THEAİTETOS TA AKILSAL AÇIKLAMAYLA BİRLİKTE OLAN DOĞRU SANI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "THEAİTETOS TA AKILSAL AÇIKLAMAYLA BİRLİKTE OLAN DOĞRU SANI"

Transkript

1 THEAİTETOS TA AKILSAL AÇIKLAMAYLA BİRLİKTE OLAN DOĞRU SANI Yakup ÖZKAN Giriş Theaitetos diyaloğu, Platon un ileri yaşına ait eserlerinden biri olarak görülür. 1 Bu diyalogda bilgi sorunları algı, sanı ve açıklama kavramları bakımından incelenir. Platon bu söyleşisinde, bilgi konusunda, bu kavramlardan oluşturulmuş tanımları ele alır. Bu tanımlar; bilgi algıdır, bilgi doğru sanıdır ve bilgi akılsal bir açıklamayla birlikte olan doğru sanıdır şeklinde ifade edilebilir. Platon, bu tanımların barındırdıkları çelişkileri göstermeye çalışır. Bu nedenle o, bunları birçok yönden çözümlemeye alır. Onun söz konusu tanımlara yönelik çözümlemelerinin sonuç vargıları ise olumsuzdur (210b). Daha açık bir ifadeyle, bilgi için öne sürülen bu tanımlar yanlıştır. Çünkü Platon a göre bilginin özüne yönelik verilen bu tanımlar çelişmezlik ilkesi bakımından kusurludurlar. Bu bağlamda o, ayrıntılı çözümlemeleriyle söz konusu tanımların içerdikleri çelişkileri göstermeye çalışır. Platon, kendi düşüncesini, Aristoteles te veya daha tam biçimiyle Hegel de olduğu gibi doğrudan kavramsal veya kurgul bir dille ifade etmez. O, kendi kurgusunu, bir söyleşi yoluyla veya yöntemiyle açımlamaya çalışır. Bu söyleşinin karakterleri ise Theaitetos, Theodoros ve Sokratestir. Burada Platon adına konuşan karakter, Sokrates tir. Platon, Sokrates i konuştururken kendi diyalektiğini değil, onun diyalektiğini işletir. 2 O, burada karakterleri özgürce ve sanatsal bir dille konuşturur. En önemlisi, Platon un söyleşideki uslamlamaları kapalı ve bulanık değildir. 3 Doktora Öğrencisi, Sakarya İlahiyat Fakültesi, İslam Felsefesi Bilim Dalı. 1 Copleston, Frederick, Platon, (çev., Aziz Yardımlı), İstanbul, 1998, s. 20;Arslan, Ahmet, İlkçağ Felsefe Tarihi-Sofistlerden Platon a-, İstanbul, 2006, s Hegel e göre diyalektiğe bilimsel olarak özgür ve böylece aynı zamanda nesnel biçimi ilk kez Platon felsefesi vermiştir. Ona göre Sokrates in diyalektiği ise, felsefe yolunun genel karakteri ile uyumlu olarak, başat öznel bir şekli, ironi şeklini taşır (Hegel, 2004: 155). Sokrates in kullandığı diyalektiğin bir örneğini Theaitetos diyalogunda da görebiliriz. 3 Burada Platon la ilgili önemli birkaç gözlemimi şöyle dile getirebilirim. O, düşüncede sınır tanımayan özgürce düşünen bir felsefeciydi. Platon akla güvenen ve onun özgürce ve sınırsızca kullanılmasından yana olan bir yaklaşıma sahipti. 1

2 Bu yazımla Theaitetos diyaloğunda Platon un üçüncü tanıma yönelik uslamlamalarını incelemeye çalışacağım. Bu bir metin çözümlemesi şeklinde olacaktır. Bunu da Türkçe ve İngilizce çeviriler üzerinden yapacağım. Bilgi, akılsal açıklamayla birlikte olan doğru sanıdır Platon bu konuyu 201d den itibaren işler. Sokrates ikinci tanımla ilgili çözümlemeleri sonucunda bilgi ile doğru sanının birbirlerinden ayrı şeyler olduklarını söyler. Bunun üzerine Theaitetos, Sokrates in bu söylediğini başka birinden de işitmiş olduğunu ifade eder. Ayrıca o, aynı kişiden bilgi hakkında şu ifadeyi de duymuş olduğunu söyler: Akılsal bir açıklamayla birlikte olan doğru sanı, bilgidir. Bundan yoksun olanın ise bilgi ile hiçbir ilişkisi yoktur. Dahası akılsal bir açıklaması 4 olmayanlar bilinemez. Ama akılsal bir açıklamaya sahip olanlar ise bilinebilir. Bu tanımı Theaitetos da onaylar. Sokrates ise bu onaydan sonra söz konusu tanımı öğeler ve bileşikler konusu açısından ele alır. O, böylece açıklamanın bilgi ile ilişkisinin ne olduğunu çözümlemeyi amaçlar. Çünkü daha önce doğru sanının bilgi olduğu çürütülmüştü. Şimdi ise bu çürütülen tanımın, bir ekleme ile yeniden ileri sürülmesi söz konusudur. Daha açık bir deyişle çürütülmüş olan tanım akılsal bir açıklama ekiyle, yeni bir bilgi tanımı olarak öne sürülür. Buna göre doğru sanının, bilgi olabilmesi için akılsal bir açıklamaya da sahip olması gerekir. Başka bir ifadeyle, doğru sanının bilgi olabilmesi için açıklamaya da dayanması gerekir (201d). Sokrates konuyu bir örnek üzerinden, hece ve harf ilişkisi bakımından inceler. Buna göre o Theaitetos a şunu sorar: Hecelerin açıklandığı ama harflerin açıklanmadığı doğru mudur? Theaitetos bunu onaylayınca, Sokrates ona kendi adının ilk hecesi olan SO nun ne olduğunu sorar. Theaitetos bu soruya karşılık olarak SO yu analiz ederek S ile O diye yanıt verir. O, bunu SO hecesi hakkında bir açıklama olarak ileri sürer. Bunun üzerine Sokrates, ondan aynı şekilde S nin de bir açıklamasını ister. Ama Theaitetos un bu kez yanıtı olumsuzdur. Çünkü ona göre bir öğe gene bir öğe ile ifade edilemez. Çünkü S 4 İngilizce çevirilerde bu ifade şöyle geçer: The true opinion which was able to give a reason for it, was knowledge (Paley); He said that knowledge was true opinion accompanied by reason (Fowler); Some one said that knowledge was true opinion along with definition (logos) (DYDE); He said that true opinion accompanied with rational explanation (Kennedy). Hem İngilizce çevirilerdeki ifadeleri hem de metinsel bağlamı dikkate alarak, akılsal açıklama ifadesinin, metinde kastedilen anlam için, daha uygun bir karşılık olacağını düşünüyorum. Bu nedenle bunu kullanmayı seçtim. Ayrıca bakınız, 31. not. 2

3 sessiz bir harftir ve sadece bir gürültü ve dilin bir fısıltısıdır. B ve başka birçok sessiz harfler ise büsbütün gürültüsüz, fısıltısızdırlar. Öyleyse bu harflere açıklanamaz demek tamamıyla doğrudur. Bunların içinde en açık olan yedisi, yani sesli harfler yalnızca bir ses çıkarırlar; ama hiçbir açıklamaları yoktur. Bu yanıt üzerine Sokrates, bilgi hakkında bir noktanın böylece aydınlandığını söyler ve öğenin, yani harfin bilinemez ama hecenin bilinir olduğu sözünün doğru olarak tanıtlanmış olduğunu belirtir. O, bunu Theaitetos a da onaylatır. Sokrates, bu kez hece üzerine sorusunu ileri sürer ve özet olarak şöyle der: Hece iki harften ibaretse iki harf diye mi, harfler ikiden çoksa bütün harfler diye mi, yoksa harflerin birleşmesinden oluşmuş belirli bir bütün şekil diye mi alınmalıdır? (203a-c). Bu soruya Theaitetos un yanıtı, bütün harfler biçiminde olur. Bunun üzerine Sokrates şu soruyu sorar. SO yu tanıyan bir kişi aynı zamanda iki harfi de tanır mı? Theaitetos bu kişinin iki harfi de, yani S ile O yu tanıyacağını onaylar. Bu kez şu soru gelir. Öyleyse o, ayrı ayrı her birinin (each) bilgisizi olmasına ve onların hiçbirini bilmemesine karşın, onların ikisini (both) nasıl bilebilir? 5 Theaitetos, bunun saçma bir şey olacağını söyler. Buna karşılık Sokrates, şöyle der: İkisini (both) bilmek (know) için her birini (each) bilmek gerekli ise, heceyi bilmek için önceden harflerin her birinin bilinmesi gerekir. 6 Yani, SO hecesini bilmek için, önceden bu hecenin her bir harfini tek başına (S ile O) bilmek gerekir (203c-e). Bu ifadelerden sonra Sokrates, soruna şöyle yaklaşır: Olasılıkla ki hecenin bir sıra harfler değil de, başlı başına bir anlamı olan ve harflerden başka bir şey olan, harflerden oluşan ve bir tek bütün diye alınması gerekir. Theaitetos bunun daha doğru olacağını ifade eder. Yani hece harflerden oluşur, ama kendi başına bir anlama sahip olur. Başka bir ifadeyle hece, kendisinde bir anlama sahip olan bir bütündür. Öyleyse hece birbirine uygun öğelerden oluşan bir tek toplu bir bütündür. 7 Başka bir ifadeyle hece, birbirine 5 Bu ifadede İngilizce çeviriler esas alındı (Paley, Fowler, DYDE, Kennedy). 6 Ayrıca İngilizce çevirilere bakınız, (Paley, Fowler, DYDE, Kennedy). Bununla birlikte bu çevirilerde de (Paley, Fowler, Kennedy) bu cümlenin her yerinde know sözcüğü kullanılır. 7 İngilizce çevirilerde şöyledir: Hece (syllable) veya birleşim (combination), farklı sıralanmış öğelerden (elements) kaynaklanan bir tek formdur (a single form) [Fowler]; a syllable is, a class of its own peculiar kind resulting from the union of the several composing elements (Paley); the compound (bileşim) is a single idea resulting from each several combination of harmonious elements (DYDE); The syllable is one general form arising from the harmonious adaptation of the several elements (Kennedy). 3

4 uygun elementlerin bir araya gelmesiyle meydana gelen bir tek formdur/ideadır veya kendine özgü bir tür sınıftır ya da genel bir formdur (biçim). Sokrates e göre bu, bütün harflerde ve başka bu gibi durumların tümünde de böyledir. O halde bu formun veya ideanın parçaları olmaması gerekir. Çünkü onun parçaları olursa, bütün (whole) de parçaların toplamı olur. Bu noktada Sokrates, Theaitetos tan soru yoluyla şöyle bir onay ister: Parçalardan oluşan bir bütünün (whole), parçalardan/parçalarından farklı bir kavram (notion) veya bir tek form (a single form) olduğu düşüncesinde misin? Theaitetos bunu onaylayınca, ona hemen şu sorulur: Toplam (all) ile bütün (whole), aynı mıdır, yoksa biri diğerinden başka mıdır? Theaitetos bunların birbirlerinden başka olduklarını söyler. Bu yanıttan sonra Sokrates, bu düşüncenin doğru olup olmadığını ele alır ve şu soruyu sorar: Toplam (sum/all) ile tekil toplamı (all in the singular) 8 arasında bir ayrım var mıdır? Örneğin bir, iki, üç, dört, beş, altı ya da iki kere üç (2 3), üç kere iki (3 2), dört ve iki (4+2) veya üç, iki ve bir (3+2+1) derken bütün bunlarda aynı sayıdan mı, yoksa başka sayılardan mı söz edilir? Buna yanıt olarak Theaitetos aynı sayıdan söz edildiğini belirtir. Yani altı sayısından söz edilir. Bu durum ise, ifade şekillerinin her birinde toplam olan altı (all the six) sayısından söz edildiğini gösterir. Buna göre de toplamdan (all) söz edildiğinde bir şeyden (one thing) söz edilmiş olmaz. 9 Öyleyse sayılardan oluşan şeylerde toplam ile tekil toplamı aynı şeydir. Bu durum, dönüm sayısı (the number of the acre) ve dönüm (the acre) ifadeleri için de geçerlidir. 10 Yani bu ifadeler aynı şeyi belirtirler. Aynı şekilde ordunun sayısı da ordu ile aynıdır. Bu türlü her şey böyledir. Çünkü her şeyin sayısının bütünü, varlığının bütünü demektir (203e-204d). Sokrates, konuyu şu soruyla devam ettirir: Bir şeyin sayısı, parçalarından başka bir şey midir? Theaitetos hayır yanıtını verince başka bir soru şöyle gelir. Parçalara sahip olan her şey, parçalardan meydana gelmez mi? Theaitetos a göre bu açıktır (204e). 8 Bu kavramlar Gökberk çevirisinde toplam ve hepsi olarak yer alır. İngilizce çevirilerde ise şöyledir: all the ciphers of a sum differ from the sum total? (Paley); Is there any difference between all in the plural and all in the singular (Fowler); Is there also a difference between all and the all? (DYDE); is there any difference between all (plural) and the all (singular)? (Kennedy). 9 Bu cümlede Kennedy çevirisi esas alındı (Again, when we speak of all, do we not speak of one thing). Cümle diğer iki çeviride de şöyledir: When we speak of all do we not speak of all of some one thing? (DYDE); And again do we not speak of one thing when we speak of them all? (Fowler). 10 Bakınız, Kennedy çevirisi. 4

5 Sonraki soru da şöyledir: Parçaların toplamının (all the parts), toplamı (the all) oluşturdukları kabul edildiğine göre, tüm sayı da (the entire number) toplam (the all) olmaz mı? 11 Theaitetos bu soruya ise evet yanıtını verir. O halde Sokrates e göre, bütün (whole), parçalardan oluşmaz. Çünkü eğer o, parçalardan oluşsaydı o zaman toplam (the all) olurdu. 12 Bu Theaitetos tarafından mantıklı görülünce bu kez şu soru doğar: Parçası, bütünden başka olan bir şeyin, parçası olabilir mi? Theaitetos un yanıtı evet toplamı (of the all) olabilir şeklinde olur. Burada toplam ile bütün arasındaki ayrıma dikkat çekilir. Burada başka bir soru şöyle gelir. Ama kendisinden bir şey eksik olmadıkça toplam (the all) gene toplam (all) değil midir? Sokrates in sorusu bu kez şöyledir. Ama hiçbir şeyi eksik olmayan bir şey, bütün (whole) olmaz mı? Çünkü bir şey eksik olunca ne bir bütün (a whole) ne de bir toplam (an all) olur ki, bunların her biri eşit ölçüde aynı parça birleşiminden oluşmuşlardır. Bu son iki sorudan sonra Theaitetos toplam ile bütün arasında bir fark göremediğini belirtir. Bunun üzerine Sokrates şöyle der: Parçaların olduğu yerde, bütünün ve toplamın, parçaların toplamı olduğunu söylememiş miydik? Theaitetos bunu kesin bir şekilde onaylar (204e-205a). Bütün bunlardan sonra Sokrates yeniden hece ve harf konusuna döner. Ona göre eğer hece, harflerin (letters) kendisi değilse, harfleri parçaları olarak içine alması olanaksız olmaz mı; ya da onlarla aynı ise, bilinmek bakımından aynı düzeyde olmaz mı? Theaitetos un buna yanıtı evet olur. Bunun üzerine Sokrates şu soruyu ileri sürer. Eğer harfler hecenin parçaları değilse, bunun harfleri olmayan hangi başka bir şeyin, hecenin parçaları olacağını söyleyebilir misin? Daha açık bir ifadeyle, eğer harfler hecenin parçaları değilse, o (hece) ne gibi parçalara sahiptir? 13 Bu soruya Theaitetos bilemem yanıtını verir ve şöyle der: Eğer bir kez hecenin parçalara sahip olduğunu kabul ettikten sonra, harfleri bir yana bırakarak, parçalar olarak başka şeyler aramak gülünç olur. 14 Bu ifadelerden sonra Sokrates in çıkarsaması şöyle olur. Öyleyse bu görüşe veya tanıta göre hece, parçalar olmaksızın bir tek genellik (a single generality) veya bölünmez bir form olmalıdır 15 (205a-c). 11 Kennedy çevirisi esas alındı. Ayrıca bakınız, Fowler ve DYDE. 12 Bakınız, Kennedy, Fowler ve DYDE. 13 Bu çeviri için bakınız, DYDE. 14 Bakınız, Fowler. 15 Bakınız, Kennedy ve DYDE. 5

6 Bu ifadelerden sonra Sokrates, ilk başta söz ettiği şeyi anımsatır, şöyle ki: Başka şeylerin oluştuğu ilk öğeler (elements) için akılsal bir açıklama (rational explanation) 16 veya bir tanım (definition) 17 yoktur. Çünkü bunlar kendilerinde (by itself) bileşik değildirler (uncompounded) 18. Ayrıca onlara, başka ve yabancı olan dır (is) 19 ve bu (this) 20 terimlerini uygulamak da doğru olmaz. 21 Bu nedenle ilk öğeler irrasyonel/akıl dışı (irrational) 22 veya tanımsız (undefinable) 23 ve bilinemezlerdir (unknowable) (205c). Sokrates bu anımsatıcı konuşmasından sonra Theaitetos a şunu sorar. Öğeyi yalın (simple) ve bölünemez (indivisible) kılan, bundan başka bir neden midir? Buna yönelik Sokrates, kendisi olarak başka bir neden göremediğini belirtir. Aynı şekilde Theaitetos da bunu dile getirir. Buna göre, eğer hece parçalara sahip değilse ve genel bir kavramsa (general notion) o zaman, o da öğe olarak aynı sınıfa ait olur. 24 Başka bir ifadeyle, eğer hece parçalara sahip değilse ve bir tek formsa (a single form), o da harfle aynı sınıfa (the sama class) düşer. 25 Eğer, hece birçok harfe sahipse ve -harfler onun parçaları olarak- belli bir bütünse (whole), heceler ile harfler bilinebilmede ve ifade edilebilmede eşit derecededirler. Çünkü parçalar toplamı (all the parts) ile bütün aynılığı meydana çıkarmıştır. 26 Ama eğer o (hece), bir ve bölünemez ise, o zaman hem hece hem de harf tanımlanamaz (undefinable) 27 ve bilinemez olmada eşit derecede olurlar. Çünkü aynı neden, onların her ikisini de böyle yapar. Öyleyse hecenin bilinebilir ve ifade edilebilir, ama harf için ise bunun tersi olduğu söylenirse, bu kabul edilemez. 28 Bununla birlikte 16 Bakınız, Fowler. 17 Bakınız, Kennedy. 18 Bu kullanım için bakınız, Kennedy ve DYDE. Bu çevirilerde Türkçe ye bileşik olarak çevrilen compound sözcüğü kullanılır. Fowler de ise composite sözcüğü yer alır. 19 Fowler çevirisinde be (olmak), Paley de ise being (varlık) olarak geçer. İlgili yer için bu kavramlar da düşünülebilir. 20 Bakınız, Fowler ve Kennedy. 21 Bu çeviri için bakınız, Kennedy. 22 Bu cümlenin çevirisi için bakınız, Fowler. 23 Bakınız, Kennedy. 24 Bakınız, Kennedy. 25 Bakınız, Fowler. 26 Bakınız, Kennedy, Fowler ve Gökberk. 27 Fowler çevirisinde irrational (irrasyonel/akıl dışı) olarak karşılanır. Gökberk ve DYDE çevirilerinde ise ifade edilemez olarak geçer. Yukarıda da bu şekilde geçmişti. Burada bu ifade de uygun düşebilir. 28 Bakınız, Gökberk, Kennedy ve Fowler. 6

7 Sokrates e göre deneyimle bilinen harflerden ve hecelerden başkaları hakkında bir sonuç çıkarmak istenirse, denebilir ki bileşiklere göre öğeler bir konunun tam bir şekilde öğrenilmesi için daha açık ve daha mükemmel bir bilgiyi olanaklı kılar. Eğer biri bileşiğin 29 bilinir ama öğenin bilinemez olduğunu iddia ederse buna ister istemez saçma denebilir (205d-206b). Sokrates, bu ifadelerden sonra konunun başında ortaya koyulan tanımın araştırılması gerektiğini anımsatır. Bu tanım şöyleydi: Akılsal bir açıklamayla (rational explanation) birleştirilmiş olan doğru sanı, en mükemmel bilgidir. 30 Başka bir ifadeyle en mükemmel bilgi, doğru sanıya (true opinion) akılsal açıklanmanın eklenmesiyle meydana gelir. 31 Bu noktadan sonra Sokrates açıklama veya akılsal açıklama teriminden ne kastedildiğini araştırmaya yönelir. 32 Ona göre şu üç anlamdan biri kastedilir. Birincisi şöyledir: Düşüncenin ses yoluyla fiillerin ve isimlerin yardımıyla ifade edilmesidir; öyle ki sanı, dudaklardan dökülen sesler selinde, tıpkı aynada ve suda olduğu gibi görünür. Sokrates bu birinci anlam üzerinden söz konusu tanımı çözümler. Bu anlama göre, anadan doğma sağır ve dilsiz olmayan herhangi bir kimse daha hızlı ve daha yavaş olmak üzere- bir konu hakkındaki doğru sanısını açığa vurabilir. Bu düşünceye göre, doğru sanısı olan 29 Kennedy çevirisinde hece ve öğeler ikilisi geçer. Fowler çevirisinde compound ve combination eş anlamlı olarak kullanılır. DYDE çevirisinde compound yer alır. Paley çevirisinde ise combination sözcüğüne yer verilir. Türkçe ye compound bileşik, combination ise birleşik olarak çevrilir. 30 That true opinion combined with rational explanation is the most perfect knowledge (Kennedy). 31 The most perfect knowledge arises from the addition of rational explanation to true opinion (Fowler). Diğer üç çeviride de şöyledir: Perfect knowledge is definition conjoined with right opinion (mükemmel bilgi, doğru sanıyla birleştirilmiş tanımdır) [DYDE]; the most perfect knowledge is Right Opinion where you can also give a reason for it (en mükemmel bilgi, kendisi için ayrıca bir neden verilebilen doğru sanıdır) [Paley]; true opinion with a reason is knowledge (bir nedenle birlikte olan doğru sanı bilgidir ) [Campell]. Görüldüğü üzere iki çeviride rational explanation, iki çeviride a reason, bir çeviride de definition ifadeleri geçer. Aslında hepsinin yakın anlamlı ifadeler olduğunu söyleyebilirim. Buna göre bütün bu terimler (akılsal açıklama, neden ve tanım) en genel ifade olması bakımından akılsal açıklama ifadesine indirgenebilir. Diğer yandan burada bu kavramları tek bir anlama indirgemediğimi belirtmek istiyorum. Çünkü açıkça bilinen bir şey olarak, her birinin ayrı bir yeri ve bir ayrımı söz konusudur. Bu nedenle hem en genel ifade olduğunu ve hem de metinsel bağlama uygun düştüğünü düşündüğüm ve ayrıca iki çeviride de yer verildiği için akılsal açıklama deyimini tercih ettim. Son olarak belirtebilirim ki akılsal açıklama, neden ve tanım terimleri, Platon un logos sözcüğüne karşılık olarak verilmişlerdir. 32 Bu cümlenin çevirisi için bakınız, Kennedy ve Fowler. 7

8 herkeste açıklama veya akılsal açıklama 33 da birlikte bulunur. Bundan dolayı da bilginin, doğru sanıdan başka bir şey olma olanağı yoktur. Bununla birlikte Sokrates e göre bilgiyi bu şekilde tanımlayan biri, kolaylıkla veya çabukça, saçma konuşmakla suçlanmamalıdır. Çünkü olasıdır ki, o kişi, bu anlamı değil de, herhangi bir şeyle ilgili soru sorana onun öğelerini saymakla yanıt verebilme gücünü kastetmiştir. 34 Burada Sokrates açıklama/akılsal açıklama olarak çevrilen logos sözcüğünün ikinci anlamını açımlamaya çalışır. Sokrates bununla ilgili Theaitetos un isteği üzerine verdiği örnekte şöyle konuşur: Örneğin, Hesidos yük arabasından söz ederken onun yüz parçası olduğunu belirtir. Bunları ben adlandıramam veya betimleyemem ki olasılıkla sen de adlandıramazsın. Eğer bize yük arabasının ne olduğu sorulsa tekerlekler, dingil, üst kısım, oturacak yer ve boyunduruk şeklinde yanıt vermekle yetiniriz. 35 Ama soruyu soran, tıpkı Theaitetos un adı sorulduğunda yanıt olarak heceleri saymakla yetinildiğindeki gibi gülünç bulacaktır. Bu yanıt doğru bir sanıya dayanılarak verilir, ama yanıtı veren kendisinin gramerci olduğunu ve Theaitetos adının gramer bakımından bir açıklamasını verebileceğini sanar. 36 Oysa o, doğru bir sanıyla birlikte öğelerin tam sayımını veremedikçe akılsal bir açıklama vermiş olamaz. 37 Başka bir ifadeyle hiç kimse doğru bir sanıyla (true opinion) bir şeyi öğelerinde tam olarak betimleyemezse bilgi sayılması açısından herhangi bir şeyi tanımlayamaz 38 (206c-207b). Sokrates e göre yukarıdaki örnekte araba hakkında doğru bir sanı vardır. Ama sadece, arabanın yüz parçası yoluyla onun doğasını ayrıntılı olarak verebilen kişi, bu ekleme aracılığı ile doğru sanısına, ayrıca açıklamayı katmış olur. 39 Böylece o, arabanın doğası 33 Bu ifadelerin yerine açıklama yetisi veya ifade gücü de konulabilir (Kennedy ve Paley). 34 Bu cümleler için bakınız, Gökberk, Kennedy, Fowler, DYDE ve Paley. 35 Bu cümleler için bakınız, Gökberk, Kennedy ve DYDE. 36 Bakınız, Gökberk. 37 Bu cümle için bakınız, Fowler. 38 Bakınız, Kennedy. 39 Bu çeviri için bakınız, Kennedy. Diğer bir çeviri şudur: Ama arabanın yüz parçasını da sayarak onun özsel doğasını (essential nature of a wagon) tam anlamıyla betimleyebilen kişi, bu fazlalığı dolayısıyla, doğru sanıya akılsal bir açıklama katmış olur (Fowler, Gökberk ve DYDE). Gökberk, doğru sanıya eklenen anlamı, birçok yerde olduğu gibi burada da kanıt diye çevirir. 8

9 hakkında tekniksel (technical knowledge) bir bilgiye sahip olur. Bu nedenle de yalnızca bu kişi, öğeler dolayısıyla bütünü tam olarak betimlemiş 40 olur 41 (207c). Sokrates, bu ifadelerinden sonra yeniden ad, hece ve harf ilişkisine döner. Onun buradaki uslamlamalarını, pek başarılı olarak göremediğimi ifade edebilirim. Buradaki uslamlamaların, yukarıdaki arabayla ilgili ortaya koyulanlara göre mantıksal bakımdan zayıf olduğunu söyleyebilirim. Çünkü olasılıkla, onun, yukarıdaki örneklerde uzunca işlenen ikinci anlamdaki açıklamaya dayanan doğru sanının, bilgi olmadığını araba örneği üzerinden götürerek sonuçlandırması daha sağlam ve yerinde olurdu. Yine de, onun ad ve hece ilişkisiyle ilgili uslamlamalarını şöyle özetleyebilirim. Herhangi biri, sırasıyla yazarsa harfler yardımıyla betimlemeye sahip olduğu için doğru bir sanıyla Theaitetos yazabilir. Ama o, doğru bir sanıya sahip olması aracılığı ile bilgiye sahip olmadan yazar. O, bunu, doğru sanıyla akılsal açıklamayı birleştirerek yapar. Çünkü o, harfler yoluyla betimlemeye sahip olduğu için yazar ki buna da akılsal açıklama denir. 42 Öyleyse Sokrates e göre akılsal açıklamayla birleşmiş olan doğru sanıya, henüz bilgi denilemez 43 (208b-c). O, bu ifadesinden sonra akılsal açıklamanın üçüncü anlamını ele alır. Bundan önce o, akılsal açıklamanın ilk iki anlamını ele aldı. Birincisi, düşüncenin dilde toplanmasıdır. İkincisi ise biraz önce ele alınan öğeler yoluyla bütüne erişmektir. 44 Üçüncüsüne gelince bu da herkesin düşündüğü, yani konuyu bütün başka şeylerden ayıran bir işaret göstermektir. Buna yönelik Sokrates şöyle bir örnek getirir: Örneğin, Güneş Dünyanın çevresinde dönen göksel cisimlerin en parlağıdır. 45 Yani bir şeyi başka şeylerden ayıran farkı kavrayan kimse, kimilerinin dediği gibi açıklamayı (explanation) da kavrar. 46 Ama bu kimse, ortak olan niteliğe dokunduğunda veya tutunduğunda, onun açıklaması da yalnızca bu ortak olan niteliğe (birçok şeyde bulunan) dayanır 47 (208d-e). Bunlara göre, herhangi bir şey hakkında doğru sanıya sahip olan bir kimse, sanısına bir 40 Üç çeviride de describe sözcüğü ya da onun türevleri geçer (Kennedy, Fowler, Paley). 41 Bu çeviri için bakınız, Kennedy, Gökberk ve Fowler. 42 Bakınız, Gökberk, Kennedy ve Fowler. 43 Bakınız, Gökberk, Kennedy ve Fowler. 44 Bakınız, Gökberk, Kennedy ve Fowler. 45 Bakınız, Gökberk, Kennedy ve Fowler, DYDE ve Paley. 46 Bakınız, Gökberk ve Fowler. Kennedy, DYDE ve Paley çevirilerinde ise definition sözcüğü geçer. Bu sözcük Türkçe ye tanım olarak çevrilir, ancak sözlükte onun açıklama anlamı da söz konusudur. Öte yandan Fowler çevirisi burada definition ve explanation sözcüklerini eş anlamlı olarak kullanır. 47 Bakınız, Fowler, DYDE ve Gökberk. 9

10 de söz konusu şeyi, diğer şeylerden ayıran kavrayışını ekler. Böylece o kişi, daha önce sanısına sahip olduğu şeyin bilgisini kazanmış olur 48 (208e). Sokrates, bu konuyla ilgili başka bir örneği de Theaitetos üzerinden verir. Varsayalım ki Sokrates Theaitetos un doğru bir sanısına sahiptir. Eğer o, sanısına onun açıklamasını (definition or explanation) 49 da eklerse, böylece Theaitetos un bilgisini kazanmış olur. Eğer Sokrates, ona ait bir açıklamaya sahip değilse, yalnızca onun sanısına sahip olur. Sokrates e göre bu açıklama, Theaitetos un ayrımının anlatılması veya yorumlanmasıdır (interpretation) 50. Öyleyse Sokrates, Theaitetos la ilgili yalnızca bir sanıya sahip olursa, onu başka şeylerden ayıran farkı kavrayamaz. 51 Sokrates, bu durumda, Theaitetos a olduğu kadar başkalarına da ait olan yalnızca ortak özelliklerin (common features) bir kavrayışına sahip olur. 52 Böyle bir durumda o, Theaitetos la ilgili sanısında, başkasına ait sanısından daha fazlasına sahip olmaz. Örneğin Sokrates in, bir insan olan ve burnu, gözleri ve ağzı olan birinin Theaitetos olduğunu düşündüğünü varsayalım; bu varsayım, onun Theaitetos u Theodoros tan daha fazla düşünmesini sağlamaz. 53 Ya da Sokrates in bir kişiyi, yalnızca burnu veya gözleriyle değil, ayrıca yassı bir burnu ve dışarıya doğru çıkık gözleriyle düşündüğü varsayıldığında, bu halde Sokrates Theaitetos u kendisinden veya bu özelliklere sahip bir başkasından daha fazla düşünmez 54 (209a-c). Sokrates konuyla ilgili başka bir örneği de şu şekilde ifade eder: Sanıma göre sana özgü olan bu burun yassılığının ve başka özelliklerin izlenimine sahip olana ve bu izlenimi ruhumda saklayana kadar Theaitetos u bir sanı nesnesi olarak düşünemem. Sonra bu hatırlatıcı, (Theaitetos a ait izlenimler), yarın seninle gene karşılaştığımda, belleğimde uyanacak veya canlanacak ve senin hakkında doğru sanıya sahip olmama neden olacak (209d) Bakınız, Fowler. 49 Bakınız, Fowler. Kennedy ve DYDE çevirilerinde definition, Paley çevirisinde ise account (or definition) yer alır. 50 Bakınız, Kennedy, Fowler, DYDE. Gökberk te bu cümle şöyledir: fakat açıklama da senin ayrılığının gösterilmesinden ibarettir. 51 Bakınız, Gökberk, Kennedy ve Fowler. 52 Bakınız, DYDE, Kennedy. 53 Çeviri için bakınız, Kennedy, Gökberk ve Fowler. 54 Çeviri için bakınız, Kennedy, Gökberk ve Fowler. 55 Çeviri için bakınız, Fowler ve Gökberk. 10

11 Sokrates in bu örnekten sonra yaptığı çıkarsama şöyledir: Öyleyse doğru sanı, her bir durumda, farkla ilgili olur. 56 Burada Sokrates, açıklamanın doğru sanıya eklenmesinin ne olduğunu sorgular. Eğer onunla, bir şeyi diğerlerinden ayıran bir tarzdaki sanının eklenmesi kastediliyorsa, bu bütünüyle gülünç olur. 57 Başka bir ifadeyle o, bir şeyi geri kalan kısımdan ayıran fark yoluyla bir sanının eklenmesi olarak tanımlanırsa, bu saçma olur. 58 Anladığım kadarıyla bu, bu şekildeki bir sanının doğru bir sanıya eklenmesidir. Böyle bir halde, sanı-her ne kadar bir şeyi diğerlerinden ayıran bir tarzda olsa da- doğru sanıya eklenir. Dolayısıyla sanı sanıya eklenmiş olur. Sokrates e göre yukarıdaki kurala göre ayrımları içeren doğru bir sanıya, ayrımları içeren doğru bir sanının eklenmesi söz konusu olur. 59 Sokrates e göre eğer açıklamayı ekleme emriyle, sadece farkın sanısını değil, farkın bilgisini de ekleyin denirse, bu durumda bilginin en güzel bir tanımı bütün anlamıyla bir maskaralık olmuş olur. 60 Çünkü bilmek, bilgiyi kazanmaktır. 61 Sokrates e göre açıklamayı ekleyin diyen kişiye, bilgi nedir diye sorulsa o, şöyle yanıt verir: Bilgi, farkın bilgisi ile birlikte olan doğru sanıdır. Bilgiyi bu şekilde tanımlayan kişiye göre, açıklamanın eklenmesiyle kastedilen de budur 62 (209d-210a). Bütün bunlardan sonra Sokrates e göre, bilginin tanımını ararken, onu farkın veya başka herhangi bir şeyin bilgisi ile birlikte olan doğru sanı diye tanımlamak tam anlamıyla budalalık olur. 63 Böylece bilgi, ne algıdır (perception) 64 ne doğru sanıdır (true opinion) ve ne de doğru sanıyla birlikte olan açıklamadır (reason or explanation) 65 (210b). 56 Bu çeviri için bakınız, Kennedy ve Fowler. Diğer çeviriler ise şöyledir: Right opinion must cover the differences which belong to each thing (doğru sanı, her şeye ait farkları kapsamalıdır) [DYDE]; Onun için, her şey hakkındaki doğru sanı da farka dayanır (Gökberk); It seems then that correct opinion also will be concerned with the difference in each object (her nesne/şey hakkındaki doğru sanı, ayrıca farkla ilgili olur) [Paley]. 57 Bakınız, Kennedy. 58 Bakınız, Fowler. 59 Bu çeviri için bakınız, DYDE. 60 Bu çeviri için bakınız, DYDE ve Gökberk. 61 Bakınız, Kennedy, Fowler ve Gökberk. 62 Bakınız, Kennedy, Fowler ve Gökberk. 63 Bakınız, Kennedy, Fowler ve Gökberk. 64 Bakınız, Gökberk ve Fowler. Kennedy ve DYDE çevirisinde ise sensible perception terimi geçer. 65 Bakınız, Fowler ve Kennedy. 11

12 Sonuç Bu yazıyla ulaştığım sonuçları bu bölümde şöyle ifade edebilirim. Platon, Theaitetos adlı söyleşisinde bilgi sorunlarını algı, sanı ve açıklama bakımından irdeler. O, bu söyleşide bu terimlerden oluşturulmuş üç bilgi tanımını inceler. Ben, bunlardan sonuncusunu veya üçüncüsünü çözümlemeye çalıştım. Bu tanım şöyleydi: Bilgi, akılsal açıklamayla veya açıklamayla birlikte olan doğru sanıdır. Platon bu tanımı birçok açıdan incelemeye alır. O bu bağlamda bu tanımı çelişmezlik yasasını ilke alarak sınamaya çalışır. Platon un bu ve diğer iki tanıma yönelik sonuç yargısı olumsuzdur. Buna göre bilgi, ne algıdır ne doğru sanıdır ve ne de doğru sanıyla birlikte olan açıklamadır. Ona göre bu tanımlar yanlıştır. Çünkü bunlar, kendilerinde, mantıksal bakımdan kusurludurlar. Onun burada izlediği yöntemi çürütme yoluyla gerçekleştirilen tanıtlama olarak görebiliriz. Dolayısıyla Platon bu tanımı tanıtlamalarla çürütmeye çalışmaz. O, Sokrates karakterini ve onun diyalektiğini kullanarak söz konusu tanımı ileri sürenleri konuşturur ve onların mantıklı konuşup konuşmadıklarını göstermeye çalışır. Dolayısıyla onun tanıtlama yöntemi kendini burada çürütme yoluyla gösterir. Bu söyleşide Theaitetos un öne sürdüğü iki tanım çürütülünce o, başkasından duymuş olduğu tanımı şöyle dile getirir. Bilgi, akılsal açıklamayla birlikte olan doğru sanıdır. Bu tanıma göre açıklamadan yoksun olanın, bilgiyle hiçbir ilişkisi yoktur. Dolayısıyla akılsal açıklamaya sahip olan bilinebilir, ama ondan yoksun olan ise bilinemez. Bunu Theaitetos da onaylar. Bunun üzerine Sokrates, söz konusu tanımı öğe ve bileşik ilişkisi üzerinden incelemeye alır. O, böylece açıklamanın veya akılsal açıklamanın bilgi ile ilişkisinin ne olduğunu araştırmayı amaçlar. Bu bağlamda Sokrates, ilkin Theaitetos a şu soruyu sorar: Hecelerin açıklandığı ama harflerin açıklanmadığı doğru mudur? O, bunu onaylar. Çünkü ona göre bir öğe gene bir öğe ile ifade edilemez. Öyleyse harflerin açıklanamaz olduğu doğrudur. Bunun üzerine Sokrates, böylece öğenin, yani harfin bilinemez, ama hecenin bilinebilir olduğu sözünün doğru olarak tanıtlanmış olduğunu belirtir. Bu noktadan sonra Sokrates, ona, hecenin harflerle ilişkisi açısından nasıl adlandırılması gerektiğini sorduktan sonra şöyle bir sonuca varır. Heceyi bilmek için, önceden bu hecenin her bir harfini tek başına bilmek gerekir. Bu durumda harf de tek başına açıklanamadığı için, hece de bilinemez. Böylece Theaitetos un harf açıklanamaz, ama hece açıklanabilir görüşü boşa çıkar. 12

13 Başka bir bakımdan Theaitetos un söz konusu düşüncesi şu şekilde de çürütülmüş olur. Burada Sokrates hecenin bir sıra harfler değil de birbirine uygun öğelerin bir araya gelmesiyle meydana gelen bir tek form/idea olarak görülmesi gerektiğini söyler. O, bu bağlamda parça, bütün, toplam, tekil toplamı gibi kavramlar arasındaki ilişkiyi uzunca incelemeye alır. Bunun sonucunda, onun vardığı sonuçları özetle şöyle belirtebilirim. Eğer hece parçalara sahip değilse ve bir tek formsa, o da harfle aynı sınıfa düşer. Eğer, hece birçok harfe sahipse ve -harfler onun parçaları olarak- belli bir bütünse, heceler ile harfler bilinebilmede ve ifade edilebilmede eşit derecededirler. Öyleyse hecenin bilinebilir ve ifade edilebilir, ama harf için ise bunun tersi olduğu söylenirse, bu kabul edilemez. Bu düşünceye göre, hece de bir bütün olarak harf gibi bir öğe olur. Hece bu biçimde olduğu için, onun hakkında da bir açıklama getirilemez. Böylece Theaitetos un görüşü çürütülmüş sayılır. Çünkü o daha önce hecenin (bileşik) açıklanabilir, ama harfin -öğe olduğundan dolayı- açıklanamaz olduğunu söylemişti. Oysaki hece bir tek form/idea olduğu için, o da harf gibi bir öğedir. Dolayısıyla o da açıklanamaz. Sokrates bu noktadan sonra açıklama veya akılsal açıklamadan neyin kastedildiğini araştırmaya yönelir. Ona göre açıklama ifadesinden, şu üç anlamdan biri kastedilir. Birincisi, düşüncenin dile getirilmesi veya ifade edilmesidir. İkincisi, öğeler yoluyla bütüne erişmektir. Üçüncü ise bir şeyi diğer şeylerden ayıran bir farkın gösterilmesidir. Açıklamanın birinci anlamına göre doğru sanısı olan herkeste açıklama da birlikte bulunur. Bundan dolayı da bilginin doğru sanıdan başka bir şey olması olası değildir. Bu anlama göre doğru sanının ifade edilmesi açıklama demektir. Sokrates bunun üzerinde fazla durmaz. İkinci anlamda da öğelerin sayılması yoluyla bütüne ulaşma söz konusu olur. Buna göre öğelerin tam sayımı verilmedikçe akılsal bir açıklama yapılmış olmaz. Örneğin, bir yük arabasının bütün parçaları sayılabildiği takdirde bir açıklama verilmiş sayılır. Sokrates e göre yalnızca, arabanın yüz parçası yoluyla onun doğasını ayrıntılı olarak verebilen kişi, bu ekleme aracılığı ile doğru sanısına, ayrıca açıklamayı katmış olur. Böylece o, arabanın doğası hakkında tekniksel (technical knowledge) bir bilgiye sahip olur. Bu nedenle yalnızca bu kişi öğeler dolayısıyla bütünü tam olarak betimlemiş olur. Sokrates in burada bilginin değil, betimlemenin olduğuna dikkat çeker. O, bu ikinci anlamı bir de ad, hece ve harf ilişkisi bakımından inceler. Sokrates doğru sanının bu anlamdaki açıklamayla birleştirilmesini henüz bilgi olarak görmez. 13

14 Açıklamanın üçüncü anlamında ise farkın bilgisi söz konusuydu. Buna göre bir şeyi başka şeylerden ayıran farkı kavrayan kimse, açıklamayı da kavramış olur. Herhangi bir şey hakkında doğru sanıya sahip olan kişi, sanısına bir de sanı nesnesini diğer şeylerden ayıran kavrayışını ekler. Böylece bu kişi daha önce sanısına sahip olduğu şeyin bilgisini de kazanmış olur. Örneğin varsayalım ki biri, Güneş hakkında doğru bir sanıya sahiptir. Bu kimse, Güneş i diğer göksel cisimlerden en parlak niteliği ile ayırt ettiğinde, onunla ilgili doğru sanısına, ayrıca açıklamasını da eklemiş olur. Öte yandan bu kişi fark olarak ortak bir niteliği kavradığında, onun açıklaması da yalnızca bu ortak niteliğe dayanır. Yani onun kavradığı nitelik birçok şeyde bulunan bir şeydir. Sokrates bu konuyla ilgili olarak bir örnek de Theaitetos üzerinden verir. Örneğin Sokrates in, bir insan olan ve burnu, gözleri ve ağzı olan birinin Theaitetos olduğunu düşündüğünü varsayalım; bu varsayım, onun Theaitetos u Theodoros tan daha fazla düşünmesini sağlamaz. Çünkü Sokrates, Theaitetos u başkalarında da olan özelliklerle düşündüğü için, o onunla ilgili sanısında, Theodoros hakkındaki sanısından daha fazlasına sahip değildir. Bu durumda Sokrates in Theaitetos sanısı, Theodoros sanısından daha güçlü değildir. Çünkü onun, Theaitetos u başkalarından ayıran özellikler olarak düşündüğü nitelikler, Theodoros ta da vardır. Sokrates son olarak açıklamanın, doğru sanıya eklenmesinin ne anlama geldiğini ele alır. Eğer açıklamanın eklenmesi ile bir şeyi diğerlerinden ayıran bir tarzdaki sanının eklenmesi kastediliyorsa, bu bütünüyle gülünç olur. Çünkü bu durumda farkın bilgisine yönelik olan sanı, doğru sanıya eklenmiş olur. Dolayısıyla da sanı sanıya katılmış olur. Sokrates e göre eğer açıklamayı ekleme sözüyle, yalnızca farkın sanısını değil, farkın bilgisini de ekleyin denirse, böyle bir ifade, bilginin tanımına yönelik çok saçma olur. Ona göre açıklamayı ekleyin diyen kişiye, bilgi nedir diye sorulsa o, şöyle yanıt verir: Bilgi, farkın bilgisi ile birlikte olan doğru sanıdır. Bilgiyi bu şekilde tanımlayan kişiye göre, açıklamanın eklenmesiyle kastedilen de budur. Kısaca açıklamanın eklenmesi, herhangi bir sanı nesnesi hakkındaki ayırıcı nitelik bilgisinin, aynı sanı nesnesine ilişkin olan doğru sanıya katılması demektir. Başka bir ifadeyle açıklamanın eklenmesi ile belirli bir nesneye ilişkin ayrım bilgisinin, gene bu aynı nesne hakkındaki doğru sanıya katılması kastedilir. Bütün bu nedenlerle Sokrates e göre, bilginin tanımını ararken, onu farkın veya başka herhangi bir şeyin bilgisi ile birlikte olan doğru sanı diye tanımlamak tam anlamıyla budalalık olur. Böylece bilgi, ne algıdır ne doğru sanıdır ve ne de doğru sanıyla birlikte olan açıklamadır. 14

15 KAYNAKLAR Arslan, Ahmet, İlkçağ Felsefe Tarihi-Sofistlerden Platon a-, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, Copleston, Frederick, Platon, (çev., Aziz Yardımlı), İdea, İstanbul, Hegel, G. W. F., Felsefi Bilimler Ansiklopedisi I Mantık Bilimi, (Çeviri ve Sunuş: Aziz Yardımlı), İdea yayınevi, İstanbul, Platon, Theaitetos (çev: Macit Gökberk), Diyaloglar 2 içinde, Remzi Kitabevi, İstanbul, Platon, The Theaetetus of Plato (çev: Benjamin Hall Kennedy), Cambridge: At The University Press, London, Platon, The Theaetetus of Plato (çev: Lewis Campbell), Oxford, Platon, The Theaetetus of Plato (çev: S. W. DYDE), London, Platon, Plato Theaetetus Sophist (çev: H. N. Fowler), London, Platon, The Theaetetus of Plato (çev: F. A. Paley), London,

FARABİ DE BEŞ TÜMEL. Doktora Öğrencisi, Sakarya İlahiyat Fakültesi, İslam Felsefesi Bilim Dalı,

FARABİ DE BEŞ TÜMEL. Doktora Öğrencisi, Sakarya İlahiyat Fakültesi, İslam Felsefesi Bilim Dalı, FARABİ DE BEŞ TÜMEL Yakup ÖZKAN Giriş Farabi (ö. 950) ortaçağın en önemli felsefecilerinden biridir. Eserlerinin arasında Mantık Bilimi ile ilgili olanları daha fazladır. Farabi, mantıkçı olarak İslam

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi)

Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi) Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi) Şimdi bu beş mantıksal operatörün nasıl yorumlanması gerektiğine (semantiğine) ilişkin kesin ve net kuralları belirleyeceğiz. Bir deyimin semantiği (anlambilimi),

Detaylı

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ TÜRKÇE DERSİ EĞİTİM PLANI

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ TÜRKÇE DERSİ EĞİTİM PLANI BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ TÜRKÇE DERSİ EĞİTİM PLANI Bireyselleştirilmiş Eğitim Planı Hazırlanan Öğrencinin; Adı: Soyadı: Doğum Tarihi: Yaşı: Öğrencinin Ailesine Ait Bilgiler: ADI- SOYADI BABA ANNE MESLEĞİ ADRES

Detaylı

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) ÖĞRENCİNİN ADI-SOYADI:

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) ÖĞRENCİNİN ADI-SOYADI: BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) ÖĞRENCİNİN ADI-SOYADI: BEP HAZIRLAMA TARİHİ: Öğrencinin şu anki performans düzeyi: Dil ve anlatımı başarır. Sözcükte anlam bilgisini kavramaz. Kendini basitçe

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

İŞİTME YETERSİZLİĞİ OLAN BİREYLER İÇİN PERFORMANS BELİRLEME FORMU

İŞİTME YETERSİZLİĞİ OLAN BİREYLER İÇİN PERFORMANS BELİRLEME FORMU T.C Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü İŞİTME YETERSİZLİĞİ OLAN BİREYLER İÇİN PERFORMANS BELİRLEME FORMU 2009 PROGRAMDA YER ALAN MODÜLLER VE SÜRELERİ Modülün

Detaylı

AYRIK YAPILAR ARŞ. GÖR. SONGÜL KARAKUŞ- FIRAT ÜNİVERSİTESİ TEKNOLOJİ FAKÜLTESİ YAZILIM MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ, ELAZIĞ

AYRIK YAPILAR ARŞ. GÖR. SONGÜL KARAKUŞ- FIRAT ÜNİVERSİTESİ TEKNOLOJİ FAKÜLTESİ YAZILIM MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ, ELAZIĞ AYRIK YAPILAR P r o f. D r. Ö m e r A k ı n v e Y r d. D o ç. D r. M u r a t Ö z b a y o ğ l u n u n Ç e v i r i E d i t ö r l ü ğ ü n ü ü s t l e n d i ğ i «A y r ı k M a t e m a t i k v e U y g u l a

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

TÜRKÇE MODÜLÜ BİREYSEL EĞİTİM PLANI (TÜRKÇE DERSİ) (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE

TÜRKÇE MODÜLÜ BİREYSEL EĞİTİM PLANI (TÜRKÇE DERSİ) (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE KISA DÖNEMLİ MATERYAL YÖNTEM- i doğru kullanır. 1 2 3 4 Söylenen sözcüğü tekrar eder. Gösterilen ve söylenen nesnenin adını söyler. Gösterilen nesnenin adını söyler. Resmi

Detaylı

Durûs Kitabı 1. Cilt Gramer Kuralları. Üç Hareke

Durûs Kitabı 1. Cilt Gramer Kuralları. Üç Hareke ب س م الل ه الر ح ن الر ح ي م Durûs Kitabı 1. Cilt Gramer Kuralları Üç Hareke ا ل ر ك ات الث الث ة Kesra(Esre) - Damme (Ötre) - ف ت ح ة - (Üstün) Fetha ض م ة ك س ر ة (i) (u) (a) Sükûn(Cezm) Şedde - - س

Detaylı

MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER

MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER BEBEKLİK DÖNEMİNDE (0 3 YAŞ) ERKEN TANI İÇİN KRİTİK DÖNEMLER Bebeklik dönemi, gelişimin en hızlı ilerlediği dönemdir. Çevrelerine

Detaylı

İngilizce nasıl öğrenilir?

İngilizce nasıl öğrenilir? 1/5 İngilizce nasıl öğrenilir? İlk önce Yabancı dil nasıl öğrenilmez? sorusu ile başlayalım mı? Gramer çalışarak yabancı dil öğrenilemez. Neden mi? Şu cümleye bir bakın: Sorular çalıştıklarınızdan mı çıktı?

Detaylı

BASICS OF ENGLISH SENTENCE STRUCTURE

BASICS OF ENGLISH SENTENCE STRUCTURE BASICS OF ENGLISH SENTENCE STRUCTURE What must we remember? (Neyi hatırlamalıyız?) 1. Sentence Structure / Word Order Cümle Yapısı / Sözcük Sırası Bilindiği gibi İngilizce Cümleler Türkçe gibi yazılmamaktadır.

Detaylı

AÖF İLAHİYAT ÖNLİSANS PROGRAMI 1. KİTAP ÜNİTE 1. Okuma Parçası. Tercüme

AÖF İLAHİYAT ÖNLİSANS PROGRAMI 1. KİTAP ÜNİTE 1. Okuma Parçası. Tercüme AÖF İLAHİYAT ÖNLİSANS PROGRAMI 1. KİTAP ÜNİTE 1 الجملة CÜMLE Okuma Parçası :.... Tercüme Okul Okul büyüktür. Bahçesi geniştir. Okulun kapıları yüksektir. Sınıfları çoktur. Öğrenciler okula sabah girerler

Detaylı

DAO İLE SQL KOMUTLARI. Sql komutlarını artık veri tabanında kullanmaktan başka çaremiz yok arkadaşlar. Şimdi bu sql derslerimize başlayalım.

DAO İLE SQL KOMUTLARI. Sql komutlarını artık veri tabanında kullanmaktan başka çaremiz yok arkadaşlar. Şimdi bu sql derslerimize başlayalım. DAO İLE SQL KOMUTLARI Sql komutlarını artık veri tabanında kullanmaktan başka çaremiz yok arkadaşlar. Şimdi bu sql derslerimize başlayalım. SQL-1 SELECT En basit SQL cümleciği oluşturmak için SELECT sözcüğü

Detaylı

4. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

4. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 4. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ TEMALAR 1. TEMA: BİREY VE TOPLUM 2. TEMA: DEĞERLERİMİZ 3. TEMA: ATATÜRK 4. TEMA: ÜRETİM-TÜKETİM VE VERİMLİLİK 5. TEMA: SAĞLIK VE ÇEVRE 6. TEMA: YENİLİKLER VE GELİŞME 7. TEMA:

Detaylı

Algoritma Geliştirme ve Veri Yapıları 3 Veri Yapıları. Mustafa Kemal Üniversitesi

Algoritma Geliştirme ve Veri Yapıları 3 Veri Yapıları. Mustafa Kemal Üniversitesi Algoritma Geliştirme ve Veri Yapıları 3 Veri Yapıları Veri yapısı, bilginin anlamlı sırada bellekte veya disk, çubuk bellek gibi saklama birimlerinde tutulması veya saklanması şeklini gösterir. Bilgisayar

Detaylı

Veritabanı. SQL (Structured Query Language)

Veritabanı. SQL (Structured Query Language) Veritabanı SQL (Structured Query Language) SQL (Structured Query Language) SQL, ilişkisel veritabanlarındaki bilgileri sorgulamak için kullanılan dildir. SQL, bütün kullanıcıların ve uygulamaların veritabanına

Detaylı

Basit SQL Sorguları Veritabanından verilerin SELECT cümleleri ile alınması işlemine sorgulama denir.

Basit SQL Sorguları Veritabanından verilerin SELECT cümleleri ile alınması işlemine sorgulama denir. SQL SELECT CÜMLELERİ Oracle birçok kullanışlı ve güçlü özellikleri olan bir veritabanıdır. Bu özelliklerinin birçoğu SQL ile ilgilidir. VTYS lerinin çoğunluğunda veriler ile çalışmak için SQL kullanılmaktadır.

Detaylı

"Farklı?-Evrensel Dünyada Kendi Kimliğimizi Oluşturma" İsimli Comenius Projesi Kapsamında Yapılan Anket Çalışma Sonuçları.

Farklı?-Evrensel Dünyada Kendi Kimliğimizi Oluşturma İsimli Comenius Projesi Kapsamında Yapılan Anket Çalışma Sonuçları. "Farklı?-Evrensel Dünyada Kendi Kimliğimizi Oluşturma" İsimli Comenius Projesi Kapsamında Yapılan Anket Çalışma Sonuçları. Survey Results Which Were Done in Comenius Project named'' Different? Building

Detaylı

BAĞLAÇ. Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere "bağlaç" denir.

BAĞLAÇ. Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere bağlaç denir. BAĞLAÇ Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere "bağlaç" denir. Bağlaçlar da edatlar gibi tek başlarına anlamı olmayan sözcüklerdir. Bağlaçlar her

Detaylı

abstract Sınıflar 1 Sınıf sınıf1 new class Ama aşağıdaki şekilde referans alınabilir;

abstract Sınıflar 1 Sınıf sınıf1 new class Ama aşağıdaki şekilde referans alınabilir; abstract Sınıflar 1 Özet sınıflar ya da özet metotlar abstract anahtar sözcüğü kullanılarak tanımlanırlar. Bir temel sınıf içinde bildirilen abstract metotların içeriği boştur. Kendisinden yeni bir instance

Detaylı

ULUSAL LİSE ÖĞRENCİLERİ ARASI 6.SALİH ZEKİ MATEMATİK ARAŞTIRMA PROJELERİ YARIŞMASI RAPORU HADARİZM SHORTCUT (MATEMATİK) PROJEYİ HAZIRLAYANLAR

ULUSAL LİSE ÖĞRENCİLERİ ARASI 6.SALİH ZEKİ MATEMATİK ARAŞTIRMA PROJELERİ YARIŞMASI RAPORU HADARİZM SHORTCUT (MATEMATİK) PROJEYİ HAZIRLAYANLAR ULUSAL LİSE ÖĞRENCİLERİ ARASI 6.SALİH ZEKİ MATEMATİK ARAŞTIRMA PROJELERİ YARIŞMASI RAPORU HADARİZM SHORTCUT (MATEMATİK) PROJEYİ HAZIRLAYANLAR SELİM HADAR DANIŞMAN ÖĞRETMEN SANDRA GÜNER ULUS ÖZEL MUSEVİ

Detaylı

HESAP. (kesiklik var; süreklilik örnekleniyor) Hesap sürecinin zaman ekseninde geçtiği durumlar

HESAP. (kesiklik var; süreklilik örnekleniyor) Hesap sürecinin zaman ekseninde geçtiği durumlar HESAP Hesap soyut bir süreçtir. Bu çarpıcı ifade üzerine bazıları, hesaplayıcı dediğimiz somut makinelerde cereyan eden somut süreçlerin nasıl olup da hesap sayılmayacağını sorgulayabilirler. Bunun basit

Detaylı

Ders Kodu Teorik Uygulama Lab.

Ders Kodu Teorik Uygulama Lab. Ders Kodu Teorik Uygulama Lab. Ulusal Kredi Öğretim planındaki AKTS Ardıl Çeviri 222032000001425 2 0 0 2 5 Ön Koşullar : Bu dersin ön koşulu ya da yan koşulu bulunmamaktadır. Önerilen Dersler : ---- Dersin

Detaylı

Önermelerin doğru veya yanlış olabilmesine doğruluk değerleri denir.

Önermelerin doğru veya yanlış olabilmesine doğruluk değerleri denir. A. MANTIĞIN ALANI ve İLKELERİ 1- Mantığın Tanımı Mantığın temel amacı (bilimsel dilden günlük dile kadar tüm alanlardaki) ifadeleri genel bir yöntemle inceleyerek doğruluk ya da yanlışlık yargısıyla değerlendirebilmektir.

Detaylı

İlkokuma Yazma Öğretimi

İlkokuma Yazma Öğretimi İlkokuma Yazma Öğretimi Günümüzün ve geleceğin öğrencilerinin yetiştirilmesinde, ilk okuma-yazma öğretiminin amacı; sadece okuma ve yazma gibi becerilerin kazandırılması değil, aynı zamanda düşünme, anlama,

Detaylı

(Bu örnekte görüldüğü gibi aktive cümlenin nesnesi, pasif cümlenin öznesi konumuna geçmektedir.)

(Bu örnekte görüldüğü gibi aktive cümlenin nesnesi, pasif cümlenin öznesi konumuna geçmektedir.) Passive voice "edilgen" anlamındadır. Bir cümlenin Active kullanımında yüklemi yapan bellidir ve özne olarak adlandırılır. Passive kullanımında ise özne yüklemden etkilenir. Eylemi yapanın, yani öznenin

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

DUA ETTİĞİNİZDE. J. Robert Ashcroft. ICI Elemanlarıyla İşbirliği İçinde Hazırlanmıştır Resimler: David Cahill Çeviren: Hande Taylan ICI

DUA ETTİĞİNİZDE. J. Robert Ashcroft. ICI Elemanlarıyla İşbirliği İçinde Hazırlanmıştır Resimler: David Cahill Çeviren: Hande Taylan ICI DUA ETTİĞİNİZDE J. Robert Ashcroft ICI Elemanlarıyla İşbirliği İçinde Hazırlanmıştır Resimler: David Cahill Çeviren: Hande Taylan ICI Yeni Yaşam Yayınları İsteme Adresi: ICI P.K.: 33 Bakırköy İstanbul

Detaylı

21.10.2009. KIŞILIK KURAMLARı. Kişilik Nedir? Kime göre?... GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ

21.10.2009. KIŞILIK KURAMLARı. Kişilik Nedir? Kime göre?... GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ KIŞILIK KURAMLARı GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ Kişilik Nedir? Psikolojide kişilik, kapsamı en geniş kavramlardan biridir. Kişilik kelimesinin bütün teorisyenlerin üzerinde anlaştığı bir tanımlaması yoktur.

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS MESLEKİ İNGİLİZCE II İLH 418 8 2+0 2 3

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS MESLEKİ İNGİLİZCE II İLH 418 8 2+0 2 3 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS MESLEKİ İNGİLİZCE II İLH 418 8 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Seçmeli Dersin

Detaylı

Etik Karar Alma Modeli

Etik Karar Alma Modeli General Dynamics'te, neredeyse her gün iş etiğiyle ilgili kararlarla karşı karşıya geliyoruz. Bunların birçoğu çok açık ve çözüm için fazla düşünmek gerekmiyor: doğal bir tepki olarak doğru olanı yapıyoruz.

Detaylı

TÜRKÇE. Değerlendirme 1 Harf Bilgisi. A. Seviyorum B. Süt. A. Anne B. Dede. C. Baba. A. Kaplumbağa B. Tavşan C. Kurbağa. A. Okul B.

TÜRKÇE. Değerlendirme 1 Harf Bilgisi. A. Seviyorum B. Süt. A. Anne B. Dede. C. Baba. A. Kaplumbağa B. Tavşan C. Kurbağa. A. Okul B. Ad :... Değerlendirme 1 Harf Bilgisi 1. 5. Selin Süt içmeyi seviyorum. Selin in cümlesindeki hangi sözcüğün harf sayısı en azdır? Seviyorum Süt Anne Dede Baba Yukarıda verilen sözcüklerin hangisi sözlükte

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

Fıstıkçı Şahap d t c ç

Fıstıkçı Şahap d t c ç To and from We have already seen the suffıx used for expressing the location of an object whether it s in, on or at something else: de. This suffix indicates that there is no movement and that the object

Detaylı

A LANGUAGE TEACHER'S PERSONAL OPINION

A LANGUAGE TEACHER'S PERSONAL OPINION 1. Çeviri Metni - 9 Ekim 2014 A LANGUAGE TEACHER'S PERSONAL OPINION Why is English such an important language today? There are several reasons. Why: Neden, niçin Such: gibi Important: Önemli Language:

Detaylı

Bir işaretli büyüklük sayısında en soldaki basamak bir işaret içerir. Diğer basamaklarda ise sayısal değerin büyüklüğü (mutlak değeri) gösterilir.

Bir işaretli büyüklük sayısında en soldaki basamak bir işaret içerir. Diğer basamaklarda ise sayısal değerin büyüklüğü (mutlak değeri) gösterilir. İşaretli Tamsayı Gösterimi 1. İşaretli Büyüklük Bir işaretli büyüklük sayısında en soldaki basamak bir işaret içerir. Diğer basamaklarda ise sayısal değerin büyüklüğü (mutlak değeri) gösterilir. Örnek

Detaylı

Endüstriyel Tasarım Tescilinde Yenilik ve Ayırt Edici Nitelik Değerlendirmesi. İç Mimarlık Ve Çevre Tasarımı Bölümü, Beytepe Kampusu 06800 Ankara,

Endüstriyel Tasarım Tescilinde Yenilik ve Ayırt Edici Nitelik Değerlendirmesi. İç Mimarlık Ve Çevre Tasarımı Bölümü, Beytepe Kampusu 06800 Ankara, Endüstriyel Tasarım Tescilinde Yenilik ve Ayırt Edici Nitelik Değerlendirmesi Öğr. Gör. Dr. Gülçin Cankız ELİBOL Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, İç Mimarlık Ve Çevre Tasarımı Bölümü, Beytepe

Detaylı

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI Okul öncesi dönem genel anlamda tüm gelişim alanları açısından temellerin atıldığı

Detaylı

İTÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü, BLG433-Bilgisayar Haberleşmesi ders notları, Dr. Sema Oktuğ

İTÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü, BLG433-Bilgisayar Haberleşmesi ders notları, Dr. Sema Oktuğ Bölüm 3 : HATA SEZME TEKNİKLERİ Türkçe (İngilizce) karşılıklar Eşlik sınaması (parity check) Eşlik biti (parity bit) Çevrimli fazlalık sınaması (cyclic redundancy check) Sağnak/çoğuşma (burst) Bölüm Hedefi

Detaylı

Muhasebe ve Ürün Fiyatlandırma

Muhasebe ve Ürün Fiyatlandırma Muhasebe ve Ürün Fiyatlandırma İçindekiler - Muhasebede Uzmanlık Alanları - Satış Fiyatı Tespitinde Maliyetlerin Kullanılması - Satış Fiyatı Tespit Yöntemleri 1) Üretim Maliyetine Dayanan Satış Fiyatı

Detaylı

İNGİLİZCE 1 KISA ÖZET

İNGİLİZCE 1 KISA ÖZET DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETĠN ĠLK ÜNĠTESĠ SĠZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERĠLMĠġTĠR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNĠTELERĠ ĠÇĠNDEKĠLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBĠLĠRSĠNĠZ. İNGİLİZCE 1 KISA ÖZET 1 KOLAYAOF 2 İÇİNDEKİLER

Detaylı

SQL (Structured Query Language)

SQL (Structured Query Language) SQL (Structured Query Language) Genel SQL SQL çok yüksek seviyeli bir dildir. Biraz ingilizce bilgisi gerektirir. Programlama dillerine göre öğrenilmesi çok daha kolaydır. Çünkü programlama dillerindeki

Detaylı

A Tüm S ler P dir. Tümel olumlu. E Hiçbir S, P değildir. Tümel olumsuz. I Bazı S ler P dir. Tikel olumlu. O Bazı S ler P değildir.

A Tüm S ler P dir. Tümel olumlu. E Hiçbir S, P değildir. Tümel olumsuz. I Bazı S ler P dir. Tikel olumlu. O Bazı S ler P değildir. Yargı cümlelerinde sınıf terimler birbirlerine tüm ve bazı gibi deyimlerle bağlanırlar. Bunlara niceleyiciler denir. Niceleyiciler de aynen doğruluk fonksiyonu operatörleri (önerme eklemleri) gibi mantıksal

Detaylı

4. Deneme 15 Nisan. O.4.3 Okuduğu metinde geçen kelime, deyim ve atasözlerini cümle içinde kullanır. 3

4. Deneme 15 Nisan. O.4.3 Okuduğu metinde geçen kelime, deyim ve atasözlerini cümle içinde kullanır. 3 4. Deneme 5 Nisan O.4.3 Okuduğu metinde geçen kelime, deyim ve atasözlerini cümle içinde kullanır. 3 D.B.. Basit, türemiş ve birleşik fiillerin kuruluş ve anlam özelliklerini kavrar. K..0 Konuşmasında

Detaylı

sayıların kümesi N 1 = { 2i-1: i N } ve tüm çift doğal sayıların kümesi N 2 = { 2i: i N } şeklinde gösterilebilecektir. Hiç elemanı olmayan kümeye

sayıların kümesi N 1 = { 2i-1: i N } ve tüm çift doğal sayıların kümesi N 2 = { 2i: i N } şeklinde gösterilebilecektir. Hiç elemanı olmayan kümeye KÜME AİLELERİ GİRİŞ Bu bölümde, bir çoğu daha önceden bilinen incelememiz için gerekli olan bilgileri vereceğiz. İlerde konular işlenirken karşımıza çıkacak kavram ve bilgileri bize yetecek kadarı ile

Detaylı

Ekonometri Ders Notları İçin Önsöz

Ekonometri Ders Notları İçin Önsöz Ekonometri Ders Notları İçin Önsöz Yrd. Doç. Dr. A. Talha YALTA Ekonometri Ders Notları Sürüm 2,0 (Ekim 2011) Açık Lisans Bilgisi İşbu belge, Creative Commons Attribution-Non-Commercial ShareAlike 3.0

Detaylı

A, B ve C gibi üç tane mantıksal değişkenimiz olsun. Ayrıca iki tane de kuralımız bulunsun : R1: if A, then B R2: if B then C

A, B ve C gibi üç tane mantıksal değişkenimiz olsun. Ayrıca iki tane de kuralımız bulunsun : R1: if A, then B R2: if B then C GİRİŞ Uzman sistemlerde, bilgi tabanında mevcut kurallar ve gerçeklerin çeşitli şekillerde kullanılmasıyla yeni birtakım gerçeklere ulaşılması, bilginin kullanılmasının en yaygın hallerinden birisidir.

Detaylı

Her güzelin bir kusuru var

Her güzelin bir kusuru var Her güzelin bir kusuru var Posted date: Ekim 30, 2012 Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bu yıl ilk kez düzenlenen İstanbul Tasarım Bienali kapsamında hazırladığı Her güzelin bir kusuru var

Detaylı

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK Matematik,adını duymamış olsalar bile, herkesin yaşamlarına sızmıştır. Yaşamın herhangi bir kesitini alın, matematiğe mutlaka rastlarsınız.ben matematikten

Detaylı

DERS BİLGİLERİ TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2

DERS BİLGİLERİ TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2 Ön Koşul Dersleri Yok Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler Dersin

Detaylı

PESA-1 (05.11.2014) - İlkokul Konu Dağılımları SINIF A DERS ÜNİTE KAZANIM

PESA-1 (05.11.2014) - İlkokul Konu Dağılımları SINIF A DERS ÜNİTE KAZANIM 2. sınıf 1 Türkçe (1.TEMA) Okuduğunu Anlama Okuduklarında karşılaştırmalar yapar. 2. sınıf 2 Türkçe (1.TEMA) Okuduğunu Anlama Okuduklarında sebep-sonuç ilişkileri kurar. 2. sınıf 3 Türkçe (1.TEMA) Okuduğunu

Detaylı

DERS ÖĞRETİM PLANI. Prof. Dr. Yaşar AYDINLI

DERS ÖĞRETİM PLANI. Prof. Dr. Yaşar AYDINLI DERS ÖĞRETİM PLANI TÜRKÇE 1 Dersin Adı: Ortaçağ ve Rönesans ta Felsefe 2 Dersin Kodu: FLS 1012 3 Dersin Türü: Zorunlu 4 Dersin Seviyesi: Lisans 5 Dersin Verildiği Yıl: 6 Dersin Verildiği Yarıyıl: 7 Dersin

Detaylı

POWER POİNT 2007 DERS NOTLARI

POWER POİNT 2007 DERS NOTLARI POWER POİNT 2007 DERS NOTLARI Power Point sunu yapmak için kullanılan bir programdır. İçerisindeki slaytlar çoğaltıltıp düzenlenerek sunu gerçekleştirilir. Bir Power Point 2007 programının dosya uzantısı

Detaylı

SAYI SİSTEMLERİ. 1. Sayı Sistemleri. Sayı Sistemlerinde Rakamlar

SAYI SİSTEMLERİ. 1. Sayı Sistemleri. Sayı Sistemlerinde Rakamlar SAYI SİSTEMLERİ 1. Sayı Sistemleri Sayı sistemleri; saymak, ölçmek gibi genel anlamda büyüklüklerin ifade edilmesi amacıyla kullanılan sistemler olarak tanımlanmaktadır. Temel olarak 4 sayı sistemi mevcuttur:

Detaylı

TÜRKÇE BİÇİM KISA ÖZET. www.kolayaof.com

TÜRKÇE BİÇİM KISA ÖZET. www.kolayaof.com DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. TÜRKÇE BİÇİM BİLGİSİ KISA ÖZET www.kolayaof.com

Detaylı

ÜNLÜLER BÜYÜK ÜNLÜ UYUMU. Türkçe bir sözcükte kalın ünlülerden sonra kalın, ince ünlülerden sonra ince ünlülerin gelmesine büyük ünlü uyumu denir.

ÜNLÜLER BÜYÜK ÜNLÜ UYUMU. Türkçe bir sözcükte kalın ünlülerden sonra kalın, ince ünlülerden sonra ince ünlülerin gelmesine büyük ünlü uyumu denir. ÜNLÜLER 1 Türkçe de sekiz ünlü harf vardır: A, E, I, Í, O, Ö, U, Ü DÜZ GENÍŞ Geniş dar geniş dar KALIN A I O U ÍNCE E Í Ö Ü BÜYÜK ÜNLÜ UYUMU Türkçe bir sözcükte kalın ünlülerden sonra kalın, ince ünlülerden

Detaylı

PAPATYALAR ve PARLAK YILDIZLAR SINIFLARI ŞUBAT AYI BÜLTENİ

PAPATYALAR ve PARLAK YILDIZLAR SINIFLARI ŞUBAT AYI BÜLTENİ PAPATYALAR ve PARLAK YILDIZLAR SINIFLARI ŞUBAT AYI BÜLTENİ KAVRAMLAR *Büyük küçük orta *Sivri-küt *Önünde-arkasında *Alt-üst-orta *Altında-üstünde-ortasında *Arasında *Renk kavramı: Kahverengi, gri *Sayı

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Adı Kodu Yarıyıl Teor+Uyg. Saat Kredi AKTS. Mesleki İngilizce MSİ301 5 3+0 3 5. Yabancı Diller Yüksekokulu

DERS BİLGİLERİ. Ders Adı Kodu Yarıyıl Teor+Uyg. Saat Kredi AKTS. Mesleki İngilizce MSİ301 5 3+0 3 5. Yabancı Diller Yüksekokulu DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyıl Teor+Uyg. Saat Kredi AKTS Mesleki İngilizce MSİ301 5 3+0 3 5 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Dersin Koordinatörü Türkçe Lisans Seçmeli Yabancı

Detaylı

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ Tutum Tutum bir kişinin diğer bir kişi, bir olay veya çevresi ile ilgili olarak negatif veya pozitif tavırdır. Tutum Tutumlar değerler gibi sosyal ve duygusal inşalardır

Detaylı

İletişimin Bileşenleri

İletişimin Bileşenleri Düşünce, bilgi ve duyguların; sözcük, yazı ve resim gibi semboller kullanarak anlaşılır hale getirilmesi, paylaşılması ve etkileşim sağlanmasıdır. İletişim Sürecinde; Dönüt (feedback) sağlanamıyorsa iletişim

Detaylı

Bu işleçlerin dışında, aşağıda belirtilen karşılaştırma işleçlerinden de yararlanılır.

Bu işleçlerin dışında, aşağıda belirtilen karşılaştırma işleçlerinden de yararlanılır. 18 SQL SORGU DİLİ SQL (Structured Query Language) yapısal sorgu dili, veritabanı yönetim sistemlerinin standart programlama dili olarak bilinmektedir. SQL dilinin Access içinde sorgu pencerelerinde veya

Detaylı

İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ile. canlı uygulama

İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ile. canlı uygulama İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ile canlı uygulama İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi Uygulamasına Dayanan Kaynaklar projesine, Eğitim Çalışma ve İşyeri İlişkileri Bakanlığı aracılığıyla Avustralya Hükümeti tarafından

Detaylı

"IF CLAUSE KALIPLARI"

IF CLAUSE KALIPLARI "IF CLAUSE KALIPLARI" am / is / are doing have / has done can / have to / must / should be to do was / were did, was / were to do was / were doing had to do should do had done had been doing had had to

Detaylı

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler İçindekiler xiii Önsöz ı BİRİNCİ KISIM Sofistler 3 1 Giriş 6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler 17 K a y n a k la r 17 Sofistlerin G enel Ö zellikleri

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 2. DÖNEM NİSAN - MAYIS - HAZİRAN 1.SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU

2014-2015 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 2. DÖNEM NİSAN - MAYIS - HAZİRAN 1.SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2014-2015 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 2. DÖNEM NİSAN - MAYIS - HAZİRAN 1.SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU Sayın Veli, 2014-2015 Eğitim - Öğretim yılı başından itibaren uyguladığımız programla ilgili olarak

Detaylı

VEKTÖR UZAYLARI 1.GİRİŞ

VEKTÖR UZAYLARI 1.GİRİŞ 1.GİRİŞ Bu bölüm lineer cebirin temelindeki cebirsel yapıya, sonlu boyutlu vektör uzayına giriş yapmaktadır. Bir vektör uzayının tanımı, elemanları skalar olarak adlandırılan herhangi bir cisim içerir.

Detaylı

MARMARA ÜNİVERSİTESİ PATENT HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ Senato: 08 Mayıs 2012 / 302-4. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

MARMARA ÜNİVERSİTESİ PATENT HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ Senato: 08 Mayıs 2012 / 302-4. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MARMARA ÜNİVERSİTESİ PATENT HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ Senato: 08 Mayıs 2012 / 302-4 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı, Marmara Üniversitesi çalışanlarının

Detaylı

Dinleme Kuralları. 1. Aşağıda verilen cümlelerden hangisi doğrudur?

Dinleme Kuralları. 1. Aşağıda verilen cümlelerden hangisi doğrudur? 1. SINIF Dinleme Kuralları TEST-1 1. Aşağıda verilen cümlelerden hangisi doğrudur? A) Dinleme sırasında müzik dinleyebiliriz. Dinleme için hazırlık yapmalıyız. Dinleme sırasında resim yapabiliriz. 2. Aşağıdaki

Detaylı

DUYU ORGANIMIZ DİL. Dilimizin hangi bölgesiyle hangi tatları alırız?

DUYU ORGANIMIZ DİL. Dilimizin hangi bölgesiyle hangi tatları alırız? DUYU ORGANIMIZ DİL Dil, tat duyusu (Geschmackssinn) organımızdır. Ağzımız içinde sürekli hareket eder (beweglich). Dilimiz sadece tat almamıza (Schmecken) yardım etmez, ayrıca besinlerin çiğnenmesine ve

Detaylı

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz Adem in elması nasıl boğazında kaldı? Adem: Tanrım, kime görünelim kime görünmeyelim? Tanrı: Bana görünmeyin de kime görünürseniz görünün. Kovuldunuz. Havva: Ama

Detaylı

Arkadaşınız Kutsal Ruh

Arkadaşınız Kutsal Ruh Yardımsever Arkadaşınız Kutsal Ruh 2 Yardımsever Arkadaşınız Kutsal Ruh L. Jeter Walker ICI University Elemanlarıyla İşbirliği İçinde Hazırlanmıştır. Çeviren: Hande Taylan Redaktör: Doug Clark ICI University

Detaylı

DERS BĠLGĠLERĠ. Ders Adı Kodu Yarıyıl Teor+Uyg. Saat Kredi AKTS

DERS BĠLGĠLERĠ. Ders Adı Kodu Yarıyıl Teor+Uyg. Saat Kredi AKTS DERS BĠLGĠLERĠ Ders Adı Kodu Yarıyıl Teor+Uyg. Saat Kredi AKTS Mesleki İngilizce YDİ302 6 3+0 3 5 Ön KoĢul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Seçmeli Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

Dilbilgisi ve Diller

Dilbilgisi ve Diller Dilbilgisi ve Diller Doç.Dr.Banu Diri 1. Her biçimsel dil belirli bir alfabe üzerinde tanımlanır. 2. Alfabe sonlu sayıda simgelerden oluşan bir kümedir. 3. Alfabedeki simgelerin arka arkaya getirilmesi

Detaylı

Açıköğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi AUAd

Açıköğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi AUAd Açıköğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi AUAd auad.anadolu.edu.tr Başlarken AUAd Yazım Kuralları sayfasından size uygun olan şablonu seçiniz. Microsoft Word 2010 ortamı ya da üstü sürümü kullanınız.

Detaylı

DİL VE KONUŞMA GÜÇLÜĞÜ OLAN BİREYLER İÇİN PERFORMANS BELİRLEME FORMU

DİL VE KONUŞMA GÜÇLÜĞÜ OLAN BİREYLER İÇİN PERFORMANS BELİRLEME FORMU T.C Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü DİL VE KONUŞMA GÜÇLÜĞÜ OLAN BİREYLER İÇİN PERFORMANS BELİRLEME FORMU 2009 PROGRAMDA YER ALAN MODÜLLER VE SÜRELERİ

Detaylı

Ek 3. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMI MAYIS AYI KAZANIM GÖSTERGELERİ : SELAHATTİN MÜZEYYEN KAÇAKER ANAOKULU

Ek 3. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMI MAYIS AYI KAZANIM GÖSTERGELERİ : SELAHATTİN MÜZEYYEN KAÇAKER ANAOKULU MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMI MAYIS AYI KAZANIM GÖSTERGELERİ Okul Adı : SELAHATTİN MÜZEYYEN KAÇAKER ANAOKULU Tarih : MAYIS AYI Yaş Grubu (Ay) : 36-66 AY Öğretmen Adı : AYLAR MAYIS

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

Matematik Mühendisliği - Mesleki İngilizce

Matematik Mühendisliği - Mesleki İngilizce Matematik Mühendisliği - Mesleki İngilizce Tanım - Definition Tanım nasıl verilmelidir? Tanım tanımlanan ismi veya sıfatı yeterince açıklamalı, gereğinden fazla detaya girmemeli ve açık olmalıdır. Bir

Detaylı

PREFACE TÜRKİYE DE YABANCI DİL EĞİTİMİNİ ENGELLEYEN KEMİKLEŞMİŞ HATALAR

PREFACE TÜRKİYE DE YABANCI DİL EĞİTİMİNİ ENGELLEYEN KEMİKLEŞMİŞ HATALAR PREFACE TÜRKİYE DE YABANCI DİL EĞİTİMİNİ ENGELLEYEN KEMİKLEŞMİŞ HATALAR Yabancı dil eğitimi, ülkemizde yıllardır çözülememiş en önemli sorunlardan biridir. Çok uzun süredir bu sorunun ötelenmiş veya çözülememiş

Detaylı

Bu gerçeği bilen Atatürk, Türk Dil Kurumunu kurdu. ( Aşağıdaki ilk üç soruyu parçaya göre cevaplayın.)

Bu gerçeği bilen Atatürk, Türk Dil Kurumunu kurdu. ( Aşağıdaki ilk üç soruyu parçaya göre cevaplayın.) Dil ve kültür birbirini tamamlar. Biri olmadan diğeri olmaz. Dil, ulusal olduğu ölçüde ulusal kültür oluşur. Biraz Fransızca, biraz İngilizce çokça Arapça sözcüklerle dolu bir dil ile ulusal kültür oluşmaz.

Detaylı

İNGİLİZCE HAZIRLIK PROGRAMI 5. SEVİYE ÖĞRENCİ ÖĞRETİM PROGRAMI

İNGİLİZCE HAZIRLIK PROGRAMI 5. SEVİYE ÖĞRENCİ ÖĞRETİM PROGRAMI Seviye: 5 CEFR Seviyesi: B2 Ders programı: Dersler 8 hafta sürmektedir. Öğrenciler, her gün 5 saat olmak üzere haftanın beş günü İngilizce eğitimi almaktadırlar. (8x 25 saat= 200 saat) Ofis saatleri: Okutmanlar,

Detaylı

ADI SOYADI : OKUL NO : SINIFI : 4/ NOTU : FEVZİ ÖZBEY İLKOKULU FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ 1. DÖNEM 1. YAZILISI

ADI SOYADI : OKUL NO : SINIFI : 4/ NOTU : FEVZİ ÖZBEY İLKOKULU FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ 1. DÖNEM 1. YAZILISI FEVZİ ÖZBEY İLKOKULU FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ 1. DÖNEM 1. YAZILISI 1. Aşağıdaki iskeletin temel bölümlerinin isimlerini yazınız. İskeletin temel bölümlerinin görevlerini belirtiniz. ( 10 puan) Bölümleri

Detaylı

Türkçede Orta Hece Düşmesi

Türkçede Orta Hece Düşmesi سقوط المقطع األوسط في اللغة التركية ا.م.د محسن كوثر إن سقوط المقطع الاوسط في الكلمات المتكونة من ثلاثة مقاطع في اللغة التركية هي الاكثر انتشا ار فبعض المقاطع في اللغة التركية يتكون من حرف صوتي واحد فسقوطه

Detaylı

Türkçe ve Arapçada Sessiz Harfler Karşılaştırma Çalışması

Türkçe ve Arapçada Sessiz Harfler Karşılaştırma Çalışması Abstract Türkçe ve Arapçada Sessiz Harfler Karşılaştırma Çalışması الباحثة : هدى حسن This is an abstract of a thesis entitled A contrastive study of Turkish and Arabic consonants. In fact, languages have

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı, Düzce Üniversitesi çalışanlarının yaptığı

Detaylı

GENİŞ ZAMAN SIMPLE PRESENT TENSE

GENİŞ ZAMAN SIMPLE PRESENT TENSE GENİŞ ZAMAN SIMPLE PRESENT TENSE Does he go to the theater? O tiyatroya gider mi? ÖRNEK CÜMLELER VE KALIPLAR Yes, he goes to the theater. Evet, o tiyatroya gider. Do you like swimming? Yüzmeyi sever misin?

Detaylı

VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA

VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA (BIP116) Yazar: Doç.Dr.İ.Hakkı.Cedimoğlu SAKARYA ÜNİVERSİTESİ Adapazarı Meslek Yüksekokulu Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi ne aittir.

Detaylı

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Ders Tanıtım Formu Dersin Adı Öğretim Dili Yabancı Dil I İngilizce Dersin Verildiği Düzey Ön Lisans (X) Lisans ( ) Yüksek Lisans( ) Doktora( ) Eğitim Öğretim Sistemi Örgün Öğretim (x ) Uzaktan Öğretim(

Detaylı

Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989.

Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989. Ç. Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt 2, Sayı 2, Temmuz-Aralık 2002 KİTAP TANITIMI Yrd. Doç. Dr. Hasan KAYIKLIK Çukurova Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological

Detaylı

Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Ortak Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri

Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Ortak Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Ortak Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri 1. Yıl Ders Planı Türkiye Türkçesi ETO703 1 2 + 1 8 Türk dilinin kaynağı, gelişimi; Türkiye Türkçesinin diğer dil ve lehçelerle

Detaylı

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik Video Başlığı Açıklamalar Süresi Yetkinlikler Liderlikte Güncel Eğilimler Konuşan Değil, Dinleyen Lider Son on yıl içinde liderlik ve yöneticilik konusunda dört önemli değişiklik oldu. Bu videoda liderlik

Detaylı

Bilimsel Yasa Kavramı. Yrd.Doç.Dr. Hasan Said TORTOP Kdz.Ereğli-2014

Bilimsel Yasa Kavramı. Yrd.Doç.Dr. Hasan Said TORTOP Kdz.Ereğli-2014 Bilimsel Yasa Kavramı Yrd.Doç.Dr. Hasan Said TORTOP Kdz.Ereğli-2014 Bilimsel yasa her şeyden önce genellemedir. Ama nasıl bir genelleme? 1.Bekarla evli değildir. 2. Bahçedeki elmalar kırmızıdır 3. Serbest

Detaylı

Kekemelik, konuşmanın akıcılığıyla ilgili bir iletişim bozukluğudur. Ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla

Kekemelik, konuşmanın akıcılığıyla ilgili bir iletişim bozukluğudur. Ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla Kekemelik Nedir? Kekemelik, konuşmanın akıcılığıyla ilgili bir iletişim bozukluğudur. Ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla ortaya çıkan konuşmanın akıcılığının bozulduğu durum

Detaylı