Gençlerimiz Batı nın piyonu olmayacak!

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Gençlerimiz Batı nın piyonu olmayacak!"

Transkript

1 YIL: 1 SAYI: 3 EYLÜL-EKİM 2007 Bilgiyurdu Gençlik Dergisi İKİ AYDA BİR YAYIMLANIR ÜCRETSİZDİR Gençlerimiz Batı nın piyonu olmayacak! Sınırsız bir hürriyet düşünülemez, hakların en büyüğü olan hayat hakkı bile mutlak değildir.

2 2 Bilgi Yurdu / Sayı 3 / Eylül-Ekim 2007 İçindekiler İÇİNDEKİLER Mustafa ÖZTÜRK Nasıl Bir Gençlik? (II) Vatansever... 3 Hakan BOZDOĞAN Beşiktaş ı Niçin Seviyorum?... 5 BİLGİYURDU GENÇLİK DERGİSİ YIL:1 SAYI:3 EYLÜL-EKİM 2007 İKİ AYDA BİR ÇIKAR ÜCRETSİZDİR. SAHİBİ: Bilgiyurdu Gençlik Eğitim ve Kültür Derneği Adına Dernek Başkanı Mustafa Öztürk YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ: Mustafa İlhan YAZIŞMA ADRESİ: Sahabiye Mahallesi Otağ Sokağı Kamer Apt. A Blok Nu:4/3 Kocasinan Kayseri TELEFON: (352) E-POSTA: GRAFİK TASARIM: BİLGE GRAFİK / (352) BASKI: ORKA MATBAACILIK SAN. TİC. LTD. ŞTİ. OSB 43. CAD. NO:11 KAYSERİ (352) Yazılar yayınlansın ya da yayınlanmasın iade edilmez. Yazılarda kısaltma yapılabilir. Hukuki sorumluluk yazarlara aittir. Türk Eğitim Sen Başkanı Ali Benli ile Mülakat?... 6 İbrahim GÜNGÖR Psikolojik Savaş ve Propaganda (1)... 8 RÖPORTAJ Bilgiyurdu Gençlik Dergisi Sordu Yılmaz ATALAY Yanıtladı Yılmaz ATALAY Okullarımızda ve ÖSS de Dil Karmaşası Yunus Emre ÖZKAN Millî Vicdanın Kanayan Yarası: Kerkük Yavuz Sezer OĞUZHAN Kahraman Enver Paşa Metin ÖZBEK Teknoparklar ve Verimliliklerinin Artırılması Üzerine Öneriler Dr. Râsim Deniz. Na t-ı Şerif Ahmet ALTAY Popüler Star lar ve Biz Rukiye DAĞ Yozlaştırılan Türkçe Fatma ÖÇKOMAZ Millî Kültür ve Medya... 23

3 Bilgi Yurdu / Sayı 3 / Eylül-Ekim Mustafa ÖZTÜRK NASIL BİR GENÇLİK? (II) Vatansever İnceleme Vatanseverlik, Türk gençliğinde aradığımız birinci niteliktir. Vatansever, vatan toprağını alalâde bir arazi parçası saymaz. Orası kutsaldır, şehit kanlarıyla sulanmış mübarek bir yerdir. Yurt toprağına her basışında, ataların dağılmış kemikleri üzerinde yürüdüğü ve yaşadığının bilincindedir. Vatanseverlik, yalnızca bir toprak sevgisi değildir. Onun üzerinde yaşayan milleti, hatta tüm canlıları sevmeyi de gerektirir. Vatanın ormanı, kurdu kuşu, dağı taşı da sevilip korunmalıdır. Vatansever, vatanının her şeyine âşıktır. Şair Halim Yağcıoğlu, Türkiyem Türkiyem Ana Toprak adlı şiirinde bunu anlatmaya çalışır: Ağrıların Torosların Kazdağların vardır Ulu rüzgârlarla döğüşen Altın akıtır toprağa Seyhanların Ceyhanların Ya senin insanların Türkiyem Ya senin insanların Candır. Vatanseverlik, Seni seviyorum vatanım! demekle başlar ama bununla bitmez. Sevginin gösterilmesi, ispatlanması gerekir. Nasıl ispatlayacaksın? Türk vatanı ve milleti için faydalı, hayırlı işler yaparak; eserler bırakarak Bugün hayırla andığımız Türk büyüklerinin yaptıkları işleri incele. Türk halkına hep yararlı olmayı düşünmüşler, kendi nefislerini ise hiç gözetmemişler. Meselâ, hemşehrimiz Nuh Naci Bey, Kiçikapı semtine bir öğrenci yurdu yaptırmış, on binlerce köy çocuğunun okumasına katkı sağlamıştır. Yine bir hemşerimiz olan Osman Kavuncu, Kayseri yi modern bir şehir haline getirmiştir. Kamberli Osman Bey, Milli Mücadele ye öncülük yapmıştır. Hepsinden de Allah razı olsun. Sayelerinde özgür ve rahat yaşıyoruz. Ey sevgili Türk genci! Yurdun ve milletin için neler yapmayı düşünüyorsun? Bir plân ve programın var mı? Yoksa hemen yapmalısın. Ülkenin sana ihtiyacı var. Aşık Veysel e kulak vermenin sırası: Vatan sevgisini içten duyanlar Sıdk ile çalışır benimseyerek Milletine, ulusuna uyanlar Demez neme lâzım, neyime gerek. Vatan aşkı ile çalışan kafa Muhakkak erişir öndeki safa Tesir nüfuz olur her bir tarafa Herkes onu büyük tanır severek Olmak istiyorsan dünyada mesut Hakk a, halka yarayan bir iş tut Çalıştır oğlunu, kızını okut İnsan olmak için okumak gerek Vatansever, vatanına borcu olduğunu düşünen ve borcu ödemek için gayret gösteren insandır. Yeri gelir bir eser üretir, yeri gelir elde silah savaşır, yeri gelir mahpushaneleri göze alır. Bu yüzden, Vatana olan borcunu ödemeden ölen insan bedbahtır. diyen fikir adamına hak vermemek mümkün değildir. Şu sualin cevabını herkesin düşünmesini isterim: Türk İstiklal Savaşını yapan vatanseverler kuva-yı milliyeciler olmasaydı, bugün bayrağımız, şanımız, şerefimiz, bağımız, bahçemiz, fabrikamız olur muydu? Hiçbiri olmazdı. Çünkü kölelerin hiçbir hakkı yoktur. Vatanseverler, Yazık ki vatanıma verecek tek canım var. diyecek kadar yürekleri vatan aşkıyla yanan yiğitlerdir. Vatana can vermek onlar için öyle bir mutluluktur ki izah edilemez. Erenlerin fenafillâh hali gibi bir şeydir. Corday: Bütün vatanseverler Cennette bulacaklardır. diyor. Ne kadar güzel bir söz. Buna ben de inanıyorum. Zira Vatan sevgisi imandan gelir. diyen Hz. Muhammed e inanıyorum. Ve şehitlerin cennete gireceklerini söyleyen Kur an a inanıyorum. Anamız, babamızı, kardeşlerimizi, eş ve çocuklarımızı severiz. Evimizi, tarlamızı, fabrikamızı severiz. Vatan sevgisi bütün bu sevgilerin üzerinde bambaşka bir sevgidir. Çünkü hepsini birden kapsar. Bu yüzden olacak hepsinden önde tutulur. Çoğu insan vatanın ve yurt sevgisinin ne olduğu uzak ve yabancı diyarlara gidince anlamıştır. Yabancı ülkelerde coşan kabaran vatan hasreti de Orhan Seyfi Orhan a Anadolu Toprağı şiirini yazdırmıştır: Anladım ki: Sevda, gençlik, şeref, şan Asılsızmış şu yalancı dünyada, Hasretinle yad ellerde dolaşan Hızr ı bulsa gene ermez murada Yalnız senin tatlı esen havamda Kendi millî gururumu sezerim. Yalnız senin dağında ve ovanda Başım gökte, alnım açık gezerim. Hürüm derim, eskisinden daha hür, Zincirlerle bağlansa da ayağım.

4 4 Bilgi Yurdu / Sayı 3 / Eylül-Ekim 2007 İnceleme Şimdikinden daha ferah görünür, Zindanında olsa bile durağım. İngilizler tarafından Malta adasına sürgün edilen Süleyman Nazif de vatan özlemiyle yanar. Vatanın dağları, havası, suyu, güneşi gözünde tüter: Dumanlı dağların, ağlar, gözünde tüttükçe, Olur mehâsin-i gurbet de başka işkence. Ne rüzgârında şemîm-i cibalimizdir esen, Ne dalgalarında haber var bizim sevâhilden. Garibiyim bu yerin şevki yok, harareti yok; Doğar, batan güneşin günlerimle nisbeti yok. Allah, kimseyi ve hiç bir milleti vatansız bırakmasın. Binlerce yıl vatansız yaşayan Yahudilerin çektiklerini kimse tasavvur dahi edemez. Vatanınız yoksa devletiniz, bayrağınız, onurlu bir hayatınız, güvenliğiniz de yoktur. Bunun içindir ki vatan sevgisi sevgilerin en üstünü kabul edilmiştir. Vatan, en çok anaya, cennete, sevgiliye benzetilir. Çünkü bunlar en çok sevilen yüce değerlerimiz. Aslında vatan, her şeyimiz Bakınız Behçet Kemal Çağlar, onu nasıl anlatmış: Eğitim ve Öğretim Yılında bütün öğretmen ve öğrencilerimize başarılar dileriz. Bilgiyurdu GENÇLERE DUYURU Millî kültür, tarih, dil ve edebiyat ve ülke sorunlarını konu alan derslerimiz ve gençlik sohbetlerimiz Pazar günü dışında her gün saatlerinde devam ediyor. Katılmak isteyen gençlere duyururuz. Daha geniş bilgi için bizi arayınız. Bilgiyurdu Gençlik Eğitim ve Kültür Derneği Sahabiye Mahallesi Otağ Sokağı Kamer Apt. A Blok Nu:4/3 Kocasinan Kayseri TELEFON:: (352) Garpte dağ, şarta ırmak Nerde olsam murat sen; Güneye düşse yolum Dicle sensin, Fırat sen. Haymana ovasında Ekin, harman, hasat sen; Meltemimsin Boğaz da İzmir deysem imbat sen Şiirsem kekelerim Anlam katan inşat sen. Ben uyuşuk itidal Şahlanan ifrat sen. Bocalarım ben sensin, Ben ham ervah, irşat sen Susuzken kaynağımsın Boğulurken imdat sen Cennette gül bahçesi Cehennemde sırat sen İşte sözün kısası Hayat sensin, hayat sen! Vatanseverlik, millî duyguya dayanır. Millî duygusu olmayanlar için vatan, bütün yeryüzü veya karınlarının doyduğu her yerdir. Hâlbuki vatan, üzerinde ot bitmeyen bir çöl olsa dahi, kutsal ve değerlidir. Vatanseverlerin gözünde vatanın her taşı yakut, vatan toprağının her zerresi de altındır. Vatanseverlik duygusu, millî destanlarla, millî tarih ve edebiyatla kazanılır. Türk çocuğu, Türk ninnilerini, masallarını, kahramanlık öykülerini dinleye dinleye millî bir atmosfer içinde millî duyguya sahip olur. Ev ve okul böyle millî bir ortamdan yoksunsa Türk çocuğuna ve gencine millî his kazandıramazsınız. Kendi destanlarından, tarihinden babersiz; kendi müziğine yabancı, kendi millî kültürünü tanımayan kimselerin millî duygu sahibi olmaları, elbette beklenemez. Böyleleri ilk fırsatta, ya Amerika nın ya da Fransa nın yolunu tutarlar. Vatan hasreti de hiç çekmezler. Günümüzde, demokratik değerler, küreselleşme, insani değerler savunuluyor gibi yapılarak millet, vatan, namus, millî egemenlik gibi yüce kavramlara savaş açılmıştır. Mevcut Hükümet dâhil, Batı dan beslenen bir kısım vakıflar ve dernekler, millî değerler yerine ferdiyetçi, maddeci Avrupa değerlerinin benimsenmesi çabası içindedirler. Bu yüzden şu soruyu sormadan edemiyoruz: Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıkları, Türk çocuk ve gençlerine millî tarihi, Türk kültür ve medeniyetini, Türk dili ve edebiyatını öğretip özümsetip millî duygu ve millî şuur kazandıramıyorsa, acaba ne iş yapıyor? Bizde tahsil görmemiş nice köylü, işçi ve esnaf, üniversite bitirmiş pek çok kişiden daha şuurlu ve daha vatanperver; nice okumuşlar gibi, hiç olmazsa, vatanlarına ihanet etmiyorlar. Günümüz Türkiye sinde vatanseverlerin görevi oldukça ağır. AB ve ABD işbirlikçiliğinin prim yaptığı bir ortamda insanlara söz dinletmek, hayırlı bir işi başarmak çok zor. Ancak tarihte atalarımızın nice zor işi alınlarının akıyla tamamladıklarını unutmayalım. Gücünü vatan toprağından alanlar, mutlaka başarırlar ve asla yenilmezler.

5 Bilgi Yurdu / Sayı 3 / Eylül-Ekim Beşiktaş ı Niçin Seviyorum? Hakan BOZDOĞAN İnternet sitelerinde gezinirken birden Beşiktaş ın internet sitesine girdim. Sitenin giriş sayfasının üzerinde Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ün resmi ve altında büyük bir şekilde İzindeyiz yazısı vardı. Peşinden diğer büyük takımların Internet sitelerine baktım. Oralarda maalesef Atatürk e ait hiç resim bulamadım. Bir takımın Internet giriş sayfasında Atatürk ün resmini bulundurma şartı yok ama Beşiktaş ın gösterdiği bu duyarlılık beni etkiledi. Beşiktaşlı değilim ama bu takımın diğer bazı faaliyetlerinde de gösterdiği duyarlılığın çok takdir edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Geçenlerde İpeksaray alışveriş merkezinin önünden geçiyordum. Oradaki tabelalara gözüm takıldı. Fenerbahçe tabelasının altında FENERIUM yazısı Galatasaray tabelasının altında ise Store yazısı vardı. Ama tıpkı Atatürk e gösterdiği duyarlılık gibi Beşiktaş, Türkçemize karşı da olması gereken duyarlılığı ve özeni göstermişti. Beşiktaş tabelasının altında hiçbir yabancı yazı yoktu. Orada sadece Kartal Yuvası yazısı vardı. Bir takımın böyle örnek davranış göstermesi çok anlamlı bir olaydır. Milli müsabakalara takımların gösterdiği performans millî gururun yükselmesinde çok önemli bir unsurdur. Çünkü o karşılaşmalarda sadece bir ülkenin sporu temsil edilmemektedir. Milli müsabakalarda takımlar ait olduğu ülkeyi her yönüyle temsil etmektedirler. Tarihi şan ve şerefle dolu Türk milletinin sıradan bir unsur haline gelen zaferleri tatma duygusu, Türk sporcusunun sağlayacağı başarılarla yeni nesillere aktarılacaktır. Bundan dolayı millî müsabakalarda bizleri temsil eden kişilerin yabancı kökenli olmaması gerekmektedir. Spor takımlarında son dönemlerde moda haline gelen yabancı sporculara bir sınırlama getirilesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bizim gençlerimizin içinde olan onca cevher kendilerine fırsat verilmediği için sönüp gitmektedir. Ayrıca yabancı sporculara aktarılan paralar da korkunç boyutlara ulaşmıştır. Takımlar ihtiyaçları için değil de sırf bir yıldız sporcuyu renklerimize kattık demek için yabancı sporcuları getiriyorlar. Türk sporu yabancılardan kurulu devşirme bir yapıya bürünmemelidir. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk her konuda olduğu gibi Türk sporu ve sporcusu hakkında da bakın altın değerinde nasıl talimatlar vermiştir; 1) Türk sosyal bünyesinde spor hareketlerini düzenlemekle görevli olanlar, Türk çocuklarının spor hayatını yüceltmeyi düşünürken sadece gösteriş için herhangi bir yarışmada kazanmak azmiyle spor çizmezler. Esas olan bütün yaştaki Türkler için Beden Eğitimi sağlamaktır. 2) Spor yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve ahlâk da bu işe yardım eder. Zekâ ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler, zekâ kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben Sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlâklısını severim. 3) Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin; hiç kimseyi aldatmayacaksın; memleket için hakiki mefkûre ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır; herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Fakat sen buna mütehammil olacaksın; önüne nihayetsiz mânialar yığacaklardır. Kendini büyük değil, küçük zayıf, vasıtasız, hiç telâkki ederek, kimseden yardım gelmeyeceğine kani olarak bu mâniaları aşacaksın. Bundan sonra sana büyüksün derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin. 4) Her çeşit spor faaliyetini Türk gençliğinin millî terbiyesinin ana unsurlarından saymak lâzımdır. Bu işte hükümetin şimdiye kadar olduğundan daha çok ciddi ve dikkatli davranması, Türk gençliğinin spor bakımından da millî heyecan içinde, itina ile yetiştirilmesi önemli tutulmalıdır. 5) Türk milleti anadan doğma sporcudur. Henüz yürümeye başlayan köy çocuklarını bile harman yerinde güreşirken görürsünüz. Ata en çok ve iyi binen yalnız Türk erkekleri değildir. Türk kadını da bu işi iyi bilir. 6) Türk çocuklarına sporun bu günkü tekniğini öğretmek ve bunların bir kısmını bazı törenlerde ve bayramlarda dekor olarak ortaya koymak gerekir. Buna lüzum var mı, yok mu gibi soruya söyle cevap verilebilir. Esasen yoktur; fakat hakikati ufak bir örnekle ispat edebilmek için gereklidir. 7) Müspet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kuvvetli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık delilidir. 8) Tatbik eden, icra eden, karar verenden daima kuvvetlidir. Hakikati konuşmaktan korkmayınız. 9) Açık ve kat i söyleyeyim ki, sporda muvaffak olmak için her türlü muavenetten ziyade, bütün milletçe sporun mahiyeti ve kıymeti anlaşılmış olmak ve ona kalpten muhabbet ve onu vatani vazife telâkki eylemek lâzımdır. 10) Dünyada spor hayatı, spor âlemi çok önemlidir. Bu kadar önemli olan spor hayatı bizim için daha önemlidir. 11) Her boy ölçüşmede arkalarında Türk Milletinin bulunduğu ve Millet şerefini düşünmelerini Türk sporcularına meslek düsturu olarak kaydediyorum. 12) Türk sosyal bünyesinde spor düzenlemekle vazifeli olanlar, Türk çocuklarının spor hayatını yüceltmeyi düşünürken sadece gösteriş için herhangi bir yarışmada kazanmak azmiyle spor yaptırmazlar. Esas olan, bütün yaştaki Türkler için beden eğitimi ve terbiyesini sağlamaktır. Ulu Önder in bu talimatları, spor yapan her Türk gencinin titizlikle yapması ve uygulaması gereken ilkeler olmalıdır. Yalnız sporcular değil spor işleriyle görevli herkes bu ilkeleri hayatlarının vazgeçilmez düsturları haline getirmelidirler. Sporda Türkiye nin özlediği başarılara giden yolun bana göre başlangıç noktası burasıdır. Beşiktaş ın Atatürk sevgisi, onun sporla ilgili talimatlarına da uyma gayreti içinde olduğunu gösteriyor. Özellikle satış mağazalarına Türkçe ad vermeleri, dilin büyük önemini kavradıklarının kanıtıdır. Beşiktaş ı işte bunun için seviyorum. İnceleme

6 6 Bilgi Yurdu / Sayı 3 / Eylül-Ekim 2007 Röportaj Eğitim Öğretim Yılına Girerken Türk Eğitim Sen Başkanı Ali Benli ile Mülakat BİLGİYURDU: 17 Eylül 2007 Pazartesi günü İlk ve Ortaöğretim kurumlarında Eğitim-Öğretim Yılı başladı. Yönetmeliklerde ve eğitim programlarında sık sık değişiklik yağıldığı için, veliler ve öğrencilerimizi bilgilendirmek amacıyla, soruyoruz: Geçen döneme göre, yeni dönemde ne gibi değişikler var? Ali BENLİ: Görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşma fırsatı verdiğinizden dolayı, BİLGİYURDU Gençlik Dergisi ne teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz. 17 Eylül 2007 Pazartesi günü ilk ve ortaöğretim kurumlarında, Eğitim-Öğretim dönemi başladı. Yeni Eğitim- Öğretim Yılı nın ilimiz, ülkemiz ve milletimiz için başarılarla dolu geçmesini temenni ediyoruz. Yönetmelik ve eğitim programlarındaki değişiklikleri takip etmek, biz eğitim çalışanları için adeta imkânsız hale geldi. Gün geçmiyor ki yeni bir değişiklik olmasın. Bu dönemde Milli Eğitim maalesef yaz-boz tahtası haline getirildi. Geçen döneme göre, yeni dönemde uygulamaya konulan değişikliklerden sadece bir kaçını sıralamak istiyoruz: İlk Öğretim Kurumları Yönetmeliği nde bir takım değişiklikler oldu. Dersler ve ders saatlerinde yeni düzenlemeler yapıldı. Ortaöğretim Kurumlarında öğrenci başarısının değerlendirilmesinde not sistemi değiştirildi. BİLGİYURDU: Yapılan bu değişikler, sizce faydalı mı? Ali BENLİ: Yapılan bu değişiklikler; ilgili taraflar, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, -daha da önemlisi- eğitim çalışanlarının görüşleri alınmadan yapıldığı için, faydalı olamaz. İstişareye dayanmayan karalarda yanlışlardan kaçınılamaz. BİLGİYURDU: Eğitim kurumlarımız, Milli Eğitim Temel Kanunu nun amacında belirtilen insan tipini niçin yetiştiremiyor? Ali BENLİ: Eğitim kurumlarımız, Milli Eğitim Temel Kanunu nun amacında belirtilen insan tipini yetiştiremiyor. Çünkü bütün uygulamalar, millilikten uzak. Sanal AB üyeliği uğruna; tarihimizi, ecdadımızı çocuklarımıza -yeterince- öğretemiyor, tanıtamıyoruz. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için-kendinde kuvvet bulacaktır.

7 Bilgi Yurdu / Sayı 3 / Eylül-Ekim diyen Başöğretmen Atatürk ü örnek almalıyız. O nun şu sözleri, yolumuza ışık olmalıdır: Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun- en önce ve her şeyden önce; Türkiye nin bağımsızlığı na, kendi benliğine, millî geleneklerine düşman olan unsurlarla mücadele etmek gereği öğretilmelidir. Dünya da milletlerarası duruma göre- böyle bir mücadelenin gerektirdiği manevi unsurlara sahip olmayan kişiler ve bu nitelikte kişilerden oluşan toplumlara hayat ve bağımsızlık yoktur. Çocuklarımızı aynı eğitim derecesinden geçirerek yetiştireceğiz. Kesinlikle bilmeliyiz ki iki parça halinde yaşayan milletler zayıftır, hastadır. BİLGİYURDU: Eğitim Öğretim dönemine girerken Türk eğitiminin belli başlı problemlerinin neler olduğunu düşünüyorsunuz? Mesela, şu an ülkemizde öğretmene ihtiyaç varken neden yılda bin öğretmen alımı yapılıyor? BİLGİYURDU: 4 yıllık eğitim fakültelerini bitiren gençler, KPS de Milli Eğitim Bakanlığı nın koyduğu yüksek kotayı aşamadıkları için, polisliğe geçiyorlar. Eğitim sektörü için yetiştirilen bu gençlerimizin farklı bir sektöre yönlendirilmeleri doğru mu? Ülkemize ve gençlerimizin emeğine yazık değil mi? Ali BENLİ: Eğitim fakültelerinden mezun olan gençlerimizin, Milli Eğitim Bakanlığı nın yanlış uygulamalarından dolayı polislik mesleğine geçmeleri de ayrı bir handikap. Eğitim-öğretime katkı koyması gereken bu gençlerimizin, öğrenim gördükleri eğitim kurumlarının amaçları doğrultusunda istihdam edilmeleri şarttır. Bu gençlerimizin önünü açacak bütün tedbirler alınmalıdır. Gençlerimizi, tercih ettikleri, severek isteyerek yaptıkları işlerde istihdam etmek, hükümetlerin en başta gelen görevlerinden biri olmalıdır. BİLGİYURDU: Öğretmen sendikalarının Türk millî eğitimine, mutlaka olumlu katkıları bulunmaktadır. Bu katkıları söyleyip bizi aydınlatır mısınız? Röportaj Ali BENLİ: Eğitim-Öğretim Dönemi ne girerken Türk Milli Eğitimi nin belli başlı problemlerini dört ana başlıkta toplayabiliriz: a)planlamayla ilgili politikalardaki yanlışlıklar (mevcut sistemde; gençlerimizden bazıları, maddi imkânsızlık sebebiyle yeteneklerinin çok altında bir hayatı yaşamaya mahkûm edilmektedirler.), b)teşkilatlanma ve yönetime ait politikaların yetersizliği (eğitim-öğretimle ilgili bütün kesimlerin içinde bulunacağı ve katkı sağlayacağı bir Eğitim-Öğretim Yüksek Kurulu nun olmayışı büyük eksikliktir.), c)personele ait temel politikalardaki eksiklikler (Milli Eğitim Bakanlığı, sağlıklı ve tutarlı bir personel politikasına kavuşturulamamıştır.), d)finansmana ait temel politikaların yanlışlığı (Bütçeden eğitime ayrılan pay, çok azdır. Eğitime kaynak sağlayan fon gelirleri, amaçları doğrultusunda kullanılmamaktadır). Yanlış uygulamalar, eğitim-öğretimi maalesef sorunlar yumağı haline getirmiştir. Sizlerin de belirttiği gibi 130 bin öğretmene ihtiyaç vardır. 200 bin öğretmen adayı gencimiz atama beklerken her yıl, bin öğretmen alımı yapılıyor. Bunların bir bölümü de sözleşmeli. Türk Eğitim-Sen Mensupları olarak sözleşmeli köleliğe hayır! diyoruz. Ayrıca öğretmenlerin kadrolu,4/b li, 4/C li, sözleşmeli, ücretli diye sınıflandırılmasını da doğru bulmadığımızı belirtmek istiyoruz. Hükümetler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin imkânlarını kullanarak eğitim çalışanlarını, kendilerine köle yapma anlayışı ndan acilen vazgeçmelidir. AB nin bütün dayatmalarını emir telakki eden bir anlayış, Türk milleti ve Türk devletine büyük sıkıntılar getirmiştir. Ali BENLİ: Eğitim-Öğretim ve Bilim Hizmetleri İş Kolu nda faaliyet gösteren sendikaların Türk Milli Eğitimi ne, olumlu katkıları olmaktadır. Her şeyden önce, mesleğimizin yüklediği görevleri aşkla yerine getiriyor, eğitimde kaliteyi yükseltmeye çalışıyoruz. Eğitimle ilgili sorunlara duyarlıyız ve bu yüzden gerektiğinde tenkit görevimizi de yapmaktan kaçınmıyoruz. Biz Türk Eğitim-Sen mensupları olarak çalışan, üreten, yol gösteren, hak eden, hak ettiğini de mutlaka almasını bilen bir sendika anlayışına sahibiz. Türkiye Sevdamız, Ekmek İçin Kavgamız diye yola çıkan bir ekibiz. Sadece ücret sendikacılığı yapmıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti ni ilgilendiren her konuda görüş bildirmeye, proje üretmeye devam edeceğiz. Yıllardır büyük düşünmeyi, büyük hedeflere koşmayı unutan Türkiye nin, bu hasletini hatırlatacak kadrolara çok ihtiyacımız var. Bu nitelikte gençler yetiştirmek için, bütün gücümüzü seferber edeceğiz. Hiçbir faaliyet, Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür ilkesinin önüne geçemez. Türk Eğitim-Sen mensupları olarak Anayasamızın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez. maddelerine sadakatle bağlıyız. Bize bu imkânı verdiğiniz için BİLGİYURDU Gençlik Dergisi çalışanlarına tekrar teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz. İLETİŞİM: Ali BENLİ Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi, Türk Eğitim-Sen Kayseri Şube Başkanı Sahabiye Mah. Mete Cad. Ağaoğlu İş Merkz. 38/3 Kocasinan / KAYSERİ Tel Faks: org.tr

8 8 Bilgi Yurdu / Sayı 3 / Eylül-Ekim 2007 Bilim ve Düşünce İnceleme İbrahim GÜNGÖR Psikolojik Savaş ve Propaganda (1) Günümüz dünyasının özelliklerinden biri de iletişimdeki gelişimdir. Burada öne çıkan özellikler ise iletişimin kolaylaşması, hızının artması ve maliyetinin düşmesidir. Ancak bu özellikler her ne kadar insanların lehine gibi görünse de bu gelişim aynı zamanda büyük riskler taşımaktadır. Risk iletişim alanındaki gelişim değil daha çok ve özellikle kitle iletişim araçlarının kontrolü ve bu araçların nasıl kullanıldığı noktasındadır. Çünkü günümüzde kitle iletişim araçları kamuoyu oluşturmadan tutun da insanların tüketim alışkanlıklarını hatta zevklerini bile biçimlendirecek bir araç olarak kullanılmaktadır. Örneğin internet hem bir bilgi kaynağı hem de bilgi kirliliğinin yoğun yaşandığı yer durumundadır. Günümüz insanı doğru bilgiye ulaşma konusunda güçlükler yaşamaya başlamıştır ve bu durum zaman ilerledikçe daha kötü olacak gibi görünmektedir. İletişim kanallarının belirli bir amaç için kullanımı psikolojik savaş olarak adlandırılabilir. Bu anlamda psikolojik savaşın ne olduğunun bilinmesi iletişimin gücünü daha iyi anlamamız açısından önem arz etmektedir. Psikolojik Savaş hakkında birçok kaynak olmakla birlikte tümüne yer vermemiz mümkün değildir. Ancak kısaca önemli noktalara değinerek bir fikir oluşturmaya çalışacağım. Psikolojik savaş, karşı ülke halkının ve askeri güçlerinin direnme gücünü zayıflatmak, moralini bozmak birlik ve bütünlüğünü yıpratmak amacıyla yürütülen propaganda çabaları. Karşı tarafın iç sorunlarının abartması, askeri başarısızlıklarının vurgulanması, acılarının sergilenmesi, kültürel nüfuzla gençlerinin etkilenmesi gibi yöntemler kullanılmaktadır. En önemli araç, propaganda ve sansürdür. Görüldüğü üzere propaganda ve sansür psikolojik savaşın en etkili araçlarıdır. Propaganda tarifine geçmeden önce psikolojik harekât kavramına değinmekte yarar vardır. Psikolojik harekât, savaş ve barış zamanında, politik ve askeri hedeflere ulaşmak için, dost, düşman ve tarafsız çevrelerde, uygun tutum ve davranış ortamı yaratmak amacıyla planlanan ve uygulanan, siyasal, ekonomik ideolojik ve askeri faaliyetleri kapsayacak şekilde planlanan ve uygulanan her türlü psikolojik etkili faaliyetlerdir. Psikolojik savaşı düşmana karşı bir kitlesel hipnoz faaliyeti olarak görmek mümkündür. Saldırgan emelleri taşıyan düşman, kurbanına karşı yönettiği psikolojik savaşta onu uyutma, aldatma, uyanıp tedbir ve tepkiye yönelmesini önleyecek uyuşturma, zehirleme gayretlerini sürdürür. Düşmanın psikolojik savaşla almak istediği ilk sonuç kurban seçilen ülke halkının, aydınlarının, yöneticilerinin salim, serinkanlı muhakeme yeteneğini, itidalini bozmak mümkün olan en büyük boyutlar içinde bu insanları kızgın, kırgın, karamsar, ümitsiz, memnuniyetsiz, kendi değer ve sistemlerine karşı inançsız ve güvensiz hale getirmektir. Kendi devletine, milletine, topluma karşı körü körüne bir yıkıcı tavra, açık düşmanlığa veya umursamazlığa dönüştürür. Bu safhada saldırının hedefi milletin yönetici kadroları, kendi halkı, kendi toplumu, kendi teşkilatı üzerinde fikri, ruhsal, manevi yönden etkili bir rehberlik ve deneticilikten yoksundur. İnsanlık tarihinde üç dönem

9 Bilgi Yurdu / Sayı 3 / Eylül-Ekim vardır. Bunlar kölelik dönemi, işçilik dönemi ve bugün yaşanan özgürlük dönemidir. Özgürlük döneminde güç odakları, denetimi ellerinde tutabilmek için baskı, tehdit ve korkutma yöntemleri yerine daha çok propagandayı kullanmaya başladılar. Günümüzde hâkimiyet, silah ve kol gücünden çıkarak bilgi ve teknolojinin eline geçti. Bilgi ve teknolojiye sahip olup onu en iyi kullananlar hükmetmeyi başaracaklardır. İnceleme Psikolojik Savaşın Stratejik Amaçları Bilginin en büyük güç olarak kullanılacağı geleceğin savaşlarında, psikolojik savaşların amaçları daha büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle psikolojik savaşın stratejik amaçlarını kavramanın çok önemli olduğunu bilmeliyiz. 1. Düşmanın siyasi, ekonomik, sosyal ve moral bakımından zayıflığı istismar edilerek onun savaş gücünü zayıflatmak. 2. Kurtarılan bölgeleri teşkilatlandırıp kontrolü kolaylaştırmak, 3. Düşmanın yenilgisini sağlamak için düşünce, heyecan, eğilim ve davranışlar üzerine ısrarlı etkiler yaparak; direniş ve savaş azmini kırmak, morali bozarak manevi çöküntüye uğratmak ve korku duygusunu uyandırarak cesaretlerini kırmak. Psikolojik Savaşın Taktik Hedefleri 4. Toplumda itaat duygusunu artırmak, 5. Uluslar arası kamuoyunu yanıltmak, 6. Halkla yönetim arasını açmak, 7. Komutanları yanıltmak, 8. Kültür değişimini sağlamak, Psikolojik savaş ve propaganda konusundaki ikinci yazımızda psikolojik savaşın taktik hedefleri konusunu ve propaganda konusunu açıklamaya devam edeceğiz. Özellikle kavramlar hakkında doğru bilgi sahibi olunduğunda yapılması gerekenler daha net olarak görülebilecektir. Ancak şimdilik şu kadarını söyleyelim, Türk milleti millî ülkü etrafında kenetlendiğinde onu hiçbir güç engelleyemez. Çünkü inanmış bir insanı ve inanmış insanlar topluluğunu hiçbir güç engelleyemez. Türk milleti inandığı zaman neler yapabildiğini tarih boyunca göstermiştir, yine gösterir. Sevgilerimle Not: Özellikle psikolojik savaşın ve propagandanın ülkeler üzerindeki etkilerini görmek isteyen okurlarımız, Sayın Banu AVAR ın TRT 1 de gösterilen Sınırlar Arasında programını mutlaka izlemelidir. Bu programda, bizim teorik olarak anlatmaya çalıştığımız konuların pratikteki uygulanışı gösterilmektedir. Kaynakça: 9. Tarhan, Nevzat. (2002). Psikolojik Savaş (Gri Propaganda). (ikinci baskı). Timaş Yayınları, İstanbul

10 10 Bilgi Yurdu / Sayı 3 / Eylül-Ekim 2007 Röportaj Bilgiyurdu Gençlik Dergisi Sordu Yılmaz ATALAY Yanıtladı Sayın Hocam, ülkemizde Türk diliyle ilgili pek çok sorunumuz var. Halkımız ana diliyle doğru düzgün konuşamıyor. Büyüklerimizin konuşmalarında ve yazılarında bile ifade bozuklukları bulunmakta Yabancı dil hayranlığı ve özentisi de aldı yürüdü. Okullarımızdaki bunca Türkçe dersine rağmen, Türkiye bu açmazlara nasıl düştü? Bir topluluğu millet yapan en önemli unsur dil dir. Dilini kaybeden tüm insan toplulukları zamanla yok olup gitmişler, yani başka bir toplum içerisinde erimişlerdir. Bu derece önemli bir konuya eğilmenizden dolayı, size -bir Türk evladı olarak- sonsuz teşekkürler ediyorum. Sorunuza gelince: Halkımızın ana dilini doğru kullanamayışı, eskiden beri süregelen talihsizliklerden kaynaklanmaktadır. a) Osmanlı İmparatorluğu döneminde halkın kendisi ve halk şairleri hariç, Türkçe tamamen ihmal edilmiştir. Tapu, nüfus, askerlik kayıtları, ders kitapları bugün hiç anlaşılamayacak şekildedir. b) Cumhuriyetten sonra ise, sadeleştirme yapıyoruz sanan bazı kişiler, Osmanlıca dan daha kötü kelimeler uydurmuşlardır. (İlbey, saylav, kırış, kamutay gibi) c) İlkokuldan başlayarak, en önemli ders olarak kabul edilen Türkçe zamanla diğer derslerle aynı olmuş, öğrencilerin özel bir gayret ve titizlik göstermelerine gerek kalmamaıştır. Örnek: (I) Okullarda Türkçe dersi bitirme sınavları, hem yazılı hem sözlü olur, her birinden en az beş alınması şarttır. (II) Türkçe dersinden öğretmenler kurulu kararı ile geçilmez. (III) Daha sonraları Türkçe dersinden kurul kararı ile geçilebilir; ancak sınıf öğretmeninin muvafakatı şarttır. (IV) Mühendis yetiştiren okullar bile (örneğin Yıldız Teknik gibi) diğer sınavların yanında kompozisyon sınavı yapardı. (V) Türkçe öğretmeni olacak öğrenciler, normal üniversite sınavı sonrası, üç veya dört komisyon önünde sözlü mülakata alınır, fiziği, mantığı ve Türkçeyi iyi kullanması çok ince elekten elenirdi. (VI) İlkokuldan (şimdi temel eğitimden) itibaren girilen her sınav test usulü olduğundan, öğrencilerin pek çoğu kompozisyon yazmayı bilmez, hatta bir dilekçe bile yazamaz. Tanzimatla başlayan Batı hayranlığı veya Batı özentisi, birçok kişinin, birkaç kelime de olsa, Türkçe kelimeler yerine yabancı kelimeler kullanmalarına yol açmıştır. İş yerlerine yabancı isimler koymak, gençlerin giysilerine anlamlarını hiç bilmedikleri yabancı isimler yazmak gibi.. Çok ilginçtir, hiçbir zaman bir turistin bile girmesi söz konusu olmayan Onay sinemasında EXIT ENTRENCE yazıları bulunmaktadır. Size göre, hemen alınması gereken önlemler nelerdir? Türkçemizin, olması gereken yere çıkabilmesi için acilen alınması gereken önlemler özetle şöyle sıralanabilir: a) Her şeyden önce ana sınıfı dâhil bütün okul, kurs ve her türlü eğitim merkezinde insanımıza millî şuur (millet bilinci) aşılanmalıdır. Turgut Özal ın Cumhurbaşkanlığı döneminde getirilen Japon heyeti, Cumhurbaşkanına ve Millî Eğitim Bakanına: Sizin gençlerinizde millî şuur yok, tarih bilinci yok. Çanakkale destanı bizde olsa her tür öğrenciyi mutlaka oraya götürür bu emsalsiz kıvancı, gençlerimize kazandırırdık demişlerdir. Tarihini, milletini seven bir kimse elbette dilini de çok sevecektir. b) Türkçe dersi eski kıymetine kavuşturulacak. Türkçeden kalan bir öğrenci, sınıfta kalmış sayılacak. c) Türkçe öğretmenleri çok iyi seçilip, yetiştirilecek; sık sık hizmet içi eğitime alınacak, başarılar ödüllendirilecek. d) Türk Dil Kurumunun, her imla kılavuzunda yeni bir dil kuralı icat etmesi engellenecek. e) Devlet, acilen dil kurallarının ve dil terminolojisinin kişiler elinde oyuncak olmasına engel olacak. Not: (d) ve (e) maddeleri için Yılmaz Atalay ın te Türk Ocakları Kayseri Şubesindeki dil konulu panelde yaptığı konuşma metnine bakınız. Yıllarca Millî Eğitim Müdürlüğü yaptınız ve uzun bir süredir dershanelerde Türkçe dersi veriyorsunuz. Bilgi birikiminize ve tecrübelerinize dayanarak genç Türkçe öğretmenlerimize neler söylemek istersiniz? Gerek Türkçe, gerekse diğer tüm öğretmen arkadaşlarımıza ilk tavsiyem: bilgili olmaktır. Çünkü bilgi insanı kuvvetli yapar. Sınıf içinde de, sınıf dışında da bilgi, otoritenizi ve saygınlığınızı artıracaktır.

11 Bilgi Yurdu / Sayı 3 / Eylül-Ekim Türkçe öğretmenleri, hem telaffuz, hem de yazım (imla) hatası yapmamalıdır. Türkçe öğretmenleri, çok okumalı, günlük olaylar dâhil hemen her konuda tam planlı bir kompozisyon yazabilmelidir. Türkçe (veya dil bilgisi) derslerinde kuru bilgiler aktarma yerine pratik bilgiler ve uygulamayı esas almalı, öğretilecek her şeyi günlük hayatla irtibatlandırmalıdır. Türk ün dili Türkçe dir Bu sözcükler necedir Röportaj Türkçeyi iyi öğrenmek isteyen öğrencilerimize neler tavsiye edersiniz? Türkçeyi iyi öğrenmek isteyen gençlere söylenecek ilk şey, dilimizin kurallarını iyice öğrenmektir. Türkçe, bazılarının sandığı gibi sıradan bir dil değil; tam tersine her şeyi ile kuralları olan en üstün dildir. 17 yabancı dil öğrenmiş bir Batılı şöyle diyor: Birçok dil öğrendim. Türkçe, özellikle dikkatimi çekti. Türkçeyi iyi öğrenmek için Arapça ve Farsçayı da öğrendim. Sonunda şunu gördüm. Türkçe öyle bir dil ki, kuralları aynen satranç kuralları gibi kesin ve açık Satrançta hangi taş nereye, ne kadar gider bu kesin olarak bellidir. Türkçenin kuralları da aynen böyle kesin ve bellidir. Bana sorulmamış bir soru var ki, ona da cevap vermiş olayım. Türkçemizin güzel konuşulup, yazılmasında, velilere (ana-babalara) düşen görevler var mıdır? Elbette vardır. Evde düzgün kullanılan Türkçe, dillenmekte olan çocuğa aynen geçecektir. Şu halde dili evde de çok güzel kullanmaya gayret etmeliyiz. (Ağaç yaşken eğilir) Üzülerek görüyoruz ki, devlet televizyonu ve devleti yönetenler bile bazen çok kötü örnek olacak şekilde Türkçe hataları yapıyorlar. Örnek olarak süre ile süreç kelimelerini her zaman karıştıran devlet büyüklerini görüyoruz. Bazen de televizyon maalesef uyduruk kelimeleri kullanmada öncülük ediyor. Türk dil zevkini kazanmaları açısından Türk gençlerinin, mutlaka okumaları gereken beş eserin adını söyler misiniz? Gençlere, Türkçemizin zevkine varabilmeleri için okumaları gereken eser isimleri vermekten ziyade, Türkçe yazan, yazdıkları Türk milletine yakışan yazarların eserlerini okumalarını tavsiye ediyorum. Türkçemizin kaynağı ve lügati, halk şiiri ile halk türküleridir. En doğru Türkçe oradadır. Gençlerimizin bu iki kaynağa çok sıkı sarılmalarını önemle tavsiye ediyorum. Koca Yunus tan başlayarak, dilimize emeği geçen herkese saygılar sunuyorum, rahmet ve minnetle anıyorum.

12 12 Bilgi Yurdu / Sayı 3 / Eylül-Ekim 2007 İnceleme Okullarımızda ve ÖSS de Dil Karmaşası Yılmaz ATALAY Türkçe Öğretmeni / Milli Eğitim Eski Müdürü Bir insanım: Ben şu milletin evladıyım. diyebilmesi için, o milletin dilini çok iyi bilmesi; dilci olsun olmasın, diline her zaman ve her şekilde sahip çıkması gerekir. Dilimizdeki bozulmanın boyutları, sebepleri, sonuçları gibi çok geniş bir yelpazenin, ben sadece okullarımız ve özellikle ÖSS (Üniversite Öğrenci Seçme Sınavı) boyutuna değinmek istiyorum. Üniversiteler ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında gereken uyum sağlanamamakta, üniversite sınavlarında sorulan sorular, hem konuları (müfredatı) hem de dil ve terminoloji bakımından lise ders kitapları ile büyük farklılık göstermektedir. Üniversite adayı yavrularımız bir yandan üniversitenin sorduğu, ancak lise müfredatında olmayan konuları öğrenmek için dershaneleri doldururken, bir yandan da lise müfredatında olduğu halde, üniversitenin sormadığı konuları boşuna öğrenmekte, böylece de emeği ve zamanı boşa gitmektedir. Bu elim olaya terminoloji açısından bakarsak, durumun, daha da vahim olduğu görülmektedir. Biraz sonra örnekleri ile izah etmeye çalışacağım bu üzücü tablo, iki boyutlu olarak ortaya çıkmaktadır. Birincisi, liselerde kullanılan tanım ve terimlerin, üniversite sınavlarında sorulanlarla birbirini tutmaması. İkincisi ise, üniversite sınavlarında kullanılan terimlerin ve ifadelerin her yıl değişikliğe uğramasıdır. Her Türk evladını derinden üzen bu elim tablo, bugünün işi olmayıp, uzun süredir yürekleri yakıp kavurarak devam edegelmektetir. Yıllar önce, üniversite sınavlarında derece alan öğrencilerle ilgili canlı bir televizyon programında İstanbul dan bir bayan öğretmen, zamanın Milli Eğitim Bakanı na hitaben: Sayın Bakanım, ben bir dershanede öğretmenim. Eğitimdeki diğer olumsuzlukların yanında, en önemlisi, en acili ve en tehlikelisi terminoloji kargaşasıdır. Lütfen bu konuya acilen bir çözüm bulunuz. diye adeta feryat etti. Bu sözler üzerine Sayın Bakan gülümseyerek: Benim öğretmenim akıllı ve beceriklidir. Elbette bu sorunun da üstesinden gelmesini bilir. cevabını verdi. Aradan 10 seneden fazla bir zaman geçti. Hiçbir kimse bu hayati konuya el atmadı. Bu millî dava kemikleşerek, kangrenleşerek bu güne kadar geldi. Güzel dilimizdeki bu hastalığa Lise-Üniversite ilişkisi boyutunda birkaç örnek vererek, konuyu somutlaştıralım. 1-Komisyon tarafından yazılan Lise Dilbilim-2 kitabı sayfa 45 te: tümleyen+tümlenen= tümleme; ayrıca: belirtili tümleme, belirtisiz tümleme, takısız tümleme gibi ifadeler yer almaktadır. ÖSS de sorulan sorularda (1992 ÖSS, 11.soru; 1992 ÖYS, 18. soruda) bu kelimeler: tamlayan ve tamlanan şeklinde yer almaktadır. 2 Yine Lise Dilbilim-2 kitabının 48. sayfasında: Ad durumları sayılmış, tamlayan grubu diye bir şeyden söz edilerek (ev-in) kelimesi örnek olarak gösterilmiştir. Böylece ismin halleri; 5 ten, 6 ya çıkarılmıştır. ÖSS de sorulan sorularda böyle bir ifade yer almamaktadır. 3 Türk Dili Lise-3 kitabı 48. sayfada yer alan: Yer Tamlayıcı sözüne, ÖSS soruları arasında rastlanmamaktadır. ÖSS, bu söz yerine: Dolaylı Tümleç terimini kullanmaktadır. 4 Türk Dili Lise 3- kitabı 25. sayfada konu başlığı olarak Sıfat Fiil Gurubu denilirken, aynı sayfanın içinde: Sıfat eylem grubu denilmektedir. Aynı kitap, 26. sayfa başında konu başlığı olarak: Zarf Fiil Grubu denilirken, aynı sayfada: Zarf Eylem Grubu denilmektedir. Böylelikle Milli Eğitim Bakanlığınca kabul edilmiş bir kitabın bir

13 Bilgi Yurdu / Sayı 3 / Eylül-Ekim sayfasında bile, terminoloji kargaşası olduğu hazin gerçeği ortaya çıkmaktadır. 5 Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlatılmış, kabul edilmiş, bastırılmış kitapların tanım ve terimlerinde bile uyuşmazlıklar hatta zıtlıklar bulunması çok üzücüdür. Dil gibi en hayati konuda, böyle bir durumun izahı mümkün değildir. Şöyle ki: a- bında tümleyen tümlenen ifadeleri yer alırken; Yukarıda söylediğimiz Lise Dilbilim-2 kita- Türk Dili Lise 3 kitabının 9. sayfasında: tamlayan, tamlanan ifadeleri kullanılmaktadır. b- me: tümleyen tümlenenin ya neden yapıldığını Lise Dilbilim-2, sayfa 46 da: Takısız tümle- gösterir ya da tümlenenin neye benzediğini gösterir. denilmektedir. Türk Dili Lise-3, sayfa 10 ve 11 de: Takısız Ad Tamlaması:. Takısız Ad Tamlamalarında tamlayan, tamlananın neden, hangi maddeden yapıldığını gösterir. Kadife yelek: Takısız ad tamlaması. Kadife el (ad) (ad) (sıfat) (ad) El ile kadife arasında bir benzerlik kurulduğu için, kadife el sözcük grubu sıfat tamlaması dır denilmektedir. Bu örnekte hem terimler arasında, hem de tanımlar arasında tutarsızlık, hatta zıtlık olduğu görülmektedir. Yani öğrencilerimizin Lise-2 ve Lise- 3 te aynı konuda öğrendikleri birbirini tutmamaktadır. Şimdi de, dildeki tahribatın ÖSS (Öğrenci Seçme Sınavı) boyutuna bir göz atalım. Bütün meslektaşlarımızın yakından bildikleri gibi, öğretmenliğe başladığımız yıllarda, her şeyin bir adı vardı: İsim, sıfat, zamir, fiil vs. gibi. Şimdi ise, üniversite sınavlarında hangi ismin veya terimin kullanılacağını tahmin edemediğimizden, bir konunun veya bir şeyin asıl isminin yanında; sonradan, sun i olarak yakıştırılan tüm isimlerini öğretiyoruz. Bu durum, üniversite adayı gençlerimizin, bir yerine iki, üç hatta dört kelime öğrenmesine yol açmakta, gereksiz yere zihinleri abur cuburla doldurulmaktadır. Öte yandan, her şeyin en az iki adının bulunması, yani eş anlamlı kelimelerin çok olması güzel dilimizin gün geçtikçe bozulduğunu göstermektedir. Birkaç örnek verelim: Konuları aktarmak için hazırladığımız ders notlarında: İsim (ad), sıfat (ön ad), zarf (belirteç), fiil (eylem), istiare (iğretileme) gibi bir, yerine iki kelime kullanırken, bazen bu durum, bir yerine üç, hatta dört kelimeye kadar çıkmaktadır. ÖRNEK: Mecaz-ı mürsel (düz değişmece, ad aktarması): Bir yerine üç isim. İsim-fiil (ad eylem, eylem adı, mastar): Bir yerine dört isim. İkileme (ikizleme, yineleme, tekrar): Yine bir yerine dört isim. Özel dershanelerin ve bu dershanelere yönelik gelişigüzel yazılmış kitapların her birinde, yeni bir kelime veya terimin icat edilmiş olması, olağan hale gelmiştir. Resmi okullarda okutulan, kendi denetimi altındaki kitaplarda bile, konu ve terminoloji birliği sağlayamamış bir bakanlığın, özel dershane ve özel yayınlara hiç bir denetiminin olamayacağı tabiidir. Üniversite sınavlarında soruları hazırlayan değerli hocalar, piyasalardaki bu kitaplardan mı? Yoksa, kitapları yazanlar, üniversite sınav sorularını hazırlayanlardan mı etkilenir bilinmez ama her sınavda, neden değiştirildiğini bir türlü anlayamadığımız hiç duyulmamış bir kelime veya terimle karşılaşabilirsiniz. Birkaç örnek verelim: Yıl Sınav türü Soru Nu ÖYS 12 ADIL 1995 ÖSS 14 ZAMİR 2004 ÖSS 11 İLGİ ADILI (ilgi zamiri) 1995 ÖSS 15 AD 1996 ÖSS 17 İSİM 2004 ÖSS 15 AD 1991 ÖYS 19 AD TAMLAMASI 1992 ÖYS 18 İSİM TAMLAMASI 1993 ÖYS 15 AD TAKIMI 1991 ÖYS 20 İSİM FİİL 2001 ÖSS 17 AD EYLEM 1986 ÖYS 6 ve 8. KELİME 2001 ÖSS 17 SÖZCÜK 1993 ÖYS 13 BELİRTEÇ (ZARF) 2003 ÖSS 17 BELİRTEÇ 2004 ÖSS 14 ZARF İnceleme

14 14 Bilgi Yurdu / Sayı 3 / Eylül-Ekim 2007 İnceleme Yıl Sınav türü Soru Nu ÖYS 17 EDAT (İLGEÇ) 2002 ÖSS 16 İLGEÇ 1992 ÖYS 11 EYLEM (aynı sınavda) 1992 ÖYS 12 FİİL (aynı sınavda) 1995 ÖYS 19 EYLEM 2003 ÖSS 15 FİİL 2003 ÖSS 16 EYLEM, FİİL (aynı sınav aynı soru) 1982 ÖSS 17 BİLEŞİK EYLEM 1992 ÖYS 12 BİLEŞİK FİİL 1990 ÖYS 24 PARANTEZ 2004 ÖSS 18 AYRAÇ 1991 ÖYS 16 BİLEŞİK 1992 ÖYS 12 BİLEŞİK 1996 ÖSS 18 BİLEŞİK 2004 ÖSS 15 BİRLEŞİK 1990 ÖYS 45 EDEBİYAT ÜRÜNÜ 2004 ÖSS 3 YAZINSAL YARATI her önüne gelen, dilde her gün yeni bir kural icat etmektedir. Her yeni basım imla kılavuzu, yeni kurallar getirdiğinden, güzel dilimizi iyi bildiğini söyleyenler bile, çok güç durumlarda kalmaktadır. Biz öğretmenler, bir yıl önce öğrettiklerimizin çoğu kez, tam tersini söylemek zorunda kalmaktayız. Birkaç örnek verelim: İmla Kılavuzu Tarihi Sayfa Numarası parantez parantez ayraç bu gibi adların, kesme işareti kullanılmadan, Ahmedi, Mehmedi, Sinobu, Zonguldağı olarak yazılmasına özen gösterilmesi gerekir ÖSS 10 İMGE 1995 ÖYS 35 DÜŞ 1987 ÖYS 1,2,3,5 KELİME 1988 ÖYS 1,2,3,4 SÖZCÜK 1987 ÖYS 25 KELİME ÇEŞİDİ 1988 ÖYS 18 SÖZCÜK TÜRÜ Yukarıda örneklemeye çalıştığım üniversite sınavlarındaki dilin bu kadar kısa bir sürede değiştirilmesi, dünyada eşine rastlanamayacak bir hadisedir. Eğer bu gayretkeşlik, dilimizdeki yabancı kelimelerin ayıklanması gibi masum ve mantıklı bir gerekçeye dayandırılmaya çalışılıyorsa: 1992 de eylem, aynı sınavda fiil; 1995 te eylem, 2003 te fiil; yine aynı sınavda ve aynı soruda eylem ve fiil kelimelerinin birlikte kullanılması, dildeki bu kargaşanın hiçbir ilmi gerçeğe ve izaha dayanmadığı izlenimini vermektedir. Son bir örnek olarak: 1990 yılında edebiyat ürünü denilirken, 2004 yılında yazınsal yaratı denilerek, pek çok kimsenin anlayamadığı, garip bir ifade ortaya çıkarılmıştır. Çok kısa olarak, birkaç örnekle de, imla kılavuzlarında yer alan dil tahribatına değinmek istiyorum. Batılı bir dil bilimcinin, dilimizdeki kuralları, satranç taşlarının hareketlerindeki, hiç değişmeyen, çok muntazam kurallara benzetmesine karşılık, başta Türk Dil Kurumu olmak üzere, Ahmet, Mehmet, Sinop, Zonguldak gibi örneklerde kesme işareti kullanılır. Ancak kelimeler; Ahmedi, Mehmedi, Sinobu, Zonguldağı şeklinde telaffuz edilir. O zamiri, yalnız Atatürk ten söz edildiği zaman büyük harfle yazılabilir. Bu anlamda kullanılan O zamirinin kesme işareti ile O nu, O nun gibi biçimlerde ayrılması doğaldır. Özel adlar yerine o zamiri cümle içerisinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler, kesme işareti ile ayrılmaz. kurum ve kuruluş adları Kısaltma büyük harflerle yazılır normal olarak nokta konur. T.C. T.B.M.M. Ancak bazı kısaltmalarda nokta kullanılmaz TBMM TDK Bayram ve yortuların adları küçük harfle başlar. kurban bayramı, şeker (ramazan) bayramı, paskalya Milli ve dini bayramların adları büyük harfle başlar. Cumhuriyet Bayramı, Kurban Bayramı, Ramazan Bayramı

15 Bilgi Yurdu / Sayı 3 / Eylül-Ekim Bu örneklerde, on iki yıl gibi çok kısa bir zamanda dil kurallarında meydana getirilen tam zıt değişiklikler açıkça görülmektedir. Öte yandan: İmla Kılavuzu Tarihi Sayfa Numarası Coğrafi adların yazılışı konusunda tespit edilen kurallarda, bilimsel yayınlarda özel duruma göre birtakım değişiklikler yapılabilir. (4.madde) Noktalı virgül, kendilerinden evvelki cümleyle ilgi kuran: ancak, fakat, çünkü gibi cümle başı bağlaçlarından önce konur. denilmekte, aynı sayfanın altında ise: Sıra cümleler arasında: ancak,fakat, çünkü gibi cümle başı bağlaçlardan önce yazar, araya nokta, virgül, noktalı virgül koymakta serbesttir. Bu husus yazarın üsluptaki tercihiyle ilgilidir. denilmektedir. Gazete, dergi, kitap ve yazı başlıkları süs için küçük harfle de yazılabilir. Bu ifadeler, dilimizin kurallarını bozup dağıtmak isteyenlere en güzel fırsatı vermiştir. Güzel dilimizdeki bu tahribat ne zamana kadar, nereye kadar sürecektir? İşte acilen cevap bekleyen en hazin soru budur. Günümüzde moda olan: bilişim, yerleşke, yaratı, iletişim gibi kelimeler, TDK Türkçe Sözlüğün 1969 baskısında yoktur. Sözlerime son verirken kafasından uydurduğu dil bilgisi teriminden, büyük bir iş yapmış gibi, yazdığı kitabında övünerek bahseden bir yazarımızın söylediklerine dikkat ve takdirlerinize arz ediyorum: Bu bileşik eyleme olasılık eylemi terimi ad olarak ilk kez bu kitapta verilmiştir. Salim Çelimli ÖSS-ÖYS sayfa:206 İnceleme Kısaltmalarda, herkesçe uyulan, genel bir sistem bulunmamakla birlikte, dilimizde bazı esasların yerleştiği de görülmektedir. denilerek bu konudaki kuralsızlık ilan edilmektedir. Yılmaz Atalay'ın tarihinde Türk Ocakları'nda yaptığı konuşmanın metni)

16 16 Bilgi Yurdu / Sayı 3 / Eylül-Ekim 2007 İnceleme Millî Vicdanın Kanayan Yarası: Kerkük Yunus Emre ÖZKAN Dokunma gönlüme ey deli rüzgâr Onun her telinde bin hıçkırık var e yaklaşırken Irak Türklüğünün içinde bulunduğu durum, millî vicdanın kanayan bir yarası... Türkmen diyarı Kerkük Türkiye den ayrı düştüğü 1918 den beri yüreğimizi yakmaya devam ediyor. Dün Arap ın zulmünü gören kardeşlerimiz bugün ABD nin desteğinde Kürtlerden zulüm görmekteler. I. Dünya Savaşı ndan sonra Musul ve Kerkük İngilizler tarafından işgal edildi, daha sonra buralarla birlikte bir bütün olarak Irak İngiliz mandasına sokuldu Lozan Barış Görüşmeleri nde Misak-ı Milli sınırları içerisinde olan Musul ve Kerkük sorunu bir çözüme kavuşturulamadı. Ardından Haliç Konferanslar serisinde İngiltere ve Türkiye arasındaki ikili görüşmeler gerçekleştirildi. Bundan da bir sonuç alınamayınca, konu Milletler Cemiyeti ne götürüldü. Nihayetinde 1926 yılında İngiltere ve Türkiye arasında imzalanan bir anlaşma ile Musul ve Kerkük Irak a bırakılarak Türkiye den koparıldı. Tarih boyunca Türk şehri olarak anılan Kerkük 1930 lu yıllardan itibaren Irak hükümetleri tarafından sistemli bir şekilde Araplaştırılmaya başlandı. Bu uygulama Saddam Hüseyin zamanında büyük bir hız kazandı. Saddam bir taraftan güneyde bulunan Arapları Kerkük e yerleştirirken diğer taraftan da Kerkük te yaşayan Türkmenleri göçe zorladı. Daha sonra da büyük bir Türk katliamına başladı. Saddam ın amacı Kerkük ün Türk kimliğini ortadan kaldırmaktı. Dün Araplaştırma politikası ile Türk kimliğini eritme çabaları bugün yerini ABD nin Irak ı işgali ile Kürtleştirme politikasına bıraktı. Irak ın işgalinin ardından, peşmergelerin Kerkük e girmeleri, tapu dairelerini yağmalayarak kentin tarihsel hafızasını yok etmek istemeleri, Kürtleri kafileler halinde bölgeye yerleştirmeleri, ardından terör ve vahşet yaratarak, Türkleri göçe zorlayıp bölgedeki nüfus dengelerini kendi lehlerinde değiştirmek istemeleri, göçe yanaşmayan Türkmenleri toplu bir katliama tabi tutmaları yine Kerkük teki Türk kimliğini ortadan kaldırmayı ve bu yılın sonunda yapılacak olan referandumda petrol zengini Kerkük ün Kürt yönetimine dahil edilmesini hedeflemektedir. Uzun zamandır zulme uğrayan insani ve millî hakları çiğnenen Türkmen kardeşlerimiz millî vicdanında zafiyet olan siyasilerimiz, medyamız ve aydınlarımız tarafından unutulmuş görünüyor. Bir gün Kerkük e Musul a girmezsem gözlerim açık gider. diyen büyük kurtarıcı M. K. Atatürk ten sonra Misak-ı Milli sınırları içerisinde bulunan Kerkük ü vazgeçilmez bir ülkü olarak görüp, bu ülküyü layıkıyla güdecek ne tek bir cumhurbaşkanı ne de bir başbakan çıkmıştır. Atatürk ten sonra gelen bütün iktidar ve devlet adamları Türkmenleri görmezlikten gelmiş, onları yok saymıştır. Onlarla ilgili görünenler ise bir iki göstermelik laftan başka hiçbir şey yapmamışlardır. Atatürk ün düşündüğünü, hissettiğini anlamayan yahut anlamak istemeyen, üstelik bütün savunma mekanizmalarını Atatürkçülük üzerine kuran, günlük hayatta her şeyi gündeme getirirken Atatürk ü kalkan gibi kullanan sözde aydınlarımız ve besleme basınımız da Kerkük söz konusu olunca susmakta ve geri adım atmaktadır. Yani siyasilerimiz, medyamız ve basınımız yapılan haksızlığa ve zulme karşı gözlerini yumarak, kulaklarını tıkayarak Türkmen kardeşlerimizin ağır baskılar altında yaşamalarında pay sahibi olmuşlardır. Türk milleti kardeşlerini yok sayan ve onlara yapılan zulümleri görmezlikten gelen basiretsiz idarecileri, sözde aydınları ve besleme basını, dün Türkmen e kan kusturan çarşaf asar gibi her gün Türk asan zalim Saddam Hüseyin ve yandaşlarını, bugün ABD den aldığı destekle vahşet ve dehşet saçarak kardeşlerimizi toptan bir katliama tabi tutan kukla peşmerge yöneticilerini kendi vicdanında mahkûm etmiştir. İçerde ve dışarıda her fırsatta Türk e ihanet eden hainler şunu iyi bilin ki zulüm hiçbir zaman payidar olmamıştır. Bu soylu millet bir gün cezanızı mutlaka kesecektir. Gün gelecek bugün olduğu gibi kiminiz ABD nin, kiminiz Fars ın, kiminiz Arap ın ayakları altına düştüğünüzde eyvah diyeceksiniz ama Türk milleti sizden çoktan yüz çevirmiş olacak. Bu sonu asla unutmayın. Son olarak bu şerefli milletin şanlı devletini yönetmeye talip olanlara da bir çift sözümüz olacak: Türk milleti ile ilgili karar alma organlarının başında bulunan siyasi parti yöneticileri ve devlet adamları, bu devleti kuran asli unsura ikinci sınıf insan muamelesi yapanların akıbetini tarihten okuyun da ibret alın. Türk e ve Türk milliyetçilerine hak ettiği değeri verin. Kerkük ü, Musul u unutmayın. Irak ta yaşayan soydaşlarımızın koruyucusu olduğunuzu bütün dünyaya duyurun. Onların zulme uğradığını bütün dünyaya haykırın

17 Bilgi Yurdu / Sayı 3 / Eylül-Ekim Yavuz Sezer OĞUZHAN Kahraman Enver Paşa İsmail Enver, bir rivayete göre 1881 diğer bir rivayete göre de 1882 yılında dünyaya gelmiştir. Türk tarihinin haksızlığa uğrayan kahramanlarındandır Enver Paşa. İnandığı, savunduğu ve uğruna can verdiği dava ne kadar mukaddes hâlbuki. Ruhunu, yüreğini ve beynini Türk milleti için kullanan nadide askerlerdendir o. Gözü kapalı ateşe atlamasını bir vazife bilen biriydi o. Bir düşünelim neler diyoruz Enver Paşa ya? Enver Paşa, Alman hayranıdır. Çünkü o, 1. Dünya Harbi ne girmemizin en büyük sorumlusudur. Hepimize bu hüküm ezberletilmiştir. Buna en güzel cevabı Teşkilat-ı Mahsusa reisi Eşref Sencer Kuşçubaşı veriyor. Diyor ki Eşref Sencer Türk ordusunun 1. Dünya Harbine girmesi kaçınılmazdı. Osmanlı temsilcileri olarak tarafsız kalmayı kararlaştırmamıza ve bunu taraflara (İtilaf ve İttifak devletleri) bildirmiş olmamıza rağmen İtilaf devletleri bunun kabul edilemeyeceğini ve bizleri düşman ilan edeceklerini söylediler. Sonra İngiltere nin başını çektiği kuvvete müracaat ettik ama yine kabul görmedik. Böylelikle biz de kalan tek kuvvete kaydık. Görüldüğü üzere savaşa büyük bir arzu ile veya Alman hayranlığından değil, mecburiyetten girilmiştir. Osmanlı nın bir tavır sergilemesi zaten lazım bir durumdu. Nasıl olmasın ki? Dünya devletlerinin gözü Osmanlı topraklarında idi. Topraklarını savunmamak da vatanpervere yakışacak bir vaziyet değildi. Bir diğer iddiada ne deniliyor? Enver Paşa, maceraperest bir kişilikte olduğundan (ki bu durum cihan savaşına girmemizde de etkili olduğu iddiaları vardır) Sarıkamış ta askerin donarak şehit olmasına sebebiyet vermiştir. Vatanını, milletini, askerini bu kadar seven biri, böyle bir şeyi neden yapar hiç düşünmüyoruz. (Şehit olanların sayısının mübalağa edildiğini söyleyenler var. Zaten şehit olduğu da ispatlanamamıştır.) Tarih biliminin genel kaidelerinden biri olan zamana ve şartlara göre değerlendirme ne yazık ki burada hükmünü kaybediyor. Kaçımız düşündü neden o vakitte gidildi, başka bir çare yok muydu diye. Rusları bir an evvel engellemeye çalışabileceğini neden düşünemedik? Geç kalınsaydı neler olacaktı(başarısız olduk ve neler olduğunu gördük)? O değil miydi Teşkilat-ı Mahsusa gibi harika bir teşkilatın fikir babası? O değil miydi Trablus-Garb da Eşref Sencer ile Mustafa Kemal ile omuz omuza mücadele ederek İtalyanları püskürten? Yine o değil miydi arkadaşlarıyla Edirne yi düşman elinden alan? Dünyanın ilk Türk Cumhuriyeti olan Batı Trakya Türk Cumhuriyeti nin kurulmasında nasıl bir tesiri olduğunu biliyor muyuz? Dünya Savaşı ndan sonra Anadolu dan ayrılmak zorunda kalan Enver Paşa, bu zamandan sonra da yine milleti ve emperyalizm altında inleyen doğu milletleri için mücadele etmeyi ihmal etmemiştir. İttihad ve Terakki ye benzeyen bir teşkilat oluşturmuştur. Adı İttihat-i İslam. Bu örgütün gayesi ise bütün Müslüman âleminin hürriyetine kavuşması idi. Mısır da, Trablus-Garb da Berlin de, Suriye de, Hindistan da ve Kafkasya da temsilcilikler kuruldu. Çok büyük işler yaptı bu teşkilat gizliden gizliye. Maddi manada sesi duyulmadı belki ama Hindistan teşkilatının içerisinde yer alan Mahatma Gandhi, Muhammed İkbal hep bu sudan içmişlerdir. Kuzey Afrika, bu sudan nasibini alarak hürriyet mücadelesine girişmiştir. Ömrünün her nefesini mukaddes addettiği Turan (O dönemde Türkçü olan herkesin -Mustafa Kemal de başrollerdedir- Turan fikri vardır. Türkçülük ü ve Turancılık ı o yüzden aynı kabul ediyoruz) ülküsü için harcayan birine nasıl olur da hain damgasını vurabiliriz? Türkistan topraklarında Ruslara karşı vermiş olduğu mücadele herkes tarafından bilinmeli. Oradaki Türkleri teşkilatlandırarak gerilla taktiği ile Rus ordularına nasıl zarar verdiği öğrenilmeli. Ve bir mitralyözün başına isabet etmesi ile bayramın ikinci günü şehit edilmesi bir devin yıkılması demek olduğu idrak edilmeli. Tacikistan da senelerdir metfun kalan büyük kahraman, ancak 1996 da Türkiye ye getirilebilmiştir. O, bütün Türklerin kahramanıdır. Sadece Türkiye nin değil. Ve tabii ki bütün doğu milletlerinin Bakın silah arkadaşı Eşref Sencer ne diyor Bu asrın (20. asır) iki büyük Türkü vardır. Biri Enver Paşa, diğer ise Mustafa Kemal dir. O, uğruna gözyaşı döktüğüm nadir kahramanlardan (Abdulhamid de dâhil). Cihan Harbi ni kazandığımızı düşünün. Ve her şeyin tersine dönüp en büyük kahramanın Enver Paşa ilan edileceğini bilin. İşte tarih böyle bir şey. Mağlubiyet, kahramanlığın önündeki en büyük mani Hâlbuki kıstasımız, netice değil hareket olmalı. Teşebbüs olmalı. Bu vatan, bu millet için hakkıyla savaşmış, yaralanmış, terlemiş, mağlup olmuş, galibiyet almış herkese minnet borçluyuz. Tarih

18 18 Bilgi Yurdu / Sayı 3 / Eylül-Ekim 2007 Teknolojinin Seyir Defteri Teknoloji Metin ÖZBEK Teknoparklar ve Verimliliklerinin Artırılması Üzerine Öneriler GİRİŞ İlk örneği, Stanford Üniversitesi tarafından kurulan ve bugünkü adıyla Silikon Vadisi haline dönüştüğü düşünülen teknoparklar; kurulduğu yöre, bölge ve genel olarak ülkedeki bilgiye dayalı kurumların ve işletmelerin teknolojik açıdan rekabet edebilirliğini ve yenilikçi (innovation) niteliğini geliştirmek amacıyla kurulmuşlardır. TEKNOPARKLARIN TARİHSEL GELİŞİMİ Tarihsel gelişimine bakıldığı zaman, 19. yüzyılın başlarında Batıda sanayi devrimi ile üniversitelerin araştırma laboratuarları kurmaları ve bunlara verilen önemin artırılmasıyla başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı boyunca çalışmaların askeri teknolojilere kaydırılması ile devam etmiştir. Sonraki yıllarda Soğuk Savaş ile artan savunma harcamaları elektronik, haberleşme ve bilgisayar gibi sektörlerde öncelikle bilimsel araştırmalara önemli kamu kaynakları ayrılmasını zorunlu kılmıştır. Bu dönemde, askeri uygulamalar dışında, araştırmaların uzunca bir süre bilimsel veriler olarak kaldığı elde edilen bir çok sonucun özellikle inovasyon eksikliği nedeniyle teknolojik uygulamalara, ürün ve hizmetlere uzun süre dönüşemediği dikkati çekmektedir Fusfeld, (1995) li yıllara gelindiğinde değişen dünya düzeni, üniversite-sanayi ilişkisinin ve genel anlamda araştırma geliştirme faaliyetlerinin değişmesine neden olmuştur. Bu yıllarda başta Japonya olmak üzere Uzak Doğu ülkelerinin dünyadaki pazar paylarının artması, A.B.D ve İngiltere gibi kalkınmış devletleri yeni bir üniversitesanayi işbirliğine itmiştir. Rekabetçi Yaklaşım olarak isimlendirilen bu yeni model teknoparkların temelini oluşturmuştur. Bu sürece A.B.D den sonra İngiltere de katılmış ve Avrupa da model hızla benimsenmeye başlanmıştır. Gelinen bu noktada gelişmiş ülkelerde üniversitesanayi işbirliğinin yeniden gözden geçirilmesi ihtiyacı doğmuştur. Sürekli değişen küresel ekonomi için verimlilik, kalite ve esnekliğe dayalı üretim modeli bir grup bilim adamı tarafından geliştirilmiş ve buna yeni sosyal sözleşme denilmiştir Vavakova, (1998). TEKNOPARKLARDAN BEKLENENLER Üniversite-sanayi işbirliği düşüncesi ülkemizde Batıdan esinlenilerek 1980 li yılların ortalarında gündeme gelmiş ve bu düşünce İTÜ, TÜBİTAK, Marmara Araştırma Enstitüsü, ODTÜ, Ege Üniversitesi ve daha sonra diğer üniversitelerde Teknoparklar, Bilim-Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezleri, KOSGEB Araştırma Merkezleri gibi ortaya çıkmıştır Yüce, (1997). Türkiye de, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu olarak bilinen 4691 sayılı kanun tarihinde kabul edilmiş ve bu bölgeler yasal düzenleme altına alınmıştır. Ülkemizde Üniversite-Sanayi işbirliği çalışmaları sanayinin gelişmiş bölgelerinde daha hızlı gelişirken buna az gereksinim duyulan bölgelerde o oranda zayıf kalmıştır. Dünyada veya gelişmiş ülkelerde bakıldığında da bizim ülkemizdeki sanayi işbirliğinin zayıf kaldığı görülür. Bu eksikliği gidermek için dünyadaki gelişmelere uygun olarak kurulan, teknoloji geliştirme bölgelerinden beklenenlere genel olarak toplumun, üniversitelerin ve sanayicinin tarafından incelenmelidir. Üniversitenin gözünden bakılacak olursa; Çalışma ve araştırma konularını sanayicinin istediği yönde düzenleyerek bu çalışmalardan ekonomiye katkı sağlamak ve ayrıca bilimsel yayın çıkarmak. Sanayiye yönelik çalışmalardan patent almak ve patentlerden gelir sağlamak. Mezunlarına ve öğrencilerine iş imkanı sağlayarak öğrencileri piyasada aranır eleman haline getirmek, Yapılacak araştırmalar için kullanılacak laboratuarları ve teçhizatları dahil etmektir. Üniversite bünyesine dahil etmektir. Sanayicinin beklentileri ise; Ar-Ge birimi kurmadan bunu üniversitenin imkanları ile yaparak önemli bir yatırımdan kaçınmak. Tüketicilerin istekleri doğrultusunda rekabet gücünü artırarak, ucuz ve kaliteli üretimi sağlamak. TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGELERİNDE ÜRETKENLİĞİ KISITLAYAN FAKTÖRLER VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Büyük hedeflerle kurulmuş teknoparkların önündeki engellerin bir kısmı mevcut eğitim sisteminden, bazıları ise bu kuruluşların ülkemizde yeni olmasının verdiği tecrübesizlikten kaynaklanmaktadır. Bunlar şöyle sıralanabilir: Mevcut sistemde öğretim elemanları ve sanayi arasında işbirliğini sağlayabilecek belli bir düzenleme mevcut değildir. Bunda eğitimin teorik olması ve sanayicinin Ar-Ge yi masraflı görerek doğrudan hazır teknolojiyi kullanması etkilidir. Atamalarında kullanmak üzere akademik yayın yapan ve kalan vaktini ders vermekle geçiren akademisyenler yaptıkları araştırmaları gündelik hayata geçirmeye ve ülkeye katma değer sağlayacak ürünlere dönüştürmeye fırsat bulamamaktadırlar. Buna

19 Bilgi Yurdu / Sayı 3 / Eylül-Ekim Teknoloji ek olarak sanayiciler üretim ortamlarını ve işlemlerini geliştirecek Ar-Ge faaliyetlerini pahalı ve yavaş bulduklarından bu sektöre yatırım yapmamaktadırlar. Buna rağmen üniversite ile sanayi arasındaki iletişim eksikliği öğretim elemanlarımızın akademik atamalarında belli bir süre çalışmış olma şartı aranılarak giderilebilir. Üniversiteler Organize Sanayi Bölgelerinde temsilcilikler açmalı ve buralarda sanayicinin fikirlerini ve ihtiyaçlarını belirtebileceği bir platform oluşturulmalıdır. İnternette, sanayicilerin sorunlarını açıkladığı ve akademisyenlerinde bu sorulara cevap vermeye çalıştığı uygun web siteleri oluşturulabilir. Bu siteler akademisyenlerin geliştirdikleri çözümleri duyurabilecekleri ve sanayicilerin sorunlarına çözüm arayabilecekleri bir ilan panosu gibi görev yapmalıdır. Bu alanlar çift yönlü çalışmalıdır. Hem sanayici sorununu buradan ilan etmeli ve ilgilenenler sanayiciye ulaşabilmeli, hem de mevcut çözüm önerilerine sahip akademisyenler projelerini buradan ilan edebilmelidirler. Üniversite gençliğine teknoparklar ve imkanları yeterince anlatılmalıdır. Bunun için üniversitelerin değişik birimlerinde etkinlikler düzenlenmelidir. Türkiye nin teknoloji ve sanayi politikaları kesin olarak belirlenmelidir. Bu plan yapılırken şu an hakim olan montaj sanayinden sırasıyla önce taklit sanayine ve sonra da millî sanayiye geçilebilecek şekilde yapılmalıdır. Şu an hakim olan montaj sanayinden kaynaklanan sebeplerden dolayı kuruluşlar yeterince mühendis istihdam etmediklerinden buralarda modernizasyon faaliyetleri yürütülememektedir. Bu da montaj sanayinin devam etmesine neden olmaktadır. Bunun önüne geçmek içinse mühendislik eğitiminin kalitesi artırılarak, mühendisler uygulayıcı olmaktan çıkarılıp asli görevleri olan araştırmacılığa kaydırılmalıdırlar. Ayrıca belirli kapasitede üretim yapan işletmelerde üretilen ürün kalitesini denetleyen mühendislerle birlikte Elektrik-Elektronik, Makine mühendisleri gibi mühendislerin de çalıştırılması zorunlu hale getirilmelidir. Küreselleşme ile artan rekabete ayak uydurmak için kaynaklar %100 verimle kullanılmalıdır. Teknoloji yarışında üniversite-sanayi işbirliği sıkı temellere oturtulmalı ve teknoparklar azami verimde işletilmelidir. Profesyonel yönetim anlayışı gereği Kurumsal Organizasyon ve Entegre Yönetim Modelleri benimsenmelidir. Kurumsal Organizasyon gereği şirketler ve üniversiteler karşılıklı amaçlarını ve hedeflerini belirlemelidirler. Bu amaçlar kısa, orta, uzun vadeli olarak seçilmelidir. Hedeflerin gerçekleşmelerine göre yapılacak ödüllendirme, performans yönetiminin temelini oluşturmalıdır. Üniversitelerde kurulacak koordinasyon merkezleri veya ofislerin başlıca görevleri ise üniversitelerin sahip oldukları uzmanlıkları veri tabanları aracılıklarıyla ile sanayiye iletmek, üniversitedeki uzman hocaların sanayi deneyimi kazanmaları için belli bir süre tam zamanlı olarak sanayide uygulama yönelik çalışmaların sağlanması, kilit sanayi kuruluşlarına üniversitelerin tanıtımı yapmak, teknoloji-bilgi transferi ve lisanslama hizmetleri vermek, doktora, yüksek lisans ve lisans düzeyinde proje ve bitirme tezlerini sanayi ile entegre etmek, sanayide çalışan profesyonel yönetici ve uzmanlara yönelik eğitim programlarının geliştirilmesinde öncü olmak, kariyer gelişiminde destek olmak, üniversite alt yapısının sanayinin kullanımına açılması olabilir.

20 20 Bilgi Yurdu / Sayı 3 / Eylül-Ekim 2007 Teknoloji Entegre Yönetim Modelinde ise; tüm bu çalışmaların açık, bütünleşik, uyumlu ve sürdürülebilir olması için ise Entegre Yönetim Modeli Alsan, (2003) uygulanması faydalı olacaktır. Model, üç yönetim düzeyinde-normatif, stratejik ve operasyonel- üç unsurun-insan,sistem ve organizasyon-varlığını varsayar. Hem yönetim düzeyleri arasındaki hem de unsurlar arasındaki ilişkilerin dinamik yapısını anlamadan sorunlara çözüm getirmeye çalışmak yanlış olacaktır. Normatif yönetim düzeyi, kurumsal vizyon ve misyonunun tanımladığı ve paylaştığı düzeydir. Stratejik yönetim düzeyi, normatif düzeyde dile getirilen amaçlara ulaşabilmek için yapılması gerekenleri (etkinlik; doğru şeyleri yapmak önemli), operasyonel yönetim düzeyi ise tanımlanan doğru şeyleri doğru yapmayı, verimliliği içerir. İnsan unsuru davranışlar ve kültür ile sistem unsuru oluşturulmaya çalışan ürünler ve hizmetler, organizasyon unsuru iş yapış şekilleri ve süreçler ile ilgilenir. Tüm yönetim düzeylerinin en önemli görevi karar verme dir. Burada önemli bir nokta, karar verilecek konunun dinamik boyutunda devreye giren zaman diliminin uzunluğudur. Operasyonel düzeydeki zaman dilimi 1 ile 3 yıl arasında değişirken, stratejik düzeyde 4 ile 7 yıl, normatif düzeyde ise 8 ile 30 yıldır. SONUÇ Teknoparklar global düzenin dayattığı teknoloji yarışında Türkiye yi bir adım daha öne çıkartacak kuruluşlardır. Bu kuruluşlar profesyonel bir şekilde yönetilmeli ve buna bağlı olarak üniversite- sanayi arası diyaloğu sağlayacak ara birimler kurulmalıdır. Ders müfredat programları sanayinin ihtiyacı doğrultusunda düzenlenmeli, sanayi kuruluşları üniversiteye enstrüman ve doküman bağışları yapacak şekilde yönlendirilmelidir. Ayrıca üniversitelerin teknoloji ile ilgili birimlerinde Ar-Ge yi teşvik edecek ödüllü yarışmalar düzenlenmelidir. Üniversite öğrencilerine teknopark yeterince tanıtılmalıdır. Bunun için öğrenci külüpleri ile temasa geçilmelidir. Teknoparklara gereken önem verildiğinde teknolojik açıdan dünya ile rekabet edebilmenin ötesinde yaşamsal ve ekonomik standartlarımızı üst seviyelere taşıyarak Türkiye yi lider ülke konumuna getirmekte önemli mesafe kat edilecektir. Kaynaklar [1] Fusfeld, H.I., Industrial Research-Where It s Been, Where It s Going?, Research Technology Management, July-August 1995, s [2] Vavakova, V., The New Social Contact Between Governments, Universities And Society: Has the Old One Failed, Minelva, No:36 [3] Yüce İ.H., Bilim-Teknoloji Politikaları ve 21. Yüzyılın Toplumu, Sosyal Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü Araştırma Dairesi Başkanlığı, Temmuz [4] Alsan A., Comparative National Foresight Studies and a Methodology Proposal for Turkey 2023., Doktora tezi, Marmara Üniversitesi, Mühendislik Yönetimi, İstanbul, Türkiye. Na t-ı Şerif Dr. Râsim Deniz Özel kütüphanemizde mevcut yazma kitaplar arasında Kuloğlu nun Bağ-ı Behişt isimli eserinden aldığım bu na t-ı şerifi mübarek ramazan ayında sevgili okurlarla paylaşmak istedim. Na t, bir şeyi methederek anlatma,vasıflandırma anlamında olup, dinî edebiyatımızda genel olarak Hz. Muhammet (s.a.v) i sevgi ve saygıyla methetmek maksadıyla yazılan şiirlerdir. Türk edebiyatında gerek divan ve gerek halk edebiyatında Na t-ı Şerif başlığı altında yazılmış binlerce na t vardır. Divan edebiyatında yazılan na tlar aruz vezniyle yazıldığı gibi halk edebiyatında yazılan na tlar ise hem hece ve hem de aruz vezniyle yazılmıştır. Na tlar, Peygamber efendimiz için yazıldığı gibi, bazen de peygamberler, veliler, din uluları, şeyhler ve halifeler hakkında da yazılan na tlara rastlanılmaktadır. Özellikle XVI. yüzyılda Hz. Ali hakkında yazılmış olan na tlar çoğunlukta olduğu görülür. Bilindiği üzere na t, en çok Hz. Muhammet (s.a.v.) için yazılmıştır. Nasıl yazılmasın ki, O nu Allah sevmiş ve bu sevgi sebebiyle de bütün evreni yaratmıştır. Allah O na sevgilim dediğine göre bütün beşeriyet, özellikle de kendi dinine mensup insanlar O na bütün varlıklarıyla sevgi, saygı ve muhabbet duyacaklardır. Bu nedenledir ki, bütün âşıklar seher vakti O nun için ağlamış ve onun için kalemi ele alıp yazdığı bütün kitaplarda na t ı tevhit ve münacattan sonra hemen yazıvermişlerdir. O sevgili Hz. Muhammet için, gözünün kanıyla kitabını ve na tını yazdığını ifade eden şairlerimizden biri de Kuloğlu dur. Kuloğlu hakkında geniş bilgi için bkz. Prof. Dr. Cihan Okuyucu (R. Deniz Yazmaları Kataloğu Kayseri). Kuloğlu nun bu na tı Bağ-ı Behişt (h.1047) isimli kitapta 20 beyitlik musammat bir na ttır. Yer darlığından bu yazımıza ancak 8 beytini almış bulunmaktayız. Na t- Şerif 1- Gelip bu meclise nâmı cenâbün yâ Resülallah Bizi mest eyledi câmı şarâbün yâ Resülallah 2- Şu kim fermânına kuldur ledün (1) ilmin ana bildür Cemâlün gösterüp kaldur nikâbun (2) yâ Resülallah 3- Seni Hak lutf ile saldı sevenler rahmete daldı. Nübüvvet bezmine çaldı rebâbun (3) yâ Resüllallah 4- Söyündüre tamu nârın akıta cennet enhârın (4) Gele dağlar gibi yarın sevâbün yâ Resüllallah 5- Sana Hak eyleyüp yâri vire hep cenneti nârı Tamuya koya küffârı itâbün (5) yâ Resülallah 6- Bilüp ümmetini seçe sıratı yil gibi geçe Bunalmış yüzlere saça gülâbün (6) yâ Resülallah 7- Gönül fülki (7) açar yelken irişür menzile irken Gazalarda yürürüken sen şitâbün (8) yâ Resülallah 8- Kuloğlu öyle sizmiştir ki dil şerhini ezmiştir Gözü kanıyla yazmıştır kitâbün yâ Resülallah Vezin: Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün 1.Ledün ilmi: Allah ın sırlarına ait gaip bilgi. 2.Nikab: yüzde perde,peçe. 3.Rebab: Bir çeşit çalgı,kemençe. 4.Enhar: Nehirler,ırmaklar. 5.itâb: Azarlama,darılma,paylama. 6.Gülâb: Gül suyu 7.Fül: Gemi. 8.Şitâb: Acele,Çabukluk.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 015 016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM İ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI EYLÜL ÜNİTE I İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR ÜNİTE 1 İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR HAFTA 1 Ders

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU ÖĞRENCİNİN ADI-SOYADI: BEP HAZIRLAMA :07.10.2011 BEP Birimi Üyeleri: - ÖĞRENCİNİN ŞU ANKİ PERFORMANS DÜZEYİ:.. öz bakım becerilerini yerine getirir... okuma yazmayı

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI Kahramanmaraş ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. Yıldönümü törenlerle kutlandı. Valilik Kavşağında gerçekleştirilen kutlama törenleri, Sağlık Bakanı Dr. Mehmet

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ SAMSUN 2013 ÖNSÖZ 2013 2014 Eğitim - Öğretim yılına sizlerle başlamanın heyecanı ve mutluluğu içindeyim. Tüm

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sayın Kaymakamım, Sayın Milli Eğitim Müdürüm, Sayın Belediye Başkanım, Okul Aile Birliğimizin değerli yöneticileri, Saygıdeğer Velilerimiz, Sevgili öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz, Saygıdeğer Bağışçılarımız,

Detaylı

MÜNEVVER ÖZTÜRK ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 5. SINIF SINAV TARİHLERİ VE KONULARI

MÜNEVVER ÖZTÜRK ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 5. SINIF SINAV TARİHLERİ VE KONULARI MÜNEVVER ÖZTÜRK ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 5. SINIF SINAV TARİHLERİ VE NOT: Sınav tarihleri ve Yıllık Ders Planına göre öngörülmüştür. Öğrencilere sınav öncesi TÜRKÇE 19.03.2015 Sözcükte,

Detaylı

NOKTALAMA - YAZIM NOKTALAMA. 1. Nokta (.) Çocuklar bahçede oynuyor. Dr. Ayhan Bey tanıdığımızdır. (doktor) Yarışmada 1. olmuş.

NOKTALAMA - YAZIM NOKTALAMA. 1. Nokta (.) Çocuklar bahçede oynuyor. Dr. Ayhan Bey tanıdığımızdır. (doktor) Yarışmada 1. olmuş. NOKTALAMA - YAZIM NOKTALAMA 1. Nokta (.) Cümlenin sonuna konur. Çocuklar bahçede oynuyor. Kısaltmaların sonuna konur. Dr. Ayhan Bey tanıdığımızdır. (doktor) Sayılardan sonra sıra bildirmek için konur.

Detaylı

Değişen yeni müfredata göre hazırlamış olduğum 10. sınıf planları ile ilgili uygulama şu şekilde olacaktır :

Değişen yeni müfredata göre hazırlamış olduğum 10. sınıf planları ile ilgili uygulama şu şekilde olacaktır : Değerli Öğretmen arkadaşlarım, Değişen yeni müfredata göre hazırlamış olduğum 10. sınıf planları ile ilgili uygulama şu şekilde olacaktır : Yeni müfredata göre bazı üniteler kaldırılmıştır. Buna göre üniteler

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

Ek 6. ÇALIŞANLARI DEĞERLENDİRMEK İÇİN KULLANILACAK KRİTERLER. 16. Temsil Yeteneği

Ek 6. ÇALIŞANLARI DEĞERLENDİRMEK İÇİN KULLANILACAK KRİTERLER. 16. Temsil Yeteneği Ek 6. ÇALIŞANLARI DEĞERLENDİRMEK İÇİN KULLANILACAK KRİTERLER 16. Temsil Yeteneği Kurumu temsil yeteneğinden yoksun, tutarsız ve güven oluşturmayan bir izlenim vermektedir. 1 Giyim, konuşma ve tavırlarında

Detaylı

Türkçe, tarih boyunca büyük sorunlarla karşılaşmış ve her durumda özünü kaybetmede bugüne kadar varlığını korumuştur.

Türkçe, tarih boyunca büyük sorunlarla karşılaşmış ve her durumda özünü kaybetmede bugüne kadar varlığını korumuştur. Türkçe, tarih boyunca büyük sorunlarla karşılaşmış ve her durumda özünü kaybetmede bugüne kadar varlığını korumuştur. Türkçe nin bugünkü durumunu ele aldığımızda ilk anda göze çarpan olumsuzluklar; batı

Detaylı

2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ SAMSUN Ö N S Ö Z 2012 2013 eğitim öğretim yılına sizlerle başlamanın heyecanı ve mutluluğu içindeyim. Tüm eğitim

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

Değişen yeni müfredata göre hazırlamış olduğum 10. sınıf planları ile ilgili uygulama şu şekilde olacaktır :

Değişen yeni müfredata göre hazırlamış olduğum 10. sınıf planları ile ilgili uygulama şu şekilde olacaktır : Değerli Öğretmen arkadaşlarım, Değişen yeni müfredata göre hazırlamış olduğum 10. sınıf planları ile ilgili uygulama şu şekilde olacaktır : Yeni müfredata göre bazı üniteler kaldırılmıştır. Buna göre üniteler

Detaylı

final in başarı geleneği final temel liseleri ile sürüyor...

final in başarı geleneği final temel liseleri ile sürüyor... Sevgili öğrenciler, değerli veliler... Dershanelerin dönüşüm sürecini kamuoyundan takip ettiniz. Biz de final dergisi dershaneleri olarak artık final liseleri ne dönüşüyoruz. final liseleri Hiçbir başarı

Detaylı

GAZİANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI

GAZİANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI GAZİANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI EYLÜL / 2014 ÖĞRENCİNİN Adı : Soyadı : Sınıfı : 1 EYLÜL / 2014 Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe 1 EYLÜL 2014-2015 Eğitim Öğretim yılı Öğretmen Seminerlerinin Başlaması

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ANAOKULU LKOKUL ORTAOKUL ANADOLU L SES FEN L SES CEM L ALEVL KOLEJ GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ÖĞRENCİNİN Adı : Soyadı : Sınıfı : Eylül 2013 Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe 2 Eylül 2013 Pazartesi

Detaylı

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34 Pazartesi 28 Ekim 2013 10:34 Cumhuriyetimiz gün 90 yıllık dev bir çınardır Bu çınarın kökleri o kadar sağlamdır ki; varlığı mıza birliğimize dirliğimize kasteden kim ne olursa olsun karşısında dimdik durabilmektedir

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ TEMMUZ 2014 T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2014-2015 Eğitim - Öğretim Yılı Örgün ve Yaygın

Detaylı

ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI?

ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI? ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI? Öncelikle başarıp, başaramadıklarına karar vermek için hedefimiz belli olmalı. Yabancı dil öğreniminde çocuğunuz için nasıl bir hedef düşünüyorsunuz, o, kendisi için ne düşünüyor?

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

EĞİTİMCİ - VELİ İLETİŞİMİ EĞİTİMDE İLETİŞİM VE GRUP YÖNETİMİ

EĞİTİMCİ - VELİ İLETİŞİMİ EĞİTİMDE İLETİŞİM VE GRUP YÖNETİMİ EĞİTİMDE İLETİŞİM VE GRUP YÖNETİMİ 6 Eğitimde iletişim, eğitimin en önemli ögesidir. Bir eğitimcinin görevini iyi yapabilmesi için az da olsa eğitim psikolojisiyle ve iletişim kuramlarıyla ilgili bilgi

Detaylı

BAĞLAÇ. Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere "bağlaç" denir.

BAĞLAÇ. Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere bağlaç denir. BAĞLAÇ Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere "bağlaç" denir. Bağlaçlar da edatlar gibi tek başlarına anlamı olmayan sözcüklerdir. Bağlaçlar her

Detaylı

Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler

Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler İNGİLİZCE -İngilizce telaffuzun düzeltilmesi adına film ve dizilerin İngilizce alt yazılı olanları izlenilebilir -İngilizce sesli hikâyeler, dinlenerek takip edilebilir.

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

2013 Kış Etkinlikleri

2013 Kış Etkinlikleri KARTAL ANADOLU İMAM-HATİP LİSESİ Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi 2013 Kış Etkinlikleri İlk Dönem Sonu Eğitim sistemimizde seçkin bir yere sahip olan İmam Hatip Liseleri içerisinde ayrı bir konumda bulunan

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

ÖZEL ANAKENT İLKOKULU. 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ

ÖZEL ANAKENT İLKOKULU. 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ ÖZEL ANAKENT İLKOKULU 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ FEDAKARLIK & YARDIMSEVERLİK 02.05.2014 3K Yardım Kampanyamızla Kardeş Okulumuza

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir.

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. AVCILIK İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. Avcılık İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen Avcılık eskiden; İnsanın kendisini korumak, Karnını doyurmak, Hayvan ehlileştirmek,

Detaylı

Öz geçmiş, insanın hayatını, kabiliyetini, yeteneğini, iş yapma gücü ve tecrübelerini ortaya koyan bir belgedir. Yani insanın o güne kadar elde

Öz geçmiş, insanın hayatını, kabiliyetini, yeteneğini, iş yapma gücü ve tecrübelerini ortaya koyan bir belgedir. Yani insanın o güne kadar elde ÖZGEÇMİŞ HAZIRLAMA Öz geçmiş, insanın hayatını, kabiliyetini, yeteneğini, iş yapma gücü ve tecrübelerini ortaya koyan bir belgedir. Yani insanın o güne kadar elde ettiği becerilerin özetidir. Özgeçmiş

Detaylı

ÇAĞDAŞ EĞİTİM KOOPERATİFİ ÖZEL 3 MART İLKÖĞRETİM OKULU

ÇAĞDAŞ EĞİTİM KOOPERATİFİ ÖZEL 3 MART İLKÖĞRETİM OKULU ÇAĞDAŞ EĞİTİM KOOPERATİFİ ÖZEL 3 MART İLKÖĞRETİM OKULU Uyguladığı kooperatif modeli ile eğitimde ülkemizde tek ve örnek bir kurum olan Çağdaş Eğitim Kooperatifi, kurulduğu tarihten bu yana hep eğitimin

Detaylı

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR?

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? YABANCI DİL ULUSLAR ARASI HAREKETLİLİKTE OLMAZSA OLMAZ MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? DOÇ.DR.DİLEK KARAASLAN Süleyman Demirel Üniversitesi it i Erasmus Kurum Koordinatörü 05 Kasım

Detaylı

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? On5yirmi5.com İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? İmam Hatip Liseleri Son günlerin en gözde hedefi Katsayı, Danıştay, ÖSS ve başörtüsüyle oluşan okun saplandığı tam 12 noktası. Kimilerinin ötekileri Yayın Tarihi

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

İmparatorluk Döneminde: Okul öncesi eğitimi üstlenen bazı kurumlar vardı. Bunlar sıbyan okulları, ıslahhaneler, darüleytamlar.

İmparatorluk Döneminde: Okul öncesi eğitimi üstlenen bazı kurumlar vardı. Bunlar sıbyan okulları, ıslahhaneler, darüleytamlar. TÜRKİYE DE OKUL ÖNCESİ EĞİTİM Türkiye de ki okul öncesi eğitimin gelişmesini imparatorluk dönemindeki okul öncesi eğitim ve Cumhuriyet ten günümüze kadar olan okul öncesi eğitimi diye adlandırabilir. İmparatorluk

Detaylı

ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ

ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ AMAÇ Bu yarışmanın amacı: Anadolu Gençlik Derneği, Liseler Komisyonu bünyesinde Siyer-i Nebi yarışması düzenleyerek, Lise Öğrencilerinin aidiyet

Detaylı

ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU

ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU YÖNETİCİ ASİSTANLIĞI Öğr.Gör.Afitap BULUT 2012 3. VE 4. HAFTALAR SEKRETERİN MESLEKİ ÖZELLİKLERİ B. SEKRETERİN MESLEKİ ÖZELLİKLERİ İletişim becerisi etkili kullanmak 1.1 Türkçe

Detaylı

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi 80 EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi Sayın İnşaat Mühendisi Adayı, İnşaat Mühendisliği Eğitimi Kurulu, İMO 40. Dönem Çalışma Programı çerçevesinde İMO Yönetim Kurulu nca İnşaat Mühendisliği Eğitimi

Detaylı

YABANCI DİL ÖĞRETMENİ

YABANCI DİL ÖĞRETMENİ TANIM Çalıştığı eğitim kurum ya da kuruluşunda; öğrencilere ya da yetişkinlere, İngilizce, Fransızca, Almanca, Japonca ve Arapça dillerinden birinde eğitim veren kişidir. A- GÖREVLER Yabancı dil ile ilgili

Detaylı

KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM VE BİLGİ EVLERİ BİRİM FAALİYETLERİ

KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM VE BİLGİ EVLERİ BİRİM FAALİYETLERİ KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM VE BİLGİ EVLERİ BİRİM FAALİYETLERİ 1. Bilgi Evlerinin Kuruluş amacı; 2014 ve 2015 Eğitim Öğretim yılı Çocukların kendilerini tanımalarını, bilgi ve becerilerini

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

2012 2013 EĞİTİM ve ÖĞRETİM YILI ÖRGÜN ve YAYGIN EĞİTİM KURUMLARI ÇALIŞMA TAKVİMİ

2012 2013 EĞİTİM ve ÖĞRETİM YILI ÖRGÜN ve YAYGIN EĞİTİM KURUMLARI ÇALIŞMA TAKVİMİ 2012 2013 EĞİTİM ve ÖĞRETİM YILI ÖRGÜN ve YAYGIN EĞİTİM KURUMLARI ÇALIŞMA TAKVİMİ SIRA NO ÇALIŞMA KONULARI TARİHİ 1. Okul Öncesi Ve İlköğretim Okulları 1. Sınıf Öğrencilerinin Eğitim- Öğretime Hazırlanmaları

Detaylı

Yeryüzünde Çocuklar. Sınıfa girmeden önce çocuk fotoğraflarını yerküre üzerinde farklı yerlere yerleştiriniz.

Yeryüzünde Çocuklar. Sınıfa girmeden önce çocuk fotoğraflarını yerküre üzerinde farklı yerlere yerleştiriniz. UYGULAMA REHBERI Yeryüzünde Çocuklar Okul Öncesi ve İlkokul 1. Sınıf Malzemeler Yerküre, çocuk fotoğrafları Zihinsel Hazırlık Sınıfa girmeden önce çocuk fotoğraflarını yerküre üzerinde farklı yerlere yerleştiriniz.

Detaylı

NOKTALAMA İŞARETLERİ Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için. Nokta (. ) Annem bana meyve getirdi.

NOKTALAMA İŞARETLERİ Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için. Nokta (. ) Annem bana meyve getirdi. Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için kullandığımız işaretlere NOKTALAMA İŞARETLERİ deriz. Nokta (. ) 1-Tamamlanmış cümlelerin sonuna nokta koyarız. Annem

Detaylı

Yazan ; Seçkin Üniversite, Gözde Anadolu Lisesi kazanmak isteyenlerin REHBERİ Matematik Öğretmeni; KEMAL Türkeli

Yazan ; Seçkin Üniversite, Gözde Anadolu Lisesi kazanmak isteyenlerin REHBERİ Matematik Öğretmeni; KEMAL Türkeli 2009 ÜNİVERSİTE(ÖSS) + 2009 SBS(Anadolu Liselerine Giriş 8, 7 veya 6.sınıf) Sınavları ileanadolu Lisesi, Kolej, Askeri Lise, Fen Lisesi vs Kazandıran PRATİK REHBERLİK bilgileri Yazan ; Seçkin Üniversite,

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

SADECE BİR ÇANKAYALI DEĞİLİM; ULTRA ÇANKAYALIYIM

SADECE BİR ÇANKAYALI DEĞİLİM; ULTRA ÇANKAYALIYIM Çankaya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler 2010 Yılı Mezunu ve halen Çankaya Üniversitesi nde kamu hukuku üzerine yüksek lisansına devam eden Kültür Hizmetleri Müdürlüğü Personeli Sayın

Detaylı

Yönetim Kurulumuz Ceyhan Temsilcilik Binasında eczacılarımız ile toplantı yaptı. Toplantıda yaşanan son gelişmeler meslektaşlarımıza aktarıldı.

Yönetim Kurulumuz Ceyhan Temsilcilik Binasında eczacılarımız ile toplantı yaptı. Toplantıda yaşanan son gelişmeler meslektaşlarımıza aktarıldı. 03 EKİM 2012 Yönetim Kurulumuz Ceyhan Temsilcilik Binasında eczacılarımız ile toplantı yaptı. Toplantıda yaşanan son gelişmeler meslektaşlarımıza aktarıldı. 04 EKİM 2012 Yönetim Kurulumuz bölgemizde Edak

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI

BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI AKTİF EĞİTİM -SEN Aktif Eğitimciler Sendikası BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI Aktif Eğitim-Sen - 2015 2 AKTİF EĞİTİM-SEN Beştepe Mahallesi 33. Sokak Nu.:13 Yenimahalle/ ANKARA Tel:

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

KONUŞMA VE DİNLEME ADABI

KONUŞMA VE DİNLEME ADABI DEĞERLER EĞİTİMİ MART AYI KONUSU: KONUŞMA VE DİNLEME ADABI ÇANAKKALE VE VATAN SEVGİSİ UYGULAMA KOORDİNATÖR OKULU: K A R TA L E S E N T E P E A N A O K U L U Merhaba ; Her şeyden önce, Ulu Önder Atatürk

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri

Detaylı

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Müdürlük Seçme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Müdürlük Seçme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Müdürlük Seçme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı Ana Başlık Alt Başlık Sayfa Soru Düzeltme Olayları Ad Aktarması 6 - Ad Aktarması (Mecazı Mürsel) Kinaye 8 - Kinaye

Detaylı

DERS BİLGİLERİ TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2

DERS BİLGİLERİ TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2 Ön Koşul Dersleri Yok Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler Dersin

Detaylı

TÜRKİYE DE İLK VE ORTAOKULLARDA (İLKÖĞRETİM) OKUTULAN BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ DERSLERİNİN TARİHİ (TEMMUZ 2013)

TÜRKİYE DE İLK VE ORTAOKULLARDA (İLKÖĞRETİM) OKUTULAN BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ DERSLERİNİN TARİHİ (TEMMUZ 2013) TÜRKİYE DE İLK VE ORTAOKULLARDA (İLKÖĞRETİM) OKUTULAN BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ İNİN TARİHİ (TEMMUZ 2013) TÜRKİYE DE İLKOKUL VE ORTAOKULLARDA (İLKÖĞRETİM) OKUTULAN BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ İNİN TARİHİ (Bilişim

Detaylı

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek amacıyla dini eğitim veren hem mesleğe, hem de yüksek öğrenime

Detaylı

Yaptığım şey çok acayip bir sır da değildi aslında. Çok basit ama çoğu kişinin ihmal ettiği bir şeyi yaptım: Kitap okudum.

Yaptığım şey çok acayip bir sır da değildi aslında. Çok basit ama çoğu kişinin ihmal ettiği bir şeyi yaptım: Kitap okudum. Türkiye deki en büyük emek israflarından birisi İngilizce öğreniminde gerçekleşiyor. Çevremde çok insan biliyorum, yıllarca İngilizce öğrenmek için vakit harcamış, ama hep yanlış yerlerde harcamış. Bu

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

T.C. TOROSLAR KAYMAKAMLIĞI OSMANGAZİ ORTAOKULU MÜDÜRLÜĞÜ 2012-2013 BRİFİNG DOSYASI

T.C. TOROSLAR KAYMAKAMLIĞI OSMANGAZİ ORTAOKULU MÜDÜRLÜĞÜ 2012-2013 BRİFİNG DOSYASI TC TOROSLAR KAYMAKAMLIĞI OSMANGAZİ ORTAOKULU MÜDÜRLÜĞÜ 2012-2013 BRİFİNG DOSYASI 2012-2013 Okul /Kurum Haritası I BÖLÜM KURUMUN ADI : Osmangazi Ortaokulu Müdürlüğü İLİ : Mersin İLÇESİ : Toroslar ADRES

Detaylı

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor?

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor? ALAY ETME Amaç : Başkalarına saygı duymayı öğrenme.alay etme ile baş edebilme becerisini kazandırma Düzey : 1. sınıf ve üstü Materyal: Uygulama 1 için:yazı tahtası, kağıt, kalem, Uygulama 2 : Kuklalar,oyuncak

Detaylı

: Hasan Hüseyin ELVERİŞLİ, İbrahim Ethem ÖZKAN, Abdullah ÜNLÜ, Gökhan GÖKKAYA, Ali ÇETİN

: Hasan Hüseyin ELVERİŞLİ, İbrahim Ethem ÖZKAN, Abdullah ÜNLÜ, Gökhan GÖKKAYA, Ali ÇETİN İL İLÇE PROJENİN ADI PROJEDEN SORUMLU BİRİM PROJE KOORDİNATÖRÜ PROJE YÜRÜTÜCÜSÜ PROJE EKİBİ : Tekirdağ : Şarköy : Gündem Eğitim : İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü : Zekeriya GÜNEY_Kaymakam : İrfan BALLI_İlçe

Detaylı

DERS ÖĞRETMENİ : SAFİNAS UĞURLU ŞENOL BIYIK

DERS ÖĞRETMENİ : SAFİNAS UĞURLU ŞENOL BIYIK ODUNPAZARI ATATÜRK MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ 2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 12. SINIFLAR SAĞLIK HİZMETLERİNDE YÖNETİM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK DERS PLANI DERS Nİ : SAFİNAS UĞURLU ŞENOL BIYIK

Detaylı

AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU

AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU DEĞERLERİMİZ 1. Dürüstlük 2. Saygı 3. Sorumluluk 4. Üretkenlik 5. Farkındalık 6. Hoşgörü EVRENSEL DEĞERLERİMİZ 1. Evrensel kültür birikimine değer veririz. 2. Evrensel ahlak

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

TÜBİTAK-BİDEB LİSE ÖĞRETMENLERİ (FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ, MATEMATİK) PROJE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ ÇALIŞTAYI SOSYAL ETKİNLİKLER RAPORU

TÜBİTAK-BİDEB LİSE ÖĞRETMENLERİ (FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ, MATEMATİK) PROJE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ ÇALIŞTAYI SOSYAL ETKİNLİKLER RAPORU TÜBİTAK-BİDEB LİSE ÖĞRETMENLERİ (FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ, MATEMATİK) PROJE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ ÇALIŞTAYI SOSYAL ETKİNLİKLER RAPORU LİSE-1 (ÇALIŞTAY 2011) 9 17 Temmuz 2011 (Çanakkale) FİZİK Türkçede bilimsel

Detaylı

KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM. GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER

KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM. GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER Prof.Dr. Ufuk TANERİ, IOM, HE 2003-03-14 Eğitim-Öğrenim Doğuş anı ndan başlayıp Ömür Boyu süren bir Süreç, yüzyılımız ve gelecek nesiller beklentilerinin

Detaylı

BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK)

BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK) BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK) Özel Ata Anadolu Lisesi Müdürü Bahriye Aksoy un başkanlığında Sosyal ve Fransızca Bölüm öğretmenleri Değerler Eğitimi nde yapacakları görevleri ve kendilerine yardımcı olacak

Detaylı

GÖLCÜK MESLEK YÜKSEK OKULU 7. DÖNEM ÖĞRENCİLERİ KOCAELİ FABRİKAMIZDA BECERİ EĞİTİMİNE BAŞLADI Sabahattin Gücin Eğitim Uzmanı İnsan Kaynakları Direktörlüğü 2001 yılında Ford Otomotiv Sanayi A.Ş. ile Kocaeli

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Siz, almakla olduğunuz terbiye ve kültür ile insanlık değerinin, vatan sevgisinin en değerli örneği olacaksınız.

Siz, almakla olduğunuz terbiye ve kültür ile insanlık değerinin, vatan sevgisinin en değerli örneği olacaksınız. Gençler, Cesaretimizi güçlendiren ve sürdüren sizlersiniz. Siz, almakla olduğunuz terbiye ve kültür ile insanlık değerinin, vatan sevgisinin en değerli örneği olacaksınız. Mustafa Kemal ATATÜRK VİZYONUMUZ

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI EĞİTİM KURUMLARINA ÖĞRETMEN OLARAK ATANACAKLARIN ATAMALARINA ESAS OLAN ALANLAR İLE MEZUN OLDUKLARI YÜKSEKÖĞRETİM

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI EĞİTİM KURUMLARINA ÖĞRETMEN OLARAK ATANACAKLARIN ATAMALARINA ESAS OLAN ALANLAR İLE MEZUN OLDUKLARI YÜKSEKÖĞRETİM MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI EĞİTİM KURUMLARINA ÖĞRETMEN OLARAK ATANACAKLARIN ATAMALARINA ESAS OLAN ALANLAR İLE MEZUN OLDUKLARI YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMLARI VE AYLIK KARŞILIĞI OKUTACAKLARI DERSLERE İLİŞKİN

Detaylı

HUKUKSAL ETİK (LEGAL ETHICS) DERS NOTLARI

HUKUKSAL ETİK (LEGAL ETHICS) DERS NOTLARI Prof. Dr. A. Can TUNCAY Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi HUKUKSAL ETİK (LEGAL ETHICS) DERS NOTLARI İstanbul 2013 Yay n No : 2902 Hukuk Dizisi : 1427 1. Baskı - Nisan 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 -

Detaylı