Türk Cumhuriyetlerin Diasporaları Bakü de Toplandı. Ayaz Ata ve Kar Kız

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Türk Cumhuriyetlerin Diasporaları Bakü de Toplandı. Ayaz Ata ve Kar Kız"

Transkript

1 TURK BOY Türk Dünyasının Sesi Yıl: 2 Sayı: 6 Ocak 2014 Türk Birliği`nin bir gün hakikat olacağına inancım tamdır. Mustafa Kemal Atatürk: Türk Cumhuriyetlerin Diasporaları Bakü de Toplandı Dünya Azerbaycan Türkleri Gününü Kutladı Azerbaycan ın Lahey Büyükelçiliği ve Benelux Azerbaycan Kongresi Temsilciliği nin girişimleriyle Dünya Azerbaycanlılarının Dayanışma- Hemreylik Günü kutlandı. Törene büyükelçilik personeli, Hollanda Azerbaycan Türk Kültür Derneği üyeleri, Hollanda da yaşayan, çalışan ve Tük kökenli STK temsilcileri katıldı. Törenin açılış konuşmasını yapan Azerbaycan ın Lahey Büyükelçisi Mirhemze Efendiyeva, dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan soydaşların Azerbaycan etrafında kenetlenmeleri amacıyla Milli Lider Haydar Aliyev in girişimleriyle 1993 yılından sonra her yıl 31 Aralık gününün Dünya Azerbaycanlılarının Dayanışma Günü olarak kutlandığını ifade etti. Edil Marlis Uulu Türk Dünyası Türk Halkları Kongresi Genel Başkan Akıl ve bilimin öncülüğünde; sevginin, saygının, hoşgörünün bütün güzelliklerin ülkemizde, ve tüm Türk Dünyasında olması umuduyla, birlikte sağlıklı, başarılı, mutlu ve huzurlu günler diler, Yeni 2014 Yılınızı kutlu Olsun Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi ne (Türk Konseyi) üye ülkelerin diaspora işlerinden sorumlu bakan ve kuruluş başkanlarının ilk forumu başladı. Azerbaycan ın ev sahipliğinde başlayan foruma dünyanın 44 ülkesinden 500 den fazla delege katılıyor. Başkent Bakü deki Gülistan Sarayı nda gerçekleştirilen foruma, Türk Konseyi nin misyon ve vizyonu ile başladı. Konseyin Genel Sekreteri Halil Akıncı, yaptığı açılış konuşmasında Sovyetler Birliği nin dağılmasından sonra dünya sahnesine çıkan Türk dili konuşan devletlerin bir birleri arasındaki ilişkilerini her alanda geliştirdiğini söyledi. Akıncı Bu işbirliği ruhunun Türk dünyasının ortak çıkarlarına hizmet edecek şekilde diasporalar düzeyine de taşınmasının vakti geldi. dedi. Azerbaycan Devlet Diaspora Komitesi Başkanı Nazim İbrahimov da yaptığı konuşmada günümüzde Türk Dünyası anlayışının artık daha ciddi bir siyasi anlayış olarak kabul edildiğini bildirdi. İbrahimov Türk birliğinin öneminin altını çizerek Bizim birliğimiz yalnız kültürel ve tarihi bağlarla sınırlı değil aynı zamanda ortak çıkarlarımız üzerine kurulu. dedi. Daha sonra sırasıyla Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev in foruma gönderdikleri mesajlar okundu. Devamı 6 de Ayaz Ata ve Kar Kız Ayaz Ata (Özbekçe: Ayoz Bobo veya Ayaz Ota, Kırgızca: Аяз Ата, Kazakça: Аяз Ата), Türk, Altay ve Orta Asya mitolojilerinde, özellikle Kazaklarda ve Kırgızlarda Soğuk Tanrısı. Noel Baba ile de özdeşleşmiş durumdadır. Ayas Han olarak da bilinir. Ay ışığından yaratılmıştır. Soğuk havaya neden olur. Ak Ayas olarak adı geçer. Ülker burcunun altı yıldızı göğün altı deliğidir ve oradan soğuk hava üfler. Böylece kış gelir. Ayaz, tüm Türk coğrafyasında yakıcı soğuk anlamına gelir ki, Ay ın gökte rahatlıkla görüldüğü açık havalarda Türk Dünyası nın Parlayan Yıldızı: KAZAKİSTAN Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği nin (SSCB) yıkılması, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve müttefikleri basta olmak üzere bütün batı dünyasında adeta bir zafer havası estirmiştir. İki kutuplu olarak ifade edilen bu mücadelede SSCB bir süreliğine de olsa oyun dışı bırakılmıştır. Bunu bir fırsat olarak kabul eden, ABD ve Batı Bloğu SSCB nin hegomanyası altında olan, zengin petrol ve doğal gaz rezervleriyle SSCB ne bırakılmayacak kadar değer ihtiva eden, Orta Asya ve Kafkasya bölgelerindeki nüfuzunu arttırmak için, var olan çalışmalarını hızlandırmıştır. Türkiye ise ABD ve batılı müttefiklerinin aksine, bölgede var olan, ve yüzyıllar boyunca bağımsızlıklarına kavuşamayan Türk topluluklarına yardım eli uzatmaya hazırlanmıştır. SSCB nin dağılmasının ardından Orta Asya ve Kafkasya coğrafyasında 5 bağımsız Türk devleti teşekkül etmiştir meydana geldiği için Ay Tanrısı nın (veya ona bağlı Ayas Han ın) gönderdiği düşünülmüştür. Bir tür Noel Baba olarak düşünülebilir. Hatta Kazaklarda birebir Noel Baba ile özdeşleşmiştir. Kimi kültürlerde kışın soğukta ortaya çıkan ve kimsesizlere, açlara yardım eden bir evliyadır.[1] Hristiyan azizi olduğu yönünde görüşler de vardır. Fakat etimoloji ve kültürel olarak Türk kültüründe zaten var bulunan bir kişilik olduğu kesindir. Kimi görüşlere göre Ayas Han ile aynı kişidir. Kazaklarda kışın karşılanması ile ilgili olarak Soğumbası isimli bir eğlence bulunmaktadır. İlk karın yağması ve ilk soğuğun vurması ile kutlanan bayramdır. Bu bayramla bir ilgisi olması muhtemeldir. Azerbaycan Türkçesi nde Şahta Ata Şaxta Baba sözcüğü de yine birebir çeviriyle Soğuk Ata veya Ayaz Ata anlamına gelir. Özbekçede Şahta (Shaxta, Şaxta) sözcüğünün ocak mânasına gelmesi ise kelimenin anlamı açısından dikkat çekicidir. Başkurt dilinde, Ayaz Ata Ҡыш бабай (Qïš babay Kış Babası ) olarak yer alır. Torunu ise Ҡарһылыу (Qarhïlïw Kar Güzeli ) adıyla anılır. Tatar kültüründe Qış Babay (Кыш Бабай Kış Babası ), torunu ise Qar Qızı (Кар Кызы Kar Kızı ) isimleriyle tanınır. Kar kız sadece masal kahramanıdır. ve Ayaz Atanın torunu olarak bilinir Kazakistan-Türkiye: Kökü derin kardeşlik Türk Destanları Çok eski ve zengin bir tarihe sahip bulunan Türk milletinin çeşitli boy ları arasında bir çok destan meydana gelmiştir. Fakat bunların metinleri, ya zık ki, bugüne kadar tam olarak gelememiştir. Bu gün ilk devir destanların dan sadece Oğuz Kağan destanı metnine sahip bulunmaktayız. Öbür des tanlardan elimizde pek az metin vardır. Büyük bir kısmının konu ve vak alarını ise, tarih kitaplarında muhtelif tarihçilerin rivayetlerinden öğrenmekteyiz. Türk destanlarının bir kısmı îslâmdan önce teşekkül etmiş, bir kısmı ise îslâmiyetten sonra meydana gelmiştir. Destanlarımız şu şekilde sınıflandırıl maktadır : I.îslâmiyetten önceki destanlar Bundan sadece çeyrek yüzyıl önce, iki kutuplu dünyanın iki ayrı kutbunun önemli devletleri olan ve içten içe kardeşlik duyguları beslemekle birlikte, reel politika bakımından soğuk savaşın iki ayrı cephesinde yer alan devletler idik. Bugün, uluslararası arenada iki taraflı ve çok taraflı ilişkilerin iki güçlü stratejik ortağı olarak geleceğe daha büyük bir umutla bakıyoruz. Avrasya Bölgesi nde, yani dünyanın omurgasında, Doğu ile Batı yı barış ve işbirliği içinde kalkınma stratejilerine yönlendirebilecek, devletler arasındaki kuşku ve güvensizliği ortadan kaldırabilecek, demokratik gelişmeler ile insan haklarının sağlıklı zeminlerde gelişmesinin önünü açabilecek bilgi birikimi ve kültürün hem Kazakistan da, hem de Türkiye de var olduğu açıkça görülmektedir. Devamı 6 da 1-Yaratılış Destanı 2-Saka Destanı a.alp Er Tunga parçası b.şu parçası 3- Kun-Oğuz Destanı 4- Köktürk destanları a.bozkurt parçası b.ergenekon parçası c.köroğlü parçası 5- Siyenpi Destanı 6- Uygur destanları a.türeyiş parçası b.mani dininin kabulü parçası c.göç parçası II.îslâmiyetten sonraki destanlar 1-Manas Destanı 2-Çingiz Han Destanı 3-Timur Destanı 4-Seyyid Battal Gazi Destanı 5-Dânişmend Gazi Destanı (Dânişmendnâme) Eski Türk destanları adı verilen îslâmiyetten önceki destanlarımız baş lıca altı bölümden ibaret olup biribirlerini tamamlar mâhiyettedir. Yalnız, Köktürk destanlarından olan Ergenekon parçasının durumu biraz şüphelidir. XIII. yüzyılda Türk Moğol İmparatorluğu devrinde yazılı edebiyata geçiri len destanda «Göktürk» kelimesi yerine «Moğol» kelimesi bulunmaktadır. Destanın Türklerden mi Moğollara geçtiği, yoksa Moğollarda mı meydana geldiği, bugünkü bilgimize göre, kesin olarak belli değildir. îslâmiyetten sonraki destanlardan bir kısmı Doğu Türkleri, bir kısmı ise Anadolu Türkleri arasında teşekkül etmiştir. Bu destanlardan başka, efsaneleşmiş ve masallaşmış bâzı kahramanlık hikâyelerimiz de vardır. Halk içinde tesirleri uzun asırlar yaşamış olan, manevî ve millî vasıflarına hayranlık duyulan kahramanlar etrafındaki men kıbe ve rivayetler, zamanla efsanevî ve destanî bir hal kazanmaktadır. Bunlardan bazılarının destanlardan kopmuş bir mâhiyeti bulunmaktadır. Bu çe şit epik hikâyelerin en önemlisi «Dede Korkut Hikâyeleri»dir. Devamı 7 de

2 2 Türk Dünyasının Sesi Türk Mitolojisinde Yer-Su Kültü Bu inanca göre Yer-Su ruhları Toprak Ana Ötüken e bağlı doğa ruhlarıdır. Bazen bir ağacın, kayanın, dağın, gölün, ırmağın ya da hatta bütün bir ülkenin ruh u olurlar. Yer Su lara saygı göstermek gerekir. Bir ormana girildiğinde dikkatli hareket edilir; sesli konuşulmaz, dallar kırılmaz, taş atılmaz. Eğer insan doğadan birsey aldıysa bu sadece doğa ruhlarının izin vermesiyle mümkün olmuştur. Bu yüzden insanlar Yer Su lara şükür ederler. Yer ve su ruhlarını da içeren doğal varlıkların tamamından oluşan bir külttür. Bu anlamda kutsal bir güç ve yaşam enerjisidir fakat maddi varlıklardan da soyutlanmış değildir. İnsanlar bu enerji ile ve bu enerjiyi taşıyan soyut varlıklarla doğrudan irtibat ve iletişim kurabilirler. Çünkü insana en yakın olan soyut katman burasıdır. Moğol Bayrağında simgesel olarak yer alan unsurlardan birisidir. Yer Su ruhları ise kendi içlerinde birkaç büyük alt kategoriye ayrılabilir fakat bu kesin bir sınıflandırma değildir. Çünkü alt kategorilerden ziyade bu ruhların hemen her nesne, canlı veya doğal varlık ile ilişkili olarak yüzlercesinin tespit edilebileceği gerçeği daha büyük önem taşımaktadır. Yine de kabaca şöyle genel bir sınıflandırma yapılabilir. Dağ Ruhları, Orman Ruhları, Ev Ruhları ve Su Ruhları en çok öneme sahip olarak ortaya çıkarlar. Diğer ruhları bunların içinde veya bunlara bağlı olarak yer alan soyut varlıklar olarak düşünmek mümkündür. Eski Türk Mitolojisinde Yer Su lar bazen önemli bir rol oynar. Göç Destanında, Türkler 40 kuşaktan beri kutsal saydıkları bir kayayı Çinlilere armağan ederler. Bu yüzden aniden gök garib bir denge bürünür, kuşların ve doğadaki hayvanların sesleri kesilir, Bitkiler sararıp solmaya başlar ve Türklerin arasında salgın hastalıklar yayılır. Doğadan Yer Su ların gööç.. gööç diye sesleri duyulur. Bu sesler ancak Türkler aylarca göç edip çok uzaklara vardıklarında kesilir. Bu şekilde Yer Su lar kendilerine saygısızlık yapmış olan Türkleri cezalandırmış olurlar. Aynı şekilde belli kurallara uyulmadığı taktirde doğadan gelen bereketin azalacağına inanılırdı. Yer Su lar unutulmuş ataların ruhları olduğuna inanılırdı. Ataların isimleri anıldığı sürece ailelerinin yakınlarında bulunup onlara destek olduklarına, ama eğer unutulup isimleri anılmazsa, doğaya gidip orada herhangi bir cisimin ruhu olduklarına inanırlardı. Yer - Dünya ve/veya üzerinde yaşanılan kısmı. Cer (Çer, Çir, Cir) olarak söylendiği Türk dilleri de vardır. Yeryüzü de denir. Moğollar Gazar derler. Türk-Moğol ve Sümer söylencelerinde Yer, dişil gücü simgeler. Doğurgandır. Sami (günümüzde İbrani-Arap) kültüründe ise tam tersidir. Havva sözcüğü göğü ve havayı çağrıştırır (Ava: Hava demektir). Adem sözcüğü ise yeri ve toprağı içerir (Adama: Balçık, çamur demektir). Moğolcada Dünyaya Yertönt denilir. Kutsal Sular Kutlu kaplıcalar Türk halk inancında önemmli bir yere sahiptir ve genellikle Çermik adı verilir. Buraların iyeler (koruyucu ruhlar) tarafından korunduğuna inanılır. Çoğu zaman ıssız bir yerde (örneğin, bir dağın başında), amansız bir hastalığa yakalandığı için ölüme terk edilen bir genç, yaralı kurtların ya da yaban köpeklerinin kutlu bir suya ya da balçığa girdiğini ve iyileştiğini görür. Kendisi de aynı şeyi yapar ve üç gün üç gece o suda veya balçıkta kaldıktan sonra sapasağlam olarak çıkar. Buralar suyun ve/veya sıcağın (ateşin) kutsallığını bir araya getiren yerlerdir. Hattâ bu tür yerlerin çoğu zaman ağaçlık, dağlık bölgelerde bulunması bu mekânlara yönelik olumlu ve ruhsal anlamda sağaltıcı etkiyi artırır. Bazen bu su kaynaklarına yakın yerlerde bir erenin (evliyanın, ermişin) türbesi bulunur. Hastalıkla sınanan bu kutlu kişiye iyileşmesi için Tanrı tarafından gönderildiği de düşünülür. Türk Mitolojisinde Yaratılış Türk kozmogonisinde dünya denilen düzen ve alemin yaratılışı üzerinde sıkca durulur. Güneş, ay ve yıldızlar gibi tanrısal güce sahip oldukları inanılan şeylerin yaratılış biçimini çeşitli şekillerde inanmaktadırlar. Bir Sümer efsanesinde büyük alemin yani dünyanın yaradılışı Ap- su denilen tatlı su ile Tiament adı verilen dişi bir devden gökler ile yerler meydana geldiği, sonra gök tanrısı Anu, hava tanrısı Enlil, deniz tanrısı Ea. (Enki) nin yaratıldığı, bu üç tanrınında güneşi, ayı yıldızları yarattıgı görülür. Diğer bir efsadede ise Kara Han ( Kayra Han) suları, dünyayı, insanı yarattıktan sonra onyedi kat göğü yaratmıştır. Enüma Elis destanında ise; büyük tanrı Marduk, Tiamat ı tutturup vücudunu ikiye bölerek bir parçasını yukarı attı, bundan gökler,bir parçasınıda aşağıya attı, bundanda yerler meydana geldi. Diğer kozmogonilerinde katılımı ile oluşan Türk kozmogonisine göre bir kaç yaratılış efsanesi; I. Efsane : Önceleri yaşayan sadece Kara Han ve sudan başka hiç bir şey yoktu. Kara Han ilk insanı yapar. Fakat bu insan çok hileci ve hain biridir. Bu insan sular üzerinde üçmaya başlar. Sonra Kara Han bu insanın yaşamasını ister. Bunun için suların dibinden bir yıldız çıkartır. Kara Han insana bu yıldızdan bir avuç toprak alıp denize serpmesini ister. Yıldızdan toprağı alan insan bir avuç daha alıp kendisi için ağzında saklar. Kara Han ın emri ile toprak suya serpilince bu toprak büyüyerek ada olur. Kara Han oraya bir çam ağacı diker. İnsanın ağzına sakladığı toprakta büyüyerek ağzına sığmamaya başladı. Bunu sezen Kara Han ona: tükür der. İnsanın tükürmesi ile ağzından çıkan toprak parçası dahada büyüyerek bundan dağlar meydana gelir.daha sonra bu insanı kendi halinde yaşamaya bırakan Kara Han yukarıda on yedi kat göğü yarattır.on son katta kendisi, bir aşağı katta oğlu Ülgen ve yer altında yaratığı alemde (cehennemler diyarında (Karanlıklar) ) yine oğlu Erlik oturmaktadır. II. Efsane : Önceleri yalınız büyük tanrı ve sudan başka hiç bir şey yoktur. Tanrı suya bir beyaz kuğu kuşu gönderir. Bir ağız dolusu toprak geti- rmesini söyler. Emir üzerine suya dalan Kugu suyun dibinden bir ağız dolusu toprak ile su yü-züne çıkar ve toprağı üfler. Toprak toz halinde tekrar sular üzerine düşer. Bu tozlar büyüyerek yayılır ve düz toprak alanlar haline gelir. Tanrı bir Kugu daha gönderir. Oda topragı gagalar bundanda dağlar, yükseklikler ve derinlikler olur fakat bu arazi ve toprak üzerinde bitki yoktur. Bu şeytanın hoşuna gitmez şeytanda bataklıklar ve ormanı yaratır. III. Efsane : Tiamat adında bir devin Kingo adında ikinci bir kocası vardır. Ondardan ifritler, cinler türer. İyilik sever Apsu tanrılarıda çoğaldıkca alemleri genişlerken Tiamat ın alemi daralır. Kendi mülkünün tükenmesini önlemek için Tiama Alpsu lara savaş açtı. kocasını bu savaşta kumandan olarak atadı. ve bütün firitleri ona verir. Savaşta Ap-su tanrılardan Anşhar ile Ea bunlara yenilerek kaçar. Daha sonra Keldan lılar tarafından tertiplenerek bütün tanrılar Ea nın oğlu Maduk u baş seçerler. Oda fırtınaları, rüzğarları, yıldızlar gibi olağan üstü güç ve kuvetleri kendisine asker ederken bir de ağ hazırlatır. Maduk girdiği savaşta Tiamat ı bu ağa düşürür. Bütün tanrılar huzu runda Tiamat ın vücudunu ikiye bölerek bir parçasını yukarıya fırlattı bundan gökler, öbür parçasında aşağıya fırlattı bundanda yerler yaratılır. IV. Efsane : Bu efsaneye göre kozmik alemden önce Ap-su ile Tiamat tan Mum-mu denilen ne oldugu bilinmeyen acaip bir varlık türer. Bundanda Lakhamu adında bir dişi ve Lakhmu bir erkek yılan doğar. Bu yılanların evlenmesi ile Anşhar adındaki gökler ve Kishar adı verilen yerler meydana gelir. Bu efsanelere değindikten sonra yine bu insanlar yaratılan bu evrenin ( dünyanın) kırmızı bir öküzün boynuzunun üzrinde durduguna inanırlar. Yorulan öküz dünyayı bir boynuzundan öbür boynuzunun ucuna atarken dünya sarsılır ve bu sırada zelzele olur ve yer sarsılır. Şamanızimde ve diğer dinlerdeki inançlara göre bu öküz bir taşın üzerinde, taş bir balığın sırtında, balık suda, suda havadadır. Bu öküze Gav-Zemin, Sevr,i Ahmer ve Behmut adları verilir. Eski Türk lerde güneşe çok önem verirler. Oğuz larca Oğuz un oğlu Gün Han güneşten başka bir şey değildir. Hititlercede güneş büyük kudreti taşıyan ve her şeyin hakimidir. Sabah doğarken üzerindeki üç gözü ile herşeyi gözetleyip ona göre idare ederken battıktan sonrada yer altı alemini yürütür. Yine Hititlerce Arina adı ile anılan güneş tanrıcası Hitit devletinin kurucusudur. Hun lar geceleri aya sabahları güneşe döner dua ederler ve secdeye varırlar. Yakut lara kahramanlarının adını Güneşin gönderdiğine inanırken Moğollarda Güneşe tapardı. Sümer ler ise daha güneş yeni doğarken ibadet etmeye başlarlar. Şamanlar ise bu büyük kudreti simgelemek için törenlerde kullandıkları davullarının üzerine Güneşin resmini yaparlar. Çünkü onlarca Güneşte bütün tanrısal kuvvetlerin toplandığı gibi ruhlarda onda bulunur.türk ler hanği dini benimseyip inanmışlarsa tanrılaştırdıkları güneşi çeşitli adlar ile anarlar. Türk Hakanla- rın güneşin oğlu olduklarına inanırlarlarken onlara güneş adını verirler. Sümerler güneşe; Dinğir, Utu, Ra, Babbar, Nin, Uraş ve Meşarru adını verir. Hititler Ardıs, Elam lılar Nan Hunte dedikleride güneşin isimlerinden olup onlarca tanrıdır. Güneş Altay lılarca Günine adıyla tanrılarıdır. Onlarca hak adalet yollarını bu tanrı gösterir. Türkler güneşten başka yıldızlarıda bir tanrı ve en büyük güç olarak inanırlar. Onlarca dünya yedi iklime ayrılmış olup, iklimleri yukarıdan yıldızlar idare etmektedir. Radyo Dalgaları ile Deprem Yaratma Bu gerçek mi değil mi? İşte bu araştırmamın konusu kısaca HAARP denilen projeye ait. Konu gündemimize nasıl girdi, önce ufak geri dönüşler ile birkaç hatırlatma yapayım. 17 Ağustos 1999 depremi ülkemizin tarihinde bir daha silinmeyecek izler bıraktı. Milyarlarca USD kaybımızın yanında civarında vatandaşımızı kaybettik. İyonosfer ve Gök Dalgası HF dediğimiz High Frequency radyo dalgaları amatör telsizcilikte 1.8MHz ile 30MHz arasını kullanır. 1.8MHz de 30W, 3.5MHz de 150W, 14-30MHz de ise 400W maksimum çıkış gücüne izin verilir. Özel durumlarda ise yükselticilerle maksimum 1KW a kadar çıkışlar yapılabilmektedir. Bu dalgaların özelliği gök dalgaları dediğimiz yayılımı kullanarak binlerce kilometre uzaklıktaki istasyonlar ile iletişim sağlayabilmesidir. Yeryüzünün Km arasında bulunan İyonosfer tabakası bir ayna görevi görerek HF dalgasının yayılımını sağlar. Yüksek yoğunlukta proton ve elektronlardan oluşan İyonosfer tabakası değişik katmanlardan oluşmaktadır. Bu katmanlar gece ve gündüz değişmektedir. Zira güneş ışınları bu katmanları doğrudan etkilemektedir. Hatta güneş fırtınalarında bu etkiyi en çok hisseden katman iyonosfer olduğundan HF iletişimini de doğrudan etkiler. Güneş patlamalarında auroral dediğimiz ışık oyunlarıda bu tabakada gerçekleşir. Katmanların yeryüzünden yüksekliği aşağıda açıklandığı şekildedir. Gündüz: Gece: 40-80Km D Tabakası Km E Tabakası Km E Tabakası Km F Tabakası Km F1 ve F2 Tabakası D tabakası sadece gündüz oluşur, yoğunluğu çok azdır. E tabakası ikinci tabakadır ve özellikle öğlen çok yoğundur. Son tabaka F tabakası gündüzleri F1 ve F2 olarak adlandırılır, geceleri birleşerek F tabakasını oluştururlar ve yoğunluğu en fazla olan tabakadır. Düşük frekanslı dalgaların sahip olduğu enerjinin neredeyse tamamı D tabakası tarafından emilir. Bunun sonucu esas dalganın kırılımını sağlayan E ve F tabakalarına erişemezler. Yüksek frekanslı dalgalar ise çok az emilirler ve D tabakasını geçtikten sonra E ve F tabakalarında iyonize tabakadan yansıyarak yeryüzüne geri dönerler. Gündüz saatlerinde D tabakası oluştuğundan düşük frekansta gök dalgaları ile haberleşme yapılmasına engel olur. Geceleri ise D tabakası kaybolduğundan düşük frekanslı dalgalar iyonosferde kırılır ve toprağa geri yansır. Hatta tekrar göğe çıkarak birkaç defa yansıma da yapabilirler. Burada kast ettiğimiz düşük frekanslar HF dediğimiz frekanslardır. Frekans yükseldikçe kırılma az olur ve dolayısıyla gök dalgası ile yayılımı da azalır. HAARP Nedir? HAARP, HF da yüksek enerji çıkışları ile iyonosferin ısıtılması ve burada bir takım değişimler yapılarak etkilerinin incelenmesi için başlatılmış bir projedir. Kullanılan frekans aralığı MHz arasıdır, çıkış gücü ise resmi kaynaklarda 3.6 Gigawatt olarak belirtilmesine karşılık 10 Gigawatt a çıkarılabileceği açıklanmaktadır. Bu enerji dünyadaki en büyük radyo vericisi ünvanını kazandırmaktadır. Merkezin 1 saat boyunca çalıştırılması durumunda Hiroşima atılan atom bombası kadar enerji ortaya çıkaracağı hesaplanmıştır. Fakat bu merkezin yılda 4-5 kere ve sürekli olmayıp vuruş modunda (seri ve güçlü atışlar üretme) ile çalışacağı bildirilmektedir.(bahse konu enerjinin aslında ne kadar tehlikeli boyutlara ulaşabileceğini göstermek için bu örnek verilmiştir)haarp ın Yeri ve Projeyi Gerçekleştirenler Kimler?

3 Türk Dünyasının Sesi 3 BANA İSMİNİ SÖYLE SANA KARİYERİNİ SÖYLİYEYİM Diş hekimi Oya Bilir ve jinekolog Kaya Bilir efsanesi yıllardır sürer. Kaya Bilir i bilmiyoruz ama Oya Bilir gerçekten de var. Adıyla mesleğinin uyumlu olması onu Türkiye çapında bir şöhret haline getirdi. İsimler ve soyadları ister istemez kişinin kariyerini etkiliyor. Hele ilginç bir isme sahipseniz bu kaçınılmaz. Ama illa çarpıcı bir isim olması gerekmez. Mesela, uzmanlara göre, en yaygın erkek isimlerinden Mehmet, karşıdakinde güven hissi uyandırıyor. Sakıp ve Serdar ise zenginliğin sembolü olarak görülüyor. İnternette sürekli dolaşan ilginç isimler vardır. En meşhurları da diş hekimi Oya Bilir ile jinekolog Kaya Bilir. Bünyamin Dana, Şaban Tren, Sadık Öküz, Duran Tekerlek, Coşkun Aptal da, internet geyikçilerinin sevdiği isimlerdendir. Bunların hangileri gerçek hangileri efsane bilinmez ama bir şekilde akılda kaldıkları kesin. Merak ettik, acaba ismimiz hayatımızı, kariyerimizi etkiliyor olabilir mi? Türkiye de en çok kullanılan isimler kadınlarda Ayşe, Emine, Hatice, Zeynep; erkeklerde Mustafa, Ali, Hasan, Ahmet, Mehmet. Akrofonolog (isim bilimcisi) Kemal Haluk Cebe isimlerin insanın kariyerini çok etkilediğini söylüyor. K harfi kariyeri temsil ettiği için, isimde bu harfin olmasını tavsiye ediyor. İnsanda güven hissi uyandıran isimlerin başında ise Mehmet geliyor. Cebe, Türk askerine bu yüzden Mehmetçik dendiğini düşünüyor. Buna karşılık, insanda en çok tedirginlik yaratan, olumsuz düşüncelere iten isimler ise Harb ve Mürre imiş. Eğer güçlü bir isim istiyorsanız ismin içinde D ve G harfleri olması gerekiyor. A harfiyle başlayan isimler de bu anlamda çok önemli imiş. İsmin, insanlar üzerinde son derece tesirli ve önemli bir etken olduğunu belirten Cebe, ilk anda size çok sempatik gelen bir isimmin adeta ruhunuzu okşayacağını ve o kişiye karşı çok yoğun ilgi duyabileceğinizi söylüyor. Meslek guruplarında öne çıkan isimleri tek tek ayırmak son derece uzun süreceğinden Cebe isimlerin içesindeki harflere göre kategorize ediyor, mesela: L harfi, sanatla ilgili işler yapanlar için ideal. El marifetiyle çalışan herkes için de öyle. B ve A harfleri, satış ve pazarlamada çalışanlar, İçinde M ve A olan isimler serbest ticaret yapanlar, S harfinin isim ve soyadında olması üretici faaliyetlerde ve planlamada çalışanlar, Z harfi araştırma ve geliştirmede çalışanlar ve İ ve P aynı isimde yer aldığında psikoloji ve tıp alanında çalışanlar için ideal harfler. Soyadları öne çıkıyor İsim değiştirmenin hem kariyeri hem de hayatı değiştirmek olduğunu söyleyen Cebe, ismin kişinin ruhsal bedeniyle bir bütün halinde titreşimleri yaratması gerektiğini düşünüyor: yıl öncesinden Çin de çocuk doğmak üzereyken isim koyucular çağrılırdı. Bu kişiler çocuğun doğum anında çıkarttığı sesten ona uygun titreşimdeki ismi koyarlardı. İsimler iş ilişkilerinde de son derece etkin imiş. Birlikte çalışan kişilerin isim titreşimi eşit seviyede ise iyi bir ortaklık oluyor, diyen Cebe, soyadın isimle birlikte titreşim yarattığı için çok etkili olduğunu, bugün birçok firmada daha ziyade soy isimler ön plana çıkarıldığını söylüyor. Sabancı, Demirören ve Koç gibi İsim ve soyadı iyi bir bütünlük yaratan frekansı yakalarsa harika bir kariyer olabilir diyen Cebe hem kadına hem de erkeğe konan (Yüksel gibi, Işık, İsmet,Servet gibi) isimlerin de iş hayatında çok fazla olumsuzluk yaratmadığını söylüyor. Zenginliğin sembolü Sakıp ve Serdar Zenginliğin sembolü 2 isim var diyen Cebe bu isimlerin de Serdar ve Sakıp olduğunu söylüyor. Sakıp Sabancı nın isminin müthiş bir özelliği olduğunu belirten Cebe; Başta bulunan S harfinin çok iyi proje üretme A harfinin algılama ve mantığı iyi kullanma K harfinin yüksek seviyede kariyer I harfinin hassas ve duygusal olduğu P harfinin de kendine olan güven anlamına geldiğini söylüyor. Soyadın ilk harfi olan S, üretilen projeyi çok iyi değerlendirme A harfi yeri geldiğinde atılgan ve enerjik olduğu B harfi önsezilerinin güçlü olduğu Diğer A harfi mantık ve algılama kuralları N harfi önsezilerini kullaranak iş yapma C harfi güzel sanatlara karşı olan duygusallık anlamına geliyor. Bir diğer önemli isim ise Serdar. İsimden sonra gelen harflerin kullanımı isimleri son derece etkiliyor. Çark Semboller İnsanlarda tembelliğe doğru bir eğilim vardır. Hele elinde bulunan değerlerin ötesinde daha büyük değerlerin bulunduğunu bilemeyecek kadar görgü ve deneyimden de yoksun bulunuyorsa, bağlanmış olduğu şeylerden bir adım bile uzaklaşmak istemez. Böylece ruhsal bir hareketsizlik, bir atalet içine düşer. Oysa Doğa Yasaları (İlâhî Yasalar) böyle bir ataletin ebediyen sürmesine hiç de uygun değildir. Hiç kimse bağlı bulunduğu realitesine ebediyen bağlı kalamaz, insan değişmek ve yenilenmeksin görüş ve duyuşlarına sıkı sıkı sarılmak istedikçe birçok engellerle, güçlülerle karşılaşır ve bütün bunlar kendisini çivilenmiş olduğu yerden söküp çıkarmak ve tekamül yolundaki hızını kendisine tekrar kazandırmak içindir.(...) Her güçlük, o güçlüğe maruz kalan insanın zayıf kalmış bir yeteneğinin, bir kudretinin takviyesi için, o insanı harekete geçiren bir etkendir. Bedri Ruhselman Kimi zaman bir tekerlek biçiminde, merkezle çemberi birbirine bağlayan ışınlarla tasvir edilen çark sembolü, sembolizmde genellikle, devrîliğin, devrî hareketlerin, sonsuzca yeniden başlamanın, gök cisimlerinin dolanım hareketlerinin, yer değiştirmelerin, spirituel değişimlerin, zaman ve mekanla nitelenen üç boyutlu âlemin sembolü olarak kabul edilir. Merkezinden geçen eksenine kıyasla bir düzlem üzerinde yatay olarak dönen çark, en genel anlamıyla, her şeyden önce, yataylığı ifade eder, yani üç boyutlu âlemimizi simgeler; eksen ise tradisyonlardaki ifadeleriyle tezahürler ötesi âlemi, tezahür etmemiş âlemi, semavi âlemi, biçimler ve renklerin bulunmadığı âlemi, kısaca, Neo-spiritüalist ifadeyle dört boyutlu âlem i simgeler. Çark, kimi tradisyonlarda daire sembolünün içerdiği anlamlardan bazılarını da içerir. Daire. Fakat çark sembolü, bağlamına göre çok farklı anlamlarda da kullanılmış bir semboldür. Çarkın sembolik kullanımı özellikle Hinduizm, Budizm, Taoizm, Okültizm, Rose-Croix ve Kelt tradisyonlarında görülmekle birlikte, zodyakla ilgili kullanımı yeryüzündeki hemen hemen tüm kültürlerde mevcuttur. Güzel bir örneği Tibet in Bhava-çakra denilen çarkında görülen, Budizm deki yaşam çarkı, birçok tradisyonda olduğu gibi, birbirini izleyen yaşam devrelerini, yani reenkarnasyonu simgeler. Bhava-çakra da varlığın birbirini izleyen yaşamları dairesel bir sırayla tasvir edilir. Bu çarkta aynı zamanda varlığın Dünya Okulu ndaki doğum-ölüm çemberinden kurtulması için ne yapması gerektiği (nefsaniyetini yenmesi vs.) ve ruhsal tekamülü sırasında geçireceği değişimler, dönüşümler de ifade edilir. Doğu daki bazı tradisyonlarda da ruhsal tekamül kavramı çarkın çemberinden merkeze ya da çarkın yüzeyinden merkeze ve eksene gidişle ifade edilir. Kutup. Çarkın ekseni mükemmel insanı ve bu mükemmel insanların bulunduğu boyutu simgeler. Çarktaki biri için çarkın merkezine ulaşma artık eksen üzerinde yükselebilme olanağı demektir ki, bu, yatay tekamül sürecinden dikey tekamül sürecine geçiş olarak belirtilir. Kutup, Yer in Ekseni. Doğu da yasa çarkı (dharmachakra) olarak bilinen bir başka çark sembolü, varlığın ruhsal tekamülü ile ilgili, mukadderatını belirleyen İlâhî Yasalar ı ifade etmede kullanılır. Moiralar. Çin tradisyonlarında çark Yer i, çarkın ekseni ise spirituel Göğü simgeler. Merkez, semavi etkinliğin uygulama noktasıdır. Eksen ve merkez, çembere göre dönmeyen ama döndüren, hareket etmeyen ama ettirendir. Çarkın devinimlerinde çarkta sürüklenen her şey geçicidir, değişir, geçer gider. Ama merkezdeki prensip kaya gibi sabittir, hareket etmeyen fakat etkin olandır. Geçici şeylerin bağlarından kurtulacak ve mükemmelleşecek varlığın hedefi merkezdir. Kutup, Gök. Taoculuğun iç (ezoterik) simyasına göre, bu çarkta, varlığın hedefi merkezdir; çark bazen bir değirmen taşıyla tasvir edilir. Doğu tradisyonlarında çarkın anlamı kimi zaman da merkezi çembere bağlayan ışınların sayısına göre değişir. Anlamı ışın sayısına bağlı olan çark sembolizmlerinde, ışınlarının sayısı dört olan çark, dünyanın ve âlemin meydana gelişini simgeler. Haç. Bu çark, ışınlarının sayısı sekiz ise, insanın bilge olması ve kurtuluşu nu sağlaması için izleyeceği doğru yol un sekiz patikasını, yani Sakyamuni Buda nın ortaya koyduğu sekiz erdemlilik ilkesini simgeler. Sekiz ışınlı çark sembollerine Anadolu uygarlıklarındaki eserlerde, Keltler de ve Kalde de de rastlanır. J. Churchward bu evrensel sembolün Mu kozmik diyagramı ndan çıktığını belirtir. Çarkın ışınlarının sayısının oniki olması halinde kimi zaman oniki rakamının anlamları simgelenir, kimi zaman da zodyak ifade edilir. Çin deki otuz ışınlı çark ise Ay ın dolanmamı simgeler. BÜYÜK DAVA, GÖNÜL, İNANÇ, İLİM VE FİKİR ADAMI, TÜRK-İSLAM ÜLKÜSÜ NÜN İSİM BABASI VE MANEVİ MİMARI SEYYİD AHMED AR- VASİ HOCAMIZI VEFATININ 25. YILDÖNÜMÜNDE RAHMET, MİNNET VE ŞÜKRANLA ANIYORUZ. RUHU ŞAD VE MEKANI CENNET OLSUN. TÜRK GENÇLİĞİNİ ONUN ESERLERİNİ OKUMAYA VE ANLAMAYA DAVET EDİ- YORUM. ÜLKEMİZİN VE İNSANIMIZIN BİRÇOK BUHRAN VE PROBLE- MİNİN ONUN KALEMİNDE NASIL ÇÖZÜME ULAŞTIĞINI GÖRECEKSİNİZ.

4 4 Türk Dünyasının Sesi Gençler; Güzel Konuşma Kurallarını Okuyunuz 1.Dinleyin. 2. Ne çok az konuşun, ne de çok fazla. 3. Şakanın dozunu kaçırmayın. 4. Zarif iltifatlarda bulunun. 5.Dedikodu yapmayın. 6.Övünmeyin. 7. Muhatabınıza önem verin. 8. Kaba ve argo sözler kullanmayın. 9. Söyleyişe dikkat edin. 10. Konuşmanızı, yerine, kişisine ve zamanına göre yapın. 11. İçtenlikten uzaklaşmayın. 12. Kendinize güvenin, rahat olun. 13. Sözü gereksiz yere uzatmayın. 14.Ses, konu ve anlam uyumuna dikkat edin. 15.Karşınızdakinin gözüne bakarak konuşun. 16. Cümleleriniz açık, net ve anlaşılır olsun. 17. Ne çok hızlı konuşun ne de çok yavaş. 18.Mizahı kullanın D o ğ a l o l u n. 20. İnandığınız şeyi söyleyin. Hayatınızı daha anlamlı kılmanın 10 yolu Hem daha iyi bir dünyada yaşamak hem de kendinizi mutlu etmek aslında çok kolay. Sadece bir başkasına yardım etmek bunun için yeterli. Bir sivil toplum gönüllüsü olan Özlem Güsar hayatınızı nasıl daha anlamlı kılabileceğinizi yazdı. TEMA yı kuran Hayrettin Karaca; Buğday Derneği ni hayata geçiren ve ne yazık ki artık aramızda olmayan güzel insan Victor Anaias; TEGV, TOG, Sen de Gel, ORAV gibi farklı vakıflarda canla başla çalışan ve Türkiye de STK (Sivil Toplum Kuruluşu) denince ilk akla gelen isimlerden İbrahim Betil gibi hayatını daha güzeli yaratmaya adamış insanlar olmasa daha berbat bir dünyada yaşıyorduk. Çevrenize baktığınızda çoğu güzel işin STK lar tarafından yapıldığını göreceksiniz. Yaşadığımız hayatı düzeltmek için bazen kendimiz de bir şeyler katmalıyız. Bir sivil toplum örgütünde çalışmak emin olun tahmin ettiğinizden daha kolay ve çok ama çok keyif verici Siz de bir şeyler yapmak istiyorsanız tavsiyem size en yakın gelen konuyu seçmeniz olacaktır. Konunun ne olduğu hiç fark etmez: çevrenin korunması, çocuk tacizi, anne-çocuk sağlığı, sanat ve fikir haklarının korunması, LGBT özgürlük, işçi ölümlerinin azaltılması, engellilerin yaşam kalitelerinin artırılması gibi yüzlerce farklı konu var. Durun bir düşünün, sizce de her konuda daha fazla çabaya, daha fazla emeğe ihtiyaç yok mu? İkinci tavsiyem yaptıklarınızın sonucunu hızla görebilmek ve keyif alabilmek için oluşumunu tamamlamış ve işleyen bir yapının içine girmeniz olacak. Tabii ki şeffaf bir STK seçin. Azıcık zamanınızı bile ayırarak yapabileceğiniz o kadar çok şey var ki, şaşarsınız. Hiç korkmayın en sevdiğiniz diziyi izlemeye, Bodrum tatillerine, kız kıza yapılan yemek kaçamaklarına, senenin moda renklerini incelemeye de zamanınız kalacak. Sosyal çevrenizi, paranızı, sahip olduğunuz yetenekleri, profesyonel becerilerinizi, yüzüne bile bakmadığınız eşyalarınızı kullanarak neleri değiştirebilirsiniz bir bilseniz Eminim hiç durmadan hemen şimdi bir STK için çalışmaya başlardınız. Başkaları için çalışarak hayatınıza anlam katmak insana inanılmaz bir huzur veriyor. Çok zor, yapamam, zamanım yok, benim gücüm neye yeter ki şeklinde devam eden onlarca bahane bulabiliriz. Oysa hayatınızı daha anlamlı kıllanın yolları çok basit: 1. Bir grafikerseniz, çocuk gelinlere hayır kampanyasının afişlerini hazırlayın. 2. Bir bakkalsanız, ihtiyaç sahibi çocuklar için hazırlanan yaz okullarının kahvaltılarını üstlenin. 3. Bir fotoğrafçıysanız, çevre katliamına dur diyebilmek için gerçeği gözler önüne seren sergiler düzenleyin. 4. Bir mühendisseniz, baskı grupları oluşturarak işçi güvenliği ile yasaların değiştirilmesi için öncü olun. 5. Bir kuaförseniz, bir yaşlılar evinde bakım günü ilan edin (o kırışmış pamuk yanaklardan alacağınız her bir öpücüğün ömre beden olduğunu unutmayın). 6. Bir mimarsanız, şehirlerin engellilerle dost mimariye kavuşması için çizimler yapın. 7. Bir ev kadınıysanız, kadına şiddeti önlemek için el emeğinizi bağışlayın; ilgili derneklere gelir getirecek reçel yapın, kazak örün, dantel yapın. 8. Bir öğrenciyseniz, görme engelliler için her gün 1 saat okuyarak bir kitap kaydı yapın. 9. Bir şirkette çalışıyorsanız, bir gençlik konseyinin çalışma raporunun fotokopilerini çoğaltın mesai saatinin sonunda. 10. Kısacası bir insansanız daha güzel bir dünya yaratmak için emeğinizi, zamanınızı, paranızı, bilginizi esirgemeyin. Diğer insanlara yardım eder görünürken aslında yardım ettiğinizin kendiniz olduğunu lütfen unutmayın. Çoğu insan başarıyı ve mutluluğu almak olarak düşünür. Oysa başarı ve mutluluk vermekle başlar. Eğer bunu dünyanın gelmiş geçmiş en önemli sanayicilerinden biri olan Henry Ford söylüyorsa bir bildiği vardır, öyle değil mi? Özür Dilemek De Teşekkür Etmek De İnsanı Yüceltir Beşiktaş Çarşı grubu geçtiğimiz hafta bir teşekkür metni yayınlayarak Gezi parkı direnişi sırasında istemeden de olsa kime zararımız dokunmuşsa.. Geride bıraktığımız tek bir çöp için dahi halkımızdan ve dünyanın en onurlu işini en az ücret karşılığı yapan tüm temizlik işçilerinden özür dileriz.. diye başlayan ve Kapısını arkadan sürgülemeyen semtimizin güzel sakinlerine Seccadesini sedye yapan cami imamına, su taşıyan kilise papazına teşekkür ederiz. diye devam eden bir mesaj yayınladı. Yoğun gündeme rağmen Facebook ve Twitter da en çok paylaşılan mesajlardan bir tanesi Çarşı nın bu mesajı oldu. Yaşadığımız bu sert günlerde Çarşı nın teşekkür mesajı herkesin kalbini yumuşattı. İş hayatına 6 yaşında kurabiye satarak başlayan ünlü girişimci- Mary Kay Ash, İnsanların seks ve paradan daha fazla istediği tek şey takdir edilmektir. Herkesin boynuna asılı görünmez bir levha vardır, üzerinde Bana kendimi değerli hissettir yazar. der. Bir insana kendisini değerli hissettirmenin ilk adımı ona yaptıkları için teşekkür etmek ve gerektiğinde ondan özür dilemesini bilmektir. Teşekkür ederim. ve Özür dilerim. sözleri doğru zamanda ve içtenlikle kullanıldığında bütün ilişkilerimizde bir sihir etkisi yapar. Psikologlara göre, insanların gösterdiği başarıların kökeninde karakterleri ve sosyal becerileri vardır.john Rockefeller, En çok para ödeyeceğim yetenek, insanlarla iyi iletişim kurma yeteneğidir. demiştir. İnsanlarla iyi iletişim kurmanın temeli onlara değer verdiğimizi hissettirmektir. Bir kişiden özür dilemek ya da ona teşekkür etmek Sen benim için önemlisin, seninle ilişkime değer veriyorum. anlamına gelir. Kimi insanlar hep haklıdırlar. Hiçbir konuda hata yapabileceklerini kabullenmezler. Kendilerini aşırı derecede önemserler. Kendi zekâlarını keskin, akıllarını güçlü, karakterlerini gelişmiş, eğitimlerini, görgülerini, deneyimlerini herkesten yüksek görürler. Yaptıkları her davranışın, söyledikleri her sözün doğru olduğuna emindirler. Birileri hata yaptıklarını söylediğinde, yanlışlarını bir türlü kabullenmek istemezler. Kendilerine doğrular gösterildiğinde, durup düşüneceklerine, uyarı yapanı yanlış çıkarmak için ellerinden geleni yaparlar. Asla özür dilemezler. Kendilerini önemsemekten başkalarını takdir etmeyi akıllarına bile getirmezler. Özrü de teşekkürü de hep başkalarından beklerler. Özür dilemek de teşekkür etmek de bizim insanımıza zor gelir. Bizim insanımız özür dilemeyi de teşekkür etmeyi de bir türlü üzerine vazife almaz. Doğru düzgün, kalpten özür dileyemez; teşekkür de edemez. En iyi niyetlimiz bile, özür dilemenin bir tür yenilgi; teşekkür etmenin de karşı tarafa minnet etmek olduğunu düşünüp bu işleri geçiştirirler, farklı bazı davranışlarla durumu idare etmeye çalışırlar. Hâlbuki doğru olan, özür dilemeyi de teşekkür etmeyi hakkını vererek yapmaktır. Bizim kültürümüzde genellikle özür dilemek de teşekkür etmek de çocuklardan beklenir; bir kez yetişkin olundu mu özür de teşekkür de çocuklukta bırakılır. Çoğumuz, özür dilediğimiz ya da teşekkür ettiğimiz zaman hafife alınacağımızdan, karizmayı çizdireceğimizden çekinir bunu bir zayıflık addederiz. Bir yönetici olarak da özür dilediğimizde ve teşekkür ettiğimizde yumuşak yüzlü bir yönetim sergilemiş oluruz. Fakat birçok yönetici, yumuşak yönetimin bir zafiyet olduğu endişesini taşır. William Peace, Yumuşak yönetim, zayıf yönetim demek değildir. der. Bazıları yumuşak bir yönetimin insanları şımartacağını düşünür; insanların böyle bir yönetime saygı duymayacağından korkar. İş hayatında özellikle üstlerin astlardan özür dilemesi ve onlara teşekkür etmesi pek sık karşılaştığımız bir durum değildir. Üstler çoğunlukla korkutarak saygı sağladıkları için teşekkür ettiklerinde ya da özür dilediklerinde astlarıyla aralarındaki korku telkin eden o mesafenin ortadan kalkacağından endişe duyarlar. Özür dilemek gerçekten de insanların arasındaki mesafeyi kısaltır, iletişimi kolaylaştırır. Bir tür helalleşme sağlar. Hata yapmış olan, özür dileyerek sorumluluğunu kabul eder. Hatanın sebep olduğu zarara üzüldüğünü dile getirir. Aslında özür dilemek sadece bir sorumluluk üstenmek değil aynı zamanda insanın kendine güveninin de bir göstergesidir. Özür dilemek vicdani bir muhasebedir ve bir anlamda kişinin kendi kendini yargılamasıdır. Devamı gelecek sayıda Nikola Tesla Nikola Tesla, 9 Temmuz 1856 da, Sirbistan da doğdu de ABD ye göç etti. Tesla, tarih kitaplarından adi silinmiş önemli bir araştırmacı ve mucittir. Tesla 1800 lerin sonlarında, bugün tüm dünyada kullanılan alternatif akım (AC) sistemini buldu ve patentini aldı. Tesla nın buluşları arasında rotatif manyetik alan, dinamo, AC endüksiyon motoru, vs. vardır. Tesla ABD ye gidisinden bir yıl sonra, 1885 de alternatif akim dinamo, transformör ve motor sisteminin patent haklarını, adi bugün Tesla nınkinden çok daha popüler olan George Westinghouse ye sattı. Tesla 1891 de ünlü bulusu olan Tesla Bobini ni (Tesla Coil) icat etti. Bu buluş, radyo teknolojisinde geniş olarak kullanılabilecek bir endüksiyon bobiniydi ün başlarında Tesla, en büyük bulusu olarak gördüğü karasal sabit dalgalar! (terrestrial stationery waves) keşfetti. Bu bulusu ile yeryüzünün belirli frekanslardaki elektrik titreşimlerine duyarlı olduğunu ve bir iletken/iletici (conductor) olarak kullanılabileceğini kanıtladı. Tesla nın bir diğer önemli projesi ise kablosuz elektrik transferiydi. 200 ampulü arada kablo olmadan, 25 mil uzaklıktan yakabildiği rivayet edilir. Tesla nın en büyük amaçlarından biri İyonosfer den bedava elektrik üretmekti. Kablosuz ve bedava elektrik projeleri gibi çalışmaları olan Tesla nın, finansörü J. P. Morgan a Long Island da yapımına başlanan ancak tamamlanamayan, deneyler için kullanılacak laboratuar kulenin işlevinin, mesaj gibi elektrik iletmek olduğunu itiraf etmesi, onun inişinin de başlangıcı oldu. Tekeller oyların ona karşı kullandılar. Tesla, sistemin görmek istediklerinden daha fazlasını yapmıştı. Konvansiyonel olmayan enerji teknolojileri alanında Tesla çok önemli bir isim olmasına karşın, tarih kitaplarında ona, sanki önemsiz tarihsel bir figürmüş gibi davranıldı. Tesla-Edison karsılaştırması bu açıdan ilginçtir. DC (doğrusal akım-direct current) sisteminin mucidi Edison u herkes tanır. Ancak onun DC sisteminden çok daha kullanışlı olan ve bugün kullanılan AC sisteminin mucidi Tesla küçük bir çevre dışında tanınmaz. Edison un DC sistemi, merkezden bir mil uzaklıktaki ampulü yakamıyordu. Tesla nın AC sisteminde ise elektrik, yüksek voltajlarda yüzlerce mil yolculuk yapabilir. 20. yüzyıla girmeden hemen önce Tesla yeni tip elektrik dalgasını keşfetmiş ve kullanmıştı. Görünüşe göre keşfi o kadar esaslıydı ki, Tesla nın arkasındaki finansal desteğin geri çekilmesinden, kasıtlı olarak izole edilmesinden ve adinin kitaplardan silinmesinden sorumluydu. Tesla 1. Dünya Savaşı ndan itibaren izole bir yasam sürdü. Ara sıra yeni, bedava enerji kaynağı keşfini, bütün düşman orduları ve yüzlerce mil öteden bütün uçakları yok edebilecek ateş topu silahları teorisini, akil almaz bir savunma hazırlayabilecek bir silah düşüncesini ve kablosuz, kayıpsız enerji transferinin mükemmelliğini açıklamak için yüzeye çıktı. Tesla 7 Ocak 1943 de yokluk içinde ölürken arkasında pek çok radikal icat ve fikir bırakmıştı. Öyle ki, kendisine Elektriğin Tanrısı dendi. Pek çok araştırmacıya göre HAARP 1 Projesi, ilk kez Nikola Tesla tarafından ileri sürülen konseptleri kendine temel aldı. Pentagon, HA- ARP Projesi ile Tesla teknolojisini yeniden yaratıp, bu teknolojiyi tehlikeli amaçlar için kullanmayı hedefliyor.

5 Türk Dünyasının Sesi 5 Ünlü Nogay Halk Şarkıcısı Sultanbekov Ünlü Nogay Halk şarkıcısı Arslanbek Sultanbekov Ankara da konser verdi. Nogay sanatçı Sultanbekov, Kazakistan ın bağımsızlığının 20 yılı nedeniyle Kazakistan Nogay Türkleri Kültür Derneği ve Ankara Nogay Derneğinin iş birliğiyle organize edilen ve Ankara Yenimahalle Belediyesi 4 Mevsim Tiyatro salonunda gerçekleşen konserinde sevilen halk türkülerini seslendirdi. Çok sayıda Türk ve Kafkas sevenlerinin izlediği konserde sanatçı, çok sevilen ve tekrar istenen Dombra isimli şarkısını, konserin sonunda ikinci kez seslendirdi. Sultanbekov, konserin ardından AA muhabirine verdiği röportajda, 27 yıldır müzikle uğraştığını belirterek şöyle konuştu: «Elburus adında büyük bir dağ var Avrupa da. O dağın arkasında yaşar Nogan halkı. Cumhuriyeti yok ama kültürü var, oyunlarımız, şarkılarımız var. Ayrıca Çeçenistan da, Dağıstan da, Karaçay da birçok yerde Nogaylar yaşıyor. Ben onların, bizim türkülerimizi söylüyorum.» İlk kez 1997 yılında Türkiye ye geldiğini ve buradaki Nogaylarla tanıştığını söyleyen sanatçı, 160 yıl önce Çarlık Rusya dan kaçan Nogayların bir kısmı Türkiye ye gelmiş diye konuştu. Halkının, dünyanın birçok ülkesinde özellikle Avrupa da yerleştiğinden söz eden Sultanbekov, Rusya da 17 kez konser verdiğini yakın zamanda Avrupa konser vermeyi istediğini bildirdi. Yeni yıl için herhangi bir mesajı olup olmadığı sorulan sanatçı, hem Türkiye ye hem de diğer Türk halkları için öncelikle barış dilediğini belirterek «Türkiye de ve Türk halklarında çok çok çocuklar doğsun. Birbiriyle kavga eden başka halklar var. İnşallah bu çocuklar doğar ve barış getirir» dedi. Yangurchi Adzhiev HOLLANDADA bir sokak. bu atamızın MUSTAFA KEMAL ATATÜRKÜMÜZÜN ismi. bazı arkadaşlar bunu idrak edemesede. Dünya biliyor onun büyüklüğünü Nogaylar NOGAYLAR (kedilerine verdikleri isim Nogay), Rusya Federasyonu nun Türkçe konuşan halkı. Toplam sayıları 150 bin kişidir. Nogayların ana yaşam alanları Dağıstan Cumhuriyeti dir (Kuzey Kafkasya). Altay Ailesi, Türkçe Grubu na giren Nogay dilinde konuşurlar. Yazı 18.yy dan itibaren Arap, 1928 den itibaren Latin, 1938 den itibaren Kiril alfabeleri kullanılarak oluşturulmuştur. Nogayların çoğu müslüman sünnidirler. Nogaylar isminin ortaya çıkışı ve Nogay halkının çekirdeğinin oluşması Altınordu Han ı Nogay la ilişkilidir (13.yy). Bu isim Han Yedigey (14.yy sonu yy başı) zamanında ve artık ayrı bir devlet olarak Nogay Ordu nun kurulduğu selefleri zamanında daha geniş bir alana yayılmıştır. Nogay Ordu nun 16. yy da yıkılmasından ve Büyük ve Küçük Nogaylar adı altında iki ulusun oluşmasından sonra Kuzey Kafkasya stepleri Nogayların ana yaşam alanı haline gelmiştir. Nogayların geleneksel geçim kaynakları göçer hayvancılıktır (koyun, keçi, büyük baş hayvan, at, deve). Zanaatlar arasında en gelişmişi çuha üretimi, deri işleme, koyun postu işleme, ahşap işleme, çoban kepeneği, çizme, şapka, kilim yapımında kullanılan keçe üretimi idi. Büyük İpek Yolu da dahil Kafkasya da bulunan Nogay steplerinden önemli ticaret yolları geçerdi. Bu da Nogaylar da ticaretin gelişmesini sağlamıştır. Nogayların arkaik yerleşim yeri göçer auldur. 18. yy ın ikinci yarısında ve 19. yy ın ortasında bunlar yerleşik sürekli yerleşim yerleri haline gelmişlerdir. Nogayların toplumsal ve aile gelenekleri Eski zamanlarda nogayların geleneksel hayat tarzı göçebelik idi ve yaşam tarzlarının ve kültürlerinin oluşmasında belirleyici yol oynamıştır. Nogaylardaki toplumsal düzen babasoy kökenli idi. Aile-soy grupları arasında soya bağlılık tek bir atadan geliyor olma anısının muhafaza edilmesi ile pekiştirilirdi. Yerleşik düzene geçerken bile akrabalar beraber yer seçmeye özen gösterirlerdi böylece mahallya denilen yerleşim yerleri meydana gelirdi. Nogaylar arasında yaşlı erkekler yani aksakallar özel bir konuma sahiptiler. Maslagat denilen özel bir meclis mevcuttu, burada önemli konular tartışılır, mahkemeler düzenlenir ve tartışmaların çözümü aranırdı. Sosyal hayatta ana düzenleyici kural adet olarak adlandırılırdı. Adet ataların nasihatlarına dayanırdı. Müslüman hukuku şeriat ise yerleşik hayata geçilmesi ile daha etkili bir hale gelmiştir. Nogayların günlük hayatı ve hayat tarzı yetişen yeni nesilin eğitimi ile de şekillenemekteydi. Örneğin oğlan çocuklarının eğitiminde askeri hazırlık büyük önem taşırdı. Evle ilgili işlerin tüm yükü ise kadınların omzuna yüklenmişti. Küçük çocukların en önde gelen eğitimcileri ana ve nine idi. Baba çocuklar açısından sevecen olmaya çalışmaz, her zaman sert olmayı tercih ederdi. Nogay çocuklarının karakterinde kendi kendini eğitme de rol oynardı. Çocuklar yürümeyi öğrenir öğrenmez kendi başlarına kalırlardı, ancak yaşları ilerleyince ev işlerine ve toplumsal hayata dahil olurlardı. Erkek ve kız çocukların ayrı eğitimine 7-8 yaşlarından itibaren başlanırdı. Erkek çocuklara ata binmeyi öğretirlerdi. Aslında bu eğitim oyun tarzında daha 3-4 yaşlarında iken başlardı. Kızlara ise ev işlerinin yapılmasındaki tüm püf noktaları öğretilirdi. Her iki cinsten çocuğa aile ve toplum içinde nasıl darvanması gerektiği gösterilirdi. Yangurchi Adzhiev Nogay toplumsal hayatında her mahallede bulunan ve cienler denilen genç birlikleri ilgi çekicidir yaşında çocuk bir cien oluştururlardı. Kendilerine cien ağası denilen bir lider, ona tagası ya da tarhan denilen yardımcılar seçerlerdi. Bazen ciene büyükler arasdından damada denilen bir hoca tayin edilirdi. Bu tür bir gruplaşmanın ana hedefi geçiş çağında bulunan gençlere disiplin vermek, karşılıklı sorumluluk duygusu geliştirmek ve topluma faydalı işleri yapmalarını sağlamak idi. Cien üyeleri sadece beraber vakit geçirmezler birbirlerine destek olmayı da öğrenirlerdi. Nogayların köyleri ve evleri Nogay köy yerleşiminin ana tipi auldur. Nogaylar genel olarak yurtalarda yaşarlardı. İki ana tipte yurta kullanılırdı. Terme denilen yurta sökülebilirdi. Kiyiz denilen keçe, ahşap karkas ve halatlarla kurulurdu. Yurtayı genellikle kadınlar kurardı. Öncelikle yurtanın karkas çubukları takviye edilirdi. Kullanılacak malzeme yurtanın ebadına göre değişirdi. Yurta karkasının üzerine ise keçe kaplama serilirdi. Zengin nogaylar beyaz renk keçe, fakir nogaylar ise gri renk keçe kullanırlardı. Yurtaların içi şıpta denilen kamış panolarla donatılırdı, zenginler ise kamış yerine halı kullanırdı. Yurtanın merkezinde ısınma ve yemek pişirme amaçlı kullanılan ve tandır denilen ocak bulunurdu. İkinci nogay evi ise sökülmeyen yurta-otav idi. Bunun kuruluşu da yurta-termeye benzerdi. Yurtalar diziler halinde kurulurdu. Her dizide bir büyük ailenin fertleri yaşardı. Böylesi bir akrabalar mahallesinin ortasında soyun en yaşlısına ait yurta yeralırdı. Yurta içinde bölünme yaş ve cinse göre yapılırdı. En saygın, kuzey tarafında ailenin lideri otururdu. Liderin yerin ter adı verilirdi. Ev sahibi evde yokken bile kimse teri kullanamazdı. Sadece ailenin yaşça büyük erkek fertlerine ayrıcalık verilirdi. Ev sahibinin sağında yaşa göre misafirler ve ailenin erkek tarafı otururdu. Sol tarafa ise yaşa göre kadınlar ve kapıya yakın konumda evlilik yaşındaki kızlar otururdu. Kadınlar ve gelinler arasına aile liderinin kızları otururdu. Yemeği ayrı yerlerdi. Önce yaşa göre erkekler, arından da yine yaşa göre kadınlar yemek yerlerdi. Nogayların yerleşik hayata geçişleri uy denilen kalıcı konutların ortaya çıkmasına neden oldu. Şimdi köy yerleşim yerlerinde bu türden yapıları görmek mümkündür. Malazgit Marşı Aylardan Ağustos, günlerden Cuma Gün doğmadan evvel iklîm-i Rum a Bozkurtlar ordusu geçti hücuma Yeni bir şevk ile gürledi gökler Ya Allah...Bismillah... Allahuekber Önde yalın kılıç Türkmen Başbuğu Ardında Oğuz un ellibin tuğu Andırır Altay dan kopan bir çığı Budur, Peygamberin övdüğü Türkler... Ya Allah...Bismillah... Allahuekber Türk, Ulu Tanrı nın soylu gözdesi Malazgirt Bizans ın Türk e secdesi Bu ses insanlığa Hakk ın müjdesi Bu seste birleşir bütün yürekler... Ya Allah...Bismillah... Allahuekber!.. Nağramızdır bu gün gök gürültüsü, Kanımızdır bugün yerin örtüsü Gazi atlarımın nal parıltısı Kılıçlarımızdır çakan şimşekler... Ya Allah...Bismillah... Allahuekber!.. Yiğitler kan döker, bayrak solmaya, Anadolu başlar, vatan olmaya... Kızılelma ya hey... Kızılelma ya!!! En güzel marşını vurmadan mehter Ya Allah...Bismillah... Allahuekber Yangurchi Adzhiev Prens ve Prenses Gazi Nogay-İsmail Çimen - Hititlere ait prens ve Prenses mezarlarının bulunduğu Çorum daki Alacahöyük Ören yerine, insan kaynaklı tahribatın engellenmesi ve daha iyi korunabilmeleri amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kamera sistemi kuruldu. Alaca ilçe merkezine 15 kilometre uzaklıkta, Türkiye nin önemli arkeolojik Ören yerlerinden Alacahöyük teki kazılar, yüz yılı aşkın süredir devam ediyor. Milattan önceki 4 binli yılları kapsayan Kalkolitik Çağ dan bu yana sürekli iskana sahne olan Alacahöyük, Hititlerin önemli merkezlerinden biri sayılıyor. Alacahöyük te, Hititlerden kalma on üç prens ve Prenses mezarından altısı, orijinal ölçülerde yeniden yapılarak, içerisine prens ve prenseslerin iskeletleriyle mezardan çıkan güneş kursları, altın ve gümüş eşyanın kopyası konularak ziyarete açılmıştı. Bu mezarların da içerisinde bulunduğu Ören yerinin korunması için bir süre önce kamera sistemi kuruldu. -Ören yeri sekiz kamera ile korunacak- Ankara Üniversitesi öğretim üyesi ve Alacahöyük Kazı Başkanı Prof. Dr. Aykut Çınaroğlu, AA muhabirine, yılda 50 bine yakın yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Ören yerinde, ziyaretçilerin zaman zaman küçük çaplı tahribata yol açtığına dikkati çekti. Kazılarda çıkarılan eserlerin sergilendiği Alacahöyük Müzesi nin de bulunduğu Ören yerine hem güvenliğin sağlanması hem de insan kaynaklı tahribatın önlenmesi amacıyla kısa süre önce sekiz adet kamera yerleştirildiğini duyuran Çınaroğlu, şunları kaydetti: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Alacahöyük teki ziyaretçi sayısındaki artışı dikkate alarak bir çalışma yaptı. Bu kapsamda Ören yerleri kamera ile korunmaya başlandı. Müze ve kazı alanının muhtelif bölgelerine sekiz adet kamera konuldu. Artık Ören yeri devamlı kontrol edilebiliyor ve Alacahöyük Müzesi nden 24 saat izlenebiliyor. Bugüne kadar zaman zaman küçük çapta tahribatlar oldu. Turistler duvarların ve kabartmaların üzerine çıkıp resim çektiriyor. Kameralar sayesinde insan tahribatı büyük ölçüde engellenecek. Yangurchi Adzhiev

6 6 Türk Dünyasının Sesi Aytunç Altındal Prof.Dr.N.ERBAKAN Prof. Dr. Necmettin Erbakan ın sadece Türkiye siyaset arenasında değil genelde İslam aleminde özelde de Batılı ve Siyonizm ağırlıklı odaklarda hissedilen bir ağırlığı olmuştur. Onun başlattığı siyaset anlayışı geçmişte İslam aleminde etkili olmuş Tarz-ı Siyaset lerden çok farklıydı. Bu farklılıkları başlıca iki ana başlık altında toplayabilirim. A) Necmettin Erbakan, sadece adına İslama denilen bir siyasi hareketi kurmamış. Aynı zamanda bir Siyasi Uyanış ve derleme hareketini de başlatmıştı. Bunu yaparken de, burası çok önemlidir ki, bir Din Adamı olarak değil, bir Bilim Adamı olarak plan ve projeler üretmişti. Batı da ve Siyonist odaklarda onun bu Sivil ve Bilimsel kimliği çok Tehlikeli bulunmuştu. Bunu bizzat bana aktardığı bilgilere dayanarak söylüyorum. Eğitimimi Batı da ve tamamen İleri Teknoloji verilerine göre tamamlanmış bir bilim adamının İslami değerleri öne çıkartan bir siyasi partinin kurucusu ve lideri olması Batı da ve İsrail de çok tehlikeli bulunmuştu. B) Necmettin Erbakan, kendi nev i şahsına uygun örgütlenme modelinde mevcut değerlerin (toplumsal, tarihsel, düşsel ve kültürel) yeniden ele alınarak çağın gidişatına ve Zeitgeist (Zamanın Ruhunu )belirleyecek şekilde analiz ve sistematize edilmesini sağlamıştı. Bu anlayış sayesinde Türkiye nin Yeniden kendini toparlayacağı ve Dünya da belirleyici rol oynayacağını düşünmüştü. Onun bu Bilimsel yaklaşımı Siyonizm için ayrı bir tedirginlik ve endişe kaynağı olmuştu. Şunu da ekleyerek bitireyim Necmettin Erbakan, Mustafa Kemal Paşa ya hiçbir zaman garez, kin ve nefretle bakmamıştı. Prof. Dr. Necmettin Erbakan ın bu iki özelliği üzerine Doktora Tezleri yazılacaktır diye düşünüyorum. Aytunç Altındal ABD de 18 bin kuş gökten düştü Bu tüyler ürpertici olay dördüncü kez aynı yerde ve aynı tarihte gerçekleşiyor. ABD nin Arkansas eyaletinde bulunan Beebe bölgesinde yılbaşı günü tam geceyarısında 18 milyon karatavuk cinsi kuş gökten düşerek öldü Bölge sakinlerinden bir tanesi olay anını, İlk kuşun düştüğünü civarında duyduk. Sonra bir tane daha ve bir tane daha düştü. İlerleyen birkaç dakikada hiçbir şey olmadı. Geceyarısı olduğunda ise gökten adeta yağmur gibi düşüyorlardı. Kısa süre sonra toprağı göremez olduk sözleriyle anlatıyor. Meteoroloji uzmanı Jeff Baskin ise olaydan önce ülke genelinden büyük grupların kısa süre önce Beebe ye doğru geldiğini fark ettiklerini daha sonra ise ölümlerin gerçekleştiğini söylüyor. Ornitolog Mitch Brenner a göre ise kırmızı kanatlı karatavuklar bu ölüm nedeniyle soyunun tükenmesi tehlikesiyle karşı karşıya. Brenner, ülke çapında 500 adetten az karatavuk kaldığını düşünüyor ve bunun türün devam devamı için yeterli olmadığı görüşünde. Geçmiş senelerde Karatavuk ölümleri havai fişeklerin yarattığı korkuya bağlanmıştı fakat uzmanlar bu görüşten uzaklaşmış görünüyor. Bilimadamları ve yetkililer olası sebepleri araştırırken Karatavuk hala bize gizem olarak gerçekliğini korumakta. Türk Cumhuriyetlerin diasporaları Bakü de Toplandı Her üç ülkenin cumhurbaşkanları da globalleşen dünyada birlik beraberlik ve birlikte hareket etmenin sağlayacağı kazanımlar konularına dikkat çektiler. Forumda Türkiye den katılan heyete başkanlık yapan Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Kemal Yurtnaç yaptığı konuşmada yurtdışında yaşayan Türklerin en çok duydukları ifadenin entegrasyon yani uyum olduğunu ifade etti. Entegrasyon konusuna desteklerini açıklayan Yurtnaç entegrasyonun bir toplumun kendi kültürünü bırakarak başka bir topluma uyması demek olmadığının altını çizdi. Yurtnaç Biz entegrasyonun aynı zamanda demokratik hakların kullandırılması ve o toplumun yönetime katılmasının önündeki engelleri kaldırılması olarak algılıyoruz dedi. Forumun sonunda basının sorularını cevaplandıran Halil Akıncı, hedeflerinin konseye üye 4 devlet arasında her konuda olan yakın işbirliğini arttırılması olduğunu söyledi. Akıncı 2011 yılında ekonomik işbirliği ile başlayan çalışmaların eğitim ve üniversiteler arasındaki birliklerden sonra diasporalar arasındaki birliği tesis ettiklerini söyledi. Nazım İbrahimov da basına yaptığı açıklamada forumun Türk dünyasının birliği adına atılan önemli adımlardan biri olarak değerlendirdiğini söyledi. İbrahimov konseye üye ülke diaspora teşkilatlarının ortak hareketi ile yaşanan problemlere karşı daha güçlü olacaklarını dile getirdi. Kemal Yurtnaç ise basın mensuplarına dünyanın her yerinde beraber hareket etmekle alakalı çalışmaların ilk temelinin bu forumla birlikte atılmış olduğunu söyledi. Kazakistan-Türkiye: Kökü derin kardeşlik Bir yandan Ahmet Yesevi nin, İslam dininin başka etnisiteye sahip insanlar ile başka dine mensup kişilere yönelik engin hoşgörüsünü öğreten tarihi kültür mirası, öte yandan Sovyetler Birliği nin halklar arası barışı ve işbirliğini öne çıkaran yaklaşımından öğrenilen iyi uygulamalar Kazakistan yönetiminin ilkelerine dönüşmüş ve anayasal düzeninin temelini oluşturmuştur. Kazakistan Cumhuriyeti nin kurucu Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev in, daha Sovyetler Birliği dağılmadan önce başlattığı ulusal ve uluslararası siyasi inisiyatifleri bunun açık göstergesidir. Kurucu Devlet Başkanımız Nursultan Nazarbayev, daha 1992 yılında, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Kurulu nda, tüm dünya devletlerine seslenerek, Asya da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı nın (AİGK/CICA) kurulması gerekliliğini dile getirmiştir. Alınan kararla 5 Ekim 1992 tarihinde, merkezi Almatı da olmak üzere kurulmuştur. Halihazırda başkanlığını Türkiye üstlenmektedir. Devlet Başkanımız Nursultan Nazarbayev in inisiyatifiyle başlatılan ve düzenli aralıklarla toplanan Semavi ve Geleneksel Dinler Liderleri Kurultayı, bütün dünyadaki dini merkezler tarafından yüksek düzeyli katılımlarıyla desteklenmektedir. Barışsever dünya toplumu, giderek artan tehlike ve tehditler karşısında işbirliği ve diyalog imkânları arayabileceği yeni bir zemine kavuşmanın kıvancını, övgüyle dile getirmektedir. Bir diğer önemli projeler dünya finans krizine karşı etkin önlemlerin alınmasını sağlayacak G-Global Platformu ve dünyada ilk nükleer silahtan feragat eden ülke olarak nükleer silahsızlanma projesi ATOM projesi uluslararası arenada büyük yankı uyandırmıştır. Kazakistan Cumhuriyeti, barış ve huzurun sadece iyi niyetle ve güzel sözlerle sağlanamayacağını bilmekte ve hem kendi ülkesinin hem de dünya toplumlarının refah düzeyinin artırılması için büyük çaba göstermektedir. Bağımsızlık yıllarında, yabancı yatırımların önü açılmış, ülke ekonomisine 120 milyar dolardan fazla doğrudan yabancı yatırım çekilmiştir. Gayri Safi Milli Hâsılamızın 2015 yılında 200 milyar dolara ulaşması, kişi başına milli gelirin doları geçmesi hedeflenmiştir. Kazakistan, milli refah düzeyi açısından, dünya ülkeleri sıralamasında 26 puan ilerleyerek 50 nci sıraya yükselmiştir. Kazakistan da eğitim seviyesi çok yüksek olup, toplam nüfusun % 99 u okur-yazardır. Aynı zamanda Kazakistan, uzay araştırmaları alanında da büyük atılımlar yapmaktadır. Kazakistan, dünyanın en büyük uzay üslerinden biri olan Baykonur Uzay Üssü ne sahiptir. Bu Uzay Üssü nde, ülkemizin uzay araştırmaları ve kozmonot yetiştirme çalışmaları yapılmaktadır. Bağımsızlığımızı kazandığımız yıllardan bu yana, Türkiye hep yanımızda yer almıştır. Geçiş döneminin zorluklarına rağmen, eğitim alanında ilk elini uzatan ülke Türkiye olmuş, ülkemize gelen ilk işadamları, inşa edilen ilk yapılar, açılan ilk oteller hep Türkiye den olmuştur. Türkiye, ülkemizin uluslararası inisiyatiflerine destek vererek, bize yakınlığını göstermektedir. Kazakistan 2010 yılında AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) Başkanlığı nı başarılı bir şekilde yürütmüştür. Geçtiğimiz yıl İslam İşbirliği Teşkilatı Başkanlığı nı da üstlenen Kazakistan, kuşatıcı ve kapsayıcı dış politikası sayesinde bölge ve dünya barışına katkıda bulunmaya devam etmektedir. Güzide başkentimiz Astana, EXPO-2017 Dünya Fuarı nın ev sahipliğini başarıyla yürütmek için çalışmalarını çoktan başlatmıştır. Her alanda Türkiye nin desteğini gören Kazakistan, EXPO-2020 fuarına ev sahipliği konusu başta olmak üzere, birçok inisiyatiflerde Atunç ALTINDAL 1945 yılında İstanbul da doğdu. Bugüne kadar 16 i telif 11 içeviri 27 kitabı, 400 den fazla da makalesi yurtiçi ve yurtdışında yayınlandı seneleri arası Gurnsey Writer s School da, 1977 senesinden itibaren ise Fransa Sorbon Üniversitesi Fransızca Eğitim bölümünde tahsil gördü de Havass Yayınlarını, 1980 yılında ise Süreç Yayınlarını kurdu ve Süreç dergisini çıkardı de İsviçre de MODUS VİVENDİ Kültür Merkezi ni kurarak 10 yıl yönetti yılında Rusya da Kültür Danışmanlığı görevini yaptı de İngiltere Edinburg taki INTERNA- TIONAL ACADEMY FOR EUROPEAN AND CHRISTIAN STUDIES akademisinde PROJECT ACADEMIC BOARD (Akademik Proje İdari Heyeti) üyeliğine seçildi. Aynı yıl İngitere de yayınlanan THREE FACES OF JESUS (Üç İsa) adlı kitabı dünyada yankılar uyandırdı. Daha sonra (1993) Rusça ya çevrildi te INTERNATIONAL SOCIETY FOR THE STUDY OF EUROPEAN IDEAS (Uluslararası Avrupa Düşünce Çalışmaları Topluluğu) Bilimsel Kuruluna üye oldu. Aynı yıl Avusturya nın GRAZ şehrindeki KARL - FRANZ Üniversitesi tarafından düzenlenen EUROPEAN SECULAR LEGACY (Avrupa nın Laik Vasiyeti)adlı uluslararası konferansta Oturum ve Bölüm Başkanlığına seçildi te merkezi New York ta bulunan CAR- NAGIE COUNCIL ON ETHICS AND IN- TERNATIONAL AFFAIRS örgütüne davet edilen, ilk ve tek Türk Konuşmacı oldu. Aynı sene, New York ta Birleşmiş Milletler bağlantılı GLOBAL FORUM OF SPI- RITUAL AND PARLIAMENTARY LE- ADERS ON HUMAN SURVIAL (İnsan Yaşamından SorumluRuhani ve Siyasi Liderler Global Forumu nda) INTERNA- TIONAL ADVISOR COMMITTEE yani Uluslararası Danışman üyesi oldu. Ünlü Fizikçi Isaac NEWTON un bugüne kadar hiç bilinmeyen bir kitabını da yayınlayan Altındal, Uğur Mumcu nun Sakıncasız adlı eserinin de yapımcılığını üstlendi. Aytunç Altındal gölgesi bol bir yazar. Altındal için KGB ajanlığından sansasyon meraklısı profesyonel tartışma programı konuğu tanımlamasına kadar pek çok farklı yorum yapıldı. Kuşkusuz onu en iyi tanıyan kişi kendisinden başkası olamaz. Ancak bazı detaylar vardır ki: resmin tamamı değilse bile bir kısmını ele verir. Çünkü anılar gölgesi bol olanların kimlikleridir. Altındal ı ofisinde ziyaret ettik. Ona ne iş yaptığını değil, sahip olduğu anıları sorduk, söyleşiye başlamadan Anılarını mezara götüren adamlardan değilim ama mezara götüreceğim anılarım da var elbette diyerek ilk mesajını verdi. Altındal ın babası Beşiktaş kulübünde futbol oynamış aynı zamanda Haysiyet Divanı Başkanlığı yapmış. Annesi Fatma hanım ise ev hanımı. Fatma Hanım ve Cavit Bey in en küçük çocuğu. Şimdi hayatta olmayan iki ablası ve hala sağ olan bir ağabeyi var. Aytunç Altındal bugün 62 yaşında. Üç çocuğu, bir torunu, 30 kitabı(11 i çeviri 19 u telifli) ve yaklaşık 400 makalesi var. Tabii bir de internet sitelerinde şahsına girilmiş sayısız entry. Bu yorumları hatırlattığımızda saçlarıyla aynı renk olan kır bıyıklarını düzeltiyor. Dudaklarını hafifçe oynatarak: Türkiye nin en karanlık ve esrarengiz adamı olduğum rivayet ediliyor. Bu yorumun kısmen doğru tarafları olabilir belki. Ama bir anı cimrisi de değilim diyor. Ve mezara götürmeyeceği anekdotları ölçülü bir cömertlikle anlatıror.

7 Türk Dünyasının Sesi 7 Türk Mitolojisinde Ağaç Kültü Türk, evinden önce bahçesini yapar, ağaç diker; Fransız ise yapı için ağaçları keser! (Le Corbusier ). Türk ün anlayışına göre, evlilik gibi, ev de kutsaldır. Türk dünya görüşüne uygun olarak evin temelini atmadan önce ağaç (evin doğusuna) dikilir. Türk düşüncesinde Tanrı nın evinin doğuya bakan kapısının önünde bir ağaç vardır ve bu ağaca Tanrı nın ağacı denilmektedir. Her ağaç evin yanına dikilmez. Bu ağaçlar dut, nar, iğde, söğüt gibi türlerden oluşmaktadır. Türk geleneğinde ölümde de ağacın yeri büyüktür ve her mezar başına (bazen mezar taşına ağaç resmedilir) bir ağaç (servi) dikilir, ruhu tekrar ait olduğu yere göğe götürsün diye. Ve eğer dikilen bu ağaç yeşerir, göğe doğru uzarsa mezarda yatan kişinin mekânının Tanrı katı olacağına inanılır. SERVİ: Mezarlıktaki serviler, düzgün boylarıyla göğe doğru yükselmekte, ebedi hayatı sembolize eder. DUT: Anadolu da evlerin önüne dikilen ağaçların başında dut gelir. Evin ağacı (evin ruhu) olarak kabul edilen dut ağacı, evin mutluluğu, saadeti, bekası ve bereketinin sembolüdür. Batı Anadolu da erkek dut denilen meyvesiz ve koyu gölgeli olanı tercih edilir. (Dut gölgesi, it gölgesi). NAR: Nar ağaçları da seyrek olarak evlerin önüne dikilir. Nar, Aydın bölgesinde, cennet meyvesi olması ve dikenleri dolayısıyla şeytanı evin etrafına sokmaması nedenleriyle tercih edilmektedir. Nar ağacı bütün Türk dünyasında kutsal sayılır. Türk kültüründe elma ve nar zürriyetin sembolüdür. Rüyada nar görmek neslin bereketli olacağına yorumlanır. Nar cennet meyvesi olduğundan ötürü nar tanelerini yere dökmek günahtır (Balıkesir/ Kürse Köyü). Düzce yöresinde, taze dut yaprağının şeker hastalığına iyi geldiğine inanılır. Amasya yöresinde Narın çiçeği çoksa kışın sert geçeceği ve uzun süreceğine inanılır. İNCİR: İncir ağacı, virane, susuz, kırsal yerlerde yetişen, yamru yumru bir ağaçtır. İncir ağacı meyvesi muteber olmakla beraber odunu açısından da makbul sayılmaz. İncir ağacı, evden çok uzaklara, dağlara, susuz bağlara dikilirken, iğlek (incirin erkeği) ağacı da seyrek olarak evlerin önüne, pınarın, çeşmenin başına dikilir. Birisine beddua edileceğinde Ocağında incir ağacı bitsin derler. İncir dalı çabuk kırılır, dalından düşen de pek iyileşmez. Geceleri incir ağacı yanından, yakınından geçilmez. İncir ağacı altında yatmak iyi değildir. Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz. İĞDE: İğde ağacı/dalı İç Anadolu da, dikenli oluşu ve nazardan, kem gözlerden koruyucu vasıflarıyla tercih edilerek bahçelere dikilir. İğde ağacı ve iğde çekirdeğinin kutsal olduğuna inanılır. İğde ağacı ve çekirdeğinin nazara iyi geldiğine ve nazarı önlediğine inanılır. Bu sebeple delinmiş iğde parçacıkları çocukların, hastaların, hayvanların başlarına, kıymetli şeylere gök boncukla (Nazar) ve muskayla beraber takılır. İğde ağacının çiçekli dalları evlerin içine, hayvanların bulunduğu ağıllara asılır, küçük parçalar halinde insanların iç ve dış giyimlerine dikilir. İğde çekirdeğini inek yerse sütü bol olur (Düzce). HUŞ (Ak ağaç=betula alba): Orta Asya da huş denince akla büyük ağaçlar gelmektedir. Türk kültürünün ve mitolojisinin en önemli ağacıdır. Huş ağacı Tanrı nın kutlu ağacıdır. Huş (Ak ağaç), iyi ve koruyucu ruhların yeryüzüne inme yoludur. Huş ağaçları bulundukları yer- Destanlar Ne İfade Eder Destan kelimesi dilimizde çeşitli mânalar ifade etmektedir. Lügat mânası «hikâye, efsâne, masal» demektir. Halk edebiyatımızdaki nazım şekillerinden biri destan adını taşır (1). Fransızca «epopee» ve «leğende» kelimeleri ni de dilimizde destan sözüyle karşılıyoruz. Burada destan kelimesiyle «epopee» ve «leğende» kasd edilmiştir. «Epopee» tarihî fakat efsaneleşmiş kahramanlık vak alarını ve bunları yapanları anlatan; yâni tarihî kahramanları ve onların maceralarını teren nüm eden manzum hikâyelerdir. Bunlar milletin ortak malıdır. «Leğende» ise; tarihten önce veya tarihin başlangıcı sırçalarında, bir milletin geçirdiği maceraları, yetiştirdiği kahramanları, tabiat, kâinat ve cemiyet hâdiseleri hakkında düşündüklerini ve bunlar karşısında aldığı vaziyetleri anlatan din ve kahramanlık efsâneleri ve masallarıdır. «Leğende» da milletin ortak mah sulüdür. Demek ki, destanlarda bir milletin başından geçen çeşitli hâdiseler, fe lâket ve saadetler, yenilgi ve başarılar; aralarından yetişen ve bu hâdiselerde önemli roller alan kahramanlar; o mîlletin dünyanın meydana gelişi, insanların yaratılışı, kendi türeyişleri ve ölüm hakkındaki düşünceleri ve inanışları yer almaktadır. Destanların mahiyeti: Destanların bir kısmı inanılması mümkün olmayacak kadar hayalîdir. Bunlar mythologiaue (esatiri) mahiyettedir. Bir kısmı tarihî vakalara daya nır. Bunlar ise legendaire (menkabevî) mahiyet taşırlar. Destanlar ne sâdece tarih, ne de sâdece edebiyattırlar. Destanlar milletlerin efsanevî tarihi sayı labilir. Destanlarda bir vak a ve kahramanın en doğru çizgilerle anlatılması değil; o vak a ve kahramanın millet vicdanında bıraktığı tesirler, cemiyetin duyduğu sevgi, nefret ve saygı daha önemlidir. Böylece destanlar, bir milletin düşünce ve yüksek duygularını, ortak vicdanda yaşayan ülküleri bize aksettirirler. Destanlar ferdî değil içtimaîdir. Destanlarda büyük vak alar ve olağanüstü insanlar anlatılır ve bunlar karşısında topluluğun dehşet, korku ve hay retten sevgi, beğenme ve saygıya kadar çeşitli duyguları gösterilir. Yâni des tanların terennüm ettiği vak alar ve şahıslar normalin dışında bir mâhiyete sahiptirler. Bu sebeple, destanlarda şeklî bir mantık ölçüsüne göre mantık sızlıklar vardır. Fakat, bunların mantıksızlıktan çok mantık dışı sayılmaları daha doğru olur. Çünkü, destanlar, cemiyetin bâzı şartlar içinde inanışına, değer hükümlerine ve cemiyet mantığına uymaktadırlar. Destanların doğuşu ve meydana gelişi; Bir çok milletlerin destanı yoktur. Destanlar sâdece eski milletlere mah sustur. Destanlar halk muhayyilesinin yarattığı efsâneler olduğu için; bun ların ortaya çıkması ancak uygun şartların mevcut olması ile, yâni içtimaî vicdanın bu çeşit yaratmalara elverişli olduğu eski ve iptidâi devirlerin ya şanması ile mümkündür. Menşe bakımından eski devirlere uzanmak da yet mez. Bir millet büyük hâdiseler yaşamamış ve maceralar geçirmemişse, des tanlar teşekkül edemez. Büyük savaşlar, fetihler, zaferler, mağlûbiyetler, güç ler, felâketler, devletin kuruluş ve inkırazı gibi hâdiseler halk muhayyilesine tesir eder ve onu harekete geçirir. Bu hâdiselerin başında bulunan kahra manların yaptıkları işler, taşıdıkları kuvvet ve insanüstü yönler üzerinde du rulur. Bu heyecan verici vak a ve hâdiseleri; muhtelif halk şâirleri, muhtelif yer ve muhtelif zamanlarda fasıl fasıl terennüm ederler. Bunlar ağızdan ağı-za biraz değişerek ve bir hayli genişleyerek yayılır, biribiriyle birleşir ve bütün milletin ortak malı olur. Artık, onları ilk meydana getiren şairlerin adı unutulmuş, genişleyen ve değişen mahsûller ortak mal hâline girmiş bulu nur. Destanlar bir milletin sözlü ve ortak edebi mahsulleridir. Büyük milletlerin hayatında heyecan verici hâdiseler sık sık vuku bulduğu için, yeni kahramanlar ortaya çıkar. Bunların etrafında yeni destan parçaları meydana gelir, yahut eski parçalar canlanır. Yâni çeşitli vak a ve kahramanlar dolayısıyle söylenen parçalar biribiri üzerine yığılır. Destanların teşekkülü bir kar yığınının meydana gelmesine benzetilmektedir. Bu suretle biribiri üzerine eklene eklene büyüyerek teşekkül eden destanlar, uzan asırlar halk arasında yaşar. Babadan oğula anlatıla anlatıla bir gelenek olarak sözlü şekilde devam eder. İşte destanların doğuş ve meydana gelişi böyle bir gelişme gösterir. Sonra bunlar yazıya geçirilerek tesbit edilir ve bunun sonucunda millî destanlar ortaya çıkmış olur. Destanların tesbiti: Destanların karakteri manzum, şifahî ve ortak olmaktır. Biribiriyle birleşe birleşe büyüyen sözlü parçaların yazıya geçirilmesiyle, bunlar yazılı edebiyatın malı olurlar. Artık millî destan toplu bir şekilde meydana çıkmış demektir. Destanların tesbiti birkaç şekilde olabilir: Ya milletler medenî seviyeye eriştikten sonra yüksek zümre şairlerinden biri, halk arasında canlı surette yaşayan destan parçalarını ve efsaneleri kendi üslûbu ile yeniden işler ve edebiyata mal eder; yahut ilim adamları bunları hiçbir şey katmadan toplar. Birinci şekilde meydana gelen millî destanlar için örnekler Homiros un «İlyada» ve «Odise» siyle Firdevsî nin «Şehname» sidir. İkinci şekilde tesbit edilen destan Finlilerin «Kalevala» sıdır. Lönnrot adlı bir hekim, uzun yıllar fin köylüleri arasında yaşayarak onların millî türkülerini toplamış, bunları sınıflandırarak ve düzenleyerek Fin millî destanını bir bütün hâlinde ortaya koymuştur. Homiros Yunan, Firdevsî İran halkı arasında yaşayan ve dillerde dolaşan efsâne, mitoloji, menkabe ve kahramanlık hikâyelerini, destan parçalarını yeniden ele almış, bunları kendi ilhamları ile genişletmiş, devrin estetik ve edebiyat şekilleriyle işlemiş büyük şairlerdir. Meydana getirdikleri eserlerde topluluğa ait ve ferdî yaratmalar karışıktır. Dr. Lönnrot ım ortaya çıkardığı Kalevala»da ise ferdî bir yaratma mevcut değildir. Destan topluluk yaratmasının mahsulüdür. Lönnrot bir şair ve edebiyatçı değildir. Destanın tesbitinde edebî bir çalışma göstermemiştir. Bir folklorcu olarak destanı bir araya çıkarmıştır. Destanlar arasında, bir tarihçi veya herhangi bir şahıs tarafından eski bir devirde, parça halinde yazıya geçirilmiş olanlar da vardır. Bunlar halk arasından veya o devirde yaşayan bir halk şairinden tesbit edilmiş olabilir ler. Fakat, nasıl tesbit edilirse edilsin, bunlar da anonim eserlerdir, milletin ortak malıdır. Bütün hâlinde olmamakla beraber, bunlar da millî destandan sayılırlar. Türk Destanı Kahramanlık masal ve hikâyelerinin destanlardan farkı, bunların şiir şeklinde değil, nesir olarak ifade edilmesidir. Eski destanlarımızın kaynakları ve metinler: Daha önce de belirtildiği gibi, destanlarımızdan esas metin olarak bu güne gelen pek az parça vardır. Bunların ancak konularını bâzı tarih kitap larında bulabiliyoruz. Bu tarihlerden de çoğu Türkçe değildir. Büyük bir kıs mı Çin, Fars, Moğol, Arap kaynaklarıdır. Destanlarımızın Türkçe kaynağı olarak Ebülgazi Bahadır Han ın Şecere-i Türk ve Şecere-i Terâkime adlı eserleri ile Yozıcıoğlu Ali nin Selçuknâme si zikredilebilir. Kaşgarlı Mahmud un Dîvânü Lugâtit-Türk ünde de bâzı destan parçaları bulunmaktadır. Farsça kaynakların bellibaşlıları Firdevsî nin Şehnâme si, Reşîdüddin in Câmi -üt-tevârîk i, Cüveynî nin Cihan-küşâ sıdır. Arap ça olanı ise Mes ûdî nin Mürûcüz-zeheb adlı kitabıdır. İçinde destanlarla il gili kayıtlar görülen Çince ve Moğolca eserler ise çeşitlidir. Eski destanlardan «Yaratılış Destanı», bugün hâlâ Altay Türkleri ara sında yaşamaktadır. Parça, XIX. yüzyılda Radloff tarafından tesbit edilmiştir. Şehnâme deki Efrâsiyâb, Saka Destanındaki Alp Er Tunga dır. İskender ile Saka Hükümdarı Şu arasındaki mücadeleden ve Şu nun kahramanlığın dan bahseden Şu Destanı ile ilgili bir rivayet Dîvânü Lügât-it-Türk te bulun maktadır. Türk destanları arasında en önemlisi ve elimizde büyük parçası olanı Oğuz Kağan Destanıdır. Eldeki iki rivayet de XIII. yüzyılda yazıya geçiril miştir. Islâmiyetten Önceki şekli gösteren metnin bilmen biricik nüshası, Pa ris Millî Kütüphanesindedir. Metin Rıza Nur ve W. Bang ile G. R. Rahmeti (Arat) taraflarından olmak üzere iki defa yayınlanmıştır. Hüseyin Namık Orkun, Oğuzlara Dair adlı kitabında, destanın Islâmiyetten sonraki şekli ile ilgili başka bir parçayı neşretmiştir. Islâmiyetten sonra meydana gelen destanların metni, büyük çoğunluk la günümüze kadar gelmiştir. Kırgız Türkleri arasında doğan ve Müslüman Türklerle mecusîlerin mücadelerini anlatan «Manas Destanı» büyük bir eser dir. Küçük bir kısmı Radloff tarafından ilk defa yayınlanmıştır. Anadolu Türkleri arasında meydana gelen Seyyid Battal Gazi ve Dânişmend Gazi destanlarının hususî ellerde ve kütüphanelerde birçok yazmaları olduğu bilinmektedir. Destanlarımızla uğraşanlar: Destanlarımız üzerinde umumî olarak çalışan, onları sınıflandıran, ince leyen ve metinlerini neşreden bilginlerin başlıcaları Radloff, W. Bang, Rıza Nur, Zeki Velidî Tagan, Rahmeti Arat, Hüseyin Namık Orkun ve Nihal Atsız dır. Destanlarımız üzerinde sanat ve edebiyat yönünden duran, bunları ken di üslûp ve ilhamlarıyle bugünkü görüş ve anlayışa göre yeniden işlemek isteyenler de çıkmıştır. Bu sanatçılarımız «Türk Destanından» sahibi Halûk Nihad Pepe yi, Bottalgazi destanını yazan Behçet Kemal Çağlar ve onbin; mısralık bir «Oğuzlama» nazm eden Basri Gocul dur. Fazıl Hüsnü Dağlarca da son zamanlarda Türk destanı üzerine eğilmiştir. Genç sanatçılarımızın Türk destanlarını konu olarak almaları, bunları bugün için yeniden işlemeleri son derece gerekli bir iştir. Bugüne kadar bu sahaya hemen hemen hiç atmamıştır. Genç hikayeci M. Necati Sepetçioğlu nun Yaratılış ve Türeyiş Türk Destanı adlı son günlerde yayımlanan ki tabı, bu alanda atılmış çok önemli bir adımdır. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü yayınları arasında çıkan kitap (Ankara 1965, 246 sayfa, 10 lira), eski Türk destanlarını biribirine bağlı ve birbirini tamamlar şekilde, bir bütün olarak vermektedir. Necati Sepetçioğlu önce destanlarımızın konusunu ve vak asnı, bu husustaki kitaplara, ilgili kimselere, hepimize sorarak tesbit etmiş; sonra bunları bugünün bir hikaye cisi olarak kendi sanat ve üslubu ile işlemiştir. M. N. Sepetçioğlu nun bu eseriyle basan kazandığı tereddütsüz olarak söylenebilir. Rahat ve tatlı anlatışı, renkli üslûbu kitabı zevkle okutmakta dır. Yazar, eserde dilimizin bütün imkânlarını kullanmıştır. Eski ve yeni bü tün büyük sanatçıların üslûp özelliklerinden faydalanmıştır. Başkalarına ait olup yerli yerinde kullandığı benzetmeleri, tasvirleri, deyimleri, söyleyişleri tırnak içerisinde göstermiştir. Bu husus kitaba ayrı bir değer katmaktadır. M. N. Sepetçioğlu genç sanatçılarunıza yol göstermiştir. Bu konuda ça lışacak başkalarının da çıkması hayırlı olacaktır. Böyle bir çalışma bilhassa genç şairlerimizi beklemektedir. Çünkü destanlar manzum yazılan eserlerdir. Genç nesillerin millî duygu ve kültürünü besleyecek güzel bir eser ya zan eski talebem değerli hikayeci M. Necati Sepetçioğlu nu gönülden tebrik ederim. (1)- Halk edebiyatında destan, koşma şeklinde fakat çok uzun olan ve bir yak ayı hikâye eden nâzım şeklidir. Yüz dörtlüğü bulanları vardır. Umumiyetle 11 fieceli olur. Bâzan 7 ve 8 hecelileri de görülür. Kafiye bakımından da koşma şekline uymayan destanlar vardır. Meselâ; Bekçi Destanı mâni şekline benzeyen dörtlük lerle yazılmıştır. Destanlar çeşitli konularda meydana getirilir. Bir kısmı adı, yeri ve zamanı bel li gerçek hâdiseleri hikâye eder. Kahramanları ve savaş hikâyelerini tasvir eden destanlarla zelzele gibi, yangın gibi veya bir vezirin katli gibi hâdiseleri anlatan des tanlar bu nevidendir. Bundan başka, hayattaki garip ve gülünç hâdiseleri ele alan; tuhaf tipleri, âdetleri gösteren; züğürtlük, v.b. gibi topluluk hayatının doğurduğu vaziyetleri ve makbul olmayan huyları konu olarak işleyen destanlar da vardır. Bu çeşit destanlar içtimaî durum ve şartları, halleri mizahî ve hicvî bir şekilde ifade ederler. Bu çeşit destanlarda vak alaıv bir zaman ve mekâna bağlı olmadan umumî olarak işlenir, öksüz Âşık ın Pire Destanı, Niyazi nin Baskın Destanı, Hengâmî -nin Hayvanlarla Harp Destanı, Züğürtlük Destanı, Bekçi Destanı v.b. bu bö lüme giren destanlardır. Kaynak: Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü Türk Kültürü Aylık Dergisi Sayı:33 Ocak 1965

8 8 Türk Dünyasının Sesi Dünyanın en kirli bölgeleri Çevreciler, tüm dünyada 200 milyon insanın zehirli maddelerin yolaçtığı çevre kirlenmesine maruz kalabileceğini söylüyor. Amerika daki Blacksmith Enstitüsü ve İsviçre deki Yeşil Haç Örgütü ortak yayınladıkları raporda 2013 yılında dünyanın en kirli bölgelerine ve bu kirlenmeye yol açan insan faaliyetlerine ilişkin yeni veriler sundu. Son yıllarda Gana nın batısında petrol üretilen kıyılara çürümüş balina cesetleri vuruyor. Eylül den bu yana sekiz ölü balina, Gana da kıyıya vurdu. İnşaat işçisi Emmanuel Quarshie şaşkın: Çok şaşırdım çünkü balinalar normalde bu şekilde ölmüyor. Dört balinanın kıyıda ölmüş olmasına hayret ettim. Balinalara denizde birşey olduğunu düşünüyorum. Belki de yük gemisi çarpmış olabilir. Çok büyük soru işaretleri var. Çevreciler, Gana nın giderek gelişmekte olan petrol sanayiinin denizdeki canlıları öldürdüğü görüşünde. Amerika ve İsviçre den çevre kuruluşlarının hazırladıkları rapora göre Gana nın başkenti Accra nın bir banliyösü, dünyanın en zehirli bölgelerden biri. Agbogbloshie, kullanılmış elektronik eşyaların, buzdolapların, mikrodalga fırınların ve televizyonların çöplüğü haline gelmiş. Ağır metallerin yanmasından ve diğer sanayi atıklarından havaya salınan zehirli gazlar hastalık, doğum sakatlıkları ve ölüme neden oluyor da Ukrayna daki Çernobil nükleer faciasının üzerinden çeyrek yüzyıl geçmiş olmasına rağmen toprağın içine gömülen radyoaktif maddeler gıda kaynağı olan bitkileri ve hayvanları etkilemeye devam ediyor. Arjantin in başkenti Buenos Aires yakınlarındaki Villa Inflamable, Matanza- Riachuelo nehir havzasındaki en kirli kasabalardan biri. Horacio Rojas, temiz su çağrısında bulunan bir örgütün başkanı: Burada gördüğünüz beyazlık, suya doğrudan dökülen kimyasallardır. Bu Arjantinli, kötü koku yüzünden camı bile açamadıklarını söylüyor. Güney Afrikalı çevreci Mariette Liefferink, ülkesinde madenciliğin yol açtığı hava ve su kirliliği konusunda halkı bilinçlendirmek için çalışmalar yapıyor. Liefferink, bir grup Afrikalı siyasetçiye, altın ve mineral madenlerinde kullanılan asitin kirlettiği suyu gösteriyor: Mesajım şu: Eğer madenciliğe devam edilecekse çok sıkı kurallar getirilmelidir. Sadece madenin işletildiği zamana ilişkin maliyetlerin değil, maden kapandıktan sonra çevre üzerindeki etkilerinin ne olacağı da belirlenmeli. Bazı madenlerden çevreye asit yayılması yüzyıllar sürüyor. Amerikalı ve İsviçreli çevreciler tüm dünyada 200 milyon insanın sanayi atıkları ve insan faaliyetlerinin yol açtığı zehirli çevre kirliliğine maruz kalma riski altında olduğunu söylüyor. Çernobil örneğiyse bize çevreyi temizlemenin ne kadar yavaş ilerleyebileceğini gösteriyor. Suudi Arabistan da İlk Bayan Avukat Ofisi Açıldı Özbekistan parası Sum un madeni parası Tiyin, dünyanın en değersiz demir parası olarak belirlendi. Bir Sum un yüzde birini oluşturan 1 Tiyin in değerinin olmadığı kaydedilirken, 1 ABD cent inin karşılığı 2000 tiyin olarak hesaplandı. Yapılan araştırmada, Tiyin in Özbekistan da bozuk para olarak artık kullanılmamasına rağmen piyasadan çekilmediği belirtiliyor. Tiyin ler 1994 yılında tedavüle girmişti. En değersiz madeni paralar sıralamasında Özbek Tiyini ni Birmanya Pya sı, Tanzanya Cent i, Kuzey Kore Chon u ve Sri Lanka Cent i takip etti. Suudi Arabistan da ilk defa bir bayan avukat ofisi açıldı. El Zehran isimli bayan avukat ve 3 kadın arkadaşı 2 ay önce avukatlık diplomalarını almışlar. El Zehran isimli bayan avukat basın mensuplarına yaptığı açıklamada: Biz sadece kadınların davalarına bakmıyoruz. Erkek müvekkillerimiz de olabilir. Suudi Arabistan ın avukatlık sistemi kadın ve erkek avukatlara eşit haklar tanıyor. Buna göre kadın bir avukat bir erkeği temsil etme hakkına sahiptir. Açmış olduğum avukatlık şirketi şuanda bireysel ve kurumsal davalarla ilgilenmektedir. dedi. Kendilerine destek veren Suudi Arabistan Kralı Abdullah a teşekkür eden El Zehran, Suudi Arabistanlı kadınlar olarak kendilerini geliştirmek ve daha faydalı işler yapmak istediklerini belirtti. Kendilerini bir çok kişinin desteklediğini söyleyen El Zehran: Biz avukatlık lisansımızı 6 Ekim de aldık. O tarihten sonra Twitter sayfamda yüzlerce tebrik mesajı aldım. dedi. El Zehran ve arkadaşları avukatlık izni ilk taleplerinde reddedilmiş. Ancak bunun kanuni bir haklarının olduğunu ifade etmeleri üzerine lisanslarını alabilmişler. Suudi Arabistan da bir ilk olan bu durum önümüzdeki günlerde başka bayan avukatlara örnek teşkil edecek gibi görünüyor. El Zehran üniversiteden mezun olduktan sonra 3 yıl boyunca çeşitli kurumlarda danışmanlık yaptı. Avukatlık ofisi açma lisansını aldıktan sonra aile içi şiddet çalışmaya başladı. Daha sonra ise mali ve cezai mahkumların davalarına yöneldi. En değersizi Özbek kuruşu Diğer yandan değerli en küçük madeni paralar sıralamasında Norveç in 1 Krone u, İsveç in 1 Kron u, Danimarka nın 50 Ore si ve Yeni Zelanda nın 10 Cent i ilk sırayı aldı. El Kaide ye 3 Yılda 70 Milyon $ Birleşmiş Milletler son üç yılda El Kaide ye ($ 70milyon) fidye ödendiğini açıkladı. BM İngiltere nin büyükelçisi Sir Mark Lyall Grant, Hükümetler tarafından ödenen bu paraların El Kaide ye büyük bir finansal gelir sağladığını söyledi. Son yıllarda kaçırma olaylarının arttığını belirten Sir Mark Lyall Grant: Teröristlerin bu finansal kaynağını egellemek istiyoruz. Bu fidyeleri doğrudan veya dolaylı yollardan ödeyen devletler için bir karar tasarısı hazırlamalıyız. diyerek 193 BM üye devletine çağrıda bulundu. İsminin gizli kalmasını isteyen bir BM diplomatının verdiği bilgilere göre yabancı rehinelerin başına ödenen ortalama miktar 2 milyon $. Diplomat, özellikle Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika da faaliyet gösteren El Kaide grupları için fidyenin büyük bir gelir sağladığını belirtti. Geçen Haziran ayında G-8 Kuzey İrlanda Zirvesi nde El Kaide nin yabancıları kaçırıp fidye alması meselesi gündeme gelmiş ve bu konuda tedbirler alınmasına karar verilmişti. Özellikle son aylarda Afrika da El Kaide saldırılarının artmasının bir sebebi de ödenen bu fidyeler olduğu tahmin ediliyor. BM tarafından hazırlanacak olan karar taslağı, terörizmi finanse etmek için kullanılan fidye paralarını durdurmayı hedefliyor. Nijerya da kaçırılan İngiliz kurtarıldı İtalyan esir: Bana en insanca El Kaide davrandı Yemen de İranlı diplomat kaçırıldı Libya da İstihbarat Şefi kaçırıldı Afrika da Fransız papaz kaçırıldı Birleşmiş Milletler de Ekonomik Kriz Birleşmiş Milletler Genel Kurulu yılındaki normal faaliyetler için dolarlık bütçeyi onayladı. Uzun süren müzakerelerin ardından yapılan oylama ile yeni bütçe kabul edildi yılının bütçesine göre % 1 lik bir azalma yapıldı. Dünya genelinde özellikle Avrupalı devletlerde yaşanan ekonomik krizin Birleşmiş Milletleri de etkilediği görülüyor. Yaşanan mali sıkıntılar nedeniyle BM personelinden de yüzde 2 oranında kesintiye gidilmesi kararlaştırıldı. BM tarihinde ilk defa bu denli bir işten çıkarma yapılacak. Toplamda 200 den fazla kişinin BM deki görevine son verileceği tahmin ediliyor. Birleşmiş Milletler in bütçesi üye 193 ülkenin zorunlu katkılarıyla oluşuyor. Üye her ülkenin kişi başına düşen milli gelirine göre Birleşmiş Milletler e ödemesi gereken para belirleniyor. Normal harcamalar için oluşturulan bütçenin %22 sini ABD karşılıyor. 5.5 milyar dolarlık bütçe BM nin olağan harcamaları için kullanılacak. BM nin askeri harcamaları için ayrı bir bütçesi bulunuyor. BM bünyesinde barışgücü adıyla çalışan askeri birliklerin çoğunluğu Afrika Kıtası nda bulunuyor. BM nin askeri harcamalar için oluşturduğu bütçe yaklaşık 7 milyar dolar. Birleşmiş Milletler Suriyeli Mülteci Çocuklara Yılbaşı Partisi Düzenledi Birleşmiş Milletler in yapısı adaleti sağlamaya engel oluyor BM: El Kaide bir örgüt değil bir fikir BM raportörlerinden insansız uçaklara destek Somali deki BM askerleri artırılıyor Mali de BM Askerlerine Bombalı Saldırı Almanya da Göç Kavgası 1 Ocak tan itibaren Romanya ve Bulgaristan dan iş gücünün serbest dolaşımı önündeki kısıtlamaların kalkması, koalisyondaki muhafazakarlarla sosyal demokratları karşı karşıya getirdi yılında AB üyesi olan Bulgaristan ve Romanya nın vatandaşları, yedi yıllık bekleme süresinin dolmasının ardından işgücü için serbest dolaşım hakkına kavuştu. Şimdiye kadar sadece akademisyen, stajyer ve mevsimlik işçilerin yararlanabildiği işgücü serbest dolaşımından 1 Ocak itibariyle tüm Bulgar ve Rumen vatandaşlar yararlanabilecek. Nitelikli eleman sıkıntısı çeken Alman iş dünyası yeni göçmenlerin yolunu gözlerken muhafazakar çevrelerin yoksul göçü konusunu gündemde öne çıkarması tepkilere neden oldu. Koalisyon hükümetinin küçük ortağı Hrıstiyan Sosyal Birlik, Alman sosyal sistemini suistimal etmeye kalkanların kapı dışarı edilmesini, buna karşı sert düzenlemeler getirilmesini talep edince yeni kurulan Büyük Koalisyon içinde söz düellosu başladı. Sosyal Demokrat Partili Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier Süddeutsche Zeitung a verdiği demeçte yeni göçün avantajlarını vurguladı. Steinmeier, Özgürlükler, bizim Avrupa anlayışımızın çekirdeğini oluşturmaktadır. Çalışanlar için seyahat özgürlüğü de Avrupa bütünleşmesinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Almanya bundan şüphesiz diğer ülkelere göre çok daha fazla yarar sağlamıştır diye konuştu. Aptalca sloganlar Dışişleri Bakanlığı Avrupa İşlerinden sorumlu müsteşarı Michael Roth un tepkisi ise daha sert oldu. Hrıstiyan Sosyal Birlik i aptalca sloganlarla kamuoyu oluşturmaya çalışmakla suçlayan Roth, CSU Avrupa nın ne anlama geldiğini anlamamış ve açıkça görülüyor ki, anlamak istediği de yok şeklinde konuştu. CSU lideri ve Bavyera eyaleti Başbakanı Horst Seehofer ise partisinin tutumunu savundu ve koalisyon sözleşmesine atıfta bulundu. Seehofer, Sosyal sistemlere yönelik bir göçün olmasını istemiyoruz. Bu, seçim programımızda da koalisyon sözleşmesinde de yer almaktadır dedi. Tartışmalar anlamsız Hrıstiyan Demokrat Birlik (CDU) Genel Başkan Yardımcısı Armin Laschett ise konunun saptırıldığı görüşünde. Aynı zamanda partisinin Kuzey Ren-Vestfalya eyalet teşkilatı başkanı olan Laschett şunları söyledi: Sorunlar var ama bu sorunlar geçmişte de vardı. Kuzey Ren-Vestfalya da, örneğin Dortmund ve Duisburg kentlerinde insanlar turist vizesiyle geliyor ve 20, 30 kişi bir apartman dairesinde birlikte yaşıyorlar. Ama şu an tartışılan, 1 Ocak ta yürürlüğe giren serbest dolaşım. Oysa bu hak bir meslek icra edenler için geçerli. Yani buraya gelip Almanya da açık bulunan kadroları dolduran kişiler. Bu kişiler vergilerini ödüyor, sosyal sigorta primlerini ödüyor. Dolayısıyla mevcut tartışmaları anlamıyorum. Burada söz konusu olan kalifiye iş gücü göçüdür. Çoğu kalifiye eleman Göç araştırmacısı Klaus Bade de tartışmanın nesnel yürütülmesi gerektiği görüşünde: Romanya ve Bulgaristan dan göçe bütün olarak bakıldığında çoğunun elit kesimin göçü olduğu, yoksulların göçünün kesinlikle çoğunluğu oluşturmadığı görülür. Almanya ya göç eden Rumen ve Bulgarların yüzde 80 i istihdam piyasasında, sosyal sigorta sistemine prim ödüyor. Bu yüzde 80 in yüzde 46 lık bölümü kalifiye eleman ve yüzde 22 lik kesim üniversite mezunu yüksek nitelikli eleman. Bunlardan hiç bahsedilmiyor. Hep geriye kalan yüzde 20 lik kesimi ve bunların özellikle Ruhr bölgesi gibi az gelişmiş bölgelerdeki yoğunluğunu konuşuyoruz.

9 Türk Dünyasının Sesi 9 A L T A Y -ALTAY TUFAN EFSANESİ- Türk mitolojisinde Altay Tufan Efsanesi tufan ile ilgili örnekler Altay Türkleri nin efsanelerinde yaşamaktadır. Altay Türkleri nde Altay Tufan Efsanesi tufan efsanesinin bir kaç söyleyişi vardır. Aşağıda bu söyleyişlerden birine yer verilmiştir. Aşağıda yer alan ve U. Harva Holmberg tarafından nakledilen Altay Tufan Efsanesi Altay Tufan Efsanesi İslam ve Hıristiyan dünyasının Nuh Tufanı anlatılarına oldukça benzemektedir. Altay Tufan Efsanesivirgs Altay Tufan Efsanesi özetle şöyledir: Sel bütün yeri kapladığındavirgs Altay Tufan Efsanesi Tengiz (=Deniz) yerin üzerinde efendi idi. Tengiz in yönetimi altında Nama adında iyi bir erkek yaşardı. Nama nın Sozun Uulvirgs Altay Tufan Efsanesi Sar Uul ve Balık adlarında üç oğlu vardı. Ülgen (Tanrı)virgs Altay Tufan Efsanesi Nama ya bir kerep (=tahta sandık) yapmasını buyurdu. Namavirgs Altay Tufan Efsanesi sandığın yapılması işini üç oğluna bıraktı. Oğullarıvirgs Altay Tufan Efsanesi kerepi bir dağ üzerinde yaptılar. Kerep yapıldıktan sonra Namavirgs Altay Tufan Efsanesi onu her biri seksen kulaç olan sekiz halatla köşelerinden yere bağlamalarını söyledi. Böylece su seksen kulaç yükseldiğinde durum anlaşılacaktı. Bundan sonra Namavirgs Altay Tufan Efsanesiailesi ile çeşitli hayvanlarıvirgs Altay Tufan Efsanesi kuşları alarak kerepe girdi. Yeryüzünü sisler kapladı. Dünya korkunç bir karanlığa gömüldü. Yerin altındanvirgs Altay Tufan Efsanesi ırmaklardanvirgs Altay Tufan Efsanesi denizlerden sular fışkırdı. Gökten sağanaklar boşandı. Yedi gün sonra yere bağlanan halatlar koptuvirgs Altay Tufan Efsanesi kerep yüzmeğe başladı; suyun seksen kulaç yükseldiği anlaşıldı. Yedi gün daha geçti. Nama en büyük oğluna kerepin penceresini açmasınıvirgs Altay Tufan Efsanesi çevreye bakmasını söyledi. Sozun Uul bütün yönlere baktı. Sonra şöyle dedi: Her şey suların altına batmış. Yalnızca dağların dorukları görünüyor. Daha sonra Nama da baktı. O da Gökyüzü ile sular dışında bir nesne görünmüyor dedi. Kerep sonunda sekiz dağın birbirine yaklaştığı yerde durdu. Çomoday ve Tuluttu dağlarında karaya oturdu. Nama pencereyi açtıvirgs Altay Tufan Efsanesi kuzgunu serbest bıraktı. Kuzgun geri dönmedi. İkinci gün kargayı gönderdivirgs Altay Tufan Efsanesi üçüncü gün saksağanı gönderdi. Hiçbiri geri gelmedi. Dördüncü gün bir güvercin gönderdi. Güvercinvirgs Altay Tufan Efsanesi gagasında bir ince dalla geri döndü. Nama bu kuştanvirgs Altay Tufan Efsanesiöteki kuşların niçin geri gelmediğini öğrendi. Onlar sırasıyla geyikvirgs Altay Tufan Efsanesi köpek ve at leşi yemek üzere gittikleri yerde kalmışlardı. Nama bunu duyunca öfkelendi. Onlar şimdi ne yapıyorsavirgs Altay Tufan Efsanesi dünyanın sonuna değin onu yapmağa devam etsinler dedi. Efsanenin devamında Nama yaşlandığı zamanvirgs Altay Tufan Efsanesi kurtardığı canlıları öldürmesi için kendisini kışkırtan karısını öldürür. Oğlu Sozun Uul u yanına alarak cennete (göğe) çıkar. Daha sonra orada beş yıldızlı bir yıldız kümesine dönüşür. Holmberg in düşüncesine görevirgs Altay Tufan Efsanesi tufan kahramanlarıvirgs Altay Tufan Efsanesi Yayık Han a dönüşmüştür. Yayık Hanvirgs Altay Tufan Efsanesi Altay Türkleri ne görevirgs Altay Tufan Efsanesi insanları koruyan ve yaşam veren bir ruhtur. Ayrıca insanlarla Ülgen (Tanrı) arasında elçilik yapar. Bugünkü konumuz eski Türk mitolojisinde renk kavramıdır. Altay Türklerine ait Yaradılış destanında tanrı Kara Han (Kayra Han) güç sahibi olarak karşımıza çıkar. Gök tanrının Ak Han, Kızıl Han, Sarı (Kara) Han, Yeşil Han adlarında dört oğlu vardı. Beyaz, Türkler için temizlik, arılık, ululuk, yaşlılık, tecrübe, büyüklük ve kutsallık demektir. Yakut Türklerine ait Yaratılış destanında Ürüng-Ayıg-Toyondenilen Yakutların en büyük Tanrısının adı Beyaz- Eski Türk mitolojisinde renk algısı Yaratıcı-Tanrı veya Beyaz-Yaratıcı dır. Altay Türkçesinde ak cennet Manasına geliyordu. Cennette oturan tanrılara Aktu yani Aklılar; rengi ve ruhu bembeyaz olan deniyordu.bunlar Süt-Ak Göl ün yani süt renginde olan göllerin bulunduğu göğün üçüncü katında oturuyorlardı. İyilik tanrısı ve Yakutların güzellik tanrıçası Ayzıtgökten gümüş tüylü beyaz kısrak suretinde yere iner, bir çocuk doğacağı zaman tarla, çiçek ve yemiş perileriyle birlikte lohusanın yanına gider, Ak Göl den aldığı bir damla sütü çocuğun ağzına damlatır ve böylece ruh bedene girmiş olurdu. Türklerin en eski inançlarında yer alan al ruhu veya al ateşadı verilen ateş tanrısı ise koruyucu bir ruhtu. Yakut, Altay, Yenisey Türklerinin inançlarında rastladığımız ve izleri bugün Anadolu da görülen Al ruhuyla ilgili olarak Albastı, Alkarısı, Albız/ Albıs, Almış, Abası gibi kelimelere rastlarız. Kan ve kanı sembolize eden kırmızı aynı zamanda gücün, iktidarın, hâkimiyetin ve devlet kurmanın sembolüdür. Türk mitolojisinde hayır ilahı Ülgen in koruyucu ruh olarak kabul edilen yedi oğlundan birinin adı Yaşıl dır. Yaşıl Kağan ın bitkilerin yetişip büyümesinden sorumlu olduğuna inanılırdı. Türk mitolojisinde kapıları altından bir saraya ve altın bir tahta sahip olan ve Yakutlar tarafından Ak Toyunda denilen ve kendisine beyaz at kurban edilen Tanrı Ülgen in tahtı, nasıl devletin, ülkenin ve dünyanın merkezi olarak algılanmış ise, sarı renk de merkez ve hükümranlığın sembolü olmuştur. Altının rengini, merkezin hâkimiyetini ve gücü ifade eden sarı, tarihte Türklerin sıkça kullandığı renklerden biri olmuştur. Öyle ki Türk sarısına Altın Sarısı denilmiştir. Buna karşılık sarı, Türk kültüründe aynı zamanda felaketin, kötülüğün, hastalığın,yabancılığın, düşmanlığın ve nefretin de simgesi olmuştur.eski Türklerde açık renkli, beyaz veya boz renkte üç yaşındaki atlar Tanrıya kurban edilirdi. Kurban edilen atlar genellikle ak-boz kısrak veya alnı akıtmalı kısrak olurdu. Kağanlar genellikle akveya bozrenkte atlara binerdi. Oğuz Kağan destanında mavi, kızıl, al, ak, kır, ela, kara gibi renkler ön plana çıkar. Oğuz kağanın yüzünün mavi olması, birinci eşinin gökten inen mavi bir ışıktan çıkması, ordusuna kılavuzluk eden kurdun mavi renkte olması kutsallıkla ve tanrıyla bağdaştırılabilir. Çünkü mavi genellikle gök rengi olarak kullanıldığı için Tanrı nın ululuğunun ve yüceliğinin bir göstergesi olarak kabul edilmiştir. Bunun yanında Türk kültüründe gök, semavî bir kavram olarak; Gök Tanrı, gök kur (Bozkurt), gök boynuzlu keçi, gök öküz, gök Türk, gök yüzlü Oğuz şekillerinde karşımıza çıkar. Kara ise tartışmalı bir renktir, bir taraftan karanlık güçler, suç ve kötülük olarak değerlendirilirken, bir taraftan da sadakat, sebat, dayanıklılık, ihtiyat, bilgelik ve güvenilirliğin simgesi olarak görülmüştür. Diğer renklere göre daha fazla kullanılan ve büyüklük, yükseklik, başatlık, bedbahtlık içeren kara rengiyle ilgili olarak kara koyun yahnisi, koyun yününden yapılan kara keçe, keçe ile kaplanan kara otağ, misafirin altına döşenen kara keçe, kara Dervend, kara kaygulu, kara ahşam, kara koç kara bağır, kara gün, kara bulut, kara saç, kara kaş, kara sakallu gibi adlandırmalara başvurulduğunu görürüz. Şaman inancına göre Şamanizmde koyu mavi doğuyu, kızıl (kırmızı) güneyi, beyaz batıyı, siyah ise kuzeyi simgeliyordu. Kelt Sembolleri ve Anlamları: Antik druidlerin belirsizliğiyle, Keltlerin yüzyıllarca birikmiş ve sözlü olarak aktarılmış bilgeliği, inançları ve Kelt haçını sembolik algılayışları da kaybolmuştur. Kelt anlayışının kalıntıları bize (en iyi ihtimalle önyargılı olan) Roma yazılarından gelir. Ayrıca Keltlerin inançlarını anlayabilmek için, mitolojisini kayıt etme sorumluluğunu taşıyan Hristiyan rahiplerinden de yardım alabiliriz. Keltler üzerine, okumak düşünmek ve incelemek için oldukça zaman harcadım ve bu sayfa onların enerjilerinde yüzerken bulduğum hazinelerin bir sonucudur. Kelt haçı anlayışımızı geliştirmek için birkaç hızlı anahtar kelime: -Geçiş, Denge, Onur, Inanç, Birlik, Ölçülülük, Yükseliş, Umut, Hayat, Navigasyon Kelt haçı sembolizmi (özellikle de her çıkıntısı merkeze eşit uzaklıkta olan eşit kollu haç) insanların yaşamın gizemini çözmeye ve deneyimlemeye duyduğu arzuyu gösterir. Bu gizemin 4 kollu desenle çözülebileceğini ve bu kolların bize yükseliş için 4 yol sunduğunu söyleyebiliriz: Öz; Doğa; Bilgelik; Tanrı / Tanrıça; Bu haç ayrıca ilahi enerjilerin buluşma noktasını tamsil eder. Haç kesitinin merkezinde (aşa- )ğıdaki gibi) kozmik enerjinin yoğunlaştığı enerjisel bir ayıraç bununur. (sembolik olarak Eğer haçın her kolu yüksek bilgeliğin bir dalını simgelerse ve haç dört elementin birleşimini temsil eden bir çember içerisindeyse, haçın merkezi spritual hedefimizin toplanma noktası olacaktır. Kelt haçı aynı zamanda yön bulmayı temsil eder. Aslında bu haça spritual denizlerde bize rehberlik edecek sembolik bir pusula olarak bakabiliriz. Bu benzetmeye göre haç, herzaman doğru kuzey i göstererek hizmet eden sabit bir işaret direğidir. Kelt haçının yol gösterme şekillerinden bazıları şunlardır: Spiritual yol gösterimi: Kendimizi hayatın fırtınalı denizleri tarafından savrulmuş bulduğumuzda, haçın sembolik özellikleri dikkatimizi yeniden odaklamamızı ve düşüncelerimizi doğru tarafa çevirmemizi sağlayabilir. Haçın sembolik anlamlarını doğrularken ruhumuzu sağlam bir yere oturtabiliriz. Zihninizde haçı dolaşın, derin spiritual bilgeliğin 4 kolunu yani; öz, doğa, bilgelik ve ilahi olanı irdeleyin. Bu yelkenimize nazik spiritual bir rüzgar olabilir ve bizi rotamıza döndürebilir. Döngüsel yol gösterimi: Kelt haçı ayrıca mevsim geçişleri ve dört Keltik ateş festivali (Samhain, Imolc, Beltain, Lughnasadh) ile de alakalıdır. Bunlar Keltler için, değişimin açık bir işareti olarak belirledikleri muazzam büyük olaylardı. Başka bir değişle, bu belirgin zamanlar belirsiz ve değişken dünyada bir denge sağlayabilirdi. Her festivalde, yılın o zamanında hissedilenlerle bağlantılı aktiviteler yapılırdı. Kelt haçı zaman geçişlerinden, yaşamımızın değişkenliğinden ve dünyanın her döneminin tadını ayrı ayrı çıkartmak için bir çağrıdan arda kalandır. Zamansal yol gösterimi: Kelt haçının simgelediği yalnızca (Keltik ateş festivalleriyle noktalanan) dört mevsim değildir, aynı zamanda gece ve gündüz de betimlenir. Eğer haçın yatay hattını sabit bir ufuk çizgisi olarak kabul edersek, üst yarım gündüz, alt yarım gecedir. Bu anlamıyla, özellikle haçın çevresinde bir halka varsa bağdaştırılır (toprağın ruhunu bir küre olarak hissedelim ve güneş çevresinden yükseliyor). Fakat haça verilmiş bütün spiritual yan anlamlarla birlikte benim düşüncem, yeni bir bilincin yükselmesi ve kurulması anlamı da vardır. Örneğin, haçın merkezi dengenin merkezi olacak şekilde, tanrısal farkındalığınızın güneş gibi yükseldiğini ve kurulduğunu düşünebiliriz. Peki ya haçın dikey hattı? Sezgisel olarak bunun geçmişi, geleceği ve merkez noktada da şu anı simgelediğini söyleyebilirim. Kelt ırkı, batı yönüne yansıtıcı (geçmişe bakış, anımsama) nitelikler, doğu yöne ise ileriye dönük (geleceğe bakış, tahminsel) nitelikler yüklemiştir. Bunu, güneşin (batıdan) batışını güne bir veda olarak gözlemlemelerinden çıkartabiliriz. Aynı şekilde, (doğudan) günün ağarması da yaniliğin müjdecisi ve gelecek güne bir merhabadır.

10 10 Türk Dünyasının Sesi Ortadoğulular Siyasetten, Batılılar Ekonomiden Şikayetçiler Dünya Ekonomik Forumu (WEF) nun dünya çapında yaptığı araştırmaya göre siyasetten memnuniyetsizlik oranı Ortadoğu da, ekonomiden hoşnutsuzluk ve gelecekten ümitsizlik oranı ise Batı da yüksek çıktı. Dünya çapındaki en büyük tehlike ise zengin ve fakir arasındaki ekonomik uçurumun gün geçtikçe derinleşmesi. WEF dünya çapında akademisyenlerden, işadamlarından, yöneticilerden ve sivil toplum çalışanlarından önde gelen 1592 kişi ile yaptığı dünyada en önemli 10 yönelim raporunu yayınladı. Dünya çapında uzmanların belirlediği, bazen birbirini tamamlayan bazen de birbiriyle çelişen 10 yönelim şu şekilde: Ortadoğu ve Kuzey Afrika da sosyal gerginlik tırmanıyor: Bu bölgelerin toplumları ülkelerinin gidişatından memnun değiller. Bu memnuniyetsizlik oranı, Pew Araştırma Merkezi nin araştırma raporuna göre, Lübnan da yüzde 88, Filistin de yüzde 87, Tunus ta yüzde 81 e varıyor. Gelir eşitsizliği artıyor: Çarpıcı sonuçlardan biri, bütün dünyada zenginle fakir arasındaki uçurumun en temel sorun olduğu bulgusu. 39 ülkeden 31 inde görüş belirtenlerin yarısı ya da daha fazlası eşitsizliğin ülkelerinde en büyük problem olduğunu belirtiyor. Kalıcı yapısal işsizlik: Dünya ülkelerinin birçoğunda neredeyse üçte ikiden fazla oranda işte fırsat eşitliğinin olmaması büyük problem olarak görülüyor. Enflasyon, işsizlik, eşitsizlik, borçlanma gibi sorunlardan hangisiyle ilgili hükümetler daha öncelikli adım atmalıdır sorusuna 39 ülkeden 22 sinde iş cevabı verilmiş. Sanal tehditlerin artması: Görüş belirtenlerin yüzde 47 si, soruna dair fazla bilgiye sahip olmadıklarını itiraf ederek, sanal tehditleri 10 yönelimin üst sıralarına yerleştiriyor. Küresel ısınmanın görmezden gelinmesi: Kanada, Avrupa, Asya-Pasifik ülkeleri, Latin Amerika ve Afrika da küresel ısınma yüzde 54 oranında ana tehditlerden biri olarak görülürken Amerikalıların yüzde 40 ı, Ortadoğuluların ise yüzde 42 si küresel ısınmayı üst tehdit sıralamasına yerleştiriyor. Ekonomi politikalarına güvenin azalması: Görüş bildirenlerin çoğu ekonomik koşullarla ilgili endişeli. Ekonomik gidişattan en hoşnutsuz olanlar Avrupalılar. Fransa da yüzde 9, İspanya da yüzde 4, İtalya da yüzde 3, Yunanistan da sadece yüzde 1 ekonomik gidişatın iyi olduğunu söylerken bu oran büyüyen Pazar olan Çin de yüzde 88 e tırmanıyor. Liderlik değerlerinin eksikliği: ABD de halkın devlete güveni 1958 den bu yana en düşük oranını gösteriyor. OECD rakamlarına göre arasında ulusal yönetimlere güven yüzde 45 ten yüzde 40 a düştü. Asya da orta sınıf genişliyor: Asya diğer bölgelerin hepsinden çok ekonomik gelişme anlamında gelecek nesillere ümit veriyor. Bunun aksine ABD, Kanada ve Batı Avrupa da ekonomik geleceğin sonraki nesiller için daha kötü olacağı düşünülüyor. Megakentlerin önemi artıyor: Nüfuslar gün geçtikçe şehir merkezlerinde yoğunlaşıyor. Dünya nüfusunun yarısından fazlası şehirlerde yaşıyor. Yanlış bilgiler internetle hızla yayılıyor: Son beş yılda dünya nüfusunun internet kullnama oranı, yüzde ülkeden 19 unda Facebook ve benzeri sosyal ağları kullananların oranı da yüzde 30 u buluyor. Hoca Ahmet Yesevi ye sormuşlar: Müslüman mısın? Hoca: Elhamdülillah Türk üm Müslümanım. demiş. Neden Türklüğü katıyorsun biz dinini soruyoruz demişler. Din seçim, Türklük ise kaderdir demiş. Kırgızistan da gelin kaçırma cezası 7 yıl Kırgızistan da nikah kıyılıp evlenilmesi için gelin kaçırmaya hapis cezası getirildi. Yeni yasa gereği bu suç 7 yıla kadar hapis cezasını öngörüyor. İnsan hakları savunucularının ifadelerine göre, Kırgızistan da her yıl 12 bine yakın kız kaçırılma ile karşı karşıya kalıyor ve bunların büyük bir kısmı şiddete uğruyor. Daha önce ülkedeki bayan sivil toplum örgütleri yetkililere seslenerek bu suç için ceza getirilmesini istemişlerdi. Geçen yıl ise kız kaçırmaya ceza getirilmesi için çeşitli kampanyalar düzenlendi. 400 bin yabancının Rusya ya girişi yasak Rusya, kanunlarını çiğneyen 400 binden fazla yabancı uyruklu vatandaşın ülkeye girişini yasakladı. Rusya Federal Göçmen Servisi (FMS) Sözcüsü Zalina Kornilova, Rusya ya giriş yasağının iki veya daha fazla suç işleyen ve kanunla belirlenmiş ülkede bulunma süresini geçiren yabancılara karşı uygulandığını belirtti. Ayrıca, hakkında sınırdışı edilmesi kararının alınması veya sahte göçmen kartı kullanması durumunda yabancı uyruklu vatandaşlar için Rusya kapılarını kapatıyor. Alman Siyasetçi, Doğu Avrupalıların Parmak İzle yılının son günlerinde Worldwide Independent Network ve Gallup adlı Amerika merkezli kurumlar tarafından 68 farklı ülkede yapılan anket sonucu ABD; dünya barışına en önemli tehdit olarak seçildi. Anket sonuçların açıklanırken dünyanın küresel jandarması ABD nin düşmanlarının artmış durumda olduğu belirtildi. Ankete katılan kişilere: Sizce dünya barışına en büyük tehdit nedir? sorusu soruldu. Verilen cevapların %24 ü ABD oldu. ABD toplam cevapların içerisinde en fazla verilen cevap olarak 1. sırada yer aldı. Cevapların %8 ini alan Pakistan ikinci olurken % 6 ile Çin üçüncü oldu. Afganistan, İran, İsrail ve Kuzey Kore oyların yüzde 5 ile dördüncü sırada yer aldılar. Fas, Lübnan ve Irak taki katılımcılar dünya barışına bir numaralı tehlike olarak İsrail i seçti. Avrupa Parlamentosu nun Dış Ilişkiler Komisyonu Başkanı Elmar Brok, Almanya daki sosyal yardımları suistimal eden Romanya ve Bulgaristan vatandaşlarının parmak izinin alınmasını istedi. 1 Ocak ta Romanya ve Bulgaristan vatandaşlarına Almanya iş piyasasının kapılarının açılması ülkede hararetli tartışmalara neden olurken, tartışmaya Almanya nın Brüksel deki politikacıları da katıldı. Hıristiyan Demokrat Birlik Partili (CDU) Elmar Brok, Almanya daki sosyal yardımları suistimal eden Romen ve Bulgar vatandaşlarının parmak izlerinin alınmasını savundu. Bild gazetesine konuşan 67 yaşındaki CDU lu politikacı, Almanya ya Hartz 4, çocuk parası ve sağlık sigortası için gelen göçmenler, hemen ülkelerine geri gönderilmelidir. Daha sonraki seyahatlerinin engellenmesi için de parmak izlerinin alınması konusu düşünülmelidir. Romanya ve Bulgaristan daki sosyal problemleri Almanya daki Hartz 4 yardımıyla çözemeyiz. şeklinde konuştu. Brok, Almanya nın göç dalgasına hazırlıksız yakalandığı şeklindeki eleştirileri kabul etmedi. Almanya nın gerekli düzenlemeler için süre talep ettiğini ve bunu da uygun şekilde kullandığını belirten Brok, göç dalgasına en hazırlıksız yakalanan ülke olarak Ingiltere yi gösterdi. Romen ve Bulgarların sebep olduğu sosyal sorunların çözümünün yerel yönetimlerin inisiyatifinde olduğunu belirten Brok, yerel yönetimlerin bu konuda gerekli adımları atmasını istedi. Almanya da 40 bine yakın Romen ve Bulgar vatandaşının Hartz 4 yardımı aldığı belirtilirken, yıl başından sonra 180 bin kişinin daha buna eklenebileceği tahminleri tartışmaya neden olmuştu. ABD nin dünya barışı için en büyük tehdit olduğunu söyleyen ülkelerin başında Orta Doğu ve Kuzey Afrika bulunan ülkeler yer alıyor. Bu bölgelerde ABD yi kendilerine bir düşman olarak gören insanlar çoğunlukta. Ankete katılanların %13 ü ABD nin uluslararası sistemi bozduğunu düşünüyor. Bu cevabı verenlerin arasında çok sayıda ABD li katılımcı da bulunuyor. Latin Amerika ülkelerinden Peru, Brezilya ve Arjantin deki tüm katılımcılar en tehlikeli ülke olarak ABD yi seçmeleri dikkat çekiyor. Amerika nın komşusu olan bu ülkelin verdiği cevap yapılan anketteki önemli noktalardan bir tanesi. Anket katılımcılarına sorulan bir diğer sor: Dünyanın herhangi bir ülkesinde yaşamak için hiçbir engel olmasaydı, hangi ülkede yaşamak isterdin?. Bu soruya cevap verenlerin %9 u Amerika dedi. Rusya da yaşayan Türkler anlattı- 2 Rusya da yaşayan Türkler için 2013 nasıl geçti, 2014 ten beklentiler ne? Moskova Temcilsimiz Siyamend Kaçmaz ın Moskova da yaşayan Türk vatandaşlarıyla yaptığı röportajları vermeye devam ediyoruz. RS FM in bugünkü konukları Rus- Türk İşadamları Birliği Başkanı ve Bosfor Restoran sahibi Naki Karaarslan ile Fleksit Mobilya Rusya Temsilcisi Kenan Akkuş. RS FM Moskova temsilcisi Siyamend Kaçmaz ın Rusya daki Türklerle ekonomi üzerine yaptığı söyleşiler sürüyor. Moskova daki Türkler için 2013 ekonomik anlamda nasıl geçti, 2014 ten beklentileri ne? Kaçmaz ın sorularını Rus-Türk İşadamları Birliği Başkanı ve Bosfor Restoran ın sahibi Naki Karaarslan ile Fleksit Mobilya Rusya temsilcisi Kenan Akkuş yanıtlıyor büyüme yılı olmadı 2013, ekonomik açıdan büyüme yılı olmadığını ifade eden Naki Karaarslan, restoran sektöründe kar marjlarının azaldığına dikkat çekti. Karaarslan sözlerine şöyle devam etti: 2013 yılı ekonomik açıdan büyüme yılı değildi, zaten göstergeler de öyleydi. Rusya da büyümenin en küçük olduğu yıldı. İlk defa büyüme %2 nin altına düştü ama bu bence bizim ana sektörlerimizden birisi olan restoran ve gıda sektöründe en az hissedildi. Özellikle bu sektörde rahatsız edici detay, ortanın üstü kesimin çok kan kaybetmesi oldu ama sektör büyümeye devam ediyor. Bu sektör de Avrupa standartlarında sayı olarak çok aşağılarda olduğu için büyüyor ama bence piyasalarda bir sıkışıklık ve bir daralma var. Artık eski kar marjları da olmayacak te bunun göstergeleri vardı çok parlak geçmeyecek Peki, Naki Karaarslan a göre Rusya yı 2014 te nasıl bir piyasa bekliyor? 2014 ün çok parlak olmayacağını ifade eden Karaarslan, bankalarda yürütülen kara para operasyonlarının piyasaları biraz ürküteceğini ancak uzun vadede sağlıklı bir sisteme geçileceğini kaydetti. Karaarslan, Bence çok parlak bir yıl olmayacak, zor bir yıl olacak Özelikle Rusya da çok şey değişiyor. Bankaların üzerindeki değişim, bankalardaki hareketler özellikle kara para operasyonları piyasaları biraz ürkütecek ama uzun vadede sağlıklı bir sisteme geçilecek, bununla ilgili önlemler alınacak. Piyasa daha şeffaf hale geliyor onun göstergesi var dedi. Rusya da 2013, Soçi nedeniyle durgun geçti Fleksit Mobilya Rusya Temsilcisi Kenan Akkuş ise 2013 yılının durgun geçtiğini ancak 2014 ten umutlu olduklarını söyledi. Akkuş un değerlendirmesi şöyle: 2013 yılı bizim için biraz durgun geçti, diyebiliriz. Yalnız şu andaki Rusya ekonomi raporlarına baktığımız zaman, 2014 yılının hareketli geçeceğine inanıyorum. Nedeni de şu anki Soçi Olimpiyatları na katılması. Rusya, finans akışını Soçi ye aktardığı için, 2013 yılını durgun geçirdi yılında bu durgunluğun geçeceğine inanıyorum. Şu anda da girdiğimiz fuarlarda görüyorum ki hareketlenme başladı yılından umutluyuz.

11 Türk Dünyasının Sesi 11 Beynin Gizli G ü ç l e r i GİRİŞ / Zihin Gücü Nedir? Ne düşünüyorsanız, zihniniz o olur. Güç dayanıklılığın bir formudur. Bu kitaptan sonra düşünme yetiniz güçlenmiş olacaktır. Düşünme yetinizi güçlendirmeniz demek temel bir beceriyi başarıyla tamamlamış olmanız demektir; yani bilinçli olmayı. Gerçek benliğinizin, gerçek durumunuzun ve gerçek yaşamınızın tamamen bilincinde olmalısınız. Etrafınızda zannettiğinizden çok daha fazla şey vardır ve bunun hep farkında olmanız iyi olur. Örnek: Televizyon seyredebilirsiniz ama televizyon anteninizden gelen frekans dalgalarını göremezsiniz. Hoparlörden gelen müziği duyabilirsiniz ama ses titreşimlerini gözlerinizle göremezsiniz. Fiziksel gözlerinizle bu gibi şeyleri göremezsiniz ama bir parçanız bu görünmez şeylerin bilincindedir. Bir yanınız bu gibi şeylerin farkındadır derken göremediğiniz şeylerin var olduğuna inanmak realitenizde vardır. Realiteniz bir şeyin detaylarını kurcalamadan da inanabilir ya da anlayabilir, o şeyleri göremeseniz bile onların var olmaya devam ettiklerini bilirsiniz. Bu gibi görünmeyen şeylerin işleyişini anlayamasanız da size garip bir kavram gibi gelmez. İnanç sisteminizde bunu kabul etmek vardır ve bu içinde yaşadığınız gerçekliğin bir parçası haline gelir. Bir kere realiteniz oldu mu, genellikle üzerinde bilinçli olarak düşünmezsiniz. Peki, neden birçok insan zihninizin görünmeyen titreşim ve frekansları yaydığını kabul etmekte zorlanır? Elektrik kaynaklarından tüm görünmez elektrik frekanslarına inanıyoruz da neden görünmez insan sesinin içimizden geçeceğini anlamakta zorlanıyoruz ya da bunu gözden kaçırıyoruz? Zihninizin etrafınızdaki dünya yı ve olayları etkileyebilecek yeteneğe sahip olduğu bilgisi halen birçok insana garip görünüyor. Ama gariptir ki cep telefonlarının frekans yayıp çevreyi etkileyeceğine inanırlar. Bu bilgiler görünmez şeyleri kendi gözünüzle nasıl görebileceğinizi öğretmeyecek. Ama görünmez dünya yı nasıl ele geçireceğinizi ve nasıl kendi komutanıza alacağınızı gösterecektir. Bunu yapmaya başladığınızda yeni farkındalığınız realiteniz ve genel deneyiminiz olacaktır. Artık beyninizden gelen frekansların başkalarının beynine ulaştığı düşüncesi size hiçte uzak gelmeyecek. TEORİ DÜŞÜNCELERİNİZ GÜÇTÜR Zihin, dünyamızı şekillendiren milyonlarca düşünce ve fikri yaratır, anlar. Bu nedenle zihin, gücün bir formudur. Düşünce gücünüzü geliştirmek tek temel beceriye bağlıdır; BİLİNÇLİ OLMAK. Bu bölüm boyunca, konsantrasyon ve imgeleme güçlerinizi geliştireceksiniz. Bu beceriler zihin gücü kontrolünün temelidir. Yaşamınızdaki olaylar ve etrafınızdaki deneyimler yaşamınıza sokmayı seçtiğiniz şeylerin sonucudur. Çoğu insan buna inanmak istemiyor çünkü bu, başlarına gelen olumsuz şeyi kendilerinin istemesi anlamına geliyor. Birçok insanın istediğinizi alırsınız düşüncesini kabullenmemelerinin sebebi vardır: farkında olmadan hayatlarındaki olayların düşüncelerden kaynaklandığını keşfetmek çok zordur. Örnek: Buzdolabında olmayan 1 elmayı düşünmeyi seçip sonra kalkıp buzdolabına baktığınızda bir elma elde edemezsiniz. Yine de kesinlikle zihniniz istediğiniz şeyi size getirecektir. Ama bunu daha çok olaylar ve çevrenizdeki enerjiler vasıtasıyla yapacaktır. Bir arkadaşınızın elinde bir elma ile çıkıp gelebilir. Ya da bir arkadaşınıza ziyarete gittiğinizde fazladan bir elmalarının olduğunu görebilirsiniz. Hedefleriniz GERÇEKLEŞECEKTİR. Ama neyi istediğinizi bilmeli ve sabırlı olmalısınız. Dilemek, ummak, arzu etmek ve zihninizin amaçlarını gerçekleştirmesi arasında bir fark vardır: Zihniniz korkunç derecede itaatkardır. Ondan ne isterseniz yerine getirecektir doğru bir şekilde istediğiniz takdirde tabii Devamı Merhum Muhsin Yazıcıoğlu İçin Mevlid Helikopter kazasında hayatını kaybeden BBP Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu nun doğum günü dolayısıyla Izmir de Mevlid okutuldu. BBP Izmir Il Başkanlığı tarafından, ikindi namazını müteakip Mekke nin fethinin yıldönümü ve Yazıcıoğlu nun doğum günü dolayısıyla Mevlid programı düzenlendi. Il binasında bulunan Muhsin Yazıcıoğlu Mescidi ndeki programda, Kur ân okunup dualar edildi. Programa çok sayıda vatandaş ve partili katıldı. BBP Il Başkanı Ahmet Bereket, Mekke nin fethinin yıldönümü ve Muhsin Yazıcıoğlu nun doğum günü dolayısıyla Mevlid-i Şerif okuttuklarını söyledi. Sivas ın Şarkışla ilçesine bağlı Elmalı köyünde, 31 Aralık 1954 te dünyaya gelen Yazıcıoğlu, 25 Mart 2009 da seçim çalışmaları sebebiyle gittiği Kahramanmaraş ta, yolculuk yaptığı helikopterin düşmesi sonucu beraberindeki beş kişiyle birlikte hayatını kaybetmişti. MANAS DESTANI Üç büyük KOL dan ibaret olan destanın, MANAS adını taşıyan birinci bölümü: Manas ın doğumu, güç sahibi olarak kendisini tanıtması, Kırgızlar arasındaki savaşlarda şöhret kazanması, Kalmuklara karşı elde ettiği başarılar, Kırgızları bir bayrak altında toplaması, ilini düşman istilâsından kurtarması gibi olaylardan oluşmaktadır. Kara Han ın oğlu YAKUP (Çakıp) Han ile Haydar Han ın kızı, karısı ÇIYRICI nm çocukları olmaz. Baba Yakup bir çocuk vermesi için Tanrıya yalvarır ve bir erkek çocukları olur. Yeni doğan çocuğa dört ulu peygamber tarafından MANAS adı verilir ve çocuğun geleceği hakkında kehanetler yapılır. Beşikte iken konuşmaya başlayan Manas ı Hızır aleyhisselam korur; kâfirleri (Kalmuk ve Çinliler) yeneceğini bildirir. Baba Yakup oğlunun yetişmesi için BAKAY ı görevlendirir, ilerisi için tasarlanan iki gâzanın mâhiyeti anlatılır; Manas çabucak büyür ve yiğit bir delikanlı olur; Kaşgar da bulunan Çinlileri haraca bağlayıp doğuya sürer. Bu bölümün en güzel kısımları, Kökütey Han Aşı (Kökütey Han ın yoğ matem töreni), Manas ın yaralanması ve ölümünün anlatıldığı parçalardır. kirman selçukluları Manas, KÖKÇÖKÖZ ve KÖZ-KAMAN tarafından zehirlenerek öldürülür. (Bu ölüm olayı, Radloff un derlediği varyantta, beşinci bölümde etraflı şekilde peniden ele alınıp anlatılır.) Manas, destanda üç defa ölür: İlk defa, KÖKÇÖ ile savaşırken, aldığı yara onu öldürür; İkinci defa, zehirlenme neticesinde ölür; Üçüncü defa, geri dönemeyecek şekilde ölür. orhun yazıtları Manas ın öldürülmesinden sonra, Kırgızlar arasındaki iç çekişmeler artar, iktidar mücâdelesi yeniden başlar. Bu bölümlerde hürriyet savaşları motifinin daha zayıf olduğu görülür. SEMETEY ve SEYTEK kollarında ise Kırgızlar arasındaki kardeş kavgasının derin izleri görülür. Millî mücâdeleden çok şahsî kavgalar, hanlar ve beyler arasındaki anlamsız iç savaş anlatılır. SEMETEY in adını alan yedinci bölümde Manas ın karısı KANI-KEY ve annesi ÇIY- RIÇI (veya ÇIYIRDI), küçük Semetey i yanlarına alarak Buhara ya, Manas ın kaymatası olan TEMİR HAN a sığınırlar. Semetey, Buhara da dayısı İsmail in yanında kim olduğunu bilmeden büyür. Ondört yaşına geldiğinde kim olduğunu öğrenir. Babası Manas m da vasiyeti üzerine TALAS a geri döner. Uzun mücâdelelerden sonra, iktidarı dedesi Temir Han ile amcalarının elinden alır. Buna rağmen Kırgızlar arasındaki beylik ve benlik mücadeleleri bitmez, sürer gider. Bu mücâdeleler sonunda, akrabalarından birisi olan İLYAS HAN, SEMETEY i öldürür ve karısı AY-ÇÖRÖK i de kendisine alır. Bu bölümün aşıl baş karakteri MANAS ın karısı, SEMETEY in annesi KANIKEY ile SEYTEK in annesi AY-ÇÖRÖK tür. Her iki bölümde de baş roldeki kadının intikam alması incelenir. SEYTEK kolu, Manas destanının üçüncü bölümü olup, Seytek in hayat hikâyesinden ibarettir. Seytek de babası SEMETEY gibi gençlik yaşına gelince, babasının katillerinden intikamını alır, iktidarı eline geçirir, uzun zamandır esir olan dedesi Manas ın karısı, büyük nenesi KANIKEY i de esaretten kurtarır. Üç nesle uzanan destanda MANAS kurucu görevini görür, oğlu SEMETEY iktidarı tehlikeye sokar. SEMETEY in oğlu SEY- TEK ise işleri yeniden düzene koyar. KANI- KEY, oğlu SEMETEY i YAKUP tan ve onun oğulları ABEKE ili KÖBÖŞ ün elinden kurtarır, büyük zorluklar sonucu selâmete çıkarır. Ancak, SEMETEY başa geçtikten sonra işleri doğru düzgün götüremez: önce, âdab, erkân bilmediği için Manas ın yiğitlerini gücendirir ve uzaklaşmalarına sebep olur. Sonra, akrabası ÜMÜTÖY ün nişanlısını kaçırır Töreleri yerine getirmez. Rüyasında uyanlmcaya kadar ölmüş babasının anısına saygıda kusur eder. Semetey in sonu kötü olacaktır. Semetey ile birlikte soyunun da sonu tehlikeye girmiştir. Semetey i yenen ER-KIYAZ, Semetey in yeni doğan oğlu SEYTEK i öldürmek üzeredir. Tıpkı KANIKEY in Semetey i alıp kaçırarak kurtardığı gibi bu sefer de AY-ÇÖRÖK, KUĞU şekline gireceğini ve babası AKIN- HAN ile yiğitlerini çağıracağını söyleyerek ER- KIYAZ ı tehdit eder ve SEYTEK i kurtarır. Bu üç büyük kol dışında, Manas dairesi içinde kabul edilen ER TÖŞTÜK ve COLAY HAN destanları da vardır ki, bu son iki kol bazı bilim adamları tarafından müstakil birer destan olarak kabul edilirler. Bazı bilim adamlarına göre bu iki destan da MANAS m birer epizotu olup, onun etrafında oluşmuşlardır. Edil UULU E S K İ T Ü R K ÇİNİ FIRINLARI 1963 yılındanberi İznik te yaptığımız kazılar Türk çini ve keramik sanatının geniş ölçüde yeniden aydınlanmasına yol açmıştır. Bu yaz Temmuz ayındaki kazılarda birbirinden farklı üç çini fırınının yerini bulup bunları meydana çıkarmak kabil olmuştur. Fırınlardan ikisi İznik Ayasofya kilisesi arkasında Lâle Sokak ta bulunmuştur. Bunlar ortalama 2 metre derinliği ve 2 metre genişliği olan silindirik birer kuyu halinde küçük fırınlardır. Bunların açılan bir gözden ısıtıldığı anlaşılıyor. Her iki fırında da üstten daire biçiminde, bir insan girebilecek kadar açıklık bırakılmıştır. Fırınların içini temizlemek için yandan ve üstten açılmaları lâzım geldi, iki fırın arasında mermerden bir yarım sütun göze çarpmaktadır (Şekil 1-2, Resim 1-3). Üçüncü çini farını da bitişikteki Hamam Sokağı No. 9 da bir marangoz atölyesinin arkasındaki arsada 3.50 m. derinlikte bulundu. Diğerlerinden farklı olarak bu fırın dikdörtgen biçiminde takriben 2.50 metre derinlik ve 1.80 x 1.50 metre genişlikte bir kuyudur. Ayrıca bu fırında raf yerleri de tuğla duvarların içine doğru oyularak belirtilmiştir. Bu fırında yandan bir giriş yeri olduğu anlaşılıyor. Üstü çökmüştür (Şekil 3, Resim 4-5). Her üç fırın ateşe dayanıklı çok kalın ve büyük kırmızı tuğladan yapılmıştır. Fırınlar temizlenirken bol fırın malzemesi ve sgrafito (kazıma, çizme) tekniğinde parçalar ile kırmızı hamurlu ve ilk Osmanlı keramiğî olarak iznik te yapılan, evvelce «Milet işi» diye tanınan parçalar, mavi-beyaz ve çok renkli keramikler ele geçirilmiştir. Bunlara göre fırınların XV. yüzyıl başlarından beri kullanılmış olması lâzım gelir. Bundan başka üçüncü fırın temizlenirken bugüne kadar tanımadığımız yeni bir teknikle yapılmış keramik parçaları da bulunmuştur. Bunda astarlanmış ham keramik üzerine beyaz renkli ikinci bir astarla hafifçe kabarık olarak dekorlar hazırlanıyor, sonra keramikler renkli sırla sırlanıp fırınlanıyordu. Renkli sır örnekler üzerinde alt kısmı beyaz kabarık astarlı olduğundan, daha ince açık ve parlak renkli bir sır hajine geliyor, zemine Taslayan kısımlarda ise daha kalın ve koyu renkli bir surla koyu bir zemin üzerinde örnek-lerin açık ve parlak renklerle belirtilmesi kabil oluyordu. Ayrı ayrı yeşil, mavi koyu ve açık kahverengi olarak dört çeşit ve daima bir tek renkle sırlanmış keramik parçalan bulunmuştur. Aynı teknikte sırlanmamış halde ve çeşitli hazırlık safhaları gösteren kırıklar ve bozuk parçalar da bol sayıda ele geçirilmiştir. Dekorlar kıvrık dallarla palmet ve rumîler, büyük rozetler ve stilize bitki motifleridir. Anlaşıldığına göre bu kırmızı hamurlu keramik İznik te ilk olarak Osmanlı ustaları tarafından yapılmış ve hemen bunun arkasından evvelce «Milet işi» denilen diğer kırmızı hamurlu keramikler gelmiştir, İznik te ele geçirdiğimiz bu kırmızı hamurlu ve tek renkli sırla yapılmış keramiklere Kalehisar da daha sonraki kazılarımızda onüçüncü yüzyıl başından kalma Selçuklu keramikleri arasında da raslanmıştır. Böylece sgrafito tekniği ile birlikte bu renkli sır tekniğindeki keramiklerin de Selçuklulardan Osmanlılara geçtiği ve İznik keramik ve çini sanatının parlak gelişmesine temel olduğu anlaşılıyor. Çorum un Alaca kazasının Mahmudiye köyünün 1 km. kadar kuzeyinde Selçukluların eski kültür merkezlerinden Kalehisar da Selçuklulardan kalma iki fırın meydana çıkarılmıştır. Bunlar ortalama biri 1.25 m. derinlik uzun çapı 2.40, kısa çapı 1.35 m. genişlikte, diğeri 0.75 sm. derinlik genişlikte oval birer kuyu şeklindedir. Büyük hnnda 4, diğerinde iki raf yeri tuğla] duvarın içine doğru oyulmuştur (Şekil 4-5, Resim 6-7). Aynı şekilde kırmızı tuğladan yapılmış olan Selçuklu fırınlan Osmanlı fırınlarından biraz daha küçük ölçüdedir. Fırınların temizlenmesinde bol sayıda fırın malzemesi, üç ayak ve destekler yanında sgrafito (kazıma, çizme) tekniğinde keramik parçalariyle sonradan İznik te devam eden kırmızı hamurdan ve astarlanmış keramiklere ikinci defa beyaz astarla hazırlanan dekorların tek renkli sırla canlandınlmasını gösteren keramik parçalan da bulunmuştur. Bu durumda Selçuklu keramik sanatı ile Osmanlı keramik sanatı bir defa daha sıkı sıkıya birbirine bağlanmış olmaktadır.

12 12 Türk Dünyasının Sesi Kızıl Elma Kızıl Elma, Türk mitolojisinde Türkler ve de özellikle Oğuz Türkleri için üzerinde düşünüldükçe uzaklaşan ancak uzaklaştığı oranda cazibesi artan ülküler veya düşlerdir. Türk devletleri için bir hedefin ve amacın simgesidir. Kelimenin tam olarak ne zaman, nerede ve nasıl geçtiği bilinmemekle birlikte tarihi akış içerisinde hep ilerlemenin bir sembolü olmuştur. İstanbul un Fethi nden sonra, Kızıl Elma nın, Roma da bulunan San Pietro Bazilikası nin mihrabındaki altın top olduğu ileri sürülmüştür. Mitolojik bir unsur olarak elma Elma, Türk ve Altay halk inancında ve mitolojisinde kutlu bir meyvedir. Alma, Olma, Ulma, Ulmo olarak da söylenir. Moğolcası Alıma (Alımah) dır. Meyvelerin anası ve atası olarak kabul edilir. Ağacının çiçekleri pembe veya beyaz açar. Çekirdekli türlü renklerde meyvası olan bir ağaçtır. Kadınla erkeğin birbirine duyduğu tensel sevginin simgesidir. Aksakallı kocanın elinden aldığı elmanın kabuğunu yiyen kısır kadın ikiz doğurur. Kızılelma için ordulara kıtalar aşmıştır. Masallarda hep büyülü elmalar vardır. Gizemli bahçelerden hep o çalınmış, üzerine türküler yakılmış, yavuklunun yanağı ona benzetilmiştir. Yunan mitolojisinde Altın Elma için kadınlar birbirlerine düşman olmuşlardır. (Azeri dilinde Qızıl (Kızıl) sözcüğü doğrudan Altın anlamına gelir. Ve bu bağlamda Yunan mitolojisindeki Altın Elma yı da hatırlatır.) Dünyada en çok türü olan ağaç elmadır. En çok yetiştirilen ve en çok yenen meyve de odur. Olgunlaşmayı temsil eder. Türün tamamı, yeryüzüne Orta Asya dan yayılmış olup Altay ve Kafkas kökenlidir. İklim ve çeşit özellikleri göz önüne alındığında yetişme alanı çok geniş olan ağacın ilk olarak K. Anadolu, G. Kafkaslar, GB. Rusya ve D. Kazakistan dolaylarında üretildiği sanılmaktadır. Kazakistan ın başkenti Almatı nın eski adı Alma Ata dır ve elmanın dünyaya buradan yayıldığına inanılır. Adem ile Havva nın cennette yedikleri yasak meyvanın elma olduğu, yasağın ise aslında cinselliği içerdiği, bu nedenle de elmanın cinselliği sembolize ettiği iddia edilir. Yeryüzünde neredeyse her coğrafyada yetişmesi bir simgeye dönüştürmüştür ve pek çok uygarlıkta elma ile ilgili söylence ve masallara rastlanır. Kızıl Elma ülküsü Kızıl Elma, Türkler tarafından değişik şekillerde tasvir edilmiş olup bazen bir belde, bazen bir taht, bazen de dünya hakimiyetini temsil eden som altından yapılma kızıl renkli bir küre olmuştur. Bazen fethedilmesi gereken illeri ifade eder, çoğu kez ise bütün Türklerin, tek bayrak altında toplandığı devletin simgesidir. Bu altın top bazen zaferin işareti, bazen hakimiyetin sembolü, bazen de fethedilmek üzere hedef seçilen yerin sembolü olarak ifade edilmiştir. Çok eski bir Türk inanç ve töresi olan Kızıl Elma, Türkistan dan Hazar Denizi nin doğusundan gelen Oğuzların, Hazar kağanının ipek çadırının üzerinde hakimiyetinin ifadesi olarak bulunan altın topu yani Kızıl Elma yı ele geçirmeyi ülkü edinmişlerdir. Etimoloji Elma sözcüğü (Al) kökünden türemiştir. Orta Asya Türkçesi nden hemen hemen tüm lehçe ve şivelere aynı kökten geçerek kullanılan ad Türkiye Türkçesi nde, Alma -> Elma dönüşümüne uğramıştır. Kelimenin kökeninde; almak fiilinin ve meyvenin rengini simgesel olarak ifade eden al (kırmızı) sıfatının olduğu bilinmektedir. OĞUZ DESTANI Oğuz Kağan destanı M.Ö tarihleri arasında hükümdarlık yapmış olan Hun hükümdarı Mete nin hayatı etrafında şekillenmiştir. Bütün Türk destanlarında olduğu gibi bu destanın da ilk şekli günümüze ulaşmamıştır. Hun-Oğuz DestanıBugün, elimizde Oğuz destanının üç varyantı bulunmaktadır. XIII ile XVI yüzyıllar arasında Uygur harfleriyle yazılmış ve islâmiyetten önceki inancı yansıtan varyantın ilk örneği temsil ettiği kabul edilebilir. XIV. yüzyıl başında yazıldığı bilinen Reşîdeddîn in Câmi üt-tevârih adlı eserinde yer alan Farsça Oğuz Kağan Destanı İslâmi varyantların ilkini temsil etmektedir. Oğuz Kağan Destanının üçüncü varyantı ise XVII. yüzyılda Ebü l-gazî Bahadır Han tarafından Türkmenler arasındaki sözlü rivayetlerden ve önceki yazmalardan faydalanarak yazılmıştır. Oğuz Kağan Destanının İslâmiyet Öncesi Rivayeti Ay Kağan ın yüzü gök, ağzı ateş, gözleri elâ,saçları ve kaşları kara perilerden daha güzel bir oğlu oldu. Bu çocuk annesinden ilk sütü emdikten sonra konuştu ve çiğ et,çorba ve şarap istedi. Kırk gün sonra büyüdü ve yürüdü. Ayakları öküz ayağı, beli kurt beli, omuzları samur omzu, göğsü ayı göğsü gibiydi. Vücudu baştan aşağı tüylüydü. At sürüleri güder ve avlanırdı. Oğuz un yaşadığı yerde çok büyük bir orman vardı. Bu ormanda çok büyük ve güçlü bir gergedan yaşıyordu. Bir canavar gibi olan bu gergedan at sürülerini ve insanları yiyordu. Oğuz cesur bir adamdı. Günlerden bir gün bu gergedanı avlamağa karar verdi. Kargı, yay, ok, kılıç ve kalkanını aldı ve ormana gitti. Bir geyik avladı ve onu söğüt dalı ile ağaca bağladı ve gitti. Tan ağarırken geldiğinde gergedanın geyiği almış olduğunu gördü. Daha sonra Oğuz, avladığı bir ayıyı altın kuşağı ile ağaca bağladı ve gitti. Tan ağarırken geldiğinde gergedanın ayıyı da aldığını gördü. Bu sefer kendisi ağacın altında bekledi. Gergedan geldi ve başı ile Oğuz un kalkanına vurdu. Oğuz kargı ile gergedanı öldürdü. Kılıcı ile başını kesti. Gergedanın barsaklarını yiyen ala doğanı da oku ile öldürdü ve başını kesti. Günlerden bir gün Oğuz Kağan Tanrıya yalvarırken karanlık bastı. Gökten bir gök ışık indi. Güneşten ve aydan daha parlaktı. Bu ışığın içinde alnında kutup yıldızı gibi parlak bir ben bulunan çok güzel bir kız duruyordu. Bu kız gülünce gök tanrı da gülüyor, kız ağlayınca gök tanrı da ağlıyordu. Oğuz bu kızı sevdi ve bu kızla evlendi. Günler ve gecelerden sonra bu kız üç oğlan çocuk doğurdu. Çocuklara Gün, Ay ve Yıldız isimlerini verdiler. Oğuz ormanda ava çıktığı günlerden birinde göl ortasında bir ağaç gördü. Ağacın kovuğunda gözü gökten daha gök, saçı ırmak gibi dalgalı, inci gibi dişli bir kız oturuyordu. Yeryüzü halkı bu kızın güzelliğini görse dayanamaz ölüyoruz derlerdi. Oğuz bu kızı sevdi ve onunla evlendi. Günlerden gecelerden sonra Oğuz un bu kızdan da üç oğlu oldu. Bu çocuklara Gök, Dağ ve Deniz isimlerini koydular. Oğuz Kağan büyük bir toy(şenlik) verdi. Kırk masa ve kırk sıra yaptırdı. Çeşit çeşit yemekler,şaraplar, tatlılar, kımızlar yediler ve içtiler. Toydan sonra Beylere ve halka Oğuz Kağan şunları söyledi: Ben sizlere kağan oldum Alalım yay ile kalkan Nişan olsun bize buyan Bozkurt olsun bize uran Av yerinde yürüsün kulan Daha deniz, daha müren Güneş bayrak gök kurıkan Oğuz Kağan bu toydan sonra dünyanın dört bir tarafına elçilerle şu mektubu gönderdi: Ben Uygurların kağanıyım ve yeryüzünün dört köşesinin kağanı olmam gerekir. Sizden itaat dilerim. Kim benim emirlerime baş eğerse, hediyelerini kabul eder ve onu dost edinirim. Kim baş eğmezse, gazaba gelirim. Onu düşman sayarım. Onunla savaşır ve yok ettiririm. Yine o zamanlarda sağ yanda bulunan Altun Kağan, Oğuz Kağan a pek çok altın gümüş ve değerli taşlar hediye etti ve ona itaat ederek dostluk kurdu. Oğuz Kağanın sol yanında ise askerleri ve şehirleri çok olan Urum Kağan vardı. Urum Kağan Oğuz Kağanı dinlemezdi. Oğuz Kağan ın isteklerini gene kabul etmedi. Oğuz Kağan gazaba geldi, bayrağını açtı ve askerleriyle birlikte Urum Kağana doğru yürüdü. Kırk gün sonra Buz Dağın eteklerine geldi. Çadırını kurdurdu ve sessizce uyudu. Tan ağarınca Oğuz Kağanın çadırına güneş gibi bir ışık girdi.o ışıktan gök tüylü gök yeleli büyük bir erkek kurt çıktı. Kurt: Ey Oğuz, sen Urum üzerine yürümek istiyorsun; Ey Oğuz ben senin önünde yürüyeceğim. dedi. Bunun üzerine Oğuz çadırını toplattırdı ve ordusuyla birlikte kurdu izlediler. Gök tüylü gök yeleli büyük erkek kurt itil Müren denizi yakınındaki Kara dağın eteğinde durdu. Urum Hanın ordusu ile Oğuz Kağanın ordusu arasında büyük savaş oldu. Oğuz Kağan savaşı kazandı, Urum Hanın hanlığını ve halkını aldı. Oğuz Kağan ve askerleri Gök tüylü ve gök yeleli kurdu izleyerek itil ırmağına geldiler. Oğuz Kağan ın beylerinden Uluğ Ordu bey itil ırmağını geçmek için ağaçlardan sal yaptı ve böylece karşıya geçtiler. Oğuz un bu buluş hoşuna gittiği için bu Uluğ Ordu Bey e Kıpçak adını verdi. Gök tüylü gök yeleli kurdu izleyerek yeniden yola devam ettiler. Oğuz Kağan ın çok sevdiği alaca atı Buz Dağa kaçtı. Oğuz Kağanın çok üzüldüğünü gören kahraman beylerinden biri Buz Dağa çıktı ve dokuz gün sonra alaca atı bularak geri döndü. Oğuz Kağan atını ve karlarla örtünmüş kahraman beyi görünce çok sevindi. Atını getiren bu beye: Sen buradaki beylere baş ol. Senin adın ebediyen Karluk olsun. dedi. Bir süre ilerledikten sonra gök tüylü ve gök yeleli erkek kurt durdu. Çürçet yurdu adı verilen bu yerde Çürçetlerin kağanı ve halkı Oğuz Kağana boyun eğmeyince büyük savaş oldu. Oğuz Kağan, Çürçet Kağını yendi ve halkını kendisine bağladı. Oğuz Kağan, ordusunun önünde yürüyen bu gök tüylü gök yeleli erkek kurdla Hint, Tangut, Suriye, güneyde Barkan gibi pek çok yeri savaşarak kazandı ve yurduna kattı. Düşmanları üzüldü, dostları sevindi. Pek çok ganimet ve atla evine döndü. Günlerden bir gün Oğuz Kağanın tecrübeli bilge veziri Uluğ Bey rüyasında bir altın yay ve üç gümüş ok gördü. Altın yay gün doğusundan gün batısına kadar uzanıyordu. Üç gümüş ok da kuzeye doğru gidiyordu. Oğuz Kağan bu rüyayı dinleyince yurdunu oğulları arasında paylaştırdı. Abdülkadir İNAN (1889) akademisyen, tarihçi, halkbilimci, yazar Başkurdistan ın Çıgay köyünde 1889 yılında doğdu. Rusya nın Çarlık döneminde Troyitsk de Resuliye ve Yüksek Öğretmen Okulu nda öğrenim gördü (1914). Resuliye Okulu Müdürü Abdurrahman Resuli ve Rusya Türkleri nin ünlü yazarı, Muallim dergisi yayıncısı Hasan Ali Efendi nin özendirmesi ile Türk folkloru konusunda çalışmaya başladı. Öğretmenlik görevini sürdürmeye başladığı sıralarda bu konuda geniş bir zamana ve imkana da kavuşmuştur ( ). Rus istilasına karşı Başkurdistan ın bağımsızlığını korumak amacıyla girişilen mücadeleye etkin bir biçimde katıldı. Bir ara Başkurt Eğitim Bakanlığı Bilim Kurulu üyeliğinde bulundu. Başkurt kadınlarının beşik ninnileri, Ruslarla yapılan mücadeleleri konu edinen destan parçaları gibi folklor malzemelerini toplarken, Zeki Velidî Togan ın tavsiyesi üzerine çalışmalarını bütün Türk boylarının folklorunu kapsayacak genişliğe ulaştırdı. Türk destanları (özellikle Kırgızlar ın Manas Destanı) ve Şaman inançları üstüne özgün araştırmalar ortaya koydu. Petrograd (Leningrad) kitaplıklarında çalışırken, pek çok bilimsel kitabı Başkurdistan a getirdi. Bağımsızlık savaşı sonunda Türkistan daki komitenin yardımı ile Zeki Velidî Togan ile birlikde Asya daki Türkler in yaşadığı bölgeleri dolaştı. İran ve Afganistan a, oradan da Hindistan a ve Avrupa ya geçti (1924). Paris ve Berlin deki bilimsel çalışmalarına, Türkiye ye geldikten sonra asistan olarak girdiği Türkiyat Enstitüsü nde devam etti. Zeki Velidî Togan ile Yeni Türkistan dergisini (1927) çıkardı. Halk Bilgisi Haberleri (1928) dergisinin yayınına katıldı. Türkiye Halk Bilgisi Derneği nin bilimsel komisyonu üyesi iken Erzurum ve Hasankale de folklor araştırmaları yaptı. Birinci ilmî seyahate ait rapor (1930) bu dönemin ürünüdür. Yeni Türk dergisinde ve Azerbaycan Yurtbilgisi ile zamanının hemen bütün Türkçü/Milliyetçi dergilerinde pek çok değerli araştırmaları yayınlandı. Çok verimli bir kalemi vardı. Şimdiki Türk Dil Kurumu nun ilk şekli olan ve hemen hepsi de Atatürk ün istekleri doğrultusunda kurulan Türk Dili Tetkik Cemiyeti, Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti nde vazifeler aldı. Birincisinin ilk umumî kâtibliğini üstlendi. Ruşen Eşref ve Maarif Vekili Reşid Galib in daveti üzerine Ankara ya gitti. Cemiyette ihtisas katibi olarak görev aldı. İlmi komisyon ve kılavuz kolu çalışmaları üyesiyken pek çok defa Atatürk ile görüştü. Atatürk ün dil konusunda yaptığı toplantılara ve çalışmalara katıldı. Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi kurulurken (1935), Atatürk kendisinden fakültede Doğu Türk lehçelerini incelemesini ve bu konuda ders vermesini istedi. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi nde 1944 e kadar profesörlük yaptı. Türk lehçelerinin özellikleri ve tasnifi Türkolojinin tarihçesi, Orhon ve Yenisey yazıtları, Kırgızcanın genel özellikleri ve Manas Destanı gibi konularda dersler verdi. Bu dersleri de Türkoloji ders Hülâsaları adlı kitabında toplayarak yayınladı (1936). Ayrıca Güneş Dil Teorisi üzerinde de durdu. Bu teorinin temel özelliklerini ve kurallarını açıkladı. Bazı Türkçe ve Islavca kelimeleri bu teoriye göre çözümledi yılında, üniversitedeki unvan ve kadrosu kaldırıldı. Tercüman ve okutman olarak 1955 e kadar görevde kaldı. Devamı gelecek sayıda

13 Türk Dünyasının Sesi Tatar Halkı İstanbul daeskender Bayram Kutladı Sabantuy da özel konuklar Saban- Tuyı ya da diğer aıyla Sabantuy, Tatarların en eski milli bayramlarından biri. Tatar halkının yüzyıllardır şenlik havasında kutladığı Sabantuy şenliklerine bu yıl Eskişehir ve İstanbul da evsahipliği yaptı. Tataristan Cumhurbaşkanı Rustam Minnihanov ve Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkentliği ve Tataristan Cumhuriyeti Kültür Günleri kapsamında Cumartesi günü Eskişehir de düzenlenen Sabantuy Bayramı Şenlikleri ne katıldı. Minnihanov, burada yaptığı konuşmada Sabantuy Byramı nın artık Tatar halkının güzel bayramı olmaktan çıkıp Rusya nın 50 yı aşkın bölgesinde ve dünyada 20 ülkede kutlandığını belirtti ve Eskişehir de de bayramımızı kutluyoruz. Türkiye hükümetine desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Bu etkinliğin hazırlanmasında katkısı olanlara teşekkürlerimi sunuyorum. Bugün burada Tatar Kültür Merkezi ni açtık ve çeşitli projeler üzerinde durduk. Türkiye ile iş birliğimizin devam etmesini diliyorum dedi. Kutlamalar dün İstanbul da devam etti. Yağmurlu havaya rağmen bir araya gelen Tatarlar, Validebağ Korusu ndaki kutlamalarda hazır bulundu. TATARİSTAN DEVLET ŞARKI VE DANS TOPLULUĞU nun gösterisiyle başlayan etkinlik, eğlenceli görüntülere sahne oldu. Sabantuy Bayramı na katılan Tataristan Kültür Bakanı Ayrat Sibagatullin, RS FM mikrofonlarına yaptığı açıklamada, Sabantuy un tarlalar ekildikten sonra kutlanan bir bayram olduğunu belirtti. Sibagatullin şöyle konuştu: Sabantuy, Tatarların ilkbaharda tarlaları ektikten sonra kutladığı bir bayram, pulluk bayramıdır. Çok eskilerden beri dedelerimizin, atalarımızın kutladığı bir bayramdır. Sabantuy da tüm akrabalar, yakın insanlar bir araya gelip, bahar çalışmalarının bitmesini kutlardı. UKRAYNA YA TÜRK USULÜ GÜMRÜK Gümrüklerde yaşanan yolsuzluklara Türk usulü çözüm geliyor. Son dönemde gümrük yolsuzluklarıyla boğuşan AB ülkeleri, anlaşma yaptığı ülkeleri de zor duruma soktu. ABD ve AB ile yaptığı Serbest Ticaret Anlaşmalarından sonra gümrük sisteminde ortaya çıkan sorunları Türk modeliyle gidermeyi planlayan Ukrayna, revizyon kapsamında Gümrük Müşavirleri Derneği yle görüşmeye başladı. Gümrüklerde yaşanan yolsuzlukların ürkütücü boyutlara ulaştığına dikkat çeken İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği (İGMD) Yönetim Kurulu Başkanı Turhan Gündüz, ABD ve AB ile yaptığı Serbest Ticaret Anlaşmalarından sonra Ukrayna, gümrük sistemi için Türkiye deki yapıyı incelemeye başladı. Ukraynalı meslektaşlarımıza Türk Gümrük Müşavirlik Sistemini ülkelerinde uygulayabilmeleri için bilgiler vermekteyiz. diye konuştu. AB nin mali çıkarlarının korunması ve yolsuzluklarla mücadele konularının yer aldığı rapora 2012 yılında üye ülkeler tarafından komisyona 682 olay 77,6 milyon Euro luk yolsuzluk rapor edildi. Sistemi ülkede uygulayacak Ülkemizin dış ticaret işlemlerinin yaklaşık yüzde 90 ının dolaylı temsil suretiyle geldiğini anlatan Başkan Gündüz, AB ülkelerinde ise gümrük müşavirliği mesleği olmadığı gibi yanlış bir algı var. Özellikle limanları olan Yunanistan, İspanya, Portekiz, İtalya ve Fransa gibi AB üyesi Akdeniz ülkelerinde gümrük müşavirliği değil müşavir olmak için gerekli ruhsatlar kaldırıldı şeklinde konuştu. AB deki gümrük müşavirliği modelini incelediklerini aktaran Ukrayna Gümrük Komisyoncuları Derneği Başkanı Vladimir Linnik, Türkiye deki Dış Ticaret ve Gümrük Denetimleriyle Gümrük Müşavirliği sisteminin ayrıntılarını öğrenerek aynı sistemin Ukrayna da da kurulması için bilgilerin paylaşıldığını anlattı. 13 BARİYEV KTMM DE İLK ÇATLAK KTMM yeni yönetimden yer alan Eskender BARİYEV yeni yönetimi eleştirdi Ekim 2013 tarihinde düzenlenen 6.Dönem Kırım Tatar Milli Kurultayında Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Mustafa Abdülcemil KIRIMOĞLU nun meclis başkanlığını bırakmasından sonra KTMM 1. başkan yardımcısı Refat ÇUBAROV ve diğer yardımcısı Remzi İLYASOV meclis başkanlığı için yarıştı. 247 Kırım Tatar Milli Kurultayı delegesinden seçime katılan 242 delegenin 126 sının oyunu alan Refat ÇUBAROV KTMM nin yeni başkanı seçildi. Rakibi Remzi İLYASOV 112 oy aldı. Meclis başkanının belirlenmesinden sonra 32 kişilik meclis yönetimi için yapılan seçime 57 delege aday olmuş ve en çok oyu alan 32 delege yönetime seçildi. Kurultay esnasında Mustafa Abdülcemil KIRIMOĞLU nun başkanlık seçimi öncesi adaylardan kim kazanırsa diğerini 1 yardımcısı yapacağına söz vermesini istemişti. Başkan adaylarında Remzi İLYASOV, bu konunun seçim sonrasına bırakılmasını istemiş diğer aday Refat ÇUBAROV ise açıkca Remzi İLYASOV u yardımcısı yapmayacağını belirtmişti. 31 Ekimde toplanan KTMM yönetimi yeni seçilen üyelere KTMM yapısı hakkında bilgi verilmiş ve KTMM yönetim organlarının belirlenmesi 5 Kasım 2013 tarihine ertelenmişti. Bu süre zarfında KTMM 1. başkan yardımcısı olarak Aslan Ömer KIRIMLI nın ismi ön plana çıkmış ve 1. başkan yardımcısı olması bekleniyordu. Diğer ismi geçenler Ahtem ÇİYGÖZ ve Emine AVAMİLE ydi 5 kasım günü yapılan KTMM toplantısı sonucu 1. başkan yardımcısı koltuğu boş kalmasına rağmen 5 başkan yardımcısı atandı. Konuyla ilgili olarak Kırım Tatar Milli Kurultayı delegesi ve KTMM üyesi Eskender BARİYEV şahsi facebook hesabından yaptığı açıklamada Refat ÇUBAROV un sunduğu yeni meclis yönetimine oy verdiği fakat bunu Kırım Tatar Milli Kurultayı nın onu başkan seçerek güvendiği için olduğu belirtti. 1.KIRIM TATAR CUMHURİYETİ 96 YAŞINDA Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezinin bildirdiğine göre Demokratik Kırım Cumhuriyeti nin (Kırım Ahali Cumhuriyeti) Anayasasının ilan edilişinin 96. yılı Ankara daki Genel Merkez binasında 27 Aralık 2013 tarihinde çoşku ile kutlandı. İstiklal Marşı ve Kırım Tatar Milli Marşı Ant Etkenmen in söylenmesinin ardından, video gösterimi ve Çelebi Cihan ın şiirinin okunması ile başlayan kutlama programı, Gençlik Komisyonu Üyesi Görkem Akbulut un sunuşu ile devam etti. Gençlik Komisyonu Başkanı Fethi Kurtiy Şahin konuşmasında; 1917 senesinin, 26 Aralık günü, 1. Kırım Tatar Milli Kurultayı nın, Kırım Ahali Cumhuriyeti nin Anayasasını ve Kırım Ahali Cumhuriyeti Prensibini kabul ettiğini belirterek, milli prensiplerimizi, değerlerimizi, milli ruhumuzu, kimliğimizi bizlere veren liderlerimizi hatırlamak ve 1. Kırım Tatar Milli Kurultayı nı anmak amacıyla birarada olduğumuzu ifade etti. Genel Başkan Tuncer Kalkay ise, Kırım Tatar Milli Kurultayı nın Kırım Tatar milli kimliğinin şahlanarak doruğa çıkışının dönüm noktası olduğunu, Kurultay ruhunun bütün dönemlerdeki Kırım Tatar milli hareketlerine de öncülük ettiğini, Kurultay seçimlerinin islam dünyasında demokratik usullerle yapılan ilk parlemonto seçimleri olduğunu, Kurultaya seçilen yetmişaltı milletvekilinden altısının kadınlardan oluştuğunu vurgulayarak, Kurultay ruhunun yaşatılmasının da en önemli görevleri arasında olduğunu ifade etti. Kalkay, Kırım Tatar tarihinin hüzünlerle dolu olduğunu, 26 Aralık tarihinin milli şahlanışın mihenk taşı olduğunu, bu nedenle de bu günün Kırım Tatar bayramı olarak kutlanmasının çok anlamlı olacağını belirtti. 1.KIRIM TATAR CUMHURİYETİ 96 YAŞINDA 1kirim-tatar-cumhuriyeti-96-yasinda 1.KIRIM TATAR CUMHURİYETİ 96 YAŞINDA 28 Aralık 2013 Cumartesi 10:59 Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezinin bildirdiğine göre Demokratik Kırım Cumhuriyeti nin (Kırım Ahali Cumhuriyeti) Anayasasının ilan edilişinin 96. yılı Ankara daki Genel Merkez binasında 27 Aralık 2013 tarihinde çoşku ile kutlandı. İstiklal Marşı ve Kırım Tatar Milli Marşı Ant Etkenmen in söylenmesinin ardından, video gösterimi ve Çelebi Cihan ın şiirinin okunması ile başlayan kutlama programı, Gençlik Komisyonu Üyesi Görkem Akbulut un sunuşu ile devam etti.

14 14 Türk Dünyasının Sesi ERGENEKON DESTANI Türk illerinde Türk oku ötmeyen, Türk kolu yetmeyen, Türk e boyun eğmeyen bir yer yoktu. Bu durum yabancı kavimleri kıskandırıyordu. Yabancı kavimler birleştiler, Türklerin üzerine yürüdüler. Bunun üzerine Türkler çadırlarını, sürülerini bir araya topladılar; çevresine hendek kazıp beklediler. Düşman gelince vuruşma da başladı. On gün savaştılar. Sonuçta Türkler üstün geldi. Bu yenilgileri üzerine düşman kavimlerin hanları, beğleri av yerinde toplanıp konuştular. Dediler ki: Türkler e hile yapmazsak halimiz yaman olur! Tan ağaranda, baskına uğramış gibi, ağırlıklarını bırakıp kaçtılar. Türkler, Bunların gücü tükendi, kaçıyorlar deyip artlarına düştüler. Düşman, Türkler i görünce birden döndü. Vuruşma başladı. Türkler yenildi. Düşman, Türkler i öldüre öldüre çadırlarına geldi. Çadırlarını, mallarını öyle bir yağmaladılar ki tek kara kıl çadır bile kalmadı. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdiler, küçükleri tutsak ettiler. O çağda Türklerin başında İl Kağan vardı. İl Kağan ın da birçok oğlu vardı. Ancak, bu savaşta biri dışında tüm çocukları öldü. Kayı (Kayan) adlı bu oğlunu o yıl evlendirmişti. İl Kağan ın bir de Tokuz Oğuz (Dokuz Oğuz) adlı bir yeğeni vardı; o da sağ kalmıştı. Kayı ile Tokuz Oğuz tutsak olmuşlardı. On gün sonra ikisi de karılarını aldılar, atlarına atlayarak kaçtılar. Türk yurduna döndüler. Burada düşmandan kaçıp gelen develer, atlar, öküzler, koyunlar buldular. Oturup düşündüler: Dört bir yan düşman dolu. Dağların içinde kişi yolu düşmez bir yer izleyip yurt tutalım, oturalım. Sürülerini alıp dağa doğru göç ettiler. Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar. Bu tek yol da öylesine sarp bir yoldu ki deve olsun, at olsun güçlükle yürürdü; ayağını yanlış yere bassa, yuvarlanıp paramparça olurdu. Türklerin vardıkları ülkede akarsular, kaynaklar, türlü bitkiler, yemişler, avlar vardı. Böyle bir yeri görünce, ulu Tanrı ya şükrettiler. Kışın hayvanlarının etini yediler, yazın sütünü içtiler. Derisini giydiler. Bu ülkeye Ergenekon dediler. Zaman geçti, çağlar aktı; Kayı ile Tokuz Oğuz un birçok çocukları oldu. Kayı nın çok çocuğu oldu, Tokuz Oğuz un daha az oldu. Kayı dan olma çocuklara Kayat dediler. Tokuz dan olma çocukların bir bölümüne Tokuzlar dediler, bir bölümüne de Türülken. Yıllar yılı bu iki yiğidin çocukları Ergenekon da kaldılar; çoğaldılar, çoğaldılar, çoğaldılar. Aradan dört yüz yıl geçti. Dört yüz yıl sonra kendileri ve süreleri o denli çoğaldı ki Ergenekon a sığamaz oldular. Çare bulmak için kurultay topladılar. Dediler ki: Atalarımızdan işittik; Ergenekon dışında geniş ülkeler, güzel yurtla varmış. Bizim yurdumuz da eskiden o yerlerde imiş. Dağların arasını araştırıp yol bulalım. Göçüp Ergenekon dan çıkalım. Ergenekon dışında kim bize dost olursa biz de onunla dost olalım, kim bize düşman olursa biz de onunla düşman olalım. Türkler, kurultayın bu kararı üzerine, Ergenekon dan çıkmak için yol aradılar; bulamadılar. O zaman bir demirci dedi ki: Bu dağda bir demir madeni var. Yalın kat demire benzer. Demirini eritsek, belki dağ bize geçit verir. Gidip demir madenini gördüler. Dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın altını, üstünü, yanını, yönünü odun-kömürle doldurdular. Yetmiş deriden yetmiş büyük körük yapıp, yetmiş yere koydular. Odun kömürü ateşleyip körüklediler. Tanrı nın yardımıyla demir dağ kızdı, eridi, akıverdi. Bir yüklü deve çıkacak denli yol oldu. Sonra gök yeleli bir Bozkurt çıktı ortaya; nereden geldiği bilinmeyen. Bozkurt geldi, Türk ün önünde dikildi, durdu. Herkes anladı ki yolu o gösterecek. Bozkurt yürüdü; ardından da Türk milleti. Ve Türkler, Bozkurt un önderliğinde, o kutsal yılın, kutsal ayının, kutsal gününde Ergenekon dan çıktılar. Türkler o günü, o saati iyi bellediler. Bu kutsal gün, Türklerin bayramı oldu. Her yıl o gün büyük törenler yapılır. Bir parça demir ateşte kızdırılır. Bu demiri önce Türk kağanı kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver. Sonra öteki Türk beğleri de aynı işi yaparak bayramı kutlarlar. Ergenekon dan çıktıklarında Türklerin kağanı, Kayı Han soyundan gelen Börteçine (Bozkurt) idi. Börteçine bütün illere elçiler gönderdi; Türklerin Ergenekon dan çıktıklarını bildirdi. Ta ki, eskisi gibi, bütün iller Türklerin buyruğu altına girene kadar. Bunu kimi iyi karşıladı, Börteçine yi kağan bildi; kimi iyi karşılamadı, karşı çıktı. Karşı çıkanlarla savaşıldı ve Türkler hepsini yendiler. Türk Devleti ni dört bir yana egemen kıldılar. Türk Dünyası 2014 e Böyle Girdi Kazakistan Azerbaycan Tel: İmtiyaz Sahibi - DTGB - Derneği Dünya Türk Gönüllüler Birliği Genel Başkan Edil Marlis Uulu Yazı İşleri Müdürü Abidin HACİEV Yazı İşleri Müd.Yrd. Semiha AHMET Alpay DİNÇER Genel Yayın Yönetmeni Rafet ULUTÜRK Genel Yayın Müdürü Ridvan TÜMENOĞLU Yayın DanıSmanları: Prof. Dr. Mehmet SARAY Dr. Müjgan DENİZ Dr. Ganira PAŞAYEVA Dr. Mustafa KAHRAMAN Prof. Dr. Emin ÇARIKÇI Prof. Dr. Ahmet ÇOLAK Doc..Dr.. Kutluk Kaan SÜMER Dr.Aygun HASANOĞLU Türkmenistan Özbekistan Haber Sorumlusu: Nafiye YILMAZ Hukuk Danışmanı: Ertaç ÇAKIR Ekonomi Müdürü: Mujgan DENİZ İstihbarat Müdürü: Hüseyin YILDIRIM Eğitim Sorumlusu: M.ustafa K.MAHDUM Görsel Yönetmen: Nedim BİRİNCİN Kültür-Sanat: Derya A. YILDIRIM Spor Müdürü: İbrahim SOYTÜRK Art Direktör: Samet ERDEM İnternet Müdürü: Murat ULUTÜRK Halkla İlişkiler: Neriman ERALP Reklam Müdürü: Nihat KAHRAMAN İrtibat Bürosu: (500 Evler) Yıldırım Mh. Şehit Kamil Balkan cad. No: 114 / A 500 Evler - Bayrampaşa / İST. Bayrampaşa Şehir parkı üstü - Palmyalar durağın altı Tel: // Fax: Star Medya Yayıncılık A.Ş. Teknik Hazırlık : Murat ULUTÜRK Bu gazete basın yayın ilkelerine uymayı taahhüt eder. Yazarlar yazılarından sorumludur. Türkiye Kırgızistan Tacikistan KKTC DTGB - DÜNYA DAKİ TEMSİLCİLERİMİZ Romanya Dincer Geafer Amerika-New York:Terken HACALOĞLU Kırgısistan Edil Marlis Uulu Kazakistan- Dosay Kenjetay Afganistan: Mustafa K.MAHDUM Ahıska Türkleri: Paşali Seferoğlu Altay: Katya Tıdıkova Avrupa: Orhan KutluI Azerbaycan: Akber Yolçiyev (Qoşalı) Balkarya: Alim Hubolov Başkurtistan: Florid Bagayev Batı Trakya: Cemil Kapza Bayır-Bucak: Sami Yıldırım Bulgaristan: Emine BAYRAK Cuvaşistan(Rusya) :Oleg Tcyplenkov Doğu Türkistan: Erkin Emet Fin-Ugor: Vasili Petrov Gagauzya: Oleg Federovich Garizan Hakasya: Lev Nerbışev Hollanda: Serdar Can Karacay: Hasan Halkkoç Kırım: Eskender Bariyev Sibirya Omsk Altınay Junusova Şor (Rusya) Cıltıs Tannagasheva Nogay (Rusya) Yangurchi Adzhiev KKTC Ercan Arıklı Tataristan (Rusya) Bulat Gatin Türkmenistan Murat Toylyyev Bilgilendirme Elmadaki Sır! Kutsal metinlerde, masallarda, halk hikayelerinde sembolik olarak kullanılan simgesel meyve elma (alma) neyi simgeliyor? Elma ile ne anlatılmak isteniyor? Neden hep Elma kullanılmış? Bu soruların cevabını merak eden belki az belki çok kişidir belkide aman ne farkeder elma olsun armut olsun diyen kesimde az değildir. Elma altında yatan sır aslında bilinenden hatta tahmin edilecekten çok daha fazla derin bir anlam içeriyor gelin elma kültürünün ne olduğunu inceleyelim. Elmanın tarihçesine baktığımızda, Kuzey Anadolu, daha sonra Kafkaslar, Orta Asya ve Rusya taraflarında ortaya çıktığı sanılmaktadır. Açıkçası Orta Asya dan tüm dünyaya yayılmıştır. Türkçe ismi Alma dır. Kırmızı olduğundan dolayı ismi Al(kırmızı)ma dan gelmektedir. Bilinen 1000 farklı türü vardır. Yüksek besin değerine sahiptir. Elma birçok iklim kuşağına adapte olup kolayca yetişen bir meyvedir. Elma fiziksel ve kimyasal olarak genel meyve tanımın bir çok üyesinin ortak yönlerinin temsilcisi. Bu ortak yönler örneğin muz, portakal, karpuz için veya üzüm için çok daha az Yaratılış efsanelerinde, insanın cennetten kovulmasının nedeni olarak gösterilen yasak ağaçtan yedikleri yasak meyvedir. Birçok literatürde memnu meyve olarak geçer. Bu meyve çoğu bilgilerde Elma olarak bahsedilir. Kuranda Elma; 2:35 - Dedik ki: Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz. 7:19 (Sonra Allah, Âdem e hitab etti): Ey Âdem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz. 20:117 - Biz de (Âdem e) şöyle demiştik: Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis) sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra bedbaht olursun (sıkıntı çeker, perişan olursun). 20:120 - Nihayet şeytan ona vesvese verdi. Şöyle dedi: Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi? 20:121 - Bunun üzerine ikisi de o ağaçtan yediler. Hemen ayıp yerleri kendilerine açılıp görünüverdi. Ve üzerlerine cennet yaprağından örtüp yamamaya başladılar. Âdem Rabbinin emrinden çıktı da şaşırdı. İncilde Elma; 8 RAB Tanrı doğuda, Aden de bir bahçe dikti. Yarattığı Adem i oraya koydu. 9 Bahçede iyi meyve veren türlü türlü güzel ağaç yetiştirdi. Bahçenin ortasında yaşam ağacı ile iyiyle kötüyü bilme ağacı vardı. 15 RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Adem i oraya koydu. 16 Ve ona, Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin diye buyurdu, 17 Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün. 18 Sonra, Adem in yalnız kalması iyi değil dedi, Ona uygun bir yardımcı yaratacağım. 21 RAB Tanrı Adem e derin bir uyku verdi. Adem uyurken, RAB Tanrı onun kaburga kemiklerinden birini alıp yerini etle kapadı. 22 Adem den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Adem e getirdi. 25 Adem de, karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı. (İncil yaradılış/ Bölüm 2) Tevratta Elma:RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Adem i oraya koydu. Ona, Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin diye buyurdu, Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün (Yar.2: 15-17) İsmail Gaspıralı Gençlik Teşkilâtı ABD - New York Kırgız Gençleri Birliği Dünya Genç Türk Bilimadamları Birliği Cümbüş-İ Milli İslami Gençlik Teşkilatıist. Vatan Cemiyeti Kan-Kerede Altay Gençler Birliği Avrupa Türk Federasyonu Gençlik Teşkilatları Millî Şurası Ant Gençler Teşkilatı Başkurt Gençleri İttifakı Gümülcine Türk Gençler Birliği Bayır Bucak Türkmenleri Derneği Ufuk Vakfı - Sofya Suvar Çuvaş Gençleri Birliği Dünya Uygur Kurultayı Mofun - FİN-UGOR Anadili Gençler Cemiyeti Tun Gençlik Teşkilati Türk Evi Karaçay Vakfı Qardaşlık Kırım Tatar Gençleri Birliği Vahdet Türk Gençleri Teşkilatı Şor Millî Kültür Merkezi Birlik Nogay Gençleri Teşkilati Türk-Bir Derneği Azatlik Tatar Gençleri Birliği Mahtumkuli Düşünce Topluluğu

15 Türk Dünyasının Sesi 15

16 TURK BOY Türkiye nin ilk yerli uçak gemisi Azerbaycan Kardeş Gazını Avrupa ya Ta ş ı y a c a k imza AZERBAYCAN CUMHURBAŞKANI İLHAM ALIYEV, IMZA TÖRENI DOLAYISIYLA AZERBAYCAN TARIHI IÇIN ÖNEMLI BIR GÜN YAŞADIKLARINI, ŞAHDENIZ PROJESININ DÜNYANIN EN BÜYÜK ENERJI PROJELERINDEN BIRI OLDUĞUNU SÖYLEDI. Azerbaycan ın Şahdeniz 2 sahasında 26 yeni kuyu açılarak doğalgaz çıkarılmasına ilişkin anlaşmayı Şahdeniz Konsorsiyumu dün onayladı. Bakü deki imza töreninde konuşan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Şahdeniz Projesi nin bölgenin enerji haritasını değiştireceğini söyledi. Deniz Ticaret Odası Başkanı Metin Kalkavan a ait Sedef Tersanesi, İspanyol Donanması nın L61-Juan Carlos adını taşıyan gemisini örnek alan bir projeyle kazandı. Gemi, tek depo yakıtla Avustralya ya kadar gidip dönebilecek. İspanya ya ait 2009 da denize indirilen Juan Carlos uçak gemisi, Türkiye nin üreteceği yerli uçak gemisine en yakın örneklerden biri asker taşıyacak. Ağırlık: 28 bin ton. Yakıt ikmali yapılmadan 30 gün süreyle sefer yapabilecek Kara, deniz ve hava araçları ile 1200 asker taşıyacak. 30 tank, 30 u amfibi zırhlı hücum aracı olmak üzere toplam 90 ila 100 tekerlekli ve paletli araç taşıyacak. Azami hız itiş gücü sistemi sayesinde 22 knot luk hıza ulaşıyor. Amfibi harekâtlar için kullanılan gemi havuzu. Taşıma kapasitesi: 2 adet Lcac hovercraft tipi bot yer alacak. Amfibi harekâtlar için kullanılan gemi havuzu. Taşıma kapasitesi: 2 adet Lcac hovercraft tipi bot yer alacak. 12 uçak ve büyüklüğüne göre 6-8 helikopter taşıyacak.uçuş güvertesine aynı anda 4 adet CH-47 Chinook helikopter inişkalkış yapabilecek. Yerli seyrüsefer sistemleri, Aselsan 40 mm top atış kontrol sistemi, 2 adet 20 mm Phalanx yakın savunma sistemi, 3 adet Aselsan üretimi STAMP ile donatılacak. Kazaklar Dünya nın en pahalı süper jeti Dünya nın en hızlı ve en pahalı jeti Spike Aerospace S-512 hava yolculuğunda yeni bir çığır açmaya hazırlanıyor. Boston ordusunun mühendislerinin tasarladığı ve hayata geçirdiği süpersonik jet Spike Aerospace S-512 hava yolculuğunda çığır açıyor. Londra ile New York arasını sadece 3 saate indiren bu süper jet tam olarak 162 trilyon değerinde km/s hızına ulaşabilen bu süpersonik jet 60 milyon dolarlık proje sonunda ortaya çıktı. Büyük firma sahipleri ve uluslararası çalışan şirketler için tasarlanan süpersonik jetin 2015 sonlarında satışa çıkacağı açıklandı. İşte ilk Türk otomobili Erdoğan ın hayalini çoktan gerçekleştirdi bile. Kazakistan Büyük Hun İmparatorluğunun efsane lideri Atilla nın adına özel bir otomobil yapıp piyasaya verdi. Tamamen Türk ruhu ile hazırlandığı belirtilen Atilla adlı otomobil, büyük imparator Atilla nın ölümünün yılında piyasaya sürüldü... Tamamen Kazakistan sanayinin gerçekleştirdiği Atilla, Kazakiztan ın ilk otomobili olarak ta tarihe geçti yılında ilk kez kendi otomobillerini yapmaya karar veren Kazaklar, 2003 yılına kadar tam 10 yıl bu projenin alt yapısını hazırladı yılında Türk ruhuna uygun olarak tasarlanan Atilla, bu yıl tamamlandı... İlk etapta..kazakistan da piyasa verilecek olan Atilla, daha sonra ihraç edilecek 100 Bin TL ye kalem TÜRKPA dönem başkanlığı Türkiye nin Çoğu insan için kalemler gelip geçicidir fakat bu tarz bir kaleminiz olsa asla yanınızdan ayırmayacağınıza garanti veririz. Hayatımızda kalemlerin pek özel bir yeri yoktur. Bir kalemi en uzun süre ne kadar kullanabiliriz bilinmez ama kaybettiğimizde gider bir yenisini alırız. Fakat bu tarzda bir kalem için söylenenler geçerli olmayacaktır. Harrods da satılan Jack Row Jaali kalem muhtemelen güvenlikli bir kasada saklanmalı ve sadece büyük miktarda çekleri imzalamak için dışarı çıkarılmalıdır. Çünkü Jack Row Jaali kalemi islamik figürlerden oluşan 18 karat beyaz ve sarı altının yanında üzeri elmaslarla kaplı özel bir kalem. Meşe ağacından yapılan özel bir kutu ile sunumu yapılan bu değerli kalem tam tamına 101 bin TL değerinde. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Cemil Çiçek, Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) Meclis Başkanları ile Anıtkabir i ziyaret etti. Kazakistan Meclis Başkanı Nurlan Nigmetulin ile görüşen Çiçek, TÜRKPA Konseyi 4. Toplantısı na katıldı. Kırgızistan Meclis Başkanı Ceenbekov, TÜRKPA dönem başkanlığını TBMM Başkanı Cemil Çiçek e devretti. Rixos Otel de yapılan toplantıya Çiçek in yanı sıra Kırgızistan Meclis Başkanı Asilbek Ceenbekov, Azerbaycan Milli Meclis Başkanı Oktay Esadov ve Kazakistan Meclis Başkanı Nurlan Nigmetulin katıldı. Kırgızistan Meclis Başkanı Ceenbekov, TÜRKPA dönem başkanlığını TBMM Başkanı Cemil Çiçek e devretti. Yüzlerce yıllık ortak geçmişten ve sonsuza dek sürecek kardeşliğe olan inançtan beslenen TÜRKPA nın klasik bir parlamenter örgüt olmanın ötesinde kardeş halkların temsilcileri vasıtasıyla bir araya geldiği bir dost meclisi olduğuna dikkat çeken Çiçek, Azerbaycan ın TÜRKPA ya Bakü de bina yapımı için bütçe ve arazi tahsis ettiğini dile getirdi. TÜRKPA üyesi ülkelerin uluslararası kuruluşlardaki adaylıklarına diğer ülkele- rin destek vermesinin önemli olduğunu vurgulayan Çiçek, şunları söyledi: Türkiye nin dönemi BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine adaylığını, İstanbul un 2020 de düzenlenecek olan olimpiyatlara adaylığını ve İzmir in 2020 Expo organizasyonuna ev sahipliğine adaylığını hatırlatmak istiyorum. Bu adaylıklarımız gerçekleştiği takdirde Türk dünyası BM Güvenlik Konseyi nde temsil edilmiş olacak ve iki önemli uluslararası faaliyet, iki güzel Türk şehrinde tertiplenecektir. Bu hususlarda ülkelerimizden aldığımız destek taahhütleri ve ilgili teşkilata üye olmadığınız durumlarda diğer ülkeler nezdinde lehimizde yapabileceğiniz girişimler için şimdiden teşekkür ediyorum. Bizler birlikte oldukça Türk dünyasının sesini dünyaya duyurabilir, uluslararası arenada hak ettiğimiz yeri alabiliriz. diyen Çiçek, Türkmenistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Özbekistan ın burada bulunmadığını belirterek bu kardeş ülkelerin olmamasının bir eksiklik olduğunu ifade etti. Çiçek, TÜRKPA nın adına yakışır şekilde bu ülkelerin meclislerinin de temsil edildiği bir kuruluş haline gelmesi temennisinde bulundu. Toplantı daha sonra basına kapalı olarak devam etti.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar

MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar Bu kitabın sahibi:... Tüm zamanların insanları, bütün dünyada, her zaman içinde yaşadıkları ve barındıkları bir yaşam alanına, bir eve ihtiyaç duymuşlardır. Öncelikle, mimari,

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

Kariyerinize İsminiz Yön Veriyor!

Kariyerinize İsminiz Yön Veriyor! On5yirmi5.com Kariyerinize İsminiz Yön Veriyor! İnsanın isminin hayatında pek çok şeye yön verdiğini sık sık duyarız. Ne kadar gerçek olduğu tartışılır ama şimdi de adımızın kariyerimizi belirlediği söyleniyor.

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

1. IŞIK BİLGİSİ ve YANSIMA

1. IŞIK BİLGİSİ ve YANSIMA 1. IŞIK BİLGİSİ ve YANSIMA Işığın Yayılması Bir ışık kaynağından çıkarak doğrular boyunca yayılan ince ışık demetine ışık ışını denir. Işık ışınları doğrusal çizgilerle ifade edilir. Bir ışık kaynağından

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Hanlığı ve Kazakistan konulu bu toplantıda Kısaca Kazak

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI Sayın Âli Meclis Başkanı, Sayın Bakan, Sayın Oda Başkanları, Değerli İş Adamları,

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU

GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU Güneş ışınımı değişik dalga boylarında yayılır. Yayılan bu dalga boylarının sıralı görünümü de güneş spektrumu olarak isimlendirilir. Tam olarak ifade edilecek olursa;

Detaylı

www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort +90 444 1 352 /elaresort

www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort +90 444 1 352 /elaresort +90 444 1 352 www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort /elaresort Zarafet ve kaliteyle zenginleşen kusursuz bir dünya... L U X U R I S M Luxurism, sadece bir kelime değil; mükemmelliğin heyecan

Detaylı

OPTİK Işık Nedir? Işık Kaynakları Işık Nasıl Yayılır? Tam Gölge - Yarı Gölge güneş tutulması

OPTİK Işık Nedir? Işık Kaynakları Işık Nasıl Yayılır? Tam Gölge - Yarı Gölge güneş tutulması OPTİK Işık Nedir? Işığı yaptığı davranışlarla tanırız. Işık saydam ortamlarda yayılır. Işık foton denilen taneciklerden oluşur. Fotonların belirli bir dalga boyu vardır. Bazı fiziksel olaylarda tanecik,

Detaylı

BAKA BULUŞMALARI -I-

BAKA BULUŞMALARI -I- BAKA BULUŞMALARI -I- Onur Konuğu Isparta Belediye Başkanı Y. Mimar Yusuf Ziya GÜNAYDIN Tarih 01 Ekim 2010 Cuma Saat 10:00 Katılımcılar Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri ve Uzmanları Batı Akdeniz

Detaylı

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU ÖĞRENCİNİN ADI-SOYADI: BEP HAZIRLAMA :07.10.2011 BEP Birimi Üyeleri: - ÖĞRENCİNİN ŞU ANKİ PERFORMANS DÜZEYİ:.. öz bakım becerilerini yerine getirir... okuma yazmayı

Detaylı

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfinle kurul Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Detaylı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Muğla Valisi Amir Çiçek in katılımı ile Menteşe Belediyesi nin katkıları ile Konakaltı Kültür Merkezi nde gerçekleştirilen törenle sanatçı Eda Özdemir in Bir Kadın Üç Sanat

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

2014 2015 DERS YILI MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA ANADOLU LİSESİ VE FEN LİSESİ 10. SINIFLAR TÜRK EDEBİYATI DERSİ YARIYIL ÖDEVİ

2014 2015 DERS YILI MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA ANADOLU LİSESİ VE FEN LİSESİ 10. SINIFLAR TÜRK EDEBİYATI DERSİ YARIYIL ÖDEVİ 2014 2015 DERS YILI MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA ANADOLU LİSESİ VE FEN LİSESİ 10. SINIFLAR TÜRK EDEBİYATI DERSİ YARIYIL ÖDEVİ 1. Alp Er Tunga öldi mü Issız ajun kaldı mu Ödlek öçin aldı mu Emdi yürek yırtılur

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz.

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. MEVSİM İLKBAHAR İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde meydana gelen değişiklikleri öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde hayvanların yaşayışlarında meydana gelen değişiklikleri

Detaylı

TÜRKÇE. NOT: 1. 2. 3. soruları yukarıdaki metne göre cevaplayınız. cümlesinin sonuna hangi noktalama işareti konmalıdır?

TÜRKÇE. NOT: 1. 2. 3. soruları yukarıdaki metne göre cevaplayınız. cümlesinin sonuna hangi noktalama işareti konmalıdır? TÜRKÇE Hiçbir zaman elinde sapan olan bir arkadaşım olmadı. Daha doğrusu, öyleleri ile arkadaşlık yapmadım. Çünkü minicik bir kuşun canına kıyarken acıma duygusu olmayan kişi, zor duruma düşene elini uzatmaz.

Detaylı

Kelaynakların Hazin Öyküsü

Kelaynakların Hazin Öyküsü Kelaynakların Hazin Öyküsü Hazin bir öykü anlatacağım bu kez sizlere... Bir varmış bir yokmuş... Uçsuz bucaksız bir ova varmış. Fırat ın sularıyla bereket bulmaya çalışan bu topraklar, fakir köylünün tek

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :11. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :8. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Selvitopu

Detaylı

Sayı. OR-AN Rotary Kulübü. Eylül. Kuruluş : 7 Ekim 1997. John Kenny UR Başkanı. Hasan Akduman Dönem Guvernörü 2009-2010. Zeynep Gökalp Dönem Başkanı

Sayı. OR-AN Rotary Kulübü. Eylül. Kuruluş : 7 Ekim 1997. John Kenny UR Başkanı. Hasan Akduman Dönem Guvernörü 2009-2010. Zeynep Gökalp Dönem Başkanı Sevgili Dostlarım, Dönemimizin 2 ayını geride bıraktık. Yaz aylarının güzel günlerini tatil ile değerlendiren dostlarımız artık Ankara ya döndüler. Çocukların okulları başladı. Sevgili Çocuklarımıza yeni

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül ft o\ I V-i :p --( a * > Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın Kitap / Kayıp Gül Röportaj / Dr. Süleyman Ozüpekçe El Sanatları / Geleneksel Sanatlarımız/

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :İnternet Sitesi SON DAKİKA GAZETESİ Sayfası :İnternet Sitesi Karabağlar Belediyesi Farkındalık Yaratacak

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

TÜRK MİTOLOJİSİ DR.SÜHEYLA SARITAŞ 1

TÜRK MİTOLOJİSİ DR.SÜHEYLA SARITAŞ 1 TÜRK MİTOLOJİSİ DR.SÜHEYLA SARITAŞ 1 Çeşitli Türk topluluklarının mitolojileriyle ilgili malzemelerin bir çoğunu bilim adamları, misyonerler, seyyahlar ya da bazı yabancı araştırmacılar tarafından derlenmiştir.

Detaylı

AYA THEKLA YERALTI KİLİSESİ

AYA THEKLA YERALTI KİLİSESİ AYA THEKLA YERALTI KİLİSESİ Thekla, genç ve güzel bir kadın... Hem de bakire... Aynı Meryem gibi.. Halk bu yüzden, Thekla nın yaşadığı yeraltı kilisesine, Meryemlik demiş. Thekla nın yaşadığı, sonunda

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur.

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur. 06 EKİM 2014 REKLAM HABERLER Gül-Ay - Sayfa 3 06 EKİM 2014 Gül-Ay - Sayfa 5 HABERLER Erdemli de üzüm festivali yapıldı Erdemli'ye bağlı Üzümlü köyünde Üzüm festivali yapıldı. Erdemli Belediyesi tarafından

Detaylı

Lions un Evrensel Hedefleri nin dayandığı en temel kavramlardan birisi Lions un Evrensel Vizyonu dur.

Lions un Evrensel Hedefleri nin dayandığı en temel kavramlardan birisi Lions un Evrensel Vizyonu dur. Uluslararası Lions Kulüpleri Birliği Hizmet Kavramı 1 Dayanak Lions un Evrensel Hedefleri nin dayandığı en temel kavramlardan birisi Lions un Evrensel Vizyonu dur. İşte bu vizyon Lions un hizmetlerinin

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

GOBUSTAN KAYALIKLARI VE İLK SANATÇILAR

GOBUSTAN KAYALIKLARI VE İLK SANATÇILAR GOBUSTAN KAYALIKLARI VE İLK SANATÇILAR En azından sanatla ilgisi olanlar, dünya tarihinin en eski çizimlerin, İspanya daki Altamira Mağarası ile Fransa daki Lasque Mağarası duvarına yapılmış hayvan resimleri

Detaylı

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik Video Başlığı Açıklamalar Süresi Yetkinlikler Liderlikte Güncel Eğilimler Konuşan Değil, Dinleyen Lider Son on yıl içinde liderlik ve yöneticilik konusunda dört önemli değişiklik oldu. Bu videoda liderlik

Detaylı

KUTUP IŞINIMI AURORA. www.astrofotograf.com

KUTUP IŞINIMI AURORA. www.astrofotograf.com KUTUP IŞINIMI AURORA www.astrofotograf.com Kutup ışıkları, ya da aurora, genellikle kutup bölgelerinde görülen bir gece ışımasıdır. Aurora, gökyüzündeki doğal ışık görüntüleridir. Genelde gece görülen

Detaylı

kültürel değişim programıdır.

kültürel değişim programıdır. Work and Travel programı, her yıl tüm dünyadan 100.000 i aşkın üniversite öğrencisinin katıldığı, size sezonluk bir işte çalışarak Amerikan yaşamı ve kültürü başta olmak üzere bir çok değişik kültürü birebir

Detaylı

BALAT TA İTALYA RÜZGARI ANGELO DAN MUHTEŞEM SANAT

BALAT TA İTALYA RÜZGARI ANGELO DAN MUHTEŞEM SANAT BALAT TA İTALYA RÜZGARI ANGELO DAN MUHTEŞEM SANAT Şeffaf altın su temizlik simgesi hamam sanatla uyumunu zenginleştirdi Küçük Mustafa Paşa Hamamı sanatla dirildi 15 Eylül - 13 Ekim 2013 tarihleri arasında

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım.

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım. 1. Soru Kitap okumak insanı özgürleştirir. Okuyan insan yeni düşünceler edinir, zihnine yeni pencereler açar. Okumak olaylara bakış açımızı bile etkiler. Kalıplaşmış salt düşünceler, yerini farklı ve özgür

Detaylı

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014 BİLİMKURGU: BAŞKA BİR VAROLUŞ MÜMKÜN Bilimkurgu bir bakışa göre Samosata lı Lukianos tan (M.S. 2. Yüzyıl) bu yana, başka bir bakışa göre ise 1926 yılında yayımcı Hugo Gernsbeack in scientifiction kelimesini

Detaylı

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ DANIŞMAN:Özer YILMAZ HAZIRLAYAN: Erşad TAN,Tacettin TOPTAŞ İÇİNDEKİLER GİRİŞ I-İNANÇ TURİZMİ A- İnanç Kavramı

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ TEST

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ TEST İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ TEST TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ TEST 1 1) Türklerin Anadolu ya gelmeden önce

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

MİT VE DİN İLİŞKİSİ. (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

MİT VE DİN İLİŞKİSİ. (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 MİT VE DİN İLİŞKİSİ (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Mit ve Din Mitolojiler genel olarak dinsel, ruhani ve evrenin ya da halkların oluşumu gibi yaratılış veya türeyiş gibi temaları içerirler.

Detaylı

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ 10 KASIM ATATÜRK Ü ANMA ŞİİRLER 10 Kasım geldi işte Üzgünüz biz milletçe Atatürk! ü anarız O bizim kalbimizde 10 Kasım geldi işte Koşarız Anıtkabir e Atatürk ü anarız

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı.

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı. ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE KÜLTÜR Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan Örgütün amaçlarına uygun olarak görevlerini yerine getirebilmesi, yaşamını sürdürmesi, karşılaştığı sorunları çözmesi ve gelişimini

Detaylı

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları.

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları. Gemeinschaft. Community. Communauté. İslam Toplumu Millî Görüş» www.igmg.org 09 Ekim 2015 Sayı 69 HASENE KURBAN KAMPANYASINDA YENİ REKOR: 161.500 HISSE s. 21 GENEL MERKEZ 27. Avrupa Kur ân-ı Kerîm Tilavet

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Gazetesi Günlük web Gazetesi 03.11.2012 Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Belediyesi'nde belgesel film gösterimleri tüm hızıyla devam ediyor. Levent Kültür Merkezi'nde sinema gösterimleri için de Salkım

Detaylı

Minti Monti. Kutup ayısını tanımak ister misin?

Minti Monti. Kutup ayısını tanımak ister misin? Minti Monti Çocuklar için eğlenceli poster dergi Ücretsizdir Kış 2011 Sayı:4 ISSN: 2146-281X Kutup ayısını tanımak ister misin? Kutup Ayısı, Buz Ülkesinin Kralı Minti Monti Kuzey Kutbu'nda Sevdiklerine

Detaylı

SGK 4. Olağan Genel Kurulu ÇSG Bakanı Süleyman Soylu nun Başkanlığında Gerçekleştirildi

SGK 4. Olağan Genel Kurulu ÇSG Bakanı Süleyman Soylu nun Başkanlığında Gerçekleştirildi SGK 4. Olağan Genel Kurulu ÇSG Bakanı Süleyman Soylu nun Başkanlığında Gerçekleştirildi Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) 4. Olağan Genel Kurulu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı(ÇSGB) Süleyman Soylu nun ev

Detaylı

Mitosta, arkaik anaerkil yapı Ay tanrıçalığı ile Selene figürüyle sürerken, söylencenin logosu bunun tersini savunur. Yunan monarşi-oligarşi ve tiran

Mitosta, arkaik anaerkil yapı Ay tanrıçalığı ile Selene figürüyle sürerken, söylencenin logosu bunun tersini savunur. Yunan monarşi-oligarşi ve tiran Ay tanrıçası Selene, Yunan mitolojisinde, Güneş tanrısı Helios un kız kardeşidir. Ay ı simgeler. Selene de Helios gibi bir arabayla dolaşırdı. Selene nin arabasını iki at, katır ya da boğa çekerdi. Zeus

Detaylı

3. Hangi ülkenin vatandaşlığını taşıyorsunuz? Alman vatandaşlığı: evet Başka bir ülkenin vatandaşlığını taşıyorum:...

3. Hangi ülkenin vatandaşlığını taşıyorsunuz? Alman vatandaşlığı: evet Başka bir ülkenin vatandaşlığını taşıyorum:... Übersetzungshilfe - Anket çevirisi Size anketi doldurmanız için kolaylık sağlamak istiyoruz, bu yüzden size göç ve entegrasyon ile ilgili bu çeviriyi hazırladık. Lütfen cevaplarınızı bu kâğıta yazmayınız,

Detaylı

MÜZİK ALETLERİ 40 BİN YIL ÖNCESİNE DAYANIR

MÜZİK ALETLERİ 40 BİN YIL ÖNCESİNE DAYANIR MÜZİK ALETLERİ 40 BİN YIL ÖNCESİNE DAYANIR Dünyanın en eski flütü 40 bin yıl önceye uzanıyor. Hititler in flüt, gitar, lir, arp, tef, çalpara, davul ve gayda kullandığını gösteren taş kabartmalar var.

Detaylı

DUA ETTİĞİNİZDE. J. Robert Ashcroft. ICI Elemanlarıyla İşbirliği İçinde Hazırlanmıştır Resimler: David Cahill Çeviren: Hande Taylan ICI

DUA ETTİĞİNİZDE. J. Robert Ashcroft. ICI Elemanlarıyla İşbirliği İçinde Hazırlanmıştır Resimler: David Cahill Çeviren: Hande Taylan ICI DUA ETTİĞİNİZDE J. Robert Ashcroft ICI Elemanlarıyla İşbirliği İçinde Hazırlanmıştır Resimler: David Cahill Çeviren: Hande Taylan ICI Yeni Yaşam Yayınları İsteme Adresi: ICI P.K.: 33 Bakırköy İstanbul

Detaylı

Dil Öğrenme ve yazım dili öğrenme

Dil Öğrenme ve yazım dili öğrenme Dil Öğrenme ve yazım dili öğrenme Đyi bir başarı için gerekli olanşartlar Çocuğunu desteklemek isteyen annebabalar için çeşitli tavsiyeler Elisabeth Grammel und Claudia Winklhofer Übersetzung: Abdullah

Detaylı

Karikatüristlere fırsat

Karikatüristlere fırsat Karikatüristlere fırsat Beşiktaş Belediyesi etkinliklerini sürdürmeye devam ediyor. Beşiktaş Belediyesi bu sefer karikatür sanatının öncülerinden bir tanesi olan 'Nehar Tüblek' adına bir karikatür yarışmasına

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :15. Syf Sayfası :9. Syf Sayfası :5. Syf. SON DAKİKA GAZETESİ Sayfası :5. Syf. Sportmen ilavesi Sayfası :2. Syf Sayfası :31. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :İnternet Sitesi İZTO dan Selvitopu ve ekibine

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK)

BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK) BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK) Özel Ata Anadolu Lisesi Müdürü Bahriye Aksoy un başkanlığında Sosyal ve Fransızca Bölüm öğretmenleri Değerler Eğitimi nde yapacakları görevleri ve kendilerine yardımcı olacak

Detaylı

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Ü s t S ı n ı f Orta Sınıf Alt Sınıf TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Toplumsal tabakalaşma dünya yüzeyindeki jeolojik katmanlara benzetilebilir. Toplumların,

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

DiJiTAL TÜRKÇE ANSiKLOPEDi

DiJiTAL TÜRKÇE ANSiKLOPEDi DiJiTAL TÜRKÇE ANSiKLOPEDi E N Z E N G İ N D İ J İ T A L T Ü R K Ç E K A Y N A K Okulpedia, Türkiye için özel olarak hazırlanmış en zengin dijital okul ansiklopedisidir. Binlerce sayfadan oluşan Okulpedia

Detaylı

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM ÜNİTE 1 VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - 1 Ad :... Soyad :... Vücudumuzu ayakta tutan, hareket etmemizi sağlayan ve bazı önemli organları koruyan sert yapıya iskelet denir. İskelet

Detaylı

1. Bir süre için hayatınızdaki iyi şeylerin artık olmadığını varsayın.

1. Bir süre için hayatınızdaki iyi şeylerin artık olmadığını varsayın. MUTLULUĞU ARTTIRMAK İÇIN BILIMIN KANITLADIĞI ON BASIT FAALIYET Bilimsel çalışmaların sonuçlarına kulak verdiğimizde mutluluğunuzu arttırmak için yol gösterebilirler. Aşağıdaki faaliyetleri 10 gün düzenli

Detaylı

İKLİM ELEMANLARI SICAKLIK

İKLİM ELEMANLARI SICAKLIK İKLİM ELEMANLARI Bir yerin iklimini oluşturan sıcaklık, basınç, rüzgâr, nem ve yağış gibi olayların tümüne iklim elemanları denir. Bu elemanların yeryüzüne dağılışını etkileyen enlem, yer şekilleri, yükselti,

Detaylı

Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

Fotovoltaik Teknoloji

Fotovoltaik Teknoloji Fotovoltaik Teknoloji Bölüm 3: Güneş Enerjisi Güneşin Yapısı Güneş Işınımı Güneş Spektrumu Toplam Güneş Işınımı Güneş Işınımının Ölçülmesi Dr. Osman Turan Makine ve İmalat Mühendisliği Bilecik Şeyh Edebali

Detaylı

4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI

4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI 4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI 1. Dünya mızın şekli neye benzer? Dünyamızın şekli küreye benzer. 2. Dünya mızın şekli ile ilgili örnekler veriniz.

Detaylı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı III. ÜNİTE TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI VE İLK TÜRK DEVLETLERİ ( BAŞLANGIÇTAN X. YÜZYILA KADAR ) A- TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI I-Türk Adının Anlamı

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI Okul öncesi dönem genel anlamda tüm gelişim alanları açısından temellerin atıldığı

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

Sakarya ili kültür ve turizm bakımından önemli bir potansiyele ve çeşitliliğe sahiptir. İlde Taraklı Evleri gibi

Sakarya ili kültür ve turizm bakımından önemli bir potansiyele ve çeşitliliğe sahiptir. İlde Taraklı Evleri gibi TARİH Tarihi kaynaklar bize, Adapazarı yerleşim bölgesinde önceleri Bitinya'lıların, ardından Bizanslıların yaşadıklarını bildirmektedir. Öte yandan, ilim adamlarının yaptıkları araştırmalara göre; Sakarya

Detaylı

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ Her yönüyle edip (edebiyatçý) ve öðretmen Ýbrahim Zeki Burdurlu nun ölümsüz bir yapýtý elinizi öpüyor. Burdurlu bu çalýþmasýnda, cennet Anadolu nun deðiþik yörelerinden

Detaylı

TED AİLESİ, ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMASI VE PLAKET TÖRENİ İÇİN DÜZENLENEN YEMEKTE BİR ARAYA GELDİ

TED AİLESİ, ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMASI VE PLAKET TÖRENİ İÇİN DÜZENLENEN YEMEKTE BİR ARAYA GELDİ TED AİLESİ, ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMASI VE PLAKET TÖRENİ İÇİN DÜZENLENEN YEMEKTE BİR ARAYA GELDİ Geleceğe ışık tutan, Başöğretmen Atatürk ün emanetine sahip çıkıp, eserinin üzerine imza atan, bilgiyi öğretmekten

Detaylı

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Çocukları günlük bakımcıya veya kreşe gidecek olan vede başlamış olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 9-14 aylık çocuklar hakkında durum ve

Detaylı

PAPATYALAR ve PARLAK YILDIZLAR SINIFLARI ŞUBAT AYI BÜLTENİ

PAPATYALAR ve PARLAK YILDIZLAR SINIFLARI ŞUBAT AYI BÜLTENİ PAPATYALAR ve PARLAK YILDIZLAR SINIFLARI ŞUBAT AYI BÜLTENİ KAVRAMLAR *Büyük küçük orta *Sivri-küt *Önünde-arkasında *Alt-üst-orta *Altında-üstünde-ortasında *Arasında *Renk kavramı: Kahverengi, gri *Sayı

Detaylı

Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat

Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat Ezgi İçöz, MA 24 Haziran 14 Salı Tammam Azam Inside Outside Project: Gazeteci ve fotoğrafçılar ile çalışmak Motivasyon farklılıkları ve etik Çalışma süresi

Detaylı

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI ULAŞIM VE TRAFİK HAFTASI * Trafiğin tanımı yapıyoruz(yayalar,taşıtlar vb.) *Trafik işaretlerini öğreniyoruz. Trafik polisinin görevlerini öğreniyoruz.

Detaylı

ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK

ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK ÜNİTENİN KONULARI Toprağın Oluşumu Fiziksel Parçalanma Kimyasal Ayrışma Biyolojik Ayrışma Toprağın Doğal Yapısı Katı Kısım Sıvı Kısım ve Gaz Kısım Toprağın Katmanları

Detaylı

2014 / 2015 SAYI: 06. Haftanın Bazı Başlıkları. İnternet Bağımlılığı 2. Sınıflar Mudanya Pazar Yerini Gezdi Tiyatro Festivali

2014 / 2015 SAYI: 06. Haftanın Bazı Başlıkları. İnternet Bağımlılığı 2. Sınıflar Mudanya Pazar Yerini Gezdi Tiyatro Festivali 2014 / 2015 SAYI: 06 Haftanın Bazı Başlıkları İnternet Bağımlılığı 2. Sınıflar Mudanya Pazar Yerini Gezdi Tiyatro Festivali İnternet Bağımlılığı İnternet Bağımlılığı Tanımı: İnterneti aşırı kullanılma

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

Kuzey Kıbrıs ta. Bir Çay Molası. Ekonomik ve Kültürel İşbirliği Buluşması. 19-24 Kasım 2012. Lefkoşa - Güzelyurt - Girne - İskele - Gazimağusa

Kuzey Kıbrıs ta. Bir Çay Molası. Ekonomik ve Kültürel İşbirliği Buluşması. 19-24 Kasım 2012. Lefkoşa - Güzelyurt - Girne - İskele - Gazimağusa Kuzey Kıbrıs ta Bir Çay Molası Ekonomik ve Kültürel İşbirliği Buluşması 19-24 Kasım 2012 Lefkoşa - Güzelyurt - Girne - İskele - Gazimağusa FAALİYET RAPORU K.K.T.C. NİN 29. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE KUZEY KIBRIS

Detaylı

Güvene dayalı felsefemiz dünyanın her

Güvene dayalı felsefemiz dünyanın her En çok satılan kitapların yazarı Robert Levering tarafından 1992 yılında ABD de kurulmuştur 25 yıldır dünya çapındaki en iyi işyerlerini analiz ve tespit etmekteyiz. 25 yıllık araştırma ve milyonu aşkın

Detaylı

2- Bileşim 3- Güneş İç Yapısı a) Çekirdek

2- Bileşim 3- Güneş İç Yapısı a) Çekirdek GÜNEŞ 1- Büyüklük Güneş, güneş sisteminin en uzak ve en büyük yıldızıdır. Dünya ya uzaklığı yaklaşık 150 milyon kilometre, çapı ise 1.392.000 kilometredir. Bu çap, Yeryüzünün 109 katı, Jüpiter in de 10

Detaylı