%20 indirimli olarak tüm TRT Marketlerde... ankara istanbul izmir antalya mersin diyarbak r erzurum trabzon

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "%20 indirimli olarak tüm TRT Marketlerde... www.trt.net.tr ankara istanbul izmir antalya mersin diyarbak r erzurum trabzon"

Transkript

1

2 Aysun Gültekin Bala Sarhofl TRT, sanatç lar m z n radyo stüdyolar ndaki kay tlar ndan seçilen icralar n "Solo Albümler" serisiyle müzikseverlere sunuyor. Sesinin geniflli i ve g rtlak hâkimiyeti ile özellikle uzun havalar çok baflar l bir flekilde icra eden TRT sanatç s Aysun Gültekin, "Bala Sarhofl" ile müzikseverlerle bulufluyor. %20 indirimli olarak tüm TRT Marketlerde... CD (0312) / ankara istanbul izmir antalya mersin diyarbak r erzurum trabzon

3 Bir yılın ardından 4 Eurovision'un kitabını okudum 2009 Eurovision temsilcimiz Hadise iddialı 30 Doludizgin Yıllar Hayata doludizgin koşan gençlerin hikâyesi İnsanın hayattaki en kıymetli hazinelerinden biri de zaman denilen o eşsiz kaynak Zaman, başlatılıp durdurulamıyor; yavaşlatılamıyor; engellenemiyor; istesek de istemesek de aynı hızla 8 70 yıldır ağlayan yürekler Atatürk'ün çocuklarından Atatürk 32 Pusula TRT'yi gösteriyor Mithat Bereket ile söyleşi akıp gidiyor Ve takvim yaprakları hayatımızdan birer birer koparken bizlere yapacak tek bir şey kalıyor: Zamanı en iyi şekilde değerlendirmek 13 Mustafa Kemal'den Atatürk'e Atatürk mucizesi bu belgeselde 40 TRT'ye 4 Altın Safran Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali nden Değerli okurlar; bu ayki yazıma, zaman kavramının önemini vurgulayarak başlamamın özel bir nedeni var. Bilindiği gibi TRT Genel 16 Son Balo, Vals&Zeybek Dergimizden armağan 42 Bir başkadır naklen yayın heyecanı Habercilerin gözünden naklen yayın TÜRKİYE RADYO TELEVİZYON KURUMU ADINA SAHİBİ İbrahim ŞAHİN GENEL KOORDİNATÖR Nihan ÜNAY GENEL YAYIN YÖNETMENİ Birol UZUNAY SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Dr. M. Ali GEMUHLUOĞLU Müdürlüğü görevine 23 Kasım 2007 tarihinde başladım. Yani bu önemli görevin sorumluluğunu üstlendiğim günden bu yana neredeyse 1 yıllık bir zaman geçmiş. Önemli olan geçen zamanı nasıl değerlendirdiğimiz; ülkemize, hayatımıza, sevdiklerimize ve elbette ki çalıştığımız kurumlara hangi pozitif katkıları sağladığımız. Bu çerçevede TRT Genel Müdürlüğü'nde geçen bir yılın kendi açımdan bilançosunu çıkardığımda geçen zamanı Kurumum adına en iyi şekilde değerlendirmeye çalıştığımı düşünüyorum. Öncelikle artık çağın şartlarına uygun olmayan bir yapının devamı kolaycılığına düşmeden daha etkin, dinamik, günümüz yayıncılığının gerçeklerine uygun bir TRT için hemen düğmeye bastık İpsiz Recep Kadir İnanır hayatının rolünü oynuyor. Sen Türkülerini Söyle En kapsamlı, en kaliteli, en güvenilir solist yarışması İnönü'de gol sesi, söz Semahat'ta Semahat Özdoğan Arslaner'le spor spikerliğine dair Birçok seneler geçti dönen yok seferinden Yahya Kemal Beyatlı'nın anısına saygılarımızla 42 EDİTÖR Güven AKSU Hedef, hantallıktan uzak, daha dinamik bir TRT'nin temellerini atmaktı. Bunu yaparken tepkilerin geleceğini ve acımasızca eleştirileceğimizi biliyorduk. Ama GÖRSEL YÖNETMEN Birsen TAYMAZ YÜKSEL YAZI KURULU Arzu BALKIZ Burak GERÇEK Meral ÜNSAL BAKICI Melike ARSLAN KAYMAK Murat YILMAZ Özlem KARADAYI DOĞAN Ela GÜRMAN TEKİN Gül GENÇTÜRK Aynur ÇELİKCAN (İstanbul) şunu da biliyorduk: Ülkelerin, toplumların ya da kurumların hayatında her değişim ve dönüşüm sancılı olur. Bugünü değil, geleceği düşündük. Bu çerçevede TRT'nin, çağın şartlarına uygun, yayın ve yayıncı odaklı, daha etkin ve dinamik bir teşkilat yapısıyla hizmet vermesini öngören yasamızı hayata geçirdik. Sadece köklü bir değişimin temellerini atmakla kalmadık. Göreve geldiğimiz zaman ilk verdiğimiz mesajda, Türk milletini mutlu edecek bir yayın politikası izleyeceğiz demiştik. Milletimize verdiğimiz bu sözün arkasında durmak için gerçekten de geceli-gündüzlü bir çalışma yürüttük. Kaliteden hiçbir şekilde GRAFİK & SAYFA DÜZENİ Gamze UĞURSAL ÖZGÖREN FOTOĞRAFLAR İsmail YAŞAR ABONE İŞLERİ Hatice NACAK TRT Genel Sekreterlik Basın-Halkla İlişkiler ve Protokol Müdürlüğü TRT Sitesi A Blok Kat: 4 Oran / ANKARA (0312) Faks: (0312) Basıldığı Yer: Semih Ofset Matbaacılık Yay. Sağ. İnş.San.Tic. Ltd. Şti. Büyük Sanayi 1. Cad. No: 74/1 İskitler/ANKARA Tel: (0312) Ekim 2008 Ankara Kapak Tasarımı: Birsen TAYMAZ YÜKSEL Yayın Türü: Yaygın - Süreli şaşmadan ama bunun yanında seyircilerimizin ilgi ve beğeniyle izleyecekleri dizi ve programları yine herkesin tanıdığı, sevdiği yüzlerle ekranlara getirdik. Tüm önerileri değerlendirmeye çalıştık. TRT'nin 30 yıllık kurumsal sorunlarını tek tek çözdük. Sözleşmeli personelimizin ekonomik ve sosyal hakları; sanatçılarımızın TRT dışında çalışabilmeleri; TRT arşivlerinin değerlendirilmesi; TRT Çocuk, çok dilli yayın; TRT'nin uluslararası açılımı; teknik yatırımların tam beş kat artması ilk akla gelenler Bir kamu yayıncısı olarak sadece yayıncılıkta değil kurumsal büyümede de önemli mesafeler kat ettik. Vizyonumuzu Bütün dünyada izlenen bir TRT olarak belirledik. Bunun hayal olmadığını da önümüzdeki yıllarda ispatlayacağız. Bundan sonra da yine sizlerden alacağımız güçle ve elbette ki yine sizler için en iyiyi, en güzeli ve en nitelikliyi Türkiye'nin ekranı na getirmeye devam edeceğiz. İbrahim ŞAHİN TRT Genel Müdürü

4 KAPAK KONUSU Benim kendime güvenim tam. Ancak sonuçları belirlemek benim işim değil. Çok kötü bir sonuç alırsam kader kısmet derim. Kendimi rahatlatmaya çalışırım. Türkiye adına üzülürüm. Eurovision un kitab n okudum Çok konuşulan, çok merak edilen ve hemen her gün yeni bir gündem oluşturan Eurovision'a bu yıl Türkiye'den kim katılacak sorusu nihayet cevabını buldu. Eurovision da Türkiye yi Hadise temsil edecek ve hummalı çalışma 6 Kasım itibariyle başlıyor Müzik otoriterlerinin Türkiye'yi en iyi temsil edebilecek uluslararası bir sanatçı olarak tanımladığı Hadise, TRT kriterlerini tek tek geçti ve adını Eurovision'a yazdırdı. TRT'nin koordinatörlüğünde 7 aylık bir çalışma temposuna başlayacak olan Hadise'ye Belçika'dan ulaştık ve heyecanını; umutlarını; korkularını ilk kez öğrendik. Ve işte Türkiye'nin Temsilcimiz Hadise: bu yıl en çok konuşulacak kişilerinden Hadise'nin bilinmeyen dünyası Eurovision'a Türkiye adına katılma hakkını elde ettikten sonra ilk kez TRT Radyo Televizyon Dergisi'ne konuşuyorsunuz. Hangi duygular içindesiniz: Gurur, sevinç, heyecan, kibir Ya da hiçbiri? Koltuklarımıza kurulup Eurovision oylamasını beklemek bizim ailede bir gelenekti. Çaylarımızı Mantıken başarı kadar başarısızlık da işin içinde var. Ancak duygusal olarak insan zor anlar yaşayabilir. yanımıza alır heyecanla annemle birbirimize sarılarak beklerdik. Hatta Eurovision'un kitabını bile okumuştum. Şimdi 3 dakika şarkı söyleyeceğim ve Türkiye'yi temsil edeceğim. Nasıl bir duygu Allah'ım. Bakın yine sakinlikten coşkuya geçtim. Haydi Allah'ım haydi! Biliyorum Eurovision'a gideceğim. Ama hâlâ inanamıyorum hakikaten gidecek miyim? Bazen bunu hissedemiyorum bazen de coşkulu bir sevinç duyuyorum. Çıldırıyorum. Eurovision heyecanı izlerken bir gün o sahnede kendinizi hayal ettiniz mi? Evet çok hayal ettim. Çünkü ben evde tarak, bardak ne varsa mikrofon olarak kullanıp şarkı söyleyen bir çocuktum. Bu yarışma bizim ailede çok önemliydi. Herkes bu yarışmayı konuşurdu. Peki, Avrupa'da yaşayan birisi olarak hiç Türkiye'ye oy gönderdiniz mi? Sertap Erener'e oy atmıştım. Çünkü sahne şovu harikaydı. Bu yüzden birinci olacağına da emindim. Türkiye Eurovision'da son yıllarda başarılı sonuçlar alsa da; hüsranla biten sonuçlar da hafızamızda Hiç Ben de sonuncu olurum ya da sonuç hüsranla biter diye bir korkunuz oldu mu? Olmaz olur mu? Şimdilik ön elemeleri düşünüyorum. Benim kendime AA güvenim tam. Ancak sonuçları belirlemek benim işim değil. Çok kötü bir sonuç alırsam kader kısmet derim. Kendimi rahatlatmaya çalışırım. Türkiye adına üzülürüm. Mantıken başarı kadar başarısızlık da işin içinde var. Ancak duygusal olarak insan zor anlar yaşayabilir. Birinci olacağım. diyenlerden değilim. İyi olacağım. diyenlerdenim. Kader kısmet her şey Annem bu yarışmaya katılacağıma inanamıyor bile. Biliyordum büyük şarkıcı olacağını ama bu kadarını hiç ummuyordum. diyor. İşin açıkçası ben de annem gibi şarkıcı olacağımı biliyordum ama bu seviyeye ulaşacağımı tahmin etmiyordum. Eurovision'un oylamasının politik olduğu hep tartışıldı. Sizse uzun bir süre müzik ve sahne şovu üzerinde çalışacaksınız. Politik oylama yorumları sizi üzmüyor mu? Ben de bu yarışmada verilen oyların politik olduğunu kabul ediyorum. Bunu sadece ben değil hemen herkes söylüyor. Belçika son yıllarda hiç ilk 10'a giremedi. Ancak bu benim çalışmamı engellemez. Evet, kime sorsanız oylamanın politik kriterler düşünülerek yapıldığını söylüyor. Ancak bu sene oylama sisteminin değişeceğini jüri sisteminin de geleceğini anımsatmak isterim. Bu yıl politik olmamasını dilerim. Hangi ülkelerden oy almak istersiniz. Özellikle oy istediğiniz bir ülke var mı? Malum bu yarışmada her ülke hemen her yıl aynı ülkelere benzer oyları veriyor. Özellikle Belçika'dan tam puan istiyorum. Belçika gazeteleri şimdiden Tam puan Türkiye'ye diye yazıyorlar. Bu yarışmadan sonra Türkiye'nin tanıtımını daha da artmasını diliyorum; çünkü Belçika'dan Türkiye'ye tatile gelenler hayret ediyorlar. Çünkü zihinlerindeki Türkiye ile gördükleri Türkiye çok farklı. 5

5 KAPAK KONUSU YARIfiMA Dans, müzik sahne şovu benim işim. TRT ile çok uyumlu çalışacağımızı biliyorum. TRT beni tercih etmekle kalmadı, bana inandı, bana büyük destek verdi. Benin arkamda TRT gibi bir camianın olması inanın çok büyük avantaj TRT Belgesel Film Yar flmas Belgeseller yar fl yor AA Geçmiş yıllarda Türkiye adına Eurovision'a katılan sanatçıların küçük bir kısmı kalıcı olurken, bazıları da unutuldu. Sizin beğendiğiniz Eurovision temsilcileri kimlerdi? TRT değişik yıllarda, değişik sanatçıları tercih etti. Ve hemen her sanatçının tarzı farklıydı. Herkes kendi sitilinde başarılıydı. Bu yüzden eleştiriye ya da beğeniye dikkat etmek gerekir. Ben Sertap Erener'in katıldığı yılı çok beğenmiştim. Müzisyen olarak kimi örnek alıyorsunuz? Çok isim sayabilirim. Ancak ilk aklıma ABBA geliyor yabancılardan Türkiye'den birçok ismi beğeniyorum ama kimseyi birebir taklit etmiyorum. Kendim olmak istiyorum. Bu yüzden de hiç kimseyle alakalı kolay kolay konuşmak istemiyorum. Özgün bir marka olmak istiyorum. Bildiğiniz yabancı diller çok konuşuldu. Kaç dil biliyorsunuz? Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca ve Felemenkçe biliyorum. Belçika'da yaşamam dil bilmemde büyük avantaj Pazarlama bölümünde yüksek okul okudum. 5 dil biliyorsunuz; konserler dışında Türkiye'ye gelmiyorsunuz. İyi bir ekiple çalışıyorsunuz ve bunların sonucunda soruyoruz: Alışıldık Türk sanatçısından farklı olarak neleri hedefliyorsunuz? Kendimi bildim bileli şarkı söylüyorum. Günlerce ayna karşısında elimde şişe, kutu kalem şarkı söyledim. Birkaç şarkıdan sonra kıyafet değiştirir; makyaj yapardım. Yani çocukluktan itibaren hayallerim var Hiç kimseyle polemiğe girmedim, girmeyeceğim. Polemikten beslenen sanatçıları biliyoruz. Müzik ve dans ile anılmak istiyorum. İyi ekiplerle çalışmamın dışında diğer sanatçılardan en büyük farkım; müziğimi öne almak, özelimi gizlemek olur. Daha güzel albümler çıkartmak Türk kızı olarak değişik başarılar elde etmek gelecek hedeflerim diyebilirim. Çok çalışıyorum ve çalışmalarımı hakikaten profesyonel bir ekiple de takviye ediyorum. Bir Türk kızının dünyaya açılmaması için hiçbir sebep yok. Gelecekten çok umutluyum. Bu sektöre atıldığım andan itibaren söylediğim bir şey var: Kalıcı olmak, farklı olmak. Bugün yaşım çok genç gibi görünüyor ama ben şarkı söylemeye neredeyse doğar doğmaz başladım. Özelimi gizlemek diyorsunuz Eurovision süresinde bütün gözler sizin üzerinizde olacak ve özel hayatınız çok konuşulacak. Evet, bütün gözler benim üzerimde olacak ancak ben ortalarda olmayacağım çünkü bu süre zarfında çalışıyor olacağım. Ben kimselere laf atmayınca, kimselerle görünmeyince üzerime basın tarafından iftira atıldı. Yok, Beyaz; yok Okan; yok başka şeyler. Hepsi yalandı. Benim şimdiye kadar hiçbir özelimi kimseler bilmedi. Basın ben sustukça yazdı. Ama maalesef genellikle yalan haberler yapıldı. Türkiye'de yaşamıyorum bu yüzden de iftiraları okumuyorum; mesafe koymam beni koruyor adeta. Bildiğim bir söz var: Kimse için uykumu bozamam! Eurovision'da seslendirilecek şarkının dili de çok tartışılıyor; seslendirilecek şarkının dili Türkçe mi olacak İngilizce mi? Şimdilik bunu tek başıma açıklayamam. Ekibim var; TRT var İngilizce çok rahat şarkı söylüyorum, bunu itiraf ediyorum. Ancak son albümümde iki Türkçe şarkı söyledim çok da beğenildi. Deli Oğlan şarkısı özellikle beğenildi. İngilizce ya da Türkçe inanın benim için fark etmez. TRT ekibinin sizi tercih etmesinde sizin hangi avantajlarınız öne çıkmış olabilir? Bu soruyu tam olarak cevaplayamam; ancak dans, müzik sahne şovu benim işim. TRT ile çok uyumlu çalışacağımızı biliyorum. TRT beni tercih etmekle kalmadı, bana inandı, bana büyük destek verdi. Benin arkamda TRT gibi bir camianın olması inanın çok büyük avantaj TRT'ye beni seçtiği için ve bana moral desteği verdiği için sonsuz minnettarım. Meral ÜNSAL BAKICI Tarihin karanlık köşelerinde unutulmuş bazı gerçekler... Bir ipek böceğinin yaşam döngüsü... Bazı balinaların planktonlarla nasıl beslenebildiği... Endemik bir bitkinin hayata tutunma mücadelesi... Tarih öncesi çağlarda yaşamış ve nesli tükenmiş bir canlının fosili üzerinde yapılan araştırmalar... Birbirinden ne kadar da uzak görünen konular. Oysa hepsinin ortak bir yönü var. Hepsi de bir belgeselcinin ilgisini çekebilir. Konu ne olursa olsun, usta ellerde unutulmayacak bir eser olarak doğabilir ve belgesel dünyasındaki yerini alabilir. Öyle ki, bazen çok sıradan gibi görünen bir konu bile, bir belgeselcinin elinde görsel bir şölene, şiirsel bir başyapıta dönüşebilir. Geçmişten günümüze Türk belgeselciliğinin gelişimine önderlik yapan ve belgesel sinemaya her zaman özel bir önem veren TRT, yıllardır hem ulusal hem de uluslararası alanda kazandığı ödüllerle bu alandaki tartışmasız başarısını sürdürüyor. Belgesel film alanında özgün fikirler üretebilecek ve farklı bakış açılarıyla belgesel sinemaya katkıda bulunabilecek öğrenciler ile amatör ve profesyonel belgeselcileri film yapmaya teşvik etmek amacıyla düzenlenen "TRT Belgesel Film Yarışması"nın başvuruları ise sürüyor. Jüri profesyonellerden Yarışmanın profesyonel kategorisinin seçici kurulunda, belgesel yönetmeni Ertuğrul Karslıoğlu, Coşkun Aral, Enis Rıza Sakızlı, sinema yönetmeni Ezel Akay ile gazeteci ve müzisyen Sina Koloğlu yer alıyor. Amatör kategori jürisi ise, belgesel yönetmeni Savaş Güvezne, ressam ve görüntü yönetmeni Yalçın Gökçebağ, fotoğrafçı İbrahim Demirel, Anadolu Üniversitesi Rektör Yrd. Prof. Dr. Nazmi Ulutak ve yönetmen Selim Evci'den oluşuyor. Yarışmanın ön eleme kurulunu ise, Nejat Gökçe, Ayfer Tokatlıoğlu Tuncer, Yahya Erdem, Mustafa Ünal, Tülay Akça oluşturuyor. Ön eleme kurulu, gönderilen eserleri şartnameye uygunluk yönünden ele alacak. Belgesel yarışması komitesi ise TRT Genel Müdür Yrd. Zeynel Koç, prodüktörler Muharrem Sevil, Tülay Akça, İlknur Dalkıran, TRT Dış Yapım Satımlar Müdürü Fuat Kale ve uzman Mustafa Ünal'dan oluşuyor. Ödüller Amatör kategoride birincilik ödülü 25 bin, ikincilik ödülü 15 bin, üçüncülük ödülü 10 bin, seçici kurul özel ödülü ve/veya mansiyon da 5 bin YTL olarak belirlendi. Profesyonel kategoride ise birinciye 50, ikinciye 30, üçüncüye 20 YTL para ödülü verilecek. Seçici Kurul Özel Ödülü ve/veya mansiyon da 10 bin YTL olacak. Her iki kategoride de ödül alan belgeseller, TRT'nin televizyon kanallarında yayınlanacak. Yarışmaya katılacak belgesellerin 19 Aralık 2008 Cuma günü saat 17.00'ye kadar TRT Belgesel Film Yarışması Komite Başkanlığı'na elden teslim edilmesi ya da o tarihte postaya veya kargoya verilmiş olması isteniyor. Ulusal ölçekli TRT Belgesel Film Yarışması'na ait şartname, katılım formu ve ayrıntılı bilgiyi "www.trt.net.tr" adresinden edinmek mümkün. Sonuçlar, Türkiye'de televizyon yayınlarının başlangıcının yıl dönümü olan 31 Ocak 2009'da açıklanacak. Belgesel film alanında özgün fikirler üretebilecek ve farklı bakış açılarıyla belgesel sinemaya katkıda bulunabilecek öğrenciler ile amatör ve profesyonel belgeselcileri film yapmaya teşvik etmek amacıyla düzenlenen "TRT Belgesel Film Yarışması"nın başvuruları sürüyor. 6 7

6 ATATÜRK Ülkü ADATEPE Sabah yatağından saçlarını karıştırarak uyandırırdım O'nu Sonra birlikte kahvaltı yapardık. Bir sabah gece geç yattığını söylediler. Kapısında beklerken, ayakkabıları ve boya fırçaları gözüme ilişti. Başladım boyamaya. Ancak renkleri karıştırmış, siyah ayakkabıyı kahverengi boyamışım. Baktım ki acayip bir renk oldu, ne yapacağım, yalan hiç söyleyemem. Çünkü O bana hep, Ülkü sakın yalan söyleme, yalan bütün kötülüklerin başlangıcıdır. derdi. Ben de hep doğruyu söylerdim. Bunu O'na nasıl anlatacağımı düşünürken, baktım ki arkamda duruyor. Atatürkcüm yanlış bir şey yaptım, siyah pabucu kahverengiye boyadım. dedim. Evet, yanlış yapmışsın. Ama anlaşılıyor ki sen boyamayı çok seviyorsun. Ben sana bir boya kitabı alacağım, sen de her gün bir sayfa boyayarak bana getireceksin. dedi. O hiçbir şeyi zorla yaptırmazdı. Bu işi de yine eğlenceli duruma getirmişti ve ben her gün boyamamı yapıp Atatürk'e götürürdüm. O'nu kaybettikten bir sene sonra okula başladım. Herkes bana Küçük Ülkü diyordu. Atatürk olmadıktan sonra Küçük Ülkü neye yarar? diyordum. Atatürk'ün büyüklüğünü biliyordum ama O'nu bir baba gibi seviyordum. Büyüdükçe O'nun büyüklüğünü daha iyi anladım. İstanbul Modern Othmar Pferschy Koleksiyonu 10 Kas m onlar için bir baflka hüzünlü 70 y ld r a layan yürekler AA Arzu BALKIZ Yurdumuzda bağımsızlık ateşini yaktı, karanlıklardan aydınlığa koşan yepyeni bir Cumhuriyetin temellerini attı. Kimliğimizi, kişiliğimizi, özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı, insan gibi yaşama haklarımızı, çağdaşlığımızı O'nun sayesinde bulduk. Bugün çağdaş medeniyetlerle yarışır seviyeye ulaşmışsak, bulunduğumuz coğrafyada parmakla gösterilen bir ülke konumundaysak bunda en büyük pay elbette ki Atatürk'e ait. Aramızdan ayrılışının 70. yılında O'nu giderek daha büyük bir özlem ve minnetle anıyoruz. Atatürk'ü anlatmaya elbette ki kelimeler yetmez. Eseri olan Türkiye Cumhuriyeti O'nun dehasının en büyük göstergesi diyerek, Dergimizin bu sayısında Ulu Önderle tanışma ve birlikte yaşama imkânına kavuşmuş o dönemin çocuklarının duygu dünyalarında iz bırakan Atatürk'le ilgili hatıraları sizlerle paylaşalım istedik. Röportajlarımız sırasında geçmişe uzun ve duygulu bir yolculuk yaptık. Bu yolculuğa kimi zaman gözyaşları eşlik etti kimi zaman da bugüne kadar bilmediklerimizi öğrenmenin mutluluğu. İşte Ulu Önder'e yakın olmanın ayrıcalığını taşıyanların gözünden Atatürk Ülkü ADATEPE (Atatürk'ün manevi kızı) Atatürk benim her şeyimdi. Aramızda hakikaten çok güzel bir iletişim vardı. Karşılıklı olarak birbirimizi çok seviyorduk. Çok yaramaz bir çocuktum ama Atatürk'ün yanında değil. Kimse O'nu inandıramazdı benim yaramazlığıma. Ülkü akıllıdır, usludur, yaramaz değildir derdi hep. Ben de bu güvenine karşılık verir, O'nun yanında her dediğini yapan, büyük bir insan gibi davranan, Atatürk'ün uslu çocuğu olurdum. Atatürk beni gittiği her yere götürüyordu, ama ben de O'nu hiç mahcup etmiyordum. Altemur KILIÇ (Atatürk'ün en yakın arkadaşlarından Kılıç Ali'nin oğlu) Atatürk'ün bizim için çok başka anlamı var. Biz onu iliklerimizde hissediyoruz. Atatürk'ün son nefesine kadar yanında bulunmuş olan rahmetli babam Kılıç Ali, 10 Kasımlarda lacivert elbiselerini giyinir, radyonun başına geçer ve ağlardı. Bizim için onun manası büyüktür. Babam için daha da büyüktü. Atatürk öldüğünde, ben Robert Koleji'nde kahvaltıdaydım. Birdenbire bir çığlık düştü yemekhaneye. Babamiz öldü, babamiz öldü. diye bir Musevi arkadaşım ağlıyor. Annem haberi duyar duymaz okula koşmuştu, ben üzülürüm diye. Çünkü Atatürk ailemizin bir parçası. Kolejin merdivenlerinde oturduk, birbirimize sarılıp ağladık. O'nu çok üzgün bir şekilde uğurladık. Dün gibi geliyor. Ve kusura bakmayın Atatürk denince gözyaşlarımı tutamıyorum. (Bu noktada sicim gibi gözyaşları Altemur Kılıç'ın yanaklarından süzülüyor.) Bu büyük insanı yakından tanımak Kıymetini bilememişiz o tanışıklığın. Atatürk'ün gözlerini hatırlıyorum, çakmak çakmak, güzel mavi. Sarı saçlarını. Ben de bu gözler, saçlar ve heybetli bir adam kalmış. Karşılaştığımda çok heyecanlanırdım. Evimize gelirdi, bize diğer çocuklarla birlikte güreş tuttururdu. Hâlâ O'nun hatırasını saklıyorum. Bir İngiliz çıkmış diyor ki, Atatürk'ün niye heykelleri var? Gidin Anadolu'da bir köye Atatürk'ün resimleri var evlerin duvarlarında. Bunları zorla koymadılar ki. Hiçbir millette böyle bir adam yok. O'nun gibi bir adam yetişmedi. 20. yüzyılın en büyük adamı. Bunu sadece biz değil, dünya söylüyor. Eseri ortada. Son zamanlarda Atatürk'e karşı gençlerde bir merak başladığına inanıyorum 10 Kasımlarda şiirlerle, basmakalıp laflarla değil, O'nu gerçekten arıyorlar, benimsiyorlar, O nunla ilgili kitapları okuyorlar. Hakikaten O'nun bizi aşan bir büyüklüğü var. Tüm yaptıkları, tüm söyledikleri Ve acıdır söylemesi, şimdi O'nun hakkında çıkan bazı dedikoduları duydukça -Vahdettin'in O'na para vererek Bandırma Vapuru'yla Samsun'a gönderdiği şeklindeki- olayları asıl tanıklarından dinlemiş bir insan olarak çok üzülüyorum. Amcam Muzaffer Kılıç, Yıldırım Orduları'ndan beri O'nun yaveri. Ben amcamın yanında büyüdüm. Bandırma Vapuru'yla Samsun'a nasıl çıktıklarını, ne yokluklar çektiklerini hep anlatırdı. Güzide KILIÇ (Atatürk'ün terzisi Güzide Orbay'ın yeğeni- Ülkü'nün arkadaşı) Annem sarayda büyümüş ama müzik okumuş, tarih az bilirdi. Halam Güzide Orbay tam çarıklı erkânı harpti ama zevkli, becerikli 9

7 ATATÜRK Güzide ORBAY, Güzide KILIÇ Astrid von SCHELL H fz TOPUZ Ayfle CEBESOY SARIALP bir kadındı. Atatürk'ün geceliklerini dikerdi. Okumayı yazmayı sonradan öğrendi. Düşünün bu kadın iş kurmuş, yurtdışına gitmiş. Bu cesareti nereden almış? Her halde çok korkak olan, saraydan çıkma babaannemden değil. Kızını iş hayatına itmek hayalinden geçmez kadının. Dedem zaten hayatta değilmiş. Demek ki bu insanlar bir yerden çok büyük cesaret almışlar ki iş kurmuşlar, yurtdışına gitmişler, adlarını duyurabilmişler. İşte bu cesareti o dâhiden, Atatürk'ten almışlar. Ata'yı anlatırken hep onun elini düşünüyorum. Yarabbi, keşke 50 kere öpeymişim diyorum. Ama insanın aklından hele de bizim gibi küçük çocukların aklından bile geçmezdi ki öleceği. Atatürk öyle ölümsüzdü ki bizim için. Evde, günlük yaşantımızın içinde de Atatürk vardı hep aklımızda. Bir yenilik ya da başka bir şey yapmak istesek hep Acaba Atatürk bunu beğenir mi, bu O'nun hoşuna gider mi? diye düşünürdük. 50 kere başka suya girsem yine Mustafa Kemal diye çıkarım. Bana bu kadar güzel bir memleket hediye eden, bana haysiyetimi veren, şahsiyetimi korumamı sağlayan Atatürk'e sonsuz minnettarım. Ailelerimize hep Çocuklarınızı okutun, lisan öğretin. derdi. Beni her gördüğünde Fransızca konuşuyorsun değil mi? Ne kadar öğrendin? Bu ne demek söyle bakalım? Ha bunu öğrenmemişsin. Peki, bu ne demek? diye sorardı. Kendi yetiştirdiği insanların çocukları nasıl yetişiyor, işte bunu bile takip ederdi. Çok görürdüm Atatürk'ü. Çocuk olduğum için bir yere saklanmak veya müsaade almak durumumuz yoktu. Ülkü ve Ayla (Afet İnan'ın üvey kardeşi) ile oynardık. Atatürk'ü görünce biraz daha az patırtı yapardık. Öyle büyük kayıp ki insanın içine yerleşiyor, her 10 Kasım biraz daha acı oluyor. Ata mızı her gün anıyorum. Şimdi o olmasaydı, ben neredeydim? Ya Fransız ya İngiliz ya da her kimse onlara tabi olacaktım. Ya onların kuyruğunun peşinde dalkavukluk yapacak yahut evimde kafes arkasında oturacaktım. Dünyayı dolaştım, araba kullandım, istediğim yere gittim, istediğimi yaptım. Bu cesareti bana O verdi. Atatürk anlatılamaz. Nasıl Türklük genlerimize girmişse ve o genlerle doğuyorsak, Atatürk de öyle genlerimize girmiş. Astrid von SCHELL (Atatürk ün fotoğrafçısının kızı) Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kuruluş yıllarında, fotoğraflarıyla genç cumhuriyetin ve Türk insanının dünyaya tanıtılmasında en büyük görevi üstlenen Othmar Pferschy, Atatürk'ün de pek çok fotoğrafını çekmiş. Avusturyalı fotoğrafçının Türk vatandaşı kızı Astrid von Schell, Alanya'da fotoğrafçılık yaparak yaşamını sürdürüyor. Tam bir Türkiye aşığı olan Astrid von Schell, babasının da katkılarıyla çocukluğundan itibaren çok sıkı bir Atatürkçü olmuş. Ata'ya olan sonsuz bağlılığını dile getirmekten de büyük gurur duyuyor: Annem Türk vatandaşı, İstanbullu Rumlardan. Ben de Türk vatandaşıyım. Benim kromozomlarım buraya ait. Türk milliyetçisiyim. Ne mutlu Türküm diyene sözünü gururla söylüyorum. Babam Avusturya vatandaşı. 1926'da Türkiye'ye gelmiş ve 47 sene kalmış. Türkiye'nin ilk modern fotoğrafçısıydı. Biz üç kardeş Atatürk sevgisini babamdan aldık. Babam, O'na inanılmaz şekilde hayrandı hatta sözünü ettiğinde gözleri yaşarırdı. Ne kadar ileri görüşlü, ne kadar halkını iyi bilen bir deha olduğunu ilerleyen zamanlarda daha iyi anladım. Babam hep anlatırdı Atatürk'ü bize. Baba hatıralarını yazsana! dedim bir gün. Yaşlanınca yazarım. diye cevapladığında yaşı 86'dıydı. Derdi ki, Atatürk'ün gözlerindeki çelik maviye bakılamaz. Bakışları o kadar tesirliydi ki, insan yüzüne bakamazdı. O'na bakılamazdı çünkü bir röntgen cihazı gibi, insanın içini okuyormuş gibi hissederdiniz. Ve babam fizik olarak da çok benziyordu Atatürk'e. Hatta Atatürk, babamı görünce sormuş, Bu ikinci Atatürk kim? diye. 10 Kasımlarda yalnız bile olsam saygı duruşuna geçiyorum, saat 9'u 5 geçe. O dakikada yürüyüp geçenleri gördükçe çılgına dönüyorum. O'nun düşüncelerini bilemedik, bilemiyoruz, ama bu eğitim eksikliğinden de kaynaklanıyor. İleri görüşlü insanlar O nu çok iyi tanıyor ve biliyor. Hıfzı TOPUZ (Cumhuriyetle yaşıt gazeteci - yazar) Gazi ve Fikriye adlı kitabın da yazarı olan Hıfzı Topuz ise Atatürk ile göz göze olmayı başarabilmiş, zamanın şanslı çocuklarından. Ata'yı ilk kez Cumhuriyetin 10. yılında yani 1933 Ekim'inde Ankara'da tören alanında gördüm. Töreni izleyen halk tribünün önünden geçerdi. Ben de bu törende O'nun önünden yürüyerek geçen şanslı insanlar arasındaydım. Öylesine keskin bakışları vardı ki göz göze geldik diye düşündüm. Ama herkes benimle aynı şeyi düşünüyordu. Herkes 'Atatürk'le göz göze geldim. diyordu. Sonra O'nu bir kez daha görebilmek için yine tribünün önünden geçtim. Ve yine göz gözeydik! Öyle korkmuştum ki bir an bana 'Sen ikinci defa geçiyorsun.' diyecek zannettim. Topuz, Atatürk olmasaydı neler olurdu? sorumuza da, tarihsel perspektiften bakarak son derece güzel ve anlamlı yanıtlar veriyor: Eğer Mustafa Kemal Çanakkale'de İngilizleri ve Anzak askerlerini denize dökmeseydi, Müttefikler Marmara'dan geçerek İstanbul'a gelecek ve oradan da Rusların yardımına koşarak Çarlığın yıkılmasına engel olacaklardı. Kuzeydoğu Anadolu, Rus askerlerinin işgaline uğrayacak; Kars, Ardahan, Artvin ve Erzurum Rusya'ya verilecekti. Mustafa Kemal 1919'da İstanbul'dan ayrılarak Millî Mücadele'yi başlatmasaydı, Vahdettin ve işbirlikçi İstanbul hükümeti, 10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Anlaşması'nın hükümleri gereğince Türkiye'nin yok olmasını kabul edecek ve ülke şu biçimde paylaşılacaktı: Osmanlı Devleti'nin Trakya'daki sınırı Büyükçekmece'ye kadar uzanan bir çizgiyle saptanacak ve o çizginin batısındaki bütün Trakya yani Edirne, Tekirdağ, Kırklareli Yunanistan'a verilecekti. Batı Anadolu'da İzmir yöresi, Tire, Akhisar, Ödemiş ve Bergama'yı içine alan bir bölge de Yunanistan'a bırakılacaktı. Doğuda Erzurum, Van, Bitlis ve Trabzon illerinin bulunduğu alanda bir Ermeni devleti kurulacaktı. Anlaşmanın yürürlüğe girmesini izleyen altı ay içinde, Ermenistan'ın güneyinde Kürtlerin sayıca üstün oldukları bölgeye özerklik verilecek ve sonra burada bir Kürt devleti kurulacaktı. Anadolu'nun güney bölgeleri, Antalya, Antep, Maraş, Urfa ve Mardin Fransa'ya bırakılacaktı. Türk ordusundaki asker sayısı elli bin yedi yüzü geçmeyecekti. İngiliz, Fransız, İtalyan ve Osmanlı temsilcilerinden oluşan bir komisyon Türkiye'nin servetlerine el koyacak ve bütçeyi denetleyecekti. İstanbul, Osmanlılara bırakılacak ama azınlıkların hakları gözetilmezse geri alınacaktı. Sevr Anlaşması'yla aynı gün Fransa, İtalya ve İngiltere arasında imzalanan üçlü sözleşmeye göre de Silifke, Ulukışla, Niğde, Aksaray, Akşehir, Tavşanlı, Afyon ve Balıkesir İtalyan nüfuz bölgesi olacak; Diyarbakır, Elazığ ve Sivas Fransızların egemenliğine verilecekti. Yani Türkiye topraklarının büyük bir bölümünü yitirecek, İstanbul'daki göstermelik, kukla bir hükümet de İngiltere, Fransa ve Yunanistan'dan gelecek bütün istekleri onaylamakla yetinecekti. Yani Mustafa Kemal Millî Mücadele'yi başlatmasaydı bugün Türkiye Orta Anadolu ve Batı Karadeniz bölgelerine sıkışmış ufak bir yeni sömürge devleti olacaktı. Atatürk ve arkadaşları Türkiye'nin bağımsızlığını korumasalardı, padişah işgalcilerin emri altında İstanbul'da yaşamını sürdürürdü. Halifelik de devam ederdi. Siyasal ve ekonomik bağımsızlık sağlanamazdı. Cumhuriyet kurulamazdı. Türkiye bir din devletine dönüşürdü. Aydınlanma devri başlatılamazdı. Eğitimde akılcılığın yeri olmazdı. Devrimlerin hiçbiri gerçekleşemezdi. Yani ne hukuk devrimi yapılabilirdi, ne yazı devrimi, ne dil devrimi, ne eğitim devrimi, ne kadın hakları. Endüstri gelişemez, demiryolları yapılamazdı. Sosyal reformlar gerçekleşemezdi. Atatürk tam zamanında ülkenin bütün devrimci potansiyelini kullanarak, ulusal ve ilerici kişileri çevresinde toplamasaydı, Millî Mücadele'yi kazanarak devrimleri yapmasaydı, Türkiye uygar Avrupa'da bugünkü yerini alamazdı. İyi ki gelmişsin Atatürk! Altemur-Güzide KILIÇ Ayşe CEBESOY SARIALP (Ali Fuat Cebesoy'un yeğeni) Tarihin başarılı sayfalarına adını yazdırmış ve daima yarının adamı olmuş, dünya tarafından 20. yüzyılın adamı seçilmiş Büyük Atatürk'e, biz Türk kadınları, her şeyin üstünde, kişiliğimizi borçluyuz. İsviçre gibi uygar bir ülke, kadın haklarını bizden seneler sonra vermiş. Bu yüce varlığı sadece belirli günlerde anmak kanımca bir klişe olmaktan öteye geçmemektedir. Kendisinin özellikle genç kuşaklarımıza icraatını, görüş ve düşüncelerini layıkıyla anlatmak en büyük ve kutsal görevimiz olmalıdır. Asrın adamı olarak kabul ve ilân edilen Büyük Atatürk için yabancı büyüklerin beyanları son derece ilgi çekici ve düşündürücüdür. Bunlardan bazılarını burada zikretmenin faydalı olacağı kanısındayım: Hukuk profesörü olan Maurice Duverger, Atatürk için, Bugün Kemalizm, Türk tarihinin hudutlarını aşmış ve uluslararası siyasi bir doktrin haline gelmiştir. O'nun insanlık ve özgürlükle ilgili yılmadan yaptığı öncülük, bugün üçüncü dünya ülkelerine rehber olmuştur. demiştir yılında Amerikan Başkanı Ronald Reagan, Büyük Atatürk için, Gerek savaş, gerekse barış zamanında Atatürk, büyük millî bir lider olduğunu kanıtlamıştır. Bugün bile vatandaşlarının kalbinde kutsal yerini muhafaza etmektedir. beyanında bulunmuştur. 1938'de Büyük Atatürk'ü kaybettiğimiz yıl, İngiltere Başbakanı Churchill, Gerek savaşlar, gerekse savaş sonrası dönemlerde Türkiye'nin gerçek kurtarıcısı Büyük Atatürk'ten başkası değildi. Kendisinin bu dünyayı terk etmesi sadece Türk halkı için değil, Avrupa halkı için de millî bir matem olmuştur. Vefatından sonra Türk halkının döktüğü gözyaşları, bu büyük sevginin ifadesidir. demişti. Bu büyük liderden Türkiye her zaman gurur duymalıdır. diyen Eleftherios Venizelos; 31 Ekim 1933 tarihinde şu beyanatta bulunmuştu: Bir milletin hayatında sık sık radikal değişikliklere tesadüf etmek mümkün değildir. Yurdu için reformlar yapan liderlere şüphesiz 'Büyük Adam' demek gerekir. İşte Türkiye böyle bir büyük adama sahip olduğu için gurur duymalıdır. Size hayran kalmayayım da kime hayran kalayım. sözlerini 1933 yılında söyleyen Fransa Başbakanı Edward Herriot, bakın Büyük Atatürk için ne demeçte bulunmuştu: Aziz Generalim. Size hayran kalmayayım da kime hayran kalayım. Fransa'da sizin yaptığınız gibi lâik bir Fransa Cumhuriyeti ve hükümeti kurdum. Fakat maalesef, Papa'nın Paris'teki temsilcisi Vatikan'a müracaat ederek lâik kelimesini kaldırttı ve sadece Fransa Cumhuriyeti ve Hükümeti olarak tescil ettirdi. Hâlbuki siz diğer taraftan halifeliği kaldırarak, gerçek bir lâik devlet kurdunuz. Önünüzdeki bütün fanatik engelleri yıkarak, vatandaşlarınızı yeni ve modern bir anlayışa yönlendirdiniz. Bundan ötürü modern Türkiye sizin dehanızın yüce bir anıtıdır. 11

8 BELGESEL Ata m z n Sevdi i fiark lar Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, Ata m z n en sevdi i flark lar bir CD de toplad ve müzikseverlerin be enisine sundu. CD de yer alan flark lar, Ata m z n meclisinde bulunan kiflilerin an lar n n yer ald belgelerden yararlan larak belirlendi. CD, fief Mustafa Erses yönetimindeki TRT Ankara, stanbul, zmir Radyolar TSM ses ve saz sanatç lar n n yorumlar yla haz rland. %20 indirimli olarak tüm TRT Marketlerde... CD Mustafa'yla başlayıp Atatürk'le biten bir rüya gibi O nun yaşamı. Belki 'mucize' daha uygun bir tanımlama. Çünkü bugün baktığımızda 'Bu kadar da olamaz!' diyorsunuz. Bir insanın -insan sözcüğünü özellikle vurguluyorum- 57 yıl gibi kısa bir yaşama sığdırdıklarını görünce, yönetmen olarak 'bir mucize'yi nasıl anlatırsınız diye paniklememek mümkün değil? Bu çok zor ve bir o kadar da sorumluluk isteyen bir durum. Zor yönlerinden biri de, bugüne kadar anlatılan 'Atatürk'ten farklı bir yaklaşımla, resmi tarihten mümkün olduğunca sıyrılma kaygısıydı. Nuran BAYER Mustafa yla bafllay p Atatürk le biten bir yaflam öyküsü Atatürk mucizesi (0312) / ankara istanbul izmir antalya mersin diyarbak r erzurum trabzon

9 BELGESEL Dolmabahçe Saray, belgeselin çekim mekânlar ndan sadece biriydi. Arzu BALKIZ Büyük Önderi konu alan bir belgesel program hazırlamak Öylesine büyük bir sorumluluk ve öylesine büyük bir gurur ki. 20 yıllık meslek hayatımda, onunla ilgili pek çok habere imza attım. Ama bunlar özel günler dolayısıyla hazırlanan geleneksel haberler ve Anıtkabir ziyaretleriydi genellikle. Elbette en özgün ve en iyi şekilde O'nu anlatma çabası içerisindeydim ama Ata'yı, 3-4 dakikalık bir habere sığdırmak da çok zordu. Sayfalar yetmezdi ki Atatürk'ü anlatmaya İşte haberdeki bu süre darlığı yüzünden, Acaba bir gün Ulu Önderi daha geniş anlatacağım bir belgesel program hazırlayabilir miyim? diye hep hayal ederdim. Benim bu hayalimi bir başka meslektaşım, program yapımcılarımızdan Nuran Bayer gerçekleştirdi. Gece-gündüz aralıksız çalışarak iki buçuk ay gibi çok kısa bir sürede programı hazırladı. Belgesel için yaptığı araştırmalar, çekimler sırasında konuştuğu insanlar öylesine etkiledi ki onu, çoğu zaman yaşadıklarını anlatırken, Atatürk'ü yeniden tanıdığına karar verdi, O'nun büyüklüğünün çok azının bilindiği kaygısına kapıldı. Hatta kimi röportajlarını anlatırken gözyaşlarına hâkim olamadı. İşte yapım aşamasını hep imrenerek takip ettiğimiz bu belgeselin içeriğini de sizlerle paylaşmak istedik. Büyük asker ve büyük devlet adamı Atatürk'ün insan yönüne ağırlık veren Mustafa Kemal'den Atatürk'e adlı belgeseli elbette büyük bir zevkle izleyeceğiz. Ama yapım detaylarını, programın hazırlanma sürecini de Nuran Bayer'den okuyalım istedik: Atatürk'ü anlatmak Pek çok kişi O'nu bir şekilde anlattı. Atatürk'ü bir belgesele sığdırabilmek de elbette ki çok zor. Ancak belli konulara öncelik tanıyarak bir bölümlük program hazırlayabilirsiniz. Peki, Nuran Bayer'in bu programdaki anlatım öncelikleri neler oldu? Mustafa'yla başlayıp Atatürk'le biten bir rüya gibi O nun yaşamı. Belki mucize daha uygun bir tanımlama. Çünkü bugün baktığımızda Bu kadar da olamaz! diyorsunuz. Bir insanın -insan sözcüğünü özellikle vurguluyorum- 57 yıl gibi kısa bir yaşama sığdırdıklarını görünce, yönetmen olarak bir mucize yi nasıl anlatırsınız diye paniklememek mümkün değil? Bu çok zor ve bir o kadar da sorumluluk isteyen bir durum. Ayrıca hazırlanmak için de çok az zamanım vardı. Kelimenin tam anlamıyla, gerçekten az zamanda çok iş başaran bir mucize insanın hayatını anlatırken, zaman darlığından yakınma lüksüm olabilir miydi? Zor yönlerinden biri de, bugüne kadar anlatılan Atatürk ten farklı bir yaklaşımla, resmi tarihten mümkün olduğunca sıyrılma kaygısıydı. O nedenle daha çok anılardan, mektuplardan, tanıklıklardan yola çıkarak oluşturduk metni. Belgemiz anılar ve tanıklıklar oldu. Bunun için de Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Kılıç Ali gibi en zor yıllarında yanında olmuş dostları ve silah arkadaşlarının tanıklıklarını, onların birinci derecedeki akrabalarından, kızı, oğlu ya da yeğeninden dinledim. Hayatının son beş yılını anlamlandıran, en yorgun ve en sağlıksız döneminde O nun için gerçek bir neşe kaynağı ve mutluluk olan Ülkü'nün tanıklığı ise sanıyorum belgeselin kalbi olacak... Bunu, belgeseli yüreğiyle izleyen herkes görecektir. Belgeseli hazırlama aşamasında hep Çok yazık. O nu ne kadar az tanıyor muşuz! diyordunuz. Bu yeniden tanıma yı biraz anlatabilir misiniz? Çok sayıda kitap karıştırıp, çoğunu okuma şansım oldu. Şans diyorum çünkü bildiğimi sandığım Atatürk'ü, bugüne kadar daha çok resmi tarihin bellettiği ve bir anlamda klişeleştirilmiş yönleriyle tanıdığımı gördüm. Bir geometri kitabı bile yazdığını bugüne kadar bilmediğim için kendimden utandım. İnsan aklının alamayacağı kadar çok kitap okuduğunu biliyordum ama okuduğu kitaplarda sadece altını çizdiği ya da yanına not düştüğü bölümlerin toplandığı 24 ciltlik bir çalışmayı ve rakamın 200 bin gibi bir sayfaya ulaştığını görünce, muhteşem bir dehanın bugüne kadar bizlere tam anlamıyla öğretilmediğini görüp hüzünlendim. Ama bir şeyin sebebini de çok iyi anladım: Atatürk'ün bütün yabancı bilim insanları, devlet yöneticileri, filozofları tarafından yüzyılın lideri olarak nitelendirilip de ülkemizde hâlâ Demokrat mıydı, değil miydi? Devrimleri bu kadar hızlı yapmalı mıydı yapmamalı mıydı? tartışmalarının yapılmasını. Çünkü yabancılar onu okuyarak ve dünya tarihini bilerek değerlendirmişlerdi. Biz ise ne yazık ki okumayan bir toplumuz. Keşke Atatürk'ün hayatı boyunca okuduğu kitaplardan bir seçme yapılarak tercüme edilip basımı yapılabilse. Herkes önce onları okumalı ki, bir cumhuriyet kelimesi ve anlamı için bile ne kadar çok kaynaktan yararlandığını ve ne kadar çok düşünüp karar verdiğini görebilsin Belgeselin çekimleri için hangi mekânlar tercih edildi? İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı, Florya Deniz Köşkü ile Avcılar Belediyesi'nin birebir kopyasını gerçekleştirdiği Selanik Atatürk Evi'nde çekim yaptık. Bu mekânlarda ayrıca çok detaylı olmayan küçük canlandırmalara da yer verdik. Ankara'da ise Gar'daki şimdi müze olan Direksiyon Binası'nda, Anıtkabir'de ve Çankaya Müze Köşk'te çekimler yaptık. Bu çekimlerin hepsini bir hafta gibi kısa bir zamanda tamamladık. Bu belgeselde görüntü olarak ilk kez yer alacak iki obje var. Biri İstanbul Harbiye Müzesi'nin kullanmama izin verdikleri ve yeni bulunan, Mustafa Kemal'in okuldaki en eski fotoğrafı, diğeri de Dolmabahçe Atatürk Odası'ndaki yatağının meşhur mavi yorganı. Gazi Üniversitesi öğretim üyelerinden udi Gülçin Yahya'nın katkılarıyla bir de küçük bir Fikriye canlandırması yaptık. Diğer canlandırmaları ise oyuncu Yavuz Hekim'in katkısıyla gerçekleştirebildik. Özellikle Dolmabahçe ve Florya çekimleri için Millî Saraylar Dairesi Başkanlığı çalışanlarının, Avcılar Belediyesi'nin ve Harbiye Müzesi'nin katkıları ve anlayışları çalışmalarımızı rahatlattı. Bir enkazdan Cumhuriyet yaratan kaç lider vardır? Konu Atatürk olunca, metin yazarı Alican Özinanır'ın da söyleyecekleri vardı: Atatürk'ü unuttuk galiba biz! Benim çocukluğumda bırakın bizi, Afrika'daki yerliler, kutuplardaki Eskimolar, Yeni Zelandalılar bile Atatürk'ü bilirlerdi. Adına okullar, parklar, caddeler kurarlardı. Mazlum milletlerin önderiydi. Bu unutulmuşluk içerisinde çıktık yola. Tek bölümlük bir belgesele Atatürk gibi bir insanı sığdırmak öyle zor ki! Dünya'da kaç lider vardır ki, geleceği görecek, ihtimalleri hesaplayacak, kendi muhakeme gücünü kullanacak ve enkazdan bir cumhuriyet yaratacak. Bir cihan imparatorluğu çöküyor. Sonra bir öncü çıkıyor ortaya: Mustafa Kemal. Çevresinde ise kayıtsız şartsız onun büyüklüğünü kabul etmiş, Osmanlı'nın en büyük komutanları. Hatta kendisini yetiştiren öğretmen komutanlar bile emri altına girmiş. Bir ulus fikri oluşturulmuş, savaşılıyor. Her şey ama her şey hataya asla pay bırakılmadan hesaplanıyor. Çünkü yeniden bir vatan kuruluyor. Mustafa Kemal, 'Beyler bugün Cumhuriyet ilan ediyoruz!' diye kürsüye çıktığı zaman, Meclis'te bile 'Cumhuriyet ne ki?' diye soran milletvekilleri o kadar çok ki! Bütün bu ince hesapları yapan etten kemikten, duygudan oluşan bir insan Düşündük ki herkes biliyor, yaptıklarını. O da sizin, bizim gibi birisi. Tek farkı ve en önemli farkı dâhi olması Ama duyguları hepimiz gibi. Dâhilerin duyguları da normal insanlar gibidir. İşte belgesel metnini hazırlarken, Nuran'ın hep özellikle vurgulamak istediği Atatürk'ün insan yönüne özellikle ağırlık verdik. Mustafa Kemal'den Atatürk'e adlı belgesel, Ulu Önder'in ölüm yıldönümü olan 10 Kasım'da TRT ekranlarında olacak. Bir cihan imparatorluğu çöküyor. Sonra bir öncü çıkıyor ortaya: Mustafa Kemal. Osmanlı'nın en büyük komutanları, hatta kendisini yetiştiren öğretmen komutanlar bile emri altına girmiş. Bir ulus fikri oluşturulmuş, savaşılıyor. Her şey ama her şey hataya asla pay bırakılmadan hesaplanıyor. Çünkü yeniden bir vatan kuruluyor. Alican ÖZINANIR Alican ÖZ NANIR ve Nuran BAYER 14

10 BELGESEL Dergimizin arma an : Son Balo, Vals & Zeybek Ata n n ölümle dans Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünden 8 ay önce, Bursa'yı son ziyaretinde onuruna düzenlenen baloda, valsi yarıda keserek, zeybek oynamasını anlatan "Son Balo, Vals&Zeybek" adlı kısa film, TRT Radyo Televizyon Dergisi'nin bu ay okurlarına armağanı. Güven AKSU 2 Şubat Bursa Belediyesi onuruna bir balo düzenliyor. Ama doktorları, O'nun geceye katılmasına karşı. O ise bu baloya gitmeye kesinlikle kararlı. Bağımsızlık yolunda tüm engelleri tek tek ortadan kaldırmış bir lidere hastalık mı mani olacak! Gecenin karanlığında yağmurun ıslattığı caddelerden geçen otomobil, nezih bir topluluğun dinlediği müziğe doğru ilerliyor. Birbirinden şık kıyafetler içinde kadınlı erkekli bir grup, Ata'sını bekliyor. Ve nihayet yedi cihana meydan okuyan o lider, arabasından iniyor. O nu karşılayanları selamlıyor ve balo salonuna geçiliyor. Müzik kulakları okşuyor, sohbet koyulaşıyor... Ata'nın mutluluğu her halinden belli oluyor. Ve artık müziğin çağrısına dayanamıyor, yerinden kalkıyor. Savaş meydanlarının mavi gözlü kartalı, şık davetlerin gıpta edilen centilmeni tüm gözleri üzerinde toplayarak vals yapıyor. Herkes O nun dansını izlemeyi, dans etmeye tercih ediyor. Böylesine güzel bir geceyi daha da güzelleştirecek an geliyor; Ata, orkestra şefi Azerbaycanlı Mehmet'e yüksek sesle "Zeybek!" diyor. Ve bir kahramanlık ayini başlıyor. Atatürk, modern dünyanın dansı valsden sonra "Bizim de mükemmel bir dansımız var." dediği; cesaret, güç, gurur ve uyumun simgesi olan zeybek oynuyor. O'na göre "Zeybek, Batının valsi gibi her zaman kadınlarla oynanabilecek bizim salon dansımız"dı. O, efeler gibi savaşırcasına, adeta hastalığına meydan okurcasına oynarken doktorunun endişesi ise gittikçe artmaktaydı. Bu, onun oynadığı son zeybekti. Paşa, zeybek oynamamış, kahramanların oyunuyla, yeni bir kahramanlık destanı yazmıştı. Yarım saattir salonun ortasında güreşen pehlivanları izlerken ise kim bilir hangi zaferlerini düşünmüştü! Zaman ilerlemiş, gece sabaha kavuşmak için acele etmiş, saat dördü geçmişti. Teşekkür konuşmasının ardından izin istedi. Salondan çıktı. O kadar keyifliydi ki hızını alamadı yürümeye başladı. Belki de yağmurun o minicik ıslak busesiyle, zafer meydanlarından, devrim coşkusundan, başarıdan başarıya koşan geçmişten, duygu dolu anılardan o geceye döndü ve birden durdu. "Fakat bizim bir arabamız olacaktı! Yayan mı gideceğiz yoksa!" dedi. Takibe başlayan otomobil durunca hemen içine girdi. Yaverine "Ne güzel bir geceydi." dedi. Ne yazık ki, bu güzel gece, O nun katıldığı son baloydu. "Bizim de mükemmel bir dansımız var." Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünden 8 ay önce, Bursa'yı son ziyaretinde onuruna düzenlenen baloda, valsi yarıda keserek, zeybek oynamasını anlatan "Son Balo, Vals&Zeybek" adlı bu kısa film, TRT Radyo Televizyon Dergisi'nin Kasım ayında okurlarına armağanı. Biray Dalkıran'ın yönettiği ve Ömer Lütfü Mete'nin senaryosunu yazdığı 8 dakikalık kısa filmde Mustafa Kemal'i Sümer Ezgü canlandırdı. Ezgü, yapımın aynı zamanda müzik yönetmenliğini ve supervisorlüğünü üstlendi ve "Sarı Zeybek" türküsünü yorumladı. Ana sponsorluğunu ve ev sahipliğini Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin üstlendiği, Halk Bankası Birlik Hayat ve Birlik Sigorta'nın desteklediği yapım, 81 ilin temsilcileri Türkiye Sivil Toplum Kuruluşları Platformu öncülüğünde gerçekleştirildi. Arif Ekşi ile Yasemin Nak ın yapımcı olarak imza attığı filmde kullanılan, 1938 yılında baloda giyilen orijinal kıyafetler Bursa Osman Gazi Kız Olgunlaşma Enstitüsü tarafından hazırlandı. 8 dakikalık kısa filmin altına yapımcı olarak imza atan Yasemin Nak böyle bir belgeseli hazırlama amaçlarını şu sözlerle ifade ediyor: "Bu proje önemliydi, çünkü Atatürk'ün törensel kalıpların dışına çıkartılarak hayatın içinde bir lider olarak tanıtılması gerekiyordu. Türkiye'nin kurtuluş mücadelesinin büyük önderi olan Atatürk, cumhuriyeti kurarak modern bir Türkiye inşa etti. Koyduğu ilkelerin üzerine inşa ettiği bu genç cumhuriyeti yeni hedeflere yöneltti ve modern dünya ile buluşturdu. Bir taraftan muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma hedefini yeni Türkiye'nin önüne koyarken, aynı zamanda kendi kültürel değerlerimize bağlı kalmanın faziletine işaret etti. 'Son Balo, Vals&Zeybek' belgeseli, bir ayağı kendi kültürel köklerimizde, bir ayağı evrensel değerlere basan Atatürk'ün modern cumhuriyet rüyasını günümüze taşıyan önemli bir belgeseldir. Atatürk'ün 1938 yılında vefatından sekiz ay önce Bursa'da yaktığı bu ışık, günümüz Türkiye'sinde yaşanan kimlik savrulmalarından kurtuluşun da ışığı olacaktır. 17

11 D Z Millî Mücadele nin isimsiz kahramanlar gün yüzüne ç k yor Eflk yal ktan, vatan mücadelesine... Arzu BALKIZ Emiroğullarından Recep, 1862 yılında Rize'nin Portakallık Mahallesi'nde dünyaya gelir. Aşırı yaramaz ve söz dinlemez olduğu için annesi onu İpsiz olarak çağırır. Rusya'dan Osmanlı topraklarına tuz, un, şeker hatta insan kaçakçılığı yapar. Batum'dan aldığı insanları teknesiyle kaçak olarak Osmanlı topraklarına sokar. Ancak bu kaçakların hepsinin amacı bir değildir. Padişaha suikasta giden komitacı Ermenileri teknesiyle gizlice İstanbul'a taşıdığı gün, yaptığı işin tehlikesini ve ciddiyetini de anlar. İşte o gün kafasında şimşekler çakar ve Ben ne yapıyorum? der. Teknesinin gizli yolcularını hemen Karadeniz'in ortasında denize döker. Sadece bu örnek bile, onun vatan sevgisi kadar acımasızlığını da ortaya koyar. 1914'e kadar İpsiz Recep gerçekten bir eşkıya olarak yaşamını sürdürür. Rize, Rus baskınına uğrayınca İpsiz tutuklanır ve Sibirya'ya gönderilir. Buradan kaçarak Rize'ye yeniden ulaşmayı başaran İpsiz Recep, yavaş yavaş farklı bir insan olmaya da başlar yılından itibaren, onu artık işgal altındaki vatanı esaretten kurtarmak için düşmana karşı mücadele veren Kuvayı Milliyecilerin yanında görürüz. Kuvayı Milliye üyelerinin kendisine verdiği görevleri en iyi şekilde yerine getirir. İsmi duyulmaya başladıkça etrafındaki insanlar da artar. İlk başta 12 olan sayı 2 bine yaklaşır. Önceleri azınlık çeteleriyle birebir mücadele eden İpsiz Recep ve arkadaşları balıkçı tekneleriyle İstanbul'dan Anadolu'ya silah ve asker taşır. Bir Fransız gemisini çevirip, Karasu Bucak Müdürü'ne teslim edince ünü iyice yayılır. Yunan Kuvvetleri'nin Karasu'ya girmesine mani olan, bozguna uğrayan düşmanı takip etmek amacıyla Geyve Boğazı, Bilecik, Eskişehir milis kuvvetlerine katılıp yardım eden İpsiz Recep'e, gösterdiği başarılardan dolayı milis yüzbaşı rütbesi verilir. Sakarya Kumandanı diye de adlandırılan İpsiz Recep, Kurtuluş Savaşı'nın ardından çete üyelerini dağıtarak Akçakoca'nın Karasu beldesine yerleşir. Ulu Önder Atatürk, Emice diye hitap ettiği İpsiz'e, Bir daha harp olursa ne kadar kuvvetle gelirsin? diye sorar. Recep Reis, Adamlarım dağıldı. Yanımda bir yeğenim var. Ne zaman emredersen atımı ve silahımı alır gelirim. der. Atatürk, Recep Reis'e, aylık 250 bin lira maaş bağlatır, Karasu Beldesinde arazi verir. İpsiz, maaşının 200 bin lirasını Tayyare Vakfı'na bağışlar, arazilerini köylülere dağıtır, Karasu'da küçük evinin yine küçük bahçesinde, tüfeğini duvara asıp, mütevazı bir yaşam sürer. Savaşın ardından, yeni kurulan devlette, siyasete atılıp atılmayacağı yolundaki soruları da Biz işimizi tamamladık. Savaşta dik duran başımızı siyasette eğmeyiz. Tilkinin bu pazarda işi yoktur. diye yanıtlar yılında yakalandığı tifo hastalığından kurtulamayarak yaşama veda eder. Millî Mücadelemizin, binlerce kahramanından sadece biri olan İpsiz Recep'in, eşkıyalıktan halk kahramanlığına uzanan ilginç öyküsü günümüze TRT aracılığıyla taşınıyor. Kurtuluş, Cumhuriyet gibi dev yapımlarla, Millî Mücadelemizin en güzel örneklerini günümüze taşıyan TRT, bu kez İpsiz Recep'in yaşamından belli bir kesitle bizleri yıllarına götürüyor. Tarihimizin sayfalarına ışık tutacak önemli bir belge niteliğini taşıyan bu dizide, bir imparatorluğun çöküşü, işgal altında yaşam mücadelesi ve esaretten kurtulma çabaları kadar, vatanı parçalamak isteyen dış güçlerin ve onların içerideki Millî Mücadelemizin binlerce kahramanından sadece biri olan İpsiz Recep'in, eşkıyalıktan halk kahramanlığına uzanan ilginç öyküsü, günümüze TRT aracılığıyla taşınıyor. Kurtuluş, Cumhuriyet gibi dev yapımlarla, Millî Mücadelemizin en güzel örneklerini günümüze taşıyan TRT, bu kez İpsiz Recep'in yaşamından belli bir kesitle bizleri yıllarına götürüyor. Burcu KARA 19

12 D Z Erhan BAYT MUR Murat ÖZALP Celil YA IZ (sol baflta) ve rol arkadafllar 20 işbirlikçilerinin oyunları anlatılıyor; birlik, beraberlik ve can pahasına savunulan vatan sevgisiyle gelen bağımsızlığın önemine vurgu yapılıyor. Yapımcılığını Murat Arslaner'in üstlendiği dizide, yönetmen Erhan Baytimur aynı zamanda Ayça Öksüm ile birlikte senaryoyu da yazıyor. Kadir İnanır, Burcu Kara, Hakan Ural, Nihat Nikerel'in başlıca rolleri üstlendiği dizi, İstanbul Samandıra'da çok geniş bir alana kurulu platoda çekiliyor. Beykoz'daki pek çok köy ve senaryoya uygun mekânlarda da çekimi gerçekleştirilen dizi için yine oldukça büyük bir set de Düzce'de oluşturuldu. Erhan BAYTİMUR (Yönetmen) İpsiz Recep'in hayat hikâyesinden yola çıkarak Kuvayı Milliye'nin oluşumunu, insanların Kurtuluş Savaşı sırasındaki fedakârlıklarını, çektikleri zorlukları anlatıyoruz. Daha çok da halkın mücadelesini ele alıyoruz. İpsiz Recep, yaşadıklarıyla, yaptıklarıyla, konuştuklarıyla çok ilginç ve farklı bir kişilik. Onu, gaddarlığı kadar korkusuz kişiliğiyle, cesaretli duruşuyla, duygusallığıyla da anlatıyoruz. Seyirci, diyaloglarla İpsiz'in geçmişte kalan eşkıyalığından da haberdar oluyor. O dönemde o kadar ilginç, o kadar farklı olaylar yaşanmış ki, detaylara indiğinizde Kurtuluş Savaşı'nı insanların bir araya gelmesiyle kazandık, düşmanları temizledik lafı sığ kalıyor. İki kişi İpsiz'e 30 tane silah verebilmek için 180 mil kürek çekerek sandalla Karadeniz'i geçiyor. Kurmaca hikâyelerimizle de o dönem yaşananları destekliyoruz. İpsiz Recep'in karşısında, azınlık çeteleri var. Bu çetelerin zulümleri kadar, o dönem bizim yanımızda olan azınlıkların dostluğunu da anlatıyoruz. Dizimiz birlik ve beraberliği, değerlerimizin önemini de vurguluyor. Bu değerlerin içerisinde vatan sevgisi, din sevgisi, aile yapısı ve sağlam ilişkiler var. O zaman yaşanan aşkların saflığını, insanların olanaksızlıklar içerisinde birbirlerine nasıl tutunup, nasıl tek yürek olduklarını gösterecek bu dizi aslında. O anlamda çok keyifli bir yapıma imza atıyoruz. Bir de İpsiz Recep'in eşkıya, bozguncu olduğunu söyleyenlere cevabım var: Tamam, geçmişte kaçakçılık yapmış ama Kurtuluş Savaşı'nda gerçekten önemli mücadeleler vermiş. Bence onu bir halk kahramanı olarak görmek en doğrusu. Murat ÖZALP (Genel Koordinatör) Yaklaşık bir buçuk senelik çok sağlam hazırlıkların ardından çekim kararı alındı. İlk aşamada 35 kişilik bir kadroyla çalıştık. Yaklaşık 5 bin metrekarelik bir alana o dönemi yansıtan bir plato kurduk. 2 ay önce de Düzce'de yine aynı büyüklükte bir plato oluşturmaya başladık. Bunu Düzce Belediyesi'nin katkılarıyla gerçekleştiriyoruz. Kostümden dekora kadar her anlamda 'leri günümüze taşıyoruz. Yapılan kostümler o dönemi yansıtıyor. Mobilyaları, aksesuarları eskicilerden toparladık. 50 kişilik teknik ekip ve 50'ye yakın oyuncu kadrosuyla yine her bölümde yüzlerce figürasyonla çekimleri gerçekleştiriyoruz. Genelde Samandıra'da oluyor çekimlerimiz. Ayrıca Beykoz'a bağlı birçok köyü de sahnelere göre kullanıyoruz. Düzce'deki çekimlerimize de en kısa sürede başlayacağız. Burcu KARA (Ayşe) Ben dizide Ayşe karakterini oynuyorum. O dönem herkes birbirine çok bağlı, çok düşkün. Birlik, beraberlik duygusu zirvede. Sıcacık ilişkiler var. Kahveci Hasan'ın üç kızından en büyüğü Ayşe rolündeyim. İpsiz Recep'in çete üyelerinden Aynalı Ahmet'i seviyorum. İpsiz Recep benim için çok özel bir dizi. Çünkü Millî Mücadele dönemini anlatan öykülerle, yazılarla büyüdük. Böyle bir yapımın içinde yer almak da benim için çok hoş oldu. TRT olması bir kere çok önemli. TRT'yle büyüdük. O yüzden çok anlamlı benim için. TRT'de olması dolayısıyla çok daha prestijli bir iş olduğunu düşünüyorum. Dizide oynayacağımı annemle babamla paylaştığımda çok heyecanlandılar. Seni o ortamda, o kıyafetlerle görmeyi çok isteriz. dediler. En başta egomu tatmin eden bir şey, o dönemde yaşamayı çok isterdim çünkü. Hayal de olsa, sanal da olsa bu proje sayesinde o dönemde yaşadığım için çok mutluyum. Kadir İnanır ile aynı seti paylaşmak ise bir ayrıcalık. O, gerçekten bir okul. Benim yaşımdan çok daha fazla, düşünün 40 yıllık bir oyuncu. Onun gözlerine bakmak bile farklı. Göz göze olduğun anda insan garip oluyor. Etkilenmemek mümkün değil tabii. Bunlar çok büyük ustalar. Benim için de çok büyük bir şans onunla beraber oynamak. Nihat NİKEREL (Kahveci Hasan) Savaşsız sabahlara gülümseyerek uyanabilme dileğiyle savaşan insanlar. İşte benim için İpsiz Recep dizisinin özeti bu. Dizide üç kızı olan Kahveci Hasan'ı canlandırıyorum. İpsiz ve arkadaşları onun kahvesinde buluşuyor, irtibatlar burada yapılıyor. Bu arada azınlık çetelerinin çevremdeki saldırıları artıyor, ailemin bir kısmı ve tanıdığım pek çok insan öldürülüyor. Artık bu böyle olmayacak deyip, kızımla birlikte İpsiz Recep'e dâhil oluyorum. Hem geçmişin acılarını bir parça hafifletmek hem de gelecekte olacak muhtemel baskınları önlemek için can siperane bir savaşın içerisine gireceğim. Dizinin hayata geçme noktası beni çok heyecanlandırdı. Çünkü onlarca iş yapılıyor, ancak tarihi geçmişe çok az dokunuluyor ne yazık ki. TRT bunu zaman zaman yapmıştı. Kuruluş, Kurtuluş, Kemal'in Askerleri, Esir Şehrin İnsanları gibi Ve ben bunlarda oynama şansını yakalamış, çok da mutlu olmuştum. Tarihsel bir gerçeğin altını çizme noktasında İpsiz Recep asla inkâr edilmemesi, yok sayılmaması ve es geçilmemesi gereken bir kahramandı bana göre. Daha başkaları da var şüphesiz. Sinemamızın gerçekten önemli büyük ustalarından biri ki bence ruhsal yapısının da İpsiz Recep'e çok uygun olduğunu müşahede ettiğim Kadir İnanır kadar diğer oyuncu arkadaşlarımız ile yönetmenimiz, yapımcımız herkes diziye gönüllerini, inançlarını katıyor. O günkü hayata bugün can vermek, kan vermek noktasında, duygu olarak da kendilerini oraya taşımışlar. Bunlardan bir tanesi de benim. Bu heyecanı yaşıyoruz. Bu insanlar, ülkenin kurtuluşuna hangi ölçekte, nasıl katıldılar, onları anlamaya, anlatmaya; bağımsız bir Cumhuriyete giden yolda, ne tür sıkıntı ve sancıların yaşandığına tanıklık etmeye çalışıyoruz. TRT'yi de bu anlamda bu açılımından dolayı kutlamak gerekir. Herkesin yüreğiyle, emeğinin bütünleştiği bu noktada ortaya özgün, güzel ve yıllarca üzerinde düşünülebilecek, konuşulabilecek, tarihsel belge niteliğini taşıyabilecek bir oyun çıktı. Celil YAĞIZ (Ali Kaptan) Dizide, İpsiz'in sağ kollarından çete üyesi Ali Kaptan rolündeyim. Ben oyunculuğun yanı sıra Düzce Belediyesi Sanat ve Bilim Akademisi'nin Sanat Yönetmenliğini üstleniyorum. Düzce Belediyesi bölgede yaşamış olan İpsiz Recep ile ilgili bir film yapmak için araştırmalara başlamıştı. İpsiz, yöreye ait meşhur bir kahraman. Rizeli ama Şile'den tutun da Karasu, Adapazarı, Hendek, Düzce arasında yaşamış. Halen Akçakoca'nın Karasu Beldesi'nde evi, yurdu var. Onun tayfalarının torunları orada yaşıyor. Ben de Düzceli olarak onun yaşamından bölümlerin aktarıldığı bu dizide oynamaktan gurur duyuyorum. Dizinin Düzce ayağı da var. Düzce'nin eski mimarisini yansıtan bir kent, bir meydan kurduk. Orada çekime devam edeceğiz. Nihat N KEREL Hakan URAL (Aynalı Ahmet) İpsiz Recep, ülkenin o günkü durumunun, insanların ruh halinin ne olduğunun, mücadelenin nasıl verildiğinin örneği. Kadir İnanır'ı da o role şahsen çok yakıştırdım. İpsiz Recep'in sağ kollarından biri olan Aynalı Ahmet'i oynuyorum. İçine kapanık ama bu mücadele esnasında bile karşı cinse gönlünü kaptırabilecek kadar da duygusal bir karakterim. Geçmişte insanların ne duygularla, ne şartlarda olaylara nasıl baktığının da bir örneği olarak görüyorum ben bu diziyi. Bugüne baktığımızda, artık her türlü kavramın içi boşaltılmış durumda. O zaman öyle değilmiş. Sevgi varmış, hayattan insanların keyif alması varmış. O mücadeleleri vermelerini gerektiren nedenler varmış. Maalesef bugün bir insan kendini sorguladığı zaman her anlamda yüzlerce soru işaretiyle karşılaşıyor. O anlamda da bir takım mesajları var İpsiz Recep'in. 21

13 SÖYLEfi Arzu BALKIZ 1949 yılının bir yaz ayında, Fatsa'da ailesinin 14. ve son çocuğu olarak dünyaya geldi. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldu. Hiç hesapta yokken bir arkadaşının gönderdiği fotoğrafı sayesinde kendisini önce fotoromanlarda, sonra da sinemanın tam içinde buldu. 1968'de Yedi Adım Sonra filmiyle sinemaya adım attı. Her zaman sosyal konuları içeren filmlerde rol aldı. Sert bakışları, çatık kaşlarıyla öfkelendiğinde bile insanlara kendisini hayran bırakacak türden büyüleyici özelliğe her daim sahip oldu. Yaşam tarzı kimi zaman Kadirizm tanımlamasına yol açtı. 180'in üzerinde filme ve çok sayıda televizyon dizisine imza attı. 5. Adana Altın Koza Film Şenliği nde Utanç (1973), 23. Antalya Film Şenliği nde Yılanların Öcü (1985), 3. Ankara Film Şenliği nde Med Cezir Manzaraları (1990) adlı filmlerde En İyi Erkek Oyuncu ödüllerinin sahibi oldu. Dönüş, Ezo Gelin, Bodrum Hâkimi, Selvi Boylum Al Yazmalım, Bir Yudum Sevgi, Yılanların Öcü, Katırcılar, Med Cezir Manzaraları, Tatar Ramazan, Gönderilmemiş Mektuplar gibi pek çok başarılı filmin unutulmaz oyuncusu olarak sinema tarihimizdeki yerini aldı. Son yıllarda televizyon dizilerinde de sık sık rastladığımız Kadir İnanır, hep 40 yıldır oynamayı hayal ettiği İpsiz Recep ine 40. sanat yılında, TRT ekranları aracılığıyla kavuştu. Sinemamızın duayen oyuncularından Kadir İnanır ile sohbet etme mutluluğuna, Beykoz'a bağlı Hüseyinli Köyü'nde İpsiz Recep in setinde eriştim. Usta oyuncunun o günkü rolü azınlık çetesi liderinin lokantasında bulaşıkçılık yapmaktı. Mütevazılığı kadar duruşu, sevecenliği ve toplumsal sorunlara bakış açısıyla gördük ki Kadir İnanır'ın her daim dorukta ve bu kadar kalıcı olmasında, oyunculuğu kadar kişiliğinin de payı büyüktü. İşte yılların eskitemediği, sert, hırçın ama bir o kadar da buğulu bakışların altında, bir buçuk saat süren sohbetimizden, dergimizin sayfalarına yansıyanlar: Sohbetimize İpsiz Recep ile başlayalım. Onun hayatında ilginizi en çok neler çekti? Doğduğu yer olan Rize'den başlayıp, ticaret yaptığı Batum'a kadar yaşadığı her şey tam bir sinema filmi. Ayrıca bilinçsiz bir adamın, emperyalist güçler tarafından işgal edilmiş ülkesinin acılarına nasıl ortak olduğunun en güzel örneğini de gösteriyor bu yaşam öyküsü. İşgalin sona erdirilmesi için Kuvayı Milliyeciler tarafından bilinçlendiriliyor; tabii ruhunda da var ki onu harekete geçiriyor. 40 yıldır İpsiz Recep'i bekliyordum. diyorsunuz. Nedir İpsiz Recep'e sizi bu kadar yakınlaştıran? Hemşeri olmanın verdiği bir yakınlık mı? Tabii ki bunda Karadenizli oluşumun, benim o bölgeyi, bölge insanını iyi tanıyışımın, karakter yapısının, olaylara karşı tepkisinin ve bütün özelliklerini çok iyi bilmemin etkisi var. Ben bunu sinema filmi olarak düşünüyordum hep. Amerikalılar, Vietnam Savaşıyla ilgili bin tane film yapmışlar. Hâlbuki Kurtuluş Savaşı'nın her saniyesi bir film, bir destan. Tarihsel bilincini giderek unutmaya başlayan, çeşitli dayatmalarla kültürel değerleri yok edilmeye çalışılan insanlarımıza, özellikle gençlerimize bu cennet vatanın nasıl kurtarıldığını iyice anlatmalıyız. Bunu da o günkü kahramanların öykülerini içeren filmler çekerek yapmalıyız. Onun için bir başka güzel bakıyorum bu projeye. Aktörlükten öte tarihsel ve sosyolojik sorumluluk taşıdığımın bilinciyle çalışıyorum. Günümüzde ülke sorunlarına yönelik bir duyarsızlık görüyorum insanlarımızda. Bu duyarsızlığa son vermek için bu 40 y ll k hayali, 40. sanat y l nda gerçekleflti Kadirizm in doru unda bir psiz Recep Elimde 11 senaryo var, çekime hazır. Beni ilgilendirmiyor sinemanın durgunluğu. İstesem senede yine 3-4 film çekerim. 40 yıldır sinemadayım. Bu mesleğin en zor filmlerini yaptım ben. Hiç ara vermedim. Tam yoruluyorum, bitiriyorum, biraz dinleneyim derken gene aralara birileri giriyor ve asla durma, dinlenme şansını yakalayamıyorum. Kadir İNANIR

14 SÖYLEfi Gönderilmemifl Mektuplar Kat rc lar Her gittiğim yerde müthiş saygı, sevgi ve hürmet görüyorum. Hem sanatçı olarak, hem insan olarak. Onun tadı hiçbir şeyle değiştirilemez. Ama şu bir gerçek ki bir birey olarak 'Ben de şu özgürlüğü yaşıyorum, hayatı böyle yaşamak istiyorum.' diye bir soru aklımın ucundan bile geçemez. Çünkü benim hayatımı hayranlarım belirliyor. Bu da bir ömrün karşılığı. tür yapımların çoğalması lazım. Bunu da özellikle de Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yapması gerekiyor. Bir filmin etkileme gücü atom bombasından fazla. Gece Yarısı Ekspresi diye bir film çektiler. Hâlâ üstümüzden atamadık. Bu ülkenin tanıtımıyla ilgili fonları sinemaya aktarmak, güzel filmler çekip, bütün dünyaya göstermek gerek. Bu teknoloji de, sinema salonu da var. Bir tek para yok. Anladığımız kadar İpsiz Recep sizin kahramanlarınızdan biri. Başka kahramanlarınız var mı diye sorsak, kimlerin isimlerini sıralarsınız? Topal Osman var. Atatürk'ün muhafız ordusunu kurmuş, o zor günlerinde sürekli onu korumaya çalışmış. Çakırcalı Mehmet Efe var. Elbette daha da çoğaltılabilir. Sizin gözünüzden dinleyelim bir de İpsiz Recep i... Bize onu nasıl tanımlarsınız? Çok gelgitleri olan, önceleri bilinçsiz ama sonra vatan duygusu giderek çok yükselen; kararlı, korkusuz, acımasız bir adam... Biz onun biraz da iyi yönünü işlemeye çalışıyoruz. Aynı zamanda Ermeni, Rum arkadaşları da var. Tarihin geride kalmış kavgalarını tabii ki unutmuyoruz. Ancak günümüzde artık anlaşmalar, yakınlaşmalar var. Hikâyemizde, işgal günlerinde, öz kardeşi gibi yaşadığı halka, zalimce baskılarda bulunan, gayri Müslim çetelerden bahsederken, onlara karşı duran aynı gruptan insanların da varlığını gösteriyoruz. Yoksa tamamen hamasi duygularla, ırkçı bir yaklaşımla dizi yapmıyoruz. El bebek gül bebek büyüdü Biraz da sizden söz edelim okuyucularımıza. Biyografinizde, çok kalabalık bir ailede doğduğunuz yazıyor Biz 14 kardeşiz. En küçüğü benim. Şu anda 128 yeğenim var. Onların 2. jenerasyonları başladı. 3'ncü de başlamak üzere. Babam Sürmeneli. Beni Fatsa'da kazanmış. Kalabalık bir ailenin son çocuğu olarak, el bebek gül bebek büyümek Herkesin sahip çıktığı bir çocuktum. Yani bizim ailemiz kendi kendine yeten, fazla fukaralık çekmemiş ama öyle çok parlak ekonomik düzeyde de yaşamayan bir aileydi. Değerlerimize saygılı, normal bir Anadolu ailesiyiz, toprak insanlarıyız. Zaman zaman değerlerimizi yitirdiğimiz gibi bir kaygıya kapılıyor musunuz? Bir ülkeyi topla-tüfekle işgal edersiniz. Ettiler işte Kurtuluş Savaşı döneminde. Ne oldu? Verirsin mücadeleni, kurtulursun. Canını, malını yok edersin, şehitler verirsin, kayıplar verirsin, o vatanı kurtarabilirsin. Ama kültürel değerlerini yok ettikleri zaman artık savaş bitmiş demektir. En tehlikelisi budur. Halk eğitimsiz ve cahil bırakılırsa, değerlerini kaybederse, herkes istediğini kolayca yaptırır. Biz önce iyi eğitilmiş, çağdaş düşünen bir toplum yaratmak durumundayız. İlk işimiz o olmalı. Bütün kavgamız bu olmalı. Asıl mesleğiniz gazetecilik. Ama hiç yapmadınız. Bugün televizyon kanallarında ya da gazete sayfalarında rastladığınız haberleri değerlendirirken, Ah keşke gazeteci olsaydım ben bu olayı şöyle değerlendirirdim gibi düşünceleriniz oluyor mu? Haberi yorumlamak ile haberi vermek farklıdır. Haberi istediğin gibi yorumlayabilirsin ama verirken dürüst olmalısın. Orada toplum sevgisi ortaya çıkıyor. Her şey açık olacak, herkes duyacak. Ben sanatçıyım ama gazeteciler kadar da ülkenin sorunlarıyla ilgili bir insanım. Zaten kendi ülkesinin ve insanının sorunlarıyla ilgilenmeyen, olumsuz ve kötü sonuçları ortadan kaldırmak için mücadele vermeyen, iyiliği ve çağdaşlığı düşünmeyen, aydınlık bir beyine sahip olmayan hiç kimse gerçek sanatçı olamaz. Sanatçı sürekli muhalefette duracak. Ben bunu beğendim, tamam. Böyle bir şey yok! Sanatçı daha iyisini arayacak. Olumsuzlukları ortadan kaldırmak için verilen kavganın öncü insanlarıyız biz. Son teknolojiyle üretilmiş, günümüz bakış açısına, değer yargılarına, yaşam tarzına daha yakın filmler çekiliyor. Ama eski Türk filmleri nedense sanki daha çok ilgi çekiyor. Şimdi bana Komser Şekspir mi, Selvi Boylum Al Yazmalım mı diye sorsanız ben ikincisini tercih ederim. Siz her iki filmin de aktörü olarak bunu neye bağlarsınız? Herkes film çekebilir. Ama sinemayı sinema yapan evrensel değerler, kurallar var. Onları yok sayıp, Bağımsız sinema yapıyorum. diyen kişiler var. Adam geliyor Marjinal, kendime göre bağımsız, özgür bir film yapacağım. diyor. Yapıyor, sonra kendisi seyrediyor. Biri, Ben bu filmi para kazanmak için yapacağım. diyor. Biri de Ben insanları düşündüreceğim, sağlıklı hale getireceğim, içine sorunları katacağım, o sorunları ortaya koyacağım ve yok etmeye çalışacağım. diyor. Bütün sinemasal değerleri birleştirerek gerçek sinema filmi yapıyor. Selvi Boylum Al Yazmalım da işte böyle değerlere ağırlık veren bir filmdi. Evrensel sinema değerlerini içine koyan, gerçek sinema filmi. Bizde de bağımsız sinemacılar çok arttığı için millet gerçek sinemayı özlüyor olabilir. Size bir film teklifi geldiğinde senaryoda olması gerekenler nedir diye sorsak Sosyal konular olmazsa oynamam. Öyle bulutların üzerinde senaryolar benim ilgi alanım değil. Sinemaya ilk başladığım günlerde böyle bir yetkim yoktu. Ama sonraları her senaryoya müdahalem vardır. Geçmişte bir dönem yaşanan durgunluğa karşın son yıllarda sinemamızda sanki biraz canlanma yaşanır gibi. Siz Türkiye'de sinema sektörünün gidişatını nasıl görüyorsunuz? Asla canlanma yok. Demin bahsettiğimiz gibi filmler çekiyorlar. Çok ucuz filmler. Artık film çekmek çok büyük maliyetler gerektiriyor. Daha filmin lafını ettiğin anda bir milyon dolardan başlıyor. Filmi daha kaliteli hale dönüştürebilmek için durmadan üstüne para koyacaksın. Gerçek değerde, kaliteli filmler yapabilmek için de çok para lazım. Şu anda film sayısı fazla ama çok düşük bütçeli filmler. O zayıflığı bu filmlerde görüyorsunuz. Dizileri tercih etmenizin nedeni sinemadaki bu olumsuzluklar mı? Asla. Bu benim için söz konusu değil. Elimde 11 senaryo var, çekime hazır. Beni ilgilendirmiyor sinemanın durgunluğu. İstesem senede yine 3-4 film çekerim. 40 yıldır sinemadayım. Bu mesleğin en zor filmlerini yaptım ben. Hiç ara vermedim. Tam yoruluyorum, bitiriyorum, biraz dinleneyim derken gene aralara birileri giriyor ve asla durma, dinlenme şansını yakalayamıyorum. Son yıllarda giderek artan dizi furyasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Arz ve talep En çok reklamı diziler alıyor. Televizyonlar da var olabilmek, ayakta durabilmek için büyük geliri dizilerden sağlıyor. Onun için de çok dizi yapılıyor. Bir bakıyorsunuz yeni bir dizi başlamış, ama üçüncü bölümden sonrası yok. Bu kadar emeğin boşa gitmesine nasıl bakıyorsunuz? Ben de onları sürekli uyarıyorum zaten. Bizim bu kadar çok dizi yapacak kadromuz yok. Ne senaristimiz ne oyuncumuz ne yönetmenimiz var. Sonunda da her şey kötü oluyor. Kötü olanı da halk reddedince, 3 bölümden sonra ortadan kalkıyor. Ünlü olmak nasıl bir duygu? Ünlü olmanın getirdikleri kadar götürdükleri de fazla olsa gerek. Size kazandırdıkları ortada. Ya sizden gidenler Bana karşı müthiş bir güven ve sevgi vardır bu toplumda. Her gittiğim yerde müthiş saygı, sevgi ve hürmet görüyorum. Hem sanatçı olarak, hem insan olarak. Onun tadı hiçbir şeyle değiştirilemez. Ama şu bir gerçek ki bir birey olarak Ben de şu özgürlüğü yaşıyorum, hayatı böyle yaşamak istiyorum. diye bir soru aklımın ucundan bile geçemez. Çünkü benim hayatımı hayranlarım belirliyor. Onların sevmediği hiçbir şeyi yapamam, onların isteği gibi yaşamak zorundayım. Bunu bir dezavantaj olarak mı görüyorsunuz? Görüyorum tabii ki. Bir ömrün karşılığı. 40 yıl böyle yaşamışsın. 40 yıl sonra Artık ben sizle uğraşmıyorum. Kendim özgürce yaşayacağım. diye değerleri ortadan kaldırmayı da düşünmüyorum. İşte bu yüzdendir ki, asla gerilemem olmadı. Ben hiç duraklamadım. Her gün film setlerindeydim. Dünyada bunun başka örneği yok. İnsanların bir dönemleri vardır çıkarlar, 3 sene otururlar, 5 sene gezerler, sonra bir daha başlarlar. Sallanırlar, kırılırlar, bir bakarsın geri dönerler. Ama benimkisi öyle değil, sürekliliğini koruyor. Başka işim de yok. Çok da güçlü ve saygın bir meslek yaptım. Peki, bir de şöyle sorayım, bakışlarınız, yakışıklılığınız ve oyunculuk yeteneğiniz mi sizi hâlâ ayakta tutuyor, yoksa yıllar sonra bile yine en yukarıda kalabilmek için farklı meziyetler de gerekiyor mu? Başarının sırrı disiplin. Hangi işi yaparsanız yapın, yaptığınız işe çok saygılı olacaksınız. Çok disiplinli çalışacaksınız. Başarıyı yakalamak ve kalıcı olmasını sağlamak için disiplinli olmanız gerekiyor. Bize biraz da hayallerinizden bahsedin. Benim tek hayalim var. Biliyor musun hayalim nedir? Şu ülkedeki herkes mutlu olsun, herkes gülsün. Bireysel mutluluk yok. Olmamalı. Ben iyiyim, gerisi bana ne! anlayışı hiç insani değil. O zaman mutsuz bir ülke, o ülkenin içerisinde mutsuz insanlar olur. Kendini kurtardığını sanan insanlar, evlerinde yaşarlar, sokağa çıkamazlar. Onun için hayalim bütün insanların mutlu olduğunu görmek

15 YARIfiMA Heyecan son sürat Ünlü jüri ve sunucular "Sen Türkülerini Söyle", güçlü bir jüri ile ekranlara merhaba dedi. Türk halk müziği alanında iki büyük usta, Gülşen Kutlu ve Orhan Hakalmaz'ın yanı sıra, yıllardır sesiyle yorumuyla gönüllere taht kurmuş, kendisinin de bir halk müziği albümü olan Zerrin Özer programın sürekli jüri üyeleri. Ayrıca her hafta bir konuk jüri de programda yer alıyor. Yarışmayı Hande Subaşı, Kadir Çöpdemir, "Sarı Oda" adı verilen yarışmacı kulisinden bağlantıları gerçekleştiren TRT THM sanatçısı Özgür Eren ile birlikte sunuyorlar. Ayrıca Şaman Dans Tiyatrosu da programa danslarıyla renk katıyor. Eurovision oylaması gibi Yarışmanın eleme sistemi, şimdiye kadar ki benzer yarışmalardan oldukça farklı. Her yarışmacı, Zerrin Özer, Orhan Hakalmaz, Gülşen Kutlu ve o günün konuk jürisinden oy alıyorlar. Ayrıca yarışmacıların kısa mesaj (SMS) yöntemiyle de oy alma hakkı var. İkinci aşama olarak bu SMS oylarının toplamına bakılıyor. Tüm bölgelerden en çok oy alan yarışmacıya en yüksek puan, sırasıyla oy alan diğer yarışmacılara da birer düşük puan veriliyor. Yani diyelim ki, A yarışmacı jüriden toplam 35 puan almış olsun. SMS oylarının da en çoğunu aldıysa 16 puan da buradan geliyor. B yarışmacı jüriden 38 puan aldı diyelim, SMS oylarının da ikinci en çoğunu aldı, artı 15 puan daha alıyor ve puanını 53 yapıyor. Bölgelerden en çok oyu alan yarışmacıya da 10 puan veriliyor. Bir yarışmacı birden fazla bölgeden en çok oyu alabiliyor. Dolayısıyla her bir yarışmacının puanlarını hem jüri hem de genel çoğunluğun beğenisi belirliyor. Yani Eurovision oylaması mantığıyla hareket ediliyor. Beste ÖZDEM R "Sen Türkülerini Söyle" yarışması bütün görkemiyle TRT 1 ekranlarındaki yolculuğuna devam ediyor. 16 yarışmacıyla başlayan bu zorlu ve bir o kadar da keyifli maraton, 2008 in son günlerine dek sürecek. Yarışmacıları, jüri üyeleri, sunucuları, yapım ekibi ve kalitesiyle farkını ortaya koyan "Sen Türkülerini Söyle", ödülleriyle de çok konuşulacak. Hasan TAfi, Ali ÇAKAR, Nevin CEL L DAH L Bahtiyar ÖZDEM R Meral ÜNSAL BAKICI Şimdilerde, TRT'nin İstanbul Tepebaşı'ndaki stüdyosundan, TRT yayınlarının ulaştığı her yere heyecanlı türküler yayılıyor. Türkü bildiğimiz türkü de heyecanlısı nedir? diye merak edenler için hemen açıklayalım: Bu heyecan, "Sen Türkülerini Söyle" finalistlerinin uzun süre dinmeyecek heyecanları... Çok aşamalı bir eleme sürecini geride bırakarak 16 yarışmacıdan biri olmayı başarabilmiş finalistler için yeni maratonları 11 Ekim 2008 Cumartesi günü başladı. "Sen Türkülerini Söyle" yarışması görkemli bir ilk programla TRT 1 ekranlarından herkese "merhaba" dedi. Tüm yapım ekibi, yarışmacılar, sunucular ve jüri ilk gün coşkusunu yaşarken, ekranları başında olanlar da daha ilk programdan tam anlamıyla bir müzik ziyafeti yaşayacaklarının müjdesini aldılar. Roza İster (Mersin), Didem Dilara Duman (Erzurum), Bülent Gök (Belçika), Aslı Gökçe (İzmir), Qizilgül Babayeva (Azerbaycan), Engin Sezer (Ankara), Nihat-Cihat Uruk (Antalya), Ahmet Ünal Alıcı (Danimarka), Sercan Direk Erkeker (İstanbul), Ercan Ahmad (Irak-Kerkük), Fatma Güler Gökçen Aydoğdu (Trabzon), Murat Erdoğan (Fransa), Beste Özdemir (İzmir), Şeyhmus Esenkuş (Diyarbakır), Nevin Celil Dahil (Bulgaristan), Bahtiyar Özdemir (Bursa). Türkiye'nin ve dünyanın çeşitli bölgelerinden 16 yarışmacı, ilk program heyecanını üzerlerinden attıktan sonra, ikinci programda bir başka heyecanla, elenme heyecanıyla söylediler birbirinden güzel Türk halk müziği eserlerini. 18 Ekim'de yayınlanan ikinci "Sen Türkülerini Söyle" programında ise, ikiz oldukları için tek yarışmacı sayılan Nihat ve Cihat Uruk kardeşler yarışmaya veda etti. Arkasından yarışmaya İzmir den katılan Aslı Gökçe elendi. Her hafta bir yarışmacının eleneceği programda, son hafta dört yarışmacı kalacak ve onlar arasından da yarışmayı kazanan isim belli olacak. Daha önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi, ilk üç dereceye yerleşen yarışmacıları, sırasıyla, 100 bin, 50 bin ve 25 bin YTL'lik para ödülü ve sürpriz hediyeler bekliyor.

16 YARIfiMA türkülerde buluşmak, değeri hiçbir şeyle ölçülemeyecek bir deneyimdi. Halk müziğimize yeni seslerin katılmasına yardımcı olan herkese teşekkür ediyorum. bambaşka bir şey. Hem çok tatlı hem de yakıcı bir duygu. Değerli hocalarımla ve bu değerli jüriyle daha fazla zaman geçirme şansı elde ettiğim için çok mutluyum. Güçlü ekip Böylesine büyük bir organizasyonun arkasında onlarca kişiden oluşan bir ekip olması doğal. Ama "Sen Türkülerini Söyle" için bu geçerli değil. Programın çekirdek ekibinin sayısı yarışmacı sayısından daha az. Hasan Taş'ın genel koordinatörlüğünü, Mustafa Gürsoy'un da yapımcı yönetmenliğini üstlendiği yarışmanın müzik yönetmeni Ömer Hayri Uzun, yarışmacı koçları ise Ali Çakar ve Elvan Sevim. Ekibin başındaki iki isme, Hasan Taş ve Mustafa Gürsoy'a yarışmanın başlamasıyla ilgili duygularını sorduk: Hasan TAŞ (Genel Koordinatör) "Sen Türkülerini Söyle", masa başı çalışması iyi yapılmış bir projedir. Çünkü en iyisini yapmak için yola çıktık. Öncelikli olarak projeyi Genel Müdür İbrahim Şahin'e sunduk. Genel Müdürümüzün ve diğer yöneticilerimizin desteği ile yapıma başladık ve bugün yayındayız. Bizim öncelikli amacımız kaliteli ve başarılı bir televizyon programı yapmaktı. Bunu yaparken de gençlerimizi TRT'ye kazandırmak ve Türk kültürünün zenginliğini ortaya koymak istedik. 9 ülkeden yarışmacılar var programımızda, bunların büyük kısmı yurtdışında doğup büyümüşler. Türkülerimiz onların kimlikleri olmuş adeta. TRT ekranlarına bu gençleri taşımış olmak büyük bir hizmet diye düşünüyorum. Biz iddialı bir program yaptık; yapım ekibiyle, orkestrasıyla, görsel tasarımıyla bu bir TRT projesidir... Emeği geçen herkese teşekkür ederim. Mustafa GÜRSOY (Yönetmen) Bu kapsamda bir yarışma TRT'de ilk defa yapılıyor. Program başladı ve sorunsuz devam ediyor. Bundan sonra, işin estetiğine daha da ağırlık vereceğiz. Jüri üyeleriyle yarışmacıların, sunucuların düetleri olacak. Daha da renklenecek. Kıran kırana bir mücadele yerine, katılan herkesin ve izleyenlerin keyif alacağı bir şekilde sürecek yarışma. Bu yarışmaya başvurular o kadar çok oldu ki, tüm bölgelerde yarışmacıları belirlerken zorlandık doğrusu. Elemeler sırasında sevinerek gördük ki; hem ülkemizde hem de yurtdışında, Türk halk müziği alanında sağlam bir 28 yeni kuşak yetişiyor. Önemli olan onları görmek, bir şekilde değerlendirmek. Bu program ufacık da olsa bunu yaptı diye düşünüyorum. Yani önemli olan programın çok izlenirliği değil. TRT'nin onların yanında olduğunu insanlar anladı. Eminim ki, biz bir kez daha bu yarışmayı düzenlesek 3600 rakamından çok daha fazla başvuru olur. Çünkü insanlar gördü, her bir katılandan ikişer üçer parça dinlendi elemeler sırasında. Yani her bir başvuru son derece ciddi bir biçimde değerlendirildi. Bir de şunu eklemek gerekiyor. Bizim yarışmamızda, yarışmacı ikinci unsur değil. Yani bizim yarışmamızda, jüri üyeleri atışmıyor, yarışmacıyla tartışmaya girmiyor. Biz buradan çıkacak yarışmacıların kalıcı olmasını istiyoruz. Jüriyi belirlerken de, kalıcı olabilecek yarışmacıları seçebilecek, anlayabilecek isimleri tercih ettik. Yarışmacılar çok mutlu Birbirinden genç ve yetenekli yarışmacıların ortak görüşü böyle bir yarışmada olmaktan duydukları memnuniyet. Evet, her yarışmada olduğu gibi elenebilirler ama onlar yine de TRT ekranlarının ayrıcalığını tatmış olmanın mutluluğuyla ayrılacaklar yarışmadan. "Sen Türkülerini Söyle" finalistlerinden bazıları bu anlamda duygularını bizlerle paylaştılar: Roza İSTER TRT ye çok teşekkür ediyorum, biz türkü söylemekten çok keyif alan ve üstatlardan aldığımız bayrağı yarınlara bırakmayı kendimize misyon olarak seçen gençleriz. Bu gençleri desteklemek adına yapılan böyle güzel bir programda yer almaktan çok keyif alıyorum. Büyük emeklerle hazırlanmış, ciddi bir ses yarışması olarak görüyorum. Başta TRT'ye, jüri üyelerimize ve emeği geçen herkese çok ama çok teşekkürler. Didem Dilara DUMAN "Sen Türkülerini Söyle" yarışmasında bölgemi temsilen burada bulunmaktan çok mutluyum. Benim için, eleme heyecanını yaşamak, farklı insanlarla ortak bir kültürde yani Engin SEZER TRT'ye böyle güzel bir yarışma yaptığı için çok teşekkür ederim. Yarışma elemeleri çok güzel ve heyecanlı geçti. Jürilerimiz de çok emek harcadılar. Herkese teşekkürler. Şeyhmus ESENKUŞ Ben Diyarbakırlıyım. Taşına toprağına kurban olduğum Güneydoğumuzun Paris'i Diyarbakır'ımı temsil etmenin gururu içerisindeyim. Hepinize çok teşekkür ediyorum ve size söz veriyorum, sizi mahcup etmemek için elimden gelen bütün gayreti göstereceğim. Aslı GÖKÇE 24 Eylül 2008 hayatımda kendimi şanslı hissettiren bir gün oldu benim için. Bu serüvenin en başından beri içimde küçücük umut kıpırtıları vardı ama yine de şans çok küçüktü. 70 ses içinden ilk 16'ya girmek gerçekten hayaldi. Hasan Taş adımı söylediğinde kulaklarıma inanamadım. TRT'nin benim için özel bir yeri var. Hep hayalini kurduğum bir ekranda olabilecektim. Bu benim için inanılmaz bir şans. Bize bu fırsatı verenlere çok teşekkür ediyorum. Sercan DİREK ERKEKER Kültür bir ateştir ve o ateşi beslemezseniz yok olur. TRT bu ateşi beslemek için, yine doğru bir adım attı. Benzerleri birçok defa yapılmasına rağmen, bu yarışmaya katılmamın tek nedeni TRT'nin bendeki ayrıcalığıdır. Elemeleri büyük ilgi gören ve zorlu geçen bu yarışmanın; finalistlerinden biri olmak beni heyecanlandırıyor. Fatma Güler Gökçen AYDOĞDU TRT çatısı altında böyle bir yarışmada olmaktan çok mutluyum. Böyle değerli bir jüri karşısında bulunmaktan dolayı da heyecanlıyım. İnanılmaz bir heyecan bu, Bahtiyar ÖZDEMİR Elemeler süresince heyecan dolu dakikalar yaşandı. Bu süreçte sağlam dostluklar kurduk. Jürinin, TRT ekibinin ve biz yarışmacıların içtenliği, atmosferi daha da güzelleştirdi. Yarışmaya yurtdışından da arkadaşlarımızın katılması, beraberinde kültür alışverişini de getirdi. Her şey için TRT'ye çok teşekkür ederim. Murat ERDOĞAN Elemelerde çok mutluydum. Kazanacağıma inanmıştım. Tabii ki usta sanatçıların karşısında türkü okumak kolay değil. O yüzden yarışma çok heyecanlı ve güzel. TRT ailesine teşekkürler. Nevin Celil DAHİL Her yarışmacı gibi ben de sonuna kadar yarışmada kalmak istiyorum. İnşallah sonuna kadar kalırım ve kendimi gösterme şansım olur. Çünkü kendime güveniyorum. Böyle bir yarışmada bulunduğum için çok mutluyum ve ilerisi için de umutluyum. "Bizim öncelikli amacımız kaliteli ve başarılı bir televizyon programı yapmaktı. Bunu yaparken de gençlerimizi TRT'ye kazandırmak ve Türk kültürünün zenginliğini ortaya koymak istedik. Biz iddialı bir program yaptık; yapım ekibiyle, orkestrasıyla, görsel tasarımıyla bu bir TRT projesidir..." Hasan TAŞ Özgür EREN, Kadir ÇÖPDEM R, Zerrin ÖZER, Hande SUBAfiI 29

17 D Z Doludizgin Y llar art k TRT 1 de Gençlik doludizgin Güven AKSU Yapımcılığını Osman Sınav'ın, yönetmenliğini Hakan Kurşun'un üstlendiği, senaryosunu Yiğit Güralp'in yazdığı "Doludizgin Yıllar" artık TRT ekranlarında. TRT 1'de izleyiciyle buluşacak olan dizi, hayata doludizgin koşan gençlerin hikâyesini anlatıyor. Barış, maddi durumu ve sosyal statüsü iyi olan hemen her ailenin çocuğu gibi hep en iyi okullarda okumuş, tüm öğrencilik hayatı bu okulları kazanmak için çalışmakla geçmiştir. Ancak Barış ailesinin istediği gibi bir genç adam olma yolunda ilerliyor zannedilse de aslında hiçbir şey göründüğü gibi değildir! Çünkü Barış istemi dışında programlanmış bu hayatta hep bir çıkış noktası aramış ve sonunda çıkışı ailesinin asla onaylamayacağını bildiği hız tutkusunda bulmuştur. Hız tutkusu ise onun hayatının hiç beklemediği şekilde değişmesine sebep olur. Barış'ın İstanbul'da başlayan fırtınalı hikâyesi; şehrin kaos ortamından Ömerli'deki sıra dışı bir at çiftliğine uzanır. Barış bir yandan yepyeni bir dünyaya adım atarken, çiftliğin diğer gençleri Gülşen, Bekir, Feraye ve Aliço'nun hayatları da Barış'ın gelişiyle birlikte yavaş yavaş değişmeye başlar. Barış burada atları, arkadaşlığı, dostluğu, aşkı kısacası hayata dair pek çok şeyi farklı bir pencereden görmeye başlar. Dizide Barış'ı Osman Sınav'ın oğlu Yusuf Ömer Sınav canlandırıyor. Selen Seyven (Gülşen), Yılmaz Calayır (Bekir), Deniz Özpınar (Feraye), Yağız Bankoğlu (Aliço), Gürkan Tavukçuoğlu (Burak) gibi genç yeteneklerle, Hüseyin Soysalan (Adil Baba), Erdal Cindoruk (Cemal), Ayşegül İşsever (Saliha), Mehmet Polat (Ahmet), Suat Güzey (İrfan) ve Aylin Saraç (Pervin) gibi usta oyuncular ise başlıca rolleri paylaşıyorlar. İzleyicisi sahip çıktı Dizinin yayın hayatını TRT ekranlarında sürdürmesinin öyküsü ise kısaca şöyle: Reyting canavarı, "Doludizgin Yıllar"ı, 8. bölümünde yutmak ister ve yayın kanalı tarafından ekrana veda etmesi yönünde karar alınır. Ama tutkunlarını çoktan yaratmış olan bu diziyi, kimsenin rafa kaldırması mümkün değildir. Türkiye'nin dört bir yanından on binlerce seyirci başta gazeteleri ve kanal yönetimlerini telefon ve mail bombardımanına tutar: "Dizimizi geri istiyoruz!" İzleyicinin bu kararlı tepkisini ise dizinin yapımcısı Osman Sınav şöyle değerlendiriyor: "Bize gelen mesajlar bir yana gazetelerdeki birçok köşe yazarı dostum, çok sayıda seyirciden sayısız mail aldıklarını ve bu yüzden artık mesaj kutularını açamadıklarını söylediler. 15 yıldır her hafta televizyon için dizi yapıyorum... 'Süper Baba', 'Ekmek Teknesi', 'Deliyürek', 'Hayat Bağları', 'Acı Hayat' ve 'Kurtlar Vadisi'... Hepsi de haftalarca uzak ara bir numara olan dizilerdi... Ancak hiçbirinden "Doludizgin Yıllar" kadar pozitif bir enerji almadığım gibi, daha önce seyirciden de böylesine medeni, aydınlık ve nezih bir geri dönüş, böylesine samimi bir sahipleniş görmemiştim..." Bunca tepkiye kayıtsız kalınamaz, dizinin devamı için görüşmeler başlar ve TRT ile anlaşma sağlanır. Yayın hayatı sürerken transfer olan dizilere Türkiye'de çok sık rastlıyoruz. Ancak "reytingleri yetersiz" gerekçesiyle yayından kaldırılan bir diziye "artık ölü gözüyle bakıldığı" için başka bir kanalda yayın hayatına devam etmesi ne Türk ne de dünya televizyonlarında alışılagelmiş bir durum değil. Keza böyle bir örnek sadece 1968 yılında yaşandı. Bundan tam 40 yıl önce "Uzay Yolu" (Star Trek), yetersiz reytingleri nedeniyle NBC tarafından yayından kaldırılınca, bilimkurgu seyircisi kanalı yüz binlerce mektup yağmuruna tuttu. Televizyon tarihinde bir ilk olan bu kampanya sonucu NBC, diziye devam kararı aldı ve "Uzay Yolu" bir fenomen olarak farklı versiyonlarla da olsa yayın hayatını günümüze kadar sürdürmeyi başardı. Yolları bir at çiftliğinde kesişen gençlerin maceralarını konu alan "Doludizgin Yıllar", TRT ekranlarında. Barış, Gülşen, Bekir, Feraye ve Aliço, bu çiftlikte arkadaşlığı, dostluğu, mücadeleyi, aşkı yeniden keşfedip, hayatlarını yeniden anlamlandırırken, siz de ekran başında doludizgin bir hikâyeye tanıklık edeceksiniz.

18 SÖYLEfi Meral ÜNSAL BAKICI "1992'de Afganistan'da mücahitler dağdan indiler ve Sovyet yanlısı yönetimi yıkıp iktidarı ele geçirdiler. Ben de araba kiralayıp dağları aşarak Afganistan'a gidiyorum. Mücahitlerin kurduğu bir kontrol noktasına geldik. Liderleri arabanın camını açmamı istedi. Bir elinde kalaşnikof ve bir elinde de RPG yani omuzdan atılan roketatar var. Roketatarı yanağıma dayadı ve Arapça; 'Nerdensin?' dedi. 'Türkiye' dedim. Ondan sonra 'Müslüman mısın?' dedi. Ben de o an nereden aklıma geldiyse, 'Elhamdülillah' dedim. Bunun üzerine adam, 'Kardeşim' diyerek elimi sıktı ve yaptığı pilavı paylaştı bizimle." Bu, herhangi bir filmden ya da diziden aktarılan bir sahne değil. Kelimenin tam anlamıyla "gerçek" bir olay. Ölümü yanağında, yanı başında hissettiren belki yüzlerce andan bir tanesi. Bizim sıcak yuvamızda, ekran karşısında, gerçekliğini algılayamayacağımız kadar ürkütücü ve bir o kadar da sarsıcı TRT yi gösteriyor bir an. Savaş muhabirlerinin sıkça yaşadığı, ölüm ve yaşam arasındaki o titrek noktadan biri. Yukarıda aktardığımız ve tüyleri diken diken eden bu olay da, savaş muhabiri Mithat Bereket'in yaşadıklarından yalnızca biri. "Pusula" programının TRT ekranlarına "merhaba" demesini fırsat bilerek, Mithat Bereket ile savaş muhabirliği, dünya ve Türkiye'de ibrelerin gösterdiği yönleri ve daha pek çok konuyu konuştuk. Programınızın kapanış sloganı, hepimizin artık ezbere bildiği cümle: "Sakın pusulanızı şaşırmayın!". Bütün gelişmeleri yakından takip eden biri olarak, sizce son zamanlarda ülkemizde ve dünyada durum nasıl, pusulalar şaştı mı? Amerika'da başlayan mali kriz giderek küresel kriz oldu. Biraz pusulalar şaşmış durumda. Bizim "Pusula"da yapmaya "Genelde uyumadan önce sevdiklerim için dua ederim. Cephede bir çukur kazıp soğuktan donmamak için yağlı battaniyelere sarındığımız zamanlar da oldu. Beş yıldızlı bir otelin yeni yıkanmış mis kokulu çarşaflarında uyuduğumuz da. Nerede olursam olayım dua ederken insan ister istemez, kendi muhasebesini de yapıyor. O gün yaşadıklarını tahlil ediyor. Ben çok hatırlarım ağladığımı, savaşlara küfrettiğimi." çalıştığımız da bu; ele aldığımız konuda, insanların pusulası şaşmışken, gerçeklerin ne olduğunu, geçmişini ve nereye doğru gittiğini belgesel tarzında anlatmaya çalışmak. Zaman zaman dünyanın belli yerlerinde ya da bazen Türkiye'de pusulalar şaşıyor. Programın sloganı da buradan çıktı biraz; "Aman sakın pusulanızı şaşırmayın, biz size neyin ne olduğunu anlatmaya çalışıyoruz." Türkiye ve dünyada en önemli gündem maddesi şu anda kriz mi? Hem Türkiye hem de dünya için en önemli gündem maddesi kriz. Dünyanın en önemli bankaları, 150 yıllık, 600 küsur milyar dolarlık bankalar battı. Bu sadece Amerikan ekonomisini değil, dünya ekonomisini de etkileyen bir dalga oluşturdu ve bu dalga hâlâ devam ediyor. Hatta Türkiye'nin kredi notunu veren kuruluşlar battı. Yani çok enteresan bir değişime doğru gidiyor tablo. Bütün dünyada kapitalizmin yeniden tanımlanması, yeniden kurallara bağlanması gibi bir sürece doğru gidiyoruz. New York, Washington ve Avrupa'da uzmanlarla konuştum. Diyorlar ki, "Amerika'daki dalga geliyor ama Türkiye en korunaklı ülkelerden biri." Çünkü biz krizi 2001 yılında, kendi çapımızda, daha düşük seviyede yaşadık, buna karşı önlemler aldık, bankacılık sistemimizi yeniledik ve sıkılaştırdık. Şimdi gelecek dalgalara karşı avantajlı durumdayız. Bir nevi efsunlandık aslında. Ama krizin dalgaları çok büyük. Yani Türkiye de bundan etkilenecek ama daha az etkilenecek. Bazen, birbirinden önemli onlarca sıcak gündem maddesi oluşuveriyor. Bunların arasından program konularınızı belirlerken, haberci içgüdüleriniz mi, izleyici ihtiyaçları mı size rehber oluyor? Güncel olması çok önemli. Ben bir ay sonra ne olacağını kestirebiliyorum. Mesela bir ay önce karar vermiştim mali krizi incelemeye çünkü bu krizin büyüyeceğini görüyordum. İncelediğiniz zaman tecrübeliyseniz, hangi olayın öne çıkacağını biliyorsunuz. Günlük haberlerde çok fazla bilgi bombardımanı oluyor. Fazla bilgiden insanların kafası karışıyor. "Pusula"nın bir amacı da, neyin ne olduğunu oturtmak. Biraz da buna göre karar veriyoruz. Bazen çok ünlü birinden röportaj alıyoruz. Yani oltalar sallandırıyoruz, bazen vuran balık yönlendiriyor, bazen de konu yönlendiriyor. Konu önemliyse ve ele alınmamış yönleri varsa onları işliyoruz. Mesela TRT'deki ilk programda, New York'daki bankacılık sisteminde, işsiz kalıp sonra iş bulan Türk bankacılarla konuştuk kişi kadar Türk bankacı var New York'ta. Onların gözünden, yani bir anlamda içeriden, krizi, yaşananları ve bundan sonra olabilecekleri anlattırdık. İki tür habercilik var. Bir, bulunduğunuz yerden haber yapmak. Yani, "Saat: 16.30'da teröristlerle sıcak temas sağlandı ve iki terörist ölü ele geçti" demek var. Bir de 16.30'da o çatışma çıktığında orada olmak, olay yerine gidip izleyenlere aktarmak var. Benim görevim temelde muhabirlik. Muhabir ne demek? Haber veren, malumat veren insan demek. Benim haber ve malumatı doğru verebilmem için, gidip orada olayı anlamam, görmem, konuşmam, tanıklık etmem gerekiyor ki, size olayın doğrusunu anlatayım. "İşte sayın seyirciler herkesin sıcak dediği soba bu" demek var bir de "İşte sayın seyirciler herkesin sıcak dediği soba bu, bakalım sıcak mı? Dokunalım, sıcak değilmiş" demek var. Ben bu ikinciyi yapmaya çalışıyorum. Tembellik yaparsam, gitmezsem, uzaktan yaparsam işimi yanlış anlatırım. Benim tek bir sermayem var muhabir olarak. O da inandırıcılığım. Verdiğim bilgi doğru olmazsa, yanlış çıkarsa izleyicimiz, bir daha beni seyretmez. En baba haberi yakalasam, en önemli adamla söyleşi yapsam, en iyi görüntülerle haberi geçsem de insanlar seyretmez, inanmazlar. İnandırıcılığı kaybetmek çok kötü benim için. Savaş muhabirliği virüs gibi bir şey mi? Yani onca tehlikesine rağmen, sizi ateş hattına iten şeyin birazcık istem dışı olduğu söylenebilir mi? Savaş çıktı, yine kargaşa var hadi gideyim gibi bir istek olmuyor tabii. Aksine, insanlar yanımda öldürüldü, yaralandı, ben yaralandım, çatışmada kaldım, parçalanan aileleri, insan hayatlarını görünce, savaşlardan daha çok nefret ediyorsunuz. Ama benim işim muhabirlik ve 20 yıldır yapıyorum. İşimi doğru yapmak zorundayım. Öyle hissediyorum, hiç üşenmeden oraya gitmek, orada 32

19 SÖYLEfi bulunmak ve oradaki haberleri alıp geri dönmek. Ama tabii bu meslek bana şunu öğretti. Hiçbir haber ama hiçbir haber insan hayatından daha değerli değil. Ne oradaki insanın hayatından ne de kendi hayatınızdan. Maceracılık da var elbette. Ben çok yaramaz bir çocuktum. Ankara Mebusevler Mahallesi'nde büyüdüm. Bizden önce, mahalledeki kimse, evlerin bahçesindeki meyvelere dalamazdı. Önce biz yerdik, sonra sahipleri. Basketbol oldu hayatımda. Basketbolda oldukça profesyoneldim. Merak hâlâ içimde yanan bir ateştir. Bir uçağa, otobüse bindiğimde, gideceğim yer ve göreceğim olayla ilgili merak duyarım. Savaş olmaz da seçim olur bu, politik haberler olur, popüler kültür olur, mobil telefon dünyası olur. Yani bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, değişik açılardan bakabilmek ve insanlara bilgi verebilmek benim işim. İnsanların sizin için kullandığı "Nerede hareket, orada Mithat Bereket" cümlesi de belki biraz sizin bu yönünüzün altını çizmeye çalışıyor. Bu söz hoşunuza gidiyor mu? Hoşuma gidiyor. Aslında bu bana uygun bir söz. Ben zaten çok hareketli biriyim. Indiana Jones diyenler, Evliya Çelebi diyenler oldu. Benim hayat biçimimi biraz yansıtıyor. Yeni evlendim daha. Anlayışlı da bir karım var. Yani bunca harekete katlanabiliyor. O yüzden dünyanın en şanslı adamıyım diye düşünüyorum. TRT'nin tek kanal olduğu döneme yetişmiş birisiniz.trt ile tanışıklığınız "32. Gün"le de profesyonelliğe dönüşmüştü. TRT çatısı altında, bir haber programı hazırlayıp sunuyor olmak size neler hissettirdi? Sizin pusulanız neden TRT'yi gösterdi? TRT için "Türkiye'nin Ekranı" sloganı gerçekten doğru. Çocukluğumuzdan bu yana, hayatımızda derin izler bırakan bir kurum. Hele de benim jenerasyonum için; siyah beyaz ekrandan renkliye geçiş, tek kanaldan çok kanala geçiş unutulmaz. Türk insanının bilinçaltında TRT var bence. Dönem dönem siyasi nedenlerden dolayı öne çıktı ya da geride kaldı belki ama şu dönem çok önemli. TRT'de bir değişim isteği var yeni yönetimle birlikte. Ben bunu çok önemsiyorum. Çünkü kamu yayıncılığı yapan çok güçlü bir kuruluş. TRT, elindeki imkânları ve yetişmiş insan faktörünü tam kullansa diğer televizyonlar çok zorlanır diye düşünüyorum. Şimdi tam da o yolda. Ama bu çok zaman alıyor. TRT dev bir transatlantik gibi. Kaptan dümeni çevirdikten çok sonra dönmeye başlıyor. Bir sürü sıkıntısı, bir sürü kanuni engeli "Geçenlerde uçakta hostes hanım uyandırdı. New York'tan dönüyoruz. Ben uykumda nara atıp yanımdaki adama yumruk atmışım. Düşünün; o yolcu bir iş adamı. Oturduk konuştuk, sonra ben uyudum ve adamı dövdüm. Yani uykuda çıkıyor bir anlamda yaşadığım travmalar." var. Ama bunlar herhalde yavaş yavaş değişecek, Türkiye ile birlikte. Çünkü Türkiye'nin de habercilik profili çok değişiyor. TRT'de kendini buna adapte etmeye çalışıyor. Ben bunu saygıyla karşılıyorum. Böyle bir teklif geldiğinde de bunu kabul etmemin ilk sebebi TRT olması, çünkü hepimizin televizyonu TRT. İkincisi ve daha da önemlisi değişim isteğinin olması. İbrahim Şahin ve arkadaşlarının TRT'yi yenileme, güçlendirme isteği var. Bunun içten olduğunu düşünüyorum. Basketboldan alışkanlığım yeni bir şeyler yapmak, yeni şeylerin içinde olmaktır. Bunu da öyle görüyorum ve o yüzden de mutluyum aslında. Diğer meslektaşlarınızla özellikle de savaş muhabirliği alanında kendinizi eşit görüyor musunuz? Örneğin Ortadoğu... Bir Türk gazeteci olarak batılı meslektaşlarınıza göre kendinizi Ortadoğu kültürüne daha mı yakın hissediyorsunuz? Bu değişiyor. Ortadoğu, Balkanlar, Kafkaslar'da Türk gazeteci olmak, Türk pasaportu taşımak çok büyük avantaj. Ama mesela Sırbistan ya da Yugoslavya savaşı sırasında Bosna'da veya Neonazilerin bir gösterisini çekerken Hollanda'da, Almanya'da çok da yararlı olmuyor. Pek çok travma yaşıyorsunuz ve kendinizi koruma mekanizmaları geliştiriyorsunuz. Benim bulduğum başka bir çözüm var: iyi niyet, temiz kalp. Böyle olursanız, gerçekten pozitif enerji yükleniyorsunuz ve her şeyiniz rast gidiyor. Şans faktörü de var mutlaka. Hesaplı risk almayı öğrenmek gerekiyor. Bu da dosyanıza sahip olmakla alakalı. Savaş bölgesine gittiğinizde kimin kim olduğunu, ne istediğini ne yaptığını bilmek gerekiyor. Etrafınızda bir sürü yorgun, sinirli adam var, hatta bazıları uyuşturucu almış, en ufak ters bir hareketinizde sizi öldürmekten çekinmeyecek insanlar bunlar. Yani orada üzerinize çevrilen namlu karşısında nasıl davranacağınızı bilmeniz gerekiyor. Arafat'ın cenazesinde bir Filistinli asker, bağırıp ateş ediyordu etrafa. Kameramanımız Hakan (Uncuoğlu), çekmeye başladı. Asker, onun çektiğini görünce doğrulttu kalaşnikof silahını, Hakan'ı vuracaktı. Ben araya girdim. Bu sefer benim üzerime geldi. Elime vurdu, silahı doğrultu. Arapça konuştum, ama baktım adam çekecek tetiği. İngilizce olarak "Ben basınım ne yapacaksın beni vuracak mısın?" dedim. Sakin davrandım ve o da durdu. Sonra aldılar götürdüler adamı. Yani bir an meselesi. O tetiği çektiği an, siz yoksunuz. Kısacası, nerede, ne zaman, nasıl davranmanız gerektiğini bilmeniz gerekiyor. Bunu bilirseniz hem haberi alıyorsunuz hem de sıkıntıyı atlatabiliyorsunuz. Bu biraz tecrübeyle biraz da mizaçla ilgili. Ben genelde soğukkanlıyım, sakinim. Bu da bana çok yardımcı olur. İnsanları anlamak, dinleyebilmek, konuşmaya nasıl başlayacağını bilmek... Bunlar dosyayı iyi bilmenize bağlı biraz da. Mithat Bereket özel yaşamında nelere zaman ayırır? Haber öyle bir şey ki aslında bütün hayatınızı etkiliyor, hayat tarzınız oluyor. Basketbol oynadım uzun yıllar. Benim için çok değerli. Millî takımda ikinci kaptandım hatta. Yine oynamayı istiyorum ama işler çok yoğun. Sinemaya gitmeyi çok seviyorum. Bütün filmleri yakından takip etmek önemli. Film tekniklerini öğrenip "Pusula"da uygulamak adına da bu gerekli. "Pusula"nın her bir bölümünü kısa metrajlı film gibi çekiyoruz. Bir hikâyesi, mizanseni var. Drama haber tarzında yapıyoruz ve daha da çekici bir hale getiriyoruz Türk izleyicisi için. Edebiyat kitabı okumayalı çok oldu. Araştırma kitapları okumak zorundayım çünkü. Fazla da bir şeye zaman kalmıyor, hep göçebe hayatı yaşıyoruz. Dünyanın pek çok yerini gördünüz. Sizi en çok etkileyen şehirler hangileri? Bazı şehirlerin şahsiyetleri vardır. İstanbul gibi, Beyrut, Kudüs gibi... Prag, New York gibi... Bunlar beni etkileyen şehirler ama ilk sırada Kudüs gelir. Sultan Süleyman'ın duvarlarını çevirdiği, içinde Hıristiyanların, Yahudilerin ve Müslümanların bir arada yaşadıkları dar sokakları olan bir yerdir. Her gittiğimde etkilenirim. Kutsal topraklar, üç büyük dinin buluştuğu yer. Yahudiler ağlama duvarında ağlarlarken tam arkasında Mescid-i Aksa'da Müslümanlar namaz kılarlar ve burası Müslümanların Kabe'den sonra ikinci kutsal yeridir. Az ileride de İsa'nın çarmıha gerildiği yerde dev bir katedral vardır. Diğer etkileyen yer ise Güney Afrika'da Ümit Burnu. Bir kıta düşünün: Kıyıdasınız, Hint Okyanusu ve farklı bir kültür... Köşeyi bir dönüyorsunuz Ümit Burnu'nda, Atlas Okyanusu karşınızda ve her şey değişiyor bir anda. Balıklar, kuşlar, insanlar, kültür. Çok farklı doğal güzelliği içinde barındıran bir yer Ümit Burnu. Kudüs'te yaşamak ister miydiniz? Yok, ben yine Türkiye'de yaşamak isterdim ve İstanbul olurdu bu kent. Ben doğma büyüme Ankaralıyım. Ankara'yı çok özlüyorum. İstanbul çok farklı bir yer. İnsanın kanına bir kez girince, bir daha çıkmıyor. İstanbul çok çeşitli, renkli, çok kültürlü bir yer. Ama Ankara'daki düzenliliği ve insan ilişkilerini özlüyorum doğrusu. Nuri Bilge Ceylan, Cannes Film Festivali nden sonra o meşhur cümleyi söyledi: "Tutkuyla sevdiğim, yalnız ve güzel ülkeme..." Sizin Türkiye'ye dair böyle bir cümleniz var mı? Türkiye'nin neresinde olduğunuza bağlı. Türkiye'nin doğusuna giderseniz, doğudaki insanın batıdakine bakışı, batıdakinin doğudakine bakışından çok farklı. Türkiye'nin batısından ben Nuri Bilge Ceylan'ın saptamasına katılıyorum. Türkiye hâlâ insan hakları problemleri olan, halen gelişmekte olan, demokraside problemi olan bir ülke. Yani doğu. Doğusundan bakarsanız, Türkiye doğunun Paris'i, New York'u. Herkesin gitmek istediği, herkesin özendiği bir ülke. Bir tek biz farkında değiliz belki bu gücümüzün. Bizim kendi gücümüzün, bulunduğumuz coğrafyanın öneminin farkına varıp, kendimize güvenmemiz gerekiyor. Belki de kendisine en çok güvenmesi gereken insanların yaşadığı topraklar olarak görmek lazım Türkiye'yi. Çünkü Allah'a şükür her şeyimiz var. Ben, doğal kaynakları ve insan unsuru, açısından baktığımda Türkiye'yi başka bir yere koyuyorum. Ne yazık ki bunun farkında olmayan, birbiriyle ve genelde iç meseleleriyle uğraşan bir görünümdeyiz Batıdan baktığınızda. Doğudan ise bir hayranlık ülkesi olarak görünüyor Türkiye... Bu röportajı siz yapıyor olsaydınız, kendinize ne sorardınız? Güzel soru. Aynı zamanda zor bir soru... (sessizlik) "Siz bunca ölüm, savaş yaralanma gördünüz. Ruhsal açıdan nasıl sağlıklı kalabildiniz ya da sağlıklı kalabildiniz mi?" diye sorardım. Bunun yanıtını nasıl verirdim bilmiyorum. İyi niyet, temiz kalp çok önemli bence dediğim gibi. Hinlik ve kötülük düşünmezseniz başınıza bir şey gelmiyor. Benim bulduğum en iyi çözüm bu. Belki şimdi bunu okuyanlar "Hadi canım nedir bu?" diyecekler ama savaş muhabirliğinde biraz batıl inançlar giriyor devreye sanırım. Ben sakin bir insanım ama yaşadıklarım, gördüklerim uykuda çıkıyor herhalde bilinçaltından. Yaşadıklarım etkiliyor tabii... Ben kahraman değilim, çok güçlü değilim. Genelde uyumadan önce sevdiklerim için dua ederim. Cephede bir çukur kazıp soğuktan donmamak için yağlı battaniyelere sarındığımız zamanlar da oldu. Beş yıldızlı bir otelin yeni yıkanmış mis kokulu çarşaflarında uyuduğumuz da. Nerede olursam olayım dua ederken insan ister istemez, kendi muhasebesini de yapıyor. O gün yaşadıklarını tahlil ediyor. Ben çok hatırlarım ağladığımı, savaşlara küfrettiğimi. Geçenlerde uçakta hostes hanım uyandırdı. New York'tan dönüyoruz. Ben uykumda nara atıp yanımdaki adama yumruk atmışım. Düşünün; o yolcu bir iş adamı. Oturduk konuştuk, sonra ben uyudum ve adamı dövdüm. Yani uykuda çıkıyor bir anlamda yaşadığım travmalar. Bir de bu sorunun cevabı şu olurdu: Hiçbir şeyi içime atmıyorum. Gördüğüm ne varsa birebir "Pusula"ya yansıtmaya çalışıyorum. Oraya yansıtamadığımı siteye koyuyorum. Onu yapamazsam yazıyorum. Çünkü içinize attığınız zaman önce gastrit, sonra ülser, kanser oluyorsunuz. Mithat Bereket'e bazı kelimelerin kendisi için ne ifade ettiğini sorduk. Hemen ilk aklına gelen yanıtı, birkaç kelimeyle özetlemesini rica ettik: AVRUPA BİRLİĞİ : Anlaşılmazlık, bilinmezlik, kendini anlatamama. ANKARA :Düzen, iyi insan ilişkileri ama aynı zamanda siyaset. BASKETBOL : Harika. Olsa da oynasak. KIBRIS : Bir arada değil ama yan yana barış içinde yaşamak. TATİL : Özlediğim bir şey. ÖZGÜRLÜK : Olmazsa olmaz BARIŞ : Keşke bütün dünyada olsa dediğim bir şey o. AŞK : Çok sıcak ama çok soğuk, çok acı ama çok güzel, çok hüzünlü ama çok mutluluk verici bir duygu. ORTADOĞU : Kanayan yara. Makûs talihi olan bir bölge. Bir türlü düzelemeyen ve huzura eremeyen insanların yaşadığı bir yer. DOSTLUK : İnsan hayatında bir iki kişiyi geçmeyen ve herkesin hayatında olması gereken bir şey. 34

20 PROGRAM Ünlüler trafik için kamera karfl s nda Engin ÇAĞLAR Oğlum Eser Çağlar'la oynuyoruz bu dizide. Zaten hikâye de bir baba oğul hikâyesi. Benim oynadığım bölüm motorlu araç kullananların kask takmalarının gerekli olduğu mesajını veriyor. Ne yazık ki ülkemizde trafik kurallarına uymuyoruz. Her yıl trafik kazalarında bir doğal afette verilen can kaybı kadar kayıp veriyoruz. Trafik dersleri ilkokuldan aşılanarak verilmeli, trafik eğitimi erken başlamalı. Bu bilinç erken yerleşmeli. Halil ERGÜN "Kırmızı Işık"ın çok önemli ve büyük bir proje olduğunu düşünüyorum. Bu dramada anlatıcı rolüm var. Bu proje için beni aradıklarında hemen kabul ettim çünkü ülkemiz için önemli olduğunu düşündüm. Türkiye'deki trafik kazası oranları ortada. Ben kendimi iyi bir şoför olarak nitelendirmişimdir. Ama hiçbir zaman karşımdakine güvenmiyorum. Türkiye'de trafik kazalarının önlenmesi için iki misli sürücü eğitimi verilmesi gerekiyor. Murat SOYDAN Bu dizi TRT'nin büyük hizmetlerden biri. Projenin çok fayda sağlayacağına inanıyorum. Dizide bir kamyon şoförünü oynuyorum. Yediden yetmişe herkesin izlemesini tavsiye ediyorum. Lütfen herkes trafik konusunda aklını başını alsın, dikkatli araç kullansın. Serdar GÖKHAN Benim oynadığım bölüm yeteri kadar uyumadan yola çıkan bir kamyon şoförünü anlatıyor. Senelerdir bu ülkede trafik kazası haberleri duyuyoruz. Ne yazık ki insanlar bu konularda çok duyarsız davranıyor. Sürücüler çok bencil. Kurallar ona uyalım diye var. Herkes kurallara uysa bu kazalar da olmayacaktır. Tolga SAVACI Dizide alkollüyken araç kullanan bir babayı canlandırıyorum. Bu diziyle yüzde onluk bile bir etki yapsak çok önemli. Maalesef Türkiye'de herkes trafikten şikâyetçi. Trafikte sabırlı ve hoşgörülü olabilmek çok önemli. Ben de insanlardan trafikte saygılı olmalarını rica ediyorum. Tamer KARADAĞLI Projenin yararlı olmasını diliyorum. Ülkemizde ne yazık ki trafik terörü had safhaya ulaşmış durumda. Eğer "Kırmızı Işık"ı bir kişi bile izleyip bilinçlenirse ne mutlu bize. Aynur AYDAN Ben dizide çocuğu trafik kazası geçiren bir anneyi canlandırıyorum. Türkiye'deki en önemli sorunlardan biri trafik. Yollarımız yeterli değil, insanlar dikkatsiz, her gün trafiğe yeni araçlar katılıyor, cezalar paraya çevrilmiyor. Sürücüler lütfen dikkat etsin, kurallara uysun. Melike ARSLAN KAYMAK Türkiye'de her yıl yaklaşık kişi trafik kazalarında hayatını kaybediyor. Ve ne yazık ki Türkiye, en çok ölümlü trafik kazası sıralamasında Kore'den sonra ikinci sırada... Bu vahim manzaranın oluşmasına neden olan birçok gerekçe var: Toplu taşımacılığın teşvik edilmemesi, trafik cezalarının caydırıcı olmaması, trafik eğitimindeki aksaklıklar, karayolu dışında ulaşım alternatiflerinin yaratılması konusunda yeni politikaların üretilmemesi, altyapı sorunları gibi. Yaya ve sürücülerin trafik kurallarına uyulması konusunda yeterli bilince sahip olmaması da kazaların oluşumundaki temel etkenlerden biri. "Kırmızı Işık" TRT'de TRT ile Emniyet Genel Müdürlüğü arasında trafik bilincinin oluşturulması amacıyla imzalanan protokol çerçevesinde, Ankara Televizyonu tarafından hazırlanan 13 bölümlük "Kırmızı Işık" adlı drama bu trafik kurallarına uyma bilincinin yaya ve sürücülere verilmesini hedefliyor. Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu'nun ana sponsoru olduğu "Kırmızı Işık", trafik kazalarının yarattığı yıkımları vurgulayarak, trafik kurallarına uyma alışkanlığı kazandırmayı amaçlıyor. Trafik kazalarının aslında çok basit kural ihlallerinden kaynaklandığı mesajı verilen dizide, yaya ve sürücülerin ihlal ettikleri herhangi bir trafik kuralının ne gibi sonuçlar doğuracağı anlatılıyor. "Kırmızı Işık"ta, alkollü, yorgun ve uykusuz araç kullanımı, karayollarında yük ve eşya taşımacılığı, trafikte saygı ve hoşgörü, trafik işaret ve işaretçilerine uyma, araç takibi, hız limitleri üzerinde araç kullanma, yaya ve yolcu güvenliği, araç içi güvenlik donanımları, geçme ve geçilme kuralları, araçların ve teknik donanımlarının bakımı ve güvenliği, motosiklet ve bisiklet sürücülüğü gibi konular işleniyor. Yapımcılığını Şener Danyıldız'ın, yönetmenliğini Hilmi Akyalçın'ın üstlendiği, senaryosunu Cavidan Balcı'nın yazdığı yapımın danışmanı Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Celal Uzunkaya. Dramanın müziklerini Cahit Berkay hazırladı, jenerik türküsünü ise Gülay seslendirdi. Pek çok ünlünün kamera karşısına geçtiği "Kırmızı Işık", Ekim ayından itibaren her pazar, saat te, TRT 1'de ekranlara geliyor. Dizi protokol gereği TRT'de yayınlandıktan sonra özel kanallarda, kamu kurumlarında ve şehirlerarası otobüslerde de eğitim amaçlı olarak gösterilecek. Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu'nun ana sponsoru olduğu "Kırmızı Işık" adlı program, trafik kazalarının yarattığı yıkımları vurgulayarak, kurallara uyma alışkanlığı kazandırmayı amaçlıyor.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ - Basın Toplantısı Haber Küpürleri - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel 13.01.2015 Salı Adana İşi nde acayip soygun Bir Acayip Soygun Adana İşi adlı uzun metraj filmin çekimleri

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Muğla Valisi Amir Çiçek in katılımı ile Menteşe Belediyesi nin katkıları ile Konakaltı Kültür Merkezi nde gerçekleştirilen törenle sanatçı Eda Özdemir in Bir Kadın Üç Sanat

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur.

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur. 06 EKİM 2014 REKLAM HABERLER Gül-Ay - Sayfa 3 06 EKİM 2014 Gül-Ay - Sayfa 5 HABERLER Erdemli de üzüm festivali yapıldı Erdemli'ye bağlı Üzümlü köyünde Üzüm festivali yapıldı. Erdemli Belediyesi tarafından

Detaylı

ANTALYA ALTIN PORTAKAL'DA JÜRİ HEYECANI!

ANTALYA ALTIN PORTAKAL'DA JÜRİ HEYECANI! ANTALYA ALTIN PORTAKAL'DA JÜRİ HEYECANI! 51. ULUSLARARASI ANTALYA ALTIN PORTAKAL FİLM FESTİVALİ'NİN ULUSAL UZUN METRAJ FİLM YARIŞMASI'NIN JÜRİSİ BELLİ OLDU Bu yıl 51.si düzenlenecek olan Uluslararası Antalya

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

DIRIM. kültür - sanat - güncel yaşam ISSN 0378-8628. Monet

DIRIM. kültür - sanat - güncel yaşam ISSN 0378-8628. Monet ISSN 0378-8628 DIRIM kültür - sanat - güncel yaşam Monet DİRİM/ocak-Şubat-Mart 2007 Kültür ve Sanat Küçük insanların Büyük Filmi: DONDURMAM GAYMAK Yerel bir masal... Yıl 1995, Ege'nin küçük bir kıyı kasabasında

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

ÖYKÜ ANLATI ETKİNLİĞİ AMAÇLARI VE KATILIM KOŞULLARI

ÖYKÜ ANLATI ETKİNLİĞİ AMAÇLARI VE KATILIM KOŞULLARI ÖYKÜ ANLATI ETKİNLİĞİ AMAÇLARI VE KATILIM KOŞULLARI KONU : Öykü Anlatı AMAÇLAR: lerin; Dilsel, duygusal ve sosyal yönden gelişmelerini, Özgüven kazanmalarını, Türkçeyi güzel ve etkili kullanabilme yetisi

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI Kahramanmaraş ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. Yıldönümü törenlerle kutlandı. Valilik Kavşağında gerçekleştirilen kutlama törenleri, Sağlık Bakanı Dr. Mehmet

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

22-27 EYLÜL 2014 FİNLANDİYA GEZİMİZ 22,09,2014 PAZARTESİ - BULUŞMA VE PISA 23.09.2014 SALI - ALVAR AALTO SAĞLIK VE SPOR FAKÜLTESİ

22-27 EYLÜL 2014 FİNLANDİYA GEZİMİZ 22,09,2014 PAZARTESİ - BULUŞMA VE PISA 23.09.2014 SALI - ALVAR AALTO SAĞLIK VE SPOR FAKÜLTESİ 22-27 EYLÜL 2014 FİNLANDİYA GEZİMİZ 22,09,2014 PAZARTESİ - BULUŞMA VE PISA Gece geç saatlerde Helsinki yolculuğumuz başlayacak. Uzun bir uçak yolculuğu yapacağız.ardından bir saatlik bir uçuş sonunda Jyvaskyla

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı

Sevgi Başman. Resimleyen: Sevgi İçigen

Sevgi Başman. Resimleyen: Sevgi İçigen SEVGİ BAŞMAN: 1986 da Tokat ta doğdu. 2008 yılında İstanbul Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünü bitirdi ve ardından İngiltere ye yerleşip üç yıl öğretmenlik yaptı. 2012 yılında Keele Üniversitesi

Detaylı

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK Resimleyen: Vaghar Aghaei cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri İç ve Kapak Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama: Güldal

Detaylı

Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi.

Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. Uluslararası İzmir Film Festivalinin Tarihçesi Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. İzmir Film Festivali, 11

Detaylı

Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz. 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri

Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz. 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri Müdürlüğümüz bünyesinde faaliyet gösteren AKM Klasik Türk Sanat Müziği Korosunun Şef Mitat

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU

ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU BASIN DAVETİ ÖRNEĞİ 2 3 ANAVARZA BAL HAKKINDA 1979 yılında Süleyman Sezen'in kurduğu Sezen Gıda Ltd. Sti., 1995 yılında Anavarza Bal markasıyla bal sektörüne giriş yaptı. Adana'nın

Detaylı

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ K.R. RAVINDRAN U.R. Başkanı 2015 16 Canan ERSÖZ U.R. 2430. Bölge Guvernörü 2015 16 Firuz Harbiyeli 3. Grup Guvernör Yardımcısı Hüseyin MURSAL (Başkan) Süleyman ÇOLAKOĞLU (Asbaşkan) Okşan HALEFOĞLU (Kulüp

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

İktidarıyla, muhalefetiyle bütün Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarımın da aynı bilinçle görev yaptığına inanıyorum.

İktidarıyla, muhalefetiyle bütün Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarımın da aynı bilinçle görev yaptığına inanıyorum. Belediye Meclisimizin Değerli Üyeleri Bandırmalıların güveni ve desteği ile göreve gelen bu yüce meclis, halkımıza ve bu güzel kente hizmet yolunda bir yılı geride bıraktı. Geçen bir yıllık sürede, kentimizin

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor:

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: Kültür ve Sanat Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: NESRİN AKÇA AKOĞUL Nesrin Akça Akoğul Eyüp Devlet Hastanesinde. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yapan Nesrin Akça Akoğul. 1992 yılında fotoğraf

Detaylı

Sevgili Medine Abla - O Artik Bir YIBO Öğretmeni

Sevgili Medine Abla - O Artik Bir YIBO Öğretmeni Sevgili Medine Abla - O Artik Bir YIBO Öğretmeni Bu akşam gönüllümüz sevgili Medine Hakkâri de YIBO da gönderdiğiniz kitapları almış telefonla selam ve sevgilerini yolladı tüm ILKYAR gönüllülerine ve bağışçılarına...

Detaylı

2. ROBOT YARIŞMASI VE ÖDÜL TÖRENİ YOĞUN KATILIMLA BESYO SPOR SALONUNDA YAPILDI

2. ROBOT YARIŞMASI VE ÖDÜL TÖRENİ YOĞUN KATILIMLA BESYO SPOR SALONUNDA YAPILDI 2. ROBOT YARIŞMASI VE ÖDÜL TÖRENİ YOĞUN KATILIMLA BESYO SPOR SALONUNDA YAPILDI Ordu Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulunun organize ettiği, bu yıl Çizgi İzleyen Robot ve Sumo Robot olmak üzere

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

3. Ulusal Aile Fotoğrafları Yarışması. Katalog 2013-58

3. Ulusal Aile Fotoğrafları Yarışması. Katalog 2013-58 Katalog 3. Ulusal Aile Fotoğrafları Yarışması Katalog 2013-58 AİLE VE TOPLUM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI Fotoğraflarla Aile 3. Ulusal Aile Fotoğrafları Yarışması ISBN 978-605-4628-46-9 Kasım,

Detaylı

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu.

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Capital ve Ekonomist Dergileri ile LeasePlan Türkiye Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Yılın Filo

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) DİNLEME İSTEKLER (9) Metinleri dinleyelim

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri

Detaylı

ÇOK AMAÇLI SALONUMUZA KAVUŞTUK OKUL MÜDÜRÜMÜZ TURGAY YOLCU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINI DEĞERLENDİRDİ. Hazırlayan: MÜCAHİT KARAKUŞ Sayfa: 1

ÇOK AMAÇLI SALONUMUZA KAVUŞTUK OKUL MÜDÜRÜMÜZ TURGAY YOLCU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINI DEĞERLENDİRDİ. Hazırlayan: MÜCAHİT KARAKUŞ Sayfa: 1 Y A K A M O Z G A Z E T E S İ HAZİRAN 2013 EĞERCİ İLKOKULU / ORTAOKULU YIL: 2 SAYI: 4 OKUL MÜDÜRÜMÜZ TURGAY YOLCU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINI DEĞERLENDİRDİ Saygıdeğer öğretmenlerimiz, sevgili öğrenciler

Detaylı

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sayın Kaymakamım, Sayın Milli Eğitim Müdürüm, Sayın Belediye Başkanım, Okul Aile Birliğimizin değerli yöneticileri, Saygıdeğer Velilerimiz, Sevgili öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz, Saygıdeğer Bağışçılarımız,

Detaylı

Rutinler temamız kapsamında sabah sporu yaptık, grup sohbetleri ile paylaşımlarda bulunduk. Sabah sporunda reçel yaptık, hayali reçellerimizi

Rutinler temamız kapsamında sabah sporu yaptık, grup sohbetleri ile paylaşımlarda bulunduk. Sabah sporunda reçel yaptık, hayali reçellerimizi Rutinler temamız kapsamında sabah sporu yaptık, grup sohbetleri ile paylaşımlarda bulunduk. Sabah sporunda reçel yaptık, hayali reçellerimizi pişirdik. Topla tanışma oyunları oynadık. Heykel ol, adını

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25 ÝÇÝNDEKÝLER A. BÝRÝNCÝ TEMA: BÝREY VE TOPLUM Küçük Cemil...11 Bilgi Hazinemiz (Hikâye Yazmaya Ýlk Adým)...14 Güzel Dilimiz (Çaðrýþtýran Kelimeler - Karþýlaþtýrma - Þekil, Sembol ve Ýþaretler - Eþ Anlamlý

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM ANAOKULU 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

İSTEK ÖZEL ACIBADEM ANAOKULU 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM ANAOKULU 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BÜLTENİMİZDE NELER VAR? ETKİNLİKLERİMİZ GEMS ETKİNLİĞİMİZ: AYICIKLAR İLE MATEMATİK KİTAP ATÖLYESİ: YAZAR ETKİNLİĞİMİZ GEZİLERİMİZ SİNEMA- TİYATRO

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Her Cuma yeni bir film

Beşiktaş Gazetesi. Her Cuma yeni bir film Her Cuma yeni bir film BEŞİKTAŞ Belediye Başkanı İsmail Ünal sinema ile ilgili yeni projesini anlattı. Ünal, "Beşiktaş ta. Sinemamızın son dönemlerde üretilen çağdaş ürünlerini artık Beşiktaş Levent Kültür

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI İZMİR NESAN YERLEŞKESİ 2014-2015 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI İZMİR NESAN YERLEŞKESİ 2014-2015 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI İZMİR NESAN YERLEŞKESİ 2014-2015 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. VELİ BÜLTENİ REHBERLİK Öğrencilerimizin bireysel ve akademik özelliklerini tanımaya yönelik uygulama ve gözlemler

Detaylı

10.12.2014 Çarşamba İzmir Basın Gündemi

10.12.2014 Çarşamba İzmir Basın Gündemi 10.12.2014 Çarşamba İzmir Basın Gündemi Katip Çelebi'nin Rektörü Prof. Galip Akhan İzmir'in en genç devlet üniversitesi Katip Çelebi Üniversitesi'nde rektörlük seçimi sonuçlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

geliştirmemize yardımcı olur.

geliştirmemize yardımcı olur. 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; PYP disiplinler üstü temaları ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ AYIN TEMASI: OKULUM BEN KİMİM? *Kendi isimlerimizi söyleyerek, arkadaşlarımızla tanışma. *Sınıfımızı ve öğretmenimizi öğrenme. *Arkadaşlarımızın isimlerini öğrenme. *Okula

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU NİSAN 2015

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU NİSAN 2015 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU NİSAN 2015 ÇOCUKLAR GELECEĞİMİZİN GÜVENCESİ YAŞAMA SEVİNCİMİZDİR, BUGÜNÜN ÇOCUĞUNU YARININ BÜYÜĞÜ OLARAK YETİŞTİRMEK HEPİMİZİN İNSANLIK

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI 23NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI Bitkileri tanıdık. Bitkileri gözlemledik. Bitki türlerini isimlendirdik. Bitkilerin

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :15. Syf Sayfası :9. Syf Sayfası :5. Syf. SON DAKİKA GAZETESİ Sayfası :5. Syf. Sportmen ilavesi Sayfası :2. Syf Sayfası :31. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :İnternet Sitesi İZTO dan Selvitopu ve ekibine

Detaylı

Festivalin Tarihçesi

Festivalin Tarihçesi Festivalin Tarihçesi Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. İzmir Film Festivali, 11 yıl boyunca dünyadan ve

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Yarışma ile ilgili tüm detaylara www.egitimbirsen.org adresinden ulaşılabilecektir.

Yarışma ile ilgili tüm detaylara www.egitimbirsen.org adresinden ulaşılabilecektir. Eğitim-Bir-Sen Örgütlenme Temalı 2. Kısa Film Yarışması Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Örgütlenme Temalı 2. Kısa Film Yarışması na başvurular 15 Eylül 2015 tarihinde başlayacaktır. Sendikamız

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BÜLTENİMİZDE NELER VAR? ETKİNLİKLERİMİZ 2.PORTFOLYO SUNUMLARIMIZ SORGULAMA ÜNİTEMİZ OKUMA YAZMA HAZIRLIK ÇALIŞMALARIMIZ GEZİLERİMİZ SAHNE PROVALARIMIZ BAHÇE ETKİNLİKLERİMİZ

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

100. Yılında Çanakkale ye Develi den güzel bir ziyaret gerçekleştirildi. Fethinin 562. Yılı olması münasebetiyle gezinin ilk yarısı İstanbul a

100. Yılında Çanakkale ye Develi den güzel bir ziyaret gerçekleştirildi. Fethinin 562. Yılı olması münasebetiyle gezinin ilk yarısı İstanbul a 100. Yılında Çanakkale ye Develi den güzel bir ziyaret gerçekleştirildi. Fethinin 562. Yılı olması münasebetiyle gezinin ilk yarısı İstanbul a ayrıldı. İki önemli tarih, iki önemli şehir bu gezide buluştu.

Detaylı

Cemil Meriç Yılı Muhteşem Bir T örenle Tamamlandı

Cemil Meriç Yılı Muhteşem Bir T örenle Tamamlandı Cemil Meriç Yılı Muhteşem Bir T örenle Tamamlandı Mustafa Kemal Üniversitesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünce yürütülen 2012-2013 Cemil Meriç Yılı etkinlikleri kapanış töreni Hatay Kültür Merkezi nde geniş

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Koray Avcı Çakman. Öykü FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ. 1. basım. Resimleyen: Reha Barış

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Koray Avcı Çakman. Öykü FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ. 1. basım. Resimleyen: Reha Barış Resimleyen: Reha Barış Koray Avcı Çakman FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü 1. basım Koray Avcı Çakman FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ Resimleyen: Reha Barış 2010 yılında İzmir Kuş Cennetini Koruma ve Geliştirme

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Bilmece ŞİPŞAK BİLMECELER DEYİM VE ATASÖZLERİ. 2. basım. Resimleyen: Ferit Avcı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Bilmece ŞİPŞAK BİLMECELER DEYİM VE ATASÖZLERİ. 2. basım. Resimleyen: Ferit Avcı Resimleyen: Ferit Avcı Süleyman Bulut ŞİPŞAK BİLMECELER 2 ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Bilmece DEYİM VE ATASÖZLERİ 2. basım Süleyman Bulut ŞİPŞAK BİLMECELER 2 DEYİM VE ATASÖZLERİ Resimleyen: Ferit Avcı www.cancocuk.com

Detaylı

İSTEK ÖZEL BİLGE KAĞAN OKULLARI 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI İSTANBUL İLİ ORTAOKUL VE LİSELER ARASI MEDDAH-TEK KİŞİLİK GÖSTERİ YARIŞMASI ŞARTNAMESİ

İSTEK ÖZEL BİLGE KAĞAN OKULLARI 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI İSTANBUL İLİ ORTAOKUL VE LİSELER ARASI MEDDAH-TEK KİŞİLİK GÖSTERİ YARIŞMASI ŞARTNAMESİ İSTEK ÖZEL BİLGE KAĞAN OKULLARI 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI İSTANBUL İLİ ORTAOKUL VE LİSELER ARASI MEDDAH-TEK KİŞİLİK GÖSTERİ YARIŞMASI ŞARTNAMESİ YARIŞMANIN ADI: GELENEKTEN GELECEĞE BEN MEDDAH Geleneksel

Detaylı