Kendi türünde bir klasik

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Kendi türünde bir klasik"

Transkript

1 Aydınlık. KITA PAydınlık BU SAYIDA 30 KİTAP TANITILIYOR Toplam: Kasım 2012 Cuma / Yıl: 1 / Sayı: 40 Gazetesi nin ücretsiz ekidir Zamana direnen yazar Gerçekte savrulan kim? Gerçeği kusurda arayan bir yazar: Jodi Picoult Max Beer den Sosyalizmin ve Sosyal Mücadelelerin Genel Tarihi Ülkesi gibi, bu gezegen gibi, hepimiz gibi, arafta Kendi türünde bir klasik Latin Amerika nın devrimi ve evrimi

2

3 Aydınlık KİTAP 30 KASIM 2012 CUMA 3 İÇİNDEKİLER SUNU Haftanın Portresi: Fernando Pessoa s. 4 Orhan Kemal s. 5 Gerçekte savrulan kim? s. 6 Dört duvar dört kaçak s. 7 Gerçeği kusurda arayan bir yazar: Jodi Picoult s. 8 Yüksek dozda vitamin s. 9 Kozmopolitan hayatlar, Diasporik kimlikler Ülkesi gibi, bu gezegen gibi, hepimiz gibi, arafta s. 10 s. 11 Kapak: Kendi türünde bir klasik s. 12 Don ve Volga da yolculuk s. 14 Latin Amerika nın devrimi ve evrimi s. 15 Arkeolojinin yıktığı tabular s. 16 Tanpınar: Atatürk bizi özlediğimiz bütünlüğe götürdü. s. 17 Yeni Çıkanlar s Çocuk-Genç: Kuyrukluyıldızın gizemi s. 20 Sahaf: Erzurum dan ölümüne kadar Atatürk le beraber s. 21 Alıntı Test-Bulmaca s. 22 Bu sayıda Max Beer in dünya sosyalist yazınında önemli yere sahip Sosyalizmin ve Sosyal Mücadelelerin Genel Tarihi başlıklı çalışmasını kapak dosyamızdan işliyoruz. Kaynak Yayınları tarafından yeniden basımı yapılan kitap İlkçağ dan 20. yüzyıla; insanlık tarihinde özgürlük, eşitlik, barış ve refah uğruna yürütülen mücadelelerin tamamını kapsıyor. Bu çalışmaya dair geniş bir değerlendirme yazısını kapak sayfalarımızda bulabilirsiniz. İlginize sunuyoruz. * * * Yalçın Doğan ın kısa süre önce basılan Savrulanlar başlıklı kitabı haftalardır tartışılıyor. Gazetelerin eklerinde çokça yer aldı. Dersim olayları hakkında sayısız makaleye imza atmış, konunun uzmanı sayılabilecek Mehmet Bedri Gültekin Aydınlık Kitap için yazdı. Tartışmalara açıklık getireceğini düşünüyoruz. * * * Orhan Kemal in ölümünün ardından 40 yıl geçmiş. Oğlu Işık Öğütçü nün titiz çalışmaları sayesinde yazarın farklı yönlerini keşfetmeye devam ediyoruz. Yakın zamanda yayımlanan Zamana Karşı Orhan Kemal başlıklı kitap 50 li yıllardan bu yana çeşitli yayın organlarında Orhan Kemal hakkında yazılmış eleştiri yazılarını bir araya getiriyor. Olumlu olumsuz tüm yazıları içinde bulunduran çalışmada Attila İlhan, Melih Cevdet gibi birçok yazar ve edebiyat eleştirmeninin Orhan Kemal e ilişkin değerlendirmeleri bulunuyor. Bunların birçoğu elbette biliniyor fakat hepsini tek bir eserde toplamak özellikle konu hakkında araştırma yapanlar için büyük bir olanak. Eser, tüm bu yazıları farklı yayın kuruluşlarından bulmasıyla ciddi bir arşiv çalışmasının ürünü. Bu açıdan Öğütçü nün sunduğu, büyük bir hizmet. Bu değerlendirme yazıları sadece Orhan Kemal i yeniden keşfetmeye yaramıyor. Aynı zamanda Türk edebiyatında var olan eleştiri kültürünü hatırlamamızı, dönemin tartışmalarındaki derinliği görmemizi sağlıyor. Kitaba ilişkin yazıyı iç sayfalarımızda bulabilirsiniz. Haftaya görüşmek dileğiyle.... Aydınlık KITA P Aydınlık Gazetesi nin ücretsiz ekidir Editör: Pınar Akkoç Yazıişleri Müdürü: Damla Yazıcı Yazıişleri: İrem Halıç, Deniz Antepoğlu, Cenk Özdağ Sayfa Sekreteri: Alev Özgenç Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. ve Tic. A.Ş. adına sahibi: Mehmet Sabuncu Genel Yayın Yönetmeni: Serhan Bolluk Sorumlu Müdür: Mehmet Bozkurt Genel Müdür Yardımcısı (Reklam): Saynur Okuroğlu Yönetim Yeri İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No:3/3 Beyoğlu / İstanbul Tel: / / Faks: Baskı: Toros Yay. Mat. Tur. Org. San. Tic. Ltd. Şti. Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No:16 Bahçelievler / İstanbul Tel:

4 4 30 KASIM 2012 CUMA Aydınlık KİTAP HAFTANIN PORTRES Fernando Pessoa (13 HAZİRAN KASIM 1935) Pessoa yap tlar n kendi ad yla yazd kadar ba ka adlarla da yazd. Ancak bu sadece takma ad kullanmaktan ibaret de ildi. Pessoa; Alberto Caeiro, Alvaro de Campos, Ricardo Reis, Bernardo Soares gibi takma adlar olu tururken yaz lar nda onlar aras nda diyalog da sa layarak kurmaca bir gerçeklik kazanmalar na sebep olmu tur Ünlü Portekizli yazar, şair ve ressam Fernando Pessoa 1888 yılında Lizbon da doğdu. Erken yaşta babasını kaybeden Pessoa, annesinin tekrar evlenmesiyle Güney Afrika Cumhuriyeti nde Durban a taşınır yılında üvey babasını kaybedince Lizbon a geri dönerler ve 1921 yılına kadar ekonomik zorluklar nedeniyle zor günler geçirir. Geçimini yabancı dillerde iş mektupları yazarak kazanan Pessoa döneminin ve özellikle de ülkesinin önde gelen yazarlarından olmuştur. Portekiz modernizminin öncülerinden Pessoa önceleri önce İngiliz klasiklerinden Poe, Shakespeare den ve daha sonra Fransız sembolistlerinden Mallerme ve Baudelaire den etkilenmiş ve ilk şiirlerini 1905 te yazmaya başlamıştır. Lizbon a döndükten sonra dönemin modernist dergilerinde şiirleri yayımlanmaya başladı de şiirleri yayımlanmaya başlandığında simgeci şiirin ve geçmişe özlem in etkisi altındaydı. Takip eden yıllarda eleştiri ve denemeler de yazdı yılında fütürist harekete katıldı ve paulismo akımını başlattı. Pessoa yapıtlarını kendi adıyla yazdığı kadar başka adlarla da yazdı. Ancak bu sadece takma ad kullanmaktan ibaret değildi. Pessoa; Alberto Caeiro, Alvaro de Campos, Ricardo Reis, Bernardo Soares gibi takma adları oluştururken yazılarında onlar arasında diyalog da sağlayarak kurmaca bir gerçeklik kazanmalarına sebep olmuştur. Bu adlarının her birinin ayrı bir yaşam öyküsü vardır. Örneğin Alberto Caeiro kötü bir Portekizceyle doğa şiirleri yazmaktadır. Ricardo Reis pagan dinlere inanan bir hekimdir. Bernardo Soares ise önemli eserlerinden Huzursuzluğun Kitabı yazarı olarak yaratılmıştı. Soares, gündüzleri bir kumaş mağazasında çalışan, geceleri yağmurun sesinde, ayak seslerinde yalnızlığını duyumsayan bir Lizbonluydu. Pessoa hayali yaşamlar oluştururken gerçek sanılması için de uğraşmıştır. Yarattığı bu kimlikler bir anlamda kendisinin farklı yönlerinden oluşmaktadır. Yaşamında pek tanınmayan yazar, vefatıyla beraber bulunan yazılarıyla ünlenmiştir. Pessoa nın eserleri ise şunlardır: Şeytanın Saati, Sırların Cebiri, Denize Övgü, Düşsel ve Gerçek, Anarşist Banker, Huzursuzluğun Kitabı. Şiirleri de meşhur olan Pessoa yu şiirleriyle de hatırlamak gerekmektedir: Sayısız insan yaşar içimizde, hissetsem de düşünsem de bilemem kim düşünür içimde kim hisseder. Düşünceler ya da hisler için yalnızca sahneyim ben. Ruhsa, birden fazla var bende. Ben se benden daha fazlası. Herkes kayıtsız oysa yaşadığım hayata: Susturuyorum onları, kendim konuşurken. Hislerim, hissetmediklerim - onlardan doğup da birbiriyle çelişenler. Farkına varmıyorum hiçbir şeyin - yalnızca yaşıyorum ben, olmak istediğime kimsenin bir sözü yok. Domuz gözüyle hayat Kitap sayesinde, 18. ve 19. yüzy l ngilteresini ve domuzun geli en olaylar sonucunda yetene inin ke fi ile panay rlar dünyas n anlayabiliyorsunuz. Özellikle dilinin ak c ve güzel olu u s k lmadan okuman z sa l yor. Ancak tüm bunlar gerçekten güzel ve de i ik bir kitap okudunuz mu sorusunun akl n zdan ç kmas na sebep olam yor DENİZ ANTEPOĞLU Russell Potter İthaki Yayınları nın Başka Kitaplar isimli serisine bir kitap daha kazandırıldı: Tahsilli Bir Domuzun Anıları. Yazar Russell Potter ın son kitabı dilimize kazandırılmış ilk kitabı olma özelliğini taşıyor. Hip hop kültürü, pop müzik ve 19. yüzyılda İngilizlerin Kuzey Kutbu ndaki keşifleri üzerine araştırmaları ile dikkat çeken yazar edebiyat ve erken dönem medya dersleri de vermektedir. Türkiye de basılmamış olsa da 1995 yılında çıkmış Muhteşem Dil: Hip Hop Kültürü ve Postmodernizmin Politikaları ve 2007 yılında basılmış Kutup Manzaraları: Görsel Kültürde Buzlar İçindeki Kuzey isimli iki kitabı mevcuttur. Arka kapağında Normallerin ulaşamayacağı raflarda saklayınız şeklinde bir uyarıyla okuyucuyu bekleyen kitap, 19. yüzyıl İngilteresinde geçiyor. Roman, bir çiftlikte yaşayan sıradan bir domuzun okumayı öğrenerek gelişen birtakım olaylar sonucunda insanlarla iletişim kurabilmesini ve bu yeteneğinin keşfedilmesiyle eğitim alıp üniversiteden mezun olmasını anlatıyor. Kitap, Toby isimli domuzun otobiyografisi esasında. Okumayı öğrendikten sonra yazabileceği bir makine geliştiren Toby, hayatını kaleme almış ve kitapta belirtildiği üzere esasında kitap 19. yüzyılda basılmış ve günümüzde yeniden okuyucuyla buluşmuştur. Kitabın konusu gerçekten ilginç. Arka kapakta herhangi bir bilgi yer almaması da belki de ilgi çekiciliğe katkıda bulunuyor. Kitap sayesinde, 18. ve 19. yüzyıl İngilteresini ve domuzun gelişen olaylar sonucunda yeteneğinin keşfi ile panayırlar dünyasını anlayabiliyorsunuz. Özellikle dilinin akıcı ve güzel oluşu sıkılmadan okumanızı sağlıyor. Ancak tüm bunlar gerçekten güzel ve değişik bir kitap okudunuz mu sorusunun aklınızdan çıkmasına sebep olamıyor. Başlangıçta ilk hissettiğiniz hayvan sevgisini hissettirmek ve onların da en az insanlar gibi değerli olduğu düşüncesi oluyor. Ancak sadece bu amaçla kitap yazılmıştır diye düşünmemeye başlıyorsunuz bir süre sonra. Çünkü tam olarak hissedebildiğiniz net bir fikir sunmuyor kitap. Sadece domuzun yaşamından ibaret. Domuz üniversite eğitimi aldıktan sonra da düşünceleriyle sizi etkileyen veya size bir şeyler ifade eden bir karaktere dönüşmüyor maalesef. Sadece Shakespeare i sevdiğini ve Latince dil bilgisinin muazzam olduğunu öğreniyoruz. Dünyayı bir domuzun gözünden görmeye çalışıyoruz, ancak bir yerde bir sorun olduğu ve sizi hep tedirgin ettiği kesin. Sonu nereye bağlanacak veya yazarın değişik bir tarzla okuyucunun karşısına neden çıkıyor sorularının cevaplarını ben bulamadım ve bu sebeple kitabın büyük bir etkileyiciliği olduğu kanısında değilim. Genel olarak kitaptan alabildiğim hayvanları sevme ve onlara eziyet etmeme oldu. Ancak bir domuzun bile entelektüel bir seviyeye gelebilmişken çoğu insanın gelemiyor oluşu eleştirilmek isteniyorsa oldukça farklı bir noktaya ulaşılmak isteniyor. Ancak kitabın sadece hayvan sevme temalı kaldığını umut etmek istiyorum. Sonuç olarak bir domuzun gözünden eski İngiltere panayırlarını ve hayatının konu olarak ilginç olduğunu düşünüyorsanız, okunabilecek sıkıcı olmayan bir kitapla karşı karşıyasınız. Ancak kitaplardan bir şey bekleyenlerdenseniz umduğunuz gibi çıkmayacağını söyleyebilirim. ( Tahsilli Bir Domuzun Anıları, Russell Potter, İthaki Yayınları, Çev: İnci Katırcı, 229 s.)

5 Aydınlık KİTAP 5 Zamana direnen yazar Otuz y ll k zaman diliminde edebiyat m zda tart lan ve konu ulan konular okuyoruz; usta yazar m z Orhan Kemal e dü en kadar yla MUSTAFA ASLAN Zamana Karşı Orhan Kemal Işık Öğütçü tarafından hazırlanıp geçtiğimiz aylarda raflarda yerini aldı. Kitap, geçmişten bugüne Orhan Kemal le ilgili çeşitli yayın organlarında yer almış yazıların ve yazarla yapılan röportajların bir derlemesi. Bugüne dek kaleme alınan tüm eleştiri yazılarını bir araya getirdiği için gerçek bir kaynak kitap niteliğinde. Öğütçü, daha önce de Orhan Kemal in gün ışığına çıkmayan Yüz Karası, Önemli Not, Yazmak Doludizgin adlı yapıtlarını okurla buluşturmuştu. YAZI VE RÖPORTAJLAR Işık Öğütçü, Orhan Kemal e ilişkin kaleme alınan yazılarla, yazarla yapılan söyleşileri tarih sırasına göre okura sunuyor lı yıllardan başlayarak 1970 li yıllara uzanan bir zaman dilimi içerisinde Orhan Kemal in eserlerini değerlendiren yazıları ve onunla yapılmış söyleşileri sunuyor. Yazıların tarih sırasına göre verilmesi bir yerde birbirini izleyen yazılar ve yapıtlar arasındaki bağlantıyı da kurduruyor okura. Orhan Kemal in yapıtları hakkında yazılan yazılar kitapta çoğunluğu oluşturuyor. Yazılara imza atanlar arasında, Attila İlhan, Necati Cumalı, Oktay Akbal, Oktay Rıfat, Vedat Günyol, Ömer Faruk Toprak, Doğan Hızlan, Tarık Buğra, Melih Cevdet Anday ı adları ilk aklıma gelenler arasında sayıyorum. Işık Öğütçü sadece yukarıda anlattığım derleme işini yapmıyor. Kitabı okurken derlemeden öte bir çalışma yaptığı göze çarpıyor. Yazılarda sözü edilen bir konuyu yerine göre özel arşivine başvurarak zenginleştiriyor. Örnek vermek gerekirse; Orhan Kemal bir yapıtı hakkında yapılan eleştirilere Fikret Otyam a yazdığı bir mektupta yanıt veriyor. İşte bu yanıtı da kitapta bulmak mümkün: Suçlu insanların bozduğu dünyayı gene insanların düzene koyacağına inanan bir yazarın romanıdır her şeyden önce. Suçlu da insanların insanlara yardımı vardır, arkadaşlık vardır. Aydınlık bir gerçekçiliktir o. Basit bir gözlemcilik değil. (s.119) Böylece Orhan Kemal in yapılan eleştiri hakkında ne düşündüğünü de öğrenmek mümkün oluyor. Bu açıdan kitap, Orhan Kemal i tanımak ve daha iyi anlamak adına bulunmaz bir imkan sunuyor okura. Orhan Kemal EDEB YAT TAR H M Z Zamana Karşı Orhan Kemal bir yönüyle Orhan Kemal i anlatırken, bir yönüyle de arasındaki edebiyatımızın otuz yıllık tarihine de katkıda bulunuyor. Otuz yıllık zaman diliminde edebiyatımızda tartışılan ve konuşulan konuları okuyoruz; usta yazarımız Orhan Kemal e düşen kadarıyla. Dünden bugüne uzanan düzlemde edebiyatın kapanmayan yaralarına da parmak basıldığını görüyoruz; özellikle Orhan Kemal röportajlarında. Işık Öğütçü bu çalışmada yılları arasında yayın yaşamımızda varlığını duyumsatan yazarlar ve yayın organlarını birer belge olarak aktarıyor. Bu dönem her açıdan incelemeye değer. Dikkat çeken önemli yanlarından birisi de kitaptaki yazı ve röportajların II. Dünya Savaşı ve sonrasına rastlaması. Dünya savaşları sonrasında yaşanan sosyo-ekonomik çalkantıların edebiyatı da derinden etkilediği su götürmez bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Zamana Karşı Orhan Kemal yukarıda anlatmaya çalıştıklarımızın dışında bir yanıyla da Orhan Kemal in düşün dünyasının kapılarını açıyor bizlere. Sanat öncülüğü bence, öncü sanatçının içinde yaşadığı toplumun sosyal, ekonomik itmesiyle meydana gelen bir çeşit görevdir. Öncü sanatçı da her bakımdan bu niteliğe sahip kişidir. Öncü sanatçı çıkarcı politikanın önündedir. (s.270) Işık Öğütçü nün Orhan Kemal ve yapıtlarıyla ilgili yazı ve röportajları bir araya topladığı, birkaç yerde de aile arşivini devreye soktuğu Zamana Karşı Orhan Kemal sadece Orhan Kemal okurlarının değil, her edebiyatseverin ve edebiyat alanında çalışma yapanların kitaplığında bulunması gereken bir kitap. (Zaman Karşı Orhan Kemal, Işık Öğütçü, Everest Yayınları, 450 s.)

6 6 30 KASIM 2012 CUMA Aydınlık KİTAP YALÇIN DOĞAN IN KİTABI SAVRULANLAR - DERSİM, HATTA 1939 Gerçekte savrulan kim? Yalç n Do an n kitab nda öne sürdü ü görü ler ile, Ba bakan Yard mc s Bekir Bozda n Tekke ve Zaviyelerin Kald r lmas Hakk ndaki Kanun, Alevileri hedef alm t r eklindeki aç klamalar aras ndaki paralellik son derece dikkat çekicidir MEHMET BEDRİ GÜLTEKİN Her kitap sonuç olarak bazı mesajlar verir ve yayınlanan her kitap genellikle o günlerde yaşanan gelişmelerle de ilişkilidir. Yani kitap, olduğu varsayılan bir ihtiyaç karşılamak, bir boşluk doldurmak iddiasındadır. Bu açıdan bakıldığında Yalçın Doğan ın Kırmızı Kedi Yayınları ndan çıkan Savrulanlar Dersim, Hatta 1939 adlı kitabında öne sürülen görüşler ile, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ın 21 ve 22 Kasım 2012 tarihlerinde çeşitli vesilelerle açıkladığı Tekke ve Zaviyelerin Kaldırılması Hakkındaki Kanun, Alevileri hedef almıştır şeklindeki açıklamaları arasındaki paralellik son derece dikkat çekicidir. DERS M SYANI VE ALEV L K Yalçın Doğan bu konudaki görüşlerinde iddialıdır: Bugüne kadar (Dersim isyanı üzerine olan yazılar) Kürtlüğün Türkleştirilmesi, Türkleştirme, Kürtçülüğü yok etme üzerine oluşturulan politikalar ve eylemlerden söz ediyor. Oysa Türkleştirmenin yanı sıra Sunnileştirme de, temel politika olarak karşımıza çıkıyor. (s.36) Yalçın Doğan, Dersim İsyanı nın sadece aşiretlerin vergi, askerlik, yol, okul gibi düzenlemelere karşı tepki olarak ortaya çıktığını iddia etmenin yanlış olduğunu, isyanın en önemli nedenlerinden birinin de Dersimlilerin Alevi, Kemalist iktidarın ise Sunni olması olduğunu belirtir. Cumhuriyet Sunni bir Türk toplumu yaratmak istiyor. Dersim tedibinde bir de bu amaç var. (s.261) Doğan, 1925 yılında çıkarılan Tekke ve Zaviyelerin Kaldırılması Hakkındaki Kanun un da esas olarak Alevileri hedef aldığı kanısındadır. Resmi Tarih bu yasayı hep laikliğin ölçüsü olarak tanıtır, öyle bir algı yaratmaya çalışır. Oysa... hedefte Alevilik var. (s.261) Tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla Şark Islahat Planı nda amaçlanan Kürtlerin asimile edilmesi bir bütünlük taşıyor. (s.265) Kitapta bir yanda bu iddialar sıralanmakta, öte yanda Dersimlilerin neden bugüne kadar CHP yi destekledikleri ise laiklik ile açıklanmaktadır. Tekke ve zaviyelerle ilgili kanunun Cumhuriyet in en önemli laiklik uygulamalarından biri olduğunu unutuyor Yalçın Doğan. Gerçekte ise Dersim İsyanı nın Alevi-Sunni çekişmesi ile en ufak bir ilgisi yoktur. Kemalist iktidarı sunni bir iktidar olarak nitelemek ise ancak her türlü gerçeklik duygusunu kaybetmekle açıklanabilir. Kemalistlerin en büyük muhaliflerinin Devrim yıllarından bugüne kadar Sunnilik adına politika yaptıklarını iddia edenler olduğunu düşünmek bile konuyu aydınlatmaya yeter. Aleviler ise Atatürk ü yaptığı devrimlerden dolayı hep kendilerinden saymışlardır. Evet, Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Hakkındaki Kanun la kendi tekkeleri kapanmıştır ama ondan önce yüzyıllardır kendilerini ezen tarikatların tekkeleri Kitapta Dersimlilerin neden bugüne kadar CHP yi destekledikleri ise laiklik ile aç klanmaktad r. Tekke ve zaviyelerle ilgili kanunun Cumhuriyet in en önemli laiklik uygulamalar ndan biri oldu unu unutuyor Yalç n Do an kapanmıştır. Yani artık herkesle kanun önünde eşit yurttaş konumuna yükselmişlerdir. Dolayısıyla söz konusu yasadan rahatsızlık duymaları bir yana, seve seve benimsemişlerdir. SEY T RIZA NIN S YAS K ML Yalçın Doğan ın kitabında gerçekleri yansıtmayan bir diğer tespit ise, Seyit Rıza nın bilinçli bir Kürt milliyetçisi olduğu iddiasıdır. Seyit Rıza nın idam sehpasına giderken söylediği iddia edilen Şehit oluyorum, Kürdistan şehitlerine karışıyorum. Dersim mağlup oluyor, fakat Kürtlük ve Kürdistan yaşayacaktır. Kürt genci intikam alacaktır. şeklindeki sözleri gerçek dışıdır. Bu sözler sonraki yıllarda Seyyit Rıza dan bir Kürdistan isyan kahramanı yaratmak isteyen Kürt milliyetçilerinin imalatıdır. İdama doğrudan tanıklık eden İhsan Sabri Çağlayangil bilindiği üzere 1970 li yıllarda Seyit Rıza nın idamı sahnesini büyük bir açıksözlülükle anlatır. Seyit Rıza, idam sehpasına giderken Evladı Kerbelayık, bihatayık, ayıptır, günahtır, zulümdür demiştir. Gerçekte ise Seyit Rıza, feodal aşiret sistemini tasfiye ederek Cumhuriyet in otoritesini Dersim de kurmak istenmesine karşı, eski düzenlerini olduğu gibi sürdürmek isteyen aşiretlerin temsilcisi olarak ayaklanmıştır. Nitekim isyanın hemen öncesinde devlet yetkilileri ile görüşen aşiret temsilcilerinin biricik istekleri kendi düzenlerinin bozulmamasıdır. Hatta üzerinde anlaştıkları bir vergiyi de vermeye razıdırlar, yeter ki okul, yol gibi, devletin kendi içlerine girmesi anlamına gelecek adımlar atılmasın. Nuri Dersimi, Alişer gibi eski Kürt mensuplarının Dersim deki varlığı birer sığınmacı olmanın ötesine varmamıştır. Aşiretlerin silaha sarılmalarında belirleyici değillerdir. Keza İngiltere, Fransa, Hoybuncular ve Ermeniler Dersim isyanında Kemalist iktidarı zayıflatacak bir fırsat olarak bakmış olabilirler. Hatta bu fırsat ın daha da büyümesini istemiş olabilirler. Ama bunun ötesinde Dersim aşiretlerinin, milliyetçi bir amaçla bazı ilişkilere girdiğinin de hiçbir kanıtı yoktur. DERS ML LERE KURULAN TUZAK Dersim İsyanı sırasında olup bitenler bugün yoğun olarak gündemde. Herkesin unutmaması gereken gerçek şudur: Dersim İsyanı ve halkın çektiği acılar bugün; birinci olarak Kemalist Devrime ve Cumhuriyet e karşı yürütülen saldırının bir parçası olarak; ikinci olarak ise bugüne kadar Kemalist Devrimi samimiyetle benimsemiş Alevileri Cumhuriyet Devrimi cephesinden koparmak amacıyla gündeme getiriliyor. Bu çabaların halkın yaşadığı acılarla bir ilgisi yoktur. (Savrulanlar: Dersim Hatta 39, Yalçın Doğan, Kırmızı Kedi Yayınevi, 288 s.) Dersim İsyanı ve halkın çektiği acılar bugün; birinci olarak Kemalist Devrime ve Cumhuriyet e karşı yürütülen saldırının bir parçası olarak; ikinci olarak ise bugüne kadar Kemalist Devrimi samimiyetle benimsemiş Alevileri Cumhuriyet Devrimi cephesinden koparmak amacıyla gündeme getiriliyor

7 Aydınlık KİTAP 7 Dört duvar dört kaçak Film tad nda okunan bir kitap olan Güzel Kaçak ; ritminin yan nda diliyle de çabucak okunacak kitaplardan. Yazar, mizah bar nd ran diyaloglarla dillendiriyor adeta kitab ve kitab okurken, bir anda Simon un arabas nda, Yenge Carine ye söylenirken buluveriyorsunuz kendinizi CEREN ADALETSEVER Anna Gavalda Fransız Edebiyatı nın popüler kadın yazarlarından biriymiş Anna Gavalda. Karakterlerin, konusunun ve olayların ritminin size film tadını verdiği bu romanı okuduktan sonra ufak çaplı araştırmamda öğreniyorum bunu ve sonradan fark ediyorum ki, iki sene kadar önce izlediğim, Bir Aradayız, Hepsi Bu filminin öyküsü de Anna Gavalda ya aitmiş. Filmin sıcaklığını hatırlıyorum ve ısınıyorum yeniden. Audrey Tautou nun muhteşem oyunculuğuyla yer aldığı bu filmde oldukça basit bir şey anlatılıyordu: Sevginin yanı başımızda durduğu gerçeği. Tıpkı filmdeki gibi, kitabı okuduktan sonra da aynı gerçeğin farkına varıyorsunuz. Fakat bu sefer 68 kuşağının yetiştirdiği sıra dışı dört kardeşin öyküsüyle. Güzel kaçak, bu beraber büyümüş dört kardeşin yakın bir akrabanın düğün davetinde bir araya gelme hikayesini konu alıyor. Her şey Lola, Simon ve Garange ın Vincet in davete gelmediğini öğrenmesiyle başlıyor. Üç kardeş, hep beraber olmanın özlemiyle ani bir karar vererek düğünden kaçıp Vincent ı rehberlik yaptığı şatoyu ziyarete gidiyorlar. Özgür ruhlu kardeşlerin, hapsoldukları yetişkin hayatlarına bir mola niteliğindeki bu buluşma; her birinin hayatlarında yeni değişimler yaratıyor. Kitap, bu dört kardeşin ilişkilerini bize anlatırken aynı zamanda insanın kendini yenilemesi konusuna da değiniyor. Kitabı okurken, sizin de çocukluk anılarınız canlanıyor gözlerinizin önünde ve çocukluğunuzun saf mutluluklarını arıyorsunuz. Büyümekle çocuk kalmak arasındaki o çizgiyi ne zaman geçtiğinizi ve o mutluluğu nerede bıraktığınızı sorgulatıyor size bu kitap. Yazar hikayesiyle, bize büyürken kendimiz ve çevremiz arasında ördüğümüz duvarların bizi ne kadar yalnızlaştırdığı ve mutsuz ettiğini göstermek istiyor. Ve aslında kitabı okurken ben; bu dört kardeşin düğünden kaçış hikayesini, dört kardeşin ayrı ayrı hayatlarından, kendi duvarlarından kaçış hikayesi olarak nitelendiriyorum. Her biri kendi hayatlarına sıkışmış olan bu dört kardeşin bir arada olma özlemi de bundan kaynaklanıyor olsa gerek. Anna Gavalda, diğer kitaplarında da olduğu gibi bir arada olmanın mutluluğunu anlatmak istiyor bizlere. Bir arada müzik dinlemenin, bir arada uyumanın, bir arada gülmenin, bir arada ağlamanın Aynı zamanda hikayede mizaha da yer veren yazar; bu sıradışı karakterlerin gözünden yetişkin dünyasının absürtlüklerini mizahi bir şekilde dile getirip, bizim bunun farkına varmamızı sağlıyor. YÜKSEK TEMPO VE M ZAH Film tadında okunan bir kitap olan Güzel Kaçak ; ritminin yanında diliyle de çabucak okunacak kitaplardan. Öyle ki, yazar daha ilk sayfalarda kitaba bağlıyor sizi. Aynı zamanda mizah barındıran diyaloglarla dillendiriyor adeta kitabı ve kitabı okurken, bir anda Simon un arabasında, Yenge Carine ye söylenirken buluveriyorsunuz kendinizi. Bu arada tüm kitaplarında sevgiyi işleyen Anna Gavalda nın, yazarlığın yanı sıra edebiyat öğretmenliği ve okuldan sonra da veterinerlik yaptığını öğreniyorum onu araştırırken, buna çok da şaşırmıyorum. Nitekim içinde bu derece sevgi barındıran bir insanın bunları çevresine aktarması gerek. Yazarın tavsiye edebileceğim bir diğer romanı tüm diğer kitapları gibi yine Doğan Kitap tan çıkan Onu Seviyordum. Nitekim yazar en çok bu romanıyla tanınıyor. Diğer bir büyük başarı kazanan eseriyse Bir Bekleyenim Olsa isimli öykü derlemesi. Eserleri birçok dile çevrilmiş olan yazarın, insan ilişkilerinin, özellikle yetişkinlerin dünyasındaki ilişkilerin 68 kuşağının yetiştirdiği, aykırı dört kardeşin gözünden sorgulandığı Güzel Kaçak adlı son romanını okurken siz de bir süreliğine duvarlarınızdan vazgeçip, çocukluğunuzdaki mutlulukları arayabilirsiniz. (Güzel Kaçak, Anna Gavalda, Doğan Kitap, Çev: Yaşar İlksavaş, 128 s.)

8 8 30 KASIM 2012 CUMA Aydınlık KİTAP Gerçeği kusurda arayan bir yazar: Jodi Picoult Jodi Picoult tüm dünyadaki okurlar n yüzle meye davet ediyor. Güzellikler, kusursuzluklar ve ideal olanlar üzerine yerle tirilmeye çal lan bir dünyada sakat, sorunlu ve eksik olanlar üzerinden bir edebiyat kuruyor NAZLI BERİVAN AK İdealin öldüğü bir dünyada gerçeği güzelde aramak boşunalıktır. - B. F. Kız Kardeşim İçin, Yapboz, Cam Çocuk, Taş Kağıt Makas, Bir Daha Bak ve en son A nlaşma Tüm dünyada 20 milyondan fazla okur sahibi, kırktan fazla dilde tercümesi olan bir yazar ile karşı karşıyayız: Jodi Picoult. Sıradan bir çocukluk, Harvard da tamamlanan bir eğitim ve devamında zorlu konulara cesurca yaklaşan genç bir kadın. Tüm kitapların ortak sorusu ise aynı: Peki siz olsaydınız ne yapardınız? İnteraktif okuma deneyimi, aynı olayın birden fazla karakter üzerinden farklı açılardan anlatımı, her defasında sorunlu, riskli bir konu üzerine inşa edilen bir hikâye ve sürpriz bir son. P COULT ST L : ROMANT ZMDEN ÖTE Amerikan edebiyatında artık bir Picoult stilinden söz edebiliyoruz. Her kitabında ortak özellik aynı olayı romanın her bir kahramanı üzerinden tekrar ve her defasında farklı açılardan anlatıyor olması. Batı dünyası yazarlarının yazmaya çok da yanaşmadığı, yazdıklarında da ortalama okura yönelik romantik bir anlayışla çatılarını kurdukları konular Picoult nun yazarlığında özel alanlar olarak ortaya çıkıyor. Türkiye de yayınlanan romanlarına baktığımızda bu zorlu konuların dökümünü görüyoruz. İlk olarak Kız Kardeşim İçin adlı romanıyla Türkiyeli okurla buluşan Picoult, bir laboratuar çocuğunun hikâyesini anlatmıştı. Kardeşini yaşatmak için doğan ve tüm hayatını kardeşine bedenini parça parça bağışlamakla geçiren kahraman, bir gün bir avukata gidiyor ve ailesine dava açıyordu. Devamında vicdan, aile bağlarının sınırları ve bağışlama temaları yakıcı bir biçimde inceleniyordu. Kız Kardeşimin Hikâyesi adıyla filmleştirilen roman, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye de büyük ilgi gördü. Devamında Cam Çocuk adlı romanıyla Picoult osteogenesis imperfecta hastalığı taşıyan bir kızı anlattı, kemikleri cam kadar kırılgan olan, nereye saklanacağı, nerede korunacağı bir türlü bulunamayan, küçük bir kızın hikâyesiydi bu. Okurun beklentisi kızın dramını yaşamak iken Picoult yine dehasını kullanarak böylesi bir çocuğa sahip olmayı ve ailenin çözülüşünü anlatmayı seçti. Mutlak doğru, vicdan, aile bağları ve hastalık yönetimine dair sarsıcı bir romandı Cam Çocuk, eleştirmenlerin bir kısmı yazarı vicdanını satma kaygısıyla kaybetmekle suçlarken, bir kısım eleştirmen ise gerçekçi romanın en önemli örneklerinden biri olarak Cam Çocuk u gösterdiler. Yapboz da bu kez yazar çocuk tacizi konusuna yöneldi. Güçlü, sert ve disiplinli bir ailenin oğlu gün geçtikçe içine kapanmaya, hırçınlaşmaya, değişmeye başlıyor ve sonunda taciz ve tecavüze uğradığı anlaşılıyordu. Aile fertleri, komşular, kilisedekiler şüpheli duruma düşüyor ve sonunda beklenmeyen bir isimle hikâye bağlanıyordu. Picoult sanılan ve tahmin edilenin aksine tehlikenin çok yakında olduğunu anlatıyordu Yapboz da, ailelere düşen yalnızca parçaları birleştirmekti. Bir Daha Bak ta Kızılderililer üzerinden ırk temizliği faciasını anlatırken, Ev Kuralları nda Asperger sendromlu bir çocuğun cinayet zanlısı olarak mücadelesini kaleme aldı. Her defasında sorunlu bölgelere dokundu, Amerikan toplumun içini oydu, cesur konuları özel bir teknikle ve okuru zorlamak pahasına işledi. İdeal Amerikan toplumunu, sonsuz sınırsız rüyayı sözcükleriyle dağıttı, kusursuz görünen bir sistemi tekniği ve diliyle darmaduman etti. Üstelik bütün bunları bir çok satan yazar olarak yaptı. Kasım ayında April Yayıncılık bu sefer Anlaşma adlı kitabıyla okuru buluşturdu. İlişkilerin kaypaklığı, görünen ile hakikat arasındaki uçurumun en basit insan ilişkilerinde bile nasıl ortaya çıkabildiğine dair etkileyici bir roman Anlaşma. Çevirmenliğini Cihat Taşçıoğlu nun üstlendiği roman mutlak doğru ve mutlak yanlışı tartışıyor her şeyden çok. YA H ÇB R EY GÖRÜNDÜ Ü G B DE LSE? On sekiz yıl boyunca yan yana evlerde yaşayan iki aile Harte ve Gold lar. En mahrem sırlardan aile buluşmalarına birlikte kurulmuş ve büyümüş bir hayat yaşadıkları. İdeal Amerikan rüyasının bir banliyödeki yansımaları adeta. Çocukları Chris ve Emily de bu ideal tablonun biricik figürleri: aynı yaştalar, güzeller, akıllılar, popülerler Belli ki zamanı geldiğinde aileler daha da büyüyüp güçlenecek onlar üzerinden, ailelerin birbirine olan bağlılığı bir de çocuklarının evliliğiyle perçinlenecek. İdeal tablo bir gece yarısı çalan bir telefonla kapkaranlık bir hal alıyor. Emily başından vurulmuş, Chris olay yerindeki tek kişi ve silahta bir kurşun daha var, onu da kendine ayırdığını söylüyor. Ve Picoult bu noktadan sonra ustalığını konuşturuyor, ya hiçbir şey göründüğü gibi değilse? Ya birbirine böylesine bağlı bu iki aile arasında dostluğu çok aşan bir duygu fırtınası için için yaşanıyor ve birlikte geçirilen tüm vakitlerde söylenenlerden çok söylenmeyenler kulaklarda uğulduyorsa? Ölesiye aşkın, sınırsız bağlılığın, en büyük dostlukların yüceltildiği bir rüyada tek kurşun tüm duyguların çökmesine ve en baştan sorgulanmasına neden oluyor. Jodi Picoult KUSURSUZLARA KALKAN BALTA Jodi Picoult nun kişisel hikâyesi aslında yazdığı romanlara yön veren. Dışarıdan bakıldığında mutlu bir aile sahibi, geniş çiftliğinde hayvanlarıyla yaşayan, çok yazan ve çok kazanan bir yazar profiliyle karşı karşıyayız. Oysa ki hayatı boyunca büyük mücadeleler vermiş bir yazar Jodi Picoult, elitist yazar çevresinde hala kabul görmüyor, gay ve lezbiyen haklarıyla ilgili verdiği mücadele ve yazdığı kitap (Singing You Home) Amerika nın muhafazakar çevreleri tarafından lanetlenmiş durumda, dahası kitabın hikâyesi aslında gay olan oğlunun hikâyesi üzerine kurulu, ensest mağdurlarını ısrarla romanlarına konu ediyor, dini, sistemi, özellikle adalet kurumunu sorguladığı romanları büyük ilgi ve tepki çekiyor. Baltasını tüm kusursuzlara kaldıran bir yazar Picoult. YÜZLE MEYE DAVET Başa dönersek, siz olsaydınız ne yapardınız sorusu üzerine kurulu, yoğun ve tempolu romanlarıyla Jodi Picoult tüm dünyadaki okurlarını yüzleşmeye davet ediyor. Güzellikler, kusursuzluklar ve ideal olanlar üzerine yerleştirilmeye çalışılan bir dünyada sakat, sorunlu ve eksik olanlar üzerinden bir edebiyat kuruyor. Çok satan yazar olarak edindiği şöhret ve gücü, istenmeyenden yana kullanıyor ve en büyük özelliği, eli her defasında yükseltiyor. Şimdi sıra okurda, elindeki okuma ve eleştirme gücünü farkında olan okurda: Peki siz olsaydınız ne yapardınız? (Anlaşma, Jodi Picoult, April Yayıncılık, Çev: Cihat Taşçıoğlu, 528 s.) Her defasında sorunlu bölgelere dokundu, Amerikan toplumun içini oydu, cesur konuları özel bir teknikle ve okuru zorlamak pahasına işledi. İdeal Amerikan toplumunu, sonsuz sınırsız rüyayı sözcükleriyle dağıttı, kusursuz görünen bir sistemi tekniği ve dilliyle darmaduman etti

9 BABİL BALIĞI Aydınlık KİTAP 30 KASIM 2012 CUMA 9 Yüksek dozda vitamin M. SALİH KURT Hayattaki her şey bir süreliğinedir. Philip K. Dick, A Scanner Darkly Babil Balığı nda işlediğimiz türleri göz önüne alırsak, bazı haftalar içine hapsolunan bunalımlara düşmemiz kaçınılmazdı. Bunalımların çoğunlukla kaynağını işlediğim türlerde yeni yayınların ulaşmaması, yeterli tercümelerin o hafta bulunmaması, çeşitli nedenlerle elime geçmemesi oluşturuyordu. Ne yazacağım bu hafta? diye dövündüğüm ve bir kaçış şekli olarak, daha önce elime geçmiş fakat işleme fırsatı bulamadığım yayınlara yöneldiğim haftaların aksine, bu hafta da olduğu gibi bir güzellik bombardımanına tutulduğum ve Hangi birini yazacağım şimdi? diye dövündüğüm, yüksek dozda okur vitaminiyle karşılaştığım da -şükür ki- oluyor. Bu hafta elime geçen kitaplar arasında özellikle üç kitap öne çıkıyordu. Eşit derecede öneme, okurla buluşturulma ihtiyacına ve kıymete sahiplerdi. Ben bu güzellikler silsilesi için geride bıraktığımız TÜYAP Kitap Fuarı nı sorumlu tutuyorum. Pek çok yayınevi yeni kitaplarını fuara yetiştirebilmek için canla başla emek sarf ettiler ve bizi de uzun süre sayfaların arasına hapsedecek bir macera bekliyor. Bahsettiğim öne çıkan bu üç kitap, sayfa adedi az ve kısa sürede okunup bitirilebilecek, önümüzdeki haftaya kadar ancak karın tokluğu yaratabilecek (ki düzenli kitap okuma alışkanlığı olan okurun, bir anda üç kitabı da bitirince şaşkınlıkla Daha yok mu? demesine yol açacak) kitaplar olduğu için, üçünü aynı yazıda tanıtmaya karar verdim. YARI NOIR YARI FANTEZ Hiç vakit kaybetmeden ilk kitaptan başlayalım. Mürekkep Basın Yayın, Neil Gaiman ın kaleme aldığı öykünün (radyo oyunu versiyonu da bulunuyor), Craig Russell tarafından çizilen ve çizgi-roman haline getirilen, Cinayet Sırları nı dilimize, kalın kapakla, harika bir baskı kalitesiyle ve özenli bir tercümeyle kazandırdı. Kesin bir çizgiyle çocuklar için değil, yetişkinler için olan çizgi-romanın konusunu iki faktör katmanlaştırarak belirliyor. İncil den alıntılanan bir hikâye, Tanrı nın planlamasını biraz daha fanteziye kaçan, zaman zaman ürkütücü bir kalıba sokarken, bu öykünün anlatımına olanak sağlayan bir diğer katmandaki öyküde Los Angeles taki bir cinayet öyküsüne tanıklık ediyoruz. Bütünde ise her iki öykü katmanı birleşiyor ve yarı Noir, yarı fantezi unsurları örtüşüyor. Craig Russell ın -ki kendisi pek çok ödülü süpüren, yılların çizgi-roman emekçisidir (özellikle Fairy Tales of Oscar Wilde unutulamayacak bir çalışmadır), çizimindeki kıvrımlar bir yana özellikle gerçek zamanı içeren bölümlerdeki Noir yaklaşımı oldukça güzel bir hava katıyor. Bunun haricinde ise hayran kitlesini karşıma almayı da göze alarak itiraf etmeliyim ki genel olarak ne yazık ki Craig Russell ın çalışmalarını estetik açıdan klişe ve sıkıcı bulurum. Kullandığı paneller ve açılar bende hep Hollywood izlenimi uyandırır. Özetle bir Amerikan çizgi-romancısı için dahi fazlaca Amerikan çizgi-romanı kokar. Neyse ki Cinayet Sırları nın Noir tabanıyla bu çizim tarzı örtüştüğünden, fazlaca rahatsız etmediği gibi, Neil Gaiman ın leziz öyküsü sayesinde tamamen göz ardı da edilebilir. MODERN MANGA ÖNCÜLÜ Ü Bu haftaki bir diğer önemli kitap, uzun bir süredir birbirinden harika çizgi-romanı büyük özveriyle dilimize kazandıran Marmara Çizgi den geldi. Sıkı durun çünkü oldukça önemli, klasik bir seri raflardaki yerini alıyor: Yalnız Kurt ve Yavrusu (Lone Wolf and Cub, Kozure Okami)! İlk olarak 1970 yılında Japonya da yayınlanan Manga nın (kısa tanımıyla Japon çizgiromanı), konusunu epik bir samuray öyküsü oluşturuyor. Yayınlandığı tarihten bu yana dünya çapında milyonlarca satan 28 ciltlik bu dev seriyi önemli kılan unsurlar arasında, modern manganın şekillenmesinde yaptığı öncü rol, destansı öykü yapısı, tarihi detaylardaki tutarlılığı, bushido etiğine yaptığı nostaljik aracılık ve yayınlandıktan 42 yıl sonra dahi pek çok modern örneğinden daha güzel duran efsanevi sanatı gelir. Aksiyonu yansıtan panellerin dışındaki çoğu panel Ukiyo-e (Japon tahta blok baskısının ana sanatsal türüdür, Türkçesi: Seyyar Dünyanın Resimleri ) tarzında Japon tarihinden mekânlar, gelenekler ve doğa tasvirleriyle doludur. Serinin yazarı Kazuo Koike nin, çizer Goseki Kojima ile birlikte Yalnız Kurt ve Yavrusu haricinde, Samurai Executioner (10 cilt) ve Path of The Assasin (15 cilt) adında iki serisi daha bulunuyor. Ayrıca Koike nin başka çizerlerle Crying Freeman ve Lady Snowblood serilerinin mevcut olduğunu da ekleyelim. Yalnız Kurt ve Yavrusu nun 300 sayfalık 1. cildini bir çırpıda yıllar sonra tekrar okumamın ardından, serinin devamını da tekrar Türkçe okumak için sabırsızlanıyorum. Marmara Çizgi den Emre Yavuz a özenli tercümesi, cilde eklediği sözlük (son sayfada olmadığı için gözden kaçabilir, sözlük 295. sayfada) ve tıpkı Okko yu incelediğimiz yazıda (bkz. 3 Ağustos 2012 tarihli yazım) değindiğimiz Japonca terimlere gösterilen dikkat için teşekkür edelim. Frank Miller ın 1. cildin arkasında da bulunan, seriyi harika şekilde özetleyen cümlelerini hatırlayalım: Sizi başka bir zamana ve rüzgârlarla süpürülmüş, gri, korkutucu, yabancı bir ülkeye götürüyor. Koike ve Kojima, hikâyelerini sanatsal bir ustalıkla anlatıyorlar ve bunu yaparken de bir adamı, bir çocuğu ve cehenneme giderlerken onlara eşlik eden bir ülkeyi resmediyorlar. GERÇEK DÜNYADAN KAÇI Üçüncü kitabımız Altıkırkbeş Yayınları ndan: bbilim-kurgunun peygamberi Philip K. Dick in 1965 yılında kaleme aldığı ve kitap halinde de yayımlanan Şizofreni ve Değişimler Kitabı isimli makalesi. (Dick in Aksın Gözyaşlarım Dedi Polis, kitabının incelemesi ve hakkında daha fazla kişisel -çoğunlukla da övgüsel- gözlem ve birikim için bkz. 27 Temmuz 2012 tarihli yazım) Dick in entelektüel birikimini ve çeşitli konularda görüşlerini açıkladığı makaleleri, pek çok okuru tarafından bilinmez. Ancak Dick in dünyasının ve birikiminin anlaşılmasında hayati önem taşımalarının ötesinde bu makaleler ayrıca başlı başlarına çeşitli alanlarda öneme sahiptir. Şizofreni ve Değişimler Kitabı, bu anlamda Dick in şizofreni anlayışı göz önüne alındığında (genel olarak ise birincil anlayışı We Can Build You -yazım tarihi 1962 yayınlanma tarihi romanının temelindedir), ilk kez şizofreniyi, erken dönem çocukluk çağıyla ilişkilendirdiği yazısıdır. Şizofreniyi, gerçek dünyadan fanteziye doğru bir kaçış olarak tanımlar, psikoseksüel olgunluğa erişmede ve koinos kosmos a (idios kosmos un tersidir, ortak dünya anlamına gelir) doğuşta başarısızlıkla ilişkilendirir. Bahis edilen Değişimler Kitabı (asıl adı Çince I Ching, Yi Çing Pin Yin-) Fu Xi tarafından yazılan, bilinen en eski Çin metinlerinden biridir yılı kapsayan sürede Çin üzerinde etkisini sürdürmüş ve Batı dünyasında da takip alanı bulmuştur. Gizemli yönü yadsınamayan bu metin üzerine inceleme ve araştırmalar günümüzde de sürmektedir. İnsanın evrende kendini konumlandırması üzerine ilk denemelerdendir, Tao yu anlatan ilk metindir ve en sık kullanım alanı tüm yaşamı yöneten değişim sürecini anlamak üzerinedir. Dick in I Ching üzerine gözlem ve ilişkilendirmelerini okumak hayranlık uyandırıcı. Zaten oldukça kısa olan kitabın (50 sayfa) içeriğini çok fazla deşifre ederek okuma serüveninizi baltalamak istemediğimden geri duruyorum in Harry G. Frankfurt ve Philip K. Dick le başlayan, bu bez ciltli (bir okur olarak bu bez ciltleri o kadar özledim ki anlatamam) yeni serisini takibinize almanızı tavsiye ederim. Yalnız 6.45 den ricamız ileriki baskılarda, özellikle Şizofreni ve Değişimler Kitabı nda çokça mevcut bulunan yazım ve baskı hatalarından kaçınmaları, dolayısıyla redaksiyon için daha fazla özen harcamaları olacaktır. Ne yazık ki tercümesi bulunmadığından, sadece İngilizce bilen okur için, Philip K. Dick in bu kitabının yanında, Samuel J. Umland ın Philip K. Dick: Contemporary Critical Interpretations kitabıyla yapılacak paralel okumaların çok daha özel bir okuma serüveni ve Dick in yazınına derin bir bakış sunacağını vurgulayalım. Her hafta bizleri memnun edecek bu kadar çok yayını işleyebilmek ve haftaya görüşmek dileğiyle

10 10 30 KASIM 2012 CUMA Aydınlık KİTAP Büyükşehir yaşamında göçmen sorunsalı Ataman n çal mas temelde göçmenlerin çok katmanl ve karma k kimlik olu turma süreçlerine ve bu karma kl n içinde önemli bir sosyal aktör olarak görülen medya ve göçmenlerin medya ile dolay mlanm ya amlar na e iliyor AYDIN ÇAM Immanuel Wallerstein ın dünya sistemindeki hegemonik tabakaların, kendi gerçeklerini genelleştirip evrensel insan gerçeklikleri haline getiren ve böylece insanlığın önemli kesimlerini, yalnızca tözel önermelerinde değil araştırmalarının epistemolojisinde bile unutan görüşlerine karşı bir saldırı olduğunu söylediği (2000, 206) kültürel çalışmalara, göç ve göçmenlik deneyimi gibi güncel konularda önemli bir katkı kısa süre önce akademisyen Bora Ataman tarafından yapıldı. Almanya ya göç eden birinci kuşak gurbetçi bir ailenin üyesi olarak ilk elden göçmenlik deneyimlerini yaşayan Ataman, akademik çalışmaları için gittiği İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri nde bu deneyimlerini daha ileriye taşır. Onun 90 ların ortasından bugüne değin yaşadığı kişisel göç deneyimleri ve göçmenlikle ilgili bütün dertlerinden kaynaklanan sorunlar ve bu sorunları araştırma merakı ilk kitabı olan Kozmopolitan Hayatlar, Diasporik Kimlikler in arka alanını oluşturur. Ataman ın çalışması temelde göçmenlerin çok katmanlı ve karmaşık kimlik oluşturma süreçlerine ve bu karmaşıklığın içinde önemli bir sosyal aktör olarak görülen medya ve göçmenlerin medya ile dolayımlanmış yaşamlarına eğiliyor yılları arasında Londra da bulunan Ataman aynı kentte gerçekleştirdiği araştırmalarda uzun süreli göçmenlik hayatı sonucunda oluşmuş kimlikler yerine, Türk diasporası içinde yer alan Türkiyeli lisansüstü öğrencileri tarafından oluşturulan geçici bir alt kümenin, ön-göçmenlerin kimlik oluşum süreçlerine odaklanıyor ve bu süreçte medya tüketim alışkanlıklarını inceliyor. Bölüm, göçmenlik, diasporik kimlikler, kozmopolitizm, çok kültürlülük, küreselleşme bağlamlarındaki metodolojik ve teorik yaklaşımları çözümleyerek, medya izleyicisinin kimlik inşa süreçlerinin ne derece karmaşık olduğunu gösterme amacı güdüyor. Ancak çalışma bununla da kalmayarak Londra da yaşayan sosyalist- ulusalcı Türk diasporasını inceliyor. Bu inceleme göçmenliğin tek bir hali olmadığı, bu nedenle farklı bağlamlarda ele alınması gerektiğini göstermesi bakımından önem taşıyor. Ataman, Londra da yaşayan Türkiyeli gruplar içinde yapmış olduğu çalışmalarının odağını oluşturan ön-göçmenlik kavramını, onu ilk kullanan Harry Hiller ve Tara Franz dan (2004) farklı bir şekilde ele alıyor. Bu araştırmacılar, ön-göç aşamasını fiziksel göçten önce gelen dönem olarak tanımlayarak iletişim teknolojilerinin ön-göçmenlere yerleşmeyi amaçladıkları yer hakkında bilgi sağladığını öne sürerken Ataman ise ön-göçmenliği mekânsal ve zamansal değişimlere duyarlı olmakla birlikte, fiziksel hareketliliği göçmenliğin söz konusu ilk fazı için tek bileşen kabul etmeyerek, daha çok bir bilinç hali olarak kavramsallaştırıyor. Ona göre ön-göçmenler, her nerede yaşarlarsa yaşasınlar, sınırlar arasında yapılacak uzun süreli ve belki de geri dönüşsüz seyahatlere hazırlanan ve/veya uzun süreli konaklamalara ilişkin kararlar verme aşamasında olan insanlardır. Ataman çalışmasının ilk bölümünde ön-göçmenlerin varoluş ve dönüşümlerinde medyanın rolüne odaklanırken, ikinci bölümde ise kozmopolitan hayatlar ve ulusötesi medya atmosferi bağlamında diasporik kimliklerin inşası olgusunu ve sabit kimliklerden daha akışkan, melez veya Bora Ataman karışık kimliklere geçiş sürecini ele almaktadır. Kimlikler durağan bir oluş olarak değil evrilen ve dönüşen bir sürecin çıktıları olarak tartışılmakta ve bu süreçte medyanın rolü incelenmektedir. Onun ifadeleriyle bu çalışma; siyasi ve kültürel kimlikleri anlamada daha yapısal olan kimlik kategorileri göz önünde bulundurularak köken ve sınıf bazlı kategorizasyonlardan daha açık uçlu, akıl bazlı ve bireyci kategorizasyonlara bir dönüştür. Yine ona göre ulusötesi medya kullanımı/tüketimi ile beslenen belirli bir diasporik grubun siyasi dünya görüşlerinin küreselleşmiş/kozmopolitan bir dünya karşısında günlük hayatlarını ve sosyal dünyalarını nasıl biçimlendirdiği milliyetleri bağlamında sosyalist görüşlerine tutunmalarını nasıl sağladığı; aynı zamanda, ulusötesi hayatlarının kimlikleri ve ideolojileri açısından onları konumlarını müzakere etmeye ne ölçüde teşvik ettiği incelenmiştir. Bu incelemeler ile Londra nın kozmopolit ortamında belirli bir sosyo-politik çevrenin ideolojik duruşu günlük yaşantılarını ve sosyal dünyalarını nasıl şekillendirdiği; bu ideolojik duruşun sosyalist- ulusalcı fikirlere tutunmalarını nasıl sağladığı ve bu süreçlerde medyanın rolünün ne olduğu açıklanmaya çalışmaktadır. Londra da yapılan araştırmaların önemli sonuçları var. Yapılan araştırmalar katılımcıların Londra ya geldikleri günden itibaren yaşadıkları çarpıcı değişimlerden birinin medya tüketimlerindeki büyük çeşitlenme olduğunu gösteriyor. Katılımcıların küresel sorunlara ilgileri artmakta ve bu artış küresel medyaya olan ilgilerinde de görülmekte. Dünya sorunlarına karşı farkındalıklarının ön-göçle birlikte arttığı ve medya tüketimlerinin çeşitlendiği gözlenmiş. Ayrıca, kültürel kimliklerin dönüşüm halinde olduğu ve milliyetçi yönelimlere karşı kozmopolit dünya görüşünün filizlendiği gözlenmiş. Ataman ın çalışmasının bu güne değin yapılmış kültürel çalışmalara ve izleyici araştırmalarına iki temel katkıda bulunduğu söylenilebilir: Birincisi, bu çalışmayla diasporik kimlik ve cemaatlerin inşa süreçlerini günlük medya tüketimleri ve medya ile kurulan ilişkiler çerçevesinde ortaya çıkarılmıştır. İkinci olarak, ister anavatan, isterse diaspora kaynaklı olsun, belirli bir topluluğu hedefleyen tikelci medyanın artık bu pazara tikelci bir yayın anlayışıyla ulaşımının çok sınırlı kaldığı tespit edilmiştir. (Kozmopolitan Hayatlar, Diasporik Kimlikler, Bora Ataman, Libra Kitapçılık, 156 s.) KAYNAKÇA HILLER, H. ve T. FRANZ. (2004). New Ties, Old Ties and Lost Ties: The Use of the Internet in Diaspora, New Media & Society, S.6 (6), ss WALLERSTEIN, I. (2000). Bildiğimiz Dünyanın Sonu: Yirmi Birinci Yüzyıl İçin Sosyal Bilim. T. Birkan (çev.), İstanbul: Metis Yayınları (orijinal baskı tarihi 1999). Ataman ön-göçmenliği mekânsal ve zamansal değişimlere duyarlı olmakla birlikte, fiziksel hareketliliği göçmenliğin söz konusu ilk fazı için tek bileşen kabul etmeyerek, daha çok bir bilinç hali olarak kavramsallaştırıyor

11 Aydınlık KİTAP 30 KASIM 2012 CUMA 11 Ülkesi gibi, bu gezegen gibi, hepimiz gibi, arafta Hiç sava ç kmasayd, elli ya nda olaca m za yirmi ya nda olsayd k, aram zdan hiç kimse ölmeseydi, aram zdan hiç kimse ihanet etmeseydi, aram zdan hiç kimse sürgüne gitmeseydi, ülkemiz hâlâ Do u nun incisi olsayd, dünyan n alay konusuna, saplant s na, öcüsüne ve amar o lan na dönmeseydik, hayat güzel olurdu. ŞENOL ÇARIK Bir özlemi en yalın biçimde ifade eden, geçmişle yüzleşip bugünü sorgulayan bu cümle bana sorarsanız her şeyi özetliyor. İç savaşın gölgesindeki bir coğrafyadan, Beyrut tan, dostlukları, sevinçleri, umutları, acıları bütün bir gençliği geride bırakarak dünyanın dört bir yanına dağılan bir arkadaş grubu. Ve günün birinde Murad isimli arkadaşlarının cenazesi dolayısıyla yeniden bir araya gelişlerinin romanı Doğu dan Uzak ta. Dünya edebiyatının merak edilen ve beğenilen yazarları arasında olan, kitapları milyonlarca satan Lübnan asıllı Amin Maalouf un beklenen bu kitabı bir süre önce raflardaki yerini aldı. Romanlarının ülkemizde yayımlanmaya başladığı 90 lı yıllardan bu yana geniş ve sıkı bir okuyucu kitlesine sahip olan ve en çok da Semerkand, Afrikalı Leo, Doğu nun Limanları gibi kitaplarıyla tanıdığımız Maalouf, bir insanın yapmaktan asla vazgeçmemesi gereken bir şeyi, yani en iyi bildiği işi yapıyor; Doğu yu anlatmaya devam ediyor BA IMIZA GELENLER N TEK SUÇLUSU Adımda doğmakta olan insanlığı taşıyorum, ama ben nesli giderek tükenen insanlığa aidim, diye kayıt düşecekti Adam not defterine acı olaydan iki gün önce. Adam (Adem), Maalouf un kendisi gibi ülkesini terk ederek Fransa ya yerleşen roman kahramanının adı. Kitabı bitirdiğinde şu soruyu sormadan edemiyor insan; Adam ne kadar Maalouf un kendisi ne kadar değil. Ali Berktay ın çevirdiği Doğu dan Uzakta bütünü itibariyle bakıldığında tam da bir yüzleşme romanı. Kahramanımız Adam ın eve dönüş üyle birlikte başlayan ve Ortadoğu nun uzun yıllardır kanayan yaralarıyla on altı günlük bir yeniden yüzleşmenin romanı. Kitapta da ifade edildiği gibi Her şeyin bir tek gerçek suçlusu var: Savaş lerin ortasında başlayarak 1990 lara kadar Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasında süren bir iç savaş. İsmi hiç geçmese de anlatılan yer Beyrut. Ve Amin Maalouf Adam ın dilinden bir yandan 1970 ler Lübnanını anlatırken bir yandan da sanki kendi yaşamını anlatıyor. Adam ın eski arkadaşı Murad ın ölümüyle birlikte uzun yıllar sonra döndüğü evi ne, Beyrut a gidişiyle birlikte zaman zaman not defterine düştüğü satırlardan, zaman zaman arkadaşlarına yolladığı elektronik postalardan, zaman zaman da sohbetlerinden çocukluğunu, gençlik yıllarını ve sonrasında ülkesinden ayrı geçirdiği yıllara zaman tüneli misali tanıklık ediyoruz. Anlatılan kimine göre ülkesinde kaçmak zorunda kalanların, kimine göre kaçanların, kimine göre ise mülteciliğe zorunlu bir geçiş yapanların hikâyesi. Adam a göre hepsi bir mülteci. O kendini Fransa da buluyor. Arkadaşları Naim Brezilya da, Semiramis Mısır dan ayrılmak zorunda kalıyor. Ve diğerleri Üniversite kendilerine Bizanslı adını veren ve her biri bir köşeye dağılan kadim bir arkadaş grubu Arkadaşları Murad ın ölümü nedeniyle yıllar sonra bir araya gelmeye çalışırlar. Adam bu buluşmanın öncüsüdür. Her biri dünyanın başka başka yerlerinde, başka başka kaygılar içerisindedir. Hepsine ulaşmaya çalışır Adam. Bu yolda çaba sarfeder. Kimdi bu arkadaşlar? Sanki bütün Ortadoğu yahut Doğu, belki de en doğru bir ifadeyle belirtmek gerekirse bütün bir gezegenimizdi. Müslümanlar arasında en iyi arkadaşım Ramiz di; Yahudiler arasında en iyi arkadaşım Naim di. Hıristiyanlar arasında en iyi arkadaşım da Adam dı Savaşın etkisiyle kimliklerdeki dönüşüm, gidenlerde oluşan noksan yanlar, bölünmüşlükler; kalanların değişen ruh halleri, dünya görüşleri, yaşam biçimlerini bulabiliyorsunuz kitapta. GÖSTER S Z VE SADE B R YOLCULUK Doğu yu Batı ya taşıyan usta yazar Amin Maalouf, sancılı bir coğrafyada yetişen bireylerin ruh hallerini ortaya koyuyor Doğu dan Uzakta romanında. Gösterişsiz ve sade bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Maalouf un otobiyografisinde yapılmış bir yolculuk da diyebiliriz buna. Maalouf un ülkesinin adını hiç geçirmemesi bu romanın en dikkat çekici yanı. Sanki ismini andığında yarasının daha beter kanamasından çekinmiş gibi. Ama bu geri dönüş esnasında birçok soru soruyor ve tespitte bulunuyor Maalouf; ama her seferinde de özlemini, düşsel kırıklıklarını dışa vurmaktan geri durmuyor: İnsan geçmişin yok olması karşısında kolay avunur; asıl kaldırılamayan, geleceğin yok olmasıdır. Yokluğu beni üzen ve aklımdan hiç çıkmayan ülke, gençliğimde tanıdığım değil, gençliğimde hayalini kurduğum ve asla güneşin altında yerini alamayan ülkedir. Amin Maalouf Ve sık sık bir hesaplaşma ve bağları yeniden örme gayreti gösteriyor. O değişti, ben değiştim, ülke değişti, dünyamız da aynı değil. Dünün öncüleri geriye itildi ve artçı kuvvetleri en ön saflara kadar ilerledi. Kitapta dikkatimi çeken başka bir noktada Maalouf un çok kere yinelediği Çağın Ruhu Çağın Nabzı olgusu oldu. Maalouf birçok kez irdeliyor Çağın Ruhu nu ve sorguluyor. Çağın nabzına uygun davranmak, vakitsiz yürürlükten kalkmış başka bir çağa ait olmak ÇOK Y B LD CO RAFYAYI YAZMAYA DEVAM ED YOR Asya ve Akdeniz çevresi kültürüne ait söylenceleri de eserlerinde usta bir dille ve örgüyle işliyor. İlk kitabı olan Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri (1983 te yayımlandı) ile adını duyuran ve büyük bir başarıya imza atan Maalouf, 1986 da yayınlanan ve ikinci kitabı olma özelliğine sahip Afrikalı Leo ile Fransız-Arap Dostluk Ödülü nü kazanmıştı. Ve eseri klasik olarak kabul görmekte. Afrikalı Leo aynı zamanda O nun ilk romanı. Bu yapıtları sırasıyla Semerkant, Işık Bahçeleri, Tanios Kayası, Doğunun Limanları, Ölümcül Kimlikler, Yüzüncü Ad-Baldassare nin Yolculuğu ve Yolların Başlangıcı ( Doğu dan Uzakta dan önceki romanı) takip etti. Maalouf ayrıca, Uzaktan Aşk ve Adriana Mater adında iki libertoya ve 2009 da ilk denemesi Çivisi Çıkmış Dünya ya da imza attı. Amin Maalouf, daha önce de belirttiğimiz gibi çok iyi bildiği bir coğrafyayı yazmaya devam ediyor. Doğu dan Uzakta da bu coğrafyayı anlatıyor ve Doğu yla Batı arasında ince ince dokunmuş bir köprü kurmaya çalışıyor. (Doğu dan Uzakta, Amin Maalouf, Yapı Kredi Yayınları, Çev: Ali Berktay, 460 s.) Gösterişsiz ve sade bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Maalouf un otobiyografisinde yapılmış bir yolculuk da diyebiliriz buna. Maalouf un ülkesinin adını hiç geçirmemesi bu romanın en dikkat çekici yanı. Sanki ismini andığında yarasının daha beter kanamasından çekinmiş gibi

12 12 30 KASIM 2012 CUMA Aydınlık KİTAP KAPAK SOSYALİZMİN VE SOSYAL MÜCADELELERİN GENEL TARİHİ Kendi türünde bir klasik Kitap, lkça dan ba layarak 1924 e kadar, yeryüzünün Ön Asya, Mezopotamya, Akdeniz, Avrupa ve Kuzey Amerika co rafyalar ndaki e itlikçi ve özgürlükçü toplumsal hareketleri, bask ya, haks zl a ve sömürüye kar mücadeleleri inceliyor ARSLAN KILIÇ 1990 yılından beri, yani 22 yıldır baskısı yapılmayan ve piyasada bulunmayan Max Beer in ünlü klasiği, Sosyalizmin ve Sosyal Mücadelelerin Genel Tarihi kitabı, Kaynak Yayınları tarafından yayımlandı. 1 Kitabın yazarı Max Beer, yılları arasında yaşamış Galiçya (Avusturya) doğumlu bir Alman sosyalist gazeteci ve tarihçi. Almanya ya göç ettiği 1889 yılından başlayarak Alman Sosyal Demokrat Partisi nin merkez yayın organları Die Neue Zeit (Yeni Çağ), Vorwärts (İleri) ve Sozial Demokratie (Sosyal Demokrat) ta ve diğer parti gazetelerinde tarih, ekonomi, felsefe, sosyalizm, kültür ve emekçi hareketleri üzerine tahliller, incelemeler ve haberler yazdı. Alman devriminin yenilmesinden sonra kendini daha çok sosyalizm ve sosyal mücadeleler tarihi çalışmalarına veriyor. Sosyalizmin ve Sosyal Mücadelelerin Genel Tarihi, onun bu çalışmasının ilk ürünü Max Beer in kitabı ilk önce İngilizce olarak ve yılları arasında beş cilt halinde Londra da yayımlanmıştır. Daha sonra hem kendi sağlığında hem de ölümünden sonra, başta ana dili Almanca olmak üzere, dünyanın belli başlı bütün dillerinde ve defalarca basılmıştır. K TABIN KONUSU VE KAPSAMI Kitap, İlkçağ dan başlayarak 1924 e kadar, yeryüzünün Ön Asya, Mezopotamya, Akdeniz, Avrupa ve Kuzey Amerika coğrafyalarındaki eşitlikçi ve özgürlükçü toplumsal hareketleri, baskıya, haksızlığa ve sömürüye karşı mücadeleleri inceliyor. Bu hareketleri ve mücadeleleri etkilemiş, onlara esin kaynağı olmuş ya da yol göstermiş düşünce akımlarını ve siyasi örgütlenmeleri konu ediniyor. Kitap kendini, başlangıcı bakımından zaman olarak sınırlamıyor. Yazılı tarih kaynaklarına dayanarak incelemesini İlkçağ a kadar götürüyor. Ama çalışma kapsamını, coğrafya ve toplum olarak sınırlıyor. Kitapta İlkçağ dan Yeniçağ ın 20. yüzyılı başına kadar, Musevi-Hıristiyan coğrafyasındaki toplumlarla sınırlamaktadır. Kitapta, İlkçağ kapsamında, Filistin, Mısır, Yunan (Atina, Isparta), Roma ilkçağındaki iz bırakan toplumsal mücadeleler ve düşünce akımları incelenmektedir. Bu bölüm, Filistin İbrani toplumu içindeki sosyal adaletçi ve ilkel komünist düşünce ve akımlarla başlamakta, 2. yüzyıla kadar olan İlkel Hıristiyanlıktaki komünizan düşünce ve hareketlerle son bulmaktadır. Ortaçağ daki eşitlikçi ve özgürlükçü toplumsal hareketlere ve düşünce akımlarına geçildiğinde coğrafi kapsam daha da daralmakta, kitap, Akdeniz ve Avrupa toplumları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu bölümde Roma, Orta Avrupa ve Balkanlar daki düşünce akımları ve toplumsal mücadeleler, incelemenin ana eksenini oluşturmaktadır. Yeniçağ dan itibaren kitap artık bütünüyle, Reform hareketlerinin ve Rönesans sın merkezi olan toplumlara, doğmakta olan kapitalizm coğrafyasına odaklanmaktadır. Bu bölümde, Avrupa daki köylü isyanları, Kilise bağnazlığına karşı gelişen ve din dışına çıkmaya çalışan (materyalist) düşünce ve hareketler, Hümanizm, görece gelişmiş sınıfsız (komünist) toplum tasarıları olarak Ütopyalar incelenmektedir. İngiltere de 17. yüzyılda başlayan ve toplumsal planda burjuva devrimi ile bilim ve teknoloji alanında sanayi devriminin birbirine eşlik ettiği Kapitalizm çağı ya da Yakınçağ, kitabın en kapsamlı bölümünü oluşturmaktadır lerdeki İngiliz Cromwell Devrimi ile başlayıp, 20. yüzyılın son çeyreğine kadar süren yaklaşık üçyüz yıllık, inişli çıkışlı bir Devrimler Çağı İnsanlık tarihinin en gelişmiş, en köklü, en kapsamlı ve en büyük devrimlerinin gerçekleştiği çağ... Eşitlik ve özgürlük bakımından İlkel Komünalliğin altınçağ ından bu yana insanlığın sınıfsız, sömürüsüz, baskısız bir toplum düzenine en çok yaklaştığı; böyle bir toplumsal düzeni yaratmanın ve yaşatmanın maddi manevi koşullarına en çok yaklaştığı çağ Max Beer kitabında haklı olarak, incelemesinin temel konusunu oluşturan sosyalizm ve sosyal mücadeleler bakımından en verimli çağ olan Yeniçağ ve onunu devrimleri üzerinde duruyor. Bu bölümde de, sınıf mücadelesinin en gelişmiş biçimlerde yapıldığı 19. ve 20. yüzyılın mücadelelerine özel bir önem veriyor. Kapitalizm, başka bir dizi özelliklerinin yanında, aynı zamanda sınıf Max Beer mücadelelerinin en gelişmiş ideolojik, siyasi, felsefi akımlar öncülüğünde, en gelişmiş, en çeşitli örgütlenmeler, taktikler, savaş biçimleriyle yapıldığı çağdır. Max Beer in incelemesi, kapitalizmin emperyalizm aşamasına ulaştığı ve toplumsal çelişmeleri sosyalizm ve milli demokratik halk devrimleri ile çözmeyi zorunlu kılacak ölçüde keskinleştirdiği 20. yüzyılın başında bitmektedir e kadar olan bu tarih, 1. Emperyalist Paylaşım Savaşını ve savaş ertesinde gerçekleşen Ekim Devrimi ile başarıya ulaşamayan Avrupa devrimlerini kapsamaktadır. MAX BEER N EKS KL Yukarıda belirttik, Max Beer in sosyalizm ve sosyal mücadeleler tarihi çalışması, coğrafya ve toplum olarak Asya, Latin Amerika ve Afrika yı kapsamamaktadır. Oysa tarihin en eski uygarlık (sınıflı toplum) merkezleri olan Asya ve Latin Amerika da da eşitlikçi ve özgürlükçü idealler ve özlemler taşıyan büyük toplumsal mücadeleler yaşanmış, bunlara öncülük eden büyük düşünce akımları ortaya çıkmıştır. Çin, Hindistan, Rusya, İran gibi Asya nın büyük uygarlık ve Çevirmen Zühtü Uyar, Atatürk ün Özel Kalem Müdürlerindendir. Ve kitabı ilkin, 1935 ya da 1936 da Atatürk ün isteği üzerine ve onun okuması için Almancadan çevirmiştir. Atatürk kitabın ilk müsvedde çevirilerini, altını çizerek ve kenarlarına notlar düşerek okumuş ve sonra Milli Eğitim Bakanlığınca yayımlanmasını istemiştir

13 KAPAK Aydınlık KİTAP 30 KASIM 2012 CUMA 13 imparatorluk merkezleri, Ortaçağ öncesinin büyük İslam uygarlığının bağrında doğmuş eşitlikçi düşünce akımları, hiçbir bakımdan böyle bir genel tarih kitabının dışında tutulamaz. Uzağa gitmeye gerek yok. Selçuklu ve Osmanlı İmparatorlukları dönemlerindeki tarihe damgasını vurmuş halk hareketleri ve düşünce akımları, Beer in kitabında incelenmiş olanlardan çok daha önemli ve büyüktür. Örneğin Anadolu nun batısını ve Balkanları kapsayan geniş coğrafyada etkili olmuş, düşünsel etkisi ise bütün bir İslam coğrafyasına ve yüz yıllara yayılmış Bedrettin hareketi, Max Beer in inceleme alanına giren Bilimsel Sosyalizm öncesi çağların sosyalizm hareketlerinin en büyüklerindendir. Rusya ve Çin de 18 ve 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın başında gerçekleşen ve romanlara, filimlere konu olan köylü ayaklanmaları; Rusya daki Narodnik hareket, Çin deki antiemperyalist ve antifeodal halk hareketleri, Sun Yat-Sen in önderlik ettiği 1911 devrimi; Türkiye de 1908 Jöntürk Devrimi ve 1923 Cumhuriyet Devrimi, İran Devrimi, Beer in inceleme alanına giren, tarihte iz bırakmış büyük sosyal mücadelelerdir. Beer deki eksikliğin biri öznel, diğeri de nesnel iki nedeni var. Öznel neden, Batı düşüncesine 18. yüzyıldan başlayarak 19 ve 20. yüzyılda egemen olan Batı merkezliliktir. Halen sürmekte olan bu durum Bilimsel Sosyalizmin Avrupalı bir akım olduğu dönemde onu da etkilemiştir. Max Beer de bu dönemin marksistlerinden olan bir sosyalist aydındır. Nesnel neden ise, yazarın zaman ve bilgi sınırlılığıdır. Kaynak ve kaynaklara ulaşmasındaki olanaksızlıklar sınırlılığıdır. Bütün bu eksikliklerine rağmen kuşkusuz ki Beer in çalışması, türündeki en önemli çalışmalardandır. Bu kitapta incelediği ve Musevi-Hıristiyan coğrafyasının toplumlarındaki eşitlikçi, özgürlükçü düşünce akımları ve toplumsal hareketler, hele de 16. yüzyıl ve sonrasındakiler, örneğin Marksizm, yüzyıllar boyu dünyanın her yerine yayılmış ve her yerinde etkili olmuş akımlar ve hareketlerdir. TÜRKÇEDE MAX BEER Max Beer in kitabı Türkçede ilk kez 1941 yılında Zühtü Uyar ın çevirisiyle Milli Eğitim Bakanlığı Yayınevi tarafından yayımlanmıştır. 2 Çevirmen Zühtü Uyar, Atatürk ün Özel Kalem Müdürlerindendir. Ve kitabı Beer in çal mas, Asya, Latin Amerika ve Afrika y kapsamamaktad r Çin, Hindistan, Rusya, ran gibi Asya n n büyük uygarl k ve imparatorluk merkezleri, Ortaça öncesinin büyük slam uygarl n n ba r nda do mu e itlikçi dü ünce ak mlar, böyle bir genel tarih kitab n n d nda tutulamaz ilkin, 1935 ya da 1936 da Atatürk ün isteği üzerine ve onun okuması için Almancadan çevirmiştir. Atatürk kitabın ilk müsvedde çevirilerini, altını çizerek ve kenarlarına notlar düşerek okumuş ve sonra Milli Eğitim Bakanlığınca yayımlanmasını istemiştir. 3 İlk baskıya önsözü, Cumhuriyet in devrimci yıllarının İktisat ve Adliye Bakanı, ateşli devrimci Mahmut Esat Bozkurt yazmıştır. Bozkurt un övücü önsözü, daha sonraki bütün Türkçe baskılarda korunmuştur. İlk baskıdan sonra kitabın bir daha, 1965 yılına kadar basılmadığını görüyoruz. Araya, Türkiye nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında sürüklendiği Atlantik kampı yılları, bu yıllara egemen olan antikomünizm gericiliği girmiştir. Kitabın ikinci baskısı, 24 yıl aradan sonra, Cumhuriyet döneminin ikinci aydınlanma, çağdaşlaşma ve demokratik devrim atılımını yaratan 27 Mayıs Devrimi sonrasında; 1960 ların devrimci atılım yıllarında yapılmıştır te gerçekleşen ikinci basım, Kitaş Yayıncılık tarafından, Zühtü Uyar çevirisi esas alınarak, Galip Üstün ve Hüseyin Baş ın çeviri katkısıyla beş cilt halinde yayımlanmıştır. Kitaş Yayıncılık ın bu ikinci baskıya koyduğu kısa sunuşta, Max Beer in kitabının yeniden yayımlanmasıyla ilgili şu bilgiler verilmektedir: Sosyalizmin ve Sosyal Mücadelelerin Tarihi 1941 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından basılmış, yayınlanmış ve kısa bir sürede bittiği için çok aranır bir eser olmuştur. Max BEER'in beş kitaptan meydana gelen değerli, öğretici eserinin tam olarak ve bugünkü dille çevrilmesine özellikle dikkat edilmiştir. Birinci ve ikinci kitaplar Galip Üstün, üçüncü kitap Hüseyin Baş tarafından gözden geçirilmiştir. Dördüncü ve beşinci kitabı da Galip Üstün çevirmiştir. KİTAŞ bu yeni baskıda beş lk bask dan sonra kitab n bir daha, 1965 y l na kadar bas lmad n görüyoruz. Araya, Türkiye nin kinci Dünya Sava sonras nda sürüklendi i Atlantik kamp y llar, bu y llara egemen olan antikomünizm gericili i girmi tir ciltlik bu büyük bilim eserini yeniden gözden geçirerek toplu halde yepyeni şekilde yayınlamaktadır. Cumhuriyet Hükümetlerinin örnek Bakanlarından Mahmut Esat Bozkurt tun 25 yıl önce, eserin Zühtü Uray tarafından ilk çevrilişi dolayısıyla yazmış olduğu önsöz, yeni bir önsöz yazılmasını gereksiz kılmaktadır. Aynen sunuyoruz. 4 Kitaş Yayıncılık kitabın kendi ikinci, Türkçedeki üçüncü baskısını 1969 yılında yapıyor sonrasında araya 12 Mart gericiliği giriyor ve Sosyalizmin ve Sosyal Mücadelelerin Genel Tarihi kitabı, baskısı tükendiği ve arandığı halde yılına kadar basılamıyor te Türkçe üçüncü basımı, tek cilt olarak ve 1969 baskısı aynen korunarak May Yayınları yapıyor. Kitap, 1980 yılına kadar May Yayınları tarafından dördüncü ve beşinci kez basılarak, 12 Eylül e kadar piyasada bulunuyor de araya bu kez 12 Eylül gericiliği yılları giriyor. Altıncı basım, önceki basımların çevirisi ve Mahmut Esat Bozkurt önsözü kullanılarak 1989 da Can Yayınları tarafından yapılıyor. Kaynak Yayınları bu çok aranan eserin Türkçede yedinci basımın gerçekleştirdi. Max Beer in kitabı, Türkiye nin her devrimci atılım döneminin aranan ve okunan el kitabı olarak yeniden okurla buluşmasının yine bir devrimci atılım dönemine rastlaması, onun toplumsal mücadeleler konusunda devrimci ve bilimsel tarih bilinci kazandıran özelliğine denk düşüyor. Kaynakça [1] Max Beer, Sosyalizmin ve Sosyal Mücadelelerin Genel Tarihi, Kaynak Yayınları, Dördüncü (Altıncı) Basım, 15 Kasım 2012, İstanbul. [2] Kitabın bu baskısı ile ilgili, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde, Ana İlim Kitapları Tercüme Serisi nde kayıtlı bilgiler şöyledir: Max Beer, Sosyalizmin ve Sosyal Mücadelelerin Umumi Tarihi, Çev: Zühtü Uyar, Önsöz: Mahmut Esat Bozkurt, Bir İzah: Zühtü Uyar, Başlangıç: Marcel Olliver, Maarif Vekaleti Yayınları, 1941, birinci defa sayı basılmıştır. [3] Bu konudaki bilgileri, Sadi Borak ın Atatürk ve Edebiyat kitabından (Kaynak Yayınları, İkinci Basım, Eylül 1998, İstanbul, s. 135) aldık. S. Borak da bu konuda, kendi özel bilgileri yanında, Afet İnan ın Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler kitabındaki bilgilere ( s.292) dayanmaktadır. [4]Sosyalizmin ve Sosyal Mücadelelerin Tarihi, Kitaş Yayıncılık, Çev: Zühtü Uyar, Çevrilen dil: Almanca, Önsöz: Mahmut Esat Bozkurt, ikinci basım, 1965, İstanbul.

14 14 30 KASIM 2012 CUMA Aydınlık KİTAP Don ve Volga da yolculuk 60 lar n ilk yar s nda, Türkiye de tam bir SSCB fobisi vard. De il bir Türk yazar n n Rusya da gezi yapmas, Suat Hayri Ürgüplü sonras nda bir Türk Ba bakan Moskova ya siyasal amaçl ziyarette dahi bulunmuyordu. Bu ko ullarda ben de yazacaklar m edebi bir tür çerçevesinde vermeyi ye ledim EMEL TELCİ GECE YE EVET Uğur Kökden 70 li yıllardan bu yana çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanan denemeleriyle bilinir. Kökden, yazılarında çoğunlukla gezdiği coğrafyaya ilişkin gözlemlerini, gördükleri üzerine düşüncelerini aktarıyor. Yazarla Gece ye Evet isimli öyküsü ve gezileri üzerine bir sohbet gerçekleştirdik. Uzun öykünüzün konu aldığı yolculuğu ne zaman yaptınız? 1964 yılında. O tarihlerde, Fransa nın başkenti Paris te, genç bir mühendis olarak çalışıyordum. Bağlı bulunduğum uluslararası mühendislik bürosu, büyük ırmaklar üstünde kurulacak hidroelektrik barajlara ilişkin proje çalışmaları yapıyordu. Dolayısıyla, yaz başlangıcında, Sovyetler Birliği ndeki Don ve Volga nehirlerinde gerçekleştirilecek nehir gezisi programı elime geçince hemen değerlendirmek istedim. Daha sonra yolculuk boyunca yaşadıklarımı öyküleştirme fikri doğdu. Dolayısıyla, öyküm de çok kişili bir toplu yolculuğu yansıtır. Kaldı ki, ırmaklar, benim için son kertede özel, yaşamsal ve sevgili varlıklardır. Bu uzun yolculuk nasıl bir seyir izledi? Vapur, tren, vapur ve de dönüşte uçakla. İlkin, Paris ten Manş Denizi ne bakan Le Havre limanına dek trenle gidildi. Sonra da, oradan bir grup Fransız turistle, Nadezda Krupskaya isimli (Lenin in eşinin adını taşıyan) yolcu vapuruna binerek önce Kuzey Denizi, sonra Baltık Körfezi üstünden Leningrad a (şimdiki Petersburg) ulaştık. Leningrad ile Moskova arası yolculuk, yataklı bir gece treninde gerçekleşti. Onun ardından da, özel bir nehir teknesi olan Yuri Krimov la Don Nehri ndeki yolculuğumuz başlamış oldu; daha sonra Tsimlianski Gölü nden ve kanallardan geçerek Volga ya ulaştık. Geceleri vapurda yatıyor, orada yemek yiyor, piyanoda çalınan Beethoven sonatları (adagio bölümü) ve Çaykovski dinliyor; sonra da değişik insanlarla sohbet ediyorduk. Bu arada, zaman zaman bazı iskelelere de uğramadık değil. Böylece, Volgagrad a dek gidildi. Paris e dönüşte, sıcağı sıcağına - hiçbir ayrıntıyı unutmadan- bu sıcak ve renkli izlenimleri yazmaya koyuldum. Kitabın bir yerinde de söz edildiği gibi, beş deniz (Kuzey Denizi, Baltık Denizi, Azak Denizi, Karadeniz ve Hazar Denizi), aynı zamanda öykünün çerçevesini oluşturuyordu. Zaten evcil Volga nın uyuşukluğunun arkasında da, söz konusu o beş denizin hırçın dalgalarının şapırtısı duyulur. Yine de, Gece ye Evet öyküsünü Paris te tam olarak bitiremedim yılı başında, Türkiye ye dönmek zorunda kaldım ve o yılın martında da askerlik görevimi yapmaya başladım. Bu nedenle öyküme son noktayı, ancak 1967 nin son ayında Çankırı da koymuş oldum. Kitabınız gezi izlenimlerinden oluşuyor. Neden tür olarak uzun öyküyü seçtiniz? O yıllarda, yani 60 ların ilk yarısında, ABD nin kışkırttığı soğuk savaş propagandasının etkisiyle, Türkiye de tam bir SSCB fobisi vardı. Değil bir Türk yazarının Rusya da gezi yapması, Suat Hayri Ürgüplü sonrasında herhangi bir Türk Başbakanı Moskova ya siyasal amaçlı ziyarette dahi bulunmuyordu. Bu koşullarda ben de yazacaklarımı Öyküde geçen co rafyada Volgagrad n ayr bir yeri var bende, Volgagrad, kinci Dünya Sava nda, Alman Ordular için Sovyet topraklar nda var lm olan son noktad r edebi bir tür çerçevesinde vermeyi yeğledim. Ayrıca Vietnam Savaşı dolayısıyla dönemin SSCB sine yönelik kimi eleştirilerimi de ancak bu biçimde kağıda dökebilirdim. Öyle de yaptım. Öykünüzün geçtiği coğrafyayı biraz anlatır mısınız? Öyküde geçen coğrafyada Volgagrad ın (eski ismiyle Stalingrad) ayrı bir yeri var bende. Öyle ki, bu konuda daha sonra, Gece ye Evet den ayrı olarak bir edebi deneme daha yayınladım: Analar El Bağladı Mamayef de (Tiksinti Çağı, De Yayınevi, Ekim 1985, İstanbul). Volgagrad, İkinci Dünya Savaşı nda, Alman Orduları için Sovyet topraklarında varılmış olan son noktadır. Ev ev sürdürülmüş sokak savaşları, - özellikle, kentte savaşın simgesi olarak son durumu nasılsa öylece bırakılmış olan o dev bina iskeleti- tutsak alınan Alman Generali von Paulus ve onun askerleri için kaçınılmaz sonu anımsatır. Şimdi bile Volgagrad da kentin savunmasını temsil eden Mamayef Tepesi ndeki büyük granit anıt Babuşka dan Analar ın Üzüntüsü Alanı na inişi, Dikilitaş ı, sonra Dostluk Çeşmesi ni, Barış Sokağı nı - bence Volgagrad ın en güzel sokağıydı - bir ucunda Savunma Müzesi nin bulunduğu daracık Gogol Sokağı nı, ve bu çizgi- kenti ikiye bölen Volgagrad ın en uzun caddesini (Lenin Caddesi), Kızıl Ekim Çelik Fabrikaları nı, Çalışma Sarayı nı anımsıyorum bir bir. Zaten öyküde de, genç Sovyet gazetecisi Nogin, sanki Volgagrad topraklarında bilinmeyen bir gerçeği arar. Bu bir kemik parçası ya da obüs kalıntısı mıdır? Yoksa taze ve sıcak bir kan pıhtısı mı? Avucunda sıkmış olduğu gevşek toprak, neyin simgesi sayılmalı? Ayakkabısının uçlarıyla toprağı kazıyan gazeteci, orada, nasıl bir kesinliğin ardındaydı acaba? Savaşın üstünden yıllar geçince de bu kez Simenov un ünlü İnsan Asker Doğmaz isimli romanını okudum. Ardından, bir kez de, Varşova ya da Moskova da, yazarın kendisiyle karşılaştım ve konuştum. Öte yandan öykünüzde, yer yer Neva Nehri ne, Leningrad a (doğal olarak, o tarihteki ismi), Moskova ya, Rostov a, dahası Prag a göndermeler var. Böylece, nehirler ve karalarla, kocaman bir Sovyetler Birliği tablosu çizmiş oluyorsunuz. Bütünüyle değilse bile evet. Öykünün kahramanı gazeteci Nogin, aslında Rostovlu. Rostov Tarım Makinaları Fabrikası nda işçiyken, fabrika nın verdiği bursla gazetecilik okumuş. Bu arada, bir süre de, Prag da staj U ur Kökden yapıyor. Tiyatro oyuncusu Maya ysa, Leningradlı. Onu orada, Rostov Dram Tiyatrosu ndan tanıyor. Maya nın annesi de, İspanya İç Savaşı nda çevirmen olarak görev yapmış. Don dan Volga ya geçişte, birtakım kanallardan söz ediyorsunuz. Bu bağlantının geçmişte Osmanlı İmparatorluğu nun sahiplendiği kanal projesiyle bir ilişkisi var mı? Elbette... Sokollu Mehmet Paşa nın girişimiyle, XVI. yüzyılın ikinci yarısında, Hazar Denizi ni Karadeniz e bağlamak için Aşağı Don ve Volga ırmakları arasında bir kanal açılmasına karar verilmiş. Ancak o dönem Kırım Hanı nın olumsuz tavrı, Rus saldırıları karşısında da Kefe Valisi nin etkisiz kalışı yüzünden, bu önemli proje gerçekleşememiş. Osmanlı donanmasının İnebahtı yenilgisiyle eş zamanlı. Son olarak, kitabınızın ismine değinelim. Neden Gece? Gece sözcüğü, ABD nin Güneydoğu Asya da yol açtığı sıcak çatışma karşısında SSCB nin suskunluğu nedeniyle -taşıdığı sorumluluk anlayışı sonucu- Vietnam a savaşmaya gitmek isteyen genç bir insanın (gazeteci Nogin) önünde ortaya çıkmış olan belirsizlikleri, bilinmeyen ve karanlık geleceği simgeler. Yoksa, yoğun bir umutsuzluğu değil! Nogin e göre, o yıllarda,vietnam, bir ayna ödevi görmekteydi. Sanki herkes orada kendi öz çehresini seyrediyordu. Yine genç adam için gece, umutsuz bir bugün ve -o haliyle, dayanışmasız kaldıkça da- katlanılmaz bir yarındır! Gece sözcüğü, ABD nin Güneydoğu Asya da yol açtığı sıcak çatışma karşısında SSCB nin suskunluğu nedeniyle -taşıdığı sorumluluk anlayışı sonucu- Vietnam a savaşmaya gitmek isteyen genç bir insanın (gazeteci Nogin) önünde ortaya çıkmış olan belirsizlikleri, bilinmeyen ve karanlık geleceği simgeliyor

15 Aydınlık KİTAP 30 KASIM 2012 CUMA lerden ba layarak spanyol ve Portekiz sömürgecilerinin, madenlerde ve tarlalarda onlar için çal an ve evlerinde ve yataklar nda da onlara hizmet eden yerli Amerikal lara ve köle Afrikal lara kendi dillerini, kendi dinlerini ve kendi sosyal kurumlar n kabul ettirdikleri üç yüz y l n hikâyesi IRAZ MAYA Latin Amerika nın devrimi ve evrimi Latin Amerika toprakları kanla ve ateşle, tarihiyse işgaller ve kölelikle yoğrulmuştur. Bugün yirmiye yakın ulusun bulunduğu kıtanın temelde tek bir hikâyesi vardır. Birçok ülkenin tek bir tarihi paylaşması ilk bakışta çelişkili gibi görünür ama zaten Latin Amerika pek çok şeyin yanında karşıtlıklar ve çelişkiler coğrafyasıdır: Bir kere henüz gençtir; çoğu ülkede yaş ortalaması ergenlik çağındadır ve gençlikten kaynaklanan bir dinamizm içerir. Aynı zamanda yaşlıdır; küçük ve basit barınaklı köylerden oluşan tarihi yıkıntılarda insanlar binlerce yıl yaşamıştır. Kimi Latin Amerikalılar hâlâ muz ve manyok yetiştirerek küçük arazilerde yaşamını sürdürürken, kimi de pek çok ülkeye göre daha çok kentleşmiş olan gürültülü ve huzursuz şehirlerde yaşamaktadır. Tüm nüfusun onda dokuzu bir Avrupa dilini konuşmakta ve bir Avrupa dinine bağlı yaşamaktadır. Orta sınıfa mensup az sayıda Latin Amerikalı, Amerika Birleşik Devletleri orta sınıfına benzer bir hayat yaşarken, büyük bir çoğunluk satın alma gücünden yoksundur. Bütün bunlara rağmen bugün çoğu Latin Amerikalı Batı nın tüketici kültürüne kapılmış görünmektedir. Ülkeler arasında da karşıtlıklar vardır: Brezilya kıtanın neredeyse yarısını kaplar ve nüfusu iki yüz milyona ulaşırken, diğer ülkeler oldukça küçüktür. Öyle ki, Panama, Porto Riko, Paraguay, Nikaragua, Honduras ve El Salvador un toplam nüfusu, Mexico City nüfusundan azdır. Sosyal göstergeler de çelişki içerir: Arjantin ve Uruguay daki okur-yazarlık oranı Amerika ve Kanada ile kıyaslanabilecek kadar yüksekken, Guatemala da yetişkinlerin %30 u okuma yazma bilmemektedir. Kosta Rika da yaş ortalaması yetmişken, Bolivyalılar altmışı biraz aşabilmektedir. LAT N AMER KA NIN ÇE TL L Akıl almaz etnik karışıma gelince; ırklar arasındaki çeşitlilik Latin Amerika tarihinin temelini oluşturur ile 1850 yılları arasında Afrika dan sadece Brezilya ya getirilen köle sayısı 3,5 milyondur. Bu köleler, Karayiplarden başlayarak Güney Amerika sahillerine kadar binlerce işte çalıştırılmışlar ve özellikle şeker pancarı yetiştirmişlerdir. Zamanla yerli halklarla ve Avrupalılarla karışarak son derece karmaşık ırklar meydana getirmişlerdir. Arjantin, Kosta Rika, Uruguay ve Güney Brezilya daki nüfusun çoğunluğu Avrupa kökenlidir. Meksika, Paraguay, El Salvador ve Şili de yerli ve Avrupalı ırkların karışımı olan Mestizolar yaşamaktadır. Peru, Guatemala ve Bolivya da yaşayanlar kendilerini Mestizolardan ayrı tutmakta, daha çok yerli dilleri konuşmaktadır. Giysileri ve yiyecekleri gelenekseldir. Birçok ülkede siyahlar ve beyazlar sahil kesimlerinde yaşarken, yerli ve beyaz karışımı nüfus, iç kısımlarda yaşamayı tercih etmektedir. Bu kadar büyük farklılıklar ve çelişkilere rağmen tek bir öykü onları birleştirir: Hepsi Avrupalıların fethini ve sömürgeleştirmesini yaşamıştır. Hepsi aşağı yukarı aynı zamanlarda bağımsızlıklarını kazanmıştır. Hepsi sorunlarla benzer biçimde başa çıkmış, bağımsızlık sonrası hepsi benzer politik eğilimlerin hakimiyetini yaşamıştır. Kazananlar ve kaybedenler. Zenginler ve yoksullar. Fatihler ve fethedilenler. Patronlar ve köleler. İşte Latin Amerika tarihinin kökeninde yatanlar. Bu çelişkiler ve çatışmalar bugün de sürmektedir larda Birleşik Amerika ile imzalanan ticaret anlaşmalarını protesto eden Mayalar yıllar süren bir ayaklanma başlatmışlardır. Çoğu yerlilerden oluşan bu insanlar, 1900 lerin başında toprak reformu için mücadele verenlerin anısına kendilerine Zapatista adını seçtiler. Bolivyalılar ise 2006 da ilk yerli başkanlarını seçmeyi başardılar ama yerli olmayan halkın büyük direnciyle karşılaştılar. LAT N AMER KA NIN H KÂYES İşte tüm bu çatışmaların kökeni 1492 ye kadar uzanmaktadır. Kuzey Carolina Üniversitesi tarih profesörlerinden John Charles Chasteen, Latin Amerika nın hikâyesini bu tarihten başlayarak anlatmayı amaçlamakta. Özetle, ilk olarak 1500 lerden başlayarak İspanyol ve Portekiz sömürgecilerinin, madenlerde ve tarlalarda onlar için çalışan ve evlerinde ve yataklarında da onlara hizmet eden yerli Amerikalılara ve köle Afrikalılara kendi dillerini, kendi dinlerini ve kendi sosyal kurumlarını kabul ettirdikleri üç yüz yılın hikâyesi. İkinci olarak, üç yüz yılın sonunda ortaya çıkan iki yeni politik gücün; Amerikan ve Fransız devrimleri sonucu ortaya çıkan ve inanç yerine mantığı, yerel değerler yerine evrensel değerleri, devlet denetimi yerine piyasa ekonomisini koyan liberalizme ve emperyalizme karşı ideolojik bir savunma, sosyal eşitlik için olumlu bir güç ve beyazların üstünlüğüne karşı bir direniş olarak algılanan milliyetçiliğin Latin Amerika yı değiştirme ve dönüştürme hikâyesi. Latin Amerikalı yazarlar sayesinde acılı ve hüzünlü hikâyesine aşinayız bu toprakların. Çoğu zaman kendi tarihimizle paralellikler kurar, bir çeşit kader ortaklığı atfederiz. Bu nedenle Chasteen in Latin Amerika Tarihi, coğrafi olarak ne kadar uzaksa, duygu olarak o kadar yakın bir okuma vaat ediyor bizlere... (Latin Amerika Tarihi, John Charles Chasteen, Say Yayınları, Çev: Ekim Duru, 400 s.) Birleşik Amerika ile imzalanan ticaret anlaşmalarını protesto eden Mayalar yıllar süren bir ayaklanma başlatmışlardır. Çoğu yerlilerden oluşan bu insanlar, 1900 lerin başında toprak reformu için mücadele verenlerin anısına kendilerine Zapatista adını seçtiler

16 16 30 KASIM 2012 CUMA Aydınlık KİTAP Arkeolojinin yıktığı tabular 18.yy ile ba ta Alman entelektüelleri aras nda filizlenen bu yakla m n temel argüman, Bat kültürünün temellendirildi i Antik Yunan n ba ms z, kendi içinde geli ti i özellikle de Do u etkisinin olmad ve de ba ms z bir geli meyle süreklilik arz eden bir üstünlük biçiminde oldu uydu. Bu kurgunun materyal olarak desteklenmesi de arkeolojik verilerin tersyüz edilmesi, bilinçli olarak çarp t lmas ya da yok say lmas yla in a edilmeye çal ld UFUK DEMİRBAŞ Son yıllarda arkeolojik yayınlarda artan yükseliş, alan ile ilgili çalışmaların hem daha zengin kaynaklara doğrudan kendi dilimizde ulaşmamız, hem de yeni arkeoloji çalışmalarına olanak vermesi açısından sevindirici. Farklı yayınevlerinin yayın programlarına arkeolojik yayınlar almasının talep noktasında da ciddi bir yönelişin olduğunun göstergesi diyebiliriz. Tabii yayınevleri arttıkça konuyla ilgili basılan kitapların da çeşitlenmesi kaçınılmaz görünüyor. DO U YU YOK SAYMAK VE T RAZ SESLER Bu yayınlara iyi bir tarih dizisi katkısıyla giren İthaki Yayınları, art arda yayımladığı eserler ile ilgimizi hak eden kaliteli, özenle basılmış eserler sundu. Bu yayınlardan Walter Burkert in Yunan Kültüründe Yakındoğu Etkileri, konu ile ilgi çalışmalarda ülkemizde de pek girilmemiş bir alanla ilgili olması bakımından, içerik ve savlarına getirdiği açıklamalar ve yaklaşım olarak tartışılması gereken bir kitap. Burada ilk baskısını Kaynak Yayınları nın yaptığı Martin Bernal in Kara Atena kitabını özellikle anmakta fayda var, keza konunun bütün olarak ele alınışı, getirdiği tezler ve ortaya koyduğu verilerle ciddi bir alan açan yayın olarak önemini fazlasıyla korumakta. Arkeolojinin bu pek tartışılmamış alanında dikkat çekmek istediğimiz nokta, Avrupa-merkezci yaklaşımların arkeolojik verilerle desteklenerek tüm dünyaya sunulması ve bunun yarattığı erozyona karşı, konunun önem bakımından çok daha fazla tartışılması ve çalışmaların artmasıyla ciddi bir yanlışın ortadan kaldırılması yönündedir. 18.yy ile başta Alman entelektüelleri arasında filizlenen bu yaklaşımın temel argümanı, Batı kültürünün temellendirildiği Antik Yunan ın bağımsız, kendi içinde geliştiği özellikle de Doğu etkisinin olmadığı ve de bağımsız bir gelişmeyle süreklilik arz eden bir üstünlük biçiminde olduğuydu. Bu kurgunun materyal olarak desteklenmesi de arkeolojik verilerin tersyüz edilmesi, bilinçli olarak çarpıtılması ya da yok sayılmasıyla inşa edilmeye çalışıldı. Özellikle Batı nın kendi hegemonyasına meşruluk kazandırmak üzere imal ettiği tarih anlayışı, içinde bulunduğu krize uygun olarak, yine özellikle kendi içinden itirazlarla hızlanan bir karşı tezler ve eleştiriler süzgecinden geçirilmeye başlanmasıyla, yıllarca öne sürülen tezlerin ve aslında kurgulanan tarih yaklaşımının ne derece yanlış bilgilerle sunulduğunu da ortaya çıkarmaya başladı. Giderek artan başta arkeolojik buluntular olmak üzere, elde edilen yeni veriler ile itiraz sesleri daha da güçlendi ve konuyla ilgili yayınlar artmaya başladı. Bu yayınların yavaş yavaş dilimize de kazandırılması ümit verici. SOMUT ÖRNEKLERLE TAÇLANDIRMA Burkert, kitabının giriş kısmını Yunan uygarlığı Doğu etkisini, tam da şekillendiği bir dönemde yaşamıştı cümlesiyle noktalarken, kitabın genel çerçevesini de bizlere vermiş oluyor. Yine Burkert, bu giriş bölümünde Bernal in Ari Model olarak andığı sürecin nasıl oluşturulduğunun kısa bir özetini yaparken, konuyla ilgili Batılı çalışmacıların, Batı merkezli anlayışı nasıl kurduklarını, nasıl bir süreç içinde şekillendiğini anlatırken, aynı zamanda bu anlayışa karşı oluşan tepkinin de kısa bir özetini veriyor. Doğu nun Batı yı etkilemesini üç ana başlıkta inceliyor Burkert; ilk bölümde Göçmen Zanaatkarlar -Halkın Yararına Çalışan Zanaatkarlar, ikinci bölümde Bir Kahin Ya Da Bir Şifacı Doğu dan Batı ya Büyü ve Tıp, üçüncü bölümde, Ya Da Aynı Zamanda Tanrısal Bir Şair Akadca ve Erken Dönem Yunan Edebiyatı. Burkert, kitabın oluşturduğu her üç bölümde de bol kaynaklarla destekleyip, savlarının somut örneklemelerini vererek, okunması kolay, anlaşılır ve konuya hakim oluşunu bizlere gösteriyor. Yazar, Klasik filoloji, Çiviyazısı ve hiyeroglifin çözülmesi, Eski Yakın Doğu ve Mısır'ın yeniden keşfi, Miken uygarlığının ortaya çıkarılışı ve arkaik Yunan sanatının gelişiminde kuvvetli Doğu etkisinin görüldüğü bir dönemin varlığının anlaşılması, Batı merkezli savların gerilemesinde önemli adımlar olduğunu belirtir. Burkert kitabında, bolca antik kaynaklardan da yararlanmaya özen göstermiş; edebi ve siyasal metinler ile diğer antik kaynaklara, savlarını doğrulaması bakımından sıkça başvurmuş ve titiz bir çalışmaya imza atmış. Bunları yaparken başta belirttiğimiz gibi alıntılar konusunda da kısa ve öz bilgilerle yetinmiş. Kitabın birçok bölümünde karşımıza çıkan kelime geçişlerini, köken ve fonetik açıdan incelemeye çalışan Burkert, bu geçişlerle ilgili olarak da önemli tespitler sunuyor. Diğer taraftan Burkert, Suriye-Filistin bölgesindeki en önemli başarının, okuma yazmanın ciddi şekilde kolaylaşıp yaygınlaşmasını sağlayan alfabetik yazının geliştirilmesi olarak görmekte ve bu yazının kökeninin Bronz çağına kadar gittiğini vurguluyor. Yunan yazısının ilk örneklerinin ise çok sonra M.Ö. VIII. yy sonlarında ticari faaliyet yollarıyla ilgili olarak ortaya çıktığını belirtiyor. LET M VAR ETK YOK Her çağda yer ve uzam farkı olmaksızın, kültürlerarası etkileşimin başta ticari faaliyetler olmak üzere birçok alanda kaçınılmazlığı ile, Batıcı yaklaşımların kesin olarak Doğu'yla iletişimi kabul eden fakat etkiyi reddeden bakış açısını somutlayarak iddianın yanlışlığını ortaya koyan yazar, bu gerçekliği verilerle desteklerken nesnelliği de elden bırakmıyor. Dilimize daha önce İlkçağ Gizem Tapıları kitabı çevrilen Burkert, 1931 Almanya doğumlu. Yunan dini ve Yakındoğu etkileşimleri konusunda başta gelen uzmanlardan biri olup, Zürih Üniversitesi nden fahri profesör ünvanına sahip. Birçok yayını bulunan yazarın dilimize henüz iki kitabının çevrilmiş olması ise üzücü. Walter Burkert in bu çalışmasıyla ilgili benzer yayınların artması, arkeoloji biliminin hak ettiği ilginin karşılık bulması ve gerekli özenin gösterilmesi, gelecek kuşaklar için nesnelliği elden bırakmayan yayınlara dair ülkemizden de gelecek katkılarının çoğalması ümidiyle. (Yunan Kültüründe Yakındoğu Etkileri, Walter Burkert, İthaki Yayınları, Çev: Mehmet Fatih Yavuz, 160 s.) Yazar her çağda yer ve uzam farkı olmaksızın, kültürlerarası etkileşimin başta ticari faaliyetler olmak üzere birçok alanda kaçınılmazlığı ile, Batıcı yaklaşımların kesin olarak Doğu yla iletişimi kabul eden fakat etkiyi reddeden bakış açısını somutlayarak iddianın yanlışlığını ortaya koyuyor

17 ARAKABLO Aydınlık KİTAP 30 KASIM 2012 CUMA 17 SEYY T NEZ R Tanpınar: Atatürk bizi özlediğimiz bütünlüğe götürdü Atatürk'ün ç rakl k devri yoktur. O, daima kar s na geçer geçmez kavrad vaziyetin tek adam olmu tur. Hakikatte vaziyet fikriyle, onun dehas yla do mu olanlardand. TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı nda (17-25 Kasım) bulunduğum her üçlü beşli buluşmada konuştuğumuz ilk konu, Ahmet Hamdi Tanpınar ın siyasal yönelimleri ve sanatçı kişiliği arasında bir kopukluk olmadığı halde kırk yıldır bu gerçeğin göz ardı edilmesi ya da gizlenmesiydi. Teori Dergisi nin yayın yönetmeni Arslan Kılıç başta olmak üzere birçok yoldaş, nice yazar arkadaş ve her yaştan okur bu konu etraflıca aydınlatılıncaya kadar tartışmayı ısrarla sürdürmemi istedi. Kepirtepe den çocukluk arkadaşım ve yazar dostum Kemalettin Kaya, Tanpınar ın Atatürk ü anlatan bir yazısını (Ulus, 21 Kasım 1960), bu tartışma vesilesiyle kendisi değerlendirmek yerine, bana getirdi. Ona müteşekkirim. Köşemizin elverdiği çerçevede, bu yazıdan başlıca belirlemeleri Aydınlık Kitap okurlarıyla paylaşmak istiyorum: ATATÜRK TEN ALINACAK BÜYÜK DERS AHMET HAMD TANPINAR Bir vaziyeti olduğu gibi görmek, bütün ihtimallerini tartmak, sıralamak, en lüzumluyu, acele cevap verilmesi gereğini ayırmak, can alacak kilit noktayı bulmak ve oraya bütün kuvvetleriyle yüklenmek. İşte büyük manasında hareket adamının belli başlı vasfı. Her an uyanık olacaksın ve bu ameliyeyi [işlem] her an için yeniden yapacaksın. Mustafa Kemal in hayatı üzerine birazcık eğilen her insanın onda ilk gördüğü şey budur. Onun zekâsı daima hareket halindedir. Sanki daima matematik terkipler [bileşim] içinde, onları tanzim ederek ve cevaplandırarak yaşadı. Daha Anafartalar da, biz onu kısa bir vaziyet mütalaasından [durum değerlendirmesi] sonra kararını vermiş, elindeki kuvvetleri, seçtiği noktaya tereddütsüz boşaltır görürüz. Modern harp tarihi tek bir kumandanın omzuna yüklenmiş bu cinsten bir karar ve icra mesuliyetini [yürütme sorumluluğu] pek az kaydeder. «Böyle olmalıdır, yalnız böyle olabilir.» Ve hareket bittiği anda eski payitaht kurtulmuş, Çarlık Rusya sının akıbeti belirmiş, dünya gömlek değiştirmeye hazırlanmıştır. Pek az kumandan kendi tarihine bu kadar parlak ve kati bir zaferin kapısından girer. Fakat biz onu daha evvel Balkan Harbi ne tekaddüm eden [ön gelen] büyük manevrada da aynı sarih [açık] vaziyet mütalaasında görürüz. Atatürk ün çıraklık devri yoktur. O, daima karşısına geçer geçmez kavradığı vaziyetin tek adamı olmuştur. Hakikatte vaziyet fikriyle, onun dehasıyla doğmuş olanlardandı. [...] 1918 de mağlup İmparatorluğun geniş kumanda kadrosu içinde yalnız onun çehresinin ortaya çıkması, bütün bir milletin onun etrafında toplanması hiçbir şekilde tesadüf değildir. Eğer İstiklâl Savaşı nda tesadüfün veya talihin bir yardımı varsa, şüphesiz ki bu, Mustafa Kemal in Mustafa Kemal olarak, o ruh ve imanla, o irade ve vaziyet dehasıyle aramızda doğmuş olmasıdır. Atatürk her yeni işe, biraz evvel bırakmış gibi giren adamlardandır. Asıl yapılacağı adeta içgörüsü ile seçer, Milli Mücadele de dikkat israfı denen şeyi bulamazsınız. Dumlupınar zaferi tam zamanında yapılan bir hasada benzer. [...] Hakikatte Milli Mücadele de her şeyden evvel o vardır. 26 Ağustos ta bütün gücüyle ayağa kalkan ve etrafını hurdahaş eden Dev in belkemiği ve düşünen kafası odur, seçtiği birkaç arkadaşıdır. [...] ATATÜRK VE NÖNÜ İşi ne kadar da iyi biliyordu. Anadolu ya geçer geçmez bu işin ancak bir teşekkülle olabileceğini anladı ve Büyük Millet Meclisi Hükümeti ni o meşru ve milli hayata tasarruf hakkı olan cihazı [aygıt] kurdu. Filhakika [aslında] muharebe dahi ancak teessüs etmiş [kurulmuş] bir hukuk devleti ile olabilirdi. Ve hemen arkasından orduyu kurdu. Milli Mücadele nin ilk zaferlerinden biri muntazam ordunun katıksız olarak kurulması kararının Büyük Millet Meclisi nden çıktığı gün idrak edildi. Bu işte İsmet İnönü nün hemen hemen onun kadar payı vardır ve zaten onun Anadolu ya geçişi de Mustafa Kemal in kazandığı bu ilk zaferlerden biridir. Atatürk ve İnönü, ne kadar necip [soylu] duygulara dayanırsa dayansın, ihtiyarînin keyfî ile kapı bir komşu olduğunu gayet iyi biliyorlardı. Onu hesaplarından tarh etmişlerdi [çıkarmışlardı]. Atatürk ün büyük meziyetlerinden biri de arkadaş seçmesini bilmesidir. Bir kere seçtiği ve değerlendirdiği adamı kolay kolay bırakmaz ve daima tutardı. Bütün hayatında hâkim olan ölçü fikri bu değerlendirme işinde hâkimdi. Herkesin onun nazarında ayrı bir yeri vardı. İnönü daha ilk günden itibaren en güvendiği arkadaşıdır. Yeni kurulan devletin içindeki gizli mücadelelerin çoğu bu tercihin etrafında uyanan kıskançlık hissi ile başlar. Sofra adamları bu sarih düşünce ve nizam adamını bir türlü çekemezler. Kaldı ki İnönü her şeyden evvel bir otorite idi. Pek az dostluk bu kadar samimi ve karşılıklı anlayışa dayanır. [...] İsmet Paşa vazgeçmek denen kelimeyi lügatinden silmiş adamdı. Ricat [gerileme] onun için sadece bir tabiye ıstılahı [doğallık terimi] veya usulü idi. Nitekim yeni kurulan Cumhuriyet bu sarih ve başarılı düşünceden en sağlam iç kalesini buldu. İkinci Cihan Harbi nde bu kale bir kaptan köprüsü oldu. Atatürk Milli Mücadele yıllarında sade büyük asker ve büyük devlet adamı değildir. O her şeyden evvel belki de sari [bulaşıcı] bir ruh, bir iman ve kalp adamı idi. Tarihimizde hiç kimse, büyük halefi hariç, onun kadar iyi ve güzel konuşmadı. Türk demokrasisi her hareketini halkımıza en geniş şekilde izah eden ve onun tasvibinden geçiren Atatürk le başlar. [...] Burada bir mukayese yapmak zaruridir: Muharebe meydanında hiç şaşırmayan Napolyon hemen her meclisten mağlûp çıkardı. Darıltmadan ağız açtığı pek az vaki idi. Mustafa Kemal ise sözü ile karşısındakini kendine bağlardı. Bütün bunlara, sihirli varlığını, şahsiyetinde kendiliğinden mevcut otoriteyi de ilave etmek lazımdır. Onda kudret denen şey bir mıknatıs gibiydi. [...] Yahya Kemal den dinlediğim birkaç anektot Mustafa Kemal in mizaç kudretini bana öğretti. Yazık ki, bu kadar şey, gördüğünü tespit etmeye bir türlü alışamayan muasırlarının ihmali yüzünden kaybolacak. Hiçbir ciddi ifrata [aşırılık] düşmedi. Bütün Müslüman Şark tarihini bize öğreten Garp, kovduğu hanedanın yerine geçeceğini sanıyordu. Hepsi Mustafa Kemal için kabildi. O, kurduğu yeni Türkiye Cumhuriyeti nin bir numaralı vatandaşı olmakla kaldı, Atatürk oldu. [...] İyi bir cerrah gibi milli hayatın teşhisini yaparak inkılaplarını vücuda getirdi. H ÇB R NKILÂBI YÜZEYSEL DE LD Mustafa Kemal inkılâpları yukarıda bahsettiğimiz vaziyet fikrinde en iyi izahını bulur. Vaziyet fikri, realite fikridir ve Batılı insanın en büyük silahı ve en büyük kuvvet ekonomisidir. Türkiye nin ihtiyaçlarını nefsinde yaşamış gibi biliyordu. Kendisinden yüz sene evvel hangi şartlar altında ve sıfırdan başlayarak yürüdüğümüzün farkında idi. Garp medeniyetinin ışığına ve insan haklarına büyük bir şevkle koşmuş, fakat mazi başlarını gereği gibi koparamadığımız için durmadan bir pervane gibi yolun fenerlerine çarpmıştık. Mustafa Kemal üst üste inkılâplarıyla bu cansız ve yol kesici bağları kopardı. Hiçbir çiftçi, tarlasını bu kadar dikkatle ayıklamaya çalışmamıştır. Bütün kuvvetiyle memlekette hüküm süren ikililiğe ve onları besleyen müesseselere yüklendi. Devrinde o kadar tenkit edilen, halâ bile sathî bir iş gibi görenler bulunan kıyafet inkılâbı hakikatte bizi, bir lahzada, şüpheli bir vaziyetten çağdaş bir vaziyete getirmiştir. Hakikatte Mustafa Kemal inkılapları bir tereddüdün, bir eşikte duraklamanın sona ermesiydi. [...] Eski hukuk, Müslüman medeniyetinin çerçevesinden çıktığımız gün örf olmuştu. Örf [töre], büyük manâsıyle medeniyet ve kültüre karşı gelirse terk edilir. İnsan değişen mahluktur. Çünkü tecrübelerini birbirine nakleden, birbirinden değiştiren mahluktur. Atatürk ün yaptığı veya başladığı hiçbir şey yoktur ki, bizi özlediğimiz bütünlüğe götürmesin. [...] Kitleye yolunu işaret etti ve oraya doğru beraber yürüdü. Her haliyle, «Bugün belki itiyatlarınızda [alışkanlık] rahatsız olursunuz, fakat yarın çocuklarınız mes ut olur.» der gibiydi. [...] Düşünce daima bütünü ister. Ancak hakiki aksiyon adamıdır ki olduğu yerde dönmekten ve kuvvetlerini beyhude yere israftan başka bir şey olmayan bu sabırsızlığı, iyi niyet hoşnutsuzluğunu işleri sıraya koyarak müspet bir kuvvet haline getirir. Bu çabada bize Atatürk türlü meziyetleriyle daima en iyi örnek olacaktır. Hayatının her merhalesi, şahsiyetini yapan her çizgi gibi biçim için sonsuz bir tecrübe, nesilden nesle kudreti artacak bir derstir. [...] Demokrat Parti idaresi bu derse ve bu büyük tecrübeye gözlerini kapadığı için on senemizi ve bu kadar imkânı yaktı, kül etti. İkinci Cumhuriyet in de [27 Mayıs Devrimi] Yeni Türkiye nin kurucusunun yolunda hiç tereddütsüz yürüyeceğine eminiz ve bununla mesuduz.

18 18 30 KASIM 2012 CUMA Aydınlık KİTAP YENİ ÇIKANLAR 666 Umut Yolu Ayd nlara Dü en Vazife Kanl Kumpas Küçük skender (Derman skender Övel), Sel Yay nc l k, 212 s. Gövden mi var, derdin var. Etin markası olmaz. İnsanların öldürülmesi hoş bir şeydir. IQ lar eşit olmadıkça, insanlar eşit değildir. Botobur bir ulusa faşizm ne güzel de yaraşır. Yerinde kullanılan şiddeti savun. Kimseyle uyumlu olmak zorunda değilsin. Cesur, özgür ve güçlüysen yenersin. Aksi halde defol! İnkâr et tüm sana öğretilenleri. Akla gelen her kötü düşünceyi zararlı sanmamalı; bazen kötü düşünmek hayat kurtarır, ilişki kurtarır, ülke kurtarır, gezegen kurtarır. Şeytanın dürttüğü yer bir yol ayrımıdır. O noktada gülümsemeli ve silah, kalp, öç son kez kontrol edilmeli. Tek ortak ana dil, ruhtur. Küçük İskender den vahşet, şehvet, romantizm, alay, aşağılama, cezaya teşvik, suç arşivi içeren 666 isimli pis bir kitap daha. Edgar Morin, Stephane Hessel, Say Yay nlar, Çev: smail Yerguz, 88 s. Stéphane Hessel 95 yaşında Fransız yazar, filozof ve diplomat. Türkiye de, yaklaşık 30 dile çevrilen, Fransa da satışı 2 milyonu aşan Öfkelenin adlı kitabıyla tanınıyor. Edgar Morin ise 91 yaşında Fransız yazar, filozof ve sosyolog. Her ikisi de direniş savaşçısı olan yazarlar evrensel nitelikte bir uygarlık siyasetinin mümkün ve gerekli olduğunu ileri sürüyor ve umudun yolunu açıyorlar. Yeşil enerjileri, dayanışmacı ekonomiyi, megapollerin insanileşmesini, kültürü hedef alan düzenlemeleri önceleyen; endüstriyel tarımı, nükleer enerjileri, savaş sanayisini, savurganlık ekonomisini dışlayan; finans kapital ejderhasına, etnik-dinsel çatışmalara, biyosferin bozulmasına karşı çıkan bu yeni siyaset, liberter, sosyalist, komünist ve çevreci kaynaklardan besleniyor. Yusuf Akçura, Kaynak Yay nlar, 112 s. Yusuf Akçura, Türk milliyetçiliğinin öncülerinden ve Kemalist Devrim in ideologlarındandır. Yaşamını Türk toplumlarının ilerlemesi, yükselmesi, çağdaşlaşması davasına adayan Akçura, bunun için, Türk milliyetçiliğinin halkçı, antifeodal, antiemperyalist ve birleştirici olmak zorunda olduğunu belirtmiştir. Bütün millet ve kavimlerle eşitlik ve barış içinde yaşamak, onun savunduğu Türk milliyetçiliğinin temel özelliklerindendir. Bu kitapta Akçura nın, Türk toplumu için; halkçı, bağımsız ve çağdaş bir Türk devletinin zorunluluğunu ve bu konuda Türk aydınına düşen görevleri işlediği makaleleri bir araya getirilmiştir. Makaleler, yılları arasında yayımlanmış yazı ve konferanslarından seçilmiştir. Necdet Pekmezci, Tanyeri Kitap, 272 s. Kanlı Kumpas ın senaryosunu CIA yazdı, ama figüranlık yerli isimlere düştü. Kenan Evren den Fethullah Gülen e, Süleyman Demirel den Bülent Ecevit e, Alparslan Türkeş ten Abdullah Öcalan a kadar herkes Kanlı Kumpas tiyatrosundaki rolünü oynadı. Kan, gözyaşı, acı ve hüznün yolu hep darbelere çıktı... Derin devletin kurulması için imza koyan başbakan kim? Darbelere zemin hazırlayan gladyo yapılanmalarında CIA nın rolü nedir? Amerikalı çavuşun parkasını tutan general kimdi? Humeyni nin arkasında namaz kılmak hangi başbakana kısmet oldu? Anadolu da Alevi-Sünni çatışmasını körükleyen CIA ajanı kimdi? Türk askerinin başına çuval geçirilmesini, pratik bir uygulama sözleri ile kim savundu? Ka t Kay klar Pusudaki Panter Hegel ebnem Kartal, 3P Yay nc l k, 219 s. Kağıt Kayıklar, farklı kesimlerden gelen beş kadın ve beş erkeğin psikoterapi süreçlerini anlatan bir öykü seçkisi. Her bir bölümle bizi başka dünyaların içine çekiyor. Bir öyküde, gençliğinde sistematik işkenceye maruz kalmış bir şairin feryadına şahit olurken, bir diğerinde kadın cinselliğinin çocuk yaşlardan itibaren toplumsal ve dinsel motiflerle nasıl şekillendiğini görüyoruz. Delilikle dâhilik arasındaki ince çizgide yürüyen bir adam, ruhsal acılarını bedeniyle ifade eden bir kadın, aile baskısına karşı direnen bir alkol bağımlısı kitapta bizi bekliyor... Şebnem Kartal, kısa öykülerle derinlemesine giriyor hayatlarımıza. Kendimizi keşfetmek için eşsiz bir kaynak armağan eden yazar, tüm satırlarını anlamak ve farkında olmak üzerine kurguluyor. Amos Oz, Do an Kitap, Çev: Elif Ayla, 152 s. Kudüs, İsrail devletinin kurulmasına birkaç ay kalmıştır. İngiliz işgali altında büyümüş olan 12 yaşındaki Profi, işgalci kuvvetlere karşı direnişin coşkulu havasına kapılmış ve İngilizleri doğup büyüdüğü topraklardan kovmak için iki arkadaşıyla bir yeraltı örgütü kurmuştur. Hayallerinin arasında İngiliz kraliyet sarayını havaya uçurmak; dünyanın dikkatini, ülkesinde yaşanan haksızlığa çekmek de vardır. Ama hayallerinden bazıları çok da kahramanca değildir. Şeytan, gerçek bir erkek olmaya çalışan delikanlıyı ayartmak için her yerde pusuya yatmıştır; ihanet çok uzak değildir. Terry Pinkard, Bankas Kültür Yay nlar, Çev: Mehmet Bar Albayrak, 772 s. Modern düşüncenin kurucularından biri olan Georg Wilhelm Friedrich Hegel genel olarak Prusya mülkiyetçiliğinin dar kafalı savunucusu, anlaşılmayacak şekilde ve anlaşılmamak için yazmış asık suratlı bir felsefeci olarak tanınır. Onun Fransız devriminin etkisiyle coşan bir devrimci; Alman milliyetçiliğine karşı çıkan bir evrenselci; kağıt oynamayı, arkadaşlarıyla tartışmayı, meyhanelerde yarışırcasına içmeyi seven ve dolayısıyla birçok kez disipline verilen bir öğrenci; dans etmekten, kızların çevresinde olmaktan hoşlanan neşeli bir genç olabileceği pek akla getirilmez. Oysa Hegel, olumlu kişisel özellikleri, bilgisi, geniş ufku ve büyük ilgi gören dersleri sayesinde içinde yaşadığı toplumun en etkin şahsiyetlerinden biri haline gelmiştir. Dustin Thomason, Alt n Kitaplar, Çev: Seda Hauser, 384 s. Takvimler 11 Aralık 2012 yi gösterirken Los Angeles sıradan bir güne daha uyanmıştır. Ancak günün sonunda, ender görülen salgın hastalıklar konusunda dünyanın en önde gelen uzman doktoru, sergilediği semptomlar karşısında şaşkına dönüp dehşete düştüğü bir hastayla uğraşmak zorunda kalırken, Maya uygarlığıyla ilgili çalışmaların parlak yıldızı Chel in elinde bir zamanlar atalarının yaşadığı antik şehirde bulunmuş paha biçilmez bir yazıt vardır. Devrin saray kâtibi tarafından gizlice tutulmuş bu olağanüstü tarihi kayıt Maya Krallığı nın bir gecede yok oluşuyla ilgili tarihin o büyük bilmecesine de cevap olacaktır. Çünkü Maya Krallığı nı bir gecede tarih sahnesinden silen o korkunç tehlike yeni silahlar kuşanarak medeniyetimizi ortadan kaldırmak için çoktan harekete geçmiştir bile.

19 YENİ ÇIKANLAR Aydınlık KİTAP 30 KASIM 2012 CUMA 19 bni Arabi ve Derrida Unutmak Gelecek Y l Kudüs te Genç Bir Romanc ya Mektuplar Ian Almond, Ayr nt Yay nlar, Çev: Kadir Filiz, 176 s. nci Aral, K rm z Kedi Yay nevi, 372 s. Murat Çulcu, E Yay nlar, 278 s. Mario Vargas Llosa, Can Yay nlar, Çev: Emrah mre, 128 s. İbni Arabî ile Derrida arasındaki ilişki tam olarak nedir? Yapısökümün metaforları, stratejileri ve motifleri bütün anlamlarını tasavvufla bir mukayese bağlamında değiştiriyor mu? İbni Arabî bize Derrida yı farklı şekilde okumayı öğretebilir mi; ya da Derrida İbni Arabî yi? Son dönemlerde tüm dünyada karşılaştırmalı din ve teoloji bölümlerindeki akademisyenler kendi dini geleneklerindeki çeşitli örnekleri Derrida nın yapısökümcü yazıları için yeniden keşfederken, Georgia State University de postkolonyal edebiyat teorisi üzerine dersler vermekte olan ve daha önce Türkiye üniversitelerinde de çalışan Ian Almond da, bu kitapta, pek çok soruya yanıt aramakta ve iki ayrı düşünürü karşılaştırmalı olarak ele almaktadır. İnci Aral, otuz yılı aşan edebiyat uğraşının bu noktasında duruyor ve Tolga Meriç in sorularına verdiği yanıtlarda kendini, tıpkı romanlarından birinin kahramanıymışçasına irdeliyor. Parçalanıp dağılmış bir aile, beslemelerle paylaşılmış odalar, parasız yatılı okullar, mektuplar, yolculuklar, uçurumlar, şehirler, şarkılar ve tabii öldürücü aşklar ama hepsinden daha büyük bir aşkla bağlanılmış kitaplarla kâğıtlar... İnsan unutmak zorundadır. Ama bu unutmanın kendisi değildir. Unutmak yoktur diyen İnci Aral ın, hem özel hem de yazarlık dünyasını okuruna açtığı, bu anlatı, hayatına edebiyatın, edebiyatına hayatın ışıklarını düşürebilen bir yazarı daha iyi tanımak, yazdıklarının derinine girmek ve yazma tutkusunun ne olduğunu anlamak isteyenler için... Murat Çulcu Siyonizm in ilk dönemi olarak adlandırırdığı sürecini kendine özgü bir yöntemle ve tarafsızca irdeliyor. Siyonizm in Berlin-Londra İkilemini ve Herzl- Rothschild yapılanmalarını büyüteç altına alıyor. Herzl öncesine parantez açıyor. Çanakkale de çarpışan Sion Alayı nın siyasal misyonu nu saptıyor. Pro-Palestina nın izlediği stratejiyi özgün belgeleriyle anlatıyor. Max Cohen in tarihsel konferansını tam metin olarak okura sunuyor. Osmanlı yönetiminin Filistin e Yahudi iskanı politikasını ve yasağını sorguluyor. Herzl - II.Abdülhamid ilişkisindeki yanılsamalara dikkat çekerken Ağa Han ın Londra-İstanbul eksenindeki federasyon-konfederasyon önermelerini masaya yatırıyor. Llosa Genç Bir Romancıya Mektuplar da roman sanatı hakkındaki düşüncelerini aktarıyor. Yazım sanatıyla yaşam arasındaki ilişkiyi sorguluyor Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar, edebiyat tutkusunun filizlendiği Peru daki gençlik günlerinden başlayan on iki mektupta, Miguel de Cervantes, Gabriel García Márquez, Jorge Luis Borges, Julio Cortázar, James Joyce, Gustave Flaubert, Virginia Woolf, Ernest Hemingway, Alain Robbe-Grillet, Herman Melville, Marcel Proust ve Franz Kafka nın da aralarında bulunduğu birçok yazarın eserlerini ve fikirlerini ele alıyor, hem genç romancılar için bir yol haritası çıkarıyor hem de roman sanatına aşina olanların alışkanlıklarını gözden geçirmelerini öneriyor. Türkiye de Refah Devleti ve Kad n Aleviler Neden Namaz K lmazlar? Osmanl dan Cumhuriyet e Sanc l Y llar Türk Meteorolojisinin Kurulu u - Aksakall Havabakan Antal Bey Kolektif, leti im Yay nevi, 368 s. Neoliberal iktisadi rejim bütün dünyada olduğu gibi Türkiye de de sosyal politikaları alt üst etti. Bu kitap, konuya toplumsal cinsiyet ve kadın açısından yaklaşıyor. Piyasa, özel ve kamusal ataerkilliğin üçlü kıskacındaki kadın emeği nasıl bir rejime, ne gibi dışlama ve sömürü mekanizmalarına tâbidir? Sosyal güvenlik reformları, ne gibi cinsiyetçi farklılaşmalar kuruyor ve yeniden üretiyor? Kadınlar nasıl bir sosyal güvence tahribatına maruz kalıyor? Bu durum karşısında toplumsal cinsiyet eşitliği taleplerinin anlamı ve perspektifi nedir? Sosyal politikanın bütün özgül alanlarını, kadının ücretsiz bakım emeğini, ev içi emeği, enformel sektörü de hesaba katan, ayrıntılı, titiz incelemelerden oluşan bir derleme. Do an Do an, Uyum Yay nlar, 280 s. Aleviler Neden Ramazan Orucu Tutmazlar? Aleviler Neden Tavşan Yemezler? Alevilerde Abdest ve Anlamı Alevilerde Kıble Aleviler Yıkanmaz mı? Aleviler Sünnet Olmaz mı? Alevilikte Musahiplik Alevilikte Miraç Alevilikte Kırklar Söylencesi Lale Uzay Akal n, Tarihçi Kitabevi, 239 s. 19. yüzyılın sonlarında Balkanlar dan Anadolu ya göç etmiş bir Müslüman-Türk ailenin tek erkek çocuğunun II. Abdülhamit döneminde geçen okul yılları, Osmanlı İdari Teşkilatı nda yaşadığı deneyimler, 1908 Devrimi, 31 Mart Olayı, Yunan İşgali, Milli Mücadele ve Kurtuluş, Yahya Sezai Uzay ın birinci el tanıklığıyla anlatılıyor. Cumhuriyet in kuruluş yıllarına da uzanan bu tanıklık, Mustafa Kemal Atatürk ün ölümünden bir yıl önce Trabzon u ziyaretini de kapsıyor. Yahya Sezai Uzay ın yaşamı yıkılan İmparatorluğun öyküsüyle, onun küllerinden yaratılan genç Cumhuriyet in kuruluş öyküsünü birleştiriyor ve Türk tarihinin en sancılı yıllarına ayna tutuyor. Melek Çolak, Yap Kredi Yay nlar, 152 s. Türkler muazzam çaba ve kararlı çalışmayla modern Türkiye yi Asya dan çıkarmaya çabalıyorlar. Yeni nesil Türk, kaderci zihniyetini yenmeye muktedir olacak. Devlet başkanına ve bakanlarına, yabancı uzmanlardan oluşan muazzam bir kadro yardım ediyor. Uzmanların işi zor, çünkü yabancı çevrede idrak daha zor; çoğu kez, daha az aydına sahip olan ama yine de büyük makamı dolduran, sıklıkla uzmanların yanında daha uzman olmayı isteyen eski Türklerin kıskançlığıyla ve güvensizliğiyle baş edebilmeleri gerekiyor. Mucize kâbilinden bir görevle, bugünkü Türkiye yi yüz yıllık geri kalmışlığından çıkarmak konusunda başarılı olacak olan Gazi Kemal Paşa nın aydın ve istekli birçok kurmayı var.

20 20 30 KASIM 2012 CUMA Aydınlık KİTAP ÇOCUK - GENÇ Kuyrukluyıldızın gizemi Kitab n Gizemi serisinin ilk kitab olan Rasathane de Bir Gece de Elif le birlikte, Takiyüddin in rehberli inde ayd nl k ve karanl k güçlere kar heyecan verici bir fantastik maceraya ç kacaks n z İREM HALIÇ Geçmi e T rmanan Merdiven Yazarlık üzerine, mizahla renklenen eğlenceli bir öykü! Evrensel konuları, sıradan insanların sıradışı halleriyle anlatan, sosyal sorunları güçlü bir mizah dili ve renkli karikatürlerle işleyen Behiç Ak, çocukların gözdesi Gülümseten Öyküler dizisinin 10. kitabında, mahalle yaşamı, aile tarihi ve yazarlık üzerine etkileyici bir öykü anlatıyor. Sahipsiz köşke yeni taşınan yazarın izini süren bir çocuk, geçmişe doğru yolculuk yaparken, kendi ideallerini de keşfeder. Yaşamı değişik açılardan algılayabilme ve anlamanın önemini işleyen öykü, gözlem yapmanın bazen deneyimlemekten daha anlamlı olabileceğini düşündürürken, hayal Behiç Ak, Gün Kitapl, 92 s. gücüne ve bireysel keşiflere bırakılan payın, yaratıcılığı nasıl körüklediğine dikkati çekiyor. Behiç Ak ın bu kitabı, çocukları yazmaya ve çizmeye heveslendirdiği ÇizeYaza Öyküler projesine de yeni bir davet niteliğinde. (Bu projeye katılan çalışmalar cizeyaza.tumblr.com adresinde sergilenmektedir.) Çocukların bahçesinde oyun oynadığı tarihi bir Boğaziçi köşküne bir yazar taşınır. Bütün mahalle, hiç ortalarda görünmeyen yazarın nasıl yaşadığını merak eder. Bir yazar nasıl bu kadar zengin olmuştur? Evde kaç hizmetçi çalıştırıyordur? Yazar, mahalledeki berbere ya da kahveye neden uğramıyordur? Yazarın köşkünü keşfetme cesaretini bulan tek kişi, küçük Doğaç'tır. Köşkün merdivenlerini tırmanırken, hem Yazar'ın hem de yazarlığın sırlarını çözmeye başlayacaktır... III. Murat ın fermanıyla 1575 yılında Tophane sırtlarında gökbilimci Takiyüddin in yönetimi altında bir rasathane kurulmuş. Ancak çok geçmeden birtakım dini ve siyasi çekişmeler nedeniyle rasathane yıkılmış. Osmanlı nın uzaydaki gözü olan bu rasathanenin hazin sonu hakkında pek çok söylenti var yılında gözlenen kuyrukluyıldız, ertesi sene baş gösteren veba salgını, aynı dönemlere denk gelen depremler Osmanlı halkını çileden çıkaran bu olayların yanı sıra, Takiyüddin ve gözlem ekibinin uygunsuz bir biçimde melekleri izlediği iddiası da rasathanenin sonunu hazırlamış ve rasathane 1580 yılında Kılıç Ali Paşa ya yıktırılmış. Bu bilgilerin çoğu tarihçiler arasında tartışılıyor, tarihler, kişiler ve iddialar her kaynakta farklı belirtiliyor. Fakat rasathanenin yıkılışındaki siyasi sebeplerden başka asıl ilginç olan Osmanlı halkının uzayı gözleme eylemini melekleri gözleme eylemine dönüştürüp bunu sakıncalı bularak rasathaneyi yıktırdıkları söylentisi. Henüz bilim geleneğinin yerleşmediği 16. yüzyılda böyle bir olayın yaşanma ihtimali elbette var. Sonuç olarak, Takiyüddin kimdir? diye sorulduğunda zihinlerde, trigonometri terimlerinin tanımlarını yapan matematikçi ve dünya ekseninin 23 derece 27 dakikalık eğikliğini 1 dakika 40 saniye farkla gerçeğine en yakın olarak hesaplayan gökbilimci ile birlikte rasathanede oturup sabah akşam melekleri izleyen bir hasta da canlanıyor. Zaten efsaneler de böyle doğuyor. Takiyüddin den bahsetmemin sebebi elimdeki kitap: Rasathane'de Bir Gece. Kelime Yayınları ndan çıkan Özlem Tokman'ın yazdığı bu macera kitabının can damarını Takiyüddin Rasathanesi oluşturuyor. Özlem Tokman 1978 Ankara doğumlu, Uluslararası İlişkiler mezunu. Lisans eğitiminin ardından İngiltere de lisanüstü eğitim almış, Dışişleri Bakanlığı nda çalışmış ve Pekin Büyükelçiliği ne diplomat olarak atanmış. Bu başarılı kariyerin ardından anne olduğunda iş hayatına kısa süreliğine ara verip kızı Ada dan aldığı ilhamla çocuk kitapları yazmaya başlamış. Kitabın çizimlerini üstlenen Canan Barış ise uzun yıllar reklam ajanslarında sanat yönetmenliği yapan, şu sıralar serbest illüstratör olarak çalışan başarılı bir çizer. Gelelim bu ilginç konulu maceranın öyküsüne. GERÇEKLE HAYAL ARASINDA Kitabımızın çocuk kahramanı Elif, evin tek çocuğu. On üç yaşına basacağı gün, anne babası doğumgününü unuttuğu için Elif çok öfkeleniyor. Sinirle odasına girip pencerenin kenarına oturuyor ve gökyüzünü izlemeye başlıyor. Bir yandan hem anne babasına kendisine bir kardeş yapmadıkları için kızarken bir yandan da tek çocuk olduğu halde nasıl doğumgününü unutmayı başarabildiklerini düşünüyor. Saat 21:09'u gösterdiğinde gökyüzünde kayan bir kuyrukluyıldızdan yeryüzüne doğru bir ışık hüzmesi inmeye başlıyor ve bu yoğun aydınlık o gecenin bitiminde Elif için yeni bir başlangıca dönüşüyor. 21:09 Elif'in doğum saati! Düşünün ki bir sabah uyanıyorsunuz, anne babanız çalıştığı için evde yalnız olduğunuzu bilerek salona doğru ilerliyorsunuz. Sonra mutfaktan birtakım sesler duyuyorsunuz. Mutfağa doğru yöneldiğinizde karşınıza çıkan manzara şu: Anneniz işe gitmek yerine mutfakta kahvaltı hazırlıyor, babanız aynı şekilde masada gazetesini okuyor ve yanlarında biri kız diğeri erkek, iki küçük çocuk var. Siz daha rüyadan uyanıp uyanmadığınızı anlamaya çalışırken anneniz size Hadi gel kardeşlerinin yanına otur, omletin hazır olmak üzere diyor. Olamaz, benim kardeşim yok ki! Kitabın Gizemi serisinin ilk kitabı olan Rasathane de Bir Gece de Elif le birlikte, Takiyüddin in rehberliğinde aydınlık ve karanlık güçlere karşı heyecan verici bir fantastik maceraya çıkacaksınız. İyi okumalar diliyoruz. (Rasathane de Bir Gece, Özlem Tokman, Kelime Yayınları, 144 s.) Aç l Maske Aç l Aytül Akal ın düşlerinden dökülen sözcükler, Mustafa Delioğlu nun paletinden sıçrayan renklerle birleşerek, serinin ilk iki kitabında olduğu gibi yine kapıların birbiri ardına açıldığı büyüleyici bir görsel ve edebi şölen vaat ediyor minik okurlarına. Abla olmak zor iş! Kardeşinin haylazlıklarına katlanmak yetmezmiş gibi bir de yıl sonu gösterisini izlemeye gitmek, çekilecek dert değil. Üstüne üstlük, kulisteki kalabalık arasından kardeşini bulup çıkarmak da cabası! Hoop, yakaladım! Çıkar maskeni bakalım, gösteri bitti. Nasıl olur, sen kardeşim değilsin ki! Hah, şimdi buldum! Ay, yine o değil! Öff, şu kardeşim yok mu!.. Çocuk edebiyatının renkli kalemlerinden Aytül Akal, evrensel motifler kullanarak her kültürün kendine özgü farklılıkları olduğunu hatırlattığı bu öyküsünde; okurlarını, özgünlük ve hoşgörü kavramları üzerine düşünmeye yönlendirirken, satır aralarına serpiştirdiği küçük mesajlar yoluyla da tek tip birey olmaya karşı eleştirel bir yaklaşımda bulunuyor. Şiirsel dili ve gökkuşağının renkleriyle boyanan resimleriyle Açıl Maske Açıl, çocukları farklı kültürlerle tanıştırarak hoşgörüye yönlendiren, cesur ve yaratıcı bir kitap. Tav an Peter Masal Aytül Akal, Mustafa Delio lu, Uçanbal k Yay nc l k, 36 s. Emma Thompson, Bankas Kültür Yay nlar, Çeviren: Cumhur Öztürk, 65 s. İş Bankası Kültür Yayınları minik okurları için yine renkli ve eğlenceli bir kitap yayınladı. Kültür Yayınları Oscarlı senarist ve oyuncu Emma Thompson ın küçükken babasından dinlediği ve İngiltere de bir fenomen olan Beatrix Potter in orijinal hikayesinden esinlenerek kaleme aldığı yeni bir Tavşan Peter Masalı nı minik okurlarıyla buluşturdu. Sevimli ve afacan tavşan Peter in yeni ve renkli maceralarını konu alan kitap, Eleanor Taylor un muhteşem çizimleriyle masal tutkunlarına ulaşıyor. Thompson un yeni masalında can sıkıntısı ve başka yerlere gitmenin özlemiyle içinde Bay Yeşilbahçe nin bahçesine dalan Tavşan Peter beklenmedik tesadüfler sonucu istediği heyecana kavuşuyor. Tavşan Peter İskoçya nın yemyeşil dağlarında yaşadığı maceralarla minikler için renkli ve sıcacık bir dünyanın kapılarını aralıyor. Daha önce İş Bankası Kültür Yayınları ndan çıkan Tavşan Peter ile Pofuduk Tavşancıklar, Tavşan Peter ile Saklambaç ve Tavşan Peter isimli kitaplarla miniklere ulaşan Tavşan Peter bu yeni sevimli masalın sonunda minik okurlarına Thompson un yazacağı yepyeni maceralarla geri döneceğinin sinyallerini veriyor.

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti SİNOPSİS Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk, 2012 de İstanbul da, 2008 yılında yayınladığı Masumiyet Müzesi romanı ile aynı adı taşıyan bir müze açar. Müzenin içindeki eşyalar, romana konu olan ve

Detaylı

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014 BİLİMKURGU: BAŞKA BİR VAROLUŞ MÜMKÜN Bilimkurgu bir bakışa göre Samosata lı Lukianos tan (M.S. 2. Yüzyıl) bu yana, başka bir bakışa göre ise 1926 yılında yayımcı Hugo Gernsbeack in scientifiction kelimesini

Detaylı

geliştirmemize yardımcı olur.

geliştirmemize yardımcı olur. 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; PYP disiplinler üstü temaları ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

BİZ KİMİZ? ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu, Atatürk ü ve ideolojisini daha iyi tanımak ve tanıtmak için 1989 yılında ODTÜ Kültür İşleri Müdürlüğü bünyesinde kurulmuş olan bir düşünce topluluğudur. Atatürkçü

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

4.Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMİŞ. 1.İsim : Turgut. 2.Soyadı: Yüksel. 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi. Derece Alan Üniversite Yıl

4.Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMİŞ. 1.İsim : Turgut. 2.Soyadı: Yüksel. 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi. Derece Alan Üniversite Yıl ÖZGEÇMİŞ 1.İsim : Turgut 2.Soyadı: Yüksel 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi 4.Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İşletme Anadolu Üniversitesi 1998 Yüksek Lisans Doktora 5.Akademik Unvanlar Arts

Detaylı

Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler

Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler İNGİLİZCE -İngilizce telaffuzun düzeltilmesi adına film ve dizilerin İngilizce alt yazılı olanları izlenilebilir -İngilizce sesli hikâyeler, dinlenerek takip edilebilir.

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (30 Mart 15 Mayıs 2015)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (30 Mart 15 Mayıs 2015) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (30 Mart 15 Mayıs 2015) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik

Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik Zuhal Özer 18 Nisan 2013, İzmir Çocuk Dergileri - Amaçlar Çocuklara küçük yaşlardan itibaren bilimi sevdirmek, Bilimin yaşamın

Detaylı

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler 1. Adı Soyadı : HALE TORUN 2. Doğum Tarihi : 07.07.1972 3. Ünvanı : Öğretim Görevlisi 4. Öğrenim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Marmara Üniversitesi 1994 Y.Lisans Radyo Televizyon ve

Detaylı

ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI?

ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI? ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI? Öncelikle başarıp, başaramadıklarına karar vermek için hedefimiz belli olmalı. Yabancı dil öğreniminde çocuğunuz için nasıl bir hedef düşünüyorsunuz, o, kendisi için ne düşünüyor?

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Y jenerasyonunun internet bağımlılığı İK yöneticilerini endişelendiriyor. Duygusal ve sosyal becerilere sahip genç profesyonel bulmak zorlaştı. İnsan

Detaylı

2015-2016 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI İLKOKUL BÜLTENİ

2015-2016 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI İLKOKUL BÜLTENİ 2015-2016 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI İLKOKUL BÜLTENİ TED İSTANBUL KOLEJİ Yıl:6 Hafta:10 Sayı: 8 06 Kasım 2015 Değerli Velilerimiz, İnsanın işini sevmesinin çok önemli olduğunu her gün yaşayarak bizzat deneyimliyorum.

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (28 EKİM -13 ARALIK 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz ikinci temamıza ait bilgiler,

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN (28 Ekim 2013-13 Aralık 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

Yüksek. Eğitim bilimleri. Eğitim bilimleri

Yüksek. Eğitim bilimleri. Eğitim bilimleri ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Salih Bolat 2. Doğum Tarihi:.7.1956. Ünvanı: Yrd.Doç.Dr 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Lisans Sosyal Politika Yüksek Lisans Eğitim bilimleri Doktora Eğitim bilimleri Üniversite

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

İngilizce öğretmenlerinin asenkron eğitimden ürkmeleri

İngilizce öğretmenlerinin asenkron eğitimden ürkmeleri Bu yazının birinci bölümünde sizi hayal kırıklığına uğratmış olabilirim, çünkü okurun bu tür yazılara genellikle kısa yolun kısasını bulmak için baktıklarını biliyorum. Fakat bu konuda verimli ve nispeten

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim İŞİTME ENGELLİ GÜL USTABAŞ GENÇ İŞİTME ENGELLİLER NORMAL OKULLARDA KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNE TABİ OLMALI. İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE NORMAL İNSANLAR GİBİ HATTA ONLARDAN DAHA AZ SORUN YAŞIYOR SORU-- Kısaca

Detaylı

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ ile ARDEV Vakfı nın birlikte düzen-lediği ileri düzey senaryo yazarlığı atölyesi 10 hafta sürecektir. Program hafta içi yapılacaktır.

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri 14 Haziran 2005, Salı A company of Pazarlama yönetimini geliştirmek için ilerleyebileceğimiz alanlar Hedef kitleyi geleneksel

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri

Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri On5yirmi5.com Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri "Türkiye'deki Sosyo-Kültürel Değişmeler Hakkında Liseli Gençlik Ne Düşünüyor" araştırmasından çarpıcı sonuçlar elde edildi. İşte o araştırma...

Detaylı

1k 1k Etkinliği İle İlgili Anket Soruları İle İlgili Özet Rapor

1k 1k Etkinliği İle İlgili Anket Soruları İle İlgili Özet Rapor 1k 1k Etkinliği İle İlgili Anket Soruları İle İlgili Özet Rapor Yabancı Diller Bölümü Çalışmaları kapsamında ders dışındaki uygulamalar olarak öğrencilere sistem içi kısa bir anket gönderilerek Bir kitap

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Gazetesi Günlük web Gazetesi 03.11.2012 Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Belediyesi'nde belgesel film gösterimleri tüm hızıyla devam ediyor. Levent Kültür Merkezi'nde sinema gösterimleri için de Salkım

Detaylı

Eğitim Dizisi. Hazırlayanlar: Dr. Seçil Yücelyiğit - Bil. Uzm. Sibel Güler

Eğitim Dizisi. Hazırlayanlar: Dr. Seçil Yücelyiğit - Bil. Uzm. Sibel Güler Oyun gemisi Eğitim Dizisi Her cilt 24 cm x 30 cm - 110 gr. 1. hamur Bu eğitim dizisinde okul öncesi dönem çocuklarının hem bilişsel gelişimlerini, hem de sosyal ve duygusal gelişimlerini destekleyen zengin

Detaylı

#1 Leading Turkish-American web portal www.turkishny.com

#1 Leading Turkish-American web portal www.turkishny.com TRUSA NY CORP. 1711 Kings Highway, 2 nd Fl, Brooklyn, NY 11229 TEL 1-718-375 7904 FAX 1-718-375 7906 Amerika dan yaptığı yayınlar ile başta Amerika olmak üzere tüm dünyaya ulaşan Turkishny.com, Türk- Amerikan

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

İŞTİP TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜNDE TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE UYGULAMADA OLAN TÜRKÇE - MAKEDONCA MATERYALLER. 1.Giriş

İŞTİP TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜNDE TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE UYGULAMADA OLAN TÜRKÇE - MAKEDONCA MATERYALLER. 1.Giriş İŞTİP TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜNDE TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE UYGULAMADA OLAN TÜRKÇE - MAKEDONCA MATERYALLER 1.Giriş Son dönemde Türkiye ile Makedonya arasında her alanda iş birliği gelişti ve bunun neticesi

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

İçinde Olmaktan Keyif Alacaksınız

İçinde Olmaktan Keyif Alacaksınız YAYIN BİLGİLERİ Yayın yılı: Yayın periyodu: Tirajı: 2004 Okur Sayısı: + BABIES&KIDS Haftalık 13.000 2013 / 40 l NO 486 l 2-8 EKİM 2013 l MİNİKLERE ÖZEL SEZON TRENDLERİ VE STİL ÖNERİLERİ 6.00 TL 30.000

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

BİLGİ EKONOMİSİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR: BİLGİ YÖNETİŞİMİ ve ÜNİVERSİTE EKONOMİSİ 1

BİLGİ EKONOMİSİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR: BİLGİ YÖNETİŞİMİ ve ÜNİVERSİTE EKONOMİSİ 1 BİLGİ EKONOMİSİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR: BİLGİ YÖNETİŞİMİ ve ÜNİVERSİTE EKONOMİSİ 1 Yard. Doç. Dr. İsmail SEKİ ÇANAKKALE 2013 1 Çalışma yazarın Bilgi Yönetişimi Bağlamında Üniversitelerin Ekonomideki Rolü

Detaylı

Yaptığım şey çok acayip bir sır da değildi aslında. Çok basit ama çoğu kişinin ihmal ettiği bir şeyi yaptım: Kitap okudum.

Yaptığım şey çok acayip bir sır da değildi aslında. Çok basit ama çoğu kişinin ihmal ettiği bir şeyi yaptım: Kitap okudum. Türkiye deki en büyük emek israflarından birisi İngilizce öğreniminde gerçekleşiyor. Çevremde çok insan biliyorum, yıllarca İngilizce öğrenmek için vakit harcamış, ama hep yanlış yerlerde harcamış. Bu

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI Şubat Ayı E-Bülteni 1 İÇİNDEKİLER 1. Doğum günü Olan Yıldızlarımız 2. Mihver Dersler 3. Branş Dersler 4. Kulüpler 2 DOĞUM GÜNÜ OLAN YILDIZLARIMIZ

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ

KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

"RUSYA İLE TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDEKİ KRİZE KARŞIN, KÜLTÜRLERARASI UYUM BAŞARISINI ARTIRICI BİR ÖNLEM OLARAK BİREYSEL KOÇLUK ETKİNLİĞİ"

RUSYA İLE TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDEKİ KRİZE KARŞIN, KÜLTÜRLERARASI UYUM BAŞARISINI ARTIRICI BİR ÖNLEM OLARAK BİREYSEL KOÇLUK ETKİNLİĞİ ANTALYA DA YAŞAYAN RUSYA FEDERASYONU VATANDAŞLARINA YÖNELİK: "RUSYA İLE TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDEKİ KRİZE KARŞIN, KÜLTÜRLERARASI UYUM BAŞARISINI ARTIRICI BİR ÖNLEM OLARAK BİREYSEL KOÇLUK ETKİNLİĞİ" Proje Düşüncesinin

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek

Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek Tarih: 19.01.2013 Sayı: 2014/01 İSMMMO dan Türkiye nin Yaratıcı Geleceği / Y Kuşağı Raporu Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek İSMMMO nun Türkiye nin Yaratıcı Geleceği / Y Kuşağı adlı

Detaylı

ESCOBAR: KAYIP CENNET / ESCOBAR: PARADISE LOST

ESCOBAR: KAYIP CENNET / ESCOBAR: PARADISE LOST ESCOBAR: KAYIP CENNET / ESCOBAR: PARADISE LOST ÖZET Oscar lı oyuncu Benicio Del Toro ya tüm dünyada fenomene dönüşen Hunger Games serisinin yıldızı Josh Hutcherson ın eşlik ettiği ESCOBAR: KAYIP CENNET,

Detaylı

ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU

ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU BASIN DAVETİ ÖRNEĞİ 2 3 ANAVARZA BAL HAKKINDA 1979 yılında Süleyman Sezen'in kurduğu Sezen Gıda Ltd. Sti., 1995 yılında Anavarza Bal markasıyla bal sektörüne giriş yaptı. Adana'nın

Detaylı

METİNLERİ SINIFLANDIRILMASI

METİNLERİ SINIFLANDIRILMASI Türk ve dünya edebiyatında ortaya konan eserler, amaçları ve içerikleri açısından farklı özellikler taşırlar. Bu eserler genel olarak üç ana başlıkta toplanır. Ancak son dönemde bu sınıflandırmaların sınırları

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Masalsı bir giriş yapmak istiyoruz bu haftaki Medya Kaza Raporu na...

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Masalsı bir giriş yapmak istiyoruz bu haftaki Medya Kaza Raporu na... - Gökten üç medya kazası düşmüş. Biri ona, biri buna, biri şuna... - Bakandan çok bakancılık yüzüğe takıldı - Pahalı şarap, G20 zirvesinde buruk bir tad bıraktı - Özel jetler, CEO ların başına jet hızıyla

Detaylı

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda!

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! SUNUMUMUZA HOŞGELDİNİZ Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! Haber ve bilgi verme amacı başta olmak

Detaylı

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ OKUMA KÜLTÜRÜ (5 EYLÜL - 21 EKİM) - Konuşmacının sözünü kesmeden sabır ve saygıyla dinler. - Başkalarını rahatsız etmeden dinler/izler. - Dinleme/izleme yöntem ve tekniklerini

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

1. Bir süre için hayatınızdaki iyi şeylerin artık olmadığını varsayın.

1. Bir süre için hayatınızdaki iyi şeylerin artık olmadığını varsayın. MUTLULUĞU ARTTIRMAK İÇIN BILIMIN KANITLADIĞI ON BASIT FAALIYET Bilimsel çalışmaların sonuçlarına kulak verdiğimizde mutluluğunuzu arttırmak için yol gösterebilirler. Aşağıdaki faaliyetleri 10 gün düzenli

Detaylı

SİHİRLİ ELLER PROGRAMI

SİHİRLİ ELLER PROGRAMI HEDEF KİTLE Potansiyel Hedef Kitle 14 yaş ve üstü A,B,C,D,E özellikle kadın TV. izleyicisi Programın Hedef Kitlesi 14-65 yaş A,B,C,D,E özellikle kadın TV. izleyicisi Potansiyel hedef kitlemizi 14 yaş ve

Detaylı

DÜŞÜN (Düşünce Özgürlüğü Derneği) Nacak Sok. 21/11 TR- 34674 ISTANBUL

DÜŞÜN (Düşünce Özgürlüğü Derneği) Nacak Sok. 21/11 TR- 34674 ISTANBUL DÜŞÜN (Düşünce Özgürlüğü Derneği) Nacak Sok. 21/11 TR- 34674 ISTANBUL Tel: 0216 492 0504, 0216 532 7545 Faks: 0216 532 7545 freex@superonline.com www.antenna-tr.org "Düşünce Özgürlüğü için 5. İstanbul

Detaylı

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu YAZ DEMEDEN ÖNCE Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni gulseminkucba@terakki.org.tr AMACIMIZ Okuma ve yazma eylemlerini temellendirmek, Yaratımla ilgili her aşamada yaratıcılığın bireyin gözlem ve birikimlerine

Detaylı

TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR?

TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR? Haziran 2010 SOSYAL MEDYA ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR? Proje Koordinatörleri: İndeks Araştırma Ekibi Simge Şahin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Giriş:

Detaylı

Küçük Yaşar ın Öyküsü. Alucura Çayevi

Küçük Yaşar ın Öyküsü. Alucura Çayevi Küçük Yaşar ın Öyküsü Alucura Çayevi Yalvaç Ural (1945, Konya) Kitaplarının sayısı 100 ü aşan yazarın yurtiçinde ve yurtdışında pek çok ödülü bulunmaktadır. Kitapları Almanca, İngilizce, Sırpça, Hırvatça,

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ AYIN TEMASI: OKULUM BEN KİMİM? *Kendi isimlerimizi söyleyerek, arkadaşlarımızla tanışma. *Sınıfımızı ve öğretmenimizi öğrenme. *Arkadaşlarımızın isimlerini öğrenme. *Okula

Detaylı

Yaşamımızı sürdürebilmemiz için kullanıp attığımız bazı

Yaşamımızı sürdürebilmemiz için kullanıp attığımız bazı ANA SINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Dünyanın en büyük sosyal dil öğrenme ağı busuu şimdi Türkiye de!

Dünyanın en büyük sosyal dil öğrenme ağı busuu şimdi Türkiye de! BASIN BÜLTENİ 18 Mart 2014 Türkiye busuu'da en hızlı büyüyen ülkelerden birisi... Dünyanın en büyük sosyal dil öğrenme ağı busuu şimdi Türkiye de! 40 milyonun üzerinde kullanıcıyla dünyanın en büyük sosyal

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

KIRILL ISTOMIN in. renkli dünyası ve DEKO TASARIM

KIRILL ISTOMIN in. renkli dünyası ve DEKO TASARIM DEKO TASARIM Senem ÖZTÜRK / senem.ozturk@alem.com.tr Biliyorum ki dekoratör sözcüğü bugün pek de popüler değil, hatta modası geçmiş bir ifade fakat yine de kendimi dekoratör olarak tanımlamak bana daha

Detaylı

EVRİM TRANSCENDENCE 10 EKİM DE SİNEMALARDA!

EVRİM TRANSCENDENCE 10 EKİM DE SİNEMALARDA! EVRİM TRANSCENDENCE 10 EKİM DE SİNEMALARDA! EVRİM - TRANSCENDENCE Evrim Transcendence filminde Oscar adayı Johnny Depp, Rebecca Hall, Paul Bettany, Cillian Murphy ve Oscar ödüllü oyuncu Morgan Freeman

Detaylı

DiJiTAL TÜRKÇE ANSiKLOPEDi

DiJiTAL TÜRKÇE ANSiKLOPEDi DiJiTAL TÜRKÇE ANSiKLOPEDi E N Z E N G İ N D İ J İ T A L T Ü R K Ç E K A Y N A K Okulpedia, Türkiye için özel olarak hazırlanmış en zengin dijital okul ansiklopedisidir. Binlerce sayfadan oluşan Okulpedia

Detaylı

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 )

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) 1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye deki üniversite imkanlarının zorluğu ve kontenjan sıkıntısı öğrencileri değişik arayışlara itiyor. Her yıl 50 binin üzerinde

Detaylı

Neden Daha Fazla Satın Alalım?

Neden Daha Fazla Satın Alalım? Neden Daha Fazla Satın Alalım? Ana Tema Önerilen Süre Kazanımlar Öğrenciye Kazandırılacak Beceriler Yöntem ve Teknikler Araç ve Gereçler Giderek artan bilinçsiz tüketim ve üretim çevreyi olumsuz etkiliyor.

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu

3. Yazma Becerileri Sempozyumu Prof. Dr. Nurçay Türkoğlu Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesi MEDYA OKURYAZARLIĞINI EĞİTİMDE UYGULAMAK Terakki Vakfı Okulları 19.12.2015 MEDYALANMIŞ DÜNYA MEDYA ÇALIŞANLARI YURTTAŞ: kişi/ meslek/

Detaylı

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

28.02.2011 1. Çocuk Hakları Kongresi, 25-27 Şubat 2011, Istanbul

28.02.2011 1. Çocuk Hakları Kongresi, 25-27 Şubat 2011, Istanbul Okulöncesi Eğitimde Fırsat Eşitliği Uzm. Dilek EROL SAHĐLLĐOĞLU MEB Öğretmenim Anaokulu Müdür Yardımcısı 1 Sunu Planı Okulöncesi Eğitimin Tanımı Okulöncesi Eğitimin Önemi Eğitim Hakkı Sayılarla Okulöncesi

Detaylı

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ - Basın Toplantısı Haber Küpürleri - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel 13.01.2015 Salı Adana İşi nde acayip soygun Bir Acayip Soygun Adana İşi adlı uzun metraj filmin çekimleri

Detaylı

Uluslararası Sempozyum Duyurusu KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ VE BİLGİ MERKEZİ VAKFI VE YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ

Uluslararası Sempozyum Duyurusu KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ VE BİLGİ MERKEZİ VAKFI VE YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ Uluslararası Sempozyum Duyurusu KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ VE BİLGİ MERKEZİ VAKFI VE YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ 19 20 Nisan 2014/İstanbul /Yeditepe Üniversitesi KADIN HAYATLARINI YAZMAK: OTO/BİYOGRAFİ,

Detaylı

TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok

TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok Antalya daki 4 üniversitenin sektör için gerekli eğitimleri verdiği, Akdeniz Üniversitesi

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

idealonline Elektronik veri tabanı tanıtımı www.idealonline.com.tr

idealonline Elektronik veri tabanı tanıtımı www.idealonline.com.tr idealonline Elektronik veri tabanı tanıtımı www.idealonline.com.tr İdealonline Sosyal bilimler ve fen bilimleri alanlarında Türkçe dergilerden ve kitaplardan oluşan elektronik veritabanı platformu İdealonline

Detaylı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ Furkan Güldemir, Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Tarihsel Süreç Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık

Detaylı

Çocuklar Tatilde! Plansız tatil olmaz! Spor ve oyun iç içe Kitaplar her zaman en iyi dostlarımız!

Çocuklar Tatilde! Plansız tatil olmaz! Spor ve oyun iç içe Kitaplar her zaman en iyi dostlarımız! Çocuklar Tatilde! Biten ders yılının ardından, çocukların sabırsızlıkla ve özlemle beklediği yaz tatili başlıyor. Tatil dönemleri çocuklara dinlenmek, eğlenmek ve yeni deneyimler kazanmak için harika fırsatlar

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri

ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri 21 Ekim 2005 A company of ( Kadınlar dan hatırlatma) Pazarlama yönetimini geliştirmek için ilerleyebileceğimiz alanlar Hedef

Detaylı

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ VELİ BÜLTENİ MAYIS -2012 ÇOCUK VE KİTAP "EĞİTİM YAŞAM İÇİNDİR" 2 ÇOCUK VE KİTAP Önceleri çocuk için kitap bir oyuncaktır.

Detaylı

Senenin Son Yenilikleri

Senenin Son Yenilikleri Senenin Son Yenilikleri 000 Genel Bilgiler Bisküviyi Çaya Yatay Bandırın Bilimcilerin böylesi gerçekleri ortaya çıkarması sizce de şahane değil mi? Yazar: Rik Kuiper 150: Psikoloji Başarıya Götüren Aile

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

KENDİMİZİ DÜZENLEME BİÇİMİMİZ

KENDİMİZİ DÜZENLEME BİÇİMİMİZ 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ DÜZENLEME BİÇİMİMİZ (24 Mart 9 Mayıs 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında (24 Mart 2014-09 Mayıs 2014) tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak?

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? AMAÇ Amacımız dört temel dil becerisinin bir ayağını oluşturan yazma becerisine farklı bir bakış açısı kazandırmak; duyan, düşünen, eleştiren, sorgulayan insanlar yetiştirme

Detaylı

PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ

PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ Adı ve Soyadı : Cengiz ALYILMAZ : Prof. Dr. Bölüm/ Anabilim Dalı : Türkçe Eğitimi Bölümü Doğum Tarihi : 11.4.1966 Doğum Yeri : Kars Çalışma Konusu : Eski Türk Dili, Türkçe Eğitimi,

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı