HZ. PEYGAMBER ZAMANINDA HADİsIN TEDVİNİ

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "HZ. PEYGAMBER ZAMANINDA HADİsIN TEDVİNİ"

Transkript

1 j j HZ. PEYGAMBER ZAMANINDA HADİsIN TEDVİNİ Yazan: Prof. Dr. Hamiduııah Çeviren: Nafiz Danışman ~ '"1,.: -..", İlmin afeti unutkanlıktır. Yazıda olduğu gibi ezberde dahi böyledir. Gündelik olaylar arasında gözümüze çarpan ~öyle bir olay var: Bir ~eyi yazdıktansonra onu bir daha gözden geçirdiğimizde, yanıldığımızıgörürüz: bir kelimeyi tekrar etmi~, diğerini atmı~,. bazı imla hatalarıyapmı~ ve yahut buna benzer diğer hatalara dü~mü~ olduğumuzgözümüze çarpar. Ezber i~lerinde de vaziyet böyledir. Yani bazı kimseler, belledikleri ~eyi ezberden okurken kimi yerlerini unuttuklarını görürler. UnutkanIık afetinden yalnız Allah masumdur. Yalnız yazıya ve yahut yalnız ezbere güvenen bir kimsenin bilgisi, hata ve unutkaniıktan salim olamaz. Dolayısiyle insan her iki vasıtadan ayni zamanda yardım dileyip, meram ettiği ~eyi hem yazmaiı hem de ezberlemelidir; İlim yapmak istedikçe her iki vasıtaya müracaat etmelidir ki, birisinde yanıiırsa onun yaniı~ını diğeri düzeıtsin. İ~te İslamın ümmi olan ümeti de ayni ~eyi yaptı.. Peygamber Efendimiz sallallahü-aleyhivesellenı «Ümmiler arasında bir Rasül» idi. Bununla beraber Rasüle nazil olan ilk vahiy, okumak emri ile -bilinmiyen bir ~eyi bilmeye yardım eden- kalemin övgüsüne ait idi. Bu münasebetle Allah (Cibril vasıtası ile ona) dediki: «Oku, yaradan Rabbinin, insanı kan pıhtısından yaradan Rabbinin adı ile.oku. Mükerremlerin en mükerremi olan Rabbin kalemle öğretdi. İnsana bilmediklerini öğretdi». Hadisi-~erifte bo~ yere denmemi~: Allah her ~eyden önce kalemi yaratdı. İ~te böyle bir :Peygambere her ~eyden çok ilimle uğra~ması yara~ır. Mediyene hicret "edince, her istediğini yapmak için burada bol miktarda yardımcı, silah, malzeme ve hürriyet buldu. Medinede ilk in~a ettiği bina, Mescidi-Nebevi oldu. Bu mescitte gündüzleri ilim öğrenen ~akirtlel'e sınıf vazifesi gören ve geceleri yatakhane vazifesi gören bii' nevi koğu~ vardı ki ona «Sıffa» denirdi. Sıffa'i-Şei'if, Müslümanların ilk yurtlu üniversitesi idi. Tarihciler, bize Peyg~mberin e~ri ile Sıffada ders veren hocaların isimlerini zikretmi~ ve orada okuyup öğrenen yüzlerce ki~inin ahvalinden bahsetmi~lerdi. Mekkede yazı, İslamIıktan önce dahi az kimseler tarafından olsa da, pek ala biliniyordu. Ezcümle Abbasi Halifesi Memun'un dolabında, Abdüı-Müttalibin eliyle yazılmı~ bir borçlanma senedinin bulunduğu rivayet edilmektedir. (1) Varaka bin Nevfeli.in,. İslamIıktan önce İncili arapcaya tercüme etmi~ olduğu da rivayet edilir (2r Yedi muallaka'nın da yazılarak Kabeye asılmı~ oldukları.malumdur. Pey,- gamber Aleyhisselam, ~irki ve putlara ibadeti takbih etmi~ olmak sebebiyle, onun soyda~ları olan :aa~i~ oğullarına kar~li bir boykot~ararnamesi de yazıiıp asılmı~tı. Hadis, Peygamber Aleyhisselamın sözlerinden, yaptıklarından ve takrirlerinden ibarettir. Sözün en sahih ve en sadık o~anı her nekadar Kur'an isede, biz burada yalnızca Peygamberimize ait olan Hadislerden bahsedeceğiz: Hadis jiç su. retleyazılmı~tır: ı- Paygamber Aleyhisselamın emriyle yazılan resmi vesikalar. rı

2 2 2 - Peygamberin emriyle yazılmı~ olan gayri resmi vesikalar. 3 - Asri-nebevide Sahabenin yazdıkları yazılar. Resmi vesikalal'ın tahririne Hicretten önce ba~landıgı görülmektedir. Mesela Müslümanların Habe~istana hicret ettiklerinde, Peygamberimiz Neca~iye bir name yazarak ona, iki amcazadesi, Cafer bin Ebi Talip ile, Talibi tanıtmı~ ve Neca~iye «sana Cafer ve ba~ka"müslümanlar vas ıl olduklarında, onlara mihmandarlık et» diye hitap etmi~ti (3). Bir kaç müerrih derki, Temimül-Dari Mekkede Hic~ retten önce müslüman oldugu zaman, Peygamberden ~öyie bir talepte bulunmu~: Allah, Peygambere Filistinin fethini müyesser kıldıkta, Peygamberimiz, Temimul Dariye Hebrun ile ba~ka kasabaların gelirlerini bagı~lıyacak. Peygamberimiz dahi Mumaileyhin bu talebini kabul etmi~" ve ona bu manada bir de mektup yazmı~tı (4). Bu'ndan ba~ka Peygamberln Hicret yolunda iken, rastladıgı İnüdlicii Sürakaya bir eman mektubu yazdıgı malumdur (5). Bundan ba~ka Peygamberimiz, Medineye varınca bu ~ehrin müslüm ve gayri müslim halkını topladı. Onlara danı~tıktansonra, burada kurdugu ~ehir devletin ana yasasını yazdı" (6). BunUn asıl mühim ola ntirafı ~udur ki; bir devlet reisi tarafından dünyada yazılan ilk anayasa kanunu olmasıdır. Burada devlet reisi ile tabaasının kar~ılıklı hakları ile vecıbeleri yazılmı~tır. Ne güzel bir talihimiz varmı~ ki, bu kıymetli vesikanın metni elimize" tam olarak varmı~tır. Metin 52 maddeden ibaret olup içinde savunmadan, adaletten, içtimai temınattan, gayri müslim tebaanın durumiarından ve onlarla tesis edilecek münasebetlerden bahsedilmektedir. Her devletin arazisi nasıl sınırlanırsa, Peygamberimiz Medine ~ehir devletinin de sınırlarını tahdit etmi~ti. Rafi' bin Hadic Raziyallahu anhü derki: (Medine, ResulluIlah Sallallalılı aleyhi~ vesellemin haram kıldıgı bir Haremdir. Bu ise nezdimizde saklı duran havlani bir deri üzerine yazılıdır (7). Bu sırada Peygamber Sallallahu Aleyhisselem; Müslümanların sayılmasını emretti. Buhari «Sahih»inde (8) derki: «Rasullüllah SallaHahu Aleyhivesellem dediki; İslam olduklarını söyliyenleri bana yazınız. O- na binbe~yüz "er (adı) yazdık.» Peygamberimiz Aleyhisselam, bu i~leri yoluna koyduktan sonra, Hicretin ilk senesinde Medineden çıkarak Cüheyne, GUar, Daml'a, Müdlic ve daha ba~ka kabilelel'in diyarına gitti; onlarla -metinleri elimize varan- muahedeler akdedip yazdı; daha sonraki yıllarda, araziyi ve su kaynaklarnü dirlik olarak dagıtdı; eman mektupları yani barı~ muahedeleri yazdı; askeri ve sivil reisiere emirler zaydı; onların sorularıiu yazıyle cevaplandırdı; hatalarıni düzeltti; hatta bir defasında Mekkelilerden Zemzem suyunu istedi. Bundan ba~ka Kaysara, Kisraya, Mukavkas'a Neca~iye ve daha ba~kalarıria mektuplar yazarak onları islam dinine davet etti. (Mukavkasa yazdıgı mektubun asil, İstanbul Topkapı Sarayında mevcuttur). Valilerine zekatın kaynakları,yaralama vakalarında azanın kıymeti ve saire hakkında ta rife listeleri hazıdayıp gön~erdi. Peygamberimiz zamaninda yazılmı~ vesikalal'ın sayısı" üçyüzü geçmektedir." Bunları (Peygamberin ve Ra~it Halifelerin devrineait siyasi vesikalar) adı aıtında toplayıpbastırmı~tım. Bu vesikaların ikinci baskısımısırda makina altındadır. Peygamberin emriyle" yazılan gayri. resmi vesikalar meyanında ~uiıu zikretmek mümkünciür. Buhar! (9) derki «Peygamber aleyhisselam derki, Mekkenin fethinde irad ettigi mühim nutku, Ebu-Şah adındaki Yemenli bir müslüman dinleırii~ ve Peygamberden o nutkun yazılarak kendisine verilmesini istemişti. Peygaİnbertn emriyle adamın arzusu yerine getirildi»; " 'Sahabenin çogu ise ~ivayet ettikleri Hadisleri bizzat kendileri kaieme al..

3 3 i mı~lardı. Onlardan ancak.bir kısmının isimlerini zikretmekle iktifa edeceğiz. 1) Tirmizı (10) derki: «Ansardan biri, Peygamber aleyhisselamın huzuruna gelerek, Efendimizin söylediği mev'ize ve hikmetleri zihnin de iyi tutamadığından şikayet. etti. Peygamber aleyhisselam Ensariye: Sağ elinden yardım dile, yapi (söylediklerimi yaz) dedi. Ansarınin Peygamberin nasihatını muhakkak tutmu~ olması lazımdır. 2) Abdullah Bin Amir bin el-as, Peygamberden duyduklarını yazardı. Halk onu bu i~ten menederek dediler ki: ;<Rasul bir insandır, bazan razıpazan öfkeli. o- lur» Abdullah Bin Amir meseleyi Peygamber Aleyhisselama sordu.. Efendimiz de ona dediki «Yazmayadevam et» Abdullah Bin Amir bir daha sordu «Rıza ve öfkeniz halinde dahi yazayım mı?»peygamber ona dediki «evet rıza ve öfkem halinde dahi yaz» ve eliyle lviubarek ağzına işaret ederek ~u sözleri söy~ ledi: «Çünkü buradan yalnız hak sözü çıkar» Abdullah bin Amir, topladığı hadislerin mecmuuna (El -Sahifetül-Sadıka) adını verdi. Bu mecmua onun çocuk ve torunları nezdinde asırlarca kaldı (11). 3) Yine Abdullah Bin Amir Raziyallahu anhü'den rivayet edilirki: bir gün ~akirtlerinden birisi ona Kustantiniyye ne zaman fethedilecek diye sordu. Bu soru üzerine Abdullah biiı Amir eski bir sandık getirdi, ve oradan çıkardığı bir.kitabı gözden geçirerek, şu ibareyi okudu: «Günün birinde Peygamber Aleyhisselamın etrafında toplanmı~ söylediklerini yazıyorduk. Orada bulunanlardan birisi ~öyle bir soru sordu: ~ustantiniyye mi Roma ~ehri mi önce fethedilecek? Peygamber dediki: Önce Hirakl oğlunun şehri fethedilecektir (12). Bu rivayetten ~unu da anlıyoruz ki, Abdullah bin Amirden ba~ka Sahabe dahi, Peygambetden duydukları Hadisleri yazıyorlal'dı. 4) Peygamber Aleyhisselam, Medineye muhaceret edince, Enes bin Malik'inanne ve babası, onu Peygamberin huzuruna getirerek dediler ki «Ya Resul-Allah, bu.çocuk yazı yazmasını bilir. Size hizmet etmesine müsaade ediniz) bunun üzerine En~s, Peygamber Aleyhisselamın vefatına kadar evinde hizmet etti.. Bu suretle herkesin işitip göremiyeceği ~eyleri Enes bilip öğrenmek ve onları yazmak fırsatını buldu. Enesin şakirtlerinden biri dediki «Çok olduğumuz (veyahut ba~ka bir ibareyle Enesin üzerine çok düştüğümüz) zamanlarda, bize bir takım defterler çıkarıp derdiki: Bunlar yazdığım ve Peygamber aleyhisselaw vesselama arz ettiğim şeylerdir» (13). Bu rivayetten anlaşılacağı veçhile, Enes Peygamberden yalnızca gördüğünü ve işittiğini yazmamı~; arasıra -Peygamberin bo~ vakitlerinde- evvelce yazdığı hadisleri ona arzedip okur, Peygamber de yanlı~larını düzeltmesini emredermiş. 5) Ebu Hreyrenin ~akirtlerinden biri derki: «Ebu Hüreyre kendisinden rivayet ettiğim bir Hadisi inkar etmi~ti. Ona dedimki: Ben bu Hadisi senden duymuştum. Ebu Hüreyre dediki: Öyleyse o Hadis yanımda yazılıdır; ve beni elimden tutarak evine götürdü. Bana ve onla bulunan başka kimselere Rasuluııahm Hadislerinden toplanmış bir çok ldtaplar gösterdi. Mevzuubahis olan hadisi de bulduktan sonra dediki: Sana demedim mi.. Şayet o hadisi söylemişsem, yanımda yazılı olması lazımdır» (14). 6) Müslim «Sahih»inde rivayet ederki: «CabIr Raziy:ıllahu anhü Hac hakkında bir risale yazdı. Cabir bu risalede Veda Haccini ve bu hacte Peygamberin irad ettiği me~hur nutkunu da zikretmiş oiabilir. «Cabirin sayifesi» diye anılan eserin bu risaleden ba~ka bir~ey olduğu rivayet edilir.

4 l 4 7) Samüre Bin Cündüp Raziyallahu anhin nezdinde (çok ilim ihtiva eden bir hadis nüshası) nın bulunduğu da rivayet edilmektedir- (l5). 8) Saad bin ÜMde Raziyallahu anhin dahi Rasulürt hadisleri hakkında bir sayfa yazmı~ olduğu, çocukları tarafından rivayet edilmi~ti (16). 9) İbni Abbasın vefatında, birdeve yükü kitaplar bırakmı~ olduğu rivayet edilir. Ancak bunları Paygamberin vefatından so~ra yazmı~ olması muhtemeldir. Bu rivayetiere benziyen daha nice rivayetler vardır. Fakat ~imdi yukarda ve'rdiğimiz örneklerle iktifa ediyoruz. Şu kadarki Peygamberin asrında yazılan Hadis sayısının yirmibini geçtiği söylenebilir. Abdullah bin Amir, Enes ve Ebu Hüreyre çok l:ıadis yazmı~ olan sahabelerdendirler. HADİS YAZMANıN NEHYEDİLMİş OLMASI MESELESİ Peygamber ~leyhisselamın Hadis teidv'ininineihyetmiş olduğiu hakkında bazı rivayetlerin bulunduğu, ve bu sadette «benden yalnız Kur'an yazınız» demi~ olduğu, rivayet edilmektedir. Bu meseleyi yakından tetkik edince gördümki, Hadisi, bu ~ekli ile Peygambere isnat eden yegane Sahabi, Ebu Said EI-Hudri Raziyallahü alj.hü'dür (17). Bu Hadisi keserek kendi kafalarına göre rivayet edenler meyanındci. Ebin Abbas, Zeyd bin Sabit ile Ebu Hüreyre bulunmaktadırlar. Bilindiği gibi, Ebu Said EI-Hudri ile Zeyd bin Sabit, Hicretin be~inci yılına raslayan Hendek gazvesinde, henüz onbe~ ya~ına basmamı~ çocuklardı. İbni Abbas onlardan da küçüktü. Ya~larının küçüklüğü dolayısiyle Peygamber, onları büyük kimseler gibi, Hadis yazmaktan menetmi~ olabilir. Fakat aynı kimseler, erkek sayılacak çağa girince, böyle bir mümanaata hacet kalmadığı için, onların da Hadis tedvinine ba~ladıklarını 'görüyoruz. Hele bunlardan İbni Abbas ziyadesiyle Hadis yazmı~tı. Bu memnu'iyeti bize rivayet edenlerden birisi olan Ebu Hureyre dahi çok Hadis yazmı~tı. Hatıra ~öyle bir ihtimal daha gelebilir: Müslümanlar, kağıt kitlığı dolayısıyle bazı anlarda Peygamberden duydukları Hadisleri Kur'an yapraklarının ha~iyelerine yazmı~ olabilirler. Bunu gören Peygamber Aleyhisselam, bu halin ilerde Hadis ile Kur'anın birbirleriyle karı~tırılmalarını, ve Hadisi yazanlar için, veya çocukları için, iltibası mucip olacağını dü~ünmü~ bulunduğundan, mushafın kenarlarm3.!haddısinyazılmasını ımenetmiş olabilir. Bu ihtimali destekliyen olaylardan biri de ~udur: Hazreti Ömer, Kur'anın yaprakları üzerine Kur'andan ba~ka bir ~ey yazılmamasını emrederdi. Bu nehyi ba~ka türlü te'vil edenler de vardır. Her ne hal ise, Sahabei kiram bu nehyi umumi ve kat'i bir manada anlamamı~lardı. Ezcümle Ebu Bekir Hazretleri hakkındaki rivayet bu merkezdedir. Bizzat kendisi, yazmı~ olduğu 500 Hadisi itlaf etti ise, (18) bundan maksadı Peygamberin bu yoldaki tasavvur edi~ len nehyine uymak değildi. O, yalnızca Peygamberden naklettiği kelimelerde yanılmı~ olmaktan sakınmak istemi~ti. Ömer bin el-hattab Raziyallahu anhü dahi Hadis toplamak istemi~ken bu i~ten va~geçti (l9). Onun da 'bu hussuta fikir deği~tirmi~ olmasına sebeb, ba~ka olup, tasavvur edilen riehiy değildi. Bu yüzden diyebilirizki, Ebu Bekir ile Ömer gibi büyük Sahabe bu nehyi, umumi ve ~ümullü bir manada anlamamı~lardı. Mümanaat muayyen bir zamana ve muayyen ~ahıslara mahsus idi. ~.

5 5 HADİsİN NESİLDEN NESLE İNTİKALİ Buhari ve Müslimin Hadis kitapları, ve bunlara mümasil.kitapların İslamlar nezdinde haklı olarak büyük öneınleri vardır. Öyleki mühaddislerin leh veya aleyhlerinde, taassuba kapılmadan, sırf ilmi bir tarafsizlıkla dü~ünürsek görürüz ki, bu Hadislerin Peygambere mensup olduklarını iddia eden Buharinin yalan söyledigini dü~ünecek, ve- bu hadisleri bizzat kendisinin yapıp yakı~tırarak Peygambere atfettigini söylüyecek kimseler çıkabilir. Evet Buhari bize naklettigi Hadislerin isnatlarını da (yani kimlerden alındıklarını da) zikretmemi~ olsaydı, bu gibi kimselerin ~üphelerine cevaz verilebilirdi. Misalolarak Buharınin bir isnat silsilesini ele alalım: Buhar! Hadislerinden ibı'iriniibn,i' Hanibdden, ibu dıa Ab::liil Razzaktan, bu da Ma'merden, bu aa' Hemmamdan, bu da ayni Hadisi Ebu Hüreyreden almı~. İlmin ne yaver bir talihi varmıki, elimize Buharinin «Sahih»i nasıl geçtiyse (Buharinin ondan müstefid oldugu) İbni Hanbelin de «Müsned» i böylece elimize geçmi~tir. Müsnede baktıgıil}ızda (ki bugün basılmı~tır) Buharınin yalan söyleme mi~ oldugunu gördük. Zira ayni Hadis İıbniJ!Hanibelin(iMiü:sned)indıedahi mtwcuttur. Bu durum kaırşı1smdaşöyl1e bir fikir yürütenlet çılkaıhiıl:ir.evletbuharlnıin -kendisi yalan söylememi~ ama İbni Hanbelin yalan sö1yl1eım1i,ş olması muj:ı'temelıdiir.ibni Hanbel ise ayni Hadisi Abdül Razzaktanalıdığ;mı.iddia ettn'iıştilr. İlim talihinin ne güzel bir dlvesidir ki, Abdül Razzakın (Musannaf)ı da İs~ tanbul, Hind, Pakistan, Yemen ve daha ba~ka yerlerin kitaplıklarında saklı bulunmaktadır. Dolayısiyle (Musannaf) kitabına baktıgımız zaman, ayni Hadisin o- rada dahi zikredilmi~ oldugunu gördük. O halde Buhar! ile İbni Hanbel yalan söylemi~ degildirler. Bu takdirde Abdül Razzakın kendisi yalan söylemi~ olabilir; fakat isnat sırasında Abdül Razzakın ayni Hadisi Ma'merden almı~ oldugu zikredilmi~tir. İlmin ne güzel bir talihi varmı~ ki Ma'merin (Cami') kitabından iki niisha mevcuttur. Bunlardan birisi Ankarada, digeri İstanbulda mahfuz bulunmaktadırlar. Abdül Razzak'ın «Camı» kitabına baktıgımız zaman, ayni Hadisin orada dahi mevcut oldugunu gördük. O halde Buhari, İbni Hanbel ve Abdül Razzak yalan söyle~emi~ler. Bu durum kar~ısında acaba Ma'mer ~i yalan söylemi~?. İsnad, bize Ma'merin ayni Hadisi Hemamdan aldıgını söylüyor. İlim talihinin ne güzel bir tecellisi varmı~kf, Hemmamın (Sahife) adını ta- ~ıyan Hadis kitabının bir nüshası Şamda, diger bir nüshası da Berlinde bulunmaktadır. Ne~redilen bu kıymetli nüshaya bakıldıkta, ayni Hadisin Hemmamın (Sahife)sında dahi mevcut oldugu görülmü~tür. 101 H. yılında vefat eden Hemmam, Ebu Hüreyre gibi Yemenli olup, buna ~akirtlik etmi~ti. Ebu Hreyre, Peygamberin sözleri arasından seçtigi 138 Hadise (EI-Sahife El-Sahiba) adını vererek bunu kendi ~akirdi ve memleketlisi olan Hemmama bagı~laniı~tı. Ebu Hüreyre 58 veya 59 H. yılında vefat ettigine göre (El:'Sahife EI-Sahiha)yı kendi ~akirdi için birinci Hicret yılının ilk yarısında yazmı~ olsa gerektir. Zikre ~ayandırki muhaddislerin birbiri arkasında yazdıkları bu kitaplardaki Hadisler müdekkikleri deh~ete dü~ürecek kadar, birbirlerine - uygundurlar. Bu sıhhat ve mütabakatın ba~lıc~ amili, müslümanların Peygamberin Hadislerini toplamalda gösterdikleri dikkat ve titizlildir. Zira müslümanlar bu gibi hailerde ted-

6 6 vinin ller iki vasıtası olan yazıya ve ezbere aynı zamanda ehemmiyet vermişlerdi. Büyük muhaddisler rivayetin yalnız manasına bakmayıp onun lafzı üzerinde dahi ayni titizlikle durmuşlardı. DİGER DİNLE:RLE KARŞıLAŞTıRMA Musa aleyhisselamll1 Tevratı, mahdut nüshalarda mahfuz idi. Babil Hükümdarı Buhtunassar, Filistini fethettiği zan:an, bütün Tevrat nüshalarını yaktı. Rivayete gö~e, bu hadiseden yüz sene sonra, Azra Peygamber, Tevratı kendi ezberinden yazmıştı. Daha sonra Romalılar Filistini fethedip Tevratın bütün nüshalarını bir daha yaktılar. Fakat halk, kendi 11a ızalarına gövenebildikleri kadar güvenerek, Tevratı tekrar yazdılar. Böyle bir Tevrata itimad caiz olduktan sonra, Peygamberimizin Hadislerini ihtiva eden ldbplara itimad nasıl caiz olnıasın! Hind Brahmanlarının mukacles kitabı olan Veda, uzun asırlar boyunca yazılmamıştı. Sonraları, bir tek ki::;)nin rivayetine itimad edilerek yazılmıştı. İsa aleyhisselam, İncilin yazılmasiyle a18.k2.darolmamışt,ı. O, halka yalnız va'z ederdi. Onun va'zlarını kavrayan kavrar, unu tan unuturdu. Hidstiyanlar, bizim ve kendilerinin Peygamberi olan Hazreti İ,anın hayatını ilk defa ondan takriben ikiyüz sene sonra yazdılar. Bu ilk yazıdan sonra, başka İncil yazıları da göründü. Halk bunlardan dört tanesini esas tutarak «dört İncil» adıyle yad etti. Bu gün elimizdeki İnciller, işte bu dört İncilden ibarettirler. Bunlar, ne Kur'ana ne Hadis kitaplarına benzerler. İncil kitapları, İsa aleyhisselamın doğuşunu, nesebini, terbiye~üni, vaızlarını (VE: iddiaya göre) ölümünü zikrederler. Bu gibi Hind ve Hiristiyan kitaplarına itimad caiz olduktan sonra, İslamın Hadis kitaplarına katkat Himat caizdir. Kur'Hl1l Kerimin, diğer din kitaplarına nisbetle, sıhhati onlarla her hangi bir mukayeseye tabi tutulamıyacak kadar üstündür. İki taraf arasındaki fark çok büyüktür. (O, Allah. sizi Yerin va-risleri kıldı, ve sizleri birbirlerinizden katkat üstün tuttu ki, size ihsan buyurduğu nimetlere ne derece layık olduğunuzu denesin) Su.. 6 Ayet: 165 BİBLİOGRAFYA 1 - Makrizi : EI-Haberü an-il aşr, Cilt 4. Bab: EI-Kitabe (Yazma İst.) 2 - Siret kitaplarına bak 3- Tarihi Tabari sahife İbn Asakir, KastaHani, Makrizi Halebi vs. 5 -Siret İbni Hiijam s Siret İbni hiijam s Ebu Ubeyde Kitabüı emval s İbni Hanbel: Müsned C. 4. s Buharı: Sahih, Kitabül Cihad Bab Kitabul İmam lil nas 181/ Buharı 32/3 Kitabül ilm, Bab Kitabül"ilm 10 - Tirmizi Ebvabül-ilm, Bab ma ca'e il ruhsati fihi 11 - Aynı kaynak 12 - Darimi: Bab 43 (menrahhasa fi kitabetil-ilnı.) El Hatip: Takyidül-ilm s Ramhurmüzi). EllMuhaddis el-fazıl: Babül kitabe t

7 İibnü!Abd'il Ben Cami: beyanül-üm 4/ İbni Hacer: Tehzibüı-tehzib 198/ Tirmizi: Kitabül Ahkam 17 - EI-Hatib: Takyidül-ilm 29/ Nereisi Tezkiratül-Huffaz 5/ Ma'mer: Cami Bab: Kitabül-ilm, Abdül-Razzak, (Yazma Türkiye) Musannaf: Kitabül-ilm