Yelken direğinin tepesindeki amiral OLCAY TUNALI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Yelken direğinin tepesindeki amiral OLCAY TUNALI"

Transkript

1 Aydınlık 5 Haziran 2015 Cuma Yıl: 4 Sayı: 171 CEM GÜRDENİZ VE MAVİ UYGARLIK Yelken direğinin tepesindeki amiral OLCAY TUNALI Güle güle Bedri ÜLKÜ TAMER Sarı-Lacivert Öfkeli Adam: Aziz Yıldırım MECİT ÜNAL Emperyalizmin elindeki alet: Ermeni milliyetçiliği HİKMET ÇİÇEK

2

3 Aydınlık ÜLKÜ TAMER 5 Haziran 2015 Cuma 3 Güle güle, Bedri Bedri yi de yitirdik. Bedri Koraman ı. Abdi İpekçi döneminde uzun yıllar birlikte çalışmıştık Milliyet te. Yönettiğim Milliyet Yayınları na kapaklar da yapardı. Güler yüzünü, dostluğunu hiç unutmadım. Bir başka dostla, Örsan Öymen le birlikte Bodrum yolculuğumuzu da. O yolculuğu anarak, artık neredelerse, ikisine de sevgilerimi göndereyim. HHH Birkaç günlüğüne Bodrum a gideceğim. Gazetenin İzmir Bürosu Şefi sevgili İsmail e telefon ettim. İsmail Sivri ye. Gerçekten kanatsız bir melekti İsmail. Yüreği o kadar sevgi dolu bir insan az gördüm. İşini gücünü bırakıp başkalarının sorunlarını çözmeye çalışırdı. Bunu yaparken de dudaklarındaki gülümseme hiç silinmezdi. Yarın uçakla İzmir e geliyorum, dedim. Bodrum otobüsüne bilet ayırtır mısın bana? İsmail Hemen! i yapıştırdı. Ertesi gün Çiğli ye indiğimde bir baktım, havaalanında İsmail. Yanında İrfan. Gazetenin şoförü. Araba da orada. Sarıldık, öpüştük. Yahu, dedim, ben kendim gelirdim büroya. Bu sıcakta ne işiniz var? Fazla konuşma, dedi İsmail. Bodrum a da bu arabayla gidiyorsun. İrfan götürecek. Olmaz, dedim. İsmail de bahane hazır: Arabanın zaten Bodrum a gitmesi gerekiyordu. Ekledi: İki de yol arkadaşın var. Bedri yle Örsan. Bedri Koraman la Örsan Öymen. Şimdi otelden alacağız onları. Dün gideceklerdi Bodrum a. Yarın Ülkü geliyor. Bir gece beklerseniz sizi de onunla yollarım, dedim. Canlarına minnet. Bütün gece kafa çektiler. Biraz sonra otelin önündeydik. Bedri yle Örsan kapıda bekliyorlar. Onlarla da sarılıp öpüştük. İsmail şöyle bir baktı bize. Şimdi büroya gidip çay içelim desem nasıl olsa gelmezsiniz. Hadi, yolunuz açık olsun. İrfan la bana döndü. Allah kolaylık versin. Bedri yle Örsan arkaya oturdular. Ben öne, İrfan ın yanına. Yola koyulduk. Azıcık hoşbeş. Üçüncü dakikada Örsan bir türküye başladı: N ediyon bizim oğlen / Eyi min Alla sen / Keşkek gibiyim / Elleşmen bene... Durdu. Kısa bir açıklama yaptı: Ne yapıyorsun bizim oğlan / İyi misin Allahını seversen... Başa döndü. N ediyon bizim oğleeen / Eyi min Alla seeen / Keşkek gibiyiiim / Elleşmen beneee... Hadi, bir daha! Yeter be! dedi Bedri. Örsan ın aldırdığı yok. Hep aynı dörtlüğü söylüyor. Bitiriyor, al baştan! Belevi ne kadar söyledi. Orada mola verdik. Çöp kebabı yiyeceğiz. Oturduk bir masaya. Örsan, Buranın çöpü iyidir, dedi. N ediyon bizim oğleeen / Eyi min Alla seeen... Alla sen hiç olmazsa şurada biraz sus, dedim. Örsan ın sustuğu yok. Yalnız ayran içerken ara veriyor. Sonra yeni baştan. Kebaplar bitti. Arabaya bindik. N ediyon bizim oğlen yine başladı. Bedri, Sus, ulan! diye Örsan ı yumrukluyor. İrfan bu işkence bir an önce bitsin diye gaza basıyor. Bodrum a, üstelik eski yoldan, üç saatte girdik. Çarşıda ayrıldık. Bedri ye, Sen yandın, dedim. Doğru, dedi Bedri, yanmışım da ağlayanım yok. Köfteci Nasip in evine yöneldim. Elimde çanta, hem yürüyorum, hem mırıldanıyorum: N ediyon bizim oğleeen... Üç gün boyunca ne dilimden düştü bu dörtlük, ne kulağımdan silindi. Fırından simit alıyorum, N ediyon bizim oğlen, İflâs Mehmet e peynir tarttırıyorum, N ediyon bizin oğlen, Yalıkahve de masaya çöküyorum, N ediyon bizim oğlen... Bir ara Örsan la Bedri yi gördüm Sakallı nın önünde. Tatilimi zehir ettin, dedim Örsan a. Sen yine üç saatle sıyırdın, dedi Bedri. Ben o gece sabaha kadar bu herifin türküsünü çektim. Örsan güldü. Boynuma sarıldı. Gelecek sefere bir başka türkü söylerim artık, dedi. Ama gelecek sefer olmayacaktı. HHH Oldu olacak, Abdi İpekçi yle de bir Bodrum yolculuğumuzu anlatayım. Günün birinde, Hazırlan, dedi Abdi Bey, Yarın Bodrum a gidiyoruz. Sahi mi, Abdi Bey? dedim. Güldü. Bodrum Bodrum deyip duruyorsun. Bir de biz görelim. Hafta sonu kalır, döneriz. Bedri Koraman İzmir e uçak biletlerini aldırmış bile. İsmail Sivri ye de telefon etmiş. İrfan, gazetenin arabasıyla bizi Çiğli den alıp Bodrum a götürecek. Ona da gün doğdu. İki gün Bodrum da dinlenir artık. Beni uyarmışlardı: Abdi Bey uçağı kaçıracak diye Yeşilköy de yüreğin ağzına gelmesin. Hep son dakikada gelir. Gerçekten de öyle oldu. Herkes uçağa binerken yetişti Abdi Bey. Yanında eşi de vardı. Sibel Hanım. Yürek çarpıntılarım Çiğli ye kadar kesilmedi. HHH Nerede şimdiki Bodrum? 1970 lerde ufacık bir kasabaydı. İki yazlık sinema. Artemis Pansiyon, Nereid Pansiyon. Halikarnas, on odalı bir oteldi. Köfteci Sakallı, köfteci Nasip, ahçı Lâtif, Körfez Restoran, Han Restoran, Kale Restoran, Gemibaşı. Azmakbaşı kahvesi, Yalıkahve, sokak arasında birkaç kahve daha. İrme Kitabevi, gazeteci Recep Cingöz. Bakkallar, terziler. Çarşıdaki kasaptan et bulmak bile sorundu. Haftada bir pazar kurulurdu. Akşama doğru geldik Bodrum a. İzmir de sevgili İsmail Sivri bizi kolay kolay bırakmamıştı çünkü. İrfan o eski yolu üç saatte aldı, bizi Bodrum a uçurdu. Artemis e yerleştik. Yerleşir yerleşmez de sokağa attık kendimizi. Arkadaşları buldum. Gemibaşı nda kaldırıma bir masa kuruldu hemen. Abdi Beyin ünlü bir gülme krizi vardı. Bazen tutamazdı kendini. İki büklüm, kahkahayla inleme arasında garip bir ses çıkararak dakikalarca gülerdi. Onu tanımayanlar şaşırırlar, ne yapacaklarını bilemezlerdi. Yemekte Antep ağzıyla bir fıkra anlatacağım tuttu. Abdi Beyin de gülme krizi tuttu. Eyvah! Masada herkeste büyük bir telâş! Bir şey oluyor sandılar Abdi Beye. Hurşit, motosikletine yöneldi: Ben Âlim Beyi (Bodrum un tek doktoru) getireyim. Sibel Hanım la ben herkesi yatıştırmaya çalışıyoruz. Yok bir şey gibilerden kaş-göz işaretleri yapıyoruz. O arada Hurşit i oturtmaya uğraşıyorum. Ne fayda! Abdi Bey iki büklüm olmuş yine, inliyor. Neyse, birkaç dakika sonra geçti kriz. Yemek keyifle sürdü. Kahvelerimizi içerken, Bir diskoya gidelim, dedi Abdi Bey. Bodrum da diskonun ne işi var? Ama varmış. Yeni açılmış. Kale Restoran ın yanında. Kalktık, diskoya yöneldik. Ben o güne kadar daha disko kapısından içeri adım atmamışım. Her yanımı ter bastı. Çaresiz... Herkes dansetti, ben hoplayıp zıplayarak durumu idare etmeye çalıştım. Çıkınca, Biliyor musunuz, Abdi Bey, dedim, beni diskoya ilk götüren insan sizsiniz. Gülerek omuzuma vurdu. Eee, dedi, artık kanına girdim bir kere. Yayınevinden gazeteye gelirken de zıplaya zıplaya gelirsin. Ertesi sabah Torba ya gittik. Bomboş bir yer. Sadece bir kahve var iskelede. Oktay ın küçük tersanesinde oturup denize baktık. Çok sevdim Bodrum u, dedi Abdi Bey. Hele buraya bayıldım. Tam şurası bizim olsa da, bir yazlık yapsak. HHH Bir ay sonra iki arkadaşım Bodrum a gidiyorlardı. Site yapmak için arsa bakacaklardı. Bir de Torba ya, Oktay ın tersanesinin olduğu yere baksanıza, dedim. Kısa süre sonra çıkıp geldiler. O arsayı aldık. On iki ev yapılabilir. Biri Abdi Beyin, biri senin. On kişi daha bulun, hemen evleri çıkalım. Ne kadar sevinmişti Abdi Bey. Ama şimdiki Abdi İpekçi Sitesi ni görmeye ömrü yetmedi. Ben de orada Abdi Bey siz oturmayı içime sindiremediğim için parselimi bir televizyonla bir video parasına sattım. TEBESSÜM MOLASI ANTİKA Abdi İpekçi, dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ın SSCB ziyaretindeki gazeteciler arasındaydı. Leningrad da Sunay ı müzeye götürdüler. Sunay bir parçayla özellikle ilgilendi. Kendisini hemen bilgilendirdiler: Bu, İ.Ö. bilmemkaçıncı yüzyıldan kalma bir parçadır. Sunay sordu: Sakın antika olmasın? Herkes dönüp bana baktı, demişti Abdi Bey. Gülme krizim tutacak mı diye. Allahtan tutmadı. Aydınlık Yayın Yönetmeni Rozerin Doğan Yazıişleri Müdürü Damla Yazıcı Sayfa Sekreteri Alev Özgenç Katkı sunanlar: İrem Halıç, Elif Korkut, Deniz Toprak Görsel Tasarım: Hakan Uğurluay, Şener Soysal Sahibi Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür Celal Demirel Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Sabuncu Genel Yayın Yönetmen Yrd. Deniz Yıldırım Yazıişleri Müdürü Ergün Gedek Sorumlu Müdür Murat Şimşek Tüzel Kişi Temsilcisi Metin Aktaş Reklam Grup Başkanı Saynur Okuroğlu Reklam Müşteri Temsilcisi Emel Toraman Yönetim Yeri İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No:3/3 Beyoğlu / İstanbul Tel: / / Faks: Reklam Servisi Baskı: Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. Tic. A.Ş Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No:16 Bahçelievler / İstanbul Tel:

4 5 Haziran 2015 Cuma 4 MECİT ÜNAL Aydınlık GÜLDEN TERAZİ SARI-LACİVERT ÖFKELİ ADAM: AZİZ YILDIRIM Fenerbahçe ye kurulan kumpasın hikâyesi Fenerbahçe camiası bu süreçten dik durarak, birbiriyle kaynaşarak ve dışındaki camialara örnek olarak onuruyla, yara almadan çıkmıştır. Fenerbahçe, kurulan kumpasa, başkanı etrafında birleşip bütünleşerek göğüs geren ve onu yerle bir eden bir futbol camiasından çok daha fazlası, Cumhuriyet e sahip çıkan dinamiklerden biridir artık Sarı-Lacivert Öfkeli Adam: Aziz Yıldırım Aytunç Erkin Kırmızı Kedi Yayınevi 176 s. Ayakkabı kutusu milyonla doldu Suçlu yine Fener oldu Ne Cemaat ne AKP Tam bağımsız Fenerbahçe Tarih 21 Ocak Yargıtay ın şike davası olarak da bilinen Fenerbahçe ye kumpas davasını onama kararının ardından Türkiye ye dönen Aziz Yıldırım ı binlerce Fenerbahçeli taraftar işte bu marşla karşılıyor. Tarih 31 Mayıs Aziz Yıldırım yeniden başkan. 5 bin 504 oy alarak 12. kez seçilen Yıldırım 1998 den bu yana tam 17 yıldır Fenerbahçe nin başında. Şampiyonluğu bu yıl da kaçırmasına karşın başarısızlığın affedilmediği Fenerbahçe de Aziz Yıldırım ın üst üste seçilmesinde Yıldırım Başkan ın Fenerbahçe yi Türkiye nin bir numarası yapması kadar, bu işi başarırken kumpaslara gelmesinin de payı var kuşkusuz. Fenerbahçe: En büyük çarşı Fenerbahçe, toplumumuzun derinliklerine kök salmış büyük bir camia. Bu camianın zulme, haksızlığa, adaletsizliğe, gericiliğe karşı nasıl büyük tepkiler gösterdiği, nasıl bir Cumhuriyet sevdalısı olduğu bu türlü durumlarda ortaya koyduğu eylemlerden bilinmektedir. Fenerbahçe nin belki bir Çarşı sı yok, ama zaten Fenerbahçe nin buna ihtiyacı da yok, çünkü Fenerbahçe nin kendisi çok büyük bir Çarşı! Bunları elbette -futbola ilgisi, ona göz ucuyla bakmakla sınırlı- bir taraftar olarak yazıyorum. Çünkü futbol asla ve yalnızca futbol değildir ve benim de futbolu oturttuğum toplumsal-siyasal bir yer var. Ancak yine de gözüm sarı ve lacivert renklere karşı diğer renklerden, kulağım fener ve bahçe sözcüklerine karşı diğer sözcüklerden beşik ve taş, galata ve saray gibi- çok daha duyarlıdır. Hele şu son yıllarda Fenerbahçe nin başına örülmek istenen çorap tüm futbol meraklılarının malumu. Camia bu yıllarda yöneticisinden taraftarına tek ses, tek nefes oldu ki, bu da bir Fenerbahçe geleneğidir. 19 soruda Fenerbahçe kumpası Passolini, bir ev tek bir çiviye vurularak yıkılabilir diyordu. Fenerbahçe Türkiye nin çivilerinden biridir ve onca çekiç darbesine direnmesi, yıkılmak istenen Cumhuriyet le olan kopmaz bağından ileri gelir. Türkiye nin ve Fenerbahçe nin tarihinde var bunlar. Aziz Yıldırım ın genel kurul sonrasındaki teşekkür konuşmasında bu bağa dikkat çeken Fenerbahçe nin Cumhuriyet yaşadığı sürece yaşaması temennisinin tüm Fenerbahçelilerin de temennisi olduğuna kuşku yok. İşte o Fenerbahçelilerden birinin, Fenerbahçeliliğini yakından bildiğim, takım yenilince can sıkıntısını günlerce üzerinden atamayan, ama yenince de neşesinden yanına varılmayan bir gazetecinin kitabından söz edeceğim bu hafta; deneyimli gazeteci Aytunç Erkin in, Kırmızı Kedi Yayınevi nden çıkan Sarı-Lacivert Öfkeli Adam: Aziz Yıldırım adlı kitabından. Aytunç Erkin de saklamıyor Fenerbahçeli olduğunu. Kitapta daha en başında özellikle belirtiyor bunu ve iyi de yapıyor. Ancak, tek bir cümleyle geçmiş bu ayrıntıyı. Böyle bir kitabı ben yazacak olsam çok daha fazla dururdum bunun üzerinde. Çünkü Fenerbahçe ye kurulan bu kumpası bir Fenerbahçeli yazardan daha iyi kimse anlayamaz da, yazamaz da. Nitekim Aytunç Erkin in de kumpası kendisine yapılmış gibi algıladığını ve Fenerbahçelilik ruhuyla olayların izini sürdüğünü görüyoruz kitabın sayfalarını çevirdikçe. Aytunç Erkin, gün gün, saat saat izini sürdüğü bu kumpası sorduğu 19 soruya cevap arayarak koyuyor ortaya. Şablon aynı Aytunç Erkin Tezgâh, Aziz Yıldırım 3 Temmuz 2011 de gözaltına alınmadan çok önce kurulmaya başlanmış aslında. Balyoz daki gibi bavul değil de, olacakları daha olmadan çok önce olacağını görerek istihareye yatmış demek ki!- yazan bir yazar ve bunu yayınlayan bir internet sitesi var bu kez işin içinde. Şu anda birçoğu tutuklu ya da açığa alınmış savcılarla polisler, bu sitede yazılanları uyguluyorlar kumpas boyunca. Kitap, Fenerbahçe kumpasının Uğur Dündar da isimsiz ihbar mektupları, başta Aziz Yıldırım olmak üzere Fenerbahçe yöneticilerinin İBDA-C gibi illegal örgütler üzerinden sahte isimlerle dinlenmeleri, başka kulüplere mensup yöneticilerin göstermelik gözaltına alınıp bırakılmaları, gizli tanıklar vb ile tıpkı Ergenekon, Balyoz, Oda TV, Devrimci Karargâh ve diğer davalarda olduğu gibi aynı şablona göre şekillendiğini gözler önüne seriyor. Başkanı etrafında kenetlenen iki camia Hangi gazetecinin operasyonu 15 gün önceden duyurduğunu, Aziz Yıldırım ın gözaltına alınıp tutuklanacağını kimlerin önceden bildiğini, Yıldırım ın hangi illegal örgütün üyesi olduğunu, hangi gazetenin Ergenekon Fenerbahçe de manşeti attığını, AKP-Cemaat ittifakının Fenerbahçe yi neden hedef aldığını, Trabzonspor yöneticileriyle ilgili dinleme kayıtlarının neden hasıraltı edildiğini, Fenerbahçe nin suçlandığı 9 maddenin ayrıntılarını, soruşturmayı yürüten savcılarla operasyonu gerçekleştiren polis müdürlerinin şimdi nerede olduklarını ve bütün bu kumpasın ne için kurulduğunu da ayrıntılarıyla öğreniyoruz. Şunu söyleyebiliriz; Fenerbahçe camiası bu süreçten dik durarak, birbiriyle kaynaşarak ve dışındaki camialara örnek olarak onuruyla, yara almadan çıkmıştır. Fenerbahçe, kurulan kumpasa, başkanı etrafında birleşip bütünleşerek göğüs geren ve onu yerle bir eden bir futbol camiasından çok daha fazlası, Cumhuriyet e sahip çıkan dinamiklerden biridir artık. Aytunç Erkin bize bunu da gösteriyor son derece açık bir biçimde. Sadece Fenerbahçe ye, sarılaciverte gönül verenlerin değil sarı-kırmızıya, Galatasaray a, siyah-beyaza, Beşiktaş a ve başka renklere gönül verenlerin de okuması gereken bir gazetecilik çalışması Sarı-Lacivert Öfkeli Adam.

5 Aydınlık DİDEM AYDIN 5 Haziran 2015 Cuma 5 DUNCKER İLE FOUCAULT YU SAYIKLAMAK ÜZERİNE... Okumak mahrem ve sessiz bir eylemdir 1951 de Jamaika da doğan Patricia Duncker, Cambridge deki Newnham College da İngiliz Dili ve Edebiyatı okudu. Oxford daki St Hugh s College da İngiliz ve Alman Romantizmi üzerine doktorasını tamamladı. Hayatının önemli bir kısmını yolculuklara ayıran yazar, yılın belli zamanlarında Almanya da ve Fransa da dersler veriyor den beri yaşadığı Manchester da Romantik Dönem, Victoria Dönemi ve çağdaş İngiliz edebiyatı üzerine dersler vermeyi sürdürüyor. İlk romanı Foucault yu Sayıklamak la (Hallucinating Foucault, 1996) hem Dillons İlk Roman Ödülü nü ve McKitterick Ödülü nü kazandı, ayrıca başka ödüllere de aday gösterildi. Edebiyat üzerine pek çok deneme ve makale yayımlayan Duncker, akademisyenliğin yanı sıra editörlük de yapıyor. Cambridge Üniversitesi nde öğrenci olan isimsiz roman kahramanı, Fransız yazar Paul Michel hakkında tez yazmaktadır. Büyük bölümü Fransa da geçen romanın merkezinde öğrencinin tez konusu olan yazarı tutkulu/takıntılı biçimde arayışı var. Foucault yu Sayıklamak, Fransız filozof Michel Foucault nun yaşamına ve eserlerine de dokunan derinlikli, zengin ve sürükleyici bir roman. Fakat roman aynı zamanda bir giz hikâyesi ve okumak ve yazmak, yazarla okuru arasındaki ilişki, delilik ve edebiyat dehası olmak gibi birçok tema hakkında da entelektüel bir sorgulama... n Paul Michel hiç var olmadı, ama Michel Foucault vardı. Karakterinizi Fransız filozofun yaşamı üzerinden mi kurguladınız? Evet, Paul Michel, aslında Foucault nun gerçek ismi. Benim yazarım hayali bir kopya, filozofun gölge imajı gibi. Onu Foucault ya bir armağan olarak yarattım. Romanı yazdığım yıl, Foucault nun iki biyografisinden çok ilham aldım. James Miller ın yazdığı The Passion of Michel Foucault (Michel Foucault nun Tutkusu) adlı ilk biyografide, Foucault nun yakışıklı bir adam olmamaktan korktuğunu ve akademik bir felsefeci olmaktansa, hayal gücü dolu bir yazar olmaya özlem duyduğunu okudum. Böylece muhteşem yakışıklı ve Foucault ya âşık bir roman yazarı yarattım. Bu, rüyasını gerçekleştirmek için ona armağanımdı. n Yaşamında ve çalışmalarında sizi cezbeden başka bir şey var mı? Cesaretine son derece hayranım. Onun gözüpek bir düşünür olduğuna inanıyorum. Ve onun Alman felsefesine, özellikle Nietzsche ve Heidegger le bağlantısına son derece ilgi duyuyorum. Bu filozofların her ikisi de tiyatro ve dilin dramasıyla ilgilenen önemli şairlerdi; yazar ve düşünürlerdi. Yüksek sesle okunmak üzere yazarım n Paul Michel in Michel Foucault ya yazdığı mektuplar öyle bir anlamsal zenginlikle dolu ki, bu mektuplar metnin tamamına dair ipuçları olarak kabul edilebilirler mi? Yazılmış olmaları, onları bazı anlamlarda romanın tam da kalbinde yatan zenginlikle bağlantılandırıyor. Asıl soru şu: Onlar gönderilmek için mi yazıldılar? Yoksa Paul Michel, Foucault yla bu özel ilişkisinin yalnızca hayalini mi kuruyordu? Patricia Duncker Öyle olduğunu düşünmeyi tercih ederim. İlişki hiç var olmadı. Bu yalnızca yazarlık yaşamını besleyen bir fanteziydi. n Geçmişte olsun, yaşadığımız bu modern çağda olsun; yazarla okuru arasında anlattığınız türde bir tutkunun var olabileceğini düşünüyor musunuz? Okumak çok mahrem ve sessiz bir eylemdir. Birçok okur, kitap ve kitapta buldukları eşlik sayesinde dünyayla ilişkilerini koparır. Özellerine kapanırlar. Mesela insanların çoğu yatakta okumayı seçerler. Hatta bazıları okumak için yatağa giderler. Yazının her zaman okumayla ilişkili toplumsal bir performans boyutu olmuştur. Ben tüm kitaplarımı kendi sesim için ve yüksek sesle okunmak üzere yazarım. Yüksek sesle okumadığım bir şeyi asla yayınlatmam. Sanırım kitaplarla ilgili sıklıkla çok sahiplenici oluyor ve kendimizin, o kitabı gerçekten anlayan o özel okur olduğumuzu hissediyoruz. Okumak, yoğun yaratıcılık içeren bir eylem. Kitabı hayal ediyorsunuz. Bu yüzden birçok okur, çok sevdikleri bir romanın filmini seyredip de, filmi hayal ettiklerinden çok farklı bulduklarında, müthiş hayal kırıklığına uğruyorlar. n Bazen de yazarla okur arasında, kulak verilsin verilmesin, birçok sonuca yol açabilecek kişisel öneriler ve öğütler veren birileri vardır. Eleştirmenler gibi. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz? Ben eleştiriyi de, felsefeyi de, tarihsel yazıyı da yazı olarak okurum. Analitik metinleri edebi metinlerden biraz daha farklı, biraz daha hızlı okuyabilirim, ama genelinde büyük ayrımlar yapmam. Bazı eleştiri yazıları bana büyük kapılar açmıştır, unuttuğum ya da hiç okumadığım yazarları ortaya çıkarmıştır ve onların benimle tekrar konuşmalarını sağlamıştır. Bir eleştirmenin kişisel tavsiye vermesi fikrini seviyorum. Bu güzel, alışılmadık bir tabir. Çünkü bu, kitabın kalitesine ilişkin yargılar vermekten ziyade, iki okurun okuma deneyimlerini paylaşmalarını öneriyor. Ben başka okurlarla konuşmayı, tartışmayı ve söyleyeceklerini dinlemeyi seviyorum. İyi bir okur olmaya çalışıyorum n Her yazar ın bir okur a ihtiyacı olduğunu mu düşünüyorsunuz? Yazarken, belli bir okur hayal ediyor musunuz? Foucault yu Sayıklamak taki okur bir benlik aslında. Romanda, yalnızca bir çeşit okur yok. En azından üç çeşit okur var. İsimsiz öğrenci yazar; bağlantısız, soğukkanlı, analitik, akademik okur. Germanist, görüşlerini sayfa kenarlarına karalayan ve metni kalbine alan; tartışmacı, kişisel, adanmış okur. Paul Michel en çılgın okur, çünkü metnin yalnızca kendisi için yazıldığını, tek ve gerçek okur olduğunu, metindeki anlamların anahtarının yalnızca kendisinde olduğunu hayal ediyor. Metin arzuladığı okuru yaratır. Eğer metin güç ve inançla yazıldıysa, metin tarafından kapana kıstırılmayı reddeden ve buna karşı direnen okur olmaya çalışırsınız. Yazar, okuru asla unutmamalıdır. Kendimize, Şimdi okur metnin neresinde? diye sürekli sormalıyız. Ne kadar biliyorlar? Ne kadar hızlı okuyor olmalılar? Eğer iyi bir yazarsanız, okurun metninizi okuma hızını da kontrol edebilmelisiniz. Kendinize, okurun kitabınızı anlamasını sağlayacak bilgiyi nasıl verdiğinizi sormalısınız. Kimi izlemeliler? Onlara ne anlatmalıyım? Evet, ben de iyi bir okur olmak için çok çalışıyorum. Ancak, kendi okurlarımın da benim kadar çok okumalarını bekliyor muyum? Sanırım, okurunuza asla patronluk taslamamalısınız. Okur, metninizi şereflendiren bir misafirdir. Yazar olan sizden farklı ya da fazla bilgiye sahip olabilir. Ben zengin metin yazmaya çalışıyorum, basit metin değil. Tamamen çağdaş, ama eski metinlerin yankısıyla yoğunlaşmış metinler yaratmaya çalışıyorum. Okumanın çok mahrem ve özel bir deneyim olabileceğini söyledim. Ama şunun altını da tekrar çizmeliyim: Yazmanın her türünün, toplumsal performansa yönelik bir bileşeni vardır. Tıpkı Virginia Woolf gibi, okurunuzu kitabınıza buyur etmek için en güzel giysilerinize bürünmelisiniz. Neticede, onların kalmasını, yerleşmesini ve hep yanınızda olmalarını istiyorsunuz. Foucault yu Sayıklamak Metin arzuladığı okuru yaratır. Eğer metin güç ve inançla yazıldıysa, metin tarafından kapana kıstırılmayı reddeden ve buna karşı direnen okur olmaya çalışırsınız. Yazar, okuru asla unutmamalıdır. Kendimize, Şimdi okur metnin neresinde? diye sürekli sormalıyız. Ne kadar biliyorlar? Ne kadar hızlı okuyor olmalılar? Eğer iyi bir yazarsanız, okurun metninizi okuma hızını da kontrol edebilmelisiniz Patricia Duncker Çev: Murat Özbank On8 Kitap, 252 s.

6 5 Haziran 2015 Cuma 6 KAYA ÖZSEZGİN Aydınlık Kant a göre iyi, güzel ve yüce kavramları Kant ın yaptığı güzel sanatlar sınıflandırmasında, şair ve hatip arasındaki basit karşıtlık üzerinde duruluyordu. Şairin vaat ettiği, basit bir idealar oyunu dur, ama bol bol düşünmeye izin verir, hatip ise, anlama yetisini harekete geçirmeyi vaat etmek le yetinir Coşku Tarihin Kantçı Kritiği Jean François Lyotard Çev: Emine Sarıkartal İthaki Yayınları, 120 s. Hume ve Rousseau dan yola çıkarak eleştirel felsefeyi geliştirmiş ve 1781 de kaleme aldığı ünlü eseri Saf Aklın Eleştirisi ile analitik ve sentetik yargılar konusunda düşünsel sonuçlara varmış olan Kant ın felsefesini irdeleyen Jean-François Lyotard, tarihin Kantçı kritiğine açıklık getirdiği kitabında, bu hareketin nedenleri ve yapısı üzerinde durmakta, kritik olan ile politik olan arasındaki benzeşime vurgu yapmaktadır. Sanılanın aksine Kant kritiğinde politika geri çekilmemiştir. Bu hareketin izini sürerek refleksif düşünce ile kritik düşünce arasındaki benzeşime değinirken, kritik düşüncenin dünyaya ait olduğu gerçeğine vurgu yapıyordu Kant. Felsefenin amacının, bilgilerin sistematik birliği ni kurmak olduğunu belirten Lyotard da, kitabında estetik refleksif yargılar adını verdiği güzel ve yüce duygularıyla ilgileniyor. Kitabın konusunu oluşturan coşku (enthusiasmus) kavramı da, yüce duygusunun en uç örneklerinden biridir kitabın çevirmenine göre. Gene ona göre, Kant, yüce kavramını, acıdan alınan haz olarak tanımlar: Biçimsiz veya sınırsız bir nesneyi temsil etmek için hayal gücünün sınırlarını zorlayan akıl, bir yandan bu temsilin imkânsızlığından gelen acıyla, bir yandan da aklın her türlü görünün ötesine geçen duyu-üstü bir ideale yönelmiş olmasından gelen hazla, karşı karşıya bırakır bizi. Felsefe, okuldan fazlasıdır Sonuç olarak Kant, coşku kavramıyla, kritik hassasiyeti düşünmek için, okura bir fırsat sunmaktadır. Fransızca kökenli critique veya Almanca kritik sözcüklerini, kitabın girişinde eleştiri olarak kullanmanın doğru olmayacağına değiniyor Lyotard. Aslında bir eleştiri boyutu içerse de bununla sınırlı tutmuyor kendini Kant, kriter ve kriz sözcüklerini de bu kavramla eş değerde kullanıyor. Bu anlamda kritik felsefe, dogmatik felsefenin tam karşıtıdır deki Politik Olan Üzerine Felsefi Araştırmalar Merkezi nde yapılan bir konuşmanın genişletilmiş örneğidir Lyotard ın kitabı. Bu bağlamda kritik olan, politik olandır Kant a göre, politik olan da sosyo-tarihsel cümleler evreninde kritik olandır. Aynı biçimde, gene Kant felsefesinde, refleksiyon kavramını da düşünüm sözcüğüyle karşılamak yeterli olmayacaktır. Felsefenin amacı, bilgilerin sistematik birliğini inşa etmek, yani bilginin mantıksal kusursuzluğu na erişmek olduğuna göre, insan aklının yasa koyucusu felsefe, bilme yetilerine dair yasa koyma yetkisi ni de elinde bulundurur. Yani felsefe, okuldan çıkar ve olması gereken olur. Böylece, gene Lyotard ın bakışıyla, kritik etmek anlamında felsefe yapmak, farklı cümle ailelerinin oluşumunun kurallarını ortaya koymakla yetinmez. Estetiğin temelleri Jean François Lyotard Lyotard ın bu ve benzer yorumları da gösteriyor ki tarihin Kantçı kritiği üzerine görüşlerini açarken, daha temele inmekte ve felsefeyi, düşüncenin oluşumuna yön veren cepheleri açısından irdelemektedir. Kitabının ayrı bir bölümünde ise Lyotard, Kant ın üç Kritik ve on kadar kısa metin arasında dağılmış olan tarihsel-politik metinlerini konu edinmektedir. Güzel ve iyi gibi estetikle ilgili kavramlar, burada da gündeme geliyor. Kant, herkesten önce zevk nesnesini kavramak için duyarlık ve anlama yetisinin yeterli olmadığının altını çizmekte, akledilir olanın, zevkin yöneldiği amaçlardan biri olduğunu belirtmektedir. Güzel olan, bir deneyim nesnesi değildir Kant ta. Ancak pratik alanda yargı, iyi ideasına göre ayarlanmalıdır. Bu idea içinse, herhangi bir şema söz konusu olmayacaktır. Duyular üstü doğa, sadece mümkün bir idea nın nesnesi olmakla kalmaz, aynı zamanda idealar dünyasına ait arketiplerin duyulur dünyadaki kopyası olur. Yargılama ise düşünümsel olanla ilgilidir. Güzel ve yüce felsefesinin önemi, estetik duyguların nesnesinin, gerçekliğini yitirmesinde yatar. Aynı zamanda başlı başına bir estetik bilme fakültesi nin var olmaması da bununla ilgilidir. Yüce olan, belirlenmemiş olandır İnsan türü gibi zoolojik bir varlık açısından bakıldığında, insan türünün, aklın kullanımıyla yakınlık içinde olan doğal eğilimler inden söz edilebilir mi? Lyotard, bu konuda üç gözlem yapmakla yetindiğini belirtiyor: Coşku kavramının doğası, bu doğanın değeri ve coşkunun kritikle ilişkisi. Ancak hayal gücünün abartılmasından yana değildi Kant, acılı sevinç, yani coşku, güçlü bir duygulanımdır, bu haliyle de kör bir duygudur. Bu nedenle de söz konusu duygunun, aklın onayını hak edemediği kanısındadır Kant. Doğanın yüce ideaları uyandırması, daha çok, kaos ve düzensizlik le, en vahşi ve ayarı bozuk tahribatlar la olur. Yüce olanı en iyi belirleyen ise, belirlenmemiş olandır. Ne var ki bu duygu, tüm milletlerin salonlarındaki sahnelere de facto yayılmış durumdadır. Kant ın şu görüşünün altını çizelim: Estetik yargının dolayımsızca çağrı yaptığı evrensellik, sürüncemede kalan, acı çeken evrenselliktir. Coşku, estetik açıdan saf bir ortak duyguyu gerektirir Kant a göre. Lyotard a bakılırsa, Kant açısından kritik yapmak, yani yargılamak anlamına gelen felsefe yapmak, politika yapmanın bir türüdür. Kant a göre politikacı, politik insan ideali, yani ahlâklı politikacı dır. O nedenle de ahlâklı politikacı, politik ahlâkçı dan daha az yargı vermemelidir. Kant ın yaptığı güzel sanatlar sınıflandırmasında, şair ve hatip arasındaki basit karşıtlık üzerinde duruluyordu. Şairin vaat ettiği, basit bir idealar oyunu dur, ama bol bol düşünmeye izin verir, hatip ise, anlama yetisini harekete geçirmeyi vaat etmek le yetinir. Estetik ideaya gelince, bu kavram dehayla (génie) ilgilidir. Daha geniş kapsamda kültür ideası ise, genel olarak, kendine erekler bulma yeteneğini kapsar. Başka türdeki kitaplara göre seyrek yayımlanan felsefe kitaplarının, sınırlı bir kesime hitap etse de, bizde önemli bir boşluğu doldurduğu kuşku götürmez.

7 Aydınlık 5 Haziran 2015 Cuma 7 HİKMET ÇİÇEK EMPERYALİZMİN ELİNDEKİ ALET: Ermeni milliyetçiliği Avrupa Parlamentosu nun Ermeni Soykırımı nı tüm AB üyesi ülkelerin tanımasına ilişkin tasarıyı kabul ettiği şu günlerde, İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek in yeni kitabı, Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni çıktı. Perinçek, Rus-Sovyet devlet arşivlerinde sekiz yıldır Türk- Sovyet ilişkileri ve Ermeni meselesi üzerine araştırmalar yapıyor. Bu çalışmalardan çok sayıda önemli kitaplar yayımladı. Son kitabı Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni, Taşnak Partisi nden ASALA ya kadar çeşitli Ermeni örgütlerinin belgelerine dayanıyor. Misyonerlik faaliyetleri Ermeni milliyetçiliğinin emperyalizmin elinde bir alete dönüşmesi, Batı nın 19. yüzyılda Osmanlı topraklarındaki misyonerlik faaliyetleri ile başlıyor. Ünlü Rus bilim adamı ve diplomat Pyotr Aleksandroviç Çihaçev, 1856 da yayımlanan ve Kırım Savaşı nın sonuçlarını ele alan broşüründe Amerikalı Protestan misyonerlerinin Türkiye Ermenilerine olan ilgisini anlatıyor. Çihaçev e göre Amerikan misyonerlerinin faaliyetleri, Küçük Asya daki (Anadolu) Ermenilere odaklanmıştır. Ermeni meselesi, uluslararası soruna bir süreç içinde dönüştürülmüştür. sarayında dalgalanmasını da temenni ediyor. Mektupta Japon imparatoru ve komutanları için yazılmış satırlar birkaç defa tekrarlanıyor. Mektup, Ermenilerin mezara kadar Japonya ya sadık kalacaklarını belirtmesiyle ve Fransızca daima dost olduklarının mesajının verilmesiyle son buluyor. Kaçınılmaz son Birkaç sene sonra Ermeni milliyetçileri bunun gibi mektupları Rus Çarı na gönderecektir. Bu sefer Rus silahının Türkler üzerindeki zaferi için kadehler kalkacak, Rus bayrağının İstanbul üzerinde dalgalanması temennileri dile getirilecektir. Kendine her zaman emperyalistlerin desteğiyle bir kurtuluş arayan kuvvetlerin kaçınılmaz olarak düştüğü bu durum, Ermeni şoven milliyetçiliği için alışılagelmiş olacaktır. Taşnaklar etrafında toplanan geniş Türkiye Ermenisi kitlelerine Türkiye yi işgal planları çerçevesinde iki misyon yüklendiği görülmektedir. Türkiye Ermenileri, cephe gerisinde ayaklanma çıkararak Türk ordusunu zaafa uğratacaktır. Diğer taraftan özellikle Türkiye Ermenilerinden oluşturulan gönüllü birlikleri yoluyla Türk ordusunun savunma hattını yararak, Rus işgali kolaylaştırılacaktır. Ermeni milliyetçiliğinin emperyalizmin elinde bir alete dönüşmesi, Batı nın 19. yüzyılda Osmanlı topraklarındaki misyonerlik faaliyetleri ile başlıyor. Mehmet Perinçek in kitabına göre dönemin belgeleri, Ermeni milliyetçiliğinin Batı nın ve Çarlık Rusyası nın özellikle 19. yüzyılda başlayan, Ermenileri Türkiye ye karşı kullanma tasarımlarına paralel olarak gelişiyor Ermeni milliyetçiliğinin ırkçı-işbirlikçi kökleri Perinçek in kitabına göre dönemin belgeleri, Ermeni milliyetçiliğinin Batı nın ve Çarlık Rusyası nın özellikle 19. yüzyılda başlayan Ermenileri Türkiye ye karşı kullanma tasarımlarına paralel olarak geliştiğini gösteriyor. Özellikle ideologlarının yayınları ve belgeleri, Ermeni milliyetçiliğinin işbirlikçi, bağnaz ve saldırgan köklerini net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu çerçevede Ermeni milliyetçiliğinin ilk teorisyenlerinden Grigoriy Yeremeyeviç Artsruni nin fikirleri ve hareketi oturttuğu temel büyük önem taşıyor. Artsruni nin gözüyle Türkler ve Kürtler Ermeni liberalizminin öncüsü Artsruni nin ifadesiyle ne Türklerin ne de vahşi Kürtlerin geçmişi, tarihi, edebiyatı, okulları, iktisadi üretim ruhu ve çalışma aşkı vardır. Doğa, bütün halklara aynı yeteneklere sahip beyin vermemiştir. Türklerin ve Kürtlerin dilleri, kültüre ve medeniyete eğilimleri yoktur. Dilleri vardır, ancak çok geri ve ilkeldir. Bu dillerde en iyi ihtimalle ortaokul eğitimi verilebilir. Artsruni, kitabında Kürtleri göçebe olarak tanımlar ve en önemli meşguliyetlerinin yağma olduğunu belirtir. Türklere gelince, onlar tembel, umursamaz ve asalaktır. Türkler, Ermenilerin hesabından yaşamlarını sürdürmektedir. Müslümanlar arasında ne bir usta vardır ne de nitelikli işçi. Ermeniler çalışkan bir halkken, Müslümanlar tam tersidir. Görüldüğü gibi Ermeniler, bir taraftan sinsi eşkıya Kürtlerle, diğer taraftan akılsız, tembel, rüşvetçi Türklerle çevrilmiştir! Ermeni milliyetçiliği ve Çarlık Rejimi Ermeni milliyetçiliği, Çarlık rejiminin dış politikasını ve Türkiye ye yönelik saldırgan planlarını destekliyordu. Hatta Türkiye de Çarlık adına ajan faaliyeti yürütecek grupların örgütlenmesinde de rol almıştı. Çarlık rejimiyle herhangi bir hesaplaşmaya girmeyen, Ermenilerin kurtuluşunu Çarlık ve Batı diplomasisinde gören, bunu da ırkçı fikirleriyle temellendiren Artsruni, Ermeni milliyetçiliğinin sıradan bir aydını değildir ve aynı zamanda bu fikirleri savunan tek teorisyeni de değildir. Yaşasın Japon silahının Ruslara karşı zaferi! Mehmet Perinçek Mehmet Perinçek in Rus arşivinden çıkardığı yeni bir belge, Ermeni milliyetçiliğinin işbirlikçi karakterine Japon kralının da eklendiğini gösteriyor yılında Rus-Japon Savaşı patlak verir. Çarlık Rusyası nda yaşayan Ermeni milliyetçileri 7 Mayıs 1904 tarihinde Tiflis te, Japon imparatoruna hitaben bir mektup kaleme alırlar. Kafkasya ve Rusya Ermenileri imzasını taşıyan mektup Rusça olmakla birlikte aralara Latin harfleriyle basit Japonca ünlem cümleleri de serpiştirilmiştir. O bölümler, alıntılarda olduğu gibi korunmuştur. Sizi içten seven tüm Kafkasya nın ve Rusya nın Ermenileri, Japon kıyılarından uzakta manen sizlerle birleşerek dolu şarap kadehlerini JAPON İMPA- RATORU EKSELANSLARI YÜCE MUTSUHİTO nun şerefine kaldırıyorlar. YAŞA, YAŞA, YAŞA Ermeni milliyetçi önderleri, mektubun devamında kudretli Japon silahının dağılmış Rus askerlerinin üstünde yıldız gibi parlamasını ve Japon silahının sancağının Rusya nın Port Arthur kıyılarındaki valisinin İkinci Dünya Savaşı nda Nazi-Taşnak işbirliği Taşnaklar, Birinci Dünya Savaşı nda üstlendikleri rolü İkinci Dünya Savaşı nda da oynamışlardır. Ancak bu sefer Hitler Almanyası nın yanında. Taşnaklar, faşist Alman orduları için gönüllü birlikler oluşturarak bölge halklarına karşı yeni bir suça imza atarken hem SSCB nin hem de Türkiye nin Alman orduları tarafından işgal planlarında da görev almışlardı. İkinci Dünya Savaşı nda Taşnakların Nazilere önemli hizmetlerinden biri de Sovyet cephe gerisinde ve işgal bölgelerinde propaganda faaliyetiydi. İşgal bölgelerinde Ermeni nüfusun arasına ajanlarını sokarak karşı istihbarat faaliyeti yürütüyorlardı. Ayrıca Ermeniler arasında yoğun şekilde Sovyet karşıtı propaganda yapıyorlardı. III. Reich ın himayesinde kurulacak Büyük Ermenistan propagandasını yapıyorlardı. Ermeni şoven milliyetçiliğinin serüveni, kendine her zaman emperyalistlerin desteğiyle bir kurtuluş arayan kuvvetlerin kaçınılmaz olarak yaşadıkları bir serüvendir. Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni Taşnaklardan ASALA ya Yeni Belgelerle Mehmet Perinçek Kaynak Yayınları 360 s.

8 5 Haziran 2015 Cuma Aydı 8 OLCAY TUNALI CEM GÜRDENİZ VE MAVİ UYGARLIK / TÜRKİYE DENİZCİLEŞMELİDİR Yelken direğinin tepesindeki amiral Deniz uygarlıktır, yolu beklenen sevgilidir, tuz kokmaktır, mücadeledir Yaşam enerjisi bitmeyenlerin, bitmeyen romanıdır. Deniz isyan etmektir, haykırabilmektir, sevinçtir, coşkudur, genç kalmaktır, kürek çekmek, kulaç atmaktır. Doğanın, yazılmış en güzel eseridir, düşünülmeyeni düşünmek, derinliklerde kaybolmaktır, sonsuzluktur. Deniz, vatandır Mavi Uygarlık Türkiye Denizcileşmelidir Cem Gürdeniz Kırmızı Kedi Yayınevi 433 s. Cem Gürdeniz denizci bir ailenin çocuğu. Babası Halit Gürdeniz, Yüksek Denizcilik Okulu Makine Bölümü 1949 mezunu, denizi kalbi ve ruhuyla seven, gemi maketleri yapan tam bir deniz adamı. Annesi Rahime Gürdeniz, Bozcaadalı bir annenin, deniz şiirleri yazan, balık tutan, kürek çeken kızı. 10 yaşında sandalım oldu ve benim denizle, gemicilikle doğrudan etkileşimim başladı. Böylesine bir ortamda denizciliğin engin kültür alanına girmem ve onu sadece bir meslek olarak değil, bir yaşam tarzı olarak benimsemem kaçınılmazdı diyen Cem Gürdeniz in, eğitimiyle, yazdıklarıyla, yaşamıyla, kişiliğiyle, mücadelesiyle dört dörtlük bir deniz insanı olmasının kökenini ve nedenlerini anlamak çok zor değil bu bakımdan. Bir yarımada devleti olmamıza, üç tarafımızın pırıl pırıl parlayan denizlerle çevrili olmasına rağmen, hiç de parlak olmayan bir tablo çiziyoruz Türk edebiyatında denizi ve deniz insanlarını alan eser sayısı oldukça az. Cumhuriyet dönemi edebiyatında deniz temasını kullanan 17 yazar ve 12 şair sayılabiliyor. 20 civarında türkü, 70 civarında şarkı olduğu söylenebilir. Sinema filmlerinin, tiyatro oyunlarının, televizyon dizilerinin, belgesellerin, deniz müzelerinin sayısı da ne yazık ki ancak deniz kültürümüzün zayıflığına dikkat çekecek miktarda. Bu durumda Türkiye nin deniz kültürünün zenginleştirilmesi, insanımızın denizcileştirilmesi için belki de en iyisi hayal kurmak! 431 sayfalık kitabını bir şiirle, annesi Rahime Gürdeniz in 1972 de yazdığı Toprak Gemi yle noktalayan Cem Gürdeniz de bir anlamda bunu yapmış. Gerçeklerini, potansiyelini, geçmişini çok iyi bildiği bir konuda hayal kurmuş ve gözünü geleceğe dikmiş. O, yelken direğinin en üstündeki adam ve baktığı yerde gördüğü ve hepimize duyurduğu şey, Türkiye nin denizcileşebileceği, denizcileşmek zorunda olduğu. Son derece gerçekçi, kolayca somutluk kazanabilecek, gözle görülür hale gelebilecek bir hayal bu Yıllar önce yedi deniz üstünde saçlarını sürüyen bayrağın, pırıl pırıl parlayan gemilerin şiirini yazmış olan Rahime Hanım belli ki oğluna çok büyük bir miras bırakmış. Çünkü Mavi Uygarlık / Türkiye Denizcileşmelidir in (Kırmızı Kedi Yayınevi) her sayfasında, her satırında engin denizlere yönelik büyük aşkın, tutkunun, o güzel şiirin ve hayalin yansımasını görmek mümkün. Zaten kitabın Başlarken başlıklı giriş bölümünün de başlı başına denizi konu alan bir şiir olduğunu söylemek mümkün. Farklı bakış, farklı dokunuş Denizin, farklı bir bakış, farklı bir dokunuş olduğunu söylüyor Cem Gürdeniz ve devam ediyor: Deniz uygarlıktır, yolu beklenen sevgilidir, tuz kokmaktır, mücadeledir Yaşam enerjisi bitmeyenlerin, bitmeyen romanıdır. Deniz isyan etmektir, haykırabilmektir, sevinçtir, coşkudur, genç kalmaktır, kürek çekmek, kulaç atmaktır. Doğanın, yazılmış en güzel eseridir, düşünülmeyeni düşünmek, derinliklerde kaybolmaktır, sonsuzluktur. Deniz, vatandır. Ve ardından bir hayal kuruyor Gürdeniz: Kimsenin, denizlerde, akarsularda, göllerde boğulmadığı bir Türkiye düşlüyor. Her elli kişiden birine amatör denizci teknesi düşen bir ülke Donanmadaki büyük savaş gemilerinin adlarının halkın büyük çoğunluğu tarafından ezbere bilindiği, denizci bir ulus Çok sayıda denizcilik festivali yapılan bir Türkiye Fert başına balık tüketiminin altı kilodan Avrupa ortalaması 26 kiloya çıktığı, deniz konulu sanat eserlerinin çoğaldığı bir ülke hayal ediyor ve soruyor: Bu hayallere erişmek, kısaca denizci olmak çok mu zor? Türkiye, gerek coğrafyası gerekse milleti ile bu hayallerin tümünü başaracak potansiyele sahiptir. Mavi uygarlığın sahibi denizci bir Türkiye erişilmesi zor bir ülkü değildir. Bu ülkü için coğrafya binlerce yıldır hazırdır. Denizcileşmek için gereken sosyo-genetik miras da hazırdır. Bu coğrafyada ortaya çıkmış tüm denizci ulusları bugün biz temsil ediyoruz. Kemalist Türkiye ve küresel hegemon yapı Ulusların denizci doğmayacağını, onları denizci yapanın devlet olduğunu önemle vurgulayan Gürdeniz, Anadolu insanının eğitildiği ve yönlendirildiği takdirde denizcilik kültürünü kısa sürede geliştirip benimseyebilecek yetenekte olduğunu belirtiyor. Denizcilik Gücü ve Denizlerin Önemi, Denizci Devletlerin Denizcileşme Süreçleri, Tarihsel Arka Plan: Türkler ve Deniz, Neredeyiz ve Nasıl Denizcileşmeliyiz? başlıklı dört ana bölümden oluşan kitap, hem eşsiz bir başvuru kaynağı ve bilgilendirici bir tarih kitabı, hem de kahramanı deniz olan bir serüven romanı gibi okunabiliyor. Korsanlık ve deniz haydutluğundan Kolomb tan yaklaşık 500 yıl önce Amerika kıtasına giden Vikinglere, dünya ekonomi tarihinde küreselleşmenin ilk dalgası olduğu söylenebilecek Akdeniz de ipek, baharat ve hac ulaşımından Çinli amiral Zheng He nin keşiflerine, deniz filoları ve sömürgecilik ilişkisinden emperyalizm döneminde denizlerin önemine açılan yelpazede, denizin derinliğine dair heyecan verici bilgiler sunuyor Mavi Uygarlık. Kitabında Ada devletleri, denizcilik gücü veya deniz uygarlığı geliştirme açısından talihli devletlerdir. Zira tek endişeleri deniz cephesindeki savunma ve güvenliktir. Diğer taraftan deniz çıkarları ve aynı zamanda uzun kara sınırları olan ülkeler, denizcileşme sürecinde denge kurmak zorundadır. Rusya, Fransa, Çin ve Osmanlı İmparatorluğu bu tip ülkelere güzel örnektir diyen Tümamiral Cem Gürdeniz in bir röportajındaki Türkiye tarih boyunca stratejik kapsamdaki denizcilikten ve denizcileşmeden uzak tutulmuştur. Türkiye nin denizcileşmesi, bağımsızlaşması, seküler eksende demokratikleşmesi ve güçlenmesi iç içe geçmiş kavramlardır. Küresel hegemon yapı hem denizci, hem Kemalist bir Türkiye yi kabul edemez. Bu alanda iç dinamikler de onlara yardımcı ol-

9 nlık 9 muştur şeklindeki sözleri de sözde Balyoz davasında 11 Şubat 2011 de sahte delillerle tutuklanmasının, 18 yıl hüküm giymesinin ve 19 Haziran 2014 e kadar Silivri Cezaevi nde tutuklu kalmasının ardındaki gerçek nedeni çok iyi özetliyor. Geleceğin cumhuriyet donanması Dünya tarihine yön veren ve denizlerde etkili olmuş ulusların tarihlerine dair çok çarpıcı öyküler anlatan Mavi Uygarlık, Orta Asya dan başlayarak Türklerin denizle ilgili serüvenlerine de çok doyurucu bir başlık açıyor. Türklerin denizci olamayacağı mı yoksa denizci yapılmadığı mı tartışması üzerinde duran Gürdeniz, İslam ve denizcileşme, Çaka Bey gerçeği ve Oğuz Türklerinin denizciliği, Anadolu Selçukluluları ve Haçlı Seferleri sırasında Türk denizciliği, Osmanoğulları nın denizle buluşması, Osmanlı İmparatorluğu nun denizcilik stratejisi, kapitülasyonlar ve denizcileşmeye olumsuz etkisi, burjuvazi ve aristokrasi eksikliğinin yansımaları, Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı nda donanmanın durumu gibi konularda son derece akıcı bir dille renkli bilgiler aktarıyor. Nüfusunun yüzde 60 ı, sanayi altyapısının yüzde 80 inin deniz kıyısında yoğunlaştığı Türkiye nin deniz uygarlığının neresinde olduğuna dair çok yönlü sorular ortaya atıp yanıtların peşine düşen Aydınlık gazetesi yazarı Tümamiral Gürdeniz, bir uyanış ın gerekliliğine parmak basıyor çalışmasında ve bu konuda devletin rolünü anlatıyor. 21. yüzyılda Türkiye nin denizcileşmesi gelecek nesillerin daha bağımsız, daha uygar, daha demokratik, daha akılcı, daha bilimsel, daha üretken, daha çalışkan, daha cesur, daha çevreci ve tüm bunların sonunda daha zengin ve mutlu yaşamasını sağlayacaktır diyen Gürdeniz, bir farkındalık tan söz ediyor ve bu farkındalığın en temel aracı, geçmişte olduğu gibi gerçekte de Cumhuriyet Donanması olacaktır diyor. Cem Gürdeniz in bir önceki kitabı Hedefteki Donanma (Kırmızı Kedi Yay., 2013), tarihinin altın çağını yaşayan Cumhuriyet Donanması nın neden hedef tahtasına konduğunu, NATO üyeliğinin Türk Donanması nın faturasının ne olduğunu mükemmel biçimde anlatıyordu. Mavi Uygarlık / Türkiye Denizcileşmelidir ise torpillenen denizciliğimizin yelken açacağı yeni rotayı çiziyor. Kitaptan Abdülhamit in donanma korkusu 19. yüzyıl sonunda Alman İmparatorluğu nun deniz uygarlığına yönlendiren Kayzer II. Wilhelm 1897 yılında şöyle söylüyordu: Bir denizci devletin gemici yetiştirebilmesi büyük bir donanma teşkil etmesinden güçtür. Çünkü devlet gerek görünce birkaç donanma birkaç donanma alabilir. Fakat kendisine lazım olan binlerce becerikli gemiciyi alamaz. Bunun için gemici yetiştirmeliyiz. Osmanlı Donanması bu tunç yasaya tarihin hiçbir döneminde uymadı. Dünyanın kabuk değiştirdiği, Sanayi Devrimi nin tüm ürünlerinin donanma sahasında hayat bulduğu bir dönemde ( ) II. Abdülhamit in donanmaya verdiği zararın ölçüsü yoktur. Zira bu dönemde iyi denizcilerin yetişmesi önlenmiştir. Hamidiye kahramanı Rauf Orbay, Malta sürgününde yazdığı hatıratında o döneme ait şunları söylüyor: 1898 yılında asteğmen olarak Bahriye Mektebi nden mezun olduk. Suda-Girit adasında bulunan Heybetnüma okul gemisine eğitime gönderildik. Bu gemi onarılamayacak kadar eskiydi. Sultan Hamid in vehmine kurban olan öteki gemiler gibi Suda da demirliydi. Son iki yılda dört kez seyre çıktık ve gerçek mermisiz sadece bir kez atış yaptık. Zaten II. Abdülhamit döneminde hiçbir gemi, bırakalım gemi top ve torpidolarıyla fiilî atış eğitimi yapmayı, hafif silah atışı bile yapamıyordu. Haliç te veya diğer limanlarda demirli / şamandırada ya da aborda durumda olan gemiler, gemi kazanlarını sarayın onayı olmadan fayrap bile edemiyordu. (s )

10 5 Haziran 2015 Cuma 10 UMUT ERDOĞAN Aydınlık AHMET YILMAZ Tarih yanılabilir mi? Yazdığı eserlere imzasını Josephine Tey adıyla atan, 1896 ve 1952 yılları arasında yaşamış yazar Elizabeth Mackintosh, farklı türlerde de eserler yazmış olmasına rağmen genellikle polisiye romanları ile bilinen bir yazar olarak anılmakta. Başarısı yaşadığı dönemin ötesine geçen yazarın yarattığı Alan Grant serisinin beşinci romanı, Zamanın Kızı 1990 yılında Britanyalı Polisiye Yazarlar Birliği tarafından tüm zamanların en iyi polisiye romanı listesinde birinci sıraya yerleşirken, serinin bir diğer kitabı The Franchise Affair de on birinci sırada yer almış. Bunların yanında ünlü yönetmen Alfred Hitchcock da Tey in eserlerinden bazılarını sinemaya uyarlayarak, yazarın sükûnet içinde ve yalnız geçen hayatında kaleme aldığı eserlerin ölümsüzlüğünü pekiştirmiş. Bilinen gerçeğin içindeki şüphe April Yayıncılık ın Volkan Gürses in çevirisi ile bu yılın Nisan ayında yayımladığı Zamanın Kızı, Scotland Yard dedektifi Alan Grant le hasta yatağında bizleri buluşturan bir roman. Bir kaza sonucu uzun süre yatağa mahkûm kalan Grant in insan yüzlerine bakarak karakter tahlili yapma ve bu tahminlerde başarılı olma özelliği sayesinde, hastanede oyalanması için bir arkadaşı tarafından kendisine getirilen birçok portre ile hastanedeki günlerinde yeni bir dönem başlıyor. Portrelerden biri, ona doğru bilinen bir gerçeğin içindeki şüpheleri gösteriyor. Çünkü dikkatini çeken, sıradan bir hikâyeye sahip bir kişi olmuyor: William Shakespeare in erken dönem eserleri arasında yer alan bir oyuna konu olan hayatıyla (The Life and Death Of King Richard III), İngiltere tarihi içinde kısacık hayatı sonrasında tarihe gizemli ancak kötü bir şöhretle aktarılan III. Richard ın portresi ile karşılaşıyor. Kim olduğu bilmeden resmen bakan herkesin bir suçludan ziyade ıstırap içinde, bakanın içinde nefret uyandırmayan bir suratı olmasına rağmen III. Richard ın akrabalarını katleden, hırs ve iktidar uğruna küçük yeğenlerini öldürten bir kral olarak tarihe geçmesi Alan Grant in kafasını karıştırıyor. III. Richard ı katil olarak aktaran tarih gerçekten yanılmış mıdır? Okullarda okutulan tarih kitaplarını saklayan bir hemşirenin ve kütüphaneden gelen bir kitabın yardımıyla, konuyla ilgilenmeye başlayan Alan Grant, hasta yatağında zamanla araştırmasını genişletiyor. Böylece, tarih yazımında doğrulanmayan, ispatlanamayan bilgilerin dahi yüzyıllar sonrasına aktarılmak üzere kaydedildiği bir dünya içinde Grant, III. Richard ın kim olduğunu, nasıl bir insan olduğunu ve bir katil olup olmadığını araştırmaya başlıyor. İlk seri katil olarak anılan, ancak narin suratıyla, yüzündeki acıyla bir katile asla benzemeyen, örnek bir eş ve baba figürü bile çizebilen III. Richard ın ölümünden yüzyıllar sonra, yüzyıllardır herkesin kaynakçası olan ve III. Richard ı bir katil olarak aktaran tarih gerçekten yanılmış mıdır? Tarihe, özellikle İngiltere tarihine ilgisi olan okuru kendisine daha çok çekeceğini düşündüğüm Zamanın Kızı, sonunda küçük bir sürprizle gerçeği okura sunuyor. Josephine Tey Türkiye nin 2000 lerine postmodern bir bakış Türkiye nin son on beş yılına odaklanan Paylaşmasak Olmazdı, iktidarın değişimi, ekonomik dönüşüm, Soma faciası, Gezi Parkı olayları gibi tarihsel gelişmeleri; yazarlarının kişisel deneyimleri ve modernizm, kentsel dönüşüm, söylenti ile dedikodu, demokrasi ve avangard akımlar gibi kavramsal araçlar aracılığıyla inceliyor. Yirmi birinci yüzyıl Türkiye sinin bir panoramasını sunan kitabı sıradan okuyucu için çekici kılan ise karmaşık konuları ele alışında kullandığı akıcı üslubu ve herkesin anlayabileceği tarzda ürettiği açıklamaları. Paylaşmasak Olmazdı, Prof. Dr. Emre Alkin ve Yalın Alpay tarafından kaleme alınmış iki yazarlı bir yapıt. Yazarlar arasındaki iş bölümü, serinin 1990 lı yılları ele alan ilk kitabı Her Şey Ekonomi Değil de olduğu gibi Profesör Alkin in kişisel deneyimlerini, Alpay ın kavramsal yaklaşımları ön plana çıkarması çerçevesinde kurulmuş. Alkin, tümevarımcı bir yöntemle anlatısının merkezine bireyi koyuyor ve Türkiye nin yirmi birinci yüzyıl macerasını öznenin gözünden anlatıyor. Bu tutumda postmodernizmin, modernizmin tek bir gerçekliğin var olduğu ve o gerçekliğin de hiçbir zaman değişmeyen, ezeli bir durağanlık taşıdığı ve bu duranlığın da salt akılla keşfedilebileceğine karşı çıkan ve insani eylemlerle yaşamın anlamı arasındaki ilişkinin net bir şekilde saptanamayacağı fakat ancak yorumlanabileceği iddiasının payı var gibi görünüyor. Zaten kitabın içinde de postmodernizme kuramsal olarak ayrı bir bölüm açılmış. Kitabın yazarlarına göre bir yorumun kişiye, zamana, bakış açısına göre değişik olacağı baştan kabul edilmeli ve postmodernizm, insani olan her şeyin reddi olarak değil, bir olanaklar alanı, yani gerçekliğin sınırsız yorumlanabilirliği olarak görülmeli. Türkiye deki demokrasinin sınanmasından ekonomik kriz çıkartan Anayasa kitabı hadisesine kadar, Türkiye nin son on beş yılını çok çeşitli açılardan ele alıyor ve belli bir şekilde yorumluyor Paylaşmasak Olmazdı nın anlatı biçimi de, kitabın geneline sinmiş olan postmodernist yaklaşımla da uyumlu. Alkin in üslubu zaman zaman anı türüne oldukça yaklaşıyor. Bireysel anılarla, evrensel gelişmeler birbirlerinin içine geçiyor ve bu birleşmenin sonucunda Alkin, çeşitli ahlaki çıkarımlara ulaşarak bunları çeşitli alt öykücükler aracılığıyla okuyucusuna sunuyor. Kişisel tarihin evrensel tarihle geçişkenliği Alpay ın kaleme aldığı bölümler ise tümdengelimci yöntemle ve geniş bir kaynakçaya dayanan daha klasik bir akademik üslupla yazılmış. Bu bölümler, Alkin in bireysel anlatılarını evrenselle ve metinler arası ilişkilerle birleştirmek üzere tasarlamış görünüyorlar. Böylece, Alkin kendi gördüklerini ve yaşadıklarını entelektüel bir süzgeçten geçirirken, Alpay, aynı sınamayı yazılı belgeler ve istatistikler aracılığıyla gerçekleştiriyor. Bu nedenle Paylaşmasak Olmazdı, kişisel bir tarihin, evrensel tarihle geçişkenliği ve kesişmeleri üzerine kurulu. Kitap, birbirlerine bağlı değilmiş gibi görünen çeşitli olaylar ve olgular arasında pek çok yeni bağlantılar üretiyor ve ilk anda içindekiler kısmına bakıldığında bir kaos sinyali verse de, içerik olarak kozmosa ulaşıyor; karışık tarihsel gelişmeleri, belli bir düzene indirgiyor. Aile ilişkilerinden Türkiye deki vergi sistemine, Soma dan, radikal karar alma sanatına, kentsel dönüşümden İstanbul daki emlaklarda balon olup olmadığına, Türkiye deki demokrasinin sınanmasından ekonomik kriz çıkartan Anayasa kitabı hadisesine kadar, Türkiye nin son on beş yılını çok çeşitli açılardan ele alıyor ve belli bir şekilde yorumluyor. Bu haliyle Paylaşmasak Olmazdı, postmodernizmin yalnızca kurmaca metinlerde değil, kurmaca dışı metinlerde de kullanılabileceğine ilişkin örneklerden birisi. Zamanın Kızı Josephine Tey Çev: Volkan Gürses April Yayınları 202 s. Paylaşmasak Olmazdı 2000 li Yıllar: Bildiğiniz ve Bilmediğiniz Gibi Emre Alkin & Yalın Alpay Doğan Kitap 256 s.

11 Aydınlık 5 Haziran 2015 Cuma 11 HALİT PAYZA Yaşamın da argosu vardır Adana üzerine bildiklerim, daha çok televizyonda haberlerden ya da televizyon haberleri üzerine konuşanlardan duyduklarımla sınırlı. Bunlar çoğunlukla adliye önünde hasımların birbirlerine girmeleri ile ilgili. Hulki Aktunç Argo Sözcük kitabı için, kalbinin de argosunu yazdığını söyler. Öykü yazmış, şiir yazmış, roman yazmış, sözlük yazmış, denemeler yazmış ve bunların hepsini yazının kendisine yönelik bir argo olduğu için yapmıştı. Bir adanmışlık görüyordu. Argo bir dünyanın içindeki sözcüklerle, öyküden, şiire, romana, denemeye, farklı türlerle parçalardan bütüne ulaşmaya çalışmıştı. Yaşam argoydu, düzenle açıklanması olanaksız ilişkiler argoydu. Düzgün ve düzenli olan hiçbir şey yoktu ki, başka türlü açıklanabilsin. Bu kargaşaya, bu keşmekeşe argo yakışırdı. Argo sözlüğünü yazdığında yaşamın ve ölümün gizini çözmüştü. Hepi topu bir argo dünyada, argo yaşamlarla yaşıyor, kendi argo sözcüğümüzü oluşturuyor ve çekip gidiyorduk. Başka şeyler aramanın anlamı ve amacı da yoktu. Altı üstü kimi sözcüklerin içine gizlenmiş bir küfür. Edebiyle ve usturuplu bir biçimde yaşama fırlatılmış tek bir sözcük, tek bir deyim. Can Kozanoğlu nun anılarını okurken karşılaştığım bir tümce Adana ya ve argoya ilişkin kanımı pekiştirdi. Kozanoğlu ilk anı kitabı Acemi Eğitimi kıtabında, Adana nın idam sehpalı, ilmekli, direkli meşhur bir küfrü vardır diye yazınca, aslında pekiştiğini sandığım kanının boşlukta kaldığını duyumsadım. Neler vardı da ben bilmiyordum. Benim bozuk düzene iyice bozulduğumdan sıklıkla başvurduğum küfür hazinem, Kozanoğlu nun Acemi Eğitimi nde yazdığı gibi Emine nin ikinci kez ipten kurtulduğu infaz günü cezaevi müdürünün ağzından çıkan küfrün yanında pek yoksul kalır, adını anmaya değmez. İnternette ve Hulki Aktunç un Büyük Argo Sözlüğü içinde idam sehpası, ilmek, direk geçen bir küfür bulmak için giriştiğim çabadan bir sonuç çıkmayınca, bir bilene sormakta yarar olduğu düşüncesi ile Adanalı bir şair arkadaşa başvurdum, o da arkadaşlarına. Ne var ki böylesi önemli bir küfrü Adanalılar bile bilmiyorlar. Hevesim başka baharlara kaldı. Can Kozanoğlu nu ilkin TRT nin henüz siyasal imha silahı olarak kullanılmadığı dönemlerde Okudukça adlı kitap programında tanıdım. Oldukça düzeyli bir kültür programının sunucusuydu. Okudukça benim ilgiyle izlediğim programlardan biriydi. Adana nın yolları taştan Kozanoğlu, 1963 Adana doğumlu. Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü nü bitirdikten sonra 1981 yılında Hayat dergisinde yazmaya başladı. Yeni Gündem, Nokta, Cumhuriyet ve Milliyet gibi gazetelerde ve dergilerde muhabir, editör, köşe yazarı olarak görev aldı, başka pek çok gazete ve dergide de Çoğu insan onun mizah dergilerine takma isimlerle yazdığı yazıları bilmez. Kozanoğlu mizahı Acemi Eğitimi ve Yalan Yıllar kitaplarında yetkin bir biçimde kullanıyor. Acemi Eğitimi ve Yalan Yıllar Kozanoğlu nun ilk beş buçuk yılı Adana ve sonrasında da İstanbul la ilgili anılarını içeriyor. Acemi Eğitimi çocukluk ve aile çevresine, Yalın Yıllar gazetelerde, dergilerde, televizyon kanallarında, yazarlığına ilişkin anıları Kozanoğlu anılarını yazarken seksenini aşmış dedesinin arkadaşı, doksanını aşmış Reşat Bey in bazen en basit hakikatler çok inanılmaz görünür ve inandırıcı olmak için hakikatleri değiştirmek zorunda kalırsın sözünden yola çıkıyor. Doksanlık ihtiyarın yaşamdan damıtılmış sözünün ilk bölümünü tutuyor, ikinci bölümünü ise dikkate almıyor. Tek bir farkla kimi gerçek kişilerin isimlerini değiştirmekle yetiniyor. En basit gerçekleri her ne kadar inanılmaz gibi görünseler de göründüğü gibi, değiştirmeksizin gülmece sosuyla aktarıyor. Böyle olduğunu kendisiyle yapılan bir söyleşide Yalan Yıllar da gazetecilik, televizyonculuk ve yazın yaşamına ilişkin sürecini uzun bir başarısızlık hikayesi olarak değerlendirmesinden anlıyoruz. Kozanoğlu Acemi Eğimi ve Yalan Yıllar da kişisel anıları dışında yaşamına bir biçimde girmiş ya da teğet geçmiş insanları anlatıyor. Kozanoğlu için Adana yıllarına ilişkin yaşamına girmiş en önemli iki kişi, iki kez ipten dönmüş bakıcısı Emine, bir diğeri lacivert gözleri ile sıra dışı baştan çıkarıcılıktan, seri banka soygunculuğuna yükselen Raziye. Daha kimler yok ki; Ümit Besen hayranı, seri katil olmaya özenen Amerikalı Gleen, kıskandığı köpeği öldüren dönerci Selim, yazdığı seks romanlarıyla şöhreti yakalayan Kıvanç Ağabey, Hozlu yu dünyanın sonunun geldiğine inandıran Şeyh Şirzat, on yaşındaki ilkokul öğrencisi borsacı Kemalcan, ailenin en sıra dışı üyesi evlendikten sonra da eşini genelevde çalıştıran ve bunun için karşı tarafın ailesinin baskısıyla boşanan, olağanüstü maceraları Yalan Yıllar da devam eden, balıklara su altında kukla oynatarak uygulamalı kurslar veren ve bir köpekbalığına yem olan Şeref Dayı, Adana da karpuzla başlayan ve İstanbul da kavun alırken kaza kurşunu ile yaşamını yitiren baba. Mazi kalbimde yara Can Kozanoğlu Acemi Eğitimi nde çocukluğuna ve aile çevresine ilişkin çocukluk yıllarını anlatan Kozanoğlu nu bu kez Yalan Yıllar da gazetecilik, romancılık ve televizyonculuk yıllarına ilişkin anılarını okuyoruz. İlk kitabı yer alan anıların tamamı argoya karşılık gelen bir mizah içeriyor, Yalan Yıllar ise trajikomik hatta giderek trajik. Argo bir dünyaya ters düşen, düzene uyum sağlamak için dünyadan göçen, dünyayı argolaştırmak ve düzeni kendine uydurmak için, balıklara uygulamalı dersler veren kuklacı Şeref Dayı nın kuklaları gibi düzenin kuklalaştırarak oynadığı insanlar çıkıyor bu kez karşımıza. Kozanoğlu bu kitabında medyanın süslü vitrinini değil mutfağını, plazaların ön yüzlerindeki ışıltılı camlarını değil, gerçek yüzlerini gösteriyor bize. Mutfağın, vitrin kadar ışıltılı olmadığını, okurdan ya da izleyenlerden gizlenen gri bölgelerine yolculuğa çıkarıyor. Medyanın bu kadar kirlenmediği, tek adamların elinde siyasi imha silahı olmadığı dönemlerde bile hızla nasıl kirletilmeye başlanıldığını bu anılarda görmek mümkün. Kozanoğlu nun bu dönemi ilişkin görüşlerini, kendisi ile yapılan söyleşide açıklıyor; Masum yorumlardan ya da bambaşka bir bağlamda söylediğiniz bir sözün cımbızlanmasıyla ırkçı, faşist, erkek egemen, din düşmanı, bölücü filan ilan ediliyorsunuz. Söz söylemeye korkar hale geliyorsunuz. Bu durumun, sözün üzerinde çok baskılayıcı bir etkisi oluyor. En iyisi susayım, yanlış anlaşılmamayım, diyebiliyor insan. Uzun yıllar yazı yazmamamın minik bir nedeni de budur. Diğer yandan entelejansiyanın bir kısmıyla da arama mesafe koymuş durumdayım. Çünkü yakınlaştıkça o kadar ağır suçlamalarla karşılaşıyorsunuz ki, bir kelimenin üzerinden büyük kavgalar kopabiliyor. Uzak durayım başıma bir hâl gelmesin, diyorsunuz. Hem sözü, hem mizahı, hem de o çok istenen hoşgörüyü öldüren bir hâl bu. Durum bu kadar vahim! Üstelik medyanın şimdi geldiği yer de içler acısı ve utanç verici. Kozanoğlu nun Acemi Eğitimi ve Yalan Yıllar ı, doksanlık Reşat Bey in söylediği gibi inanılmaz gibi görünen en basit gerçekleri içeriyor. Acemi Eğitimi ve Yalan Yıllar argonun bir yaşam biçimi olmaktan çok, yaşamın da argosunun olabileceğini gösteriyor. Başka türlü olması olanaksız, yaşamın kendisi bir küfür zaten, hay ben böyle hayatın içine dedirten türden, o hayatın içine ise ne yapacağınız size kalmış. Acemi Eğitimi ve Yalan Yıllar Kozanoğlu nun ilk beş buçuk yılı Adana ve sonrasında da İstanbul la ilgili anılarını içeriyor. Acemi Eğitimi çocukluk ve aile çevresine, Yalın Yıllar gazetelerde, dergilerde, televizyon kanallarında, yazarlığına ilişkin anıları. Kozanoğlu kitaplarında argonun bir yaşam biçimi olmaktan çok, yaşamın da argosunun olabileceğini anlatıyor Acemi Eğitimi Can Kozanoğlu Can Yayınları 252 s. Yalan Yıllar Can Kozanoğlu Can Yayınları 276 s.

12 5 Haziran 2015 Cuma 12 OKAY GÖKAY EMGENGİL Aydınlık Kur an, Tevrat ta anlatılanlardan bir alıntı Arif Tekin, eski inançlardan Tevrat a, İncil den diğer Ortadoğu dinlerine ve o gün var olan önemli şahısların şiirlerine, düşüncelerine kadar tarayıp bunları Hz. Muhammed e hazır hale getiren ve İslam ın ortaya çıkmasında katkıları olan başta Hz. Hatice, Varaka b. Nevfel ve Salman-ı Farisi olmak üzere bazı önemli şahısların üzerinde duruyor Hz. Muhammed in Hocaları Arif Tekin Berfin Yayınları 230 s. İnsanlık tarihinin tarımın gelişmesi aşamasında; topluluklarda, üretimi düzenleyen yönetici ve rahiplerle, zanaatkâr, rençperlerden oluşan bölünmeler başladı. Bu bölünmeyle birlikte, başlarında kral bulunan toprak sahipleriyle, köylü ve kölelerden oluşan sınıflar arasında çatışmalar çıkmaya başladı. İlerleyen dönemlerde alım-satımın yaygınlaşmasıyla, tüccar sınıfı ortaya çıktı. Meta üretiminin gelişmesi birlikte egemen sınıflar kendi çıkarlarını koruma altına alarak topluma hükmetmek durumuna girdiler. Tanrı, Tanrı-İnsan gibi kavramların bireysel ve sosyal hayata hükmetmesi, insanlık/siyaset tarihini biçimlendirdi. Üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf aynı zamanda zihinsel üretim araçlarının denetimine de sahipti. Üretim ilişkileriyle üretici güçlerin çelişkisi, kurulan egemen düzenin kutsanması olarak Tanrı ve Din olgusunu geliştirdi. Böylelikle, egemen sınıflar toplumu yönetecek güce sahip olarak dönemin düşünce üretimi ve paylaşımına biçim verdiler. Örneğin Katolik dini, papaz ın sembolü altında varlık kazanarak kişilerin benliğini şekillendirdi. Arif Tekin, Hz. Muhammed in Hocaları kitabına, Putperestlikten Peygamberliğe bölümüyle başlayarak, Hz. Muhammed den önceki Mekkelilerin dini görüşlerini ve Mekke nin yönetim şeklini okuyucuya aktardıktan sonra ilerleyen bölümlerde, Kur an daki çoğu ayetin daha önce Arap şair ve edipler tarafından dile getirildiğini, bu bilgileri Hz. Muhammed e doğrudan aktaran, ona hocalık eden insanları, Hz. Muhammed in mucizelerini, İslam otoritelerince sağlam kabul edilmiş eserlerden alıntı yaparak ve bilgilerin kaynağını belirterek okuyucuya sunuyor. Kitapta, Kur an daki bilgilerin yeni olmadığı eskilerin bir devamı olduğu ve bazı insanlar yardımıyla Hz. Muhammed e aktarıldığı sık sık vurgulanıyor. Kur an la Tevrat arasında istisnalar dışında fark yok Arif Tekin Yazar, Kur an ın, Tevrat ta anlatılanlardan bir alıntı olduğunu vurgularken, Hz. Muhammed in yeni bir şey getirmediğini, bir ayette (Fussilet suresi ayet 43), Sana söylenen, senden öncekilere söylenmiş olandan başkası değildir dendiğini; bu durumun Hz. İsa için de aynı olduğunu, Matta İncili, bab 5/17 de Hz. İsa Sanmayın ki ben şeriatı yahut önceki peygamberleri yıkmaya geldim; ben yıkmaya değil, tamamlamaya geldim dediğini; Kur an la Tevrat yan yana konup cümleleri incelendiğinde istisnalar dışında aralarında fazla fark bulunmadığını, özellikle meşhur İsrailoğulları liderlerinin hikâyelerinin Tevrat takilerle örtüştüğünü örneklerle anlatıyor. Aynı şekilde kitabının 6. Bölüm ünde Kur an da Hz. İsa ve İncil le ilgili ortak bilgileri açıklarken Hz. Muhammed in siyasal yönüne dikkat çekiyor. Örneğin o zamanlar Roma İmparatorluğu na bağlı insanların çoğunluğunun Hıristiyan olduğunu, Hz. Muhammed onları kızdırmamak, kendisine daha fazla düşman kazanmamak için Hz. İsa lehine bilerek hadisler oluşturduğunu, buna karşılık Yahudilerin Müslümanların azılı düşman ilan edildiğini, Hıristiyanların ise Müslümanlara yakın gösterildiğini bunun siyasi bir ayrım olduğunu yazıyor. Arif Tekin, Kur an daki örf-adet ve efsaneler bölümünde tutarlı örnekler veriyor: Hz. Muhammed den önce yapılan savaşlarda ele geçen ganimetin 1/4 ünü liderler kendine alır, kalanını katılımcılar arasında dağıtırlardı. Bu gelenek Kur an da da yer buldu. (1/4, 1/5 haline getirildi.) Yine eskiden yılın 12 ayından dördüne hürmet ayları denirdi. Bu eskiden kalma barış için önemli olan gelenek Kur an da da yer aldı. Bu ayların hürmetli olduğu Tevbe ve Bakara suresinde belirtildi. Arif Tekin 8. Bölüm deki Kur an da Şair ve Teologların İzleri başlığına Kur an dan bir ayetle başlıyor. Nahl Suresi ayet 43 ün bir yerinde Doğrusu senden önce de kendilerine kitaplar ve belgelerle vahyettiğimiz birtakım adamlar gönderdik. Bilmiyorsanız kitaplılara sorun. Yazar bu ayetle tescil ve kabul ediliyor ki, Hz. Muhammed döneminde Kur an da anlatılanları bilenler, işleyenler varmış. Çünkü, Bilmiyorsanız bunu kitaplılardan sorun deniyor. Peki kim bu kitaplılar, Allah ın o bilgi sahibi danışma heyeti kimlerdi diye sormak lazım. Demek ki o zamanlarda Kur an da anlatılanlar topluma yabancı değildi yorumunu yaparak şair ve teologlara geniş bir şekilde yer veriyor. Bunlardan İmr ül Kays ı özel olarak işliyor: Yedi şairden örneğin Züheyr in kainatın bir yaratıcısının olduğuna inanıyordu Öyle bir Allah ki, gizli aşikâr ne varsa her şeyi bilir diyordu. Ayrıca kıyamet ve ahiret gününe inanırdı. Aynı şeyleri Hz. Muhammed den 40 yıl önce dünyaya gelen Abid b. Abras da şiirlerinde dile getirmişti. Hatem-i Tabi de önemli bir isimdi ve Hz. Muhammed peygamber olmadan vefat etmişti. Ümeyye ise, genelde inanç konuları, gök, yer, güneş, ay, melekler, cinler, geçmiş peygamberler, kıyamet, cennet-cehennem, Allah ın varlığı ve tek olduğu, oruç tutma, Ebabil kuşları hikâyesi, Nuh tufanı, Zülkarneyn gibi birçok konuyu daha önceleri kendi şiirlerinde işlemişti. Ortadoğu üzerine siyasi ve kültürel saptama Arif Tekin 10. Bölüm de, Hz. Muhammed zamanında yalnız kendisi peygamberlik iddiasında bulunmuyordu; onunla birlikte o coğrafyada birçok kişi peygamberliğini ilan etmişti. Peygamberlik inancı o coğrafyada bir nevi kültür olmuştu. Niye ABD de, Japonya da ve diğer uzak ülkelerde bu inanç yok! Demek ki ilk zamanlarda Ortadoğu da kimileri tanrıdan görev alma konusunda bir fikir ortaya atmışlar; onlardan sonra gelenler de bunlar üzerine bazı ilaveler yaparak bu inancı sürdürmüşlerdir. Tanrı görevlendirmesini Sümer inançlarında da görüyoruz. Hammurabi, kanununu açıklarken hemen başta, Sözlerim şu şu tanrıların buyruklarıdır, siz kabul etmek zorundasınız diyordu. Hammurabi, İslam inancına göre peygamber de değildir, olamaz da. Çünkü her şeyden önce çok tanrılı inanca sahip diyerek Ortadoğu üzerine çok önemli siyasi ve kültürel saptama yapıyor. Yazarın bu deyişi çalışmasının mihenk taşını oluşturuyor. Yazımın başında bahsettiğim gibi, meta üretimin gelişmesiyle dinlerin ortaya çıkışındaki egemen sınıfları ve sınıf çatışmalarını, İnsan ın dünyasından Tanrı nın dünyasına geçiş sürecini ve günümüze gelen yansımalarını ayrıntılı bir şekilde mercek altına almak gerekiyor. İşin özü bu... Kitabın Hz. Muhammed i Peygamberliğe Hazırlayanlar başlıklı bölümünde, eski inançlardan Tevrat a, İncil den diğer Ortadoğu dinlerine ve o gün var olan önemli şahısların şiirlerine, düşüncelerine kadar tarayıp bunları Hz. Muhammed e hazır hale getiren ve İslam ın ortaya çıkmasında katkıları olan başta Hz. Hatice, Varaka b. Nevfel ve Salman-ı Farisi olmak üzere bazı önemli şahısların üzerinde duruyor yazar. Hz. Hatice nin peygamberlik yolunda Hz. Muhammed in en büyük destekçisi olduğunu, onu lider yapmak istediğini, amca çocukları bilgi kişi Varaka b. Nevfel ve onun rahibi olan kız kardeşi Küteyle/Ümmü Kıtal ve patrik Osman b. Huveyris i evine davet ettiğini, dini konularda sık sık istişare ettiklerini, Varaka nın dini bilgileri edinmek için Şam taraflarına gidip din alimlerinden ders aldığını, Tevrat ve İncil i İbraniceden Arapçaya çevirdiğini okuyucuya sunuyor. Arif Tekin, Hz. Muhammed in Hocaları kitabında daha önceki kitaplarında olduğu gibi tabularla savaşmakta; Tanrı nın dünyasından İnsan ın dünyasına geçmektedir. Her zaman olduğu gibi görüşlerini kaynakçası geniş, ayet ve hadislerin eşliğinde hakaretten kaçınarak dile getirmektedir. Arif Tekin, günümüzde Kur an ı Turan Dursun dan sonra ilim, mantık ve sosyolojik açıdan inceleyen en önemli yazardır. Yazarın düşüncelerine katılır ya da katılmazsınız, dünya görüşünüzü farklı boyutlara taşımak için bu çalışmayı okuyun.

13 Aydınlık 5 Haziran 2015 Cuma 13 AHMET ADA Çocuk / Genç Bıyıklarıyla seyrediyor güvercinler... Ogün Kaymak ın otuz iki şiirden oluşan, küçücük oylumlu ama derin yapısı ve derin anlamı olan bir bütün inşa ettiği yapıtı Okunaksız Harfler, çağdaş Türk şiirine yeni tatlar, renkler ve kokular taşıyor. Kendi kuralını kendi koyan serbest koşuk, ona kendini ve dünyayı anlamlandırma olanağı sağlamış yeni biçimler içinde. Bir varoluş sorgulaması, naif, ince, kırılgan. Bir dil şöleni, gündelik hayata gönderen. Celâl Soycan, Bu şiirin yerleşik eleştiriyi de, ortalama okuru da zora soktuğu açıktır ve şaire eşlik eden bir yaratıcı okumayı ön gerektirir diyor. Bu şiirin, varlık olarak şairin kendi durumunu parçalanmış söz bloklarıyla dile getirdiği; sözcelerin rastlantıyla bir araya getirilmediği uzun bir şiir olduğu söylenebilir: Çerez tabağı. Kırıntıları parkeye dökme! Bu metin-şiir tümcesinin anlamsal ilmekleri okunabilir. Ne var ki, sözcükler arası anlamsal bağıntıyı, bağlamı kurmak her zaman olası değildir: Değirmen istihdamı, su tavası, dönüşüm hazırlığı masif ortaçağa, buruşuk ambalaj kâğıdı. Bu metin-şiir tümcesinde görüldüğü gibi şiire her sözcük girebiliyor: Mütemadiyen, tebessüm, muafiyet sözcükleri gibi. İzlek parçalanmıştır İkinci ayırt edici özellik söz öbekleri arasında, bir şiir tümcesi oluşturdukları halde, bağıntı ya da bağlam aramak gerekmiyor. Bu nedenle, yerleşik şiir eleştirisi ve ortalama okur, şiiri ilişkin geleneksel bilgileri aşmadıkça kavramakta zorlanır. Yalnız sözcük ilintileri arasında değil, sözceler arasında da bağıntı aramak boşunadır. Geleneksel şiirin izlek bütünlüğü Ogün Kaymak ın Okunaklı Harfler kitabında görülmez. İzlek parçalanmıştır. Bunun, moderniteyle birlikte, insanın bütünlüğünün parçalanmasıyla ilişkisi olduğu düşünülebilir. Şiirlerin tümü yapı-söküme alındığında toplumsal hayatın parçalanması ile şiirsel yapının parçalı söz bloklarıyla kuruluşu arasındaki görünmez ilişkiyi sezebilir. Ogün Kaymak, lirik ile anti-lirik şiir arasında bir seçim yapmıyor. Her iki anlayışın bileşkesi üzerinden kendine özgü şiirselliği kuruyor. Şairane olmayan, şeffaf bir üslubu var. Onun şiirinde, şiir tümceleriyle kurulan yapının bağıntısızlığının bir matrise dönüşmesi de düşünülemez. Şiirinin semiyotik birliğinin olmayışı, parçalı söz öbekleriyle ve bağıntısız olarak kuruluşu matrisin de belirmesini engelliyor. Anlamsal çoğalma da, anlamlandırma da söz öbekleri arasındaki ilişki ya da ilişkisizlik üzerinden oluyor: Çömlekler, levhalar, arpa tarlaları: Selam! Okur, kapitalist dizgeyi silah, banknot, tarihi dürülmemiş dipnot, para şakırtısı gibi sözcük ve tümcelerden okuyor. Sözcüklerin çağrışım gücü mimetik anlam düzlemine geçiyor çünkü. Ses taklitleri ezgiyi kuruyor Ogün Kaymak, burada tek tek saymayayım, pek çok düşünüre gönderme yapıyor. Onların davranış, eylem ve düşüncelerini metne dönüştürüyor. Ama şiirsellik giderek azalıyor. Kitabın üçüncü metin-şiiri bu özelliği taşıyor. Dördüncü metin-şiirde (metin diyorum çünkü metin özelliği ağır basıyor) ses taklitleri ezgiyi kuruyor. Söz dizimdeki cin, cennet, cinnet sözcüklerinin ses benzerlikleriyle tonal bir düzen oluşturuyor. Beşince metin-şiirde doludizgin söyleyiş, ötekine sesleniş, yeryüzünde bir oyuncu olduğumuzu anımsatıyor. Müziği tonal düzleme çeken sözcükler aynı dize içinde bir araya geliyor: Sonra arzu gelsin dokunarak koluna doygun melankolinin. Soyuttan soyuta açılan yazınsal imge yapısıyla dikkati çekiyor bu dize. On yedinci metin-şiirde de arkası geliyor: Okunaklı Budist entarisi giymiş portakal. Çivi çiviyi söker ya, işte öyle, soyutlama düzlemi derinleştiriliyor böylece. Sonra, Kadife üşenmeden toplar dünya tozunu. Küçük bir ayrıntının da böylece girdiği oluyor onun şiirine. Okunaklı Harfler, Ogün Kaymak ın on üçüncü şiir kitabı. Gündelik dili aşan imgesel dili, entelektüel okumalarına göndermeleriyle, sessel tonalitenin senfonik yapılanmaya dönüşümüyle dikkati çekiyor. Okunaklı Harfler Ogün Kaymak Şiirden Yayınları 49 s. Parmakkız Off, Dilim! Hans Christian Andersen, Res: Buket Topakoğlu, Yapı Kredi Yayınları, 56 s. Feyza Hepçilingirler, Res: Oğuz Demir Kırmızı Kedi Yayınevi, 152 s. Dünyaca ünlü Danimarkalı eşsiz masal ustası Andersen den unutulmaz bir masal: Parmakkız... İşte sana bir arpa tanesi! Bu arpa tanesi köylünün tarlalarında biten ve tavuklara yem olan öteki arpalara benzemez. Bunu bir çiçek saksısına ekiver, sonrasını görürsün. Bunlar, çocuk sahibi olmak isteyen bir kadına büyücünün ettiği sözlerdir. Ama bu çocuk başka çocuklara benzememektedir: Miniminnacık bir kızdır. Tahsin Yücel in çevirisi, Buket Topakoğlu nun resimleriyle... Sıkı Dostlar Aşık Oluyor Chloe, yeni bir sevgili aramaya başlamıştı. Nick in kendisinden hoşlandığından son derece emindi. Fakat Nick artık Sinead la ilgileniyordu. Bu durum da Chloe yi kıskançlıktan çatlatmak üzereydi. Jasmin le Sanjay ise birlikteyken çok mutluydular ama aileleri sürekli bunu engellemeye çabalıyordu. Sıkı Dostlar serisinin bu kitabında kahramanlarımız bir yandan bin türlü sorunla baş etmeye uğraşırken diğer yandan gençlik heyecanlarını ve ilk aşklarını yaşıyorlar. Onlar sadece iyi günlerde bir arada değiller; zor zamanlarında da birbirlerine destek oluyor, sıkıntılarını paylaşıyorlar. Burçin okumayı öğrendiğini sanıyor ama bir AVM de gördüğü yazıları okumaya kalkınca ablası Burçak ın alay konusu oluyor. Arkadaşından gelen mektubu da bir türlü okuyamıyor. Neden? Okumayı öğrenmemiş mi? Anlamlı olmasını isterken kimler ne saçma laflar ediyorlar! Hangi ünlüler neler demiş? Ya şarkı sözleri? Reklamlar ne diyor, nasıl diyor? Burçin sizi birlikte düşünmeye çağırıyor: İnsanların kendi dillerine yabancılaşması olağan bir durum mu? Türkçenin içine düşürüldüğü, acıklı olduğu kadar gülünç duruma hem üzülecek hem de kahkahalarla güleceksiniz. Piranalarla Yüzen Çocuk David Almond, Res: Oliver Jeffers Günışığı Kitaplığı, 232 s. Rosie Rushton, Epsilon Yayınları, 141 s. Balıkların dilinden anlayan sıradan bir çocuğun öyküsü! Çıktığı yolculukta benzersiz insanlarla tanışan, içindeki gücü ve sevgiyi keşfeden çocuğun öyküsü, usta yazarın sıradışı edebi gücüyle okuma keyfi yaşatırken, bir yandan da birçok konuyu düşünme ve tartışma olanağı sağlıyor. Farklı insanların toplum mühendislerince dizgine getirilme ve sindirilme çalışmalarına maruz kalması, hataların telafisi için çaba gösterme, her bireyin içindeki özel insan ı keşfetmesi gibi, hem toplumsal hem de bireysel okumaların yolunu açıyor. Oliver Jeffers in kendine özgü uslubuyla hayat kattığı kitabı, her yaştan okur tekrar tekrar okumak isteyecek.

14 14 5 Haziran 2015 Cuma Aydınlık Yeni çıkanlar Ferdydurke Witold Gombrowicz Çev: Osman Fırat Baş Jaguar Kitap, 352 s. Polonya da 1937 de yayımlanan Ferdydurke ilk önce Naziler, sonrasındaysa Komünist rejim tarafından yıllarca yasaklı kaldı. Savaştan hemen önce Arjantin e yerleşen Gombrowicz, on yıl sonra Arjantinli arkadaşlarının yardımı ve teşvikiyle kendi romanını İspanyolcaya çevirince Ferdydurke Avrupa nın edebiyat olayı haline geldi. Modern bir başyapıt... Nietzsche Julian Young, Çev: Bülent O. Doğan, İş Bankası Kültür Yayınları, 968 s. Alman felsefe yazarı Profesör Julian Young, Nietzsche nin hayatı ve felsefesine dair bugüne kadar yazılmış bu en kapsamlı biyografisinde özel bir bölümleme yapmıştır. Böylece isteyen okur Nietzsche nin sadece hayatıyla, isteyen de sadece eserleriyle ilgili bölümleri okuyabilir. Elbette yazarın dileği, ünlü filozofun hem sarsıcı eserlerinin, hem de dokunaklı hayatının okunmasıdır. Baht Dönüşü Fatih Balkış Can Yayınları, 104 s. Fatih Balkış başarıyla kaleme aldığı sanatçı öykülerine devam ediyor. Baht Dönüşü, kendi başyapıtı olacak operayı bestelemekten başka bir amacı kalmamış bir müzisyenin öyküsünü anlatıyor. Okur her ne kadar bu müzisyenin duygularını, başta müzik olmak üzere her konudaki görüşlerini okuyacaksa da, çok geçmeden asıl kahraman piyanonun büyüsüne de kapılacak. Yaşasın Su Jean Matricon Yapı Kredi Yayınları, 144 s Suyu denetim altına almak, yönlendirmek ve suya hükmetmek için bütün halklar büyük ya da küçük girişimler yaptılar. Sonra evlere özel musluk suyu dönemi başladı. Çeşitli yöntemlerle tarlaların ve şehirlerin su ihtiyacının karşılanması suyu çok değerli bir ticari mal haline getirdi. Bugün ise kimse tehlikenin farkında değil: Yeryüzünün suyu tükenmez değildir; paylaşılması ve korunması gereken bir değerdir. Güneş in Katli Memet Türkkan Kaynak Yayınları, 212 s. Güneş Öğretmen, 1970 li yıllarda Anadolu da karanlığın üstüne doğan cesur bir fikir ve eylem insanıdır. Yazar Memet Türkkan ın kaleminden hikâyesini okurken Güneş Öğretmen in gözlerindeki ışığı görecek, iyiliğinden ve devrimciliğinden feyz alacak, ona kıyan kör karanlığın karşısında dişlerinizi sıkacak, şahsında, bu topraklarda aydınlanma yolunda şehit düşen güzel insanları yâd edeceksiniz. Umut Peronu Halit Çelikbudak Doğan Kitap, 280 s. Göç, en önemli toplumsal olgulardan biri Halit Çelikbudak ın anne babası da daha iyi bir gelecek umuduyla Almanya ya gidenlerden. Ailesinin, İstanbul Sirkeci Garı ndan başlayan ve Umut Peronu na inmeleriyle devam eden göç hikâyesini anlattığı bu kitabında sadece anılarını paylaşmıyor. Öykülerle, bir ailenin tarihiyle birlikte, geleceğe yönelik düşüncelerini de kuyumcu titizliğiyle bir tablo gibi sunuyor. Toplu Oyunlar-2 Jean Paul Sartre, Çev: Işık Noyan, İthaki Yayınları, 648 s. Sartre, Toplu Oyunlar da, insanlığın en evrensel sorunlarını ele alırken, temel duygulardan yola çıkarak insanın varoluşunu anlamaya çalışıyor... Kadın erkek ilişkileri, aşk, intikam, öldürme güdüsü, ırkçılık ve savaş... Sartre, oyunlarında Antik Yunan a kadar gidip, insanı anlamaya çalışmış, siz de istediğiniz kadar geriye gidebilir ve insana dair pek çok şeyin nasıl değişmeden kaldığını görebilirsiniz... İstanbul Konuşmaları Kolektif, Yapı Endüstri Merkezi Yayınları, 168 s. İstanbul Konuşmaları kitabı, Mart Nisan 2014 döneminde İstanbul SMD girişimiyle düzenlenmiş söyleşi etkinliklerinde konularının uzmanlarınca yapılan konuşmaların bir araya gelmesinden oluşuyor. Bu etkinliklerde, dokuz toplantı çerçevesinde farklı disiplinlerden on uzman İstanbul un bugünü ve geleceği hakkında bilgi ve görüşlerini mimarlarla paylaşmıştır. Eski Çiçekçi Sokağı Gürol Sözen Remzi Kitabevi, 200 s. Gürol Sözen in yılları arasında dostlarıyla birlikte geceli gündüzlü yaşadığı Eski Çiçekçi Sokağı ndaki resim atölyesinin penceresinden notlar... Her kesimden insanın birbirini sorgulamadan nefes aldığı ve akıp giden coşkunun, hüznün ortak yaşandığı bu Beyoğlu öykülerinde günümüz edebiyat ve sanat dünyasından ünlü dostlar da var Kent ve Toplumsal Cinsiyet Kolektif, Çev: Yıldız Temurtürkan Dipnot Yayınları, 368 s. Bu kitap, okuyucuyu, toplumsal cinsiyete dayalı eleştirel kent çözümlemesinin daha önce ihmal edilmiş boyutlarıyla tanıştırmaktadır. Toplumsal ağlara bir tür hanehalkı perspektifinden de yaklaşmaktadır. Üretim, tüketim ve toplumsal yeniden üretimin genel yapıları karşısında öğrencilere sağlam bir kavramsal temel sunmaktadır. Bir Haz Markası Beautiful You Chuck Palahniuk Çev: Ahmet Aybars Çağlayan Ayrıntı Yayınları, 256 s. Penny, Beautiful You adlı markasının pazarlanacak bir dizi ürününün deneklerden biri olduğunu fark eder. Bu ürünler o kadar güçlü ve etkilidirler ki, milyonlarca kadın ilk günlerden itibaren bunların satıldığı Beautiful You mağazalarının önünde kuyruğa girer. Maxwell in erotizme dayanan dünya hâkimiyeti planının önüne geçilmedir. Ama nasıl? Prinkipo Fırtına Burcunda Zeynep Aliye Heyamola Yayınları, 204 s. Zeynep Aliye nin, öykü-şiir-incelemearaştırma yazıları, söyleşileri, hemen tüm kültür sanat dergilerinde yayımlandı. Diş İzleri kitabıyla kazandığı Haldun Taner Öykü Ödülü, Raylardaki Merdivenler le kazandığı Sabahattin Ali Öykü Ödülü ve 2002 yılında Vahşi Kelebek adlı kitabıyla kazandığı Yunus Nadi Öykü Ödülleri yazarın bilinen başarılarıdır.

15

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

yaşam boyu bağlanırsanız.

yaşam boyu bağlanırsanız. Size nasıl tarif etsem ki... İlk görüşte âşık olmak gibi bir duygu. " İşte bu benim aradığım kadın," dersiniz ya, işte öyle bir şey. Önce teknenize âşık olacaksınız sonra satın alacaksınız. Eğer sevmeden,

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Senenin Son Yenilikleri

Senenin Son Yenilikleri Senenin Son Yenilikleri 000 Genel Bilgiler Bisküviyi Çaya Yatay Bandırın Bilimcilerin böylesi gerçekleri ortaya çıkarması sizce de şahane değil mi? Yazar: Rik Kuiper 150: Psikoloji Başarıya Götüren Aile

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

Kentliye seslendi. ye nin örnek ilçesi haline getirmek. Ünal, Kentlileri; bir yelpazede devam ediyor. Hizmetlerimizin. hizmetlerin en etkin

Kentliye seslendi. ye nin örnek ilçesi haline getirmek. Ünal, Kentlileri; bir yelpazede devam ediyor. Hizmetlerimizin. hizmetlerin en etkin Kentliye seslendi Başkan Ünal, Kentlileri; Kentleşme düzeyiyle, alt yapısıyla, sınırları içinde yaşayanların eğitim ve kültür seviyesiyle İstanbul un modern ve aydınlık yüzü olan Beşiktaş ı Türki- BEŞİKTAŞ

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI Şubat Ayı E-Bülteni 1 İÇİNDEKİLER 1. Doğum günü Olan Yıldızlarımız 2. Mihver Dersler 3. Branş Dersler 4. Kulüpler 2 DOĞUM GÜNÜ OLAN YILDIZLARIMIZ

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak?

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? AMAÇ Amacımız dört temel dil becerisinin bir ayağını oluşturan yazma becerisine farklı bir bakış açısı kazandırmak; duyan, düşünen, eleştiren, sorgulayan insanlar yetiştirme

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda.

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. TÜRKÇE 12-13: OKUMA - ANLAMA - YAZMA OKUMA - ANLAMA 1: Rezervasyon Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. Duşlu olması şart. Otel görevlisi: Tek kişilik odamız kalmadı

Detaylı

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ ile ARDEV Vakfı nın birlikte düzen-lediği ileri düzey senaryo yazarlığı atölyesi 10 hafta sürecektir. Program hafta içi yapılacaktır.

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI 6+1 Analitik Yazma Modeli ile Düşlerimin Peşinde Selda AKTAŞ Nergiz İLİMEN ÇALIŞMANIN AMACI Öğrencilerin sıkıcı, kendini tekrarlayan, monoton yazılar yazmak yerine özgün, akıcı,

Detaylı

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti SİNOPSİS Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk, 2012 de İstanbul da, 2008 yılında yayınladığı Masumiyet Müzesi romanı ile aynı adı taşıyan bir müze açar. Müzenin içindeki eşyalar, romana konu olan ve

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

İLHAM VEREN KONUŞMACILAR ALEM-İ İŞ İLE HERKES BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK!

İLHAM VEREN KONUŞMACILAR ALEM-İ İŞ İLE HERKES BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK! İLHAM VEREN KONUŞMACILAR ALEM-İ İŞ İLE HERKES BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK! ALEM-İ İŞ, NE İŞ? Alem-i İştir kişinin lafa bakılmaz! diyoruz ve iş hayatında yaşadıklarımız konusunda bize, size, herkese esprili

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni. Sayı:1 Nisan 2015

2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni. Sayı:1 Nisan 2015 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni Sayı:1 Nisan 2015 1 KİTAP VE KÜTÜPHANENİN ÖNEMİ 3 2014-2015 KÜTÜPHANE ORYANTASYONUMUZ 5 KÜTÜPHANEMİZ 8 OKUMA ŞENLİĞİMİZ 10 BRITANNICA ONLINE 12 SEVİM AK

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu YAZ DEMEDEN ÖNCE Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni gulseminkucba@terakki.org.tr AMACIMIZ Okuma ve yazma eylemlerini temellendirmek, Yaratımla ilgili her aşamada yaratıcılığın bireyin gözlem ve birikimlerine

Detaylı

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014 BİLİMKURGU: BAŞKA BİR VAROLUŞ MÜMKÜN Bilimkurgu bir bakışa göre Samosata lı Lukianos tan (M.S. 2. Yüzyıl) bu yana, başka bir bakışa göre ise 1926 yılında yayımcı Hugo Gernsbeack in scientifiction kelimesini

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI

BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI Göknil Genç BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI 1 Çeviren: Saadet Özen ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü 5. basım Resimleyen: Mustafa Delioğlu Göknil Genç BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI 1 Resimleyen: Mustafa

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

KIRILL ISTOMIN in. renkli dünyası ve DEKO TASARIM

KIRILL ISTOMIN in. renkli dünyası ve DEKO TASARIM DEKO TASARIM Senem ÖZTÜRK / senem.ozturk@alem.com.tr Biliyorum ki dekoratör sözcüğü bugün pek de popüler değil, hatta modası geçmiş bir ifade fakat yine de kendimi dekoratör olarak tanımlamak bana daha

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

Özel gereksinimli çocuklar

Özel gereksinimli çocuklar Özel gereksinimli çocuklar Spor becerileri yolu ile toplumsal yaşama uyum ve katılımlarını sağlamak Mutlu ve üretken bireyler olmalarına yardımcı olmak. Programımıza yaklaşık 70 sporcu devam etmektedir.

Detaylı

www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort +90 444 1 352 /elaresort

www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort +90 444 1 352 /elaresort +90 444 1 352 www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort /elaresort Zarafet ve kaliteyle zenginleşen kusursuz bir dünya... L U X U R I S M Luxurism, sadece bir kelime değil; mükemmelliğin heyecan

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER 1 1789 da gerçekleşen Fransız İhtilali ile hürriyet, eşitlik, adalet, milliyetçilik gibi akımlar yayılmış ve tüm dünyayı etkilemiştir. İmparatorluklar yıkılmış, meşruti yönetimler kurulmaya başlamıştır.

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji

Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji kaynağı olmuştur. Güzel bir şey ortaya koymanın heyecanı

Detaylı

OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar

OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar Eda Yeşilpınar Hemen her bölümün kuşkusuz zorlayıcı bir dersi vardır. Öğrencilerin genellikle bu derse karşı tepkileri olumlu olmaz. Bu olumsuz tepkilerin nedeni;

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

BuranoVenedik denince akla ilk

BuranoVenedik denince akla ilk Rengarenk Bir Ada BuranoVenedik denince akla ilk gelen aslında kanallar, gondollar ve maske festivali oluyor. Pek bilinmese de Venedik kendi içinde eşsiz bir görselliğe sahip Burano Adası nı da kapsıyor.

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR!

SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR! 1 SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR! Tabi şu da bir gerçek ki, sizin siteniz 350 milyon ve hala artmakta olan siteden bir tanesidir. Sitenizin diğerlerinden ayrılması ve ayakta kalması için ne yapabilirsiniz?

Detaylı

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK HEYECANLI KİTAPLAR Serüven Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri Kapak

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012)

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) Sayın Velimiz, 22 Ekim 2012-14 Aralık 2012 tarihleri arasındaki ikinci temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

DENİZ EĞİTİM ATÖLYELERİ. OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR

DENİZ EĞİTİM ATÖLYELERİ. OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR DENİZ EĞİTİM ATÖLYELERİ OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR Amaç: Çocukların denizlerde kirliliğine neden olan atıkları gözlemlemesi ve kirliliğin deniz yaşamına etkileri konusunda

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

BAKA BULUŞMALARI -I-

BAKA BULUŞMALARI -I- BAKA BULUŞMALARI -I- Onur Konuğu Isparta Belediye Başkanı Y. Mimar Yusuf Ziya GÜNAYDIN Tarih 01 Ekim 2010 Cuma Saat 10:00 Katılımcılar Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri ve Uzmanları Batı Akdeniz

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

Küçük Yaşar ın Öyküsü. Alucura Çayevi

Küçük Yaşar ın Öyküsü. Alucura Çayevi Küçük Yaşar ın Öyküsü Alucura Çayevi Yalvaç Ural (1945, Konya) Kitaplarının sayısı 100 ü aşan yazarın yurtiçinde ve yurtdışında pek çok ödülü bulunmaktadır. Kitapları Almanca, İngilizce, Sırpça, Hırvatça,

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Her Cuma yeni bir film

Beşiktaş Gazetesi. Her Cuma yeni bir film Her Cuma yeni bir film BEŞİKTAŞ Belediye Başkanı İsmail Ünal sinema ile ilgili yeni projesini anlattı. Ünal, "Beşiktaş ta. Sinemamızın son dönemlerde üretilen çağdaş ürünlerini artık Beşiktaş Levent Kültür

Detaylı

Zengin Adam, Fakir Adam

Zengin Adam, Fakir Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Zengin Adam, Fakir Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları ÇALIŞMA KAĞIDI - 1 Aşağıdaki ifadelerden doğru olanların başına, yanlış olanların başına ise çiziniz. İlk cümle size yardımcı olmak için örnekte gösterilmiştir.

Detaylı

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sayın Kaymakamım, Sayın Milli Eğitim Müdürüm, Sayın Belediye Başkanım, Okul Aile Birliğimizin değerli yöneticileri, Saygıdeğer Velilerimiz, Sevgili öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz, Saygıdeğer Bağışçılarımız,

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ETKİNLİĞİ SANAT ETKİNLİĞİ TÜRKÇE DİL ETKİNLİĞİ MÜZİK-OYUN ETKİNLİĞİ. Sevgili Velilerimiz,

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ETKİNLİĞİ SANAT ETKİNLİĞİ TÜRKÇE DİL ETKİNLİĞİ MÜZİK-OYUN ETKİNLİĞİ. Sevgili Velilerimiz, Sevgili Velilerimiz, Bizler çocuklarımızla birlikte 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nı okulumuzda coşkuyla kutladık. Onlara vatan, millet sevgisini birliği, bütünlüğü yaşlarının alabildiği ölçüde aktarmaya

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN " TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN  TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN " TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI 10 Nisan 2015 İstanbul, Martı Otel Sayın Misafirler, Değerli Katılımcılar

Detaylı

22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi

22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi 22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi GÜNAH KEÇİSİ BULUNDU! Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tancan Uysal, Soma daki kömür faciası hakkında çok tartışılacak bir yazı kaleme aldı.

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN Sosyal Ajan Marka Uzmanı GİZEM Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ Kokusunda Davet var ÖZKAN Y eni yepyeni bir dergiyle karşınızdayız. Sosyal medyada tanımanız gereken, takip etmeniz gereken kişileri mercek altına

Detaylı