Muhamiden Avukata YIL: 39 SAYI: 19

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Muhamiden Avukata YIL: 39 SAYI: 19"

Transkript

1 YIL: 39 SAYI: 19 Muhamiden Avukata Bir Asrın Eşiğinde Konya Barosu Röportaj: Celal Mümtaz AKINCI Avukat Hakları Merkezi Barodan Haberler Edebiyat Yargı Kararları

2

3 BAŞKANDAN Av. Fevzi KAYACAN Konya Barosu Başkanı Nisan ve Haziran aylarının mesleğimiz ve Baromuz için ayrı bir özelliği vardır. 5 Nisan öteden beri Avukatlar günü olarak, 10 Haziran ise Baromuzun kuruluş yıldönümü olarak kutlanmaktadır. Bu tarihler mesleğimizin sorunlarına cevaplar aradığımız, mesleğimize ve kendimize vakit ayırabildiğimiz yılın sayılı günleri olmuştur. Ancak Türkiye Barolar Birliğinin kararı doğrultusunda bu yıldan itibaren 5 Nisan Avukatlar Günü artık Avukatlar Haftası olarak kutlanacak. Karar çerçevesinde bu yıl ilk Avukatlar Haftamızı kutladık. Bu yıl kutlamaları sadece Konya şehir merkezinde değil, Akşehir, Ereğli, Seydişehir ve Kulu ilçelerimizde de gerçekleştirdik. Türk Sanat Müziği koromuz Ereğli ve Seydişehir de konserler verdi. Gerek Avukatlar Haftasını içerisine alan bir dönemi kapsaması, gerekse Baromuzun kuruluşunun 99. yılını icra edeceğimiz 10 Haziran ın arifesinde yayınlanacak olması sebebiyle dergimizin bu sayısında avukatlık mesleğinin anlam, önem ve sorunlarını kapak dosyası yaptık. Avukatlık mesleği hepimizin bildiği gibi yargının kurucu unsuru olan savunma gücünü temsil etmektedir. Yargılama faaliyetinin temel amacı hüküm fıkrasına ulaşmaktır. Diğer bir anlatımla uzun ve bir dizi merasime havi işlemler sonucunda bir yargıya varılmaktadır. Türkiye Barolar Birliğinin ilk başkanı ve ceza hukuku profesörü olan Av. Faruk EREM Hocamızın ifadesiyle kanunu sadece uygulayan, cezayı matematiksel bölümlere dönüştürmeye çalışan bir yargıç değil, aynı zamanda hisseden yargıcı da ihtiyaç bulunmaktadır. Ona bu hissi verecek en önemli güç elbette savunmadır. Savunmanın hissettirebilmesi için elbette hissetmesi gerekir. Her zaman vatandaşlarla iç içe olan, mesai saatlerinin dışında dahi dava düşünen ve müvekkiliyle devamlı temas halinde olan bir avukatın hissetmemesi imkansızdır. Anayasa Mahkemesine, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu na avukat atanması bu nedenle son derece önemlidir. Dava dosyasında bulunan evrakların temsil ettikleri olayı, adalet bekleyen vatandaşların özlem ve beklentilerini avukatın görmesi ve hissetmesi daha kolaydır. Sakın mesleki bir taassup içinde olduğumuz düşünülmesin. Hâkim ve savcıların mesleklerinin özelliği gereği vatandaşlarla iç içe olması pek düşünülemez. Zira böyle bir ilişkiye farklı anlamlar yüklenebilir. Oysa avukat faaliyetinin gereği olarak vatandaşla her an iç içe olmak zorundadır. Hissetmemesi ve dolayısıyla hissettirmemesi düşünülebilir mi? Mesleğe başladığım andan itibaren ağabeylerimizden birçok mesleki anı dinledim. Hukuk fakültesinden edindiğim bilgilerin yanında hayat mektebine ait bu anıları her zaman önemsedim. Eski Adliye nin küçük vestiyeri bilenler için nostaljidir. Acılarımızı, sevinçlerimizi, kızgınlıklarımızı hep orada paylaştık. Vestiyere ilk girdiğim anı ve heyecanı hâlâ unutmadım. Adliyemizin yıkılmasıyla birlikte yeni ve büyük bir Adliye ye kavuştuk. Geniş mekanlarımız oldu. Bu mekanlarda zaman zaman meslektaşlarımın anılarına tanık oluyor, vestiyer günlerini anımsıyorum. Üstatlarıma bir kez daha teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. Tüm meslektaşlarımın Avukatlar Haftasını ve Baromuzun 99. kuruluş yıldönümünü bir kez daha yürekten kutlar, sağlık ve başarılar dilerim.

4 DERGİMİZİN SAYISINA VE YAYIN YAŞINA İLİŞKİN DÜZELTME NOTU Yaptığımız arşiv çalışmalarında, Konya Barosu Dergisinin baskısının 1995 yılında 12. sayı ve 23. yayın yaşına ulaştığı ancak 2003 yılında uzun bir aradan sonra yeniden dergi çıkartma çalışmalarına başlanması sırasında eski sayılara ulaşılamamasından dolayı derginin sayısının ve yılının 1 den başlatıldığı tespit edilmiştir öncesi basılan 12 sayıya, 2003 ten itibaren basılan 6 sayıyı eklediğimizde son basılan dergimizle 18. sayıya ulaşıldığı görülerek elinizde ki bu derginin sayısının 19, yayın yaşının ise 39 olarak ifade edilmesi yayın kurulumuzca uygun görülmüştür. Yıl: 9 Sayı: 19 Sahibi Konya Barosu Adına Baro Başkanı Av. Fevzi KAYACAN Sorumlu Yazı işleri Müdürü Av. Özgür Solak Editörler Av. M. Şamil ŞENALP Av. H. Murat GÜÇLÜ Yayın Kurulu Av. Sait AKDAĞ Av. Şeceattin KÜÇÜKDAĞ Av. Temel KAPLAN Av. İbrahim KAYHAN Av. Özgür SOLAK Av. Serdar CEYLAN Av. M. Şamil ŞENALP Av. Mustafa İYİBİLDİREN Av. Ömer ARICI Av. H. Murat GÜÇLÜ Av. Ahmet Han HORASAN Tasarım ve Baskı Hazırlık PLATO AJANS Yayın Danışmanı Rıfat Ergan Görsel Yönetmen Emine Dazkırlı Redaksiyon Ceylan Öner Baskı-Cilt Dumat Ofset Ankara Yazışma Adresi Akabe Mh. Cemil Çiçek Cd. Yeni Adliye Sarayı No: 175 Karatay/ Konya Tel: Fax: Konya Barosu Yayınıdır. Dergide yer alan yazarlar yazarlarının kişisel görüşünü yansıtır. Yazılardan kaynak göstermek kaydıyla bilimsel amaçlı alıntı yapılabilir Başkandan / Av. Fevzi Kayacan Bir Asrın Eşiğinde Konya Barosu / Av. Serdar Ceylan Alacaklının İhalede Borçlusuna Ait Bir Malı Alacağına Mahsuben Satın Almasının Uygulamada Yarattığı Sorunlar / Av. Talih Uyar Röportaj - Celal Mümtaz Akıncı: Üçlü Sacayağında Savunma Yargının Üvey Evladı Konumunda / Stj. Av. Nurten Emek- Stj. Av Nermin Yaman Kapak Muhamiden Avukata / Av. M. Şamil Şenalp Av. H. Murat Güçlü Silahların Eşitliği İlkesi ve Müdafiin Dosya İnceleme Yetkisi / Adem Çelik Avukat Hakları Merkezi / Av. Abdüllatif Sağlam Avukatlık Disiplin Ceza Hukuku / Av. Adem Demirbaz Hukuk Devleti Avukatın İşi / Av. M. Turgay Bilge Siyaset ve Hukuk / Av. Süleyman Küçüksucu Avukatlık Anonim Şirketleri / Av. Fatih Ruşen Uluslararası Avukatlık Hukuku Konferansı / Av. Serdar Ceylan Stajyer Avukat Gözüyle / Stj. Av. Ayşegül Erol Sayılı Kanunun Sosyal Güvenlik Hukuku Açısından Değerlendirilmesi, Torba dan Çıkanlar / Av. Oğuzhan Tekin Fazla Çalışmanın Belirlenmesi ve İspatı / Av. Derya Ateş Sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun un Getirdikleri / Av. Osman Buğur Kooperatif Ortaklığından Çıkma ve Sonuçları / Av. Efil Öz İletişimin Dinlenmesi ve Tespiti / Av. Süleyman İslambay Çocuk Yargılamasında Müdafiin Rolü / Av. Olcay Bağcı Bilge İnternet Ortamında Marka Hakkına Tecavüz / Av. İbrahim Çetinkaya Yargı Kararları Işığında Tebligat Uygulamaları / Av. M. Lamih Çelik Barodan Haberler Edebiyat Saat Sana Kaç Var / Av. Ali Uğur Gündem Ay Vaktidir Şimdi / Av. Sait Edip Akdağ Benim Dilimlerim / Av. Ömer Faruk Erdoğan Biraz Yeşil / Av. Ali Aysu Ardakalan / Av. Görkem Karaduman Agorafobia / Av. Kemal Yücel Kahve Fincanı / Av. Ömer Faruk Erdoğan Yargı Kararları

5 içindekiler:

6 Av. Serdar CEYLAN TEİAŞ Gen. Müd. Hukuk Müşavirliği Bir Asrın Eşiğinde; Konya Barosu 10 Haziran 2012 tarihinde 100. kuruluş yıldönümünü kutlayacağımız, ülkemizin en köklü ve saygın barolarından olan Konya Baromuzun, 100. kuruluş yıldönümü kutlamalarının adına yakışır bir şekilde icra edilmesi için çalışmalar başlatılmıştır. Bilindiği üzere, kurum ve kuruluşların, tarihi ve gelişim süreçlerine ilişkin sistemli bilgiler topluluğu olan arşivleri bu kurum ve kuruluşların, kurumsallaşmaları için de en önemli unsurlardır. Ancak Baromuzun 100 yıllık tarihinin özellikle ilk yarısının, arşiv belgelerinin gerektiği gibi muhafaza edilmemesinden dolayı neredeyse silindiği, gerekli çalışmaların yapılmaması durumunda da Baromuzun yakın tarihinin de aynı tehlikeyle karşı karşıya kalacağı aşikârdır. Bugüne kadar yapılan çalışmalara göre Konya Barosu, 10 Haziran 1912 tarihinde kurulmuştur. İlk Baro başkanı ise Musa Kazım Bey dir. 1 Mart 1908 tarihinde açılan ve 15 Mart 1919 tarihinde kapatılıncaya kadar eğitim-öğrenime devam edilen Konya Hukuk Mektebi nin müderrisleri ve mezunları, Konya Barosunun kuruluşunda ve ileriki yıllarda ülkemizin en aktif ve başarılı barolarından biri olmasında büyük rol oynamışlardır. Ancak sözlü anlatımlar dışında elimizdeki mevcut bilgi ve belgeler oldukça yetersizdir. Konya Baro Tarihi hakkında tespit edebildiğimiz yayımlanmış tek çalışma, Av. Mehmet Ali UZ un Konya Hukuk ve Baro Tarihçesi isimli eseridir. Bu eserin son söz ünde de belirtildiği üzere; Konya Baro tarihi ile ilgili çalışmalar daha yıllarca devam etmelidir. Yapılan çalışmalara destek olunmalı, yayımlanarak meslektaşlarımızın istifadesine sunulmalıdır. Konya, geçmişten günümüze bilim, kültür ve sanatın başkenti olmuş pek çok ilk Konya mızda yaşanmıştır. Bununla birlikte asırlık geçmişe sahip kurum ve kuruluşlarımıza ev sahipliği yapan, ortaçağda Türkiye Selçukluları Devleti nin başkenti olmasının yanı sıra bilim, kültür ve sanatın da başkenti olan Konya ve bizler bu köklü geçmişin eserlerini sergileyemiyoruz.

7 Bu amaçla Baromuz, 100. Yıl etkinlikleri kapsamında, 100. Yıl Armağanı, 100. Yıl Albümü ve Konya Barosu Dergimizin kutlama dönemine rastlayan sayısını 100. Yıl Özel sayısı olarak yayımlanmasını karar altına almıştır. Baromuzun daha güçlü bir kurumsal yapıya kavuşması için bir zorunluluk olan bu tür çalışmaların, 100. Yıl etkinlikleri kapsamında yapılması ile gelecek kuşaklara karşı vazifemiz de yerine getirilmiş olacaktır. Bu çalışmalarla Konya Barosunun kuruluş tarihi ve ilk dönemleri ile birlikte gelecekte izleri silikleşmeye başlayacak yakın tarihi de kayıt altına alınmış olacaktır. Bu çalışmalar kapsamında Baromuz, geçmiş yıllarda gerektiği gibi tasnif edilip, korunamamış olan Konya Baro Arşivi nin mevcut bilgi ve belgelerinin dijitalleştirilmesi ile geleceğe dönük bir proje geliştirme gayreti içerisindedir. Ayrıca yılları arasında Konya Hukuk Mektebi nde okutulan ders kitaplarından seçmeler ile Konya menşeli hukuk alanındaki elyazmalarından seçmeleri ihtiva eden bir kitap sergisi de planlanmaktadır Yıl etkinlikleri kapsamında yayıma hazırlanacak; 100. Yıl Albümü Her on yıldan hukuk diploması, avukatlık ruhsatı, vekâletname, baro pulu, dava dilekçeleri örneklerinden oluşan seçmelere, fotoğraflara ve diğer bilgi ve belgelere, daktilo, cübbe gibi hatıralara, merhum ve hayatta olan kıdemli üyelerimizin, üstatların, baro başkanlarımızın özgeçmişlerine, yaşayanlarla yapılacak kısa söyleşilere yer verilen görsel ağırlıklı bir Özel Albüm olacaktır. Albümde aramızdan ayrılan tüm meslektaşlarımıza ve meslekte 40 yılı aşan kıdeme sahip meslektaşlarımızın özgeçmişlerine, fotoğraf, bilgi ve belgelerine yer verilecektir. Ayrıca kaynak kişilerin sözlü anlatımlarının yazılı ve görsel olarak kayda geçirilmesi de sağlanacaktır. Tüm meslektaşlarımızın özgeçmişleri, mesleki fotoğrafları, hukuk diploması, avukatlık ruhsatı gibi belgelerinin dijital suretleri ise, gelecek yıllar için baro arşivini zenginleştirerek, belki de 150. Yıl Albümüne zemin hazırlayacaktır. Bu albümde günümüze ulaşmayan, geçmiş yıllarda imha edilen baro arşivinin telafisi nevinde Başbakanlık Osmanlı Arşivleri ve Adalet Bakanlığı Arşivi taranarak, Özel Koleksiyonlarda ve Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü nde bir yıl içinde yapılacak çalışmalarla elde edilecek içeriğe de yer verilebilecektir. Bu çalışma kapsamında özellikle siz kıymetli meslektaşlarımızın, merhum meslektaşlarımızın ailelerinin, yakınlarının katkılarına ihtiyaç duymaktayız. Her türlü bilgi ve belge (hukuk diploması, avukatlık ruhsatı, vekâletname, baro pulu, baro aidat makbuzu, dava dilekçeleri örnekleri, avukat, avukat yazıhanesi fotoğrafları, avukat kartvizitleri, gazete haberleri, daktilo, eski cübbe gibi hatıra eşyalar, Konya da yayımlanmış hukuk alnındaki dergi, kitap ve makaleler, ) bu çalışmanın daha da zenginleşmesini sağlayacaktır. Bu kapsamda, bu çalışmaya katkıda bulunabilecek kişi, kurum ve kuruluşların ellerindeki bilgi ve belgelerin en azından dijital suretlerini Baromuz Kalemine ulaştırmalarını ve/veya Baromuz ile iletişime geçmelerini önemle talep ediyoruz yılında bir asrı geride bırakacak olan Konya Barosunun sicil numarası 3500 leri ve Baroya kayıtlı avukat sayısı 1500'ü aşmış durumdadır. Bir asrın eşiğinde köklü ve güçlü bir meslek kuruluşu olan Baromuz, 100. Yıl etkinlikleri kapsamında yayımlanacak bu eserler ve diğer faaliyetlerle geleceğe daha emin adımlarla yürüyerek, sizlerin de destek ve katkıları ile gelecek kuşaklara karşı vazifesini de yerine getirilmiş olacaktır. 15 Mart 1914 tarihinde Konya Hukuk mektebi Eğitim Kadrosu

8 İCRA VE İFLAS HUKUKU Av. Talih UYAR İzmir Barosu Alacaklının İhalede Borçlusuna Ait Bir Malı Alacağına Mahsuben Satın Almasının Uygulamada Yarattığı Sorunlar İhaleye girerek, borçluya ait bir taşınmazı alacağına mahsuben satın almış olan alıcı-alacaklıya, borçlunun mahkemede alacaklı aleyhine açtığı menfi tespit davası sırasında İİK. nun 72/III. maddesine göre %40 oranında teminat karşılığında icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda verilmiş ihtiyati tedbir kararı na dayanılarak, icra dairesince, satış bedelini icra dosyasına peşin (nakit) olarak yatırması, aksi taktirde ihalenin feshedileceği bildirilebilir mi? Başka bir deyişle, hiçbir teminat istemeksizin, alacaklının alacağına mahsuben borçlunun taşınmazını satın almasına imkân tanıyan icra müdürünün, daha sonra, borçlu tarafından alacaklı aleyhine açılmış olan menfi tespit davasında mahkemece %40 teminat karşılığı icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda verilmiş olan ihtiyati tedbir kararı ndan bahsedilerek, alıcı-alacaklının ihale bedelinin tamamını icra dosyasına nakit olarak yatırması konusunda kendisine -İİK. 130 uyarınca- 10 günlük süre verilebilir mi? İcra müdürünün bu kararı İİK. 130 a uygun olur mu? Yukarıdaki sorun, uygulamada ihaleyi gerçekleştiren icra müdürlerinin alıcı nın aynı zamanda alacaklı olması halinde, borçluya ait taşınmazın ihalesine girip, bu taşınmazı alacağına mahsuben satın alma hakkı (daha doğrusu alacaklının böyle bir hakkının bulunduğu) konusunda eksik bilgilerinden ve bu konuda sorumluluk üstlenmek istememelerinden kaynaklanmaktadır Hâlbuki gerek doktrinde ve gerekse Yargıtay kararlarında bu konu çok iyi işlenmiş ve alacaklının alacağına mahsuben borçlusuna ait bir taşınırı-taşınmazı ihalede satın alabileceği hiçbir duraksamaya neden olmayacak biçimde belirtilmiştir. Gerçekten; 1. Doktrindeki Görüşler - Eğer ihale haciz alacaklısına veya hissedarlardan birine yapılmış ise, alıcıalacaklı (veya hissedar), alacağını (veya ihale bedelinden kendine düşecek parayı) ödemekle yükümlü olduğu ihale bedelinden düşebilir (mahsup edebilir). Bu halde alıcıalacaklının veya hissedarın ihale bedelinden düştüğü (mahsup ettiği) miktarı süresinde ödemediği gerekçesiyle (m. 133 e göre) ihale feshedilemez. (Kuru, B. İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2004, s:587) - Eğer ihale haciz alacaklısına yapılmış ve ihale bedelinden ondan önce tatmin edilmesi gereken başka bir alacaklı yoksa alıcı-alacaklı, alacağını ödemekle yükümlü olduğu ihale bedelinden düşebilir (mahsup edebilir). (Kuru, B. İcra ve İflas Hukuku, C:2, 1990 s:1336) - ihale, haciz alacaklısına yapılmışsa, mahcuz gayrimenkul üzerinde istifayı hak edecek ondan önce bir alacaklı olmadığı takdirde alacaklı, alıcı sıfatıyla ödemek mecburiyetinde olduğu meblağı ödemekten alacağı nispetinde imtina edebilir. Cebri müzayede takip edilen borçlu lehine bir alacak doğurmadığına göre, burada kelimenin hakiki ve teknik manasıyla takas bahis konusu olmayıp bilahare kendisine iade edilecek parayı tediyede bulunacak kimsenin bu tediyeyi yapmasına mahal bulunmaması ve binaenaleyh bundan iptidain imtina eyleyebilmesi durumu vardır. (Postacıoğlu, İ. E. İcra Hukuku Esasları, 1982, s: 503)

9 - Alıcı, satış parası borcunu, takipte bulunan alacaklıdan olan bir alacağı ile takas edemez. Buna karşılık, ihale takip yapan alacaklı üzerinde bırakılır ve hacze de bir başka alacaklının iştiraki söz konusu olmazsa, alacaklı alacağını satış parası ile takas edebilir (Jäger, 143, N. 1 ). Bir başka deyişle, eğer en çok pey sürdüğü için arttırma üzerinde kalan kişi haczi koyduran alacaklı veya rehin sahibi alacaklı olup da böylece arttırma sonucu eline geçen para üzerinde hemen gerçekleşebilecek bir talep hakkına sahip bulunuyorsa, peşin ve nakden ödeme takas dermeyanı yolu ile gerçekleştirilebilir (Reichel, 129, N. 1). (Üstündağ, S. İcra Hukukunun Esasları, 2004, s: 276) - Eğer alıcı, aynı zamanda borçludan (alacaklı) ise, kendi alacağı ile yatırmak zorunda olduğu ihale bedelini takas edebilir. Hacze katılmış başka alacaklılar varsa alacaklı, ancak kendi alacağından dolayı kendisine düşebilecek payı ödemek zorunda olduğu satış bedeline mahsup edebilir. Eğer, taşınmazı ihalede satın alan alacaklıdan başka aynı takip dosyasına öncelikli alacaklı varsa, alıcı kendi alacağını ihale bedeline mahsup (takas) edemez. Bu durumda ihale bedelini takip dosyasına takas/mahsup yapmadan yatırması gerekir (Uyar, T. İcra Hukukunda İhale ve İhalenin Bozulması, C: 1, 2002, s: 731) - Alıcı, aynı zamanda borçludan alacaklı ise, kendi alacağı ile yatırmak zorunda olduğu ihale bedelini takas edebilir. Alacağına mahsuben satışa konu taşınmazı ihalede satın almış olan alacalıya, icra müdürlüğünce ihale bedelini nakit olarak yatırması için süre verilmesi halinde, alacaklı bu hatalı işleme karşı süresiz şikâyet yoluna başvurabilir (Uyar, T. Gerekçeli- İçtihatlı İcra ve İflas Kanunu Şerhi, C:6, 2006, s: 9922) - Eğer alıcı tek alacaklı ise, ödeme yaparken alacağını ödeyeceği miktardan düşebilmeli (mahsup edebilmeli); hacze katılmış başka alacaklılar varsa, kendisine düşecek miktar oranında mahsup yapabilmelidir Kanunda bu olanaktan söz edilmemekte ise de, alacaklıların arttırmaya katılmasına teşvik açısından bu kolaylığın (olanağın) sağlanması yerinde olur. Yalnız, bu durumu BK. m. 116 da düzenlenen alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi olarak kabul etmek mümkün değildir. (Arslan, R. İcra- İflas Hukukunda İhale ve İhalenin Feshi, 1984, s: 214 vd.) Eğer alıcı, aynı zamanda borçludan (alacaklı) ise, kendi alacağı ile yatırmak zorunda olduğu ihale bedelini takas edebilir. Hacze katılmış başka alacaklılar varsa alacaklı, ancak kendi alacağından dolayı kendisine düşebilecek payı ödemek zorunda olduğu satış bedeline mahsup edebilir. Eğer, taşınmazı ihalede satın alan alacaklıdan başka aynı takip dosyasına öncelikli alacaklı varsa, alıcı kendi alacağını ihale bedeline mahsup (takas) edemez. Bu durumda ihale bedelini takip dosyasına takas/mahsup yapmadan yatırması gerekir. - İzale-i şüyu kararı, alacaklının yürüttüğü icra takibi sonunda alınmış ve malı alacaklı almışsa, o borçlu paydaştan alacaklı olduğu kısmı hemen takas ve ihale bedelinden doğan borcundan mahsup edebilir Alacağın mahsubu için icra takibinin kesinleşmiş olması yeterlidir Alacaklı, ihale bedelinden, mevcut ve kesinleşmiş olan bütün alacaklarını mahsup edebilir. Kimseden bilahare kendisine iade edilecek para talep edilmemelidir. ( Gökçe, Z. Tüm Yönleriyle İzale-i Şüyu Dava ve Takipleri, 2000, s: 733 vd.) - Alıcı, aynı zamanda borçluya karşı takip yapan alacaklı ise, ödeme yaparken alacağını ödeyeceği miktardan mahsup edebilmelidir. Kanunda bu imkândan bahsedilmemekle birlikte, alacaklıları artırmaya, katılmaya teşvik etmek açısından bunun kabul edilmesi uygun olur. Hacze katılmış başka alacaklılar varsa, kendisine düşecek miktarda mahsup yapabilir Bu durum teknik anlamda bir takas olmadığı gibi, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi de değil dir. Alıcı ihale nedeniyle ödeyeceği parayı alacaklı olması nedeniyle geri alacaktır. Bu nedenle de daha sonra kendisine iade edilecek parayı ödemekten kaçınması durumu söz konusudur. (Erturgut, M. İcra ve İflas Hukukunda Menkullerin Paraya Çevrilmesi, 2000, s. 125) 2. Yargıtay Uygulamaları a) 1980 li yıllara ait içtihatlarında; - İİK. nun 130. maddesinden anlaşılacağı gibi, ihale haciz koyduran davalı-alacaklıya yapıldığına göre, satılan gayrimenkul üzerinde ondan önce gelen bir alacaklı olmadığı takdirde, alacaklı, müşteri sıfatıyla ödemek mecburiyetinde olduğu meblağı ödemekten alacağı nispetinde imtina edebilir (Bknz: 12. HD T. E: 1513, K: 12515) Uyar, T. a.g.e. C: 1, s: Müşteki-alacaklının kesinleşen alacağı, ihale bedelinden fazladır. İİK. nun 129. maddesindeki şartlar da mevcut olduğundan kendisine ihale yapılmıştır. Öncelikle, kendi alacağını mahsup etme hakkı mevcut olup, kendisine rüçhanlı bir alacak mevcut değildir (Bknz: 12. HD T. E: 1509, K: 2305) Uyar, T. a.g.e. C: 1, s: İİK. nun 133. maddesi gereğince yapılan muamele sonunda, taşınmaz alacaklıya ihale edilmiştir. Alacaklı, ihale bedelini, mevcut ve kesinleşmiş olan bütün alacakları ile mahsup edebilir. Bir kısım alacağın başka bir takip dosyasına ait bulunmasının neticeye etkili bulunmadığı, mahsup edilen miktar kadar borçlunun borçlarından kurtulacağı düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. (Bknz: 12. HD T. E: 7341, K: 8786) Uyar, T. a.g.e. C: 1, s: 753 b) 1990 li yıllara ait içtihatlarında; - Alıcının alacaklı olması nedeniyle sonradan alacağı parayı önceden ödemesine gerek yoktur. Asıl icra dairesinin talimat icrasına yazdığı yazıya göre, ihale alıcısının alacağının ihale tarihinde TL. ye baliğ olduğu, satış bedelinin ise, 20 milyar TL olduğu anlaşıldığına göre alıcının alacağı ihale bedelinden fazladır. Kendisine rüçhanlı başka alacaklar da bulunmamaktadır Şikâyetin kabulüne karar vermek gerekirken reddine karar verilmesi isabetsizdir. (Bknz. 12. HD T. E: 11037, K: 12904) Uyar, T. a.g.e. C: 1, s: 744

10 - İhale alıcısının alacağına mahsuben ihale edilen malı almasına yasal bir engel yoktur. Satış bedelinden alacağı parayı önceden yatırması gerekmez (Bknz: 12. HD T. E: 11067, K: 12072) Uyar, T. a.g.e. C: 1, s: Alıcı, asıl alacaklı ferileriyle takipten kaynaklanan diğer alacaklarını satış bedelinden mahsup etmek hakkına sahiptir. Bu kelime manasıyla takas olmayıp bilahare kendisine iade edilecek parayı tediyede bulunacak kimsenin bu tediyeyi yapmasına mahal bulunmaması ve öncelikle imtina eyleme durumudur (Bknz: 12. HD T. E: 1997/14512, K: 272) Uyar, T. a.g.şerh, C: 6, s: Alıcı, asıl alacak ve ferileriyle takipten kaynaklanan diğer alacaklarını satış bedelinden mahsup etme hakkına sahiptir (Bknz: 12. HD T. E: 859, K: 933) Uyar, T. a.g.e. C: 1, s: Alıcı, asıl alacak ve ferileriyle takipten kaynaklana diğer alacaklarını satış bedelinden mahsup etmek hakkına sahiptir. Bu kelime manasıyla takas olmayıp, bilahare kendisine iade edilecek parayı, tediyede bulanacak kimsenin bu tediyeyi yapmasına mahal bulunmaması ve öncelikle imtina eyleme durumudur (Bknz. 12. HD T. E: 12741, K: 15312) Uyar, T. a.g.şerh C: 6, s: 9972 vd. c) 2000 li yıllara ait içtihatlarında; - Haciz koyduran alacaklının taşınırı (taşınmazı) ihale ile satın alması ve kendisinden önce gelen başka alacaklı bulunmaması halinde, alacağı oranında satış bedelini ödemekten kaçınabileceği satış bedelini, alacağına mahsup edebileceği, satışa çıkarılan taşınırın (taşınmazın) üzerinde alıcının yaptığı takip nedeniyle koydurduğu hacizden önce konulmuş başka haciz bulunması halinde, ileride sıra cetveli yapılması gerekeceğinden ve henüz sıra cetveli yapılmamış olduğundan, alacaklının alacağının ihale bedelini karşılayıp karşılamadığı saptanıp ve dolayısıyla alacaklı aleyhine fark doğduğu tespit edilmeden ve alıcıdan önce haciz koyduran üçüncü kişilerin alacaklarının miktarlarının ne olduğu dahi belirlenmeden alıcıalacaklıya ihale bedelinin yatırılması için süre verilmesi yönündeki icra müdürlüğü kararı doğru değildir (Bknz: 12. HD T. E: 1474, K: 4654) Uyar, T. a.g.şerh, C: 6, s: Şikâyetçi, dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, kendisine rüçhanlı bir alacaklı olmadığından, müşteri sıfatıyla ödemek zorunda olduğu meblağı ödemekten alacağı nispetinde imtina edebilir. Şikâyetçinin toplam alacağı TL olup, ihale bedelinden fazladır. O halde, şikâyetin kabulü gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde istemin reddi yolunda hüküm kurulması isabetsizdir. (Bknz: 12. HD T. E: 21794, K: 25796) Uyar, T. a.g.şerh, C: 6, s: Tapu kaydının ve satış talimatının incelenmesinde, mahcuz üzerinde alacaklının alacağına tercihi olan başka hacizlerin bulunmadığı ve alacaklının alacağını ihale bedelinin çok üzerinde olduğu görülmüştür. O halde, alacaklının ihale bedelini dosyaya yatırması gerekmediğinden, mahkemece İİK. nun 134. maddesi uyarınca diğer fesih nedenleri incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine ihale bedelinin yatırılmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. (Bknz. 12. HD T. E: 18538, K: 20389) Uyar, T. a.g.şerh, C: 6, s: Ayrıca hemen belirtelim ki, alacağına mahsuben alacaklının ihale konusu mahcuzu alması halinde, mahcuz üzerinde alacaklının alacağına tercihi olan başka hacizlerin bulunmaması halinde, alacaklının ihale bedelini dosyaya yatırması gerekmez (Bknz: 12. HD T. E: 4645, K:7837) Uyar, T. a.g.şerh, C: 6, s: 9977 Alıcı, aynı zamanda borçludan alacaklı ise, kendi alacağı ile yatırmak zorunda olduğu ihale bedelini takas edebilir. Alacağına mahsuben satışa konu taşınmazı ihalede satın almış olan alacalıya, icra müdürlüğünce ihale bedelini nakit olarak yatırması için süre verilmesi halinde, alacaklı bu hatalı işleme karşı süresiz şikâyet yoluna başvurabilir - Alacaklının alacağı, 100. madde gereğince icra dairesine bildirilen malumattan da anlaşılacağı gibi, TL. dir. Bu miktar, ihale bedelinin çok üzerinde olduğundan, alacaklın alacağına mahsuben ihalede taşınmazı satın alma hakkı vardır (Bknz: 12. HD T. E: 1828, K: 6062) Uyar, T. a.g.şerh, C: 6, s: İİK. nın 130. maddesine göre satış bedeli peşin olarak ödenir. Ancak icra müdürü alıcıya 20 günü geçmemek üzere mehil verebilir. Somut olayda, ihale alıcısı takip yapan alacaklıdır ve alacağı satış bedelini karşılamaktadır. Alacaklının sonradan alacağı parayı yatırmasına gerek bulunmamaktadır. Bu konudaki şikâyet İİK. nun 16. maddesine göre bir hakkın yerine getirilmemesi ile ilgili olduğundan, süreye tabi değildir. (Bknz: 12. HD T. E: 9252, K: 10239) Uyar, T. a.g.şerh, C: 6, s: 9977 şeklinde belirtmiştir. Görüldüğü gibi alacaklının, ihaleye girerek alacağına mahsuben borçluya ait bir taşınır/ taşınmazı satın alabileceği konusunda hiçbir duraksama yoktur. Kanunda açıkça düzenlenmemiş ancak gerek doktrinde (bilimsel açıklamalarda) ve gerekse Yargıtay içtihatları ile -alacaklıları arttırmaya katılmaya teşvik etmek için- alacaklıya tanınmış olan bu hakkın hukuki niteliğinin teknik anlamda bir takas olmadığı (Postacıoğlu, İ. E. a.g.e. s: Arslan, R. a.g.e s: Erturgut, M. a.g.e. s: 125; bknz: 12. HD T. E: 1997/14512, K: 272; Uyar, T. a.g.şerh, C: 6, s: 9972 ; 12.HD T. E: 859, K: 933 Uyar, T. a.g.şerh, C: 6, s: 9975 ) ve bu durumda BK. mad. 116 da öngörülen alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmesi nin de söz konusu olmadığı (Arslan, R. a.g.e. s: 215; Erturgut, M. a.g.e. s: 125) -kökeni Roma Hukukunda bulunan- kimseden daha sonra kendisine iade edilecek parayı peşin olarak ödemesi (yatırması) istenemez. kuralı uyarınca alıcı-alacaklının daha sonra kendisine iade edilecek parayı ödemekten kaçınması durumu söz konusudur. (Postacıoğlı, İ. E. a.g.e. s: Erturgut, M. a.g.e. s: 125 Gökçe, Z. a.g.e. s: 734; 12. HD T. E:1997/14512, K: 272 Uyar, T. a.g.şerh C: 6, s: 9972 ; 12. HD T. E: 859, K: 933 Uyar, T. a.g.şerh C: 6, s: HD T. E: 12741, K: Uyar, T. a.g.şerh C: 6, s: 9972 vd. ) Alacaklının, ihaleye

11 girerek borçluya ait bir taşınırı/taşınmazı satın alması -doktrin ve Yargıtay kararlarının kendisine tanıdığı- mutlak bir haktır. Gerçekten bu husus pek çok Yargıtay kararında; - Alacaklının alacağına 100. madde gereğince icra dairesine bildirilen malumattan da anlaşılacağı gibi TL. dir. Bu miktar ihale bedelinin çok üzerinde olduğundan, alacaklının alacağına mahsuben ihalede taşınmazı satın alma hakkı vardır (Bknz. 12. HD T. E: 1828, K: 6062 Uyar, T. a.g.şerh, C: 6, s: 9977 ) - Alıcı asıl alacak ve ferileriyle takipten kaynaklanan diğer alacaklarını satış bedelinden mahsup etmek hakkına sahiptir (Bknz. 12. HD T. E: 1997/14512, K: 272 Uyar, T. a.g.şerh, C: 6, s: 9972 ) - Alıcı asıl alacak ve ferileriyle takipten kaynaklanan diğer alacaklarını satış bedelinden mahsup etmek hakkına sahiptir (Bknz. 12. HD T. E: 859, K: 933 Uyar, T. a.g.şerh, C: 6, s: 9975 ) - Alıcı, asıl alacak ve ferileriyle takipten kaynaklanan diğer alacaklarını, satış bedelinden mahsup etmek hakkına sahiptir (Bknz. 12. HD T. E , K:15312 Uyar, T. a.g.şerh, C: 6, s: 9972 vd. ) şeklinde açıkça vurgulanmıştır. İhaleyi gerçekleştiren icra müdürünün, ihaleye katılarak borçluya ait bir taşınırı/ taşınmazı alacağına mahsuben satın almış olan alacaklıya ihale bedelini -10 gün içinde- yatırması için süre veremeyeceğini; - Alıcı-alacaklıya ihale bedelinin yatırılması için süre verilmesi yönündeki icra müdürlüğü kararı doğru değildir (Bknz: 12. HD T. E: 1474, K: 4654 Uyar, T. a.g.şerh, C:6, s: 9972 ) şeklinde belirten yüksek mahkeme; alıcı-alacaklının bu hakkının kamu düzeni ile ilgili olduğunu, icra müdürünün bu durumda alıcıalacaklıya ihale bedelini yatırması için -10 günlük- süre vermesinin, kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğunu vurgulayarak bu konudaki şikâyetin süreye bağlı olmadan yapılabileceğini; - İİK. nun 130. maddesine göre satış bedeli peşin olarak ödenir. Ancak, icra müdürü alıcıya 20 günü (şimdi; 10 günü) geçmemek üzere mehil verebilir. Somut Alıcı, asıl alacak ve ferileriyle takipten kaynaklana diğer alacaklarını satış bedelinden mahsup etmek hakkına sahiptir. Bu kelime manasıyla takas olmayıp, bilahare kendisine iade edilecek parayı, tediyede bulanacak kimsenin bu tediyeyi yapmasına mahal bulunmaması ve öncelikle imtina eyleme durumudur. olayda ihale alıcısı takip yapan alacaklıdır ve alacağı satış bedelini karşılamaktadır. Alacaklının sonradan alacağı parayı yatırmasına gerek bulunmamaktadır. Bu konudaki şikayet İİK. nun 16. maddesine göre, bir hakkın yerine getirilmesi ile ilgili olduğundan süreye tabi değildir. Bknz. 12. HD T. E: 9252, K: 10239) Uyar, T. a.g.şerh, C: 6, s: Alacaklı Arçelik A.Ş. asıl alacağını TL olması nedeniyle alacağına mahsuben ihalede satın aldığını, bu nedenle icra müdürünün ihale bedelinin yatırılması için kendilerine 20 günlük süre vermesinin yerinde olmadığından bahisle merciye şikâyette bulunmuştur. Şikâyet, niteliği itibari ile İİK. nun 16/son maddesinde belirtilen nitelikte olup, süresiz şikayete tabi olduğu gözetilmeksizin merciin anlaşmazlığın esasını incelemeksizin istemin süre aşımı nedeniyle reddine karar vermesi isabetsizdir. (Bknz. 12. HD T. E: 9157, K: 9712) Uyar, T. a.g.şerh, C: 6, s: 9986 Alacaklı-alıcının, ihaleye girerek alacağına mahsuben borçluya ait taşınırı/taşınmazı satın alma hakkına saygı gösterilmesini yüksek mahkeme son kararlarında daha belirgin olarak vurgulamış ve -önceki kararlarından farklı olarak- İhalede satılmış olan taşınır/taşınmaz üzerinde alacaklı-alıcının yaptığı takip nedeniyle koydurduğu hacizden önce konulmuş başka haciz(ler) bulunması halinde, ileride sıra cetveli yapılacağından ve henüz sıra cetveli yapılmamış olduğundan, alacaklının alacağının ihale bedelini karşılayıp karşılamadığı saptanıp, alacaklı aleyhine fark doğduğu tespit edilmeden (ve alacaklıdan önce haciz koydurmuş olan üçüncü kişilerin alacaklarının miktarları saptanmadan) alıcı/alacaklıya ihale bedelini yatırması için süre verilemeyeceğini belirtmiştir. (Bknz. 12. HD T. E: 1474, K: 4654; T. E: 1997/14512; K: 272; T. E: 12741, K: 15312; T. E: 859, K: 933) Uyar, T. a.g.şerh s: 9971 vd. Uyar, T. a.g.şerh, C: 6, s: 9972 vd.

12 İcra müdürlüğü; ihaleye girerek, alacağına mahsuben borçlusuna ait bir taşınmazı/ taşınırı satın almış olan alacaklı-alıcıya ihale bedelinin borçlunun.. mahkemesinde alacaklı aleyhine açtığı menfi tespit davasında, mahkemece -.. tarihli oturumda- İİK. nun 72. maddesinin 3. fıkrasına göre davacı tarafça %40 oranında teminat yatırıldığında. İcra Müdürlüğü nün sayılı dosyasında icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verildiğini ve davacı tarafça; dava konusu alacak miktarının %40 ını karşılayacak miktarda.. YTL. nin teminat olarak yatırıldığını belirterek; nakit olarak yatırılmasını isteme -aksi takdirde ihaleyi İİK e göre feshetme- hakkı var mıdır? Bilindiği gibi borçlunun icra takibinden sonra açacağı menfi tespit davasında, başlamış olan icra takibini kendiliğinden durdurmayacağı gibi davaya bakan mahkeme tarafından da, ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulması na da karar veremez. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında, davaya bakan mahkeme alacağın %15 inden aşağı olmamak üzere (uygulamada; mahkemeler genellikle İİK. mad. 72/III ün açık hükmüne rağmen İİK. mad. 72/IV ve IV de öngörülen tazminat miktarının %40 dan aşağı olamayacağını göz önünde bulundurarak borçlunun %15 değil, %40 teminat yatırmasını istemektedirler.) borçlu tarafından gösterilecek teminat karşılığında; alacaklı adına icra veznesine girecek olan paranın, alacaklıya verilmemesi hakkında bir ihtiyati tedbir kararı verebilir. (Ayrıntılı bilgi için bknz: Uyar, T. a.g.şerh C: 4, s: 6064 vd.) Eğer, dava konusu taşınmaz/taşınır satın alınmışsa, alacaklı dışında üçüncü bir kişi tarafından satın alınmışsa, bu kişinin icra dosyasına yatıracağı ihale bedeli alacaklıya ödenmeyecek ve dosyada -menfi tespit davası sonucuna kadar- saklanacaktır. Veya borçlu -uygulamada çok kez olduğu gibi (ayrıntılı bilgi için bknz: Uyar, T. a.g.şerh C: 4, s: 6066)- dosya borcunu satış gününden önce tüm faiz ve icra giderleriyle birlikte icra dosyasına yatırıp satışı durdurmuşsa, bu durumda da icra dosyasına yatan bu para alacaklıya ödenmez. Başka bir deyişle, İİK. mad. 73/III ancak icra dosyasına girmiş nakit para bulunursa, bu paranın alacaklıya ödenmesini önler. Yoksa alacaklının, ihaleye girip alacağına mahsuben satılan taşınırı/taşınmazı satın almasına engel olmaz. Nitekim yüksek mahkeme, benzer - taşınır satışı ile ilgili bir ihalede- İİK. 72/III uyarınca, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında borçlunun (satışın durdurulması) istemi reddedilmiş ancak satış bedelinin alacaklıya ödenmemesi için teminat karşılığında tedbir kararı verilmişse, alacaklının borçluya ait taşınır malları yapılan ihalede alacağına mahsuben alması halinde, borçlu tarafından gerekli teminatın da yatırılmış olması koşuluyla satışa konu taşınırların alacaklıya teslim edilemeyeceğini açıkça belirtmiştir. (Bknz. 12. HD T. E: 2002/28320, K: 1795) Uyar, T. a.g.şerh, C: 4, s: 6081 Görüldüğü gibi; yüksek mahkeme, benzer bir olayda, alacaklının alacağına mahsuben borçlunun satılan taşınırlarının ihalesine girip bunları satın alabileceğini, borçlunun İİK. 72/III uyarınca teminat yatırarak, satışın durdurulmasını isteyemeyeceğini (ve ayrıca zımnen alacağına mahsuben bu taşınırları ihalede satın almış olan alacaklıdan satış bedelini dosyaya nakit olarak yatırmasının istenemeyeceğini) vurgulayarak bu durumda sadece alıcıalacaklıya satın aldığı taşınırların -ileride borçlunun açtığı menfi tespit davasında haklı çıkması ihtimali nedeniyle- kendisine teslim edilmesinin doğru olmayacağını belirtmiştir. Eğer, borçlunun taşınırının satışı değil borçlunun bir taşınmazının satışı söz konusu ise, aynı şekilde alacaklının ihalede alacağına mahsuben satın aldığı taşınmazın ihale bedelini icra dosyasına -borçlunun İİK. 72/III uyarınca mahkeme dosyasına yatırdığı teminat nedeniyle- nakit olarak yatırması istenemeyecek ve İİK. 72/III uyarınca yatırılan teminat nedeniyle, satın aldığı taşınmazın alacaklıya teslimi -ve belki de tescili (İİK. mad. 135) yapılmayacaktır. Buraya kadar ayrıntılı olarak belirttiğimiz nedenlerle, icra müdürlüğünce borçlunun İİK 72/III uyarınca, teminat yatırarak icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda mahkemeden ihtiyati tedbir kararı almış olduğundan bahisle ihaleye girerek borçlunun satılan taşınmazını alacağına mahsuben satın almış olan alacaklının bu hakkını görmezlikten

13 gelerek ve bu durumda alacaklının alacağına mahsuben borçlunun taşınmazını satın alamayacağını belirterek ihale bedelinin nakit olarak icra dosyasına yatırılmasını istemesi -yukarıda değinilen- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi nin T. E: 2002/28320, K: 1795 sayılı kararına da aykırı olduğundan -ve yine yukarıda değinilen; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi nin T. E: 9252, K: 10239; T. E: 9157, K: 9712 sayılı kararları doğrultusunda- İİK. 16/II uyarınca süresiz şikâyete tabi ve kanuna aykırı bir işlem olacaktır. Bir olayda, -İzmir 6. İcra Mahkemesiisabetli olarak davacılar vekili mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle İstanbul ili Beşiktaş ilçesi, Bebek Mahallesi, Rumeli Hisarı mevkiinde bulunan 140 ada, 203 Parsel sayılı taşınmazın üzerinde bulunan 1. kat 2 numaralı dairenin yapılan ihalesinde alacağına mahsuben ihaleyi müvekkillerinin aldığını, ancak müvekkillerinin borçludan alacaklı olduğu başka dosyaların da bulunduğunu, müvekkillerinin haczinden önce taşınmaz üzerinde başka haciz bulunduğunu ve ticaret mahkemesinin paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda tedbir kararının bulunduğunu, müvekkillerinin kendisinden önce bulunan hacizlere ait parayı ödeyip diğer alacaklarını ise ihale bedelinden mahsup etmek istediğini, ancak icra müdürlüğünün bu talebi reddettiğini belirterek, icra müdürlüğünün tarihli kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İcra dosyası celbedilmiş, yapılan inceleme sonunda; davacılar tarafından davalı aleyhine, ilamsız takip yapıldığı ve takibin kesinleştiği, davalıya ait taşınmazın satışı için talimat yazıldığı ve İstanbul 10. İcra müdürlüğü nün 2006/17 sayılı talimat dosyasından 203 parsel üzerinde bulunan 2 nolu dairenin tarihinde, YTL bedelle davacılara satıldığı, davacıların 10. İcra Müdürlüğü nün 2005/7605 nolu dosyadan alacaklı olduğu ve ayrıca Bakırköy 1. İcra Müdürlüğü nün 2007/825 Esas sayılı dosyası ile alacaklı olduğu, taşınmazın üzerinde Bakırköy 1. İcra Müdürlüğü nün 2007/825 sayılı dosyasında, İzmir 15. İcra Müdürlüğü nün 2005/8907 sayılı dosyasından ve Beşiktaş Belediye Başkanlığı nın İstanbul 10. İcra Müdürlüğü nün 2006/17 talimat sayılı dosyasıyla vergi borcundan dolayı haczi Alacaklının, ihaleye girerek borçluya ait bir taşınırı/taşınmazı satın alması -doktrin ve Yargıtay kararlarının kendisine tanıdığı- mutlak bir haktır. bulunduğu, Ege Vergi Dairesi nin de keza haczi bulunduğu ve davacıların haczinden sonra konulmuş başka hacizler de bulunduğu, ayrıca İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi nin 2006/472 Esas nolu ve tarihli İİK. 72/III. maddesi gereği icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine dair kararının bulunduğu, davacılar vekilinin mahsup talebinin icra müdürlüğünce tedbir kararı olduğu ndan bahisle vs sebeplerle reddedildiği görülmüştür. Olayımızda ilk önce çözülmesi gereken sorun tedbir kararının nasıl uygulanacağı konusundadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi nin T. ve 2002/28320 E., 2003/1795 K. sayılı -dosya içinde mevcutiçtihadına göre icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında borçlunun (satışın durdurulması) istemi reddedilmiş ancak satış bedelinin alacaklıya ödenmemesi için teminat karşılığında tedbir kararı verilmiş ise, alacaklının borçluya ait taşınır malları yapılan ihalede alacağına mahsuben alması halinde, borçlu tarafından gerekli teminatın da yatırılmış olması koşuluyla, satışa konu taşınırların alacaklıya teslim edilemeyeceği belirtilmiş olup, bu içtihat her ne kadar taşınır mal hakkında ise de bu içtihadı taşınmaz malların hakkında da uygulanmasını engelleyen bir kurum yoktur. Menkul mallar da mülkiyet genellikle teslimle geçtiği halde, taşınmazlarda mülkiyet tapudan tescil ve intikal yoluyla olmaktadır. Bu durumda, tedbir kararı menkul mallarda malın alacaklıya teslimini engellediği gibi taşınmazlarda da, mülkiyetin alıcıya geçişini engeller. Yani, alıcı ihalede taşınmazı satın alsa bile, tedbir kararı gereği taşınmazın mülkiyetine tedbir kararı sona erinceye kadar sahip olamayacak ve ancak tedbir kararının kalkması ile taşınmazın alıcı adına tescili için tapu siciline müzekkere yazılabilecektir. İcra müdürlüğünce, talimat icra müdürlüğüne bu konuda yazı yazılması gerekirken, bu konudaki talebin tümden reddi doğru görülmediğinden icra müdürlüğünün kararı kaldırılmıştır. Olayımızda 2. çözülmesi gereken sorun; taşınmazın alacağa mahsuben alınması halinde, taşınmaz üzerinde başka hacizler bulunması durumunda yapılacak işlem konusundadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi nin dosya içinde mevcut 08/03/2005 tarih ve sayılı içtihadına göre ihale satılmış olan taşınır/ taşınmaz üzerinde alacaklı-alıcın yaptığı takip nedeniyle koydurduğu hacizden önce konulmuş başka hacizler bulunması halinde, ileride sıra cetveli yapılacağından ve henüz sıra cetveli yapılmamış olduğundan, alacaklının alacağının ihale bedelini karşılayıp karşılamadığı saptanıp, alacaklı aleyhine fark doğduğu tespit edilmeden(ve alacaklıdan önce haciz koydurmuş olan 3. kişilerin miktarları saptanmadan) alıcı-alacaklıya ihale bedelini yatırması için süre verilemeyeceği olayımızda olduğu gibi; taşınmazın üzerinde alacaklının haczinden önce haciz koydurmuş olan 3. kişiler olduğu takdirde, 3. kişilerin alacak miktarları saptanarak, taşınmazın satış bedeli için sıra cetveli yapıldığında hak sahibi olacak tüm alacakların alacak miktarları ile alacaklının alacak miktarı saptanarak (bu alacağa başka dosyalardan olan kesinleşmiş alacaklar da dâhildir.) ihale bedelinin alacak miktarlarını karşılayıp karşılamadığı hesaplanıp, alacaklıdan önce haciz koydurmuş olan veya sıra cetvelinde para ödenecek 3. kişilerin alacak miktarlarının hesaplanıp, bu hesaplanan miktarın yatırılması için süre verilmesi gerekeceğinden, ihale bedelinin tamamının dosyaya yatırılmasının istenmesi yasal olmadığından icra müdürlüğünün kararının bu yönden de kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. İcra müdürlüğünce alacaklının mahsup işlemi yapılarak ve alacaklının ihale bedeli olarak ödemesi gereken eksik miktar (bu miktar davacılardan önce haciz koydurmuş olan 3. kişilerin alacak miktarları ile davacılardan sonra haciz koydurduğu halde hacze iştirak edecek vergi dairesi gibi 3. kişilerin alacak miktarları ve taşınmazın aynından doğan vergi borç miktarı gibi) tespit edilerek bu miktarın satışı yapan İstanbul 10. İcra Müdürlüğüne bildirilerek bu miktarın alıcıdan yatırılmasının istenmesi gerekmektedir. şeklinde karar vererek, uygulamada çok sık karşılaşılan bu soruna ışık tutmuştur.

14 RÖPORTAJ Stj. Av. Nurten EMEK Stj. Av. Nermin YAMAN Konya Barosu "Üçlü Sacayağında Savunma Yargının Üvey Evladı Konumunda..." Celal Mümtaz Akıncı Anayasa Mahkemesi Üyesi Savunma mesleği layık olduğu yerde mi? Maalesef savunma mesleği layık olduğu yerde değildir. Biliyorsunuz Anayasamızda yargı bölümünde savunma hakkı diye bir hak yok. Sav savunma yargılama diyoruz her zaman. Bunu üçlü sac ayağına da benzetiyoruz ayaklardan biri eksik olursa denge sağlanmaz diyoruz. Fakat savunmaya gereken önemi vermiyoruz. Savunma sacayağının eksik ayağı fakat ülkemizde son dönemlerde savunmaya önem verilmekte ve bunun için bazı faaliyetlerde bulunulmaktadır. Barolar birliğinden bir adayın Anayasa Mahkemesine üye olarak gönderilmesi, HSYK ya da bir baro başkanının seçilmesi savunmaya önem verildiğini göstermektedir. Şöyle ki; ilerideki adalet komisyonunda da bir baro temsilcisinin bulunması mümkün olursa orada yaşananların, avukat ve adliye çalışanlarının durumunun, beklenti ve sorunlarının da onlara tanık olan biri tarafından iletimi sağlıklı bir şekilde sağlanacaktır. Bunun üstünde çalışmaya devam edilecektir. Bizim Yüce Divan salonunda iddia makamıyla savunma makamı aynı konumda. Yani aynı yerdeler birisi diğerinin üstünde ya da altında değil savunma makamıyla iddia makamı aynı seviyede. Sizlere bunu ilklerden olduğu için anlatıyorum sizde Konya da bu sevindirici haberi iletirsiniz. Avukatların sorunları nelerdir? Avukatların sorunları için bir dokun bin ah işit demek uygun aslında. Çünkü aynı sıkıntıları yıllarca yaşamış, işin içinde olan biri olarak kendimi hala sizden biri gibi görüyorum ve bu yönde çalışıyorum. Üçlü sacayağında savunma yargının üvey evladı konumunda. Elbette böyle olmamalı. Avukatlık mesleğinin para için yapıldığı düşüncesi avukatlığın en büyük sorunlarından biri. Aslında avukat para kazanacak, ailesini geçindirecek ki mesleğe devam edebilsin. Ancak meslek onuru ve adaletin tecelli etmesi isteği ilk sırada olmalı. Mesleki heyecan her daim yaşanmalı, işini seven bir avukatın başarılı olmaması düşünülemez zaten. Adalet savaşçısı olduğumuzu kanıtlamazsak işimiz zor. Zaman içinde sizin gibi genç arkadaşların avukatlık mesleğini iyi yerlere taşıyacağına inanıyorum ve gençlere güveniyorum. Yıllarca avukatlık yaptınız şu an yargıçsınız. Duygularınız neler? Burası gerçekten kutsal bir görev mahalli. 12 yıllık görev sürem içinde üyeliğimin gerekliliğini hayırlı ve güzel kararlara imza atarak yerine getirmek istiyorum. Görevimi layıkıyla yerine getirmem gerekiyor. Çünkü ben kendimi sizlere karşı sorumlu hissediyorum.

15 Biz stajyer avukatlara tavsiyeleriniz nelerdir? Genç avukat adaylarına ve stajyer arkadaşlara tavsiyem para kazanma kaygısı taşımaktan vazgeçmeleridir. Başarı zaten parayı beraberinde getirir. Hiç bir meslekte başarılı olan birisinin bunun karşılığını alamadığı görülmez. Para kazanmak için kendinizden taviz vermediğiniz müddetçe zaten kazanan siz olursunuz. Dürüstlük dediğimiz vasfı kaybederseniz para ile kazanamazsınız. Dürüstlük ve itibar bizim mesleğimiz için çok önemlidir. İnsanların güvenini kazanmak zorundasınız, itibarınız çoğu zaman adınızın önünden gider. Eğer kendi ilkeleriniz, doğrularınız varsa; işinizi de iyi yapıyorsanız, çalışkansanız Allah bunun karşılığını size zaten verir. Dürüstlüğünüz ve çalışkanlığınız sayesinde itibarınız oluşur, itibarınız da size çevre edindirir. Ben baro başkanıyken meslektaşlarımı temsil ediyordum ve bunun sorumluluğu ile yaşıyordum. Kendi yaşantıma dikkat etmek zorundaydım yoksa sadece ben değil meslektaşlarıma da genelleme yapılırdı. Bu ilkelerden ayrılmadan hareket ettim yaşadım. Sürekli okuyun kendinizi geliştirin. Hukukun sonu yok, hukuk yaşayan bir bilimdir. Konya Barosu ve şehrimiz hakkında ne düşünüyorsunuz? Görevim sırasında da Konya Barosu ile hep iletişim içindeydim. Konya zaten gelişen ve değişen bir Anadolu kenti. Her gittiğimde sanayisi başta olmak üzere biraz daha değişiyor. Modern bir çizgide ilerliyor. Ben geçtiğimiz Şeb-i Aruz törenlerinde Konya da idim. Konya'yı çok değişmiş buldum. Afyon u da söyleyeyim memleketim olarak bizimde termallerimiz gelişmekte ve büyümekteyiz. Konya nın misafirperverliği için çok teşekkür ediyorum. Konya Barosu ile de beraber olma şansım oldu. Konya da ki tüm meslektaşlarıma aracılığınızla çok selam ve saygılarımı yolluyorum. Sizlere de teşekkür ediyorum. Kısaca özgeçmişinizi anlatabilir misiniz? 31 Ocak 1957 Afyon doğumlu bir memur çocuğuyum. Bir ablam ve ağabeyim var. Ablam emekli öğretmen, ağabeyim İstanbul Barosuna kayıtlı bir Avukat. Ben evin küçüğü olarak annem ve babamla birlikte kaldım. Eğitimime Afyon, Atatürk İlköğretim Okulunda başladım. Ortaokulu Şemsettin Karahisarı Okulu'nda okudum, liseyi de meşhur Afyonkarahisar Lisesi'nde okudum (1975). Daha sonrasında Ankara Üniversitesinde İktisadi İdari Bilimler Fakültesi'nde 1 yıl gazetecilik okudum. Ancak Gazeteci olmak için üniversite okumaya çok ihtiyaç olmadığını, bunun bir yetenek işi olduğunu bildiğim için tekrar sınava girdim. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni kazandım (1976). Ancak 12 Eylül dönemine denk geldiği için fiili bir eğitim söz konusu değildi. Pazartesi derse gitsek bir olay çıkıyor cumaya kadar eğitime ara veriliyordu yılında 12 Eylülden sonra mezuniyet için on dersim kaldı, o dersleri vermek suretiyle mezun oldum. Arkasından Afyon Barosuna bağlı olarak avukatlık stajıma başladım. Ama her genç mezunun yaşadığı ikilemi yaşadım; Avukatlık mı Hâkimlik mi? Hâkimlik-Savcılık sınavına girdim. Avukatlık stajımın bitmesine 2 ay kala hâkimlik sınavını kazandığım ve hâkimlik stajına başlamam gerektiği bildirildi. Avukatlık stajımın da yanmasını istemediğim için askerlikten sonra staja başlayacağımı bildirdim. Bu arada 16 Ocak 1984 te avukatlık stajımı tamamlayıp ruhsatımı aldım. O yılın nisan ayında da İstanbul a askerliğimi yapmaya gittim. Şanslı bir insandım ki askerde meslek kurası çekebildim. Sivas a askeri hâkim olarak görevlendirildim. Ancak 12 Eylül sonrasında Sivas da sıkıyönetim halen devam etmekteydi ve bu yüzden kararnamem gecikti. Bu nedenle sıkıyönetim bürosunda gazetecilik görevi yaptım. Kararnamem gelip göreve başladığımda askeri hâkimliğin rahatlığı bana cazip geldi. Sivil hâkimliğe nazaran askeri hâkimler görev yerleri itibariyle daha rahatlardı. Çünkü her ilde Askeri Mahkeme yok. Bunlar beni bu yönde olumlu etkileyen etkenler oldu. Disipline yatkın da bir yapım vardı ve tam aklımın karışık olduğu bir anda Askeri Hâkimlik alımı olacağı ilan edildi. Sınav müracaat evraklarım Sivas tan Kayseri ye askeri prosedür nedeniyle zamanında ulaşmadı. İdealist genç bir hukukçu olmam hasebiyle hakkımı aramak istedim. Kayseri ye hakkımızın gasp edildiğine dair dilekçe yazdım. Fakat bu dilekçemin ulaşması da uzun zaman aldı ve ben bu esnada sınavı kaçırdım. Gecikmeli de olsa evrakım yerine ulaştı ve Ankara ya sınava çağrıldım. Sınava Ankara ya gittim. Toplam 17 Hâkim alınacaktı ve sınava 21 kişi başvurmuştu zaten kaçıranlar falan çıkınca hemen hemen sınava giren herkes sınavı kazanmış oldu. Bende sırf bir inat ve hak aramak uğruna girdiğim bu sınavı kazanmış oldum. Evraklarımızı tamamlayıp staja başlamamız gerekiyordu bende sağlık raporumu ablam ve ağabeyimin yanında İstanbul da almak istedim. İstanbul dan aldığım rapor bir karışıklık neticesinde Kara Kuvvetleri yerine Hava Kuvvetlerine gönderilmiş, böylece benim de önümde yeni bir engel oluşmuştu. Bende bu nedenle tekrar düşünmeye fırsat buldum. Bu esnada eczacı bir hanımla nişanlandım. Ben askeri hâkim veya savcı olursam sık sık yer değişikliğinde bulunmak zorunda kalacaktık. Bende kararlarımı bunları göz önüne alarak verdim. Zaten önüme çıkan engeller beni askerlikten soğutmuştu ve sınava da hakkım olduğu için girmiştim. Askerlik sonrası Afyonkarahisar da avukatlığa başladım. Avukatlığa başladığım daha ilk yıllarda Baro Yönetiminde olan ağabeylerim, büyüklerim baro yönetimde görev almak fedakârlık ve sevgi işidir sende bunu yapabilirsin, altından kalkarsın dediler ve beni baro yönetiminde görevlendirdiler. Fedakârlık yapmayan insanların baroda görev alması mümkün değildir dan beri Afyon da baro başkanlığını yürüten arkadaşın 2000 yılında istifa etmesi ile 2001 yılında Olağanüstü Genel Kurulu başkan seçebilmek için gitti yılında aday olduğum baro başkanlığına seçildim. Başkanlık görevim böylece başlamış oldu. 15 Ekim 2010 gününe kadar başkanlığım devam etti. Başkanlıktan ve severek yaptığım avukatlık mesleğinden Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmemle ayrılmak zorunda kaldım. Şimdi de ülkemiz için güzel kararlara imza atmayı umuyorum. 75 baro başkanından 41 inin oyuyla 3 aday arasına girdim ve bu adaylar arasına TBMM tarafından da seçildim. Barolar tarafından bu göreve layık gördüğüm için çok onurluyum. Bende bu güvene layık olmaya çalışacağım. Elbette eski makamımdan ayrılmak kolay olmadı, çok duygulu anlar da yaşandı. 9 yıl baro başkanlığı yapmak; Türkiye nin her yerini gezmek, birçok meslektaşımla tanışmak ve çalışmak; halkla iç içe olmayı gerektirdi. Bizde halktan hiç kopmadık. Beni kendilerinden biri olarak gördükleri için bu kadar çok oy aldığımı düşünüyorum. Ben bu kadar uzun baro başkanlığı görevinde bulunmasaydım belki de bugün bu şansı elde edemezdim. Bu nedenle Afyon Barosu avukatlarına müteşekkirim. İnşallah ülkem için güzel kararların altına imza atarım.

16 KAPAK Av. M. Şamil ŞENALP Av. H. Murat GÜÇLÜ Konya Barosu Muhamiden Avukata A. Avukatlığın Tarihi İnsan ilişkilerinin ve uyuşmazlıkların artmasıyla birlikte binlerce yıllık hak arama mücadelesi başlamış buna paralel olarak da avukatlık doğmuştur. Paris Barosunun eski başkanlarından Fernand PAYEN ne göre İnsanlar arasındaki uyuşmazlıkların yumrukla çözümlenemediği günden beri avukatlık vardır. Eski Yunan da sanığın savunmasına yardımcı olanlar synagore ve legographes olarak tanımlanıyordu. İlk baro da Atina da kurulmuştu. Atina şehir devleti idarecilerinden Draca ve Salon Atina barosuna katı ama önemli kurallar getirmişlerdi. Anne-babalarına saygısızlıktan cezalandırılanlar, vatan savunmasına katılmayı reddedenler, ahlaka aykırı işlerle uğraşanlar, sefahat yerlerinde görülenler, miras yolu ile kendilerine geçen serveti lüks içinde yiyip bitirenler avukatlık yapamazlardı. Avukatlık Roma da bir onur mesleğiydi ve avukatlar bu yüzden yaptıkları iş karşılığında para almıyorlardı. O dönemki anlayışa göre, Güzel kadınların güzelliklerini satmaları ne kadar utanç vericiyse bir avukatın yardımını satması da o kadar utanç vericiydi. Avukatın ücret almasının onun bağımsızlığını zedeleyeceği düşünülüyordu. Eski Yunan ve Roma Döneminden sonra ortaçağda tüm diğer insan haklarında olduğu gibi savunma hakkında da gerilemeler yaşanmış ve avukatlık mesleği eski değerini yitirmiştir. Çünkü bu dönemde insanlara kendilerini savunma hakkı tanınmaksızın insanlık dışı muamelelerle iddia edilen suçların itiraf ettirilmesine dair bir yöntem benimsenmiştir. Sonra ki dönemlerde avukatların önemi yeniden artmış, avukatlar şövalyelik onuru ile bağlanmışladır. Onurlarını her şeyin üzerinde tutmak zorunda olan avukatlar bu dönemlerde lonca halinde örgütlenmişlerdir. Mesleğin icrası için loncaya kabul edilmiş olmak zorunlu olmuştur. Mesleğe kabul yemini, baroya takdim gibi uygulamalar cübbe gibi simgeler lonca döneminde ortaya çıkmış imtiyaz işaretleridir. Lonca şeklindeki bu mesleki örgütler; mensuplarının faaliyetlerini, belli bir düzen içinde yapabilmelerini sağlamasının yanı sıra kişilerle devlet arasındaki ilişkiyi de sağlıyorlardı. Parlamentoda da bizzat temsil edilen Avukat Loncaları, Parlamentoya yasa konusunda yardımcılık görevinde bulunuyorlardı. Üst sınıfların oluşmasına neden olan bu gibi örgütlenmeler Fransız ihtilalinden sonra güçlerini yitirmiş ve eşitlik temeline dayalı yaklaşımlar yaygınlaşmış, avukatlık mesleğinin lonca tipi yapılanmalarla ilişkisi kesilmiştir. Takip eden 16

17 İslam'da Avukatlık İslam hukukunda avukat kelimesini ifade ettiği müesseseyi tamamen karşılayacak bir ıstılaha rastlamak mümkün değildir. Fakat İslam Adliye Teşkilatı nda bu kelimenin karşılığını vekiller yerine getirmiştir. Prof Dr. Coşkun Üçok da bu görüşü benimsemekte Sanıldığının aksine İslam mahkemelerinde bu günkü avukatların yaptıkları vazifeyi yapan kimseler bulunmuştur. Bunlar her ne kadar Avrupa hukukunun tanıdığı avukatların bütün vasıflarını haiz değillerse de, avukatların yaptığı vazifeyi yapıyorlardı ve mahkeme önünde tarafların menfaatini savunuyorlardı. Taraflar, hukuki işleri yürütmeyi daha iyi bilen ve hukuk tahsili etmiş kimseleri vekil tayininde tercih ediyorlardı. Mahkemede vekâlet para getiren bir meslek haline gelmiş ve vekiller kendi aralarında adeta barolar halinde teşkilatlanmışlardır İslam da avukatlığın asıl amacı herhangi kimseye meşru bir şekilde Av. Muammer ÖZ İ. Ü. Hukuk Müşavirliği yardım etmek, meşru çerçeveler içinde, tarafın hukuki bilgisizliğini gidermek ve menfaatlerini korumaktır. Avukat davalarda hakka ulaşmak için, sunduğu deliller ve iddialarla müvekkilden aldığı gerçek olduğuna inandığı bilgilerle, adaletin tecellisine da yardım etmektedir. İslam da sırf para kazanmak hırsı ile meşru olmayan her türlü davanın, avukat tarafından kabul edilip yürütülmesi meşru ve makbul görülmemiştir. Çağdaş İslam hukukçularından Prof. Dr. Hayrettin Karaman avukatlık konusunda şöyle demektedir, Avukatın vazifesi, haklı olsun, haksız olsun müvekkiline dâvâyı kazandırmak değil, hâkime ve müvekkiline -hattâ karşı tarafa- yardım ederek hakkın sahibini bulmasına, hak kimin ise ona verilmesine çalışmaktır. Kanun nazarında suç, dinimize göre günah, geleneğimize göre ayıp olan bir fiili işleyenleri kurtarmak, ceza almalarını engellemek üzere savunmak caiz değildir. Suçluyu, hak ettiğinden fazla ceza almaması ve herhangi bir haksızlığa uğramaması için savunmak ise caizdir. Avukatlık yoluyla birçok haksızlık önlenmekte, haklar yerini bulmaktadır. İnsanların bu mesleğe ve dürüst avukatlara ihtiyaçları vardır. Avukatların, müvekkillerinin davalarını yürütürken mesailerine karşılık ücret alabileceğini İslam fıkıhçılarınca kabul edilmiştir. Avukat, ücreti davadan önce anlaşabilir. Eğer anlaşmamış ise ecri misil alabilir. Ecri misilden kasıt dava başka bir avukata verilseydi ödenecek bedeldir. Son olarak şunu belirtelim; yukarda değindiğimiz üzere İslam da avukatlık vekâlet hukukunda düzenlenmiştir. Vekâletin şartlarından bir tanesi de vekâlet edilecek konunun üzerinde tasarruf edebilecek bir konu olmasıdır. Bu anlamda günah işlemekte, haramda, başkasının hakkını almakta vekâlet İslam hukukuna uygun görülmemiştir. yıllarda imtiyazlar etrafında ki örgütlenme modelinden mesleki yararlar etrafında bir örgütlenmeye geçilmiştir. Osmanlı da 1800 lü yıllara kadar Dava Vekili adıyla meslek yapan bir sınıf yoktu. Fakat bu tarihlerde ve bundan çok önceleri, arzuhalciler vardı. Osmanlı'da avukatlık arzuhalcilik şeklinde başlamıştır. Bu dönemde arzuhalciler mahkemeye katılmazlar, yalnızca kişilerin taleplerini devletin yazışma usulüne uygun şekilde kaleme alırlardı. Arzuhalciler toplumun önünde yer alan ahlak ve namus sahibi, devletin işleyişini bilen ruhsatlı kişilerdi. Osmanlıda her mesleğin bir ocak kurduğu ve kendi mensuplarını belli bir nizama bağladığı devirlerde, halkın, devlet kapısında ve çeşitli özel durumlarda, halini arz edebilmek için dilekçe ve mektup yazma ihtiyacı, arzuhalciler tarafından karşılanmıştır. Evliya Çelebinin, "Esnaf-ı Yazıcıyan" diye bahsettiği bu mesleğe herkes giremezdi. Çünkü devlet kapısına müracaat etmek bir usule tabiydi ve arzuhalci olmak için ocaktan yetişmek gerekiyordu. Ellerinde İzn-i müş ir teskere (Ruhsatname) olmayanlar icrayı san attan yasaklıydılar. Devletin son dönemlerde diğer kurumlarında ki yozlaşma arzuhalciliğe de yansımış, arzuhalcilik eline kalemi alan herkesin yapmaya başladığı bir meslek halini almıştı. Tanzimatla birlikte gelen yeni kanunları bilen hukukçulara ihtiyaç doğmuş ve Türkiye de savunma mesleğini düzenleyen ilk yazılı metin olan Mehakimi Nizamiye Dava Vekilleri Hakkında Nizamname 16 Zilhicce 1292 (13 Ocak 1876) tarihinde çıkartılmıştır. Bu nizamnamenin 30. maddesi, dava vekillerinin işlerine bakmak ve Adliye Nezaretiyle bağlılığını sağlamak üzere bugünkü anlamda Baro sayılabilecek bir Cemiyet-i Daime kurulmasını öngörmüştür. Böylece tarihimizde ki ocak anlayışından sonra ülkemizde bugünkü anlamda ilk baro uygulamaları başlamıştır. İki yıl sonra İstanbul Barosu 5 Nisan 1878 tarihinde, 100. yılı kutlamaya hazırlandığımız Konya Barosu ise 1912 yılında kurulmuştur. 3 Nisan 1923 tarihinde çıkartılan 460 sayılı Muhamat Kanunuyla Türk Muhamileri Batılı Avukatların haklarına kavuşmuşlardır. Meslekle bağdaşmayan kişilerin tasfiyesi amacıyla kurulan Tefrik Meclisi, o tarihte İstanbul Barosunu münfesih saymıştır. Tepkiler üzerine Adalet Bakanlığı, Baronun yetkilerini aynen kabul etmek zorunda kalmıştır. 2 yıl sonra da Türkiye'de ilk defa kanundan muhami sözcüğü çıkarılarak eski Yunanca da üstün, ayrıcalıklı ve güzel konuşan anlamına gelen AdvoCatus sözcüğünden avukat sözcüğü mevzuatımıza yerleşmiştir. B. AVUKATLIĞIN TANIMI Çağlar boyunca onur, namus ve ahlak mesleği olma vasıfları öne çıkan avukatlığın pek çok tanımı yapılmıştır. Caton avukatı konuşmasını, inandırmasını bilen namuslu adam olarak tanımlamıştır. Mecelleye göre avukat, mahkeme huzurunda taraflardan birini müdafaa eden kişidir. Bahri ÖZTÜRK, müdafii suç işlediği sanılan kişinin, ona yüklenen suçu işlemediğini veya iddia edilenden daha az cezayı hak ettiğini yahut fiilin hukuka aykırı olmadığı ya da bazı yasal nedenlerle cezalandırılmaması gerektiğini yetkili organlar önünde ileri sürmek olarak tanımladığı savunma faaliyetini, yasalara göre üzerine alan ve soruşturmayı yürüten, resmi organlar önünde bunu gerçekleştiren, işi sebebiyle bazı nitelikleri bulunan sanığın yardımcısı olarak tanımlamaktadır. Necati ERDEM avukatı, hak arayan, barış sağlayan, bireysel ve toplumsal sorunların içinde yüreğiyle ve beyniyle yaşayan yorulan 17

18 ve çözüm üretmeye çalışan insan olarak belirlemektedir. Geçmişte olduğu gibi bugün de avukatın en çok aranan vasfı dürüst ve namuslu olması yanı sıra mesleğin onuruna uygun bir hayat yaşamasıdır. Avukatın gerek müvekkilleri nezdinde güven telkin etmesi gerek mahkemelerde başarılı olması gerekse de kendi vicdanında mesleki hazzı yaşaması ancak mesleğinin onuruna uygun davranması ve yaşamasıyla mümkündür Sayılı Avukatlık Kanununda teknik anlamda bir avukatlık tanımı yapılmamış bununla birlikte Avukatlığın mahiyeti ve amacı gösterilmiştir. Kanun koyucu avukatlığın mahiyetini yargının kurucu unsurlarından bağımsız savunmayı serbestçe temsil eden, kamu hizmeti ve serbest meslek olarak açıklamıştır. C. Avukatlığın Nitelikleri 1. Savunmanın Yargının Kurucu Unsurlarından Olması Yargılama iddia, savunma ve karar üçlüsünden oluşur Sayılı Avukatlık Kanununda savunmanın yargının kurucu unsurlarından olduğu vurgulanmışsa da pek çok konuda anayasa tekniğine göre ayrıntılı sayılabilecek düzenlemelere girmiş olan Anayasamızda yargının kurucu unsurlarından olan savunmanın bu özelliğinden söz edilmemiştir. Savunma sadece hak arama hürriyeti kapsamında temel haklar arasında sayılmıştır. Oysa savunma mahkemelerde devlet otoritesi karşında bireyi temsil eder. Devletin var oluş sebebinin vatandaşa hizmet sunmak olduğu bir düzende savunmanın yargılamanın üvey evladı olarak kabul edilmesi ve böyle bir muameleye tabii tutulması düşünülemez. İddia ve karar makamları önemlidir, ama savunma da en az onlar kadar önemlidir. Zira yargı bir bütündür. Savunma bu bütünün olmazsa olmaz bir parçasıdır. Yargıyı demokratikleştiren ve daha adil kararlar alınmasındaki en önemli rolü oynayanlar savunmayı temsil eden avukatlardır. Adliyelerde, dosyalarda iddia ve karar mercileri kadar savunmanın da hakkı vardır. Yargının unsurlarından hiçbiri diğerinin önünde kabul edilmemelidir. Avukatın güçsüzleştirildiği bir yargıda işkence öne çıkar ve tıpkı bir kısım Ortaçağ Avrupa sında olduğu gibi yargılamanın yerini itiraf ettirme alır, devletin temeli olan adalet sekteye uğrar ve devlet meşruluğunu kaybeder. Bu yönüyle Adalet Bakanlığı Yargı Reformu Strateji Planında ( ) hala hakim ve savcıların yargı mensubu sayıldığı ama savunmayı temsil eden avukatların yargı profesyoneli adıyla başka bir yere oturtulmaya çalışıldığı bir anlayışı kabul etmek mümkün değildir. 2. Bağımsız Savunmanın Serbestçe Temsili Savunma hakkının temel haklardan olması ve kutsallığı birey adına bu hakkı kullanacak olan avukatın bağımsızlığını ve görevini serbestçe yapmasını gerektir. Savunmanın bağımsız olmaması ve sınırlandırılması halinde adil bir yargılama yapılamaz. Savunmanın bağımsızlığı avukatın görevini yaparken doğrudan yada dolaylı bir baskıya, yönlendirmeye, tehdide, saldırıya tabii tutulmamasını garanti eder. Bağımsızlık avukatın işi almasında ve takibinde hiçbir zorlamaya, yönlendirmeye uğramamasını ifade eder. Buna rağmen Avukatların savunma mesleğini yaparken Günümüz koşullarında Dünyada en kolay Türkiye de avukat olunur. Bunun için bir hukuk fakültesini bir şekilde bitirmeniz yeterlidir. Hukuk fakültesine girmek ise hele paranız da var ise oldukça kolaydır. Sonrası adeta otomatik bir süreçtir. Fakülteyi bitirirsiniz sınavsız bir şekilde yalnızca 1 yıllık basit bir staj sonrasında Avukat olabilirsiniz. Türkiye de uzunca bir süre yalnızca 2 tane hukuk fakültesi vardı. Daha sonra İzmir de başta Ege, sonradan 9 Eylül Üniversitesi bünyesinde 3.hukuk fakültesi kuruldu. Sonra Konya, Diyarbakır ve Erzincan da Hukuk fakülteleri kuruldu. Sonrasında ise hukuk fakültelerinin sayısı hızla arttı. Öyle ki sayıyı takip etmek bile zorlaştı. Nerede ise her üniversitenin bünyesinde hukuk fakültesi kuruldu. Özellikle özel üniversitelerin çoğunda hukuk fakülteleri kuruldu. Bu arada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Üniversitelerinin bünyesinde hukuk fakülteleri kuruldu. Böylece fakülte sayısı sürekli olarak artmaya devam etti. Bu fakültelerden mezun olan ve olacak olan gençlerin nerede ise tamamı avukat olacaklar. Bu sayede İstanbul Barosu dünyanın en büyük barosu oldu (Ocak 2011 itibarı ile kayıtlı Avukat sayısı 26800). Tek başına İstanbul da çalışan avukat sayısı tüm Finlandiya da bulunan avukat sayısından 10 Kat daha fazla. Nüfusları milyarı geçen Çin ya da Hindistan da dahi bu büyüklükte sürekli psikolojik saldırılara ve sıklıkla fiziki saldırılara uğruyor olmaları üzücüdür. Avukat toplum ve idare önünde müvekkili ile yada aldığı dava ile özdeş tutulamaz. Avukat katili de mağduru da bağımsızca savunabilir. Avukat herhangi bir müvekkiline danışmanlık ya da avukatlık yaptığı için kınanamaz, cezai ya da hukuki müeyyideye tabii tutulamaz, cezalandırılmakla tehdit edilemez. Hukukumuzda savunmanın bağımsızlığına dönük önemli düzenlemeler bulunmaktaysa da maalesef avukatlar hala sadece mesleklerini yaptıklarından dolayı engellenebilmekte, soruşturma hatta kovuşturmalara muhatap olabilmektedirler. Mesleki faaliyet adı altında hukuka aykırı davranışlar yapılması ihtimali varsa da mesleki faaliyetle suç unsuru teşkil eden fiilin titizlikle ayrılması gerekmektedir. Türkiye de ve Dünyada Avukatlık Av. Galip SEZER Konya Barosu bir baro yok. Sayı sürekli olarak artmakta. 30 avukat bulunan illerde Baro kurulabilmektedir, İstanbul barosuna ortalama günde 60 yeni avukat kaydolmaktadır. Buna karşılık eğitim kalitesi ise oldukça düşüktür. Çoğu genç aslında yeterli bir eğitim almadan, yeterli birikime sahip olmadan mezun olmaktadır. Oysa avukat bilgisi, kültürü, donanımı ile diğer insanların önünde olmalıdır. Tamamen ezberci bir anlayış ile yetiştirilmiş, dünya klasiklerinden, sanattan, tarihten, felsefeden habersiz yetişen birçok hukuk mezunu ile karşı karşıyayız. Hukuk öğretimi tartışılmaz önemi dolayısıyla çok eski tarihlerden beri hep gündemde kalmıştır. Çünkü nerede toplum varsa orada hukuk vardır (ubi societas ibi jus). Hukuk eğitiminde yorum tekniğinin ve yorum metotlarının örnekler kullanılarak açıklanması ve öğrencinin bu alanda bilgilendirilmesi gereklidir. Çünkü hukuk kuralının yorumu yalnızca hukuk bilgisini değil aynı zamanda geniş bir sosyal bilgiyi, felsefe bilgisini de gerektirmektedir. Hukuk öğreniminin temel işlevlerinden birisi öğrenciye bildiğinden kuşku duyma, eleştirme, bildiğini başkalarının bilgisi ile karşılaştırma yollarını öğretmektir. Öğrenci çok yönlü olmalı, duyarlı, eleştirel bakabilen bir yapıya sahip olacak şekilde yetiştirilmelidir. Fakat her şeyden önce acilen, mesleğe girişin kontrol altına alınması gerekir. Mesleğe bu şekilde aşırı yığınsal

19 Hukukun herkes için hayati önemi tahminlerimizin çok ötesindedir. Hukuk ekmekten, sudan bile daha değerlidir. Bu düşünceyi abartılı bulabilirsiniz, lakin hukukun bir anlığına da olsa rafa kaldırıldığını düşünün, cinayet, gasp, yağma, hakaret, hırsızlık, taciz, karalama, iftira, soygun ve sair bir çok kötülüğün etrafımızı saracağını düşündüğümüzde hukukun hayatımız için ne kadar önemli olduğu ve asla bir an için bile askıya alınamayacağı idrak edilebilir. katılım, bir yandan mesleki kalitenin düşmesine neden olurken, diğer yandan meslektaşlar arası haksız rekabet oluşturmakta, bu durum avukatın gelirinin çok ciddi oranda düşmesine neden olmaktadır. Aşırı yığınsal katılım nedeni ile mesleki formasyonu eksik avukatlar fahiş hatalar yapabilmekte, bundan hem kendileri hem de müvekkilleri zarar görmektedir. Dünyada Avukatlar hakkında en fazla şikâyet ülkemizde yapılmaktadır. Meslek çok ciddi bir güven krizi ile karşı karşıyadır. Avukatlık mesleği bugünkü durumu ile ülkemizde oldukça yıpranmış durumdadır. Hak ettiği yeri alması için bir an önce TBB liderliğinde gerekli yasal düzenlemelerin yapılması amacı ile parlamento nezdinde yoğun çaba harcanması gerekir. Avukatlık, Türkiye hariç, Dünya genelinde en prestijli mesleklerin başında gelir. Gelişmiş batı ülkelerinin tamamında avukat, yargının bağımsız bir süjesidir. Avukat olabilmek öyle kolay bir iş değildir. Örneğin Demokrasinin beşiği İngiltere'de Avukat olabilmek için Fakülte sonrası Baronun açtığı staja kabul sınavını kazanmak, daha sonrasında uzun bir staj yapmak ve tekrar açılan sınavda başarılı olmak gerekir. İngiltere de avukatlar, sulh davalarına, icra işlerine sözleşme hazırlamak gibi sınırlı sayıda işlere bakabilen sınırlı yetkili savunman Solictor ve Ağır cezada ya da Londra kraliyet mahkemesinde savunma yapma yetkisine sahip Barrister (Duruşma Avukatı) olmak üzere 2 ayrı gurupta toplanmaktadır. Barrister öylesine güçlü ve saygındır ki unvanı, İngiltere de birçok asalet unvanından 3. Avukatlığın Kamu Hizmeti Oluşu 1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 1. maddesinde avukatlık kamu hizmeti ve serbest meslek olarak tanımlanmıştır. Bu düzenleme karşısında avukatın sunduğu hizmetin kamu hizmeti olduğu tartışmasızdır. Kanun bu tespiti yaptıktan sonra avukatlığın amacının hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olduğunu ortaya koymuştur. Avukatlığın kamu hizmeti oluşu ve yukarıda gösterilen amacın sağlanmasına uygun çalışabilmesi için 1136 Sayılı Kanunun 2/3 maddesine göre yargı organlarının, daha prestijlidir. Aynı şekilde Fransa, Almanya diğer bütün batı ülkelerinde benzer şekilde uzun staj süreleri ve zorlu sınavlar söz konusudur. New York Barosuna 30 yaşından önce kabul edilmeyi başaran Avukatlar dahi olarak nitelendirilmektedir. Amerika da hukuk eğitimi üniversiteden sonra - yani master ya da doktora gibi- yapılır. Hukuk Fakültesine girmek için ulusal düzeyde özel bir imtihana girilir (LSAT). Bu imtihanın sonuçları ve üniversitede aldığınız notlar, hangi hukuk fakültesine girebileceğinizi belirler. Tabii ki hukuk fakültesi ne kadar seçkinse o kadar yüksek not tutturmak gereklidir. Avukat olabilmek zordur, zor olduğu kadar saygın ve iyi gelir getiren bir meslektir. Çok sıkı kurallara bağlanmıştır. Dürüstlük ve şeffaflık esastır. Bir avukatın yolsuzluk ya da suiistimal veyahut benzeri bir yanlışlık yaptığı kolay, kolay görülmez. İngiltere de Avukatlık öylesine soylu bir meslektir ki Avukat ücret dahi konuşmaz bunu onun yerine asistanı yapar. Yararlanılan Kaynaklar 1-Namık Kemal Yalçınkaya, İngiliz Hukuku: Kaynakları, Kurumları ve Temel İlkeleri ile Ankara Özcan Karadeniz-Çelebican: Roma Hukuku Ankara A.Şeref Gözübüyük, Hukuka giriş ve hukukun temel kaynakları 4 5-Dünya Ülkelerinde Hukuk Eğitimi ve Avukatlık Stajı, TBB Uluslar Arası İlişkiler ve AB Merkezi emniyet makamlarının, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorunda tutulmuştur. Bu zorunluluk avukatların sadece mahkemelerdeki görevlerinin değil yargılama dışındaki hukuki işlerde de kamu hizmeti yapmakta olduğunu gösterir Sayılı Türk Ceza Kanunun 6/1-d maddesinde avukatın yargı görevi yapan kişi olarak tanımlanmış olması, aynı kanunun 94/2-b maddesinde işkencenin diğer kamu görevlileriyle birlikte avukata yapılmasının da artırım sebebi kabul edilmiş olması, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 57. Maddesindeki görev sırasında veya yaptığı görevden dolayı avukata karşı işlenen suçlar hakkında, bu suçların hâkimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümler uygulanacağına dair hüküm, avukatlığın kamu hizmeti oluşunu kuvvetlendiren diğer bazı düzenlemelerdir. Öte yandan avukatların işledikleri suçlarla ilgili olarak da 1136 Sayılı Kanunun 62. maddesi delaletiyle TCK 257. maddesi hükümlerine tabiidir. Avukatlar kamu görevlileri gibi cezalandırılmaktadır. Kamu hizmeti gören avukatın cezalandırılma noktasında görevlilerinin tabii olduğu rejime tabii tutulurken sosyal haklardan aynı oranda kamu yararlandırılmaması doğru bir yaklaşım değildir. 4. Avukatlığın Serbest Meslek Oluşu 1136 Sayılı Kanunun 1. maddesine avukatlığın serbest meslek olduğu ifade edilmiş ancak serbest mesleğin tanımı yapılmamıştır. Mevzuatımızda serbest mesleğe ait münhasır bir tanım bulunmamakla birlikte 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunun 65. Maddesinde serbest meslek kazancı tarif edilirken serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması olarak tanımlanmaktadır. Avukatlık da niteliği itibariyle yukarıda tanımlamaya uymaktadır. Her ne kadar kamuoyunda avukatlığın marka kıyafetlere lüks otomobillere ya da lüks ofislere dayandığına dair bir kabul, kimi avukatlarda da bu yönde bir fiili uygulama var ise de avukatlık sermayeye değil şahsi mesai ve mesleki bilgiye dayanır. Avukat tacir değildir.

20 Şüpheli Müdafii Avukatların özellikle CMK 250 kapsamında yapılan soruşturmalarda savunma mesleğine dair faaliyetlerin suç gibi gösterilip müdafiin her an örgüt üyesi olma suçlaması da dahil olmak üzere farklı soruşturmalarla karşı karşıya bırakıldığını üzülerek görüyoruz. Suçlama ile daha önce müvekkilini savunma makamında olan müdafii bir anda kendisi şüpheli ya da sanık sandalyesinde bulabilmektedir. Böylece savunma hakkı örselenmekte müdafiin mesleki çalışmaları ve hukukun çizdiği sınırlar kapsamında yargının diğer unsurları ile yaptığı görüşmeler bile sanki örgüt faaliyetinin bir parçası gibi gösterilmektedir. Müdafii her türlü teknik takip altında psikolojik baskıya tabii tutulabilmektedir. Bununla kalınmayarak müdafii, hakkında kovuşturma olmamasına rağmen devam eden soruşturmada kendisinin de şüpheli olduğu bahane edilerek CMK 151. Maddesine rağmen görevini yapmaktan fiilen yasaklanabilmekte, gözaltındaki müvekkili ile görüşmesi engellenebilmektedir. Bu sırada dosya ile ilgili muhtemel gizlilik kararı devam ettiği için şüpheli müdafii neden dosyadan yasaklandığını dahi öğrenememekte, davanın açılması ile hakkında verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın sevinci ile ya da açılan davada aklanmaya çalışmanın telaşı ile çoğu zaman aslında mesleğini yapmasının engellenmiş olmasını, iletişiminin kayda alınmış olmasını, teknik takibe tabii tutulmuş olmayı sineye çekmek durumunda bırakılmaktadır. Her şeye rağmen hukuksuz gördüğü uygulamalar için hakkını arayanlarda yaptıkları başvurulardan çoğu kez sonuç alamamaktadır. Avukat; 1136 Sayılı Kanunun 1. Maddesine göre kamu hizmeti görmekte ve yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil etmektedir. Avukatın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 6/1-d ve 1136 Sayılı Yasanın 57.maddesi çerçevesinde ceza yargılamasının her aşamasında yargı görevi yaptığı tartışmasızdır. Bu yönü ile müdafii elbette müvekkilinin haklarını korumak için meşru daire içinde her türlü girişimde bulunabilir. Avukatın yasalardan aldığı yetki ile meşru dairede yaptığı mesleki çalışması suçluya yardım etmek olarak değerlendirilemez. Sadece görevini yapmakta olan müdafii örgütün mensubu olmakla suçlanamaz. Müdafiin, yargının diğer bir unsuru olan Cumhuriyet Savcılığınca ya da savcılığın emrindeki kollukça sadece mesleki faaliyetini icra ettiği için şüpheli durumuna sokulmasının soruşturmaya önemli etkileri olmaktadır sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Şüpheli veya sanığa yüklenen suç dolayısıyla müdafiin bürosu, konutu ve yerleşim yerindeki telekomünikasyon araçları hakkında, 135 inci madde hükmü uygulanamaz diyen 136. Maddesinin ve Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz diyen kanun hükmü, kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir diyen 135/2. maddesinin uygulanmaması sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. İletişimi kayda alınan müdafiin şüpheli ilan edilmesi ile savunma hakkında dair her türlü koruma yok edilmektedir. Sonuç olarak yargının unsurlarından biri diğerine göre hukukun tecellisi için daha önde değildir. Adalete tüm unsurların ortak çalışması ile ulaşılabilir. Unsurlardan birinin dışlandığı bir süreç sonunda sağlıklı kararlar alınması mümkün değildir. Türkiye Cumhuriyeti hukuk devletidir. Yargı görevi yapanlardan biri diğerine göre vatanı milleti bir diğerinden daha az sevmediği gibi yine kimse de suç ve suçlulukla mücadele konusunda diğerinden daha geride değildir. Suç ve suçlu ile mücadele hukukun içinde kalınarak yapılmalıdır. Aksi yapıldığı zaman suç işlenmiş olduğu unutulmamalıdır. 5. Avukatın Bağımsızlığı Molierac ın Görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkil, ne hakime ne de iktidara tabiyiz. Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. Fakat hiçbir hiyerarşik üst de tanımıyoruz. En kıdemsizin, en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. Avukatlar esir kullanmadılar, fakat efendileri de olmadı. sözleri avukatın bağımsızlığını açıklayan en çok bilinen kelime kalıbıdır. Çağlar boyunca avukatlar bir bağımsızlık mücadelesi vermişler bağımsızlıkları pahasına yargının dışlanmış üvey evladı olmayı kabul etmek zorunda bırakılmışlardır. Hukukun üstünlüğünden söz edebilmek için avukatların görevlerini serbestçe hiçbir tehdit ve baskıya uğramadan yapabilmeleri gerekir. Çünkü görünüşte müvekkilinin hakkını koruyan avukat temelde toplumun haklarını korur. Savunma, devletin cezalandırma gücü karşısında bireyin tek gücüdür. Avukatın tam bir bağımsızlık içinde hareket edebilmesi için işin alınmasında, takip edilmesinde ve sonuçlandırılmasında avukata baskı, müdahale ya da sınırlama getirilmemesini gerektirir. Havana Kuralları olarak bilinen Avukatların Rolüne Dair Temel Prensipler in Avukatlık Faaliyetlerin Güvencesi Başlıklı 16. maddesinde hükümetler avukatların; Hiçbir baskı, engelleme taciz veya yolsuz bir müdahale ile karşılaşmadan her türlü mesleki faaliyetlerini yerine getirmelerini ve kabul görmüş meslek ahlak kurallarına, göre görevlerini usulüne uygun olarak yerine getiren avukatların kovuşturma veya idari, ekonomik veya başka tür yaptırımlarla sıkıntı çekmemelerini veya tehditle karşılaşmamalarını kabul etmişlerdir Sayılı Avukatlık Kanunun 1. maddesiyle de savunmanın bağımsızlığı vurgulanmıştır. 6. Avukatın Sosyal Yönü/Önemi Avukatlar halkın arasında yaşarlar, işleri halkla ve de ağırlıklı olarak halkın sıkıntılı, sorunlu hallerine ilişkindir. Bu da avukatlara diğer meslek mensuplarına nazaran toplumsal sorunlar ve toplumun talepleri konusunda daha fazla bir birikim ve değerlendirme yapma imkânı verir. İyi değerlendirildiğinde birey-toplum, birey-devlet, toplum-devlet gerilimlerinin azaltılmasında avukatlar büyük görevler üstlenebilir. Bunun için öncelikle hukukçularımızı yetiştirirken kendilerine böyle bir misyon yüklenmelidir. Çünkü meslek hayatı boyunca avukat kendi davranışları yanı sıra yargının diğer organlarının yanlışlarından da dolaylı olarak

T.C. D A N I Ş T A Y Üçüncü Daire Esas No : 2010/5785. Karar No : 2012/3582

T.C. D A N I Ş T A Y Üçüncü Daire Esas No : 2010/5785. Karar No : 2012/3582 T.C D A N I Ş T A Y Üçüncü Daire Esas No : 2010/5785 Karar No : 2012/3582 Anahtar Kelimeler : Haciz İşlemi, İhtiyati Haciz, Şirket Ortağı, Teminat, Kişiye Özgü Ev Eşyaları Özeti: Teşebbüsün muvazaalı olduğu

Detaylı

Borçlunun İcr a Takibinde İstenen İşlemiş Faiz Miktarı ile İşleyecek Faiz Oranına Süresi İçinde İtiraz Etmemesinin Sonuçları

Borçlunun İcr a Takibinde İstenen İşlemiş Faiz Miktarı ile İşleyecek Faiz Oranına Süresi İçinde İtiraz Etmemesinin Sonuçları Borçlunun İcr a Takibinde İstenen İşlemiş Faiz Miktarı ile İşleyecek Faiz Oranına Süresi İçinde İtiraz Etmemesinin Sonuçları Talih UYAR* * Avukat. Bilindiği gibi, yapılan icra takiplerinde, alacaklı,

Detaylı

Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2010

Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2010 Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2010 T.C. Resmi Gazete Yayın Tarihi 24 Aralık 2009 PERŞEMBE Sayı : 27442 GENEL HÜKÜMLER Konu ve kapsam MADDE 1 (1) Bütün hukuki yardımlarda avukat

Detaylı

BİR AVUKAT YANINDA AYLIKLI OLARAK ÇALIŞAN AVUKATIN DURUMUNUN AVUKATLIK YASASI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

BİR AVUKAT YANINDA AYLIKLI OLARAK ÇALIŞAN AVUKATIN DURUMUNUN AVUKATLIK YASASI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ BİR AVUKAT YANINDA AYLIKLI OLARAK ÇALIŞAN AVUKATIN DURUMUNUN AVUKATLIK YASASI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Güneş GÜRSELER * Hiçbir planlama yapılmadan birbiri ardına açılan hukuk fakültelerinin yılda ortalama

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 6100 S.HMK. /176

İlgili Kanun / Madde 6100 S.HMK. /176 T.C YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2013/16110 Karar No. 2014/94 Tarihi: 13.01.2014 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2014/3 İlgili Kanun / Madde 6100 S.HMK. /176 ISLAHIN BİR HAFTALIK KESİN SÜREDE

Detaylı

AVUK AT - İŞ SAHİBİ ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ

AVUK AT - İŞ SAHİBİ ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ ANKAR A BAROSU AVUK AT - İŞ SAHİBİ ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 0.0.0-3..0 Ankara Barosu Yönetim Kurulu nun..03 gün ve 63/ sayılı kararı ile kabul edilerek, meslektaşlarımıza tavsiye niteliğinde duyurulmasına

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S.İşK/18-21

İlgili Kanun / Madde 4857 S.İşK/18-21 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2009/20255 Karar No. 2010/11968 Tarihi: 03.05.2010 İlgili Kanun / Madde 4857 S.İşK/18-21 GÜVENLİK HİZMETLERİNİN YARDIMCI İŞ OLMASI HAKLI NEDENLERLE FESİHTE SAVUNMA

Detaylı

AVUKAT - İŞ SAHİBİ ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 01.01.2013-31.12.2013

AVUKAT - İŞ SAHİBİ ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 01.01.2013-31.12.2013 ANKARA BAROSU AVUKAT - İŞ SAHİBİ ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 0.0.0 -..0 0 Ankara Barosu Yönetim Kurulu nun..0 gün ve / sayılı kararı ile kabul edilerek, meslektaşlarımıza tavsiye niteliğinde duyurulmasına

Detaylı

İZMİR BAROSU 01.01.2015-31.12.2015 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ

İZMİR BAROSU 01.01.2015-31.12.2015 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ İZMİR BAROSU 01.01.2015-31.12.2015 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ 01.01.2015-31.12.2015 DÖNEMİ TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ Avukatlık ücreti peşin ödenir. Tarifede

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK/115,120

İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK/115,120 410 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2012/21152 Karar No. 2012/20477 Tarihi: 12.06.2012 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2013/1 İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK/115,120 DAVA ŞARTI GİDER AVANSININ

Detaylı

KESİN SÜRE VERİLİRKEN GİDERLERİN KALEM KALEM AÇIKLANMASI GEREKTİĞİ

KESİN SÜRE VERİLİRKEN GİDERLERİN KALEM KALEM AÇIKLANMASI GEREKTİĞİ İDER AVANSI, GİDERLERİN KALEM KALEM AÇIKLANMASI GEREKTİĞİ YARGITAY 17. Hukuk Dairesi ESAS NO : 2012/13494 KARAR NO : 2013/12373 GİDER AVANSI VE DELİL AVANSI ARASINDAKİ FARKLAR KESİN SÜRE VERİLİRKEN GİDERLERİN

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/41

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/41 488 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2010/4805 Karar No. 2012/12361 Tarihi: 11.04.2012 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2013/1 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/41 FAZLA ÇALIŞMA ÜST DÜZEY YÖNETİCİNİN

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 506 S.SSK. /80

İlgili Kanun / Madde 506 S.SSK. /80 T.C YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2013/21222 Karar No. 2014/6804 Tarihi: 25.03.2014 İlgili Kanun / Madde 506 S.SSK. /80 SİGORTA PRİMLERİNDEN ÜST DÜZEY YÖNETİCİNİN SORUMLULUĞU İFLASIN AÇILMASINDAN

Detaylı

İDARÎ YARGILAMA USULÜ KANUNU NUN 4. MADDESİ VE DİLEKÇELERİN KAYDA GİRİŞ TARİHİ

İDARÎ YARGILAMA USULÜ KANUNU NUN 4. MADDESİ VE DİLEKÇELERİN KAYDA GİRİŞ TARİHİ İDARÎ YARGILAMA USULÜ KANUNU NUN 4. MADDESİ VE DİLEKÇELERİN KAYDA GİRİŞ TARİHİ Çalışmamızın amacı idare veya vergi mahkemesi bulunmayan yer ifadesinin, verilen dilekçelerin kayda girdiği tarihi belirlemede

Detaylı

İZMİR BAROSU 01.01.2013-31.12.2013 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ

İZMİR BAROSU 01.01.2013-31.12.2013 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ İZMİR BAROSU 01.01.2013-31.12.2013 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ 01.01.2013-31.12.2013 DÖNEMİ TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ Avukatlık ücreti peşin ödenir. Tarifede

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş.K. /18-21 DAVACI YARARINA KAZANILMIŞ HAK

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş.K. /18-21 DAVACI YARARINA KAZANILMIŞ HAK T.C YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2014/648 Karar No. 2014/1121 Tarihi: 30.01.2014 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş.K. /18-21 DAVACI YARARINA KAZANILMIŞ HAK ÖZETİ: Mahkemenin 30.12.2010 tarihli kararı

Detaylı

AVUK AT - İŞ SAHİBİ ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ

AVUK AT - İŞ SAHİBİ ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ ANKAR A BAROSU AVUK AT - İŞ SAHİBİ ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 0.0.0-3..0 Ankara Barosu Yönetim Kurulu nun 03..0 gün ve / sayılı kararı ile kabul edilerek, meslektaşlarımıza tavsiye niteliğinde duyurulmasına

Detaylı

2- Dâvanın, her biri hakkında aynı sebepten neşet etmesi. hükmü öngörülmüş. iken,

2- Dâvanın, her biri hakkında aynı sebepten neşet etmesi. hükmü öngörülmüş. iken, A- 01/10/2011 yürürlük tarihli 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu ndan önce yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu nun 43. maddesinde düzenlenen İHTİYARİ DAVA ARKADAŞLIĞI müessesesi

Detaylı

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İKİNCİ DAİRE KARARI Esas No 2013/149. Karar No 2013/1034

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İKİNCİ DAİRE KARARI Esas No 2013/149. Karar No 2013/1034 Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesi aşağıda isimleri yazılı üyelerin katılımı ile tarihinde toplandı....eski Hâkimi hâlen emekli... (... ) ile... Hâkimi... (...) hakkında, Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S.İşK/6 1475 S.İşK/14

İlgili Kanun / Madde 4857 S.İşK/6 1475 S.İşK/14 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2009/34703 Karar No. 2012/150 Tarihi: 16.01.2012 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2012/3 İlgili Kanun / Madde 4857 S.İşK/6 1475 S.İşK/14 İŞYERİ DEVRİ İŞYERİ

Detaylı

TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI

TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI İİK. nun 277. vd maddelerinde düzenlenmiştir. Her ne kadar İİK. nun 277/1 maddesinde İptal davasından maksat 278, 279 ve 280. maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmetmektir.

Detaylı

DAVACI : Nesrin Orhan Şahin vekilleri Av.Serap Yerlikaya ve Av.İlter Yılmaz

DAVACI : Nesrin Orhan Şahin vekilleri Av.Serap Yerlikaya ve Av.İlter Yılmaz ZİYNET (ALTIN) EŞYASI İSPAT YÜKÜ. T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU ESAS NO : 2012/6-1849 KARAR NO : 2013/1006 KARAR TARİHİ:03.07.2013 Y A R G I T A Y İ L A M I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Gölcük 1. Asliye

Detaylı

MAYIS 2010 HAZİRAN 2010 ÖDENEN TUTAR

MAYIS 2010 HAZİRAN 2010 ÖDENEN TUTAR EMEK ELEKTRİK ENDÜSTRİSİ a) İlgili ayda (21 yılı Haziran ayında) alınan ve ödenen krediler ile ilgili ay sonu kısa ve uzun vadeli kredi bakiyeleri MAYIS 21 HAZİRAN 21 ÖDENEN TUTAR AY İÇİNDE ALINAN T.İş

Detaylı

AVUKATLARIN BİRBİRLERİNE VE MÜVEKKİLLERİNE YAPACAKLARI BİLDİRİMLERE İLİŞKİN YÖNERGE

AVUKATLARIN BİRBİRLERİNE VE MÜVEKKİLLERİNE YAPACAKLARI BİLDİRİMLERE İLİŞKİN YÖNERGE AVUKATLARIN BİRBİRLERİNE VE MÜVEKKİLLERİNE YAPACAKLARI BİLDİRİMLERE İLİŞKİN YÖNERGE Amaç MADDE 1 - (1) Avukatların, avukatlık mevzuatından kaynaklanan bilgi verme yükümlülükleri kapsamında birbirlerine

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI GENEL OLARAK Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148. maddesinde yapılan değişiklik ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açılmıştır. 23 Eylül 2012

Detaylı

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2013/3-1598 K. 2015/1159 T. 8.4.2015

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2013/3-1598 K. 2015/1159 T. 8.4.2015 T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2013/3-1598 K. 2015/1159 T. 8.4.2015 * YEMİN TEKLİFİ HAKKININ HATIRLATILMASI (Ancak İspat Yükü Kendisine Düşen Tarafın Yemin Deliline Başvuru Hakkının Varlığı İle Mümkün

Detaylı

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU RET KARARI :F.Y.

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU RET KARARI :F.Y. T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU ŞİKAYET NO : 04.2013.1870 KARAR TARİHİ : 10/03/2014 RET KARARI ŞİKAYETÇİ ŞİKAYET EDİLEN İDARE ŞİKAYETİN KONUSU :F.Y. : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Ziyabey Cad. No:6 Balgat/ANKARA

Detaylı

T.C ÇAYIROVA BELEDİYESİ HUKUK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ

T.C ÇAYIROVA BELEDİYESİ HUKUK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ T.C ÇAYIROVA BELEDİYESİ HUKUK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ HUKUK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ ORGANİZASYON ŞEMASI BELEDİYE BAŞKANI BELEDİYE BAŞKAN YARDIMCISI HUKUK İŞLERİ MÜDÜRÜ AVUKAT BÜRO ELEMANI

Detaylı

T.C. MALİYE BAKANLIĞI Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü

T.C. MALİYE BAKANLIĞI Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü T.C. MALİYE BAKANLIĞI Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü Sayı : 26660611-640-[15189]-4721 16/03/2015 Konu : Yazışma Usul ve Esasları ve Dosyalama İşlemleri İÇ GENELGE (2015/2) I - YAZIŞMALARDA

Detaylı

İZMİR BAROSU 01.01.2011-31.12.2011 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ

İZMİR BAROSU 01.01.2011-31.12.2011 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ İZMİR BAROSU 01.01.2011-31.12.2011 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ 01.01.2011-31.12.2011 DÖNEMİ AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ Avukatlık ücreti peşin ödenir. Tarifede belirlenen ücretler

Detaylı

Ekler: Nakit Kredi Taahhütnamesi Sözleşme Öncesi Bilgi Formu (4 sayfa) Nakit Kredi Uygulama Esasları Hakkında Prosedür

Ekler: Nakit Kredi Taahhütnamesi Sözleşme Öncesi Bilgi Formu (4 sayfa) Nakit Kredi Uygulama Esasları Hakkında Prosedür .. A.Ş. Sn..( Müteselsil Kefil) Sn...( Müteselsil Kefil) Bankamız ile.. A.Ş arasındaki kredi ilişkisi çerçevesinde, ekte sizinle yapmayı arzu ettiğimiz Nakit Kredi Taahhütnamesinin bir örneği ve bu Taahhütnamenin

Detaylı

Sayı: Ankara, 24 /03/2014 ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA

Sayı: Ankara, 24 /03/2014 ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEPLİDİR. DURUŞMA TALEPLİDİR. ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA DAVACI VEKİLİ DAVALILAR : Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı : Oğuzlar Mah. Barış Manço Cad. Av. Özdemir Özok

Detaylı

01.01.2012-31.12.2012 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ Malatya Barosu Yönetim Kurulu nun 22.03.2012/47 sayılı Kararı ile

01.01.2012-31.12.2012 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ Malatya Barosu Yönetim Kurulu nun 22.03.2012/47 sayılı Kararı ile 01.01.2012-31.12.2012 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ Malatya Barosu Yönetim Kurulu nun 22.03.2012/47 sayılı Kararı ile kabul edilerek tavsiye niteliğinde meslektaşlarımıza duyurulmasına

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4688 S. KGSK. /6 6356 S. STSK/9

İlgili Kanun / Madde 4688 S. KGSK. /6 6356 S. STSK/9 T.C YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2014/19359 Karar No. 2014/21478 Tarihi: 25.11.2014 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2015/4 İlgili Kanun / Madde 4688 S. KGSK. /6 6356 S. STSK/9 SEÇİMLERDE ADAY

Detaylı

ORDU BAROSU BAŞKANLIĞI AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 2013 YILI BARO TAVSİYE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİDİR.

ORDU BAROSU BAŞKANLIĞI AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 2013 YILI BARO TAVSİYE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİDİR. ORDU BAROSU BAŞKANLIĞI AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 2013 YILI BARO TAVSİYE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİDİR. A- SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR 1 Mirasçılık belgesinin

Detaylı

İFLAS HUKUKU (HUK206U)

İFLAS HUKUKU (HUK206U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İCRA İFLAS HUKUKU (HUK206U) KISA ÖZET-2013

Detaylı

Durdurulmasını İsteyenler : 1- Ankara Gümrük Müşavirleri Derneği

Durdurulmasını İsteyenler : 1- Ankara Gümrük Müşavirleri Derneği Davacı ve Yürütmenin Durdurulmasını İsteyenler : 1- Ankara Gümrük Müşavirleri Derneği 2- Mersin Gümrük Müşavirleri Derneği 3- Bursa Gümrük Müşavirleri Derneği 4- İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği 5-

Detaylı

EMEK ELEKTRİK ENDÜSTRİSİ A.Ş. a) İlgili ayda (2010 yılı Ekim ayında) alınan ve ödenen krediler ile ilgili ay sonu kısa ve uzun vadeli kredi bakiyeleri

EMEK ELEKTRİK ENDÜSTRİSİ A.Ş. a) İlgili ayda (2010 yılı Ekim ayında) alınan ve ödenen krediler ile ilgili ay sonu kısa ve uzun vadeli kredi bakiyeleri EMEK ELEKTRİK ENDÜSTRİSİ a) İlgili ayda (21 yılı Ekim ayında) alınan ve ödenen krediler ile ilgili ay sonu kısa ve uzun vadeli kredi bakiyeleri EYLÜL 21 ÖDENEN TUTAR AY İÇİNDE ALINAN T.İş Bankası Şirket

Detaylı

İSTANBUL ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI NA. : Şüpheli hakkında suç duyurusu dilekçemizin sunumudur.

İSTANBUL ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI NA. : Şüpheli hakkında suç duyurusu dilekçemizin sunumudur. İSTANBUL ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI NA Müşteki Vekilleri Şüpheli Konu Müsnet Suç : (T.C.:.)./ 3 Ümraniye İstanbul : Av. Aytekin TETİK & Av. Ahmet AYDIN - Adres Antette :...T.C.:2...2 Üsküdar İstanbul

Detaylı

A. SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR

A. SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR Avukatlık Ücreti Peşin Ödenir. K.D.V. ayrıca eklenir. A. SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR 1 Mirasçılık Belgesinin Alınması 900,00 TL. 2 Tahliye Davaları 3 Kat Mülkiyeti Kanunundan Kaynaklanan

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KARAARSLAN TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 4027/05) KARAR STRAZBURG 27 Temmuz 2010 İşbu karar AİHS

Detaylı

DÖNEMİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ. A- SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR 1 Kat Mülkiyeti

DÖNEMİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ. A- SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR 1 Kat Mülkiyeti 01.01.2016-31.12.2016 DÖNEMİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ A- SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR 1 Kat Mülkiyeti 4.700,00 Yasasından Kaynaklanan Uyuşmazlıklar 2 Mirasçılık belgesinin 2.500,00 alınması 3

Detaylı

: Av.Tezcan ÇAKIR Meşrutiyet Cd. N:3/15 - ANKARA

: Av.Tezcan ÇAKIR Meşrutiyet Cd. N:3/15 - ANKARA Esas No : 1995/1983 Karar No: 1997/519 Temyiz İsteminde Bulunan :. : Türk Dişhekimleri Birliği : Av.Tezcan ÇAKIR Meşrutiyet Cd. N:3/15 - ANKARA İstemin Özeti : Dişhekimi olan davacıya, Türk Dişhekimleri

Detaylı

MALİYE BAKANLIĞI BAŞHUKUK MÜŞAVİRLİĞİ VE MUHAKEMAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İÇ GENELGELER

MALİYE BAKANLIĞI BAŞHUKUK MÜŞAVİRLİĞİ VE MUHAKEMAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İÇ GENELGELER MALİYE BAKANLIĞI BAŞHUKUK MÜŞAVİRLİĞİ VE MUHAKEMAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İÇ GENELGELER 1 31 Sayılı BAHUM İç KONU; 659 sayılı KHK nın Adli uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli, uzlaşma ve vazgeçme yetkileri başlıklı

Detaylı

01.01.2014-31.12.2014 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ

01.01.2014-31.12.2014 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 01.01.2014-31.12.2014 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ A- SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR 1 Kat Mülkiyeti Yasasından Kaynaklanan Uyuşmazlıklar 2 Mirasçılık belgesinin

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43

İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43 T.C YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2014/1967 Karar No. 2014/1792 Tarihi: 10.02.2014 İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43 TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ YETKİ TESPİTİNE İTİRAZ İŞYERİNE YENİ ALINAN İŞÇİLERİN

Detaylı

Karşılıksız Çek için Para ve Hapis Cezası Var

Karşılıksız Çek için Para ve Hapis Cezası Var Çek Kanunu; 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanun 19.03.1985 tarihlide kabul edilmiş, 03.04.1985 tarihli, 18714 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe

Detaylı

İŞÇİNİN BAŞKA BİR İŞYERİNDE ÇALIŞTIRILMASI DÜRÜSTLÜK KURALI

İŞÇİNİN BAŞKA BİR İŞYERİNDE ÇALIŞTIRILMASI DÜRÜSTLÜK KURALI İŞÇİNİN BAŞKA BİR İŞYERİNDE ÇALIŞTIRILMASI DÜRÜSTLÜK KURALI ÖZET: İşçinin il sınırları içinde veya dışında başka bir işyerinde çalıştırılacağını öngören sözleşme hükmü geçerlidir. Ancak, bu yetkinin işveren

Detaylı

Ayhan TUNCAL Yargıtay 12.Hukuk Dairesi Üyesi

Ayhan TUNCAL Yargıtay 12.Hukuk Dairesi Üyesi Ayhan TUNCAL Yargıtay 12.Hukuk Dairesi Üyesi KıYMET TAKDIRINE ITIRAZ İcra müdürlülüğünce haczedilen taşınır ve taşınmaz malların satışına esas olmak üzere bir değer tespiti yapılır. Borçlu, haciz alacaklıları

Detaylı

İCRA VE İFLÂS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN. Kanun No. 5311 Kabul Tarihi : 2.3.2005

İCRA VE İFLÂS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN. Kanun No. 5311 Kabul Tarihi : 2.3.2005 İCRA VE İFLÂS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No. 5311 Kabul Tarihi : 2.3.2005 MADDE 1.- 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 10/a maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki

Detaylı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2009/12-563, K. 2009/600, T. 30.12.2009

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2009/12-563, K. 2009/600, T. 30.12.2009 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2009/12-563, K. 2009/600, T. 30.12.2009 ÖZÜ : Tebliğ memurunun; belediye tüzel kişiliğini "Belediye Başkanı"nın temsil edeceğini gözeterek, adli işlem niteliği taşıyan takip

Detaylı

01.01.2015-31.12.2015 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ

01.01.2015-31.12.2015 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 01.01.2015-31.12.2015 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ A- SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR 1 Kat Mülkiyeti Yasasından Kaynaklanan Uyuşmazlıklar 2 Mirasçılık belgesinin

Detaylı

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HUKUKİ MÜZAKERE TOPLANTILARI 07-10 KASIM 2013

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HUKUKİ MÜZAKERE TOPLANTILARI 07-10 KASIM 2013 HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HUKUKİ MÜZAKERE TOPLANTILARI 07-10 KASIM 2013 Grup Adı Grup Konusu Grup Başkanı Grup Sözcüsü Raporlama Heyeti Grup Yazıcısı : Özel Hukuk 5. Grup : Ticaret Hukuku : Abdullah

Detaylı

TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı

TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı Yargıtay, tanımı Anayasa ile yapılan, işlevleri, mensupları ve bunların seçimi ve diğer kuruluş esasları, Anayasa'da

Detaylı

7 Mirasçılık belgesinin iptali

7 Mirasçılık belgesinin iptali 01.07.2008-31.12.2008 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ A- SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR 1 Kat Mülkiyeti Yasasından 3.150,00 YTL Kaynaklanan Uyuşmazlıklar 2 Mirasçılık

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi:7/2/2001 Resmi Gazete Sayısı:24311 24311 MĠLLĠ EMLAK GENEL TEBLĠĞĠ (SIRA NO:)

Resmi Gazete Tarihi:7/2/2001 Resmi Gazete Sayısı:24311 24311 MĠLLĠ EMLAK GENEL TEBLĠĞĠ (SIRA NO:) Resmi Gazete Tarihi:7/2/2001 Resmi Gazete Sayısı:24311 24311 MĠLLĠ EMLAK GENEL TEBLĠĞĠ (SIRA NO:) Bulgaristan dan zorunlu göçe tabi tutulan ve daha sonra Türk vatandaşlığına kabul edilenleri konut sahibi

Detaylı

İŞ GÜVENCESİ İŞVEREN VEKİLİ SIFATI

İŞ GÜVENCESİ İŞVEREN VEKİLİ SIFATI İŞ GÜVENCESİ İŞVEREN VEKİLİ SIFATI ÖZET: İş güvencesi hükümleri dışında kalarak işveren vekili konumunun tespitinde iki temel ölçüye göre değerlendirme yapılır. Buna göre işletmenin bütününü sevk ve idare

Detaylı

T.C. KASTAMONU BELEDİYE BAŞKANLIĞI HUKUK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ

T.C. KASTAMONU BELEDİYE BAŞKANLIĞI HUKUK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ T.C. KASTAMONU BELEDİYE BAŞKANLIĞI HUKUK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM GENEL KURALLAR KAPSAM : MADDE 1 : Bu yönetmelik Kastamonu Belediyesi Hukuk İşleri Müdürlüğünün

Detaylı

T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire

T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire Esas No : 2012/4237 Karar No : 2012/7610 Anahtar Kelimeler: Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi, Yatırım Teşvik Belgesi, Muafiyet Özeti: Yatırım teşvik mevzuatı koşullarına

Detaylı

EMEK ELEKTRİK ENDÜSTRİSİ A.Ş.

EMEK ELEKTRİK ENDÜSTRİSİ A.Ş. a) İlgili ayda (29 yılı Kasım ayında) alınan ve ödenen krediler ile ilgili ay sonu kısa ve uzun vadeli kredi bakiyeleri EKİM 29 KASIM 29 ÖDENEN TUTAR AY İÇİNDE ALINAN T.İş Bankası Şirket Kredi Kartı 1.441,78.-TL

Detaylı

01.01.2015-31.12.2015 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ

01.01.2015-31.12.2015 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 01.01.2015-31.12.2015 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ İSTANBUL BAROSUNUN TAVSİYE NİTELİĞİNDEKİ ÜCRET TARİFESİ A- SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR 1 Kat Mülkiyeti Yasasından

Detaylı

MAKALE 6098 SAYILI BORÇLAR KANUNU VE YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA İŞ HUKUKUNDA İBRA SÖZLEŞMESİ

MAKALE 6098 SAYILI BORÇLAR KANUNU VE YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA İŞ HUKUKUNDA İBRA SÖZLEŞMESİ MAKALE 6098 SAYILI BORÇLAR KANUNU VE YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA İŞ HUKUKUNDA İBRA SÖZLEŞMESİ İBRA SÖZLEŞMESİNİN TANIMI İbra, kelimesi kökeni olarak Arapça kökenli olup; Türkçe temize çıkarmak, borçtan

Detaylı

14. Daire 2012/679 E., 2014/2401 K. "İçtihat Metni"

14. Daire 2012/679 E., 2014/2401 K. İçtihat Metni 14. Daire 2012/679 E., 2014/2401 K. İMAR PARA CEZASI 6183 SAYILI AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN 3194 SAYILI İMAR KANUNU "İçtihat Metni" Özeti : 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü

Detaylı

TAKİP HUKUKU EL KİTABI

TAKİP HUKUKU EL KİTABI İsmail ERCAN Avukatlar ve Hâkimler için TAKİP HUKUKU EL KİTABI İcra Hukuku İflas Hukuku İyi leştiṙme (Konkordato ve Yeniden Yapılandırma) Hukuku Alacaklıları Koruyucu Diğer Önlemler İÇİNDEKİLER Takip Hukukuna

Detaylı

: ANKARA BAROSU BAŞKANLIĞI

: ANKARA BAROSU BAŞKANLIĞI DANIŞTAY BAŞKANLIĞI NA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEPLİDİR. D A V A C I V E K İ L İ D A V A L I L A R : ANKARA BAROSU BAŞKANLIĞI Adliye Sarayı B Blok 5. Kat 06251 Sıhhıye/ANKARA : Av. Mehtap CEVİZCİ Aynı

Detaylı

II 6183 SAYILI KANUNUN 79 UNCU MADDESİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİK

II 6183 SAYILI KANUNUN 79 UNCU MADDESİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİK I GENEL AÇIKLAMALAR Bilindiği gibi, 5479 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Özel Tüketim Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun

Detaylı

PAZARLAMACILIK SÖZLEŞMELERİ

PAZARLAMACILIK SÖZLEŞMELERİ PAZARLAMACILIK SÖZLEŞMELERİ A) 6098 sayılı Yeni Türk Borçlar Kanun unda yer alan düzenleme metni: Pazarlamacılık Sözleşmesi A. Tanımı ve kurulması I. Tanımı MADDE 448- Pazarlamacılık sözleşmesi, pazarlamacının

Detaylı

YARGITAY 19. HUKUK DA RES

YARGITAY 19. HUKUK DA RES YARGITAY 19. HUKUK DA RES 432 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 82 Say : 1 Y l 2008 YARGITAY 19. HUKUK DA RES E: 2007/2009 K: 2007/5577 T: 31.05.2007 HUKUK YARAR KOfiULU SIRA CETVEL SIRA CETVEL NE T RAZ TEDB

Detaylı

YÖNETİM KURULU 11 HAZİRAN 2013 GÜNDEMİ KARAR

YÖNETİM KURULU 11 HAZİRAN 2013 GÜNDEMİ KARAR Sıra GÜNDEM MADDELERİ YÖNETİM KURULU 11 HAZİRAN 2013 GÜNDEMİ KARAR 1 Başkan ve Yönetim Kurulu üyelerinin katıldıkları toplantı, ziyaret ve benzeri konular hakkında Yönetim Kurulu'nu bilgilendirmesi. Yönetim

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK. /2,6

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK. /2,6 T.C YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ Esas No. 10401 Karar No. 2014/20271 Tarihi: 05.11.2014 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2015/4 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK. /2,6 İŞYERİ DEVRİNDE FESHE BAĞLI ALACAKLARDAN

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU MÜRACAAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR:

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU MÜRACAAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR: ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru 1982 Anayasası nın 148. ve 149. Maddeleri ile geçici 18. maddesi hükümleri ve ayrıca 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 854 S. DİşK/1

İlgili Kanun / Madde 854 S. DİşK/1 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2009/31285 Karar No. 2012/3117 Tarihi: 13.02.2012 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2012/3 İlgili Kanun / Madde 854 S. DİşK/1 DENİZ İŞ YASASININ KAPSAMI ÖZETİ:

Detaylı

Uzun Sok. Kolotoğlu İşhanı Kat: 3 No:75 - TRABZON Temyiz Eden ve Karşı Taraf (Davalı) : Karayolları Genel Müdürlüğü - ANKARA

Uzun Sok. Kolotoğlu İşhanı Kat: 3 No:75 - TRABZON Temyiz Eden ve Karşı Taraf (Davalı) : Karayolları Genel Müdürlüğü - ANKARA Temyiz Eden (Davacı) : Vekili : Uzun Sok. Kolotoğlu İşhanı Kat: 3 No:75 - TRABZON Temyiz Eden ve Karşı Taraf (Davalı) : Karayolları Genel Müdürlüğü - ANKARA Vekili : Av. Cansın Sanğu (Aynı adreste) İstemin

Detaylı

T.C. TEPEBAŞI BELEDİYE BAŞKANLIĞI EMLAK VE İSTİMLAK MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, YASAL DAYANAK, TANIMLAR

T.C. TEPEBAŞI BELEDİYE BAŞKANLIĞI EMLAK VE İSTİMLAK MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, YASAL DAYANAK, TANIMLAR T.C. TEPEBAŞI BELEDİYE BAŞKANLIĞI EMLAK VE İSTİMLAK MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, YASAL DAYANAK, TANIMLAR Amaç MADDE 1-(1) Bu yönetmeliğin amacı; Tepebaşı Belediyesi

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 1475.S.İşK/14 4857 S.İşK/57 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ. Esas No. 2009/17310 Karar No. 2011/19792 Tarihi: 30.06.

İlgili Kanun / Madde 1475.S.İşK/14 4857 S.İşK/57 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ. Esas No. 2009/17310 Karar No. 2011/19792 Tarihi: 30.06. İlgili Kanun / Madde 1475.S.İşK/14 4857 S.İşK/57 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2009/17310 Karar No. 2011/19792 Tarihi: 30.06.2011 KIDEM TAZMİNATI HESABINA ESAS ÜCRET YILLIK İZİN ÜCRETİ HESABINDA

Detaylı

Yönetim Kurulu'nun yemin törenine katılımı gerçekleşti.

Yönetim Kurulu'nun yemin törenine katılımı gerçekleşti. 19.02.2013 Başkan ve Yönetim Kurulu üyelerinin katıldıkları toplantı, ziyaret ve benzeri konular hakkında Yönetim Kurulu'nu bilgilendirmesi. Yönetim Kurulu'na bilgilendirme yapıldı. Yemin Töreni Yönetim

Detaylı

EMEK ELEKTRİK ENDÜSTRİSİ A.Ş.

EMEK ELEKTRİK ENDÜSTRİSİ A.Ş. EMEK ELEKTRİK ENDÜSTRİSİ a) İlgili ayda (21 yılı Aralık ayında) alınan ve ödenen krediler ile ilgili ay sonu kısa ve uzun vadeli kredi bakiyeleri KASIM 21 ARALIK 21 ÖDENEN TUTAR AY İÇİNDE ALINAN T.İş Bankası

Detaylı

T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ

T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ Esas No : 2012/28063 Karar No : 2012/28555 Özet: İşveren kıdem tazminatı borcu bakımından iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte temerrüde düşer. Diğer tazminat ve alacaklar

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/41. T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2008/923 Karar No. 2008/5603 Tarihi: 21.03.2008

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/41. T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2008/923 Karar No. 2008/5603 Tarihi: 21.03.2008 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2008/923 Karar No. 2008/5603 Tarihi: 21.03.2008 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/41 FAZLA ÇALIŞMANIN KANITLANMASI ÜCRET BORDROLARI FAZLA ÇALIŞMANIN HAFTALIK ÇALIŞMA

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/ 2 ALT İŞVEREN MUVAZAA

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/ 2 ALT İŞVEREN MUVAZAA T.C YARGITAY 22.HUKUK DAİRESİ Esas No. 2012/28980 Karar No. 2013/435 Tarihi: 23.01.2013 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2013/2 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/ 2 ALT İŞVEREN MUVAZAA ÖZETİ 4857 sayılı

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S.İşK/2

İlgili Kanun / Madde 4857 S.İşK/2 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2009/32292 Karar No. 2010/1149 Tarihi: 25.01.2010 Yargıtay Kararları İlgili Kanun / Madde 4857 S.İşK/2 ASIL İŞVEREN SORUMLU OLABİLMESİ İÇİN ALT İŞVEREN İŞÇİSİNİN

Detaylı

Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ek 1 Nolu Protokol

Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ek 1 Nolu Protokol T.C. D A N I Ş T A Y Esas No : 2011/8665 Karar No : 2013/9005 Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ek 1 Nolu Protokol Özeti : İmar planında küçük sanayi

Detaylı

EMEK ELEKTRİK ENDÜSTRİSİ A.Ş.

EMEK ELEKTRİK ENDÜSTRİSİ A.Ş. EMEK ELEKTRİK ENDÜSTRİSİ a) İlgili ayda (21 yılı Eylül ayında) alınan ve ödenen krediler ile ilgili ay sonu kısa ve uzun vadeli kredi bakiyeleri AĞUSTOS 21 EYLÜL 21 ÖDENEN TUTAR AY İÇİNDE ALINAN T.İş Bankası

Detaylı

Samsun Defterdarlığı Muhakemat Müdürlüğü Hukuk Davalarını Açma ve Takip Etme Süreci

Samsun Defterdarlığı Muhakemat Müdürlüğü Hukuk Davalarını Açma ve Takip Etme Süreci Samsun Defterdarlığı Müdürlüğü Hukuk Davalarını Açma ve Takip Etme Süreci Dava Açma Talep Yazısı/Dava Dava Açma Talebinin Gelmesi/Dava nin Gelmesi Yazı ve Eklerinin Avukata Havale Edilmesi Yazı ve Eklerinin

Detaylı

Davacı ve Yürütmenin Durdurulmasını İsteyen: Tüketici Dernekleri Federasyonu. : 1- Başbakanlık - ANKARA. 2- Maliye Bakanlığı - ANKARA

Davacı ve Yürütmenin Durdurulmasını İsteyen: Tüketici Dernekleri Federasyonu. : 1- Başbakanlık - ANKARA. 2- Maliye Bakanlığı - ANKARA T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2010/14697 E:2010/14697 Danıştay Onuncu Dairesinin; sabit oranlı Türk Lirası tüketici kredilerinde faiz tahakkukunun ve buna bağlı kaynak kullanımını destekleme

Detaylı

Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Kamulaştırma, Mülkiyet Hakkının Korunması, Ek Protokol - 1

Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Kamulaştırma, Mülkiyet Hakkının Korunması, Ek Protokol - 1 T.C. D A N I Ş T A Y Esas No : 2012/3492 Karar No : 2013/5107 Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Kamulaştırma, Mülkiyet Hakkının Korunması, Ek Protokol - 1 Özeti : Kentsel dönüşüm ve

Detaylı

Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı

Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı BARO BAŞKANLIĞI Ankara,24.07.2013 DUYURU N0:2013/61 Konu.'Adalet Bakanlığı ile yürütülen temaslar ve sonuçlan Sayın Adalet Bakanı ile yapılan görüşmelerimizde Bakanlık ile Türkiye Barolar Birliği arasında

Detaylı

Vefat eden bir üyenin kanuni varislerine Ölüm ve Sosyal Yardımlar Yönetmeliği çerçevesinde 5.000,00 T.L ölüm yardımı yapıldığı,

Vefat eden bir üyenin kanuni varislerine Ölüm ve Sosyal Yardımlar Yönetmeliği çerçevesinde 5.000,00 T.L ölüm yardımı yapıldığı, TEKEL ÇALIŞANLARI DAYANIŞMA VAKFININ 21.03.2015 TARİHLİ OLAĞAN MÜTEVELLİ HEYET TOPLANTISI İÇİN SUNULAN 01.01.2014-31.12.2014 İLE 01.01.2015-28.02.2015 TARİHLERİ ARASI DENETİM RAPORU Tekel Çalışanları Dayanışma

Detaylı

DAVA : Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

DAVA : Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. T.C 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2012/8788 KARAR NO: 2012/13834 KARAR TARİHİ:30.05.2012 >İŞTİRAK NAFAKASININ KALDIRILMASI DAVASI >İŞTİRAK NAFAKASININ YARDIM NAFAKASINA DÖNÜŞMESİ >YOKSULLUĞA DÜŞEBİLECEK ALTSOY

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 818 S.BK /125 İŞ KAZASI ZAMAN AŞIMININ BAŞLANGICININ MALULİYET ORANIN KESİN OLARAK TESPİT EDİLDİĞİ TARİH OLDUĞU

İlgili Kanun / Madde 818 S.BK /125 İŞ KAZASI ZAMAN AŞIMININ BAŞLANGICININ MALULİYET ORANIN KESİN OLARAK TESPİT EDİLDİĞİ TARİH OLDUĞU T.C YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas No. 2013/21-2216 Karar No. 2015/1349 Tarihi: 15.05.2015 İlgili Kanun / Madde 818 S.BK /125 İŞ KAZASI ZAMAN AŞIMININ BAŞLANGICININ MALULİYET ORANIN KESİN OLARAK TESPİT

Detaylı

1- GENEL OLARAK 2- MUHAKEMAT BİRİMLERİ

1- GENEL OLARAK 2- MUHAKEMAT BİRİMLERİ 1 GENEL OLARAK Bakanlığımız ana hizmet birimlerinin birinci sırasında yer alan Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü, 4353 sayılı Kanun ve 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca Devlet

Detaylı

TAŞINMAZ MAL SATIŞ TEKLİF ŞARTNAMESİ GENEL ŞARTLAR

TAŞINMAZ MAL SATIŞ TEKLİF ŞARTNAMESİ GENEL ŞARTLAR TAŞINMAZ MAL SATIŞ TEKLİF ŞARTNAMESİ GENEL ŞARTLAR MADDE -1- İHALE KONUSU ve ŞEKLİ a) Mülkiyeti İstanbul İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği ne ait Sakarya ili Adapazarı İlçesi Cumhuriyet Mahallesi

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. ZEYTİNLİ/TÜRKİYE (Başvuru no. 42952/04) KARAR STRAZBURG. 26 Ocak 2010

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. ZEYTİNLİ/TÜRKİYE (Başvuru no. 42952/04) KARAR STRAZBURG. 26 Ocak 2010 COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ZEYTİNLİ/TÜRKİYE (Başvuru no. 42952/04) KARAR STRAZBURG 26 Ocak 2010 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar

Detaylı

YÖNETIM KURULU 18 SUBAT 2014 GÜNDEMI

YÖNETIM KURULU 18 SUBAT 2014 GÜNDEMI YÖNETIM KURULU 18 SUBAT 2014 GÜNDEMI Sira GÜNDEM MADDELERI KARAR Baskan ve Yönetim Kurulu üyelerinin katildiklari toplanti, ziyaret ve benzeri konular hakkinda Yönetim Kurulu'nu bilgilendirmesi. Yönetim

Detaylı

Yönetim Kurulu üyelerinin Yemin Töreni'ne katılımı gerçekleşti.

Yönetim Kurulu üyelerinin Yemin Töreni'ne katılımı gerçekleşti. 15.01.2013 Başkan ve Yönetim Kurulu üyelerinin katıldıkları toplantı, ziyaret ve benzeri konular hakkında Yönetim Kurulu'nu bilgilendirmesi. Yönetim Kurulu'na bilgilendirme yapıldı. Yemin Töreni Yönetim

Detaylı

İKİ AYDA BİR YAYIMLANIR. : Avukat M. Şükrü SALKAYA

İKİ AYDA BİR YAYIMLANIR. : Avukat M. Şükrü SALKAYA İKİ AYDA BİR YAYIMLANIR Sorumlu Müdür : Avukat M. Şükrü SALKAYA YIL : I97f) SAYI S A Y I D A Sahife BAŞKANIN KÖŞESİ Av. Nejat OĞUZ 3-5 DOKTRİN ve MESLEK YAZILARI Toplu îfj Sözleşmesi Yapma Yetkisi ve Oylama

Detaylı