İÇİNDEKİLER GİRİŞ VE AMAÇ...1 GENEL BİLGİLER...3

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İÇİNDEKİLER GİRİŞ VE AMAÇ...1 GENEL BİLGİLER...3"

Transkript

1 İÇİNDEKİLER GİRİŞ VE AMAÇ...1 GENEL BİLGİLER...3 OVERİEL ANATOMİ VE HİSTOLOJİ...3 NORMAL OVER SİKLUSU VE NÖROENDOKRİN REGÜLASYONU...6 GnRH AGONİSTLERİ...10 GnRH ANTAGONİSTLERİ...12 KEMOTERAPİ...14 KEMOTERAPÖTİK AJANLAR VE ETKİ MEKANİZMALARI...15 KEMOTERAPİNİN OVERLERE ETKİLERİ...18 KEMOTERAPİ NEDENLİ İNFERTİLİTEDEN KORUNMA YÖNTEMLERİ...19 GEREÇ VE YÖNTEMLER...22 BULGULAR...25 TARTIŞMA...34 SONUÇLAR...44 ÖZET...46 İNGİLİZCE ÖZET...48 KAYNAKLAR...50 EKLER

2 GİRİŞ VE AMAÇ Günümüzde kanser tedavisindeki gelişmeler sayesinde üreme çağındaki birçok kadın hastanın yaşam süresi uzamış ya da tamamen hastalıktan kurtulmaya başlamıştır. Ancak tedavi sırasında gerek kemoterapi (KT) gerekse radyoterapiye (RT) bağlı olarak akut ve kronik yan etkiler gelişmektedir. Kanser tedavisine bağlı akut toksisite kemik iliği, cilt ve gastrointestinal sistem epiteli gibi kendi kendine hızla yenilenebilen hücrelerde meydana gelerek, pansitopeni, alopesi, bulantı, kusma ve ishale neden olur. Bu akut toksik etkiler tedavinin kesilmesi sonrası düzelir. Ancak, overdeki foliküller gibi, kendini yenileyemeyen hücrelerde meydana gelen hasar geri dönüşümsüz olup kanser tedavisinin kronik yan etkilerinden biri olarak karşımıza çıkar. Kanser tedavisine bağlı olarak overlerde meydana gelen hasar amenore, prematür menapoz, overiel yetmezlik ve infertilite olarak ortaya çıkmaktadır (1,2). KT ve RT ye bağlı olarak gelişen overiel yan etkileri önlemek amacı ile oral kontraseptifler, progesteron, gonadotropin serbestleştirici hormon (GnRH) agonistleri (GnRH-a) gibi medikal tedaviler denenmiş ve primordial folikül (PMF) rezervi üzerine olumlu etkileri gösterilmiştir. Bunların yanında oositlerin dondurulması veya dondurularak saklanmış overiel dokunun transplantasyonu gibi cerrahi girişim ve yüksek teknoloji gerektiren, maliyeti yüksek yöntemler de denenmiştir (2,3). GnRH-a ların, KT öncesi ve sırasında kullanımının, KT ye bağlı overiel yan etkileri azalttığını gösteren klinik ve deneysel birçok çalışma mevcuttur. Ancak GnRH antogonistlerinin (GnRH-an) böyle bir etkinliğinin olup olmadığı bugüne kadar yeterince araştırılmamıştır. GnRH-an lar, tüp bebek tedavisinde ve çeşitli jinekolojik hastalıkların 1

3 tedavisinde (örneğin uterus myomları) (4) GnRH-a lara alternatif olarak kullanıma girmiştir. Antagonistler, GnRH reseptörlerine kompetetif olarak bağlanarak, GnRH-a lar gibi öncelikli alevlenmeye flare-up effect neden olmadan, gonadotropin salınımının düşmesine down regülasyon a neden olurlar. Meme kanserli farelerde yapılan çalışmalarda GnRH-an ların over ağırlığında belirgin azalmaya yol açtığının gösterilmiş olması (5), bu ilacın hem sistemik hem overiyel seviyede etkilerinin olduğunu göstermektedir. Ayrıca sıçanlarda yapılan farklı çalışmalarda ovulasyonu 2-5 gün baskıladığı (6), gonadotropinler- estradiol- progesteronu süprese ettiği, over ağırlığında azalmaya yol açtığı (7) gösterilmiştir. Bütün bunlardan yola çıkarak siklofosfamid KT sine bağlı overiel yan etkileri önlemede GnRH-an ların etkili olup olmayacağını araştırmak ve GnRH-an ların PMF rezervine etkilerini, GnRH-a ların etkileri ile karşılaştırmak amacı ile mevcut çalışmayı uyguladık. 2

4 GENEL BİLGİLER OVERİEL ANATOMİ VE HİSTOLOJİ Overler pelviste yerleşmiştir. 3 cm uzunluğunda, 1,5-2 cm genişliğinde ve 1 cm kalınlığındadır. Overler, uterusun broad ligamenti içine mezoovaryum denilen bağla asılmıştır. Mezoovaryum peritonun overe kan damarı götüren çıkıntısıdır. Her bir over korteks ve medulla denen iki kısımdan oluşur. Korteks ile medulla bölgeleri arasında kesin bir sınır görülmez. Korteks hücresel olarak zengin iken medulla kanlanması fazla olan bağ dokusundan ibarettir. Overin etrafını saran yüzey epiteli modifiye periton olup, germinal epitel olarak adlandırılır. Bu epitelin hemen altı tunika albugineadır. Tunika albuginea, over yüzeyine paralel kollajen lifleri olan, zayıf olarak damarlanmış, yoğun, düzensiz bir bağ doku kapsülüdür (8,9). Overiel Korteks Over korteksi stroma, gelişimin farklı evrelerindeki overien foliküller ve fibroblast benzeri stromal hücrelerden oluşur. Oogonya denen primordiyal germ hücreleri gestasyonun 1. ayından kısa bir süre sonra yolk kesesinde oluşur. Mitoz bölünmelere uğrar ve gelişen overlerin korteksini oluşturmak üzere germinal kutba göç ederler. Burada fetal hayatın 5. ayı sonuna kadar mitoz bölünmeye devam ederler. Bu dönemde her bir over büyük çoğunluğu atreziye giden 3 milyon civarında oogonya içerir. Atreziye uğramayan oogonyalar son mitoz bölünmelerine girerek primer oositi oluşturur. Bu hücreler 1. mayoz bölünmenin profaz safhasına girerler ve mayoz bölünme bu aşamada durur. Primer oositler ovulasyona kadar bu fazda kalırlar. Menarşta bir genç bayanda yaklaşık folikül mevcuttur ve genellikle 3

5 gelecek yılda, her 28 günde bir oosit yumurtlama olayına maruz kalırken ovule olacak oosit ile beraber gelişim sürecine girmiş olan diğer foliküller dejenere olur ve aynı periodda ölürler (8,10). Overien foliküller: Overien foliküller korteksin stroması içinde yer alır. Bir folikül, bir ya da daha fazla tabaka oluşturmuş folikül hücreleriyle çevrili bir oositten meydana gelir (11). Foliküler gelişmenin, folikülün büyümesi ve oositin gelişimine dayalı 4 tanımlanabilir evresi vardır. (Şekil 1) Şekil 1: Overiel foliküllerin şematik çizimi (11) 4

6 a- Primordial foliküller: PMF ler ön primitif foliküller olup doğum öncesi gebeliğin 20. haftası civarında yaklaşık 6-7 milyon iken, doğumla birlikte sayıları azalan foliküllerdir. PMF tek sıra yassı foliküler hücre ile çevrelenmiş primer oositten oluşur. PMF deki oosit 25 µm çapında küre şeklinde bir hücredir. Tek nükleolus içeren büyük asentrik bir nükleusu vardır. Kromozomlar çoğunlukla açılmış haldedir ve koyu boyanmazlar. Sitoplazmadaki organeller nükleusa yakın bir küme oluşturma eğilimi gösterirler. Sitoplazmada çok sayıda mitokondri, birkaç golgi kompleksi ve endoplazmik retikulum sisternası bulunur (8,9,11). b- Primer foliküller: PMF ler primer oosit, foliküler hücreler ve çevreleyen stromal dokudaki değişiklikler sonucunda primer foliküllere dönüşür. Primer oositin çapı artarak µm ye çıkar. Nükleus büyür. Bazı golgi kompleksleri hücreden dışarı çıkar, endoplazmik retikulum ribozomdan zengin hale gelir, mitokondri sayısında artış olur. Foliküler hücreler kübik hale gelir. Oositi tek tabaka folikül hücresi çevrelediğinden foliküle tek katlı primer folikül denir. Foliküler hücreler çoğalıp primer oosit etrafında birkaç tabaka oluşturunca folikül çok katlı primer folikül adını alır ve foliküler hücreler granulosa hücreleri olarak adlandırılır. Bu evre sırasında zona pellusida denen amorf madde oluşur ve oositi onu çevreleyen foliküler hücrelerden ayırır. Stromal hücreler çok katlı primer folikül etrafında organize olarak damardan zengin bir hücresel tabaka olan teka interna ve bağ dokusundan zengin teka eksternayı oluşturur (8,9,11). c- Sekonder (Antral) folikül: Çok katlı primer folikül büyümeye devam ederek çapı 200 µm nin üzerine çıkar. Folikül büyümesi esas olarak granüloza hücrelerinin büyüklüklerinin ve çaplarının artmasıyla olur. Granüloza hücrelerinin bu proliferasyonu folikül stimüle edici hormona (FSH) bağımlıdır. Primer oositin etrafında granuloza hücre katmanlarının oluşmasıyla büyük küresel bir folikül oluşur. Granuloza hücreleri arasında folikül sıvısı denen sıvı toplanmaya başlar. Bu sıvı plazmanın eksüdası olup glikozaminoglikanlar ve granulosa hücrelerince üretilen steroid hormon bağlayıcı proteinler dışında progesteron, estradiol, inhibin, aktivin, folistatin gibi luteinize edici hormon (LH) ve FSH salınımını regüle eden hormonlarıda içerir. Çok katlı primer folikül, folikül sıvısı görülmesi ile sekonder folikül adını alır. Daha fazla sıvı üretildikçe, sıvı içeren boşluklar birleşerek antrum denen tek bir boşluk oluşturur (8,9,11). d- Olgun (Graaf) folikül: Granuloza hücrelerinin proliferasyona ve folikül sıvısının oluşumunun devam etmesi çapı ovulasyon zamanı 2,5 cm e ulaşan olgun folikülün oluşmasına neden olur. Granuloza hücreleri tekrar düzenlenerek folikül duvarı üzerinde belli bir yerde daha fazla yoğunlaşır. Bu bölgede granuloza hücreleri, duvardan antruma doğru 5

7 uzanan ve primer oositide içeren, kumulus ooforus denen çıkıntıyı oluşturular. Primer oositi çevreleyen bu granuloza hücre tabakasına corona radiata denir. Olgun folikül overin yüzeyinde, neredeyse overin kendisi büyüklüğünde, transparan bölge gibi görülebilir. Folikül duvarının foliküler hücrelerine membrana granuloza denir. Folikül sıvısının oluşumuna devam etmesi, primer oosit, korona radiata ve beraberindeki folikül hücrelerini içeren, kumulus ooforusun tabanından ayrılmasına ve folikül sıvısında serbest hale gelmesine neden olur (8,11). e- Atretik Foliküller: Overler gelişimin birçok safhasında folikülleri içerir. Foliküllerin çoğu olgun evreye gelmeden dejenere olurlar. Fakat her adet siklusunda bir olgun folikül gelişir. Olgun folikül yırtılıp içindeki sekonder oosit ve bağlantılı hücreleri bıraktığında, olgunlaşmakta olan foliküller atreziye gider ve atretik foliküller makrofajlar tarafından fagosite edilir. Foliküler atrezi folikülün gelişmesinin herhangi bir safhasında olabilir. Bu süre granuloza hücrelerinde mitozun durması, granuloza hücrelerinin bazal laminadan ayrılması ve oositin ölümü ile karakterizedir. Foliküler atrezi doğum öncesinden, menapozun birkaç yıl sonrasına dek görülmesine karşın özellikle şiddetlendiği bazı dönemler vardır. Maternal hormonların etkisinin ortadan kalktığı doğumdan hemen sonraki dönem ile, kalitatif ve kantitatif hormonal değişikliklerin görüldüğü puberta ve gebelik sırasında oldukça belirginleşir. Atrezi sırasında bazı granulosa hücreleri dejenere olmayarak menapoza kadar küçük miktarlarda androjen salgılayan interstisyel bezlere dönüşürler (8,11). Overiel Medulla Medulla overin merkez bölgesi olup, elastik lifler içeren, kollajenden zengin bir ağ içine gevşek olarak yerleşmiş, fibroblastlardan oluşur. Büyük kan ve lenf damarları ile sinir lifleri içerir. Menstruasyon öncesi insan overinin medullası, östrojen salgılayan birkaç takım epiteloid intertisyel hücrelere sahiptir. Over medullasındaki bir başka epiteloid hücre grubu hilus hücreleridir. Bu hücreler organellerinin şekli ve sitoplazmalarının içerikleri açısından testisteki leydig hücrelerine benzer. Kanıtlar bu hücrelerin androjen salgıladıklarını göstermektedir (8). NORMAL OVER SİKLUSU VE NÖROENDOKRİN REGÜLASYONU Overler tarafından gamet üretimi, overin kendi endokrin aktivitesi ile koordine edilir. Overler, devam eden bir periodda anormal sayıda gamet üreten testisten farklı olarak, birkaç oosit üretirler ve bunların salınımı ovulasyonda yada 4 haftada bir olur. Overlerden yumurta 6

8 serbestlenmesi fiziksel, nöronal ve hepsinin dışında hipotalamus, hipofiz ve over hormonları arasındaki bağlantıları içeren endokrin mekanizmalarca kontrol edilir (12). Şekil 2 de nöroendokrin aks özetlenmiştir. Overiyel foliküllerin maturasyonu ve ovulasyon FSH ve LH tarafından regüle edilmektedir. Bu gonadotropik hormonların sekresyonu hipotalamusta, arkuat nükleustaki nöronlar tarafından üretilen ve bir dekapeptid olan GnRH tarafından kontrol edilir (8,13). GnRH kromozom 8p21 deki bir gen tarafından kodlanır ve 92 aminoasitli prekürsörünün proteolitik yıkımı sonrası matur GnRH üretilir. GnRH nın hipotalamustan salınımını mediobazal hipotalamustaki sinirsel uyarı merkezi kontrol eder (14). GnRH aynı anda iki hormonun (FSH ve LH) sekresyonunu düzenleyen tek serbestleştirici hormondur. GnRH, hızlı proteolitik yıkım nedeni ile çok kısa bir yarılanma ömrüne (2-4 dakika) sahip olduğundan sürekli olarak pulsatil şekilde salgılanması gereklidir. İnsanlarda GnRH pulsları arasındaki süre yaklaşık 90 dakikadır. Bu pulsatil sekresyonun frekans ve amplitüdü menstrüel siklus süresince farklılık göstermektedir. Erken foliküler fazda amplitüdler sık ve küçük iken, geç foliküler fazda pulsların frekans ve amplitüdleri artar. Luteal fazda ise frekans ve amplitüd azalmaktadır (13,15). GnRH nın hipofiz ön lobtaki reseptörlerine bağlanması fosfolipaz aktivitesini stimüle eder ve hücre içi kalsiyum konsantrasyonunu arttırarak, FSH ve LH nın sentez ve salınımını stimüle eder (14). GnRH salınımının pulsatil biçimde olması, FSH ve LH salınımınında pulsatil olmasına neden olur. FSH ve LH glikoprotein yapısında ve büyük moleküllü hormonlardır. Her bir molekül alfa (α) ve beta (β) alt birimlerinden oluşur. FSH ve LH nın biyolojik etkilerinden β alt birimleri sorumludur. FSH ve LH nın overlerdeki spesifik reseptörlerine bağlanması overde folikül büyümesi ve olgunlaşmasını, hipofiz ve hiptalamusa feedback regülasyon gösteren östrojen ve progesteronun üretilmesini sağlar (13,15,16). Primordial ve primer folikül gelişimini stimüle eden impuls kesin olarak bilinmemekle birlikte, primer folikülden sonraki gelişim FSH bağımlıdır. Salınan FSH nın çok katlı primer foliküldeki granuloza hücrelerine bağlanması bu foliküllerin sekonder foliküle dönüşümünü stimüle eder. FSH etkisi ile granulosa hücreleri çoğalır ve FSH reseptör sayıları artar. LH da granuloza hücrelerince FSH reseptörlerinin ekspresyonunu indükleyerek FSH etkisinde rol oynamaktadır. FSH etkisi ile granuloza hücrelerinde 17 β estradiol üretimini sağlayan aromataz aktivitesi artar. Ancak granuloza hücrelerinde steroid sentezinin daha önceki aşamalarında gerekli enzimlerin tümü olmadığından bu hücrelerin 7

9 aromatizasyonda substrat olarak androjenlere ihtiyacı vardır. Bu androjenler ise LH uyarısına cevap olarak LH reseptörlerinin bulunduğu teka interna hücreleri tarafından üretilir. LH nın teka interna hücrelerindeki reseptörlerine bağlanması, teka hücrelerinin oksidazlar ve 3 β-hidroksisteroid dehidrogenaz ile kolesterolü, androjenlere (androstenedion ve testosterona) çevirmesini arttırmakta ve sentez edilen androjenler granuloza hücrelerine transfer edilerek östrojene aromatize edilmektedir. Bu olay iki hücre-iki gonadotropin teorisi olarak adlandırılmaktadır. Sekonder folikülün granuloza hücreleri, FSH salınımının regülasyonunda rol alan inhibin, aktivin, folistatin gibi diğer bazı hormanlarıda üretir. Östrojen gibi inhibin salgısını da FSH uyarmakta ve salgılanan inhibin, LH salınımına etki etmeden, FSH sekresyonu üzerinde negatif feed back etki yapmaktadır. Aktivin ise hipofizden FSH salgısını uyarmakta ve FSH nın overdeki etkisini arttırmaktadır. Hem FSH hem de östrojen granuloza hücrelerinin çoğalmasını, FSH reseptör sentezini ve östrojen üretimini daha da arttırıcı etki yaparlar (8,10,13,17). Periferik kandaki östrojen düzeyi yükseldikçe hipotalamus ve hipofiz üzerine negatif feed back etki yaparak FSH ve LH nın sentez ve salınımını düşürür. Ayrıca overde inhibin üretiminin artması FSH üretimini daha da azaltır. Foliküller içerisinde en fazla FSH reseptörüne sahip olan ve östrojen içeriği en fazla olan folikül, FSH azalmasından etkilenmeksizin, büyümeye devam ederek olgun folikül halini alırken diğer foliküller atreziye gider (13,16). Androjenlerin foliküler gelişmede iki farklı düzenleyici rolü mevcuttur. Düşük konsantrasyonlarda aromataz aktivitesini uyarırken yüksek konsantrasyonlarda 5 alfa redüktaz (Androjenleri aromatize edilmesi mümkün olmayan formlara çevirir.) aktivitesini uyarır. Foliküler fazın ilerleyen safhalarında 5 alfa redüktaz aktivitesinin artması ile androjenler artmakta bu da granuloza hücrelerinde FSH reseptör ekspresyonunu inhibe ederek aromataz aktivitesini engellemekte ve folikülü atrezi yoluna sokmaktadır (13). Siklus ortasında, östrojen düzeyinin 36 saatten fazla süreyle pg/ml üzerine yükselmesi, gonadotropin salınımı üzerine pozitif feedback etki yaparak, ovulasyon öncesi LH ve FSH dalgasına neden olur. LH daki ani yükselme FSH ya göre çok daha fazladır. Bu ani LH sekresyonu primer oositin I. mayoz bölünmeyi tamamlasını ve II. mayoz bölünmeye geçerek metafazda duraklayan sekonder oosite dönüşmesini stimüle eder. Bu olaylarla eş zamanlı olarak dominant foliküldeki lokal östrojen-fsh etkileşimleri granuloza hücrelerinde LH reseptörlerini uyarmaktadır. Böylece yüksek düzeyde LH ya maruz kalan dominant folikülde granuloza hücreleri luteinize olmakta, progesteron üretimi başlamakta ve 8

10 ovulasyonun tetiği çekilmektedir. Siklus ortasındaki ani LH artışı folikül duvarındaki prostoglandin ve proteolitik enzim konsantrasyonunda artışa neden olarak sekonder oositin folikül duvarında açılan bir delikten atılmasına neden olur (8,13,16,17). ( - ) ( - ) ( + ) HİPOTALAMUS GnRH ( - ) ( - ) ( + ) HİPOFİZ ( - ) ( + ) FSH LH OVER östrojen progesteron inhibin aktivin Şekil 2. Nöroendokrin aks Ovulasyondan sonra yırtılan foliküldeki granuloza ve teka interna hücreleri LH etkisi altında sırasıyla granuloza lutein ve teka lutein hücrelerine dönüşerek korpus luteumu oluşturur. Korpus luteumun başlıca salgısı progesteron olup, esas olarak granulosa lutein hücrelerince sentezlenir. Progesteron dışında inhibin, aktivin ve folistatin gibi FSH salınımı regülasyonunda rol oynayan hormonlarda korpus luteum tarafından üretilmeye devam edilir. Korpus luteumdan salgılanan progesteron ve östrojen, merkezi negatif feed back etkiyle FSH 9

11 ve LH sekresyununu azaltır. Ayrıca salgılanan inhibinde FSH daki azalmayı arttırır. Over içerisinde üretilen progesteron ve azalmış FSH başka folikül seçilmesini ve gelişmesini inhibe etmektedir. Fertilizasyon ve implantasyon gerçekleşmez ise korpus luteumun sekretuar aktivitesi yaklaşık 14 gün devam eder. Bu yapıya menstrüasyon korpus luteumu denir. Korpus luteumdaki lutein hücreler otolize uğrar. Bu gerileme sonunda korpus albikans denen hyalin skar oluşur. Progesteron ve östrojenin kandaki düzeylerinin azalmasıyla merkezi negatif feed back ortadan kalkmakta, FSH yeniden yükselerek başka bir grup folikülün gelişmeye başlamasını sağlamaktadır. Fertilizasyon ve implantasyon gerçekleşirse korpus luteum büyüyerek gebelik korpus luteumu adını alır. Bu yapı gebeliğin haftalarına kadar progesteron ve östrojen salgılayarak gebeliğin devamını sağlar (8,13,17). GNRH AGONİSTLERİ GnRH Agonistlerinin Gelişimi ve Etki Mekanizması 1971 yılında GnRH nın amino asit dizisinin keşfi, birçok GnRH agonist ve GnRH-an geliştirilmesine öncü olmuştur. Bir ya da iki amino asidin değiştirilmesi ile, klinik olarak güvenli GnRH-a ların geliştirilmesi nispeten daha basittir. Günümüzde klinik olarak kullanılan GnRH-a lar ve GnRH-an lar ile amino asid dizileri tablo 1 de gösterilmiştir (18). Tablo 1. GnRH ve GnRH agonist ve antagonistlerinin yapısal formülleri (18) Amino asit dizisi pglu His Trp Ser Tyr Gly Leu Arg Pro Gly-NH 2 Doğal GnRH GnRH agonist Leuprorelin d-leu N-Et-NH 2 Buserelin d-ser(bu t ) N-Et-NH 2 Goserelin d-ser(bu t ) AzaGly-NH 2 Histrelin d-his(lmbzl) N-Et-NH 2 Deslorelin d-trp N-Et-NH 2 Nafarelin (d-nal) Gly-NH 2 Triptorelin d-trp Gly-NH 2 GnRH antagonist Cetrorelix D-Nal D-Phe D-Pal 4 5 D-Cit D-Ala Ganirelix D-Nal D-Phe D-Pal 4 5 D-hArg 7 HArg 9 D-Ala Glu: Glutamic acid, His: Histidine, Trp: Tryptophan, Ser: Serine Tyr: Tyrosine, Gly: Glycine, Leu: Leucine, Arg: Arginine, Pro: Proline, D-cit: D-citrulline, Ala: Alanine, Phe: Phenylalanine, D-Pal: Pyridylalanine, N-Et-NH 2 : N-ethylamide, Bu t : t butyl, AzaGly-NH 2 : Azaglycylamide, Gly-NH 2 : Glycylamide, (d-nal) 2 : 3-(2-naphthyl)-Dalanyl, Imbzl: İmidobenzyl 10

12 GnRH-a lar, GnRH reseptörlerine bağlandıktan sonra gonadotropin sekresyonunda doğal GnRH ya benzer etkiye sahiptirler. Aralarındaki fark, agonistlerin yarı ömrü 2-4 dakika olan GnRH ya göre daha geniş etki ve daha uzun aktivite göstermeleridir. Bu fark, doğal GnRH nın 6. pozisyonundaki değişimlerin GnRH-a ları proteolize karşı koruması ve C terminalindeki değişimlerin reseptöre bağlanma afinitesini arttırmasindan kaynaklanır. Bu ilaçların sürekli kullanımları, öncelikle LH ve FSH da flare-up effect e neden olurlar. GnRH-a uygulaması devam ettiğinde gonadotropin ve seks steroidlerinin üretimini inhibe ederler. Bu etki, hipofizde gonadotrop hücrelerin hormona karşı desensitizasyonu ve GnRH reseptörlerinin down regülasyonuna bağlıdır. Bu medikal hipofizektomi ve dolayısıyla ooferektomi çeşitli durumlarda tedavi amacı ile kullanılabilir (14,15,18). GnRH Agonist Tipleri Geliştirilmiş ve klinik olarak kullanılan 7 GnRH-a mevcuttur: Leuprelin, buserelin, goserelin, histrelin, deslorelin, nafarelin ve triptorelin. Bu agonistler intranazal, ve parenteral (subcutan veya intramusküler) kullanılabilir. İntranazal kullanım, efektif ilaç konsantrasyonunu sağlayabilmek için, günlük 2 ila 4 uygulama gerektirir. İntranazal kullanımda, proteoliz ve yutma sonucu ilacın dozunda oluşan kayıp desensitizasyon seviyesinde dalgalanmalara yol açar. GnRH-a ların parenteral uygulamaya özgü üç şekli vardır; kısa etkili enjeksiyonluk solüsyon, matriksi vücutta yavaş hidrolizlenen ve kullanılacağı zaman süspansiyon haline getirilen depo preparatları, ciltaltına uygulanan implant şekli. Kısa etkili preparatlar günlük 250 µg olarak kullanılırken, depo preparatlar ve implantlar ayda bir ya da üç ayda bir uygulanır (14,15,18). GnRH Agonistlerinin Yan Etkileri Bu ilaçların yan etkileri, overde steroid üretiminin inhibisyonuna bağlı sıcak basması, vajinal atrofi ve kuruluk, kemik dansitesinde azalmadır. Seyrek olarak bulantı, kabızlık, periferik ödem ve döküntü, saç dökülmesi ve ciltte gevşeme yapabilirler. Erkeklerde, prostat kanseri tedavisinin başlarında anti-androjenler ile kullanılmazlarsa kanserin ve metastazların geçici büyümesine yol açabilirler (14,15). GnRH Agonistlerinin Kullanım Yerleri - Gonadotropin bağımlı erken pubertenin tedavisi 11

13 - Polikistik over sendromunda (PCOS), kısmen LH salgısındaki artmaya ve onun yaptığı folikül gelişmesindeki ve ovulasyondaki bozukluğa bağlı olan infertiliteyi olguların bir kısmında düzelttikleri bulunmuştur. Bu endikasyonda saflaştırılmış FSH preparatı veya insan menapozal gonadotropin preparatı ile birlikte kullanılırlar. - Endometriozis, uterus leiomyomları ve akut intermittant porfiri gibi steroid bağımlı durumlarda kullanılırlar. Endometriozis tedavisinde danazol kadar etkilidirler ve yan etkileri bakımından danazolden daha elverişlidirler. Uterus leimyomlarında 4-6 ay süre GnRH-a tedavisi myomda küçülmeye neden olur. Ancak östrojen eksikliğine bağlı kemik dansitesininin azalmasını engellemek için östrojen ile destek tedavisi verilmiyor ise tedavi 6 ay ile sınırlandırılmalıdır. - Hipogonadotropik hipogonadizmde hasarın hipotalamustan mı yoksa hipofizden mi kaynaklı olduğunu saptamada kullanılırlar. - Tüp bebek uygulamalarında, ovulasyon indüksiyonunun zamanlanması için kullanılırlar. Ovulasyon indüksiyonu protokollerinde GnRH-a lar, hipofiz desensitizasyonu yaparak, ovulasyon öncesi endojen LH dalgasını baskılamak ve erken foliküler luteinizasyonundan korunmak için kullanılırlar (14,15). Bu ilaçların siklusun hangi zamanında kullanılacağı tedavi protokolüne göre değişiklik gösterir. Örneğin uzun yada desensitizasyon protokolü uygulanacaksa agonist uygulamasına bir önceki siklusun luteal fazında başlanmalıdır (18). - Steroid hormon bağımlı tümörlerin ve metastazların (erkekerde prostat kanseri ve kadınlarda meme kanseri gibi) tedavisinde kullanılırlar. Prostat kanseri tedavisinde, başlangıçta testosteron salgılanmasında yaptıkları geçici artmaya bağlı tümör alevlenmesini önlemek için kısa bir süre siproteran asetatla birlikte verilirler (14,15). GNRH ANTAGONİSTLERİ GnRH Antagonistlerinin Gelişimi ve Etki Mekanizması Prostat kanseri tedavisinde, medikal hipofizektomi ve medikal kastrasyon amacı ile, kullanılan GnRH-a lar hipofiz-gonad sisteminde öncelikle flare-up effect e neden olarak tedavinin başlarında hastalıkta alevlenmeye neden olmaktadırlar. Bu sebebten dolayı, bu etkileri olmayan GnRH-an lar geliştirilmiştir. GnRH-an larda, GnRH-a lar gibi doğal GnRH nın amino asit dizisinde yapılan değişikler ile elde edilmişlerdir. Antagonistlerin daha önceki jenerasyonları (I-II), histamin salınımına bağlı anaflaksi ve ödem gibi yan 12

14 etkilerinden dolayı, klinik kullanıma uygun değillerdi. Amino asit dizisinin 1., 2., 3., 6. ve 10. aminoasitlerindeki modifikasyonlarla bu yan etkileri olmayan III. jenerasyonun üretilmesi sonucu GnRH-an larda klinik kullanıma girmiştir (14,19,20). GnRH-an lar, GnRH reseptörlerine kompetetif olarak bağlanarak reseptörleri bloke ederler ve GnRH-a lar gibi gonadotropin salınımda flare-up effect e neden olmaksızın gonadotropin salınımını 8 saat gibi bir süre içinde inhibe ederler. Ayrıca GnRH-a lar gibi reseptör down regülasyonu yapmadıklarından, tedavi kesildikten kısa bir süre sonra gonad fonksiyonları düzelir (14,20,21). GnRH Antagonist Tipleri Günümüzde klinik olarak kullanılan iki tip GnRH-an mevcuttur; ganirelix ve cetrorelix. Ganirelix, cetrorelixten amino asid diziliminin 6. pozisyonunda D-homoarjinin, 8. pozisyonunda homoarjinin içermesiyle farklıdır. Cetrorelixte bu pozisyonlarda sırasıyla D- sitrulin ve arjinin bulunur. Her iki ilaçta subcutan olarak 250 µg dozunda kullanılır (14,18). GnRH Antagonistlerinin Kullanım Yerleri - Günümüzde GnRH-an lar in vitro fertilizasyon (IVF) sikluslarında kontrollü overiel hiperstimülasyon sağlamak amacı ile kullanılmaktadır. GnRH-a lara göre avantajları tedavi siklusunda foliküler fazın geç dönemlerinde uygulanabilmesidir (14,18). Her ne kadar, LH nın neredeyse hemen süpresyonu teorik olarak IVF siklusu süresinde kısalma ve overiel uyarının daha iyi kontrolünü sağlayacak tedavi gibi görünsede, bu bileşiklerin IVF de rollerini saptamak için daha fazla klinik çalışma gerekmektedir (14). - Tüp bebek uygulanacak PCOS lu hastalarda GnRH-an kullanımı en azından iki nedenle daha avantajlı görünmektedir: 1) Ovulasyon indüksiyonunda kullanılan gonadotropin dozunda azalma 2) Folikül maturasyonunun tamamlanmasında hcg yerine bir GnRH-a nın kullanılabilmesi. Bu iki özellik overiel hiperstimülasyon sendrom riskini azaltmaktadır (21). Ayrıca GnRH-an ile tedavide GnRH-a ara göre enjeksiyon sayısının daha az olması tedaviye hasta uyumunu arttırmaktadır (22). - Uterin leimyomların ve endometriozisin tedavisinde GnRH-an ların başarılı olduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur. Ancak bu çalışmaların klinik kullanım için desteklenmesi gerekmektedir (4,23-25). - GnRH-an ların uzun süreli etkileri henüz tam olarak saptanmamış olsada, prostat kanserinin yönetiminde testosteron seviyesini baskılamak ve PSA yı düşürmek için efektif 13

15 bir imkan olarak görünmektedir. GnRH-an ların, GnRH-a lara göre avantajları başlangıçtaki flare-u effect in yokluğu, hızlı etkileri, tedavide antiandrojenlerle kombinasyona ihtiyaç olmaması ve bu sayede tedavinin daha basitleştirilmesidir. (26). KEMOTERAPİ Bakteri ve protozoon infeksiyonlarında ilaç tedavisinin başarılı sonuçlar vermesi, memeli hücrelerinin kontrolsüz, aşırı ve istilacı bir şekilde patolojik proliferasyonuna bağlı olan malign neoplazmalarında kimyasal etkenler tarafından iyi edilebileceği olasılığını düşündürmüştür. Bu noktadan hareketle antineoplastik ilaçlar konusunda geniş araştırmalar yapılmış ve birçok sentetik veya doğal kaynaklı ilaç tedaviye sokulmuştur (27). Kanser KT sinde amaçlanan kullanılan ilaçlarla tümörün büyümesini engelleyecek letal bir sitotoksik etki sağlamaktır. İdeal olarak bu ilaçların sadece malign hücreleri etkilemesi esastır. Ancak kullanımda olan ilaçlar kanser hücrelerine spesifik etki göstermemekte ve prolifere olan tüm normal ve anormal hücreleri etkilemektedir (28). Malign tümör hücrelerinde hücre bölünmesi, proliferasyondaki normal hücrelere göre çok daha fazla olduğundan antikanser ilaçların selektif sitotoksik etkileri malign hücrelerde daha fazladır. Ancak antikanser ilaçların selektivitesi genellikle fazla olmadığından kanser hücrelerini yok ettikleri gibi çoğalmakta olan normal hücreleride (barsak ve mukoza epiteli, kemik iliğinin hemopoetik hücreleri vb.) yok edebilirler (27,29). Hücre siklusu ve kemoterapi Antikanser ilaçların önemli bir ortak özelliği, hemen hemen hepsinin hücre bölünmesini ve dolayısıyla çoğalmasını inhibe etmeleridir. Bu yüzden onların etki mekanizmalarının ve kullanılışları ile ilgili ana kavramların iyi anlaşılabilmesi için hücre siklusunun dönemlerinin ve ilacın etkinliğinin bu dönemlerle ilişkisinin iyi bilinmesi gerekir. Hücre siklusunda S, G 1, G 2 ve M fazları olarak 4 faz ayırtedilir (27,30). 1- G 1 fazı (İnterfaz): Mitoz sonucunda oluşan ikiz hücrelerde, daha sonraki bölünmeye hazırlık olmak üzere, yeni deoksiribonükleik asit (DNA) zincirinin sentezi için gerekli yapıtaşlarının üretimi ve diğer işlemler ile ilgili enzimlerin, nükleotidlerin ve histonların sentezinin yapıldığı dönemdir. Süresi en uzun olan ve en fazla değişkenlik gösteren dönemdir. Yavaş çoğalan tümörlerde bu dönem daha uzundur; bu durumda onların çoğalmak üzere istirahat döneminde oldukları kabul edilir ve G 1 yerine G 0 dönemi deyimi kullanılır. G 1 fazına spesifik ilaçlar: L- asparaginaz 14

16 2- S fazı (DNA sentezi): Çift zincir DNA sarmalı açılarak her bir zincirin oluşturduğu kalıba göre yeni birer DNA zinciri sentez edilir. S fazına spesifik ilaçlar: Prokarbazin, antimetabolitler, hidroksiüreler, kamptotekinler 3- G 2 fazı (Mitoza hazırlık): DNA sentezi biter, protein ve ribonükleik asit (RNA) sentezi devam eder ve mitoz iğciğinin mikrotübüler öncüleri üretilir. G 2 fazına spesifik ilaçlar: Bleomisin, vinka alkaloidleri, taksanlar 4- M fazı (Mitoz): S döneminde ikişer tane DNA çift zinciri içerir hale gelen hücrelerin mitoz ile iki kardeş hücreye bölünmesi dönemidir. Mitozun tamamlanmasından sonra oluşan yeni hücreler G 0 yada G 1 fazına girer. M fazı spesifik ilaçlar: Vinka alkaloidleri, taksanlar Sitotoksik ajanlar hücre siklusuna etkilerine göre faza spesifik ve faza spesifik olmayan ajanlar olarak sınıflandırılabilir (30). A- Faza Spesifik Ajanlar: Hücre siklusunun belli bir döneminde olan kanser hücresine etki eden ajanlardır. Belirli bir dozdan sonra dozun arttırılması daha fazla hücrenin ölümüne neden olmaz. Ancak ilaç konsantrasyonu belirli süre sağlanırsa daha fazla hücre siklusun spesifik letal fazına girer ve bu sayede daha fazla hücrenin ölümü sağlanır. B- Faza Spesifik Olmayan Ajanlar: Bu ajanlar bölünen hücreleri hücre siklusunun herhangi bir noktasında (alkilleyici ajanlar, platin bileşikleri, hücre sinyal inhibitörleri) ya da bölünmeyen hücreleri (siklusa spesifik olmayan ajanlar: steroid hormonlar, bleomisin dışındaki antitümör antibiyotikler) öldürebilirler. Faza spesifik olmayan ajanların dozları arttıkça öldürülen hücre sayısı artar. KEMOTERAPÖTİK AJANLAR VE ETKİ MEKANİZMALARI Alkilleyici Ajanlar Alkilleyici ajanlar, sitotoksik etkilerini hücre yapısında bulunan fosfat, amino, sülfidril, hidroksil, karboksil ve imidazol gibi nükleofilik gruplara kovalan bağlanarak gösterirler. Bağlandıkları yer genellikle guaninin yedinci nitrojen atomudur (N 7 ). Bu yerin alkillenmesi sonucu üç önemli değişiklikten biri oluşur; i) Guaninin sitozin yerine timin ile baz eşleşmesi yapmasına neden olur. Anormal baz çiftinin oluşması genetik kodun yanlış okunmasına neden olarak DNA zincirinde ve messenger RNA (mrna) moleküllerinde önemli bozukluklara yol açar. ii) Guaninin imidazol halkası açılır ve guanin parçalanır. DNA zinciri bu noktadan kırılmış olur. iii) İlacın reaktif metaboliti iki ayrı zincirdeki guanin 15

DİŞİ EŞEY HÜCRELERİNİN GELİŞMESİ OLGUNLAŞMASI. Doç. Dr. A. Gürol BAYRAKTAROĞLU

DİŞİ EŞEY HÜCRELERİNİN GELİŞMESİ OLGUNLAŞMASI. Doç. Dr. A. Gürol BAYRAKTAROĞLU DİŞİ EŞEY HÜCRELERİNİN GELİŞMESİ OLGUNLAŞMASI Doç. Dr. A. Gürol BAYRAKTAROĞLU OVOGENEZİS Dişi eşey hücresinin gelişip olgunlaşmasına ovogenezis denir. Spermatogenezisteki gibi çoğalma, büyüme ve olgunlaşma

Detaylı

109. Aşağıdaki myoma uteri tiplerinden hangisinde laparotomi dışında bir cerrahi girişim yapılabilir?

109. Aşağıdaki myoma uteri tiplerinden hangisinde laparotomi dışında bir cerrahi girişim yapılabilir? 109. Aşağıdaki myoma uteri tiplerinden hangisinde laparotomi dışında bir cerrahi girişim yapılabilir? A) Subserozal B) Pedinküle subserozal C) İntramural D) Servikal E) Tip 0 submukozal Soru kalitesiz

Detaylı

TESTOSTERON (TOTAL) Klinik Laboratuvar Testleri

TESTOSTERON (TOTAL) Klinik Laboratuvar Testleri TESTOSTERON (TOTAL) Kullanım amacı: Erkeklerde ve kadınlarda farklı kullanım amaçları vardır. Erkeklerde en çok, libido kaybı, erektil fonksiyon bozukluğu, jinekomasti, osteoporoz ve infertilite gibi belirti

Detaylı

GENİTAL SİKLUS Östrus Siklusu

GENİTAL SİKLUS Östrus Siklusu GENİTAL SİKLUS Östrus Siklusu Tanım Purbertiye ulaşan bir dişide hormonların kontrolü (hipotalamus, hipofiz ve ovaryum dan salınan) altında ovaryum ve uterusta meydana gelen değişiklikler Genital siklus

Detaylı

GENEL SORU ÇÖZÜMÜ ENDOKRİN SİSTEM

GENEL SORU ÇÖZÜMÜ ENDOKRİN SİSTEM GENEL SORU ÇÖZÜMÜ ENDOKRİN SİSTEM 1) Aşağıdaki hormonlardan hangisi uterusun büyümesinde doğrudan etkilidir? A) LH B) Androjen C) Östrojen Progesteron D) FUH Büyüme hormonu E) Prolaktin - Testosteron 2)

Detaylı

Zoladex LA 10.8 mg Depot (Subkütan Implant)

Zoladex LA 10.8 mg Depot (Subkütan Implant) 1 Zoladex LA 10.8 mg Depot (Subkütan Implant) 2 Prospektüs 3 Zoladex LA 10.8 mg Depot (Subkütan Implant) Steril,apirojen Formülü Beher Zoladex LA Subkütan implant, enjektör içinde, uygulamaya hazır, beyaz

Detaylı

10. SINIF KONU ANLATIMI. 16 ÜREME BÜYÜME GELİŞME Döllenme ve Aile Planlaması Soru Çözümü

10. SINIF KONU ANLATIMI. 16 ÜREME BÜYÜME GELİŞME Döllenme ve Aile Planlaması Soru Çözümü 10. SINIF KONU ANLATIMI 16 ÜREME BÜYÜME GELİŞME Döllenme ve Aile Planlaması Soru Çözümü DÖLLENME Dişi üreme sistemine giren sperm hücreleri yumurta hücresinin salgıladığı FERTİLİZİN sayesinde yumurta hücresini

Detaylı

Androjenler ve Anabolik Steroidler

Androjenler ve Anabolik Steroidler Androjenler ve Anabolik Steroidler Sentezleri Androjenler kolesterolden sentezlenirler. Testosteron, testisin interstisyel (leydig ) hücrelerinde, 5-Pregnonolon dan sentezlenir. Testosteron salındıktan

Detaylı

Endokrin farmakoloji 1 (hipofiz hormonları, tiroid hormonları, adrenal korteks hormonları) Prof. Dr. Öner Süzer

Endokrin farmakoloji 1 (hipofiz hormonları, tiroid hormonları, adrenal korteks hormonları) Prof. Dr. Öner Süzer Endokrin farmakoloji 1 (hipofiz hormonları, tiroid hormonları, adrenal korteks hormonları) Prof. Dr. Öner Süzer www.onersuzer.com 2 1 3 4 2 Hipotalamus ve hipofiz Metabolizma, gelişme ve üreme gibi vücut

Detaylı

ÜREME SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ

ÜREME SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ ÜREME SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ Kadın ve erkek üreme sistemi dölün üretilmesi amacı ile özelleşmiş özel organlardan oluşmaktadır. Bazı üreme organları cinsiyet hücrelerini üretir, diğerleri

Detaylı

IVF DE KULLANILAN İLAÇLAR VE PROTOKOLLER

IVF DE KULLANILAN İLAÇLAR VE PROTOKOLLER IVF DE KULLANILAN İLAÇLAR VE PROTOKOLLER Hem. Meral IŞIK Acıbadem Kadıköy Hastanesi IVF Ekip Lideri 16 Ekim 2012 de Acıbadem Kadıköy Hastanesi nde I. Üreme Sağlığı ve İnfertilite Hemşireliği Seminerinde

Detaylı

Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır.

Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır. Erkek üreme sisteminin önemli bir üyesi olan prostatta görülen malign (kötü huylu)değişikliklerdir.erkeklerde en sık görülen kanser tiplerindendir. Amerika'da her 5 erkekten birinde görüldüğü tespit edilmiştir.yine

Detaylı

İLK TRİMESTERDE PROGESTERON. Dr. Tuncay Nas Gazi Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim

İLK TRİMESTERDE PROGESTERON. Dr. Tuncay Nas Gazi Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim İLK TRİMESTERDE PROGESTERON Dr. Tuncay Nas Gazi Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Progesteron Gebeliğin oluşumu ve devamında çok önemli bir hormondur Progestinler Progesteron (Progestan

Detaylı

CANLILARDA ÜREME. Üreme canlıların ortak özelliğidir. Her canlının kendine benzer canlı meydana getirebilmesi üreme ile gerçekleşir

CANLILARDA ÜREME. Üreme canlıların ortak özelliğidir. Her canlının kendine benzer canlı meydana getirebilmesi üreme ile gerçekleşir CANLILARDA ÜREME EYLÜL 3.HAFTA MİTOZ VE EŞEYSİZ ÜREME Her canlının kendine benzer canlı meydana getirebilmesi üreme ile gerçekleşir Üreme canlıların ortak özelliğidir 3 4 Canlılar hücrelerden meydana gelir

Detaylı

ayxmaz/biyoloji 2. DNA aşağıdaki sonuçlardan hangisi ile üretilir Kalıp DNA yukarıdaki ana DNAdan yeni DNA molekülleri hangi sonulca üretilir A B C D

ayxmaz/biyoloji 2. DNA aşağıdaki sonuçlardan hangisi ile üretilir Kalıp DNA yukarıdaki ana DNAdan yeni DNA molekülleri hangi sonulca üretilir A B C D 1. DNA replikasyonu.. için gereklidir A) sadece mitoz B) sadece mayoz C) mitoz ve mayoz D) sadece gamet oluşumu E) sadece protein sentezi 2. DNA aşağıdaki sonuçlardan hangisi ile üretilir Kalıp DNA yukarıdaki

Detaylı

ÜREME SİSTEMİNİN FİZYOLOJİSİ

ÜREME SİSTEMİNİN FİZYOLOJİSİ ÜREME SİSTEMİNİN FİZYOLOJİSİ OVUM VE SPERM Bireysel genetik özellikler her vücut hücresinde vardır Genetik özelliklerin nesilden nesile geçişi ovum ve spermium tarafından olur. Oogonia ve spermatogonia

Detaylı

GnRH LH Gonadotropinler FSH Leydig hücresi Sertoli hücresi. Transkripsiyon Transkripsiyon

GnRH LH Gonadotropinler FSH Leydig hücresi Sertoli hücresi. Transkripsiyon Transkripsiyon GONAD HORMONLAR Uyarı Hipotalamus GnRH LH Gonadotropinler FSH Leydig hücresi Sertoli hücresi camp Protein fosforilasyon camp Protein fosforilasyon Transkripsiyon Transkripsiyon Testosteron sentez ve salınım

Detaylı

Canlılarda mitoz, amitoz ve mayoz olmak üzere üç çeşit bölünme görülür.

Canlılarda mitoz, amitoz ve mayoz olmak üzere üç çeşit bölünme görülür. HÜCRE BÖLÜNMELERİ Canlılarda mitoz, amitoz ve mayoz olmak üzere üç çeşit bölünme görülür. I. MİTOZ BÖLÜNME Mitoz bölünme tek hücreli canlılardan, çok hücreli canlılara ve insana kadar bir çok canlı grubu

Detaylı

HAYVANSAL HÜCRELER VE İŞLEVLERİ. YRD. DOÇ. DR. ASLI SADE MEMİŞOĞLU RESİM İŞ ZEMİN KAT ODA: 111

HAYVANSAL HÜCRELER VE İŞLEVLERİ. YRD. DOÇ. DR. ASLI SADE MEMİŞOĞLU RESİM İŞ ZEMİN KAT ODA: 111 HAYVANSAL HÜCRELER VE İŞLEVLERİ YRD. DOÇ. DR. ASLI SADE MEMİŞOĞLU RESİM İŞ ZEMİN KAT ODA: 111 asli.memisoglu@deu.edu.tr KONULAR HAYVAN HÜCRESİ HAYVAN, BİTKİ, MANTAR, BAKTERİ HÜCRE FARKLARI HÜCRE ORGANELLERİ

Detaylı

ÇOK HÜCRELİ ORGANİZMALARIN GELİŞİMİ

ÇOK HÜCRELİ ORGANİZMALARIN GELİŞİMİ ÇOK HÜCRELİ ORGANİZMALARIN GELİŞİMİ Seçici gen ifadesi embriyonun gelişmesini sağlayan 4 temel işlevi denetler: 1. Hücre çoğalması 2. Hücre farklılaşması 3. Hücre etkileşimleri 4. Hücre hareketi HÜCRE

Detaylı

Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları. Doç. Dr. Ahmet Özaydın

Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları. Doç. Dr. Ahmet Özaydın Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları Doç. Dr. Ahmet Özaydın Nükleus (çekirdek) ökaryotlar ile prokaryotları ayıran temel özelliktir. Çekirdek hem genetik bilginin deposu hem de kontrol merkezidir.

Detaylı

POLİKİSTİK OVER SENDROMU VE GENİTAL KANSER İLİŞKİSİ

POLİKİSTİK OVER SENDROMU VE GENİTAL KANSER İLİŞKİSİ POLİKİSTİK OVER SENDROMU VE GENİTAL KANSER İLİŞKİSİ Prof. Dr. Fırat ORTAÇ Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum AD. Jinekolojik Onkoloji Departmanı Polikistik Over Sendromu(PKOS)

Detaylı

MENSTURASYON VE HORMONLAR

MENSTURASYON VE HORMONLAR MENSTURASYON VE HORMONLAR İLK ADET KANAMASI" Çocukluk çağından ergenlik çağına geçiş döneminde, ortalama olarak 12.5 yaşında kız çocuğu ilk adet kanamasını görür. Bu "ilk kanama" henüz yumurtlama süreci

Detaylı

HİPOGONADOTROPİK HİPOGONADİZMDE ÜREME TEDAVİSİ VE SONRASINDAKİ SÜREÇ. Önemli Not : Bu yazı bilgilendirme ve yol gösterme amaçlıdır.

HİPOGONADOTROPİK HİPOGONADİZMDE ÜREME TEDAVİSİ VE SONRASINDAKİ SÜREÇ. Önemli Not : Bu yazı bilgilendirme ve yol gösterme amaçlıdır. HİPOGONADOTROPİK HİPOGONADİZMDE ÜREME TEDAVİSİ VE SONRASINDAKİ SÜREÇ Önei Not : Bu yazı bilgilendirme ve yol gösterme amaçlıdır. Saygılarıa... Uğur AYDOĞAN - Gazi Üniversitesi ugur@hipogonadizm.org ugur.aydogan@gazi.edu.tr

Detaylı

HÜCRE BÖLÜNMESİ VE ÜREME. Mitoz Bölünme ve Eşeysiz Üreme 1

HÜCRE BÖLÜNMESİ VE ÜREME. Mitoz Bölünme ve Eşeysiz Üreme 1 HÜCRE BÖLÜNMESİ VE ÜREME Mitoz Bölünme ve Eşeysiz Üreme 1 Hücrenin bölünmeye başlamasından itibaren onu takip eden diğer hücre bölünmesine kadar geçen zaman aralığına hücre döngüsü denir. Hücreler belli

Detaylı

Şekil 1. Mitoz bölünmenin profaz evresi.

Şekil 1. Mitoz bölünmenin profaz evresi. KONU 9. HÜCRE BÖLÜNMESİ MİTOZ BÖLÜNME Mitoz bölünme tek hücreli canlılardan, çok hücreli canlılara ve insana kadar birçok canlı grubu tarafından gerçekleştirilebilir. Mitoz bölünme sonunda bölünen hücrelerden

Detaylı

Radyoterapi-Infertilite. Dr. Ferah Yıldız HÜTF Radyasyon Onkolojisi AD

Radyoterapi-Infertilite. Dr. Ferah Yıldız HÜTF Radyasyon Onkolojisi AD Radyoterapi-Infertilite Dr. Ferah Yıldız HÜTF Radyasyon Onkolojisi AD 2010 yılında her 250 erişkinden biri kanserden kurtulmuş bireylerden oluşacak Blatt ve ark, 1999 TEDAVİYE BAĞLI YAN ETKİLER!!!!! Infertilite

Detaylı

BAKTERİLERİN GENETİK KARAKTERLERİ

BAKTERİLERİN GENETİK KARAKTERLERİ BAKTERİLERİN GENETİK KARAKTERLERİ GENETİK MATERYALLER VE YAPILARI HER HÜCREDE Genetik bilgilerin kodlandığı bir DNA genomu bulunur Bu genetik bilgiler mrna ve ribozomlar aracılığı ile proteinlere dönüştürülür

Detaylı

KEMOTERAPİ NASIL İŞLEV GÖRÜR?

KEMOTERAPİ NASIL İŞLEV GÖRÜR? KEMOTERAPİ NEDİR? Kanser hücrelerini tahrip eden kanser ilaçları kullanılarak yapılan tedaviye kemoterapi denir. Bu tedavilerde kullanılan ilaçlara antikanser ilaçlar da denir. Kanserin türüne göre kemoterapinin

Detaylı

MENAPOZ DÖNEMİ MENAPOZ DÖNEM VE HORMONLAR

MENAPOZ DÖNEMİ MENAPOZ DÖNEM VE HORMONLAR MENAPOZ DÖNEMİ VE HORMONLAR DR.ALEV ÖKTEM Menapozun Nedeni Overlerdeki oositlerin üreme yaşlanması sırasında ovülasyon ve atrezi nedeniyle tükenmesidir Kronolojik yaş üreme yaşlanmasının tespiti için çok

Detaylı

Replikasyon, Transkripsiyon ve Translasyon. Yrd. Doç. Dr. Osman İBİŞ

Replikasyon, Transkripsiyon ve Translasyon. Yrd. Doç. Dr. Osman İBİŞ Replikasyon, Transkripsiyon ve Translasyon Yrd. Doç. Dr. Osman İBİŞ DNA replikasyonu DNA nın replikasyonu, DNA molekülünün, sakladığı genetik bilgilerin sonraki nesillere aktarılması için kendi kopyasını

Detaylı

GOÜ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM I III. KURUL

GOÜ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM I III. KURUL III. Kurul Hücresel Metabolizma ve Moleküler Tıp III. Kurul Süresi: 6 hafta III. Kurul Başlangıç Tarihi: 23 Aralık 2009 III. Kurul Bitiş ve Sınav Tarihi: 1 2 Şubat 2010 Ders Kurulu Sorumlusu: Yrd. Doç.

Detaylı

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #18

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #18 YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #18 1) Bakterilerin gerçekleştirdiği, I. Kimyasal enerji sayesinde besin sentezleme II. Işık enerjisini kimyasal bağ enerjisine dönüştürme III. Kimyasal bağ enerjisini ATP enerjisine

Detaylı

Reprodüktif Endokrinoloji. Prof. Dr. Mithat EVECEN

Reprodüktif Endokrinoloji. Prof. Dr. Mithat EVECEN Reprodüktif Endokrinoloji Prof. Dr. Mithat EVECEN HORMON Kelime: Yun. Uyarma, Canlandırma, Harekete geçirme. Tanım: Bir hücre ya da dokuda sentezlenen ve buralardan kan, lenf ve ya sinir yoluyla vücudun

Detaylı

Hipotalamus hormonları. Leptin 1/30/2012 HİPOFİZ ÖN LOP HORMONLARI. Growth hormon : Büyüme hormonu Somatotropin

Hipotalamus hormonları. Leptin 1/30/2012 HİPOFİZ ÖN LOP HORMONLARI. Growth hormon : Büyüme hormonu Somatotropin Hipotalamus hormonları Hipotalamik hormonlar, ön hipofiz hormonlarının sentezini ve sekresyonunu düzenler. Hipotalamik hormonlar, hipotalamik-hipofizer sistemin kapillerlerindeki hipotalamik sinir uçlarından

Detaylı

BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS YÖNETİCİ MOLEKÜLLER

BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS YÖNETİCİ MOLEKÜLLER www.benimdershanem.esy.es Bilgi paylaştıkça çoğalır. BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS YÖNETİCİ MOLEKÜLLER NÜKLEİK ASİTLER Nükleik asitler, bütün canlı hücrelerde ve virüslerde bulunan, nükleotid birimlerden

Detaylı

Çekirdek 4 bölümden oluşur Çekirdek zarı: karyolemma Kromatin: Chromatin Çekirdekcik: Nucleolus Çekirdek sıvısı: karyolymph

Çekirdek 4 bölümden oluşur Çekirdek zarı: karyolemma Kromatin: Chromatin Çekirdekcik: Nucleolus Çekirdek sıvısı: karyolymph NUKLEUS Bir hücrenin tüm yapılarının ve etkinliklerinin kodlandığı kromozomu Ayrıca, DNA sını dublike edecek ve 3 tip RNA yı ribozomal (rrna), haberci (mrna) ve transfer (trna)-sentezleyecek ve işleyecek

Detaylı

Hipotalamo-hipofizer Hormonlar

Hipotalamo-hipofizer Hormonlar Hipotalamo-hipofizer Hormonlar Ön ve arka hipofizin hipotalamus tarafından kontrolu ÖN HİPOFİZ 1.Hipotalamik nöronlardan salıverici ve inhibe edici hormonlar hipotalamohipofizer portal sisteme salınır

Detaylı

IM/SC ENJEKSİYON İÇİN LİYOFİLİZE TOZ İÇEREN AMPUL

IM/SC ENJEKSİYON İÇİN LİYOFİLİZE TOZ İÇEREN AMPUL Pregnyl 5000 IU IM/SC ENJEKSİYON İÇİN LİYOFİLİZE TOZ İÇEREN AMPUL FORMÜLÜ PREGNYL, enjeksiyonluk liyofilize toz içeren ampul ile çözücü içeren ampulden oluşur. Etken madde insan koriyonik gonadotropini

Detaylı

LYS ANAHTAR SORULAR #6. Mitoz ve Mayoz Bölünme Eşeyli ve Eşeysiz Üreme İnsanda Üreme

LYS ANAHTAR SORULAR #6. Mitoz ve Mayoz Bölünme Eşeyli ve Eşeysiz Üreme İnsanda Üreme LYS ANAHTAR SORULAR #6 Mitoz ve Mayoz Bölünme Eşeyli ve Eşeysiz Üreme İnsanda Üreme 1) 2n = 40 kromozomlu memeli türünde, Dişinin ovaryumlarında yumurta hücresi oluşurken anafaz I evresinde gonozomların

Detaylı

Multiple Myelom Radyoterapi Uygulamaları. Prof.Dr. Serra KAMER

Multiple Myelom Radyoterapi Uygulamaları. Prof.Dr. Serra KAMER Multiple Myelom Radyoterapi Uygulamaları Prof.Dr. Serra KAMER Cevap Aranan Sorular Kemik Lezyonlarında Palyatif Radyoterapi Plazmositom tedavisinde küratif radyoterapi Kim ne zaman- tedavi sıralaması?

Detaylı

Polikistik over sendromu olan kadınlarda, cerrahi veya Yardımcı Üreme. Teknikleri ile kanıta dayalı infertilite tedavisi

Polikistik over sendromu olan kadınlarda, cerrahi veya Yardımcı Üreme. Teknikleri ile kanıta dayalı infertilite tedavisi Polikistik over sendromu olan kadınlarda, cerrahi veya Yardımcı Üreme Teknikleri ile kanıta dayalı infertilite tedavisi Polikistik over sendromu (PKOS), 1930 yılında wedge rezeksiyonun tariflenmesinden

Detaylı

MENOPOZ. Menopoz nedir?

MENOPOZ. Menopoz nedir? MENOPOZ Hayatınızı kabusa çeviren, unutkanlık, uykusuzluk, depresyon, sinirlilik, halsizlik şikayetlerinin en büyük sebeplerinden biri menopozdur. İleri dönemde idrar kaçırma, kemik erimesi, hipertansiyona

Detaylı

MİKROBİYOLOJİ SORU KAMPI 2015

MİKROBİYOLOJİ SORU KAMPI 2015 Canlıların prokaryot ve ökoaryot olma özelliğini hücre komponentlerinden hangisi belirler? MİKROBİYOLOJİ SORU KAMPI 2015 B. Stoplazmik membran C. Golgi membranı D. Nükleer membran E. Endoplazmik retikulum

Detaylı

Heterolog tip I kolajen biostimulation deri hücresi

Heterolog tip I kolajen biostimulation deri hücresi Heterolog tip I kolajen biostimulation deri hücresi Andrea Corbo ve Vincenzo Varlaro Heterolog kolajen Tip I ile biostimulation deri hücresi sınıf III tıbbi cihaz (Linerase ) kullanılmasını içerir. I kolajen

Detaylı

ENDOKRİN SİSTEM. Selin Hoca

ENDOKRİN SİSTEM. Selin Hoca ENDOKRİN SİSTEM Selin Hoca HORMON NEDİR? Endokrin sistemi oluşturan iç salgı bezlerinin (endokrin bez) salgıladığı özel sinyal taşıyan salgılardır. Organik maddelerdir. Hormonların etki ettikleri doku

Detaylı

her hakki saklidir onderyaman.com

her hakki saklidir onderyaman.com Andropoz: Yaşlanan Erkek: Tarihsel yaklaşım Yaşlanma ile beraber gonadal (testis) fonksiyonlarda azalma ve bu durumun kişi üzerine etkileri antik çağlardan beri bilinmekte ve araştırılmaktadır. Örneğin

Detaylı

Reprodüktif Endokrinoloji. Prof. Dr. Mithat EVECEN

Reprodüktif Endokrinoloji. Prof. Dr. Mithat EVECEN Reprodüktif Endokrinoloji Prof. Dr. Mithat EVECEN TANIMLAR: Hormon: Yunanca = uyarma, canlandırma, harekete geçirme. Tanım: Bir hücre ya da dokuda sentezlenen ve buralardan kan, lenf ve sinir yoluyla vücudun

Detaylı

İN-VİTRO FERTİLİZASYON (IVF) VE EMBRİYO TRANSFERİ (ET)

İN-VİTRO FERTİLİZASYON (IVF) VE EMBRİYO TRANSFERİ (ET) İN-VİTRO FERTİLİZASYON (IVF) VE EMBRİYO TRANSFERİ (ET) Yardımcı üreme tekniklerinin (YÜT) (Assisted Reproduction Techniques, ART) temel amacı, infertil çiftin sağlıklı bir bebek sahibi olmasıdır. IVF-ET

Detaylı

Kanser Tedavisi: Günümüz

Kanser Tedavisi: Günümüz KANSER TEDAVİSİNDE MOLEKÜLER HEDEFLER Doç. Dr. Işık G. YULUĞ Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü yulug@fen.bilkent.edu.tr Kanser Tedavisi: Günümüz Geleneksel sitotoksik ilaçlar ve

Detaylı

DİŞİ ÜREME ORGANLARI

DİŞİ ÜREME ORGANLARI DİŞİ ÜREME ORGANLARI Dişi üreme organları dişi gamet hücresi ovumu (yumurtayı) üreten ovaryumlar ile ovumun döllendiği, döllenme sonrasında gebeliğin şekillendiği ve gelişen yavrunun dışarı çıkarıldığı

Detaylı

İNFERTİLİTE NEDENLERİ. İlknur M. Gönenç

İNFERTİLİTE NEDENLERİ. İlknur M. Gönenç İNFERTİLİTE NEDENLERİ İlknur M. Gönenç ERKEK İNFERTİLİTE NEDENLERİ Endokrin Bozukluklar Hipotalamik disfonksiyon (Kallmann) Hipoffizer yetmezlik ( tm., rad, cerrahi ) Hiperprolaktinemi, Adrenal hiperplazi

Detaylı

ÖZET CEVAP: Oosit retrivalin hemen ardından intrauterin hcg uygulaması implantasyon oranlarını, kimyasal ve klinik gebelik oranlarını artırmaktadır.

ÖZET CEVAP: Oosit retrivalin hemen ardından intrauterin hcg uygulaması implantasyon oranlarını, kimyasal ve klinik gebelik oranlarını artırmaktadır. Intrauterine administration of hcg immediately after oocyte retrieval and the outcome of ICSI: a randomized controlled trial Oosit Retrivalden hemen sonra intrauterin hcg uygulamasının ICSI sonuçları üzerine

Detaylı

11. SINIF KONU ANLATIMI 29 ENDOKRİN SİSTEM 4 BÖBREK ÜSTÜ BEZLERİ (ADRENAL BEZLER)

11. SINIF KONU ANLATIMI 29 ENDOKRİN SİSTEM 4 BÖBREK ÜSTÜ BEZLERİ (ADRENAL BEZLER) 11. SINIF KONU ANLATIMI 29 ENDOKRİN SİSTEM 4 BÖBREK ÜSTÜ BEZLERİ (ADRENAL BEZLER) BÖBREK ÜSTÜ BEZLERİ (ADRENAL BEZ) Her bir böbreğin üst kısmında bulunan endokrin bezdir. Böbrekler ile doğrudan bir bağlantısı

Detaylı

BÖLÜM I HÜCRE FİZYOLOJİSİ...

BÖLÜM I HÜCRE FİZYOLOJİSİ... BÖLÜM I HÜCRE FİZYOLOJİSİ... 1 Bilinmesi Gereken Kavramlar... 1 Giriş... 2 Hücrelerin Fonksiyonel Özellikleri... 2 Hücrenin Kimyasal Yapısı... 2 Hücrenin Fiziksel Yapısı... 4 Hücrenin Bileşenleri... 4

Detaylı

OBEZİTE ÇOCUK SAHİBİ OLMA ORANINI AZALTIYOR! AKŞAM GAZETESİ

OBEZİTE ÇOCUK SAHİBİ OLMA ORANINI AZALTIYOR! AKŞAM GAZETESİ OBEZİTE ÇOCUK SAHİBİ OLMA ORANINI AZALTIYOR! AKŞAM GAZETESİ İnfertilite (Kısırlık); döl oluşturma yeteneğinin azalması ya da yokluğu ile karakterize edilen tıbbi bir durumdur. Hem erkeklerde, hem de kadınlarda

Detaylı

FERTİLİZASYON-Döllenme

FERTİLİZASYON-Döllenme FERTİLİZASYON-Döllenme Tanım Spermatozoon ile Oosit II nin birleşerek yeni bir canlı olan ZİGOT u şekillendirmesi Ovulasyonla yumurta yoluna atılan Oosit korona radiata hücreleri ile sarılıdır. - Oosit

Detaylı

HÜCRE FİZYOLOJİSİ Hücrenin fiziksel yapısı. Hücre membranı proteinleri. Hücre membranı

HÜCRE FİZYOLOJİSİ Hücrenin fiziksel yapısı. Hücre membranı proteinleri. Hücre membranı Hücrenin fiziksel yapısı HÜCRE FİZYOLOJİSİ Hücreyi oluşturan yapılar Hücre membranı yapısı ve özellikleri Hücre içi ve dışı bileşenler Hücre membranından madde iletimi Vücut sıvılar Ozmoz-ozmmotik basınç

Detaylı

PROKARYOTLARDA GEN EKSPRESYONU. ve REGÜLASYONU. (Genlerin Gen Ürünlerine Dönüşümünü Kontrol Eden Süreçler)

PROKARYOTLARDA GEN EKSPRESYONU. ve REGÜLASYONU. (Genlerin Gen Ürünlerine Dönüşümünü Kontrol Eden Süreçler) PROKARYOTLARDA GEN EKSPRESYONU ve REGÜLASYONU (Genlerin Gen Ürünlerine Dönüşümünü Kontrol Eden Süreçler) Nihal EYVAZ (050559015) Şerife OKAY (050559025) Prof. Dr. Figen ERKOÇ Gazi Eğitim Fakültesi Gen

Detaylı

Gebelik nasıl oluşur?

Gebelik nasıl oluşur? Normal doğurgan çiftlerde, normal sıklıkta cinsel ilişki durumunda aylık gebe kalma oranı % 25 dir. Bu oran 1 yıl sonunda % 85, 2 yıl sonunda ise % 90 civarındadır. Gebelik nasıl oluşur? Gebeliğin oluşması

Detaylı

İnfertil Dişiler. Çiftleşme zorlukları. Deneyimsiz erkek. Normal çiftleşmeden sonra başarısız gebelik. Seyrek östrus. Deneyimsiz dişi.

İnfertil Dişiler. Çiftleşme zorlukları. Deneyimsiz erkek. Normal çiftleşmeden sonra başarısız gebelik. Seyrek östrus. Deneyimsiz dişi. İnfertil Dişiler Çiftleşme zorlukları Deneyimsiz erkek Deneyimsiz dişi Erkekte fizyolojik problemler Dişide Dişinin hazır olmaması Vulval stenosis Vestibuler konstrüksiyon Vaginal Vaginal hiperplazi ya

Detaylı

TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ

TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ DR. FZT. AYSEL YILDIZ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ FİZİKSEL TIP VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI Talasemi; Kalıtsal bir hemoglobin hastalığıdır. Hemoglobin

Detaylı

Oral ajanlarla ovulasyon induksiyonu. Doc. Dr. Fatma Ferda Verit Suleymaniye Kadin Hastaliklari ve Dogum Egitim ve Arastirma Hastanesi

Oral ajanlarla ovulasyon induksiyonu. Doc. Dr. Fatma Ferda Verit Suleymaniye Kadin Hastaliklari ve Dogum Egitim ve Arastirma Hastanesi Oral ajanlarla ovulasyon induksiyonu Doc. Dr. Fatma Ferda Verit Suleymaniye Kadin Hastaliklari ve Dogum Egitim ve Arastirma Hastanesi Klomifen sitrat Ovulasyon induksiyonu amaciyla ilk kez 1961 yilinda

Detaylı

Polikistik Over Sendromu ve Anti-Müllerien Hormon (PCOS ve AMH)

Polikistik Over Sendromu ve Anti-Müllerien Hormon (PCOS ve AMH) Polikistik Over Sendromu ve Anti-Müllerien Hormon (PCOS ve AMH) Doç. Dr. Cavidan Gülerman Her yönüyle PCOS Sempozyumu 31 Mart 2013 Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi - İzmir AMH TGF-b ailesinden bir glikoproteindir.

Detaylı

Adolesanlarda Polikistik Over Sendromu tanısında Anti Müllerien Hormon (AMH) ve İnsülin Like Peptit -3 (INSL3) ün tanısal değeri

Adolesanlarda Polikistik Over Sendromu tanısında Anti Müllerien Hormon (AMH) ve İnsülin Like Peptit -3 (INSL3) ün tanısal değeri Adolesanlarda Polikistik Over Sendromu tanısında Anti Müllerien Hormon (AMH) ve İnsülin Like Peptit -3 (INSL3) ün tanısal değeri Ayça Kömürlüoğlu 1, E. Nazlı Gönç 2, Z. Alev Özön 2, Nurgün Kandemir 2,

Detaylı

PROSPEKTÜS Sadece Hayvan Sağlığında Kullanılır Buserin Enjeksiyonluk Çözelti Hormon GnRH analoğu

PROSPEKTÜS Sadece Hayvan Sağlığında Kullanılır Buserin Enjeksiyonluk Çözelti Hormon GnRH analoğu PROSPEKTÜS Sadece Hayvan Sağlığında Kullanılır Buserin Enjeksiyonluk Çözelti Hormon GnRH analoğu BILEŞIMI : Buserin, berrak, renksiz, steril çözelti olup, her ml.sinde 0.004 mg buserelin e eşdeğer 0.0042

Detaylı

İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın

İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın Hücre iletişimi Tüm canlılar bulundukları çevreden sinyal alırlar ve yanıt verirler Bakteriler glukoz ve amino asit gibi besinlerin

Detaylı

İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİ MEKANİZMALARI. Öğr. Gör. Nurhan BİNGÖL

İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİ MEKANİZMALARI. Öğr. Gör. Nurhan BİNGÖL İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİ MEKANİZMALARI Öğr. Gör. Nurhan BİNGÖL Vücudun İlaçlara Etkisi (Farmakokinetik Etkiler) Farmakokinetik vücudun ilaca ne yaptığını inceler. İlaçlar etkilerini lokal veya sistematik

Detaylı

Zoladex 3.6 mg Depot. (Subkütan Implant)

Zoladex 3.6 mg Depot. (Subkütan Implant) 1 Zoladex 3.6 mg Depot (Subkütan Implant) Zoladex 3.6 mg Depot (Subkütan İmplant ) Formül Beher 'Zoladex' Subkütan İmplant; enjektör içinde, uygulamaya hazır, beyaz ile krem beyazı renginde, 3.6 mg Goserelin'e

Detaylı

DOKU. Dicle Aras. Doku ve doku türleri

DOKU. Dicle Aras. Doku ve doku türleri DOKU Dicle Aras Doku ve doku türleri Doku Bazı özel görevler üstlenmiş hücre topluluklarıdır. Bir doku aynı yönde özelleşmiş hücre ve hücreler arası maddelerin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. İntrauterin

Detaylı

ADIM ADIM YGS-LYS 37. ADIM HÜCRE 14- ÇEKİRDEK

ADIM ADIM YGS-LYS 37. ADIM HÜCRE 14- ÇEKİRDEK ADIM ADIM YGS-LYS 37. ADIM HÜCRE 14- ÇEKİRDEK 3) Çekirdek Ökaryot yapılı hücrelerde genetik maddeyi taşıyan hücre kısmıdır. Prokaryot hücreli canlılarda bulunmaz. GÖREVLERİ: 1) Genetik maddeyi taşıdığından

Detaylı

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA İYİLEŞMESİ Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir. Akut Yara: Onarım süreci düzenli ve zamanında gelişir. Anatomik ve fonksiyonel bütünlük

Detaylı

SANKO ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS KURULU 102: HÜCRE VE DOKU SİSTEMLERİ

SANKO ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS KURULU 102: HÜCRE VE DOKU SİSTEMLERİ 05-06 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS KURULU 0: HÜCRE VE DOKU SİSTEMLERİ Ders Kurulu Başkanı: / Başkan Yardımcıları: / Histoloji Embriyoloji Yrd. Doç. Dr. Bahadır Murat Demirel / Üyeler: / Tıbbi / Dersin AKTS

Detaylı

GEBELİK VE MEME KANSERİ

GEBELİK VE MEME KANSERİ GEBELİK VE MEME KANSERİ Doç. Dr. Ramazan YILDIZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı, 27 Kasım 2014, Ankara Gebelikte Kanser Gebelikte kanser insidansı % 0.07-0.1 arasında Gebelik

Detaylı

Hücre Proliferasyonu ve Testleri

Hücre Proliferasyonu ve Testleri 1 Hücre Proliferasyonu ve Testleri Normal Hücre Çoğalması Normal dokularda, hücre bölünmesi ve çoğalması organizmanın devamlılığı için bir gereklilik;r. Hücre çoğalmasının olması gerekenden farklı olması

Detaylı

FARKLI KO TROLLÜ OVERYA HİPERSTİMULASYO PROTOKOLLERİ İ FOLLİKÜLOGE EZDE ROL OY AYA FOLLİKÜLER SIVI MARKIRLARI ÜZERİ E ETKİSİ. Dr. Ayşenur KAYA KAHVECİ

FARKLI KO TROLLÜ OVERYA HİPERSTİMULASYO PROTOKOLLERİ İ FOLLİKÜLOGE EZDE ROL OY AYA FOLLİKÜLER SIVI MARKIRLARI ÜZERİ E ETKİSİ. Dr. Ayşenur KAYA KAHVECİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ A KARA Ü İVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FARKLI KO TROLLÜ OVERYA HİPERSTİMULASYO PROTOKOLLERİ İ FOLLİKÜLOGE EZDE ROL OY AYA FOLLİKÜLER SIVI MARKIRLARI ÜZERİ E ETKİSİ Dr. Ayşenur KAYA KAHVECİ

Detaylı

TRANSLASYON ve PROTEİNLER

TRANSLASYON ve PROTEİNLER TRANSLASYON ve PROTEİNLER Prof. Dr. Sacide PEHLİVAN 13 Aralık 2016 mrna daki baz sırasının kullanılarak amino asitlerin doğru sıra ile proteini oluşturmasını kapsayan olayların tümüne Translasyon veya

Detaylı

Cinsel Kimlik Bozuklukları

Cinsel Kimlik Bozuklukları Endokrinolog Gözü ile Cinsel Kimlik Bozuklukları Dr. Kürşad Ünlühızarcı Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı Cinsel Kimlik Bozukluğu (Transseksüalite) Bir kişinin normal seksuel

Detaylı

DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ

DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ Kan, kalp, dolaşım ve solunum sistemine ait normal yapı ve fonksiyonların öğrenilmesi 1. Kanın bileşenlerini, fiziksel ve fonksiyonel özelliklerini sayar, plazmanın

Detaylı

E DOK O RİN İ S İ S S İ T S EM

E DOK O RİN İ S İ S S İ T S EM ENDOKRİN SİSTEM Prof.Dr. Erdal ZORBA Kontrol sistemleri Sinir sistemi Hızlı, anlık değişim ve yanıtlar Endokrin sistem Saniyelerden aylara kadar süren etki ve yanıt endokrin sistem hormonal iletişim 2

Detaylı

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #5

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #5 YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #5 Miktar 1) I.Hemoglobinin yapısındaki karbon atomu sayısını tespit etmek II. Solunumda kullanılacak gazların hangi molekülle taşınacağını tespit etmek III. Kanın ph ını tespit

Detaylı

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #22

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #22 YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #22 1) Zigottan başlayıp yeni bir bireyin meydana gelmesiyle sonlanan olayların hepsine birden gelişme denir. Embriyonun gelişimi sırasında, I. Morula II. Gastrula III. Blastula

Detaylı

Ektopik Gebelik. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012

Ektopik Gebelik. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Ektopik Gebelik Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Tanım Epidemiyoloji Patofizyoloji Klinik Tanı Ayırıcı tanı Tedavi Tanım Fertilize ovumun endometriyal kavite dışında

Detaylı

PAPİLLER TİROİD KARSİNOMLU OLGULARIMIZDA BRAF(V600E) GEN MUTASYON ANALİZİ. Klinik ve patolojik özellikler

PAPİLLER TİROİD KARSİNOMLU OLGULARIMIZDA BRAF(V600E) GEN MUTASYON ANALİZİ. Klinik ve patolojik özellikler PAPİLLER TİROİD KARSİNOMLU OLGULARIMIZDA BRAF(V600E) GEN MUTASYON ANALİZİ Klinik ve patolojik özellikler Neslihan KURTULMUŞ,, Mete DÜREN, D Serdar GİRAY, G Ümit İNCE, Önder PEKER, Özlem AYDIN, M.Cengiz

Detaylı

KADIN HAYATININ EVRELERİ I

KADIN HAYATININ EVRELERİ I ÜNİTE 5 KADIN HAYATININ EVRELERİ I Serap TOPATAN 5.1. PUBERTE DÖNEMİ Şekil 1: Kadın hayatının evreleri Puberte bireyin cinsel olgunluğa ve üreme yeteneğine sahip olduğu bir dönemdir. Bu dönemde vücutta

Detaylı

İNFERTİL HASTANIN HORMON DEĞERLENDİRMESİ NASIL YAPILMALIDIR? DOÇ. DR. ERCAN BAŞTU

İNFERTİL HASTANIN HORMON DEĞERLENDİRMESİ NASIL YAPILMALIDIR? DOÇ. DR. ERCAN BAŞTU İNFERTİL HASTANIN HORMON DEĞERLENDİRMESİ NASIL YAPILMALIDIR? DOÇ. DR. ERCAN BAŞTU İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Reprodük>f Endokrinoloji ve İnfer>lite

Detaylı

Propiverin HCL Etki Mekanizması. Bedreddin Seçkin

Propiverin HCL Etki Mekanizması. Bedreddin Seçkin Propiverin HCL Etki Mekanizması Bedreddin Seçkin 24.10.2015 Propiverin Çift Yönlü Etki Mekanizmasına Sahiptir Propiverin nervus pelvicus un eferent nörotransmisyonunu baskılayarak antikolinerjik etki gösterir.

Detaylı

MEME KANSERİNDE TIBBİ TEDAVİ PRENSİPLERİ. Prof.Dr.Evin Büyükünal İç Hastalıkları Medikal Onkoloji Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

MEME KANSERİNDE TIBBİ TEDAVİ PRENSİPLERİ. Prof.Dr.Evin Büyükünal İç Hastalıkları Medikal Onkoloji Cerrahpaşa Tıp Fakültesi MEME KANSERİNDE TIBBİ TEDAVİ PRENSİPLERİ Prof.Dr.Evin Büyükünal İç Hastalıkları Medikal Onkoloji Cerrahpaşa Tıp Fakültesi A.B.D İstatistiklerine Göre 180.000 MEME KANSERİ VAKASI MEVCUT İLK TEDAVİDEN SONRA

Detaylı

2013 NİSAN TUS DAHİLİYE SORULARI

2013 NİSAN TUS DAHİLİYE SORULARI 2013 NİSAN TUS DAHİLİYE SORULARI Doğru cevap: B Referans: e-tus İpucu Serisi Dahiliye Ders Notları Cilt 2 Sayfa: 10 Doğru cevap: A Referans: e-tus İpucu Serisi Dahiliye Cilt 1 Ders Notları Sayfa: 233

Detaylı

Endometriozis. (Çikolata kisti)

Endometriozis. (Çikolata kisti) Endometriozis (Çikolata kisti) Bugün Neler Konuşacağız? Endometriozis Nedir? Belirtileri Nelerdir? Ne Sıklıkta Görülür? Hangi Sorunlara Neden Olur? Nasıl Tanı Konur? Nasıl Tedavi Edilir? Endometriozis

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. Etkin madde: Her 1 ml çözelti içeren ampul, mg gonadoreline eşdeğer, 0.1 mg gonadorelin asetat içerir.

KULLANMA TALİMATI. Etkin madde: Her 1 ml çözelti içeren ampul, mg gonadoreline eşdeğer, 0.1 mg gonadorelin asetat içerir. KULLANMA TALİMATI LH-RH Ferring 0.1 mg/ml IV enjeksiyonluk çözelti içeren ampul Damar içine uygulanır. Etkin madde: Her 1 ml çözelti içeren ampul, 0.091 mg gonadoreline eşdeğer, 0.1 mg gonadorelin asetat

Detaylı

NEOPLASTİK HASTALIKLARIN KEMOTERAPİSİ PROF. DR. AYHAN FİLAZİ

NEOPLASTİK HASTALIKLARIN KEMOTERAPİSİ PROF. DR. AYHAN FİLAZİ NEOPLASTİK HASTALIKLARIN KEMOTERAPİSİ PROF. DR. AYHAN FİLAZİ KANSER (Karsinoma) Vücutta hücrelerin kontrolsuz ve hızlı bir şekilde çoğalması, yayılmacı özellik kazanması ve metastaz yapması ile karakterize

Detaylı

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı,

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, MİTOZ Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, sitoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir. Hücreler büyüme ve gelişme sonucunda belli bir olgunluğa

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

BCC DE GÜNCEL Prof. Dr. Kamer GÜNDÜZ

BCC DE GÜNCEL Prof. Dr. Kamer GÜNDÜZ BCC DE GÜNCEL Prof. Dr. Kamer GÜNDÜZ Celal Bayar Üniversitesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı-MANİSA Bazal Hücreli Kanser (BCC) 1827 - Arthur Jacob En sık rastlanan deri kanseri (%70-80) Açık

Detaylı

ÜREME FİZYOLOJİSİ 19/11/2015. ÜREME SİSTEMİ FiZYOLOJİSİ. Erkek Üreme Organları Fizyolojisi. ÜREME SİSTEMİ FiZYOLOJİSİ

ÜREME FİZYOLOJİSİ 19/11/2015. ÜREME SİSTEMİ FiZYOLOJİSİ. Erkek Üreme Organları Fizyolojisi. ÜREME SİSTEMİ FiZYOLOJİSİ ÜREME SİSTEMİ FiZYOLOJİSİ ÜREME FİZYOLOJİSİ Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire İnsanların, nesillerini devam ettirebilmeleri için, kadın ve erkek cinsine ihtiyaç vardır. İnsanların üreme sistemi, ergenlik dönemiyle

Detaylı

HISTOLOJIDE BOYAMA YÖNTEMLERI. Dr. Yasemin Sezgin. yasemin sezgin

HISTOLOJIDE BOYAMA YÖNTEMLERI. Dr. Yasemin Sezgin. yasemin sezgin HISTOLOJIDE BOYAMA YÖNTEMLERI Dr. Yasemin Sezgin yasemin sezgin HÜRESEL BOYAMANIN TEMEL PRENSİPLERİ Hem fiziksel hem kimyasal faktörler hücresel boyamayı etkilemektedir BOYAMA MEKANIZMASı Temelde boyanın

Detaylı

Sunum planı. Hipofiz Epifiz Tiroid Paratiroid ve Pankreas hormonları

Sunum planı. Hipofiz Epifiz Tiroid Paratiroid ve Pankreas hormonları Dr. Suat Erdoğan Sunum planı Hipofiz Epifiz Tiroid Paratiroid ve Pankreas hormonları Hipofiz bezi (hypophysis) Hipofizial çukurlukta bulunur (sella turcica) 9 adet hormon üretir İki bölümü vardır: Anterior

Detaylı

KADIN İNFERTİLİTESİNDE LABORATUVARIN ROLÜ

KADIN İNFERTİLİTESİNDE LABORATUVARIN ROLÜ KADIN İNFERTİLİTESİNDE LABORATUVARIN ROLÜ OVERYEN REZERV PREMATÜR OVARYEN YETMEZLİK POLİKİSTİK OVER SENDROMU Dr.MURAT ÖKTEM Menstrüel siklusların düzenli olması %95 ovülasyon olduğunu gösterir. Fakat yeterli

Detaylı