BURHAN DOĞANÇAY: TÜRK RESSAMLARI ÖNCE TÜRK KOLEKSİYONERLER DESTEKLEMELİ REDDEDİYORUZ! BURADAYIZ! SANATÇILAR GİRİŞİMİ BİLDİRGESİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "BURHAN DOĞANÇAY: TÜRK RESSAMLARI ÖNCE TÜRK KOLEKSİYONERLER DESTEKLEMELİ REDDEDİYORUZ! BURADAYIZ! SANATÇILAR GİRİŞİMİ BİLDİRGESİ"

Transkript

1 Güzel Sanatlar Platformu Mayıs - Haziran 2012 Sayı:2 ÜCRETSİZDİR RÖPORTAJLAR ARTİN DEMİRCİ DİETER MAMMEL FEMİN&ART MUSTAFA EREN PINAR SELİMOĞLU SAYAT UŞAKLIGİL SEMİH ZEKİ SEVİL SERT KÖŞE YAZILARI BELKIS SORAN ERKAN KARAGÖZ LEYLA SABAH SELNUR ŞARMAN TARTIŞMA: TÜRKİYE DE SANATÇI OLMAK BURHAN DOĞANÇAY: TÜRK RESSAMLARI ÖNCE TÜRK KOLEKSİYONERLER DESTEKLEMELİ YAKLAŞAN ETKİNLİKLER REDDEDİYORUZ! BURADAYIZ! SANATÇILAR GİRİŞİMİ BİLDİRGESİ

2 GÜNDEM MONOKROM BİR DÜNYA editörden 47 yaşındaki Alman sanatçı Dieter Mammel in Diva başlıklı sergisi 26 Nisan 2 Haziran tarihleri arasında C.A.M. Galeri de gerçekleşiyor. Bir ressam ve bir film tutkunu olan Mammel yüzleri, beyaz perdenin ilahi karakterlerini gösteriyor. Kendine özgü resim stiliyle, geçmişle şimdiyi, toplumsalla kişisel olanı, yakınla uzağı, tarihle hikayeyi bir araya getiriyor. İstanbul hikayeniz nasıl başladı? Levent Binat, galeri sahibi Sevil Binat ın eşi, eserlerime 6 yıl önce internette rastlamış. Beni İstanbul a davet ederek eserlerimi C.A.M de sergilememi istedi. Kendisine, İstanbul a ve Boğaz a karşı hissettiğim güzel duygularla davetini kabul ettim. Sergide temel element olarak görülen su ile olan bağlantınızı nasıl açıklıyorsunuz? Su benim elementim. Sadece suya dalmayı sevdiğim için değil, aynı zamanda resimlerimin içeriğini taşıyan araç olduğu için. Eserlerinizi başka nelerin etkisinde üretiyorsunuz? Çalışmalarım hayatın saf ve varoluşçu taraflarını, insanları ve onların hislerini yansıtır. Sürekli olarak monokromatik resimlerimin özüne başvururum: ışık ve gölge. Diva da üç tutkuyu bir araya getirmeye çalıştım: Kadınlar, resim ve film. Şimdinin resimlerini hafızamdan çiziyorum. Yarının ne getireceğini henüz bilmiyorum. Yasemin Dağ Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Etkinlik ve Etkin lik Atölye Gazetesi ve ERC Atölye nin birlikte düzenlediği Baharın Uyanışı isimli Kartepe sanat turunda yediden yetmişe çok sayıda sanatsever bir araya geldi. Henüz erimemiş olan diz boyu kar üstünde kendi minik heykellerimizi yaptık, soğuk suyun ebru boyası üzerindeki etkilerini yakından inceledik... Ancak en önemli gözlemimiz, sanatın daha önce hiç karşılaşmamış onca insanı ne kadar çabuk yakınlaştırdığı, birlikte üretmenin insanları ne kadar kuvvetli bir şekilde birbirlerine bağladığıydı. Bir arada olmak veya etkinliklerde bir araya gelmek sadece zamansal ve mekansal anlamda bir ortaklık oluşturuken, birlikte üretmek manevi bir bağın kurulmasını sağlıyor ve çoğumuzun özlemini çektiği doğallık ve samimiyeti ortaya çıkarıyor. Bu yakınlaşma yalnız olmadığınızı, değerli olduğunuzu, çevrenizde sizi daha güçlü ve verimli kılacak kişiler bulunduğunu daha iyi anlamanızı sağlıyor. Atölye olarak, zaman içinde etkinliklerimize devam edeceğiz. Her etkinlikte temel hedefimiz etkin liğin sağlanması olacak. Gerek okuyucularımızla, gerekse katılımcılarımızla birlikteliğimizin sadece tanışmakla sınırlı kalmayıp, hepimizi tek başımıza gidebileceğimizden daha da uzağa götüreceğine inanıyoruz. Atölyelerimizde, ofislerimizde, sınıflarımızda, galerilerimizde... Sanatçılar ve sanatseverler olarak hiçbir yerde yalnız değiliz. Sadece birbirimizin farkında olmamız ve yanıbaşımızdakinin ne yaptığını merak etmemiz, hep birlikte daha etkin ve güçlü olabileceğimiz, daha umutlu yarınların oluşması için yeterli. Türkiye ile Almanya daki sanat ortamını nasıl karşılaştırırsınız? İstanbul da Berlin gibi değişim ruhunu, yeni başlangıçları, doğaçlamayı ve biraz da itaatsizliğin getirdiği yaratıcılığı içeriyor. Bu benim için şaşırtıcı ve heyecan verici. EN GÜÇLÜ SIĞINAĞIM ATÖLYEM Mart tarihlerinde gerçekleşen Art Bosphorus Çağdaş Sanat Fuarı na katılan sanatçı Pınar Selimoğlu, yaşadığı ülkenin hem olumlu hem de olumsuz yanlarının yaratıclığını etkilediğini belirtiyor. Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Alman Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği eğitiminden sonra, ticaret ve çocuk yuvası işletmeciliğinde 20 senelik bir yaşam deneyimim oldu yılında, Sibel Kasapoğlu ve Banu Tarhan ın kurduğu Atölye 83 Nişantaşı nda bir grup arkadaşımızla sanat çalışmalarımıza başladık. RESİM, MİMARİ VE DOĞA 1981 Bolu doğumlu Semih Zeki 1999 yılında İstanbul a gelerek Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü nden mezun oldu. 12 yıldır İstanbul da yaşayan ve birçok ünlü sanatçının da asistanlığını yapmış olan Zeki, usta-çırak ilişkisinin öğrenim sürecinin önemli bir parçası olduğunu belirtiyor. Sanat kuramı ve eleştiri üzerine yüksek lisansına devam eden ressam, 3 27 Mayıs tarihleri arasında eserlerini Nişantaşı Artgalerim de Tehdit adlı sergisinde sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Atölyenizden bahseder misiniz? Benim atölyem Teşvikiye de te kuruldu ve kendi başıma çalışmaya başladım. Sırf bana ait. Çünkü büyük eserlerimi genellikle yerde çalışıyorum. Önceki çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz? 2002 yılında başlamak üzere, çeşitli birçok sergiye katıldım. Çok yoğun çalışıyorum. Devamlı üretiyorum. Eserlerim çeşitli koleksiyonlarda, Proje 4L Çağdaş Sanat Müzesi koleksiyonunda, fotoğraflarım da yurtdışında dostluk organizasyonlarında sergilenmeye layık görüldü. Çalışmalarınızda ne tür teknikler kullanıyorsunuz? Nelerden etkileniyorsunuz? Karışık teknik kullanıyorum. Jestler, dokular, renkler ifade aracım olduğu için genellikle yerde çalışıyorum. Dedem ve annem sanatçı insanlar. Yaratıcı cesur kişilikleri, benim de yolumu aydınlatıyor. Öyle bir ülkede yaşıyorum ki, kapıdan çıktığım anda kültür, doğa, her şeye rağmen insanlık kokusu, mücadelesi, hoş görüsü bir yanda; nefes alacak yer bırakmayan ferdi menfaatlere dayalı yapılanma, saygısız trafik, koşuşturma, tüketen felsefe diğer yanda...ters uçları karşılıklı gelmiş mıknatıs gibi içimdeki zerrecikleri oradan oraya savuruyor. Atölyemle, tek sığınağım olduğunu hissettiğim güçte bir arkadaşımmış gibi dertleşiyorum. Teslim olabildiğim zaman ön kurgusuz resmimin başına geçiyorum. Ağırlıklı olarak bireysel çalışmalar mı gerçekleştiriyorsunuz, yoksa farklı sanatçılarla birlikte çalışmalar da yapıyor musunuz? Genelde yalnız çalışıyorum. Güzelliğin Çoğaltılması grubuyla sokakta sanat, Atölye 83 ile sergi projeleri, çeşitli yardım ve sosyal bilinçlenme projeleri beni diğer sanatçılarla bir araya getiriyor. Gelecek dönemler için planladığınız çalışmalar nelerdir? Yurt içi ve yurt dışı bienal ve sergi imkanlarını değerlendirmeye çalışıyorum. Ayrıca Mayıs ta, Nişantaşı nda yan yana iki galeride birden sergim olacak. Sanatçı doğayı ve mimari konstrüksiyonu iç içe kullanarak, insanın parçası olduğu doğa ile olan ilişkisini irdeleyerek günümüz insanının farkına varamadığı çıkmazı, farklı bir anlatım dili ile gösteriyor. İnsan figürleriyle yola çıktığını ancak bir süre sonra figürlerinin geometrik kütlelere dönüştüğünü belirten Semih Zeki, sergiyle ilgili şunları ifade ediyor: Betonların ham hali vardır, beton blokları vardır. Bunları lego gibi, puzzle gibi yan yana getirerek mimari yapılar oluşturursunuz. Son dönemlerde bu yapılarla ilgili çalışmalarım var. Beton blokları kullanıyorum. Vakit buldukça, Bolu Dağı ndaki, Köroğlu Dağları ndaki yaylalarımıza gider, oraları gezer ve doğal taş yapıların fotoğraflarını çekerim. Bazı ağaçlar seçiyorum kendime. Onları hem yapay taşlarla hem de yapılarla kullanıp bir konstrüksiyon ve tezatlık kurmaya çalışıyorum, bir kontrast yakalamaya çalışıyorum. Bunu yapmamın nedeni, yapılaşmanın, teknolojinin doğayı tahrip etmesi. Bu konuda biraz fazla duyarlıyım. Hem doğaya hem de doğanın yapısının bozulmasına karşı bir duyarlılığım var. 1

3 SAHA DERNEĞI NIN DANIŞMA KURULU BELIRLENDI Türkiye çağdaş sanatının uluslararası platformlarda varlığını ve bilinirliğini artırmaya katkıda bulunmak amacıyla, sanatçı, küratör ve eleştirmenlerin üretimine karşılıksız destek veren SAHA Derneği, Danışma Kurulu nun ilk üyelerini belirledi. Sanat dünyasının yakından tanıdığı Carolyn Christov- Bakargiev, Fulya Erdemci ve Jessica Morgan kurulda 1 yıl süreyle görev yaparak, derneğin kaynak yaratacağı sanat projeleri ve eğitim programlarının seçiminde etkin rol oynayacak. Türkiye çağdaş sanatı için, demokratik duruş çerçevesinde, evrensel değerlere saygılı bir saha yaratmayı amaçlayan dernek, önümüzdeki dönemde, Manifesta 9, La Triennale ve documenta 13 gibi önemli sanat etkinliklerine Türkiye den katılacak sanatçıları destekleyecek ve documenta 13 bünyesinde yayınlanacak kitabın masraflarını karşılayacak. Geçtiğimiz Ağustos ayında kurulan SAHA Derneği; ilk olarak 12. Uluslararası İstanbul Bienali ne Türkiye den katılan tüm sanatçıların sponsorluğunu üstlendi. Ayrıca, Performa 11 e Türkiye den katılan sanatçıya ve prestijli eğitim programı Curatorial Intensive e Türkiye den kabul edilen küratöre destek verdi. Carolyn Christov-Bakargiev Yaşamını ve çalışmalarını Roma, Kassel ve New York ta sürdüren Carolyn Christov-Bakargiev, farklı ülkelerde birçok serginin küratörlüğünü üstlendi yılında ilki gerçekleştirilen Turin Triennial in küratörlüğünü yapan Christov-Bakargiev, 2008 yılında 16. Sydney Bienali nde sanat direktörü olarak çalıştı. Yazar kimliğiyle, tarihsel avant-garde ve çağdaş sanatın ilişkisini inceleyen Carolyn Christov-Bakargiev, Güney Afrikalı sanatçı William Kentridge in çalışmaları üzerine yazılan ilk monografa imza attı yılları arasında Turin de bulunan Castello di Rivoli Müzesi nin başküratörlüğünü yürüten Christov-Bakargiev, 2008 yılında 16. Sydney Bienali nin sanat direktörlüğünü üstlendi. Fulya Erdemci 13. İstanbul Bienali nin küratörü olarak seçilen Fulya Erdemci, 2008 yılından beri Amsterdam daki SKOR Sanat ve Kamusal Alan Vakfı nın direktörlüğünü yürütüyor yılında Türkiye de yayalar için kamusal alanda gerçekleştirilen ilk sergi olan İstanbul Yaya Sergileri ni başlatan Erdemci, birçok uluslararası etkinliğin danışma ve seçici kurullarında görev aldı. Venedik Bienali 54. Uluslararası Sanat Sergisi nde 2011 Türkiye Pavyonu nun küratörlüğünü yapan Erdemci, yılları arasında İstanbul Bienali nin direktörlüğünü yürüttü. Bilkent, İstanbul, Marmara ve Bilgi Üniversitelerinde dönemsel dersler verdi. Jessica Morgan Tate Modern de Daskalopoulos Küratörü olarak görev yapan Morgan, müzenin 2015 yılında gerçekleştireceği The World Goes Pop (Dünya Popülere Gidiyor) sergisinin küratörlüğünü üstleniyor. Müze için Avrupa, Doğu Avrupa, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Amerika ve Güney Asya sanatı odağında, uluslararası koleksiyon geliştirme çalışmalarında bulunuyor. ETKİNLİK TAKVİMİ Etkinlik Tarih Yer Detaylar Ev Ödevi Fotoğraf Sergisi Ayvalık tan Mavi Düş Resim Sergisi Yazı-Yorum Hat Sanatı Yorumu Sergisi Siyah Beyaz Resim Sergisi Burhan Doğançay Retrospektifi Gölgeler Resim Sergisi Sınır Video Enstalasyonu Nothing Personal Resim Sergisi Pera ve Renklerin Senfonisi Resim Sergisi Galeri Konuşmaları: Kimlik ve Kadın / Farklılık ve Ötekilik 12 Nisan - 2 Haziran 14 Nisan - 15 Eylül 15 Mayıs- 9 Haziran 17 Mayıs - 25 Haziran 23 Mayıs - 23 Eylül 24 Mayıs - 16 Haziran 25 Mayıs - 3 Haziran 31 Mayıs - 23 Haziran 25 Haziran- 7 Temmuz 7 Haziran The Empire Project İSTANBUL Alta Sanat Galerisi İSTANBUL Galeri Oda İSTANBUL C.A.M. Galeri İSTANBUL İstanbul Modern ISTANBUL Pi Artworks İSTANBUL Pasajist İSTANBUL X-İst İSTANBUL Beyoğlu Yeminli Mali Müşavirler Odası Sanat Galerisi İSTANBUL İstanbul Modern İSTANBUL 2 ETKINLIK Geleneksel aile fotoğrafını kendi anne ve babasına verdirdiği espirili pozlarla kıran, bir anlamda fotoğraflarında gelenekselle dalgasını geçen Sean Lee, yaşadığı aile ortamına başka bir perspektiften bakabilmekle ilgileniyor. Bireylerin birbiriyle beklenmedik biçimdeki temasları sonucunda oluşan etkileşim, fotoğraflarının konusunu oluşturuyor. Aile kavramını yeniden keşfetmek için çıktığı bu yolculukta, yazıyı fotoğrafların bir parçası olarak kullanıyor. Yaşadığı yer olan Ayvalık ın mitolojik yapısından ilham alan sanatçı Metin Belek, kendisini düşsel bir dünyada yaşar gibi hissetmesinde mavi nin büyük pay sahibi olduğunu belirtiyor. Ayvalık ın her an değişen renkleri ve ışığın büyülü dünyası içinde, Ege nin kültürü ve sıcakkanlı insanları onun resimlerine bazen balıkçı bazen bir Anadolu kadını olarak yansıyor ve düşsel bir mekanda renkler içinde yerini bazen bir leke bazen de bir benek olarak alıyor. Mustafa Eren, toplumların belleğinde yer etmiş, kimi zaman özdeyişe, kimi zaman atasözüne dönüşmüş sözleri bir kuyumcu sabrı ve özeniyle işliyor, geliştiriyor; çoğu kez en başa dönerek tekrar yorumluyor. Bu uğraş, Türkçe, Latince ya da İngilizce olabilen bu söz, bir logoya dönüşünceye kadar sürüyor. Sonunda bazen çinko kalıba geçip bir özgün baskı oluyor; bazen tuval üzerinde bir kitabeye dönüşüyor. Farklı disiplinlerden sanatçıların yapıtlarından oluşan bu sergide renklerden arındırılmış bir dünyanın yorumları sanat aracılığı ile izleyiciye sunuluyor. Sergide eserleri yer alan sanatçılar: Ahmet Elhan, Cem Turgay, Peter Hristoff, Murat Germen, Mehmet Kısmet, Sevim Sancaktar ve Mahmut Celayir. Kent Duvarlarının Yarım Yüzyılı Burhan Doğançay Retrospektifi, sanatçının son 50 yıllık çalışmalarının bir dökümü niteliğini taşıyor. Doğançay ın 14 ayrı dönemini ve dünyanın farklı koleksiyonlarında yer alan çalışmalarını izleyiciyle buluşturan sergi için hazırlanan katalogdaki 125 yapıt görseline eşlik eden metinler, sanatçının kariyerinin tüm gelişim evrelerini açıklayarak birikimine farklı bir perspektif getiriyor. Biyografik belgeler ve fotoğraflar Doğançay ın kent gezgini kimliğini hatırlatıyor. Küçük boyutlu çalışmalardan, büyük boyutlu tuvallere ve duvar yüzeyinden taşan enstalasyonlara, farklı malzeme ve arayışların peşindeki yapıtlar, sanatçının çalışma biçiminin arka planını gözler önüne seriyor. Neslihan Karaağaç, Gölgeler başlıklı serisinde akıtma, damlatma ve dökme teknikleri sonucunda kendine özgü üslubu ile kompozisyon şemalarının etrafında enerjik yapıtlar oluşturuyor. PVC üzerinde uzun süreçler sonucunda hazırlanan yapıtlar, kontrol edilen ve edilemeyen faktörlerin bir karışımı olarak yaratılıyor. Psikoloji eğitimi almış olan sanatçı, Gölgeler de, duygu aktarımı ve anlatımı yolu ile ziyaretçileri renklerin ve lekelerin önderliğinde bilinçaltına doğru yolculuğa çıkarıyor. Mekandan kopamayan resim mekana ait midir? Asıl mekan tuvalin kendisi midir? Mekan nerede biter, resim nerede başlar? Sanatçı Demet Yalçınkaya nın Sınır isimli video enstalasyonu, tüm bu sorularla şekillenen ele alış biçiminde verilebilecek yanıtları içeriyor. Sanatçı Erkut Terliksiz in, X-ist te gerçekleştirdiği önceki iki kişisel sergisinden farklı olarak yeni sergisi Nothing Personal daki portrelerde net bakışı ve ifadesi belirginleşiyor. Karakterlerin bakışı hikayenin duygusal yönünü çağrıştırmakla beraber seri yapıtların birbirleri ile ilişkisini pekiştiriyor. Ayrıca bu sergi, sanatçının son dönemlerde yoğunlaştığı deneysel malzeme kullanımından da nasibini alıyor. Daha önce çay poşeti, ahşap ve karton gibi gündelik malzemelere yer veren Terliksiz, bu sergiye Türkiye de ilk defa sergileyeceği heykel nitelikleri taşıyan üç boyutlu resmini de dahil etmiş. Ele aldığı çeşitli konuları, kendi soyut tavrı içinde meydana getirdiği kompozisyonlarına eklediği zengin renk paleti, doku ve kolaj tekniği ile anlamlandıran sanatçı Nursel Balpınar, bu sergide önceki temalardan yola çıkarak Pera ya özgü motifleri, sembolleri de kullanarak tual üzerine akrilik, kağıt üzerine karakalem ve pastel çalışmalarını sergiliyor. Küratör ve AICA Türkiye üyesi Derya Yücel, 1980 li yıllardan günümüze feminist sanatı, cinsiyet, kadın ve kimlik kavramlarını Nil Yalter, İpek Duben, Şükran Moral ve Canan ın yapıtları üzerinden inceliyor. Galeri Konuşmaları, sanat eserlerini, sanatçıları, sanat tarihindeki akımları ve sanatın diğer disiplinlerle olan ilişkilerini ele alıyor. Her ayın ilk ve son perşembe günü olmak üzere ayda iki kez ücretsiz düzenlenen Galeri Konuşmaları, İstanbul Modern in üst kat sergi salonunda saatleri arasında gerçekleştiriliyor.

4 HUKUK Erkan KARAGÖZ Avukat SANATÇILARIN MESLEK SINIFI VE SOSYAL HAKLARI Sanatçıların yönelttiği soruların başında, sanatçının hangi meslek sınıfından olduğu geliyor. Ancak sanatçılık bir meslek grubuna dahil olunamayacak kadar farklı bir algıdır. Tam da burada öncellikle sanatkar (sanatçı) ile zanaatkar sözcüklerini ele almak gerekir. Bunlar birbirine çok yakın iki sözcüktür. Ancak yakınlıkları sözcüksel benzeşme ile sınırlıdır. Daha da ileri gidersek, her sanatçının bir zanaatkar olabileceğini; ancak her zanaatkarın bir sanatçı olamayacağını söyleyebiliriz. Bilindiği üzere zanaatkar, sermayeden çok, nitelikli emeğiyle üreten, bunu üretirken de belli bir el becerisi ve ustalığa sahip olan kimseye verilen bir addır. Bunlar yaptığı işe göre sınıflandırılabilen meslek sahipleridir. Saraç, nalbant, bakırcı, demirci gibi. Sanatçı ya da eski söyleyişle sanatkar ise başka bir şeydir. Biraz daha açarsak; zanaatkar, toplumun günlük kullanım ve tüketim gereksinimlerini hedefleyerek üreten kişidir. Sanatçıya gelince: Sanatçının emek verdiği, ürettiği, yarattığı, ortaya koyduğu şey, toplumsal tüketim ve kullanım gereksinimleriyle ilintili olmayan; ancak yine toplumun tinsel, estetik, duygusal gereksinimlerini karşılayabilen, bireylerin algılarına göre haz alabildiği, değerlendirdiği ürünler üretir. Zanaatkarla sanatçı arasındaki bir diğer önemli fark da, zanaatkarın ürettiği değerin, yarattığı şeyin parasal belli bir değerinin, fiyatının olmasıdır ki, bunu toplumun tüketim ve kullanım gereksinimleri belirlemekteyken; sanatçının ürettiği şeyin belli bir fiyatı, bedeli yoktur. Dahası zanaatkar, bu bedeli ve fiyatı elde etmek için üretirken, sanatçının böyle bir hedefi yoktur. Yani satmak; belli bir bedel için, para kazanmak için üretmez. Elbette bu sanat ürününün bir bedelinin olmadığı, alınıp satılmadığını göstermez. Özellikle günümüz toplumunda bu sanat yapıtının bir bedelinin olması, onun alışverişe konu olması, kaçınılmaz bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır. Bütün bunlara rağmen, ne bir heykeltıraşı, ne bir ressamı, ne bir yazarı, şairi tek bir meslek sınıfına sokmanın imkanı yoktur. Bunların tümünü içeren bir meslek birliği bile mümkün ve doğru değildir. Yani sanatçı, yaratıcı fikri emeğiyle farklı bir yerde durmaktadır. Hani meşhur fıkradır; ünlü bir yazarın bir kasabaya yolu düşer. Kalacağı oteldeki görevli, kaydını yaparken sorar, Beyim ne işle iştigal edersiniz?. Adamcağız biraz da böbürlenerek, Ben yazarım der. Katip anlamaz; Tamam, beyim de yani neyle geçinirsiniz? diye sorar. Kalemimle der yazar. Katip meslek hanesine yazar: Kalem tüccarı. Bu noktada akla ikinci soru gelmektedir: Sanatçı kendi hakların nasıl koruyabilecektir ve sosyal haklardan nasıl yararlanabilecektir? Devlet açısından bir sorun yoktur. Deyim yerindeyse devlet kendini sağlama almıştır. Yasalarda, özellikle Gelir Vergisi Yasası nda sanatçılara ilişkin hususular düzenlenmiştir. Gelir vergisi kanunun 66/4 maddesinde, sadece konser veren sanatçıların serbest meslek erbabı olduğu belirtilmiştir. Bu grup dışında kalan sanatçılar, serbest meslek erbabı değildirler. Gerçekten de aynı kanunun 18. maddesinde, sanatçıların elde ettikleri gelirlerin arızi olduğundan hareketle, gelir vergisine tabi olmayacakları düzenlenmiştir. Dolayısıyla onlar, serbest meslek mensubu olarak değerlendirilmemektedirler. Madde 18 - Müellif, mütercim, heykeltıraş, hattat, ressam, bestekar, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır. Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında alınan bedel ve ücretler istisnaya dahildir. Yukarıda yazılı kazançların arızi olarak elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmez. Öte yandan sanatçıların ürettikleri sanat eserlerini satmaları karşılığında, arızi olarak bir kazanç elde edildiğinde ise, gider pusulası düzenlenmesi, yapılan ödemelerden %20 oranında stopaj kesilmesi gerekmektedir. Mali hukuktaki bu düzenlemenin bir sonucu olarak, sanatçıyı serbest meslek mensubu saymak da mümkün olmamaktadır. Bu durumda, günün birinde emekli olmak, emeklilik maaşından vesaire haklardan yararlanabilmek için, sanatçının ya vergi yükümlüsü olarak başvurması, kendine ait bir işyeri kurması, ya da bir kurum ya da kuruluşta kendisini sigortalı olarak göstermesi veya çeşitli finans kuruluşları tarafından yapılan özel emeklilik yolunu denemesi gerekmektedir. Ancak yeri gelmişken, Türkiye de, henüz daha bireysel emekliliğe ilişkin bir yasal düzenlemenin olmadığını söylemeliyim. Burada bir noktaya açıklık getirmek gerekiyor: 5510 sayılı SGK nın 4. maddesi uyarınca, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları ile müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlar ile düşünürler ve yazarlar da sigortalı sayılmakta, bu kapsamda değerlendirilmektedirler. Yani bu durumda olanlar, primlerinin yatırılması koşuluyla ve yasal gerekler yerine geldiğinde emeklilik haklarından yararlanabileceklerdir. Sağlık hizmetlerinden yararlanma meselesine gelince... Bu noktada pek bir sorun kalmadığını söylemek mümkün. Bilindiği üzere, 1 Ocak`tan itibaren herkes Genel Sağlık Sigortası kapsamına alındı. Yeni sistem, işsiz olan-sayılan- ve 18 yaşından gün alan herkesi, sigorta primi ödemekle mükellef kılıyor. Sağlık hizmetinden yararlanmayanlar dahi prim ödemek zorunda. Ödenecek prim, kişilerin harcamaları dikkate alınarak gelir tespiti yapıldıktan sonra belirlenecek; kişi başına düşen gelir asgari ücretin 3 te 1 inden az ise, yeşil kart benzeri bir kart verilecektir. Sonuç olarak diyebiliriz ki, genellikle tüm dünyada olduğu gibi Türkiye de de sanatçının sosyal, özlük hakları konusunda pek fazla yol alınmış değil. Kısacası devlet yalnızca sanatçının ürettiğinden eline geçebilecek bedelle ilgilenmektedir. Sanatçının yaratı süreciyle, sanatın gelişmesiyle değil. 3

5 RÖPORTAJ YETERLİ ZENGİNLİKTE MÜZEMİZ YOK Türkiye de sanatın gelişiminde müzelerin, galerilerin ve koleksiyonerlerin büyük rol oynacağını vurgulayan Ressam Artin Demirci, bu alanlarda telafi edilmesi gereken noksanlar olduğunu belirtiyor. Kısaca profesyonel özgeçmişiniz hakkında bilgi verir misiniz? Güzel Sanatlar Akademisi nden 1986 da mezun oldum yılında ilk kişisel sergimi açtım. Daha sonra sürekli kişisel sergiler açtım. Geçmişime bakıyorum da sadece inat edip resim yapmışım, resimle geçinmişim. İlk kişisel sergimi 1987 yılında o zaman Sanfa sanat galerisinde açtım. Otuzun üzerinde kişisel sergim oldu. Çalışmalarınıza baktığımız zaman peyzaj, natürmort, portre ve soyut resimler çalıştığınızı görüyoruz. Sizi bu çizimlere yönlendiren şeyler nedir? Bunlar resmin geleneksel temalarıdır. Bu geleneksel temalar, dünyaya bakışım, dünyayı daha iyi kavramam, daha iyi ifade etmem açısından önemliydi. Hiçbirini geri planda bırakmadım. Neredeyse eşit ağırlıklı olarak çalıştım. Portre modeliniz varsa portre çalışırsınız. Modeliniz yoksa, gelmemişse natürmort sorunsuz bir modeldir. Onlar hiç seslerini çıkarmazlar öylece beklerler. Natürmort çalışmaları benim için biraz da laboratuvar çalışmalardır, modelin sabit olması da bir açıdan öyle. Peyzaj benim çok sevdiğim bir çalışmadır. Benim peyzajlarım genellikle anılarımda veya tanıklıklarımda yeri olanlardır. Mesela daha çok doğduğum yerin peyzajlarını yaptım. Gezilerimden etkilendiğim şeyler de oldu. Anısal değerleri olan peyzajlar yaptım. Yani o peyzajların hep bir anısı vardır benim hayatımda. Sizce Türkiye de sanatçılara yeterince olanak sağlanıyor mu? Sağlanıyorsa bu olanaklar nelerdir? Nelerin geliştirmesi gerekiyor? Aslında sanat tarihi boyunca sanatçılara hiçbir zaman olanak tanınmaz. Sanatçı hep şikayetçidir. Ama sanat öyle bir şey ki, olanağı olmasa da sanatçısı olanağını yaratır ve çalışmasına devam eder. Baskıcı dönemlerde gene geri durmaz, sanatını bir şekilde yapar. Bana göre sanata olanak tanınmasından daha önemli bir konu var. O da müzelerimizin olmaması. Bugün Güzel Sanatlar Platformu Mayıs-Haziran 2012 Sayı: 2 Sahibi Ercan Dağ Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yasemin Dağ özel müzeler gündeme geliyor ancak bence yeterince zengin değiller. Resim müzesi dendiğinde, o ülkenin resimlerini görmeniz, ülkedeki genel resim kültürüyle ilgili bir fikir edinmeniz gerekir. Bunların zayıf olduğunu düşünüyorum. Sanatta olanak böyle gelişmelerden geçer. Önceki sayımızda Prof. Kemal İskender Bey ile bir röportajımız oldu. Kendisi: Bugün Türkiye de herkes sanatçı. Neredeyse sokaktaki ayakkabı boyacısı bile ben sanatçıyım diyecek. Ben bir sanatçıyım denildiği zaman ya ressam ya da heykeltıraşsındır. Başka bir alternatif yok dedi. Siz bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Kemal İskender in söylediklerine katılıyorum ben de tabii. Günümüzde eğitim fazla önemsenmiyor. Eğitim isteyen insanlara daha olanak verilmeli. Toplumda müze ayağı, galeri ve koleksiyoner ayağı fazla sağlıklı olmadığı için kavram karmaşası oluyor. Sanatçı bir ressam, bir heykeltıraş olacakken herkese, her şeye sanatçı denilebiliyor. Kavramların yerine oturması kuşkusuz bir sağlık göstergesidir. Ama herkes kendisinin ne olduğunu biliyor, söylenmese de çok iyi biliyordur diye düşünüyorum. Kemal İskender e kavramların sağlıklı yerine oturtulmasının gereği açısından katılıyorum. Haber Müdürü Yevkine Çilingir Reklam Müdürü Merve Peker Muhabir Turan Valiyev Köşe Yazarları Erkan Karagöz, Belkıs Soran, Leyla Sabah, Selnur Şarman Yönetim Yeri ATÖLYE İstiklal Cad. Bekar Sk. No: 21 K: 5 Çulfaoğlu İşhanı Beyoğlu İstanbul Tel: Bu gazetede yer alan yazı ve fotoğrafların tamamı ya da bir bölümü, Atölye nin izni olmadan kullanılamaz. Gazetede yer alan bilgi, yorum ve grafiklerin doğruluğundan bu içeriğin sağlandığı kişi veya kurum sorumludur. Sizce sanatçının milli kökeni, alt kimliği sanatında ne ölçüde rol oynamaktadır? Türkçe edebiyat yapıyorsanız, bir yazarsanız Türkçe yazmak durumundasınız ve dünyanın sizi anlaması için o dillere çevrilmesi gerekir. Resmin dili evrenseldir. Yani Türkçe, Ermenice resim yapmıyoruz, aslında dünyaya resim yapıyoruz. Gören göze o resim hemen gidiyor. Dolayısıyla bir ressamın alt kimliği o kadar da önemli değil. Yaşadığı yer daha önemli aslında. Amerikan soyut ekspresyonizminin temel taşlarından biri olan Arshile Gorky ye, Ermeni ressam desek ne olur? Çok dar bir açıdan bakmış oluruz. Halbuki Arshil Gorky Amerika da doğan Amerikan soyut dışavurumculuğun sanatçısıdır. Türkiye deki sanat eğitimi hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Benim okuduğum döneme tanığım ben. Sanatta usta çırak ilişkisi vardır. Bence eğitimini aldığınız atölye sahibini usta olarak seçiyorsunuz. Ben kendimi bu konuda şanslı hissediyorum; Neşet Günal ın ve Neşe Erdok un öğrencisi oldum. Sanatta başkalarının ne yaptığına takılıp kalmamamız gerekir. Sanatı içselleştirmemiz, kendimize ait kılmamız gerekiyor. Gelecek projelerinizden bahsedebilir misiniz? Ben edebiyatla çok ilgiliyim. Olabildiğince çok okumaya çalışıyorum. Benim kuşağımdan edebiyatçı dostlarımla da görüşürüm. Onlarla görüştüğüm zamanlarda çoğunlukla şair portrelerinden oluşan bir sergi düşünürüm. Onu hazırlamaya çalışıyorum. Bir edebiyatçı portreleri sergisi hazırlığı içerisindeyim. 4

6 YORUM Zeynep Güldoğdu Heykeltıraş AÇIK MEKTUP Sanatçı Arkadaşlar, Birkaç ay önce, aracı A.V. tarafından mum olarak bana getirilen heykeli büyütmem istendi. Ben de işi kabul ettim. Büyüttüğüm heykeli tarihinde A.V. ile birlikte Nişantaşı na giderek atölye sahibi E.K ye teslim ettim. O ana kadar işi onlara yaptığımı bilmiyordum. Daha sonra bu işin tarihinde açılışı yapılacak olan Artbosphorus Sanat Fuarı nda N.Ö. adıyla sergileneceğini öğrendim. Atölyeme gelen heykeltıraş arkadaşım işin fotoğraflarını gördü ve heykelin orijinalinin heykeltıraş İrfan Korkmazlar a ait olduğunu söyledi. Bunun üzerine E.K. yi arayarak bu işin etik olmadığın, emek ve sanat hırsızlığı yapıldığını ve büyütmüş olduğum heykelin herhangi bir yerde başka birinin imzasıyla sergilenemeyeceğini belirttim ve aldığım ücreti geri ödemeyi teklif edip heykeli geri istedim. Bunun üzerine sert ve hakarete varan onur kırıcı sözlere maruz kaldım. Bana işin patentinin alındığı belirtildi. Heykelin bana fuarda sergilenmek üzere yaptırıldığının açıklanmadığını, sanatın ve emeğin her şeyden üstün olduğunu ve bu sahtekarlığı kabul etmeyeceğimi söyledim. Bunun üzerine telefonu N.Ö. aldı. Aynı sözleri ona da söyleyip, Size ait olmayan bir heykeli nasıl sergileyeceksiniz? Heykelin orijinali başka bir sanatçıya ait dedim. Bunun üzerine para iadesi karşılığında işi atölyeme yollamayı kabul etti. Heykeli hemen beklediğimi söyledim ve telefonu kapattım. Bundan yarım saat sonra beni telefonla arayan atölye sahibi E.K., heykelin boyama sırasında yandığını, fuara koymaktan vazgeçtiklerini ve dolayısı ile işi yollamaya gerek olmadığını söyledi. Ben de işi yine de istediğimi söyledim. Fakat benim bu söylediklerimi önemsenmeden telefonu kapattı. Bu konuşmalar 8 Mart 2012 tarihinde gerçekleşmiştir. Tüm bu gelişmelerden İrfan Korkmazlar ın eşini haberdar ettim. Heykelin orijinalinin eşi İrfan Korkmazlar a ait olduğunu doğruladı. Heykel, Artbosphorus 2012 (Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı) heykel bahçesinde sergilenmedi ancak fuar kataloğunda heykel bahçesi bölümünde N.Ö. adı ile yer aldı. YAŞAMDAN SANAT ESERİ İNŞA ETMEK (1) Günümüzde pek çok düşünür, sanatçı, bilim adamı uzun zamandır yaşadığımız olumsuzluklara dikkat çekmeye çalışıyorlar. Sorunlara çözüm arıyorlar. İçinde bulunduğumuz devri eleştirirken de yorumlarını, gerilere gidip Rönesans ile başlayan bir dengesizliğe dayandırıyorlar. Neden acaba? Biz ilk önce sorunları kendimiz fark edelim ve kendi cevaplarımızı bulmaya çalışalım. Ondan sonra da bilirkişilerin ortaya koyduğu araştırma ve çözümleri inceleyelim. O halde biz de araştırmamıza Batı ya, Rönesans sanatına ve toplumuna bir göz atarak başlayalım. Aynı zamanda, Rönesans ile birlikte Batı nın dünya görüşünün, sanat anlayışının nasıl değiştiğini ve Avrupa dışında nasıl etkili olduğunu araştıralım. Bu devirlerde zaman içinde, Batı dan güçlü bir şekilde etkilenmiş olan kendi sanat ve toplumumuza da bakalım. Batı sanatında ortaya konmuş büyük sanat eserlerini gezelim, dinleyelim, okuyalım Ve soralım: Bu eserleri ortaya koyan sanatçılar ve bu eserleri müze, galeri, konser, yazın veya röprodüksiyonlardan takip eden milyonlarca kişi acaba, sanatın katkısı ile yaşamlarında olumlu bir aşama kaydedebilmiş, mutluluğa yaklaşabilmişler midir? Cevabınız evet ise, nasıl? Cevabınız hayır ise, neden? Yine son zamanlarda hangi oluşumlar, etkiler dünyadaki yaşamı daha iyi, daha olumlu bir konuma sokabilmiştir? Bu sorulara cevap bulabilir miyiz acaba? Sanat tarihine göz attığımız zaman, bir eserin ortaya çıktığı devrin düşünce yapısını ve zamanının ruhunu çok iyi anlayabiliyoruz. Örneğin maddeye mi, gerçeğe mi odaklanılmış; savaş sonrası bunalıma mı girilmiş, v.b. gibi olguların sanatçının büyük kabiliyeti ile çok iyi yansıtılmış olduğunu da görüyoruz. Ve alkışlıyoruz. Ya sonra? Alkışlamak yetiyor mu? Belkıs Soran Sanat Tarihi ve Sanatla Gelişim Uzmanı Durumumuzun farkında olalım. Devrimizi, kendimizi objektif bir bakış açısı ile inceleyelim. Düşünelim... Günümüzde dünyamız, düşüşün hızla gerçekleştiği uç noktalara gelmiş bulunuyor. Herkes bunu konuşuyor. Karşımızda güçlü bir teknoloji, sanat, ilim, bilim ve büyük ilerlemeler var. Yine de dünyamızın ve bireysel olarak herkesin büyük bir tehlike içinde olduğu açıklanmakta. Dibe vurma, mahvolma tehlikesi ile karşı karşıya gelmekte olduğumuz anlatılmakta. Ayrıca bu düşüş evrensel, kozmik bir ritmin doğal oluşumu olarak da ele alınmakta. Fakat her inişin bir çıkışı olduğuna göre, demek kurtuluş da mümkün! O halde çıkışa nasıl geçeceğiz? Istırap çekerek mi? Çeşitli yapıtlarla, dünyanın vardığı olumsuzlukları vurgulayarak mı? Müzayedelerde milyonlar dökerek olur olmaz yapıtları depolayarak mı? Hiçbir konseri, gösteriyi, sergiyi kaçırmayarak mı? Yoksa bambaşka bir yol ile mi? Unutmayalım, yaşamımız bizim elimizde. Olumluya doğru yol alabilmek, kendi kişisel seçimimiz. O halde gelinen nokta şu: a) Bizler dünyanın bu ritmine ayak uydurup, geçmiş devirlerde yaptığımız gibi, dibe gidişi hızlandırmaya devam mı edeceğiz? b) Yoksa kişisel çabalarımızla, yardımlaşarak çıkışı seçip, yükselişe geçebilmeyi mi deneyeceğiz? Bu gibi sanat, fikir ve emek hırsızlıklarının önüne geçilmelidir. Bunun tüm gerçek sanatçıların birbirlerine destek vermeleri ile olabileceğini düşünüyorum. Bu gibi insanlara gereken tepkiyi vermek benim olduğu kadar, bütün sanatçıların görevidir. Buradaki en büyük saygısızlık heykeltıraş İrfan Korkmazlar a yapılmıştır. Bu konuda bütün sanatçı dostlarımın desteğini bekliyorum. Eğer kendimizde ikinci şıkkı seçme cesaretini bulursak, bunu nasıl başaracağız? Artık günümüzün bilim adamları ile modern mistikler bu çok önemli ve acil soruya cevap aramaktalar. Yapılan araştırmalarla önemli sonuçlara erişmekteler. Özellikle de kadim medeniyetler üstünde durmaktalar. Bizler de bu çok acil konuyu düşünelim, sorulara cevaplar arayalım. 5

7 YORUM REDDEDİYORUZ! BURADAYIZ! Sanatçılar Girişimi imzası ile yayımlanan Reddediyoruz! Buradayız! başlıklı bildirge sanatçılarımızın çevrelerindeki koşullara karşı tepkilerini ortaya koyarken, aynı zamanda diğer sanatçıları da sosyal, kültürel ve politik gelişmelere karşı hassas ve duyarlı olmaya davet ediyor. Bizler, Türkiye nin yazarları, şairleri, ressamları, heykeltraşları, sinema ve tiyatro sanatçıları, karikatüristleri, fotoğraf sanatçıları, tüm sanat insanları, ülkemizin geleceği için kaygılıyız. Evrensel aydınlanma değerleri, Cumhuriyetimizin kazanımları yok ediliyor. Laik, bilimsel eğitim adım adım gerici, çağdışı bir niteliğe bürünüyor. Gençliğin özgürlük, emekçinin hak arayışı, polis copu ve zindan tehdidi altında. Bağımsız düşünce, demir parmaklıklar arkasında. Adalet adaletsizliğin aracı olmuş. Doğal ve kültürel doku katlediliyor. Ülke zenginlikleri yağmalanıyor. Yalan, tehdit, şantaj, hırsızlık, köşe dönmecilik, cemaatçilik toplumsal ahlakı kemiriyor. Emek hakkı için savaşım, yerini sadaka ekonomisine ve kültürüne; özgür, cesur ve çağdaş insan yerini boyun eğmiş, ezik, yazgısına razı kula bırakıyor. Ülkenin kendi yurttaşları arasında ayrımcılık, yaşadığımız coğrafyanın komşu ve kardeş ülkelerine karşı düşmanca söylem ve eylemler her zamankinden daha keskin ve kaygı verici. Türkiye, sadece Cumhuriyet tarihinin değil, birkaç yüzyıllık demokrasi, bağımsızlık ve uygarlık savaşımları tarihimizin yörüngesinden koparılarak, emperyalist çıkarların Ortadoğu daki işbirlikçisi olmaya sürükleniyor. Bölgeyi ve dünyayı bir kan gölüne çevirecek bir savaş çılgınlığında, ülkemiz sanki suç ortağı olmaya kışkırtılıyor. Çocuklarımızın, sonraki kuşakların gelecekleri için kaygılıyız. Kaygılıyız ve buradayız. Kaygılıyız ve reddediyoruz. Bütün bunları reddediyoruz ve tepkimizi Türkiye ve dünya kamuoyuna duyurmayı görev sayıyoruz. Sanatçılar Girişimi emeğin, demokrasinin, adaletin, çağdaşlığın, haksızlığa ve baskıya karşı direnişin yanında, toplumsal muhalefetin en ön saflarında yer almayı, sanatçılık onurunun, sanatçı vicdanının, sorumlu yurttaş olma bilincinin kaçınılmaz olduğu kadar onurlu görevi ve gereği saymaktadır. Bildirgeyle ilgili sorularımızı Şair Ataol Behramoğlu yanıtladı. Bildirge hangi nedenler ve hangi hedeflerle hazırlandı? Ülkemizde yaşanmakta olan koşullar bu bildirgenin hazırlanmasının başlıca nedenidir. Bu koşulların neler olduğunu ise hem siz biliyorsunuz hem de zaten bildirgemizde yer alıyor. Bildirgede kaç imza bulunuyor? Kimler destekliyor? Toplumun yakından tanıdığı ve bu süreçte kendilerine ulaşabildiğimiz belli başlı bütün sanatçılarımız bu bildirgenin imzacıları ve destekçileri arasındadır. İlk kez sanatın bütün dallarının temsilcileri toplumsal bir amaç için bir araya geliyor. Sanatçılar Girişimi emeğin, demokrasinin, adaletin, çağdaşlığın, haksızlığa ve baskıya karşı direnişin yanında, toplumsal muhalefetin en ön saflarında yer almayı, sanatçılık onurunun, sanatçı vicdanının, sorumlu yurttaş olma bilincinin kaçınılmaz olduğu kadar onurlu görevi ve gereği saymaktadır. Bu kapsamda tasarlanan hareket planları var mı? Bildirgeyi ne tür etkinlik / açıklama / organizasyonlar takip edecek? Etkinlik ajandamızda birçok hedef yer alıyor. Bir kaçını sıralayayım: Silivri ye bir sanatçılar çıkartması yaparak bu büyük utancın dünyaya bir kez daha duyurulmasına katkıda bulunmak, rezaleti konusunda kamuoyunun aydınlatılmasına katkıda bulunmak, Kentsel dönüşüm adı altında tasarlanan yağma cinayetlerine engel olmak, Afet bölgesi adı altında tasarlanan tehdit ve yıkıcılık planlarının iç yüzü konusunda toplumu aydınlatmak, İşçi ve emekçilere karşı uygulanan baskı ve yıldırma uygulamalarına karşı emek haklarını savunmak, Savaş kışkırtıcılığına karşı çıkmak ve bu konuda toplumu aydınlatmak, Sanatın her alanındaki baskı, sansür, oto-sansür uygulamalarına karşı çıkmak, Sanatın tam özgürlüğünün savunucusu olmak. Bildirgede imzası yer alan sanatçılardan bazıları: Tarık Akan, Edip Akbayram, Sunay Akın, Üstün Akmen, Mehmet Aksoy, Hayati Asılyazıcı, Engin Ayça, Orhan Aydın, Rutkay Aziz, Kürşat Başar, Cezmi Baskın, Bedri Baykam, Nihat Behram, Ataol Behramoğlu, Cahit Berktay, Metin Coşkun, Tuncer Cücenoğlu, İsa Çelik, Nevzat Çelik, Haluk Çetin, Meral Çetinkaya, İsmail Hakkı Demircioğlu, Metin Demirtaş, Atilla Dorsay, Leyla Erbil, Bilgesu Erenus, Genco Erkal, Altan Erkekli, Mert Fırat, Müjdat Gezen, Altan Gördüm, Mehmet Güleryüz, Hüseyin Haydar, Emin İgüs, Özdemir İnce, İlhan İrem, Ekrem Kahraman, Yıldız Kenter, Erol Keskin, Suna Keskin, Tuğrul Keskin, Levent Kırca, Mine Kırıkkanat, Nuri Kurtcebe, Mustafa Köz, Küçük İskender, Yılmaz Onay, Zeynep Oral, Yılmaz Onay, Nedim Saban, Vedat Sakman, Sali, Ferhan Şensoy, Cihat Tamer, Yavuz Top, Gülsen Tuncer, Cüneyt Türel, Metin Uca, Ersan Uysal, Nejat Yavaşoğulları 6

8 RÖPORAJ HER ŞEY BİRAZ BANA, BİRAZ SİZE, BİRAZ DA ONA BAĞLI. O RESMİN KENDİSİ. Ercan Dağ 16 Mart 2012 tarihinde açılışı gerçekleşen Kaotik Düzen adlı sekizinci kişisel sergisiyle eserlerini sanatseverlerin beğenisine sundu. Dağ, sergilenen eserleriyle ilgili olarak şunları söylüyor: Sanat başlangıcı belli, sonu belirsiz bir yol gibi; nereye ulaştığının bir önemi yok. Resmin ne olduğunun da önemi yok. Ama seyahat etmek zevkli. İzleyiciler rahat olabilirler ama rahatsız da olabilirler. Gündüz doğanı değil, gece öleni de görebilirler. Her şey biraz bana, biraz size, biraz da ona bağlı. O resmin kendisi. Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Hem Mimar Sinan Üniversitesi nden okullu, hem de uzun yıllardır süren deneyimlerimden ötürü alaylıyım. Çok sayıda karma sergide, fuarda ve festivalde yer aldım. 16 Mart itibariyle de Beyoğlu Tuva Sanat ta sekizinci kişisel sergimi açtım. İstanbul da Taksim, Kadıköy ve Bakırköy de üç atölyem bulunuyor. Her günüm atölyelerimde resim yaparak ve resim yapmaya hevesli olanlara yardımcı olarak geçiyor. Sanat yaşamım dışında, başta kuşlar ile balıklar olmak üzere hayvanlar ve spor en büyük tutkularım. Hayatım bunlarla, resimle ve sevgili eşimle dolmuş durumda. Yine de her türlü sanatsal çalışma ve organizasyonda yer almak, yeni fikir ve projeler üretmek için çabalıyorum. Öğrencilerimin, asistanlarımın ve sanatçı arkadaşlarımın sadece varlıkları bile bana bu konuda büyük güç veriyor. Serginiz hakkında bilgi verir misiniz? Sergilenen koleksiyonu ne kadar sürede, hangi etmenlerin etkisinde hazırladınız? Tuva Sanat taki ilk sergim. Aynı zamanda Tuva Sanat ın da mekandaki diğer sanatsal çalışmalara ek olarak düzenlediği ilk sergi bu. Sahiplerinin olumlu ve yapıcı yaklaşımlarının da etkisiyle, mekanda çok rahat ettiğimizi ve ziyaretçilerin de oldukça memnun olduğunu belirtmek isterim. Sergi açılışıyla aynı anda Atölye Gazetesi nin de ilk sayısını kutladık. Sergi, Kaotik Düzen adı altında derlediğim eserlerimden oluşuyor. Eserlerin kimisi çok yeni ama aralarında seneler önce yaptığım ve konsepte uygun olduğu için sergiye dahil ettiğim tablolarım da var. Figürde soyutlamayı seviyorum. Çizgiyi renkle, rengi biçimle, biçimi de çizgiyle buluşturup bu döngü içinde özgün ve kişilikli yüzeylere ulaşmayı hedefliyorum. Her yüzeyin içindeki hikaye onun derinliğinde başlar, izleyicinin algısında son bulur. Bu yüzden benimle yola çıkan resimlerimin sanatseverlerle buluşması, eserlerin kişiliğinin oluşmasındaki en büyük etken. Her resim birbirinden farklı göründüğü gibi, her izleyici de o resmi farklı görür. Bence sanat başlangıcı belli, sonu belirsiz bir yol gibi; nereye ulaştığının bir önemi yok. Resmin ne olduğunun da önemi yok. Ama seyahat etmek zevkli. İzleyiciler rahat olabilirler ama rahatsız da olabilirler. Keyif alabilirler, acı da çekebilirler. Gündüz doğanı değil, gece öleni de görebilirler. Her şey biraz bana, biraz size, biraz da ona bağlı. O resmin kendisi. Türkiye deki sanat ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye de sanat ortamı halen gelişim aşamasında. Öncelikle, sanat ortamı değil sanat piyasasından bahsetmeye başlamamız gerekiyor. Piyasa, pazar gibi kelimelerin sanatla yan yana getirilmesi halen kimilerini rahatsız ediyor. Oysa sanat eserinin manevi ve estetik değerinin yanı sıra, alıcı açısından bir yatırım aracı olarak da değer taşıdığı unutulmamalı. Bu yatırım aracının gelişmesi için de sanat piyasasının aktör ve ilişkilerinin tanımlanması gerekiyor. Bunlar sadece sanatçı, galeri veya müzayede evi ve alıcılardan ibaret değil. Avukatı, eleştirmeni, eksperi, vergi uzmanı, sigortacısı, halkla ilişkiler uzmanı, basın mensubu, hepsi bu piyasaya dahil. Ancak bu saydıklarımdan toplasanız sanat alanında uzmanlaşmış kaç kişi çıkar bugün? Katı bir sistemden bahsetmiyorum ama bu piyasa oluşmalı ve tanımlanmalı. Bohem sanatçıya duyulan şefkat ve ilgi de artık usandırıcı olmaya başladı. Müstakil ev hayali kurmasa da, sanatçılar da çocuklarını en iyi okullara göndermek ister. Sadece alıcı veya aracı tarafında değil, sanatçı tarafında da çıkarları düşünen ve kollayan uzman kişiler, menajerler yetişmeli artık. Çünkü sanatçı hesapla kitapla değil, sanatıyla uğraşmalı. Her ikisini de aynı anda yapamadıkları için ya küçük pazarlamacılara dönüşüyorlar ya da beş kuruşsuz geziyor ve bazen bununla da övünüyorlar. Eser sadece galeri duvarından koleksiyonere satılmaz. Her yere satılabilir, girebilir. İşte bu alanları değerlendirip geliştirebilecek, işletme ve tanıtım alanında eğitimli, donanımlı kişilerin aramızda olmasına ihtiyaç var. Bir sanat eğitmeni olarak, sanat eğitimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Geliştirilmesi gereken noktalar, gerekli destekler neler? Teorik ve pratik sanat eğitiminin yanında, öğrencilerin sanat ve dünya görüşlerini geliştirecek, vizyonlarını genişletebilecek imkanlara daha fazla odaklanılması gerektiğini düşünüyorum. Bunlar örneğin yurt dışı öğrenci değişimlerinin artmasıyla; farklı alanlardan öğrencilerin, mesela bir seramik öğrencisiyle bir makine mühendisliği öğrencisinin bir araya gelerek yaratıcı projeler üreteceği yarışmalar, organizasyonlarla oluşturulabilir. Genç sanatçılar için yabancı dil bilgisinin de önemli olduğunu düşünüyorum. Tabii ki sanatın kendi dili var ve dev bir kültürel varlığın mirasçılarıyız ancak uluslararası çapta gelişmek ve projelere katılıp etkileşime geçebilmek için yabancı dil de gerekli. Genç sanatçılarımızın çizim becerisi ve teknik bilginin yanı sıra atölyelerinden ve egolarından çıkıp kapının dışında olup bitenlere bakmayı ve bunları görüp içselleştirmeyi de öğrenmeleri gerekiyor. Gelecek projelerinizden bahseder misiniz? Atölyelerimde eğitimlerim devam ediyor. Kişisel sergilerime bir süre ara vermiştim ancak gelecek dönemlerde daha sık sergi açmayı planlıyorum. Sanatçı arkadaşlarımı bir araya getirecek bazı organizasyon girişimlerinde bulundum ancak sürüden ayrı olma yaklaşımımız bunu zaman zaman zorlaştırıyor. Yine objektif ve herkese karşı aynı mesafede duran birilerinin devreye girip bunları bizim adımıza yapması gerekiyor. Atölye Gazetesi ekibinin bu konuda da başarılı olacağına inanıyorum. 7

9 GÜNDEM ATÖLYE GAZETESİ İLK SAYISINI KUTLADI Güzel Sanatlar Platformu Atölye Gazetesi Mart 2012 de yayımlanan ilk sayısını 16 Mart tarihinde Tuva sanat ta kutladı. İlk sayısı Mart ayında yayımlanan Atölye Gazetesi, gazete ekibinin de katılımıyla 16 Mart ta okuyucuları ile bir araya geldi. Güzel Sanatlar alanında oluşturduğu buluşma platformuyla Atölye Gazetesi, sanatçı ve Güzel Sanatlar ın diğer aktörlerini (galeriler, eleştirmenler, koleksiyonerler, akademisyenler, öğrenciler) bir araya getirmeyi hedefliyor. Atölye Gazetesi, Yaşam için Sanat ilkesiyle, Güzel Sanatlar a ilgi duyanların da keyif alarak okuyabileceği yalın ve sade bir dil kullanıyor, Güzel Sanatlar alanındaki irdelenmeye açık konuları gündeme getirerek çözüm odaklı bir tartışma ortamı yaratıyor, Türkiye ve dünyadaki sanat gündemini hem takip ediyor hem de oluşturuyor, Geleceğin sanatçılarına rehberlik ediyor. Atölye Gazetesi Haber Müdürü Yevkine Çilingir ATÖLYE GAZETESİ VE ERC ATÖLYE SANATSEVERLERİ BAHARIN UYANIŞINDA BULUŞTURDU Atölye Gazetesi ve ERC Atölye nin birlikte organize ettiği Baharın Uyanışı gezisinde sanatseverler bir araya geldi. 8 Nisan Pazar günü Kartepe de düzenlenen Baharın Uyanışı gezisinde sanatseverler bir araya gelerek fotoğraf, ebru, seramik, yağlı boya ve karakalem resim gibi faaliyetlerle sanat dolu bir gün geçirdi. Sabah 7:00 de tur otobüsüyle yola çıkılarak başlayan gezi, yol boyunca ve Kartepe de fotoğraf dersleri, doğadan ilham alınarak gerçekleştirilen sanatsal çalışmalar, sanat sohbetleri ve mangalda sucuk-ekmek keyfiyle devam etti. Atölye Gazetesi sanatseverleri bir araya getirecek etkinliklerine devam edecek. 8

10

11 Sanatçı: Burhan Doğançay Blue Curl in Tel Aviv, 1975 Kağıt üzerine karışık teknik Özel koleksiyon - Istanbul Atölye Gazetesi nin armağanıdır.

12 RÖPORTAJ TÜRK RESSAMLARI ÖNCE TÜRK KOLEKSİYONERLER DESTEKLEMELİ Doğduğu günden bu yana sanatın içinde olan Burhan Doğançay, Türk sanatçılara yerli alıcılardan yeterince destek gelmediğini, global düzeyde başarılı sanatçıların yetişmesi için önce anavatanlarından kuvvet almaları gerektiğini belirtiyor. Doğançay ın düşüncesini Guggenheim Müzesi Direktörü Thomas Messer de destekliyor: Evvela seni ailen, sonra ülken destekleyecek, diğer ülkeler ondan sonra gelecek. Hakkınızda çok şey görüyor, okuyor ve gururlanıyoruz. Yine de sizi bir de sizden dinlemek isteriz. Sanat sizi ilk ne zaman ele geçirdi? Hayatınızdaki dönüm noktaları kısaca nelerdi? Babam Adil Doğançay, resim yapmamı 3-4 yaşlarımdan itibaren teşvik etmiştir. Resmin ABC sini ondan öğrendim. Yani sanat beni ele geçirmedi çünkü ben zaten sanatın içine doğmuşum. Ancak babam, her fırsatta resim yapmamı ama ilaveten de bir meslek sahibi olmamı söylerdi. Ondan sonra, çocuklukta kafama koyduğum gibi ressam olmanın her yönden çok daha iyi sonuçlar getireceğini söylerdi. Benim bugünlere ve bu duruma gelmeme, onun o zamanki nasihatlerinin büyük faydası olmuştur. Nur içinde yatsın. Çok muazzam bir insandı. Hayatımda önemli birkaç dönüm noktası vardı. Bunların ilk ikisi, Paris e gitmem ve 1965 te Guggenheim Müzesi ne bir eserimin alınması oldu. Duvar kelimesi birçok kişinin zihninde engel i çağrıştırır. Duvarları yıkmak gibi deyimlerimiz vardır. Ancak siz duvarlarda sanatı gördünüz. Duvarların sizdeki anlamını ve içinizde yeniden şekillenme sürecini aktarabilir misiniz? İnsanın duvarlara resim yapması neolitik çağda başlamış. Fransa daki Lauscaux mağaralarında 30 bin yıl öncesinde yapılmış olan siyah kırmızı hayvan resimleri var. Resim yapmak bizim genlerimizde bulunuyor ve yine bunun için her çocuk güzel resim yapar. Bir çocuğun eline kalem ve kağıt verin, kağıda değil, duvar üzerine resim yapmayı tercih eder. İnsanlar, çoğu zaman duvarlara iz bırakarak kendilerini ifade etmişler ve edecekler. Biz bu yazılara graffiti diyoruz. Benim de duvarlarla yıllardır haşırneşir olmam, konu ve ilhamlarımı duvarlardan almamda muhakkak bu genler rol oynamıştır. Rahmetli babamın harita subayı olması ve Anadolu yu köy, kasaba dolaşırken gördüğüm, Anadolu ya has duvarların da rolü olduğuna inanıyorum. En sevdiğim ve yıllardır unutmadığım, han duvarlarıdır. Resimlerimde, 1964 ten beri hep duvarlar ana tema oldu. Duvarlar bulunduğu şehir ve mahalle, sokağın ve orada yaşayan toplumun aynasıdır ve aynı insanlarda olduğu gibi, zamanla bu yüzler değişiyor. Politik tercihten, futbol maçlarının sonuçlarına, aşktan, konser, film afişine, her şey bu duvarlar aracılığı ile duyuruluyor. Bir nevi şehrin nabzı, duvarlarda atıyor. Duvarlarda, kendilerini bireysel platformda açıkça ifade etmemiş insan elini görürsünüz. Yapışmış ve sökülmüş ilanlara, zaman ve hava koşullarının, yağmur, güneş ve gölgelerin de etkileri eklenince, tablolarımın ilham kaynağını oluşturur. Şimdiye kadar 17 farklı temam oldu. Hepsinin tek ortak yanı, şehir duvarları. Bence öne çıkmalarının sebebi, güncel hayatımızın bu kadar içinden olmaları ve güncel hayatın bir kesitinin algılanmış ve önem verilmiş olması. gerektiğine çok inanıyorum. Bunu yapan Türklerin sayısı şimdilik çok az da müze binasını aldım ve 2004 te Türkiye deki ilk kişisel modern sanat müzesi olarak, ziyaretçilere açıldı. Sanırım farkında olmadan, diğer özel güncel sanat müzelerine öncülük etmiş oldum. Kurulduğundan beri, çocukların yaratıcılıklarını geliştirebilmelerini teşvik etmek üzere, İstanbul daki 1542 ilköğretim okulu arasında resim yarışması düzenliyoruz. Yarışmanın amacı çocukları, çağdaş sanat ile bir araya getirmek, ufuklarını genişletmek, vizyonlarını açmak. Yoksa hepsi ressam olsun gibi bir hedefimiz yok. Yabancı ziyaretçilerin de, Türk modern sanatından bir kesit görerek, Türkiye hakkında, daha tamamlanmış bir intibaları oluşuyor. Güncel yüzümüz hakkında genellikle bilgileri olmadığı için, Doğançay Müzesi ve daha sonra açılan müzeler bu eksiği sanatımızda tanıtarak tamamlamaya çalışıyor. Duvarlara baktığınız takdirde çok enteresan şeyler bulursunuz. Sokağın duygularını izlersiniz onlarda. Özellikle sorunlu ülkelerde insanlar duygularını, tepkilerini duvarlar yoluyla yansıtır. Her türlü afiş duvarlara yapıştırılır. Benim için duvarlar birer hazinedir. Gelecek projelerinizden ve tasarladığınız çalışmalarınızdan bahseder misiniz? Resim yapmaya devam tabii. Bunun dışında, Mayıs ayında, Istanbul Modern de çok kapsamlı bir retrospektif sergim başlıyor. Dünyanın pek çok farklı müze ve koleksiyonlardan eserler gelecek. Bazılarını ben de on yıllar sonra ilk defa göreceğim. Bu sergi Eylül ayına kadar devam edecek. Şimdiye kadar tuvale aktardığım çok farklı duvarlar görülebilecek. Doğançay Müzesi hakkında bilgi verir misiniz? Hangi amaç ve hedeflerle kuruldu? Walls of the World projem için 114 ülkeye gittim. Buralarda monograf müzeleri gördüm. Mesela Santiago Şili de Neruda, Havana da Hemingway, Barcelona da Tapies e adanmış müzeler var. Türkiye de anı yazmak, gençlere iz bırakmak çok sık görülmez ve ben de bunun eksikliğini hep gözlemledim. Bu sebeple, böyle bir müze fikri hep aklımdaydı. Ayrıca anavatanının dışında başarılı olmuş kişilerin, doğdukları topraklara, bir katma değerlerinin olması 11

13 RÖPORTAJ Doğançay, kedisi Rambo ile Birçok ülkeyi ziyaret ettiniz ve sanat ortamlarında aktif olarak bulundunuz. Bir karşılaştırma yaptığınızda, Türkiye deki sanat ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türk bir sanatçı olmanın eksileri ve artıları neler? Türk ressamları önce Türk koleksiyonerler destekleyecek, resimlerini alacak ki, dünyanın ilgisini çeksin. Yerli alıcı ve koleksiyonerlerin rolleri çok önemlidir. Memlekette fiyatların artışını onlar sağlayacaklar. Örnek olarak, Fransız resimlerini önce Fransızlar aldı, onları diğer ülkelerdeki koleksiyoncular takip etti. Bu formül, her ülke için böyledir. Thomas Messer, Guggenheim Müzesi Direktörü, der ki: Evvela seni ailen, sonra ülken destekleyecek, diğer ülkeler ondan sonra gelecek. Türkiye deki bir-iki ressamın fiyatlarının artması, diğer tüm ressamların fiyatlarını artıracaktır. Fizikteki su kapları hikayesi gibi. Bizde resim sanatına olan ilgi çok geç başladı. Avrupa sanatı yüzyıllar önce başlamışken, Türkiye de bu daha 200 yıllık bir geçmişe sahip bile değil. Biz Rönesans ı yaşamadık. Bu her konuda çok ciddi bir dezavantaj ve bu ara nasıl kapatılır bilmiyorum. Son yıllarda sanata artan ilginin genç sanatçıların önünü biraz açtığını düşünüyorum. Umarım onlar, ben ve benim jenerasyonumdakiler kadar zorlanmazlar. Yalnız unutmayalım, bütün dünya aynı hedef için çalışıyor. Milletler arasında kültür savaşı var ve her an bütün hızıyla devam ediyor. Sanat bir milletin en büyük hazinesidir. Onun için planlı, ciddi bir şekilde gece gündüz durmadan yılmadan çalışmak gerekiyor. Genç sanatçılara önerileriniz nelerdir? Tek bir şey: çalışmak, çalışmak, çalışmak. Doğru temaslar kurup, doğru sergilere katılmaları gerekir. Böylece koleksiyonerlerin dikkatini çekerek gelişirler. Fransızların güzel bir sözü vardır vouloir c est pouvoir, istemek, yapmaktır. Öğrenciliğimden beri bu görüşün doğruluğuna çok inanırım. Kısa zamanda köşeyi dönmeyi hedeflemek çok kötü bir düşüş yoludur, uzun soluklu olmaz. Bunun her alanda pek çok örneği var ve bunlardan ders çıkarmak gerekiyor. Önemli olan yılmadan, azimle, hedefe doğru yürümek, çalışmaktır. Burhan Doğançay ve eşi Angela 12 Dediğim gibi, Türkiye nin en büyük şanssızlığı Rönesans ı yaşamamış olması. O dönemleri yaşayan ülkelere biz bugün Avrupa nın gelişmiş ülkeleri diyoruz. Bugün Avrupa da, Asya ve Amerika da çok başarılı gençler var. Türkiye den de çıkan, duyulan isimler var. Sadece tek bir şey diyorum: Azimle çalışmaya devam etsinler. Ben isim vermem, ancak ileride çok önemli yerlere gelecek gençlerin olması beni çok mutlu ediyor. Hayatınızda en çok eksikliğini hissettiğiniz şey nedir? Zamanında çok büyük sıkıntılar çektim. Devlet görevinden istifa edip, kendimi sadece sanata adadığım ilk yıllarda, desteğin ne kadar önemli olduğunu gördüm. Birkaç kere yılma eşiğine geldim ama kendimi ikna ederek devam ettim. Thomas Messer in o sözünün önemini, çok yakından gördüm. Bu süreci azmim, yaptığıma olan inancım ve en önemlisi sevgili eşim Angela nın desteği ile aştım. Doğançay Müzesi Balo Sokak No: 42 Beyoğlu İstanbul Müze her gün saat 10:00-18:00 arasında ziyaretçilere açık.

14 RÖPORTAJ HER YERDE KADIN, HER YERDE SANAT Leyla Sabah Ressam EŞZAMANLILIK VE YARATICILIK (1) Eş-zamanlılık isimli kitabında F. David Peat, bilinen (açık) ve bilinmiyen (örtülü) dünyalar arasında bir köprü kurulabileceğini düşünmektedir. Eşzamanlılık kavramını nedensellikten çok, kainatın işleyişi içindeki doğal bir olgu olarak kabul eder. Ona göre madde ve zihin, fizik ve ruh ayrı değil bir bütündür. Bakalım kitap bizleri nerelere sürükleyecek! Evren, etkileşen enerji dalgalarının bütünsel ve manalı hareketlerinden oluşur. Her şey ortaklaşa doğrusal ya da doğrusal olmayan hareket içindedir ve birbirine dönüşür. Bilim insanlarına göre, kainat canlı bir kimyaya sahiptir. Süper akışkanlar, süper iletkenler, simetri ve asimetrinin sürekli dansıdır. Evrende de simetriler bozulur ve bu ortak mana ile yine düzenlenirler. Açık düzende, cisimler birbirinin dışındadır ve yerel kuvvetlerle iletişimdedirler. Görünmeyen, örtülü düzende, yapılar birbirinden ortaya çıkar. Öyle ki bir yapı aynı anda bir diğeri ile görünen ve görünmeyen olabilir. Bizim açık olarak algıladığımız, gördüğümüz, örtülü düzenin açılması sonucudur. Nefes verildiğinde görülen, nefes alındığında görünmeyen etki gibi. Örtülü düzeni, normal fotoğraf ile değil holografik fotoğrafla eşleştirebiliriz. Düşüncelerimiz örtülü düzenin mekanikleşen açık halleri iken sezgi, ilham ve parapsikolojik algılar (telepati, altıncı duyu, gözle görünmeyen şeyleri görme, psikokinezi) örtülü düzenin yansımalarıdır. Açık ve örtülü düzen arasında devamlı iki yönlü bir akış vardır. Bu akışı, sanat eserlerini çoklu okumalar deneyerek, hayal kurarak, tefekkür, meditasyon ve bütünsel bakışla bakmayı öğrenerek fark edebiliriz. Eşzamanlılık, aynı anda açılan örtük düzenin en küçük parçadaki yansımasıdır. Kişi o anın lezzetine kendi bilinç (idrak), seviyesince yaklaşabilir. An ; sesler, görüntüler, renkler, tatlar, kokular ve bilinmeyen düzen içinde yüzer. Anda olduğumuzu farketmek, örtülü düzenle bağımızın sürekliliğine işaret eder. Örtülü düzenden ne kadar beslenirsek, o kadar yaratıcı oluruz. Yoğun yaratıcı çalışmalar, zihinden dünyaya yayılır, dış titreşimleri etkiler, çeker. Yaratıcı algı tüm zıtlıkların yok olduğu o zamansız anda çıkagelir. Ruhumuzun bütünlüğe ulaşma çabasını destekler ve birlikte davranarak varlıktaki hiçliği algılar. Kısaca, eşzamanlılık anda oluşmakta, an yaratıcılığa zemin olmakta. Her yaratıcılık farkedildiğinde de bilinç artmaktadır. Bilinç ve yaratıcılık, anda birbirlerine dönüşmekte ve akmaktadırlar. Bilinç seviyemizi, ruhumuzun yaşı olarak da algılayabiliriz. Sanatçı, mistikler (dinler yolu ile dinler üstü bütünlük bilincine ulaşanlar) ya da bilim insanları için tabiatın daha derinine inmek, bir çiçekte tüm evreni, ya da tersini görmek anlamına gelebilir. Bu hale ulaşmak için bilinçli olarak zihni rahatlatma yöntemleri de kullanılmıştır. Zihin serbest bırakıldığında, akıl ile madde arasındaki sınır incelir ve (örtülü) gerçek zihnin işlevleri gücünü gösterir. Örtük düzen içindeki gerçek zihinde, gizli olan ritimler, tireşimler, varlıklar, herşeyin üretken gücü, aklımızdan geçirip uzanmamızı bekleyen şahane bir zenginlik bulunmaktadır. Adım attığımızda tüm evren hareket eder, düşündüğümüzde tüm evren titreşir. Bir konuya odaklanan kişiye örtülü düzenden sezgiler ulaşır. Mesela Wagner, Ren Nehri isimli müzik eserini hayalinde tekrar tekrar dinledikten sonra oluşturmuştur. Bir ressam kıyıda yürürken tablosunu bitirebilir. Yaşamımızdaki olayları bir mermer bloğuna benzetebiliriz. Her taşın kendi özelliği, heykeltraşın yeteneği ile ortaya çıkar. Taşın kolay ve zor yontulacak yerlerini bulmak, ona uygun davranmak; bi li nçli li kti r. Yaratıcı kaynaktan ayrı olmadığımıza inandığımdan, çeşitli yaratıcılıkların hepimizde mevcut olduğundan şüphem yok ama, bilincinde olmayabiliriz de Trabzon da kurulan Femin&Art Derneği gerçekleştirdiği etkinlikler ve yaratmaya çalıştığı farkındalıkla kadınların sanatsal ve kişisel gelişimine destek veriyor. Dernekle ilgili detaylı bilgileri dernek başkanı Emine Keskin Aydın dan aldık. Kısaca derneğin kuruluş amacından ve geçmişinden söz eder misiniz? Dernek Trabzon daki kadın sanatçıların Femin&Art Derneği adı altında Ocak 2007 de bir araya gelmesiyle Şükran Üst başkanlığında kuruldu. İstanbul şubesi ise Nisan 2010 da faaliyete geçti. Derneğimizin Trabzon, İstanbul, Ankara, Ordu, Mersin, Bursa, Çanakkale, Gürcistan Tiflis, Kanada, İzmir ve Muğla da konumlanan toplam on üç şubesi bulunuyor. Derneğin amacı, çeşitli sanat alanlarında faaliyet gösteren yerli ve yabancı kadın sanatçıları Femin&Art çatısı altında örgütlemek, yurt içi ve yurt dışındaki şubelerin etkinlikleri ile sanatı halkın içinde uygulamak, yaygınlaştırmak, sanatı ve sanatçıyı halka sevdirmek ile kültürel ve sanatsal diyaloğu gerçekleştirmek ve sürekli kılmaktır. Derneğimizde kadınlar ve gençler ağırlıkta olsa da, bünyemizde erkek sanatçılar da var. Femin&Art kapsamında ne gibi aktiviteler gerçekleştiriliyor? Destekçileri kimler? Her yıl yerli ve yabancı ressamları, edebiyatçıları, el sanatlarıyla uğraşanları, müzisyenleri bir araya getiren festivaller düzenleniyor. Bu festivallerde doğanın, kültürel ve tarihi mekanların gezilmesi gibi aktiviteler yapılırken boyalarımız, tuvallerimiz, enstrümanlarımız yanımızda oluyor. Gezdiğimiz mekanlarda gerektiğinde yasal izinleri de alarak resim yapıyor, duvar boyuyor, konser veriyoruz. Destekçilerimiz belediyeler, Kültür Bakanlığı, derneğin merkezi Trabzon da olduğu için Trabzonspor, üniversiteler, özel sponsor kuruluşlardan oluşuyor. Ayrıca sosyal sorumluluk projelerimiz de oluyor. Çalışmalarınızın hedeflerine ulaştığını düşünüyor musunuz? Her etkinlikten sonra üyelerimizin sayısında belirgin bir artış oluyor. Bu da hedefimize ulaştığımızı gösteriyor. Sanatı gençlere ulaştırdığımız ölçüde başarılı olduğumuzu düşünüyoruz. Ayrıca en etkili iletişim aracının medya olduğunun farkındayız. Ancak medyanın sadece etkinliğimize sansasyonel bir sanatçı davetliyse ilgi göstermesi biraz içimizi acıtıyor. Kadınlar televizyon ekranlarına sadece saçlarından tutulmuş yerde sürüklenirken gelmemeli. Duyarlılık popüler isimlerle veya işkencelerin gösterilmesiyle yaratılmaz. Derneğimiz ve derneğimize benzer diğer kurumların faaliyetlerinin biraz daha göz önünde tutulması, kadının medyada yaratıcılığı ve enerjisiyle yer alması gerektiğini düşünüyoruz. Eşzamanlılık, zaman içindeki yaratıcı işlerle temsil edilir. Marie-Lousie von Franz Braque ve Picasso nun birbirinden habersiz olarak yaptıkları resimler aracılğı ile Kübizmin başlaması da bir eşzamanlılık sayılabilir. Turner, ışığı anaforlar yapan bir girdaba veya şekli bozulmuş bir enerjiye benzetir. Bir süre sonra Maxwell, ışığın her birinin etrafında elektrik ve manyetik dalgaların karşılıklı dönüşüyle üretildiği alan kuramını formülleştirmiştir. İzlenimciler ise ışığı şekli üreten ve bozan saf bir güç olarak kabul ederler. Onlara göre tabiatın tümü nokta ve renk parçacıklarıdır. Birkaç yıl sonra ışık ve maddenin kuantum olarak formülleri bulunur. Bilimsel kanunlar daima soyutlanmaya ihtiyaç duyarlar ve bundan dolayı sanat yol açıcı etken olarak kabul edilir. Türkiye de özellikle kadınları sanatla ilgilenmeye teşvik etmek için ne tür çalışmalar yapılıyor? Sanatla uğraşmak zaman ve emek gerektiriyor. Arada bir sanatla ilgilenmek sadece hobi amatörleri yaratır, sanatçı değil. Kadın anne ve eş olmaya çalışırken, genellikle sanatsal ve kişisel gelişimini askıya almak zorunda kalıyor. Sanata vakit ayırabilmesi için rollerini azaltması gerekebiliyor. Sivil toplum kuruluşu olarak en önemli hedeflerimizden biri, kadının rollerini aksatmadan kişisel gelişimini sürdürebileceği ortamı yaratabilmek. Diğer taraftan, herkesin sanatçı olmasına gerek olmadığını, kadının kurduğu yuvanın ve yetiştirdiği çocuğun da başlı başına bir eser olarak nitelendirilebileceğini de unutmamak gerekir. 13

15 RÖPORTAJ Selnur ŞARMAN Sanat Tarihçisi SANATLA TERAPI VE BIMARHANE GELENEĞI 1920 yılının ilk ayında Pensilvanya Hastanesi nde yüksek tansiyon ve mide ülserinde tarihinde görülmemiş bir artış yaşandı. O yılki şikayetler ve hasta sayısı hiç olmadığı kadar fazlaydı. Birinci Dünya Savaşı nın etkilerinin sürdüğü bir ortamda bu fiziksel rahatsızlıkların olağanüstü artışıyla karşılaşan hekimler psikiyatriye başvurdular. Alexander ve ekibi derhal bu konuyla ilgili araştırmalara başladı. Sonuçlar fiziksel rahatsızlarla psikolojik rahatsızlıkların arasındaki ilişkiyi açıkça ortaya koydu. İkinci dünya savaşı sırasında 1940 larda insanlar ruh sağlığı ile çalışırken sanatın çok etkili bir yöntem olduğunu keşfettiler. Sanatın ruh sağlığını iyileştirici ve koruyucu olduğu anlaşıldı lerden itibaren Amerika da ortaya çıkan bu dal, daha sonra üniversite bünyesine alındı ve son 15 yılda dünyanın dört bir yanında uygulanır oldu. Modern sanat terapilerinde görsel sanatlar olarak resim, seramik, heykel, kolaj gibi çalışmalar ve drama, hareket, dans, müzik, şiir- edebiyattan faydalanılarak çeşitli yöntemler uygulanır. Son 60 yılda keşfedilen bu dal esasında kısmen de olsa, 13. yüzyılda Anadolu da uygulanmaktaydı da Selçuklu hükümdarı Keyhüsrev Kayseri de bir şifahane inşa ettirmiştir. Burada akıl ve sinir hastalıklarını tedavi için müzikten faydalanılıyordu. Sonraları ise sadece ruh sağlığı tedavisi için ayrı şifahaneler inşa edilmeye başlandı ki bunlara bimarhane denmekteydi. Anadolu da Amasya, Edirne, Bursa, Sivas, Kayseri, İstanbul da tipik örnekleri bulunan bu bimarhanelerde temel tedavi yöntemi, ritim, müzik, çiçek çeşitleri kokuları, renk, şekil, tat gibi unsurların interaktif sunumudur. İç avlusunda havuz yahut şadırvan bunulan örneklerde hastaya su sesi dinletilir ve suya çeşitli renkler verilir, günün farklı saatlerinde farklı ruh hallerine göre renk düzenlemesi yapılırdı. İç avlunun etrafına dizilmiş odaların öylesine işlevsel bir mimarisi vardır ki revaklara açılan odaların günün belirli saatlerinde parlak ışık, belirli saatlerinde ise loş ışık alması sağlanmış ve bazı bölümlerinde ışık-gölge oyunlarından faydalanılmıştır. Hastalar, çeşitli müzik enstrümanları dinletisinin yanında kendilerinin de katıldığı ritmik çalışmalar içine alınırdı. Müzik bilgisi çok kuvvetli olan uzman hekimler, hastanın ne tür bir müziğe ihtiyaç duyduğunu tespit ederdi. Osmanlı da ise aynı sistem farklı hastalıklara, ruh durumlarına farklı değişik makam ve usul dinletilerek daha gelişmiş olarak uygulandı. Hem bir başına, hem de grup içi şifa saatleri uygulanırdı. Müzik ruhun gıdasıdır gibi bir sözü üreten bu toprakların geçmişinde Batının geliştirdiği birçok tekniğin izlerini bulmak, bu konudaki araştırmaların artması gerektiğini göstermektedir. Sanat terapisi uygulamaları sadece ruh sağlığı bozukluklarında yetinilmemelidir. Her bireyde küçüklükten itibaren okullarda uygulanıp kişinin kendi kendini sanatla tedavisinin alışkanlık haline dönüşmesi sağlanabilir. Böylece yetişkinlik döneminde stresle baş etmek ve birçok psikolojik rahatsızlığa engel olmak mümkün olacaktır. Bu uygulamayla daha mutlu ve başarılı nesiller yetişeceği kanaatindeyim. HEM ESKİ HEM YENİ Çağdaş hattat olarak tanınan Mustafa Eren, hat sanatına güncel bir yorum getirerek bu sanatı gelenekselden çağdaşa çeviriyor. Mustafa Eren in çalışmaları 15 Mayıs - 9 Haziran tarihleri arasında Galeri Oda da YAZIYORUM - Güzel Sözler Güzel Yazılmalı sergisinde izleyicilere açılacak. Çağdaş hattat olarak tanınıyorsunuz. Neden hat ve neden çağdaş? Geleneksel olanla çağdaş olanı nasıl birleştiriyorsunuz? Aslında hat değil benimki, çağdaş hat diyebiliriz. Osmanlı da yüzlerce hattat var. Bugün de hat sanatını sürdüren başarılı arkadaşlarımız var. Fakat ben hat sanatını biraz daha ileriye götürmek istedim. Çünkü insanlarımız eski Türkçeyi bilmiyor fakat hattatlar eski Türkçe yazıyorlar. Herkes eski Türkçe bilmediği için sadece izlemekle kalıyor, gördüklerini yorumlayamıyorlar. Araştırdım, yazı hocası profesör arkadaşlarımla da konuştum, böyle bir yenilik getirdim. Bu biraz iddialı ve çok zor bir iş. Latin alfabesi ve grafikle, daha stilize, daha çağdaş çalışmalar üretiyorum. Hattatlar sürekli aynı şeyi tekrarlamışlar. Arının peteğini yapması gibi hepsi Allah yazmış, hadisler, ayetler yazmış. Yepyeni bir kavram oluşmamış. Benim çalışmalarımda önce kaligrafi sonra içerik gelir ama hatta önce içerik sonra biçim gelir. Yazıya verdiğim formlar biraz gelenekleri hatırlatıyor. Ama ben onu biraz daha ileriye götürüyor, çağdaş hale getiriyorum. TUVALDEKİ SİNEMA KARAKTERLERİ Çalışmalarını İstanbul Kadıköy deki atölyesinde sürdüren sanatçı Sayat Uşaklıgil, eserlerinde çocukluğunda izlediği ve zihninde yer etmiş karaktere yer veriyor. Kısaca profesyonel özgeçmişiniz hakkında bilgi verir misiniz? 1975 İstanbul doğumluyum Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü nden birincilikle mezun oldum. Aynı kurumda yüksek lisans eğitimimi tamamladım. Bu arada atölye arkadaşlarımla ARKHE grubunu kurduk. Bağımsız grubumuzla birçok sergiler gerçekleştirip fuarlarda yer aldık. Şimdiye kadar üç kişisel sergi açtım. Bunun yanında yurt içi ve yurt dışı olmak üzere pek çok sergide yer aldım. Son sergimi halen birlikte çalıştığım Artgalerim Nişantaşı Sanat Galerisi nde açtım. Son dönem resimlerinizi inceleyince, eserlerde hep oyuncuların, maskelerin ve film karakterlerinin oyuncaklarının yer aldığını görüyoruz. Özellikle hangi karakterler sizi bu öğelerin çizimlerine yönlendirdi? Aslında resimlerimde kullandığım karakterler ve temalar çocukluğuma dayanıyor. Çocukluğumdan beri sinemaya düşkünüm. Eskiden benim ve yaşıtlarımın hayal dünyasını daha fazla sinema ve çizgi romanlar şekillendiriyordu. Her hafta sonu sinemaya mutlaka giderdim. Hatta iki filmi üst üste seyrettiğim de olurdu. O dönemler, filmler gösterime seneler sonra girerdi. Şu anda sinema tarihinde klasikleşmiş olan Alien, Jaws, Star Wars, Conan gibi filmleri neredeyse birer hafta arayla seyrederdik. Düşünsenize internetin olmadığı, televizyonda tek kanalın siyah-beyaz yayın yaptığı dönemde beyaz perdenin bizim üzerimizdeki etkisini. Sinemaya gitmek bir olaydı. Genelde uzun kuyruklar beklenirdi. Bu arada sinema duvarlarındaki afişler tek tek incelenir, lobi kartlarına bakılırdı. Afişlerin orijinallerini bulmak pek mümkün değildi. Gazetenin siyah-beyaz sinema sayfasından o hafta seyrettiğim filmin afişlerini kopyalayıp evin duvarlarına astığımı hatırlıyorum. Aslında ilk sergilerimi o zaman açmaya başlamışım. Buradan resimlerin çıkış noktaları anlaşılmıştır sanıyorum. Resimler ilk bakışta pop özelliği taşıyormuş gözükse bile nostaljik öğelerin ve çocukluğumuzda bizleri etkileyen sinema veya çizgi roman karakterlerinin kullanımı daha ağır basmakta. Tarzınızı ve çalışmalarınızı aktardığınız öğrenciler yetiştiriyor musunuz? Hayır. Yapmak ayrı, öğretmek ayrı. Öğretmeye zaman ayırabilir miyim bilmiyorum. Gelecek projeleriniz neler? Kaligrafiye devam etmek, bunu daha çok yaygınlaştırmak. İnsanlar diyorlar ki bu resim, bu gravür, bu fotoğraf, bu hat... Benim çalışmalarımı gördükleri zaman şöyle bir irkiliyorlar, ne olduğunu bir anda algılayamıyorlar. Çalışmalarıma biraz daha alışılması için çaba sarf etmeyi planlıyorum. 14

16 DUYURULAR HİZMET / TEDARİK EĞİTİM / WORKSHOP ERC Stüdyo Ürün Fotoğraf Çekimi Taksim - Kadıköy - Bakırköy Tel: KİRALIK SANATÇI ATÖLYELERİ VE FOTOĞRAF STÜDYOLARI Taksim - Kadıköy - Bakırköy Coşar Kulaksız Difo Lab Fotoğraf & Dijital & Ötesi Nato Cad. Çobanyıldızı Sk. No: 1 Seyrantepe / İstanbul Tel: Güven Sanat Sanatsal Malzeme/Hobi Caferağa Mah. Mühürdar Sk. No: 45/A Kadıköy / İstanbul Tel: Mehmet Yaman Kardeşler Matbaacılık Matbaacı Litros Yolu 2. Matbaacılar Sitesi B Blok Zemin Kat No: ZB15 Topkapı / İstanbul Tel: ERC Ajans Sanatsal Katalog / Broşür / Davetiye / Afiş / Tasarım / Tanıtım Taksim - Kadıköy - Bakırköy Tel: Erçin Birce Karagöz Çevirmen (İngilizce, Fransızca, İspanyolca) Ayşe Yeşilırmak Gökçen Consulting Marka Patent Danışmanı Tel: İSTANBUL MODERN EĞITIM ETKINLIKLERI KENTIN RENKLERI İstanbul Modern, Burhan Doğançay ın Kent Duvarlarının Yarım Yüzyılı adlı sergisine paralel olarak, çocuklar, gençler ve aileler için Kentin Renkleri başlıklı özel bir program tasarladı. Uzman eşliğinde sergi gezisi ile başlayan Kentin Renkleri eğitim programında çocuklar ve gençler sanat duvarları örüyor ve graffitiler yapıyor, aileler ise kolaj çalışmaları gerçekleştiriyorlar. Programda 4-6 ve 7-9 yaş grubundan çocuklar için Duvar Ustaları, 7-9, ve yaş grubundan çocuklar ve gençler için Stencil Tasarım Atölyesi, 16 yaş üstü gençler içinse Graffiti Atölyesi düzenleniyor. Ailece Sanat programında 3-5 yaş grubundan çocuğu olan aileler Tırtıl Kolajı, 6-10 yaş grubundan çocuğu olan aileler ise Kapılar adlı etkinliklere katılabiliyor. Duvar Ustaları programına katılan 4-6 ve 7-9 yaş grubu çocuklar Doğançay ın Grego Duvarları ve Sapak adlı serilerinden yola çıkarak farklı renk ve formlardan blokları birleştiriyor, üzerine çeşitli işaretler yerleştirerek kompozisyonlar oluşturuyorlar. Stencil Tasarım Atölyesi nde 7-9, ve yaş grubundan çocuklar ve gençler görsel tasarlıyor, bu görsellerin kopyalanması için şablonlar oluşturuyor ve onları duvar yüzeyine aktarıyorlar. Graffiti Atölyeleri nde ise 16 yaş ve üzeri gençler sanatçı Çağrı Küçüksayraç ile birlikte, Burhan Doğançay ın sanatsal dönemlerini tanımlayan Hücum, Çifte Gerçeklik, Sapak ve Kapılar serilerinden yola çıkarak graffitiler oluşturuyorlar. Ailece Sanat etkinliklerinde 3-5 yaş grubundan çocuğu olan aileler Tırtıl Kolajı adlı atölyede, kolaj tekniğini kullanarak yaptıkları yuvarlak şekilleri bir araya getiriyor ve bir tırtıl resmi oluşturuyorlar yaş grubunda çocuğu olan aileler ise Kapılar etkinliğinde Burhan Doğançay ın eserlerinden yola çıkarak kapı şeklindeki karton yüzeylere resimler yapıyorlar. Kentin Renkleri eğitim programı Pazartesi hariç hafta içi her gün okul grupları, hafta sonları ise çocuklar, gençler ve aileler için gerçekleştiriliyor. Haziran ayında düzenlenecek atölyeler: Duvar Ustaları Atölyesi 4-6 yaş grubu çocuklar, 16 Haziran, yaş grubu çocuklar, 9 ve 30 Haziran, ; 02, 16 Haziran Stencil Tasarım Atölyesi 7-9 yaş grubu çocuklar, 02, 03, 17 ve 23 Haziran, yaş grubu çocuklar, 9 ve 30 Haziran, ; 16 Haziran, yaş grubu gençler, 23 Haziran, yaş grubu gençler, 9 Haziran, Graffiti Atölyesi 16 yaş ve üstü gençler, 16 Haziran, Tırtıl Kolajı Atölyesi 3-5 yaş grubunda çocuğu olan aileler, 10, 24 Haziran yaş grubunda çocuğu olan ailelere özel 03, 17 Haziran,

17 GALERI 2B ANAFOR Sanatçı: Berna Noyan 60 x 60 cm, tuval üzerine yağlı boya TL YEŞİL SÜRÜ Sanatçı: Berna Noyan 80 x 60 cm, tuval üzerine yağlı boya TL İSİMSİZ Sanatçı: Şule Ceylan 120 x 100 cm, tuval üzerine yağlı boya TL DERİN Sanatçı: Şule Ceylan 120 x 80 cm, tuval üzerine yağlı boya TL DÜŞ Sanatçı: Ayşecan (Aylin Ayşe) Kurtay 18 x 24 cm, karışık teknik, akrilik 900 TL (çerçeveli) DÜŞÜN Sanatçı: Ayşecan (Aylin Ayşe) Kurtay 18 x 24 cm, karışık teknik, akrilik 900 TL (çerçeveli) DUY Sanatçı: Ayşecan (Aylin Ayşe) Kurtay 15 x 20 cm, karışık teknik, akrilik 900 TL (çerçeveli) GALERİ 2B HAKKINDA 2B Galeri nedir? 2B Galeri (iki boyutlu galeri) Atölye Gazetesi üzerinden satışı gerçekleştirilen eserlerin yer aldığı sayfanın adıdır. Satışlar şeffaf ve herkese açıktır. 2B Galeri de yer alan eserler nasıl toplanır? 2B Galeri de eserlerinin yer almasını isteyen sanatçılar gazeteyle temas kurarak taleplerini bildirebilirler. Eserler, sanat danışmanlarımızın değerlendirmesinin ardından yayına uygun görüldüğü takdirde sayfada yer alır. 2B Galeri de yer alan eserler nasıl fiyatlandırılır? Fiyatlar sanatçı ve gazete yönetiminin görüşmeleriyle netleştirilir. Eserler nasıl saklanır? 2B Galeri de satış amaçlı yayımlanan eserler sanatçıda kalır. Satışın gerçekleşmesi durumunda, eserin alıcısına tesliminden Atölye Gazetesi sorumludur. Eserin yayımlandığı iki aylık periyot süresince, sanatçı eseri bir başka alıcıya teslim etmeyeceğini garanti eder. Ödemeler nasıl gerçekleşir? Satın alıcıların ödemeyi Atölye Gazetesi nin hesabına gönderip ödemeyi belgelendirmesi ve eserin alıcıya teslim edilmesiyle satış süreci tamamlanır. Atölye Gazetesi eserin net satış fiyatı üzerinden %30 komisyon alır. Net satış fiyatının %70 i sanatçıya ödenir. Vergi satın alıcı tarafından karşılanır. Kargoyla iletilecek eserlerin gönderim ücreti alıcı tarafından karşılanır. Bu belirtilenler dahilinde, eser sahibi süreçlerin hiçbirinde herhangi bir ücret ödemez. 16

18 RÖPORTAJ BU EVDEKİ BÜTÜN ESERLER SATILIK Fotoğraf sanatçısı Sevil Sert, Çubuklu Vadi Villaları ndaki yazlığında kendine has bir galeri konsepti geliştirmiş. Sahibi olduğu Artane adlı galerinin bir şubesini yeni evinin içinde açan Sert, yaz aylarında bu evde hem yaşıyor hem de evin dört bir yanında sergilediği sanat eserlerini satışa sunuyor. Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Ben Ankara doğumluyum. Lise sona kadar Ankara da yaşadım. Daha sonra İngiltere ye reklam fotoğrafçılığı ve reklamcılık okumaya gittim. Üç-dört senelik bir asistanlık döneminden sonra Türkiye ye geri döndüm. Türkiye de on beş sene kadar reklam fotoğrafçılığı ve moda fotoğrafçılığı yaptım. Daha sonra Küba ya gittim, orada sanatla karışık müzik üzerinde çalışarak hayatımı kazandım. On sene orada yaşadıktan sonra Türkiye ye geri döndüm ve Cihangirdeki Artane sanat galerisini açtım. Galeride, Küba da yaşadığım için Küba sanatını göstermeye başladım. En sonunda Çubuklu Vadi Vilları ndaki evimi galeri ev konsepti ile düzenleyerek sanat faaliyetlerimi burada devam ettirmeye başladım. Galeri-ev projesi nasıl ortaya çıktı? Galeride sanat eseri sergilemek çok keyifli bir uğraş. Fakat insanlar daha Türkiye de sanata, sanat eseri satın almaya çok alışkın olmadıkları için eserleri evlerinde hayal etmeleri de zor oluyordu. Eser sergilemek çok güzel ancak iş eserleri satmaya geldiği zaman çok zorlanıyorduk. Ben bu mekanda evde sanatın nasıl kullanılacağı, heykel ve resimlerle evin nasıl dekore edilebileceği gibi soruların cevabını vermeye çalışıyorum.bu konsept evin ziyaretçilerinin de hoşuna gidiyor. Galerideki eserler nasıl bir araya geliyor? Koleksiyoncu olarak topluyor musunuz yoksa sanatçılar sizinle temas mı kuruyor? Altı senelik galericilik deneyimlerimde çok sanatçıyla tanıştım. Biz genelde galeride sergi yaptığımız zaman, satılan satılıyor kalan olursa geri gönderiyoruz. Ama ben kimisini satın aldım, kimisini konsinye olarak tuttum. Her galerinin sonuçta bir deposu vardır. Elimde bu altı sene süresince yaptığım sergilerden işler vardı, onları koydum. Ama genelde Artane de yabancı sanat eserleri sergilemiştim. Burada ise beğendiğim Türk sanatçıların eserlerini de sergiliyorum. Arkadaş galeriler var: Galeri Nev, Apel, Pi Art gibi. Onlardan da beğendiğim sanatçıların işlerini alıp buraya konsinye koyuyorum. Satılan satılıyor veya değişim zamanı geliyor, değiştiriyorum. AVUSTURYA DAN KIRMIZI TÜRK LOKUMLARI 12 Nisan 4 Mayıs tarihleri arasında Avusturya Kültür Merkezi nde sergisi gerçekleşen Ona B. eserlerinde sosyal ve politik mesajlar veren kadın-kahramanlar yaratıyor. Kırmızı rengin hakim olduğu eserler, farklı kültürlerin izlerini taşıyor. Kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz? Ben Viyana da idollerime, yapay film dünyasına, fotoğrafa, görsel sanatlara ve bilime özlem duyarak büyüdüm. Eisenstein, Pasolini, Schiele, Kokoschka, Freud ve Reich gibi kitaplardan öğrendiğim tüm klasikler ve dahiler, bana gerçek dünyadan daha yakın geliyorlardı. Fotoğraf, video ya da resim; sanat dünyasına kendimden de bazı bölümler eklemek mantıklı bir adım gibi görünüyordu. Beni oluşturan, görüntülerin ve fikirlerin bir yankısı oldu. Ona B. ne anlama geliyor? Viyana da doğmuş, Çek kökenli biriyim ve ona Japoncada kadın anlamı taşıyor. Bu yüzden benim için mükemmel bir sanatçı adı oldu. B ise İngilizcedeki to be (olmak) anlamında ve bu harf alfabenin başlarında bulunuyor. B den sonraki nokta, gazetelerde, şüpheli kişilerin adının tam yayınlanmaması adına yapılan sağduyulu kısaltmadan geliyor. Bu da benim çok sevdiğim bir gizem oluşturuyor. Türkiye ve İstanbul la hikayeniz nasıl başladı? 2011 in Kasım ayında, sanatçı olarak 3 aylığına Cihangir de güzel bir rezidansa çağırıldım. Şehrin, heyecan verici çok çeşitli yüzleri var. Bu çeşitlilik beni Turkish Delights (Türk Lokumları) adlı yeni serimi oluşturmaya teşvik etti. İstanbul daki ilk günümde, ortamı hissetmek için etrafı geziyordum ve 1980 li yıllara ait erotik film posterlerine rastladım. Bunlardan sosyal ve politik mesajlar veren kadın-kahraman serisi yarattım. Yeni başlıkları ise New-York ta başlayan Occupy Wall Street hareketinden aldım. İstanbul da, deyim yerindeyse taze sanatla tanışmanın şansını yakaladım. İyi sanatçılar ve Beral Madra gibi önemli küratörlerle tanıştım. Daha önce ise, 1990 yılında Ankara ya gelmiş ve orada Damen Die sanatçı grubunun bir üyesi olarak Asya-Avrupa sanat ödülü almıştım. Çalışmalarınızda hakim görünen kırmızı renkle olan bağlantınızdan bahsedebilir misiniz? Bu renk size ne anlam ifade ediyor? 1991 yılına kadar her rengi kullandım. Renk arayışlarım Vienna Secession daki In Luce isimli mavi tonlarda boyanmış odayla sonuçlandı yılında, annemin vefatından sonra kendimi kırmızıyla sınırlandırdım Kırmızı çok farklı ruh hallerini yansıtmama yardımcı oluyor. Kırmızı sıcak ve canlıdır. Aynı zamanda da bir sinyaldir. Her şeyden önce kırmızı olumlu ve uyumludur. Duyular için uyarıcıdır. Bana ilginç gelen bir diğer ilginç nokta ise, dünya dinleri ve siyasi hareketlerde kırmızı kullanılmasıdır. Çalışmalarınızı etkileyen diğer faktörler çoğunlukla neler? İşimin gövde kısmı performansları, boyamaları, kolajları, enstalasyonları ve sosyopolitik referanslı ve sistemi eleştiren fotoğrafları kapsıyor. İnsan toplumunun bir üyesi olarak düşünmemi sağlarken bağlı olduğum sanat hareketlerinin de önemini ortaya koyuyor. Ve böylelikle ben sanatımı yaşıyorum. Galerinin tanıtımını hangi yollarla gerçekleştiriyorsunuz? Ziyaretçileriniz ağırlıklı olarak hangi kesimlerden oluşuyor? Burası çok yeni bir yer. Henüz reklamını yapmadım. Dergiler röportajlarla tanıtıyorlar. Ziyaretçilerim genellikle kendi çevremden ve galeri vasıtasıyla tanıştığım sanatsever kitlesinden oluşuyor. Tabii burası galeri kadar merkezi bir konumda bir yer değil, yani herkesin buraya gelip gitmesi yer olarak biraz daha zor. Ziyaretçileri genellikle davetlerle bir araya getiriyorum. Dileyen herkes telefonla benimle temasa geçerek evi ziyaret edebiliyor. Türkiye ve Avusturya da sanat ortamını karşılaştırabilir misiniz? İstanbul bana enerji veriyor. Konstantinopolis te bütün Batı kültürünün kökleri bulabilirsiniz. Sufizmi, Aya Sofya, Kariye müzesini ve yeni müzeleri görmek oldukça heyecan vericiydi. İstanbul daki çağdaş sanat, kökler ve perspektif arasında hareket ediyor. Farklı kültürlerin ergime potası olması ve Asya ile Avrupa arasındaki bağlantının bu şehir için önemli bir rolü var. Avusturya kültürü de, çağdaş sanatta da hala görebileceğiniz uzun bir geleneğe dayanmaktadır. Viyana da tıpkı İstanbul gibi uzun süre bir ergime potası olmuştur. Projeyi destekleyenler var mı? Tabii ki. Destekleyenlerin başında sanatsever arkadaşlarım geliyor. Zaten sanatsever ve sanatçılar destekledikten sonra, en büyük desteği almış oluyorum. Galerideki en beğendiğiniz eser hangisi? Hepsini beğeniyorum ama bu soruya, çevreci bir proje olduğu için Chris Jordan ın Year of the Tiger işi olarak cevap verebilirim. Geleceğe yönelik planladığınız benzer veya farklı projeleriniz var mı? Sanatla ilgili çok projeler var. Ama şimdilik bu projeye konsantre olup, burayı oturtmaya çalışıyorum. Bunun dışında Artane Galeri sergi açılışı yapmıyor ama orayı da yeniden aktifleştirebilirim. 17

19 TARTIŞMA TÜRKİYE DE SANATÇI OLMAK Geçen sayımızda sanatçının kim olduğunu tartışmıştık. Bu sayımızda ise sanatçılara Türkiye de sanatçı olmanın avantaj ve dezavantajlarının neler olduğunu sorduk. Acaba sanatçılarımız kök saldıkları toprakların yeşermek ve çiçek açmak için yeterince verimli olduğunu düşünüyor mu? Semih Zeki Ressam Biz sanatçıların birbirimizi çok fazla kucaklamadığımızı düşünüyorum. Çok önyargılı yaklaşıyoruz. Türkiye de sadece sayı olarak çok yetersiziz. Çok küçük gruplar halinde hareket ediyoruz. Dolayısıyla maalesef birbirimize yeterince destek olamadığımızı düşünüyorum. Yeterli sanatçı potansiyeli olmadığı için dışarıya gösteremiyoruz kendimizi. Biz sanatçıların birbirimizi çok fazla kucaklamadığımızı düşünüyorum. Çok önyargılı yaklaşıyoruz. Gittiğimiz bir sergiye, bir organizasyona beğenmeme önyargısıyla gittiğimiz için onun iyi tarafını gözden kaçırıyoruz, onun güzelliğini göremiyoruz. Ben kendi içimizde bunun sıkıntısını yaşadığımızı görüyorum. Gül Yasa Aslıhan Ressam Galeri ve küratörlerin dayatma konseptlerine ister istemez uyum sağlamak zorunda kalmak eksi yönlerden biri. Sanatçı olmayan sanatçıların, düzmece oyunların oynandığı bir sanat piyasasının ağırlığı altında işler ürettikleri çok açık. Yeni mezun genç sanatçıların sanatçı kimliklerini bir kenara bırakarak piyasa tarafından kullanılıyor olmaları gelecek için büyük eksi. Özgün ve inandığı işleri yapan sanatçıların ise kendi kabuklarında iş ürettiklerini biliyoruz. Bu hem Türkiye hem de sanat için eksi bir durum... Aynı metropolde yaşayan sanatçıların, olaylara, durumlara ortak perspektiften bakıyor olmaları, benzer konseptte işler üretmeleri de eksi yönleri oluşturuyor. Galeri ve küratörlerin dayatma konseptlerine ister istemez uyum sağlamak zorunda kalmak da başka bir olumsuzluk. Artılara gelince... Kendi adıma, yapıtlarımı İstanbul dan uzak üretip İstanbul da paylaşabiliyor olmam artıdır. Son yıllarda hareketlenen sanat piyasası, sanat okullarına ilgiyi artırıyor olması, takip edebildiğimiz sanat dergilerinin artarak bu piyasayı hareketlendirmesi de artı değerler hiç kuşkusuz. Son yıllarda Anadolu aydınlanması diye nitelendireceğim bir durum var. Çağdaş sanatın Anadolu şehirlerine taşınması ve kuruluşların bu konuda sponsor desteği vermeleri umut verici durumlar. İstanbul da büyüyen bir sanat piyasası var. Avrupa da eskiye nazaran daha çok takip edildiğini, Orta Doğu nun da burayı çok takip etmeye başladığını düşünüyorum. Pınar Selimoğlu Ressam Öyle sanatçılar var ki elinden tutulsa Türkiye yi nerelere uçurur. Fatma Doğan Ressam Türkiye deki sanatçılar Avrupa ya çıkabilsin, oradaki sanatçıların yaptıkları işleri görsünler. Burada üretilen işlerin sadece burada kalmasını istemiyorum. Türkiye de yaşadığın zaman burada kalıyorsun, dışa açılamıyorsun. Yani kendini başkalarıyla ölçemiyorsun. Avrupa yla ya da Amerika yla hep uzaktan iletişiminiz var. Türkiye de sanatçı olmak, maalesef ancak popüler olduğunuzda destek görmeyi hak etmek demektir. Öyle sanatçılar var ki elinden tutulsa Türkiye yi nerelere uçurur. Ama ya sanatçı kendi imkanlarıyla bir yerlere gelecek ya da sosyal konumuyla yatırım yapmaya iştah kabartacak. Ama eskisine göre sanırım sanata bakış, iyiyi kötüyü ayırt edebilecek şekilde eğitime ve görsel gelişime doğru yol alıyor. İnternet ortamı da her şeyi ayağına getiriyor insanların. Avantajı ise, insan kendine daha çok konsantre oluyor burada. Ben Avrupa da yaşıyorum ve kendimle daha çok savaşmak zorunda kalıyorum. Sonuçta bir yarıştır sanat hayatı. Bence Türkiye de yaşayanlar istedikleri için sanat yapıyorlar, başkaları beklediği için değil. Geçim sorunları var. Bazıları çok güzel eserler üretiyor ancak gösteremiyorlar. Bu sanatçılarla çok gurur duyuyorum, bu kadar zor şartlarda sanat yapıyorlar. Zeynep Güldoğdu Heykeltıraş Sivil girişimler yetersiz kalıyor. Heykel sanatına karşı olumsuz tavırların arkası kesilmiyor. Yaşadığımız ve tanık olduğumuz olaylardan özellikle plastik sanatların ve sanatçılarının Türkiye de devlet desteğinden yoksun olduğunu görmekteyiz. Sosyal güvenceniz yok, sanata yatırım yetersiz, olana da sahip çıkılmıyor. Sivil girişimler yetersiz kalıyor. Heykel sanatına karşı olumsuz tavırların arkası kesilmiyor. Yaşamınızı sanat yaparak idame ettirmek istiyorsanız, zor bir yol seçmişsinizdir. Düzenli bir geliriniz olamadığından sanatçı atölye masrafları ve yaşamsal giderler içinde mücadele etmek durumundadır. Her şeye rağmen sanatçı düşünmeden, gözlemlemeden, üretmeden duramaz. Sanatı onun için yaşam tarzı haline gelmiştir. Anlaşılma zorluğu ile karşı karşıya kalır. Gerçek sanatçı devlet ve kamu desteğinden yoksun ve yalnız bırakılmasına rağmen tutkusuyla, inadıyla, ve yüreğiyle toplumsal kültüre katkı sunmaya devam eder. Türkiye de sanata desteğin az olduğunu görüyorum. Yurt dışından buraya sanatçılar geldiğinde iletişim tek taraflı oluyor. Diliyorum ki, Türkiye deki sanatçılar Avrupa ya çıkabilsin, oradaki sanatçıların yaptıkları işleri görsünler. Çünkü burada çok güzel işler gerçekleştiriyorlar. Bu işlerin sadece burada kalmasını istemiyorum. Avrupa daki sanatçıların da Türk sanatını görmeleri lazım. Onlar da tabii ki çok merak ediyorlar buradaki sanatı ve sanatçıları. Düsseldorf da daha çok galeriler etkili. Yani daha çok bir galeriyle ortaklık yapma düşüncesi var. Türkiye de ise daha çok projeleri düşünüyorlar. Daha çok alternatif olduğunu düşünüyorum. Buradaki sanat çalışmalarını biraz daha serbest ve daha zevkli görüyorum. GELECEK SAYININ TARTIŞMA KONUSU: TÜRKİYE DE SANAT PİYASASI NASIL İŞLİYOR? NASIL İŞLEMELİ? Gelecek sayının tartışma konusu hakkındaki görüşlerinizi isim, meslek ve varsa bağlı olduğunuz kurum bilgilerinizle adresine gönderebilirsiniz. 18

20 KİTAPLAR OSMANLI KÜLTÜRÜNÜN AVRUPA DAKI YANSIMALARI: Yazar: Nurhan Atasoy, Lale Uluç 443 sayfa Armaggan Yayınları Kitap, erken modern dönem Avrupa sında Osmanlıların genişleyen topraklarıyla oluşan ortak sınırların sonucunda yoğunlaşan politik, diplomatik ve ticari ilişkilerle, Avrupa ya ulaşan Osmanlı maddi kültürünün yansımalarını konu alıyor. İstanbul un fethedildiği 1453 tarihinde başlayan araştırma, Viyana yenilgisi sonucunda Avrupa devletlerinin gözünde yenilmezliğin kaybedildiği Karlofça Anlaşması (1699) arasındaki dönemi kapsıyor. Çalışmada, ticari ilişkilerin toplumsal zevkler üzerinde bir etki yarattığı varsayılmıyor. Alıcı toplumlarda ortaya çıkan gelişmelerin, alandan çok verenle ilişkilendirildiği düşünülüyor. DÜŞÜNCE KIVILCIMLARI Yazar: Auguste Rodin 230 sayfa Alkım Yayınevi PERSPEKTIF SANATI Yazar: Phil Metzger 208 sayfa Hayalperest Kitapevi BU BIR PIPO DEĞILDIR Yazar: Michel Foucault 64 sayfa Yapı Kredi Yayınları Michel Foucault, Magritte in tedirgin edici resimlerinden birkaçına aklını takmıştı. Hem bu resimlerle, hem de ressamla uzun uzun söyleşti, uzun uzun düşündü ve kısaca ama sıkıştırılmış barut gibi, okurun zihnini patlatmaya aday bir kitapla çıkageldi. Gördüğümüz, gördüğümüz müdür? Bu bir pipodur. Mudur? Perspektif kavramı size kafa karıştıran açıları, tuhaf ölçüm aletlerini ve karmaşık kuramları ifade ediyorsa hoş bir sürprizle karşılaşmaya hazırlanın. Bu kapsamlı rehberde, Phil Metzger, büyüyü bozuyor ve perspektifin gördüklerimizi (uzaktaki bir dağın mavi görünmesi ya da yolun uzaklaştıkça daralması gibi) taklit etmekten ibaret olduğunu gösteriyor. İster natürmorttaki birkaç santim, ister peyzaj resmindeki kilometreler olsun, Perspektif Sanatı, gerçekçi bir derinlik ve mesafe yanılsaması sağlamaya imkan veren basit ancak etkili teknikler sunuyor MUHTEŞEM RESIM Yazar: Victoria Charles 544 sayfa Yapı Kredi Yayınları Erken Rönesans tan Barok a... Romantik dönemlerden Kübizm e, Gerçek-üstücülük e ve Pop a, Batı Sanatı nın kabul görmüş 1000 muhteşem eseri, sekiz yüzyılı ve geniş bir yelpazede çok sayıda konuyu kapsıyor. Kutsallıkla ilgili olanlarla skandal yaratanlar, minimalistlerle şatafatlılar, kırılma yaratanlarla gelenekseller bu kitapta bir aradalar Muhteşem Resim de, bir dönemin duyarlığını yakalayan resimler de var, gelecek bir dönemin habercisi olanlar da... İçerdikleri deha nedeniyle hemen kabul görenler de var, başlangıçta dirençle karşılananlar da. ANDY WARHOL FELSEFESI Yazar: Andy Warhol 256 sayfa Sel Yayıncılık Sanatın Pop Prensi Andy Warhol aşk, seks, yemek, güzellik, sanat, şöhret, çalışma, para, başarı, New York, sanat sosyetesi ve dahası üzerine samimi ve muzip yorumlarından oluşan felsefesini açıklıyor. Karısı diye adlandırdığı teybine kaydettiği düşüncelerini, kimi zaman etrafındaki herhangi bir B ye, kimi zaman da doğrudan okurlarına sergiliyor. Sebatla yapılan bir incelemenin yerini hiçbir şey tutamaz. Yaşamın gizi, kendini yalnızca ona teslim eder. Yaşamı anlamak istiyorsanız siz kazançlı çıkarsnız! Sonsuza dek sevinç çemberinde kalırsınız. Anlamak, görmek, -gerçekten görmek! Anlamanın verdiği mutluluktan bir nebze olsun kuşku duysaydık, ne kadar meşakkatli ve ne kadar uzun olursa olsun göstermemiz gereken gayret karşısında, kaçınılmaz öğrenme çabası karşısında geri çekilir miydik? HAGIA SOPHIA Yazar: Tahsin Aydoğmuş 220 sayfa İlke Basın Yayın Anlamak! Anlamak ölmemektir! İnsanlığın en görkemli anıtsal yapılarından biri olan Aya Sofya ya adım attığınız anda zaman içinde bir yolculuğa çıkmış bulursunuz kendinizi. Bu yolculukta size Aya Sofya nın tarihi, büyüklüğü ve yüzyıllara direnen benzersiz mimarisi eşlik edecektir. Böylesine anıtsal bir yapının güzelliklerini birçok şekilde yaşayabilirsiniz. Ama bizim sizleri davet ettiğimiz bu özel yolculuk bir fotoğraf makinesinin objektifi aracılığıyla gerçekleşecek. BİRKAÇ DOZ SANAT HAYATINIZI İYİLEŞTİRİR. Bu fotoğrafların sanatsal değeri üzerinde ne kadar istesem de görüş bildirecek uzmanlığa sahip değilim. Ama beni hayran bırakan, bu fotoğrafların gücü, yoğunluğu, yarattığı duygu, ışığın ve perspektifin, bu görkemli anıtın boyutlarını, formunu ve oranlarını başarıyla kayda geçiren ustaca kullanımı oldu. George Spanoudis 19

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

NESLİHAN AYDINLIOĞLU EŞİN BİRİKİMLERİM VE BİRİKTİRDİKLERİM

NESLİHAN AYDINLIOĞLU EŞİN BİRİKİMLERİM VE BİRİKTİRDİKLERİM NESLİHAN AYDINLIOĞLU EŞİN BİRİKİMLERİM VE BİRİKTİRDİKLERİM DETAYLARDAKİ ETKİLEŞİMLER Değerli hoca Şeref Akdik in yaktığı ışık ile sanatla tanışan ve lise çağlarında ressam olmaya karar veren Neslihan

Detaylı

ÇEVİRİ İŞLETMELERİ DERNEĞİ. Ahmet ÇALLI. ES Dil Hizmetleri ve Danışmanlık A.Ş.

ÇEVİRİ İŞLETMELERİ DERNEĞİ. Ahmet ÇALLI. ES Dil Hizmetleri ve Danışmanlık A.Ş. ÇEVİRİ İŞLETMELERİ DERNEĞİ Ahmet ÇALLI ES Dil Hizmetleri ve Danışmanlık A.Ş. MALİ YÜKÜMLÜLÜKLER Mali Yükümlülükler Kanunlar ile sınırlandırılan yükümlülükler İşçi İşveren ilişkileri ile ilgili mevzuat

Detaylı

Benim en büyük şansım Adnan Turani gibi hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eğitimci atölye hocamın olmasıydı.

Benim en büyük şansım Adnan Turani gibi hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eğitimci atölye hocamın olmasıydı. Mehmet Güler Türkiye de yetişen resim sanatının önemli isimlerinden Mehmet Güler ile Malatya dan Almanya ya uzanan yolculuğunu, resim kariyerinde rol oynayan isimleri, Almanya yı tercih etmesinde etkili

Detaylı

TEKNİK GEZİ RAPORU. Ders: MİM 121 MİMARİ TASARIM I. Tarih: 07.10.2011 Gezi alanı: Antrepo 3 & 5

TEKNİK GEZİ RAPORU. Ders: MİM 121 MİMARİ TASARIM I. Tarih: 07.10.2011 Gezi alanı: Antrepo 3 & 5 TEKNİK GEZİ RAPORU Ders: MİM 121 MİMARİ TASARIM I. Tarih: 07.10.2011 Gezi alanı: Antrepo 3 & 5 Meclis-i Mebusan Caddesi - Liman İşletmeleri Sahası - Tophane Konumu: Bienal alanının konumunu gösteren harita

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN (28 Ekim 2013-13 Aralık 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi 80 EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi Sayın İnşaat Mühendisi Adayı, İnşaat Mühendisliği Eğitimi Kurulu, İMO 40. Dönem Çalışma Programı çerçevesinde İMO Yönetim Kurulu nca İnşaat Mühendisliği Eğitimi

Detaylı

Mustafa Kemal ATATÜRK

Mustafa Kemal ATATÜRK Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ışığısınız. Ülkemizi aydınlığa sizler kavuşturacaksınız. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunu düşünerek ona göre çalışınız.

Detaylı

çocukların çok ilgisini çekti. Turdan sonra çocuklar müzedeki atölyede

çocukların çok ilgisini çekti. Turdan sonra çocuklar müzedeki atölyede Yaz Sanat Kulübü 2010 Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Fener-Balat bölgesinde yaşayan çocuklar ve kadınlar için eğitim, kişisel gelişim ve sağlık gibi konularda projeler yürütüp kültürel

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

İnsanlar yazdıkları eserler, besteledikleri müzikler, yaptıkları buluşlar ve yarattıkları sanat eserleri ile tarihe mal olur, takdirle anılırlar.

İnsanlar yazdıkları eserler, besteledikleri müzikler, yaptıkları buluşlar ve yarattıkları sanat eserleri ile tarihe mal olur, takdirle anılırlar. İnsanlar yazdıkları eserler, besteledikleri müzikler, yaptıkları buluşlar ve yarattıkları sanat eserleri ile tarihe mal olur, takdirle anılırlar. Tüm bu olumlu ve kalıcı var oluşların ortak duygusu yaratıcılıktır.

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Kapılar Müzecilere Açık. Birbirimizi daha yakından tanımak için...

Kapılar Müzecilere Açık. Birbirimizi daha yakından tanımak için... 2011 yılında İstanbul da kurulan Müzecilik Meslek Kuruluşu Derneği (MMKD), Türkiye de müzelerin Uluslararası Müzeler Konseyi nin (ICOM) belirlediği müze tanımına uygun, çağdaş kültür kurumları olarak işlev

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor:

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: Kültür ve Sanat Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: NESRİN AKÇA AKOĞUL Nesrin Akça Akoğul Eyüp Devlet Hastanesinde. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yapan Nesrin Akça Akoğul. 1992 yılında fotoğraf

Detaylı

KIRILL ISTOMIN in. renkli dünyası ve DEKO TASARIM

KIRILL ISTOMIN in. renkli dünyası ve DEKO TASARIM DEKO TASARIM Senem ÖZTÜRK / senem.ozturk@alem.com.tr Biliyorum ki dekoratör sözcüğü bugün pek de popüler değil, hatta modası geçmiş bir ifade fakat yine de kendimi dekoratör olarak tanımlamak bana daha

Detaylı

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfinle kurul Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU Sergi açılış kokteylini onurlandırmanızı dileriz. Tarih: 26 Eylül 2014 Cuma Saat: 18.00 Birlik Mahallesi Doğukent Bulvarı 450. Cadde Vadi İkizleri Sitesi No: 3/A Çankaya ANKARA BEDRİ

Detaylı

2. ART ANKARA / ÇAĞDAŞ SANAT

2. ART ANKARA / ÇAĞDAŞ SANAT 9-13 Mart 2016 tarihlerinde uluslararası 2. ART ANKARA / ÇAĞDAŞ SANAT Fuarı ATO Congresium Kongre ve Sergi Sarayı nda Atis Fuarcılık tarafından gerçekleştirilecektir. Ankara'da bu boyutta ikinci defa düzenlenecek

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (28 EKİM -13 ARALIK 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz ikinci temamıza ait bilgiler,

Detaylı

Sakıp Sabancı Müzesi Sakıp Sabancı Cad. No:42 Emirgan 34467 İstanbul

Sakıp Sabancı Müzesi Sakıp Sabancı Cad. No:42 Emirgan 34467 İstanbul SAKIP SABANCI MÜZESİ TEKNİK GEZİ RAPORU Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Lisans Programı, MİM 103 Mimarlıkta Araştırma Yöntemleri dersi kapsamında, Sakıp Sabancı Müzesi teknik gezisi 20 Aralık 2012 tarihinde,

Detaylı

Sevim AYTEMİZ GÜLER. [Kılavuz Yenilikçi Görsel Sanatlar Öğretmeni, Ressam, Grafik Tasarımcı] 22 Haziran 1976. Sivas

Sevim AYTEMİZ GÜLER. [Kılavuz Yenilikçi Görsel Sanatlar Öğretmeni, Ressam, Grafik Tasarımcı] 22 Haziran 1976. Sivas Sevim AYTEMİZ GÜLER [Kılavuz Yenilikçi, Ressam, Grafik Tasarımcı] Kişisel Bilgiler Doğum Tarihi 22 Haziran 1976 Doğum Yeri Sivas Deneyimler Kılavuz Yenilikçi Görsel Sanatlar Öğretmeni MEB - Eğitim Teknolojileri

Detaylı

www.spot-projects.com

www.spot-projects.com SPOT.TER Nedir? SPOT.TER Türkiye nin ilk ve tek Güncel Sanat Eğitim ve Üretim Platformu SPOT Contemporary Art Projects in üyelik platformudur. SPOT.TER üyelik platformu devamlı gelişen, büyüyen dinamik

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Handan ÖZSIRKINTI KASAP 2. İletişim: 1230 3. Ünvanı: Yrd. Doç. 4. Öğrenim Durumu: Sanatta Yeterlik (Doktora) Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Yüksek Lisans Güzel Sanatlar Fakültesi

Detaylı

BİLGİ YOLU Mesleki Sosyal Kültürel Sanat ve Edebiyat Dergisi Yıl: 5 Sayı:8 Aralık 2005 Sayfa: 59-61 KONYA

BİLGİ YOLU Mesleki Sosyal Kültürel Sanat ve Edebiyat Dergisi Yıl: 5 Sayı:8 Aralık 2005 Sayfa: 59-61 KONYA BİLGİ YOLU Mesleki Sosyal Kültürel Sanat ve Edebiyat Dergisi Yıl: 5 Sayı:8 Aralık 2005 Sayfa: 59-61 KONYA MEVLANA RESİM YARIŞMASININ SANAT EĞİTİMİNE KATKISI Yrd.Doç. Mehmet BÜYÜKÇANGA 1.GİRİŞ İnsanlık

Detaylı

RESSAM. TANIM Doğanın, eşyanın veya insanın resimlerini kendi algıladığı şekli ile soyut veya somut bir yaklaşımla yansıtan kişidir.

RESSAM. TANIM Doğanın, eşyanın veya insanın resimlerini kendi algıladığı şekli ile soyut veya somut bir yaklaşımla yansıtan kişidir. TANIM Doğanın, eşyanın veya insanın resimlerini kendi algıladığı şekli ile soyut veya somut bir yaklaşımla yansıtan kişidir. A- GÖREVLER - Yapacağı resmin konusu ve niteliğine uygun araç ve gereçleri hazırlar,

Detaylı

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır Öğrencinin ilgi alanları, becerileri ve yetenekleri düşünüldüğü zaman kendi öğrenme yöntemlerine göre akademik ve/veya kültürel alanda başarılı olabilir.

Detaylı

1979 Nihat Sümeralp ile birlikte Koleksiyon Sanat Galerisi ni kurdu, 1989 a kadar yönetti.

1979 Nihat Sümeralp ile birlikte Koleksiyon Sanat Galerisi ni kurdu, 1989 a kadar yönetti. BUBİ İstanbul da doğdu. Psikoloji öğrenimi gördü. 1979 Nihat Sümeralp ile birlikte Koleksiyon Sanat Galerisi ni kurdu, 1989 a kadar yönetti. 1989 Hüsamettin KüLte ile birlikte Lâmi Sanat Galerisi ni kurdu

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN (28 Ekim 2013-13 Aralık 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 )

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) 1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

4.Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMİŞ. 1.İsim : Turgut. 2.Soyadı: Yüksel. 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi. Derece Alan Üniversite Yıl

4.Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMİŞ. 1.İsim : Turgut. 2.Soyadı: Yüksel. 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi. Derece Alan Üniversite Yıl ÖZGEÇMİŞ 1.İsim : Turgut 2.Soyadı: Yüksel 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi 4.Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İşletme Anadolu Üniversitesi 1998 Yüksek Lisans Doktora 5.Akademik Unvanlar Arts

Detaylı

geliştirmemize yardımcı olur.

geliştirmemize yardımcı olur. 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; PYP disiplinler üstü temaları ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK)

BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK) BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK) Özel Ata Anadolu Lisesi Müdürü Bahriye Aksoy un başkanlığında Sosyal ve Fransızca Bölüm öğretmenleri Değerler Eğitimi nde yapacakları görevleri ve kendilerine yardımcı olacak

Detaylı

Çağdaş Sanatımızda Son Osmanlı OSMAN HAMDİ KAYA ÖZSEZGİN

Çağdaş Sanatımızda Son Osmanlı OSMAN HAMDİ KAYA ÖZSEZGİN Çağdaş Sanatımızda Son Osmanlı OSMAN HAMDİ KAYA ÖZSEZGİN İÇİNDEKİLER İlk Söz /9 Hayatı ve Sanatı /17 Paris'te Resim Dersleri /19 İstanbul'a Dönüş /20 "Doğululuk" Eğilimi /23 Kadın Figürleri /25 Bilimsel

Detaylı

ÇAĞDAŞ EĞİTİM KOOPERATİFİ ÖZEL 3 MART İLKÖĞRETİM OKULU

ÇAĞDAŞ EĞİTİM KOOPERATİFİ ÖZEL 3 MART İLKÖĞRETİM OKULU ÇAĞDAŞ EĞİTİM KOOPERATİFİ ÖZEL 3 MART İLKÖĞRETİM OKULU Uyguladığı kooperatif modeli ile eğitimde ülkemizde tek ve örnek bir kurum olan Çağdaş Eğitim Kooperatifi, kurulduğu tarihten bu yana hep eğitimin

Detaylı

5. KARİYER GÜNLERİ GERÇEKLEŞTİ

5. KARİYER GÜNLERİ GERÇEKLEŞTİ 5. KARİYER GÜNLERİ GERÇEKLEŞTİ 14.05.2014 Ordu Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ile Çalışma ve İş Kurumu Ordu İl Müdürlüğü işbirliğinde alternatif iş fırsatları yaratmak, öğrenciler ile

Detaylı

OKULLAR YENİ YAŞAM ALANLARIMIZ

OKULLAR YENİ YAŞAM ALANLARIMIZ OKULLAR HAYAT OLSUN OKULLAR YENİ YAŞAM ALANLARIMIZ Okullarımız halka açıldı Okullar eğitim-öğretim saatleri dışında; akşam saatleri, hafta sonları ve yaz aylarında halkımızın hizmetine açıldı. Derslikler,

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

Mert Özgen Ekin Su Koç Candan İşcan

Mert Özgen Ekin Su Koç Candan İşcan Mert Özgen Ekin Su Koç Candan İşcan Yayına Hazırlayanlar : Duygu Yıldız, Korhan Kurt, Banu Erdi Yazar : Hatice Utkan Sanat Yönetmeni : Birol Bayram Baskı : METPRINT 1. Baskı : 300 Adet SADE KOLEKTİF 2015

Detaylı

Özelge: Vergi mükelle 䎘晐 olmayan kişilerden mal ve hizmet alınması halinde yapılacak ödemelerden hangi oranda tevkifat yapılacağı ve belge düzeni hk.

Özelge: Vergi mükelle 䎘晐 olmayan kişilerden mal ve hizmet alınması halinde yapılacak ödemelerden hangi oranda tevkifat yapılacağı ve belge düzeni hk. Özelge: Vergi mükelle 䎘晐 olmayan kişilerden mal ve hizmet alınması halinde yapılacak ödemelerden hangi oranda tevkifat yapılacağı ve belge düzeni hk. Sayı: 11395140-105[234-2012/VUK-1-...]--1330 Tarih:

Detaylı

E-demokrasi Projesi Anket Sonuçları

E-demokrasi Projesi Anket Sonuçları E-demokrasi Projesi Anket Sonuçları (Üniversite Gençleri İçin E-Demokrasi Projesi Anket Çalışması ) Sonuçlar Bu sorgudaki kayıt sayısı: 261 Anketteki toplam kayıt: 261 Toplama göre yüzde: 100.00% 1. Cinsiyetiniz?

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

Özel Yetenek Sınavı 2014

Özel Yetenek Sınavı 2014 Özel Yetenek Sınavı 2014 Özel Yetenek Sınavı Başvuru, Ön Kayıt ve Kesin Kayıt İşlemleri Başvuru Koşulları 2014 yılı Özel Yetenek Sınavına ön kayıt yaptırabilmek için, adayların 2014 YGS puan türlerinin

Detaylı

KÜLTÜREL YAPILANMA GRUBUNUN (KYG) DEĞERLENDİRME ANKETİ

KÜLTÜREL YAPILANMA GRUBUNUN (KYG) DEĞERLENDİRME ANKETİ KÜLTÜREL YAPILANMA GRUBUNUN (KYG) DEĞERLENDİRME ANKETİ Kasım, 2006 Değerli Arkadaşlar, Bildiğiniz gibi 7 Temmuz, 2006 da başlayan ve 27 Ağustos 2006 da tamamlanan Kültürel Yapılanma Grubumuzu ve Etkinliklerini

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

İLETİŞİM BİLGİLERİ. BARTIN ÜNİVERSİTESİ, Bartın Meslek Yüksekokulu 74100 BARTIN ÖĞRENİM DURUMU

İLETİŞİM BİLGİLERİ. BARTIN ÜNİVERSİTESİ, Bartın Meslek Yüksekokulu 74100 BARTIN ÖĞRENİM DURUMU Öğr. Gör. Murat SARI Tasarım Bölümü, Grafik Tasarımı Programı İLETİŞİM BİLGİLERİ Yazışma Adresi BARTIN ÜNİVERSİTESİ, Bartın Meslek Yüksekokulu 74100 BARTIN Telefon 0 378 227 99 39 Dahili 143 Faks 0 378

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER ARALIK 2014 Sevgili Veliler; Bizler Aralık ayını da dolu dolu yaşadık. Önemli gün ve haftaları büyük bir coşku, sevinçle yaşadık. Sınıf içi etkinliklerimize tüm çocuklarımız keyifle katıldılar. Etkinliklerimizle

Detaylı

Derece Alan Üniversite Yıl. Sanatlar Fakültesi Y. Lisans Fotoğraf Mimar Sinan Güzel Sanatlar 2011- Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora

Derece Alan Üniversite Yıl. Sanatlar Fakültesi Y. Lisans Fotoğraf Mimar Sinan Güzel Sanatlar 2011- Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Nevzat Yıldırım 2. Doğum Tarihi: 02.12.1987 3. Unvanı: Öğretim Görevlisi 4. Öğrenim Durumu: Yüksek Lisans Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Fotoğraf ve Grafik Kocaeli Üniversitesi

Detaylı

2016 YAZ DÖNEMİ. zeytinburnu.bel.tr 444 1984 ATÖLYE ÇALIŞMALARI

2016 YAZ DÖNEMİ. zeytinburnu.bel.tr 444 1984 ATÖLYE ÇALIŞMALARI 2016 YAZ DÖNEMİ zeytinburnu.bel.tr 444 1984 ATÖLYE ÇALIŞMALARI Sevgili çocuklar, Tarih boyunca pek çok farklı tanım yapılmış olsa da en genel haliyle sanat, insanın, dünyadaki varlığını, kendini anlama

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Foto: Savaş Ekşioğlu

Foto: Savaş Ekşioğlu Foto: Savaş Ekşioğlu Geleneksel Ebru sanatı ile digital teknolojileri ilk kez buluşturan bir sergi: HARALD A MEKTUP Konstantin A. Schmidt in digital ortama taşıdığı Ebru lardan oluşan Harald a Mektup adlı

Detaylı

SANAT VE TASARIM ANASANAT DALI DOKTORA PROGRAMI

SANAT VE TASARIM ANASANAT DALI DOKTORA PROGRAMI SANAT VE TASARIM ANASANAT DALI DOKTORA PROGRAMI YÖK ten 1 Mart 2 de Doktora programımıza olur alınması ile Fakültemizin dikey kuruluşu tamamlanmış olmaktadır. Emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim.

Detaylı

ÜNİVERSİTELERARASI KARİKATÜR YARIŞMASI ŞARTNAME

ÜNİVERSİTELERARASI KARİKATÜR YARIŞMASI ŞARTNAME ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı ÜNİVERSİTELERARASI KARİKATÜR YARIŞMASI ŞARTNAME Konu: Üniversitede Engelli Olmak, Dezavantaj yaşayan üniversite öğrencilerinin öğrenim

Detaylı

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu.

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Capital ve Ekonomist Dergileri ile LeasePlan Türkiye Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Yılın Filo

Detaylı

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ETKİNLİĞİ SANAT ETKİNLİĞİ TÜRKÇE DİL ETKİNLİĞİ MÜZİK-OYUN ETKİNLİĞİ. Sevgili Velilerimiz,

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ETKİNLİĞİ SANAT ETKİNLİĞİ TÜRKÇE DİL ETKİNLİĞİ MÜZİK-OYUN ETKİNLİĞİ. Sevgili Velilerimiz, Sevgili Velilerimiz, Bizler çocuklarımızla birlikte 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nı okulumuzda coşkuyla kutladık. Onlara vatan, millet sevgisini birliği, bütünlüğü yaşlarının alabildiği ölçüde aktarmaya

Detaylı

Eylemlerimiz, genellikle dünyanın doğal döngüleri ile bağlantılıdır.

Eylemlerimiz, genellikle dünyanın doğal döngüleri ile bağlantılıdır. 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (16 Şubat-27 Mart 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ

KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ

GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ Doğuş markası, eğitime adanmış yarım asra yaklaşan bir anlam ifade etmektedir. Doğuş Üniversitesi eğitimde ilklerin sahibi, yeniliklerin öncüsü olarak, geçmişinden

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Gazetesi Günlük web Gazetesi 03.11.2012 Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Belediyesi'nde belgesel film gösterimleri tüm hızıyla devam ediyor. Levent Kültür Merkezi'nde sinema gösterimleri için de Salkım

Detaylı

Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi.

Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. Uluslararası İzmir Film Festivalinin Tarihçesi Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. İzmir Film Festivali, 11

Detaylı

"Gerçek tasarımcı elinde firca ile doğar" iç mimar Anna Malyakina'yı tam anlamıyla tanımlayan bir ifade. Anna çizim yapmaya konuşmayı öğrenmeden

Gerçek tasarımcı elinde firca ile doğar iç mimar Anna Malyakina'yı tam anlamıyla tanımlayan bir ifade. Anna çizim yapmaya konuşmayı öğrenmeden O O LY F RT L Kİ Ş E İS PO "Gerçek tasarımcı elinde firca ile doğar" iç mimar Anna Malyakina'yı tam anlamıyla tanımlayan bir ifade. Anna çizim yapmaya konuşmayı öğrenmeden başlamıştır. Çocukluk döneminde,

Detaylı

Adnan Kazmaoğlu Mimarlık tarafından tasarlanan Terrace Fulya projesi, odağına Nişantaşı'nı ve ona uygun mimari kaliteyi koyuyor.

Adnan Kazmaoğlu Mimarlık tarafından tasarlanan Terrace Fulya projesi, odağına Nişantaşı'nı ve ona uygun mimari kaliteyi koyuyor. MAYIS 2011 - XXI 72 yapı - konut - İstanbul YENİ NİŞANTAŞI İÇİN Adnan Kazmaoğlu Mimarlık tarafından tasarlanan Terrace Fulya projesi, odağına Nişantaşı'nı ve ona uygun mimari kaliteyi koyuyor. Adnan Kazmaoğlu

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Festivalin Tarihçesi

Festivalin Tarihçesi Festivalin Tarihçesi Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. İzmir Film Festivali, 11 yıl boyunca dünyadan ve

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI 23NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI Bitkileri tanıdık. Bitkileri gözlemledik. Bitki türlerini isimlendirdik. Bitkilerin

Detaylı

#1 Leading Turkish-American web portal www.turkishny.com

#1 Leading Turkish-American web portal www.turkishny.com TRUSA NY CORP. 1711 Kings Highway, 2 nd Fl, Brooklyn, NY 11229 TEL 1-718-375 7904 FAX 1-718-375 7906 Amerika dan yaptığı yayınlar ile başta Amerika olmak üzere tüm dünyaya ulaşan Turkishny.com, Türk- Amerikan

Detaylı

Neden Daha Fazla Satın Alalım?

Neden Daha Fazla Satın Alalım? Neden Daha Fazla Satın Alalım? Ana Tema Önerilen Süre Kazanımlar Öğrenciye Kazandırılacak Beceriler Yöntem ve Teknikler Araç ve Gereçler Giderek artan bilinçsiz tüketim ve üretim çevreyi olumsuz etkiliyor.

Detaylı

Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri

Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri On5yirmi5.com Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri "Türkiye'deki Sosyo-Kültürel Değişmeler Hakkında Liseli Gençlik Ne Düşünüyor" araştırmasından çarpıcı sonuçlar elde edildi. İşte o araştırma...

Detaylı

"1. İSTANBUL TASARIM BİENALİ" TEKNİK GEZİ RAPORU

1. İSTANBUL TASARIM BİENALİ TEKNİK GEZİ RAPORU "1. İSTANBUL TASARIM BİENALİ" TEKNİK GEZİ RAPORU Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Lisans Programı, MİM 103 Mimarlıkta Araştırma Yöntemleri dersi kapsamında, 1. İstanbul Tasarım Bienali teknik gezisi

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

SİNEMA YÖNETMENİ TANIM

SİNEMA YÖNETMENİ TANIM TANIM Sinema için oyunlaştırılmış öykü ve romanların (senaryoların) oyuncular tarafından canlandırılması ve oyunun filme alınmasını sağlayan kişidir. A- GÖREVLER - Yazılı metni (senaryoyu) görsel olarak

Detaylı

18.30 Mimarlık Haftası Açılış Kokteyli Yer: TMMOB Mimarlar Odası Arka Bahçesi, Konur Sokak No:4 Kızılay- Ankara

18.30 Mimarlık Haftası Açılış Kokteyli Yer: TMMOB Mimarlar Odası Arka Bahçesi, Konur Sokak No:4 Kızılay- Ankara program 3 EKİM 2011 PAZARTESİ 11.00 Dünya Konut ve Mimarlık Günü Basın Toplantısı Kent Düşleri 5- EGO Hangarları ve Alanı Değerlendirme Projesi Ulusal Öğrenci Fikir Yarışması Sonuçlarının Açıklanması Yer:

Detaylı

05-21 ARALIK DECEMBER 2015 AÇILIŞ / OPENING: 05 ARALIK DECEMBER SAAT TIME

05-21 ARALIK DECEMBER 2015 AÇILIŞ / OPENING: 05 ARALIK DECEMBER SAAT TIME Doğu Gündoğdu BİR RULO Atölye / Workshop: Özgün Fotoğraf Baskısı / 12 Aralık 2015 / Saat: 14:00 3, Van Dyke Brown, 05-21 ARALIK DECEMBER 2015 AÇILIŞ / OPENING: 05 ARALIK DECEMBER SAAT TIME 18:00 Doğu Gündoğdu

Detaylı

EUROSTUDENT ULUSAL ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE SONUÇLARI

EUROSTUDENT ULUSAL ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE SONUÇLARI EUROSTUDENT ULUSAL ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE SONUÇLARI Prof. Dr. Nezih Güven (ODTÜ, Rektör Danışmanı) Doç. Dr. Ayşe Gündüz Hoşgör (ODTÜ,Sosyoloji Blm.) Y. Doç. Dr. Mustafa Şen (ODTÜ, Sosyoloji Bölümü) Bağlantı

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

HEDİYE ALMAK HAYATIN GÜZEL ANLARINDAN BİRİDİR

HEDİYE ALMAK HAYATIN GÜZEL ANLARINDAN BİRİDİR HEDİYE ALMAK HAYATIN GÜZEL ANLARINDAN BİRİDİR İŞTE O AN DA GÜÇLÜ BİR BAĞ KURMAK İÇİN ÖZEL BİR HEDİYE SEÇİN! Özel yaşamımızda olduğu gibi iş hayatımızda da müşterimize, çalışanımıza, tedarikçimize ve iş

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

ANTALYA ALTIN PORTAKAL'DA JÜRİ HEYECANI!

ANTALYA ALTIN PORTAKAL'DA JÜRİ HEYECANI! ANTALYA ALTIN PORTAKAL'DA JÜRİ HEYECANI! 51. ULUSLARARASI ANTALYA ALTIN PORTAKAL FİLM FESTİVALİ'NİN ULUSAL UZUN METRAJ FİLM YARIŞMASI'NIN JÜRİSİ BELLİ OLDU Bu yıl 51.si düzenlenecek olan Uluslararası Antalya

Detaylı

Nr. 514, September 2014 Neslihan Sargut nsargut@isravision.com +90 (212 ) 285 9745

Nr. 514, September 2014 Neslihan Sargut nsargut@isravision.com +90 (212 ) 285 9745 Yapay görme ile kalite sürekli denetim altında Yapay görme teknolojilerinin üretim dünyasına iki büyük faydayı birarada sunduğunu söyleyen ISRA Vision Vistek Genel Md. Yardımcısı Serkan Çakır, "Her üretimin

Detaylı

OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI Okulöncesi eğitim çevresini merak eden, öğrenmeye ve düşünmeye güdülenmiş çocuğun bu özelliklerini yönetme, teşvik etme ve geliştirme gibi çok önemli bir görevi üstlenmiştir.

Detaylı

BAKIŞ PORTRE FOTOĞRAFININ DEĞİŞEN YÜZÜ BANK OF AMERICA KOLEKSİYONUNDAN 3 EKİM 2012-20 OCAK 2013 SORULAR:

BAKIŞ PORTRE FOTOĞRAFININ DEĞİŞEN YÜZÜ BANK OF AMERICA KOLEKSİYONUNDAN 3 EKİM 2012-20 OCAK 2013 SORULAR: PORTRE FOTOĞRAFININ DEĞİŞEN YÜZÜ 3 EKİM 2012-20 OCAK 2013 6 5 9 4 2 7 3 1 8 SORULAR: 1- Fotoğrafta kaç çocuk var? 2- Çocuklardan kaç tanesi sana doğru bakıyor? 3- Kız çocuğu elinde ne tutuyor? 4- Fotoğrafçı

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Y jenerasyonunun internet bağımlılığı İK yöneticilerini endişelendiriyor. Duygusal ve sosyal becerilere sahip genç profesyonel bulmak zorlaştı. İnsan

Detaylı

Hakkımızda GHA 2007 / 2

Hakkımızda GHA 2007 / 2 Tanıtım Hakkımızda Kurucumuz, yaşam ile ilgili araştırma, deneyim, gözlem ve eğitim ile hayatın bilinçle uygulanması gereken bir süreç olduğunu belirledi ve bu bilincin insanlığa verilmesini hedefledi.

Detaylı

DETAY Fuarcılık Organizasyon ve Tanıtım Hizmetleri Ltd. Şti

DETAY Fuarcılık Organizasyon ve Tanıtım Hizmetleri Ltd. Şti DETAY Fuarcılık Organizasyon ve Tanıtım Hizmetleri Ltd. Şti HAKKIMIZDA Detay Fuarcılık Organizasyon & Tanıtım Hizmetleri Limited Şirketi TOBB- Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nin Y-276 numaralı Yurtiçinde

Detaylı

İzmir Ekonomi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü

İzmir Ekonomi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü İzmir Ekonomi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ GÖRSEL İLETİŞİM TASARIMI BÖLÜMÜ Günün Menüsü Görsel İletişim Tasarımı nedir? Görsel İletişim Tasarımcısı ne yapar?

Detaylı

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık İslam Coğrafyasının en batısı ile en doğusunu bir araya getiren Asya- Afrika- Balkan- Ortadoğu Üniversiteler Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde resmen kuruldu.

Detaylı

BİZ KİMİZ? ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu, Atatürk ü ve ideolojisini daha iyi tanımak ve tanıtmak için 1989 yılında ODTÜ Kültür İşleri Müdürlüğü bünyesinde kurulmuş olan bir düşünce topluluğudur. Atatürkçü

Detaylı

BALAT TA İTALYA RÜZGARI ANGELO DAN MUHTEŞEM SANAT

BALAT TA İTALYA RÜZGARI ANGELO DAN MUHTEŞEM SANAT BALAT TA İTALYA RÜZGARI ANGELO DAN MUHTEŞEM SANAT Şeffaf altın su temizlik simgesi hamam sanatla uyumunu zenginleştirdi Küçük Mustafa Paşa Hamamı sanatla dirildi 15 Eylül - 13 Ekim 2013 tarihleri arasında

Detaylı

ABİDİN DİNO 1913-1993

ABİDİN DİNO 1913-1993 ABİDİN DİNO 1913-1993 Abidin Dino 23 Mart 1913,İstanbul`da doğdu. Ressam, karikatürist, yazar, film yönetmeni. Çok yönlü bir kültür adamı olan Abidin Dino, çağdaş Türk resminin öncülerindendir. 1933 yılında

Detaylı

Özelge: Bilgisayar oyunları için lokalizasyon, tercüme, uyarlama faaliyetinin gelir vergisi ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasına göre durumu

Özelge: Bilgisayar oyunları için lokalizasyon, tercüme, uyarlama faaliyetinin gelir vergisi ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasına göre durumu Özelge: Bilgisayar oyunları için lokalizasyon, tercüme, uyarlama faaliyetinin gelir vergisi ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasına göre durumu Sayı: 84098128-120.04[65-2013-4]-207 Tarih: 16/04/2014

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı