ÇİN İN HIZLI BÜYÜMEYİ KONTROL ALTINDA TUTMA MÜCADELESİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ÇİN İN HIZLI BÜYÜMEYİ KONTROL ALTINDA TUTMA MÜCADELESİ"

Transkript

1 Başyazı Garanti Bankası ve Kobi'ler... Ergun Özen Bundan tam 2 sene önce yine bu köşede, ekonomimiz henüz çalkantılı dönemden çıkmamışken, "Bankacılık Sorumluluğu" başlığıyla bir yazı yazmıştım. Garanti Bankası olarak, o gün içinde bulunduğumuz zor günlerden ancak birbirimize destek olarak çıkabileceğimizi, üzerimize düşen sorumluluğun da bilinciyle, inisiyatifi ele aldığımızı belirtmiştim. Türkiye'nin ekonomik alanda yaşadığı sorunlara en kalıcı çözüm yollarından birinin, çağdaş üretim ve yönetim araçlarıyla donanmış KOBİ'ler olduğu inancıyla bir dizi eylem planı başlatmıştık. Ticaret ve Sanayi Odaları'yla yaptığımız özel anlaşmalar ve Anadolu Sohbetleri'yle ulaştığımız onbinlerce KOBİ'nin takdirlerini kazandık... O günlerden bugüne ekonomimizde çok olumlu değişimler yaşandı. Türk ekonomisinin bel kemiği KOBİ'lerimiz hak ettiği değeri ve desteği görmeye başladı. Sektörde öncülüğünü yaptığımız çalışmaların başka kurumlarca da benimsenip geliştirilmesinden gurur duyuyoruz. KOBİ'ler Garanti Bankası için her zaman çok farklı bir anlam ifade etti, ediyor ve edecek. Bugün geldiğimiz noktada, kurum olarak KOBİ'lerle ilişkimizi yalnızca finansal değil kültürel açıdan da zenginleştirmek için özel fırsatlar yaratmaya çalışıyoruz. Bu ay Osmanlı Bankası Müzesi 'nde başlayan "Lonca'dan KOBİ'ye: Esnaf ve Sanatkârın Dünü" sergisi de böyle bir arayışın ürünü. Tasarımını Bülent Erkmen'in yaptığı sergi, Prof. Dr. Zafer Toprak'ın metinleri ve Fotoğraf Tarihçisi Engin Özendes'in koleksiyonundaki 52 fotoğrafla, KOBİ'lerin zaman tünelindeki yansımalarını bir araya getiriyor. Sergi, geçmişi ahiliğe ve loncalara kadar uzanan günümüzün KOBİ'lerinin Türk ekonomisindeki yerini ve katettiği mesafeyi değerlendirmek açısından önem taşıyor. Türk girişimcisi, daha 1 yüzyıl öncesinin Türkiye'sinde, ağırlıklı olarak bedensel çalışmaya dayanan bir sistemi, bugün en ileri teknolojilerin kullanıldığı, dünyayla rekabet eden bir sisteme başarıyla dönüştürmeyi başarmış. Sergiyi gezerken bu kıyaslamayı çok net yapabiliyorsunuz. Sanatseverlerin yanı sıra, KOBİ sahibi ve yöneticilerinin de sergiden farklı tatlar alacağını ümit ediyorum. Garanti Bankası'nın müşterisini dinleyen, çözüm üreten ve değer katan kimliğine eklenen bu yaratıcı çalışmada emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Dünyada Ekonomi ÇİN İN HIZLI BÜYÜMEYİ KONTROL ALTINDA TUTMA MÜCADELESİ Yazan: Emre Kozlu Finansal Kurumlar - Kredi Analiz, Araştırma ve Yurtdışı Koordinasyon Son yıllardaki güçlü ekonomik büyümesiyle yatırım çevrelerinin ilgi odağı haline gelen Çin'i içinde bulunduğumuz dönemde en çok meşgul eden konulardan biri, çok hızlı büyümenin muhtemel olumsuz

2 etkilerinin ne şekilde engellenebileceği veya hafifletilebileceğidir. Merkez Bankası'nın ve ilgili otoritelerin bu hedefe yönelik aksiyonları da hem makroekonomi hem de mali sektör açısından önem taşımaktadır. Bu yazımızda Çin'de son aylarda yaşanan başlıca ekonomik gelişmelere ve geleceğe yönelik beklentilere değineceğiz. Çin'in GSYİH'si 2004'ün ilk yarısında bir önceki yıla göre %9.7 büyüme göstermiştir. Özellikle sabit yatırımlardaki ve ihracattaki artışın etkisiyle büyümeyi sürdüren ekonomi, doğal olarak enflasyon baskısını da beraberinde getirmektedir yılında %1.2 seviyesinde gerçekleşmiş olan tüketici fiyatları artışı, 2004'ün sadece ilk yarısında %4.4 seviyesine ulaşmıştır. Temmuz ayında tüketici fiyatlarının yıllık bazda %5.3 artış göstermesi de daha önce Merkez Bankası tarafından önemli bir sınır olarak belirtilen %5'in üzerinde olması açısından önem taşımaktadır. Burada unutulmaması gereken noktalardan biri Çin'de mevduat faizinin yıllık %1.98, kredi faizinin de %5.31 seviyesinde olduğudur. Bu durum, tasarruflarda düşüşe sebep olabileceği gibi, reel borçlanma faizini negatife çevirerek şirketlerin aldıkları kredilerden kar yapmasını da sağlamaktadır. Bu da yatırımları yavaşlatmak isteyen hükümetin bu hedefe ulaşmasını zorlaştırmaktadır. Hükümetin kontrol mekanizmaları... Hükümet, ekonomiyi kontrol altına almak için Nisan ayından beri çeşitli idari uygulamaları devreye sokmuştur. Bunlardan en önemlilerinin kredilere kısıtlama getirilmesi ve kredi faizlerinin belirlenmesinde bankaların esnekliğinin arttırılması olduğu söylenebilir. Bu uygulamaların sonucu olarak, hedeflenenin aksine, özellikle küçük ve orta ölçekli firmaların kredi kaynağı bulması zorlaşmıştır. Bankalar, büyük kamu kuruluşlarına verdikleri finansman desteğini beklenen ölçüde azaltmamış, kısıtlamaları küçük şirketler başta olmak üzere özel sektöre verdikleri desteği azaltarak karşılamaya çalışmışlardır. Devreye sokulan uygulamalar, bazı büyük özel sermayeli holdingleri bile mali zorluklarla karşı karşıya bırakabilmiştir. Bunun en önemli örneğini, D'Long Corp. oluşturmaktadır. Daha önceki yıllarda hisselerini teminat göstererek borçlanmış olan şirket, hisse fiyatlarının düşmesiyle birlikte yeni finansmana ihtiyaç duymuş fakat bankalardan bu desteği sağlayamayınca iflasın eşiğine gelmiştir. Bu gelişmeler üzerine Çin Merkez Bankası, holdinge $1.8 milyar tutarında destek sağlamaya karar vermiştir. Bu olay, devletin bir özel şirkete ilk kez destek sağlaması açısından önem taşımaktadır. Merkez Bankası faizleri arttıracak mı? Tüm bu gelişmeler, Merkez Bankası'nın bundan sonraki adımının ne olacağı konusundaki soruları güçlendirmektedir. Bazı çevreler, Merkez Bankası'nın artık idari uygulamalar yerine faiz artırımı gibi piyasa araçlarına yönelmesi gerektiğini savunmaktadır. Merkez Bankası, son 9 yıldır kredi faizlerinde herhangi bir artışa gitmemiş olup, bu konuda son dönemlerdeki baskıya da faizlerdeki artışın tüketimi azaltıcı ve şirket karlarını düşürücü etkisi olacağını öne sürerek karşı koymaya çalışmaktadır. Buna karşın, para politikası komitesinin danışmanlığına yeni atanan kişi faiz artışına sıcak bakmasıyla tanınan bir ekonomisttir. Bu gelişme, komitenin önümüzdeki aylarda alacağı kararlar açısından önem taşımaktadır. Ayrıca, piyasa beklentileri de Merkez Bankası'nın Eylül ayı sonlarında bir faiz artırımına gidebileceği yönündedir. IMF'nin Çin ekonomisiyle ilgili görüşleri... Yukarıda bahsedilen sıkıntılar, ekonominin negatif bir görüntü çizdiği anlamına gelmemelidir. Özellikle IMF'nin yıllık gözden geçirme sonrasında Ağustos ayında yayınladığı rapor, Çin ekonomi otoritelerini başarılı makroekonomik politikaları nedeniyle övmektedir. Önemli noktanın ekonomideki büyümenin sürdürülebilir kılınması olduğunu belirten IMF, Çin'in büyüme hızının 2005 yılında %7.5 gibi sürdürülebilirlik açısından daha uygun bir seviyeye ineceğini beklemektedir. Devletin ekonomide "yumuşak iniş" hedefine ulaşmasının para politikasının gevşetilmemesine bağlı olduğuna dikkat çekilmiştir; bu da en ufak bir gevşemenin bile daha önceki çabaları boşa çıkaracağını ve buna izin vermeyeceklerini belirten Çin Merkez Bankası Başkanı'nın görüşüyle tam uyum içindedir. Sabit kur politikasının aşamalı bir şekilde esnekleştirilmesi konusunda Çinli otoritelerin de fikirbirliğinde olmasını olumlu karşılayan IMF, mevcut güçlü dış pozisyonun böyle bir adımın atılması için çok uygun bir fırsat sunduğunu da belirtmiştir. Çin'in bütçe açığı hedefinin önümüzdeki birkaç yıl için

3 nominal olarak sabit tutulması, Fon'un olumlu karşıladığı noktalar arasındadır. IMF'nin takdir ettiği diğer noktalar arasında ise bankacılık sektörü ve kamu kuruluşları reformları bulunmaktadır. IMF, Çin'deki hızlı büyümeye rağmen işgücü pazarının önümüzdeki yıllarda baskı yaratabileceğine dikkat çekmiş, devletin bunu hafifletmek için eğitime önem vermenin yanında hem kırsal alanlarda hem de kentte sosyal güvenlik imkanlarını artırması gerektiğini öne sürmüştür. Ayrıca, Çin'in veri dağıtımı alanında göstermiş olduğu gelişmeye rağmen, mali istatistikler ve işgücü verilerinin uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmesinin de önemli olduğu belirtilmiştir. Çin'in ekonomik performansını olumlu karşılayan sadece IMF olmayıp, uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch de yakın zaman önce Çin'in uzun ve kısa vadeli notlarını A-/F1, görünümünü de "Pozitif" olarak teyit etmiştir. Ekonomideki hızlı büyüme, liberalleşme ve reformlardaki kararlılık ise olumlu olarak değerlendirilen noktalardır. Özetlemek gerekirse; Çin ekonomisinin sergilediği güçlü performans birçok çevrenin takdirini kazanmakla birlikte, büyümenin sürdürülebilir kılınması devletin en çok önem verdiği konular arasındadır. Bugüne kadar bu yönde çeşitli uygulamalarda bulunan hükümetin önümüzdeki günlerde ne gibi aksiyonlar alacağı da tüm dünya tarafından yakından takip edilmeye devam edecektir. Dünyada Bankacılık BASEL II İLE İLGİLİ SON GELİŞMELER Yazan: Didem Akyel, Finansal Kurumlar - Kredi Analiz, Araştırma ve Yurtdışı Koordinasyon Mutabakatın son hali ve uygulamaya geçiş için zaman çizelgesi 'da ilk taslağı yayınlanan Yeni Basel Mutabakatı (Basel II) üzerinde bugüne kadar pek çok uluslararası banka ve finans kuruluşu yüzlerce sayfaya varan görüş bildirmiş, bunun sonucunda da Basel Komitesi, taslak üzerinde bir kaç kez revizyon yapmıştır. Merkez bankaları ve bankacılık düzenleme kurumlarının yetkililerinden oluşan Basel Komitesi 26 Temmuz 2004 tarihinde Basel II'nin son halini nihayet dünya kamuoyuna açıklamıştır. Sözkonusu metin ülkelerin bankacılık otoriteleri tarafından ulusal bazda düzenleyici kuralların oluşturulması ve onaylanması sürecinde kullanılacak olmakla birlikte bankaların Basel II hazırlıklarının tamamlanmasında da baz alınacaktır. Komite, yeni mutabakattaki risk hesaplama metodlarından "standart" ve "temel" yaklaşımların uygulamaya geçiş tarihini 2006 yılsonu olarak teyit ederken daha kapsamlı bir çalışma gerektiren "gelişmiş" yaklaşımın ise 2007 sonunda uygulanmaya başlanmasını öngörmektedir. İlk Basel Mutabakatı'nın sınırlı kapsamından Basel II'nin geniş yelpazesine geçiş yılındaki ilk Basel mutabakatı bankaların faaliyetlerinden doğan en büyük riski kredi riski olarak görmekte ve sadece bankaların tutmaları gereken minimum sermaye oranı üzerine odaklanmaktaydı. Buna karşılık Basel II, kredi riski, piyasa riski ve operasyonel risk aralarında olmak üzere bankaların karşılaştığı önemli risklerin hem ölçümü ve hem de yönetimi üzerine yoğunlaşmakta, bankaların karşılaşabileceği maksimum riski olası kayıplara karşı tuttukları "tampon" ile karşılaştırmakta ve bankaları olası riskler ile karşılıklarını kıyaslayabilecekleri bir metodoloji kullanmaya yönlendirmektedir. Bankacılık sektörü genelinde risk yönetimini ve bankaların piyasaya yaptıkları açıklamaların standartlarını geliştirecek olan yeni mutabakatın bilindiği gibi üç temel ayağı bulunmaktadır: (1) miminum sermaye yeterliliği, (2) sermaye yeterliliğinin denetimi ve (3) piyasa disiplini. Birinci ayakta öngörülen yeni sermaye yeterliliği oranı hesaplama metodlarının teknik detayları ile bankalara sunduğu gelişmiş risk ölçüm ve yönetim sistemlerine daha önceki yazı ve raporlarımızda da değinmiştik. Buna karşılık basında daha az ilgi gören üçüncü ayak, yani piyasa disiplini de yeni mutabakatı farklı kılan önemli bir unsurdur. Üçüncü ayağın öngördüğü geliştirilmiş açıklama standartları bankaların şeffaflığını artırarak daha geniş bir yatırımcı kitlesinin bankaların risk profilini algılamalarına olanak tanımakla birlikte, burada dikkat edilmesi gereken noktalar bankaların açıkladığı verilerin kaynağının ve hesaplanma yöntemlerinin incelenmesi ve bankaların genel anlamda

4 sermayelerini değerlendirirken kullandıkları stratejilerin ve içsel derecelendirme metodlarının mantıklarının da gözönüne alınmasıdır. Yeni mutabakata övgü ve eleştiri... Sektöre daha güçlü ve doğru bir risk yönetim mantığı ile daha yüksek açıklama standartları getireceğine inanılan yeni mutabakatla ilgili sık sık gündeme gelen eleştiriler de bulunmaktadır. Konuyu takip edenlerin artık aşina olduğu başlıca eleştiriler arasında sofistike risk ölçümlerine ve risk yönetimine sahip büyük bankaların daha az rezerv tutabilecekleri, buna karşılık basit yaklaşımları kullanmak durumunda kalacak küçük bankaların dezavantajı bulunacağı şeklindeki yorumlar gelmektedir. Bunun yanı sıra gelişen ülkelere verilen kredilerde azalma görülebileceği de mutbakatın getirdiği yeni risk ölçüm metodları ile ilgili yapılan eleştiriler arasındadır. Bu ve benzeri konular üzerindeki tartışmalar süredursun, Basel II ülkeler, bankalar ve firmalar açısından gerçekleşmesi çok yakın bir süreçtir. Basel II'nin sadece finans kuruluşları açısından değil reel sektör açısından da önemli sonuç ve etkileri olacaktır. Kredi fiyatlandırmasının risk temelli olduğu göz önüne alındığında, düşük riskli şirketlerin daha az maliyetle borçlanabilecekleri ortadadır. Ancak yeni risk derecelendirme sistemi sonucu KOBİ'lerin finansman bulmasının zorlaşacağı yönündeki bazı yorumların aksine, yakın zamanda dünya çapında 200 civarı bankanın dahil edildiği bir araştırmaya katılan yöneticilerin çoğu daha küçük tutarlarda olan KOBİ ve bireysel kredilerin artacağını, yüksek tutarlardaki büyük şirket kredilerinin ise azalacağını tahmin etmişlerdir. Dolayısıyla Basel II'nin reel sektöre etkileri de finans sektöründe olduğu gibi çeşitli tahmin ve tartışmalar yaratmaktadır. Uluslararası arenada ortak yaklaşım ve tutarlılığın önemi... Basel II'nin çeşitli ülkelerde nasıl uygulanacağı yeni mutabakatın esas etkinliğini ve itibarını belirleyecektir. Özellikle dünyanın önde gelen pazarlarındaki uygulamaların birbirleriyle tutarlı olması ve zeminin eşit kılındığına dair bankalar arasında şüphe kalmaması önem taşımaktadır. Çok uluslu bankaların faaliyet gösterdikleri ülkeler ile merkez ülkelerindeki denetçiler arasında iletişim kopukluğu yaşanması, yorum farklılıkları bulunması veya aynı raporlamaların bankalardan değişik otoriteler tarafından defalarca talep edilmesi gibi aksaklıklar da bankalar açısından ek maaliyet ve uygulama zorluğu yaratabilecektir. Dünyada Basel II'ye uyum süreci... Tüm dünyada Basel II konusunda bir kaç yıldır çalışmalar ve hazırlıklar sürmekte olup genel olarak bakıldığında Avrupa bankalarının ABD ve Asya bankalarına kıyasla daha hazır durumda olduğu görülmektedir. AB'deki tüm bankalar Avrupa Komisyonu'nun hazırladığı ve AB yasalarına entegre edilecek Basel II direktiflerini uygulamakla yükümlü olacaktır. Buna karşılık AB içerisinde de henüz tam anlamıyla bir mutabakat sağlanamamıştır. Örneğin, Almanya Merkez Bankası Deutsche Bundesbank geçen haftaki açıklamasında Komisyonun hazırladığı taslak direktiflerde bazı değişiklikler talep etmektedir. Örneğin kendi ülkesi dışında bir AB ülkesinde faaliyet gösteren AB bankaları ile ilgili olarak iki ülkenin denetleme otoriteleri arasında anlaşmazlık olması durumunda denetleme sorumluluğunun orijin ülkesine ait olması yönündeki uygulamaya sıcak bakmadığını açıklamıştır. Avrupa dışında da birçok ulusal bankacılık otoritesi Basel II'ye hazırlanma süreci ve izlenecek zaman çizelgesi hakkında açıklamalar yapmaktadır. Örneğin Tayland bankaları yeni sisteme Aralık 2008'de geçecek olmakla birlikte Tayland otoriteleri yerel bankaların sistemi 2007'den itibaren test etmeye başlayacaklarını açıklamıştır. Otoriteler yeni çerçevenin bankaları kredi verme konusunda daha dikkatli davranmaya iteceğini düşünmektedir. Hindistan Merkez Bankası ise bankalardan 2006'ya kadar Basel II standartlarına uyulması için bir yol haritası hazırlamalarını istemiş ve bu yönde çalışmaları denetlemek amacıyla kendi içinde de bir komite kurmuştur. Öte yandan Brezilya Merkez Bankası da yerel finans kuruluşlarının miminum yükümlülükleri tutturmasını sağlamak amacıyla

5 yürürlüğe konulacak yeni kuralları bu yıl sonunda kadar belirleyecek ve uygulamaya geçilmeden önce bunları kamunun görüşüne sunacaktır. Avusturalya bankalarının ise Basel II'ye 2007'de geçeceği belirtilmiştir. Buna karşılık birçok bankanın bu tarihten önce yeni kurallarla uyum içerisinde faaliyet göstermeye başlaması beklenmektedir. KPMG'nin yaptığı araştırmaya göre Avusturalya bankalarının en büyük endişelerinden biri mutabakatın öngördüğü gerekli veriyi toplayıp saklayabilecek IT sistemlerinin kurulmasıdır. ABD 'de yeni uygulamanın ne zaman yüyürlüğe konulacağı hükümetin Basel II'nin sektöre etkileri üzerine yaptığı çalışmanın sonuçlarına bağlıdır. Önümüzdeki yılın başlarında tamamlanması planlanan sözkonusu çalışmayı takiben kuralların yazılması aşamasına geçilebilecektir. ABD'li yetkililer buna göre ABD'nin Basel Komitesi'ne başvurarak Basel II'de revizyon talep edebileceği ve 2007 olarak açıklanan uygulamaya geçiş tarihinin de en az bir yıl ileri atılabileceğini öne sürmektedir. Bankaları endişelendiren operasyonel risk unsuru... Basel II'ye hazırlık sürecinde dünya çapında yapılan araştırmalarda IT ve sistem sorunları operasyonel riski yaratan ve bankaları endişelendiren başlıca unsurlar olarak ortaya çıkmaktadır. Nitekim SAS ve Risk Waters Group şirketlerinin yaptığı bir araştırma Güney Afrika bankalarının Basel II bütçelerinin %80'ini sistemler ve arayüzlere harcadığını ortaya koymuştur. Öte yandan yine aynı araştırmada dünya çapındaki orta ve büyük ölçekli finansal kuruluşların yaklaşık %19'unun halen operasyonel riski en iyi yönetecek organizasyonel yapıya ulaşmadığının ve operasyonel risk ile ilgili programları henüz oluşturmadığını ortaya çıkması dikkat çekici bir diğer bulgudur.. İç Ekonomi Yatırım Hedefleri Tutmadı Bütçe hedeflerinin tutturulması için yatırımlardan yapılan kesintiler, 8'inci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda belirlenen yatırım hedeflerinin bir hayli gerisinde kalınmasına yol açtı. Nitekim kamu kurumlarının yatırımları, 8'inci Plan'da öngörülen tutardan yüzde 32 oranında saptı. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) verilerine göre, plan döneminin başladığı 2001 yılında yapılan yatırım tutarı plan hedefinin yüzde 37.1 gerisinde kaldı. 2002'ye gelindiğinde ise plan hedefinden sapma yüzde 30.9 olarak gerçekleşirken, 2003'te ancak planın yarısı gerçekleştirilebildi. Bu yıl ise plan döneminde öngörülen yatırım tutarının yarısı bile yapılamayacak görünüyor. Zira yılbaşındaki program hedefi bile plan hedefinin yüzde 50.4 altında kalırken, yapılan kesintilerle sapmanın daha da yukarı çıkması bekleniyor. Toplamda ise plan hedeflerinden sapma yüzde 32.4 olarak hesaplanıyor. Ana sektörler içinde en fazla sapma yüzde 41.9 ile eğitimde görüldü. Plan hedeflerinde tarımda yüzde 16.4, madencilikte yüzde 26.8, imalatta yüzde 21.3, enerjide yüzde 40.4, ulaştırmada yüzde 26.9 sapma oldu. Sapma oranı turizmde yüzde 3.5, konutta yüzde 7.6, sağlıkta yüzde 20.8'de kaldı. Alt sektörler itibarıyla en fazla sapma yüzde 62.4 ile ticaret hizmetleri, yüzde 54.4 ile belediye hizmetleri, yüzde 49.8 ile kültür alanlarında gerçekleşti. Bu dönemde kanalizasyon yatırımları ise, planlanan hedefin üzerine çıktı. Bu arada plan hedeflerine göre, sabit fiyatlarla (2000 yılı fiyatları) 2001 yılında 2 katrilyon 333 trilyon, 2002 yılında 2 katrilyon 76 trilyon, 2003 yılında 3 katrilyon 549 trilyon lira sapma gerçekleşirken, bu yıl ise 3 katrilyon 950 trilyon liralık sapma öngörülüyor. Toplam 4 yıllık sapma sabit fiyatlarla 11 katrilyon 910 trilyon lirayı buluyor. Kendi Markanızı Yaratın Şimdiye kadar yabancı markaların taklidi ile gündeme gelen Türk firmaları Avrupa Patent Sözleşmesi'nin itici gücüyle buluş ve teknoloji alanında varlığını göstermeye çalışıyor. Türkiye'nin Kasım 2000'de taraf olduğu Avrupa Patent Sözleşmesi'nin (APS) doğal bir sonucu olarak 2005'ten sonra Türkiye'de korunan yabancı patent sayısında bir artış gözleneceğinin altını çizen TÜSİAD Fikri Haklar Çalışma Grubu üyesi Hülya Çaylı, "Başta ilaç, elektronik, otomotiv, elektronik, kimya ve makine sektörleri olmak üzere Türk firmaları 2005'ten sonra artış gösterecek olan yabancı patentlerden

6 önemli ölçüde etkilenecek. Ar-Ge ve yatırım politikalarını yeniden gözden geçirmeleri gerekiyor" dedi. Avrupa Patent Sözleşmesi, uluslararası şirketlere Avrupa'daki 28 ülkede yapacakları patent başvurularını tek bir merkezden gerçekleştirme olanağı sunuyor. Patent daha çok sanayi üretimine yönelik bir alanken, marka ticari anlamda önem taşıyan ve ürünün kalitesi ve niteliğini gösteriyor. Yabancı şirketlerin yarattığı teknolojileri kullanan Türk şirketlerinin ya kendi teknolojilerini kullanacaklarını ya da yabancılara ait patentleri kullanmak için bir lisans ödemek zorunda kalacaklarını hatırlatan Çaylı, "Ancak Türk firmaları Avrupa Patent Sözleşmesi'ni, bir tehlikeden ziyade teknoloji geliştirme konusunda özendirici bir unsur olarak kabul etmeli. Türk sanayicisi yatırım ve patent başvurusu yapmadan önce mutlaka detaylı bir araştırma yapmalı. Bu noktada patent ve marka vekilleri devreye giriyor. Ama maalesef halen Türk Patent Enstitüsü veri tabanı kamuya açık değil. Bu nedenle patent ve marka vekilleri Avrupa Patent Enstitüsü'ne başvurarak veri alıyorlar. Ancak oradaki veri tabanı eksik. İlaç sektörü yeni ürün piyasaya sunduğunda davalarla karşılaşıyor" bilgisini verdi. Eğer söz konusu buluş Türkiye'de korunuyorsa lisans almak veya yatırımdan vazgeçmek gerektiğini hatırlatan Çaylı, "Aksi halde Türkiye'de patent korumasına sahip yabancı firmalar ile aralarında hukuki anlaşmazlıklar doğar ve birtakım cezai yaptırımlara tabi kalabilirler" dedi. Türk ekonomisine kazandırılacak ivme açısından üretim ve hizmet konusunda markalaşmanın büyük önem taşıdığını anlatan Hülya Çaylı, "Son 13 yıl içinde Türkiye'de marka başvuruları 35 kat arttı. Devlet marka tanıtımı için firmalara süresiz teşvik sağlıyor ve harcamalarının yüzde 75'ini karşılıyor" diye konuştu. Türkiye'de marka korumasının etkilerinin patent ile karşılaştırıldığında daha yaygın olduğunu belirten Çaylı, "Madrid Anlaşması'na katılımla birlikte, tescilde uluslararası başvurularda önemli bir artış oldu. 1990'da 3 bin 240 olan yabancı başvuru, 2003'te 8 bin 443'e yükseldi. Markada yerli başvurular ise 1990'da 7 bin 899 iken, 2003'te 29 bin 475'e çıktı. Ama bu yeterli değil" dedi. Son yıllarda marka başvurularındaki ciddi artışın marka davalarında da görüldüğünü ifade eden Hülya Çaylı, "Özgün markaların oluşturulması ile bu davalar önemli ölçüde azalacaktır. Marka başvurusunda amaç tüketiciyi yanıltmak değil, markayı taşıyan ürün veya hizmetlerin ayırt edici bir nitelik kazanmasını sağlamak olmalı" görüşünü savundu. Yurtdışından 10 Bin Başvuru Yolda Yurtdışından artık Türkiye'ye patent müracaatlarının ulaşmaya başladığının altını çizen marka dedektiflik şirketi Destek Patent Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yamankaradeniz, 2005'te 10 bin başvuru beklediklerini söyledi. Dünyada halen 4 milyondan fazla yaşayan patent var ve her yıl 700 bin buluş için patent başvurusu yapılıyor yılında Avrupa Patent Ofisi'ne yapılan patent başvurusu sayısı ise 140 bin. Türkiye'de taklit davalarının Patent Sözleşmesi'nin kabulünden sonra üç yıl içinde 6 bine ulaştığını belirten Kemal Yamankaradeniz, sözleşmenin Türk şirketleri için büyük bir tehdit yarattığını savundu. Türkiye'de tescilli marka sayısının 1995'te 20 bin adetken, 2003'te 37 bin adete, şimdi ise 250 bin adede ulaştığını anlatan Kemal Yamankaradeniz şöyle konuştu: "Yılda yerli patent müracaatı olurken, yabancılar geçen yıl 800 patent müracaatı yaptı. Türkiye'de her yıl 30 bin marka tescili yapılıyor. Ama her ay 60 markanın taklit tescili yapılıyor. Maalesef Türkiye'de yılda 10 bin buluş gerçekleşirken bunlardan sadece bin tanesi tescil ediliyor" bilgisini verdi. Bursa merkezli olan Destek Patent 130 kişilik ekibiyle, işadamlarına marka, tasarım ve patent tescili hizmeti sunuyor. Yurtdışından icat, tasarım ve markaların Türkiye'ye getirilmesi suç olmasına rağmen 500'ün üzerinde taklit ürün, marka ve tasarımı Türkiye'de tescil edildi. Ancak AB'ye üyelik sürecinde Türkiye'de Fikri ve Sınai Haklar İhtisas Mahkemeleri faaliyete geçtiği için artık 'marka dedektiflerinin' izlerini sürdüğü 'marka hırsızları' bulundukları anda cezalandırılacak. İstanbul, Ankara ve İzmir ihtisas mahkemelerinde Ekim 2003 ile Nisan 2004 arasında, 3 bin 472 adedi İstanbul olmak üzere toplam 4 bin 402 ceza davası açıldı. Yaptırımlar arasında üretim durdurma, taklit ürünlere el koyma ve hapis cezası bulunuyor. Artık dünyada Türk markalarının taklit edilmeye başladığını belirten Kemal Yamankaradeniz, "Tekstil, gıda ve kozmetik gibi sektörlerdeki markalar da 'taklitçilik' açısından büyük tehlike altında. Türk Cumhuriyetleri, Rusya ve Ukrayna'da Redstar, Colins, Damat Tween, Yeşil Kundura, Kinetix gibi markalar çok taklit ediliyor" dedi. Çin mallarını bile taklit eden Türk firmaları olduğunu ifade eden Hülya Çaylı ise, "Türk markalarının taklit edilme oranı henüz çok düşük. Türk markaları taklit edilmeye başlandıysa da sırada Türk buluşları olacak mı? 2005'ten sonra bunları göreceğiz."

7 AB'den Bölgesel Kalkınmaya Destek Bölgesel gelişme projeleri için, 2005 yılında 70 milyon eurosu Avrupa Birliği'nden (AB), 20 milyon eurosu da iç katkı olmak üzere toplam 90 milyon euroluk fon kullanılacak yılı için ayrılan bu kaynak Elazığ-Malatya-Tunceli-Bingöl, Ağrı-Kars-Ardahan-Iğdır, Kayseri-Sivas-Yozgat ve Konya- Karaman illerindeki projelere harcanacak. Bu illerde küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ), tarım, turizm ve altyapı gibi alanlarındaki projeler fonlanacak. Bunun için projeyi uygulayacak belediyeler, il özel idareleri, döner sermayeli kuruluşlar ve birlikler gibi ilgili kuruluşlar Devlet Planlama Teşkilatı'na (DPT) başvuracak. Hibe Kullanımı da Mümkün Bölgesel gelişme projelerinde, uygun görülecek küçük ölçekli altyapı ve çevre projeleri için AB Katılım Öncesi Fonlarından hibe kullanımı imkanı da bulunuyor. Bu tür projeler için hibe kullanım miktarı her bir proje için asgari 100 bin Euro ve azami 2 milyon Euro olarak tahmin edilirken, bu rakam uygulayıcı kuruluşun sınırlı eş-finansman katkısını gerektiriyor. Yatırım programında yer alması gerekmeyen ancak doğal çevrenin korunması, geliştirilmesi ve yönetimi, kolektif tesislerin ve altyapının inşası ve kalitesinin artırılması, kültür ve turizm faaliyetlerinin geliştirilmesi gibi alanlarda bölgenin kalkınmasına katkı sağlayabileceği düşünülen küçük ölçekli altyapı ve çevre projeleri de DPT'ye iletecek. AB fonlarından 2006 yılında finanse edilecek bölgesel gelişme projeleri ise Artvin, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize ve Trabzon illerinde yürütülecek projeler olacak. İthalatı Taşıt Patlattı Petrol fiyatlarındaki tırmanışın cari açığı artıracağından endişe edilirken, yılın ilk yedi ayında ham petrole ödenen faturadaki büyümenin yüzde 23'te kaldığı, buna karşın otomotiv ve hava ulaşım araçları ithalatında patlama yaşandığı belirlendi. Devlet İstatistik Enstitüsü'nün (DİE) verilerine göre, yüzde 45.1 artışla temmuz sonunda 53.8 milyar dolara yükselen ithalatın tetikleyicisi taşıtlar ve lüks tüketim malları oldu. Ham petrol fiyatlarının 50 dolara yaklaşmasıyla yıllık ek maliyetin milyar dolara ulaşacağı tahmin edilen ham petrol ithalatı ilk yedi ayda yüzde 23.4'lük artış göstererek 3 milyar 305 milyon dolara ulaştı. İthalatın yüzde 11'ini kara taşıtları oluşturdu. Otomotiv sektörü ithalat rakamı ham petrole ödenen faturanın neredeyse iki katına yaklaştı yılının aynı döneminde 2 milyar 186 milyon dolar olan otomotiv ithalatı, bu yılın aynı döneminde ise yüzde oranında artışla 5 milyar 986 milyon dolara yükseldi. Bakanlar Kurulu, otomobil ithalatını daraltmak amacıyla mayıs sonunda aldığı bir kararla, hurda otomobillere uygulanan ÖTV indirimini 4.5 milyar liradan 2 milyar 250 milyon liraya düşürmüştü. Ancak, bu kararın otomobil ithalatına haziran ve Temmuz aylarında yansımadığı, haziran sonunda 4.9 milyar dolar seviyesinde olan otomobil ithalatının temmuzda da 1 milyar dolarlık artış gösterdiği belirlendi. Miktar olarak toplam ithalat içinde küçük bir payı bulunan hava taşıtları ithalatında da yüzde 998.1'lik artış yaşandı. Geçen yıl yedi aylık dönemde 90 milyon dolar olan uçak ve helikopter gibi hava taşıtları ithalatı bu yıl aynı dönemde 1 milyar dolar seviyesine yükseldi. Gemi, yat, kotra gibi deniz araçları ithalatı ise yüzde 161'lik artışla 75 milyon dolardan 196 milyon dolara sıçradı. İthalattaki tırmanışta, lüks tüketim mallarının da katkısı oldu. Bunlar arasında mobilya ithalatı göze çarpıyor. İthalattaki genel artış oranının üzerinde yüzde 62.5 oranında artan mobilya ithalatı 132 milyon dolardan 215 milyon dolara yükseldi. Cam ve cam eşya ithalatı yüzde 55.5'lik bir artışla 195 milyon dolara, ağaç ve ahşap eşya ithalatı da yüzde 67.2 artarak 308 milyon dolara erişti. Ayakkabı ithalatı yüzde 60.6 büyüyerek 162 milyon doların üzerine çıktı. Gıda ürünleri ithalatı da sıçrama gösteren kalemler arasında yer aldı. Sebze, meyve ve konserve gibi gıda ithalatı da yüzde 53.9 oranında arttı. Buna karşılık, sanayi hammaddesi ve ara mallarının büyük bir kısmında artış hızı genel ithalattaki artış hızı olan yüzde 45'in altında kaldı. Bankacılıkta Büyüme İvme Kazandı Kriz döneminde kapanan ve birleşen bankalar ile sektördeki genel küçülme eğilimi nedeniyle şube ve personel sayısını önemli ölçüde azaltan bankacılık sektöründe, şube sayısında geçen yıl başlayan büyüme trendi bu yılın ilk altı ayında da devam ederken çalışan sayısı da artmaya başladı. Sektörde bu yılın ilk altı ayında şube sayısında 48, çalışan sayısında ise 2 bin 401 kişilik artış yaşandı. Bankalar Birliği, haziran sonu itibariyle bankacılık sisteminde banka, şube ve personel bilgilerini açıkladı.

8 Bu yılın ilk yarısında bankacılık sektöründe faaliyet gösteren banka sayısı 49'a geriledi. Sektörde halen üçü kamu, 18'i özel sermayeli, 12'si yabancı sermayeli 2'si TMSF bünyesinde olmak üzere toplam 35 ticaret bankası, 14 kalkınma ve yatırım bankası faaliyet gösteriyor. Kamu bankaları dışındaki bankalar 2003 yılında başlattıkları şube sayılarını artırma politikalarını bu yılın ilk altı ayında da devam ettirdiler. Yılın ilk yarısında özel sermayeli mevduat bankalarının şube sayısı 60 artarak 3 bin 654'e yükseldi. Sektörde 2003 yılı sonunda 5 bin 966 olan şube sayısı haziran sonunda 6 bin 14'e çıktı. İlk Yarıda İstihdam 2 Bin Kişi Arttı Kriz döneminde çalışan sayısı 47 binden fazla azalan bankacılık sektörü bu yıl başından itibaren çalışan sayısını da artırmaya başladı. Sektörde 2003 sonunda 123 bin 249 olan çalışan sayısı bu yıl haziran sonunda 125 bin 650'ye çıktı. Bu gelişme de özel bankalar ve yabancı bankaların istihdamını artırmalarından kaynaklandı. İlk altı ayda kamu bankalarında çalışanların sayısı 750 kişi daha azalarak 37 bin 244'e kadar geriledi. Özel sermayeli bankalar ise istihdamlarını 3 bin 168 kişi genişleterek 73 bin 782 kişiye çıkardılar. Banka Şube Sayısı Altı Bini Buldu Türkiye genelinde 49 bankanın toplam 5 bin 975 adet şubesi bulunuyor. Türkiye'de faaliyet gösteren bankaların yurtdışında ise toplam 47 şubesi var. Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) en son verilerine göre, 3'ü kamu sermayeli ticaret, 18'i özel sermayeli ticaret, 2'si Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), 12'si yabancı, 14'ü mevduat kabul etmeyen yerli ve yabancı banka olmak üzere toplam 49 bankanın Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde şubesi bulunuyor. Türkiye'den Sermaye Çıkışı Azalıyor Türkiye'den yurtdışına sermaye çıkışı azalıyor. Türkiye'de yerleşik yatırımcıların geçen yıl 398 milyon dolar olan diğer ülkelere yaptığı direkt yatırım tutarı bu yılın ilk 6 ayı sonunda 87 milyon dolara kadar geriledi. Hazine Müsteşarlığı verilerine göre, 1997 yılından bu yana Türk yatırımcıların yurtdışında yaptığı yatırım tutarı ise 6 milyar 455 milyon doları buldu döneminde ise 2 milyar 140 milyon dolar ile Hollanda Türk yatırımcıların en fazla yatırım yaptığı ülke olurken, 1 milyar 41 milyon dolarlık yatırım ile Azerbaycan ikinci sırada, 524 milyon dolar ile de İngiltere üçüncü sırada bulunuyor. Bu yılın ilk 6 ayında en fazla sermaye ihraç edilen ülke 82 milyon dolar ile yine Hollanda oldu. 1.3 milyon dolar ile Kazakistan'a yapılan yatırımlar bu ülkeyi izlerken, 1.2 milyon dolar ile de İrlanda üçüncü sırada yer aldı. Sermaye İhracı Ekonomik Koşullara Bağlı Öte yandan, yetkililer, bu durumun, yurtdışı yatırımlar için getirilen kısıtlayıcı bir mevzuat düzenlemesinden kaynaklanmadığına işaret ederken, sermaye ihracının tamamen Türkiye'nin makro ekonomik koşullarına paralel bir seyir izlediğine dikkat çekiyor Kasım ve 2001 Şubat ayında yaşanan krizlerin, yabancı yatırımcıların Türkiye'ye yatırım yapma tercihlerini olumsuz yönde etkilerken, aynı zamanda Türkiye'deki yerleşiklerin söz konusu tercihlerine de negatif yönde yansıdığı hatırlatılıyor. Ülkedeki yatırım ortamına olan güvenilirliğin artırılmasına ilişkin ekonomik programların uygulanmasındaki kararlılığın, Türk yatırımcıların yurtdışı yerine Türkiye'de yatırım yapma tercihlerini olumlu yöne çevirdiği vurgulanıyor. Doğrudan yatırımların, ekonomik programların başarısına göre uzun vadede gözlemlenebilen sağlıklı makro ekonomik koşullardan etkilendiği ve aynı zamanda programların başarısının devamı için ülkeye kaynak girişinin artmasına veya kaynak çıkışının ülke lehine azalmasına yol açtığı kaydediliyor. Bu nedenle Türkiye'deki yerleşik kişilerce gerçekleştirilen sermaye ihraçlarına ilişkin olarak bu yılın ilk altı ayında gözlemlenen düşüşün, ülkedeki ekonomik istikrarın iyiye gitmesinin doğal bir sonucu olarak ortaya çıktığı ifade ediliyor.

9 Ekonomi Haberleri K. Strateji, İş Geliştirme Dış ticaret açığı büyüyor... Tüketim malı ithalatı artışını sürdürüyor... DİE'nin açıkladığı dış ticaret rakamları, Haziran ayında ihracat ve ithalat rakamlarının beklentiler doğrultusunda gerçekleştiğini gösterdi. Buna göre, Haziran ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre %33 artışla US$ 5,051 milyon, ithalat ise %47.5 oranında artışla US$ 8,446 milyon olarak gerçekleşti. Böylece dış ticaret açığı %75.8 artarak 3,395 milyon oldu. Yılın ilk yarısında ise ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre %31.8'lik artışla US$ 28,589 milyona, ithalat %47.3 artışla US$ 45,434 milyona yükselirken; dış ticaret açığı da %84 artarak 16,844 milyona ulaştı. 12 aylık toplamlarda ise ihracat US$ 54,158 milyon, ithalat US$ 83,936 milyon düzeyine çıktı. Haziran ayında gerçekleşen US$ 8.4 milyarlık ithalat ve US$ 5.1 milyarlık ihracat rakamları ile birlikte dış ticaret hacminde tarihi rekor seviyelere yaklaşılmış oldu. Haziran ayında dış ticaret açığında ise 2004 yılının zirvesine ulaşılırken; 2003 yılı Aralık ayında gerçekleşen US$ 3.6 milyarlık açık rakamı tarihi rekor seviye olarak kalmaya devam etti. Dış ticaret verileri mal grupları bazında incelendiğinde; son aylardaki trendin Haziran ayında da devam ettiği gözlenmektedir. Yılın ilk yarısında sermaye ve özellikle de tüketim malı ithalatındaki artış dikkat çekti. Bu dönemde sermaye malı ithalatı %84, tüketim malı ithalatı ise %108.8 oranında arttı. Ara malı ithalatı da hız kesmeyerek %32.2 oranında yükselirken, ara malları ithalatının toplam ithalat içindeki payı %74.9'dan %67.7'ye düştü. Bu düşüşte tüketim mallarının payının 4.1 puan, sermaye mallarının payının ise 3.6 puan artması etkili oldu. Böylece tüketim mallarının payı %14.1'e, sermaye mallarının payı ise %18.2'ye yükseldi. 12 aylık toplamlar içinde tüketim mallarının oranına bakıldığında Haziran ayı itibariyle bu oranın %12.96'ya ulaştığı görüldü. Söz konusu rakam Nisan 2001 rakamından sonra gerçekleşen en yüksek rakam oldu. Bu oran tarihinin en yüksek seviyesine (%13.37'ye) Kasım 2000'de yükselmişti. İhracat ve ithalat ürün bazında incelendiğinde ihracatta otomotiv, demir çelik ve elektrikli makinelerin payının arttığı, buna karşılık tekstil ürünlerinin payının azaldığı görüldü. Tekstil ürünlerinin ihracat içindeki payının azalıyor olması, sektörün dünya piyasalarında ucuz Uzak Doğu mallarıyla, bugünkü kur seviyelerinde rekabet etmekte zorlandığını gösteriyor. Otomotiv ve dayanıklı tüketim malı sektörlerindeki canlanma devam ederken, demir-çelik ihracatındaki artışın emtia fiyatlarındaki yükselişle bağlantılı olduğu görülüyor. İthalat tarafında ise en dikkat çekici gelişme ham petrol ithalatının toplam ithalat içindeki payının yılın ilk yarısında geçtiğimiz yıla göre 1 puan azalması oldu yılı ilk çeyreğinde ortalama Brent petrol fiyatı US$ 28.8 olurken bu yıl US$ 33.7'ye yükseldi. Ancak, ilk altı ayda petrol fiyatlarındaki ortalama US$ 5'lık artışa rağmen ham petrol ithalatının toplam içindeki payı azaldı. Bunun yanısıra otomotivin toplam ithalat içindeki payı yaklaşık 5 puan arttı. DİE'nin açıkladığı Haziran ayı ithalat miktar endeksinde ulaşım araçlarının geçen yılın aynı dönemine göre %266 oranında (en yüksek artışın gerçekleştiği kalem) artmış olması, tüketim ve sermaye malı ithali içinde otomotivin payının yüksek olduğuna işaret ediyor. TİM'in yayınladığı Temmuz ayı ihracat rakamlarına göre, Temmuz ayında ihracat geçtiğimiz yılın aynı ayına göre %33.9 oranında artarak US$ 5,674 milyon düzeyinde gerçekleşti. Böylece ihracatta aylık bazda Temmuz ayı itibariyle rekor kırıldı ve Ocak-Temmuz dönemindeki ihracat toplamı, geçen yılın aynı dönemine göre %35.3 artışla US$ 35,064 milyon oldu. İhracattaki en büyük katkının %67.4'lük artışla US$ 1.1 milyarlık otomotiv ihracatı olduğu görüldü. Buna göre ihracatın Temmuz ayında US$ 5.5 milyara yaklaşacağı öngörülüyor. 12 aylık dış ticaret rakamları incelendiğinde, hükümetin 2004 yılı tahminlerinin aşılacağına kesin gözüyle bakılıyor. Hükümetin US$ 51.5 milyarlık ihracat ve US$ 75 milyarlık ithalat tahmininin özellikle ithalat tarafında oldukça düşük kalacağı; ithalatın US$ 90 milyarı, ihracatın ise US$ 55 milyarı aşacağı tahmin ediliyor.

10 Haziran ayında US$ 3.4 milyara ulaşan dış ticaret açığının etkisiyle cari işlemler açığının US$ 1.1 milyar düzeyinde gerçekleşeceği; böylece de yılın ilk yarısında kümülatif cari açık rakamının US$ 10 milyara yaklaşacağı öngörülüyor. Yaz aylarında dış ticarette görülen yavaşlama ile birlikte aylık bazda cari işlemler açığının pozitif değerlerde gerçekleşmesi, ancak yılın son çeyreğinde cari işlemler açığının tekrar artmaya başlaması bekleniyor. Cari Açık Ocak-Mayıs Döneminde Tarihi Zirvesinde... Aşırı değerli TL'nin ve son 20 yılın en düşük seviyelerinde seyreden faiz oranlarının destek vardiği iç talep ile birlikte büyüyen cari açık, yüksek petrol fiyatları ve imalat sanayi üretiminde gözlemlenen yoğun ithal hammadde ve aramalı kullanımı ile ikinci çeyrekte ivmelenme gösterdi. Mayıs ayında US$ 1,580 milyon seviyesinde gerçekleşen cari açık, Ocak-Mayıs 04 döneminde US$ 8,881 milyona ulaştı. Cari açığın son 12 aydaki kümüle büyüklüğü ise Mayıs sonu itibarı ile tarihi rekor seviye olan US$ 11,286 milyona tırmandı. Bu şekilde, 12 aylık bazda cari açık rakamı 2001 yılının Ocak ayındaki US$ 10,323 milyonluk seviyeyi yaklaşık US$ 1 milyar kadar aşımış oldu. Haziran ayında US$ 8.7 milyar ile aylık bazda tarihi zirvesine ulaşacağı tahmin edilen ithalat rakamı, cari dengedeki ilk altı aylık açık düzeyini turizm gelirlerindeki patlamaya rağmen US$ 9.5 milyarın üzerine taşıyacak gibi görünüyor. US$ 3.1 milyar civarına oturan CİF bazlı dış ticaret açığının mevcut makroekonomik ortamda önemli bir daralma göstermesi beklenmiyor. Finansal piyasalardaki türbülansa rağmen ikinci çeyrekte de %10-11 bandındaki büyüme patikasını sürdüren GSMH'nın, üçüncü çeyrekte mevsimsel faktörlerin ötesinde bir yavaşlama gösterdiğine ilişkin henüz bir işaret yok. Rakamlar da iç talepteki hızlı artışı destekliyor. Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği verilerine göre, ilk üç ayda 950 bin adet beyaz eşya satılırken, ikinci çeyrekte bu rakam 1 milyon 342 bine yükseldi. İlk yarıdaki satışlar, g eç tiğimiz yılın ilk yarısın d a ki satışları ikiye katlamış durumda. B ireysel kredi faizlerinin yükseltilmesi ne ve binek olarak kullanılan ticari araçların ÖTV'si artırılmasına karşın, otomobil satışları ilk yarıda 3.7 kat artarak 235 bine çıktı. Taşıt kredileri nin ikinci çeyrekte düş üş göstermemesi, otomobil satışlarında mevsimsel yavaşlamanın haricinde belirgin bir soğumanın olma d ığını gösteriyor. Çok yoğun aramalı ve hammadde girdisi kullanan bu iki sektördeki satış ve üretim canlılığı, ithalatı ve dolayısıyla cari açığı körüklüyor. Tüm bunlara ek olarak, %84.5 ile tarihi rekor seviyeye tırmanan imalat sanayi kapasite kullanım oranı, imalat sanayiindeki hemen hemen tüm sektörlerin cari açıktaki ivmelenmeye katkı sağladığını ortaya koyuyor. Dolar kurunun mevcut seviyeleri, vergi oranları ve döviz kredisi faiz seviyeleri ithalat ve dolayısı ile cari dengedeki ivmelenmeyi yavaşlatacak seyir izlemiyor. Ekonomi çevreleri, mevsimsel yavaşlama ve turizm gelirleri ile cari dengede yaz aylarında iyileşme bekliyor. Ancak, US$ 40 seviyesine ulaşan Brent petrol varil fiyatının ham petrol ithalatında yol açtığı kabarık fatura, turizm gelirindeki rekor artışın önemli bir kısmını yutacak gibi görünüyor. Ham petrol fiyatlarındaki hızlı artış, ithalatta tüm yıl için US$ 2 milyarlık bir ek yük yaratmaktadır. Buna karşılık, turizm gelirlerinde US$ 5.5 milyarlık bir artış beklenmektedir. Ancak, turizm gelirlerindeki patlama, cari açıktaki artışı tam olarak dengeleyecek karakteristiğe sahip değildir. Makro aktivitedeki ısınma karşısında tedbir alınmazsa, yıl sonunda CİF bazlı dış ticaret açığı US$ 35 milyar (bavul ticareti, transit ticaret ve navlun-sigorta gelirleri hariç), cari açık ise en az US$ 12.5 milyar seviyesinde (GSMH'nın %4.5'i) gerçekleşebilecektir. Ödemeler dengesinin sermaye hareketleri tarafında ise doğrudan yatırımlardaki zayıflık devam ediyor. Doğrudan yatırımlar US$ 165 milyon ile sermaye hareketlerine kayda değer bir katkı yapmazken, portföy hareketleri yolu ile ekonomiye ilk beş ayda US$ 2.0 milyarlık bir döviz girişi oldu. Büyük bir kısmı Diğer Yatırım-Yükümlülükler sınıflaması altında ekonomiye giren dış sermaye ise Ocak-Mayıs döneminde US$ 5.9 milyar seviyesine ulaştı. Burada en büyük kalem, finans dışı sektörün gerçekleştirdiği US$ 2,516 milyonluk uzun vadeli net borçlanma oldu. Neticede, anılan dönemde ekonomiye net sermaye girişi US$ 7,767 milyon düzeyinde gerçekleşti. US$ 1,369 milyon tutarında IMF kredi geri ödemesinin

11 (net) yapıldığı Ocak-Mayıs döneminde, US$ 2,493 milyonluk kaynağı bilinmeyen döviz girişi, cari açık ve IMF kredi geri ödemeleri karşısında yetersiz kalan dış sermeye girişlerinin döviz rezervinde erime yaratmasına engel oldu. Bu şekilde, döviz rezerv seviyesi ilk beş ayda korundu. Kültür Sanat 12 Yaşındaki 'Seçkin' Piyanist 5 yaşından beri piyano eğitimi almakta olan Bilkent Sahne Sanatları Fakültesi Müzik Hazırlık İlkokulu 8.Sınıf piyano öğrencisi Eren Başbuğ, dünyanın pek çok ülkesinden çok sayıda müzisyenin katıldığı yarışmada tek Türk piyanist olarak yer aldı. 3 gün halk konserlerinde sahneye çıkan ve Schubert, Lizst, Haydn ve Scarlatti'den eserler seslendiren piyanist Başbuğ, dünyanın önemli müzik otoritelerinden oluşan Jüri tarafından 10 üzerinden 7.22 puan alarak Distinguished Musician (Seçkin Müzisyen) Ödülü ve Doğal Yetenek Özel Ödülü ile onurlandırıldı. Yetenekli piyanist bu başarılarıyla, 2005 yılında Fransız Guyanası'nda gerçekleştirilecek olan Genç Piyanistler Festivali'ne davet edildi. Mariah Carey Şarkı Çalmakla Suçlanıyor Mariah Carey'in çalıntı olduğu söylenen şarkılardan birini 1999 yılında Xscape grubu eşliğinde söylediği ve müzik listelerinde bir numaraya yerleşen "Thank God I Found You" isimli şarkı olduğu bildirildi. "Thank God I Found You" şarkısını besteleyenlerden Seth Swirsky, bu şarkının Warryn Campbell ile birlikte Xscape grubu için yaptıkları aşk şarkılarından sadece biri olduğunu belirterek, Carey'in söz konusu şarkıyı söylemek için kendilerinden izin almadığını ileri sürüyor. Pek çok çalıntı şarkı söylediği iddia edilen Carey'in, bunlar arasında bir limuzin şoförü olan Christopher Seletti tarafından yazılan "Hero" adlı bir şiirin de bulunduğu kaydediliyor. Arabasına binen R&B üyesi Sly Stone'a şiiri veren Seletti, bu şiirin daha sonra kendisinden izin alınmadan Carey'e verildiğini ve şarkı yapıldığını ileri sürüyor. Carey ise söz konusu şarkıyı Dustin Hoffman'ın "Hero" isimli filmi için kendisinin yaptığını iddia ediyor. Mariah Carey'in ayrıca "Can't Let Go" ve "Right Before My Eyes" isimli şarkıları yüzünden de başının belaya girdiği ve şarkıların kendilerine ait olduğunu savunan Sharon Taber ve Ron Gonzalez isimli şarkı sözü yazarlarına 1 milyon dolar vermek suretiyle uzlaşma yoluna gittiği kaydediliyor. Carey'in, Maurice White'ın "Emotions" isimli yapıtındaki "Best of My Love" isimli parçayı izin almaksızın yine "Emotions" ismiyle albüm yaptığı ve bu yüzden daha sonra White'a önemli bir miktarda para ödemek zorunda kaldığı ifade ediliyor. Carey ve bağlı olduğu müzik firmasının "Make It Happen" isimli şarkının önemli kısmını çaldıkları "I Want to Thank You" isimli şarkının yazarı Kevin McCord'a da yarım milyon dolarlık bir ödeme yapmak zorunda kaldığı kaydediliyor. Laura Branigan'dan Hazin Veda Branigan'ın menajeri John Bowers, sanatçının evinde uyurken öldüğünü söyledi. Branigan'ın resmi internet sitesinde sanatçının ölüm nedeni olarak beyin anevrizması gösterildi. Branigan, 1982 yılında kendisini üne kavuşturan 'Gloria' şarkısıyla platin plak almıştı. Şarkı 36 hafta pop listelerinin ilk sırasında yer almıştı. 'CHIPS' gibi bazı televizyon dizileriyle 'Mugsy's Girls' ve 'Backstage' filmlerde oynayan Branigan, aralarında 'Solitaire', 'Self Control' ve 'How Am I Supposed to Live Without You'nun da bulunduğu 7 albüm çıkardı. Branigan'ın şarkıları 'Flashdance' ve 'Ghostbusters' gibi gişe başarıları elde etmiş filmlerde kullanıldı. Çocukluğu New York'un Brewster bölgesinde geçen Branigan, 3 Temmuz 1957'de doğmuştu. Manhattan'daki Dramatik Sanatlar Akademisi'nde eğitim alan Branigan 1970'li yılların sonunda Kanadalı şarkıcı ve söz yazarı Leonard Cohen'in vokalisti olarak Avrupa turnesine çıktı, 1982 yılında ise Atlantik Plak'la ilk anlaşmasını imzaladı. Kitlelerin ilgisini, 1980'li yıllardaki başarısından sonra 1990'lı yıllarda kaybetmeye başlayan Branigan, Sahil Güvenlik dizisinin jenerik müziği için dizinin baş erkek oyuncusu David Hasselhoff ile 1994 yılında 'I Believe' parçasını seslendirdi. Branigan 1995 yılında 'Best of Branigan' albümünü çıkardı. Kocası Lawrence

12 Kruteck'in 1996 yılında ölmesinden sonra sanat dünyasından çekilen Branigan, 2001 yılında yeniden sahnelere döndü ve 2002 yılında Janis Joplin'in 'Love' adlı müzikalinde rol aldı. Çocuğu olmayan Branigan ailesiyle yaşıyordu. Kasap (Chopper) Bu film için 110 kiloya çıkarak tanınmaz hale gelen Hulk ve Troy'un başrol oyuncusu Eric Bana, Kasap rolünde çok etkileyici. Son derece dindar bir anneyle, geceleri dolu bir silahla uyumayı adet edinmiş asker eskisi bir babanın oğlu olan Kasap Read'in tek hayali, efsanevi bir suçlu olmaktır. Ama kader onu tuhaflıklarla dolu bir hayata sürükler. Filme adını veren Mark Brandon "Kasap" Read'in inanılmaz bir hayat hikayesi var. Melbourne'de uyuşturucu satıcılarını haraca kesen "Kasap", 16 yaşından itibaren hapse girip çıkmaya başlar. Kendisine otorite kuran babasından kurtulmak ve en iyi arkadaşı Jimmy Loughnan'a olan borcunu ödemek için, kurusıkı doldurulmuş bir tabancayla bir hakimi kaçırmaya teşebbüs eder. Sözde amacı, arkadaşının Melbourne Pentridge Hapishanesi'deki, adı çıkmış, yüksek güvenlikli H kovuşundan kurtulmasını sağlamaktır. Bu amaç uğruna, yani H kovuşundan kurtulmak için kendi kulaklarını bile kestirtir. Film bir biyografi olmasa da polis kayıtları, mahkeme tutanakları, gazete haberleri, mahkumlarla röportajlar, gardiyanlar ve Mark Chopper Read hakkında bilgiye ulaştırabilecek her türlü kaynaktan yararlanılarak psikopat suçlunun hayat hikayesini anlatıyor. En son Truva filminde izlediğimiz ve Hector karakteriyle gönülleri fetheden Eric Bana'yı kasap filminde tanımak oldukça zor. Bana kasap rolü için tam 110 kiloya çıkmış. Eric Bana rolüne ısınmak için iki gününü bir kasapla geçirmiş. Filmin diğer oyuncuları arasında Simon Lyndon, David Field, Daniel Wyllie ve Kate Beahan yer alıyor. Yönetmen koltuğunda ise Andrew Dominik var. MTV Ödül Törenine Siyaset Karıştı Müzik televizyonu MTV tarafından geleneksel olarak düzenlenen MTV Video Müzik Ödülleri'nin dağıtıldığı törende, yakınlaşan ABD başkanlık seçimlerinin "yansımaları" vardı. Başkan adaylarından John Kerry'nin kızları Alexandra ve Vanessa ile George W. Bush'un kızları Jenna ve Barbara babaları için oy istedi. Kerry'inn iki kızı Alexandra ve Vanessa babaları için oy istemesi salondaki bir çok seyircinin protestosuyla karşılaştı. Bush'un kızları da New York'tan canlı bağlantıyla katıldıkları törende özellikle gençleri oy vermeye çağırdı. Ardından MTV Video Müzik Ödülleri'ni kazananlar açıklandı. Bu yılın en iyileri şöyle: Yılın en iyi video klibi: Hey Ya! (OutKast) En iyi pop klibi : It's My Life (Do Doubt) En iyi kadın sanatçı videosu: Naughty Girl (Beyonce) En iyi erkek dans videosu: Yeah (Usher) En iyi rap video: 99 Problems (Jayz) En iyi rhytm and blues videosu: If I Ain't Got You (Alicia Keys) En iyi hi hop videosu: Hey Ya! (OutKast) En iyi rock videosu: Are You Gonna Be My Girl (Jet) Atakoğlu Konseri Tansaş İçin Milât Tansaş Genel Müdürü Servet Topaloğlu, Tansaş olarak UNIVERSIADE 2005 Üniversitelerarası Yaz Spor Oyunları'na kadar halk konserleri düzenleyeceklerini bildirdi. Servet Topaloğlu, Fahir Atakoğlu konseriyle bağlantılı olarak, "Bu Tansaş için bir milattır. Bundan sonra önümüzdeki yıl İzmir'de yapılacak olan UNIVERSIADE 2005 Oyunları'na kadar halk konserleri düzenleyeceğiz" dedi. Gündoğdu Meydanı'nda gerçekleştirilecek konserlerden ilkinin 9 Eylül'de yapılacağını ve Kenan Doğulu'nun katılacağını bildiren Topaloğlu, 18 Eylül'de Serdar Ortaç, 25 Eylül'deyse ise Mustafa Sandal'ın İzmirlilerle buluşacağını söyledi. UNIVERSIADE 2005 için Atakoğlu ile birlikte çalışarak, özel beste çalışması yapacaklarını ifade eden Topaloğlu, "Fahir Atakoğlu'nun konser için davet edilmesinin temelinde, kendisini uluslararası üne kavuşturan müzik alanındaki örnek başarıları olmuştur. Tansaş da kendi sektöründeki başarılarıyla öncüdür. Bu nedenle Tansaş markası ve Atakoğlu isminin birbirini tamamladığını ve yan yana çok yakıştığını düşünüyoruz. İşimiz sırf rekabetle mücadele olamaz, sosyal sorumluluk projelerimizi de

13 yapıyoruz. Bunun ilki İzmir konserleri Ağustos'a kadar yoğun şekilde sosyal aktiviteleri sürdüreceğiz" diye konuştu. Tansaş'ın Türkiye genelindeki 200 mağazasında bir katrilyon liranın üzerinde satış olduğunu belirten Topaloğlu, Tansaş'ın İzmir'e vefa borcu olduğunu vurgulayarak, "Tansaş, son yenilenmesiyle birlikte pazar payı kaybeden değil, pazar payı kazanmaya başlayan bir kurum haline geldi. Türkiye'nin en büyük 25. özel kuruluşuyuz. 5 bin bordrolu çalışanı, binlerce temizlik, güvenlik, nakliye hizmeti veren çalışanımız var. Tansaş doğduğu topraklara olan vefa borcunu, olimpiyat oyunlarından sonra dünyanın en büyük spor organizasyonu olan ve 2005'te İzmir'de düzenlenecek UNIVERSIADE Oyunları'nın ana sponsoru olarak ödeyecektir. Oyunlara 10 trilyon lira katkımız var. Duyduğumuz mutluluk ve coşkuya tüm İzmirlileri ortak etmek istiyoruz. Bunun için konserler düzenleyeceğiz" diye konuştu. Kendi sanat yaşamıyla ilgili bilgi veren Atakoğlu, "Şu anda bir tiyatro müziği yazıyorum. Yunan mitolojisiyle ilgili Dutarie Tiyatrosu'na müzikal yapacağım. Ayrıca yeni bir albüm hazırlığı içindeyim. Müziği çok seviyorum. Hep müziğimin dinlenmesini istemişimdir" dedi. Yaptığı müzikte samimiyeti yakalamaya çalıştığını kaydeden Atakoğlu, 1994'te yaptığı albümün hâlâ dinlenmesinden duyduğu memnuniyeti de dile getirdi. Carlos Fuentes'den Gerçek Bir Masal Carlos Fuentes, Meksika edebiyatının en önemli yazarlarından biri olarak kabul ediliyor. "Terra Nostra", "Artemio Cruz'un Ölümü", "Laura Diaz'lı Yıllar" gibi eserleri tıpkı Marquez'de ya da Allende'de olduğu gibi bir yandan kişilerin dramlarını anlatırken, diğer yandan Meksika'nın Güney Amerika'nın kaderinden bağımsız olmayan kanlı tarihine ışık tutuyor. Bu kanlı tarihi ele aldığı romanlarından biri de "Koca Gringo". Fuentes'in "Koca Gringo"su gerçek bir olaydan yola çıkılarak yaratılmış bir kurmaca. 1910'lu yıllarda Meksika'da Pancho Villa ve yandaşları devrim için harekete geçmişken, Amerikalı yazar ve gazeteci Ambrose Bierce bu karmaşada ortadan kaybolur. Fuentes de Ambrose Bierce'in öyküsünden yola çıkarak Pancho Villa, Meksika devrimi ve Amerika Birleşik Devletleri'ni içine alan bir öykü yaratır. Meksika'da yaşanan kanlı devrim sürecini ve devrimi yaşayanların devrime bakışını sorgularken, diğer yandan Amerika Birleşik Devletleri'nin Meksika'ya bakışını ve Meksika'nın da ABD'ye bakışını yansıtmaya çalışır. Pancho Villa'nın yanında devrime katılan General Tomas Arroyo, yaşlı Amerikalı yazar ve artık gençlik çağını geride bırakmakta olan Amerikalı Harriet Winslow arasındaki üçlü ilişki Fuentes'in bu karmaşık süreçleri kişiler aracılığıyla dile getirmesine olanak tanır. Diğer yandan burada söz konusu olan tek tek kişilerin dramıdır. Bu üç farklı insanı Meksika'da yıkık bir 'hacienda'da bir araya getiren ise alınyazıları, kişisel trajedileri ya da arayışları veya kaçışlarıdır. Harriet, kaybettiği ama özlediği bir babanın, yitmekte olan gençliğinin, yaşanmamışlığın peşinden Meksika'ya gelir, Arroyo ise adının ve mirasının peşindedir. Aslında onun olan ama asla sahip olamayacağı bir ad ve ancak devrim yoluyla elde edilebilecek bir toprağın peşinde Miranda'ların 'hacienda'sına geri dönmüştür, yaşlı gringo ise ölümün peşinde Meksika'ya kadar gelmiştir. Bu üç insan Miranda'ların 'hacienda'sında bir araya geldiklerinde Tomas ve Harriet birbirlerinde babaları tarafında terk edilmenin, ihanetin acısını bulurken ve yaşlı gringo bir baba figürü olarak her ikisini de sarmalarken, koca gringo da onlarda kaybettiği kızı ve oğullarını yaşatacaktır. Koca gringo Meksika'ya ölmeye gelmiştir. Villa tarafından kurşuna dizilmek, yakışıklı bir ceset olmak istemektedir. Bir bakıma Tomas da aynı şeyin peşindedir. Ona isimsiz ve topraksız bir köylü olduğunu unutturan devrimin peşinde şan ve şeref ile genç yaşta ölümü aramaktadır. Harriet'in payına ise, babasının anısının peşinde geldiği Meksika'da asla sahip olamayacağı bir aşk ve tekrar kaybedeceği bir baba düşecektir. Onlardan artakalan zamanı saklamak ve yaşatmak. Bu üç insan arasındaki, karmaşık içsel çatışmalarla yayılan ilişkinin arka planında Meksika gerçeği yürür, halkın çektiği acılar, kadınların ve erkeklerin yaşadığı sefalet, yaşama dair şeyleri yani tutkuları, istekleri, acıları bir gizlilik ve korku içinde yaşamanın utancı yürür. Büyük toprak sahipleri ve yerli halk arasındaki ilişki, Meksika ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişki açığa çıkar. 'Koca Gringo', Meksika devrimine ve bu devrimi yapan ve yaşayan insanlara dair lirik bir masal. Fuentes'in kişiler arasındaki konuşmaları verirken kullandığı dil, içsel çatışmaları ve olayları aktarış biçimi bir anlamda gerçekle hayalin birbirine karışmasına yol açıyor ve bu da düşsel, masalsı bir atmosfer yaratıyor. Kullanılan bu dil aynı zamanda felsefi açılımlara olanak tanıyor. İnsanın kendi kendisiyle, kendi varlığıyla yüzleştiği sırada benliğinin içinde yankısını bulan sorular, başka bir yerde

14 klişe kaçacak bu sorgulamalar Fuentes'de son derece doğal ve akıcı bir hâl alıyor. Yaşlı gringonun kendisine ve yaptıklarına dair sorgulamaları, diğer insanları gözlemleyişi, ölüm ve yaşama dair düşünceleri, Harriet'in babasına ve çocukluğunun geçtiği eve dair anıları, aşkı ve yaşamı sorgulayışı, Arroyo'nun geçmişine, onu kabul etmeyen babasına dair kini, Meksika halkına ve Amerikan halkına, büyük toprak sahiplerine ve köylülere dair görüşleri, adalet anlayışı, Arroyo'nun gringolara bakışı ve gringoların Arroyo'ya bakışı. Tüm bunlar hem felsefi hem de düşsel diyebileceğimiz bir ortam yaratırken, aynı zamanda kesinlikle gerçek olduklarına dair güçlü bir izlenim de bırakıyorlar. Fuentes bu açıdan gerçek bir masal yaratmayı ustalıkla başarıyor. Ancak Fuentes'in eserlerinde kullandığı bu dil nedeniyle, yazımın teknik boyutuna verdiği önem dolayısıyla eleştirildiğini de eklemek gerek. "Koca Gringo" da dahil olmak üzere "Diana, Yalnız Avlanan Tanrıça", "Laura Diaz'lı Yıllar", "Constancia" gibi eserlerinin okunamazlığından, zaten okuyucu tarafından da okunmadığından söz ediliyor. Ilan Stavans Times Literary Supplement'ta yaptığı eleştiride, Fuentes'in anlatım biçimini eleştirerek, okuyucunun hayal kırıklığı içinde Fuentes'in kitaplarını yarım bıraktığından bahsediyor. Fuentes'in bu kitabında aslında neyi anlattığı belirsiz olduğu gibi, mekânlar, kişiler, öyküler de birbirinin içine giriyor ve anlatım biçimi tamamıyla belirsiz bir hâl alıyor. "Koca Gringo"nun okunamayacak kadar belirsiz bir öyküye ve anlatım biçimine sahip olduğunu, yazarın teknik atraksiyonlar uğruna öyküyü feda ettiğini söylemek mümkün değil. Elbette anlatım biçimi karmaşık bulunacaktır, ama "Koca Gringo" özellikle kişiler arasındaki çatışmalar, içsel çatışmalar ve sorgulamalarıyla okuyucuyu öykünün içine çekerek okuduklarından hem zevk almasını hem de okuduklarını düşünmesini sağlıyor. Garanti den Kültür Sanat Platform'da bu ayın programı... Garanti Galeri'de bu ayın programı... Osmanlı Bankası'nın Bankalar Caddesi'ndeki eski genel müdürlük binasında kurulan Osmanlı Bankası Müzesi, 19 Aralık 2002'de açıldı. Bankanın zengin arşivinden yararlanılarak, binada bulunan kasa dairelerinin içinde ve etrafında düzenlenen müze, Osmanlı İmparatorluğu'nun merkez bankası, emisyon bankası ve hazinedarı olarak görev yapan Osmanlı Bankası'nın ve dönemin tarihine ışık tutuyor. Dünyanın sayılı finans tarihi müzeleri arasında yerini almayı hedefleyen müzenin kuruluş çalışmaları Osmanlı Bankası Arşiv ve Araştırma Merkezi tarafından yürütüldü. Müzenin projesi, Tarihbilimci Prof. Dr. Edhem Eldem, Mimar Prof. Dr. İhsan Bilgin ve Tasarımcı Bülent Erkmen'den oluşan ekibin koordinasyonunda 9 ay gibi kısa bir sürede hayata geçirildi. Her gün 10:00-18:00 saatleri arasında ziyaret edilebilen müzeye giriş, öğrenci, öğretmen ve 65 yaş üzeri ziyaretçileri için 1 YTL diğer ziyaretçiler için ise 3 YTL'dir.

15 Portre Heinrich Böll 1972 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi Heinrich Böll, 21 Aralık 1917'de Köln'de Viktor Böll'ün ikinci eşi Bayan Maria'dan, ailenin üçüncü çocuğu olarak doğdu. Savaş yılları olması sebebiyle, Böll ailesi, 1921'de, Köln- Raderberg'de, eski kentin güneyine taşındılar, ancak aile, 1930'un ilkbaharında, para sıkıntısından dolayı, evlerini satıp, yeniden Köln'ün güney semtine göç etmek zorunda kaldı. Heinrich Böll, 1924 yılında okula gitmeye başladı yılında da, Köln Hümanist Keiser-Wilhelm Gymnasium (lise) Devlet Okulu'na girdi yılında bu okulu bitirdi. Aynı yıl Bonn'da, kitap satıcısı olmak için, öğrenimine başladı ise de, bir yıl sonra bıraktı. Böll, 17 yaşlarında şiir yazmaya başladı. 19 yaşında Annemarie Cech'le tanıştılar ve 1942 yılında evlendiler. Böll, 1938 yılının sonbaharında çalışma kampına, bir yıl sonra da askere alındı. Piyade olarak, Doğu ve Batı Cephesi'ne gönderildi yılının Nisan ayından Eylül ayına kadar, İngilizlerin ve Amerikalıların elinde savaş esiri oldu. Savaş bitip Köln'e döndükten sonra, hem üniversite öğrenimini sürdürdü, hem de ağabeyinin marangozhanesinde çırak olarak çalıştı yıllarında üç oğlu, Raimund, Reni ve Vicent doğdu yılında, Böll'ün ilk kısa öyküsü Haberci, sonra ilk romanı Ademoğlu Neredeydin?, Ve O Hiç Bir Şey Demedi yayınlandı. Daha sonra, art arda öyküleri, romanları, tiyatro oyunları yayınlandı. Yapıtlarında, önceleri I. Dünya Savaşı'nı, özellikle de insanların nasıl savaştıklarını, savaşan yıkıntılarını ve acılarını anlatan Böll, daha sonraki yıllarda da Alman refah toplumunu eleştirdi. Alman ve Uluslararası PEN Derneği'nin başkanlığını da yapan Heinrich Böll, edebiyat yaşamına öykü yazarak başlamış ve öykücülüğü hep ön planda tutmuştur. İlk çalışmalarından en nitelikli yapıtlarına kadar, Böll'ün öykülerinde keskin gözlemcilik yeteneği, çağdaş ve eleştirel düşünce yapısı, alaycılığı, insancıl yaklaşımı kendini açıkça belli eder. Böll'ün eserleri yalnız Almanya içinde ve Alman dilini kullanan ülkelerde değil, bütün dünyada yüzyılımızın önde gelen klasikleri arasına girmiştir. Savaş sonrası Alman yurttaşlarının yaşadığı tedirginliği, savaş sonucu sakatların psikolojisini başarıyla edebiyata taşıyan Böll, uzun süren bir bronşit hastalığının ardından, 16 Temmuz 1985'de, 67 yaşında öldüğü günden bir gün sonra, Bonn'da, Bornheim /Merten'de aralarında yazarların, politikacıların, Devlet Başkanı Richard von Weizäcker'in de bulunduğu, büyük bir halk kitlesinin katıldığı törenle toprağa verildi. Heinrich Böll, özellikle savaşı ve savaş sonrası dönemi konu edindiği öyküleri, romanları ve oyunlarıyla ünlenmiştir. Savaşın başlamasıyla birlikte kendisi de piyade eri olarak çeşitli cephelerde savaşmış olan Heinrich Böll'ün eserlerinde bir yandan savaş tüm acımasızlığı ve anlamsızlığıyla gözler önüne serilirken, diğer yandan savaş sonrası dönem insanoğlunun yaşadığı bir başka savaş olarak ortaya konur. Heinrich Böll, savaşın ilk yıllarında kaleme aldığı ve daha sonra Solgun Köpek adı altında toplanan ilk öyküleri ve 1947 yılında yayımlanan ilk romanı Ademoğlu Neredeydin den itibaren insanı savaşın asıl anlamıyla ya da anlamsızlığıyla yüzleştirir. İlk Yılların Ekmeği, Babasız Evler, Trenin Tam Saatiydi, Fotoğrafta Kadın da Vardı adlı romanları, yoğun olarak savaşı ve savaş sonrası dönemi konu edindiği, savaş sonrası dönemde Almanya'daki insanların çektiği acıları ve açlığı, her şeye rağmen hayatta kalma mücadelelerini dile getirdiği romanlar olarak karşımıza çıkar. Ölümünden sonra terekesinde bulunan ve 1992 yılında Almanya'da yayımlanan Melek Sustu da, Böll'ün, savaş sonrasının Almanya'sında yaşanan gerçekleri ortaya koyduğu bir başka romanıdır. Diğer kitaplarında olduğu gibi, savaş ve ölüm karşısında yaşam en büyük çelişki olarak ortaya çıkar Melek Sustu da da. Asker kaçağı Hans, savaşın bitimine yakın doğduğu kente döndüğünde, yıkılmış bir kent, açlık ve sefalet içinde kıvranan insanlar, yaşamak için karaborsacılıktan hırsızlığa, hatta kanlarını satmaya kadar her şeyi yapanlar, kendilerine ve diğer insanlara yabancılaşmış insanlar bulacaktır.

16 Kente dönmesinin hemen ardından barış ilan edilmesine rağmen aslında savaş bitmemiştir, hayatta kalanlar için bir başka tür, en az diğeri kadar acımasız bir başka tür savaş söz konusudur: Yaşam savaşı! Açlığın yönlendirdiği bu savaşta insanlar ölür, insanlar aşağılanır, insan onuru ayaklar altına alınır. Karaborsacılık, hırsızlık, dolandırıcılık, güvensizlik, yabancılık savaş sonrası dönemin en somut gerçekleri olarak ortaya çıkar. Tüm insanları yönlendiren güdü aynıdır: Açlık! Böll, romanında her yönüyle açlığı anlatır: Sevgiye ve ilgiye, bir bakışa ve gülümsemeye duyulan açlık; inanmaya duyulan açlık; paraya ve daha çok paraya duyulan açlık; yaşama duyulan açlık; tüm bunların simgesi olan ekmeğe, yemek yemeye duyulan açlık. Öyle bir açlık ki, hoş bir zorunluluk değil, bir tür lanetlemedir artık. Hans ve Regina'nın birbirlerine duydukları aşk, ayakta kalmak, yaşama devam etmek için bir dayanak oluşturur. Diğer her şey anlamını yitirmiştir. Dürüstlük, onur, güven, inanç. Katolik inancın egemen olduğu bir çevrede yetişen Böll, kitapta Hıristiyan ahlakının ikiyüzlülüğünü gözler önüne serer. İnançlarında samimi olan papaz, Regina, Hans ve son anına kadar parasını insanlara yardım etmek için harcayan Elisabeth Gompertz'e rağmen aslında Hıristiyan ahlakı ikiyüzlüdür; yaşam savaşımı ahlakın önüne geçmiştir. Ama asıl olarak o çoktan çürümüştür; koyu Katolik Fisher bu çürümenin en belirgin örneği olarak karşımıza çıkar kitapta. Değerler sisteminin ters yüz edildiği ahlak anlayışı söz konusudur burada. Her şey karşıtını simgeler: İnanç inançsızlık, dürüstlük dolandırıcılık, merhamet acımasızlık. Tüm bu yönleriyle Böll'ün Melek Sustu'su, aslında umutsuz bir geleceği öngörür. Kurşunlara ya da bombalara hedef olmasalar da, aslında savaş insanların yaşamlarını almıştır. Bu yüzden, kaçarken yakalanan ve kurşuna dizilmek üzere olan Hans'a, Çavuş Willi Gompertz sorar: Ölmek istemiyorsun, değil mi? Hans yaşamı göze alır, ama Gompertz için yaşam bitmiştir. Bu yüzden o, Hans'ın yerine ölümü seçer. Çünkü yaşam, bir noktadan sonra ölümden daha fazla cesaret ister. Zaten Böll de kitabında tam olarak bunu anlatır. bir Bir Konu Bir Konuk Doğuş Otomotiv'i ve Piyasadaki Gelişmeleri Genel Müdürü Tanju Özenç'den Dinliyoruz. Kendinizden bahseder misiniz? Özenç: Ben üniversiteden mezun olduktan sonra 5 yıl devlette pazarlama uzmanı olarak çalıştım. Daha sonra 1975 yılında Ankara'da Renault'da görev yaptım. Orada Satış Şefliğinden başladık, Satış Müdürü, Şube Müdürü, Bölge Müdürü gibi görevlerde bulundum. Türkiye'de 1984 yılının sonunda ithalat serbest bırakıldı ve yabancı otomobil firmalarından distribütörlükler verilmeye başlandı. Borusan da bunların öncülerinden biridir sonunda distribütörlük aldı ve 1985 yılından itibaren faaliyete geçti. Ben de 1986 yılında Renault'dan ayrılarak Ankara'daki teşkilatı kurmak için görevlendirildim. Orada 1998 yılına kadar BMW'de Satış Müdürü, Bölge Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptım. Daha sonra oradan ayrılarak Doğuş'a geçtim. Doğuş'ta ilk görevim yine Ankara'da Genoto'nun yapılanması, Audi, VW, Seat showroom ve servislerinin açılmasıydı. Görevimi tamamladıktan sonra 2000 yılının 1 Temmuz'unda Audi ve Porsche'ye Genel Müdür olarak atandım. O günden bu yana da Doğuş Motor olarak çalışıyorduk. 19 Mart'taki birleşmeyle birlikte Doğuş Otomotiv'de Audi ve Porsche'den sorumlu Genel Müdür olarak görev yapıyorum. Türkiye'deki büyük distribütörlerin görevleri nelerdir? Özenç: Distribütörlük yapmak kolay iş değil. Yurt dışındaki üretici firmalar da zaten güçlü firmalarla iş birliği yapıyorlar. Ciddiyet isteyen bir iş. Burada otomobil satmakla kalmıyorsunuz; yedek parça hizmetini vermeniz ve Türkiye'nin 7 bölgesinde Sanayi Bakanlığı'nın öngördüğü şartlar dahilinde TSE standardına göre servis teşkilatları kurmanız gerekiyor. Serviste çalışan teknik elemanlar ve bayii teşkilatında çalışan satış elemanları var. Bunların eğitimleri yine distribütör firmaya düşüyor. Belirli periyotlarla Türkiye'nin her yerindeki servislerde çalışan mekanikerler olsun, elektrik teknisyenleri olsun, kaportacı, boyacılar olsun Gebze'de bulunan lojistik tesislerimizde eğitime tabi tutuluyorlar ve

17 sertifikalandırılıyorlar. Neticede müşterinin güvenerek aldığı otomobilin belirli periyotlarla bakımının yapılması ve bir kaza anında parçalarının bulunması görevi de bize düşüyor. DOD'tan bahseder misiniz? Özenç: DOD ayrı bir şirket. Biz teşkilatımızı kurduğumuz vakit bütün hizmetlerin bir arada verilmesini arzuluyoruz. Bu yaklaşık 4 sene önce yine Doğuş grubunun bir düşüncesi olarak Doğuş Oto Değerlendirme adıyla ikinci el oto satışlarını daha teknik, daha modern bir şekilde yapmak amacıyla kurulan bir şirketimizdi. Bütün bayii teşkilatımıza franchising verilerek belli standartlarda uygulamaya konuldu. Bundaki amaç, müşterilerin otomobillerini yenilemek istediklerinde eski otomobillerini güvenceyle belirli bir yere satması ve sonra da yeni otomobil alması idi. Türkiye' de 2. el otomobil satışlarında büyük sıkıntılar oluyordu. Eskiden kalan borçlar, vergiler, arabanın satıldıktan sonra devrinin yapılması gibi mal sahibine bir takım yükümlülükler getiriyordu. DOD'un kurulmasıyla bu işlemler güvenceyle ve daha modern bir şekilde yapılmaya başlandı. Daha sonra burası bizim ortak kuruluşumuz olan VDF'e devredildi, daha doğrusu satıldı. Şu anda Ataşehir civarında modern bir şekilde hizmete devam ediyorlar. VDF büyük şirketlerin araç filolarına da finansman sağlıyor mu? Özenç: Tabii VDF'in amacı o zaten. Şu anda VDF bizim distribütörü olduğumuz firmalara yani Audi, Porsche, VW ticari ve normal binek araçları, Seat, Skoda ve Scania kamyonlarını alan müşterilere bu hizmeti veriyor. Büyük bayilerde kendi elemanlarını bulunduruyorlar, küçük bayilerde de oradaki elemanlar vasıtasıyla bu hizmeti veriyorlar. Bütün kredi şartlarıyla ilgili bilgileri bayilik teşkilatlarına belirli periyotlarla aktarıyorlar. Amaç da zaten müşterinin daha kolay bir şekilde kredi imkanına sahip olması ve otomobilini alırken sıkıntı çekmemesi. Eğer her hangi bir probleminiz yoksa, internet aracılığıyla verdiğiniz şahsi bilgilerle en az yarım saat içinde hiçbir kefil olmadan tek bir imzayla otomobil kredisi alma imkanınız var. Bu da şu anlama geliyor; Showroom'dan içeri girdiğiniz anda satış temsilcisiyle otomobilin cinsini, rengini konuşuyorsunuz, kredinizi İnternet vasıtasıyla alıyorsunuz, vekaletinizi veriyorsunuz. Plaka işlemlerini onlar yapıyorlar ve ertesi gün akşam arabanızı plakalı olarak teslim alıyorsunuz. Herhangi bir yere gidip evrak tasdik ettirmenize gerek yok, kefil aramanıza gerek yok. Çok iyi bir şekilde hizmet veriliyor. Bunun yanı sıra VDF, geçtiğimiz seneden itibaren Doğuş Grubu dışındaki diğer markalara da hizmet vermeye başladı. Sektörün genel olarak beklentileri nelerdir bu sene? Özenç: Biz hep pozitif bakmaya çalışıyoruz yılından sonra yaklaşık 3 yıl süren büyük bir kriz yaşadık. Tabii 1975'den bu güne 29 yıllık süre içinde çok kriz atlattık. Ancak bu krizleri kısa dönemlerde geçiştiriyorduk. Son kriz geldiğinde de aynı şekilde 2-3 ay içinde geçer diye tahmin etmiştik ama bedeli çok ağır oldu. Geçen sene Ağustos-Eylül'den itibaren biraz düzelmeye başladı. Tabi bunda hükümetin tek parti olmasının da büyük yararı var. Dövizin uzun süre güvenle seyretmesi sonucu satışlarda bir artış oldu. Otomobil sektöründe plan yapmak kolay değil. Biz bir yıl öncesinden üretici firmalarla bir takım bağlantılar yapmak durumundayız. Bunun için de kendi bayi teşkilatımızla görüşüp Türkiye'deki pazar araştırmasını yaptıktan sonra adetleri tespit ederiz. Yine bir yıl öncesinden Almanya'ya gidip bu adetlerde otomobil siparişini vermek durumundayız. Tabi bu bazen pozitif, bazen negatif oluyor. Bundan evvelki yıllardan bir örnek vermek gerekirse, 2000 yılında pazarın çok iyi olması nedeniyle biz 2001 yılı için çok büyük adetler sipariş vermiştik. Fakat kriz nedeniyle birden terse döndü olaylar. Biz ikili görüşmelerle ve olayı iyi prezante ederek üretimin bir kısmını zor da olsa iptal ederek, bir kısmını da başka ülkelere aktararak krizi geçirmeyi başardık. Tabii bu tersine de oluyor bazen. Biraz konsevatif davranıp az sayıda sipariş veriyorsunuz, bu sefer Pazar iyi gidiyor. Bu sene yaşanan olaylar ilginç tabii. Biz geçtiğimiz sene pazarı tahmin ediyorduk. Burada bizim Pazar payımız % 1'dir. Yani 3000 civarındaki adetlerle planlarımızı yapmıştık. Sene başlarında piyasa biraz hareketlenince bütçemizi revize edip biraz daha yüksek adetlere çıkmaya başladık. Ama son gelen bir takım ekonomik tedbirler satış hızını frenlemeye başladı. Burada indirimin geri çekilmesi, ÖTV'nin artırılması otomobil satışlarını olumsuz etkileyen konular. Biz bütçeyi revize etmişken tekrar sıkıntılı bir durum oluştu. Bu sene 'lerden sonra yaklaşık 'ler tahmin ediliyordu. Alınan bu kararlardan sonra ne olur bilemiyorum. Bu nedenle bizim sektörde uzun vadeli plan yapmak çok zor. Frene bastığınızda, üç ayda tutuyor bizim frenimiz. Bir otomobilin imalat süreci, sipariş verdikten sonra 3 aydır. Onlar da haklı, stokta yedek parça bulundurarak üretim yapmıyorlar.

18 Bizden ve bütün dünyadaki distribütörlerden aldıkları bilgi çerçevesinde yan sanayie bilgileri aktarıp hangi gün ne marka, ne model otomobil üretilecekse onların aircondition'u, elektrikli koltuğu, açılır tavan gibi aksesuarlarını getirip otomobil imal ediyorlar. Dolayısıyla ikili ilişkilerinizin çok iyi olmasına rağmen frene bastığınız anda, o frenden sonra durulabilecek zaman 3 ay. Bu 3 ayda üretilen otomobil miktarını almak zorundasınız. Sektörünüz bürokratlarla nasıl diyalog kuruyor? Özenç: Biz ithal otomobilcilerin, Otomobil Distribütörleri Derneği var; ODD. Biz her ay toplanıyoruz Şirket Genel Müdürleri olarak ve bir takım sıkıntıları dile getiriyoruz. Çalışan alt komiteler ve komitelerin hazırladığı bir takım projeler var. Bu projeler Sanayi Bakanlığı'na iletiliyor. Ancak bu kadar entegre çalışmamıza rağmen bir takım şeyleri Hükümete kabul ettirmek tabii ki zor oluyor. Satışların biraz artması, gazetelerin biraz olumlu haber vermesi onları sıkıntıya sokuyor ve ithalat fazla oldu, otomobil satışı fazla oldu, bunu frenleyelim diyerek bir takım tedbirler alıyorlar; o da sektörü sıkıntıya sokuyor. Yeni hedeflerinizden bahseder misiniz? Özenç: Bizim sektörde oluşumuz 6,5 sene ve basamakları yavaş yavaş çıkmaya çalışıyoruz. Diğer markalardan bir Mercedes yaklaşık 50 yıldan fazla Türkiye'de. BMW de 1984'den bu yana 20. yılını doldurdu. Biz lüks segmentte 3. sırada geliyorduk. Geçen sene Ağustos ayında pazarın biraz düzelmesiyle biz öne geçmeye, birinci sıraya oturmaya başladık. Bu da bizim için olumlu bir motivasyon oldu. Çünkü ilk başladığımız senelerde 4 tane BMW'ye karşılık bir tane Audi satıyorduk. Daha sonra bu üçe düştü, ikiye düştü ve derken şimdi biz yaklaşık 2 Audi satıyoruz, rakibimiz bir BMW satıyor. Bu 6-7 aylık performans inşallah bundan sonra da böyle giderse basamaklara sağlam basarak ilerlemeye devam edeceğiz. Porsche de yaklaşık 4-5 seneden beri az adetlerde satılıyordu. Geçtiğimiz sene ilk defa 100'e yakın bir rakama ulaşınca Etiler'de bir Porsche Merkezi kurduk. Bu da artık Avrupa standartlarında bir distribütörün sattığı adetlere ulaştığımızı gösteriyor. Önceden adet satılıyordu. Cayenne modelinin çıkmasından sonra satışlar bir hayli arttı. Bu sene 150 üzerinde bir satış adedi hedefliyoruz. Kısa bir süre sonra Bursa, Ankara daha sonra Antalya, İzmir gibi şehirlerde de bayilik teşkilatını kurmaya başlayacağız.

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 17 Ağustos 2015, Sayı: 23 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015 Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 215 BÜYÜME DÜŞMEYE DEVAM EDİYOR Zümrüt İmamoğlu* ve Barış Soybilgen ** 13 Nisan 215 Yönetici Özeti Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Üretim Endeksi (SÜE)

Detaylı

13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Aralık ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi olan -7,5 Milyar doların üzerinde -8,322 milyar dolar olarak geldi. 2013 yılı cari işlemler açığı bir önceki yıla göre

Detaylı

12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Ocak ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi olan -5,2 Milyar doların altında -4,88 milyar dolar olarak geldi. Ocak ayında dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre

Detaylı

SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv. Beyaz Eşya. İnşaat. Turizm. Enerji. Diğer Göstergeler. Sektörel Gelişmeler /Ağustos 2013 1

SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv. Beyaz Eşya. İnşaat. Turizm. Enerji. Diğer Göstergeler. Sektörel Gelişmeler /Ağustos 2013 1 SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv Otomotiv İç Satışlarda Hızlı Artış Temmuz Ayında Devam Ediyor. Beyaz Eşya Beyaz Eşya İç Satışlarda Artış Temmuz Ayında Hızlandı. İnşaat Reel Konut Fiyat Endeksinde

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 33 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya 1 DenizBank Ekonomi Bülteni

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM 2013 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,8 oranında büyüyen ABD ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 3,6 oranında büyümüştür. ABD de 6 Aralık 2013 te

Detaylı

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU Temmuz ayı içerisinde Dünya Bankası Türkiye

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm Çin Ekonomisi Nisan-Haziran döneminde bir önceki yılın aynı

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 08 Haziran 2015, Sayı: 14. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 08 Haziran 2015, Sayı: 14. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 14 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya Çağlar Kuzlukluoğlu 1

Detaylı

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti TEPAV Değerlendirme Notu Şubat 2011 Cari işlemler açığında neler oluyor? Ekonomide gözlemlenen

Detaylı

EKONOMİK GÖSTERGELER

EKONOMİK GÖSTERGELER EKONOMİK GÖSTERGELER 1. özel SEKTÖRÜN YURTDIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİLER 2. HANE HALKI İŞGÜCÜ İSTATİSTİKLERİ 3. KISA VADELİ DIŞ BORÇLARIN GELİŞİMİ 4. SANAYİ ÜRETİM ENDEKSİ Dr. Adem KORKMAZ 1. ÖZEL SEKTÖRÜN

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 29 Haziran 2015, Sayı: 17. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 29 Haziran 2015, Sayı: 17. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 17 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu)

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu) ZİRAAT BANKASI 2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI (40 Test Sorusu) 1 ) Aşağıdakilerden hangisi bir kredi derecelendirme kuruluşudur? A ) FED B ) IMF C ) World Bank D ) Moody's E ) Bank

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 06 Temmuz 2015, Sayı: 18. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 06 Temmuz 2015, Sayı: 18. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 18 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Ekim ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi 2,9 Milyar dolar eksiyken, veri beklentilere paralel 2,89 milyar dolar açık olarak geldi. Ocak-Ekim arasındaki 2013 cari

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 14 Aralık 2015, Sayı: 39. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 14 Aralık 2015, Sayı: 39. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 14 Aralık 2015, Sayı: 39 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ

YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ 2014 OCAK SEKTÖREL YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ Nurel KILIÇ Yurtdışı müteahhitlik hizmetleri sektörü, ekonomiye döviz girdisi, yurt dışında istihdam imkanları, teknoloji transferi ve lojistikten ihracata

Detaylı

İTKİB Genel Sekreterliği AR&GE ve Mevzuat Şubesi

İTKİB Genel Sekreterliği AR&GE ve Mevzuat Şubesi HALI SEKTÖRÜ 2014 EYLÜL AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU İİTKİİB GENEL SEKRETERLİİĞİİ AR & GE VE MEVZUAT ŞUBESİİ EKİİM 2014 1 2014 YILI EYLÜL AYINDA HALI SEKTÖRÜ İHRACATININ DEĞERLENDİRMESİ Ülkemizin halı ihracatı

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM ABD Merkez Bankası FED, 18 Aralık tarihinde tahvil alım programında azaltıma giderek toplam tahvil alım miktarını 85 milyar dolardan 75 milyar

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 01 Aralık 2014, Sayı: 48. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 01 Aralık 2014, Sayı: 48. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 48 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ercan Ergüzel Ezgi Gülbaş Ali Can Duran 1 DenizBank

Detaylı

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU 20 Ekim Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU Türkiye nin yurtdışı yükümlülükleri azaldı Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Ağustos ayı sonu itibariyle geçerli olan uluslararası yatırım pozisyonu

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Gruplara Yönelik Gelir Amaçlı Kamu Borçlanma Araçları

Detaylı

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 13 Ağustos Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı ikinci çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Detaylı

Basın Bülteni Release

Basın Bülteni Release Basın Bülteni Release BASF, ikinci çeyrekte satış hacmini artırdı 26 Temmuz 2014 BASF, 2014 yılı ikinci çeyreğinde satışlarını yüzde 1 artırarak 18,5 milyar avroya çıkardı. Şirketin faiz ve vergi öncesi

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 24 Ağustos 2015, Sayı: 24. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 24 Ağustos 2015, Sayı: 24. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 24 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

HAFTALIK BÜLTEN 31 AĞUSTOS 2015 4 EYLÜL 2015

HAFTALIK BÜLTEN 31 AĞUSTOS 2015 4 EYLÜL 2015 31 AĞUSTOS 2015 4 EYLÜL 2015 HAFTANIN ÖZETİ Piyasalar yoğun bir haftayı geride bırakırken haftanın öne çıkan konuları; Avrupa Merkez Bankası nın (AMB) toplantısı, hafta sonu Ankara da toplanan G-20 Maliye

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 i Bu sayıda; Ağustos Ayı Dış Ticaret Verileri, 2013 2. Çeyrek dış borç verileri değerlendirilmiştir. i 1 İhracatta Olağanüstü Yavaşlama

Detaylı

Türkiye nin TL cinsinden yatırım yapma açısından

Türkiye nin TL cinsinden yatırım yapma açısından 1 16-30 Eylül 2011 Sayı: 21 MÜSİAD Araştırmalar ve Yayın Komisyonu GÜNCEL EKO-YORUM: TÜRKİYE NİN KREDİ NOTU NİHAYET ARTIRILDI Türkiye nin TL cinsinden yatırım yapma açısından kredi notu, 20 Eylül de S&P

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 10 Ağustos 2015, Sayı: 22. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 10 Ağustos 2015, Sayı: 22. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 22 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Hollanda ya ihracat yapan 361 firma bulunmaktadır. 30.06.2015 tarihi itibariyle Ekonomi Bakanlığı

Detaylı

HAFTALIK BÜLTEN 28 ARALIK 2015 01 OCAK 2016

HAFTALIK BÜLTEN 28 ARALIK 2015 01 OCAK 2016 28 ARALIK 2015 01 OCAK 2016 HAFTANIN ÖZETİ ABD'de Noel tatilinin sonrasında geçtiğimiz hafta da yılsonu işlemleri nedeniyle yatay bantta dalgalı bir seyir izlendi. Avrupa piyasalarının, Noel tatilini yılbaşı

Detaylı

DÜNYA DA BU HAFTA 14 18 ARALIK 2015

DÜNYA DA BU HAFTA 14 18 ARALIK 2015 DÜNYA DA BU HAFTA 14 18 ARALIK 2015 AVRUPA'DA İNŞAAT ÜRETİMİ EKİMDE ARTTI Euro Bölgesinde inşaat üretimi yıllık yüzde 1,1 artış kaydetti Euro Bölgesinde inşaat üretimi ekim ayında aylık bazda yüzde 0,5,

Detaylı

Berlin Ekonomi Müşavirliği Verilerle Türkiye-Almanya Ekonomik İlişkiler Notu VERİLERLE TÜRKİYE-ALMANYA EKONOMİK İLİŞKİLERİ BİLGİ NOTU

Berlin Ekonomi Müşavirliği Verilerle Türkiye-Almanya Ekonomik İlişkiler Notu VERİLERLE TÜRKİYE-ALMANYA EKONOMİK İLİŞKİLERİ BİLGİ NOTU VERİLERLE TÜRKİYE-ALMANYA EKONOMİK İLİŞKİLERİ BİLGİ NOTU Berlin Ekonomi Müşavirliği Temmuz 2011 1 İÇİNDEKİLER Yönetici Özeti...3 1. Almanya dan Türkiye ye Doğrudan Yatırım Hareketleri...4 2. Türkiye den

Detaylı

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:1

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:1 EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:1 Bu sayıda; Ağustos ayı Enflasyon Gelişmeleri, Merkez Bankasının banka ekonomistleri ile gerçekleştirdiği toplantı ve Temmuz ayı sanayi

Detaylı

TÜRKİYE EKONOMİSİ MAKRO EKONOMİK GÖSTERGELER. (Temmuz 2015)

TÜRKİYE EKONOMİSİ MAKRO EKONOMİK GÖSTERGELER. (Temmuz 2015) TÜRKİYE EKONOMİSİ MAKRO EKONOMİK GÖSTERGELER (Temmuz 2015) İstihdam (Mart 2015) Sigortalı ücretli sayısı Mart 2015 de geçen yılın aynı dönemine göre %4,9 artarak; 13 milyon 328 bin olmuştur. Yaz mevsiminin

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 27 Temmuz 2015, Sayı: 20. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 27 Temmuz 2015, Sayı: 20. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 20 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek 31.03.2014 YATIRIMSIZ BÜYÜME Seyfettin Gürsel*, Zümrüt İmamoğlu, ve Barış Soybilgen Yönetici Özeti TÜİK'in bugün açıkladığı rakamlara göre Türkiye ekonomisi 2013

Detaylı

AB Krizi ve TCMB Para Politikası

AB Krizi ve TCMB Para Politikası AB Krizi ve TCMB Para Politikası Erdem Başçı Başkan 28 Haziran 2012 Stratejik Düşünce Enstitüsü, Ankara Sunum Planı I. Küresel Ekonomik Gelişmeler II. Yeni Politika Çerçevesi III. Dengelenme IV. Büyüme

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 22 Haziran 2015, Sayı: 16. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 22 Haziran 2015, Sayı: 16. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 16 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 1 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi Kamuoyuna Galatasaray'la yaptığı ortaklıkla gelen American Finans kuruluşu AIG'nin Türkiye Genel Müdürü Paolo Zapparoli,

Detaylı

Makro Veri. Cari açık yeni rekorda. Tablo 1: Cari Denge (milyon $) -month,

Makro Veri. Cari açık yeni rekorda. Tablo 1: Cari Denge (milyon $) -month, Makro Veri Ödemeler Dengesi: Cari açık yeni rekorda İbrahim Aksoy Ekonomist Tel: +90 212 334 91 04 E-mail: iaksoy@sekeryatirim.com.tr Cari denge Aralık ta 7,5 milyar $ rekor açık verirken, rakam, piyasa

Detaylı

Abdi İpekçi Caddesi No : 57, Reasürans Han, E Blok 7.Kat Harbiye İstanbul Tel : +90 (212) 315 10 70

Abdi İpekçi Caddesi No : 57, Reasürans Han, E Blok 7.Kat Harbiye İstanbul Tel : +90 (212) 315 10 70 GÜNLÜK EKONOMİ TAKVİMİ SAAT ÜLKE VERİ ÖNEM BEKLENEN ÖNCEKİ 08:45 CHF İşsizlik (Mevsimsel Olarak Ayarlanmamış) (Eyl) ORTA 3,3% 3,2% 08:45 CHF İşsizlik (Mevsimsel Olarak Ayarlanmış) (Eyl) ORTA 3,4% 3,3%

Detaylı

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI (2015) GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İran ın nükleer programı üzerine dünya güçleri diye

Detaylı

Bankacılık sektörü. 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri

Bankacılık sektörü. 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri Bankacılık sektörü 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri Şubat 2012 İçerik Bankacılık sektörünü etkileyen gelişmeler ve yansımalar 2012 yılına ilişkin beklentiler Gündemdeki başlıca konular 2

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş. Gelir Amaçlı Esnek Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2008-31.12.2008 dönemine ilişkin

Detaylı

2015 NİSAN-HAZİRAN DÖNEMİ BANKA KREDİLERİ EĞİLİM ANKETİ

2015 NİSAN-HAZİRAN DÖNEMİ BANKA KREDİLERİ EĞİLİM ANKETİ 21 NİSAN-HAZİRAN DÖNEMİ BANKA KREDİLERİ EĞİLİM ANKETİ 1 Temmuz 21 Banka Kredileri Eğilim Anketi nin 21 yılı ikinci çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından 1 Temmuz 21 tarihinde

Detaylı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 5 Eylül 2006

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 5 Eylül 2006 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Eylül 2 ÖZET Ağustos ayında yıllık enflasyon, yüzde 1,2 olarak gerçekleşmiş ve önceki raporlarımızdaki öngörülerimizle tutarlı bir seyir izlemiştir. Aylık tüketici fiyat

Detaylı

TOPLUMSAL RAPORLAR YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor

TOPLUMSAL RAPORLAR YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor TOPLUMSAL RAPORLAR 15 YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor 10 yıllık dönemler itibariyle teşvik sisteminin istihdama etkisi Yıllık Yıllık Yıllık Yıl

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MART 2016 (SAYI: 85) GENEL DEĞERLENDİRME 31.03.2016 Ekonomi ve İşgücü Piyasası Reformlarına Öncelik Verilmeli Gelişmiş ülkelerin çoğunda ve yükselen ekonomilerde büyüme sorunu

Detaylı

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ. Dr.Süleyman Yaşar. 17 Nisan 2011

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ. Dr.Süleyman Yaşar. 17 Nisan 2011 TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ Dr.Süleyman Yaşar 17 Nisan 2011 AMERİKAN MALİ KRİZİNİN Düşük faiz politikası (2002-5) NEDENLERİ Risklerin önemsenmemesi Hesap

Detaylı

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU 14 Ekim Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU Cari açıkta düşüş Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nın (TCMB) açıkladığı Ağustos ayı ödemeler dengesi rakamlarına göre cari işlemler açığı, bir önceki

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 i Bu sayıda; Kısa vadeli Dış Borç Stoku, Merkez Bankası Net Döviz Pozisyonu rakamları Uluslararası Yatırım Pozisyonu, Ve İmalat Sanayi

Detaylı

Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı

Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı - Ekonomik krizin şiddeti devam ederken, krize borçlu yakalanan aileler, bu dönemde artan işsizliğin de etkisi ile

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER ABD de işsizlik başvuruları ve imalat sektörü PMI beklentilerin üzerinde gelirken, ikinci el konut satışlarında 4 aylık aradan sonra ilk kez artış yaşandı

Detaylı

11-16 ŞUBAT DEMİR CEVHERİ PİYASA FİYATLARI

11-16 ŞUBAT DEMİR CEVHERİ PİYASA FİYATLARI 11-16 ŞUBAT DEMİR CEVHERİ PİYASA FİYATLARI MADEN DERECE MENŞEİ CFR(USD/MT) DEMİR %65 TÜRKİYE 152-154 DEMİR %60/59 TÜRKİYE 131-133 DEMİR %55/54 TÜRKİYE 112-114 11-16 ŞUBAT CEVHERİ PİYASA FİYATLARI MADEN

Detaylı

HAFTALIK BÜLTEN 26 EKİM 2015 30 EKİM 2015

HAFTALIK BÜLTEN 26 EKİM 2015 30 EKİM 2015 26 EKİM 2015 30 EKİM 2015 HAFTANIN ÖZETİ Küresel piyasalar geçtiğimiz hafta Merkez Bankalarının aldığı kararlar ile yön buldu. Hafta başında Japonya Merkez Bankası ndan gelecek verilere odaklanan piyasalar

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 03 Ağustos 2015, Sayı: 21. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 03 Ağustos 2015, Sayı: 21. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 21 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

Enflasyon arttı, ihracat yavaşlıyor

Enflasyon arttı, ihracat yavaşlıyor AYLIK RAPOR Enflasyon arttı, ihracat yavaşlıyor İlk dört ayda enflasyon MB nin sene sonu hedefine yaklaştı. İhracatta düşüş sürüyor. EKONOMİK VE SEKTÖREL GELİŞMELER Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 12 Ocak 2015, Sayı: 02. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 12 Ocak 2015, Sayı: 02. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 02 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ercan Ergüzel Ezgi Gülbaş Ali Can Duran 1 DenizBank

Detaylı

İhracat azaldı, Merkez Bankası faiz indirdi

İhracat azaldı, Merkez Bankası faiz indirdi AYLIK RAPOR İhracat azaldı, Merkez Bankası faiz indirdi Ocak ayında başlıca pazarlara ihracat geriledi, enflasyonda gerileme beklentisi ile Merkez Bankası politika faizini indirdi. EKONOMİK VE SEKTÖREL

Detaylı

TÜRKİYE DE BU HAFTA 7 11 EYLÜL 2015

TÜRKİYE DE BU HAFTA 7 11 EYLÜL 2015 TÜRKİYE DE BU HAFTA 7 11 EYLÜL 2015 PERAKENDE SATIŞ HACMİ ARTTI Perakende satış hacmi, temmuzda aylık bazda yüzde 1,3, yıllık bazda ise yüzde 7,1 arttı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayına ilişkin

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ

Detaylı

TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ 2015 YILI ŞUBAT AYI İHRACAT PERFORMANSI. Genel ve Sanayi İhracatında Tekstil ve Hammaddeleri Sektörünün Payı

TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ 2015 YILI ŞUBAT AYI İHRACAT PERFORMANSI. Genel ve Sanayi İhracatında Tekstil ve Hammaddeleri Sektörünün Payı Mart 2015 Tekstil ve Hammaddeleri Sektörü 2015 Yılı Şubat Ayı İhracat Bilgi Notu Tekstil, Deri ve Halı Şubesi İTKİB Genel Sekreterliği 03/2015 TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ 2015 YILI ŞUBAT AYI İHRACAT

Detaylı

Ekonomik Ticari Gelişmeler

Ekonomik Ticari Gelişmeler Ekonomik Ticari Gelişmeler 3 Mayıs 2011 1 / 24 İçindekiler Giriş Sektör Haberleri Ülkelere Göre Çıkış Sayıları Haftalık Makroekonomik Gelişmeler 2 / 24 Yükselen Değerler Mart ayında İmalat Sanayi Genelinde

Detaylı

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR -1- 109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR Yabancıların, 8 Haziran itibariyle Türkiye de 53 milyar 130 milyon dolarlık hisse senedi, 38 milyar 398 milyon dolar devlet iç borçlanma senedi (DİBS) ve 407

Detaylı

AYDIN TİCARET BORSASI

AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN COMMODITY EXCHANGE HAZİRAN 2015 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ Ata Mahallesi Denizli Bulv. No:18 09010 AYDIN Tel: +90 256 211 50 00 +90 256 211 61 45 Faks:+90 256 211

Detaylı

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU 26 Ekim Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU İsviçre Merkez Bankası negatif faize devam edecek İsviçre Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Fritz Zurbruegg, "Faiz oranlarını para politikası bunu gerektirdiği

Detaylı

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU 23 Ekim Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU Almanya sanayi üretimi endeksi beklenenin altında kaldı Almanya da bugün açıklanan PMI İmalat Sanayi Endeksi, küresel ekonomik daralmanın ülke ekonomisine

Detaylı

Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi

Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi 2015 YILI

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1-Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak geride bıraktı.

Detaylı

2015 MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 14 Temmuz Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı Mayıs verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından

Detaylı

Sayı: 2010 27 31 Mayıs 2010. PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 18 Mayıs 2010

Sayı: 2010 27 31 Mayıs 2010. PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 18 Mayıs 2010 Sayı: 2010 27 31 Mayıs 2010 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 18 Mayıs 2010 Enflasyon Gelişmeleri 1. Nisan ayında tüketici fiyat endeksi yüzde 0,60 oranında yükselmiş ve yıllık enflasyon

Detaylı

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI BİRİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI BİRİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI BİRİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU DÖNEM İÇERİSİNDE BANKANIN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Dönem içerisinde Bankamız ortaklık yapısında değişiklik

Detaylı

TÜRKİYE EKONOMİSİ MAKRO EKONOMİK GÖSTERGELER. (Ağustos 2015)

TÜRKİYE EKONOMİSİ MAKRO EKONOMİK GÖSTERGELER. (Ağustos 2015) TÜRKİYE EKONOMİSİ MAKRO EKONOMİK GÖSTERGELER (Ağustos 2015) TEPAV Perakende Güven Endeksi-TEPE (02.09.2015) TEPE, Ağustos ayında bir önceki aya göre artarken, geçen yılın aynı dönemine göre azaldı. Önümüzdeki

Detaylı

HAFTALIK BÜLTEN 03 AĞUSTOS 2015 07 AĞUSTOS 2015

HAFTALIK BÜLTEN 03 AĞUSTOS 2015 07 AĞUSTOS 2015 03 AĞUSTOS 2015 07 AĞUSTOS 2015 HAFTANIN ÖZETİ Geçtiğimiz hafta piyasaların yönünde yurtdışında ve Amerika da açıklanan şirket bilançoları etkiliydi. Beklentilerden kötü gelen bilançolar borsalarda düşüşe

Detaylı

Günlük Bülten 10 Nisan 2012

Günlük Bülten 10 Nisan 2012 Bülten 10 an 20 Hazine Yönetimi /Aktif Pasif Yönetimi ve Ekonomik ştırmalar PİYASALAR Döviz Piyasası USD/TL kuru Pazartesi gününe 1,7950 seviyesinden başladı. Gün içinde yatay bir seyir izleyen kur günü

Detaylı

5 milyon kişi online ticarete 31 milyar lira harcıyor

5 milyon kişi online ticarete 31 milyar lira harcıyor Tarih: 06.10.2013 Sayı: 2013/16 Türkiye de e-ticaret Raporu na göre online alışveriş beş yılda 3 e katlandı 5 milyon kişi online ticarete 31 milyar lira harcıyor İSMMMO nun Türkiye de e-ticaret adlı raporuna

Detaylı

Borsa Istanbul Faiz Döviz

Borsa Istanbul Faiz Döviz Ekim 2015 Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık bazda %1,55, bir önceki yılın Aralık ayına göre %7,86, bir önceki yılın aynı ayına göre %7,58 ve on iki aylık ortalamalara göre %7,69 artış gerçekleşti. Ana

Detaylı

HALI SEKTÖRÜ 2015 ŞUBAT AYI İHRACAT PERFORMANSI

HALI SEKTÖRÜ 2015 ŞUBAT AYI İHRACAT PERFORMANSI 2015 HALI SEKTÖRÜ Şubat Ayı İhracat Bilgi Notu Tekstil, Deri ve Halı Şubesi İTKİB Genel Sekreterliği 03/2015 Page 1 HALI SEKTÖRÜ 2015 ŞUBAT AYI İHRACAT PERFORMANSI Ülkemizin halı ihracatı 2014 yılını %

Detaylı

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU 08 Ekim Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU Sanayi üretimi beklentilerden iyi TÜİK tarafından bugün açıklanan sanayi üretimi verileri beklentilerden iyi geldi. Ağustos ayı mevsim ve takvim etkisinden

Detaylı

Türkiye Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Türkiye Ekonomisindeki Son Gelişmeler Türkiye Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi TÜRKİYE EKONOMİSİ BÜYÜME VE MİLLİ GELİR Kişi Başına GSYH, cari fiyatlarla 2010 yılında

Detaylı

MİLLİ GELİR VE BÜYÜME

MİLLİ GELİR VE BÜYÜME EYLÜL Gayrisafi Yurtiçi Hâsıla (GSYH), yılının. çeyreğinde, önceki yılın aynı dönemine göre %, oranında büyüdü.. çeyrek gelişim hızı ise, %, e yukarı yönlü revize edildi. Böylece Türkiye ekonomisi, yılın

Detaylı

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2014 II. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2014 II. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2014 II. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU 1 İ Ç İ N D E K İ L E R I. GENEL BİLGİLER 1. Şubenin Gelişimi Hakkında Özet Bilgi 2. Şubenin Sermaye ve Ortaklık Yapısı 3.

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2004-31.12.2004

Detaylı

Piyasalardaki Dalgalanma Otomotiv Sektörüne Nasıl Yansıyor?

Piyasalardaki Dalgalanma Otomotiv Sektörüne Nasıl Yansıyor? Piyasalardaki Dalgalanma Otomotiv Sektörüne Nasıl Yansıyor? Pınar ELMAS Otomotiv sektörü, ekonomide yarattığı katma değer, istihdama olan katkısı ve ilişkide bulunduğu diğer sektörlerdeki teknolojik gelişmenin

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Para Piyasası Likit Emeklilik Yatırım Fonu(KAMU) Emeklilik Yatırım Fonu nun

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 16 Mayıs 2016, Sayı: 20. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Makro Ekonomi ve Strateji. Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 16 Mayıs 2016, Sayı: 20. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Makro Ekonomi ve Strateji. Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 20 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Makro Ekonomi ve Strateji - Döviz girişi gerilemeye devam eder mi? Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 20 Haziran 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 20 Haziran 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 20 Haziran 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER Altın, Fed sonrası 3 haftanın yükseğinde ABD merkez bankası Fed'in faiz oranlarının düşük kalmaya devam edeceğini bildirmesi ile, alternatif yatırım aracı

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2012, No: 44

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2012, No: 44 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2012, No: 44 i Bu sayıda; Ekim ayı enflasyon verileri, Eylül ayı dış ticaret verileri; TİM Ekim ihracat verileri değerlendirilmiştir. i 1 2012 de Türkiye

Detaylı

Araştırma Notu 13/156

Araştırma Notu 13/156 Araştırma Notu 13/156 01 Kasım 2013 ALTIN HARİÇ CARi AÇIK DÜŞÜYOR Zümrüt İmamoglu, Barış Soybilgen ** Yönetici Özeti 2011-2013 yılları arasında altın ithalat ve ihracatında görülen yüksek iniş-çıkışlar

Detaylı

2015 NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 15 Haziran Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm CPB nin açıkladığı verilere göre Temmuz ayında bir önceki

Detaylı

Değerli Okuyucularımız,

Değerli Okuyucularımız, 1 / 19 15 Nisan 2016 Değerli Okuyucularımız, Borsa Trendleri Raporu nun Ocak-Mart 2016 dönemini kapsayan 16. sayısı ile karşınızdayız. Raporumuz halka arzlar, endeks bazında piyasa değerleri, halka açıklık

Detaylı

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ TÜRKİYE EKONOMİ KURUMU TARTIŞMA METNİ 2003/6 http://www.tek.org.tr 2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ Zafer Yükseler Aralık, 2003

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER Fitch, Türkiye nin kredi notu ve görünümünü korudu Fitch, Türkiye'nin kredi notunu BBB- olarak korurken, kredi notunun Durağan olan görünümü de değiştirmedi.

Detaylı

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTERNATİF STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1- Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak

Detaylı