AĞIZ İÇİNDE GÖRÜLEN BEYAZ LEZYONLAR

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "AĞIZ İÇİNDE GÖRÜLEN BEYAZ LEZYONLAR"

Transkript

1 T.C. Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı AĞIZ İÇİNDE GÖRÜLEN BEYAZ LEZYONLAR BİTİRME TEZİ Stj. Dişhekimi Eren ALPAY Danışman Öğretim Üyesi:Prof.Dr.Sevtap GÜNBAY İZMİR-2011

2

3 ÖNSÖZ Tezimi yapmamda emeği geçen değerli hocam Prof. Dr. SevtapGÜNBAY a ve bunca yıldır öğretimim için ellerinden geleni yapan saygı değer aileme teşekkür ederim.

4 GİRİŞ Oral mukozanın beyaz lezyonları; kalınlaşmış bir keratin tabakası, epitelyalhiperplazi, intrasellülerepitelyal ödem ve/veya alttaki bağ doku-sunun azalmış vaskülaritesi gibi mukoza yüzeyindeki değişiklikler sonucu ışık dağılımının farklı olmasıyla meydana gelmektedir. Beyaz lezyonların iki ana sebebi olarak nekroz ve hiperkeratoz gösterilmektedir. Oral mukozanın beyaz lezyonları klinikte fokal, çoklu veya yaygın odaklar halinde, sağlam mukoza ile aynı seviyede, yüzeyi düzgün olabildiği gibi normal seviyeden hafifçe kabarık, üzeri tüylü, katlanmış, dantel görünümünde lezyonlar olarak karşımıza çıkabilir. Bu lezyonlar ileride fissürlü, ülseratif, eroziv veya enflamatuvar lezyonlar haline dönüşebilirler. Premalign değişiklik biyopsi yapılarak belirlenir. Ayrıca hastanın hikâyesine ve klinik bulgulara dikkat ederek de malign değişiklik riski anlaşılabilir. Hastanın hikâyesinde tütün ve benzeri madde ya da alkol kullanımı olması, soy geçmişinde ağız kanseri bilgisinin bulunması hekimi uyarmalıdır. Klinik bulgu olarak hastanın yaşının ileri olması, kadın hasta olması, lezyonlarda kırmızı renklenme, beneklenme, nodül veya ülser görülmesi, lokalizasyon olarak dilin arka yan kısmında, ağız tabanında ve retromolar bölgedeki yerleşim alanı ile lezyonun uzun süreli mevcudiyeti ve bu süre içinde görüntü değişikliğine uğramış olması dikkate alınmalıdır ve lingualfiliformpapilla dışında ciddi derecede görünür keratinizasyonun normal olmadığı unutulmamalıdır.

5 ÖNSÖZ GİRİŞ HEREDİTER BEYAZ LEZYONLAR LÖKOÖDEM ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ WHİTE SPONGE NEVÜS ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ HEREDİTER İNTRA EPİTELİYEL HİPERKERATOZİS ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ FOLİKÜLER KERATOZİS ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ REAKTİF BEYAZ LEZYONLAR FOKAL (FRİKSİYONEL) HİPERKERATOZ...9

6 2.1.1.ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ DUMANSIZ TÜTÜNLE BAĞLANTILI BEYAZ LEZYONLAR ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ NİKOTİN STOMATİT ETİYOLOJİSİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ SOLAR CHEİLİTİS ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ.18 3.DİĞER BEYAZ LEZYONLAR İDİOPATİK LÖKOPLAKİ ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ.26

7 3.2.KILLI LÖKOPLAKİ ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ KILLI DİL ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ COĞRAFİK DİL ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ LİKEN PLANUS ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ KORTİKOSTEROİDLER İNTRALEZYONEL KORTİKOSTEROİDLER ANTİFUNGAL AJANLAR RETİNOİDLER TAKLOLİMUS.47

8 FOTOTERAPİ İMMUNSÜPRESİF TEDAVİ CERRAHİ EKSİZYON DİŞ MACUNUNA BAĞLI MUKOZAL DÖKÜLME ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ.50 4.NON-EPİTELİAL BEYAZ-SARI LEZYONLAR CANDİDİASİS ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ MUKOZAL YANIKLAR ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ ORAL SUBMOKÖZ FİBROZİS ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ FORDYCE GRANÜLLERİ.64

9 4.4.1.ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ EKTOPİK LENFOİD DOKU ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ GİNGİVAL KİSTLER ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ PARULİS LİPOMA ETİYOLOJİ KLİNİK ÖZELLİKLER HİSTOPATOLOJİ TEDAVİ VE PROGNOZ.71 KAYNAKLAR..72 ÖZGEÇMİŞ...82

10 1.HEREDİTER BEYAZ LEZYONLAR 1.1.LÖKOÖDEM Lökoödem buccal mukozanın gri ince bir zarla kaplanmasına verilen bir isimdir. Ancak bu ince i zarı görmek yeterli aydınlatma ile mümkündür. Bazen tamamen asemptomatik olan kişilerde de bu grii ince zarın gözlenmesi ile karıştırılabilir. Beyaz ırkta daha a sık izlenir. Bunun nedeni kısmenn pigmente mukoza tarafındann oluşan kontrastın artması nedeni iledir. Bazı vakalarda lökoödem olarak tanımlanann lezyonların prelökoplaki olarak tanımlandığı gözlenmiştir ETİYOLOJİ Etiyolojisinde sigara s ve alkol kullanımı, tükrükk yapısı,bakteriyel enfeksiyon, elektrokimyaşal etkileşimin neden olabileceği bulunmuştur KLİNİK ÖZELLİKLER Asemptomatiktir. Bukkal l mukozadaa simetrik dağılım gösterir. Bazı kişilerde bukkal mukoza normal yumuşaklığında vee fleksibilitesinde kalır. Fakat gri-beyaz bir renk gösterir, biraz buruşuktur. Opak görüntüdedir. Benzer değişiklikler dudak mukozasını da etkileyebilir. Mukoza gerilince normal haline döner (Şekil-1). Şekil 1 Lökoödem 2

11 1.1.3.HİSTOPATOLOJİ Histolojik olarak spinoz tabakada intraselüler ödem ve epitelin kalınlaşması gözlenir. Epitelin superfisial tabakalarında büyük, kabarık, şiş hücreleri olan parakeratotik alanlar gösterilmiştir. Kazıma ile mokuzadan kolay ayrılabilir. Normal popülasyonlarda lökoödemin görülme sıklığı %1-50 civarındadır. Bazı raporlarında lökoödemin normal mukozanın bir varyantını temsil ettiği süperfisial parakeratinize hücrelerin tam olmayan desquamasyonu nedeniyle oluşan ince bir zarla kaplanmış olduğu düşünülürken, bazı raporlarda lökoödem ile tütün alışkanlıkları arasında bir bağlantının olduğu bildirilmiştir TEDAVİ VE PROGNOZ Alışkanlığın önlenmesi ve takip edilmesidir. Lökoödemin epitelyal atipi ile ilgili olmadığı ve premalign olarak düşünülmemesi gerektiği savunulur (1). 1.2.WHİTE SPONGE NEVÜS Oral mukozanın veya diğer mukoz membranların ve derinin lezyonları ile ilgili genetik olarak saptanan çok sayıda beyaz lezyon vardır. Bunların başında lökokeratozis (white sponge (süngerimsi) vevüs) veya beyaz katlantılı gingivostomatitis. White sponge nevüs ne inflamatuar ne de neoplastik olan lokalize gelişimsel doku anomalisidirancak bazı lezyonlarda deri veya mukoz membranın diğer hücreleri de anomaliye eşlik edebilir. Genelde nevus denir. Lökokeratozis veya WSN oral kavitenin tümünü etkilediğinden büyük boyutlarda olabilen oral mukozanın katlantılı beyaz lezyonu olarak görülür. Doğuştan olabilir fakat belli vakalarda olay sadece daha sonra ortaya çıkabilir (2) ETİYOLOJİ Geçmişte genetik mekanizma ile ilişkili olduğunu savunanlar az olmasına rağmen şimdilerde tüm hastalarda değil de bazı hastalarda klasik dominant geçiş 3

12 karakteristiklerini sergilediği gösterilmiştir. Diğer vakalarda aile hikayesi yoktur ve olay tek başına çıkmış gibi görülür. Malign transformasyon belirtilmemiş genellikle benign olarak kabul edilir (2) KLİNİK ÖZELLİKLER Sempyon vermeyen bir lezyondur. Derin kıvrımlıdır, beyaz veya gri renkte olabilir. Oral mukozada ve dilde olabilir. Sünger plaklar simetrik dalgalar şeklinde görülür (Şekil-2). En fazla yanak mukozasın da görülür.daha çok çocukluk çağında görülür. Ağız içinde dil, vestibüler mukoza etkilediği diğer alanlardır (Şekil-3). Konjüktival mukoza etkilenmez fakat özafagus, anüs, vulva, vajinal mukoza etkilenebilir (3). Şekil 2 Bukkal Mukoza Kaba Fissüre Yapı Şekil 3 Dildeki Görüntüsü HİSTOPATOLOJİ Histolojik incelemede hiperparakeratozis, intraselüler ödem ve akantozis gösterilmiştir (Şekil-4). Bunların esas karakteristik özelliği str. spinosumdan yüzey epiteline uzanan çok sayıda geniş, açık renkli hücrelerin varlığıdır. Bu hücreler kazıma ile kolayca ayrılır. Bu hücreleri göstermek için smear kullanılabilir. Stoplazmada perinükleer eosinofilik kondensasyonu ile karakteristik pricle hücreleri bulunur (Şekil-5). Epidermisin melanin üreten hücrelerinden köken alır (4). 4

13 Şekil 4 Ödem Ve Keratozis Şekil 5 Perinükleer Keratin kondansasyonu TEDAVİ VE PROGNOZ Asemptomatik ve bening olduğu sürece tedaviye gerek yoktur (4). 1.3.HEREDİTER İNTRA EPİTELİYEL HİPERKERATOZİS ETİYOLOJİ Aynı zamanda Witkop s hastalığı olarak bilinen kalıtsal iyi huylu intraepitelyal dyskeratosis (HBID) nadir, kalıtsal bir durumdur (çoğunlukla otosomal). Bu, Kuzey Karolina Halifax County de beyaz, yerli ve Afrikalı Amerikalıdan oluşan bir ırk karışımında kaydedildi. 75 hastadan oluşan ilk grup daha önce neredeyse yaklaşık 130 yaşamış tek bir ortak kadın ataya kadar izlendi. Genetik bağ ve moleküler analiz kullanılarak bir grupta HBID geninin 4q35 kromozomunun telomerik bölgesinde konuşlandığı saptandı. Hastalığa sebep olan kesin gen henüz açıklanamamıştır KLİNİK ÖZELLİKLER HBID nın ortaya çıkışı bulbar konjunktivit ve beyaz ağız lezyonlarının erkenden baş göstermesinden oluşur (genellikle yaşamın ilk yıllarında). Önce görülen bulbar konjunktivit, ağız mukozası lezyonlarının göz karşıtını temsil eden jelatinimsi köpüksü plaklardır. 5

14 Ağız lezyonları süngerimsi mukozadaki yumuşak, asemptomatik, beyaz kıvrımlardan ve plaklardan oluşur. Karakteristik olarak tutulan alanlar şunlardan oluşur; ağzın tabanı ve dilin, dişetinin ve damağın yan yüzeyleri olduğu kadar yanak ve dudak mukozası ve dudak birleşme yerleri. Dilin arkası genellikle korunur. Ağız lezyonları genellikle yaşamın ilk yılında tespit edilir, yoğunluğunda yeni yetmeliğin ortalarına kadar aşamalı bir artış olur. Bazı hastalarda göz lezyonları mevsimden mevsime değişiklik gösterebilir, konjunktival plaklarda kendiliğinden dökülme olur. Hastalar özellikle erken yaşlarda fotofobiden (ışık korkusu) şikayet edebilirler. Kornea nın damarlanmasından sonra körlük rapor edilmektedir HİSTOPATOLOJİ Mikroskop sayesinde ağız ve konjunktival lezyonlar arasında benzerlikler kaydedilmektedir. Epitelyal hiperplazi ve acanthosis hücre içi ödemle birlikte bulunur. Genişlemiş hyaline keratinocytes dyskeratotic elementlerdir ve epitelyumun üst kısmında bulunurlar. Alt spinous ve basal katmanlarda normal hücresel özellikler kaydedilir. Lamina propria da inflamatuar hücre infiltrasyonu minimumdur ve epitelyal-bağ dokusu birleşme yeri iyi tanımlanır TEDAVİ VE PROGNOZ Hiçbir tedavi gerekmez çünkü bu durum kendinden düzelir ve iyi huyludur. Hiçbir malignanta dönüşme riski yaratmaz (5). 1.4.FOLİKÜLER KERATOZİS Darier hastalığı (Darrier-White hastalığı, folliküler keratozis) nadir görülen bir genodermatoz olup epidermis, tırnaklar ve muköz membranlarda keratinizasyon bozukluğu ile karakterizedir (6-7). Lezyonlar genellikle gövde, yüz ve saçlı deri gibi seboreik alanlarda görülen, birleşme eğilimi gösteren, kirli görünümde hiperkeratotik papüller ve verrüköz plaklardır (7) 6

15 Şekil Saçlı Deride, Yüz,, Kulak Arkası, Gövde Ön Ve İnframamaryen Bölgede Yağlı Görünümde, Grimsi, Koyu ETİYOLOJİ Darier-White Hastalığı sıklıkla 8-15 yaşlarında başlayan, b prevalansı 1/ / arasında değişen, otozomal dominant bir hastalıktır. Her iki cins eşit olarak tutulur. En sık yaş arası insanlarda görülür. Ancak enn erken 4 ve en geç 70 yaşındaa insanlardaa da görülebilmektedir. Bir kimse bu hastalıktan etkilendi ise en az 3 kuşakk sonrasına kadar ortaya çıkabilmektedir KLİNİK ÖZELLİKLER İlk lezyonlar yağlı doku ve sarı-kahverengi papüller olarakk görülür. Saçlı deri (kafa derisi), kasık, kulak, göğüs, koltukaltıı bölgelerdee yaygındır( (Şekil 6-7-8). Kadın hastaların yaklaşık % 80 nindee kasık, koltuk altlarında dağınık papüller halinde tutulum mevcuttur. Lezyonlar kötü koku nedeni ile hastaları rahatsız edebilir.. Arka Sulkusu Ve Renkli Papüller, Üzeri Skuamlı Plaklar 7

16 Karakteristik özelliği gövdenin orta kısmında, omuz, yüz ve ayrıca başka bölgelerde görülen sert kahverengi papüllerdir. Bu papüller kolaylıkla irrite ve/veya enfekte olarak, eksüdatif ve kabuklu hale gelebilir. Diğer özellikleri palmar bölgede küçük çukurcuklar ve tırnağın uç kısmında dik bir çıkıntının başladığı yerde çentik şeklin-de tırnak distrofilerini kapsar. Hastalarda mukozal tutulum izlenebilir. En sık oral mukozada damak, yanaklar ve diş etlerinde beyaz renkli, ortası çökük papüller lezyonlar ile bu lezyonların birleşerek oluşturduğu kaldırım taşı görünümünde muköz membran tutulumu görülür (6-7). Hastalığın klinik varyantları; hipertrofik, vezikülobüllöz hipopigmente, zosteriform ve lineer tiplerdir. Diğer nadir görülen tipleri komedonal, mozaik form, hemorajik ve akral varyanttır (7). Hastalık alevlenme ve remisyonlarla kronik bir seyir gösterir, fakat şiddetli komplikasyonlar nadirdir. Alevlenmeler yaz aylarında, sıcak, nem ve mekanik travma sonrası görülebilmektedir. Ayrıca steroid, lityum, fenol ve etil klorid spreyler de alevlenmeye yol açabilmektedir. Tekrarlayan lokalize veya yaygın kutanöz viral enfeksiyonlar, dermatofitoz ve bakteriyel enfeksiyonlar yaygın görülen komplikasyonlardır (6-7-8) HİSTOPATOLOJİ Epidermiste şeffaf halo ile çevrili santral yerleşimli, bazofilik ve piknotik nüveli, stratum korneumda uzun nüveli diskeratotik hücreler (corps ronds, grains) mevcuttur (Şekil-9) 8

17 Şekil 9 Corps Ronds TEDAVİ VE PROGNOZ Hastalığın tedavisinde, hafif seyirli formlarda nemlendirici ve güneşten koruyucuların yeterli olduğu bildirilmektedir. Lokalize hastalık için topikal retinoidlerin etkili olduğu görülmüştür. Ancak topikal retinoidlerinr n irrite edici etkileri nedeniyle son zamanlarda yan etkisi düşük bir topikal retinoidd olarak geliştirilen tazaroten ve adapalen tercih edilmektedir ( ). Diğer tedavi yöntemleri salisilik asit, laktik asit, topikal steroid, tazaroten, 5-florourasil, fotodinamik tedavi, takalsitol ve botilinum toksin tip-a dır (6-7-10). Şiddetli hastalıkta oral retinoidler (etretinat, asitretin, izotretinoin) en etkili tedavi yöntemidir. Hastalar 0.6 mg/kg/gün asitretini tolere edebilirler, fakat mg/gün dozla başlanıp, daha sonra doz arttırılabilmektedir (6-9). Bazı olgular tedaviye dirençli olabilmektedir. 2.REAKTİF BEYAZ LEZYONLAR 2.1.FOKAL (FRİKSİYONEL) HİPERKERATOZ ETİYOLOJİ Fokal (Sürtünmeli) hiperkeratoz kronik ovalamayla veya ağız mukozasının bir yüzeyine sürtmeyle ilgili i bir beyaz lezyondur. Bu muhtemelen, deri üzerindeki bir kallus u andıran bir koruyucu hiperkeratotikk beyaz lezyona yol açar. 9

18 2.1.2.KLİNİK ÖZELLİKLER Dudaklar, dilin yan kenarları, kapanış hattı boyunca yanakk mukozası ve dişiz sırtlar gibi sıklık yaralanan alanlarda sürtünmenin n sebep olduğu hiperkeratoz meydana gelir (Şekil ). Kronik yanak veya v dudak çiğneme etkilenen alanların matlaşmasına (keratinleşme) yol açabilir. Dişsiz alveolar sırtları çiğnemek de etki etkiyi yaratır. Şekil 10 Yanak Isırmasına Bağlı Hiperkeratoz Şekill 11 Dudaktaki Hiperkeratoz Şekil 12 Dilin İtilmesi İle Hiperkeratoz Şekil 13 Protez Sonucu Hiperkeratoz HİSTOPATOLOJİ Adından anlaşılacağı gibi birinci derece mikroskobik değişiklik hiperkeratozdur (Şekil 14). Alttaki bağ dokuda birkaç kronik inflamatuar hücre görülebilir. 10

19 Şekil 144 Normal Epitel Büyümesi TEDAVİ VE PROGNOZ Dikkatle bir öykü alma ve inceleme bu lezyonun yapısını gösterir. Eğer pratisyen Hastalara klinik açıdan bir travmatik sebepten eminse biyopsi gerekmeyebilir. sebep olan alışkanlığıı terk etmeleri tavsiye edilmeli veya zararlı diş veya protez (yumuşatılmalı) düzeltilmelidir. Lezyon klinik teşhis doğrulanarak düzeltilmeli veya en azındanan yoğunluğu zamanla azaltılmalıdır. Lezyonun düzeltilmesi aynı zamanda travmayla ilgili olmayabilen n altta yatann her türlü lezyonun ortaya çıkarılmasına olanak verir (Tablo 3-2). Şayet klinik k tanı konusunda herhangi bir şüphe varsa biyopsi alınmalıdır. Gözlem genellikle basit sürtünmeli hiperkeratotik lezyonlarda gereken tek şeydir. Lezyona sebep olan alışkanlığı kontrol altına almak klinik düzelmeyle sonuçlanır. Hiçbir malignant olasılığı yoktur (11). 2.2.DUMANSIZ TÜTÜNLE BAĞLANTILI BEYAZ LEZYONLAR Tütün kullanımında belirgin coğrafik ve cinsiyet farklılıkları vardır. ABD de güney ve batı eyaletlerinde dumansız tütün kullanımı yaygınlığı nispeten yüksektir. New York ve Rhode Island da erkekler tarafından kullanımı toplumun % 1 inden daha azdır fakat Batı Virginia da % 20 yi aşar. Yeni yetmelerr arasında beyazlar baskın dumansız ütün kullanıcılarıdır, bu grubun neredeysee tümünü erkekler oluşturur. Dumansız tütün aynı zamandaa İsveç te 111 ve Hindistan yarımadası ve

20 Güneydoğu Asya gibi bölgelerde de kullanılır; Güneydoğu Asya da kullanım daha yaygındır ve malzemeler daha yıkıcıdır. Tütün preparasyonlarında ph (alkalin) genellikle daha yüksektir ve çoğu zaman rendelenmiş areca (betel) cevizleri gibi başka bileşenlerle karıştırılırlar ve aynı zamandı lime (limon), kafur ve baharat içerirler. Dumansız tütün tüketimindeki genel artış hem akran baskısıyla hem de artan medya reklamlarıyla (Çoğu zaman dumansız tütün kullanımını veya enfiye çekmeyi çekici yaparlar) ilişkilendirilmektedir. İlaveten, yoğun sigara içenler veya sigara içmekten kaçınan kişiler bu alternatife yönelebilirler. Dumansız tütüne uzun süre maruz kalmanın klinik sonuçları şunlardan oluşur; ağız mukozasında malignant potansiyeli biraz artan beyaz lekeler gelişmesi, bağımlılık, tat değişiklikleri, periodontal hastalığın hızlanması ve dişlerin önemli miktarlar aşınması ETİYOLOJİ Dumansız tütün ile beyaz doku değişiklikleri arasında bir nedensel ilişki kaydedildi. Her ne kadar dumansız tütünün bütün formları muhtemelen ağız mukozasında değişikliklere sebep olsa bile enfiye nin (tutam, ince bölünmüş veya rendelenmiş tütün) ağız lezyonlarına sebep olma olasılığı çiğnenen tütünden çok daha fazla görünmektedir (12). Ağız mukozası tütünün topikal olarak meydana gelmiş etkilerine inflamasyonla ve keratozla cevap verir. Displastik değişiklikler takip edebilir, malignant değişiklik riski olasılığı düşüktür. Dokularda dumansız tütününün yol açtığı değişikliklerin tütünün bileşenlerine ve belki de tat veya nem vermek için eklenen başka ajanlara karşı olduğu düşünülür. 12

21 Çiğnenen tütünün ve enfiyenin bir organik komponenti olan nitroson veya nikotin gibi karsinojenler dumansız tütünde belirlendiler. Enfiyenin ph ı, 8. 2 ile 9.3 arasındadır, mukozada değişikliğe yol açan başka bir faktör olabilir. Mukozada hasar meydana getirmede gerekli olan dumansız tütüne maruz kalma süresi yıllarla ölçülür. Haftada üç teneke tütün kullanılmasık ıyla veya 2 yılı aşan alışkanlık süresiyle leukoplakia öngörülebileceği gösterilmektedir r (13) KLİNİK ÖZELLİKLER Alışkanlık halinde tütünün yerleştirildiği yerde dumansızz tütünle bağlantılı beyaz lezyonlar gelişir (Şekil 14-15). En yaygın tutulumm yeri alt çenede, ya kesici diş veya azıdişi bölgesinde mucobuccal katmandır. Mukoza kırışık görünümde bir granul geliştirir. İleri vakalardaa ağır, katlı bir karakter görünebilir. Dahaa seyrek olarak beyaz keratotik komponentte bir erythroplakik veya kırmızı komponent karışabilir. Lezyonlarr genelliklee ağrısız ve asemptomatiktir ve keşfedilmeleri çoğu zaman rutin ağız muayenesinde kaza en olur (14). Şekil 14 Vestibül Taraftaki Tütün Şekil 15 Tütün Altındaki Keratotik Alan HİSTOPATOLOJİ Hafif orta derece arası parakeratosis, çoğu zaman <spire veya chevron> kubbe veya şeritt biçimindedir, etkilenen mukozanın yüzeyinde kaydedilir (Şekil 16). Yüzeysel epitelyum vacuolization veya ödem sergileyebilir. Tipik olarak hafiften 13

22 orta dereceye kadar kronik inflamatuar hücre infiltrasyonu görülür. Bu lezyon-larda arada sırada epitelyall displazi gelişebilir, özellikle uzun süre kullananlarda. Duruma göre, genellikle inflamasyonlu küçük tükürük bezlerine bitişikk olarak yaygın bir basophilic stromal değişiklik bölgesi görülebilir (15). Şekil 16 Akantozis Ve Ödematoz Parakeratozis TEDAVİ VE PROGNOZ Tütün kullanımının kesilmesiyle birkaç hafta sonra bazı lezyonlar kaybolabilir. İnatçı lezyonlarda birr biyopsi yapmak tedbirli davranmak olabilir. Dumansız tütüne uzun süre maruz kalmak her nee kadar riski belki de düşük olsa da verrucous veya skuamöz hücre karsinomuna dönüşme riskini arttırır (14). 2.3.NİKOTİN STOMATİT Nikotin stomatiti sert damağın ençok görülenn mukozal l değişikliklerinden biridir ve tütün kullanımıyla ilişkili bir keratozdur. Özellikle yoğun pipo kullanımı ve fazla sigara içmek ile bu hastalık arasındaa doğru bir orantı vardır. Birçok araştırıcı tarafındann prekanseröz lezyonlar grubuna dahil edilmekteyse de lezyonunn malign özelliği yok gibi görünmektedir. Çünkü lezyon tütünn içindeki kimyaşal ajanlardan çok, yüksek ısıya verilen bir cevap olarak kabul edilir. Benzer r değişiklikler sıcak içeceklerin uzun süre ve fazla içilmesiylee de meydana gelir. Lezyonlar özellikle keratinize sert damakta daha belirgindir. 14

23 2.3.1.ETİYOLOJİSİ Stomatitis nikotina çok fazla sigara ve pipo içmeyi takiben meydana gelen oral mukozal değişiklikleri spektrumunun bir parçasıdır. Lökoplazi ve eritroplazi genellikle pipo ve sigara içenlerin ağızlarında oluşur. Sert damağın ve palatal minör tükrük bezlerinin squomöz hücreli karsinoması çok nadirdir. n Buu nedenle stomatitis nikotinanın prekanseröz bir potansiyeli olmadığı kabul edilir. Bu u lezyonun selim s bir karakteri olmasına rağmen r klinik görüntüsü hekimleri daha çok rahatsız eder. Toplumlarda görülme sıklığı %1-2 dir.nikotin stomatiti çoğunlukla 45 yaşın üzerindekii erkeklerdee meydana gelir KLİNİK ÖZELLİKLER Mukaza, başlangıç safhalarında kırmızılaşmıştır.fakat zamanla grimsi-beyaz, kalınlaşmış, normal mukazadan hafifçe yüksek pek çok papüller oluşur ve genellikle ortaları kırmızı beneklidir (Şekill 17). Fokal kalınlaşmaa sert damaktaki küçükk tükürük bezleri kanal ağızlarıı etrafında meydana gelir. Beyazlık genellikle marginall gingiva ve interdental papillaları da tutar. Böyle kişilerin dişlerinde koyu kahverengi ve siyah tütün lekelenmesi de mevcuttur (Şekil 18). Şekil 17 Nikotin Stomatitisi Şekil 18 Nikotin Stomatitisi 15

24 2.3.3.HİSTOPATOLOJİ Nikotin stomatitisinin biyopsi örnekleri palatal epitelinn hiperkeratotis ve akantozisii ile karakterizedir. Ayrıca subepitelyal bağ dokusu ve mukoz glandlar kronik inflamasyon gösterirler (Şekil 19). Boşaltım kanallarında squamöz metaplazi görülebilir ve granduler dokuda kronik iltihap hücreleri ve biraz scar görülür. Epitelyall hiperplazi ve hiperkeratosisin derecesi sigara ve pipo içimininn süresi ve miktarı ilee ilişkilidir.. Epiyelyal displazi nadirdir. Şekil 19 Palatal Minör Tükrük Kanalının Metaplazisi Ve Enflamasyonu TEDAVİ VE PROGNOZ Nikotin stomatiti tamamen iyileşebilen bir lezyondur. Tütünün her türlü kullanımının kesilmesiyle 1-2 hafta içinde damaktaki lezyonlar geriler ve damak eski haline döner. Bu sebeple herhangi bir medikal tedavi gerektirmez. Palatal mukozadaki herhangii bir beyaz lezyon, kötü alışkanlıkk (sigara içme, tütün kullanma, puro ve pipo içimi) bırakıldıktann 1 ay sonra devam ederse gerçek bir lökoplazi olarak düşünülmeli ve buna göre tedavii edilmelidir (16). 16

25 2.4. SOLAR CHEİLİTİS ETİYOLOJİ Uzun süre güneş altında çalışan beyaz derililerde (çiftçi, gemici), özellikle alt dudakta görülen dejeneratif bir olgudur. Ultraviole ışınlarına bağlı genotoksisite ve fotokarsinogenezis sonucu kanserleşme eğilimi gösterirler. 50 yaş üzeri erkeklerde görülür KLİNİK ÖZELLİKLER Vermilion üzerinde ve orta çizgiye yakın alanlarda meydana gelir (Şekil 20). Hafif bir eritemle başlayan lezyon giderek sınırları silik kaba bir görünüm kazanır. Zamanla tümsek oluşturmaya başlayan lezyonun çevresinde ve üzerinde yer yer çatlaklar içeren güçlü hiperkeratoz belirir. Ağrılı ve kaşıntılıdır. Plak biçimindeki oluşumun tepe noktasında üzeri yara kabuğu ile örtülü iyileşmeyen (kronik) bir ülser gelişebilir (Şekil 21). Şekil 20 Eritemli Saha Şekil 21 Vermillion Hattındaki Lezyon HİSTOPATOLOJİ Doku örneklerinin mikroskopik incelemesinde, atrofik epitelin üzerinde güçlü bir hiperkeratoz, yer yer akantoz ve spongioz saptanır; keratinleşme olgusu parakeratoz ve ortokeratoz niteliğindedir. Bazal hücrelerde vakuoller vardır. Zamanla gelişen küçük ülserler çevresinde ve atrofik epitelin bulunduğu kesimlerde displastik değişiklikler ve CIS bulguları saptanır. Damarlar geniştir. Güneş ışınlarının etkisiyle 17

26 meydana gelen dejenerasyon, bağ dokusu liflerinde amorf bazofilik boyanmaya neden olur (solar elastozis). Solar elastozis alanlarına komşu kesimlerde mast hücresi kümeleri saptanır (bağ dokusundaki dejenerasyona makrofaj ve mast hücresi kökenli proteaze sınıfı enzimlerin neden olduğu belirlenmiştir). Ayrıca, gruplar oluşturan lenfosit toplulukları ile az sayıda eozinofiller görülür (Şekil 22). Şekil 22 Vasküler Değişiklikler,Eroziv ve Enflame Saha TEDAVİ VE PROGNOZ Belli bir tedavi şekli yoktur. Basit solar cheilitisin tedavisi duyarlılık yapan maddenin teşhisi ve eliminasyonu ile olur. Topikal steroid uygulaması rahatlama sağlar. Bu amaçla %1 lik hidrokortizionlu kremler önerilir. Güneş kremleri kullanarak önlenebilir. En sık alt dudağı tutar, dudağın vermilion hattında ağrısız iyileşmeyen kabuklaşma ve sertleşme (endurasyon) meydana getirir. Konnektif dokunun fibrotik reaksiyonu görülebilir. Tek başına klinik veri yetersizdir. Biyopsi gereklidir. Dudakta atipi görülmüş ise dudak traşlama işlemi ile vermilon hattının eksizyonu yapılmalıdır (Şekil 23). Lezyonun tedavisinde cerrahi yöntemler kullanılır (V-rezeksiyon) (17). 18

27 Şekil 23 Vermillion Hattında V Rezeksiyon Sonrası 3.DİĞER BEYAZ LEZYONLAR 3.1.İDİOPATİK LÖKOPLAKİ Lökoplaki klinik bir terim olup kazıma ile giderilemeyen, klinik ve mikroskobik olarak diğer hastalıklar gibi sınıflandırılamayan beyaz, yama veya bant tarzındaki mukozal lezyonları tarif etmek için kullanılır (18) ETİYOLOJİ Genel popülasyondaki oral lökoplakinin prevelansı bilinmemektedir. Minesota da yapılan bir çalışmada erişkinde, lökoplakinin görülme oranı %0.1 bulunmuştur.yine yaşları arasında değişen den fazla acemi er üzerinde yapılan bir çalışmada da %1.5 oranında oral lökoplaki ye rastlanılmıştır (18). 19

28 Belirgin bir etiyolojik faktör bilinmemesine rağmen etiyolojik faktörler kısaca şöyle özetlenebilir; 1. Sigara içmek, tütün çiğnemek ve yüksek konsantrasyonda alkol içmeğe bağlı termik ve kimyaşal irritasyonlar, 2. Mekanik irritasyonlar 3. Çok sıcak ve baharatlı yiyecekler, 4. Çeşitli nörotik alışkanlıklar, 5. Ağızda yabancı maddelerin (betelnut gibi) çiğnenmesi, 6. Okluzal travma, 7. Kandida albikans enfeksiyonları, 8. A vitamini, Fe eksikliği, 9. Östrojen hormanının azalması, (19) Epitelin bütünlüğü birçok faktöre bağlıdır. Örneğin mitozis ile üretilen herbir bazal hücrenin içinde genetik bilgiler mevcuttur. Herbir epitel hücresinin keratinizasyonunun, genetik kodlamanın hassas doğası sonucunda belirli bir zaman bölümünde gerçekleştiğine dair kanıtlar mevcuttur. Böylece epitelin yapısındaki herhangi bir değişiklik muhtemelen bazal tabakadan kaynaklanabilir. Benzer olarak belirli durumlarda epiteldeki değişikliklerin, altındaki bağ dokusunu da kapsaması olasıdır. Bunların bazılarında başlangıç lezyonunun doku içine yerleşme olasılığı görülür ve lezyonların daha anlamlı kısmı epitelin içinde uzanır (20). Epitelin yapısını etkileyen birinci faktör kimyaşal irritasyonların değişik formlarıdır. Sigara içme ve tütün çiğneme alışkanlıkları bu tür irritanların başında gelir. Tütünün etkisinin tüm doğası veya içilmesinin oral mukoza üzerindeki etkileri henüz bilinmiyor. Tütün alışkanlıklarının oral mukoza üzerindeki etkisiyle ilgilendirilmiş çok sayıda araştırma mevcuttur. Bu araştırmaların hemen hepsinde 20

29 tütün veya onun bir formunu kullanan kişilerde lökoplaki gelişme riskinin daha fazla olduğu savunulmuştur. Alışkanlığın terkedilmesiyle de lezyon gerileyebilmiştir (21). Yine bir diğer etyolojik faktör de enfeksiyondur. Bazı vakalarda lökoplaki varlığı ve kandida enfeksiyonu arasında yakın bir ilişki vardır. Candidal lökoplakinin tanısı yüzeysel olarak smear alınarak yapılamaz. Candida lezyonun içindedir ve çok azında yüzeyde olabilir. Güvenli bir tanı için PAS belirteçli biopsi spesmeninden kesitleri boyamak gereklidir. Bu yolla hayfalar, yüzeyel tabaka ve epitelin stratum korneum tabakasında görülebilir. Kandidal lökoplakilerde malign değişim oranının artmış olduğu bilinmektedir. Geçmişte sifilizin oral lökoplaki indüksiyonundaki rolü iyi tanımlanmıştır. Böyle lezyonlar karekteristik olarak dili tutarlar ve aşırı malignensi gösterdikleri için kötü ünlenmişlerdir. Ancak gelişmiş toplumlarda sifilizin daha erken başarılı tedavisi ile böyle lezyonlar hemen kaybolmuştur. Sifilitik hastaların hücre aracılıklı bir immun yetmezlik gösterdikleri belirtilmiştir. Bundan başka immunolojik çalışmalarda oral lökoplaki oluşumunda Herpes virus ortaklığının olasılığına dair çalışmalar olmuştur. Fakat böyle bir birlikteliğin kanıtı spekülatiftir ve kabul edilmemiştir. Ancak viral enfeksiyon ve neoplastik veya benzer değişiklikler gittikçe daha iyi tanımlanacak ve belki gelecekte oral lökoplaki vakalarında böyle bir ilişki sağlanacaktır (22). Epitel anormalliğine yol açan extrensek stimulusların en belirgini belki de mekanik travmalardır. Travmanın doğasına uygun olarak mukozada geniş bir değişim etkisine sahip olduğu bilinmektedir. Bunun oluşumu kişisel cevaba bağlıdır. Travma akut ve lokalizeyse epitel yıkılır ve ülser oluşur. Ancak travma daha az akut ve lokalizeyse, klinik duruma bağlı olarak bir cevaplar silsilesi oluşabilecektir. Eğer irritasyon nispeten kronik karekterde ve düşük yoğunluktaysa, oral mukozada 21

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm BAZAL HÜCRELİ KARSİNOM Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm Nadiren met. yapar fakat tedavisiz bırakıldığında invazif davranış göstermesi,lokal invazyon,

Detaylı

Oral Prekanserözlerde Tanı Bakımından Dişhekiminin Rolü

Oral Prekanserözlerde Tanı Bakımından Dişhekiminin Rolü Oral Prekanserözlerde Tanı Bakımından Dişhekiminin Rolü Prof. Dr. Semih Özbayrak Marmara Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Oral Diagnoz ve Radyoloji Anabilim Dalı Bşk. 1 Ağız-perioral ve orofarengeal

Detaylı

5 Pratik Dermatoloji Notları

5 Pratik Dermatoloji Notları AİLE HEKİMLERİ İÇİN 5 Pratik Dermatoloji Notları En Sık Görülen Dermatolojik Hastalıklar İçindekiler Vitiligo Eritema Multiforme Ürtiker Uyuz Tahta Kurusu / Pire Isırığı Kaposi Sarkomu 2 Vitiligo 3 Vitiligo

Detaylı

6 Pratik Dermatoloji Notları

6 Pratik Dermatoloji Notları AİLE HEKİMLERİ İÇİN 6 Pratik Dermatoloji Notları En Sık Görülen Dermatolojik Hastalıklar İçindekiler Siğil Skuamöz Hücreli Karsinom Bazal Hücreli Karsinom Melanom Lipom Nörofibromatözis 2 Siğil 3 Siğil

Detaylı

Prof. Dr. Cengizhan Erdem Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı

Prof. Dr. Cengizhan Erdem Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Cengizhan Erdem Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı LĐKEN PLANUSTA TEDAVĐ KUTANÖZ LİKEN PLANUSTA TEDAVİ Az sayıda kutanöz asemptomatik LP papülühasta ısrar etmedikçe tedaviyi

Detaylı

ANORMAL TRANSFORMASYON ZONU: ASETİK ASİTİN ETKİSİ NEDİR?

ANORMAL TRANSFORMASYON ZONU: ASETİK ASİTİN ETKİSİ NEDİR? ANORMAL TRANSFORMASYON ZONU: ASETİK ASİTİN ETKİSİ NEDİR? Dr. Murat DEDE GATA Kadın Hast. Ve Doğum AD Jinekolojik Onkoloji Ünitesi Serviks Epiteli Skuamoz epitel: Ektoserviks Kolumnar epitel: Endoserviks

Detaylı

3 Pratik Dermatoloji Notları

3 Pratik Dermatoloji Notları AİLE HEKİMLERİ İÇİN 3 Pratik Dermatoloji Notları Tablolarla Cilt Lezyonlarının Tanımlamaları İçindekiler Tanımlayıcı Dermotolojik Testler Lezyon Dizilişini Tanımlayan Terimler Sık Görülen 6 Cilt Hastalığında

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

Dr. Özlem Erdem Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji AD 22. ULUSAL PATOLOJİ KONGRESİ

Dr. Özlem Erdem Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji AD 22. ULUSAL PATOLOJİ KONGRESİ Dr. Özlem Erdem Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji AD 22. ULUSAL PATOLOJİ KONGRESİ OLGU 45 yaşında erkek hasta Yaklaşık 1,5 yıldan beri devam eden alt ekstremite ve gövde alt kısımlarında daha

Detaylı

KOLOREKTAL POLİPLER. Prof. Dr. Mustafa Taşkın

KOLOREKTAL POLİPLER. Prof. Dr. Mustafa Taşkın KOLOREKTAL POLİPLER Prof. Dr. Mustafa Taşkın -Polip,mukozal örtülerden lümene doğru gelişen oluşumlara verilen genel isimdir. -Makroskopik ve radyolojik görünümü tanımlar. -Sindirim sisteminde en çok kolonda

Detaylı

%20 En sık neden cilt kuruluğu Gebeliğe özgü cilt hastalıkları İntrahepatik kolestaz İlaç ve diğer allerjik reaksiyonlar Sistemik hastalıklara bağlı

%20 En sık neden cilt kuruluğu Gebeliğe özgü cilt hastalıkları İntrahepatik kolestaz İlaç ve diğer allerjik reaksiyonlar Sistemik hastalıklara bağlı %20 En sık neden cilt kuruluğu Gebeliğe özgü cilt hastalıkları İntrahepatik kolestaz İlaç ve diğer allerjik reaksiyonlar Sistemik hastalıklara bağlı kaşıntılar (kc, bb, troid) Pemfigoid gestasyones Gebeliğin

Detaylı

AĞIZ İÇİ BEYAZ LEZYONLAR

AĞIZ İÇİ BEYAZ LEZYONLAR T.C. EGE ÜNİVERSİTESİ DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ PATOLOJİ BİRİMİ AĞIZ İÇİ BEYAZ LEZYONLAR BİTİRME TEZİ Stj. Diş Hekimi Pınar KAÇAR Danışman Öğretim Üyesi:Prof. Dr. Taha ÜNAL İZMİR-2007 ÖNSÖZ Ağız içi beyaz

Detaylı

Tarih : 01.03.2015 Sayı : 006 BASIN BÜLTENİ. Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. NİLGÜN ȘENTÜRK

Tarih : 01.03.2015 Sayı : 006 BASIN BÜLTENİ. Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. NİLGÜN ȘENTÜRK Tarih : 01.03.2015 Sayı : 006 BASIN BÜLTENİ Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. NİLGÜN ȘENTÜRK Benleriniz Kabusunuz Olmasın Vücudunuzdaki benleriniz büyüyor, kașınıyor veya kanıyorsa

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser Nedir? Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk

Detaylı

Saç Ekimi. hair implant. dünyanın saçını ekiyoruz

Saç Ekimi. hair implant. dünyanın saçını ekiyoruz Saç Ekimi dünyanın saçını ekiyoruz Beslenmenizden mevsim değişikliklerine pek çok faktör saçlarınızı etkileyebilir ve dökülmelerine sebep olabilir. Ciddi olmayan düzeyde saç dökülmesi problemi yaşıyorsanız

Detaylı

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik LAFORA HASTALIĞI Progressif Myoklonik Epilepsiler (PME) nadir olarak görülen, sıklıkla otozomal resessif olarak geçiş gösteren heterojen bir hastalık grubudur. Klinik olarak değişik tipte nöbetler ve progressif

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Soliter Pulmoner Nodül Tanım: Genel bir tanımı olmasa da 3 cm den küçük, akciğer parankimi ile çevrili, beraberinde herhangi patolojinin eşlik

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065 Gençlerde Bel Ağrısına Dikkat! Bel ağrısı tüm dünyada oldukça yaygın bir problem olup zaman içinde daha sık görülmektedir. Erişkin toplumun en az %10'unda çeşitli nedenlerle gelişen kronik bel ağrıları

Detaylı

Prof. Dr. Gökhan AKSOY

Prof. Dr. Gökhan AKSOY Prof. Dr. Gökhan AKSOY * Çiğneme, Beslenme * Yutkunma, * Estetik, * Konuşma, * Psikolojik Kriterler * Sosyolojik Kriterler Mandibüler: alt çene kemiğine ait, alt çene kemiğiyle ilgili Örnek: * mandibüler

Detaylı

Meme Kanseri: Uyarıcı işaretler, memede herhangi bir sertlik veya kitle ve meme uçlarından gelen akıntı veya kan.

Meme Kanseri: Uyarıcı işaretler, memede herhangi bir sertlik veya kitle ve meme uçlarından gelen akıntı veya kan. Kanserde erken tanı için, vücudumuzun verdiği uyarıcı belirtileri gözlemlemenin, olası risk faktörlerini göz ardı etmemenin önemli olduğunu belirten uzmanlar, kanser oluşumunun önceden yakalanması için

Detaylı

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) TANIMI SINIFLAMASI RİSK FAKTÖRLERİ PATOFİZYOLOJİSİ EPİDEMİYOLOJİSİ

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) TANIMI SINIFLAMASI RİSK FAKTÖRLERİ PATOFİZYOLOJİSİ EPİDEMİYOLOJİSİ KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) TANIMI SINIFLAMASI RİSK FAKTÖRLERİ PATOFİZYOLOJİSİ EPİDEMİYOLOJİSİ ÖĞRENİM HEDEFLERİ KOAH tanımını söyleyebilmeli, KOAH risk faktörlerini sayabilmeli, KOAH patofizyolojisinin

Detaylı

Baş Boyun Radyoterapisi Yan Etkileri. Yrd. Doç. Dr. Banu Atalar Acıbadem Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi A.D.

Baş Boyun Radyoterapisi Yan Etkileri. Yrd. Doç. Dr. Banu Atalar Acıbadem Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi A.D. Baş Boyun Radyoterapisi Yan Etkileri Yrd. Doç. Dr. Banu Atalar Acıbadem Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi A.D. Baş Boyun Radyoterapisinin Önemi Cerrahi ile eşit sonuç alınması Uzun yaşam beklentisi Organ

Detaylı

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit NEFRİT Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Genel Bilgiler Böbreğin temel fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

HĐPERPĐGMENTASYONLA SEYREDEN HASTALIKLAR

HĐPERPĐGMENTASYONLA SEYREDEN HASTALIKLAR HĐPERPĐGMENTASYONLA SEYREDEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Seher Bostancı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Hiperpigmentasyon; güneş ışığına maruziyet, çeşitli ilaç veya kimyasal maddelerle

Detaylı

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14 HEREDİTER SFEROSİTOZ İNT.DR.DİDAR ŞENOCAK Giriş Herediter sferositoz (HS), hücre zarı proteinlerinin kalıtsal hasarı nedeniyle, eritrositlerin morfolojik olarak bikonkav ve santral solukluğu olan disk

Detaylı

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1. Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.5-2 m 2 ) Deri esas olarak iki tabakadan olu ur Üst deri (Epidermis)

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER Basit Guatr Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER Amaç Basit (nontoksik) diffüz ve nodüler guatrı öğrenmek, tanı ve takip prensiplerini irdelemek. Öğrenim hedefleri 1.Tanım 2.Epidemiyoloji 3.Etiyoloji ve patogenez

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

Polipte Kanser. Dr.Cem Terzi. Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi

Polipte Kanser. Dr.Cem Terzi. Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi Polipte Kanser Dr.Cem Terzi Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi Polip ve polipoid karsinoma POLİP Epitelyal yüzeyden kaynaklanan çıkıntı HİSTOLOJİK POLİP TİPLERİ

Detaylı

Özofagus Mide Histolojisi

Özofagus Mide Histolojisi Özofagus Mide Histolojisi Sindirim kanalını oluşturan yapılar Gastroıntestınal kanal özafagustan başlayıp anüse değin devam eden değişik çaptaki bir borudur.. Ağız, Farinks (yutak), özafagus(yemek borusu),

Detaylı

OROHEKS % 0,2 ORAL SPREY

OROHEKS % 0,2 ORAL SPREY OROHEKS % 0,2 ORAL SPREY FORMÜL %0.2 klorheksidin glukonat içerir. Yardımcı madde olarak; gliserin, limon esansı ve nane esansı içerir. Bir püskürtme 0.15 ml dir ve 0.0003 g klorheksidin glukonat içerir.

Detaylı

Hisar Intercontinental Hospital

Hisar Intercontinental Hospital Varisler BR.HLİ.92 Venöz Hastalıklar (Toplardamarlar) Varis Hastalığı: Bacaklarımızda kirli kanı yukarı taşımak üzere görev alan iki ana ven sistemi bulunur. Yüzeyel ve derin ven sistemi olarak adlandırılan

Detaylı

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü Tip 1 diyabete giriş Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü ENTERNASYONAL EKSPER KOMİTE TARAFINDAN HAZIRLANAN DİABETİN YENİ SINIFLAMASI 1 - Tip 1 Diabetes

Detaylı

FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI. Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara

FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI. Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara H. K., 5 yaşında, Kız çocuğu Şikayet: Karında şişlik Özgeçmiş: 8 aylıkken karında

Detaylı

Genital Siğiller Risk Faktörler: Belirtiler:

Genital Siğiller Risk Faktörler: Belirtiler: HPV ( Human Papilloma virus) 60 tan fazla virüse verilen ortak addır. Bu virüsler vücudun herhangi bir yerinde siğillere sebep olabilirler.ancak bazıları cinsel yola bulaşır ve condyloma acuminata veya

Detaylı

Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Hasta Bilgilendirme Formu

Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Hasta Bilgilendirme Formu Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Beyin-Omurilik Arteriovenöz Malformasyonları ve Merkezi Sinir Sisteminin Diğer Damarsal Bozuklukları Hasta Bilgilendirme Formu 5 AVM ler Ne Tip Sağlık Sorunlarına

Detaylı

Prostat bezi erkeğin üreme sisteminin önemli bir parçasıdır. Mesanenin. altında, rektumun (makat) önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde bir bezdir.

Prostat bezi erkeğin üreme sisteminin önemli bir parçasıdır. Mesanenin. altında, rektumun (makat) önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde bir bezdir. Prostat nedir? Ne işe yarar? Prostat kanseri nedir? Prostat kanserinin nedenleri nelerdir? Kimler risk altındadır? Prostat kanserinin belirtileri nelerdir? Erken teşhis mümkün müdür? Teşhis nasıl koyulur?

Detaylı

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir?

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir? Suçiçeği Nedir? Su çiçeği varisella zoster adı verilen bir virüs tarafından meydana getirilen ateşli bir enfeksiyon hastalığıdır. Varisella zoster virüsü havada 1-2 saat canlı kalan ve çok hızlı çoğalan

Detaylı

Displastik nevüs?malign melanom? Prof. Dr. Cuyan Demirkesen İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

Displastik nevüs?malign melanom? Prof. Dr. Cuyan Demirkesen İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Displastik nevüs?malign melanom? Prof. Dr. Cuyan Demirkesen İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 31 y, erkek Göğüs ön duvarında sternum üzerinde lokalize Yaklaşık 1 yıldır varolan Son 3-4 aydır büyüme ve renk

Detaylı

Ses Kısıklığı Nedenleri:

Ses Kısıklığı Nedenleri: Sesin oluşumunda temel olarak üç sistem rol oynamaktadır. Bu sistemlerden birincisi jeneratör sistemdir. Jeneratör sistem basınçlı hava çıkışını sağlayan akciğerler tarafından oluşturulur. İkincisi vibratuar

Detaylı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı Aydın Aytekin Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı Rafiye Çiftçiler Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları

Detaylı

MEMENİN PAGET HASTALIĞI. Doç. Dr. M. Ali Gülçelik Ankara Onkoloji Hastanesi

MEMENİN PAGET HASTALIĞI. Doç. Dr. M. Ali Gülçelik Ankara Onkoloji Hastanesi MEMENİN PAGET HASTALIĞI Doç. Dr. M. Ali Gülçelik Ankara Onkoloji Hastanesi Meme başındaki eritamatöz ve ekzamatöz değişiklikler ilk kez 1856 da Velpeau tarafından tariflenmiştir. 1874 de ilk kez Sir James

Detaylı

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı. Cildimiz, yaşlanma belirtilerini en belirgin olarak yansıtan organdır.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı. Cildimiz, yaşlanma belirtilerini en belirgin olarak yansıtan organdır. YAŞLILARDA SIK KARŞILAŞILAN DERİ SORUNLARI Prof.Dr.Ayşen Karaduman Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Cildimiz, yaşlanma belirtilerini en belirgin olarak yansıtan organdır.

Detaylı

ÜRÜN BİLGİSİ. ETACİD, erişkinler, 12 yaş ve üzerindeki adolesanlarda mevsimsel alerjik rinitin profilaksisinde endikedir.

ÜRÜN BİLGİSİ. ETACİD, erişkinler, 12 yaş ve üzerindeki adolesanlarda mevsimsel alerjik rinitin profilaksisinde endikedir. ÜRÜN BİLGİSİ 1. ÜRÜN ADI ETACİD % 0,05 Nazal Sprey 2. BİLEŞİM Etkin madde: Mometazon furoat 50 mikrogram/püskürtme 3. TERAPÖTİK ENDİKASYONLAR ETACİD erişkinler, adolesanlar ve 6-11 yaş arasındaki çocuklarda

Detaylı

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi / Patoloji A:B:D

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi / Patoloji A:B:D Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi / Patoloji A:B:D Arş gör. Dr Cansu ABAYLI Çöliak hastalığı; Buğday, arpa ve yulaf gibi tahıllı gıdalarda bulunan, gluten proteinleri ile oluşan, toplumun %1 inden fazlasının

Detaylı

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet Chapter 10 Summary (Turkish)-Özet Özet Vücuda alınan enerjinin harcanandan fazla olması durumunda ortaya çıkan obezite, günümüzde tüm dünyada araştırılan sağlık sorunlarından birisidir. Obezitenin görülme

Detaylı

Tırnaklarımız: Hastalıkları & Muayenesi www.pfizer.com.tr www.ufakbirara.com

Tırnaklarımız: Hastalıkları & Muayenesi www.pfizer.com.tr www.ufakbirara.com AİLE HEKİMLERİ İÇİN 2 Tırnaklarımız: Hastalıkları & Muayenesi İçindekiler Tırnak Yatağını İnspekte Edin Tırnakları Çomaklaşma Açısından Muayene Edin Tırnakları Pitting Açısından Muayene Edin 2 Tırnak Yatağını

Detaylı

A) Plazma hücrelerinin infiltrasyonu. B) Multinükleer histiyositik dev hücreleri. C) Lenfositlerden zengin inflamasyon. D) Fibrozis.

A) Plazma hücrelerinin infiltrasyonu. B) Multinükleer histiyositik dev hücreleri. C) Lenfositlerden zengin inflamasyon. D) Fibrozis. Genel olarak bakıldığında soru dağılımı beklenen dışında değildi. Her sınavda sorulan bazı başlıkların sorulmaması dahi olasılık dahilindeydi. Zorluk yönünden geçen sınavlardan pek farklı değildi. Yine

Detaylı

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ ANALKANS

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ ANALKANS TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ Sİ DERNEĞİ ANALKANS ER TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHĠSĠ DERNEĞĠ ANAL KANSER NEDİR? Vücudumuzdaki normal hücrelerin çoğalması sırasındaki kontrol mekanizmalarının değişmesi (genetik

Detaylı

56Y, erkek hasta Generalize LAP ( servikal, inguinal, aksiller, toraks ve abdomende ) Ateş Gece terlemesi Lenfopeni IgG, IgA, IgM yüksek

56Y, erkek hasta Generalize LAP ( servikal, inguinal, aksiller, toraks ve abdomende ) Ateş Gece terlemesi Lenfopeni IgG, IgA, IgM yüksek 56Y, erkek hasta Generalize LAP ( servikal, inguinal, aksiller, toraks ve abdomende ) Ateş Gece terlemesi Lenfopeni IgG, IgA, IgM yüksek Sedimantasyon (77mm/saat) CRP 7.67(N:0-0.8mg/dl) Servikal lenf nodu

Detaylı

Erken Evre Akciğer Kanserinde

Erken Evre Akciğer Kanserinde Erken Evre Akciğer Kanserinde Görüntüleme Dr. Figen Başaran aran Demirkazık Hacettepe Universitesi Radyoloji Anabilim Dalı Kasım 2005 Mayıs 2006 Müsinöz ve nonmüsinöz tipte bronkioloalveoler komponenti

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes Mellitus Akut Komplikasyonları Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes mellitus akut komplikasyonlar Hipoglisemi Hiperglisemi ilişkili ketonemi

Detaylı

Deri Layşmanyazisi. Prof. Dr. Mehmet HARMAN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı

Deri Layşmanyazisi. Prof. Dr. Mehmet HARMAN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Deri Layşmanyazisi Prof. Dr. Mehmet HARMAN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Amaç Hastalığın tanısını koyabilmek Uygun tedaviyi yapabilmek Koruyucu yöntemleri sayabilmek İçerik

Detaylı

NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ

NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ Dinç Süren 1, Mustafa Yıldırım 2, Vildan Kaya 3, Ruksan Elal 1, Ömer Tarık Selçuk 4, Üstün Osma 4, Mustafa Yıldız 5, Cem

Detaylı

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 KRONİK HASTALIK ANEMİSİ IX. BÖLÜM TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU GİRİŞ VE TANIM Kronik

Detaylı

ERGENLİKTE HİJYEN SAĞLIK VE KİŞİSEL BAKIM. Hazırlayan Okul Rehber Öğretmeni İrem YILDIRIM

ERGENLİKTE HİJYEN SAĞLIK VE KİŞİSEL BAKIM. Hazırlayan Okul Rehber Öğretmeni İrem YILDIRIM ERGENLİKTE HİJYEN SAĞLIK VE KİŞİSEL BAKIM Hazırlayan Okul Rehber Öğretmeni İrem YILDIRIM SAĞLIK VE HİJYEN NEDİR? Sağlık; kişinin doğuştan getirdiği kalıtsal özellikleri ile fiziksel, biyolojik ve sosyal

Detaylı

Dersin Kodu Dersin Adı Z/S T U K DPE 603 Fiziksel, psikolojik, sosyal gelişim ve davranış

Dersin Kodu Dersin Adı Z/S T U K DPE 603 Fiziksel, psikolojik, sosyal gelişim ve davranış PEDODONTİ Ders Koordinatörü: Prof. Dr. Serap Çetiner, scetiner@neu.edu.tr DersSorumluları: Prof. Dr. Serap Çetiner, scetiner@neu.edu.tr Prof.Dr. Şaziye Aras, saziye_aras@yahoo.com Prof.Dr. Leyla Durutürk,

Detaylı

Dr. A. Nimet Karadayı. Hastanesi, Patoloji Kliniği

Dr. A. Nimet Karadayı. Hastanesi, Patoloji Kliniği Dr. A. Nimet Karadayı Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Patoloji Kliniği MEME TÜMÖRLERİNDE PATOLOJİ RAPORLARINDA STANDARDİZASYON Amaç, hasta

Detaylı

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA İYİLEŞMESİ Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir. Akut Yara: Onarım süreci düzenli ve zamanında gelişir. Anatomik ve fonksiyonel bütünlük

Detaylı

TEDAVİSİ. Dr. Oğuz ÇETİNKALE. İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı

TEDAVİSİ. Dr. Oğuz ÇETİNKALE. İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı DERİ TÜMÖRLERİ VE TEDAVİSİ Dr. Oğuz ÇETİNKALE İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı epidermis Bazal hücre tabakası dermis deri altı yağ tabakası

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

Özofagus Tümörleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2016

Özofagus Tümörleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2016 Özofagus Tümörleri Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2016 Özofagus tümörleri Benign / iyi huylu tümörler Malign / kötü huylu tümörler daha fazla! Skuamöz /yassı hücreli karsinom (SCC) Dünyada en çok görülen özofagus

Detaylı

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi)

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi) Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi (Nöro-Onkolojik Cerrahi) BR.HLİ.018 Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanan ya

Detaylı

Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA)

Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA) www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA) 2016 un türevi 1. JUVENİL SPONDİLOARTRİT/ ENTEZİT İLE İLİŞKİLİ ARTRİT (SPA- EİA) NEDİR? 1.1 Nedir?

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

Gebelik ve Trombositopeni

Gebelik ve Trombositopeni Gebelik ve Trombositopeni Prof.Dr. Sermet Sağol EÜTF Kadın Hast. ve Doğum AD Gebelik ve Trombositopeni Kemik iliğinde megakaryosit hücrelerinde üretilir. Günde 35.000-50.000 /ml üretilir. Yaşam süresi

Detaylı

İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım. Dr.Özlem Özdemir Kumbasar

İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım. Dr.Özlem Özdemir Kumbasar İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım Dr.Özlem Özdemir Kumbasar Bağışıklığı baskılanmış hastaların akciğer komplikasyonları sık görülen ve ciddi sonuçlara yol açan önemli sorunlardır.

Detaylı

BCCden sonra 2.sıklıkta görülür.erkeklerde 3 kat daha fazla görülür.açık tenlilerde daha sık görülür.

BCCden sonra 2.sıklıkta görülür.erkeklerde 3 kat daha fazla görülür.açık tenlilerde daha sık görülür. SKUAMÖZ HÜCRELİ LARSİNOM Deri ve mukozalardaki keratinositlerden köken alan anaplazi,hızlı büyüme,lokal invazyon ve metastaz gibi özelliği olan bir karsinomdur. BCCden sonra 2.sıklıkta görülür.erkeklerde

Detaylı

Amiloidozis Patolojisi. Dr. Yıldırım Karslıoğlu GATA Patoloji Anabilim Dalı

Amiloidozis Patolojisi. Dr. Yıldırım Karslıoğlu GATA Patoloji Anabilim Dalı Amiloidozis Patolojisi Dr. Yıldırım Karslıoğlu GATA Patoloji Anabilim Dalı Tanım Amiloid = Latince amylum (nişasta, amiloz) benzeri Anormal ekstrasellüler protein depozisyonu Fizyolojik eliminasyon mekanizmaları

Detaylı

DERİ VE EKLERİ. Doç. Dr. Belgin CAN

DERİ VE EKLERİ. Doç. Dr. Belgin CAN DERİ VE EKLERİ Doç. Dr. Belgin CAN DERİ İki tabakadan oluşur Epidermis Gövdenin dış yüzünü örten boynuzlaşan çok katlı yassı epitel dokusudur. Dermis Gevşek ve sıkı bağ dokusundan oluşan kalın bağ dokusudur.

Detaylı

Sıklık oranlarına göre çenelerde gömülü kalma sıralaması

Sıklık oranlarına göre çenelerde gömülü kalma sıralaması Dr. Levent Vahdettin Gömülü Dişler Sürme yaşı tamamlandığı halde normal oklüzyonda yerini alamamış kemik ve yumuşak doku içerisinde bütünüyle veya kısmen kalmış olan dişler gömülü diş olarak tanımlanmaktadır.

Detaylı

Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür.

Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür. SİROZ Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür. İlerleyici ilerleyici karaciğer hastalıkları sonuçta siroz ile sonuçlanan progresif fibrozise neden olur. Safra kanalikülü

Detaylı

Malignite ve Transplantasyon. Doç. Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı

Malignite ve Transplantasyon. Doç. Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Malignite ve Transplantasyon Doç. Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Sunum Planı -Pretransplant malignitesi olan alıcı -Pretransplant malignitesi olan donör -Posttransplant de

Detaylı

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR?

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR? LENFOMA NEDİR? Lenfoma, diğer grup onkolojik hastalıklar içinde yaşamın uzatılması ve daha kaliteli yaşam sağlanması ve hastaların kurtarılmaları açısından daha fazla başarı elde edilmiş bir hastalıktır.

Detaylı

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Hemşirelik Protokolleri Adem Aköl Sinan Özyavaş Hazırlama Komitesi Kalite Konseyi Başkanı Kalite Koordinatörü 1/5

Detaylı

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Nonkardiyojenik Akciğer Ödemi Şok Akciğeri Travmatik Yaş Akciğer Beyaz Akciğer Sendromu

Detaylı

Astım Tedavisinde Kullanılan İlaçların

Astım Tedavisinde Kullanılan İlaçların Bölüm 25 Astım Tedavisinde Kullanılan İlaçların Yan Etkileri Astım Tedavisinde Kullanılan İlaçların Yan Etkileri Dr. Fevzi DEMİREL Nefesle Alınan Kortizonlu İlaçların Yan Etkileri Astım tedavisinde kullanılan

Detaylı

Hemoroidal Hastalık, Anal Fissür, Kist Dermoid. Prof.Dr.Tayfun Karahasanoğlu

Hemoroidal Hastalık, Anal Fissür, Kist Dermoid. Prof.Dr.Tayfun Karahasanoğlu Hemoroidal Hastalık, Anal Fissür, Kist Dermoid Prof.Dr.Tayfun Karahasanoğlu 2006 Hemoroidal Hastalık Hemoroidal hastalık Eski Mısır, Yunan, Hindu, İbrani medeniyetlerinde İncil de sıkça adı geçmektedir

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Hakan Şimşek. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Hakan Şimşek. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Yetişkinde Gergin Omurilik Sendromu ve Eşlik Eden Toraks Deformitesi Gergin omurilik, klinik bir durumdur ve zemininde sebep olarak omuriliğin gerilmesi sonucu

Detaylı

Kabakulak (Epidemik Parotitis) Prof. Dr. Haluk Çokuğraş

Kabakulak (Epidemik Parotitis) Prof. Dr. Haluk Çokuğraş Kabakulak (Epidemik Parotitis) Prof. Dr. Haluk Çokuğraş 1 Olgu 1: 4 aylık erkek çocuk 2 Üç gündür ateş, boynun sağ yanında şişlik. Bu bölgede yaygın şişlik-kızarıklık ve ısı artışı. Ağız içerisinde Stenon

Detaylı

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ Sİ DERNEĞİ ÜLS ERA Tİ FKOLİ T TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİSİ DERNEĞİ ÜLSERATİF KOLİT NEDİR? Ülseratif kolit, kalın bağırsağın içini örten tabakanın iltihabıdır. Rektal kanama,

Detaylı

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır.

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır. HODGKIN LENFOMA HODGKIN LENFOMA NEDİR? Hodgkin lenfoma, lenf sisteminin kötü huylu bir hastalığıdır. Lenf sisteminde genç lenf hücreleri (Hodgkin ve Reed- Sternberg hücreleri) çoğalır ve vücuttaki lenf

Detaylı

Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012

Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012 Multipl Endokrin Neoplaziler Dr. Tuba T. Duman-2012 Multipl Endokrin Neoplaziler Klinik gözlemlerle, endokrin bezleri içeren neoplastik sendromlar tanımlanmıştır. Paratiroid, hipofiz, adrenal,tiroid ve

Detaylı

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM Nadirdir!!! Üst aerodijestif sistem malinitelerinin % 5-10 u, tüm malinitelerin ise %0.5 i hipofarinks kanserleridir. Kötü seyirlidir!!! İleri evrede başvurmaları ve

Detaylı

Diabetik hastalarda deri bulguları ve yara iyileşmesi. İstanbul Eğitim Araştırma Hastanesi Dermatoloji Kliniği A.Esra Koku Aksu

Diabetik hastalarda deri bulguları ve yara iyileşmesi. İstanbul Eğitim Araştırma Hastanesi Dermatoloji Kliniği A.Esra Koku Aksu Diabetik hastalarda deri bulguları ve yara iyileşmesi İstanbul Eğitim Araştırma Hastanesi Dermatoloji Kliniği A.Esra Koku Aksu Diabetik hastalarda görülen deri bulguları ü Deri infeksiyonları ü Deri kuruluğu

Detaylı

ELİN YUMUŞAK DOKU TÜMÖRLERİ

ELİN YUMUŞAK DOKU TÜMÖRLERİ ELİN YUMUŞAK DOKU TÜMÖRLERİ Çoğunlukla selim karakterde olan bu tümörlerin sadece % 1-2 si habistir. Sinovial kistler, tendon kılıfının dev hücreli tümörü, lipom, enkondrom sık görülen selim oluşumlardır.

Detaylı

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu 29 yaşında erkek aktif şikayeti yok Dış merkezde yapılan üriner sistem ultrasonografisinde insidental olarak sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması üzerine hasta polikliniğimize

Detaylı

ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI

ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI Tıp Fakülteleri Mezuniyet Öncesi İmmünoloji Eğitim Programı Önerisi in hücre ve dokuları ilgi hücrelerini isim ve işlevleri ile bilir. Kemik iliği, lenf nodu, ve dalağın anatomisi,

Detaylı

KISA ÜRÜN BİLGİSİ. Kapağı ters çevirerek tüp delinir ve yara üzerinde ince bir tabaka teşkil edecek şekilde MADÉCASSOL sürülür.

KISA ÜRÜN BİLGİSİ. Kapağı ters çevirerek tüp delinir ve yara üzerinde ince bir tabaka teşkil edecek şekilde MADÉCASSOL sürülür. 1 KISA ÜRÜN BİLGİSİ 1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI MADECASSOL merhem 2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM Etkin madde: 1 g merhem 10 mg Centella asiatica nın titre edilmiş ekstresini içerir. Yardımcı madde(ler):

Detaylı

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak PARKİNSON HASTALIĞI Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND

Detaylı

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir.

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız ve Diş Sağlığı Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız sağlığı: Dişler ve onları

Detaylı