Geleceği hayalperestler kuracak

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Geleceği hayalperestler kuracak"

Transkript

1 Gezi Eşsiz güzellikleriyle Doğu Karadeniz Geleceği hayalperestler kuracak Hayat Elektronik beyinden akıllı kaleme Otomobil Dostluk ve Barış için: Orient Rally English Summary of Contents

2 Topluma duyarlı kurumsal vatandaş olmak Dünyada bir tane dahi mutsuz çocuk olduğu sürece, büyük icatlar ve ilerlemeler yoktur, der Albert Einstein. Bu büyük sözün altına imzasını atmayacak tek bir kişi var mıdır, bilinmez. Hayatı ve tabii dünyayı yaşanılır kılabilmek için ortaya koyulan çabanın neye hizmet etmesi gerektiği, en güzel bu biçimde özetlenebilirdi belki de. Büyük icatlar yapabilir, büyük ilerlemeler de kaydedebilirsiniz; ancak attığınız adımların geniş kitleler üzerinde etkisi yoksa, diğer bir ifadeyle tek bir kişinin bile yaşamında değişim veya dönüşüme aracılık etmiyorsa, o adımın kıymetiharbiyesinin olduğunu söylemek pek mümkün değil ne yazık ki. İster bireysel, isterse kurumsal olsun fark etmez; varlığımızı değerli kılmanın en önemli yolu, düşüncelerimizin ve icraatlarımızın sadece bizi değil, içinde yer aldığımız toplumu ve o topluma ait bireyleri de etkilemesidir kuşkusuz. Bu açıdan bakıldığında, kurumların da birer vatandaşmışçasına duyarlılık sahibi olması, topluma yönelik görev ve sorumluluklarını yerine getirmesi gerekir. TÜVTÜRK olarak bizler, kendimizi içinde yaşadığımız toplumun bir parçası olarak görüyor ve tüm diğer vasıflarımızın yanında kurumsal vatandaş kimliği taşıdığımızın farkındalığıyla hareket ediyoruz. Faaliyete başladığımız günden bu yana, bu topraklar üzerinde yaşayanların trafik konusuna duyarlılığını ve farkındalığını artırmak amacıyla yürüttüğümüz çalışmaların hedefine hizmet eder hale geldiğini görmek, bizler için hem mutluluk hem de gurur kaynağı. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı koordinasyonu ve TÜVTÜRK ün desteği ile oluşturduğumuz Trafikte Sorumluluk Hareketi aracılığıyla hayata geçirdiğimiz çalışmalar, 7 den 77 ye herkesi kapsayacak nitelikteydi. Trafikte Sorumluluk Hareketi çatısı altında konumlandırdığımız Can Dostları Hareketi ve Goodyear Lastikleri işbirliğiyle oluşturulan Trafikte Gençlik Hareketi ile özellikle gençlerimizin ve çocuklarımızın dikkatini bu yöne çekmeye çalıştık. Uzun soluklu bu iki projemizle gençlerimizin ve çocuklarımızın trafikte duyarlı, sorumlu, kurallara riayet eden ve karşısındakilere saygı duyan birer vatandaş olmasına katkı sağlayabilirsek, ne mutlu bize Bununla birlikte çevrenin ve doğanın korunmasına yönelik sosyal sorumluluk projelerinin bizler nezdindeki yeri ve önemi çok büyük. Gerek kendimizin, gerekse başka kurumların bu alanda başlattığı çalışmalara desteğimiz, bugün olduğu gibi yarın da devam edecek. Dergimizin yeni sayısı, yollarımızdaki trafiğin daha da artacağı Ramazan Bayramı na denk geliyor. Bu vesileyle tüm yurttaşlarımızın Ramazan Bayramı nı canı gönülden kutlar, karayollarımızdaki yoğunluğun artacağı bayram günlerinde, trafiğe çıkacak herkesin araçlarını daha dikkat ve daha hoşgörüyle kullanmalarını temenni ederim. Çocuklarımıza ve gençlerimize daha iyi ve daha güvenli bir gelecek sunabilmek için yeni fikirler, yeni projeler ürettik, üretmeye de devam ediyoruz. Saygılarımla KEMAL ÖREN TÜVTÜRK Genel Müdürü İSTASYON 3

3 24 Tarihten 30 Gezi 10 Hayat 52 Otomobil İçindekiler TEMMUZ-AĞUSTOS-EYLÜL Yeme-İçme HABERLER Dünyada ve Türkiye de öne çıkan haberler... HAYAT Bilgisayarla 1960 ta, internetle 1993 te tanışan Türkiye nin bilişim kültürü, üretici olmaktan çok sosyalleşmeye yatkın. KARİYER Görsel İletişim Tasarımı ya da Reklamcılık gibi bölümlerin alt dallarında eğitimi verilen Bilgisayar Tasarımı ve Animasyon, geleceğin mesleği olma unvanını taşıyor Bu mesleğin hakkını verebilmekse sınırsız hayalgücünden ve uçuk fikirlerden geçiyor. SÖYLEŞİ Engin bilgisi, nezaketi ve tabii yorumlarındaki üslubuyla ekranlarda farklı bir yerde duran Vedat Milor, İstanbul un 100 lokantasıyla ilgili düşüncelerini bir kitapta topladı. TARİHTEN Son yıllardaki araştırmalar, İlyada destanının tarihi yansıttığını, dolayısıyla Truva adlı bir kentin olduğunu gösteriyor GEZİ Bakanın gözünü alan bir renk cümbüşüne sahip doğası, nev-i şahsına münhasır insanları, başka hiçbir yerde aynı lezzette olmayan yemekleriyle bir başkadır Doğu Karadeniz. Hele mevsimlerden yazsa, yaylalara çıkma zamanıysa deymeyin gezginin keyfine... YEMEK İyi ya da kötü günde ikram edilen şerbetler, Türk mutfağındaki eski önemine sahip değilse bile Ramazan ayı bu değeri tekrar hatırlamaya ve yaşatmaya vesile oluyor SAĞLIK Acıbadem Atakent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Buğra Tolga Konuk, karaciğer yağlanmasıyla ilgili sorularımızı yanıtladı. UZMAN GÖZÜYLE Araç kabinlerinde muayene edilen alanlarla ilgili bilinmesi gerekenler... oyun Brazilya daki Dünya Kupası heyecanı televizyonla birlikte konsollara da yansıdı. EA Sports 2014 FIFA World Cup, Xbox 360 ve PlayStation 3 konsolları için satışa çıktı OTOMOBİL 4 bin kilometresi ülkemizden geçen Orient Rally de toplam 10 kilometre yol alındı. Organizasyonda Türkiye yi TÜVTÜRK temsil etti. SOSYAL SORUMLULUK Birçok sosyal sorumluluk projesinde yer alan TÜVTÜRK, kurumsal vatandaş anlayışıyla trafik konusuna hassasiyetini gözler önüne seriyor. TÜVTÜRK TÜVTÜRK'ten haberler 62 English Summary İmtiyaz Sahibi TÜVTURK Kuzey Taşıt Muayene İstasyonları Yapım ve İşletim A.Ş. Adına Kemal Ören Yönetim Yeri Büyükdere Caddesi, No: 255 Kat: Maslak-Şişli-İSTANBUL Yayın Yönetmeni Sema Uludağ Yayın Koordinatörü M. Koray Özcan (Sorumlu Müdür) Görsel Yönetmen Erhan Teksöz Yapım Yeri Doğuş Grubu İletişim Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. Doğuş Power Center Ahi Evran Polaris Caddesi No: 4 Maslak İstanbul Tel: (Santral) Baskı yeri Ömür Matbaacılık A.Ş. Beysan Sanayi Sitesi Birlik Cad. No: 20 Haramidere-Beylikdüzü- İstanbul Tel: Yayın Türü Üç aylık yaygın süreli yayın, TÜVTÜRK Araç Muayene İstasyonları kurumsal yayınıdır, parayla satılmaz. 4 İSTASYON İSTASYON 5

4 HABERLER Havacılık sektörünü yeşil bir gelecek bekliyor Yoksa bir sır daha mı çözüldü? Dünya üzerindeki binlerce kişinin ihtişamı karşısında saygı duruşunda bulunduğu Mısır Piramitleri nin nasıl yapıldığına dair sır çözüldü (mü?). n Dünyanın en ilgi çekici ülkelerinden biri Mısır Yüzyıllardır birçok medeniyete beşiklik yapan bu ülke, sınırları içinde dünyanın 7 Harikası ndan birine, piramitlere de ev sahipliği yapıyor. Tarih boyunca ilgi odağı olan, olmaya da devam eden Mısır Piramitleri, her yıl binlerce kişinin ziyaret etmek amacıyla binlerce kilometreyi göze almasına değecek denli önemli yapılar. Piramitleri bu derece ilginç kılan unsurlardan biri görünümleriyse bir diğeri de nasıl yapıldığına dair kesin bir bilgi olmayışı. Diğer bir ifadeyle günümüzde birçok soruya yanıt verebilen bilim, mevzu Mısır Piramitleri olduğunda tıkanıp kalıyor. En azından bugüne kadar durum böyleydi. Mısır Piramitleri nin inşa edildiği zamandan günümüze dev kayaların nasıl olup da üst üste konduğu, hangi teknolojinin böylesi görkemli bir yapıtı ortaya çıkardığı tartışması hiç bitmedi. Devasa vinçlerden söz edenler de vardı söz konusu tartışmaların tarafları arasında, Antik Mısırlıların bugün bilinmeyen, çok üstün bir teknolojiye sahip olduğunu iddia edenler de. Hayalgücü sınır tanımayanlarsa daha ileri giderek, işi uzaylılara kadar götürmekte beis görmediler. Ancak hiçbir olasılık, onları savunanların dışındakileri ikna etmek için yeterli olmadı. Bugün gelinen noktadaysa yeni bir iddia söz konusu Hem de bu iddia biliminsanlarından; Amsterdam Üniversitesi nden bir grup araştırmacıdan geldi. Bu araştırmaya göre Eski Mısırlılar, piramitleri oluşturan taşları, ıslatılmış kum üzerinden sürükleyerek inşa ettiler. Amsterdam Üniversitesi ve Madde Üzerinde Temel Araştırma Vakfı ndan (FOM) bir grup fizikçi, laboratuvar ortamında piramitlerin yapılışına ilişkin bir deney gerçekleştirdiler. Kum dolu bir kova içine eski Mısırlıların kullandığı taş kızak yerleştiren fizikçiler, sürtünme sonucu ortaya çıkan enerjiyi hesapladılar. Kovadaki kuma, bir miktar su eklenince kumun içinde kılcal köprüler oluştuğu ve sürtünmenin daha azaldığı belirlendi. Kılcal tüneller nedeniyle taş kızakların kum üzerinde daha sorunsuz ve hızlı hareket ettiği anlaşıldı. Yapılan deney sonunda, eski Mısırlıların piramitlerin yapımında büyük olasılıkla bu yöntemi kullandıkları belirlendi. Fizikçilerin elde ettiği bulgulara göre, Mısırlılar piramitlerin yapıldığı inşaat alanının çevresindeki kumları ıslattılar. Piramitleri oluşturan taşları, ıslak kumlar üzerinde kızaklarla taşıdılar. Kumlar ıslatıldığı için sürtünmenin en aza inmesi nedeniyle, taş kızakları sadece hafifçe itmek yeterli oldu. Kızakları çekmek için fazladan güce ihtiyaç kalmadı. Bu nedenle daha az sayıda işçi istihdam edilerek piramitlerin inşaatı tamamlandı. n Biliminsanları, havacılık sektörünün geleceğini değiştirecek, onu daha çevre dostu kılacak önemli bir gelişmeye imza attı. SOLAR-JET isimli bu projeyle uzmanlar, güneş ışığı kullanılarak karbondioksit ve suyun sentetik gaza dönüşmesinin mümkün olduğunu kanıtladılar. Bu işlem ayrıca daha sürdürülebilir bir yolla dizel, benzin ya da saf hidrojen gibi diğer yakıt türlerinin üretilmesi için de potansiyel taşıyor yılında başlayan SOLAR- JET projesi, Avrupa Birliği tarafından finanse ediliyor. Söz konusu gelişme, projenin ilk ayağıydı. Sırada gerekli güneş reaktörünün optimize edilmesi ve endüstriyel çapta uygulamanın tekno-ekonomik potansiyelininin hesaplanması var. Elektromanyetik kuşları etkiliyor n Neredeyse dünyanın yarısını kat ederek her yıl bir yerden başka bir yere göç eden kuşların, bu yolculuklarında sahip olduğu en önemli unsur kanatlarının gücü değil elbette. Yön bulabilme güdüleri olmasaydı, kuşlar kendilerinden bu derece emin kanat çırpabilir miydi, bilinmez Ancak, yapılan incelemeler, elektromanyetik alanların kuşların yön bulma kabiliyetlerini etkilediğini gösteriyor. Elektrikli aletlerin hayvanlar üzerinde ne gibi değişimlere yol açtığını öğrenebilmek amacıyla yürütülen ve sonuçları Nature dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, kuşlar, bir nevi gizli manyetik pusulaya sahipler. Güneşi ve yıldızları rehber edinerek sürdürdükleri göç yolculuklarında söz konusu pusuladan da hayli yardım alıyorlar. Fakat elektromanyetik alanlar, onların pusulalarını bozan bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Almanya da yedi yıl boyunca bu konu üzerine eğilen ve çeşitli deneyler gerçekleştiren araştırmacılar, kuşların 5 KHz ila 5 MHz frekansları arasındaki elektromanyetik ses aralığında manyetik pusulalarının işlevini yitirdiğini, dolayısıyla yön duygularını kaybettiklerini belirtiyorlar. Tasarruf bilinci küçük yaşta kazanılır Doğuş Grubu nun sponsorluğunda yürütülen 3 Kumbara Finansal Okuryazarlık Eğitim Programı, 81 ilde 500 bin öğrenci ve veliye ulaşmayı hedefliyor. Programla bugüne kadar Türkiye çapında 70 bin çocuğa eğitim verildi. n Bireylerin gelirlerini, birikim ve yatırımlarını akıllıca değerlendirip bütçelerini doğru yönlendirme yetisine sahip olabilmesi olarak tanımlanan finansal okuryazarlık konusunda birtakım projelere imza atan Doğuş Grubu, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerine yönelik bir çalışma başlattı. 3 Kumbara Finansal Okuryazarlık Programı adı verilen bu çalışmayla, Program kapsamında sınıf içi eğitimlerle beraber, tiyatro eğitimi de bir araç olarak kullanılıyor. Profesyonel tiyatro oyuncularının yaratıcı drama yöntemiyle katkıda bulunduğu eğitimlerde çocuklara hayal, hedef, para, birikim, tasarruf, istek, ihtiyaç gibi kavramlar derinlemesine öğretiliyor. çocuklarda tasarruf ve birikim bilinci oluşturulması, parayla doğru ilişki kurmalarının sağlanması, onlara özgüven kazandırılması amaçlanıyor. Para Durumu sosyal girişimiyle ortaklaşa yürütülen programdaki tüm faaliyetler, Milli Eğitim Bakanlığı nın desteğinde ve Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği nin gözetiminde sürdürülüyor eğitim öğretim yılında pilot olarak seçilen İstanbul Levent teki Lütfi Banat İlköğretim Okulu nda uygulanmaya başlanan 3 Kumbara ile yılında 70 bin çocuğa finansal okuryazarlık eğitimi verilmesi sağlandı. Çocukların ekonomik bilince sahip olmasına vesile olacak uygulamaları gündemine alan program, ataması gerçekleştirilmemiş öğretmenleri bünyesine katarak bu alanda belli bir istihdam da yarattı. Çocuklara, paranın hedef değil, hedefe ulaşmada sadece bir araç olduğunun öğretildiği programda, birikim, harcama ve tasarruf bilincinin kazandırılmasına yönelik faaliyetler yapılıyor. Çalışmanın adının 3 Kumbara olarak belirlenmesinin bir nedeni de bu zaten. Temel amacını çocuğa istek mi, ihtiyaç mı sorusunu sordurmak olan çalışmada süreç, çocuğun ailesinden harçlığını almasıyla başlıyor. Oyuncak, bisiklet veya bilgisayar gibi nesnelerin çocukta birikim yapma isteği uyandırdığı gerçeğinden hareketle, ailelerden çocuklarına hedef belirlemede yardımcı olmaları, fakat onların neyi hedef olarak belirleyeceklerine müdahale etmemeleri bekleniyor. Hedef belirleyen çocuklar, harçlıklarını pet şişelerden yapılan ve bir nevi kumbara işlevi gören Kumbo larda değerlendirmeye başlıyor. Harçlığının bir kısmını hedeflerine ulaşmasını için gereken miktarı oluşturacak Birikim Kumbosu na, bir kısmını ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak üzere Paylaşım Kumbosu na atan çocuklar, kalan bölümü ise gündelik ihtiyaçlarını gidermek üzere Harcama Kumbosu na atıyor. Bununla birlikte okullarda verilen eğitimler sayesinde çocukların ekonomi hakkında bilgi sahibi olması, evlerinde paraya ilişkin konularda görüşlerini dile getirmesi de sağlanıyor. Ticari zekâyı geliştiren, kullandığı materyaller nedeniyle (pet şişeler) çevre bilinci oluşturulmasına katkıda bulunan 3 Kumbara programının, 2017 yılına kadar tüm Türkiye de yaygınlaştırılması ve dört yıllık zaman zarfında 500 bin öğrenci ve velilerini kapsaması hedefleniyor. 6 İSTASYON İSTASYON 7

5 HABERLER HAZIRLAYAN: Resul Buksur Google direksiyonsuz otomobil üretti Son dört yıldır kendi kendine gidebilen otomobiller üretme sevdasına kapılan ve sonunda da muradına eren Google, iki kişilik, elektrikli, pedalsız ve direksiyonsuz modelini dünyaya tanıttı. İlk özel uzay gemisi DRAGON V2 n SpaceX adındaki şirketiyle uzaya ilk ticari uçuşu yapan çılgın girişimci Elon Musk, bir ilke daha imza attı. Şirket dünyanın bir özel şirket tarafından üretilen ilk insanlı uzay aracını kamuoyuna tanıttı. Dragon V2 adındaki araç, Uluslararası Uzay İstasyonu na yedi astronotu götürüp getirecek kapasitede. Kişi başına 100 milyonlarca Dolar a insan taşıyabilen NASA, maliyetlerini Dragon V2 sayesinde 20 milyon Dolar a kadar indirebilecek. LG G3 n LG, yeni akıllı telefonu G3 ü, ilk defa kendi ülkesi Kore de gün yüzüne çıkardı ve rakiplerinin satış rekorlarını kırmayı başardı. Tüm dünyada Andorid meraklılarının heyecanla beklediği cihazın en öne çıkan özelliği, inanılmaz çözünürlükteki 5.5 inç lik Quad HD ekranı. Bu ekran kullanıcılara 2560x1440 piksel çözünürlük sunuyor megapiksellik arka kameraya sahip G3 te, öne 2.1 megapiksellik kamera yerleştirilmiş. Telefon dört çekirdekli 2.5 GHz işlemci, 2GB RAM, 16GB dâhili depolama alanı sunuyor. Fiyatının ise 2 bin Lira nın üzerinde olması bekleniyor. PARROT BEBOP DRONE n İnsansız hava araçları, yani Drone lar, son yıllarda hızla popülerleşti. Araçların hassasiyeti artarken fiyatları da düşüyor. Bu alanda en iddialı üreticilerden Parrot, yeni aracı Bebop Drone u duyurdu. Üzerinde full HD 1080p kamera bulunan Bebop, oldukça hafif tasarımıyla kolayca uçabiliyor. Kamerasındaki 14 megapiksellik balıkgözü lensin yanı sıra hareketli lensle sağa sola 180 derecelik açıda video ve fotoğraf çekimi yapabiliyor. 8 GB dâhili hafıza sahip Bebop Drone, tablet veya akıllı telefona yüklenen aplikasyon sayesinde yönetiliyor. n Son yıllarda Google ın el atmadığı neredeyse hiçbir alan kalmadı. Teknoloji devi, 2010 da ABD de düzenlenen yarışmaya girerek, bir Toyota yı kendi kendine giden bir otomobil haline getirmeyi başarmıştı. Bu yarışmadan sonra iştahı kabaran Google, otomotiv endüstrisine ilginç bir yerden giriş yaparak ipin ucundan tutmaya karar vermişti. Aradan geçen yıllar içinde, kendi kendine giden otomobiller, Google sayesinde oldukça popüler. Ancak gerçek testleri görseler bile, birçok kişi için kendi kendine giden otomobiller hâlâ bilimkurgudan ibaret. Oysa Google, otomotiv endüstrisi için dev bir adım atarak, tamamen kendi markası olan mini otomobili Google Car ı dünyaya tanıttı, dolayısıyla olay artık bilimkurgunun sınırlarını çoktan aştı. Takip edenler bilir, şirket kendi kendine gitmeyi sağlayan sistemleri ilk önce Toyota ve Lexus marka araçlar üzerinde geliştirmişti. Bu sistem o kadar başarılı oldu ki, tüm dünyada otomotiv üreticileri kendi sistemlerini geliştirmeye başladılar. Hatta bu robot otomobillerin ABD de bazı eyaletlerde trafiğe çıkış izni verildiğini de hatırlatalım. Bugün karşımızdaki oyuncak görünümlü Google Car ise şirketin tümüyle kendine ait ilk otomobili olma özelliğini taşıyor. Tasarımından kullanımına kadar, yeni bir elektrikli araç konsepti diyebiliriz. Neden? Öncelikle direksiyon yok; onun yerine sadece yürü ve dur tuşu var. Gaz pedalı da yok, fren pedalı da! Ekrandan gideceğiniz yeri seçip arkanıza yaslanıyorsunuz. İki kişilik araç, saatte 40 kilometre hızla, tamamen kendi kendine, sizin hiçbir müdahaleniz olmadan gidiyor. Esnek özel bir malzemeden yapılan ön camın, ileride ekran olarak kullanılması da muhtemel. Şirketin yetkilileri, bu minik araçtan çok etkilendiklerini ve deneme amaçlı olarak 100 adet üretecekleri söylüyorlar. Google ın şakası yok. Dünya gerçekten kendi kendine giden otomobillere hazırlanıyor. Örneğin İngiltere, trafik yasalarını robot araçlar için güncelledi. Google geliştiricileri zaten iddialı. Araçlarının kendi kendine 1 milyon kilometreye yakın hatasız yol kat ettiğini söylüyorlar. Hatta kimi iddialara göre, insan hatalarının olmaması nedeniyle robot sürüşün trafik kazalarını ve ölümleri hızla azaltacak. Sırada ne mi var? Sıkı durun asfaltın sonu geliyor. Yeni geliştirilen bir konsepte göre cam levhalar şeklinde üretilecek yollar, güneş enerjisiyle elektrik üretecek ve bunu arabalara aktaracak. İnanmadınız değil mi? İnanın, inanın Yakında uçacağız... NOKIA X ve XL n Bir zamanlar Symbian vardı, ardından Microsoft ile Windows geldi... Nokia şimdi, Android denizine de yelken açıyor. Android uygulamalarla uyumlu Nokia X ve Nokia XL modellerinden oluşan yeni seri, Nokia servislerinin yanı sıra Microsoft servislerini de kullanıcılarına sunuyor. Fiyatlarıyla ise diğer Android li ürünlere oranla bir hayli iddialı. Kullanıcıların sevdikleri Android li uygulamalara geçiş yapmasını sağlayan Fastlane özelliğine sahip Nokia X serisiyle hem Nokia hem de diğer Android mağazalarından uygulama indirilebiliyor. Nokia X serisi, haritalar ve dâhili sesli navigasyon içeren HERE Maps ve 13 milyon şarkılık Nokia MixRadio gibi ücretsiz Nokia servislerini sunuyor. 4 inçlik X modeli 499 TL fiyatla raflardaki yerini alırken, yakında satışa sunulacak Nokia XL ise 599 TL olacak. ALFA ROMEO GİTAR n İtalyan otomobil markası Alfa Romeo, 110 uncu yaş gününe ilginç bir hediyeyle hazırlanıyor. Kıvrımları, spor çizgileriyle dikkat çeken otomobil, şimdi gitar markası oldu. Harrison Custom Guitar Works tarafından, markaya özel ve sadece 11 adetle sınırlı gitarın üretilmesi planlanıyor. Gitarın gövdesinde akçaağaç ve kavak kullanılırken, metal parçalar karbon fiberden yapılmış. Abanoz saplı gitarın arkasındaki metal plakada, model üretim numarası ve üreticinin imzası yer alıyor. Tamamen elle yapılan gitarların üretimi sekiz ay sürerken, fiyatının da 6 bin 800 Dolar gibi yüksek bir rakamda olması yürekleri hoplatıyor. 8 İSTASYON İSTASYON 9

6 HAYAT ELEKTRONİK BEYİNDEN AKILLI KALEME 1960 yılında adı IBM Müdürlüğü olan Karayolları Bilgi İşlem Merkezi nin çalışanları, uygulama ve sistem desteği aldıkları ABD Karayolları Teşkilatı ndan gelen ziyaretçilere verilen brifing sonrasında Türkiye nin ilk bilgisayarı olan IBM 650 başında bir hatıra fotoğrafı çektirmişti. Soldan sağa, makinenin solunda; Cahit Başaran (Muhasebe Uygulamaları Şefi), Mr. Whitton (Yönetici), Kaya Kılan (Mühendislik Uygulamaları Şefi), Orhan Kanpulat (Bilgisayar Merkezi Müdürü), Şaban Soydaş (İşletim Şefi), makinenin sağında Mr. Paul Yeager (Yüksek Mühendis, Merkez Danışmanı), Mr. Aldrich (Mühendis), Saffettin Sile (Karayolları 4. Bölge Müdürü), Feyyaz Taner (Asfalt Fen Heyeti Müdürü). YAZI: Akdoğan Özkan FOTOĞRAFLAR: Baran Özdemİr Bilgisayarla 1960 ta, internetle 1993 te tanışan Türkiye nin bilişim kültürü, üretici olmaktan çok sosyalleşmeye yatkın. Genel Müdürlüğü Amerika dan elektronik beyin almış. Bu beyin Karayolları bilmem kaç memurun, bilmem kaç ayda yaptığını, birkaç dakikada yapıyormuş Yalnız insanın içine bir şüphe düşüyor; biz Allah ın verdiği beyni kullanamazken Amerika nın verdiğini nasıl kullanacağız bakalım. Bembeyaz bir kar örtüsüyle çevrili Polatlı Sivrihisar karayolunda ilerlerken, Çetin Altan ın Milliyet gazetesinde yaklaşık 50 yıl önce Tereddüt başlığı altında yazdığı bu satırlar düşüyor aklıma. Altan ın, yorumunu yaptığı 5 Şubat 1961 tarihinde, Türkiye ilk bilgisayarına, o zamanki popüler ismiyle elektronik beyin e kavuşalı sadece birkaç ay olmuştu. Ünlü yazarın, teknolojinin toplumsal ve ekonomik hayatı dönüştüreceği vurgusunu yapacağı günlere daha zaman vardı. Altan gibi pek çok kişinin tereddütle yaklaştığı elektronik beyin, 1960 yılı Eylül ayının son günü ülkemize gelmiş ve Karayolları Umum Müdürlüğü ne kurulmuştu. IBM 650 Model I adını taşıyan bu sistem, o tarihlerde sadece Türkiye nin değil, Balkanlar ve Ortadoğu nun da ilk bilgisayarı olma özelliğini taşıyordu. Arkasındaki kol ve fikir emeğine saygı duruşunda bulunurcasına sabit hızda ilerlediğim, 63 km uzunluğundaki Polatlı Sivrihisar yolu, Türkiye Cumhuriyeti nin bilgisayar destekli ilk modernizasyon uygulamasıydı. Bugün karayolunda seyredenlerin, yolun 50 yıl önceki gizli mimarının, bir zamanlar ancak üç ayda yapılabilen bir yol hesabını bir saate indiren IBM 650 bilgisayarı olduğunu bilmeleri pek mümkün değil! Polatlı Sivrihisar yolu, bugün bilgisayarcı ya da bilişimci olarak adlandırdığımız meslek erbabının, Türkiye deki ilk alaylı üyelerinin, güzergâh tespiti ve yarma/ dolma hesaplarını yaptığı ilk karayolu. Buna karşın elektronik beynin Türkiye ye gelmesi ve çalıştırılması hiç de kolay olmamıştı. Günümüz bilgisayarlarıyla karşılaştırıldığında komik gelebilir ama, belleğinde sadece 2 bin sözcük saklayabiliyordu. Buna rağmen pahalı bir sistemdi. Finansmanı Türkiye nin o dönem üyesi olduğu Merkezi Antlaşma Teşkilatı Paktı ndan (CENTO) yapılan 200 bin Dolar lık bağışla sağlanmıştı. Ancak ortada çok daha temel bir sorun vardı ta Türkiye de IBM 650 nin dilinden anlayan ne bir bilgisayar mühendisi ne de bir bilgisayar programcısı bulunuyordu. Bilgisayarın daha adının bile olmadığı dönemlerde bilişim sektörü, Türkiye de kendi göbeğini kendi kesecekti. Bu öncü role soyunan kişi, Karayolları bünyesindeki Delikli Kart Makineleri Şefliği ni bir bilgi işlem merkezine dönüştürmekle görevli mühendis Orhan Kanpulat tı. Kanpulat, öncelikle Türkiye nin ilk bilgi işlemci ekibini oluşturdu. Öncü ekip fizikçi, matematikçi ve inşaatçılardan oluşuyordu. Kanpulat la birlikte, Cahit Başaran, Güngör Günalçın, Çetin Saatçioğlu, Kaya Kılan, Mehmet Şengül, Tuncay Tanboğa, Bilge Onur gibi adlardan oluşan bu ekibin öncelikle IBM 650 nin eğitimini alması gerekiyordu. Bu amaçla ABD Karayolları İdaresi nden gelen Paul Yeager, ekibe sistem ve programlama dersleri verdi ve organizasyonun şekillendirilmesine destek oldu. İkinci eğitimleri veren kişiyse, o tarihte IBM Türk Umum Müdürü olarak görev yapan, Orhan Pamuk un babası Gündüz Pamuk tu. IBM 650, Karayolları nda 1978 yılına kadar, 18 yıl boyunca hizmet verdi. Fakir bir ulustan, bir sermaye birikimi oluşturmayı hedefleyen genç Türkiye Cumhuriyeti ne geçiş için, yol yapımı 1960 larda hayati bir 10 İSTASYON İSTASYON 11

7 HAYAT 26 Kasım TC Karayolları Bilgi İşlem Merkezi nin Mühendislik Programlama Grubu elemanları Kaya Kılan, Necdet Mutlu (arkada) ve Leman Çetinkaya, birinci kuşak radyo lamba devreli IBM 650 bilgisayar sisteminin işletim konsolu başında çalışıyorlar. Fotoğraf: Kaya Kılan arşivi önem taşıyordu. Bu tür inşaat ihalelerini yabancı müteahhitlik şirketleri alsa da, yeni serpilmekte olan yerli şirketler taşeronluk yaparak büyüyebiliyordu. Yol yapmak, hem devletin teşkilatlarına ve vatandaşın erişimini kolaylaştıran hem de iç pazarın hacmini genişleten bir araçtı. Hatta o dönem ifadesini, Halil Rıfat Paşa nın Gitmediğin Yol Senin Değildir sloganında bulan modernleşme anlayışının Karayolları afiş ve tabelalarına kazındığı bir dönemdi. Buna karşın beş bölgede alt şefliklere kadar teşkilatlanmış olan Karayolları nda lojistik sorunlar, işlerin çok yavaş ilerlemesine neden oluyordu. Maliyetlerin optimum düzeyde olabilmesi için, güzergâh tespitinin toprak kazısı (yarma) ve toprak doldurmasını (dolma) minimum düzeyde tutacak şekilde yapılması gerekiyordu. Yarma sırasında çıkarılan toprağın dolma işleminde kullanılabilmesi maliyetleri düşüren bir yöntemdi. Ancak yol, köprü ve viyadük güzergâhlarının belirlenmesi için yapılan hesaplar üç, dört ay sürüyordu. Karayolcuların imdadına yetişen IBM 650, bu süreyi bir saate kadar indirdi. Ayrıca el hesabıyla aynı anda sadece 2 yol tasarımı Sel, deprem ve olağandışı hava koşulları gibi durumlarda İstanbul Büyükşehir Belediyesi ne bağlı Afet Koordinasyon Merkezi, bilgisayarlar yardımıyla dev ekrana yansıyan grafikler, haritalar ve görüntüler sayesinde afetin en az zararla atlatılmasını sağlamak üzere koordinasyonu yürütüyor. teste tabi tutulabilirken, elektronik beyin aynı anda yol tasarımını birden test edebiliyordu Eğitimlerini tamamlayan Türkiye nin ilk kompütürcüleri, bu bilgisayarı kullanarak makine ve atölyelerin işletme hesaplarını da tuttular. Planlama ve maliyet analizi yapabilen, yedek parça ve envanter işlemlerini de gerçekleştirebilen bilgisayar sayesinde hem işler hızlandı hem de maliyetler düştü lı yıllarda Türkiye de bilgisayar, pek çok insan için, neredeyse dünya dışı, çok gelişmiş bir beyin olarak algılanıyordu. Sistemin işletim konsolu üzerinde yanıp sönen lambalar, 70 lerin ünlü Uzay Yolu dizisindeki uzay gemisi Atılgan ın iletişim subayı Uhura nın önündeki paneli hatırlatıyor ve bu haliyle arka planda olağanüstü hızlı çalışan bir beyin yattığı izlenimini veriyordu. Hal böyle olunca bu tip bir beynin işleyişinden de olsa olsa çok kıymetli operatörler anlayabilirdi. Karayolları Genel Müdürlüğü nde 1990 lı yıllarda Bilgi İşlem Merkezi Müdürü olarak görev yapan Çetin Saatçioğlu, Türkiye nin ilk bilgisayarına gösterilen yoğun ilgiden bir Türkiye de İTÜ nün ardından ilk bilgisayarına kavuşan üniversite 1964 te ODTÜ oldu. Programcı Asistan Kaya Kılan, 1969 yılında üniversitenin Hesaplama Laboratuvarı nda 40 KB belleği olan ikinci kuşak IBM 1620 Model II bilgisayar sisteminin işletim konsolu başında bir uygulama izliyor. Fotoğraf: Kaya Kılan arşivi şekilde nasibini alanlar arasında bilgisayar operatörlerinin de olduğunu vurguluyor: O zaman lise mezunu arkadaşlarımız IBM 650 de operatör olarak çalışıyordu. Bunlardan bazıları evlerinin kapısına doktor, mühendis yazar gibi operatör diye yazı yazmıştı. Elektronik beyne bu tip bir kıymet atfedilince, uzmanı olmayanların, bu sistemlerin gelişinden tedirginlik duyması da kaçınılmazdı. İlk tepkiler Karayolları personelinden geldi. Bilgisayarın işlerini ellerinden alacağını düşünenler, bordroların yanlış hesaplanabileceğini ileri sürerek dolaylı yoldan tepkilerini göstermişti. Bu endişelere karşın bilgisayar, yeni uzmanlık alanları yaratarak istihdamın gelişimine katkıda bulunmuştu ta toplam personeli 16 bin olan Karayolları nda bu rakam 1965 yılında 25 bine, 1969 yılında ise 29 bin personele ulaştı. İnşaat ve makine mühendisi dışındaki teknik personel sayısı ise 1960 yılında 592 iken, 1965 te 890 a, 1969 da 1040 a çıktı. Bilgisayara yönelik olumsuz tepkilerin ardında kimi kamu kurumlarındaki bazı kişi veya şefliklerin imtiyazlı olduğunu düşündükleri konum veya statülerini kaybetme endişesi de yatıyordu. Bunlardan biri de kamu kurumlarında hazırlanan bordrolara vize verme sorumluluğu olan Sayıştay dı. Kurum personeli, önceleri bir makinenin, bordro hesabını yapabileceğine inanmak istemedi. Karayolları uzmanları günlerce Sayıştay a giderek dert anlatsa da, ikna edici olamadıkları için aynı bordrodan bir tane de elle hazırlamak zorunda kaldılar. Sayıştay onayını elle yapılan belgeye bakarak verdi, ardından IBM 650 den alınan çıktıyı onunla karşılaştırıp, doğruysa onayladı. Ancak kompütürcüler kararlıydı. Zamanla Sayıştay daki uzmanların elle yaptığı bordro hesaplarındaki yanlışlıkları bilgisayar yardımıyla bulup gösterdiler. Yavaş yavaş bilgisayara duyulan güvensizlik son buldu ve Sayıştay, bilgisayarda hazırlanan bordrolara doğrudan onay vermeye başladı. Türkiye nin ikinci bilgisayarı (IBM 1620), 1963 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi ne; üçüncüsü (IBM 1620) 1964 yılında ODTÜ ye; dördüncü bilgisayarı (Univac 1005) ise yine 1964 te Devlet İstatistik Enstitüsü ne (DİE) kuruldu lı yıllarda kamu kurum ve kuruluşlarında, üniversitelerde ve bankalarda bilgisayarlar boy göstermeye başladı. II. Dünya Savaşı nı izleyen yıllarda transistörlerle entegre devrelerin geliştirilmesi ve bunların içinde germanyum yerine silikon kullanılmaya başlanması odalara sığmayan, tonlarca ağırlıktaki bilgisayarların küçülmesine yol açtı. Ayrıca artık işin yazılım boyutu da önemsenir hale gelmişti. Bu gelişmelerin verdiği ivme sayesinde 1964 te geliştirilen IBM Sistem/360 ana bilgisayarı, hem ticari hem de bilimsel alanların tartışılmaz pazar lideri olarak hızla yaygınlaştı. Artık bilgisayar demek, IBM demekti. Tarihler 1968 i gösterirken, IBM dünya genelinde 14 bin adet Sistem/360 model bilgisayar kurulumu gerçekleştirmişti. Türkiye de ise kullanımda olan bilgisayar sayısı 1970 yılı sonunda 76 ya çıktı lı yıllarda bilgisayar, başına sadece uzman kişilerin oturabildiği, dilinden çok özel uzmanların anlayabildiği bir cihazdı. Bugünkü bilgisayar kullanıcılarından farklı becerileri olan bu uzmanların makineyle kurduğu ilişki de özeldi Kullanıcı sayısının artırılabilmesi için sistemin dilinden anlayacak insanlara birtakım kolaylıklar sunulması da zorunlu görülüyordu. Yeni geliştirilen orta boy bilgisayarların getirdiği yenilikler, gedikli bilgisayar uzmanlarının canını sıkmıştı. Ama deyim yerindeyse mertliği asıl bozacak dalga, PC adı verilen sistemlerle birlikte 80 lerin başında geldi. Bu gelişmeyi 1970 lerde öngörebilmek pek 12 İSTASYON İSTASYON 13

8 HAYAT Türk Hava Yolları nın eğitim merkezinde kokpit personeline, teorik eğitimlerin yanı sıra bilgisayar temelli simulatör eğitimleri de veriliyor. Bu eğitimler hava meydanlarının kritik uygulamalarıyla eşgüdüm içinde iniş ve kalkış yapması gereken personele en iyi pratik becerileri kazandırmayı amaçlıyor. mümkün değildi. O dönem Türkiye de henüz tane kurulu bilgisayar varken, pazarın nasıl bir hızla gelişeceği bilinmiyordu. Tabii bazı öngörüler de vardı. Türkiye Bilişim Derneği nin (TBD), toplam bilgisayar sayısının 3 bine ulaşacağını tahmin ettiği 1995 yılında ülkemizde yaklaşık 145 bin bilgisayar satıldı. Ağustos 1981 de, Apple dan iki yıl sonra, IBM ilk kişisel bilgisayarını (IBM 5150) geliştirdi. Bu sistem bilgisayar endüstrisinde standart haline geldikten sonra, diğer firmalar kendi sistemlerini IBM standartlarıyla uyumlu hale getirerek üzerine IBM compatible (IBM uyumlu) etiketi koydular. Intel 8088 işlemci kullanan 64 KB RAM belleğe sahip böyle bir sistemin başına geçenler, günümüzdeki Excel uygulamasının ilkel versiyonu olan Visicalc hesap tablosuyla şirketlerinin hesap işlerini yapabiliyor, EasyWriter 1.0 metin editörüyle yazışmalarını yürütebiliyordu. İş dünyasında güç yavaş yavaş bilgisayar uzmanlarından, masa başında oturan ve asli işi bilgisayar olmayan firma çalışanlarına geçiyordu. Kişisel bilgisayar, inanılmaz bir verimlilik artışı getiriyordu. Bunun için kullanıcının kendisini biraz eğitmesi yeterliydi. Yoksa bilgisayar artık çocuk oyuncağı mı olmak üzeriydi? Bu bir devrimdi! Time dergisi bu yüzden, 3 Ocak 1983 tarihli sayısında geleneğini yıktı ve bilgisayarı 1982 de Yılın Adamı, daha doğrusu Machine of the Year / Yılın Makinesi seçti. Her şeye rağmen Time ın kapağındaki bu bilgisayar, henüz bir çocuk oyuncağı değildi. DOS işletim sistemiyle çalışan kişisel bilgisayarları kullanabilmek için ilk adım 160 KB kapasitede 5,25 inç lik işletim sistemi disketini sürücüye takmaktı. Makine daha sonra belleğine DOS işletim sistemini yüklüyor, yani boot ediyordu. Sonrasında işletim sistemi diskini çıkarıp, metin editörü veya hesap tablosu yazılım diskini sürücüye takıp çalıştırmak gerekiyordu. O zamanlar daha ortada fare (mouse) ve grafik tabanlı bir kullanıcı arabirimi yoktu. Bilgisayarda çalışmak demek, monokrom ekranda beliren DOS komut satırına makine için bazı komutlar girmek demekti. PC, gerçekten kişisel olabilecekse, sadece iş dünyası uygulamalarına yer veren bir sistem olarak kalamazdı. Üzerinde oyun da oynanabilmeliydi. Nitekim zamanla bu bilgisayarlarla beraber bazı oyunlar da gelmeye başladı de tüm zamanların en popüler bilgisayarlarından biri kabul edilen Commodore 64 geliştirildi Oyun oynamak için bile kod yazmak, yani bir miktar uzman olmak gerekiyordu. Programlama becerisi olmayan oyunseverlerin imdadına dönemin dergileri yetişti. Dergilerin ekinde yer alan program kodlarını klavye yardımıyla bilgisayara giren kullanıcılar, bazı uygulamaları çalıştırabilir, oyun oynayabilir hale geldiler. Kişisel bilgisayarlar, 1990 lı yıllarda Türkiye de büyük bir yaygınlığa kavuştu yılında 594 bin PC satılırken, 2005 te IBM in efsane sistem mühendislerinden Erkal Alyanakoğlu IBM in Gümüşsuyu nda bulunan eski binasındaki Bilgi Sistemleri Merkezi nde 1970 lerin başlarında duyurulan Sistem 370 te çalışıyor. Fotoğraf: Erkal Alyanakoğlu Arşivi Günümüzde adı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) olan Devlet İstatistik Enstitüsü, eski sistemlerle sürdürdüğü tasnif çalışmalarını 1970 te sona erdirerek Univac 9400 bilgisayarıyla çağdaş bilgi işlem teknolojisine geçti. 64 KB belleğe sahip bilgisayarda işletim konsolunun dışında 7 teyp, bir kart okuyucu, bir kart delici ve yazıcı bulunuyordu. Fotoğraf: TÜİK arşivi bu rakam 1 milyona ulaştı. Apple ın Mac sistemleri o yıllarda daha çok masa üstü yayıncılık sektörüyle sınırlı görülen bir kullanıma sahip olsa da, temsilciliğini yürüten şirket, Türkçe F klavyenin Türkiye ye getirilmesinde, sistem ve uygulama yazılımlarının yerelleştirilerek kullanıcılara ulaştırılmasında öncülük etmişti lar kişisel bilgisayarların ofislerden sonra evlere de girdiği yıllar oldu. Ortada daha internet yokken son kullanıcılara yönelik modemler de yaygınlaşmaya başladı. Kullanıcıların uzaktaki bilgisayarlarda yer alan mesaj ve dosyalara ulaşmasına olanak tanıyan ilan tahtası sistemleri Batı da hızla popüler olurken yavaş yavaş Türkiye de de ilgi görmeye başladı. Bu sistemlerin önderliğini daha çok gençler yapıyordu. BBS ler dünyayı küresel bir köye dönüştürmenin kapısını aralarken, o kapıyı ardına kadar açma ve dünya üzerindeki tüm bilgisayar ağlarını birbirine bağlama işi 1994 te World Wide Web in (www) olacaktı. Artık, yaratıcı, girişimci ve inatçı gençlerin küresel köyün sınırlarını keşfetme zamanıydı. BBS lerin imkân verdiği modem iletişimi son derece sınırlıydı. İmdada 1974 te geliştirilen TCP IP adlı iletişim protokolü yetişti. Çok sayıda üniversiteyi bu sayede birbirine bağlayan ve BITNET adı verilen otomatik haberleşme listesi sistemi, özellikle akademik çevrelerde çabuk kabul gördü. İki yıl sonra da bir benzeri olan European Academic and Research Network (EARN) devreye girdi. İnternetin www dönemi öncesi denemeleri olarak bilinen bu girişimlerin temeli aslında ABD Savunma Bakanlığı nın 1969 da bilgisayar ağlarını geliştirmek üzere tasarladığı özel bir ağ olan ARPANET e kadar gidiyor de ARPANET teki bağlantı noktası sayısı 15 e ulaşırken elektronik posta sisteminin geliştirilmesi, üniversiteler arasındaki iletişimin bu ağa taşınmasına yol açtı. ARPANET 1990 da varlığına son verirken tüm dünyada 300 bin sunucu, bin haber grubu vardı. Aynı yıl, ilk ticari internet servis sağlayıcı olan The World, çevirmeli internet erişim hizmetleri vererek, herkes için internet çağının başladığını ilan etti. Türkiye de ise Mustafa Akgül, Kemal Oflazoğlu gibi öncü akademisyenlerin ortaya attığı Türkiye İnternet Projesi (TR NET) fikri uzun tartışmalar ve çalışmaların ardından 12 Nisan 1993 te Ankara Washington arasında kurulan 64 KB lik bağlantıyla resmen uygulamaya geçirildi. Nisan 1993 te Türkiye de internete bağlı bilgisayar sayısı sadece 194 tü. Kasım 1996 da 13 bin 367 ye, 2000 yılına geldiğinde de 600 bine ulaştı. Kullanıcılara, ağa dâhil bilgisayarlar üzerindeki programları çalıştırma olanağı veren hizmetler de sunduğu için 2000 li yıllar artık internet yıllarıydı. Zamanla Türkiye geniş bant internet erişimine kavuşarak sadece metin veya ses verileriyle değil, video temelli uygulamalarla da başa çıkabilir hale geldi. Doğduğunda evlerinde telefon bile olmayanlar artık internete girerek bir Skype uygulaması üzerinden dünyanın başka bir köşesiyle görüntülü olarak konuşabiliyor, Anadolu da yolu olmayan köylerde yaşayan büyükanneler torunlarıyla mesajlaşabiliyor ve çektikleri fotoğrafları birbirlerine gönderebiliyorlar ta bilgisayarla, 1993 te internetle tanışan Türkiye deki hanelerin yaklaşık yüzde 45 i bugün internet kullanıcısı. Ancak bu hanelerin yüzde 55 i hiç internet kullanmamış insanlardan oluşuyor. İnsanlık tarihinde sanayi devrimi kadar önemli bir gelişme olarak görülse de, toplumların kültürel kodlarının, alışkanlıklarının çok kısa zamanda değişmediği bir gerçek. Netscape in kurucusu Marc Andreessen internet tarihi açısından çok ileri bir gelişme olarak görülen, ilk gelişkin internet tarayıcısını geliştirdiğinde 22; Steve Jobs, Steve Wozniak ile birlikte 1976 da Apple I bilgisayarını geliştirdiğinde 21 yaşındaydı. Mark Zuckerberg bugün milyar Dolar lık sosyal paylaşım sitesi olan Facebook u 2004 te geliştirdiğinde 20 yaşındaydı. Bill Gates ise arkadaşı Paul Allen ile birlikte BASIC i geliştirdiğinde 19 yaşındaydı. Bilgisayarımız 50 yılı devirdi. İnternetimiz ise 20 yaşını geride bıraktı. Elbette yolun uzunluğuna aldırmamamız ve Çetin Altan ın her dönem vurguladığı gibi enseyi karartmamız gerekiyor. Bu açıdan üretici projelere ağırlık vererek, bir zamanlar Karayolcuların afişlere taşıdığı gitmediğin yol senin değildir sloganını 21 nci yüzyılın fiber bağlantılar üzerinde yükselen bilgi otoyolları için söyler hale gelmemiz çok önemli. Tabii direksiyonu bütün bir toplum olarak bilgi toplumu istikametine doğru kırmayı gerçekten arzu ediyorsak! 14 İSTASYON Bu konu National Geographic Türkiye dergisinden özetlenerek alınmıştır, NG Türkiye abone hattı: veya İSTASYON 15

9 KARİYER Geleceğin dünyasına aralanan kapı Dünyanın dört bir yanında düzenlenen, OFFF, Let s Feed The Future / OFFF, Haydi Geleceği Besleyelim gibi bilgisayar destekli tasarımla sanatın masaya yatırıldığı paneller, dünya sanatının trendlerini belirleyen ve Bienal leri besle- Geleceği hayalperestler kuracak! Görsel İletişim Tasarımı ya da Reklamcılık gibi bölümlerin alt dallarında eğitimi verilen Bilgisayar Tasarımı ve Animasyon, geleceğin mesleği olma unvanını taşıyor. Bu mesleğin hakkını verebilmekse sınırsız hayalgücünden ve uçuk fikirlerden geçiyor. YAZI: Sinem Özcan Sayısal ortamın günlük alışkanlıklarımızı, sosyal iletişim ağlarımızı ve algımızı ne kadar değiştirdiğinin farkında mıyız? Artık bilgisayar ekranına baktığımızda karşımızdaki yalnızca bir metin olsa da aslında onu bir görüntü olarak algılıyoruz. Çoğu zaman da karşımızdaki metni okuyup okumama kararını metnin fontundan dizimine, onu bir bütün olarak algılamamıza neden olan görsel çekiciliğine dayanarak veriyoruz. Bilişim çağı sınırsız enformasyonun kapılarını açarken, hızlı bir şekilde kendi dinamiklerini de kuruyor. Bu dinamikler artık boyutların zorlanmasına kadar uzanıyor. Sinemaya gittiğimizde üç boyut yetmiyor, izlerken koltuğumuz da sallansın, düşecek gibi olalım istiyoruz; sergiye gittiğimizde eserle iletişim haline girebilecek yollar bulmanın peşine düşüyoruz; bir restorana gittiğimizde elimize tutuşturulan tabletten yalnızca menüyü görmeyi değil, sipariş de verebilmeyi bekliyoruz. Yani kısaca artık gözün gördüğünü gönlün istemesi devrini geride bırakıyor, gönlün istediğini gözlerimizle görmenin yollarını aradığımız bir çağa adım atıyoruz. Grafiğin yine grafik, tasarımın yine tasarım, mimarinin yine mimari, reklamın yine reklam, sanayinin yine sanayi olduğu bir dünya düşünün. Şimdi bütün bunların başına bilgisayar destekli sıfatını ekleyin. İşte geleceğin en aranan insanları usta grafikerler, dahi tasarımcılar, mimarlar ya da reklamcılar olmayacak. Rönesans nasıl belli bir bilgi ve deneyim birikiminin ardından gelip kendinden öncekinin inşa ettiği duvarları kökleriyle ilişkisini koparmadan yıktıysa, bilgisayar destekli tasarım ve animasyon da bu devrimi köklerinden kopmayarak, ama hayal edileni gözle görülür kılarak yapacak. 16 İSTASYON İSTASYON 17

10 KARİYER tıpkı Picasso nun yaptığı gibi önce klasik olanı öğrenecek, ardından tuğlaların yerini değiştirerek oyunun kurallarını yeniden yazacaksınız. Matematikle ya da fizikle aranızın olmaması da bir sorun. Çünkü minicik kablolar arasından aktarılan o veriler, adı üstünde sayılar ve kodlardan oluşuyor. Üç ile beşi toplayıp 10 bulmanın sizi sonuca götürmeyeceği bir yerde, tek çareniz çok çalışmak, ama eğitimin temellerinden biri de 3 ile 5 i topladıktan sonra ne elde edebileceğinizi bilip, inandığınız şey 10 sa ondan da vazgeçmemek. Çünkü mezuniyet zamanı geldiğinde ötekilerden farklı çalışan zekânız iş arama yolunda kullanacağınız ilk silahınız olacak. Tabii 3B Teknolojisi ve Üretim Süreçleri, Post Prodüksiyon, 3B Modelleme ve Animasyon Uzmanlığı gibi pek çok dersten başarılı olup üstüne bir de proje üretmeniz gerekiyor. USTALARDAN TAVSİYELER Rönesans nasıl belli bir bilgi ve deneyim birikiminin ardından gelip kendinden öncekinin inşa ettiği duvarları kökleriyle ilişkisini koparmadan yıktıysa, bilgisayar destekli tasarım ve animasyon da bu devrimi köklerinden kopmayarak ama hayal edileni gözle görülür kılarak yapacak. yen documenta gibi sayısal, izleyiciyle etkileşimli eserlerin sürekli arttığı festivaller sayesinde, bilgisayar destekli tasarım ve animasyon çağımızın en rağbet gören ve önü hiç kapanmayacak olan yegâne mesleklerinden biri. Zira gücünü sağlam maddi dayanaklardan alan bu alanın bakirliği hiç bozulmayacak. İnsanlar gördükçe görmek, şaşırdıkça şaşırmak ve kendilerini özgür hissetmek isteyecekler. Bilgisayar oyunlarından, sanayi alanındaki üretim tasarımlarına, güzel sanatlardan reklama, eğlence sektörünün hemen her alt segmentinde (dünyanın en ünlü reklam fotoğrafçılarından Anton Corbijn in Depeche Mode un 1993 tarihli Devotional turnesinin elektronik bir düzenekle tasarlanmış sıra dışı aydınlatmasından tutun, New York taki Gucci mağazasında gerçek ürün sergilemek yerinde LCD ekrandan ürün tanıtma yolunu seçmesine kadar) ihtiyaç duyulan bu meslek, gün geçtikçe değer kazanacak. Üniversiteye giriş sürecinde hayal gücüne güvenen, yeni fikirler ve projeler üretebileceğine inanan her gencin en az bir kez düşünmesi gereken Bilgisayar Destekli Tasarım ve Animasyon, henüz Görsel İletişim Tasarımı, Reklam gibi bölümlerin ya da çeşitli mühendislik dallarının alt dersleri olarak alınabiliyor. Ama geleceğin mesleği unvanını şimdiden kapmış olması nedeniyle pek çok özel kurs ve programla da Bilgisayar Destekli Tasarım ve Animasyon eğitimi veriliyor. Rönesans örneğine geri dönerek, kafasında uçuşan fikirlere güvenen herkesin bu işe soyunmaması gerektiğinin altını çizmekte fayda var. Çünkü ister bir alt dal olarak, isterseniz de özel bir kursta bu eğitimi almayı kafanıza koyun, hatmetmek zorunda kalacağınız zorunlu bazı dersler var. Bunlardan ilki her sanat okulunda ilk yılda zorunlu olarak almak durumunda bulunduğunuz Temel Sanat Eğitimi. Yani "ben sayısal dünyanın Picasso su olacağım" diyorsanız, yanılıyorsunuz. Yaptığınız her tasarım öncesinde Uzmanlaşma önemli Tüm bu dersler liseden yeni mezun olan parlak zihinlerde başta roket bilimi etkisi yaratsa da Roma nın bir günde inşa edilmediğini hatırlamakta fayda var. İlk modellemenizi yaptığınızda yaşayacağınız heyecanı düşünün. Ya da ilk projenizi hayata geçirdiğinizde hissedeceklerinizi Bir de bu keyfin üstüne büyük kitlelerle kuracağınız hızlı teması hayal edin. Sosyal medya hesabınızda yazdığınız bir metin ya da paylaştığınız bir fotoğrafın çok beğeni almasından daha büyük tutun hayallerinizi. Birçok kişi sizin tasarımlarınızla eğlenecek, çocuklar sizin hayal gücünüzün ürünleriyle büyüyecek, insanlar sizin sunumlarınızla bir ürünü almaya karar verecek, sanayi sizin tasarımlarınızla daha verimli, daha üretken bir şekil kazanacak. Kısacası yıllarca insanların hayallerini kurduğu ama bir türlü gerçekleştiremediği ne varsa siz, onu gerçekleştiren, onu paylaşan onu ötekilerin hayatına katan olacaksınız. Bu hazzı yaşamak için biraz ter dökmeye değmez mi? Değer elbette Fütürist ve ekonomist Ufuk Tarhan, 2013 tarihli bir röportajında, Gelecek, senede Sibernasyon, Dijital, Hologram, Nano, Genetik, Robot dediğimiz yeniçağların etkilerini birbirine geçmiş vaziyette yaşayacağız derken 2014 ün en gelecek vaat eden meslekleri arasında animasyon uzmanları, 3D modelleme yapabilen tasarımcılar, holografik, augmented program yazılımcılığı gibi dalların yer alacağını kestirmiş miydi bilemiyoruz ama tıptan sahne sanatlarına, restorasyondan sosyal sorumluluk projelerine kadar, gittikçe sayısal ve bir o kadar etkileşimli sistemlere geçmiş bulunuyoruz. Robotlar tarafından yönetilmesek de onların yardımıyla üretiyor, sorun tespiti yapıyor ve sağlık sektöründe sık sık onları kullanıyoruz. Ciddiyeti ele almışken belirtmek zorundayız, alanınız ne olursa olsun uzman olmak zorundasınız. Bilgisayar destekli tasarım ve animasyon, neredeyse ışık hızında ilerleyen bir sektör ve ister işin tıp, sanayi, enerji tarafında olun, isterse reklam, sayısal çağda yıldızınızın yani Andy Warhol un 1968 de bir televizyon programında zikrettiği şekliyle 15 dakikalık şöhret inizin hemen yok olmaması için okumalı, araştırmalı, üretmeli ve esinlenmeye açık olmalısınız. Adını ya da eserlerini hatırladığınız sanatçılar, edebiyatçılar, biliminsanları dönemlerinde o işi icra eden tekil şahıslar değildi elbette Onları ayrı kılan uzmanlıklarıydı. Çağımızda doğru mesleği seçmek ve iyi işler üretebilmek, başarılı olmanın yegâne koşulu değil ne yazık ki. Biz de geleceğin bilgisayar destekli tasarım uzmanı ve animatörleri için işin erbaplarının önerilerine bakmak istedik. Unutmayın ki James Cameron, Avatar ı kendi ürettiği teknolojiyle çekerken pek çok deneme yanılma yöntemine başvurdu, finansal nedenlerle ödünler verdi, bazı teknolojik imkânsızlıkları bertaraf ederken bazılarını da kabul etmeyi öğrenerek hayalini gerçekleştirdi. Neil Maccormack, Henk Dawson, Carl Addy, Andrew Hickinbottom ve Joshua Davis gibi bilgisayar destekli tasarım ve animasyon ustalarının 'çömezlere' tavsiyeleri her meslek dalı için geçerli olack nitelikte. Her şeyin zaman alacağını kabul edin. Başta size çok ters gelen şeyler yapmak zorunda kalsanız bile, kendinize dair bir şeyler katmaya çalışın. Önünüze gelen bir projeye başlamadan önce, üniversitelerde ya da festivallerde düzenlenen forumlara gidin. Oralara çalışmalarınız takdir toplarsa, sizi tanıyan müşterileriniz de tarzınızı bilerek sizinle masaya oturur. İşe ilk başladığınızda hızlı gelişmeler beklemeyin. Elinize aldığınız her projeyi sıkıntıdan sizi öldürecek gibi olsa da sahiplenin. İleride iş seçmek için çok şansınız olacak, ama kariyerinizin başında değil. Bilgisayar başından saatlerce kalkmamak sizi başarıya götürmez. Öncelikle sağlıklı olmalısınız. Sosyal hayatınızdan vazgeçmemelisiniz. Sosyal hayat sizi besleyecek ki, sağlıklı bedeninizle işinize odaklanabilin. Bu dengeyi kurmadan başarılı olamazsınız. Evden çalışmak herkese keyifli gelir. Ama tam anlamıyla dikkat dağınıklığı yaratır. Ofisiniz yoksa evinizin izole ettiğiniz bir odasında çalışın. Salonun bir köşesinde değil. Sektörden insanlarla ilişkinizi canlı tutun. Bu size trendleri takip etme, endüstride neler olduğu, gelecekte ne gibi ihtiyaçlar doğacağı konusunda bilgi verir. Hem de başka hiçbir yerde bulamayacağınız bir bilgi. Değişime hazır olun. Hem yaratıcı hem de teknik trendler sürekli değişir. Bir konuda uzman olabilirsiniz, ama kendinizi geliştirmeye açık olun. Eğer gelişime kapalı olursanız bir anda oyunun dışında kalabilirsiniz. Bir proje üretip onu satmak için kapı çalmaktan çekinmeyin. Bir otomotiv firması için yaptığınız proje, bir reklam ajansının hoşuna gidebilir. Elinizde dosyanızla dolaşmaktan çekinmeyin. Ücretinizi belirlerken yaptığınız işin inceliği, tekniği gibi faktörler tabii ki önemlidir. Ama müşterinin o işi ne amaçla, nerede ve ne süreyle kullanacağı da göz önünde bulundurulmalı. Dünyanın en iyi tasarımını yaptım diye büyük paralar kazanmayı beklemeyin. Her işi kendi doğası içinde değerlendirin. Anlaşılması kolay iş taslakları çıkarın ve bunlar üzerinde konuşmaya açık olun. Müşteri ya da patronunuz ne istiyorsa anlayın ve onun işine yarayacak iş üzerine zaman harcayın. Bu tarzınızdan ödün verdiğiniz anlamına gelmez. 18 İSTASYON İSTASYON 19

11 SÖYLEŞİ En iyi malzemenin ve gerçek mutfağın peşinde Mayıs ayında NTV Yayınları ndan çıkan İstanbul 100 Lokanta kitabıyla yemek meraklılarına farklı bir mecradan seslenen Vedat Milor, gastronomiyi yaşam kalitesinin önemli bir parçası olarak gördüğünü söylüyor. Röportaj: Biray Anıl Birer FOTOĞRAFLAR: Murat Yılmaz Vedat Milor u uzun uzun tanıtmaya gerek yok; yemek konusundaki engin bilgisi, zarafeti ve yaptığı yorumlarla ekranlarımızın nev-i şahsına münhasır isimlerinden biri o. Yemek ve şaraptan ne kadar iyi anladığı, hem yazılarından hem de televizyon programından malumunuz üstelik. Milor, Mayıs ayında, NTV Yayınları ndan çıkan İstanbul 100 Lokanta kitabındaysa, balıkçı, meyhane ve esnaf lokantaları gibi farklı kategorilerde seçtiği mekânları yazdı ve bizlere harika bir referans kitabı hediye etmiş oldu. Milor la yemek-kültür ilişkisinden ve gastronomiden konuştuk. Kitabınızın hazırlanma sürecinden bahseder misiniz? Hazırlanma süreci uzadı, çünkü kitapta bahsettiğim yemeklerin fotoğraflarını kendimiz çekmek istedik. Bu dünyada bile pek yapılmayan bir şey. Böyle bir işe girişildiği zaman genelde sponsorla yapılır; lokantalar kitaba girmek için bir bedel verir. Yazıları da zaten çoğunlukla onlar yazar, fotoğrafları da onlar verir. Okuyucular pek bilmez ama, sistem budur. Bu kitap için çalışırken, o sistemin aksine, lokantalar ne yazıldığını bile bilmiyordu; içeriği hiçbir lokantayla paylaşmadık. Tabii ki ben seçtiğim için hepsi belli bir seviyeyi tutturmuş, tavsiye ettiğim lokantalar. O yüzden süreç biraz uzadı. Uzaması aslında iyi oldu, çünkü ben izleyicilerimden zaman zaman geri dönüş alıyorum. O geri dönüşlere göre birkaç mekânı çıkardım; daha sonra keşfettiğim birkaç lokantayı ekledim. Hanımeli, Duble Meze ve Brosko bunlara örnektir. Yemeğe olan ilginizin kökenleri nereden geliyor? Benim için önemli olan belli bir yaşam kalitesi. 20 İSTASYON İSTASYON 21

12 SÖYLEŞİ Gastronomi de o yaşam kalitesinin çok önemli bir parçası. Hem estetik açıdan hem de daha dolaysız şekilde bana zevk veren, hayatın önemli bir bölümünü teşkil ediyor gastronomi ve iyi yemek-içmek. Ben hiçbir zaman bu işi eğitime dökmedim, gastronomi eğitimi almadım. Ama hayatınızın bir parçasıydı hep... Çok önemli bir parçası; güzel resimden, edebiyattan, müzikten zevk almak gibi... Bir de ben 20 li yaşlarımda, yurtdışına çıkar çıkmaz şarap konusunda iyi bir burnum olduğunu öğrendim. Birlikte şarap içtiğim gruplarda, şarabı benden çok daha iyi bilenler vardı. Ben utanarak konuştuğumda birçok kişi bana Sen bunun eğitimini aldın mı, nasıl anladın Cabernet Sauvignon ya da Kaliforniya olduğunu? diye sordu. Hâlbuki bana göre çok kolaydı o kokuları ayırt etmek. Yani, o konuda küçük yaştan beri teşvik edildiğimi söyleyebilirim. Gelgelelim, yemekle şarap benim için her zaman ayrılmaz bir bütün oluşturmuştur. Yani, sizce tatları ayırt etme gücü pratikten mi gelir? Şarapları ayırt edebilmeniz için en az 10 bin şişe farklı yabancı şarap içmiş olmanız lazım. Türk şarabı demiyorum, çünkü Türk şarabı dünyada ne olup bittiğini iyi temsil etmiyor. En az 10 bin şişe tatmış olmanız lazım ki, kafanızda belli bir silsile, kütüphane oluşsun. Zihninizde eşit bölümleri olan bir envanter oluşuyor. Yemek konusuna gelirsek Dünyanın çeşitli yerlerinde iyi lokantalarda yemek yemiş olmak ve ürünleri, nerede neyin çıktığını ve malzemeyi çok iyi bilmek lazım. Malzemeyi bilmek derken, bir yemeği tadıp Bunun içinde kimyon ya da zencefil var gibi ayırabilmekten bahsetmiyorum. Balık hangi mevsimde yenir? Akdeniz in veya İtalya nın hangi bölgesinde neler yetişir? Gerçek trüf nedir? Bu gibi şeyler kitabî olmuyor hiçbir zaman. Biraz yazarlık gibi Mesela Dostoyevski yazarlık eğitimi aldı mı? Örneğin, bazı büyük empresyonist ressamlar akademiden ayrılmış, çünkü orada dar bir kalıba sokulmak istenmişler. Siyahlar ve beyazlar şeklinde kuvvetli bir ayrıma gitmek istemiyorum ama şunu söylemeliyim: Çok önolog ya da şarap yapımcısı tanıdım, iyi burunları yok. Yemekleri ayırt edemeyen, damak tadı iyi gelişmemiş çok şef var. Demem o ki, gastronomi eğitimi almış ya da şarap kursuna gitmiş, fakat o kadar da kabiliyeti olmayan çok insan var. Bu tür eğitimleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bazen ters tepiyorlar, çünkü eğitim çok iyi verilmiyorsa dar kalıplara sokuyor sizi. Bir de, işin zevki kaçıyor, çünkü yemeiçme ve gastronomi her şeyden önce yaşama güzellik ve zevk katan unsurlar. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Yaşam zaten zor ve stres dolu; onlar bunu bir yarışmaya çevirip daha da stresli hale getiriyorlar. Bir kurs verip ne kadar üstün olduğunuzu Şu kokuyu ayırt edemedin diyerek kafalarına vura vura anlatırsanız, insanlar kendilerini kötü hisseder ve gastronomi zevk olmaktan çıkıp azap haline gelir. Gerek şarap gerek gastronomi, yaşamınıza ek bir boyut ve zenginlik katan alanlar. Önemli olan onlardan zevk alabilmek. Tecrübeniz arttıkça, zevk de artıyor. Tecrübe denen şey de biraz şans elbette. Ben hasbelkader yurtdışında yaşadım. Dünya Bankası nda çalışırken devamlı Avrupa da kalıyordum. İyi lokantalarda Hep söylüyorum; bizde maalesef zevk sahibi olanların, iyi yemek yiyenlerin pek çoğunun maddi gücü yok. Maddi gücü olanların pek çoğu da ambiyans peşinde. yemek yeme şansım vardı. Belki zaten mevcut bir yetenek ve merak bu şekilde daha da gelişmiş oldu. Dolayısıyla ben 10 derste tat nasıl alınır? gibi kurslara inanmıyorum. Bir coğrafyaya ilk kez gidildiğinde, orayı gezmeden görmeden tanımadan, sadece yemeğini yiyerek söz konusu yerle ilgili bir fikir edinilebilir mi sizce? Edinilir tabii. Genellikle, coğrafya, topografya ve kültür ne kadar zenginse mutfak da o kadar zengin oluyor. Örneğin İspanya daki Katalan bölgesinde dağla deniz birleşir. Çok güzel sebzeler vardır; hem balık hem kabuklular olmak üzere deniz ürünleri çok gelişmiştir. Etler de çok gelişmiştir; av etleri ön plandadır. Şarküteriyle tapa, yani meze kültürü çok gelişmiştir. Yemeklere eklenen soslar önplandadır. Tüm bunlardan bölgenin çok zengin bir kültürünün olduğunu çıkarabilirsiniz. Dikkat edin, daha çok et ve patates yiyenlerin kültürü, özellikle de biftek, yani steak kültürü; kapalı ve dar bir kültürdür. Sakatat yeniyor mu, yenmiyor mu mesela? İyi bir şeydir yenmesi. Ne açıdan? Bir kere, sakatat çok lezzetli bir şey... İkincisi, köylülükten şehirliliğe geçişte insanların kendilerini köy kültüründen izole etme gibi bir çabası var. Özellikle de Türkiye de iki kuşak geriye gidince köyden gelmeyen çok az aile bulursunuz ve bazı insanlar daha bir alafranga olmak, kendilerini ayrıştırmak çabasındalar. Sakatat yemezler mesela. Sakatat çok lezzetlidir; etin her yerini kullanıp değerlendirmek anlamına gelir, özellikle lezzetli kısımları. Onları değerlendirme pahalılaşır, çünkü işin içine el emeği girer. Sakatat yemek, kültürün evrimleştiğini gösterir. Aynı şekilde kabuklu deniz hayvanlarını yemek yine daha zengin bir ufuk göstergesidir; denizden yararlandığınızı gösterir. Sebze ve ot çok önemlidir; kullanılan yağlar da öyle. Bütün bunlardan o kültür, o uygarlık konusunda çok ciddi sonuçlar çıkarabilirsiniz. Sakatata dönecek olursak, aslında Türkiye de de sakatat yeme geleneği yok mu? Kesinlikle var. Bence, halk kültürünün en güzel taraflarından biri bu. İyi de pişiriliyor Türkiye de. Tabii, eksik kalmış tarafı var; insanlar şarapla iyi gider deyince gülüyor ama gerçekten çok iyi gider. Şarap tarafı eksik kalmış, ama halk mutfağında gelişmiş. Sorun zaten kültürlerarası geçişte yaşanıyor. Yoksa gelenek elbette var. Şu anda da İstanbul daki bazı lüks lokantalar bu geleneği çok güzel değerlendiriyor. Mesela başında Kaan Sakarya nın olduğu Nicole diye bir lokanta var; kitapta da bulabilirsiniz. Kaan güzel şeyler yapıyor, ama satamadığından yakınıyor. Fransa da La Ami Jean diye bir lokantada çalışmış; orada öğrendiği kuzu kellesinin bir versiyonunu Türkiye de uygulamış. Bence çok lezzetliydi, ama menüye kolay kolay koyamıyor. Belki onu takdir edecek insanın Nicole e gidip yemek yiyecek parası yok. Vedat Milor un bizzat deneyimlerinden yola çıkarak kaleme aldığı İstanbul 100 Lokanta, yemeğe ilgi duyanların kütüphanesinde olması gereken bir kitap. Nerede ne yiyeceği konusunda kararsız kalanlara da rehberlik edecek nitelikte. Çok ilginç bir şey aslında, değil mi? Hep söylüyorum; bizde maalesef zevk sahibi olanların, iyi yemek yiyenlerin pek çoğunun maddi gücü yok. Maddi gücü olanların pek çoğu da ambiyans peşinde. Tabii genelliyorum; istisnalar mutlaka vardır. Dünya mutfaklarından hem uygulama hem de ortaya çıkan sonuç açısından favorileriniz hangileri? Son yıllarda, dünyada inanılmaz bir kaliteli malzeme bilinci ortaya çıktı. Giderek artan ekolojik nedenler, denizlerin kirlenmesi, hormonlar, sebzelerin ve meyvelerin aşırı nitratlı olması ve tarımda suni gübreler kullanılması gibi unsurlar ciddi sağlık sorunları yaratıyor. En çok da glikoz. İleride, glikoz içeren ürünlerin üstünde sigarada olduğu gibi Öldürür uyarıları yazacak. Doğal ürünleri yemeğe dönüştürürken öyle bir teknik kullanmalısınız ki, yemeği hem en güzel şekilde sunacaksınız ve basit görünecek; ama aslında basit değil, çünkü her şeye rağmen tek yemekte birkaç malzeme birleşebiliyor. Bunu iyi yapan mutfaklar öne çıkıyor. Şu anda öne çıkan, herkesin merak ettiği mutfak, Japonya. Michelin yıldızı sayısıyla Japonya şu an Fransa yı bile geçti ya da onunla aşağı yukarı aynı düzeyde. Özellikle deniz ürünleri ve kabukluları; hatta sebzeler, tomurcuklar ve tohumlar açısından enteresan bir mutfak; ben de seviyorum. Yine de, burada doğduğum için, kullanılan yağlardan dolayı damak zevkim yakın coğrafyayı daha çok benimsiyor. Benim üç favorim Fransa, İtalya ve İspanya. Bu ülkelerde nasıl lokantalar hoşunuza gidiyor? Michelin yıldızlı lokantalardan ziyade, gerçek mutfak diye adlandırdığım, en iyi malzemeleri en iyi şekilde ve belki sevgiyle pişiren daha otantik yerlerin peşindeyim. Bunlardan bazıları Michelin yıldızlı oluyor tabii. Bu arada, Amerika da çok büyük atılımlar yapıyor. Özellikle San Francisco civarında, Bay Area (Körfez Bölgesi) denen bölümde ve New York ta çok iyi lokantalar ortaya çıkmaya başladı çünkü ciddi boyutlarda ekolojik ve biyodinamik tarım yapılıyor artık. İtalya, Fransa ve İspanya mutfaklarının özelliği ne? İtalya mutfağı diye bir şey yok aslında. Yöresel mutfakların bir bütünü o. Fransa ve İspanya da aşağı yukarı aynı. Yöresel ve mevsimsel ürünler ilgimi çekiyor en çok. Mesela Şu anda mayıs ayında nerede ne yemek isterim? diye soruyorum kendime. Tabii, insan istediklerinin çok azını yapabiliyor ama bazı malzemeleri ancak o şekilde tanırsınız. Örneğin İspanyolların Bask bölgesinde, dünyanın en lezzetli bezelyesi var. Ufacık ve bonbon şeker gibi. Kokusu ve lezzetine inanamazsınız. Onu o anda bahçeden koparmak müthiş bir duygu. Tür olarak da çok iyi bir bezelye Sadece mayıs ayında bulunuyor; haziranda bulamazsınız. Mayısta San Sebastian a gidip o bezelyeyi yemek benim için çok önemli. Sadece orada ve o zamanda var; başka hiçbir yerde yok. Diğer yandan, siyah havyarı her zaman yiyebilirsiniz. Trüf mantarının da doğru yeri ve zamanı vardır. Herkes bilmez ama siyah trüfün en iyi zamanı ocak ayı ve şubatın başıdır. Beyaz trüfün en iyi zamanı ekim sonu ve kasımdır. O kadar çok mantar çeşidi, sebze ve deniz ürünü var ki dünyada! Bunların zamanını bilmek lazım Hani bizde oğlağın belli zamanı vardır ya, onun gibi. 22 İSTASYON İSTASYON 23

13 TARİHTEN Aka kahramanı Aias, Troya kahramanı Hektor u savaşa davet ediyor (İlyada XII. Bölüm). Troya Savaşı nın gerçek hikâyesi Troya diye bir kent gerçekten vardı, burada gerçekten bir savaş olmuştu. Hatta Truva Atı bile o devrin savaş taktiklerine uyuyordu. Son yıllardaki araştırmalar, İlyada destanının tarihi yansıttığını gösteriyor. T Çağı, Yunanistan da iki uygarlık ortaya çıkardı. Miruva atından Aşil topuğuna, güzel Helena dan nos ve Miken. Mikenliler bugün Yunanistan olarak trajik Hektor a, sirenlerin şarkılarından kabildiğimiz yere MÖ 2000 lerde gelmişlerdi. Geç Tunç natlı sözcüklere, Troya (Truva) Savaşı nın Çağı nda (MÖ ) bir dizi savaşçı krallık kuhikâyeleri antik edebiyatın klasiklerine, rarak Yunanistan a egemen oldular. Bunların Homeros un İlyada sına kadar uygarlığına Miken uygarlığı deniyor, uzanır. Ama Modern Batı kültürüne ama kendilerine muhtemelen kök salan bu öyküler doğru muakhalar (Akalar) veya Danadur? Troya ve Troya Savaşı nda alar diyorlardı. MÖ 1450 efsane nerede bitiyor, tarih civarında, Mikenliler nerede başlıyor? Girit i fethettiler; doğu Bu eski sorulara yakın Ege adaları ve Anadozamanda yeni cevaplar lu daki bazı kolonilerini verildi. Son 20 yılda, de ele geçirdiler. SonraTroya Savaşı araştırmaki birkaç yüzyılda, doğu larında arkeoloji ve epigakdeniz in krallıklarıyla rafi de yaşanan iki devrim savaş, diplomasi, ticaret ve etkili oldu. Kilit olaylar, hanedan evlilikleri yoluyla 1988 den beri Troya daki arilişkiye geçtiler. Troya Savaşı keolojik sitte yapılan kazılar gerçekten olduysa, Miken uyve Orta Anadolu daki büyük Higarlığının MÖ 1100 lerde düşüşe tit Krallığı nın belgelerinde yapıgeçmesinden önceki son olaylardan lan yeni incelemeler oldu. Sonuç şu: biriydi. Homeros un anlattıklarının, önemli ölçüde tarihsel gerçek içerdiğini düşünmek için elimizde bugün daha fazla neden var. Troya kentinin öyküsü Troya gerçekten de Batı Anadolu da zenheinrich Schliemann, Çanakkale Boğazı nın Schliemann ın 1876 da Mycegin bir kentti; burada bir veya bir dizi savaş girişinde Hisarlıktepe deki ilk kazısına nae de (Miken) bulup Agamem de başladı. Hisarlık (Troya), dokuz ayrı olmuştu. Yunanlı savaşçılar kente saldırnon un Maskesi adını verdiği mıştı. Homeros taki renkli ayrıntıların bile tabaka veya uygarlık düzeyinden oluşan, her mask. çoğu (teke tek dövüşler, bir kadın uğruna biri öbürünün üzerine inşa edilmiş, tarihleri savaş, savaş alanında tanrıların ve tanrıçamö 3000 den MS 500 e kadar uzanan bir ların bulunması), Tunç Çağı kültürünün bir parçasıydı. yerdi. Schliemann, özensiz ve dürüstlükten uzak davranhatta Truva Atı bile tarihsel bir gerçek olabilirdi! Ancak dı. Ama sonraki yaklaşık 150 yılda eğitimli arkeologlahomeros bir tarihçi değil ozandı ve kilit tarihsel olaylarrın yaptığı bir dizi kazı, araştırmayı bilimsel bir temele dan söz etmiyordu. oturttu. Schliemann, Troya kentini keşfettiğini iddia etti. Troya Savaşı, Geç Tunç Çağı nda oldu. Geç Tunç Hisarlık sakinleri yüzyıllardır Troya da yaşadıklarına ina- 24 İSTASYON İSTASYON 25

14 TARİHTEN ZAMAN AKIŞI MÖ Troya Savaşı, büyük ihtimalle bu tarihler arasında, kentin Troya VIi (eski adıyla Troya VIIa) denilen katmanı zamanında oldu. MÖ 700 ler Smyrna lı (bugünki İzmir) olduğu düşünülen Homeros, İlyada ve Odysseia adlı epik şiirlerini yazdı. Büyük İskender in Troya yı ziyareti, G. P. Pannini, 17 nci yüzyıl Berlin, Mayıs başında Sovyet ordusunun eline geçti. Priamos un hazinesi müzeden gizlice Moskova ya götürüldü ABD de yayımlanan ArtNews dergisi Yaz 1991 (Cilt 90 No. 6) sayısında, hazinenin Moskova daki Puşkin Müzesi nde ortaya çıktığını bildirdi Wolfgang Petersen in yönettiği Troy (Truva) filmi, bütün dünyada İlyada ve Troya ya duyulan ilgiyi yeniden uyandırdı. Dünyada 497 milyon Dolar gişe hasılatı elde edildi. Filmin en başarılı olduğu ülkelerden biri de 1 milyon 692 bin bilet satılan Türkiye ydi. Bu, yabancı bir film için çok yüksek bir rakamdı. Homeros MÖ 334 Plutarkhos a göre, Büyük İskender Troya yı ziyaret edip adak adadı. MÖ 20 İlk Roma İmparatoru Augustus, Troya yı ziyaret edip onarttı İstanbul un fethiyle ilgili kitabıyla tanınan tarihçi Kritovulos a göre Fatih, Midilli seferine giderken Troya ya uğradı ve kendisine İlyada öyküsünün anlatılması üzerine İstanbul un fethinin Troya nın intikamı olduğunu söyledi Osmanlı Devleti, Troya olduğu düşünülen Hisarlık taki arazileri istimlak etti ve Alman işadamı, define avcısı Heinrich Schliemann, bir yıl önce Troya yı bulmak için izinsiz olarak başlattığı kazıları bu izinle daha da genişletti Priamos hazinesi adını verdiği altınları yurtdışına kaçıran Schliemann ın kazı izni iptal edildi. Ancak 1878 de yeniden kazı izni aldı Schliemann ın Avrupa ya kaçırdığı Priamos hazinesi, Berlin de sergilendi ve Königliche Museen zu Berlin / Berlin Kraliyet Müzesi tarafından alındı. Troya, Hisarlık ta arazisi olan İngiliz konsolosu Frank Calvert ve Osman Hamdi Bey yanyana bağdaş kurmuş (önde, soldan birinci ve ikinci). Heinrich Schliemann ayaktakilerin soldan beşincisi. Hisarlık sakinleri, yüzyıllarca Troya da oturduklarına inandılar. Şehre İlyada daki gibi İlion/İlium dediler. nıyorlardı. Şehirlerine İlion diyorlardı. Bu isim Homeros ta Troya için kullanılan sözcüktü. Hisarlık ın etrafındaki topraklar, Homeros un anlattığı coğrafyaya uygundu den sonraki kazılar, Homeros un kent hakkında doğruyu anlattığını kanıtlayan bir tür arkeolojik devrim oluşturur. Tübingen Üniversitesi nden Manfred Korfmann ve o öldükten sonra Ernst Pernicka tarafından sürdürülen yeni kazılar, bir savunma hendeğinin, aşağı kenti koruyan karmaşık bir kapının izlerinin ortaya çıkmasını sağladı. Kentin güneybatısında Troya nın limanını buldular. Arkeologlar, Troya nın nüfusunun 5 ila 7 bin 500 arasında olduğunu düşünüyorlar. Troya, MÖ 3000 ila 950 arasında Tunç Çağı nın büyük kentlerinden biriydi. Demir Çağı nın başlangıcında terkedildikten sonra, MÖ 750 civarında buraya kolonistler yerleşti ve kent MS 500 e kadar küçük bir Yunan şehri olarak kaldı. Tunç Çağı Troya sında kent zaman zaman yangın, deprem ve savaşla yıkıldı ve yeniden inşa edildi. Geç Tunç Çağı nda, Orta Anadolu ve Mezopotamya daki kentlerin boyutunda değilse de, Ege civarındaki en büyük kentti. Yakınındaki bir limanı kontrol ediyor ve kendisini duvarlar, hendekler ve ahşap çitlerden oluşan bir sistemle koruyordu. Homeros un kanatlı sözleri İlyada ve Odysseia, iki uzun epik şiirdir. İlyada, Troya Savaşı nın sonundaki iki aylık çatışmaları, Odysseia ise Odysseus un Troya dan eve dönerken yaptığı yolculuğu anlatır; Troya Savaşı hakkında da bazı ayrıntılar verir. Bu metinler Homeros diye bir şaire atfedilir. Troya Savaşı Tunç Çağı nda olmuştur ama İlyada Akhilleus, yendiği Hektor un ölüsünü kimseye vermiyor. MÖ 5. yüzyıl vazosu. ve Odysseia Demir Çağı nda kaleme alınmıştır. Büyük ihtimalle, iki şiir de uzun süren bir sözlü geleneğin sonunda yazılmıştır. Yüzyıllar boyunca ozanlar, hikâyeler toplamıştır. Eski temaları kullanmış, Tunç Çağı na dair gerçek ayrıntıları katmış, yeni yorumlar eklemişlerdir. Sonuç olarak İlyada ve Odysseia, tarih değildir, ama tarihi yansıtır. Çoktan ortadan yok olmuş yerlerden, terkedilmiş teknolojilerden bahsetmekte, eski sözcükler kullanmaktadır. İki eser, gerçekten yaşamış insanlara da atıfta bulunuyor olabilir, çünkü isimler sözlü gelenekte kuşaktan kuşağa aktarılan en kolay şeydir. Asıl önemlisi, bu şiirler arkaik bir zihniyeti ortaya koyar. MÖ 700 de artık o kadar yaygın olmayan, Geç Tunç Çağı na ait motifleri içerir. Örneğin Homeros savaşta kahramanların rolünü vurgular. MÖ 700 e ait Yunan metinleri ise grupları öne çıkarır. Ama Mısır ve Hitit krallığından kalma Tunç Çağı metinleri kahraman kralların bireysel başarılarını abartarak Homeros a ayna tutarlar. Mısır ve Hitit kralları Akhilleus (Aşil) veya Hektor a yakışan terimlerle anlatılır. İki faktörü daha göz önünde tutmalıyız. Yazı Yunanistan da yok olmuştu, ama Anadolu da yok olmamıştı. Gelenek Homeros un Anadolu da yaşadığını ve yazılı tarihsel belgelere ulaşabildiğini söyler. Savaşın kurgusu Eski yazarlar, hatta Tukidides bile Troya Savaşı nın gerçekten olduğunda birleşirler. Ayrıntıların çoğunu mit olarak dışarıda bırakırlar, ama savaşın kendisinden şüphelenmezler. Birçok modern yazarsa farklı düşüncededir lerden bu yana Troya hakkında iki okul ortaya çıkmıştır. Pozitivistler, Troya Savaşı nın gerçekten olduğuna inanır. Şüpheciler ise Homeros un yazdıklarında bir masaldan başka bir şey görmezler. Schliemann pozitivistlerin öne çıkmasını sağlamıştır. İkinci Dünya Savaşı ndan sonra şüpheciler öne çıkmıştır larda Troya kazıları 26 İSTASYON İSTASYON 27

15 TARİHTEN KARŞI GÖRÜŞ İlyada ve Odysseia tarih değildir, ama tarihi yansıtır. Çoktan yok olmuş yerlerden söz eder, eski bir zihniyeti anlatır, savaşın geçtiği Tunç Çağı na ait motifleri içerir. küçük bir yeri ortaya çıkarmıştı, İlyada da anlatılan büyük şehri değil. Dilbilimciler ve yazıtları okuyan öğrenciler, Homeros un hikâyesinin gerçek olduğunu kanıtlaması beklenen eski metinlerde boşluklar bulmuşlardı. İkinci Dünya Savaşı nın acı deneyimleri, Troya kahramanlık hikâyelerini demode hale getirmişti. Şimdi sarkaç yine öbür tarafa döndü. Pozitivistler, arkeoloji ve epigrafideki devrimler sayesinde yeniden öne çıkıyor. Onlar da birkaç kategoriye ayrılıyor. Bazıları Troya Savaşı nı MÖ 1300 civarına, bazıları ise e tarihliyor. Başkaları, Homeros un Anadolu da yüzyıllarca sürmüş savaşları tek bir çatışmaya dönüştürdüğünü öne sürüyor. Savaş, büyük ihtimalle 1210 ila 1180 arasında, büyük bir yangın Troya kentini mahvettiği sırada oldu. Silahlar, gömülmemiş insan kemikleri, bir yağma, yani ani saldırı olduğuna işaret ediyor. Troas taki kentler, arkeologların yakın tarihteki bir araştırmasına göre, 1200 civarında terkedildi, bu da bir işgali gösteriyor. Troya da, yağmalanmış eski kentlere göre daha az silah bulunduğu doğru. Ama Troya, dokunulmamış bir yer değildi, eski zamanlarda da bir turizm merkeziydi. Troya Savaşı gerçekten olduysa, nasıl olmuştu? Burada anlatacaklarımız bu savaşın varsayımsal bir kurgusudur. Kanıtlar kesinliğe değil, ama olasılıkların sınırlarını daraltmamıza izin verir. MÖ 1200 de Yunanlılar, Batı Anadolu nun servetini zaten biliyorlardı, çünkü 200 yıldır Truva Atı nın en eski görüntülerinden biri: Mikonos ta bulunmuş, 7. yüzyıla ait bir amfora. Schliemann dan sonra, Troya daki kazıları Wilhelm Dorpfeld devraldı (1902). Bu fotoğraf onun arşivinde yer alıyor. buradaydılar. Troya yı alarak büyük servet ve şan şöhrete kavuşacaklardı. Ama savaşı sadece bir yağma olarak mı görüyorlardı? Homeros, Paris adındaki bir Troya prensinin Lakedemon kraliçesi Helena yı baştan çıkarıp Troya ya götürdüğü için Yunanlıların kente saldırdığını söyler. Bir kadın uğruna savaş, Tunç Çağı nda bugünkü kadar gülünç görünmüyor olabilir. Amarna Mektupları, Tunç Çağı insanlarının savaşları, ilkelerin çatışmasına değil, insanlara bağladığını gösterir. İntikam, onur, imaj, erkeklik gösterisi ve aileye bağlılık, Amarna Mektupları nda savaş nedeni olarak karşımıza çıkar. Tunç Çağı insanları kavramlarla düşünmez. Onların zihniyeti somut şeylere takılır. Herhangi bir Tunç Çağı metni, baştan çıkarılan bir prenses üzerine patlak veren bir savaştan söz etmez. Ama kraliyet evlilikleri üzerine başlayan savaşlardan bahsedilir Yunanlıların, Homeros un dediği gibi 1186 gemiyi denize indirmeleri veya Tukidides in iddia ettiği gibi 102 bin askeri toplamaları imkânsızdı. Ama 300 gemi ve 15 bin asker, Tunç Çağı için tutarlı bir rakam olur. Homeros a göre, Troyalılar Batı Anadolu, Trakya ve Makedonya daki müttefiklerinden bir koalisyon meydana getirdiler. Homeros, bu ittifakların Troyalılara en az Yunanlılar kadar asker sağladığını öne sürer. Kazılara dayanarak Troya nın 2 binden fazla savaşçıyı toplayamayacağı açıktır, ama müttefikleri tarafından desteklenmiştir. Troya ya girdiklerinde Yunanlılar, efsaneye göre uzun süredir savaşmaktaydı. Ancak Homeros Troya Savaşı nın on yıl sürdüğünü söylemez. Yunanlıların Troya da dokuz yıl mücadele edip acı çektiğini, onuncu yılda nihayet kazandıklarını belirtir. Bu ifade Yakın Doğu nun eski bir deyişini hatırlatır; başarana kadar tekrar tekrar anlamına gelir. Gerçekten de Troya nın kolay alınamayacak bir kalesi vardı. Aşağı kent bir savunma hendeği ve ahşap bir çitle korunuyordu. Ama savunmanın kalbi yukarı kent veya hisardı; Homeros buradan Pergamos diye söz eder. Hisar, ovanın üzerinde 30,5 metre yükseliyor ve 2 bin metrekarelik bir alanı kapsıyordu. 350 metre uzanan surların yüksekliği 10, kalınlığı ise 4,8 metreydi. Surların taş zemini dışarı doğru çıkmıştı; yani saldıranların savunmacıların oklarından korunacakları bir kör nokta yoktu. Mimari, saldırganları dar bir mekâna hapsediyor, savunmacılar da onları yukarıdan yok edebiliyordu. Yunanlılar Troya ya ulaştıklarında kıyıda bir kamp kurmaya çalıştılar. Peki, savaşın geri kalanında neler olmuştur? Homeros taki cevap açıktır: Akınlar... Akhilleus ve Odysseus gibi liderler, şehirlere saldırmış, yağmalamış, esir almıştır. Odysseia, kentin bir aldatmacayla alındığını anlatır. Yunanlılar kamplarını toplayıp yakındaki Tenedos Adası na yelken açarlar. Geride de büyük, tahta bir at bırakırlar. Bu at Troyalılara çekici gelir. At yetiştirmeye uygun Troya otlakları ünlüdür. Efsaneye göre, Troyalılar, atı şehir surlarının içine alır. Ne yazık ki atın içi savaşçılarla doludur. Geceleyin Troyalılar savaşın sona erişini kutlarken Yunanlılar çıkıp kapıları açarlar. Böylece Troyalıları gafil avlayıp kenti yağmalarlar. Arkeoloji, Troya nın yağmalanmasına uygun bir resim çizer. Homeros, Troyalıların Yunanlılar terk ettikten sonra şehri yeniden yaptığını söyler, arkeoloji de bunu gösterir: Eski yapılar, sokaklar tamir edilmiş, yeni binalar yükselmiştir. Ama bu başka bir kenttir. Yıkılan Troya nın refahına ulaşamaz. Nüfusu da farklıdır; Balkanlardan yeni göçmenler almıştır. Troya yı yeniden inşa edenler kuşkusuz kentleriyle gurur duyuyorlardı. Belki kenti yok eden savaşı anlatan ozanları dinlemişlerdi. Ama herhalde 3 bin yıl sonra insanların hâlâ bu rüzgârlı kentte olup bitenlere bu kadar merak duyacağı akıllarından bile geçmemişti. Troya Savaşı nın olduğuna dair hiçbir kanıt yok Homeros un sözünü ettiği Troya veya İlion un Hisarlık tepeyle aynı olduğunu kanıtlayan ne yazılı ne arkeolojik belge var. Hisarlık ta kazılan yer Troya değilse, Troya savaşlarının yapılıp yapılmadığı da bilinemeyecektir. Hitit metinlerine dayanarak Wilusa yı (Vilusa) (W)ilios olarak rekonstrüksiyonu yapılan İlios veya Troya ile eşitlemek ve sadece bu teoriden hareketle Hisarlık ta Homeros un Troya sının varolduğunu iddia etmek kısır döngüden ve yanıltıcı mantık oyunundan başka bir şey değildir. Bazı tesadüfi isim benzerlikleri dışında Wilusa-İlias eşitliğinin dayanacağı hiçbir destek yoktur. Wilusa ülkesi kralı Alaksandu ile II. Muwatalli arasında yapılan antlaşmada şahit tanrılar içinde Hatti ülkesinin birçok tanrıları arasında Büyük Deniz de sayılırken, Wilusa tanrıları arasında Deniz Tanrısı ndan hiç ama hiç sözedilmemesi bir tesadüf müdür, yoksa Wilusa nın denizle ilgisinin olmadığının bir kanıtı mıdır? Wilusa bize göre Eskişehir- Bursa arasında olmalıdır. Hitit metinlerinde geçen ve Akha larla eşitliği daha Hitit dili çözülmeden önce tartışmaya açılan, fakat bir türlü kanıtlanamayan Ahhiyawa lara (Ahiyava), Akhalar veya Mikenler denilmekle kalınmıyor, artık Grek/Yunanlı deniliyordu. Son yıllarda tüm dikkatlerin konuya odaklanması ve aşırı titiz araştırmalar sonucu sadece Batı Anadolu daki Miken seramik parçalarının sayısı biraz daha artmıştır. Ama en çok artan şey, konuyla ilgili yayınlar olmuştur. Birçoklarının ortak özelliği ise, maalesef yeni modaya ayak uydurarak, konuyu saptırmak ve Hitit metinlerinde Yunanlıları aramak oldu. Konuya olumsuz yaklaşanlar, yani Ahhiyawa-Akha ve dolayısıyla Yunan eşitlemesine kuşkuyla bakanlar artık neredeyse tutucu olmakla suçlanıyorlar. Oldubittilere örnek olarak 1995 te Troya da VIIb1 veya ÖIIIb2 tabakasında bulunan bikonveks ve Luvi hiyeroglif yazılı bir mühür buluntusunu verebiliriz. Bu basit mühür, sırf Troya da bulunduğu için fırtınalar estirmiş, Troya da yerli bir Luvi li memur tarafından kullanıldığı öne sürülmüş, Troyalıların konuştukları dilin Luvice olduğuna dair bir kanıtmış gibi yorumlanmıştır. İyi bir tesadüf eseri olarak 1997 de Boğazköy Büyükkaya da ele geçen Troya dakinin benzeri bir mühür, bu spekalüsyonların boş olduğunu, mührün her nasılsa Orta Anadolu dan bir yerlerden Troya ya götürüldüğünü kanıtlamıştır. Boğazköy-Hattusa da kazılarda bulunan tabletlerin dili olan Hititçenin çözülmesiyle, bu metinlerin içerikleri çeşitli ilgi odaklarına konu olmuştur. E. Forrer dilin çözülmesi konusundaki değerli çalışmaları yanında konuya tek yanlı bir biçimde yaklaşmış ve Homeros destanlarında anlatılan Grek kahramanlık çağının şaşaalı olaylarının Hitit metinlerine mutlaka yansımış olması gerektiği ilkesinden hareket etmiştir. Burada en büyük yöntem hatası, Hitit metinlerinde Homeros un Yunanlılarını keşfetme tutkusuyla yola çıkılmış olmasıdır. Ölü dillerin yapısı ve çok fazla bilinmeyenle dolu olması, önyargılı keşiflerde bulunmaya yeltenen herkesi ödüllendirecek niteliktedir. Forrer de istediği ses benzerliklerini fazlasıyla bulmuştur. Bunlar arasında gelişigüzel bir sıralamayla Alaksandu=Alexandros (Paris), Attarsiya=Atreus, Wilusa=Ilion, Taruisa=Troya vs. vardır. Ama bunu yaparken ne metinlerin kronolojisi ne içerikleri ne de olayların geçtiği coğrafi ortam dikkate alınmıştır. Ahhiyawalıların Miken Grekleri veya Homeros Grekleri ile eşitlenmesi henüz mümkün olmamıştır. 28 İSTASYON İSTASYON 29

16 GEZİ Bölge, son zamanlarda yerli turistlerin de ilgisini çekiyor. Bu durumdan yola çıkarak, Türkiye de yaşayanların da artık Doğu Karadeniz i Temel fıkralarından ibaret görmediklerini söyleyebiliriz. Yeşili başka yeşil Çay ve Rize Bezi, bölgenin karakteristik unsurlarından sadece ikisi. Çay taşımayı kolaylaştıran teleferiğin ise hayli fazla çeşidi var. mavisi başka mavi Bakanın gözünü alan bir renk cümbüşüne sahip doğası, nev-i şahsına münhasır insanları, başka hiçbir yerde aynı lezzette olmayan yemekleriyle bir başkadır Doğu Karadeniz. Hele bir de mevsimlerden yazsa, yaylalara çıkılabilecek zamansa yani, değmeyin gezginin keyfine YAZI: SEMA ULUDAĞ FOTOĞRAFLAR: MURAT YILMAZ Doğu Karadeniz yolculuğunuz boyunca sık sık şelale ve nehirlerle karşılaşacaksınız. Bazısı sakin sakin akarken bazılarından çıkan sesin tüm doğaya hâkim olduğuna tanıklık edeceksiniz. Yaz mevsimine ramak kala başlar tatil planları. Nereye gidileceği düşünülür uzun uzun. Ege mi olsun, Akdeniz mi? Tatil köyünde mi konaklamak gerek, yoksa butik otelde mi? Karayoluyla mı gidilsin, uçakla mı? Bu ve buna benzer birçok soruya yanıt bulmak için zihnini yorar da insan, alternatif yaratmayı, deniz ve kumla özdeşleşen yaz tatili anlayışına farklı bir bakış açısı getirmeyi pek düşünmez. Bu döngünün dışına çıkmayı göze alabilirse eğer, keşfedeceği birçok kültürel değerin, doğal ve tarihi zenginliğin de var olduğunu; daha da önemlisi denizin olmadığı yerlere de tatile gidebileceğini görecektir oysa. Biz de öyle yaptık; yaz aylarına denk gelen bu sayımızda rotamızı gözde tatil beldelerine değil de, Trabzon a, Rize ye ve Artvin e çevirerek Doğu Karadeniz in nev-i şahsına münhasır atmosferini sayfalarımıza taşıdık... Doğu Karadeniz seyahatini bölgenin başlangıcını oluşturan kentten, Trabzon dan başlatıyoruz. Birçok kaynak, Karadeniz kıyılarının zümrüt kenti olarak tanımlıyor bu şehri. Doğu Karadeniz e hiç gitmemişseniz, bu sözü çok tumturaklı bulabilir; dahası içinizden yeşil her yerde yeşildir işte diye geçirebilirsiniz. Doğu Karadeniz i gördükten sonraysa ne kadar büyük bir yanılsama içinde olduğunuzu; bu bölge içinde yer alan her kentin ayrı bir zenginlik barındırdığını anlarsınız. Trabzon, tarihi ve doğal güzellikleriyle meşhur ki, Uzungöl ile Sümela Manastırı bunlara verilebilecek en iyi iki örnek bizce. Tanıtım yazılarında Alplerin güzelliğiyle kıyaslanan Uzungöl, Trabzon merkezine 99, sınırları içinde yer aldığı Çaykara ilçesineyse 19 kilometre uzaklıkta. Bu da Trabzon un merkezindeyseniz ve Uzungöl ü görmek istiyorsanız bir buçuk, iki saatlik yolu aşmanız gerektiği anlamına geliyor. Yol boyunca doğanın sunduğu güzelliklerin keyfini çıkarmak, asma köprülerin yanı başında mola verip çağlayarak akan derenin sesini dinlemek isterseniz, yol biraz daha uzuyor elbette. Ama yolu uzatma pahasına bu güzelliklerin keyfine varmanızı özellikle tavsiye ederiz. Aksi takdirde Trabzon gezisi biraz eksik, biraz yarım kalıyor. Kaynakçalar, vadinin ortasında yer alan, 1090 metre rakıma sahip bu gölün yamaçlardan düşen kayaların Haldizen deresinin önünü kapamasıyla oluştuğunu yazıyor. Yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çeken bölgenin bir yanında klasik Karadeniz mimarisini temsil eden evlerden oluşan köy var. Tam ortada yer alan camii, sınırı çizen yer gibi duruyor. Camiyi arkanıza alıp ilerlediğinizde daracık bir yolun iki yanındaki otel, motel ve restoranlarla karşılaşıyorsunuz. Buraya kadar gelmişken, restoranlardan birine 30 İSTASYON İSTASYON 31

17 GEZİ Trabzon girmemek olmaz elbette. Peki, Karadeniz e gidilir de ne yenir? Tabii ki mıhlama, kaygana ve balık. Ancak mevsim yaz ve çiftlik alabalığı haricinde balık bulmak biraz zor. Hamsiden turşu bile kurdukları düşünülen bölge halkının, mevsimi olmayan yemeği ise tabii ki mıhlama. Trabzon un meşhur tereyağının önce mısır unu, ardından da özel bir tel peynirle yüksek ateşte kavrulmasıyla oluşan bu yemek, damak zevkine düşkünlerin mutlaka tatması gereken lezzetler arasında. Uzungöl ü görüp mıhlamanın tadına vardıktan sonra, sıra geliyor Sümela Manastırı nı ziyarete. Trabzon un Maçka ilçesinin Altındere Köyü sınırları içinde kalan ve bazılarının Meryem Ana Örenyeri olarak tanıdığı Manastır ın, adını siyah anlamına gelen melas sözcüğünden aldığı söyleniyor. Kaynakçaların bazıları bu ismin manastırın kurulduğu koyu renkli Karadağlar dan geldiğinin altını çizerken, bazıları manastırdaki siyah Meryem Ana tasvirinden kaynaklandığını belirtiyor. Yine kaynakçalardan yararlanarak manastırın tarihini incelediğimizde burasının Bizans İmparatoru Theodosius zamanında ( ), Atina dan gelen iki rahip tarafından inşa edildiği yazılıyor. 6 ncı yüzyılda İmparator Justinianus un talebi üzerine manastırın genişletildiği ve onarımdan geçirildiği bilgisi de yer alıyor. Manastır yolu bir hayli dik, dar ve virajlı. Yolun hemen yanındaki uçuruma bakmamaya çalışarak dikkatle yol almak gerekiyor. Araç ancak belli bir noktaya kadar size refakat edebiliyor, sonrasında bacaklarınıza güvenmek zorundasınız. Manastır a yaklaştıkça karşınızda yükselen dağın zirvesi göz hizasına gelmeye başlıyor. Aşağıdan bakıldığında ulaşılmazmış gibi görünen bu dağ, ne kadar yüksekte olduğunuzu da somut biçimde anlatıyor aslında. Dik merdivenleri tırmandıktan ve biraz nefes nefese kaldıktan sonra varabileceği- niz Sümela Manastırı nın avlusuna adımınızı attığınız andan itibaren yüzyıllardır her türlü hava şartına dayanan bu yapının, çok daha iyi korunması gerektiğini düşünüyorsunuz. Tarihi mekânları dolaşmaya başlamışken Trabzon un merkezindeki Atatürk Köşkü nü ve Ayasofya Müzesi ni de es geçmemek gerek tabii. 19 uncu yüzyılın başlarında kente hâkim Soğuksu sırtlarında yazlık mekân olarak inşa edilen, 1924 yılının Eylül ayında Mustafa Kemal in ziyaret etmesi ve daha sonraki gelişlerinde de orada konaklaması nedeniyle Atatürk Köşkü olarak anılmaya başlayan müze, yakın tarihe ışık tutacak nitelikte. Giriş katında oturma, misafir, dinlenme ve yemek odalarının bulunduğu Köşk ün ikinci katında yine benzer amaçlarla kullanılan daha küçük odalar bulunuyor. Bu katta odalardan çok, duvarda Atatürk ün kendi eliyle işaretlediği savaş planını gösteren harita dikkat çekiyor. Tarih boyunca birçok gezginin ve araştırmacının ilgisini çeken Ayasofya Müzesi ninse Trabzon imparatorlarından I. Manuel Komnenos zamanında yapıldığı, Fatih Sultan Mehmet dönemindeyse camiye çevrilerek vakıf eseri olduğu biliniyor. Kaynaklar, bu yapının, Geç Bizans dönemine ait özgün bir örnek olduğunu, usta bir işçilik sonucunda Hıristiyan sanatının en iyi şekilde icra edildiğini belirtiyor. Trabzon, yaylalarıyla da dikkatleri üzerinde toplayan bir kent Lapazan, Sisdağı, Maçka Çakırköy, Çaykara Sultan Murat, Harmantepe ve Haçka Obası olarak bilinen Düzköy, adından sık sık söz ettiren yaylalar. Tatiliniz bir bölümünü buradaki yaylaların birinde ya da ikisinde geçirmenin; tertemiz havayı soluyup taptaze yiyeceklerle beslenmenin bedene ve ruha geldiğini söylemek, abartılı olmayacaktır. Trabzon a kadar gelinir de Akçaabat a köfte yemeye gidilmez mi? Gidilir elbette. Ünü kent sınırlarını aşan Nihat Usta nın yeri bu lezzeti tatmak için ideal. Nihat Usta nın, hemen denizin yanı başında konumlanan mekânındaki köfteler, tek kelimeyle anlatılabilir: Leziz. Köfteye eşlik eden mısır ekmeğinin bu lezzeti perçinlemek üzere üstlendiği rolü de unutmamak lazım tabii. Doğu Karadeniz e gitmek için birçok neden var. Ama tek başına Sümela Manastırı bile, bu isteği uyandırmak için yeterli olabilir. Trabzon seyahati mensuplarının dikkatine... Uzungöl de uzun bir mola vermemiş, görüntüsü bile iştah kabartan mıhlamadan yememişseniz, kentin güzelliklerini yaşamamışsınız demektir! Trabzon, Artvin ve Rize nin güzelliklerini kendi gözlerinizle görmek isterseniz, en az bir hafta ayırmanız gerek. 32 İSTASYON İSTASYON 33

18 GEZİ Rize Çayla var olmak! Trabzon un ardından sırada Rize var. Trabzon ile Rize arası yaklaşık 80 kilometre ve yolun keyfini çıkararak ilerlediğiniz takdirde bir, en geç bir buçuk saatlik bir zaman diliminde oraya varabiliyorsunuz. Bazı kaynaklar, Rize adının Yunanca Dağ Eteği anlamına gelen Riza dan, bazılarıysa Türkçeye Düzlükler olarak çevirebileceğimiz Lazca İrizeni kelimesinden geldiğini iddia ediyor. Coğrafyaya baktığınızda, her ikisinin de aslında bu kenti tam olarak ifade ettiği kanısına kapılıyorsunuz. Nüfus daha ziyade, görece düzlük olan il ve ilçe merkezlerinde yoğunlaşırken, dağlık ve tepelik alanlarda, geleneksel Karadeniz evleri göze çarpıyor. Göreni hayrete düşüren, bırakın orada nasıl barınıldığına, o kadar dik yamaçlara nasıl yapıldığına dair ciddi zihinsel performans sarf ettiren bu evler, bölgenin çetin yaşam koşullarıyla ilgili de ipuçları sunuyor. Rize de Doğu Karadeniz deki diğer iller gibi yaylalarıyla biliniyor, bunlardan en meşhuru ise Kaçkar Dağları Kültür Parkı nın sınırları içinde kalan Ayder Yaylası kuşkusuz. İçinden geçen Fırtına Deresi nedeniyle Fırtına Vadisi olarak da bilinen bu bölge, gerek trekking, gerekse rafting tutkunlarının vazgeçilmez rotalarından biri. Rize deki yaylalar, yaz ve sonbahar aylarında sadece Türkiye den değil, yurtdışından da binlerce kişi tarafından ziyaret ediliyor, Mevsimin uygun olmadığı zamanlarda boş kaldığını söyleyemeyiz; yanlarına tulum çalan bir arkadaşlarını da alıp araçlarına binen gençler, kendilerini Ayder Yaylası na atıyor. Beraberlerinde getirdikleri piknik tüpleri üzerinde meşhur Rize çayı, yavaş yavaş demini alırken, onlar da tulumun sesiyle büyülenmişçesine horon tepiyorlar. Seslerinin güzel olup olmadığına aldırmaksızın, hep bir ağızdan müziğe eşlik ederek şarkılarını söylüyorlar. Kaçkar Dağları Kültür Parkı, Ayder Yaylası ndan ibaret bir yer değil. Birçok şelaleyi, yaylayı ve tarihi eseri içinde barındırıyor. Bunlardan biri de Zil Kalesi. Fırtına Deresi nden 100, denizdense 750 metre yükseklikteki bu kaleye varmak için dar ve bozuk toprak yoldan geçmeniz lazım. Aslında bu sadece Zil Kalesi yoluna özgü bir durum değil. Trabzon, Rize ve Artvin de nereye giderseniz gidin, dar ve virajlı bu yollarla karşı karşıya kalıyorsunuz. Yapım tarihi tam olarak belli olmamakla birlikte Zil Kalesi nin Trabzon İmparatorluğu döneminde ya bizzat Komnenoslar ya da İmparatorluğa bağlı yerli lordlar tarafından inşa edildiği varsayılıyor. Kalenin alt ucunun, tepelerin üzerinden başka kalelere ve eski kilise kalıntılarının bulunduğu Fırtına Deresi ne kadar uzandığı rivayet ediliyor. Zil Kalesi nden Çamlıhemşin e doğru ilerlerken yol üzerindeki manzara görünmeye değer. Bir yanda coşkun akan Fırtına Deresi, diğer yanda yeşilin envai tonu... Yol üzerinde kurulan alabalık çiftliklerini ve tabii çiftliklerin hemen yanında konumlandırılan restoranları da unutmamak gerek. Fırtına Deresi nin hemen yanı başındaki restoranlardan birinin bahçesinde kendinize yer bulmanızı tavsiye ederiz. Hemen kenarından akıp giden dereden yükselen su sesinin, tüm diğer sesleri bastıracak nitelikte olması, insana huzur verecek nitelikte. İnsan burada çok değil yarım saat geçirdiğinde, eskiden neden ruhsal tedavilerde su sesinin tercih edildiğini de daha iyi anlıyor. Karadeniz Bölgesi nin bütününde olduğu gibi burada da mıhlama sofranın baş tacı. Bununla birlikte turşu kavurmasının, mısır ekmeğinin, laz böreğinin hakkını yememek lazım. Bilen bilir ama, bilmeyenler için hatırlatmakta yarar var; laz böreği, klasik anlamda bir börek değil, yufkaların içine muhallebi dökülerek yapılan bir tatlı. Mevzu Rize ise eğer çaydan bahsetmemek olmaz Hemen her şeyin çay üzerine kurulduğu bölgenin tüm köylerinde çay alım depoları var. Bir dönem kivi yetiştirmek üzere çay bahçelerini bozan köylüler, kividen yeterince para kazanamayınca çaya geri dönmüşler. Kokusu, rengi ve tadıyla dünya üzerinde milyonlarca tutkunu bulunan çay, hasat zamanını beklediği bahçelerde bile, görenin gönlünü çalmakta zorlanmıyor. 34 İSTASYON İSTASYON 35

19 GEZİ Artvin Çifte Köprüler ve İşhan Kilisesi, sadece Artvin in değil, tüm bölgenin önemli tarihi miraslarından ikisi. Karadeniz in sınır kapısı Borçka, Hopa, Yusufeli, Şavşat, Arhavi Bu topraklar üzerinde yaşayanların adını belki de hiç duymadığı bu ilçeler, Türkiye nin en güzel illerinden Artvin in sınırları içinde bulunuyor. Gürcistan la sınır komşusu olan Artvin de ağırlıklı olarak Laz lar ve Gürcüler yaşıyor. Laz a özellikle vurgu yapmak gerekiyor, zira Karadeniz de yaşayan herkes Laz, kullandıkları şive de Laz ca değil. Diğer bir ifadeyle özellikle Rize ve Artvin de yaşayan Lazlar, kendilerine özgü kültürleri ve dilleri olan bir halk Hopa, Karadeniz in hırçın sularına ev sahipliği yapan bir ilçe. Plajları ve denizin hemen yanı başına konumlandırılan kafeteryalarıyla sahil kasabasını andırıyor. Hopa dan yola çıkıp Borçka ya doğru yol aldığınızda ise bambaşka bir tabloyla karşılaşıyorsunuz. Rakımın giderek yükseldiği ve yeşilden başka hiçbir şeyin olmadığı bu ilçenin gözde bölgesi Karagöl ve civarı elbette. Denizden neredeyse 1150 metre yükseklikte bulunan Karagöl e ulaşmak için yürümeyi göze almanız gerekiyor. Ama karşılaşacağınız manzara, uzun yürüyüş nedeniyle sızlayan ayaklarınızın acısını unutturacak nitelikte. Karagöl ün yanı sıra Borçka ya kadar gitmişken Macahel Yaylaları nı, Gorgit Tabiat Koruma Alanı nı, Maral Şelalesi ni, Biyosfer Rezerv Alanı nı da görmeden geri dönmek olmaz! Kentle aynı adı taşıyan ve merkez ilçe konumunda olan Artvin ise doğayla iç içe birkaç gün geçirmek isteyen gezginlerin uğrak noktalarından biri olmaya haiz değil. Çünkü burası biraz daha kent görünümüne sahip... Dolayısıyla orada fazla zaman kaybetmeden Yusufeli ne, oradan da kentin sayılı tarihi yapılarından İşhan Kilisesi ne doğru yol almakta fayda var. İşhan Kilisesi, Yusufeli ne yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta ve oraya giden yol hayli dar ve Doğu Karadeniz deki tüm illerinde olduğu gibi virajlı. Bu güzergâhta sizi en çok şaşırtacak olan ise yine doğa. Yeşilin her tonuna sahip Artvin de, Yusufeli ile İşhan Ki- lisesi arasındaki yol, çölü andırıyor. İrili ufaklı tepeler, bozdan koyu kahveye uzanan renk skalası sunuyor toprak yolda ilerleyen konuklarına. İşhan Kilisesi ve Manastırı na vardığınızda ise bozuk yolda saatlerce gitmenin boşa sarf edilmiş zaman ve enerji kaybı olmadığını da görüyorsunuz. Türkiye nin diğer illerindeki benzerlerine nazaran daha az zarar görmüş olan bu yapının yalnızlığı ise iç burkucu. Yusufeli nin ardından istikamet Arhavi Güzellik göreceli bir kavram ama bu satırların yazarınca Artvin de iki güzel ilçe var: Borçka ve Arhavi. Arhavi, Borçka kadar rakımı yüksek bir ilçe olmamakla birlikte, sınırları içine Mançura başta olmak Tatil çok kişisel bir şey ancak Doğu Karadeniz in gönlünüzü çalmakta zorlanmayacağını ve onun davetkârlığına kulak tıkamanızın mümkün olmayacağını garanti edebiliriz. üzere birçok şelaleyi konuk ediyor. Ve bir de Çifte Köprüler i. Rize de olduğu gibi Artvin de de bir yerden bir yere geçiş, gürül gürül akan derelerin üzerine kurulan köprüler vasıtasıyla sağlanıyor. Yüzlerce köprü arasında, Çifte Köprüler in yeri ayrı, zira bu köprülerin yapım tarihi 18 inci yüzyıla dek uzanıyor. Mançura Şelalesi ise Arhavi ye gelenlerin mutlaka uğradıkları bir yer. Şelaleyi görmek için biraz çaba harcamanız gerek, çünkü araç şelalenin yanına kadar gitmiyor, dolayısıyla bu güzelliğe çıplak gözle nail olabilmek için dakikalık yürüyüşü göze almalısınız. Evet, yaz mevsimi geldi çattı. Özellikle büyük şehirlerde, termometreler 40 dereceye doğru tırmanışa geçtiğinde, serinlemek için klimalardan medet ummak dışında alternatifin kalmadığı günlerden geçiyoruz. Oysa Doğu Karadeniz ve bölgenin yaylaları doğal klimasıyla mevcudiyetlerini korumaya devam ediyor. Gelin bu yıl bir değişiklik yapın. Tatil planlarınız içine Doğu Karadeniz i; Trabzon u, Rize yi ve Artvin i de ekleyin. Trabzon da Uzungöl ü, Rize de Fırtına Vadisi ni, Artvin de Karagöl ü görün. Yeşilin başka yeşil, mavinin başka mavi olduğu bu bölgede, temiz havayla ciğerlerinizi, lezzetli yemeklerle midenizi, güleryüzlü insanlarla ruhunuzu şenlendirin. Ege ya da Akdeniz e gitmediğiniz için pişman olmayacaksınız Bizden söylemesi 36 İSTASYON İSTASYON 37

20 YEME-İÇME Hayatı renklendiren içecek: Şerbet YAZI: EVREN SOYAK Çoktan kaybettiğimiz mesleklerden biri şerbetçilik. Çoğu şehirde esameleri okunmuyor artık. Ama sayıları bir elin parmağını geçmese bile İstanbul da, özellikle de Sultanahmet Meydanı nda kendilerine rastlamak mümkün. Evvel zaman içinde, sular temiz, meyveler kendi halinde, çiçekler mis kokulu iken, diyarın birinde insanlar o berrak sularla mis kokulu meyve ve çiçekleri kaynatarak nefis şerbet ve hoşaflar yaparmış. İsrafın günah sayıldığı, kavunun çekirdeğinden bile şerbet yapıldığı bu zamanlarda, misafir ağırlamak başlı başına bir sanatmış. Gel zaman git zaman, çaylar poşet denilen garip kâğıtların içine hapsedilerek bir iple kalın bardaklara sallanır olmuş; içeriği sır gibi saklanan gazlı içecekler, en geleneksel yemeklerin vazgeçilmez eşlikçisi ilan edilmiş. Sallama mı, demleme çay mı ya da meyve suyu mu, kola mı diye sorma gafletini, misafirine sunduğu çeşitlilik sanan ev sahipleri sarmış ülkenin dört bir yanını. Yine de bazı evlerde, yaşamı güzelleştirmenin, kendi emeğiyle hazırladığı tatlarla damakları şenlendirmekten geçtiğini bilen birileri, gizli gizli vişne hoşafı kaynatmaya, torunu doğduğunda loğusa şerbeti, kaybettiği yakınının ardından mevlit şerbeti, bahar geldiğinde gelincik şerbeti ikram etmeye devam etmiş. Asırlar boyu tam bir kültür skalasına dönüşen esaslı Türk mutfağının mirasçıları, yaz sıcağında içini serinleten, kış soğuğunda içini ısıtan içeceğini yapmaktan aciz miydi ki, sofralarını bir yudumuyla neredeyse ağzı eritecek kadar anlamsız gazlı içeceklere ve sallama çaylara teslim etti? Ayran ya da limonata içenlere sözümüz yok, ama geleneksel içeceklerimiz bunlardan ibaret sanıyorsanız, yaşamı güzelleştirmeye dair bildiklerinizde bir eksik var, bilesiniz. DOĞUMDA DA ÖLÜMDE DE ŞERBET Doğum sonrası anneye ve bebeğe iyi geldiği bilinen, ziyarete gelenlere ikram edilerek bebeğin gelişini baharatın büyüsüyle şenlendiren bir ritüeldir loğusa şerbeti. Leziz mi leziz bu şerbet, loğusa şekeri, zencefil, karanfil, tarçın ve karabiberi suyla kaynatarak yapılır. İkram edilirken içine badem ya da kavrulmuş çam fıstığı konur. Sarayda, her doğumdan sonra cariyeler tepsilerde loğusa şerbeti dağıtırmış. Bebek kızsa beyaz tüle sarılarak, erkekse kırmızı kurdeleyle bağlanarak resmi dairelere ve önemli kişilere gönderilirmiş. Karsambaç ise suyun donmuş formunun bile nasıl lezzete dönüştüğünü yüzyıllar öncesinden öğretir bize. Pekmez, gül suyu ve kar karışımıdır alt tarafı, ama yüksek tepelerden develerle aşağı indirilen kar suyu, yaz sıcağında içenlere kış serinliği verir adeta. Osmanlı nın pek sevdiği demirhindi şerbetini bugün de birkaç restoranda tatmak mümkün. Nişan ve düğün törenlerinde şerbet ikram etmek, sahur yemeğinde pirinç pilavının yanında hoşaf içmek adettendi. Bedevi tarikatında, mürşit tarafından tarikata girene şerbet sunulurdu. Kara üzüm ve hardal tohumuyla kaynatılan hardaliye, Hz. Fatıma nın düğününde içildiği rivayet edilen bal şerbeti, sünnet şerbeti, çilek şurubu, karadut şurubu, üzüm şırası, portakal şerbeti, lavantalı karabaş otu şerbeti, koruk şerbeti, meyan kökü şerbeti unutulmaya yüz tutmuş içeceklerimizden bazıları. Bahçeden evlere dolan gülün, menekşenin ve yaseminin Her şey suyla başladı ve suya tat vermek içindi her şey. İçecek kulvarında gelenekselle modern arasındaki mücadele tüm hızıyla sürüp giderken şerbeti bilmeyenler, sorbeyi dillerine pelesenk ediyor. Oysa bir an için durup Türk mutfağına baksalar, o mutfakta yüzyıllardır iyi ya da kötü günlerde dostlara, misafirlere ikram edilen şerbetleri görecekler. kokusundan damaklar da nasibini almalıydı. Gül şerbeti, iğde çiçeği şerbeti ve yasemin şerbeti gibi; yabani çiçeklerle yapılan gelincik şerbeti, mürver şerbeti ve menekşe şerbeti de modern mutfaklarda pek revaçta olan çiçeklerin, Türk mutfağında asırlardır kullanıldığının kanıtı. Tatlarını bilmesek de isimleri bile içimizi ferahlatmaya yetiyor. Ya eski insanlar ne kadar şanslıymış ya da bir gün ben de yapacağım dedirtiyor. Geleneksel içecekler sadece Osmanlı nın başkenti İstanbul da değil, her yerde göze çarpıyor. Karadenizliler, hamsinin yanında, ekşi üzüm pekmezini sulandırarak nardek adını verdikleri şerbeti içerler. Güney ve Güneydoğu Anadolu da içilen meyan şerbeti, et yemeklerinin hazmını kolaylaştırır. Egelilerse, rengine vurgun oldukları gelincik şerbetini, mürver şerbetiyle bir tutar. Şerbet mi desek, şurup mu sorusu aklınızı karıştırmasın; meyve, şeker ve suyun içine bazen tarçın, karanfil, çam fıstığı ve bal gibi tatlandırıcılar katarak kaynatılan koyu kıvamlı şuruplar, biraz suyla inceltilerek şerbet haline getirilir. Arapça da içmek anlamına gelen şariba sözcüğünden türetilen şerbet, buzlu tatlı anlamına gelen sorbe sözcüğünün de kaynağı aslında. Şimdi sıcak yaz günlerine vişne rengi bir lezzet katmanın tam zamanı. 1 kilo kadar vişneyi yarım kilo toz şeker ve 2 litre suyla bir taşım kaynatın. Dilerseniz içine bir parça tarçın kabuğu atın ya da bırakın, vişnenin kesif tadı buram buram burnunuzu okşasın. Gerçeğini yapmak bu kadar kolay ve keyifliyken, taklitlerini içmeye gerek var mı? Aynı vişne şerbetini biraz nişasta ile muhallebi kıvamına gelene dek pişirin. Belki biraz daha şeker eklemek iyi olabilir. Kâselere döküp üzerine kavrulmuş badem ya da fındık serperek ikram edin. Bu küçücük başlangıçla, ninelerin bile unuttuğu geleneksel içeceklerin, hayatınıza nasıl renk kattığını görün. 38 İSTASYON İSTASYON 39

Neden Kodlama Eğitimi?

Neden Kodlama Eğitimi? Kodlama Eğitimi Neden Kodlama Eğitimi? Gençler ileride hangi mesleği seçerlerse seçsinler, artık onlardan teknolojiye hakim olmaları bekleniyor. Günümüzün dijital dünyasında kodlama; matematik ve okuma-yazma

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER ARALIK 2014 Sevgili Veliler; Bizler Aralık ayını da dolu dolu yaşadık. Önemli gün ve haftaları büyük bir coşku, sevinçle yaşadık. Sınıf içi etkinliklerimize tüm çocuklarımız keyifle katıldılar. Etkinliklerimizle

Detaylı

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Y jenerasyonunun internet bağımlılığı İK yöneticilerini endişelendiriyor. Duygusal ve sosyal becerilere sahip genç profesyonel bulmak zorlaştı. İnsan

Detaylı

APPLE BİLGİSAYARI İCAT EDEN TEKNİSYEN: STEVE WOZNIAK

APPLE BİLGİSAYARI İCAT EDEN TEKNİSYEN: STEVE WOZNIAK APPLE BİLGİSAYARI İCAT EDEN TEKNİSYEN: STEVE WOZNIAK Steve Wozniak, hesap makinası üreten bir firmada teknisyendi. Tek başına, 1976 da Apple-I ve 1977 de Apple-II bilgisayarlarını icat etti ve satış rekorları

Detaylı

Bilgi Çağında Kütüphane

Bilgi Çağında Kütüphane Bilgi Çağında Kütüphane Gürcan Banger 27 Mart 2006 Yunus Emre Kültür Merkezi Değişen Dünya 1950 li yıllara kadar üretim için sermaye, işgücü, enerji ve hammadde önemli girdiler olarak kabul ediliyordu.

Detaylı

ENF 100 Temel Bilgi Teknolojileri Kullanımı Ders Notları 2. Hafta. Öğr. Gör. Dr. Barış Doğru

ENF 100 Temel Bilgi Teknolojileri Kullanımı Ders Notları 2. Hafta. Öğr. Gör. Dr. Barış Doğru ENF 100 Temel Bilgi Teknolojileri Kullanımı Ders Notları 2. Hafta Öğr. Gör. Dr. Barış Doğru 1 Konular 1. Bilgisayar Nedir? 2. Bilgisayarın Tarihçesi 3. Günümüz Bilgi Teknolojisi 4. Bilgisayarların Sınıflandırılması

Detaylı

TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR?

TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR? Haziran 2010 SOSYAL MEDYA ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR? Proje Koordinatörleri: İndeks Araştırma Ekibi Simge Şahin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Giriş:

Detaylı

PINGPONG. Kurumsal Sunum / Aplikasyon Tanıtım

PINGPONG. Kurumsal Sunum / Aplikasyon Tanıtım PINGPONG Kurumsal Sunum / Aplikasyon Tanıtım 1 Sunum İçeriği Biz Kimiz? Kuruluş amacımız ve gelişim sürecimiz. PINGPONG Sistem ve İşleyiş Çalışma modeli, aplikasyon işleyişi ve sistemimiz. PINGPONG Nedir?

Detaylı

Akdeniz Üniversitesi

Akdeniz Üniversitesi F. Ders Tanıtım Formu Dersin Adı Öğretim Dili Akdeniz Üniversitesi Bilgisayar I Türkçe Dersin Verildiği Düzey Ön Lisans ( ) Lisans (x) Yüksek Lisans( ) Doktora( ) Eğitim Öğretim Sistemi Örgün Öğretim (x)

Detaylı

Akdeniz Üniversitesi

Akdeniz Üniversitesi F. Ders Tanıtım Formu Dersin Adı Öğretim Dili Akdeniz Üniversitesi Bilgi Teknolojileri Kullanımı Türkçe Dersin Verildiği Düzey Ön Lisans ( ) Lisans (x) Yüksek Lisans( ) Doktora( ) Eğitim Öğretim Sistemi

Detaylı

Çalışanları ihtiyaç duyduğu bilgiye en hızlı ulaştıran araç. www.innova.com.tr

Çalışanları ihtiyaç duyduğu bilgiye en hızlı ulaştıran araç. www.innova.com.tr Çalışanları ihtiyaç duyduğu bilgiye en hızlı ulaştıran araç - Önceki müşteri tekliflerine nasıl ulaşabilirim? - Servisim kaçta nereden kalkıyor? - Bilgisayarım bozuldu kim onarabilir? - Bu dosyanın çıktısını

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

İnternet Nedir? 1. İnternet Teknolojileri. İçerik. İnternet Nedir? 2. Ders 1

İnternet Nedir? 1. İnternet Teknolojileri. İçerik. İnternet Nedir? 2. Ders 1 İnternet Nedir? 1 İnternet Teknolojileri Ders 1 Internet, teknik olarak, birçok bilgisayarın ve bilgisayar sistemlerinin birbirine bağlı olduğu, dünya çapında (170den fazla ülke arasında) yaygın olan ve

Detaylı

İnternet Teknolojileri. Ders 1

İnternet Teknolojileri. Ders 1 İnternet Teknolojileri Ders 1 İçerik İnternet nedir? İnternet in kısa tarihi Türkiye de internetin gelişimi World Wide Web İnternet Nedir? 1 Internet, teknik olarak, birçok bilgisayarın ve bilgisayar sistemlerinin

Detaylı

MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ)

MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ) T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ) FOTOĞRAF VE GRAFİK ALANI ANKARA 2007 AMAÇ ÖĞRENME FAALİYETİ -17 FOTOĞRAF VE GRAFİK Bu faaliyet sonucunda

Detaylı

Ürünün sağ ya da sol tarafında bahsedilebilecek herhangi bir detay yok.

Ürünün sağ ya da sol tarafında bahsedilebilecek herhangi bir detay yok. Digitus DN-13010 Tanıtımını gerçekleştireceğimiz Digitus DN-13010 isimli ürünün görevi modem ya da bazı ağ cihazlarınla bağlantı sağlayarak, üzerindeki USB arabirimleri sayesinde depolama aygıtlarından

Detaylı

Festivalin Tarihçesi

Festivalin Tarihçesi Festivalin Tarihçesi Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. İzmir Film Festivali, 11 yıl boyunca dünyadan ve

Detaylı

GRAFİK VE FOTOĞRAF A. ALANIN MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ

GRAFİK VE FOTOĞRAF A. ALANIN MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ GRAFİK VE FOTOĞRAF A. ALANIN MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ Günümüzde her alanda yaşanan bilimsel, teknolojik, kültürel ve ekonomik gelişmeler bütün sektörleri etkilemekte ve bu durum doğal olarak mesleki eğitimi

Detaylı

Bilgi ve İletişim Teknolojileri

Bilgi ve İletişim Teknolojileri Bilgi ve İletişim Teknolojileri Bilgi günümüzde çok değerli bir konumda. Şöyle bir düşünün taş devrinde yaşıyor olsaydınız ne kadar bilgiye sahip olurdunuz. Bir zamanlar insanlar dünyanın yuvarlak olduğunu

Detaylı

BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ BİL-109 ÖĞRETİM GÖREVLİSİ SEMİH ÇALIŞKAN

BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ BİL-109 ÖĞRETİM GÖREVLİSİ SEMİH ÇALIŞKAN BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ BİL-109 ÖĞRETİM GÖREVLİSİ SEMİH ÇALIŞKAN SOFTWARE (YAZILIM) O Sahip olunan bilgisayarların üzerine, onları verimli bir şekilde kullanmak için, çeşitli programlar yüklenir. Bu programların

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 )

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) 1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Güneş Enerjisi nde Lider

Güneş Enerjisi nde Lider Güneş Enerjisi nde Lider GO Enerji, 2003 yılından itibaren, Güneş enerjisinden elektrik üretimi teknolojilerinde uzmanlaşmış ekibiyle faaliyet göstermektedir. Kendi markaları ile ABD den Avustralya ya

Detaylı

-Bilgi ve İletişim (Bilişim) Teknolojileri -Bilgisayar -Elde Taşınan Dijital Cihazlar -Donanım -Yazılım

-Bilgi ve İletişim (Bilişim) Teknolojileri -Bilgisayar -Elde Taşınan Dijital Cihazlar -Donanım -Yazılım -Bilgi ve İletişim (Bilişim) Teknolojileri - -Elde Taşınan Dijital Cihazlar -Donanım -Yazılım Bu bölümde bilgisayarların ne olduğunu, nasıl çalıştığını ve neler yapabileceğini göreceksiniz. ların parçalarını

Detaylı

Bilişim Teknolojilerine Giriş

Bilişim Teknolojilerine Giriş Bilişim Teknolojilerine Giriş Bilginin toplanması, işlenmesi, saklanması ve iletilmesini sağlayan teknolojilerin bütününe bilişim teknolojileri denir. Bilişim Teknolojisi Girilen verileri saklayan, işleyen,

Detaylı

GELECEGIN MUCITLERI ROBOT YAPMAYI ÖGRENIYOR

GELECEGIN MUCITLERI ROBOT YAPMAYI ÖGRENIYOR GELECEGIN MUCITLERI ROBOT YAPMAYI ÖGRENIYOR Portal : www.haberinozu.com İçeriği : Gündem Tarih : 03.01.2016 Adres : http://www.haberinozu.com/genel/gelecegin-mucitleri-robot-yapmayi-ogreniyor-h303269.html

Detaylı

Bilgi ve iletişim teknolojileri

Bilgi ve iletişim teknolojileri Bilgi ve iletişim teknolojileri 1 Bilgisayar, Hesap makinesi gibi araçlara neden ihtiyaç duyulmuştur? Zaman tasarrufu Bilginin depolanması ihtiyacı Hatasız işlem yapma isteği İletişim ihtiyacı 30\2 Bilişim

Detaylı

Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik

Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik Zuhal Özer 18 Nisan 2013, İzmir Çocuk Dergileri - Amaçlar Çocuklara küçük yaşlardan itibaren bilimi sevdirmek, Bilimin yaşamın

Detaylı

Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü. Bilgisayar Mühendisliği

Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü. Bilgisayar Mühendisliği Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Bilgisayar Mühendisliği Bilgisayar Mühendisliği Günümüzde, finans, tıp, sanat, güvenlik, enerji gibi bir çok sektör, bilgisayar mühendisliğindeki gelişimlerden

Detaylı

GAZETECİLİK ALANI. Bu faaliyet sonucunda gazetecilik alanındaki meslekleri tanıyabileceksiniz.

GAZETECİLİK ALANI. Bu faaliyet sonucunda gazetecilik alanındaki meslekleri tanıyabileceksiniz. GAZETECİLİK ALANI AMAÇ Bu faaliyet sonucunda gazetecilik alanındaki meslekleri tanıyabileceksiniz. A. ALANIN MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ Gazetecilik alanı, kamuya ve özel sektöre ait kurum ve kuruluşların

Detaylı

GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ

GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ Doğuş markası, eğitime adanmış yarım asra yaklaşan bir anlam ifade etmektedir. Doğuş Üniversitesi eğitimde ilklerin sahibi, yeniliklerin öncüsü olarak, geçmişinden

Detaylı

Pepee den Önce Pepee den Sonra P.Ö- P.S

Pepee den Önce Pepee den Sonra P.Ö- P.S Pepee den Önce Pepee den Sonra P.Ö- P.S KİM BU PEPEE? YIL 2007, Bir düşümüz var: Türk çizgi filmi yapmak Bu da düşümüzün rakamsal temeli: Türkiye de milyonlarca çocuk var. Binlerce yıllık anlatı kültürü

Detaylı

Dünyanın en büyük sosyal dil öğrenme ağı busuu şimdi Türkiye de!

Dünyanın en büyük sosyal dil öğrenme ağı busuu şimdi Türkiye de! BASIN BÜLTENİ 18 Mart 2014 Türkiye busuu'da en hızlı büyüyen ülkelerden birisi... Dünyanın en büyük sosyal dil öğrenme ağı busuu şimdi Türkiye de! 40 milyonun üzerinde kullanıcıyla dünyanın en büyük sosyal

Detaylı

Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz.

Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Festivalin Amacı Gaziantep, yeryüzünde, derin tarihi, çok sesli, çok renkli

Detaylı

VESTEL ŞİRKETLER GRUBU

VESTEL ŞİRKETLER GRUBU İÇİNDEKİLER : VESTEL ŞİRKETLER GRUBU VESTEL ELEKTRONİK TARİHÇE VİZYON/MİSYON FAALİYET ALANLARI ÜRÜN KATEGORİSİ TASARIM YÖNÜ İLE VESTEL TASARIM FABRİKASI VİZYON/MİSYON VESTEL ŞİRKETLER GRUBU VESTEL ELEKTRONİK

Detaylı

1. HAFTA KBT104 BİLGİSAYAR DONANIMI. KBUZEM Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi

1. HAFTA KBT104 BİLGİSAYAR DONANIMI. KBUZEM Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 1. HAFTA KBT104 BİLGİSAYAR DONANIMI Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 2 Konu Başlıkları 1. Bilgisayara Giriş Bilgisayar Nedir? Bilgisayar ile Neler Yapabiliriz? Yeni Bilgisayar

Detaylı

DERS TANIMLAMA FORMU. Proje/Ala n Çalışması 1. 2 0 0 - - 2 2

DERS TANIMLAMA FORMU. Proje/Ala n Çalışması 1. 2 0 0 - - 2 2 Dersin Kodu ve Adı : TRD101 Türk Dili I DERS TANIMLAMA FORMU Programın Adı: Makine Mühendisliği Yarıyıl Teor i Eğitim ve Öğretim Yöntemleri (ECTS) Uyg. Lab. Proje/Ala n Çalışması Diğer Topla m Krediler

Detaylı

Eğitimde Bilişim Teknolojilerinin Yeri Ve Önemi

Eğitimde Bilişim Teknolojilerinin Yeri Ve Önemi Eğitimde Bilişim Teknolojilerinin Yeri Ve Önemi Sunumumuza Bir Soru İle Başlayalım Laptop Tablet Masaüstü Pc Akıllı Telefon Soru1: Hangisini Kullanıyorsunuz? Laptop Tablet Masaüstü Pc Akıllı Telefon Soru2:

Detaylı

Ders Tanıtım Sunumu 08225 AĞ TEMELLERİ. Elbistan Meslek Yüksek Okulu 2012 2013 GÜZ Yarıyılı. 02 EKi. 2012 Salı. Öğr. Gör.

Ders Tanıtım Sunumu 08225 AĞ TEMELLERİ. Elbistan Meslek Yüksek Okulu 2012 2013 GÜZ Yarıyılı. 02 EKi. 2012 Salı. Öğr. Gör. Ders Tanıtım Sunumu 08225 AĞ TEMELLERİ Elbistan Meslek Yüksek Okulu 2012 2013 GÜZ Yarıyılı 02 EKi. 2012 Salı Öğr. Gör. Murat KEÇECİOĞLU Dersin Adı Ders Tanıtım Bilgileri Ağ Temelleri Ders Kodu 08225 Yarıyıl

Detaylı

MediaCat Felis 2013 Ödülleri ne Başvurular Başlıyor!

MediaCat Felis 2013 Ödülleri ne Başvurular Başlıyor! BASIN BÜLTENİ MediaCat Felis 2013 Ödülleri ne Başvurular Başlıyor! MediaCat dergisi tarafından bu yıl sekizincisi düzenlenen Felis Ödülleri ne başvurular 8 Temmuz Pazartesi günü başlıyor. Başvuruda bulunmak

Detaylı

2. hafta Bulut Bilişime Giriş

2. hafta Bulut Bilişime Giriş 1 2. hafta Bulut Bilişime Giriş 3. Bulut Bilişime Duyulan İhtiyaç Son yıllarda veri kullanımında görülen artışlar sayesinde verinin elde edilmesi ve üzerinde analizler yapılarak genel değerlendirmelerde

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Akdeniz Üniversitesi

Akdeniz Üniversitesi F. Ders Tanıtım Formu Dersin Adı Öğretim Dili Akdeniz Üniversitesi Bilgi ve İletişim Teknolojisi Türkçe Dersin Verildiği Düzey Ön Lisans (x) Lisans ( ) Yüksek Lisans( ) Doktora( ) Eğitim Öğretim Sistemi

Detaylı

2011 Yılının En Çok Konuşulan Twitter Mesajları Twitter 2011 yılında, birçok ünlü, iş adamı, politikacı, dini lider, kanaat önderinin kendi

2011 Yılının En Çok Konuşulan Twitter Mesajları Twitter 2011 yılında, birçok ünlü, iş adamı, politikacı, dini lider, kanaat önderinin kendi 2011 Yılının En Çok Konuşulan Twitter Mesajları Twitter 2011 yılında, birçok ünlü, iş adamı, politikacı, dini lider, kanaat önderinin kendi isimlerine doğrulanmış hesaplar açarak seslerini duyurdukları

Detaylı

AREL KOLEJİ TEKNOLOJİ POLİTİKASI VE KULLANIM KURALLARI. Eğitimde Teknoloji Kullanımı

AREL KOLEJİ TEKNOLOJİ POLİTİKASI VE KULLANIM KURALLARI. Eğitimde Teknoloji Kullanımı AREL KOLEJİ TEKNOLOJİ POLİTİKASI VE KULLANIM KURALLARI Eğitimde Teknoloji Kullanımı Teknoloji kullanımının hayatımızın her alanında yaygınlaşma, birçok sektörde olduğu gibi eğitim sektöründe de değişimler

Detaylı

Çimtaş Microsoft Lync ile esnek, bütünleşik, yer ve zaman bağımsız kuvvetli bir iletişim altyapısına kavuştu

Çimtaş Microsoft Lync ile esnek, bütünleşik, yer ve zaman bağımsız kuvvetli bir iletişim altyapısına kavuştu Microsoft Lync Projesi Durum: Çimtaş Microsoft Lync ile esnek, bütünleşik, yer ve zaman bağımsız kuvvetli bir iletişim altyapısına kavuştu 5 ayrı lokasyon arasında kuvvetli bir iletişim altyapısına ihtiyaç

Detaylı

SAHNE VE GÖSTERİ SANATLARI YÖNETİCİSİ

SAHNE VE GÖSTERİ SANATLARI YÖNETİCİSİ TANIM Tiyatro, opera, sinema, televizyon, kültür ve eğlence alanlarındaki etkinlikleri planlayan ve yürüten kişidir. A- GÖREVLER KULLANILAN ARAÇ,GEREÇ VE EKİPMAN - Düzenlenecek sahne veya gösteri için

Detaylı

Yaşamımızı sürdürebilmemiz için kullanıp attığımız bazı

Yaşamımızı sürdürebilmemiz için kullanıp attığımız bazı ANA SINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU

ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU BASIN DAVETİ ÖRNEĞİ 2 3 ANAVARZA BAL HAKKINDA 1979 yılında Süleyman Sezen'in kurduğu Sezen Gıda Ltd. Sti., 1995 yılında Anavarza Bal markasıyla bal sektörüne giriş yaptı. Adana'nın

Detaylı

EĞİTİMDE BİLGİSAYAR UYGULAMALARI. Yrd. Doç. Dr. Halil Ersoy

EĞİTİMDE BİLGİSAYAR UYGULAMALARI. Yrd. Doç. Dr. Halil Ersoy EĞİTİMDE BİLGİSAYAR UYGULAMALARI Yrd. Doç. Dr. Halil Ersoy Sunum İçeriği Bilgisayar Nedir? Eğitim ve Öğretimde Bilgisayar Kullanımı Bilgisayar Destekli Öğretim ve Türleri Yönetimde Bilgisayar Kullanımı

Detaylı

Kıymetli Eyüplüler, sevgili çocuklar, genç arkadaşlarım

Kıymetli Eyüplüler, sevgili çocuklar, genç arkadaşlarım Kıymetli Eyüplüler, sevgili çocuklar, genç arkadaşlarım Yaklaşık 1 yıl önce Eyüp e bir vaadimiz vardı. Çocuk, genç her Eyüplü yepyeni eğitim imkânlarına sahip olacak, demiştik. Bugün bu vaadimiz uygulama

Detaylı

İLETİŞİM TASARIMI UZMANI

İLETİŞİM TASARIMI UZMANI TANIM Kurum, kuruluş ve işletmelerin politikaları doğrultusunda, teknoloji kullanımını tasarım becerisiyle birleştirerek etkili mesaj hazırlayan ve bu mesajı sunan kişidir. A- GÖREVLER KULLANILAN ARAÇ,

Detaylı

ENSAR VAKFI EĞİTİM PLATFORMU (EVEP) SEMİNER ATÖLYESİ ITESTPLUS EĞİTİM PLATFORMU - IT+# !!!!!!!!!!! TEOG - YGS-LYS NEDİR?GS-LYS Nedİr?

ENSAR VAKFI EĞİTİM PLATFORMU (EVEP) SEMİNER ATÖLYESİ ITESTPLUS EĞİTİM PLATFORMU - IT+# !!!!!!!!!!! TEOG - YGS-LYS NEDİR?GS-LYS Nedİr? TEOG - YGS-LYS NEDİR?GS-LYS Nedİr? TEOG & YGS- LYS Dedikleri Bu seminerimizle TEOG & YGS- LYS sisteminde yapılan son değişiklikleri sizlere aktarıyoruz. Örneğin, A) Sınava toplam kaç başvurunun olduğu,

Detaylı

5 milyon kişi online ticarete 31 milyar lira harcıyor

5 milyon kişi online ticarete 31 milyar lira harcıyor Tarih: 06.10.2013 Sayı: 2013/16 Türkiye de e-ticaret Raporu na göre online alışveriş beş yılda 3 e katlandı 5 milyon kişi online ticarete 31 milyar lira harcıyor İSMMMO nun Türkiye de e-ticaret adlı raporuna

Detaylı

GÜZ DANIŞMANLIK'ı sizlerle tanıştırmak ve faaliyetlerini sizlerle paylaşmaktan onur duyuyorum.

GÜZ DANIŞMANLIK'ı sizlerle tanıştırmak ve faaliyetlerini sizlerle paylaşmaktan onur duyuyorum. Değerli Yönetici, GÜZ DANIŞMANLIK'ı sizlerle tanıştırmak ve faaliyetlerini sizlerle paylaşmaktan onur duyuyorum. "Yaşamboyu Öğrenme" ilkesi çerçevesinde bireylerin, çeşitli sektörlerdeki işletmelerin,

Detaylı

MİLLİ GURURU. Türkiye nin. YILMAZ: 2023 TE HEDEFİMİZ 25 MİlYAr DOlAr İHrAcAT YAPMAK

MİLLİ GURURU. Türkiye nin. YILMAZ: 2023 TE HEDEFİMİZ 25 MİlYAr DOlAr İHrAcAT YAPMAK Türkiye nin MİLLİ YILMAZ: 2023 TE HEDEFİMİZ 25 MİlYAr DOlAr İHrAcAT YAPMAK 2015 yılında 5 milyar ciroya ulaşan savunma sanayisi sektörü, 1.7 milyar lık ihracata imza atıyor. Türk savunma sanayisinin her

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (16 Şubat-27 Mart 2015 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (16 Şubat-27 Mart 2015 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (16 Şubat-27 Mart 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

www.plantodulleri.com 4

www.plantodulleri.com 4 SPONSORLUK 4 PLANT Peyzaj ve Süs Bitkiciliği Dergisi Şubat 2010 tarihinde yayına başlayan dergimiz, 11 inci sayı itibariyle üç aylık periyoda dönüş yapmış, şu an için 13. sayısını sektörel dolaşıma sunmaya

Detaylı

VAIO FZ serisi burada

VAIO FZ serisi burada Sayı:19 VAIO FZ serisi burada Bu Ay... DSC-W200 ile etkileyen performans Tatil e Hazır mısınız? HD nin İhtişamı, Hard Disk in Kolaylığı Büyük Ekran Keyfi Size Daha Yakın VAIO FZ için 5 Muhteşem Neden Etkileyen

Detaylı

Teknoloji Seviyoruz!

Teknoloji Seviyoruz! YAYIN BİLGİLERİ Yayın yılı: 1997 Yayın periyodu: Aylık Tirajı: 16.545 Okur Sayısı: 167.000 Reklamın Görülme Sayısı: 605.000 Kapak Fiyatı: 7.00 TL Yayın Direktörü Gökhun Sungurtekin Yayın Yönetmeni Erdal

Detaylı

www.bilgisayardedektifi.com Murat ÖZBEK

www.bilgisayardedektifi.com Murat ÖZBEK Problem: Hafıza Kartı Bilgisayara takıldığında karta format atılması gerektiği konusunda hata mesaj penceresi çıkıyor. Hafıza kartı Dijital Fotoğraf Makinesine ait ve içerisinde kurtarılması gereken dosyalar

Detaylı

TTL İNTERAKTİF ZEMİN HAYATA BİZİMLE DOKUNUN! Touch To Life

TTL İNTERAKTİF ZEMİN HAYATA BİZİMLE DOKUNUN! Touch To Life TTL İNTERAKTİF ZEMİN HAYATA BİZİMLE DOKUNUN! Touch To Life Bir adımda değişir HAYAT! Touch Box interaktif zemin ve yüzey çözümü, yansıtılan görüntü ile insan vücudu hareketlerine bağlı olarak görsel efektler

Detaylı

2000 li yıllardan itibaren teknolojinin hızlı gelişiminden belki de en büyük payı alan akıllı telefon ve tabletler gibi kablosuz iletişim olanağı

2000 li yıllardan itibaren teknolojinin hızlı gelişiminden belki de en büyük payı alan akıllı telefon ve tabletler gibi kablosuz iletişim olanağı 2000 li yıllardan itibaren teknolojinin hızlı gelişiminden belki de en büyük payı alan akıllı telefon ve tabletler gibi kablosuz iletişim olanağı sağlayan cihazların daha iyi, hızlı ve ucuz modellerle

Detaylı

Pardus. S.Çağlar Onur, caglar@pardus.org.tr. 21 Aralık 2006. Pardus Projesi [TÜBİTAK / UEKAE] Linux Kullanıcıları Derneği

Pardus. S.Çağlar Onur, caglar@pardus.org.tr. 21 Aralık 2006. Pardus Projesi [TÜBİTAK / UEKAE] Linux Kullanıcıları Derneği Yenilikleri Projesi [TÜBİTAK / UEKAE] Linux Kullanıcıları Derneği 21 Aralık 2006 Yenilikleri İçerik 1 Neden? Nasıl? 2 Yenilikleri man 3 Yenilikleri Neden? Nasıl? 1 Neden? Nasıl? 2 Yenilikleri man 3 Yenilikleri

Detaylı

[E-Katalog Tanıtım Sayfası] Ayser Bilgisayar. Cumhuriyet Meydanı No:41 Kat:2 0286 217 60 34

[E-Katalog Tanıtım Sayfası] Ayser Bilgisayar. Cumhuriyet Meydanı No:41 Kat:2 0286 217 60 34 [E-Katalog Tanıtım Sayfası] Ayser Bilgisayar Cumhuriyet Meydanı No:41 Kat:2 0286 217 60 34 Neden Ayser Bilgisayar? Bundan 10 yıl önce insanlar bir ürün almak için mağaza mağaza dolaşırlar ve farklı fiyatları

Detaylı

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi 80 EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi Sayın İnşaat Mühendisi Adayı, İnşaat Mühendisliği Eğitimi Kurulu, İMO 40. Dönem Çalışma Programı çerçevesinde İMO Yönetim Kurulu nca İnşaat Mühendisliği Eğitimi

Detaylı

Yer yüzündeki en küçük, en hafif Handycam

Yer yüzündeki en küçük, en hafif Handycam Yer yüzündeki en küçük, en hafif Handycam Sayı: 20 Bu Ay... Dünya nın en küçük ve hafifi çok havalı Taşınabilir High Definition İhtişamı BRAVIA D3000 Serisi ile Tanışın Cyber-shot ile su altı keyfi Anılarınızı

Detaylı

final in başarı geleneği final temel liseleri ile sürüyor...

final in başarı geleneği final temel liseleri ile sürüyor... Sevgili öğrenciler, değerli veliler... Dershanelerin dönüşüm sürecini kamuoyundan takip ettiniz. Biz de final dergisi dershaneleri olarak artık final liseleri ne dönüşüyoruz. final liseleri Hiçbir başarı

Detaylı

Uludağ Projesi, İlk Adımlar (Kalite Takımı)

Uludağ Projesi, İlk Adımlar (Kalite Takımı) Uludağ Projesi, İlk Adımlar (Kalite Takımı) A. Murat Eren (meren@uludag.org.tr) 16 Mart 2005 Özet Bu belgede Uludağ Projesi Kalite Takımı nın amacından, nasıl bu takımın bir üyesi olunabileceğinden bahsedilmeye

Detaylı

Pardus. Erkan Tekman, T. Barış Metin. 18 Mayıs 2006. Ulusal Dağıtım Projesi Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Enstitüsü. Pardus için 10 Neden

Pardus. Erkan Tekman, T. Barış Metin. 18 Mayıs 2006. Ulusal Dağıtım Projesi Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Enstitüsü. Pardus için 10 Neden için 10 Neden Çözümleri : Kim için? Ulusal Dağıtım Projesi Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Enstitüsü TÜBİTAK 18 Mayıs 2006 İçerik için 10 Neden Çözümleri : Kim için? 1 İsim Neden? Nasıl? 2 için 10 Neden

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

İzmir Ekonomi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü

İzmir Ekonomi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü İzmir Ekonomi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ GÖRSEL İLETİŞİM TASARIMI BÖLÜMÜ Günün Menüsü Görsel İletişim Tasarımı nedir? Görsel İletişim Tasarımcısı ne yapar?

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

1 ÇALIŞMANIN NASIL SUNULACAĞINI İŞARETLEYİNİZ

1 ÇALIŞMANIN NASIL SUNULACAĞINI İŞARETLEYİNİZ ÇALIŞMAYA DAİR BİLGİLER 1 ÇALIŞMANIN NASIL SUNULACAĞINI İŞARETLEYİNİZ SUNUM:(X) ATÖLYE ÇALIŞMASI: ( ) 2 UYGULAMADA YER ALAN DİĞER PAYDAŞLAR(DERSLER/KURUMLAR) Tüm derslerde uygulanabilecek bir çalışmadır.

Detaylı

ÖZEL YUMURCAK ANAOKULU

ÖZEL YUMURCAK ANAOKULU BRANŞ DERSLERİMİZ ÖZEL YUMURCAK ANAOKULU eğitiminde uygulanan programda Milli Eğitim Bakanlığı okul öncesi eğitim ve öğretim müfredatında yer alan çalışmalar ve bu çalışmalara ek olarak çağın gerekleri

Detaylı

Türkiye Denizcilik ve Lojistik

Türkiye Denizcilik ve Lojistik Türkiye Denizcilik ve Lojistik Türkiye İki kıtayı buluşturan, coğrafi konumu ve jeopolitik yapısı sebebiyle denizcilik ve lojistik faaliyetlerinde tarihte de bugün olduğu gibi kilit öneme sahip bir ülke

Detaylı

Bilgisayar, elektronik bir cihazdır ve kendi belleğinde depolanan talimatları sırasıyla uygulayarak çalışır. İşler. Bilgi İşlem Çevrimi

Bilgisayar, elektronik bir cihazdır ve kendi belleğinde depolanan talimatları sırasıyla uygulayarak çalışır. İşler. Bilgi İşlem Çevrimi Bilgisayar nedir? Bilgisayar, elektronik bir cihazdır ve kendi belleğinde depolanan talimatları sırasıyla uygulayarak çalışır. Veriyi toplar (girdi) İşler Bilgi üretir (çıktı) Bilgi İşlem Çevrimi 1 Bir

Detaylı

WEB ARAÇLARI VE UZAKTAN EĞİTİM CEIT357-4.HAFTA

WEB ARAÇLARI VE UZAKTAN EĞİTİM CEIT357-4.HAFTA WEB ARAÇLARI VE UZAKTAN EĞİTİM CEIT357-4.HAFTA 1 Giriş Bu bölümümde günümüzde en çok kullanılan Web araçları tanıtılacak ve anlatılacaktır.bunların eğitimde, özellikle uzaktan eğitimde nasıl kullanıldığından

Detaylı

TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok

TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok Antalya daki 4 üniversitenin sektör için gerekli eğitimleri verdiği, Akdeniz Üniversitesi

Detaylı

Hakkımızda. Vizyonumuz. Misyonumuz

Hakkımızda. Vizyonumuz. Misyonumuz Hakkımızda Yaşam alanlarını estetik ve zarafetle buluşturan Zavinna ailesi olarak 40 yıllık tecrübeyle mobilya kulpu ve aksesuarları üretiyoruz. Modern teknolojiyi ve güncel tasarım trendlerini yakından

Detaylı

Makine Mühendisliği Bölümü

Makine Mühendisliği Bölümü Makine Mühendisliği Bölümü Neden Makine Mühendisliği Teknolojiyi kullanan, teknoloji üreten ve teknolojiye yön veren, toplum yararına bilimsel bilgi sağlayan günümüz ve yarınların problemlerine çözüm arayan

Detaylı

DESKPORT. Bilișim Hizmetleri. 2014 Yılı Hizmet Tanıtım Kataloğu

DESKPORT. Bilișim Hizmetleri. 2014 Yılı Hizmet Tanıtım Kataloğu 2014 Yılı Hizmet Tanıtım Kataloğu info@deskport.net BİZ KİMİZ? Biz Kimiz? Deskport Bilişim ekibinin karakteristik özellikleri olan; özgüven, çalısma azmi, tecrübe ve liderlik vasıflarımızla amacımız, müşterilerimizi

Detaylı

AJANDA HAKKIMIZDA EĞİTİMLERİMİZ. Biz Kimiz? Vizyonumuz Misyonumuz Değerlerimiz. Eğitim Bölümlerimiz Eğitim İçeriklerimiz

AJANDA HAKKIMIZDA EĞİTİMLERİMİZ. Biz Kimiz? Vizyonumuz Misyonumuz Değerlerimiz. Eğitim Bölümlerimiz Eğitim İçeriklerimiz AJANDA HAKKIMIZDA Biz Kimiz? Vizyonumuz Misyonumuz Değerlerimiz EĞİTİMLERİMİZ Eğitim Bölümlerimiz Eğitim İçeriklerimiz BİZ KİMİZ? Eğitim Sektöründe 11 yıllık tecrübe ve bilgi birikimine sahip olarak yola

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER VE ORGANİZASYON HİZMETLERİ

HALKLA İLİŞKİLER VE ORGANİZASYON HİZMETLERİ HALKLA İLİŞKİLER VE ORGANİZASYON HİZMETLERİ A. ALANIN MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ Halkla İlişkiler ve Organizasyon Hizmetleri alanı, küreselleşen dünya içinde kurum ve kuruluşlar için bir ihtiyaç olarak

Detaylı

KİŞİSEL "GÜÇ KİTABINIZ" Güçlenin!

KİŞİSEL GÜÇ KİTABINIZ Güçlenin! KİŞİSEL "GÜÇ KİTABINIZ" Güçlenin! Hangi alanlarda başarılıyım? Ne yapacağım? Okul hayatınız bittiğinde, önünüze gerçekleştirebileceğiniz çok sayıda fırsat çıkar. Kendi iş yerlerini açan insanların ne tür

Detaylı

Casus dinleme programı ile eşinizi, çocuklarınız, yakın akrabalarınızı güvende tutabilirsiniz.. Abdullah Bozdağ Tem 04, 2015 Genel, Tanıtım 0 Yorum

Casus dinleme programı ile eşinizi, çocuklarınız, yakın akrabalarınızı güvende tutabilirsiniz.. Abdullah Bozdağ Tem 04, 2015 Genel, Tanıtım 0 Yorum on: Pegasus YENILER 2 Plus TürkHackTeam, Doğu Türkistan da Yaşananlardan Dolayı 1400 Çin Sitesini Hackledi FIFA 15 te Podolski mi Nani mi Daha İyi? Ara.. Teknoloji Haberleri > Haberler > Genel > Casus

Detaylı

MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ)

MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ) T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ) ENDÜSTRİYEL OTOMASYON TEKNOLOJİLERİ ALANI ANKARA 2007 AMAÇ ÖĞRENME FAALİYETİ -13 ENDÜSTRİYEL OTOMASYON TEKNOLOJİLERİ

Detaylı

BİLECİK ÜNİVERSİTESİ IP TELEFON SİSTEMİ

BİLECİK ÜNİVERSİTESİ IP TELEFON SİSTEMİ BİLECİK ÜNİVERSİTESİ IP TELEFON SİSTEMİ Bilecik Üniversitesi Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı 12.01.2012 Neden IP Telefon (1/9) 2 Önceki santral hurdadan hibe idi 15 sene öncesinin teknolojisi. Maksimum

Detaylı

Reklam Kampanyası. The matrix is the world that has been pulled over your eyes to blind you from the truth Morpheus

Reklam Kampanyası. The matrix is the world that has been pulled over your eyes to blind you from the truth Morpheus Reklam Kampanyası The matrix is the world that has been pulled over your eyes to blind you from the truth Morpheus Reklam Kampanyası Nedir? Reklam kampanyası, markanızın iletişiminde kullanacağınız enstrümanların

Detaylı

2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2

2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2 2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2 Sayın Veli, Bu mektubumuzda, 2015-2016 Eğitim - Öğretim yılı MEV Koleji Özel Güzelbahçe İlkokulu,3. Sınıflar sınıf öğretmenleri zümresi

Detaylı

KOCAELİ 1. ÜNİVERSİTE TANITIM FUARI VE KARİYER GÜNLERİ FİNAL RAPORU

KOCAELİ 1. ÜNİVERSİTE TANITIM FUARI VE KARİYER GÜNLERİ FİNAL RAPORU KOCAELİ 1. ÜNİVERSİTE TANITIM FUARI VE KARİYER GÜNLERİ FİNAL RAPORU Bu yıl birincisi düzenlenen Üniversite Tanıtım Fuarı ve Kariyer Günleri organizasyonunun katılımcılar ve ziyaretçiler gözünden etkililiğin

Detaylı

MediaCat Felis 2013 Ödülleri ne Başvurular Başlıyor!

MediaCat Felis 2013 Ödülleri ne Başvurular Başlıyor! BASIN BÜLTENİ MediaCat Felis 2013 Ödülleri ne Başvurular Başlıyor! MediaCat dergisi tarafından bu yıl 8. düzenlenen Felis Ödülleri medya planlama stratejilerini ödüllendirmesinin yanı sıra bu yıl genişleyen

Detaylı

HACETTEPE RACING HACETTEPE ÜNIVERSİTESİ FORMULA SAE/ FORMULA STUDENT TAKIMI TANITIM DOSYASI

HACETTEPE RACING HACETTEPE ÜNIVERSİTESİ FORMULA SAE/ FORMULA STUDENT TAKIMI TANITIM DOSYASI HACETTEPE RACING HACETTEPE ÜNIVERSİTESİ FORMULA SAE/ FORMULA STUDENT TAKIMI TANITIM DOSYASI Formula SAE Formula SAE, Uluslararası Otomotiv Mühendisleri Derneği (Society of Automotive Engineers) tarafından

Detaylı

Hashtag ile ilgili bilmeniz gereken herşey Ne zaman hashtag yapmalıyım, nasıl hashtag oluşturmalıyım? HASHTAG KULLANIM REHBERİ

Hashtag ile ilgili bilmeniz gereken herşey Ne zaman hashtag yapmalıyım, nasıl hashtag oluşturmalıyım? HASHTAG KULLANIM REHBERİ HASHTAG KULLANMA REHBERİ 1 Hashtag ile ilgili bilmeniz gereken herşey Ne zaman hashtag yapmalıyım, nasıl hashtag oluşturmalıyım? #HASHTAG Hangimiz günlük olarak kullandığımız sosyal medya platformlarında

Detaylı

Kırklareli Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi

Kırklareli Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Kırklareli Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Kluzem Panel Kullanımı Öğrenci Sürümü 2 Hazırlayan: Uzman Süleyman ASLAN Uzaktan Eğitim Merkezi İletişim Bilgileri Kluzem Müdürü Yrd.

Detaylı

BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE UYGULAMALARI

BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE UYGULAMALARI İÇERİK 2 BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE UYGULAMALARI ÖĞR. GÖR. HASAN ALİ AKYÜREK Ders izlencesi Bilgisayara giriş Bilgisayar nedir? Bilgisayarın tarihçesi Bilgisayarların sınıflandırılması Bilgisayar nasıl çalışır?

Detaylı

BİLGİSAYAR DESTEKLİ TASARIM AUTOCAD DERSİ. 1. HAFTA 27.09.2012 Öğr. Gör. Serkan ÖREN

BİLGİSAYAR DESTEKLİ TASARIM AUTOCAD DERSİ. 1. HAFTA 27.09.2012 Öğr. Gör. Serkan ÖREN BİLGİSAYAR DESTEKLİ TASARIM AUTOCAD DERSİ 1. HAFTA 1 AutoCAD, tüm dünyada başta mühendisler ve mimarlar tarafından kullanılan, dünyaca tanınan yazılım firması Autodesktarafından hazırlanan, bilgisayar

Detaylı