NAZAN BEKİROĞLU NUN NAR AĞACI ROMANINDA EVDE OLMAK / OLMAMAK * ÖZET

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "NAZAN BEKİROĞLU NUN NAR AĞACI ROMANINDA EVDE OLMAK / OLMAMAK * ÖZET"

Transkript

1 - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, p , ANKARA-TURKEY NAZAN BEKİROĞLU NUN NAR AĞACI ROMANINDA EVDE OLMAK / OLMAMAK * Ferhat KORKMAZ ** ÖZET Nar Ağacı Nazan Bekiroğlu nun 2012 yılında Timaş Yayınları arasında çıkan romanıdır. Romanda, köken arayışını yönelen anlatıcı, anneanne ve dedesinin bir araya gelişlerinin izini sürer. Köken arayışı, eserin felsefi atmosferinin oluşmasına olanak tanımıştır. Romandaki anlatıcı giz i araştırır. Kullandığı çeşitli ve dinamik anlatım yöntemleriyle arkeolojik bir gezintiye çıkar, şehir ve medeniyetleri bir kavşakta birleştirir, anlatısal bir orman inşa eder. Doğu İran ın Taht-ı Süleyman kentinden gelen Settarhan ın öyküsü ile Trabzon da yaşayan ve Rus işgali sonrasında bir süre şehirden ayrılmak zorunda kalan Zehra nın simetrik öyküsünün işlendiği romanda, evlerinden ayrılmak ve göç etmek zorunda kalan kahramanların yaşamı ele alınmıştır. Romanda, Trabzon, anlatıcı ve kahramanların evidir, yahut evi haline gelir. Bu çerçevede evin dışına çıkan tekinsiz bir dünyaya atılır. Kendini bulabilmesi ve eve ulaşabilmesi için belli mücadeleler veren karakterler, varoluşlarını yeniden gerçekleştirmek zorunda kalırlar. Romanın fonunda, Osmanlı tarihinin en yoğun savaş dönemi olan Balkan Savaşlarından Birinci Dünya Savaşına uzanan yıkılış öyküsü vardır. Romanın fonundaki bu atmosferde cepheler, sürgünler, salgın hastalıklar, kitlesel ölümler işlenmiştir. Söz konusu fon nedeniyle kahramanlar yeni var oluşlar belirlemek, kendilerini gerçekleştirmek zorunda kalır. Ev, romanda merkezde duran bir anlatı ve varoluş aracıdır. Çalışmamızda, Freud un üzerinde durduğu ve Heidegger in felsefi olarak ele aldığı evde olmak (heimlich) ve evde olmamak (unheimlich) kavramları açısından bir değerlendirme yapılacaktır. Anahtar Kelimeler: Nazan Bekiroğlu, Nar Ağacı, Roman, Heimlich, Unheimlich * Bu makale Crosscheck sistemi tarafından taranmış ve bu sistem sonuçlarına göre orijinal bir makale olduğu tespit edilmiştir. ** Yrd. Doç. Dr. Batman Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, El-mek:

2 928 Ferhat KORKMAZ BEING AT HOME (HEIMLICH) OR NOT BEING AT HOME (UNHEIMLICH) IN NAZAN BEKİROĞLU S NOVEL NAR AĞACI ABSTRACT Nar Ağacı is a novel of Nazan Bekiroğlu published by Timaş in The narrator who heads for the search of origin persists the trace of coming together of her grandfather and grandmother in the novel. The search of origin enables the novel to have a philosophical atmosphere. The story of Settarhan who comes from a city of Iran called Taht-ı Süleyman and Zehra who lives in Trabzon and is forced to leave from the city after the Russian invasion is handled in the novel. The writer narrates the lives of the heroes who are forced to leave from their homes and to migrate. In this frame, the heroes of the novel encounter an uncanny world outside their homes. The characters of the novel who have to struggle to find theirselves and to reach their homes are obliged to realize their existence again. There is the collapse of the Ottoman empire from Balkan War to World War I in the background of the novel. The facades, shoots, epidemics and mass deaths are mentioned at this atmosphere of the background of the novel, Home is the instrument of existence that stands in the focus of the novel. In our study, the novel will be assessed in terms of the concepts that Freud emphasized and Heidegger handled philosopically called being at home (heimlich) and not being at home (unheimlich) Keywords: Nazan Bekiroğlu, Nar Ağacı, Novel, Heimlich, Unheimlich Key Words: Nazan Bekiroğlu, Nar Ağacı, Novel, Heimlich, Unheimlich 0.Giriş Freud, heimlich ve unheimlich kavramlarını, insan psikolojisi bakımından ele alır. İngilizce The uncanny sözcüğünün Almanca karşılığı olan unheimlich kavramı, Türkçe ye tekinsizlik ya da bu durumun yokluğu olarak tercüme edilebilir. Unheimlich kavramı, Almanca da heim (ev) kelimesinden türetilmiştir. Bu kavramları, ilk olarak Ernst Jentsch1906 da Zur Psychologiedes Unheimlichen adlı makalesinde kullanır. Freud, bu kavramları Jentsch ten alır; fakat Jentsch in çalışmasının ayrıntılı olmadığını savunur (Sellars 1996: 17) Freud 1919 yılında Das Unheimliche çalışmasında tekinsizlik halinin korku, kaygı ve dehşet gibi kavramları açımladığını ve bu kavramların sanat eserinin yaratılmasında etkili olduğunu vurgular (Freud 2003: 123). Heimlich, gizli olan; yani kapalı ve anlaşılmaz olandır (agy, 133). Unheimlich ise uncanny nin karşılığı olarak bunun tam karşıtıdır. Bu kavramlar karşıt olduğu gibi, yersizlikyurtsuzluk yorumuna da açıktır (Güçbilmez 2004: 5) Martin Heidegger in varoluş felsefesinde evde olma/olmamak (unheimlich/heimlich) kavramları, varoluşla (dasein) ilişkilendirilir. Evde olma durumu, özel bir alanda kaygı, korku, kriz gibi yabancılaştıran kavramların ötesinde huzurlu bir bulunuş anını imler. Özgür bulunmayı yansıtır. İnsanın kendi kendinde bulunmasıdır. Dasein endişeliyken kendini unleimlich hisseder; bu sözcük normalde tedirgin ya da tekinsiz anlamına gelir ama düz anlamı eve benzemeyen dir. Heidegger sözcüğün düz anlamına güçlü bir vurgu yaparak şöyle der: Unleimlichkeit aynı zamanda evde olmama [das Nicht-zuhause-sein] anlamına da gelir. Onlar alanında Dasein ona tam bir sükûnet veren bir his, evde olduğu hissi duyarken, endişe ortaya çıktığında bu his ortadan kalkar ve Dasein içeride oluşu, varoluşsal evde olmama tarzına girer. Dahası unleimlichkeit ile Dasein a gündelikliği içinde damgasını vuran

3 Nazan Bekiroğlu nun Nar Ağacı Romanında Evde Olmak / Olmamak 929 sükûnet verici durum arasında bulunan evde olmamaya varoluşsal-ontolojik bir bakış açısından daha asli bir fenomen olarak bakılmalıdır (Megill 1998: ). Sartre (2009), insanın kendinde bir varlık olarak bulunmasını yahut evde olmasını Heidegger ile aynı doğrultuda açıklar: o dünyaya atılmış olarak vardır, bir durum içine bırakılmış olarak vardır; saf bir olumsallık hali olarak, dünyanın tüm diğer şeyleri için ( ) O, temelini kendisinin oluşturmadığı bir şeyi, dünyadaki mevcudiyetini, kendinde barındıran olarak vardır. (s. 140)Yabancılık ve tekinsizlik söz konusu değildir. Varlık ve zaman felsefesinde evde olmama hali ise her türlü tekinsizliğe, yabancılığa, endişeye ve korkuya yol açar. Bunu özel mekân ile kamusal mekân şeklinde iki ayırıp, evde olma hali özel alana, özel olana; kamusal olanda bulunma hali ise genel olana işaret eder. Ev, insan ruhuna ilişkin bir analiz aleti olarak ele alınabilecektir. (Bachelard 2013: 29) Evde olma/olmamanın diyalektik bir yönü bulunacaktır: Ruhumuz bir konuttur. Ve evleri, odaları hatırlayarak kendi içimizde konaklamayı öğreniriz. (a.g.y., 30). Yine Bachelard, evin gerçek bir kozmos olduğunu vurgular. Dolayısıyla evin dışına çıkmak kozmosun dışına çıkmak anlamına gelir. Bu da beraberinde tekinsiz bir dünya olgusu ve fırlatılmışlık düşüncesini getirecektir. Dünya romancılık geleneği içinde heimlic-unheimlich kavramları, diyalektik bir yönsemeyle yolculuk teması etrafında işlenmiştir. Geniş coğrafyalarda yolculuk modern öncesi toplumlarda insanın kendini arayışının metaforik izahıdır. Kahramanlar, evden ayrıldıktan sonra tekinsiz bir duruma geçiş yaparlar. Onların dışarıda bulunduğu zaman mücadelenin alanıdır. 20. yüzyıla kadar olan Avrupa romanının mekânı, büyük ölçüde farklı kent ve ülkelerden müteşekkildir. Kahramanların evden ayrılması, romanın temel motifidir. Ayrılık, gurbet, sıla özlemi temaları evde olmama ile ilişkilendirilebilir. 18. ve 19. Yüzyıl Avrupa romanını örnek alan ilk dönem romancılarımızın eserlerindeki vakalar, büyük ölçüde geniş coğrafyalarda cereyan eder. Mısır, Suriye, Anadolu, Avrupa hatta Amerika kentleri bir şekliyle vaka akışında mekân olarak kullanılmıştır. Yol ve yolculuk Batı romanında olduğu kadar Türk romanının en önemli yapısal özelliklerinden olmuştur. Fakat ilk dönem dünya ve Türk romancılığında olduğu gibi bu yolculuk fizikseldir. Modern romanda ise yolculuk dıştan içe yönelir. (Ecevit 2012: 42). İnsanın iç âlemi, sonsuzdur; bu yönüyle evrene benzer. İç yolculuk, dünya dışında olduğu gibi sonsuza uzanır. Şüphesiz ki insanlığın ilk döneminde yol ve yolculuk, arayışın kilometre taşıdır. Heidegger in açıkladığı yolda olmak kavramı, iç yolculuğa gönderme yapar. Düşünce Tarihi Profesörü Alan Megill (1998), Hedidegger için Onun düşüncesi her zaman yoldadır, amahedefine hiçbir zaman ulaşamaz. Bunun nedeni düşüncenin sonucu değil, düşünmenin kendisini önemli bulmasıdır. (s.175) Türk romanı da doğduğu günden yana yoldadır. Yol ve yolculuk temaları bir buçuk asırlık roman geleneğimizin en belirgin konularındandır. İnsanın kendini arayışı edebî eserlerin insanlık durumunu ortaya koyma gayretiyle ilgilidir. Nostalji ve ütopya fikirleri ortaya çıkar. Nietzche nin Apollon-Dyonisos karşıtlığı, tam da kökene ulaşma isteğini yansıtır. Dyonisos ruh ve duyguyu, Apollon aklı temsil eder (Nietzsche 2011: 20). Kierkegaard, Heidegger, Foucault ve Derrida gibi Batılı düşünürler, kökene inme ve iktidar kuran ve baskı altında tutan Apolloncu dilin egemen olmadığı bir dünyaya atılma isteğini varoluş açısından daha gerçekçi bulmuşlardır. Gelecek ve geçmiş arasında ya bir tercih yapmış; yahut şimdide olmak gibi alternatif üretmişler yahut ikisini birden yapı bozuma uğratmışlardır. Nazan Bekiroğlu nun Nar Ağacı romanıdaki vakalar, yukarıda söz ettiğimi yol ve yolculuk geleneğiyle sıkı bir ilişki içindedir. Yol ve yolculuk heimlich ve unhehimlich kavramları romanda önemli bir yer kaplar. Kahramanlar, unheimlich durumunun özel temsilcisi konumunda bulunurlar. Bu nedenle romanın kahramanları Settarhan ve Zehra nın öyküsü sürgün ve göç hadiseleri eşliğinde heimlich ve unheimlich kavramlarının felsefi atmosferi temelinde ele alınacaktır.

4 930 Ferhat KORKMAZ 1.Nar Ağacı Romanı Nazan Bekiroğlu nun Nar Ağacı romanındaki zamansal arayış ve kökene dönme isteği, Settarhan ve Zehra nın simetrik öyküsü bağlamında ele alınmıştır. Anlatıcının anneannesi ve dedesinin öyküsünü araştırarak hakikate ulaşma isteği, kökene inme arayışından kaynaklanır. Nar Ağacı nda evden sokağa, sokaktan mahalleye, mahalleden şehre, şehirden ülkeye, ülkeden ülke dışına doğru helezonik bir yayılışla çıkıldıkça sürgün ve yabancılaşma kavramlarının etkisi ve tonu artar. Nar Ağacı ndaki yolculuk, fiziksel bir yolculuktur. Bununla beraber, kahramanların iç âlemlerindeki yolculuk da verilmiştir. Geleneksel ve modern iç içedir. Aşk ve savaş temaları, evde olmak/evde olmamak felsefesini besler. Roman kahramanları evde olma durumundan evde olmama durumuna geçerler. Kahramanların bu seçimi genellikle dışsaldır. Otoriteden kaçış fikri yahut onun tam tersi olan otoriteye karşı koymama ve çaresiz kabuller egemendir. Evlerinden ayrılmak zorunda kalan kahramanların duygu ve düşünce dünyası kaotik bir görünüm kazanır: Ev olmasa, insan dağılmış bir varlık olurdu. Ev insanı gökten inen fırtınalara karşı koruduğu gibi, yaşamdaki fırtınalara karşı da ayakta tutar. Ev hem beden hem de ruhtur. İnsan varlığının ilk dünyasıdır. Aceleci metafiziklerin vazettiği gibi insan dünyaya fırlatılmış bir varlık olmaktan önce, evin beşiğine yatırılmış bir varlıktır. (Bachelard 2013: 37) Anlatıcı, geçmiş zamana ulaşmak ve nostalji yapmak için çeşitli gereçler kullanır. Anlatıcının bu tavrı, sihir kutusundan çeşitli malzemeler çıkarıp sahne dekorunu değiştiren sihirbazın tavrına benzer. Fotoğraflar, süs eşyaları ve mektuplar yitik geçmiş zamanı bulup ortaya koymak için araçsallaştırılır. Özellikle fotoğraf, sessiz evrenin yaşar hale gelmesini sağlar. Anlatıcının tavrı, Baudrillard (2012) ın şu söylemiyle koşuttur: Kentleri ve dünyayı sessizlik içinde bir baştan bir başa kat etmenin yolu fotoğraftır. (s.110). Evde olanlar, fotoğraf kareleri yardımıyla evden ayrılmak durumunda kalır. Sessiz dünyada mesafe alınır. Marcel Proust un Yitik Zamanın Peşinde romanının adından mülhem olarak kullanılan ifade nedenselleştirilir. 12 yaşındayken dedesini kaybeden anlatıcının dedesinin gençlik hikâyesini dinlememesine bağlar: Yitik zamanın peşindeyim. (s.12) ifadesi romanda bulunan öteki leit-motive lerin mitidir. Romandaki temel arayış, dedenin ülkesini terke mecbur olmasının nedenleridir. Romana bir arayış ve kökene dönme isteği egemen hale gelir. Romanın başında bu durum sorulur ve merak oluşturulur: Ne olmuştu da Tebrizli tacir yerini yurdunu terk etmiş, evinden, ocağından, anasından kopmuştu. (s.12) Anlatıcının söylemi, Nietczche ci Dyonisos söylemiyle koşuttur. Anlatım, varlığın ilk haline dönüş, kaynağa dönüş temi etrafında yoğunlaşır. Zehra ve Settarhan ın birleşmesi iki ırmağa benzetilir. Zehra, insanın Apolloncu; Settarhan ise Dyonisosçu olan yanını temsil eder: Benim var olmam için birbirine doğru akmış bu iki ırmağın birleştiği yerde milyonlarca ihtimal arasında mümkünlerden bir mümkünüm ben. Öyleyse mümkünün yola çıkış anını, ırmaklarımın kaynağını bulmam gerek. Dedemin bile başaramadığı şeyi başarmak yani; geri dönmek. Başlangıç noktasına ittiba etmek. Gitmek. (s.14) Zehra kontrol edilebilir, yazgısı belli olan bir varlık iken Settarhan özgür ve ele alınamayandır. Anlatıcının arkeolojik çözümleme merakı roman kahramanlarının alınyazısını belirler. Romana alınan ve yığılan malzemenin önemli bir kısmı tarihsel bir köken arayışıyla, günümüz tininin geçmişe götürülmesine dönüşür. Anlatıcı, aynaya bakan bir araştırmacı olduğunu çeşitli söylemleriyle teyit eder, gizleme gereği duymaz. Her aynaya bakışında yine kendini görür. Nar Ağacı romanının mekânı klasik romanda olduğu gibi geniş bir coğrafyadır. Bu coğrafyanın batı ucunda İstanbul, doğu ucunda Bakü, kuzeyinde Batum, güneyinde ise İran ın bugün arkeolojik sit alanı olan Taht-ı Süleyman adlı yerleşim yeri vardır. Kahramanlar evden ayrıldıktan sonra savrulan hazan yapraklarına dönerler. Kırılgan oldukları kadar kaygı içindedirler. Ölüm ve ayrılık bu kırılganlık ve kaygıyı besler.

5 Nazan Bekiroğlu nun Nar Ağacı Romanında Evde Olmak / Olmamak Anlatıcının Evde Olmayışı: Anlatıcı olarak karşımıza çıkan akademisyenin, Bakü de gurbet duygusuna kapılması evde olmama durumuna gönderme yapar. Sokakta dinlediği ve akordeon çalan Rus çalgıcısı, yabancılık duygusunu verir: Yanık, çok yakıcı, çok içli bir ezgiyle başlıyor. Bir hançer kalbimin içini oyup dururken gurbet duygusu yakama yapışıyor. (s.17) Esasında bu cümleler bize romana egemen olan evde olmama sancısının bildirisi mahiyetindedir. Bu cümle aynı zamanda romanın planıdır. Romanda evde olmamayı besleyen kaygı, korku ve tekinsizlik temalarını besleyen üç çevre vardır. Bunlardan birincisi anlatıcı ve çevresi, ikincisi Settarhan çevresi, üçüncüsü Zehra ve çevresi ile bu çevreyle birlikte Anadolu, Balkan ve Kafkasya da yaşayan halkların evde olmamasıdır. Romanın ana bildirisi evde olma-olmama antinomisine yüklenmiştir. Romanın mesajını ve yapısını oluşturan arkeolojik bir geziye çıkan anlatıcı, hareket ve kurguyu belirleyen unsur olarak evde olma-olmama karşıtlığı ekseninde anlatı katmanlarını ayrıştırır. Romanın arka planındaki simetrik kurguyu besleyen üç doğru vardır. Romanın üçgen (triangle) bir deseni var olduğu düşünüldüğünde geniş kenar, Settarhan ın öyküsüdür. İkinci kenar ise Zehra nın öyküsüdür. Romandaki desenin dinamik olarak ötekilerden ayrılan üçüncü parçası ise anlatıcının evrenidir. Anlatıcının evreni, dinamik oluşu yönüyle öteki cepheleri silikleştirir, kendi egemenliği altına alır. Anlatıcının egosantrik yanı, bütün hareketi ve felsefi atmosferi belirlemesini sağlar. Anlatıcı, romanın öteki episodlarında bir gölge şahsiyet olarak bulunur. Romanı, klasik Tanrısal bakış açılı roman geleneğine oturtur. Dolayısıyla Anlatıcını evde olmayışı (unheimlich) öteki kahramanların da evden ayrılması mânâsına gelmektedir. Anlatıcının ayak bastığı yerde, romanın protagonistleri evlerinden ayrılarak tekinsiz yerlere yolculuk yaparlar. Kaygı ve korkuyla gevşek ve kaygan bir zemine ayak basarlar. Anlatıcının Bakü deki misafirliği, unheimlich açısından iyi örnek oluşturur. hasret (s.17), gurbet (s.17) gibi duyguların yanı sıra dinlenen müzikten sonra gözyaşı ve arınma ile kaçış fikri gelişir: Gidelim diyorum Yasemen e. Hiç kimsenin yurdu yok burada (s.17) Anlatıcının evde olmayışı ile köken arayışı arasında her ne kadar paradoksal bir durum görünse de eve dönme isteğinin bir yansıması olarak romana girmiştir. Anlatının Tacirin yolu buradan geçti mi (s.18) sorusu, köken arayışının göstergesidir. Öte yandan Anlatıcını kurguyu oluştururken başvurduğu yöntem, romanın kahramanlarının evden ayrılmalarını sağlayan başlıca unsurdur. Romanda masalsı denebilecek bir kurmaca tekniği vardır. Romandaki öyküleme tekniği çerçevesinde kullanılan büyülü nesneyi ele geçirme, evden ayrılma, rehberin eşlik etmesi gibi anlatı parçacıkları, V. Propp un analizlerine uyabilecek anlatısal işlevlerdir. Masalsı unsurları hatırlatan bir obje olan kutu, öteki sahneleri görünür kılar. Üzerinde Kız Kulesi nin resmi bulunan teneke bir kutuyu çıkarıyorum dolaptan. Dedem öldükten sonra onun evinde bulunan, yer yer paslanmış, eğrilip bükülmüş bir kutu bu. Dedemin hazine sandığı. Kapağını açıyorum içindekileri masamın üzerine yayıyorum. (s.25) Sandıkta mektup, çeşitli değerli taşlar, para ve fotoğraf gibi malzemeler var. Bu malzemelerden fotoğraf romanın anlatısının tetiğidir. Anlatıcı elindeki fotoğraftan yola çıkarak sahne kurgular. Evden ayrılır. Fotoğraftaki donuk insanlar birdenbire hareket kazanır. Fotoğraf kartonunun üzerinde ölü bir an gibi donmuş olan hayat, bir film karesinin devam tuşuna basılmış gibi, kaldığı yerden devam etmeye başladı (s.27). Böylelikle Zehra nın evden ayrılışının kurgusu hazırlanır. Anlatıcı kullandığı yönetimin masalsı olduğunu bilir: Bana tam anlamıyla ne olduğunu ancak o an anlayabildim. Ben de, Alice i, Harikalar Diyarı na geçiren ayna gibi bir fotoğraf kartonunun arkasına geçmiş, eski zaman içine girmiş olmalıyım. (s.30) Bundan sonra romandaki -flashback-geriye dönüş, yani Balkan Savaşları ve Bolşevik Devrimi zamanına uzanım, hep bu fotoğrafa bakma metoduyla sağlanır. Fakat burada dikkati çeken en önemli husus, mahfazanın, yani teneke kutunun giz i ele vermesidir. Gaston Bachelard, Rilke nin şiirinde kullandığı sandık motifinin giz eşiği olduğunu

6 932 Ferhat KORKMAZ söyler. Şüphesiz ki Nar Ağacı nda da teneke kutu, gizin eşiğidir. Bu anlatıcını elindeki sihirli kutudur. Psikanalitik bir çözümleme ile söyleyeceksek teneke kutu sayesinde anlatıcının gündüz düşü gördüğünü ifade edebiliriz. Bachelard (2013) ın vurguladığı gibi kutudaki değerli taşlar, romanımızın merkezi anlatı ekseninin dışavurumudur: Mahfazada mücevherler ve değerli taşlar varsa, bu bir geçmiş demektir, uzun bir geçmiş, şairin romanlaştıracağı kuşaklar boyunca uzayıp giden bir geçmiş demektir. Değerli taşlar aşktan söz eder elbette. Ama güçten de, yazgıdan da söz edecektir. ( ) Mahfazanın içinde unutulmaz şeyler vardır, bizim için unutulmaz şeyler, ama bunlar, hazinemizi sunacağımızı kişiler için de unutulmaz şeylerdir. Geçmiş, şimdiki zaman ve bir gelecek yoğunlaşır orada. İşte bu nedenle, mahfaza da hatırlanmaz olanın (immémorial) hafızasıdır (mémorie). (s.116). Bununla beraber anlatıcının Kassandra kehaneti yöntemiyle her şeyi önceden bildiğini vurgulaması, anlatının hakim bakış açılı olacağını öncede duyurur. Anlatıcı evinden ayrılır, zamanın olayları arasında başka bir çağa ait başka bir varlık olarak hafızayı yakalamak için girer. Fakat anlatıcının başka çağlarda gezintisi içinde bir şimdilik bulunur. Bu şimdilik ler romanın felsefi atmosferinde çeşitli anakronik unsurların ortaya çıkmasına neden olur. Buna İsmail Safa ve Zehra nın birlikte futbol maçına gitmesi örnek olarak sunulabilir (s.91). Anlatıcını tavrı, oyun oynamayla, meta-kurmacayla yakından ilgilidir. Dolayısıyla romanın bu yönüyle kimi postmodern unsurları içerdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Nitekim Yıldız Ecevit (2012), postmodern anlatının artık somut yaşamı kurgulamıyor; kendini, nasıl oluştuğunu, nasıl kurgulandığını anlatıyordur (70) diyerek özelliğini ortaya koyar. Metin artık daha şeffaftır, gerekçelendirilir ve hesap verilebilir düzeye erişmiştir. Nitekim Nar Ağacı nda yazar-anlatıcının eseri nasıl kurguladığını görebilmekteyiz. Anlatıcının kendi ben ini içinde bulunduğu zamanın yüz yıl öncesi bir zamana götürmesinin izahı yapılmıştır: Ne yarın vardı, ne dün ne bugün. Mutlak bir anın içindeyim. (s.42). Söz öncesi döneme, kökene dönme isteğinin tezahür edildiği bu gibi ifadeler, bize Nietzscheci mite dönüş isteğini hatırlatmaktadır. Tabi burada Tanpınar ın bakış açısını ve dahi metinsel söylemini gözden uzak tutmamak gerekmektedir: Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare, geniş bir anın Parçalanmaz akışında Zeitgeist in öteki çağlara taşınmasını, anlatıcı, Tanpınar ın Bugünün rüzgârında yıkanan mazi gülü ifadesiyle açıklığa kavuşturur. Dasein ile tarih birleştirilir. Geçmişe yolculuğu anlatıcı öğrencileriyle oynadığı zaman makinesine binip geçmişe yolculuk yapma oyunuyla aklileştirir: Şu anki şuurumuzu alacağız yanımıza. Aksi takdirde bu yolculuğun hiçbir anlamı olmaz ki. Düşünsenize XVI. Asra gitmişiz ama XXI. Asırdan geldiğimizi bilmiyoruz. O zaman ne anlamı var bunun? XVI. Asırda yaşayan herhangi bir Osmanlı dan ne farkımız kalır. (s.31) Burada anlatıcı, her ne kadar bir tez sunmaya niyetli gibi görünmese de spekülatif bir tarih yaklaşımı ortaya koyar. Zamanın ruhunu tarihe bir tez olarak yerleştirir. Pratik faydayı içeren bir yaklaşımdır. Pratik fayda, romanın tezinde ortaya konulur. Bu tez ise Anadolu da yaşayan bütün halkların çektiği acının ortak olduğu yönündeki söyleminden ibarettir. Dolayısıyla 20. Yüzyılın başındaki olayları aydınlatan kuramsal çerçeveye dönüşür. Neticede bu görüş, an ın statüsünün korunmasına yönelik conservative bir yaklaşımı içerir. Bu da ancak evde olma ve bulunmayı istemeyle ilgili bir yaklaşımdır. Anlatıcının eve dönme isteği, mazinin mevcudiyet kazandığı eski yapılarda yaptığı gezilerle ortaya konulur. Dedesini ve anneannesini arayan anlatıcı, gezdikleri mekânları, kullandıkları eşyaları, dokundukları yerleri mitleştirir.

7 Nazan Bekiroğlu nun Nar Ağacı Romanında Evde Olmak / Olmamak 933 Anlatıcının evde olduğu şehir olarak tek mekân Trabzon dur. Öteki bütün kentler arkeolojik gezinin bir uğrağı olsa da unheimlich bakımından iyi bir örnek olarak görünürler. Batum, Tebriz, Bakü, Taht-ı Süleyman anlatıcının evde olamadığı kentlerdir. Anlatıcı halkları birbirinden ayıran sınırları yapay bulur ve sınırların evde olup olmamaya etkiyen belirleyici yönüne dikkat çeker. Anlatıcının Azeri olan öğrencisi ve aynı zamanda rehberi Yasemen in Karabağ a bakışı verilir: Karabağ a uzaktan baktım. Bizi ayıran Aras nehrini geçtim. Burada da misafirim. (s.102) köken arayışına çıkan anlatıcı için evde olduğu mekân Trabzon dur. Trabzon tasvirlerinde anlatı, bilgi, fikir ve duygu birleşir. Oysa Anlatıcının evde olmadığı mekânlarda bu unsurlar, bütünbirleşik olarak anlatıya yansımaz. 3. Settarhan ın Evde Olmayışı Settarhan nın öyküsü, romanın ana mecrasıdır. Unheimlich kavramı Settarhan ın biyografisinde belirginleşir. Settarhan ın Azam la evlenememesi kopuşu ve yabancılaşmayı doğurur. Settarhan, ülkesinden ve topraklarından ayrılıp yeni bir hayata geçerek tutunmaya çalışır. Nar Ağacı nda Settarhan, anlatıcının dedesi olan halı tüccarıdır. Taht-ı Süleyman da el emeğiyle geniş aile çevresiyle dokudukları halıları, Gürcistan, Azerbaycan; Batum, Bakü gibi farklı ülke ve kentlere götüren kişi Settarhan dır. Kilim atölyesi geniş evin bir bölümünden oluşur. Hem işletmenin aileye ait olması hem de el emeğinin üretim tarzını oluşturduğu bu ortamda gelişen aşk hikâyesi kurguyu belirler. Settarhan, halasının kızı olan Azam a âşık olur. Bütün aile çevresi iki gencin de evlenmesine rıza göstermişlerdir. Settarhan, evde dokunan halıları Yezd de bir Mecusi ye ait siparişleri vermek için gider ve burada Piruz ile tanışır, dost olurlar. Settarhan ın Batum, Tiflis ve Bakü gibi kentlere olan ticari yolculuğundan sonra geleneksel aile çevresinde gençlerin nişanlanmasına ve evlenmesine karar verilmiştir. Settarhan yolculuğu sırasında Azam a değerli mücevherlerden pek çok pahalı hediye alır. Fakat Yezd de ailesine halı sattığı bir Mecusi olan Piruz, Settarhan ın ailesini ziyareti sırasında Azam a âşık olur. Azam da Piruz a âşık olur. Azam, ailesinin kurguladığı Settarhan ile olan evliliğe zaten sıcak bakmaz, ailesinin Piruz la evliliği reddetmesi üzerine kaçar. Geleneksel aile çevresi, Settarhan a töre görevi verir. Bu görev, Azam ve Piruz u öldürme görevidir. Azam ın Piruz la anlaşarak evden ayrılması, romandaki tepe (climax) hadisedir. Görüldüğü gibi, evden ayrılma ya da evde olmama (unheimlich), bütün var oluşun yeniden kurgulanmasını sağlayacaktır. Tam burada, o ana kadar geliştirilen Settarhan karakterine yabancı olan bir sürpriz ortaya çıkar. Settarhan hem aşkından vazgeçer hem de törenin verdiği emri yerine getirmez. Bu tavır onu yabancılaştırır. Altındaki zemin kayar ve evde olmama (unheimlich) durumuna geçer. Tıpkı Heidegger in varoluş felsefesinde olduğu gibi nereye gideceğeni bilmeyen (Çelik 2013: 3) bir insana dönüşür. Bütün bağlarından kopmuş, âdeta yeryüzüne fırlatılmıştır o anda. İçinde büyüttüğü aşka karşı da yabancılaşmıştır. Esasında bunu yapan Settarhan değildir, onun adına karar veren romancıdır. Burada kahramanın özgürlüğü birdenbire elinden kayar, bir başkasına dönüştüğünü görürüz. Beslediği aşk sırasında tutucu davranan Settarhan, romanda yeterince işlendiğine tanık olamadığımız bir karakter yapısına bürünür. Azam da yeterince işlenmemiştir. Kendisi için belirlenen yazgıyı çaresiz yüklenir. Roman da gerilimi besleyen ve evde olmama durumunu sağlayan temel unsur, Settarhan ın törenin emrini yerine getirmemesidir. Azam ve Piruz u bağışlarken artık evine dönemeyeceğini bilir. İçinde yaşadığı dünya yıkılmıştır. Özgürleşmeyi sağlayan kendi kararını vermesi ve otoritenin kendisine yüklediği ahlakî sorumluluğu yerine getirmemesidir. Dolayısıyla romanın devam eden episodlarında Settarhan, özgürleşmiş bir birey olarak yeni bir varoluş gerçekleştirecektir. Bunu sağlayan ise evdeyken evin dışına çıkarılmışolmasıdır.

8 934 Ferhat KORKMAZ Şüphesiz ki Settarhan ın Azam ve Piruz a ilişmemesinde hem gördüğü rüya, hem de Çiçek Hâla nın etkisi vardır. Çiçek Hâlâ, Settarhan a Bırak ( ) Gitsinler. Yollarına çıkma. Bir taş koyulacaksa da yollarına, o taş sen olma. (s.352) Romana Çiçek Hâlâ nın ağzından serpiştirilen Âşık kendisini yakacak cehennem ateşinin önünde önce bir süre ısınır (s.351) gibi tasavvufî motifler de Settarhan ın kararında etkili olur. Settarhan isminin sembolik değeri burada ortaya çıkıyor. Ayıpları örten anlamına gelen Settar aynı zamanda Allah ın 99 adından biridir. Romanda, Settar ismi yitirilen bir aşkı ve töresel ayıp algısını örtmektedir. Settarhan evden ayrıldıktan sonra Tebriz çarşısında kâinatın ortasında yabancı bir varlık olarak görünür. Çünkü evden ayrılmıştır, evde değildir artık: Settarhan ne yapacağını ne edeceğini bilmeden sokaklarda dolaşmaya başladı. Bir yerlere sığması mümkün değildi ve gidecek bir yer de yok gibi görünüyordu. (s.353)baudelarie in ifade etmiş olduğu gibi Setterhan için içselliğini yaşayacağı tek bir köşe bile (aktaran Bachelard 2013: 61) yoktur artık. Eve dönmeyecektir. Sürgünü ve yabancılaşması başlamıştır. Tebriz sokaklarında kendine kimlik soran işgalci İngiliz devriyelerine içine düştüğü durum nedeniyle sayıklar: İşte kimliğim. Ben Settarhan, Mirza Han ın oğlu, beyzadeyim. Azam ı Piruz a bıraktım. Öcümü alamadım. Ailem gibi kendi başımı da öne eğdim. Hem elim kalkmadı onlara hem de kaldıramadığım elin altında kaldım. (s.361). Bu cümle, kendisinin yeni tanımıdır. Otoritenin verdiği göreve karşı çıkmıştır ve artık toplumdışı olmuştur. Romanın bu episodu, Heidegger in sembolik unheimlich i için çok iyi bir örnek teşkil eder. Settarhan yabancılaşmanın dışında yurtsuz da kalmıştır. İran ülkesinde sığınacak bir saçak bile kalmamıştır. Romanın öteki motiflerinde olduğu gibi, bu motifte de trajik tonu güçlü bir şekilde yankılanır. Sığındığı hana evden bir mektup gelir. Piruz ve Azam ın Taht-ı Süleyman daki gölün kıyısında görüldükleri yazılıdır. Handan karlı bir kış gününde ayrılan Settarhan, iki âşığı gölün kıyısında görür. İkisinin öldürüp öldürmemek arasında kararsız kalır. Kararsız kalmada toplumsal kimliği yeniden inşa edip etmeme problematiği egemendir. Sorun başı dik olma ya da başı öne eğik olma şeklinde aklileştirilir. Birincisi evde olmayı ikincisi ise evde olmamayı izah eder. Neticede Settarhan toplum dışı olmayı tercih edecek ve yabancılaşacaktır. Artık İran ülkesinde tutunamaz. Batum a gitmeye karar verir. Arkadaşı Sofya nın kitapçı dükkânına sığınır. Settarhan ın Batum da Bolşevik devrimi sırasında bulunur. Burada tutunamaz. Yeni bir kimlik inşa edemez. Bir Türk milisini tutuklamaya çalışan Rus askeri öldürür. Kaçmak zorunda kalır. Trabzon a gelir. Trabzon, Settarhan için eve dönmeyi temsil eder. Kendisine olabildiğince yabancı olan bir kente Tebriz de misafir olarak kaldığı Dağıstanlı şeyhin tekkesinde öğrendiği çay demlemeyi iyi bilmesi nedeniyle uyum sağlar. Yeni bir çevre ve iş edinir. Zehra ile tanıştırılır ve evlenir. Romanda leit-motive olarak kullanılan ve iki ırmağın birleşmesini anlatan bu ifadelerin işlevi, Zehra ve Settarhan ın evlenmesini sağlamaktır. 4. Zehra ve Çevresinin Evde Olmayışı Zehra, romanda norm karakter olarak işlev görür. Bütün görevi, Settarhan ile Trabzon da birleşmeyi sağlamaktır. Dolayısıyla Settarhan ın evde olmayışı üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Fakat roman tezli bir roman olduğu için, Zehra nın da heimlich durumundan unheimlich durumuna geçmesi, eserde kurulan denklemin doğal sonucudur. Zehra, ağabeyi İsmail Safa ile büyükanne ve büyükbabalarıyla birlikte yaşarlar. Zehra nın annesi doğum sırasında ölür, altı ay sonra babası da ölür. Büyükhanım ve Hacıbey ile yaşayan iki kardeşin mutluluğu, Balkan savaşları sırasında bozulur. Balkan savaşları nedeniyle seferberlik ilan edilir; İsmail Safa gönüllü olarak cepheye gider, bir daha dönmez. Dört kişiden oluşan aile bireylerinden üçü, evden ayrılmak zorunda kalır. Dolayısıyla kahramanlar heimlich durumundan unheimlich durumuna geçerler, tekinsiz bir dünyaya atılırlar. Romandaki evde olma/olmama durumu temel dinamiktir. Osmanlı Devletinin son döneminde daha doğrusu son yılında yaşananlarının tez olarak sunulmasından ibarettir.

KOLEJ - FEN LİSESİ - ÇAMLICA ORTAOKULU XXVI. EDEBİYAT ve KİTAP GÜNLERİ ETKİNLİK İÇERİĞİ Okuyan insan, yaşayan insan

KOLEJ - FEN LİSESİ - ÇAMLICA ORTAOKULU XXVI. EDEBİYAT ve KİTAP GÜNLERİ ETKİNLİK İÇERİĞİ Okuyan insan, yaşayan insan KOLEJ - FEN LİSESİ - ÇAMLICA ORTAOKULU XXVI. EDEBİYAT ve KİTAP GÜNLERİ ETKİNLİK İÇERİĞİ Okuyan insan, yaşayan insan USTALARA SAYGI-ANMA SOKAK AÇILIŞI F.DOSTOYEVSKİ SÖYLEŞİ / DİNLETİ - İMZA ATAOL BEHRAMOĞLU

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ÖZ GEÇMİŞ. 1. Adı Soyadı: Oğuzhan KARABURGU 2. Doğum Tarihi: 1975 3. Unvanı: Yrd.Doç.Dr. 4. Öğrenim Durumu:

ÖZ GEÇMİŞ. 1. Adı Soyadı: Oğuzhan KARABURGU 2. Doğum Tarihi: 1975 3. Unvanı: Yrd.Doç.Dr. 4. Öğrenim Durumu: ÖZ GEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Oğuzhan KARABURGU 2. Doğum Tarihi: 1975 3. Unvanı: Yrd.Doç.Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Türk Dili ve Edebiyatı Erciyes Üniversitesi 1998 Y. Lisans Yeni

Detaylı

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler Hani, Rabbin meleklere, Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti. Onlar, Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Metin Edebi Metin nedir?

Metin Edebi Metin nedir? Metin Nedir? Metin, belirli bir iletişim bağlamında, bir ya da birden çok kişi tarafından sözlü ya da yazılı olarak üretilen anlamlı bir yapıdır. Metin çok farklı düzeylerde dille iletişimde bulunmak amacıyla

Detaylı

HALİDE EDİB ADIVAR VURUN KAHPEYE ROMAN

HALİDE EDİB ADIVAR VURUN KAHPEYE ROMAN HALİDE EDİB ADIVAR VURUN KAHPEYE ROMAN 2 Halide Edib Adıvar ın Can Yayınları ndaki diğer kitapları: Sinekli Bakkal, 2007 Ateşten Gömlek, 2007 Handan, 2007 Mor Salkımlı Ev, 2007 Türk ün Ateşle İmtihanı,

Detaylı

FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ 5.ÜNİTE :DÜNYA, GÜNEŞ VE AY KONU ÖZETİ

FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ 5.ÜNİTE :DÜNYA, GÜNEŞ VE AY KONU ÖZETİ FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ 5.ÜNİTE :DÜNYA, GÜNEŞ VE AY KONU ÖZETİ KONULAR A.GÖKYÜZÜ MACERASI B. DÜNYA VE AY IN HAREKETLERİ A.GÖKYÜZÜ MACERASI Güneş, Dünya ve Ay ın Şekli Yıllar önce insanlar Dünya, Ay ve Güneş'in

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...7 KISALTMALAR GİRİŞ İran ve Türk Edebiyatlarında Husrev ü Şirin Hikâyesi BİRİNCİ BÖLÜM Âzerî nin Biyografisi...

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...7 KISALTMALAR GİRİŞ İran ve Türk Edebiyatlarında Husrev ü Şirin Hikâyesi BİRİNCİ BÖLÜM Âzerî nin Biyografisi... İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...7 KISALTMALAR...11 GİRİŞ İran ve Türk Edebiyatlarında Husrev ü Şirin Hikâyesi...13 BİRİNCİ BÖLÜM Âzerî nin Biyografisi...27 5 İKİNCİ BÖLÜM Husrev ü Şirin Mesnevisinin İncelenmesi...57

Detaylı

Sonsuza Kadar Beraber Sonsuza Kadar Ayrı

Sonsuza Kadar Beraber Sonsuza Kadar Ayrı Sonsuza Kadar Beraber Sonsuza Kadar Ayrı Bazı insanlar vardır hayatınızda, onlar ile birlikteyken öyle bir hisse kapılırsınız ki... Bazen bir bütün gibi hissedersiniz, bazen ağaçtaki kuş, denizdeki balık

Detaylı

ÇALIŞKANLIK NİSAN 2017

ÇALIŞKANLIK NİSAN 2017 ÇALIŞKANLIK NİSAN 2017 Ağustos Böceği ile Karınca Hafta Sınıf Düzeyi ve 4. Sınıf Süre Yöntem ve Teknik 40 Dakika drama, beyin fırtınası KAZANIM SÜREÇ Araç - Gereç Çizgi film CD si veya Masal kitabı Karınca

Detaylı

ÜNİTE 14 ŞEKİL BİLGİSİ-II YAPIM EKLERİ. TÜRK DİLİ Okt. Aslıhan AYTAÇ İÇİNDEKİLER HEDEFLER. Çekim Ekleri İsim Çekim Ekleri Fiil Çekim Ekleri

ÜNİTE 14 ŞEKİL BİLGİSİ-II YAPIM EKLERİ. TÜRK DİLİ Okt. Aslıhan AYTAÇ İÇİNDEKİLER HEDEFLER. Çekim Ekleri İsim Çekim Ekleri Fiil Çekim Ekleri ŞEKİL BİLGİSİ-II YAPIM EKLERİ İÇİNDEKİLER BAYBURT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Çekim Ekleri İsim Çekim Ekleri Fiil Çekim Ekleri HEDEFLER TÜRK DİLİ Okt. Aslıhan AYTAÇ Bu üniteyi çalıştıktan sonra;

Detaylı

HİKÂYE ETME BİLİMİ 1 :

HİKÂYE ETME BİLİMİ 1 : HİKÂYE ETME BİLİMİ 1 : Temel Bilgiler Hazırlayan : Prof. Dr. Rıza FİLİZOK Bir anlatıyı (récit ), hikâyeyi yazan kişidir. YAZAR = Yazar, yaşayan yahut yaşamış olan gerçek bir şahıstır! Yazarın hitap ettiği

Detaylı

MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Mit, Mitoloji, Ritüel DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Kelime olarak Mit Yunanca myth, epos, logos Osmanlı Türkçesi esâtir, ustûre Türkiye Türkçesi: söylence DR. SÜHEYLA SARITAŞ

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Dünyayı Değiştiren İnsanlar Dünyayı Değiştiren İnsanlar Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim,

Detaylı

8. Kamu Yönetimi Sempozyumu

8. Kamu Yönetimi Sempozyumu 8. Kamu Yönetimi Sempozyumu Üniversitemiz İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Türkiye Belediyeler Birliği nin işbirliği ile Yönet imi Sempoz yumu Antakya Ottoman Palace ta çok sayıda davetlinin katılımı

Detaylı

ESTETİK (SANAT FELSEFESİ)

ESTETİK (SANAT FELSEFESİ) ESTETİK (SANAT FELSEFESİ) Estetik sözcüğü yunanca aisthesis kelimesinden gelir ve duyum, duyularla algılanabilen, duyu bilimi gibi anlamlar içerir. Duyguya indirgenebilen bağımsız bilgi dalına estetik

Detaylı

1) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmamıştır?

1) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmamıştır? 1) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmamıştır? 1. A. Şehirde yaşıyanlar bazı kurallara uymak zorunda. 2. B. Suriye, Türkiye nin güney komşusudur. 3. C. Kırlarda benbeyaz papatyalar vardı.

Detaylı

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

Güzel Bir Bahar ve İstanbul Güzel Bir Bahar ve İstanbul Bundan iki yıl önce 2013 Mayıs ayında yolculuğum böyle başladı. Dostlarım, sınıf arkadaşlarım ve birkaç öğretmenim ile bildiğimiz İstanbul, bizim İstanbul a doğru yol aldık.

Detaylı

MENEKŞE TOPRAK Temmuz Çocukları

MENEKŞE TOPRAK Temmuz Çocukları MENEKŞE TOPRAK Temmuz Çocukları MENEKŞE TOPRAK İlk ve ortaöğrenimini Köln de ve Ankara da tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ni bitirdi. Radyo gazeteciliği yapıyor, Berlin ve İstanbul

Detaylı

ZORUNLU GÖÇLER, SÜRGÜNLER VE YOL HİKAYELERİ: ULUPAMİR KIRGIZLARI ÖRNEĞİ ZORUNLU GÖÇLER, SÜRGÜNLER VE YOL HİKAYELERİ: ULUPAMİR KIRGIZLARI ÖRNEĞİ

ZORUNLU GÖÇLER, SÜRGÜNLER VE YOL HİKAYELERİ: ULUPAMİR KIRGIZLARI ÖRNEĞİ ZORUNLU GÖÇLER, SÜRGÜNLER VE YOL HİKAYELERİ: ULUPAMİR KIRGIZLARI ÖRNEĞİ ZORUNLU GÖÇLER, SÜRGÜNLER VE YOL HİKAYELERİ: ULUPAMİR KIRGIZLARI ÖRNEĞİ Yazar: Dr.Adem Sağır Yayınevi: Nobel Yer/yıl: Ankara/2012 Sayfa Sayısı: 272 Göç insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Bütün dönemler

Detaylı

Yaşam Boyu Sosyalleşme

Yaşam Boyu Sosyalleşme Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında

Detaylı

Yüreğimize Dokunan Şarkılar

Yüreğimize Dokunan Şarkılar On5yirmi5.com Yüreğimize Dokunan Şarkılar Gelmiş geçmiş en güzel Türkçe slow şarkılar kime ait? Bakalım bizlerin ve sizlerin gönlünde yatan sanatçılar kimler? Yayın Tarihi : 6 Ocak 2010 Çarşamba (oluşturma

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : OSMANLI TARİHİ I Ders No : 0310440122 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 4 Ders Bilgileri Ders Türü Öğretim Dili Öğretim

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Duygu, düşüncelere bedenin içsel olarak karşılık vermesidir. Başka bir deyişle, beyne kalbin eşlik etmesidir.

Duygu, düşüncelere bedenin içsel olarak karşılık vermesidir. Başka bir deyişle, beyne kalbin eşlik etmesidir. Duygu, hareket halindeki enerjidir. Duygu, düşüncelere bedenin içsel olarak karşılık vermesidir. Başka bir deyişle, beyne kalbin eşlik etmesidir. Duygu, insanın yaşam kalitesini belirleyen en önemli kaynaktır.

Detaylı

I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMLİ BİR DERS

I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMLİ BİR DERS I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMİ BİR DERS Genç adam evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara

Detaylı

İÇİNDEKİLER. 1. BÖLÜM İSLÂMCILIK VE YENİ İSLÂMCI AKIM Yeni İslamcı Akımın Entelektüel Zemini Olarak İslâmcılık...17 Yeni İslâmcı Akım...

İÇİNDEKİLER. 1. BÖLÜM İSLÂMCILIK VE YENİ İSLÂMCI AKIM Yeni İslamcı Akımın Entelektüel Zemini Olarak İslâmcılık...17 Yeni İslâmcı Akım... İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...5 GİRİŞ...9 1. BÖLÜM İSLÂMCILIK VE YENİ İSLÂMCI AKIM Yeni İslamcı Akımın Entelektüel Zemini Olarak İslâmcılık...17 Yeni İslâmcı Akım...38 3 2. BÖLÜM ÖNCÜLER Necip Fazıl Kısakürek ve

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Psikoanalitik Halkbilimi Kuram ve Yöntemleri DR. SÜHEYLA SARITAŞ 2 KONULAR Psikoanalitik Halkbilimi Kuram ve Yöntemleri Kurucuları ve Okullar ( W. Wundt Okulu,

Detaylı

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ PLANI

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ PLANI KASIM EKİM 2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ PLANI Ay Hafta Ders Saati Konu Adı Kazanımlar Test No Test Adı 1 2

Detaylı

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Çocukları çocuk bakım evi yolunda olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 2-3 yaşındaki çocuk hakkında durum ve gelişim görüşmesi Çocuk bakım

Detaylı

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük YURDUMUZUN İŞGALİNE TEPKİLER YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 19.yy.sonlarına doğru Osmanlı parçalanma sürecine girmişti. Bu dönemde

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : OSMANLI TARİHİ II Ders No : 0310440158 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 4 Ders Bilgileri Ders Türü Öğretim Dili Öğretim

Detaylı

3. SINIFLAR BU AY NELER ÖĞRENECEĞİZ? OCAK

3. SINIFLAR BU AY NELER ÖĞRENECEĞİZ? OCAK 3. SINIFLAR BU AY NELER ÖĞRENECEĞİZ? 04 22 OCAK TÜRKÇE ÖĞRENME ALANI: DİNLEME 1. Dinleme Kurallarını Uygulama 1. Dinlemeye hazırlık yapar. 2. Dinleme amacını belirler. 3. Dinleme amacına uygun yöntem belirler.

Detaylı

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014 BİLİMKURGU: BAŞKA BİR VAROLUŞ MÜMKÜN Bilimkurgu bir bakışa göre Samosata lı Lukianos tan (M.S. 2. Yüzyıl) bu yana, başka bir bakışa göre ise 1926 yılında yayımcı Hugo Gernsbeack in scientifiction kelimesini

Detaylı

PSİKOLOJİK REHBERLİK BÖLÜMÜ DANIŞMANLIK VE. Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu

PSİKOLOJİK REHBERLİK BÖLÜMÜ DANIŞMANLIK VE. Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BÖLÜMÜ Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu İÇERİK Rehberlik Birimi Tanıtımı Gelişim Dönemleri ve Okula Uyum Süreçleri Öğrencilerimizin; Zihinsel, bedensel, sosyal ve

Detaylı

ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AY EKİM KASIM HAFTA DERS SAATİ 1 2 2 2 3 2 4 2 1 2 2 2 3 2 4 2 KONU ADI KAZANIMLAR 1. İletişim sürecini oluşturan ögeleri ve iletişimde dilin işlevini belirler. 2. Dil ve kültür arasındaki ilişkiyi 1.

Detaylı

MEHMET RAUF - Genç Gelişim Kişisel Gelişim ( )

MEHMET RAUF - Genç Gelişim Kişisel Gelişim ( ) (1874-1931) Servet-i Fünun akımının önemli romancılarından biri olan Mehmet Rauf, 1875 de İstanbul da doğdu. Babası Hacı Ahmet Efendi, bir sağlık kurumunda çalışan bir memurdu. Önce Balat ta ki Defterdar

Detaylı

Kökü Mazide Olan Âtiyim

Kökü Mazide Olan Âtiyim Kökü Mazide Olan Âtiyim Yahya Kemal Beyat lı Yılı Açılış Programı Yapıldı Mustafa Kemal Üniversitesi ve Hatay İl Müdürlüğü işbirliğiyle hazırlanan Yahya Kemal Beyatlı Yılı Açılış Programı Atatürk Konferans

Detaylı

GÖÇ DUVARLARI. Mustafa ŞAHİN

GÖÇ DUVARLARI. Mustafa ŞAHİN Mustafa ŞAHİN 07 Eylül 2015 GÖÇ DUVARLARI Suriye de son yıllarda yaşanan dram hepimizi çok üzmekte. Savaştan ötürü evlerini, yurtlarını terk ederek yeni yaşam kurma ümidiyle muhacir olan ve çoğunluğu göç

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Öykü Bir Çiftçi İki Memuru Nasıl Besledi? saltıkov şçedrin (aslı idil kaynar) Şiir Fotoğraf rıdvan salih

Öykü Bir Çiftçi İki Memuru Nasıl Besledi? saltıkov şçedrin (aslı idil kaynar) Şiir Fotoğraf rıdvan salih 3 8 9 12 16 Haberler Şiir Heykellerle Hasbihal mert öztürk Öykü Bir Çiftçi İki Memuru Nasıl Besledi? saltıkov şçedrin (aslı idil kaynar) İnceleme Son Oyun Üzerine fırat demir Dsoya Akbil i Biten Prenslerimiz

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖĞRENİM DURUMU Lisans: 1976-1980 Doç. Dr. Rıza BAĞCI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ/TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ Yüksek Lisans: 1984-1987 EGE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Yüksek Lisans Tezi: Ahmet Vefik Paşa nın Çevirilerinde Osmanlılaşan Molière, Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümü, Haziran 2004.

ÖZGEÇMİŞ. Yüksek Lisans Tezi: Ahmet Vefik Paşa nın Çevirilerinde Osmanlılaşan Molière, Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümü, Haziran 2004. ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı: M. Gül Uluğtekin Unvanı: Okutman, Dr. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Sosyoloji ODTÜ 1999 Y. Lisans Sosyoloji ODTÜ 2002 Y. Lisans Türk Edebiyatı Bilkent 2004 Doktora Türk Edebiyatı

Detaylı

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İLKOKULU 1/. SINIFI GÖRSEL SANATLAR YILLIK PLANI

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İLKOKULU 1/. SINIFI GÖRSEL SANATLAR YILLIK PLANI EYLÜL 25 EYLÜL 29 EYLÜL (2. Hafta) EYLÜL 18 EYLÜL 22 EYLÜL (1. Hafta) 2017-2018 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İLKOKULU 1/. SINIFI GÖRSEL SANATLAR YILLIK PLANI ÖĞRENME ALANI: 1.1. Görsel İletişim ve Biçimlendirme

Detaylı

Yazar : Didem Rumeysa Sezginer Söz ola kese savaşı Söz ola kestire başı Söz ola ağulu aşı Yağ ile bal ede bir söz Yunus Emre

Yazar : Didem Rumeysa Sezginer Söz ola kese savaşı Söz ola kestire başı Söz ola ağulu aşı Yağ ile bal ede bir söz Yunus Emre Hayatta, insanlar üzerinde en çok etkili olan şeyi arayan bir kız, bu sorusunu karşılaştığı herkese sorar. Çeşitli cevaplar alır ama bir türlü ikna olamaz. En sonunda şehrin bilgesi bir nineye gönderilir.

Detaylı

Yazar : Didem Rumeysa Sezginer Söz ola kese savaşı Söz ola kestire başı Söz ola ağulu aşı Yağ ile bal ede bir söz Yunus Emre

Yazar : Didem Rumeysa Sezginer Söz ola kese savaşı Söz ola kestire başı Söz ola ağulu aşı Yağ ile bal ede bir söz Yunus Emre Hayatta, insanlar üzerinde en çok etkili olan şeyi arayan bir kız, bu sorusunu karşılaştığı herkese sorar. Çeşitli cevaplar alır ama bir türlü ikna olamaz. En sonunda şehrin bilgesi bir nineye gönderilir.

Detaylı

Felsefe Nedir OKG 1201 EĞİTİM FELSEFESİ. Felsefe: Bilgelik sevgisi Filozof: Bilgelik, hikmet yolunu arayan kişi

Felsefe Nedir OKG 1201 EĞİTİM FELSEFESİ. Felsefe: Bilgelik sevgisi Filozof: Bilgelik, hikmet yolunu arayan kişi Felsefe Nedir OKG 1201 EĞİTİM FELSEFESİ Felsefe: Bilgelik sevgisi Filozof: Bilgelik, hikmet yolunu arayan kişi GERÇEĞİ TÜMÜYLE ELE ALIP İNCELEYEN VE BUNUN SONUCUNDA ULAŞILAN BİLGİLERİ YORUMLAYAN VE SİSTEMLEŞTİREN

Detaylı

NİÇİN EVLENMEDEN ÖNCE İNSANIN KENDİNİ TANIMASI ÇOK ÖNEMLİDİR? YA DA KENDİNİ TANIMAK NEDİR?

NİÇİN EVLENMEDEN ÖNCE İNSANIN KENDİNİ TANIMASI ÇOK ÖNEMLİDİR? YA DA KENDİNİ TANIMAK NEDİR? Asiye Türkan NİÇİN EVLENMEDEN ÖNCE İNSANIN KENDİNİ TANIMASI ÇOK ÖNEMLİDİR? YA DA KENDİNİ TANIMAK NEDİR? İNSAN NEDEN EVLENİR? İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir Sen kendini bilmezsen Bu nice okumaktır.

Detaylı

İYİ VE KÖTÜ NÜN KÖKENLERİ

İYİ VE KÖTÜ NÜN KÖKENLERİ İYİ VE KÖTÜ NÜN KÖKENLERİ Hayatın asıl etik anlamı, bizim iyi ve kötü sözcükleriyle tanımlayarak yol almaya çalıştığımız soyutluklardadır. Bu derece soyut ve kökenleri sıra dışı olan kavramlarla uğraşmak

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 SÖZCÜ / AKP de bir kişi konuşur, diğerleri asker gibi bekler! Tarih : 06.01.2012 CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu hem AKP deki tek adamlığı hem de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın üslubunu ve liderliğini

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

Yeni Türk Edebiyatında Kadıköy. 1. Adı Soyadı: Haluk ÖNER. 2. Doğum Tarihi: 11.10.1979. 3. Unvanı: Yrd. Doç. Dr.

Yeni Türk Edebiyatında Kadıköy. 1. Adı Soyadı: Haluk ÖNER. 2. Doğum Tarihi: 11.10.1979. 3. Unvanı: Yrd. Doç. Dr. 1. Adı Soyadı: Haluk ÖNER 2. Doğum Tarihi: 11.10.1979 3. Unvanı: Yrd. Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Türk Dili Ve Edebiyatı Marmara 2000 Y. Lisans Yeni Türk Edebiyatı Marmara

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (19 Ekim- 04 Aralık 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

Yaşam alanları ihtiyaca ve koşullara göre değişiklik. gösterir. BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

Yaşam alanları ihtiyaca ve koşullara göre değişiklik. gösterir. BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN ANA SINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (31 Ekim - 16 Aralık 2016 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

Gürcistan Dostluk Derneği. Faaliyet Raporu. Yayınlar Sosyal-Kültürel Etkinlikler İnsani Yardımlar Eğitim Faaliyetleri

Gürcistan Dostluk Derneği. Faaliyet Raporu. Yayınlar Sosyal-Kültürel Etkinlikler İnsani Yardımlar Eğitim Faaliyetleri Gürcistan Dostluk Derneği Faaliyet Raporu Yayınlar Sosyal-Kültürel Etkinlikler İnsani Yardımlar Eğitim Faaliyetleri Yazılı ve Görsel Yayınlar Gürcistan daki Müslüman toplumun ihtiyaçları doğrultusunda

Detaylı

Sosyal Girişimcilik. 10 Eylül 2008

Sosyal Girişimcilik. 10 Eylül 2008 1 Sosyal Girişimcilik Hülya Denizalp 10 Eylül 2008 2 A a ıda ne görüyorsunuz? 3 Peki imdi? 4 Kıssadan hisse ; Hayatta hiçbirşey Velaskez'in resmi kadar belirgin ve net değildir. Gerçekler çoğunlukla Picasso'nun

Detaylı

KADIN CİNSELLİĞİNİN SÖYLEMSEL İNŞASI VE NAMUS CİNAYETLERİ: ŞANLIURFA ÖRNEĞİ

KADIN CİNSELLİĞİNİN SÖYLEMSEL İNŞASI VE NAMUS CİNAYETLERİ: ŞANLIURFA ÖRNEĞİ T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ GAZETECİLİK ANABİLİM DALI KADIN CİNSELLİĞİNİN SÖYLEMSEL İNŞASI VE NAMUS CİNAYETLERİ: ŞANLIURFA ÖRNEĞİ Doktora Tezi Ayşe Nevin Yıldız Ankara-2009 i İÇİNDEKİLER

Detaylı

ŞKULU BİR ATMOSFERDE HIZLI REFLEKSLERİN OYUNU - 2-8 OYUNCU - 6 YAŞ VE ÜZE

ŞKULU BİR ATMOSFERDE HIZLI REFLEKSLERİN OYUNU - 2-8 OYUNCU - 6 YAŞ VE ÜZE COŞKULU BİR ATMOSFERDE HIZLI REFLEKSLERİN OYUNU - 2-8 OYUNCU - 6 YAŞ VE ÜZERİ Oyunun Kuralları Dobble, nedir? Dobble her bir kartta 50 sembolden 8 inin yer aldığı 55 karttan oluşan bir oyundur. Her bir

Detaylı

II) Hikâye Dışı düzlemi

II) Hikâye Dışı düzlemi HİKÂYE ETME DÜZLEMLERİ Prof. Dr. Rıza FİLİZOK Günümüz edebiyat araştırmalarında yeni bir bilim anlayışının derin izleri vardır. Özellikle yapısal metin analizinde artık temel kavramlar görecelilik ve fonksiyon

Detaylı

JORGE LUIS BORGES PIERRE MENARD A GÖRE DON QUIXOTE & HOMER İN BAZI UYARLAMALARI. Hazırlayan: Rabia ARIKAN

JORGE LUIS BORGES PIERRE MENARD A GÖRE DON QUIXOTE & HOMER İN BAZI UYARLAMALARI. Hazırlayan: Rabia ARIKAN JORGE LUIS BORGES PIERRE MENARD A GÖRE DON QUIXOTE & HOMER İN BAZI UYARLAMALARI Hazırlayan: Rabia ARIKAN JORGE LUIS BORGES (1899-1986) ARJANTİNLİ ŞAİR, DENEME VE KISA ÖYKÜ YAZARIDIR. 20. YÜZYILIN EN ETKİLİ

Detaylı

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin.

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin. Bu kitapçığı, büyük olasılıkla kısa bir süre önce sevdiklerinizden biri size cinsel kimliği ile biyolojik/bedensel cinsiyetinin örtüşmediğini, uyuşmadığını açıkladığı için okumaktasınız. Bu kitapçığı edindiğiniz

Detaylı

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu özeti olarak

Detaylı

Üniversite Üzerine. Eğitim adı verilen şeyin aslında sadece ders kitaplarından, ezberlenmesi gereken

Üniversite Üzerine. Eğitim adı verilen şeyin aslında sadece ders kitaplarından, ezberlenmesi gereken Engin Deniz İpek 21301292 Üniversite Üzerine Eğitim adı verilen şeyin aslında sadece ders kitaplarından, ezberlenmesi gereken formüllerden ya da analitik zekayı çalıştırma bahanesiyle öğrencilerin önüne

Detaylı

Deniz Kantarcıoğlu Anaokulu Rehber Öğretmeni. «Okula Uyum»

Deniz Kantarcıoğlu Anaokulu Rehber Öğretmeni. «Okula Uyum» Deniz Kantarcıoğlu Anaokulu Rehber Öğretmeni «Okula Uyum» Hayatımızda yeni bir sayfa daha açılıyor. Bu başlangıç hem çocuğunuzun hem de sizlerin hayatında yepyeni bir dönemin başlangıcı... Çocuklar, okula

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

bilgilerle feminizm hakkında kesin yargılara varıp, yanlış fikirler üretmişlerdir. Feminizm ya da

bilgilerle feminizm hakkında kesin yargılara varıp, yanlış fikirler üretmişlerdir. Feminizm ya da YANLIŞ ALGILANAN FİKİR HAREKETİ: FEMİNİZM Feminizm kelimesi, insanlarda farklı algıların oluşmasına sebep olmuştur. Kelimenin anlamını tam olarak bilmeyen, merak edip araştırmayan günümüzün insanları,

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (31 Ekim- 16 Aralık 2016 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

GÜNLÜK (GÜNCE) www.dosyabak.com

GÜNLÜK (GÜNCE) www.dosyabak.com GÜNLÜK (GÜNCE) 1 GÜNLÜK Öğretmeye bağlı, gerçekçi anlatım türlerinden biri olan günlükler, bir kişinin önemli ve kayda değer bulduğu olayları, gözlem, izlenim duygu düşünce ve hayallerini günü gününe tarih

Detaylı

Ben de İsterim DERS İÇİ İLİŞKİLENDİRME DEĞERLENDİRME

Ben de İsterim DERS İÇİ İLİŞKİLENDİRME DEĞERLENDİRME EMPATİ MAYIS 2017 Ben de İsterim Hafta Sınıf sorucevap Öğrencilerin hoşuna gidecek cinsten bir yiyecek. (Tüm öğrencilere dağıtılabilecek miktarda.) Duygu, düşünce hayallerini görsel sanat yoluyla ifade

Detaylı

1. LİDER 2. LİDERLİK 3. YÖNETİCİ LİDER FARKI

1. LİDER 2. LİDERLİK 3. YÖNETİCİ LİDER FARKI YÖNETİCİ-LİDER FARKI VE LİDERLİĞİN YÖNETİMDEKİ ÖNEMİ Ahmet VERAL (Rapor) Eskişehir, 2011 1. LİDER Genel bir kavram olarak ele alındığında lider, bir grubun hedef oluşturma ve bu hedeflere ulaşma ve ilerleme

Detaylı

İÇİNDEKİLER GİRİŞ BİRİNCİ KİTAP

İÇİNDEKİLER GİRİŞ BİRİNCİ KİTAP İÇİNDEKİLER GİRİŞ Afrika ve Afrikalılar 13 BİRİNCİ KİTAP Bir Yuruba Efsanesi: Dünyanın Yaratılışı 23 Küçük Tanrı Obatala, Beş Parmaklı Beyaz Horoz ve Kara Kaplan 23 Kara Kaplan'la Beş Parmaklı Beyaz Horoz

Detaylı

Hayalindeki Kadını Kendine Aşık Etmenin 6 Adımı - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Hayalindeki Kadını Kendine Aşık Etmenin 6 Adımı - Genç Gelişim Kişisel Gelişim on günlerde mevsimsel geçiş döneminin verdiği miskinlikle aklıma yazılabilecek bir yazı gelmiyordu. Bugün kardio antrenmanımı yaparken,aklıma sevgili olmamak için yapman gerekenler adlı yazım geldi. Bende

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

İSTANBUL UN PENÇ HALLERİ. TA NER A L A KU Ş ve Ö Ğ R E NC İ L E R İ Mİ N YATÜR S E RG İ Sİ

İSTANBUL UN PENÇ HALLERİ. TA NER A L A KU Ş ve Ö Ğ R E NC İ L E R İ Mİ N YATÜR S E RG İ Sİ İSTANBUL UN PENÇ HALLERİ TA NER A L A KU Ş ve Ö Ğ R E NC İ L E R İ Mİ N YATÜR S E RG İ Sİ İSTANBUL UN PENÇ HALLERİ TANER ALAKUŞ ve ÖĞRENCİLERİ MİNYATÜR SERGİSİ 18-29 HAZİRAN 2013 / DOLMABAHÇE SARAYI CAMLIKÖŞK

Detaylı

TOPLUMSAL TEMSİLİYET

TOPLUMSAL TEMSİLİYET TOPLUMSAL TEMSİLİYET Mekân Sözcük Arapça ve en basit tanımıyla yer, mahal, bulunulan yer, durulan yer, oturulan yer, üzerinde iş yapılan yer, anlamına geliyor. 1 Ve yine Arapça kökeni itibariyle kevn sözcüğünden

Detaylı

TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN MAKİNENİN ARKASI

TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN MAKİNENİN ARKASI TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN 21400752 MAKİNENİN ARKASI Fotoğraf uzun süre düşünülerek başlanılan bir uğraş değil. Aslında nasıl başladığımı pek hatırlamıyorum, sanırım belli bir noktadan sonra etrafa

Detaylı

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM ÜNİTE 1 VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - 1 Ad :... Soyad :... Vücudumuzu ayakta tutan, hareket etmemizi sağlayan ve bazı önemli organları koruyan sert yapıya iskelet denir. İskelet

Detaylı

KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ

KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (07 Aralık 2015-15 Ocak 2016) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

LYS 3 DENEME-5 KONU ANALİZİ SORU NO LYS 3 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI TESTİ KAZANIM NO KAZANIMLAR. 26/05/2014 tarihli LYS-3 deneme sınavı konu analizleri

LYS 3 DENEME-5 KONU ANALİZİ SORU NO LYS 3 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI TESTİ KAZANIM NO KAZANIMLAR. 26/05/2014 tarihli LYS-3 deneme sınavı konu analizleri LYS 3 DENEME-5 KONU ANALİZİ SORU NO LYS 3 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI TESTİ A B KAZANIM NO KAZANIMLAR 1 11 30027 1 / 31 Kelimelerin anlam oluşturmada birbirleriyle ilişkilerini belirler. 2 12 30027 Kelimelerin

Detaylı

Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat

Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat Ezgi İçöz, MA 24 Haziran 14 Salı Tammam Azam Inside Outside Project: Gazeteci ve fotoğrafçılar ile çalışmak Motivasyon farklılıkları ve etik Çalışma süresi

Detaylı

DBY Ajans. This book has been supported by the Office of Scientific Research Projects of Istanbul Medeniyet University Istanbul, Turkey - March 2014.

DBY Ajans. This book has been supported by the Office of Scientific Research Projects of Istanbul Medeniyet University Istanbul, Turkey - March 2014. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimince desteklenmiştir. Proje Numarası: 458 Kitabın Adı: Büyük Doğu Kapaklarında Portreler, Toplum ve Gençlik Yazarlar: Ahmet

Detaylı

Sanatta Doğa ve İnsan İlişkisi

Sanatta Doğa ve İnsan İlişkisi FURKAN ŞAHİN Sanatta Doğa ve İnsan İlişkisi Yaşadığımız evren ve doğa ile olan ilişkimiz geçmişten bugüne bizlerin üzerinde ihtiyatla durduğu bir konu. İhtiyatlı yaklaşma sebebimiz ise kadim zamanlardan

Detaylı

Ece Ayhan. Kardeşim Akif. Akif Kurtuluş'a Mektuplar. Hazırlayan Eren Barış. "dipnot

Ece Ayhan. Kardeşim Akif. Akif Kurtuluş'a Mektuplar. Hazırlayan Eren Barış. dipnot Ece Ayhan Kardeşim Akif Akif Kurtuluş'a Mektuplar Hazırlayan Eren Barış sı "dipnot Akif Kurtuluş: 1959, Ankara. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini 1981 yılında bitirdi. İlk şiiri, 1980 yılında Türkiye

Detaylı

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 Hayatı ve Edebi Kişiliği İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826 da İstanbulda doğdu. 13 Eylül 1871 de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829 da Osmanlı Rus savaşı

Detaylı

25/12/2014 Bilgilendirme: Nur 24/35 Allah, semaların/boyutların ve arzın nuru/ışığı/enerjisidir. Onun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandile benzemesidir. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça,

Detaylı

OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ

OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ Oyun bir çocuğun en önemli işidir. Çocuklar oyun ortamında kendilerini serbestçe ifade edip, yaşantılarını yansıtırlar ve dış dünyaya farketmeden hazırlık yaparlar.

Detaylı

Zirve 9. Sınıf Dil ve Anlatım

Zirve 9. Sınıf Dil ve Anlatım Zirve 9. Sınıf Dil ve Anlatım İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR 1. İletişim 2. İnsan, İletişim ve Dil 3. Dil Kültür İlişkisi DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI VE TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ 1. Dillerin Sınıflandırılması

Detaylı

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti SİNOPSİS Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk, 2012 de İstanbul da, 2008 yılında yayınladığı Masumiyet Müzesi romanı ile aynı adı taşıyan bir müze açar. Müzenin içindeki eşyalar, romana konu olan ve

Detaylı

Dünya, Güneş ve Ay'ın Şekli;

Dünya, Güneş ve Ay'ın Şekli; Dünya, Güneş ve Ay ın şekilleri hakkında eski çağlardan bu yana çeşitli fikirler öne sürülmüştür. Hatta günümüzden binlerce yıl önce insanlar Dünya mızın düz, Güneş ve Ay ın yuvarlak bir tepsi gibi olduğunu

Detaylı

geliştirmemize yardımcı olur.

geliştirmemize yardımcı olur. 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; PYP disiplinler üstü temaları ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı