Maatteessüf : Maalesef, esefle bildiririm ki

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Maatteessüf : Maalesef, esefle bildiririm ki"

Transkript

1 M Maalesef : Ama, ne yazık ki, esefle söylemek gerekirse -Lütfen kanıtlayın. -Maalesef edemem. Oğlumun ismine gelen evrak, yabancı postalardan geçiyor. Yabancıların üstlerini aratmak bizce mümkün değil. Kapitülasyon denen çok acı bir gerçek ve engel var. (H.E. Adıvar, Sinekli Bakkal, sa:185) Kasanın elektronik çıkışının pırıldayan düğmesine doğru giderken, aralıklarla nefes alıyordu. Yine de şansının yaver gitmesi onu tazelemişti. Fakat maalesef yaver giden şansı çıkışa varamadan tükendi. (D. Brown, Melekler ve Şeytanlar, sa:348) Şimdi her şey maalesef gün gibi ortadaydı. Zosimos, o uğursuz sabahın karmaşasında, Gradal i Kyot un koyduğu kutudan çıkarmış, göz açıp kapayıncaya kadar aşağıya inmiş, bir kafayı açmış, kafatasını çıkarmış, içine Gradal i saklamış... (U. Eco, Baudolino, sa:333) zaman: Mişel maalesef, yaldızlı dipleri görünmeye başlamış olan kutularımı tekrar tekrar bana teslim ettiği -Bu kutular adeta nişan şekeri kutusu Feride, diye fısıldadı. Masalım bana biraz pahalıya mal olmuştu, ama ne yaparsınız?.. (R.N. Güntekin, Çalıkuşu, sa:51) Ve: Onlarla, diyorum senin üzerine görüşmek istiyordum. Fakat, maalesef onların hiç vakti yok! Benim üzerime mi? Sırıtıyor. Bomboş bir sırıtış. Her şeyi öğrenmek hırsında olan aptalın ta kendisi. (Ö. Von Horvath, Allahsız Gençlik, sa:151) Adamcağızı çekinmekten çok, sevmiş, katibin ne için yaltaklandığını anlamıştı. O mademki yaltaklanmıştı, kendisi de aynı şeyi yapmak suretiyle, katibin elindeki silahı düşürmeliydi. -Estağfurullah, dedi. Yatağınız falan vardır herhalde? -Maalesef yok. Yok ama... (O. Kemal, Üç Kağıtçı, sa:64) Çok muhterem, okumuş, münevver bir insan, bir ziraat profesörüsünüz. Biz maalesef okuyamadık. Ama bu konuda çok okumuşumdur. Sizinle konuşmak istediğim konu da odur. Hocam, afedersiniz, vaktinizi almıyorum değil mi? / Estağfurullah, / Afedersiniz, izninizle oturabilir miyim hocam? (O. Pamuk, Kar, sa:44) Ma-a-leş : Bağışla (Arapça). Bk.: Bağışlamak Maaşallah : Nazar değmesin; Tanrı nazardan saklasın Bk.: Maşallah

2 (Adam) duvarlara bakıyor, sanki ünlü Gainisborugh nun yitik tablolarını arıyordu. Herife bakar bakmaz iftiharla göğsüm kabardı. Çünkü işimizi dört başı mamur görmüştük. Açık yanını bırakmamıştık. Herif: -Maaşallah bugün posta bereketli, dedi. (O. Henry, New York u Nasıl Sevdi?, sa:17) Maatteessüf : Maalesef, esefle bildiririm ki Biraz oturmaz mısınız? Hayır, maatteessüf, hemen gideceğim. Size ayak üstünde bir allahaısmarladık demeye geldim. (Y.K. Karaosmanoğlu, Ankara, sa:87)... biçare adamın can çekişmesi uzun sürmüştü. Nitekim Servet Beyin misafirlerinden biri ona: Kayınpederiniz nasıl? diye sorduğu vakit o epeyce gülmüş: Maatteessüf, hala ölmedi; biçare adam, bir türlü Azrail bile alıp götürmek istemiyor! demişti. (Y.K. Karaosmanoğlu, Kiralık Konak, sa:212) Maazallah : Tanrı saklasın, Tanrı esirgesin; Sakın ha -O zavallı başına gelecekleri bilmiyor. Bilse, tası tarağı toplar, çoktan bu diyarı terkeder. -Sen, sen adet olsa, sahiden hepimize varırsın... Hepimizin burnuna kanca takarsın. Kız değil, tılsımlı kuyu. İçine maazallah ayağı kayıp düşen, dünyanın çengeli çekip çıkaramaz. (H.E. Adıvar, Sinekli Bakkal, sa:317) Nihayet, vaktin geldiğine karar verdim. Doktorun koltuğunu pencerenin yanına çektim, dizlerine bir örtü örttüm. Sonra, pervazın kenarına çıkıp oturarak: -Sizinle konuşacak şeylerim var, Doktor Bey, dedim. Hayrullah Bey, eliyle gözlerini kapayarak: -Söyle, fakat aşağı in. Maazallah yuvarlanırsın... (R.N. Güntekin, Çalıkuşu, sa:377) O akşam evine dönerken Hacı İshak Efendi yi köşe başında Hacı Numan Efendi yakaladı. Derin bir ahla onu duvar kenarına çekerek: -Bugün bir hale rastladım. Söylemesem maazallah boynumda vebal kalacak. -Söyle Efendi... Söyle kardeş... Vebal tutma, söyle. -Bugün sokakta zevceniz Hanım a rastgeldim, yanındaki ufak kızdan tanıdım. -La vallah, benden izinsiz çıkmaz. -Çıkmış... Çıktığını bütün komşular gördü. -Çıktı ha! Ya melun avrat, lanete gelesi iblis. (H.R. Gürpınar, Gulyabani-Melek Sanmıştım Şeytanı, sa:359)... benzi sapsarıydı. Sürekli olarak su isitiyordu. Yanıyorum, yanıyorum! diyordu. Fakat bu kadar ağır yaralıya hiç su verilir mi? Maazallah, bir katresi bir yudum zehir gibidir. (Y.K. Karaosmanoğlu, Kiralık Konak, sa:214) Mabadı muhteşem (kadın) : Gerisi-kıçı büyük (kadın) (Argo) MAMA - Amma kral kraliçe oldun ha. Yüce efendimin yüceliği bir mucize. MARTA - Tabii yürüyebilirse. ELIZABETH, Tay Tay üzerinde eğlenir. - Bu yaşımda bebek gibi paytaklıyorum! Ne garip duygu! MAMA - Ağzına emzik de ister misin, mabadı muhteşem hanımım? (D. Fo, neredeyse kadın, sa:29) Mabeyinci : Osmanlı İmparatorluğunda padişahın, Avrupa İmparatorluklarında kral ya da imparatorun dış dünyadaki özel temsilcisi

3 PRENS : (Pencereden başını çevirerek) Eee? MABEYİNCİ : Salık veremeyeceğim, efendimiz. PRENS : Neden? MABEYİNCİ : Sakıncalarını şu anda tek tek açıklamayacağim. Ancak, bütün diyeceklerimi anlatmasa da, herkesin bildiği bir sözü burada tekrarlamak isterim: Ölüleri rahat bırakmalı. (F. Kafka, Bir Savaşın Tasviri-Mezar Bekçisi, sa:268) Kırk dördüncü adam: -Senin canı cehenneme imparatorun (Bonaparte) ancak savaş alanlarında büyüktü, bir de 1802 ye doğru maliye işlerini düzelttiği zaman, dedi. Ondan sonraki hareketine ne demeli? Bütün o mabeyincileri, şatafatı, Tuileries sarayındaki ziyafetleri, baloları ile, kırallığın bütün budalalıklarının yeni bir baskısını ortaya çıkarmış oldu. (Stendhal, Kırmızı ve Siyah, Cilt:II, sa:7-8) Macar küfürleri : (MACAR. MYTH.): Macarca art arda sıralanan sunturlu küfürler Kapıda beliren hizmetçi kız, Macarca ne istedikleri sordu. Vodiçka: Nem tudom <Macarca anlamıyorum, diye sert bir sesle, Çekçe konuş, vatandaş! dedi.... Gene bir sessizlik oldu. Biraz sonra, hizmetçi kızın mektubu götürdüğü odadan haykırmalar ve böğürtüler duyuldu, canhıraş feryatlar koptu; birinin yere ağır bir şey fırlattığı, havada uçuşan tabak ve bardakların duvarda patladığı işitildi. Bir erkek avazı çıktığı kadar bağırıyordu: Baszom az anyat; baszom az istenet; baszom a Kristus Mariat; baszom az astyadot; baszom a vilagot. (Y. Haşek, Aslan Asker Şvayk, Cilt:I, sa:368) Macarlar; Macar Milli Marşı : (MACAR MYTH.): Orta Avrupa da, Hazer Denizinin kuzeyinden gelen Ortaasya Türk göçlerinin yerleştikleri yerlerden biri olarak (diğeri Finlandiya!) kabul edilen ve Yeni Çağlara kadar Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun önemli bir bölümü olan ülke. I. Dünya Savaşından sonra ( ) özgün bir devlet sistemi kurdular. Dünya piyasalarında Macar atları ve sucukları çok ünlüdür...üç hafta önce, gezmeye gitiğimiz Neusiedler Gölü nün orada Macar soytarılarına günlerini gösterdik. Yakınlardaki bir köyde Honved Alayı ndan bir mitralyöz müfrezesi konuşlanmıştı. Bizim çocuklarla bir meyhaneye girdik ki, bunlar o meşhur çardaş dansına kalkmışlar, ter ter tepinip avazları çıktığı kadar haykırıyorlar: Uram, uram, biro, uram!. Az sonra bir avaz yükseliyor: Lanok, lanok, lanuk a fabula! <Hazret, hazret, adalet hazretleri ve Kızlar kızlar köyle kızlar.. Biz de gittik, karşılarına oturduk; belimizden kayışları çıkarıp masanın üstüne koyduk; içimizden: Ulan fırlamalar, birazdan görürsünüz dünyanın kaç bucak olduğunu. Meystrjik diye hergele mi hergele bir arkadaşımız var, elleri ayı pençesi gibi. İşte bu genç, daltabanlarla dans etmekte olan kızlardan birini kapacağım diye fırladı yerinden. Kızlar hakikaten bir içim su; sütun gibi bacaklar, taş gibi popolar, yuvarlak kalçalar, ela gözler. Memeler kütür kütür, adamın aklını başından alır. Macar dürzüleri kızları sıkıştırıp duruyorlar zaten.... Acımayın alçaklara! Okuyun canlarına diye bağıırdığımı hatırlıyorum. Ondan sonra ortalık karıştı yine; yer misin yemez misin, ver Allah ver!... Bizden olmayan kim varsa bastık sopayı! Belediye Reisi ile jandarmalar araya girmeye kalkınca, onlar da nasiplerini aldılar. Macarların çavuşlarından birini bir çiftliğin samanlığında sıkıştırdık. Hıyartoyu le veren de yavuklusu; meğer başka bir kızla dans etti diye tepesi atmış... Herifi ele vermekle kalmamış, bizim Meystrjik i ormanın kıyısındaki ot balyalarının oraya sürüklemiş. Bir balyanın dibinde altına yattıktan sonra beş kron istecek olmuş. Meystrjik de, Bir de para mı vereceğiz, diye iki tokat aşketmiş. Biz ordugahın bulunduğu tepeye tırmanırken arkamızdan yetişti, Macar karıları ateşli olur diye bilirdim, dedi, ne gezer! Avrat soğuk neva<le> nin teki, kardeşim; soğuk neva ne kelime, buzdağından farksız! Bir de geveze ki, sorma. Düzüşürken car car konuşuyor habire! Senin anlayacağın, bu Macarların tekmilinin kanı bozuk, arkadaşım.... Macarlardan nefret edilir mi hiç? Ben çok severim Macarları! diye palavra sıkıyoruz... Amma bir çıkayım buradan; o ırzı kırıklardan birini encik gibi boğazlayacağım! O zaman görecekler; Isten, ala me a magyar <Macar Uluısal Marşı: Tanrı Macarları korusun! nasıl oluyormuş bakalım! Ne demişler, sabrın sonu selamettir. Vodiçka adını duydular mı, firara kadem basacaklar! (Y. Haşek, Aslan Asker Şvayk, Cilt:I, sa:362;383) Machar, J.S. : (MACAR MYTH.) : Ünlü Çek şairi < >; Yahudi kökenli olduğu gerekçesiyle saldırılara uğrayan Olomouc Başpiskoposu Dr. Theodore Kohn u savunmuştur

4 Askeri rahiplerin en iyisi olan Otto Katz, yahudiydi. Ama bunda hiçbir tuhaflık olmadığını belirtmek gerekir. Başpiskopos Kohn da bir Yahudi ydi; üstelik, Machar ın çok yakın arkadaşıydı. (Y. Haşek, Aslan Asker Şvayk, Cilt:I, sa:105) Macbeth (King.-) : (İNG.MYTH.) : Kral Macbeth, İskoçya kralı, d.1057; karısı Gruach (Lady Macbeth) nedeniyle İ s k o ç y a tahtında hak iddia ediyordu. Duncan ı öldürerek tahta geçti (M.S. 1040). Shakespeare in Macbeth adlı trajedisinin kahramanıdır. Size, o tarihi olayların psikanalitik bir çalışmasını sunuyorum.(i.e.) L A D Y M A C B E T H : -William Shakespeare in LADY MACBETH i hakkında psikanalitik görüşler- Prof.Dr. İsmail Ersevim- Shakespeare, Freud den 300 yıl önce şayanı hayret bir içgörü ve sezi ile, talihsizlik olarak nitelendirdiği akıl ve ruh hastalıklarını, şaheserlerinin bir çoğunun ana karakterlerine büyük bir ustalıkla giydirmeyi başarabilmiştir; örneğin Kral Lear, Macbeth, Othello, Hamlet, Atinalı Timon, Birçok psikiyatrların da olduğu gibi, benim de ilk aklıma gelen şey, bunlar acaba büyük yazarın kendi içinden gelen benzer dürtülerin san at form larına yansıtılmaları mıydı? (Yüceltme = Sublimation). Esas tema, o halde, Kral Oedipus ta çok daha direkt bir şekilde ifade edilmiş olan baba katli (Patricide) oluyor. Freud un, dinlerin başlayışlarını açıkladığı Totem ve Tabu sunda, ilk kez, büyük oğul babayı öldürür ve annesiyle birlikte olur; daha sonra, pişmanlık ve suçluluk duygularıyla kıvranan küçük erkek kardeşler, büyük ağabeylerini öldürür ama aralarında bir anlaşma yaparlar: artık aile (ve kavim) içi evlilik yok. Tabu (Taboo). Baba ve abi için özel mezar yapılır, her sene törenle anılırlar. Bu myth, bazı sembollerle ifade edilir, ve ritüel ler, tören ler şeklinde kavim ve insanlık tarihi boyunca süregelir ve kültür ün bir parçası olur. (Yakın tarihimizde toplumumuza babalık-önderlik edenlerin başına gelenler bu yukardakilerden pek de farklı değildirler.) Baba Kıyımı (Patricide) nın karşı içgüdüsü Çocuk Kıyımı (Infanticide)dır. Kutsal kitapların bize ilettikleri Hz. İbrahim - İsmail efsanesi, hepimizin hayatlarinda en değerli öge olan çocuk un, inanç sistemleri uğruna nasıl feda edilebileceğinin klasik bir örneğidir. Keza, 1959 da Kartaca da keşfedilen toplu çocuk mezarları, M.Ö. 310 yılında, Afrika yı istila eden Agathocles in şerrinden kurtulmak için, baş tanrı ve tanrıçaları olan Aaron Hammon ve Tanit e, onların süpernatürel kudretlerini sürdürebilmeleri ve kendilerini düşman istilasından korumaları için, her beş yılda bir, en ileri gelen ailelerinin, ilk doğmuş, sağlam ve akıllı çocuklarının beşyüzünü, ayinlerle, toplu olarak evvela boğup sonra yakarak kurban ettiklerini ortaya çıkarmıştır. Demek ki, evrensel bir dürtüyle karşı karşıyayız. Karı koca Macbeth lerin hastalıkları neydi? Ş i z o f r e n i mi? Zira, bir hayal görme (Kama ve Kral Duncan olayı) var. Kesinlikle değil, çünkü o ruhsal hastalık yaşlarında başlar, kişinin ruhsal bütünlüğü bozulmuş, gelişimin çok daha erken-primitif evrelerine doğru bir gerikayma olmuştur. Macbeth ler zaten biryerlere gelmişlerdi, geri devrelere dönüş (regression) söz konusu değildi. Yerine, herkesin içinde doğal olarak var olup da bastırılmış duygular: aşırı haset, grandiose - manyak-paranoid bir düzeyde sergileniliyordu. Ruhsal yapıları çok daha yüksek düzeyde ve organize idi ve suçluluk hissini duyabiliyorlardı. Genç şizofren hiçbir zaman suçluluk hissi ni duyumlamaz, hiç olmazsa onun, bilinç düzeyinde farkında değildir. Suç işlediği zaman da, örneğin bıçağını annesine ya da babasına (genellikle ikilemli olduğu sevgi sembollerine) saplar, sonra onların yanında sessizce oturarak ve çoğu kez yüzünde anlamsız bir gülümsemeyle düşüncelere dalar. Ne yaptığı sorulunca da, Öldü galiba, ya da Belki de uyuyor der ve meditasyon una (?) devam eder. Macbeth in gördüğü havadaki hançer ve onu izlemesi, artı, sonucunda hissettiği korku ve rahatsızlık hissi -ki Lady Macbeth misafirleri çabucak savuşturuyordu-, iki olayın çatışması sonucudur. İlki, işlediği cinayet nedeniyle o büyük suçunu inkar-yadsıma (denial) etmek zorundaydı ki vicdan azabı yaşamasın; ama hançer, bir hayal halinde ona gerçeği göstermek; suçluluk hissini uyandırmak için görüntüye geldi. Bunun gerçek bir hallucination dan ziyade hasdtanın kısmen farkında olduğu hallucinose; kuvvetli bir imgeleme ve yeniden inşa etme olayı olduğunu sanırım. İkincisi de; yadsımasına karşın bilinç yüzeyine çıkan suçluluk hislerinin, dolayısıyla kendisinin de cezalandırılmak arzusunun bir simgesi olarak belirmiş olabilir. Sanki kendi geleceğini de önceden görmüş ve izlemiş oluyordu. Tüm bu karmaşa hislerle yorgun ve bitap düştü. Lady Macbeth in iki psikolojik sorunu vardı: 1) S o m n a m b u l i s m : Uyurgezerlik. Bu, sarhoşların, ya da gelişmekte olan gençlerin, sanki koma da ya da benzeri hipnotik bir trans içinde, bilinçaltlarında var olan, bastırdıkları bazı dürtüleri sanki yaptıklarından sorumluluk almamak için, bilinçli olmadıkları bir zamanda icra etmeleri dir. Bereket çoğu

5 zararsız, hasta tarafından hatırlanmayan gezilerdir. Bence Lady Macbeth, ilerde işleyeceği cinayetten de sorumlu olamayacağı nın egzersizini yapıyordu. 2) E l y ı k a m a : Eli kana bulanmış, ya da sürekli mastürbasyon yapan bir birey, ellerini devamlı yıkamakla (işte yine bir ritüel) sanki günahını yıkıyor, temizliyormuş gibi olur. Bu bir kompülsiyon (compulsion) karakterini alır. Bu hareketin altındaki dinamik şudur ki, günahkar hissettiren, unutulmak istenen orijinal olay, kompülsif bir şekilde yinelenmiş olur: Öldürülen ced lere yapılan ritüelistik törenlerin altyapılarında da olduğu gibi. Ümitleri söndükçe de kızar ve depresyona düşer; nitekim çaresizliğini Arabistan ın tüm parfüm leri bu kan kokan parmakların kokusunu değiştiremez der ve direncini yitirerek ölüme kucak açar. Yine, Lady Macbeth, kocasına, özellikle onun zayıfladığını hissettiği anlarda, Duncan ı öldürmesi yolundaki provokasyon larını yaparken, kral hakkında söylediği: Yatakta yatışı babama öyle benziyordu ki... Yoksa onun işini ben öoktan kendim bitirirdimm.. sözleri de, yine içinde bir patricide duygusunun mevcut olduğu (ki mutlak surette çözülmemiş Oedipal durumdan gelmektedir: Bana vermeyen babamı ben öldürürüm!), ama bunun tam tersini savunduğu şeklinde yorumlanabilir. Hikaye, Arzu ettiği babasını öldürmek, ama sorumlu olmamak.. Shakespeare, Londra yı büyük veba salgını vurduğu sıralarda birçok performans a ara verildiğinde (1592 ve 1594 arası), The Rape of Lucrece adlı bir şiir yazmıştı. Bu, Roma tarihinde olmuş bir gerçeğin şiire yansıtılmış şekliydi. Konu, Macbeth in hemen hemen aynıydı: Tullia (Lady Macbeth), kocası Lucius Tarquinis i (Macbeth), taçtaki hakkını korumak için Kral ı öldürmesi yolunda ikna eder. Edebiyat eleştirmenleri, bunun ilerde Macbeth i yazma tarihi olan ya bir öncülük ettiğine inanır: Tıpkı Goethe nin Faust u için, Shakespeare in çağdaşı Christopher Marlow un Doctor Faustus unu temel aldığı gibi. Ö z e t olarak, bu trajedi, bir ruh hastasının (Karı ve koca beraberce: Folie-a-Deux) aile içi ilişkilerinin bir diğer artistik versiyon udur. Superego -ki aile tarafından temsil edilir- aile içi ve toplum davranışlarının nasıl içe alınması (internalization) gerektiğini dikte eder. Birçok dürtüler bastırılır (repression); ikilemli hislwer: sertyumuşak, doğru-yanlış, yaşam-ölüm vb., büyüme ve gelişme boyunca gitgide uç kutuplara çekilerek, kişi, orta yol da birtakım ödünlerle (compromise) kişiliğin davranışını belirşer. Bugün bile tümüyle analiz edemediğimiz iç ve dış faktörler, kısmi paranoya ya, ya da tüm şizofreni ye gerileyecek (regression) klinik bir tablo yaratarak, vaktiyle gömülmüş olan -kabul edilemeyecek- dürtü ve düşünceleri, sanki gerçekmiş ya da öyle olması gerekiyormuş gibi (ego-syntonic), bilinç düzeyinde sergileyebilirler. Keşke tüm facialar yalnızca sahnede alkışlanabilse. Daha önce de bildirdiğim gibi, myth ler, konuları ne olursa olsun, dürtü lerin (drives) süreklilik isteğine uyarak, ritüel ler halinde, yaşanan toplumun değer yargılarına endekslenmiş olarak, sergilenmeye devam ederler. Derleyen : Prof.Dr. İsmail Ersevim Maccabees : (JEW.MYTH.) : M a k k a b i ler; Matttathias Makkabi^nin, M.Ö. 167 de, Suriye kralı Antiochus Epiphanes e karşı ayaklanmaları sırasında birbirlerinin ardından Musevilere kumanda etmiş olan oğullarına kilise yazarlarının verdiği isim. Eski Ahid in dört kitabına verilen ad: Books of Maccabees Macumba ayini : (MYTH., DİN) <Makumba> : Orijinini Afrika dan alan, temelde, tinsel büyücülüğe bağlı, erotizm <cinsellik> içerikli bir Vudu ayini.. Senenin hemen her ayında, genellikle mezarlıkta yapılır, ama son zamanlarda turistik değer kazandığından bahar, yaz ayları da, otellere yakın meydanlıklar seçilerek icra edilir. Özel şarkılarla horoz gibi küçük ve az kanlı bir kurban seçilir, sigaralar, mumlar hediye edilir. İnanırlar ki, bu ayinin sonunda, ruhlar bedenden ayrılır ve artık su altında yaşamaya başlar. En görkemlisi Aralık 31 de, şimdilerde Brezilya-Rio de Janeiro da icra edilir; beyazlar giyinmiş rahibeler, mavi beyaz elbiseleriyle raksederler; vücutları gayet davetkardır, ellerinde üzüm vardır, her bir tanesi bir ay ı temsil eder. Evlenmeye izin vardır, ama ruhlar, temmuz 15 ten itibaren ay sonuna kadar istirahat etmelidirler, evlenme icra edilmemelidir. Taşıt bölümünden sonra, üst katlara çıkan büyük merdivene bakan Lavoisier <Fransız ihtilalinin son kurbanlarından büyük fizikçi te giyotine giderken son sözleri şu olmuştu: Dünyada hiçbir şey kaybolmaz, ve, hiçbir şey de yeniden oluşmaz!> bölümü geliyordu. İki yana sıralanmış camekanların düzeni, ortadaki o bir çeşit simyasal sunak, o uygarlaştırılmış on sekizinci yüzyıl macumba ayini rastgele bir düzenlemenin sonucu değil, simgesel bir tuzaktı. (U. Eco, Foucault Sarkacı, sa:23)

6 Macun, macuncu, macun çekmek : Toz durumundan hamur haline getirilmiş madde; bahar, tarçın ve şekerden yapılmış, üçgen bölümlü siniler içinde mahalle aralarında dolaştırılan, çocuklar tarafından sevilerek yalanan yapışkan bir şekerleme tipi; m. Çekmek: boyacılık sanatında, dayanıklık ve parlaklığı sağlama işinde, çatlak ya da bozuk ahşabı macunlama işi; bu işleri yapan adam -Nerede şimdi Şişko Ahmet aga? Reha bey, sanki onların kahyası imiş gibi cevap verdi: -Nerede olacak, zavallıcık ihtiyarladı. Beş, on yıl öncesine gelinceye kadar rahmetli Kavuklu Hamdi nin ortaoyunu takımı ile dolaşıyor, onlara zurnacılık yapıyordu. Fakat şimdi, derme çatma köy düğünlerine, pehlivan güreşlerine gidiyor; arada sırada da yanına bir macuncu alıp sokak sokak sürükleniyor. (O.C. Kaygılı, çingeneler, sa:168-9) Maç artığı : İşi gücü, yediği içtiği maçtan başka bir şey olmayan, maç hastası kimse Nevinlerin kurmak istediği tiyatroyu ise bu kalabalığa pek karışmamış üniversitelilerle, on birinci sınıfa gelmiş edebiyat meraklısı maç artığı lise talebesi, üç beş hikayeci, beş on şair, iki üç eleştirmeci, bir de o kadar ressamla, kafasını daha bir yere sokamamış, sokamayınca da çıldırmış üç beş tiyatrosuz aktör, bir de bunların toplamından üç misli fazla, bunlar gibi olmak için didinen budala doldurmaya çalışacaktı. (S.F. Abasıyanık, Kayıp Aranıyor, sa:70) Maço, Maço erkek : Ergenlik yaşında, yaşından büyük, erkeksi davranarak, özellikle kızların bekaretini bozarak kendilerini kendilerine erkekliklerini tescil ettiklerini sanan; ya da yaşlı, ama hala performasını sürdürebildiğini kanıtlamak için genç kızlara musallat olan psikopat ruhlu erkek; Şovenist Bk.: Şovenist Daha önce yatağa girdiğim iki erkekte cinsellik vardı ama bu temiz şefkat ve huzur yoktu. Onlarla olan, birbiri ile bütünleşemeyen, hatta güvenmeyen iki yabancı bedenin birleşmesi gibiydi. Doğrusu, zaten erkekliklerini ispat etmeye uğraşan o iki adamdan ahım şahım cinsel zevkler almıyordum. Filiz dahil birçok arkadaşım maço erkekten hoşlanıyordu ama ben hiçbir zaman böyle birisini istememiştim. (Ö.Z. Livaneli, Serenad, sa:159) Trujillo nun kızgınlığının nedeni o değildi, bunu şimdi biliyordu. Kızlığının bozulmasına onunda yardım edip etmemesi Ekselansları nın umurunda bile olmazdı. Tatmin olması için, kızlığın, her şeyin tam olması, kızı acıdan inleterek -bağırtmak, haykırmak- kızlık zarını onun yırtması, hayalarıyla ezerek kamışının içerde, bu yeni oyulmuş mahremiyete sıkıştığını hissetmesi yeterliydi. Urania dan beklediği aşk değildi, haz bile değildi. Agustin Cabral ın kızının Casa de Caoba ya gelmesine razı olması yetmiş yaşına, prostat sorunlarına, rahiplerin Yankeelerin, Venezuelıların, komplocuların başını ağrıtmalarına karşın Rafael Leonidas Trujillo Molina nın hala sağlıklı bir maço kamışı, hala önüne konan bakirelerin kızlığını bozacak kadar sertleşen bir teke olduğunu göstermek, ispat etmek içindi. (M.V. Llosa, Teke Şenliği, sa:480) Madalyanın (madalyonun) ters tarafını görmek : Probleme diğer yönlerden bakmak, örneğin olumlu gibi görünen bir olayın olumsuz da olabileceğini irdelemek Ama hemen ardından aynı duruşma salonunda, hiç beklemezken bir de madalyanın ters tarafını gördük. (F. Dostoyevski, Karamazov Kardeşler, Cilt:IV, sa:333-4) Madam(e) : Fransızcada: Bayan; Genel ev matronu Büyükanne kalkmıştı. Bu durumda ilk günah çıkartmasını yapmayacak. Gel, Jacques, deyip çocuğu çıkışa doğru sürüklemişti. Ama papaz arkalarından koşmaktaydı. Durun, madam, durun. Tatlılıkla yerine geri getirmişti onu, mantığa döndürmeye çalışmıştı. Ama büyüakanne inatçı bir yaşlı katır gibi başını sallamaktaydı. Ya şimdi olur, ya vazgeçer.

7 (A. Camus, İlk Adam, sa:134) Tam o sırada kapı birden açıldı, karşımda bir çocuk belirdi. Afallamıştım, bozuk bir Fransızca yla Madam Lourdes u sordum. Çocuk gülümseyerek evi gösterdi. (P. Coelho, Hac, sa:31) Evde hüküm süren yoksulluk şimdi bir başka aşamaya girmişti. Doyurulacak boğaz sayısı yarıya inmişti. Çilelerini doldurmaya devam eden Mösyö ve Madam Thüringer le Madam Şarlot artık eskisi kadar kimsesiz değildiler. (P. Istrati, Uşak, sa:116) Her akşam, kahveye gider gibi oraya giderlerdi... Eğlence düşkünleri değil, saygıdeğer kişiler, tüccarlar, kentin delikanlıları. Ya biraz kızlara takılarak Chartreuse likörü içilir, ya da herkesin saygı duyduğu Madam ile ciddi ciddi sohbet edilirdi... Delikanlılar kimi zaman orada kalırlardı... Eure bölgesinde yerleşmiş iyi bir köylü ailesinden gelen Madam, bu mesleği bir modacı ya da çamaşırcı olurcasına kabullenmişti. Kentlerde fahişeliği oldukça kesin ve katı biçimde onursuzluk sayan önyargı, Normandiya taşrasında bulunmaz. (G. de Maupassant, Madam Tellier nin Evi, sa:33) Uykusuz geçen gecelerde aynı cümleyi kendine kaç defa tekrarlamıştı. Babasının ölümü de ona yalan gibi gelmişti. Deodat Romilly ye karşı tam yetmiş yıl nefretten başka bir şey duymamış olan Pascal- Bouchet nin, mezarın başında Madam Romilly ye: -Madam; en eski ve en yakın dostumu kaybettim, dediğini duymuştu. (A. Maurois, Ruh Tartıcısı-Mutluluk İçgüdüsü, sa:261)... uçak şiddetle sarsıldı. Bunyi gözlerini yumdu ve kızını iradeyle uzaklara gönderdi. Keşmira yoktu. Sadece Keşmir vardı. Madam, lütfen otur. Gülümsemesi kocaman, masum dişlerle dolu, karmaşık bir Güneyli bir ismi taşıyan genç bir asker, ahşap bekleme salonunun önünde, askeri bir cipin direksiyonunda onu bekliyordu. (S. Rushdie, Soytarı Şalimar, sa:264) BASSANIO Güzel alim sizinle bir yastıkta kocarız, Ben olmazsam karımın koynunda yatarsınız. ANYONIO Güzel madam bana hem canımı, hem canımın Yongasını verdiniz, işte burda okudum. Gemilerim limana sağsağlam gelmiş, doğru. (W. Shakespeare< >, Venedik Taciri, sa:181) Zekice söz dudaklarından döküldüğünde, menekşelerle papatyaları ezip geçen bir gülle gibi o sırada sürdürülen sohbeti yıkıp geçti. Dahası şu ünlü mot de Saint Dennis <St. Dennis sözcüğü> esprisini patlattığında otlar alazlandılar. Sonuç düşbozumu ve yıkımdı. Kimse tek söz etmedi. Allah aşkına sakın bir daha böyle bir şey yapmayın Madame! diye hep bir ağızdan bağrıştı dostları. (V. Woolf, Orlando, sa:133) LADY U.K. :... Sizden bir ricam var. SIR S.Ö. : (şakıyarak) Güzel Chloe ne ister de Damon yapmaz?... Gelgör, kafiyelerin işi bitik. Sabah mahmurluğunu atamamışlar daha. Gelin nesir konuşalım. Asphodilla nın zavallı uşağı Ödlekzade den ne gibi bir ricası olabilir? Emredin Madam. Yükseltin sesinizi. Yoksa hırızmalı bir maymun bozuntusu ya da küstah bir it mi iftiralar uydursun hakkımızda, gün gelip bu diyardan göçtüğümüzde, kendimizi müdafaa edemediğimiz anda? (V. Woolf, Perde Arası, sa:112-3) Madara etmek : Birini mahçup, utanılacak bir duruma düşürmek; birinin sahtekarlığını ortaya çıkarmak (Argo)

8 Ne yapacağını bilemeyen Teğmen Dub, Rahat! demekten başka çare bulamadı. Uzaklaşmakta olan Şvayk ın arkasından bakarken, dişlerini gıcırdatarak, Elimden kurtulamayacaksınn, diye homurdandı. Yakında madara edeceğim seni, bir gün önümde diz çökeceksin... (Y. Haşek, Aslan Asker Şvayk, Cilt:2, sa:252) Türkçesi, ele-güne karşı fiyakamızı bozup bizi madara edecek. İşin böyle olduğunu biz sonradan anladık. (K. Tahir, Esir Şehrin İnsanları, sa:110) Madonna : (HIRİST. MYTH.) : Hıristiyan sanatında, Meryem Ana betimlemelerine Madonna denir. Özellikle Kuzey sanatında, Meryem Ana nın çektiği yedi acı yı simgeleyen sahnelere sık rastlanır. Bu sahnelerde, Meryem, yüreğine yedi mızrak saplanmış olarak canlandırılır Madonna lily : beyaz zambak Şvayk, tüm dünyaya karşı gelmek isteyen ve ortaya yüce düşünceler atan bir feylesof edasıyla, Evet, onbaşı, dedi, Sen, Tanrı sın. Yedi Acılar ın Madonna sısın. (Y. Haşek, Aslan Asker Şvayk, Cilt:I, sa:338) Madem; Madem ki : Demek öyle olduysa, değil mi ki, diğine göre General kızdı: -Tüh, Allah cezanı versin! Madem çıktı aklından, ne diye tavsiyede bulunuyorsun? Hadi, yıkıl karşımdan! (A. Çehov, Korkunç Bir Gece, sa:101) Madrabaz, madrabazlık : Dolandırıcı, hilekar; Dolandırıcılık, hile hurda yapmak (Argo) Hokkabazlık, gözboyacılık, madrabazlık ve onların her türlü oyununu ve hilesini gösterdiğimiz, beş duyumuzu aldatan beceriler evi var. (F. Bacon, Yeni Atlantis, sa:77) Bodur madrabaz, bonoları ciro edip imazaladıktan sonra uyduruk İngiliz e uzatırken: Ne dersiniz, acaba... diye sordu. Barker: Ben derim ki d Estourny nin paraları sizde kalacak! dedi. Buna eminim, çünkü çoktan borsanın yeşil halısı üzerine serilmiş bulunuyorlar. (H. de Balzac, Süslü Hayatlar, sa:193) Siyasi partiydi bu. Gayesi milletten oyları toplayıp iktidara gelmekti. Bunun içinse bilim adamlarına değil, gerekirse madrabazlara, üç kağıtçılara ihtiyaçları vardı. (O. Kemal, Üç Kağıtçı, sa:241) HECTOR, tiksinmiş. - Vah vah! Büyük bir dolandırıcı, usta bir madrabaz bile değil. MANGAN - Affedersiniz siz onu. Ben kaç kişiye külahını ters giydirmişim? (G.B. Shaw, Kırgınlar Evi, sa:132) Böyle denilince, araya madrabazlık, kaşkariko, oyun-düzen hiç giremez. Keyfine bak! derler. Aman ha... Güveni görünce Türk napacak? Yiğitlenecek... (K. Tahir, Yol Ayrımı, sa:53) madras : (KUM.,İNG.) <med res> : parlak renkli büyük mendil; bir tür sık dokunmuş ince pamuklu kumaş maenad : (YUN.MYTH.) <mi ned> : Şarap İlahı Bacchus un kadrosundaki peri; heyecanından kendinden geçmiş kadın Maestro : (MUS.) <maest ro> Şef müzisyen, Orkestra şefi; Besteci; Müzik öğretmeni; Kumarhanede ruleti idare eden ya da benzeri iş yapan kimse

9 Kesik Günlük ten (4) ateşli ateşli sarmaşmıştım bu Rus erkeğine, belki Rogojin, şampanya içerekyılan gibi tepeden tırnağa dolanıyordum bedenine, baldırında - akkavak gövdesindeki yumru gibi tabancasını dokunarak hissettim. Ah, güzellik dünyayı kurtaracak. Maestro, bir rulet daha... (Dana Podratska <d.1954>kadriye Cesur; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) Mafiş : Arapçadan alınma yok, bitti anlamında Bk.: Adak mafiş BASTIEN - Peki içelim. HIDOUX - İçmene bak dostum, içmene... Zannedersem Kanada da şarap mafiş. (Thérese kadehleri doldurur.) BASTIEN - Adam sen de, biz de viski içeriz, şampanya içeriz. Dünyanın her tarafında varmış. (Ch.Vildrac, Sonsuz Yolculuk, sa:39) Ma foi! : (FR.,DİN) <ma fua> : İmanım üzerine yemin ederim ki = My faithi upon my word (İNG.) Magazinleştirmek : Ciddi sosyal konuları gazete havadisi haline getirmek, hafife almak, vülgarize etmek Kitle iletişim araçları genelinde, örneğin terör ve irtica (haklı olarak) ciddiye alınırken, günlük hukuka aykırılık olayları magazinleştirilirse, köken olarak yolsuzluk kokuları saçan servetlerin sahiplerinin yapıp ettikleri... yaşam biçimleri niteliğiyle sergilenirse... böyle bir ortamda en iyi yasaların bile hukuk bağlamında kurtarabileceği fazla bir şey yoktur. (A. Cemal, İnsana Dönmek, sa:28) Magdalena, Maria ; Magdala, Maria : (HRİS. MYTH.) : Hz. İsa nın havarilerinden Mary of Magdala ya takılan lakab, tövbekar fahişe; Hz. İsa ya eşlik edip onun çarmıha konuluşuna ve dirilişine tanık olan Galilae li kadın. Sonradan, Batı Kilisesince çokluk, Bethanien li Maria ile <Lazarus un kardeşi> ya da isimsiz günahkar kadınla eş tutulmuştur. Sonradan, Tövbekar Kadın adını alarak Kutsal Topraklar dan kaçar ve Fransa nın güneyinde bir mağarada yaşar... Öyle ki Lisbeth in masumiyeti Goldmund u duygulandırıp onu çaresiz duruma sürüklemiyor (bir çocuğu baştan çıkaramazdı çünkü), tersine onu kışkırtıyor, ona meydan okuyordu. Lisbeth e içte bir görüntü olarak biraz aşinalık kazanır kazanmaz, ilerde bir ara heykelini yapma isteğini duydu, ama şimdiki durumuyla değil, yüzünde uykusundan uyanmış, şehvet taşan ve acı çeken çizgilerle. Küçük bir bakire değil, bir Magdalena olarak yapacaktı bunu. Genellikle devingenlikten yoksun bu sakin ve güzel yüzün ister şehvet, ister acıyla çarpılıp yaprak yaprak dökülerek gizini ele vermesini şiddetle arzuluyordu. (H. Hesse, Narziss ve Goldmund, sa:198) magi : (PERS, DİN, ZERD.) <me gi> : Met lerle Pers lerde Zerdüşt rahipler. Daha sonraki dönemde, müneccimlik ve gizli bilimlerle uğraşan Kalde rahiplerine de M a g i denirdi.doğu lu ulema. Doğu da görükleri yıldız dolayısıyla yeni doğmuş olan Hz. İsa yı ziyarete geleen üç müneccim. (Matta İncili, 2:1-12) Sözcüğün tekili olan m a g u s, çok seyrek olarak kullanılır. Çağdaş Batı kültüründeki magic -sırlı, sihirli- ve magie : sihir, büyü sözcükleri buradan gelir. (U.Eco., Foucault Sarkacı, Sözlükçe, 616) Magister ceremoniarum : (LAT.,GÖSTERİ,KOLLL.) <Ma gister kere moni arum> : Gösterilerin Mastır ı; Orkestra yönetmeni; = Master of Ceremonies (İNG.) magisterial : (HUK.,İNG.) <ma gıs tiriıl> : -sıfat- Hakime ait, hakimane, amirane; tumturaklı, salahiyetli; magisterially : hakimane şekilde; magisterialness : -isim- hakimane tavır; magistracy : -isim- hakimlik,

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin.

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin. Bu kitapçığı, büyük olasılıkla kısa bir süre önce sevdiklerinizden biri size cinsel kimliği ile biyolojik/bedensel cinsiyetinin örtüşmediğini, uyuşmadığını açıkladığı için okumaktasınız. Bu kitapçığı edindiğiniz

Detaylı

T.C. M.E.B ÖZEL MANİSA İNCİ TANEM ANAOKULU DENİZ İNCİLERİ SINIFI

T.C. M.E.B ÖZEL MANİSA İNCİ TANEM ANAOKULU DENİZ İNCİLERİ SINIFI BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR 4-10 Nisan: Polis Haftası 7-13 Nisan: Dünya Sağlık Günü 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 23 Nisan'ı içine alan hafta: Dünya Kitap Günü T.C. M.E.B ÖZEL MANİSA İNCİ TANEM

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

KRAL JAMES İNCİLİ 1611 APOCRYPHA DUA AZARYA & üç Yahudi şarkı. Azarya ve şarkının üç Yahudi duası

KRAL JAMES İNCİLİ 1611 APOCRYPHA DUA AZARYA & üç Yahudi şarkı. Azarya ve şarkının üç Yahudi duası www.scriptural-truth.com KRAL JAMES İNCİLİ 1611 APOCRYPHA DUA AZARYA & üç Yahudi şarkı Azarya ve şarkının üç Yahudi duası Azarya dua {1:1} ve yangının ortasında yürüdüler öven Tanrı ve Tanrı nimet. {1:2}

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Topluluk Zorlukla Kar ıla ıyor

Topluluk Zorlukla Kar ıla ıyor Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Topluluk Zorlukla Kar ıla ıyor Yazari: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Tercüme eden: Nurcan Duran Uyarlayan: Ruth Klassen Türkçe 60. Hikayenin 56.si www.m1914.org

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

tellidetay.wordpress.com

tellidetay.wordpress.com Acele karar vermeyin Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama kral bile onu kıskanıyormuş. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, kral bu at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamını sağlayan kelime sıfat değildir? A) Kaç liralık fatura kesilecek? B) Oraya gidip de ne iş yapacaksın? C) Ne kadar güzel konuşuyor

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş?

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş? ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok Benim adım Deniz. 7 yaşındayım. Bu hafta sonu annem ve babamla birlikte kampa gittik. Kampa

Detaylı

Bir küçücük aslancık varmış

Bir küçücük aslancık varmış Hopla Topla Geldik bir oyunun sonuna Bak çok dağılmış oda Oyun bitince etrafı Toparlamak lazım sonra Bebekler rafa haydi Arabalar kutuya haydi Tüm oyuncaklar dolaplara Hadi hop hop Hadi hopla topla Odanı

Detaylı

Elişa, Mucizeler Adamı

Elişa, Mucizeler Adamı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Elişa, Mucizeler Adamı Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: Ruth Klassen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2007 Bible

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU PAPATYALAR SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU PAPATYALAR SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU PAPATYALAR SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası(10 Aralık) Yeni Yıl (31 Aralık-1 Ocak) Yerli malı Haftası SERBEST ZAMAN ETKİNLİKLERİ

Detaylı

Zengin Adam, Fakir Adam

Zengin Adam, Fakir Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Zengin Adam, Fakir Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. İlk Kilisenin Doğuşu

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. İlk Kilisenin Doğuşu Çocuklar için Kutsal Kitap sunar İlk Kilisenin Doğuşu Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Ruth Klassen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2011 Bible

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. İsa nın Doğuşu

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. İsa nın Doğuşu Çocuklar için Kutsal Kitap sunar İsa nın Doğuşu Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot Uyarlayan: E. Frischbutter ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. İsa nın Doğuşu

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. İsa nın Doğuşu Çocuklar için Kutsal Kitap sunar İsa nın Doğuşu Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot Uyarlayan: E. Frischbutter ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Bahar Ateşi Evet! Hayır! Belki? Ne? Merhaba.

Bahar Ateşi Evet! Hayır! Belki? Ne? Merhaba. 1. Bölüm Bahar Ateşi Evet! Hayır! Belki? Ne? Merhaba. Bütün bu insanın kafasını şişiren karmaşa, çok ama çok masum bir günde başladı. O gün çok şirin, çok masumdu. O gün öyle muhteşem, öyle harika ve öyle

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Pirinç. Erkan. Pirinç (Garson taklidi yaparak) Sütlükahve söyleyen siz değil miydiniz? Erkan

Pirinç. Erkan. Pirinç (Garson taklidi yaparak) Sütlükahve söyleyen siz değil miydiniz? Erkan 1. Sahne (Koruluk. Uzaktan kuş cıvıltıları duyulmaktadır. Sahnenin solunda birbirine yakın iki ağaç. Ortadaki ağacın hemen yanında, önü sahneye dönük, uzun ayaklık üzerinde bir dürbün. Dürbünün arkasında

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Şimşon, Tanrı nın Güçlü Adamı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Şimşon, Tanrı nın Güçlü Adamı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Şimşon, Tanrı nın Güçlü Adamı Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Lyn Doerksen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası Yerli Malı Haftası Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak) GÜNE BAŞLAMA ETKİNLİKLERİ Oyun

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

BÖLÜM 1. İLETİŞİM, ANLAMA VE DEĞERLENDİRME (30 puan) Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. FARE NİN DERS VEREN ÖYKÜSÜ

BÖLÜM 1. İLETİŞİM, ANLAMA VE DEĞERLENDİRME (30 puan) Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. FARE NİN DERS VEREN ÖYKÜSÜ BÖLÜM. İLETİŞİM, NLM VE DEĞERLENDİRME ( puan) Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. FRE NİN DERS VEREN ÖYKÜSÜ 8 Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü Henry Winker İllüstrasyonlar: Scott Garrett Çeviri: Bengü Ayfer 4 GİRİŞ Bu sendeki kitaplar Dyslexie adındaki yazı fontu kullanılarak tasarlandı. Kendi de bir disleksik

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. İsa nın Mucizeleri

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. İsa nın Mucizeleri Çocuklar için Kutsal Kitap sunar İsa nın Mucizeleri Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Byron Unger ve Lazarus Uyarlayan: E. Frischbutter ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

Tanrı dan gönderilen Adam

Tanrı dan gönderilen Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Tanrı dan gönderilen Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Byron Unger ve Lazarus Uyarlayan: E. Frischbutter ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. İlk Paskalya

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. İlk Paskalya Çocuklar için Kutsal Kitap sunar İlk Paskalya Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Lyn Doerksen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible for Children,

Detaylı

Şimşon, Tanrı nın Güçlü Adamı

Şimşon, Tanrı nın Güçlü Adamı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Şimşon, Tanrı nın Güçlü Adamı Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Lyn Doerksen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org

Detaylı

Ekmek sözcüğü, sözlüklerde yukarıdaki gibi tanımlanıyor. Aşağıdaki görselin yanında yer alan tanımlar ise birbirinden farklı. Tanımları incele. 1.

Ekmek sözcüğü, sözlüklerde yukarıdaki gibi tanımlanıyor. Aşağıdaki görselin yanında yer alan tanımlar ise birbirinden farklı. Tanımları incele. 1. 1. Ekmek sözcüğü, sözlüklerde yukarıdaki gibi tanımlanıyor. Aşağıdaki görselin yanında yer alan tanımlar ise birbirinden farklı. Tanımları incele. 1. Sence, farklı insanların, farklı tanımlar yapmasına

Detaylı

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu! Kaybolmasınlar Diye Mesleğini sorduklarında ne diyeceğini bilemezdi, gülümserdi mahçup; utanırdı ben şairim, yazarım, demeye. Bir şeyler mırıldanırdı, yalan söylememeye çalışarak, bu kez de yüzü kızarırdı,

Detaylı

EZBERLEMİYORUZ, ÖĞRENİYORUZ. Hafta Sonu Ev Çalışması BEZELYE TANESİ

EZBERLEMİYORUZ, ÖĞRENİYORUZ. Hafta Sonu Ev Çalışması BEZELYE TANESİ Hafta Sonu Ev Çalışması BEZELYE TANESİ Zamanın birinde bir bahçe varmış. Bahçede bir bezelye varmış. Bezelye bahçede büyümüş. Tohum vermeye başlamış. Bir bezelye tanesi kabuğundan ayıklanmış. Evin çocuğu

Detaylı

KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA. ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya... (Özgün s.67)

KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA. ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya... (Özgün s.67) KOCAER 1 Tuğba KOCAER 20902063 KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA... Hepsi için teşekkür ederim hanımefendi. Benden korkmadığınız için de. Biz ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya...

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

Bir sözcüğün zihinde uyandırdığı ilk anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Bu yüzden sözlük anlamı da denir.

Bir sözcüğün zihinde uyandırdığı ilk anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Bu yüzden sözlük anlamı da denir. A.SÖZCÜKTE ANLAM GERÇEK (TEMEL) ANLAM Bir sözcüğün zihinde uyandırdığı ilk anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Bu yüzden sözlük anlamı da denir.

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır.

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. SOKAK - DIŞ - GÜN ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. Batu 20'li yaşlarında genç biridir. Boynunda asılı bir fotoğraf makinesi vardır. Uzun lensli profesyonel görünşlü bir digital makinedir. İlginç

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda Bir gün sormuşlar Ermişlerden birine: Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? Bakın göstereyim demiş Ermiş. Önce sevgiyi dilden gönle indirememiş olanları çağırarak onlara

Detaylı

- Kurslara, seminerler katılın, farklı mekanlar keşfedin. Kendiniz için bir şeyler yapın. Böylelikle eşinize anlatacağınız farklı şeyler olacaktır.

- Kurslara, seminerler katılın, farklı mekanlar keşfedin. Kendiniz için bir şeyler yapın. Böylelikle eşinize anlatacağınız farklı şeyler olacaktır. Lilay Koradan www.gencgelisim.com - Bir ara sinemaya ya da tiyatroya gidelim mi? demek yerine, iki kişilik bilet alın. Ona Sürpriz, yarın akşam sinemaya gidiyoruz dediğiniz zaman sizinle gelecektir. -

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak

Detaylı

DENEYLERLE BÜYÜYORUZ

DENEYLERLE BÜYÜYORUZ BU AY HANGİ KAVRAMLARI ÖĞRENECEĞİZ? Hızlı-Yavaş Ön-Arka Sağ- Sol BEYİN FIRTINASI YAPALIM Büyüdüğünde hangi mesleği seçeceksin ve nasıl bir yerde yaşayacaksın? Bir gemi olsaydın nerelere giderdin? Neler

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. Güzel Kraliçe Ester

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. Güzel Kraliçe Ester Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Güzel Kraliçe Ester Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Ruth Klassen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Güzel Kraliçe Ester

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Güzel Kraliçe Ester Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Güzel Kraliçe Ester Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Ruth Klassen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible

Detaylı

2. SINIF İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN TEST ÇALIŞMASI. Hazırlayan Engin GÜNEY İşitme Engelliler sınıf Öğretmeni

2. SINIF İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN TEST ÇALIŞMASI. Hazırlayan Engin GÜNEY İşitme Engelliler sınıf Öğretmeni 2. SINIF İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN TEST ÇALIŞMASI Hazırlayan İşitme Engelliler sınıf Öğretmeni 1 Saçları hangisi tarar? o A) Bıçak o B) Tarak o C) Eldiven o D) Makas 2 Hangisi okul eşyası değil?

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK. Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an

ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK. Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an Ece Şenses 21001982 ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an oldu mu hiç? Louvre müzesi benim için tam olarak böyle oldu. Sadece benim

Detaylı

İNSANIN YARATILIŞ'TAKİ DURUMU

İNSANIN YARATILIŞ'TAKİ DURUMU 25 Ders 3 İnsan Bir gün ağaçtan küçük bir çocuk oyan, ünlü bir ağaç oymacısı hakkında ünlü bir öykü vardır. Çok güzel olmuştu ve adam onun adını Pinokyo koydu. Eserinden büyük gurur duyuyordu ama oyma

Detaylı

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 3. B A S I M Çocuklarla İlgili Her Türlü Faaliyette, Çocuğun Temel Yararı, Önceliklidir! 2 Süleyman Bulut Anne Ben Yapabilirim 4 Süleyman

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

Gülmekten Öldüren Fıkralar - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Gülmekten Öldüren Fıkralar - Genç Gelişim Kişisel Gelişim AMİN Çok iyi giyimli bir iş adamı Vatikan'a gelir papayla görüşmek istediğini söyler. Kendisini bir Kardinal'e götürürler. Adam ısrar eder. - Sizinle değil, doğrudan Papa ile ve yalnız görüşmek istiyorum.

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

Samed Behrengi. Sevgi Masalı. Çeviren: Songül Bakar

Samed Behrengi. Sevgi Masalı. Çeviren: Songül Bakar Samed Behrengi Sevgi Masalı Çeviren: Songül Bakar Samed BEHRENGİ Azeri asıllı İranlı yazar Samed Behrengi, 1939 da Tebriz de doğdu. Öğretmen okullarında öğrenim gördükten sonra Tebriz Üniversitesi İngiliz

Detaylı

APOCRYPHA KRAL JAMES İNCİLİ 1611 SUSANNA. Susanna

APOCRYPHA KRAL JAMES İNCİLİ 1611 SUSANNA. Susanna www.scriptural-truth.com APOCRYPHA KRAL JAMES İNCİLİ 1611 SUSANNA Susanna Susanna tarihçesi [Daniel] Çünkü buna değil Daniel, başlangıcından dışında ayarlanması Bel anlatım ve ejderha olarak İbranice.

Detaylı

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO: A1 DÜZEYİ ADI SOYADI: OKUL NO: NOT OKUMA 1. Aşağıdaki metni -(y/n)a, -(n)da, -(n)dan, -(y/n)i ve -(I)yor ekleriyle tamamlayınız. (10 puan) Sevgili Ayşe, Nasılsın? Sana bu mektubu İstanbul dan yazıyorum.

Detaylı

İÇİNDEKİLER GİRİŞ BİRİNCİ KİTAP

İÇİNDEKİLER GİRİŞ BİRİNCİ KİTAP İÇİNDEKİLER GİRİŞ Afrika ve Afrikalılar 13 BİRİNCİ KİTAP Bir Yuruba Efsanesi: Dünyanın Yaratılışı 23 Küçük Tanrı Obatala, Beş Parmaklı Beyaz Horoz ve Kara Kaplan 23 Kara Kaplan'la Beş Parmaklı Beyaz Horoz

Detaylı

Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir.

Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir. Çeviri Deniz Hüsrev Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir. 5 6 BİRİNCİ BÖLÜM Hayatınızı elinizden alınıp klozete atılmış, ardından da üzerine

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler.

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler. ENGİN VE İKİZLER ALIŞ VERİŞTE Hastane... Dr. Gamze Hanım'ın odası, biraz önce bir ameliyattan çıkmıştır. Elini lavaboda yıkayarak koltuğuna oturur... bu arada telefon çalar... Gamze Hanım telefon açar.

Detaylı

BEBEĞİNİZİN BİR SORUNU VAR

BEBEĞİNİZİN BİR SORUNU VAR BEBEĞİNİZİN BİR SORUNU VAR Kemal ORUÇ (Telefon çalar. telefonu açar.) : Evet, benim. Ne? Belma doğuruyor mu? Doğurdu mu? Ben baba Baba ben Tamam tamam, hemen geliyorum. Heyt be! Baba olmuşum! (Işık kapanır.

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Cennet, Tanrı nın Harika Evi

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Cennet, Tanrı nın Harika Evi Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Cennet, Tanrı nın Harika Evi Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible

Detaylı

yuvarlak masa yeşil erik üç kalem ihtiyar adam

yuvarlak masa yeşil erik üç kalem ihtiyar adam VARLIKLARIN ÖZELLİKLERİNİ BELİRTEN KELİMELER yuvarlak masa yeşil erik üç kalem ihtiyar adam şu otobüs birkaç portakal Yuvarlak masa : Yuvarlak sözcüğü varlığın biçimini bildiriyor. Yeşil erik : Yeşil sözcüğü

Detaylı

Cennet, Tanrı nın Harika Evi

Cennet, Tanrı nın Harika Evi Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Cennet, Tanrı nın Harika Evi Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible

Detaylı

bez gez sez tez biz çiz diz giz boz roz koz poz toz yoz çöz göz köz söz buz muz tuz büz düz güz

bez gez sez tez biz çiz diz giz boz roz koz poz toz yoz çöz göz köz söz buz muz tuz büz düz güz Son harflerini vurgulayarak okuyunuz. bak çak fak gak hak kak pak sak şak tak yak bek dek kek pek sek tek yek bık çık sık tık yık cik bas has kas mas pas tas yas kes ses pes fıs kıs his kis pis sis pus

Detaylı

Yahudiliğin peygamberi Hz. Musa dır. Bu nedenle Yahudiliğe Musevilik de denir. Yahudi ismi, Yakup un on iki oğlundan biri olan Yuda veya Yahuda ya

Yahudiliğin peygamberi Hz. Musa dır. Bu nedenle Yahudiliğe Musevilik de denir. Yahudi ismi, Yakup un on iki oğlundan biri olan Yuda veya Yahuda ya VAHYE DAYALI DİNLER YAHUDİLİK Yahudiliğin peygamberi Hz. Musa dır. Bu nedenle Yahudiliğe Musevilik de denir. Yahudi ismi, Yakup un on iki oğlundan biri olan Yuda veya Yahuda ya nispetle verilmiştir. Yahudiler

Detaylı

Dinlerin Buluşma Noktası. Antakya

Dinlerin Buluşma Noktası. Antakya 80 Dinlerin Buluşma Noktası Antakya 81 82 Bu ay sizlere Anadolu nun en güzel yerlerinden biri olan Antakya yı tanıtacağız. Antakya Hatay ilimizin şehir merkezi. Hristiyanlığın en eski kiliselerinden biri

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI OCAK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR. Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak)

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI OCAK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR. Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak) ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI OCAK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak) Enerji Tasarrufu Haftası (Ocak ayının ikinci haftası) GÜNE BAŞLAMA ETKİNLİKLERİ Oyun

Detaylı

GÖKYÜZÜNDE KISA FİLM SENARYOSU

GÖKYÜZÜNDE KISA FİLM SENARYOSU GÖKYÜZÜNDE KISA FİLM SENARYOSU 1. DIŞ. CADDE - GECE 1 FADE IN: Saat 22:30. 30 yaşında bir gazeteci olan Eren caddede araba sürmektedir. Bir süre sonra kırmızı ışıkta durur. Yan koltukta bulunan fotoğraf

Detaylı

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz.

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. MEVSİM İLKBAHAR İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde meydana gelen değişiklikleri öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde hayvanların yaşayışlarında meydana gelen değişiklikleri

Detaylı

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. ÇAYLAK Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. Alt katta genel tıbbi muayene ve müdahaleleri yapılıyordu. Bekleme salonu ve küçük bir de laboratuar vardı. Orta katta diş kliniği ve ikinci bir muayene

Detaylı

A2 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: PASAPORT NO:

A2 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: PASAPORT NO: A2 DÜZEYİ ADI SOYADI: PASAPORT NO: NOT OKUMA 1 KARADENİZ TURU Metin Bey: Merhaba! Görevli: Merhaba efendim, buyurun! Nasıl yardımcı.(1)? Metin Bey: Ben bu yaz ailem ile bir tura çıkmak istiyorum. Bana

Detaylı

SAN Kİ ÖNCELEYİN GÜL AŞIK OLMUŞTU. kadının yeniden yaratılmasına sebebiyet vermiştir, onlara olan eşsiz aşkıyla. Bir yandan bu

SAN Kİ ÖNCELEYİN GÜL AŞIK OLMUŞTU. kadının yeniden yaratılmasına sebebiyet vermiştir, onlara olan eşsiz aşkıyla. Bir yandan bu Bilgin 1 Latife Sena Bilgin 21301075 TURK 102-021 Serbest1 Gönenç Tuzcu 26.09.2014 Tanrı Bin birinci gece şairi yarattı, Bin ikinci gece cemal'i, Bin üçüncü gece şiir okudu tanrı, Başa döndü sonra, Kadını

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

Bay Çiklet in Bahçesi

Bay Çiklet in Bahçesi 1. Bölüm Bay Çiklet in Bahçesi Bay Çiklet, kırmızı sakallarıyla ve bacakları birbirine dolanmış bir ahtapot gibi ters ters bakan, kan çanağı gözleriyle öfke dolu, yaşlı bir adamdı. Çocuklardan, hayvanlardan,

Detaylı

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

Güzel Bir Bahar ve İstanbul Güzel Bir Bahar ve İstanbul Bundan iki yıl önce 2013 Mayıs ayında yolculuğum böyle başladı. Dostlarım, sınıf arkadaşlarım ve birkaç öğretmenim ile bildiğimiz İstanbul, bizim İstanbul a doğru yol aldık.

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 15 ARALIK -19 ARALIK 2014

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 15 ARALIK -19 ARALIK 2014 15 ARALIK PAZARTESİ Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 15 ARALIK -19 ARALIK 2014 SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. İstedikleri ilgi köşelerinde(evcilik, kitap, puzzle,

Detaylı

iki sayfa bakayım neler var diye. Üstelik pembe kapaklı olanıydı. Basından izlemiştim, pembe kapaklı bayanlar için, gri kapaklı olan erkekler içindi.

iki sayfa bakayım neler var diye. Üstelik pembe kapaklı olanıydı. Basından izlemiştim, pembe kapaklı bayanlar için, gri kapaklı olan erkekler içindi. Malum ülkemiz son dönemde Globalleşen dünya ile birlikte oldukça sıkıntılı. Halk olarak bizlerde de pek çok sıkıntılar var. Ekonomik sıkıntılar, siyasi sıkıntılar, sabotaj planları, suikast planları. Darbe

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı,

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, elinde boş bir çuval, alanın ortasında öylece dikiliyordu.

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı