4. Kardiyovasküler hastalıktan korunma: hedefler ve öncelik belirleme, örgütlenme ve strateji geliştirme

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "4. Kardiyovasküler hastalıktan korunma: hedefler ve öncelik belirleme, örgütlenme ve strateji geliştirme"

Transkript

1 Ulusal Kalp Sağlığı Politikası Kardiyovasküler hastalıktan korunma: hedefler ve öncelik belirleme, örgütlenme ve strateji geliştirme 4.1. Kardiyovasküler riskin azaltılması hedefleri Tek risk faktörünü düzeltme yerine genel riskin düşürülmesi kavramı Kalp-Damar Hastalıkları günümüzde giderek artan oranda kamu sağlığını etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Kalp-Damar Hastalıklarından korumada akılcı yaklaşım tarzı, tek bir risk faktörüne değil, genel riskin düşürülmesine yönelik, çoğul risk faktörleri gözetilerek multidisipliner olmalıdır. Son yıllarda yayınlanan çeşitli klinik çalışmalar ve Kalp-Damar Hastalıklarının Tedavisine ilişkin kılavuzlarda da belirtildiği gibi diyabet, sigara kullanımı, birinci derece akrabalarda Kalp- Damar Hastalığı öyküsü, hipertansiyon, dislipidemi, sedanter yaşam, aşırı kilo ve viseral yağlanma, yaş ve cinsiyet önemli risk faktörleridir. Söz konusu risk faktörleri içinde, kuşkusuz, aile öyküsü varlığı, yaş ve cinsiyet müdahale alanı içinde yer almamaktadır. Çoklu risk düşürme yönetimi kapsamında, kalan tüm unsurlar Ulusal Kalp Sağlığı Politikamızın temel müdahale alanları olacaktır. Amaç risklerin ne olduğunun bilinmesi değil, risk düzeyinin bütünüyle belirlenmesi ve ele alınmasıdır. Kısa vadede genel amaçlarımız ise; ilgili kurum ve kuruluşların temsilcilerini bir araya getirerek, koordinasyonu sağlamak, kalp sağlığını iyileştirme ve geliştirme konusunda bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları için bilgi oluşturmak, kaynakların doğru zamanda ve yerinde kullanımı, neye gereksinim olduğu, aktivitelerin nasıl ve hangi öncelikle yapılacağı konusunda fikir birliği oluşturmaktır. Orta ve uzun vadede amaçlarımız; ulusal politikamızın etkilerini gözlemlemek ve Kalp-Damar Hastalıklarına yakalanma (morbidite) ve bu nedenle ortaya çıkan ölüm (mortalite) oranında azalma sağlamaktır Kalp-damar ölümlerinde hedefler ne olmalı? Kalp-damar hastalıkları Avrupa ülkelerinde ölümlerin % 49 undan, Avrupa Birliği ülkelerinde ise % 42 sinden sorumludur. Avrupa ülkelerinin tümünde kadınlarda başta gelen ölüm nedeni, erkeklerde ise Fransa ve San Marino dışındaki tüm ülkelerde yine en ön sıradaki ölüm nedenidir. Ancak ülkeler arasında kardiyovasküler ölüm oranları açısından önemli farklar vardır yaş grubundaki yaşa göre standardize edilmiş kardiyovasküler ölüm oranları kuzey, batı ve güney ülkelerinde 1000 de 4 ün altındayken, orta ve özellikle doğu Avrupa ülkelerinde 1000 de 6 dan (Polonya) başlayıp 1000 de 12 ye (Ukrayna) kadar çıkabilmektedir. Görüldüğü gibi ülkeler açısından Avrupa da kardiyovasküler mortalite 2 ile 3 kat arasında bir fark göstermektedir ile 2000 yılları arasında Avrupa ülkelerindeki kardiyovasküler mortalitenin gösterdiği değişime bakıldığında kuzey, güney ve batı ülkelerinde bir azalma söz konusuyken Bulgaristan,

2 228 Türk Kardiyoloji Derneği Romanya ve Ukrayna gibi doğu Avrupa ülkelerinde oranın değişmediği veya arttığı gözlenmektedir. Yaşa ve cinsiyete göre standardize edilmiş bu mortalite oranlarında, azalma görülen ülkelerde bile standardize edilmemiş, kaba oranlarda azalma olmadığı ve özellikle doğu Avrupa ülkelerinde arttığı gözden kaçmamalıdır. Avropean Heart Network ve Avrupa Kardiyoloji Derneği tarafından bildirilen ve yukardaki sonuçları yansıtan değerlendirmelerde Türkiye ile ilgili rakamlar bulunmamaktadır. Sağlık Bakanlığı nın son verileri ülkemizde gerçekleşen ölümlerin ancak altıda bir kadarını yansıtmaka ve hastanede gerçekleşen ölümlerin hastalıklara göre dağılımını vermemektedir. Bu yüzden ülkemizde kardiyovasküler ölümlerin gerçek oranını belirtmek çok güçtür. Kardiyovasküler mortalitenin Türkiye deki oranları konusundaki tahminlerimiz TEKHARF (Türk Erişkinlerinde Kalp Hastalıkları ve Risk Faktörleri) çalışması sonuçlarına dayanmaktadır. TEKHARF çalışmasının 12 yıllık izlem verileri koroner kalp hastalığı mortalitesinin yaş grubunda erkeklerde binde 8,2, kadınlarda binde 4,3 olduğunu bildirmiştir. Diğer Avrupa ülkeleriyle kıyasladığında koroner mortalitemizi erkeklerde üç Baltık ülkesi dışında en yüksek, kadınlarda ise birinci olarak hesaplamıştır. Bu rakamların kardiyovasküler değil, koroner mortaliteyi yansıttığı hatırlanırsa, genel kardiyovasküler mortalitemizin yaş grubunda binde 7,5 civarında olduğu tahmin edilebilir. Yaşa göre standardize edilen kardiyovasküler mortalite rakamları 2000 yılında Polonya da binde 6, Çek Cumhuriyeti nde binde 6, Romanya da binde 7, Bulgaristan ve Ukrayna da binde 10,5 olarak bildirilmektedir. TEKHARF çalışması sonuçlarına göre mortalitemiz bu ülkelerinkine yakın bulunduğundan halen Türkiye de yaşa göre standardize kardiyovasküler mortalite oranının binde 6 ile 7 arasında olduğu tahmin edilebilir. Avrupa Kardiyoloji Derneği nin yayınladığı yukarda sözü edilen değerlendirmede kardiyovasküler mortalite açısından 1995 yılında ülkemizin bulunduğu binde 6-9 aralığında bulunan Polonya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Romanya, Bulgaristan ve Ukrayna nın yılları arasında kardiyovasküler mortalite açısından gösterdikleri değişim hedeflerimiz açısından bize yol gösterici olabilir. Bu ülkelerden Ukrayna ve Bulgaristan da oranlar aynı kalmış veya hafif artma göstermiş, diğerlerinde ise azalmıştır. Çek Cumhuriyeti ve Polonya daki kardiyovasküler mortalite oranlarında dikkat çekici azalmalar vardır. Polonya da ve Çek Cumhuriyeti nde 1995 yılında sırasıyla binde 6,7, ve 7,1 olan oranlar, 2000 yılında 5,9 ve 6,2 ye inmiştir. Kişi başına düşen milli gelirin Çek Cumhuriyeti nde dolar, Polonya da dolar, Türkiye de ise dolar olduğunu hatırlayarak, Türkiye de beş yılda kardiyovasküler mortalite oranını binde 1 düzeyinde azaltmanın çok büyük bir başarı, binde 0,5 civarında azaltmanın ise gerçekçi bir başarı olacağı söylenebilir. Ancak en önemli sorun kardiyovasküler mortalitenin ortaya konduğu ve izlenebileceği, doğru istatistiklerin bulunmamasıdır. Kardiyovasküler mortalitemizin halen bulunduğu nokta çok kesin olmadığından 5 yıl sonra geldiğimiz yer konusunda kaliteli istatistik verileri bulunmadığı takdirde kuşkuların olacağı açıktır. Sağlık Bakanlığı ve Devlet İstatistik Enstitüsü bu konudaki çabalarını artırmalı, ayrıca kardiyovasküler mortalite ve risk faktörleri konusunda çok önemli veriler sağlayan TEKHARF gibi çalışmalara destek sağlamalı ve uzmanlık dernekleriyle işbirliğine gitmelidir. Türkiye, kardiyovasküler ölüm oranlarını gösteren haritalarda yerinin boş kalması ayıbından kurtulmalıdır. Bu konuda verilerine dayanarak yapılan ve 2005 Ocak ayında sonlanan Ulusal Hastalık Yükü ve Maliyet Etkililik (UHY-ME) çalışması bu alanda önemli bir adım

3 Ulusal Kalp Sağlığı Politikası 229 sayılmalıdır. Bu çalımanın Sonuç Raporu ndan bazı veriler aşağıda sunulmaktadır. Türkiye Ulusal Düzeyde Ölümlerin Temel Hastalık Gruplarına Göre Yüzde Dağılımı Maternal ve Perinatal Ned.; 6,0 Yaralanmalar ; 5,8 Solunum Sist. Hast.; 8,0 Kardiyovasküler Hastalıklar; 47,7 HIV/AIDS Hariç Diğer Enfeksiyon Hast.; 8,8 Kanserler; 13,1 UHY-ME ÇALIŞMASI 2000, TÜRKİYE Türkiye Ulusal Düzeyde Ölüme Neden Olan İlk 10 Hastalığın % Dağılımı İnflamatuar Kalp Hastalıkları Trafik Kazaları Diabetes Mellitus Trakea, Bronş ve Akciğer Kanseri Hipertansif Kalp Hastalıkları Alt Solunum Yolu Enfeksiyonları Perinatal Nedenler Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı Serebrovasküler Hastalıklar İskemik Kalp Hastalığı 1,9 2,0 2,2 2,7 3,0 4,2 5,8 5,8 15,0 21,7 UHY-ME ÇALIŞMASI 2000, TÜRKİYE YÜZDE

4 230 Türk Kardiyoloji Derneği Majör risk faktörlerinde azlatılma hedefleri neler olmalı? Sigara Sigara içimi Türkiye deki en yaygın risk faktörüdür. Yirmi yaş üzerindeki erişkinler ele alındığında erkeklerimizin % 60 ının, kadınlarımızın % 19 unun sigara içtiği söylenebilir. Bu oranlarla Türkiye nin Avrupa da en başta geldiğini söylemek çok acıdır. Avrupa da ülkemize en yakın oranlar Rusya Federasyonu ve Ukrayna da gözlenmektedir. Sigara alışkanlığı oranı aynı kalmakla birlikte eklenen genç nüfusla birlikte sigara içenlerin sayısında ve sigara tüketiminde çok büyük bir artış söz konusudur. TEKHARF çalışmasında, yılları arasındaki değişim değerlendirildiğinde, erkeklerde hafif bir azalma, kadınlarda, özellikle genç kadınlarda ise artma gözlendiğini bildirmektedirler. Yaş standardizasyonundan sonra erkeklerde %1 azalışa karşılık, 50 yaşından genç kadınlarda % 22 lik bir artış kaydedilmiştir. Ancak bu çalışmadaki kohort 2000 yılında 30 yaşına gelmiş bulunduğundan özellikle genç nüfustaki durum hakkında bilgi vermemektedir. Türkiye de 14 ilde, öğrencide yaş grubunda sigara kullanımı ile ilgili olarak yapılan bir araştırmada bu yaş grubundaki gençlerin % 22 sinin her gün sigara içtiği, son 30 günde sigara içenlerin oranının ise % 32 olduğu bildirilmiştir. Üniversite öğrencilerinde yapılan araştırmalarda ise sigara kullanımının % 30 lara yaklaştığı bildirilmektedir. Bu konuda birinci hedef sigaraya başlanmasını önlemek, ikinci hedef ise sigara kullanma oranlarını düşürmek olmalıdır. Tüm yaşlardaki sigara kullanım oranlarını 10 yılın sonunda % 20 azalma sağlanması çok başarılı bir sonuç olarak kabul edilebilir. Aslında içinde bulunduğumuz koşullar düşünüldüğünde bu oranlardaki küçük azalmalar bile başarı olarak kabul edilebilir Hipertansiyon Hipertansiyon halkımızda koroner kalp hastalığını ve koroner kökenli ölümleri belirleyici en önemli etkendir, aynı zamanda çok yaygın bir risk faktörüdür. TEKHARF çalışmasının 2001/02 kohortunda hipertansiyon sıklığı erişkin erkeklerde % 36,3, kadınlarda ise % 49,1 dir. TEKHARF çalışmasından elde edilen bu verilere dayanarak halkımızda yaklaşık 5 milyon erkekte ve 7 milyon kadında hipertansiyon bulunduğu tahmin edilmiştir. Aynı çalışmada 1990 ile 2000 yılları arasında ortalama sistolik ve diyastolik kan basınçlarının yaştan bağımsız olarak erkeklerde 4,4/2,7 mm Hg, kadınlarda 6,4/4,2 mm Hg arttığı belirlenmiştir. Bu artışın KKH riskinde % 19, inme riskinde % 63 artmaya yol açabileceği tahmin edilebilir. 10 yıllık bir süre için bu artış çok endişe vericidir. Bu artışın büyük ölçüde yaşam tarzından, özellikle obezitedeki artıştan kaynaklandığı söylenebilir. Önümüzdeki 10 yılda ortalama kan basınçlarındaki bu artışı durdurmak ve kan basıncını 1990 yılı düzeylerinin biraz altına çekmek hedeflenebilir. TEKHARF 2002 kohortunun değerlendirilmesi bu yönde çok hafif bir iyiye gidişe işaret etmektedir Total kolesterol 1990 yılındaki TEKHARF taramasında Türk erişkinlerinde total kolesterolü 200 mg/dl üzerinde olanların oranı % 25, 249 mg/dl üzerinde olanların oranı ise % 5 olarak bulunmuştu.

5 Ulusal Kalp Sağlığı Politikası 231 Bu değerler batı ülkelerine göre fazla değildir. Dikkati çeken bir özellik Türk erişkinlerinin genç yaşlarda diğer ülkelere kıyasla düşük olan kolesterol değerlerinin bir iki on yıl içinde hızla yükselmesidir. Bu artış kötü yaşam tarzına bağlanmaktadır. TEKHARF çalışmasında kolesteroldeki son 10 yıldaki seyre bakıldığında, her iki cinsiyette de anlamlı bir değişme olmadığı söylenebilir. Yaşam tarzının giderek bozulmasının total kolesterol düzeylerinde artışa yol açması kaçınılmazdır; bu da HDL-K ü düşük bir popülasyonda çok zararlı sonuçlar verecektir. ABD ve Avrupa kılavuzlarında total kolesterol için 200 mg/dl altındaki değerlerin normal olduğu belirtilmektedir. Oysa, toplumumuzda mg/dl arasındaki değerleri - hele erkeklerimiz için - normal kabul etmemiz epidemiyolojik bulgularla bağdaşmamaktadır. Bu gruptaki bireylerden HDL-K düzeyleri normal olan nisbeten küçük bölümü dışlanınca, çoğunluğun düşük bulunan HDL-K düzeyleri nedeniyle yüksek KV risk taşıdıkları konusu hekimlere ve topluma aktarılmalıdır. Total kolesterol yüksekliğinde hedef toplam riskin azaltılması içinde ele alınmalıdır, diğer risk faktörleri giderildiğinde kolesterol yüksekliğinin yaratacağı olumsuz sonuçlar önemli ölçüde azalacaktır HDL-Kolesterol TEKHARF çalışmasında, daha önce yapılan Türk Kalp çalışmasında olduğu gibi HDL- Kolesterol (HDL-K) değerleri batı Avrupa ülkeleri ve ABD ye göre daha düşük bulunmuştur. Örneğin Amerikan ve Alman popülasyonlarıyla kıyaslandığında her iki cinsiyette HDL-K değerleri % 20 daha düşük saptanmıştır. Toplumumuzda HDL-K, metabolik sendrom ve trigliserid değerleri ile yakından ilişkilidir. Sağlıklı popülasyonun izlenmesinde her iki cinsiyet birlikte incelendiğinde HDL-K düşüklüğünün çok önemli bir risk faktörü olduğu ve 12 mg lık HDL-K azalmasının fatal ve fatal olmayan olay olasılığını % 36 yükselttiği saptanmıştır. Bu nedenle ortalama HDL-K da 10 yılda sağlanacak 3 mg lık bir artış kardiyovasküler olay riskini % 9 azaltabilir. HDL-K artışı için toplumda sigara içişinin azaltılması, obezite sıklığının azaltılması ve fizik egzersizin artırılması alınması gereken başlıca önlemlerdir Trigliserid Normal kan trigliserid düzeyleri <150 mg/dl olarak alındığında 2000 yılındaki değerlendirmede erişkin Türk erkeklerinin % 40 ında, kadınların ise % 29 unda trigliserid yüksekliği olduğu TEKHARF çalışmasında saptanmıştır yılları arasında kohortun ortalama trigliserid düzeyinde anlamlı bir artış gerçekleşmiştir. TEKHARF kohortundan elde edilen bilgiler ülkemizdeki HDL-K düşüklüğünün büyük ölçüde artmış trigliseridlere bağlı olarak ikincil olduğunu düşündürmektedir. Önümüzdeki 10 yılda trigliserid düzeylerimizdeki bu artışı durdurmak ilk hedef olmalı, hiç olmazsa 1990 yılında saptanmış olan erkekler için ortalama 147,7 mg/dl, kadınlar için 122,6 mg /dl düzeylerine indirilmesi hedeflenmelidir. Bu hedeflere ulaşmada yaşam tarzı değişikliği ve beslenme ilk hedef olarak alınmalıdır. Obezite sıklığının azalmasına trigliserid düzeylerindeki azalma ve HDL-K düzeylerindeki yükselme eşlik edecektir Diabetes mellitus

6 232 Türk Kardiyoloji Derneği TEKHARF çalışmasında 2000 yılında diyabet prevalansı erkeklerde % 8,1, kadında ise % 8,9 olarak bulunmuştu. Diyabet prevalansıyla ilgili olarak daha sonraki yıllarda yapılan TURDEP gibi çalışmalarda bu sıklık ortalama % 7 olarak bildirilmektedir. Son 4 yılda diyabet sıklığındaki artış yıllık % 6 olarak hesaplanmıştır. Diyabet sıklığında bütün dünyada artış görülmekle birlikte ülkemizdeki artış hızının bunun da üzerinde olması çok kaygı verici olup, yaşam tarzına ilişkin önerilerin önemine işaret etmektedir. Burada da ilk gerçekçi hedef önümüzdeki 5 yılda bu artışın durdurulması, daha sonra da sıklığın 10 yıl önceki düzeylerine dönmesi olarak belirlenebilir. Artış hızı durdurulmadığı takdirde 2025 yılında diyabet sıklığının % 9,1 e çıkacağı tahmin edilmektedir KV Riskin azaltılması stratejileri için engeller ve aşılması için öneriler Kardiyovasküler riskin azaltılması için engellerin hastalardan, hekimlerden, sağlık kurumlarından ve genel olarak toplumdan kaynaklanabileceği söylenebilir. Sağlıklıların ve hastaların sağlık sistemine kolayca girememeleri, her basamak sağlık kuruluşunda tedavi, bakım ve eğitilmeleri için yeterli hizmeti görememeleri engellerin başında sayılabilir. Kişilerin veya hastaların tedavileri konusunda yeterli bilgi ve motivasyona sahip olmamaları, kültürel ve sosyal faktörler nedeniyle önerilen korunma ve tedavileri uygulamamaları hastadan kaynaklanan diğer nedenler arasında sayılabilir. Hekimler her basamak tedavi hizmetinde öncelikle akut sorunların çözümlerine odaklanmakta, hastaları gördükleri kısa süreler içinde koruyucu tedaviye değil girişimlere, tanı yöntemlerinin gerçekleştirilmesine ağırlık vermektedirler. Hekimler özellikle özel sağlık kurumlarında gerçekleştirdikleri tedavi hizmetleri için ücretlendirilirler, koruyucu hizmetlerin ise hiç bir karşılığı yoktur. Kardiyoloji, İç Hastalıkları gibi uzmanlık eğitimlerinde hekimler ilaç tedavisini öğrenmekte, ancak sigarayı bıraktırma, beslenme gibi konularda hastalarına gerekli kapsamlı önerileri verecek donanımları edinememektedirler. Çeşitli araştırmalar kalp hastalığından korunma bir yana, kalp hastalığı bulunanlarda da büyük bir tedavi açığı olduğunu ortaya koymuştur. Bu araştırmalarda ülkemizde risk faktörlerinin araştırılmasında yeterli çabanın ortaya konmadığını, koruyucu ilaç kullanımının optimal olmaktan çok uzak olduğunu göstermektedir. Bu da hekimlerimizin bu konuda çok daha etkin bir rol oynamaları gerektiğine işaret etmektedir. Sağlık kurumları da tedavi hizmetlerini zorlukla yerine getirebildiklerinden, ne yazık ki koruyucu hizmetleri bir lüks olarak gören anlayışa sahiptirler. Kalp hastalıklarının tanı ve tedavisi ile ilgili konular 1. basamak temel sağlık hizmetlerinden başlayarak 2. ve 3. basamak sağlık hizmetlerine kadar irdelenebilir. Hastaların veya hastalık kuşkusu bulunanların ilk başvuracağı yerler olan 1. basamaktaki hekimler kalp hastalıklarının tanı ve tedavisiyle ilgili temel bilgilere sahip olmalı, mezuniyet sonrası eğitim programları ve yetkili kurumlarca hazırlanmış kılavuzlarla bilgileri güncelleştirilmiş olmalıdır. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin bölge halkına yetecek yaygınlıkta olması gerekir. Bu kademedeki hekimlerin ayrıca bulunduğu popülasyonda koruyucu kalp sağlığı konusunda toplumu eğitecek zamanı olmalıdır. Büyük şehirlerde özellikle işyeri hekimleri koruyucu öneri ve tedavileriyle risk azaltılmasına önemli katkıda bulunma potansiyeline sahiptir, bu potansiyelden yararlanılmalıdır.

7 Ulusal Kalp Sağlığı Politikası 233 İkinci basamak sağlık kuruluşları uzmanlık dallarını içeren hizmet hastaneleridir, bu kurumlarda kalp hastalarının tedavisi için yeterli sayıda iç hastalıkları, kardiyoloji uzmanı ve yeterli altyapı bulunması gerekir. Uzman sayısı, alt yapı ve kişi başına düşen hasta yatağı sayısı yönünden ülkemizde bölgeler arasında büyük dengesizlik olduğu da bilinmektedir. Üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında kardiyoloji, kardiyovasküler cerrahi uzmanlık eğitimleri verilmekte, kalp hastalıklarının ileri inceleme ve tedavileri yapılmaktadır. Bu kurumlar konularında bilimsel verilerin de üretildiği yerlerdir. Resmi sağlık kurumlarının yanında giderek büyüyen bir özel sağlık sektörü vardır. Bu sektörde özellikle özel hastanelerin yeri giderek artmaktadır. Resmi kurumların bu sektörle yaptığı anlaşmalar sonucunda koroner anjiyografi, koroner arterlere yönelik perkütan girişimler ve kalp cerrahisinin önemli bir bölümü bu kurumlarda gerçekleştirilmektedir. Ancak bu sektörün de halen tamamen tedavi edici rolü olduğu, koruyucu, risk azalmasına yönelik girişimlerinin çok cılız kaldığı söylenebilir. Daha önceki bölümlerde de belirtildiği gibi öncelikle kalp hastalıkları, risk faktörleri, tedavi yöntemleri yönünden ciddi bir tıbbi kayıt sistemine ihtiyaç vardır. Kalp hastalıkları, tıbbi ve girişimsel tedavi yöntemlerinin kaydı, uygun aralıklarla yapılacak istatistiksel değerlendirmelerle kalp hastalıklarının tanı ve tedavisinde nerede olduğumuzu ortaya koyacak ve tanı ve tedavi konusunda çözümlerin üretilmesine olanak verecektir. Bu konuda Sağlık Bakanlığının uzmanlık dernekleriyle işbirliği yapmasında büyük yarar vardır. Hekimlerin tedavi konusuna korunmadan daha fazla zaman ve enerji verdiği ortadadır. Bu nedenle hemşireler, fiziyoterapistler, diyetisyenlerden oluşan ve hekimlerin liderliğindeki ekiplerin daha başarılı oldukları çeşitli araştırmalarda bildirilmiştir. Özellikle ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında bu şekilde oluşturulacak korunma timlerinin en yüksek riskli grup olan ve hastanelere başvuran kardiyovasküler hastalığı bulunanları, diyabetlileri ve kardiyovasküler hastalığı bulunanların birinci derecede akrabalarını hedefleyerek yapacakları girişimler bu gruplarda riskin azaltılmasına yardımcı olacaktır. Dünya Kalp Federasyonu kardiyovasküler hastalıkların önlenmesi için merkezi sağlık örgütlerinin kılavuzlar hazırlamasını ve bunlarda aşağıdaki ilkeleri gözetmesini önermiştir. Hükümetler, ulusal dernekler ve kuruluşlar biraraya gelerek kardiyovasküler hastalıkların önlenmesi için risk faktörlerini hedefleyen klinik kılavuzlar ve halk sağlığı kılavuzları hazırlamalıdır. Bilimsel kanıtlara dayanan kılavuzlarda, bu tür kanıtların tüm kardiyovasküler hastalık riski alanlarında etkili ve etkin bakım/tedavi yaklaşımlarına dönüştürülmesi için, profesyonel görüşler de yer almalıdır. Toplam kardiyovasküler hastalık riski değerlendirilmesi, uygulandığı popülasyona ilişkin epidemiyolojik risk faktörü verilerine dayandırılmalıdır. Politika önerilerinde ve kılavuzlarda, kardiyovasküler hastalıkların önlenmesinde toplam risk yaklaşımı vurgulanmalıdır. Girişimlerin yoğunluğu toplam kardiyovasküler hastalık riskine göre belirlenmeli ve yüksek riskli hastalarda tedavi eşikleri daha düşük tutulmalıdır. Ulusal kardiyovasküler topluluklar kardiyovasküler hastalıkların nedenleri ve sonuçları hakkında geçerliliği kanıtlanmış, önemli ulusal istatistiksel verilerin prospektif yöntemle

8 234 Türk Kardiyoloji Derneği rutin olarak toplanmasını teşvik etmelidir; bu veriler ulusal politikaların geliştirilmesinde kullanılmalıdır. Ulusal meslek kuruluşları, politika üreten yetkilileri kardiyovasküler hastalıkların önlenmesinde kullanılan risk faktörü hedefleri ve ilaç tedavileri konusunda bilgilendirmelidir; bu hedef ve tedaviler kültürel ve ekonomik açıdan ulusun özelliklerine uygun olmalıdır. Ayrıca bu kuruluşlar uygun olan her durumda, hükümetten kardiyovasküler hastalıkların önlenmesi konusunu yasalara dahil etmesini istemelidir. Ulusal meslek kuruluşları sağlık çalışanlarına yönelik eğitim ve öğrenim programları aracılığıyla, kardiyovasküler hastalıkların önlenmesi sürecine katkı sağlamalıdır. Ulusal meslek kuruluşları, ulusal kılavuzlarda tanımlanan yaşam tarzı, risk faktörü ve tedavi hedeflerine ulaşılıp ulaşılmadığını değerlendirmelidir. Sağlık çalışanları, kardiyovasküler hastalıkların önlenmesi konusunu günlük klinik uygulamaların ayrılmaz bir bileşeni olarak görmelidir. Bu öneriler daha çok kliniğe yönelik olsalar da, koruyucu kardiyoloji alanındaki tüm klinik stratejilerin kardiyovasküler hastalıkların önlenmesine ilişkin bir popülasyon yaklaşımına dayandırılması gerektiği açıktır. Dünya Sağlık Raporu nda (2002) tüm ülkelere tütün kullanımının azaltılması, ulusal diyetteki doymuş yağ oranının ve işlenmiş besinlerdeki tuz miktarının düşürülmesi, sebze ve meyve tüketiminin artırılması ve vücut ağırlığının azaltılıp egzersizin teşvik edilmesi dahil olmak üzere popülasyon genelindeki girişimleri destekleyen politika ve programların benimsemeleri önerilmektedir ve Dünya Kalp Federasyonu bu önerilere güçlü bir destek vermektedir Hedefler için maliyet analizleri Farklı tanı ve tedavi yöntemlerinin maliyet ve sonuçlarının ortaya konması ve sonuçlarının karşılaştırılması sağlık otoritelerinin vereceği kararlar açısından çok önemlidir. Bu amaçla başlıca 4 ekonomik değerlendirme yöntemi kullanılır: Maliyet- etkililik analizi (cost-effectiveness) Maliyeti en aza indirme (cost-minimization) analizi Maliyet- kullanım (cost-utility) analizi Maliyet- yarar (cost- benefit) analizi Bu yöntemlerden maliyet etkinliği analizi ülkelerin sağlık politikasını belirleyenlere o ülkenin sınırlı kaynaklarının kullanılmasında yardımcı olacak, hatta belirleyecek bir yöntemdir. Maliyet etkililik analizinde kullanılan ölçü maliyet etkililik oranıdır ve tıbbi uygulamanın net maliyetinin aynı uygulamanın sağlık üzerindeki net etkisine bölünmesiyle elde edilir. Net maliyet, o tedavi ile ilişkili ilaç, laboratuvar testleri, doktor muayene ücretleri gibi doğrudan sağlık hizmeti masraflarına, istenmeyen yan etkilerin tedavisi nedeni ile yapılan tüm tıbbi girişim ek masraflarının eklenmesi ve bu toplamdan o tedavi sayesinde önlenen morbidite nedeniyle yapılmayan masrafların çıkarılması ve en sonunda da o tedavi nedeni ile uzatılan yaşam süresi nedeni ile görülecek diğer hastalıkların maliyetinin eklenmesi ile bulunmaktadır.

9 Ulusal Kalp Sağlığı Politikası 235 Tedavi veya girişimin net etkisi ise kurtarılan kalite ayarlı yılların sayısı ile ifade edilir. Tüm bu analizler çok değişkenli lojistik denklemlere göre gerçekleştirilir. Tıbbi bir girişimin maliyet etkinliği uygulanacağı hasta popülasyonuna da bağlıdır. Özgün stratejilerin değerlendirilmesinde aşağıdaki noktalar da dikkate alınmalıdır: Bir girişimin mortalite ve yaşam kalitesi üzerinde beklenen etkisi nedir? Uygulanan girişimin diğer yöntemlerle karşılaştırıldığında, maliyeti istenmeyen sonuçların önlenmesi veya geciktirilmesiyle sağlanan tasarruflarla dengelenecek midir? Maliyet ve yararların gerçekleşmesinin beklendiği zaman süreci nedir? Hastanın önerilen tedaviye uyma olasılığı ne kadardır? Maliyet etkililik analizinin temelinin para değil sağlık olduğu unutulmamalıdır. Maliyet etkililik analizlerinde kurtarılan yaşam yılı için harcanması gereken maliyet önemli bir ölçü oluşturur. Ülkeler arasında gelir düzeylerine göre kabul edilebilir maliyetler değişebilir. Örneğin kişi başına yıllık ulusal geliri 38 bin dolar olan ABD de kurtarılan yaşam yılı için dolardan daha az harcanması maliyet etkililik çok iyi, arası iyi, arası kabul edilen tedavilerin çoğundan yüksek, in üstündeki düzeyler ise ülke kaynaklarının üzerinde olarak kabul edilmektedir. Bir başka yaklaşım da maliyet etkinliği toplum tarafından kabul edilmiş girişimlerin maliyetinin baz alınmasıdır. Örneğin kronik böbrek yetersizliği için yapılan diyaliz harcaması kabul edilebilir bir maliyet olarak alınıp yapılacak girişimlerin maliyeti karşılaştırılarak önerilerde bulunulmaktadır. Ülkemiz için kardiyak riskleri azaltıcı çeşitli girişimlerin her biri için maliyet etkililik analizleri yapılmamıştır. Tedavi maliyetlerinin, ithal malzeme maliyetlerinin sürekli değişmekte olduğu ülkemizde bu tür analizlerin de sık olarak yenilenmesi gerektiği açıktır. Sağlık Bakanlığı nda bir birimin uzmanlık dernekleriyle işbirliği yaparak, sadece bu değerlendirmeleri yapmak üzere çalışması ve gerçekçi maliyet etkililik değerlendirmelerinin yapılarak tedavi giderlerini karşılayacak sosyal güvenlik kurumlarına önerilerde bulunulmasına gerek vardır. Her bir girişim için veya tedavi için bu değerlendirmenin yapılması bu raporu hazırlayanların kapasitesinin dışındadır. Ancak aşağıda genel olarak bazı ilkeler vurgulanacaktır. Çok sayıda risk faktörü bulunanlardaki girişimlerin maliyet yarar etkinliği tek risk faktörü olanlara göre daha yüksek olacaktır. Hastalık riski daha yüksek olacağından yarar daha aza sayıda kişinin tedavisiyle sağlanacaktır. Bunun için risk azaltıcı ilaç veya girişimleri için bir yaşam yılı kazanmak için tedavi edilmesi gereken hasta sayıları ( number needed to treat NNT) belirlenir, bu sayının düşüklüğü o girişimin daha maliyet etkin olduğu anlamına gelir. Koroner risk faktörleriyle popülasyon bazında eğitim ve medya desteği yapılacak mücadelenin maliyet etkin olacağı öngörülebilir, çünkü bu yöntemlerle elde edilecek çok küçük değişimler çok sayıda kişiyi etkileyeceğinden yansıması toplum ölçeğinde çok büyük olacaktır. ABD toplumu için yapılan bir hesaplamada sigara içimi sıklığında sağlanacak % 1 lik bir azalmanın yedi yılda akut miyokard infaktüsü ve inme nedenli hastaneye yatışı önleyeceğini bildirilmiştir. Bunun yanında yüksek riskli kişileri (yıllık koroner olay riski % 2 nin üzerinde olanlar) hedefleyerek yapılan tıbbi veya girişimsel tedavilerin bir çoğu da maliyet etkin bulunacaktır. Buna karşılık orta riskli (yıllık riski % 1-2 arasında olanlar) grupta tıbbi ve cerrahi girişimleri değişen maliyetleri hesaplanarak kararlar verilebilir, düşük riskli (yıllık riski % 1 in altında) grupta ise tedavilerin büyük bir çoğunluğunun maliyet etkinliğinin

10 236 Türk Kardiyoloji Derneği yüksek bulunması beklenir. Orta veya düşük riskli gruplarda tedavi veya girişim maliyetleri kabul edilen sınırların üzerinde görülürse tedaviyi görecek bireylerin kısmen katkıda bulunması da çözümlerden biridir. UHY-ME Çalışması verileri aşağıda sunulmaktadır. Ne yazık ki, çeşitli teknik eksiklikler nedeniyle, ülkemizde QUALY (kaliteye ayarlı yaşam yılları) ile ilgili çalışma yapılamamaktadır. Belirlenen Müdahalelerin Toplam Maliyet ve Kurtarılan DALY Başına Maliyetleri Kurtarılan Toplam Maliyet ($) DALY başına maliyet ($) Sağlık Ocağı Hipertansiyon ,37 35,43 Hastane Kötü Huylu Hipertansiyon ,24 196,03 Hastanede Koroner Arter Bypass ,16 797,56 UHY-ME ÇALIŞMASI 2000, TÜRKİYE Kurtarılan DALY-Yıl Paket tarafından Toplam Kurtarılan Her bir Maliyet ABD DALY nin maliyeti- Doları( $) ABD Doları Sigara karşıtı kitle iletişim kampanyası , ,00 223,61 Kitle iletişime dayalı alkolle mücadele kampanyası , ,00 451,03 Hipertansiyon İçin Yetişkinlerde Genel Tarama (Sağlık Ocaklarındaki Ve Hastanelerdeki , ,04 Ek Tedavi Maliyetleri Dahil) Diyabet İçin Yetişkinlerde Genel Tarama (Sağlık Ocaklarındaki Ve Hastanelerdeki Ek Tedavi , , ,57 Maliyetleri Dahil) TOPLAM , ,00 601,05

11 Sağlık sistemimizdeki değişim öngörüsü ve öneriler Ulusal Kalp Sağlığı Politikası 237

12 238 Türk Kardiyoloji Derneği 4.2. Türk halkında kardiyovasküler hastalık korunmasında öncelikler KKH'dan korunma geniş ölçüde majör risk faktörleri düzeylerinin azaltılmasına bağlıdır. Azalmayı elde etmek amacıyla, iki strateji uygulanır; bunlar popülasyon stratejisi ve birey stratejisi olarak adlandırılır. Her ikisi birbirini tamamlayıcı olup bunların birlikte yürütülmesi durumunda, KKH'dan korunma en fazla başarı sağlamaya adaydır. Popülasyon stratejisi yetişkinlerin tümünün veya büyük bölümünün bilgilendirilmesini kapsar. "Sağlıklı yaşam tarzı" olarak bilinen ve sigaradan uzak durma, dengeli, sağlıklı beslenme, fiziksel etkenliği artırma yoluyla korunmaya yöneliktir. Bu strateji, halkın büyük bir bölümünün, sigara içme, sağlıksız beslenme ve/veya hareketsiz yaşam tarzından doğan bir ya da daha fazla KKH risk faktörünü taşıdığına ilişkin bilgiye dayanır. TEKHARF çalışmasından yapılan bir hesaplamada gelecek 10 yıl içerisinde yeni KKH gelişme olasılığı % 20 veya daha fazla olarak tanımlanan yüksek riskli kişilerin toplumun % 28'ini oluşturduğu, bunun da 8-9 milyon yurttaşımızı içerdiğini tahmin edilmiştir. Toplumun yaklaşık olarak diğer bir % 30 unu oluşturan orta riskliler de bu gruba katıldığında, bu grupta sağlanacak küçük risk azalmalarının bile çok önemli olumlu geri dönüşü olacağını göz önüne sermektedir. Popülasyon stratejisi yalnızca hekimlerin gayretleriyle değil ancak hükümetlerin, sosyal güvence kurumlarının, medyanın, gıda endüstrisinin katkılarıyla hedefine ulaşabilir. Birey stratejisi ise çok yüksek risklilere yönelik stratejidir. Özellikle yüksek riskli, nisbeten az sayıda kişilerin belirlenip yoğun olarak edilmesi esasına dayanır. Bu bireylerin açığa çıkarılması klinik muayene ve laboratuvar incelemelerini gerektirdiğinden, birey stratejisi daha pahalı bir yaklaşımdır. Yüksek riskli bireylerin belirlenmesinde, kaynakları daha verimli kullanmak üzere seçici davranılır. Damar hastalığının klinik belirtileri ortaya çıkmış olanlar, diyabetikler, damar hastalığı bulunanların birinci dereceden akrabaları taranarak belirlenir. Bu kişiler damar hastalığı belirtileri veya herhangi bir yakınmayla hekime başvurduklarında belirlenir ve sonrasında izlenmeleri için maksimum çaba gösterilir. Bu amaçla özellikle birinci basamakta olmak üzere hekimlerin yüksek riskli hastaları tanımaları için eğitilmeleri gerekir. Kardiyovasküler korunmada ülkemizde optimal korunma verimi sağlamak üzere, yakın gelecek için hedeflerin üç grupta odaklanması yerinde olur. Bunlar ülkemiz bireylerinde kalp damar hastalığı oluşmasında en önde gelen 3 risk faktörüdür: 1. Sigara 2. Hipertansiyon (HT) 3. Obezite. Bu faktörlerin öne çıkma nedenleri: bağımsız nisbi riskleri yüksektir (risk oranı 1.8 civarında), popülasyonda yaygındırlar ve ilaçsız ve/veya ilaçla tedavileri önemli başarı sağlayabilecek niteliktedir. İkinci ve üçüncü faktörler özellikle 40 yaş üzerinde sıklaştığı için 40 yaş üzerindeki erkek ve 45 yaş üzerindeki kadınlara odaklanmak suretiyle hedef küçültülebilir. Nüfusumuzun bu bölümü 19 milyon olup tüm nüfusun % 27'sini, erişkin nüfusun % 45'ini temsil etmektedir. Kırk yaşından itibaren metabolik sendrom sıklığı % dolayındayken, yaş grubunda bu sıklık yarıya (% 21) inmektedir. Hipertansiyon için bu sıklık farkları daha da belirgindir: % 11 yerine % 35-50'dir. 40 yaşından sonra erkek ve kadınların sağlıkları için daha duyarlı ve dikkatli olmaları da bu konudaki başarıyı artırabilir. Bu iki alanda 40 yaş üzerine odaklanma etkinlik yaratırken, sigara alanında korunmak amacıyla, tersine, yaş grubu gençlere yoğunlaşılması gerekir. Aşağıdaki tablolar, UHY-ME çalışması Sonuç Rapuoru ndan alınmıştır.

13 Ulusal Kalp Sağlığı Politikası 239 Tütün ve Mamülü Kullanma Süresi (yıl) Tütün ve Mamülü Kullanmaya Başlama Yaşı (yıl) Bir Günde İçilen Sigara Adeti Yerleşim Yeri Kent 15,76 19,44 16,50 Kır 16,57 18,92 18,01 Cinsiyet Erkek 17,64 18,44 19,40 Kadın 12,68 21,00 12,16 Toplam 16,06 19,24 17,05 Tablo. Tütün ve Mamülü Kullanma Süresi (yıl) Tablo. 18 Yaş ve Üstü Cevaplayıcıların Tütün Mamülü Kullanma Oranı Tütün Mamülü Kullanma Hergün Toplam Hergün Kullanmıyor Değil Sayı % Yerleşim Yeri Kent 33,94 1,67 64, ,0 Kır 29,42 1,78 68, ,0 Toplam 32,08 1,72 66, ,0 Aşağıda bu başlıca 3 risk faktörüyle mücadelede yapılabilecekler özetlenecektir. Türkiye sigara içimiyle mücadele konusunda Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği ülkelerini örnek almalıdır yılında yürürlüğe giren Tütün mamüllerinin zararlarının önlenmesine dair kanun doğru yolda atılmış önemli bir adımdır, ancak bunun yeterli olmadığı daha sonraki yıllarda sigara içimindeki artışın önlenememesinden bellidir. Ülkemizde erkekler için % 60 ve kadınlar için % 20 olan sigara içimi oranları, bu oranların ortalama sırasıyla % 38 ve % 24 olduğu Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında bu mücadelenin ülkemizde çok daha şiddetli olması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Sigara içimi sıklığı yüksek gelir gruplarına göre düşük gelir gruplarında, erkeklere göre kadınlarda daha fazla artmaktadır. Mücadelede bu gruplara öncelik vermek uygun olacaktır. Sigarayla mücadelede eskiden beri uygulanmakta olan yöntemlerden biri vergilerin artırılmasıdır. Sigara fiyatının artması tüketimi azaltan

14 240 Türk Kardiyoloji Derneği faktörlerden biridir. Ancak böyle bir önlemin karşılığı kaçakçılığın artması olarak ortaya çıkmaktadır. İngiltere gibi bir ülkede bile tüm tüketilen tütün ürünlerinin % 20 sinin kaçak olması bu yaklaşımın zayıf tarafını göstermektedir. Ürünlerin üstündeki uyarıların bütün bir yüzü kaplayacak kadar büyük ve belirgin olması sağlanmalıdır. Tüm iç mekanlarda sigara içiminin yasaklanması ABD de olduğu gibi Avrupa ülkelerinde de benimsenmektedir. Ancak buna karşı sigara içenlerin özgürlüğü gibi bir sav getirilmektedir. Pasif içiciliğin zararlarının ortaya konduğu günümüzde bu sava karşı çıkılmalı ve ülkemizde de tüm kapalı mekanlarda sigara içimi kesin olarak yasaklanmalıdır. Okullarda özellikle ilk ve orta eğitimde sigaranın zararları bıkmadan anlatılmalıdır. Bu eğitimlerde mutlaka uzman görüşlerine başvurulmalıdır. Bu çağda sigaranın gelecekteki zararlarından yasakçı bir tutumla söz etmek etkili ve yeterli olmamaktadır. Özellikle genç kızlarda sigaranın yarattığı kozmetik zararların vurgulanmasına öncelik verilmeli, bu konuda demode, cılız kampanyalar yerine çağdaş, etkileyici, estetik ve akıllıca düzenlenmiş görsel malzeme ve mesajlar kullanılmalıdır. Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlıkları bu konuyu en önde gelen proje olarak ele almalıdır. Tütün kullanımının mutlaka gelişmiş batı ülkelerinde olduğu gibi bir kişilik kusuru, zayıflık olduğu bilinci topluma aktarılmalıdır. Gençler için konunun bir yasak değil doğru, sağlıklı bir seçim olduğu vurgulanmalıdır. Başta hekimler olmak üzere sağlık çalışanları sigarayı bıraktırma konusunda eğitilmeli, bu konudaki yararlı davranış kalıpları ve farmakoterapiden nasıl yardım almaları gerektiği öğretilmelidir. Hekimlerin bu konudaki bilgi azlığı başarısızlıklarının önemli nedenlerinden biridir. Bütün büyük hastanelerde sigarayı bıraktırma klinikleri kurulmalı ve personelleri eğitilmelidir. Tıp fakültelerinde eğitim programlarına sigarayla mücadele ve sigarayı bıraktırma ile ilgili dersler konulmalıdır. Tablo 5.7 Sigara İçme Durumunun Cinsiyet, Yaş Grupları ve Bazı Hastalıklara Göre Topluma Atfedilen Oranları (PAF Değerleri), Önlenebilecek Ölümler, YLL ve DALY Sayıları, (UHY-ME Çalışması, 2000, Türkiye) (Devam) Atfedilebilir DALY ler Erkek Kadın Toplam Erkek Kadın Tümü Trakhea,bronş, akciğer Kanseri Üst Aerodigestif Kanserleri Diğer Kanserler KOAH Diğer Solunum Hast Kardiyovasküler Hast Seçilmiş diğer tıbbi nedenler Tüm Nedenler

15 Ulusal Kalp Sağlığı Politikası 241 Diğer bir öncelik verilmesi gereken konu da metabolik sendrom ve diyabet sıklığındaki korkutucu artıştan sorumlu şişmanlık ve hareket azlığı ile mücadeledir. Bu mücadele de toplum düzeyinde verilmeli ve topluma bu bilinç eğitim yoluyla kazandırılmalıdır. İlk ve orta dereceli okullarda fiziksel aktivite ve beslenmeyle ilgili eğitimlere daha çok önem verilmelidir. Okullarda öğrencilerin günde 1 saat beden eğitimi yapma olanağı sağlanmalıdır. Erişkinlerin beden eğitimi yapabileceği merkezlerin sayısı ve kalitesinin arttırılması devletçe desteklenmelidir (örneğin vergi destekleriyle fiyatlarının düşürülmesi gibi). Yerleşim alanlarında insanların güvenle yürüyüşlerinin sağlanabileceği parkurlar sağlanmalı, varolanların kaliteleri yükseltilmelidir. İş yerlerinde çalışanların fizik aktivitelerini artıracakları olanaklar işverenlerce sağlanmalıdır. Hedef her erişkinin günde 1/2 saat fizik aktivite yapabilmesi olmalıdır. Yetersiz Meyve-Sebze Tüketiminin Hastalıkalar Göre Atfedilen YLL ve YLD (Sayıları) (Türkiye, 2000) Attributable DALYs as a Atfedilen Attributable Attributable Attributable proportion of Hastalık Ölümler YLL YLD DALYs total DALYs İskemik Kalp Hastalığı ,7 Serebrovasküler Hastalıklar ,8 Trakea, bronş ve Akciğer Kanseri ,2 Mide Kanseri ,1 Kolon ve rectum Kanserleri ,0 Oesophagus Kanseri ,0 Toplam ,9 UHY-ME ÇALIŞMASI 2000, TÜRKİYE Şişmanlık ile mücadelede medyaya önemli görevler düşmektedir. Çukulata, gofret, bisküvi, gibi atıştırma ürünlerinin televizyondaki reklamlarına, okullarda satışına kısmi kısıtlamalar getirilmelidir. Abdominal obezitenin (yağın göbek çevresinde toplanması) genel obeziteden daha zararlı olduğu kavramı halka ve hekimlere benimsetilmelidir. Bel çevresinin ölçülmesi hekimlerimizin kan basıncı gibi yaptığı rutin ölçümlerden biri olmalıdır. Eylem düzeyi gerektiren sınırlar kadınlar için 88 cm, erkekler için 96 cm (batı kılavuzlarındaki gibi 102 cm değil) olarak alınmalıdır. Beden kütle indeksi 25-28kg/m 2 gibi orta derecede yüksek bir çok erkek bel çevresinin yüksekliği nedeniyle risk altındadır. Hipertansiyonla mücadele de yaşam tarzı değişiklikleri yanında hekimlerin ve toplumun bu konudaki bilgisinin artırılmasyla başlamalıdır. 20 yaşın üzerindeki her bireyin kan basıncı hakkında bilgisi olmasının önemi vurgulanmalıdır. Hipertansiyonlu hastaların ilaçlarını temini konusunda kolaylıklar sağlanmalı, maliyet etkin tedavilerin seçilerek yaygınlaşması için hekimler eğitilmelidir. Toplumun tuz tüketimini azaltıcı önlemler alınmalıdır.

16 242 Türk Kardiyoloji Derneği Kardiyovasküler korunmada ülkemiz için özel gruplardan birini de kadınlar oluşturur. Türk kadınları kardiyovasküler risk açısından Avrupa ülkeleri arasında başlarda gelmektedir. Kardiyovasküler hastalık açısından erkek-kadın arasında menopozdan önceki kadın lehine olan belirgin fark, menopozdan sonra giderek kaybolur. Ancak Türk kadınında bu fark, olması gerekenden azdır, yani kadınlarımız daha fazla göreli risk altındadır. Bu durum, Türk kadınlarında batı ülke kadınlarına göre başlıca risk faktörlerinin daha sık olmasına bağlıdır. Sistolik ve diyastolik kan basıncı, kanda total ve LDL-kolesterol, fibrinojen ve C-reaktif protein düzeyleri ile diyabet ve metabolik sendrom sıklıkları kadınlarımızda anlamlı biçimde yüksektir. Türk kadınının mutlak KKH riskinin Batılı kadınlardan yüksek olmasını da açıklayan bu durum karşısında, kadınlara yönelik korunma önlemlerinin özellikle yararlı olacağı açıktır. Metabolik sendromun çeşitli unsurları sık olarak saptanan ve LDL-K düzeyleri erkeklere göre yüksek olan kadınlarımızda artan sigara alışkanlığının eklenmesi de risklerini çok artıracaktır Kardiyovasküler riskin azaltılması için topluma yönelik stratejiler Temel risk faktörleri ile ilgili olarak toplum kampanyaları Kalp damar hastalıklarına bağlı ölüm dünya üzerinde tüm nedenlere bağlı ölümlerin yaklaşık üçte birini oluşturmaktadır. Kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerin % 85 i ise düşük orta gelire sahip ülkelerde gerçekleşmektedir. Bu ülkelerde kalp damar hastalıklarına bağlı ölümler gelişmiş ülkelere oranla daha erken yaşlarda oluşmaktadır. Yılda ortalama 32 milyon kişiyi etkileyen kalp krizi ve inme aslında bir buzdağının su üzerinde kalan kısmına benzer, asıl bilinmeyen yüksek kan basıncına, diabetes mellitusa, kanlarında yüksek yağ düzeylerine sahip, kötü ve dengesiz beslenen, sigara içen, şişman ve hareketsiz kısacası yüksek kardiyovasküler riske sahip olup bu risklerden habersiz milyarlarca birey ölüm sırasının kendilerine ne zaman geleceğini bekler gibidir. Bu kadar büyük bir toplumsal sorunla tektek kişileri tedavi edip bazı önlemler alarak başetmek mümkün değildir. Yeni yüzyılın bu en büyük salgını ile ancak tüm toplumu bilinçlendirip eğiterek, risk faktörleri ile toplum bazında mücadele ederek bir sonuca varabiliriz. Bu mücadele hem savaşılan risk faktörü üzerinde kesin etkili olmalı, hem de değişik toplumlarda ve toplumun farklı kesimlerinde kolayca uygulanabilmeli, insanlara kolaylıkla ulaşabilmelidir. Dünya Sağlık Örgütünün bu amaçla geliştirdiği genel bir risk değerlendirme ve yönetim paketi tek tek risk faktörleri ile bireysel savaş yerine konuyu toplumsal boyutta ele alıp, yaşam tarzı değişiklikleri konusunda toplumun bilinçlendirilmesi yolu ile risk faktörleri henüz risk oluşturmadan mücadeleyi ve toplumsal kaynak tasarrufunu da sağlamayı amaçlamaktadır Sağlıklı Yaşam (Egzersiz) Sağlıklı yaşamın en temel kurallarından biri egzersiz ve fizik aktivite alışkanlığının toplumun tüm kesimlerine yayılmaya çalışılmasıdır. Haftanın en az üç günü günde en az 30 dakika süre ile yapılacak yürüyüş, koşu, jogging, step, yüzme gibi yarışmalı olmayan aerobik spor ve

17 Ulusal Kalp Sağlığı Politikası 243 aktiviteler kalp kasının oksijenlenmesini artırmasının yanısıra kişinin ideal kilosuna ulaşmasına, kolesterol düzeyinin düşmesine, kan basıncının kontrol altına alınmasına neden olur; bu durum ayrıca kişinin gerginlik düzeyini de azaltır. Egzersiz alışkanlığını toplum düzeyinde yaygınlaştırmak için kurulmuş olan Herkes İçin Spor fedarasyonunun amaç, hedef ve faaliyetlerinin duyurulması, yaptığı organizasyonlara geniş kapsamlı katılımın sağlanması, sonuçların tüm medya organlarında geniş bir şekilde yeralması toplumun bu konuya ilgisini artıracaktır. Ülkemiz geniş halk katılımlı Boğaziçi maratonu, Avrasya maratonu gibi organizasyonların yanısıra herkes için spor olimpiyatları gibi yeni organizasyonlara da imza atmalıdır. Hekimler birçok başka alanda olduğu gibi egzersizin toplumun tüm kesimlerine yayılması ve sevdirilmesinde de baş uygulayıcı ve eğitici konumda olmalıdırlar Sigara ile savaş Sigara ülkemizde en yaygın risk faktörüdür. Ergenlik yaşındakiler de katılırsa 2000 yılı verilerine göre 17 milyon kişinin sigara kullandığı varsayılabilir. Sigara içimi erkeklerde daha yaygın olmakla birlikte kadınlar arasında da giderek yaygınlaşmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü yeryüzünde 2000 yılında meydana gelen ölümlerin 4 milyonunun tütünden kaynaklandığını ve bu sayının 2020 yılında 8,3 milyona yükseleceğini tahmin etmiştir. Buna göre halkımızda her yıl 20 bin kişinin doğrudan sigara içme sonucu kaybedildiği ve bu ölen sayısının her yıl 1500 dolayında arttığı yargısına varılabilir. Sigara konusundaki en yaygın söylem sigaranın kanser gelişme riskini artırdığıdır. Bu gerçeğin sürekli vurgulanması kansere yakalanmamış toplum kesiminde sigaranın bırakılması ile ilgili motivasyonu zayıflatmaktadır. Oysa sigara içen herkes kansere yakalnmasa da sigara içen herkeste ateroskleroz gelişmektedir. Üstelik sigaranın ne zaman olursa olsun kesilmesi sigaranın damar endoteli üzerine olan etkisini geriletmektedir. O nedenle sigaranın bırakılmasının hiç bir zaman için geç olmadığı her fırsatta vurgulanmalıdır. Topluma önderlik edebilme yeteneğinde olan kişilerin toplum önünde sigara içmeleri, sigaralı görüntüler vermeleri önlenmelidir. İlköğretimde sigaranın zararları, içilmemesi, bırakılması ile ilgili dersler ve toplantılara ağırlık verilmelidir. Öğretmenler, doktorlar gibi meslek grupları örgütleri aracılığı ile sigara içmemeleri ya da bırakmaları konusunda uyarılmalıdır Şişmanlıkla savaş ve sağlıklı beslenme Günümüzde teknolojinin çok hızlı ilerlemesiyle ortaya çıkan yenilikler insanlığın hizmetine sunulmakta, insanlar gün geçtikçe farklılaşan bir yaşam tarzı sürdürmektedirler. Modern yaşamın sağladığı olanaklar yüzünden insanlar daha az hareket eder hale gelmişlerdir. Değişen yaşam tarzı insanların beslenme alışkanlıklarını da olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Kişinin diyetinin daha çok hayvansal kaynaklı gıdalara dayanması, sebze ve meyvenin yeterince tüketilmemesi, aşırı yağlı, soslu, yüksek enerjili gıdalar fiziksel aktivite eksikliği ile birleştiğinde kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini artırmaktadır. Diyetin kalp ve damar sağlığına olumsuz etkilerini önlemek için; Diyette doymuş yağ oranı azaltılmalı, tekli ve çoklu doymamış yağ asitlerini içeren yağların oranı arttırılmalıdır. Şişman hastaların vücut ağırlıkları boy uzunluğu ve yaşa göre olması gereken ağırlığa getirilmeli, fiziksel aktiviteleri artırılmalıdır.

18 244 Türk Kardiyoloji Derneği Kompleks karbohidratlar ve posa içeren yiyeceklerin tüketimi artırılmalıdır. Besinler yoluyla alınan kolesterole dikkat edilmelidir. Aşırı şekerden kaçınılmalıdır. Alkol kullanılmamalı ve en az düzeye indirilmelidir. Tuz tüketimi en az düzeyde tutulmalıdır. Yapılan araştırmalar yazılı ve görsel yayın organlarındaki reklamların özellikle çocuklardaki besin tüketiminin ve talebin en etkili belirleyicisi olduğunu ortaya koymaktadır. Doğru ve dengeli beslenme ilköğretim çağında aileler ve öğretmenler aracılığı ile çocuklara bir davranış şekli olarak kazandırılmalıdır. Çocukları kötü etkileyebilecek, yanlış yönlendirebilecek reklamlar (örneğin fastfood alışkanlığının özendirilmesi gibi) reklam düzenleme kurulu tarafından dinamik bir şekilde ayıklanmalıdır. Şirket ve firmalara toplu yemek yapan şirketlerin menü ve içerikleri kalp damar sağlığına uygunlukları açısından değerlendirildikten sonra faaliyet göstermelerine izin verilmelidir. Şirket ve firmaların toplu egzersiz programları oluşturmaları desteklenmelidir. Bu amaçla öncelikle sağlık personelinin (özellikle birinci basamakta görev alan doktor, diyetisyen, ebe, hemşire, sağlık memuru, çevre sağlığı teknisyeni vb) eğitimi, şişman, hipertansif, diyabetik hastalar, sigara içenler, hareketsiz yaşam sürenler gibi yüksek risk gruplarının eğitimi, genel nüfusun bilgilendirilmesi amacıyla da değişik eğitim materyallerinin hazırlanması (broşür, dergi, reklam vb) gündeme getirilebilir Kan basıncı yüksekliği konusunda bilinçlendirme Kan basıncı yüksekliği toplumumuzun yaklaşık % 20 sinde görülmektedir. Hipertansiyon yıllarca belirti ve bulgu vermeden seyrettiği için çok sinsi bir hastalık olarak kabul edilir. Kan basıncı yüksekliğine tanı konduktan sonra ise ilaç tedavisine hastanın uyumu bir kaç açıdan oldıukça düşüktür: tedavinin ömür boyu sürecek olması, verilen ilaçların olası yan etkileri ve de en önemlisi hastanın kendisini tamaman normal sağlıklı hissettiği bir zamanda kendisine sürekli ilaç kullanma gerektiğinin söylenmesi. Öte yandan hipertansiyon tanınıp kontrol altına alınmadığı takdirde kalp ve beyin damar sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. O nedenle sağlıkçılar tüm çabalarını, kan basıncı yüksekliğinin tedavisine olduğu kadar, yaşam tarzı değişikliklerine ve hipertansiyonun zararlı etkilerinden korumaya da yoğunlaştırmalılardır. Toplum için sağlık herkes için sağlık projesi kapsamında hastaların günlük yaşantıları esnasında kan basınçlarının ölçülmesi, öneri ve tedavilerinin hastaların evine ya da işyerine giden ekiplerce izlenmesi, büyük alışveriş, gezi merkezleri ya da çarşılarda otomatik kan basıncı ölçüm aygıtlarının bulunması gibi yöntemler toplumun ilgisinin bu çok önemli sorun üzerinde yoğunlaşmasını kolaylaştıracaktır. Ülkemizde özellikle genç yaştaki toplum kesiminde cep telefonu ve internet kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Toplumun her kesiminde olduğu kadar genç nüfusta da kalp sağlığına yönelik kampanyaların tanıtılması, duyurulması ve katılımın artırılmasında kısa mesaj servislerinin ve internet sitelerinin kullanılması konuya olan ilgiyi canlı tutacaktır.

19 Ulusal Kalp Sağlığı Politikası Temel risk faktörleri ile ilgili olarak toplum öncülerinin bilinçlendirilmesi Aynı amaca yönelik olmak üzere toplumu kalp sağlığının önemi konusunda bilinçlendirmede topluma öncü görevini üstlenen lider aydınlara ve kamu yöneticilerine de büyük görev düşmektedir. Sosyal güvenlik kuruluşlarının ve özel sağlık sigorta kuruluşlarının kalp sağlığı riski yüksek olan hastaların primlerini yüksek tutmaları, risk azaltılmasını başaranlara prim indirimi sağlamaları önemli bir yenilik olacaktır. Din adamları da topluma birçok konuda liderlik edebilecek konumda olan bir meslek grubudur. Camilerde vaaz ve konuşmalarda toplumun kalp sağlığına yönelik verilecek bilgi ve öneriler, toplumun yaygın bir kesimi tarafından rahatlıkla dinlenip, benipsenip uygulanabilecek özelliğe sahiptir. Hac ibadetini yerine getirmekte olanlar da onlara eşlik eden sağlık ve din ekibi tarafından rahatlıkla sigaranın yüksek kan basıncının ve kolesterol yüksekliğinin zararları ve egzersiz yapmanın yararları konularında bilinçlendirilebilir. Sözü edilen toplumu kalp sağlığı yönünden bilinçlendiren tüm bu kampanyalar ve toplumun her kesimine yönelik eğitim faaliyetlerinde sivil toplum örgütleri ve Türk Kardiyoloji Derneği başta olmak üzere ilgili meslek örgütleri lokomotif görevini üstlenmeli, Sağlık Bakanlığı da gerektiğinde diğer bakanlıklarla işbirliği içersinde koordinasyonu sağlamalıdır Kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde yüksek-risk stratejileri Yüksek risk kavramı Risk değerlendirilmesi ve azaltılması Koruyucu Kardiyolojinin temel taşını oluşturur. Bu alandaki en önemli gelişmelerden biri kalp damar hastalıklarının bazı risk faktörlerine bağlı olarak meydana geldiğinin gösterilmesidir. Bu risk faktörlerinin varlığı halinde kalp-damar hastalığı gelişme oranı, risk faktörü olmayanlara kıyasla belirgin olarak artmaktadır. Klasik risk faktörleri olarak kabul edilen sigara, kan basıncı yüksekliği, dislipidemi, ve diabetes mellitus toplumda ortaya çıkan kalp-damar hastalıklarının % dan fazlasının sorumlusudur. Yine kontrollü çalışmalarda bu risk faktörlerinin düzeltilmesi ile kalp-damar hastalıklarının gelişmesinin azaltılabileceğini göstermiştir. Bu bilgiler ışığında biz eğer risk altındaki bireyleri tanımlayabilirsek, bu kişilerin ve toplumun kalp-damar hastalığı geliştirme riskini azaltabiliriz. Ancak kişinin kardiyovasküler olay geçirme olasılığını belirleyen sadece bu risk faktörlerinin varlığı değil, farklı risk faktörlerinin etkileşerek vasküler yatakta oluşturduğu hasardır. Bu etkileşimi ve kişinin gerçek riskini belirlemek için uzun süren gözlemsel çalışmalarından elde edilen verilere gerek vardır. İlk kez elli yıl kadar önce yapılan Framingham çalışmasında kalp-damar hastalığı gelişme riskini belirleyen çok değişkenli istatistiksel modeller tanımlanmıştır. Bu modeller, ölçülebilen ve değiştirilebilen risk faktörlerini kullanarak kişinin 10 yıl içinde kalp-damar hastalığı geliştirme olasılığını hesaplar. Bu modelde kolaylıkla ölçülebilen risk faktörleri denkleme girerken, diyet ve egzersiz gibi çok önemli olmakla birlikte ölçülemeyen risk faktörleri hesaba katılmaz. Framingham risk değerlendirmesi modellerinde başlıca kullanılan parametreler yaş,

20 246 Türk Kardiyoloji Derneği cinsiyet, kan basıncı, kolesterol, sigara kullanımı ve diabetes mellitustur. Ölçülebilen risk faktörlerinin birden fazla olması halinde bu faktörlerin toplanarak değil çarpılarak kişinin riskini arttırdığı yine Framingham çalışmasında ortaya çıkmıştır. Bu denklemlerden hesaplanan mutlak risk, belirlenmiş bir süre içinde kişinin kardiyovasküler hastalık geliştirme olasılığıdır. Göreceli (rölatif) risk ise, bir risk faktörü olan kişideki mutlak riskin, o risk faktörü olmayan bir kişideki mutlak riske olan oranıdır. Göreceli riski hesaplamanın yararı, o spesifik risk faktörünün hastalığın gelişme olasılığını belirleme gücünü göstermesidir. Ancak risk azaltılması stratejilerinin çizilebilmesi için mutlak riski ölçmek şarttır. Günümüzde, bireyin risk faktörlerinin ne olduğunu belirlemekle yetinilmeyip kişinin global riski belirlenir. Yani risk faktörlerinin toplamının etkileşmesiyle ortaya çıkan kişinin risk yükü hesaplanır. Bu hesaplama Framingham benzeri risk modellerinin geliştirilmesi ile mümkün olmuştur. Kaynakların sınırlı, kalp-damar hastalıklarının ise çok yaygın olması nedeniyle son yıllardaki eğilim en yüksek mutlak riski olan hastaların belirlenmesi, ve bu hastalarda daha agresif tedavi yaklaşımlarının uygulanmasıdır. Modern kalp-damar hastalıklarından korunma ve tedavi kılavuzları bu esasa dayanarak hazırlanmıştır. Amerika Birleşik Devletlerinde 2001 yılında yayınlanan National Cholesterol Education Program Adult Treatment Panel III (NCEP ATP III) isimli ulusal kılavuzda yüksek risk kavramı açıkça tanımlanmıştır. Buna göre, 10 yıl içinde kardiyovasküler olay geliştirme riski % 20 üzerinde olan kişiler yüksek riskli olarak kabul edilir. Avrupa Kardiyoloji Derneği de 2003 yılında yayınladığı Avropean Guidelines on Cardiovascular Disease Prevention isimli kalp-damar hastalıklarından korunma kılavuzunda önceliği yüksek riskli hasta grubuna vermiştir. Bu kılavuzda tanımlanan yüksek riskli hasta ise 10 yılda kalp-damar hastalığından ölme riski % 5 ve üzeri olan hastaları alır Her iki kılavuzda yer alan detaylı yüksek riskli hasta tanımına bir sonraki bölümde yer verilmiştir Toplumda yüksek kardiyovasküler risk taşıyanların belirlenmesi Toplumda yüksek kardiyovasküler risk taşıyanların belirlenmesi, bütün koruyucu kılavuzların temel stratejisini oluşturur. Bu yüksek riskli grup, girişimden en fazla yarar görecek ve girişim yapıldığında maliyet yarar ilişkisi en avantajlı olan grubu bireylerden oluşur. Bugüne dek yapılan uzun izlem süresi olan büyük çalışmalardan elde edilen kanıtlar, kılavuzlardaki yüksek riskli grubu tanımlamakta yardımcı olmuştur. Amerika Birleşik Devletlerinin uzman görüşünü yansıtan NCEP ATP III kılavuzu Framingham çalışmasından elde edilen güçlü veritabanına dayanarak hazırlanmıştır. Framingham risk skorlama sisteminin güvenilirliği tartışılamaz, ancak beyaz ve Amerikalı olmayan toplum ve etnik gruplarda riski belirleme gücünün biraz azaldığı belirtilmiştir. NCEP ATP III kılavuzu, 10 yılda kardiyovasküler olay geliştirme riski % 20 üzerinde olan yüksek riskli grubu şu şekilde tanımlanmaktadır: Halen koroner kalp hastalığı veya aterosklerotik damar hastalığının diğer klinik formları olan hastalar yani periferik arter hastalığı, abdominal aort anevrizması, semptomatik karotid damar hastalığı olanlar yüksek riskli olarak kabul edilirler. Daha önceleri bu denli riskli oldukları bilinmezken, biriken kanıtlar sonucunda 2001 yılından itibaren diabetes mellitusu olan tüm hastalar da artık yüksek riskli kabul edilmektedir. Bunun nedeni diyabetik hastaların 10 yılda kardiyovasküler olay geliştirme sıklığının fazla olduğunun gösterilmesi ve kötü prognozunun olmasıdır. Yine NCEP ATP III kılavuzunda ikiden fazla risk faktörü olan ve Framingham risk skoruna göre 10 yılda kardiyovasküler olay geliştirme oranı % 20 üzerinde olan bireyler yüksek riskli olarak kabul edilirler.

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Yazar Ad 61 Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Ülkemizde kalp damar hastalıkları erişkinlerde en önemli ölüm ve hastalık nedeni olup kanser veya trafik kazalarına bağlı ölümlerden daha sık görülmektedir. Halkımızda

Detaylı

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Hipertansiyon HT Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Bu sunum Arş. Gör. Dr. Neslihan Yukarıkır ve Arş. Gör. Dr. Dilber Deryol Nacar

Detaylı

ÇALIŞMANIN AMACI: Türkiye de erişkinlerde ( 20 yaş) metabolik sendrom sıklığını tespit etmektir.

ÇALIŞMANIN AMACI: Türkiye de erişkinlerde ( 20 yaş) metabolik sendrom sıklığını tespit etmektir. ÇALIŞMANIN AMACI: Türkiye de erişkinlerde ( 20 yaş) metabolik sendrom sıklığını tespit etmektir. Metabolik Sendrom Araştırma Grubu Prof.Dr. Ömer Kozan Dokuz Eylül Üniv. Tıp Fak. Kardiyoloji ABD, İzmir

Detaylı

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır.

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. ŞİŞMANLIK (OBEZİTE) Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. Yağ dokusunun oranı; Yetişkin erkeklerde % 12 15, Yetişkin kadınlarda %20 27 arasındadır. Bu oranların

Detaylı

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2014 2017) TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ

Detaylı

TÜRKİYE DE SAĞLIK SEKTÖRÜNÜN GENEL GÖRÜNÜMÜ

TÜRKİYE DE SAĞLIK SEKTÖRÜNÜN GENEL GÖRÜNÜMÜ SAKARYA ÜNİVERSİTESİ İşletme Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölümü SAĞLIK POLİTİKASI VE PLANLAMASI TÜRKİYE DE SAĞLIK SEKTÖRÜNÜN GENEL GÖRÜNÜMÜ Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT Bölüm Hedefi *Bu derste; Türkiye de genel

Detaylı

(İnt. Dr. Doğukan Danışman)

(İnt. Dr. Doğukan Danışman) (İnt. Dr. Doğukan Danışman) *Amaç: Sigara ve pankreas kanseri arasında doz-yanıt ilişkisini değerlendirmek ve geçici değişkenlerin etkilerini incelemektir. *Yöntem: * 6507 pankreas olgusu ve 12 890 kontrol

Detaylı

İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı

İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı HASTA BİLGİLENDİRME FORMU HİPERLİPİDEMİ Hiperlipidemi; kanda çeşitli yağların yüksekliğini

Detaylı

Çalışma Ortamında Sağlığın Korunması ve Geliştirilmesi

Çalışma Ortamında Sağlığın Korunması ve Geliştirilmesi Çalışma Ortamında Sağlığın Korunması ve Geliştirilmesi Prof. Dr. Nazmi Bilir Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Enstitüsü 10 Ekim 2014 nbilir@hacettepe.edu.tr Sunum Planı Sağlık Hizmetlerinin Gelişmesi

Detaylı

Tütün Kullanımı Hastalık Yükü ve Epidemiyolojisi

Tütün Kullanımı Hastalık Yükü ve Epidemiyolojisi Tütün Kullanımı Hastalık Yükü ve Epidemiyolojisi Doç.Dr.Mustafa N.İLHAN Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı mnilhan@gazi.edu.tr Sağlık Tanımı (DSÖ) Yalnızca sakatlık ve hastalık

Detaylı

HASTALIK YÜKÜ FİNAL RAPOR

HASTALIK YÜKÜ FİNAL RAPOR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI REFİK SAYDAM HIFZISSIHHA MERKEZİ BAŞKANLIĞI HIFZISSIHHA MEKTEBİ MÜDÜRLÜĞÜ BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ ULUSAL HASTALIK YÜKÜ VE MALİYET-ETKİLİLİK PROJESİ HASTALIK YÜKÜ FİNAL RAPOR ARALIK -

Detaylı

Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım

Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri Sık Görülen Kardiyolojik Sorunlarda Güncelleme Sempozyum Dizisi No: 40 Haziran 2004; s. 69-74 Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım Prof. Dr. Hakan

Detaylı

Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu Diyabetik Ayağa Nasıl Bakıyor? Sağlık Bakanlığı Görüşü. Prof. Dr. Nurhan İNCE Türkiye Halk Sağlığı Kurumu

Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu Diyabetik Ayağa Nasıl Bakıyor? Sağlık Bakanlığı Görüşü. Prof. Dr. Nurhan İNCE Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu Diyabetik Ayağa Nasıl Bakıyor? Sağlık Bakanlığı Görüşü Prof. Dr. Nurhan İNCE Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Anahtar Gerçekler 2014 yılı, 18 yaş üzeri yetişkinlerde

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

raşitizm okul çağı çocuk ve gençlerde diş çürükleri büyüme ve gelişme geriliği zayıflık ve şişmanlık demir yetersizliği anemisi

raşitizm okul çağı çocuk ve gençlerde diş çürükleri büyüme ve gelişme geriliği zayıflık ve şişmanlık demir yetersizliği anemisi büyüme ve gelişme geriliği diş çürükleri zayıflık ve şişmanlık okul çağı çocuk ve gençlerde demir yetersizliği anemisi 0-5 Yaş Grubu Çocuklarda iyot yetersizliği hastalıkları vitamin yetersizlikleri raşitizm

Detaylı

KARŞIYAKA HİPERTANSİYON PREVALANS VE FARKINDALIK (KARHİP) ÇALIŞMASI

KARŞIYAKA HİPERTANSİYON PREVALANS VE FARKINDALIK (KARHİP) ÇALIŞMASI KARŞIYAKA HİPERTANSİYON PREVALANS VE FARKINDALIK (KARHİP) ÇALIŞMASI Hipertansiyon (HT) çağımızın en önemli sağlık sorunu olup mortalite ve morbidite nedenlerinin başında gelmektedir. Türkiye de de tüm

Detaylı

BİR BAKIŞTA SAĞLIK -AVRUPA 2010 -

BİR BAKIŞTA SAĞLIK -AVRUPA 2010 - BİR BAKIŞTA SAĞLIK -AVRUPA 2010 - (OECD ve Avrupa Birliği işbirliğinde hazırlanan Bir Bakışta Sağlık-Avrupa 2010 adlı yayının özetidir) AĞUSTOS 2011 ANKARA İçindekiler ÖZET 1 BÖLÜM 1- SAĞLIĞIN DURUMU...

Detaylı

Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon olarak kabul edilir.

Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon olarak kabul edilir. HİPERTANSİYON Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Yüksek tansiyon (hipertansiyon) nedir? Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon

Detaylı

Metabolik Sendrom Tanı Tedavi Dr. Abdullah Okyay

Metabolik Sendrom Tanı Tedavi Dr. Abdullah Okyay Metabolik Sendrom Tanı Tedavi Dr. Abdullah Okyay Metabolik Sendrom İnsülin direnci (İR) zemininde ortaya çıkan Abdominal obesite Bozulmuş glukoz toleransı (BGT) veya DM HT Dislipidemi Enflamasyon, endotel

Detaylı

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h)

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Sağlık Sisteminde Karışıklığa Yol Açabilecek Gelişmeler Bekleniyor Sağlık harcamalarında kısıtlama (dünya

Detaylı

İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA. Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu.

İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA. Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu. İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu.tr 1 HEDEFLER.Sağlığı, koruma ve geliştirme kavramlarını bilme İşyerlerinde

Detaylı

İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ

İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ Dr. Sema ÖZBAŞ Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Çocuk ve Ergen Sağlığı Daire Başkanı Sağlık Bakanlığı Teşkilat Şeması Türkiye Halk

Detaylı

KANSER İSTATİSTİKLERİ

KANSER İSTATİSTİKLERİ 1 KANSER İSTATİSTİKLERİ Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biridir. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk sağlığı sorunudur. Tanı olanaklarının gelişmesi ve

Detaylı

29 EYLÜL DÜNYA KALP GÜNÜ FAALİYET RAPORU TEKİRDAĞ HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ

29 EYLÜL DÜNYA KALP GÜNÜ FAALİYET RAPORU TEKİRDAĞ HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ 29 EYLÜL DÜNYA KALP GÜNÜ FAALİYET RAPORU TEKİRDAĞ HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ 29 Eylül Dünya Kalp Günü olması sebebiyle, eşzamanlı olarak merkez ve tüm ilçelerde etkinlikler düzenlenmiştir. Yerel Medyada 29

Detaylı

ULUSAL KALP SAĞLIĞI POLİTİKASI ANA İLKELERİ

ULUSAL KALP SAĞLIĞI POLİTİKASI ANA İLKELERİ ULUSAL KALP SAĞLIĞI POLİTİKASI ANA İLKELERİ 1. Dünyada kalp-damar hastalıkları ile ilgili epidemiyolojik gerçekler 1.1. Kalp ve Damar Hastalığı Kavramı 1.2. Dünyada Kalp ve Damar Hastalıklarının Epidemiyolojisi

Detaylı

KALP DAMAR SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI RİSKLERİNDEN KORUNMA

KALP DAMAR SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI RİSKLERİNDEN KORUNMA KALP DAMAR SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI RİSKLERİNDEN KORUNMA BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? KALP DAMAR HASTALIĞI NEDİR? DAMARLAR NEDEN DARALIR? KALP DAMAR HASTALIĞININ BULGULARI RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR? KALP

Detaylı

Prof.Dr. Oktay Ergene. Kardiyoloji Kliniği

Prof.Dr. Oktay Ergene. Kardiyoloji Kliniği Hipertrigliseridemii id i Tedavisi i Prof.Dr. Oktay Ergene İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği Hipertrigliseridemi Gelişimiş VLDL Chylomicron Liver Defective Lipolysis Remnants

Detaylı

Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Kanser Hastalığına Eşlik Eden Kronik Hastalıklar-I Hipertansiyon

Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Kanser Hastalığına Eşlik Eden Kronik Hastalıklar-I Hipertansiyon Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kanser Hastalığına Eşlik Eden Kronik Hastalıklar-I Hipertansiyon HİPERTANSİYON Dr. Hatice ODABAŞ Yüksek Kan Basıncının Nasıl Bir Tehlikesi Vardır?

Detaylı

Kronik böbrek hastalığı adeta bir salgın halini almıģ olan önemli bir halk sağlığı sorunudur.

Kronik böbrek hastalığı adeta bir salgın halini almıģ olan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Kronik böbrek hastalığı adeta bir salgın halini almıģ olan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Basit ve ucuz bazı testlerle erken saptandığında önlenebilir veya ilerlemesi geciktirilebilir olmasına karģın,

Detaylı

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon Obezite Nedir? Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması

Detaylı

OBEZİTE İLE MÜCADELE VE KONTROL PROGRAMI & TÜRKİYE DİYABET KONTROL PROGRAMI -TGDF-

OBEZİTE İLE MÜCADELE VE KONTROL PROGRAMI & TÜRKİYE DİYABET KONTROL PROGRAMI -TGDF- OBEZÝTE (ÞÝÞMANLIK) ÝLE MÜCADELE VE KONTROL PROGRAMI EYLEM PLANI (2010-2014) OBEZİTE İLE MÜCADELE VE KONTROL PROGRAMI & TÜRKİYE DİYABET KONTROL PROGRAMI -TGDF- Doç. Dr. Serdar GÜLER Türkiye Obezite ve

Detaylı

TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2010-2014)

TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2010-2014) T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI TEMEL SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BESLENME VE FİZİKSEL AKTİVİTELER DAİRE BAŞKANLIĞI TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2010-2014) Dyt. Ceyhan VARDAR Denizli

Detaylı

T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI SOSYAL GÜVENLİK KURUMU. Yadigar GÖKALP Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi

T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI SOSYAL GÜVENLİK KURUMU. Yadigar GÖKALP Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI SOSYAL GÜVENLİK KURUMU Yadigar GÖKALP Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi SAĞLIK HARCAMALARI 03.07.2012 MEDULA-1 MEDULA NEDİR? MED(ikal) ULA(k) (Tıbbi haberci-haberleşme)

Detaylı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. Hipertansiyon Nedir? Çoğunlukla yüksek kan basıncı olarak

Detaylı

Kolesterol yaşam için gerekli olan mum kıvamında yağımsı bir maddedir.

Kolesterol yaşam için gerekli olan mum kıvamında yağımsı bir maddedir. On5yirmi5.com Kolesterol Nedir? Kolesterol yaşam için gerekli olan mum kıvamında yağımsı bir maddedir. Yayın Tarihi : 21 Haziran 2011 Salı (oluşturma : 11/3/2015) Kolesterol beyin, sinirler, kalp, bağırsaklar,

Detaylı

YALOVA BELEDİYESİ SAĞLIKLI YAŞAMI DESTEKLEME PROGRAMI. Dr. Metin SABUNCU YALOVA BELEDİYESİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRÜ

YALOVA BELEDİYESİ SAĞLIKLI YAŞAMI DESTEKLEME PROGRAMI. Dr. Metin SABUNCU YALOVA BELEDİYESİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRÜ YALOVA BELEDİYESİ SAĞLIKLI YAŞAMI DESTEKLEME PROGRAMI Dr. Metin SABUNCU YALOVA BELEDİYESİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRÜ Dünyada 13.5 milyon koroner kalp hastası var. Yılda 1.5 milyon insan kalp krizi geçiriyor.

Detaylı

Basın bülteni sanofi-aventis

Basın bülteni sanofi-aventis Basın bülteni sanofi-aventis 7 Kasım 2007 ULUSLARARASI DİYABET TEDAVİ PRATİKLERİ KAYIT ÇALIŞMASI NIN (IDMPS) TÜRKİYE SONUÇLARI HEDEF TEDAVİ KALİTESİNİ ARTIRMAK ÇALIŞMANIN AMACI ve YÖNTEMİ Uluslararası

Detaylı

SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ HAZIRLAYAN:FZT.MELTEM ERASLAN DANIŞMAN:PROF.DR.İSMET MELEK Obezite (şişmanlık),vücutta aşırı ölçüde

Detaylı

Bilindiği üzere beslenme; anne karnında başlayarak yaşamın sonlandığı ana kadar devam eden yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır

Bilindiği üzere beslenme; anne karnında başlayarak yaşamın sonlandığı ana kadar devam eden yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır OBEZİTE Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu

Detaylı

Tip 2 Diyabetlilerde Kardiyovasküler Hastalık Riskini Azaltma: Eğitimin Etkinliği

Tip 2 Diyabetlilerde Kardiyovasküler Hastalık Riskini Azaltma: Eğitimin Etkinliği Tip 2 Diyabetlilerde Kardiyovasküler Hastalık Riskini Azaltma: Eğitimin Etkinliği Ayfer Bayındır Şeyda Özcan İlhan Satman Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Koç Üniversitesi Hemşirelik

Detaylı

TÜRKİYE DİYABET ÖNLEME & KONTROL PROGRAMI - UDAİS - Doç. Dr. Serdar GÜLER Türkiye Obezite ve Diyabet Koordinatörü 25/05/2012, 2.

TÜRKİYE DİYABET ÖNLEME & KONTROL PROGRAMI - UDAİS - Doç. Dr. Serdar GÜLER Türkiye Obezite ve Diyabet Koordinatörü 25/05/2012, 2. TÜRKİYE DİYABET ÖNLEME & KONTROL PROGRAMI - UDAİS - Doç. Dr. Serdar GÜLER Türkiye Obezite ve Diyabet Koordinatörü 25/05/2012, 2. UDAİS, İstanbul SERDAR GÜLER Amasya Trabzon Samsun Anadolu Lisesi Hacettepe

Detaylı

HİPERTANSİYON TEDAVİ KILAVUZU VE YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ

HİPERTANSİYON TEDAVİ KILAVUZU VE YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ HİPERTANSİYON TEDAVİ KILAVUZU VE YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ Kan basıncı nedir ve nasıl meydana gelir? Vücudun yapıtaşları hücrelerdir. Hücrelerin beslenmesi ve enerji üretebilmesi için gereken maddeler ve oksijen

Detaylı

ALZHEİMER ve HALK SAĞLIĞI. Doç. Dr. Suphi VEHİD

ALZHEİMER ve HALK SAĞLIĞI. Doç. Dr. Suphi VEHİD ALZHEİMER ve HALK SAĞLIĞI Alzheimer hastalığı (AH) ilk kez, yaklaşık 100 yıl önce tanımlanmıştır. İlerleyici zihinsel işlev bozukluğu ve davranış değişikliği yakınmaları ile hastaneye yatırılıp beş yıl

Detaylı

Doç. Dr. Nazan YARDIM

Doç. Dr. Nazan YARDIM Doç. Dr. Nazan YARDIM T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar, Programlar Ve Kanser Başkan Yardımcılığı Obezite Diyabet Ve Metabolik Hastalıklar Daire Başkanı Mevcut

Detaylı

Türkiye nin Tansiyonunu Ölçüyoruz

Türkiye nin Tansiyonunu Ölçüyoruz T.C. Sağlık Bakanlığının Onayı ve Desteği ile Türkiye nin Tansiyonunu Ölçüyoruz İstatistik Analiz Raporu (İstanbul) Eylül 2010 Omega Araştırma tarafından hazırlanmıştır. İÇİNDEKİLER Türkiye nin Tansiyonunu

Detaylı

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun, büyümesi yenilenmesi çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarda alınmasıdır. Ş. İKİBUDAK BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ SAĞLIKLI BİR Y AŞAMIN

Detaylı

ULUSAL PNÖMOKONYOZ ÖNLEME EYLEM PLANI

ULUSAL PNÖMOKONYOZ ÖNLEME EYLEM PLANI ULUSAL PNÖMOKONYOZ ÖNLEME EYLEM PLANI 1. Sorunun öneminin saptanması Pnömokonyoz ülkemizde en sık görülen mesleki akciğer hastalıklarından biri olup, önlenebilir meslek hastalıklarının başında gelmektedir.

Detaylı

OBEZİTENİN ÖNLENMESİNDE BESİN SANAYİNİN ROLÜ

OBEZİTENİN ÖNLENMESİNDE BESİN SANAYİNİN ROLÜ OBEZİTENİN ÖNLENMESİNDE BESİN SANAYİNİN ROLÜ Türkiye Obezite ile Mücadele ve Kontrol Programı Eğiticilerin Eğitimi Toplantısı 4 8 Ekim 2010, Antalya Dr. Dyt. Zehra Büyüktuncer Hacettepe Üniversitesi Sağlık

Detaylı

OBEZİTE NEDİR? Erkeklerde %20,5 Kadınlarda ise % 41,0 Toplamda % 30,3 olarak bulunmuştur. İstanbul 33,0 Orta Anadolu 32,9

OBEZİTE NEDİR? Erkeklerde %20,5 Kadınlarda ise % 41,0 Toplamda % 30,3 olarak bulunmuştur. İstanbul 33,0 Orta Anadolu 32,9 OBEZİTE NEDİR? Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır. Günlük yaşamda bireylerin (gebe, emzikli, bebek, okul çocuğu, genç,

Detaylı

HİPERTANSİYON. Günümüzün En Çok Öldüren Hastalığı

HİPERTANSİYON. Günümüzün En Çok Öldüren Hastalığı Günümüzün En Çok Öldüren Hastalığı HİPERTANSİYON Prof. Dr. Mustafa ARICI Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Bilim Dalı ve Halk Sağlığı Enstitüsü Öğretim Üyesi

Detaylı

Türkiye Diyabet Prevalans Çalışmaları: TURDEP-I ve TURDEP-II

Türkiye Diyabet Prevalans Çalışmaları: TURDEP-I ve TURDEP-II 47. ULUSAL DİYABET KONGRESİ 11-15 Mayıs 211, Rixos Sungate Hotel, Antalya Türkiye Diyabet Prevalans Çalışmaları: TURDEP-I ve TURDEP-II Prof. Dr. İlhan SATMAN ve TURDEP-II Çalışma Grubu İstanbul Üniversitesi

Detaylı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır. Obezite Nedir? Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

YAŞLANAN TOPLUM Prof. Dr. Nazmi Bilir

YAŞLANAN TOPLUM Prof. Dr. Nazmi Bilir YAŞLANAN TOPLUM ---------------------------------------- Prof. Dr. Nazmi Bilir Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı-ANKARA ----------------------------------------- Geçtiğimiz

Detaylı

Beslenme desteğinde hangi içerik kime, ne zaman, hangi yolla uygulansın?

Beslenme desteğinde hangi içerik kime, ne zaman, hangi yolla uygulansın? Beslenme desteğinde hangi içerik kime, ne zaman, hangi yolla uygulansın? Dr. Beste Atasoy Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı & Sağlık Bakanlığı-Marmara Üniversitesi Pendik

Detaylı

İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinde İşyeri Hemşireliği. Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu.

İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinde İşyeri Hemşireliği. Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu. İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinde İşyeri Hemşireliği Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu.tr Kültür, inanç Fiziksel çevre SAĞLIK Yaşam koşulları Ekonomik

Detaylı

Birinci Dönem Zorunlu Göğüs Hastalıkları veya Halk Sağlığı AD Yok Teorik Kürsü Dersi (45 dakika)

Birinci Dönem Zorunlu Göğüs Hastalıkları veya Halk Sağlığı AD Yok Teorik Kürsü Dersi (45 dakika) TÜTÜN ENDÜSTRİSİ VE GENÇLİK Birinci Dönem Göğüs Hastalıkları veya Halk Sağlığı AD Teorik Kürsü Dersi (45 dakika) Tütün endüstrisinin gençler üzerinden tütün tüketimini artırmaya yönelik çalışmaları hakkında

Detaylı

SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ. Prof. Dr. Erdal ZORBA

SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ. Prof. Dr. Erdal ZORBA SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ Prof. Dr. Erdal ZORBA GEÇMĐŞTEN GÜNÜMÜZE SAĞLIK Geçmişte sağlığın tanımı; hastalıklardan uzak olma diye ifade edilirdi. 1900 lerin başında ölümlerin büyük bir kısmı bakteri ve

Detaylı

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI Türkiye beslenme durumu yönünden hem gelişmekte olan, hem de gelişmiş ülkelerin sorunlarını birlikte içeren bir görünüme sahiptir. Ülkemizde halkın beslenme

Detaylı

18 Y A Ş Ü S T Ü B İ R E Y

18 Y A Ş Ü S T Ü B İ R E Y Avanos ve Gülşehir İlçelerinde Görülen Kronik Hastalıkların Prevalans, İnsidans ve Risk Faktörlerinin Değerlendirildiği İzlem Çalışması 18 Y A Ş Ü S T Ü B İ R E Y V E R İ T O P L A M A F O R M U Hane ve

Detaylı

Amaç: Egzersiz programına katılmak üzere gelen bireylerin başlangıçta var olan hastalıklarını ve hastalık risk sınıflamasını öğrenmek

Amaç: Egzersiz programına katılmak üzere gelen bireylerin başlangıçta var olan hastalıklarını ve hastalık risk sınıflamasını öğrenmek Amaç: Egzersiz programına katılmak üzere gelen bireylerin başlangıçta var olan hastalıklarını ve hastalık risk sınıflamasını öğrenmek 2 Egzersiz programına başlamadan önce bireyin aşağıdaki değerlendirmesinin

Detaylı

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği nin

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği nin Türk Tıbbi Onkoloji Derneği nin Kanser Kontrolü ndeki Rolü DR. PINAR SAİP TÜRK TIBBİ ONKOLOJİ DERNEĞİ BAŞKANI Misyonumuz Ülkemizdeki tıbbi onkologların özlük haklarını savunmak, birlikte çalışma kültürünü

Detaylı

HİPERLİPİDEMİ TEDAVİ KILAVUZU VE YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ

HİPERLİPİDEMİ TEDAVİ KILAVUZU VE YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ HİPERLİPİDEMİ TEDAVİ KILAVUZU VE YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ Hiperlipidemi; kanda çeşitli yağların yüksekliğini ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Bu çeşitli yağ tipleri kolesterol, trigliserid, LDL-kolestroldür.

Detaylı

Diyabetik Hasta Takibi. Dr. Hasan Onat PHD Diyabet Çalışma Grubu İnece ASM, Kırklareli

Diyabetik Hasta Takibi. Dr. Hasan Onat PHD Diyabet Çalışma Grubu İnece ASM, Kırklareli Diyabetik Hasta Takibi Dr. Hasan Onat PHD Diyabet Çalışma Grubu İnece ASM, Kırklareli Amaç Bu oturum sonunda katılımıcı hekimler birinci basamakta Diyabet hastalığının yönetimi konusunda bilgi sahibi olacaklardır.

Detaylı

AFYONKARAHİSAR HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIKLI YAŞAM MERKEZİ VE ANNELİK OKULU FAALİYET RAPORU

AFYONKARAHİSAR HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIKLI YAŞAM MERKEZİ VE ANNELİK OKULU FAALİYET RAPORU AFYONKARAHİSAR HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIKLI YAŞAM MERKEZİ VE ANNELİK OKULU FAALİYET RAPORU Sağlık Bakanlığı nın Dünya Sağlık Örgütü yle yaptığı ortak çalışmaya göre Türkiye de 8,5 milyon obez (Şişman)

Detaylı

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu Sağlık Hizmetlerinin Özellikleri Ergenin yaşına, gelişim düzeyine uygun Bireysel, kültürel ve sosyoekonomik farklılıklara

Detaylı

Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi

Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi Hipertansiyon Tedavisi: Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi Hipertansiyon Sıklık Yolaçtığı sorunlar Nedenler Kan basıncı hedefleri Tedavi Dünyada Mortalite

Detaylı

SAĞLIK DÜZEYİ GÖSTERGELERİ

SAĞLIK DÜZEYİ GÖSTERGELERİ SAĞLIK DÜZEYİ GÖSTERGELERİ HIZ:Bir toplum veya grubun belirli bir birimi içinde gözlenen hastalık veya olay sıklığını belirtir.hızın hesap edilmesinde kullanılan pay ve paydadaki sayılar aynı bölgeden

Detaylı

Diyabet ve egzersiz TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU

Diyabet ve egzersiz TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU TEMD DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU HASTA EĞİTİM KİTAPÇIKLARI SERİSİ 02 Diyabet ve egzersiz Diyabetli bireyler

Detaylı

TOPLUMU TANIMA VE EKİP ÇALIŞMASI YARD. DOÇ. DR. NALAN AKIŞ

TOPLUMU TANIMA VE EKİP ÇALIŞMASI YARD. DOÇ. DR. NALAN AKIŞ TOPLUMU TANIMA VE EKİP ÇALIŞMASI YARD. DOÇ. DR. NALAN AKIŞ Amaç Bu dersin sonunda öğrenciler, sağlık hizmeti verecekleri toplumu tanımanın önemi konusunda bilgi sahibi olacaklardır. ÖĞRENİM HEDEFLERİ Bu

Detaylı

Çocukluk Çağı Obezitesi

Çocukluk Çağı Obezitesi Çocukluk Çağı Obezitesi Prof. Dr. Hilal Özcebe Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Enstitüsü hozcebe@hacettepe.edu.tr Çocuklarda Obezite Son yıllarda önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmesi Gelişmiş

Detaylı

DOÇ. DR. I. İREM BUDAKOĞLU. Diyabetin Önlenmesi Alt Yürütme Kurulu Adına. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi

DOÇ. DR. I. İREM BUDAKOĞLU. Diyabetin Önlenmesi Alt Yürütme Kurulu Adına. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi DOÇ. DR. I. İREM BUDAKOĞLU Diyabetin Önlenmesi Alt Yürütme Kurulu Adına Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Topluma dayalı önleme stratejileri, diyabetin kontrolünde en kritik noktadır. Sürecin uygulanması

Detaylı

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) TANIMI SINIFLAMASI RİSK FAKTÖRLERİ PATOFİZYOLOJİSİ EPİDEMİYOLOJİSİ

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) TANIMI SINIFLAMASI RİSK FAKTÖRLERİ PATOFİZYOLOJİSİ EPİDEMİYOLOJİSİ KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) TANIMI SINIFLAMASI RİSK FAKTÖRLERİ PATOFİZYOLOJİSİ EPİDEMİYOLOJİSİ ÖĞRENİM HEDEFLERİ KOAH tanımını söyleyebilmeli, KOAH risk faktörlerini sayabilmeli, KOAH patofizyolojisinin

Detaylı

KAN BASINCI (TANSĐYON) Prof. Dr. Erdal ZORBA

KAN BASINCI (TANSĐYON) Prof. Dr. Erdal ZORBA KAN BASINCI (TANSĐYON) VE SAĞLIK Prof. Dr. Erdal ZORBA KAN BASINCI (TANSĐYON) VE SAĞLIK Kalbimiz günde 24 saat hiç durmamaksızın kan pompalama görevini yerine getirir. Kan basıncı, kalbin kanı vücudun

Detaylı

AVRUPADA DİYABET HARİTASI VE GENEL PERSPEKTİF. Prof. Dr. Şehnaz Karadeniz İstanbul Bilim Üniversitesi

AVRUPADA DİYABET HARİTASI VE GENEL PERSPEKTİF. Prof. Dr. Şehnaz Karadeniz İstanbul Bilim Üniversitesi AVRUPADA DİYABET HARİTASI VE GENEL PERSPEKTİF Prof. Dr. Şehnaz Karadeniz İstanbul Bilim Üniversitesi Diyabet Dünya çapında ve Avrupa da halk sağlığı sorunu AVRUPADA DİYABET YÜKÜ 20-79 yaşları 2003 2025

Detaylı

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN İnsan kaynakları bir organizasyondaki tüm çalışanları ifade eder. Diğer bir deyişle organizasyondaki yöneticiler, danışmanlar,

Detaylı

MUTLU ÇOCUKLAR DERNEĞİ

MUTLU ÇOCUKLAR DERNEĞİ S O N U Ç R A P O R U MUTLU ÇOCUKLAR DERNEĞİ ISBN: 978-605-5307-07-3 Mebusevleri Mah. Şerefli Sk. No:27/3 Tandoğan / ANKARA T: 0312 222 03 55 F: 0312 222 03 09 MUTLU ÇOCUKLAR DERNEĞİ MUTLU ÇOCUKLAR DERNEĞİ

Detaylı

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI RAPOR BÜLTENİ İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI Tarih :11.09.2015 Kanser Vakaları ve Kanserden Ölüm Oranları Sayı :10 Hazırlayan H. Erkin SÜLEKLİ Katkıda Bulunanlar Saadet TURHAL Nurdan

Detaylı

Sağlık Sektörü -SWOT Analiz-

Sağlık Sektörü -SWOT Analiz- Sağlık Sektörü -SWOT Analiz- Strength Weakness Opportunities Threads TREASURY M. Emre ELMADAĞ Deniz ERSOY M. Uğur TOKSARI Strength İnsan Sağlığı Çocuklardaki aşılama oranlarında gözle görülür iyileşmeler

Detaylı

SPORCULAR İÇİN TEMEL BESLENME İLKELERİ

SPORCULAR İÇİN TEMEL BESLENME İLKELERİ SPORCU BESLENMESİ SPORCULAR İÇİN TEMEL BESLENME İLKELERİ Yeterli ve dengeli beslenmenin bir sporcunun başarısını garanti etmediği, ancak yetersiz ve dengesiz beslenmenin bazı sağlık problemlerine ve performans

Detaylı

sigara kullanma yaşının 7 ye, alkol kullanımının 12 li yaşlara

sigara kullanma yaşının 7 ye, alkol kullanımının 12 li yaşlara Alkol, sigara, uyuşturucu madde, kumar gibi zararlı alışkanlıkların tüm dünyada tehlikeli boyutlarda yaygınlaşmaya başlaması ülkemizi de tehdit eden bir problemdir. Lise ve üniversite öğrencileri ile çalışan

Detaylı

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Kahramanmaraş 1. Biyokimya Günleri Bildiri Konusu: Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Mehmet Aydın DAĞDEVİREN GİRİŞ Fetuin-A, esas olarak karaciğerde

Detaylı

Diyabet Önleme ve Kontrol Programı. Tanıtım ve Teşvik Çalışmaları. Doç.Dr. A.Çınar YASTI Ankara Numune EA Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği

Diyabet Önleme ve Kontrol Programı. Tanıtım ve Teşvik Çalışmaları. Doç.Dr. A.Çınar YASTI Ankara Numune EA Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği Diyabet Önleme ve Kontrol Programı Tanıtım ve Teşvik Çalışmaları Doç.Dr. A.Çınar YASTI Ankara Numune EA Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği Konu: DİYABET Tanım: Diyabet, insülin sekresyonunda ya da insülinin

Detaylı

Nüfus artıyor Nüfus yaşlanıyor Kronik hastalıkların maliyeti artıyor Pahalı teknolojiler ve ilaçlar piyasaya sürülüyor Nüfusun sağlık hizmetinde

Nüfus artıyor Nüfus yaşlanıyor Kronik hastalıkların maliyeti artıyor Pahalı teknolojiler ve ilaçlar piyasaya sürülüyor Nüfusun sağlık hizmetinde UZM. ECZ. HARUN KIZILAY GENEL SEKRETER TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ 3. Uluslararası İlaç Kullanımını Geliştirme Konferansı,i 14-18 18 Kasım 2011, Antalya Nüfus artıyor Nüfus yaşlanıyor Kronik hastalıkların

Detaylı

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar Diyet denilince aklımıza aç kalmak gelir. Bu nedenle biz buna ''sağlıklı beslenme programı'' diyoruz. Aç kalmadan ve bütün besin öğelerinden dengeli biçimde alarak zayıflamayı ve bu kiloda kalmayı amaçlıyoruz.

Detaylı

SAĞLIK TURİZMİNİN YENİ YILDIZI; TÜRKİYE. Dünyada sağlık turizminin gelişmesine sebep olan faktörler şu şekilde sıralanabilir;

SAĞLIK TURİZMİNİN YENİ YILDIZI; TÜRKİYE. Dünyada sağlık turizminin gelişmesine sebep olan faktörler şu şekilde sıralanabilir; Yrd. Doç Dr. Gonca Güzel Şahin SAĞLIK TURİZMİNİN YENİ YILDIZI; TÜRKİYE Sağlık Turizmi; insanların tedavi olmak amacıyla yaşadıkları ülkeden, kaliteli ve görece daha ucuz hizmet alabilecekleri başka ülkelere

Detaylı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atışı. Initiated by the World Hypertension League

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atışı. Initiated by the World Hypertension League Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atışı Initiated by the World Hypertension League MAY 17, 2013 Hipertansiyon Nedir? Hipertansiyon kan basıncı (tansiyon) yüksekliği olarak bilinir. Kan basıncının yüksek

Detaylı

Kalp Krizini Tetikleyen Durumlar ve Tedavisi. Doç. Dr. Bülent Özdemir Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı

Kalp Krizini Tetikleyen Durumlar ve Tedavisi. Doç. Dr. Bülent Özdemir Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Kalp Krizini Tetikleyen Durumlar ve Tedavisi Doç. Dr. Bülent Özdemir Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Kalp Krizini Tetikleyen Durumlar ve Tedavisi KALP KRİZİ Kalp krizi (miyokard

Detaylı

KALP DAMAR HASTALIKLARI VE BESLENME

KALP DAMAR HASTALIKLARI VE BESLENME KALP DAMAR HASTALIKLARI VE BESLENME Kalp hastalıkları deyince; kalp ve kan damarlarına ilişkin hastalıklar aklımıza gelmektedir. Damar sertliği; Atardamar duvarının kalınlaşmasıdır. Yavaş seyreden ilerleyici

Detaylı

KALP SAĞLI. Prof. Dr. Dilek Ural. Kardiyoloji Anabilim Dalı

KALP SAĞLI. Prof. Dr. Dilek Ural. Kardiyoloji Anabilim Dalı GÜNÜMÜZDE KALP SAĞLI LIĞI Prof. Dr. Dilek Ural Kocaeli Üniversitesi Tıp T p Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı XX. YÜZYILY 20. YY Sonunda Doğumdan İtibaren Beklenen Yaşam am SüresiS Kaynak: Healthy People

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

TÜRKİYE DE SİGARA İLE MÜCADELE KAMPANYASININ FAYDA-MALİYET ANALİZİ

TÜRKİYE DE SİGARA İLE MÜCADELE KAMPANYASININ FAYDA-MALİYET ANALİZİ TÜRKİYE DE SİGARA İLE MÜCADELE KAMPANYASININ FAYDA-MALİYET ANALİZİ Haziran 2010 Katkıda bulunanlar (Soyadına göre alfabetik): Selin Arslanhan, Asena Caner, Kerem Helvacıoğlu, Tuncay Teksöz Mevzuat 7 Ekim

Detaylı

Hepatit C ile Yaşamak

Hepatit C ile Yaşamak Hepatit C ile Yaşamak NEDİR? Hepatit C kan yoluyla bulaşan Hepatit C virüsünün(hcv) neden olduğu bir karaciğer hastalığıdır. 1 NEDİR? Hepatit C virüsünün birçok türü (genotipi ) bulunmaktadır. Ülkemizde

Detaylı

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser Nedir? Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk

Detaylı

YALOVA SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ TÜRKĐYE KRONĐK HAVA YOLU HASTALIKLARINI ÖNLEME VE KONTROL PROGRAMI ĐL EYLEM PLANI

YALOVA SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ TÜRKĐYE KRONĐK HAVA YOLU HASTALIKLARINI ÖNLEME VE KONTROL PROGRAMI ĐL EYLEM PLANI YALOVA SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ TÜRKĐYE KRONĐK HAVA YOLU HASTALIKLARINI ÖNLEME VE KONTROL PROGRAMI ĐL EYLEM PLANI AMAÇ HEDEF ETKĐNLĐKLER BAŞLAYIŞ TARĐHĐ Yalova Đli KHH Đl Eylem Planını Oluşturmak Eğitim faaliyetlerinin

Detaylı

PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ

PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ Sami Uzun 1, Serhat Karadag 1, Meltem Gursu 1, Metin Yegen 2, İdris Kurtulus 3, Zeki Aydin 4, Ahmet

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

DİYABET HEMŞİRELİĞİ DERNEĞİ DİYABET EĞİTİMCİSİNİN EĞİTİMİ KURSU PROGRAMI

DİYABET HEMŞİRELİĞİ DERNEĞİ DİYABET EĞİTİMCİSİNİN EĞİTİMİ KURSU PROGRAMI DİYABET HEMŞİRELİĞİ DERNEĞİ DİYABET EĞİTİMCİSİNİN EĞİTİMİ KURSU PROGRAMI Hazırlayan : Julie A. KUENZİ, RN,MSN,CDE,CPT Medical College of Wisconsin Çeviren: Doç.Dr. Nermin OLGUN Marmara Üniversitesi Hemşirelik

Detaylı

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER Doç.Dr. Belgüzar Kara*, Özge KILIÇ** *GATA Hemşirelik Yüksekokulu, **GATA Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

Detaylı