ev Tiirk kendine dön «TUTSAK MENEM> ;^; ıiı m

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ev Tiirk kendine dön.. 7. 7. 1969 «TUTSAK MENEM> ;^; ıiı m"

Transkript

1 ev Tiirk kendine dön «TUTSAK MENEM> ;^; ıiı m

2 DEVLET * 7/TEMMUZ/1969 * SAYFA: 2 BİR BESLEME paftanın yazısı Genellikle, memlekette yaratılan karışıklığın «baş sorumlusu» olarak iktidar suçlanırken; hükümet yardımcılarını seçmek ve müşterek düşmana kar şı beraberce hareket etmek mecburiyetini hissetmek yerine, belki müşterek düşmandan daha da kinci bir tutumla, bugün kendisine yardımcı olmak durumunda olan bir kitleyi itmekte ve kötülemektedir. Geçenlerde elime, «adı var, cismi yok» bir dergi geçti. Hükümetten yardım aldığı için, hükümet politikası sürdürdüğü iddia edilen bu dergiye, ne yazık pek hürmet ettiğimiz aziz hocamız N. Sami Banarlı da yazmaktadır. Evet, dergide koca bir yazı gördüm; «9 Işıkçıların marifeti yürümek, yurt basmak» ismini taşıyan bu röportajımsı makalenin yazarı belli değil. Ankara'dan gönderildiğine görei Ankara temsilcisinin duygularını aksettirdiği muhakkak. Bu duygulara gelince. İsmini söyleyeyim desem, kalemim yazmaktan utanacak. Vaz geçiyorum! Anlatayım; yazar, «Boyalı bezlerden renkli cübbeler giymiş, başları sarıklı ve tarihî bir mizah gurubu görünüşünde» tasvir ettiği MEHTER gurubundan başlıyor; Türk tarihindeki on altı büyük imparatorluğun bayrakları ile de bir iyi alay ettikten sonra, gazeteci ağzı ile komando tabir edilen milliyetçi gençlerin yürüyüşüne geliyor. Aman efendim ne naneler; adını yazmaktan utandığımız duygularını bir bir ortaya döküp, pek bayağj bir mizah üslûbu ile gençlerin üstüne tam anlamı ile çamur sıçratıyor. Tabiî bu arada gönlü Türkeş'i unutmaya el vermemiş, ona da dalaşıyor. Bir kere MHP'yi hedef tahtası yaparken, kurşunlarını Mehter Takımına da uğratması, birinci hatası. Biliyorsunuz. Mehter Gazneliler'den Intikaîen belçuk ye Osmanlı İmparatorluklarında hutbe okutmak ve para bastırmak gibi hükümdarların ve devletlerin bağımsız illetliden lık alâmeti idi. Yâni bir devlet reisi bir mehter takımına sahip değilse, müstakil bir devletin hükümdarı sayılmazdı. Fakat adamın tarih şuurundan dolayısı ile millî gururdan yoksun olduğu zaten o bayraklarla alay edip, bayrağı tutan ellerin davranışında gizli bir manâ aramasından belli!. Milliyetçi gençlerin ülküsünü, «yurt basıp adam (İvmek ve yürümek» olarak özetlemesine gelince; önce size 22 Haziran 969 tarihli, numaralı «Bizim Radyo» bülteninin 6. say fasından bir parça nakletmek isterim. Yer : Kremlin, Dünya Komünist Partileri Konferansı! Konuşan : Türkiye Komünist Partisi 1. Sekreteri Yakup Demir!.. «Anti-emperyalist hareketi sindirmek için; aşırı milliyetçi, en gerici unsurları seferber ediyor, özel kamplarda faşist tipi baskın müfrezeleri, komando birlikleri yetiştiriyor, bunları işçi ve gençlik kuruluşlarına saldırıyorlar».. Ya böyle işte TKP 1. Sekreteri Yakup Demir'in nam-ı diğer Zeki Baştımar konuşmasında sık sık bu «gerici faşist komandalarm» ismi geçiyor. Gençler baskın yapmakla ve adam dövmekle suçlanıyorlar. Şimdi merak ettiğim iki husus var: Bu yazar kişi, çekinmeden «Bizim Radyo» ile ağız birliği yaparken, «Hükümet politikası sürdürüyorum» diye kimi kandırıyor; bizzat hükümeti mi, yoksa halkı mı? Doğrusu bu, hükümetin, yukardaki gerçeklerden «bihaber» olduğuna ihtimal vermek istemiyorum. Öyleyse. O ne yapmak istiyor? Memleketin karışık havasında bir şeyler ya pamamanın aczi içinde midir? Yoksa halâ dostu düşmanı ayırt etme kabiliyetine erişememiş midir? Her ne hâl ise. Eğer gerçekten bu memlekette komünist akımın önüne geçmek istiyorsa; iteleyip durduğu mil liyetçi gençliğin aşırı solcu saldırganlar karşısındaki ıstırabını anlamak ve bu ülkücü gençlerin davranışlarını ona göre değerlendirmek mecburiyetindedir. devlete AĞIT AKLAYIN, PARMAKLARI NUR SULARINDAN KINALI KIZLARIM AĞLASIN, MERAGA GÖKLERİNDEN, MERAGA'YA BAKIP YILDIZLARIM YOLLARA KÜRŞAT'LAR UZANMIŞ ÖLÜ. AĞLASIN AK ÜLKE, AĞLASIN SÜT GÖLÜ. YİĞİTLERİM UYUR GURBET ELLERDE. KİMİ SEMERKANT'DA BEKLER BENİ, KİMİ CABER'DE. CÂBER, YOK, TİYENŞAN YOK, ARAL YOK, BEN NASIL VARIM AĞLA, EY TANRI DAĞLARINDAN İNDİRİLMİŞ TANRIM ŞU YAKIN SULARIN, KOLU NEDEN BÜKÜLMEZ. ARAŞ NİÇİN, FIRAT NİÇİN DİCLE NİÇİN BENDEN DOĞAR, BANA DÖKÜLMEZ. BEN Kİ, ATEŞLE KONUŞURDUM, SELLE KONUŞURDUM İTİL'LE, TUNA'YLA, NİLXE KONUŞURDUM. tsangoryos» u Sakarya yapan İkonyom» u Konya yapan DİLLE KONUŞURDUM A. Nihat ASYA Yol Ve Yoldakiler Torik BUĞRA Gecenin ölü saatlarında bir bakınız: Yeraltı, yerüstü geçitleri, şeritleri. ışık ve yeşillikleri ile, Avrupa'nın herhangi bir şehrinde az rastlanacak kadar güzel, geniş yollarımız olduğunu göreceksiniz. Ama gündüz, ama trafik akımı başlayınca?. Allah korusun! O geniş, o güzelim yollar daralır, daralır da insana lanet okutturacak bir keşmekeşin içinde erir giderler. Ne o? Düzen pardon yollar elverişli değilmiş, yetersizmiş. Masal. Biz o düzenin afedersiniz yolların Brüksel'de veya Almanya'nın, ingiltere'nin, Danimarka'nın herhangi bir şehrinde binlerce vasıta ve insanı su gibi akıtıp da, İstanbul veya Ankara'da üç buçuk vasıta ile bir avuç hayta tarafından kördüğüme döndüğünü de biliriz. Daha doğrusu, işte bunu biliriz. Düzen'in afedersiniz «yol ların günahı ne?» Al sana Taksim Harbiye arası. Veya o güzelim sahil yolu: Yol geniş. Sürat serbest. Altındaki araba kız gibi, bas gaz pedalına, yüz, yüzyirmi, yüzotuz kilometre mümkün ve hakkın. Yook ama; maskeli sosyalizm afedersiniz bir beygir arabası yanlamasına, tıngır mıngır gidişi ile yolu kesmiştir. Bir omu? Daha neler var: Kenarda durup denizi seyreden adamcağızı belki apartırım diye ve birdenbire, önünüzde en dipten en dışa direksiyon kırıveren Ecevit muhalefeti. Gene özür dilerim dolmuşlar demek istiyorum. Ve karşıdan, gidiş yönüne taşarak hışımla gelen veya süratin serbest olduğu o yolda manevra yapan, hattâ durup, kolu kaldırımda bulduğu yosmanın omzunda mehtap seyreden 'ordu masalıyla, gençlik masalıyla şirretleşmiş sözde aydınlar ve kışla kaçakları, kısacası uyduruk baskı grupları... m andıran kamyonlar. Asıl acısı, milyonlara mal olan geçitleri bırakıp canının istediği yerden karşıya geçen, yolun ortasında üçlü beşli gruplar halinde, dağlar bizimdir edâsiyle yampiri yampiri, omuzlar kaykılmış dolaşan, kendilerini bir., şey sanan TRT kargaları, Bâb-ı Alî'nin türetme şöhretleri., gibi yayalar. Yol genişmiş. Yol güzelmiş. Sürat serbestmiş, kaç para eder? O, yüzkırk kilometre yapabileceğin yolda kırk kilometreden daha az yapmazsan başın belâya girecektir: Ya araban parça parça olacaktır, yahut da mahkeme mahkeme sürüneceksin. Kısacası, hakkın olan yüzkırk kilometreyi yap tırtmamak, hızını kendi beygirlerinin hızına düşürmek için yemedik nane bırakmazlar, sonra da kalkar yollara dil uzatırlar. Fakat bütün suçu kamyonlarda, beygir arabalarında, hayta yayalarda aramayalım, yanılırız: Trafik görevlileri nerde? Düzen'i afedersiniz yolları hakikî genişliğine kavuşturacak, ırmak akımının kördüğüm olmasını, genişin daralmasını önleyecek otorite, ha? Bu yol'un hangi hıza yaradığını, bu yolda hangi hızın yapılabildiğini öğrenmemiz için, ille itfaiye'nîn veya cankurtaranın geçmesini mi bekleyeceğiz?.

3 JEVLET * 7/TEMMUZ/1969 * SAYFA: * Esir Milletler Haftası dolayısiyle YAAİSIZ. TANRIDAĞI Bîr bin daha katsaydı katan, rakımına. El kuşlarının el açmadan yardımına En sivri tependen senin, ey Tanrıdağı, Er geç ulaşırdım şu ışık salkımına! Clevlet'ten. > Arif Nihat ASYA millete n M Esir Milletler Haftası KÂĞIT üzerinde en ufak bir anlaşmazlık yoktur: Millî bağımsızlık, millet hüviyetini kazanabilmiş toplulukların en mukaddes bir hakkıdır; vazgeçilmesi imkân sızdır, bir başkasına devredilmesi istenemez. Birleşmiş Milletler Anayasası ve İnsan Hakları Beyannamesi bağımsızlık konusunda kesin hükümler koymuştur. Kendi kendini idare etmek şelf determinasyon hakkının bütün milletlere tanınması, yirminci yüzyılın öğünebile ceği bir başarıdır. Ancak, diğer sahaların bir çoğunda görüldüğü gibi, milletlerin bağımsızlığı davası da, kitaptan çıkılıp uygulamaya geçilince özlenen sonuçları henüz veremedi. Dünyanın bazı milletleri, sayıları yüz milyonları aşan bir zümre, halâ esirdir. Sömürgeciliğin belki şekli değişmiş, vasıtaları değişmiş, ama özü değişmemiştir. Batı fikir alemi, bilhassa Fransız ihtilâlinden itibaren, milletlerin bağımsızlığı hakkına büyük bir değer vermişti. Fakat aynı dönem içinde batı kapitalizmi, sömürgeciliğinin temellerini atmakta ve dünyanın yarısını kendi hesabına çalıştırmaktan geri durmamıştır. Sovyet ve Çin sosyalizmleri de, kapitalizme çok defa rahmet okutan bir çelişmeye düşmekten kurtulamamışlardır. Sosyalist fikir adamları, siyasetçileri ve propagandacıları, kapitalizmin sömürgesi olan milletlerin bağımsızlık mücadelesini daima destekler görünmüşlerdir. Ancak, imparatorluklarının hâkimiyet sahasına giren bağımsız milletleri esaret altına aldıkları gibi, kapitalizmin boyunduruğundan kurtulan milletleri kendi hâkimiyetler 1 altına düşürmek istedikleri de gözden kaçmamıştır. ** HER YIL Temmuzun ilk haftası, «ESİR MİLLETLER 11AFTASI» olarak, millî kurtuluş özlemi içindeki milletlerin davasını duyurma çalışmalarına ayrılmıştır. Bu bir hafatlık süre boyunca törenler düzenlenecek, millî bağımsızlığın kutsal bir hak olduğunu anlatan yazılar yayınlanacak, konuşmalar yapılacak, konferanslar verilecek, filmler gösterilecektir. Radyo ve televizyon programlarında esir milletler davasının çeşitli yönleri işlenecek, yürüyüşler olacak, kitaplar basılacaktır. Ve hiç şüphe etmeyiniz : Yukarıda saydığımız çalışmaların hiçbirisi geçen yıllarda olduğu gibi, memleketimizin semtine bile uğramıyacaktır. Sözde «Türk» basını dedi - kodu ticaretine devam edecek, bilmem hangi artistin yasak aşklarıyla sayfalar dolduracak! Radyomuz, Patogonyanın «siyasal bunalımları» üstüne açık oturumlar düzenleyecek ve Doğu Türkistan'ın adını halâ öğrenemiyecek, «Sinkiang» diyecek, yüksek ilim adamlarımız cüzdanlarını kabartmanın fazileti (!) telâşı İçinde, boykot ve işgal kışkırtıcılığından medet umacaklar. Siyasetçilerimiz, ellerinde birer oy kapanı seçim gezisine çıkacaklar. Sadece, ihanet birliklerinin ve üç kâğıtçı «nemelazımcı» ların bir kaşık suda boğmak istediği Türk milliyetçileri yazıp çizecekler, konuşacaklar; ama seslerini gereği gibi duyurmakta güçlük çekecekler. Aslında esir milletler davasıyla en ziyade ilgilenmek mecburiyetinde olan millet, bilinen sebeplerden ötürü Türk milletidir. Çünkü milletimizin yarıdan fazlası hattâ bir hesaba göre üçte ikisi esirdir, yabancı devletlerin hâkimiyeti altındadır. Ve çağımız dünyasında ikinci bir millet yoktur ki, bağımsız yaşayan bölümü esaret hayatına mahkûm edilen bölümünden daha az olsun. Doğu ve güney Asyadan Orta Avrupaya kadar uzanan geniş bir sahaya yayılış, üç kıtaya hükmeden bir irsü^atorluğun çöküşü milletimizi parça parça etti. Bazı ülkelerde Irak, Suriye, İran, Afganistan, Kıbrıs, Yunanistan, Yugoslavya, Bulgaristan, Rumanya sayıca azınlıktayız. Fakat, devletler hukukunun verdiği mutlak teminata rağmen, azınlık haklarına sahip çıkamamış; kâğıt üzerinde tanınsa bile, kullanamamışızdır. Öteki ülkelerde çoğunluktayız; Azerbaycan, Kuzey Kafkasya, Büyük Türkistan ve İdil - Ural zaten Türk'ün vatanıdır. Bir de Kırım vardı, katıksız bir Türk vatanı idi. Toprak yerinde duruyor ya üzerinde Türk kalmadı! ESİR MİLLETLER konusundaki ilgisizliğimizin sağ sol çatışmasına bağ'«nnması da mümkün değildir. Her Türk, sağcı veya soicu, tabiî hain olmamak şartı ile, esir soydaşlarının kaderine eğilmek zorundadır. Kapitalizmsosyalizm edebiyatına kapılmak ve sömürülen Türk ülkelerine seyirci kalmak ihanettir, en azından ahmaklıktır. Kapitalizmin, sosyalizmin hattâ komünizmin münakaşası elbette mümkündür. Ama ahmaklık hele ihanet asla münakaşa edilemez!. ev Türk kendine don PAZARTESİ GÜNLERİ ÇIKAR FİYATI HAFTALIK Sahibi ve Mesul Md... Halil ÖZYILDIZ MİLLİYETÇİ Teknik Sorumlusu... Yılmaz YALÇINER SİYASİ Üân. Abone İşleri... Şevket B. YAHNİCİ GAZETE Almanya Temsilcisi.. Niyazi ÖZDEMİR Adres : P. K. 284 Bakanlıklar - ANKARA 150 KURUŞ Tel: BİRİNCİ YIL İLÂNLAR : Arka sayfa renkli TL., tek renk, 2.000, TL., iç sayfalar, santimi. 40, TL., ABONE : Yıllık 70. TL.. Altı aylık. 35. TL., Dış memleketler İçin öcret İki misil alınır. Yurt İçi Dağıtımı: GAMEDA. Dugî ve Baskı: Güneş Matbaacılık T.A.Ş. ANKABA

4 DEVLET 7/TEMMUZ/1969 * SAYFA: 4 IC OLAYLAR DÜŞÜNCELER IC OLAYLAR DÜŞÜNCELER IC OLAYLAR «Solcu Kundakçılar Camiye Bomba Koymuşlardı Muhterem okuyucularımızın hatırında olsa gerektir. Bir süre önce, İzmir'de, büyük heyecan uyandıran ve endişe veren bir hadise olmuştu. Sosyalist kundakçılar, Hisar Camiine, Komünizmle Mücadele Derneği Genel Merkezi'ne ve Amerikan Haberler Merkezine bomba at mışlardı. Sanıklar yakalanmış Türk mahkemeleri meseleye e koymuştu. Adaletin hükmünü beklemek gerekiyordu. Fakal çok aceleci sosyalistler, hükürr lerini hemen vermişlerdi. On lara göre, hadise iktidarın, daha doğrusu İçişleri Bakanı Fa ruk Sükan'ın bir beceriksiz tertibi idi. Sanıkların solculukla ilgileri yoktu. Faruk Sükan'ın adamları İdiler ve aldıkları emri yerine getirmişlerdi. Maksat, «olcuları sindirmek, gözdağı vermekten ibaretti. Ama kahraman solcularımız yılmıyacak, savaşlarına aynı hızla devam edeceklerdi. Ve nihayet, solcu kundakçıların davası, 2 Temmuz Çarşamba günü sonuçlandı, karar verildi. Sanıklardan TİP'li Osman Başdemir suçunu İtiraf ttmek zorunda kaldı. «İrticai ve Amerikalıları protesto fçln bunu yaptım» dedi. Böylece, solluların, İrticai ve Arnerikalıla- 1 protesto ediyoruz diye, yüzerce masum vatandaşın camie kasdetmekten çekinmeyecekleri bfr kere daha anlaşıllıış oldu. Duruşma hâkimi kalan şöyle bildirdi; «Osman Mşdemir, 13 yıl ağır hapis, 4 il 6 ay hafif hapis ve 6 bin lipara cezasına; İsmail Doğrutaş, t 8 yıl 8 ay ağır hapis, 2 yıl 10 ay hafif hapis ve 3333 lira para cezasına, Esat Elmalı, 10 ftl 6 ay ağır hapis, 1 yıl 3 ay hafif hapse, Ünal Ayyıldız, 10 rf 6 ay ağır hapis, 3 yıl hafif hapis ve 5 bin lira para cefasına, Muharrem Alatik, 10 yıl 8 ay ağır hapse, Ertuğrul Pestan 10 yıl 6 ay ağır hapse mahkûm edilmiştir. Şükrü Kurt, İsmet Kurtuluş, İbrahim Çol; ha dişe ile bir ilgileri görülmediğinden, beraat ettiler. Beraat eden sanıklar, karardan sonra, adet olduğu üzre, sevinçlerinden bol bol ağladılar. Müdafaa avukatlığını yapan yılların komiği Orhan Arsal da, «Bu adamlar madalyaya lâyık kahramanlar» diyerek, dinleyicileri eğlen- Soku Fesat Ocağı Merkezi İstanbul'da bulunan ve «Demokratik Devrim Derneği» adını taşıyan fesat ocağı. İstanbul 5. Sulh Ceza Mahkemesinin kararı İle, haklarındaki amme davası sonuçlanınca Bir Komünist Yuvası: DDD Geciken Uyanış Fethiye : Festivul Namıyla Rezulet > Büyük Devlet Mecburiyeti Osman Yüksel «MHP»; Denizli'de İç İşleri Bakanlığım neler ile uğraştığını sorarken, Dündar Taşer'de hükümeti acizlikle ya kadar, faaliyetten menedildl. Karar, «Dernek sorumlularının derneğin gayesi dışına çıkmaları ve bazı gizli faaliyetlerde bulundukları» gsrekçesi ile alındı. Siyasî polis, dernek merkezini aradı, mühürledi, mallarını muhafaza altına aldı. Yapılan açıklamaya göre «300'e yakın üyesi bulunan Demokratik Devrim Derneği mensuplarından bazıları komünizm propagandası yapmaktan ve komünizm faaliyetlerinden ötürü çeşitli tarihlerde hüküm giymişler, bazıları da delil yetersizliğinden ötürü serbest bırakılmışlardır.» Demokratik Devrim Derneğinin, komünizm propagandası yapmaktan hüküm oiymiş ve mahkemeye sevkedilmiş bir kısım üyeleri şunlardır : Dr. Kemal İşler; Genel Başkan yılında kapatılan İstanbul Yüksek Tahsil Gençlik Derneği üye lerinden. Yedek subay okulunda iken bayrak üstüne yemin etmekten kaçındığı için askerî mahkeme tarafından mahkûm edildi. Sıtkı Eser; istanbul şubesi başkanı. Ali Çetinel, Şaban Ormanlar; Gizli Komünist Partisi ve İstanbul Yüksek Tahsil Gençlik Derneği Üyesi Naci Ormanlar; Şaban Ormanların ağabeyisi Barışseverler Deme- t ği üyesi. Mahkûm. Fadıl Barkan, Gizil Komünist Partisi üyesi. Mahkûm. Remzi Özşenel, Medet Arslan, Vecdi Özgüner; Gizli Komünist Partisi ve Gençlik Derneği üyesi. Idris Erdinç, Turgut Akaıln, Şevki Akşlt; Turgut Akalın, Şevki Akşit; rından. Nuran Bozer Akşit, Şevki Akşit'in karısı, Gençlik Derneği ve Gizli Komünist Partisi üyelerinden. Rıfat İlgaz; malûm 0), Hüsnü Özdemir, Muharrem Belgin, Süha Sungur Tanlı. Demokratik Devrim Derneğinin marifetleri arasında İşgal ve boykot hareketlerinin plânlaması başta geliyor. Türkiye' yi bir sosyalist Sovyet Cumhuriyeti haline getirmenin her türlü hazırlıkları, öyle anlaşılıyor ki, kanundan gelen imkânsızlıktan ötürü TİP'ne glremiyen eski ve mahkûm komünistler tarafından yürütülmektedir. Bu gerçeğin gün ışığına çıkmasından sonra, komünistliklerine ve ihanetlerine halâ inanmak istemediğimiz bazı kimseler, acaba uyanmaya başlıyacaklar mıdır? Türk Solu dergisinin tabiî senatör rütbesini ha lâ üzerlerinde taşıyan hızlı yazarları, şimdi ne yapacaklardır, herkes merak ediyor? Boykot ve işgallere öncülük eden öğrencilerden bir çoğunun dernek üyesi oldukları da anlaşıldı. Pek ünlü Deniz Gezmiş de bunlardan biridir. Ve tipik bir anarşist solcunun bütün hususiyetlerine sahip olan bu Deniz Gezmiş'e Dernek tarafından verilmiş 250 liraya ait iki makbuzda ele geçmiştir. Geciken Uyanış istanbul Üniversitesinin çeşitli fakültelerine mensup 294 Öğretim Üyesi, ortak bir bildiri yayınladılar; işoâl ve boykot hareketlerini kınadılar, Senato'ya saldıran öğretim üyesi arkadaşlarına cevap verdiler, Rektörün ve Üniversite Senatosunun tu suçluyordu tumunu savundular. 294 öğretim üyesinin ortak bildirisi hem kendileri, hem üniversite, hem de memleket hesabına çok gecikmiş bir uyanışın ifadesidir. Ama, netice olarak, yine de bir uyanıştır, takdir edilir. Yalnız, umumiyetle merak edilen bir hususun izahı gerekiyor. Mil letimize zarar veren faaliyetler bahsinde üniversite öğretim üye lerinin teşhisi daima gecikmiştir. Sayın bilginlerimiz, birkaç tanesi müstesna, zararın ucu kapılarına dayanmadıkça konuşmak istememişlerdir. Acaba neden böyle? Nitekim, işgal ve boykot hareketlerinin başlaması ile birlikte, cahil sayılıp küçümsenen milletimiz hükmünü hemen vermiş, gidişin kötülüğünü derhal anlamış ve tedirginliğini belirtmiştir. Şimdi, aradan bir yıl geçtikten sonra, öğretim üyelerinin bazıları halkın teşhisini paylaşıyor ve tedirginliğini duyuyorl. öğretim üyelerinin, «Türk Kamu Oyuna» başlığını taşıyan or tak bildirilerinin bazı taraflarını alıyoruz: «Olaylardan duyduğumuz üzüntü büyüktür. Bunun başlıca sebebi bir fikir meydanı olması gereken üniversitelerimizin kaba kuvvet gösterilerine itildiğini ve bir kısım öğrencilerimizin türlü tah- riklerle işgal ve tahribe alet edildiğini görmemizdir. Ancak bu hareketlere girişenlerin küçük bir azınlıktan ibaret kalma lan üzüntümüzü bir derece olsun hafifletmektedir. Kanunların suç tanıdığı bu fiillere cerekce olarak Senato'nun reform tasarısını geciktirmiş olması gösterilmiştir. Halbuki, İstanbul Üniversitesi, reform ta v sarısını hükümete intikal ettirmiş olan kuruluşların ilkidir. Bu durumda üniversite mensuplarının el altından kanunlaşmayı önlediği boş bir Isnatdan ibarettir. İddia sahiplerinin elinde o yolda deliller var İse bunları ka mu oyuna açıklamaları beklenirdi. Kaldı ki: Gecikmiş bîr kanunlaşma hiçbir zaman işgal ve tahrip olayını meşru kılamaz. Vatandaşın ödediği vergilerle kurulan ve yürütülen ünl versitemizde tahripleri önleyecek bir emniyet teşkilâtı yoktur. Bu sebeple üniversite yetkililerinin millet malını korumak icap ettikçe Devlet kuvvetlerine baş vurmaları yafrtız hakları değil, aynı zamanda vazifeleridir. Üstelik, Anayasanın Türk vatandaşına tanıdığı haklar arasında bulunan öğrenim ve imtihan hürriyetini ortadan kaldıran hareketlere seyirci kalamıyacağı da açık bir hakikattir. Son olaylar karşısında alınan tedbirler bu bakımdan haklı ve yerinde görülmelidir. Üniversiteyi boş isnatların ve kaba kuv vetin kol gezdiği bir meydan olarak değil, fikirlerin serbestçe tartışılabildiği bir kuruluş olarak görmek en büyük dileğimizdir.» 146 Asistanın i Işgâl ve boykotları tasvip et mediklerini, bu davranışların karşısında Olduklarını belirten 300 üniversite öğretim üyes»-.

5 PEYLET * 7/TEMMUZ/196İ * SAYFA: I EKTTMY/ Galin Elif! HESABINI VERECEKSİNİZ! - Ne o beyler, işinize mi gelmiyor, yoksa bıktınız mı? Pişirip pişirip hep aynı konuyu önünüze getirdiğimiz için şikâyet mi ediyorsunuz? Unutmayın ama : yarın tarih mahkemesinin huzurunda çok şaşıracaksınız. Savcının suçlamalarına cevap veremiyeceksiniz! Korkaklığınız belki de bağışlanacak, fakat ilgisizliğinizden ötürü mutlaka hüküm giyeceksiniz. İhanetinizin karşılığını, eğer aklınız halâ başınızda ise. ayrıca düşünün!. Evet sayın batıcılar, Kuzeyliler ve tüm özgürlükçüler! Neslimizin alnına kara bir leke sürdünüz. Bir avuç Türk milliyetçisinin gayreti temize çıkmanıza yetmiyecektir. Türk milletinin yarıdan fazlası esirdir. Kanınız» taşıyanların, dilinizi konuşanların, dininize inananların, harsınızı paylaşanların yarıdan fazlası esirdir, diyorum. Ne yaptınız onlar için? Gevelemeyi bırakın, «ne yapabilirdik?»» demeyin. Kabul: Sovyet Rusyaya saldıramazdınız! Saldırmanızı kim istedi ki? Kızıl Çin'in üstüne yürüyemezdiniz. Yürümenizi kim bekledi ki? Ama yazabilirsiniz, konuşabilirdiniz; soydaşlıktan doğan borcunuzu reddedseniz bile, esir Türklerin de birer insan olduklarını düşünebilirdiniz. Çok yıllar önce, bir Türk milliyetçisinin sizinkilerden birine verdiği dört mısralık dersi hatırlayabilirdiniz : «Sanma senden bu vatan şe hadet kanı bekler Çoktur sana ölmek de takaddüm edecekler Senden bu milletin umduğu hep hep Yalnız iki üç söz iki üç katre mürekkep!» O iki üç sözü de iki üç katre mürekkebi de esirgediniz. Hesabını vereceksiniz. Radyonuzun düğmesini hele bir çevirin, yanık bir türkü dinleyeceksiniz: «Sevmiş bulundum güzelim gayri ne çâre!» Bu bir Kerkük türküsüdür. Irak Türklerini hiç duymadınız mı? Elli yıldır esaret altındadırlar. Bir ihtilâlin yıldönümü şenliklerinde yüzlercesi kurşunlandı; tanklar altında çiğnendi, ağaçlara asılıp sallandırıldı. Kerkük Türkleri için ne yaptınız? Hatırlıyorum : Katillerin başı Abdulkerim Kasım'a övgüler düzdünüz, cezasını bulup öldürülmesinden sonra, ağıtlar yaktınız! Hesabını vereceksiniz! Bilirim : Şiirle çok ilgilenirsiniz. «Haydar Babaya selâm» ı okudunuz mu, Şehriyar'ı tanır mısınız? O Şehriyar ki, 14 milyonluk İran Türkü'nün yasaklanmış bütün duygularını sevgili bir dağda topladı. O İran Türkleri ki, soylarının şuurunu taşımalarına, dillerini ve harslarını korumalarına, mektep açmalarına ve tarihlerini öğrenmelerine izin verilmiyor; uyanıklarının peşinde mutlaka bir hafiye dolaşıyor. İran Türkleri için ne yaptınız? Hatırlıyorum: Topraklarını korumanın mücadelesini yapan «Kâşgai» lere gerici dediniz. Şah'ın pilotları soydaşlarınızın köylerini bombalayınca hiç umursamadınız; «aksine ilerici Şah toprak reformu yapıyor» cirfsinden naneler yediniz, alkış tuttunuz! Hesabını vereceksiniz!. Tabiî musikiyi de çok seviyorsunuz. Türk dünyasının en ileri musikisinden haberiniz var mıdır? «Arşın Malalan» ı bir Ermeni eseri mi sanıyorsunuz? Azerbaycan'ın haritada yerini gösterir misiniz? Azerbaycanlıların hangi milletten olduklarını bilir misiniz? O Azerbaycanlılar ki özbe öz Türk'türler, yiğittirler. Moskof'un beyazı gibi, kızılını da iyi tanırlar. Ekmeklerine kan doğranmış, hürriyetleri kanla boğulmuştur. Öldürülmüşlerdir, soyulmuşlardır, zenginlikleri «Yaban» a peşkeş çekilmiştir, yine de mücadeleyi bırakmamışlardır. Azerbaycan Türkleri için ne yaptınız? Hatırlıyorum : Kızıl ordunun barbar istilâsını bir kurtuluş gibi gösterdiniz. İstiklâlleri uğruna şehit düşen kardeşlerinize gerici dediniz. «Basmacılar» in hürriyet mücadelesini karşı ihtilâl saydınız. Vatanını satmayan Azerilere Amerikan uşağı, emperyalizmin işbirlikçileri damgasını vurmaktan hiç utanmadınız. Hesabını vereceksiniz!. Folklora da meraklısınız, öyle değil mi? Şeyh Şamil'i hiç seyrettiniz mi? O muhteşem oyunun kanınızı canlandıran bir tarafı oldu mu? Şeyh Şamil'i hiç düşündünüz mü, dev bir imparatorluğa karşı verdiği kavganın manâsını anlar mısınız? Kuzey Kafkasya Türklerinin bağımsızlık yolundaki kurbanlarını hesapladınız mı? Şeyh Şamil'in, kendi çağındakinden daha zalim bir kuvvetin pençesinde kıvranan torunları için ne yaptınız? Hatırlıyorum: Kuzey Kafkas Türklerinin, Balkarlar'ın, Karaçaylar'ın, Çeçenler'in akibetini sosyalizmin bataklığında boğmağa, adlarını duyurmamağa çalıştınız. sabını vereceksiniz 1 He Gazetelerin spor sayfalarını okur musunuz? Birkaç gün önce bisiklet müsabakaları yapıldı. Çok şuurlu (!) spor muhabirleri iri başlıklar altında yazıp çizdiler. «İkinci etabı da, Rus Saide kazandı. Rus Saide, ferdi klasmanda birinciliği bırakmıyor!» Kimdi bu şampiyon. Ruslukla ne ilgisi vardı? Saide'nin Kırımlı bir Türk olduğunu çocuklarına Tahir ve Zehra adlarını verdiğini, elli yıllık bir beyin yıkamaya rağmen «Her yarışa bis millâhla başlarım» dediğini bilir misiniz? Nerede şimdi O Kırım Türkleri? Yeryüzünde benzerine rastlanamıyacak bir gaddarlığın kurbanı olduklarını, hayvan katarlarına doldurulup sürüldüklerini, canları gibi sevdikleri vatanlarından koparılıp atıldıklarını duymadınız mı? Kara Deniz'in en güzel kıyılarında artık Kırım Hanlarının değil, Sovyet Çarlarının dinlendiğini bilir misiniz? Ak Mescid'in zümrüt misâli bahçelerinde dolaşanlar Kırım Türklerinin çiçek gibi kızları değildir; yeşil dağlardan zengin ovalara doğru artık kaval sesleri süzülmüyor. Kırım Türkleri için ne yaptınız? Hatırlıyorum : 20. yüzyılın en büyük felâketini unutturmak isteğine kapıldınız, binbir dolap çevirdiniz. Kongolarda, Mozambiklerde, Ta Güney Amerikalarda dolaştınız; Kırıma hiç yanaşmadınız. Çombe ile, Franko ile, Salazar'la uğraştınız. Stalin'e, Huruşçof'a, Brejnev'e hiç dokunmadınız. Hitler'in Yahudilere yaptıklarından acıklı bir edebiyat çıkardınız. Moskof'un Kırımı çiğneyen kanlı çizmelerinden hiç bahsetmediniz. Köy hayatını anlatan romanlara o kadar düşkün olmanıza rağmen Türk edebiyatının en değerli köy romanını, «Onlar da İnsandı» yi sırf Kırımlı bir Türk'ün kaleminden çıktığı, sırf kızıl Sovyet sömürgeciliğinin merhametsiz çehresini ortaya çıkardığı için, yerin dibine hatırdınız; beceremeyince, sanki böyle bir eser hiç yayınlanmamış gibi. ilqisiz davrandınız. Hesabını vereceksiniz! Bakıyorum : Zamanımızın Kanraman saydığınız ihtilâlcilerine karşı sonsuz bir hayranlık besliyorsunuz. Guavera'nın, Giap'ın fotoğraflarını baş ucunuza asıyorsunuz! Peki, çağımızın en büyük kahramanlarından birini, Altaylar'ın şanlı kartalı Osman Batur'u niçin hatırlamıyorsunuz? Fotoğraflarını göstersem tanıyabilir misiniz? Altayların sarp yamaçlarında kanla yazılan muhteşem destan size hiçbir şey anlatmıyor mu? Bombaya karşı sopa ile, topa karşı bıçakla, tüfeğe karşı yumrukla dövüşüldüğünü, uçaklara kement atıldığını, masallarda olsun, hiç duymuş mu idiniz? Giap'ın mücadelesi millî bağımsızlık içindi de. ya Osman Batur'un ki ne içindi? Moskof ve Çin sürüleri arasına sıkışan, zenginlikleri yağma edilen, hayâl gücünün ulaşamıyacağı işgenceler altında inletilen soydaşlarımız için ne yaptınız? Özbeklerin, Kazakların, Uygurların kutsallık acılarını nasıl paylaştınız? Hatırlıyorum : Orta Asya Türklüğünü kajeminizin girmeyeceği, dilinizin uzanmayacağı tehlikeli bir bölge ilân ettiniz. Yalnız, fırsatını bulunca. Sovyet ve Çin esaretindeki Türklerin aç olmadıklarını ve sosyalizmi benimsediklerini keşfediyorsunuz. Osman Batur ve benzerlerinin çağ dışı kaldıklarını, devrimin yüceliğini kavrıyamamış cahil ve yobaz kimseler olduklarını yazıyorsunuz. Hesabını vereceksiniz!. Tarih mahkemesinin huzuruna çıktığınız vakit, hâkimin kararını düşünün ve azıcık aklınız varsa, titreyin : Lumumba için ağıtlar yazdınız, Kastro için övgüler döşendiniz. Mao'yu dünyanın kurtarıcısı koltuğuna oturttunuz, H. Ş. Minh'e alkış tuttunuz. Ama esir Türklere sıra gelince sustunuz. Altmış milyon kardeşin derdine karşı taş kesildiniz. Savunmanız reddedilmiştir: «önce kendimizi kurtaralım, diğer Türkleri sonra düşünelim!» demeniz, sahtekârlıktır. Madem ki, önce kendimizi kurtarmamız gerekiyor, Vietnam'ın kurtuluşu ile neden uğraşıyorsunuz? Üstelik, hiç kimse sizden kurtarıcılık istemedi ki; Biraz ilgi, biraz sevgi, «yalnız iki üç söz, iki üç katre mürekkep» bekledi. Hesabını vereceksiniz! Sayın batıcılar, kuzeyciler ve tüm özgürlükçüler (!) sizi kim kurtaracak! Soydaşının derdi İle dertlenmiyeni, milletinin destanına ihanet edeni, yabancıya yamananı kim kurtarır?. '*.-:-::

6 Sayın Senato Üyeleri, Tam beş aydan beri Ankara Üniver sitesi Senatosunun gündeminde sizin ka rarınızı bekleyen bir komisyon teklifi bu lunmaktadır. Bu bir bakıma Hukuk ve Si yasal Bilgiler Fakültelerine mensup beş profesörün hazırladığı İlahiyat Fakültesi nin ölüm fermanıdır. Sizlerin, yirmi yıl önce bu fakülte nin açılmasına karar veren senato üyele rinin yürüdükleri ilim, tarafsızlık ve akıs yolunda üniversitenin haysiyetine yakı şır şekilde bu rapora hakettiği cevabı ve receğinize tamamen inanmaktayım. Fa kat İlahiyat Fakültesinin bütün ilmî ve idarî kurullarının verdiği kararların üni versitenin büro kısmında kalıp sizlerin yüksek ıttılaınıza ulaşmadığını defaatla gördüğümden, bu husustaki maruzatımı açık mektup şeklinde yapmak zorunda kaldım. Sayın Üyeler, 1968 yılının bahar aylarında İlahiyat Fakültesi öğrencileri boykota girmişler dir. Bunun sebebi, kamu oyuna, bir kız talebenin başını açmayı reddetmesi gibi sudan bir mesnede dayalı gösterilmiş tir. Oysa fakülteden uzaklaştırma cezası verilen iki de erkek öğrenci mevcuttur. Ve boykot sırasında öğrencilerin yayınla dıkları bildiriler ve bunlarda ileri sürü len talepler meydandadır. Sebep veya se bepler çok daha derin ve şümullüdür. İlahiyat Fakültesinin geçen yılki yö netim kurulunun o zamanki Dekan baş kanlığında iki eksik üye ile yaptığı bir toplantısında, iki erkek ve bir hanım öğ renciye tart cezası verilmişti. Bu öğren cilere isnat edilen suçlar bir ihtarı, niha yet bir kaç günlük uzaklaştırmayı gerek tirecek nitelikte iken ve hukukî prosedü re de bakılmadan en ağır ceza verilme yoluna gidilmişti. Bu hareket fakültenin sabırlı, sakin, munis öğrencilerine karşı bardağı taşıran son damla olmuştu. Ka rar açıklandığı anda öğrenciler bahçeye dökülmüştü. O güne, o ana kadar hür mette kusur etmedikleri, daima destek ledikleri Dekan Hüseyin Yurdaydm'a baş vuruyor, karardaki aksaklıkları anlatıyor, hiç değilse meselenin yeniden gözden ge çirilmesini yalvararak istiyorlardı. Mese le basına da intikal etmişti. Bir kısım gazete ve dergiler Dekanı ve bu hadise ye adı karışan öğretim üyelerini çok ağır bir dille tenkit ediyorlardı. Onları, sami miyetsizlik, gaddarlık, dinsizlik v b. ile itham ediyorlardı. Dekan henüz Profesörlüğe yükselti lip akabinde bu makama getirilmesinin acemiliği içinde bulunuyordu. Talebe ve toplum psikolojisinden habersizdi. Bu se beple hareketler karşısında şuursuz çır pınışlarla bocalıyordu. Bu durumda fa külte genel kurulu fevkalâde toplantıya çağırıldı ve mesele ele alındı. Genel Ku rul, sadece bir muhalife karşı, verilen ce zaları lüzumundan çok ağır buldu. Ayrıca haklarında ağır neşriyatta bulunulan öğ retim üyelerini ittifakla tenzih etti. Öğ rencileri itidale ve kanun hudutları için de kalmaya çağırdı. Hadise bir kısım basında yukarıda kinin tam tersi bir hava içinde ele alın dı. İsim verilmeden, bazı öğretim üyele rinin ağzından beyanatlar uydurularak fa kültede gericiliğin kol gezdiği, fakültenin nurcuların, şeriatçıların, saltanatçı ve hi lafetçilerin faaliyet sahasına döndürüldü ğü ifade edildi. İsnat edilen her madde Anayasa ve Ceza Kanunu muvacehesinde suç, hem de ağır suçlardı. 20 Nisan 1968 de başlayan bu kampanya aralıksız bir hafta devam etti. Biz, Fakülte olarak bu neşriyata kar şı çıkıp beyanat verme yoluna gidebilir dik, fakat, Rektörün, «Siz susunuz, beya nat üniversite adına verilsin.» talimatına uyduk ve Genel Kurulun büyük ekseriye ti İmzalarımızla Rektörlüğe başvurduk; mektubumuzda olayların başlangıcını, sebeplerini, olup bitenferf naklettikten İLÂHİYAT FAKÜLTESİNİN KAPATILMASI İSTE GİNE KARŞI ÇIKAN VE GAZETEMİZİN 9. SAYISINDA NEŞREDİLEN, SAYIN PROF. OSMAN TURANİN YAZISINDAN SONRA, BU DEFA, AYNI KONU İLE İLGİLİ OLARAK, DEĞERLİ İLİM ADAMI, SAYIN DOÇ DR. YAŞAR KUTLUAY'IN YAZISINI OKUYUCULARI MIZA SUNUYORUZ. Ankara Üniversitesi Senatosu Keler ine AÇIK MEKUP sonra, meselenin Üniversite Senatosuna getirilmesini, geniş çapta bir Araştırma komisyonu kurulmasını, İlahiyat Fakül tesinde yukarıda bahsedildiği şekilde ge rici, nurcu, şeriatçı, hilafetçi, saltanatçı, cumhuriyet düşmanı v.b. varsa tesbit edi lerek haklarında kanunî işlem yapılması nı, eğer yoksa bunun kamu oyuna açık lanmasını ve bu iftirada bulunanlar hak kında işlem yapılmasını istedik. İşte 30 Nisan 1968 günü kurulan komisyon bu talebin sonucudur. Yüksek Senatoca bu komisyona verilen görev «İlahiyat Fakül tesinin sorunlarını gerçek biçimde ince lmektir.» Sayın Üyeler Şimdi 30 Nisan 1968 tarihine kadar olup bitenleri ve fakültenin sorunlarını gerçek biçimde incelemekle görevli ko misyonun ne yaptığına bakalım : «İlk olarak İlahiyat Fakültesinin öğ retim üye ve yardımcılarına birer mek tup göndererek, kendilerinden, fakülte deki huzursuzluk ve olayları yaratan so runların aydınlatılmasını, bu arada, sözü geçen kurumun bugünki öğretim ve araş tırma faaliyetinin, kuruluş amaçları ba kımından doyurucu olup olmadığı, fakül tenin kuruluşundan bu yana normal bir gelişme gösterip göstermediği soruları nın cevaplanclrılmasını istemiş ve öğ rencilerin, arkadaşları, fakülte idaresi ve öğretim üyeleri ile olan ilişkileri hak kındaki bilgilerini, kanılarını, sorunların çözüm yolları hakkındaki tekliflerini bil dirmelerini rica etmiştir.» «Gönderilen bu mektuplara genellik le geniş ve ayrıntılı cevaplar verilmiş, bazı öğretim üye ve yardımcıları cevap vermekten çekinmiş, ya da sorunları bil mediklerini beyan etmişlerdir. Komisyo numuza gelen bütün cevaplar, ilişik dos yada yer almaktadır.» İlahiyat Fakültesinin yirmiye yakın öğretim üye ve yardımcısının sorulara verdikleri mufassal cevapların say: ı ko misyon üyeleri üzerindeki tesiri budur. Üzerinde dahi durmayarak : «Bunlar ekli dosyadadır» demekten ibarettir. Fakül tede yedi ilâ yirmi yıldan beri çalışan, ders veren idarecilik eden kişilerin gö rüşleri böylece bir kenara itildikten son ra raporda «çağırıp konuştukları öğrenci lerin anlattıklarından tutulan notlara» geçilmektedir. Bir kısım öğrenciler diyorlar k i : Fa kültenin bazı derslerinde öğretim üyesi yoktur. Halâ öğretim görevlileri tarafın dan okutulmaktadır. Bazı hocalar ise kı yafetsizdir. Nitekim bize Emevî ve Abba sî devirleri tarihini okutan öğretim üye si notlarında ana kaynakları değil, İslâm Ansiklopedisi tercümesini göstermekte dir. Bazan zikrettiği Arapça ana kaynak larda da verdiği cilt ve sahifeler tutma makta, metin gösterilip ne buyurduğu so rulduğunda rahatça «Ben Arapça bilmem, onun için bir şey söyleyemiyeceğim» di yebilmektedir. Bu öğretim üyesi dersle rinde sorulan sorulara cevap bulamama nın sıkıntısından Dekanlığa baş vurarak «Ya derslerimde hazır bulununuz, ya da bana soru sorulmasını yasak ediniz.» diyebilmektedir. İlahiyat Fakültesinde «10 Kasımda anma töreni yapılmıyormuş» diyebilen sayın komisyon üyeleri zahmet edip tah kik etselerdi, İlahiyat Fakültesinde bu tö renin yapıldığını, konferansların verildi ğini ve fakat yukarıda anlatılan sayın öğ retim üyesinin Atatürk hakkında bir kon Ürn"9 Ve öğrencilerin bunlardan en az ferans vermek üzere Dekanlıkça yapılan ni Seçmeleri mecburiyeti kararlaştınazik ricayı cevapsız bıraktığını öğrene BUr. bilirlerdi. I ariptir ki programa itiraz eden tek ^uhalefet sebebi olarak «Son iki Raporda, «Öğretim üyeleri arasında j? 'ürk Tarihi okutulmayacak, Türk Fakültenin kuruluş amaçlarının nelerden L,Programdan kaldırıldı, Öğrenciler ibaret olduğu hususunda anlaşma bulun V VŞ Abbasîlerden sonra hemen İnmadığı görülmektedir.» buyurulmaktadır. J!..a!"ihine geçecekler. Bu yanlıştır.» Tamamen hukukçulardan müteşekkil bir I u-û gösterebilmiştir. Burada sora komisyonun bu sonuca nasıl vardığına zımdır. Türk Tarihini teferruatı ile şaşmamak kabil değildir. İlahiyat Fakül E * sadece İlahiyat Fakültesi için mi tesinin açılma sebebi Tevhidi Tedrisat Ûl' Hukuk, Siyasal Bilgiler, Edebiyat Kanununun emrinin yerine getirilmesine for u-rı ö 9 r e n c ' ' e r ' n m ihtiyacı hiç mi bağlıdır. Bu Kanun, bu fakültenin «yük [jj kj tek saat bile görmemektedirsek diniyyat mütehassısı» yetiştireceğin* j,, a,d [ ki Tarih Fakültesinde dahi Türk söyler yılında Büyük Millet Mecli Q söylenildiği şekilde öğretilemez. sinde fakültenin kadro kanunu dolayısiynıversiter öğretimin kabul etmele yapılan müzakerelerde de bu hususun L t.yoldur. Üniversite, öğrencilerini üzerinde ısrarla durulur. «Bu fakülte es in * U D n a n e haline getirmeyi değil, kiden olduğu gibi bir Edebiyat ve Sosyo ı, Şaâlam metod sahibi birer araşloji Fakültesi olmayacaktır. Esas dinî ıjs!!?? yetiştirmeyi istihdaf eder. dersler olacak ve asrın anlayışına uygun jjy SlJode öğretim üyesi her yıl aynı din adamları, din mütehassısları yetişti i l. Da stan alıp sona kadar anlatrilecektir.» Fakat 1949'dan bu yana fakül Q 'atamaz, anlatmamalıdır. O zaman tenin ders programları incelendiğinde gö Ver s i t e değil meslek okulu olur. rülür ki gidiş mükemmel bir İlahiyat Fa t6 e k derslerin sabit müfredat kültesi teşkilinden ziyade, dağınık bir Ede Öfam 1 L j j bulunmamasının sebebi budur. biyat Fakültesi haline dönmektedir. Bu 00 fazctk ' ortaokulda okuduğu, lise nun sebebi gayet basittir. Memleketimiz a en de temel dersleri okutabilecek eleman fi a n. 9 jşini gördüğü tarihin biraz yoktur. Nitekim bundan beş yıl önce fa* iarı. s 'Slni Üniversitede görecekse o oraya Üniversite de külte Genel Kurulu zayıf bir ekseriyetle i 8rt! moaşkalaşır, an et nl yitirdiği zamanlardafakültenin manevî ilimler fakültesi hali N a 1 1. ' y i "le medrese denilir. Nitekim ne getirilmesini, ilahiyatın, tarih ve fel Ljjj, g nıüzakereleri sırasında muhali n sefe gibi bir kol olmasını kararlaştırmış retim üyesi bu itirazını Senatoyr tır. Ankara Üniversitesi Senatosu, bu ) t m ^ nun yanlış olduğunu, İlahiyat Fakültesinin ^emiştir. din adamı yetiştirmek yolunda çalışması gerektiğini h't'dı ve doğru olarak karara bağlamış ve sadece ilahiyatla ilgili saha larda bir ihtisaslaşmaya gidilmesini tav siye etmişti. İşte komisyon raporunda «Bugün fakülteye hâkim olduğu anlaşı L f j j p n için İlahiyat Fakültesinin öğ ve öğrencileri kendi arala lan bir görüşe göre fakülte dinî ilimlere r ^yeleri a s,m kamplar şeklinde bölünmüş gereken önemi vermemiş ve temel konu iir. y*. badesini de ciddiye almaya im lar ikinci derecede dersler şeklinde okusoktur. Komisyon üyelerinin meşe tulmuşlardır. Buna karşılık, diğer tutum tarafi1 baktıkları anlaşılmaktatarafları bu şekilde düşünenleri medrese Yut öğretimine ve şer'î esasların hâkim oldu y ^karıdaki ifadenin altındaki satırlar ğu bir eğitim sistemine dönüşe arzula İle? ym başında Üniversite Senatosu makla suçlandırmaktadırlar. Komisyonu EL'İJ dağıtılan ve altında imza bulun beyannameden alınmadır. Oymuza gelen bilgiye göre, fakültenin ders iç o-u i n sonra İlâhiyet Fakültesinin BÜprogramının birinci yönde değiştiren bir 9ren yönetmelik 1968 yılı içinde Senatodan iann oilerinin isimlerini taşıyan bir iddialar teker teker redgeçmiş bulunmaktadır.» şeklinde adetâ l,r i l ^? e iler nbu c >da ' k' ' ' beyannamenin Fakülte Senatoyu da tehdit ve ihbar havası taşı yan ifadenin aslı budur. Yıllardan beri sü L j *] ard niyetli kimselerce uydurul ren çalışmaların konusu şudur: Öğrenci anla a raedilmiştir. Öyle iken, imzasız Porda sahifeler ayrılmak naler yirmiden fazla dersin altında bunal i*ai/ ah bilebilir? maktadırlar. Bunların hafifletilmesi lâ; zımdır. Ama hiç birinden vaz geçilmesi <0'Ü *aşra vilâyetinin merkez vaizide imkânsızdır. Öyle ise takip edilecek «ipk fvonumuzun raportörü Uğur Alau a yol ne olmalıdır? Gaye yüksek seviyeli göndermiş olduğu ve Senato 0, din adamı yetiştirmek olduğuna nazaran mu U n r r ı a s ı m istediği mektubunda önce temel derslerin tesbiti gerekmekte SSK 3 " 1, günlüdür.) aynen şöydir. Bunlar; Tefsir, Hadis, Kelâm ve İs- ify, pektedir: Fakülteyi ziyaretimde lâm Hukuku'dur. Bu dört dersi hakkı ile irn L "'Ç te iyi olmadığını gördüm. Bir bilmeyen kişi din adamı olamaz. Bunun I dü a, a r (Doçent - Profesör) Ata dışındaki dersler öğrenciyi forme edecek, da Sanlığını, inkılâp ve hattâ fargörüş ufkunu açacak ve onu günümüze ı, ^..padan bölücülükle din düşmanlılâyık bir aydın olarak yetiştirecek ders l jj " birliği dağıtıcılığı talebeler ka lerdir. Bu itibarla İslâm Tarihi. Türk ve in adetâ kuvvetle körüklemektedirislâm Felsefesi ve Tasavvuf. İslâm Dini nezhepler Tarihi, Felsefe Tarihi, Sistematik Felsefe, Mantık, İslâm Türk Edebiyatı, H Merkez Vaizi» ne mühim İslâm Felsefesi ve Tasavvur, İslâm Dini "tidir *aşra t-, E j s *' kurulan komisyonun raportöesasları, Kur'an-ı Kerim ile Yabancı dil l ön. bilmektedir. Soruya muhatap dersleri ilk iki sınıfa mecburî dersler ola k ny * ' m Releri olarak bizler saderak konmuştur. Üçüncü ve dördüncü sı Ntı ' S y 0 n başkanının adını bilirken, bu nıflarda ise yukarıda sayılan temel ders r Va 2 Hukuk Fakültesi Dekanının lerin yanı sıra ilk iki sınıfta okutulan K> tör ' bu l 'uğunu bilip mektup yazmakderslere Epigrafi - Paleografi, Dinî Musi tu *trn f^ P«raporun bir sahifesini işkî, Farsça dersleri de eklenip iki gruba ^J^ktedir. Öte yandan ilahiyat Fa- K Dr. Yaşar KUTLUAY kültesinin bütün öğretim üyeleri ittifakla Genel Kurul kararı alarak iddia ve isnat ları merciine iade etmekte fakat sayın komisyonun dikkatini dahi çekememektedir. Fakülteyi bir ziyaret edivermekle cümle doçent ve profesörleri tanıyan, on ların - gizli, hem de çok gizli olması ge reken - hainâne faaliyetlerini görüp he men tesbit edebilen bu isimsiz vaizin, harika kişinin mektubu 3 Ocak 1969 t a rihini taşımaktadır. 30 Nisan 1968 günü kurulan bir Araştırma Komisyonu acaba hangi hukuk kuralı ile dokuz ay sonraki ve bu mahiyetteki bir mektubu nazarı iti bara alabilmektedir? Sayın Üyeler, Raporun sonuç kısmına gelince, ağ lamak mı gülmek mi lâzım bilinmez. Ko misyonun Hukukçu olan üyeleri bakınız ne diyorlar? : «İlahiyat Fakültesinin öğ rencileri ile öğretim üye ve yardımcıla rının iddiaları arasında, Türk Ceza Kanu nuna ve ceza hükümlü bazı kanunlara gö re suç teşkil edebilecek olaylara ilişkin olanlar vardır.» Yani bazı iddialar ortaya atılmaktadır ki bunlar suç niteliğindedir. Komisyonun kuruluş sebebi nedir? Bu iddialar ileri sürülüyor, bakın bakalım kim bunlar, bulun getirin. Komisyonun vardığı sonuç, dokuz ay incelemeden son ra tam başlangıç noktasıdır. İkinci sonuç daha enteresan : «İla hiyat Fakültemiz, öğretim üyeleri ve öğ rencileri arasındaki bölünme ve bu ne denle dışarıdan ve içeriden gelen olum suz etkilere kolaylıkla ve endişe verici bir şekilde kapılacak durumda olması yü zünden Üniversiteler Kanununun 3. mad desinde öngörülen görevlerini yerine ge tirebilme imkânlarını önemli ölçüde yitir miş görünmektedir. Fakültenin bilimsel görevlerini, kendisinden beklenilen bi çimde yerine getirebilmesini sağlayacak reformist tedbirlerin alınabilmesinin öğ renciler, öğretim üyeleri ve fakülte ida resi arasındaki ilişkilerin normale dönebilmesinin ve fakültenin asıl amaçlarının tesbit edilerek bunlara götürecek yolla rın tayininin böyle bir atmosfer içinde gerçekleştirilmesinin mümkün olmaya cağı kanısındayız. «Öte yandan, fakülte içinde devrim aleyhtarı, şeriatçı ve Atatürk'e karşı çı kan kuvvetli bir akımın ve zümrenin var lığını gösteren emare ve deliller de mev cuttur. Bunlar muvacehesinde gerçek du rumun ne olduğunun anlaşılabilmesi ve gerektirdiği tedbirlerin alınabilmesi de bugünki ortam içinde mümkün görüleme mektedir.» İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyeleri ve öğrencilerinin kuruluşundan bu yana geçen yirmi yıl içinde hangi olumsuz et kilere uydukları, endişe verici bir tarz da kapıldıklarını öğrenmek isteriz. Bu fa külteden hiç kimse bugüne kadar «olum suz akımlara» kapıldığı için değil mahke meye, karakola dahi gitmemiştir. Gizli Komünist Partisi üyeliği veya Türkiyede Şeriatçı Devlet kurma hareketine katıl ma sebebiyle tevkif edilen öğrenci ve öğretim üyelerinin hiç birisi İlahiyat Fa kültesinden değildir. Fakülte içinde ise hava çoktan nor male dönmüş, ders programlarında ge rekli ve gerçekçi reform yapılmış, yeni yönetmelik 1968 Temmuzunda yüksek Se natonun tasdikinden geçerek bu ders yı lı başında uygulamasına geçilmiştir. Hâl böyle iken komisyon, raporunun son maddesinde İlahiyat Fakültesinin ya başka bir Fakülteye bağlanmasını, ya da derslerinin diğer bir fakülteye nakledile cek kapatılmasını teklif edebilmiştir. Bua en güzel cevabı İlahiyat Fakültesi Ge nel Kurulu 28 Mayıs 1969 günü toplana rak bu raporu inceledikten sonra ve itti fakla vermiştir. Bu yedi maddelik kara rı yüksek ıttılaınıza derin saygılarımla sunarım. «1 Beş kişilik komisyonca hazır lanan rapor ilim zihniyeti ile bağdaşmaz, peşin hükümlü, objektiflikten uzak, mad dî delillerden mahrum hissî bir ithamna meden ibarettir.» «2 İlahiyat Fakültesinin öğrenci ve öğretim üyelerine devrim düşmanı, saltanatçı, hilafetçi gibi isnatlar kendi bünyesinden değil, belli kaynaklardan gel mektedir. Genel Kurulumuz 14 aydan be ri bu iftiraları ikinci defa olarak redde der. Genel Kurulumuz, İlahiyat Fakültesi ni memleketin istikbalinin ve Anayasa düzeninin bir teminatı olarak görür.» «3 Meşhur rapora karşıt olarak İlahiyat Fakültesi dış ülkelerdeki benzer lerinin hiçbir şekilde gerisinde olmadığı nı, yaptığı ilmî yayınlar ve yetiştirdiği ay dın ve olgun din adamları ile isbat et miştir.» «4 Memleketimizdeki yüksek öğ renim kurumlarında her türlü aşırı ve za rarlı akımlar kol gezerken bunların do ğurduğu anarşi, kanlı olaylar ve tahribat görmezden gelinirken, her türlü zararlı cereyanların dışında, memleket menfaat lan ve ilim yolunda bulunan İlahiyat Fa kültesine indî ve peşin hükümlerle hü cumda bulunulması büyük haksızlıktır. «5 Bu dedi kodu havası içinde Rektörlüğümüzün Fakültemiz işlerinde bir yıldan beri çıkardığı devamlı engelle menin bizde doğurduğu üzüntüyü belirt mek isteriz.» «6 Bu raporun ilmî zihniyet ve sağduyusundan emin bulunduğumuz An kara Üniversitesi Senatosunda gerekli tepkiyi uyandıracağına inanmaktayız.» «7 Fakültemiz öğretim üyeleri ve öğrencileri ile birlik ve huzur içinde Ka nunlarla tesbit edilen gayeleri yönünde memleketçi ve medeniyetçi yolunda va zifesine devam etmektedir.» Kamu oyuna ittifakla ve saygılarımız la arzederiz. A. Ü. İlahiyat Fakültesi GENEL KURULU

7 DEVLET * 7/TEMMUZ/1969 * SAYFA: 8 İÇ OLAYLAR DÜŞÜNCELER*İC OLAYLAR DÜŞÜNCELER. İC OLAYLAR nin yanı sıra, İstanbul Üniversitesinin 146 asistanı müşterek bir bildiri yayınladı. Son olaylar la ellerinden ilmî çalışma hürriyetlerinin alındığını ve müsebbiplerin çoğunlukla talebe ol madiğini belirten asistanlar bildirilerine şöyle devam ediyorlardı : Esas hedef üniversite reformu değildir. Gaye, Yunanistan da olduğu gibi. Silâhlı Kuvvetle rin müdahalesini icap ettirecek bir vasat meydana getirmek için anarşinin artmasını te min etmektir. Silâhlı Kuvvetlerin müdahalesi ile hürriyetlerin luk çıkacak ve bugün düşmançoğu kısılacağından huzursuzları olan polisin yerini ileride «Burjuva Ordusu» olarak niteledikleri Türk Ordusu alacaktır. Böylece, memleket daha çok karışacak, kendi arzu ettikleri aşırı sol rejim kademeli olarak gerçekleşecektir. Oemokratlk rejimin sosyalist rejime dönüşmesi için asgarî şartlar neyi gerektiriyorsa onu yapmaktadırlar. «Sosyalist Türkiye» sloganı yerini «Tam Bağımsız Türkiye» lâfına bırakmış, azami ve esas hedef olan komünist düzenden asgarî şartlar içinde bahsedilmemeye çalışılmıştır. Kendi ifadeleriyle, «İşçi Köylü iktidarı ele geçirinceye dek" bu savaş devam edecektir. Bu vasatta, bir grup Hukuk ve İktisat Fakülteleri asistanları tarafından yayınlanan bildiri lere katılmadığımızı, bu bildiri leri imzalayanların çoğunlukla Marksis Leninist fikirli asistanlar olduklarını ve ilim anlayışı dışına taşan antidemokratik hareketlere karşı olduğumuzu, bu hareketlerin, maalesef tertipçileri durumunda bulunan ve anarşiden yana olan bazı öğretim üyesi ve asistanlarla aynı görüşü paylaşamıyacağımızı; Türk halkına gerçekten saygı duyan yüce milletine yürekten bağlı kişiler olarak açıklamayı vazife biliriz. leriyle ilerliyor. Ve, millî şuur sahiplerini isyan ettirecek daha nice sahneler. Turizm adına yap tığımız nedir? Bizans, Roma ve eski Yunan geleneklerini canlandırmakla kime hizmet ediyoruz? Para mı kazanacağız? Yerin dibine girsin böyle para!. Aslında kazandığımız filân yok yal. Milletin hesap sormasına yanlış manâ vermesinler. O millet hesabı bir sorar, ama pir sorar!.» Büyük Devlet Mecburiyeti inönü'nün Bayar'ı ziyaret et tiği, yine İnönü'nün yazlığa gittiği Heybeliada'da çivileme yapmaya devam ettiği ve Demire!' in temel atma törenlerinde orjinal (!) beyanatlarda bulundu ğu sıralarda MHP hummalı bir çalışma içinde idi. Parti Genel idare Kurulu üyeleri, gençlerin de katıldığı gruplarla yurt. Sezisine devam ederken, Genel Başkan Alparslan TÜRKEŞ de zaman zaman bazı İlleri ve ilçeleri ziyarete devam ediyordu. TÜRKEŞ bu arada kongrelerini yapmakta olan parti teşkilâtına gönderdiği mesajlarla da dikka ti çekiyordu. MHP Ankara il Merkezinde gençlerle bir konuşma yapan TÜRKEŞ, son mark şist olayları eleştirmiş ve şöyle demiştir: «Belli çevrelerle sosyalist ve komünistler bilhassa son 9 yıl içinde bir ÖZGÜRLÜK'tür tutturdular. Bu kelime her ne kadar HÜRRİYET karşılığı olarak mahutlar tarafından başlıca kul lanılmakta ise de bir ilim adamımızın dediği gibi ÖZGÜRLÜK kelimesi (DESPOTİZM) (Despotluk) anlamına gelmektedir. Garip bir tesadüfle bu kelime komünistlerin «iç yüzünü ne de güzel açığa çıkarmaktadır. Komünistler Hürriyet diye diye İktidara geçerler sonra da Despotluğun, diktatörlüğün dik alâsını tatbik ediverirler. Biz tam ve mutlak manâda HÜRRİYETÇİYİZ, ancak yurttaş lık bilgisi kitaplarında bile yer almış olan bir gerçeği ifade etmeliyim; Bir şahsın hürriyeti diğer bir şahsın hürriyeti 1le sı nırlıdır. Yâni hürriyetimizi, bir başkasının zararına, onun hak ve hürriyetine tecavüz eder şe kilde kullanamayız, Kullanmaya kalkarsak kanunu karşımızda bu luruz. Şimdi bunu şumüllendirelim; cemiyet, millet hayatına tatbik edelim netice yine aynıdır. Bu kadar açıklığa rağmen hür riyet kavramı bugün sevgili Tür kiyemizde çok değişiklik göster mektedir. Her çeşit hürriyet toplumun, milletin menfaatleriyle çelişmekte, çelişmek ne kelime bu menfaatleri ayaklar altına alıp çiğnetmektedir. Biz böyle bir hürriyet anlayışının sahibi değiliz. Türk'e, Türk milletine yararlı ve lüzumlu olmayan hürriyete asla razı değiliz ve müsaade etmiyeceğiz. Sokakta gezmek hürriyetine, evet; ama sokakta devletin po lisine hakareti; taşla, sopayla ve adı bile Moskofca olan Mo lotof Kokteyli ile tecavüz hürriyetine HAYIR! Caddelerde sessizce veya efendice yürüyüş ve gösteriye evet; ama, sağa sola saldırma, devlet ricaline edepsizce sataşmak ve cam çerçeve kırma hürriyetine HAYIR!. Meydan mitinglerine evet: ama sövüp sayma, küfür, devlet malını yakıp yıkma ve adam öldürme hürriyetine HAYİR!. Öğrenci haklarının savunulmasına evet; ama Üniversiteyi işgal ederek rektörü tartaklama, hattâ öldürmeye teşebbüs etme, dershane ve lâboratuvarlan kırıp dökme, pencere ve kapıyı indirme hürriyetine YIR!. HA Bizim iktidarımızda böyle rezalet ve kepazeliklere yer verilmeyecek - müsamaha edilmiyecektir. Çünkü Üniversite ger çek Üniversite olacak; Profesör - Profesörlüğünü bilecek; Öğrenci de yalınız okuyup adam olmayı, memlekete ve milletine hizmet etmeyi düşünecektir. Yarının istikrarlı, düzenli ve büyük Türkiyesine selâm olsun!.» Ayrıca TÜRKEŞ, Milliyetçi Hareket Partisi'nin DÜZCE ilçe kongresine gönderdiği mesajda da «büyük bir devlet olma mecburiyeti» ne temas etmiş ve «Kat'i kanaatim şudur ki: Türk milleti siyasî partilerin basit tüzük ve programlarının kapsıyamayacağı yeni, büyük TÜRK - İSLÂM MEDENİYETİ'ni kurma azim ve kararındadır.» demişti. TÜRKEŞ'in göndermiş olduğu mesaj özelte şöyleydi : «Memleketimizin ve dünyanın nazik devreler geçirdiği za manımızda bir kere daha tekrar etmek ve duyurmak isterim ki; Tüm medeniyetler para ila değil, iman - ilim ve Ahlâk ile kurulmuşlar ve yine medeniyet ler, parasızlıktan değil, İmanın, İlmin, Ahlâkın noksanlığından çökmüşlerdir. Bugün Türklyede Türk Milliyetçiliğinin bü yük gelişmesinden korkanlar, ürkenler yeni yeni tertip ve ted birler içindedirler. Soruyorum; Güneşin varlığım inkâr edenler, Güneşe zarar ve rebilirler mi? Soruyorum; Dünyanın dönüşü ne inanmayanlar Dünyanın hareketini durdurabilirler mi? Bugün bütün vatandaşlarımı, her rüzgâra göre cephe değiştiren siyasetin üzerine çıkarak meseleleri incelemeye ve değerlendirmeye çağırıyorum, Çünkü, bir ülkede binlerce kişinin Ölmesiyle bir devlet yıkılmaz, fakat bir hakkın çiğ* nenmeslle koca bir medeniyet çökebilir. Yıllardanberi aziz v«tanımızı karış karış dolaşıyor ve aziz milletimle görüşüyor, dert leşiyorum. Kat'i kanaatim şudur ki; Türk milleti siyasî partilerin basit tüzük ve programlarının kapsıyamıyacağı yeni büyük Türk İslâm medeniyetini kurma izim ve kararındadır. Türk milletinin topyekûn imkân ve kabiliyetlerini dar sınırlar içine sokmak yerine, onun temayülleri istikametinde seferber etmek gerek mektedir. Hatırlatmak isterim ki; Anadolu yaylasının jeopolitik direk tlfi bizden büyük devlet isti yor. Yine hatırlatmak isterin ki; Bir ferdi olmakla şeref v< gurur duyduğumuz Türk mille' büyük devlet kurma kabiliyet olan bir millettir ve tarih bun lara ait örneklerle doludur.» TANRI TÜRKÜ KORUSUN «Asayiş Yoktur» MİLLİYETÇİ HAREKET PAR TİSİ Genel Başkan Vekili ve Antalya Milletvekili Osman Yük sel SERDENGEÇTİ geçtiğimi* hafta oldukça eert bir şekilde iktidar yöneticilerini suçladı. Uzun süredir.anadolu'da Fethiye Kepazeliği «Taşıma su ile değirmen dönmez» miş. Bazı beyinler de değirmen taşına benzer; dışarıdan ne kadar akıl verirseniz verin yine çalışmaz. Turizm sevdalılarının beyni de işte bu cinsten bir beyin zorla değil ya» İslemiyor! Ffes festivali rezaleti sanki yetmedi, şimdi de Fethiye dirdi. rezaleti başladı. Manzarayı düşünün hele: 1,5 kilometre uzun luğundaki kortejin önünde Fethiye'de yaşamış eski Lldya askerlerini canlandıran, eski Yunan kıyafetlerine bürünmüş, saç lan öne taranıp, bıyıkları çene kenarına düşen gençlerin omuzlarındaki tahtıravanda Lidya Kraliçesi (17 yaşında, Zühre Kapaklı isimli lise son sınıf öğrencisi bir kız) halka teşhir ediliyor. Lidya Kralı (19 yaşındaki lise son sınıf öğrencisi Hakkı Özütok) kraliçenin arkasında, *«saray arabası içinde vezir-, v *»**.,»mm üuttouoi «Ülseri Olan Okumasın» Demıref İzmırde kofiııştu un mııımım»ı»mmtıi nınıırı wınıo«ı««m«i»»ıııımnrnr >örl yıl İçiiide ttlrkiyçye b Tûti.iys daha üâye etti LAF DEVRİ KAPANDI,, : * i

8 DEVLET * 7/TEMMUZ/1969 * SAYFA i IC OLAYLAR DÜŞÜNCELER gezide bulunan Osman YÜK SEL, Denizli olaylarının mes'ullerinin halâ bulunamadığını, 4 gün içerisinde 3 kişinin hem de ağaçlara asılmasının nasıl olup da hükümetçe takibata uğramadığını belirtti. İçişleri Bakanlığının ne ile mükellef olduğunu bütün vatandaşlar gibi kendisinin de merak ettiğini söyledi. Osman YÜKSEL Memlekette asayiş yoktur!»» diyor ve şöyle devam ediyordu : «Adalet Partisi iktidarı korkak, sarsak, gevşek bir iktidar dır. Süleyman bey her türlü kontrolü elinden kaçırmış, sadece nüfus kontrolü ile meşgul olmaktadır. İktidar nüfuzunu kaybetmiştir. Üniversiteler bir şikâyet yuvası, cephane de Poşu haline gelmiştir. Asayiş yoktur. Denizli'de 4 günde ağaç 'ara üç adam asılmış, failleri bulunamamıştır. AP faizsiz, fiilsiz bir iktidardır. İktidar değil, bir çoğunluk Partisidir, parmak partisidir. Bir tarafta kazan kaldıranlar, bir ta rafta parmak kaldıranlar, dertle r e parmak basan yok!. AP iktidarı Üniversite ve iş- Çîler kanununu çıkarmadan Meclisleri kapatıp kaçanları bu mil et bir daha Meclise göndermi- Vecektir. Pahalılık Karaborsa, Seçim sıkıntısı o kadar artmış We sğır basmıştır ki, bu yükü ar t>k kırat bile taşıyamtyaeakttr. Adalet Partisi her yerde sallan»»aktadır. Millet güçlü, İmanlı, kudret-,j bir iktidara hasret çekmektir. Talebeyi mektebine, la* (iyi atölyesine, hırsızı namustuzu hapishaneye sokacak bir *tidar! İşte Milliyetçi Hareket artisi bunu yapacaktır.» CHP'rfe Suçludur! Yine. Milliyetçi Hareket Paresi Genel Başkan Vekillerinden Dündar TAŞER de, Osman YÜKSEL' in Denizli'de verdiği be y a nat sırasında Ankara'da Gene ' Merkezde bir demeç ver erek CHP yi suçlamışdı. faşer demecinde AP yi de acz 'Cinde bulduğunu belirtmiş ve " u iki partinin milleti yücel t- tne yolunda bir varlık göstereroiyeceklerini ileri sürmüştü T AŞER demecine şöyle devam diyordu : "Türkiye anarşik bir ortama ürüklenmektedir. Bunun mesulü AP nin Başve *'' tarafından izhar edilen aciı " e CHP sözcülerinin ortaya ördüğü ve ne olduğunu kenelerinin de bilemediği ortanın olculuğudur. Sayın CHP sözcüsü Türkiye' de, huzur istikrar ve hak mefhumunu devamlı olarak takribi "'yat haline getirmiştir. Mal kullananın Toprak işlenin sloganı Türkiyede nasıl lr emniyetsizlik meydana getirmektir. Bunu düşünmelidirler, herkese başkasının malını badeden bir zihniyet iktisadî,s,r lığın nümunesidir. 30 senelik iktidarı devrinde CHP nin memleketi neden geri bıraktığını tabiat kaynaklarım türme fikrile hareket etmesi izah etmelidir. 30 yıl kısır bir muhayyile, kıt bir anlayış ve yarım tedbirlerle cemiyeti bugünkü fecaate getirmiş olanlar halâ aynı vasıfları taşımanın ıstırabını millete çektirmeyi vaadetmektedirler. Memleketin dertlerine yalnız Milliyetçi Hareket Partisinin görüşleri çare bulacaktır. Ne AP. nin âczi ne CHP nin anarşisi millete yücelme yolunu açamaz, MHP nin huzur, emniyet ve çalışma yolu milleti gerekli kalkınmaya kavuşturacaktır.» Azerbaycan Toplantısı Komünizmin kölesi ve olan Azerbaycan, 49 yıl Kızıl Moskof esiri önce emperyalizminin amansız İstilâsına maruz kaldığı zaman bu kardeş Türk ülkesi vatanlarını karış karış müdafaa ederek yüzbinlerce evlâtlarını kurban verdiler. Komünist istilâsından yarım asır sine rağmen Azerbaycan Türkleri, dünyanın neresinde geçme olurlarsa olsunlar çok sevdikleri va tanlarını komünizmin kanlı ve iğrenç pençesinden kurtarmak için yılmadan mücadele etmektedirler. Bu mücadeleye örnek bir azimle devam eden Azerbay cam Tanıtma Derneğinin yıllık kongresi Ankara Türk Ocağı salonunda yapıldı. Dernek başkanı sayın Taki Aran, derneğin faaliyetleri hakkında geniş izahat verdikten sonra, yıllık faaliyet raporu Rapor kongreye katılan Derneğin okundu. büyük bir kalabalığın tasvibinden sonra yeni Yönetim Kurulunun seçilmesine geçildi, olcun geçen seçimlerin sonunda yeni Yönetim Kuruluna; Takl Aran Dernek Başkanlığına, Men met Altunbay Başkan Yardımcılığına, Aflan Muğan Genel Sekreterliğe, Altay Hazer Mesul Muhasipliğe ve Ali Taşkent azalığa seçildiler. Azerbaycanı Tanıtma Der neğinin yeni Yönetim Kuruluna başarılar dileriz. EMEL AYLIK FİKİR DERGİSİ Ankara Cad. No.: 54/2 İSTANBUL Münih'teki mülteci Macar yazarlarının yayınladıkları NEMZE- TÖR (Millet Bekçisi) gazetesi, 1956 Macar İhtilâlinin 10. yıldönümü dolayısıyla, 1968 ekiminde bütün dünyada bu ihtilâl özerine ye> zılmış şiirleri toplayan GLERİA VİCTİS (Mağlûplara şan ve şeref) 23 Ekim 1956 adlı bir antoloji bastırmıştır. Türk şairlerinin de yer aldığı antolojinin başında Albert CAMUS'un aşağıdaki yazısı, beş dilde verilmiştir. Macarların Alkışlarını ve erdemli gözyaşlarını dökmeyi esirgemiyecek ama, bir Pazar akşamı, kupa maçından sonra evine dönüp terliklerini giyecek uluslararası topluluğun gözleri önünde; Macar halkının bastırılacağı kesin bir ayaklanma için yeniden silâha sarılmasını istiyeceklerden değilim. Savaş alanında kalan ölülerin sayısı zaten pek çoktur. Harcanacak kan varsa bu, ancak kendi kanımız olmalıdır. Çünkü, dökülen Macar kanı Avrupa ve özgürlük için değerli olmuştur; biz bunun tek damlasını bile esirgemek isteriz. Yine de, şiddet rejimi ile; göz yumarak da olsa, geçici olarak da olsa, bir uzlaşmayı uygun görenlerden değilim. Bu rejimin, engizisyonun cellât yamaklarını Hıristiyan saymağa hakları olduğu kadar, kendisini sosyalist saymağa vardır. Özgürlüğün bugünkü yıldönümünde, bütün yüreğimle Macar halkının sessiz direnişinin devamını, yeniden güçlenmesini, onlara katacağımız seslerle yankılanmasını; uluslararası kamu oyunun bas kuvvetlerine paralel kıcılara karşı boykota hep birlikte katılmasını dilerim. Alber CAMUS Bu kamu oyu; zulme uğramış bir ulusun hakkını verdirmeye güçsüz ve bu yolda bencil ise; seslerimiz kısılsa; Macar direnmesinin, bir karşı ayaklanmanın dev leti, yalanın ve çelişmelerin yükü altında, Doğunun her yanında göçünceye ka dar sürmesini umalım. Yenilmiş, zincire vurulmuş Macaristan, yirmi yıldır, başka hiçbir ulusun ya- pamadığını özgürlük ve adalet uğruns yapmayı başarmıştır. Batıda gözlerini ve kulaklarını tıkayanlara gerekli tarih dersini vermek ve onları buna inandırmak için, Macar halkının hafızalarda kuruyan kanını akıtması gerekmiştir; bunda bir teselli de bulamayız. Bugün, Avrupa nin içine düşmüş, olduğu yalnızlıkta yapabileceğimiz bir tek şey kalmıştır; o da, Macarlara bağlılık göstermektir. Bizde ve dünyanın başka yerlerinde, Macar savaşçılarının, uğrunda ölmeyi göze aldıkları değerlere ihanet etmek, bunları öldürenleri hiçbir zaman, hiçbir yerde, dolayısıyla bile olsa, tasvip etmemektir. Bu derece fedakârlığa lâyık olmamıa çok güçtür; ama nihayet birleşmiş bir Avrupa'da anlaşmazlıklarımızı unutarak, yanlışlarımızı düzelterek, dayanışma ve yaratıcılığımızı artırarak lâyık olmayı de neyeceğiz. Kültür dediğimiz, özgür biı yaratıcılıkla, özgür bir çalışma ile birlik te oluşan sonsuz bir kurtuluş hareketi hayat ve inandırma gücü, ölüm ve baskı ol.arak dünyada vü rüyüp gitmektedir. Bugün güçsüz bir yas la, yanlarında durduğumuz bu Macar isçi ve aydınları bunu anladılar ve bize da ha iyi anlattılar. Bunun içindir ki onların mutsuzlukları ve sefaletleri bizim ise, umutları da bizimdir. Sefaletlerine, zincir ve sürgünlerine karşın; bize lâyık olmak zorunda bulunduğumuz muhteşem bir miras bırakmışlardır; bu özgürlüktür; onlar bunu seçmekle kalmadılar; bize de bir tek gün içinde geri verdiler.

9 DEVLET * 7/TEMMUZ/1969 * SAYFA: i«1963den Bir Masal«VEZİRİN FENDİ Hüseyin SEBAHATTİN Bir varmış bir yokmuş, Allanın kulu çokmuş. Deve dellâl iken, pire hammal iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken dünyanın bir yerinde bir Devlet varmış. Öyle büyük, öyle genişmiş ki. Bir ucu Magripte, bir ucu Maşrıkda imiş. Üç yanı deniz etrafı dağ imiş. dağlar biter çöller başlar, çöller biter bağlar baş larmış. Yıllar, yüzyıllar geçmiş denizlerin ötesine çöllerin berisine başka başka padişahlar size ıraktır diye el uzatmış. Gerçi uzak yerlermiş ama ne orada oturan lar ayrılmak istermiş ne de burada oturanlar bırakmak. Eli silâh tutan yola koyulmuş, çölle re düşmüş, bir Sarı Şehzade de başlarına geçmiş. O yollarda dizini, gözünü deldirmiş, ama elden ne gelir, şereften gayrı her şey kaybolmuş. O ülkenin pay-ı-taht'ında eli kalemli, beli kılıçlı bir Bey: Bu iş maceradır demiş ve oraya gitmemiş. Bu Bey çok kumazmış. Karnında dokuz tilkiyi gezdirirde bir birine göstermezmiş. Kendine faydası olmayan adımı atmaz, gölgesine başkasının oturduğu ağacı kesermis. Aradan az zaman mı geçmiş çok zaman mı geçmiş bilinmez. Yer üfürmüş su götürmüş bir de bakmışlar ki düşman lan o ülkenin payı-ı-taht'ına girmiş. Hemen Sarı Şehzade vatanın dağlarına koşmuş, çöllerine düşmüş. Uyuyanı uyarmış, dağılanı toplamış, kâh aç kalmış, kâh susuz, kâh yorgun kâh uykusuz uğraşır dururmuş. Eli kalemli, beli kılıçlı Bey bu iş Maceradır bize gerekmez demiş. Kılıcını çıkarıp kalemine sarılmış. Bir taraftan Sarı Şehzadenin Kara Paşasına mektuplar yazmış (Bu suriş dursunda yedi deniz ötesi padişahı bizi himayesine alsın) dermiş. Bir yandan da Barış Hazırlama Komisyonuna girip Yedi Düvelle yakınlaşmaya çalışırmış. Sevr fermanı böyle çıkmış ortaya. Ama gün günden Sarı Şehzade kuvvetlenmiş, askeri çok, korkusu yok bir ordu kurmuş. Sağ yanında Kara Paşa, sol yanında Cebe Paşa başlamış düşmanı bozmaya. Eli kalemli beli kılıçlı Bey düşünmüş taşınmış, burda kalmak Maceradır bize gerekmez demiş, kalemi atıp kılıcı kuşanmış gece kaçıp yollara döşenmiş varmış Sarı Şehzadenin ayağına kapanmış. İş vermişler, koyulmuş aş vermişler doyulmuş. Ama kendinden evvel gelenleri çekemezmiş. Onlar da bunu hor görür fakat San Şehzadenin hatırı için katlanırlarmış. Bunun maiyetinde üç kardeş kumandan varmış. Düşmana ilk baş kaldıran, kendi başlarına ordu toplayan yiğit adam larmış. Sarı Şehzade onları sever, onlar da Şehzadeyi sayarlarmış. Eli kalemli beli kılıçlı Bey bir süre sonra kaleme sarılmış bunları Sarı Şehzadeye fitlemiş, üç kardeş kumandanlara hakaret etmiş ve bunu Sarı Şehzadenin arzu ve emri diye göstermiş. Allem etmiş kallem etmiş, sağa geçirmiş sola geçirmiş üç kardeşleri düşman yanına kaçırmış. Eli kalemli beli kılıçlı Bey bundan sonra başlamış gayrete. Sarı Şehzadenin gözüne girdikçe o'nun eski arkadaşlarıy- İe arasını açmış. Allem etmiş kallem etmiş Şark ellerindeki Kara Paşayı da Sarı Şehzadeye düşman göstermiş. Aradan beş sene geçmeden Sarı Şehzadeye dağlarda yoldaşlık, harplerde arkadaş lık ne katfar dostu varsa hepsini dağıttırmış Sarı Şehzadeye baş vezir olmuş. Gel olmuş git olmuş, azmi zaman geçmiş çokmu zaman geçmiş Sarı Şehzade Baş vezirinin iç yüzünü öğrenmiş O'nu yanından kovmuş, evine kapamış, çocuklarına maaş bağlamış. Tam bu sırada Sarı Şehzade ölmüş millet yasa boğulmuş. Bir yaşlı paşa varmış kurnazlığa kanmış, adam olur sanmış Devlet başsız kalacak değil ya, eli kalemli beli kılıçlı veziri baş yapalım, demiş. Kılıcını çekip herkesi susturmuş O'nu getirip başa oturtmuş. Vezir kendini bilirmiş «Beni Devletin başına getirecek kadar gafil olandan bana hayır gelmez» deyip bir biçimine getirip yaşlı paşayı azletmiş. Kahrından ölen yaşlı paşanın cenazesini halk kaldırmış. Az zaman mı geçmiş çok zaman mı geçmiş bilinmez, millet bir gün veziri başından atmış. Vezir başını alıp evine gitmiş. Sokağa çıkamaz, şehirden geçemez, at meydanına gidemez olmuş. Sa rarmış solmuş. Aramış taramış genç bir adam bulmuş yüzünü okşamış sırtını sıvamış, ortaya salmış. Genç adam düşmüş yollara, demir çarık delinmiş, demir asa eğilmiş, dağ dağ dolaşmış vezirin şanını kurda kuşa duyurmuş, yerine geçenler yolunu şaşırmış, vezirin ettiği unutulmuş, bir kısım insanlar o'nu özler olmuşlar. Vezir bunu anlayınca genç adama diş bitermiş, «Bana yardım edecek kadar gafil olandan bana hayır gelmez» demiş. Ve genç adamı bir fırsatını bulup başından atmış. Bu sırada Devletin başında olanlar, olanları anlamaz yalnız vezirin günahlarım sayarlarmış. Vezir «Bana inanmayacak kadar akıllı olandan bana hayır gelmez» demiş. Ve askerleri fitlemeğe başlamış. Yeni vezir asker halinden anlamaz, kendisine söyleneni dinlemezmiş. Bir gün askerler davranmış yeni veziri hapsetmişler. İçlerinden bir heyet çıkmış Devlete yeniden düzen vermek, ahalinin birbirine düşmanlığını kaldırmak, dirlik ve düzenliği kurmak, iş; gücü çoğaltmak istemişler. İhtiyar vezir gizlice bunlara sokulmuş bir kısmı vezire kanmışlar bir kısmı kanmamışlar. İhtiyar vezir hemen işe koyulmuş bunları birbirine düşürmüş. Evvelâ «Bana inanmayacak kadar akıllı olandan bana hayır gelmez» deyip kendisine inanmayanları sürgüne yollatmış. Sonra «Bana kanacak kadar gafil olandan bana hayır gelmez» deyip kalanların başına uçanı kaçanı musallat etmiş. Bir yandan da kendi adamlanyle gelip yanlarına oturmuş. Bütün yetkileri ellerinden almış, bütün sorumluluklar ötekilerde kalmış. Gün olmuş devran dönmüş hapisteki vezirin ölsün mü kalsın mı davası ortaya gelmiş. İhtiyar vezir uçanı kaçanı ölsün diye kandırıp ele güne karşıda boşta gezene kalsın diye yalvarırmış. Vurduğunu ezeni kılıcı keseni ölsün diye haykırtır ele güne karşı da eli kolu bağlıya gider şefaat dilermiş. Böyle böyle herkes birbirine düşman olmuş, her kafadan bir ses çıkmış. Uçan kaçan bir olup aklı ermezlerle gözü görmezleri araya sokmuşlar ahaliyi barıştırsın diye ihtiyar veziri devletin başına geçirmişler. Az zaman mı geçmiş çok zaman mı geçmiş bilinmez ihtiyar vezir uçanlarla bir olup kaçanların üstüne yürümüş. Uçanların kendisine kandığını görünce «Bana kanacak kadar gafil olandan bana hayır gelmez» demiş uçanların da kanadını yolmuş. Gel zaman git zaman uçan kaçan bir olmuş ihtiyar vezirin üstüne yürümüşler. Hemen aklı ermezlerle gözü görmezleri bir araya getirip kendisi bir yere saklanmış. Fırsat bu fırsattır diye uçanı, kaçanı, kananı, kanmayanı zindanlara tıktırmış. Tıktırmış ama bu işin suçunu üstünden atmak için aklı ermez lerle gözü görmezleri ortaya sürüp ağızlara kilit kulaklara kurşun doldurmuş. Milletin de gözü bakar kanı içine akarmış. Eli ekmek tutan yad ellere kaçarmış. O gün bu gün otuzbin kişi iki el bir baş içindir diye başını alıp Alaman ellerine göçmüş. İhtiyar vezir gidene sevinir, kalana yerinir, durandan ürker, düşünenden korka»- habire kuyu kazarmış. Gökten üç taş düştü. Biri kananın, biri kanmayanm başına. Üçüncüsü daha yolda. Bilinmez kimin inecek döşüne. Dava arkadaşımız 11 yas Aslantürk'ün mes'- ul müdürlüğünü yaptığı bir mahallî gazete daha mücadeleye atılmış bulunuyor. «MİLLİ YETÇİ KAREKET. başlığını taşıyan gazetenin birinci sayısının başyazısında şöyle deniliyor : «Bu gün çıkıyor değiliz. Yeni bir ses de değiliz yıllık tarihin millet olma şuur ve gururu ile bin yıldır müzeyyen bu lunduğumuz yüce İslam dini'nin vahdet, ahlâk ve fazilet sentezinin sesidir bu!. «Tarihimiizn her say fasını dolduran bu orkestranın arasına kapitalist - sosyalist işbirlikçilerin enstürümanları karışmış, ruhumuzu rahatsız eden akortsuz sesler bizi millî havalarımızdan uzaklaştırmaya çalışmıştır.» MİLLİYETÇİ HAREKET Haftalık siyasî gazee, I steme adresi:.vl.h.p. İl Başkanlığı ADAPAZARI

10 f DEVLET * 7/TEMMUZ/1969 * SAYFA: 11 Amerikan Askerî Yardımı Gündoğdtı OYRAKOĞLU Son yıllardaki olayların etkisi ile, Amerikan askerî yardımı da, unutur gibi olduğumuz bir konu idi. Amerikan gazetelerinin yayınladıkları bir havadis, dikkatimizi tekrar aynı yöne çekmiştir de 6 milyar dolar civarında olan bu yardım, zamanla azala azala geçen yıl 375 milyon dolara inmiştir. Yardımın dağıtılış şeklini de eskidenberi yadırgamışızdır. Cephe hattında olan milletler için, Sovyet tecavüzüne doğrudan doğruya maruz olmıyan milletlere nazaran tercihli bir durum tanınmış da sayılmaz. Hele Yunanistanın, silâh bakımından bize üstün bir durumda tutulması yolundaki çabalar sabrımızı büsbütün tüketmiştir. Amerikan Savunma Bakanı Melvin R. Laird'in bu demecine göre, askerî yardımın bundan sonraki dağıtımında, yeni bir görüşle hareket edileceği anlaşılmaktadır. Bakan, ileri hattaki savunma ülkelerine bu yardımın % 90 inin ayrılacağını açıklamıştır. Kastedilen ülkeler Milliyetçi Çin, Güney Kore, Yunanistan ve Türeyedir. Bu dört devlet arasında, Türkiye'nin politik ve stratejik önemi gerektiği gibi taktir edilerek, dağıtım ona göre yapılacak mıdır? Bu soruya karşı vereceğimiz cevap ümitvar olmamakla beraber, peşin bir hükümde bulunmaktan da şimdilik kaçınıyoruz. Politik ve askerî teknisyenlerimizin gösterecekleri çabanın, sonuca önemli etkilerde bulunacağına inanıyoruz. Elde edeceğimiz sonuç ne olursa olsun, Amerikan görüşündeki bu değişiklik, bizim için çok önemlidir. Çünkü silâhlanma konusunda Amerikan askerî yardımı küçümsiyemiyeceğimiz bir destektir. Hatırlarda olduğu üzre, ilk defa Bakan İlhami Sancar, bu yaraya parmak basmış ve eğitim masraflarından kısıntı yaparak, silahlanmaya para ayırmamız gerektiği üzerinde ısrarla durmuştu. Fakat, Sancar'ın mensup olduğu hükümetin, her alanda olduğu gibi askerî bir politikası da yoktu. Bu bakımdan, adı geçen bakan yapayalnız kaldı. Ama Sancar'ın çabaları büsbütün verimsiz de kalmadı. Başta Amiral Sezai Orkunt olmak üzre, birçok askerî teknisyenler aynı konuyu tekrar tekrar işlediler. Böylece, savunma bütçemizin nasıl verimsiz bir şekilde harcandığını bütün içyüzü ile öğrenmiş olduk. İçinde bulunduğumuz zamanda, konu, akademik yönden yeteri kadar işlenmiş bulunuyor. Bu sebeple, devlet adamlarımız, askerî taktisyenlerimiz ve aydınlarımızın bazı çözüm yolları üzerinde mesai harcadıklarını ümit etmekteyiz. Ama ne var ki, dikta idaresi zamanında olduğu gibi, daha sonraları da çeşitli alanlarda ve bu arada askerî alanda sağlam bir politikaya sahip bir hükümet henüz görülmemiştir. Bu böyle olduğu için de. ileri görüşlü askerî taktisyenlerle devlet adamlarımız arasında, askerî konular bakımından bir yakınlaşma olmamıştır. Hattâ, askerî taktisyenlerle devlet adamlarının görev ve yetkileri kesinlikle tayin edilememiş, bu sınır zamanın politik tutumuna göre daima de ğişmistir. Askerlik alanındaki bugünkü görüşümüz, eskisinden çok farklıdır. Artık stratejimizi, Amerika İle olan ittifakımızı esas tutarak düzenlemek gibi yanlış bir inanca sahip değiliz. Amerikan yardımının da silâhlanma meselemizi çözüm yoluna bağlıyacağını hiç sanmıyoruz. Ama ne var ki, bu yardım, verimli bir şekilde kullanılabilirse bize çok şey sağlıyabilir; eski hatalı tutumumuzdan dönmemiz bakımından şüphesiz ki iyi bir başlangıç olur. Askerlik meselelerimizi, şüphesiz ki, teşkilâtlanma, eğitim ve strateji bakımlarından ayrı ayrı şekilde ele almak gerekmektedir. Yukarda belirttiğimiz gibi, bir askerlik politikamızın mevcut olmayışı, bizi bu alanda fazla bir şey yapabilmekten alıkoymaktadır. Roma ve onun bir kopyası olan Avupa idare sisteminin bir taklidi olmaktan öteye geçememiş devlet teşkilâtımızın başlangıçta mevcut hataları, gün geçtikçe kendini daha açık olarak göstermek tedir. Her idarî teşkilât, diğerleri ile koordine halinde olmaksızın, lüzumuna göre kendi bünyesinde genişleyip daralmaktadır. Bu bakımdan, hükümetin bir teşkilâtlanma politikası olmadıkça askerlik alanında da eski Roma sistemini bir yana atarak, memleketimizin ihtiyaçlarına göre uygun bir teşkilâtlanmaya gidebilmek imkânsızdır. Meselenin yüzeyinde kalarak, derinlemesine inememiş görüşler ise, çok kere en ufak bir başarı sağlamamakta ve kısa ömürlü olmaktadır. Teşkilâtlanma konumuz böyle oldukça, bu durum hiç şüphesiz eğitim ve strateji konularımızı da etkiliyecektir. Ama mevcut durumuna rağmen, eğitim konusunda yeni metodları, yeni silâhları denememiz imkânsız sayılmaz. Fakat, vardığımız sonuçları yaygınlaştırmak için zaman ister ve elverişli fırsatları beklememiz gerekir. Strateji konusunda ise karşımıza çıkan problemler çok daha muğlâktır. Aydınlarımız ve askerî taktisyenlerimizin 1827, 1854 ve 1877 Türk - Rus Savaşları ile Birinci Dünya Savaşındaki durumumuzu didik didik ederek incelemelerinde fayda görmekteyiz. İkinci Dünya Savaşından sonra ortaya çıkan silâhlar, savunma savaşımızın dağlık, ovalık ve kıyı bölgelerimizde yek diğerinden çok farklı bir şekilde kurulacak tahkimatlara göre ayar'rnmasmı zarurî kılmaktadır. Saldırı harekâtında ise, uzun menzilli silâhların ve düşmanın üstün ateş gücünün sebebiyet vereceği ağır kayıplardan korunmak, piyadenin sür'atini artırabildiğimiz derecede başarılı olacaktır. Ancak harekâtın ağırlaştığı geçici devrelerde kısa bir süre için modern silâhların zararlı etkilerinden korunmağa yarıyacak teçhizata başvurulmalı ve karşı koyucu silâhlarımız mfevcut olmalıdır. Askerî konularda hedefe ters yönden, yani stratejik yönden eğitim ve teşkilâtlanmaya geçmek suretiyle ulaş mak daha kolay olacağa benziyor. Amerikadan alacağımız askerî yardım, hiçbir zaman, bütün askerlik konularımızı çözüm yoluna bağlıyacak miktarda olamıyacaktır. Bu yardım, silâhlanma konumuz için harcanırsa en faydalı maksada hizmet etmiş olacaktır. Ama silâhlanma konusunda bazı temel askeri görüşleri gözden uzak tutmamak gerekiyor. Yukarda, bir parça konunun dışına taşmağa o bakımdan lüzum hissettik. Amerikan askerî yardımının Sovyet saldırı tehlikesine maruz bulunan milletlere sağladığı en büyük fayda, bunları ellerinde mevcut demode silâhlardan kurtararak.mo^'n «s;«m»ra kavuşturmak olmuştur. Ama bugünkü durum, o zamankinin aynı değildir. Sovyetler şu anda, komşuları olan ufak devletlere karşı son derece modern ve üstün sayıda silâh gücüne sahiptirler. Böylece ufak devletlerin ellerinde bulunan silâhlar yeniden demode olmuş durumdadır. Bu bakımdan silâhlanma, bu gün için askerliğimizin en önemli konusu halindedir. Bize kalırsa Amerikan yardımını silâh almak değil de silâh imal etmek yolunda harcamak daha verimlidir. Karadeniz bölgesi ile Orta Anadolunun bazı yerlerinde silâh imali yaygın durumdadır. Askerî mühendislerimiz de artık bu konuda tecrübe ve fikir sahibidirler. Kendi teknik gücümüzü kullanmasını iyi bilirsek zamanla istediğimiz kalitede silâhla ra kavuşmak bizim için zor olmıvacaktır Evet biliyoruz, Amerikan askerî yar dimini istediğimiz şekilde harcıyamayız Ama Almanlardan aldığımız askerî yardım da dikkati çekecek bir seviyeye ulaş mistir. Kendi gücümüzü de dışardan gelen yardımlara eklersek, meselenin çözümlenmesine doğru çok ileri bir adım atmış olacağımıza şüphe etmiyelim. Bahusus olaylar bizi bu konuda daha anlayışlı davranmağa uzun zamandır zorlamağa başlamıştır. «GENÇ TEMUÇİN» Kırım Türklerinden tanınmış romancı Cengiz DAĞCI* nın bu kitabı ÖTÜKEN YA YINLARI arasında çıkmıştır, ötüken Yayınevi, Nuruosmaniye Cad. No: 80 Kat: 3, İstanbul. «HANİ» RÜKLÜ nün şiir kitabı. ülkücü şair Refet KÖ Afşin Yayınları Meneviş Sok- 80/4 Ankara adresinden temin edilebilir.

11 DEVLET 7 TEMMUZ 1969» SAYFA: 12 Milliyetçi Dündar TAŞER Milliyetçi Hareket yeni bir yolun takipçisidir. Bu yol, Türk milletini millet yapan unsurları asıl benliğine kavuşturmak, ona sonradan eklenmiş ondan olmayan, onun özbenliğine aykırı olan yamalardan kurtarmaktır. Türk'ün cemiyet kumaşındaki yırtıkları kendi ipliği ile örmektir. Duyguda, düşüncede ve harekette millî olmaktır. Bu millî'leşme, san'- atı, ilmî ve ekonomi'yi Türkleştirmekle başlayacak ve devam edecektir. Her millet gibi bizim milletimiz de yükselmeye istidatlıdır, ancak kendinden olmak şartiyle. Bize bizden olmayan, dışardan yapılan tesirlerle bir biçim verilmek istenirse bundan hiçbir sabit netice ve şekil meydana gelmez. Tanzimat'ın Liberalizm modası ne kadar bize yararlı olmadı ise, bugünün sosyalizm özentisi de ondan fazla zararlı olacaktır, O devrin, Rousseau'cuları yirmi milyon kilometre karelik vatandan bu güne yirmibirde birini bırakabildi. Bugünün Marks'cıları kalanı da sıfıra erdirecektir. Millet, yapma bir varlık değildir. Ne kahramanlar ne âlimler, ne san'atkârlar bir millet imal edemezler. Millet, binlerce sene içinde kan'ın, İman'- in, duyguların birleşmesi ile yuğrulmuş ve müşterek kıymet hükümleri halinde billûrlaşmış, müşterek davranışlar halinde görünmekte olan haz ve elemi beraber tadan, birbirinden haberi yokken de birbiri gibi olan bir varlıktır. Attilâ misafirlerine altın tabaklar içinde çeşitli yemekler ikram ederken bir tahta çanakta tek türlü yemeğini yerdi. Attilâ'nın varlığından haberdar olmayan Vgvuz Sultan Selim'in de yemek usulü bu idi, Attılanın Bizans hükümdanna gönderdiği mektub'un edası, üslûbu ve hitap tarzı, Kanunî'nin François'ya gönderdiği mektubun aynıdır. İşte Millet, bu ayniyet ve bu devamlılıktır. Türk milletinin bir büyük özelliği de başka millet ve dinlere müsamaha göstermesidir. Onun nizamını bozmadığı, ona tahakküme kalkışmadığı sürece yabancılar Türk'ten yalnız şefkat, merhamet ve himaye görmüşlerdir. Bu şartlara riayet edildikçe de görmeye devam edecektir. Milliyetçilik, millî vasıf ve değerleri, millî davranışları muhafaza ve devam ettirmek olduğuna göre, bundan sonra da Milliyetçi Hareket aynı yollarda yürüyecektir. Milliyetçi Hareket liderleri için azınlıkları ve etkin gurupları kesecek, ezecek gibi isnatların bir iftiradan öte manâsı olmak mümkün değildir. Çünkü Milliyetçiliğin vasıflarına aykırı olur. Bu, sözler azınlıkları, siyasî, içtimaî ve iktisadı sahada Türk'ten ayrı tutmamakla tahakkuk eder. Ancak bugün herkesin gördüğü bir durum vardır ki, bu da devam edemez. Türk ekonomisi, Türk nizamını benimsemeyen, Türkiye'nin bütünlüğüne bigâne ve Türk milletinin kalkınma çabalarına katılmak düşüncesinden uzak bazı etnik gurupların tekelindedir. Bu durum Türk' ün şefkat, merhamet ve himaye hududunu aşıp Türk'e tahakküm gibi ters bir netice doğurmaktadır Elbette bu gayrı tabiî ve gayrı aklî hale göz yumulamaz. Kazançlar Türkiye yatırımına yöneldiği Türk mahsulünü değerlendirdiği ölçüde haklı olacaktır. Karışık zeytinyağlarını dünya piyasasına sürerek pazar kaybettirenler yalnız adlî bir fiil işlemiş değildirler. Millî ekonomi'ye zarar verdikleri için millî himayede nasipleri kalmamış olmaları gerektir. Millî Hareket'in temel vasfı : Türk'e zarar vermeyene müsamaha, Türk'e fayda vereni himayedir. Bu iktisadî ve ticarî zararlardan başka bizzat memleket bütünlüğünü tehdit eden akımlar da görünmektedir. Bu akımların temsilcileri mensubiyet iddiasında bulundukları etnik grupların düşünce duygu ve temayüllerini aksettirmekten uzaktırlar' Ancak cemiyetin yükselme ve ileri gitme çabasına ufak ta olsa engel er çıkarmak - fiilini işlemeseler b.le f.krm. taşıdıklar, için durumundadırlar. Milliyetçi Hareket bu ölçüler içinde, Türk vursasasr edecek ' huzur?**!* Türkiye'nin kaynaklarını Türkler için seferber edecektir. Türk milletini, sosyal, siyasî güvenlik tedbirleriyle koruyacak, sefil ve perişan kişi bırakmayacak- Milliyetçi Hareket yurttaşları kaabiliyeti nisbetinde yetkili sadakati nisbetinde şerefli, gayreti nispetinde refahlı. hfzm*tl nisbetinde yüce tutacaktır *m*. Anayasanın 120. maddesi Üniversitelerimizi özerk tüzel kişiler (muhtar hükmî şahsiyetler) olarak tarif etmiştir. Muhtariyet akademik hürriyetin tek garantisi değildir. Üniversiteden yayılan ışık ilimle beslenmiyorsa ve cemiyet ilmin gereği gibi işlemediğine, üniversiteden yapılan çıkışlarla ve üniversitedeki, çalkantılarla inanmaya başlamışsa muhtariyet çekilmez bir zulüm vasıtası gibi gel meye başlar! Nitekim başlamıştır da. Böylece kaybedilen itibar ilimde hürriyeti, dolayısiyle verimliliği zedeleyen en önemli faktördür. Bu bakımdan üniversitelerin toparlanması, fonksiyonlarını çağın icaplarına uygunluk yönünden ilim, metodlarıyla değerlendirmesi ve varacağı sonuçlara göre statüsünü yeniden tan zim etmesi lâzımdır. Bizim anladığımız reform budur. Bu yazımızda, ilmin yoluna uyarak geçirilen tecrübelerden çıkarılabilecek bazı hipotezler üzerinde durmak istiyo- 1 ruz. Önce 4936 sayılı Üniversiteler Kanunu ile işleyen üniversitelerimiz (Ankara, İstanbul ve Ege Üniversiteleri ile İstanbul Teknik Üniversitesi) üzerinde duracağız. Bu üniversitelerimizde müşahada olunan eksiklikleri şöylece hülâsa edebi liriz: Darülfünun ilmî araştırmalardan uzaklaştığı için lağvedilmiştir. Onun yerine kurulan üniversitelerimiz, geçen zaman içinde istenen seviyede araştırıcı müesseseler haline gelememiş ve bünyelerinde ilmin besleyici havası ve zihniyeti teşekkül etmemiştir. m Üniversitelerdeki öğretim üyeleri idarî görevlerle ve öğretimle aşırı derecede yüklenmiştir. Bunun için her geçen gün biraz daha mektepleşmekte ve yüksek okullar korporasyonu haline gelmektedir. Araştırma gayretleri, umumiyetle, sadece akademik terfiler için lüzumlu şartları yerine getirmek maksadıyla hazırlanan tez ve raporlara inhisar etmekte, ferdî gayretleri aşmamaktadır. Bu sebeple teşkilâtlanma, yöneltme ve teşvik bakımından yetersiz bir ortam meydana gelmiştir. B Teşkilâtta aşırı bir bölünme ve koordinasyon yetersizliği vardır. Bu eksikliklerin giderilmesi için akademik, idarî ve malî işlerde yeni ölçülerin geliştirilmesi ve yeni tedbirlerin alınmasına ihtiyaç vardır. Bu ölçü ve tedbirler için aşağıdaki motifler üzerinde durulabileceğini zannediyoruz. 3. Fakültelerin uzun vadeli akademik plân ve siyasetlerini tayin ve tespit eden tek bir karar organı (Profesörler Kurulu) olmalı, lüzumsuz tedahüllere ve manâsız çekişmelere sebep olan di ger organlar kaldırılmalıdır ^mmmmmmmmmmmmmmmmmmmmtmammmmrmmmmamm Üniversite Reformuna Alternatifler Prof. Dr. Şaban KARAT AŞ 4. Dekanlar, yetki devri (delegation de pouvoir) ve koordinasyon gibi modern idare prensiplerinden faydalanılarak tam yetki ve müessir mes'uliyetle teçhiz edilmelidir. Bunun işlemesi için de yeteri kadar Dekan Yardımcılıkları ihdas edilmelidir. 5. Üniversite Yönetim Kurulu lüzumsuzdur. Bunun yerine Rektör ve Rektör Yardımcıları kuvvetli icra prensibine göre lüzumlu yetki ve sorumluluklarla teçhiz edilmelidir. 6. Üniversite Senatosu bir karar ve temyiz merciî olarak yeniden ele alınmalı, yetki ve sorumlulukları açık tariflerle belirtilmelidir. 7. Dekanlar ve Rektör en az dört yıl için seçilmeli, sıra usulü kaldırılmalı, yeniden seçim imkânı konulmalıdır. 1. Üniversitelerin bünyesinde belli - başlı ve önemli disiplinler için ilim vadeli araştırma ve değerlendirme komi 8. Üniversiteler Arası Kurul uzun tahsili organize edilmeli, bu tahsilden teleri kurarak üniversitelerin akademik geçerek doktora alanlar üniversitelere faaliyetlerini değerlendirmeli, neticeler başvurduğunda öğretim üyesi adayı olarak sözleşme ile çalıştırılmalıdır. Öğrerilmeli, ilgili üniversitelerin savunmaları raporlar halinde ilgili üniversitelere vetim üyeliğine tayin bu gibi adayların da alındıktan sonra nihaî kararlara bağlanmalı, bu kararların tatbikatı müeyyi eserlerine, çalışmalarına bakılarak ve her delere bağlanarak işlemesi temin olunmalıdır. yıl açılacak tek safhalı imtihanlarla seçilmelidir. Asistanlık müessesesi kaldırılmalıdır. Bunun yerine ilim tahsili yapma kabiliyetinde olanlar için Devlet Dok 9. Araştırmalar mutlaka projelere bağlanmalı, bu projeler fakültelerin uzun tora bursları ihdas edilmeli, seyyanen ve vadeli ilim programlarına ve mevcut imkânlara uygunlukları yönünden kabul edil karşılıksız olarak verilmelidir. dikten sonra üniversite bütçesi içinde 2. Fakültelerin hükmî şahsiyetler ayrı bir fondan finanse edilmelidir. Bu olarak muhafazasının fayda ve mahzurları araştırılmalı! fakültelerce yürütülen öğ fonlar fevkalâde elâstikî kullanılma ka biliyetini haiz olmalıdır. İçerden ve dışardan yapılacak bağışlar, özel sektörün retim, araştırma ve yayım faaliyetlerinin üniversite seviyesinde koordinasyonu üze ve kamu sektörünün yaptıracağı araştırma ücretleri bu fonda toplanmalı; devlet rinde bilhassa durulmalıdır. bütçesinden verilecek paralar da yardım gibi işlem görmelidir. Yukarda sıralanan maddeler bire hipotez olarak araştırmalarla değerlen dirilirse başka alternatiflere nazaran ka bul şansına şahin olacaktır kanaatinde yiz.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük YURDUMUZUN İŞGALİNE TEPKİLER YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 19.yy.sonlarına doğru Osmanlı parçalanma sürecine girmişti. Bu dönemde

Detaylı

Gü ven ce He sa b Mü dü rü

Gü ven ce He sa b Mü dü rü Güvence Hesabı nın dünü, bugünü, yarını A. Ka di r KÜ ÇÜK Gü ven ce He sa b Mü dü rü on za man lar da bi lin me ye, ta nın ma ya S baş la yan Gü ven ce He sa bı as lın da ye - ni bir ku ru luş de ğil.

Detaylı

İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44

İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44 İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44 Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından toplantıya çağırılarak 4 Haziran 1958 de Cenevre de kırk ikinci toplantısını yapan, Milletlerarası

Detaylı

Başbakan Yıldırım, Seyranbağları Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini ziyaret etti

Başbakan Yıldırım, Seyranbağları Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini ziyaret etti Başbakan Yıldırım, Seyranbağları Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini ziyaret etti Ekim 01, 2016-1:20:00 Başbakan Binali Yıldırım, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü dolayısıyla Seyranbağları Huzurevi

Detaylı

Vatan istilacılarına isyan edenlerin kırık utangaç hali, benim için, ibadetle olanların sert ve dik tavırlarından iyidir.

Vatan istilacılarına isyan edenlerin kırık utangaç hali, benim için, ibadetle olanların sert ve dik tavırlarından iyidir. Şeyh Şamil (k.s) in Sözleri Kahrolsun Sefil Esaret! Yaşasın Şanlı Ve Güzel Ölüm! Vatan istilacılarına isyan edenlerin kırık utangaç hali, benim için, ibadetle olanların sert ve dik tavırlarından iyidir.

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

Harf üzerine ÎÇDEM. Numara

Harf üzerine ÎÇDEM. Numara Harf üzerine ÎÇDEM A Numara Adliyenin manevi şahsiyetini tahkir... 613 G Ağır Tehdit 750 Aleniyet deyim - kavram ve unsuru... 615 Anarşistlik - kavram ve suçu 516 Anayasa Nizamı 558 aa Anayasa Nizamını

Detaylı

Fikret BABAYEV * * Azerbaycan Anayasa Mahkemesi Başkanı

Fikret BABAYEV * * Azerbaycan Anayasa Mahkemesi Başkanı Fikret BABAYEV * Sayın Başkan, değerli katılımcılar! Öncelikle belirtmek isterim ki, bugün bu faaliyete iştirak etmek ve sizlerle bir arada bulunmak benim için büyük bir mutluluktur. Bu toplantıya ve şahsıma

Detaylı

Seçelim ve yerleştireli. Kutlu : Merhaba. Sophie : Kutlu :. Kutlu... e?

Seçelim ve yerleştireli. Kutlu : Merhaba. Sophie : Kutlu :. Kutlu... e? Seçelim ve yerleştireli. erelisi iz? e i adı e u oldu erha a Türk ü sizi adı ız erelisi iz? Kutlu : Merhaba. Sophie : Kutlu :. Kutlu.... e? Sophie : Be i adı Sophie. Kutlu : Memnun oldum. Sophie : Be de..

Detaylı

2. Enver Paşa. 3. Rıza Tevfik Bölükbaşı

2. Enver Paşa. 3. Rıza Tevfik Bölükbaşı Osmanlı Devleti nin en kritik devrinde otuz üç sene hükümdarlık yapmış İkinci Abdülhamid Han için ağır ithamlarda bulunanların sayısı gittikçe azalmakla beraber, yapılan iftiralar ve hakaretlerin kötü

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

TED İN AYDINLIK MEŞALESİNİ 50 YILDIR BÜYÜK BİR GURURLA TAŞIYAN OKULLARIMIZDA EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAŞLADI

TED İN AYDINLIK MEŞALESİNİ 50 YILDIR BÜYÜK BİR GURURLA TAŞIYAN OKULLARIMIZDA EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAŞLADI TED İN AYDINLIK MEŞALESİNİ 50 YILDIR BÜYÜK BİR GURURLA TAŞIYAN OKULLARIMIZDA 2016-2017 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAŞLADI Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ün 1928 yılında Ankara

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

-gi de ra yak- se ve bi lir sin... Öl mek öz gür lü ğü de ya şa mak öz gür lü ğü de önem li dir. Be yoğ lu nda ge zer sin... Şöy le di yor du ken di

-gi de ra yak- se ve bi lir sin... Öl mek öz gür lü ğü de ya şa mak öz gür lü ğü de önem li dir. Be yoğ lu nda ge zer sin... Şöy le di yor du ken di -gi de ra yak- se ve bi lir sin... Öl mek öz gür lü ğü de ya şa mak öz gür lü ğü de önem li dir. Be yoğ lu nda ge zer sin... Şöy le di yor du ken di ne: Sen gü neş li so kak lar da do laşı yor sun, is

Detaylı

Niğde Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Topluluğu Başkanı Okan Aktaş Toplulukta Görev almak bir İletişimci olarak bana çok faydalı oluyor

Niğde Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Topluluğu Başkanı Okan Aktaş Toplulukta Görev almak bir İletişimci olarak bana çok faydalı oluyor Niğde Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Topluluğu Başkanı Okan Aktaş Toplulukta Görev almak bir İletişimci olarak bana çok faydalı oluyor SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Dünyayı Değiştiren İnsanlar Dünyayı Değiştiren İnsanlar Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim,

Detaylı

STAJ ARA DÖNEM DEĞERLENDİRMESİ AYRINTILI SINAV KONULARI

STAJ ARA DÖNEM DEĞERLENDİRMESİ AYRINTILI SINAV KONULARI 22 STAJ ARA DÖNEM DEĞERLENDİRMESİ AYRINTILI SINAV KONULARI 406 A GRUBU STAJ ARA DÖNEM DEĞERLENDİRMESİ AYRINTILI SINAV KONULARI 22 A GRU BU STAJ ARA DÖ NEM DE ER LEN D R ME S AY RIN TI LI SI NAV KO NU LA

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

mer can or ma nı için de do laş mak tay dı. Ka ya la rın ara sın da ki ya rık lar da on la rın yu va la rıy dı. Ha nos de lik ler den bi ri ne bil gi

mer can or ma nı için de do laş mak tay dı. Ka ya la rın ara sın da ki ya rık lar da on la rın yu va la rıy dı. Ha nos de lik ler den bi ri ne bil gi mer can or ma nı için de do laş mak tay dı. Ka ya la rın ara sın da ki ya rık lar da on la rın yu va la rıy dı. Ha nos de lik ler den bi ri ne bil gi al mak için ka fası nı sok tu. Ama içer de ki za rif

Detaylı

Onlar konuşur, AK Parti yapar

Onlar konuşur, AK Parti yapar Onlar konuşur, AK Parti yapar Nisan 21, 2015-8:15:00 AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, AK Parti'nin vadettiği şeyleri kesinlikle yapacağının altını çizdi. Davutoğlu, Ankara Atatürk Spor

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

1 İSMAİL GASPIRALI HER YIL BİR BÜYÜK TÜRK BİLGİ ŞÖLENLERİ. Mehmet Saray

1 İSMAİL GASPIRALI HER YIL BİR BÜYÜK TÜRK BİLGİ ŞÖLENLERİ. Mehmet Saray Mehmet Saray 1942'de Afyon'un Dinar kazasında doğdu. Orta öğrenimini Çivril ve Isparta'da yapan Saray, 1961-1966 arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdi. 1968-1978 yılları

Detaylı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa Birliği ne değil, hemen

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa Birliği ne değil, hemen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa Birliği ne değil, hemen hemen tüm Avrupa Devletlerinin üyesi olduğu Avrupa Konseyi ne bağlı olarak 1959 yılında kurulmuş uluslararası bir mahkemedir. Avrupa

Detaylı

Cezayir'den yükselen bir ses: Yalnızca İslam hükmedecek!

Cezayir'den yükselen bir ses: Yalnızca İslam hükmedecek! Cezayir'den yükselen bir ses: Yalnızca İslam hükmedecek! Cezayir'de 1990'lı yıllardaki duvar yazıları, İslamcılığın yükseldiği döneme yönelik yakın bir tanıklık niteliğinde. 10.07.2017 / 18:00 Doksanlı

Detaylı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı Cumhuriyet Halk Partisi Bodrum İlçe Örgütü Yalıkavak Mahalle Temsilciliği tarafından geniş katılımlı birlik ve dayanışma

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

TÜRK EDEBİYATINDA 26 DURAK 254 ŞAİR VE YAZAR

TÜRK EDEBİYATINDA 26 DURAK 254 ŞAİR VE YAZAR LYS YE HAZIRLIK TÜRK EDEBİYATINDA 26 DURAK 254 ŞAİR VE YAZAR Ş. İBRAHİM YILDIRIM Beta Yayın No : 3350 2. Baskı Ocak 2016 - İSTANBUL ISBN 978-605 - 333-508 - 5 Cop yright Bu ki ta bın bu ba sı sı nın Tür

Detaylı

Başbakan Yıldırım, Piri Reis Ortaokulu nda karne dağıtım törenine katıldı

Başbakan Yıldırım, Piri Reis Ortaokulu nda karne dağıtım törenine katıldı Başbakan Yıldırım, Piri Reis Ortaokulu nda karne dağıtım törenine katıldı Haziran 17, 2016-1:22:00 Başbakan Yıldırım, "Terör örgütünün telkinlerine gençlerimiz asla ve asla itibar etmesinler. Onlar bizim

Detaylı

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı Dengir Fırat ın düzenlediği basın toplantısının tam metni:

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı Dengir Fırat ın düzenlediği basın toplantısının tam metni: AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı Dengir Fırat ın düzenlediği basın toplantısının tam metni: Temmuz 03, 2008-12:00:00 AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı Dengir Fırat'ın düzenlediği basın toplantısının tam

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ 5 BÖÜ RENER 1 2 ODE SORU - 1 DEİ SORUARIN ÇÖÜERİ T aralığı yalnız, T aralığı ise yalnız kaynaktan ışık alabilir aralığı her iki kaynaktan ışık alabileceğinden, + ( + yeşil) = renkte görünür I II O IV III

Detaylı

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK 13 298 YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : GK. SEÇ. I: BİLGİ TOPLUMU VE TÜRKİYE Ders No : 0310250040 Teorik : 3 Pratik : 0 Kredi : 3 ECTS : 3 Ders Bilgileri Ders Türü

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

ilkokulu E-DERGi si 23 Nisan ın Önemi Sorumluluk Okulumuzda 23 Nisan Hedef Siir: Egemenlik Ulusundur 2017 Nisan Sayısı Bu Sayımızda:

ilkokulu E-DERGi si 23 Nisan ın Önemi Sorumluluk Okulumuzda 23 Nisan Hedef Siir: Egemenlik Ulusundur 2017 Nisan Sayısı Bu Sayımızda: ilkokulu E-DERGi si 2017 Nisan Sayısı Bu Sayımızda: 23 Nisan ın Önemi Sorumluluk Siir: Dünya Çocuk Bayramı Hikaye: Sagır Kaplumbaga Okulumuzda 23 Nisan Hedef Siir: Egemenlik Ulusundur Siir: 23 Nisan Söylediklerimiz

Detaylı

ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu

ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu -KAPANIŞ KONUŞMASI- M. Recai KUTAN 7 Kasım 2014 I. DÜNYA SAVAŞININ 100. YILDÖNÜMÜ ULUSLARARASI

Detaylı

30 Temmuz 2008 tarihinde Mahkeme başvuru sahiplerinin 3 Eylül 2008 e dek İran a sınır dışı edilmemeleri hakkında 39 sayılı Kuralı yayınladı.

30 Temmuz 2008 tarihinde Mahkeme başvuru sahiplerinin 3 Eylül 2008 e dek İran a sınır dışı edilmemeleri hakkında 39 sayılı Kuralı yayınladı. Aşağıdaki metin kararın resmi olmayan özetidir. M.B. ve Diğerleri / Türkiye (36009/08) AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI 15 Temmuz 2010 30 Temmuz 2008 tarihinde Mahkeme başvuru sahiplerinin 3 Eylül

Detaylı

Müdafaa-i Hukuk Hareketi bu hakları savunmak ve geliştirmek için kurulmuştur.

Müdafaa-i Hukuk Hareketi bu hakları savunmak ve geliştirmek için kurulmuştur. Parti varlık sebebi, isminden de anlaşılacağı üzere, hakların savunulmasıdır. Müdafaa-i Hukuk düşüncesine göre: 1. İnsanın 2. Toplumun 3. Milletin 4. Devletin 5. Vatanın hakları vardır. Şu anda bu haklar

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Bilim,Sevgi,Hoşgörü.

Bilim,Sevgi,Hoşgörü. Bilim,Sevgi,Hoşgörü. Mehmet Akif Ersoy 20 Aralık 1873 27 Aralık 1936 Mehmet Akif Ersoy, Türkiye Cumhuriyeti nin ulusal marşı olan İstiklal Marşı nın yazarıdır. Vatan Şairi olarak anılır. Yahya Kemal Beyatlı

Detaylı

Gök ler. Uçak lar la gi di lir an cak ora la ra. İn san gök ler de do la şa bil se. Bir ak şa müs tü, ar ka daş la rıyla. Bel ki ora la ra uçak lar

Gök ler. Uçak lar la gi di lir an cak ora la ra. İn san gök ler de do la şa bil se. Bir ak şa müs tü, ar ka daş la rıyla. Bel ki ora la ra uçak lar Gök ler. Uçak lar la gi di lir an cak ora la ra. İn san gök ler de do la şa bil se. Bir ak şa müs tü, ar ka daş la rıyla. Bel ki ora la ra uçak lar la da gi di le mez. Çün kü uçak lar çok ya kın dan geçi

Detaylı

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 24 Şubat 2014 tarihli Kırkaltıncı Birleşiminde Oybirliğiyle kabul olunan Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasası Anayasanın 94 üncü

Detaylı

ERZURUM ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ 60.YIL KUTLAMALARI GELENEKSEL MEZUN ŞENLİKLERİ

ERZURUM ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ 60.YIL KUTLAMALARI GELENEKSEL MEZUN ŞENLİKLERİ ERZURUM ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ 60.YIL KUTLAMALARI GELENEKSEL MEZUN ŞENLİKLERİ Temmuz 2012 Buluşması- Cumhuriyet Caddesi AMAÇ: Yüzbinleri aşan mezun sayısı olan Atatürk Üniversitesi Bahar Şenlikleri kapsamında

Detaylı

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin.

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin. Bu kitapçığı, büyük olasılıkla kısa bir süre önce sevdiklerinizden biri size cinsel kimliği ile biyolojik/bedensel cinsiyetinin örtüşmediğini, uyuşmadığını açıkladığı için okumaktasınız. Bu kitapçığı edindiğiniz

Detaylı

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 29 EKİM TÖRENLERİ Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 1923 Cumhuriyet ilân edildi. Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk

Detaylı

TEMEL HUKUK DERS NOTLARI SON HAFTA. Öğr. Gör. Erkan ÇAKIR

TEMEL HUKUK DERS NOTLARI SON HAFTA. Öğr. Gör. Erkan ÇAKIR TEMEL HUKUK DERS NOTLARI SON HAFTA Öğr. Gör. Erkan ÇAKIR ANAYASANıN TEMEL ILKELERI 2 1. madde Türkiye devleti bir cumhuriyettir. 2. Madde Cumhuriyetin nitelikleri Cumhuriyetçilik Başlangıç ilkeleri Atatürk

Detaylı

ÖN SÖZ... XI KISALTMALAR... XIII KAYNAKLAR VE ARAŞTIRMALAR... XV GİRİŞ... 1 I. ARNAVUTLUK ADININ ANLAM VE KÖKENİ...

ÖN SÖZ... XI KISALTMALAR... XIII KAYNAKLAR VE ARAŞTIRMALAR... XV GİRİŞ... 1 I. ARNAVUTLUK ADININ ANLAM VE KÖKENİ... İçindekiler ÖN SÖZ... XI KISALTMALAR... XIII KAYNAKLAR VE ARAŞTIRMALAR... XV GİRİŞ... 1 I. ARNAVUTLUK ADININ ANLAM VE KÖKENİ... 5 I.1. Arnavutluk Adının Anlamı... 5 I.2. Arnavutluk Adının Kökeni... 7 I.3.

Detaylı

Başkent Üniversitesi nde Mezuniyet Coşkusu

Başkent Üniversitesi nde Mezuniyet Coşkusu Başkent Üniversitesi nde Mezuniyet Coşkusu Başkent Üniversitesi, 21 ve 22 Haziran günlerinde düzenlenen 2016-2017 eğitim yılı mezuniyet törenleriyle, on binlerce mezununa yenilerini kattı. D iplomalarını

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

DÜZLEM AYNALAR BÖLÜM 25

DÜZLEM AYNALAR BÖLÜM 25 DÜZE AAAR BÖÜ 5 DE SRU 1 DE SRUAR ÇÖZÜER 4 1 A B C D E F ışık ışını B noktasından geçer ışık ışını E noktasından geçer 5 ESE AAR ışını ve düzlem aynalarında yansıdığında, n = 3 ve n = 1 olur Bu durumda

Detaylı

BURDUR VE ISPARTA OSB LERİ İÇİN ATIKSU ARITMA TESİSİ YAPIMI İLK ADIM ATILDI

BURDUR VE ISPARTA OSB LERİ İÇİN ATIKSU ARITMA TESİSİ YAPIMI İLK ADIM ATILDI AĞUSTOS 2017 Bülten 4 AĞUSTOS 2017 BURDUR VE ISPARTA OSB LERİ İÇİN ATIKSU ARITMA TESİSİ YAPIMI İLK ADIM ATILDI Burdur 1 inci, 2 inci Organize Sanayi Bölgesi ve Isparta Süleyman Demirel Organize Sanayi

Detaylı

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) ESAS N0:2009/191 03.08.2012 TUTANAK 27.07.2012 tarihli oturumda saat 19.27 sıralarında Mahkeme Başkanı tarafından duruşmanın

Detaylı

Buse Akbulut. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Buse Akbulut. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 10.11.2010 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ 10. IIF KOU ALATIMLI 2. ÜİTE: ELEKTRİK VE MAYETİZMA 4. Konu MAYETİZMA ETKİLİK ve TET ÇÖZÜMLERİ 2 Ünite 2 Elektrik ve Manyetizma 2. Ünite 4. Konu (Manyetizma) A nın Çözümleri 3. 1. Man ye tik kuv vet ler,

Detaylı

KÖKSAV E-Bülten. Hassas Konular KÖK SOSYAL VE STRATEJİK ARAŞTIRMALAR VAKFI. 2 Aralık 2007 Rusya Federasyonu DUMA seçimleri ve Kafkasya

KÖKSAV E-Bülten. Hassas Konular KÖK SOSYAL VE STRATEJİK ARAŞTIRMALAR VAKFI. 2 Aralık 2007 Rusya Federasyonu DUMA seçimleri ve Kafkasya Hassas Konular 2 Aralık 2007 Rusya Federasyonu DUMA seçimleri ve Kafkasya Ufuk Tavkul 29 Ocak 2008 Rusya Federasyonu Parlamentosu nun alt kanadı Duma seçimleri 2 Aralık 2007 tarihinde gerçekleştirildi.

Detaylı

Kur'an-ı Kerimde tevafuk mucizesi Kainatta tesadüf yok, tevafuk vardır

Kur'an-ı Kerimde tevafuk mucizesi Kainatta tesadüf yok, tevafuk vardır Kur'an-ı Kerimde tevafuk mucizesi Kainatta tesadüf yok, tevafuk vardır Tevafuk birbirine denk gelmek, birbiriyle uygun vaziyet almak demektir. Tevafuklu Kur anda tam 2806 Allah lafzı pek az müstesnalar

Detaylı

ETKİNLİKLER/KONFERSANS

ETKİNLİKLER/KONFERSANS ETKİNLİKLER/KONFERSANS Anadolu'nun Vatanlaşmasında Selçukluların Rolü Züriye Oruç 1 Prof. Dr. Salim Koca'nın konuk olduğu Anadolu'nun Vatanlaşmasında Selçukluların Rolü konulu Şehir Konferansı gerçekleştirildi.

Detaylı

Yargıdaki skandallar Kollama-filmindeki Yiğit-in durumunu cazib hale getirmekte, Kurtlar Vadisi Pusu-daki Polat-ın durumuna özendirmektedir.

Yargıdaki skandallar Kollama-filmindeki Yiğit-in durumunu cazib hale getirmekte, Kurtlar Vadisi Pusu-daki Polat-ın durumuna özendirmektedir. YARGI İNTİHAR ETTİ *Sevr-le sınırları tesbit edilen Türkiye,Lozanla geleceği şekilleniyor,elleri kolları bağlanıyordu.şimdiki hukuk ise bunun kollarından biri..ahtapot gibi.. etti *Mailime gelen bir notta;

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

Mevzuat Kroniği CEZA HUKUKU

Mevzuat Kroniği CEZA HUKUKU 1 MEVZUAT KRONİĞİ Mevzuat Kroniği CEZA HUKUKU 1) Avukatlık mesleği ile ilgili suçlar 1136 sayılı Avukatlık kanununda bir takım suçlar da yer almıştır. a) Yetkisi olmayanların avukatlık yapması suçu Levhada

Detaylı

Türkiye Milli Eğitim Sisteminin Yasal Dayanakları. 2. Eğitim ve Öğretimi Düzenleyen Yasalar. 3. Milli Eğitim Şuraları. 4.

Türkiye Milli Eğitim Sisteminin Yasal Dayanakları. 2. Eğitim ve Öğretimi Düzenleyen Yasalar. 3. Milli Eğitim Şuraları. 4. Türkiye Milli Eğitim Sisteminin Yasal Dayanakları 1. T.C. Anayasası, 2. Eğitim ve Öğretimi Düzenleyen Yasalar 3. Milli Eğitim Şuraları 4. Kalkınma Planları 5. Hükümet Programları Milli Eğitim Temel Kanunu

Detaylı

09.01.2016 fatihtekinkaya@hotmail.com

09.01.2016 fatihtekinkaya@hotmail.com Fatih TEKİNKAYA Sosyal Bilgiler Öğretmeni ANAYASALARIMIZ Teşkilat-ı Esasi 1921 Anayasası 1924 Anayasası 1961 Anayasası 1982 Anayasası Türkiye Cumhuriyeti Anayasası MADDE 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

Detaylı

En İyisi İçin. Cevap 1: "II. Meşrutiyet Dönemi"

En İyisi İçin. Cevap 1: II. Meşrutiyet Dönemi Ne x t Le v e l Ka r i y e r 300ADET TAMAMIÖZGÜN ÇÖZÜMLÜAÇI KUÇLU SORU Kaymakaml ı k Sı navı nahazı r l ı k Tar i h Açı kuçl usor u Bankası En İ yi si İ çi n.. Necat i beycd.50.yı li şhanı Apt.no: 19/

Detaylı

34 NOLU SÖZLEŞME ÜCRETLİ İŞ BULMA BÜROLARININ KAPATILMASI HAKKINDA SÖZLEŞME

34 NOLU SÖZLEŞME ÜCRETLİ İŞ BULMA BÜROLARININ KAPATILMASI HAKKINDA SÖZLEŞME 34 NOLU SÖZLEŞME ÜCRETLİ İŞ BULMA BÜROLARININ KAPATILMASI HAKKINDA SÖZLEŞME Aynı konudaki 96 sayılı sözleşmenin onaylanması sonucu yürürlükten kalkmıştır ILO Kabul Tarihi: 8 Haziran 1933 Kanun Tarih ve

Detaylı

ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK. Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an

ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK. Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an Ece Şenses 21001982 ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an oldu mu hiç? Louvre müzesi benim için tam olarak böyle oldu. Sadece benim

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

ORSAM AYLIK IRAK TÜRKMENLERİ GÜNCESİ

ORSAM AYLIK IRAK TÜRKMENLERİ GÜNCESİ ORSAM AYLIK IRAK TÜRKMENLERİ GÜNCESİ Hazırlayanlar: Habib Hürmüzlü, ORSAM Danışmanı / Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı / Temmuz - Ağustos 2013 - Sayı: 27 15 Temmuz 2013: Tuzhurmatu olaylarının araştırılması

Detaylı

MHP TURGUTREİS SEÇİM İLETİŞİM MERKEZİ AÇILDI

MHP TURGUTREİS SEÇİM İLETİŞİM MERKEZİ AÇILDI MHP TURGUTREİS SEÇİM İLETİŞİM MERKEZİ AÇILDI Tosun: Yaptıklarımız Yapacaklarımızın Teminatıdır Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Yarımada nın ikinci büyük beldesi olan Turgutreis te seçim iletişim merkezini

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

5. SINIF TÜRKÇE KELİME TÜRLERİ TESTİ. A) Ben ise yağmur yağmasını bekliyordum. Cümlesindeki isimlerin hepsi tekildir.

5. SINIF TÜRKÇE KELİME TÜRLERİ TESTİ. A) Ben ise yağmur yağmasını bekliyordum. Cümlesindeki isimlerin hepsi tekildir. 1- Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bilgi yanlışlığı vardır? A) Ben ise yağmur yağmasını bekliyordum. Cümlesindeki isimlerin hepsi tekildir. B) İyi bir aşçıydı. Cümlesinde özel isim kullanılmıştır. C) Tavuklar

Detaylı

Yaşam Boyu Öğrenme, Araştırma ve Uygulama Merkezi nin ilk şubesi Bodrum da

Yaşam Boyu Öğrenme, Araştırma ve Uygulama Merkezi nin ilk şubesi Bodrum da Yaşam Boyu Öğrenme, Araştırma ve Uygulama Merkezi nin ilk şubesi Bodrum da Muğla Sıtkı Koçma Üniversitesi, Bodrum Ticarete Odası ve Bodrum Belediyesinin katkıları ile tamamlanan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Agape Kutsal Kitap - God's Love Letter Scriptures

Agape Kutsal Kitap - God's Love Letter Scriptures Agape Kutsal Kitap - God's Love Letter Scriptures Yuhanna 15:9 Baba'nın beni sevdiği gibi, ben de sizi sevdim. Benim sevgimde kalın. Yesaya 43:1 Ey Yakup soyu, seni yaratan, Ey İsrail, sana biçim veren

Detaylı

YUNAN'A BEŞ BEŞ BAKİ SARISAKAL

YUNAN'A BEŞ BEŞ BAKİ SARISAKAL YUNAN'A BEŞ BEŞ BAKİ SARISAKAL YUNAN'A BEŞ BEŞ Kurtuluş Savaşı ndan 7 yıl sonra ilk kez bir Yunan Takımı; Selanik Şampiyonu Aris 1, yurdumuza gelmişti. Bu, temeli atılmakta olan Türk-Yunan Dostluğu çerçevesi

Detaylı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı 4. - 5. sınıflar için Öğrenci El Kitabı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı nın 28.08.2006 tarih ve B.08.0.TTK.0.01.03.03.611/9036 sayılı yazısı ile Denizler Yaşamalı Programı nın*

Detaylı

Başbakan Yıldırım, 25. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı sonrası basın çadırını ziyaret etti

Başbakan Yıldırım, 25. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı sonrası basın çadırını ziyaret etti Başbakan Yıldırım, 25. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı sonrası basın çadırını ziyaret etti Ekim 23, 2016-8:39:00 Başbakan Binali Yıldırım, "Peşmerge güçleri Başika kasabasını DEAŞ'tan temizlemek için

Detaylı

Devletin Şefleri Cumhurbaşkanları

Devletin Şefleri Cumhurbaşkanları Devletin Şefleri Cumhurbaşkanları Cumhuriyetin kuruluşu Anadolu insanının iman, namus, bağımsızlık, özgürlük, vatan ve millete sevgi ile bağlılığının inancı ve iradesi ile kendisine önderlik yapan Mustafa

Detaylı

SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ

SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ BAKİ SARISAKAL SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ 1880 yılının başında Samsun da açıldı. Üçüncü Ordu nun sorumluluğu altındaydı. Okulun öğretmenleri subay ve sivillerdi. Bu okula öğrenciler

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : A.SEÇ.ATATÜRK İLK.VE İNK.TAR.SEMİNERİ Ders No : 0310400249 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 3 Ders Bilgileri Ders Türü

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

KONU : 5816 No lu Atatürk ü Koruma Kanuna Muhalefet. ŞİKAYET EDİLEN (SANIK) : KÜRDİSTAN SPOR KULÜBÜ adlı FACEBOOK HESAP sahibi

KONU : 5816 No lu Atatürk ü Koruma Kanuna Muhalefet. ŞİKAYET EDİLEN (SANIK) : KÜRDİSTAN SPOR KULÜBÜ adlı FACEBOOK HESAP sahibi 23.TEMMUZ.2014 DÜZCE CUMHURİYET BAŞ SAVCILIĞI NA DÜZCE KONU : 5816 No lu Atatürk ü Koruma Kanuna Muhalefet BAŞVURU SAHİBİ (Mağdur) : ERKUT ERSOY KALICI KONUTLAR 11.BÖLGE 119 ADA FI-2 D : 14 DÜZCE (Ev :

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Yeni Sınav Sistemi (TEOGES) Hakkında Bilgilendirme

Yeni Sınav Sistemi (TEOGES) Hakkında Bilgilendirme Yeni Sınav Sistemi (TEOGES) Hakkında Bilgilendirme 8. SINIF Sevgili Ö renciler, SBS nin kald r lmas ile bunun yerine yaz l s navlar n merkezî bir uygulamayla yap lmas n esas alan bir sistem getirilmifltir.

Detaylı

Birinci İtiraz: Cevap:

Birinci İtiraz: Cevap: Bazı din bilginleri tutulmalarla ilgili bazı itirazlarda bulunarak bu konuda şüpheler uyandırmaya çalışmışlardır. Ulemaların itirazlarından bazıları cevaplarıyla birlikte aşağıya sıralanmıştır. Birinci

Detaylı

Kazova: Patronsuz üretim devam ediyor; herkes mutlu, herkes çalışmak istiyor.

Kazova: Patronsuz üretim devam ediyor; herkes mutlu, herkes çalışmak istiyor. Kazova: Patronsuz üretim devam ediyor; herkes mutlu, herkes çalışmak istiyor. İşçi Cephesi: Direnişiniz nasıl başladı? Kazova dan bir işçi: Bizim direnişimiz ilk önce 4 aylık maaşımızı, kıdem ve tazminat

Detaylı

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için

Detaylı

Atatürk Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü Müdürlüğü Öğretim Üyesi

Atatürk Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü Müdürlüğü Öğretim Üyesi 10 KASIM 2015 ATATÜRK Ü ANMA GÜNÜ Yrd. Doç. Dr. Asaf ÖZKAN * Sayın Valim, Sayın Milletvekillerim, Sayın Kolordu Komutanım, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanım, Sayın Cumhuriyet Başsavcım, Sayın Rektörüm,

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

İSTANBUL ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI NA. : Şüpheli hakkında suç duyurusu dilekçemizin sunumudur.

İSTANBUL ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI NA. : Şüpheli hakkında suç duyurusu dilekçemizin sunumudur. İSTANBUL ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI NA Müşteki Vekilleri Şüpheli Konu Müsnet Suç : (T.C.:.)./ 3 Ümraniye İstanbul : Av. Aytekin TETİK & Av. Ahmet AYDIN - Adres Antette :...T.C.:2...2 Üsküdar İstanbul

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

Devleti yönetme hakkı Tanrı(gök tanrı) tarafından kağana verildiğine inanılırdı. Bu hak, kan yolu ile hükümdarların erkek çocuklarına geçerdi.

Devleti yönetme hakkı Tanrı(gök tanrı) tarafından kağana verildiğine inanılırdı. Bu hak, kan yolu ile hükümdarların erkek çocuklarına geçerdi. Orta Asya Türk tarihinde devlet, kağan adı verilen hükümdar tarafından yönetiliyordu. Hükümdarlar kağan unvanının yanı sıra han, hakan, şanyü, idikut gibi unvanları da kullanmışlardır. Kağan kut a göre

Detaylı

İstanbul 13. Müebbet çıktı

İstanbul 13. Müebbet çıktı 19 MART 2013 www.reisgida.com.tr Müebbet çıktı ERGENEKON davasında Savcı Pekgüzel, mütalaasını mahkemeye sundu. İlker Başbuğ dahil 64 sanık için ağırlaştırılmış müebbet istendi. İstanbul 13. Ağır Ceza

Detaylı

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Rtn. Mustafa KOÇ a Allah tan rahmet ailesine ve sevenlerine baş sağlığı dileriz.

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Rtn. Mustafa KOÇ a Allah tan rahmet ailesine ve sevenlerine baş sağlığı dileriz. Toplantı No: 1095 - Toplantı Yeri: WELLBORN OTEL - Toplantı Tarihi: 01.02.2016 Toplantı Saati: 19:30 - Dönem Toplantı No: 31 Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Rtn. Mustafa KOÇ a Allah tan rahmet ailesine

Detaylı