GENEL BİLGİLER PROSTAT ANATOMİSİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "GENEL BİLGİLER PROSTAT ANATOMİSİ"

Transkript

1 GİRİŞ VE AMAÇ Prostat kanseri erkeklerde ensık görülen tümördür ve malignite nedeniyle meydana gelen ölümlerde ikinci sırada yer almaktadır (13-16). Prostat kanseri histolojik olarak heterojen bir neoplazmdır. Histolojik grade; Gleason tarafından tanımlanan grade leme sistemine dayanılarak yapılmaktadır (17). Geniş hasta serilerinde histolojik grade in prognoza etkileri araştırılmıştır ve Gleason grade ine yardımcı olabilecek ek morfolojik belirleyicilere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu moleküler faktörlerden biri intersellüler adezyon molekülü olan E-cadherin diğeri ise monomerik integral membran metalloendopeptidaz olan CD10 dur (29-32,65,70). Bu çalışmanın amacı; prostat karsinomunun histolojik derecelendirilmesinde E- cadherin ve CD10 un yararlı bir yöntem olup olmayacağını belirlemektir. 1

2 GENEL BİLGİLER PROSTAT ANATOMİSİ Prostat; erkeklerde üretranın başlangıç kısmını çevreleyen glandüler ve fibromüsküler dokulardan oluşan sıkı kıvamlı bir organdır (1). Büyüklüğü kişiye göre değişiklik göstermekle birlikte orta boyda bir kestane büyüklüğü ve şeklindedir (2). Ağırlığı yaklaşık 20 gramdır (3). Yüksekliği 2,5-3 cm, genişliği sağ-sol 4 cm, kalınlığı ön-arka 2,5 cm kadardır (2). Yaklaşık 1 mm kalınlığında bir kapsülle çevrilidir (4). Prostat; Diafragma Ürogenitalis in üstünde, Vesika Ürinaria nın arka alt yüzü altında, Symphysis Pubika nın arkasında, Rectum un önünde ve Ürethra nın Pars Prostatica sının çevresinde bulunur. Prostatın yukarıda bulunan tabanına Basis Prostate, aşağıda bulunan tepesine Apex Prostate, ön yüzüne Facies Anterior, arka yüzüne Facies Posterior, sağ ve sol yan yüzlerine Facies İnferolateralis adı verilir (2). Prostatın Arterleri, Arteria İliaca İnterna nın yan dallarından olan Arteria Vesicalis İnferior ve Arteria Rectalis İnferior dan gelir. Prostatın Venleri, Pleksus Venosus Vesicalis ve Pleksus Venosus Prostaticus yolu ile Vena İliaca İnterna ya dökülür. Prostatın Lenfatikleri; Prostat çevresinde bir ağ yapan lenfatik damarları Nodi Lymphatici İliaci Eksterni ve İnterni ile Nodi Lymphatici Sacrales e dökülürler. 2

3 Prostatın Sinirleri, Otonom sinir sisteminin Pleksus Hypogastricus adı verilen sinir ağından çıkan sinir iplikleri prostatın çevresinde Pleksus Prostaticus u meydana getirirler ve bu sinir ağından çıkan sinir iplikleri de prostatın içine girerek dağılırlar (2,4). PROSTAT EMBRİYOLOJİSİ Wolf kanalının kloakaya açıldığı yer hizasında Primer Üretra nın arka duvarında oluşan bir divertikulumdan gelişir. Bir süre sonra Primer Üretra nın yan ve ventral duvarlarında da taslaklar belirir. Pubertaya kadar prostatın gelişimi azdır, ondan sonra son şeklini alır (5). Prostatta Yaşlara Göre Değişim Doğumda, prostat bezin çoğunu teşkil eden stroma içinde gömülü olan kanal sisteminden oluşur. Foliküller, kanallardaki küçük tomurcuklarla sembolize olmuştur. Büyük bir olasılıkla fötal kanda dolaşan östrojenin etkisiyle prostatik utrikül, kollikulus seminalis ve kanal epitelinde skuamöz metaplazi ve hipertrofi vardır haftada bu değişim durur ve 9. yaşa kadar prostatta çok küçük yapısal değişimler görülür. Bu yaşta kanal epitelinde hiperplazi ve yan tomurcuk gelişimi sonucu kanallar oluşur. Bu yaştan puberteye kadar bez hacminde progresif bir artış görülür. Pubertede 6 ay- 1 yıl gibi kısa bir zamanda hızla değişiklikler olur. Bunlar içinde en göze çarpan değişim, bezin bu süre içinde iki misli hacim artışıdır. Bu hacmi sağlayan; folikül artımı, kanallardaki uç tomurcuk artımı, kanalların dallanması ve değişimidir. Bunların yanı sıra stromada sıkılaşma ve rölatif olarak stromanın glandüler yapıya göre azalması meydana gelir. Bu değişiklikler muhtemelen testiküler testesterona bağlıdır. Üçüncü on yıl süresince glandüler epitel artar ve foliküller içinde epitelyal katlantılar meydana gelir. Bundan sonra genellikle yaşa kadar büyüklüğü sabit kalır. Foliküllerdeki epitelyal katlantılar kaybolur, foliküller belirginleşir ve amyloid cisimlerin sayısı artar. Bunlar prostatik involusyonunun başlangıcını gösterir yaşından sonra prostatta ya benign hiperplazi gelişerek ölüme dek hacmi giderek büyür ya da progresif olarak atrofi meydana gelir (1). 3

4 PROSTAT HİSTOLOJİSİ Prostat esas olarak fibromüsküler stroma ve bunlarla iç içe geçmiş glandüler epitelyal hücrelerden oluşmaktadır (6-8). Epitelyal Hücreler Epitel esas olarak tek katlı prizmatik ise de yer yer çok sıralı görünüş kazanır. Bez içinde çoğu yerde epitelden lümene doğru villöz veya papiller uzantılar bulunur. Glandüler yapıların belirgin bazal membranları vardır ve birbirinden fibromüsküler stroma ile ayrılmışlardır (7). Epitelyal glandüler yapılar yaklaşık 25 adet ekskretuar kanalla veru montanum ve mesane boynu arasındaki bölgede prostatik üretra tabanına açılırlar. Periferal zona ait glandüler yapılar veru montanumun distaline, santral zona ait olanlar ise veru montanumun proksimaline drene olurlar. Bu genel histolojik özelliklere sahip glandüler yapının içinde 4 temel hücre grubu bulunmaktadır (9). Kolumnar Sekretuvar Hücreler: Epitelyal hücrelerin en önemli bölümünü oluştururlar. Prostatik asit fosfataz (PAF) ve prostat spesifik antijenin sentezlendiği hücrelerdir ve androjen reseptörleri içerirler. Yalnızca prostat asinuslarında değil prostatik kanallar ve prostatik üretrada da bulunurlar. Sekretuar hücreler, granüler veya homojen sitoplazmadan zengin, sınırları belirsiz, uzun kolumnar hücrelerdir (9). Bazal Hücreler: Bazal membranda bulunan hücrelerdir. Bunlar sitoplazmadan fakir, iyi sınırlı küboidal veya kısa kolumnar hücrelerdir. Sekretuvar hücrelerden farklı olarak PAF ve PSA için boyanma göstermezler, keratin tip 4,5 ve 6 içerirler. Bu hücrelerin androjen reseptörleri de yoktur. Lokal regülatör maddelerin salgılanmasından sorumlu oldukları düşünülmektedir. Bazal hücrelerin sekretuvar hücreler ve ayrıca skuamöz, transizyonel ve müsinöz epitelyuma transforme olma yetenekleri vardır (9). Transizyonel Epitel: Ekstretuvar kanallarda ve üretrada bulunur (9). Endokrin-parakrin Hücreler: Normal prostatta az sayıdadırlar. Çok sayıda peptidin yapılmasından sorumlu hücrelerdir. Bu peptitlerden en iyi bilinen serotonindir. Diğerleri arasında kalsitonin ve somatostatin sayılabilir (9). 4

5 Stroma Stroma, fibröz ve müsküler dokudan yapılmıştır (7). Tüm prostat dokusunun %30-70 ini oluşturur. En belirgin olduğu yer anterior kısmıdır. Kapsül, glanda sıkı sıkıya yapışmıştır ve kollikulus seminalis düzeyinin altında, krista üretralis içinde lateral kitleleri birbirinden ayıran median bir septum ile devam eder. Müsküler doku esas olarak düz kastan yapılmıştır. Üretranın ventralinde bir düz miyosit tabakası fibromüsküler septum içindeki esas kas kitlesiyle birleşmek üzere kıvrım yapmaktadır. Buna ek olarak, bu yapının anteriorunda hilal şeklinde bir çizgili kas transvers olarak, derin perineal poşta inferiora doğru üretral sfinkter ile devam etmektedir. Buradan çıkan lifler, kollajen liflerle lateralde kapsüle yapışır. Diğer kollajen lifler ise posteromediale doğru geçerek prostatik fibromüsküler septumlar ve krista üretralisin septumuyla birleşmektedir (9). PROSTAT KANSERLERİ Genel Özellikler Prostat kanseri ABD de erkeklerde en sık görülen malignensi olup,bu populasyonda ki ölümlerin %10 undan sorumludur (10-13). Gelişmiş ülkelerin verilerine göre, prostat kanseri ikinci en sık tanı konulan ve dördüncü en sık ölüme yol açan malignite olduğu için dünya çapında önemli bir sağlık sorunudur (14-16). Elli yaşın üzerindeki erkeklerde prostat kanseri görülme sıklığı otopsi çalışmalarıyla %30 oranında bulunmuştur. Hastaların %75 i 75 yaş ve üzerindedir (12). Prostat kanseri erkeklerdeki kanserlerin başında gelip, bunu ikinci olarak akciğer kanseri izlemektedir (17). Ölüm oranlarıda bununla aynıdır. Siyah erkeklerde beyaz erkeklere göre 1,5 kat daha fazladır (11,12). Çoğu ülkede yaşla beraber insidenste artma vardır. Prostatik karsinomda hormonal faktörler de rol oynar. Hastalık puberteden önce hadım edilenlerde görülmez (10,18). Karaciğer sirozu nedeniyle hiperöstrojenizm izlenen olgularda ise görülme sıklığı düşüktür (12). %5-10 prostatik karsinom vakalarında genetik geçiş olduğu düşünülmüştür (12,14,19). Eğer bir erkeğin kardeşinde veya babasında prostatik karsinom varsa, bu kişide, normal populasyona göre kanser riski 2-3 kat daha fazladır (11,12). Diyet, veneryal hastalık, seksüel alışkanlık ve sigara içimiyle ilgili korelasyon izlenmemiştir (10,14). 5

6 Nodüler hiperplazi izlenen hastalarda veya bu yüzden transüretral rezeksiyon geçirenlerde prostatik karsinom gelişme riski ispatlanamamıştır ancak bu iki durum sıklıkla beraber izlenmektedir (10). Sıklıkla prostatik kanser teşhisi alan hastaların %75 i 65 yaş üzeridir fakat tümör genç erişkinlerde hatta çocuk ve adolesanlarda bile izlenebilir. Sıklığı yaşla beraber artar. Rastlantısal karsinom sıklığı %15 ile %70 arasında değişmekte ve buda direkt olarak hasta yaşı ve örnekleme ile ilgili olarak bulunmaktadır (10). Klinik Özellikler Prostat karsinomunda rektal muayene hem pratik hem de güvenilir metoddur (12,14). Ancak patolojik tanımlama önemlidir (12,20,21). Çünkü erken karsinomların fokal nodüler hiperplazi, granülomatöz prostatit, tüberküloz, infarkt veya lithiazis ile ayırıcı tanısının yapılması gerekir (10). Transrektal USG 5mm den küçük karsinomların bile (hipoekoik lezyon olarak ortaya çıkar) gösterilmesinde yararlıdır ancak %30 vakada atlanabilir. Bunlar izoekoik olarak görülen grup olup şu anda bunları ortaya koyacak herhangi bir alet yoktur (14). Prostatik spesifik antijen (PSA): Wang tarafından 1979 da tanımlanan glikoproteindir. Prostat asinüs epitelinden salgılanır. Kan düzeyleri günlük değişir. PSA 0-4 ng/ml ise normal, 4-10 ng/ml şüpheli, ng/ml biyopsi endikasyonu, 20 ng/ml üzerinde ise de tümör kabul edilmektedir. PSA hastanın yaşıyla ve benign prostat hiperplazisinin volümü ile koşutluk göstermektedir. Yaş ilerledikçe artar (17,21,22). PSA duktus epiteli kaynaklı tümörlerde %100 artar. İyi diferansiye karsinomlar, az ve indiferansiyelerden daha çok PSA yapar (12,14,22). Yüksek sensitivite ve spesifiteye sahip olduğu kadar, hızlı, ucuz ve minimal invaziv bir testtir (11,12,14). PSA nın hafif yüksekliği nodüler hiperplazide de izlenmektedir, ancak seri takiplerde yükseklik devam etmekte ise biyopsi ile doğrulanmalıdır (3,10). Prostat karsinomlu hastaların hemen hemen yarısında PSA değerleri 10 mg/ml nin üzerindedir. PSA yüksekliği prostatitlerde, prostatik infarktlarda, prostatın majör travmasında, (iğne biyopsisi veya TUR gibi) izlenebilir ancak bu yükseklik geçicidir ve tedavi sonrası normal değerlere iner. Rektal muayene, transrektal USG ve serum PSA ölçümü üçlüsü erken prostatik karsinom açısından kuvvetli tanısal değer taşımaktadır (12,22). 6

7 Patolojik Özellikler Prostat karsinomu iki büyük grupta incelenebilir. Periferal duktus ve asinilerin adenokarsinomu (sekonder) ve Büyük duktusların karsinomu (primer). Bu morfolojik ayrım her iki tümörün de farklı orijinden köken aldığı inanışına göre yapılmaktadır. Ancak (daha önce memede olduğu gibi) bu histolojik yaklaşım, her iki paternin sıklıkla bir arada görülmesi özelliğine ters düşmektedir. Diğer bir alternatif yaklaşım ise, tümörün yapısını belirleyenin tümörün orjini değil de büyüme bölgesinin etkili olduğudur. Tümörlerin büyük kısmı ilk kategoriye aittir ve birçok çalışma, bu kategoriyi referans alarak tümörlerde grade leme, stage leme, prognoz ve tedavi protokolleri ortaya koyarak yapılmıştır. Bu iki majör tümör tip aynı anda prostatta görülmektedir, bunlar aynı neoplazmlarda kombine özellikler taşıyan nadir tümörlerdir (10). Periferal duktus ve asinilerin adenokarsinomu: Prostatik karsinomların genelde posterior lobda görüldüğü sıklıkla vurgulanmaktadır. Bu lobun sınırlarının değişik olmasından dolayı, bu yaklaşım esas olarak doğrudur. Bundan daha önemli bir gerçek ise prostatik karsinomların esas olarak periferal zondan posterior, lateral veya anterior olarak hastalığın geç dönemleri hariç periüretral bölümleri kapsayacak şekilde çıkmasıdır (14). Gros olarak tümörün görülmesi zor olabilir, ancak genellikle gri veya sarımsı renkte, düzensiz sınırlı, sert kitle şeklindedir (11). Mikroskopik olarak, prostatik adenokarsinom geniş bir spektruma sahip olup anaplastik tümörden, normal prostatik glanddan zor ayrımı yapılabilen iyi diferansiye neoplazmlara kadar uzanabilir. 4 majör yapısal patern vardır. Bunlar; orta büyüklükte glandlar, küçük glandlar, diffüz tek hücre şeklinde infiltrasyon ve kribriform paterndir (10). Orta büyüklükte glandlardan oluşan karsinom, bu glandların birbirinden ayrık bir araya toplanmaları, düzensiz sınırlı olmaları, stromanın belirsiz olmasından dolayı küçük büyütmede izlenebilir (11). Küçük glandlardan oluşan tümör küçük büyütmede ekspansif nodül şeklinde görülür, glandlar tek tek, düzgün, yuvarlak sınırlı ve küçük boyuttadır. Bu iki yapısal paternde, nükleer boyutta artma, irregülarite, hiperkromazi ve en önemlisi nükleol belirginliği gibi sitolojik anormallikler ek olarak izlenmektedir. Nükleol genelde kenara itilmiş ve sıklıkla multipl dır. Mitoz belirgindir ancak orta büyüklükte glandlardan oluşan iyi diferansiye tümörlerde nadir görülür (10,11). 7

8 Diffüz hücre infiltrasyonu şeklindeki tümör memenin invaziv lobüler karsinomunu andırır, kribriform patern ise memedeki karsinomun homoloğudur. Bunlara ek olarak son yıllarda ortaya konulan bir başka tip ise glomeruloid paterndir ve tümör hücrelerinde intralüminal yumak benzeri toplulukların olmasıyla karakterizedir. Atrofik prostatı taklit eden veya benign hiperplastik glandlara benzeyen iki zıt tümör tipi tehlikeli değişik kanser varyasyonlarıdır. İlki, atrofik değişikliklere sahip prostatik adenokarsinom olarak tanımlanır. Bu tümör, belirgin sitoplazmalı ve iri nükleollü hücrelerden oluşmaktadır. Bu hücreler maligndir, çünkü infiltratif büyüme paterni, nükleer genişleme, makronükleol göstermektedir. Çevrede sıradan karsinom izlenmektedir. İkinci varyant, psödohiperplastik prostatik adenokarsinom olarak adlandırılmıştır. Glandlar, benign glandları taklit eder, papiller yapı içerip dallanmalar gösterirler, corpora amylacea içerirler (10,21). Nükleer genişleme, makronükleol, mitoz, intraluminal kristaloid mevcudiyeti ve bazen çevrede PIN varlığı lezyonun tanımlanmasını sağlar. Bu paternler sıklıkla kombinasyon şeklinde görülürler. Bilinmesi gereken, ister tek bir patern isterse de kombinasyon şeklinde paterne sahip tümörde Gleason skorlama sisteminin uygulanmasıdır (10). Radikal prostatektomi vakalarının %75 ile %85 inde multipl tümör odakları mevcuttur. Bunlar genellikle gerçek multisentrisite olup, intraglandüler tümör yayılımı değildir (14). Santral yerleşimli tümörlerde, multisentrisite daha az görülen bir özelliktir. Bu tümörlerde perinöral alanlarda prostatik glandların bulunması sıktır. Bu bulgu malignensiyi destekleyen en önemli göstergedir ancak patognomik değildir.neoplastik glandları çevreleyen stroma hipersellülerdir ve bazofilik zemin içerir. Prostatik karsinomda intraluminal ve stromal kalsifikasyon görülebilir, bunlar benign prostatta daha az izlenen durumlardır. Özellikle orta büyüklükte gland paterni gösteren prostatik karsinomlarda daha sık olmakla birlikte, %10 ile %23 prostatik kanserde, glandüler lümenlerde morfolojik ve immünositokimyasal açıdan Bence Jones kritaloidlerine benzeyen protein kristaloidleri mevcuttur. Bu yapıların varlığı malignensiyi destekler ancak patognomik değildir. Benignlerde görülmesi ise, kanser açısından risk faktörü taşıdığını göstermez. Elektron prob x-ray mikroanalitik çalışmalar bunların inorganik sülfürden meydana geldiğini göstermektedir. Bu kristaloidler aynı zamanda metastatik odaklarda izlenmektedir. Glandüler lümende corpora amylacea bulunması benign lehine düşünmeyi ispatlamaz, bu birikim malign glandlarda da izlenebilir. Karsinom hücelerindeki sitoplazma genellikle granüler görünümde olup zaman zaman da berrak veya masif lipid birikiminden dolayı köpüklü olabilir. Eğer bu özellik geniş bir alanda 8

9 izleniyorsa, tümör makroskopik olarak sarı renkte izlenir, yumuşak olduğundan dolayı rektal muayenede tanımlanmasında zorluk yaratabilir. Özellikle metastatik odaklarda, mikroskopik olarakta tanımlanması zordur. Bu tümörün davranışı, zararsız mikroskopik özelliklerinin tersine agresif seyirlidir (10). Minimal adenokarsinom ve atipik küçük asiner proliferasyon (ASAP): Prostat iğne biyopsilerinde en sık karşılaşılan ve can sıkıcı problem, küçük atipik glandların görülmesidir. Bu glandüler yapılar şüphe uyandırıcıdır ancak karsinom için tanısal değildir. %4 ile %6 oranındaki prostatik biyopsiler ne benign ne de malign kategorisine sokulamamaktadır. Bu durumlarda yapılacak tek şey ise ikinci bir biyopsidir (14). Büyük duktusların karsinomu (primer): Normalde periüretral lokalizasyonda bulunan büyük duktuslardan köken alan prostatik karsinom grubudur. Sistoskopik olarak polipoid villöz veya infiltratif üretral komponentlerdir. Mikroskopik olarak, aşağıda görülen tipleri tanımlanmıştır (10). 1-Büyük (prostatik) duktus adenokarsinomu: Bu tümör, büyük dilate duktuslardaki malign değişime eşlik eden papiller odaklar ve sıklıkla berrak hücre değişiklikleriyle (mezonefroid) karakterizedir. Bazen, prostatik üretraya doğru pagetoid yayılım da tümöre eşlik eder. Daha önceleri böyle vakalar, bu bölgenin Paget hastalığı ve Bowen hastalığı olarak rapor edilmekteydi. Bu tümörlerin stageleri periferal duktal asiner karsinomlara göre daha ileri olmakla beraber kısa dönem survival hızları da daha yüksektir (21). Endometrial tip adenokarsinom da, prostatik artıklardan köken alan, büyük duktus adenokarsinomunun bir alt tipidir. Mikroskopik olarak yüksek psödostratifiye kolumnar epitelle döşeli glandlar ve papiller yapılar izlenmektedir. Mikroskopik ve immunohistokimyasal çalışmalar bu tümörün tamamen prostatik kökenli olduğunu desteklemektedir (10). 2-Primer transisyonel hücreli (üretelial) karsinom: Bu tümör tipi, üretradaki prostatik periüretral duktusların transisyonel hücrelerle döşeli olmasıyla açıklanmaktadır. Tüm prostat karsinomlarının %2 sinden azını oluşturur (14,21). Mikroskopik olarak mesane tümörünün homoloğudur. İğne biyopsisi veya TUR ile tanısı konulabilir. Ayırıcı tanıda mesane tümörünün prostata invazyonu akla gelmelidir (14,17). 3-Mikst adenokarsinom-transisyonel hücreli karsinom: Bu tümör 1 veya 2 nolu tümörlerin kombinasyonodur. Bazen tümöre daha önce sıralanan tiplerin yanında sıradan prostat adenokarsinomu da eşlik edebilir veya mesanenin transisyonel hücreli karsinomu 9

10 da eklenebilir. Periüretral glandlardaki atipik hiperplazi ve karsinoma in situ büyük duktus karsinomunun prekürsörleridir (10). Diğer mikroskopik tipler: Prostatik karsinomun birçok morfolojik tipi mevcuttur, bunlar sıklıkla periferal duktus ve asini adenokarsinom varyantlarıdır. a-nöroendokrin özellikler gösteren karsinom: Argentaffin argyrofil özelliklere sahip endokrin hücreler, seratonin, kalsitonin, bombesin ve/veya somatostatin immünoreaktivitesi gösteren hücreler ve sekretuar granüller %80 oranında normal veya hiperplastik prostat dokusunda izlenebilir (3,21). Bazı vakalarda, nöroendokrin hücreler, granüllerinin geniş ve eozinofilik olmasından dolayı morfolojik olarak Paneth hücrelerini taklit edebilir (17). Prostatik karsinomda ki nöroendokrin diferansiasyon kötü prognozla ilişkilidir (17,21,23). Bazı prostat karsinomları tipik veya atipik karsinoid tümörleri andırabilir. Bu tümörler PAP ve PSA ile kuvvetli pozitiftir, bu da tümörün gerçekte prostat bezlerinden kaynaklandığının bir göstergesidir (3,21). Diğer bir histolojik neoplazm ise küçük hücreli karsinomdur ki, akciğerdekinin aynısıdır. Bu tip, tek başına bulunabildiği gibi, sıradan adenokarsinomla da beraber izlenebilir (3,21). Bu tümörlerin sonucunda Cushing sendromu veya antidiüretik hormon sekresyonu izlenebilir. Endokrin diferansiasyon immunohistokimyasal veya yapısal özellikleri bakımından bazı vakalarda tanınabilir. Bu tümörün özelliği, çok sayıda apopitotik hücreler içermesi ve agresif özellik göstermesidir. Aynı neoplazmda morfolojik olarak değişik formlardaki nöroendokrin diferansiasyon izlenebilir (Paneth cell-like ve küçük hücreli gibi) (10). b-müsinöz (müsin sekrete eden) adenokarsinom: Bu tümör, çok miktarda intraselüler ve ekstraselüler müsin içermesiyle tanımlanabilir. Tümörün %25 veya daha fazlasında müsin içeriği izlenmelidir (3, 11,21). Kemik metastazları, hormona yanıtsızlık ve radyasyon terapisine duyarlılığının az olması bakımından sıradan adenokarsinomlardan ayrılmalıdır (14,21). Mikroskopik olarak memenin müsinöz karsinomuna benzer. Mikroglandüler, kribriform, comedo, solid, hipernefroid paternler görülebilir. PAP ve PSA genelde pozitiftir (3,10). c-taşlı yüzük hücreli karsinom: İntrasellüler müsin içeren bu tümör, solid, asiner veya ardı ardına sıralanmış tek hücre şeklinde invazyon yapmakta olup, taşlı yüzük hücrelerinden oluşur. Çok maligndir (11,17). Yapısal olarak hücrelerin intrastoplazmik lümenleri mikrovilliler ile döşelidir. TUR materyellerinde stromada lenfosit infiltrasyonu vardır (23). 10

11 d-adenoskuamöz karsinom: Bu vakaların bazıları kendiliğinden, bazıları da radyasyon terapisi veya hormonal terapi sonrası ortaya çıkan sıradan adenokarsinomlardır (17). e-skuamöz hücreli karsinom: Skuamöz hücreli karsinomun sade formu prostatta nadir görülür (22). Kendiliğinden veya hormon terapisi sonrası ortaya çıkabilir. Prostatik transisyonel hatta, iyi sınırlı nodül şeklinde görülür. Adenoskuamöz karsinomla ilişkilidir (21). f-adenoid bazal hücreli tümör: Bu tümör tükrük bezinin adenoid kistik karsinomunu andırır ve bunun analoğu olduğu düşünülmektedir. Ancak prostatta görülen bu tümörden hiçbiri progresif hal almamıştır. Mikroskopik olarak itme tarzında büyüme paterni, multinodülarite, çevrede fibromiksoid stroma, fokal bazal hücre hiperplazisi şeklinde izlenir (21). g-bazaloid karsinom: Çok agresiftir. Nadir görülür. Anal kanalın, üst solunumsindirim yolu bazaloid karsinomu ile aynı özelliklere sahiptir. Adenoid bazal hücreli tümörden ayrımı yapılmalıdır (17). Bu sıklıkla ayırt edilememekte olup, kafa karışıklığına sebep olmaktadır. Bcl-2 ekspresyonunun artması ve yüksek Ki67 indeksi bu iki antiteyi ayırmada yardımcıdır (10,21). h-lenfoepitelyoma benzeri karsinom: Nazofarengeal lenfoepitelyomanın analoğudur (17). ı-tubulokistik berrak hücreli karsinom: Kadın genital sisteminde görülen müllerian tip berrak hücreli adenokarsinom, prostatta da rapor edilmiştir. Bir başka vaka da, böbreğin berrak hücreli tümörüne benzer tümörün prostatta bulunmasıdır (10). j-sarkomatoid karsinom: Kötü prognozludur (17). Bu tümör değişik komponentler içerir. Bunlar sarkomatoid yapılar olup, nonspesifik iğsi hücreler, veya dev hücreler, kartilaj, kemik veya kas lehine değişimlerdir. Epitelyal komponent sıklıkla adenokarsinom tipinde olup skuamöz özellikler de içerebilir (11,14,17). Histokimyasal ve immünohistokimyasal bulgular: Genelde inanılan görüş prostat adenokarsinomlarının müsin sekret etmediğidir.bu görüş Mayer in müsinkarmin boyasının prostata müsin sekreti olmadığına dayandırılmıştır. Ancak diğer bir tarafta yaklaşık 2/3 prostat karsinomunda asit mucosubstance ile müsin varlığı gösterilmiştir. Rutin kesitlerde gland lümenindeki sekresyon bazofilik boyanmışsa, bu sekresyon kuşku uyandırmalıdır. Ve Alcian blue veya colloidal demir boyasıyla bu sekresyonun varlığı kolayca desteklenebilir. Bu sekresyon paterni normal prostat 11

12 dokusunda izlenmediğinden dolayı ayırıcı tanıda değerlidir. Malignensi açısından patognomik olmakla beraber, radyasyon terapisi sonrası ve adenosislerde de izlenebilir. Prostat epitelinde rutin olarak 2 tane demonstratif belirleyici vardır, bunlardan biri PAP diğeri PSA dır (11,22,24). Poliklonal veya monoklonaldırlar. Benign ve malign lezyonları ayırmada yararlı değildir ancak metastatik tümörlerde tümörün prostat orijinli olduğunu gösterir (14). Aynı zamanda indiferansiye vakalarda da pozitiftir. Ayrıca hormon terapisi alan vakaların takibinde de önemlidir (3). Bu belirleyiciler, kötü diferansiye prostatik karsinom ve transisyonel hücreli karsinomun ayırıcı tanısında 34βE12, Leu7, CK7 ve p53 ile beraber kullanıldıklarında yararlıdır (10,25). Diğer bir prostat ile ilişkili belirleyici ise prostat spesifik membran antijendir (PSMA). Bu membran bağlayıcı glikoprotein tüm prostat adenokarsinom tiplerinden eksprese edilir. Bu ekspresyon benign epitelden itibaren artmaya başlayıp high grade PIN ve adenokarsinoma kadar artış devam eder (10,14). Prostatik karsinomlar için yüksek sensitivite ve spesivite değerine sahip bir başka belirleyici ise P504S dir, sitoplazmik proteindir. Tümör diferansiasyonuyla ilgilidir, her zaman karsinomda bulunmaz, atipik adenomatöz hiperplazi ve PIN larda da izlenebilir. İğne biyopsilerindeki küçük karsinom odaklarının belirlenmesinde, psödohiperplastik ve köpüklü hücreli gland tümörleri gibi zor tümör tiplerinin tanımlanmasında önem taşır (10). Prostatik karsinom hücreleri genelde androjen ve progesteron reseptörleri ile pozitif boyanırken daha az oranda östrojen reseptörü pozitiftir. Her-2-neu proteini androjene bağlı prostat kanserlerinde, meme karsinomlarındakine benzer şekilde salgılanmaktadır (14). Prostat kanseri hücreleri low-moleküler weight keratin ile pozitif reaktivite verir. Ürotelial karsinomların tersine CK7 ve CK20 ile daha nadir pozitif reaksiyon verir. Leu7, EMA, catepsin D, glikoprotein A-80, PTH-related protein, gastrik asit proteinase, gasricsin ile de pozitif boyanır (10). 34βE12, high moleküler keratin olarak bilinir, prostat bezlerinin bazal hücrelerinde boyanır, tanıda yardımcıdır (3,14). Benign glandlarda mevcuttur adenokarsinomlarda yoktur (25,26). Prostat adenokarsinomları, normal prostat dokusu ile karşılaştırıldığında E- cadherin ve diğer hücre adezyon proteinleri catenin/e-cadherin kompleksleri prostat karsinomlarında normal prostat dokusuna göre azalmış miktarda salgılanmaktadır (10,27-36). Karsinomlarda, immünoreaktivitenin derecesi, Gleason grade ile belirlenen diferansiasyon derecesi ile ilişkilidir (10,14). 12

13 İntraepitelyal Proliferatif Lezyonlar Prostat, memede olduğu gibi intraepitelyal atipik proliferatif değişiklik gösterebilir. Günümüzde hala, özellikleri, terminolojisi ve önemi açısından belirsizlikler vardır. 2 majör kategoriye ayrılmıştır. Birincisi, yapısal olarak normal olan yapılardaki sitolojik sapmalar, diğeri ise yapısal açıdan bozuk olan dokulardaki glandüler yapılardaki sitolojik özelliklerdir (10). Prostatik intraepitelyal neoplazi (PIN): PIN günümüzde prostatik duktus ve asinilerdeki değişiklikleri tanımlayan, bir terim olup intraduktal veya duktal asiner displazi terimleriyle de bilinmekteydi (14). Sıklıkla multisentriktir. 3 grade e ayrılmıştır (3,10). Bu ayrılma şu kurallara göre yapılmaktadır; hücresel gruplaşma, stratifikasyon, nükleer genişleme, pleomorfizm, kromatin paterni ve nükleol belirginliği. Bu 3 grade (I, II ve III) günümüzde iki kategoriye ayrılmaktadır (14,21,37). Düşük grade PIN; grade I ve II yi içerir, yüksek grade PIN, grade III ü içerir. Yüksek grade PIN ı düşük grade den ayırmada ki anahtar nokta nükleer özellikler ve yapısal özelliklerdir (11,14,17,21,38). PIN ın morfolojik varyantları, yapısal olarak, mikropapiller, kribriform, flat/atrofik özellikte olup, sitolojik olarak ise inverted (hobnail) veya köpüklü hücreli tiptedir (11,17). Radikal prostatektomilerin %58 ile %100 ünde PIN mevcuttur. Yüksek grade PIN ile adenokarsinom arasındaki ilişkiden dolayı, patolojik raporlarda PIN ın belirtilmesi önem taşır (38). Atipik adenomatöz hiperplazi: Adenozis olarak da bilinir. Küçük büyütmede, kompleks ve dağınık gruplar halindeki gland yapılarından dolayı iyi diferansiye (Gleason grade 1-2) adenokarsinoma benzer, ancak nükleol belirginliği ve nükleer anormallik yoktur (11,17,39). Sıklıkla mikroskopik bulgudur ancak kitle şeklinde de izlenebilir (17). Gerçekte genetik ve moleküler özellikler her iki grupta birbirine çok az benzer. Eğer iki durumu ayırt etmede şüpheye düşülürse konservatif yaklaşım uygulanmalıdır (40). Histolojik İnceleme Prostatik dokuları incelemek için bir çok değişik iğne ve punch biyopsi yöntemleri kullanılmaktadır. Genellikle 14 çaplı iğne en sık kullanılan olmakla beraber son yıllarda 18 çaplı iğne ile yapılan biyopsiler popüler olmuştur. Bunlar ya perineal 13

14 yada transrektal olarak uygulanır. Genelde 6 spesmen incelenir. Eğer atipik özellikler bulunmuşsa, aynı bölgeden atlanarak 3 biyopsi alınmalıdır. İğne biyopsisi sonrası tümör implantasyon riski çok düşüktür (10,14). TUR spesmenleri, periferal bölgedeki glandların veya santral bölge yerleşimli nadir görülen tümörlerin gösterilmesi açısından yararlıdır (14). TUR spesmenlerinde karsinomun saptanması, örneğin miktarıyla da ilgilidir. 5 blok veya 12 gram miktarında seçilen materyalin tümörü %90 oranında tespit ettiği görüşü benimsenmiştir. 8 blok halinde inceleme yapılır ise bu oran %98 e kadar çıkmaktadır.frozenda prostatik karsinomun değerlendirilmesi tam sonuç verir. Kullanılan ana kriterler; yapısal bozukluk ve perinöral invazyondur. Frozen kesitler ve imprintler lenf nodu metastazı yönünden de güvenilir sonuç verir ancak %10 dan %15 e kadar yanlış negatif sonuç izlenebilir (10). Radikal prostatektomi materyali, ya tamamı takibe alınarak yada standart ölçülerde haritalama yapılarak takibe alınır (15,41). Stage leme ve Grade leme Prostat karsinomu genel olarak klinik, latent ve occült tiptedir. Klinik tümör lokal semptom ve işaretler verir, latent (insidental) olan, klinik olarak saptanmaz, otopsilerde ve hiperplazi için yapılan prostatektomi materyallerinde görülür, occult olanlarda ise, klinik olarak primer tümör saptanamaz, ancak uzak metastazları ile ortaya çıkar. Stage A tümör, daha önceki klasifikasyondaki, gizli tümöre tekabül eder. Stage B tümör, klinik olarak teşhis edilen ancak kapsül ile sınırlı tümördür. Stage C tümör, kapsül dışına çıkmıştır. Stage D tümör, uzak metastazlar gösterir. Bunların alt gruplara ayrımı ise tümör miktarına, yayılımına, MR ve USG ye göre yapılır. Bu ayrım klinik ayrımdır ve patolojik stage lemeden ayrı tutulmalıdır. (10). Mikroskopik grade leme sistemi Gleason a göre yapılmaktadır. Bu sistem Vaterans Admınıstration Cooperative Urology Research Group tarafından bulunmuş olup yıllardır kullanılmaktadır. Küçük büyütmede, glandüler diferansiasyon ve büyüme paterni ile tümörün stroma ile ilişkisine göre yapılmaktadır (14,42). Predominant tümör paterni 1 ile 5 arasında grade lenir. Sekonder tümör paterni de benzerdir ve iki skorun toplanması ile Gleason skor elde edilir. Eğer tümör aynı paterne sahipse (sadece primer tümör varsa) iki numara son skoru bulmak için 2 ile çarpılır (14,17). Toplam skor 2 den başlar (42). 14

15 Biyopsiler ile prostatektomi spesmenleri arasında tümör grade i açısından iyi bir korelasyon vardır ancak %30 ile %45 vakada grade de yükselme varken %5 vakada düşme vardır (10,43). Prostatik adenokarsinom mikroskopik olarak, PAP ve PSA seviyeleri ile, klinik ve patolojik stage leme ile, apopitotik cisimlerin sıklığı ile, p53 ekspresyonu, survival hızı, ve terapiye yanıt ile korelasyon göstermektedir. Gleason grade leme sistemi ile mortalite hızı birbirini etkilemektedir. Gleason skor 2-4; düşük grade, 5-7; orta grade, 8-10 ise yüksek grade tümördür. Skore 2 den 4 e kadar olanlarda agresif hastalık neredeyse hiç görülmezken, skore 8 ile 10 arasında sıktır (12,17). Gleason Mikroskopik Grade leme Sistemi Gleason derecelendirme sisteminde 5 ana patern vardır. Gleason 3 paterni 3 alt gruba, 4 ve 5 paternleri ise 2 alt gruba daha ayrılmaktadır (42). Buna göre; 1: Tek, ayrı, uniform glandlar sıkıca bir araya gelerek kitle yapmış, genelde yuvarlak, tümör sınırları belirgin. 2: Tek, ayrı, daha az uniform glandlar, stromayla hafifçe ayrılmış, tümör sınırları daha az belirgin. 3a: Tek, ayrı, değişik çaplarda glandlar, genellikle irregüler olarak birbirinden ayrılmış, düzensiz sınırlı tümör. 3b: 3a ya benzer, daha küçük glandlar veya küçük hücre grupları halindeler. 3c: Papiller veya dağınık kribriform tümör, keskin sınırlı yuvarlak kitle (papiller intraduktal tümör). 4a: Düzensiz sınırlı, düzensiz infiltrasyon gösteren glandüler tümör (14). 4b: 4a gibi, büyük soluk (hipernefroid) hücreler (44). 5a: Keskin sınırlı, yuvarlak, neredeyse tamamen solid kribriform tümör kitleleri, genelde santral nekroz mevcut (komedokarsinom). 5b: Adenokarsinomu tanıtacak kadar gland formasyonu veya vakuoller içeren düzensiz sınırlı anaplastik karsinom (3,10,14). 15

16 Çalışmamızda Kullanılan İmmunohistokimyasal Belirleyiciler E-cadherin: Cadherinler, kalsiyum bağımlı interselüler adezyondan sorumlu olan bir transmembranöz glikoprotein ailesidir (29,31,32,45-53). İlk olarak, fare teratokarsinomunun bu hücreler arasındaki interselüler adezyonu bloke edebilen bir hücre zarı fraksiyonundan hazırlanan antikorlarla tanımlanmışlardır. Cadherinleri kodlayan komplementer DNA ların (cdna) nükleotid dizilerinden elde edilen amino asit dizilerinin analizi, bütüncül zar proteinleri olduklarını ve uzunlukları boyunca ortak dizileri paylaştıklarını göstermiştir, aralarındaki dizilerde ortalama homoloji %50 ile %60 aralığındadır. Çeşitli cadherinlerin cdna klonlaması bildirilmiştir ve cadherinler integrin ve immünoglobulin üst ailesininkinden tamamen farklı bir gen ailesini temsil ederler (51,54). Cadherinler, E-cadherinler de dahil, immünolojik olarak immünolojik özellikler ve doku dağılımı açısından birbirinden farklı olan 10 dan fazla alt sınıfa ayrılırlar (45,52). Hücre agregasyonu (kümelenme) deneyleri, bu moleküllerin hücrehücre bağlanmasında alt sınıf özelliklerine sahip olduğunu ve selektif hücre adezyonlarına dahil olduklarını ortaya koymaktadır (51,55) Cadherin hakkında yapılan araştırmalar esasen, deney hayvanlarının kullanıldığı gelişimsel biyoloji alanında yürütülmüştür ve embriyodaki birçok morfogenetik olay ile cadherin ekspresyonunun eşsiz yer-zaman modeli arasında bir korelasyon olduğunu göstermiştir (56). Cadherinler Ca2+ varlığında homofilik etkileşim yoluyla hücreleri sıkı bir şekilde bağlarlar ve başka adezyon sistemlerinin inaktivasyonunun, cadherinler fonksiyon gösterirken hücre-hücre adezyonu üzerinde küçük bir etkisi vardır (29,31,32,45-52). Kanser hücrelerinin interselüler adezyonu ve metastaz: Kanserin yayılması ve metastaz süreci, spesifik tümör hücreleri ve konakçı özellikleri olan enzimatik proteolizis, hücre motilitesi ve hücre adezyonunu içeren kompleks bir ardışık aşamalar dizisinden oluşur. Hücre bölünmesi ve hücre motilitesinin elde edilmesi metastatik prosesin ilk adımlarını etkileyebileceği için, kanser hücrelerinin karşılıklı hücre adezyonunun olası etkisini araştırmak önemlidir. E-cadherinin kanser hücrelerinin interselüler fiziksel adezyonunda önemli bir rol oynadığı kabul edildiği için, E-cadherin ekspresyonunun veya işlevinin bastırılması kanser hücrelerinin primer lezyondan serbest bırakılmasını tetikleyebilir (51). Kanser hücrelerinde e-kadherin ekspresyonu: Hitoshi Shiozaki ve ark.nın (51) yaptığı ilk araştırmalarda, kanser dokularının E-cadherin proteini ekspresyonu, immünohistokimyasal açıdan incelenmiştir. Standart bir avidin-biyotin-peroksidaz 16

17 kompeksi yöntemi kullanarak, E-cadherin ekspresyonunun özofagus, mide ve meme kanserleri dahil çeşitli organ kanserlerinin %45,5 inde azaldığını bildirmiştir (57). Başka araştırmacılar in vitro hücre hatlarında ve in situ karsinomlarda çeşitli ekspresyon modelleri bildirmişlerdir. Ancak kanserli olmayan epitelyal hücreler enflamasyonlu dokularda veya kansere bitişik bir alanda bile hücre-hücre sınırlarında stabil ekspresyon gösterirler. Bu gözlemler, E-cadherinin bozulmuş ekspresyonunun, malign transformasyonlu hücrelerin bir karakteristiği olduğunu ortaya koymaktadır. E- cadherin ekspresyonundaki bu azalma artık, cadherin peptidlerinin proteaz bölünmesi ve E-cadherin yapısal genindeki mutasyonlar veya E-cadherin geninin transkriptlerinde bir bozulma veya bastırılma olarak kabul edilmektedir. E-cadherin geninin bulunduğu 16q alelik kaybı ve translasyonel bozukluk da insan kanserlerinde anormal E-cadherin ekspresyonunun olası mekanizmaları olarak bildirilmiştir (58). İlginç olan şu ki, patolojik incelemeler tümörlerin çoğunluğunun, heterojenöz bir şekilde, azalmış E- cadherin ekspresyonuna sahip olduğunu göstermiştir. Çok metastatik hücrelerin, hücre kültürü koşullarına bağlı olarak kolayca çeşitlilik gösteren stabil olmayan bir E- cadherin ekspresyonuna sahip olduğu bildirilmiştir. Mareel ve ark. ları (59), çıplak farelerde MDCK (Madin-Darby canine kidney ) hücrelerinin E-cadherininin in vivo ortamda tersine çevrilebilir bir şekilde aşağı yönde düzenlendiğini göstermiştir. Dolayısıyla, heterojenöz E-cadherin ekspresyonu, yalnızca tümör heterojenliğinden değil aynı zamanda in vivo ortamda bir klonda stabil olmayan ekspresyondan da kaynaklanabilir (51). E-cadherin ve tümör diferansiyasyonu: İmmünohistokimyasal araştırmalarda, diferansiye tipte tümörler olarak sınıflandırılan, epitelyal morfolojiye sahip tümörlerde yüksek miktarda cadherin ekspresyonu görülürken, diferansiye olmayan tipte tümörler olarak sınıflandırılan, yayılan morfolojiye sahip tümörlerde bu moleküllerin ekspresyonu daha az görülür. E-cadherin ekspresyonunun az olması ile tümör diferansiyasyonu kaybı arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir korelasyon vardır. Diğer bir deyişle, E-cadherin ekspresyonu veya fonksiyonu bozulduğunda artık epitelyal yapılar oluşmaz. Bu gözlemler cadherinlerin, doku morfolojisinin önemli belirleyicileri olduklarını öne süren in vitro deneylerle tutarlıdır. Mc Neil ve ark. ları (60) ise E- cadherinin, hücre polaritelerinin oluşmasında önemli bir faktör olan Na+, K+- ATPase in polarize dağılımına sebep olduğunu bildirmiştir (51,60). E-cadherin ve kanserin yayılması: E-cadherin ekspresyonunda bozukluk sıklıkla, morfolojik derecede, yayılma özelliği ve lenf düğümü tutulumu ile tanımlanan 17

18 agresif histopatolojik özelliklere sahip tümörlerde gözlemlenir. Azalan E-cadherin ekspresyonunun sıklığı, genişleyerek büyüyen tümörlere kıyasla infiltratif (komşu dokuya yayılan) büyüme görülen tümörlerde daha yüksektir. Bu gözlemler, E-cadherin fonksiyonunun hücre davranışı üzerindeki etkisinin değerlendirebildiği in vitro araştırmalarla desteklenmektedir. Bu testler, kolajen jel, embriyonik civciv kalbi dokusu ve organotipik kesit kültürü kullanılan in vitro yayılma testini içerir. Söz konusu araştırmalar arasında, Behrens ve ark. ları (61) Madin-Darby köpeği böbrek epitelyal hücrelerinin, E-cadherinlerinin antikorlarla inaktive edilmesi halinde kolajen jele yayılabildiğini göstermiştir (51,61). Frixen ve ark. ları (58) da birçok insan karsinom hücresinin yayılma özelliğinin, fare E-cadherin cdna transfeksiyonu ile bastırıldığını bildirmiştir. İn vivo hayvan modelleri de bu histopatolojik gözlemi desteklemektedir (51,59). E-cadherin ve kanser metastazı: Hitoshi Shiozaki ve ark.nın (57) yaptığı çalışmalarda gastrik ve kolorektal kanserler dahil bazı kanserlerde, E-cadherin ekspresyonu ile uzak metastaz arasında belirgin bir korelasyon gözlenmemiştir. Dahası, primer tümörlerin çoğunluğunda ve gastrik kanserin karaciğer metastatik bölgelerindeki bütün tümörlerde E-cadherin proteini ekspresyonunun mevcut olduğunu göstermişlerdir. Bu gözlemleri kanser hücrelerinin ayrılması açısından izah etmek zor görünebilir. Genel olarak, hematojenöz karaciğer metastazın sıklığı, lenf düğümü metastazlarınınkinden daha düşüktür ve iyi diferansiye karsinomların karaciğer metastazı ile ilişkili olması, lenf düğümü metastazıyla ilişkili olmasına kıyasla aslında daha sık görülen bir durumdur. Peki o zaman, E-cadherin tutulan protein ekspresyonu görülen iyi diferansiye karsinom, karaciğerde neden metastaz yapar? Tutulan E- cadherin ekspresyonuna sahip bu tümör hücrelerinin nasıl metastaz yaptığını açıklamak için aşağıdaki hipotezler geliştirilmiştir. E-cadherin ekspresyonu, daha önce belirtildiği gibi, bazı tümörlerde stabil olmayabilir ve ekspresyon, embriyoda olduğu gibi, metastazlarını başlatmak için kümeler halindeki belirli popülasyonların ayrılmasını tetikleyerek, lokal olarak veya geçici olarak ortadan kalkabilir (51,56). İmplantasyon bölgelerinde, aynı hücrelerde yine E-cadherin ekspresyonu görülebillir veya yalnızca cadherin pozitif hücreler nihayetinde implante olabilir. Stabil olmayan E-cadherin azalmasının kan damarı invazyonu sürecinde primer lezyondan serbest bırakılma ve ayrılma üzerinde bir rol oynadığı iddia edilmektedir ancak fiili metastazın oluşumu söz konusu olduğunda tam tersi söz konusudur yani E-cadherin ekspresyonu, metastatik odak olarak bağlanma ve büyüme açısından daha lehte gibi görünmektedir. Metastatik 18

19 hücrelerin, ekstravasasyon (damarlardan çıkma) sonrası parenkimal hücrelere bağlanmak için hücre adezyon sistemlerini kullandığı açık olduğu için, metastatik hücrelerin, organ parenkimal hücreleri ile adhesif etkileşimleri daha önce düşünüldüğünden daha önemli olabilir. Tümör-parenkimal hücre adezyonunun, spesifik organlara metastazın öncelikli olmasındaki rolünü incelemek için, hücre adezyon araştırmaları yapılmaktadır. Bu araştırmalar çoğu tümör sisteminde yüksek düzeyde metastatik olan hücrelerin, hedef organ parenkimal hücrelerine, hedef olmayan organ parenkimal hücrelerine kıyasla daha yüksek oranda veya daha geniş ölçüde adhezyon sağladığını ortaya koymaktadır. Karaciğer metastazı durumunda, yeterli miktarda E- cadherin ekspresyonunun olduğu hepatositlere bağlanmak E-cadherin pozitif hücreler için lehte olacaktır, bu, yeni mikro ortamlarında varlıklarını sürdürmelerini sağlayacaktır. Bu iddiaları doğrulamak için başka araştırmaların yapılması gerekmektedir (51). Önceki raporlar, tümör hücrelerinin normal olarak fonksiyon göstermeyen immünoreaktif E-cadherini eksprese ettiğine ilişkin başka bir olasılığı ortaya koymuşlardır (62). E-cadherinle ilişkili sitoplazmik alt birim proteinleri: Hem Hitoshi Shiozaki ve ark.nın (57) hem de Shimoyama ve ark. larının (63) yaptığı araştırmalarda, bazı karsinom alt setlerinde E-cadherin ekspresyonunun mevcut olduğu ancak kapalı kontaklar oluşturamadıkları ve seyrek olarak invaziv oldukları tespit edilmiştir. Gastrik karsinomlarda, önemli miktarda E-cadherin eksprese eden ancak asla multisellüler kümeler oluşturmayan ve yoğun bir şekilde yayılan bir karakteristik tümör grubu (örneğin, taşlı yüzük hücreli karsinomu) vardır. Bu fenomen belirli karsinomlarda, hücrelerin E-cadherin fonksiyonunu bastıran bazı mekanizmalara sahip olabileceğini ve cadherin varlığında bile, interselüler adezyonu bozabileceğini akla getirmektedir (51,63). Yakın zamanda yapılan araştırmalar, cadherin fonksiyonundan ve cadherin peptidazlarının proteaz bölünmesinden sorumlu sitoplazmik mekanizmanın imha edilmesi dahil, çeşitli mekanizmaların varlığına işaret etmiştir.transmembranöz cadherinler ile sitoiskeletin aktin lifi arasındaki zincir güçlü hücre-hücre adezyonu oluşturmak için gereklidir. Bu zincir, hücre-hücre adherens kavşağında bulunur ve bu zincire, kateninler, vinkulin ve aktin dahil kavşağın birçok ilişkili alt birim proteinleri aracılık eder. Kateninler, iyonik olmayan deterjan tarafından cadherin ile aynı anda immünopresipitasyon uygulanan ve moleküler ağırlıklarına göre α-(102kda), β- (88kDa) ve γ-(80kda) katenin olarak sınıflandırılan, kadherinle ilişkili bir sitoplazmik proteinler dizisidir. E-cadherinin sitoplazmik alanı, hepsi adhezif fonksiyon için 19

20 esansiyel olan α-katenin, β-katenin ve γ-katenin/plakoglobin ile kompleksler oluşturur. Dahası, kateninler, cadherini Na+/K+-ATPase gibi başka bütüncül membran proteinlerine veya fodrin veya ankirin gibi sitoplazmik yapılara bağlar. Bu, cadherinin sitokortikal bir ağın parçası olduğunu ve cadherin fonksiyonlarının, ilgili moleküller dikkate alınmadan tam olarak değerlendirilemeyeceğini göstermektedir (28,32,46,48,51,52,64). CD10: Nötral endopeptidaz (NEP) 24,11 (neprilisin, enkefalinaz, CD10, EC ), prostat, böbrek, bağırsak, endometriyum, böbreküstü bezleri ve akciğer dahil çok sayıda doku tarafından normal olarak eksprese edilen bir Mr hücre yüzeyi metalopeptidazıdır (65-70). CD10 geni kromozom 3q21-q27 üzerindedir, 80kb dan uzun ve 24 eksondan oluşmaktadır (71). CD10 nun molekül ağırlığı 100kD civarındadır (69-73). Bu enzim, hidrofobik amino asitlerin amino tarafındaki peptid bağlarını böler ve atriyal natriüretik faktör, madde P, bradikinin, oksitosin, löenkefalin ve metenkefalin, nörotensin, bombesin, endotelin-1 ve bombesin benzeri peptidler dahil fizyolojik olarak aktif olan çeşitli peptidleri inaktive eder. Nötral endopeptidaz, reseptör bağlama ve sinyal transdüksiyonu için elverişli olan peptidin lokal konsantrasyonunu azaltır. Nötral endopeptidazın biyolojik işlevinin organ-spesifik olduğu düşünülmektedir. Santral sinir sisteminde NEP, enkefalinin aracılık ettiği analjeziyi düzenler. Böbrek ve vasküler epitelyumda, dolaşan atriyal natriüretik faktörün seviyelerinin düzenlenmesine katkıda bulunur ve akciğerde, madde P gibi enflamasyona aracılık eden taçikininleri modüle eder. Endometriyumda NEP, ovulasyon döngüsünün belirli aşamalarında endometriyal arteriyollerin vasokonstriksiyonuna sebep olan endotelin-1 i düzenler. Ayrıca NEP, fibroblastlar ve bronşiyal epitelyal hücreler için kuvvetli mitojenler olan bombesin benzeri peptidleri hidrolize ederek, selüler proliferasyonun kontrol edilmesiyle de ilişkilidir (65-66). Azalan NEP, hücre yüzeyinde daha yüksek peptid konsantrasyonlarının oluşmasına izin vererek, peptidin aracılık ettiği proliferasyonu teşvik edebilir ve neoplazinin gelişmesini veya ilerlemesini kolaylaştırabilir (65). Prostat kanserlerinde, androjene hassas prostat kanseri hücrelerinde NEP proteini ekspresyonu görülür ancak androjenden bağımsız prostat kanseri hücrelerinde görülmez. Dahası, NEP ekspresyonu prostat kanseri hücrelerinde androjenle transkripsiyonel olarak aktive edilir ve androjenin çekilmesiyle azalır (65,74-76). Prostatik malignansta nöroendokrin farklılaşması, zayıf bir prognoz, tümör ilerlemesi ve tümörün androjen bağımsızlığı ile ilişkilendirilmektedir. 20

ERKEK GENİTAL SİSTEMİ. Webmaster tarafından yazıldı. Pazartesi, 12 Ocak 2009 11:39 - Son Güncelleme Perşembe, 15 Ocak 2009 09:19

ERKEK GENİTAL SİSTEMİ. Webmaster tarafından yazıldı. Pazartesi, 12 Ocak 2009 11:39 - Son Güncelleme Perşembe, 15 Ocak 2009 09:19 1) Çocuklarda en sık görülen testis tümörü aşağıdakilerden hangisidir? (1998 NİSAN) a) Klasik seminom b) Teratom c) Yolk sak tümörü d) Kariokarsinom e) Spermatositik seminom Testisde en sık görülen tümör

Detaylı

MEME KANSERİNİ NASIL RAPORLAYALIM. Serpil Dizbay Sak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji ABD

MEME KANSERİNİ NASIL RAPORLAYALIM. Serpil Dizbay Sak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji ABD MEME KANSERİNİ NASIL RAPORLAYALIM Serpil Dizbay Sak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji ABD Rehber ve Protokoller NHSBPS http://www.cancerscreening.nhs.uk/breastscreen /publications/nhsbsp58-low-resolution.pdf

Detaylı

Tiroid bezinde ender bir mezenkimal tümör. Dr. Ersin TUNCER Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı

Tiroid bezinde ender bir mezenkimal tümör. Dr. Ersin TUNCER Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı Tiroid bezinde ender bir mezenkimal tümör Dr. Ersin TUNCER Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı 10-10 - 2015 ANKARA Ülkemizin başı sağ olsun Değerli Hocamızı saygıyla anıyoruz Prof.

Detaylı

Dr. A. Nimet Karadayı. Hastanesi, Patoloji Kliniği

Dr. A. Nimet Karadayı. Hastanesi, Patoloji Kliniği Dr. A. Nimet Karadayı Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Patoloji Kliniği MEME TÜMÖRLERİNDE PATOLOJİ RAPORLARINDA STANDARDİZASYON Amaç, hasta

Detaylı

Polipte Kanser. Dr.Cem Terzi. Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi

Polipte Kanser. Dr.Cem Terzi. Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi Polipte Kanser Dr.Cem Terzi Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi Polip ve polipoid karsinoma POLİP Epitelyal yüzeyden kaynaklanan çıkıntı HİSTOLOJİK POLİP TİPLERİ

Detaylı

MEME KARSİNOMLARINDA GATA 3 EKSPRESYONU VE KLİNİKOPATOLOJİK PARAMETRELER İLE İLİŞKİSİ

MEME KARSİNOMLARINDA GATA 3 EKSPRESYONU VE KLİNİKOPATOLOJİK PARAMETRELER İLE İLİŞKİSİ MEME KARSİNOMLARINDA GATA 3 EKSPRESYONU VE KLİNİKOPATOLOJİK PARAMETRELER İLE İLİŞKİSİ Aslı ÇAKIR 1, Özgür EKİNCİ 2, İpek IŞIK GÖNÜL 2, Bülent ÇETİN 3, Mustafa BENEKLİ 3, Ömer ULUOĞLU 2 1 Çorlu Devlet Hastanesi

Detaylı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Meme kanserli hastalarda ana prognostik faktörler: Primer tümörün büyüklüğü

Detaylı

AZ DİFERANSİYE TİROİD KANSERLERİ. Prof. Dr. Müfide Nuran AKÇAY Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ERZURUM

AZ DİFERANSİYE TİROİD KANSERLERİ. Prof. Dr. Müfide Nuran AKÇAY Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ERZURUM AZ DİFERANSİYE TİROİD KANSERLERİ Prof. Dr. Müfide Nuran AKÇAY Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ERZURUM Tanım Az diferansiye tiroid karsinomları, iyi diferansiye ve anaplastik

Detaylı

NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ

NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ Dinç Süren 1, Mustafa Yıldırım 2, Vildan Kaya 3, Ruksan Elal 1, Ömer Tarık Selçuk 4, Üstün Osma 4, Mustafa Yıldız 5, Cem

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Soliter Pulmoner Nodül Tanım: Genel bir tanımı olmasa da 3 cm den küçük, akciğer parankimi ile çevrili, beraberinde herhangi patolojinin eşlik

Detaylı

NEOPLAZİ D R. Y A S E M İ N S E Z G İ N. yasemin sezgin

NEOPLAZİ D R. Y A S E M İ N S E Z G İ N. yasemin sezgin NEOPLAZİ D R. Y A S E M İ N S E Z G İ N yasemin sezgin Neoplazi Yeni bir doku oluşmasını ifade eder. Oluşan bu kitleye neoplazm denir. Aslen şişlik anlamına gelen tümör deyimi de neoplazm anlamında kullanılmaktadır.

Detaylı

MEME KANSERİ KÖK HÜCRELERİNİN GEN EKSPRESYON PROFİLİ

MEME KANSERİ KÖK HÜCRELERİNİN GEN EKSPRESYON PROFİLİ MEME KANSERİ KÖK HÜCRELERİNİN GEN EKSPRESYON PROFİLİ Sait Murat Doğan, A. Pınar Erçetin, Zekiye Altun, Duygu Dursun, Safiye Aktaş Dokuz Eylül Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü, İzmir Slayt 1 / 14 Meme Kanseri

Detaylı

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm BAZAL HÜCRELİ KARSİNOM Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm Nadiren met. yapar fakat tedavisiz bırakıldığında invazif davranış göstermesi,lokal invazyon,

Detaylı

ANORMAL TRANSFORMASYON ZONU: ASETİK ASİTİN ETKİSİ NEDİR?

ANORMAL TRANSFORMASYON ZONU: ASETİK ASİTİN ETKİSİ NEDİR? ANORMAL TRANSFORMASYON ZONU: ASETİK ASİTİN ETKİSİ NEDİR? Dr. Murat DEDE GATA Kadın Hast. Ve Doğum AD Jinekolojik Onkoloji Ünitesi Serviks Epiteli Skuamoz epitel: Ektoserviks Kolumnar epitel: Endoserviks

Detaylı

PRİMERİ BİLİNMEYEN AKSİLLER METASTAZ AYIRICI TANISINDA PATOLOJİNİN YERİ

PRİMERİ BİLİNMEYEN AKSİLLER METASTAZ AYIRICI TANISINDA PATOLOJİNİN YERİ PRİMERİ BİLİNMEYEN AKSİLLER METASTAZ AYIRICI TANISINDA PATOLOJİNİN YERİ Dr. Nimet Karadayı Dr.Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Patoloji Kliniği Lenf nodları metastatik malignitelerde en

Detaylı

Endometrial stromal tümörler

Endometrial stromal tümörler Endometrial stromal tümörler WHO-2014 sınıflamasında neler değişti? Dr. Şennur İlvan İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Patoloji AD Endometrial stromal tümör (1966) Endometrial stromal nodül Low grade endometrial

Detaylı

Üroonkoloji Derneği. Prostat Spesifik Antijen. Günümüzdeki Gelişmeler. 2 Nisan 2005,Mudanya

Üroonkoloji Derneği. Prostat Spesifik Antijen. Günümüzdeki Gelişmeler. 2 Nisan 2005,Mudanya Prostat Spesifik Antijen ve Günümüzdeki Gelişmeler Prostat Kanseri 2004 yılı öngörüleri Yeni tanı 230.110 Ölüm 29.900 Jemal A, CA Cancer J Clin 2004 Kanserler arasında görülme sıklığı #1 Tümöre bağlı ölüm

Detaylı

TANISAL SİTOLOJİDE ALGORİTMİK YAKLAŞIM. Doç. Dr. Özlem AYDIN, F.I.A.C. Acıbadem Üniv. Tıp Fakültesi Patoloji AD - İstanbul

TANISAL SİTOLOJİDE ALGORİTMİK YAKLAŞIM. Doç. Dr. Özlem AYDIN, F.I.A.C. Acıbadem Üniv. Tıp Fakültesi Patoloji AD - İstanbul TANISAL SİTOLOJİDE ALGORİTMİK YAKLAŞIM Doç. Dr. Özlem AYDIN, F.I.A.C. Acıbadem Üniv. Tıp Fakültesi Patoloji AD - İstanbul Sağ meme Hipersellüler, tek dağınık dissosiye hücre patterni Sol meme ??? Hipersellüler,

Detaylı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı Aydın Aytekin Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı Rafiye Çiftçiler Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları

Detaylı

Özofagus Tümörleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2016

Özofagus Tümörleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2016 Özofagus Tümörleri Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2016 Özofagus tümörleri Benign / iyi huylu tümörler Malign / kötü huylu tümörler daha fazla! Skuamöz /yassı hücreli karsinom (SCC) Dünyada en çok görülen özofagus

Detaylı

KOLOREKTAL KARSİNOMLARDA HPV NİN ROLÜ VE KARSİNOGENEZ AÇISINDAN P53 VE BCL-2 İLE İLİŞKİSİ

KOLOREKTAL KARSİNOMLARDA HPV NİN ROLÜ VE KARSİNOGENEZ AÇISINDAN P53 VE BCL-2 İLE İLİŞKİSİ KOLOREKTAL KARSİNOMLARDA HPV NİN ROLÜ VE KARSİNOGENEZ AÇISINDAN P53 VE BCL-2 İLE İLİŞKİSİ Ruksan ELAL 1, Arsenal SEZGİN ALİKANOĞLU 2, Dinç SÜREN 2, Mustafa YILDIRIM 3, Nurullah BÜLBÜLLER 4, Cem SEZER 2

Detaylı

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ Cem Sezer 1, Mustafa Yıldırım 2, Mustafa Yıldız 2, Arsenal Sezgin Alikanoğlu 1,Utku Dönem Dilli 1, Sevil Göktaş 1, Nurullah Bülbüller

Detaylı

56Y, erkek hasta Generalize LAP ( servikal, inguinal, aksiller, toraks ve abdomende ) Ateş Gece terlemesi Lenfopeni IgG, IgA, IgM yüksek

56Y, erkek hasta Generalize LAP ( servikal, inguinal, aksiller, toraks ve abdomende ) Ateş Gece terlemesi Lenfopeni IgG, IgA, IgM yüksek 56Y, erkek hasta Generalize LAP ( servikal, inguinal, aksiller, toraks ve abdomende ) Ateş Gece terlemesi Lenfopeni IgG, IgA, IgM yüksek Sedimantasyon (77mm/saat) CRP 7.67(N:0-0.8mg/dl) Servikal lenf nodu

Detaylı

Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları. Doç. Dr. Ahmet Özaydın

Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları. Doç. Dr. Ahmet Özaydın Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları Doç. Dr. Ahmet Özaydın Nükleus (çekirdek) ökaryotlar ile prokaryotları ayıran temel özelliktir. Çekirdek hem genetik bilginin deposu hem de kontrol merkezidir.

Detaylı

Prostat Kanseri Tanısında PSA yı Nasıl Kullanalım

Prostat Kanseri Tanısında PSA yı Nasıl Kullanalım Prostat Kanseri Tanısında PSA yı Nasıl Kullanalım Dr. Ö. Levent ÖZDAL Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Üroloji Kliniği, Ankara Tarihçe 1979 da Wang ve ark. Prostat dokusunda PSA yı pürifiye ettiler Serumda

Detaylı

SERVİKAL SİTOLOJİ VE 2001 BETHESDA SİSTEMİ. Dr. İrem PAKER İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Patoloji Bölümü Ankara Kış Okulu, 18 Mart 2012

SERVİKAL SİTOLOJİ VE 2001 BETHESDA SİSTEMİ. Dr. İrem PAKER İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Patoloji Bölümü Ankara Kış Okulu, 18 Mart 2012 SERVİKAL SİTOLOJİ VE 2001 BETHESDA SİSTEMİ Dr. İrem PAKER İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Patoloji Bölümü Ankara Kış Okulu, 18 Mart 2012 Materyalin Tipi Konvansiyonel, sıvı bazlı, diğer Materyalin

Detaylı

OVERİN YÜZEY EPİTELİNDEN KAYNAKLANAN TÜMÖRLERİ. Prof.Dr. Nafi Oruç İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

OVERİN YÜZEY EPİTELİNDEN KAYNAKLANAN TÜMÖRLERİ. Prof.Dr. Nafi Oruç İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi OVERİN YÜZEY EPİTELİNDEN KAYNAKLANAN TÜMÖRLERİ Prof.Dr. Nafi Oruç İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Seröz Tümörler Seröz Tümörler Sıklık Tüm over tümörlerinin %30 u Benign over tümörlerinin %22 si Malign over

Detaylı

ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY

ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ Dr. Derin KÖSEBAY OVER KANSERİ Over kanseri tanısı koyulduktan sonra ortalama 5 yıllık yaşam oranı %35 civarındadır. Evre I olgularında 5 yıllık yaşam

Detaylı

Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır.

Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır. Erkek üreme sisteminin önemli bir üyesi olan prostatta görülen malign (kötü huylu)değişikliklerdir.erkeklerde en sık görülen kanser tiplerindendir. Amerika'da her 5 erkekten birinde görüldüğü tespit edilmiştir.yine

Detaylı

AKCİĞERİN NÖROENDOKRİN TÜMÖRLERİ. Doç. Dr. Mutlu DEMİRAY Bursa Medical Park Hastanesi

AKCİĞERİN NÖROENDOKRİN TÜMÖRLERİ. Doç. Dr. Mutlu DEMİRAY Bursa Medical Park Hastanesi AKCİĞERİN NÖROENDOKRİN TÜMÖRLERİ Doç. Dr. Mutlu DEMİRAY Bursa Medical Park Hastanesi Nöroendokrin tümörlerde 2004 WHO sınıflaması Tümör Tipi Tipik Karsinoid Atipik Karsinoid Büyük Hücreli nöroendokrin

Detaylı

PAPİLLER TİROİD KARSİNOMLU OLGULARIMIZDA BRAF(V600E) GEN MUTASYON ANALİZİ. Klinik ve patolojik özellikler

PAPİLLER TİROİD KARSİNOMLU OLGULARIMIZDA BRAF(V600E) GEN MUTASYON ANALİZİ. Klinik ve patolojik özellikler PAPİLLER TİROİD KARSİNOMLU OLGULARIMIZDA BRAF(V600E) GEN MUTASYON ANALİZİ Klinik ve patolojik özellikler Neslihan KURTULMUŞ,, Mete DÜREN, D Serdar GİRAY, G Ümit İNCE, Önder PEKER, Özlem AYDIN, M.Cengiz

Detaylı

ENDOMETRİAL KÜRETAJ MATERYALLERİNDE GÖRÜLEBİLEN BENİGN PATOLOJİLER

ENDOMETRİAL KÜRETAJ MATERYALLERİNDE GÖRÜLEBİLEN BENİGN PATOLOJİLER ENDOMETRİAL KÜRETAJ MATERYALLERİNDE GÖRÜLEBİLEN BENİGN PATOLOJİLER Dr. H. Dilek BÜLBÜL T.C. Sağlık Bakanlığı Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ANKARA APD Kış Okulu 18.03.2012

Detaylı

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik LAFORA HASTALIĞI Progressif Myoklonik Epilepsiler (PME) nadir olarak görülen, sıklıkla otozomal resessif olarak geçiş gösteren heterojen bir hastalık grubudur. Klinik olarak değişik tipte nöbetler ve progressif

Detaylı

Prostat bezi erkeğin üreme sisteminin önemli bir parçasıdır. Mesanenin. altında, rektumun (makat) önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde bir bezdir.

Prostat bezi erkeğin üreme sisteminin önemli bir parçasıdır. Mesanenin. altında, rektumun (makat) önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde bir bezdir. Prostat nedir? Ne işe yarar? Prostat kanseri nedir? Prostat kanserinin nedenleri nelerdir? Kimler risk altındadır? Prostat kanserinin belirtileri nelerdir? Erken teşhis mümkün müdür? Teşhis nasıl koyulur?

Detaylı

Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi

Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi Dr. Handan Onur XXI. Düzen Klinik Laboratuvar Günleri, Ankara, 23 Ekim 2011 MEME KANSERİ Meme Kanseri Sıklıkla meme başına

Detaylı

PROSTATIN NEOPLAZİ VE BENZERİ LEZYONLARINDA HMWCK (34BE12) VE P63 REAKTİVİTELERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

PROSTATIN NEOPLAZİ VE BENZERİ LEZYONLARINDA HMWCK (34BE12) VE P63 REAKTİVİTELERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI T.C SAĞLI BAANLIĞI TASİM EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ PATOLOJİ LİNİĞİ linik Şefi: Doç.Dr.Nusret ERDOĞAN PROSTATIN NEOPLAZİ VE BENZERİ LEZYONLARINDA (34BE12) VE P63 REATİVİTELERİNİN ARŞILAŞTIRILMASI (UZMANLI

Detaylı

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu 29 yaşında erkek aktif şikayeti yok Dış merkezde yapılan üriner sistem ultrasonografisinde insidental olarak sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması üzerine hasta polikliniğimize

Detaylı

Prostatın Cerrahi Hastalıkları

Prostatın Cerrahi Hastalıkları Prostatın Cerrahi Hastalıkları Editör Adem Altunkol NİSAN 2015 Copyright 2014 ISBN : 978-605-5121-20-4 Eser Editör : Prostatın Cerrahi Hastalıkları : Adem Altunkol Editör İletişim Bilgileri : Üroloji Kliniği,

Detaylı

GÖREV ANALİZİ 2. YAZILMA ÖĞRENİM HEDEFİ. Mesane ve üreterin normal ve patolojik özelliklerini belirler

GÖREV ANALİZİ 2. YAZILMA ÖĞRENİM HEDEFİ. Mesane ve üreterin normal ve patolojik özelliklerini belirler GÖREV Mesane ve üreter hastalıklarınd a GÖREV ANALİZİ 1. YAZILMA DÜZEYİ ulaştırılmasında kritik danışmanlık. GÖREV ANALİZİ 2. YAZILMA DÜZEYİ Mesane ve üreterin normal ve Makroskopik inceleme ve örnekleme.

Detaylı

Küçük Hücreli Dışı Akciğer Karsinomlarının EGFR Mutasyon Analizinde Real-Time PCR Yöntemi ile Mutasyona Spesifik İmmünohistokimyanın Karşılaştırılması

Küçük Hücreli Dışı Akciğer Karsinomlarının EGFR Mutasyon Analizinde Real-Time PCR Yöntemi ile Mutasyona Spesifik İmmünohistokimyanın Karşılaştırılması Küçük Hücreli Dışı Akciğer Karsinomlarının EGFR Mutasyon Analizinde Real-Time PCR Yöntemi ile Mutasyona Spesifik nın Karşılaştırılması Dr.M.Çisel Aydın, Doç.Dr.Sevgen Önder, Prof.Dr.Gaye Güler Tezel Hacettepe

Detaylı

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz Olgu Sunumu Olgu: 60y, E 2 ayda 5 kilo zayıflama ve karın ağrısı şikayeti ile başvurmuş. (Kasım 2009) Ailede kanser öyküsü yok. BATIN USG: *Karaciğerde en büyüğü VIII. segmentte 61.2x53.1 mm boyutunda

Detaylı

TİROİD NODÜLLERİNİN SIVI BAZLI (SurePath) SİTOLOJİSİ: 3 Yıllık Histopatolojik Korelasyon

TİROİD NODÜLLERİNİN SIVI BAZLI (SurePath) SİTOLOJİSİ: 3 Yıllık Histopatolojik Korelasyon TİROİD NODÜLLERİNİN SIVI BAZLI (SurePath) SİTOLOJİSİ: 3 Yıllık Histopatolojik Korelasyon Dr. M. Salih Deveci GATA Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Patoloji AD, Ankara Patoloji & Sitopatoloji Kongresi Bursa

Detaylı

FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI. Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara

FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI. Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara H. K., 5 yaşında, Kız çocuğu Şikayet: Karında şişlik Özgeçmiş: 8 aylıkken karında

Detaylı

MESANE TÜMÖRLERİNİN DOĞAL SEYRİ

MESANE TÜMÖRLERİNİN DOĞAL SEYRİ MESANE TÜMÖRLERİNİN DOĞAL SEYRİ ve MOLEKÜLER PROGNOSTİK FAKTÖRLER Prof. Dr. Levent Türkeri Üroloji Anabilim Dalı Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mesane Tümörü (Transizyonel Hücreli Karsinom) Yüzeyel

Detaylı

KOLOREKTAL POLİPLER. Prof. Dr. Mustafa Taşkın

KOLOREKTAL POLİPLER. Prof. Dr. Mustafa Taşkın KOLOREKTAL POLİPLER Prof. Dr. Mustafa Taşkın -Polip,mukozal örtülerden lümene doğru gelişen oluşumlara verilen genel isimdir. -Makroskopik ve radyolojik görünümü tanımlar. -Sindirim sisteminde en çok kolonda

Detaylı

IYE'D -' """ A 1 IGI. Pror. Hr. İlhan Ti ~( ~R. Editörler. Dr. Ediz F~ ( 'f lşa R. lh>\'- i>r. ~afi1 8()ZDl-:\1İR. Uo~. Ur. Rl"fik Rl 'Rt;l'T.

IYE'D -'  A 1 IGI. Pror. Hr. İlhan Ti ~( ~R. Editörler. Dr. Ediz F~ ( 'f lşa R. lh>\'- i>r. ~afi1 8()ZDl-:\1İR. Uo~. Ur. Rlfik Rl 'Rt;l'T. TU lt@ IYE'D -' """ A 1 IGI Editörler Pror. Hr. İlhan Ti ~( ~R Uo~. Ur. Rl"fik Rl 'Rt;l'T lh>\'- i>r. ~afi1 8()ZDl-:\1İR Dr. Ediz F~ ( 'f lşa R ANKARA NUMUNE HASTANESİ'NDE 1985-1990 YILLARI ARASINDAKİ

Detaylı

Amiloidozis Patolojisi. Dr. Yıldırım Karslıoğlu GATA Patoloji Anabilim Dalı

Amiloidozis Patolojisi. Dr. Yıldırım Karslıoğlu GATA Patoloji Anabilim Dalı Amiloidozis Patolojisi Dr. Yıldırım Karslıoğlu GATA Patoloji Anabilim Dalı Tanım Amiloid = Latince amylum (nişasta, amiloz) benzeri Anormal ekstrasellüler protein depozisyonu Fizyolojik eliminasyon mekanizmaları

Detaylı

DİFERANSİYE TİROİD KANSERİ

DİFERANSİYE TİROİD KANSERİ DİFERANSİYE TİROİD KANSERİ RİSK GRUPLARINA GÖRE TEDAVİ-TAKİP Dr.Nuri ÇAKIR Gazi Ü Tıp Fak Endokrinoloji ve Metabolizma B.D 35.Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıKongresi 15-19 Mayıs 2013-Antalya

Detaylı

Erken Evre Akciğer Kanserinde

Erken Evre Akciğer Kanserinde Erken Evre Akciğer Kanserinde Görüntüleme Dr. Figen Başaran aran Demirkazık Hacettepe Universitesi Radyoloji Anabilim Dalı Kasım 2005 Mayıs 2006 Müsinöz ve nonmüsinöz tipte bronkioloalveoler komponenti

Detaylı

PROSTAT ANATOMİSİ PROSTAT FİZYOLOJİSİ AMELİYAT TÜRLERİ

PROSTAT ANATOMİSİ PROSTAT FİZYOLOJİSİ AMELİYAT TÜRLERİ PROSTAT ANATOMİSİ PROSTAT FİZYOLOJİSİ AMELİYAT TÜRLERİ Prof. Dr. Özkan POLAT Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Ulusal Bilinçle Güncel Üroloji 9-10 Mayıs 2009, Sarıkamış/Kars Prostat

Detaylı

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser Nedir? Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM I HÜCRE BİLİMLERİ 2 KOMİTESİ. İmmunohistokimya teknikleri ve Kullanım Alanları. Doç.Dr.

DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM I HÜCRE BİLİMLERİ 2 KOMİTESİ. İmmunohistokimya teknikleri ve Kullanım Alanları. Doç.Dr. DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM I HÜCRE BİLİMLERİ 2 KOMİTESİ İmmunohistokimya teknikleri ve Kullanım Alanları Doç.Dr. Engin DEVECİ İmmunohistokimya Hücre ve doku içinde bulunan bazı enzimlerin ya

Detaylı

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi / Patoloji A:B:D

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi / Patoloji A:B:D Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi / Patoloji A:B:D Arş gör. Dr Cansu ABAYLI Çöliak hastalığı; Buğday, arpa ve yulaf gibi tahıllı gıdalarda bulunan, gluten proteinleri ile oluşan, toplumun %1 inden fazlasının

Detaylı

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Göğüs Cerrahisi Metastatik Akciğer Tümörleri Giriş İzole akciğer metastazlarına tedavi edilemez gözüyle bakılmamalıdır Tümör tipine

Detaylı

Mide Rezeksiyon Materyallerine Yaklaşım, Evreleme ve Raporlama

Mide Rezeksiyon Materyallerine Yaklaşım, Evreleme ve Raporlama Mide Rezeksiyon Materyallerine Yaklaşım, Evreleme ve Raporlama Banu Bilezikçi Güven Hastanesi Patoloji Bölümü, Ankara 25. Ulusal Patoloji Kongresi 6. Sitopatoloji Kongresi 14-17 Ekim 2015, Bursa 2014

Detaylı

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM Nadirdir!!! Üst aerodijestif sistem malinitelerinin % 5-10 u, tüm malinitelerin ise %0.5 i hipofarinks kanserleridir. Kötü seyirlidir!!! İleri evrede başvurmaları ve

Detaylı

Pleomorfik mezankimal tümörler ve taklitçileri. Dr. Bahar Müezzinoğlu

Pleomorfik mezankimal tümörler ve taklitçileri. Dr. Bahar Müezzinoğlu Pleomorfik mezankimal tümörler ve taklitçileri Dr. Bahar Müezzinoğlu Pleomorfik lezyon yaş yerleşim hikaye Pleomorfik lezyon neoplastik Neoplastik değil benign malign sarkom Karsinom Lenfoma melanom Pleomorfizm

Detaylı

KOLOREKTAL KARSİNOMA VE ÖNCÜ LEZYONLARINDA MİKROSATELLİT İNSTABİLİTESİNİN İMMÜNHİSTOKİMYASAL OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

KOLOREKTAL KARSİNOMA VE ÖNCÜ LEZYONLARINDA MİKROSATELLİT İNSTABİLİTESİNİN İMMÜNHİSTOKİMYASAL OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ KOLOREKTAL KARSİNOMA VE ÖNCÜ LEZYONLARINDA MİKROSATELLİT İNSTABİLİTESİNİN İMMÜNHİSTOKİMYASAL OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Seher YÜKSEL 1, Berna SAVAŞ 2, Elçin KADAN 3, Arzu ENSARİ 2, Nazmiye KURŞUN 4 1 Gümüşhane

Detaylı

10. ULUSAL RADYASYON ONKOLOJİSİ KONGRESİ 19-23 Nisan 2012, Antalya

10. ULUSAL RADYASYON ONKOLOJİSİ KONGRESİ 19-23 Nisan 2012, Antalya 10. ULUSAL RADYASYON ONKOLOJİSİ KONGRESİ 19-23 Nisan 2012, Antalya Meme Kanserlerinde Lokal Kontrole Etki Eden Prognostik Faktörler Patolojik Faktörler Prof Dr Tülay CANDA Dokuz Eylül Üniv.Tıp Fak. Meme

Detaylı

Parkinson Hastalığı ile α-sinüklein Geni Polimorfizmlerinin İlişkisinin Araştırılması

Parkinson Hastalığı ile α-sinüklein Geni Polimorfizmlerinin İlişkisinin Araştırılması İ.Ü. CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TIBBİ BİYOLOJİ ANABİLİM DALI Parkinson Hastalığı ile α-sinüklein Geni Polimorfizmlerinin İlişkisinin Araştırılması Araş.Gör. Yener KURMAN İSTANBUL

Detaylı

Tiroidde folliküler paterndeki lezyonların ayırımında bireysel yaklaşım. Dr. Cenk Sökmensüer HÜTF Patoloji AD

Tiroidde folliküler paterndeki lezyonların ayırımında bireysel yaklaşım. Dr. Cenk Sökmensüer HÜTF Patoloji AD Tiroidde folliküler paterndeki lezyonların ayırımında bireysel yaklaşım Dr. Cenk Sökmensüer HÜTF Patoloji AD İyi farklılaşmış folliküler paternde tiroid neoplazmları Adenomlar Minimal invazif folliküler

Detaylı

ULUSAL KONGRESİ. Türk Veteriner Jinekoloji Derneği. 15-18 Ekim 2015. Liberty Hotels Lykia - Ölüdeniz / Fethiye - Muğla AMAÇ

ULUSAL KONGRESİ. Türk Veteriner Jinekoloji Derneği. 15-18 Ekim 2015. Liberty Hotels Lykia - Ölüdeniz / Fethiye - Muğla AMAÇ KÖPEK MEME TÜMÖRLERİNDE TEDAVİ SEÇENEKLERİ AMAÇ Yaşam kalitesini ve süresini uzatmak Nüks veya yeni tümör oluşumlarını engellemek Yrd.Doç.Dr. Nilgün GÜLTİKEN Metastaz oluşumunu engellemek Tümör dokusunda

Detaylı

Genitoüriner Sistem Tümörlerinde Radyoloji Dr.Oğuz Dicle

Genitoüriner Sistem Tümörlerinde Radyoloji Dr.Oğuz Dicle Genitoüriner Sistem Tümörlerinde Radyoloji Dr.Oğuz Dicle III.Tıbbi Onkoloji Kongresi Onkolojik Görüntüleme Kursu 24 Mart 2010,Antalya Böbrek Mesane Prostat Böbrek Mesane Testis Radyolojiye Sorular Tümör

Detaylı

BENİGN PROSTAT HİPERPLAZİSİ. Dr. Necmettin PENBEGÜL

BENİGN PROSTAT HİPERPLAZİSİ. Dr. Necmettin PENBEGÜL BENİGN PROSTAT HİPERPLAZİSİ Dr. Necmettin PENBEGÜL Prostat Mesane tabanı ile üretranın birleşim yerinin etrafını sarar. Seminal sıvının bir kısmını üreten bir seks bezidir. Esas olarak epitelyal ve stromal

Detaylı

PROSTAT ADENOKARSİNOMLARINDA MAMMALIAN TARGET OF RAPAMYCIN (mtor) YOLAĞININ PROGNOZA ETKİSİ

PROSTAT ADENOKARSİNOMLARINDA MAMMALIAN TARGET OF RAPAMYCIN (mtor) YOLAĞININ PROGNOZA ETKİSİ PROSTAT ADENOKARSİNOMLARINDA MAMMALIAN TARGET OF RAPAMYCIN (mtor) YOLAĞININ PROGNOZA ETKİSİ Uzm. Dr. Nilhan KAYA* Prof. Dr. Kutsal YÖRÜKOĞLU* *Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim

Detaylı

Hücreler arası Bağlantılar ve Sıkı bağlantı. İlhan Onaran

Hücreler arası Bağlantılar ve Sıkı bağlantı. İlhan Onaran Hücreler arası Bağlantılar ve Sıkı bağlantı İlhan Onaran Doku organisazyonu: Hücrelerin bağlanması 1- Hücre-matriks bağlantıları: ekstraselüler matriks tarafından hücrelerin bir arada tutulması 2- Hücre-hücre

Detaylı

Üst Üriner Sistem Kanserleri

Üst Üriner Sistem Kanserleri Üst Üriner Sistem Kanserleri Sitopatolojinin Önemi Kutsal Yörükoğlu Dokuz Eylül ÜTF Patoloji ABD ÜROTELYUM Urogenital sinus Mezonefrik duktus KARSİNOGENEZ Klonal gelişim teorisi Alan teorisi İntraluminal

Detaylı

TİROİD NODÜLLERİNE YAKLAŞIM

TİROİD NODÜLLERİNE YAKLAŞIM NE YAKLAŞIM Prof. Dr. Sibel Güldiken TÜTF, İç Hastalıkları AD, Endokrinoloji BD PREVALANSI Palpasyon ile %3-8 Otopsi serilerinde %50 US ile incelemelerde %30-70 Yaş ilerledikçe sıklık artmakta Kadınlarda

Detaylı

Yıl: 2000 35 Yaş, Kadın, S.B., İstanbullu, ev hanımı, evli

Yıl: 2000 35 Yaş, Kadın, S.B., İstanbullu, ev hanımı, evli Yıl: 2000 35 Yaş, Kadın, S.B., İstanbullu, ev hanımı, evli Şikayeti: Sağ memede kitle Hikayesi: Sağ memede olan kitlenin son bir ayda daha da büyümesi üzerine doktora başvurmuş. Menarş: 14 İlk doğum yaşı:

Detaylı

Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012

Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012 Multipl Endokrin Neoplaziler Dr. Tuba T. Duman-2012 Multipl Endokrin Neoplaziler Klinik gözlemlerle, endokrin bezleri içeren neoplastik sendromlar tanımlanmıştır. Paratiroid, hipofiz, adrenal,tiroid ve

Detaylı

PROSTATA AIT BENIGN GLANDÜLER YAPILAR, YÜKSEK DERECELI PROSTATIK İNTRAEPITELIYAL NEOPLAZI VE ADENOKARSINOMLARDA IMP-3 EKSPRESYONUNUN BELIRLENMESI

PROSTATA AIT BENIGN GLANDÜLER YAPILAR, YÜKSEK DERECELI PROSTATIK İNTRAEPITELIYAL NEOPLAZI VE ADENOKARSINOMLARDA IMP-3 EKSPRESYONUNUN BELIRLENMESI T.C. PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ TIBBİ PATOLOJI ANABİLİM DALI PROSTATA AIT BENIGN GLANDÜLER YAPILAR, YÜKSEK DERECELI PROSTATIK İNTRAEPITELIYAL NEOPLAZI VE ADENOKARSINOMLARDA IMP-3 EKSPRESYONUNUN

Detaylı

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet Chapter 10 Summary (Turkish)-Özet Özet Vücuda alınan enerjinin harcanandan fazla olması durumunda ortaya çıkan obezite, günümüzde tüm dünyada araştırılan sağlık sorunlarından birisidir. Obezitenin görülme

Detaylı

En Etkili Kemoterapi İlacı Seçimine Yardımcı Olan Moleküler Genetik Test

En Etkili Kemoterapi İlacı Seçimine Yardımcı Olan Moleküler Genetik Test En Etkili Kemoterapi İlacı Seçimine Yardımcı Olan Moleküler Genetik Test Yeni Nesil DNA Dizileme (NGS), İmmünHistoKimya (IHC) ile Hastanızın Kanser Tipinin ve Kemoterapi İlacının Belirlenmesi Kanser Tanı

Detaylı

Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım. Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi

Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım. Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi okült (gizli, saklı, bilinmeyen, anlaşılmaz) okült + kanser primeri bilinmeyen

Detaylı

MEME RADYOLOJİSİ DEĞERLENDİRME Kabul Şekli 1 (Bildiri ID: 39)/Meme Kanserinin Mide Metastazı Poster Bildiri KABUL POSTER BİLDİRİ

MEME RADYOLOJİSİ DEĞERLENDİRME Kabul Şekli 1 (Bildiri ID: 39)/Meme Kanserinin Mide Metastazı Poster Bildiri KABUL POSTER BİLDİRİ MEME RADYOLOJİSİ DEĞERLENDİRME Kabul Şekli 1 ( ID: 39)/Meme Kanserinin Mide Metastazı Poster 2 ( ID: 63)/lenfomalı iki olguda meme tutulumu Poster 4 ( ID: 87)/Olgu Sunumu: Meme Amfizemi Poster 6 ( ID:

Detaylı

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD Multipl Myeloma da PET/BT Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD İskelet sisteminin en sık görülen primer neoplazmı Radyolojik olarak iskelette çok sayıda destrüktif lezyon ve yaygın

Detaylı

Tiroid nodüllerinin değerlendirilmesinde tru-cut biyopsi yöntemi kullanılmalı mı?

Tiroid nodüllerinin değerlendirilmesinde tru-cut biyopsi yöntemi kullanılmalı mı? Tiroid nodüllerinin değerlendirilmesinde tru-cut biyopsi yöntemi kullanılmalı mı? Beril Güler, Tuğçe Kıran, Dilek Sema Arıcı, Erhan Ayşan, Fatma Cavide Sönmez Tiroid nodülü nedir? Çevre tiroid parankiminden

Detaylı

Dr Ahmet Midi Maltepe Üniversitesi Patoloji

Dr Ahmet Midi Maltepe Üniversitesi Patoloji Dr Ahmet Midi Maltepe Üniversitesi Patoloji Genel bilgiler Tümör hücreleri, Subkapsüler sinüzoid İntraparankimal sinüzoid Histiositlerde burada bulunur Genel bilgiler Kanser hücreleri genellikle grup oluşturur

Detaylı

Dr. Özlem Erdem Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji AD 22. ULUSAL PATOLOJİ KONGRESİ

Dr. Özlem Erdem Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji AD 22. ULUSAL PATOLOJİ KONGRESİ Dr. Özlem Erdem Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji AD 22. ULUSAL PATOLOJİ KONGRESİ OLGU 45 yaşında erkek hasta Yaklaşık 1,5 yıldan beri devam eden alt ekstremite ve gövde alt kısımlarında daha

Detaylı

Prostat kanserine karşı erken teşhis için

Prostat kanserine karşı erken teşhis için Prostat kanserine karşı erken teşhis için Prostat Erkeğin hassas noktasi Sayın Erkekler, Almanya da her yıl 40.000 den fazla erkek yeniden prostat kanserinden hastalanıyor. Ancak tüm erkeklerin % 15 ile

Detaylı

HER2 POZİTİF HASTALIĞA YAKLAŞIM

HER2 POZİTİF HASTALIĞA YAKLAŞIM HER2 POZİTİF HASTALIĞA YAKLAŞIM Dr.Merih Güray Durak DEÜTF Patoloji ABD 9.Ekim.2014 İzmir Meme Hastalıkları Derneği Bilimsel Toplantısı Meme Kanserinde HER2 HER2 (human epidermal growth factor receptor

Detaylı

Dr.Bahar Müezzinoğlu Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi

Dr.Bahar Müezzinoğlu Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr.Bahar Müezzinoğlu Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Gleason Derecelendirme Sistemi 1960 lar Dr Gleason 1920-2008 40 yılda Prostat kanserinde neler değişti? serum PSA (tarama programları) Tümörler lokal

Detaylı

MEME KANSERİ. Öğr.Gör.Dr.Aylin ERDİM M.Ü. SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANABİLİM DALI

MEME KANSERİ. Öğr.Gör.Dr.Aylin ERDİM M.Ü. SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANABİLİM DALI MEME KANSERİ Öğr.Gör.Dr.Aylin ERDİM M.Ü. SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANABİLİM DALI KANSER Cancer İngilizce yengeç YENGEÇ düşmanını kıstırdıktan sonra sıkıca tutuyor, yavaş

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni

Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni Dr. Koray TOPGÜL Medical Park Samsun Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü/ SAMSUN 35 yaşında erkek hasta, İlk kez 2007

Detaylı

Özofagus Mide Histolojisi

Özofagus Mide Histolojisi Özofagus Mide Histolojisi Sindirim kanalını oluşturan yapılar Gastroıntestınal kanal özafagustan başlayıp anüse değin devam eden değişik çaptaki bir borudur.. Ağız, Farinks (yutak), özafagus(yemek borusu),

Detaylı

TÜKRÜK BEZLERİ (CAP PROTOKOLÜ )

TÜKRÜK BEZLERİ (CAP PROTOKOLÜ ) TÜKRÜK BEZLERİ (CAP PROTOKOLÜ ) Prof.Dr.Fulya Çakalağaoğlu İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Patoloji Kliniği 10.11.2012 TÜKRÜK BEZLERİ (CAP- 2012 HAZİRAN A GÖRE

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı,

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, MİTOZ Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, sitoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir. Hücreler büyüme ve gelişme sonucunda belli bir olgunluğa

Detaylı

TTOD MEME KANSERİ GÜNCELLEME KURSU 13-14 HAZİRAN 2015 İSTANBUL 08:25-08:30 Açılış 08:00-08:30 Pratiği değiştiren çalışmalar. (salonda kahvaltı ile)

TTOD MEME KANSERİ GÜNCELLEME KURSU 13-14 HAZİRAN 2015 İSTANBUL 08:25-08:30 Açılış 08:00-08:30 Pratiği değiştiren çalışmalar. (salonda kahvaltı ile) TTOD MEME KANSERİ GÜNCELLEME KURSU 13-14 HAZİRAN 2015 İSTANBUL 08:25-08:30 Açılış 08:00-08:30 Pratiği değiştiren çalışmalar. (salonda kahvaltı ile) 1. Gün 1. Oturum: Meme kanserine giriş, Patoloji ve Alt

Detaylı

5.111 Ders Özeti #12. Konular: I. Oktet kuralından sapmalar

5.111 Ders Özeti #12. Konular: I. Oktet kuralından sapmalar 5.111 Ders Özeti #12 Bugün için okuma: Bölüm 2.9 (3. Baskıda 2.10), Bölüm 2.10 (3. Baskıda 2.11), Bölüm 2.11 (3. Baskıda 2.12), Bölüm 2.3 (3. Baskıda 2.1), Bölüm 2.12 (3. Baskıda 2.13). Ders #13 için okuma:

Detaylı

MEME KANSERİ HASTALARINDA JAM-A VE LFA-1 GEN VARYASYONLARININ ETKİSİNİN İNCELENMESİ

MEME KANSERİ HASTALARINDA JAM-A VE LFA-1 GEN VARYASYONLARININ ETKİSİNİN İNCELENMESİ MEME KANSERİ HASTALARINDA JAM-A VE LFA-1 GEN VARYASYONLARININ ETKİSİNİN İNCELENMESİ Bengü TOKAT, 1,2 Deniz KANCA, Tülin ÖZTÜRK, M.Fatih SEYHAN, Zerrin CALAY, Şennur İLVAN, Özlem KURNAZ-GÖMLEKSİZ, Hülya

Detaylı

Onkolojide Sık Kullanılan Terimler. Yrd.Doç.Dr.Ümmügül Üyetürk 2013

Onkolojide Sık Kullanılan Terimler. Yrd.Doç.Dr.Ümmügül Üyetürk 2013 Onkolojide Sık Kullanılan Terimler Yrd.Doç.Dr.Ümmügül Üyetürk 2013 Kanser Hücrelerin aşırı kontrolsüz üretiminin, bu üretime uygun hücre kaybıyla dengelenemediği, giderek artan hücre kütlelerinin birikimi..

Detaylı

Dr. Yaşar BEDÜK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi

Dr. Yaşar BEDÜK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Yaşar BEDÜK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Testis tümörleri Erkeklerdeki kanserlerin %1 i Yıllık %3-6 artış Avrupa da her yıl 24.000 yeni vak a Testis Tümör Epidemiyolojisi İnsidans dünya genelinde

Detaylı

MEME KARSİNOMUNDA HER2/NEU DURUMUNU DEĞERLENDİRMEDE ALTERNATİF YÖNTEM: REAL TİME-PCR

MEME KARSİNOMUNDA HER2/NEU DURUMUNU DEĞERLENDİRMEDE ALTERNATİF YÖNTEM: REAL TİME-PCR MEME KARSİNOMUNDA HER2/NEU DURUMUNU DEĞERLENDİRMEDE ALTERNATİF YÖNTEM: REAL TİME-PCR Nuket Eliyatkın Hakan Özgür Pınar Erçetin Safiye Aktaş Ali Küpelioğlu Sunum Planı Meme Kanserinde HER2 nin yeri HER2

Detaylı

TÜLAY AKSARAY TECİMER 4 MAYIS 2013

TÜLAY AKSARAY TECİMER 4 MAYIS 2013 TÜLAY AKSARAY TECİMER 4 MAYIS 2013 Langerhans hücreli histiyositoz(lhh) Castleman Hastalığı (CH) Kimura Hastalığı Kikuchi Fujimoto -Histiyositik nekrotizan lenfadenit Rosai-Dorfman hastalığı Tanım Langerhans

Detaylı

KANSER AŞILARI. Prof. Dr. Tezer Kutluk Hacettepe Üniversitesi

KANSER AŞILARI. Prof. Dr. Tezer Kutluk Hacettepe Üniversitesi KANSER AŞILARI Prof. Dr. Tezer Kutluk Hacettepe Üniversitesi Bir Halk Sağlığı Sorunu Şu an dünyada 24.600.000 kanserli vardır. Her yıl 10.9 milyon kişi kansere yakalanmaktadır. 2020 yılında bu rakam %50

Detaylı

ALFA FETOPROTEİN (TÜMÖR BELİRLEYİCİSİ)

ALFA FETOPROTEİN (TÜMÖR BELİRLEYİCİSİ) ALFA FETOPROTEİN (TÜMÖR BELİRLEYİCİSİ) Diğer adı ve kısaltma: α fetoprotein, AFP. Kullanım amacı: Primer karaciğer, testis ve over kanserlerinin araştırılması ve tedaviye alınan cevabın izlenmesi amacıyla

Detaylı