddet Gölcük te oturduk. Oraya en sık gelen, bizi yalnız bırakmayan Oktay Ağabey imdi. On yıl kadar İstanbul da ayrı semtlerde oturduk Daha sonra aile apartmanında 30 yıl bir arada olduk. Her gün sabah akşam merdivenlerde yankılanan sesini duyar, kapıya çıkardık. O her zamanki neşeli sevecen hali ile hepimize moral aşılardı. Bizlere gösterdiği bu samimiyet bütün akrabalar için de geçerliydi. İstanbul daki akrabaları bir araya getirmek için yıllarca bayramlaşmalar düzenledi. Aile epey geniş olduğu için anne tarafı akrabaları bir gün, baba tarafını ayrı bir gün çağırır, dışarıda toplanıp yemek yer bayramlaşırdık. Son 3-4 yıldır yapamamıştık. Bayramlar yaz aylarına geliyor, herkes bir yerlere gidiyor, toplanamıyoruz diye üzülürdü. Benim sevgili ağabeyciğim tam bir gönül insanıydı. Hastanede, vefatından 2 gün önce yine yoğun bakımın kapısında bekliyoruz. Kliniğe EEG çekmeye götüreceğiz yanında gidebilirsiniz dediler. Sedye ile çıktı, gözleri hafif açıktı. Yanında koşturarak Nejat la beraber yürüyoruz. Ben hem ağlıyorum hem de konuşmaya çalışıyorum. Ağabeyciğim, herkes seni bekliyor; annen, bizler, çocuklar, torunlar çok özledik. Kalk artık ne olur, yolunu gözlüyoruz, çok yakında eskisi gibi olacağız deyince gözünden bir damla yaş geldi ve gözlerini 67

69 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın kapattı. O son görüşüm oldu. İki gün sonra kötüleştiğini, birkaç kere kalbinin durduğunu ve geri döndürdüklerini söylediler, koşarak gittik, biraz sonra ölüm haberi geldi. O bu dünyadan gitti ama inanıyorum ki bizleri bir yerlerden izliyor. Nur içinde yat canım ağabeyciğim. 68

70 Hasan Eskil KIZ KARDEŞİNİN EŞİ NECAT AŞCIGİL Soldan-sağa, Oktay Özaydın, Yılmaz Yıldız, Oktay ın kız kardeşinin eşi Necat Açcıgil ve Ahmet Kapan OKTAY AĞABEY LE ANILAR Bundan 5 sene önceydi. Haziran ayında Oktay Ağabey, 3 arkadaşı ve ben Karadeniz seyahatine çıktık. Trabzon havaalanından araba kiraladık. İçimizden biri OF luydu. O mihmandarlık edecekti. Çok yeri gezdik. Rize nin İkizdere ilçesinde bir dostunun mezarını ziyaret etmek istemişti. İkizdere ye Cuma günü vardık Namaza zor yetiştik. Çıkışta herkes etrafımızı sardı; Başkan hoş geldin diye. Oktay Ağabey 90 lı yıllarda birkaç dönem siyasette Kadıköy ilçe Başkanlığı yapmıştı. Karadenizliler yazın İstanbul dan memleketlerine gelirlermiş. Sanki en yakın, en sevdikleri akrabaları gelmiş gibi kimse bizi bırakmak istemiyordu. Aynı seyahatte Artvin e de 69

71 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın uğradık. Orada 40 sene önce askerlik yapmıştı. Orada da 80 yaşına gelmiş diş teknisyenini bulduk. Bize Deriner barajını gezdirdi. Başka tanıdıkları da vardı. Kalabilseydik bir hafta bizi misafir edeceklerdi. Benim babam da herkesin yardımına koşardı. Gençliğinde anneme İbrahim Bey tarikattan demişler. Ne tarikatı? deyince, Kendine Eziyet tarikatı diye cevap vermişler. Ben bunu Oktay Ağabey e sen de öylesin diye anlatmıştım. O da Ben de İbrahim amcanın tarikatındanım derdi. Yurdun çeşitli yerlerinden cenazeye gelenler olmuştu. Bazıları uzak yerlerden gelenlere hayret ettiler, ama ben uzak yerlerden gelen o arkadaşlarının bazılarının ameliyatları için yer bulduğunu, kendi arabasıyla hastaneye götürdüğünü, her gün arayıp ziyaret ettiğini biliyorum. Hiç kimseyi incitmezdi. Dünyaya gönül almaya, gönüller yapmaya gelmişti. Bizler onu seviyorduk ama ölümünü hiç aklımıza getirmemiştik. Bütün yakınları nasıl olsa Oktay var, cenazemizi kaldırır diye düşünüyordu. Onu Süpermen olarak görüyorduk herhalde. Kardeşim; Antrenör en iyi futbolcusunu maç bitmeden oyundan alır, seyirciye alkışlatırmış dedi. Hikmetinden sual olmaz ama herhalde Allahü Teâla da yaşarken yeterince alkışlayamadığımız Oktay Ağabey i bizden aldı. Mekânı cennet olsun, Allah rahmet eylesin. 70 Yukarıdaki yazıyı Oktay Ağabey in vefatından bir iki gün sonra Konyalılar Vakfı nın web sitesi için yazmıştım. Yazının bir kelimesine bile dokunamadım. Sonradan daha fazla anı yazayım diye düşündüm, fakat hafızam çok zayıf olduğu için aklıma da fazla bir şey gelmedi. Eşimle (Oktay Ağabey in kız kardeşi) konuştum. Onun hatırlattıklarından bir defa daha anladım ki o her ihtiyacımız olduğunda yanımızdaymış. Gülay la evlendiğimizde askerlik yaptığım Gölcük e gitmiştik. Gölcük ten İstanbul a taşınırken, kızlarımızın doğumlarında, velhasıl hep yanımızdaymış. Büyük kızımızın doğumunda hastaneye gittik, doktor bir süre bekledi daha sonra kordon dolanmış, sezaryen yapacağız dedi. Gülay ı ameliyathaneye aldılar, ben kapıda bekledim. Bir müddet sonra bir hastayı

72 Hasan Eskil baygın ameliyattan çıkardılar. Ben Gülay diye sedyenin peşine takıldım gidiyorum Epey yol aldık, baktım bir adam da aynı sedyeyi takip ediyor, adama: Sizin eşiniz mi? diye sordum. O evet deyince sedyenin peşini bıraktım. Meğerse Oktay Ağabey de arkamdan Nejat, Gülay değil o diyormuş ama ben duymuyormuşum yılına kadar Tersanede çalıştıktan sonra Genel Müdürlükte, Teknik Hizmetler Daire Başkanlığına tayin oldum. Bağlı olduğum Genel Müdür Muavini Nurettin beyle yaklaşık 12 sene çalıştım. Çalışma arkadaşlarım ve amirim hepsi çok iyi insanlardı. Nurettin Bey, bütün İşletmenin yükünü çeken çok güçlü bir lokomotif gibiydi. Hiç kimseyi kırmaz, çay söylemek için müstahdemi çağırdığında, Beyefendi bize iki çay getirir misin? derdi. Evde de çalışır, herkes çözümü zor işleri ona yüklemek ister, o da ilave bir vagonu daha çekmekten rahatsız olmazdı. Hepimiz babasına kapris yapan çocuklar gibi zaman zaman Nurettin beyi üzmüşüzdür. O ise kimsenin kalbini kırmazdı, sanki yaptığımız işi bedava olarak onun için yapıyorduk, işin sahibi oydu. Vefatında bütün İşletme bir gemiye isminin verilmesi için Yönetim Kuruluna dilekçe yazdık. Dilekçe işini ben organize ediyordum Dilekçeyi gönderdiğim pek çok arkadaştan telefon geldi. Gözyaşlarım dilekçeyi ıslattı diye. Ölümünden sonra kıymetini daha iyi anlamıştık. Oktay Ağabey de yapılmakta olan bütün işlerin sahibiydi sanki ve herkes ona kapris yapardı. Kapris işinde istisna olduğunu iddia eden var mıdır? bilmem ama onlar da belki benim gibi hafızası zayıf olanlardır. Onun vazifesi ise kimseye kırılmadan herkesin sevgisini kazanarak hedefe doğru yol almaktı. Tabii beraber yola çıktığı arkadaşları hep değerli insanlardı. Belki de çok güçlü bir lokomotif yükleri çekince insanlar rehavete kapılıyorlar. Bu durum psikoloji biliminin izahına muhtaç bir mesele. Tabii bu ailenin işlerinin hallinde de aynıydı. O hiç şikâyetçi olmadan bütün işleri halletmek için uğraştığı için, onun doğal vazifesi diye düşünürdük herhalde. 71

73 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 72 Siyasette beraber olduğu arkadaşları onun siyaseti çok iyi bildiğini, bu özelliğinin Süleyman Demirel ve Hüsamettin Cindoruk tarafından da çok takdir edildiğini anlatırlar. Siyasetle uğraşırken de kendi mesleğinde de dürüstlük, kalite, bilgi, hoşgörü ve çalışkanlık temel özellikleriydi. Hep ön planda olmuştu. Bu mücadelelerinde zannedilmesin ki her zaman nazikti. Karşısındaki kötü niyetli ve haksızsa sonuna kadar en sert şekilde mücadele eder, geri çekilmezdi. İlçe Başkanı olduğu parti muhalefetteyken parti yürüyüşü yapıyorlarmış İktidar partisinin ilçe merkezinin olduğu ana caddede polis durdurmuş, geçemezsiniz diye. O polisle öyle bir mücadele etmiş ki neticede caddeden geçmişler. Bunu gören ve Oktay Ağabey i tanıyan sınıf arkadaşım anlatmıştı. Çok kibar insan gitmiş yerine her şeyi göze alan bambaşka bir insan gelmiş. Partisi iktidara geldikten sonra kendi partisinde de muhalefete düşmüştü. Şahsi menfaat peşinde koşmadığı için inandıklarını hep dillendirirdi. Benim iş ve üniversite sınıf arkadaşlarımdan pek çoğu onun sayesinde diş hekimi korkusunu yenmişlerdi. Eli hafif ve çok çabuktu. Herkesin bir saatte yaptığı herhangi bir işi o, yarım saatte bitirirdi. Konyalıca deyişle evtikti. Üniversiteye İstanbul a geldiğinde ailesi Kadıköy Rıhtım da bir evde kalıyormuş. Evin olduğu sokakta Yoncaspor diye bir futbol derneği kurmuş. Yoncaspor uzun yıllar İstanbul amatör kümede oynamıştı. Hayatının her döneminde sivil toplum kuruluşlarında çalışmıştı. Diş hekimliği her an cerrahlık yapmak zorunda kalınan zor bir meslek. Hem kendi işini yapar, hem de gönül verdiği işleri aksatmazdı. Babasının deyimiyle aylak vatandaşlık işlerini. (Konyalı olmayan okurlarımız için not: Aşcıgil aylak sözcüğünü burada, Konya ve çevresinde genel kabul görmüş haliyle, Bedava, parasal karşılığı olmadan hizmet vermek anlamında kullanmıştır.) Toplumda dernekçilik ve siyaset, işi olmayan insanların vakit geçirecekleri meşgaleler olarak görüldüğü için aylak vatandaşlık deniyordu herhalde. Babası ay-

74 Hasan Eskil lak vatandaşlık demesine rağmen, annesine karşı onu müdafaa eder, Kumar mı oynuyor, hovardalık mı yapıyor, bırakın çalışsın derdi. Çalıştığı yerlerde de bilgisi, çalışkanlığı ve dürüstlüğüyle ya başkan olmuş veya tuttuğu futbol kulübünün ve görev aldığı siyasi partinin başkanlarının saygı gösterdiği ve fikir danıştığı kimse olmuştu yılında beraber hacca gittik. Şimdi diyorum ki Hacca çağrılmıştı. Hacda da Diyanetin hocaları Oktay Ağabey e çok itibar ettiler. Kadıköy Müftülüğündeki yetkililer bizim grubun hocalarına: Kadıköy deki camilerimizin bütün sorunlarıyla ilgilenir, çözer, yardım eder demişler. Haydarpaşa Camii Yaptırma Derneği nin Başkanı rahmetli Hüseyin amca öğleden sonraları Oktay Ağabey e gelir, sıkıntılarını anlatır, yardım isterdi. Oktay Ağabey in Cami nin inşaatı için defalarca Ankara ya gittiğini bilirim. Aynı şekilde İskele Camisi nin sorunları için de çok çalışmıştır. Kendisinin uzmanlığı dışında olan işler için de ilgilisini bulur, işin tamamlanmasını sağlardı. Zaten yapmak istediği her işte güvendiği birçok kişiye danışır veya fikrini alır, sonra kararını verirdi. Hacda da duaları kabul oldu; döndükten bir müddet sonra ilk torununu gördü. İkinci torununun haberini aldı. Vakıf binasının çok zor problemleri çözüldü, düzlüğe çıkıldı. O modern zaman evliyasıydı; Aktivist Evliya. Çocukları da çok severdi, tabii çocuklar da onu. Vefat ettiğinde torunum 5,5 yaşındaydı. O da çok üzüldü. Anladığım kadarıyla kendi yaşıtları da dâhil ölüm konusunu çok kişiyle konuşmuş. Dayısının ölümünden iki, üç hafta sonra Moda da akşamüzeri beraber yürürken gökyüzüne bakarak bana, Dede, onu gördüm yukardan benimle konuştu dedi. Kimi gördün? dedim. Dayımı gördüm dedi. Ne söyledi? diye sordum. O, iyi yerdeymiş, kötü yeri de görmüş ama kendisi iyi yerdeymiş dedi. Çok şaşırmış olmalıyım ki beni üzmemek için bir müddet sonra Şaka şaka, onu kimse göremez dedi. Zaman zaman dayısını çok özlediğini söyler. Hepimiz özlüyoruz. Beş buçuk yaşındaki çocuk bizim dile getiremediğimiz duygularımızı ifade ediyor. 73

75 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın NECAT AŞCIGİL Bugün akşam yemekte misafirlerimiz vardı. Kayınvalideme Vakıf binasındaki Oktay Ağabey in fotoğrafını gösterdim. Üzüldü Geceleri daha zor oluyor ama Allah demek ki bir dayanma gücü veriyor dedi. Küçük kızımı çok sever, el ele tutuşmuş oturuyorlardı anneannesiyle. Mine; ben çok görüyorum dayımı, hep neşeli, hep gülüyor dedi. Ben de heybesini doldurdu götürdü, neden neşeli olmasın, dünyaya köşk yapmadı ama orada çok zengindir dedim. İyi yaşadı, iyi öldü Biz onsuz kaldığımız için üzülüyoruz. Yoksa onun için hiç üzülmüyorum. Ölümünün Mevlana nın Mevla ya kavuşmasındaki düğün günü gibi olduğunu tahmin ediyorum. Lise sonda bir arkadaşımız üniversite sınavları için hepimiz aynıyız demişti. Fakat sınavların sonunda kimimiz başarılı kimimiz başarısız olduk. Oktay Ağabey i kaybettikten sonra kendim için ASYS sınavı konusunda endişelenmeye başladım. (Ahiret Seçme ve Yerleştirme Sınavı) Ama Allah'tan ümit kesilmez Necat AŞCIGİL (Aşağıdaki Yazı Konya Maarif Kolejlilerin yazışma grubunda Necat Aşçıgil in Oktay Ağabey le anılar yazısından sonra yayımlanmıştır. Yazının sahibi Kenan Onsun da Konyalı ve Maarif Kolejlidir.) KENAN ONSUN Sevgili Necat, gözlerimizi yaşarttın. Sana sağlık ve uzun ömürler diliyorum. Not: Babalarımızın zamanında başkalarına yardım en büyük hayat felsefesiydi ve Oktay Ağabey de bu yoldan yürüdü. Kenan ONSUN 74

76 Hasan Eskil SEMİHA NIN AMCASI MUSTAFA NALÇACI EVLAT MI YOKSA DAMAT MI? Oktay la tanışmamız, kızımız Semiha ile nişanlandığı 1972 yılına rastlar. Semiha, Konya yı bugünkü çağdaş alt yapısına kavuşturan 60 lı yılların efsanevi belediye başkanı ağabeyim Rahmetli Ahmet Hilmi Nalçacı nın kızı Ağabeyimi 1969 yılında trafik kazasında kaybettiğimizde Semiha lar üç kız kardeş yetim kaldılar. Biz o tarihlerde İstanbul da yerleşmiş ve Konya daki saatçilik işimizi Konyalı Saat olarak İstanbul a taşımıştık. Gün oldu, Semiha üniversite çağına geldi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünde yüksek tahsile başladı. Bu vesile ile Semiha 4 yıllık tahsil dönemini bizim evde yaşayarak bitirdi. Nalçacı ailesini yakından tanıyan diş doktoru baba Mustafa Özaydın yakın dostu, particilik arkadaşı Mukadder (Mustafa) Nalçacı dan, Semiha yı oğlu Oktay a eş yapmak dileğiyle istedi. Oktay ın ailesi bizim evimizi ziyaretle, Semiha Nalçacı ailesi tedrisinden diyerek Semiha ya sahip çıktı. Oktay damadımız olarak evimize ve işyerimize gelip gitmeye başladı. Birbirimizi kızımız Semiha kadar sevdik. Bu yıllarda başlayan ilişkimiz, beklenmedik kaybını yaşadığımız 2014 yılı Mart ayına kadar sevgi ile saygı ile hiç aksamadan devam etti. Bu kırk yıllık süreç içinde Oktay ın en ufak bir yanlış hareketini şahit olmadık. Bize karşı her zaman saygılı ve nazik oldu. Kendisinden incinmedik. Eşim ve ben sevgili Oktay ı damattan öte, evladımız gibi sevdik. Sık sık yakın arkadaşı Hasan Eskil Bey le işyerime uğrardı. Birlikte yemek yer, sohbet ederdik. Oktay la karşılıklı muhabbetimiz Hasan Bey in dikkatini çekmiş olacak ki bana zaman zaman, Mustafa Ağabey, Oktay senin damadın, sevgini gösterirken bunu unutma diye şaka yapar; ona cevaben, O bir tane, evladımdan farkı yok derdim. Gerçekten de Oktay a düşkünlüğüm damattan ileriydi ve bir evlada düşkünlükten farklı değildi. Çünkü dürüsttü, akıllı ve vicdan sahibiydi, nazikti, yardımseverdi. Onun bıraktığı boşluğu doldurmak mümkün değil. Oktay gibisi bir daha dünyaya zor gelir. Yattığı yer nur olsun. 75

77 76 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın

78 Hasan Eskil KONYA MAARİF KOLEJİ NDEN ARKADAŞLARI HASAN ESKİL (Vefatının 7. Gününde Yapılan Anma Toplantısındaki Konuşmam) OKTAY 1957 yılındaydı, Oktay la Konya Maarif Koleji nde buluşmamız. Ben okula bir yıl önce girmiştim. Onun ailesi Konya daydı ama o da yatılıydı. Yüz öğrenci yatılı okuyorduk. Yirmi dört saat beraberdik. Birlikte yemek yiyor, birlikte ders çalışıyor, birlikte uyuyor, birlikte büyüyorduk. Birbirimize derdimizi anlatıyor; derdimizi, sıkıntımızı paylaşıyorduk. O okulda çocukluktan gençliğe geçiş dönemimizi birlikte yaşadık; arkadaştan öte kardeş gibi olduk. Oktay ı o günlerden iyiliksever, mert ve haksızlıklara karşı savaşan bir arkadaş olarak hatırlarım yılında mezun olup, Konya dan ayrıldım. Oktay la yeniden karşılaşmamız 1990 lı yıllarda oldu. Yani araya aşağı yukarı otuz yıllık bir süreç girmişti ama yeniden karşılaştığımızda aradan geçen otuz yılın kardeşlik bağlarımızı hiç de gevşetmediğini gördük. Benden bir iki ufak ricası oldu, duraksamadan yerine getirdim. Bana derneğe girmemi teklif etti, yine tereddütsüz kabul ettim. Aradan geçen yılların, okulun daracık kaldırımında yumruk kadar topun peşinde koşan, gömleği, kravatı bir yana aymış o çocuk Oktay a nasıl bir mükemmel kişilik kazandırdığını gördüm ve hayran oldum. Bu gözlemlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. 77

79 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 78 - Yönetim kurulu üyesi olduğumda Oktay Dernek başkanıydı, sonra Vakfın başkanı oldu. Çalışmalarımızda yaşanan fikir ayrılıklarını, sabırla ve kimsenin kalbini kırmadan çözüyordu. Vakıf başkanı olduktan sonra da hafta tatili falan demeden, ilçe derneklerinin tüm davetlerine katıldı. Çoğu davette, benim yerime Derneği de o temsil etti. Dürüsttü ve sevgi dolu bir insandı Oktay. - İhtiyacı olan her insanın yardımına koşuyordu. Yardım ederken, bir elinin verdiğini öbür eli görmüyor, bilmiyordu. İnsanların gururunun incinmemesi için yaptıklarını açığa vurmuyordu. Öğrenci burslarının temininde, ben dernek başkanıyken, benden önde koşuyordu. Oktay inanılmaz ölçüde yardım seven bir insandı. - Kafasına koyduğu işlerin üstesinden gelebilmek için müthiş bir mücadele azmi vardı. Âdeta tükenmeyen bir enerjiye sahipti. Bu binanın arsasını temin ederken, arsanın imar durumunda yaşanan pürüzleri çözerken, neredeyse yirmi dört saat Büyükşehir ve Bakırköy Belediyelerinin önünde yatıp kalktı. Binanın inşaatı başladıktan sonra yaşanan finansman güçlüklerini aşmak için çalmadık kapı bırakmadı. Gerçek bir mücadele adamıydı. - Farklı fikirleri inanılmaz bir sabırla dinler, tartıştırır; sonunda ortaya oybirliğiyle alınan kararlar çıkarırdı. Binanın arsası alındıktan sonra dernek ve vakıf olarak birlikte toplanmayı, gücümüzü birleştirmeyi teklif etmişti. Bina tamamlanıncaya kadar bu prensibi uyguladık ve zamanla Oktay ın bu öngörüsünün isabetine tanık olduk. İleriyi gören bir liderdi o. - Zorluklardan hiç yılmadı ve hep mücadele etti. Zorluklara dayanma gücü sonsuzdu. Metin bir adamdı Oktay. - Çalışmalarında elde ettiği başarıların hiçbirini sahiplenmedi. Hep paylaşmacı oldu. Emeğinin bir nişanesi olarak, bu binanın bir katına adını vermek istediğimizde, buna nasıl karşı çıktığını içim titreyerek anımsarım. O gece evimize dönerken hala itiraz ediyordu. Böylesine tevazu sahibi bir insandı Oktay.

80 Hasan Eskil - Çocuklarına ve ailesine çok düşkündü. O kadar işinin arasında ailesini hiç ihmal etmedi. Sevgili Semiha ya, Cem e, Nazlı ya ve Merve ye hiç kıyamazdı. Torun sahibi olduğu gün dünyanın en mutlu insanıydı. İdeal bir aile babasıydı Oktay. - Sevgi doluydu, sevgide birleştiriciydi. Üç kardeşin anneleriyle birlikte oturduğu apartmanın inşaat iznini alırken verdiği mücadeleyi bir keresinde kendisinden dinlemiştim. Annesinin ve kardeşlerinin, hiçbirimize nasip olmayan, aynı apartmanda oturmalarını sağlayan insandır. Her sabah işe giderken ve işten döndüğünde annesinin elini öper ve hayır duasını alırdı. Örnek bir ağabey, örnek bir evlattı. - Sadece ailesine değil tüm arkadaşlarına sevgiyle kucak açardı. Her Çarşamba beni evimden alır, Yeşilköy deki binaya getirir, akşam evime bırakırdı. Her gün mutlaka telefonla arardı. Sabah çalan telefonlara, Oktay dır diye koşardım. Sevgisi sınırsız bir arkadaştı. - Beklenmedik bir zamanda bizi terk etti. Bundan sonra Oktay dır diye koşacağım telefonlar olmayacak. Bana elli yedi sene arkadaşın olma onurunu verdin ya Oktay; sana binlerce teşekkür... Huzur içinde uyu dostum. HASAN ESKİL İstanbul, 25 Mart 2014 MUSTAFA GÖNCÜ CAN KARDEŞİM OKTAY Eylül 1957 de başlayan beraberliğimiz, 18 Mart 2014 günü çok acı bir ayrılıkla sona erdi! Oktay ı ebediyen kaybettik Oktay, hiç ummadığım bir şekilde bu birlikteliğe son noktayı koydu amma; can kardeşliğimizin sonsuza kadar devam edeceğini biliyordu İnanıyorum ki şimdi O, Cennet dediğimiz muhteşem yerde ve erişilmesi herkese nasip olmayacak bir mertebede bizleri bekliyor Kısmet olursa bir gün, biz de o Menzile ulaşabilirsek; Oktay la geçen 57 yıllık beraberliğimize kaldığımız yerden devam edebileceğiz! 79

81 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Oktay la birlikte geçirdiğimiz yıllar içinde yaşadıklarımızın hepsini yazmaya kalksam, elinizdeki kitabın sayfaları sadece bana yetmezdi Onun için, müşterek anılarımız içindeki değişik yaşlarda, değişik alanlarda ve değişik ortamlardaki ilginç olaylarla bu çok özel kitaba katkıda bulunmaya çalışacağım Sürç-ü lisan edersem, af ola. 80 KOLEJ YILLARI 1957 Yılının Eylül ayında, Konya Tren İstasyonu nun bitişiğindeki taş binada buluştuğumuzda, ikimiz de on bir yaşlarında, küçük birer çocuktuk yılında özel bir yasayla Milli Eğitime kazandırılan altı kolejden biri olan Konya Maarif Koleji ne 1957 de 30 kişi almışlardı. Biz, yani 57 liler, Konya Maarif Koleji nin üçüncü dönem öğrencileriydik Bizi 15 er kişilik iki sınıfa ayırdılar. Ben Hazırlık A da, Oktay ise Hazırlık B deydi. Sınıflarımız ayrıydı ama dersler dışındaki tüm saatlerimiz birlikte geçerdi İki ders arasındaki 10 dakikalık süreyi bile değerlendirerek oynadığımız ve kan ter içinde kaldığımız kaldırım futbolunda, Oktay ın ciyak ciyak bağırarak her şeye itiraz etmesi, hâlâ kulaklarımda yankılanır... Bir yıl sonra, orta 1 de tek sınıf olarak birleştik. Oktay la aynı sırada oturmamakla birlikte, Koleji bitirene kadar aynı sınıfların havasını teneffüs ettik, her şeyini paylaşan kardeşler gibi olduk... O kadar ki, sınıftaki sıralarımız uzak köşelerde bile olsa; bazı derslerdeki sınav kâğıtlarımız, noktasına virgülüne kadar aynı olurdu! Ben matematik ve fen derslerinden hazzetmezdim, dolayısıyla bu derslerde başarılı değildim. Bazı sınavlarda Oktay dan - sınav esnasında - yardım alırdım Mrs. Lambert in matematik sınavlarında, Oktay önce benim adıma sınav kâğıtlarını doldurur, hocanın sırtı dönükken elden ele bana ulaştırır, sonra da kendi kâğıdını yazmaya başlardı. Cevapların tamamı doğru olduğunda bir sorun çıkmazdı. Fakat Oktay kazara bir yanlış yaparsa, hoca aynı yanlışları benim kâğıdımda da görünce şaşkınlığını gizleyemezdi! Oktay önde ikinci sırada otururken son sırada oturan

82 Hasan Eskil Mustafa yla nasıl aynı yanlışı yaparlar Acaba kopya mı çekiyorlar diye düşünüyorum ama bunun imkânsız olduğunu bildiğimden, işin içinden çıkamıyorum derdi. Biz de, Hocam bu sınava dün akşam birlikte çalıştığımız için, doğrularımız da yanlışlarımız da birbirine benzemiş der, vartayı atlatırdık Kolejin ilk dört yılında, son dersten sonra öğrencilere ikindi kahvaltısı verilir, ilk etüt saati için enerji depolaması yaptırılır; etütten sonra da hep birlikte akşam yemeği yenilirdi. Kahvaltıdan sonraki tek işimiz futbol oynamaktı. Bir anlamda futbol için de enerji depolamış oluyor ve daracık kaldırımda, daha sonraki yıllarda, toprak zeminli mini futbol sahamızda, bağıra çağıra futbol oynuyorduk. Oktay da bu maçların vazgeçilmezlerindendi ve uzaklardan bile duyulan sesiyle, hep başroldeydi. Lise bire geçtiğimizde okulun bahçesine bitişik olan DDY arsası kiralanıp, bizim için futbol sahasına dönüştürüldü ve bu sayede kaldırım futbolu sona erdi. Oktay la olan futbol aşkımız, Kolej i bitirene kadar bu toprak sahada; karda, yağmurda ve çamurda sürdü gitti İkindi kahvaltılarına gelince; Milli Eğitim Bakanlığı nın, beslenmemiz konusundaki tahsisatı azalınca, kahvaltı lüksümüz sona erdi ama kahvaltı alışkanlığımız devam etti. Okulun karşısındaki Bakkal Bekir den yaz başlarında turfanda domates, biber, salatalık alır; yemekhaneye iner salata yapardık. Öğle saatlerinde gelen ve kilit altında tutulan taze ekmeklerin saklandığı dolabı -aramızın iyi olduğu- garsonlara açtırır, çıtır ekmekleri alırdık. Sonra da aşçı başının torpiliyle salatamıza zeytinyağı ve sirke koydurarak, afiyetle yerdik. Sonbahar ve kış aylarında ise, Bakkal Bekir den aldığımız ve yarımşar ekmek içine koydurduğumuz tahin helvası, kaşar peyniri ve bazen ek olarak zeytin, salatanın yerini alırdı. Bu alışkanlığımız okul bitene kadar devam etti Kolej yıllarından unutamadığım, Oktay ın da içinde bulunduğu, hiç hoş olmayan iki anımı da burada aktarmak istiyorum: Lise 2 de iken, psikoloji ve fizik derslerinden bütünlemeye kaldım. Oktay, psikoloji öğretmeni Ömer Bey in bana 81

83 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 82 karşı takıntılı olduğunu söyleyerek; fizik sınavına, psikoloji sınavının neticesini aldıktan sonra girebilmem için, diş hekimi olan babasından rapor almamızı önerdi. Eğer Ömer Bey bütünleme sınavında da bana geçer not vermezse, Fizik öğretmenimiz yedek subay Selim Beyle konuşup, fizik sınavını garantiye alabileceğimizi ve tek dersten borçlu olarak lise üçe geçebileceğimi söyledi. Tüm ısrarlarına rağmen, biraz da gurur meselesi yaptığımdan, Oktay ın bu önerisini kabul etmedim. Maalesef her iki sınavdan da 10 üzerinden 4 aldım. Psikoloji sınavım çok iyi geçmesine karşın geçer not alamadığım için, okul idaresine itiraz dilekçesi verdim. Hoca bu kez notumu 2 ye düşürdü(!) ve ben sınıfta kaldım. Oktay haklı çıkmıştı ve ben sınıf arkadaşlarımdan bir yıl geriye düşmüştüm. Benim canımı yakan ve dönem arkadaşlarımdan bir yıl geriye bırakan psikoloji öğretmeni Ömer Bey, benimle yakın arkadaşlığından olsa gerek, ertesi yıl Oktay a da taktı. Ömer Bey, lise üçte mantık dersine giriyordu. Bitirme sınavları esnasında, Oktay silgi almak için arkadaki arkadaşına dönünce, Oktay ın önündeki sınav kâğıdını kaparak kopya çektiğini söylemiş ve itirazlarına aldırmadan, Oktay ı sınıftan kovmuş. Oktay, şaşkınlık ve üzüntü içinde okul yönetimine gidip durumu anlatmış. Müdür Behzat Bey le müdür yardımcısı Halil Bey sınavın yapıldığı salona gelmişler. Bütün sınıf, arkadaşlarına haksızlık yapıldığını ifade edip, hep beraber sınavı terk edeceklerini söyleyince ve okul idaresi de hocaya baskı yapınca, Oktay tekrar sınava kabul edilmiş. Fakat hoca, Oktay ın yazdığı cevapları 4 le değerlendirmiş(!) Bunun üzerine, Oktay da benim gibi sınav kâğıdı için itiraz dilekçesi verdi. Kâğıdının yeniden değerlendirilmesi sonucunda, notu 2 ye indirildi. Oktay, bitirme sınavlarındaki sosyoloji dersinden 10 alarak, iki dersin ortalamasını geçer düzeye yükseltti ve bu hain adamın yeni bir zulmünden kurtulmuş oldu. Hikâyenin bundan sonrası daha da ilginç Yıllar sonra o psikoloji -mantık öğretmeni, diş ağrısından kıvranarak Oktay ın

84 Hasan Eskil Kadıköy deki muayenehanesinden içeri girer. Oktay ı tanımaz ve dişinin ağrısından sabaha kadar uyuyamadığını söyler. Oktay, hocayı koltuğuna oturtur; anestezi yapmadan, kerpetenle ağrıyan dişi sıkıca kavrar! Hoş geldin hocam der, Beni tanımadın mı? Adını söyler, Konya Koleji ndeki öğretmenlik yıllarında Oktay a ve bana yaptıklarını hatırlatır O hocanın yanından beni telefonla arayıp intikamımızı aldığını söylerken, yaşadığı mutluluğu ve kıs kıs gülmesini hiç unutamam ÜNİVERSİTE YILLARI Bir yıl arayla Kolej den mezun olduktan sonra Oktay la İstanbul da buluştuk. O İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 2. sınıf öğrencisiydi, bense İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. Sınıftaydım. Beyazıt taki fakülte binalarımız birbirine çok yakın olmasına rağmen, Oktay la okullarda fazlaca görüşemiyorduk. Çünkü ben vize mecburiyeti olmayan derslere girmiyor, Cağaloğlu ndaki matbaamızda, sabahın köründen itibaren fiilen çalışıyordum. Oktay ise, fakülteden çıktıktan sonra koştura koştura Kadıköy e geçiyor ve babasının Oktay adına açtığı diş deposunda çalışıyordu. Cumartesi günleri de, iki bavula doldurduğu diş tedavi malzemeleriyle Harem den otobüse biniyor ve İstanbul çevresindeki il ve ilçelere malzeme satmaya gidiyordu. Oktay la ancak Pazar günleri oynanan lig maçlarında görüşebiliyorduk. Kendisi kopkoyu Beşiktaşlı ben ise Fenerli olmamıza rağmen, aynı tribünlerde maçları izleyerek -hangi takım kazanırsa kazansın- galibiyet sevincini birlikte yaşayarak evlerimizin yolunu tutuyorduk Konu maçlardan açılmışken; yine üniversite yıllarımızda gittiğimiz Kocaelispor-Konyaspor maçıyla ilgili serüvenimizi anlatmam lazım: Oktay, bir Cuma günü telefonla arayarak, hafta sonunda Konyaspor un Kocaelispor la maçı olacağını ve hemşerilerimizi deplasmanda yalnız bırakmamamız gerekti- 83

85 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın ğini söyledi Oktay ın kopkoyu bir Beşiktaşlı olduğunu belirtmiştim biraz önce. Aynı koyulukta bir Konyaspor taraftarı olduğunu da tahmin etmek zor olmasa gerek! Bu bağlamda, Oktay ın en rahat izlediği maçlar Beşiktaş-Konyaspor maçlarıydı. Hangisi kazanırsa kazansın, sevinen hep Oktay olurdu! Gelelim Kocaelispor-Konyaspor maçına: Cuma günkü konuşmamızda kararlaştırdığımız üzere; Harem Otobüs Terminalinde buluştuk Oktay, kardeşi Kutay, kolejden arkadaşımız Vedat ve ben. Otobüse bindik ve maçın başlama saatinden çok önce İzmit e vardık. Biraz şehri dolaşıp, bir şeyler yedik. Maç esnasında çitleyeceğimiz çekirdeklerimizi aldık ve stada girdik O yıllarda seyirciler bugünkü kadar acımasız değildi! Rakip takımın taraftarları çoğu stadyumda aynı tribünlerde oturur, birkaç fanatik dışında kavga dövüş bilmezlerdi. Biz de boş bulduğumuz bir bölümde yerimizi aldık ve maçın başlamasını beklemeye koyulduk Konyaspor sahaya çıkarken, dördümüz de ayağa kalkıp, alkışlamak gafletinde bulunduk! Yakın çevremizdeki Kocaelispor taraftarları için de istemeden ilk sinyali vermiş olduk Maçı ya Konyaspor kazandı ya da berabere bittiydi. Maç esnasında özellikle Oktay ın engelleyemediğimiz tezahüratı bazı fanatikleri kızdırmış olacak ki maç dağılırken peşimize düşen bir grup bize küfürler edip, arkamızdan tekmeler savurdu. Erkekliğin onda dokuzu kaçmak düsturuyla, arkamıza bakmadan kaçtık ve yoldan geçen ilk İstanbul otobüsüne birer çuval gibi atladık; paçalarımızı zor kurtardık! 84 ŞİŞLİ MACERASI Hafta sonu akşamlarında; genellikle Cumartesi günleri, İstanbul daki değişik üniversitelerde okumakta olan Kolejli sınıf arkadaşları olarak birimizin evinde toplanırdık. Bu toplantılar ilk yıllarda, daha çok Çelik in Şişli deki bekâr evinde olurdu. Çelik, Fikret, Nadir ve rahmetli Attila Şişli de oturduklarından, Oktay ve Ben Kadıköy vapuruyla karşıya geçer, otobüs veya dolmuşla Şişli ye varırdık. Alel acele yenen bekâr işi atış-

86 Hasan Eskil tırmalıklardan sonra oyun masasına oturur ve geç saatlere kadar -talebe işi- poker oynardık! Bu oyunlarda çoğu kez Oktay la ortak kasa yapar, aynı sandalyeyi paylaşırdık Bir akşam şansımız yaver gitmedi! Öğür bildiğimiz sınıfdaşlar, cebimizdeki tüm harçlıkları alıp, sadece arabalı vapura binecek kadar bir parayla, gece yarısı bizi sokağa bıraktılar. Oktay la Şişli den Kabataş a kadar yürüdük Hangi saatte olduğunu hatırlayamadığım arabalıya binip, Üsküdar a geçtik. Oradan Kadıköy e Oktay la beraber, Kadıköy den de Göztepe ye yalnız başına yürümek zorunda kaldım. Baba evine vardığımda şafak sökmek üzereydi. KADIKÖY EĞLENCESİ Şişli-Kadıköy-Göztepe parkurundaki gece yürüyüşü, poker partilerimizin de sonu oldu! O geceden sonraki süreçte Şişli yi Tehlikeli Bölge ilan ederek, Oktay la Kadıköy dışına çıkmama kararı aldık Zaten o süreçte Attila da Şaşkınbakkal a taşınmış ve Fındıkzade den Göztepe ye taşınan Vehbi yle beraber, iyi bir kare oluşturmuştuk. Bu kez pokerin yerini Maça Kızı ve Ohel almıştı ve bu oyunlarda para yerine ceza geçiyordu! Maça Kızı nda sayıları elinde patlayan, Ohel de ise tahminde bulunduğu sayıyı yapamayan oyuncuya o anda kararlaştırılan bir ceza veriliyordu Bu akşamlardan birinde; Attila, Vehbi ve Ben, Oktay ın baba evindeydik. Hane halkı uykuya çekilmiş, biz ise gürültü patırtı etmemeye çalışarak Maça Kızı oynuyorduk. Saatler gece yarısına yaklaşırken, oyunu kaybeden ben oldum. Hemen cezamı kestiler: Moda daki Palmiye Pastanesi ne gidilecek ve yarım kilo cevizli baklava alınacak Gecenin o saatinde, ayazın ortasında ve de benim gibi ekâbir birine verilen bu ceza, ağırlaştırılmış müebbetten beter bir durum! Kaderime razı olup, yollara düştüm. Ismarlandığı gibi, cevizli baklavayı alıp Oktaygillerin(!) evine geri döndüm. Apartmanın kapısını otomatikle açtılar, içeri girdim. Baktım, 85

87 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın asansör beşinci katta Meşgul işareti veriyor! Çağır komutuna basıyorum, gelmiyor! Anlamak zor olmadı tabii ki. Oyunun galibi üç ahbap çavuş, verdikleri ceza yetmezmiş gibi, beni beşinci kata merdivenden çıkartıp, iyice eğlenecekler Yukarıda bekleşen vicdansızlara birkaç kez seslendim: Eğer asansörü hemen aşağıya göndermezseniz, ben evime gidiyorum Baklava yerine kesme şeker yersiniz, ben cezamı ödedim. dedim. Herhalde ciddiye almadılar ki asansör aşağıya inmedi Ve ben Göztepe nin yolunu tuttum. Eve varınca, gecenin ilerleyen saatine bakmaksızın baklava kutusunun başına oturdum, hem kendi payımı hem de üç zalimin payını bir güzel yedim. (Bu yıl önce Oktay ı, arkasından Attila yı yitirdik Işıklar içinde uyusunlar, her ikisini de rahmetle anıyorum.) 86 İZMİR SEYAHATİ Cağaloğlu Yokuşu ndaki matbaamızı en çok ziyaret eden arkadaşım rahmetli Attila ydı Nişantaşı Diş Hekimliği Yüksek Okulu nda öğrenciydi. Derslerden fırsat buldukça matbaaya gelir, ben de fırsattan yararlanarak çalışmaya ara vererek, çay-kahve muhabbeti yapardık Bir gelişinde, aklımıza haince bir plan düştü! Mezuniyetten sonra, İstanbul dışındaki üniversitelerde okumakta olan Kolejlilerle bir araya gelip hasret giderme olanağı bulamamıştık. Hem bir toplaşma bahanesi yaratmak, hem de birilerini işletme iç güdümümüzü tatmin için kolları sıvadık Birileri adına davetiye basıp, birilerini de sanal bir törene davet etmek ne hoş olurdu diye düşünmeye başladık! Kolejdeki 57 lileri tek tek gözden geçirdik. Kim hangi üniversitede? Kimin ciddi boyutlarda kız arkadaşı var? Kim nişan takıp, evliliğe ilk adımı atabilir? Kim mesleğe daha yakın? Bu beyin fırtınası fazla uzun sürmedi Ve kurban bulundu: Özkan Anıl! Özkan ın, bizim de yakından tanıdığımız bir kız arkadaşı vardı, Konya Kız Öğretmen Okulu nda. Mezun olup Konya dan ayrıldıktan sonra da bu beraberliklerinin devam ettiğini biliyorduk Dolayısıyla, Özkan ve Aynur için hazırlayacağımız sanal bir nişan töreni kimse için sürpriz olmazdı!

88 Hasan Eskil Attila yla hemen davetiyenin metnini yazdık: Sayın Oktay Özaydın, Kızımız Aynur ile Oğlumuz Özkan ın nişan töreninde sizi de aramızda görmekten onur ve mutluluk duyacağız. Babaoğlu ve Anıl Aileleri Tarih:././1966, Yer: İzmir Efes Oteli Balo Salonu. Mürettip kalıbı hazırladı, makinist de baskıyı yaptı Davetiyeler postaya hazır hale geldi! İşin en can alıcı yönü, zarfların üstünü kim yazacaktı? Yatılı olarak yedi yıl beraber olan bir avuç insan, birbirinin yazısını da uzaktan tanır elbet! İşi riske atmamak için, zarfların bizim dışımızda birisi tarafından yazılmasını ve postaya da İzmir den verilmesini sağladık. Özkan İzmir de Hava Harp Okulu nda okuyordu ve Aynur Menemen de öğretmendi. Ne yazık ki, kendileri için hazırlanan bu görkemli nişan töreninden onların bile haberi yoktu! Basmane Postanesi damgasını yiyen davetiyeler adreslerine ulaştıkça telefonlar çalıyor; İstanbul ve Ankara Üniversitelerinde okumakta olan 57 liler, İzmir seyahati için görüşmeler yapıyordu İstanbul Grubu olarak, bu seyahatin detaylarını konuşmak üzere, o yıllardaki adıyla, Mithat Paşa Stadında toplandık. Hangi takımlar arasında oynandığını şimdi hatırlayamadığım, (Oktay sağ olsaydı mutlaka hatırlardı!) maç için stada erkenden gittik ve seyahat planımızı konuştuk. Ben orada, matbaadaki iş yoğunluğunu bahane ederek ve üzülerek, İzmir e gidemeyeceğimi belirttim. Benim dışımda, Oktay dâhil herkes, bu seyahate katıldı. İstanbul Grubu nun programı belli olduktan sonra Ankara Grubuyla temas sağlandı ve onların da tümünün İzmir e gidecekleri öğrenilince, içimizdeki sevinç ve heyecan bir kat daha arttı! Her iki grup da davullarla zurnalarla ve anlaştıkları üzere, aynı saatlerde İzmir de buluşmuşlar Basmahane deki ucuz otellerden birine gidip, iki üç odaya yerleşmişler En şık kıyafetlerini giymişler Nişandaki yüzük takma 87

89 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın merasiminden sonra Ankara Grubu olarak yapacakları ve Özkan-Aynur için hazırladıkları özel rond gösterisinin provasını bile yapmışlar Otelden çıkıp, yürüye yürüye görkemli Efes Oteli ne, davetiyede belirtilen saatten çok daha önce varmışlar Otel lobisine giren bu genç gruba ilk soru kapıdaki üniformalıdan gelmiş Hoş geldiniz beyler, hangi toplantının davetlisisiniz? Seyahat boyunca Ankara dan gelen grubun şefliğini yapan Halis, gruplar birleşince, kendiliğinden grup liderliğini de üstlenmiş olacak ki kapı şefinin sorusunu cevaplamış: Özkan-Aynur Nişan Töreni, balo salonunda Kapı şefi şöyle bir duralamış, yönlendirme panolarında böyle bir nişanın yazmadığını bildiği halde, kibarlığından olsa gerek, Bugün böyle bir nişan yok diyememiş ve bizim grubu check-in bankosuna göndermiş Bankodaki görevliler de lobi girişindeki bu gürültülü genç grubu merak ettiklerinden, kendilerini beklemekteymişler! Grupların lideri Halis, cebinden davetiyeyi çıkartıp bankodaki yakışıklıya uzatmış ve sormuş: Kolejden sınıf arkadaşımız Özkan Anıl ın nişan törenine geldik Balo salonuna nasıl gideceğiz? Bankoda çalışanların tümü, Özkan Anıl adını duyunca dikkat kesilip, Halis in bankoya bıraktığı davetiyeye bakmaya koşmuşlar Davetiye elden ele dolaşmış ve banko şefi bizim grubu şoka sokacak bir açıklamayı yapmış: Beyler, bugün otelimizde bu davetiyede belirtilen isimlerle ilgili bir nişan töreni yok Ya davetiyedeki adres yanlış ya da birileri sizi işletmiş! Öğleden sonra bu nişan için getirilen çiçekleri ve telgrafları da geri gönderdik Kusura bakmayın, buyurun lobide oturup istirahat edin, çay kahve ikram edelim 88 Başta Halis olmak üzere, hepsinin başından aşağı kaynar sular dökülmüş Herkes şaşkın gözlerle birbirine bakıp, neler döndüğünü anlamaya çalışmış! Benim bu işteki ortağım Attila yı da bir telaş almış! Yüzüne hayret ve öfke maskesini geçirmiş, ancak önleyemediği bir korkuya kapılmış İstanbul da Mustafa yla hayalimizde canlandırdığımız ve dakikalarca güldüğümüz gibi, her şey tıkır tıkır işliyor ama bakalım

90 Hasan Eskil bundan sonrasında neler olacak? Mustafa nın bu operasyondaki başrol oyunculuğu hemen anlaşılsa bile, benim suça iştirakimi tahmin edebilecekler mi? Ya ben de deşifre olursam! Bu grup bütün intikamını benden çıkarır, maazallah Kasım ın ortasında beni denize bile atarlar Eyvah ki eyvah diye düşünmeden edememiş Ankara ve İstanbul takımı hem biraz sakinleşmek ve hem de ne yapacaklarına karar vermek üzere lobideki koltuklara atmışlar kendilerini Önce Özkan ı arayıp bulmalıyız demiş Halis. Arayacaklar ama nasıl? Özkan kendi nişanına(!) gelmediğine ve kıyıdan köşeden bizi izleyip kahkahalar atmadığına göre, bu olaydan onun da haberi yok demektir. Bu saatlerde okulundadır. Okulu arayıp bağlantı kurmaya çalışalım Halis, lobideki telefon kabininde bulunan İzmir Telefon Rehberini karıştırıp, Hava Harp Okulu nun numarasını bulur ve numaraları çevirir Karşısına çıkan santral görevlisine, ikinci sınıf öğrencisi Özkan Anıl la görüşmek istediğini söyler. Bir dakika efendim, komutanıma bağlıyorum cevabını takiben bağlanan ve nöbetçi subay olduğunu tahmin ettiği kişiye kısaca durumu anlatır ve mümkünse Özkan la görüşmek istediklerini söyler. Nöbetçi subay Özkan ı yanına çağırtır ve telefonla konuşmasına izin vermeden önce sorgu suale başlar Özkan, bugün Efes Oteli nde senin nişanın varmış Ankara dan ve İstanbul dan davetli arkadaşların gelmiş. Orada seni bekliyorlarmış Harp okulu öğrencilerinin evlenmesi yasak, bilmiyor musun? Bu nişan işi de nedir? Başın belaya girebilir! Arkadaşın telefonda, fazla bekletme, biz seninle sonra konuşuruz Özkan neye uğradığını şaşırarak, telefondaki Halis in anlattıklarını dinler, renkten renge girer, ne cevap vereceğini bilemez! Kendisinin alet edilerek kolejlilere bir oyun oynandığını hemen anlar! Telefonu kapatır ve duyduklarını komutanına anlatır. Komutan da o güne kadar hiçbir yerde karşılaşmadığı ve kimselerden de bir benzerini duymadığı böyle bir sanal nişan törenine gülmeye başlar Madem bu kadar arkadaşın kalkıp Ankara ve İstanbul dan senin için gelmişler, sen de git 89

91 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 90 onlara katıl, hiç olmazsa gelmişken seni görmüş olsunlar diyerek, Özkan a bir günlük izin verir. Özkan da alelacele hazırlanıp, yıldırım hızıyla Efes Oteli ne varır. Lobideki herkes, bizim grubun hasretle kucaklaşmalarını ve birbirlerine el ense çekmelerini ilgiyle izler. Grup, Efes ten çıkar ve Basmane deki bir meyhanenin üst katını kapatır Özkan bir koşu giderek, hafta sonlarında Menemen den İzmir e gelen Aynur u da kaldığı akrabasının evinden alarak meyhaneye getirir. Kadehler Aynur la Özkan için kaldırılır Şişeler boşalır, yeni şişeler gelir Bu derin muhabbet sırasında Da Vinci nin Şifresi de çözülür; herkesin ortak kararıyla, zihinlerdeki soru işaretinin cevabı kesinleşir: Mustafa Göncü! Rahmetli Attila ise hafifletici nedenlerden dolayı affedilir Hatta muhabbetin tavana vurduğu bir vakit, sayemde hep beraber işletilmiş olsalar da böyle bir beraberliğe vesile olduğum için, gıyabımda bana teşekkür bile ederler! Gecenin ilerlemiş bir saatinde -meyhaneci de kepenklerini indirince- koyu muhabbet Basmane deki otelin odalarına nakledilir ve sabaha kadar devam eder Günün ilk ışıklarıyla beraber vedalaşma faslı başlar Grubun yarısı Ankara otobüsüne, yarısı da İstanbul otobüsüne binerek; hem İzmir e hem de Özkan a veda edilir Rivayet odur ki, bazı arkadaşlar denizi bile göremeden İzmir den ayrılır! Ben, şifrenin kolayca çözüleceğini ve ondan sonra başıma gelecekleri tahmin ettiğimden(!) İstanbul da kaldım ama aklım hep İzmir deydi. Telefonla haberleşme imkânımız da olmadığından (Cep telefonu mu? O da ne?) merak içindeydim! Ne yaptılar? Özkan la nasıl buluştular? İşletildiklerini ilk kim anladı? İlk tepkiler nasıldı? Sonunda fail bulundu mu? Bütün bu sorularımın cevabını, İstanbul Grubu nun dönüşünde öğrenebildim. İzmir den hangi günde döneceklerini biliyordum ama kaç otobüsüyle geleceklerini bilmiyordum. Meraktan çatlayacaktım Dayanamadım ve Oktay ların muayenehanesini aradım. Telefona rahmetli Mustafa Bey Amca çıktı. Kendisine Oktay ın İzmir den dönüp dönmediğini sordum Hiddetli bir ses tonuyla, Döndü Merak etme, döndü Benim oğlum gibi akılsızlar oldukça, sen daha çok eğlenirsin dedi

92 Hasan Eskil ve telefonu yüzüme kapattı! Meğer doğrucu Davut eve dönünce, olanı biteni bir güzel anlatmış aile fertlerine. O günden sonra, ne zaman muayenehaneye veya diş deposuna gittiysem, her seferinde Mustafa Bey Amca Oktay a döner ve Ben sana demedim mi bu Karamanlının ipiyle kuyuya inme diyerek, sanal nişan seyahatini hatırlatır ve hep beraber gülmemize yol açardı ÜNİVERSİTE YILLARINDAN SON BİR ANI Altmışlı yıllarda hayat İstanbul da da ucuzdu. Öğrenci harçlıklarımızla, arada bir meyhane muhabbeti yapar, yer içerdik. Bu toplaşmaların bazısı daha önceden programlandığından, her zamankinden daha kalabalık olurdu. Bir seferinde Yenikapı-Bakırköy sahilindeki bir balıkçıya gittik. Bu kez sadece 57 liler değil, 58 liler de vardı aramızda. Hatırladığım kadarıyla; Oktay, Kutay ve Ben Kadıköy den; Yılmaz, Nadir, Vedat, Abdi, İsmet ve rahmetli Refik de lokantaya yakın semtlerden gelmişlerdi. Herhalde çoğunluğun oturduğu semtlere yakın olduğu için öyle bir mekân seçilmişti. Yemeğin ilerleyen saatlerinde Oktay rahatsızlandı! Ne olduğunu anlayamadık! Galiba biraz hızlı yiyip içmişti Yüzü bembeyaz oldu ve kendinden geçti. Neyse ki hastaneler bölgesindeydik ve grubumuzda hem tıp, hem de eczacılık fakültesi öğrencileri vardı! Bir doktor adayı ile iki eczacı adayı Oktay ı derdest edip taksiye attılar ve en yakınımızdaki Cerrahpaşa Hastanesi Acil Bölümüne götürdüler Birkaç saat içinde de geri dönüp masaya oturdular! Anlatılan şu: Acildeki nöbetçi doktorlardan biri Oktay la ilgilenmiş, hastayı getirenlerden sorup soruşturduktan sonra Oktay ın midesini yıkamaya karar vermiş! Operasyon tamamlanıp Oktay kendine gelince, doktor diğer üç arkadaşımızı da yanına çağırıp kimin nerede okumakta olduğunu sormuş? Önce Nadir, gururla İstanbul Tıp demiş. Sonra Yılmaz la Refik, İstanbul Eczacılık demişler. Doktor en son Oktay a sormuş? Oktay da İstanbul Diş Hekimliği deyince, doktor kendini tutamamış ve Tuuuu size! diye sitemde bulunarak utandırmış bizimkileri! 91

93 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 92 ÜNİVERSİTE SONRASI Oktay, İstanbul Diş Hekimliği Fakültesi nden dört yılda mezun oldu. Muayenehanesi hazırdı; hemen beyaz önlüğü giyip, hasta kabulüne başladı. Askerlik hizmetini yapabilmek için fazla beklemedi. Sıhhiyenin dört aylık okul dönemi İzmir deydi. Güzel bir tesadüf eseri, aynı dönemde asker oldukları için, kolejden sınıf arkadaşımız rahmetli Attila yla İzmir deki Sıhhiye Okulu nda bir araya geldiler. Kıta hizmeti için çektiği kurada, torbadan Artvin çıktı! Oktay Artvin de - kendi anlatımıyla- çok keyifli bir askerlik yaptı. Artvin in soğuğuna karına aldırmadan, Mehmetçiklerin ve subayların diş tedavilerini yaparak 14 ayı tamamladı ve Kadıköy e döndü. İşte o günden itibaren Oktay ın muayenehanesi bizim Kolejlilerin buluşma noktası, Oktay da Kolejlilerin muhtarı oldu! Dişleriyle sorunu olsun olmasın, yolu Kadıköy e düşen veya Kadıköy den geçen herkes mutlaka Oktay a uğrar, çay kahve muhabbetiyle okul veya askerlik anıları tazelenirdi İlerleyen sayfalardaki Sosyal Faaliyetler bölümünde kuruluş detaylarını anlatacağım Konya Maarif Koleji Mezunları Derneği nin temeli de bu muhabbetlerden birinde atıldı. Derneğin tüm toplantıları, bu muayenehanede yapıldı İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Bölümü sorumlusu, kolejden sınıf arkadaşımız elindeki telsizle - muayenehanenin penceresinden- bitişikteki postane binasının kapısında gerçekleştirilen operasyonu yönetti! Sözün kısası; bina yıkılıp inşaat başlayana kadar bu muayenehane; Oktay ın hastaneye yatışına kadar da Altıyol daki yeni muayenehane, hepimizin çat kapı gidip; dertlerimizi, sıkıntılarımızı paylaştığımız, Oktay ın pozitif enerjisinden yararlandığımız kutsal bir mekândı Oktay ın hem işinin hem de evinin Kadıköy de olması, İstanbul Metropolünde çok büyük bir lükstü. Hepimiz evle iş arasında kilometrelerce ve saatlerce yol alırken, Oktay evden işe, işten eve yürüyerek gidip geldi Bu sayede hep zinde kaldı. Öte yandan, Kadıköy de oturmasının bazı dezavantajları da yok değildi elbet! Kadıköy de yapılması gereken pek çok işimizin angaryasını Oktay üstlenir ve bizleri çok mahcup

94 Hasan Eskil ederdi! Öyle ki benim nikâh tarihimi bile Oktay aldı. Olay şöyle gelişti: Sabiha yla evlenmeye karar verdik. 30 Nisan 1972 de nişan taktık. Evimizi kiraladık, dayadık döşedik, yerleşmeye hazır hale getirdik. Kadıköy Evlendirme memurluğundan nikâh tarihi almaya gittiğimizde büyük bir sürprizle karşılaştık! Görevli memur, takvimlerinin çok yoğun olduğunu ve nikâhımızın ancak Sonbahar aylarında kıyılabileceğini söyledi! Hâlbuki biz yazdan önce evlenip, balayımızı Antalya da geçirmek istiyorduk Sabiha yla beraber, nikâh dairesinin 100 metre uzağındaki Oktay ın muayenehanesine gittik. Durumu anlattık Oktay da çok şaşırdı ve bir öneri getirdi: Yıldırım nikâhı yapalım, ben bu işi hallederim. dedi. Telefonu aldı ve birini aradı. Yıldırım nikâh kararı alabilmek için ne gerektiğini sordu. Tamam dedi, telefonu kapattı. Daha sonra benim de yakından tanıyıp dost olacağım hâkim arkadaşının istediği belgeleri hazırlayıp, dava dilekçemizle beraber Kadıköy Adliyesine gittik Sonrasını da Oktay la Sabiha halletmiş! Çünkü benim acilen Cağaloğlu na gitmem gerektiğinden, mahkeme kararının yazılmasını bekleyemedim. Sabiha kararı almış ve Oktay la beraber Kadıköy Evlendirme Dairesine gitmiş. Karar yazısını ve diğer belgeleri görevli memura vermiş. Memur, aldığı belgelerdeki bilgileri önündeki deftere yazmaya başlamış. Yazım işi bitince, defterdeki yerlerine fotoğraflarımızı da yapıştırmış. Bir matbu kâğıda da, 16 Haziran 1972, saat yazıp Oktay a uzatmış ve evrak teslim pusulasında Mustafa Göncü yazan bölümü imzalamasını istemiş. Bunun üzerine Oktay, Mustafa Göncü benim arkadaşım, ben onun yerine imzalasam olur mu? diye sorunca kıyamet kopmuş Neyse ki işi fazla uzatmamışlar ve Sabiha nın imzasıyla bizim işlem tamamlanmış! Böylece, Oktay ımız bir angaryamızı daha çekmiş ve onun sayesinde 1972 yazının ilk ayında Sabiha yla evlenmiştik Angaryamız burada bitse yine iyi! Balayı seyahati de bir başka maceraya yol açtı! Biz Antalya yı 93

95 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 94 düşünürken, bir akrabamın ısrarıyla fikrimiz değişti ve Antalya yerine Tekirdağ Kumbağ tesislerine rezervasyon yaptırdım Kolejden sınıf arkadaşımız, kankamız Fikret (altında Murat 124 olan tek arkadaşımızdı İstanbul da!) bizi Kumbağ a kendisinin götüreceğini söyledi. Yanımızda Oktay da vardı. Ben de gelirim ve muavinlik yaparım demez mi! Yahu arkadaşlar, sağ olun var olun ama bizim için bu eziyeti çekmeyin dediysem de ikna edemedim sevgili kankalarımı Ve nikâhtan sonraki geç bir saatte; Fikret direksiyonda, Oktay onun yanındaki koltukta; biz de Sabiha yla otomobilin arkasında, Tekirdağ yolunu tuttuk Yol boyunca Oktay ın kolonya ikramını hiç unutamam! Bizden bir yıl sonra Oktay Semiha yla evlendi. İstanbul dan Fikret, Çelik ve ben; Ankara dan da Hayrettin, İlker, Necati ve Yaşar, Oktay ın Meram Gazinosu nda yapılan Nişan töreni vesileyle Konya da buluştuk. Göbek attık, oynadık. Aynı yıl içinde, İstanbul Fenerbahçe Sosyal Tesisleri ndeki düğünle Oktay ı everdik! Önce Oktayların ilk çocuğu olan Cem, sonra da bizim büyük oğlumuz Selim dünyaya geldi Oktaylar Kadıköy de, biz de Suadiye de oturuyorduk. Sabiha nın doğumu yaklaşırken, Kısmet olursa seni kendi arabamızla, Murat 124 le hastaneye götüreceğim, diyordum Sabiha da pek inanmadığı halde İnşallah diye başını sallıyordu! Tofaş Bayisi, oturduğumuz evin yanı başındaydı. Bir sabah işe giderken uğradım ve satış koşullarını öğrendim: Üçte biri peşin, kalanı da aylık taksitler halinde, iki yıl içinde ödenecekti. Satış sözleşmesinin ve tanzim edilecek senetlerin benden başka, itibarlı bir kefilin de imzalamasını istiyorlardı. Tabi ki aklıma gelen ilk isim Oktay dı. Kadıköy-Karaköy vapuruna binmeden önce Oktay a uğradım. Olanı anlattım ve Senetleri kefil olarak imzalar mısın? diye sordum... Bu da sorulur mu? Sen git hazırlıklarını tamamla ve ne zaman isterlerse bana telefon et, hemen atlar gelirim Suadiye ye dedi ve iki gün sonra, sorgusuz sualsiz, Lira

96 Hasan Eskil tutarındaki senetlerin altına attı imzasını Satın aldığım 1976 model Murat 124, bayinin vitrininde dönen bir platform üstünde teşhir ediliyordu. Satış işlemleri tamamlanmasına rağmen, plaka ve ruhsat alma sürecinde de bizim Murat dönmeye devam ediyordu Satış işlemlerinin tamamlandığı günün akşamı, her akşam yaptığımız gibi, Sabiha yla Bağdat Caddesi nde hamile yürüyüşü yaparken, önünden geçtiğimiz Tofaş Bayisi nin vitrininde dönmekte olan otomobili gösterip, İşte Sabişim, camın arkasındaki bu Murat bugün bizim oldu dedim ve Oktay dan aldığım desteği anlattım Oktay ın sayesinde verdiğim sözü tutmanın mutluluğuyla, Sabiha yı ilk doğumunda hastaneye ben taşıdım Bu kefalet meselesini ben eşime ve yeri geldiğinde çok yakınlarıma anlattım; eminim ki, Oktay Semiha ya bile duyurmamıştır Dün Fikret aradı, üç gündür hasta yattığımı biliyordu. Kendimi biraz iyi hissedince Oktay la ilgili anılarımı yazmaya devam ettiğimi söyledim. Hasan bizim yazıları bekliyormuş, kitap baskıya girmek üzereymiş, sen gönderdin mi? diye sordum Yahu yazacak o kadar çok şey var ki nereden başlayacağımı kestiremiyorum. Bu anıların içinde hiç unutamayacağım bir tanesini sana anlatayım, sen benim yerime yaz ve kendi anılarının içine yerleştir dedi. Benim yukarıda anlattığım kefalet hadisesiyle bire bir örtüştüğünden, Fikret in anlattığını da bu bölümde değerlendirmeyi uygun buldum ve aynen naklediyorum: Sevgili Fikret in evliliği maalesef uzun ömürlü olmadı. İki çocukları olmasına rağmen, Canan la anlaştılar ve Fikret, paylaştıkları evden dostça ayrıldı. O dönemde Fikret in işleri de iyi gitmiyordu Bu yüzden, yeni bir ev bulmak, dayayıp döşemek ve yeni bir düzen tutmak maddi bakımdan Fikret i zorluyordu. Evi buldu. Mobilyalar için dolaşmaya başladı. Kelebek Mobilya Mağazası nda tam da istediği modelleri gördü. Peşin parayla alırsa zorlanırdı. Pazarlık etti, az peşinat ve uzun vadeyle el sıkıştı. Ancak, taksitler için tanzim edilecek senetlere kefil isteniyordu Aklına gelen ilk isim Oktay oldu. Tamam dedi ve ertesi gün Oktay ın muayenehanesine gitti! 95

97 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 96 Durumu anlattı ve sordu. Bana kefil olur musun? Oktay ın cevabı netti: Haydi kalk, bahsettiğin mağazaya gidelim de mobilyalarını alalım Benimkinin tıpkısının aynısı(!) olan bu olayı sizlerden önce ilk ben öğrendim ve bir kez daha gözlerim doldu Hangi satırları yazarken dolmuyor ki? Oktay ve Fikret adı yan yana gelince, aşağıda okuyacağınız bir başka anımızı nakletmeden geçemeyeceğim. Umarım Fikret kızmaz bu olayın tekrar gündeme getirilmesine! Oktay ın askerlik yaptığı Artvin deki birliğin subay gazinosunu işleten arkadaşıyla sonradan ben de tanıştım. Maliye Bakanlığı nda Gelirler Kontrolörü olarak çalışan bu arkadaşı da, bizim gibi, muayenehanenin müdavimlerindendi Onunla da sık sık bir araya gelir, sohbet ederdik. Bu arkadaşın anlattığı teftiş hikâyelerinden esinlenerek(!), Fikret e küçük bir şaka yapmak istedik Fikret özel sektördeki bir şirkette, pazarlamadan sorumlu kimya mühendisi olarak çalışıyordu. İşi öğrenip piyasayı tanıdıktan sonra, ek gelir sağlamak amacıyla bir şirket kurdu. Kolejli kankalar olarak hiçbirimizin gizlisi saklısı yoktu. Birbirimizin ne yiyip ne içtiğine kadar, her bilgi anında paylaşılırdı. Dolayısıyla, Fikret in bu hür teşebbüsü de bizim için sır değildi... Oktay la beraber, gelirler kontrolörü olan arkadaşını, planladığımız küçük(!) şakaya katkı sağlaması için ikna ettik. Planımız şuydu: İstanbul Gelirler Müdürlüğünün resmi yazışma kâğıdına bir davet mektubu yazılacak ve Fikret in kurduğu şirketin incelemeye alındığı duyurulacaktı! Şirket sahibinin././. tarihinde, saat da, tüm ticari defter ve belgelerini de yanında getirerek, Gelirler Kontrolörü.. ile görüşmesi istenecekti. Bu kişinin adı, Oktay ın askerlik arkadaşı olamazdı. Çünkü Fikret de o arkadaşla tanışmış ve çoğu kez muayenehanedeki sohbetlerde birlikte olmuştu. Bu olayda dikkat edeceğimiz en önemli husus, Fikret i görüşmeye çağıracak olan gelirler kontrolörü de bu şakaya katkı sağlayacak kadar, Oktay ın arkadaşının çok yakın arkadaşı olmalıydı! O arkadaş da bulundu ve plan işle-

98 Hasan Eskil meye başladı Resmi damgalı sarı zarf Fikret e ulaştıktan birkaç dakika sonra Oktay ın telefonu çaldı. Arayan Fikret ti ve kendisine gelen yazıyı heyecanla Oktay a okudu ve sordu: Acaba asker arkadaşıyla konuşup, yazıda kendisinin görüşmesini istedikleri kişiyi tanıyıp tanımadığını öğrenebilir miydi? Bu hususta bir şeyler yapabilir miydi? Oktay, her zamanki sakin duruşu ve konuşmasıyla Fikret i sakinleştirdi ve akşam arkadaşıyla görüşüp konuyu aktaracağını söyledi. Fikret o gece hiç uyumadan sabahı etti Oktay ın kendisini aramasını bekleyemedi ve erken saatlerde muayenehaneyi aradı. Hâlâ panik içindeydi! Oktay dan aldığı cevapla rahatladı ve Tamam, bu akşam Todori de buluşalım, Mustafa ya da haber verelim o da gelsin, bu bahaneyle beraber yemek yer, sohbet ederiz dedi Planımızın ilk safhası beklediğimiz gibi gelişti, yani Fikret ten ilk ziyafeti koparmıştık! Yemek esnasında konu detaylarıyla kontrolör arkadaşımıza anlatıldı ve Fikret e yardımcı olunması istendi. Tamam, ben yarın ile görüşür, Fikret in arkadaşım olduğunu söyler ve gereğini yapmasını rica ederim diyerek Fikret i sakinleştirdi. Ondan sonraki saatlerde garsonlar bizim masaya servis yapmaktan yoruldular! O gece Fikret rahat bir uyku çekti Bir kaç gün sonra, Fikret in heyecanla beklediği cevap Oktay dan geldi: Dün akşam iş çıkışı arkadaşım geldi Seni davet eden meslektaşıyla görüşmüş. Kendisiyle nasıl konuşup hangi bilgileri vereceğin hususunu sana detaylarıyla anlatacak. Yarın akşam müsaitmiş, Todori de buluşalım mı? Tamam dedi Fikret Saat yedide orada olacağım, sen Mustafa yı da ara. Anlayacağınız üzere, o akşam da yenildi içildi ve tüm ısrarlarımıza rağmen(!) Fikret bize hesap ödetmedi. Planımızdaki ikinci ziyafetten de şen şakrak ayrıldık ve evlerimize dağıldık Fikret, Gelirler Müdürlüğü nden gelen yazıdaki randevu gününün sabahı, yanına istenilen tüm defter ve belgeleri de alarak, belirtilen adrese gitti ve kendisini merakla(!) bekleyen yetkiliyle görüştü Defterler ve dosyalar bomboştu, çünkü 97

99 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın şirket kurulalı henüz altı ay bile olmamıştı ve hiçbir faaliyeti yoktu! Yetkili arkadaş önce Fikret le sohbet edip heyecanını bastırmasına yardımcı oldu, sonra da ticari defter ve belgelere bir göz attıktan sonra, Teşekkür ederim Fikret Bey, her şey yasal ve güncel, raporumu olumlu olarak yazıp amirime vereceğim deyince, Fikret de kendisine teşekkür etti ve Oktay ile asker arkadaşına hayır duaları gönderdi Fikret işine döner dönmez Oktay ı arayıp olanları anlattı ve kontrolör arkadaşına teşekkür etmek amacıyla o hafta sonu hepimizi ünlü bir balık lokantasına davet etti Hep beraber Fikret in kurtuluşunu(!) kutladık. Planımızın son bölümü de beklediğimiz gibi cereyan etti ve herkes mutlu bir şekilde evinin yolunu tuttu Ancak, planda olmayan başka bir finali, balıkçıdaki daveti takip eden hafta içinde Fikret ten öğrendik: Mükellefi olduğu vergi dairesine hitaben bir dilekçe yazarak, şirketini kapattığını ve ticari faaliyetine son verdiğini bildirmiş Oktay ve ben, bu kötü şakayı yaptığımıza bin kere pişman olduk Utancımızdan, bunun bir işletme operasyonu olduğunu Fikret e söyleyemedik! Aradan yıllar geçti Fikret yeni şirketler kurdu. Hem ithalat-ihracat yaptı, hem de imalat sanayisinde başarılı bir iş adamı oldu. Bir sohbetimiz sırasında, Oktay la beraber kendisine yaptığımız bu kötü şakayı anlattık ama inandıramadık ya da inanmak istemedi! 98

100 Hasan Eskil SOSYAL FAALİYETLER DERNEKLER VE SİYASİ PARTİLER Kardeşleri Kutay ve Gülay, yazılarında Oktay ın çocukluğunda cıva gibi yerinde duramadığını ve sürekli olarak kendine türlü çeşitli oyunlar, koşturmacalar yarattığını vurguluyorlar Peki, büyüyünce Oktay değişti mi? Kesinlikle hayır! Çocukluğunda başka, gençliğinde başka, ev ve iş yaşamında başka olsa da hayatı boyunca, kendini eğlendiren hobiler ve faaliyetler buldu, bu koşturmacalardan keyif aldı Önceki sayfalarda bahsettiğim muayenehane sohbetlerimiz esnasında, Konya Maarif Koleji nden mezun olanları bir çatı altında toplama fikri gelişti. Yatılı olarak yedi yıl aynı mekânları paylaşan ve iyi günleriyle, kötü günleriyle o süreci geride bırakarak, yurdumuzun değişik yörelerinde hatta yurt dışında iş hayatına atılan 57 lilerin tekrar bir araya gelmelerini tesadüflere bırakmamalıydık! Öncelikle kendi sınıfımızdaki, daha sonra da bizden önceki iki sınıf ve bizden sonraki sınıflar olmak üzere, mezunlar arasında yaygın bir iletişim kurarak, örgütlenmeyi nasıl yapabilirdik? Aklımıza ilk gelen, dernek çatısı oldu. Dernekler Yasasını inceledik. Asgari şartları tespit ettik de yürürlükte olan Yasanın aradığı beş kişilik kurucu üye listemizi belirlemek fazla zamanımızı almadı! İşte onlar: Oktay Özaydın, Mustafa Göncü, Fikret Yüksel, Çelik Ergene ve Soner Görker. Dernekler Masası ndan aldığımız tip tüzük üstünde birkaç gün çalıştık ve derneğin amacını, üyelik şartlarını ve istenen diğer hususları tespit ve temin ettik. Bütün belgeleri kuruluş dilekçesine ekleyerek, Dernekler Masası Amirliği ne teslim ettik. Kuruluşumuzun onanmasını takiben, 99

101 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 100 tüzüğümüzü gazetede ilan ettirerek, tescilini de sağladık. Derneğimiz resmen kurulmuştu. Adı, KONYA MAARİF KOLEJİ MEZUNLAR DERNEĞİ; merkez adresi ise tahmin edeceğiniz gibi, muayenehane olmuştu. Hemen başlıklı yazışma kâğıdı, üye kimlik kartı, aidat ve bağış tahsil makbuzu ile benzeri kırtasiyeyi bastırdık. Üye yakalarına takılacak mineli rozet, masa üstü küçük ve duvara asılacak büyük boy flamalar yaptırdık. Oktay la kolları sıvadık ve kendimize bir iş planı ve programı yaptık. İlk önce İstanbul da ikamet eden kolejlilere ulaşmaya çalıştık. Adres ve varsa telefon numaralarını tespit ettik. İstanbul da yaşayan ve hepsi iş hayatına atılan ve 58 lilere ulaşmak kolay oldu fakat çoğu üniversite öğrencisi olan 59 ve sonrası girişlileri bulabilmek için yoğun çaba harcamamız gerekti Yemekli bir toplantı düzenledik ve derneğin kuruluşunu bilen beş altı kişinin dışındakilere derneğimizi ve amaçlarını anlattık. Toplantıya katılanların hepsini üye kaydettik. Toplantı yemekli olduğundan katılım paralıydı ve üniversite öğrencilerinin katılımını artırmak için, onlardan yemek parası almadık, hatta giriş aidatlarını da biz ödedik Sıra İstanbul dışında yaşayan Kolejlilere geldi! İş durumumuza uygun, bir haftalık seyahat programı yaptık ve bavullarımızı hazırladık Ankara da yaşayan ve hemen ulaşabildiğimiz kolejlilere tarih bildirdik. Ankara ya gelip derneğimizi anlatacağımızı, dolayısıyla, belirttiğimiz tarihte, yemekli veya yemeksiz bir toplantı mekânı bulmalarını ve iletişim kurabilecekleri tüm kolejlilere çağrıda bulunmalarını rica ettik. Seyahatimiz, bir Pazar akşamı Haydarpaşa dan başladı. Önce Ankara, sonra Konya ve Akşehir Ankara daki arkadaşlarımız da derneğe yakın ilgi gösterdiler. Çantamızda götürdüğümüz rozetleri yakalarına takarak, hepsini üye yaptık. Konya da ikamet eden ve iş hayatına atılmış mezunlarımızı toplamak zor olmadı Etli ekmek, fırın kebap ve ayran eşliğinde, Konyalıları da üye yaparak rozetlerini taktık. Konya daki ikinci hedef kitlemiz, Kolejin lise düzeyindeki öğrencileriydi. Okula gittik. Müdür, yardımcıları ve öğretmenlerle görüştük Derneği anlattık.

102 Hasan Eskil Çok yakından ilgilendiler. Lise bölümündeki tüm sınıfların derslerine girdik. Okul müdürü Oktay la beni öğrencilere takdim etti ve bize konuşma fırsatı tanıdı. Derneğimizi ve amaçlarımızı anlattık. Özellikle son sınıf öğrencilerinin, mezuniyetten hemen sonra bizimle iletişim kurmalarını rica ettik. Çok heyecanlandılar Bizim ziyaretimizden üç yıl sonra (1975 te) okulumuzun adı değişti, Konya Anadolu Lisesi oldu! 1987 de de, Konya Meram Anadolu Lisesi adıyla, ikinci kez değişikliğe uğradı Adının iki kez değiştirilmiş olması bile, bizim okuldan mezun olan gençlerdeki Konya Koleji adına olan aidiyet duygusu devam etti Konya dan sonraki durağımız, Akşehir di. Sembolü olan Nasrettin Hoca yı bugünlerde İzmir in Karabağlar Belediyesi ne kaptırıp(!), Hocanın maya çaldığı koskoca gölü de yanlış sulama politikasına kurban ettiyse de meşhur Napolyon kirazıyla hala kendinden söz ettiriyor Akşehir de yaşayan Kolejli arkadaşlarımız vardı o yıllarda. Hem sevdiğimiz, hem de en zenginimiz! Onları kendi işyerlerinde ziyaret ettik. Önce 55 li büyüğümüz, uluslararası taşımacılık yapmakta olan İzzet Baysal a gittik. Hal hatır sorduktan sonra sadede geldik ve derneğimizi anlattık. İzzet çok heyecanlandı ve Oktay la beni kutladı. Kendisini oracıkta üye kaydettik ve rozetini taktık. Giriş aidatını sordu. Öğrencilere yük olmaması için mümkün olduğunca küçük bir meblağ saptadığımızı fakat isteyen üyelerin aidatın yanı sıra bağışta da bulunabileceklerini söyledik. Elini cebine attı ve çıkardığı tomardan 500 Lira ayırarak bize uzattı. Biz de şaşkınlık içinde makbuzunu yazdık ve teşekkür ederek oradan ayrılıp, Ali İleri nin (Oktay dan sonra, geçen yıl onu da kaybettik rahmetle anıyorum ) iş yerine gittik. Ali bizim sınıf arkadaşımızdı. Onunla karşılaşmamız daha farklı oldu tabi ki. Kendisi, İngiliz menşeli traktör ve zirai makinelerin bayisiydi. Çok coşkulu bir şekilde karşıladı bizi. Ziyaretimiz öğle saatlerine denk geldiği için, Akşehir Gölü nün lezzetiyle ünlü Turna balığı ikram etti. (Hayatımda yediğim 101

103 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 102 en lezzetli balıklardandı Oktay da, Akşehir den söz açıldığında, o günkü balık ziyafetinin lezzetini unutamadığını söylerdi.) Yemekten sonra Ali nin iş yerine döndük ve derneği anlattık Daha önce İzzet e gittiğimizi ve hemen üye olduğunu, giriş aidatından başka bir de bağışta bulunduğunu söyledik İzzet kaç para verdi? diye sordu. Oktay, 500 Lira deyince, Yazın bana da Liralık bir makbuz diyerek yanındaki kasayı açtı ve o tarihlerde derneğe yapılan en büyük bağışı, bir deste banknot olarak bize teslim etti Ali den sonra Refik Çetinel in eczanesine (Allah rahmet eylesin, 2013 yazında da Onu kaybettik ) oradan da Oktay ın meslektaşı İsmet Çelebi nin muayenehanesine giderek, her ikisinin de rozetlerini taktık Ve akşamüstü Konya ya döndük. Ertesi sabah Konya-İstanbul motorlu trenine binerek, başarılı geçen bir seyahatin mutluluğuyla Haydarpaşa ya geldik Bu seyahatimiz ve çalışmalarımız, mezunlar arasında çok heyecan yarattı İstanbul ve Ankara Grupları olarak daha sık görüşmeye başladık. Hem yaşadığımız kentlerde hem de kentler arasında yemekli, eğlenceli toplantılar düzenledik Bunlardan ikisinde, Oktay la şahidi olduğumuz iki ilginç olayı anlatmak istiyorum: Taksim deki The Marmara Oteli nde (o yıllardaki adı Intercontinental idi), eşli ve yemekli bir toplantı yaptık. Yemek öncesindeki kokteyl esnasında, gelenler küçük gruplar halinde sohbet ediyor; o güne kadar kendilerini tanıma fırsatı bulamadığımız gençler de kendilerini tanıtıp, sohbete katılıyorlardı Bir ara, içki servisinin yapıldığı masadan sıkça kadehini yenileyen ve istasyon masaların üstündeki çerezlerden avuçlayıp, salonda tek başına dolaşan biri dikkatimi çekti! Kendisini tanımıyordum. Hemen Oktay ın yanına gittim ve çaktırmadan bu kişiye bakmasını istedim, tanıyıp tanımadığını sordum! O da tanımıyordu. Görünüşüne bakılırsa, bizim jenerasyona yakın bir yaşta olmalıydı ve Kolejli değildi! Belki kolejlilerden birinin davetlisi olarak gelip, arkadaşını bekliyor olabilirdi Kendisine bir merhaba deyip tanışmak için, Oktay ve ben bu kişiye

104 Hasan Eskil doğru yürümeye başladık. Adam bizim onu fark ettiğimizi anladı ve aceleyle elindeki kadehten son yudumu alıp, bardağını masaya koydu ve salonun çıkışına yöneldi. Önüne geçtik ve durdurduk. Merhaba, hangi dönemdensiniz? Sizi tanımıyoruz dedik. Davetsiz misafir olduğunu anladığımız bu bey pişkinlikle, Salonun önünden geçerken kalabalık dikkatimi çekti. Ne toplantısı olduğunu anlamak için şöyle bir uğradım demez mi? Ağzımız açık, adamın arkasından baka kaldık! Sonradan öğrendik ki, bu meraklı(!) tipler, büyük otellerin lobisinde dolaşır, kokteyllerin ve açık büfe yemeklerin davetsiz konukları olurlarmış! Derneğimizin düzenlediği, daha doğrusu Oktay la benim organize ettiğimiz toplantılardan birini de, Kadıköy Bahariye Caddesi ndeki Kafkas Kulüp te yaptık Toplantı yine eşliydi ve bu kez aramızda, adı okulumuzla özdeşleşen müdür yardımcısı Halil Edil ve eşi de vardı Yazımda ikinci kez Halil Edil den bahsetmişken; bilmeyenler için, Rahmetlinin Kolej sonrası yaşamını kısaca anlatmak ve daha sonra Kafkas Kulüp e dönmek istiyorum Halil Bey, emekli olduktan sonra Konya dan İstanbul a geldi. Önce Beylerbeyi nde, daha sonra Etiler de oturdu. Kış mevsiminde evden çıkmaz, gazete ve kitaplarıyla günü geçirirdi Baharlarda, hem spor hem de ziyaret amaçlı yürüyüşler yapardı. Beylerbeyi nde otururken daha çok Oktay ın muayenehanesine, ara sıra Vehbi nin bürosuna uğrar, çay kahve ikramıyla başlayan sohbetler, okul yıllarımızdaki anılarla noktalanırdı Etiler e taşındıktan sonra, evin önünden geçen belediye otobüsüne biner, tek vasıtayla Eminönü ne kadar gelirdi. Sonra kitapçıların vitrinlerine bakarak Cağaloğlu Yokuşu nu tırmanır ve ter içinde benim matbaanın kapısından içeri girerdi Oturduğum yerden Halil Bey in sembolleşmiş şapkasını görünce, heyecanla kapıya koşar ve kendisini karşılardım! Bu ziyaretleriyle bizleri onurlandırır, kendisine de eski öğrencileriyle sohbet etme fırsatı yaratırdı Bu ziyaretlerden birinde, çok susamış olacak ki soğuk gazoz istedi. Yanımızdaki çay 103

105 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 104 ocağından buz gibi bir gazoz geldi. Halil Bey gazozu şişesinden, keyfine vararak içti ve bir Ohhh çekti... Adını öğrenmek amacıyla boş şişenin üstündeki markayı okumaya çalıştı Olimpos ne demekti? Bana döndü ve Mustafa Bey oğlum, ne münasebetsizliktir ki bu güzel gazoza Yunan adı vermişler, sanki Türkçe adlar kurudu yahu! diyerek, öfkesini gizleme gereği duymadı! Halil Bey ve zarif Eşini, eşlerimizle birlikte; bir kez Beylerbeyi ndeki evlerinde; bir kaç kez de Etiler deki evlerinde ziyaret ettik Bizleri görünce çocuklar gibi seviniyordu! Sohbetlerimizin ana konusu, tahmin edeceğiniz gibi, hep Konya Kolejiydi İlerlemiş yaşına rağmen, pek çok öğrencisini okul numaralarıyla hatırlardı! Halil Bey in Didim deki Konyalılar Sitesi nde de bir evi vardı ve her yaz oraya gider, denize girerdi. Didim i çok severdi. Sıcak bir yaz gününde, o güzelim kıyılardaki altın sarısı kumların üstünde yaşama veda etti. Kendisini rahmet ve minnetle bir kez daha anıyorum Dönelim Kafkas Kulüp teki toplantımıza Kulüp, programlıydı. Yemek esnasında saz heyetini, sonra da bir kaç şarkıcı ve türkücüyü dinledik Tatlılarımızı yerken, sahneye, Kafkas dansları yapacak bir topluluk çıktı. Oktay la benim için bu program sürpriz değildi. Çünkü kulüple anlaşmaya geldiğimizde, o akşam kimi dinleyeceğimizi ve ne seyredeceğimizi biliyorduk Bu topluluğun gerçekten Kafkas olduğunu sanıyorduk! Dans ekibi, hepimizin bildiği klasik Kafkas oyunlarından örnekler sundu ve alkışlarla sahne arkasına çekildi. Daha sonra büyük bir hedef tahtası getirdiler. Topluluk içinden biri kadın, biri erkek iki kişi de hedef tahtasının arkasından sahnedeki yerini aldı Kadın oyuncu hedef tahtasına sırtını dayadı ve kollarını iki yana açtı. Yüzü bize dönüktü. Kendisinin 3-4 metre önünde duran ve belindeki kuşakta onlarca kama takılı olan erkek oyuncu da pozisyonunu aldı. Sırtı bize dönüktü Ve gösteri başladı! Avcı Kafkas, belindeki kuşaktan sırayla çekip aldığı kamaları önce eliyle ve daha sonra ağzıyla hedefteki kadına fırlatıyor, kadının başından aşağıya doğru, vücudunun

106 Hasan Eskil sınırlarını çizercesine, kamaları hedef tahtasına saplıyordu! Salonda çıt çıkmıyor, herkesin yüreği ağzında, korku içinde gösteriyi izliyordu Halil Bey ve eşinin de yer aldığı bizim masa en öndeydi. Oktay la yan yana oturuyorduk. Bir ara Oktay a yavaşça dedim ki, Yahu bu adam bana hiç yabancı gelmiyor, nereden hatırlıyorum acaba? Hem seyrediyor hem de düşünüp duruyorum! Oktay da bana, Evet ya, yüzü bana da tanıdık gibi geldi; dur bakalım, gösteri bitince anlarız demeye kalmadı, ben adamı hafızalarımdaki albümlerden çekip çıkardım ve heyecandan sesimi ayarlayamamış olacağım ki o sessizlikte sahnedekilerin de duyabildiği yükseklikte, Bu çocuk, bizim Kolejden Berkok yahu! deyiverdim Bingo! Berkok, adını duyunca, dişlerinin arasındaki kamayla bizim tarafa döndü Ön masada oturan Halil Edil i görünce herhalde şoka girdi; ağzındaki kamayı yere düşürdü ve dondu kaldı! Oktay la benden başka, olanı biteni anlayan olmadı Berkok, belinde kalan son kamaları da alel acele ve çoğunu yerlere düşürerek hedefe atmaya çalıştı ve alkışlarımızla gösterisini tamamladı! Sahnedeki perde kapandı, loş ışıklı salon aydınlandı ve sessizliğin yerini çatal bıçak sesleri aldı Beş on dakika sonra Berkok bizim masaya geldi ve kendisini - kolejdeki okul numarasını söyleyerek Halil Bey e tanıtıp, elinden öptü. Halil Bey hayretler içinde Berkok u kutladı ve hepimize hitaben, Görüyor musunuz, bizim Kolejden kimler yetişiyor! diyerek, öğrencisiyle gururlandığını ifade etmeye çalıştı. Berkok un da katılımıyla, sohbetimiz kulüp kapanana kadar sürdü Meğer bizim Berkok bu işe hobi olarak başlamış, kendisine böyle bir gösteri teklifi gelince, ek gelir sağlamak amacıyla, akşamları sahneye çıkmayı kabul etmiş Berkok da, pek çok kolejli gibi, ilerleyen yıllarda çok başarılı bir iş adamı oldu. Fuarcılık sektöründeki etkin firmalardan birinin ortaklarındandı. Zamanı gelince hisselerini satıp sektörden çekildi, kendini seyahatlere verdi Yakın bir geçmişte son Dünya seyahatinden döndüğünü öğrendim. Çok sevdiğimiz bu vefalı arkadaşımız, Oktay ın cenazesinde de yanı başımızdaydı 105

107 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 1972 de kurduğumuz Konya Maarif Koleji Mezunlar Derneği, Oktay la benim gayretlerimizle, sekiz yıl ömür sürdü Her yıl tekrarlanan genel kurul toplantılarında başka adaylar olmadığından; bir yıl Oktay bir yıl ben, dönüşümlü olarak Derneğe başkanlık etme fırsatı bulduk! 12 Eylül 1980 Askeri Darbesiyle feshedilen siyasi partiler ve dernekler gibi, bizim KMKD de kapatıldı Dernekler Yasası nda yapılan değişikliklerden sonra yeniden faaliyete geçmesi için gerekli başvuruyu yapmak içimizden gelmedi! Derneğe ait tüm belgeleri, olmayan mal varlığını ve kasada mevcut bir miktar parayı Dernekler Masası na teslim ederek, sekiz yıl süren koşuşturmalarımıza son vermiş olduk Oktay, Fikret ve ben; yılları arasında, Beyazıt Lions Kulübü Derneği çatısı altında da bir arada çalıştık! 1975 de, önce Fikret Lion oldu. Fikret i uzaktan izledik, anlattıklarını dinledik 1976 da, Fikret in önerisi ve Kulüp Balotaj Komitesi nin(!) onayıyla; görkemli bir toplantıda, Lions ritüellerine uygun olarak, Oktay ve Ben de aslanlar arasına katıldık İçimizdeki dernekçilik dürtüsünün alevleri yüzümüze yansımış olacak ki daha ilk yılımızda, rahatsızlığı nedeniyle görevini bırakmak zorunda kalan bir aslan kardeşimizin yerine, Kulüp Başkanı tarafından genel sekreter olarak atandım! Sonraki yıllarda önce Fikret, sonra ben ve benden sonra da Oktay, Beyazıt Lions Kulübü Derneği ne birer yıl başkanlık ettik 106 Lions misyonu içindeki en önemli hususlardan biri, çevrene ve çevrende yaşayanlara yararlı olacak çalışmalar yapmaktı. Bu bağlamda, her başkan kendi dönemi için bir büyük proje hazırlar ve dönemi içinde bu projeyi gerçekleştirirdi yılına rastlayan Fikret in başkanlığı, 12 Eylül Darbesi nden darbe yediği için, Fikret iki ay başkanlık yapabildi ve projesini uygulama fırsatı bulamadı 1981 yılında, değişen yasaya uygun olarak müracaatlarını yapan ve belgelerini düzenleyen dernekler, tekrar faaliyete geçti. Lions Kulüpleri de bunların başında geliyordu ve yeni dönemin ilk başkanlığı da bana kısmet oldu! Benim dönemimdeki büyük projemiz, Beyazıt Vez-

108 Hasan Eskil neciler deki İşitme Özürlüler Okulu na teknolojik bir audio laboratuarı tesis ederek, öğrencilerin eğitim düzeyini artırmak ve kısa sürede onlara konuşma yeteneği kazandırmaktı. Dönem sonuna kadar projeyi tamamladık ve laboratuarı hizmete açtık Oktay ın projesi ise Bakırköy Kimsesiz Çocuklar Yurdu ndaki sünnetsizleri, örf ve adetlerimize uygun bir sünnet düğünüyle kestirmekti! Hazırlıklar yapıldı; doktor ve cerrahlarla anlaşmalar sağlandı, çocuklar tepeden tırnağa giydirildi, korkularını hafifletecek eğlenceler, oyunlar düzenlendi, ikram masaları donatıldı Davul zurna takımını ve palyaçoları da eksik etmedik! Çocuklara verilecek armağanları da paketleyerek, düğün günü erken saatlerde Bakırköy Kimsesiz Çocuklar Yurdu nda toplandık Sözü edilen yurt aslında bir yerleşke! E5 Karayolu kenarında, Topkapı dan Şirinevler yönüne giderken, Ataköy e dönülen sapaktan hemen önce, sağdaki uzun ve yüksek duvarın arkasında kalan muhteşem bir arazi Buradaki araziye tek katlı küçük evler inşa edilmiş; her eve, yapının hacmine uygun sayıda, birbirine yakın yaşlardaki çocuklar yerleştirilmiş ve bu çocuklar, kendilerinin her şeyiyle meşgul olup onlara annelik yapabilecek kadınlara emanet edilmiş. Kısacası her evin; çocuklarla yatıp, çocuklarla kalkan bir annesi olmuş Bu düzeni ilk defa görmenin şaşkınlığı ve burukluğu içinde, sevgiye muhtaç çocuklara sarıldık; eşlerimiz anneleri, beraberimizde götürdüğümüz kendi çocuklarımız kardeşleri ve bizler de babaları olarak; gün boyu onlarla beraber oyunlar oynadık, güldük, eğlendik Elbette kirvelik de yaptık! Bahçeye kurulan devasa çadırda yan yana yatan bu miniklerle vedalaşmak çok zor oldu! Onlara tekrar geleceğimizi vaat ederek, gözyaşlarıyla yerleşkeden ayrıldık Vedalaşırken verdiğimiz sözü de yerine getirdik Sünnet düğünümüzü takip eden haftalardan birinde, yerleşkenin kapısından koca bir otobüsle içeri girdik. Önceden bu gezi programımız için gerekli makamlarla görüşüp izin aldığımızdan, yurt yöneticileri çocukları giydirip süs- 107

109 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın lemiş ve onlara, bulundukları kenti gezdireceğimizi duyurmuşlar Onun için hepsi heyecanla bizi bekliyordu! Çığlık çığlığa otobüse doluştular. Çoğu ilk kez otobüse biniyordu! Hareket edip yerleşkeden ayrılmamızdan itibaren, meraklı bakışlarla, dışarıdaki dünyayı seyre koyuldular. Kendilerine ikram ettiğimiz kekleri, çikolataları, şekerlemeleri iştahla yediler Rotamız, çocuklara ilginç geleceğini umduğumuz yollar ve bölgelerdi. İlgilerini en çok deniz yani İstanbul Boğazı çekti. Emirgan Çay Bahçesi nde mola verdik. Çocuklar ihtiyaçlarını giderip rahatladılar! Gazoz içtiler, kâğıt helva yediler Deniz üstünde akıp giden gemileri, vapurları izlediler Yurt yetkililerine bildirdiğimiz saatlerde otobüsümüz yerleşkeye döndü ve bu kez ağlayıp sızlamadan, herkes evinin yolunu tuttu Bizim, Aslanlarla olan beraberliğimiz de Oktay ın başkanlığı sona erdikten kısa bir süre sonra son buldu. Üçümüz de aynı yıl içinde istifa edip, Lions heyecanımıza son noktayı koyduk. Yukarıdaki müşterek anılarımızda adı geçen dernekler dışında; Oktay ın üç dernek ve bir vakıfla da organik bağları vardı: Haydarpaşa Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği Üyeliği, İstanbul Konyalılar Derneği Kurucu Üyeliği ve Başkanlığı, İstanbul Konyalılar Vakfı Kurucu Üyeliği ve Başkanlığı, 100.Yıl Beşiktaşlılar Derneği Kadıköy Şubesi Kurucu Üyeliği ve Başkanlığı. Bu derneklerdeki ve vakıftaki çalışmalarıyla ilgili, sizlere nakledebileceğim anılara sahip değilim; fakat Oktay ın, her biri için, özellikle Konyalılar Vakfı için gece gündüz demeden çalıştığını çok iyi biliyorum Bu çalışmalarıyla ilgili bilgileri ve anıları da kitabın diğer sayfalarında yer alan dost ve arkadaşlarından okuyabileceğimizi umuyorum 108 POLİTİKA ve OKTAY Oktay, daha Kolej talebesiyken siyasetle çok yakından ilgilenen üç arkadaşımdan biriydi! Diğerleri de, aynı sınıftan Hayrettin Kubilay ve Necip Hacıgüzeller! Anlatacağım iki olay, bu görüşümü destekleyecek sanıyorum: Hazırlık A ve B sınıflarının orta 1 de birleştiğini ve o yıldan

110 Hasan Eskil itibaren, okulu bitirene kadar tek sınıf olarak okuduğumuzu Kolej Yılları bölümünde açıklamıştım. Orta 1 e başladığımızda, okulumuzun Türkçe-Edebiyat Öğretmeni Hatice Özer, (Rahmet ve minnetle anıyorum. Küçük yaşlarda başladığımız yatılı hayatımızda, kendisinden çok şey öğrendik Bize adeta yaşam koçluğu yaptı!) sınıfımıza her gün bir gazete almamızı ve mutlaka hem haberleri hem de köşe yazarlarını okumamızı istedi. İstedi ne demek, emretti! Her sabah, İstanbul dan gelen posta trenini bekler olduk. Trenle gelen gazete paketleri açılıp, istasyondaki bayi satışa başlayınca, ilk teneffüste o günkü sınıf nöbetçisi bir koşu gider, Cumhuriyet Gazetesini alır getirirdi (O yıllarda; günlük ulusal gazeteleri, Yurdumuzun pek çok kentinde olduğu gibi, Konya da da bir gün sonra okuyabilirdik! İstanbul da basılan gazeteler, o günün akşamı Haydarpaşa dan yola çıkan posta trenine yüklenir ve ertesi sabah Konya Garı na ulaşırdı ) Sınıfımıza alınan Cumhuriyet Gazetesi Hatice Hanım ın tercihiydi ve mutlaka okunmalıydı Bu sınıfta başka bir gazeteye yer yoktu! Gazete bedelini kendimiz karşıladığımız halde, gazete seçimini biz yapamıyorduk! Zaten çoğumuz da alınan gazetenin sadece spor sayfalarına bakıyorduk Bir gün, Oktay la Hayrettin, Hatice Hanım ın dersinde bu konuyu tartışmaya açtı: Neden sadece Cumhuriyet? Neden Tercüman değil? Biz Tercüman Gazetesi nin de alınmasını ve oradaki yazarların da okunmasını istiyoruz diyerek, sınıftaki ilk sağsol polemiğine yol açtılar! Bu istek çoğunluk tarafından da desteklenince, sınıfımızın gazete bütçesi artırıldı ve o günden itibaren Tercüman da alınmaya başlandı Bu gelişme sadece Oktay la Hayrettin i mutlu etmekle kalmadı, benim gibi spor sayfası okurlarını da çok mutlu etti çünkü Tercüman ın spora ayırdığı sayfa sayısı daha çoktu ve spor yazarları daha ünlüydü! Yıl 1960 ve bizim sınıf Orta 2 de 27 Mayıs gününün erken saatlerinde, yatakhane binamızın bulunduğu İstasyon Caddesi nde ilerleyen tankların palet gıcırtılarıyla uyandık! Ranzalardan fırlayıp pencerelere koştuk. Bu saatte, bu kadar çok tankın Konya nın merkezine doğru yol alması merakımızı 109

111 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 110 çekti! Aramızdaki Cumhuriyet okurları, gazetedeki yazarların uzun süredir ima ettikleri eylemin başladığını anlamışlardı galiba! Yatakhanelerde radyo yoktu ki açıp dinleyelim! Meraklılar çabucak giyinip, iki yüz metre uzağımızdaki okul binasına koştular Çevremizdeki konutlarda uyanan insanlar radyolarını açıp neler olduğunu anladıklarından, pencerelerden sarkıp, geçen tankları ve askerleri alkışlamaya başladılar Daha gün ışımadan Konya halkı sokaklara döküldü! O gün okulda ders yapılmadı. Radyodaki haberler ve Milli Birlik Komitesi nin tebliğleri dinlendi. Alkışlar eşliğinde, Yaşa, var ol Harbiye marşı söylendi durdu Takip eden günlerde, Konya Milli Eğitim Müdürlüğü nün talimatıyla(!) ve tüm okulların katılımıyla mitingler düzenlendi; ellerdeki bayraklarla, pankartlarla yürüyüşler yapıldı İlk kez şahidi olduğumuz ve adına İhtilal dedikleri askeri darbe, kendi aramızda da tartışmalara yol açtı Oktay la Hayrettin, dokunsanız ağlayacak haldeydiler! Oktay ın bir ara, sınıfımızdaki ihtilal sempatizanlarına dönüp; Neden seviniyorsunuz, kimleri alkışlıyorsunuz? Demokrasiye indirilen bu darbenin sevinilecek tarafı mı var diyerek; duygu ve düşüncesini hiç gizlemeden açığa vurmasını, ancak yıllar sonra değerlendirebildim! Aynı Oktay, yirmi yıl sonra, 12 Eylül 1980 sabahı saat 05 de beni uyandırıp, yeni bir darbenin haberini verdi ve derin üzüntüsünü benimle paylaştı Oktay, Kolejdeki öğrencilik yıllarında, Demokrat Parti ye sempati duyan bir öğrenciydi 27 Mayıs İhtilali nden sonra, siyasi parti faaliyetlerine yeniden izin verildiğinde kurulan ve başkanlığını emekli general Ragıp Gümüşpala nın yaptığı Adalet Partisi nin taraftarı oldu Kolejden mezun olup İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi ne başladığı aylarda; Adalet Partisi Genel Başkanlığı na seçilen genç mühendis Süleyman Demirel in hayranı olarak, politikaya iyice ısınmaya başladı Oktay ın aktif siyasete atılması ve Doğru Yol Partisi Kadıköy İlçe Başkanı olarak adını duyuracak çalışmalar yapması bizleri çok sevindirdi ve umutlandırdı Sanıyorum partisi içindeki bazı kişileri de rahatsız etti! Bu çalışmalarını ve Oktay la

112 Hasan Eskil ilgili anılarını, Kadıköy ilçe teşkilatında beraber çalıştığı meslektaşı ve yakın dostu Yücel Çıkrıkçı nın kaleminden okuyabileceğimizi sanıyorum Kısaca benim görüşüm; Oktay, siyasette iki kez kaybetti! Birincisi, 1991 Genel Seçimlerinde; ikincisi de, 1994 Yerel Seçimlerinde. Aslında Oktay kaybetmedi; kaybettirildi! 1991 de, seçim öncesi SHP den transfer edilen Yıldırım Aktuna yı kontenjandan, DYP 1. Bölge Aday listesinde Oktay ın üstüne yazıp, (Oktay ön seçimlere katılan delegelerin oylarıyla bu listede ilk sırayı kazanmıştı ) vaat ettiği transfer bedelini ödeyen Genel Merkez in vefasızlığının 1994 Yerel Seçimlerinde ise Demirel den sonra DYP Genel Başkanlığına getirilen deneyimsiz politikacı Tansu Çiller in bilgisizliğinin kurbanı oldu! Oktay ın DYP Kadıköy Belediye Başkan Adayı olarak gece gündüz koşturduğu yerel seçimler öncesinde; kendisine Barajans da hazırladığımız minik çalışmalarla destek olmaya, katkı sağlamaya çabaladık Yapılan kamuoyu araştırmalarında, Kadıköy de büyük olasılıkla DYP nin kazanacağı ve Oktay ın, Belediye Başkanı olarak seçimlerden çıkacağı belli olmuştu (Yazarın notu: Barajans o tarihlerde Mustafa Göncü nün sahibi olduğu reklam, araştırma ve halkla ilişkiler şirketi.) Tansu Hanım herhalde bu araştırma sonuçlarını öğrenmiş olacak ki nasıl olsa kazanacağız düşüncesiyle, Oktay ın adaylığını iptal ederek, onun yerine rahmetli Barış Manço yu aday yapmış ve sansasyon yaratmıştı! Ya, Kadıköy Sakinleri nin DYP adayına sempatiyle bakmasını sağlayanın Oktay Özaydın olduğunu bilmiyordu ya da Hüsamettin Cindoruk un Oktay la olan çok yakın dostluğu nedeniyle, potansiyel bir rakipten kurtulmak istiyordu! Sebep ne olursa olsun; Oktay ikinci kez harcanmıştı DEMOKRAT TÜRKİYE PARTİSİ OKTAY ve BEN Tansu Çiller in yanlış kararları ve kaprisleri DYP ye zarar vermeye, partiye gönül veren ve tabandan gelenleri de üzmeye, kırmaya başlamıştı Nihayet olanlar oldu ve Eski Tüfekler 111

113 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın birer ikişer, teşkilatlar ise topluca DYP den ayrıldı. Hüsamettin Bey in vereceği işaret bekleniyordu Ve o işaretin gelmesi gecikmedi! Hüsamettin Cindoruk ve yakın arkadaşları Demokrat Türkiye Partisi ni kurdu. Parti kısa sürede teşkilatlanmasını tamamladı Oktay, hem Merkez Karar ve Yönetim Kurulu na girmiş, hem de Kadıköy İlçe Başkanı olmuştu. Teşkilatlanma çalışmaları esnasında, Oktay bana DTP İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyeliği teklifinde bulundu! Parti İlçe Başkanlarına birer kontenjan tanındığını ve bu üyelik için benim adımı yazdıracağını söyledi Şaşırdım kaldım! Teklifin için çok teşekkür ederim Oktay ım. Ben politikadan anlamam, sana ve partine yardımcı olamam. Onun için beni affet, bu iş benim işim değil dedim. O da bana, politika yapmayacağımı; partinin tanıtım, basın ve halkla ilişkilerinden sorumlu yönetim kurulu üyesi olacağımı söyledi Senin bu partiye çok yararlı olacağından eminim diyerek beni onurlandırdı! Bu konuşmaların yapıldığı günü takip eden Cumartesi, kendimi İstanbul Hilton Oteli ndeki DTP İstanbul İl Yönetim Kurulu tanışma toplantısında buldum! Atanmış üyelerle tanıştım. Aralarında tabandan gelen ve politikaya gönül veren sevdalılar da vardı; benim gibi, politikaya ilk kez bulaşacak doktorlar, avukatlar ve iş adamları da 35 üyeli atanmış yönetim kurulu olarak, bir yıl birlikte olduk Herkes her şeyi çok iyi bildiği için ve benim sorumlu olduğum uzmanlık alanındaki çalışmalar da genel merkez veya yönetim kurulu başkanlık divanı tarafından şekillendirildiğinden; Oktay ın iyi niyetli beklentisini karşılayamadım Hiç faydam olmadı bu partiye! İlk il kongresinde, delegelerin oylarına sunulan YK blok listesinde benim gibi tabansızlara yer verilmediği için, politikaya girmemle çıkmam bir oldu 112 SON BİR ANI Oktay, yıllardır aşırı ölçüde sorumluluk yüklenip; aynı anda hepsiyle baş etmeye çalıştığından, çok yoruluyordu. Ara sıra

114 Hasan Eskil sağlık sorunlarından söz ediyor, buna rağmen gereğini yapmıyordu! Yedi sekiz yıl önceydi. Çok sık olmasa da başının döndüğünü ve baygınlık hissine kapıldığını söyledi! 2006 da ben de önemli bir rahatsızlık geçirmiş; yaklaşık bir yıl süren tedavi sürecinde Taksim deki Alman Hastanesi nin pek çok doktorunu yakından tanımıştım Oktay a dedim ki, Hemen randevu alıp, sana bir check-up yaptıralım; ne olup bittiğini anlayalım! Olur dedi! İki gün sonra, sabah saatlerinde hastanede buluştuk. Önce, ailemizin doktoru Jan Kayuka yı ziyaret ettik. Oktay sıkıntılarını anlattı ve Dr. Kayuka nın yönlendirmesiyle, uzman doktorlar tarafından istenen tetkikler yapıldı Beyninin tomografisi de çekildi, kalbinin ekosu da Yapılan tüm tetkiklerin ve tahlillerin sonucunda, bütün verilerin normal olduğu, korkulacak bir durumun bulunmadığı söylendi. Şikâyet ettiği sıkıntının da büyük bir olasılıkla yorgunluk ve stresten kaynaklandığını; bu yüzden kendisini fazla yormamasını ve mümkün olduğunca istirahat etmesinin gerekliliğini vurguladılar. Kardiyolog doktor, her gün bir adet Coraspin 100 yutmasını tavsiye etti. Hastaneyle vedalaştığımızda hava kararmaya başlamıştı! Çıkış kapısına yaklaşırken; karşımıza, Alman Hastaneleri Grubu nun sahibi, Dr. Azmi Bey çıktı. Kendisini öğrencilik yıllarından beri tanırım; üstelik bahsettiğim tedavi sürecinde de ara sıra karşılaşırdık Beni görünce, Hayrola, yine mi hastasın? diye sordu. Hayır, ben iyiyim. Arkadaşımı getirdim dedim ve kendisini Oktay la tanıştırdım Oktay, geliş nedenimizi ve yapılan tetkikleri anlattıktan sonra Azmi Beye elindeki reçeteyi gösterip, Hastanenize liraya yakın para ödedim, karşılığında bir liralık aspirin verdiler diyerek, çok hoşuma giden bir ince gönderme yapmıştı Ah Oktay ım ah! Yoksa o bir liralık aspirinler mi aldı götürdü seni aramızdan? 113

115 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın VE BİR RÜYA! Ölümünden birkaç ay sonra, Onu ilk kez rüyamda gördüm: Kadıköy İskele Meydanında yürüyen kalabalık arasında birden bire karşıma çıktı. Dondum kaldım! Şaşkınlığım geçince sarıldım, kucakladım Yahu sen ölmedin mi? Yoksa gidip döndün mü? diye sual ettim! Eğer öyleyse; anlat bakalım yaptıklarını, gördüklerini dedim. Oktay, Çok acil bir işim var şimdi; gel önce onu halledelim, sonra sohbet ederiz, anlatırım diyerek, kalabalık arasında yürümeye başladı Ben de onunla beraber, biraz ilerideki vergi dairesinin kapısından içeri girdik Ortam kalabalık, veznelerin önünde kuyruklar oluşmuş! Önünde daha az insanın beklediği bir vezne gördü ve sıranın sonuna takıldı; ben de yanında Kısa bir süre sonra sıra Oktay a geldi. Oktay elindeki banknotları veznedara uzattı; veznedar aldığı parayı saydı ve yazıcıdan çıkan makbuzu Oktay a verdi Vergi dairesinden dışarı çıktığımızda, yüzündeki sıkıntılı halin gittiğini ve rahatladığını fark ettim! Hadi şimdi gidelim, istediğin kadar sohbet edelim dedi ve beraberce vapur iskelesine doğru yürüdük Vapurda karşı karşıya oturduk. Birden, sağımda oturan kişinin oğlu Cem olduğunu fark ettim. Oktay ın yanında da Kutay vardı. Cem e dönüp, Baban ölmemiş, bak karşımızda oturuyor, sen de görüyor musun? diye sordum! Tabii Mustafa amca, ben de görüyorum dedi sevinçle. Vapur hareket etti ve Karaköy e doğru yol almaya başladı. Görüntüler de kayboldu Bu rüyayı gördüğüm gecenin sabahında Semiha yı aradım ve rüyayı anlattım burada yazdığım gibi Semiha: Hayırdır inşallah Mustafa; dün Haydar la buluşup vergi dairesine gittik ve ödenmesi gereken tüm vergileri ödedik demez mi! Rüyanın yorumunu sizlere bırakıp; Oktay ımızı bir kez daha sevgi ve saygıyla anıyorum Işıklar içinde uyusun. Mustafa Göncü Ocak

116 Hasan Eskil KONYA MAARİF KOLEJLİLERİN YAZIŞMA GRUBUNDAN OKTAR YAYLALI Sevgili Dostlar, Ben de belleğimde yer etmiş olan Oktay ile ilgili birkaç hatıramdan bahsedeyim. Kolejde Oktay ın ne kadar mücadeleci bir karakteri olduğunu anımsıyorum. Kolejde Futbol Safası Bahçe giriş kapısının hemen karşısında, öndeki oyun bahçesi yanında bir metre kadar genişliği ve on beş metre kadar uzunluğu olan beton bir kaldırım vardı. Neredeyse her teneffüste, hemen üçer kişiden oluşan iki takım kurulur ve bir küçük top veya taş parçası ile maç yapılırdı; ama ne maç! Bu kadar dar yerde, ne büyük bir keyifti o maçlar. Oktay mutlaka bir takımda yer alırdı. Ben de bazı maçlarda, bu güzel mücadelelerde yer almıştım. Oktay ın ne büyük bir hırsla kazanmak için çabaladığını unutamam. Hayatı boyunca mücadeleden hiç yılmamış ve de en önemlisi daima hak gözeterek en iyisini yapmaya çalışarak tüm hayatını sürdürmüştür. Akşehir de Ali lerin Bahçesinde Zomzom Ali en sevdiğim arkadaşlarımdan birisidir ve ne kadar güzel anılarımız olmuştur Akşehir de. (Yazarın notu: Oktar ın bu yazısından yirmi gün kadar sonra 27 Haziran 2014 te Ali de vefat etti.) Kırk seneyi aşan bir arkadaşlık bağı bizi bir 115

117 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın araya getirmişti. Ben büyük bir keyifle tüm Kolejlilere mangalda et pişirmenin mutluluğunu yaşamıştım. Yaşı ellinin çok üzerinde olan koca koca adamlar tekrar öğrencilik yıllarımıza dönmüştük. Hasan Koçak la Handan ın nikâhını yenilemeye kalkmamız bugünkü gibi gözümün önünde Delikanlı oğlu, gelinlik kızları vardı. Hatta oğlu da sevgilisiyle Akşehir e gelmişti. Hasan Eskil in eşi Emine, Oktay a, Bugün Handan la Hasan ın evlilik yıldönümü, bir şeyler yapalım demiş. Oktay durur mu? Hemen Emine yle nikâh töreni düzenlemeye karar vermişler. Tülbentten duvak, evlilik alyansı, kirazdan kulak arkasına küpeler Özkan Anıl deniz gözlüğü takarak, yaşlı başlı nikâh memuru olmuş... Oktay, Hasan a geline takması için yüzük veriyor Hasan yüzük takıyor. Oğluyla Rus sevgilisi herkesle birlikte alkışlıyor... Oktay, gerektiğinde eğlencenin de baş mimarı olurdu. 116 Konya Vakıf Binası Mimari Projeleri Sanıyorum yıl 2005 ve ben Konya Dernek çalışmalarına yönetim kurulu üyesi olarak katılıyorum. Tabii ki söylemeye gerek yok; sadece Oktay ve Hasan, Dernek yönetiminde oldukları ve benim de çalışmalara katılmamı istedikleri için Bu arada, Yeşilköy deki vakıf binasının projelerini oluşturmak için Halis Aydıntaşbaş la benden yardım isteniyor. Halis le kabul ediyoruz. O, Ortadoğu Teknik Üniversitesi nden mezun mimar, ben ise rakip İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi nden. Aramızda müthiş tatlı bir rekabet var. Proje bedeli yaklaşık yüz bin lira ve biz Halis ile yedi bin beş yüz liraya projeyi yapmak üzere elimizi taşın altına koyuyoruz... Birçok toplantılar oluyor ve ateşli tartışmalar yapılıyor... Halis illa da binanın katlarında bir galeri boşluğu yapılmasını savunuyor; ben buna karşı çıkıyorum... Oktay her zamanki vakur tavrıyla işi tatlıya bağlıyor... Ve Oktay kardeşimiz olağanüstü bir çaba ile bu mümkün olmayan işi kotarıyor. Vakıf binası 2007 yılında tamamlanıyor... Keşke binaya onun adı verilebilseydi.

118 Hasan Eskil Sevgili dostlar, bu kalibrede çok arkadaşı olmuyor insanın ne yazık ki... Her bakımdan güvenebileceğimiz gerçek bir mücadele eriydi Oktay... Ona kırılan bir kişi bile hatırlamıyorum toplantılarda... Yeri mutlaka Cennettir! Işıklar içinde olsun. Oktar YAYLALI YAVUZ TORAMAN 1965 yılında İktisat Fakültesine başladığımda Oktay Dişçilik Fakültesi ne başlayalı bir yıl olmuştu. Bir yıl sonra Oktay ın pratik dersleri başlamış ve kurban olarak okullarımız yakın olduğundan beni gözüne kestirmiş, ihtiyacım olup olmadığına aldırmadan beni okulundaki dişçi koltuğuna oturtmuştur. Kucağıma bıraktığı diş oyma aleti elektrik kaçırıp beni zaman zaman çarptığında, elektrik fişini ters yüz edip devam etmesini unutamam. Aramızda hatırladıkça gülmeye vesile olmuştur. Dişlerimin bugüne kadar sağlıklı kalmasında büyük katkıları vardır. Allah mekânını cennet eyleye. Yavuz TORAMAN HAYRETTİN KUBLAY Sevgili Hasan, Oktay la çok uzun senedir tanışıyoruz Ekim inde Konya Koleji ne beraber adım attık. O da Hazırlık B de idi, ben de. Orta 3 e kadar çocuktuk. Sadece onun Hasta BJK lı, benim de hasta FB li olduğum aklımda kalmış. Orta 3 te Türkçe hocamız Hatice Hanım dı. 27 Mayıs 1960 İhtilali olmuş, gazeteler saçma sapan bir sürü şeyler (bakan hanımlarının kilolarca ziynet eşyası taşıdığı, öğrencilerin et kıyma makinelerinde parçalandığı, vb gibi) yazıyordu. Hatice Hanım bize 27 Mayıs ın önemi hakkında kompozisyon yazdırdı. Sonuçta hiç sevmediği Nadir Harani nin kompozisyonuna 9 verip, sınıfta okudu. Nadir sadece gazetelerde yer alan saçma sapan konuları belirtmişti. Bunun üzerine önce Oktay, 117

119 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 118 sonra ben şiddetle itiraz ettik ve bize Ulus, Dünya gibi gazeteleri almamızı öneren hocamıza, eşitlik olsun diye Zafer Gazetesini de almalıyız diye direndik. Liseye geçtikten sonra Oktay ın ailesi İstanbul a taşındı. O bizimle yatılı kalmaya devam etti. Artık daha büyümüştük. Dünyayı farklı gözlerle görmeye başladığımız yıllardı. Nitekim Lise 2 deyken yılbaşında Akşehir e Tansu ların evine gittik. Pokeri öğrendik ve hep poker oynadık. Poker alışkanlığı yüzünden sosyal hayatımızı çok aksattık. Hatta (Oktay+Necati+Hayrettin+Tolu) poker karesi anlamında Kare olarak adlandırıldık. Maalesef bugüne kadar karenin iki köşesi gitti. (Karenin diğer köşesi olan Mustafa Tolu yu yıllar önce kaybetmiştik. HE.) Yıllar sonra 2007 de arkadaşlarla yaptığımız Akşehir gezisi sırasında aynı evi ziyaret ettik. Lisede biraz daha hayata dair düşünmeye başladık. Ben inşaat mühendisi, Oktay diş hekimi olacaktı. Ben ona ev yapmaya, o da benim dişlerimi yapmaya söz vermiştik. Maalesef ben sözümü tutamadım, o ise tuttu. (1972 yılında Tuzla da askerliğimi yaparken dişlerimi yaptı. Borcumu sorduğumda Lira masraf ettiğini söyledi.) Lise üçte Mr. Mc Nair diye bir matematik hocamız vardı. Oktay la Tolu dersi dinlemezler, hoca da bunlara mutlaka Haziran sınavlarında sınıfta kalacaklarını söylerdi. Ben de istersen bahse girelim deyip, ikisinin de geçeceğini iddia ederdim. Haziran sınavlarında köleler gibi beraber çalışıp iddiayı kazanmıştık. (Gerçekten Oktay ve Tolu çok zeki arkadaşlarımızdı.) Üniversite yıllarında pek görüşemedik. Oktay İstanbul daydı, ben Ankara da. Daha sonra benim Ankara daki nişanıma Oktay la Göncü geldiler. Nişanın ilerleyen saatinde ben sağa sola gülücükler dağıtırken, bunlar biraz da içkinin etkisiyle bağırarak beni çağırdılar. Dur geliyorum dememe kalmadan Oktay beni sürükleyerek masalarına götürdü ve ceketimi kaldırıp, İddiayı ben kazandım, adamın gömleği nişanında bile pantolonunun dışında diyerek beni geri yolladılar. Ben her İstanbul a gidişimde ona uğrar, o da Ankara ya gelişlerinde bana uğrardı. Siyasetle uğraştığı senelerde benim

120 Hasan Eskil dershanedeki odamı büro olarak kullanır, mal sahibi gibi davranırdı li yıllardan sonra ben İstanbul a daha sık gider oldum. (Büyük oğlan İstanbul a yerleşti, torun sahibi olduk.) Her gidişimde önce beleş öğle yemeği yer, sonra bürosunda tavla oynardık. Bu arada şunu belirteyim, Oktay lisedeyken tavla bilmezdi, ben köyde yaz aylarında sürekli tavla oynardım. İstanbul daki tavla maçlarımızda aramızda bir ustalık farkı yoktu ancak ben çok konuşarak rakibi sinir hastası ederdim. Bizim Oktay la tavla maçlarımız gerek bizim 50. yıl Bolu buluşmamızda, gerek Akşehir seyahatimizde çok seyirci topladı, çok şamata yapıldı. Oktay la bir sürü maç yaptık ve eşit sayıda galibiyet aldık. En unutamadığım tavla anısı şöyle: Bodrum da Oktay, küçük kızı Merve ve eşiyle bizim yazlığa üç-dört günlüğüne geldiler. Başka işimiz yokmuş gibi yine sürekli tavla oynadık. Eşit iki oyuncu olmamıza rağmen Oktay ı ben 12 defa üst üste yendim. Bu çok anormal bir durum. Bunun olasılığı 4096 da bir olup çok düşük. Ancak bu sonucu telefonlarla bizim maçların seyircilerine (Vehbi gibi, Hasan Eskil gibi) bildirip Oktay ı kızdırdım. Tabii daha sonraki maçlarda karşılıklı birbirimizi yendik durduk. Oktay la 10 Şubat 2014 Pazartesi İstanbul da yine buluştuk. Önce beleş öğle yemeği, sonra iki el tavla oynadık. Çocukluğumuzdan beri konumuz olan Beşiktaş ve Fenerbahçe sohbetleri yaptık. 16 Şubat Pazar günü BJK-Bursa maçının devre arasında sırf onu kızdırmak için telefonla aradım. İlk defa telefonuma çıkmadı ve geri dönmedi. Meğer sevgili Oktay o sırada beyin kanaması geçiriyormuş. Ameliyatını ve her gün Semiha ile durumunu izledim. Maalesef kaybettik. Hala hazmedemiyorum. Şu an bile ağlamaklıyım. 14 Mayıs 2014 Hayrettin KUBLAY 119

121 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın İLKER KAFALI Oktay ile İlgili Anekdotlar Herhalde Oktay ile dostluğu en eskiye dayanan birkaç kişide birisiyim. İkimizin de evleri Konya da Tahir Paşa Camisi nin çevresinde idi. Hatta Annem ve Babam, uzun yıllar oturduğumuz evi Oktay ın babası Mustafa Amcadan satın almışlar ve iki aile arasındaki dostluk bu ilk tanışıklık ile başlamış. İlkokula Oktay ile beraber başladık. İlk sene Oktay öğretmen olan Annemin, ben de Saide Uluşahin hanımın öğrencisi idik. Sabahları Oktay bize gelir, annem ikimizin elinden tutar, bir yanında ben bir yanında Oktay hep birlikte Gazi okuluna (Gazi Mustafa Kemal İlkokulu) gider, akşam da gene hep birlikte dönerdik. Saide hanımın öğretmenliği bırakması üzerine ben de Annemin sınıfına geçtim ve Oktay ile aynı sıralarda beraberce ilkokulu okuduk. Daha sonra Konya Maarif Kolejine de beraber başladık. Aşağıdaki Oktay ile kafa kafaya çekilmiş eski resim ilkokula başladığımız yıla ait. Oktay ve İlker

122 Hasan Eskil İlkokul birinci sınıfta beni Beşiktaşlı yapan da Oktay idi. Aile dostumuz olan Ahmet Amca subaydı. Konya ya izinli gelişlerinde ailecek görüşürdük. Galatasaraylı olan Ahmet Amca bir gelişinde beni Galatasaraylı yapmış, hatta bir de sarı kırmızı kemer hediye etmişti, transfer ücreti olarak. Kemeri gören Oktay allem etti kallem etti beni Beşiktaşlı olmanın faziletine inandırdı. Ve beni iyi bir Beşiktaşlı yaptı. Kolej yıllarında sınıftaki üç Beşiktaşlı; Oktay, Yaşar Sevük ve ben, Fenerbahçe ve Galatasaraylılara karşı takımımızı Oktay ın öncülüğünde hep birlikte savunurduk. İlk içkiyi de gene Oktay ile içmiştim yılıydı. Mustafa Göncü nün organizasyonu sonucu tüm sınıfa posta ile Özkan Anıl ın İzmir de yapılacak düğün davetiyesi gelmişti. Sınıftan ilk bekârlığa veda edecek olan Özkan ı yalnız bırakmamak için Ankara dan Yaşar Sevük, ben, Necip Hacıgüzeller ve şimdi hatırlayamadığım birkaç arkadaş maceralı bir yolculukla İzmir e gittik. Otobüs biletlerini alan Yaşar, Kızılay da otobüs bileti satan doğru dürüst firmaların birinden bilet almak yerine, evine en yakın yerdeki yazıhaneden İzmir biletlerini almıştı. Tavanı akan külüstür bir otobüsle o zaman 10 saat süren Ankara İzmir seyahatini, yarım Türkiye turu yapan ve her kasabada yolcu toplayan otobüsle 22 saatte almıştık. İzmir e sabaha karşı varıp kahvaltıdan sonra Konak daki buluşma yerine gittiğimizde Mustafa Göncü nün şakasını anladık ama bir araya gelmenin mutluluğu ile İstanbul dan gelen Oktay, Fikret Yüksel, Attila Gürarda, Yılmaz Arıkan akşama kadar İzmir muhabbeti yaptık. Akşam da bir meyhanede hep birlikte neredeyse sabaha kadar oturup içtik. Ben ilk defa içki içeceğim için yanımda oturan Oktay a ne içtiğini sordum. Oda bana votka tavsiye etti. Gün ağarırken eşyalarımızı almak için otele geldik. Oktay ın madem otele hiç yatmadan para veriyoruz bari yatakları bozalım diye hepimizin yatağını bozduğunu hatırlarım. Amerika da okurken bir gün sabahın dört buçuğunda evimin kapısı çaldı. Bu saatte kim gelir diye kapıya gittim. Kim o 121

123 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın diye seslenince ben Oktay dedi birisi. Göz deliğinden bakınca gerçekten dünyanın öbür ucundaki Oktay ı sabahın köründe kapıda gördüm. İki gün beraberce gezdik, sohbet ettik, arkadaşları andık, aradaki mesafeleri kapattık. Sonra Oktay Californiaya ya doğru Salt Lake City den ayrıldı. O dönemde Amerika da olan Kutay ı ziyarete gelen Oktay, gezisine benim yaşadığım Salt Lake City i de dâhil edip görüşme imkânı yaratmıştı. Oktay ın, Kadıköy Beşiktaşlılar Derneği nin kurulmasına öncülük ettiğini biliyordum. Oktay a Müslüman mahallesinde salyangoz satıyorsun, bu iş nasıl oluyor diye takılırdım. Geceleri yatmadan önce TV yi kapatırken alışkanlık olarak en son Beşiktaş TV ye bakarım. Oktay rahatsızlanmadan önceki hafta içinde bir gece 12 den sonra Beşiktaş TV de Kadıköy Beşiktaşlılar Derneği nin bilmem kaçıncı kuruluş yıldönümü kutlaması haberi vardı. Oktay mutlaka bu kutlamada vardır diye Fikret Orman ın konuşmasına takıldım. Nitekim Fikret Orman pastayı beraberce kesmek için Oktay ı yanına davet etti. Hemen Oktay a seni Beşiktaş TV de gördüm, pasta güzeldi ama özlediğimiz senin el kol hareketlerin daha da güzeldi diye mesaj attım. Ertesi günü Oktay beni aradı ve epey sohbet ettik. Ben ona her konuşmamızda Senin yüzünden Beşiktaşlı oldum, nedir bu Beşiktaş ın hali diye takılırdım. O da bana bıkmadan usanmadan herkesin Beşiktaşlı olamayacağını ve Beşiktaş ın faziletlerini anlatır dururdu. Kısacası, Beşiktaşlı olmak Oktay dan bana kalan en değerli miras. R. İlker KAFALI 122 AHMET KAROL Hasan kardeş, Bu anımı, sevgili Oktay'ı kaybettiğimiz günlerde yazıp KMKD e göndermiştim ama anladığım kadarıyla benim bağlantımda sorun var. Bu sebeple sana gönderiyorum. Selam ve sevgiler..

124 Hasan Eskil ( ) Yıl, 1971 veya (Tam hatırlayamadım, ihtiyarladık.) O tarihlerde İstanbul Narkotik Şubede komiserim ve Anadolu yakası ekip şefiyim. Aldığımız bir istihbarat üzerine o yılların meşhur afyoncularından Salacaklı Ayı Ekrem in Van dan çok miktarda esrar ve afyon sakızı getireceğini öğrendik. O yıllarda elimizdeki en gelişmiş yöntem telefon dinlemek. Gerekli izinleri aldıktan sonra Ekrem in Harem otogarının arkasındaki Posta iskelesi yanında bulunan evinin telefonuna saplama ile girdik. Dinlemenin 2. günü, malı getirecek Vanlı ile Kadıköy Postanesi önünde buluşacaklarını öğrendik. Çoğunuz Kadıköy Postanesi nin rahmetli Oktay ın muayenehanesiyle bitişik olduğunu bilirsiniz. Biz de muayenehanenin penceresinden ortalığı rahatça görebileceğimizi düşünerek oraya gitmeye karar verdik Şimdi durumu hayal etmenizi istiyorum. Serseri kılıklı altı kişi Oktay ın kapıya dayandık. Ben Oktay a durumu anlatıyorum, o da bana Ulan serseri misin oğlum, içeride hastalarım var. Hem babama ne söylerim? Vallahi canına okur senin de ekibinin de diyor, ama nafile O konuşurken, biz hastalardan özür dileyip içeri yerleştik bile. Mustafa Amca nın (rahmetli) arka dairede malzeme ve dişçilikle alâkalı kısımda olduğunu bildiğim için gidip olayı kendisine anlattım. Adamcağız tam bir Çelebi, beni de sever. Olamayacak işe bile olmaz diyemiyor. Zaten işgal tamamlanmış. Neyse zar zor bir-iki saat için izin aldım. Bu arada ikisi de panikte Mustafa Amca: Siz gittikten sonra adamlar Oktay a bir şey yaparlar mı? derdinde... Oktay da Ben hastalarıma ne söyleyeceğim? diye telâş içerisinde. Bu hengâmede, dışarıdaki adamlarımız Ayı Ekrem le Vanlının geldiğini anons etti. Şansımıza olacak adamlar gelip muayenehanenin penceresinin iki metre altındaki kaldırımda dikilip hem etrafı kesiyor hem de konuşuyorlar. Tüm konuşmaları bizimle birlikte Oktay la Mustafa Amca ve Oktay ın bir 123

125 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın hastası dinliyoruz... Ben tüm meslek hayatımda (40 yıl) böyle kolay ve koro halinde ve rahat bir dinleme postası daha yapmadım. Bitti mi? Hayır. Adamlar ertesi gün aynı yerde öğle üzeri buluşmaya, malı ve parayı değiştirmeye karar verdiler. Neyse, adamlar gitti, ekibin bir kısmını takibe yolladım. Ben de, Oktay ın korkudan kıllık edeceğini bildiğim için ertesi günkü buluşma için Oktay ı kafalamaya çalışmak üzere orada kaldım. Ertesi gün, aynı saatte tüm ekip muayenehanede yerimizi aldık. Oktay biraz daha motive olmuş ama hâlâ korkulu bir merak içinde. Hastalarını başka günlere kaydırmış olacak ki daha rahat. Adamlar öğle üzeri geldi. Aynı yerde buluştular. Takipteki ekip Vanlının bir adamının sahildeki eski evlendirme dairesinin otoparkında araba içinde beklediğini haber verdiler. (Benim ilk nikâhımın kıyıldığı yer.) Biz para alışverişini fotoğraflamaya çalışıyoruz. Vanlı laf arasında malın arabada zulalı olduğunu söyleyince iş anlaşıldı. Adamları, fazla uzatmaya gerek kalmadan toplamaya karar verdik. Hemen aşağı koşup, Ekrem ile Vanlıyı kaptık. Bir de baktım ki bizim ekip bir kişi fazla. Bir gün önce korkudan havale geçiren Oktay da bizim yanımızda. Len oğlum iş tamam, git artık diyorum. Oktay da, Mal nerede bir göreyim diyor. Neyse, otoparktaki arabayı da aldık. Arabanın bagajında, çuval içinde 130 kg. esrar ile 2 kg. ham afyon sakızı çıktı Toplaşmalarımızda Sevgili Oktay ın ara sıra dile getirdiği ve bazılarınızın da dinlediği olayın aslı böyle. Sevgili kardeşim, Bizi çok erken terk ettin. İyiler çabuk gider derler ya bu kadar iyi olmasaydın keşke. Sana 57 yılda olgunlaşmış sevgi ile Tanrı dan rahmet diliyorum. Ahmet KAROL 124

126 TANSU ERÇELEBİ Sevgili Hasan, Hasan Eskil 19 Şubat 2015 günü beni telefonla arayarak, rahmetli O. Özaydın hakkında özel bir anımla ilgili bir şeyler yazmamı istedin. Uzun bir süredir (8 ay kadar oldu) sıkıntılı bir süreçten geçtiğimi sanırım duymuşsundur. Bu nedenle internete ve yahoo adresimize epeydir uğramıyorum. Ama Oktay için bugün Ankara'da bir internet kafeye giderek bir şeyler yazma gereğini duydum. Bana göre o, sevgili sınıf arkadaşım, çok özel biriydi. Ben değil, onu tanıyan tüm arkadaşları, Kolej, Kadıköy, Beşiktaş, Konya ve bulunduğu her camia, sanırım çeşitli vesilelerle buna değinmişlerdir. Ben onu, 12 yaşında sınıf arkadaşım olarak tanıdım. Yedi yıl beraberliğimizde hiç kimseyi kırdığını görmedim. Ondan bir şey istendiğinde elinden gelen ne varsa verdiğini, Kolej, Beşiktaş ve Konyalılığın onun için çok özel olduğunu biliyorum. Biz okulun değişik spor branşlarında yarışırken en büyük destekçi ve menajerimiz olduğunu da hatırlıyorum. Çok özel bir anım, mutlaka vardır. Ancak şu an inan hatırlayamadım. Bunları yazarken utanıyorum. Ne var ki, durum bu. Umarım sevgili Oktay'ın ruhunu incitmiyorum. Herkes gibi ben de onu özlüyor, sevgi ve saygı ile anıyor, mekânının cennet olduğuna inanıyorum. Selam ve sevgiler._,_. Tansu ERÇELEBİ HASAN ESKİL Otobiyografimi kaleme aldığım KERPİÇ EVDEN GÖKDE- LEN e kitabımdan yaşanmış bir olay. Öyküdeki Orhan benim sınıf arkadaşımdı. Oktay ise bizden bir sınıf sonraydı. Kolej de yatılı okuyorduk. Okulla yatakhane binası arasında dört yüz, beş yüz metrelik bir mesafe vardı ve akşam mütalaasından sonra saat dokuzda topluca yatakhaneye gider, sabah altıda uyanır, yedi de okulun yemekhanesinde kahvaltıda olurduk. 125

127 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 126 Anlayacağınız gece dokuzdan sabah yediye kadar yatakhaneden çıkmamız yasaktı. Orhan ın okulda çok konuşulan bir macerası var: Oktay Özaydın la bir akşam yatakhaneden kaçıp basketbol maçına giderler. Maç Afyon dan bir takımla Konya Yolspor arasında bölge birincilik maçıdır. İkisi de Konya Yolspor da oynayan Tuluk u çok sevmekte ve bu maçı mutlaka izlemek istemektedirler. Yatakhanemizin bulunduğu Tuncer Apartmanı nın bir dairesinde yaşayan Müdürümüz Behzat Bey, bunları yatakhane binasından çıkarken görür ama kim olduklarını anlayamaz. Hemen gece bekçisi Ahmet Efendi ye seslenir ve yatakları kontrol edip kimlerin yatağında bulunmadığının tespitini ister. Bu durum yatakhanede müthiş bir hareketlilik yaratır ve arkadaşlar Ahmet Efendi yle köşe kapmaca oynayarak Orhan la Oktay ın yatağını doldururlar. Behzat Bey, yatak kontrolüyle sonuca ulaşamayınca sinirlenir ve yatakhane binasının önünde bekleyerek kaçakları yakalamaya karar verir. İki kafadar maçtan dönerlerken, uzaktan Behzat Bey in sokakta volta attığını görürler ve binaya arka balkonlardan birinden girmeye karar vererek hemen yan yola saparlar. Karanlıkta sessiz adımlarla binaya yaklaşırlar ama Behzat Bey in gözünden kaçamazlar. Behzat Bey binanın arkasına koşturur, onlar da balkona hamle ederler. Balkona tırmanırlarken, Behzat Bey köşeyi döner. Binanın arkası karanlıktır. Balkona tırmanan iki kişinin siluetini görür. Kaçmayın, sizi gördüm! diye seslenir. Bizimkiler kollarının olanca gücüyle bedenlerini balkona çekerler. Sol bacaklarını balkonun duvarına takarlar. Bir dakika sonra balkonda olacaklar ve kapıyı açan arkadaşlarının yardımıyla yataklarına gireceklerdir. Oktay içinden, Oh, yakalanmadık! diye dua ederken, yanından Orhan ın sesini duyar: Göremedin ki, göremedin ki! Gerçekten de Behzat Bey kaçakların kim olduğunu o ana kadar bilememiştir. Ondan sonrasındaysa arkadaşlarımızı disiplin kurulu beklemektedir ve günlerce ağızlara sakız olacaklardır. Hasan ESKİL

128 Hasan Eskil DERNEK VE VAKIF ÇALIŞMALARINDAN ARKADAŞLARI KUDRET FİKİRLİ (Konyalılar Derneği Başkanı ve İstanbul Konyalılar Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi.) OLMADI BE AĞABEY Oktay Ağabey i 1993 yılında İstanbul da Konyaspor adına bir gece yapmanın gayreti içerisinde debelenirken tanıma fırsatı buldum yılı Nisan ayında yapılan genel kurulda gıyabımda Konyaspor un yönetimine seçilmişim. Mustafa Dinç ise Konyaspor un İstanbul temsilcisiydi. Mustafa Dinç ile de bu vesile ile tanışıyorum. İstanbul dan Konyaspor a bir katkı yapalım düşüncesi ile bir gece yapmaya karar veriyoruz. Ama etrafta ciddi bir katkı sağlayacak Konyalı bulmakta zorlanıyoruz. Süleyman Temel, Nebi Zenginli, Nevzat Gündoğdu, Mustafa Yakar gibi hemşerilerimizle bu vesile ile tanışıyor ve gece yapmak için çaba gösteriyoruz. Ama destekler genelde yetersiz kalıyor. Zaman zaman Mustafa Yakar ın Kadıköy deki ofisinde toplantılar yapıyoruz. Bu toplantılara rahmetli Oktay Ağabey de katılıyor. Pek konuşmuyor ama konuştuğunda da mantıklı şeyler söylüyordu. O gecede ciddi bir bilet satışı ile katkıda bulundu. Konyaspor gecesini yüz akımızla tamamladık. 127

129 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 128 O dönemde kenarda kalan ve küskün olan ağabeylerimizi mevcut derneği canlandırma çalışmalarına sokma veya yeni dernek kurma çalışmalarımızın içerisinde oldu hep. Hiçbir zaman öne çıkma gibi bir çabası veya gayreti olmadı. Yeri geldiğinde konuştu. Rahmetli Bayram Camcı nın önderliğinde her ortamda katkı vermek için çabaladı. Kurulan dernekte başkan yardımcısı olarak görev aldı. Rahmetli Bayram Camcı nın başkanlığı bırakmasından sonra başkan olarak Konyalıya hizmet etmeye devam etti. Hep çabası ve arzusu, derneği kalıcı bir binaya sahip kılmaktı. Yeşilköy deki binanın arsasının ihale ile derneğimizde kaldığı dönemde kendisi tatilde idi, sonucu bildirdiğimizde çocuklar gibi sevinmişti. Arsa alındı ama içerisinde bir işgalci var ve çıkmıyor. Mahkeme tahliye kararı verdi ama yine de çıkmıyor. Ciddi emek harcadık. Tahliye gerçekleşti, proje ortaya çıktı ama inşaat yapacak kaynak yok. Kara kara düşünürken, Mustafa Birim in; aile olarak okul yaptırmak için ayırdıkları bir fon olduğunu, bunu inşaat için verebileceğini ama vakıf kurmak gerektiğini içeren sözlerini duyduğunda çocuklar gibi sevinçli ve heyecanlı idi. Vakıf fikri ortaya çıkınca, Osman Argıt kardeşimiz de Argıt ailesinin Ankara da üç dairesi olduğunu, bunları vakfa verebileceklerini söylemesiyle de iyice rahatlamıştı. Vakfı kurduk ve Başkanı oldu yılında Vakfı kurup inşaatla ilgili çalışmalara başladık ama işler öyle güllük gülistanlık değildi. Hep çözüm arayan, koşturan, hepimizden fazla üzülen de o idi. Bir ara bölgenin imar planı iptal edildi ve inşaat durdu. Yine Büyükşehir Belediyesi ile Bakırköy Belediyesi arasında ve para bulmak için Konya ya kadar uzanan git-gel ler Hep gidip gelen de yine Oktay ağabey. Çoğu zaman sağlığını ihmal ediyor ama inşaata gidip gelmeyi ihmal etmiyordu. Oktay ağabey çok kibar ve saygılı bir insandı. Vakıf için bir şey istemeye gittiğimizde rakam telaffuz ederken sıkılır; bir

130 Hasan Eskil türlü söyleyemezdi. Genellikle eleştirirdik sen isteyemiyorsun diye. Eski teşkilatçı olmasından dolayı kritik kararların alınacağı toplantılardan önce bizleri tek tek hazırlar, ikna eder, konuyu yönetime ondan sonra getirirdi. Ve de hiç sıkıntı çıkmadan kararlar oy birliği ile alınırdı. Her Çarşamba günü mutlaka inşaata gider ve orada inşaatı kontrol ederdi. Bu alışkanlığı inşaat bitip, bina kullanıma açıldıktan sonra da devam etti. O binayı çocuklarından biri gibi görürdü. İnşaatın borçlarını bitirdikten sonra arsasını almak için hazırlanmalıyız derdi. Ancak arsayı almak için kaynak oluşturacak vakti maalesef olmadı. Sanıyorum bizlere bıraktığı en büyük sorumluluk, o binanın yaşatılmasının yanında, arsasının da satın alınmasını sağlamaktır yılı Ağustos aylarında başlayan yol arkadaşlığımız sonlanana kadar (Bizler ona yol arkadaşı olmuştuk.) hiçbirimizi kırdığına, eleştirse bile haksız olduğuna şahit olmadım. Kırk yılı aşkın cemiyet hayatı içerisinde olan birisi olarak böyle fedakâr, saygılı ve kibar insanı çok az gördüm. Demek ki iyiler fazla yaşamıyor. Erken gittin be ağabey Hakkını helal et Nurlar için de yat Kudret FİKİRLİ MUSTAFA BİRİM (İstanbul Konyalılar Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı) Sevgili Başkanım, Seni o kadar ani kaybettik ki bir türlü inanamıyorum! Yıllar önce çok sevdiğim bir arkadaşımı kaybetmiştim. Kendisi üniversite yıllarından beri arkadaşımdı ve gerçekten çok severdim. Ama sevgisinin büyüklüğünü, bıraktığı boşluğu, ancak kaybettikten sonra anlayabilmiştim. 129

131 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Şimdi aynı duygular içerisindeyim. Seni hakikaten çok sevmişiz. Aynı zamanda, o çok güven veren yapınla hepimizi ne kadar rahatlattığını daha iyi anladık. Sevgili Başkanım, sosyal sorumluluk anlayışın toplumda ender insanlarda görülecek cinstendi. Her derneğin, vakfın, spor kulübünün, siyasetin v.b. hep içerisinde aktif olarak görev aldın. Elin daima taşın altındaydı. Maddi, manevi, gücünün yettiği noktaya kadar koştururdun. Lider kişiliğinle, pek çok zor işi ekip çalışmasıyla hallettirirdin. Yükün büyük kısmını üzerine alarak, ekibi çalışmaya ikna eder; devamlı kontrolü elden bırakmazdın. Demokrat kişiliğinle, sabrınla, müzakereci anlayışınla, başkanlığın dönemlerini hep yad edeceğim. Vakfın inşaatı sırasındaki emeklerini sonsuz şükran duygularımla ölünceye kadar taşıyacağım. Çok canının sıkıldığı anlarda, karşılıklı dertleşir; ertesi sabah hiçbir şey yokmuş gibi devam ederdik. İnşallah Konyalılar da bunun farkında olurlar. Mütedeyyin kişiliğinle, elinden geldiğince bütün ibadetlerini eksiksiz yapmaya çalışır, bunu asla belli etmezdin. Ayrıca yöneticilik yaptığın kurumlarda bunu asla kullanmak istemez ve bunu bir kural olarak tavsiye ederdin. Vatanını, kültürünü, hele hele Konya ve Konyalıyı çok sevdin. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne tam bağlı ve saygılıydın. Devletine ve milletine söz söyletmezdin. Dindardın ama bağnaz değildin. Bugünkü insanlara model olacak davranıştaydın. Almış olduğun eğitimlerle, zamanımızı gayet güzel yorumluyor, olayları ve olayların arkasını görebiliyordun. Çocukların ve eşinin her şeyiyle ilgili bir baba, aynı zamanda ailenin de lideri ve büyüğü olma vasıflarındaydın. Sevgili Başkanım, Hakk a yürüdüğün günden beri hep Fatihalarla anıyorum. Daima da anacağım. Biz senden razı olduk. Rabbimin huzurunda bunu dile getiriyor, Rabbimin de senden razı olmasını niyaz ediyorum. Nur içerisinde yat. Seni asla unutmayacağım. Şükran duygularımla... Mustafa BİRİM 130

132 Hasan Eskil OSMAN MURAT ARGIT (İstanbul Konyalılar Vakfı Yönetim Kurlu Üyesi) Ben kendimi bildim bileli yüzünden gülümsemesi eksik olmayan, babamın Konya tabiri ile öğürü dişçi Mustafa Ağabey i -kuzeni- vardı. Oktay Özaydın Ağabey ve ben 2. nesil kuzendik. Baba mesleğini seçmesi ile muayenehanesi ailenin, yakışıklı, muhabbetli ve adam gibi adam ı ziyaret ettiği, bir aile iletişim mekânı idi. Oktay Ağabey, İstanbul Konyalılar Derneği kurulurken babamın kurucu üye olmasını istemiş ancak babamın hasta olmasından dolayı Ağabeyim Ömer R. Argıt ı önermesiyle bizi dernekçiliğin içine sokmaya çalışmıştı. Ben ise yurt dışında eğitimimi sürdürmeye gitmiş ve 10 yıla yakın bir zaman memleketten uzak kalmıştım. Çocukluğumda hasta olarak gittiğim dişçi koltuğundan çok kaçmışlığım vardı Oktay ağabeyden. Ama 2001 yılında derneğe çağırdığında kaçamadım ondan. Ömer ya sen gel ya da Osman dedi. Ağabeyim de Osman ın memlekete tekrar alışması lazım, Dostluk ve arkadaşlıklarını tazelemesi lazım sen Osman ı al Ağabey diyerek beni elbirliği ile Konyalılar Derneğinin hizmetine başlattılar. İlk yönetim kurulu toplantısında yıllar sonra lisedeki Fizik Hocam İsmail Binicioğlu ile karşılaşmıştım. Hocam ve Oktay Ağabey ile aynı masada bulunmak bile beni bir anda 50 li yaşlara çıkartmıştı. Oktay ağabey sayesinde yeniden Konyalı olmuş ve birçok yeni ağabey, dost, arkadaş sahibi olmuştum. Bayram Camcı Başkanın Babamı ziyaret ettiği günlerden Av. Süleyman Temel e göz aşinalığım vardı. Yıllar içerisinde hem yoldaş, hem dost, hem de arkadaş olduk. Kitabın yazarı Hasan Eskil, Hafızım Av. Hikmet Deniz, Mustafa Birim, Adil Öngel, Sonay Gürgen, İsmail Öncel, Sefer Camcı, Bahri Özdinç, Halil Kasapoğlu, Av. Mehmet Ergen ve birlikte çalıştığım adlarını ve 131

133 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 132 meziyetlerini sayfalara sığdıramayacağım bu yönetim kurulu üyelerinin tamamını tanımamı Oktay Ağabeyime borçluyum. Her toplantımıza siyah ece ajandası ile gündemini yazıp gelen ve her toplantı öncesi o hafta ona gelen güzel hikâyeler ile bizleri ısındıran, hiçbir zaman somurtmayan, bazen celallense bile hatır kırmayan, yahu bir müsaade edin ile araya girip ne yapıp edip herkesi orta yolda buluşturan ve aslında kendi önerisini bu şekilde ikna ederek kabul ettiren lider kişilikli bir insandı. Hatta ailemiz içinde de birleştiren, kaynaştıran, sorun çözmeye çalışan, sevecen, koruyucu bir kişiliği vardı. Beyni başlı başına bir arşivdi sanki İsimler, meslekler, olaylar Yine kendisine alenen sövdürmeyi başarabilen tek yönetim kurulu üyesiyim diyebilirim. Bir toplantıda, ameliyat olacağı için, sonraki toplantıyı çarşamba günü yapamayacağını söyledi. Hepimiz donup kaldık. Başkan geçmiş olsun hayırdır? dedik. Yok yahu önemli değil, Katarakt ameliyatı olacağım dedi. (Aslında kendi başına gelen hiçbir şey onun için önemli değildi. Birkaç kez ağrılı olduğu durumlar dışında.) Ben de Süleyman Temel e döndüm, Gardaşım dün Oktay ağabeyim sana dolgu yaptı değil mi? Aç şu ağzını da görelim doğru dişini mi yaptı? Baksana adam kataraktmış dedim ki, Oktay ağabeyim ilk defa toplantıda bir yönetim kurulu üyesine sövdü. Kahkahalara boğulduk. Koyu Beşiktaş taraftarıydı. Bir seferinde Fenerbahçe Manisa ya yenilmiş, hiç üşenmeden çarşıdan mesir macunu alıp toplantıya getirmiş, Fenerbahçeli olan ben, Hasan Eskil, Mustafa Birim, Kudret Fikirli ve Hafız Hikmet Deniz ağabeylerime, Cimbomlu Adil Öngel ve Süleyman Temel in kahkahaları eşliğinde kaşık kaşık ikram etti. Güzel Adamdı vesselam Belki bulunduğu politik hayata, bulunduğu dernek hayatına ve sonra Vakıf hayatımıza çok katkıları olmuştur ama benim şahsımda da öğrettikleri ve katkıları olmuştur. Tahminimce yönetim kurulu arkadaş ve ağabeylerim dahi şahıslarına kattıkları konusunda beni teyit edeceklerdir.

134 Hasan Eskil Yardım onun diğer ismidir diyebilirim. Öylesine geniş ve onu seven bir kitlesi vardı ki her dostunun doğruca istenen her türlü işini halletmek için zaman harcardı. Bilhassa Konyalı talebeler için yapamayacağı yoktu. Her sabah aldığı torun resimlerini -benim çocuklara olan düşkünlüğüm nedeniyle- benimle paylaşması ve paylaşırken de gözümün önünden gitmeyen yüz ifadesiyle, Sen de torun gör Osman ım diyerek dua etmesini asla unutamayacağım. Vakfın kuruluşu ise yine onun kendisine verilen bilgileri betimlemesiyle oluştu. Biz Nadide ve Mustafa Rüştü Argıt evlatları bir vakıf kurup Konyalı öğrencileri okutmak istiyorduk. Hatta bu nedenle Ankara da bir bina inşa ettirdik. Yarısı bize ait olan bu binanın adını Mustafa Rüştü Argıt Vakıf Apartmanı diye koyduk. Kira gelirlerinden Konyalılar Derneği vasıtası ile her yıl öğrenci okutmakta; bize haberi gelen memleketin diğer illerinden başarılı 5 öğrenciye de kendimizden burs vermekteydik. Bunları anlatmıştık Oktay ağabeyime hatta bunu kurumsallaştırmak istiyoruz demiştik. Aynı zamanda Oktay ağabeyin arşivinde bu minvalden biraz daha geniş bir alanı KÜLTÜ- REL faaliyetleri de kapsayan fikirleri olan Mustafa Birim ve kardeşleri de varmış. Bizleri; Süleyman Temel, Kudret Fikirli, Hasan Eskil ve Oktay ağabeyim bu fikirle bir araya getirdiler. Niyet Allah rızası olunca da işler birer birer yoluna girmeye başladı. Yollar çamurlu ve dikenliydi, Oktay Ağabeyimin liderliğinde küçük sıyrıklarla Vakfımızı kurduk, binamızı ortaya çıkarttık. Salaha erdik demiştik ki; salaha erdiğimizin haberini alır almaz aniden bizlerden ayrıldı ve bizi yetim bıraktı. Yukarıdaki idare ve toplantı salonumuza ismini vermek istediğimizde, tüm emeklerine karşın mahcubiyetle bu önerimize karşı koyuşu bize karakter örneği idi. Beni bu işlere bulaştıran Oktay Ağabeyimden sonra onun emeklerini boş çıkartmamak için tek arzum; onun olduğu 133

135 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın günlerdeki gibi İstanbullu Konyalıları fikri, zihni, şekli ne olursa olsun, samimi olarak bir arada tutmak olacaktır. Konya mızdan zaten gurbete çıkan sayısı artık o kadar azaldı ki, İstanbul gibi bir dünya şehrinde kültürümüzün yüksekliği ve her dönemki çağdaşlığını bizim insanımız üzerinde, bakan herkesin göreceği şekilde (diğer illerin Dernekleri/Vakıfları gibi kalabalık ama boş değil) dolu, sıkı ve kaliteli tutarak göstermek olacaktır. Oktay Ağabeyim aramızdan ayrılalı bir yıl olmuş ama yarın arasam görüşecekmişim gibi Vakıf kapısından her girişimde yukarıda onu görecekmişim gibi Her andığımda hoş bir seda ve bakış bırakan ağabeyim, bizler de toprak olana kadar seni böyle anacağız, umarım bizlerde senin gibi tertemiz ve muhabbetle anılanlardan oluruz. Seni olabilecek en sağlam yere emanet ettik. Rahmet ve Minnetle anıyorum seni. Osman Murat ARGIT (Not: Osman, Oktay ı çok seven bir arkadaşımızdı. Yazısını geciktirince telefon etmek zorunda kaldım. Telefonumdan on gün sonra yukarıdaki yazıyı gönderdi. Yazı, aşağıdaki iletinin ekindeydi. İnsanın çaresiz kaldığı anları çok güzel betimleyen bu ilginç iletiyi de okuyucularımla paylaşmadan edemedim.) *** Bir yazı yazılamaz mı? YAZILAMAZ Çok sevmişsen nasıl hitap edeceğini bilemezsin. Hangi hitap onu karşılar bilemezsin. Hangisi daha yüceltir bilemezsin. Hangi günün ya da anının güzelliğinin onu anlatabileceğini bilemezsin. Hasan ağabey, geçen hazirandan beri onun hakkında yazmak için bilgisayarın karşısında kaç kez çaresiz kaldım bilemezsin. Umarım şimdi olmuştur. Yanaklarından öptüm. Osman Angıt 134

136 Hasan Eskil SÜLEYMAN TEMEL (İstanbul Konyalılar Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi) OKTAY ÖZAYDIN ANISINA... Sevgili ağabey, bizi ansızın ve beklenmedik şekilde bırakıp gidişine hâlâ inanmakta güçlük çekiyorum/çekiyoruz. Senin bizleri kuşatan, kucaklayan, bir ve diri tutan, her olduğun ortama hareket enerji ve heyecan getiren samimi ve sıcak tavırların, hiç kimseyi ötekileştirmeden herkesi insanca, dostça, eşit ve değerli gören ve kabullenen, insani tüm vasıfları bünyesinde toplayan, dürüst, açık sözlü, pratik ve çözüme odaklı tavır ve analizlerini, en önemlisi de hemen her gün yaptığımız telefon görüşmelerimizi, sesini duyduğumdaki mutluluğumu öyle özledim ki... Kadıköy, Altıyol dan inerken sizin işyerinize bakıp duyduğum heyecanı, Keşke vaktim olsa da şöyle bir uğrasam isteğimin yerine şimdi yüreğime bir yumrunun yerleştiğini ve o tarafa bakamadığımı nasıl söylesem bilmem ki?.. E-5 ten giderken Karacaahmet in yanında nasıl içimin yandığını, sana Fatiha okurken nasıl tarif edilemez duygular yaşadığımı, nasıl hâlâ inanmakta zorlandığımı nasıl anlatsam ki?.. Her bulunduğunuz ortamda, herkesin saygısını, sevgisini ve takdirini kazanmış birisi olarak, o ortama kattığınız heyecanı, dostluğu, sıcaklığı, sinerjiyi nasıl unuturum ki?.. Konyalıyı birleştiren, İstanbul daki Konyalıya en büyük eseri kazandırmaktaki dinmek bilmeyen çabanızı, birleştirici, bütünleştirici gücünüzü, en küçük köy derneğinin en ücra köşesinde dahi olsa en küçük faaliyetine koşarak gitme iradenizi ve enerjinizi kim görmezden gelebilir ki?.. Çocuklarınızdan bahsederken gözünüzün parlamasını, torununuzu anlatırken coşkulu heyecan ve mutluluğunuzu, Beşiktaş'ı Kadıköy'e getiren emeğinizi, her Beşiktaş maçının, her Konya maçının sizin içinizde yarattığı kasırgayı ve heyecanı kim yaşayabilir ki?.. 135

137 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Hayatımda en çok değer verdiğim ve saygı duyduğum insanlardan biri olarak, örnek aldığım dürüstlüğünüzü, açık sözlülüğünüzü, samimiliğinizi, sıcaklığınızı, coşkunuzu, aydınlığınızı, şeffaflığınızı, heyecanınızı, tüm kutsallara bağlılığınızı, kısaca harika kişiliğinizi kimde bulabilirim ki?.. Kısacası ağabey seni öyle özledim ki... Çoğu zaman aklıma, gönlüme, gözüme takılıyor gitmiyorsun, inanamıyorum sanki hâlâ şaka gibi... Her geçen gün hasretin büyüyor, her geçen gün içimiz soğuyacağına daha da yanıyor, her geçen gün yokluğunuz daha da çok hissediliyor, her geçen gün özlem artıyor, büyüyor Siz hayattayken hiç ölmeyecek gibi güçlü ve coşkulu yaşarken, birdenbire erkenden gelen ölümü size bir türlü konduramıyorum ağabey. Sözün özü meğer sizi ne çok seviyormuşum ağabey. Size kendi adıma söz veriyorum, yarattığınız eseri en iyi ve size en layık şekilde devam ettireceğim/ettireceğiz Sakın endişe etme, sakın gözün arkada kalmasın... Ruhun Şad, Mekânın Cennet olsun ÖKSÜZ KALDIK Altı aya vardı neredeyse sensizliğimiz Altı aydır yetimiz, altı aydır öksüzüz, altı aydır mağduruz, altı aydır sessiziz. Özlem azalacağına artar durur sürekli. Sizsizlik asla yok olmuyor, sessizlik hakim içimizde. Hala sanki bir gün çıkıp gelecekmişsiniz gibi, gülerek, coşkuyla, heyecanla, sevgiyle, dostlukla, mutlulukla, gururla, onurlu duruşunuzla, kucaklayışınızla, insan sevginizin doruğuyla sanki hala geleceksiniz gibi... Bu kabullenememek mi, yoksa dinmeyen özlem mi? Siz olmadan toplantılarımız sessiz, sizsiz toplanıyoruz verimsiz, sizsiz toplansak da keyifsiz. Bir veda bile edemedik, öyle güçlü, öyle hırslı, öyle coşkulu yaşardınız ki Ölüm kelimesini bırakınız size yakıştırmak, semtinizde bile göremezdik ama siz her zamanki gibi bizi yine şaşırttınız. Her zaman şaşırtır, sevindirirdiniz ama bu sefer üzdünüz Erkenden, habersizce, aniden, zamansız, haksız,

138 Hasan Eskil sırasız gittiniz. Oysa daha Vodafone Arena da maça gidecektiniz. Oysa daha Vakıf binamızın borcunun bitişini kutlayacaktık. Oysa birlikte Konya ya gidecektik. Oysa birlikte Konyaspor maçına gidecektik, birlikte yemek yiyecektik, sohbet edecektik, dostluğun zirvesini kutlayacaktık. Daha neler yapacaktık neler Siz herkesin her derdine yetişecektiniz, herkesi kucaklayacaktınız, herkese köprü olacaktınız, yeri geldiğinde herkesi yatıştıracak, sonra da birleştirecektiniz. Biz de her zamanki gibi sizinle gururlanacaktık. Yirmi yıla varan dostluk, kardeşlik keşke bir yirmi yıl daha sürseydi... Doymadık, doyamadık Anılarla, anılarda kaldık birdenbire, ansızın, aniden. Artık siz yoksunuz, biz yoksunuz bu âlemde. Ama gönüllerimizde, kalbimizde her daim varsınız Çoksunuz Bağrımız yanıyor ve her geçen gün acımız artıyor ama eminiz ki tertemiz gönlünüzle, vicdanlı, imanlı göğsünüzle Allah ın sevgili kulusunuz En mutena yerdesiniz Bu da bizim tesellimiz. Gözünüz arkada kalmasın Öksüz kaldık ama sizi mutlu etmek için açtığınız yoldan, izinizden yürüyerek, yaptıklarınızı koruyarak ve yaşatarak adınızı da yaşatacağız. Mekânınız cennet olsun Süleyman TEMEL ADİL ÖNGEL (Konyalılar Derneği eski Yönetim Kurulu Üyesi) Oktay Ağabey, Biliyor musun? Son olarak kiraya verdiğimiz otoparkımız çalışıyor. Borçlarımız eridi, bitti sayılır. Binamız başı dik, gururla bakıyor Yeşilköy e. İnen kalkan uçakları selamlıyor. Sana ve binaya emeği geçen senin ekibine teşekkür ediyor. 137

139 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 138 Sen olmasan olur muydu? bilmiyorum ama sen bizim işimizi hep kolaylaştırdın. Ne güzel bir ekip olmuştuk. Temelinde çatısında, el ele gönül gönüle Herkes bir taş, bir tuğla, bir kürek harç koyarak bu günlere getirdik. Zaman zaman kırgınlıklar, zaman zaman kızgınlıklar yaşadık. Benim isyanlarım oldu, başkalarının da olmuştur belki. Kimi küstü, kimi sitem etti. Herkesle ayrı ayrı kulis yaptın, hepsini sakinleştirdin, sivrilikleri düzelttin. Kimseye belli etmeden ortamı yumuşattın. Uzlaşmacı tutumunla, siyasetçi kimliğinle, ağabeylik otoritenle bizi hep bir arada tuttun. Evinle, ailenle belki bu kadar ilgilenmedin. Evet, vakıf bitti Ağabey. Her şey çok güzel oldu. Ama vakıf öksüz kaldı. Uzun bir süre ayaklarım gitmedi. Binaya her gidişimde gözlerim seni arıyor. Değerli arkadaşlarım ile başlayan sözcüklerine Her toplantıda gerekli gereksiz spor sohbetlerine Fenerlilere takılmalarına Hasan Ağabey i tavlada yendiğin zamanki neşene Biliyor musun? hasret kaldık. Artık Kadıköy de akşam güneşini Ayasofya nın üzerinden batıramayacağız. Kadıköy çatı toplantılarımızı, yemeklerimizi güzel birer anı olarak hep hatırlayacağım. Seni çok özleyeceğim, sen hep bizim başkanımız olarak kalacaksın Adil ÖNGEL

140 Hasan Eskil HİKMET DENİZ (Konyalılar Derneği Başkan Yardımcısı) Sevgili Oktay ım, Onu birkaç satır ile anlatmamız mümkün değil fakat onun için kısaca şöyle diyebiliriz Arkadaşlığı ve fedakârlığı sonsuz, vefalı, hoşgörü sahibi, neşeli, cana yakın, üzgün havayı çabucak dağıtmayı başarırdı Oktay Başkanım. İnsanların kötü yönlerini görmeye çalışmaz, olduğu gibi kabul ederdi Sabırlı ve sözüne sadıktı. Zeki ve çok çalışkan bir adamdı. Yönetim kurulu toplantılarımıza güzellik katardı. Herkesten evvel gelir en son o ayrılırdı. Hepimizi ikna eder, birlikte güzel kararlara imza atardık. Tam bir Konya, Konyaspor sevdalısıydı. Spora, bilhassa futbola düşkündü. Konya Beşiktaşlı, Kadıköy Beşiktaşlılar Derneği kurucusuydu ve başkanlığını uzun seneler yapmıştı yılında fakültede öğrenci iken kardeşi Kutay ve Konyalı arkadaşları ile İzmit e Kocaelispor-Konyaspor maçına gelerek futbolculara, takımımıza moral vermişlerdi. Maçı da 2-1 kazanmıştık. 40 sene sonra Çanakkale ye Çanakkalespor-Konyaspor maçına Oktay, Adil ve oğlu Cihan ve Mustafa Dinç ile birlikte gittik. Maçımızı da 2-1 gibi uğurlu bir skorla kazanmıştık. İstanbul daki tüm Konyaspor maçlarına yönetim kurulu olarak giderdik. Hatta kaldıkları otellerde ziyaret ederdik. İyi bir eş ve babaydı. Çocuklarına en güzel düğünleri yapmıştı. İyi bir dede de olmuştu. Ömrü kısa oldu, torununu doyasıya sevemedi. Hayatımda iz bırakan nadir insanlardan biri olarak kalacaktır. Gülen çehresini hala unutamadım. Cenabı Allah ım gani gani rahmet eylesin. Hikmet DENİZ BAHRİ ÖZDİNÇ (Konyalılar Derneği eski Yönetim Kurulu Üyesi ve Karapınarlılar Derneği Başkanı) İstanbul daki Karapınarlılar olarak 1998 yılında İstanbul Karapınarlılar Derneği ni kurduk. İlk yönetim kurulumuz, açılışımızı zorlu bir kuruluş sürecinin ardından bir kuruluş gecesi 139

141 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın ile taçlandırmak istedi. Böylelikle hem yakın çevremizi hem de Karapınarlıları bir araya getirerek üye sayımızı da artırmayı düşünüyorduk. Bunun için çalışmalara başladık. Nihayetinde Yeşilköy Beşiktaş Jimnastik Kulübü Spor Tesisleri ni böyle bir gece için uygun gördük. Kuruluş gecemize Karapınar Kaymakamı, Belediye Başkanı ve kurum temsilcileri, siyasi parti temsilcileri davet edildi. Bu süre zarfında Konyalılar Derneği çalışmalarını da duymuştum. Ama herhangi birileriyle tanışma fırsatım olmamıştı. O sırada, bir arkadaş vesilesi ile Konyalılar Derneği nin Marmara tesislerinde düzenlediği bir toplantıya katıldım ve yöneticileriyle ayaküstü konuşma fırsatım oldu. Konyalılar Derneği başkanımızı da kuruluş gecemize davet ettim. Toplantımıza sevgili Oktay Bey eşi ile birlikte katılarak bizleri onurlandırmıştı. Aslında Konyalılar Derneği ni fiilen tanımam Oktay Bey i tanımakla olmuştu. Beyefendi duruşu bizi çok etkilemişti. Sonrası; aradan çok geçmeden, yine Oktay Bey arayarak Konyalılar Derneği nin yönetiminde görev almak isteyip istemediğimi sordu. İstanbul daki Konyalıları temsil eden bir dernekte görev almak benim için onurdur, olur dedim. Ve böylelikle Konyalılar Derneği ve İstanbul Konyalılar Vakıf ındaki çalışmalarımız bugünlere kadar sürdü. Yıllar içinde derneğimiz ve vakfımız çok değerli çalışmalar yaptı. Düzenli yapılan seminer ve konuşmalar, kültür gezileri, öğrencilerimize sunduğumuz destekler ve en önemlisi dernek ve vakıf merkez binamızın inşaası Tüm bu çalışmalarda, benim de çorbada tuzum olduysa, ne mutlu bana. Ayrıca başta Bayram Bey ve Oktay Bey olmak kaydı ile birçok Konya sevdalılarıyla tanış olmak benim için en büyük gurur diyorum. Saygılarımla 140 KONYA NIN, KONYALININ AĞABEYİYDİ Konya nın ağabeyi Oktay Özaydın aramızdan ayrıldı. Onu ölümsüzlüğe uğurladık. Eksikliğini, ağabeyliğini yakıcı bir şekilde hissediyoruz.

142 Hasan Eskil Yazıların en zor olanı, gidenlerin arkasından yazmaktır. Hele sevdiğiniz biri ise yazmak daha da zorlaşıyor. Aslında, Oktay Özaydın ı yitirmedik, Konya Oktay Özaydın ı kaybetti. Oktay Özaydın ı 1998 senesinde İstkarder in (İstanbul Karapınarlılar Derneği) kuruluşundan beri tanırım. Oktay Özaydın, bu ülkenin yetiştirdiği ender insanlardan biriydi. Onun, doğruluk ve iyilik yolunda yürüme kararlılığını tarif edecek sözcükleri bulmak çok zor. Bütün engel ve zorlukların yarış halinde olması pek az insanı daha çok motive eder. Oktay Özaydın ın hayata olumlu bakışı, tavizsiz doğruluk ve ahlak anlayışı, bütün sıkıntılara âdeta Hoş geldin diyen, yüzünden eksilmeyen tebessümü hiç bir zaman unutulmayacak. Biliyorum, her ölüm aslında erken ölümdür. Ancak şunu da biliyorum ki Konya nın Oktay Özaydın a bugünlerde daha çok ihtiyacı vardı. Allah rahmet etsin. Mekânı cennet olsun. Seyyiatları hasenata dönüşsün. Allah evlatlarına, aile fertlerine, dostlarına, sevenlerine ve bütün Konyalı hemşerilerime sabırlar versin. Bahri ÖZDİNÇ HALİL KASAPOĞLU (Konyalılar Derneği Eski Yönetim Kurulu Üyesi) Oktay Özaydın Ağabey, Yaşı benden büyük olduğu için ağabey değil sadece. İnsanların kardeşlerini seçme şansı yok belki ama ağabeylerini seçebilirler. İşte, o benim biyolojik ağabeylerimden hiçbir farkı olmayan canım ağabeyim. Gerçekten geç buldum erken kaybettim. İlk kez derneğimize kayıt olduğum 2002 yılında tanıdım. Ondan sonra hiç kopmadım. Zaten kopmamıza fırsat vermeyen samimi, vefalı, sevecen, mütevazı bir ağabey, arkadaş, başkan, lider Ne derseniz, iyi olan, her türlü övgüye değer bir insan. 141

143 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Vakfımızın inşaatı dönemlerinde fırsat buldukça yanına giderdim. Bilhassa Çarşamba günleri mutlaka orada olurdu. Bu alışkanlığı her zaman devam etti. Bir gün beni yanına çağırıp söylediği şu sözlerini hiç unutamam: Bundan böyle burası sana emanet, buranın müdürü sensin, benden başka karışanın yok, sorumlu olduğun kişi yok, en küçük bir probleminde ben varım. Bu teklifimi düşünme ve reddetme şansın yok. Bu sözlerinden sonra hayırlı olsun diye yanaklarımdan öpmesi hayatım boyunca aklımda kalacak. Kısmen de olsa bayrağı devir almıştım. Ona ve diğer arkadaşlara mahcup olmamam gerekirdi. O gün bugün karakterimin gereğini yerine getirmeye çalışıyorum. Çarşamba günlerini dört gözle bekliyordum. Hasan Ağabey i de alıp gelecek, tavla oynayacaklar, beraber olup Hasan Ağabey i kızdıracağız. Yemek yiyeceğiz, fıkralar anlatacağız. Neler neler Çok özlüyorum. Şimdi ise burada sanki terk edilmiş gibi bir sessizliğe büründük. Onun yerini doldurmak mümkün olmayacak. Oktay ağabey; bizlere yaşatabileceğin yegâne üzüntüyü yaşattın. Erkenden sessiz sedasız cennete uçup gittin. Allah'ın emriydi şüphesiz ancak bizler hazır değildik bu vedaya. Canım ağabeyim nur içinde yat, mekanın cennet olsun, seni hiç bir zaman unutmayacağız. Halil KASAPOĞLU UĞUR KOÇAK (Konyalılar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi) 142 OKTAY BEY LE BERABERKEN Kendisi ile tanışmam yıllarında oldu. O yıllarda Konyalılar Derneği ve Konyalılar Vakfı hakkında çok bilgim olduğu söylenemezdi. Sevgili Adil Öngel vasıtası ile derneğimize üye oldum ve o yıl dernek yönetim kuruluna seçildim. Oktay Bey i ilk defa orada tanıdım. Dernek binası Kadıköy de bir binanın ikinci katı ve küçücük bir odadan ibaretti. Konya-

144 Hasan Eskil lılar Derneği genel kurulu ve yönetim seçimi yapılıyor, toplasak kişiyiz. O gün, Sevgili başkanımız Hasan Bey ve Vakıf başkanımız Rahmetli Oktay Bey ile sohbet etme ve birbirimizi yakinen tanıma imkânını yakalıyorum. Konya da doğmuş olmama rağmen hiç Konya da yaşamadım. Konyalı tanıdığım da bu bakımdan sınırlı. Eşim, Hasan Bey ve Oktay Bey gibi Konya Maarif Koleji mezunu olduğu için zannederim o gün aramızda daha bir yakınlık doğdu. Sevgili başkanımız Hasan Bey ve Rahmetli Oktay Bey, Uğurcuğum (nezaketinden herkese hep böyle hitap ederdi) derneğimiz ve vakfımız seneye Yeşilköy de kendi binasına taşınacak... Sen de Florya da oturuyorsun, sana çok ihtiyacımız olacak, seni yönetime almak istiyoruz dediler. Ben de memnun olacağımı ve elimden geleni yapacağımı söylemiştim. O günler çok sıkıntılı günlerdi. Hem yapılacak iş çoktu, hem de maddi sıkıntı vardı. İnşaat son safhasına gelmiş para bitmişti. Her hafta Çarşamba günleri toplantılar yapıyorduk. Rahmetli bize, TL verecek 100 yiğit Konyalı lazım derdi. Gayretleri ile çok daha fazlasını bulduğuna şahit olduk. Dernek ve Vakıf çalışmalarında emeği hiçbir zaman unutulmayacaktır. Bir diğer anım ise şöyle: Ben ondan önce dede olmuştum. Beni tebrik ederken kendisinin de dede olmayı çok arzuladığını dile getirmişti. Aylar sonra dede olduğunda, çok mutlu olduğunu, hatta birkaç ay sonra ikinci dedelik müjdesini aldığında; sen benden önce dede oldun ama ben senden önce ikinci kez dede oluyorum diye bana takılmıştı. Çok kısa zamanda birbirimizi çok iyi anlamıştık. Aramızda ağabey kardeş ilişkisi doğmuştu. Kendisini dernek ve vakıf için yaptıklarından dolayı minnetle anıyorum. Allah ondan razı olsun. Bu camia Oktay Başkanı hep minnet ve şükranla anacaktır. OKTAY BEY LE BİR GÜNÜM Günlerden 24 Kasım 2013 Pazar sabahı. Haftalardır planladığımız, bir kısım Konyalılar derneği üyeleri ve yöneticilerinin eşleri ile katıldığı İSTANBUL DAKİ MİMAR SİNAN CAMİ- 143

145 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın LERİ turumuza başlıyoruz. Her türlü hazırlık ve organizasyon Oktay Bey tarafından hazırlanmış, saat gibi tıkır tıkır işliyor. Oktay beyi rahmetle anarken, bu turda beraber yaşadığımız birkaç olayı ve gezdiğimiz beş camiyi yazarak kendisini bir kez daha rahmetle anmış olalım. Otobüsümüz, rehberimiz hazır. Bir kısım katılımcı Kadıköy den, diğer kısmımız Yeşilköy dernek binası önünden katılarak turumuza başlıyoruz. Kılıç Ali Paşa Camii ve külliyelerinin maketi 144 İlk ziyaretimiz Tophane semtindeki Kaptan ı Derya KILIÇ ALİ PAŞA CAMİİ. Rehberimizin anlattıklarını dikkatle dinleyerek ecdadımıza ve onun yetiştirdiği Mimar Sinan a hayranlığımız bir kat daha arttı. Ecdadımız sadece cami değil yanında medresesini, hamamını, şadırvanını ve diğer eserleri bir bütün olarak yapmış. Camiye ait ve Yine Mimar Sinan ın yaptığı tarihi hamamın bir gayrimüslim aile tarafından işletildiğini öğrendiğimizde Oktay Bey yanıma gelerek, vakıf olayının ne kadar önemli olduğunu, yeni nesil olarak ecdadımızın mirasına sahip çıkamadığımızı anlatarak, Konya vakfımızın önemini ve Konya vakfımıza hepimizin sahip çıkmasının gerekliliğini bir kere daha anladığını söylemişti.

146 Hasan Eskil İkinci ziyaret durağımız Mimar Sinan ın eserlerinden, Eminönü ndeki çinileri ile dünyaca ünlü RÜSTEM PAŞA CAMİİ. Rüstem Paşa Camiinin, Beş vakit namazı sembolize eden çiniden yapılmış beş vazolu mihrabı... Üçüncü durağımız muhteşem SÜLEYMANİYE CAMİİ ve Mimar Sinan türbesi. Süleymaniye Camii 145

147 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Mimar Sinan ın türbesi 146 Şehzadepaşa camii

148 Hasan Eskil Mihrimahsultan camii Rahmetli Oktay başkanımız ve tura katılanlar Süleymaniye Camii önünde Bütün bu yazdıklarım başkalarını çok ilgilendirmeyebilir, ancak bu günü yaşamış olmanın hazzını şimdi daha iyi anlıyorum. Çünkü bu günü organize eden rahmetli Oktay Bey e o 147

149 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın günde çok teşekkür etmiştim, bugünde çok teşekkür ediyorum. 60 yıldır İstanbul da yaşamama rağmen ne Kılıç Ali paşa camisini, ne Rüstem paşa camisini, ne Mihrimah Sultan camisini görmüştüm. Nerede olduklarını bile bilmiyordum. Bunların hepsini Oktay Bey in sayesinde görmüş oldum. Ogün, her cami ziyaretimde geçmişimize Fatiha okuma fırsatı yakalamıştım. Şimdi Rahmetli Oktay Ağabey ime rahmetler okuyorum. Turumuzu bitirdik. Servis herkesi aldığı noktaya bırakacak. Sahilden Yeşilköy e gidiyoruz. Trafik berbat. Oktay beyler bizden sonra Kadıköy e gidecekler. Tam Kazlıçeşme den geçerken, Ben burada ineceğim ve ilk defa Marmaray a bineceğim diyerek Marmaray-Kazlıçeşme istasyonunda arkadaşları ile indiler. Ertesi gün beni görür görmez, Uğurcuğum iyi ki Marmaray ile gitmişiz, en az 3 saat kazandık. Siz evinize gitmeden biz evimizde idik diyerek gülüşmüştük. Kendisini rahmetle anıyor, geride kalanlara sabırlar diliyorum. Uğur KOÇAK ABDULLAH BALON (Konyalılar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi) 148 DEĞERLİ BAŞKANIMIZ, OKTAY AĞABEYİMİZ... Biz 1995 Yılından beri tanışıyoruz. Asıl dostluğumuz ve arkadaşlığımız 1999 yılında Hadim ve Köyleri Kültür Dayanışma Derneği ni kurmamla başladı. 10 yıl bu derneğin başkanlığını yaptım. Bu arada Konyalılar derneğinde de yönetim kurulu üyesi olarak devam ettim ve hâlâ devam ediyorum. Bunun en büyük sebebi Oktay ağabeye olan sevgimdir yılında Yeşilyurt ta Konyalılar Derneği'nin Belediyeden kiraladığı arsa nedeniyle ilişkilerimiz bir kat daha arttı. Arsa içindeki kiracıyı çıkarabilmek için verdiği uğraşı en iyi bilenlerden birisiyim. Evimin ve işyerimin yakınlığı nedeniyle her gün sevinç ve mutlulukla arsaya uğruyordum. Beni dışarıdan

150 Hasan Eskil tanıyan arkadaşlar, Yeşilköy'e inşaat yaptırdığımı zannediyorlardı. Şimdiye kadar Oktay ağabeye hiç bir iş için hayır demedim. Çünkü diyemiyordum. Üslubu ve yakınlığı nedeniyle her zaman onunla çalışmak için elimden geleni yapıyordum. Bir akşam saat sıralarında beni aradı. İnşaat alanına makine gelecekti. Gece 1.30 sıralarında makine geldi ve inşaata indirdik. Onunla ilgili o kadar çok anımız var ki Mobilyalar için heyet olarak Konya'ya gittik. İşlerimizi bitirdikten sonra sizleri Hadim'e götürüyorum dedim. Oktay Ağabey i ve Adil Öngel'i yanıma aldım. Bir saate varırız dedim. Ne yazık ki bizim Hadim yolunda çalışma varmış, köylerden dolaşmak zorunda kaldık. Gitmiş olduğumuz köy yolunu ben de fazla bilmiyordum. Köylülere yolu soruyoruz, Şu dağın arkası hemen Hadim diyorlar. Bir tepeyi iniyoruz, karşımıza ikinci tepe çıkıyor. İki saatte Aladağ Mevkiinden Yağcı Köyü ne indik. Yoldayken köy muhtarını arayıp Oktay ağabey ve Adil Bey için üç kasa üzüm hazırlamalarını istemiştim. Vardığımız zaman köydeki sevinci ve üzümleri görünce mutluluktan meşakkatli yolculuğu unuttular. Caminin önünde sohbet sırasında, Şu üzümleri imamın suyunda sulayalım diye konuşup gülüşürken, ağaçların arasından imam çıktı geldi. Sevgi dolu sohbetten sonra yolumuza devam ettik. Hadim'e 40 Km daha yolumuz var. Sonra Abdullah Balon'un İlçesine ve kiraz bahçesine vardık. Eniştem ve Ablamla sohbet ederek Hadim'in içinde bir tur attık. Hadimi Hazretlerinin türbesini ziyaret ettik. Asıl konu benim Oktay ağabey ve Adil Bey'i Konya'ya göndermem oldu. Ben götürsem Hadim de kalamayacağım. Bana kızmayın dedim ve onları yeğenimle Konya'ya gönderdim. Akşam uçağına yetişecekler. Geldiğimiz yollardan göndersem uçağı kaçıracaklar. Hadim Belediye Başkanını aradım ve yolun açılmasını rica ettim. O da yolu açtırdı. Öylelikle ikisini Konya'ya gönderdim. İkisine de en güzelinden birer kasa üzüm hediye ettim. Zor da olsa uçakla İstanbul'a evlerine 149

151 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın götürmeleri kısmet oldu. Ne zaman bir konu olsa güler yüzüyle, Hadim'e bir saatte varırız, dedi üç saatte zor vardık diye sevgiyle takılırdı. Ne mutlu ki Oktay ağabeyimizi Hadim'e götürmek kısmet oldu. Sık sık telefonda görüşürdük. Saygı ve sevgisini çok farklı bir üslupla gösterirdi. Onu her zaman saygı ve sevgiyle anacağım te sevdiğim ve saydığım iki değerli insanı, Oktay Ağabey i ve eniştemi kaybetmenin derin üzüntüsü ve yalnızlığını yaşadım. En son, İstanbul da Mimar Sinan'ın eseri olan camileri gezdik. O kadar canlı ve hayat dolu idi ki... Sevgili ağabeyimiz, seni kelimelere sığdırmak mümkün değil. İyi ki seni tanıdık ve beraber gezme fırsatımız oldu. Abdullah BALON (Not: 10 yıl Hadim ve Köyleri Kültür Dayanışma Derneği Başkanlığı yaptım. Şu an hala Konyalılar Derneği nde Yönetim Kurulu Üyesiyim.) KAYHAN SELEK (Bozkır Derneği Kurucu ve Onur Kurulu Başkanı) 150 Altın çağındaydın, yapılacak çok işin vardı Nur içinde yat kardeşim. Oktay kardeşimle, Bayram Camcı ile birlikte Konyalılar Derneği nde bir araya gelmiştik. Bütün İlçe deneklerini bir arada toplamak, birlik içinde çalışmalarımızı sağlamak amacı ile. Zaten gerek Konyalılar Derneği ve gerekse Ereğli Derneği, Ilgın Derneği, Taşkent Derneği gibi Konya yı ilgilendiren bütün sosyal kuruluşlarda yer almıştık. Bayram Camcı nın aramızdan ayrılmasından sonra, Konyalılar Derneği gibi güç bir derneğin Başkanlığını Oktay yüklendi. Onunla birlikte Konyalılar Derneği ne ayrı bir misyon gelmişti. Dernek mensuplarının ve derneğin bakış açısı ve

152 Hasan Eskil ufku genişledi. Bütün dernekler, Konyalılar Derneği nin yönetim kurulunda görev aldılar. Ben Bozkır Derneği ni yönetmekte idim. Dernek te Konya derneklerinin hepsinin katkısı oldu. Dernekler rekabetten kurtulup, birlikte bir güç haline geldi. Oktay, kendisine açılan ve iletilen hiçbir konuyu hafife almazdı. Konuyu kendisine anlattığınız zaman, o güzel gözlerini dikkatlice açar, anladığını size ihsas eder, sonra hemen aktiviteye geçerdi. Bir olaya olumsuz gözle baktığını hatırlamıyorum Onun bu karakteri olmasa, onun eliyle yaptığı birçok şey gerçekleşemezdi. Sonra Konyalılar Vakfı, başlangıçta ufacık bir fikir iken, Oktay ve arkadaşlarının gayret ve basiretleri sayesinde, Türkiye üstünde saygın, ilkeli ve etkili bir vakıf meydana geldi. Başta nur içinde yatsın Oktay Özaydın olmak üzere, emeği geçen bütün kardeşlerime minnet ve şükranlarımı bu vesile ile sunuyorum. Altın döneminde, aramızdan erken ayrılışı; hem ülkemiz, hem Konya mız için büyük bir kayıp, hem de biz arkadaşları için de derin bir üzüntü yaratmıştır. Daha çok işin vardı. Seni unutmayacağız. Nur içinde yat kardeşim. Av. Kayhan SELEK MUSTAFA DİNÇ (Konyalılar Derneği ve Konya İli ve İlçeleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği eski Yönetim Kurulu Üyesi) Rahmetli Oktay ağabeyimle tanışmam lı yıllarda, Konyaspor Yönetim Kurulu üyesi ve İstanbul temsilcisi olduğum dönemde olmuştur. Konya İli ve İlçeleri Sosyal Yardımlaşma Derneği tarafından Kadıköy de Konyalı Hemşerilerimize verilen bir yemekte, Dernek Başkanı Nebi Zenginli beni rahmetli Oktay Ağabey le tanıştırdı. 151

153 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 152 O günden sonra arkadaşlığımız artarak devam etti. Gerek Konyalılar ve Konya İli ve İlçeleri Sosyal Yardımlaşma derneklerinin birleşmelerinde, gerekse kendisinin başkanlığındaki yönetimler de görev aldım yılında, şahsımla ilgili maddi ve manevi sebeplerden dolayı dernek yönetiminden ayrılmama rağmen, Oktay Ağabey beni yine de 1. yedek üye konumunda tutarak, dernekte yer almamı, adımım kararlarda geçmesini sağlamıştır. Kendisiyle Konya da, İstanbul da, Çanakkale de sayısız Konyaspor maçlarına gittik. Derneğimizin burs verdiği öğrencileri otobüslerle Konyaspor maçlarına götürürken, Kadıköy e mutlaka uğrayıp kendisini görmeden gidemezdim. Her Kadıköy e gidişimde muayenehanesine uğrardım. Bir müddet gidemezsem veya aramazsam o beni arar, Mustafa m sıkıntın mı var? diye, sıkıntımın olup olmadığını sorardı. Muayenehanesine gittiğimde sekreteri Nuriye Hanım a, Çayımızı koy, Mustafa mla karşılıklı içelim derdi. Başlardık sohbete. Sohbetlerimizde her konu mevcuttu. Konyaspor, dernek, vakıf, derken zamanın nasıl geçtiğini anlayamazdık. Dernek için, vakıf için yaptıklarını, yapacaklarını anlatırken gözlerindeki heyecanlı parıltıyı ömrüm boyunca unutamam... Ayrıca vakıf binasının yapımında gösterdiği özveriyi ve gayreti hiçbir insan unutamaz. Oktay ağabey bir insanlık timsali gibiydi. Asla insanları kırmak istemez, kırmazdı. Her konuda çözüm bulmak, problemleri aşma konusunda yardımcı olmak için elinden gelenin fazlasını yapardı. Bana da çok iyiliği olmuştu, yol göstericimdi. Allah ondan kat kat razı olsun, bu sayede çok dua almıştır. Öyle bir insandı ki gurur, kibir yoktu. Hiçbir şeyi kendi hanesine yazmaz, Ben yaptım demez, Biz yaptık, hep beraber yaptık derdi. Rahmetlide gördüğüm en büyük özelliklerden biri de asla dedikodu yapmamasıydı. Tanıştıktan bir süre sonra oğlumun sünnet düğününe çağırmıştım, gelememişti. Ertesi gün sabah erkenden Erenköy deki işyerime Hayırlı Olsun a gelmesi bende derin iz bırakmıştı. İşte o zaman çok iyi bir ağabeyle sağlam bir arkadaşlık yapacağımı anladım. Fakat erken ama çok erken kaybettim. Allah rahmet eylesin, kendisi ayrıca aile doktorumuzdu. Diş sağlığı problemlerimizi hep onunla çözerdik. Vefatından

154 Hasan Eskil sonra eşim ve kızım bana soruyorlar; Oktay Ağabey yok kime gideceğiz diye. Cevap veremem, gözlerim dolar. Evet, Oktay ağabey yok ve biz kime gideceğiz? Kendisi ile önemli anılarımdan birini anlatmadan geçemeyeceğim; bundan yaklaşık üç-dört sene önce dişlerimdeki problemden dolayı kendisine gittiğimde, bana, Sana öyle tam bir damaklık yapacağım ki ve öyle bir diş olacak ki ömrün boyunca beni hatırlayacaksın dedi. Bu düşüncesini beraber çalıştığı meslektaşlarına da aktarmış ve özel özen gösterilmesini, bana söz verdiğini söylemiş. Bunları bana anlattığında gözlerim doldu, eline sarılıp kendisine teşekkür ettim. Hepimiz insanız, zaman içinde bir gaflete kapılıp sevdiklerimizi unutabiliriz ama bu benim için mümkün değil. Çünkü vücudumda onun bir eserini taşıyorum. Her saniyede onu hatırlıyorum. Ömrüm boyunca Oktay ağabey sevgisi kalbimden eksilmeyecek, onu ömrüm boyunca hatırlayacağım. Hastaneye kaldırıldığını öğrendiğimizde ailem ve ben büyük bir şok geçirdik. Hele ki vefatını öğrendiğimizde büyük bir üzüntüyle yıkıldık. Ama takdir-i ilahi. Allah ne derse o olur. Rabbimin hikmetinden sual olunmaz. Allah sevdiği kullarını erken yanına alırmış. Hani teknik direktörler en iyi oyuncularını alkışlatmak için erken oyundan alırmış, yukarı da söylediğim gibi hikmetinden sual olunmaz ama Rabbim yeterince alkışlayamadığımız Oktay ağabey imizi bizden erken aldı. Cenazesindeki o kalabalığı, insan selini görünce ne kadar çok sevildiğini daha iyi anladım. Oktay Ağabey; Geçen gün Kadıköy e gittim, ama size uğrayamadım. Muayenehanenizin tabelası kalkmış. Bu da kaderin bir cilvesi ama siz bizim kalbimizde her zaman yaşayacaksınız. Meğer sizi ne kadar çok seviyormuşum Ölümünüze alışamadım. Sizinle geçirdiğim o güzel günleri hiç unutmayacağım. Bu satırları yazarken bile çok ama çok zorlanıyorum. Hani dişlerimi yaparken, Ömrün boyunca hatırlayacaksın demiştin ya sözünü tutup sizi ömrüm boyunca hiç ama hiç unutmayacağım. Nur içinde yat Oktay ağabey, kabrin nur ile dolsun, mekânın cennet olsun. Mustafa DİNÇ 153

155 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın NADİR ÖZŞAHİN (Konyalılar Derneği eski Yönetim Kurulu Üyesi) OKTAY BEY 1994 yılında Rahmetli Bayram Camcı nın başkanlığını yaptığı İstanbul Konyalılar Derneği yönetimine girdiğimde Oktay Bey ile tanıştım. Aradan geçen 20 yıl neticesinde oluşan samimi arkadaşlığımıza rağmen Oktay Bey demeye devam ettim. Oktay Bey insanlara o kadar çok samimi, medeni, çağdaş ve özverili davranıyordu ki Bey kelimesini bütün benliğimle hissederek söylüyordum. Oktay Bey çok pozitif bir insandı. Bu özelliği nedeniyle ortaya çıkan problemlerin halledilmesini de çok iyi sağlıyordu. Özellikle toplantılarda katılımcıları idare etmesi ve ikna kabiliyeti fevkaladeydi. Bütün bu özellikleri ile birlikte büyük özveride bulunarak vakıf binasının tamamlanmasında en çok katkıyı sağlamış ve Konyalı hemşerilerimize bu eserin kazandırılmasına vesile olmuştur. Uzun yıllar özel sektörde çalışmam nedeniyle çok sayıda yönetici tanıdım. Zaman zaman Oktay Bey özel sektörde olsaydı yukarıdaki özellikleri nedeniyle çok başarılı bir CEO olurdu diye düşünmüşümdür. Konya mızın aydınlık yüzü başkanım, aramızdan erken ayrıldın. Bu nedenle üzüntüm sonsuzdur. Ruhun şad, mekânın cennet olsun Nadir ÖZŞAHİN NEBİ ZENGİNLİ (Eski Konya İli ve İlçeleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı) 154 OKTAY ÖZAYDIN (BAŞKANIMIZ) İnsanların, doğru, dürüst, güvenilir, adil olması bazen yeterli olmuyor. Aynı zamanda bu vasıflarının yaşadığı toplumda

156 Hasan Eskil onaylanmış olması, teyit edilmiş olması da gerekiyor. İşte Oktay Özaydın (Oktay Ağabey) yukarıda sayılan vasıfları onaylanmış bir kişi, değerli bir hemşerimiz... Kelimenin tam anlamıyla her zaman yardımımıza koşan bir hemşeri; bir ağabey, iyi bir başkan idi. Konya yı, Konyalıları çok sevdiği gibi, Ülkesini de çok sever, tüm insanlara değer verir, sözüne, samimiyetine güvenilir; çalışkan ve fedakârdı. Oktay Ağabey i 1988 yılında kurulan Konya İli ve İlçeleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nedeni ile tanıdım. Sonra Kadıköy deki ofisimin hemen karşısındaki iş hanının onlara ait olduğunu öğrendim. Ziyaretine gittiğimde genellikle babası Mustafa Bey ile karşılaşıyorduk. Rahmetli babası eski Konyalılar Yüksek Öğrenim Yaptırma Vakfı nda görev almış. Oktay Ağabey in de bu vakfın son zamanlarında denetiminde görev almış olduğunu, bu ziyaretlerim sırasında öğrendim. Hızlı Okuma Teknikleri kitabının yazarı Mustafa Ruşen, Oktay Ağabey ile tanışmak istiyordu. Onunla birlikte Kadıköy deki Diş Hekimliği muayenehanesine gittik. bir süre bekledikten sonra hastası çıkınca biz odasına geçtik ve sohbet ettik. Bu sohbetimizde kendisinin DYP İlçe Başkanı olduğunu öğrendik. Bu tarihlerde Konya İli ve İlçeleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin Başkanı Mahmut Tezcan, Genel sekreteri de ben idim. Mahmut Tezcan DYP den milletvekili adayı olmak istiyordu. Bu sebeple Oktay Ağabey ile tanıştırdık. Ancak aralarında tam bir dayanışma kurulamadı. Mahmut Tezcan Kadıköy-Yalova hattına uzanan 1. Bölgeden DYP den 5. sırada aday oldu. Oktay Ağabey de aynı bölgeden 2. sırada aday oldu. O dönemin seçimlerinin en önemli özelliği, tercihli oy kullanılması olayıydı. Tercihli oyu alan aday 5. sıraya da konulmuş olsa, sıralamayı aşarak seçilebiliyordu. O dönemde Sayın Demirel iyi bir çalışma yaptı ve 1. parti olarak seçimleri kazandı, 1. Bölgeden Dr. Yıldırım Aktuna Milletvekili oldu. Oktay Ağabey de, Mahmut Tezcan da kazanamadı. 155

157 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 156 Oktay Ağabey çok az bir farkla seçilememişti. Biz bu az farkı kapatabilirdik, ancak Oktay Ağabey in etrafında örgütlenemedik. O seçimlerde biz bir şeyi fark ettik: Sivil toplum örgütü olarak organizasyonumuz çok zayıftı. Oktay Ağabey i 1. Bölgedeki Konyalılar, Karamanlılar desteklemiş olsaydı kesinlikle milletvekili seçilmiş olacak; siyaset de önemli bir kişi kazanacaktı. Bu dönemde derneğin güçlenmesi için yoğun bir çalışma yürüttük. Mahmut Tezcan dernek başkanlığını bıraktı. Ben dernek başkanlığına seçildim. Derneğin borçlarını ödedikten sonra, dernek merkezini Merter de Zenginli Blokları nın 6 No.lu dairesine taşıdık. Aktif bir çalışma döneminden sonra, Bayram Camcı, Akif Bekdemir, İsmet Sarıbudak, Kamil Aksoy, Kudret Fikirli, Mustafa Dinç, Süleyman Temel gibi şahıslar ikna edilerek yeni bir yapılanmaya gidilmesini, derneğin dışında kalan önemli isimlerin derneğe ve yönetime katılmasını planladık. Ancak Güneş Otel de yapılan genel kurulda, talihsizlikler yaşandı. O kongrede Oktay Ağabey yoktu. Genel Kurul vasıtası ile birleşme planı gerçekleştirilemedi. Bunun üzerine Bayram Camcı ve ekibi dernekten koptu. Kudret Fikirli ve Süleyman Temel i de yanlarına alarak yeni bir dernek kurma çalışmasına başladılar ve Rüştü Özal ı kendilerine başkan yaparak, Konyalıların büyük bir bölümünü bu çatı altında toplamayı düşündüler. Bu planı uygulamak için Rüştü Özal i ikna etmek istediler. Onun için de Oktay Özaydın ı ikna edip kadrolarına aldılar ve onu harekete geçirdiler. Oktay Ağabey bu işi çok iyi benimsedi ve var gücüyle çalıştı. Dernek kuruldu ve Rüştü Özal dernek başkanı oldu. Altı ay sonra genel kurula gittiler. Özal adaylıktan çekildi. Bayram Camcı Başkan oldu, Oktay Bey ikinci başkan seçildi. Bu aşamada Oktay Ağabey in ılımlı yaklaşımları değerlendirilerek, 1988 yılında kurulan Konya İli ve İlçeleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile 1994 yılında kurulan

158 Hasan Eskil Konyalılar Birliği Derneği nin birleştirilmesi çalışmaları başlatıldı, Oktay Bey de bu çalışmalar içinde aktif bir şekilde görev aldı. Ilımlı ve çözümleyici yaklaşımları nedeniyle Oktay Ağabey herkesin o tarihlerde takdirini kazanmıştır. Oktay Ağabey eski bir siyasetçi idi. Hüsamettin Cindoruk la yakınlığı herkes tarafından bilinmektedir. DYP nin Kadıköy İlçe örgütünde önemli görevler almış uzun yıllar Kadıköy İlçe başkanlığı yapmıştır. Demirel hükümetleri döneminde kendisinden rica ettiğimiz her şeyi bizleri hiç kırmadan yerine getirmeye çalışmış; yapabileceklerini derhal gerçekleştirmiş, yapamayacaklarına da direk olarak, Yapılması mümkün değildir demiştir. Siyasette hiçbir yöre farkı gözetmemiş. Memleketin her yöresinden insanlarla samimi ve candan bağlantılar kurmuştur. Bir gün bana, Siyasette yöreselcilik olmaz dediğini çok iyi hatırlıyorum. Oktay Ağabey insana önce insan olduğu için değer veren ender kişilerdendi. Siyasete hemşericiliği kesinlikle karıştırmadı. Hemşerilerini çok sevmesinin nedenini insanları çok sevmesine, insana çok önem vermesine bağlamaktayım. Onun kişilik yapısında üstün bir insan sevgisi, hümanizm ve evrensellik olduğunu ben bizzat gördüm, yaşadım. Benim dernek başkanı olduğum dönemlerde hiçbir davetimi kırmadı ve gecelerimize o muhterem, saygıdeğer, vefakâr eşi ile birlikte katıldı; bizi her zaman onurlandırdı. Palet 2 de yaptığımız bir gecede, o tarihte dernek ikinci başkanımız Mehmet Faki Bey sürekli CHP örgütünden kişileri anons edince, Oktay Bey in protesto maksadı ile kalkıp gitmekte olduğunu görmüş, Kazım Gündoğdu ile birlikte bin bir güçlükle ikna edebilmiştik. O olaydaki davranışını gördüğümde, gerektiğinde çok kesin tavırlı, hakkını hiç kimseye yedirmeyen ama kimsenin hakkının yenmesine rıza göstermeyen bir yaradılışta olduğunu anlamıştık. Yaşadığımız buna benzer olaylarla Oktay Ağabey i daha iyi tanımaya başlamıştık. Çok üzüldüğüm ölüm haberine kadar Oktay Ağabey in kimliğinde, kişiliğinde hiçbir sapma olmadığı gibi, hepimize ayrı ayrı muhabbet gösterdi. Her toplantıda hepimizi ayrı ayrı aradı, davet etti; hiç usanmadı, yorulmadı, Öf be demedi. 157

159 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 158 Bizler de davetlerine hiçbir sıkıntı hissetmeden gittik ve her toplantıdan son derece yararlandık. Oktay Ağabey in dikkatimi çeken bir başka yönü de koyu bir Beşiktaşlı olmasıdır. O bütün insanları hiç ayırmadan seven yüreğinde Beşiktaş Spor Kulübü ne o kadar büyük bir yer ayırmıştı ki, şaşırmamak mümkün değil. Bizi birçok kez Kadıköy de bulunan Beşiktaşlılar Lokali ne çağırmıştır. Orada Beşiktaşlı olmanın bütün coşkusunu onda görmek mümkün olmuştur. Beşiktaş ın Kongre üyesi olan Oktay Ağabey in ölümü Beşiktaş camiası için de büyük kayıptır. Bu Beşiktaş sevgisine rağmen Konyaspor a da büyük ilgi göstermiş; Konyaspor un bütün maçlarının, kongrelerinin takipçisi olmuştur. Konyaspor un Konyalılar Derneği camiasında tanınması ve kulüple samimi ilişkiler kurulmasında, Mustafa Dinç arkadaşımızın unutulmayacak insanüstü gayretleri, fedakârlıkları vardır. Oktay Ağabey in Konyaspor a yakınlığında Mustafa Dinç in büyük katkısı olmuştur. Mustafa ile her görüşmelerinde, Konyaspor u coşku ile anmalarından çok etkilendiğimi burada ifade etmeden geçemem. Hayat dümdüz bir çizgi olsaydı veya insanlar düşündükleri gibi yaşayabilseydi, memleketlerini kendileri seçebilselerdi, analarını babalarını kendileri seçebilselerdi, hatta boylarını, göz renklerini, kaderlerini kendileri belirleyebilselerdi, dünya çok farklı olurdu. İyi ve kötü, sırt sırta ayrılmaz ikiz kardeş gibi, hayatımızı irademizin dışında hep etkilemiştir. Hayatın oluşu veya kuralları maalesef buna uygun değildir. İşte bu hayatın içinde Oktay Ağabey ile yan yana olduğumuz günler de oldu, karşı karşıya olduğumuz günler de Her şeye rağmen, saygı sınırını hiç aşmadan ve birbirimizi hiç kırmadan 90 lı yılları yaşayıp geçtik. İsa Bolay arkadaşımızın anılarındaki o iki dernekli, derneklerin birleştirilmeye çalışıldığı dönemde Oktay Ağabey e birçok kez gittim, ikili görüşmeler yaptım. Birleşme fikrinin oluşmasını onunla paylaşarak hazırladık. Derneklerin birleştirilmesi ön hazırlıklarını yaptık. Bu dönemde İsmet Sarıbudak, Akif Bekdemir de derneklerin birleşmesinde fikrî olarak katkıda bulundu.

160 Hasan Eskil Daha sonra 1988 yılında kurulan Konya İli ve İlçeleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nden İsa Bolay, Mustafa Dinç, Ali Nalçacı görüşme ekibi olarak seçildi. Karşı taraf olan ve 1994 yılında kurulan Konyalılar Birliği Derneği (Bu ad tescil edilmemiştir.) adına Mehmet Oktay Özaydın, Kudret Fikirli ile Tuncay Bilge birleşme çalışmalarını yürütmek için seçilmişlerdir. Bu çalışmalara katılan her iki derneğin temsilcileri de Konya İli ve İlçeleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile geçmişte yakın temasları olmuş kişilerdi ve saygı duyduğumuz güvendiğimiz hemşerilerimizdi. Oktay Ağabey Konyalılar Birliği Derneği adına hareket eden ekibin başındaydı ve siyasette deneyimli, müzakere yapmakta usta, iyi yetişmiş, çalışkan ve ileriyi gören lider vasıflı bir kişiydi. Müzakereleri kendi inisiyatifine almayı başardı ve iki derneğin Konyalılar Birliği Derneği nde birleşmesini sağladı. Bu başarı Oktay Ağabey in liderliğinde sağlanmıştır. Bu Kongrede sekiz kişi Konya ve İlçeleri Sosyal Yardımlaşma Derneği nden, sekiz kişi de Konyalılar Birliği Derneği nden olmak üzere 16 kişiden oluşan dernek yönetimi ve bir kişi Konyalılar Birliği Derneği nden başkan seçilmek suretiyle yönetim 17 kişiden oluşmuştur. Oktay Ağabey bu dönemde başkan yardımcılığı görevini yürütmüştür. Bu dönemde de Oktay Ağabey taraflar arasında denge sağlamış; Bayram Ağabey in sert tutumunu dengeleme cesareti gösteren ve tarafların uzlaşmasını sağlayan tek kişi olmuştur. Bütün bunlar Oktay Ağabey in almış olduğu eğitimin, aile kültürünün ve yoğun siyasi deneyiminin bir sonucudur. Aslında Oktay Ağabey siyasette kalma imkânını yakalamış olsaydı, bu meziyetleriyle çok önemli hizmetlerde imzası olan bir önder olabilirdi. Oktay Ağabey i anarken onun insan sevgisini ön plana çıkaran çalışkan ve dürüst siyasi yönünü vurgulamadan geçmek doğru olmaz. Oktay Ağabey in hiçbir zaman kariyer peşinde olmadığını, ekibine her zaman sadık kaldığını, geçmişte yaşadığımız ancak birkaç kişinin bildiği bir anımı anlatarak göstermek isterim. 159

161 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 160 DERNEKLERİN BİRLEŞME KONGRESİ Derneklerin birleştirilmesi olayı, Oktay Ağabey başta olmak üzere, müzakere grubunun özverili çalışmasının sonucu başarılı bir şekilde tamamlanmıştı. Ancak asıl bu dernek için iktidar kavgası olacağı kesindi. İlerisi için iddialı olacağım tahmin edildiğinden bana yönetimde bir görev verilmedi. Konya İli ve İlçeleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nden gelen, iddialı olmayacaklarını düşündükleri sekiz arkadaşımıza pasif görevler verildi. Oktay Ağabey o dönemde biraz geri planda kalarak tarafsız bir politika izledi. Bunun sebebini tahlil etmek biraz zor. Bayram Ağabey dernekçilikte her ne kadar çok eski ve aktif ise de ben de 1988 den bu yana aktif dernekçilik yapıyordum ve İstanbul da yaşayan birçok kişiyi Konya etkinliklerine ben çağırmış, tanışmalarına vesile olmuş, insanlarda güven oluşturmuştum. Bu avantajımı kullanarak derneğe 100 den fazla üye kaydı yaptırmayı başardım. Bu konuda benimle yarışamayacağını anlayan yönetimdekiler, yokluğumda yaptıkları bir yönetim kurulu toplantısında, derneğe üye olan her kişinin, bağış niteliğinde olmak üzere belli tutarda üye giriş aidatı ve yine belli tutarda yıllık aidat ödemesi gerektiğine, aksi takdirde üyeliklerinin kabul edilmeyeceğine dair bir yönetim kurulu kararı almışlar. Bana bunu tebliğ ettiler. Bu karar demokratik olmadığı gibi adil de değildi. Oktay Ağabey e, Süleyman Temel e, Kudret Fikirli ye bunun sebebini hiçbir zaman sormadım. Ama bu kararı alanları adil bulmadığımı söyledim. Bayram Camcı ile bunu tartıştık. Bir yarıştır, kazanmak için yaptık dedi. Olağan genel kurul yaklaşmıştı. Biz yeni bir yönetim oluşmasını istiyorduk. Yönetime hâkim olan grup bizim varlığımızdan rahatsızlık duyuyordu. Genel kurul çalışmaları başladığında Mustafa Dinç ile birlikte birçok arkadaşın önerisini Oktay Ağabey e ilettik, bazı rahatsızlıklarımızı dile getirdik. Bize görev verilmediğini, arkadaşlarımızı üye yapmadıklarını anlattık. Oktay Ağabey haklı olduğumuzu söyledi. Bunun üzerine ona başkan adayımız olmasını önerdik. Fakat Oktay Ağabey, Bayram Ağabey ile yola çıktığını, onun ekibini asla terk

162 Hasan Eskil etmeyeceğini, Bayram Ağabey in onayı olmadan asla başkan adayı olmayacağını, yönetimde bulunup bulunmayacağını da bilmediğini söyledi. Bu görüşmeden sonra biz eski dernekten gelen arkadaşlarla çok güzel bir çalışma yaptık. Listemizi hazırladık, üyelerle görüşmelerimizi tamamladık. Mehmet Özsandıkçı nın yer almadığı listede, benim başkan adaylığımda, Kadıköy Deniz İşletmeleri Müdürlüğü Lokali nde yapılan kongreye katıldık ve listemizi sunarak yönetime aday olduk. Bu Genel Kurulu Bayram Camcı, Oktay Ağabey in azmi, çalışmaları ve siyasi deneyimi ve hemşerilerimiz üzerindeki etkinliği sayesinde kazandı. Oktay Ağabey büyük bir gayret göstererek kendileri için kaybedilmesi, bizim için kazanılması olasılığı olan genel kurulu Bayram Camcı lehine değiştiren iradeyi ve başarıyı göstermiştir. Oktay Ağabey seçim salonunu hâkimiyeti altına almayı başaran kişi olduğunu o kongrede göstermiş, tuttuğunu koparan kişiliğini ortaya koyarak, kararlı bir lider olduğunu orada kanıtlanmıştır. Konuşmalarındaki kesinliği ve sıcaklığı ile salonu kendi lehine kilitlemiş, Bayram Camcı nın sonu kırıcı olan konuşması ile bizim lehimize dönen havayı dağıtmış, yerinde müdahaleleri ile hiç oturmadan, kongre boyunca bir deli fişek gibi davranarak seçimleri kazanmıştır. O gördüğüm M. OKTAY ÖZAYDIN siyasette devam etmiş olsaydı mutlaka Türkiye çok şey kazanacaktı. Ancak, Türkiye için kaybedileni Konyalılar kazandı. Oktay Ağabey in gayretli çalışmaları ile bir Vakıf, bir de Vakıf Binası kazandı. Yaşasaydı daha büyük eserler kazandıracağı muhakkaktı. Oktay Ağabey i kızımın düğününe çağırmıştım. Sağ olsun kırmadı geldi. Her derneğin davetinde, hemşerilerimizin özel gününde istisnasız Oktay Ağabey i görürdüm. Camiamızda öylesine bir yer edinmişti ki ölümü zamansız oldu. Ruhun Şad olsun hemşerim. Yaptıkların için sana minnettarız. Yattığın yer nur dolsun, Cennet mekânın olsun. Sen hep eserlerinle anılarımızda, gönlümüzde yaşayacaksın Oktay Ağabey! Av. Nebi ZENGİNLİ 161

163 162 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın

164 Hasan Eskil SİYASETTEN DOST ve ARKADAŞLARI SAYIN HÜSAMETTİN CİNDORUK (Eski Meclis Başkanı, eski DTP Başkanı, hukukçu.) Sevgili arkadaşımız Oktay Özaydın ı siyaset alanında tanıdım. İyi yetişmiş donanımlı bir yurtseverdi. Yerel siyasette çok başarılı, sevilen ve düşünen faydalı bir portre, gerçek bir demokrattı. Kadıköy ve İstanbul çevresinde sayılan, görüşlerine önem ve değer verilen bir kimlik kişilik sergiliyordu. Sadece bizim partimizde değil siyasi yelpazede de saygı duyulan, rekabetinden çekinilen bir ağırlık kazandığını söyleyebilirim. Kadıköy e önemli ve değerli hizmetler kazandırdı. Mesleğine, ailesine bağlılığını her zaman önemli bir örnek olarak hepimiz paylaşıyorduk. Artık onu Ankara ya parlamentoya taşımak, üstün kişiliğini genel siyasette değerlendirmek istediğimizi Sayın Demirel ile de paylaştık. İstanbul 1 Bölgenin 2. sırasında Doğru Yol Partisi nin adayı olmuştu. Kazanması gereken bir adaylık konusu olmasına rağmen çok çok az bir fark ile seçilemedi. Üzüldüm. Ne var ki partinin gücü Oktay ı meclise taşıyamadı. Değerli kardeşim bu sonucu bir küskünlük sebebi saymadan siyaset yolculuğunu, katkılarını sürdürdü. Son dönemlerinde memleketi Konya için dernek işlerine yoğunlaştığını biliyorum. Heyecan ve hevesli, bizi de bu alanda bilgilendirip, yönlendiriyordu. Konya yı İstanbul da içtenlik ile temsil ediyordu. İşte Oktay budur. Durmak, yorulmak, küsmek, vazgeçmek bilmeden yurtsever, barışçı hizmet alanları bulmak, omuz vermek. 163

165 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Erken kaybettik, daha yapacağı çok şey vardı. Allah rahmet eylesin. Hüsamettin CİNDORUK 164 YÜCEL ÇIKRIKÇI Sevgili Oktay Özaydın ile siyasi olarak tanışmamız 1987 yılı ortalarıydı sanırım. Oktay Özaydın siyasi olarak yelpazenin daima sağ tarafında yer almış, çalışkanlığı, dürüstlüğü ve bir o kadar da sosyal kişiliği ile tüm çalışmalarında olağanüstü sevilmiş ve takdir edilmiştir. Oktay Özaydın siyasi hayatına Adalet Partisi Kadıköy İlçe Teşkilatı na kaydolarak başlamış, daha sonra kapatılan AP nin yerine kurulan DYP ye geçmiştir. DYP yi Kadıköy de daha önce Adalet Partisi nde başkan ve yönetim kurulu üyeleri olarak görev yapan ağabeylerimiz kurmuş ve Oktay Özaydın ı da yeni kurulan yönetim kuruluna almışlardır. Birkaç yıl sonra ise Oktay Özaydın yeni bir yönetim kurulu ile ilçe seçimlerine girmiş ve DYP sinin yeni Kadıköy İlçe Başkanlığı görevini devralmıştır yılı askeri yönetiminin yasakladığı parti Genel Başkanlarının siyasi af referandumunda Oktay Özaydın başkanlığındaki DYP Kadıköy İlçesi olağanüstü çalışmalar yapmış ve kıymetli arkadaşımız Sn. Mustafa Göncü nün mükemmel grafikleriyle şekillenen vurucu ve esprili sloganlarımız, tüm parti üst yönetimi tarafından takdirle karşılanmıştır. O günden sonra gerek kendisinin aşırı çalışkanlığı ve gerekse tercih etmiş olduğu yönetim kurulu arkadaşlarının yardımı ile Kadıköy DYP ilçesi, DYP Genel Başkanlığınca tanınmış ve her zaman takdir edilmiştir. O dönemdeki Genel Başkan Sn. Süleyman Demirel in yakın ilgisini ve teşvikini görmüştür. Bu aşırı ve modern siyasi çalışmaları Oktay Özaydın ı 1991 yılı Genel Seçimlerinde DYP nin İstanbul 1. Bölge 2. sıra milletvekili adaylığına taşımıştır.

166 Hasan Eskil Yine bu seçimlerde olağanüstü çalışılmış ve seçimin ertesi günü sabah 7.00 de milletvekilliğine seçildiği TV lerde anons edilmiştir. Yalnız bu arada İlçe Seçim Kurulu ndaki oy sayımları da devam etmekteydi. Sonradan aldığımız duyumlara göre seçim kurulunda yaşanan bazı olumsuzluklardan sonra diğer partinin adayının Milletvekili seçildiği açıklanmıştır. Tabii ki bu olay ilçemizde çok büyük bir moral yıkıntısı olmuştur. Daha sonraları ise, Rahmetli Turgut Özal ın ölümü ile birlikte Türkiye de koalisyon dönemleri başlamış ve sıklıkla da Başbakan değişiklikleri olmuştur. Doğruyol partililerin birçoğunun şüpheyle baktığı Refahyol Hükümeti kurulmuş ve bundan sonra ise çalkantılı dönemler başlamıştır. Bu arada Tansu Çiller DYP teşkilatlarından birçoğunu görevden almış ve adeta partinin hüviyetini değiştirmeye başlamıştır. Buna hayli sinirlenen Sn. Süleyman Demirel in teşvik ve gayretleriyle adı Demokratik Türkiye Partisi olan yeni bir parti kurulmuş, bu partinin genel başkanlığı görevini ise Sn. Hüsamettin Cindoruk üstlenmiştir. Kadıköy İlçe teşkilatının kuruluşu Sn. Oktay Özaydın a verilmiş ve yeni parti hızlı bir şekilde Türkiye deki teşkilatlanmasını tamamlanmıştır. Refahyol hükümetinin yıktırılmasından sonra ise Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel Tansu Çiller e vermesi gereken hükümeti kurma görevini Sn. Mesut Yılmaz a vermiştir. Ancak Anavatan Partisi ile Demokratik Sol Parti nin Milletvekili sayıları güvenoyu alacak sayıyı sağlayamadıkları için, Sn. Süleyman Demirel in ve DTP nin genel Başkanı Sn. Hüsamettin Cindoruk un büyük çabalarıyla, DYP den transfer edilen milletvekilleriyle DTP ye TBMM de gurup kurdurulmuş ve yeni hükümetin güvenoyu bu payanda ile alınabilmiştir. Sonrasında ise ilk kurulduğunda milletimizin teveccühünü fazlasıyla gören DTP, maalesef bu anlamsız payandalığı yüzünden, yine o temiz milletimizin bizlere olan negatif yaklaşımıyla çok hızlı bir şekilde erimeye başlamıştır yılında 165

167 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın yapılan Belediye başkanlığı seçiminde hezimete uğramış, bu sebepten dolayı Sn. Oktay Özaydın ve arkadaşlarının siyasi hayatları, emekleri heba ettirilerek son bulmuştur. Yaşadığımız komik bir olay Siyaset yaptığımız dönemde bir partili arkadaşımız kendisini ziyarete gittiğimizde sevgili Oktay a ve bana nezaket göstererek hediye paketi şeklinde birer elbiselik kumaş hediye etmişti. Biz de kendi terzilerimize bunları diktirmiş ve arada sırada olarak giymiştik. İlçemizin bazı işlerini halletmek ve çözüm bulmak amacıyla sıklıkla TBMM ne gidiyorduk. Yine bir sabah Sevgili Oktay cığımın çilekeş arabası ile spor kıyafetlerimizi giyerek Ankara ya doğru hareket ettik. Ankara ya girerken bir otobüs firmasının lavabosuna girerek ayrı kabinlerde spor kıyafetlerimiz çıkarttık ve takım elbiselerimizi giydik. Kabinden çıktığımızda ise büyük bir şaşkınlık içinde bağırarak gülmeye başladık. Sanki cazcı kardeşler gibiydik. Hediyeyi armağan eden kıymetli dostumuz ikimize de aynı kumaşı hediye etmişti. Gülerek ve kardeşçe el ele tutuşarak TBMM ne girdik ve o anda tüm tanıdık tanımadık milletvekilleri gülerek bizi alkışlıyordu. Yücel ÇIKRIKÇI 166 YILMAZ YILDIZ Bir dostum için Nereden nasıl başlayacağımı bilemeden yazıyorum. Bir dost insanı anlatmak, bu kadar zor mu anlamıyorum? O kadar birlikte anılarımız var ki yazsam ciltler olur. İnsanı incitmeyen böyle bir dost nasıl anlatılır. Düşündüğünü; kırmaktan, dökmekten, üzmekten kaçınarak karşısındakini ikna etmeyi başarabilen nadir insanlardan biriydi Oktay! Kimsenin kalbini kırdığını ne duydum ne de yaşadım

168 Hasan Eskil Kendisi ile tanışmamız 1987 senesinde siyasi bir ortamda başladı. O günden beri birbirimizi hiç kırmadan gelişti dostluğumuz. Ta ki 2014 yılının mart ayına kadar. Her ölüm erkendir denir ama Oktay'ın ölümü hakikaten erken geldi İnanmak mümkün olmuyor, anılarla onu anmak en güzeli... Oktay la siyasette omuz omuza çalıştık ve bu çalışmalarımız sırasında iki çok önemli olayı birlikte yaşadık. Biri 1991 genel seçimleri, diğeri 1994 yılındaki yerel seçimlerde Kadıköy Belediye başkanlığı seçimi 20 EKİM 1991 genel seçimleri öncesinde Kadiköy DYP teşkilatı olarak yoğun bir çalışma içine girdik. Hem siyasi düşüncelerimizi halka anlatmak hem de Oktay arkadaşımızı seçtirmek için uğraş vermeye başladık. Oktay listede ikinci sırada bulunuyordu. 1. Sırada Bakırköy Belediye Başkanlığından istifa edip DYP ye geçen Doktor Yıldırım Aktuna vardı. Biz canla başla çalışmaya başladık. Slogan belliydi. 21 EKİM SA- BAHI YENİ BİR TÜRKİYE. Oktay aday olunca, kanun gereği ilçe başkanlığından istifa etmek zorundaydı. Yerine Yücel Çıkrıkçı seçildi. Ancak, yönetimin resmi olarak dışında ama her zaman içindeydi Oktay. Seçimi çok az az bir oyla kaybettik. O seçimde tercihli oy kullanılabiliyordu. Eğer biz tercihli oyu Oktay lehine kullanmış olsaydık otomatikman liste başına gelirdi ve seçilirdi. Sıra 1994 yerel seçimlerine geldi. İlçe yönetimi Acıbadem Aktaş Düğün Salonu nda belediye başkan adayının belirleneceği bir toplantı düzenledi. Bizim adayımız Oktay dı. Ne olduysa birden Barış Manço nun ismi ortaya atıldı. Bu ara ilçe yönetimi genel merkezce görevden alındı. Yerine gelen yönetim Barış Manço yla temas kurdu. Manço Ankara ya gitti. Dönüşte bir toplantı yaptık. Orada grup başkanı olarak ben söz aldım. Belediyenin çalışma prensiplerini Barış Manço ya izah ettim. Fakat siyasi hiçbir faaliyeti olmadığı için beni pek anladığını söyleyemem. O dönem başbakan Tansu Çiller di. Barış Manço nun tekrar Ankara ya gittiğini duyduk. Manço nun ileri sürdüğü şartları Başbakan kabul etmedi. Böylece adaylığı gündemden düştü. Kadıköylülerce tanınmayan bir isimle seçime gidildi. Tabii kaybettik. Oktay ile seçime gitseydik kesin 167

169 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 168 seçimi kazanırdık. Biz kapı-kapı dolaşmasını iyi bilirdik. Çünkü dost grubuyduk. Her zaman birlikte düşünür, birlikte icra eder, birlikte yaşardık. O dostumuzu vakitsiz kaybetmek bizleri derin bir elem içinde bıraktı. İnsanın yoldaşı Oktay gibi bir insan olunca, her şey zevkli idi. Anlaşılması zor, karışık konuları o kadar güzel, o kadar yalın, o kadar anlaşılır izah ederdi ki o anda ben ikna olmasam da altı ay sonra dahi söylediği savlar, cümleler, kelime kelime aklıma gelir ikna olurdum. Ne olursa olsun, kim olursa olsun kibirlenmez, günlerce sohbet ederdi. Onun sohbetleri sayesinde hayatın her alanından haberdar olur, onunla birlikte tavır alırdık. Çalışkanlığı iş bitirme becerisi inanılmazdı. Yeşilköy deki Vakıf binasının yapılışında Belediyenin ve diğer kurumların çıkardığı zorlukları ikna kabiliyeti ve bitmez tükenmez enerjisi ile çözerdi. Vakıf inşaatını bitirdi, meyvelerini tam göremeden göçtü bu dünyadan Sevgili Dostum İş kolikti! Öbür dünyada da kendine bir iş bulmuş mudur acaba? Günlerden bir gün; bir Karadeniz seyahati yapalım dedik. Beş kişilik bir gruptuk. Trabzon hava limanından araba kiraladık. Ben o yörenin insanı olduğumdan şoförlük ve rehberlik görevini üstlendim. Artvin de askerlik yaptığından oraları da ziyaret ettik. Yol boyunca sohbetlerimiz, kahkahalarımız hiç eksik olmadı. Of toprağına geldiğimiz de ise herkes insin dedim ve indiler. Toprağı ayağınızı basın dedim. Arkadaşlarıma, Şimdi siz yarı hacı oldunuz, çünkü Of toprağı Kâbe toprağıdır. İnşallah devamını da siz tamamlarsınız dedim. Nitekim bir yıl sonra Hacca gitti. Gezerken Of ta bir markete girdik. Sahibine bu arkadaşlar buralı değil, onlara Of medeniyetini göstermek için getirdim dedim. Sahibi yüksek sesle, Ne medeniyeti, yüzde 80 iktidardaki partiye oy veren yerde medeniyet mi kaldı? deyince Oktay ve arkadaşlar bastılar kahkahayı Bu anımızı da İstanbul da anlatmadığı kimse kalmadı. Seyahatimiz boyunca Artvin, Ayder, İkizdere, Ovit, Uzungöl, Sümela ve Atatürk Köşkünü gezdik. Herkesin bu geziden tadı damağında kaldığına

170 Hasan Eskil eminim, Veeeee karar vermiştik bir daha gitmeye ama nasip olmadı! Kendisini anlatmak zor. Geçmiş birikimleriyle tam da bugünlerde daha verimli olacağını düşündüğüm Oktay'ın kaybı hiç kuşkusuz çok zamansız oldu ve bende derin bir acı yarattı. Onu andığınız bugün, aramızda olmasını gerçekten çok isterdim. Hepinize, ailesine, dostlarına başsağlığı dilerim. Allah sabırlar versin. Yılmaz YILDIZ 169

171 170 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın

172 Hasan Eskil AŞAĞIDAKİ YAZILAR KONYA MAARİF KOLEJİ YAZIŞMA GRUBUNDAN ALINMIŞTIR. Sevgili Gollecliler, 15 Şubat akşamına kadar, dernekçilik çalışmalarımızda yeni birisiyle tanıştığımızda, Oktay'ın da benim de ilk sözümüz, "Elli yedi senedir, 1957'den beri arkadaşız" olurdu. Ben ilave ederdim, Bugüne kadar birbirimizi hiç üzmedik. Bunu gururla söylerdim. Belki ben onu üzmüşümdür ama o beni hiç incitmedi. Başkalarını incittiğini de sanmıyorum. Elinden geldiği kadar herkesin yardımına koştu; herkese iyilik yapmaya çalıştı. Okuldayken, binayı çevreleyen bir metre enindeki kaldırımda yakası paçası birbirine girmiş top oynayan çocuk, sonraları bir iyilik meleğine dönüşmüştü. Konyalılar Derneği'nde fakir öğrencilere burs ararken, hep benim önümde koşardı. Bir öğrenci ev mi tutmuş, gene Oktay yardım için çırpınırdı. Kadıköy Beşiktaşlılar Derneği'nde odacı olan Murat, dernek lokalini çalıştırmaya karar verdiğinde, Oktay'dı mutfak malzemeleri için koşturan. Kazanlar, tencere, tava, kaşık, çatal aramak için Zeytinburnu'nun bilmediğim sokaklarında, beni de peşinden sürüyerek, taban tepen Sonunda Murat'a kefil olan da oydu. Oktay'ın ölümüne kardeşiymiş gibi ağlayanlardan biri kimdi biliyor musunuz? Sekreteri Nuriye Hanım. Nuriye Hanım'a öyle kol kanat germişti ki o ölünce elli beş yaşlarındaki kadıncağız babasını kaybetmiş öksüz bir çocuğa döndü. 171

173 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın İstanbul Yeşilköy'deki Vakıf binası, başlı başlına Oktay'ın eseridir. Eğer Oktay'ın sağlam iradesi ve çalışkanlığı olmasaydı o bina bitirilemezdi. Para bulmak için çırpındı durdu. Yukarıda da değindiğim gibi çoğu kez beni de peşinden sürükleyerek. Vakfın bağışçılarının yetişemediği yerde kapı kapı dolaştı. Kapıdan çevrildiğimiz durumlar oldu; ben kapı çalmaktan vazgeçtim ama Oktay yılmadı. Bir özelliği daha vardı: Konya ilçe ve köy derneklerinin bütün davetlerine katılırdı. Çünkü insanları çok severdi. Ben Konyalılar Derneği başkanıydım ama bu davetlerin hepsine ulaşma gücünü kendimde bulamazdım. Bu davetlerde derneği de çoğu yerde Vakıf Başkanı olan Oktay temsil ederdi. Sevgi enerjisi tükenmeyen bir dinamoydu Oktay. Evine ve çocuklarına da çok bağlıydı. Hasletlerini saymakla bitirmek mümkün değil. Daha fazla zamanınızı almayayım. Bir uğursuz Şubat günü, oğlumun öldüğü 16 Şubat günü beyin kaması geçirdi ve benim bir daha Oktay'ı işaret ederek, Elli yedi senedir arkadaşız deme şansım kalmadı. Ama şu şansımı izninizle kullanayım: Elli yedi sene arkadaşlık yaptık ve ne mutlu bana ki beni hiç üzmedi. Annesinin ifadesiyle, o bir pırlantaydı. 19 Mart günü pırlantamızı toprağa verdik. Hepimizin başı sağ olsun Sevgili arkadaşım IŞIKLAR içinde uyusun. Hasan ESKİL 172 Kardeşlerim, 1990 da İstanbul a geldim. Firma da Konya kökenli olunca doğal olarak İstanbul daki Konyalılarla bir diyalog başladı. Bir süre sonra Konyalılar Derneği ne üye olduk. İlk kongrede de yönetime girdik. Bu arada öğrendik ki İstanbul da bir dernek daha var. Başkanı rahmetli Bayram Camcı. Bizim başkan da Mehmet Özsandıkçı. Konyalılar normalde bir araya gelemezler, bir de iki dernek var. Aktiviteler yapıyoruz ayrı ayrı, olmuyor. İnsanlar da arada kalıyorlar. Bizim merkez Mecidiyeköy de, öbür dernek Kadıköy de.

174 Hasan Eskil Uzatmayayım, bir süreç başlattık. Bu iki derneği birleştirelim, Konyalılar da iki dernek arasında kalmasınlar dedik. İki taraftan da birer ekip oluşturuldu ve müzakereler(!) başladı. Bizim ekip ben, Mustafa Dinç, Ali Nalçacı; öbür ekip Tuncay Bilge, Kudret Fikirli ve OKTAY ÖZAYDIN. Ben Oktay Ağabey i bu müzakerelerin ilk toplantısında tanıdım. Tanışma faslı bitti, çaylar içiliyor Oktay Ağabey Arkadaşlar İsa maarif kolejliymiş, en ufak itirazında döverim ben bunu dedi. Sonra bana dönüp, Öyle değil mi? diye sordu. Ben de tüm ciddiyetimle, Aynen öyle ağabey dedim. Tabii kolej disiplinini, ağabey-kardeş geleneğini bilmeyen diğer arkadaşlar bizi hayretle izlediler. Onların şaşkın bakışları arasında kalktık, kucaklaştık. İşte ben OKTAY ÖZAYDIN la böyle tanıştım. O birleşme toplantıları epeyce sürdü. Detaylarda anlaştık. Yasal zorunluluklar nedeniyle bizim derneği feshedip, aynı kongrede öbür derneğe iltihak edeceğiz. Tamam da başkan kim olacak? Bizim ekiple ve üyelerle görüştük. Ortak karar şu oldu: OKTAY ÖZAYDIN başkan olursa birleşmeye evet, Bayram Camcı olursa hayır. Öbür dernekten olduğu halde OKTAY Ağabey in beyefendiliği, olgunluğu o kadar etkilemişti ki bizim ekibi. Fakat OK- TAY Ağabey e kabul ettiremedik. Dernekler birleşti. Bayram Ağabey başkan oldu, biz de bir daha toplantılara falan gitmedik. Daha sonraları OKTAY Ağabey başkan oldu ve biz kendisine açık çek verdik Ağabey bizden ne gibi bir yardım, hizmet istersen emrindeyiz dedik. Gerçekten de ne zaman çağırsa gittik. Yeşilköy deki arsanın alınmasında büyük emeği geçti. Elbette pek çok hemşerimiz çalıştı ama en çok o. Sonra proje, ruhsat ve inşaat aşamaları geldi. Konsept projeyi Halis Aydıntaşbaş Ağabey imiz yaptı. Biz de uygulama projelerini yaptık ve belediye aşamalarını takip ettik. Gerek bu aşamada gerekse inşaat aşamasında hep koşturan, yorulan ama bıkmayan, OKTAY Ağabey di. O ve yakın Konyalı dostları ki bunların biri de sevgili Hasan Eskil Ağabey imizdir, ne yaptılar ettiler o binayı bitirdiler. İstanbul da 173

175 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın başka hiçbir il, ilçe derneğinde olmayan bir binayı İstanbul daki Konyalılara kazandıranların başında OKTAY ÖZAY- DIN gelir. Bir araya sık gelemesek de irtibatımız hep devam etti. En son iki-üç ay kadar önce bir konu için aradı ve bu sesini son duyuşum oldu. Hasan Ağabey in OKTAY yoğun bakımda diyen mailini aldığımda yıkıldım. Kutay Ağabey i her arayışımda bir umut kıvılcımı duymak istedim, ama olmadı. Dün bir beyefendiyi yolcu ettik, Şakirin Camiinden. Kalabalık da ona yakıştı. Haklarımız yerden göğe kadar helal, kabri nur, mekânı cennet olsun. İSA BOLAY 174 Tabii ki 57 senelik, sevgili Hasan ımın da yazdığı gibi bir uzun zaman Ben geçen bu zamana baktığımda bu iyi, bu güzel insanla olan geçmişe bakıyorum, en ufak bir problem yok. Tam tersine, onun sıcak, bazen fazla doğru -bana göre- yaklaşımları, beni hayran bırakmıştır. Biz beraber, hepinizin bildiği haricinde askerlik arkadaşıyız senelerinde beraber İzmir/Güzelyalı da yedek subaylık eğitimi aldık, üç ay. Oktay ım Artvin i çekti, ben Ankara yı. Biz ikimiz de omuzlarımıza şerefli YILDIZI takarak terhis olduk. Ogün bugün, her zaman bu canla beraber kardeşliğimiz devam etti. Biz aynı zamanda meslektaşız. Onu ne zaman ziyaret etsem, hep fikir alış verişinde bulunmuşuzdur ve zevk almışızdır. (Mesela kimlerin dişlerini çekelim, kimlerin değil ) Canlar, bu kardeşin kaybı çok büyük. Hepimiz biliyoruz ama ben de duygularımı, anılarımı yazayım dedim. Allah ona gani gani rahmet eylesin, yattığı mekân Cennet olsun. (Attila Gürarda yı da 2014 yılında kaybettik. H.E.) Attila GÜRARDA

176 Hasan Eskil MURAT NİZAMOĞLU Aynı okulda okumaktan şeref duydum. Allah gani gani rahmet eylesin. Bir zamanlar bu şehirde konuksever, sıcak yürekli, dost canlısı iyi insanlar, ceren gibi, kırmızı mercan gözlü, uzun boyunlu, kalem kulaklı, suna gibi cins atlar vardı. Onlara ne oldu? Yaşlı adamdır ki, azıcık doğruldu, ak sakalı kirli, titredi, yüzü eski bir ışıkla parıldadı, derin bir aaah dedi, ciğeri söken. Aaaah! Duvara sırtını iyice verdi. Neden sonra gözlerini açtı: O iyi insanlar, dedi, ''o güzel atlara bindiler çekip gittiler...'' Y. Kemal. Murat NİZAMOĞLU (Murat Nizamoğlu Kolej e Oktay dan yirmi üç sene sonra girmiş ve Oktay la hiç görüşmemiştir. H.E.) Sevgili Kardeşlerimiz, Tarifsiz acılar içindeyiz... Kolumuz, kanadımız kırıldı. Oktay'sızlığa nasıl katlanacağız, nasıl alışacağız? Sabiha ve ben, cenazede görüşemediğimiz Kolejli kardeşlerimize baş sağlığı ve sabır diliyoruz. İnanıyoruz ki bu iyilik timsali adama, Cennet'in kapıları da çoktan açılmıştır. Ruhu şad olsun. Mustafa GÖNCÜ Not: Oktay'ın gönderdiği son fotoğrafı sizlerle paylaşmak istedim. Torunuyla baş başa geçirdiği iki saatin resmidir bu! 175

177 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Hasan Ağabey, Cumhuriyet gazetesi arşivinden Oktay Ağabey in anısına bir katkıda bulunmak istedim. Ekte taramamdan çıkanlar var. Anısıyla yaşaması dileğiyle Onur Çeçen 176

178 Hasancığım, Hasan Eskil Sevgili Onur'un gönderdikleri arasında sanırım ad benzerliği nedeniyle bir başka Oktay'a ilişkin kupürler de var. Özellikle sonuncusunda Sosyal-İş ve Özcan Kesgeç ile ilgili haberdeki Oktay, bizim sevgili Oktay olamaz. O zamanlar ben de Sosyal- İş'in eğitim dairesinde çalışıyordum ve bizim Oktay'ı orada hiç görmedim de duymadım da. Bir de 27 Mayıs'tan devrim diye söz ediyor olması bana biraz olmayacak bir şeymiş gibi geldi. Bundan sanırım 8-9 yıl önce Osman bizim Dinolar ileti grubumuza 27 Mayıs'ı kutlayan bir ileti yazmıştı; ben de "İyi, hoş ama Menderes'i asmışlardı..." diye bir eleştiri yazmıştım. Oktay yanlış anlayıp bana yumuşak bir yanıt vermiş ve yapılan işin doğru olmadığını belirtmişti. Ben de, "Ben zaten Osman a onu demek istedim..." gibilerden bir şeyler demiştim. Daha sonra, bu olaydan sonraki ilk buluşmamızda, İstanbul'da köprü altında bir meyhaneydi, anımsayacaksın, benimle aynı masada oturmaya özen gösterip gönlümü almıştı. Bulabilirsem ve ilgilenirsen o yazışmaları bulup göndereyim. Oktay'ın 27 Mayıs konusunda övücü bir şeyler söylemiş olabileceğine olasılık vermiyorum. Okuldan anımsadığım kadarıyla da zaten onu daha çok Demokrat Parti'ye yakın diye biliyorum. Onu özel yapan özelliklerden biri de zaten budur: Karşıtlarıyla da dost olabilmek ya da dost kalmaya çaba harcamak. Her neyse, sana kolaylıklar diliyorum. Sevgilerimle Candan BAYSAN Sevgili Hasan, Bulabildiğim kadarıyla, aktardığım olayla ilgili yazışmayı aşağıya kopyalıyorum. Metinlerde yaptığım tek değişiklik 26 harf uygulamasına göre yazılmış sözcükleri bizim alfabemize uyumlu hale getirmek oldu. 177

179 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Osman ın benim bir sonraki iletimi yazmama neden olan 27 Mayıs 2006 tarihli kutlaması: Merhaba, Herkesin 27 Mayıs ını kutlarım. Unutulan bu bayramımızın 46. yıl dönümünde unutanlara hatırlatmak istedim. Osman Kemal Kadiroğlu Bunun üzerine, unutmuş olabilecek olanlara anımsatmak üzere yazdığım 27 Mayıs 2006 tarihli iletim: Sevgili KMKD'liler, Çoğunuz henüz doğmamıştı, henüz hiçbirimiz mezun olmamıştık. Tahkikat Komisyonları kurup muhalefeti susturan, iktidara geldiğinde ilk yaptığı iş Türkçe ezani yasaklamak olan, Cumhuriyet tarihimizin en büyük ve bu bakımdan ilk devalüasyonunu yapan, "odunu aday göstersem, bu millete seçer" diyen bir Başbakanın partisi bundan 46 yıl önce kendisine Milli Birlik Komitesi adını veren 38 küçüklü büyüklü subaydan oluşan bir askeri darbe ile işbaşından uzaklaştırılmıştı. O dönemin icraatlarından sorumlu olan ve içlerinde sözünü ettiğim Başbakanın da bulunduğu üç bakanın idam edilmesiyle sonlanan bu süreç bize 1961 Anayasası nı armağan etmişti. Toplumumuza bir ölçü büyük gelen bu anayasa her on yılda bir yapılması adet haline gelen askeri darbeler sonunda bugünkü kadük haline ulaşmış bulunuyor. O armağan anayasadan dolayı, bir süre bayram olarak da kutladığımız 27 Mayıs yıldönümleri Hürriyet ve Anayasa Bayramı olarak adlandırılmış en son 1980 darbesi ile bayram olarak kutlanması durdurulmuştur. Anımsayan, anımsamayan, bilen, bilmeyen tüm KMKD'lilere kutlu olsun. Sevgiyle Candan BAYSAN Oktay ın benim yukarıdaki iletim üzerine yazdığı 27 Mayıs 2006 tarihli iletisi: 178 Sevgili Candan, 27 Mayıs darbesini methedip yıldönümünü kutlamana üzüldüm. Bu çağda seçilmiş insanların ısmarlama mahkemelerde yargılanıp

180 Hasan Eskil idam edilmesi bir ülke için bayram değil, olsa olsa büyük bir ayıptır. 27 Mayıs ülkemizi halen de devam eden büyük istikrarsızlıklara sürüklemiştir. Onun için bu ayıbı lütfen kutlamayalım. Unutalım. Oktay ÖZAYDIN Karşılıklı yazışmanın son iletisi olan 28 Mayıs 2006 tarihli yanıtım: Sevgili Oktay, Birçok kişinin yaptığı gibi onaylamadığı halde yanıt vermeye de layık bulmayıp geçtiği bir ortamda yazma özenini göstermiş olduğun için gerçekten çok teşekkür ederim. Ancak, anlaşılan biraz hızlı yazmışım ya da uzun olmamasına çalışırken yeterince açık yazmamışım. Ben 27 Mayıs ı, tarihimizin bir gerçeğidir, bilmeyen okul arkadaşlarımıza kısa bir özet yapmaya çalışmıştım. Buna karşın, hızlı ya da kısa metnimin yine de övgü içerdiğini düşünmüyordum. İdamları dışarıda bırakmamaya da onun için çaba göstermiştim. Artısını da eksisini de belirtmeye çaba gösterdim. Ancak, kutlama faslına gelince; dedim ya, tarihimizin parçasıdır ve doğurduğu tepkilerle olsa bile bugünümüze neden olan olaylardan biridir, yok sayamayız. Sevgili Osman da yazıp kutlayınca ki, "Herkesin 27 Mayıs ını kutlarım. Unutulan bu bayramımızın 46. yıl dönümünde unutanlara hatırlatmak istedim" diyerek kutlamıştı, "bayram" ama neden bayram ya da neyin bayramı olduğunu, adını da anımsatarak ve adlandırılış gerekçesini özetleyerek aktardım. Bence insanların idam edilmesi, seçilmiş olup olmadıklarına bakmadan, çağımızın en büyük ayıbıdır. Bu olayda idamları anımsatmış birisini idamları kutluyor olarak algılamaman gerekir; en azından beni tanıdığın kadarıyla. Kutladığım idamlar değil, 1980 cuntasının yasakladığı özelliğidir; çok güzel bir anayasa olduğunu yadsıyamazsın. Bütün dünyaya dillerini ısırtmıştı. Böyle bir şeyi neden unutalım? Sevgilerimle Candan Hepsi bu kadar; bir de bundan sonraki ilk yemekli toplu buluşmamızda (7 Nisan 2007, İstanbul köprü altı) benimle aynı 179

181 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın masada oturmaya özen göstermiş oluşu var ki orada bu yazışmalara hiç değinmedik. VEHBİ GÖKRENK İyi insan, iyi baba, iyi Konya Kolejli Oktay cığım; maalesef iyiler bu dünyadan erken ayrılıyor. Sen de çok çok erken ayrıldın. Mekânın cennet olsun. Vehbi GÖKRENK 180 SALİM KOÇAK Yanılmıyorsam, 1995 genel seçimleriydi. Oktay Ağabey imiz İstanbul dan Doğru Yol Partisi milletvekili adayıydı. Onu iyi hatırlıyorum, sıralamada epeyce yukarılardaydı. Seçilme şansı çok yüksekti. Ancak kaybetmişti. Ama sadece oy gibi çok küçük bir farkla kaybetmişti. İnsanı en çok da bu üzerdi. Ankara dan telefon açtım. Ben de bekliyorum ki karşımda çok üzgün bir Oktay Ağabey bulacağım. Öyle ya; kim olsa hem kaybettiğine üzülürdü, hem de bu kadar az farkla kaybettiğine. Oktay Ağabey ciğim, geçmiş olsun. Nasıl oldu bu yahu? dedim. Söylediklerini kelimesi kelimesine hatırlamam mümkün değil ama, bakıyorum, pek de oralı değil. Hatta oldukça rahat. Sadece bazı nedenler sıraladıktan sonra; Boş ver yahu, Salim ciğim! dedi. Canımız sağ olsun. Sanıyorum, Tanrıya inancı çok güçlüydü ve bu tevekkülün arka plânında o vardı. İstanbul a taşındıktan sonra seyrek de olsa telefon eder, Kadıköy deki muayenehanesine uğrardım. Hastası yoksa oturur, sohbet ederdik. O kadar da nazikti ki birinde hastasının dişiyle meşgul olurken bile, benimle sohbete ara vermemişti. O sohbetlerimizden birinde vakıf konusundan bahis açtı. Konyalılar Vakfı nı ya kurmuştu, ya kurmak üzereydi. Büyük

182 Hasan Eskil de bir hayali vardı. Vakıf için bir de kültür merkezi yaptırmaktan söz ediyordu. Çok heyecanlıydı. Belli etmemiştim ama, doğrusu, o işin yürüyeceğine pek de inanmamıştım. Çünkü herkes gibi ben de biliyordum, öyle işlerin ne kadar zor olduğunu. Kolay mıydı? İşin içine akçe de girince toplumla uğraşmak, hele hele destek görmek? O ise çadır kurmak kadar kolay bir işten bahseder gibiydi. Öylesine kaptırmıştı ki kendini, Hallederiz, hallederiz derken, önüne hiç zorluk çıkmayacakmış gibi bir hâli vardı. Son görüşmemiz ise bir yıl önce oldu. Vakıfta bir araya gelecektik. Adresi verdi, yerini tarif etti. Tuttum yolu. Tamam, fotoğrafını sitesinde görmüştüm ama karşıma çıkan yapı daha da muhteşemdi. Hatta Hasan Eskil Ağabey imiz de oradaydı. Biraz hoş-beşten sonra, sağ olsun, Oktay Ağabey aldı beni, bir güzel gezdirdi binayı. Tek kelimeyle; her şey harikaydı. Gezdirirken o kadar da mutluydu ki, anlata anlata bitiremiyordu. Ağabeyciğim, İstanbul da var mıdır böyle bir tane daha? diye sordum. Mütevazılığı yine elden bırakmamıştı: Valla, bilmem, demekle yetindi. Bir insanın ne kadar alçakgönüllü olursa, o ölçüde büyük gönüllü olduğunun tipik bir örneğiydi. Sevgili ağabeyciğim, Ne yazık ki cenazen kaldırılacağı gün İstanbul dışındaydım. Katılamadığım için çok üzgünüm. Ama ne gam! İnanıyorum ki Tanrı seninle sohbet etmeyi çok sevmiştir. Dualarımız seninle. Sana bol rahmet diliyorum. Hoşça kal. Salim KOÇAK Dostlar; Yedinci gününde Oktay Ağabey in anıldığı gecedeydim. Gerçekten duygu dolu bir geceydi. 181

183 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Hasan Ağabey in konuşması o kadar güzel ve duyguluydu ki gözyaşlarımıza mani olamadık. Ben de bir şeyler söylemek istedim ama duygularıma hakim olamayacağım için susmayı yeğledim. Çok güzel konuşmalar oldu. Aslında Oktay Ağabey ne kadar şanslıymış diye düşünüyorum. Bu kadar sevilmek, insanın arkasından bu kadar güzel konuşulması herkese nasip olmaz. Oktay Ağabey yanımızdaydı dün gece. "Ulen İsa ağlama, bak döverim sonra" der gibi... Nur içinde yatsın. İsa BOLAY (Bu yazı gruba Oktay ın vefatının 7. gününde yapılan anma gecesinden sonra yazılmıştır.) Sevgili Hasan Ağabeyim, Yattığı yeri ışıklar içinde bırakacağı gün gibi aşikâr olan Rahmetli Sevgili Oktay Ağabey imiz ne kadar bilinçli şanslı imiş senin gibi bir yaren seçmekte... Çoook sevgilerimle ve bi dolu rahmetle... Sevgilerimle Berkok BAYBAŞ (Bu yazı gruba Oktay ın vefatının 7. gününde yapılan anma gecesinden sonra yazılmıştır.) 182

184 Hasan Eskil BEŞİKTAŞLILAR COŞKUN KARGIN (Kadıköy 100 Yıl Beşiktaşlılar Derneği Başkanı) Saygıdeğer Rahmetli Oktay Ağabeyimizi 2000 li yılların başında tanıdım. O zamanki derneğimize Faruk Gürcan Ağabeyimiz söylemiş ve getirmişti. Arkadaşlar çok iyi bir Beşiktaşlı arkadaş var, hem de siyasetten (ilçe başkanlığı yapmış) geliyor, çok tecrübeli diye. Gerçekten de onu tanıdıktan sonra ne kadar saygın ne kadar beyefendi ve tecrübeli olduğunu gördük ve büyük bir saygı duyduk. Derneğimizde seçimler vardı. O seçimlerde bizlere yanlışlık yapıldı. Biz de Oktay Ağabeyimizle birlikte 40 kişi o dernekten ayrılarak yeni bir dernek kurmak için toplantılara başladık. O toplantılarda Oktay Ağabey tecrübesi ile bize öncülük ederek derneği kurmamıza ve dernek lokalini tutmamıza büyük destekler vererek çalışmalar gerçekleştirdi ve doğal olarak da ilk başkanımız olarak bizlere öncülük etti. O lokalin hem kurulmasında hem de çalıştırılmasında daime tek başına çok mücadeleler verdi ve asla hiçbir zaman şikâyetçi olmadı. İki dönem başkanlık ettikten sonra, Çocuklar benden bu kadar. Ben artık Konyalılar Derneği inşaatı ile ilgileneceğim diyerek bıraktı. Ondan sonra da başkanlık görevini alma şerefine nail oldum. Oktay Ağabeyden sonra başkanlık gerçekten zordu ama biliyordum ki arkamda Oktay Ağabey gibi değerli 183

185 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 184 bir insan vardı. Ne zaman bir şey sorsam ve yardım istesem, her zaman bana yardım ve desteğini engin tecrübesi ile hiç esirgememiştir. Arkadaşlarla tüm toplantı ve yemeklerimizde onsuz yapamazdık. Onunla sohbet etmek ve onu dinlemek inanılmaz keyifliydi. Öyle ki her düşünceye ve her yaşantıya sonsuz saygısı vardı. Kimseyi kıracak veya incitecek bir kelime sarf etmez, öyle bir davranışta bulunmazdı. Birlikte Beşiktaş kongrelerine katılırdık. Beşiktaş a zarar verecek tüm yönetim biçimlerine şiddetle karşı çıkar, bunları açık yüreklilikle kongrelerde dile getirir ve tüm üyeler onun sözlerini dikkate alırdı. Rahmetli Oktay Ağabey aynı zamanda çok ince düşünceli biriydi ve tüm sosyal faaliyetlere katılır elinden gelen tüm desteği verirdi. Bir gün oğlumun düğününe davet etmiştim. Düğün gününü unuttuğu için katılamadığından dolayı mahcubiyetini iletirken bile bizi mahcup ediyordu. Bizim aynı zamanda aile diş hekimimiz olduğu için oğlumun son tedavisinden düğün hediyesi diye para almayarak bizleri mahcup ediyordu. Bu kadar ince ve hassas düşünceli biriydi. Geçen yıl bir yemekli toplantımızda bizlere, Çocuklar bu sene derneğimizin 10 uncu yılı, kutlama yapmayacak mısınız? dedi. Bizde düşündük ve Gerçekten doğru, güzel bir gece yapalım dedik. 10 uncu yıl gecemizi Beşiktaş Başkanı Sayın Fikret Orman ın da katılımı ile güzel bir gece olarak yaptık. Ve biz o gecede Onursal ve ilk Başkanımız Saygıdeğer insan Oktay Özaydın Ağabeyimize yaptıklarından dolayı naçizane bir plaket sunmak istedik. Başkan Fikret Orman la birlikte hem plaket verdik, hem de 10 uncu yıl pastasını birlikte kestik. Ama üç ay sonra beyin kanaması ve sonrasında Hakkın rahmetine kavuşması, sanki bizlere geceyi hatırlatması, plaket vermemiz, hepsi VEDA ediyormuş gibi... İnanamadık ama takdiri ilahi Seni hiçbir zaman unutmayacağız, saygıdeğer insan, Sevgili Oktay Ağabeyimiz Nur

186 Hasan Eskil içinde yat... Allah gani gani Rahmet eylesin Mekânın cennet olsun. Bizler senin değerini ölünce anlamadık; hayattayken de zaten biliyorduk. Çocuklar/ın Coşkun KARGIN Başkan Kadıköy 100 yıl Beşiktaşlılar Derneği HASAN ÖZDOĞAN Oktay Özaydın Ağabeyimizi sanıyorum 2002 yılında Kadıköy Beşiktaşlılar Derneği nde tanıdım. Onun dürüst kişiliğini ve cesur duruşunu ilk kez BJK nın seçim kongresinde ilkesizliğe ve sahtekârlığa karşı ödün vermez tavrıyla tanıdım. Daha sonra biz Kadıköy Beşiktaşlılar Derneği nde yönetime karşı bir liste oluşturduk ve seçime girdik. Bu küçük dernek seçiminde bile yapılan sahtekârlıkla, mücadele etmemize rağmen seçimi az farkla kaybettik ve orada daha fazla durmamamız gerektiğini düşünerek ayrıldık. Yeni bir dernek kurmak istedik, Oktay Özaydın Ağabeyimiz bize cesaret verdi. Onun engin tecrübesinden yararlanarak 2003 yılında Beşiktaş ımızın 100. Kuruluş yılında Kadıköy 100. Yıl Beşiktaşlılar Derneği ni kurduk. Oktay Ağabeyimize, Kurduğumuz dernekte bizim başımıza geçer misiniz? dedik. Bizi kırmadı ve başkanımız oldu. Onunla aynı yönetim kurulunda çalışırken, bana genel sekreterlik görevini verdi. Benim için bir şerefti. Sadece ben değil bütün arkadaşlarım Onunla çalışmaktan o kadar mutluyduk ki o kadar çok şey öğrendik ki. O bizim hem başkanımız, hem hocamız, hem önderimizdi. Tıpkı Süleyman Seba gibiydi. Ve biz onun destekleriyle Kadıköy de hiç yokken çok güzel bir dernek lokali meydana getirdik. O lokalde Fenerbahçe stadının çok yakınında Beşiktaş ımızın çok büyük zaferlerinin yanı sıra, üzüntüleri de paylaştık. 185

187 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Onu tanımak o kadar gurur verici bir duygu ki anlatamam. Tanıdıkça gözümüzde devleşti. O gerçekten hepimizin kahramanıydı. Tam bir gariban babası, yardımsever, ama bir o kadar da mütevazı, bilge bir kişilikti. Toplumda Maddiyata önem vermeyen birine az rastlanır. Bir insan ancak topluma bu kadar faydalı olabilir. Çok erken kaybettik. Hani bir söz vardır, adam gibi adam diye İşte Oktay Özaydın Ağabeyimizi en iyi anlatacak söz herhalde bu sözdür. Oktay Özaydın bu ülkeye çok daha büyük hizmetler verebilirdi. Ancak bizim ülkemiz onun gibi dürüst, çalışkan insanların kıymetini maalesef bilemiyor. Onu çok özlüyoruz. Ve hiçbir zaman yeri dolmayacak. Hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. 186 Bir Anı Beşiktaş ın Yıllık Olağan İdari ve Mali Genel Kurul Toplantısı nda, kongre üyeleri, özellikle borç konusunda kulüp yönetimine eleştirilerde bulundular. Oktay Özaydın, Yıldırım Demirören in yeni dönemde yanlışlarından arınması gerektiğini belirterek, "30 ayda borç 4 misli artmıştır. Bu dönemde 85 lig maçı oynanmış. Fenerbahçe 298 puan, Galatasaray 189 puan ve Beşiktaş 152 puan almıştır. Küme düşmeye oynuyor denilen Trabzonspor un bu genel tablo içinde 4 puan önündeyiz. Sportif başarı yok" dedi. Eski başkan adaylarından Hasan Arat ta, Yıldırım Demirören döneminde kulübün mali konularda ciddi yaralar aldığını söyledi. Beşiktaş ın aktiflerinin geçtiğimiz yıl yüzde 50 azaldığını vurgulayan Arat, "Yapılan yanlış transferler ve yüksek kontratlar çok ciddi zararlara yol açmıştır. Hisse senedi satışları gelir olarak kalemler içine dahil edilmiştir" diye konuştu. Koray Lordoğlu ise camiada yaşanan gruplaşmalardan yakındı. Oktay Ağabey doğru bildiği konularda sözünü sakınmayan bir insandı. Hasan ÖZDOĞAN

188 Hasan Eskil DOSTLARI HAYDAR BOZKURT "Oktay, örnek alınacak adam gibi adamdı... Allah gani gani rahmet eylesin." Haydar BOZKURT VELİT GÜNAY Bir Lider Modeli Olarak OKTAY ÖZAYDIN Kısa bir süre önce vakitsiz kaybettiğimiz Oktay Özaydın, örnek bir liderdi. Bu toplumda sergilene gelen liderlik modellerinin çok üzerinde kalitede bir liderdi. Hoşgörünün, sabrın, nezaketin, inceliğin bir portrede sembolleştiği istisnai bir lider örneğiydi. Kendisini davasına inanılmaz bir özveriyle vakfeden lider örneğiydi. Analar bazen istisnai özellikte ve güzellikte evlatlar doğuruyorlar. Oktay Özaydın, işte bu istisnai örneklerden biriydi. Fiziki olarak da güzeldi ama ruhundaki asaletin büyüklüğü her türlü fiziki yapıyı güzel kılacak yücelikteydi. Liderliğin hot/zotçulukta, sertlikte, megalomanlıkta ve küçük dağları ben yarattımcılıkta zannedildiği bu kısır ortamımızda, O, tam da bütün bunların yüz seksen derece zıddını sergileyen bir zarafet ve yücelik örneğiydi. Politikada, sivil toplum çalışmalarında hiçbir menfaat beklemeden sorumluluk alıp, bu sorumluluktaki görevi kendi işinden de öne alarak özveride bulunmak nasıl bir ruh yüceliğiydi? Sivil toplum etkinliklerinde bıkmadan usanmadan çaba sarf eden, İstanbul gibi trafiğin büyük problem olduğu devasa şe- 187

189 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın hirde köy derneklerine kadar onlarca derneğin her türlü etkinliklerine katılmayı bir görev sayan, bunları yaparken de kimseleri dışlamayan, ötekileştirmeyen bir liderlik örneğiydi. Örgüt çalışmalarında kendisiyle taban tabana zıt görüş ve yapıda olanlara bile aynı eşit mesafede davranma ve çizgide tutma nasıl bir ferasetti? Oktay Özaydın, bize nadir de olsa; Oktay Özaydın gibi olanlar karşısında nasıl davranmamız, ne gözle bakmamız ve ne tür özen göstermemiz gerektiğinin dersini vermelidir. Tabii herkesten bu cins üstün meziyet göstermesi beklenilemez. Ama en azından empati geliştirelim, yapılan pozitif şeyleri takdir etmesini bilelim. Marifet iltifata tabidir, bari marifeti ve marifetlileri yeterince takdir edebilelim. Oktay Özaydın ın hayatından (maalesef kısa sürdü) alınacak önemli dersler var. İyi ve doğru yaşanmış hayattan geriye güzellikler kalıyor. Biz onu tanıyan, az çok birlikte olmuş insanlar; hatırladıkça burnunun direği sızlıyor, ona yeterince iyi arkadaşlık edebildik mi? diye kendimizi sorgulama ihtiyacı duyuyoruz. O, elbette kısmen ailesi de, bizler için özveride bulunup sıkıntı çekerken, koştururken ne kadar yanında bulunabildik? Biz bozkırın çocukları, Oktay Özaydın gibi nadir yetişenleri rol model olarak genç kuşaklara aktarabilirsek, yeni kaliteli liderler bekleyebiliriz. Liderler, hele kalitelisi az yetişir ama kalıcıdırlar. Oktay Özaydın dostumuz da kalplerimizde Kaliteli Liderimiz olarak kalıcı olacaktır. Kendisine rahmetler dilerken, onu yetiştirenlere de şükranlar sunarız. Velit GÜNAY 188 MURTAZA ÇELİKEL Sevgili Oktay, Seni Anlatmakta Çok Zorlandım, Affet Benim de doğduğum coğrafyada bireylerin hepsi akıllı ve akıllılarının kimseye ihtiyacı olmadığı için ortak akılla iş yapmak çok zordur. Bazen de imkânsızdır. Arşivleri darbelerle

190 Hasan Eskil yok edilmeden evvel Konya Talebe Derneği nde benim de yönetim kurulu üyeliğim ve başkanlığım vardı. Girişte yapmış olduğum tespit o günkü tecrübelerimden kaynaklandı. Rahmetli Cihat Abaoğlu, Rahmetli Kazım Bey, Rahmetli Bayram Camcı bu tecrübenin yalnızlığını yaşayanlardandır. Ne zaman Rahmetli Oktay Özaydın'ı ve Dernek Başkanı Hasan Eskil'i görsem yukarıda andığım dernek başkanlarının yaşadıkları günlerde çektikleri aklıma geliyor. Yüksek sesle konuşmayı beceremeyen veya lüzum görmeyen, sakin, kendisiyle barışık, her şeye iyimser bakan ve karşısındakine ümit veren genç bir vakıf başkanı ile ilk defa karşılaşmamız. İlk izlenimim, konuşmaları avize gibi havada sallanmayan, gerçeğe dayalı, uygulanabilir, paylaşmaya müsait, paylaştıkça büyüyecek öneriler içeriyordu. Dikkatimi çekti. Araştırdım. Konuşmaları siyasi deneyim ve sorumluluk taşıyan bir olgunlukta olması boş değilmiş. Siyasi tecrübesi küçümsenmeyecek sorumluluklar taşıdığını kanıtlar nitelikteydi. Rahmetli eski Konya Belediye Başkanı eski İmar İskan Bakanı Rüştü Özal telefonda, Bir hemşerimle seni ziyarete geliyorum diye bildirdi. Rahmetli Oktay Özaydın ile karşılaşmamız ve tanışmamız çok saydığım seçkin Konya âşığı Rüştü Özal vasıtasıyla oldu. Siyasi çalışmalarını dostum Sayın Hüsamettin Cindoruk'tan da dinledim. Benim için önem verilmesi gerekli bir profil de böylece ortaya çıktı. Tarif etmeye çalıştığım uzun boylu, yakışıklı ve genç yaşında bizi terk edip, herkesi samimi şekilde üzen Oktay Özaydın. Başında bulunduğu vakıfta başlangıçta hiç kimsenin inanmadığı bir projeyi gerçekleştirip, Konya nın imzasını İstanbul un en seçkin muhitine atmıştır. Kendisi ile Konya nın markasızlığını ve çarelerini araştıran, ne yapılması gerektiğini paylaşmış bir insan olarak, kaybının ne kadar önemli ve vakitsiz olduğunu üzülerek, yüreğim acıyarak hissediyorum. Uzlaşmacı, barışçı, karşısındaki insanı sonuna kadar dinleme sabrı olan, örnek alınacak insanın geride bıraktığı izlerinin yetiştirdiği ve yetiştirmeye çalıştığı gençlere örnek olması dileğiyle. 189

191 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Sevgili Oktay Özaydın'a rahmet diliyorum. Oktay Özaydın'ın kaybı, ailesi ve çocukları için elbette düşünülemeyecek kadar acılar içerir. Vakitsiz kaybı dostları ve ailesi kadar, ülke için tecrübesi, enerjisi, hizmet aşkıyla katacağı değerler açısından da önemlidir. Keşke ölümünde gösterdiğimiz saygıyı, yaşadığı günlerde de desteklerimizle kendisini mutlu edebilecek kadar sergileyebilseydik. Murtaza ÇELİKEL 190 ADEM ESEN Güzel İnsan: Oktay Özaydın Rahmetli Oktay Özaydın Bey le İstanbul da yapacakları Konyalılar Günü yle ilgili program vesilesiyle tanıştık. Kadıköy Caferağa Salonu nda Konyalılar toplantısı yapıldı. Ben o zaman Selçuklu Belediye Başkanı idim. Biz de belediye olarak meslek eğitim kurslarından Konya çeyizleri sergisi tertip ederek bu programa katıldık. O günlerde Konya ya Hilton oteli açılıyordu. Selçuk Üniversitesi Kampüsü nde, şimdi Rixos oteli olan bina o günlerde Hilton oteli olarak açılıyordu. Programda bu inşaatın yapımcısı olan Sertler sponsor idi. Konya çeyizleri sergimize özellikle bayan hemşerilerimiz büyük ilgi göstermişti. Daha sonra Ataköy deki tatil köyünde yine Oktay Bey in gayretleriyle bir program daha yapıldı. Bu programda biz yine Konya çeyizleri ile katıldık. Programda Konya pilavı ikram edilmişti. Bu pilav mükellef bir nitelikte olduğu halde maalesef İstanbul daki Konyalı hemşerilerimizi pilava fazla rağbet etmediler, pilav arttı. Halbuki o nitelikteki bir pilav Konya da olsa bir pirinç tanesi bile artmazdı. Ben, Konya düğün pilavını çok yiyen birisi değilim. Ama işim gereği, Konya da bazı Pazar günleri otuza yakın düğünü gezdiğim olurdu. Bu sebeple pilavın kalitesini, ustasından tanıma imkanım oldu. Taş yerinde ağırdır derler. Demek ki, damak zevkinde alışkanlıklar ve iklim etkili oluyor. Tabii ki İstanbul da cazip olan da Konya da cazip olmayabilir. Oktay Bey le başlayan bu dostluğumuz karşılıklı ziyaretlerimizle pekişti. Bazen onu İstanbul a geldiğimde Kadıköy deki işyerinin üst katında ziyaret ederdim. Bazen de kendisi ve eşi,

192 Hasan Eskil eşimle birlikte Beykoz da İBB Sosyal Tesisleri nde yemeğe davet ederdi. Cömert insandı. Oktay Bey in kayınpederi Ahmet Hilmi Nalçacı Konya da modern belediyeciliğin temelini atan belediye başkanımızdı. Eski Konyalılar Nalçacı Başkanı çok iyi tanırlar. Meğer rahmetli Nalçacı, benim doktora hocam ve kurucusu olduğum üniversiteye, İlim Yayma Vakfı nın ismini verdiği Sabahattin Zaim in Ankara Mülkiye de sınıf arkadaşıymış. Hocanın ifadesine göre Nalçacı, bu mektebin leyli şubesinde kalırlarken ney üflermiş, hatta arkadaşları kendisine takılırlarmış. Oktay Bey le rahmetli Nalçacı hakkında bir program yapmaya, hatta bir belgesel hazırlayarak kitaplaştırmaya gayret ettik ama sonuçlanmadı. Belki bu bizim vefasızlığımıza sayılabilir. Yeşilyurt taki Vakıf binasının bulunduğu arsa alındığında Oktay Bey in sevincine diyecek yoktu. Temel atma töreninde ben de bulundum. Binanın tamamlanması belediye başkanlığımın süresinin dolduğundan sonraki döneme rastladığından, vakıf binasının çinilerinin Selçuklu Belediyesi nin atölyesinde yapılmasına vesile oldum. Şimdi binanın bazı duvarlarını süsleyen Beyşehir Kubat Abad sarayı çini motifleri Konya mızdan, Selçukludan bir esinti olarak duvarları süslemektedir. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi nde kurucu rektör olarak görev aldıktan sonra Konyalılar Vakfı ve Derneği ne beni çeken faktörlerin başında Oktay Bey in güler yüzü ve babacan tavırları olmuştur. Çeşitli vesilelerle davetlerine icabet etmeyi bir görev sayarken, O da hiç tereddüt etmeden bizim davetimize gelirdi. Bir seferinde bir grup Konyalı arkadaş Arabaşı içmek için Eyüp teki üniversite ofisine bir Cumartesi akşamı misafir olmuştu. Oktay Ağabey de hemşerilerimizle tanışmak ve Konyalı havasını teneffüs etmek için Arabaşı içmeye gelmişti. Bizim Arabaşı nın hamurları tepside kaldı, ama çorbalar yetişmedi. Hemşerimiz Kamil Adak Bey in deyişiyle İstanbul a gelen Konyalılar laylonlaştığından Arabaşı da usulüne göre yenmemişti. 191

193 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 192 Bir seferinde herhalde 5 ekim 2013 günü, Dernek Başkanımız Kudret Bey, Oktay Bey le beraber havaalanı WOW Otel de düzenlenen yaşlılar fuarında Konya dan gelen Ahmet Ağırbaşlı Bey i ziyarete gittik. Ahmet Bey, Konya da yapacağı yaşlılar yurdu projesini bu fuarda sergilemiş. Oktay Bey de bunu haber alınca bir Konyalı olarak ziyareti görev saydı. Biz de kendisine refakat ettik. Kendisi bir süre siyasette bulunduğunu anlatmıştı. Ancak fanatik bir siyasetçi tavrı asla olmadı. Aslında siyaseti, menfaat için de yapmadığı anlaşılmaktadır. Uzlaşmacı tavrı kendisine Konyalılar Vakfı ve Derneği dâhil birçok sivil toplum örgütünde ağabey olma niteliğini vermiştir. İstanbul daki Konyalıların bir araya gelebilecekleri ve faaliyette bulunacakları güzel bir bina ortaya çıktıktan sonra burada çeşitli sosyal ve kültürel programlar düzenlenmesine ağırlık verildi. Oktay Bey benim istişare kurulunda olmamı arzu etti. Hatta taltif ederek yüksek istişare kurul başkanı diyerek arkadaşlarımıza takdim etti. Bu çerçevede Konya Valisi, KOP Başkanı ve Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri ni Konya daki yatırımları anlatmaya davet ettik. Bu program bütün Konya ve çevresi (Karaman, Aksaray ve Niğde) illerinin dernek yöneticilerini bir araya getirmek, bölgedeki altyapı niteliğindeki özellikle ulaştırma, sulama, ulaşım gibi büyük kamu yatırımlarını tanıtmak, İstanbul daki iş adamlarını bu konuda bilgilendirme amacıyla düzenlenmişti. Bu programı Oktay Ağabey göremedi. Çünkü ciddi olarak rahatsızlanmış ve komaya girmişti. Bir müddet sonrada vefat etti. Vefat ettiği gün, Mustafa Birim Bey ile Yahya Efendi Dergâhı haziresinin restorasyonu konusunda bilgi almak üzere Vakıflar Bölge Müdürü nü ziyaret ettik. Mustafa Bey in ofisine giderken yolda aradılar ve Oktay Ağabey in zorlu hastalığa yenildiğini öğrendik. Allah rahmet eylesin. Kader böyle, yazgı bu... Cenaze namazına katılıp kendisine son görevimizi de yerine getirdik. Allah tan bağışlanması

194 Hasan Eskil için dualarımızı ettik. Karacaahmet teki ebedi istirahatgâhına tevdi edildi. Dernek toplantıları sırasında aşağıda mescitte ben imam, o da cemaat olurdu. Hatta annesi muhtereme teyzemiz özürlü namazı hakkında kendisine bir soru sormuş, O da Anne bir abdest ile vakit namazını kıl demiş. Bana doğru söyledim mi? diye tekit ettirmişti. Biricik torunu Ege yi çok sevdiğini söylerdi. Bunu da söylerken gözlerinin içi gülerdi. İnşallah nesilleri de kendisi gibi güzel olur. Allah kendisine rahmet eylesin. Her nefis ölümü tadacaktır. O da tattı. Sırada kim var bilmiyoruz. Ama hepimizin olduğu kesin. Kıymetli eşine, çocuklarına, sevenlerine, Konyalılar Vakfı ve Derneği ne tekrar başsağlığı dilerim. Prof. Dr. Adem ESEN İstanbul Sabahattin Zaim Ün. Kurucu rektörü Konya Selçuklu Belediye eski başkanı ( ) RECEP KONUK Biz Diyen Bir Gönül Adamı: Oktay Özaydın Birlik olmak, bir olmak, beraber olmak, yardımlaşma ve dayanışma hasletini egemen kılmak herkesin dilinden düşürmediği temenni sözleridir. Onları temenniden gerçek hayata insan taşır, bazı özel ve özellikli insanlar taşır. Bir olalım demekle birlik olunamayacağının, beraber olalım demekle bir araya gelinemeyeceğinin farkında olanlar. Zamanlarından, işlerinden tasarruf edenler ya da daha doğru ifadeyle gönlünün genişliği hayatın günlük telaşlarının daralttığı zamana galip gelenler, hayatın anlamını ben sözünde değil de Biz sözünde daha anlamlı bulanlar o temennileri hayata taşır. Biz diyenler ve o Biz i olabildiğince geniş yorumlayanların gönül köşkü o kadar geniştir ki o köşke adım atmak için ne hısımlık bağına, ne eş-dost ahbaplık mertebelerine ne de tavassuta ihtiyaç vardır. Uzanan eli tutmak, gönül kapısının aralığından adım atmak yeterlidir. 193

195 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Biz diyebiliyor ve o Biz i genişletmeyi hayatın gayesi olarak görüyorsanız eğer, gurbete gelene el uzatmaktan, sıladan gelen için kapı aralamaktan, sıla-ı rahimden uzakta olanlarla yarenlik etmekten, kendi insanına gönlünü açmak için aynı toprağın evladı olmayı yeterli bulmaktan keyif alırsınız. Dünyadaki mekânınızdan çok o Biz i bir araya getirecek mekânın ve ruhun inşasıyla meşgul olursunuz. 19 yaşında ailenizin yanına geldiğinizde sizi şaşırtan, ancak, yalnızlığa düşen bazı arkadaşlarınızı yutan büyükşehir, başka yalnızları da yutmasın Onların içini dağlayan gurbet yalnızlığını sonraki nesiller hissetmesin ister, babanızdan miras kalan hasenat yollarını açmaya uğraşır, şahit olduğunuz zorlukları toprağımın evlatları çekmesin diye didinir, uzakta da olsanız topraklarınızda kalan ve kalacak insanların daha parlak bir geleceğe yürümesi için akıl terletir, akıl terletenleri bir araya getirirsiniz. Adı burs ya da yardım sadece kendiniz hayır işlerine koşturmakla yetinmez, başkalarının hayır işlerine de vesile olur iyiliğin hale hale yayılmasına vesile olursunuz. Eğer gönülden, sadece hissederek değil yaşayarak Biz demeyi becerebiliyorsanız, yüreği bileğinden güçlü olanlardan, gönlü köşklerden, saraylardan geniş olanlardansınızdır. Ben onlardan birini tanıdım. Birlikte akıl terlettik, Onun da benim de dahil olduğum ve daha büyük olmasını, daha da büyümesini arzuladığımız Biz için. Vakıf Başkanımız Diş Hekimi Oktay Özaydın dı, Ağabeyimizdi, Biz im Oktay ımız, Biz im Oktay Ağabeyimizdi O. Sadece hayata değil, gönüllere iz bıraktı. Allah (C.C.) gani gani rahmet eylesin. İnşasına emek verdiği, büyüttüğü Biz in, hepimizin duaları Onunla. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Recep KONUK PANKOBİRLİK ve KONYA ŞEKER Yönetim Kurulu Başkanı 194

196 Hasan Eskil ALİ TALİP ÖZDEMİR (Eski Çevre Bakanı) Oktay ın Vefatının 7. Günü Anma Toplantısından Hz Mevlana diyor ki, "ben öldüğüm zaman beni toprakta aramayın, ben sevenlerin gönlündeyim". Evet, Oktay ÖZAYDIN Başkanımızı kaybettik. Onu toprağa verirken, kalabalığa, dostlarına baktığım zaman Hz Mevlana'nın söylediklerini hatırladım. Sevgili Başkanım siz artık sevenlerin gönlündesiniz. Siz artık burs verdiğiniz genç öğrencilerin gönlündesiniz. Siz Konyalıların, sizi sevenlerin gönlündesiniz. Bazı insanlar lider ruhludur. Siz birleştirici, uzlaşmacı liderlik yapınızla bizleri bir araya getirip hizmet ürettiniz ve çok zor olan ama çok zor bir görevi tamamlayıp (vakıf binamızı bitirerek) bu dünyadan geçip gittiniz. Gönüllere girdiniz. Allah'tan rahmet diliyorum, Sevgili Başkanım. Ali Talip ÖZDEMİR GAZETECİ ASLI AYDINTAŞBAŞ Sevgili Hasan Bey ve Konyalılar Derneği ve Vakfı temsilcileri Oktay Ağabey in vefatını geç öğrenmiş olmanın utancı içindeyiz. Ancak üzüntümüz, utancımızdan da büyük... Babam Halis Aydıntaşbaş Oktay Ağabey i bir kardeş kabul eder, bizler de babamın yokluğunda Oktay Ağabey imizi onun temsilcisi sayardık. Sizin de dediğiniz gibi, her türlü övgüye layık, özel bir insandı. Yokluğu, hissedilecek. Bu vesilesiyle Konyalılar Derneği ve İstanbul'daki Konyalılar camiasına, ailem adına başsağlığı dileklerimizi iletmek isterim. Sevgi ve saygılarımla Aslı AYDINTAŞBAŞ (Vakıf Binamızın mimarlarından, okul arkadaşımız Halis Aydıntaşbaş ın kızı) 195

197 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın HÜLYA KARAMAHMUTOĞLU Saygıdeğer başkanım ve yönetim kurulu üyelerim, İstanbul Konyalılar Vakfı Başkanı Sn. Oktay Özaydın'ın vefat haberini öğrenmiş bulunuyorum. Merhuma Allah'tan rahmet, her iki camiaya da sabır ve başsağlığı dilerim. Sevgili Başkanım nurlar içinde yat, mekânın cennet olsun. Çok keyifli günler geçirdik, sohbet ettik, çay, kahve içtik, toplantılar yaptık. Her Çarşamba derneğe gelişinizi ve ısmarladığınız yemekleri hiç ama hiç unutmayacağım. Bundan bir ay önce sizi gördüğümde o sevecen ve her zamanki nazik halinizle gülümsediniz, sohbet ettiniz. Nereden bilirdim bunun son vedanız olacağını? Her daim kalbimde olacaksınız. Dualarım sizinle sevgili Başkanım Hülya KARAMAHMUTOĞLU (İstanbul Konyalılar Vakfı eski sekreteri) NAZLI NIN KAYINBİRADERİ MURAT Bir erkek için basitçe yaşam; Doğumla başlayan, çocukluk, gençlik, delikanlılık, askerlik, evlilik, babalık, dedelik :) gibi önemli deneyimlerle devam eden, günü gelince de dünyevi diyarı terk ederek bu süreci tamamlamak olarak tarif edilebilir... Bence bu diyara gelen her canlı birbirini desteklemek ve birbirine hizmet etmek için vardır. Ve bazıları bu hizmeti elinden gelen en iyi şekilde yapar. İşte benim yolculuğumda tanıştığım Sevgili Oktay Amca da böyle bir insandı. Ben Oktay Amca yı bunları en iyi şekilde yapmış, bilgi ve deneyimlerini yetiştirip büyüttüğü harika üç evladına aktarmış biri olarak tarif ederim, eğer bana birileri sorarsa... Ne mutlu! Ruhun Şad Olsun Sevgili Oktay Amca... Murat MISIRLI 196

198 Hasan Eskil KONYA MAARİF KOLEJİ YAZIŞMA GRUBUNDAN BAŞSAĞLIĞI DİLEKLERİ 18 Mart :11 tarihinde Hasan Eskil yazdı: Sevgili kardeşlerim, Kader bana bu haberi de mi yazdıracaktı? En sevdiğim arkadaşımın bu dünyadan göçtüğünü bildirmek zorunda mı kalacaktım? Ne acı bir kayıp, ne zor bir görev. Hepimizin başı sağ olsun. Oktay'ımızı bugün kaybettik. Allah rahmet eylesin. IŞIKLAR içinde uyu Oktay Hasan Eskil Allah rahmet eylesin. Gerçek bir dostumuzu kaybettik. Çok üzgünüm (Ali yi de 2014 yılında kaybettik. H.E.) Ali İleri Bu aziz ve sevgili kardeşimize Allah rahmet eylesin, geride kalan ailesine, dostlarına sabır ve metanet versin. Oktay gerçekten müstesna, akil, olgun bir arkadaşımızdı. Yeri boş kaldı 13 Ali Tuygan KUTAY abi; OKTAY abinin kaybı nedeniyle yaşadığınız derin acıyı içtenlikle paylaşır, size ve geride kalanlara sabır dilerim... Alp ÜNER 197

199 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Sevgili Hasan abi, değerli KMK'liler, Çok değerli büyüğümüzü Oktay ağabeyimizi kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyorum. Konyalılar Derneği-Vakfı binası için verdiği emeği, yaptığı mücadeleleri güler yüzüyle keyifle anlatması, her etkinlikte yanı başımızda o pozitif enerjisiyle olması unutulmaz. Işıklar içinde uyusun, hepinize sabır diliyorum Aysan Arıcan'77 Değerli Oktay ağabeyimizin kaybını öğrenmiş olmaktan üzgünüm. Kendisine Allah'tan rahmet, yakınlarına ve KMKD ailesine sabır ve başsağlığı diliyorum. Mehtap Bozkır ( ) Tüm camiamızın ve ailesinin başı sağ olsun Av. Bülent Güme Her şeyini özleyeceğiz. Nur içinde yat. Çelik Ergene Tüm camiamızın başı sağ olsun. Nurlar içinde yatsın. Yakınlarına sabırlar diliyorum. Cem Bozkurt 76 Sevgili Oktay Ağabeyimizin vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Oktay abiye Allah'tan rahmet, ailesine ve tüm dostlarına başsağlığı diliyorum. Emrehan Halıcı Sevgili Oktay'ın kaybından dolayı çok üzgünüm. Ailesinin ve tüm sevenlerinin başı sağ olsun Erdem Baykal 198

200 Hasan Eskil Sevgili Oktay abiye Allah'tan rahmet, geride kalanlara sabır ve başsağlığı dilerim Ertuğrul Gönül'79 Oktay ağabeye Allahtan rahmet, kederli ailesine, dostlarına ve KMKD camiasına başsağlığı dilerim... Nur içinde yat Oktay ağabey Fahri Demirağ Hepimiz için kolay unutulamayacak bir acı. Cennet mekânın olsun Oktay Fikret Yüksel Hasan Abi, Başımız sağ olsun Nurlar içinde yatsın. Allah sizlere sabır ve sağlık versin Gökşin Merhuma Allah'tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve arkadaşlarına sabırlar dilerim Hilmi Kal'89 Bugün güzel insan, Oktay Ağabeyimizi sonsuzluğa uğurladık. Daha doğrusu, bir parçamızı daha toprağa verdik. Kolay olmadı. İçimizi ısıtan o içtenliği, büyüklüğünü gizlemeye çalışan tevazu dolu örnek kişiliği ile sadece anılarımızda değil, her zaman yanı başımızda olacağına inanıyorum. Kendisine Allah'tan rahmet, ailesi, yakınları ve tüm camiamıza sabırlar ve baş sağlığı diliyorum İhsan Sami Başaytaç Sevgili Kutay, Çok sevgili kardeşimiz abin Oktay'ın kaybı o kadar çok yerde öyle büyük büyük rahneler açtı ki... En başta siz ailesi, sonra Konya ve 199

201 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Konyalılar, sonra Kolej ve KMKD camiası, sonra sevgili Beşiktaşımız... Hepimizin başı sağ olsun. En kalbi dualarımız onunla. Nur içinde yatsın. İlhan Uğurel ( ) Acımız çok büyük. İstanbul'a geldiğimde ilk tanıdığım kolejli abim. Sadece kolej değil, Konyalılar Derneği nde de hemşerilerimizin göz bebeği, beyefendi, aslan abim benim. Nur içinde yatacaksın Isa Bolay Tanıma fırsatı bulamamış olmaktan üzüntü duyuyorum. Kendisine Allah tan rahmet, başta Kutay ağabeye, bütün ailesine, yakınlarına, sevenlerine baş sağlığı ve sabır dilerim Kamil Toker Yahu sabah saatlerinde mail hep açıktı ama sonra araya işler girdi kapatmak zorunda kaldım. Az önce de İhsan Başaytaç aradı, kahrolası bu haberi verdi. Sevgili Oktay Özaydın ışıklar içinde kal, bütün arkadaşlarımın ve Konya Kolejli dostlarımın başı sağ olsun. Allah rahmet eylesin. İnanmak çok zor ama yaşamın en büyük gerçeği bu; SÖZÜN BİTTİĞİ YER :(((( Mahmut Ünal Ne diyeyim Oktay Abi m. İnanmadım, yazamadım, gözlerim doldu, ağlayamadım. Seni çok ama çok sevmiştik Abi m. Her daim kalbimizde kalacaksın. Mekanın cennet olsun Ömer Dağlıkoca Değerli Dostlar, Kendisini tanıma fırsatı bulamadım ama yazılanlardan çok dostu olduğu ve sevildiği belli oluyor. Ailesine ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Allah sabırlar versin. Kalanlara sağlıklar versin Mehmet ÇAMURLU

202 Hasan Eskil Sevgili Oktay abiye Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum Mustafa Kozanoğlu Derin bir üzüntü içindeyiz. Ayrıca yıllarca bizlere aile doktoru olarak da çok emeği geçmiştir. Onu saygı ve rahmetle anıyor, mekanı cennet olsun diyoruz. Eşine, çocuklarına, yakınlarına baş sağlığı ve sabır diliyoruz Necla-Şevki ŞEKERCİ Sevgili Oktay Ağabeyimizin yattığı yer ışıklar içinde olsun. Geride kalanlara başsağlığı ve sabırlar dilerim Neşet PAMİR Sevgili Oktay Abiye Tanrı'dan rahmet, tüm sevenlerine başsağlığı dilerim Kenan Onsun Hasan Abi, Başta sen ve Kutay abi olmak üzere tüm Konya Maarif Koleji nin başı sağ olsun. Tanrı geride kalanlara sabır versin. Allah rahmet eylesin... Raşit ÜNÜVAR Sevgili Oktayımızı çok özleyeceğiz. Nurlar içinde uyu canım kardeşim Selçuk Berker İyi insan Oktay'ı uğurladığımız bu günde ailesinin ve dostlarının acısını paylaşıyorum. Mekânın cennet olsun canım kardeşim Şener Özer

203 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın Sevgili Hasan Ağabeyimizin şahsında tüm Maarif Kolejlilere başsağlığı diliyorum. Çok değerli bir büyüğümüzü kaybettik, ailesine ve tüm sevenlerine sabırlar diliyorum Serap Yılmaz (Soysal) 77 Bugün ( ) acı haberi Özkan'dan aldım. Sevgili Oktay'a Allah'tan rahmet, eşine, çocuklarına, Kutay'a ve tüm yakın akraba ve dostlarına sabırlar diliyorum. Mekanı cennet olsun Tansu Erçelebi Sevgili Oktay Ağabeyimize Allah'tan rahmet, ailesine sabırlar diliyorum. Mekanı cennet olsun İsmail Özelkan Oktay ımızı kaybettik, herkesin başı sağ olsun Vehbi Sevgili kardeşlerim, Oktay kardeşimizin cenazesi yarın (19 Mart Çarşamba) öğle namazını takiben Karacaahmet Şakirin Camii'nden kaldırılacaktır Hasan Eskil Değerli kardeşlerim, Oktay'ımızı, ölümünün yedinci günü olan 25 Mart Salı akşamı saat arasında İstanbul Konyalılar Vakfı'nınYeşilköy'deki kültür merkezinde anıyoruz. Bu toplantıya bütün kardeşlerimiz davetlidir Adres: İstanbul Konyalılar Vakfı Handan Birim Kültür Merkezi Gazi Evrenos Cad. No: 22 Yeşilköy Hasan Eskil 202

204 Hasan Eskil OKTAY IN VEFATINDAN SONRA ÇIKAN ÖLÜM İLANLARI ACI KAYBIMIZ Merhum Mustafa Feyzi Özaydın ve Muzehher Özaydın ın oğulları, Kutay Özaydın ve Gülay Aşçıgil in kardeşleri, Cem Özaydın, Merve Özaydın ve Nazlı Mısırlı nın babaları, Mutlu Mısırlı ve Gözde Yeyman Özaydın ın kayınpederleri, Ege Mısırlı nın dedesi ve Semiha Özaydın ın biricik sevgili eşi MEHMET OKTAY ÖZAYDIN 18 Mart 2014 günü vefat etmiştir. Cenazesi 19 Mart 2014 Çarşamba günü (Bugün) Karacaahmet Şakirin Camii nde Kılınacak öğle namazını müteakip Karacaahmet Mezarlığına defnedilecektir. AİLESİ BAŞSAĞLIĞI *** Derneğimizin kurucu başkanı Diş Hekimi Vefat etmiştir. Sn. Mehmet Oktay Özaydın Merhuma Allah tan rahmet, Kederli Ailesine ve Beşiktaş Camiasına başsağlığı dileriz. Kadıköy loo. Yıl Beşiktaş lılar Derneği *** 203

205 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın VEFAT ve BAŞSAĞLIĞI Konyalılar Derneği ve İstanbul Konyalılar Vakfı nın kurucularından, İstanbul Konyalılar Vakfı Başkanı Değerli İnsan MEHMET OKTAY ÖZAYDIN ın vefatının derin üzüntüsü içindeyiz. Merhumun cenazesi 19 Mart 2014 (Bugün) ŞAKİRİN CA- Mİİ nde ÖĞLE NAMAZINI müteakip, KARACAAHMET MEZARLIĞI na defnedilecektir. Tüm dostlarımıza ve hemşerilerimize başsağlığı dileriz. KONYALILAR DERNEĞİ İSTANBUL KONYALILAR VAKFI NOT: Çelenk gönderilmemesi, arzu edenlerin Vakfımıza bağış yapması rica olunur. Hesap No: TR BAŞSAĞLIĞI CAN ARKADAŞIMIZ *** Dt. OKTAY ÖZAYDIN ın vefatının derin üzüntüsü içindeyiz. Canımıza Tanrı dan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz. Arkadaşları YÜCEL ÇIKRIKÇI ENİS BALCI 204

206 Hasan Eskil BİTİRİRKEN Artık kitabı bitiriyoruz. Başlangıçta da belirttiğim gibi, Konyalılar Derneği Başkanı Kudret Fikirli ile İstanbul Konyalılar Vakfı Başkanı Mustafa Birim, Başkanı oldukları her iki kuruma da Oktay ın çok büyük hizmetleri olduğunu belirterek benden kardeşimizle ilgili bir kitap hazırlamamı istediler. Bu talep, Oktay ın vefatının üçüncü günü ailesine taziyeye gittiğimiz gün yapıldı. Ben de bu onurlu görevi itirazsız kabul ettim. Vakit geçirmeden aile bireyleriyle arkadaşlarından, Oktay'la ilgili anı, resim ve düşüncelerini 'ime aktarmalarını ve hazırlayacağım kitabın eksiksiz olmasına yardımcı olmalarını istedim. Tüm bunlar acılı günlerimize denk geldi. Hepimizin yarası çok tazeydi, bendenizin yazıları dahil, gelen yazılar bu nedenle acı doluydu. Bu atmosferde Oktay ın Dernek ve Vakıf taki hizmetlerine şurasından burasından dokunulmuş oldu, verdiği hizmetler bir örtü altında kaldı. Oysa, kardeşimizin erken ölümünün yüreğimize saldığı acının yanında, onun çalışma tarzını ve hizmetlerini de okura aktarmak gerekiyordu. Kitabımızın bu bölümünde, bazı yerlerde tekrara düşmek pahasına da olsa, bunu yapmaya çalışacağız. Olası tekrarlar için okurlardan özür dileriz. Oktay, Mart 1994 te yapılan yerel seçimlerde Kadıköy Belediye Başkanlığını kazanamayınca siyasi çalışmalarında tempoyu düşürdü. Derneği kuran müteşebbis heyetin ısrarla yaptığı üyelik davetine o aralar olumlu yanıt verdi ve 1994 sonlarında kurulan Konyalılar Derneği nin 71 kişilik kurucular listesinde yerini aldı. Derneğin ilk yönetim kurulu toplantısında 205

207 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 206 başkan yardımcılığı görevlerinden birini üstlenen kardeşimiz, hemen başkan yardımcısı yapıldığına göre, Derneğin kurucularını duruşuyla ve akla yakın sözleriyle etkilemiş olmalıdır. Konya İli ve İlçeleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile Konyalılar Derneği nin birleştirilmesi ve Konyalıların İstanbul da tek derneğin çatısı altında toplanması dernekçilikte ilk başarısıdır. Böylece Oktay daha dernekte çalışmaya başlar başlamaz son derece hayırlı bir işe imza atmıştır. Sağ olsaydı benim bu övücü satırları yazmama asla rıza göstermezdi. Övünmeyi sevmezdi çünkü. Ekip çalışmasına önem verir ve elde edilen sonuçları ekiple paylaşırdı. Bu konuda hepimizin belleğine kazınan bir davranışı var ki ondan ileride söz edeceğim yılında Konyalılar Derneği nin Başkanlığına seçildi. Rahatsızlığı nedeniyle başkanlıktan ayrılmak isteyen Bayram Camcı, yerine Oktay ı işaret etmişti. O seçimlerde benim de yönetim kuruluna girmemi istedi. Kabul ettim ve başkan yardımcısı oldum. Dernek başkanlığında çok faal ve disiplinliydi. Her şeyden önce, Dernek Tüzüğü nün hükümlerine birebir uyarak ayda en az bir kere yönetim kurulu toplantısı yapardı. Toplantı öncesinde gündemi belirler, gündemle ilgili hazırlıklar yapar, bize danışarak akşamki yemeğin mönüsünü bile tespit ederdi. Toplantıyı üyelere bizzat kendisi telefonla duyurur, bu davranışıyla daha işin başında ekibinin gönüllerini fethederdi. Bu kibarlığını ve çalışma disiplinini hiçbir zaman bozmadı. Toplantılara elinde bir ajandayla gelirdi. Ajandasında toplantı tarihi, toplantının gündemi yazılı olur, toplantı öncesinde herkese hoş geldiniz dedikten sonra, gündemi açıklar ve toplantıyı açardı. Toplantılarda zaman zaman şakalar yapılır, fıkralar anlatılırdı. Bunlara müsamaha eder, hatta şakalara kendisi de katılırdı ama gündemin görüşülmesini ve karara bağlanmasını asla aksatmazdı.

208 Hasan Eskil Öğrenci burslarının her yıl sayı ve tutar olarak artırılmasını önemli görevlerinden biri olarak görürdü. Kendisi de yakın çevresinden burslar temin eder, bizleri buna zorlardı. Başlangıçta da belirttiğim gibi, hemşeri dernekleriyle toplantılar düzenlemek, onların sorunlarını dinlemek, müşterek etkinliklere imza atmak, onlarla aynı çatı altında nefes alıp vermek Oktay için mutluluk kaynağıydı. İlçe ve köy derneklerinin gecelerine, pikniklerine, toplantılarına gitmekten büyük zevk alırdı. Bu konuda üşengeçlik gösterdiğini hiç görmedim. Gittiği her yerde de saygı ve sevgi görürdü. Herhalde onun onca zahmete katlanmasını sağlayan da çevresinde örülen bu sevgi ve saygı çemberiydi. Geleneksel Konya toplantılarına çağrılacak konuşmacılar ve bu toplantılar en titizlendiği konuların başında gelirdi. Konferans verecek kişinin liyakatini ve halkın üzerindeki etki derecesini yönetim kurulu toplantısında uzun uzun tartışırdık. Ondan sonra da konferansın yeri görüşülür; Derneğin, daha sonraları da aynı zamanda Vakfın prestijine uygun yerler seçmeye çalışırdık. Kültür Merkezi inşaatı bittikten sonra bu tür konferanslar için mekân arama sorunumuz doğal olarak sona erdi. Derneğin gelirleri çok sınırlıydı. Oktay, bu tür yemekli konferanslara davet ettiğimiz konukların masraflarını yönetim kurulu üyeleri olarak bizlerin karşılamamızı isterdi, itirazsız kabul ederdik. Bursların da büyük bir bölümünü yönetim kurulu üyeleri ve yakınları üstlenirdi. Dernekçiliğin maddi ve manevi fedakârlık anlamına geldiğini hepimiz kabullenmiştik; en fazla fedakârlık yapanlardan biri de Oktay dı. Dernekçilikte önem verdiği konulardan biri de İstanbul da yaşayan Konyalıların Konya yla bağlarını koparmamalarını sağlamaktı. Hatta bu bağları güçlendirmeye çalışırdı. Daha doğrusu hepimiz bunu benimsemiştik. Bunun için de konferanslara Konya Ticaret Odası, Konya Sanayi Odası başkanlarını, Konyalı başarılı iş adamlarını, Konyalı akademisyenleri ve Yargıtay Başkanı Sami Selçuk gibi önemli görevlerde bulunan Konyalıları davet ederdik. 207

209 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 208 Konya düğün yemeği, Konya şenliği de önem verdiği etkinliklerdendi. Bu etkinliklere İstanbul da yaşayan Konyalıların katılması için radyo ve gazetelerle duyuru yapar, 700 ün üzerindeki üyelerimize mektup yazardık. Yemeğe ve şenliğe gelecek hemşerilerimiz için Konya nın halk kültür ve sanatını İstanbul a taşır, Konya ya özgü elişlerini sergilerdik. Bu yemek ve şenliklerle sergilere İstanbul da doğup büyümüş çocuklarımızın da getirilmesini isterdi. Daha doğru bir ifadeyle, onun Dernek ve Vakıf başkanı olarak görev yaptığı yönetim kurulu toplantılarında gündeme bu konular gelir ve başkanın ortaya koyduğu gündemi benimseyerek, aynı duygularla konuşur, kararlar alırdık. İsterdik ki çocuklarımız Konyalıdan ve Konya dan uzak kalmasın, öz kültürünü yakından görüp tanısın Oktay, aldığımız bu kararları hayata geçirmek için hepimizden fazla emek sarf ederdi. Örneğin; o yıllarda Selçuklu Belediye Başkanı olan Prof. Dr. Adem Esen le ilk teması sağlayan O olmuştu ve Adem Hoca bizim Konya yla ilgili etkinliklerimizde hep yanımızda yer almış; Konyalı kadınların çeyizlerini İstanbul a kadar taşıyıp düzenlediğimiz yemek ve şenliklerde sergilemiş, bu sergiler İstanbul da yaşayan Konyalılar arasında çok da beğeni kazanmıştı. Bir keresinde Konya dan mahalli sanatçı Kör Ahmet i, bir keresinde yine mahalli sanatçı Sarı Mustafa yı getirmiştik. Konya türküleri çalmışlar, Konya şivesiyle söylemişler, şakalar yapmışlardı. Bu arada Bozkır ekibini de unutmamak gerekir. Oktay Konya kültürünün bu boyutunu da ihmal etmemeye çalışırdı. Çalışırdı diyorum, Dernek olarak biz elimizden gelen çabayı gösterir ama hemşerilerimizden aynı ölçüde karşılık görmezdik. Oktay bu ilgisizliği kafasını takmaz, Konya nın kültürünü tanıtma çalışmalarından asla vazgeçmezdi. Konya tarihine de büyük önem verirdi. Konya Kültür Merkezi ndeki Selçuklu dönemini simgeleyen çini panolar onun başkanlığı döneminde yaptırılmıştı. Fikir bir başka arkadaşımızdan çıkmış, Oktay konuyu hemen benimsemiş ve Selçuklu Belediye Başkanlığıyla temas ederek, alınan kararı hayata geçirmişti.

210 Hasan Eskil Dernek ve Vakıf başkanlıkları sırasında alınan yönetim kurulu kararlarını ısrarla takip eden bir insandı. Konular bir başkası tarafından gündeme getirilmiş olsa bile onun için fark etmezdi. Yönetim kurulunca alınan karar kendisine teslim edilen bir emanet gibiydi. İtiraf edeyim, etkinlik kararlarının uygulanması aşamasında çoğu kez yalnız kalırdı. Yönetim kurulundan sonra herkes işine gücüne dalar, o tek başına çabalar dururdu. Telefonlarla, bazen muayenehanesine davet ederek, bazen de bizzat işyerine giderek arkadaşları harekete geçirmeye çalışırdı. Yorulmayan, yorgunluk bilmeyen bir adamdı. Dernek olarak 2003 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi nden Yeşilköy de bir arsanın üst kullanım hakkını kiralamıştık ve arsanın üzerine kültür merkezi inşa ettirecektik. Hedefimiz çok büyüktü: İstanbul a, İstanbul daki Konyalıların bir araya gelebilecekleri, Konya nın tarihinin ve kültürünün tanıtımının yapılacağı, her türlü sanatsal etkinliğin, toplantıların gerçekleştirilebileceği bir eser kazandırmak istiyorduk. Ayrıca elde edilecek kira gelirleriyle öğrenci burslarına da destek sağlanacaktı. Saptadığımız hedeflere ulaşabilmek, tüm bunları gerçekleştirebilmek için, işin peşinden koşturacak mücadeleci bir adam gerekiyordu. Tabii bütün gözler Oktay a çevrildi ve o bu ulvi görevi itirazsız kabul etti de Oktay yeni kurulan İstanbul Konyalılar Vakfı nın, ben de Derneğin başkanı olduk. İnşaat tamamlanıncaya kadar Dernek ve Vakıf Yönetim Kurulları birlikte toplandı. O ara ben emekli olmuştum ve günlerimin çoğunu Kadıköy Altıyol daki dernek merkezinde geçiriyordum. Dernek Merkezi Oktay ın muayenehanesine iki dakikalık mesafedeydi. Bu nedenle de Oktay la hemen hemen her gün görüşüyor, çarşamba günleri de sabahtan aşama kadar beraber oluyorduk. Bu nedenle o binanın inşaatı sırasında ne zorluklar çektiğinin yakın tanığıyım. Bina tamamlanana kadar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi yle Bakırköy Belediyesi arasında mekik dokudu. Kadıköy den 209

211 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın 210 kalkıp oralarda işinin peşine düştü. Öyle ki belediye başkanlarının özel kalem müdürleri ve sekreterleriyle tanış haline geldi. Bir taraftan da muayenehanesindeki hastalarına yetişmeye çalıştı. Arsanın kiralanması işini Dernek yürütmüştü. Yapılan noter, tapu tescil masraflarının temininde, henüz ortada vakıf yoktu. Temel atıldığında da öyle... Bu aşamada, ileride kurulacak Vakfın sermayedarları olacak Birim ve Argıt aileleri yardımcı olacak; ancak ilave destekler gerekecektir. Oktay, Türkiye nin ilaç sanayinin ve ecza depoculuğunun önde gelen kurumlarının kurucusu olan Adil Karaağaç ın, Mustafa Öncel in, Ahmet Keleşoğlu nun kapılarını çalacak, çaldığı kapılardan eli boş dönmeyecektir. Aslında para isterken sıkılan bir insandır ama üstlendiği görevin başarıya ulaşabilmesi için mizacına ters düşen bu işi de yapacaktır. Tam işler yoluna girmişken inşaatın bulunduğu adanın imar planları iptal edilecek ve belediye tarafından inşaat durdurulacaktır. Bu habere çok üzülen Oktay yeniden proje tasdikleri, inşaat ruhsatları peşinde koşacak, para bulmak için bu kez İstanbul sınırları dışına çıkıp, Konya ya kadar gidecektir. Konya dan umduğunu pek bulamayacak ve yeniden İstanbul a dönen Oktay a bu aşamada İsmail Öncel, Mustafa Birim, Osman Argıt yapacakları bağışlarla yardım elini uzatacak, Hikmet Deniz den önemli miktarda borç alınacak ama Oktay çok sıkıntılı günler yaşayacaktır. İstanbul Konyalılar Vakfı kurulduktan sonra, sermayedar olan Birim ve Argıt ailelerinin desteğiyle inşaat başlayacak, fakat bu kez de ekonomideki olumsuz gelişmeler başlangıçtaki hesabın şaşmasına sebep olacak ve Oktay ı gene sıkıntılı günler bekleyecektir. Yeniden bağış arayışına giren Oktay umut ışığı gördüğü her kapıyı çalacak, bazı kapılar yüzüne kapanacaktır. Bunların bir kısmına ben tanığım. Oktay ın yanındaydım çünkü. O günler zor günlerdi Oktay koşuşturmakta ve üstlendiği görevi bihakkın yerine getirmeye çalışmaktadır. O ara Yüz Yiğit Konyalı projesini ortaya atacak ve Konya yollarına yeniden düşecektir. Bu gidip

212 Hasan Eskil gelmeler az da olsa meyvesini verecek ve 32 yiğit Konyalı Oktay ı geri çevirmeyecektir ama bu su ağacı büyütmeye yeterli değildir. Bir ara inşaat durma noktasına gelecek, Oktay yeniden destek arayışına girecektir. İşte bu sırada PANKOBİRLİK ve KONYA ŞEKER in Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk yüzümüzü güldürecek ve Oktay ın aradığı A grubu Rh+ kan bulunacaktır. Bununla işler yeniden başlamışken, Birim ailesinin Konya daki öğrenci yurdunu Vakfa bağışlama kararı gelecek, yurt binasının satılmasıyla Oktay ın eli rahatlayacak, yüzü gülecektir. Bir gün Oktay ın hazır bulunmadığı bir ortamda, hizmetlerine karşılık Kültür Merkezi nin Dernek ve Vakıf yönetim odalarının bulunduğu dördüncü katına adını vermeyi kararlaştırdık, toplantıda da bunu kendisine söyledik. Hemen itiraz etti. Biz ısrar ettik, o direndi. Sonunda, Lafı uzatma Oktay, biz kararımızı verdik dedim, böylece karar aşaması tamamlandı. O gece hiç unutmam, onun otomobiliyle evimize gelirken, Yeşilköy den Kadıköy e kadar bana söylendi durdu. O denli mütevazı bir insandı. Başarıları sahiplenmez, ekibiyle paylaşırdı. Tüm bunları Oktay ın İstanbul Konyalılar Vakfı Handan Birim Kültür Merkezi nin ortaya çıkmasındaki emeğini tarihe not düşmek için yazıyorum. Kültür Merkezi hedefine kolayca ulaşılmadı, Oktay ın o binada çok emeği var. Tabii o bina arkadaşların da maddi ve manevi destekleriyle yükselmiş, bugünkü haline gelmiştir. Başta Oktay, hepsi teşekkürü hak ediyor. Evet, Oktay ın dernekçiliği böyle bir şeydi. Konya ve Konyalılar, Konyalılar Derneği ve İstanbul Konyalılar vakfı Başkanı yken yaptığı hizmetlerden dolayı Oktay a çok şey borçlular. 211

213 Bir Güzel İnsan/Oktay Özaydın SONSÖZ 212 İSTANBUL KONYALILAR VAKFI HANDAN BİRİM KÜLTÜR MER- KEZİ NİN GİRİŞİNDE ZİYARETÇİLERİ KARŞILAYAN ESER. (TASARIM ve UYGULAMA ADİL ÖNGEL)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Yayınevi Sertifika No: 14452 Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Genel Yayın Yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi Editörü: Ömer Faruk Paksu İç Düzen ve Kapak: Cemile Kocaer ISBN: 978-605-9723-51-0 1. Baskı:

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Ak Parti 14.Dönem Siyaset Akademisi Ödül Töreni Yapıldı

Ak Parti 14.Dönem Siyaset Akademisi Ödül Töreni Yapıldı Ak Parti 14.Dönem Siyaset Akademisi Ödül Töreni Yapıldı 14. Dönem Siyaset Akademisi Lider Ülke: Türkiye Yerel Yönetimler-II programında dereceye girenler ödüllerini Sayın Başbakanımızın elinden aldı. Mart

Detaylı

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ www.armtr.org Yazan: Billur Demiroğulları Çizen: Yasemin Erdem Kontrol: Özlem Küçükfırat Bilgi (Çocuk Gelişim Uzmanı) Bu hikaye kitabının her türlü yayın hakkı Anorektal

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ Onur BİÇER Yüksekokulumuza 2006 yılında görevime başlamış olup 2008 yılında kazanmış olduğum muhasebe ve vergi uygulamaları (İÖ) Programını okuyup 2010 yılında

Detaylı

Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu

Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu Türkisch Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu Veliler için Bilgiler Januar 2008 / Türkisch 2 / 6 Zürih Kantonu İlköğretim Okulu Hedefler ve Hedefe Yönelik Görüşler Zürih kantonunda devlet ilköğretim okulu

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

OSNABRÜCK KARDEŞ KENT ELÇİMİZ VE ÇANAKKALE BELEDİYESİ KÜLTÜR SANAT BİRİMİ TEMSİLCİMİZ RESMİ TOPLANTIMIZDA KONUĞUMUZ OLDU

OSNABRÜCK KARDEŞ KENT ELÇİMİZ VE ÇANAKKALE BELEDİYESİ KÜLTÜR SANAT BİRİMİ TEMSİLCİMİZ RESMİ TOPLANTIMIZDA KONUĞUMUZ OLDU OSNABRÜCK KARDEŞ KENT ELÇİMİZ VE ÇANAKKALE BELEDİYESİ KÜLTÜR SANAT BİRİMİ TEMSİLCİMİZ RESMİ TOPLANTIMIZDA KONUĞUMUZ OLDU Osnabrückte bulunan Rotary Kulüplerimiz ile iletişimimizi güçlendirme programı hazırlayan

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Seyir Defteri 10. YIL ÖZEL SAYISI. 1999 akyurt vakfı YAŞAMEVLERİ. Akyurt Vakfı tarafından 4 ayda bir yayımlanır. Aralık 2009 Sayı: 15

Seyir Defteri 10. YIL ÖZEL SAYISI. 1999 akyurt vakfı YAŞAMEVLERİ. Akyurt Vakfı tarafından 4 ayda bir yayımlanır. Aralık 2009 Sayı: 15 1999 akyurt vakfı YAŞAMEVLERİ Seyir Defteri Akyurt Vakfı tarafından 4 ayda bir yayımlanır. Aralık 2009 Sayı: 15 10. YIL ÖZEL SAYISI 1999 akyurt vakfı YAŞAMEVLERİ GÖNÜL DOSTLARIMIZ SUMMA A.Ş. AKIN GÖKYAY

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

SAĞLIK KÜLTÜR ve SPOR DAİRE BAŞKANLIĞININ 2012 YILI SOSYAL FAALİYETLERİNDEN GÖRÜNTÜLER

SAĞLIK KÜLTÜR ve SPOR DAİRE BAŞKANLIĞININ 2012 YILI SOSYAL FAALİYETLERİNDEN GÖRÜNTÜLER SAĞLIK KÜLTÜR ve SPOR DAİRE BAŞKANLIĞININ 2012 YILI SOSYAL FAALİYETLERİNDEN GÖRÜNTÜLER Üniversitemiz Merkez Kütüphane Konferans Salonunda İnovasyon ve Liderlik Topluluğu tarafından gerçekleştirilen Anılarla

Detaylı

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?...

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?... ANKET-1 (LİSE) Türk İşaret Dilinde izlemek için tıklayınız. Ad Soyad:. Okul -Sınıfı:. 1. Okul başarınızı nasıl yorumluyorsunuz? Kötü Orta İyi Çok iyi 2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?

Detaylı

BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI

BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI Göknil Genç BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI 1 Çeviren: Saadet Özen ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü 5. basım Resimleyen: Mustafa Delioğlu Göknil Genç BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI 1 Resimleyen: Mustafa

Detaylı

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz.

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz. Hitit Üniversitesi Aktif Yaşam Kulübü olarak,engelli kardeşlerimize farklı eğlenceler düzenledik. Farkındalık programları yaptık, 2 yılda 5 okula kitap yardımında bulunduk. Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM ANAOKULU 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

İSTEK ÖZEL ACIBADEM ANAOKULU 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM ANAOKULU 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BÜLTENİMİZDE NELER VAR? ETKİNLİKLERİMİZ GEMS ETKİNLİĞİMİZ: AYICIKLAR İLE MATEMATİK KİTAP ATÖLYESİ: YAZAR ETKİNLİĞİMİZ GEZİLERİMİZ SİNEMA- TİYATRO

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

Uluslararası Buluşma Türkiye Fotohaber, Sayfa 1

Uluslararası Buluşma Türkiye Fotohaber, Sayfa 1 Türkiye 2011 Uluslararası Buluşma/ Türkiye 21 Ekim 30 Ekim Uluslararası Buluşma Türkiye Fotohaber, Sayfa 1 Alman Türk Buluşması Bizi bekleyen gezi nedeniyle hepimiz heyecanlıydık. Uçuş öncesi, bekleme

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

DUA ETTİĞİNİZDE. J. Robert Ashcroft. ICI Elemanlarıyla İşbirliği İçinde Hazırlanmıştır Resimler: David Cahill Çeviren: Hande Taylan ICI

DUA ETTİĞİNİZDE. J. Robert Ashcroft. ICI Elemanlarıyla İşbirliği İçinde Hazırlanmıştır Resimler: David Cahill Çeviren: Hande Taylan ICI DUA ETTİĞİNİZDE J. Robert Ashcroft ICI Elemanlarıyla İşbirliği İçinde Hazırlanmıştır Resimler: David Cahill Çeviren: Hande Taylan ICI Yeni Yaşam Yayınları İsteme Adresi: ICI P.K.: 33 Bakırköy İstanbul

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

final in başarı geleneği final temel liseleri ile sürüyor...

final in başarı geleneği final temel liseleri ile sürüyor... Sevgili öğrenciler, değerli veliler... Dershanelerin dönüşüm sürecini kamuoyundan takip ettiniz. Biz de final dergisi dershaneleri olarak artık final liseleri ne dönüşüyoruz. final liseleri Hiçbir başarı

Detaylı

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR!

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! 11.11.2014 Salı İzmir Basın Gündemi O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! Kazım Erkmen Daha dün gibi hatırlıyorum, İzmirlilerin Yeşilyurt Devlet Hastanesi diye bildikleri o Hatay daki hastanenin Başhekimliği ne

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

Genç Fikirler Kulübü. 2014-2015 Akademik Yılı Bülteni. Genç Fikirler Kulübü

Genç Fikirler Kulübü. 2014-2015 Akademik Yılı Bülteni. Genç Fikirler Kulübü 2014-2015 Akademik Yılı Bülteni 2014-2015 Akademik Yılı Bülteni OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ GENÇ FİKİRLER KULÜBÜ -2015 Akademik Yılı Bülteni İçindekiler Kulübümüz Hakkında 1 Yönetim Kurulu 2 Bülten

Detaylı

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ANAOKULU LKOKUL ORTAOKUL ANADOLU L SES FEN L SES CEM L ALEVL KOLEJ GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ÖĞRENCİNİN Adı : Soyadı : Sınıfı : Eylül 2013 Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe 2 Eylül 2013 Pazartesi

Detaylı

8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ

8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ 8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ ÇOCUKLARIMIZIN GELİŞİM DÖNEMİ ÖZELLİKLERİNİ BİLMEK NE

Detaylı

BAŞKAN : Özcan KALAYCI Bülent YILDIRIM BAŞKAN: SAYMAN : Nesrin FİDAN ÜYE : Figen GÖNEN. info@antalyafalezrotary.org KOMİTELER TOPLANTI BİLGİLERİ

BAŞKAN : Özcan KALAYCI Bülent YILDIRIM BAŞKAN: SAYMAN : Nesrin FİDAN ÜYE : Figen GÖNEN. info@antalyafalezrotary.org KOMİTELER TOPLANTI BİLGİLERİ Binota-Kalyan BANERJEE Nilüfer&İsmail KAHYAOĞLU Demet Salih PEKER Bilge & Özcan KALAYCI U.R ve BÖLGE YÖNETİMİ YÖNETİM KURULU U.R. BAŞKANI Binota Kalyan BANERJEE 2430 GUVARNÖRÜ Nilüfer İsmail KAHYAOĞLU

Detaylı

T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ BURS VE KISMİ ZAMANLI ÇALIŞMA BAŞVURU FORMU

T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ BURS VE KISMİ ZAMANLI ÇALIŞMA BAŞVURU FORMU KİMLİK BİLGİLERİ T.C. Kimlik No : Adı Soyadı : Baba Adı : Ana Adı : Doğum Yeri : Doğum Tarihi (Gün/Ay/Yıl) : Medeni Hali : İli: İlçesi: Mah/Köy : Cinsiyet : Cilt No : Aile Sıra No : Sıra No : ÖĞRENİM BİLGİLERİ

Detaylı

Yüz Nakli Doktorları Birbirine Düşürdü

Yüz Nakli Doktorları Birbirine Düşürdü On5yirmi5.com Yüz Nakli Doktorları Birbirine Düşürdü İki kol ve iki bacak nakli yaptığı Sevket Çavdır hayatını kaybedince suçlanan Doç. Dr. Nasır, o günü anlattı. Yayın Tarihi : 29 Mart 2012 Perşembe (oluşturma

Detaylı

22-27 EYLÜL 2014 FİNLANDİYA GEZİMİZ 22,09,2014 PAZARTESİ - BULUŞMA VE PISA 23.09.2014 SALI - ALVAR AALTO SAĞLIK VE SPOR FAKÜLTESİ

22-27 EYLÜL 2014 FİNLANDİYA GEZİMİZ 22,09,2014 PAZARTESİ - BULUŞMA VE PISA 23.09.2014 SALI - ALVAR AALTO SAĞLIK VE SPOR FAKÜLTESİ 22-27 EYLÜL 2014 FİNLANDİYA GEZİMİZ 22,09,2014 PAZARTESİ - BULUŞMA VE PISA Gece geç saatlerde Helsinki yolculuğumuz başlayacak. Uzun bir uçak yolculuğu yapacağız.ardından bir saatlik bir uçuş sonunda Jyvaskyla

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sayın Kaymakamım, Sayın Milli Eğitim Müdürüm, Sayın Belediye Başkanım, Okul Aile Birliğimizin değerli yöneticileri, Saygıdeğer Velilerimiz, Sevgili öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz, Saygıdeğer Bağışçılarımız,

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

TC KİMLİK NO 1-Adı ve Soyadı. 2-Cinsiyeti. 2-Doğum yeri ve tarihi

TC KİMLİK NO 1-Adı ve Soyadı. 2-Cinsiyeti. 2-Doğum yeri ve tarihi TED MERSİN ÖZEL ANAOKULU 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ÖĞRENCİ TANIMA ANKETİ ÇOCUĞUN TC KİMLİK NO : 2-Cinsiyeti 3-Doğum yeri ve tarihi 4-Geldiği okul 5-Okula geliş nedeni 6-Velinin Adı-Soyadı ve Yakınlık

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ AYIN TEMASI: OKULUM BEN KİMİM? *Kendi isimlerimizi söyleyerek, arkadaşlarımızla tanışma. *Sınıfımızı ve öğretmenimizi öğrenme. *Arkadaşlarımızın isimlerini öğrenme. *Okula

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

YARIM ELMA ETKİNLİĞİ

YARIM ELMA ETKİNLİĞİ YARIM ELMA ETKİNLİĞİ 13.09.2014 Salı günü Erciyes Üniversitesi nin ev sahipliğinde hazırlanan Yarım Elma etkinliğine 1.sınıf öğrencilerimiz ile biz de katıldık. Sosyal sorumluluk çalışmalarını her zaman

Detaylı

Türk filmleri günü!..

Türk filmleri günü!.. Neşeyle kutladılar Beşiktaş Belediyesi ve Halk Eğitim Merkezi ile birlikte ortaklaşa düzenlenen Meslek Edindirme Kursları'ndan Bilgisayar Kursu öğrencileri 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü neşeyle kutladı,

Detaylı

ilk yar desteklerinizle daha fazla güzel çocuğumuza ulaşıyor, çok teşekkür ediyor, selam sevgi ve saygılarımızı yolluyoruz...

ilk yar desteklerinizle daha fazla güzel çocuğumuza ulaşıyor, çok teşekkür ediyor, selam sevgi ve saygılarımızı yolluyoruz... Bu akşam kişisel bir sorgulama geliyor "neredeyim, ne yapıyorum?" sevgili Seda'dan... Bir türkü ile başlıyor... (türküyü dinleyerek okumalısınız) Türkü taaa Ardahan'dan çınlayıp uzaya yayılmış; sevgili

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :11. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :8. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Selvitopu

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU NİSAN 2015

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU NİSAN 2015 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU NİSAN 2015 ÇOCUKLAR GELECEĞİMİZİN GÜVENCESİ YAŞAMA SEVİNCİMİZDİR, BUGÜNÜN ÇOCUĞUNU YARININ BÜYÜĞÜ OLARAK YETİŞTİRMEK HEPİMİZİN İNSANLIK

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

Iğdır Sevdası AVUKAT SEVDA DOĞAN

Iğdır Sevdası AVUKAT SEVDA DOĞAN Iğdır Sevdası AVUKAT SEVDA DOĞAN Cömert, cefakâr, cana yakın bir insandır Musa Doğan (1923-1992). Dostlarını seven; vefa ve yardımını kimseden esirgemeyen örnek bir insandır o. Siyasete il genel meclisi

Detaylı

Sayı. OR-AN Rotary Kulübü. Eylül. Kuruluş : 7 Ekim 1997. John Kenny UR Başkanı. Hasan Akduman Dönem Guvernörü 2009-2010. Zeynep Gökalp Dönem Başkanı

Sayı. OR-AN Rotary Kulübü. Eylül. Kuruluş : 7 Ekim 1997. John Kenny UR Başkanı. Hasan Akduman Dönem Guvernörü 2009-2010. Zeynep Gökalp Dönem Başkanı Sevgili Dostlarım, Dönemimizin 2 ayını geride bıraktık. Yaz aylarının güzel günlerini tatil ile değerlendiren dostlarımız artık Ankara ya döndüler. Çocukların okulları başladı. Sevgili Çocuklarımıza yeni

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Stillistanbul. Sabiha gökçen Hava Limanı. Neomarin AVM. Pendik Marina. Divan Otel. Modern istanbul un Kalbindeyiz

Stillistanbul. Sabiha gökçen Hava Limanı. Neomarin AVM. Pendik Marina. Divan Otel. Modern istanbul un Kalbindeyiz Stillistanbul Sabiha gökçen Hava Limanı Neomarin AVM Pendik Marina Divan Otel Modern istanbul un Kalbindeyiz Okan üniversitesi Via Port Alışveriş Merkezi istanbul Park F1 Pisti Koç Lisesi Teknopark Sabancı

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57 Eğitimci yazar M. Emin KARABACAK ın BAYRAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR (Çocukların Okul Başarısını Artırmada Anne Babalara Düşen Görevler) kitabından sonra ikinci kitabı BİLİNÇALTI APTALDIR ŞAKADAN ANLAMAZ kitabı

Detaylı

Cocuklari icin cirpinan ogretmenleri gordukce hem cok seviniyoruz, hem de onlara yonelik daha fazla birseyler yapabilme derdine dusuyoruz...

Cocuklari icin cirpinan ogretmenleri gordukce hem cok seviniyoruz, hem de onlara yonelik daha fazla birseyler yapabilme derdine dusuyoruz... Kemal Ogretmen fotograflari karne gunu gecince hemen paylasmaliyiz heyecani yasadik, tipki 1 onceki hafta sevgili Selda Ogretmenimizden gelen fotograf ve mektuplari aldigimiz geceki heyecana benzer...

Detaylı

DEDENİN ADAYI, ERDOĞAN BAŞEĞMEZ, PROJELERİNİ ANLATTI

DEDENİN ADAYI, ERDOĞAN BAŞEĞMEZ, PROJELERİNİ ANLATTI DEDENİN ADAYI, ERDOĞAN BAŞEĞMEZ, PROJELERİNİ ANLATTI Bodrum Çarşı Esnafı Erdoğan Başeğmez, Esnaf Odası Seçimlerinde Başkan adaylığını açıkladı. Bodrum Esnaf Odası önünde bir açıklama yapan Erdoğan Başeğmez

Detaylı

Ýçindekiler Kayseri Ýli Yardým Derneði Ýstanbul Þubesi Adýna Sahibi, Dernek Baþkaný Yayýn Yönetmeni Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü M. Orhan CEBECÝ Dergi Komisyonu Gamze POSTAAÐASI Rýfat DEDEMAN Danýþma Kurulu

Detaylı

MEHMET VEYSEL ÇELİK ŞAİR NESİMİ İLKÖĞRETİM OKULU DİYARBAKIR 20.12.2009

MEHMET VEYSEL ÇELİK ŞAİR NESİMİ İLKÖĞRETİM OKULU DİYARBAKIR 20.12.2009 MİCROSOFT YENİLİKÇİ ÖĞRETMENLER PROGRAMI 2009 TÜRKİYE FORUMU SANAL OYUNLARLA SOMUT ÖĞRENİYORUM Sunum: Mehmet Veysel ÇELİK Diyarbakır Şair Nesimi İlköğretim Okulu Öğretmeni 1 İÇİNDEKİLER: -OKULUMUZU TANIYALIM

Detaylı

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? On5yirmi5.com İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? İmam Hatip Liseleri Son günlerin en gözde hedefi Katsayı, Danıştay, ÖSS ve başörtüsüyle oluşan okun saplandığı tam 12 noktası. Kimilerinin ötekileri Yayın Tarihi

Detaylı

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK Resimleyen: Vaghar Aghaei cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri İç ve Kapak Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama: Güldal

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı