T.C. Sağlık Bakanlığı Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Patoloji Laboratuarı Şef: Doç. Dr. Fevziye Kabukçuoğlu. Dr.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "T.C. Sağlık Bakanlığı Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Patoloji Laboratuarı Şef: Doç. Dr. Fevziye Kabukçuoğlu. Dr."

Transkript

1 T.C. Sağlık Bakanlığı Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Patoloji Laboratuarı Şef: Doç. Dr. Fevziye Kabukçuoğlu GRADE IV ASTROSİTİK TÜMÖRLERDE HER2/NEU EKSPRESYONU VE CD105 İLE BOYANAN MİKRODAMAR YOĞUNLUĞUNUN BİRBİRİYLE İLİŞKİSİ VE ERKEN DÖNEM MORTALİTE ÜZERİNE ETKİLERİ Dr. Serap Gözel (Uzmanlık Tezi) İstanbul 2006

2 ÖNSÖZ Asistanlık eğitimim süresince yardım ve desteğini esirgemeyen, bilgi ve tecrübesiyle daima yol gösterici olan değerli hocam Doç. Dr. Fevziye Kabukçuoğlu na; bir müddet birlikte çalışma imkanı bulduğum ve tecrübelerinden istifade ettiğim hocam Dr. İsmail Evren e; Patoloji asistanlığına adım attığım ilk günlerde sonsuz anlayış ve güveni ile her konuda destek olan, mesleki ahlakı edinmemize büyük katkı sağlayan değerli hocam Doç. Dr. Hüseyin Üstün e; Mesleki ve sosyal her konuda gelişimime büyük katkısı olan şef yardımcım Dr.Tülay Başak a; en zor ve stresli anlarımda bir abla samimiyeti ile yardımıma koşan ve tez çalışmam süresince bana her konuda destek olan Dr. Canan Tanık a; eğitimimin ilk gününden itibaren bilgi ve desteklerini esirgemeyen başasistanım Dr.Damlanur Sakız ile Dr.Banu Yılmaz ve Dr.Ayşim Özağarı ya; bilgi ve deneyimlerini tükenmez bir sabırla ve bir arkadaş samimiyetiyle aktararak mesleki gelişimimize katkıda bulunmaya çalışan ve her fırsatta bizleri motive eden başasistanım Dr. Nedim Polat a teşekkür ediyor ve saygılarımı sunuyorum. Asistanlık yıllarımı sevgi ve tebessümle hatırlamamı sağlayan, ömürlük dost edindiğim arkadaşlarım Dr.Emine Mataracı, Dr.Elif Öğüt Tunçdemir, Dr.Tuğba Taşkın Türkmenoğlu, Dr.Gürhan Balcı, Dr.Gamze Saygılı ve Dr.Şenay Yener e sevgi ve hoşgörü ile bezenmiş bir çalışma ortamı sundukları için teşekkür ediyorum. Birlikte çalışmaktan ve tanımaktan mutluluk duyduğum arkadaşlarım, başta tezimin hazırlanması aşamasında istatistiksel değerlendirme konusunda sonsuz sabrı ile verdiği desteği unutmayacağım Dr.Ozan Pabuçcuoğlu olmak üzere, Dr.Arzu Güler, Dr.Nalan Çiçek, Dr.İpek Mengi ve Dr.Aysun Başarır a teşekkür ediyorum. Tezimin immünhistokimyasal çalışmaları sırasında yardımları ile destek veren Hatice Aydın ve Nuray Yenigün e, samimi arkadaşlığından dolayı Derya Akdeniz e, özellikle arşiv ve makroskopideki yardımlarından dolayı Ömer Ayan ve İrfan Tetikoğlu na, sekreter arkadaşlarımız Esra Yılmazcan, Özlem Şahin, Demet Kulustepe, Selami Kayakıran a ve Olcay Deniz e teşekkür ediyorum. Bugünlere ulaşmam için sahip oldukları bütün imkanları seferber eden, hayatımdaki tüm olumsuzlukları sonsuz destekleri ile güzelliklere çeviren sevgili anneciğim ve babacığıma, tanıdığım andan itibaren büyük bir sevgi ve saygıyla bağlandığım, tezimin hazırlanması esnasında kilometrelerce öteden bile stresimi paylaşan ve desteğini sunan sevgili eşime ve çalışmalarımın bitmesini sabır ve özlemle bekleyen canım oğluma sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

3 İÇİNDEKİLER Giriş 1 Genel Bilgiler 2 Materyal ve Metod 31 Bulgular 34 Tartışma 40 Sonuçlar 50 Resimler 52 Kaynaklar 57

4 GİRİŞ Beyin tümörleri insandaki tüm malign tümörlerin yaklaşık %2 sini oluşturmaktadır. Astrositik tümörler beyin tümörleri içinde en sık görülenidir ve tüm primer beyin tümörlerinin %60 ını oluşturur (1).Yıllardır önerilen farklı derecelendirme sistemlerinin amacı, tümörün grade ine göre prognozu ve en uygun tedavi yöntemini belirleyebilmektir. Gliom hastalarının prognozu büyük ölçüde histopatolojik malignite grade i ile saptanmakla birlikte, her grade in klinik seyri hala değişkendir. Çünkü tümör grade i tek bir patolojik antite olmaktan ziyade farklı malignite potansiyelleri içeren bir tümör spektrumunu gösterir. Astrositik tümörler bu açılardan çok heterojen bir gruptur. Bu nedenle tümörün biyolojik davranışını sadece histolojik kriterlerle tahmin etmek zordur ve biyolojik belirleyicilerin yardımına ihtiyaç duyulmaktadır (2). Prognozun daha güvenilir olarak belirlenebilmesi ve cerrahi tedaviye ek olarak yeni tedavi seçeneklerinin ortaya konulması amacıyla astrositik tümörlerde, anjiogenez ve tümörün oluşumu ile yayılımından sorumlu olduğu düşünülen reseptörlere yönelik çalışmalar sınırlı sayıdadır (3). Bu çalışmanın amacı, Grade IV astrositik tümörlerde(glioblastome multiforme) anjiogenez belirleyicisi olarak kullanılan, CD105 monoklonal antikoru ile işaretlenmiş mikrodamar yoğunluğu ve HER2/neu ekspresyon fazlalığının, yaş, cinsiyet, tümör volümü, yerleşim yeri ile birlikte kısa dönem mortalite üzerine olan etkisini araştırmaktır. 1

5 GENEL BİLGİLER EMBRİYOLOJİ Santral sinir sistemi (SSS), intrauterin hayatın 3. haftasının başında, orta dorsal bölgede yerleşmiş, altındaki notokord tarafından büyüme ve farklılaşmaya yönelik olarak harekete geçirilen ektodermal bir plak olarak belirir. Orta hat boyunca uzanan primitif yarığın karşılıklı iki kenarı yükselerek ortaya yaklaşır ve mid-dorsal bölgede birbiriyle birleşir. Bu birleşme ön uçtan kaudal uca doğru gerçekleşir. Sonuçta her iki ucu açık silindir şeklindeki nöral tüp oluşur. Nöral tüpte, erken emriyogenezde ön beyin (prozensefalon), orta beyin (mezensefalon), arka beyin (rombensefalon) ve kaudal uzantı (spinal kordun öncüsü) olmak üzere dört segment oluşur. Ön beyinden serebral hemisferler, talamus ve hipotalamus; orta beyinden Sylvius kanalı; arka beyinden ise serebellum, pons ve medulla gelişir (4). Nöral tüp kapandıktan sonra nöral tüp duvarını oluşturan nöroepitelyal hücrelerden primitif sinir hücreleri olan glioblastlar, nöroblastlar ve ependimal hücreler oluşur. Glioblastlardan, protoplazmik ve fibriler astrositler; nöroblastlardan ise nöronlar meydana gelir. Glioblastlardan oligodendrogliaların da oluştuğu düşünülmektedir (4). HİSTOLOJİ Santral sinir sistemi, kranium ve vertebral kanal içinde sınırlandırılmıştır. Meninks adı verilen bağ dokudan oluşan membranlarla çevrilidir. En dış tabakadan başlamak üzere meninksler; dura mater, araknoid ve pia mater şeklinde tabakalaşır. Araknoid ve pia mater birbirine bitişiktir ve pia-araknoid denen tek bir zar olarak kabul edilir (4). Sinir dokusu yapısal olarak 2 hücre tipi içerir; nöronlar ve glia (nöroglia) hücreleri. Glia hücreleri, nöronları koruyan, destekleyen, nöron beslenmesi ve merkezi sinir sisteminin savunmasını sağlayan hücrelerdir. Nöron hücre gövdelerinin arasında, nükleus içermeyen ve bu hücrelerin uzantılarından oluşan, nöropil olarak adlandırılan, ince, fibriler doku mevcuttur (4,5). Nöronlar morfolojik ve fonksiyonel olarak serebellumun internal granüler tabakasını oluşturan küçük yuvarlak hücrelerden, primer motor korteksin geniş piramidal Betz hücrelerine kadar farklılık gösteren heterojen bir ailedir. Morfolojik olarak, hücre gövdesi(perikaryon), dendritler ve aksondan oluşur (4). 2

6 Glial hücreler ise; astrositler, oligodendrositler, ependimal hücreler ve mikroglialardan oluşur. Oligodendrositler; sitoplazmik uzantıları ile nöronların aksonlarını kuşatarak santral sinir sistemindeki myelin kılıfı yapar. Rutin kesitlerde küçük, yuvarlak, lenfosit benzeri nükleusları ve halo şeklinde çekilmiş sitoplazmaları ile tanınırlar. Ependimal hücreler; serebral ventrikülleri kaplarlar ve koroid pleksusun örtücü hücreleri ile yakın ilişkilidir. Mikroglialar; nöral tüpten değil, kemik iliğindeki öncül hücrelerden köken alır. Kısa uzantılara sahip, uzun, küçük hücrelerdir. Sinir dokusunun fagositik hücreleri olup makrofajlar gibi fonsiyon görür (4,5,6). Astrositler; glia hücreleri içinde sayısı en fazla olandır. Yapısal destek sağlar, onarım işlemlerinde ve metabolik değişimlerde görevlidir, kan-beyin bariyerinin elemanıdır. Nöronları, kılcal kan damarları ve pia matere bağlar. Gri madde içinde yer alan protoplazmik astrositler ve beyaz madde içinde yer alan fibriler astrositler olmak üzere iki tipi vardır. Astrositler yıldız şekilli, küçük hücrelerdir. Nükleusları geniş, sferik veya oval şekillidir. Sitoplazmalarında hücre uzantılarına doğru ilerleyen, glial fibriler asidik proteinden (GFAP) oluşan glial iplik demetleri mevcuttur. Beyinin parankimal incinme vakalarında astrositler; yoğun hücresel çıkıntılardan meydana gelmiş bir ağ oluşturur. Astrositler kollajen yapmazlar. Sitoplazmik incinmeye cevap olarak kendisinin başlıca hücre iskelet proteini olan GFAP sentezinin artışı eşliğinde şişebilir. Böyle hücrelerin sitoplazması nükleus çevresinde rutin kesitlerde kolaylıkla gözlenebilen eozinofilik boyanma özelliğindedir ve bunlar gemistositik astrositler olarak adlandırılır (5,6). 3

7 SANTRAL SİNİR SİSTEMİ TÜMÖRLERİ WHO 2000 SINIFLAMASI I- NÖROEPİTELYAL DOKU TÜMÖRLERİ Astrositik tümörler Diffüz astrositom (Fibriler, protoplazmik, gemistositik astrositom) Anaplastik astrositom Glioblastom (Dev hücreli glioblastom, gliosarkom) Pilositik astrositom Pleomorfik ksantoastrositom Subependimal dev hücreli astrositom (tuberoz sklerozis, SEGA) Oligodendroglial tümörler Oligodendrogliom Anaplastik oligodendrogliom Mikst gliomlar Oligoastrositom Anaplastik oligoastrositom Ependimal tümörler Ependimom(Sellüler, papiller, berrak hücreli, tanisitik) Anaplastik ependimom Miksopapiller ependimom Subependimom Koroid pleksus tümörleri Koroid pleksus papillomu Koroid pleksus karsinomu Orijini bilinmeyen glial tümörler Astroblastom Gliomatozis serebri 3.ventrikülün kordoid gliomu 4

8 Nöronal ve mikst nöronal-glial tümörler Gangliositom Serebellumun displastik gangliositomu(lhermitte-duclos) Desmoplastik infantil astrositom/gangliogliom Disembrioplastik nöroepitelyal tümör Gangliogliom Anaplastik gangliogliom Santral nörositom Serebellar liponörositom Filum terminalenin paragangliomu Nöroblastik tümörler Olfaktor nöroblastom(aesthesionöroblastom) Olfaktor nöroepitelyom Sempatik sinir sistemi ve adrenal bezin nöroblastomu Pineal parankimal tümörler Pineositom Pineoblastom Orta derece diferansiasyon gösteren pineal parankimal tümör Embriyonel tümörler Medulloepitelyom Ependimoblastom Medulloblastom (Desmoplastik, büyük hücreli, melanotik, medullomyoblastom) Supratentorial primitif nöroektodermal tümör (Nöroblastom, ganglionöroblastom) Atipik teratoid-rabdoid tümör II-PERİFERİK SİNİR TÜMÖRLERİ Schwannomlar(Nörilemmom, nörinom) Sellüler Pleksiform Melanotik 5

9 Nörofibrom Pleksiform Perinöriom İntranöral perinöriom Yumuşak doku perinöriomu Malign periferal sinir kılıfı tümörleri Epiteloid Mezenkimal ve/veya epitelyal diferansiasyon gösteren MPSKT Melanotik Melanotik psammomatöz III-MENİNKSLERİN TÜMÖRLERİ Meningotelyal hücre tümörleri Menenjiom (Meningotelyal, fibröz, transizyonel-mikst, psammomatöz, anjiomatöz, mikrokistik, sekretuar, lenfoplazmositten zengin, metaplastik, berrak hücreli, kordoid, atipik, papiller, rabdoid, anaplastik menenjiomlar) Mezenkimal non-meningotelyal tümörler Lipom Anjiolipom Hibernom Liposarkom(intrakranial) Soliter fibröz tümör Fibrosarkom Malign fibröz histiyositom Leiomyom Leiomyosarkom Rabdomyom Rabdomyosarkom Kondrom Kondrosarkom Osteom Osteosarkom Osteokondrom 6

10 Hemanjiom Epiteloid hemanjioendotelyom Hemanjioperisitom Anjiosarkom Kaposi sarkomu Primer melanositik lezyonlar Diffüz melanositozis Melanositom Malign melanom Meningeal melanomatozis Histogenezi bilinmeyen tümörler Hemanjioblastom IV-LENFOMA VE HEMOPOİETİK TÜMÖRLER Malign lenfomalar Plazmositom Granülositik sarkom V-GERM HÜCRE TÜMÖRLERİ Germinom Embriyonel karsinom Yolk sak tümörü Koryokarsinom Teratom (Matür, immatür, malign transformasyon gösteren teratom) Mikst germ hücreli tümörler VI-SELLAR BÖLGE TÜMÖRLERİ Kraniofarinjiom (adamantinomatöz, papiller) Granüler hücreli tümör VII-METASTATİK TÜMÖRLER 7

11 SANTRAL SİNİR SİSTEMİ TÜMÖRLERİ SSS tümörleri çocuklarda 2. sıklıkta, erişkinlerde ise 6. sıklıkta görülmektedir (7). Çocuklarda görülen SSS tümörlerinin büyük çoğunluğu serebellum ve beyin sapı ile ilişkili olarak posterior fossadan kaynaklanır. İntrakranial tümörler rölatif olarak adolesan ve genç erişkinlerde nadirdir. Fakat diffüz astrositom insidansı özellikle 3. ve 4. dekatta artmaya başlar. İntrakranial tümörlerin çoğu 50 yaşın üzerinde görülür. Yaşlı grupta en sık görülen tümörler glioblastom, metastatik karsinom, menenjiom ve Schwannom dur (7). Dekatlara göre en sık görülen tümörleri şu şekilde sınıflandırabiliriz. 1. ve 2. dekatta; Medulloblastom, ependimom, pilositik astrositom (posterior fossa tümörleri) ile kraniofarinjiom ve koroid pleksus tümörleri, dekatta; Diffüz astrositom, anaplastik astrositom, oligodendrogliom, ependimom (serebral hemisferler) ile menenjiom, 6. ve 7. dekatta; Glioblastom, anaplastik astrositom, anaplastik oligodendrogliom, metastatik karsinomlar, lenfoma (serebral hemisferler), menenjiom, Schwannom, pitüiter adenom (7). Etyoloji İnsan sinir sistemi tümörlerinde etyolojik ve risk faktörü olarak tanımlanan birkaç faktör vardır. Bunlar herediter predispozisyon, düşük doğum ağırlığı, endüstriyel alanlarda kullanılan kimyasal maddeler, enfeksiyonlar ve terapötik X ışınına maruziyettir. Sinir sistemi tümörleri bazı genetik sendromlarla ilişkili olabilir (7). Sinir Sistemi Tümörlerinin Histolojisindeki Prognostik Belirleyiciler Tümörün agresivitesini tespit etmede faydalı belirgin kriterler mevcuttur. Tümör hücresinin nükleus özellikleri, mitotik ve proliferatif aktivitesi, nekroz ve mikrovasküler proliferasyon varlığı ve tümör hücrelerinin yayılım paterni en önemli prognostik belirleyicilerdir. 8

12 1. Nükleer hiperkromazi ve nükleus / sitoplazma oranı: Bu oran özellikle nöroepitelyal tümörlerde neoplazinin kesin belirleyicisidir. Genişlemiş hiperkromatik nükleusların görülmesi, biyopside neoplastik astrositik hücre varlığının tespitinde ana basamaktır. Diffüz astrositomda anaplazide, artmış nükleus / sitoplazma oranı ve rod şeklinde tümör nükleusları birlikte görülür. Bu özellikler Schwannom ve pleomorfik menengiomlar gibi yavaş gelişen tümörlerde de görülür. Bu tümörlerde eğer mitoz ve Ki-67/MIB-1 indeksi çok yüksek değilse nükleer değişiklikler tek başına prognostik öneme sahip değildir. Schwannomlarda mitoz olmaksızın hiperkromatik ve büyük nükleusun varlığı tümörün uzun süredir varolduğunu, yani eskimiş olduğunu düşündürür. Oligodendrogliomlar en yavaş gelişen tümörlerdendir ve rölatif olarak daha yüksek nükleus / sitoplazma oranına sahiptir. Bu nedenle bu tümörlerde nekroz ile mitoz sayısı veya Ki-67/MIB-1 indeksi anaplazinin belirlenmesinde daha güvenilir faktörlerdir (7). 2. Mitotik ve proliferatif indeksler Menengiom ve PNET gibi bazı tümörlerde mitozun varlığı tanı için faydalı bir özellik olmasına rağmen, astrositik tümörlerde mitozun araştırılması daha az öneme sahiptir. Mitoz genellikle diffüz astrositomlarda yoktur fakat anaplastik astrositomlarda görülür. Glioblastomlarda ise değişen oranlardadır. Küçük biyopsilerde mitoz genellikle görülmemektedir. Astrositik tümörlerde özellikle küçük biyopsilerde IHK sal olarak Ki-67/MIB-1 gibi proliferasyon markerlarının kullanımı yol göstericidir (7). 3. Nekroz Nekroz genellikle kötü prognoza işaret eder. Tipik olarak glioblastomda, PNET lerde, anaplastik oligodendrogliomda, atipik menengiomda ve beynin metastatik tümörlerinde görülür. Tromboze arterlerin varlığı, nekrozun iskemik infarkt sonucunda geliştiğini düşündürür (7). 4. Kan damarları, kan-beyin bariyeri ve ödem Kan damarlarının histolojik özellikleri patolojik tanıda ve primer nöroepitelyal tümörlerin prognozunun değerlendirilmesinde özellikle değerlidir. 9

13 Diffüz astrositomda kan damarları normal görünümdedir, beyinde bulunan diğer damarlara benzer. Glioblastomda kan damarlarındaki değişiklik aşırı growth faktör üretimi ve growth faktör reseptör varlığına bağlı olarak, düzensiz glomeruloid yapılar ve mikrovasküler proliferasyonlar şeklinde görülür. Mikrovasküler proliferasyon ve nekroz varlığı ile vaskülarizasyonun fazlalığı, anaplastik glial tümörde glioblastomun histolojik belirleyicisidir Peritümöral ödem varlığı, kan-beyin bariyerinin tespiti, radyolojik tetkikler açısından önemlidir (7). 5. İnvazyon, yayılım ve metastaz SSS ne diğer organ tümörlerinin metastatik yayılımı çok yaygındır ama intrakranial tümörlerden SSS dışına yayılım nadirdir. Primer nöroepitelyal tümörler direk olarak glial doku içine, subaraknoid alana yayılır. Diffüz astrositom ve anaplastik astrositom sınırları belirlenemeyecek şekilde diffüz olarak yayılır. Karakteristik olarak astrositik tümör hücreleri beyinde ve spinal kordda sinir lifleri boyunca oldukça diffüz olarak yayılır. Bu nedenle lokalize tümör kitleleri şeklinde görülmezler.(gliomatozis serebride olduğu gibi). Glioblastomlar ve bazı oligodendrogliomlar diffüz olarak yayılır ama yayıldıkları bölgelerde normal doku ile aralarında keskin bir sınır seçilir. Bunun sebebi, invaze oldukları dokuyu tahrip etmeleridir. Bu bölge, operasyon sırasında cerrahi sınırın belirlenmesinde önemlidir. PNET tipik olarak beyin dokularını invaze eder bunun yanında BOS a da yayılım gösterir. BOS yayılımı tedavinin takibinde önemlidir. Ependimomlar ise kranial ve spinal subaraknoid alana yayılabilirler. Nöral tümörler dışında sadece lenfoma ve akciğerin küçük hücreli karsinomunda beyin ve spinal korda diffüz yayılım görülür (7). 10

14 ASTROSİTİK TÜMÖRLER Asrositik tümör terimi ilk olarak 19. yüzyıl sonlarında Virchow tarafından kullanılmış olup ilk histopatolojik sınıflama 1926 da Bailey ve Cushing tarafından yapılmıştır (1). Astrositomlar öncelikle serebral hemisferler olmak üzere SSS nin herhangi bir bölgesinden kaynaklanabilir. Genellikle erişkinlerde ortaya çıkar. Histolojik grade i ne olursa olsun beyinde diffüz infiltrasyon gösterir. Malign progresyona eğilim mevcuttur. Astrositik tümörler, intrakranial tümörlerin en sık görülenidir ve primer beyin tümörlerinin %60 dan fazlasını oluşturur. Görülme insidansı bölgeler arasında farklılık göstermekle birlikte yılda kişide 5-7 yeni tanı alan vaka şeklindedir (1). Yapılan çalışmalar gliom riskini arttıran bazı etyolojik faktörleri açığa çıkarmıştır. Fakat terapötik X ışını uygulanması dışında açıkça belirlenmiş çevresel bir ajan veya maruz kalınan bir etken ortaya konulamamıştır. Profilaktik SSS ışınlamasına maruz kalan ALL hastası çocuklarda düşük gradeli diffüz ve anaplastik astrositomlar, glioblastomlar ve daha az sıklıkta ise gliosarkom oluşma riski artmaktadır. Gliomlar pitüiter adenom radyasyonunu takiben gelişebilmektedir. Hatta tinea kapitis tedavisi için kullanılan düşük doz radyasyon gliom gelişimi ile sonuçlanabilir (1). Astrositik tümörlerde SV40 büyük T antijenine identik DNA sekansları %50 den fazla sıklıkta izlenmektedir. Bunun yılları arsında SV40 ile kontamine polio aşısı kullanımı sonucu olduğu düşünülmektedir (1). Astrositik tümörler bazı genetik sendromlarla ilişkili olabilir. Li-Fraumeni sendromu, Turcot sendromu, tüberoskleroz, nörofibromatozis 1 ve multipl enkondromatozis (Mafucci/Olier hastalığı) sendromu gibi. Yüksek dereceli astrositik tümörlerde tümör hücrelerinin diffüz ve yaygın invazyonundan dolayı komplet rezeksiyonu genellikle mümkün değildir. Gliom hücre invazyonu çözünebilir sitokinlerle belirlenir. Son 30 yıl süresince 3 farklı çözünebilir growth faktör bulunmuştur. Fibroblast Growth Faktör (FGF1, FGF2), Platelet Derived Growth Faktör (PDGF) gibi faktörlerin başlangıçta mitojenik aktiviteleri tanımlanmıştır. Daha sonra bu faktörlerin glial hücre proliferasyonunu ilerlettiği ve gliom hücrelerini de içeren çok çeşitli tümör hücresinin migrasyon ve invazyonunu stimüle ettiği ortaya çıkarılmıştır. 11

15 Bilinen birçok growth faktör gliomlarda eksprese edilir.fgf1, FGF2, PDGF-AA, PDGF- BB, scatter faktör/hepatosit growth faktör (SF/HGF), insülin benzeri growth faktör (IGF1,IGF2), transforming growth faktör (TGFα, TGFβ1, TGFβ2), pleitrophin (PTN), midkine (MK) ve vasküler endotelyal growth faktör (VEGF) gibi (8). Astrositik tümörlerde derecelendirme Gliomda anaplazi için belirleyici özellikler, nükleer atipi (kaba kromatin, nükleer pleomorfizm, multinükleasyon), mitotik aktivite, sellularite, vasküler proliferasyon ve nekrozdur. Bu histopatolojik parametreler pratik hayata derecelendirme (grade) sistemi şeklinde yansıtılmıştır. Astrositik tümörler heterojen tümörler olduğundan derecelendirme, anaplazinin en yüksek derecede olduğu alanlar esas alınarak yapılır (1). Glial tümörlerin ilk sistematik sınıflaması 1926 yılında Bailey tarafından yapılmış ve fibriler astrositik tümörler; astrositom, astroblastom ve spongioblastom (glioblastoma multiforme) olarak sınıflandırılmıştır (9) yılında Kernohan ve arkadaşları dörtlü grade sistemini geliştirmiş, Broders Mayo Klinik de bu sınıflandırmayı kullanmıştır (9). İyi diferansiye astrositomlar grade I, daha sellüler ve anaplastik olanlar grade II, çok anaplastik olanlar grade III ve IV kabul edilmiştir. Grade IV, glioblastome multiformenin sinonimidir. Grade III ve IV arasındaki ayırıcı tanıda mitotik figür sayısı, malign astrositlerin yüzdesi, nekroz, vasküler proliferasyon ve pleomorfizm dereceleri gibi histopatolojik parametreler kriter alınmıştır de Ringertz, astrositik tümörleri; astrositom, intermediate lezyon ve glioblastome multiforme olarak sınıflandırmıştır (9). Bu çalışmada anaplastik astrositom ve glioblastome multiforme ayırıcı tanısında en önemli faktör nekroz olarak kabul edilmiştir de Daumuos Duport tarafından oluşturulan Saint Ann-Mayo sistemi ile Kernohan ın modeli modifiye edilmiştir. Histolojik parametreler; nükleer atipi, mitoz, endotelyal proliferasyon ve nekrozdur. Bu bilgiler ışığında bu özelliklerden hiçbirini içermeyen tümörler Grade I, bir tanesini içerenler Grade II, iki özelliği içerenler GradeIII, üç veya dört özelliği içerenler ise Grade IV olarak kabul edilmiştir (10). SSS tümörlerinin 2000 yılı Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sınıflaması, Temmuz 1999 da Lyon da toplanan uluslararası WHO çalışma grubunun fikir birliğine dayanmaktadır. Sınıflama astrositik tümörler için, St.Ann-Mayo sistemi ile, WHO Grade I tümörlerin pilositik astrositomlar için saklanması ve Grade II tümörlerde geniş bir tümör dokusunda tek bir mitoz 12

16 bulunmasının dereceyi değiştirmemesi dışında benzerdir. WHO çalışma grubuna göre rezeksiyon örneklerinde pek çok sahada arandıktan sonra tek bir mitoz bulunması olguyu Grade II tümörlerden daha kötü davranışa götürmez.ancak çalışma grubu, bunun küçük iğne biyopsileri için doğru olmayabileceğine ve bu olgularda prognostik önemi olabileceğine dikkati çekmektedir (11). Sonuç olarak, WHO-2000 sınıflama sistemi sadece diffüz glial tümörler gözönüne alındığında, düşük derecelerden yüksek derecelere tümör progresyonunu göstermesi açısından gerçek bir sınıflandırma sistemidir. Astrositik tümörlerde anjiogenez mekanizması Gliom gelişimi ve progresyonu kan damar sisteminin oluşumu ile birliktedir. Düşük grade li gliomların vaskülaritesi normal beyne oldukça benzer iken, malign gliomlar esas olarak mikrovasküler proliferasyon ve sıklıkla düşük grade li gliomlar ve normal beyin dokusundan daha yüksek vaskülarizasyon alanları içerir (12). Aslında glioblastomlar tüm insan tümörleri içinde en iyi vaskülarize tümörlerdendir. Nekroz ve mikrovasküler proliferasyonun varlığı (öncelikle endotelyal hücre proliferasyonu) glioblastomun histopatolojik belirtecidir. Nekroz ile mikrovasküler proliferasyon arasındaki ilişki ve gliom hücrelerinin kan damarları yolu ile komşu dokulara yayılabileceği ilk olarak 1935 te Scherer tarafından ortaya konulmuştur (1). Glioblastomlarda mikrovasküler proliferasyonun patogenezi 2 farklı patofizyolojik mekanizmaya bağlıdır. 1. Anjiogenezis; çevredeki normal beyin dokusunda varolan kapillerlerden vasküler endotelyal hücrelerin tomurcuklanması, 2. Vasküler yeniden yapılanma; mevcut damarların düz kas hücreleri ya da perisitlerinden yeni damar oluşumu. Erişkin SSS de reaktif ve neoplastik durumların her ikisinde de growth faktörlerin bazıları salgılanır. Bu faktörler Transforming Growth Faktör β (TGF β), Epidermal Growth Faktör (EGF), Platelet Derived Growth Faktör (PDGF) dür. Özellikle TGFβ1 ve PDGF, iskemik serebral infarkt çevresindeki prolifere endotel hücrelerinde gösterilmiştir. 13

17 Ayrıca Vasküler Endotelyal Growth Faktör (VEGF),Vasküler Permeability Faktör ve Anjiopoetinler serebral vaskulogenez ve anjiogenezde esas role sahiptirler (13). Gliomlarda anjiogenezis, endotelyal hücre reseptör tirozin kinaz ailesi tarafından düzenlenir. Bu reseptör ailesi, VEGF reseptör-1, VEGF reseptör-2, Tie-1, Tie-2, PDGF reseptörβ, c-met ve integrinleri içerir. Bu reseptörler prolifere damar duvarında eksprese edilmelerine rağmen normal erişkin beyin dokusunda üretilmezler (12,13). Günümüzdeki çalışmalar VEGF reseptör-1 ve reseptör-2 ye bağlanan vasküler endotelyal growth faktörün gliomdaki anjiogeneziste en önemli düzenleyici olduğunu göstermektedir (13). Vasküler endotelyal growth faktör gen ailesi, kd ağırlığında dimerik glikolize proteinlerdir ve bu proteinler endotel hücreleri için spesifik mitojenik fonksiyona sahiptir. Anjiogenez, mikrovasküler proliferasyon, artan vasküler permeabilite ve peritümöral ödemden sorumludur (13,14). Gliomların progresyonu sırasında tümör hücrelerinde, özellikle glioblastomlarda VEGF artışı olur. Bu olay özellikle nekroz çevresinde psödopalizad yapan hücrelerde belirgindir (12).Bu nedenle tümör içindeki nekrotik alanlara komşu lokal hipoksinin VEGF ekspresyonunu ve neovaskularizasyonun indüklenmesini tetikleyeceği düşünülmektedir. Bu hipotez, kültüre gliom hücrelerinde protein ekspresyonu ile ilgili yapılan çalışmalar ile desteklenmektedir (13). Vasküler yeniden yapılanma (mevcut damarların düzkas hücreleri veya perisitlerinin proliferasyonu ile yeni damar oluşumu); farklı bir reseptör-ligand sistemi ile düzenlenir.(tie- 2,PDFG reseptör β,tgf β reseptörlerini içeren).tie2 reseptörü gliom progresyonu sırasında özellikle endotelyal hücrelerde artar.tie2 reseptörünün agonist ligandı anjiopoetin1, esas olarak gliom hücrelerinde üretilir.tie2 reseptörünün antagonist ligandı olan anjiopoetin2 ise anjiogenik gliomun damarlarında artar.anjiopoietin2, vasküler endotelyal hücrelerde Tie2 reseptör fonksiyonunu inhibe eder. Sonuç olarak anjiopoietin2, gliomlarda anjiogenezis için gereklidir (13). 14

18 PİLOSİTİK ASTROSİTOM Yavaş büyüyen, iyi sınırlı, sıklıkla 1. dekatta görülen, WHO sınıflamasına göre grade I tümörlerdir. Nadiren 50 yaş üstünde de bildirilmiştir. Serebral astrositomların %10 u, serebellar astrositomların %80 i pilositik astrositomdur. Sıklık sırasına göre; optik sinir, optik kiazma, hipotalamus, talamus, bazal ganglia, serebral hemisferler, serebellum ve beyin sapında görülür. Yerleşim yerine göre çeşitli isimler alır; optik sinir gliomu, hipotalamik gliom, serebellar astrositom gibi (1). Nörofibromatozis tip1, özellikle bilateral optik sinir yerleşimli pilositik astrositom gelişme riskini arttırır. Makroskopik olarak; yumuşak, gri renkte ve kistiktir. Kronik olgularda kalsifikasyon ve hemosiderin birikimi görülebilir. Optik sinir olgularında özellikle subaraknoidal boşluğun tutulduğu görülür (1,15). Mikroskopik olarak; bifazik patern görülür. Yoğun, bipolar hücrelerin ve Rosenthal fibrillerinin bulunduğu kompakt alanlar ve mikrokistik olup eozinofilik granüler cisimciklerin olduğu daha gevşek alanlar birarada bulunur. Nadiren mitoz, hiperkromatik nükleus, mikrovasküler proliferasyon ve meninkslerin infiltrasyonu görülebilir. Ancak bunlar malignite kriteri değildir. Kompakt alanlardaki bipolar piloid hücrelerin nükleusları tipik olarak uzamıştır ve uzun kıl benzeri uzantıları vardır. Bu yüksek fibriler hücreler, GFAP pozitiftir. Gevşek alanlarda ise; daha yuvarlak nükleuslu, küçük ve daha kısa uzantılara sahip protoplazmik astrositler vardır. Bu hücreler, piloid hücrelerin tersine fibrilden fakir olup GFAP ile zayıf boyanırlar. Rosenthal fibriller; 20µm çapında, fibriler, uzun, şişkin, hyalin yapılardır. Eritrositlerle aynı eozinofiliye sahip olduklarından karıştırılmamalıdırlar. Kraniofarinjiom çevresinde ve uzun süreli gliozislerde görülür. GFAP pozitiftirler. Eozinofilik granüler cisimcikler (protein damlacıkları); sıklıkla tümörün gevşek alanlarında görülür ve karakteristiktir. Parlak, eozinofilik, sferik, 20µm çapında, granüler yapılardır. İmmünhistokimyasal olarak alfa-b kristalin ve ubiquitin içerirler. Kan damarları yavaş büyüyen astrositik tümörlere göre bazı farklı özellikler içerir. Özellikle serebellumda radyolojik olarak hemanjioblastom, medulloblastom ve ependimom ile karışırlar. Özellikle kist duvarında mikrovasküler proliferasyon görülür. 15

19 Glioblastomdaki gibi glomeruloid olabilir.ancak büyük damarlarda endotel hücre hiperplazisi yoktur. %8 oranında enfarkt benzeri nekroz görülebilir. Nekroz, anaplastik ve malign değişikliği göstermez (15). PLEOMORFİK KSANTOASTROSİTOM Genç erişkin ve çocuklarda görülen, yüzeyel meningoserebral yerleşimli, iyi prognozlu astrositik tümörlerdir. Tüm astrositik tümörlerin %1 den azını içerirler. Histolojik olarak WHO sınıflamasına göre grade II lezyonlar olup belirgin mitoz (5 veya üstü / 10BB alanında), nekroz varlığında anaplastik özelliklere sahip pleomorfik astrositom terimi kullanılabilir(1). Histopatolojik olarak; Fibriler ve dev, sıklıkla multinükleer neoplastik astrositlerden oluşmuş pleomorfik bir tümördür. GFAP eksprese eden ksantomatöz hücreler, hücreler arası yoğun retikülin ağı ve perivasküler lenfositik infiltrasyon tanı koydurucu özelliklerdir. Mikroskopik özellikler şu şekilde özetlenebilir: Sıklıkla tümörün periferinde, neoplastik hücrelerin oluşturduğu fasiküler görünüm, bizar sitolojik özelliklere sahip pleomorfik astrositik hücreler, astrositlerin lipidizasyonu, perivasküler lenfositler, retikülin lif ile tümör hücre gruplarının veya hücrelerin çevrilmesi, eozinofilik granüler cisimciklerdir. Olguların büyük bir kısmında mitoz nadirdir veya yoktur. Ki67/MIB1 indeksi %1 den azdır (15). SUBEPENDİMAL DEV HÜCRELİ ASTROSİTOM Bu tümör benign, yavaş büyüyen, tipik olarak lateral ventrikül duvarından gelişen, hemen herzaman tuberosklerozun bir parçası olarak görülen WHO grade I tümörlerdir. Tuberosklerozlu hastalarda görülen en sık SSS tümörüdür. Tipik olarak ilk iki dekatta görülür. Ancak prematür bebeklerde de görülür. Makroskopik olarak; iyi sınırlı pembe, iyi damarlı, bazen kalsifiye kitleler şeklindedir. Mikroskopik olarak çevreden iyi sınırla ayrılır. Tümör geniş, yuvarlak, veziküler nükleuslu, belirgin nükleollü, geniş sitoplazmalı hem gemistositik astrositler hem de gangliyon hücrelerine benzeyen hücrelerden oluşur. Geniş hücreler yanısıra, fasiküller oluşturan küçük, iğsi, astrositik hücreler bulunur. Yer yer psödorozetler görülebilir. Mitotik aktivite, endotel proliferasyon ve nekroz varlığı anaplastik progresyonu göstermez (1). 16

20 DİFFÜZ ASTROSİTOM Diffüz astrositomlar, hücresel diferansiasyon, yavaş büyüme ve komşu beyin yapılarının diffüz infiltrasyonu ile karakterizedir. Anaplastik astrositom ve glioblastoma kadar ilerlemeye yatkınlıkları vardır. Diffüz astrositom terimi, erişkinlerin düşük dereceli, WHO sınıflamasına göre Grade II diffüz astrositomlarını belirtir. Tüm astrositik beyin tümörlerinin %10-15 ini oluşturur. İnsidans,bir milyon nüfusta yılda 1-4 yeni olgu şeklindedir. Görülme yaşı, genç erişkinlerde yaş arasındadır. Olguların yaklaşık %10 u 20 yaşın altında,%60 ı yaşlarında,%30 kadarı 45 yaşın üzerinde görülür. Erkek/kadın oranı; 1.18/1 şeklindedir. Diffüz astrositomlar, SSS nin herhangi bir bölgesinde lokalize olabilir. Erişkin ve çocuklarda en sık serebrumda supratentorial olarak gelişirler. Frontal ve temporal loblar sık olarak tutulur. Serebellum lokalizasyonu nadirdir (1,15,16). Klinik olarak, nöbetler tümörün en yaygın belirtisidir. Frontal lob tutulmuş ise davranış ya da kişilik değişiklikleri olabilir. Makroskopi: İnfiltratif yapı nedeniyle genellikle makroskopik sınırlar belirsizdir. Tutulan anatomik yapılarda genişleme ve şekil bozukluğu vardır. Destrüksiyon yoktur. Gri ve beyaz cevherde lokal kitlesel lezyonlar ortaya çıkabilir. Kistik değişiklikler olabilir.kalsifikasyon izlenebilir. Histopatoloji: Diffüz astrositomun matriksi, gevşek olarak yapılanmış ve sıklıkla mikrokistiktir. Sellülarite orta derecede artmıştır. Seyrek nükleer atipi mevcuttur. Mitotik aktivite genel olarak yoktur. Nekroz ya da mikrovasküler proliferasyonun olması, diffüz astrositom tanısı ile uyuşmaz. Neoplastik astrositlerin histolojik olarak tanımlanması, nükleus özelliklerine göre yapılır. Nükleus, oval şekilli, uzamış ve incelmiştir. Enine kesitlerde yuvarlak görülür. Tipik olarak vezikülerdir ve sıklıkla belirgin nükleolleri vardır. Diffüz astrositomda neoplastik astrositleri, normal veya reaktif astrositlerden ayırmak güçtür. Monoton morfolojili ve genellikle büyümüş hücrelerin sayıca artışı ile hafif derecede anaplazi tanıda yardımcıdır (1). 17

SANTRAL SİNİR SİSTEMİ TÜMÖRLERİ

SANTRAL SİNİR SİSTEMİ TÜMÖRLERİ SANTRAL SİNİR SİSTEMİ TÜMÖRLERİ Tümörlerin yerleşim yerleri ile ilgili kullanılan terimler İntraaksiyel, ekstraaksiyel İntrakranyal Supratentoryal, infratentoryal Orta hat (sella, 3.ventrikül, pineal,

Detaylı

Beyin tümörlerinde genel olarak kabul görmüş sınıflandırma WHO (World. Health Organization) tarafından yapılmış olan ve periyodik olarak yenilenen

Beyin tümörlerinde genel olarak kabul görmüş sınıflandırma WHO (World. Health Organization) tarafından yapılmış olan ve periyodik olarak yenilenen Beyin Tümörleri Dr. Fazıl Gelal Dr. Kamil Karaali Beyin tümörlerinde genel olarak kabul görmüş sınıflandırma WHO (World Health Organization) tarafından yapılmış olan ve periyodik olarak yenilenen sınıflandırmadır.

Detaylı

Tiroid bezinde ender bir mezenkimal tümör. Dr. Ersin TUNCER Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı

Tiroid bezinde ender bir mezenkimal tümör. Dr. Ersin TUNCER Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı Tiroid bezinde ender bir mezenkimal tümör Dr. Ersin TUNCER Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı 10-10 - 2015 ANKARA Ülkemizin başı sağ olsun Değerli Hocamızı saygıyla anıyoruz Prof.

Detaylı

İNTRAKRANYAL TÜMÖRLER. CEM CALLI Dept. Of Radiology, Section of Radiology, Ege University, Izmir, Turkey

İNTRAKRANYAL TÜMÖRLER. CEM CALLI Dept. Of Radiology, Section of Radiology, Ege University, Izmir, Turkey İNTRAKRANYAL TÜMÖRLER CEM CALLI Dept. Of Radiology, Section of Radiology, Ege University, Izmir, Turkey İNTRAKRANYAL TÜMÖRLER SINIFLAMA: * Histolojik (WHO 2000) * Yaş (pediatrik, erişkin) * Yerleşim(intra/extra-aksiyel,

Detaylı

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm BAZAL HÜCRELİ KARSİNOM Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm Nadiren met. yapar fakat tedavisiz bırakıldığında invazif davranış göstermesi,lokal invazyon,

Detaylı

Dr. Figen Söylemezoğlu

Dr. Figen Söylemezoğlu Dr. Figen Söylemezoğlu Konsültasyon Tanıya ulaşmada zorluk Klinik ile uyumsuzluk Tedavinin bir başka kurumda devam etmesi Hasta ya da klinisyenin ikinci bir görüş istemesi durumunda Konsültasyon Bu uygulamanın

Detaylı

BEYİN TÜMÖRLERİ: RİSK FAKTÖRLERİ. 1. Ailesel hastalıklarla ilişkisi

BEYİN TÜMÖRLERİ: RİSK FAKTÖRLERİ. 1. Ailesel hastalıklarla ilişkisi BEYİN TÜMÖRLERİ: Beyin tümörleri çocukluk çağında görülen en sık solid tümördür. Bu yaş grubundaki çocuklarda görülen kanserlerin %20 sini oluşturur. 15 yaşın altında görülen malign hst. içinde lösemilerden

Detaylı

Tanımlar. Grade: Yayılma eğilimi, Büyüme hızı, Normal hücrelere benzerlik. Grade I-IV.

Tanımlar. Grade: Yayılma eğilimi, Büyüme hızı, Normal hücrelere benzerlik. Grade I-IV. Beyin Tümörleri Tanımlar Primer/ Sekonder: %50-%50 İntra/Ekstraaksiyal Grade: Yayılma eğilimi, Büyüme hızı, Normal hücrelere benzerlik. Grade I-IV. Lokalizasyona göre sınıflama Supra/İnfratentoryel Erişkin:

Detaylı

İntrakranial. Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirürji Kliniği. Prof.Dr.Abdülvahap GÖK

İntrakranial. Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirürji Kliniği. Prof.Dr.Abdülvahap GÖK İntrakranial Tümörler Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirürji Kliniği Prof.Dr.Abdülvahap GÖK TANIM -Primer beyin tümörleri santral sinir sistemi dokusundan gelişir ve intrakranial tümörlerin 1/2

Detaylı

Endometrial stromal tümörler

Endometrial stromal tümörler Endometrial stromal tümörler WHO-2014 sınıflamasında neler değişti? Dr. Şennur İlvan İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Patoloji AD Endometrial stromal tümör (1966) Endometrial stromal nodül Low grade endometrial

Detaylı

Pleomorfik mezankimal tümörler ve taklitçileri. Dr. Bahar Müezzinoğlu

Pleomorfik mezankimal tümörler ve taklitçileri. Dr. Bahar Müezzinoğlu Pleomorfik mezankimal tümörler ve taklitçileri Dr. Bahar Müezzinoğlu Pleomorfik lezyon yaş yerleşim hikaye Pleomorfik lezyon neoplastik Neoplastik değil benign malign sarkom Karsinom Lenfoma melanom Pleomorfizm

Detaylı

Sinir Kılıfı Tümörleri. Doç. Dr. Halil KIYICI 2016

Sinir Kılıfı Tümörleri. Doç. Dr. Halil KIYICI 2016 Sinir Kılıfı Tümörleri Doç. Dr. Halil KIYICI 2016 Sinir Sistemi Merkezi (santral) sinir sistemi (MSS): beyin ve omurilikten oluşur kafatası - omurga kemikleri ve kemik altındaki pia örtüsüyle kaplıdır

Detaylı

K TÜMÖRLERDE VE REAKT

K TÜMÖRLERDE VE REAKT T. C. BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PATOLOJİ ANABİLİM DALI ASTROSİTİK TÜMÖRLERDE VE REAKTİF GLİOZİS OLGULARINDA CDC25B EKSPRESYONU VE PROGNOSTİK ÖNEMİ: (POTANSİYEL BİR GRADE LEME ARACI OLARAK KULLANILABİLMESİ

Detaylı

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Göğüs Cerrahisi Metastatik Akciğer Tümörleri Giriş İzole akciğer metastazlarına tedavi edilemez gözüyle bakılmamalıdır Tümör tipine

Detaylı

NEOPLAZİ D R. Y A S E M İ N S E Z G İ N. yasemin sezgin

NEOPLAZİ D R. Y A S E M İ N S E Z G İ N. yasemin sezgin NEOPLAZİ D R. Y A S E M İ N S E Z G İ N yasemin sezgin Neoplazi Yeni bir doku oluşmasını ifade eder. Oluşan bu kitleye neoplazm denir. Aslen şişlik anlamına gelen tümör deyimi de neoplazm anlamında kullanılmaktadır.

Detaylı

NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ

NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ Dinç Süren 1, Mustafa Yıldırım 2, Vildan Kaya 3, Ruksan Elal 1, Ömer Tarık Selçuk 4, Üstün Osma 4, Mustafa Yıldız 5, Cem

Detaylı

PRİMERİ BİLİNMEYEN AKSİLLER METASTAZ AYIRICI TANISINDA PATOLOJİNİN YERİ

PRİMERİ BİLİNMEYEN AKSİLLER METASTAZ AYIRICI TANISINDA PATOLOJİNİN YERİ PRİMERİ BİLİNMEYEN AKSİLLER METASTAZ AYIRICI TANISINDA PATOLOJİNİN YERİ Dr. Nimet Karadayı Dr.Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Patoloji Kliniği Lenf nodları metastatik malignitelerde en

Detaylı

Beyin Tümörleri. Prof. Dr.Murat Söker

Beyin Tümörleri. Prof. Dr.Murat Söker Beyin Tümörleri Prof. Dr.Murat Söker Beyin tümörleri çocukluk çağında görülen en sık solid tümör Bu yaş grubundaki çocuklarda görülen kanserlerin %20 15 yaşın altında görülen malign hst. içinde lösemilerden

Detaylı

ERİŞKİN BEYİN TÜMÖRLERİ. Yrd.Doç.Dr.Adalet ARIKANOĞLU D.Ü.T.F.Nöroloji A.B.D

ERİŞKİN BEYİN TÜMÖRLERİ. Yrd.Doç.Dr.Adalet ARIKANOĞLU D.Ü.T.F.Nöroloji A.B.D ERİŞKİN BEYİN TÜMÖRLERİ Yrd.Doç.Dr.Adalet ARIKANOĞLU D.Ü.T.F.Nöroloji A.B.D İnsidansı Primer beyin tümörleri 6/100.000/yıl görülür PBT hastaların % 10 u çocukluk çağında görülür. Yerleşim yeri ve histolojik

Detaylı

AZ DİFERANSİYE TİROİD KANSERLERİ. Prof. Dr. Müfide Nuran AKÇAY Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ERZURUM

AZ DİFERANSİYE TİROİD KANSERLERİ. Prof. Dr. Müfide Nuran AKÇAY Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ERZURUM AZ DİFERANSİYE TİROİD KANSERLERİ Prof. Dr. Müfide Nuran AKÇAY Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ERZURUM Tanım Az diferansiye tiroid karsinomları, iyi diferansiye ve anaplastik

Detaylı

21.Ulusal Patoloji Kongresi Yumuşak Doku Kursu Lipomatöz Tümörler. Dr. Burçin Tuna DEÜTF Patoloji AD 16-20 Kasım 2011-İZMİR

21.Ulusal Patoloji Kongresi Yumuşak Doku Kursu Lipomatöz Tümörler. Dr. Burçin Tuna DEÜTF Patoloji AD 16-20 Kasım 2011-İZMİR 21.Ulusal Patoloji Kongresi Yumuşak Doku Kursu Lipomatöz Tümörler Dr. Burçin Tuna DEÜTF Patoloji AD 16-20 Kasım 2011-İZMİR Sunum planı Lipomatöz tümör nedir? ve sınıflama Sorun yaratan lipomlar Liposarkomlarda

Detaylı

Dr. A. Nimet Karadayı. Hastanesi, Patoloji Kliniği

Dr. A. Nimet Karadayı. Hastanesi, Patoloji Kliniği Dr. A. Nimet Karadayı Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Patoloji Kliniği MEME TÜMÖRLERİNDE PATOLOJİ RAPORLARINDA STANDARDİZASYON Amaç, hasta

Detaylı

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik LAFORA HASTALIĞI Progressif Myoklonik Epilepsiler (PME) nadir olarak görülen, sıklıkla otozomal resessif olarak geçiş gösteren heterojen bir hastalık grubudur. Klinik olarak değişik tipte nöbetler ve progressif

Detaylı

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi)

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi) Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi (Nöro-Onkolojik Cerrahi) BR.HLİ.018 Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanan ya

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

ERKEK GENİTAL SİSTEMİ. Webmaster tarafından yazıldı. Pazartesi, 12 Ocak 2009 11:39 - Son Güncelleme Perşembe, 15 Ocak 2009 09:19

ERKEK GENİTAL SİSTEMİ. Webmaster tarafından yazıldı. Pazartesi, 12 Ocak 2009 11:39 - Son Güncelleme Perşembe, 15 Ocak 2009 09:19 1) Çocuklarda en sık görülen testis tümörü aşağıdakilerden hangisidir? (1998 NİSAN) a) Klasik seminom b) Teratom c) Yolk sak tümörü d) Kariokarsinom e) Spermatositik seminom Testisde en sık görülen tümör

Detaylı

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ Cem Sezer 1, Mustafa Yıldırım 2, Mustafa Yıldız 2, Arsenal Sezgin Alikanoğlu 1,Utku Dönem Dilli 1, Sevil Göktaş 1, Nurullah Bülbüller

Detaylı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Meme kanserli hastalarda ana prognostik faktörler: Primer tümörün büyüklüğü

Detaylı

ELİN YUMUŞAK DOKU TÜMÖRLERİ

ELİN YUMUŞAK DOKU TÜMÖRLERİ ELİN YUMUŞAK DOKU TÜMÖRLERİ Çoğunlukla selim karakterde olan bu tümörlerin sadece % 1-2 si habistir. Sinovial kistler, tendon kılıfının dev hücreli tümörü, lipom, enkondrom sık görülen selim oluşumlardır.

Detaylı

SERT DOKUNUN SULU (KĠSTĠK) LEZYONU. Dr Arzu AVCI ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ TIBBİ PATOLOJİ KLİNİĞİ 17 Kasım 2011

SERT DOKUNUN SULU (KĠSTĠK) LEZYONU. Dr Arzu AVCI ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ TIBBİ PATOLOJİ KLİNİĞİ 17 Kasım 2011 SERT DOKUNUN SULU (KĠSTĠK) LEZYONU Dr Arzu AVCI ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ TIBBİ PATOLOJİ KLİNİĞİ 17 Kasım 2011 OLGU 9 Y, K Sağ humerus proksimali 2 yıl önce kırık Doğal iyileşmeye bırakılmış

Detaylı

56Y, erkek hasta Generalize LAP ( servikal, inguinal, aksiller, toraks ve abdomende ) Ateş Gece terlemesi Lenfopeni IgG, IgA, IgM yüksek

56Y, erkek hasta Generalize LAP ( servikal, inguinal, aksiller, toraks ve abdomende ) Ateş Gece terlemesi Lenfopeni IgG, IgA, IgM yüksek 56Y, erkek hasta Generalize LAP ( servikal, inguinal, aksiller, toraks ve abdomende ) Ateş Gece terlemesi Lenfopeni IgG, IgA, IgM yüksek Sedimantasyon (77mm/saat) CRP 7.67(N:0-0.8mg/dl) Servikal lenf nodu

Detaylı

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu 29 yaşında erkek aktif şikayeti yok Dış merkezde yapılan üriner sistem ultrasonografisinde insidental olarak sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması üzerine hasta polikliniğimize

Detaylı

OVERİN YÜZEY EPİTELİNDEN KAYNAKLANAN TÜMÖRLERİ. Prof.Dr. Nafi Oruç İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

OVERİN YÜZEY EPİTELİNDEN KAYNAKLANAN TÜMÖRLERİ. Prof.Dr. Nafi Oruç İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi OVERİN YÜZEY EPİTELİNDEN KAYNAKLANAN TÜMÖRLERİ Prof.Dr. Nafi Oruç İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Seröz Tümörler Seröz Tümörler Sıklık Tüm over tümörlerinin %30 u Benign over tümörlerinin %22 si Malign over

Detaylı

TANISAL SİTOLOJİDE ALGORİTMİK YAKLAŞIM. Doç. Dr. Özlem AYDIN, F.I.A.C. Acıbadem Üniv. Tıp Fakültesi Patoloji AD - İstanbul

TANISAL SİTOLOJİDE ALGORİTMİK YAKLAŞIM. Doç. Dr. Özlem AYDIN, F.I.A.C. Acıbadem Üniv. Tıp Fakültesi Patoloji AD - İstanbul TANISAL SİTOLOJİDE ALGORİTMİK YAKLAŞIM Doç. Dr. Özlem AYDIN, F.I.A.C. Acıbadem Üniv. Tıp Fakültesi Patoloji AD - İstanbul Sağ meme Hipersellüler, tek dağınık dissosiye hücre patterni Sol meme ??? Hipersellüler,

Detaylı

A) Plazma hücrelerinin infiltrasyonu. B) Multinükleer histiyositik dev hücreleri. C) Lenfositlerden zengin inflamasyon. D) Fibrozis.

A) Plazma hücrelerinin infiltrasyonu. B) Multinükleer histiyositik dev hücreleri. C) Lenfositlerden zengin inflamasyon. D) Fibrozis. Genel olarak bakıldığında soru dağılımı beklenen dışında değildi. Her sınavda sorulan bazı başlıkların sorulmaması dahi olasılık dahilindeydi. Zorluk yönünden geçen sınavlardan pek farklı değildi. Yine

Detaylı

Prof Dr Sergülen Dervişoğlu. Neoplazi tanım İsimlendirme sınıflama

Prof Dr Sergülen Dervişoğlu. Neoplazi tanım İsimlendirme sınıflama Prof Dr Sergülen Dervişoğlu Neoplazi tanım İsimlendirme sınıflama Tanımlama İsimlendirme Sınıflama Neoplazi-Tümör Neoplazi Yeni gelişme/büyüme Patolojik bozuk büyüme Aşırı büyüme Hücrelerin kesintisiz

Detaylı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı Aydın Aytekin Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı Rafiye Çiftçiler Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları

Detaylı

Santral sinir sistemi ve baş-boyun tümörlerinde radyoloji. Dr Ayşenur CİLA Hacettepe Üniversitesi

Santral sinir sistemi ve baş-boyun tümörlerinde radyoloji. Dr Ayşenur CİLA Hacettepe Üniversitesi Santral sinir sistemi ve baş-boyun tümörlerinde radyoloji Dr Ayşenur CİLA Hacettepe Üniversitesi Görüntülemede amaç Tümör / Tümör dışı ayırımını yapmak Tümör evreleme Postop rezidü-tümör yatağı değişiklikleri

Detaylı

KOLOREKTAL POLİPLER. Prof. Dr. Mustafa Taşkın

KOLOREKTAL POLİPLER. Prof. Dr. Mustafa Taşkın KOLOREKTAL POLİPLER Prof. Dr. Mustafa Taşkın -Polip,mukozal örtülerden lümene doğru gelişen oluşumlara verilen genel isimdir. -Makroskopik ve radyolojik görünümü tanımlar. -Sindirim sisteminde en çok kolonda

Detaylı

Sinir Sistemi Biyopsi ve Rezeksiyonları Patolojik Değerlendirme Standartları Ve Kılavuzu. (Nöropatoloji Çalışma Grubu)

Sinir Sistemi Biyopsi ve Rezeksiyonları Patolojik Değerlendirme Standartları Ve Kılavuzu. (Nöropatoloji Çalışma Grubu) Sinir Sistemi Biyopsi ve Rezeksiyonları Patolojik Değerlendirme Standartları Ve Kılavuzu (Nöropatoloji Çalışma Grubu) 2010 Đçindekiler Genel Özellikler 2 Beyin/Spinal kord:biyopsi, rezeksiyon, stereotaktik

Detaylı

Dr. Özlem Erdem Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji AD 22. ULUSAL PATOLOJİ KONGRESİ

Dr. Özlem Erdem Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji AD 22. ULUSAL PATOLOJİ KONGRESİ Dr. Özlem Erdem Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji AD 22. ULUSAL PATOLOJİ KONGRESİ OLGU 45 yaşında erkek hasta Yaklaşık 1,5 yıldan beri devam eden alt ekstremite ve gövde alt kısımlarında daha

Detaylı

ANORMAL TRANSFORMASYON ZONU: ASETİK ASİTİN ETKİSİ NEDİR?

ANORMAL TRANSFORMASYON ZONU: ASETİK ASİTİN ETKİSİ NEDİR? ANORMAL TRANSFORMASYON ZONU: ASETİK ASİTİN ETKİSİ NEDİR? Dr. Murat DEDE GATA Kadın Hast. Ve Doğum AD Jinekolojik Onkoloji Ünitesi Serviks Epiteli Skuamoz epitel: Ektoserviks Kolumnar epitel: Endoserviks

Detaylı

HEMORAJİK İNME. Yrd. Doç. Dr. Aysel MİLANLIOĞLU Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD

HEMORAJİK İNME. Yrd. Doç. Dr. Aysel MİLANLIOĞLU Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD HEMORAJİK İNME Yrd. Doç. Dr. Aysel MİLANLIOĞLU Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD İntraserebral kanamalar inmelerin %10-15 ini oluşturmaktadır. İntraparenkimal, subaraknoid, subdural ve

Detaylı

NÖROMETABOLİK BEYİN HASTALIKLARINDA GENEL RADYOLOJİK YAKLAŞIM

NÖROMETABOLİK BEYİN HASTALIKLARINDA GENEL RADYOLOJİK YAKLAŞIM NÖROMETABOLİK BEYİN HASTALIKLARINDA GENEL RADYOLOJİK YAKLAŞIM Prof.Dr. Handan Güleryüz DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK RADYOLOJİSİ BİLİM DALI İZMİR Metabolik beyin hastalıklarında çeşitli

Detaylı

TÜLAY AKSARAY TECİMER 4 MAYIS 2013

TÜLAY AKSARAY TECİMER 4 MAYIS 2013 TÜLAY AKSARAY TECİMER 4 MAYIS 2013 Langerhans hücreli histiyositoz(lhh) Castleman Hastalığı (CH) Kimura Hastalığı Kikuchi Fujimoto -Histiyositik nekrotizan lenfadenit Rosai-Dorfman hastalığı Tanım Langerhans

Detaylı

Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012

Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012 Multipl Endokrin Neoplaziler Dr. Tuba T. Duman-2012 Multipl Endokrin Neoplaziler Klinik gözlemlerle, endokrin bezleri içeren neoplastik sendromlar tanımlanmıştır. Paratiroid, hipofiz, adrenal,tiroid ve

Detaylı

Adneksiyel Kitlelerde Maligniteyi Predikte Eden Faktörler

Adneksiyel Kitlelerde Maligniteyi Predikte Eden Faktörler Adneksiyel Kitlelerde Maligniteyi Predikte Eden Faktörler Dr. M. Murat Naki Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum AD Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi BD Epidemiyoloji ABD de 300

Detaylı

Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi

Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi Dr. Handan Onur XXI. Düzen Klinik Laboratuvar Günleri, Ankara, 23 Ekim 2011 MEME KANSERİ Meme Kanseri Sıklıkla meme başına

Detaylı

SERVİKAL SİTOLOJİ VE 2001 BETHESDA SİSTEMİ. Dr. İrem PAKER İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Patoloji Bölümü Ankara Kış Okulu, 18 Mart 2012

SERVİKAL SİTOLOJİ VE 2001 BETHESDA SİSTEMİ. Dr. İrem PAKER İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Patoloji Bölümü Ankara Kış Okulu, 18 Mart 2012 SERVİKAL SİTOLOJİ VE 2001 BETHESDA SİSTEMİ Dr. İrem PAKER İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Patoloji Bölümü Ankara Kış Okulu, 18 Mart 2012 Materyalin Tipi Konvansiyonel, sıvı bazlı, diğer Materyalin

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Dönem T+U Saat Kredi AKTS. Sinir Sistemi TIP 204 2 103+40 9 10. Kurul Dersleri Teorik Pratik Toplam

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Dönem T+U Saat Kredi AKTS. Sinir Sistemi TIP 204 2 103+40 9 10. Kurul Dersleri Teorik Pratik Toplam DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Dönem T+U Saat Kredi AKTS Sinir Sistemi TIP 204 2 103+40 9 10 Kurul Dersleri Teorik Pratik Toplam Anatomi 42 16 58 Fizyoloji 39 18 57 Histoloji ve Embriyoloji 12 4 16 Biyofizik

Detaylı

MESANE TÜMÖRLERİNİN DOĞAL SEYRİ

MESANE TÜMÖRLERİNİN DOĞAL SEYRİ MESANE TÜMÖRLERİNİN DOĞAL SEYRİ ve MOLEKÜLER PROGNOSTİK FAKTÖRLER Prof. Dr. Levent Türkeri Üroloji Anabilim Dalı Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mesane Tümörü (Transizyonel Hücreli Karsinom) Yüzeyel

Detaylı

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz Olgu Sunumu Olgu: 60y, E 2 ayda 5 kilo zayıflama ve karın ağrısı şikayeti ile başvurmuş. (Kasım 2009) Ailede kanser öyküsü yok. BATIN USG: *Karaciğerde en büyüğü VIII. segmentte 61.2x53.1 mm boyutunda

Detaylı

SİNİR DOKUSU ve SİNİR SİSTEMİ. Prof Dr. Faruk ALKAN

SİNİR DOKUSU ve SİNİR SİSTEMİ. Prof Dr. Faruk ALKAN SİNİR DOKUSU ve SİNİR SİSTEMİ Prof Dr. Faruk ALKAN SİNİR DOKUSU SİNİR DOKUSU Fonksiyonu Özellikleri irritabilite konduktivite korelasyon reaksiyon S.S. SINIFLANDIRMA Somatik (Sistema Nervosum Cerebrospinale)

Detaylı

PEDİATRİK KARACİĞER KİTLELERİ

PEDİATRİK KARACİĞER KİTLELERİ PEDİATRİK KARACİĞER KİTLELERİ Dr. Berna Oğuz Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Pediatrik Radyoloji Bilim Dalı Pediatrik KC kitleleri İntraabdominal kitlelerin %5-6 Primer hepatik

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Soliter Pulmoner Nodül Tanım: Genel bir tanımı olmasa da 3 cm den küçük, akciğer parankimi ile çevrili, beraberinde herhangi patolojinin eşlik

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

Dr. Yaşar BEDÜK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi

Dr. Yaşar BEDÜK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Yaşar BEDÜK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Testis tümörleri Erkeklerdeki kanserlerin %1 i Yıllık %3-6 artış Avrupa da her yıl 24.000 yeni vak a Testis Tümör Epidemiyolojisi İnsidans dünya genelinde

Detaylı

Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları. Doç. Dr. Ahmet Özaydın

Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları. Doç. Dr. Ahmet Özaydın Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları Doç. Dr. Ahmet Özaydın Nükleus (çekirdek) ökaryotlar ile prokaryotları ayıran temel özelliktir. Çekirdek hem genetik bilginin deposu hem de kontrol merkezidir.

Detaylı

TİROİD NODÜLLERİNE YAKLAŞIM

TİROİD NODÜLLERİNE YAKLAŞIM NE YAKLAŞIM Prof. Dr. Sibel Güldiken TÜTF, İç Hastalıkları AD, Endokrinoloji BD PREVALANSI Palpasyon ile %3-8 Otopsi serilerinde %50 US ile incelemelerde %30-70 Yaş ilerledikçe sıklık artmakta Kadınlarda

Detaylı

MEME KANSERİNİ NASIL RAPORLAYALIM. Serpil Dizbay Sak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji ABD

MEME KANSERİNİ NASIL RAPORLAYALIM. Serpil Dizbay Sak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji ABD MEME KANSERİNİ NASIL RAPORLAYALIM Serpil Dizbay Sak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji ABD Rehber ve Protokoller NHSBPS http://www.cancerscreening.nhs.uk/breastscreen /publications/nhsbsp58-low-resolution.pdf

Detaylı

DFSP, Klinik 14.10.2015. DERMATOFİBROSARKOMA PROTUBERANS (Morfolojik spektrum ve ayırıcı tanı) DFSP, Histopatoloji

DFSP, Klinik 14.10.2015. DERMATOFİBROSARKOMA PROTUBERANS (Morfolojik spektrum ve ayırıcı tanı) DFSP, Histopatoloji Dermatofibrosarkoma protuberans (DFSP) DERMATOFİBROSARKOMA PROTUBERANS (Morfolojik spektrum ve ayırıcı tanı) Prof Dr Taner Akalın Ege ÜTF Patoloji AD 25. Ulusal Patoloji Kongresi, 14-17 Ekim 2015, Bursa

Detaylı

TÜMÖR ANJiYOGENEZİ TUMOR ANGIOGENESIS. Reha Aydın. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

TÜMÖR ANJiYOGENEZİ TUMOR ANGIOGENESIS. Reha Aydın. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi TÜMÖR ANJiYOGENEZİ TUMOR ANGIOGENESIS Reha Aydın İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi TÜMÖR ANJiYOGENEZİ TUMOR ANGIOGENESIS Reha Aydın, İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe

Detaylı

28.02.2015. Sarkoidoz. MSS granülomatozları. Sarkoidoz. Sarkoidoz. Granülom / Granülomatoz reaksiyon

28.02.2015. Sarkoidoz. MSS granülomatozları. Sarkoidoz. Sarkoidoz. Granülom / Granülomatoz reaksiyon Granülom / Granülomatoz reaksiyon Non-enfektif granülomatozlar: Sinir sistemi tutulumu ve görüntüleme Küçük nodül Bağışıklık sisteminin, elimine edemediği yabancı patojenlere karşı geliştirdiği ve izole

Detaylı

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA İYİLEŞMESİ Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir. Akut Yara: Onarım süreci düzenli ve zamanında gelişir. Anatomik ve fonksiyonel bütünlük

Detaylı

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü Tip 1 diyabete giriş Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü ENTERNASYONAL EKSPER KOMİTE TARAFINDAN HAZIRLANAN DİABETİN YENİ SINIFLAMASI 1 - Tip 1 Diabetes

Detaylı

YÜKSEK DERECELİ GLİAL TÜMÖR TEDAVİSİNDE GÜNCEL YAKLAŞIM. Dr. Melek Nur Yavuz Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD

YÜKSEK DERECELİ GLİAL TÜMÖR TEDAVİSİNDE GÜNCEL YAKLAŞIM. Dr. Melek Nur Yavuz Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD YÜKSEK DERECELİ GLİAL TÜMÖR TEDAVİSİNDE GÜNCEL YAKLAŞIM Dr. Melek Nur Yavuz Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD Yüksek Dereceli Glial Tümör SSS tümörlerinin %8-12 Anaplastik astrositom

Detaylı

Diferansiye Tiroid Kanserlerinde tiroid beze yönelik cerrahi, boyutları, üst ve alt laringeal sinire ve paratiroid bezlere yaklaşım. Dr.

Diferansiye Tiroid Kanserlerinde tiroid beze yönelik cerrahi, boyutları, üst ve alt laringeal sinire ve paratiroid bezlere yaklaşım. Dr. Diferansiye Tiroid Kanserlerinde tiroid beze yönelik cerrahi, boyutları, üst ve alt laringeal sinire ve paratiroid bezlere yaklaşım Dr. Alper CEYLAN Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı Tiroid

Detaylı

Polipte Kanser. Dr.Cem Terzi. Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi

Polipte Kanser. Dr.Cem Terzi. Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi Polipte Kanser Dr.Cem Terzi Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi Polip ve polipoid karsinoma POLİP Epitelyal yüzeyden kaynaklanan çıkıntı HİSTOLOJİK POLİP TİPLERİ

Detaylı

Serebral Kortikal malformasyonlar

Serebral Kortikal malformasyonlar Serebral Kortikal malformasyonlar Nöronal Migrasyon Anomalileri Dr. Cem Calli Ege University Medical Faculty Dept. of Radiology Neuroradiology Section SINIFLAMA Nöronal proliferasyon Nöronal migrasyon

Detaylı

PAPİLLER TİROİD KARSİNOMLU OLGULARIMIZDA BRAF(V600E) GEN MUTASYON ANALİZİ. Klinik ve patolojik özellikler

PAPİLLER TİROİD KARSİNOMLU OLGULARIMIZDA BRAF(V600E) GEN MUTASYON ANALİZİ. Klinik ve patolojik özellikler PAPİLLER TİROİD KARSİNOMLU OLGULARIMIZDA BRAF(V600E) GEN MUTASYON ANALİZİ Klinik ve patolojik özellikler Neslihan KURTULMUŞ,, Mete DÜREN, D Serdar GİRAY, G Ümit İNCE, Önder PEKER, Özlem AYDIN, M.Cengiz

Detaylı

Malignite ve Transplantasyon. Doç. Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı

Malignite ve Transplantasyon. Doç. Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Malignite ve Transplantasyon Doç. Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Sunum Planı -Pretransplant malignitesi olan alıcı -Pretransplant malignitesi olan donör -Posttransplant de

Detaylı

Özofagus Tümörleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2016

Özofagus Tümörleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2016 Özofagus Tümörleri Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2016 Özofagus tümörleri Benign / iyi huylu tümörler Malign / kötü huylu tümörler daha fazla! Skuamöz /yassı hücreli karsinom (SCC) Dünyada en çok görülen özofagus

Detaylı

Cerrahi: Hangi Hastalara Prof. Dr. Sertaç İşlekel

Cerrahi: Hangi Hastalara Prof. Dr. Sertaç İşlekel Cerrahi: Hangi Hastalara Prof. Dr. Sertaç İşlekel İzmir Üniversitesi Nöroşirürji Ana Bilim Dalı İntrakranial Metastazların Önemi Beyin metastazı 100.000 de 14 (1/3 tek) Kanser hastalarının %15-25 inde

Detaylı

SEREBRAL ARTERİYOVENÖZ MALFORMASYONLAR VE SINIFLAMALARI. Prof. Dr. Işıl Saatci

SEREBRAL ARTERİYOVENÖZ MALFORMASYONLAR VE SINIFLAMALARI. Prof. Dr. Işıl Saatci SEREBRAL ARTERİYOVENÖZ MALFORMASYONLAR VE SINIFLAMALARI Prof. Dr. Işıl Saatci Vasküler Malformasyonlar: 1.AVM 2.Kavernöz malformasyonlar (kavernomlar) 3.Gelişimsel venöz anomaliler (DVA) 4.Kapiller telenjiektaziler

Detaylı

Displastik nevüs?malign melanom? Prof. Dr. Cuyan Demirkesen İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

Displastik nevüs?malign melanom? Prof. Dr. Cuyan Demirkesen İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Displastik nevüs?malign melanom? Prof. Dr. Cuyan Demirkesen İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 31 y, erkek Göğüs ön duvarında sternum üzerinde lokalize Yaklaşık 1 yıldır varolan Son 3-4 aydır büyüme ve renk

Detaylı

Beyin sapı gangliogliomu: Olgu sunumu*

Beyin sapı gangliogliomu: Olgu sunumu* Türkiye Ekopatoloji Dergisi 2004; 10 (3-4): 141-144 Beyin sapı gangliogliomu: Olgu sunumu* Ganglioglioma of the brainstem: A case report* Arzu Akçay Turan 1 Ferah Karayel 1 Işıl Pakiş 1 Büge Öz 2 1 Adli

Detaylı

6 Pratik Dermatoloji Notları

6 Pratik Dermatoloji Notları AİLE HEKİMLERİ İÇİN 6 Pratik Dermatoloji Notları En Sık Görülen Dermatolojik Hastalıklar İçindekiler Siğil Skuamöz Hücreli Karsinom Bazal Hücreli Karsinom Melanom Lipom Nörofibromatözis 2 Siğil 3 Siğil

Detaylı

Uzm. Dr. Haldun Akoğlu

Uzm. Dr. Haldun Akoğlu Uzm. Dr. Haldun Akoğlu Genel Bilgiler Çoğu intrakranyal lezyon kolayca ayırt edilebilen BT bulguları ortaya koyar. Temel bir yaklaşım olarak BT yorumlama simetriye odaklı olarak sol ve sağ yarıların karşılaştırılmasına

Detaylı

SEREBRAL KORTEKS EMBRİYOLOJİSİ

SEREBRAL KORTEKS EMBRİYOLOJİSİ SEREBRAL KORTEKS EMBRİYOLOJİSİ Dr. Cem ÇALLI Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı EMBRİYOLOJİK GELİŞİM Endoderm Mesoderm Ektoderm 15. GÜN Ektodermal hücreler çoğalarak Nöral plate

Detaylı

Beyin tümörü, beyni oluşturan üç bölgeden birinden -beyin, beyincik ve beyin sapıkaynaklanabilir.

Beyin tümörü, beyni oluşturan üç bölgeden birinden -beyin, beyincik ve beyin sapıkaynaklanabilir. BEYİN TÜMÖRÜ BEYİN TÜMÖRÜ NEDİR? Beyin tümörü beyinde anormal hücrelerin çoğalması sonucu gelişen bir kitledir. Bazı beyin tümörleri iyi huylu (örneğin meningiom), bazıları ise kötü huylu kitlelerdir.

Detaylı

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD Multipl Myeloma da PET/BT Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD İskelet sisteminin en sık görülen primer neoplazmı Radyolojik olarak iskelette çok sayıda destrüktif lezyon ve yaygın

Detaylı

SEREBELLAR HEMANJİOBLASTOMLAR

SEREBELLAR HEMANJİOBLASTOMLAR SEREBELLAR HEMANJİOBLASTOMLAR (Cerebellar Haemangioblastomas) S. Gül Barut *, H. Yücel Barut **, Mustafa Eras *** Özet Hemanjioblastomlar, büyük çoğunluğu serebellar lokalizasyonda, erişkin ve genç erişkin

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

ENDOMETRİAL KÜRETAJ MATERYALLERİNDE GÖRÜLEBİLEN BENİGN PATOLOJİLER

ENDOMETRİAL KÜRETAJ MATERYALLERİNDE GÖRÜLEBİLEN BENİGN PATOLOJİLER ENDOMETRİAL KÜRETAJ MATERYALLERİNDE GÖRÜLEBİLEN BENİGN PATOLOJİLER Dr. H. Dilek BÜLBÜL T.C. Sağlık Bakanlığı Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ANKARA APD Kış Okulu 18.03.2012

Detaylı

MALİGN ASTROSİTER TÜMÖRLÜ HASTALARDA YAŞAM SÜRESİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER VE Ki-67 (MIB I) PROLİFERASYON İNDEKSİNİN PROGNOZ ÜZERİNE ETKİSİ

MALİGN ASTROSİTER TÜMÖRLÜ HASTALARDA YAŞAM SÜRESİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER VE Ki-67 (MIB I) PROLİFERASYON İNDEKSİNİN PROGNOZ ÜZERİNE ETKİSİ MALİGN ASTROSİTER TÜMÖRLÜ HASTALARDA YAŞAM SÜRESİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER VE Ki-67 (MIB I) PROLİFERASYON İNDEKSİNİN PROGNOZ ÜZERİNE ETKİSİ (UZMANLIK TEZİ) Dr. Bekir TUĞCU İÇİNDEKİLER Tarihçe. 1 Genel bilgiler

Detaylı

Demansta görüntülemenin rolü Dr.Ercan Karaarslan Acıbadem Üniversitesi

Demansta görüntülemenin rolü Dr.Ercan Karaarslan Acıbadem Üniversitesi Demansta görüntülemenin rolü Dr.Ercan Karaarslan Acıbadem Üniversitesi Ana başlıklar Demans nedenleri Normal yaşlanma bulguları Radyolojik görüntüleme yöntemleri Demansta radyolojik belirleyici bulgular

Detaylı

TİROİD NODÜLLERİNİN SIVI BAZLI (SurePath) SİTOLOJİSİ: 3 Yıllık Histopatolojik Korelasyon

TİROİD NODÜLLERİNİN SIVI BAZLI (SurePath) SİTOLOJİSİ: 3 Yıllık Histopatolojik Korelasyon TİROİD NODÜLLERİNİN SIVI BAZLI (SurePath) SİTOLOJİSİ: 3 Yıllık Histopatolojik Korelasyon Dr. M. Salih Deveci GATA Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Patoloji AD, Ankara Patoloji & Sitopatoloji Kongresi Bursa

Detaylı

GLİAL TÜMÖRLERDE PROGNOZ VE

GLİAL TÜMÖRLERDE PROGNOZ VE T.C. Sağlık Bakanlığı Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Kliniği Klinik Şefi: Dr.Nurettin UNUR GLİAL TÜMÖRLERDE PROGNOZ VE SAĞKALIMI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Detaylı

TRD KIŞ OKULU KURS 1, Gün 5. Sorular

TRD KIŞ OKULU KURS 1, Gün 5. Sorular TRD KIŞ OKULU KURS 1, Gün 5 Sorular Soru 1 T1 ve T2 ağırlıklı spin eko sekanslarda hiperintens görülen hematom kavitesinin evresini belirtiniz? a) Akut dönem b) Hiperakut dönem c) Subakut erken dönem d)

Detaylı

Kanser Tedavisi: Günümüz

Kanser Tedavisi: Günümüz KANSER TEDAVİSİNDE MOLEKÜLER HEDEFLER Doç. Dr. Işık G. YULUĞ Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü yulug@fen.bilkent.edu.tr Kanser Tedavisi: Günümüz Geleneksel sitotoksik ilaçlar ve

Detaylı

AKCİĞERİN NÖROENDOKRİN TÜMÖRLERİ. Doç. Dr. Mutlu DEMİRAY Bursa Medical Park Hastanesi

AKCİĞERİN NÖROENDOKRİN TÜMÖRLERİ. Doç. Dr. Mutlu DEMİRAY Bursa Medical Park Hastanesi AKCİĞERİN NÖROENDOKRİN TÜMÖRLERİ Doç. Dr. Mutlu DEMİRAY Bursa Medical Park Hastanesi Nöroendokrin tümörlerde 2004 WHO sınıflaması Tümör Tipi Tipik Karsinoid Atipik Karsinoid Büyük Hücreli nöroendokrin

Detaylı

Beyin Kan Akımı B.O.S. ve Beyin Metabolizması. Dr Şebnem Gülen sebnem@baskent.edu.tr

Beyin Kan Akımı B.O.S. ve Beyin Metabolizması. Dr Şebnem Gülen sebnem@baskent.edu.tr Beyin Kan Akımı B.O.S. ve Beyin Metabolizması Dr Şebnem Gülen sebnem@baskent.edu.tr Beyin kan akımı Kalp debisinin %15 i 750-900 ml/dk Akımı regüle eden ve etkileyen üç temel faktör; Hipoksi Hiperkapni

Detaylı

SSS Enfeksiyonlarının Radyolojik Tanısı. Dr. Ömer Kitiş Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Nöroradyoji

SSS Enfeksiyonlarının Radyolojik Tanısı. Dr. Ömer Kitiş Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Nöroradyoji SSS Enfeksiyonlarının Radyolojik Tanısı Dr. Ömer Kitiş Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Nöroradyoji Nöroradyoloji de;doku kontrast mekanizmaları T1/T2/PD; T1-T2 relaksasyon zamanları

Detaylı

Normal Doku: Erken ve geç etkilerin patogenezi Yeniden ışınlamada doku toleransı

Normal Doku: Erken ve geç etkilerin patogenezi Yeniden ışınlamada doku toleransı Normal Doku: Erken ve geç etkilerin patogenezi Yeniden ışınlamada doku toleransı Klinik Radyobiyoloji Kursu 19-20 Şubat 2010 Ankara Dr. Mine Genç minegenc@gmail.com Radyasyona bağlı doku reaksiyonlarını

Detaylı

Konuşma planı PEDİATRİK SUPRATENTORYAL BEYİN TÜMÖRLERİ. Epidemiyoloji. CBTRUS 2011 report. Genetik sendromlar 4/26/2014

Konuşma planı PEDİATRİK SUPRATENTORYAL BEYİN TÜMÖRLERİ. Epidemiyoloji. CBTRUS 2011 report. Genetik sendromlar 4/26/2014 Konuşma planı PEDİATRİK SUPRATENTORYAL BEYİN TÜMÖRLERİ Dr. Simay Altan Kara Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji AD Epidemiyoloji Klinik Konvansiyonel görüntüleme İleri MR teknikleri Tümörler

Detaylı

MEME KANSERİ KÖK HÜCRELERİNİN GEN EKSPRESYON PROFİLİ

MEME KANSERİ KÖK HÜCRELERİNİN GEN EKSPRESYON PROFİLİ MEME KANSERİ KÖK HÜCRELERİNİN GEN EKSPRESYON PROFİLİ Sait Murat Doğan, A. Pınar Erçetin, Zekiye Altun, Duygu Dursun, Safiye Aktaş Dokuz Eylül Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü, İzmir Slayt 1 / 14 Meme Kanseri

Detaylı

HABİS KEMİK TÜMÖRLERİNDE ORTOPEDİK CERRAHİ YAKLAŞIM. Prof.Dr.Murat HIZ İ.Ü.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji A.B.D.

HABİS KEMİK TÜMÖRLERİNDE ORTOPEDİK CERRAHİ YAKLAŞIM. Prof.Dr.Murat HIZ İ.Ü.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji A.B.D. HABİS KEMİK TÜMÖRLERİNDE ORTOPEDİK CERRAHİ YAKLAŞIM Prof.Dr.Murat HIZ İ.Ü.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji A.B.D. Habis Kemik Tümörleri Nadir görülen tümörler olmasına rağmen ( tüm kanserlerin

Detaylı

MATÜR T- HÜCRELİ LENFOMALAR TANISI PATOLOG GÖZÜYLE

MATÜR T- HÜCRELİ LENFOMALAR TANISI PATOLOG GÖZÜYLE 4. ULUSAL LENFOMA MYELOMA KONGRESİ 2-5 MAYIS 2013, ANTALYA MATÜR T- HÜCRELİ LENFOMALAR TANISI PATOLOG GÖZÜYLE DR. NALAN AKYÜREK GAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PATOLOJİ ANABİLİM DALI Matür T- Hücre ve

Detaylı

ENDOTEL YAPISI VE İŞLEVLERİ. Doç. Dr. Esra Atabenli Erdemli

ENDOTEL YAPISI VE İŞLEVLERİ. Doç. Dr. Esra Atabenli Erdemli ENDOTEL YAPISI VE İŞLEVLERİ Doç. Dr. Esra Atabenli Erdemli Endotel, dolaşım sistemini döşeyen tek katlı yassı epiteldir. Endotel hücreleri, kan damarlarını kan akımı yönünde uzunlamasına döşeyen yassı,

Detaylı

ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY

ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ Dr. Derin KÖSEBAY OVER KANSERİ Over kanseri tanısı koyulduktan sonra ortalama 5 yıllık yaşam oranı %35 civarındadır. Evre I olgularında 5 yıllık yaşam

Detaylı