KAYIT DIġI EKONOMĠYĠ ÖNLEMEDE VERGĠ POLĠTĠKALARI ( TÜRKĠYE ÖRNEĞĠ)

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KAYIT DIġI EKONOMĠYĠ ÖNLEMEDE VERGĠ POLĠTĠKALARI (1980 2004 TÜRKĠYE ÖRNEĞĠ)"

Transkript

1 T. C. SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ ĠKTĠSAT ANA BĠLĠM DALI ĠKTĠSAT TEORĠSĠ BĠLĠM DALI KAYIT DIġI EKONOMĠYĠ ÖNLEMEDE VERGĠ POLĠTĠKALARI ( TÜRKĠYE ÖRNEĞĠ) Ġbrahim Halil SUGÖZÜ DOKTORA TEZĠ DanıĢman Doç. Dr. Ahmet AY Konya 2008

2 T.C. SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü BĠLĠMSEL ETĠK SAYFASI Bu tezin proje safhasından sonuçlanmasına kadarki bütün süreçlerde bilimsel etiğe ve akademik kurallara özenle riayet edildiğini, tez içindeki bütün bilgilerin etik davranıģ ve akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunulduğunu, ayrıca tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalıģmada baģkalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel kurallara uygun olarak atıf yapıldığını bildiririm. Ġbrahim Halil SUGÖZÜ i

3 T.C. SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü DOKTORA TEZĠ KABUL FORMU Ġbrahim Halil SUGÖZÜ tarafından hazırlanan Kayıt DıĢı Ekonomiyi Önlemede Vergi Politikaları ( Türkiye Örneği) baģlıklı bu çalıģma 13/10/2008 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda oybirliği ile baģarılı bulunarak, jürimiz tarafından doktora tezi olarak kabul edilmiģtir. Doç. Dr. Ahmet AY BaĢkan Prof. Dr. Serdar ALTINOK Üye Doç. Dr. Doğan UYSAL Üye Doç. Dr. Adem ÖĞÜT Üye Doç. Dr. Nezir KÖSE Üye ii

4 ÖNSÖZ Kayıt dıģı ekonomi, ülke ekonomilerinin görünmeyen, karanlık bir bölümünü oluģturur. Bundan dolayı da o kısımda olup bitenler devletlerin denetimi dıģında kalır. Bu ekonomiden vergi alınamaz, hukuki denetim yapılamaz. Sonuçta külfetine katlanmayan bu ekonomi, devletin nimetlerinden de yararlanamaz. ġurası kesindir ki, mikro anlamda, sosyal nimetleri bir kenarda tutulursa, devletin kayıtlılara olan ekonomik nimetleri külfetlerinden daha azdır. Bu fark açıldıkça da kayıt dıģı ekonomiye doğru kaymalar artmaktadır. Türkiye de kayıt dıģı ekonominin boyutu normalin dıģında bir büyüklüğe sahiptir. Siyasi iktidarların da kabullendiği bu durumu önlemek için sürekli bir Ģeyler yapılmakta fakat oran düģmemekte tersine yükselmektedir. Bir Ģeylerin yapılmasının kayıt dıģı ekonomiyi etkilememesi, yapılanların etkisizliğini ve metotların hatalı olduğunu ortaya koymaktadır. ÇalıĢmanın yol gösterme bakımından önemi de tam bu noktada ortaya çıkmaktadır. Kayıt dıģı ekonomi, yalnızca temennilerle önlenebilecek bir iktisadi hastalık değil, tedavisi psikolojik olduğundan çok, müdahale gerektiren bir hastalıktır. Bu müdahalenin baģında ise onu ortaya çıkaran baģlıca sebebin yani ağır vergi yükünün adaletli bir Ģekilde azaltılmasıdır. Yine kayıt dıģı ekonomi, ortadan kaldırılabilmesi için psikolojik, sosyal, siyasal, hukuki ve ekonomik önlemlerinin sırasıyla fakat kesinlikle tamamının uygulanması gereken bir sorundur. Ortadan kaldırmak onu en aza indirmek anlamında da kullanılabilir. Çünkü kayıt dıģı ekonominin sıfır oranında gerçekleģmesi imkansızdır. UlaĢılması hedeflenen rakam da bu olmamalıdır. ÇalıĢma, hakkında sık sık seminerler ve toplantılar düzenlenen, konferanslar yapılan, makaleler ve tezler yazılan, siyasi propagandalar yapılan en önemli sorun olan kayıt dıģı ekonominin vergi politikaları ile ne kadar birbirine bağlı olduğunu ve en önemli nedeninin ve çözüm yolunun bu politikaların doğru uygulanması olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Bütün temenniler Türkiye nin kalkınması için bu politikaların bir an önce doğru bir Ģekilde uygulanması ve daha iyi bir gelecek içindir. iii

5 Bu çalıģmanın her aģamasında yardım ve desteklerinden dolayı danıģmanım Doç. Dr. Ahmet AY, Bölüm BaĢkanım Prof. Dr. Serdar ALTINOK a, çalıģmada gerekli düzeltmeleri yapmam için yardımlarını esirgemeyen değerli hocalarım Doç. Dr. Doğan UYSAL, Doç. Dr. Abdülkadir BULUġ, Doç. Dr. Adem ÖĞÜT, Yrd. Doç. Dr. Zekeriya MIZIRAK, Dr. SavaĢ ERDOĞAN ve oda arkadaģlarım Dr. Mehmet MUCUK ve ArĢ. Gör. ġerife ġaylan a teģekkürlerimi sunmayı bir görev sayıyorum. Aynı zamanda bilgi ve deneyimlerini benden esirgemeyen hocalarım Doç. Dr. Nezir KÖSE ye ve Prof. Dr. Osman ALTUĞ a, araģtırma ve yazım aģamasında sürekli desteğini gördüğüm eģim Esra SUGÖZÜ ne ve çalıģmalarımdan dolayı belki de yeteri kadar ilgilenemediğim kızım Hatice Reyyan a teģekkürü bir borç bilirim. Anne ve babama da maddi ve manevi desteklerinden dolayı teģekkür eder, bu çalıģmanın yararlı sonuçlara vesile olmasını temenni ederim. Konya, 2008 Ġbrahim Halil Sugözü iv

6 Öğrencinin T.C. SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü Tezin Adı Adı Soyadı Ġbrahim Halil SUGÖZÜ No: Ana Bilim / Bilim Dalı DanıĢmanı Ġktisat ABD / Ġktisat Teorisi BD Doç. Dr. Ahmet AY Kayıt DıĢı Ekonomiyi Önlemede Vergi Politikaları ( Türkiye Örneği) ÖZET Kayıt dıģı ekonominin, vergiden kaçmak anlamında kullanıldığı da düģünülürse, vergi yükünün fazla olmasının, kiģileri, kayıtlı ekonomiden kayıt dıģı ekonomiye yönelten nedenlerin baģında yer alması olağan bir durum olarak görülebilir. Tezin amacı da bu durumun bilimsel dayanağının olup olmadığını tesbit etmek ve yine bu duruma dayanarak vergi politikaları önermelerinde bulunmaktır. Kayıt dıģı ekonominin azaltılması için öncelikle vergi yükünün adaletli bir Ģekilde ödenebilir oranlara düģürülmesi gerektiği yapılan bu çalıģmada açıkça ortaya çıkmaktadır. Yapılan ekonometrik uygulama ile bu sonuca ulaģmadan önce, kayıt dıģı ekonomi, gerektiği kadar detaylı olarak kavramsal açıdan incelenmiģ, yapılan önceki çalıģmalardan da yararlanarak nedenleri, etkileri ve büyüklüğü hakkında incelemeler yapılmıģtır. Uygulamanın ikinci kısmını oluģturan vergi politikaları konusunda da Türkiye de dönemler halinde takip edilen vergi politikalarına yer verilmekte ve kayıt dıģı ekonomiyi önlemek için vergi politikaları ile ilgili düģünceler ortaya konmaktadır. v

7 Öğrencinin T.C. SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü Adı Soyadı Ġbrahim Halil SUGÖZÜ No: Ana Bilim / Bilim Dalı DanıĢmanı Tezin Ġngilizce Adı Ġktisat ABD / Ġktisat Teorisi BD Doç. Dr. Ahmet AY Taxation Policies in Struggling With the Underground Economy ( Turkish Case) SUMMARY When the concept of underground economy is thought to be as avoiding from paying tax, it can be seen as a normal situation that heavy tax burden is one of the main reasons of bearing from registered economy to underground economy. The objectives of the thesis are to determine whether this situation has a scientific basis and suggest taxation policies for the problem. It came into being in this study that tax burden has to be decreased to the payable rates first in order to diminish the rate of underground economy. In the study, finally this consecuence is come through by an emprical study, but first underground economy is elaborated particularly and then its causes, effects and size are analyzed deeply. In the second part of the study, taxation policies carried out in different time periods in Turkey are examined and some opinions about taxation policies in struggling with the underground economy are suggested. vi

8 ĠÇĠNDEKĠLER BĠLĠMSEL ETĠK SAYFASI... Ġ DOKTORA TEZĠ KABUL FORMU...ĠĠ ÖNSÖZ... ĠĠĠ ÖZET... V SUMMARY... VĠ ĠÇĠNDEKĠLER... VĠĠ KISALTMALAR... XĠV TABLOLAR... XV ġekġller... XVĠĠ GĠRĠġ... 1 BĠRĠNCĠ BÖLÜM KAYIT DIġI EKONOMĠ KAVRAMI VE KAYIT DIġI EKONOMĠYĠ ÖNLEMEYE YÖNELĠK TEORĠLER VE POLĠTĠKALAR 1.1. KAYIT DIġI EKONOMĠNĠN TANIMI VE KAPSAMI KAYIT DIġI EKONOMĠNĠN TANIMI KAYIT DIġI EKONOMĠNĠN KAPSAMI Saklı Ekonomi Yarı Kayıtlı Ekonomi Kayıtsız Ekonomi Kayıt dıģı Ġstihdam Yeraltı Ekonomisi YasadıĢı Ekonomik Faaliyetler Karapara vii

9 1.2. KAYIT DIġI EKONOMĠYĠ ORTAYA ÇIKARAN NEDENLER EKONOMĠK VE MALĠ NEDENLER Vergi Yükü ile İlgili Nedenler Gelir Dağılımı Dengesizliği Yüksek Girdi Maliyetleri Yüksek ĠĢgücü Maliyetleri Vergiye KarĢı Direnç Enflasyon Ekonomik İstikrarsızlık ve Krizler Küçük İşletmelerin Yaygınlığı ve Kurumsallaşma Sorunu Tarım Sektörünün Ağırlığı Elektronik Ticaretin Yaygınlaşması ĠDARĠ VE HUKUKĠ NEDENLER Karmaşık Mevzuat ve Sık Yapılan Düzenlemeler Vergi Afları ve Muafiyetler Yolsuzluk ve Rüşvet Vergi Denetimleri Muhasebe ve Müşavirlik Hizmetlerinin Yetersizliği Kurumlar Arası Koordinasyon Eksikliği ve Hantal Bürokrasi Hamiline Belge Düzenleme SOSYAL VE PSĠKOLOJĠK NEDENLER Güven Sıkıntısı ve Bilinçsizlik Devlete Karşı Koyma Güdüsü Yardım Programlarından Yararlanma Kırdan Kente Göç ve Nüfus Politikası SĠYASAL NEDENLER viii

10 1.3. KAYIT DIġI EKONOMĠNĠN ÜLKE EKONOMĠLERĠNE ETKĠLERĠ KAYIT DIġI EKONOMĠNĠN VARSAYILAN OLUMLU ETKĠLERĠ KAYIT DIġI EKONOMĠNĠN OLUMSUZ ETKĠLERĠ Ekonomik Göstergelerde Kararlarda Tutarsızlığa Neden Olur Vergi Kaybına Sebep Olur Haksız Rekabete Sebep Olur Kaynakların Verimsiz Kullanılmasına Sebep Olur Kayıt Dışı İstihdamın Meydana Getirdiği Sorunlar Fason Üretimi Teşvik Eder Refah Kaybına Sebep Olur Yabancı Sermaye Girişini Engeller Bütçe Açıklarına ve Borçlanmaya Sebep Olur Toplumsal Bozulmaya Sebep Olur Karaparanın Sebep Olduğu Olumsuz Etkiler KAYIT DIġI EKONOMĠYĠ ÖNLEMEYE YÖNELĠK TEORĠLER VE POLĠTĠKALAR EKONOMĠK POLĠTĠKALAR MALĠ POLĠTĠKALAR Vergi Politikalarının Yeniden Ele Alınması Vergi Sisteminde Reform Gereksinimi Vergi Yükünün Adaletli Dağılımı Vergi Yükünün Azaltılması Dolaylı ve Dolaysız Vergilerin Rolü İstihdam Üzerindeki Vergi Baskısının Azaltılması Vergi Denetimlerinin Düzenlenmesi Vergi Affı ve Vergi İstisnalarının Kontrol Altına Alınması HUKUKĠ VE ĠDARĠ POLĠTĠKALAR Vergi Mevzuatında Yapılması Gerekenler Kurumlar Arası Koordinasyonun Sağlanması E-Ticaret ile İlgili Hukuki Düzenlemelerin Gerekliliği ix

11 SOSYAL POLĠTĠKALAR Vergi Bilincinin Kazandırılması Devletin Saygınlığının Tesis Edilmesi KAYIT DIġI EKONOMĠYĠ TAHMĠN YÖNTEMLERĠ DOĞRUDAN TAHMĠN YÖNTEMLERĠ DOLAYLI YÖNTEMLER Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH ) Yaklaşımı İstihdam Yaklaşımı Vergi İncelemeleri Yoluyla Ölçme Yaklaşımı Parasalcı Yaklaşım Sabit Oran (Emisyon Hacmi) YaklaĢımı ĠĢlem Hacmi YaklaĢımı Ekonometrik YaklaĢım Model Yaklaşımı KARMA YÖNTEMLER ĠKĠNCĠ BÖLÜM TÜRKĠYE DE KAYIT DIġI EKONOMĠNĠN BOYUTU NEDENLERĠ VE KAYIT DIġI EKONOMĠYĠ ÖNLEMEYE YÖNELĠK VERGĠ POLĠTĠKALARI 2.1. TÜRKĠYE DE VE DĠĞER ÜLKELERDE KAYIT DIġI EKONOMĠNĠN BOYUTU TÜRKĠYE DE KAYIT DIġI EKONOMĠNĠN BOYUTU Yılı Öncesi Yapılan Araştırmalara Göre Tahminler Yılı Sonrası Yapılan Araştırmalara Göre Tahminler Para Talebi YaklaĢımı ile Yapılan Tahminler Basit Parasal Oran Yöntemi ile Yapılan Tahminler Vergi Ġncelemeleri Yöntemi ile Yapılan Tahminler Karma Yöntem ile Yapılan Tahminler x

12 Hesap Uzmanları Kurulu Tarafından Yapılan AraĢtırmalara Göre Tahminler Türkiye de Kayıt Dışı İstihdamın Boyutu Türkiye de Karaparanın Boyutu DĠĞER ÜLKELERDE KAYIT DIġI EKONOMĠNĠN BOYUTU TÜRKĠYE DE KAYIT DIġI EKONOMĠNĠN NEDENLERĠ EKONOMĠK VE MALĠ NEDENLER Vergi Yükü ile İlgili Nedenler Ağır Vergi Yükü Vergi Yükünün Adaletsiz Dağılımı Yüksek ĠĢgücü Maliyetleri Vergiye KarĢı Direnç Enflasyon Ekonomik İstikrarsızlık ve Krizler Küçük İşletmelerin Yaygınlığı ve Kurumsallaşma Sorunu Karapara Sorunu ĠDARĠ VE HUKUKĠ NEDENLER Karmaşık Vergi Mevzuatı ve Sık Yapılan Düzenlemeler Vergi Afları ve Muafiyetler Yolsuzluk ve Rüşvet Vergi Denetimleri Hantal Bürokrasi Hamiline Belge Düzenleme SOSYAL VE PSĠKOLOJĠK NEDENLER Devlete Olan Saygınlığın Yitirilmesi Kırdan Kente Göç ve Nüfus Politikası SĠYASAL NEDENLER xi

13 2.3. TÜRKĠYE DE VERGĠ POLĠTĠKALARININ GELĠġĠMĠ VE KAYIT DIġI EKONOMĠYĠ ÖNLEMEYE YÖNELĠK VERGĠ POLĠTĠKALARI VERGĠ KAVRAMI TÜRK VERGĠ SĠSTEMĠ Türk Vergi Sisteminin Yapısı Türk Vergi Sisteminin Durumu TÜRKĠYE DE DÖNEMĠNDE UYGULANAN VERGĠ POLĠTĠKALARI Dönemi Dönemi Dönemi Dönemi Dönemi TÜRKĠYE DE KAYIT DIġI EKONOMĠYĠ ÖNLEMEYE YÖNELĠK UYGULANABĠLECEK VERGĠ POLĠTĠKALARI ĠLE ĠLGĠLĠ DÜġÜNCELER Türkiye de Vergi Politikalarının Yeniden Ele Alınması Türk Vergi Sisteminde Yeniden Yapılanma Gelir İdaresinde Yeniden Yapılanma Verginin Adaletli Dağılımı ve Vergi Yükünün Azaltılması Dolaylı ve Dolaysız Vergilerin Rolü İstihdam Üzerindeki Vergi Baskısının Azaltılması Vergi Mevzuatında Yapılması Gerekenler Vergi Denetimlerinin Düzenlenmesi Vergi Affı ve Vergi İstisnalarının Kontrol Altına Alınması Kurumlar Arası Koordinasyonun Sağlanması Elektronik Ticaret ile İlgili Vergisel Düzenlemeler Sağlıklı Belge Düzeninin Oluşturulması Bürokratik İşlemlerin Azaltılması xii

14 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM TÜRKĠYE DE VERGĠ YÜKÜNÜN, ENFLASYONUN VE VERGĠ AFFI BEKLENTĠSĠNĠN KAYIT DIġI EKONOMĠYE ETKĠSĠ ÜZERĠNE EKONOMETRĠK BĠR UYGULAMA 3.1. LĠTERATÜR ÖZETĠ VERĠLER EKONOMETRĠK METODOLOJĠ BĠRĠM KÖK TESTĠ VE UYGULAMALAR GRANGER NEDENSELLĠK TESTĠ EKONOMETRĠK SONUÇLAR BĠRĠM KÖK TESTĠ EġBÜTÜNLEġME TESTĠ GRANGER NEDENSELLĠK TESTĠ: DEĞERLENDĠRME VE SONUÇ KAYNAKLAR ÖZGEÇMĠġ... HATA! YER ĠġARETĠ TANIMLANMAMIġ. xiii

15 KISALTMALAR a.g.e. : adı geçen eser a.g.m. : adı geçen makale a.g.t. bkz. Çev. DĠE DPT : adı geçen tebliğ : bakınız : Çeviren / Çevirenler : Devlet Ġstatistik Enstitüsü : Devlet Planlama TeĢkilatı GSMH : Gayri Safi Milli Hasıla GSYĠH: Gayri Safi Yurtiçi Hasıla HM IMF : Hazine MüsteĢarlığı : International Monetary Fund (Uluslararası Para Fonu) ĠMKB : Ġstanbul Menkul Kıymetler Borsası kde : kayıt dıģı ekonomi OECD : Organization for Economic Co-operation and Development (Ekonomik ĠĢbirliği ve Kalkınma Örgütü) s. : sayfa ss: SSK TC. : sayfa sayısı : Sosyal Sigorta Kurumu : Türkiye Cumhuriyeti TCMB : Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası TL : Türk Lirası TMSF : Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu TÜFE : Tüketici Fiyat Endeksi TÜĠK : Türkiye Ġstatistik Kurumu ÜFE : Üretici Fiyat Endeksi vb. Yay. YTL : ve benzeri/ ve benzerleri : Yayını / Yayınları : Yeni Türk Lirası xiv

16 TABLOLAR Tablo 1. Kayıt dıģı Ekonomi Kavramları ve Olası Anlamları Matrisi... 7 Tablo 2. Kayıt DıĢı Ekonomik Faaliyet Türleri Tablo 3. Vergi Ödemelerindeki Gecikme ve Enflasyon Oranının Reel Vergi Değeri Üzerindeki Etkisi Tablo 4. Ekonomik Büyüme ve Kalkınmanın Dolaylı - Dolaysız Vergi ĠliĢkisi Tablo 5. Türkiye de Kayıt DıĢı Ekonomi Tahminleri Tablo 6. Türkiye de Kayıt dıģı Ekonominin Büyüklüğü (GSYH ya Oran) Tablo 7. Basit Parasal Oran Yöntemiyle Türkiye de Kayıt dıģı Ekonomi Tablo 8. Parasal Oran YaklaĢımı ile Kayıt DıĢı Ekonominin Büyüklüğü Tablo 9. GeliĢtirilmiĢ Parasal Oran YaklaĢımı ile Kayıt DıĢı Ekonominin Büyüklüğü Tablo 10. Türkiye Vergi Ġnceleme Sonuçları Tablo 11. Gelir, Kurumlar ve KDV de Beyan DıĢı Kalan Matrah Oranları Tablo 12. Vergi Türleri Ġtibariyle 2004 Yılı Ġnceleme Sonuçları Tablo 13. Karma Yöntem ile Kayıt DıĢı Ekonominin Büyüklüğünün Ölçümü, Tablo 14. Kayıt dıģı Ekonominin Resmi GSMH ya Oranı (Yüzde) Tablo 15. Türkiye de Kayıt DıĢı Ekonomi Tahminleri Tablo 16. Türkiye de ĠĢgücü Durumu ve Kayıt DıĢı Ġstihdam ( ) Tablo 17. Esas ĠĢlerinden Dolayı Herhangi Bir Sosyal Güvenlik KuruluĢuna Kayıtlı Olmayanların Yıllar ve Cinsiyete Göre ĠĢteki Durumu (2004) (15+ YaĢ) Tablo 18. Ġktisadi Faaliyet Kollarına Göre Sosyal Güvenlik KuruluĢlarının Kayıtlılık Durumu Tablo 19. Sigortalıların Kurumlarına ve Niteliklerine Göre Dağılımı (1998) Tablo 20. Türkiye de Kayıt DıĢı Ġstihdamın Mesleki Dağılımı (2002 Yılı)(Bin KiĢi) Tablo 21. Türkiye de 2002 Yılı Ġtibariyle Kayıt DıĢı Ġstihdamın Yapısı (Bin KiĢi) xv

17 Tablo 22. Türkiye de 2003 Yılı Ġtibariyle Ġstihdamın Mesleki Dağılımı (Bin KiĢi) 162 Tablo 23. Sosyal Sigortalar Kurumuna Dört Ayda Bir Verilen Dönem Bordrolarında Prim Ödeme Gün Sayılarına Göre Sigortalıların Dağılımı Tablo 24. Hesap Uzmanları Kuruluna Göre Bazı Ülkelerde ve Türkiye de Kayıt DıĢılık Oranları Tablo 25. Türkiye de ĠĢgücü Durumu ve Kayıt DıĢı Ġstihdam ( ) Tablo 26. Asgari Ücretlinin Eline Geçen Net Ücret (Ocak 2004) Tablo 27. SeçilmiĢ Ülkelerde ĠĢverenin Ġstihdama ĠliĢkin Yasal Yükümlülüklerinin Toplam ĠĢgücü Maliyeti Ġçindeki Payı (1997) Tablo 28. Türkiye'de ki Vergi Afları 1924 ve 2003 Yıllarında Yapılan Mali Aflar 190 Tablo 29. Bazı Ülkelerdeki Yolsuzluk Endeksleri Tablo Nisan Kararları Ġle Getirilen Ek Vergiler Tablo Koalisyon Hükümeti Dönemi Konsolide Bütçe Vergi Gelirleri (Milyar TL) Tablo Koalisyon Hükümetleri Dönemi Vergi Gelirleri (Milyar TL) Tablo Dönemi Vergi Gelirleri (Milyar TL) Tablo Dönemi Vergi Gelirleri (Trilyon TL) Tablo 35. DeğiĢkenlere Ait Uygun Gecikme Değerlerinin Seçilmesi (AIC Değerleri) Tablo 36. DeğiĢkenlerin Düzeyde ADF Birim Kök Testi Sonuçları Tablo 37. DeğiĢkenlerin Birinci Dereceden Farklarına Ait Uygun Gecikme Değerlerinin Seçilmesi (AIC Değerleri) Tablo 38. DeğiĢkenlere Ait ADF Birim Kök Testi (Birinci Dereceden Farkı) Tablo 39. Regresyon Sonuçları Tablo 40. Modeldeki Hata Teriminin Durağanlık Testi (ADF Birim Kök Testi) Tablo 41. Hata Düzeltme Modeline Ait Regresyon Analizi Sonuçları Tablo 42. VAR Analizine göre Gecikme Sayısı (Akaiki Bilgi Kriteri) Tablo 43. DeğiĢkenler Arasındaki Granger Nedensellik Testi Sonuçları xvi

18 ġekġller ġekil 1. Vergi DıĢı Piyasa Ekonomisinin Kapsamı ġekil 2. RüĢvet düzeyleri ve Kayıt DıĢı Ekonomi ile Arasındaki ĠliĢki ġekil 3. Kayıt DıĢı Ekonominin Üretim ve Fiyat Seviyelerine Etkisi ġekil Yılında Bazı Ülkelerde Kayıt DıĢı Ekonomi ġekil 5. Vergi Oranları ile Toplam Piyasa Üretimi ve Vergi Gelirleri Arasındaki ĠliĢki (Laffer Eğrisi) ġekil 6. Türkiye de Kayıt dıģı Ekonominin Büyüklüğü (GSYH ya Oran) ġekil 7. Türkiye'de KaytıdıĢı Ekonominin Basit Parasal Oran ve GeniĢletilmiĢ Parasal Oaran Yöntemlerine Göre GeliĢimi ġekil 8. Ülkeler Ġtibariyle Net Ücret/ĠĢ-Gücü Maliyet Oranı (1997) ġekil 9. Bürokrasiye Harcanan Zaman ġekil Dönemi Dolaylı ve Dolaysız Vergi Gelirleri ġekil Özal Hükümetleri Dönemi Vergi Politikası ġekil Özal Hükümetleri Dönemi Vergi ArtıĢ Oranları ġekil Dönemi Dolaylı ve Dolaysız Vergilerin Toplam Vergi Gelirlerine Oranları ġekil 14. Ülkeler Ġtibariyle Ortalama Brüt Ücretin Yüzdesi Olarak Net Ücret ve Kesinti Oranları (1997) ġekil 15. DeğiĢkenlerin Zamana Göre Eğilimleri ġekil 16. DeğiĢkenlerin Birinci Farklarının Zamana Göre Eğilimleri ġekil 17. (12) Nolu Modele Ait Hata Terimi ġekil 18. Granger Nedensellik ġeması xvii

19 GĠRĠġ Kayıt dıģı ekonomi son yüzyılın en önemli ekonomik problemlerinden birisidir. Yasal ve yasadıģı ekonomik faaliyetlerden ortaya çıkmasından dolayı temelde iki farklı alanda incelenmektedir. Yasa dıģı faaliyetlerin yapılması Ģeklinde ortaya çıkan kayıt dıģı ekonomi, hem topluma hem de devlete zarar vermekte, hem ekonomik hem de sosyal sorunlara yol açmaktadır. Oysa yasal faaliyetlerin kayıt altına alınmadan yapılması sonucu ortaya çıkan kayıt dıģı ekonomi, devlete ve dolaylı olarak devleti oluģturan topluma ve bireylere ekonomik anlamda zarar vermektedir. Yasa dıģı faaliyetlerin bir suç ekonomisi olmasından ve tamamen ortadan kaldırılması, Ģüphe götürmez bir zorunluluk olduğundan dolayı tartıģılması gereken konu, yasal faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin kayıt altına alınmaması dolayısıyla ortaya çıkan kayıt dıģı ekonomidir. Gerçek veya tüzel kiģilerin gelir elde etme dolayısıyla devlete karģı yükümlülükleri ortaya çıkmakta ve bu kiģiler gelirlerinin bir kısmını devlete ödemek zorunda kalmaktadırlar. ÇeĢitli nedenlerden dolayı bazı kiģiler, faaliyetlerini kayıt altına almayarak gelirlerini gizlemekte ve devlete karģı olan sorumluluklarından kaçmaktadırlar. Bundan dolayı da hem devlet hem de toplum, bazı olumsuz ekonomik sonuçlarla karģı karģıya kalabilmektedir. Bugün bu olumsuz sonuçlar, Türkiye Ekonomisini tehdit eder hale gelmiģtir. Hazırlanan bu tezin ilk bölümünde ağırlıklı olarak kökeninde yasal faaliyetler bulunan kayıt dıģı ekonomi incelenecek, nedenleri, etkileri, ölçme yöntemleri ve kayıt dıģı ekonomiyi önlemek için yapılması gereken ekonomik, mali, idari, hukuki ve sosyal faaliyetler teorik olarak ortaya konmaktadır. Ġkinci bölümde, Türkiye de kayıt dıģı ekonominin boyutunu ölçmek için yapılan çalıģmalar farklı tahmin yöntemlerine göre sıralanmaktadır. Devamında ise Türkiye de arası uygulanan vergi politikaları gözden geçirilmiģtir. Yine ikinci bölümde Türkiye de kayıt dıģı ekonomiyi önlemek için uygulanması gerektiği ileri sürülen vergi politikaları ayrıntılı olarak ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde ise dönemlerini kapsayan yıllık Türkiye zaman serisi verileri ile vergi yükündeki değiģmelerin kayıt dıģı ekonomi üzerindeki etkisinin simetrik olup olmadığı test edilmektedir.

20 BĠRĠNCĠ BÖLÜM KAYIT DIġI EKONOMĠ KAVRAMI VE KAYIT DIġI EKONOMĠYĠ ÖNLEMEYE YÖNELĠK TEORĠLER VE POLĠTĠKALAR ÇalıĢmanın ilk bölümü olan bu bölümde, kayıt dıģı ekonominin teorik boyutu incelenecek, tanımı ve kapsamı detaylandırıldıktan sonra kayıt dıģı ekonominin nedenleri, ülke ekonomilerine etkileri ortaya konacaktır. Yine teorik olarak kayıt dıģı ekonomiyi önlemeye yönelik politikalar sıralanacak ve son olarak kayıt dıģı ekonominin ölçümüne yönelik tahmin yöntemleri incelenecektir KAYIT DIġI EKONOMĠNĠN TANIMI VE KAPSAMI Kayıt dıģı ekonomi kavramının yeni olması, onun kapsamı ile ilgili düģüncelerin ancak son zamanlarda sistematikleģmesine ve dolayısıyla yakın bir zamana kadar bu kavramla ilgili tanımlamaların da eksiklikler taģımasına sebep olmaktadır. Ancak gerçekten ekonomiyi çok önemli derecede etkilemesi ve ülke yöneticilerinin kalkınma politikalarını istedikleri gibi belirleme sorunu yaģamaları, araģtırmacıların da dikkatlerini bu yöne çekerek ilgili çalıģmalara oldukça fazla yer vermesine ve kayıt dıģı ekonomi tanımlamalarında çok çeģitliliğe neden olmuģtur. ÇalıĢmada, en çok vurgulanan ve en fazla kabul edilen tanımlamalar kısa bir Ģekilde ortaya konulacak ve kayıt dıģı ekonominin kapsamı baģlığı altında kavram, çeģitleri ile birlikte açıklığa kavuģturulacaktır Kayıt DıĢı Ekonominin Tanımı Kayıt dıģı ekonomi çok değiģik alanlar üzerinde etki doğuran geniģ kapsamlı bir olgudur. Bu sebeple söz konusu olgu değiģik alanlardaki araģtırmacıların ilgisini çekmiģtir. Nitekim kayıt dıģı ekonomi ile sadece iktisatçılar ve maliyeciler değil antropologlar, sosyologlar, siyasetçiler, hukukçular, istatistikçiler de ilgilenmiģlerdir. DeğiĢik alanlardaki araģtırmacıların ilgilendikleri ve ön plana çıkarmak istedikleri 2

21 taraflar birbirinden farklı olmuģtur. Örneğin, maliyeciler kayıt dıģı ekonominin doğurduğu vergi kaybını, istatistikçi ve iktisatçılar kayıt dıģı ekonominin boyutu ve ekonomik göstergeler üzerindeki etkisini, iģ hukukçuları kayıt dıģı istihdam ve çalıģanları güvenliğini, para ve finans piyasalarında bulunanlar, para piyasalarını etkileyen ve kontrol edilemeyen kayıt dıģı para miktarını, güvenlik ile uğraģanlar yasa dıģı ekonomik faaliyetler, sosyologlar ve hukukçular kiģiler arası iliģkiler ve kiģilerin devletle iliģkileri ile hukuk devleti demokrasi ve toplumun bilincini ön plana çıkartmıģlardır 1. AraĢtırmacılar, kavrama kendi çalıģma alanları perspektifinden baktıklarından dolayı ortaya farklı tanımlar çıkmıģtır. Ancak aģağıda da ifade edileceği gibi kayıt dıģı kavramının ortaya çıkıģı, nedenleri, etkileri ve kapsamı itibariyle temel olarak iktisat biliminin sınırları içerisinde bulunmakla birlikte zaman zaman diğer bilim dallarının da inceleme alanlarından birisi olma zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. ÇalıĢmada kayıt dıģı ekonomi iktisat bilimi açısından değerlendirilecek, gerekli görüldüğü yerlerde diğer bilim dallarının yorumlarından istifade edilecektir. Thomas, kayıt dıģı ekonominin resmi bir tanımlamasının yapılmasının zor olduğuna iģaret ederek, kayıt dıģı ekonominin kısaca ulusal gelir hesaplarına kayıtlı olmayan faaliyetleri kapsadığını ifade etmektedir. Schneider ve Enste benzer bir tanımlama yaparak, kayıt dıģı ekonomiyi resmi olarak hesaplanan GSMH ya katkıda bulunacak ekonomik faaliyetlerin tümü olarak tanımlamaktadır. Bhattacharyya da, kayıt dıģı ekonominin en iyi Ģekilde, dolanımdaki veri para miktarında hesaplanan potansiyel milli gelir ile kayıtlı gelir arasındaki fark, kayıtlı olmayan milli gelir Ģeklinde tanımlanabileceğini öne sürmektedir. Smith ise bu sektörü, ister yasal, isterse yasa dıģı olsun, resmi GSMH hesaplamalarından kurtulan piyasaya dayalı mal ve hizmet üretimi olarak tanımlamaktadır. Alternatif yaklaģım, kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerin en iyi Ģekilde kayıt dıģı faaliyetlerin belirli davranıģsal karakteristiklerine göre tanımlanabileceğini ifade eder. Feige, resmi ekonomik faaliyet ile kayıt dıģı faaliyet arasındaki farkı bir faaliyet, oyunun yerleģik ve geçerli kurumsal kurallarına bağlı olup olmamasına göre..., yerleģik kurallara bağlılık resmi ekonomideki katılımı oluģturur oysa, yerleģik kurallardan kaçma yada bu kurallara uymama resmi olmayan ekonomideki katılımı oluģturur. Ģeklinde 1 ġinasi Aydemir, Türkiye de KayıtdıĢı Ekonomi, Hesap Uzmanları Kurulu Yayınları, 1995, s.21 3

22 açıklamaktadır. Feige genellikle diğer tanımlamaların gözden kaçırdığı önemli bir noktaya iģaret etmektedir: her bir farklı kayıt dıģı ekonominin karakteristikleri, onun üyelerinin kaçtığı belirli bir kurumsal kurallar kümesi tarafından belirlenmektedir. 2 Loayza ise, Portes Castells ve Benton tarafından kullanılan bir tanımdan yola çıkarak bu argümanı geniģletmiģ ve kayıt dıģı ekonomik faaliyeti benzerleri niteliğindeki faaliyetlerin düzenlendiği (kontrol edildiği) yasal ve sosyal bir çevrede, toplumun kurumları tarafından düzenlenmeyen faaliyetler bütünü olarak tanımlamıģtır. 3 Ancak, gerek tanımsal, gerekse davranıģsal yaklaģımların her ikisi de kayıt dıģı ekonomiyi genel olarak karģılaģtırılabilir dört gruba ayırmıģtır: suça iliģkin olanlar, kurallara aykırı olanlar, hanehalkı ile iliģkili olanlar ve enformel sektörler. Suç ekonomisi, yasadıģı uyuģturucu ticareti ve üretimi gibi, illegal olarak üretilen mal ve hizmetleri içermektedir. Kuralsız sektör, yasal olarak üretilen, ancak, ilgili yasal kurumlardan gizlenen-vergi kaçırma gibi- mal ve hizmetler olarak tanımlanmaktadır. Hanehalkı sektörü ise, hanehalkı üretimini içermektedir. Enformel sektör, düzenlenmemiģ mikro teģebbüsler gibi, yasanın avantajlarından yararlanamayan ancak maliyetlerinden de sakınabilen ekonomik faaliyetler bütünü olarak tanımlanmaktadır. 4 OECD, Eurostat, ILO gibi uluslararası kuruluģlar tarafından yapılan tanım çalıģmaları da bulunmaktadır. Eurostat tarafından benimsenen tanım ve kavramlar 1980 lerin ilk yarısında Eurostat Ulusal Hesaplar ÇalıĢma Grubunun yaptığı çalıģmaların sonucu oluģturulmuģtur. Eurostat, yasal beyan edilmemiģ üretken faaliyetleri kara ekonomi olarak tanımlamıģtır. Bu yaklaģıma göre yeraltı ekonomisi ise beyan edilmemiģ yasal üretim faaliyetleri (kara ekonomi) ile yasal olmayan (yasadıģı) üretim faaliyetlerinden oluģmaktadır. UNECE, OECD tarafından geliģtirilen saklı ekonomi tanımı ise giriģimlerin kasten gizledikleri yasal 2 Fleming Matthew H., Roman John, Farrell Graham, The Shadow Economy, Journal of International Affairs, 2000, Vol: 53, s Norman A. Loayza, The Economics Informal Sector, A Simple Model and Some Empirical Evidence from Latin America, The World Bank Policy Research Working Paper, 1997, Paper No:1727, s.1 4 Fleming, Roman ve Farrell, a.g.m., s.387 4

23 üretimlerini, ev hizmetlerinde ücretle çalıģan kiģilerin beyan edilmeyen hizmetlerini ve yasadıģı üretim faaliyetlerini içermektedir. 5 Türkçe Kayıt dıģı ekonomi kavramını ilk kez kullanan ve Türkiye de bu konuda önemli çalıģmalara imza atan Prof. Dr. Osman Altuğ, kayıt dıģı ekonomi kavramı hakkında Vergisel anlamda kayıt dıģı ekonomi, vergi kaçırma veya vergiden kaçınma güdüsü ile vergi idaresinin bilgi alanı dıģında bırakılmıģ faaliyetler bütünüdür 6 ifadelerini kullanmaktadır. Altuğ un tanımında olduğu gibi tanımların çoğunda, vergilendirilmemiģ olma özelliğine ağırlık verilmektedir. Vergi ödeme sorumluluğundan kurtulmanın kayıt dıģı ekonominin en önemli nedeni olması ve vergi kaybının da kayıt dıģı ekonominin en önemli sonuçlarından biri olması, vergi olgusunun onun tanımında da sürekli vurgulanmasına neden olmaktadır. Bunun sonucunda da kayıt dıģı ekonominin birincisi dar ikincisi geniģ olmak üzere iki farklı anlamda tanımlanmasını zorunlu kılmıģtır. Ġktisadi kıymetler ile bu kıymetlere iliģkin hareketlerin kayda hiç alınmaması ya da eksik miktar veya tutarda alınması suretiyle vergi ve benzeri yükümlülüklerin dıģında bırakılması dar anlamda kayıt dıģı ekonomiyi oluģturmaktadır. Bu nedenle zaman zaman kayıt dıģılığın vergi dıģılık Ģeklinde ifade edildiğine de rastlanmaktadır. Oysa vergilendirilmemiģ olma, vergi yasalarında çeģitli Anayasal buyruklara dayalı olarak tanınmıģ istisna ve muafiyetlerden de ileri gelebilmektedir. Bu nedenle bu gibi tanımların yanıltıcı olma ihtimali yüksektir. Kayıt dıģı ekonomi kavramı, adındaki kayıt kelimesinin içeriğinin ekonomi bilimine ait olması dolayısıyla, hukuki bazda değil, ekonomik içerikle yapılması gerekir. 7 Kısaca kayıt dıģı ekonomiyi sadece vergi kapsamında tanımlamak eksiklik olacak hatta yanıltıcı olabilecektir. GeniĢ ve en fazla kullanılan anlamda ise kayıt dıģı ekonomi, resmi kayıtlara girmeyen, kanuni belgelerle belgelendirilmeyen, yetkili kamu organlarınca kontrol 5 UNECE, Review of Concepts and Definations for Use in Statistics of Hidden and Informal Economy, Joint OECD/UNECE Meeting of National Account Expert, Paris, 1993, s.1 6 Osman Altuğ, KayıtdıĢı Ekonomi, Türkmen Kitabevi, Ġstanbul 1999, s.48 7 A. Bumin DOĞRUSÖZ; Kayıt DıĢı Ekonomi ile Mücadele Açısından Vergi Hukuku Özel Hukuk ĠliĢkilerine BakıĢ, 19. Türkiye Maliye Sempozyumu, Antalya, Mayıs 2004, s.158 5

24 edilemeyen ve gayri safi milli hasıla hesaplamalarında dikkate alınamayan ekonomik iģlem ve faaliyetlerin tamamına denmektedir. Genel olarak bir tanım yapmak gerekirse, kayıt dıģı ekonomi, gayri safi milli gelir hesaplarını elde etmede kullanılan bilinen istatistik yöntemlerine göre tahmin edilemeyen ve gelir yaratıcı ekonomik faaliyetlerin tümüdür. 8 Burada yukarıda belirtilen kayıt kavramı yine ana unsur olarak dikkati çekmekte fakat tek bir iģlemle sınırlandırılmamaktadır. Yukarıdaki ikili tasnifin yanı sıra farklı sınıflandırmalara da gidilmektedir. Ġkinci bir sınıflandırma ise Enformel ekonomi ve Yeraltı Ekonomisi Ģeklinde yapılmaktadır. Enformel Enformel ekonomi; devletin kontrol ettiği, formel ekonominin dıģında kalan üretim ve değiģim iliģkilerinin tümünü kapsamaktadır. Sosyal güvenliğin ve vergilendirmenin olmadığı bu sektördeki faaliyetler genellikle geleneksel küçük ölçekli ekonomik faaliyetleri içermektedir. Enformel sektörü formel sektörden ayıran en önemli fark korumasız olmasıdır. Beyan dıģı ekonomik faaliyetler denildiğinde; yasal ekonomik faaliyetler alanında yürütülen, fakat kısmen (bazı sektörlerde büyük kısmı) vergi idaresine beyan edilmeyen gelir unsurlarından oluģan ekonomik yapı anlaģılmaktadır. Kayıt dıģı ekonominin ikinci önemli ayağı yeraltı ekonomisi faaliyetleridir. Yeraltı ekonomisi, yasalara aykırı faaliyetlerden oluģan ekonomik sektördür. Yeraltı ekonomisi faaliyetleri içerisinde incelenen birinci sektör, üretim ve dağıtım yöntemlerinin yasalara aykırı olarak biçimlendiği illegal sektör, diğeri ise kriminal sektördür. 9 Üçüncü bir sınıflandırma ise Kayıt dıģı Ekonomi ve Kayıt dıģı Ġstihdam Ģeklindedir. Kayıt dıģı istihdam, kayıt dıģı sektörde kendi hesabına ve/veya ücretli olarak çalıģan, faaliyetleri istatistiklere yansımayan ya da tam olarak hesaplanamayan istihdam Ģeklidir. Kayıt dıģı istihdam birçok Ģekilde ortaya çıkabilir. Bunlardan birisi, kayıt dıģı bir firmada istihdam edilip istihdam edildiği yerle birlikte kayıt dıģı olan istihdamdır. Ġkincisi kayıtlı bir firmada olmasına rağmen kayıt dıģı çalıģan veya çalıģtırılan istihdam Ģeklidir. Bir diğeri ise çalıģanalrın, kayıtlı bir 8 Türkmen Derdiyok, Türkiye'nin Kayıt DıĢı Ekonomisinin Tahmini, Türkiye Ġktisat Dergisi, Mayıs 1993, s.54 9 NeĢe Algan, Türkiye de KayıtdıĢı Sektör: Boyutları, Etkileri ve KayıtdıĢı Sektörü Küçültme Konusunda Öneriler,

25 firmada istihdam edilmesine ve kayıtlı olmasına rağmen eksik ücret üzerinden istihdam edilmesidir. Kayıt dıģı ekonomi ile ilgili kategorilendirme daha geniģ bir Ģekilde takip eden bölümde yapılacak ve kategoriler üzerinde ayrı ayrı durulacaktır. Bunların dıģında kayıt dıģı ekonomi ile ilgili kavram olarak da farklılıklar dikkati çekmektedir. Tablo 1. Kayıt dıģı Ekonomi Kavramları ve Olası Anlamları Matrisi Sıfatlar Anlamlar Resmiyet DıĢılık Gizlilik, Saklılık Yasa DıĢılık Alternatif Düzensizlik Belirsizlik Önemsizlik Olma Sıra DıĢılık Kayıt DıĢı ***** *** * ** ** Enformel ***** ** ** *** * * Resmi Olmayan ***** ** ** *** * ** Ġkincil ** * ***** ** * **** *** Ġkili ** * **** *** * Paralel ** ** * **** *** * Gölge *** *** ** *** ** ***** * ** Gri ** **** *** * **** * Saklı *** **** **** * *** * Yeraltı **** ***** **** * ** * Alacakaranlık *** **** **** ** **** * YasadıĢı **** *** ***** ** ** ** Kara *** **** ***** ** ** Marjinal ** ** ***** **** Düzensiz **** ** **** ** Kaynak: Turgut GümüĢ, DıĢsallık ve Kayıt dıģı Ekonomi Kavramına ĠliĢkin Bir Değerlendirme, Gazi Ün. ĠĠBF Dergisi, Cilt:2, Sayı:3, s.65 Kayıt dıģı ekonomi kavramı yerine; yeraltı ekonomisi, gayri resmi ekonomi, gizli ekonomi, saklı ekonomi, ikili ekonomi, kara ekonomi, illegal ekonomi, kravatsız ekonomi, düzensiz ekonomi, paralel ekonomi, faturasız ekonomi, 7

26 görünmez ekonomi, marjinal ekonomi, gölge ekonomi, kayıp ekonomi, vergisiz ekonomi, kayıtsız ekonomi, yasadıģı ekonomi, gri ekonomi, ikinci ekonomi ve ikincil ekonomi gibi kavramlar da kullanılmaktadır. KDE ile ilgili olarak hangi sıfatların veya yakıģtırmaların hangi anlamlarda kullanıldığına veya kullanılabileceğine iliģkin olmak üzere hazırlanan bir kavramlar matrisi Tablo 1 de gösterilmektedir. Tablonun sol sütununda kayıt dıģı ekonomi için önerilen çeģitli kavramları birer sıfat olarak görülmektedir. Ayrıca herbir sütun baģlığında da kayıt dıģı ekonominin çeģitli özellikleri yer almaktadır. Her türlü kayıt dıģı ekonomi faaliyetinin ilk özelliğinin resmi kayıtlarda yer almama olması nedeniyle tablonun birinci sütununun bütün kutucuklarında en az bir adet yıldız (asteriks) bulunmaktadır. Bir baģka deyiģle resmiyet-dıģılık sütununun her hücresinde en az bir yıldız bulunmasının nedeni bütün kayıt dıģı ekonomi faaliyetlerde, kullanılan sıfat ne olursa olsun devleti bilgilendirmemenin olmasıdır. AnlaĢılacağı üzere tablonun kutucuklarında yer alan yıldız sayısı, ilgili kayıt dıģı ekonomi kavramıyla kastedilen anlam arasındaki yakınlık derecesini temsil etmektedir. Böyle olunca örneğin kayıt dıģı ekonomi nitelemesinin en belirgin ağırlığı resmiyet-dıģı olma iken, yasadıģı ya da kara ekonomi nitelemelerinde yasadıģılık; yeraltı ekonomisi kavramında ise gizlilik, saklılık ön planda gibi düģünülebilir. Buradan anlaģılacağı üzere kayıt dıģı ekonomi konusunda tek bir kavramın kullanılması yeterli değildir. Kavramlar birbirleri yerine kullanıldığında doğru sonuçlar alınamamaktadır. Daha çok tamamlayıcılık özelliği belirgindir. Kısaca, her bir kavram kayıt dıģı ekonominin baģka bir boyutunu ifade edebilmektedir. Burada kavramları birbirinin yerine kullanmaktan ziyade her bir kavramı, konusunda göre en yakın özelliği ortaya çıktığında kullanmak yerinde olacaktır. ÇalıĢmada en fazla kullanılan ve diğerlerine göre daha kapsamlı olan kayıt dıģı ekonomi kavramı kullanılacak, fakat zaman zaman diğer kavramlara da yer verilecektir. 8

27 Kayıt DıĢı Ekonominin Kapsamı Kayıt dıģı ekonominin en belirgin niteliği kayıtlı ekonomi ile birlikte ikinci bir sektörün oluģması ve bu sektörün kayıtlı olmaması dolayısıyla ne yükümlülük getirmesi ne de yasal olmaması dolayısıyla bir takım avantajlardan yararlanması söz konusudur. Ancak kayıt dıģı sektörün varlık sebebi yalnızca vergi yükümlülüğünden kurtulma düģüncesi değildir. Bir önceki bölümde belirtildiği gibi yasanın men ettiği bir takım faaliyetleri yapma düģüncesi de kayıt dıģı sektörün oluģumunda rol oynayan etkenlerden biridir. KarmaĢıklık özellikle bu ekonominin yasadıģı iģlemler ile iliģkili olmasıyla daha fazla ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla kayıt dıģı ekonominin kapsadığı alanın çok net sınırlarla çizildiği söylenemez. Kayıt dıģı ekonomi ile ilgili unsurlar konuyu inceyen yazarların yaklaģımlarına göre farklı sınıflandırılmalara tabi tutulmuģtur. Bunlardan en genel çerçevede olanı gelir elde edenler açısından yapılan sınıflamadır. Kayıt dıģı ekonomi kapsamı içerisinde yer alan ve birbirinden farklılık gösteren unsurlar, gelir elde edenler açısından üç grupta toplanabilir. Bunlar; 10 - Yeraltı ekonomisi (veya yasadıģı faaliyetler), - Yarı kayıtlı ekonomi, - Hiç kayıtlara girmeyen ekonomidir. Yukarıda sayılan üç unsurun ortak özelliği; gelir elde edenlerin, elde ettikleri gerçek gelirlerinin bir kısmını veya tamamını kayda geçirmiyor ve bu gelirler üzerinden de ödemesi gerekenden daha az vergi veya hiç vergi ödemiyor olmalarıdır. 11 Dolayısıyla kayıt dıģı ekonomi kavramının da en önemli özelliğinin, unsurlarına konu olan kiģilerin vergiyi olması gerekenden az ödemesi veya hiç ödememesi Ģeklinde ortaya çıkmaktadır. Altuğ a göre ise kayıt dıģı ekonomi kapsamına giren faaliyetler genel olarak aģağıdaki gibi tasnif edilebilir; Aydemir, a.g.e., s Mustafa Ali Sarılı, Türkiye de Kayıt DıĢı Ekonominin Boyutları, Nedenleri, Etkileri ve Alınması Gereken Tedbirler, Bankacılar Dergisi, Sayı 41, 2002, s Osman Altuğ, Kayıt DıĢı Ekonomi, Cem Ofset Matbaacılık, Ġstanbul 1994, s.113 9

28 - Vergi ödememek amacıyla muhasebe kayıtlarında yer almayan ve maliye idaresinden saklanan iģlemler. (Fatura ve benzeri belge kullanmaksızın yapılan mal veya hizmet alım satımı, sahte muhteviyatı itibarı ile yanıltıcı belgelerle yapılan mal ve hizmet alım satımı, herhangi bir Ģekilde kaydı tutulmayan ve miktarı bilinmeyen vergiden muaf veya müstesna kazanç ve iratlar, menkul veya gayrimenkul sermaye iratlarının hiç beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi v.b.) - YasadıĢı olması nedeniyle maliye idaresine bildirilmeyen iģlemler (Kaçakçılık, uyuģturucu ticareti, fuhuģ, kumar, tefecilik, hırsızlık, yolsuzluk vb. faaliyetler) - Gümrük vergisini az ödemek için noksan beyan olunan ihracat ve ithalat iģlemleri - Piyasaya intikali gerekmeyen ve evlerde aile fertlerinin yaptıkları faaliyetler (tarımsal faaliyetler, tamirler, ev iģleri v.b.) - Aile bütçesine direkt katkı sağlayan küçük çaplı faaliyetler (Çocuk bakıcılığı, ev temizliği, özel ders verme, part time çalıģma karģılığı elde edilen gelirler v.b.) Kayıt dıģı ekonominin kapsamı baģlığı ile aģağıda yer alan Ģekilde, piyasa ekonomisi ve kamu ekonomisinin oluģturduğu ulusal ekonomi, kayıtlı ekonomi ve kayıt dıģı ekonomiden oluģmaktadır. Kayıtlı ve kayıt dıģı ekonomi, sonuçları bakımından birbirine zıt sonuçlar doğurabilmekte, özellikle kayıt dıģı ekonomi her iki ekonominin de sonucu olarak ortaya çıkabilmektedir. ġekilde özellikle dikkati çeken nokta, Gayri Safi Milli Hasılanın (GSMH) kayıt dıģı ekonomik iģlemleri kapsamamasıdır. Aslında bu gerçekten yola çıkılarak, GSMH nın tanımlarında yer alan bir ekonomide belli bir dönemde üretilen nihai mal ve hizmetlerin piyasa fiyatlarından toplamı tanımlamasında kayıtlı kavramının da yer alması gerektiği ortaya çıkmaktadır. 10

29 ġekil 1. Vergi DıĢı Piyasa Ekonomisinin Kapsamı ULUSAL EKONOMĠ PĠYASA EKONOMĠSĠ KAMU EKONOMĠSĠ Milli gelir hesaplarına dahil edilen yasal ekonomik faaliyetler KAYITLI EKONOMĠ Milli gelir hesaplarına dahil edil(e)meyen yasal ve yasal olmayan ekonomik faaliyetler ve iģlemler KAYIT DIġI EKONOMĠ Kayıtlı Ekonominin Büyüklüğü: GSMH SYĠH Vergileme Açısından: Beyan edilen ve vergisi tam ödenen Eksik beyan edilen ve vergisi eksik ödenen Beyan dıģı ve vergi dıģı YASAL EKONOMĠK FAALĠYETLER Evlerde temizlik iģi, Evlerde çocuk bakıcılığı, Evde yapılan çeģitli iģler (elbise dikimi, kuru çiçek yapımı vs.) SAKLI EKONOMĠ YASAL OLMAYAN EKONOMĠK FAALĠYETLER UyuĢturucu ticareti Silah kaçakçılığı Tarihi Eser Kaçakçılığı Tefecilik Çek Senet Mafyası Haraç Alma GĠZLĠ KARA EKONOMĠ 1 2 Vergileme Açısından: VERGĠ KAYBI=( ) (Ayrıca, vergi imtiyazları ve vergi sığınakları dolayısıyla ortaya çıkan vergi kaybı dahil edilecektir.) Beyan edilen Vergisi tam olarak ödenen Beyan dıģı Vergisi eksik olarak ödenen Kara para aklanması Vergisi ödenmeyen Kaynak: CoĢkun Can Aktan, Vergi DıĢı Piyasa Ekonomisi, TOSYÖV Yayınları, Ankara

30 Aktan tarafından meydana getirilmiģ olan Ģekilde, kayıtlı ekonomiye vergileme açısından bakıldığında üç farklı sonuç elde edilmektedir. Bunlardan birincisi beyan edilen ve vergisi tam olarak ödenen ekonomik faaliyetlerdir. Ġkinci ve üçüncü sonuçlar ki bunlar 1 ve 2 olarak gösterilmiģtir, eksik beyan edilen veya hiç beyan edilmeyen ekonomik faaliyetlerdir. Bunlar piyasa ekonomisinin kayıt dıģı ekonomiye neden olan kısımlarıdır. Kayıt dıģı ekonomi ise Ģekilde yasal ve yasal olmayan ekonomik faaliyetler olarak ikiye ayrılmaktadır. Burada da dikkat edilmesi gereken nokta, özellikle ev hanımlarının yaptıkları ev iģlerinin de aslında ekonominin bir parçası olmasına rağmen ve sonradan GSMH hesaplarına değiģik yöntemlerle katılacak olmasına rağmen kayıt dıģı ekonominin bir bölümünü oluģturmasıdır. Fakat beyan edilen ve vergisi tam olarak ödenen bu saklı ekonomi bölümü, vergi kaybının içerisinde yer almamakta, eksik ödenen kısım ise (3) vergi kaybı kalemlerinden birisini oluģturmaktadır. Oysa bu bölümün daha fazlası beyan dıģıdır. Son olarak gizli kara ekonomi olarak ifade edilen yasal olmayan ekonomik faaliyetler vergileme açısından ele alındığında kara para aklanması yoluyla tekrar ekonomiye girmekte fakat her iki durumda da (4 ve 5) yasal olmayan faaliyetlerden elde edildiğinden dolayı vergi kaybının birer unsurlarını oluģturmaktadır. Kayıt dıģı ekonomi ile ilgili sınıflandırmaların birbirinden farklı ve bazılarının karmaģık olması dolayısıyla bu çalıģmada daha sadeleģtirilmeye çalıģılmıģ yeni bir sınıflandırma yapılmasına sebep olmuģtur. Saklı Ekonomi - Yarı Kayıtlı Ekonomi - Kayıtsız Ekonomi - Kayıt DıĢı Ġstihdam Yer Altı Ekonomisi - YasadıĢı Ekonomik Faaliyetler - Karapara ÇalıĢmada, yukarıdaki sınıflandırılma temel alınacaktır. 12

31 Saklı Ekonomi Saklı Ekonomi, mükelleflerin, daha az vergi ödemek amacıyla faaliyetlerinin bir kısmını veya tamamını gizlemesiyle oluģturduğu yarı kayıtlı ekonomiden, herhangi bir mükellef kaydı olmayanların oluģturduğu kayıtsız ekonomiden ve müteģebbislerin, çalıģtırdığı kiģilerin bir kısmını veya tamamını kayıtlardan gizlemesiyle oluģan kayıt dıģı istihdamdan oluģmaktadır. Bu faaliyetler, tümüyle yasal, ancak çalıģma hayatı ile diğer alanları düzenleyen yasaların öngördüğü zorunlulukları yerine getirmemek amacı ile kayıt dıģına taģınmıģ ekonomik faaliyetlerdir. Bu faaliyetlerin kendisi değil, vergi kaçırma ve diğer düzenlemelere uymama Ģeklinde ortaya çıkan sonucu yasadıģıdır. Bu çalıģma ya da çalıģtırma Ģeklinde de, kiģilerin elde ettikleri gelirlerin tamamı kayıt dıģıdır ve elde edilen gelir üzerinden yapılması gereken kesintiler tahakkuk ettirilmediği için vergi ve prim kaybına yol açmaktadır. Kayıt dıģı istihdamda, hükümet ve iģçi sendikaları tarafından temin edilen ücret, çalıģma saati, yıllık izin gibi haklar, hastalık, analık, malullük, yaģlılık, ölüm aylığı gibi yardımlar ile iģçi sağlığı ve iģ güvenliği, çalıģma yaģı ve koģulları gibi bir takım koruyucu düzenlemelere uyulmamakta, tüketiciyi veya çevreyi koruma, ruhsat veya izin belgesi alma, marka, patent ve telif haklarına yönelik yasalar göz ardı edilmektedir. 13 Saklı ekonomiyi meydana getiren unsurlar Ģunlardır; - Yarı kayıtlı ekonomi - Kayıtsız ekonomi - Kayıt dıģı istihdam ÇalıĢmada kayıt dıģı ekonomi, genellikle saklı ekonomi ile eģ anlamlı olarak kullanılmaktadır. ÇalıĢmanın ana yapısı da saklı ekonominin unsurları üzerine bina edilecektir. Dolayısıyla çalıģma için özellikle saklı ekonomiyi meydana getiren unsurlar önem taģımaktadır. 13 T.C. BaĢbakanlık DPT, Sekizinci BeĢ Yıllık Kalkınma Planı ( ), KayıtdıĢı Ekonomi Özel Ġhtisas Komisyonu Raporu, DPT Yayınları, Ankara 2001, s.44 13

32 Yarı Kayıtlı Ekonomi Mükelleflerin bazıları, daha az vergi ödemek ya da hiç ödememek amacıyla faaliyetlerinin bir kısmını veya tamamını bazı nedenlerle kayıt dıģında tutmaktadırlar. Bu tür mükellefler hemen hemen her sektörde faaliyet gösterirken, kayıt dıģılığın boyutlarını aslında sektörün kendi özel yapısı belirlemektedir. Bazı sektörlerde yürütülen faaliyetler, yapıları gereği tespit edilmesi ve denetlenmesi çok güç olduğu için daha kolay kayıt dıģında kalabilmektedir. 14 Ekonomik hayatı gözlemleyen herkesin üzerinde fikir birliği ettiği ve gelirlerinin önemli bir kısmını kayıtlara geçirmediği ve yeterince vergi ödemedikleri genel kabul gören iģ kolları aģağıdaki Ģekilde sıralanabilir: 15 - Kendisini hayat standardı üzerinden ödenen vergiye endekslemiģ olan serbest meslek erbabı (Doktorlar, Avukatlar ve Muhasebeciler), - Kereste ve mobilya ticareti yapanlar, - Oto galerileri, - Emlak komisyoncuları, - Kum ocakları, - Kaçak olarak yurda giren demir ticareti ile uğraģanlar, - Kuyumcular, - Döviz büroları, - Yüksek ücret alan ücretliler, - Özel inģaat yapan müteahhitler (Yap - Satçılar), - Proje büroları, - Tekstil iplik piyasasında çalıģanlar, - Gayrimenkul kiraya verenler, - Spot piyasasında dayanıklı tüketim malları ve elektronik cihaz ticareti yapanlar, - Küçük sanayi bölgelerinde oto tamir bakımı yapanlar, 14 Sarılı, a.g.m., s ġinasi Aydemir, KOBĠ'ler ve Kayıt DıĢı Ekonomi, Türkiye Orta ölçekli iģletmeler, Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı, Ankara, Kasım 1994, s

33 - Oto yedek parçası satanlar, - Deri imalatı ve satıģı ile uğraģanlar, - Otel, lokanta ve eğlence yerleri iģletenler, - Yüksek rant elde eden arsa ve bina sahipleri, - Sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler, - Tarımsal ürünleri alıp satanlar. Yukarıda sayılan iģlerle uğraģan herkes kayıt dıģı ekonominin bir unsuru ve vergi kaçıran kiģi değildir. Her sektörde yasalara uymaya ve vergisini tam olarak ödemeye gayret eden kiģi ve kuruluģların bulunduğunun da göz ardı edilmemesi gerekir. Kolay denetlenebilir olan sektörlerin faaliyetlerinin her aģamasında belirli yaptırımların uygulanması sonucu kayıt dıģılığın önüne geçilebilirken, denetimin zor olduğu sektörlerde kayıt dıģı çalıģma, kiģiler tarafından bir avantaj olarak görülmektedir. Dolayısıyla bu sektörlerde faaliyet gösterenler, gelirlerinin büyük bir kısmının gizleme eğilimlerine girdiklerinden kayıt dıģılığın önüne geçilmesinde güçlükler yaģanmaktadır. 16 Yarı kayıtlı ekonomiyi ortaya çıkaran nedenler, kayıt dıģı ekonomiyi önlemeye yönelik teoriler ve politikalar ileriki bölümde incelenecektir. Burada üzerinde durulması gerek husus Ģudur; faaliyetlerin bir bölümü kayıtlıdır ve vergi ve/veya diğer mükellefiyetler yerine getirilmektedir. Ancak çeģitli nedenlerden dolayı ekonomik faaliyetlerin bir bölümü kayıt dıģıdır. Bunun oranı sebeplere ve sonuçlara bağlı olarak değiģebilmektedir Kayıtsız Ekonomi Yarı kayıtlı ekonomide ekonomik faaliyetlerin bir bölümünün kayıtlı olmasına karģın kayıtsız ekonomide faaliyetler tümden kayıt dıģıdır. Burada yasadıģılık söz konusu olmamasına rağmen dolaylı bir yasadıģılık vardır. Yani ekonomik faaliyetin kendisi yasadıģı olmamasına rağmen, sonuç itibariyle vergi ödememesi dolayısıyla yasadıģı olmaktadır. ÇalıĢmada yasadıģı kayıt dıģı ekonomiden kastedilen burada bahsedilen kayıtsız ekonomi değildir. YasadıĢı faaliyetler bir sonraki sınıflamada yer 16 Sarılı, a.g.m., s.35 15

34 almaktadır. Kısaca kayıtsız ekonomi, yasal faaliyetlerden elde edilen gelirin tamamının kayıt dıģı olması ile ile birlikte faaliyetin kendisinin de kayıt altında olmamasını ifade etmektedir. Her yerde rastlanmakla birlikte özellikle büyük kentlerde daha sıkça görülen bu mükelleflere aģağıdaki örnekler verilebilir: - ĠĢportacılar, - Seyyar hamallar, - ĠĢ takipçileri, - Resmi otopark dıģındaki bölümleri otopark olarak iģletenler, - Sebze-meyve satan tablacılar, - Seyyar nakliyatçılar, - Belli bir iģyeri olmaksızın küçük çapta imalat ve ticaret yapanlar, - Belli bir iģyeri olmaksızın canlı hayvan ticareti yapanlar, - Küçük çaplı tamir-bakım iģleriyle uğraģanlar, - Büfe dıģında jeton ve bilet satanlar, - Kayıtlı olmaksızın e-ticaret yapan satıcılar. Yukarıda sayılan kiģilerin faaliyetlerinin tespit edilmesinin güçlüğü ve küçük çaplı olması marjinal sektör olarak nitelendirilmesine neden olmakta ve bu kiģilerin yapmıģ oldukları faaliyetlerin toplamı gerçekte kayıt dıģı ekonominin önemli bir boyutunu oluģturmaktadır. 17 Ayrıca faaliyetler tamamen kayıtsız olduğundan dolayı çalıģan ve çalıģtıran da kayıtsız olmaktadır Kayıt dıģı Ġstihdam Kayıt dıģı ekonomi ile kayıt dıģı istihdamı, birbirine bağlı ya da birbirinden bağımsız Ģeklinde açıklamak yerine kayıt dıģı ekonominin, kayıt dıģı istihdamı kapsamına alan bir kavram olduğunu belirtmek daha yerinde olacaktır. Kayıt dıģı istihdam kayıt dıģı ekonominin unsurlarından bir tanesidir. Kayıt dıģı istihdam, özellikleri, sebepleri ve sonuçları ile kayıt dıģı ekonomiden ayırt edilmemesi ve 17 A.g.m., s.35 16

35 birlikte incelenmesi gereken, çözüm yollarının aynı amaçla ve aynı hedefe yönelik araģtırılması gereken bir olgudur. Aynı zamanda istisnalar dıģında çalıģanlarını yarı kayıtlı ya da kayıtsız olarak gösteren müteģebbislerin normalde yasal faaliyetler gerçekleģtirdiği varsayımı ile konunun, saklı ekonomi baģlığı altında incelenmesi uygun görülmektedir. Kayıt dıģı istihdam dört Ģekilde meydana gelmektedir. Ġstihdam edilen iģçilerin; i. hiçbir Ģekilde kayıtlarda gösterilmemesi, ii. iii. iv. çalıģtıkları sürenin sadece bir kısmının kayıtlarda gösterilmesi, prime esas kazançlarının eksik gösterilmesi, hem çalıģma sürelerinin hem de prime esas kazançlarının eksik gösterilmesi Ģeklinde meydana gelebilmektedir. Ġstihdam edilen iģçilerin hiçbir Ģekilde kayıtlarda gösterilmemesi konusunda öncelikle yukarıda belirtilen kayıtsız ekonomiyi oluģturan faaliyetlerde görev alan iģçiler kayıt dıģı istihdamın birinci kısmını oluģturmaktadır. Bunlar; iģportacılar, seyyar hamallar, iģ takipçileri, resmi otopark dıģındaki bölümleri otopark olarak iģletenler, sebze-meyve satan tablacılar, seyyar nakliyatçılar, belli bir iģyeri olmaksızın küçük çapta imalat ve ticaret yapanlar, belli bir iģyeri olmaksızın canlı hayvan ticareti yapanlar, küçük çaplı tamir-bakım iģleriyle uğraģanlar, büfe dıģında jeton ve bilet satanlar, kayıtlı olmaksızın e-ticaret yapan satıcılar v.b. oluģmaktadır. Ġkincisi istihdam edilen iģçilerin çalıģtıkları sürenin sadece bir kısmının kayıtlarda gösterilmesidir. Bu konuda en fazla dikkati çeken sektör inģaat sektörüdür. Bunun dıģında bir çok sektörde de eksik süre gösterilme olgusuna rastlanmaktadır. Burada kayıtsızlık yerine yarı kayıtlılık söz konusudur. Sonraki bölümlerde belirtileceği gibi bunun en önemli nedenlerinden bazıları, yüksek prim maliyetleri ve kurumsallaģmanın yeterli düzeyde olmamasıdır. Üçüncüsü; istihdam edilen iģçilerin prime esas kazançlarının eksik gösterilmesidir. Primin ve vergilerin yüksek olması sebebiyle firmalar çalıģanlarının prime esas kazançlarını eksik göstererek bu yükten kısmen de olsa kurtulma çabası içerisine girmektedirler. 17

36 Dördüncüsü de istihdam edilen iģçilerin hem çalıģma sürelerinin hem de prime esas kazançlarının eksik gösterilmesi Ģeklinde gerçekleģmektedir. Ġkinci ve üçüncü kısım için belirtilen durumlar aynı zamanda dördüncü kısmın içeriğini de oluģturmaktadır. Örneğin ayda yirmi beģ gün çalıģtığı halde çalıģması hem onbeģ gün üzerinden vergi ve sosyal güvenlik idaresine bildirilen hem de yüksek ücret aldığı halde asgari ücretten bildirilen iģçiler bu kapsamda değerlendirilebilir Yeraltı Ekonomisi Kayıt dıģı ekonomi kavramı ile ilk akla gelen, yukarıda sayılan ve saklı ekonomi kapsamında yer alan yarı kayıtlı ekonomi, kayıtsız ekonomi ve kayıt dıģı istihdamdır. Yani yasaların yasaklamadığı faaliyetlerin, gizlenerek yükümlülüklerden kaçınılması anlamına gelen bu ekonomi türleri kayıt dıģı ekonominin en önemli unsurlarını oluģturmaktadır. Ancak kayıt dıģı ekonomi bunlarla sınırlı değildir. Underground Economy olarak literatürde yer alan ve Türkçe Yeraltı Ekonomisi olarak ifade edilen ekonomi, kayıt dıģı ekonomiyi oluģturan unsurlar içerisinde önemli fakat biraz farklı bir kavramdır. Farklı olması onun yasadıģı faaliyetleri kapsamasından ileri gelmektedir. Daha açık bir ifadeyle herhangi bir ekonomik iģlemin kayıt altına alınabilmesi için yapılması gerekenlerin yapılmaması ile yasal olarak yapılması yasaklanmıģ ve kamu düzeninin oluģması ile doğrudan veya dolaylı iliģkili iģlemlerin veya fiillerin yapılması ve izlenmesi birbirinden farklı olgulardır. Birincisinde fiilin oluģumunu yasaklayan herhangi bir düzenleme yoktur. Ancak, sonuçları gelir yaratıcı olduğundan vergiden korunmak için gizlenir. Diğerinde ise fiilin kendisi suç özelliğini taģır. Bu nedenle gizlenmektedir. Bu tür fiillerin iģlenme nedenleri ile sonuçları da ekonomik olabilmektedir. Yeraltı ekonomisi kapsamında da bu fiiller yer almaktadır. 18

37 Tablo 2. Kayıt DıĢı Ekonomik Faaliyet Türleri Faaliyet Türleri Parasal iģlemler Parasal Olmayan iģlemler YASAL OLMAYANLAR YASAL OLANLAR ÇalınmıĢ EĢya Ticareti, UyuĢturucu Üretimi ve Ticareti, FahiĢelik, Kumar, Kaçakçılık vb. Vergi Kaçırma Yasal Mal ve Hizmet Üretimi Çerçevesinde Kendi ÇalıĢmasından Elde Ettiği Ücret, MaaĢ vb. Gelirleri Göstermeme Vergiden Sakınma ÇalıĢanları Az Gösterme, Ödemeleri DüĢük Gösterme vb. UyuĢturucu, Çalıntı EĢya ve Kaçakçılık Ürünlerinin Takası, Bireysel Ġhtiyaç için Hırsızlık, Kendi Kullanımı için UyuĢturucu üretimi vb. Vergi Vergiden Kaçırma Yasal Mal ve Hizmet DeğiĢimleri Sakınma Kendi ĠĢlerini Kendisi Yapma veya KomĢu ve Benzerlerinden Yardım Alma Kaynak: Lippert ve Walker, The Underground Economy: Global Evidence of its Size and Impact, Vancouver, B.C., The Frazer Institute, 1997; aktaran Harun Bal, GeçiĢ Ülkelerinde Yolsuzluk ve KayıtdıĢı Ekonomi:Kırgızistan Bavul Ticareti Örneği, Ġktisat ĠĢletme ve Finans, Haziran 2004, s.72 Tablo 2 de farklı bir yaklaģımla yasal olmayan kayıt dıģı ekonomi, parasal iģlemler ve parasal olmayan iģlemler Ģeklinde ikili tasnife tabi tutulmuģtur. Yine yasal olan iģlemlerden ortaya çıkan kayıt dıģı ekonomi de parasal ve parasal olmayan kayıt dıģı ekonomi tasnifine tabi tutulmuģ ayrıca her iki tasnifte vergi kaçırma ve vergiden sakınma Ģekillerinde gruplandırılmıģtır. 19

38 YasadıĢı Ekonomik Faaliyetler Kayıt dıģı ekonominin farklı bir Ģekli de yasa dıģı ekonomik faaliyetlerdir. Burada özellikle ekonomik faaliyet olarak belirtilmesinin sebebi, ekonomi ile ilgisi olmayan yasadıģı faaliyetlerle ekonomik sebeplerle ortaya çıkan veya ekonomik sonuçlar doğuran faaliyetlerin birbiri ile ayrılması gerektiğindendir. Burada daha da derine inerek ekonomi ile ilgisi olup da bazı yükümlülüklerden kurtulmak için yapılmayan faaliyetleri de diğer faaliyetlerden ayırmak gerekir. Zira hırsızlık suçu aslında ekonomi ile ilgili fakat sebep ve sonuçları bakımından kayıt dıģı ekonomi ile ilgili bir faaliyet değildir. Kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerin tespit edilmesi halinde ilgililer sadece vergi cezaları ile cezalandırılırken, yasa dıģı faaliyetleri yapanlar vergi cezalarından ayrı olarak ilgili kanunlardaki hapis ve para cezaları ile cezalandırılırlar. Daha çok kamu düzenini ilgilendiren ve devletin güvenlik güçlerinin uğraģı alanı içinde olan bu faaliyetleri, silah, uyuģturucu, kıymetli maden ve tarihi eser kaçakçılığı, kalpazanlık, sahte pasaport, vize ticareti, gayri yasal iģ takibi, çek-senet tahsilatı, tefecilik, rüģvet, kadın ticareti ve organ ticareti olarak saymak ve bu sayılanları artırmak mümkündür Ulusal Hesaplar Sistemi yayınlanıncaya kadar yasadıģı faaliyetler milli gelir hesapları dıģında tutulmuģ, bu nedenle yasadıģı faaliyetlerden elde edilen gelirler hesaplanmamıģtır. Bu nedenle kayıtlı gelir, piyasada oluģan yasal kayıtlı gelir ve piyasadıģında oluģan yasal kayıtlı gelir (kısmen) toplamı olarak alınmıģtır Ulusal Hesaplar Sistemi ile birlikte yasadıģı faaliyetler de üretim sınırına dahil edilmiģ ve milli gelir hesaplamalarına katılması gerektiği belirtilmiģtir Ulusal Hesaplar Sistemi de yasadıģı faaliyetlerin üretim sınırları içine alınması önerilmiģ ve sadece alıcı ile satıcının karģılıklı rızasını içeren iģlemlerin kapsanması gerekliliği ortaya konmuģtur. Bu durumda yasadıģı üretim, alıcı ile satıcı arasında karģılıklı rızanın olmadığı, kiģiler tarafından yasal olarak üretilen malların çalınmasını yani hırsızlık 18 Aydemir, a.g.e., s.14 20

39 vb. iģlemleri kapsamamaktadır. YasadıĢı faaliyetler 1993 Ulusal Hesaplar Sistemi nde; 19 - SatıĢı, dağıtımı veya sahip olunması kanunen yasaklanmıģ mal ve hizmetlerin üretimi, - Yetkili olmayan üreticiler tarafından üretildiği anda yasadıģı hale gelen bütün üretken faaliyetler olmak üzere iki grupta sınıflandırılmaktadır Karapara Kara para, yasadıģı faaliyetler sonucu elde edilen para, mal veya değerler olarak tanımlanmaktadır. Dünyada ve Türkiye de yasadıģı yollardan büyük miktarlarda gelir elde edilmektedir. Sözkonusu gelirlerin kaynağını çoğunlukla uyuģturucu, silah kaçakçılığı, patlayıcı madde, kadın ve çocuk ticareti oluģturmaktadır. Kısaca karapara, yasadıģı faaliyetlerin bir sonucu olmaktadır. Kara paraya yasal bir kazanç görünümü kazandırılmasına da kara paranın aklanması denir. Esas itibariyle, kanunların suç saydığı fillerin -öncül suçlar vasıtasıyla- iģlenmesinden elde edilen para veya para yerine geçen evrak ve senetleri mal veya gelirleri ve bir para biriminden diğerine çevrilmesi de dahil olmak üzere elde edilen her türlü ekonomik menfaat ve değeri kara para alarak tanımlamak mümkündür ve kayıt dıģı ekonominin var olduğu ülkelerde yaygın olduğu bir gerçektir. 20 Bu ülkelerden bazıları özellikle karapara cenneti olarak bilinmektedir. Burada bahsedilmesi gereken bir konu da karapara aklama konusudur. YasadıĢı faaliyetlerin sonucunda ortaya çıkan karapara, aklama sürecinden sonra kayıtlı ekonominin bir parçası haline gelmekte, hatta karapara aklayanlar yasadıģı kazanılan parayı meģrulaģtırmak için bazen vergisini bile ödemektedir. Zira aklama faaliyeti çok genel olarak bu paranın bir Ģekilde meģru hale büründürülmesi faaliyetidir. Amaçlanan, devletin bu parayı yasal olarak tanımasını sağlamaktır. Yasal 19 T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s Mustafa Çolak, Kayıt DıĢı Ekonominin Vergisel Görüntüsünün Ġrdelenmesi, YaklaĢım, Sayı: 103, Temmuz 2001, s

40 olarak tanınan para artık meģru bir para olduğundan dolayı, sahipleri tarafından gizlemeye gerek kalmaksızın kullanılabilmektedir. Ortaya çıkıģı yasadıģı olmakta, aslında yine yasadıģı yollardan ekonomiye sokulmakta ve sonuçta yasal olarak gözükmesine rağmen yasal olmayan bir para olarak ekonominin içinde yer almaktadır KAYIT DIġI EKONOMĠYĠ ORTAYA ÇIKARAN NEDENLER Kayıt dıģı ekonomi konusunda yapılmıģ bütün araģtırmaların sonucunda kayıt dıģı ekonominin ekonomik, mali, idari, hukuki, sosyal, psikolojik ve siyasi alanlarda olmak üzere birçok nedeni olduğu ortaya çıkmaktadır. Vergi yükü ve gelir dağılımında ortaya çıkardığı adaletsizlikler, iģgücü maliyetleri baģta olmak üzere üretimde meydana getirdiği yüksek maliyetler, bunların bir araya gelmesiyle toplumda vergiye karģı oluģan direnç, yüksek enflasyon, ekonomik istikrarsızlık ve krizler, küçük iģletmelerin yaygınlığı ve kurumsallaģma sorunu, Türkiye de tarım sektörünün önemli bir ağırlığa sahip olması ve bu sektörde kayıtlılığın çok düģük oranlarda gerçekleģiyor olması kayıt dıģı ekonominin baģlıca ekonomik ve mali nedenlerini oluģturmaktadır. KarmaĢık mevzuat ve muafiyetler, vergi afları ve vergi cezalarının caydırıcı olmaması, yolsuzluk ve rüģvet, hantal bürokrasi, hamiline belge düzenleme, vergi denetimlerinin yetersizliği, muhasebe ve müģavirlik hizmetlerinin yetersizliği ise kayıt dıģı ekonominin idari ve hukuki nedenlerini meydana getirmektedir. Güven sıkıntısı ve bilinçsizlik, devlete karģı koyma, yardım programlarından yararlanma amacı gütme ve kırdan kente göç de kayıt dıģı ekonominin sosyal ve psikolojik nedenlerinden birkaçını oluģturmaktadır. Popülist politikalar yürüterek bütün bu nedenlerin bir anlamda zeminini oluģturma ve müdahalede beceriksizlik ise kayıt dıģı ekonominin siyasal nedenlerinden bazılarıdır. 22

41 Ekonomik ve Mali Nedenler Vergi yükü ve gelir dağılımında ortaya çıkardığı adaletsizlikler, iģgücü maliyetleri baģta olmak üzere üretimde meydana getirdiği yüksek maliyetler, bunların bir araya gelmesiyle toplumda vergiye karģı oluģan direnç, yüksek enflasyon, ekonomik istikrarsızlık ve krizler, küçük iģletmelerin yaygınlığı ve kurumsallaģma sorunu, tarım sektörünün önemli bir ağırlığa sahip olması ve bu sektörde kayıtlılığın çok düģük oranlarda gerçekleģiyor olması kayıt dıģı ekonominin baģlıca ekonomik ve mali nedenlerini oluģturmaktadır. Bu nedenler aģağıda baģlıklar halinde incelenecektir Vergi Yükü ile Ġlgili Nedenler Vergi dıģı piyasa ekonomisinin ortaya çıkmasının en önemli nedenlerinden birisi ağır vergi yüküdür. Ağır vergiler, üretici ve tüketicilerin karar ve davranıģları üzerinde etkide bulunarak sonuçta tüketim, tasarruf, yatırım, risk alma ve çalıģma gayretini olumsuz yönde etkiler. 21 Yapılan çalıģmalar da kayıt dıģı ekonomi ile vergi yükünde bir simetrinin olduğunu ortaya koymaktadır. 22 ÇalıĢmalarda ağır vergi yükü karģısında kiģiler ve kurumların kayıt dıģı ekonomiye yöneldikleri oranda vergi yükündeki azalmalar karģısında kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerde azalma gözlemlenmiģtir. Bu da ortaya koymaktadır ki, vergi yükü direkt kayıt dıģı ekonomiyi etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. Devam eden bölümde, vergi yükü, kendisindeki değiģikliklerin ortaya çıkardığı ekonomik ve mali sonuçlar olan gelir dağılımı dengesizliği, yüksek girdi maliyetleri, yüksek iģgücü maliyetleri ve vergiye karģı direnç ile birlikte ele alınacaktır. 21 CoĢkun Can Aktan, Vergi DıĢı Piyasa Ekonomisi, TOSYÖV Yayınları, Ankara 2000, s Ahmet Ay, Nezir Köse, Ġbrahim Halil Sugözü, Vergi Yükündeki DeğiĢmelerin Kayıt DıĢı Ekonomiye Etkisinin Simetrikliği Üzerine Bir Ġnceleme: Türkiye Örneği ( ), Ġktisat ĠĢletme ve Finans Dergisi, Yıl:20, Sayı:233, Ağustos 2005, s

42 Gelir Dağılımı Dengesizliği Vergi mükelleflerinin, verginin kamusal bir yük olması nedeniyle vergiye karģı en önemli tutumlarından biri vergi yükü ve vergi tazyikidir. Vergilemenin ekonomik ve sosyal hayat üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesinde, vergi yükünün mutlaka dikkate alınması gerekir Dünya Ekonomik Krizi nden sonra devletin ekonomiye müdahalesinin artmasıyla birlikte vergi oranları ve türleri artıģ göstermiģ ve bu durum vergi tazyiki ve vergi yükü kavramlarını daha fazla gündeme getirmeye baģlamıģtır. Mükellefin vergi ödemesinden dolayı ekonomik gücünde meydana gelen azalmayı ifade eden vergi yükü kavramı, ödenen vergi ile gelir arasındaki iliģkiyi göstermektedir. 23 Vergi yükünün dengeli dağıtılmasının gelir dağılımında dengenin oluģmasına sepep olması, vergi yükünün dengesiz dağıtılmasının ise gelir dağılımında dengesizliğe sebep olması, vergi yükü ile gelir dağılımı arasındaki iliģkinin yüksek düzeyde olması anlamına gelmektedir. Bu bakımdan vergi yükü gelir dağılımında adaletin sağlanması açısından önemli bir politika aracı olmaktadır. Burada dolaylı ve dolaysız vergilerden de bahsetmek gerekmektedir. Çünkü dolaysız vergiler direkt gelir veya kar üzerinden ve iyi veya kötü bir orana göre alınmaktadır. Dolaylı vergiler ise kiģilerin gelirlerine göre değiģmemektedir. Bundan dolayı, dolaysız vergiler, gelir dağılımında denge için daha önemlidir. Vergi gelirleri giderek adil olmayan biçimde alınmakta vergi yükü dağılımı adaletsizleģmektedir. Adil olarak nitelenen dolaysız (gelir-servet) vergilerinin payı toplam vergi gelirleri içinde yüzde 40 ın altına düģmüģtür. Gelir vergisi ile KDV nin hemen hemen eģit hasılat sağlaması oldukça çarpıcıdır. Faiz ve rant gelirlerinin ön plana çıktığı bir ekonomi yapıda vergi yükü düģük gelirli gruplar üzerinde yoğunlaģmaktadır. Vergi sisteminin yüksek gelirli kesimleri kapsam dıģına alması kar, faiz ve rant gelirlerine çeģitli ayrıcalıklar sağlayarak bu tür gelirlerin vergi yükünün azaltılması vergi gelir artıģ hızını yavaģlatmıģtır. Vergi yükünün daha çok 23 Esra Siverekli Demircan, Türkiye de Vergi Politikalarının Siyasi Analizi: Siyasi DeğiĢimin Vergi Kayıp ve Kaçaklarına Etkisi Üzerine Bir Ġnceleme, 19. Türkiye Maliye Sempozyumu, Antalya, Mayıs 2004, s.22 24

43 düģük gelirli kesimler üzerinde yoğunlaģması sonucu mali yük artıģları çok dengesiz bir mali bölüģüme dönüģmüģtür. 24 Vergi dıģı piyasa ekonomisinin geniģlemesinde etkili olan bir diğer faktör de yoksulluktur. Yoksulluğun ve gelir dağılımında adaletsizliğin olduğu ülkelerde vergi ahlakının tesis edilmesi son derece güçtür. Yoksulluk sonucunda bir ekonomide vergileme kapasitesi ve vergileme potansiyeli yetersiz kalır. Buna karģın, toplam piyasa üretiminin ve dolayısıyla kiģi baģına milli gelirin yüksek olduğu ülkelerde gelir, servet ve harcama üzerinden daha fazla vergi almak imkanı olur. Yoksulluğun hakim olduğu bir ekonomide vergileme yoluyla ekonomik kalkınmanın sağlanması son derece güçtür. Zira, vergileme kaynaklarının azlığı ve yetersizliği, vergi idaresinin vergiden ekonomik kalkınmada bir finansman kaynağı olarak yararlanmasını sınırlar. Bireyler ise zaten sınırlı olan gelir ve servetleri üzerinde daha fazla vergi baskısı ve yükü hissederler ve vergiden kaçınmaya yönelebilirler. Özetle, yoksulluk ile vergi dıģı piyasa ekonomisi arasında çok yakın bir iliģki bulunmaktadır. 25 Mükelleflerin vergiye verdikleri tepki onların ekonomik refah düzeyine göre değiģir. DüĢük gelir düzeyine sahip mükelleflerin tabiatıyla vereceği tepki, vergiden kaçmak yönünde olacaktır. Örneğin iģportacılığı, tablacılığı ve benzeri kayıt dıģı ekonomik faaliyeti yapanlar özellikle düģük gelirli kimselerdir. ĠĢsizliğin en önemli sorun olduğu ülkelerde iģverenlerin de yüksek orandaki vergilerden dolayı çalıģanlarına karģı tutumu ve insanların da iģsiz kalmamak için haklarından vazgeçmesi, kayıt dıģı istihdam sonucunu doğurmaktadır. Burada mağdur olan yine yoksul kesimlerdir. Kayıt dıģı ekonominin tek sebebi düģük gelir düzeyine sahip olmaktır yargısı yanlıģ olmakla birlikte önemli bir sebep olduğu da inkar edilemez. Vergi ödemeye gücü olmayan mükelleften vergi tahsil edilmek istenmesinin ekonomik sıkıntılarla birlikte sosyal sıkıntılara da sebep olacağı göz önünde bulunulursa, kayıt dıģı ekonominin bu nedeninin daha dikkatli bir Ģekilde incelenmesi ve bu konuda çalıģmalar yapılarak sorunların önüne geçme yollarının 24 Ali Rıza Gökbunar, Türk Vergi Sisteminde Reform Gereği, Prof. Dr. Nezihe SÖNMEZ e Armağan, Ġzmir 1997, s: Aktan, a.g.e., s.10 25

44 aranması gerekmektedir. ÇalıĢmanın ikinci bölümünde kayıt dıģı ekonomiyi önlemeye yönelik teoriler ve politikalar ele alınacak ve söz konusu bölümde vergi yükünün adaletli dağılımı ile ilgili düģünceler ortaya konacaktır Yüksek Girdi Maliyetleri Vergi yükü ve onun kayıt dıģı ekonomiye sebep olması ile ilgili ikinci neden, üretimde yüksek maliyetlere sebep olmasıdır. Yüksek girdi maliyetleri baģlığı altında vergi yükünün iģgücü dıģındaki üretim faktörlerine etkileri incelenecektir. Bir sonraki baģlıkta incelenecek olan yüksek iģgücü maliyetleri kapsamında ise vergi yükü ve primlerin kayıt dıģı ekonominin bir bölümlünü oluģturan kayıt dıģı istihdama neden olması konu edilecektir. Öncelikle vergi yükünde meydana gelen artığın maliyetleri artırması sonucu giriģimcilerin verebileceği muhtemel tepkiler Ģöyle sıralanabilir; GiriĢimci, vergi yükünün ağırlaģması sonucu, - Firmasının yapısını değiģtirebilir, - Sektörü değiģtirebilir, - Yatırımlarını azaltabilir, - Borçlanabilir, - Firmasını tamamen kapatabilir, - Mevcut yapıyı koruyarak bazı faaliyetlerini kayıt dıģına itebilir. KüreselleĢen dünyada ekonomik baģarının sırrı giriģimcilikle baģarılabilmektedir. GiriĢimcilik üretim, yatırım, ihracat ve iģgücünün kaynağıdır ve uluslar arası rekabet gücünün en önemli faktörüdür. GiriĢimciliğin geliģmesi için de devletin, vergi ve prim yüklerinde azaltma, bürokrasiyi en aza indirme ve çalıģma hayatını esnekleģtirmeye ihtiyacı vardır. Kayıtlı iģletmeler üzerindeki yükler attıkça, kayıt dıģı sektör ve kayıt dıģı istihdam geliģerek büyümektedir. 26 Yukarıda sıralanan bazı tepkiler basit tepkiler olarak görülebilir ama aslında tamamı firma için çok büyük sonuçlar doğuracak tepkilerdir. GiriĢimci buradaki hangi seçeneği seçerse 26 Muammer Kaya, Kayıt DıĢı Ekonomi ve Kayıt DıĢı Ġstihdam,

45 seçsin firmasının kaderini belirleyecektir. GiriĢimciyi bu denli bir riske sokan hatta firmasını kapattıran ise yüksek maliyetler ve onun temelinde vergi yükündeki artıģlar olacaktır. Çünkü yüksek maliyetler giriģimcinin elindeki sermayenin azalmasına neden olacak ve yatırımları azaltmak dahil bütün seçenekleri deneyecektir. Son seçenek olarak iģletmeyi kapatmak zorunda kalabilecektir. Dolayısıyla vergi yükündeki artıģlar bu sonuçlardan sonra dolaylı olarak vergi gelirlerinde azalıģa neden olabilecektir. Bunun tersine vergi yükündeki azalma, verginin tabana yayılmasına ve vergi gelirlerinde artıģa neden olarak ortaya daha olumlu sonuçları çıkarabilecektir Yüksek ĠĢgücü Maliyetleri Sosyal güvenlik pirimleri, sosyal amaçlı fon ödemeleri, iģ ve iģçi sağlığı ile ilgili yasal düzenlemeler, çevrenin korunması ile ilgili yasal düzenlemeler ve bunların sonucunda ortaya çıkan ek maliyetler, kredi kullanılacak fonların pahalı olması ve sermaye birikiminin yetersiz olması iģletmenin maliyetlerini artırmaktadır. Buna karģılık özellikle ekonomilerin daraldığı ve karlılık oranlarının azaldığı günümüzde iģverenler için ve ek iģçi istihdamı ağır ekonomik yükleri ile birlikte bir sıkıntı haline gelmektedir. ĠĢveren bu durumda ya iģçi çıkarmakta, ya iģçi istihdamını durdurmakta ya da iģçi istihdamı vazgeçilmez ise kayıt dıģı istihdam yoluna baģvurmaktadır. Bununla birlikte çalıģma yaģamında ortamın önemi de yüksektir. Kayıt dıģı çalıģmaya razı olanların ve kayıt dıģı istihdama meyilli iģverenlerin sayısının yüksek olduğu bir ortamda kayıt dıģı istihdam hızla yükselir. Genellikle az geliģmiģ veya geliģmekte olan ülkelerde bu ortam sıkça görülmektedir. Yine sıkça görülen bu durumun en önemli özelliği, istihdamın iģverene maliyetinin yüksek olmasıdır. Bu durumda iģveren, sigortasız ve vergisiz kaçak iģçi çalıģtırma Ģeklinde iģgücü çalıģtırma yoluna gitmekte tereddüt etmeyecektir. Bu arada iģsizlik ile kayıt dıģı ekonomi birbirini etkileyen iki unsur olmaktadır. ĠĢsizlik sonucu insanların her Ģartta çalıģmaya razı olma isteği kayıt dıģı ekonominin artmasına neden olmakta, aynı zamanda iģsizlik oranının artmasıyla da istihdam 27

46 hacmi azaldığından dolayı kayıt dıģı ekonominin de hacmi azalmaktadır. 27 Ağır vergisel yükler kayıt dıģılığı teģvik ederek daha fazla çalıģanı kayıt dıģına çektikçe, oluģan gelir kaybı, baģta sosyal güvenlik sistemi olmak üzere kamu finansmanını daha da güçleģtirmektedir. Bu güçlük karģısında otoritelerin ilk reaksiyonu ise, gelir kaybını telafi amacıyla, vergisel yükleri daha da artırmak yönünde olmakta, kayıtlılar üzerindeki bu yük artıģı ise kayıt dıģılığı daha da teģvik etmektedir. Böylece, birbirini izleyen benzer hamleler bir çeģit kısır döngüye yol açarak, sorunu çözmek yerine Ģiddetini daha da artırmaktadır. 28 Yüksek iģ gücü maliyetleri, kayıt dıģı istihdamın tek nedeni olmamakla birlikte geliģmekte olan ülkelerde, yeni istihdam yaratma olanaklarının sınırlı olması, çoğunlukla düģük eğitim seviyesine sahip ve kayıtlı sektörde istihdam edilemeyen iģgücünün piyasaya giriģ ve çıkıģın kolay olduğu, herhangi bir eğitim ya da uzmanlık gerektirmeyen, büyük miktarda sermayeye ihtiyaç duyulmayan, kurumsallaģmamıģ evde çalıģma, fason üretim, iģportacılık, simitçilik, pazarcılık, su satıcılığı gibi iģlerin yapıldığı informal sektörde istihdamına neden olmaktadır. 29 Ayrıca klasik diyebileceğimiz hizmet iliģkileri yanında uygulanmaya baģlanan yeni istihdam türleri, yapılan ekonomik faaliyetin kayıt dıģında kalmasında önemli bir neden oluģturmaktadır. ĠĢverenlere maliyeti düģürme imkanı sağlayan, zaman ve kapsamı önceden görülemeyen, otel, lokanta, hastane vb. iģyerlerinde kolaylıkla uygulanabilen kısmi süreli çalıģma türlerinden, çağrı üzerine çalıģma ile bilgisayar ve haberleģme teknolojilerindeki geliģmenin ortaya çıkardığı uzaktan çalıģma (telework) gibi istihdam türleri kayıt dıģı çalıģma ya da çalıģtırmaya yeni bir boyut getirmiģtir. 30 Elektronik ticaretin yaygınlaģması ile birlikte hem kayıt dıģı üretim hem de kayıt dıģı istihdamın farklı boyutları ortaya çıkmakta, gün geçtikçe de hacmini artırmaktadır. 27 Hakan ÇetintaĢ, Hasan Vergil, Türkiye'de KayıtdıĢı Ekonominin Tahmini, DoğuĢ Üniversitesi Dergisi, Cilt.4, Sayı.l, Yüksel Karaca, Türkiye de Ġstihdam Üzerindeki Vergi Yükü, Vergi Sorunları Dergisi, ġubat 2006, s T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s A.g.e., s.52 28

47 Vergiye KarĢı Direnç Vergiye karģı direnç aslında birkaç faktörden birden kaynaklanmaktadır. Direncin sadece vergi yükü ile ilgili olmamakla birlikte yine en önemli nedenlerinden biri ağır vergi yüküdür. Bundan dolayı vergi yükü baģlığının altında incelenmektedir. Günümüzde iktisat teorisinin, bireyi rasyonel davranan ve bunun sonucunda da refahını azamileģtirme çabası içinde bir varlık olarak ele aldığı göz önüne alınırsa, birey refahını azamileģtirmek için her yola baģvurabileceği dikkate alınabilir. Bu durumda birey, refahını yükseltmek için her zaman vergiye karģı direnç gösteren bir varlık haline dönüģecektir. Rasyonel tercihler (rational choice) teorisinin temelini homo economicus insan modeli oluģturur. Buna göre, insan doğası gereği faydasını maksimize, içsel maliyetlerini ise minimize edecek karar ve tercihleri benimser. Bu çerçevede bireyler imkanlar dahilinde az vergi ödemeyi ya da hiç ödememeyi tercih edecek tutum ve davranıģları yeğler. Bu temel yaklaģım literatürde Allingham & Sandmo (1972) modeli 31 caydırma modeli (deterrence model) ya da beklenen fayda teorisi (expected utility theory) 32 olarak da adlandırılmaktadır. Rasyonel tercih modeline göre vergiye gönüllü uyumu (voluntary compliance) belirleyen baģlıca etkenler yakalanma ve cezalandırılma riskinin büyüklüğü, korku gibi etkenlerdir. 33 Bu görüģe göre vergi, bireyler tarafından genelde hoģ karģılanmayan bir külfet tir. Bu nedenle bireylerin -en azından bir kısmının- her zaman vergiye karģı doğal bir tepki içerisinde olacaklarını söylemek mümkündür. Vergiler, nihayetinde bireyin kullanılabilir gelir ya da servetinin azalması sonucunu doğurur. Bu nedenle, bireylerin vergi ödemekten kaçınmak istemelerini insanın doğasına uygun bir 31 Konu ile ilgili olarak bkz: J. Alm,; G. H. McClelland, & W. D. Schulze, Why Do People Pay Taxes?, Journal of Public Economics, Vol. 48, 1992; B. S. Frey, & L. P. Feld, Deterrence and Morale in Taxation: An Emprical Analysis, CESifo Working Paper, No.760, 2002; M. Graetz, & L. Wilde, The Economics of Tax Compliance: Facts and Fantasy, National Tax Journal, vol. 38(3), Beklenen Fayda Teorisi (Expected Utility Theory) kavramı ve model hakkında bkz: S. Dhami, & A. Nowaihi, Why People Pay Taxes? Prospect Theory Versus Expected Utility Theory, University of Leicester, Working Paper, No. 05/23, CoĢkun Can Aktan, Vergi Psikolojisinin Temelleri ve Vergi Ahlakı,

48 reaksiyon olarak değerlendirmek gerekir. Bu Ģekildeki bir doğal tepki hareketi, bilinçli bir vergi ödememe ya da vergiden kaçınma eylemine dönüģebilir. Hatta daha da ileri bir aģamada bireylerin sivil itaatsizlik içerisinde olmaları ve vergiye karģı aktif direniģ göstermeleri de gündeme gelebilir. 34 Yapılan araģtırmalar 35 durumun böyle olmadığını ve vergideki indirimlerin, kiģilerin kayıt dıģından kayıt içine yönelmelerine neden olduğunu ortaya koymaktadır. Rasyonel tercihler yaklaģımının her zaman geçerli olmadığına dair baģka bir düģünce ise insanların milli ve manevi düģünceleri ve buna göre Ģekillendirdikleri hayat tarzlarıdır. Bireylerin milli ve manevi duyguları çok önemlidir. Zaten yukarıda bahsedilen ve vergi yükündeki azalıģların kayıtlılık oranını artırması, kiģilerin kayıtlı olma isteğinin yüksek olduğunu göstermektedir. Literatürde tutumsal model (attitudinal modeli) veya ahlaki duygular teorisi (the theory of moral sentiments) olarak da bilinen yaklaģıma göre bireylerin vergi ödeme (ödememe) tercihlerini belirleyen tek etken bireysel çıkar ve bireysel fayda fonksiyonunu maksimize etmek değildir. Bireylerin vergi ödeme(me) konusundaki tutum ve davranıģlarını belirleyen etkenlerin baģında psikolojik algılama gelmektedir. Tutumsal model veya ahlaki duygular teorisi konuyu sadece psikoloji ve etik çerçevesinde ele alan bir yaklaģım olarak değerlendirilebilir. 36 Tek baģına rasyonellik veya tek baģına ahlaki duygular çok fazla anlam ifade etmemektedir. Dikkat edilmesi gereken en önemli konu, önceki baģlıklarda belirtildiği gibi vergilerin mükelleflerin kaldırabileceğinden yüksek olup olmamasıdır. Bunun diğer bir ifade Ģekli ise vergi konusunda uzlaģmadır. Bir ekonomide vergilerin, vergi kuramına, genel kabul görmüģ kurallara uygun olarak kullanılmaması, ekonomide tahripkar sonuçlara yol açabilmektedir. Bu durum sadece ekonomik büyüme üzerinde değil; aynı zamanda sosyal yapı üzerinde de olumsuzluklara neden olabilmektedir. HerĢeyden önce toplumda gelir dağılımı bozulmakta ve vergilerin ekonomiye hizmet olarak geri dönmemesi istihdam yaratılmasına engel olmaktadır. Bununla birlikte, etkin olmayan vergileme; sosyal 34 Sarılı, a.g.m., s Ay, Köse, Sugözü, a.g.m., s Aktan, a.g.m., s.1 30

49 dengeyi bozarak, bireylerin vergi psikolojisini etkilemekte ve vergiye karģı direnci arttırmaktadır. 37 Son yıllarda dünyada ve Türkiye de kayıt dıģı ekonominin payının yükselmesinde vergiye karģı direncin artmasının da etkisi bulunmaktadır. 38 Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda bunun nedenlerinin doğru teģhis edilmesi ve buna göre tedbirler alınması önemlidir. Vergi konusunda uzlaģmanın sağlanamamıģ olması durumunda vergiye karģı koymanın farklı biçimlerde ortaya çıktığı görülmektedir. Bunlar dört grupta toplanabilir Bireysel olarak ya da topluca kamu gücüne karģı baskı yapılabilir. Örneğin bir verginin kabulü sırasında parlemento üzerinde veya vergilendirme iģlemleri ile ilgili olarak mali idare üzerinde baskı yapılabilir ki, bu her zaman suç niteliğinde değildir, - Hukuksal yollarla daha az vergi ödenmesi Ģeklinde olabilir (vergiden kaçınma), - Doğrudan doğruya vergi kanunlarına ve mali idarenin uygulamalarına karģı gelinebilir (vergi kaçakçılığı), - Ayaklanmaya yakın bir biçimde vergiye karģı koyma olabilir, Bütün bunların yanında vergiye karģı koyma yolları, zamana, ekonomik ve sosyal sınıflara göre değiģik biçimlerde olabilir. Örneğin büyük sanayici ve iģ adamları hukuksal yollardan yararlanarak vergiden kaçınma yolunu yeğledikleri halde, küçük ve orta ölçekli iģletmeler doğrudan vergi kaçakçılığına baģvururlar Oktay Güvemli, Ġç Borçların YanlıĢ Yönetiminin Ekonomik ve Sosyal YaĢamdaki Tahribatı Nereye Kadar Devam Edecek?, Muhasebe ve Finansman Dergisi, Sayı.19, 2003, s Ülker ToptaĢ, Kayıt DıĢı Ekonominin Nedenleri, TES-AR Yay. No:26, Ankara 1998, s Aydemir, a.g.e., s Yusuf KıldiĢ, KayıtdıĢı Ekonominin Ulusal-Uluslararası Boyutu ve Çözüm Önerileri, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt:2, Sayı:2,

50 Enflasyon Fiyatlar genel seviyesinde meydana gelen devamlı bir yükselme Ģeklinde kendini gösteren enflasyon, birçok sosyal, siyasal ve ekonomik sorunlara ana kaynak teģkil ettiği gibi iģletmelerin temel göstergeleri olan mali tabloları da homojen bir yapıdan uzaklaģtırarak aritmetik mantığa ters ve anlamsız bir rakam yığını haline getirmektedir. Bu durum ise bir taraftan iģletmelerin geleceğe yönelik plan ve program yapmalarını zorlaģtırırken diğer taraftan da ĢiĢirilmiĢ fiktif kazançlar üzerinden devlete enflasyon vergisi vermeye neden olmaktadır. 41 Enflasyonun artan oranlı tarife yapısına dayalı gelir vergisi üzerindeki birinci etkisi, artan oranlı tarife üzerinde yer alan ve belirli miktarlara göre ayarlanmıģ bulunan gelir dilimlerinin nominal gelir artıģı karģısında baģlangıçtaki etkinliğini yitirerek adeta düz oranlı bir tarifeye dönüģmesi Ģeklinde kendisini göstermektedir. Gerçekten, reel gelire nazaran nominal gelirin enflasyon nedeniyle hızla artması, özellikle düģük gelir gruplarının marjinal vergi oranlarını hızla arttırırken, gelirin belli bir miktarın üzerine çıkmasından sonra artan oranlılık etkisi ortadan kalkmakta ve tarife düz oranlı bir yapıya kavuģmaktadır. 42 Bir yandan belirli bir gelir diliminden sonra oranın sabitlenmesi diğer yandan da enflasyon nedeniyle artmıģ görünen gelir üzerinden, dilimler arası gelir farkına bağlı olarak ödenen vergi düģük ve orta gelir grupları için açıkça bir servet vergisi niteliği taģımaktadır. 43 Ayrıca nominal miktarlar olarak belirlenen istisna ve indirimlerin zaman içinde enflasyondan dolayı erimeleri nedeniyle vergi dıģı kalması gereken gelir gruplarının vergilendirilmesine ya da mevcut vergi yükünün artmasına neden olmaktadır. 44 Vergi sistemine iliģkin ortalama gecikme süreleri hesaplandığında, vergilerin fiyat esnekliği bire eģit olduğu varsayımı altında, bir liralık bir vergi gelirinin reel 41 Mehmet Yüce, Enflasyon Muhasebesi ve Bu Bağlamda Türk Vergi Sisteminde Yer Alan Düzenlemeler, Mevzuat Dergisi, Yıl:2, Sayı:6, Haziran A.g.m., s.1 43 Mualla Öncel, Enflasyon Ve Vergilendirme, Ankara Üniversitesi. Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt.44, Sayı. 1-4, 1995, s Engin Öner, Vergi - Enflasyon ĠliĢkisi Ve Enflasyon Vergisi (1-2), Atatürk Üniversitesi ĠĠBF Dergisi, Cilt. 10, Sayı. 3-4, 1994, s.89; Öncel, a.g.e., s

51 değeri üzerinde farklı gecikme ve enflasyon oranlarının yapacağı etki Ģöyle formüle edilebilir: 45 R=1/(1+P) n (1) Burada; R= Vergiyi doğuran olayın meydana geldiği dönemin fiyatlarıyla ifade edilen 1 liralık verginin tahsil edildiği dönemdeki reel değeri, P= Aylık enflasyon oranı, n=ay olarak kabul edilen gecikme süresini ifade eder. Söz konusu formül, verginin reel değerinin enflasyon oranı ve gecikme süresi ile ters orantılı olduğunu göstermektedir. Bu formülden yararlanarak, farklı enflasyon oranları ile gecikme sürelerine göre ve fiyat esnekliğinin birim olduğu varsayımı altında vergi gelirlerinin reel değerinde meydana gelen azalma aģağıdaki tabloda gösterilmektedir. Tablo 3. Vergi Ödemelerindeki Gecikme ve Enflasyon Oranının Reel Vergi Değeri Üzerindeki Etkisi Aylık enflasyon oranları Vergi Ödemelerindeki Aylık Gecikme Kaynak: Vito Tanzi; Public Finance in Developing Countries, England, Edward Edgar Pub. Ltd., 1991, s Vito Tanzi; Public Finance in Developing Countries, England, Edward Edgar Pub. Ltd., 1991, s.106,127; Vito Tanzi, The Impact of Macroeconomic Policies on the Level of Taxation (and the Fiscal Balance) in Developing Contries, IMF staff papers; Vol:36 (3), September, 1989, s

52 Anılan tablonun dikey sütununda aylık enflasyon oranları, yatay sütununda da 0 dan baģlayarak 12 aya varan gecikmelerle vergi toplandığı varsayımı altındaki gecikmeler yer almakta; veri olan bir enflasyon oranında, 0 dan 12 aya kadar değiģen gecikme süresi boyunca, gelir üzerinden alınan vergilerin hasılatının reel değerindeki değiģikliği (azalmayı) göstermektedir. Eğer enflasyon oranı sıfır olursa, toplanan paranın reel değeri zaman içinde değiģmemek kaydıyla, vergilerin değerinde bir düģme olmayacaktır. Fakat, sıfır enflasyonda bile vergi mükellefinin verginin ertelemesinden doğan bazı avantajları elde etmesi söz konusudur. Makro açıdan bakıldığında, enflasyonun vergi sistemi üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkileri söz konusudur. Olumlu etkisi, vergi gelirlerinde enflasyon ile birlikte artıģ göstermesidir. Olumsuz yönü ise, verginin tahakkuk ile tahsil süreci arasında uzun bir sürenin geçmesi nedeniyle verginin reel değerini yitirmesi ve Hazine nin bundan zarar görmesidir. Böylece, monetizasyon, hükümete enflasyon vergisi yoluyla gelir sağlarken, öbür yönüyle de, reel vergi gelirlerini azaltarak mali açık düzeyini finanse etme iģlevini büyük ölçüde yitirmektedir. Hatta bu iki etkinin büyüklüğüne göre yapılan kıyaslamada, bir çok kere kamu kesimi açığının büyümesine neden olduğu görülmektedir. Böylece, açıkların Merkez Bankası kaynaklarından karģılanması enflasyon- kamu açığı döngüsünü yaratacaktır. Diğer taraftan, enflasyon oranı artıkça nominal faiz oranlarının yükselmesi dolayısıyla, faiz ödemeleri ve bütçe açıkları süreğenleģecektir. 46 Sonuçta bu kısır döngü içerisinde aslında resmi olarak kayıtlarda yer almayan farklı ve gizli bir vergi türü ortaya çıkacaktır Ekonomik Ġstikrarsızlık ve Krizler Daha çok az geliģmiģ ve geliģmekte olan ülkelerde meydana gelen ekonomik istikrarsızlık ve krizler, iģletmelerin ekonomik gücünü sarsıntıya uğratarak yatırımlarını ve maliyetlerini ve dolayısıyla üretimlerini azaltmalarına sebep olmaktadır. Bunları yaparken de kayıt dıģı faaliyetlere yönelmek veya kayıt dıģı faaliyetleri artırmak seçenekleri ile karģılaģabileceklerdir. ĠĢletmelerin bu 46 Yüce, a.g.m., s.1 34

53 seçeneklerle karģı karģı kaldıklarında ve baģka seçenekleri kalmadığında kriz döneminde denetimlerin de etkisini yitirdiği göz önünde bulundurulursa, kayıt dıģına yönelmeleri veya kayıt dıģı faaliyetlerini artırmaları büyük bir olasılık halini alacaktır. Ekonomik sorunların en önemlilerinden biri olan iģsizlik de kayıt dıģı istihdamı körükleyen etkenlerden biridir. Hem çalıģan hem de iģveren açısından kayıt dıģı çalıģma veya çalıģtırma son bir umut gibi görülebilir. Böylece kayıtlı olarak elde edemedikleri fırsatlara belki de kayıt dıģı olarak kavuģmuģ olacağını düģünen iģsiz kimseler, bütün sosyal güvenceleri bir kenara iterek kayıt dıģı çalıģmayı kabul edebileceklerdir. Bütün bunların dıģında ekonomik olarak yeterli ücret alamadıklarını düģünen çalıģanlar ise ikinci bir iģ yapma yoluna gidebilirler. Bu durumda ikinci iģi kayıt dıģı yaparak ek gelir elde etmek isteyeceklerdir. Özellikle böyle bir ekonomide emeklilerin baģvurduğu yol kayıt dıģı istihdamdır. Amaçları ise genellikle ikinci bir iģte çalıģarak, açlıktan veya yoksulluktan kurtulmaktır. Bunun dıģında daha yüksek gelir elde etme gayesiyle de ikinci iģ tercih edilebilir. Sonuçta kayıt dıģına yönelten en önemli neden ekonomik olarak düģük düzeyde gelir elde etme düģüncesidir Küçük ĠĢletmelerin Yaygınlığı ve KurumsallaĢma Sorunu Küçük iģletmelerin yaygınlığı denetlemeyi zorlaģtırdığı gibi, bu iģletmelerin pek çok yasal düzenlemelerin dıģında kalmalarına da neden olmaktadır. Bazı vergiler, iģ, sosyal güvenlik vb. konularla ilgili yasalar genellikle belli bir büyüklüğün altındaki iģletmeleri kapsamamasına rağmen, kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerin daha çok küçük iģletmelerde meydana gelmesi söz konusu iģletmelerin yeterince kurumsallaģmamıģ olmasından da kaynaklanmaktadır. En önemli nedenlerin baģında ağır vergi yükü gelmesine rağmen, kurumsallaģmanın olmamasının da kayıt dıģı ekonomiyi artırıcı bir etki olduğu reddedilemez bir gerçektir. Küçük ölçekli iģletmelerin kayıt ve muhasebe teknikleri zayıftır. Kayıtları resmi anlamda kanuna uygun görülmekle birlikte hiçbir mali ya da teknik analize 35

54 imkan vermemektedir. Küçük ölçekli iģletmelerin bilançolarına bakıldığında genel olarak kayıtlı sermayelerinin oldukça düģük olduğu ve iģletme faaliyetleri için daha çok cari hesapların kullanıldığı gözlemlemektedir. ġirketlerin bir kısmı resmi anlamda sermaye Ģirketi görüntüsü verse de henüz tam anlamı ile bir hükmi Ģahsiyet kazanmamıģlardır. Firmaların bulunduklan sektörlere ve büyüklüklerine göre oranı değiģmekle birlikte faaliyetlerinden bir kısmı kayıt dıģı yürütülmektedir. Özellikle bazı sektörlerde yatırım kararı alan müteģebbüslerin maliyet ve karlılık analizleri sırasında vergi maliyetini hiç hesaplamadıkları ya da çok küçük bir gider kalemi olarak değerlendirdikleri ortaya çıkmaktadır. 47 Dolayısıyla bu tür iģletmeler için kayıt dıģı faaliyet göstermek oldukça kolaydır yılında yapılan bir araģtırmada 48 kayıt dıģı istihdamın ve ekonominin büyümesinde kurumlaģmıģ iģletmelerin azlığı ile küçük ve orta boy iģletmelerin fazla olmasının önemli rol oynadığı ortaya çıkmaktadır. Yine aynı araģtırmada özellikle büyük ölçekli iģletmelerin, iģgücü maliyetlerini düģürmek amacıyla üretimin belirli aģamalarında fason üretim yaptığı ya da üretimde taģeron firmaları devreye soktuğu belirtilerek, fason üretim yapan iģyerleri ile taģeron iģyerlerinde kayıt dıģı istihdamın daha çok olduğu ifade edilmektedir. Burada çok ilginç bir durum ortaya çıkmaktadır. KurumsallaĢmıĢ büyük firmalar fason üretim yaptırmak için küçük firmaları kullanmaktadırlar. Bunun sebebi de yukarıda belirttiğimiz nedenlerden dolayı küçük firmaların kayıt dıģı faaliyetleri daha kolay gerçekleģtirmesi ve maliyetlerinin daha düģük seviyede olmasıdır. 47 Ġsmail Çiloğlu, Kayıt DıĢı Ekonominin ĠĢleyiĢi ve Kamu Bütçesine Etkisi, Hazine Dergisi, Sayı. 11, 1998, s Türk-ĠĢ AraĢtırması, Hürriyet Gazetesi,

55 Tarım Sektörünün Ağırlığı Bir ülkenin sahip olduğu ekonomik sistem ve buna bağlı yapısal özellikler kayıt dıģılığa uygun bir zemin oluģturabilir. Türkiye ekonomisinin özellikle istihdam açısından tarım ve hizmetler sektörüne dayalı, tüm sektörlerde küçük iģletmelerin yaygın olan yapısı kayıt dıģılığa ortam hazırlayan önemli faktörlerden biridir. Tarım ve hizmetler sektörü, izlenme ve denetlenmelerinin zor olması nedeniyle kayıt dıģılığa daha elveriģli sektörlerdir Elektronik Ticaretin YaygınlaĢması Ġnternetin bir sahibi yoktur. Bazı küçük denetimler dıģında herhangi bir sınırlama da yoktur (Gerçi bazı ülkelerde istisnai olarak bazı sitelere bağlanmak ve incelemek yasaktır). E-ticarete üretici olarak dahil olmak için, birkaç formalite dıģında, izin alınması gereken bir merci ya da kurum yoktur. Bu nedenle büyük paraların döndüğü sanal ticaret, normalüstü tepkimeler ve suiistimallerle ekonomik düzenin bozulmasına ve kontrolün zorlaģmasına neden olabilir. 50 Bunun sonucunda da elektronik ticarette kayıtlı ekonomiden uzaklaģmak kolaylaģmaktadır Ġdari ve Hukuki Nedenler Kayıt dıģı ekonominin boyutunu artıran faktörlerden bir bölümü de idari ve hukuki nedenlerdir. Bu nedenler aģağıda baģlıklar halinde incelenecektir KarmaĢık Mevzuat ve Sık Yapılan Düzenlemeler Ġktisadın tarihine bakıldığı zaman ilk ve en önemli meselelerden biri olarak incelenen vergi konusunda bazı esaslar ortaya konduğu ve vergilendirmenin temelinin bu esaslar üzerine atılması gerektiği ifade edilmektedir. Örneğin Adam Smith in 1776 yılında yazdığı, iktisadın temelini atan Milletlerin Zenginliği kitabının 49 T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s.3 50 Göktürk Özdoğan, Elektronik Ticaret ve Sosyo-Ekonomik Etkileri,

56 son cildinde vergileme ile ilgili bazı prensipler açıklanmıģtır. Bunlardan bir tanesi de vergide kesinlik ilkesidir. Bu ilkeye göre mükellef ödeyeceği verginin miktarını, zamanını ve ödeme Ģeklini daha önceden bilmesi gerektiği esaslarıdır. Bu esaslar üzerine temellendirilecek vergi sisteminin daha uygulanabilir olacağı vurgulanmaktadır. Vergi sisteminin basitlik, açıklık ve kolay anlaģılabilirlik ilkelerinden uzaklaģarak karmaģık bir hale dönüģmesi vergi dıģı piyasa ekonomisinin de geniģlemesi sonucunu doğurur. 51 Ülkede uygulanan vergi mevzuatı, ülkenin ekonomik, sosyal, mali ihtiyaçlarına cevap veremiyorsa, sade, kolay anlaģılır bir yapıda değilse, sürekli değiģtirme ihtiyacı gösteriyorsa ve istikrarlı bir yapı arz etmiyorsa vergi kaçağı artar. Dolayısıyla vergilendirmede basitlik ilkesi çok büyük önem taģımaktadır. Vergilerin basit olması, hem vergi idaresinin hem de vergi mükelleflerinin iģini kolaylaģtırmaktadır. 52 Bazı yazarlar yaptıkları araģtırmalarda bir çok geliģmekte olan ve geçiģ ekonomilerinde aģırı düzenleme ve yolsuzlukların, kayıt dıģı ekonomiyi, yüksek marjinal vergi oranlarından daha çok teģvik ettiklerini bulmuģlardır. Örneğin Soto ya göre kayıt dıģı ekonomi, düzenlemelerin çok sayıda ve çok katı olmasından dolayı büyümektedir. 53 Hem idari regülasyonlar, hem de vergi ile ilgili regülasyonlar ekonomik birimler üzerinde ek bir yük oluģturmaktadır. Örneğin, yeni bir iģyeri açılması yönündeki kamusal regülasyonlar, (örneğin, bürokrasi ve kırtasiyecilik) çok fazla ise bu durumda ekonomik birimler faaliyetlerini ya vergi idaresinin bilgisi dıģında yürütmeyi yeğlemekte, veya vergi kaçakçılığına ve/veya vergiden kaçınmaya yönelmektedirler. Aynı Ģekilde, vergi sistemi basitlik, açıklık, belirlilik-kesinlik, istikrar gibi temel ilkelerden ne kadar uzaklaģmıģsa, o zaman vergi yükümlüleri vergi dıģı piyasa ekonomisinde faaliyetlerini sürdürmeye yönelmektedirler. 54 Bu ilkelerden uzaklaģınca ortaya çıkan diğer bir konu da vergilerin dağınıklığıdır. 51 Aktan, a.g.e., s T.C. ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Kayıt DıĢı Ġstihdam ve Yabancı Kaçak ĠĢçi Ġstihdamı, Genel Yayın No: 116, Ankara, Ağustos 2004, s M. Debare Germanangue, A Hidden Enemy, Unesco Courier, 49 (6), 1996, s Aktan, a.g.e., s.1 38

57 Vergilerin dağınıklığı birçok problemi de beraberinde getirmektedir. Vergi türünün ve sayısının fazlalığı mükellefler arasındaki bireysel vergi yükündeki dağılımı olumsuz etkilemekte ve çifte vergilendirmeye yol açabilmektedir. Ayrıca, bu dağınıklık vatandaģlar nezdinde vergileri anlaģılamaz hale getirmekte, vergi ödeme istekliliğini (tax compliance) azaltarak vergiye muhalefeti artırmaktadır. Vergi mevzuatının karmaģıklığının vergi iģlemleri konusunda uzman kiģilerden faydalanma zorunluluğu doğurması, vergi mükellefleri için ek maliyetlere yol açmaktadır. 55 OECD Raporuna göre, üreticilerin kayıt dıģında kalmasının sebebi ekonomiktir. Kayıt içine geçmenin maliyetinin, sağladığı yarardan daha büyük olmasıdır. Yani kayıt dıģı aslında teģvik edilmektedir. Rapordan küçük bir alıntı yapalım. Vergilerle, sosyal güvenlikle, emek ve ürün piyasaları ile ilgili düzenlemeler çok maliyetlidir ve sık değiģtirilmenin belirsizliğini taģırlar. Bu durum çok sayıda iģletmenin ve çalıģanların çoğunluğunun kayıt dıģını tercih etmesine yol açmaktadır. Belli ki, kayıt içine terfi etmenin külfetleri yararlarından daha fazladır. 56 Durum böyle olunca kayıt dıģı ile mücadele daha da zorlaģmaktadır Vergi Afları ve Muafiyetler Mali aflar, vergi ile ilgili yükümlülüklerini zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirmemiģ olan vergi yükümlüleri için yasalarda öngörülmüģ olan cezaların kısmen ve/veya tamamen kaldırılmasına olanak sağlayan giriģimlerdir. Mali aflara çok sık olarak baģvurulan vergi sistemlerinde, vergi yükümlülerinin af beklentisi içerisinde kalarak vergi ile ilgili ödev ve sorumluluklarını yerine getirmeme eğilimi içerisinde olmaları ya da vergi dıģı piyasa ekonomisinde faaliyette bulunuyorlarsa bu faaliyetlerini sürdürmeleri sözkonusu olabilir. Buna karģın mali afların anayasa ve/veya yasalarda yasaklanmıģ olduğu ya da teamül olarak mali aflara yer verilmeyen ülkelerde ise vergi yükümlülerinin vergi ile ilgili görev ve 55 T.C. BaĢbakanlık DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı, Vergi Politikalarının Üretim ve Ġhracata Etkileri, T.C. BaĢbakanlık DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı Yayınları, Sayı:11, Temmuz Asaf SavaĢ Akat, KayıtdıĢı Ekonomi Tuzağı, Vatan Gazetesi,

58 sorumluluklarını yerine getirme konusunda daha fazla gayret içerisinde olacakları söylenebilir. 57 Vergi aflarının diğer olumsuz bir etkisi de vergilendirmede adalet ilkesinde görülmektedir. Vergisini zamanında ödeyen mükellefler, vergisini ödemeyip cezalı duruma düģen fakat sonrada bu cezaları affedilen mükellefleri gördüklerinde, gelecek vergilendirme dönemlerinde ödemeleri gereken vergiyi ödememe yollarını aramaktadırlar. Özellikle vergi yükünün ağır olduğu ekonomilerde bu olgu daha fazla kendini göstermektedir. Çünkü ekonomik sıkıntılarla karģı karģı karģıya kalma pahasına vergisini zamanında ödeyen kurumlar, vergi afları sonucu devletine küskün bir hale gelebilmektedir. Vergi sistemlerinde çeģitli ekonomik ve sosyal nedenlerle bir kısım vergi mükellefleri vergi dıģında bırakılmak istenebilir. Bunun yanı sıra, bazı faaliyetler ve iģlemler de vergi konusu dıģında tutulabilir. Vergi hukuku terminolojisinde istisna ve muafiyet olarak adlandırılan bu vergi imtiyazlarına vergi sistemlerinde yer verilmesi her ne kadar çeģitli nedenlerle (ekonomik kalkınma amacı, bölgesel kalkınmayı destekleme, yatırımları teģvik, ihracatı teģvik vs.) gerekli görülürse de, bu tür imtiyazlara açık bir vergi sisteminin zaman içinde asıl amacından sapma tehlikesi de her zaman mevcuttur. 58 Vergi muafiyetleri ve istisnalarının teģvik amaçlı olmasına rağmen, adalet ilkesini zedeleyebilmektedir. Özellikle bölgesel teģvikler, teģvik dıģı kalan bölgelerdeki iģletmelerin iktisadi faaliyetlerini bu bölgelere kaydırmalarına neden olmaktadır. Bunu baģaramayan veya baģarsa da ek mali külfetleri daha fazla olan iģletmeler ise duruma isyan etmektedir. Sonuçta son durum kayıt dıģına teģvik anlamına sahip olabilmektedir. Dolayısıyla vergi muafiyetleri ve teģviklerin olumsuz sonuçlarının en aza indirilmesi için gerekli tedbirler alınmadığı takdirde, yapılan muafiyet, istisnalar veya teģvikler kayıtlılığa ve geliģmeye değil kayıt dıģına teģvik anlamı taģıyacaktır. 57 Aktan, a.g.e., s A.g.e., s.12 40

59 Yolsuzluk ve RüĢvet Bilimsel bağlantısının kesin olarak bilinmemesine rağmen kayıt dıģı ekonomi rüģvetin bir sonucu olarak kabul edilmektedir. RüĢvet arttıkça kayıt dıģı artmaktadır. Kayıt dıģı ekonomi; bürokrasideki katılığın az olduğu, Ģirketlerin özgürce giriģimde bulunabilecekleri ortamda daha az yaygınlaģmaktadır. Devlet yardımlarının sağlandığı, istikrarlı koģulların olduğu, düģük vergilerin ve kesintilerin olduğu ülkelerde de kayıt dıģı daha az orandadır. Bu nedenlerle kayıt dıģı ekonomi, ekonomik özgürlük ve devletin adil ve destekleyici giriģimleri (devlet kurumlarının kalitesi olarak ifade edilmiģtir) ile ters orantılıdır. 59 Yine kayıt dıģı ekonomi aģağıdaki tabloda görüldüğü gibi rüģvet ile de doğru orantılıdır. ġekil 2. RüĢvet düzeyleri ve Kayıt DıĢı Ekonomi ile Arasındaki ĠliĢki Kayıt DıĢı Ekonomi (GSMH ya Oranı) Rusya Letonya Estonya Bulgaristan Litvanya Romanya Slovenya Polonya Macaristan Slovakya RüĢvet Yoğunluk Endeksi Yolsuzluklar ile kayıt dıģı ekonomi arasındaki iliģki konusunda ise az sayıda araģtırma söz konusudur. Johnson ve diğerlerinin (1998) aralarında bazı Latin Amerika ülkeleri, bazı OECD Ülkeleri ve bazı geçiģ ülkeleri için yaptığı hesaplamalarına göre, yolsuzluk düzeyleriyle kayıt dıģı ekonomi arasında anlamlı bir iliģki tespit edilmiģtir. Buna göre söz konusu ülkelerdeki yolsuzluk düzeylerinde 59 Dilek KURT, Yeni AB ve, MESS ĠĢveren Gazetesi, Ağustos

60 görülen bir puanlık iyileģme diğer değiģkenler sabit kalmak koģuluyla kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerin düzeyinde %8-11 lik bir azalıģa neden olmaktadır. Benzeri çalıģmalar da farklı oranlarda fakat benzeri sonuçlara ulaģmıģlardır. Dolayısıyla yolsuzluk düzeyleri ile kayıt dıģı ekonomi arasında birbirini etkileyen fakat ağırlıklı olarak yolsuzluktan kayıt dıģına doğru bir nedenselliği teģvik eden sonuçlar söz konusudur. Bu boyutuyla bakıldığında ise kayıt dıģı ekonomi ile yolsuzluk olgusu birbirlerini tamamlayıcı yapılar olarak ifade edilebilir. Yani, diğer değiģkenler sabitken daha çok yolsuzluk, daha çok kayıt dıģı ekonomi anlamına gelmektedir. 60 Suç ekonomisi kapsamında yolsuzluk ve rüģvetin rolü, bir neden ve sonuç iliģkisi çerçevesinde değerlendirilebilmektedir. Yolsuzluk ve rüģvetin yaygınlaģması suç ekonomisine zemin hazırlayabildiği gibi, bu ekonomide faaliyet gösterenler de yolsuzluk ve rüģvetin artmasında önemli rol sahibi olabilmektedirler. 61 Böylece yukarıdaki doğru orantı her iki yönde de geçerli olabilmektedir Vergi Denetimleri Vergi mükelleflerinin vergi kaçakçılığı yapma düzeyini dört değiģken belirlemektedir. Bunlardan birincisi bir vergi denetimi geçirme ihtimali, ikincisi beyan dıģı kalan gelir sebebiyle ödenecek vergi cezasıdır. Üçüncü olarak mükelleflerin muhatap oldukları marjinal gelir vergisi oranı sayılabilir. Son sırada ise mükelleflerin risk alma eğilimi yatmaktadır. Mükellefler, yakalanma ihtimaline göre ödeyecekleri vergi cezası, tam beyan yapmaları halinde ödeyecekleri vergi miktarından daha düģükse, vergi kaçırma eğiliminde olacaklardır. Denetim geçirme ve ceza görme ihtimali yüksek ise vergi kaçakçılığı düzeyi düģecektir. 62 Bu faktörler, vergiden kaçınma veya vergi kaçırma düģüncesinde olan bireyler veya iģletmeler içindir. Yukarıda belirtildiği gibi bireylerin veya iģletmelerin rasyonel düģündüğünden yola çıkıldığında durum bu Ģekilde olabilmektedir. Tekrar belirtmek yerinde olacaktır ki kiģilerin en büyük denetimlerini yine sahip oldukları milli ve manevi duygular yapacaktır. DeğiĢkenler sıralanırken bu konuyu da unutmamak gerekmektedir. 60 Schneider, Enste, Hiding in the Shadows, IMF Economic Issues, No.30, March 2002, s T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s KıldiĢ,, a.g.m., s.1 42

61 Vergi denetimlerinin etkinliği ile vergi dıģı piyasa ekonomisi arasındaki iliģki de son derece önemlidir. Yoğun ve yaygın vergi denetimlerinin mevcut olması durumunda vergi yükümlüleri vergi ile ilgili ödev ve yükümlülüklerini zamanında ve doğru olarak yapmaya daha fazla özen gösterirler. Bunun tersinin sözkonusu olduğu durumlarda ise vergi kaçakçılığının azaltılması ya da tamamen ortadan kaldırılması güçleģir. Vergi denetimi yapan inceleme elemanlarının çok iyi eğitim almıģ olması, rüģvet ve benzeri yasadıģı eylemlerden uzak olması da son derece önem taģımaktadır. Vergi denetim elemanlarının görevlerini ihmal ya da suiistimal etmeleri, rüģvet almaları gibi suç teģkil eden eylem ve davranıģları, mutlaka ilgili yasalarda yer almalı ve bu konularda ağır cezalar öngörülmelidir. 63 Etkili denetimin olmaması, öncelikle, mükelleflerin vergi kaçırma niyetlerini uygulamaya koymalarında cesaretlendirici unsur olmaktadır. Ġkincisi; göstermelik denetim, vergi kaçağı ile mücadelenin baģarısızlığının önemli nedenlerinden biridir 64. Etkili denetim ise, Ģu koģulların birlikte var olması halinde olanaklıdır: Denetim elemanı sayısı, yeterli olmalıdır. Denetimden beklenen sonucun elde edilmesi, yalnızca denetim elemanı sayısına bağlı değildir. Ayrıca; denetimi gerçekleģtiren bu elemanların, iyi yetiģmiģ, mevzuata hakim, vergiyi doğuran olayı tüm yönleriyle kavrama yeteneğine ve olanağına sahip olmaları ve vergi yargısının içtihatlarını izleyebilmeleri de gereklidir. Denetim, ancak bu nitelikteki elemanlarla yapıldığında kendisinden beklenilen etkinliği sağlayabilir. 65 Vergi idaresinin vergi toplamadaki çabası ve kararlılığı da vergi dıģı piyasa ekonomisinin daraltılması yönünde etkili olur. Vergi toplama çabası az ise, vergi dıģı piyasa ekonomisinin geniģleme eğiliminde olabileceği söylenebilir. Bir ülkede vergi cezalarının caydırıcılık etkisi de son derece önem taģır. Eğer vergi yasalarında vergi ile ilgili ödev ve yükümlülerinin zamanında yerine getirilmemesinin müeyyideleri açık, anlaģılır ve adil olarak belirlenmiģse bu durumda vergi dıģı piyasa ekonomisine yönelme eğilimi kısmen azaltılmıģ olur. Bunun yanı sıra, vergi cezalarının adil olması kadar etkinliği de önem taģır. Buradaki 63 Aktan, a.g.e., s Selçuk TEKĠN, KayıtdıĢı Ekonomi ve Vergi Denetimi, Vergi Sorunları, Ekim 2003, s Turgut Candan, Yargı Kararları IĢığında Vergi Kayıp Ve Kaçaklarının Değerlendirilmesi, 19. Türkiye Maliye Sempozyumu, Antalya, Mayıs

62 etkinlik kavramı, vergi cezalarının, vergi yükümlülerinin vergi kaçakçılığına yönelme eğilimleri üzerindeki caydırıcılık gücünü ifade eder. Eğer vergi cezaları, iģlenen suça bağlı olarak çok düģükse, bu durumda vergi dıģı piyasa ekonomisi geniģler. Vergi cezalarının caydırıcılık gücü kadar adalet ve yargı sistemindeki etkinlik de vergi dıģı piyasa ekonomisi üzerinde son derece önemli rol oynar. Bir vergi sisteminde vergi cezalarının çok iyi Ģekilde düzenlenmiģ olması yetmez, aynı zamanda mevcut ceza yasalarının çok iyi uygulanması da gerekir. Yargı bağımsızlığının olmadığı, adalet ve yargı kurumlarının gerek fiziki, gerekse insan kaynakları yönünden yetersiz olduğu ülkelerde vergi sisteminin de etkin çalıģması beklenemez. Özetle, vergi dıģı piyasa ekonomisinin daraltılması, bir ülkedeki adalet ve yargı sistemi ile çok yakından ilgilidir Muhasebe ve MüĢavirlik Hizmetlerinin Yetersizliği Mükellefle vergi idaresi arasında köprü vazifesi gören muhasebeci ve mali müģavirler vergi kaybının önlenmesinde çok önemli bir role sahiptirler. Dolayısıyla vergi kaçakçılığının önlenmesinde muhasebecilik ve mali müģavirlik yapanlara çok büyük sorumluluklar düģmektedir. Burada en önemli problem ise bu hizmeti verenlerin, iģletme sahiplerinin baskısı altında kalarak giderleri yüksek gösterme vb. yöntemlerle kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerin bir aracısı haline gelmeleridir. Özellikle az geliģmiģ ve geliģmekte olan ülkelerde iģletme sahipleri muhasebecilerinin asıl fonksiyonunun kendilerini vergi yükümlülüğünden kurtarmak olduğuna kendilerini tam anlamıyla inandırdıkları gibi muhasebecilerin de kendilerini bu Ģekilde hissetmelerine sebep olmaktadırlar. Tabi burada yine denetim ön plana çıkmaktadır. Fakat denetim elemanlarının sayısındaki yetersizlik, devleti, baģka çözümler üretmeye yöneltmiģtir. Örneğin; yeminli mali müģavirlik müessesesi ihdas edilerek, kimi vergisel iģlemlerin gerçekleģmesi, bunların tasdik raporunun varlığı koģuluna 66 CoĢkun Can Aktan, a.g.e., s.14 44

63 bağlanmıģtır. 67 Böylece; mükelleflerin, sorumluluk taģıyan bu meslek grubu tarafından denetim altında tutulacağı düģünülmüģtür. Oysa; karģıt inceleme yetkileri olmadığından, 68 bu meslek grubunun mükelleflerin iģlemleri üzerindeki denetimi, biçimsel olmaktan öteye geçememiģtir. Dahası, oranının ne olduğu konusunda bilgimiz olmamakla birlikte, dava dosyalarında, kimi zaman, bunlar tarafından düzenlenen sahte tasdik raporları kullanılarak gerçekleģtirilen vergi kaçırma olaylarına da rastlanmaktadır. Kimi yeminli mali müģaviri, sahte rapor düzenleme konusunda, cesaretlendiren de, denetim elemanı ve denetim sayısındaki yetersizlik ve bunun sonucu olan, sahteliğin meydana çıkmayacağı konusundaki inançtır. 69 Bu konuda en önemli problemlerden biri de bu mesleği icra edenlerin nitelikleridir. Vergi ve muhasebe ile çok fazla ilgisi olmayan çeģitli meslek mensuplarının, mesleğin çekiciliği noktasından hareketle yapmıģ oldukları baskılar sonucu, bir uzmanlık niteliği gerektiren Yeminli Mali MüĢavirlik mesleğine kolayca geçebilmelerine olanak tanınmıģ olması, bu mesleği sıkıntıya düģürmeye baģlamıģtır Sayılı Yasanın çıkıģı sırasında ve daha sonradan, bu mesleklerin gelecekteki parlak yerini gören bazı kesimler ve meslek mensupları bu yasanın kapsamı içine girmeye çalıģmıģlardır 70. Sonuçta kayıt dıģı ekonomiye sebep olan diğer faktörlerin önlenmesinde önemli adımlar atılmadan tek baģına bu düzenleme çok yetersiz kalmakta, hatta istismar dahi edilebilmektedir. Bundan dolayı sistem tamamen bütün unsurları ile yeniden yapılandırılmalıdır Kurumlar Arası Koordinasyon Eksikliği ve Hantal Bürokrasi Kayıt dıģı ekonomiyi geniģleten bir diğer faktör o ülkedeki bürokrasinin yoğunluğu ve karmaģıklığıdır. Gerek sektöre giriģte, gerekse giriģten sonra harcanan zaman ve masraf kayıtlı sektörde kalmak için ek maliyete sebep olmaktadır. Ayrıca bürokraside kurumlararası koordinasyon eksikliğinin ve 67 Mehmet Tosuner, Vergi Kayıp ve Kaçakları Sorununa ĠliĢkin GörüĢ ve Öneriler, Vergi Sorunları, Sayı.85, Ekim 1995, s Dan.VDDGK., , E:1999/89, K:1999/439: Yeminli Mali MüĢavirlerin KarĢıt Ġnceleme Yetkilerinin Olmadığı Hk. 69 Candan, a.g.t. 70 Aydemir, Türkiye de KayıtdıĢı, a.g.e., s.67 45

64 kurumlararası rekabetin de de kayıt dıģı ekonominin artmasına sebep olduğu bilinmektedir. Kurum içerisinde bürokrasiye kurumlararasındaki koordinasyonsuzluk da eklenince bürokraside eģgüdüm de ortadan kalkmakta ve iģlemler tam bir çileye dönüģmektedir. Bu tür bürokrasi de yine en fazla azgeliģmiģ ve geliģmekte olan ülkelerde görülmektedir. Birçok çalıģma, bürokratik engellerin fazla olduğu ülkelerde kayıt dıģı ekonominin de yüksek olduğunu göstermektedir. Örneğin; geliģmiģ, geliģmekte ve geçiģ ekonomilerini içeren 84 ülkede, idari düzenleme indeksindeki (1-5 arasında) 1 puanlık bir artıģın, kayıt dıģı ekonomide %10 luk artıģla iliģkili olduğu görülmüģtür. Özellikle iģgücü piyasası düzenlemeleri, iģgücü maliyetleri ve çalıģanların teģviki üzerinde önemli etkiye sahiptir. Birçok OECD ülkesinde yüksek iģgücü maliyetleri, yüksek resmi iģsizlik oranlarının ve iģsiz birçok kiģiyi istihdam eden kayıt dıģı ekonominin eģ zamanlı olarak büyümesinin önemli bir nedenidir. 71 Özellikle iģgücü piyasası bürokratik engellerden etkilenirken diğer piyasalarda da durum farklı değildir. Ġkinci bölümde inceleneceği üzere kurumlararası koordinasyon ve bürokrasi azaltılmadan kayıt dıģı ekonominin azaltılması çabası yetersiz kalacaktır Hamiline Belge Düzenleme Kayıt dıģı ekonominin önemli nedenlerinden biri de belgelerin nama yazılı değil de hamiline yazılı olmasıdır. Hamiline yazılı belgeler kimin elinde ise o kiģiye ait sayılır. Dolayısıyla hamiline yazılı olan ve iktisadi değer taģıyan belgelerin iģletmeler arasında dolaģması kolaylaģmakta ve dolaģırken resmi kayıtların dıģında kalması kolaylaģmaktadır. Oysa nama yazılı belgenin mutlaka kayda geçmesi gerekecektir. Burada ilginç olan baģka bir durum daha vardır. Hamiline yazılılığın sadece çek veya senetlerle kalmayıp çok önemli sayılan bazı devlet borçlanma senetlerinde de geçerli olmasıdır. Bu belgelerin piyasada herhangi bir iģleme gerek kalmaksızın kolaylıkla dolaģabilmesi kayıt dıģı ekonomiyi artıran baģka bir neden olmaktadır. 71 T.C. ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, a.g.e., s

65 Ticaret hukukunda menkul kıymetlerle ilgili olarak benimsenmiģ bulunan hamilinelik müessesesi de, kayıt dıģı ekonomiye yol açması dolayısıyla, uzunca zamandır eleģtirilen bir konudur. Zira hamiline hisse senedinin, senedi ihraç etmiģ olan Ģirkete dahi bildirilmeksizin sadece teslim ile el değiģtirmesi, hamiline çekin beyaz ciro yolu ile ciro edilmesi, bu kıymetlerin meģru maliklerini saptama olanağını ortadan kaldırmaktadır. Özvarlığı belki trilyonları aģan Ģirketlerin malikleri veya alacak haklarının sahipleri bu yolla gizlenebilmektedir. Hamiline yazılı hisse senedi malikini, genel kurul toplantısına katılarak hazirun cetveli ne adını yazdırmaması halinde belirleme olanağı yoktur. Bu husus, hem hisse devri, hem de temettü vergilemesinde, öte yandan intikalde veraset vergisini hemen hemen yok etmektedir. Öte yandan faturasız satıģların karģılığının beyaz cirolu çeklerle ödenmesi ve bu çeklerin genellikle adressiz kiģilerce tahsilatının yapılması, kayıt dıģı ekonomin büyümesine yol açan baģlıca unsurladır. Hatta, bahis kuponlarının veya piyango biletlerinin hamilineliği dahi, bu alanda veraset ve intikal vergisi alınması olanağını ortadan kaldırmakta, vergiyi sadece stopaj yolu ile alınabilir kılmaktadır Sosyal ve Psikolojik Nedenler Vergi ahlakı (tax morale/tax ethics) vergi ödeme konusundaki içsel bir motivasyon olarak tanımlanmaktadır. 73 Buradaki içsel motivasyon (intrinsic motivation), dıģsal bir zorlama ve baskı olmaksızın gönüllü vergi ödemeye iģaret etmektedir. 74 Bireyler, vergiyi ya gönüllü olarak öderler (compliance) ya da yakalanma ve cezalandırılma riskini gözönüne alarak ödemezler (non-compliance). Literatürde vergiyi gönüllü olarak ödeme ya da ödememe konusunu açıklayan baģlıca iki teori bulunmaktadır: Rasyonel tercih yaklaģımı ve ahlaki duygular teorisi. Rasyonel tercihler (rational choice) teorisinin temelini homo economicus insan modeli 72 Doğrusöz, a.g.m., s Bilindiği kadarıyla vergi ahlakı konusunda Ġngilizce literatürde en kapsamlı araģtırmalar yayınlayan Benno Torgler'dir. Torgler'in doktora tezi vergi psikolojisi alanında ciddiyetle hazırlanmıģ çok değerli bir eserdir. Bkz. Torgler, B. "Tax Morale: Theory and Empirical Analysis of Tax Compliance", Dissertation, der Universitât Basel zur Erlangung der Würde eines Doktors der Staatswissenschaften.; Aktaran, Aktan, a.g.m., s.1 74 Ġçsel Motivasyon (Ġntrinsic Motivation) kavramı konusunda bkz: E. L. Deci, & R. M. Ryan, Instrinsic Motivation and Self-Determination in Human Behavior, New York: Plenum Pres,

66 oluģturur. Buna göre, insan doğası gereği faydasını maksimize, içsel maliyetlerini ise minimize edecek karar ve tercihleri benimser. Bu çerçevede bireyler imkanlar dahilinde az vergi ödemeyi ya da hiç ödememeyi tercih edecek tutum ve davranıģları yeğler. Bu temel yaklaģım literatürde Allingham & Sandmo (1972) modeli 75 caydırma modeli (deterrence model) ya da beklenen fayda teorisi (expected utility theory) 76 olarak da adlandırılmaktadır. Rasyonel tercih modeline göre vergiye gönüllü uyumu (voluntary compliance) belirleyen baģlıca etkenler yakalanma ve cezalandırılma riskinin büyüklüğü, korku gibi etkenlerdir. Literatürde tutumsal model (attitudinal modeli) veya ahlaki duygular teorisi (the theory of moral sentiments) olarak da bilinen yaklaģıma göre bireylerin vergi ödeme (ödememe) tercihlerini belirleyen tek etken bireysel çıkar ve bireysel fayda fonksiyonunu maksimize etmek değildir. Bireylerin vergi ödeme(me) konusundaki tutum ve davranıģlarını belirleyen etkenlerin baģında psikolojik algılama gelmektedir. Tutumsal model veya ahlaki duygular teorisi konuyu sadece psikoloji ve etik çerçevesinde ele alan bir yaklaģım olarak değerlendirilebilir. Kanaatimizce, konuya psikolojik ve etik etkenlerin dıģında baģka faktörlerin de eklenmesi gereklidir. Ekonomik-mali faktörler dıģında bireyleri vergi ödemeye ya da ödememeye yönelten faktörleri genel olarak beģ ayrı grupta toplamak mümkündür; 77 - Sosyal Faktörler, - Psikolojik Faktörler, - Ahlaki Faktörler, - Kültürel Faktörler, - Dinsel Faktörler, Buradan çıkarılacak sonuç Ģudur ki; bireyleri vergi ödemeye sevkeden ve caydıran faktörlerin baģında ekonomik faktörler gelmesine rağmen diğer faktörler de önemlidir. Bunun dıģında sosyal, kültürel, psikolojik, dinsel ve ahlaki faktörleri hesaba katmak gereklidir. Ayrıca siyasal ve idari faktörleri de gözönüne almak 75 Konu ile ilgili olarak bkz: J. Alm,; McClelland, & Schulze, a.g.m., s.1; Frey, & Feld, a.g.m., s.1,; Graetz, & Wilde, a.g.m., s.1 76 Beklenen Fayda Teorisi (Expected Utility Theory) kavramı ve model hakkında bkz: Dhami, & Nowaihi, a.g.m., s.1 77 Aktan, a.g.m., s.1 48

67 gereklidir. Vergi ahlakının tesis edilebilmesi ve vergiye gönüllü uyumun sağlanabilmesi için tüm bu faktörlerin dikkate alınması gerekir aksi takdirde yorum ve uygulama eksik kalacaktır. Sosyal ve psikolojik nedenlerden güven sıkıntısı ve bilinçsizlik, devlete karģı koyma güdüsü, yardım programlarından yararlanma isteği ve köyden kente göç ve nüfus politikaları aģağıda baģlıklar halinde incelenecektir Güven Sıkıntısı ve Bilinçsizlik Ahlak, bireylerin toplumla bütünleģmesinde temel altyapılarından birisidir. Bunun yanında sosyal düzenin inģasında kurumsal altyapıyı da oluģturmaktadır. Toplumun hızla değiģtiği dönemlerde ahlak kuralları da bu değiģimin sonucu olarak farklılaģmaya baģlamakta ve toplumdaki değiģmenin adaletsiz bölüģüm yönünde geliģmesi ile yozlaģma da kendini göstermeye baģlamaktadır. Bu durumda da hukuk tek baģına yeterli olmayacaktır. Ahlak sisteminin bozulması yönetimin üst kademelerinde baģladığında topluma yayılması da kolay olacaktır. Yönetimin üst kademesinde baģlasın ya da baģlamasın buraya herhangi bir Ģekilde sirayet etmesi sonucunda toplumsal bozulma vakaları artacaktır. RüĢvet, yolsuzluk, torpil, adam kayırma ve diğer ahlaki olmayan davranıģlar sonucu devlete ve onun yöneticilerine olan güven de sarsıntıya uğrayacaktır. Güvenin sarsıntıya uğramasının da önceki baģlıkta üzerinde durulan ve ahlaki duygularla vergisini veren bireylerin incinmesine ve kendisini bağlayan duyguları yitirmesine sebep olacaktır. Bunların sonucunda da kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerin artması kaçınılmaz olacaktır. Kötü kamu yönetimi; ekonomik birimlerin kamu yönetimine ve kamu kaynaklarının kullanımına ve verimliliğine dair düģünceleri de kayıt dıģı ekonomiyi büyültecek ya da azaltacaktır. Devletin yaptığı harcamalara karģı duyulan Ģüpheler toplumdaki vergi bilincinin zayıflamasına neden olabilir. O toplumu oluģturan bireyler, devletin vergi gelirinin etkin olmayan verimsiz harcamaları artıracağını düģünebilir ve mümkün olduğunca daha az vergi ödemeye yoluna gidebilir. Bu davranıģ biçimi bir ülkedeki iktisadi faaliyet hacmini yükseltebilir ve ekonominin 49

68 kayıtlı olmayan sektöründe kalabilmek için rüģvetin ve yolsuzluğun hacmini daha çok artırabilir. Kayıt dıģı ekonominin hızla geniģlemesi devletin gelirlerini azaltacağından, devlet önceki vergi gelirine ulaģabilmek için vergileri artırmak zorunda kalacaktır. Artan vergiler ise kayıt dıģı ekonominin daha fazla büyümesine neden olacaktır. Böylece devlet kısır bir döngünün içine girecektir. 78 Bir ülkede vergi oranları çok yüksek ve vergi de adil bir Ģekilde toplanmıyor ise, o ülkede yaģayanların bu borçtan kaçma eğilimi içinde olmaları beklenmelidir. 79 Bununla beraber, vergi ve diğer kesintileri ödeyenlerin, toplanan kaynakların yerinde harcanmadığına iliģkin görüģlerinin güçlenmesi, çalıģan ve çalıģtıranları kendi aralarında özel anlaģmalara itmektedir. O günün koģullarında elde edilecek daha yüksek gelir, daha sonraki yıllarda kazanılacak ekonomik ve sosyal menfaatlerden önemli hale gelmektedir. 80 Bu anlayıģ da kayıt dıģı ekonominin hiç durmadan büyümesine yol açmaktadır Devlete KarĢı Koyma Güdüsü Devlete meydan okuma: yüksek gelir elde etme arzusu ve becerisi fazla olan insanlar kaçakçılık, yasadıģı kumar, yasadıģı üretim veya ticaret yapmakla bir anlamda devlete karģı Makyavelist bir karizma ortaya koymuģ olmaktadırlar. 81 Buradan da anlaģıldığı gibi, devlete karģı koyma, suçu gündelik hayat tarzı olarak belirlemiģ bireyler tarafından daha çok benimsenen bir davranıģ biçimidir. Vergiden kaçınma doğal olarak devlete karģı koymanın bir sonucu olamaz. Vergi kaçırmada da kısmen görülmesine rağmen yasadıģı ekonomik faaliyetlerde bulunmanın altında yatan sebep ise daha çok devlete karģı koyma güdüsüdür. Burada özellikle yasal faaliyetlerde bulunup da kayıt dıģı ekonomiye yönelen bireylerin tamamını devlete karģı koyma ile suçlamamak gerekmektedir. Aksi takdirde durum rencide edici bir hal alır. Çünkü önceki baģlıklarda özellikle üzerinde durulduğu gibi, 78 ÇetintaĢ, Vergil, a.g.m., s T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s A.g.e., s Turgut GümüĢ, DıĢsallık ve KayıtdıĢı Ekonomi Kavramına ĠliĢkin Bir Değerlendirme, Gazi Üniversitesi ĠĠBF Dergisi, Cilt.2, Sayı.3, s.64 50

69 kayıt dıģı ekonominin en önemli sebeplerinin baģında ağır vergi yükleri vb. yükümlülükler gelmekte ve çoğu zaman bireyler istemedikleri halde bu sebeplerden dolayı kayıt dıģına çıkabilmektedir. Dolayısıyla devlete karģı koyma güdüsünün daha çok yasa dıģı ekonomik faaliyetleri yapanlarda aranması yerinde olacaktır Yardım Programlarından Yararlanma Yapılan faaliyet devletin bilgisi dıģında tutulunca emekli aylığı, iģsizlik yardımı ve diğer sosyal yardımlara muhtaç izlenimi verilmiģ olmaktadır. Daha açık olarak ifade edilirse bir iģte çalıģtığı halde kendisini iģsiz gibi gösteren birey, devleti aldatmakta, bunun sonucunda da devletin iģsizlere tanıdığı bazı hak ve yardımlardan faydalanma yoluna gitmektedir. Bunun dıģında bazı iģletmeler de devletin küçük ve orta büyüklükteki iģletmelere tanıdığı teģvik ve fırsatlardan yararlanmak için bazı faaliyetlerini kayıt dıģı olarak sürdürebilmektedirler. Böylece iģletmeler hem kapasitelerini daha az göstererek yapmak zorunda kalacakları sosyal yükümlülüklerden kurtulmakta (örneğin özürlü iģçi çalıģtırma sorumluluğu) hem de küçük iģletme kapsamında kalmaları dolayısıyla bazı teģvik ve kredilerden faydalanma hakkı elde etmektedirler Kırdan Kente Göç ve Nüfus Politikası Ġstihdam olanaklarının artan nüfusu karģılamayıģı ve bu çerçevede geliģen köyden kente hızlı göç ve çarpık kentleģmenin sonucu olarak niteliksiz iģgücü ve emek sahiplerinin daha az ücretle ve sosyal güvenceye sahip olmaksızın çalıģmaya razı olması neticesinde ortaya çıkan kayıt dıģı ekonomik faaliyetler önemli boyutlara ulaģmaktadır. Ülkede yatırımların ve üretimin düģük düzeyde olması ve ekonomideki istikrarsızlıklar da yeni istihdam alanları oluģturmayınca artan nüfus istihdam edilememekte ve istihdam açığı oluģmaktadır. Bununla birlikte tarım sektöründeki kısıtlamalar, yetersiz destekler de tarım sektöründe çalıģanların ihtiyaçlarını karģılayamamalarına neden olmakta ve kırdan kente göç etmelerine 51

70 sebep olmaktadır. Bunun sonucunda da hızlı ve çarpık kentleģme ortaya çıkmaktadır. Hızlı nüfus artıģı ve göçün doğurduğu iģsizlik ve çarpık kentleģme iģgücü piyasasını olumsuz etkilemekte ve bu durum kayıt dıģı istihdama ortam hazırlamaktadır. KentleĢme ve nüfus artıģ hızları dikkate alındığında, metropol niteliği kazanan yerleģme merkezlerinde ortaya çıkan sorunlar giderek ağırlaģmakta, bu durum yeni değer yargılarının oluģmasına ve yasalara itaat eğiliminin azalmasına yol açmaktadır. Ayrıca ülkenin eğitim düzeyinin düģüklüğü vergi bilincinin geliģtirilip yaygınlaģtırılamamasına, vergi ve diğer yasal yükümlülüklerin gerektiği gibi yerine getirilememesine neden olmaktadır. 82 Bu yükümlülüklerin yerine getirilememesi demek ise kayıt dıģı ekonominin geniģlemesi anlamına gelmektedir Siyasal Nedenler Bir toplumda vergi kayıp ve kaçakları; vergi ahlak ve bilincinin yerleģmemesi, vergi idaresinin etkin bir yapıya kavuģturulamaması, gelir düzeyinin düģüklüğü, denetim yetersizliği ve cezaların caydırıcı olmaması nedenleriyle birlikte siyasi değiģimlere de bağlıdır. Kamu harcamalarının finansmanı için ne kadar vergi toplanacağı, vergi konularının neler olacağı, vergilemenin zamanı, kimden ve hangi kesimden ne kadar vergi alınacağı, hangi konu ve mükelleflerin vergileme dıģı bırakılacağı, finansmanda alternatif yöntemlere baģvurulup baģvurulmayacağı birer siyasal karar alma sorunudur. Bu sorunların açıklanmasında, karar alıcıların tamamen etkinlik hedefleri doğrultusunda davranacağını, son derece önemli dağılım ve kuģaklar arası tercih sorunları doğuracak Ģekilde kiģisel çıkar, partizan rant dağıtımı, rant sömürüsü ve yeniden seçilme gibi bir dizi etkinsiz-refah azaltıcı sonuçlar doğurabilecek saikle davranmayacaklarını varsaymak yetersiz kalmaktadır T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s.2 83 Turgay Berksoy ve Ġbrahim Demir, Politik Vergi Çevrimleri: Türkiye de Vergi Yükü Üzerinde Politik Etkiler, 19. Türkiye Maliye Sempozyumu, Antalya,

71 Kamu maliyesi ile siyaset bilimi arasındaki yakın iliģki popülist ekonomi anlayıģının ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Popülist ekonomi anlayıģının egemen olduğu bir ülkede, makro ekonomik dengelerin önemli ölçüde bozulması ve kendi kendisini besleyen bir sürece girilmesi halinde bazı istikrar tedbirlerinin alınması kaçınılmaz olabilecektir. Popülist politikaların kalıcı bir istikrar anlayıģı ile bağdaģması mümkün olmadığı gibi, bu politikalar aynı zamanda kısa dönemli olup kısa vadede sonuç verecek parasal ve mali iģlemlere dayalı politikalardır. 84 Siyasi iktidarlardan birisinin baģlattığı bu kötü geleneği bir sonraki de sürdürmek zorunda hissetmektedir. Buna göre siyasi iktidarlar ömürlerinin kısa olacağı ve oylarının azalacağı kaygısıyla popülist politikaları sürdürdüklerinde kayıt dıģı ekonominin hacmi daha da geniģleyecektir. Bundan baģka, siyasal partilerin vergileme konusundaki farklı görüģleri, birbirinden zıt uygulama projeleri bulunduğundan, politik istikrarın bulunmadığı ülkelerde seçim dönemlerinde mükelleflerin beklentileri baģlamaktadır. Her Ģeye yeniden baģlanacak havası verilen vergi paketi projelerinin çokluğu, ciddi ve istikrarlı vergi politikası olmadığı izlenimini uyandırdığından, yükümlüler kendi kararlarıyla kiģisel çıkarlarını korumaya yönelmektedirler. 85 Koalisyon hükümetleri de koalisyon üyesi partiler üzerindeki seçmen takibi ve kontrolünün azalmasına ve dikkat dağılmasına yol açabilir. Özellikle (kimse üstlenmek istemeyeceği için) seçimlerden hemen sonra yapılan vergi artıģlarının ve zamların, ya da seçimlere yakın vergi kolaylıklarının aslında koalisyona ortak hangi partinin iģi olduğu seçmenler tarafından kolay anlaģılamayabilir; koalisyon üyesi partiler de popülüst olmayan politikalarda seçmenlere sorumluluğun aslında diğer partide olduğu sinyalini vermek isterlerken popülist politikaların ise aslında kendi eserleri olduğunun propagandasını yaparlar. Koalisyonlar, bu yüzden iç dinamikleri itibarı ile tıpkı karteller gibi istikrarsızdırlar ve koalisyon üyesi partilerin davranıģları oyun teorileri, Cournot dengesi ve Nash dengesi analizleri ile açıklanmaya çalıģılmaktadır. Koalisyon hükümetleri, koalisyon üyesi partilerin sayısı, bilgi 84 Erdal Türkkan, Popülist Ekonomi AnlayıĢı ve GeniĢ Anlamda Siyasi Kirlenme, Yeni Türkiye, 1997, s Demircan, a.g.t. 53

72 miktarı, oyun teorileri ve partilerin birbirlerinin davranıģlarına iliģkin tahminlerine bağlı olarak aģırı-vergilemeye ya da eksik-vergilemeye yol açabilir. 86 Ne kadar vergi toplanacağı yanında kimden, hangi sektörden, hangi sınıfsal ve coğrafi birimden, hangi kuģaktan ne kadar vergi alınacağı da son derece önemli bir politik sorundur. Seçmenler, vergileme kullanılabilir gelirlerinde dolayısıyla çoğu durumda- kiģisel refahlarında azalmaya yol açtığı ve elem verici bir Ģey olduğu için vergi yükünü, vergi yükünün adilliğini ve politikacıların vergi yüküne iliģkin tutumlarını yakından takip ederler ve politikacılara izledikleri vergi politikalarına karģılık farklı oylama tepkileri ile sinyaller gönderirler. Bu davranıģın en önemli sebeplerinden biri seçmenlerin kamusal hizmetlerin finansmanına katılım paylarını minimize etme isteğidir; seçmenler fayda maksimizasyoncusudur ve veri bir kamu hizmetini (kendileri için) en düģük maliyetle sunacak politikacıyı seçmek isterler. 87 Burada karıģtırılmaması gereken husus, vergi veya diğer bazı indirimlerin popülist politikalardan kaynaklanıp kaynaklanmadığının iyi ayırt edilmesi gerektiğidir. Yoksa üretim artıģları, yatırım artıģları ve üretimi teģvik, vergiyi tabana yayma ve benzeri amaçlarlarla yapılan vergisel düzenlemeler popülist politikalar gibi zararlı değil faydalı ve kayıtlılığı artırıcı politikalar olacaktır KAYIT DIġI EKONOMĠNĠN ÜLKE EKONOMĠLERĠNE ETKĠLERĠ Kayıt dıģı ekonomi, farklı ekonomilerde farklı boyutlarda ortaya çıkmıģ bir olgu olarak, genelde olumsuz olarak algılanmakla beraber, bazı araģtırmacılar veya kuruluģlar tarafından kayıt dıģı ekonominin olumlu sonuçları olduğu da belirtilmiģtir. Burada önce kayıt dıģı ekonominin istisna sayılabilecek olumlu etkileri ele alınacak, daha sonra genelde kabul gören olumsuz etkileri baģlıklar halinde incelenecektir. 86 Berksoy, Demir, a.g.t. 87 A.g.t. 54

73 Kayıt DıĢı Ekonominin Varsayılan Olumlu Etkileri Kayıt dıģı ekonominin ülke ekonomisine olan etkileri konusunda çok farklı ve aynı zamanda birbirine zıt görüģler öne sürülmüģtür. Konu ile ilgili çalıģan tüm uzmanlar yer altı ekonomisi ile ilgili etkiler konusunda aynı görüģte iseler de, enformel ekonomi konusunda farklı görüģler hakimdir. Özellikle geliģmekte olan ülkeler için enformel ekonomi konusunda çok radikal söylemlere de rastlamak mümkündür. Örneğin, Dünya Bankasının son raporlarında sürekli olarak gündeme gelen yoksulluk sorunu doğrultusunda enformel ekonominin, yoksulluk sorununa geçici bir çözüm olacağı vurgulanmaktadır. Aynı Ģekilde Uluslararası ÇalıĢma Örgütü nün (ILO) raporlarında da enformel ekonomi konusuna gönderme yapılarak, geliģmekte olan ülkelerde kalkınma politikalarında enformel sektör giriģimciliğinin önemine iģaret edilmektedir. 88 Kayıt dıģı ekonominin olumlu etkilerinden ilki olarak kayıt dıģı ekonomi ile GSMH seviyesi arasında gösterilen pozitif yönlü iliģki gösterilmektedir. Kayıt dıģı ekonominin boyutunun arttığı durumda GSMH seviyesinin daha yüksek olması baģlıca iki sebebe dayandırılmıģtır. Bunlardan ilki, kayıt dıģılığın arttığı dönemlerde ücret ödemelerinden vergi kesilmeyeceği için emek talebinin emek fiyatına esnekliğinin yüksek olduğu varsayımı altında, emek talebinin artacağıdır. Yani kayıt dıģı ekonomi istihdamı artıracaktır. Çünkü, iģverenler daha düģük iģçilik maliyetleriyle karģılaģacaklar, iģçilerin ise reel ücretleri artacaktır. Ġkincisi ve daha da önemli olanı ise, GSMH kendi baģına tüketim düzeyinden etkilenecek ve tüketimin artmasıyla çarpanın etkisiyle GSMH seviyesi yükseltecektir. Kayıt dıģı ekonomi, vergiye tabi geliri azaltmak suretiyle fiili vergi oranında düģüģ meydana getirir. Bu düģüģ, kullanılabilir geliri artırır. Bu durumda ekonomide kullanılmayan yani atıl kapasite varsa marjinal tüketim eğilimine de bağlı olarak tüketim mallarına talep artar, dolayısıyla yatırım mallarına olan talep seviyesi yükselir ve sonuçta yatırımların artmasıyla milli gelir seviyesi yükseliģe geçer. KiĢi ve kurumlar, vergiyi oto-finansman yöntemi olarak kullanarak büyümelerini sürdürebilmektedirler. Ekonomik büyümenin öncelikli tercih edildiği bir ülkede; eğer alınan vergilerle devlet tarafından gerçekleģtirilen büyüme oranı, bu vergiler mükelleflerin elinde 88 ALGAN, a.g.m., s.1 55

74 kalsaydı sağlanacak büyümeden daha düģük ise, kayıt dıģı çalıģmanın olumlu sonuçlar meydana getireceği ileri sürülebilir. Aynı zamanda, kayıt dıģı çalıģan ekonomik birimlerin kayıtlı ekonomik birimler karģısındaki rekabet avantajı ve hareket yeteneği dikkate alınırsa ekonomik büyüme ivme kazanabilir. 89 Kayıt dıģının yararları arasında sayılan bir diğer özellik de kayıt dıģılığın toplumda sosyal patlamaları engelleyeceği yolundaki görüģtür. Bu görüģe göre mükellefler ağır bir vergi yükü altında ezilmektedirler, dolayısıyla hayatiyetlerinin devamı açısından vergi kaçırmak zorunda kalmaktadırlar. Böyle bir durumda devletin vergi gelirlerinde azalma olmakta fakat sosyal patlamalar da engellenmekte ve buna ilave olarak ekonomiye canlılık getirilmekte, resesyon ve depresyon görülmemektedir. 90 Bazı kiģiler, ekonomik faaliyetlerini kayıt dıģında tutarak daha az vergi öderler. Daha az vergi ödemenin sonucunda bu kiģilerin yatırımlara yönlendirecekleri fonları artar. Bu fonlar yatırımlara yönlendirildiği takdirde üretim artar dolayısıyla elde edilen gelirler de artar. Altuğ a göre devlete verilen vergiler yerinde kullanılmamakta (yolsuzluklar, yersiz harcamalar, gereksiz tüketim, çalıģmayan kiģilere maaģ verilmesi vb.), kayıt dıģı iģlem sonucu devlete verilmeyen vergiler ise, üretime, istihdama, yatırıma kaynak teģkil etmekte, vergi kaçıran kaçırdığının (kazandığının) kıymetini daha iyi bildiğinden yerinde/zamanında harcamaktadır. 91 Yalnız burada dikkat edilmesi gereken husus bu düģüncenin, devlet yönetiminin bahsedilen olumsuz özelliklere sahip olması durumunda geçerli olmak üzere dile getirilmesidir. Kayıt dıģı ekonominin faydadan çok zarar getireceği yazar tarafından defaatle tekrarlanmaktadır. Adam ve Ginsburg Belçika ekonomisi üzerine yapmıģ oldukları çalıģmalarında, resmi bir ekonomi ile kayıt dıģı ekonominin büyümesi arasında pozitif bir iliģki bulmuģ ve belirli varsayımlar altında (örneğin kayıt dıģı ekonomiye daha düģük giriģ maliyetleri) geniģletici bir mali politikanın hem kayıtlı, hem de kayıt dıģı ekonominin 89 KıldiĢ, a.g.m., s.1 90 A.g.m., s.1 91 Altuğ, 1994, a.g.e., s.67 56

75 her ikisinde de pozitif bir uyarıcılığa sahip olduğu sonucuna ulaģmıģlardır. 92 Diğer bazıları ise kurdukları modeller de negatif bir iliģkiyi gösteren ampirik sonuçlar elde etmiģtir. Bu araģtırmacılar, artan (azalan) kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerin, devletin vergi gelirlerini azaltabileceğini (artırabileceğini) ve azalan (artan) vergi gelirlerinin de ekonomik büyümenin temel unsurlarından biri olan kamu alt yapı yatırımlarını azaltabileceğini (artırabileceğini) ifade etmiģlerdir. 93 Ancak hiçbir yorumcu bu açıklamaya katılmamaktadır. Ayrıca bugün kayıt dıģı ekonomi olmasa da, birçok geliģmekte olan ve geçiģ ekonomilerinde daha düģük bir üretim ve refah seviyesinde çalıģılabileceği öne sürülmektedir. Dolayısıyla, kayıt dıģı faaliyetlere yalnızca resmi ekonominin verimliğinin, aģırı vergileme ve bürokrasi nedeniyle sınırlandığı ya da azaltıldığı durumlarda arzu edilebilir bir geliģme olarak bakılmaktadır. Bu sınırlar arasında kayıt dıģı ekonomik faaliyetin piyasa ekonomilerine geçiģte yardımcı olacağı ve geçiģ ekonomilerindeki giriģimsel çabayı harekete geçirebileceği düģünülmektedir. 94 Kayıt dıģı ekonomi, ekonomik çevrenin küçük-ölçekli imalat ve kentsel hizmetlere yönelik talebini karģılaması durumunda faydalı olabilir. Bu görüģ açısından kayıt dıģı sektör, ekonomiye bir dinamizm ve giriģimcilik ruhu kazandırabilir ve daha rekabetçi, daha etkin ve kamu faaliyetleri için daha güçlü sınırlar ve engellere yol açabilir. Kayıt dıģı sektör yeni piyasaların yaratılmasına, finansal kaynakların ve giriģimciliğin artmasına ve birikim için gerekli yasal ekonomik ve sosyal kurumların dönüģümüne katkı sağlayabilir. Kayıtlı ve kayıt dıģı sektör arasındaki tercih, ekonomik büyüme için daha büyük bir potansiyel geliģme sağlayabilir. 95 Hatta, Hernando ve Soto dahil bazı yazarlar geliģme sürecinde kayıt dıģı ekonominin hayati bir önem taģıdığını iddia etmektedir M. C. Adam, ve V. Ginsburgh. The Effects of Irregular Markets on Macroeconomic Policy: Some Estimates for Belgium, European Economic Review, 29(1), 1985, s F. Öğünç, ve G. Yılmaz, Estimating the Underground Economy in Turkey, CBRT Research Department Discussion Paper, 2000, s.6 94 Fleming, Roman, Farrell, a.g.m., s Bruno S. Frey, F. Schneider, Informal and Underground Economy, International Encyclopedia of Social and Behavioral Science, Bd. 12, Economics, Elsevier Science Publishing Company, Amsterdam 2000, s Germanangue, Debare, a.g.m., s ÇetintaĢ, Vergil, a.g.m., s.15 57

76 Kayıt dıģı ekonomiden elde edilen gelirler kayıtlı ekonomide yer alan mal ve hizmetlere talep yaratmaktadır. Dolayısıyla, kayıt dıģı ekonomiden elde edilen gelirlerin tüketim aģamasında kayıt altına alınma ihtimali söz konusudur. Diğer bir ifadeyle, elde edilmesi aģamasında kayıt altına alınamayan gelirler harcanması aģamasında kayıt altına alınabilir. 98 Öte yandan minimum gelir düzeyinde yaģayan bazı insanlar ilave gelir elde ederek (çocuk bakıcılığı, temizlik, küçük tezgahlarda ticaret, tamirat vb. gibi) yaģam standartlarını arttırabilmekte, kayıt dıģı sektörlerde elde edilen gelirlerin önemli bir bölümünün kayıtlı ekonomiye dönmesi sebebiyle ilgili sektörlerin geliģimine katkıda bulunabilmekte, üretim, tüketim ve yeni yatırımları uyarmakta, normal koģullarda büyümesi çok zor olan firmalar sermaye birikimi ve piyasaya nüfuz güçlerini arttırmakta, rekabet hızlanmakta, vergi ve benzeri yükümlülüklerin seviyesi ile ilgili olarak piyasaya ve devlete sinyaller gitmesine yardımcı olmaktadır. Esasen kayıt dıģı ekonomik faaliyetler içerisinde genellikle küçük bir grup olan bu ve benzeri iģler toplumsal bir sigorta fonksiyonu da gördüğünden olumlu olarak dahi düģünülebilir Kayıt dıģı faaliyetlerin, toplam üretim, fiyatlar genel seviyesi ve iģsizlik üzerinde olumlu etkileri vardır. Yukarıda da açıklandığı gibi kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerin engellenmesi halinde üretim düģmekte ve fiyatlar yükselmektedir. Toplam üretimin düģmesi ise hem kapasite kullanım oranının düģmesi hem de iģsizliğin artmasına sebep olmakta ve ülke kaynaklarının etkin kullanımını engellemektedir. ġekil 3 te görüldüğü gibi QQ1 kadar üretim düģüģü, PP1 kadar da fiyat yükselmesi gerçekleģecektir. Kapasite kullanım oranının düģmesi ve iģsizliğin artması anlamında olan üretim düģüģü, özellikle geliģmekte olan ülkelerde önemli bir handikap olarak görünmektedir Sarılı, a.g.m., s Ahmet Fazıl Özsoylu, Türkiye de Kayıt DıĢı Ekonomi, Bağlam yayıncılık, Ġstanbul 1996, s Harun Bal, GeçiĢ Ülkelerinde Yolsuzluk ve KayıtdıĢı Ekonomi:Kırgızistan Bavul Ticareti Örneği, Ġktisat ĠĢletme ve Finans, Haziran 2004, s Çiloğlu, a.g.m., s.83 58

77 ġekil 3. Kayıt DıĢı Ekonominin Üretim ve Fiyat Seviyelerine Etkisi A1 P1 S1 A P S K C Q Q1 Bu çerçevede, ekonomik faaliyetlerin vergi dıģında tutulması neticesinde azalan vergi yükünün yatırımlara kaydığı ve artan yatırımlarla beraber üretimin, istihdamın ve gelirin arttığı düģünülmektedir. Bir baģka deyiģle, faaliyetin kayıt altına alınmıģ olması durumunda ödenmesi gereken verginin etkin olarak harcanmadığı ve aynı faaliyetin kayıt dıģı kalması durumunda kaçırılan verginin yatırımlara dönüģtürüldüğü varsayımı altında, kayıt dıģılığın tercih edilebileceği görülmektedir. Kayıt dıģı ekonominin bir diğer olumlu etkisi niteliksiz iģgücüne istihdam yaratması yolu ile gerçekleģmektedir. Kayıtlı ekonomide istihdam edilmesi mümkün olmayan niteliksiz iģçilerin ancak kayıt dıģı ekonomide iģ bulabildiği ve sözkonusu iģçilere ödenen ücretlerin kayıtlı istihdam edilen iģçilere ödenilen ücretten düģük olacağı varsayımı altında, kayıt dıģı ekonomi, çalıģanlar ve üreticiler arasında haksız rekabet etkisi yaratarak ekonomiyi olumsuz etkilemekte; ancak, maliyetleri düģürmesi ve istihdam yaratması gibi olumlu etkileri sözkonusu olmaktadır. Yaratılan istihdam yoluyla elde edilen gelirlerin harcanması sonucu ise çarpan etkisi yolu ile ekonomi canlanmaktadır. 102 Buna göre kayıt altında bulunan ekonominin yüksek maliyetleri, kapasitenin eksik kullanımı ve 102 Vuslat Us, KayıtdıĢı Ekonomi Tahmini Yöntem Önerisi: Türkiye Örneği, Türkiye Ekonomi Kurumu TartıĢma Metni, 2004/17,

78 kaynakların sınırlı olması sebebiyle istihdam olanağı azalmakta fakat kayıt dıģı istihdam sayesinde bu sıkıntılar ortadan kalkarak üretime katkıda bulunmaktadır. Bir taraftan haksız rekabet ortamı ve diğer olumsuz özellikleri birlikte getirirken bir taraftan da üretim maliyetlerin düģmesi dolayısıyla iģletmenin içerde ve dıģarıda rekabet gücünü artırmaktadır. Bu konuda son olarak ifade edilmelidir ki kayıt dıģı ekonominin olumlu özellikleri bozuk ekonomik yapılarda kendini göstermektedir. Kayıt dıģı ekonomiye neden olan etmenler ortadan kaldırıldığında kayıt dıģı ekonominin hiçbir olumlu özelliği kalmayacaktır Kayıt DıĢı Ekonominin Olumsuz Etkileri Kayıt dıģı ekonominin olumlu görülen etkileri, bu düzenin böylesi kuralsız çalıģması halinde yaratılan gelirlerle ölçülemez. Oldukça küçük oranlarda gerçekleģtirilen mutlak zenginleģme yanında, baģka ülkelere göre geri düzeyde kalmak, olumlu değil, olumsuz olarak görülmelidir. 103 Kayıt dıģı ekonominin enformel sektörde istihdam yaratarak iģsizlik sorununun çözümüne katkı yaptığı ve böylece hem gelir dağılımını iyileģtirdiği hem de bireysel düzeyde ekonomik refahı arttırdığı ileri sürülmektedir. Bunlara ilaveten, kayıt dıģı ekonominin resesyon ve kriz dönemlerinde de konjonktür dalgalarının hafifletilmesinde önemli rolü olduğu ileri sürülmüģtür. 104 Kayıt dıģı ekonominin varsayılan ve oldukça kuģkulu olan bu faydaları yanında, onlardan çok öte ciddi zararları söz konusudur. Bu zararlar, istatistiksel verileri saptırmasından, ekonomi politikalarını çarpıtmasına dek açılan geniģ bir tayfın içinde yer alır. Ġstatistiksel verilerin saptırılması sonucunda GSMH dan baģlayarak, bir dizi veri eksi ya da yanlıģ olarak hesaplara yansıtılmıģ olur. Bunun sonucunda, örneğin ülkedeki kamu kesiminin hacmi ve vergi yükü gerçek boyutlarından yüksek çıkar, dıģ ticaret ve döviz hareketleri tam olarak izlenemez ve bunların doğal sonucunda da anlamlı ve isabetli para ve maliye politikaları geliģtirilemez. Kayıt dıģı alanda çalıģan iģletmeler ölçek itibariyle genellikle küçük oldukları gibi, kayıt dıģı alanda 103 Ġzzettin Önder, Kayıt DıĢı Ekonomi ve Vergileme, Ġ.Ü.Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, No: 23-24, Ekim 2000-Mart Bkz. Kayıt DıĢı Ekonominin Varsayılan Olumlu Etkileri Bölümü 60

79 kalabilmek için de küçük kalmaya devam ederler. Bu eğilim, iģletmelerin optimal boyuta ulaģmalarını engellediği gibi, ekonomide hem verimlilik kaybına neden olur, hem de ekonominin kayıt altına alınmasını güçleģtirir Kayıt dıģı ekonominin ancak kısa vadeli olarak nitelendirilebilecek olumlu etkileri olduğu unutulmamalı; gerek kısa dönem gerekse uzun dönemde kayıt dıģı ekonominin kayıtlı ekonomi üzerinde pek çok olumsuz etkileri olduğu bir kez daha vurgulanmalıdır. Öncelikle, vergi kaybına yol açması, dolayısıyla, devleti gelir kaybını telaffi edici tedbirlere zorlaması kayıt dıģı ekonominin en önemli olumsuz etkilerindendir. Bütçe finansmanının sağlanması ise vergi artıģı ve/veya borçlanma yoluyla gerçekleģmektedir. Ancak, her iki yöntemin ekonomi üzerinde olumsuz etkileri mevcuttur. En önemlisi, gerek vergi artıģı, gerekse borçlanma, ileriki dönemde kayıt dıģı ekonomik faaliyetlere zemin hazırlamakta; bu özellikleri nedeniyle de ekonomiyi bir kısır döngüye sürüklemektedir. Kayıt dıģı ekonominin bir diğer olumsuz etkisi etik değerler üzerindedir. Kayıtlı faaliyette bulunanların mağdur durumda kaldığı bir ekonomik sistemde, devletin otoritesine olan inanç azalmakta; kayıt dıģı faaliyetlerin yasal normlar çerçevesinde yürütülmemesi sonucunda, hukuk ve adalet sistemi etkinliğini yitirmektedir. Buna ek olarak, kayıt dıģı üretilen mal ve hizmetlerin insan ve çevre sağlığına iliģkin standartları sağlamaya yönelik yasal düzenlemelere tâbi olmaması sebebiyle, söz konusu mal ve hizmetlerden yararlanan tüketicilerin, tüketici haklarını korumaya yönelik yasalardan yararlanması mümkün olmamaktadır. Kayıt dıģı istihdam edilen kesimin sosyal güvenceden mahrum olması, kayıt dıģı ekonominin bir diğer olumsuz etkisidir. Kayıt dıģı istihdamın büyük boyutta olması nedeniyle yeterli prim toplanamaması, sosyal güvenlik kuruluģlarını finansman zorluklarıyla baģ baģa bırakmaktadır. Buna ek olarak, kayıt dıģı çalıģan kesim sendikal haklardan mahrum kalmakta; ayrıca, iģyeri ve iģ güvenliğine iliģkin çeģitli standartların göz ardı edilmesi sebebiyle, çalıģanların istismara açık koģullarda istihdam edilmesi söz konusu olmaktadır. 107 Yatırım ortamının kötüleģmesi, yabancı sermaye giriģlerini azaltıcı etkilere sebep olması ve 105 Sadık KırbaĢ, Kayıt DıĢı Ekonomi Nedenleri Boyutları ve Çözüm Yolları, TESAV Yayınları No.9 Ankara 1995, s Önder, a.g.m., s Us, a.g.e. 61

80 bavul ticareti vb. yollarla yurtiçine kayıt dıģı ürün girmesi nedeniyle haksız rekabete yol açması ve yurtiçi üretimin geliģmesini engellemesi de kayıt dıģı ekonominin olumsuz etkilerindendir. Burada özetlenen kayıt dıģı ekonominin olumsuz etkileri, aģağıda baģlıklar halinde incelenecektir Ekonomik Göstergelerde ve Kararlarda Tutarsızlığa Neden Olur Kayıt dıģı ekonominin en belirgin negatif etkisi, ekonomik politikaları oluģturma sürecinde görülür. GeniĢ hacimde bir kayıt dıģı ekonomi, iģsizlik, milli gelir vb. resmi makroekonomik büyüklükleri çarpıtarak, bu verilerin güvenilirliğini azaltır. Bu verilerden yola çıkılarak oluģturulan ekonomik politikaların etkinliğini sınırlayabilir ya da tamamen ortadan kaldırabilir. Çünkü yeterince etkin parasal ve mali politikalar oluģturabilmek için üretim ve istihdam gibi anahtar istatistiklerde belirli bir kesinliğin olması Ģarttır. 108 Ġstatistiki açıdan kayıt dıģında kalmanın en önemli nedenleri arasında istatistiki tekniklerin tam olarak uygulanamayıģı, bireysel istatistik bilincinin oluģmaması sayılabilmektedir. Ġstatistiki anlamdaki kayıt dıģılık, kaynağından eksik ve hatalı olarak gelen verilere göre hazırlanan göstergeleri temel alarak oluģturulacak politikaların ve alınacak tedbirlerin uygulamada baģarısız olması ve istenmeyen sonuçlara yol açması Ģeklinde dolaylı etkilere neden olmaktadır. 109 Bir ekonominin toplam üretim gücünü gösteren GSMH kapsamında kayıt dıģılık ele alındığında, bu durum ülkede gerçekleģtirilen üretimlerin ve elde edilen gelirlerin, yapılan tüketim ve yatırım harcamalarının tamamen kapsanamamasına ve kaynakların çeģitli kesimler ile sektörler arasında nasıl dağıldığının doğru belirlenememesine neden olmaktadır. Böyle bir durum, milli gelir rakamlarının eksik ifade edilmesine ve ülkenin refah düzeyi ile verimlilik göstergelerinin olduğundan düģük görünmesine neden olabilecektir. Ġstihdama iliģkin göstergelerde ise gerçekte gelir getirici bir faaliyette bulunduğu halde, iģsiz veya iģgücü dıģındakiler kapsamında gösterilen bir kesimin olması, istihdam ve iģgücüne katılım rakamlarının 108 F. Schneider, The Growth of the Shadow Economy in the OECD : Some Preliminary Explanations, Journal of International Affairs, 53 (2), Yılmaz Ilgın, Kayıt DıĢı Ekonomi Ve Türkiye deki Boyutları, DPT Uzmanlık Tezi, Ankara

81 mutlak ve oransal olarak düģük, iģsizlik rakamlarının da olduğundan yüksek görünmesine yol açacaktır. Fiyat göstergelerinin sadece kayıtlı üretimlerin maliyetleri ve satıģ fiyatları dikkate alınarak hazırlanması ve kayıt dıģı üretimlerin kayıtlı kesime oranla yüksek ek maliyetlere katlanmadan gerçekleģtirilmeleri dolayısıyla sağlanan düģük maliyet ve satıģ fiyatları kapsanmaması durumunda ise piyasa genel fiyatlar düzeyi olduğundan yüksek görünecektir. Kayıt dıģı ekonominin büyüme hızı kayıtlı ekonomiden daha yüksek ise, kayıtlı ekonomiye göre hazırlanan resmi büyüme rakamları, kayıtlı ve kayıt dıģı ekonomi toplamından oluģan ekonominin bütününün büyüme hızından düģük olarak tespit edilebilecektir. Gelirlerin bir kısmının veya tamamının otoritelerden gizlenmesi dolayısıyla, kayıt dıģı ekonomiden en fazla kimlerin pay aldığına bağlı olarak gelir dağılımı rakamları, düģük veya yüksek gelirli kesim lehine sapmalı olarak belirlenebilecektir. 110 Bu Ģekilde belirlenen göstergeler, ekonomide karar alıcıları yanıltacaktır. Güncel ekonomik göstergeler sonucu sıkı para politikaları uygulanabilir. Aynı göstergeler sonucu faiz artırımlarına gidilebilir veya geniģletici para ve maliye politikaları uygulanabilir. Bunların dıģında daha birçok ekonomik karar alınabilir. Eğer ekonomide kayıt dıģılığın oranı çok yüksek ise bu politikalar amacına ulaģmayabilir. Örneğin istihdamın olduğundan düģük seviyede yani iģsizliğin yüksek seviyede olduğunu gösteren ekonomik göstergeler, üretimi ve yatırımı artırıcı, ekonomiyi canlandırıcı tedbirler alınmasına sebep olabilir. Bu tedbirler bir yandan iģsizliği artıracaktır fakat belki de fiyat istikrarı için zamansız bir müdahaleye sebep olmuģ olacaktır Vergi Kaybına Sebep Olur Vergiler, devletin kamu giderlerini karģılamak üzere yükümlülerin ödeme gücüne göre ve yasaya dayanarak devlete (topluma) aktardığı ödeme güçleridir. Vergi, ödeyen bakımından bir yük, devlet açısından ise bir gelirdir. Bu açıdan, vergi kaçakçılığı bu yola baģvuran kiģilerin vergi yükünü azaltırken, devleti ise gelir kaybına uğratır. Vergi kaçırma, öncelikle, devletlerin en temel gelir kaynağı 110 T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s.29 63

82 olan vergilerin eksik ödenmesi ya da hiç ödenmemesi suretiyle devletleri gelir kaybına uğratarak bütçe açıklarına ve dolayısıyla ekonomik büyüme üzerinde olumsuz sonuçlara yol açar. 111 Vergi kaybı, her Ģeyden önce, hukuki bir terimdir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 341 inci maddesinde, Vergi ziyaı baģlığı ile tanımlanmıģtır. Bu tanım, anılan maddenin ilk fıkrasında, mükellefi veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesi olarak yapılmıģtır. Bu anlamda vergi kaybı, vergi kaçağını da içermektedir. Vergi kaçağı, kasıtlı vergi uyumsuzluğunun 112 ; daha açık anlatımla, vergi mükelleflerinin, vergi ile ilgili ödevlerini, vergi ödememek ya da daha az ödemek amacıyla, bilerek ve isteyerek, yerine getirmemelerinin veya eksik yerine getirmelerinin sonucudur. Bu bakımdan; konu baģlığında yer alan kayıp ve kaçak sözcüklerine ve bağlacının iki yanında ayrıca yer verilmesi, bu sözcüklerin farklı anlamlarda kullanıldıklarını; vergi kaybının, hukuki anlamından farklı olarak, kasıtlı vergi uyumsuzluğu dıģındaki nedenlerle; örneğin, özensizlik, hata, bilgisizlik, yanılma vs. yüzünden alınamayan veya eksik alınan vergi anlamına geldiğini; ayrıca; bütçe gelirleri bağlamında ele alındığında, kapsamının bununla da sınırlı olmayacağını, Kanun koyucu tarafından yapılan düzenlemelerde muafiyet, istisna, indirim, teģvik tedbirleri, basit usulde vergilendirme gibi nedenlerle alınmayan ya da gereği gibi alınamayan verginin de, kayıp olarak nitelendirilmesi gerektiğini göstermektedir. 113 Vergi kaçağını ise geniģ ve dar anlamda açıklamak mümkündür. GeniĢ anlamda vergi kaçakçılığına bakıldığında, vergiye karģı koyma olarak nitelendirilmektedir. Dar anlamıyla vergi kaçakçılığı ise, vergi kanunlarına aykırı davranmak ve kanunları uygulamakla görevli bulunan idarenin aldığı önlemlere karģı gelmek suretiyle, ya da az vergi ödemek Ģeklinde olabilmektedir. 114 Hem vergi kaybı hem de kaçağının en önemli ortak noktası ise kanuni indirim ve teģvikleri bu tanımların dıģında tutmak kaydıyla 111 Altuğ, 1999, a.g.e., s Mehmet TUNCER, Vergi Ahlakı Vergi Uyumu ĠliĢkisi ve Türkiye, Vergi Sorunları, Sayı.181, Ekim 2003, s Candan, a.g.t. 114 Kemal KabataĢ, Vergi Kaçakçılığı ve Denetimi, YaklaĢım, Sayı 22, Ekim 1994, s.10 64

83 mükellefin bir Ģekilde devleti zarara uğratmasıdır. Bunun da yolu kayıt dıģı ekonomiden geçmektedir. Bunların dıģında kayıt dıģı ekonomi, vergi sistemini ve vergi idaresini zafiyete uğratmakta ve vergi tabanının kontrolünü güçleģtirmektedir. Vergide adaleti ve eģitliği bozarak ve sosyal güvenliğe zarar vererek hem bütçe açıklarını artırmakta hem de dolaylı dolaysız vergi arasındaki dengeyi bozmaktadır. Yine bu durum da kayıt dıģı ekonomi için bir neden olma özelliğinden dolayı kısır döngü içerisine girilmektedir. Yani bir yandan vergide adalet ve denge bozulacak bu da kayıt dıģına sebep olacaktır, sonrasında ise kayıt dıģı ekonominin büyümesi sonucu vergi gelirlerinde azalma ve yeni bir dengesizlik meydana gelecektir Haksız Rekabete Sebep Olur Benzer mal ve hizmet üretiminde bulunan kuruluģlar arasında kayıt içi kayıt dıģı kesimde faaliyet göstermelerine bağlı olarak da haksız rekabete yol açmakta, rekabetçi bir piyasa yapısının oluģmasını olumsuz yönde etkilemektedir. Faaliyetlerini kayıt dıģı olarak yürütenler, faaliyetlerini kayıtlı olarak yürütenlerin kayıtlı olmaktan dolayı katlandıkları oldukça yüksek ek maliyetlere katlanmadıklarından, avantaj elde edilmektedirler. Bunun sonucunda da haksız rekabet ortaya çıkmaktadır. Bu haksız rekabet avantajı birçok kayıt dıģı ekonomik faaliyet Ģeklinde tezahür edebilir. Kayıt dıģı ekonomide faaliyet gösteren firmalar yakalanmadıkları sürece yasal yükümlülüklerden kurtulacağı için, kayıtlı firmalardan daha rekabetçi bir fiyat politikası izleyebilirler. Ürettikleri mal ve hizmetleri piyasa fiyatından daha düģük bir fiyattan satmak suretiyle satıģ hacimlerini ve karlarını artırabilirler. Kayıt dıģı ekonomi ayrıca, sosyal güvenlik kurumlarının finansal pozisyonunu da bozabilir. Kayıt dıģı ekonomide faaliyet gösteren firmalar, sosyal güvenlik primi ödemedikleri için devletin vergi gelirini azaltarak, düģük gelir gruplarına devletçe sağlanan sosyal transferleri sınırlayabilir. Azalan sosyal transferler, düģük gelirli grupların yaģam Ģartlarını daha da zorlaģtırarak, sosyal ve siyasal huzursuzluklara neden olabilir Öğünç, Yılmaz, a.g.m., s

84 Yine kayıt dıģı ekonomi, gerek yerli gerekse yabancı iģçilerin kayıt dıģı ekonomide daha fazla çalıģmaları ve resmi ekonomide daha az (ya da daha az etkin) çalıģmaları için daha kuvvetli güdüler yaratabilir Kaynakların Verimsiz Kullanılmasına Sebep Olur Kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerin iki Ģekilde kaynakların verimsiz kullanılmasına neden olduğu söylenebilir. Birincisi yasalarla engellenmemiģ faaliyetlerin kayıt dıģı olarak yapılması Ģeklinde olsa dahi bu faaliyetler, ekonomik büyüme veya diğer ekonomi politikaları açısından tercih veya teģvik edilmeyen bir faaliyet Ģekli olabilir. Bu durumda ekonominin tümü için bakıldığında verimsiz bir sektör veya zamansız bir faaliyet olabilecektir. Bu da kaynakların verimli sektörlerde kullanılmaması anlamına gelecektir. Ġkinci olarak belirtmek gerekir ki kayıt dıģı ekonomik faaliyet sonucu ülkenin genel ekonomik göstergeleri yukarıda belirtildiği gibi doğruyu göstermeyecektir. Bunun sonucunda da ekonomik karar alıcılar yanlıģ teģhis ve politika uygulayabilirler. ġöyle ki karar alıcılar tarafından yapılan düzenlemeler, alınan vergiler ve yapılan diğer kesintiler ve bunların nasıl kullanılacağı, toplumun genel çıkarı ve bireysel olduğu kadar sosyal yararları da düģünülerek, ekonominin bütünü için etkin kaynak dağılımını geçekleģtirmek amacıyla belirlenmektedir. YanlıĢ teģhis ve bunun sonucunda uygulanan politikalar sonucu yine ülkenin kaynakları verimsiz alanlarda kullanılmıģ olabilir. Verimsiz alanlarda kullanılan kaynaklar ise ülke ekonomisine beklenen faydayı sağlamayacaktır. Hatta daha ileri bir aģama olarak baģka sosyal ve ekonomik sorunları beraberinde getirebilecektir. Kısaca kayıt dıģı ekonomi, kaynakların verimsiz alanlarda veya verimsiz bir Ģekilde kullanılmasına neden olmaktadır. 116 Schneider, a.g.m., s.1 66

85 Kayıt DıĢı Ġstihdamın Meydana Getirdiği Sorunlar Kayıt dıģı sektör ve kayıt dıģı istihdam; kamu açıklarının/borçlarının artmasına, ekonominin krizlere davetiye çıkarmasına, enflasyonun azmasına, üretim, ihracat ve yatırımın düģmesine, iģsizliğin çığ gibi büyümesine, genç beyin göçüne, olmayan uluslar arası rekabet gücümüzün daha fazla erozyonuna, gelir/vergi dağılım adaletsizliklerine, kayıtlı iģletmelerin kurumsallaģamamasına, tam kapasite çalıģamamalarına, sendikal sistemden kaçıģa, sendikaların kan kaybetmesine, sosyal güvenlik kapsamının daralmasına, iģ sağlığı koģullarının kötüleģmesine, verimsiz, niteliksiz pahalı üretime, toplumun yozlaģması ve ahlaki değerlerinin erozyonuna ve dolayısıyla hukuk devletinin yaralanmasına neden olabilmektedir. 117 Buradan anlaģılmaktadır ki özellikle kayıt dıģı istihdam hem toplumsal düzeyde ve devlet seviyesinde bazı bozulmalara yol açmakta hem de kayıt dıģı istihdam edilen bireyle ilgili bir takım olumsuzluklara neden olmaktadır. Kayıt dıģı istihdamın ülke ekonomisinin yanında çalıģanlar üzerindeki olumsuz etkisi azımsanmamalıdır. Kayıt dıģı istihdam, çalıģanlar üzerinde psikolojik güvensizlik, gelecek kaygısı, ümitsizlik, verimsizlik ve adaletsizliğe sebep olmaktadır. ÇalıĢanlar arasındaki iliģkilerle birlikte, çalıģanla ailesi arasındaki iliģkinin bozulmasına, iģvereni arasındaki iliģkinin bozulmasına ve toplumla iliģkilerinin bozulmasına neden olabilmektedir. ÇalıĢma hayatı ile ilgili olumsuz sonuçlar büyük ölçüde kayıt dıģı istihdamdan kaynaklanmaktadır. Kayıt dıģı istihdamın büyük boyutta olmasıyla birlikte çalıģan nüfus sosyal güvenlik Ģemsiyesi altında kapsanamamakta, yeterli prim toplanamamakta, sosyal güvenlik kuruluģları da, baģta finansman zorlukları olmak üzere çeģitli zorluklarla karģılaģmakta ve kendilerinden beklenen hizmetleri etkin olarak yerine getirememektedir. Kayıt dıģı istihdamın bir diğer yönü de, kayıt dıģı çalıģanların sendikal haklardan yoksun olmasıdır. ÇeĢitli gerekçelerle kayıt dıģı çalıģma durumunda olanlar, sendikasız ve sosyal güvenlik kapsamı dıģında olma, çalıģtıkları iģyerinin ruhsatsız olması gibi nedenlerle, sağlıksız ortamlarda, iģyeri ve iģ güvenliği olmadan, pazarlık gücünden yoksun ve korumasız, istismara açık ve 117 Kaya, a.g.m., s.1 67

86 sigortasız olarak çalıģmak zorunda kalmaktadır. Bu da iģ hayatında sağlıksız bir ortamın oluģmasına ve çalıģma iliģkilerinin ve iģgücü piyasasının iģleyiģinin bozulmasına yol açmaktadır. Kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerde kadın ve çocuk iģçilere de talep olduğundan, bu kesimin de zor Ģartlarda çalıģması söz konusu olmaktadır. 118 Kayıt dıģı ekonominin varlığının diğer bir olumsuz etkisi ise, ülkenin yabancı kaçak iģçilerin akınına uğramasına neden olmasıdır. Yabancı kaçak iģçilerin iģgücü piyasasına girmesi bazı sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu iģçilerin ucuz iģgücü arzetmeleri, piyasadaki mevcut ücret seviyesini düģürmekte ve yerli iģçilerin yerine yabancıların ikame edilmesi söz konusu olmaktadır. Böylece yerli iģçiler iģsiz kalmakta, iģsizlik oranı artmakta ve yerli iģçiler iģsiz kalmamak için her türlü kötü çalıģma koģullarını kabul etmek durumunda kalmaktadır. 119 Bu durum da kayıt dıģı istihdam oranının artırmakta, kayıt dıģı istihdamın artması da ve hem istihdam edilenlerin hem toplumsal kuruluģların hem de devletin aleyhine sonuçlar doğurmaktadır Fason Üretimi TeĢvik Eder Özellikle büyük ölçekli iģletmeler, iģgücü maliyetlerini düģürmek amacıyla üretimin belirli aģamalarında fason üretim yapmakta ya da taģeron firmaları devreye sokmaktadır. Fason yapan iģyerleri, bu iģin özelliğinden ötürü az sayıda iģçi istihdam etmekte ve vergi, sosyal güvenlik mevzuatından büyük firmalara nazaran daha rahat kaçabilmektedir. Benzer Ģekilde büyük sanayi kuruluģları da maliyetlerini azaltmak amacıyla, üretim sürecinde veya yardımcı hizmetlerin bazı bölümlerinde, taģeron firmaları devreye sokarak bu alandaki yüksek ücretleri verme yükünden ve sürekli iģgücü tutma zorunluluğundan kurtulmaktadır. Fason üretim yaptırma ya da taģeron firma ile çalıģma büyük firmalara yarar sağlamakla birlikte, iģçilere verilen ücretin 118 T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s Ahmet Tıktık, KayıtdıĢı Ekonomi Ġstihdam ve ĠĢsizlik, TĠSK Dergisi, Ağustos

87 düģmesine ve sosyal güvencenin azalmasına neden olarak kayıt dıģı ekonominin boyutunu geniģletmektedir li yılların ikinci yarısından itibaren pazarların daralması ve talebin çeģitlenmesi nedeniyle Ģiddetlenen rekabet koģulları sonucunda ortaya çıkan ve üretimde esnekliğe ve enformasyona dayalı yeniden yapılanma, kayıt dıģılığı artıran bir diğer unsur olarak ortaya çıkmaktadır. Üretimde esneklik, firma ölçeklerinin küçülmesiyle sağlanmaktadır. Bu modelde ana firmalar ürün dizaynı ve üretimin organizasyonuyla uğraģan yüksek nitelikli bir çekirdek kadro dıģında sürekli eleman istihdam etmeyip mal üretimini küçük üretici firmalara aktarmaktadır. Küçük olmaları nedeniyle kuruluģ maliyetleri çok yüksek olmayan bu iģletmeler, talep azaldığında iģçi çıkarabilme veya toplu sözleģme düzeninin dıģında kalarak ücretleri düģük tutabilme Ģansına sahiptir, kuruluģ maliyetlerinin düģüklüğü ayrıca, kolayca tasfiye edilebilmelerini de sağlamaktadır. Enformasyon olanaklarının geliģmesi, ana firmaların mal üretimini aktaracakları fason imalat yapan küçük firmaları herhangi bir ülkeden seçmelerini kolaylaģtırmaktadır. Ulusal sınırların önemini yitirmesini, tüm ekonomik ve sosyal birimlerin daha yoğun ve daha rahat bir etkileģim içine girmesini ifade etmekte kullanılan küreselleģme, sermayenin dünya çapındaki hareketliliği anlamında gerçekleģmektedir. Gerek firma ölçeklerinin küçülmesi, gerekse sermayenin bu hareketliliği tüm ülkelerde kayıt dıģı ekonominin payını büyütmekle birlikte, özellikle küçük iģletmelerin halen yaygın bir biçimde varlığını sürdürdüğü, yüksek iģsizlik oranına sahip ve toplu sözleģme, sosyal güvenlik gibi kurumların tam yerleģmediği az geliģmiģ ülkelerde fason üretimin ve kayıt dıģı ekonominin payını geliģmiģ ülkelerdekinden daha büyük bir oranda artırmaktadır. 121 Sekizinci BeĢ Yıllık Kalkınma Planı( ), Kayıt DıĢı Ekonomi Özel Ġhtisas Komisyonu Raporunda yer alan bu ifadeler aslında fason üretimin ülke ekonomisine hangi boyutta zarar verdiğini de ortaya koymaktadır. Zira fason üretimin içerisinde barındırdığı kayıt dıģı ekonomik faaliyetler ve kayıt dıģı istihdam, kayıt dıģı ekonominin ülke ekonomilerine olumsuz etkilerini topyekun içerisinde taģımaktadır. 120 Enis Bağdadioğlu, KayıtdıĢı Ġstihdam ve Asgari Ücret, T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s.4 69

88 Refah Kaybına Sebep Olur Devletin asli vazifelerinden bazıları, savunma, eğitim, sağlık, iç güvenlik, adalet ve altyapı yatırımlarıdır. Bunları yapması için kamu yönetiminin gelire ihtiyacı vardır. Bu gelirlerin en büyük bölümü de vergi gelirleridir. Bu gelirlerin toplanması ise kayıtlılık durumuna bağlıdır. Tam tersi durumda yani kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerin artması durumunda ise kamu gelirleri yeterli düzeye ulaģamaz ve baģta belirtilen hizmetler yapılamaz. Hatta kamu açıklarının artması sonucu borçlanma gerçekleģecek, borçlanma ise faiz ödemelerine sebep olacaktır. Bütçede faiz ödemelerine ayrılan payın artması, yatırımlara, transferlere ve personel giderlerine ayrılan payların azalması anlamına gelecektir. Kısaca kayıt dıģı ekonominin boyutunun artması hem direkt hem de dolaylı olarak refah kaybına neden olacaktır. Ayrıca kayıt dıģı ekonomik faaliyetler çoğu zaman çevre ile ilgili düzenlemelere uyulmadan gerçekleģtirildiğinden, kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerden dolayı doğal kaynakların tahribi ve sürdürülebilir kalkınma amacının gerçekleģtirilememesi söz konusu olmaktadır. Gecekondu ve kaçak yapılaģma da çarpık ĢehirleĢme sorununun ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Kayıt dıģı üretimler, belgesiz ve kayıtsız üretilmeleri sebebiyle standart dıģı ve garantisiz olduğundan, söz konusu ürünleri tüketen tüketici kesimin de kayıt dıģılıktan dolayı mağdur olması ve kayıtlı sektör tüketicilerini korumaya yönelik yasalardan ve satıģ sonrası hizmetlerden yararlanamaması söz konusu olmaktadır. 122 Uluslararası Yönetim GeliĢtirme Enstitüsü nce (IMD) son olarak açıklanan 2005 Dünya Rekabet Gücü Yıllığı verilerine göre Ülkemiz dünyada kayıt dıģı ekonominin kalkınmayı engelleme etkisine en fazla maruz kalan ülkeler içindedir. Türkiye, bu bakımdan 60 ülke içinde 53.sıradadır A.g.e., s Tuğrul Kudatgobilik, Hükümet KayıtdıĢı Sektörle Mücadelede Somut Tedbirler Uygulamalı,

89 ġekil Yılında Bazı Ülkelerde Kayıt DıĢı Ekonomi Ekonomik Büyümeyi Engeller Ekonomik Büyümeyi Engellemez Singapur Japonya Hollanda Tayvan Fransa Ürdün İngiltere İspanya Malezya Yunanistan Brezilya Hindistan Türkiye Polonya Arjantin 8,03 7,76 7,56 7,23 6,97 6,91 6,31 5,98 5,78 5,77 5,39 5,32 5,19 4,96 4,83 4,25 4,18 4,17 3,72 3,48 3,37 3,14 3,07 2,94 2,92 2,83 2,44 2,30 1,94 1, Kaynak: Uluslararası Yönetim GeliĢtirme Enstitüsü (IMD), 2005 Dünya Rekabet Gücü Yıllığı 71

90 Yabancı Sermaye GiriĢini Engeller Kayıt dıģı ekonominin yüksek oranda bulunduğu ülkelerde, yabancı yatırımcının yatırım kararlarını çok zor aldığı görülmektedir. Yatırımcı haksız rekabetin olmadığı, kurumsallaģmıģ düzenli bir ekonomik altyapıya sahip ve üretim teknolojilerini geliģtirilebileceği bir ortam içinde yatırımlarını gerçekleģtirmek ister. Kayıt dıģı ekonomi haksız rekabet, plansızlık, güvensizlik, belirsizlik gibi sonuçları ile istenilen yatırım ortamının geliģmesine zarar vermektedir. Özellikle üretim yapan iģletmeler için kayıt dıģı ekonominin etkisi daha da önemlidir. Çünkü, üretimden elde edilen kazançlar, ticarete göre daha zor ve uzun vadelidir. Kayıt dıģı üretim, haksız rekabet ve fiyat baskısı oluģturmakta ve kayıtlı ekonomi içinde üretim yapan iģletmelerin pazar paylarının azalmasına neden olmaktadır. Bu nedenle üretim üzerine yatırım yapmak isteyen yatırımcılar, karar aģamasında daha dikkatli değerlendirilmeler yapıyor. Ernst & Young tarafından 2002 ve 2003 te yapılan araģtırmalar yabancı yatırımcıların birleģme ve satın alma kararlarını etkileyen faktörleri ortaya çıkarmıģtır verilerine göre, kayıt dıģı ekonomi birleģme ve satın almaların baģarısızlıkla sonuçlanmasında dokuz önemli faktör arasında altıncı sırada yer almıģtır verilerinde ise kayıt dıģı ekonominin ağırlığı altıncı sıradan beģinci sıraya yükselmiģtir. 124 Buradan Ģu sonuca varılmaktadır ki; yabancı yatırımcı kayıt dıģı ekonomik faaliyetleri yüksek düzeyde gerçekleģen ülkelerde yatırım yapma yerine kayıtlı ekonomileri tercih edebilmektedir Bütçe Açıklarına ve Borçlanmaya Sebep Olur Vergi dıģı piyasa ekonomisinin devlet açısından sonucu vergi kaybı dır. Vergi kaybı ise devlet gelirlerinin azalması anlamına gelir. Devletin vergi gelirlerinin azalması ise sürekli artıģ eğiliminde olan kamu harcamalarının finansmanı sorununu gündeme getirir. Vergi gelirleri, kamu harcamalarını karģılamakta yetersiz kalınca bütçe açıkları sorunu gündeme gelir. Bütçe açıklarının finansmanı ise ya mevcut vergi oranlarının artırılması ya da yeni ve/veya ek vergi ve benzeri mali 124 Ebru Fırat, Sektörlerin KayıtdıĢı Ligi,

91 yükümlülükler getirilmesi sonucunu doğurur. Vergi dıģı piyasa ekonomisinin sonucu olan vergi kaybı ve bunun sonucunda ortaya çıkan bütçe açıklarının ortadan kaldırılması için vergi dıģında borçlanma ve/veya para politikalarının kullanılması halinde ise Ģu sorunlar gündeme gelir: Ġç borçlanma ülke içinde faiz oranlarını yükseltir ve bunun sonucunda özel sektördeki verimli kaynaklar verimli yatırım alanlarından kamu sektörüne kaydırılmıģ olur. Buna iktisat biliminde dıģlama etkisi (crowding out effect) denilmektedir. Böylece üretim ekonomisi daralmıģ ve rant ekonomisi geniģletilmiģ olur. Üretim ekonomisinin daralması sonucunda ekonomik büyüme ve kalkınma yavaģlar ve ekonomide bunun yansımaları olarak yeni sorunlar gündeme gelir. - DıĢ borçlanmaya baģvurulması ise ülkenin döviz kaynaklarının dıģarıya aktarılmasına neden olur ve bu da netice olarak ülkenin ekonomik refah düzeyinin artmasını engeller. Ayrıca borçlanma sonucu tahvillerin değerinin artmasıyla piyasada faiz oranları artar ve bu mekanizmanın sonucunda enflasyon oranının artıģıyla ülke birçok sorunla karģı karģıya gelir, açıkları diğer bir kapatma yolu olan para basma politikasında da sonuç anlatılandan farklı olmayacaktır. Bankalar da topladıkları mevduatı, reel üretime yönelen yatırımcılara aktaramazlar. Çünkü reel yatırımların karlılık oranının, devletin verdiği faiz oranını yakalaması zordur. Diğer taraftan devlete kredi vermek bankalar içinde çok az bir risk taģımaktadır. Bu durumda daha riskli olan özel giriģimcilere kredi verilmemesi doğaldır. Bu süreç devam ettikçe, daha önceleri reel üretime katkıda bulunan sermaye sahipleri, ellerindeki sermayeyi üretimden çekerek mali piyasalara, dolayısıyla devlete aktarırlar. Ellerinde fon bulunanlar devlete verdikleri borcu faiziyle birlikte geri aldıkça daha fazla fon sahibi olurlar. Aynı zamanda da devletin fona olan ihtiyacı hızla artar. Ġç borç stoku hızla büyür. Böylesi bir iç borç sarmalının yaģandığı ekonomilerde elde edilen faiz gelirleri üzerinden vergi almak da son derece zordur. 126 Sonuçta en kolay elde edilen kar olan faiz üzerinden vergi alınmamakta bundan dolayı da devlet hem faiz ödemek zorunda kalmakta hem de ayrıca vergi kaybından dolayı zarara uğramaktadır. 125 Aktan, a.g.e., s KıldiĢ,, a.g.m., s.1 73

92 Toplumsal Bozulmaya Sebep Olur Kayıt dıģı iģlemlerin ülke ekonomisi üzerindeki etkisini sadece mali ve finansal boyutuyla düģünmek, bu olguyu küçümsemek olur. Kayıt dıģılık bir yandan kamu gelirlerinin azalmasına yol açarken, diğer yandan da haksız rekabete ve haksız kazanca yol açmakta, serbest piyasa koģullarını bozarak dengeleri alt üst etmekte, sosyal yönden ahlaki erozyona yol açmaktadır. 127 Bunun altında yatan sebepler aslında yine ekonomik sebeplerdir. Vergi kayıp ve kaçağı ile mücadelede etkili önlemlerin alınmamasının; hatta, çok sık, çıkarılan af kanunlarıyla, vergi yasalarına saygılı olmayanların, bir anlamda, ödüllendirilmesinin, vergisini zamanında ve noksansız ödeyen mükelleflerde, vergi ödemenin ödememekle aynı olduğu, vergi ödemenin enayilik anlamına geleceği kanısını yaygınlaģtırmak gibi, psikolojik; finansman dengesini bozarak, devleti, borçlanmak zorunda bırakması gibi, mali; enflasyonu artırmak, ekonomik dengeleri bozmak gibi, ekonomik; dürüst vatandaģları da, vergi kaçırmaya yöneltmek gibi, ahlaki ve, nihayet, devleti, vergilendirme ilkeleri dıģına çıkarak düzenleme yapmak, mevcut vergileri artırmak ve ek vergiler koymak zorunda bırakması gibi, hukuki sonuçları olduğu bilinmektedir. devletin vergi gelirlerindeki azalmayı artıran ve bugün çekmekte olduğumuz sıkıntıların kaynağı olan bu sonuçların, toplumsal bozulma yanında, Hukuk Devleti uygulamasında ciddi aģınmalara neden olduğuna da tanık olunmaktadır. 128 Ülkede yaģayan herkesin, Ģu ya da bu Ģekilde, kamu hizmetlerinden yararlandığı kuģkusuzdur. Vergisini ödemeyen kiģiler, yararlandıkları kamu hizmetlerinin giderlerine katılmamaktadırlar. Onların payına düģeni, Devlet, vergi miktar ve oranlarını artırarak kayıtlı mükelleflerden almakta veya borçlanmak suretiyle yine bu vergi mükelleflerin üzerinde bırakmaktadır. Daha açık olarak; vergi ödemeyenlerin, vergisini kaçıranların paylarına düģen kamu giderleri, yasalara saygılı vatandaģların vergileri artırılmak suretiyle, bunlardan alınmaktadır. Bunun 127 Nur Ekesan, KayıtdıĢı Ekonomi, Nereye Kadar?, Candan, a.g.t. 74

93 sonucu olarak; yasalara saygılı vatandaģlar, kamu hizmetlerinden, ödeme güçlerinin çok üzerindeki vergi yüküne katlanmak suretiyle; diğerleri ise, belki de, daha fazla ve herhangi bir yüke katlanmaksızın yararlanmaktadırlar. BaĢka bir açıdan da; vergi kanunları, onlara uygulanmamakta ya da uygulanamamaktadır. Bu durum dolayısıyla; öncelikle, kamu hizmetlerinden yararlanma ve kanunlara tabi olma bakımından, EĢitlik Ġlkesi ; ikinci olarak da, yasalara saygılı vatandaģlar, ödemekle yükümlü olduklarından çok fazlasına katlanmak zorunda bırakılarak, Mali Güce Göre Vergi Ödeme Ġlkesi, ihlal edilmiģ olmaktadır. 129 Kayıtlı faaliyette bulunanlar, yaygın kayıt dıģılığı gördükçe devlet otoritesine olan güvenlerini kaybetmekte, kayıt dıģı faaliyetlerde bulunanlar da, kayıt dıģılığın doğası gereği iliģkilerini yasal düzenlemeler ve genel ve açık kurallar dıģında yürütmektedirler. Bütün bunlar, hukuk ve adalet sisteminin etkinliğinin kaybolması, yeraltı iliģkilerinin buradan doğacak boģluğu doldurması ve toplumda suç ve suçlu sayısının artması anlamına gelmekte, sosyal açıdan sakıncalı durumlar yaratabilmektedir. Toplumun zararlı ve ahlak dıģı olarak gördüğü, kötü olarak nitelendirdiği fuhuģ ve kumar ile çeģitli kaçakçılık ve uyuģturucu satıģı ve kullanımı gibi yasadıģı ve kayıt dıģı faaliyetlerin artması toplumda ahlak çöküntüsüne neden olmaktadır. 130 Bundan dolayı kayıt dıģı faaliyetlere karģı radikal tedbirler alınmadığı takdirde kayıtlı çalıģanlar da faaliyetlerini kayıt dıģına kaydıracaklar ve bu da burada bahsedilen toplumsal sıkıntıların artması sonucunu doğuracaktır. Karaparanın sebep olduğu toplumsal bozulmalar, bir sonraki baģlık altında incelenecektir Karaparanın Sebep Olduğu Olumsuz Etkiler Öte yandan karaparanın, kontrolün az olduğu ülkelere yöneldiği, kaynakların yönünü uluslararası boyutlarda ters yöne çevirdiği, böylece döviz ve faiz piyasasını etkilediği de görülmektedir. Özellikle aklama sürecindeki karapara, beklenmedik fon giriģ ve çıkıģları dolayısıyla döviz kurunda ve faiz oranında dalgalanmalar ve 129 A.g.t. 130 T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s.8 75

94 istikrarsızlıklar doğurabilmektedir. Benzer bir istikrarsızlık hisse senedi ve gayrimenkul fiyatlarında ortaya çıkabilmekte, bu varlıkların değerleri istikrarsız olarak artıp azalabilmektedir. 131 Bu konuda basına yansıyan bazı uzman ve yetkili görüģleri aģağıdaki gibidir: Günümüzde malî transferlerin mal değiģiminin kat kat üzerinde olması ve spekülatif sermayenin ya da sıcak paranın hızla artmıģ olması nedeniyle, karaparanın sıcak para kimliğine bürünerek uluslararası piyasalarda aklanması sermayenin serbestçe dolaģabildiği ülkeler için olası bir geliģmedir. 132 YasadıĢı faaliyetler ve bu faaliyetlerden elde edilen gelirlerin aklanması, sadece ekonomik değil aynı zamanda sosyo-politik etkiler de doğurmaktadır. Bu çerçevede bahsedilecek ilk etki, toplumun sosyal ve ahlaki yapısında zayıflamanın ortaya çıkabilmesidir. YasadıĢı faaliyetlerin yaygınlaģmasıyla birlikte, yasal ve kayıtlı sektörde faaliyet gösterenlerin, suç örgütlerinin birtakım çevrelerle bağlantıları olduğu hususundaki kanıları yaygınlaģabilecek, bu durum ise idareye olan güveni sarsacak ve toplumsal huzursuzluklara yol açacaktır. Ayrıca yasadıģı faaliyetlerin yaygınlaģması ve idareye olan güvenin sarsılmasının bir yansıması olarak hukuk sistemine olan güven de azalabilecek ve hukuk sistemi sorgulanır hale gelebilecektir. Sayılan bu sosyo-politik etkiler daha sonra bir nedene dönüģerek suç ekonomisine ortam hazırlayabilmektedir. 133 Aklama sürecinde karaparanın ülke içine hangi nedenlerle girebileceği genel hatlarıyla söylenebilirse de, bu para giriģinin hangi dönemlerde yoğunlaģacağını söylemek çok zordur. Hangi dönemlerde ülkeye girdiği ve hangi dönemlerde ülkeden çıktığı belirsiz olan bu para, kaçınılmaz olarak para talebinde istikrarsızlık doğuracaktır. Para talebindeki bu istikrarsızlık, para politikası belirleyicileri tarafından bu değiģkenin öngörülemeyebilirliği sonucunu doğurmakta, bu durum ise para politikasının baģarısını etkilemektedir Ercan Uygur, Karapara Aklama Faaliyetlerinin Ekonomik Boyutu, TCMB Karapara Aklama Faaliyetleri ve Önlemler, Ankara TCMB BaĢkanı Gazi Erçel in Açıklaması, Milliyet Gazetesi, T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s Ġnönü Akgün Alp, Paranın Karası Karaparanın Makroekonomik Etkileri,

95 Peter James Quirk tarafından 1996 yılında 19 sanayileģmiģ ülke bazında Ġnterpol verileri kullanılarak yapılan ampirik çalıģmada ortaya Ģu sonuç çıkmıģtır: YasadıĢı faaliyetlerdeki %10 luk bir artıģla birlikte, para talebinde %10 ve her türlü mevduatı içeren geniģ anlamda toplam para talebinde de %6 lık bir düģüģ kaydedilmektedir. 135 Ancak Quirk aynı ampirik incelemeyi 1998 yılında Asya-Pasifik bölgesindeki 14 geliģmekte olan ülke bazında yaptığında, suç oranındaki artıģın tedavüldeki yerli para talebini artırdığını görmüģ, fakat bu artıģın da anlamlı olmadığını belirtmiģtir. Ancak suç oranındaki artıģ, geniģ anlamda para talebini olumsuz etkilemektedir. Asya-Pasifik ülkelerinde suç oranındaki %10 luk bir yükselme, geniģ anlamda yerli para talebinde %2 lik bir düģüģe neden olmaktadır. Para talebindeki bu istikrarsızlık ise, yukarıda da değinildiği gibi, para politikasının etkinliğini azaltan bir unsur olarak karģımıza çıkmaktadır. 136 Suçlular sahip oldukları, bu muazzam kara fonlar sayesinde politik ve ekonomik sisteme etki etmekte, hukuk devletini ve bu devletin egemenliğini zayıflatmaktadır. Nitekim bugün dünyada, uyuģturucu, kara parası sahiplerinin kontrolüne girmiģ ekonomilerden (narko-ekonomiler) ve uyuģturucu kartellerinin gölge iktidar oldukları devletlerden (narko-devletler) bahsedilmektedir. Kolombiya, Bolivya, Peru, Meksika ve Tayland gibi söz konusu ülkeler, siyasi ve ekonomik istikrarsızlık ve krizlerle boğuģmaktadırlar. 137 Karapara aklama faaliyetinde, aklayıcıların karaparayı yasadıģı kaynağından uzaklaģtırmak amacıyla sık sık, bir para birimini diğer bir para birimine çevirdikleri görülmektedir. Bu çerçevede ülkeye döviz olarak giren karapara, ülke içerisinde yerli para birimine dönüģtürüldükten sonra elde bir süre tutulması, orta vadede yerli paranın aģırı değerlenmesine yol açacak, bu durum ise muhtemelen ödemeler bilançosuna yansıyabilecek; ihracatı azaltıp ithalatı özendirdiği için toplam talebi kısıcı bir etki yaratabilecektir. Öte yandan döviz kurlarında yaģanan bu değiģim, bir kur riski doğuracak; bu ise döviz üzerinden borçlananlar lehine, yerli para üzerinden 135 Peter James Quirk; Macroeconomic Implications of Money Laundering, IMF Working Paper No.96/ Alp, a.g.m., s Ergin Ergül, Uluslararası SözleĢmeler ve KarĢılaĢtırmalı Hukuka Göre Kara Para Aklamanın Önlenmesi ve Cezalandırılması, Kayıt DıĢı Ekonomi ve Kara Para Konferansı, Ankara

96 borçlananlar aleyhine bir durum yaratacaktır. Bu durum sadece bankalar açısından değil, vadeli ödemelerin yaygın olduğu ticari sektörde de büyük sorunlara ve iflaslara yol açabilecektir. 138 Yukarıda belirtilen yasadıģı faaliyetler her toplumda büyük sosyal sıkıntılar yaratmaktadır. Ayrıca aklanan karapara miktarının her geçen gün artıģı, suç örgütlerine siyasi açıdan güç kazandırdığı gibi bu örgütlerin devlet kurumlarındaki hakimiyetlerini de artırmaktadır. Öte yandan karaparanın aklanması ülke ekonomilerini de olumsuz yönde etkilemektedir. Örneğin; ekonomide mal ve hizmet arz-talep miktarında bir değiģme olmadığı halde piyasaya sürülen para miktarındaki ani değiģmeler fiyatlarda dalgalanmalara neden olabilmektedir. Ayrıca beklenmedik fon giriģ - çıkıģları döviz kurlarında ve faiz oranlarında çeģitli istikrarsızlıklar yaratmakta, dolayısıyla da ülkenin ekonomik verileri gerçek durumu yansıtmayacağı için ekonomi ve devlet yönetiminde bulunan kiģiler yanlıģ kararlar alabileceklerdir. 139 Benzer bir istikrarsızlık hisse senedi piyasasında ortaya çıkabilecektir. YasadıĢı kaynaklı bu sıcak para giriģi borsayı ateģleyebilecek, bu para ülkeden çıkmaya karar verdikten sonra ise borsada ani düģüģlere rastlanabilecektir. Bir istikrarsızlık da gayrimenkul fiyatlarında ortaya çıkabilmekte, bu varlıkların değerleri istikrarsız olarak artıp azalabilmektedir. Bu varlıkların değerinde görülen artıģ ve azalıģlar ise, gayrimenkul sahiplerinin beklentilerini de etkilemekte; dolayısıyla bu piyasada ĢiĢirilmiĢ fiyatlarla karģılaģılabilmektedir. Özetle, büyük miktarlara ulaģan kirli para, yöneldiği piyasada fiyatları ĢiĢirirken, çıktığı piyasada ani fiyat düģüģlerine neden olmaktadır. 140 Bütün bu finansal istikrarsızlıklar reel ekonomiyi de olumsuz etkileyebilmektedir. Karapara aklama faaliyetinin yoğun olduğu ülkeye özellikle yabancı yatırımcılar daha zor gelecektir. Zira karaparanın mali sistemde yarattığı istikrarsızlıklar ekonominin kredibilitesini de etkileyecek, rasyonel giriģimciler yatırım yaparken ülke riskini de göz önünde bulunduracakları için bu ülkeye gelmekten sakınca duyacaklardır. Dolayısıyla kötü para, iyi parayı tedavülden 138 Ġnönü Akgün Alp, a.g.m., s Ramazan BaĢak, 50 Soruda Karapara ve Karaparanın Aklanmasının Önlenmesi, Türkiye Bankalar Birliği Yayını, Yayın No:206, 1998, s:2 140 Alp, a.g.m., s.1 78

97 kovar Ģeklinde kabaca özetlenebilecek Gresham Kanunu, bir baģka Ģekilde iģlemeye baģlayacak; karapara, yasal parayı tedavülden kovmaya baģlayacaktır. Yasal paranın ülkeye girmekten kaçması ise yatırım oranının yükselebileceği kadar yükselmemesi sonucunu doğuracaktır. Bu durum ise uzun vadede, sürdürülebilir büyümenin düģmesi anlamına gelmektedir. 141 En büyük amaçları yasadıģı faaliyetlerden elde ettikleri gelirleri aklamak olan, bu nedenle de yapacakları fon transferlerinde yatırımın reel getirisi, vergi oranları vb. göstergeleri dikkate almayan karapara aklayıcıları, gerçekleģtirdikleri ani fon transferleri ile uluslararası mali sistemde istikrarın bozulmasına, dolayısıyla globalleģmenin de artması ile krizin diğer ülkelere yansımasına neden olabilmektedirler. 142 Quirk in 1996 yılındaki çalıģmasında ortaya çıkan sonuçlar da bu gerçeği doğrular niteliktedir. Quirk çalıģmasında, karapara aklama ile ekonomik büyüme arasındaki iliģkiyi incelemiģ, yılları arasında suçtan elde edilen gelirler arttıkça, yıllık GSMH büyümesinde önemli düģüģler olduğu yönünde bulgulara rastlamıģtır. Suç sayısı yükseldikçe büyüme oranında düģüģ gözlenmekte; suç sayısında %10 yükselme, GSYĠH nın büyüme oranında %0,1 düģmeye yol açmaktadır. 143 Karapara aklama ayrıca gelir ve servet yoğunlaģmasına yol açarak gelir dağılımı üzerinde de olumsuz etkiler doğuracaktır. Karapara, uluslararası mali piyasalarda dolaģtıktan, veya daha genel bir ifadeyle aklama sürecini geçirdikten sonra belirli bazı kiģi veya grupların ellerinde toplanmaktadır. Bu yoğunlaģmanın vergi politikası yoluyla ne ölçüde giderileceği ise Ģüphelidir. Zira politika geliģtirmek için gerekli olan sağlıklı veriler mevcut değildir. Ayrıca doğaldır ki bu yasadıģı gelirin vergilendirilmesi için kayıtlı sisteme girmiģ olması gerekir. Kaldı ki böyle bir politikanın baģarısı da aklayıcıların vergilerini ödemelerine bağlıdır. Ayrıca Quirk e göre aklanan para, vergiden kaçma eğilimindedir. Quirk bunu yasalara saygısızlığın 141 A.g.m., s BaĢak, a.g.e., s:2 143 Quirk, a.g.m., s.1 79

98 kendi içerisinde bulaģıcı olmasına bağlamaktadır. Zira bir yasayı çiğnemek diğerlerini de çiğnemeyi kolaylaģtırmaktadır. 144 Diğer yandan kestirilemeyen kararlar ve sermaye hareketleri aracılığıyla, ekonomik mekanizmaları ve dengeleri istikrarsızlaģtırma riski taģıması dolayısıyla, kara para aklama, ekonomi için de ölümcül bir risktir. Çünkü kara para aklayıcıların mantığı, klasik kâr ve en iyi yatırım mantığı, değildir. Aksine, yatırım kolaylıklarını, özellikle bankacılık, Ģirketler hukuku ve ceza hukuku alanlarında, mevzuatın gevģekliğine bakmaktadırlar. Fransız Profesör Guilhem Fabre, Meksika, 1997 Tayland ve 1998 Rusya krizlerindeki kara para aklamanın rolünü ortaya koyduğu, Nisan 2000 tarihli Le Monde Diplomatique gazetesindeki makalesinde, Venezuela, Nijerya ve Türkiye deki krizlerin de, aynı perspektiften analiz edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır KAYIT DIġI EKONOMĠYĠ ÖNLEMEYE YÖNELĠK TEORĠLER VE POLĠTĠKALAR Kayıt dıģı ekonomiyi önlemeye yönelik teoriler ve politikalar, ekonomik, mali, idari ve hukuki ve sosyal politikalar baģlıkları altında incelenecektir Ekonomik Politikalar Kayıt dıģı ekonominin ekonomik ve mali, idari ve hukuki, sosyal, psikolojik ve siyasal nedenleri vardır. Bütün bu nedenler kayıt dıģı ekonominin artmasında farklı etkiler oluģturmakta ve farklı ölçekte artıģa neden olmaktadırlar. Bu nedenler ileriki bölümlerde incelenecektir. Kayıt dıģı ekonomi sorununun psikolojik ve sosyolojik alt yapısını oluģturan nedenleri kısa süre içerisinde ortadan kaldırmak mümkün değildir. Bireylerin devlete olan inancını yeniden kazanması, hukuki açıdan yasal olmayan iģlemlerin toplum nezdinde meģruiyetini yitirmesi önemli ölçüde hükümetlerin performansına bağlı olacaktır. Bu doğrultuda, hükümetin önceliğini oluģturan yoksulluk, yolsuzluk ve 144 Alp, a.g.m., s Ergül, a.g.t. 80

99 yasaklardan, özellikle yolsuzluğu ortadan kaldırma konusunda gösterilecek baģarı, bireylerin / iģletmelerin kayıt dıģı faaliyetlere yönelirken dayandıkları psikolojik ve sosyal gerekçelerin bertaraf edilmesinde büyük katkı sunacaktır. O halde yürütme erki, bir taraftan kayıt dıģı ekonominin psikolojik ve sosyolojik nedenlerini uzun vadede ortadan kaldırmaya çalıģırken, bir taraftan da kısa vadede, kayıt dıģına yol açan ekonomik nedenlere odaklanmalıdır. 146 Ekonomik yapıdaki düzelme, alınacak diğer önlemlerin yanı sıra, vergi gelirlerinin artmasına bağlıdır. Vergi gelirlerinin artması ise kayıt dıģı ekonominin önlenmesine bağlıdır. Üretici kayıt dıģına kaydıkça, devlet kayıt içi kesime daha fazla yüklenmek zorunda kalır. Yani kayıt içi kesimde yer almanın maliyeti yükselir. Bu olgu daha çok üreticiyi kayıt dıģına geçmeye teģvik eder. Maalesef bu fasit daire Türkiye ekonomisinde uzun süredir geçerlidir. Ekonominin önemli bir bölümünün son derece düģük verimlilik düzeyinde kalmasının en önemli nedenidir. Hızlı büyüme, yüksek verimlilik artıģı gerektirir. Kayıt dıģı ekonomiyi küçültemeden, bunu sağlamak mümkün değildir. Fasit daire mutlaka bir yerinden kırılmalıdır. 147 Bunun için ekonomistler, ekonomik teoriler ortaya koymakta ve çok sayıda öneride bulunmaktadırlar. Kayıt dıģı ekonominin kayıt altına alınması için, faizlerin düģmesi ve reel faizlerin bir an önce düģürülmesi gerekmektedir. Faizlerin ve reel faizlerin düģtüğü bir ortamda kayıt dıģında bulunan birikimler yatırım ve yeni iģ yerlerinin açılmasıyla bir Ģekilde kayıt altına alınacaktır. Yalnız, bu geçiģte dolaysız vergilerin makul seviyelere düģürülerek bu geçiģin hızlandırılması yararlı olacağı unutulmamalıdır. 148 Kayıt dıģı ekonomi Türkiye de bir kalkınma modeli olmaktadır ve ekonomik krize yol açmaktadır. Ülkemizde siyasetin finansmanını da kayıt dıģı ekonomi yapmaktadır. Türk vergi sisteminin dolaylı vergilere dayalı olması nedeniyle adaletsizdir. Hükümetlerin seçmeni ürkütmemek amacıyla sen az ver, sen çok ver, sen boģ ver anlayıģı içinde vergi adaletini değil, adaletsizliğini yeğlemektedir. 146 ġaban Erdikler, Dolaylı Vergiler ve KayıtdıĢı Ekonomi Paradoksu, Referans Gazetesi, Akat, a.g.m., s Hasan YaĢar Özfidan, Ülkemizde Vergi Adaleti Nasıl Sağlanır,

100 Herkesi ve her kesimi vergi mükellefi yapmak, her çeģit gideri vergi matrahından düģmek ve ekonomiyi hamiline yazılı olmaktan, nama yazılı hale getirmek gerektmektedir. 149 Bütün bunlar aslında kayıt dıģı ekonominin ekonomik nedenlerini ortadan kaldırma düģüncesinin nasıl gerçekleģtirileceğinin bir özetidir. Bunların yanında büyük küpürlü para basma yerine küçük küpürlü para basma, nakit yerine kredi kartı ile ödeme, hamiline belge düzenleme yere nama belge düzenleme konuları da kayıt dıģı ekonominin önüne geçilmesi bakımından önemlidir. Altuğ, bu konularda Ģu ifadeleri kullanmaktadır; Türkiye nin modeli kayıt dıģı ile kalkınma modeli olduğu için sürekli büyük küpürlü para basmıģtır. 20 Milyonluk banknotlarla Milyarı ödemek çok kolaydır. Ama Onar Binlik banknotlarla Milyarı öde bakalım nasıl ödeyeceksin? Sayması zor, saklaması sor, taģıması zor. O zaman ister istemez ne yaparsın elini cebine atarsın çekle ödeme sistemine geçersin. Adam gibi çek kanunu çıkar, senin bu programında adam gibi çek kanunu var mı? Yok. Veya kredi kartıyla ödeme yaparsın. Böylece hem alıcı hem satıcı ödeme yönünden de kayda alınmıģ olur. Fatura sınırını, defter tutma hadlerini, götürülüğün sınırlarını arttırma. Türkiye de çekler hamiline yazılı; devlet iç borçlanma senetlerinin tümü hamiline yazılıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kimden borç aldığını birebir bilmez, bilemez. Kime ne kadar faiz verdiğini bilemez. O zaman devlet iç borçlanma senetlerini de nama yazılı hale getirmek zorundadır. 150 Altuğ un burada en fazla üzerinde durduğu konu hamiline belge düzenleme alıģkanlığının terkedilerek nama yazılılığa geçmenin zorunluluğudur. Böylece kayıt dıģı ekonomik faaliyetleri kolaylaģtıran bir etken daha ortadan kaldırılmıģ veya en aza indirilmiģ olacaktır. Kayıt dıģılığın önlenmesi konusunda yapılması gerekli olan yasal düzenlemeleri iki grupta toplamak mümkündür diyen Seviğ ise, birinci grupta ekonomik olayları daha rahatlıkla izlenebilir hale getirebilecek önlemlerin olması ve yukarıdakilere ek olarak bunların aģağıdaki gibi olması gerektiğini belirtmektedir; TĠSK, Büyüyen KayıtdıĢı Sektör Semineri, TĠSK Dergisi, Sayı:30, Nisan Osman Altuğ, KayıtdıĢı Ekonomiyle Kalkınma Modeli ve Mali Milat Uygulaması, ASOMEDYA Dergisi, Mart 2002, Veysi Seviğ, KayıtdıĢının Önlenmesi ile Ġlgili Öneriler, ASOMEDYA Dergisi, Mart 2002,

101 - Kamusal hizmet vermekle görevli olanların kural dıģı menfaat temin etmelerini yasal düzenlemelerle imkansız hale getirmek. - ĠçiĢleri Bakanlığı nın yapacağı organizasyon yeniliği ile köy mahalle, ilçe, il bünyesinde yaģayanların adres ve geçim koģullarının izlenebilir hale getirilmesi, - Alacak hakkının korunmasına yönelik hukuki düzenlemelerin yapılması, örneğin borçlu kiģilerin izlerini kaybettirmelerine olanak sağlayan yasal boģlukların giderilmesi, - Ekonomik yaģamın korunmasına yönelik özel hukuk kurallarının konulması ve korunması, - Kredi olanaklarının kullanılabilir Ģekle getirilebilmesi ve iyi niyetli borçluların korunmasına iliģkin yasal düzenlemelerin yapılması, - Ticari yaģamının kamusal kararların riskinden koruyucu düzenlemelerin yapılması, - ĠĢ riski sigortası uygulamasına gidilmesi, - Sicilli iģlemlerin Türkiye çapında izlenebilir hale getirilmesi, - Sahte ve yanıltıcı hüviyet kullanımını yok edici kimlik kullanımını sağlamaya yönelik önlemlerin alınması (AB ülkeleri örneğinde olduğu gibi) Ekonomik faaliyetler sonucunda ortaya çıkan, vergilendirilmesi gereken kar veya zararın sağlıklı tespiti, ancak tüm iģlemlerin belgelendirilmesine ve yasal defterlere kaydedilmesine bağlıdır. Türkiye de kayıt dıģılığı, dolayısıyla vergi kayıp ve kaçağını özendiren en önemli unsurlardan biri, belge düzeninin sağlıklı çalıģmamasıdır. Belge ve kayıt düzeninin sağlıklı iģlemesini temin amacıyla gereken önlemler bir an önce alınmalıdır. 152 Bununla ilgili olarak belki de en önemli ekonomik değiģim kredi kartı konusunda yaģanmaktadır. Maliye Bakanlığı, kredi kartı kullanımını yaygınlaģtırarak baģka bir koldan hesapları kayıt altına almaya çalıģmaktadır. Bu konuda dünya üzerinde iyi örnekler mevcuttur. Güney Kore, kayıt dıģı ekonomiyle mücadele etmek için kredi kartı kullanımına vergi indirimi getirmiģtir. Bu da iki yıl içinde kayıt dıģı ekonomide önemli yol alınmasına neden olmuģtur. Kredi kartının kayıt dıģı 152 T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s.83 83

102 iģlemlerin önünde önemli bir engel olduğunu düģünen Maliye, her iģletmeye kredi kartı kullanımını sağlayan POS cihazı koyma zorunluluğu getirebilecektir. Bu uygulama ile lüks eğlence merkezleri, doktor muayenehaneleri gibi kredi kartı geçmez diyen iģyerleri tarihe karıģacak. Bu aynı zamanda kredi kartı kullanımını daha fazla artıracaktır. 153 Kredi kartı kullanımı, bütün parasal iģlemlerin kayıt altına alınması açısından büyük önem taģımaktadır. Kredi kartı kullanımının yaygınlaģması konusunda gayret gösterilirken, kart ücretleri, ödenememe durumunda uygulanan yüksek faiz oranları ve orantısız kullanım gibi ortaya çıkan problemleri de ortadan kaldırmak için tedbirler alınmalıdır. Türkiye de yapılan kayıt dıģı ekonomi ölçümleri, bu büyüklüğün oldukça geniģ bir aralıkta değiģiklik göstermesine rağmen, Türkiye için önemli bir değer olduğunu ortaya koymaktadır. Kayıt dıģı ekonominin, ekonomik ve sosyal yapı üzerindeki olumsuz etkileri göz önünde bulundurulduğunda, bu büyüklüğün payının azaltılması için yapılması gerekenlere iliģkin öneriler, milli gelir hesapları çerçevesinde, istatistiki yapının geliģtirilmesidir. Kayıt dıģı ekonominin istatistiki olarak hesaplara dahil edilmesinde; vergi daireleri, sosyal güvenlik kuruluģları, ticaret odaları, sanayi odaları, esnaf ve sanatkarlar dernek ve konfederasyonları, borsalar, belediyeler, kamu kurum ve kuruluģları gibi çok çeģitli kuruluģlar tarafından derlenen istatistiklerin kullanılması, bu kurum ve kuruluģlar arası koordinasyonun sağlanması, kuruluģlar tarafından verilerin derlenmesinin ve değerlendirilmesinin her aģamasında istatistiki yöntemlerin izlenmesi ve üretilen istatistiki verilerin karģılaģtırılabilir olması gerekmektedir. Böylece cevapsızlık ve güncelleģtirilmemiģ veri nedenleriyle istatistiki olarak kayıt dıģı kalan büyüklük hesaplanabilecektir. 154 Ġstatistiki verilerin doğru olarak ortaya konması, Türkiye de ekonomik göstergelerdeki tutarsızlığı bir nebze ortadan kaldıracak ve ekonomik karar alıcılara daha sağlıklı bir ortam sunacaktır. 153 Hüseyin Sümer, Önce AlıĢveriĢ Sonra Kart, Aksiyon Dergisi, Sayı:479, T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s.31 84

103 Mali Politikalar Kayıt dıģı ekonominin en önemli nedenlerinden birisi vergi sistemindeki sorunlar ve özellikle ağır vergi yüküdür. Buna bağlı olarak kayıt dıģı ekonomiyi önlemek için alınması gereken tedbirlerin baģında da vergi politikaları gelmektedir. Söz konusu politikalar aģağıda baģlıklar halinde incelenecektir Vergi Politikalarının Yeniden Ele Alınması Vergi politikaları belirlenirken üzerinde durulması gereken noktalar; vergi yükü olarak ifade edilen kamu kesimine aktarılacak milli gelir oranı, hedeflenen vergi yükünün topluma adaletli ve dengeli dağıtımı ve vergi gelirleri ile hangi tür harcamaların yapılması gerektiğidir. 155 GeliĢmekte olan ülkelerde vergi politikasının amaç ve araçlarının dört ana baģlık altında toplanması mümkündür. Bunlar; Ġktisadi büyüme ve kalkınmanın finansmanı, - Gelir dağılımında adalet, - Ekonomik etkinlik ve - Ekonomik istikrar olarak sayılabilir. Bir ülkede kiģi baģına düģen milli gelir artıģı ile birlikte GSMH da meydana gelen artıģ olarak nitelendirilen ekonomik büyüme ve buna ek olarak gerçekleģtirilen yapısal geliģme ve değiģimleri içeren ekonomik kalkınmanın vergi politikası ile yakından iliģkisi vardır. Vergi sistemleri ve vergi politikaları ülkelerin geliģmiģlik seviyelerine göre değiģiklik göstermekle birlikte; genel itibari ile vergiler gelir, harcamalar ve servet üzerinden tahsil edilir. Vergi sistemleri ile ekonomik büyüme ve kalkınma, toplumsal yapı ve geliģmeler arasında yakın bir iliģki bulunduğundan ekonomik ve toplumsal yapı değiģmelerine göre vergisel düzenlemelerin yapılması önemli bir gerekliliktir Demircan, a.g.t. 156 Burçin Bozdoğanoğlu, GeliĢmekte Olan Ülkeler ve Vergi Politikalarına Kısa BakıĢ, Esra Siverekli Demircan, Vergilendirmenin Ekonomik Büyüme ve Kalkınmaya Etkisi Erciyes Üniversitesi Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Sayı: 21, Temmuz-Aralık 2003,

104 Ġyi bir vergi politikasının ekonominin geliģmesine yardımcı olması, gelir dağılımını olumlu etkilemesi, gelir, harcama ve servetteki değiģmeleri kendiliğinden izlemesi ve kavraması, adil olması, kamu hizmetleri için gerekli finansmanı sağlayacak verimlilikte olması önemlidir. Bu genel değerlendirmeler doğrultusunda yapılması gerekenlerden bazıları Ģunlardır; Vergi politikalarının siyasi değiģim yaģansa dahi, etkinlikle uygulanmasının sağlanması, - Vergi politikalarında çok sık değiģikliğe gidilmemesi, - Vergi politikalarının toplumsal yapı, gelir düzeyi vb. dikkate alınarak belirlenmesidir. Sırasıyla kamusal ve özel tasarrufları artırmak; düģük gelirli grupların vergi yükünü azaltmak, enflasyon ve iģsizlikle mücadele etmek ve vergilemenin neden olduğu sosyal refah kaybını azaltmak Ģeklinde açılımları yapılabilecek olan bu amaçlara ulaģmak için bir ülkedeki vergileme düzeyi ve vergileme yapısı çok büyük önem taģımaktadır. AĢırı bir kamu borçlanmasına baģvurmadan ve iktisadi faaliyetleri olumsuz etkilemeden, diğer ülkelerdeki vergi sistemleriyle ters düģmeden etkin ve adil bir vergi sisteminin kurulması geliģmekte olan ülkeler için hem bir zorunluluk bir o kadar da ulaģılması zor bir hedef olarak karģımıza çıkmaktadır. Zaten geliģmekte olan ülkelerde gelirin izlenmesi zor, etkin bir vergi idaresi mevcut değildir. Bununla birlikte gelir dağılımındaki adaletsizlik bazı kesimlerin vergi kaçırmalarını ve vergiden kaçınmalarını kolaylaģtırmaktadır. Kayıt dıģılık ise sağlıklı istatistiklerin toplanmasını engellemektedir. Maliye politikaları ise bir ülkede makro ekonomik dengeyi korumak ve ortaya çıkan dengesizlik hallerini gidermek amacıyla kamu gelirleri ve giderleri kullanılarak uygulanan politikalar olarak tanımlanabilir. Kamu kesimi gelirlerinin önemli bir bölümünü oluģturduğu için vergi gelirlerini artırabilecek vergi politikaları izlenmesi bu açıdan önem taģımaktadır. 159 Bu yapılırken vergi sisteminin etkinlikle uygulanarak, ekonomik büyümenin sağlanma- 158 Demircan, a.g.t. 159 Bozdoğanoğlu, a.g.m., s.1 86

105 sında, tüm gelirler için optimum kaldırılabilir vergi oranlarını içeren bir vergi politikasının belirlenmesi gereklidir. 160 Kayıt dıģı ekonomi konusunda alınacak etkin tedbirlerde baģarılı olunabildiği takdirde, kamu kesimi finansman açıkları bu kadar büyük, faiz ödemelerinin de bu denli yüksek olmayacağı açıktır. 161 Kayıt dıģı ekonominin önüne geçilmesi için en önemli aģama, aģağıda incelenecek olan vergisel tedbirlerin temelini oluģturan vergi politikalarını yeniden ele alınmasıdır Vergi Sisteminde Reform Gereksinimi Bütçe açıklarının kontrol altına alınması konusunda baģarılı olan ülkelerde uygulanan politikalara bakıldığında, bütçe gelirlerini artırmaya yönelik olarak alınan önlemler arasında, öncelikle vergi sisteminin etkinliğini ve verimliliğini artırmak amacıyla yapılan düzenlemeler ve vergi kayıplarını önleyici etkin vergi denetiminin kurulması yer almaktadır. Çünkü vergilerin ilk ve en önemli amacı olan, mali amaca ulaģılma derecesi, vergi gelirlerinin kamu harcamalarını karģılama oranı ile ölçülmektedir. Bir diğer ifade ile temel amaç kamu harcamalarının finansmanını sağlamak olduğunda, kamu harcamalarının vergilerle karģılanma oranı yükseldikçe mali amaca da ulaģılmıģ olmaktadır. 162 Bunun için sık sık gündeme gelen konulardan birisi de vergi reformudur. Çünkü vergi sistemindeki değiģiklikler çoğu yönü ile bütün toplum kesimlerini ilgilendirmekte, zaman zaman toplumun ortak mutabakatı aranmaktadır. Vergi reformu deyimi en doğru Ģekli ile vergi sistemi reformudur. Çünkü yapılması öngörülen radikal nitelikteki düzeltme ve yeniden düzenleme hareketleri belli kurumlarda (vergi sistemi de bunlardan biridir) olmaktadır. 163 Vergi 160 E. Erdem, E. Siverekli Demircan, Türkiye de Kamu Açıklarının Yapısı ve Dağılımı, Kamu Tercihi ve Anayasal Ġktisat, 2001, s Bu nedenle bu konuda yapılabileceklere, VII. BeĢ Yıllık Kalkınma Planının vergi ile ilgili yapısal düzenlemeler baģlığı altında da yer verilmiģtir. 162 Ġzzettin Önder, Oktay Gürel vd., Türkiye'de Kamu Maliyesi, Finansal Yapı ve Politikalar, Tarih Vakfı Yayınları, Ġstanbul 1993, s Halil Nadaroğlu,, Vergi reformu Üzerine Açıklamalar ve Türkiye'de Vergi Reform Hareketleri, ÇağdaĢ Vergilemedeki Son GeliĢmeler, Nihad Sayar'a Armağan, N.Sayar Yayın ve Yardım Vakfı Yayını, No: , Ġstanbul 1980, s.19 87

106 sistemlerinin oluģumundan beri mükellefler reform isteği içinde olmuģtur. Altın arayan madenciler gibi, siyasi partiler, baskı grupları, seçkin araģtırıcılar çağın ideal bir vergi sistemine ulaģmak için çalıģmıģlardır. Devlet tarafından karģılıksız sunulan mal ve hizmetlerde artıģ ile birlikte, daha esnek, adil, etkin ve acısı az olan bir vergi sistemi için değiģim hep arzu edilmiģtir. Kamu gözlemcilerine göre hükümetler de ister istemez vergi sistemlerinde değiģim imkanlarını araģtırmak zorunda olmuģlardır. 164 Vergi reformu ile ilgili yapılmıģ birçok tanım vardır. Peacock a göre vergi reformu, gayri safi yurtiçi hasıla içindeki vergi oranlarında ya da vergi sisteminin yapısında veya her iki konuda yapılması öngörülen değiģikliklerdir. 165 Nadaroğlu na göre vergi reformu, vergi sistemindeki köklü düzeltme ve iyileģtirme hareketlerini ifade etmektedir. 166 Vergi reformunun kapsamı hakkında da çok sayıda görüģ bulunmaktadır. Öyle ki, vergi yükünün gelir grupları arasında paylaģımının önemli ölçüde değiģtirilmesinden verginin üstlendiği fonksiyonları ne ölçüde iyileģtirildiğine kadar vergi reformunun alanı geniģletilebilmektedir. Vergi reformları kapsamının geniģliği veya yoğunluğuna göre; (i) Kısmi, (ii) Kapsamlı veya total vergi reformları olarak sınıflandırılmaktadır. 167 Kısmi nitelikteki vergi reformlarının gerçek bir reform olup olmadığı konusu, iki açıdan değerlendirilebilir; Eğer vergi sistemi içerisinde önemli ağırlığı olan bir verginin yapısını tümü itibariyle değiģtirmeye yönelik bir reform iģlemi ilgili verginin ağır sakıncalarını ortadan giderir ve vergiyi sistemin amaçlarına uygun bir unsur haline getirirse, bu giriģim gerçek bir vergi reformu olarak nitelendirilebilir. 164 Jean Rivoli, Vive L'impot, Editions Du Seuil, Paris 1965, s Alan T. Peacock, Fiscal Theory and the 'Market' for Tax Reform, Reforms of Tax Systems, (Ed. Karl W. Roskamp and Francesco Forte), Proceedings of the 35th Congress of the International Institute of Public Finance, Taormina 1979, Wayne State University Press, Detroit 1981, s Nadaroğlu, a.g.m., s Gökbunar,a.g.m., s: Salih Turhan, Vergi Teorisi ve Politikası, Filiz Kitabevi, Ġstanbul 1993, s

107 - Pek çok vergiyi içeren büyük ölçekli vergi reformların gerçek vergi reformu sayılabilmesi, yapılan değiģikliklerin kendi aralarında uyumlu ve amaca uygun planlanıp planlanmadığına bağlıdır. Dolayısıyla uygulamada, vergi reform planının bütün unsurları arasında amaçlara uygun bir uyum sağlanabilirse, gerçek anlamda bir vergi reformundan söz edilebilir. Vergi reformlarında uyum maliyetleri; kısa zamanda yapılan kısmi yasa değiģiklerinde çok düģük, tedricen kullanılmaya baģlanacak kısmi yasalarda orta düzeyde iken ertelenen kısmi yasalarda hayli yüksektir. Kapsamlı vergi reformu, marjinal bir durumdur. Bu tür vergi reformları uzun dönem için göze alınabilir. Çünkü bir vergi reformunun gerçekleģtirilebilmesi, konunun güçlüğü ve siyasal sürecin uzunca bir zaman gerektirmesi nedeniyle uzunca bir süre alabilmektedir. Vergi reformunun kapsamlı tek bir pakette mi zamana yayılarak mı baģlatılacağı ve değiģikliklerin nasıl sıralanacağı; ulusal Ģartlar, hukuki çerçeve ve politik öncelikler tarafından belirlenir. Kapsamlı vergi reformundan arzu edilen genellikle orta ve uzun dönemde elde edilebileceğinden radikal bir reform için politik koalisyonun oluģturulması gerekmektedir. 169 GeçmiĢi çok eskilere dayanan vergi reformlarına gitme nedenleri Ģu Ģekilde sıralanabilir: Direkt olarak siyasi nedenler; Bir vergi sisteminin tümüyle ortadan kalkmasına neden olan önemli bir siyasi bunalım söz konusu olduğunda ve yeni bir vergilemenin ortaya çıkmasını ya da bir verginin gerekçesinin düzenlenmesini gerektiren siyasi bir değiģimin olması, - Çevresel faktörler; Özellikle dıģ çevreye uyum çerçevesinde vergi sisteminde yapılan değiģim. Örneğin, son yıllarda KDV ni kabul etmeksizin bir ülkenin A.B. ne girmesinin mümkün olmaması nedeniyle yapılan düzenlemeler. - Teknik neden; Bazı vergilerin artık kullanılmayan, uygun olmayan, gözden düģmüģ bir vergi tekniğine dayanması ve bu nedenle sistemin tekrar gözden geçirilmesi Gökbunar, a.g.m., s: Emine Koban, Vergi Reformları ve Türk Vergi Sisteminde Reformların Genel Bir Değerlendirilmesi, Uludağ Üniversitesi ĠĠBF Dergisi, Cilt.16, Sayı.3, Güz Dönemi Ekim

108 - Mali, iktisadi, sosyal nedenler; Vergiler kamu giderlerinin karģılanmasında önemli finansman aracı olmalarının yanı sıra, iktisat politikalarının uygulanmasında ve ülke içinde sosyal politika aracı olma gibi iģlevlere de sahiptirler. Ġdeal bir vergi sisteminin bu üç temel amacı bir arada uygulayabilen bir sistem olduğu söylenebilir 172. Vergi reformu tek amaçlı bir kavram değildir. Bu sebepten ötürü vergi reformlarında zaman zaman birbiriyle çatıģan çeģitli amaçlar öngörülebilir. Vergileme ile optimal hasılayı sağlamak, adil gelir dağılımının gerçekleģtirilmesine vergileme ile yardımcı olmak, istikrarın sağlanmasında ve optimum kaynak dağılımında vergilerden yararlanmak, vergi yargısı da dahil olmak üzere vergi hukukunda köklü usul ve değiģiklikleri yapmak, sermaye birikimine yardımcı olmak ve yatırımları yönlendirmek gibi amaçlar bu konuda birer örnek olarak gösterilebilir. 173 Vergi reformları ile vergi yasalarındaki karmaģıklığın düzeltilmesi de istenmektedir. Ġyi bir vergi gerçekten ya modern ve kolay anlaģılır, ya da eski ve istikrarlıdır. Modern dünyanın gereklerine uygun reform yapılmadığında, Ģeffaf vergileme olmadığında ve karmaģık yasalarda istikrar sağlanamadığında vergi idaresinin sorunları artıģ içinde olacaktır. 174 Gelir vergisinde reformlar baģlıca vergi konusunun geniģletilmesi, gelir vergisi tarifesinin yeniden düzenlenmesi, emek ve sermaye gelir arasındaki yük eģitsizliğinin giderilmesi ve gelir vergisi ile sosyal güvenlik vergilerinin bütünleģtirilmesi Ģeklinde sıralanabilir. 175 ÇeĢitli ülkelerde gelir vergisi alanında yapılan düzenlemelerde vergi tabanının geniģletilmesi yönünde eğilimler gözlenmektedir. Bu amaçla daha önceleri vergi matrahına dahil edilmeyen gelir 171 Gilbert Orsoni, Le Jeu Des Acteurs Dans Les Processus De Reforme, Revue Francaise De Finances Publıques, No.60, Novembre 1997, s Nurettin Bilici, Türk Vergi Sisteminin Genel Bir Değerlendirilmesi, YaklaĢım, Yıl.5, Sayı.58, Ekim 1997, s Nadaroğlu, a.g.m., s Andre Barilari, Reflexion Sur La Problematique De La Reforme Fiscale, Revue Francaise De Finances Publiques, No.60, Novembre 1997, s Halil Nadaroğlu, GeliĢmiĢ Ülkelerde Gelir ve Kurumlar Vergilemesindeki Yeni YaklaĢımlar, Maliye AraĢtırma Merkezi Konferansları, Otuzsekizinci Seri Yıl 1988/1989, Ġstanbul Üniversitesi Yayın, No:3659, Ġktisat Fakültesi Yayın No: 533, Ġstanbul, 1990, s:22 90

109 unsurları matraha dahil edilmekte, vergi sistemlerinde yer alan çeģitli muafiyet ve istisnalar kaldırılmaktadır. Yine, bazı harcamaların vergi matrahından indirilebilmesi imkanları azaltılmakta, vergi sistemlerinde yer alan çeģitli vergi sığınakları kaldırılmaktadır. Örneğin, çeģitli sosyal ödemeler vergi kapsamına alınmakta, vergilendirilemeyen sermaye kazançları vergilendirilir hale gelmekte, faizlerin gider yazılması imkanı daraltılmaktadır. Bu alanda yapılan hemen hemen bütün vergi reformlarında en düģük ve en yüksek marjinal vergi oranları arasındaki farklar düģürülmekte en yüksek marjinal oran aģağıya indirilmektedir. Bu düzenlemeler bazı ülkelerde yüksek vergi oranlarının azaltılması Ģeklinde yapılırken, diğerlerinde vergi dilimlerinin sayılarının azaltılması suretiyle gerçekleģtirilmektedir. 176 GeliĢmiĢ Batı ülkelerinde dolaysız vergiler alanında yapılan düzenlemelerde, gelir vergisinde istisnaların azaltılması ve vergi indirimlerinin ayıklanması ile vergi tabanının geniģletilmesi hedeflenmiģtir. Kurumlar Vergisi alanında yapılan reformlarda ise belirli faaliyetler, sektörler ve bölgelere sağlanan teģvikler ile, amortisman oranlarının farklılığından kaynaklanan ayrıcalığın giderilmesi ve vergi tabanının geniģletilmesine yönelik uygulamalar ağırlıkta olmuģtur. 177 Bu doğrultuda pek çok ülkede teģvikler kaldırılmıģ, amortisman cetvelleri değiģtirilmiģtir. 178 Vergi reformlarının geleceğine iliģkin bazı baģlıca tartıģmalar ise Ģunlardır; Ekonomik büyüme ve ekonomik etkinlik gibi iki önemli amaca önem veren Arz-yönlü iktisatçılar vergi indirimleri, artan oranlı gelir vergisinde artan oranlılığın kaldırılarak düz oranlı hale getirilmesi yönünde vergi reformu önermektedirler. Bazı arz yönlü vergi politikacıları gelir ve kurumlar vergilerinin bütünüyle kaldırılmasını bunun yerine Nakit AkıĢ Vergisi uygulanmasını savunmaktadırlar. Arz yönlü vergi reformcuları artan oranlı gelir vergisi sisteminin nispi fiyatları olumsuz yönde etkileyerek ekonomik büyümenin yavaģlamasında ve verimliliğin azalmasında etkili olduğunu ileri sürmektedirler. Nakit AkıĢı Vergisi, kamu maliyesi literatüründe tüketim vergisi veya 176 Gökbunar,a.g.m., s: Metin TAġ, Türk Vergi Sistemi Üzerine Bir Ġnceleme, Hünkar Ofset, Bursa 1993, s Koban, a.g.m., s Gökbunar,a.g.m., s:301 91

110 harcama vergisi olarak da adlandırılmaktadır. Kurumlar vergisi de dahil olmak üzere gelir vergisi sisteminin alternatiflerinden birisi de artan oranlı tüketim vergisidir. Tüketim vergisi ya da Nakit AkıĢ Vergisi tüketimi matrah alarak esas olan bir dolaysız vergidir. Nakit AkıĢı Vergisi nde diğer baģlıca iki yönden diğer tüketim vergilerinden farklıdır Son zamanlarda vergi reformlarının spesifik alanlarından birisi de çevredir. Ekolojik vergi reformlarıyla çevresel kalite ve vergi sisteminin etkinliğini sağlamak için kirli mallar üzerinde vergiler artırılıp temiz mallarda vergiler indirilerek talep yapısının değiģtirilmesi hedeflenmektedir. Ekolojik yaklaģımlı vergi reformlarının gelir nötr bir reform olabileceği üzerinde yoğun bir ilgi vardır Vergi idaresinin bazı faaliyet alanlarının özelleģtirilmesi konusu tartıģılmaktadır. Vergi idaresinin özelleģtirilebilecek bölümlerinin ayırmakla kamu kuruluģlarının yeterli denetim yapmasına olanak sağlanacağı iddia edilmektedir. ÖzelleĢtirme için muhtemel alanlar; beyannamelerin mükellefler tarafından doldurulması, tevkifat, beyannamelerin / vergilerin bankalara yatırılması, basım, depolama v.b., aktiflerin değerlemesi bilgisayar sistemleri, eğitim, beyanname tastiği, vergi incelemesi - Vergi reformu konusundaki tartıģmalarda makroekonomik açıdan ziyade, vergi sisteminin gelir bakımdan nötr kalacak Ģekilde değiģtirilmesi ve vergi yükünün uygun faaliyetler üzerindeki gelir etkisinin nötr olacak Ģekilde dağıtılması gerektiği konusunda da durulmaya baģlanmıģtır. Gelir-nötr olacak Ģekilde vergi reformlarıyla daha az yükle mevcut yasalarla toplanan gelirle aynı miktar gelir toplayabileceği öne sürülmektedir. Daha etkin bir vergi yapısıyla aynı miktar vergi geliri toplamayı tasarlayan gelir-nötr olması mümkün değildir. Gelir-nötr vergi reformları kamu gelirlerini artırmaktadır. 180 CoĢkun Can Aktan, ÇağdaĢ Liberal DüĢüncede Politik Ġktisat, DoğuĢ Matbaası, Ankara 1994, s Ronnie Schob, Evaluating Tax Reforms in The Prensence Of Externalities, 50th Congress of the International Institute of Public Finance, August 1994, Harvard University, Cambridge, s

111 Dolayısıyla gelir-nötr vergi reformlarının gelir yönünden etkilerinin sıfır olmasına en büyük engel, gelirin yeniden dağılımına yol açması ve kaçınılmaz bir Ģekilde kaybedilenlerin olmasıdır Vergi Yükünün Adaletli Dağılımı Gelir dağılımı çok yönlü ve boyutlu etkileri olan bir olgudur. Konunun öncelikle pazar boyutu bulunmaktadır. Sınai geliģmede, önce iç pazar için üretimle teknolojik bilgi birikimi ve maliyetin düģürülmesi söz konusudur. KiĢi baģına gelir düzeyinin düģük olduğu bir ortamda gelir dağılımı da çok adaletsiz ise, iç pazar, dolayısıyla sınai geliģme sınırlı kalır. Gelir dağılımının diğer boyutu ise, insan gücünün çağın üretim gereklerini karģılayabilecek düzeyde eğitim ve sağlığa kavuģabilmesiyle ilgilidir. Geliri çok düģük düzeyde olan ailelerde beslenme ve sağlık koģulları ve ailenin çocuğa verebileceği eğitim imkânının sınırlı olması, piyasaya nitelikli olmayan iģgücünün arzı anlamına gelecektir. Bu da, çağımızda en çok ihtiyaç duyulan beģeri sermayenin heba olması demektir. Diğer taraftan niteliksiz iģgücünün milli gelirden alacağı pay da düģük bulunacağından, bu durum gelir dağılımındaki bozukluğu Ģüphesiz daha da artıracaktır. Böylece, bu iģleyiģ gelir dağılımı bozukluğu- niteliksiz iģgücü- gelir dağılımı bozukluğu kısır döngüsünü oluģturacaktır. 183 Gelir dağılımındaki adaletsizlik, açlığa, yoksulluğa ve iģsizliğe yol açarak sosyal yaģamda potansiyel suç makinesi bireyler meydana getirir. Bundan dolayı hem ekonomide hem de sosyal yaģamda büyük sıkıntılar ortaya çıkar. Vergilemenin sosyal amacı, özellikle piyasa mekanizmasının gerçekleģtiremediği adil gelir ve servet dağılımının sağlanması bakımından büyük önem taģımaktadır. Piyasa ekonomisi kurallarına göre gerçekleģen bir gelir ve servet dağılımı her zaman adil olmamaktadır. Bunun için devletin gelir ve servet dağılımındaki adaletsizlikleri giderme yönünde piyasaya müdahale etmesi gerekir. 182 Randall G. HOLCOMBE & Jeffrey A. MILLS, Is Revenue-Neutral Tax Reform Revenue Neutral?,Public Finance Quarterly, Vol.22 No.1, January 1994, s.65, Gülten Kazgan, GiriĢ, Türk Ekonomisine Sosyal Demokrat Çözümler, Cilt.1, TÜSES Vakfı, Ġstanbul 1991, s

112 Çünkü adil ve dengeli bir gelir ve servet dağılımının gerçekleģtirilmesi sosyal devlet anlayıģının ve sosyal adaletin bir gereği olmaktadır. 184 Dolayısıyla bu süreçte, devletin temel fonksiyonu, düģük gelirlilere daha az yük getirmek, gelir dağılımındaki uçurumları törpüleyerek yatay ve dikey adaleti sağlayacak bir gelir politikasını uygulamaya koymak, düģük gelirli gruplara yönelik eğitim ve sağlık hizmetlerini ön plâna çıkaracak bir harcama politikası izlemektir. Yâni, birbiriyle uyumlu, vergi ve harcama politikalarına iģlerlik kazandırmak, düģük gelir düzeyinde olan sınıfların bütçelerini dolaylı yoldan düzeltmektir. Bilindiği gibi, Bütçe Sonrası Gelir 185 = [(Bütçe Öncesi Gelir + Ayni ve Nakdi Transferler ) (Doğrudan Vergiler + Dolaylı Vergiler)] Diğer bir ifadeyle, gelir dağılımındaki adaletsizliği gidermek üzere, devletin elinde, iki etkin mali araç bulunmaktadır: Kamu harcamaları ve vergiler. Bir taraftan devlet, bazı mal ve hizmetleri düģük gelirlilere parasız olarak veya çok düģük bedellerle, maliyetlerinin altında sunarak veya bir üretim faktörü karģılığı olmaksızın transfer harcamaları yoluyla, diğer taraftan, yüksek gelir elde edenlerden artan oranlı tarifelerle sağlanan vergiyi, yine transfer harcamaları yoluyla düģük gelir gruplarına aktararak, piyasanın sağlayamadığı adil gelir dağılımını gerçekleģtirmeye çalıģması gerekmektedir. 186 Vergi konusunun seçilmesinde, matrahın belirlenmesinde ve oranların saptanmasında sosyal amaç büyük önem taģımaktadır. Sosyal amacın gerçekleģtirilmesi için baģvurulan yollardan bazıları Ģunlardır: ġerafettin Aksoy, Kamu Maliyesi, (Kamu Harcamaları-Kamu Gelirleri-Devlet Borçlar-Bütçe- Maliye Politikası), Gözden GeçirilmiĢ ve Ġlaveli 3. Baskı, Filiz Kitabevi, Ġstanbul 1998, s: Formül için bkz, J. G. Cullis and P. R. Jones, Public Finance and Public Choice, Analytical Perspective, McGraw Hill Book Company, 1992, s Mehmet E. Palamut, Mehmet Yüce, Türkiye de Döneminde GerçekleĢen Gelir Dağılımının Ġstenen Vergi ile Eğitim ve Sağlık Harcamaları ĠliĢkisi, Türkiye de 1980 Sonrası Mali Politikalar, Türkiye 16. Maliye Sempozyumu, Mayıs 2001, Antalya 187 Nihat Edizdoğan, Kamu Maliyesi II (Kamu Gelirleri ve Vergi Teorisi), Ekin Kitabevi, Bursa 1998, s:62 94

113 - Artan oranlı gelir vergileri, belli bir sınırın üstünde bulunan gelirlerden alınan ek vergi, gider vergilerinde vergiye tabi mal ve hizmetten alınan vergilerin bunların lüks olup olmamalarına göre farklılaģtırılması, toplumdaki gelir farklılıklarını kısmen olsun kaldırmak amacını gütmektedir. - Servet vergileri, türleri ile birlikte, diğer amaçlar yanında servet farklılıklarını ortadan kaldırmak amacını güden vergilerdir. - Sosyal güvenlik aidatlarının vergiye tabi tutulmaması, sosyal yardımların vergi dıģı bırakılması, teģebbüslerin sosyal yardımlarının gider kabul edilmesi ve yararlanan yönünden vergiye tabi tutulmaması, sosyal güvenlik amacıyla tanınan vergi avantajlarıdır. - YaĢlılara, iktisaden korunmaya muhtaç olanlara ait gelirlerin vergi dıģı bırakılması, sosyal güvenlik amacına yönelmiģ vergi politikası araçları olarak kabul edilebilir. Devlet vergileme yoluyla sağladığı gelirlerinin bir kısmını çeģitli kamu harcamaları Ģeklinde düģük gelir gruplarına veya hiç geliri olmayanlara transfer harcamaları Ģeklinde aktarabilir. Bazen de finansmanı vergi gelirleriyle karģılanan mal ve hizmetleri düģük gelirlilere bedelsiz, ya da düģük bedelle yani maliyet bedelinin altında satmak suretiyle de gelir dağılımında adalet sağlamaya çalıģabilir. Ayrıca, toplumu oluģturan kiģiler arasında vergi yükünün adil dağılımının sağlanması için gerekli önlemlerin alınması da verginin sosyal amacı bakımından büyük önem taģımaktadır. Nitekim gelir vergisi sistemlerinde en az geçim indirimi veya genel indirim, artan oranlılık ve emek gelirlerinin sermaye gelirlerine nazaran daha hafif vergilendirilmesini teģkil eden ayırma ilkesinin uygulanmasının adil bir vergilemenin ve verginin sosyal amacının gerçekleģmesinde önemi büyüktür. Bu hususun gerçekleģmesi için yüksek gelir elde edenlerden daha yüksek oranda ve daha fazla vergi alınması suretiyle orta ve düģük gelirlilerin vergi yükünü hafifletmek gerekmektedir Aksoy, a.g.e, s

114 Maddi değerlerin bazı kiģilerden alınıp bazı kiģiler için harcanması toplumsal uzlaģmayı gerektirir. Kaynak transferi anlamına gelen vergiler hem alındığı hem de harcandığı kiģiler açısından toplum vicdanını zedelememelidir. Bu unsur siyasal meģruiyetin sosyal meģruiyetle tamamlanmasını sağlayacağı için, vergi ödeyenlerin direncini en aza indirecektir. Böylece, vergi hasılatı istenen seviyeye yükseltildiği gibi, gelir dağılımında da iyileģme sağlanabilecektir. 189 Böylece vergi adaletsizliğinin, vergi yükünün ağırlığının ve vergi gelirinin neye ve nereye harcandığının sorgulanması dolayısıyla oluģan kayıt dıģı ekonominin de azalmasına sebep olacaktır. Vergide eģitlik ilkesinin gereği olarak, mükelleflerin ödeme güçleri göz önüne alınmak suretiyle, vergilendirmenin yapılması gerekir. Vergide adaletin gerçekleģtirilebilmesi bakımından önemli bir fonksiyonu bulunan bu ilke, vergi yükünün, mükelleflerin kiģisel ve ekonomik durumlarına göre dağıtılmasını gerekli kılmaktadır. Anayasamızın 73. maddesine göre de, herkes kamu giderlerini karģılamak üzere mali gücüne göre vergi vermekle yükümlüdür. Olayın bir baģka boyutu da, vergi ödeyenlerin ayırma ilkesi yönüyle değerlendirilmesiyle ilgili. Ayırma ilkesine göre, vergi eģitliğinin sağlanması ve korunması açısından, sermaye gelirlerinin daha yüksek oranda vergilendirilmesi gerekmektedir. 190 Daha yüksek oranın iyi anlaģılması gerekmektedir. Sadece yüksek oran diye algılanmamalıdır. Muhakkak ki her türlü vergide makul oranlar uygulanması gereklidir. Burada sadece nispi olarak diğer vergilerin oranından daha yüksek olması gerektiği ortaya konmaktadır. Bu ise vergide adalet ilkesinin tezahürüdür. 189 T.C. BaĢbakanlık DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı, a.g.e. 190 ġükrü Kızılot, Vergiyi Kim Ödüyor?, ĠĢveren Dergisi, TĠSK Yayınları, Ekim 2002,

115 Vergi Yükünün Azaltılması Vergi kayıp ve kaçağının en önemli nedeninin vergi oranlarının yüksekliği olması ve yüksek vergi oranlarının vergi kaçırmayı teģvik etmesi bir yerde mükelleflerin vergiye karģı gösterdiği tepkinin sonucudur. Bu durum vergi matrahını erozyona uğratmakta ve gelir kaybına neden olmaktadır. Buna karģılık, düģük vergi oranları vergi kaçırma ve vergiden kaçınma isteğini sona erdirerek, vergi tabanının geniģlemesine katkıda bulunmaktadır. 191 Vergi indirimlerinin ekonomik büyüme ve etkinliği artıracağı üzerine kurulmuģ iktisat akımı 1970 li yılların sonlarına doğru ortaya çıkmıģ olan Arz Yönlü Ġktisattır. Bu yıllarda Talep Yönlü Ġktisadın karģılaģtığı sorunlara çözüm olarak vergi indirimleri politikasını öneren Amerikalı Ġktisatçı Arthur Laffer, vergi indirimleri sonucunda toplam piyasa üretiminin ve toplam vergi gelirlerinin artacağını savunmuģtur. 192 Buna göre vergi indirimleri uzun dönemde bireylerin tüketim yerine tasarrufa yönelmelerini ve boģ durma yerine çalıģmaya yönelmelerini sağlayarak vergi gelirlerini ve toplam piyasa üretimini arttırır. Vergi oranlarının indirilmesi göreli fiyatları pozitif Ģekilde etkileyecek ve bu etki toplam piyasa üretiminin (Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın GSYH) artması ile sonuçlanacaktır. 193 Buna göre vergi mükellefleri yüksek vergi oranlarına karģı vergi mükellefliğinden uzaklaģma Ģeklinde tepki verirler. Sonuçta ise vergi gelirlerinde bir azalma ve bunun sonucunda da GSYĠH da azalma meydana gelir. Vergi mükellefliğinden uzaklaģma farklı Ģekillerde ortaya çıkabilir. Mükellefler, daha az vergi ödemek için daha az çalıģma veya vergi dıģı kalacak Ģekilde gelir yollarına baģvurma vb. yollar aramaya baģlar. Bu durumda bir seçenekte GSYĠH düģerken, farklı seçeneklerde sadece kayıtlı GSYĠH düģmektedir. Sonuçta bu teoriye göre belli bir noktadan sonra vergi yükünün artması, önemli derecede ekonomik kayıplara sebep olmaktadır. 191 A. Ulusuy ve B. Karakurt, Vergi Ġndiriminin Ekonomik Etkileri, Vergi Dünyası, Sayı:254, 2002, s Aktan, a.g.e., s Demircan, a.g.m., s.1 97

116 ġekil 5. Vergi Oranları ile Toplam Piyasa Üretimi ve Vergi Gelirleri Arasındaki ĠliĢki (Laffer Eğrisi) 194 Vergi Oranı T4 E T3 D L T2 C K T1 B A Y3 Y2 Y1 0 R1 R2 R3 Toplam Piyasa Üretimi Vergi Geliri ġekil 5 te sağ taraf vergi oranları ile vergi gelirleri arasındaki iliģkiyi, sol taraf vergi oranları ile toplam piyasa üretimi arasındaki iliģkiyi göstermektedir. ġeklin sol tarafında hiç verginin bulunmadığı varsayımı altında toplam piyasa üretimi Y1 düzeyindedir. Vergi oranlarının sıfırdan baģlayarak arttırılması toplam piyasa üretimini arttırır. Topladığı vergilerle tam ve yarı kamusal mal sunumunda bulunan devletin yapmıģ olduğu üretim özel sektör faaliyetleri üzerinde olumlu etki göstererek ekonomide GSYH yı artırır. Ancak belirli bir noktadan sonra (L noktası) yüksek vergi oranları toplam piyasa üretimini azaltmaya baģlar. Bunun nedeni yüksek vergi oranlarının fiyatlar üzerindeki olumsuz etkisidir. ġeklin sağ tarafında ise vergi oranları ile vergi gelirleri arasındaki iliģki gözlemlenmektedir. Vergi oranlarının belirli bir noktaya kadar arttırılması (D Noktası) vergi gelirlerini de arttırmaktadır. Bu noktadan sonra vergi gelirlerinde meydana gelen azalma bireylerin yüksek vergi oranları karģısında çalıģma yerine boģ durmayı tercih etme anlamına gelen verginin gelir etkisi nin sonucudur. Literatüre Laffer Etkisi olarak giren hipoteze göre; toplam piyasa üretiminde maksimuma düģük bir vergi oranında ulaģılır Aktan, a.g.e., s Demircan, a.g.m., s.1 98

117 Vergi indirimleri Ģekilde görüldüğü üzere, bireylerin çalıģma istekleri üzerinde olumlu etkide bulunabildiği gibi, tasarruflar ve yatırımlar üzerinde de olumlu etkilere sahip olmaktadır. Özellikle ABD de yapılan ampirik çalıģmalar, vergi indirimleri sonucunda emek arzının ve tasarrufların artacağını ve yer altı ekonomisince yürütülen ekonomik faaliyetlerin azalacağını ortaya koymuģtur. 196 Ayrıca çeģitli ülkeler için yapılmıģ olan ampirik uygulamalarda 197 vergi indirimlerinin kayıt dıģı ekonomiden uzaklaģmaya ve kayıtlı ekonomiye geçiģe neden olduğu, yapılan çalıģmalarda ortaya çıkmaktadır. Vergi indirimleri ve ekonomik büyüme arasındaki iliģkinin ülke ekonomileri açısından olumlu yönlerini ortaya koyabilmek amacıyla çeģitli uygulamalar yapılabilmektedir. Gelir vergisi anlamında ülkeden ülkeye değiģiklik göstermekle birlikte bu uygulamalar, indirimler, tarife farklılaģtırmaları, teģvikler vb. önlemlerden oluģur. Yapılan bu uygulamalar yüksek oranlı gelir vergisinin kiģisel tasarruflar ve yatırımlar üzerindeki olumsuz etkilerini giderici yönde olmaktadır. Özellikle yatırımları arttırma yönünde teģvikler geri kalmıģ ve geliģmekte olan ülkelerde ön plana çıkmaktadır. 198 Vergi indirimleri ile yatırımlar arasındaki iliģki doğrudan doğruya ekonomik büyüme ile bağlantılıdır. Bu kapsamda vergi indirimlerinin yatırımlar üzerindeki etkileri üç ana kalemde incelenebilir. Bunlar; Vergi indirimleri; kullanılabilir geliri arttırarak ve vergi tasarrufu sağlayarak yatırımın maliyetini düģürmek suretiyle yatırım karlılığını arttırır. - Vergi indirimleri; vergi için ayrılan fonların serbest kalmasını ve yatırıma dönüģmesini sağlayarak yatırımların finansmanını kolaylaģtırır. - Vergi indirimleri; yatırımların hacmini geniģletir. 196 Aktan, a.g.e., s Yeni Zellanda, Yunanistan ve Türkiye için yapılmıģ olan çalıģmalarda ortaya konan simetri/asimetri hipotezlerinin sonuçları bu bölüm içerisinde ileriki paragraflarda yer alacaktır. 198 A.g.m., s Maliye Enstitüsü Konferansları, Ġstanbul Üniversitesi Ġktisat Fakültesi Yayınları; Yayın No:470, Ġstanbul 1980, s.59 99

118 Bunların dıģında vergi indirimleri mükelleflerin çalıģma gayretini olumlu yönde etkileyerek; bireylerin Vergi Sömürüsü (Taxplotation) altında ezilmelerine engel olur. Vergi yükünün zaman içerisinde giderek azalması, ekonomide büyüme ve prodüktivite üzerinde olumlu sonuçlara yol açar. 200 Bununla birlikte, vergi indirimleri ekonomik büyüme hızının artmasında gerek geliģmiģ, gerekse geliģmekte olan ülkelerde önemli bir faktör olmaktadır. 201 Harcamalar üzerinden alınan vergilerde indirimlere gidilmesi, gelir üzerinden alınan vergilerde olduğu gibi ekonomik büyüme üzerinde olumlu etkilere yol açar. Daha önce bahsedildiği üzere, yüksek oranlar vergi gelirlerinde fazla bir artıģa neden olmamaktadır. Oranların düģürülmesi ile Laffer eğrisinin ifade ettiği imkanlardan (vergi oranlarının azalması ile bazı Ģartlar altında vergi gelirlerinin artabileceği yaklaģımı) yararlanılabilmekle birlikte, bireylerin vergi ödemekten kaçınmaları da önlenebilecektir. 202 Vergilemenin ekonomik büyümeyi olumlu yönde etkilemesi, özel kesimden vergi yoluyla kamu kesimine daha az miktarda kaynak aktarımının yapılmasına bağlıdır. Özel kesimin vergi yoluyla aktaracağı kaynakları, ülke yatırımlarının arttırılması suretiyle verimli alanlarda kullanması (istihdamın arttırılması vb.), milli geliri arttırıcı bir rol oynayacaktır. Ekonomide yeni bir vergi salınması; bireylerin vergi yükü üzerinde artıģa yol açarak, vergi gayretini olumsuz etkiler. Aynı zamanda vergi yasalarına sağlanacak uyumu olumsuz yönde etkileyerek, vergi kayıp ve kaçaklarının artmasına yol açar. Bu durumun önlenmesi ve vergi yükünün azaltılması ile birlikte ise; vergi kayıp ve kaçakları azalarak, ekonomik büyüme ve kalkınma üzerinde olumlu etkiler yaratılmıģ olur. 203 Vergi kayıp ve kaçaklarının ekonomik büyüme üzerindeki olumsuz etkisi göz önüne alındığında; vergi yükünün azaltılması zorunluluğu ön plana çıkmaktadır. Bu kapsamda yapılacak olan vergi indirimleri vergi kayıp ve kaçaklarının önlenmesi yoluyla, milli gelir artıģına da yol açacaktır. Bununla birlikte; uzun dönemde vergi 200 CoĢkun Can Aktan, Anayasal Ġktisat, Ġz Yayıncılık, Ġstanbul 1997, s Demircan, a.g.m., s Ali Rıza Akbulut, Verginin Mali Amacı ve Türkiye'deki Sonuçları, Vergi Dünyası, Sayı:231, 2000, s Demircan, a.g.m., s.1 100

119 indirimleri ekonomide canlılık yaratmak suretiyle, potansiyel vergi alanları meydana getirmekte ve vergi gelirlerinin de artıģa neden olmaktadır. 204 Bunun nasıl gerçekleģeceği, önceki paragraflarda ortaya konmuģtur. Yüksek vergi oranları ve hükümet tarafından etkin olmayan vergi toplamanın kayıt dıģı ekonominin artmasına yardım eden temel sebep olduğu konusunda görüģ birliği vardır. Ekonomistler yüksek vergi oranları ve kayıt dıģı ekonominin büyüklüğü arasında iliģki olduğunu kanıtlamıģlardır. 205 Daha yüksek oranlarda vergilendirme, kayıt dıģı ekonomiye katılma ya da vergiden kaçma için daha büyük bir istek demektir. Fakat vergi değiģimlerinin kayıt dıģı ekonomiyi kesinlikle simetrik olarak etkilediğini söylemek doğru olmaz. Örneğin kiģi veya kuruluģlar vergi yükü artıģından kaçmak için hızlıca kayıt dıģı sektöre doğru yönelirken, eğer fark edilmeyecekleri düģüncesine sahip iseler vergi oranlarında bir düģüģ, kayıt dıģı ekonomi hareketleri üzerinde ancak küçük bir etki oluģturabilecektir. 206 Yalnız bu teori, bir genelleme açısından doğru kabul edilse de yapılan ampirik uygulamalara konu olan ülkelerde ortaya çıkan sonuçlar, bu düģüncenin dayanağı olan asimetri hipotezini desteklememektedir. Kayıt dıģı ekonominin efektif vergi oranlarındaki değiģimlere asimetrik olarak karģılık verme olasılığı, bazı önemli politik anlamlar taģımaktadır. Bir taraftan, daha yüksek vergi oranları, kayıt dıģı ekonomiye katılmak ve vergiden kaçmak için daha güçlü bir istektir. Diğer taraftan, kayıt dıģı ekonomide yüksek oranlardaki faaliyetler, hükümet harcamaları ve transfer ödemelerinin artması için baskı yapmakta, bunun sonucunda hükümet gelirlerinin artması için gerekli olan vergi oranları yüksek ve vergi tabanı daha az olmaktadır N. Gökmen, H.A. Güleç, Gelir Ġdaresi ve Vergi Denetiminde Etkinlik ve Verimlilik Nasıl Sağlanır?, Vergi Dünyası, Sayı:238, 2001, s Bkz. S. B. Frey, and W. W. Pommerehne, The Hidden Economy: State and Prospects for Measurement, Rev. Income Wealth 30, 1984; G. Trandel, and A. Show, Progressive Income Taxation and Underground Economy. Econ. Lett David E. A. Giles, Gugsa T. Werkneh, Betty J. Johnson, Asymmetric Responses of the Underground Economy to Tax Changes: Evidence from New Zealand Data, The Economic Record, Volume 77, Number 237, June 2001, s Dimitris K. Christopoulos, Does Underground Economy Respond Symmetrically to Tax Changes? Evidence from Greece," Economic Modelling, Elsevier, vol. 20(3), May

120 Bununla birlikte, kayıt dıģı ekonominin efektif vergi oranlarındaki değiģimlere asimetrik mi yoksa simetrik mi tepki verdiğini araģtıran ampirik çalıģmaların sayısı oldukça azdır. Giles ve diğerleri (1999) bu tezi dönemi Yeni Zelanda verilerini kullanarak incelemiģ ve ekonometrik bulguların asimetrik hipotezi desteklemediği sonucuna varmıģlardır. Christopoulos (2003) çalıģmasında da aynı tez dönemi Yunanistan verileri ile incelenmiģ ve aynı sonuca ulaģılmıģtır. Bu çalıģmaların üçüncüsü ise Türkiye için Ay, Köse ve Sugözü ( dönemi için) tarafından yapılmıģ ve diğer çalıģmalarda olduğu gibi asimetrik hipotezi desteklemeyen sonuçlara ulaģılmıģtır. Bunun anlamı kayıt dıģı ekonomi vergi artıģlarına ne derecede tepki veriyorsa, vergi düģüģlerine de eģit bir Ģekilde tepki vermektedir. 208 Kısaca, vergi yükündeki azalıģ kayıt dıģı ekonominin hacmini, vergi yükündeki artıģın kayıt dıģı ekonominin hacmini artırdığı derecede, azaltmaktadır. Vergi oranlarının yüksekliği kayıtlı ekonomiye geçiģi geciktirmektedir. Bu oranların çok kısa vadede geriye çekilmesi ekonomiye derinlik ve canlılık kazandıracaktır. Böylece piyasaların hareketlenmesi yanında, daralan talebin açılması ile alıģ-veriģin hızlanması sonucu ödenmeyen vergiler ödenebilir duruma gelerek, vergi kayıp ve kaçağının azalmasına sebep olacaktır. Rantların daha yüksek vergilendirilmesiyle ekonominin rant ekonomisinden üretim ekonomisine geçiģi teģvik edilmiģ olacak ve ticari hayatın güçlenmesi ile istihdam ve yatırım iliģkisi ivme kazanacaktır. Böylelikle, devletin finansal likidite yaratma gücü artacaktır. 209 Bu politikaların uygulanması esnasında diğer faktörler de göz önünde bulundurulur ve ekonomide buna uygun ortam oluģturulursa, bu sonuçların meydana gelme olasılığı daha yüksek olacaktır. Amerika BirleĢik Devletleri nde Arz Yanlı Ġktisatçıların BaĢkan Reagan ile görüģerek uygulamalarını istedikleri ve uygulattıkları Ģok vergi inidirimleri istenen sonucu vermemiģtir. Buna göre Ģok vergi indirimleri, firmaların karlılığını artıracağı için yatırımların artmasını sağlayacak ve ekonomi büyümeye baģlayacaktır. Ancak, vergi oranları zaten çok yüksek düzeylerde olmadığı, kamu harcamaları yeterince kısılmadığı ve devletin gelir ihtiyacının, piyasadan aģırı borçlanmayla giderilmeye 208 Ay, Köse, Sugözü, a.g.m., s Altuğ, a.g.m., s.1 102

121 çalıģılması piyasalarda daraltıcı etki (crowding out effect) yarattığı için, bu uygulamadan istenen sonuçlar alınamamıģtır. 210 Kayıt dıģı ekonomi, bürokrasideki katılığın az olduğu, Ģirketlerin özgürce giriģimde bulunabilecekleri ortamda daha az yaygınlaģmaktadır. Devlet yardımlarının sağlandığı, istikrarlı koģulların olduğu, düģük vergilerin ve kesintilerin olduğu ülkelerde de kayıt dıģı daha az orandadır. Bu nedenlerle kayıt dıģı ekonomi, ekonomik özgürlük ve devletin adil ve destekleyici giriģimleri (devlet kurumlarının kalitesi olarak ifade edilmiģtir) ile ters orantılıdır. 211 Belirlenen politikaların baģarısı ve fiyat istikrarı içinde sürdürülebilir yüksek büyüme, finansman düzenlemeleriyle değil vergi gelirlerinin artırılmasıyla sağlanabilir. Vergi ödeyenlerde verginin hududu na gelindiği için vergi gelirleri, yeni vergiler koyarak ya da vergi oranlarının yükseltilmesiyle artırılamaz. Kayıt dıģı ekonominin hızla daraltılmasıyla artırılabilir. Bu da, üretilen her mal ve hizmetin dolaģımındaki her aģamada yaratılan katma değerden ve belirli bir asgari düzeyin üstündeki her gelirden vergi alınmasının gerekli olduğu karar vericiler ve toplumun bütün kesimlerince kabul edildiğinde gerçekleģtirilebilir. 212 Tekrar etmek gerekir ki toplumun bütün kesimlerinin kabul etmesi çok sayıda faktöre bağlıdır. Bunların baģında da bu bölümün konusu olan vergi yükünün azaltılması ve ödeme gücüne göre vergilendirme veya vergide adalet ilkesi gelir Dolaylı ve Dolaysız Vergilerin Rolü Ülkemizde vergiler, dolaylı vergi ve dolaysız vergi olarak genel bir Ģekilde ikiye ayrılır. Dolaylı vergi, kiģilerin devletten bir hizmet almaları veya bir malı satın almaları sonucunda meydana gelir. Bunlara örnek olarak KDV, ÖTV, Tekel ve benzinden alınan akaryakıt tüketim vergisini gösterilebilir. Dolaysız vergi ise, ticaret ile uğraģanların kazandıklarından veya bir iģ yerinde ücretli olarak çalıģan memur ve iģçilerin ücret ve maaģlarından kesilen vergidir. 210 T.C. BaĢbakanlık DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı, a.g.e. 211 Kurt, a.g.m., s Abdullah Aslan, Türk Vergi Sistemi ve Hesap Uzmanları Kurulu, Vergi Dünyası, Sayı:226, Haziran

122 Ġktisat ve maliye politikasının amaçlarından biri olan ekonomik büyüme ve kalkınmanın sağlanmasında vergi politikası önemli bir araçtır. Vergi politikası içerisinde ise dolaylı ve dolaysız vergilerle ilgili politikalar büyük önem taģır. GeliĢmiĢ ve geliģmekte olan ülkelerde dolaylı ve dolaysız vergi oranlarındaki değiģiklikler ekonomilerde hem durum ile ilgili fikir verirken hem de mevcut ekonomik politikalardaki baģarı veya baģarısızlığın sembolü haline gelebilir. Çünkü bu oranlarda genellikle karmaģa yerine belli bir ölçek söz konusudur. Mali politikalarda bu ölçek mihenk taģı olarak kullanılmakta fakat gelirleri artırma adına bu ölçekten istekli olarak sapmalar meydana gelebilmektedir. Tam tersine bu ölçek iyi uygulandığı takdirde çok önemli ekonomik ve mali baģarıları beraberinde getirmekle birlikte adalet ilkesi ile de uyumlu bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Tablo 4. Ekonomik Büyüme ve Kalkınmanın Dolaylı - Dolaysız Vergi ĠliĢkisi EKONOMĠK BÜYÜME VE KALKINMA Dolaylı Vergiler Yurtiçi sanayinin korunması; Gümrük vergileri Tüketimin kısılması; Dolaylı vergilerin artırılması Lüks tüketimin azaltılması Dolaysız Vergiler Vergi indirimleri; Ġstihdam artıģı Milli gelir artıģı Verimlilik ve üretim artıģı Yatırımların artıģı Tasarruf artıģı Arz artıģı-enflasyonun önlenmesi Tasarrufun teģviki; Tüketimin kısılması Harcamaların yatırımlara aktarımı Vergi sistemi ve idaresi; Etkin vergi tahsilatı Vergi gelirlerinde artıģ Etkin vergi politikası Döviz tasarrufu; Yüksek ithalat vergileri Kaynak: Esra Siverekli Demircan, a.g.m., s.5 Vergisel teģvikler, Üretim artıģı Yatırım ve tasarruflarda artıģ Bölgesel eģitsizliklerin azaltılması 104

123 Bir ülkede, vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı incelenirken, dolaylı ve dolaysız vergilerin, toplanan vergiler içindeki payının karģılaģtırılması, çok sık kullanılan bir yöntemdir. Nedenine gelince, dolaysız vergiler (gelir vergisi, kurumlar vergisi, taģıt vergisi), vergi adaletini sağlamada daha etkilidir. Çünkü dolaysız vergilerde; en az geçim indirimi, artan oranlı vergi tarifeleri, indirim, istisna ve muafiyet gibi uygulamalarla, vergi ödeme gücü arasında iliģki kurulabilmektedir. Dolaylı vergilerde ise; KDV, ÖTV gibi bu vergilerin uygulandığı mal ve hizmetlerin, düģük gelirlilerin bütçesindeki payı, yüksek gelirlilere göre daha fazladır. Vergi yükü, asıl olarak düģük ve sabit gelirlilerin üzerinde kalmaktadır. 213 Bu konuda yaygın görüģ, Bir ülkede, dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı, dolaysız vergilerden yüksekse, o ülkede vergi adaletinin varlığından söz edilemez görüģüdür. Bu görüģe göre dolaylı vergiler, dolaysız vergilerden daha yüksek paya sahipse, Anayasanın 73. Maddesine göre Herkes, kamu giderlerini karģılamak üzere mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür Maddesine aykırılık söz konusudur. Aynı zamanda Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır ilkesine de aykırı düģmektedir. Gelir üzerinden alınan dolaysız vergilerin ekonomik büyüme ve kalkınma üzerindeki olumlu etkileri etkin bir vergi sisteminin varlığına bağlıdır. Özellikle geliģmekte olan ülkelerde önemini muhafaza eden vergi sisteminin etkinleģtirilmesi konusu vergi gelirlerinde artıģa yol açarak, ekonomik büyümeye katkıda bulunabilmektedir. Ekonomik büyüme ve canlanmanın sağlanmasında vergi oranları önemli bir maliye politikası aracı olduğu gibi; vergi uygulamalarının etkinlikle yapılmasında vergi sistemi de önemli bir araçtır. 214 Gelir üzerinden alınan vergilerden kurumlar vergisinin gelir dağılımına müdahale derecesini kısıtlayan bazı özellikleri mevcuttur. Birincisi, kurumlar vergisi tarifesinin sabit oranlı düzenlenmesinden doğmaktadır. Genel olarak, kurumlar için gelirin marjinal faydasının gerçek kiģilerden farklı olduğu ve bu verginin ĢahsileĢtirilmesinin zorluğu - gereksizliği- ifade edilmekle beraber, dünyada kurumlar vergisinin de ödeme gücüne uydurulmaya çalıģıldığı, küçük ve büyük kurumlar için oran 213 Özfidan, a.g.m., s Demircan, a.g.m., s.1 105

124 farklılaģtırılması yoluna gidildiği gözlemlenmektedir. 215 Bu gözlem, çalıģmada özellikle üzerinde durulan nokta ile uyuģmaktadır. ġöyle ki, bütün vergilerin makul düzeyde olması gerektiği ve vergide adalet ilkesi gereğince bütün vergilerde ödeme gücünün göz önünde tutulması gerektiği sık sık tekrarlanmaktadır Ġstihdam Üzerindeki Vergi Baskısının Azaltılması Ġstihdam üzerindeki yüklerin azaltılması konusunda yapılabileceklere dönük iki temel yaklaģımdan bahsetmek mümkündür. Bunlardan birincisi, meselenin orta vadeli bir perspektifle ele alınması ve yaratacağı gelir etkisi de dikkate alınarak, kısa vadede düģük gelirliler üzerindeki vergisel yükün azaltılmasına öncelik verilmesi ve bu kapsamda asgari ücret üzerindeki yükün azaltılmasına dönük adımlar atılmasıdır. Bu yaklaģımın olumlu yanları arasında istihdam üzerindeki ağır yükten en çok etkilenen düģük ücretlilere iliģkin sorunu dikkate alması ve göreli olarak daha düģük fiskal etki yaratması sayılabilir. Öte yandan, meseleyi tam olarak çözmemesi ve ücret seviyeleri arasında yaratacağı farklılaģtırma nedeniyle sistemi daha karmaģık hale getirmesi önemli zayıflıkları olarak görülmektedir. Ġkinci yaklaģım ise, istihdam üzerindeki yüklerin bir çeģit Ģok indirim aracılığıyla, herkes için önemli ölçüde azaltılmasıdır. Kayıt dıģılığa iliģkin kapsamlı önlemlerle birlikte gündeme gelmesi öngörülen bu yaklaģımın, kayıt dıģılığın azaltılması ve istihdam artıģı konularında yaratacağı pozitif ivme kabul edilebilir olsa da, gündeme gelebilecek fiskal risklerin boyutu en önemli zayıflıktır. 216 Avrupa Birliği üyesi ülkeler, bütünleģme sürecinde kayıt dıģı istihdamla mücadeleyi önemli bir hedef olarak ortaya koymuģlardır. Özellikle, Doğu Avrupa ülkelerindeki ucuz iģgücünün, bu ülkelerin Birlik e dahil olması ile birlikte üye ülkelere göç edeceği ve büyük bir olasılıkla orta vadede kayıt dıģı olarak çalıģacakları beklentisi mevcuttur. Avrupa Birliği Komisyonu nun yaptığı bir 215 Fatih Sarıoğlu, Vergi Sisteminin Bütünselliği ve Artan Oranlılık, G.Ü. ĠĠBF Dergisi, Yıl:2002, Sayı:1, s Karaca, a.g.m., s

125 araģtırma sonucu ortaya koyduğu raporda, kayıt dıģı istihdamla mücadele için beģ temel araç önerilmektedir. Bunlar: Cezaların artırılması, - ĠĢyeri denetimlerinde kamu kurum ve kuruluģları arasında koordinasyon ve bilgi değiģimi, - ĠĢverenin üzerindeki vergi ve sigorta primi gibi mali yükümlülüklerin indirilmesi, - ĠĢverenin iģyeri açmasını ve kayıtlılığını teģvik edici bürokratik iģlemlerin azaltılması ve - Bilgilendirme ve bilinçlendirme kampanyalarıdır. AB Komisyonu, bu beģ aracın aynı anda kullanılmasını, bu araçlardan herhangi birinin tek baģına ya da birkaç düzenlemeyle birlikte kullanılmasının kayıt dıģı çalıģmayı azaltmayacağı kanısında birleģmektedir. Gerçekten de bu beģ araç birbirinden ayrılmadan topyekün uygulanmalıdır. Türkiye açısından durum incelendiğinde, bütün bu stratejilerin hep birlikte uygulanmasının orta ve uzun vadede olumlu sonuçlar getireceği bir gerçektir. 218 Fakat bu uygulamaların hangi sıraya göre yapılacağının iyi belirlenmesi gerekmektedir. Örneğin önce ceza sonra vergi ve primlerde indirime gidilmesi yanlıģ olacaktır. Dolayısıyla istenen sonucun ortaya çıkması için iyi bir planlama yapılmalıdır. Emek üzerindeki vergi baskısının azaltılması, sermaye ve ekonomik sistem açısından faydalı sonuçlar doğuracaktır. ġöyle ki; brüt ücret- net ücret açıklığının daraltılması istihdamı artıracak, kayıt dıģı istihdam yönündeki basınçları azaltacaktır. Bunun dolaylı bir sonucu ise gelir vergisi ve SSK primi tahsilat artıģı olacaktır. 219 Bu konuya vergi yükünün azaltılması baģlığı altında yer verilmektedir. Yukarıda da belirtildiği gibi, ücretlere iliģkin vergi yükünde gözlemlenen geliģmeler açısından üzerinde durulması gereken konulardan birisi, düģük ücretlilere sağlanan desteklere iliģkindir. OECD alanındaki ülkeler de dahil olmak üzere çok 217 T.C. ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, a.g.e., s A.g.e., s Oğuz Oyan, Türkiye Ekonomisi, Ġmaj Yayıncılık, Ankara 1998, s

126 sayıda ülkede, düģük ücretlilere dönük vergisel avantajlar aracılığıyla, bu türden çalıģanlara iliģkin emek talebi artırılmaya çalıģılmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye açısından da gelir vergisi alanında yapılan politika değiģiklikleri kapsamında benzer alternatiflerin ciddiyetle tartıģılmasında fayda vardır. Örneğin asgari ücret üzerindeki gelir vergisi yükünün yarısı tutarında bir standart indirim sağlanması durumunda, toplam vergi yükü azalacaktır. Bunun yanı sıra, kayıt dıģılığın genel anlamda daha yaygın olduğu, emek yoğun ve çoğunlukla kalifiye olmayan düģük gelirlilerin çalıģtığı sektörlere dönük olarak verginin hesaplanmasından ödenmesine kadar özel uygulamalar getirilmesi de bir diğer alternatiftir. Özellikle Fransa da uygulanmakta olan türden vergisel kolaylıklar, hem düģük gelirli kalifiye olmayan çalıģanlara dönük emek talebini artırma hem de yaygın kayıt dıģılıkla mücadele konusunda olumlu katkılar sağlayabilecektir. KuĢkusuz bu türden önerilerin önündeki en büyük engel, yaratacağı mali etkidir. Ancak, istihdam vergileri açısından, herkese sağlanacak genel bir indirimin yaratacağı mali yükle kıyaslandığında, öncelikle düģük gelirlilere dönük indirimler yapılmasının, mali disiplin açısından daha tercih edilebilir olduğu açıktır. 220 Öte yandan, istihdam üzerindeki vergisel yükün bir defada hissedilir biçimde indirilmesi yaklaģımının, tüm çalıģanlara değil sadece ilave/yeni istihdama dönük olarak uygulanması halinde ortaya çıkacak fiskal etkinin boyutları azalacaktır. Halihazırda belirli iller (49 il) açısından uygulanan ilave istihdama dönük prim ve gelir vergisi indirimlerinin sonuçlarına bakıldığında, bu türden bir uygulamanın kayıtlılık açısından iģe yarayacağı açıkça görülmektedir. Öte yandan, söz konusu uygulamanın taģıdığı pratik güçlüklere dikkat çekmekte de fayda vardır. Bu pratik güçlüklerden en önemlisi, ilave istihdama sağlanan desteklerin, iģverenlerce mevcut çalıģanlar için kullanılmak istenmesi ve çoğu zaman oldukça katı düzenlemelere rağmen bunda baģarılı olunmasıdır. 221 BaĢlangıçta ilave/yeni istihdam için uygulanabilmesinin de önemli bir adım olması ile birlikte aģama aģama mevcut istihdama uygulanması kaçınılmaz olacaktır. Bundan dolayı böyle bir indirimden mevcut istihdamı yararlandırmamak uygulanabilirlikten uzaktır. Yapılması gereken 220 Karaca, a.g.m., s A.g.m., s

127 aģama aģama da olsa bütün istihdam üzerindeki vergi ve prim yüklerini azaltmaktır. Bunun sonucu kısa dönemli gelir azalıģı olsa da uzun dönemde hem gelir artıģı hem de istihdam artıģı dolayısıyla sosyal problemlerin azalması yani kalkınma hızında artıģ meydana gelmesidir Vergi Denetimlerinin Düzenlenmesi Gerçek ve tüzel kiģilerin bulundukları ekonomik faaliyetler sırasında, vergi kanunlarına uygun hareket edip etmedikleri, diğer bir anlatımla yasalara uyulup uyulmadığının tespit edilmesi vergi denetimi olarak adlandırılabilir. Denetimin varlığı kiģileri yasalara uygun harekete zorlar. Denetimin baģarısı, denetimden beklenenin gerçekleģmesi, ancak etkin bir denetimle mümkündür. 222 Bir toplumda en iyi vergi yasaları yürürlükte olsa ve en iyi idari iģleyiģ sağlansa da, etkin denetimin olmayıģı zaman içerisinde sistemin bozulmasına neden olabilmektedir. Denetimin, eğitim, vergi bilincinin yerleģtirilmesi, vergide adalet ve eģitlik ilkelerine uyum sağlama gibi değiģik amaçları bulunmaktadır. Ancak temel amacı, kiģileri yasalara uygun çalıģmaya ve hareket etmeye yöneltmektir. 223 Bu temel amaç doğrultusunda denetimin sonuçları olumlu olacaktır. Temel amaç cezalandırmak olduğunda mükellefler yalnızca denetlendikleri sürece kayıt dıģı ekonomiden uzaklaģacaklardır. Oysa mükelleflerin bilinçlendirilmesi Ģeklinde bir süreç takip edildiğinde, mükellef önce kendi kendisini denetleyecektir. Bir mükellef bilinçlendiğinde çevresini de etkileyerek önemli derecede faydalı bir vatandaģ haline dönüģecek ve vergi denetleyicilerinden bile daha etkili olabilecektir. Vergi vermemeye yönelik çabaların nedenleri, faaliyetlerin kamusal gelir niteliği taģıyıp taģımamaları hakkında çok önemli ipuçları verebilmektedir. Verginin zorla yani kamu gücü kullanılarak alındığı bilinmekle birlikte, gerçek vergi ödeme gücünün dikkate alınmaması, yaģama hakkı ve geleceğe yönelik belirsizliklere karģı teminat olabilecek sosyal altyapının kurulamamıģ olması (sağlık ve iģsizlik sigortası, emeklilik vs.) vergi kayıplarını, yasal düzenlemeler nasıl olursa olsun artıracaktır. 222 T.C. BaĢbakanlık DPT, 2001, a.g.e., s Emine Koban, Türkiye de Kayıt DıĢı Ekonomi Sorunu ve Önlenmesinde Vergi Denetiminin Rolü, s.1 109

128 Yasal önlemler ve yaptırımlar sadece gerçek ödeme gücü olan kiģilere uygulandığında caydırıcı nitelik kazanabilecektir. Buna göre sadece daha yüksek tüketim kalıplarına geçebilmek amacı ile yapılan yasa dıģı faaliyetlerin engellenmesi halinde vergi gelirlerinde artıģ mümkün iken, diğer kıstaslar nedeni ile kayıt dıģı faaliyette bulunanlardan gerçek anlamda vergi geliri sağlama imkanı yoktur. Burada en önemli kıstas vergi ödeme gücü (yasal olarak vergi mükellefi olanların ekonomik anlamda vergi ödeme güçleri olmayabilir) olmalıdır. 224 Vergi ödeme gücü, vergide adalet ilkesi ve vergi yükünün azaltılması, önceki baģlıklarda açıklanmıģ ve bu konularla ilgili politikaların kayıt dıģı ekonomiyi önlemede en önemli mali politikalar olduklarından söz edilmiģ idi. Burada da açıkça ortaya konmaktadır ki, vergi denetimlerinden önce yapılması gereken, vergi ödeme gücünün dikkate alınmasıdır. Günümüzde vergilerin önemli bir bölümü mükelleflerin beyanı ve vergi idaresinin denetimi esasına dayanmaktadır. Bu yönteme göre mükellef ödeyeceği vergiyi bizzat kendisi tayin ve tespit etmektedir. Ancak, beyan usulü önemli oranda bir kaçakçılık riski taģımaktadır. Mükellef bir taraftan vergi konusuna iliģkin bilgileri tam ve eksiksiz olarak beyan etmenin bir vatandaģlık görevi olduğu ve diğer taraftan da, bunu yapmadığında daha az vergi ödeyerek bir menfaat sağlayabileceği Ģeklinde bir ikilem içindedir. Vergi bilinci ve eğitimi de yetersiz kaldığında daha fazla vergi konusunun beyan dıģında bırakılması söz konusu olabilmektedir. 225 Beyan dıģı bırakılan gelirlerin idari etkinliği ve bunun gerçek vergi rasyosuna olan olumsuz etkisinin giderilebilmesi, vergi idaresinin yapısal ve eğitim yönlerinden geliģimi ve bu amaç doğrultusunda vergi sisteminin revizyonu, etkili bir denetim mekanizması kurulması ile mümkündür. 226 Vergi denetimi, vergi kayıplarını önlemede yararlanılan bir araçtır. Zira, mükellef, vergi denetiminin etkin ve yakalanma Ģansının yüksek olduğunu bildiği ölçüde, vergiye karģı yasal sorumluluklarını yerine getirmekten kaçınmayacaktır Çiloğlu, a.g.m., s Paul Marie Gaudement, Finances Publiques, Emprunt Et Impot, Editions Montchrestien, Paris 1975, s Turgay Berksoy, GeliĢmekte Olan Ülkelerde Vergi Kapasitesi ve Vergi Gayreti, Marmara Üniversitesi Yay. No. 411, Ġstanbul 1994, s Gaudement, a.g.e., s

129 Vergi denetimine etkinlik kazandırılarak, kayıt dıģı ekonominin kayda alınması arasındaki iliģki açıktır. Denetim ne kadar etkin ise, kayıt dıģılık ve dolayısıyla vergiden kaçınma eğilimi o kadar azdır. Vergi denetimi yasalara uymayanlar için ciddi bir risk haline gelmedikçe, vergi kayıplarının önüne geçebilmek de mümkün değildir. 228 Bu konuda gerek kayıt dıģı ekonominin gerekse vergi kaçakçılığının boyutunun çok küçük olduğu A.B.D. deki duruma bakıldığında; vergi kaçırmanın nimetinin düģüklüğüne karģın, yakalanmanın külfetinin çok büyük olduğu görülmektedir. Vergi cezalarının tam olarak ve yaygın bir Ģekilde uygulanması, mükelleflerin hemen hemen tamamının gelirlerini eksiksiz ve doğru beyan etmelerinde etkili olabilmektedir. 229 A.B.D. nin vergi yasalarına gösterilen gönüllü vergi verme düzeyine bakıldığında, yasal faaliyetlerden doğan vergi borcunun yaklaģık olarak %83 ünün gönüllü olarak beyan edilmesi ve ödenmesi ile dünyadaki en yüksek istek düzeylerinden birini oluģturduğuna inanılmaktadır. 230 Bunda ise, bu ülkede vergi kaçırmanın topluma karģı iģlenmiģ bir suç olarak değerlendirilmesinin ve cezaların etkili uygulanmasının rolü bulunmaktadır. 231 Makul düzeyde vergilendirme ve vergide adalet ilkesi ise bu olumlu süreçte baģrolü oynamaktadır. Vergi denetiminin baskısı, caydırıcılığı, etkinliği ve verimliliği gerçekleģtiremediğinde tahakkuk ve tahsilat düzeyleri çok düģük kalmaktadır. Bu nedenle örgütsel yapının ağırlıklı olarak denetim esasına göre oluģturulmuģ olması bir gerekliliktir. Bir vergi sisteminin iyi iģleyebilmesinde, vergileme ilkelerine uygun vergi yasalarının ve vergi idaresi ile vergi yargısının yürürlükteki yasaları etkin bir biçimde uygulayabilecek Ģekilde örgütlenmesinin rolü büyüktür. 232 Vergi denetimi hukuki açıdan iki ana baģlık altında incelenebilir. Biri dönem içinde ve beyanname verilmeden önce mükelleflerin ve mükellefiyetle ilgili maddi olayların, kayıtların ve konuların araģtırılması ve tespiti için yapılan yoklama, diğeri ise beyanname verildikten sonra verilen beyanların ve ödenmesi gereken 228 Aydemir, a.g.e., Türkiye de KayıtdıĢı, s Ömer Tunç, A.B.D.'de Vergi Ġncelemesi, Maliye Yazıları, Mart-Haziran 1989, s Bülent Ak, Maliye Bakanlığı Denetim Elemanlarının Performansı, Vergi Dünyası, Y.XII, Sayı.200, Nisan 1998, s Koban, a.g.m., s Emine Koban, Vergi Reformları ve Türk Vergi Sisteminde Reformların Genel Bir Değerlendirilmesi, s.1 111

130 vergilerin doğruluğunun araģtırılması ve tespit edilmesine yönelik olarak yapılan inceleme dir. 233 Vergi denetimi yoklama ile baģlamaktadır. Yoklama yapılmadan, iģyeri ve ekonomik faaliyetler saptanmadan vergi denetimi etkin bir Ģekilde yapılamaz, kayıt dıģı faaliyetler azaltılamaz. Yoklamanın en önemli fonksiyonu, mükellefiyet kaydı olmayanların mükellefiyetliklerinin tesisinin sağlanması sonucu, potansiyel vergi mükelleflerinin vergi mükellefi statüsüne alınabilmesidir. Yoklamanın etkin hale getirilmesi, vergi kayıp ve kaçaklarının önlenebilmesi açısından son derece önemlidir. Etkinliğin sağlanabilmesi ise, ciddi bir planlama ile mümkündür. Sadece yapılmıģ olsun diye yapılan yoklamalar amacına ulaģamadığı gibi, mükelleflerin tepkilerine de neden olmaktadır. 234 Öncelikle vergi incelemesinin ne olduğunu ve neyi amaçladığını ortaya koymak gerekir. Vergi incelemesinin amacı; ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araģtırmak, tespit etmek ve sağlamaktır. Tanımdan da anlaģılacağı üzere, vergi incelemesi, sadece geçmiģ dönemlerle ilgili mükellef faaliyet ile hesaplarını, defter ve belge üzerinden incelemek değildir. Önemli olan, vergi kayıp ve kaçağına yol açmayacak bir ortamın yaratılmasıdır. Diğer anlatımla, mükelleflerin ekonomik faaliyetlerini yakından izleyebilen ve değerlendirebilen bir vergi idaresinin oluģturulmasıdır. Mükellef, ekonomik faaliyetlerinin izlendiğini anladığı zaman, kendisini disipline edecektir. Zaten her mükellefi tek tek inceleyerek, ödenmesi gereken vergiyi belirlemenin imkanı yoktur. Dünyanın hiçbir ülkesinde mükelleflerin tamamının klasik anlamda vergi incelemesine tabi tutulduğu görülmemiģtir. 235 Beyanda bulunulmasından sonra, verilen bilgilerin doğruluğunu araģtırmak için yapılan vergi incelemelerinin de etkin bir biçimde yapılabilmesi için, inceleme elemanlarının güçlü yetkiler ile donatılması ve teknolojik imkanlardan yararlanmaları gereklidir. Vergi incelemelerinde etkinliğin sağlanamamasının altında yatan temel sebepler arasında; Mehmet Akbay, Vergi Ġncelemeleri ve Vergi Denetimi, 1990 Yılına Girerken Türkiye'de Denetim, Etkinlik ve Verimlilik Sempozyumu,: Maliye ve Gümrük Bakanlığı, A.P.K.K. Yayın No: 1990/308, Ankara 1990, s Koban, a.g.m., s Abdullah Aslan, a.g.m., s.1, Türk Vergi Sistemi 236 Aydemir, a.g.e., s

131 - Gerçek anlamda vergi incelemesinin azlığı, - Bir uzmanlık alanı olan vergi incelemesini yapan inceleme elemanlarının bu özelliğe sahip olmaması, - Ülke çapında bir denetim planlamasının yapılmaması, - Ġnceleme birimlerinin yararlanabileceği sağlıklı bir veri tabanının oluģturulamaması, - Ġnceleme elemanlarının incelemeyi engellemeye yönelik baskılara zaman zaman çaresiz kalabilmeleri, - Ġncelemelerde bilgisayar kullanımının yetersizliği, - Ġnceleme elemanlarının gerekli bilgi ve delillere ulaģmada yasal engellerle karģılaģmaları, - Özellikle yerel örgütteki inceleme elemanlarının sayı ve eğitim yönünden yetersizliği v.b. Ģeklinde sayılabilir. Vergi denetimlerinin amacına ulaģabilmesinde, konuları itibarı ile uzman kiģiler tarafından yapılmasının ve yapılan denetimin kısa sürede sonuçlandırılmasının 237 rolü olduğu gibi, vergi elemanlarının sayısı ile vergi mükelleflerinin sayısı arasındaki oranın da etkisi vardır. Ayrıca yeterli eleman yanında vergi kayıplarını önlemek için, vergi denetim örgütleri içinde eģgüdüm ve planlama da olmalıdır. 238 Buradan elde edilen sonuca göre en önemli unsur, vergi denetimini yapan kiģilerin iyi yetiģmiģ, bilinçli ve yetenekli olmalarıdır Vergi Affı ve Vergi Ġstisnalarının Kontrol Altına Alınması GeliĢmekte olan ülkelerde özel sektörün ekonomik büyüme ve kalkınmayı tek baģına sağlaması mümkün değildir. Devletin bazı faaliyetlerde öncü olması önemlidir. Bu ülkelerde kalkınma hamlesinin gerçekleģtirilmesi mali gücü yetersiz olan kesime vergisel teģviklerin sağlanması ile (vergi muafiyet ve istisna uygulamaları) mümkün olabilir. Ancak vergi dıģı kalacak olan kesimin isabetli ve yerinde 237 ĠSO, Vergi Potansiyelimiz, Kayıplarımız ve GörüĢlerimiz, ĠSO Konjonktür ġubesi Yayın No: , Ġstanbul, s Bilici, a.g.m., s

132 tercihlerle belirlenmesi de son derece önemli bir konudur. Bunu sağlayacak olan da etkili bir vergi idaresi olacaktır. Vergisel teģvikler doğru alanlarda doğru miktarlarda kullanıldığı sürece ekonomik büyüme ve kalkınmaya katkı sağlayabilir. 239 Muafiyet, istisna ve indirim uygulamaları aģırı ve gereksiz boyutlara ulaģtığında hem idare açısından hem de mükellefler açısından olumsuz sonuçlara yol açabilecektir. ġöyle ki, bu tür uygulamalara gereğinden fazla yer verildiği takdirde vergi matrahının aģınması (vergi erozyonuna neden olunması) sonucuyla karģılaģılabilecektir. Benzer Ģekilde; vergi idaresine mükellefiyetin bildirilmemesi, yalan ve eksik bildirimlerde bulunulması, aynı yolla muafiyet ve istisna uygulamalarından yararlanılması, belge düzenlenmemesi ya da gerçeğe aykırı belgeler düzenlenmesi, bu belgelerle maliyetlerin yükseltilmesi ya da gelirlerin azaltılması yoluyla vergi kaybına yol açılabilecektir. 240 Muafiyet ve indirimlerde olduğu gibi; ekonomik, sosyal, idari ve siyasal nedenlerle yer verilen istisnalar, baskı gruplarının hükümet ya da parlamento üzerindeki etkisi sonucunda kısmi bir yöneltici vergi politikası önlemi haline geldikleri takdirde gelir vergisinin mali fonksiyonunun yanı sıra, konjonktürel ve sosyal fonksiyonlarını da olumsuz yönde etkileyen vergi matrahının aģınması olayına neden olmaktadırlar. 241 Dolayısıyla daha etkin bir denetim yoluyla muafiyet, istisna ve indirim uygulamalarında sınırların aģılmamasına dikkat edilmeli ve bu tür düzenlemelerde amaç dıģına çıkılması engellenmelidir. 242 Unutmamak gerekir ki, fiskal hasılada azalmaya sebebiyet veren her vergi teģviki sonuçta ya kamu hizmetlerinin nitelik ve niceliğinin bozulmasına, ya baģka kiģilerin ve sektörlerin haksız bir biçimde ağır vergi yüküne muhatap olmalarına veya açık finansman yöntemine baģvurulmasına neden olur. Bunun anlamı, teģvik görenlerin kamusal finansmanda neden oldukları eksikliğin yükünü bazen toplumun 239 Demircan, a.g.m., s Abdurrahman Akdoğan, Uygulama Ġle Ġlgili Bazı Göstergelere Göre Vergi Kaybı Ve Etkileyen Faktörler, G.Ü. Ġ.Ġ.B.F. Dergisi, Cilt 1, Sayı 1-2, G.Ü. Ġ.Ġ.B.F. Yayın No. 61/33, 1985, s Nezihe Sönmez, G. Ali Halıcı, Gelir ve Kurumlar Vergilerinde Ġstisna ve Muafiyetlerin Uygulama Sonuçları ve Değerlendirilmesi, TOBB Yayınları, No. Genel 144, Ar-Ge 58, Sevinç Matbaası, Ankara, 1990, s.6; Salih Turhan, Vergi Teorisi ve Politikası, 6. B., Filiz Kitabevi, Fakülteler Matbaası, Ġstanbul 1998, Fatih Saraçoğlu, Vergi Erozyonu Açısından Gelir Vergisinde Yer Alan Müesseselerin Analizi, G.Ü. Ġ.Ġ.B.F Dergisi, Sayı:2, 2000, s

133 belli bir dar kesimin ve bazen de toplumun bütününe yüklenmesi demektir. Bu nedenle önceden, teģvikler dolayısıyla ileride doğacak olumlu sonuçların topluma ne ölçüde yansıyacağının veya yansıyıp yansımayacağının da göz önünde bulundurulması gerekir. 243 Böyle olmadığı takdirde vergi afları kayıt dıģı ekonominin hem sebebi hem de sonucu olmaya devam edecektir. Adam Smith in Ulusların Zenginliği kitabının son cildinde vergileme ile ilgili prensipler açıklanmıģtır bunlardan bir tanesi de vergide belirlilik ilkesidir. Bu ilkeye göre mükellef ödeyeceği verginin miktarını, zamanını ve ödeme Ģeklini daha önceden bilmesi gerektiği esası vardır. Yani vergilerin belirli olması için vergi kanunları geriye doğru yürümemelidir, vergi aflarına mümkün olduğunca yer vermemeye çalıģılmalıdır. Çünkü mükelleflerin ileride bir vergi affı olabileceği yönünde beklentisinin olması vergi ödeme konusunda esnek davranmasına yol açacaktır. 244 Bu esneklik bekleneceği gibi vergi ödememe Ģeklinde gerçekleģecek ve gitgide alıģkanlık haline gelebilecektir. Çünkü vergi affı beklentisi bir kereye mahsus bir durum değildir. Her vergi affı, kendisinden sonra bir affın daha geleceğinin habercisidir. Bundan dolayı beklentiyi engellemek için vergi aflarının uzun vadede ortadan kaldırılması gerekmektedir. Eğer iyileģmenin baģlangıcında bir af uygulanacaksa, arkasından yine çalıģmada sürekli olarak belirtildiği gibi vergi yükünün azaltılması, vergide adalet, etkili bir denetim ve af beklentisinin ortadan kaldırılması süreci izlenmelidir. 243 TOBB, Vergi Özel Ġhtisas Komisyonu Raporu, TOBB Yayınları, Ankara 1992, s KıldiĢ, a.g.m., s.1 115

134 Hukuki ve Ġdari Politikalar Hukuki ve Ġdari Politikalar, vergi mevzuatında yapılması gerekenler, kurumlar arası koordinasyonun sağlanması, elektronik ticaret ile ilgili hukuki düzenlemelerin gerekliliği baģlıkları altında incelenecektir Vergi Mevzuatında Yapılması Gerekenler Vergi kanunlarının karmaģık olması ve vergi kanunlarında sıkça gerçekleģen değiģiklikler, açıklık ve kesinlik ilkelerine engel teģkil etmektedir. Artan belirsizlik karģısında ise mükelleflerde vergiye karģı direnç oluģmaktadır. Bir tarafta karıģık vergi mevzuatının varlığı, öte yanda, eğitim düzeyinin düģüklüğüne bağlı olarak yeterince yaygınlaģtırılamayan vergi bilinci, kayıt dıģılığa sebep teģkil etmektedir. 245 Bu anlatılanlar ıģığında rasyonel bir vergi sistemine ulaģılmasında politikacılara da büyük iģler düģmektedir. Her kanunda olması gerektiği gibi vergi ile ilgili kanunlarda da halkın ihtiyaçları göz önüne alınmalıdır. Dolayısıyla sağlam bir vergi sistemi kurulduktan sonra çok fazla değiģikliğe gidilmemelidir. Vergi mevzuatında asıl yapılması gereken, kayıt dıģı ekonomiye hizmet eden basit usul gibi düzenlemelerin veya vergi yüklerinin yahut oranlarının gözden geçirilme ve kiģileri kayıt dıģılığa iten veya özendiren hususların giderilmesidir. Kayıt dıģı mücadelede asıl üzerinde durulması gereken hukuk dalları, özel hukuk alanında yer almaktadır, bir baģka deyiģle özel hukuk dallarıdır. Zira kayıt dıģı ekonomide kayda girmeyen unsurlar, özel hukuk alanında oluģan durumlar/filler veya hukuki iģlemlerdir. Bunlar, genellikle vergi hukukunda da vergiyi doğuran olaylar olarak yer almaktadır. Vergi kanunlarının vergiyi doğuran olay olarak seçtiği iģlemler, durumlar, muameleler, özel hukuk alanında cereyan etmektedir. Dolayısıyla gizleme veya kayıt dıģı kalma, esasen özel hukuk alanında cereyan etmekte, vergi hukuku ise sadece bu kayıt dıģı kalma durumuna vergisel sonuçlarına göre muhtelif yaptırımlar öngörmektedir. Kayıt dıģı ekonominin, sebeplerini ve ortamını, kayıt dıģına çıkmayı kolaylaģtıran hukuki düzenlemeleri tartıģmadan veya gözden 245 Us, a.g.e. 116

135 geçirmeden, sadece müeyyide yolu ile küçültülmesi veya ortadan kaldırılması mümkün değildir. 246 Zira tepki yasaları, özensizlik ve sistematik bozukluğun yanı sıra güncel olayların etkisi ile bozucu ve gereksiz katılıklar, yanlıģlıklar taģımaktadırlar. Tepki yasalarının bir diğer özelliği ise mutlaka yetersiz kalmaları ve her yeni bir olay karģısında yeniden yasa çıkarma gereği doğurmalarıdır. Bu ek düzenlemeler ise mevcut yapıyı daha bozmaktadırlar. Tepki yasalarının bir baģka özelliği ise, genellikle hukukun genel ilkelerini geri plana atarak bu ilkeleri gözetmemeleridir. Ayrıca tepki yasalarının ülkenin Anayasal düzeni ve diğer temel kodları ve yasaları ile de tutarsız, çeliģkili ve çoğu kez de bunları arka plana atan düzenlemelerdir. Bu özellikleri nedeniyle de, tepki yasaları düzenledikleri alan ve iliģkilerde değil, hem ülkenin tüm ekonomisi hem de hukuk sistemi üzerinde olumsuz ve geriye gidici etkilere sahiptirler. Tepki yasaları bu özellikleri ile de birer anomali dirler. 247 Vergi hukuku özel hukuk iliģkisi vergi ziyaına yol açıcı iģlemler ve kayıt dıģına çıkabilme olanağı açısından tahlil edildiğinde, ortaya çıkan ilk tespit, ya özel hukuk düzenlemelerinin vergisel sonuçlar düģünülmeden yapıldığı ya da vergi hukuku düzenlemelerinin özel hukuk dikkate alınmadan gerçekleģtirildiği Ģeklinde ortaya çıkmaktadır. Ayrıca burada üzerinde durulması gereken bir baģka husus da, inceleme elemanlarının yeterli özel hukuk bilgisine sahip olup olmadıklarıdır. 248 Ülkede uygulanan vergi mevzuatı, ülkenin ekonomik, sosyal, mali ihtiyaçlarına cevap veremiyorsa, sade, kolay anlaģılır bir yapıda değilse, sürekli değiģtirme ihtiyacı gösteriyorsa ve istikrarlı bir yapı arz etmiyorsa vergi kaçağı artar. 249 Vergi dıģı piyasa ekonomisinin daraltılması için alınacak en etkin önlemlerden birisi vergi suç ve cezaları ile ilgili yasaların çok iyi bir Ģekilde düzenlenmesidir. Konu ile ilgili Ģu hususlar son derece önem taģımaktadır: A. Bumin Doğrusöz, Kayıt DıĢı Ekonomi ile Mücadele Açısından Vergi Hukuku Özel Hukuk ĠliĢkilerine BakıĢ, s Ali Ġhsan Karacan, Bankalar Kanunu Hakkında Bazı DüĢünceler, Finans-Politik ve Ekonomik Yorumlar Dergisi, Yıl:40 Sayı:478, s Doğrusöz, a.g.m., s Zeynep Arıkan, Vergi Kaçağının Nedenleri ve Çözüm Yolları, Maliye Yazıları, Sayı:44, s CoĢkun Can Aktan, Vergi DıĢı Piyasa Ekonomisi, s

136 - Yasalarda vergileme yönünden suç teģkil eden eylem ve fiiller mümkün olduğu kadar yoruma imkan bırakmayacak Ģekilde açık, anlaģılır ve adil olarak belirlenmelidir. - Vergi suçları için iģlenen suçun niteliğine ve büyüklüğüne göre cezalar öngörülmelidir. - Vergi yasalarında öngörülen cezalar mutlaka tatbik edilmeli, hiç kimseye ayrıcalıklı iģlem yapılmamalıdır. - ĠĢlenen suç ağır ise (örneğin, bilinçli olarak vergi kaçakçılığı suçunun iģlenmesi) maddi cezanın yanı sıra mutlaka hapis cezası da öngörülmelidir. Hapis cezasının para cezasına dönüģtürülmesi engellenmelidir. - Cezaların caydırıcı olabilmesi için vergi cezalarında indirim yapan ya da cezayı affeden yasal düzenlemeler yapılmamalıdır. Vergi aflarını yasaklayan anayasal bir hüküm getirilmelidir. Kayıt dıģında aktif olmayı engelleyen en önemli faktör beklenen cezalardır. Bu maliyet; yakalanma ihtimali ve cezanın büyüklüğü olmak üzere iki unsurdan oluģur. Kayıt dıģı faaliyetlere yönelik cezalar genellikle çok katıdır. Örneğin Soto nun yaptığı araģtırmada kayıt dıģı firmalar, gayrisafi gelirlerinin %10 u ile 15 ini kamu görevlilerine rüģvet olarak öderken, kayıtlı firmalar gayrisafi gelirlerinin sadece ortalama %1 i kadar rüģvet vermektedir. Yakalanan firmalar genellikle fiziksel sermaye stoklarından ya da üretimlerinin önemli bir kısmından vazgeçmek zorunda kalırlar. Büyük ölçekli ve sermaye yoğun firmaların yakalanması nispeten daha kolay olduğu için firmalar da kayıt dıģı faaliyetlerinin büyüklüğünü küçültürler. Bununla birlikte, sermaye gelirini kaçırmak emek gelirini kaçırmaktan çok daha kolaydır. Bu eğilim, kayıt dıģı firmaların yakalanmama çabalarını artırarak, optimal emeksermaye tercihini ve ölçek ekonomileri elde etmelerini engeller. Ekonomide verimlilik kaybına neden olur ve ekonominin kayıt altına alınmasını güçleģtirir. 251 Ancak yüksek cezalardan, yine yasal olmayan yöntemlerle daha düģük bir maliyetle kaçınma olasılığı, bu tür bir caydırıcı politikanın etkinliğini önemli ölçüde sınırlayabilir. Etkinliğin azalıģı ölçüsünde yüksek cezalar diğer yasadıģı faaliyetlerin 251 Loayza, a.g.m., s

137 alanını geniģletebilir. Özellikle uyuģturucu, kaçakçılık vb. kayıt dıģı sektörlerde, yüksek orandaki cezaların amaca zararı dokunmadığı sürece etkinliği azalacaktır. Kayıt dıģı sektörde faaliyet gösterenler, yakalanmamak için çok daha büyük bir suç iģleme eğiliminde olacaktır. Sonuçta kayıt dıģı faaliyetler hem daha ağır cezalar gerektiren, hem de gözlemlenmesi ve etkilenmesi daha zor bir faaliyet olacaktır. 252 Öte yandan ticari yaģamın varlık sebebi, sadece vergi ödemek değildir. Vergi, ticari yaģamdan, bu alanda oluģan artı değerden, Hazinenin kamu gelirlerini karģılamak üzere aldığı ve kendine aktardığı ekonomik değerlerdir. Bu nedenle vergi kurallarının, ticari yaģamın gereklerini nazara alması, salt hazineci yaklaģımlarla düzenlenmemesi ve özel hukukun düzenlediği hareket serbestisinin de vergi hukuku ile daraltılmaması gerekir. Aksi hal, ticari yaģamın doğal olarak kayıt dıģı ekonomiye yönelmesine yol açabilir. 253 Vergi yasalarının ekonomik yapıyı tam olarak içermesi gerekmektedir. Üzerinden vergi alınan gelir, harcama ve servet tanımlarının iyi yapılması vergi gelirlerinin artıģında çok önemli olarak görünmektedir. Vergi konusu olan gelir, harcama ve servet tanımının ekonomik yapıyı kavramaması halinde, uygulama gerçek anlamda ödeme gücü olmayan bazı kesimlerin vergi yükümlüsü olmasına yol açacağından faaliyetlerin gizlenmesi kaçınılmaz olacaktır Kurumlar Arası Koordinasyonun Sağlanması Kayıt dıģı ekonominin küçültülmesi için vergi idaresinin yeniden yapılandırılması gerekir. Vergi idaresi yer ve teknolojik açıdan geliģtirilmeli, vergilerin toplanmasına ve denetimine etkinlik kazandırılması gerekir. Merkezi gelir idaresi ile taģra teģkilatları arasındaki gerekli koordinasyonun sağlanması gerekir. Bu bağlamda, vergi dairelerinde bilgisayar ağının kurulması, vergi ile ilgili iģlemlerin yapılmasında bilgisayar kullanımının yaygınlaģtırılmasıyla hizmet kalitesinin ve 252 Frey, Schneider, a.g.m., s Doğrusöz, a.g.m., s Çiloğlu, a.g.m., s

138 hızının artırılması ve vergi istihbarat birimin etkin Ģekilde çalıģmasına zemin hazırlanmalıdır. 255 Mernis Projesi, kurumlararası koordinasyon açısından önemli bir adımdır. Vergi dairelerinde tek numara veya T.C. kimlik numarasının kullanılması, en önemli aģamalardan birisidir. Bunlardan sonra yapılması gereken ortak yazılımlar kullanılarak internet üzerinden kiģi ve kurumların ticari faaliyetlerini ve gelir giderlerini kontrol altına almaktır. Bankalarla, odalarla, borsalarla vb. kurum ve kuruluģlarla vergi dairelerinin koordineli çalıģması gerekmektedir. Tabi bütün bu iģlemler kiģilerin ticari faaliyetlerine engel olacak Ģekilde gerçekleģmemelidir. Kısaca herhangi bir ek bürokratik iģleme gerek kalmayacak Ģekilde hissettirmeden takip edilmeli ve kiģiler de hangi kurum ve kuruluģla irtibat kurarlarsa kursunlar, takip edildiklerini bilmelidirler. ÇalıĢma ve çalıģtırmaya yönelik bürokatik iģlemlerin ve iģyeri açmaya yönelik giriģimlerin ülke genelinde bir elde toplanması önemlidir. Böylece mesleki kuruluģlarla koordinasyon sağlanabilecek, kayıt dıģı istihdamın kayıt altına alınmasında da bir baģlangıç yapılacaktır. 256 Kayıt dıģı istihdamla mücadele çalıģmaları ve gerçekleģtirilecek projelerin hedeflenen sonuçlara ulaģabilmesinin temel koģulunun; sorunun çözümüne iliģkin karar ve uygulamalarda kamu yönetiminin, sosyal tarafların ve sivil toplum örgütlerinin birlikte hareket etmeleri ve kayıt dıģı istihdamın önlenmesi konusunda toplumsal mutabakatın sağlanması olduğu, yapılan analiz ve değerlendirmelerin ortak sonucudur Erol BektaĢ, Kayıt DıĢı Ekonomik Hareketlerin Kavranabilmesi Açısından Tek Vergi Numarası Uygulaması Neden Gereklidir ve Uygulama Nasıl Olmalıdır?, Vergi Dünyası, Sayı:199, Mart 1998, s Suat Gezgin, Türkiye de KayıtdıĢı Ekonomi, T.C. ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, a.g.e., s

139 Elektronik Ticaret ile Ġlgili Hukuki Düzenlemelerin Gerekliliği Elektronik ortamdaki küresel ticaretin vergileme üzerindeki en büyük etkisi, yapılan iģlemin tespit edilememesidir. Elektronik ortamda verilen hizmetin (danıģmanlık hizmeti v.b), fiziki dolaģımı Ģart olmayan mal transferini örneğin yazılım, kitap, gazete, müzik eserleri ticareti ve sermaye hareketinin tespiti son derece zor olduğu gibi, vergilendirme de son derece zordur. Fakat bu zorluk aģılamaz bir zorluk değildir. Teknolojinin geliģmesi ile birlikte artık internet de önemli derecede kontrol altına alınabilmektedir. Elektronik ticaret geliģtikçe, elektronik ortamda yapılan iģlemlerin kayda alınması, saklanması, ibrazı, denetimi ve muhasebeleģtirilmesi sorun olmaya devam edebilecektir. Konuya iliģkin hukuki altyapının hazırlanması, vergi kanunlarında ve diğer ilgili kanunlarda gereken düzenlemelerin ve çalıģmaların yapılması önemli bir gerekliliktir. Ticaretin ağırlığının hızla elektronik ticarete doğru kayması dolayısıyla bu gereklilik gün geçtikçe artmaktadır. Bu konuda acele edilmelidir yoksa baģ döndürücü bir hızla geliģen e-ticaretin gerisinde kalınacak ve sonradan önlemenin kaçınılmaz güçlükleri ile karģı karģıya kalabilinecektir Sosyal Politikalar Kayıt dıģı ekonomiyi önlemeye yönelik teoriler ve politikalarla ilgili son bölüm Sosyal Politikalar ile ilgilidir. Vergi bilincinin kazandırılması ve devletin saygınlığının tesis edilmesi bu bölümde incelenecektir Vergi Bilincinin Kazandırılması Vergi vermenin değil de vermemenin olağan sayıldığı yolunda giderek yaygınlaģan düģünce zincirinin kırılmasında, öncelikle eğitim konusuna önem verilerek vergi bilincinin oluģturulması gereklidir. Daha sonra yasal birtakım düzenlemelere gidilerek, mükelleflerin vergiye karģı dirençleri engellenmelidir. Zira günümüzde kayıt dıģı ekonomi sektörü ekonomik yönden çok güçlü bir sektördür. 121

140 258 Bu konuda ilk akla gelen; bireyin, vergi vermenin vatandaģlık görevlerinin en baģında yer aldığı; ödeyeceği verginin, gerçekte, kendisinin de yararlandığı kamu hizmetlerinin finansmanını sağladığı, yani kendi yararı için ödeme yaptığı konusunda bilinçlendirilmesidir. Doğaldır ki, bunun için, bireyin, vermiģ olduğu verginin gerçekten yararlı hizmetler için harcandığını görmesi de gereklidir. Bilinçlenme, küçük yaģta baģlayan eğitimle olur. 259 Kayıt dıģında olmanın bir suç olduğunu ve makro bazda ülke ekonomisi, mikro bazda vatandaģ menfaatleri üzerindeki etkisini vurgulayan bir eğitim programının ilk ve orta dereceli okullardan baģlayarak ders olarak okutulması gerekmektedir. Aynı zamanda sivil toplum örgütleriyle iģbirliği yapılarak kayıt dıģında bulunan üyelerin örgüt tarafından dıģlanmasını sağlayıcı bir iģbirliğine gidilebilir. Bu kampanya sırasında gerek sinema, tiyatro gibi sanat dallarından gerekse TV, radyo, gazete, dergi gibi yayın organlarından yararlanılabilir. 260 Kayıt dıģı istihdamla mücadelede de sosyal tarafların desteği alınmalıdır. Özellikle sendikalar ve meslek örgütleri ile kayıt dıģı istihdamın yoğun olduğu sektörlerin ve iģyerlerinin tespiti, önlemler geliģtirilmesi, bilinçlendirme ve eğitim faaliyetlerinin gerçekleģtirilmesi konularında ortak hareket edilmelidir. 261 Kayıt dıģı istihdam edilenlerin, sosyal güvenlikleri ile ilgili bilinçlendirilmesi temel nokta olacaktır. Açık söylemek gerekirse bu aģamadan önce aģılması gereken uzun bir yol vardır. Örneğin bunların baģında vergi ve prim yüklerinin azaltılması yer almaktadır. Bu yolla iģsizliğin de önüne geçilebilecektir. Sonuç olarak iģsizlik korkusu dolayısıyla sosyal güvenlik haklarından vazgeçerek kayıt dıģı çalıģmayı göze alan kitlelerde azalma meydana gelecek ve sonuca ulaģılabilinecektir. Aksi takdirde sadece bilinçlendirme yetersiz kalacaktır. 258 Koban, a.g.m., s Candan, a.g.t. 260 Ekesan, a.g.m., s T.C. ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, a.g.e., s

141 Devletin Saygınlığının Tesis Edilmesi Vergi kaçakçılığı ile mücadelede her zaman hukuki ve polisiye tedbirler almak yeterli olmaz. Yukarıda bahsedildiği gibi vergi ödeme bilincinin toplumda mevcut olması da önem taģır. Vergi bilinci ve vergi ahlakının toplumda yerleģmesi için en baģta devlet yöneticilerinin hukukun üstünlüğüne ve adalete inanmaları ve buna uygun davranmaları gereklidir. Devlet yöneticilerinin deyim yerindeyse har vurup, harman savurdukları, vatandaģların vergi olarak ödedikleri paraları doğru yerlere harcamadıkları, rüģvet, zimmet, yolsuzluk gibi olayların çok yaygın olduğu bir toplumda vergi ahlakı nı tesis etmek kolay değildir. Tekrar belirtilmelidir ki, vergi bilinci ve vergi ahlakından önce, devlet yönetiminde ahlakın ve sosyal sorumluluk bilincinin yerleģtirilmesi gereklidir. 262 Bunun için, devletin saygınlığını ortadan kaldıran rüģvet, yolsuzluk ve kayırmacılık gibi olayların üzerine ciddiyetle gidilmeli ve mükelleflere, ödedikleri vergilerin kendilerine yol, köprü, okul ve hastane olarak tekrar döneceğine inandırılmalıdır. 263 Buna inanan kiģilerin bilinçlendirilmesi çok kolay olacaktır. Aksi durumda ise bilinçlendirmeye çalıģmak boģa zaman harcama anlamına gelbilecektir. Kayıt dıģı ekonominin önlenmesi yönünde olumlu etki yapabilecek diğer bir unsur da, vergi ile ilgili istatistiklerin kamuoyuna açık olması ve kamuoyunun, kim ne kadar vergi ödüyor bilmesidir. 264 Böylece, her vatandaģ kayıtlı olmak için katlandığı fedakarlığın ne Ģekilde kullanıldığını görmek ve gerek medya, gerekse sivil örgütler aracılığıyla da doğru yerlere kullanıldığını bilmek imkanına sahip olacaktır. 265 Ayrıca demokratik kuralların tam olarak uygulanmasına iģlerlik kazandırılarak vatandaģların devleti denetleme hakkına ve yetkisine sahip olması gerekir. Böylelikle, vatandaģların devlete olan bağlılıkları artmıģ olacak ve bu bağlılığın artması devletin saygınlığını daha da arttırmıģ olacaktır. Demokrasi ve hukuk devletinin yerleģtirilmesi, sisteme ve iģleyiģe duyulan güvenin pekiģtirilmesi 262 Aktan, a.g.e., s Salih Özel, Kayıt DıĢı Ekonomi Kavramı Sorunları ve Çözümleri, YaklaĢım, Sayı: 71, Kasım 1998, s T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s Ekesan, a.g.m., s.1 123

142 ölçüsünde, kayıt dıģı ekonominin denetim altına alınması kolaylaģacaktır. 266 KiĢiler devletin kendilerini değil de kendilerinin devleti denetlediği hissine kapıldıkları takdirde sonuç daha da olumlu olacaktır KAYIT DIġI EKONOMĠYĠ TAHMĠN YÖNTEMLERĠ Kayıt dıģı ekonominin büyüklüğünün doğru olarak tahmini, Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) ve istihdam gibi makroekonomik büyüklüklerin doğru olarak belirlenmesini mümkün kılacaktır. Böylece bu büyüklükler esas alınarak oluģturulacak ekonomik ve sosyal politikaların güvenilirlik ve doğrulukları artacak ve uygulamaların daha baģarılı olması sağlanabilecektir. Aksi takdirde kayıt dıģı ekonominin sadece varlığı bilinecek, çeģitli platformlarda dile getirilecek fakat tedbir açısından da azaltma açısından da yapılacak çalıģmaların sonucu bilinmeyecektir. Kayıt dıģı ekonominin büyüklüğünü tespit etmek oldukça güçtür. En açık nedeni kayıt dıģı olmasıdır. Genel kural ölçümün kayda göre yapıldığı ve kayıtlılığı ilgilendirdiğidir. Fakat kayıt dıģı ekonominin ölçümünün hayati önem taģıması, onu ölçmede bilim adamlarını çeģitli metotlar geliģtirmeye zorlamıģ ve bunun sonucunda da tam olmasa da yaklaģık sonuçlar elde edilmesi baģarılmıģtır. ÇalıĢmada kayıt dıģı ekonomi ana kategori olarak doğrudan tahmin yöntemleri ve dolaylı tahmin yöntemleri Ģeklinde iki baģlık altında toplanacak, son olarak da karma yöntemlere değinilecektir Doğrudan Tahmin Yöntemleri Mikro bazda yapılan bu tip ölçümlerde, rasgele seçimler sonucu yapılan tespitlerden genellemelere gidilir. Belli bir zaman kesitinde gizli ekonomik faaliyetlerin hacminin belirlendiği bu yöntemde anketler önemli bir rol oynar. Kayıt dıģı ekonominin doğrudan ölçülebilmesi için gelir elde edenler arasında araģtırma yapılabilir. Ġstatistik kuruluģları, vergi idaresi, bankalar ve özel araģtırma ve anket kuruluģları bu yöntemi kullanırlar. Gelir elde edenlere, ne kadar gelir elde ettikleri ve 266 ToptaĢ, a.g.m., s

143 bu gelirin ne kadarını kayıtlarına yansıttıkları sorularak yapılır. Anket ya da inceleme sonucunda elde edilen sonuçlar kendi aralarında belli kategorilere ayrılarak, kayıt dıģı ekonominin tamamına ulaģılmaya çalıģılır. 267 Anket çalıģması sonuçlarının gerçeğe yakın çıkması için, anket sorularının titizlikle hazırlanması ve anketin uygulanacağı kiģi ve kuruluģların anketin güvenirliliğini sağlayacak sayıda ve rasgele belirlenmesi, ankete katılanların isimlerinin ankette yer almaması gerekir. Ancak, kayıt dıģı faaliyetlerinin önemli bir kısmı yasalara aykırı olması, kiģi ve kuruluģların bu tür faaliyetleri ile ilgili bilgileri gizleme eğilimde olması bu yöntemin güvenirliliğini zayıflatır. 268 Bankaların araģtırma yapması durumunda ise tam tersi bir sonuç elde edilebilir. Çünkü banka nezdinde kredibilitesini artırmak isteyenler, gelirlerini olduğundan daha yüksek gösterebilirler. 269 Bu yöntemlerde kayıt dıģı ekonomi büyüklüğü hakkında ayrıntılı veri derlemek mümkün olmakta, hane halkı anketleri, iģyeri anketleri, zaman kullanım anketleri, vergi anketleri ve diğer anketler kullanılmaktadır: Hanehalkı Anketleri: Kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerin alıcıları ve bazen de üreticileri olarak hanehalklarına uygulanan anketlerdir. - ĠĢyeri Anketleri: Kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerin üreticileri ve alıcıları olarak iģyerlerine uygulanan anketlerdir. - Zaman Kullanım Anketleri: Açık ve saklı ekonomik faaliyetlerde bulunanların, bu faaliyetlerde harcadıkları zaman araģtırılmaktadır. Ayrıca, daha sonra yapılan araģtırmalarla, bu faaliyetlere iliģkin parasal değerler bulunmaktadır. - Vergi Anketleri: Vergi kaçağı olan hane ve iģyerlerini belirlemeye yönelik anketlerdir. Burada vergi kaçağı olan gelir tahmin edilmektedir. - Diğer Anketler: Yukarıdakilerin dıģında, hanede, iģyerlerinde veya kamuda uygulanan anketlerdir. 267 KıldiĢ, a.g.m., s Adil Temel, AyĢegül ġimģek, Kuddusi Yazıcı, Kayıt DıĢı Ekonomi Tanımı,Tespit Yöntemleri ve Türkiye Ekonomisindeki Büyüklüğü, YaklaĢım, Sayı:104, Temmuz 1994, s KıldiĢ, a.g.m., s T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s.9 125

144 Ġkinci bir doğrudan yaklaģım vergi gelirlerinin, vergi daireleri ve sosyal güvenlik kurumlarınca yapılan denetimine dayandırılır. Vergi dairelerine beyan edilen gelir ile belirli denetimler sonucu ölçülen gelir karģılaģtırılarak kayıt dıģı ekonomi tahmin edilmeye çalıģılır. Ancak vergi kaçağının tamamını belirlemek için yıllık olarak yapılan bu vergi denetimleri, hem yetersizdir ve hepsinden önemlisi vergiye tabi vergilendirilebilir faaliyetler sınırlandırılmaktadır. 271 Her iki mikro metodunda en büyük dezavantajı (anketler ve vergi denetimi) kayıt dıģı ekonominin büyüklüğüne iliģkin sınırlı tahminler sağlamasıdır. Hepsinden önemlisi, onların bütün kayıt dıģı faaliyetleri kapsaması mümkün değildir. Ayrıca, her iki yöntem de kayıt dıģı ekonominin uzun dönemdeki geliģimi ve büyümesine iliģkin bir tahminde bulunamaz. Bununla birlikle dikkate değer en büyük avantajı, kayıt dıģı ekonomide çalıģanların kompozisyonu, yapısı ve kayıt dıģı ekonomi hakkında detaylı bir bilgi sunmasıdır. 272 BaĢta da belirtildiği gibi sunulan bu bilgilerin kesin bir bilgi olmadığı unutulmamalıdır Dolaylı Yöntemler Kayıt dıģı ekonomiyi ölçmede genellikle dolaylı ölçme yöntemleri kullanılır. Bu yöntemde, kayıt dıģı ekonominin büyüklüğünün ölçülmesinde çeģitli yaklaģımlar uygulanmaktadır. Bunlar; Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) YaklaĢımı, Ġstihdam YaklaĢımı, Vergi Ġncelemeleri Yoluyla Ölçme YaklaĢımı, Parasalcı YaklaĢım ve Model YaklaĢımı dır. Bu yaklaģımlar aģağıda kısaca açıklanacaktır Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH ) YaklaĢımı Bu yöntemde, GSMH hesaplamasında kullanılabilecek ve kayıt dıģı ekonomi için gösterge olabilecek her türlü veriden yararlanılmaktadır. Üretime, gelire, harcamaya ve istihdama iliģkin veriler birlikte kullanılmaktadır. GSMH hesaplamasında üretim, gelir ve harcama yöntemlerinden birisinden 271 ÇetintaĢ, Vergil, a.g.m., s Bruno S. Frey ve F. Schneider a.g.m., s.3 126

145 yararlanılabilindiği gibi, bazı ülkelerde birden fazla yöntem birlikte kullanılabilmektedir. Normal olarak bu üç yöntemin kullanılması durumunda, aynı sonuçlara ulaģılması gerekir. Ancak kayıt dıģı ekonominin varlığı, farklı yöntemlerle ulaģılan sonuçların farklılaģmasına yol açmaktadır. Gelir yöntemiyle bulunacak büyüklükle, üretim yaklaģımıyla bulunan değer karģılaģtırılabileceği gibi, harcamalar yaklaģımıyla da kayıt dıģı ekonomiden elde edilen gelirin harcamaya dönüģme aģamasında tespiti mümkündür. 273 Ekonomide kayıt dıģı ekonomi nedeniyle gelir yöntemi ile bulunan rakam en düģük, harcama yöntemi ile bulunan rakam ise en büyük GSMH değerini vermektedir. Bu yaklaģıma göre, harcama yöntemi ile bulunan GSMH ile gelir yöntemi ile bulunan GSMH rakamları arasındaki fark, kayıt dıģı ekonominin büyüklüğü hakkında bilgi verir. Ancak, döviz, altın gibi tasarruf araçlarına yatırım eğiliminin yüksek olduğu dönemlerde ve yurt dıģına transferin varlığında bu yaklaģım da sağlıklı bir sonuç vermeyebilir 274. Bu yaklaģım ile hesaplanan kayıt dıģı ekonominin büyüklüğü genellikle diğer yaklaģımlara göre hesaplananlardan düģük çıkmaktadır. 275 Bir ekonomideki toplam gelir, piyasa ve piyasa dıģı sektörlerde yaratılan gelirlerin toplamına eģittir. Diğer bir deyiģle, toplam gelir, kayıtlı ve kayıt dıģı sektörlerde oluģan gelirlerin toplamıdır. Toplam geliri daha ayrıntılı tanımlamak gerekirse toplam gelir: Piyasada oluģan yasal kayıtlı gelir, - Piyasada oluģan yasal kayıt dıģı gelir, - Piyasada oluģan yasadıģı kayıtlı gelir, - Piyasada oluģan yasadıģı kayıt dıģı gelir, - Piyasa dıģı yasal kayıtlı gelir, - Piyasa dıģı yasal kayıt dıģı gelir, 273 KıldiĢ, a.g.m., s Temel, ġimģek, Yazıcı, a.g.m., s Sarılı, a.g.m., s Zehra Kasnakoğlu, M. Yayla, Türkiye'de KayıtdıĢı Ekonominin Boyutları, Ġstihdam ve Eğitim Projesi ĠĢgücü Piyasası Bilgisi, DĠE,

146 - Piyasa dıģı yasadıģı kayıtlı gelir, - Piyasa dıģı yasadıģı kayıt dıģı gelir toplamından oluģmaktadır. Bu tanımdan da görüldüğü gibi kayıtlı gelir; piyasada oluģan yasal kayıtlı gelir, piyasada oluģan yasadıģı kayıtlı gelir, piyasadıģı yasal kayıtlı gelir, piyasadıģı yasadıģı kayıtlı gelir olmak üzere dört bileģenden oluģmaktadır. Kayıt dıģı gelir ise geri kalan dört bileģenden yani; piyasada oluģan yasal kayıt dıģı gelir, piyasada oluģan yasadıģı kayıt dıģı gelir, piyasadıģı yasal kayıt dıģı gelir, piyasadıģı yasadıģı kayıt dıģı gelir toplamından meydana gelmektedir. Kayıt dıģının tanımı ve ekonomik sonuçları ile ilgili olarak toplumda bazı ciddi yanılgılar gözlemleniyor. Yapılan akademik çalıģmalarda, açıklanan milli gelirin yüzde 60 ına varan büyüklüklerde bir kayıt dıģının söz konusu olduğu belirtiliyor. Kayıt dıģının yüksek olması kiģi baģına düģen milli gelirin aslında çok daha fazla olduğunu göstermiyor, çünkü kayıtlarda olsun ya da olmasın kazanılan gelir, eğer bir Ģekilde yurtdıģına çıkmamıģ ve ekonomi içinde bir yerde harcanıyor ise, milli gelir hesaplamalarına dahil ediliyor. Sözün özü; kayıt dıģı iģlemler sonunda elde edilen değerler, o dönemde üretilen mal ve hizmetlerin, yani milli gelirin içine giriyor, ancak kayıtlara girmediği için vergi yükümlülüğü doğurmuyor. Örneğin, bazı faaliyetleri kayıtlarda olmayan bir mobilya üreticisinden mal alırken, katma değer vergisi ödememek için almadığımız fatura ile kayıt dıģına katkı yapıyoruz. Bu satıģ sonrasında kazandığı ile örneğin aylık yakıt harcamalarını karģılayan mobilya üreticisi, kayıt dıģı olarak kazandığı geliri ile milli gelire katkı yapmaya devam ediyor Ġstihdam YaklaĢımı Bir diğer makro yöntem (Ġtalyan yaklaģımı) emek girdisinin analizine dayanır. Kayıt dıģı ekonomi, emek piyasasındaki farklılıklar ortaya konmak suretiyle de izlenilebilir. ĠĢgücüne katılma oranındaki değiģmelerin diğer faktörlerden daha çok, kayıt dıģı ekonomiden kaynaklanabileceği ihtimalinden yola çıkılarak ve verimliliğin, her iki ekonomide de aynı olduğu varsayılarak kayıt dıģı ekonominin 277 Metin Ercan, Kayıt DıĢı Ekonomi ve Kara Para, Radikal Gazetesi,

147 büyüklüğü hesaplanabilir. Zamanla iģgücüne katılım oranlarındaki bir azalma ya da diğer ülkelerle karģılaģtırıldığında daha düģük bir katılım oranı, iģgücünün kayıtlı ekonomiden kayıt dıģı ekonomiye kayıģını yansıtabilir ve kayıt dıģı çalıģmanın bir göstergesi olarak düģünülebilir. Diğer bir ifadeyle bu yaklaģım, iģgücü arzının nüfusa oranı aģağı yukarı sabit ve istihdamın nufusa oranı azalıyorken, kayıt dıģı ekonomik faaliyetin (kayıt dıģı ekonomideki istihdamın artması) arttığını kabul eder. Bu yaklaģımın en büyük avantajı basit olmasıdır. Yalnızca basit hesaplamalara ve karģılaģtırmalara ihtiyaç duyar. Basit olmasına rağmen iki dezavantajı vardır. Birincisi, bu yaklaģımda ikinci iģi olanlar hesaplamalara dahil edilmez. Bu yaklaģım hem resmi, hem de resmi olmayan ekonominin her ikisinde de aynı anda aktif olanları birbirinden soyutlayamaz. Halbuki bir kiģi aynı anda hem kayıtlı, hem de kayıt dıģı ekonominin her ikisinde de çalıģıyor olabilir. Fakat istihdam yaklaģımı bu noktayı dikkate almaz. Ġkincisi, orandaki değiģmeler ya da diğer bir ifadeyle farklı sosyal sebepler gibi (örneğin göç) diğer farklı faktörlerle de iliģkili olabilir. Bu nedenle bu yöntemle de elde edilen sonuçların çok sağlıklı olmadığı ve yanıltıcı sonuçlar üretebileceği söylenebilir Vergi Ġncelemeleri Yoluyla Ölçme YaklaĢımı Vergi incelemeleri yoluyla mükelleflerin beyan etmediği gelirler tespit edilerek kayıt dıģı ekonominin büyüklüğü tahmin edilmeye çalıģılmaktadır. ÇağdaĢ vergi sistemlerinin en önemli özelliği mükelleflerin vergiye tabi gelirlerini vergi idarelerine kendilerinin beyan etmeleridir. Bazen mükellefler, kazançlarını bilerek veya bilmeyerek olduğundan daha az beyan ederler. Vergi incelemelerinde mükelleflerin beyan ettikleri kazançlar incelenir, eksiklik varsa matrah farkları bulunur. Bu yaklaģıma göre, bulunan matrah farkları esas alınarak kayıt dıģı ekonominin büyüklüğü tahmin edilmeye çalıģılır. Ancak bu yaklaģımla kayıt dıģı ekonomi değil vergilendirilmeyen ekonominin büyüklüğü tespit edilmiģ olur. Bu yaklaģımın en önemli eksikliği, kayıt dıģı ekonomi yerine vergilendirilmeyen ekonominin büyüklüğünü tahmin etmesidir. Bazı faaliyetlerin, vergilendirilmediği 278 Frey, Schneider a.g.m., s.4 129

148 halde milli gelir büyüklüğü içerisinde yer alması, kayıt dıģı ekonominin vergilendirilmeyen ekonomiden daha büyük olduğunu gösterir. 279 Ayrıca bu yöntemin dört dörtlük uygulanması da mümkün değildir. Zaten kayıt dıģı ekonominin nedenlerinden birisi vergi denetlemelerinin yetersiz olmasıdır. Bu da göstermektedir ki matrah farklarını bulmak, ancak tahminle gerçekleģebilir. Aksi durumda bütün matrah belirlenecek ve vergisel anlamda kayıt dıģı ekonomi ortadan kalkacaktır. Oysa durum böyle değildir. Dolayısıyla bu yöntemle kayıt dıģı ekonominin boyutunun doğru olarak hesaplanması mümkün değildir Parasalcı YaklaĢım Bu yaklaģımda, parasal istatistikler kullanılarak kayıt dıģı ekonominin büyüklüğü tahmin edilmeye çalıģılmaktadır. Parasalcı yaklaģımda, çek ve nakit para kullanımı kayıt dıģı ekonomi hakkında ilgililere bilgi verebilir. Parasalcı yaklaģıma göre kayıt dıģı ekonomide yapılan ödemelerin büyük çoğunluğu, bu konudaki denetimlere imkan vermemek bakımından nakit para ile yapılmaktadır. Kayıt dıģı ekonominin boyutlarını ölçmek için para piyasasındaki hareketler de izlenmektedir. Bu yaklaģımda dolaģımdaki paranın mevduata oranının zaman içinde artması, paraya olan talebin arttığını ve dolayısıyla kayıt dıģı ekonominin geniģlediğini göstermektedir. 280 Parasalcı YaklaĢım; Sabit Oran (Emisyon Hacmi), ĠĢlem Hacmi ve Ekonometrik YaklaĢım olmak üzere üç grup altında incelenecektir Sabit Oran (Emisyon Hacmi) YaklaĢımı Parasal tabana dayalı ilk metodoloji Cagan dan esinlenerek Guttmann (1977) tarafından geliģtirilmiģtir. Metot vadesiz mevduatın para stokuna oranının, ödeme alıģkanlıkları değiģmedikçe sabit kalacağı varsayımına dayanmaktadır. Guttmann a göre, ekonomi geniģledikçe normal Ģartlar altında iģlemlerin artarak daha büyük bir 279 Sarılı, a.g.m., s KıldiĢ, a.g.m., s.1 130

149 kısmı nakitten çok çekle gerçekleģtirilecektir. Dolayısıyla para stokunun vadeli mevduata oranı da düģme eğilimi gösterecektir. Guttmann ın yapmıģ olduğu hesaplamalarda oran 1892 den 1914 e kadar azalmıģ, fakat daha sonra tekrar tırmanmaya baģlamıģtır. Guttmann 1941 den sonra orandaki artıģın, temel ödeme aracı nakit olan kayıt dıģı ekonominin ortaya çıkıģını yansıttığını ileri sürmüģtür. Guttmann ın ifadesine göre bu noktada geliģen kayıt dıģı ekonominin sebebi savaģla birlikte hızla artan düzenlemeler ve vergi gelirlerinin kombinasyonudur. Guttmann kayıt dıģılığın olmadığı varsayımını yaparak dolanımdaki para miktarını hesaplamıģtır. Kayıt dıģı ekonomi mevcut olmadığında, 1940 dan sonraki paranın vadeli mevduata oranı, 1937 den 1940 a gözlenen ortalama oranla aynı kalmıģtır. Guttmann kayıt dıģı ekonomideki paranın hızının (hız nominal gelirin para miktarına bölümü olarak tanımlanmıģtır) resmi ekonomideki M1 ile aynı olduğu hipotezini kullanarak kayıt dıģı ekonominin büyüklüğünü hesaplamıģtır. 281 Kayıt dıģı ekonominin büyüklüğünü belirlemek için para piyasalarında hareketler izlenmekte ve kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerde ödemelerin genellikle peģin para ile yapıldığı, çek ve senet gibi ödeme araçlarının kullanılmadığı varsayılmaktadır. Ayrıca, ekonomide kayıt dıģı ekonomi olmadığı dönemlerde emisyon hacminin mevduata oranının sabit kalacağı varsayılmakta ve bu oranın zaman içinde artması paraya olan talebin arttığını ve dolayısıyla kayıt dıģı ekonominin de arttığını göstermektedir. Bu yaklaģımın en önemli eksikliği, kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerde ödeme aracının peģin para olduğunu ve paranın dolaģım hızının kayıtlı ve kayıt dıģı ekonomide aynı olduğunu kabul etmesidir. Oysa, kayıt dıģı ekonomide çek ve senet ile ödeme de yaygındır ve ayrıca paranın dolaģım hızı kayıtlı ekonomiye göre daha yüksektir Bank of Canada Review, The Demand For Currency and The Undergroımd Economy, 1994, s.42, Sarılı, a.g.m., s

150 ĠĢlem Hacmi YaklaĢımı Feige, Guttmann ın analizini geniģletmiģtir. Feige (1979) hem nakit, hem de çekle gerçekleģtirilen toplam iģlemler ile gelir arasındaki iliģkiye dayanan alternatif bir yaklaģım geliģtirmiģtir. Guttmann ın analizinde kayıt dıģı ekonomide yalnızca nakit kullanılmaktadır. Fakat Fiege nin analizinde kayıt dıģı iģlemlerde nakite ilaveten çek ve poliçe gibi finansal araçlarda kullanılabilir. Bu yöntemin hareket noktası Fischer in miktar denklemidir. Metot toplam iģlemlerin gelire oranının normal olarak değiģmediği varsayımını yapmaktadır. Feige çekle yapılan iģlemlerin ve nakitle yapılan iģlemlerin değerini tahmin etmiģ ve bu iģlemlerin toplam değerinin 1939, 1976 ve l978 de gözlenen gelire oranını hesaplamıģtır. Sonuçlar, 1939 dan itibaren oranın arttığını göstermiģtir ki Feige kayıt dıģı ekonominin doğuģunu sadece II. Dünya SavaĢı ndan sonraya bağlamıģtır. (Gulmann da olduğu gibi) 1976 ve 1978 deki kayıt dıģı ekonominin büyüklüğünü tahmin etmek için, bu yıllar için tahmin edilen toplam iģlemleri 1939 daki orana bölmüģ ve daha sonra da her bir yıl için gözlenen geliri sonuçtan çıkarmıģtır. 283 Fiege nin metodu teorik açıdan oldukça güçlü olmasına rağmen uygulamada birkaç zorluğu bulunmaktadır. Kayıt dıģı ekonominin olmadığı bir temel yılın belirlenmesi ve zaman içinde oranın sabit olduğu varsayımı kolay kabul edilebilir bir varsayım değildir. Ayrıca toplam iģlem hacmi ile ilgili kesin rakamlar bulmanın zor olması da, uygulama aģamasında veri sorununu ortaya çıkarmaktadır. 284 Bunlara ilaveten, Fiege nin metodu banknotların hızı ve belki de en zoru olarak kabul edilebilecek olan vadeli mevduatın hızı ile ilgili de çok sayıda hesaplama gerektirir. Özetle metot teorik olarak çekici olmasına rağmen kayıt dıģı ekonominin büyüklüğüne iliģkin güvenilir hesaplamalar elde etmek için ampirik gerekleri karģılayacak kadar yeterli değildir. 285 Fisher in miktar teorisi eģitliği kullanılarak iģlem hacminin milli gelire oranındaki değiģikliklerden kayıt dıģı ekonominin büyüklüğü tahmin edilmeye çalıģılmaktadır. Bu yaklaģımın emisyon hacmi yaklaģımına göre avantajı, kayıt dıģı 283 Bank of Canada Review, a.g.e., s Öğünç, Yılmaz, a.g.m., s Bank of Kanada Review, a.g.e., s

151 ekonomide peģin para yanında çek ve senet ile ödeme araçlarını da dikkate almasıdır. Bu yaklaģımın eksikliği ise, paranın dolaģım hızının kayıtlı ve kayıt dıģı ekonomide aynı olduğunu varsayması ve iģlem hacmi miktarının hesaplanmasının güç olmasıdır Ekonometrik YaklaĢım Tanzi (1980), ABD deki vergi baskısı ile para talebi arasındaki korelsayonunu inceleyen Cagan ın (1958) yaklaģımını geliģtirerek üçüncü bir yaklaģım ortaya atmıģtır. Bu yaklaģım, para talebinin gelir vergilerine duyarlılığını ölçerek yasadıģı amaçlar için kullanılan para miktarının tahmin edilmesine dayanmaktadır. Tanzi, para stokunun M2 deki payı ve gelir vergisi oranı dahil birçok değiģken arasındaki tahmin edilen iliģkiden, kayıt dıģı ekonomide kullanılan nakit miktarını ölçmüģtür. Kurduğu denklem vasıtasıyla önce 1976 daki para stoku değerini tahmin etmiģ, daha sonrada bu değeri, para stokunun aynı yılda daha düģük bir gelir vergisi oranında (örneğin 1929 dan 1970 e gözlemlenen en düģük oran) hesaplanan değerinden çıkarmıģtır. YasadıĢı amaçlar için tutulan para miktarı tahmininden de, kayıt dıģı ekonomideki yasadıģı amaçlar için kullanılan paranın hızının, resmi ekonomide yasal amaçlar için kullanılan para miktarı ile aynı olduğunu varsayarak, 1929 dan itibaren kayıt dıģı ekonomideki büyümeyi hesaplamıģtır, (para stoku farkını paranın hızı ile çarparak kayıt dıģı ekonominin nominal büyüklüğünü elde etmiģtir) Ġllegal faaliyetler gelir vergisi oranından etkilenmediği için kapsam dıģında bırakılmıģtır. Bu arada Tanzi nin metodolojisi ile elde edilen ampirik kanıtlar da kayıt dıģı ekonomideki paranın hızının keyfi bir tahmine dayanması nedeniyle, en az diğer iki yaklaģım kadar eleģtiriye açıktır. 287 Bu yaklaģımda, nakit para talebinin ekonometrik bir denklem ile tahmin edilerek kayıt dıģı ekonominin büyüklüğü tahmin edilmeye çalıģılmaktadır. Bu yaklaģıma göre, kayıt dıģı ekonominin en önemli nedeni yüksek vergi oranlarıdır. Bu yaklaģımda da, kayıt dıģı ekonomide ödeme aracının peģin para olduğu ve paranın 286 Sarılı, a.g.m., s A.g.e., s

152 dolaģım hızının kayıtlı ve kayıt dıģı ekonomilerde aynı olduğu varsayılmaktadır. Ayrıca, nakit para talepleri, vergilerin uygulandığı ve uygulanmadığı durumlarda ayrı ayrı hesaplanmakta ve bu rakamlar arasındaki fark kayıt dıģı ekonomi ile ilgili nakit para seviyesi tespit edilmektedir. Paranın dolaģım hızı da analize dahil edilerek kayıt dıģı ekonominin büyüklüğü tahmin edilmektedir. 288 Daha ayrıntılı olarak ifade etmek gerekirse bu yaklaģımda, diğer parasalcı yaklaģımlarda olduğu gibi, kayıt dıģı ekonomilerde iģlemlerin nakit para ile yürütüldüğü ve paranın dolaģım hızının kayıtlı ve kayıt dıģı ekonomilerde aynı olduğu varsayılmaktadır. Nakit paranın geniģ anlamlı paraya oranının, kiģi baģına düģen reel gelir, mevduat faiz oranı, kamu personel harcamalarının toplam kamu harcamalarına oranı, ortalama vergi oranı ve enflasyon oranına bağlı olduğunun kabul edildiği bu yöntemde, nakit para talebi bir regresyon analizi ile tahmin edilmektedir. Ġkinci aģamada ise vergi değiģkeni sıfır alınmak suretiyle verginin olmadığı durumda ortaya çıkacak ikinci nakit para talebi tahmin edilmektedir. Ġki para tahmini arasındaki fark, kayıt dıģı ekonomiyle ilgili nakit para düzeyini vermektedir. Son aģamada ise, paranın dolaģım hızından yararlanılarak ve kayıt dıģı ekonomiye iliģkin nakit para düzeyi kullanılarak kayıt dıģı ekonominin büyüklüğü hesaplanmaktadır Model YaklaĢımı Makro metotların yukarıdaki kısa açıklamalarından görüleceği üzere bu metotlar kayıt dıģı ekonomiyi tahmin ederken, kayıt dıģılığı en çok etkilediği varsayılan tek bir makroekonomik büyüklük ile iliģki kurmaktadır. Kayıt dıģı ekonominin etkileri iģgücü, para ve ürün piyasalarında gözlemlenen izlerle açıklanmaya çalıģılmaktadır. Bu yöntem ise diğerlerinden farklı olarak, kayıt dıģılığı tahmin etmeye çalıģırken kayıt dıģı ekonominin sebepleri ve etkileri üzerinde odaklanır ve en geniģidir. Sağlam yapıda bir davranıģsal model üzerine kurulmuģtur. 288 A.g.m., s T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s.8 134

153 Gözlenemeyen değiģkenleri tahmin etmek için gözlenebilir göstergeler türetir 290. LISREL (Linear Interdependent Structural Relationship) modeli analitik faktör yaklaģımının bir örneği ve MIMIC (Multiple Indicators and Multiple Causes) modeli de LISREL modelinin özel bir durumudur. En genel Ģekli ile LISREL modeli doğrusal bir yapısal denklemler sisteminden oluģmakladır. Denklem sistemindeki değiģkenler ya doğrudan gözlemlenen değiģkenler ya da gözlemlenmeyen fakat gözlemlenen değiģkenle bağlantılı olan ölçülemeyen (teorik) değiģkenler olabilir. 291 Modelde ölçülemeyen değiģkenler arasında nedensel bir yapı olduğu ve gözlemlenen değiģkenlerin ölçülemeyen (teorik) değiģkenlerin göstergesi olduğu varsayılmaktadır. Model, ölçüm modeli ve yapısal denklem modeli olmak üzere iki bölüme ayrılmaktadır. Ölçüm modeli ölçülemeyen değiģkenlerin ne Ģekilde gözlemlenen değiģkenlere bağlı olduğunu belirtmektedir. Bir diğer ifadeyle gözlemlenen değiģkenlerin ölçüm özelliklerini (güvenilirliğini ve geçerliliğini) tanımlamaktadır. Yapısal denklem modeli ölçülemeyen değiģkenler arasındaki nedensel iliģkileri tanımlamakta, nedensel etkileri tarif etmekle ve açıklanan ve açıklanmayan değiģkenleri belirlemektedir. LISREL modeli doğrusal, yapısal denklem kümesindeki bilinmeyen katsayıları tahmin etmektedir. Model özellikle ölçülmeyen değiģkenleri olan, bağımlı ve bağımsız değiģkenlerin her ikisinde ölçüm hataları olan, karģılıklı nedensellik, eģ zamanlılık ve bağımlılık özelliklerine sahip olan modelleri tahmin etmek için dizaynedilmiģtir. Diğer bütün yaklaģımlardan farklı olarak temel avantajı, kayıt dıģı ekonominin çok yönlü sebepleri ve çok yönlü göstergelerinin nispi rollerini eģanlı olarak analiz edebilmesidir. MIMIC yöntemi genellikle yüksek tahminde bulunan makro metotlarla düģük tahminde bulunan mikro metotlar arasındaki (arka karģılık nispeten daha mantıklı sonuçlar verir. Ancak metot çok geniģ oranda bir veri gerektirdiği ve bu veriler de genellikle yeterince fazla olmadığı için (özellikle geliģmekte olan ve geçiģ ekonomilerinde bu veriler elde etmek zordur) genelde uygulanabilir değildir. Diğer taraftan bu teknik istatistiksel 290 Schneider, a.g.m., s ÇetintaĢ, Vergil, a.g.m., s

154 açıdan da yeterince sağlamlık gösterememektedir. (Örneğin değiģken tanımlamaları ve değerlerindeki küçük bir değiģme tahminleri önemli ölçüde etkilemektedir) Karma Yöntemler Bu yöntemde kayıt dıģı ekonomi büyüklüğü; elektrik kullanımı ve üretimler, inģaat sektöründeki geliģmeler ve çimento üretimi, ihracat ve üretim arasında bağlantılar kurularak ölçülmektedir. Ayrıca, ikinci iģteki çalıģmalardan elde edilen gelir ölçülerek de kayıt dıģı ekonomi büyüklüğüne ulaģılmaya çalıģılmaktadır. Son yıllarda popüler olan makro metotlardan biri de fiziksel girdi (elektrik tüketimi) yaklaģımlarıdır. Kayıt dıģı ekonomi, fiziksel girdiler özellikle de elektrik kullanımındaki farklılıklar araģtırılarak tahmine çalıģılır. Bu yaklaģım, bütün ekonomik faaliyetlerin elektrik tüketimi ile aģırı derecede iliģkili olduğunu dayanak noktası olarak kullanır. Resmi ulusal geliri üretmek için kullanılması gerekli elektrik hesaplanılır ve aģırı elektrik kullanımı kayıt dıģı ekonomiye atfedilir. YaklaĢımın en büyük avantajı -ki bu geliģmekte olan ve geçiģ ekonomilerinde belirgin bir avantajdır- güvenilir veri elde etme kolaylığıdır. Bununla birlikte hiçbir kayıt dıģı faaliyet çok fazla, en azından o kadar çok elektrik kullanmaz ve üretim ve kullanılan elektrik arasındaki iliģki ikame ve teknik ilerlemeden dolayı zamanla değiģebilir ve ülkeler arasında farklılıklar gösterebilir. Bu yaklaģım özellikle büyük yapısal değiģimler gösteren ekonomiler için hiç uygun değildir. Diğer taraftan elektrik tüketimindeki artıģ çok daha elektrik yoğun bir GSYĠH yönünde yapısal bir hareketi yansıtabilir. Bu yöntemle eski yorumuna nispeten bugün daha sağlıklı ve güvenilir sonuçlar elde etmek mümkün olsa da, sınırlı varsayımları nedeniyle yine de tartıģmalıdır Frey, Schneider a.g.m., s Artem Prokhorov, The World Unobserved Economy: Definition, Measu-rement and Optimality Considerations, 2001, s.16,

155 ĠKĠNCĠ BÖLÜM TÜRKĠYE DE KAYIT DIġI EKONOMĠNĠN BOYUTU NEDENLERĠ VE KAYIT DIġI EKONOMĠYĠ ÖNLEMEYE YÖNELĠK VERGĠ POLĠTĠKALARI Dünyada her ülke kayıt dıģı ekonomi bakımından farklı koģul ve gerçeklere sahiptir. Bir ülke açısından ifade edilebilecek bir durum bir baģka ülke açısından geçerli olmayabilmektedir. Bu durum kayıt dıģı ekonomiyle mücadelede ülke gerçeklerinin göz önünde bulundurulmasını gerekli kılmaktadır. Aksi halde alınacak önlemlerin etkinliğini sağlamak güç ya da imkansız olabilecektir. 294 AĢağıda ilk önce Türkiye de ve diğer ülkelerde kayıt dıģı ekonominin boyutuna yönelik ölçüm sonuçları yani tahminler incelenecek, sonrasında Türkiye de kayıt dıģı ekonominin nedenleri araģtırılacak ve arkasından Türkiye de vergi politikaları ve kayıt dıģı ekonomiyi önlemeye yönelik vergi politikaları incelenecektir TÜRKĠYE DE VE DĠĞER ÜLKELERDE KAYIT DIġI EKONOMĠNĠN BOYUTU Kayıt dıģı ekonominin belirgin niteliği, kayıtlı ekonomiye paralel ikinci bir sektör oluģmasına neden olması ve oluģan bu sektörün faaliyetlerinde devletin resmi düzenlemelerine uyulmamasıdır. Ayrıca devletin resmi istatistiklerinde de görülmeyen bu sektörün, vergi ve diğer mevzuatlar gereğince herhangi bir ödemede bulunması da söz konusu değildir. Kayıt dıģı ekonominin varlığının geliģmiģ ülkelerden az geliģmiģ ülkelere doğru artıģ eğilimi içinde olduğu 295 yapılan araģtırmalarda görülmektedir. Türkiye de kayıt dıģı ekonominin boyutlarını ortaya koymak asıl amaç olsa da mukayese ve diğer açılardan Türkiye dıģındaki ülkelerdeki durumu da bilmek gerekliliktir. Bundan dolayı çalıģmada kayıt dıģı ekonominin boyutu, Türkiye ve diğer devletler açısından iki baģlık altında incelenecektir. 294 TBB, Türk Vergi Sisteminin Önündeki Temel Engeller ve Çözüm Önerileri, TBB Yayını, s Adem Kalça, Türkiye'de Kayıt DıĢı Ekonominin Durumu, Banka ve Ekonomik Yorumlar, Yıl.32, Sayı.4, Nisan 1995, s

156 Türkiye de Kayıt DıĢı Ekonominin Boyutu Kayıt dıģı ekonomiyi ortaya çıkaran nedenler ve kayıt dıģı ekonominin ülke ekonomilerine etkileri önceki bölümde incelendi. Kayıt dıģı ekonominin olumsuz etkilerinin baģında ise ekonomik göstergelerde ve kararlarda tutarsızlığa neden olması gelmekteydi. Kayıt dıģı ekonominin ölçülmeye çalıģılmasının altında yatan temel sebep ise bu olumsuz özelliği en aza indirmektir. Kayıt dıģı ekonominin hesaplaması ne kadar doğru olursa o kadar doğru tespitler yapılacak ve buna bağlı olarak da karar vericiler o kadar tutarlı ekonomik kararlar alacaklardır. Kayıt dıģı ekonomiyi hesaplama, yalnızca kayıt dıģı ekonomiyi önlemek için alınan kararlar değil aynı zamanda bütün para ve maliye politikalarını belirleyen kararlar için önemlidir. Kayıt dıģı ekonominin hesaplanması, kayıt dıģı ekonomiyi tahmin yöntemleri ile yapılmaktadır. Kayıt dıģı ekonomiyi tahmin yöntemleri bir önceki bölümde ele alınmıģ idi. Bu yöntemler temel olarak doğrudan ve dolaylı yöntemler olarak iki gurupta incelenmektedir. Bu bölümde ise söz konusu yöntemlerle yapılan kayıt dıģı ekonominin büyüklüğü hesaplamalarının sonuçları incelenecek, zaman zaman yine bu yöntemlere atıfta bulunulacaktır Yılı Öncesi Yapılan AraĢtırmalara Göre Tahminler Kayıt dıģı ekonominin ölçülmesi ülkelerin ekonomik kararlar almasında hayati anlam taģımaktadır. Her ne kadar farklı yazarlarca GSMH ölçümünde kayıt dıģı ekonominin de hesaba katıldığı ifade edilse de GSMH ölçümünde de farklı sonuçlar çıkabilmektedir. Bunun sebebi kayıt dıģı ekonominin varlığıdır. Türkiye de kayıt dıģı ekonomi ile ilgili bilimsel çalıģmaları, 2000 yılından önce yapılmıģ çalıģmalar ve 2000 yılı itibariyle yapılmıģ çalıģmalar olarak iki gurupta ele almak daha doğru olacaktır. Hem verilere daha kolay ulaģma hem de verilerin daha sık güncellenmesinden dolayı ayrıca istatistiki yöntemlerin ve istatistik ve ekonometri yazılımlarının daha üst düzey fonksiyonları gerçekleģtirebilmesinden dolayı 2000 yılı itibariyle yapılan çalıģmalar daha geniģ düzeyli olmakta ve bu sonuçlar daha fazla yıl serisini kapsamaktadır. 138

157 ÇalıĢmaya 2000 yılı öncesi yapılan tahminlerin bir tablosu ile baģlanacaktır. Tabloda Hakioğlu, Derdiyok, Koçoğlu, Özsoylu, Kasnakoğlu, Temel-Timtek-Yazıcı, Altuğ, Ilgın ve Yamak ın tahmin sonuçları tarih sırasına göre sıralanmaktadır. Tablo 5. Türkiye de Kayıt DıĢı Ekonomi Tahminleri AraĢtırmacılar Tahmin Yöntemleri Yılı GSMH ya % si D. Hakioğlu Parasalcı yaklaģım (Ekonometrik) ,80 T. Derdiyok Parasalcı yaklaģım ,30 L. Koçoğlu Duyarlık analizi ,60-26,50 T. Derdiyok Vergi yaklaģımı ,94 D. Hakioğlu Parasalcı yaklaģım (Ekonometrik) ,00 GSMH yaklaģımı ,50 A.F. Özsoylu Parasalcı yaklaģım (Sabit Oran) ,50 Parasalcı yaklaģım (ĠĢlem Hacmi) ,50 Z. Kasnakoğlu T. Derdiyok Parasalcı yaklaģım (Ekonometrik - Varsayımlardaki farklılıklara göre) Vergi yaklaģımı (-Vergi inceleme -En düģük vergi oranı -Sıfır vergi oranı) , , , , , , ,20 Harcamalar yaklaģımı ,50 A. Temel, Vergi yaklaģımı ,40 B. A. Timtek, Parasalcı yaklaģım (Sabit Oran) ,91 K. Yazıcı Parasalcı yaklaģım (ĠĢlem Hacmi) ,91 Parasalcı yaklaģım (Ekonometrik) ,88 O. Altuğ Kayıt DıĢı Ücret YaklaĢımı ,00 Parasalcı yaklaģım (Ekonometrik) ,30-53,90 Y. Ilgın Nakit oranı ,30 R. Yamak Parasalcı yaklaģım (Ekonometrik) , ,00-61,00 Z. Kasnakoğlu Nakit Oranı Ekonometrik ,00-13,00 Kaynak: ÇeĢitli Kaynaklardan DerlenmiĢtir. Türkiye de kayıt dıģı ekonominin boyutlarını ölçmek için bir çok çalıģma yapılmıģ, yukarıdaki tabloda da açıkça görüldüğü gibi bu çalıģmalarda sonuçlar yüzde 1,5 ile yüzde 137,8 arasında açıklanmıģtır. Sonuçların birbirlerinden bu 139

158 derecede farklı olması, ülkemizde istatistiki veri eksikliğinden ve veri yayınlarının henüz bir standarda kavuģmamıģ olmasından kaynaklanmaktadır. Öyle ki devletin kurumları arasında bile birçok konuda birbirinden farklı sonuçlar yayınlanabilmektedir. Sonuçlar arasındaki farklılıkların ikinci sebebi de tahmin yöntemlerinden kaynaklanmaktadır. Doğrudan ve dolaylı tahmin yöntemleri ve bunların alt yöntemleri kullanılmakta ve bu yöntemlerin artıları ve eksileri bulunmaktadır. Örneğin bazı yöntemlerde yasadıģı faaliyetler hesaba katılırken bazılarında katılmamaktadır. Bazı yöntemlerde sadece vergi kaçakçılığı hesaplanırken bazı yöntemlerde sadece istihdamdan yola çıkılmaktadır. Kayıt dıģı ekonominin boyutlarında kesin bir sonuç söz konusu olamamaktadır. Yine de en fazla kabul gören sonuçlar da söz konusu olabilmektedir. Bu sonuçlara yeri geldikçe değinilecektir Yılı Sonrası Yapılan AraĢtırmalara Göre Tahminler 2000 sonrası yapılan araģtırmalar sonucu ortaya çıkan sonuçlar, aģağıda farklı metotlara bağlı olarak incelenecektir Para Talebi YaklaĢımı ile Yapılan Tahminler ÇetintaĢ ve Vergil tarafından yapılan çalıģmanın sonuçları ise aģağıdaki tabloda gösterilmektedir. Para Talebi YaklaĢımı ile tahmin edilen kayıt dıģı ekonominin kayıtlı ekonomiye oranı, dönemini kapsamaktadır. Bu çalıģmada 1971 ve 2000 yılları arasında Türkiye ekonomisinde kayıt dıģı ekonominin büyüklüğü hesaplanmıģtır. Elde edilen rakamlar bu büyüklüğün yıllar itibariyle dalgalandığını göstermektedir. Özellikle 1990 yılından sonra kayıt dıģı ekonominin hacmi hızla büyümeye baģlamıģtır yılında kayıt dıģı ekonominin Türkiye de Kayıt dıģı Ekonominin Tahmini resmi ekonomiye oranı %31 gibi yüksek bir düzeye ulaģmıģtır te %29, 1999 da ise %26 olarak gerçekleģmiģtir yılı itibariyle Türkiye de kayıt dıģı ekonominin hacmi 38 katrilyon iken, resmi ekonomiye olan oranı da %24,7 olarak hesaplanmıģtır. AĢağıdaki Ģekilde ise ÇetintaĢ ve Vergil den alınan kayıt dıģı ekonomi tahmini gösterilmektedir. 140

159 Tablo 6. Türkiye de Kayıt dıģı Ekonominin Büyüklüğü (GSYH ya Oran) Yıllar Oran*% Yıllar Oran*% Yıllar Oran*% , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,73 Kaynak: Hakan ÇetintaĢ, Hasan Vergil, a.g.m., s.25 *Oran: Kayıt dıģı ekonomi / kayıtlı ekonomi ġekil 6. Türkiye de Kayıt dıģı Ekonominin Büyüklüğü (GSYH ya Oran) Yukarıdaki tabloda ve Ģekilde kayıt dıģı ekonomide özellikle 1983 yılı sonrası dalgalanmaların meydana geldiği görünmektedir ile 1990 arası dalgalanmanın ardından 1995 te oldukça yükselen kayıt dıģı ekonominin 1996 yılında ani bir düģüģ gösterdiği, arkasından tekrar yükseldiği dikkat çekmektedir. 141

160 Basit Parasal Oran Yöntemi ile Yapılan Tahminler Türkiye de kayıt dıģı ekonomi ile ilgili son yıllarda yapılmıģ çalıģmaların belki de en önemlisi Ilgın ın çalıģmasıdır. Ilgın tarafından Basit Parasal Oran Yöntemi ile yapılan hesaplamalar, dönemini kapsamakta ve kayıt dıģı ekonominin boyutları ile ilgili önemli sonuçlar ortaya koymaktadır. Ayrıca, sonuçları itibariyle en fazla kabul gören çalıģmalardan birisidir. Tablo 7. Basit Parasal Oran Yöntemiyle Türkiye de Kayıt dıģı Ekonomi YILLAR Kayıtlı GSMH (Yo) (Milyar YTL) Kayıt DıĢı GSMH* (Yu) (Milyar TL) Kayıt dıģı / Kayıtlı GSMH (Yo/Yu) (%) (Yo/Yu) Yıllık DeğiĢim ,3-7, ,4-10, ,8 10, ,1-13, ,8 27, ,5-5, ,2-32, ,6 5, ,0 31, ,8 27, ,7 6, ,1 5, ,8 7, ,9 5, ,1 21, ,0 21, ,8-33, ,1 36, ,5 8, ,6-29, ,7-6, ,2 21, Ortalaması 36, Ortalaması 35, Ortalaması 59, Genel Ortalaması 45,0 Kaynak: Yılmaz Ilgın, a.g.e. * 1987 yılı için ekonometrik yöntemle bulunan (Yo/Yu) 1987=26,6 oranı alınarak diğer yıllardaki kayıt dıģılık buna göre bulunmuģtur. 142

161 Tablonun incelenmesinden de görüleceği üzere, döneminde kayıt dıģı GSMH nın kayıtlı GSMH ya oranı ortalama %45 olmuģtur döneminde ortalama %35,6 olan söz konusu oran, döneminde artarak ortalama %64,4 e çıkmıģtır. Kayıt dıģı ekonominin yıllar itibariyle artıģ eğilimi gösterdiği, 1994 krizi sonrasında 1995 yılında %84 e kadar ulaģtığı, hemen arkasından 1996 yılında %56 ya düģtükten sonra yine bir kriz yılı olan 2001 yılında tekrar artarak kayıtlı GSMH nın %66,2 si olduğu görülmektedir. Ġkinci çalıģma, Akalın ve Kesikoğlu tarafından yapılmıģtır. 296 Hesaplama, Fiege (1979) tarafından geliģtirilen ve Kök ve ġapçı'nın 297 kullandığı notasyona uygun olarak basit ve geniģletilmiģ parasal oran yöntemi çerçevesinde yapılmıģtır. Bu yöntemin seçilmesinin temel sebebi dolaysız yöntemler ile kayıtdıģı ekonominin hesaplanmasındaki güçlük ve kayıtdıģı ekonomik faaliyetlerin gizlilik içerisinde yapılmasından dolayı genelde nakit para kullanımına dayanmasındandır. Ayrıca yöntemin basit ve anlaģılır olması da diğer bir nedendir. Yöntemde kullanılacak olan değiģkenler aģağıdaki Ģekilde açıklanmakta olup her iki yöntemde de aynıdır. C : DolaĢımdaki toplam para miktarı C r : Kayıtlı ekonomide kullanılan nakit para miktarı C u : Kayıt dıģı ekonomide kullanılan nakit para miktarı D : Toplam vadesiz mevduat D r : Kayıtlı ekonomideki vadesiz mevduat D u : Kayıt dıģı ekonomideki vadesiz mevduat k r : Kayıtlı ekonomideki nakit para / vadesiz mevduat oranı k u : KayıtdıĢı ekonomideki nakit para / vadesiz mevduat oranı Y r : Kayıtlı (Resmi) milli gelir seviyesi Y u : KayıtdıĢı gelir seviyesi v r : Kayıtlı ekonomide paranın gelir dolaģım hızı v u : Kayıt dıģı ekonomide paranın gelir dolaģım hızı β: Kayıtlı ekonomideki paranın gelir dolaģım hızı / kayıtdıģı ekonomide paranın gelir dolaģım hızı 296 Gülsüm Akalın, Ferdi Kesikoğlu, Türkiye de KayıtdıĢı Ekonomi ve Büyüme ĠliĢkisi, ZKÜ Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 3, Sayı 5, Kök, Recep ve Onur ġapçı (2006), KayıtdıĢı Ekonomi ve Türkiye Ekonomisindeki Büyüklüğünün Tahmin Edilmesi, Türkiye Ekonomi Kurumu Uluslararası Ekonomi Konferansı, Ankara, Eylül 2006, s

162 Parasal oran yönteminin varsayımları ise Ģu Ģekildedir: KayıtdıĢı ekonomideki iģlemler sadece nakit para ile yapılmaktadır. Çek, banka kartı gibi ödeme araçları kayıtdıģı ekonomide kullanılmamakta ayrıca mevduat hesaplarından ödeme yapılmamaktadır. Böylece kayıtdıģı ekonomide kullanılan vadesiz mevduat toplamı (D u ) 0'a, kayıtdıģı ekonomide nakit para / vadesiz mevduat oranı (k u ) 'a ve toplam vadesiz mevduat (D) kayıtlı ekonomide kullanılan vadesiz mevduata (D r ) eģit olmaktadır. Gelir dolaģım hızları kayıtdıģı ve kayıtlı ekonomilerde aynı olup v r =v u 'dur. Böylece β = 1 olmaktadır. C/D oranı sadece kayıtdıģı ekonominin boyutlarındaki değiģmelerden etkilenmektedir. Yani k r = C r / D r oranı bütün dönemler için sabit kabul edilmektedir. KayıtdıĢı ekonominin olmadığı bir dönem mevcut olup bu dönemde Y u = 0'dır.. Bu varsayımlar çerçevesinde basit oran yaklaģımına göre kurulan denklem aģağıdaki gibidir. Y u = Y r (C-k r D) / (k r +1)D (2) (2) numaralı denklemde öncelikle C/D oranı hesaplanarak kayıtlı ekonomide nakit para / vadesiz mevduat oranına (k r ) ulaģılmaktadır. Vadesiz mevduat tutarının nakit para/vadesiz mevduat oranı olan (k r ) ile çarpılması ise kayıtlı ekonomide kullanılan toplam para miktarını vermektedir. DolaĢımdaki toplam para miktarından kayıtlı ekonomide kullanılan para miktarının çıkarılması ise kayıtdıģı ekonomide dönen toplam para miktarına ulaģılmasını sağlamaktadır. Yani Cu = C - Cr'dir. Bu yöntemde kr'nin tespit edilmesinde genellikle yıllar itibari ile dolaģımdaki paranın vadesiz mevduata oranını gösteren k r =C/D değerinin en düģük çıktığı yıl baz alınarak diğer yıllar hesapları için bu büyüklükler kullanılmaktadır 298. Tablo 8'de Türkiye'de dönemine ait basit parasal oran yöntemine göre kayıtdıģı ekonominin tahmini gösterilmektedir. Tablo 8'de görüldüğü gibi incelemeye konu olan dolaģımdaki para (C) ve vadesiz mevduat (D) oranının ( k r = Cr/Dr) en düģük olduğu yıl ile 1986 yılıdır. Parasal oran yaklaģımının yöntemine göre, kayıtdıģı iģlemlerin tamamının nakit 298 Kök, ġapçı, a.g.m., s

163 parayla yapıldığı varsayımı altında; k r = oranı kullanılarak yasal dolaģımdaki para Cr miktarı, vadesiz mevduat hesaplarının kr ile çarpımı sonucu bulunmuģtur. C ile Cr arasındaki fark kayıtdıģında kullanılan para miktarını vermektedir. DolaĢım hızlarından yararlanarak kayıtdıģı ekonominin büyüklüğü elde edilebilmektedir. Denklemde Y u kayıtdıģı ekonomiyi, Y r cari fiyatlarla GSMH'yı, k r = C/D oranının en düģük seviyesini, ve D ise vadesiz mevduat büyüklüklerini göstermektedir. DeğiĢkenler bin YTL cinsinden olup DPT ve TCMB'nin verilerinden yararlanılarak oluģturulmuģtur. Tablonun son sütununda kayıtdıģı ekonominin GSMH'ya oranının yüzdeleri verilmiģtir. KayıtdıĢı ekonomi %7 ile %47 arasında dalgalanmaktadır. Yöntemin en belirgin zayıflığı ise kayıtdıģı ekonominin seçilen bir yıl için sıfır olarak kabul edilmesidir. Bütün kayıtdıģı iģlemlerin nakit parayla yapıldığı varsayımı gevģetilebilir bir varsayımdır. KayıtdıĢı iģlemlerin bir bölümünün vadesiz hesaplar yoluyla yapıldığı düģünülebilir. KayıtdıĢı iģlemlerin üçte birinin vadesiz hesaplar yoluyla yapıldığı varsayıldığında, geri kalan üçte ikisinin nakit para (C u ) ile yapıldığı düģünülebilir. Burada k u, kayıtdıģı ekonomideki C u /D u oranını gösterdiğinde k u = 2 olmaktadır. KayıtdıĢı iģlemlerin üçte birinin vadesiz hesaplar yoluyla yapıldığı varsayımı altında geliģtirilmiģ parasal oran yöntemi olarak bilinen yönteme göre düzenlenen formül Ģu Ģekilde ifade edilebilir: Y u = (1/ β )Y r [(k u +1) (C-k r D)] / [(k r +1) (k u D-C)] (2) β katsayısı kayıtlı ekonomideki paranın dolanım hızının, kayıtdıģı ekonomideki paranın dolanım hızına oranını gösterir. Yani β = V r /V u. Kayıtlı ekonomideki dolaģım hızları V r = Y r / (C r +D r ) formülü ile hesaplanmıģ olup Tablo 8'de gösterilmiģtir. Yöntemin temel varsayımlarından olan kayıtlı ekonomideki paranın dolanım hızının kayıtdıģı ekonomideki paranın dolaģım hızına eģit olması varsayımı altında β = 1 olmaktadır. Böylelikle formül analiz yapmaya imkan veren Ģu Ģekle dönüģmektedir: Yu = Yr[(k u +1) (C-k r D)] / [(k r +1) (k u D-C)] (3) Bu yaklaģıma göre elde edilen sonuçlar Tablo 9'de sunulmuģtur. 145

164 Tablo 8. Parasal Oran YaklaĢımı ile Kayıt DıĢı Ekonominin Büyüklüğü C D=D r C/D C r = k.d r GSMH V r = Y r /(C r +D r ) Y u =Y r *(Ck r D)/(k r +1)D (Y u /Y r )* 100 Yıllar (DolaĢımd aki Para) (Bin YTL) (Vadesiz Mevduat) (Bin YTL) k r k r = (Cari Fiyatlarla) (Bin YTL) , ,254, ,8 7,33 3,534,977,198 17, , ,736, ,1 7,40 3,834,704,432 14, , ,096, ,1 7,20 3,720,921,938 11, , ,398, ,1 6,75 4,093,667,672 10, , ,821, ,7 7,24 5,630,328,764 10, , ,499, ,9 6,78 5,190,362,015 7, , ,672, ,1 6,64 6,711,424,843 7, , ,035, ,3 6,35 1,255,273,318 11, , ,419, ,29 276,091,247 16, , ,223, ,5 8,27 4,760,921,083 16, , ,040, ,38 726,533,193 13, , ,927,788, ,7 10,31 9,055,916,389 11, , ,630,923, ,9 9,99 1,486,260,681 14, , ,984,870, ,66 129,075,375 9, , ,213,954, ,7 13,03 4,092,666,721 18, , ,516, ,3 14,65 606,420,214 17, , ,013, ,8 9,74 4,601,863,713 0, , ,124, ,3 8,80 874,460,345 1, , ,960, ,1 12,32 1,022,387,476 7, , ,867, ,8 13,63 361,556,058 15, , ,590, ,6 14,93 7,145,481,652 17, , ,600, ,8 16,26 126,685,761 19, , ,857, ,9 17,31 2,528,509,808 22, , ,939, ,6 19,40 507,424,203 25, , ,084, ,9 22,76 1,365,999,184 35, , ,182, ,2 29,74 3,688,887,923 46, , ,902,219, ,3 19, ,16 16, , ,194,355, ,1 22,79 6,641,654,395 22, , ,319, ,6 26, ,85 28, , ,197,940, ,8 21, ,91 26, , ,432,777, ,7 21, ,21 30, , ,273,412, , ,04 23, , ,939,186, ,1 23, ,66 33, , ,758,952, ,2 23, ,9 39, , ,382,375, , ,6 32, , ,435,053, ,3 16, ,4 36,10 Kaynak: Devlet Planlama TeĢkilatı (2007), Ekonomik ve Sosyal Göstergeler , ; Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (2007), Elektronik Veri Dağıtım Sistemi, ; aktaran Akalın, Kesikoğlu, a.g.m., s

165 Tablo 9. GeliĢtirilmiĢ Parasal Oran YaklaĢımı ile Kayıt DıĢı Ekonominin Büyüklüğü Yıllar Y u=y r*[(k u+1)(c-k rd)] / [(k r+1) (k ud-c)] k u=2 Kayıt DıĢı (%) ,336,860,207 35, ,791,732,023 29, ,371,010,222 23, ,996,993,648 20, ,101,944,749 20, ,901,256,266 14, ,282,697,023 14, ,475,268,739 22, ,717,730,569 34, ,839,515,026 34, ,463,187,709 27, ,785,131,744 22, ,001,440,863 28, ,978,573 17, ,609,569,974 38, ,260,292,377 35, ,348,569,775 0, ,574,483,983 2, ,957,091,081 15, ,414,006,128 32, ,496,566,506 37, ,703,111,308 42, ,979,031 50, ,141,468,429 57, ,403,258,745 87, ,41 134, ,201,687,871 34, ,35 49, ,19 65, ,04 58, ,75 72, ,04 52, ,1 81, ,8 103, ,7 78, ,7 90,90 Kaynak: Devlet Planlama TeĢkilatı (2007), Ekonomik ve Sosyal Göstergeler , /ekonomi/ gosterge/tr/ /esg.html. (EriĢim Tarihi, ); Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (2007), Elektronik Veri Dağıtım Sistemi, gov.tr/cbt.html, (EriĢim Tarihi, ); aktaran Akalın, Kesikoğlu, a.g.m., s

166 Tablo 9'da görüldüğü üzere geliģtirilmiģ oran yöntemine göre kayıtdıģı ekonomi basit oran yöntemiyle paralellik göstermektedir. GeniĢletilmiĢ oran yöntemine göre kayıtdıģı ekonomi %14 ile %134 arasında değiģik değerler almaktadır. ġekil 7. Türkiye'de KaytıdıĢı Ekonominin Basit Parasal Oran ve GeniĢletilmiĢ Parasal Oaran Yöntemlerine Göre GeliĢimi Basit oran yöntemi ile geniģletilmiģ oran yönteminden elde edilen kayıtdıģı ekonomi serileri arasındaki korelasyon katsayısı 0.99 olarak bulunmuģtur. Bu da her iki yöntem arasında kuvvetli bir iliģki olduğunu kanıtlamaktadır. Elde edilen kayıtdıģı ekonomi oranlarının geliģimini gösteren ġekil 7'ye bakıldığında yöntemlerden elde edilen sonuçların paralellik gösterdiği görülmektedir. Her iki yöntemde de kayıtdıģı ekonominin en yüksek oranı 1994 ekonomik krizini takip eden 1995 yılına rastlamaktadır. Yapılan hesaplamalara göre yöntemlerden elde edilen oranlar arasındaki farklılığın temel sebebi ise basit oran yönteminde tüm iģlemlerin nakit parayla yapıldığının kabul edilmesine karģın geniģletilmiģ oran yönteminde iģlemlerin 2/3 'ünün nakit parayla 1/3'ünün vadesiz mevduat aracılığıyla yapıldığının kabul edilmesidir. 148

167 Vergi Ġncelemeleri Yöntemi ile Yapılan Tahminler Kayıt dıģı ekonominin boyutlarına iliģkin tahminlerdeki farklılıklar, Türkiye de vergilendirilebilir alanların etkin bir Ģekilde vergilendirilmediği konusunda kamuoyunda oluģan kesin yargıyı değiģtirmemektedir. VatandaĢların bu yargısı, piyasada mal hareketlerinde düzenlenmesi gereken belgelerin düzenlenmediğine iliģkin gözlemlerine dayanmaktadır. Gerçekten de bu gözlemleri, vergi inceleme sonuçları da desteklemektedir. Kayıt dıģı ekonomiyi ölçme, vergi matrah farkları hesaplanarak da yapılmaktadır. Bu yöntemde vergi denetim elemanları tarafından denetleme sonrası incelenen matrah ile beyan edilen matrah arasındaki fark kayıt dıģı ekonominin vergisel anlamda boyutlarını göstermektedir. Yine Ilgın tarafından derlenen tablo ve oluģturulan oranlar aģağıda yer almaktadır. Tablo 10. Türkiye Vergi Ġnceleme Sonuçları YILI Ġncelenen Matrah (Milyar TL) Bulunan Matrah Farkı (Milyar TL) Matrah Farkı Oranı (%) Yıllık DeğiĢim (%) , ,5 31, ,9-80, ,8 18, ,1 46, ,8 39, ,0-20, ,6 19, ,0-39, ,0 214, ,9-62, ,6-36, ,4 48, ,8-1, ,0 108, ,9-32, ,3 235, ORTALAMASI 65,7 Kaynak: Maliye Bakanığı Denetim Birimleri, Vergi Ġstatistikleri 149

168 Tabloda görülebileceği üzere, Maliye Bakanlığı denetim görevlilerince döneminde yapılan vergi incelemeleri sonucu bulunan matrah farkları, söz konusu dönem ortalaması olarak, vergi mükelleflerinin beyan ettikleri vergiye tabi gelirlerinin %65,7 si kadarını vergi yetkililerinden gizlediklerini göstermektedir. Bulunan söz konusu matrah farklarının incelenen matraha oranının döneminde %25,9 ile %129,5 arasında değiģtiği, kriz yılı olan 2001 yılında ise %184,3 e kadar ulaģtığı görülmektedir. Bunalım yıllarında vergi kaçağının arttığı söylenebilir. Nitekim, Para Talebi YaklaĢımı ile oluģturulan tabloda da kayıtsız GSMH nın bunalım veya istikrar programı yılı sıkı para politikası sonrasında fırladığı da görülmektedir. Toplam vergiler dikkate alınarak yapılan hesaplamaların, dolaylı vergiler dolaysız vergiler, gelir vergisi-kurumlar vergisi KDV veya sektörler bazında yapılması durumunda farklılaģmaların olacağı, bazı vergi türlerindeki ve sektörlerdeki kaçak oranının daha yüksek veya düģük çıkabileceği tahmin edilebilir. Kayıt dıģılığın hangi alanlarda yoğunlaģtığını tespit ve etkin bir Ģekilde mücadele edebilmek için bu tür ayrıntılı verilere ihtiyaç bulunmaktadır. Kronik enflasyonun hüküm sürdüğü bir ülkede 5 yıllık zamanaģımı süresi içinde geçmiģ beģ yıla iliģkin olarak yapılan vergi incelemelerinde; incelemeye alınan yıllar, incelenen vergi türleri ve matrahlar itibariyle belirlenen farklılıkların yanı sıra ekonomik konjonktüre göre vergi denetim politikalarında yapılan değiģiklikler, saptanan matrah farkı oranlarını da farklılaģtırmaktadır. Bununla birlikte, aģağıdaki tabloda yer alan, Hesap Uzmanları Kurulu nca gelir ve kurumlar vergileri yönünden yapılan vergi inceleme sonuçları kayıt dıģı ekonominin boyutları konusunda önemli ipuçları vermektedir TBB, a.g.e., s

169 Tablo 11. Gelir, Kurumlar ve KDV de Beyan DıĢı Kalan Matrah Oranları Vergiler Gelir Vergisi (%) Kurumlar Vergisi (%) KDV (%) KDV (Vergi farkları) (Trilyon TL) 6,9 19,5 9,7 7,9 Kaynak: TBB, a.g.e., s.94 Tablo 11 de de görüldüğü gibi, gelir vergisi mükelleflerinin beyan dıģı bıraktıkları gelirlerin beyan ettikleri gelire oranı, kurumlar vergisi mükelleflerine kıyasla çok yüksektir. Gelir vergisi mükelleflerinin kurumlar vergisi mükelleflerine nazaran daha az kurumlaģmıģ oldukları dikkate alınırsa bu sonuçlar daha da anlam kazanmaktadır. Katma değer vergisi bakımından ise, durum daha vahimdir. Vergi dıģı bırakılan katma değer vergisi iģlemleri tutarı yıllar itibariyle tedricen artma eğilimindedir. 300 Vergisel anlamda kayıt dıģı ekonomi ile ilgili baģka bir çalıģma ise 2004 yılında yapılmıģtır. Vergi türleri itibariyle 2004 yılı inceleme sonuçlarına göre 18,7 Katrilyon TL (18,7 Milyar YTL) matrah farkı bulunmuģtur. Maliye Bakanlığı denetim elemanlarının 2004 yılında gerçekleģtirdikleri denetimlerde her yüz liralık gelirin 45,82 lirasının beyan edilmediği saptanmıģtır. YaklaĢık 154 bin mükellefe ait 22 katrilyonluk matrah incelenmiģ ve yaklaģık olarak 19 katrilyonluk matrah farkı bulunmuģtur. Vergi denetim elemanlarınca 2004 yılında mükellefi incelenmiģtir. Vergi dairesi müdürlerinin de yaptığı incelemeler ile sayı, söz konusu dönemde mükellefe yükselmiģtir. Bu dönemde toplam 22 katrilyon 124 trilyon liralık matrah incelemeye konu olmuģtur. Bu matrah üzerinden 18 katrilyon 712 trilyon lira matrah farkı bulunmuģtur yılında Vergi Denetmenleri ve Yoklama Yetki Belgesi ne sahip memurlar tarafından yapılan yaygın ve yoğun vergi denetimlerinde; mükellef denetlenmiģ, yeni mükellefiyet tesis ettirilmiģ, iģ yerinde fiili envanter yapılmıģ ve iģ 300 A.g.e., s

170 yerinde hasılat tespiti gerçekleģtirilmiģtir. Bunun sonucunda da 64 trilyon liralık usulsüzlük cezası kesilmiģtir. Tablo 12. Vergi Türleri Ġtibariyle 2004 Yılı Ġnceleme Sonuçları Vergi Türü Ġnceleme Sayısı Ġncelenen Matrah (Milyon TL) Bulunan Matrah Farkı (Milyon TL) Farkın Toplama Oranı % Gelir Vergisi ,93 Kurumlar Vergisi Katma Değer Vergisi Bank. Sig. Muamele Vergisi Veraset ve Ġntikal Vergisi , , , ,52 Damga Vergisi ,74 Katma Değer Vergisi Ġadesi ,87 Geçici Vergi ,98 Diğer ,12 Toplam ,82 Kaynak: Gelirler Genel Müdürlüğü Bütün bunların yanında SayıĢtay ın son yıllardaki Hazine ve Hazine iģlemleri raporlarına baktığınızda Hazinenin kayıt dıģı iģlemlerinden, kayda geçmeyen iģlemlerden ve harcamalardan söz edildiği görülmektedir. Raporlarda bazı kamu kurum ve kuruluģlarının toplam 2,5 katrilyonluk dıģ krediyi bütçelerinde göstermediği yer almaktadır. Bu kamu kurum ve kuruluģlarının içinden bazıları Ģunlardır; Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Hazine MüsteĢarlığı, Gümrük MüsteĢarlığı. Bunlar, kayıt dıģı ekonomi ile mücadele edenler veya etmesi gerekenlerdir A. Bumin Doğrusöz, KayıtdıĢı ile Mücadele Konusunda Bazı DüĢünceler, Dünya Gazetesi,

171 Karma Yöntem ile Yapılan Tahminler Türkiye de kayıt dıģı ekonominin büyüklüğü konusunda incelenecek son tahmin yöntemi, karma yöntemlerdir. Bu yöntemlere göre kayıt dıģı ekonominin büyüklüğüne ait tahminler, elektrik tüketimine göre hesaplanmaktadır. Tablo 13. Karma Yöntem ile Kayıt DıĢı Ekonominin Büyüklüğünün Ölçümü, Yıl GSMH* Elektrik Üretimi (Milyon kwh) GerçekleĢen GSMH Endeksi Elektrik Üretimi ArtıĢ Hızı Tahmin Edilen GSMH Endeksi Kayıt DıĢı Ekonomi Endeksi Kayıt DıĢı Ekonomi/ GSMH* Kaynak: TCMB, World Development Indicators *1987 Sabit Fiyatları ile hesaplanmıģtır. 153

172 Gerek basit gerekse değiģtirilmiģ elektrik tüketimi yaklaģımının kayıt dıģı ekonominin büyüklüğüne iliģkin vermekte olduğu rakamları daha sağlıklı yapıya kavuģturmak amacıyla her iki yöntemin harmanlanması düģünülmüģ; bu sebeple, değiģtirilmiģ toplam elektrik tüketiminden elde edilen esneklik değerlerinin kullanılması ile basit toplam elektrik tüketimi yaklaģımı yoluyla kayıt dıģı ekonominin büyüklüğü hesaplanmıģtır. Karma yöntem olarak adlandırılabilecek bu yöntem ile yılları arasında kayıt dıģı ekonominin büyüklüğünün ortalama yüzde 20, döneminde ise söz konusu ortalamanın yüzde 24 olduğu görülmektedir Hesap Uzmanları Kurulu Tarafından Yapılan AraĢtırmalara Göre Tahminler Buraya kadar olan kısımda, Türkiye de kayıt dıģı ekonominin boyutları, kayıt dıģı ekonomiyi tahmin yöntemlerine göre incelendi. Kayıt dıģı ekonominin boyutları ile ilgili hazırlanmıģ olan baģka çalıģmalar da yayınlanmıģtır. Bunlardan belki en önemlisi de Hesap Uzmanları Kurulu tarafından hazırlanan kayıt dıģı ekonomi ile ilgili raporlardır. Hesap Uzmanları Kurulu nun hazırladığı Türk Vergi Sistemi raporunda kayıt dıģı ekonominin boyutları, nedenleri ve çözüm yolları da ortaya konmaktadır. Tablo 14. Kayıt dıģı Ekonominin Resmi GSMH ya Oranı (Yüzde) GeliĢmiĢ Ülkeler Ortalaması 15 GeliĢmekte Olan Ülkeler Ortalaması 30 Türkiye 61 Kaynak: Hesap Uzmanları Kurulu Dünyada hemen her ülkenin kayıt dıģı ekonomiye sahip olduğu kaydedilen raporda, ABD, Japonya gibi ülkelerde yüzde 8 ile 15 arasında değiģen kayıt dıģılık oranının Yunanistan, Ġtalya, Ġspanya gibi ülkelerde ise yüzde düzeyinde 302 Us, a.g.e. 154

173 seyrettiği vurgulanmaktadır. Kayıt dıģı ekonominin GSMH ye oranının geliģmiģ ülkeler ortalamasının yüzde 15, geliģmekte olan ülkeler ortalamasının ise yüzde 30 olduğu bildirilen raporda, Türkiye de ise bu alanda çok farklı oranlar telaffuz edildiğine ve oranın yüzde 61 lere kadar çıktığına dikkat çekilmektedir. 303 Hesap Uzmanları Kurulu tarafından yayınlanan raporda yer alan ve kayıt dıģı ekonominin boyutları ile ilgili bir özet niteliği taģıyan tablo aģağıda yer almaktadır. Tablo 15. Türkiye de Kayıt DıĢı Ekonomi Tahminleri TÜRKĠYE Oranlar Parasalcı yaklaģım GSMH yaklaģımı 7-25 Ekonometrik yaklaģım Vergisel yaklaģım Duyarlılık analizi Kayıt dıģı ücret yaklaģımı Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu (2000) 26,12 Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu (2001) 31,48 Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu (2002) 29,74 Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu (2003) 29,61 Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu (2004) 30,07 Kaynak: Hesap Uzmanları Kurulu ve ÇeĢitli Kaynaklardan DerlenmiĢtir. Vergi Konseyinden önce yine Maliye Bakanlığı nda Hesap Uzmanları Kurulu nca gerçekleģtirilen çalıģmada 2004 yılı itibarıyla Türkiye de kayıt dıģı ekonominin boyutunun yüzde 30,07 olduğu ortaya konmaktadır. Bu araģtırmaya göre, 1998 yılında yüzde 37,26 oranında seyreden kayıt dıģı ekonomi, 2000 yılında yüzde 26,12 ye geriledi. Ancak söz konusu oran 2001 yılında yüzde 31,48, 2002 yılında yüzde 29,74, 2003 yılında da yüzde 29,61 olarak ölçülmüģtür. 303 Türkiye de Kayıt DıĢının Payı %61,

174 Türkiye de Kayıt DıĢı Ġstihdamın Boyutu Türkiye de kayıt dıģı istihdamın resmi rakamları Devlet Ġstatistik Kurumu (DĠE) yeni adıyla Türkiye Ġstatistik Kurumu (TÜĠK) tarafından yayınlanmaktadır. AĢağıdaki tabloda dönemi Türkiye deki iģgücü durumu ayrıntılı bir Ģekilde yer almaktadır. Buna göre kayıt dıģı istihdam 2004 yılında 11 Milyon 549 Bin kiģi olarak hesaplanmıģtır. Kayıt dıģı istihdam oranı ise yüzde 53 gibi muazzam bir büyüklüğe sahiptir. Tablo 16. Türkiye de ĠĢgücü Durumu ve Kayıt DıĢı Ġstihdam ( ) 15 ve Daha Yukarı YaĢtaki Nüfus ĠĢgücü Arzı Ġstihdam Edilenler ĠĢsizler Kayıt DıĢı Ġstihdam ĠĢgücüne Katılma Oranı Ġstihdam Oranı ĠĢsizlik Oranı Kayıt DıĢı Ġstihdam Oranı Yıllar Bin kiģi (%) ,8 45,6 8,4 52, ,6 44,4 10,3 52, ,3 43,2 10,5 51, ,7 43,7 10,3 53,0 Kaynak: TÜĠK 2004 yılı için esas iģlerinden dolayı herhangi bir sosyal güvenlik kuruluģuna kayıtlı olmayanların yıllar ve cinsiyete göre iģteki durumu ise aģağıdaki tabloda yer almaktadır. Buna göre toplam 11 Milyon 549 Bin kiģiden 1 Milyon 970 Bin kiģisi ücretli kayıt dıģı, 1 Milyon 650 Bin kiģi Yevmiyeli kayıt dıģı, 247 Bin kiģi kayıt dıģı iģveren, 3 Milyon 529 Bin kiģi kayıt dıģı kendi hesabına çalıģan ve 4 Milyon 154 Bin kiģi ise kayıt dıģı ücretsiz aile iģçisi olarak çalıģmaktadır. Tablo 17. Esas ĠĢlerinden Dolayı Herhangi Bir Sosyal Güvenlik KuruluĢuna Kayıtlı Olmayanların Yıllar ve Cinsiyete Göre ĠĢteki Durumu (2004) (15+ YaĢ) Kendi Ücretsiz Ücretli Yevmiyeli ĠĢveren Toplam hesabına aile iģçisi Kaynak: TÜĠK, Hanehalkı ĠĢgücü Anketi Sonuçları 156

175 2002 Yılı Programı verileri ile yapılan hesaplamaya göre, 2000 yılında 15+yaĢı kapsayan ve 20,6 milyon olarak tahmin edilen toplam sivil istihdamın %57,7 sinin aktif sigortalı olduğu, tarım kesimi dıģında aktif sigortalılık oranının ise %80,7 olduğu anlaģılmaktadır. 304 Aynı hesaplamaya göre, toplam istihdamın %43,3 ü, sanayi+hizmetler sektörleri çalıģanlarının %19,3 ü, tarım sektörü çalıģanlarının ise %85,2 si sosyal güvenlik sistemi dıģında istihdam edilmektedir. DĠE nin 2002 Yılı I. Dönem Hanehalkı ĠĢgücü Anketi geçici sonuçlarına göre, krizin etkisiyle 18,5 milyon kiģiye gerileyen toplam istihdamın %47,7 sini oluģturan 8,8 milyon kiģilik kısmı herhangi bir sosyal güvenlik kuruluģuna kayıtlı olmadan yani kayıt dıģı olarak istihdam edilmektedir. Aynı ankete göre, 2002 yılının I. Döneminde tarım sektöründeki kayıt dıģılık %90,l iken, tarım dıģı faaliyetlerdeki kayıt dıģılık %29,1 olmuģtur. YaĢanan ekonomik kriz sonrasında kayıt dıģı istihdamın arttığı anlaģılmaktadır. Ayrıca, son yıllarda ülkemizde kaçak olarak çalıģan yabancı iģçilerin sayısının önemli miktarlara ulaģmıģ olması mümkündür. Kayıt dıģı ekonomiyle ilgili tahminlere ihtiyatla yaklaģılması gerekse de, gerek parasal oran yöntemleri olsun, gerek sosyal güvenlik ve istihdam göstergeleri olsun ve gerekse vergi incelemeleri olsun ülkemizde yüksek oranda kayıt dıģılık olduğunu göstermektedir. 305 Türk-ĠĢ tarafından yapılan bir araģtırmaya göre 306, Türkiye de 2 milyon 600 bin kayıt dıģı istihdam bulunurken, 3 milyon 700 bin eksik istihdam (haftalık 40 saatin altında çalıģanlar) ve iģsizle birlikte, toplam 6 milyon 300 bin kiģinin kayıt dıģı istihdam edildiği belirlenmiģtir. Bu araģtırmaya göre, devletin yürürlükteki asgari ücret üzerinden 7 katrilyon 37 trilyon TL SSK primi, 1 katrilyon 900 trilyon TL gelir ve damga vergisi ve 630 trilyon TL da iģsizlik sigortası olmak üzere toplam 9 katrilyon 567 trilyon TL kaybı olduğu belirlenmiģtir. Türk-ĠĢ in yaptığı araģtırmaya göre; özellikle büyük ölçekli iģletmelerin iģgücü maliyetini düģürebilmek amacıyla üretimin belirli aģamalarında fason üretim yaptığı ya da taģeron firmaları devreye soktuğu, böylelikle fason üretim yapan iģyerleri ile taģeron iģyerlerinde kayıt dıģı istihdamın daha fazla olduğu belirlenmiģtir. Diğer taraftan yasal mevzuattan 304 T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s Ilgın, a.g.e., s Ercan Alptürk, KayıtdıĢı Ġstihdamın Finansal ve Vergisel Boyutu,

176 kaynaklanan kayıt dıģı çalıģma ve çalıģtırma da önemli boyutlara ulaģmıģtır. Bunlardan biri, Türk Vergi Sistemi bünyesinde bulunan küçük çiftçi, esnaf ve sanatkarlara uygulanan muafiyettir. ĠĢportacı ve seyyar satıcıların tamama yakını vergiden muaf esnaf arasında sayılmıģtır. Ayrıca Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu na tabi olarak 3 ten az kiģinin çalıģtığı iģyerleri ĠĢ Kanunu kapsamı dıģında bırakılmıģtır. Bir diğeri ise, ĠĢ Kanunu kapsamı dıģında bırakılan tarım sektöründeki kayıt dıģılıktır Nisan ayı Hanehalkı ĠĢgücü Anketi sonuçlarına göre sivil istihdam içinde tarım sektörünün payı %45.8 dir. Yani 10,096,000 kiģi tarım sektöründe istihdam edilmektedir. Bunlardan 519,000 i ücretli ve yevmiyeli, 3,596,000 i kendi hesabına ve iģveren, 5,982,000 i ise ücretsiz aile iģçisi olarak çalıģmaktadır. Kentsel yerlerde çalıģanların yarıdan fazlası hizmet sektöründe istihdam edilirken, kırsal yerlerde çalıģanların büyük çoğunluğu tarım sektöründe bulunmaktadır. 1998yılına ait Sigortalıların Kurumlarına ve Niteliklerine Göre Dağılımı na iliģkin Tablo 19 deki veriler baz alındığında, 2925 ve 2926 sayılı Kanunlar kapsamındaki sigortalı sayısının yalnızca 1,033,348 olduğu görülmektedir. Bir önceki yılın verileriyle değerlendirme yapılmasına rağmen bu sektörde çalıģanların büyük bir kısmının sosyal güvenceden yoksun olduğu söylenebilmektedir. Nisan-1999 Hanehalkı ĠĢgücü Anketi sonuçlarına göre; Türkiye genelinde kiģinin referans döneminde çalıģtığı iģyerindeki kayıtlılık durumu aģağıdaki tabloda verilmiģtir. 307 Tablo 18. Ġktisadi Faaliyet Kollarına Göre Sosyal Güvenlik KuruluĢlarının Kayıtlılık Durumu Toplam Bağ-kur SSK Emekli Sandığı Bilmiyor Kayıtlı Değil Diğer Toplam 22,049 2,881 5,05 1, , Tarım 10, , Sanayi 4, , ,390 7 Hizmetler 7,432 1, ,31 1, , Kaynak: DĠE, Nisan 1999, Hanehalkı 3 ĠĢgücü Anketi Sonuçları 307 T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s

177 1998 yılında Türkiye de, sosyal sigorta programları tarafından kapsanan nüfus, toplam nüfusun %93 üne ulaģmıģtır. Toplam sivil istihdamın yaklaģık yarısı, aktif sigortalı olarak sosyal sigorta programları kapsamındadır. Sosyal güvenlik sistemine prim ödeyen aktif sigortalı sayısı 1998 yılında %4.7 oranında artarken, pasif sigortalı sayısı %6.7 oranında artmıģtır. Tablo 19. Sigortalıların Kurumlarına ve Niteliklerine Göre Dağılımı (1998) Sosyal Güvenlik KuruluĢu Sigortalı Sayısı Aylık Alanlar Aile Ferdi Toplam Genel Nüfusa Oranı % SSK Toplamı ,6 506 S.K. na Tabi ,3 Ġsteğe Bağlı Sig ~ ~ ,4 Topluluk Sigortası ~ ~ , S.K. na Tabi ,8 Emekli Sandığı ,5 Madalya Aylığı ~ , S.K. na Tabi ~ ~ ,5 Bağ-Kur Toplamı , S.K. na Tabi , S.K. na Tabi ,2 506 S.K.Geç ,5 TOPLAM Md ,0 Kaynak: Türk-ĠĢ 1999 Yıllığı; DPT yılında ortalama 2,28 aktif sigortalıya 1 pasif sigortalı düģerken, 1998 yılında bu sayı 2,24 e gerilemiģtir. Pasif sigortalı baģına düģen aktif sigortalı sayısı, T.C. Emekli Sandığı nda 1,77, Bağ-Kur da 2,63 ve Sosyal Sigortalar Kurumu nda 2,29 olarak gerçekleģmiģtir. Ġsteğe bağlı sigortalılar hariç tutulduğunda SSK da pasif sigortalı baģına düģen aktif sigortalı sayısı 1,98 dir. Sosyal Güvenlik KuruluĢlarının prim tahsilatında karģılaģtıkları güçlükler de bu kurumların zayıflamalarına, verdikleri hizmetin kalitesinin düģmesine neden olmaktadır. Bu hizmetlerden yararlanacak olanların hizmetin yeterli düzeyde ve kalitede olmadığı konusundaki düģünceleri prim ödeme konusunda dirençlere neden olmaktadır yılında prim tahsilat oranı SSK nda %84,5, Bağ-Kur da ise %58,4 olarak 159

178 gerçekleģmiģtir. Bu oran kayıt altında olup da zamanında primleri yatırılmayan çalıģan ve çalıģtıranları ifade etmektedir. Bütün bu rakamlar kayıt dıģı istihdamın dolaylı olarak sosyal güvenlik sistemine vermiģ olduğu zararı ortaya koymaktadır. Tablo 20. Türkiye de Kayıt DıĢı Ġstihdamın Mesleki Dağılımı (2002 Yılı)(Bin KiĢi) Ġlmi ve Teknik El., Serbest Meslek Sahipleri ve Bunlarla Ġlgili Meslekler MüteĢebbisler, Direktörler ve Üst Kademe Yöneticileri S.S.K. Emekli Sandığı Bağ- Kur Kayıtlı Değil Diğer Toplam Ġdari Personel v.b. ĠĢlerde ÇalıĢanlar Ticaret ve SatıĢ Personeli Hizmet ĠĢlerinde ÇalıĢanlar Tarım, Hayvancı, Ormancı, Balıkçı ve Avcılar Tarım DıĢı Üretim Faal. ÇalıĢanlar ve UlaĢtırma Makineleri Kullananlar Meslekleri Tayin Edilemeyenler Toplam Kaynak: Devlet Ġstatistik Enstitüsü, ĠĢ Gücü Veri Tabanı, 2003 Tabloda dikkat edilmesi gereken nokta, iģgücüne katılan yaklaģık kiģinin neredeyse yarısından fazlasının kayıt dıģı faaliyette bulunduğudur. Kayıtlı çalıģan nüfusun yaklaģık on milyon kiģi olduğu düģünülürse, Türkiye de kayıtlı olarak çalıģanların %110 u kadar bir nüfus kayıt dıģı çalıģmaktadır. Kayıt dıģı çalıģmanın en ciddi Ģekli çalıģanların çalıģmalarını ilgili kamu kurum ve kuruluģlarının tamamen bilgisi dıģında bırakmalarıdır. AĢağıdaki tabloda 2002 yılı itibariyle iģteki pozisyonlarına göre çalıģanların sosyal güvenlik kurumlarına kayıtlılık durumları gösterilmektedir yılı itibariyle Türkiye de, ücretli veya maaģlı olarak çalıģanların i; yevmiyeli olarak çalıģanların i; iģverenlerin i; kendi hesabına çalıģanların i ve ücretsiz aile iģçilerinin i herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olmadan 160

179 çalıģmaktadır. Buna göre, toplam kiģi kayıt dıģındadır. Tablodan ortaya çıkan bir diğer sonuç ise kayıtsız iģverenin, aynı zamanda kayıtsız iģyerini ifade etmekte olduğu gerçeğidir. 308 Tablo 21. Türkiye de 2002 Yılı Ġtibariyle Kayıt DıĢı Ġstihdamın Yapısı (Bin KiĢi) Emekli Bağ- Kayıtlı S.S.K. Diğer Toplam Sandığı Kur Değil Ücretli veya MaaĢlı Yevmiyeli, (Mevsimlik, Arızi, Geçici) ĠĢveren Kendi Hesabına Ücretsiz Aile ĠĢçisi Toplam Kaynak: Devlet Ġstatistik Enstitüsü, ĠĢ Gücü Veri Tabanı, Türkiye de kayıt dıģı ekonominin yaygın olduğu sektörler; tarım, inģaat, perakende ticaret, ikram veya ev hizmetleri gibi geleneksel sektörler ile imalat ve iģletme hizmetleri ve esas olarak kendi hesabına çalıģanların yer aldığı yenilikçi modern sektörlerdir. 308 Ahmet Burçin Yereli, Oğuz Karadeniz, Türkiye'de KayıtdıĢı Ġstihdamın Vergi Kayıp ve Kaçakları Üzerine Etkisi, 19.Türkiye Maliye Sempozyumu: Türkiye'de Vergi Kayıp Ve Kaçakları, Önlenmesi Yolları, 2004, s

180 Tablo 22. Türkiye de 2003 Yılı Ġtibariyle Ġstihdamın Mesleki Dağılımı (Bin KiĢi) Ġlmi ve Teknik Elemanlar, Serbest Meslek Sahipleri ve Bunlarla Ġlgili Meslekler MüteĢebbisler, Direktörler ve Üst Kademe Yöneticileri S.S.K Emekli Sandığı Bağ- Kur Kayıtlı Değil Diğer TOPLAM Ġdari Personel vb ĠĢlerde ÇalıĢanlar Ticaret ve SatıĢ Personeli Hizmet ĠĢlerinde ÇalıĢanlar Tarım, Hayvancı, Ormancı, Balıkçı ve Avcılar Tarım DıĢı Üretim Faaliyetlerinde ÇalıĢanlar ve UlaĢtırma Makineleri Kullananlar Meslekleri Tayin Edilemeyenler TOPLAM Kaynak: DĠE, ĠĢ Gücü Veri Tabanı, Tabloda yer alan meslek grupları itibariyle yapılan değerlendirmede, kayıt dıģı çalıģma daha çok tarım sektörü ve imalat sanayinde yaygındır yılı itibariyle kayıt dıģı çalıģtığı tahmin edilenlerin yarısından fazlası tarım kesiminde yer almaktadır. Bu tespit, uzun yıllardan beri tartıģılan tarım kesimindeki gizli iģsizlik olgusunu kanıtlayacak önemli bir bulgudur. Burada üzerinde durulması gereken baģka bir konu ise devletin, eksik gösterilen gün sayısına karģılık gelen miktar kadar kayba uğratılması ile çalıģanların ve bakmakla yükümlü oldukları kiģilerin bir takım hak ve menfaatlerden, kısmen ya da gecikmeli olarak yararlanmalarına neden olunmasıdır. Tablo 23 de, 120 günlük bir dönem baz alındığında tam olarak çalıģtığı beyan edilen sigortalıların toplam sigortalılara oranının yalnızca %48 olduğu görülmektedir. %52 lik bölüm ise bu dönem içinde 120 günden az çalıģtığı beyan edilenleri kapsamaktadır. Bu oran, gerçekten 120 günden az çalıģanları kapsamakla beraber oldukça yüksektir T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s

181 Tablo 23. Sosyal Sigortalar Kurumuna Dört Ayda Bir Verilen Dönem Bordrolarında Prim Ödeme Gün Sayılarına Göre Sigortalıların Dağılımı 120 Günlük Bir Bordro Döneminde Sadece 1-30 gün arasında çalıģtığı beyan edilen sigortalıların toplam sigortalılar içindeki yeri gün arasında çalıģtığı beyan edilen sigortalıların toplam sigortalılar içindeki yeri %13 592,500 %13 552, gün arasında çalıģtığı beyan edilen sigortalıların toplam sigortalılar içindeki yeri gün arasında çalıģtığı beyan edilen sigortalıların toplam sigortalılar içindeki yeri 120 gün çalıģtığı beyan edilen sigortalıların toplam sigortalılar içindeki yeri %9 382,500 %17 722,500 %48 2,040,000 TOPLAM SĠGORTALILAR %100 4,250,000 Kaynak: K.Kılıçdaroğlu, Kayıt dıģı Ekonomi ve Bürokraside Yeniden Yapılanma Gereği, TÜRMOB Yayın No: 33 Ülkemizde kayıt dıģı istihdamın en açık delillerinden birisi yabancı kaçak iģçiler, çocuk ve kadın iģçilerle, emeklilerle ilgili sayısal verilerdir. Bugün itibariyle yabancı kaçak iģçilerin sayısının bir milyonun üzerinde olduğu bilinmekle beraber yapılan bir araģtırmaya göre sanayi kesiminde çalıģan çocuk iģçilerin %53.8 inin sigortalı olmadığı belirlenmiģtir. 310 Kadın iģçiler açısından ise kayıt dıģılık oranının %35 civarında olduğu tahmin edilmekle beraber emeklilerin de tüm kayıt dıģı çalıģanların %7 lik bir kısmını oluģturduğu tespit edilmiģtir. 311 Türk vergi sisteminde bulunan küçük çiftçi, esnaf ve sanatkarlara uygulanan muafiyet durumuna bakıldığında, iģportacı ve seyyar satıcıların tamamına yakının vergiden muaf esnaf arasında sayıldığını görmekteyiz. Ayrıca, Esnaf ve Sanatkarlar Kanununa tabi olarak üçten az kiģinin çalıģtığı iģyerlerinin ĠĢ Kanunu kapsamı dıģında bırakılmasının yanı sıra tarım sektöründeki kayıt dıģılığın da kayıt dıģı istihdamın artıģına neden olduğu gözlemlenmektedir. Tabii ki söz konusu 310 ġevki Özdemir, ÇalıĢan Çocukların Profili, Sosyal Güvenlik Dünyası Dergisi, Sayı:6 311 Kuvvet Lordoğlu, ġemsa Özar, Enformel Sektör ve Sosyal Güvenlik:Sorunlar ve Perspektifler, Friedrich Ebert Vakfı Yayınları, Ġstanbul

182 düzenlemeler sosyal faydalar sağlamak üzere yapılmıģ olmakla birlikte kayıt dıģı istihdamın önemli bir dilimini oluģturduğu gerçeği de göz ardı edilemez. 312 Son yıllarda yaģanan ekonomik krizlerin de etkisiyle birlikte, düģük gelir gruplarındakiler esas iģleri dıģında bir baģka iģte çalıģmaya yönelmiģlerdir. Ülkemizde bazı memur ve iģçilerin çeģitli Ģekillerde, asıl iģleri dıģında kalan zamanlarda, ikinci bir iģte çalıģmaları sık rastlanan bir durumdur. Türkiye de ikinci bir iģte kayıt dıģı çalıģma sonucu elde edilen gelir, esas iģte elde edilen geliri katlamaktadır. 313 Türkiye de kayıt dıģı çalıģanların, yaklaģık olarak resmi kayıtlı çalıģanlar kadar olduğu tahmin edilmektedir. Türkiye, GSMH nın yaklaģık %50 si oranındaki boyutları ile dünyada Rusya ve Polonya nın ardından kayıt dıģının en yaygın olduğu üçüncü ülke konumundadır. Türkiye de sayısı 4,5 milyona ulaģan kaçak iģçilerin asgari ücretten sigortalanması durumunda tahmini açığı 535 Trilyon TL olan SSK nın 690 trilyon TL lik ek kazanç elde edeceği hesaplanmıģtır Türkiye de Karaparanın Boyutu Ekonomik hayatın içinde kendine yer arayan karapara Türk mali sektörü için önemli bir tehlike oluģturmaktadır. Türkiye'nin Asya ve Avrupa kıtalarının birleģtiği yerde olması, doğusunda üretim, batısında ise tüketim bölgeleri bulunması ve Balkanlar yolu üzerinde yer alması uyuģturucu trafiğinde transit ülke konumunda olmasına yol açmıģtır. Eroin bakımından da, sentetik uyuģturucular bakımından da Türkiye köprü ülke konumundadır. Bu nedenle Türkiye karapara için bir geçiģ noktasıdır. 315 Karapara günümüzde korkunç denilebilecek boyutlara ulaģmıģ bulunmaktadır. Daha öncede belirtildiği gibi Dünya üzerinde dolaģtığı varsayılan karapara miktarı Wall Street Journal e göre 1 Trilyon ABD Doları civarındadır. Bu tutarın en önemli 312 Alptürk, a.g.m., s Bu konuda daha geniģ bilgi için bkz. Altuğ, a.g.e., s KıldiĢ, a.g.m., s AyĢe Günay, RövĢen ġahbazov, KüreselleĢme Sürecinde Mali Suçlar ve Mali Suçları Önlemeye Yönelik Olarak Yapılan ÇalıĢmalar, Vergi Sorunları Dergisi, Sayı:130, Temmuz 1999, s

183 bölümünü uyuģturucu ticaretinden elde edilen gelirler oluģturmaktadır. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de terör hareketlerinin arkasından özellikle uyuģturucu ticareti çıkmaktadır. 316 Türkiye den geçen karapara konusunda bir ittifak bulunmamaktadır. Susurluk Komisyonu raporuna ve Amerikan DEA kuruluģuna göre karaparanın Türkiye boyutu 50 milyar dolardır. Bunun daha altında 30 ve 40 milyar dolar rakamları da telaffuz edilmektedir. Karaparanın aklandığı baģlıca sektörler arasında yer alan turizm, inģaat ve bankacılık alanında ülkemizdeki karar ve geliģmeler, karaparanın ulaģtığı boyuta ıģık tutacak niteliktedir te servet beyanının kaldırılmasının ardından döneminde hazine kanalıyla teģvik verilen alanların baģında inģaat ve turizm geliyor. DIE verilerine göre, bu yıllarda turizm ve inģaat kamu teģviklerinin yaklaģık %60 oranındaki bölümünü oluģturuyor. Bu dönemde turizm sektöründeki yatırımların miktarı 500 milyon dolardan 20 milyar dolara, inģaat alanındaki yatırımların miktarı da 1 milyar dolardan 30 milyar dolara yükselmiģtir yılında konvertibilite kararıyla döviz giriģ çıkıģının serbest bırakılması, sıcak para kanalıyla ülkeye giren dövizlerin serbest dolaģımına imkan tanımıģtır döneminde bankalardaki döviz hesapları toplamı 2 milyar dolardan 20 milyar dolara yükselmiģtir. Merkez Bankası bültenlerinde ve ekonomi yayınlarında kısa vadeli dıģ borç stoku olarak adlandırılan sıcak para giriģindeki artıģ da dikkat çekicidir. Kısa vadeli dıģ borç döneminde 6 milyar dolardan 24 milyar dolara yükselmiģtir yılında 20 olan banka sayısı 1997 yılında 59 a yükselmiģtir. KKTC deki off-shore banka sayısı 26 ya çıkmıģtır. Yabancı basında yer alan haberlerde, uyuģturucu ticareti dahil Türkiye deki kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerin 1996 yılında Türkiye ye 50 milyar dolar pompaladığı ve uyuģturucu parasının Ġstanbul u Ortadoğu nun karapara aklama merkezlerinden birisi yaptığı, özellikle uyuģturucu gelirlerinin, gazinolar ve döviz büfeleri aracılığıyla aklandığı iddia edilmektedir. Down Jones News Servic e göre ise, Türkiye nin döviz rezervlerindeki artıģın 531 i, yani yaklaģık 4 milyar doları aklanmıģ karaparadan sağlanmıģtır. ABD Devlet 316 BaĢak, a.g.e., s Ergin Ergül, Türkiye de Karapara Aklama,

184 bakanlığına bağlı Uluslararası UyuĢturucuyla Mücadele Bürosunun her yıl yayınladığı Uluslararası Narkotik Kontrol Stratejisi Raporu nda verilen karapara haritasında yılları arasında hiç yer almayan Türkiye 1996, 1997, 1998 yıllarında yüksek derecede karapara aklanan ülkeler arasında gösterilmektedir. 318 Türkiye deki kayıt dıģı tefecilik de önemli bir karapara aklama iģ koludur. T.B.M.M. hesapları Ġnceleme Komisyonu nun 1994 yılındaki araģtırmasında ulaģılan bazı sonuçlara göre; Türkiye de 2 bin in üzerinde tefeci yılda 100 trilyon liraya hükmetmektedir. - Her tefecinin yanında bir hukukçu ile tahsilat çetesi mevcuttur. Gerektiğinde ayaklarından vurarak ya da öldürerek tahsilat yapıyorlar. - Tefeciler cezaevinden tahliye olan bir çok teröriste çek-senet mafyası adıyla güvenli ve düzenli bir iģ-gelir kaynağı sağlıyorlar. - Tefeciler yüzünden son on yılda ülkemizde hayali ihracatçılara, uyuģturucu ve silah kaçakçılarına yüksek faizle büyük kazanç sağlanmıģtır. Fransız Profesör Guilhem FABRE, Meksika, 1997 Tayland ve 1998 Rusya krizlerindeki karapara aklamanın rolünü ortaya koyduğu Nisan 2000 tarihli le monde diplomatique deki makalesinde, Venezuela, Nijerya ve Türkiye deki krizlerin de aynı perspektiften analiz edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. FATF ın 1999 yılı içindeki Türkiye incelemesinin ardından hazırladığı raporda; Türkiye de örgütlü suç grupları ile karapara aklama konusunda doğrudan iliģki bulunduğu, en yaygın karapara aklama yolunun kuryelerle getirilen karaparanın, bankalara yatırılması, lüks araçlar, kıymetli eģyalar alınması olduğu belirtilmiģtir. Türkiye nin karapara ile mücadele konusunda etkin bir gayret sarfettiği belirtilen raporda, Malî Suçları AraĢtırma Kurulu BaĢkanlığının kurulması ve bazı gerekli yasal düzenlemelerin gerçekleģtirilmesi olumlu geliģmeler olarak belirtilmiģtir. Raporda ayrıca etkin bir bilgi ağı ve denetimin karaparaya karģı mücadeleyi güçlendireceği ifade edilmiģtir. MASAK BaĢkanının Ankara da tarihinde VatandaĢın Vergisini Koruma Derneğinin düzenlediği Yolsuzlukla Mücadele, Türkiye ve Dünya panelinde verdiği bilgilere göre, MASAK a 1997 yılında 26 tane Ģüpheli 318 Ergül, a.g.m., s Altuğ, a.g.e., 1999, s

185 iģlem raporu intikal etmiģken, bugün sadece bankalardan 570 civarında Ģüpheli iģlem raporu alınmıģtır. Aynı Ģekilde, 4208 Sayılı Kanunun Uygulanmasına ĠliĢkin Yönetmeliğin 9'uncu maddesinde Gümrük Ġdaresince de yaklaģık 300 civarında Ģüpheli iģlem bildirimi raporlaması yapılmıģtır. Anılan tarihe kadar MASAK tarafından savcılıklara 42 olay intikal ettirilmiģtir. Bunlardan yalnızca bir bankanın Ġstanbul'da ġiģli Asliye Ceza Mahkemesinde dört sanıkla ilgili olarak iki yıl ağır hesap cezası mahkûmiyet kararı çıkmıģtır, Ayrıca 5.2 milyon dolar da aklanan para olarak müsadere kararı alınmıģtır. 320 Karapara aklama hukukumuzda tarihinde kabul edilen ve gün ve sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine, 2313 Sayılı UyuĢturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda ve 178 Sayılı Maliye Bakanlığının TeĢkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede DeğiĢiklik Yapılmasına Dair 4208 sayılı Kanunla suç haline gelmiģtir Diğer Ülkelerde Kayıt DıĢı Ekonominin Boyutu Kayıt altına alınamayan ekonomik faaliyetler ekonomik, politik, kültürel ve diğer faktörlerin etkileģimleri sonucunda ortaya çıkmakta ve bu faaliyetler ülkeden ülkeye değiģmektedir. Bu nedenle kayıt dıģı ekonominin saptanması aģamasında ülkeler kendi özelliklerini göz önünde bulundurarak yöntem belirlemek zorundadırlar. Örneğin ABD de 1970 lı yıllarda piyasadaki nakit para miktarındaki fazlalık tespit edilerek parasal yöntemlerle kayıt dıģı ekonomi tespit edilmeye çalıģılmıģtır. Aynı Ģekilde 1980 lerde Ġtalya da, sanayileģmiģ ülkelerdeki büyüme hızını göstermesine rağmen yüksek iģsizlik oranı kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerin varlığını düģündürmüģ ve iģgücü piyasası analiz edilerek kayıt dıģı ekonominin tespit çalıģmaları yapılmıģtır. 321 Hesap Uzmanları Kurulunun hazırlamıģ olduğu raporda çeģitli ülkeler ile karģılaģtırmanın daha kolay yapılması açısından Türkiye nin farklı yöntemlerle hesaplanmıģ olan kayıt dıģılık oranları tablosuna yer verilmiģtir. 320 Guilhem Fabre, Du Blanchiment Aux Crises, Le Monde Diplomatique, Avril 2000, s T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s

186 Kayıt dıģı ekonomi oranları bakımından dünyaya bakıldığında hemen hemen her ülkenin farklı oranlarda da olsa kayıt dıģı ekonomiye sahip oldukları görülmektedir. Tabloda verildiği üzere Amerika BirleĢik Devletleri, Japonya, Ġsveç ve Singapur gibi geliģmiģ ülkelerde kayıt dıģı ekonomi oranları %8 ila %15 arasındadır. Ancak vergi ve sosyal güvenlik yüklerinin %70 lere ulaģtığı Ġtalya ve Ġspanya gibi ülkelerdeki kayıt dıģı ekonomi oranları %24-30 gibi daha yüksek bir aralıkta değiģme göstermektedir. Bu farklılıklara karģın genel olarak geliģmiģ ülkelerdeki ortalama kayıt dıģı ekonomi oranı %15 civarında bulunmaktadır. Uzak Doğu Asya ülkelerinden Sri Lanka ve G. Kore de %38-50, Macaristan, Bulgaristan ve Polonya gibi eski doğu bloku ülkelerinde ise %28-43 arasında kayıt dıģı ekonomi değerleri mevcuttur. Diğer yandan Nijerya, Mısır ve Tayland gibi ülkelerde kayıt dıģı ekonomi büyüklüklerinin bu ülkelerin resmi ekonomilerinin (GSMH) yaklaģık %70 lerine ulaģtığı görülmektedir. GeliĢmekte olan ülkelerde ortalama kayıt dıģı ekonomi oranı ise %30 civarında seyretmektedir. ÇeĢitli geliģmiģlik seviyelerinde olan ve farklı ekonomik sistemlere sahip ülkelerdeki kayıt dıģı ekonominin boyutları ile ilgili olarak yapılan araģtırmalardan elde edilen bulgular, kayıt dıģı ekonominin, az geliģmiģ ülkelerde ve kısıtlama ve devlet müdahalelerinin yoğun olduğu ülkelerde daha büyük boyutlarda olduğunu göstermektedir. 322 Dünyada son 20 yılda yükselme trendi gösteren kayıt dıģı ekonominin OECD ülkelerinde GSMH nin yaklaģık %15 i olduğu belirtilmektedir. 323 Tablo 24 de de görüleceği üzere geliģmiģ ülkeler ortalaması %15, geliģmekte olan ülkelerde kayıt dıģı ekonomi ortalaması %30 olarak tespit edilmektedir. 322 Ilgın, a.g.e., s David E. A. Giles, Causality Between The Measured and Underground Economies in New Zealand, Applied Economics Letters, Vol. 4, No. 1, 1997, s

187 Tablo 24. Hesap Uzmanları Kuruluna Göre Bazı Ülkelerde ve Türkiye de Kayıt DıĢılık Oranları Ülkeler Kayıt DıĢılık Oranı (%) Japonya, Ġsviçre, ABD, Avusturya 8 10 Ġsveç, Ġrlanda, Norveç, Fransa, Almanya, Hollanda, Ġngiltere, Danimarka Yunanistan, Ġtalya, Ġspanya, Belçika Romanya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti 9 16 Hong Kong, Singapur 13 Rusya, Litvanya, Estonya Macaristan, Bulgaristan, Polonya Sri Lanka, Malezya, G. Kore Tayland 70 Guatemala, Peru, Panama Nijerya, Mısır Gürcistan, Azerbaycan, Ukrayna, Belarus GeliĢmiĢ Ülkeler Ortalaması 15 GeliĢmekte olan Ülkeler Ortalaması 30 Türkiye Parasalcı yaklaģım GSMH yaklaģımı 7 25 Ekonometrik yaklaģım Vergisel yaklaģım Duyarlılık analizi Kayıt dıģı ücret yaklaģımı Hesap Uzmanları Kurulu Türkiye Ortalama Kaynak: Hesap Uzmanları Kurulu, 2005; Journal of Economics Literature, Mart 2000; TBB ve diğer çalıģmalar ve raporlar Ayrıca Friedrich Schneider tarafından çeģitli ülkeler için kayıt dıģı ekonomi (yasal ve yasadıģı faaliyetler) büyüklüğü hesaplanmıģtır. Schneider geliģmiģ ekonomiler için nakit oranı yaklaģımını, geliģmesini tamamlamamıģ ülkeler için ise farklı yaklaģımlar kullanmıģtır. Bu çalıģma sonucunda 1998 yılı için Ġtalya, Ġspanya ve Belçika da kayıt dıģı ekonominin GSMH ya oranının %23 28 aralığında olduğu tespit edilmiģtir. Schneider in bu çalıģmasında incelemeye aldığı 76 ülke için tespit 169

188 ettiği kayıt dıģı değer toplam 9 trilyon $ a ulaģmaktadır yılı için bu ülkelerin toplam GSMH sının 39 trilyon dolar (Uluslararası Para Fonu) olduğu düģünüldüğünde, dünyada yaklaģık bir ABD ekonomisi büyüklüğünde kayıt dıģılıktan bahsedilebilmektedir. 324 Avrupa Birliği ülkelerinde de kayıt dıģı ekonomi ve kayıt dıģı çalıģma yaygındır. AĢağıda bazı OECD ve AB ülkelerinde kayıt dıģı ekonomide çalıģan iģ gücü ile ilgili tespitlere yer verilmiģtir. SeçilmiĢ AB Ülkelerinde Kayıt DıĢı ÇalıĢmanın Yaygın Olduğu Sektörler, kayıt dıģı çalıģanların nitelikleri ve kayıt dıģı çalıģmanın yaygın olduğu alanlar aģağıda yer almaktadır; 325 Ġngiltere: Ġngiltere de kayıt dıģı çalıģmanın olduğu ana sektörler: -Tarım, - Toplum, sosyal ve kiģisel hizmetler (temizlik, bakım gibi) -ĠnĢaat -Turizm, otel ve yiyecek içecek -Moda ve giyim imalatı Ġngiltere de kayıt dıģı iģgücü, daha çok çift iģe sahip olanlar (bağımsız çalıģanlar dahil) ve daha az seviyede mevsimlik çalıģanlar, iģsizler, sigorta yardımı hak sahipleri ve yasadıģı göçmenler tarafından oluģturulur. Ġsveç: Bağımsız çalıģanlar, veya özel sektörde çalıģan nitelikli erkekler, yiyecek içecek sektörü ve temizlik iģleri Ġspanya: Tarım, hizmetler ve özel hizmetlerde çalıģan genç iģçiler, kadınlar ve nitelikli iģçiler Portekiz: Kaçak göçmenler, kadınlar, tekstil, ticaret ve inģaat sektörleri Hollanda: Ġki iģe sahip nitelikli iģçiler, hotel, yiyecek içecek sektörü, metal endüstrisi, giyim sektörü, taksicilik Lüksemburg: ĠnĢaat sektörü Ġtalya: Kadınlar, genç iģçiler ve emekliler, inģaat, özel hizmetler ve tekstil sektörlerinde Ġrlanda: Öğrenciler, inģaat sektörü 324 T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s EU Undeclared Work Brussel, 2001,

189 Yunanistan: Emekliler, yasal ve yasa dıģı göçmenler, öğrenciler, ev iģçileri, turizm, taģımacılık, ev hizmetleri, tekstil Almanya: Almanya da kayıt dıģı istihdam tarım, el iģleri, kiģisel ve sosyal hizmetler, ve inģaat alanlarında yaygındır. Kayıt dıģı istihdama katılanlar, emeklilik aylığı alanlar., yabancı kaçak iģçiler., öğrenciler, iģsizler ve ikinci iģte çalıģanlardır. Yabancıların kaçak olarak çalıģtığı alanlar ise inģaat, hotel, restoran, bar, tarım, temizlik, yük ve yolcu taģımacılığı, metal imali, el broģürü ve ilanları dağıtımı gibi sektörlerdir. Fransa: Fransa da kayıt dıģı çalıģma 1996 yılı itibariyle GSMH nın %4 ü ile %14 ü arasında tahmin edilmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu URSAFF ın raporlarına göre kayıt dıģı yabancı kaçak iģçileri de içeren kayıt dıģı istihdam inģaat sektöründe %25.5, toplum, kiģisel ve sosyal hizmetlerde %24.4, perakende satıģ hizmetlerinde %20.3, otel, kafe, restoran iģyerlerinde %14.7, taģımacılıkta %8.4, tekstil sektöründe %3 dür. i Fransa da 1992 yılında , 1995 yılında , 1997 yılında yabancının kaçak olarak çalıģtığı tespit edilmiģtir. Denetimlerin %57 si jandarma, %19 u polis, %21 i sosyal servisler, %3 ü diğer kamu otoritelerince gerçekleģtirilmiģtir yılı itibariyle yabancı kaçak iģçilerin %7 sinin tarımda, %4 ünün giyim imalatında, %21 inin ticaret sektöründe, %15 inin hotel, bar ve restoranlarda, %6 sının taģımacılıkta %20 sinin diğer sektörlerde çalıģtığı tespit edilmiģtir. Finlandiya: Genç iģçiler inģaat, otel, yiyecek içecek sektörü, Danimarka: Öğrenciler nitelikli ve niteliksiz iģçiler, bebek bakıcılığı, temizlik ve inģaat Belçika: Kayıt dıģı çalıģma çoğunlukla düģük nitelikli genç erkek iģçiler arasında yaygındır. Yiyecek içecek sektörü, inģaat, tekstil, ulaģım, ev hizmetleri ve tarımda yaygındır. 171

190 Son olarak karaparadan da özetle bahsetmek gerekirse en çok zikredilen tahmine göre dünyadaki kara ekonominin boyutu, dünya GSMH sinin %2 si ila %5 i arasındadır. Bu boyuttaki bir ekonominin göstereceği ilk etki, piyasaları bozması ve istikrarsızlık getirmesi Ģeklinde ortaya çıkmakta, bu durum IMF nin ülkeler bazında yaptığı çalıģmalarda da açıkça görülmektedir. 326 Sonuç olarak, dünya kayıt dıģı ekonomi toplamının dünya reel GSMH sındaki payı önemli bir boyuta ulaģmıģtır. Bu sonuçların güvenilirliği tartıģmalı olsa da, yapılan en ılımlı hesaplamalar bile dünya kayıt dıģı ekonomisinin büyüklüğünün, dünya reel CSMH sının %10 nunu aģtığını göstermektedir yılında dünya kayıt dıģı ekonomi hacminin 4 trilyon Doları aģtığı hesaplanmaktadır ki, bu rakam hemen hemen yıllık dünya mal ihracatı toplamına eģittir. Yine ampirik kanıtlar dünyadaki kayıt dıģı ekonominin son yıllarda hızla büyüdüğüne iģaret etmektedir. Dünya kayıt dıģı ekonomisinin dünya GSMH sı payındaki büyüme, özellikle dünya kayıt dıģı ekonomisinin, dünya ekonomisinden %0,2 0,5 daha hızlı büyüdüğünü göstermektedir. Ayrıca günümüzde dünya kayıt dıģı ekonomisinin organizasyonel, coğrafik ve kurumsal yapısı çok daha karmaģıklaģmıģ ve onu resmi ekonomiden ayırmak zorlaģmıģtır. Dünya kayıt dıģı ekonomisi zayıf kurumsal yapıları ile yalnızca geliģmekte olan ülkelerle sınırlamamaktadır. Son yıllarda yapılan tahminler, ABD, Almanya ve diğer Batı Avrupa ülkelerindeki kayıt dıģı ekonominin büyüklüğünün geçiģ ve geliģmekte olan ekonomilerle kıyaslanabilir bir büyüklüğe ulaģtığını göstermektedir. Politik yolsuzluklar ve para aklama, dünya kayıt dıģı ekonomisinin resmi ekonomiyle bütünleģmesini sağlamaktadır Alp, a.g.m., s Hakan ÇetintaĢ, Türkiye de KayıtdıĢılığın Fayda Maliyet Analizi, Çimento ĠĢveren Dergisi, Sayı.17, 2003, s.4 172

191 2.2. TÜRKĠYE DE KAYIT DIġI EKONOMĠNĠN NEDENLERĠ Türkiye de kayıt dıģı ekonominin büyüklüğünün bazı ölçümlere göre neredeyse kayıtlı ekonomi kadar bazı ölçümlere göre de kayıtlı ekonomiden daha büyük olması dolayısıyla, onun nedenlerinin iyi tespit edilmesi büyük önem taģımaktadır. Bu nedenlerin belirlenmesi ve çözüm yollarının araģtırılması ve uygulanması ekonomi politikalarının baģlıca hedefi olmalıdır. Ġlk bölümde kayıt dıģı ekonominin genel nedenleri incelenmiģti. Bu bölümde ise Türkiye de kayıt dıģı ekonominin nedenleri incelenecektir Ekonomik ve Mali Nedenler Türkiye de kayıt dıģı ekonominin en önemli nedenlerinden ekonomik ve mali nedenler aģağıda baģlıklar halinde incelenecektir. Ekonomik ve mali nedenlerin baģında, mali nedenlerden vergi yükü ile ilgili nedenler ele alınacaktır. Daha sonra enflasyon, ekonomik istirarsızlık ve krizler, küçük iģletmelerin yaygınlığı ve kurumsallaģma sorunu ve nihayet karapara sorunu üzerinde durulacaktır Vergi Yükü ile Ġlgili Nedenler Türkiye de kayıt dıģı ekonominin artmasında etkili olan vergi yükü ile ilgili nedenler, kendisindeki değiģikliklerin ortaya çıkardığı ekonomik ve mali sonuçlar olan ağır vergi yükü, vergi yükünün adaletsiz dağılımı, yüksek iģgücü maliyetleri ve vergiye karģı direnç ile birlikte ele alınacaktır Ağır Vergi Yükü Vergi yükünü arttıran yüksek vergi oranları, kayıt dıģı ekonominin önemli bir nedenini oluģturmaktadır. Özellikle geliģmekte olan ülkelerde ve Türkiye de önemli bir sorun haline gelmeye baģlayan kayıt dıģı ekonomi, vergi yükünün fazla olması sonucunda kayıt altına alınamayan vergi dıģı faaliyetleri arttırmaktadır. 328 Bu çalıģma 328 Maliye Bakanlığı, 2004 Yılı Bütçe Gerekçesi, Maliye Bakanlığı Yayınları, Ankara

192 ve yukarıda ilgili bölümlerde yer verilmiģ olan diğer çalıģmalar bu tespiti doğrulamaktadır. Türkiye de kiģiler ve kurumlar, ağır vergi yükü ve adaletsiz bir vergi sisteminin uygulanması ile kayıtlı ekonomiden uzaklaģmıģlardır. Ülkemizdeki vergi yükü ağırdır. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı sağlanamamıģ ve mevcut vergi sistemi gelir dağılımını daha eģitsiz hale getirmiģtir. Bu da ülke insanının yaģam standardının düģmesine neden olmuģtur. Anayasamızın 73 üncü maddesine göre herkes kamu giderlerini karģılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı ise maliye politikasının sosyal amacıdır. 329 Ancak uygulamada görülmektedir ki bu sosyal amaç, ekonomik amaçların gölgesinde kalmıģtır. Vergi politikasının kamu maliyesinde oluģum süreci parlamentoya dayalı olduğundan, Türkiye de her bir siyasi dönemde uygulanan vergi politikaları da farklı boyutlarda olmuģtur sonrası dönemde arz yönlü ekonomi politikaları çerçevesinde yapılan vergi indirimleri sonuç vermemiģ 1990 sonrası dönemde yerini yeniden vergi artıģlarına bırakmıģtır. Bununla birlikte siyasi rekabetin en az olduğu dönem olan döneminde yapılan vergi indirimlerine paralel olarak, vergi muafiyet ve istisnalarının arttırılması ve 1985 yılında uygulamaya giren KDV, dönemin en önemli vergisel uygulamalarını oluģturmuģtur döneminde 5 Nisan Kararlarına paralel olarak alınan ek vergi uygulamaları bu yılda vergi gelirlerini arttırmasına rağmen, daha sonraki yılda vergi gelirlerini düģürdüğü gibi, vergi kaçağını da arttırmıģtır dönemi Türkiye de siyasi değiģimin en sık yaģandığı dönem olmuģtur yılında ekonomide yaģanan olumlu geliģmelerin sonucu olarak vergi gelirlerinde artıģ olmuģ fakat sonraki dönemlerde belirtildiği gibi siyasi istikrarsızlık sonucu vergi kaybı artmaya devam etmiģtir dönemi Türkiye ekonomisinin önemli yaralar aldığı krizlere sahne olmuģtur. Bu dönemde alınan ek vergi tedbirlerine rağmen, vergi gelirleri düģmüģ, vergi yükü artmıģ ve yaģanan ekonomik krizlerin etkisiyle vergi kaçağı 1980 sonrası siyasi dönemleri içerisinde en 329 S. Ġlker Özokcu, ESMMMO BaĢkanı Basın Bülteni, Demircan, a.g.t. 174

193 yüksek oranına ulaģmıģtır ve sonraki dönemde ise Türkiye Ekonomisi için IMF ile yapılan Stand-by anlaģmaları neticesinde oluģan politikalar uygulanmıģ fakat bu politikalar sonucunda da vergi yükündeki ve kayıt dıģı ekonominin boyutundaki artıģ tersine çevrilememiģtir Vergi Yükünün Adaletsiz Dağılımı Vergi yükü dağılımında adalet ilkesinin zedelenmesi, vergi ödemekle yükümlü birimlerin bu görevden kaçınmasına neden olmaktadır. Özellikle 1980 sonrasında ekonomik tercihlerle iliģkili olarak ortaya çıkan vergi yükü kaydırma çabalarının Türk Vergi Sistemi nde bozulmaya yol açarak vergi adaletini zedelemesi, kayıt dıģı ekonominin geliģmesini kolaylaģtırmıģtır sonrasında vergi idaresinin kayıtlı ekonominin kayıt dıģına çıkmasını engellemede en etkili aracı olan servet beyanı müessesesinin kaldırılması, gelir ve kurumlar vergilerinde istisna ve muafiyet uygulamalarında üretimi özendirmeye ve ekonomiyi sağlıklı yönlendirmeye yönelik değiģikliklerin yapılmaması, stopaj tarifelerinin yaygınlaģtırılması enflasyon ortamında uygun bir politika olmakla birlikte, stopajın geçici olmak yerine nihai vergileme aracı olarak kullanılması, menkul sermaye iratlarının beyana tabi olmaktan çıkartılarak bunlar üzerindeki vergi oranlarının 0 ile %10 arasına çekilmesi, kentsel rantlardan kamunun vergi alma olanağının yapılan vergi yasası değiģiklikleri sırasında dikkate alınmaması vb. düzenlemeler vergi sisteminin üniter bir yapıdan sedüler bir yapıya dönüģtürülmesine neden olarak vergilemede adalet ilkesini zedelediği gibi kayıt dıģı ekonominin geliģmesini kolaylaģtırmıģtır yılındaki vergi yasalarında yapılan değiģiklikler sırasında, gelir vergisini tekrar üniter bir yapıya kavuģturması amaçlanmıģsa da bunda baģarılı olunamamıģtır. Kaldı ki 1999 yılında yapılan vergi değiģiklikleri sırasında, daha önce yapılan değiģikliklerin bir kısmından geri dönülmüģtür. 331 Ülkemizde, kurumlar vergisinde yer verilen muafiyet ve istisnaların, kurumlardan gelir elde eden ve genellikle yüksek gelir grubu içerisinde yer alan kiģilere yarar sağlaması, bu kiģilerle diğer vergilerin mükellefleri arasında bir eģitsizlik 331 T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s.5 175

194 yaratmaktadır. Kurumlara ve kurum kazançlarına tanınan muafiyet, istisna ve indirimlerin kurum büyüklüğüne paralel biçimde artması, reel vergi oranını üst gelir grubuna dahil olanlar lehine daha fazla düģürerek, sabit oranlı düzenlenmiģ bulunan tarifeyi reel olarak azalan oranlı bir hale dönüģtürmektedir. 332 Kurumlar vergisi açısından vergi yükünün dağılımına bakıldığında, kurum ortaklarının kiģisel nitelikteki harcamalarını kurum kazancından indirmeleri sonucunda vergi yükünü düģürücü etki yapmaktadır. Kentlerde oluģan rantlar, sermaye piyasasında, borsada gerçekleģtirilen spekülatif kazançların vergi dıģı bırakılması, ekonomide üretkenliğin düģmesine neden olmaktadır. Rantların ve spekülatif kazançların vergi dıģı kalması, bir yandan da, vergi yükünün diğer kesimler üzerine yüklenmesi sorununu ortaya çıkarmaktadır. 333 Üstelik Gelir Vergisi Kanununda yapılan değiģikliklerle mevduat faizleri, kar-zarara katılma hesabı karģılığında alınan kar payları ve repo gelirlerinin beyan dıģı bırakılması da benimsenmiģtir. Dolayısı ile kaynağı itibariyle kayıt dıģı olan, kullanılıģı itibariyle de kayıt dıģı kalan bu kaynakların gerek ulusal ve gerekse uluslararası ajanlar vasıtasıyla hem yasallık kazanmak, hem de nemalanmak amacıyla Türkiye ekonomisinin finansal piyasalarında serbest hareket etmesi, ülkemizin kriz ortamına sürüklenmesine zemin hazırlamaktadır. 334 Yüz Milyarlarca TL lik (Yüz Binlerce YTL) hazine bonosu faizi elde edildiğinde bundan herhangi bir vergi mükellefiyeti söz konusu olmamakta fakat yatırım yapıldığında ve üretime katılındığında veya Ģirket kurulup da ticaret yapıldığında ayrıca istihdam sağlandığında yüzde 30 ile yüzde 50 arası vergi yüküne sahip olunmaktadır. Bu durumda adalet sağlama bir yana adaletten uzaklaģılmaktadır. Ayrıca vergi sistemimizde çok yaygın götürülük uygulaması söz konusudur. (mükelleflerin sayısı itibariyle yüzde 31,5 i bulan götürü mükelleflerinin toplam gelir vergisi içindeki payı yüzde 1 dir). Ayrıca gelir vergisine götürü vergi niteliği kazandıran hayat standardı esası, küçük çiftçi muaflığı ile asgari ücretin vergiye tabi 332 Sarıoğlu, a.g.m., s Gökbunar,a.g.m., s Muhammet AkdiĢ, KüreselleĢmenin Finansal Piyasalar Üzerindeki Etkileri ve Türkiye: Finansal Krizler Beklentiler,

195 tutulması eģitlik ilkesine aykırı uygulamalardır. Bazı mükellefler de vergi sistemi dıģında tutulmaktadır. Örneğin, çok büyük gelir elde eden sporcular ve sanatçılar yeterince vergilendirilmemektedir. Bu durum mükellefler arasında eģitliğin bozulmasına yol açmaktadır. 335 Son olarak, Türk vergi sisteminde, özellikle son yıllarda vergi gelirleri içindeki dolaylı vergilerin payındaki büyük artıģ vergi yükü dağılımını dar ve sabit gelirliler aleyhine bozmaktadır. Dolaylı ve dolaysız vergilerin toplam vergi içerisindeki payları ile ilgili sorun, ileriki baģlıklarda incelenecektir Yüksek ĠĢgücü Maliyetleri Kayıt dıģı ekonominin nedenlerinden biri olarak önem arzeden istihdam üzerindeki vergi baskısı konusuna baģlarken Türkiye de son yıllarda kayıt dıģı istihdamın boyutunu gösteren tablonun incelemesinde yarar görülmektedir. Tablo 25. Türkiye de ĠĢgücü Durumu ve Kayıt DıĢı Ġstihdam ( ) 15 ve Daha Yukarı YaĢtaki Nüfus ĠĢgücü Arzı Ġstihdam Edilenler ĠĢsizler Kayıt DıĢı Ġstihdam ĠĢgücüne Katılma Oranı Ġstihdam Oranı ĠĢsizlik Oranı Kayıt DıĢı Ġstihdam Oranı Yıllar Bin kiģi (%) ,8 45,6 8,4 52, ,6 44,4 10,3 52, ,3 43,2 10,5 51, ,7 43,7 10,3 53,0 Kaynak: TÜĠK Türkiye de kayıt dıģı istihdamın resmi rakamları Devlet Ġstatistik Kurumu (DĠE) yeni adıyla Türkiye Ġstatistik Kurumu (TÜĠK) tarafından yayınlanmaktadır. Tabloda dönemi Türkiye deki iģgücü durumu ayrıntılı bir Ģekilde yer almaktadır. 335 Gökbunar,a.g.m., s:

196 Buna göre kayıt dıģı istihdam 2004 yılında 11 Milyon 549 Bin kiģi olarak hesaplanmıģtır. Kayıt dıģı ekonomide faaliyet gösterenler vergi, sigorta ve benzeri ek yükümlülükler yönünden görünürde birçok avantaja sahiptirler. Çünkü kayıt dıģı ekonomide faaliyette bulunanlar, ödemeleri gereken vergi, sigorta ve benzeri ödemelerden kurtulmuģ olurlar. Türkiye de ücretliler üzerinde vergi, sigorta ve benzeri yükümlülüklerin ne kadar ağır olduğunu görmek için asgari ücretlinin iģverenine maliyetine bakmak yeterlidir. Asgari ücretlinin Ocak 2004 için eline geçen net ücreti ve iģverenine maliyeti aģağıdaki Ģekilde hesaplanmaktadır: Tablo 26. Asgari Ücretlinin Eline Geçen Net Ücret (Ocak 2004) Asgari Ücret SSK Taban Matrahı SSK Tavan Matrahı Aylık Özel Ġndirim 0.- Gün 30 Günlük Ücret Brüt Aylık ĠĢsizlik Sigortası (% 1) ĠĢçi SSK Payı (%14) Aylık Özel Ġndirim 0.- Gelir Vergisi Matrahı Gelir Vergisi Damga Vergisi Kesintiler Toplamı Net Ele Geçen ĠĢveren SSK Payı (% 19,5) ĠĢveren ĠĢsizlik Sigortası (% 2) Resmi Maliyet Kaynak:

197 Yukarıdaki hesaplamalardan anlaģılacağı üzere, bir asgari ücretlinin iģverenine toplam maliyeti TL iken eline geçen net ücreti TL dir. Bu rakamlar arasındaki TL lik fark; gelir vergisi, SSK prim kesintileri (iģveren ve iģçi payları) ve benzeri kesintilerin toplam tutarını oluģturmaktadır. Buna göre, bir asgari ücretlinin iģverenine toplam maliyetinin %41 lik kısmı vergi, sigorta ve benzeri kesintiler olarak devlete ödenmektedir. Tablo 27. SeçilmiĢ Ülkelerde ĠĢverenin Ġstihdama ĠliĢkin Yasal Yükümlülüklerinin Toplam ĠĢgücü Maliyeti Ġçindeki Payı (1997) ÜLKELER (%) Hong Kong 3.2 Danimarka 4,9 Yeni Zelanda 5,9 Tayvan 9,1 Meksika 11,3 Ġngiltere 12,9 Lüksemburg 13,7 Sri Lanka 14,3 Ġrlanda 14,4 Japonya 14,7 G. Kore 15,8 Avustralya 16,6 Singapur 16,7 Kanada 17,0 Ġsviçre 17,2 Norveç 17,3 Ġsrail 17,5 Türkiye 19,9 ABD 21,4 Hollanda 22,6 Almanya 26,0 Asya Kaplanları Ortalaması 12,2 Kaynak: ABD ÇalıĢma Ġstatistikleri Bürosu; Türkiye için TĠSK Uluslar arası Finans istatistikleri verileri, OECD ve Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre hazırlanan rapora göre Türkiye istihdam üzerindeki vergilerde 179

198 Avustralya Danimarka Kanada İzlanda İrlanda ABD İngiltere Lüksemburg Norveç İsviçre Japonya AB İsveç Yunanistan Portekiz Hollanda Finlandiya İspanya Türkiye Belçika Fransa Avusturya italya Almanya seçilmiģ 26 ülke arasında %42,1 oranında vergi ile ilk sırada yer almaktadır. Türkiye'yi %41,3 ile Polonya, %40 ile Fransa. %39,5 ile Ġsveç, %39 ile Belçika, %35,5 ile Ġtalya, %34,3 ile Yunanistan izlemektedir. En az oran ise, %13,6 ile Güney Kore'dedir. Bu ülkeyi %15,5 ile Amerika, %15,6 ile Meksika ve %17,8 ile Ġsviçre takip etmektedir. 336 Ülkemiz, yeterince istihdam yaratmayan, yarattığında da kayıt dıģını besleyen bir büyüme süreci yaģamaktadır. Türkiye, 2004 yılında %9,9 luk rekor bir büyüme oranı gerçekleģtirmiģ; ancak iģsizlik oranında %0,2 lik bir düģüģ gerçekleģmiģ; yaratılan 644 bin kiģilik istihdamın ise %96 sı kayıt dıģı olarak gerçekleģmiģtir. Kayıt dıģı istihdam bir önceki yıla göre artmıģ; 2003 te %51,7 iken, 2004 te %53 e yükselmiģtir. ġüphesiz bunun en büyük sebebi, istihdam üzerindeki aģırı vergi ve prim yükleridir. ġekil 8. Ülkeler Ġtibariyle Net Ücret/ĠĢ-Gücü Maliyet Oranı (1997) Kaynak: Avrupa Sanayi ve ĠĢveren Konfederasyonları Birliği (UNICE) 1997 yılındaki net ücret/iģgücü maliyet oranının Türkiye için %54,5 seviyesine düģtüğü, diğer ülkelerde ise %87,1 e kadar yükseldiği görülmektedir yılında 336 Özfidan, a.g.m., s.1 180

199 her ne kadar net ücret/iģgücü maliyet oranı %59 a yükselmiģ olsa da bu oran diğer ülkelere göre yine de düģük düzeyde kalmaktadır yılında toplam iģgücü maliyetleri içinde, brüt giydirilmiģ ücret oranı (çıplak ücret, hafta tatili, genel tatil ve izin ücretleri, ikramiye, prim ve sosyal yardımlar) %80,1, iģverenin devlete yaptığı ödemeler oranı (SSK primi, zorunlu tasarruf fonu iģveren payı, çıraklık ve mesleki eğitim fonu vb.) %12,3, iģgücü ile ilgili diğer harcamalar ise (kıdem, ihbar, iģ elbisesi, korunma malzemeleri vb.) %7,6, toplam ödemelerin oranı ise 19,9 olmaktadır. ĠĢçiden devlete yapılan kesintiler ise (SSK primi, zorunlu tasarruf fonu iģçi payı, gelir ve damga vergisi) %25,6 oranındadır. 337 Türkiye, özellikle rakipleriyle karģılaģtırıldığında, 1997 yılı itibariyle ülkemizde söz konusu payın yüzde 20 olduğu, diğer ülkelerde ise yüzde 3 e kadar düģtüğü izlenmektedir. 338 ĠĢletmelerin, sadece iģgücü maliyeti içine giren vergi ve vergi niteliğindeki yasal yükümlülükleri, net ücreti iģgücü maliyetinin yaklaģık yarısına indirmektedir. Bir baģka ifadeyle istihdama bağlı yasal yükümlülükler, bir yerine iki iģçi istihdam etmeye ya da iģçinin ücretini iki katına çıkarmaya yetecek büyüklüktedir. Bununla beraber, iģverenin istihdama bağlı diğer yasal yükümlülükleri de toplam iģgücü maliyetlerini artırır niteliktedir. Bunların bir kısmına yasal sınır getirilmiģ ve bu sayı yükümlülüğün baģlangıcı olarak kabul edilmiģtir. 339 Nitekim 4369 sayılı Vergi Reform Yasası nın genel gerekçesinde, reformu zorunlu kılan Ģartlar ifade edilirken, Kayıtlı iģçi istihdamı yükü katlanılmaz haldedir denilmiģtir. Raporda ayrıca kayıtlı iģletmelerin vergi yükünü azaltma iddiasını taģıyan Vergi Reform Yasası nın etkili olmadığı savunularak, 4447 sayılı yasa ile getirilen iģsizlik sigortası ve SSK mevzuatıyla ilgili yeni mükellefiyetlerle kayıtlı iģletmeler üzerindeki yüklerin daha da artırıldığına dikkat çekilmiģtir. Raporda, yüksek bir kayıt dıģı oranı ile giriģimciyi desteklemeyen bürokratik yapının bir arada bulunmasının tesadüf olmadığı savunularak, ağır bürokrasinin de kayıt dıģını doğuran önemli etkenlerden biri olduğu 337 T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s KayıtdıĢı Ekonominin Boyutları Büyüyor, Tekstil ĠĢveren Dergisi, Sayı: 259, Temmuz T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s

200 dile getirilmiģtir. 340 Bu ve benzeri çalıģmalar sadece bilinen gerçeği ortaya koymaktadır. Sonuçta bütün kaygılar kayıt dıģı istihdamın artması yönünde olmakta fakat vergi ve prim yükü bu kaygıyı daha da artırmaktadır Vergiye KarĢı Direnç Bir ekonomide vergilerin, vergi kuramına, genel kabul görmüģ kurallara uygun olarak kullanılmaması, ekonomide tahripkar sonuçlara yol açabilmektedir. Bu durum sadece ekonomik büyüme üzerinde değil; aynı zamanda sosyal yapı üzerinde de olumsuzluklara neden olabilmektedir. Her Ģeyden önce toplumda gelir dağılımı bozulmakta ve vergilerin ekonomiye hizmet olarak geri dönmemesi istihdam yaratılmasına engel olmaktadır. Bununla birlikte, etkin olmayan vergileme; sosyal dengeyi bozarak, bireylerin vergi psikolojisini etkilemekte ve vergiye karģı direnci arttırmaktadır. 341 Son yıllarda dünyada ve Türkiye de kayıt dıģı ekonominin payının yükselmesinde vergiye karģı direncin artmasının da etkisi bulunmaktadır. 342 Bu da çok önemli bir problemin yani ahlaki çöküntünün habercisidir. Devletini seven bir toplumdan umursamaz bir topluma doğru gidiģte, insanlar devlete ve bu kapsamda vergiye karģı direnç gösterebilir. Türkiye de bu oran çok az olmakla birlikte ilk sebep kendini daha fazla hissettirmektedir. Sürekli olarak siyasi ve ekonomik krizlerin yaģanması sonucu, siyasi iktidarlar, toplanan vergileri tekrar topluma döndürme yerine krizleri finanse etme ve faiz ödemelerine harcama yoluna gitmiģlerdir. Sürekli olarak borçların borçla kapatılması ve bu konuda olumlu hiçbir sinyalin olmaması sonucunda faiz ödemeleri artık kronik bir hal almıģtır. Devlet bütçesinin dörtte birinin faiz ödemelerine harcanması doğal olarak toplumun da tepkisini çekmektedir. Ödediği verginin faize gideceğini düģünen vatandaģ, vergiye karģı direnç gösterebilmektedir. 340 A.g.m., s Güvemli, a.g.m., s ToptaĢ, a.g.m., s

201 Enflasyon Türkiye'de 70'li yıllardan itibaren yaģanan yüksek oranlı enflasyon kayıt dıģı ekonominin payının artması açısından önemli bir diğer unsurdur. Ekonomideki tüm dengeleri bozan enflasyon, vergi sistemi, iģletmelerin gelir ve kaynak yapısı üzerindeki etkileriyle kayıt dıģı ekonominin artmasına neden olmaktadır. Fiyatlar genel düzeyinin yükselmesine bağlı olarak reel gelirleri artmadığı halde daha yüksek gelir dilimlerinden vergi ödemek zorunda kalan üretici ve tüketici birimler, ekonomide üstlendiği rollerin tanıdığı imkanlar ölçüsünde kendilerini enflasyona karģı ayarlamaktadır. Ancak bu ayarlama genellikle kayıt dıģı ekonomiye kayarak yapılmaktadır. 343 Türkiye de gelir (Gelir ve Kurumlar Vergisi) vergilerinin tahsilat sistemi yatay ve dikey adaletin sağlanmasına imkan vermemektedir. Vergileri kaynaktan kesilen ücretliler, enflasyonun yarattığı ĢiĢkinlik dolayısıyla yasalarla öngörülenden daha ağır vergi yüküne maruz kalırken, gelirini bir sene sonra beyan edip vergisini üç taksitte ödeyen beyannameli mükellefler ise, enflasyonun yarattığı erozyon nedeniyle, yasalarla öngörülenden daha az vergi yüküne maruz kalmaktadırlar. Enflasyonist bir ortamda, farklı yükümlülerin farklı zamanlarda vergilerini ödemeleri, Ģüphesiz vergi eģitsizliği doğurmaktadır. Yani enflasyonist aģamada gelirler, aynı oranda vergilendirilse bile, ödeme zamanlarının farklı oluģundan kaynaklanan tahsilat gecikmesi, değiģik gelir unsurlarına reel olarak farklı vergisel yük getirmektedir ki, maliye yazınında bu Tanzi etkisi olarak adlandırılır yılına kadar Türk vergi sisteminde gelirlerin enflasyondan arındırılmasına olanak sağlayan bazı müesseseler uygulanmakla birlikte, tam bir enflasyon muhasebesi uygulanmamıģtır. Bu ise mükellefin gerçek gelirinin değil, öz sermayesinin vergilendirilmesine neden olmuģtur. Öz sermayenin vergilendirilerek küçülmesini, hatta yok olmasını istemeyen mükellefler, bazı iģlemlerini kayıt dıģına alarak, daha az vergi edemiģ, bu yolla öz sermayelerini güçlendirme yolunu 343 T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s Palamut, Yüce, a.g.t. 183

202 seçmiģlerdir. 345 Ancak 2004 yılında enflasyon muhasebesine geçilmesiyle bu sakınca önemli oranda giderilmiģtir Ekonomik Ġstikrarsızlık ve Krizler 1950 yılından günümüze kadar vergi kanunlarında yapılan değiģiklikler genellikle iktisadi kriz dönemlerinin hemen arkasından kamu gelirlerini artırmak amacıyla gerçekleģtirilmiģtir. 346 Yapılan bu değiģiklikler sonucu vergi yükü artmakta ve dolayısıyla da vergi yükünün artıģı ile birlikte doğru orantılı olarak kayıt dıģı ekonomi de artmaktadır. Ayrıca ülkemizde arda arda yaģanan ekonomik krizler, yukarıda belirtilen vergi yükü artıģı dıģında da kayıt dıģı faaliyetlerin artmasına farklı Ģekillerde zemin hazırlamıģtır. Ekonomik kriz dönemlerinde, iģsiz kitleler kayıtlı ekonomide bulamadıkları istihdam imkanlarını kayıt dıģı faaliyetlerde aramaktadırlar. ĠĢletmeler de krizin olumsuz etkilerini azaltmak için üretimlerini kayıt dıģı faaliyetlere yönelterek istihdam ve üretim maliyetlerini düģürmeye çalıģmaktadırlar. 347 Bunlar sadece dikkati çeken oluģumlardır. Ekonomik krizlerin kayıt dıģı ekonomiyi artırması doğal bir sonuçtur. Doğal olmayan, ekonomik krizlerin meydana gelmesidir. Ülkemizde bu krizlerin sayısı oldukça fazladır. Türkiye nin kendine ait bir ekonomik modeli olmadığından dolayı, dıģarıdan politikalar ithal edilmekte ve bunun sonucunda da farklı ülkeler için tasarlanmıģ modeller Türkiye de krize neden olabilmektedirler Küçük ĠĢletmelerin Yaygınlığı ve KurumsallaĢma Sorunu Dünyada tüm ülkelerde gözlenen kayıt dıģı ekonominin büyümesinde, kurumlaģmıģ iģletmelerin azlığı, buna karģılık küçük ve orta boy iģletme sayısının fazla olması rol oynamaktadır. Ülkemizde kayıt dıģı faaliyetlerin muhatabı olarak gösterilen KOBĠ'lerin Türkiye'deki iģletmelerin sayısal olarak yaklaģık %99 unu kapsadığı, ayrıca sağladığı katma değer yönünden ülke üretiminin %57'sini 345 T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s A.g.e., s Özfidan, a.g.m., s.1 184

203 oluģturduğu dikkate alındığında, kayıt dıģı ekonomik faaliyetlerin GSMH içindeki payının neden yüksek olduğunun anlaģıldığı ortaya çıkmaktadır. 348 Küçük iģletmelerde, bir veya birkaç kiģinin iç kontrolü sağlaması mümkündür. ĠĢçi sayısı da sınırlıdır. Bu nedenlerle kayıt dıģı istihdam daha yaygındır. Türkiye, sanayileģmiģ ülkelerle karģılaģtırıldığında, küçük iģletme sayısı daha fazla olan bir ülkedir. Bu nedenle kayıt dıģı istihdam daha yaygındır. 349 Aslında orantısal olarak bu normal karģılanabilecek bir durumdur. Fakat toplam miktara bakıldığında aradaki fark daha da artmaktadır. Problem de buradadır. Küçük iģletmelerin ortadan kaldırılması diye bir Ģey söz konusu dahi olamayacağından dolayı, kayıt dıģı ekonominin toplam boyutunun azaltılması gerekmektedir. Bunun önlemleri alındığında Türkiye de kayıt dıģı ekonomi ile küçük iģletmelerin oranı arasındaki bağlantı da oldukça azalacaktır. Kayıt dıģı sektöre ait üç önemli tespit Ģunlardır: Ġlk olarak, ülkelerin ekonomik geliģmiģlik düzeyleri arttıkça kayıt dıģı sektörden uzaklaģılmakta; dolayısıyla az geliģmiģ ülkelerde kayıt dıģı iģletmeler yaygın olmaktadır. Ġkinci tespit olarak, iģletmelerin ölçek büyüklüklerinin önem taģıdığı ve küçük ölçekli iģletmelerin kayıt dıģına daha yakın oldukları, iģletmeler büyüdükçe kayıt altına girdikleri; son olarak da, ekonomik kriz dönemlerinde kayıt dıģı sektörün büyüdüğü ortaya çıkmaktadır. Türkiye nin bugün içinde bulunduğu ortamda bu üç hususun da menfi bir Ģekilde ağırlığını koyduğu; dolayısıyla kayıt dıģı sektörün geniģlediği görülmektedir. 350 Kayıt dıģı ekonominin boyutunun azalması için topyekün tedbirlerin alınması Ģart olduğu halde kısmi tedbirlerin alınması kısa vadede kayıt dıģı ekonomiyi bir ölçüde azaltmıģ olabilir ama uzun vadede hiçbir etki oluģturamamıģtır. 348 Mehmet Rasgelener, Büyüyen KayıtdıĢı Sektör Semineri, TĠSK Dergisi, Sayı:30, Nisan Esfender Korkmaz, Kayıt DıĢı Ġstihdam, ĠĢveren Dergisi, ġubat 2001, Nazım Düzenli, Büyüyen KayıtdıĢı Sektör Semineri, TĠSK Dergisi, Sayı:30, Nisan

204 Karapara Sorunu 1980 öncesi Türkiye de karaparanın kullanımı ciddi zorluk iken, bugün karapara kullanımı zorluk olmaktan çıkmıģtır. Çünkü servet beyanı kaldırılmıģ, bankalarda isimsiz hesaplara para yatırabilme olanağı getirilmiģtir. Ayrıca bu parayla devlet tahvili, hazine bonosu, döviz veya gayrimenkule de yatırım yapılabilmektedir. Dolayısıyla birbirini besleyen mekanizmalar içinde kayıtdıģı ekonomi sürekli büyümektedir. 351 Bütün bu geliģmeler Türkiye de suç ekonomisinin yaygınlaģtığını, siyaset ve bürokrasi ile girift iliģkilere girdiğini göstermektedir. 352 Türkiye den geçen karapara konusunda bir ittifak bulunmamaktadır. Susurluk Komisyonu raporuna ve Amerikan DEA kuruluģuna göre karaparanın Türkiye boyutu 50 milyar dolardır. Bunun daha altında 30 ve 40 milyar dolar rakamları da telaffuz edilmektedir. 353 Türkiye ye en yoğun karapara akımının hayali ihracat yoluyla olduğu belirtilmektedir. 80 li yıllardan itibaren dıģarıdaki ve özellikle Ġsviçre deki paraların Türk ekonomisine kazandırılması bir politika olarak benimsenmiģ ve bu hedefe uygun mevzuat düzenlemeleri yapılmıģtır. Nitekim bu dönemde, Türkiye den ihracat, ihracat rejimi kararı ve Yönetmelikleri ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki kararlar ve bu kararlara iliģkin tebliğler ve talimatlar ile bankacılık teamüllerine göre yürütülmüģtür. Ġhracat bedelleri ise, peģin ödeme, alıcı firma prefinansmanı, akreditifli ödeme, vesaik mukabili ödeme, mal mukabili ödeme ve kabul kredili ödeme Ģekillerinden birine göre yurda getirilerek bir bankaya veya özel finans kurumuna satılmıģtır. Ġhracat bedellerinin beyan edilen döviz üzerinden yurda getirilmesi esas alınmıģtır. Diğer bir ifadeyle; ihraç bedeli olarak yurda giren dövizlerin menģei yönünden herhangi bir araģtırma yapılmamıģtır. 354 Karapara tespiti ve cezalandırmasında da bazı zorluklar söz konusudur sayılı yasa özellikle uyuģturucu kaçakçılığı ve örgütlü suç gelirlerinin aklanmasının cezalandırılmasında iki engelle karģı karģıyadır. Zira bu suçlardan doğan muazzam gelirler, aklama iģlemi için kaçınılmaz olarak malî mühendis aklayıcıların iģtirakini 351 Kemal Kılıçdaroğlu, KayıtdıĢı Ekonomi ve Bürokrasi, Vergi Dünyası, Haziran 1997, s Ahmet Fazıl Özsoylu, Yer Altı Ekonomisi, Ankara 1999, s Ergin Ergül, Türkiye de Karapara Aklama, Ergül, a.g.m., s.1 186

205 gerektirmektedir. Birinci engel, fonların kaynağının kanıtlanması zorluğu, diğeri ise bu malî mühendis aklayıcının akladığı karaparanın öncül suçlardan elde edildiğini bildiğinin kanıtlanması zorluğudur. Bu çifte ispat, çok sayıda suç faaliyetinden elde edilen büyük miktarlarda fonlar söz konusu olduğu ya da karapara aklamaya iliģkin malî dolaģımların temiz paranın plasmanı için kullanılan yöntemlere benzediği ölçüde daha da zorlaģmaktadır Ġdari ve Hukuki Nedenler Türkiye de kayıt dıģı ekonomiyi doğuran nedenlerden idari ve hukuki nedenler, karmaģık vergi mevzuatı ve sık yapılan düzenlemeler, vergi afları ve muafiyetler, yolsuzluk ve rüģvet, vergi denetimleri, hantal bürokrasi ve hamiline belge düzenleme baģlıkları altında incelenecektir KarmaĢık Vergi Mevzuatı ve Sık Yapılan Düzenlemeler Ülkemizde kabul edilen ve vergi kanunlarında muhtelif tadiller öngören yasaların genel gerekçesinde, hep kayıt dıģı ile mücadele amacıyla tasarının hazırlandığı yazılıdır. Ancak ne var ki, yapılan tadillerin pek çoğunun bu amaçla ilgisi yoktur. Zira kayıt dıģı ekonomi ile mücadele adına bugün Maliye Bakanlığı nın sahip olmadığı yetki yoktur, kayıt dıģı ekonomiye hizmet eden ve cezalandırılmamıģ fiil de yok gibidir. Ancak kayıt dıģı ekonomi giderek büyümektedir. 356 Kanun ve uygulamak için yetki olduğu halde kayıt dıģı ekonominin büyümesi, yapılan kanunların uygulanmasını sağlayıcı diğer tedbirlerin alınmadığını, baģka bir deyiģle vergi yasalarının vergi yükünü hafifletici veya vergi adaletini sağlayıcı özelliğinin olmadığını ortaya koymaktadır. Sadece denetlemeyi artırıcı tedbirler kısa bir süre için belli bir oranda etkili olabilse de uzun dönemde etkili olamamaktadır. Bu genel sebeplerden sonra vergi mevzuatı ile ilgili özel bir sebep de vergi mevzuatının karmaģık olduğu ile ilgilidir. 355 Ergül, a.g.m., s Doğrusöz, a.g.m., s

206 Vergi ile ilgili yasal ve idari düzenlemeler, hukukçuların büyük çoğunluğunun uzak durmayı yeğlemesine neden olacak derecede, teknik ve karıģıktır. Sözel yorum, çoğu zaman, anlaģılabilmeleri için, yeterli değildir; diğer yorum tekniklerinin kullanılması da, gerek vardır. Vergi mükelleflerinden, bu konularda gerekli uzmanlığa sahip olmaları kuģkusuz beklenemez. Bu konuda, uzmanlardan yardım almalarının da belli bir maliyeti vardır. Ayrıca, 1980 lerin baģından bu yana vergi yasalarında yapılan değiģiklikler ve bu yasaların vermiģ olduğu yetkilere dayanılarak idarece gerçekleģtirilen düzenlemeler, bu kendine özgü teknikler içeren alanı, öylesine karıģık hale getirmiģtir ki, kimi zaman uzmanlar dahi iģin içinden çıkmakta zorlanır olmuģlardır. Müessesenin düzenlenmesinden sonra, kimi ekonomik ve politik endiģelerle ya da kaynak yaratma telaģı içinde getirilen istisnalar, sistematiğe aykırı düzenlemeler, düzenleme alanı vergi olmayan kanunlarla getirilen istisna ve muafiyetler, kavram birliğine özensizlik, Türkçe cümle yapısına ve imla kurallarına uyulmaması nedeniyle amaçlanandan farklı anlaģılabilen ibareler, yasalarda Maliye Bakanlığına çok sayıda verilen ve çoğu kez bu Bakanlıkça vergilendirme ilkelerine aykırı biçimde kullanılan düzenleme yapma yetkileri, yasal ve idari düzenlemelerde, DanıĢtay ın ve hukuk birimlerinin yardımına baģvurulmaması, bu karıģıklığın yargıç gözüyle saptanabilen nedenleridir. 357 Meclisi devre dıģı bırakarak, Bakanlar Kurulu Kararları Ģeklindeki düzenlemelerle çok sık yapılan mevzuat değiģiklikleriyle ortaya çıkan belirsizlik ortamında mükellefler ve doğal olarak vergi idaresi zor durumda kalmaktadır. 358 Vergi kanunlarında çok sık değiģiklik yapılması ise vergilemede açıklık ve kesinlik ilkesini zedelemektedir. Mükelleflerin vergilendirme konusundaki en önemli beklentilerinden biri ne kadar vergiyi, ne zaman ödeyeceklerini bilmeleridir. Vergi kanunlarında yapılan değiģikliklerin yanı sıra kanunlarla Bakanlar Kuruluna verilen düzenleme yetkisi de aynı konuda olmak üzere bazen yılda birkaç kez kullanılmaktadır. Yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeniyle aģınan matrahları düzenleme bir zorunluluk olsa da, bu sıklıkla yapılan değiģiklikler açıklık ve kesinlik ilkesini zedelediği gibi, sade mükellefler bir yana konunun uzmanlarının bile 357 Candan, a.g.t. 358 Tosuner, a.g.m., s

207 değiģiklikleri izlemesini zorlaģtırmaktadır. 359 Türk vergi mevzuatı, çok sayıda yasa hükmü, Bakanlar Kurulu kararı ve genel tebliğle uzmanların bile izlemekte zorluk çektiği bir görünüm içindedir. Mükerrer maddeler, geçici maddeler, değiģtirilen maddeler vergilendirmede açıklık ilkesini zedelemektedir. Öte yandan, Gelir ve Kurumlar vergilerinde uygulanan çok sayıda muafiyet ve istisnalar vergi sistemini karmaģık hale getirmiģtir. Kanunların karmaģıklığı yetmiyormuģ gibi bunları açıklayan tebliğler, mevzuatı daha karmaģık hale getirmiģtir. Vergi kanunları ve mevzuatının karmaģık olması ve vergi kanunlarında yapılan sık değiģiklikler kanunların anlaģılabilirliğini ve uygulanabilirliğini daha da zorlaģtırmıģ dolayısıyla mükellefleri kayıt dıģı ekonomiye yöneltmiģtir. 360 Kayıt dıģı ekonomiyi azaltma sloganı ile yapılan yasaların baģarılı olabilmesi için açık ve anlaģılır olması Ģarttır. Aksi takdirde ki yaģanan süreç böyledir- kayıt dıģı ekonomiye yöneltme süreci devam edecek ve tersine bir sonuç elde edilmiģ olunacaktır Vergi Afları ve Muafiyetler Türk vergi sisteminde 1960 yılından 2004 yılına kadar vergi affına iliģkin hükümler taģıyan toplam 18 adet kanun çıkarılmıģtır. Sık aralıklarla çıkarılan vergi afları, vergisini zamanında ödeyen dürüst mükellefleri, faaliyetlerini kayıt dıģı ekonomiye yöneltmelerine neden olmuģtur. Çünkü vergi afları, dürüst ve dürüst olmayan mükellefler arasında adaletsizliğe sebep olmaktadır. Ayrıca sık aralıklarla çıkarılan bu vergi afları, mükelleflerin her zaman af beklentisi içinde olmalarına neden olarak vergi kaçırmalarına da teģvik eder duruma gelmiģtir. Vergi aflarının ancak kanunla çıkarılabilmesi ve kanunların çıkarılabilmeleri için belirli bir zaman gerektireceği ve ayrıca vergi affına tepkilerin doğacağı düģüncesiyle vergi affı yerine Maliye Bakanlığı nın yetkisinde bulunan vergi borçlarının tecili ve taksitlendirilmesi imkanı getirilmiģtir. 361 Adı ne veya Ģekli nasıl olursa olsun etkisi aynı olmaktadır. 359 T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s Sarılı, a.g.m., s Sarılı, a.g.m., s

208 Yani getirilen her imkan bir sonraki imkanın beklentisinin insanlarda oluģmasına sebep olmaktadır. Bu da vergi sisteminin bozulmasına yol açmaktadır. Nitekim 1980 sonrasında, özel tasarrufları artırıcı, sermaye birikimini sağlayan ve yatırım maliyetini düģürecek vergisel teģviklere ağırlık verilmesiyle, gerek vergi sisteminin büyük ölçüde bozulması ve gerekse kayıt dıģı fonların sisteme girmesi kolaylaģtırılarak, kayıt dıģı ekonomide büyüme kaydedilmiģtir. Özellikle, küreselleģmeye bağlı olarak giderek rekabetçi hale gelen piyasalarda ayakta kalabilmenin gereği olarak maliyet unsuru ön plana çıkmaktadır. Bu sebepledir ki küçük ölçekte, fason üretim yapan iģletmeler giderek önem kazanmakta; ancak, sözkonusu piyasa yapısı kayıt dıģılığa yol açmaktadır sayılı kanunla yapılan değiģiklikle, tarihinden itibaren vergi cezalarında uzlaģma uygulaması kaldırılmıģken, tarihli Sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 4444 Sayılı Kanunla yapılan değiģiklikle, her nedense aynı tarihten itibaren geçerli olmak üzere vergi cezalarında uzlaģma müessesesinin tekrar uygulanacağı hükmü getirilmiģtir. Vergi cezalarında uzlaģma müessesesinin sıklıkla kullanılması, vergisini zamanında ödeyen dürüst mükelleflerin de kayıt dıģı faaliyetlere kaymasına dolayısıyla vergi kaçakçılığının artmasına neden olmaktadır. 363 Vergi afları devam ettikçe bu sonuç da devam edecektir. Tablo 28. Türkiye'de ki Vergi Afları 1924 ve 2003 Yıllarında Yapılan Mali Aflar 17 Mayıs 1924 Ġlk vergi affı, 05 Ağustos 1928 Elviyeyi selased vergilerinin sureti cibayetine dair yasa, 15 Mart sayılı varlık vergisinin bakayasının terkinine dair yasa, 04 Temmuz sayılı vergi bakayasının tasfiyesine dair yasa, 29 Haziran Haziran 1946 Tablo devam edecek 3568 sayılı arazi vergisinin mali yıl sonuna kadar olan bakiyesinin terkinine dair yasa, Orman ĠĢletmelerinin bazı vergilerden muaf tutulması hakkındaki yasa, 362 Us, a.g.e. 363 Sarılı, a.g.m., s

209 21 Ocak Ekim sayılı af yasası, 28 Aralık sayılı toprak mahsulleri vergisi artıklarının silinmesi hakkında yasa, 281 sayılı vergi cezaları gecikme zamlarının Tecil ve Tasfiyesine dair yasa, 23 ġubat sayılı bazı suç ve cezaların affı hakkında yasa, 13 Haziran Eylül Temmuz sayılı spor kulüplerinin vergi borçlarının bir defaya mahsus olmak üzere affı hakkında yasa 325 sayılı yasa kamu iktisadi teģebbüslerinin 1960 ve daha önceki yıllarına ait bir kısım vergi borçlarının tasfiyesi hakkında yasa, 691 sayılı belediyelerin ve belediyelere bağlı müessese ve iģletmelerin bir kısım borçlarının Hazine'ce terkin ve tahkimi hakkında yasa, 03 Ağustos sayılı bazı suç ve cezaların affı hakkında yasa, 28 ġubat sayılı emlak vergisi kanunuyla getirilen af, 15 Mayıs Mart Mart sayılı yasaya ek 22 ġubat ġubat sayılı Cumhuriyet'in 50. yılı nedeniyle bazı suç ve cezaların affı hakkında yasa, 2431 sayılı tahsilatın hızlandırılması ve beyan dıģı kalmıģ servet unsurlarıyla vesikasız emtianın beyanına iliģkin yasa sayılı bazı kamu alacaklarının özel uzlaģma yolu ile tahsil hakkında yasa. Bazı vergi kanunlarında değiģiklik yapılması hakkında 3239 sayılı kanunun geçici 4. Maddesi 3 Aralık sayılı yasa, (geçici birinci madde) 28 Aralık sayılı yasa, 15 Aralık sayılı yasa (geçici birinci madde) 21 ġubat sayılı yasa 5 Eylül sayılı tahsilat genel tebliğ 22 Temmuz sayılı yasa (y.t ) 6 ġubat sayılı tahsilat genel tebliğ 7 Mart ġubat 2003 "Vergi BarıĢı" kanunu 4746 sayılı yasa ile emlak vergisi ile ilgili af düzenlemesi (emlak vergisi yasasının geçici madde:21) Kaynak: ATO, Aflar Tarihi Raporu, ; aktaran GüneĢ Çetin, Vergi Aflarının Vergi Mükelleflerinin Tutum ve DavranıĢları Üzerindeki Etkisi, Celal Bayar Üniversitesi ĠĠBF Yönetim ve Ekonomi Dergisi, Yıl 2007, Cilt 14, Sayı 2, s

210 Yolsuzluk ve RüĢvet Ülkemizde yoğun bürokrasi ve yetersiz denetim, bir taraftan kayıtlı ekonominin maliyetini artırdığı, diğer taraftan yolsuzluklara uygun bir ortam yaratıp firmaların vergi yükünü artırdığı için kayıt dıģılığı daha cazip kılmaktadır. 364 Daha çok az geliģmiģ ve geliģmekte olan ülkelerin bir hastalığı olan yolsuzluk ve rüģveti ortadan kaldırmak da kayıt dıģı ekonomiyi önlemek için yapılması gereken ilk ve önemli iģlerden birisi olacaktır. Tablo 29. Bazı Ülkelerdeki Yolsuzluk Endeksleri Ülkeler Finlandiya 0 0 0,1 Danimarka 0,2 0,2 0,5 Ġsveç 0,6 0,6 1 Hollanda 1 1,1 1,2 Ġsviçre 1,1 1,4 1,6 Ġngiltere 1,4 1,3 1,7 Avusturya 2,4 2,3 2,2 ABD 2,5 2,2 2,4 Almanya 2 2,4 2,6 Japonya 4 3,6 2,9 Ġspanya Fransa 3,4 3,3 3,3 Belçika 4,7 3,9 3,4 Portekiz 3,3 3,6 3,7 Ġtalya 5,3 5,4 4,5 Yunanistan 5,1 5,1 5,8 Brezilya 6,1 6,1 6 Meksika 6,6 6,7 6,3 TÜRKĠYE 6,4 6,2 6,4 Arjantin 7 6,5 6,5 Çin 6,6 6,9 6,5 Hindistan 7,1 7,2 7,3 Kaynak: Corruption Perceptions Index; aktaran Hakan ÇetintaĢ, Türkiye de KayıtdıĢılığın Fayda Maliyet Analizi, Çimento ĠĢveren Dergisi, Sayı 17, 2003, s.4 Not: 0 = Yolsuzluk Yok; 10 = Tam Yolsuzluk 364 ÇetintaĢ, a.g.m., s.4 192

211 Türkiye ve diğer bazı ülkelerdeki yolsuzluk endeksi ve yıllar itibariyle bu endeksteki geliģmeleri gösteren tabloya göre, Türkiye'de 1980'lerde endeks 4 iken, hızla yükselerek 6,40'a çıkmıģtır. Yolsuzluğun artması anlamına gelen bu sonuç, yukarıda belirtildiği gibi aynı zamanda kayıt dıģı ekonominin de artıģına sebep teģkil etmektedir. Yolsuzluk ve rüģvet ortadan kaldırılmadan denetim gibi tedbirlerin de anlamı olmamaktadır. Çünkü yolsuzluk ve rüģvet, kayıt dıģı ile mücadelenin her aģamasında tıkayıcı bir etken olmaktadır Vergi Denetimleri Türkiye de kayıt dıģı ekonominin ortaya çıkıģı ve boyutlarının geniģlemesine neden olan etmenlerin baģında, vergi idaresinin denetim konusunda etkin olamadığından kaynaklandığı görüģü, bugün hemen herkes tarafından kabul edilmektedir. 365 Denetim oranının düģüklüğü ülkemizin adeta bir vergi cenneti olarak görülmesine neden olmaktadır. Vergi idaremizin çağdaģ vergi idarelerinin denetim esasına göre oluģturulmamıģ olması, inceleme birimleri arasında eģ güdüm ve birim içi planlama noksanlığı, maliye teģkilatında denetim elemanlarının sayılarının yetersizliği ve yoğun iģ yükleri, vergi suçlarının takibinde uzman eleman yokluğu ve vergi denetimine yardımcı olabilecek istihbarat arģivlerinin eksikliği denetimin etkinliğini doğrudan etkilemektedir. 366 Tekrar etmek gerekir ki yalnızca vergi denetimlerini sıklaģtırmak ve etkin hale getirmek sorunun çözümü için yeterli değildir. Vergi denetimi belki de en son üzerinde durulması gereken konudur. Örneğin vergi oranlarını makul düzeye indirmeden yapılacak vergi denetimi, sadece cezalandırmak anlamına gelecektir. Bundan dolayı kayıt dıģı ekonomiyi önlemek için bütün tedbirleri topyekün ve sırası ile uygulamak gerekecektir. Vergi denetimi de bunun önemli bir parçasıdır. Mükellefler kendilerinin ne kadar az denetleneceğini bilirlerse vergi kaçırma konusunda o oranda cesaretli olacaklardır. Fakat ülkemizde vergi inceleme oranları son derecede düģük orandadır (%3 5). Bunun temelinde de vergi inceleme 365 Aydemir, a.g.e., s Koban, a.g.m., s.1 193

212 elemanlarının sayıca yetersiz olması, vergide uzmanlaģan kiģilere özel sektörden son derecede cazip tekliflerin gelmesi ve kamunun bu elemanları bünyede tutacak imkanlar sunamaması gelmektedir. 367 Merkezi ve taģra teģkilatlarına bağlı olarak çalıģan denetim elemanlarının özlük hakları ve çalıģma koģullarının iyileģtirilmesiyle nitelikli denetim elemanlarının özel sektöre geçmesi önlenmelidir. Dolayısıyla vergi idaresinin verdiği hizmet kalitesi de artarak kayıt dıģı ekonominin küçültülmesine katkıda bulunulmuģ olacaktır. Bilinmelidir ki, vergi kanunları ne kadar mükemmel olursa olsun, bu kanunları uygulayacak ve denetleyecek birimlerin yetersiz veya niteliksiz olması vergilerin etkin Ģekilde toplanmasını engeller. 368 Bu bilgiler, sayıları artan vergi mükellefleri bakımından, denetlenme riskinin giderek azaldığını göstermektedir. Denetim elemanı sayısının yetersizliği, mükelleflerin büyük bölümünün hiç denetlenememesi; diğer bir bölümünün de, zamanaģımının doluģuna yakın bir tarihte denetim programına alınması sonucunu doğurmaktadır. Oysa zamanaģımının doluģuna yakın tarihlerde yapılan denetimin, vergiyi doğuran olayın gerçek yönüyle kavranmasında, geçen zamanın yarattığı çok değiģik nedenlerle, baģarılı olamadığını, dava dosyaları göstermektedir. 369 Ancak, incelemedeki bu sonucu yaratan baģlıca neden, bakanlık denetim birimlerindeki yetki kargaģası, koordinasyonsuzluk ve altyapı yetersizliğidir. Maliye Bakanlığı nda bugün vergi incelemesi ile uğraģan dört birim mevcuttur. Bunlardan bazıları merkezi inceleme birimleri, bazıları taģra inceleme birimleridir ve birbirleriyle hiçbir hiyerarģik ve idari iliģkileri yoktur. Aralarında bir koordinasyon ve iģ bölümü mevcut değildir. Ancak tek sorun bu da değildir. HUK hariç diğer inceleme birimlerinde görev yapan inceleme elemanları, hem idari, hem de vergi incelemesi yapmaktadırlar. Diğer bir anlatımla, hem iç denetim, hem de dıģ denetim (vergi denetimi) yapmaktadırlar. ĠĢte esas sorun burada yatmaktadır. Vergi inceleme iģi ihtisas iģidir, bu nedenle vergi denetimi ile idari denetim bağdaģamaz. Bu nedenle denetim elemanları bu yönüyle ayrıģtırılmalıdır. Diğer taraftan etkin bir vergi 367 KıldiĢ, a.g.m., s Sarılı, a.g.m., s Candan, a.g.t. 194

213 denetiminin sağlanabilmesi için, Maliye Bakanlığı nda vergi denetim birimlerinin yeniden yapılandırılması Ģarttır Hantal Bürokrasi Türkiye'de idari yapılanmada geçmiģten günümüze uzanan bürokrasinin karmaģıklığı, denetim yetersizliği ve birimler arasındaki koordinasyon eksikliği gibi olumsuzluklar, hem kayıt dıģı faaliyetleri teģvik etmekte, hem de bu faaliyetlerin tespitini ve kayıt altına alınmasını zorlaģtırmaktadır. 371 Ülkemizde bürokrasi kolaylaģtırıcı / yol gösterici ve hizmete yönelik olmayıp cezacı yaklaģımdadır. GiriĢimciye potansiyel suçlu gözüyle bakılmaktadır. ĠĢletmeler zamanlarının beģte birini bürokrasiye ayırmak zorundadırlar. En ufak bir yatırım için bile yüzlerce imza gerekebilmektedir. 372 Bu, ya yatırımı engellemekte ya da daha baģlangıçta kayıt dıģı ekonomi ile tanıģma sonucunu ortaya çıkarmaktadır. ġekil 9. Bürokrasiye Harcanan Zaman 20% 18% 16% 14% 12% 10% 20% 8% 6% 4% 2% 8% 4% 0% Türkiye Orta ve Doğu Avrupa Ülkeleri Latin Amerika Ülkeleri Kaynak: Dünya Bankası, IFC 370 Aslan, a.g.m., s T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s Kaya, a.g.m., s.1 195

214 Türkiye'de bir firma zamanının %20'sini, devlet tarafından yapılması zorunlu kılınan iģlemlerin tamamlanmasında harcamaktadır. Aynı oran Orta Doğu ve Avrupa ülkelerinde %8, Latin Amerika ülkelerinde %4'dür. Dünya ekonomik forumu verilerine göre ise Türkiye, devlet bürokrasisinin engelleyici etkisi yönünden 59 dünya ülkesi içinde 10. sırada, IMD verilerine göre de 50 ülke arasında 15. sırada yer almaktadır. 373 Ülkemizde, kayıt dıģı istihdamı bir ölçüde körükleyen nedenlerden biri de ağır bir bürokratik yapının mevcudiyetidir. ĠĢyerinin ilgili kamu kurum ve kuruluģlarına kaydı, arazi ve fabrika yapımı, iģyerinin iģletilmesi sırasında yapılan iģlemlerin hem iģlem hem de harcanan gün sayısı olarak fazla olması, yerli ve yabancı yatırımcıyı ülkemizde yatırım yapmaktan caydırmaktadır. Ülkemizde iģyeri açma ve iģçi çalıģtırma ile ilgili bürokratik iģlemler fazladır. ġirketlerin vergi dairesi, belediye, SSK ve ÇSGB Bölge Müdürlüklerine tescilleri, aylık beyannamelerinin verilmesi büyük zaman ve emek gerektirmektedir. Öyle ki, iģyerinin tescili sırasında bu dairelere yapılacak bildirimler hemen hemen aynı belgelerden oluģmaktadır. TĠSK'in 2001 yılında yaptığı bir araģtırmaya göre; bir anonim Ģirketin kurulması için 24 belge, bir fabrikanın kurulması için 123 belge ve onay, vergi, çalıģma ve sosyal güvenlik idarelerine iliģkin olarak 38 belge, odalara zorunlu kayıt için ise 38 belge gerekmektedir. Böylelikle bir fabrika kurabilmek için iģverenden toplam 193 belge istenmektedir. 374 Yoğun bürokrasi, aynı zamanda yolsuzluklara uygun bir ortam yaratarak, firmaların vergi yükünü artırmaktadır. 375 Yani bürokrasi hem direkt hem de dolaylı yoldan kayıt dıģı ekonominin artmasına sebep olmaktadır. 373 TĠSK, Krizden ÇıkıĢ Ġçin Zorunlu Ġstikamet: Vergi ve Bürokrasi Reformları, TĠSK Yayınları, Ankara 2001, s T.C. ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, a.g.e., s ÇetintaĢ, a.g.m., s.4 196

215 Hamiline Belge Düzenleme Türk finans piyasaları için önemli olan gerek karapara ve gerekse kayıt dıģı olarak elde edilen ve denetim dıģında tutulan paraların, yine kayıt dıģı kalmasını sağlayacak yasal imkanların mevcut olmasıdır. 80'li yıllardan itibaren devletin iç borçlanma ihtiyacına paralel olarak ülkemizde çok büyük bir hazine bonosu, devlet tahvili ve repo piyasası oluģmuģtur. Bonolar ve tahviller hamiline yazılı olmaları sebebiyle karaparanın aklanmasında kullanılabilecek uygun araçlardır. Zaten ekonomimiz tümüyle hamiline yazılı bir ekonomidir. Devlet kendi borçlanma senetlerine ödediği faizlerin bile kimler tarafından alındığını bilmemektedir. 376 Böylece özvarlığı belki trilyonları aģan Ģirketlerin malikleri veya alacak haklarının sahipleri bu yolla gizlenebilmektedir. 377 Dolayısıyla hamiline yazılı sistemde kayıt dıģı ekonomik faaliyetler de kolaylaģmakta ve bu geliģigüzel olarak adlandırılabilecek sistem, kayıt dıģı ekonominin hacminin büyümesine sebep olmaktadır. Burada belirtilmesi gereken bir nokta da Türkiye de büyük güpürlü paraların kullanımı ile ilgilidir. Büyük güpürlü paralar bir anlamda hamiline yazılı değerli bir kağıttır. Ekonomide büyük güpürlü paranın olması kayıt dıģı ekonomiye davet anlamına gelmektedir. Çünkü ödeme nakit yapıldığında genellikle kayıt altına alınmamaktadır. Küçük güpürlü paranın taģınması zordur. Bu da (Altuğ un çeģitli bilimsel çalıģmalarında, konferanslarında ve söyleģilerinde çokça dile getirdiği gibi) kredi kartı kullanımını yaygınlaģtıracak, kredi kartı kullanmı da kayıtlı ekonomi anlamına geldiğinden dolayı kayıt dıģı ekonominin önüne geçilmiģ olacaktır. Fakat uygulamada büyük güpürlü paralardan vazgeçilmediğinden dolayı kayıt dıģı ekonominin artması için bir etken de bu olmaktadır. 376 Osman Altuğ, Türkiye de Kayıt dıģı Ekonomi Paradaki Sıfırların Artması Rant Arama ve Enflasyon Vergisi Yönünden Yeniden Yapılanma, Yeni Türkiye Dergisi, Eylül-Aralık 1998, Sayı: 23-24, s Doğrusöz, a.g.m., s

216 Sosyal ve Psikolojik Nedenler Türkiye de kayıt dıģı ekonomiye sebep olan nedenlerden bir diğer gurubu ise sosyal ve psikolojik nedenler oluģturmaktadır. Bunlardan en önemlileri de devlete olan saygınlığın yitirilmesi, kırdan kente göç ve nüfus politikalarıdır Devlete Olan Saygınlığın Yitirilmesi GeliĢmiĢ ülkelerin demokrasilerinde, devletin vatandaģı denetlemesinin yanında, vatandaģ da devleti denetleme hakkına ve yetkisine sahiptir. Türkiye deki demokrasi anlayıģına göre ise, kanunlara tabi olanlar ve kanunları uygulayanlar, kanunların oluģumuna katılamamakta ve ayrıca vatandaģlar da devleti denetleme hakkına sahip olamamaktadırlar. Kanunların oluģumuna katılamayan veya kanunların uygulanmasını denetleyemeyen vatandaģlar, tepkilerini kayıt dıģı faaliyetlere kayarak ortaya koyabilmektedirler. 378 Devlete bağlılığın azalması, bir diğer deyiģle devletin saygınlığını yitirmesi, ekonomik faaliyetlerin kayıt dıģında tutulmasının toplum tarafından hoģgörüyle karģılanmasına neden olarak kayıt dıģı ekonominin geliģmesine yol açmaktadır. 379 Bugün Türk vergi sisteminin içinde bulunduğu en temel sorun vergilerin meģruiyetinin tartıģılır hale getirilmiģ olmasıdır. TartıĢmalar vergi adaletinin olmadığı ve toplanan gelirlerin gerekli yerlerde harcanmadığı konularında odaklanmaktadır. Ayrıca, vergi mevzuatının çok dağınık ve Ģeffaflıktan uzak oluģu da eleģtirilmektedir. ġüphesiz bu eleģtirilerin haklı gerekçeleri vardır. 380 Dolayısıyla Türkiye de vergi sistemi kayıt dıģı ekonominin hacminin büyümesine neden olmakta, kayıt dıģı ekonomi ise vergi kayıp ve kaçaklarına neden olmaktadır. Sonuçta vergi yükü kayıt dıģı ekonomi kısır döngüsü engellenememektedir. Kayıt dıģına çıkmanın, mükelleflerin insan olarak bencillikleri, hasislikleriyle ilgili bir yönü olduğu gibi, devletlerin ya haksız vergi koyduğuna veya haklı da olsa topladığı vergileri uygun olmayan yerlerde harcadığına iliģkin bir kanaatin 378 Sarılı, a.g.m., s ToptaĢ, a.g.m., s T.C. BaĢbakanlık DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı, a.g.e. 198

217 oluģmasıyla da ilgisi vardır. Türkiye gibi ülkelerde, halktan toplanan vergiler ve toplumun beģeri ve iktisadi gücünden elde edilen kaynaklar belli bir zümreye transfer edilmektedir. Buna kamu harcamalarındaki ĢiĢkinlik ve gereksiz kaynak kullanımı gibi faktörler de eklenebilir. AĢırı kamu harcamaları ve gereksiz kaynak kullanımı Türkiye yi bir iç ve dıģ borç batağına saplamıģ, bir rantiyeciler sınıfı türetmiģtir. 381 Devlet bütçesinin dörtte birinin faiz harcamalarına ayrılmasından dolayı ödediği vergilerin, devlet tarafından, kendisi için harcanmayarak rantiyeye gideceğini düģünen vatandaģ vergi ödemekten kaçınmaktadır Kırdan Kente Göç ve Nüfus Politikası Genel olarak kayıt dıģı ekonominin oluģumunda uzun dönemli kalkınma anlayıģının yanlıģlıkları sonucu oluģan bölgesel dengesizliklerin ve gelir dağılımı bozukluklarının yoğun bir iç göçe yol açması, iç göçün beraberinde çarpık kentleģmeyi getirmesi belirleyici rol oynamıģtır. 382 Türkiye'deki hızlı nüfus artıģı ve 1950'lerden itibaren artan köyden kente göçün oluģturduğu emek piyasası özellikleri de kayıt dıģı ekonominin geliģmesinde etkili faktörlerden biridir. Nüfus artıģı ve göçle birlikte kentlerde biriken büyük ölçüde niteliksiz iģgücü, emek sahiplerinin daha az ücretle ve sosyal güvenceye sahip olmaksızın çalıģmaya razı olması sonucunu doğurmaktadır. Hızlı nüfus artıģının sonucu olan genç nüfus fazlalığı, bu nüfusun barınma, sağlık, eğitim, istihdam vb. ihtiyaçlarının karģılanması için ülkenin harcaması gereken kaynak miktarını da artırmaktadır. Köyden kente göç ve nüfus artıģına bağlı hızlı kentleģme sonucu ortaya çıkan gecekondu olgusu, kayıt dıģı ekonominin geliģimi açısından özel bir öneme sahiptir. Gecekondular önceleri kent yoksullarına yaģam olanağı sağlaması ve Hazine arazilerine yapıldığından bireysel çıkarlara ters düģmemesi nedeniyle yasal olmasa da toplumsal olarak meģru sayılmıģtır. Bu durum kayıt dıģılığı meģru gören değer yargılarının yerleģmesi açısından önemlidir Ali Bulaç, KayıtdıĢının Olumlu Sonuçları, Zaman Gazetesi, GümüĢ, a.g.m., s T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s.3 199

218 KuĢkusuz bu bozukluğun en temel sebeplerinden birisi de siyasal iktidarların oy kaygısıyla hareket ederek bu gidiģe engel olmamalarıdır. Ayrıca netleģmiģ bir nüfus politikasına sahip olmama da yine bu problemlerin büyümesinin temel kaynaklarındandır Siyasal Nedenler Kayıt dıģı ekonomi sorununun temelinde, özellikle son yıllarda ülkede egemen kılınmak istenen ekonomik ve sosyal politikalar yatmaktadır. Devletin sosyal devlet olma niteliğini ortadan kaldıran uygulamalarla, içine düģülen ekonomik bunalımın çaresini sosyal adaleti ve sosyal güvenliği ortadan kaldırma, hakları kısıtlama ve sınırlandırma yolunda çözüm bulma arayıģları, çözüm bulmak bir yana, yeni çıkmazların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. 384 Sorunların kaynağını oluģturan ekonomik ve sosyal politikalar devrin iktidarları tarafından yapılmaktadır. Halkın, siyasi tercihlerini, uygulanan politikalara göre değil de bir taraftar gibi tuttuğu partilerden yana kullanması, halkın, siyasal anlamda kontrol mekanizması vazifesini yerine getirmemesi anlamına gelmektedir. Durum böyle olunca da iktidarlar halkın lehine olmayan politikaları uygulamaktan çekinmemektedirler. Siyasal iktidarlar, genellikle baskı gruplarının istekleri doğrultusunda kararlar alarak oy uğruna vergilendirmekten vazgeçebilmekte ve vergi yükünü belirli kesimlere yükleyebilmektedirler. Bundan baģka siyasal partilerin vergileme konusunda da değiģik görüģleri, birbirinden zıt uygulama projeleri bulunduğundan, politik istikrarın bulunmadığı ülkemizde her seçim döneminde mükelleflerin beklentileri baģlamaktadır. Her Ģeye yeniden baģlanacak havası verilen vergi paketi projelerinin çokluğu, ciddi ve istikrarlı vergi politikası olmadığı izlenimini uyandırdığından, yükümlüler kendi kararlarıyla kiģisel çıkarlarını korumaya yönelmektedirler. 385 Optimal seçim periyoduna iliģkin düzenlemeler de politikacı davranıģı üzerinde etkili olacaktır. Türkiye de ve birçok ülkede hükümetler beģ yıllığına seçilmektedir. Bu beģ yıllık süre siyasal istikrar için önemli olmak ve 384 Bağdadioğlu, a.g.m., s Tosuner, a.g.m., s

219 parlamento-içi / anayasal bir dizi kontrole tabi olmakla birlikte iktidar partilerine istedikleri maliye politikalarını özellikle belli bir süreliğine de olsa seçim tehdidinden bağımsız bir Ģekilde uygulayabilme olanağı sunmaktadır. Bu yüzden politikacıların, diğer ekonomik değiģkenlerde olduğu gibi vergileme davranıģları da bu beģ yıllık sürenin seçimden hemen sonraki ilk yıllarında ve seçimlere yakın zamanlarında farklılaģabilmektedir. 386 Türkiye ekonomisinde karģılaģılan sorunlar yapısal nitelikli sorunlar olup, yapısal düzenlemeleri içermesi gereken istikrar programlarını gerektirir. Ancak, Türkiye ekonomik sorunların ağırlaģtığı, krizin süreklilik kazandığı, bir anlamda stagflasyona dönüģtüğü son yıllarda birçok aksaklığın yanı sıra siyasal kararlılıktan, irade gücünden ve etkisinden yoksun kalmıģtır. Türkiye nin 1995 genel seçimlerinden sonra, azınlık hükümetleri, koalisyonlarla yönetilen siyasi değiģimin çok sık yaģandığı bir süreç geçirmesi ekonomik yapıya da yansımıģ 387 ve ülkede uygulanan ekonomik politikalar, ekonomik istikrarsızlıklar ve krizler vergi kayıp ve kaçaklarına yol açan unsurları oluģturmuģtur. 388 Herkesin ve her kesimin vergi mükellefi kılınması demek; gayri memnun bir seçmen kitlesi yaratmak ve bunlardan oy beklemek Ģeklinde bir çeliģkiye düģmek demektir. Ülkemizde vergi mükellefi sayısının seçmen sayısına nazaran son derece düģük kalması, siyasal karar mekanizmalarını vergi alma / oy al ikilemi içerisinde bırakmaktadır li yıllarda baģlatılan vergi verme / oy ver, vergi yerine borç alarak devleti idare et mekanizması artık kayıt dıģı ekonomi boyutlarındaki önlenemeyen artıģlar nedeniyle iģlememektedir Berksoy, Demir, a.g.t. 387 Ertuğrul Günay, YurttaĢlık Bilinci ve Ekonomi, Yeni Türkiye, Ekonomik Kriz Özel Sayısı I, Eylül Ekim 2001, s KırbaĢ, a.g.e., s Altuğ, 1999, a.g.e., s

220 2.3. TÜRKĠYE DE VERGĠ POLĠTĠKALARININ GELĠġĠMĠ VE KAYIT DIġI EKONOMĠYĠ ÖNLEMEYE YÖNELĠK VERGĠ POLĠTĠKALARI Türkiye de vergi politikalarının geliģimi dönemler halinde incelenmeden önce, vergi kavramı, vergi türleri ve Türk vergi sistemi ele alınacaktır Vergi Kavramı Vergi, kamu giderlerini karģılamak amacıyla, mali güçlerine göre, yasal dayanakla gerçek ve tüzel kiģilere getirilen bir yükümlülüktür. Belli bir hizmetten doğrudan yararlanma karģılığı olmayan vergi, kamusal mal ve hizmet üretimleri için yapılan giderlere ortak katılım payını ifade eder. Vergilerin bütün kamu hizmetlerinin giderlerine karģılık tahsil edildiği dikkate alındığında, kamu hizmetinden genel yararlanmayı esas alan yaklaģım vergi adaleti açısından önemli bir ipucu vermektedir. Bir baģka deyiģle, kamusal mal ve hizmetlerin finansmanının, bunlardan yararlananlara paylaģtırılan bir vergi adalete uygun düģecektir. PaylaĢtırmada uyulması gereken norm, 1982 Anayasanın 73. maddesinde mali güç olarak belirtilmiģ olup, bunun anlamı; gerek yeni vergilerin ihdasında ve gerekse mevcutlarda değiģiklik yapılırken, kiģilerin mali güçleri kavranarak vergilerin bu güç üzerine oturtulmasıdır. ġüphesiz, bir vergi, mali güce uygunluğu ölçüsünde adaletli addolunacak; doğal olarak, vergi yükü dağılımını dengeli hale getirecektir. 390 Vergiler, genellikle gelir, harcama ve servet üzerinden alınırlar. Gelir üzerinden alınan vergiler arasında Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi önemli bir yere sahipken, harcamalar üzerinden alınan vergiler arasında Katma Değer Vergisi (KDV), Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi'ni saymak mümkündür. Servet vergilerine ise, Motorlu TaĢıtlar Vergisi (MTV) ve Veraset ve Ġntikal Vergisi örnek verilebilir. Bu vergi türleri, Türk Vergi Sisteminin Yapısı baģlığı altında kategorize edilecektir. Yansıma derecesi ve bireyin geliriyle iliģki kurulabilmesi gibi kriterler yardımıyla vergileri dolaylı vergiler ve dolaysız vergiler Ģeklinde ikili bir ayrıma tabi tutmak 390 Doğan ġenyüz, Vergi Adaleti Açısından Motorlu TaĢıtlar Vergisi Tarifesinin Değerlendirilmesi, Bursa Bilanço Dergisi, Sayı: 17, Aralık, 2000, s.9 202

221 mümkündür. Gelir ve servet üzerinden alınan vergiler dolaysız vergi olarak adlandırılırken, KDV ve ÖTV'nin de içinde bulunduğu harcamalar üzerinden alınan vergiler ise dolaylı vergi olarak adlandırılırlar. Devletin ekonomideki rolünün artmaya baģladığı, harcamalarını finanse etmek amacıyla vergilere daha sık baģvurduğu dönemlerde, ideal vergi sistemlerinin taģıması gereken özellikler de yoğun bir Ģekilde tartıģılmaya baģlamıģtır. Klasik iktisatçıların pek çoğunun da bu konuda ya müstakil eserleri ya da eserlerinde yer verdikleri bağımsız bölümler bulunmaktadır. Nitekim David Ricardo'nun Vergilemenin Ġlkeleri adlı eseri veya Adam Smith'in Milletlerin Zenginliği kitabı içerisinde Vergileme Ġlkeleri adlı bölümün varlığı bahsedilen eğilimi iģaret etmektedir. 391 Vergileme ilkelerinin iktisatçılar nazarında önemi, klasik iktisatçılardan bu yana pek değiģmemiģtir. Bugün de ideal vergi sistemlerinin taģıması gereken özellikler üzerinde ağırlıkla durulmakta, bilimsel eserler içerisinde bu konulara yer verilmektedir. Vergileme ilkelerinin literatüre girmeye baģladığı ilk dönemlerden itibaren eģitlik, adalet ve etkinlik, üzerinde hemfikir olunan vergileme ilkeleridir. Ancak, eģitlik ve adalet arasındaki farklılık, adalet ile etkinlik arasındaki çatıģma tartıģılan noktaları oluģturmaktadır. 392 Devlet, kamu hizmetlerinin finansmanı için ihtiyaç duyduğu gelirleri çeģitli Ģekillerde sağlayabilir. Tarihi geliģim sürecinde, önceleri mal ve hizmet Ģeklinde ayni olarak ödenen mali yükümlülükler sık sık görülmesine rağmen, günümüzde kamu gelirleri parasal olarak tahsil edilmektedir. Kamu gelirlerinin baģlıca kaynakları, devletin vergileme yetkisine dayanarak zorla tahsil ettiği vergiler, harçlar, Ģerefiyeler, resimler vb. ile özel iktisadi faaliyetler, borçlanma, emisyon vb. yollardan sağlanan gelirlerdir. ÇağdaĢ devletin mali sistemini oluģturan bu çeģitli kaynakların en önemlisi vergilerdir. Bu nedenle vergi devamlı ilgi konusu olmuģ ve 391 Sarıoğlu, a.g.m., s Hülya Kirmanoğlu, Kamusal SeçiĢ Teorisinin Vergilemeye BakıĢı: Geleneksel Maliye Teorisi ile Bir KarĢılaĢtırma, Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt I, Sayı 3, s

222 tarihsel geliģim içinde vergilemenin niteliğinde, amaç ve fonksiyonlarında yeni koģullara yön verme zorunluluğundan kaynaklanan değiģimler meydana gelmiģtir. 393 Ayrıca vergi gelirlerinin toplam kamu gelirleri içerisindeki payının büyük olması ülkeler arasında geliģmiģlik göstergesidir. GeliĢmiĢ ülkelerde bu oran %90'ların üzerinde iken geliģmekte olan ülkelerde %70'lerin altında gerçekleģmiģtir. GeliĢmekte olan ülkelerdeki bu oranın düģüklüğü kayıt dıģılığın önemli bir problem olduğunu göstermektedir. Vergi gelirlerindeki yetersizlikler kamu harcamalarının finansmanında borçlanma ve para basma yollarına gitmeyi zorlamakta ve enflasyonist açığı sürekli geniģletmektedir. Özellikle borçlanma yoluyla özel sektörün üretken yatırımlarına gidebilecek fonların kamu kesimine aktarılması ve bu fonların özel sektörden daha verimsiz kullanılması, geliģmekte olan ülkelerin büyüme hızını sürekli düģürmekte ve ekonomik istikrarsızlıklara yol açmaktadır. 394 Vergi erozyonu, vergi harcamaları, yasal boģluklar vb. nedenlerle vergi hasılatındaki azalmayı ifade etmektedir. 395 Vergi harcaması ise, vergi muafiyetleri, istisnaları, indirimleri, ayrıcalıklı vergi oranları ya da vergi ertelemeleri dolayısıyla ortaya çıkan vergi kaybını ifade etmektedir. 396 Farklı bir deyiģle vergi kanunlarının ayrıcalıklı koģullarının neden olduğu vergi kayıplarını belirtmektedir. 397 Vergi, bireyler tarafından genelde hoģ karģılanmayan bir külfet tir. Bu nedenle bireylerin -en azından bir kısmının- her zaman vergiye karģı doğal bir tepki içerisinde olacaklarını söylemek mümkündür. Vergiler, nihayetinde bireyin kullanılabilir gelir ya da servetinin azalması sonucunu doğurur. Bu nedenle, bireylerin vergi ödemekten kaçınmak istemelerini insanın doğasına uygun bir reaksiyon olarak değerlendirmek gerekir. Bu Ģekildeki bir doğal tepki hareketi, bilinçli bir vergi ödememe ya da vergiden kaçınma eylemine dönüģebilir. Hatta 393 Mehmet Özkara, Devlet AnlayıĢında Ortaya Çıkan DeğiĢikliklerin Sonucu Olarak Vergilemeye Yüklenen Fonksiyonlar, T.C. ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, a.g.e., s Abdurrahman Akdoğan, Kamu Maliyesi, 7. B., Gazi Kitabevi, Ankara 1999, s M. Karen Benker, Tax Expenditure Reporting: ClosingThe Loophole in State Budget Oversight, National Tax Journal, Volume XXXIX, 1986, s. 403; F. Bruce Davie, Tax Expenditure in The Federal Excise Tax System, National Tax Journal, Volume XLVII, 1994, s Davie, a.g.e., s

223 daha da ileri bir aģamada bireylerin sivil itaatsizlik içerisinde olmaları ve vergiye karģı aktif direniģ göstermeleri de gündeme gelebilir Türk Vergi Sistemi Türk Vergi Sistemi, Türk Vergi Sisteminin Yapısı ve Türk Vergi Sisteminin Durumu Ģeklinde iki baģlık altında ele alınacaktır Türk Vergi Sisteminin Yapısı Yürürlükteki mevzuata göre Türkiye de alınmakta olan vergileri dört gruba ayırmak mümkündür. Ġlk iki grupta yer alanlar dolaysız vergileri, son iki grupta yer alanlar ise dolaylı vergileri oluģturmaktadır Ġlk grupta yer alan gelir vergisi kiģisel gelirler ile Ģirket gelirleri üzerinden alınmaktadır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu bu gruptaki temel kanunlardır. - Ġkinci grupta yer alan servet vergisi miras veya karģılıksız iktisaplar ile motorlu araç ve emlak üzerinden alınmaktadır sayılı Veraset ve Ġntikal Vergisi Kanunu, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu, 197 sayılı Motorlu TaĢıtlar Vergisi Kanunu bu gruptaki temel kanunları oluģturmaktadır. - Üçüncü grupta yer alan mal ve hizmetlerden alınan vergiler Katma Değer Vergisi, Özel Tüketim Vergisi, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi ve Damga Vergisi gibi vergiler ile harçlardan oluģmaktadır sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) Kanunu, 492 sayılı Harçlar Kanunu, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu, eğitime katkı payı adı altında vergi getiren 4306 sayılı Kanun, 210 sayılı Değerli Kağıtlar Kanunu, özel iletiģim vergisi ihdas eden 4481 sayılı Kanun bu grupta yer alan baģlıca kanunları oluģturmaktadır. 398 Aktan, a.g.e., s T.C. BaĢbakanlık DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı, a.g.e. 205

224 Yapılan son düzenlemeler ile bu grupta yer alan taģıt alım vergisi, akaryakıt tüketim vergisi gibi birçok dolaylı vergi ÖTV Kanunu içinde toplanmıģtır. - Dördüncü grupta ise 474 sayılı Kanun gereği dıģ ticaret üzerinden alınan Gümrük Vergisi yer almaktadır. Ayrıca, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu da ithalde alınan KDV açısından bu grubu ilgilendirmektedir. Devlet maliye politikasının bir amacı olan ekonomik büyüme ve kalkınmayı gerçekleģtirirken çeģitli araçlardan faydalanır. Bu araçlar; vergi politikası, harcama politikası (bütçe politikası) ve borçlanma politikasıdır. Maliye politikası yukarıda belirtilen araçlardan faydalanmak suretiyle belirli amaçlara ulaģmaya çalıģır. Günümüzde özellikle geliģmekte olan ülkelerde maliye politikası araçlarından biri olan vergileme politikası oldukça etkin bir mali araçtır. 400 Türk vergi idaresi merkezde Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü, taģrada ise Vali emrinde Defterdar ve ona bağlı vergi daireleri sistemi Ģeklinde örgütlenmiģ ve verginin ödenmesi (tahsilat fonksiyonları) temel birim olarak vergi dairesince organize edilmektedir Türk Vergi Sisteminin Durumu Vergi idaresi örgüt yapısı itibariyle tahsilat fonksiyonuna ağırlık vermiģ, denetim açısından ise gerekli nitel ve nicel kapasiteye ulaģamamıģtır. Bugün vergi dairesince alınan pek çok beyanname eksik bildirilen geliri içermektedir. Dolayısıyla yıllık denetim planları tamamen tecrübeye dayalı olarak yapılmaktadır. Denetim elemanlarına, inceleyecekleri sektör veya mükellef gruplarına iliģkin olarak denetimi kolaylaģtırıcı hiç bir istihbarat bilgisi sunulmamaktadır. Vergi yönetiminin çağdaģ vergi yönetimlerinin denetim esasına göre kurulmaması, inceleme birimleri arasında eģgüdüm ve birim içi planlama noksanlığı, vergi suçu niteliğindeki suçların takibinde uzman elamanların yokluğu ve vergi denetimine yardımcı olabilecek istihbarat arģivlerinin yetersizliği denetim etkinliğini doğrudan etkilemektedir. Vergi idare birimlerinin her birinin direk vergi 400 A. Eker, A. Altay ve M. Sakal, Maliye Politikası, Takav Matbaacılık, Ġzmir 1996, s

225 idaresine bağlı olmaması ve aralarında hiyerarģik düzen içinde yetki ve sorumluluk sınırlarının kesin ölçülerle belirlenmemesi sistemi karıģtırmaktadır. 401 Türk Vergi Sistemi günümüzde devlette var olan bozuk yapılanmadan direkt olarak etkilenmektedir. Bu nedenle Türk Vergi Sistemi'nin sorunları ve aksayan yönleri gündemde olan ve çok tartıģılan bir konudur. Ayrıca, vergi sisteminde yapılan düzenlemelerin ülkenin planlanan iktisadi ve sosyal yapısı ile uyumlu olması, hedeflenen iktisadi ve sosyal yapıya paralel olarak değiģtirilmesi ve uygulamada ortaya çıkan sorunlara ve ihtiyaçlara göre geliģtirilmesi gereklidir. 402 Ancak uygulamanın bu Ģekilde olmaması, Türkiye nin kalkınmasını olumsuz etkileyen bir olgu olarak önplana çıkmaktadır Türkiye de Döneminde Uygulanan Vergi Politikaları Türkiye de 1980 yılından itibaren serbest piyasa ekonomisine ve ihracata yönelik kalkınma stratejisine dayalı değiģim sürecinin yaģandığı bir dönem baģlamıģtır ve 1991 yılları arası ise; Anavatan Partisi nin tek baģına ve daha sonra yine koalisyon hükümetlerinin iktidar olduğu bir dönem olmuģtur yılından 2004 yılına kadar 1987, 1991, 1995, 1999 ve 2002 yıllarında beģ genel seçim gerçekleģmiģtir. Vergi politikası aynı zamanda siyasi bir niteliğe de sahip olduğundan her dönemde farklı uygulamalara sahne olmuģtur. Her dönemde farklı vergi politikaları uygulanmasına rağmen, siyasi değiģimin fazla olması, vergi politikalarının kendisinden beklenilen sonucu vermemesine yol açmıģtır. Vergi gelirleri vergi önlemlerinin alındığı yılda artmıģ, ancak daha sonraki yıllarda yapısal düzenlemelere gidilmediği için yeniden düģmüģtür. Bu durum vergi gelirlerinin kamu harcamalarını karģılama oranının düģmesine yol açmıģ ve kamu açıkları ülkede yüksek boyutlara ulaģmıģtır. Diğer yandan, siyasi değiģimler çerçevesinde uygulanan farklı vergi politikaları vergi kayıp ve kaçaklarının da artmasına yol açmıģtır. Vergi politikalarındaki istikrarsızlıklar ve bu duruma vergi 401 Gökbunar,a.g.m., s Selami ġengül, Bir Hurafe Kayıt DıĢı Ekonomi, (Vergi Sistemi ve Vergi Ġdaresinin Ġç Yüzü), Ġmaj Yayınevi, Ankara 1997, s

226 mükelleflerinin gösterdiği tepkiler, ek vergi düzenlemeleri Ģeklinde geçici vergi artıģına yönelik politikaların uygulanması, verginin tabanının geniģletilememesi ve toplumun gelir düzeyinin düģüklüğü ülkede vergi kayıp ve kaçaklarını arttırmıģtır. Sayılan bu nedenlerin hepsinin altında yatan ana neden ise, siyasi değiģimlerin sık yaģanması olmuģtur. 403 Türkiye de kayıt dıģı ekonomi sorununa ülkenin içinde bulunduğu iktisadi ve mali yapı çerçevesine yaklaģılacak olursa; 1990 lı yıllarda yaģanan ekonomik ve mali krizin ekonomide istikrarsızlığa neden olduğu görülmektedir. Bütçe açıklarının artıģ eğilimi içinde olması, kamu kesimi finansman dengesini bozmuģtur. Bu durum kamu kesimi borçlanma gereğinin yıldan yıla artmasına neden olmuģtur. 404 Ayrıca, bu yapıyla varılan bir baģka nokta, bütçe giderlerinin ancak yüzde 53 ünün vergi gelirleriyle karģılanabildiği gerçeğidir. Bu gerçek de iç ve dıģ borç batağına sürüklenmemize, hizmetlerin yeterince yapılmamasına ve kamu çalıģanlarına tatminkar maaģ verilmemesine yol açmaktadır. 405 Vergi sistemindeki aksaklıklar nedeniyle uygun bir yatırım ortamı oluģamamıģtır. Yatırım teģvikleri, sistemin aksayan yönlerini bir ölçüde tamir etmeye çalıģtıysa da tam olarak baģarılı olamamıģtır. Bu baģarısızlık kısmen teģvik araçlarının eksik ve etkisiz oluģundan, kısmen de genel vergi yapısının bozukluğundan kaynaklanmıģtır dönemi Türkiye de uygulanan vergi politikaları, genellikle siyasi iktidarların programlarına göre belirlendiğinden, siyasi iktidar değiģimlerine bağlı olarak , , , ve dönemleri Ģeklinde incelenecektir. 403 Demircan, a.g.t. 404 Emine Koban, Türkiye de Kayıt DıĢı Ekonomi Sorunu ve Önlenmesinde Vergi Denetiminin Rolü, Uludağ Üniversitesi Ġ.Ġ.B.F. Dergisi, Cilt.16 Sayı.3, Ekim Abdullah Aslan, Türk Vergi Sistemi Ciddi Bir ġekilde Masaya Yatırılmalı, Activeline Bankacılık, Finans, Ġnsan Kaynakları ve Teknoloji Gazetesi, Sayı.6, T.C. BaĢbakanlık DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı, a.g.e. 208

227 Dönemi 1980 li yılların yeni ekonomik kalkınma çabası içerisinde olduğu bu dönemde Türkiye ekonomisine damgasını vuran uygulama politikası 24 Ocak (1980) Kararları olmuģtur. Bu kararlar ile Türkiye ekonomisinin liberal bir yapıya dönüģtürülerek dünya ekonomisi ile bütünleģtirilmesi amaçlanmıģ ve dünya ekonomisi içinde kendine verilecek iģlevi yapması için gerekli ilkeler belirlenmiģtir Ocak Kararları ile enflasyonun önlenmesi, tasarrufların ve yatırımların arttırılması yönünde bir maliye politikası izlenmiģtir. Bir taraftan vergi gelirlerinin arttırılması ve kamu harcamalarının kısılması suretiyle iç tüketim azaltılmak istenmiģ, diğer taraftan da teģvik edici vergi politikası ile özel tasarruf ve yatırımların arttırılması hedeflenmiģtir. 408 Bu çerçevede öncelikli olarak ilk vergi diliminin oranı %10 dan %40 a çıkarılmıģ ve diğer vergi oranları arttırılmıģtır. Vergi sistemi içerisinde yer alan vergi istisna ve muafiyetlerinin kapsamı daraltılmıģ, gelir vergisinde peģin vergi sistemi getirilmiģ ve Kurumlar Vergisi nde finansman fonu gibi teģvik önlemlerine yer verilmiģtir. Vergi sisteminde kısa vadede vergi gelirlerini arttırmaya yönelik düzenlemeler yapılırken, uzun dönemde vergi oranlarının düģürülmesine yönelik politika hedefleri belirlenmiģtir. Bu dönemde vergi politikası alanında yapılan düzenlemeler ile ücretlilerin vergi yükünü azaltmak, defter ve belge düzeninin yerleģtirilmesini sağlamak, vergi uyuģmazlıklarının çözümlenmesini sağlamak, vergi sayısının azaltılmasını sağlamak, vergilerin daha anlaģılabilir olmasını sağlamak, vergi tahsilatının arttırılmasını ve vergi adaletinin gerçekleģtirilmesini sağlamak hedeflenmiģtir. 409 Ancak ihracatı teģvik ederek döviz girdisini sağlamayı esas alan 24 Ocak kararları çerçevesinde oluģturulan birtakım ihracata yönelik vergisel özendirmeler, her ne kadar 1980 sonrasında ihracatın geliģmesine katkıda bulunmuģsa da, bir yandan bu tür müģevviklerin sayı ve türünde çok cömertçe davranılması, öbür yandan oluģturulan mevzuatın dağınık ve anlaģılır olmaktan uzaklığı ve denetim 407 Demircan, a.g.t. 408 Mustafa Sakal, Türkiye de Mali Disiplin Sorunu: Kamu Açıkları ve Borçlanmanın Sürdürülebilirliği, Gazi Kitabevi, Ankara 2003, s A.g.e., s

228 mekanizmasının bilerek ya da bilmeyerek yeterince iģletilmemesi, bu uygulamayı çok zaman geçmeden bir rant kollama endüstrisine dönüģtürmüģ ve böylece üretmeden zenginleģen bir sınıf yaratmıģtır. KuĢkusuz bu uygulama, bilhassa vergi iadesi alınmasına yönelik yapılan hayali ihracat, hem teģvik sisteminin iģleyiģinde ve hem de bürokraside giderilmesi oldukça güç bir tahribat yapmıģtır. 410 ġekil Dönemi Dolaylı ve Dolaysız Vergi Gelirleri Kaynak: Maliye Bakanlığı Bu dönemin en önemli özelliklerinden biri de Katma Değer Vergisinin (KDV) 1985 yılında uygulamaya konulmasıdır. ġekil 10 da görüldüğü gibi 1981 yılından itibaren dolaysız vergiler 1985 yılının ikinci yarısına kadar düģerken, dolaylı vergilerin hemen hemen sabit kalması nedeniyle toplam vergilerin GSYĠH ya olan oranı 1985 yılına kadar düģmüģtür. Katma değer vergisinin 1985 yılında uygulamaya baģlaması ile birlikte vergi gelirlerinin GSYĠH içindeki payı yükselmeye baģlamıģtır. 411 Kurumlar vergisi oranı 1981 yılında %50 ye çıkarılmıģ aynı zamanda vergi alacağı sistemi benimsenmiģtir yılından itibaren vergi oranı %40 a ve vergi 410 Palamut, Yüce, a.g.t. 411 Erhan Yıldırım, Refia Yıldırım, 1980 Sonrası Uygulanan Maliye Politikaları ve Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkiler, XVI. Türkiye Maliye Sempozyumu: Türkiye de 1980 Sonrası Mali Politikalar, Antalya, Mayıs 2001, s.7 210

229 alacağı oranı da 1/3 e düģürülmüģtür. 412 Vergi alacağı sisteminin uygulamada bazı zorluklar göstermesi nedeni ile 1985 yılı sonunda bu sistemden vazgeçilmiģtir yılından itibaren yürürlüğe giren yeni uygulamaya göre kurumlar vergisi oranı %46 ya yükseltilmiģ ve gelir vergisi ile bağlantısı tamamen koparılmıģtır. Diğer yandan, 1983 yılından itibaren yürürlüğe giren yeniden değerleme ve azalan bakiyeli amortisman rejimi kurumlar lehine yeni kazanımlar sağlamıģtır. 413 Kurumlar vergisi oranlarındaki bu değiģikliklerin yanı sıra, kurumlar vergisine tabi mükelleflere tanınan indirim ve muafiyetler de önemli ölçüde arttırılmıģtır. Buna göre kurumlar vergisine tabi mükelleflerin yararlandığı indirim toplamının indirim öncesi kurum kazancına oranı 1985 te %23,3 ten ortalaması olarak %44 e çıkmıģtır. 414 ġekil Özal Hükümetleri Dönemi Vergi Politikası Enflasyonun Önlenmesi ÖZAL DÖNEMĠ de borç faiz ödemelerinin transfer harcamaları içindeki payı artmıģtır. Tasarruf + Yatırım ArtıĢı TeĢvik Edici Vergi Sistemi Kısa vadede vergi gelirlerinin arttırılması, uzun vadede azaltılması hedeflenmiģtir. Kısa vadede vergi gelirlerinin arttırılması amacıyla ilk vergi dilimi %10 dan %40 a yükseltilmiģtir yılında KDV uygulaması Toplam vergilerin GSMH içindeki payını arttırmıģtır. Vergilerde indirim oranı 1985 de %23,3 ten de %44 e çıkmıģtır vergi gelirleri indirimlerine rağmen, harcamalarda kısıntı olmaması kamu finansman dengesini bozmuģtur. Kaynak: Demircan, a.g.m., s TOBB,a.g.e., s Yıldırım, Yıldırım, a.g.t., s Oğuz Oyan, Ali Rıza Aydın, Türkiye'de Maliye ve Fon Politikaları: Alternatif YöneliĢler, Adım Yayıncılık, Ankara 1991, s

230 ġekilde görüldüğü üzere döneminde vergi gelirlerinin yeni düzenlemelerle arttırılmaya çalıģılmasına rağmen, kamu harcamalarında aynı ölçüde kısıtlamaya gidilmemesi finansman açısından olumsuz bir sonuç yaratmıģ ve bu durum da ülkede borç sorununun ortaya çıkmasına neden olmuģtur. Özellikle iç borçlanma büyük boyutlara ulaģmıģ ve 1985, 1986 ve 1987 yıllarında konsolide bütçe harcamaları içinde transfer harcamalarının payı faiz ödemeleri nedeniyle artmıģtır. Bu dönemde yapılan vergi indirimleri yatırımlara kanalize edilemediğinden beklenen sonucu vermemiģ ve kamu açıklarında artıģlar meydana gelmiģtir. 415 ġekil Özal Hükümetleri Dönemi Vergi ArtıĢ Oranları Kaynak: Maliye Bakanlığı ġekle göre Özal Hükümetleri döneminde vergi gelirleri yıllar itibariyle artıģ göstermiģtir. Ancak bu artıģ, vergi indirimleri nedeniyle döneminde olduğu kadar çok yüksek olmamıģtır. Bununla birlikte artan kamu harcamaları, bütçe dıģı fon uygulamaları ve yapılan vergi indirimleri kamu finansman dengesini bozarak, borçlanma politikasının ön plana çıkmasına yol açmıģtır yılından sonra uygulanan daraltıcı maliye politikaları sonucunda vergi gelirlerindeki artıģ oranı 1988 yılında %57,24, 1989 yılında ise %79,53 olmuģtur yılında dolaylı 415 Demircan, a.g.t. 212

231 vergilerde ortaya çıkan artıģta bu yılda yürürlüğe giren KDV nin önemli bir payı olmuģtur yılında dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payı %26,11 iken, bu oran 1991 yılında %72,70 e yükselmiģtir Dönemi 1991 yılı sonunda erken seçime gitme kararının alınması ile birlikte uygulanan geniģletici maliye politikası 1991 in ikinci yarısından itibaren 6 ay süren kısa süreli bir canlanma yaratmıģtır yılının Ekim ayında yapılan seçimler sonucu oluģan koalisyonun uygulayacağını ilan ettiği Dengeleme, Onarım ve Canlandırma Programı adı altındaki üç aģamalı programın üçüncü aģamasını vergi reformu oluģturmuģtur. Programın birinci aģamasında enflasyonun düģürülmesi ve ekonomide dengelerin kurulmasına yönelik politikalar; ikinci aģamasında üretimin önünü açmak için, kamuya 17 trilyon tutarında birikmiģ borçların taksitlendirilmesi ve yeni teģviklerin verilmesi; üçüncü aģamada ise atılım programı olarak KĠT reformu, Finansal kesim reformu ve vergi reformunun yapılacağı ileri sürülmüģtü. Ġktidara geldiklerinde vergi reformu yapacağını söyleyen iktidarın bu alanda herhangi bir geliģme sağlayamaması, buna karģılık transfer ve cari harcamalarındaki artıģların sürmesi, kamu kesimi borçlanma gereğini arttırmıģ ve kamu açıkları kısa dönemli yabancı sermaye giriģleri ile finanse edilmiģtir. 417 Ülkenin 1992 yılına sıfıra yakın büyüme hızı ile girmesi, süratle artan kamu açıkları ve kronik hale gelmiģ enflasyon kamu kesimi nakit açığının GSMH nın %12 si civarında olmasına yol açmıģ ve kamu kesimi genel dengesindeki bozulmalar 1994 yılına girildiğinde kriz ortamına doğru gidiģatı hızlandırmıģtır yılı yerel seçimlerinin hemen ertesinde, krizin derinleģmesini önlemek, kısa sürede piyasalara yeniden istikrar kazandırmak ve kamu açıklarını azaltmak amacıyla, Hükümet 5 Nisan Kararlarını almıģtır. Program bir yandan kamu gelirlerini arttırıcı, öte yandan da kamu harcamalarında disiplin ve tasarruf sağlayıcı önlemleri içermiģ ve böylece kamu kesimi açığının milli gelire oranının 1994 yılı sonunda 416 A.g.t. 417 Yıldırım, Yıldırım, a.g.t., s Demircan, a.g.t. 213

232 %7,5 e düģürülmesi hedeflenmiģ ancak istenilen baģarı gerçekleģtirilememiģtir. Bu dönemde kamu kesimi açıklarının azaltılması için, öncelikle, bütçe açığındaki artıģın kontrol altına alınması hedeflenmiģ ve bunun için vergi politikası uygulamalarına ağırlık verilmiģtir. Bu kapsamda Ekonomik Denge Vergisi, Net Aktif Vergisi, Ek Gayri Menkul Vergisi ve Ek Motorlu TaĢıtlar Vergisi adları altında ve bir defaya mahsus olmak üzere ek vergi tahsilatına gidilmiģtir. 419 Tablo Nisan Kararları Ġle Getirilen Ek Vergiler Vergi Adı Matrah Oran Ekonomik Denge Vergisi Net Aktif Vergisi* Gayri Menkul Vergisi** Ek Motorlu TaĢıt Vergisi - Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri, 94 beyannameleri üzerinden, - Götürü usulde vergilendirilen mükellefler, 94 matrahları üzerinden, A aktif toplam-amortisman karģılıklar B gayri safi satıģ hasılatı 150 metre kare yi geçmeyen bir konut dıģındaki bina ve arsa - Ticari araçlar dıģında kullanılan değeri 500 milyon TL den fazla, - Ticari araçlar dıģında kullanılan değeri 1 milyar TL den fazla, %10 %10 %1,5 %2 Ek Vergi Kaynak: TÜSĠAD, 1995 * A ve B den hangisi büyükse ** Mevcut oranlar itibariyle Ek Gayrimenkul Vergisi ne göre, sahip olunan konutlardan mükellefçe seçilen ve brüt kulanım alanı 150 m 2 yi geçmeyen bir konut dıģındaki bina ve arsalar emlak beyanlarındaki matrah ve nispet üzerinden vergiye tabi tutulmuģtur. Ek Motorlu TaĢıtlar Vergisi ne göre, yolcu ve yük taģımacılığı dıģında kullanılan motorlu taģıtların değeri 500 milyon TL den fazla olanlar, değerinin %4 ü, 1 Milyar TL den fazla olanlar ise, değerlerinin %8 i oranında ek vergiye tabi tutulmuģtur. %4 %8 419 TÜSĠAD, 1995 Yılına Girerken Türk Ekonomisi, TÜSĠAD Yayınları Yayın No:TÜSĠAD-T/95, 1-169, Ġstanbul 1995, s

233 Tablo Koalisyon Hükümeti Dönemi Konsolide Bütçe Vergi Gelirleri (Milyar TL) Yıllar Toplam Vergi Gelirleri Dolaysız Vergiler Dolaylı Vergiler Kaynak: Maliye Bakanlığı ve DĠE Tablo 31 de görüldüğü gibi toplam vergi gelirleri 1993 yılına göre uygulanan vergi politikası ile 1994 yılında %122,41 oranında artıģ göstermiģ, 1995 yılında söz konusu artıģ oranı %84,49 a inmiģtir yılında dolaysız vergilerin toplam vergi gelirlerine oranı %48,5, dolaylı vergilerin payı %51,5 iken; 1994 yılında dolaysız vergilerin toplam vergi gelirlerine oranı %48,3, dolaylı vergilerin payı %51,7 olmuģtur. Bu durumda vergi tabanının geniģletilememesi ve dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının artması kayıtdıģı faaliyeti teģvik ederek, kayıtlı vergi mükellefinin vergi yükünü arttırmıģtır Dönemi yılları arasında Türkiye siyasal yönden çok istikrarsız bir dönem yaģamıģtır. Bu yıllar arasında dört hükümetin görev alması; dıģ rekabete uyum sağlama ve ekonomik ve siyasi belirsizlik ortamını hazırlayan politik ve iktisadi politika uygulamalarıyla ülke ekonomisi olumsuz yönde etkilenmiģtir. 420 Yüksek enflasyon, negatif büyüme, TL nin döviz karģısındaki değer kaybı ve 1997 yılında yaģanan Güney Kore Krizi bu döneme damgasını vuran olumsuz geliģmeler olmuģtur. 53. Ġkinci Yılmaz Hükümeti programında vergi politikası ile ilgili; Verginin tabana yayılması, vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, kayıt dıģı ekonomi ile mücadele, üretim ve istihdamın geliģtirilmesi amacıyla üretim faktörleri üzerindeki 420 Metin Toprak, Ömer Demir, Murat Doğanlar, Ekrem Dönek, Mustafa Acar, Ömer Açıkgöz, KüreselleĢen Dünyada Türkiye Ekonomisi (Serbest Piyasa Devriminin Serüveni), Siyasal Kitabevi, Ankara 1991, s

234 yükün hafifletilerek, tüketim üzerinden alınan vergilere ağırlık verilmesi, yatırım ve ihracat dıģında kalan vergilerde istisna ve muafiyetlerin kapsamının daraltılması, ÖTV kanun tasarısının yasallaģtırılması, kentsel gayrimenkul rantlarının vergiye tabi tutulması ve tek vergi numarası konuları üzerinde durmuģtur. 421 Bu dönemde 1994 ve 1995 yıllarında uygulanan daraltıcı maliye politikalarının 1996 yılının baģında da sürdürülememesi, yukarıdaki vergi politikası hedeflerinde belirlenen vergi artıģının kamu giderlerini karģılamasına yeterli olmamıģ ve kamu açıkları artmıģtır. Mesut Yılmaz ın istifası ile 54. Hükümeti kurma görevi CumhurbaĢkanı tarafından Necmettin Erbakan a verilmiģ ve bu dönemde hükümet Refah Partisi ve DYP koalisyonu ile kurulmuģtur ile tarihleri arasında görev yapan 54. Hükümet vergi politikası ile ilgili olarak; Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, vergi sisteminde etkinliğin sağlanarak vergi kayıp ve kaçaklarının azaltılması ve vergi idaresinde etkinlik konuları üzerinde durmuģtur tarihinde Erbakan koalisyon protokolü çerçevesinde görevi DYP ye devretmek üzere istifasını CumhurbaĢkanı na vermiģ, ancak CumhurbaĢkanı hükümeti kurmakla ANAP Genel BaĢkanı Mesut Yılmaz ı görevlendirmiģtir , 1995 ve 1996 yıllarında uygulanan daraltıcı maliye politikalarından istenen sonucunu alınamaması sonucunda 1996 yılının ikinci yarısında Refah-Yol Hükümeti tarafından geniģletici maliye politikalarının uygulanması ile ülkede geçici bir bahar havasının oluģması, hükümetin siyasi bir müdahale ile düģürülmesi sonucu yerini durgunluğa bırakmıģtır. 55. Hükümet ile tarihleri arasında görev almıģ ve III. Yılmaz Hükümeti koalisyon hükümeti Ģeklinde kurulmuģtur. Bu dönemde; hükümet programında belirlenen vergi politikası aģağıda belirtildiği gibi ifade edilmiģtir. Vergi ve çalıģma yaģamını düzenleyen yasalarda yer alan ve kayıt dıģılığı teģvik eden hükümler kaldırılarak, kayıt dıģı ekonomi kayıt altına alınacak, vergi ve kayıp ve kaçakları bu yolla ve ayrıca etkin bir denetimle asgari bir düzeye indirilecektir. Vergi oranları belirli konularda düģürülerek, vergi tabana yaygınlaģtırılacak, enflasyona karģı koruyucu bir vergi reformu yapılacaktır Demircan, a.g.t. 423 A.g.t. 216

235 Yukarıdaki gerekçelerle hazırlanan ve tarihinde TBMM de kabul edilen 4369 Sayılı Kanun bu döneme damgasını vuran bir vergi politikası uygulaması olmuģtur. Bu kanuna göre; gelirin tanımı geniģletilerek, her türlü gelir vergilendirilebilir hale getirilmiģtir. Bu uygulama vergi tabanının geniģletilerek tüm gelirin kavranmasını sağlamıģtır. Bu temel amaçla birlikte; kanunun diğer öncelikli amaçları, kayıt dıģı ekonominin kayda alınması, sistemin basit ve açık hale getirilmesi ve halen vergilerini düzenli olarak ödeyen mükelleflerin vergi yükünü arttırmadan toplam vergi yükünü artırmak olarak belirlenmiģtir sayılı kanun ile vergi oranları %25-55 ten %20-45 e indirilmiģ, dilim sayısı yediden altıya indirilmiģ, basit usule geçilmiģ, vergi kimlik numarası yaygınlaģtırılmıģ, mali milat uygulaması getirilmiģ, istisna ve muafiyetler azaltılmıģ ve hayat standardı esası kaldırılmıģtır sayılı kanun, bir yıl dahi uygulanamadan, özellikle vergi hasılatı açısından olumsuz sonuçları beraberinde getirmiģ ve ertelenme ihtiyacı doğmuģtur sayılı kanun o dönemde yaģanan dünya krizi nedeniyle baģarısız olmuģtur. Vergi indirimlerinin uzun dönemde üretim artıģına yol açacağı da unutulmaması gereken bir gerçektir tarihinde çıkarılan 4369 sayılı kanun, geliri kaynak esasına göre tanımlayarak tüm gelirlerin vergilendirilmesini amaçlamıģ ve vergi oranlarını düģürerek daha fazla kesimlerin kayıt altına alınmasına zemin hazırlamıģ olmakla birlikte bütçe harcamalarının kısılmasına yönelik yasal düzenlemenin yapılmaması nedeniyle baģarısız olmuģtur tarihinde yürürlüğe giren 4444 sayılı Kanun ile, gelirin tanımı, gelirin unsurları ile diğer kazanç ve iratlara iliģkin hükümlerinin uygulaması, dönemi için ertelenerek değiģiklik yapılmadan önceki hükümlerin uygulamasına yönelik düzenleme yapılmıģtır döneminde vergi politikaları ile belirlenen hedefler siyasi değiģimin çok sık olması nedeniyle gerçekleģtirilememiģtir. Bu dönemde vergi politikası kapsamında yapılan köklü değiģiklikler tarihinde vergi numarası uygulamasına geçilmesi ve 4369 sayılı Kanun olmuģtur. Ancak yapılan bu uygulamalar da vergi politikalarında 424 Kamil Güngör, 4369 Sayılı Yasa Ġle Getirilen Temel DeğiĢikliklerin 2003 Mali Yılına Girerken Hatırlanması ve Ġrdelenmesi, Vergi Dünyası, Sayı:255, Kasım 2002, s Demircan, a.g.t. 217

236 etkinliği sağlayamamıģ ve uygulamalar bütçe harcamaları ile bağdaģtırılamamıģtır. Sonuç itibariyle dönemi siyasi değiģimin çok sık yaģandığı bir dönem olması nedeniyle; bu dönemde vergi politikalarında baģarıya ulaģılamamıģtır tarihinde verilen gensoru önergesinin görüģülmesi sonucunda güvensizlik oyları ile 55. hükümet düģürülmüģ ve 56. Ecevit Hükümeti ile tarihleri arasında yaklaģık 4 aylık bir süreçte görev almıģtır. Akabinde kurulan 57. Hükümet yine DSP-ANAP-MHP koalisyon hükümeti olarak kurulmuģ ve 2002 Kasım ına kadar iktidarda kalmıģtır döneminde siyasi değiģimin çok sık olması ile birlikte, hükümet programlarında vergi politikası ile ilgili tedbirler içerisinde yer alan ortak hedef kayıt dıģı ekonominin kayıt altına alınması ile ilgili olarak vergi kayıp ve kaçaklarının azaltılması olmuģtur. Ancak hükümetlerin kısa dönemler itibariyle iģ baģında kalması bu dönemde de vergi kayıplarını azaltmamıģ ve vergi politikaları ile ilgili olarak 4369 sayılı kanun ile vergi numarası uygulaması ve Kasım 1998 de 153 vergi dairesini kapsayan Vergi Dairesi Tam Otomasyon Projesi (VEDOP) döneme damgasını vuran uygulamalar olmuģtur sayılı kanun da konu içerisinde belirtilen nedenlerden dolayı baģarılı olamamıģtır. 427 Tablo Koalisyon Hükümetleri Dönemi Vergi Gelirleri (Milyar TL) Yıllar Toplam Vergi Dolaysız Dolaylı GSMH Vergi Yükü (%) Gelirleri Vergiler Vergiler , , , , ,9 Kaynak: Maliye Bakanlığı ve DĠE Tablodan da görüldüğü üzere döneminde siyasi değiģimin çok sık olmasının neticesinde vergi yükü artmıģtır. Bunda dolaylı vergilere ağırlık verilmesinin ve özellikle 1999 yılında uygulanan 4369 sayılı kanunun önemli bir payı vardır. 426 A.g.t. 427 A.g.t. 218

237 Dönemi Türkiye de 1999 seçimlerinden sonra iktidara gelen 57. DSP-ANAP-MHP Koalisyon Hükümeti, yönetimini 2002 Kasım ayına kadar sürdürmüģtür yılında iktidara gelen hükümet ekonomik istikrarsızlığın boyutunun giderek artması karģısında 9 Aralık ve 18 Aralık 1999 tarihli iki niyet mektubu vererek IMF ile Stand-By anlaģması yapmıģ ve IMF destekli orta vadeli bir istikrar programı izlemeye baģlamıģtır yılında ekonominin %6,1 oranında küçülerek, enflasyonun %70 lere ulaģması bütçe açıklarını arttırmıģ ve taģınamaz bir noktaya gelmesine yol açmıģtır yılı Mart ayında erken seçim kararının alınması ile birlikte, kamu harcamalarındaki artıģ, 1999 yılının ilk altı ayında maliye politikasının önemli ölçüde gevģetilmesi sonucunu doğurmuģtur Hükümet, yılın ikinci yarısında karģılaģılan doğal felaket nedeniyle ortaya çıkan maliyetlerin kamu harcamalarını arttırması neticesinde 26 Kasım 1999 da onaylanan yeni bir vergi paketini TBMM ne sunmuģtur. Bu pakete göre; ek gelir ve kurumlar vergisi ödemeleri getirilmiģ, ek yıllık motorlu taģıtlar ve emlak vergisi ile cep telefonu faturaları üzerine konan ek vergiler yürürlüğe girmiģtir. Buna ilaveten gayrimenkul ve sermaye iratları ve serbest meslek kazançları üzerine uygulanan stopaj %15 ten %20 ye çıkartılmıģ, KDV oranları %2 puan oranında arttırılmıģ, tütün ve alkollü içkiler üzerine ek KDV oranı getirilmiģ, ek eğitim kesintileri sürdürülmüģtür Ġstikrar Programının ilk dönemlerinde ekonomide yaģanan olumlu geliģmelere rağmen, mali sistemde meydana gelen bozulmalar Kasım 2000 de likidite krizinin doğmasına yol açmıģ, bu krizi ġubat 2001 krizi izlemiģtir. Bu dönemde 15 Nisan 2001 tarihinde açıklanan Güçlü Ekonomiye GeçiĢ Programı ile kamu maliyesi hedefleri yeniden belirlenmiģtir. Buna göre; vergi politikası hedefleri çerçevesinde; Sakal, a.g.e., s Yıldırım, Yıldırım, a.g.t., s A.g.t., s Demircan, a.g.t. 219

238 - Vergi gelirlerinin arttırılması, - Akaryakıt Tüketim Vergisi nin en az hedeflenen enflasyon ölçüsünde ayarlanması ve ATV tahsilatının GSMH içindeki payının %2,8 olması, - Vergi tabanının yaygınlaģtırılması amacıyla vergi kimlik numaralarının kullanımının geniģletilmesi, - Vergi kayıp ve kaçağının en aza indirilmesi amacıyla vergi denetimlerinin arttırılması, - Vergi tahsilatının arttırılması için vergi gecikme faiz ve cezalarının enflasyonla uyumlu hale getirilmesi ilkeleri benimsenmiģtir. Güçlü ekonomiye geçiģ programının ardından, 15 Mayıs Ekonomik Politikalar Bildirgesi doğrultusunda yapılan açıklama ile ekonomik istikrar programına kalınan noktadan yeniden devam edileceği vurgulanarak, makro ekonomik hedefler yeniden düzenlenmiģtir. Tablo Dönemi Vergi Gelirleri (Milyar TL) Yıllar Vergi Gelirleri GSMH Vergi Yükü (%) , , , ,8 Kaynak: Maliye Bakanlığı ve DĠE Bu dönemde; 1999 ve 2001 yıllarında yaģanan negatif büyüme vergi gelirlerini de etkilemiģtir. Gelir vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payı yaģanan ekonomik krizlerin etkisiyle 1999 da %33,3 iken, bu oran 2000 de %23,4 e, 2001 yılında %29,1 iken, 2002 yılında %23,0 a düģmüģtür. Dolaylı vergilerin geliģimi toplam vergi gelirleri içinde artıģ trendini korumuģ ve vergi yükündeki artıģ ise 2002 yılı dıģında seyrini muhafaza etmiģtir yılındaki düģüģte 2001 yılında ülkede yaģanan ekonomik krizin önemli payı vardır. 220

239 Dönemi Kasım 2002 de yapılan seçimlerde yeni hükümetin iktidara gelmesi ile birlikte, yatırımcıların ülkeye yönelik güveninin yeniden tesisi sağlanmıģ ve uluslararası piyasalardan kaynak temin edilmeye baģlanmıģtır. Diğer yandan, Ocak 2003 de hükümet tarafından hazırlanan Acil Eylem Planı nda, kurumsal yapılanmaya iliģkin eylemler ve kamu yönetimi alanında önemli reformlara yer verilmiģtir. Ekim 2003 tarihinde bu plan, harcamacı kuruluģlardan alınan öneriler doğrultusunda, yeniden revize edilmiģ ve kurumsal yapılanmaya iliģkin eylemlerin 6 ay süreyle uzatılması Devlet Planlama TeĢkilatı tarafından uygun görülmüģtür. 432 Türkiye de 2003 yılı itibariyle belirlenen ekonomik program içerisinde kayıt dıģı ekonominin kayıt altına alınması hedefine diğer dönemlerde olduğu gibi bu dönemde de yer verilmiģtir. Bu kapsamda, vergi denetimlerine hız kazandırılmıģtır. Yine bu dönemde gündeme gelen ek vergi uygulamaları ile vergi gelirlerinde artıģ hedeflenmiģtir yılında kabul edilen 4792 Sayılı Vergi BarıĢı Kanunu da döneme damgasını vuran, ancak istenilen oranda gelir getirmeyen bir uygulama olmuģtur. Bu döneme damgasını vuran bir diğer yenilik ise, Kamu Mali Yönetimi Kanunu nun kabulü olmuģtur. Uluslararası standartlara ve Avrupa Birliği normlarına uygun bir kamu mali yönetimi oluģturulması amacıyla ve Ulusal Program ve Politika Belgesi çerçevesinde hazırlanan bu kanun, TBMM de tarihinde 5018 sayı ile kabul edilmiģ ve 24 Aralık 2003 tarihli Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe girmiģtir. Tablo Dönemi Vergi Gelirleri (Trilyon TL) Yıllar Vergi Gelirleri GSMH Vergi Yükü (%) , , ,0 Kaynak: Maliye Bakanlığı ve DĠE Demircan, a.g.t. 221

240 Bu dönemde; 2003 yılında konsolide bütçe vergi yükünde meydana gelen artıģ, ilk sırada Özel Tüketim Vergisi, daha sonra ise Motorlu TaĢıtlar Vergisi ve Kurumlar Vergisi ndeki artıģlardan kaynaklanmıģtır. Gelir vergisi, vergi barıģına rağmen GSMH nın %4,8 ine gerilemiģtir yılında dolaysız vergilerin toplam vergiler içerisindeki payı %33,7 iken, dolaylı vergilerin toplam vergiler içerisindeki payı %66,3 e yükselmiģtir. Bu oran 2003 Ocak-Eylül dönemi itibariyle dolaysız vergilerde %32,8 e gerilerken, dolaylı vergilerde %67,2 ye yükselmiģtir. 434 Dolaylı vergiler içerisinde ilk sırayı alan vergiler bu dönemde, baģta KDV olmak üzere, Akaryakıt Tüketim Vergisi ve ĠletiĢim Vergileri olmuģtur. Kasım 2000 ve ġubat 2001 krizleri vergi kaçağını arttırarak vergi ödemelerini geciktirmiģtir. Bu dönemde getirilen vergi barıģı ile toplam vergilerin ancak %3 ü tutarında af tahsilatının yapılması vergi gelirlerinde beklenen artıģı sağlayamamıģtır. Türkiye de 2004 yılı bütçesi ile hayata geçirilen analitik bütçe sınıflandırması çerçevesinde, vergi politikalarının belirlenmesinde, bir yandan uygulanmakta olan ekonomik program doğrultusunda ihtiyaç duyulan faiz dıģı fazla hedefi dikkate alınmıģ, diğer yandan vergi sisteminin yapısal sorunlarının çözülerek, rasyonalize edilmesine dönük bir yaklaģımın hayata geçirilmesi hedeflenmiģtir yılında vergi gelirlerinin GSMH ya oranı %23,6 olarak tahmin edilmiģ iken, bu oran 2003 yılı için %24,3 olarak tahmin edilmiģtir yılındaki vergi gelirlerinde 2003 yılına göre tahmin edilen azalma, 2003 yılında uygulanan bir defalık önlemlerin 2004 yılında uygulanmayacak olmasından kaynaklanmıģtır yılı itibariyle enflasyon muhasebesi uygulamalarına yapılan geçiģ, fiktif kazançların vergilendirilmesinin önüne geçen bir uygulama olmuģtur. Yine bu yıl, kamu harcamalarının sağlam gelir kaynaklarına dayandırılmasına yönelik çabaların devam edeceği bir yıl olarak belirlenmiģtir. Yine 2004 yılında vergi sisteminin iyileģtirilmesine iliģkin çalıģmalarda en önemli öncelik kayıt dıģı ekonomi ile mücadeleye verilmiģ ve bu kapsamda vergi mevzuatında yapılan reformlara paralel 434 Maliye Bakanlığı, 2003 Yıllık Ekonomik Rapor, Maliye Bakanlığı Yayınları, Ankara 2003, s ÇalıĢmanın bu kısmı çeģitli tarihlerdeki Dünya Gazetesi Bilanço ekinden faydalanmak suretiyle Veysi Seviğ tarafından desteklenmiģtir. 222

241 olarak vergi idaresinin yeniden yapılandırılması hedeflenmiģtir. 436 Ancak bütün bu çalıģmalar kayıt dıģı ekonomiyi azaltmaya muktedir olamamıģ, hatta kayıt dıģı ekonominin hacmi bu dönemde de artmaya devam etmiģtir Türkiye de Kayıt DıĢı Ekonomiyi Önlemeye Yönelik Uygulanabilecek Vergi Politikaları ile Ġlgili DüĢünceler Türkiye de kayıt dıģı ekonomiyi önlemeye yönelik uygulanabilecek vergi politikaları ile ilgili düģünceler aģağıda baģlıklar halinde incelenmektedir Türkiye de Vergi Politikalarının Yeniden Ele Alınması Türkiye de kamu açıkları son yıllarda makro-ekonomik dengelerin bozulmasında temel bir sorundur. Bu sorunun temelinde kamu harcamaları ile gelirleri arasındaki dengenin kurulamaması yatmaktadır. Kamu harcamalarında etkinliğin sağlanamaması ve savurganlığın önlenememesi, sorununun bir yönünü oluģtururken, etkili olmayan vergi uygulamaları ve vergi idaresinin yeniden yapılandırılması ise diğer yönünü oluģturmaktadır. Türk vergi sisteminde vergi yükünün arttırılması yerine vergi yükü dağılımındaki adaletsizliklerin giderilmesi gereği öncelikli bir konudur. 437 Kayıt dıģı ekonominin önlenmesi veya daha gerçekçi bir ifadeyle azaltılması konusunda çok çeģitli ve farklı görüģler dile getirilmektedir. Bu görüģlerin çıkıģ noktası çoğunlukla vergi sistemidir. Yani çözümü vergi sisteminde yapılacak olan değiģikliklerde aramaktadır. Oysa tek baģına vergi sisteminde yapılacak değiģikliklerle kayıt dıģı ekonominin kayıt altına alınması mümkün değildir. Çünkü kayıt dıģı ekonomi ülkenin tüm ekonomik alt yapısı ile ilgili bir olgudur. Dolayısıyla tüm ekonomik yapıyı ilgilendiren ticaret, icra iflas, ihale kanunu, özelleģtirme mevzuatı, imar iskan mevzuatı gibi konularda da değiģiklikler yapmak 436 Demircan, a.g.t. 437 Gökbunar,a.g.m., s:

242 gerekmektedir. 438 Vergi sistemindeki değiģiklikler, bütün bu konulardaki değiģikliklerle birlikte etkili olacaktır. Vergileme gücü asla yok etme gücü olmamalı, ilke olarak vergileme tarafsız olmalı; ekonomiye vergilemeyle müdahale en aza indirilmeli, yapısal değiģim, fiskal amaçların önünde yer almalıdır. Vergi yapısı, ekonomik değiģimleri kavrayacak esneklikte olmalıdır. Dolayısıyla vergi yükünün artırılması yerine optimal vergi yükü arayıģlarına yönelinmelidir. Vergi yükünün yayılı olması, tabanın geniģlemesi yalnız vergi adaleti açısından değil, tarafsızlık ilkesiyle ulaģılmak istenen amaçlar açısından da zorunludur. 439 Vergi politikalarının bu anlayıģla yeniden ele alınması ve gerekli yapısal düzenlemelerle birlikte vergi sisteminin vergilemede adalet ilkesine uygun olarak düzenlenmesi gerekmektedir Türk Vergi Sisteminde Yeniden Yapılanma 1930 yılından beri Türkiye de pek çok kesimin üzerinde önemle durduğu konu Türk Vergi Sisteminin geliģtirilmesi ve modern bir yapıya kavuģturulmasıdır. ÇeĢitli tarihlerde kurulan Vergi Reform Komisyonları, zaman içerisinde vergi sisteminin tamamını ya da bir kısmını gözden geçirerek yeni vergi tasarıları hazırlamıģtır. 440 Reformun anlamı köklü değiģiklik olarak alındığında bu anlamda 1925 yılında Osmanlı Döneminin en önemli vergisi olan AĢar ın kaldırılması, 1950 yılında Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi ve Vergi Usul Kanununun kabul edilmesi ve 1985 yılında Gider Vergilerinden Katma Değer Vergisine geçilmesi reform niteliğindeki düzenlemelerdir li yılların ikinci yarısında gözlemlenen istikrarsızlık ortamı ve bozulan iktisadi dengeler 1990 lı yıllarda tehlikeli bir hal almıģtır. Hızla artan kamu harcamalarının kısılamaması ve yapısal vergi reformunun politik endiģeler nedeniyle gerçekleģtirilememesi kamu açıklarının artıģında ve borçlanmada sınıra gelinmesinde 438 Mahmut Vural, KayıtdıĢı Ekonomi, Hesap Uzmanları Paneli, Gökbunar,a.g.m., s Ġlhan Özer, Türk Kamu Maliyesi ve Sorunları, TODAĠE Yayını, Ankara 1976, s Koban, a.g.m., s.1 224

243 ve enflasyon oranlarındaki hızlı artıģta etkili olan faktörlerdir döneminde vergi konusunda yapılan düzenlemeler çok dar kapsamlı olup, amaca hizmet etmekten uzak kalmıģtır. Ekonomide yaģanan krize bağlı olarak 5 Nisan 1994 te açıklanan Ekonomik Önlemler Uygulama Planı nda yer alan hedefler doğrultusunda bir takım vergisel tedbirler alınmıģtır. Ancak bu tedbirler sınırlı olup, köklü bir reform niteliği taģımamıģtır. 442 Vergi sistemine sadece devletin gelir-gider dengesinin sağlandığı bilanço anlayıģıyla bakılması, devletin siyasal, sosyal ve ekonomik yapısında ileride onarılması güç sorunların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Bu sebeple, her türlü etkisi ölçülmüģ ve her yönü kavrayan bir vergi sisteminin oluģturulması kaçınılmazdır. Türk vergi sistemi uygulana geldiği haliyle çağdaģ normlara uygun bir seyir gösterememiģtir. Türkiye nin sürdürülebilir bir ekonomik ve mali istikrara kavuģması için, kayıt dıģı ekonomiyi minimize eden, vergi yükünü ekonomik ve sosyal dengeleri gözetecek Ģekilde adil olarak dağıtan kapsamlı bir vergi reformu gerçekleģtirmesi gerekmektedir. Bütün kesimlerin katılımıyla hazırlanması gereken vergi reformunda, vergilerin etkin, açık, basit, etkili ve kesin olmasına özen gösterilmelidir. 443 Vergide sık sık esasa yönelik değiģiklikler yapılması, geriye yürüyen vergiler salınması, vergiyle ilgili Bakanlar Kuruluna verilen yetkilerin zaman zaman verginin yasallığı ilkesini zedeleyici niteliğe ulaģması, vergilerin ekonomik politikalardan bağımsız bir Ģekilde belirlenerek konuya sadece bir aktif-pasif dengesi açısından yaklaģılması, gelir idaresinin dağınık ve yetersiz olması Türk vergi sisteminin belli baģlı diğer sorunlarını oluģturmaktadır. Ancak, çoğu sorun birbiriyle bağlantılı ve iç içe geçmiģ olduğu için kısmi çözüm yöntemlerinin baģarılı olması mümkün değildir. Bu nedenle, vergi sistemimizin baģtan aģağı gözden geçirilip bütüncül çözüm önerileri geliģtirilmesi gerekmektedir. 444 Kayıt dıģı ekonomi kayıt altına alınmadıkça Türkiye hiçbir sorununu çözemeyecektir. Çünkü ekonomimiz kayıt dıģı, alınan ekonomik önlemler ise sadece 442 A.g.m., s T.C. BaĢbakanlık DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı, a.g.e. 444 T.C. BaĢbakanlık DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı, a.g.e. 225

244 kayıtlı ekonomiyi ilgilendirmektedir. Yani devletin kanunlarına itaat edenleri ilgilendirmektedir, itaat etmeyenleri hiç ilgilendirmemektedir. Onlarla ilgili bir düzenleme de yoktur. Kayıt dıģı ekonomiyi aģağıda belirtildiği Ģekilde kayıt altına almadıkça Mali Milat siyasi, hoģ bir slogan olarak kalacaktır. Vergi tekniği yönünden yürürlüğe sokulması mükellef ile zaten arası iyi olmayan vergi idaresini daha da sıkıntıya sokacaktır. Kayıt dıģı ekonomiyi kayıt altına alabilmek eģ deyiģle Ģeffaflığı sağlayabilmek ve ekonomik denetim sistemine geçebilmek için yapılması gereken 4 tane temel düzenleme vardır: Herkesi ve her kesimi vergi mükellefi yapacaksınız, 2. Herkese her çeģit masrafını vergi matrahından indirme hakkı vereceksiniz. 3. Ekonomiyi hamiline yazılılıktan nama yazılı hale getireceksiniz. 4. Tüm gelir gruplarını enflasyon muhasebesi sistemine geçireceksiniz. Vergi reformunun baģarılı olabilmesi, bilinçli vergi mükelleflerine, adildengeli, hukuk tekniğine uygun bir vergi sistemine, vergi sistemini uygulayabilecek etkin bir vergi idaresine ve serbest muhasebecilere, serbest muhasebeci mali müģavir ve yeminli mali müģavirlere, istikrarlı makroekonomik ortama ve bütünleģik ve kapsamlı bir biçimde toplumun katılımına bağlıdır. Ayrıca etkin bir vergi reformu için, eģzamanlı olarak kamu harcamalarında reform yapılmalıdır Gelir Ġdaresinde Yeniden Yapılanma Türk Vergi Sistemi nin de daha esnek, adil, hemen her alanda etkin, basit ve geniģ tabanlı bir yapıya kavuģturulması amacı ile sürekli bir değiģikliğe gidilmiģse de yapılan düzenlemelerde bugüne kadar baģarılı olunduğu söylenemez. Vergi sistemi bir bütün olarak alınıp, sadece vergi yasalarında değil, gelir idaresinin yeniden 445 Altuğ, a.g.m., s Gökbunar,a.g.m., s:

245 yapılandırılması yönünde de değiģikliklere gidilmesi durumunda sonuç daha olumlu olabilecektir. 447 Etkin bir vergi idaresi, kendisine kanunla verilen vergi toplama görevini yerine getirirken, yükümlülüklerini kendiliğinden yerine getiren gönüllü mükelleflerin vergi konusundaki iģlerini doğru, kolaylıkla, en az maliyetle yerine getirmelerine yardımcı olan, bilerek ve isteyerek vergisel yükümlülüklerini yerine getirmeyenleri tespit eden ve bunları caydırıcı kabiliyeti olan, idaredir. Gelir idaresinin taģra teģkilatı bugün itibariyle il yönetimi içinde yer almaktadır. Bu durum bir yandan taģra teģkilatının mevcut yetkilerini kullanmasında sorunlar doğurmakta diğer yandan idari hiyerarģideki basamak sayısını çoğaltmak suretiyle bürokrasiyi artırmakta, vergi idaresinin çabuk hareket edebilme kabiliyetini azaltmaktadır. Vergi idaresi taģra teģkilatı sahip olduğu idari (politika tespiti, kaynakların tahsisi, harcama yetkisi gibi) yetkiler bakımından çok yetersizdir. Kayıt dıģı ekonomiyle mücadele edilmek isteniyorsa merkezi idare yanında, taģradaki gelir idaresi de daha geniģ yetkilerle donatılmalıdır. Bugünkü haliyle gelir idaresi gerek yetkililer gerekse kaynakların tahsisinde merkezi ön planda tutan bir yaklaģım içindedir Verginin Adaletli Dağılımı ve Vergi Yükünün Azaltılması Gelir, servet veya harcamanın sadece vergiye konu olmasıyla adaletin sağlanması kuģkusuz beklenemez. Önemli olan, verginin, kiģilerin gerçek ödeme güçlerini (mali güç) ortaya çıkaracak Ģekilde gelir, servet veya harcama üzerine konulmasıdır. Bu, ödeme gücü gözetilerek verginin farklı ödeme gücü olanların farklı vergi yüküyle karģı karģıya kalmaları (dikey adalet), aynı ödeme gücündekilerin de aynı vergi yüküne tabi kılınmalarıyla (yatay adalet) sağlanılmaktadır. Vergi yükünün, o verginin istisna, muafiyet, indirim, matrah ve tarife yapısına bağlı olduğu düģünüldüğünde, bu unsurların vergi adaletine ulaģmada çok önemli bir yerinin olduğu görülmektedir. Burada, mevcut unsurların mükellefin 447 Koban, a.g.m., s T.C. BaĢbakanlık DPT, a.g.e., s

246 vergi ödeyebilme gücünü ortaya çıkarabilecek Ģekilde (örneğin en az geçim indirimi, ayırma ilkesi vb.) düzenlenmesi oldukça önemlidir 449. Ekonomideki birçok iģletme henüz sermaye birikimini ve kurumsallaģma aģamalarını tamamlayamamıģtır. Öte yandan iģsizlik oranı son yıllarda giderek artan bir trend izlemektedir. Bu Ģartlar altında, ekonomik yaģamın içindeki kiģi ve kuruluģların bütün iģlemlerini kayıt altında tutarak yasal ve vergisel yükümlülüklerini aynen yerine getirmeleri halinde, arta kalan gelirleriyle yaģamlarını sürdürmeleri imkanı daralmaktadır. Bu nedenle de ülkemizdeki kuruluģlar, geliģmiģ ülkelerdeki giriģimcilere oranla kayıtlı ekonomik sistem içine girme konusunda daha yüksek bir direnç göstermektedirler. 450 Ülkemizde kayıt dıģı ekonominin hacmi de dikkate alındığında (kayıtlı firmaların sayıca nispeten az olması) marjinal vergi oranlarının çok yüksek olduğu, dolayısıyla kayıt altına girmenin büyük bir maliyet yükleyeceği açıktır. 451 Türkiye kayıt dıģı ekonomi ile sağlıklı bir mücadele ile vergi gelirlerini artırma Ģansına sahip bir ülke konumundadır. Gelinen noktada vergi oranlarının artırılması veya yeni vergiler ihdası yoluyla vergi gelirlerini artırmak mümkün görülmemektedir. Kayıt dıģı ekonominin büyüklüğü nedeniyle vergi dıģı bırakılan alanın büyüklüğü, kayıt dıģının kayıtlı iģletmeler aleyhine yol açtığı haksız rekabetin ortadan kaldırılması zorunluluğu, bu konuda yapılması gerekli çalıģmaların ne derece önemli olduğunu göstermektedir. 452 Son dönemde, ekonomik krizden çıkıģı sağlamak için 1980 li yılların baģında ABD de uygulanan politikalara benzer bir Ģekilde Türkiye de de genel vergi indirimine gidilmesi yönünde talepler gelmektedir. Türkiye deki vergi oranları yüksek olmakla birlikte, toplam vergi yükü düģük düzeylerdedir. Bu nedenle, ekonomide canlanma sağlayabilmek için, toplam vergi yükünde düģüģ yaratmadan genel bir vergi oranı düģüģü savunulabilir. Bunun için kayıt dıģı ekonominin kayıt 449 ġenyüz, a.g.m., s. 10; aktaran Palamut, Yüce, a.g.t. 450 Ekesan, a.g.m., s ÇetintaĢ, a.g.m., s Fatih Acar, KayıtdıĢı Ekonomiyle Mücadelede Gelinen Nokta ve Yapılması Gerekenler,

247 altına alınması ve sosyal kesimler arasında optimum vergi yükü dağılımının sağlanması gerekmektedir. Bütün bunlar yapılmadan vergi oranlarında genel bir düģüģe gitmek, zaten bozuk olan kamu mali dengesinin daha da bozulmasına yol açacaktır. Kamu mali dengesinin bozulmasının ise son iki krizde (1994 ve 2001 krizleri) nelere mal olduğu açık bir Ģekilde görülmüģtür. 453 BaĢta vergi oranları ve sosyal güvenlik kesintileri önemli ölçüde azaltılır iken, kayıt dıģılığa yol açan bazı vergi ve harçlar (örneğin, damga vergisi, tapu harcı gibi) tamamen kaldırılmalıdır. Bu önlemler ilk aģamada kamu gelirlerinin azalacağı izlenimi yaratsa da, orta vadede verginin tabana yayılmasını sağladığı ölçüde gelir kalemini artıracaktır. Çünkü mevcut koģullar itibariyle, ne yazık ki bu politika, kayıt dıģıyla mücadelenin olmazsa olmaz koģuludur ve kamunun orta vadeli bu maliyete katlanması kaçınılmaz gibi görünmektedir Dolaylı ve Dolaysız Vergilerin Rolü Vergi kayıp ve kaçaklarını olumsuz yönde etkileyen en önemli sorunlardan biri vergi yükünün dağılımı ile ilgilidir. Türkiye de vergi mükellef sayısı çok yüksek olmadığı gibi, bu sayının içerisinde yer alan mükellefler içerisinde de gelir vergisinin payının (özellikle ücretli kesim) yüksek olması vergi yükünü belirli kesimlere yüklemektedir. Kurumlar vergisinin toplam vergi gelirleri içerisinde payının giderek düģmesi (%9 lara kadar) gelir üzerinden tahsil edilen payın belirli bir kesimin üzerinde kalmasının bir göstergesidir. Diğer yandan ülkede dolaysız vergilerin yetersizliği neticesinde konsolide bütçe finansmanının giderek dolaylı vergilere doğru kayması da Türk Vergi Sistemi nin bir diğer olumsuzluğunu göstermektedir. 455 Yıllar itibariyle, kıyaslama yapıldığında, Türk Vergi Sisteminde, özellikle son 30 yılda, dolaysız vergilerden, dolaylı vergilere doğru bir kayma olduğu ve yaklaģık 30 yıl önce dolaysız vergilerin oranı yüzde 65, dolaylı vergilerin oranı da yaklaģık yüzde 35 civarında iken, 2004 yılı itibariyle bu tablonun tersine bir görüntü sergilediği 453 T.C. BaĢbakanlık DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı, a.g.e. 454 Ekesan, a.g.m., s Demircan, a.g.t. 229

248 görülmektedir. Hatta 2004 yılında dolaysız vergilerin oranı %31, dolaylı vergilerin oranı ise %69 olarak gerçekleģmiģtir. ġekil Dönemi Dolaylı ve Dolaysız Vergilerin Toplam Vergi Gelirlerine Oranları Kaynak: Hazine MüsteĢarlığı Gelir üzerinden alınan vergiler; verginin ekonomik kaynaklarına göre alınması ilkesinin sonucunda doğmuģ vergi kalemleri olup, gelir vergisi ile kurumlar vergisinden oluģmaktadır. KiĢisel gelir ve kurumlar vergileri, özellikle ekonomik kalkınmanın ileri aģamalarında genel vergi sistemi içinde önemli bir yer tutarlar. Örneğin, geliģmiģ ülkelerde, 1993 yılında toplam merkezi devlet gelirleri içinde kiģisel gelir ve kurumlar vergisinin oranı ortalama %33,3 iken, geliģmekte olan ülkelerde bu oran, ülkelerin geliģmiģlik derecelerine bağlı olarak, %21,6 ile %23,8 arasında değiģmektedir Beyhan Ataç, Maliye Politikası, Anadolu Üniversitesi Eğitim Sağlık ve Bilimsel AraĢtırma ÇalıĢmaları Vakfı Yayınları, No:118, EskiĢehir1999, s

BİLGİ NOTU 17.03.2011/2011-05. Bu bilgi notumuzda anılan kanunun vergi alacakları ile ilgili düzenlemelerine yer verilecektir.

BİLGİ NOTU 17.03.2011/2011-05. Bu bilgi notumuzda anılan kanunun vergi alacakları ile ilgili düzenlemelerine yer verilecektir. BİLGİ NOTU 17.03.2011/2011-05 6111 SAYILI KANUN STOK BEYANI Kamuoyunda Af Kanunu olarak bilinen 6111 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Ġle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu

Detaylı

NDEK LER I. Finansal stikrarın Makroekonomik Unsurları II. Bankacılık Sektörü ve Di er Finansal Kurulu lar

NDEK LER I. Finansal stikrarın Makroekonomik Unsurları II. Bankacılık Sektörü ve Di er Finansal Kurulu lar İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... i İÇİNDEKİLER... iii TABLO LİSTESİ... v GRAFİK LİSTESİ... vii KUTU LİSTESİ... xiv KISALTMA LİSTESİ.... xvi GENEL DEĞERLENDİRME... xvii I. Finansal İstikrarın Makroekonomik Unsurları...

Detaylı

Konuyla Ġlgili Tebliğin Tam Metni Ekte Tarafınıza SunulmuĢtur.

Konuyla Ġlgili Tebliğin Tam Metni Ekte Tarafınıza SunulmuĢtur. ANKARAS-Sirküler/2013-32 09.12.2013, ANKARA KONU: SGK NIN ĠġVEREN UYGULAMA TEBLĠĞĠNDE DEĞĠġĠKLĠK HK. 28.11.2013 tarihli 28835 Sayılı Resmi Gazete' de yayınlanan İşveren Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına

Detaylı

5951 Sayılı Torba Kanun Neler Getirdi?

5951 Sayılı Torba Kanun Neler Getirdi? 5951 Sayılı Torba Kanun Neler Getirdi? Ömer BENOKAN 05.02.2010 tarih ve 27484 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan, 28.1.2010 tarih ve 5951sayılı AMME ALACAKLARININ TAHSĠL USULÜ HAKKINDA KANUN ĠLE BAZI KANUNLARDA

Detaylı

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU. Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU. Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve III TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi Bilim Dalı öğrencisi Canan ULUDAĞ tarafından hazırlanan Bağımsız Anaokullarında

Detaylı

Kayıt Dışı Ekonomi-Vergi Denetimi-İdari Yapı (1)

Kayıt Dışı Ekonomi-Vergi Denetimi-İdari Yapı (1) Kayıt Dışı Ekonomi-Vergi Denetimi-İdari Yapı (1) 1. EKONOMİ BİLİMİ Maliye ve Sigorta Yorumları 01 ġubat 2006 Ekonomi, belli bir toprak parçası üzerinde yaģayan insanların hayatlarını devam ettirebilmek

Detaylı

TÜRKĠYE MUHASEBE STANDARTLARI ÇERÇEVESĠNDE ĠNġAAT SEKTÖRÜNDE MUHASEBE UYGULAMALARI

TÜRKĠYE MUHASEBE STANDARTLARI ÇERÇEVESĠNDE ĠNġAAT SEKTÖRÜNDE MUHASEBE UYGULAMALARI T.C. HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ ĠġLETME ANABĠLĠM DALI TÜRKĠYE MUHASEBE STANDARTLARI ÇERÇEVESĠNDE ĠNġAAT SEKTÖRÜNDE MUHASEBE UYGULAMALARI Kadir OKġAġ Yüksek Lisans Tezi Çorum 2011 TÜRKĠYE

Detaylı

TÜRK PATENT ENSTĠTÜSÜ. 2013 YILI SAYIġTAY DENETĠM RAPORU

TÜRK PATENT ENSTĠTÜSÜ. 2013 YILI SAYIġTAY DENETĠM RAPORU TÜRK PATENT ENSTĠTÜSÜ 2013 YILI SAYIġTAY DENETĠM RAPORU Ağustos 2014 İÇİNDEKİLER KAMU ĠDARESĠNĠN MALĠ YAPISI VE MALĠ TABLOLARI HAKKINDA BĠLGĠ... 1 DENETLENEN KAMU ĠDARESĠ YÖNETĠMĠNĠN SORUMLULUĞU... 2

Detaylı

MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; çalıģanlara verilecek iģ sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin usul ve esaslarını düzenlemektir.

MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; çalıģanlara verilecek iģ sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin usul ve esaslarını düzenlemektir. ÇALIġANLARIN Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ EĞĠTĠMLERĠNĠN USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELĠK BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; çalıģanlara verilecek iģ

Detaylı

OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU (ESKİ ADIYLA OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI DÖVİZ CİNSİNDEN YATIRIM ARAÇLARI

OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU (ESKİ ADIYLA OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI DÖVİZ CİNSİNDEN YATIRIM ARAÇLARI GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU (ESKİ ADIYLA OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI DÖVİZ CİNSİNDEN YATIRIM ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU) 30 HAZİRAN 2008 TARİHİ İTİBARİYLE MALİ TABLOLAR Oyak Emeklilik

Detaylı

Serbest Bölgelere Yönelik Gümrük MüĢavirliği Hizmetlerinin Katma Değer Vergisi Açısından Durumu

Serbest Bölgelere Yönelik Gümrük MüĢavirliği Hizmetlerinin Katma Değer Vergisi Açısından Durumu Serbest Bölgelere Yönelik Gümrük MüĢavirliği Hizmetlerinin Katma Değer Vergisi Açısından Durumu SERBEST BÖLGELERE YÖNELİK GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ HİZMETLERİNİN KATMA DEĞER VERGİSİ AÇISINDAN DURUMU Yazar:AyĢeYĠĞĠTġAKAR*

Detaylı

OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU (ESKİ ADIYLA OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI DÖVİZ CİNSİNDEN YATIRIM ARAÇLARI

OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU (ESKİ ADIYLA OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI DÖVİZ CİNSİNDEN YATIRIM ARAÇLARI GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU (ESKİ ADIYLA OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI DÖVİZ CİNSİNDEN YATIRIM ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU) 30 EYLÜL 2008 TARİHİ İTİBARİYLE MALİ TABLOLAR Oyak Emeklilik

Detaylı

00421 Gıda Mühendisliğinde Tasarım I

00421 Gıda Mühendisliğinde Tasarım I FİZİBİLİTE Fizibilite (yapılabilirlik) çalışması uzmanlık bilgi ve deneyimi gerektiren bir proje faaliyetidir. Bir yatırımı teknik, mali yönleri ve sektörel/ekonomik boyutları ile ortaya koyan, fikir olarak

Detaylı

HSBC Yatırım Menkul Değerler A.ġ. 2007 YILI FAALĠYET RAPORU

HSBC Yatırım Menkul Değerler A.ġ. 2007 YILI FAALĠYET RAPORU HSBC Yatırım Menkul Değerler A.ġ. 2007 YILI FAALĠYET RAPORU 27/3/2008 ĠÇĠNDEKĠLER Sayfa No I. GĠRĠġ ve ĠDARĠ FAALĠYETLER 3 1.1. KISACA HSBC YATIRIM MENKUL DEĞ. A.ġ. 3 1.2. YÖNETĠM ve DENETLEME KURULLARI

Detaylı

31 ARALIK 2011 TARĠHĠ ĠTĠBARIYLA BĠLANÇO (FĠNANSAL DURUM TABLOSU) (Tutarlar aksi belirtilmedikçe Bin Türk Lirası ("TL") olarak ifade edilmiģtir.

31 ARALIK 2011 TARĠHĠ ĠTĠBARIYLA BĠLANÇO (FĠNANSAL DURUM TABLOSU) (Tutarlar aksi belirtilmedikçe Bin Türk Lirası (TL) olarak ifade edilmiģtir. 31 ARALIK 2011 TARĠHĠ ĠTĠBARIYLA BĠLANÇO (FĠNANSAL DURUM TABLOSU) BAĞIMSIZ DENETĠMDEN BAĞIMSIZ DENETĠMDEN AKTİF KALEMLER (31/12/2011) (31/12/2010) Not TP YP Toplam TP YP Toplam I. NAKİT DEĞERLER 4 II.

Detaylı

T.C. PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MALİYE ANA BİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

T.C. PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MALİYE ANA BİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI T.C. PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MALİYE ANA BİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI Mehmet Çağlar BÜYÜK Türk Vergi Sisteminde Kayıt Dışılık Vergi Denetimi ve Risk Analiz Uygulamaları 1 Öğretilmiş

Detaylı

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI EKONOMİK ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI EKONOMİK ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI EKONOMİK ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AYLIK EKONOMİK GÖSTERGELER EKİM 2015 Hazine Müsteşarlığı Matbaası Ankara, 22 Ekim 2015 İÇİNDEKİLER TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELER i I. ÜRETİM I.1.1.

Detaylı

İçindekiler kısa tablosu

İçindekiler kısa tablosu İçindekiler kısa tablosu Önsöz x Rehberli Tur xii Kutulanmış Malzeme xiv Yazarlar Hakkında xx BİRİNCİ KISIM Giriş 1 İktisat ve ekonomi 2 2 Ekonomik analiz araçları 22 3 Arz, talep ve piyasa 42 İKİNCİ KISIM

Detaylı

TÜĠK -- Tüketici Güven Endeksi TASARRUFA BAKIŞ -0.2-0.4-0.6-0.8-1 -1.2-1.4. Ortalama. Egilim 1 Egilim 2. Yıl.Ay

TÜĠK -- Tüketici Güven Endeksi TASARRUFA BAKIŞ -0.2-0.4-0.6-0.8-1 -1.2-1.4. Ortalama. Egilim 1 Egilim 2. Yıl.Ay Ortalama TÜĠK -- Tüketici Güven Endeksi Kişinin, Genel Ekonomik Durum Göz Önünde Bulundurulduğunda, İçinde Bulunulan Dönemin, Tasarruf Etmek İçin Uygunluğuna İlişkin Düşüncesi (Türk Lirası, Döviz, Altın,

Detaylı

ÖĞR.GÖR.DR. FATĠH YILMAZ YILDIZ TEKNĠK ÜNĠVERSĠTESĠ MESLEK YÜKSEKOKULU Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ PROGRAMI

ÖĞR.GÖR.DR. FATĠH YILMAZ YILDIZ TEKNĠK ÜNĠVERSĠTESĠ MESLEK YÜKSEKOKULU Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ PROGRAMI ÖĞR.GÖR.DR. FATĠH YILMAZ YILDIZ TEKNĠK ÜNĠVERSĠTESĠ MESLEK YÜKSEKOKULU Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ PROGRAMI Dünya da her yıl 2 milyon kiģi iģle ilgili kaza ve hastalıklar sonucu ölmektedir. ĠĢle ilgili kaza

Detaylı

HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ. SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU

HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ. SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU 2012 ĠÇĠNDEKĠLER ÜST YÖNETĠCĠ SUNUġU I- GENEL BĠLGĠLER A- Misyon ve Vizyon.. B- Yetki, Görev ve Sorumluluklar... C- Ġdareye

Detaylı

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Türkiye Đşçi Sendikaları Konfederasyonu KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Ankara Amaç Türkiye de kayıt dışı istihdam önemli bir sorun olarak gündemdedir. Ülkede son verilere göre istihdam edilenlerin yüzde

Detaylı

MALİYE TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

MALİYE TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI MALİYE TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI Anabilim Dalı: Maliye PROGRAMIN TANIMI: Maliye Tezsiz Yüksek Lisansı programının amacı; kamu ve özel sektör sistemi içerisindeki problemleri ve ihtiyaçları analiz edebilecek,

Detaylı

ULUSAL İSTİHDAM STRATEJİSİ EYLEM PLANI (2012-2014) İSTİHDAM-SOSYAL KORUMA İLİŞKİSİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ

ULUSAL İSTİHDAM STRATEJİSİ EYLEM PLANI (2012-2014) İSTİHDAM-SOSYAL KORUMA İLİŞKİSİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ 1. Sosyal yardımlar hak temelli ve önceden belirlenen objektif kriterlere dayalı olarak sunulacaktır. 1.1 Sosyal Yardımların hak temelli yapılmasına yönelik, Avrupa Birliği ve geliģmiģ OECD ülkelerindeki

Detaylı

YENİ VARLIK BARIŞI KANUNU ÖZET BİLGİLER

YENİ VARLIK BARIŞI KANUNU ÖZET BİLGİLER YENİ VARLIK BARIŞI KANUNU ÖZET BİLGİLER Varlık Barışına ilişkin düzenlemeleri de içeren 21.05.2013 tarih ve 6486 sayılı Kanun 29.05.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun un

Detaylı

MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS

MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ 1. Yıl - GÜZ DÖNEMİ Doktora Uzmanlık Alanı MLY898 3 3 + 0 6 Bilimsel araştırmarda ve yayınlama süreçlerinde etik ilkeler. Tez yazım kuralları,

Detaylı

AR&GE BÜLTEN 2010 ġubat EKONOMĠ ĠZMĠR FĠNANS ALTYAPISI VE TÜRKĠYE FĠNANS SĠSTEMĠ ĠÇĠNDEKĠ YERĠ

AR&GE BÜLTEN 2010 ġubat EKONOMĠ ĠZMĠR FĠNANS ALTYAPISI VE TÜRKĠYE FĠNANS SĠSTEMĠ ĠÇĠNDEKĠ YERĠ ĠZMĠR FĠNANS ALTYAPISI VE TÜRKĠYE FĠNANS SĠSTEMĠ ĠÇĠNDEKĠ YERĠ Erdem ALPTEKĠN Türk finans sistemi incelendiğinde en büyük payı bankaların, daha sonra ise sırasıyla menkul kıymet yatırım fonları, sigorta

Detaylı

T.C. BĠNGÖL ÜNĠVERSĠTESĠ REKTÖRLÜĞÜ Strateji GeliĢtirme Dairesi BaĢkanlığı. ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN)

T.C. BĠNGÖL ÜNĠVERSĠTESĠ REKTÖRLÜĞÜ Strateji GeliĢtirme Dairesi BaĢkanlığı. ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN) ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN) Düzenleme Tarihi: Bingöl Üniversitesi(BÜ) Ġç Kontrol Sistemi Kurulması çalıģmaları kapsamında, Ġç Kontrol Sistemi Proje Ekibimiz

Detaylı

NECMETTĠN ERBAKAN ÜNĠVERSĠTESĠ. 2013 YILI SAYIġTAY DENETĠM RAPORU

NECMETTĠN ERBAKAN ÜNĠVERSĠTESĠ. 2013 YILI SAYIġTAY DENETĠM RAPORU NECMETTĠN ERBAKAN ÜNĠVERSĠTESĠ 2013 YILI SAYIġTAY DENETĠM RAPORU Eylül 2014 İÇERİK NECMETTĠN ERBAKAN ÜNĠVERSĠTESĠ 1 NECMETTĠN ERBAKAN ÜNĠVERSĠTESĠ DÖNER SERMAYE ĠġLETMESĠ 22 T.C. SAYIġTAY BAġKANLIĞI

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI TABLO LİSTESİ

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI TABLO LİSTESİ TABLO LİSTESİ Tablo I.1. Ödemeler Dengesi (Milyar ABD doları) 6 Tablo I.2. Cari İşlemler Açığını Finanse Eden Taraflar (Milyar ABD doları) 7 Tablo I.3. Seçilmiş Ekonomilerde Cari İşlemler Dengesinin GSYİH

Detaylı

MESLEKİ EMEKLİLİK PROGRAMLARININ TÜRKİYE DE UYGULANABİLİRLİĞİ

MESLEKİ EMEKLİLİK PROGRAMLARININ TÜRKİYE DE UYGULANABİLİRLİĞİ MESLEKİ EMEKLİLİK PROGRAMLARININ TÜRKİYE DE UYGULANABİLİRLİĞİ ġenay GÖKBAYRAK Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi senay.gokbayrak@politics.ankara.edu.tr Refah Devletinin Krizi ve Sosyal Güvenlik

Detaylı

AYDIN TİCARET BORSASI

AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN COMMODITY EXCHANGE ŞUBAT 2015 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ Ata Mahallesi Denizli Bulv. No:18 09010 AYDIN Tel: +90 256 211 50 00 +90 256 211 61 45 Faks:+90 256 211

Detaylı

İÇTÜZÜK TADİL METNİ DOW JONES İSTANBUL 20 A TİPİ BORSA YATIRIM FONU İÇTÜZÜK DEĞİŞİKLİĞİ

İÇTÜZÜK TADİL METNİ DOW JONES İSTANBUL 20 A TİPİ BORSA YATIRIM FONU İÇTÜZÜK DEĞİŞİKLİĞİ İÇTÜZÜK TADİL METNİ DOW JONES İSTANBUL 20 A TİPİ BORSA YATIRIM FONU İÇTÜZÜK DEĞİŞİKLİĞİ Finansbank A.ġ. Dow Jones Istanbul 20 A Tipi Borsa Yatirim Fonu içtüzüğünün 1.2, 5.3, 5.4, 10.2, 10.3, 10.4, 14.1,

Detaylı

1 MAKRO EKONOMİNİN DOĞUŞU

1 MAKRO EKONOMİNİN DOĞUŞU İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ III Bölüm 1 MAKRO EKONOMİNİN DOĞUŞU ve TEMEL KAVRAMLAR 11 1.1.Makro Ekonominin Doğuşu 12 1.1.1.Makro Ekonominin Doğuş Süreci 12 1.1.2.Mikro ve Makro Ekonomi Ayrımı 15 1.1.3.Makro Analiz

Detaylı

TAM VE DAR MÜKELLEFİYETE İLİŞKİN ÖDEMELERDE YAPILACAK YENİ TEVKİFAT ORANLARI HAKKINDA SİRKÜLER SİRKÜLER NO: 2004/02

TAM VE DAR MÜKELLEFİYETE İLİŞKİN ÖDEMELERDE YAPILACAK YENİ TEVKİFAT ORANLARI HAKKINDA SİRKÜLER SİRKÜLER NO: 2004/02 TAM VE DAR MÜKELLEFİYETE İLİŞKİN ÖDEMELERDE YAPILACAK YENİ TEVKİFAT ORANLARI 1 İstanbul, 05.01.2004 30.12.2003 tarih ve 25332 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 2003/6575 ve 2003/6577 sayılı Bakanlar Kurulu

Detaylı

TÜRKİYE DE 2013 YILINDA ENFLASYON YEŞİM CAN

TÜRKİYE DE 2013 YILINDA ENFLASYON YEŞİM CAN TÜRKİYE DE 2013 YILINDA ENFLASYON YEŞİM CAN KIRKLARELİ-2014 Kırklareli Üniversitesi Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi TÜRKİYE DE 2013 YILINDA ENFLASYON HAZIRLAYAN YEŞİM CAN Adres: Ekonomik ve Sosyal

Detaylı

Sözkonusu Maddede; yurtdışındaki kıymetlerin beyanına imkan sağlanmış, yurtiçindeki varlıklarla ilgili bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

Sözkonusu Maddede; yurtdışındaki kıymetlerin beyanına imkan sağlanmış, yurtiçindeki varlıklarla ilgili bir düzenlemeye yer verilmemiştir. SĠRKÜLER SAYI : 2013 / 38 İstanbul, 29.05.2013 KONU : Yurtdışındaki bazı varlıklarla ve yurtdışında elde edilen bazı kazançlarla ilgili vergi avantajları sağlayan Kanun yayımlandı 29 Mayıs 2013 tarihli

Detaylı

GRAFİK LİSTESİ. Grafik I.7.

GRAFİK LİSTESİ. Grafik I.7. GRAFİK LİSTESİ Grafik I.1. VIX Endeksi 1 Grafik I.2. itraxx Europe Crossover Endeksi 1 Grafik I.3. Gelişmiş Ülke Borsa Endeksleri 2 Grafik I.4. Seçilmiş Bazı Ülkelerde Büyüme Oranları 2 Grafik I.5. Seçilmiş

Detaylı

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler AB inin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Sayfa No Nüfus (Bin Kişi) 1 Nüfus Artış Hızı (%) 2 Cari Fiyatlarla GSYİH (Milyar $) 3 Kişi Başına GSYİH ($) 4 Satınalma Gücü Paritesine Göre Kişi Başına GSYİH

Detaylı

ERTÜRK YEMĠNLĠ MALĠ MÜġAVĠRLĠK VE BAĞIMSIZ DENETĠM A.ġ.

ERTÜRK YEMĠNLĠ MALĠ MÜġAVĠRLĠK VE BAĞIMSIZ DENETĠM A.ġ. 05.05.2014 ERTÜRK YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK VE BAĞIMSIZ DENETİM A.Ş. SİRKÜLER 2014/72 KONU: İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin Desteklenmesi Hakkında. Giriş : 24.12.2013 tarih ve 28861 sayılı Resmî Gazetede

Detaylı

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER TARAFINDAN DÜZENLENMESİ GEREKEN SERBEST BÖLGE FAALİYET TASDİK RAPORU NA İLİŞKİN TEBLİĞ YAYIMLANDI

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER TARAFINDAN DÜZENLENMESİ GEREKEN SERBEST BÖLGE FAALİYET TASDİK RAPORU NA İLİŞKİN TEBLİĞ YAYIMLANDI Sirküler Rapor 04.01.2010 / 9-1 YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER TARAFINDAN DÜZENLENMESİ GEREKEN SERBEST BÖLGE FAALİYET TASDİK RAPORU NA İLİŞKİN TEBLİĞ YAYIMLANDI ÖZET : 42 seri No lu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik

Detaylı

S İ R K Ü L E R : 2 0 1 4 / 3

S İ R K Ü L E R : 2 0 1 4 / 3 01.01.2014 S İ R K Ü L E R : 2 0 1 4 / 3 Bazı Mükelleflere Elektronik Ortamda Kayıt Saklama Zorunluluğu Getirildi 29.12.2013 tarihli Resmi Gazete de 431 no.lu VUK Genel Tebliğ yayınlanmıştır link http://goo.gl/3xs2po

Detaylı

İkinci Bölümde; Global hazır giyim ticareti senaryoları ve Türkiye için hedefler oluģturulmaktadır.

İkinci Bölümde; Global hazır giyim ticareti senaryoları ve Türkiye için hedefler oluģturulmaktadır. SUNUŞ Türk hazır giyim sektörü her dönem sürdürdüğü yatırım eğilimi ve özellikle dıģ talebe bağlı üretim artıģı ile ekonomik büyümenin itici gücü olmakta, yatırım, kapasite ve üretim artıģı ile emek yoğun

Detaylı

Finansal Kesim Dışındaki Firmaların Yurtdışından Sağladıkları Döviz Krediler (Milyon ABD Doları)

Finansal Kesim Dışındaki Firmaların Yurtdışından Sağladıkları Döviz Krediler (Milyon ABD Doları) Bankalardan sağlanan dövizli kredilerde vergisel maliyetler Melike Kılınç I. Giriş Şirketlerin yurtdışı ithalat ihracat işlemleri, döviz cinsinden pozisyon tutmak istemeleri, nihai ürünlerini ya da hizmetlerini

Detaylı

BÖLÜM I MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ

BÖLÜM I MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ İÇİNDEKİLER BÖLÜM I MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ Giriş... 1 1. Makroekonomi Kuramı... 1 2. Makroekonomi Politikası... 2 2.1. Makroekonomi Politikasının Amaçları... 2 2.1.1. Yüksek Üretim ve Çalışma Düzeyi...

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

GÜMRÜK MÜSTEġARLIĞI. HARĠÇTE ĠġLEME REJĠMĠ

GÜMRÜK MÜSTEġARLIĞI. HARĠÇTE ĠġLEME REJĠMĠ GÜMRÜK MÜSTEġARLIĞI HARĠÇTE ĠġLEME REJĠMĠ 1 REJĠMĠN TANIMI Serbest dolaģımdaki eģyanın daha ileri safhada iģlenmek, tamir edilmek veya yenilenmek üzere Türkiye Gümrük Bölgesinden geçici olarak ihracı ve

Detaylı

HSBC Portföy Yönetimi A.Ş. 2006 YILI FAALİYET RAPORU

HSBC Portföy Yönetimi A.Ş. 2006 YILI FAALİYET RAPORU HSBC Portföy Yönetimi A.Ş. 2006 YILI FAALİYET RAPORU 27/3/2007 İÇİNDEKİLER Sayfa No I. GİRİŞ ve İDARİ FAALİYETLER 3 KISACA HSBC PORTFÖY YÖNETĠMĠ A.ġ. 3 YÖNETĠM ve DENETLEME KURULLARI 4 ÜST YÖNETĠM 5 SERMAYE

Detaylı

bc. TL MEVDUAT FAİZLERİ : (01/01/2013 Tarihinden itibaren)

bc. TL MEVDUAT FAİZLERİ : (01/01/2013 Tarihinden itibaren) GELİR VERGİSİ STOPAJ ORANLARI (GVK Md.94 ve GEÇİCİ Md. 67) MADDE GVK 94/.a..b. 3 4 5.a. 5.b. 5.c. 5.d. 6.a. 6.b. 7 AÇIKLAMA Yaptıkları serbest meslek isleri dolayısıyla bu isleri icra edenlere yapılan

Detaylı

Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi Altyapısı Kurulumu FĠZĠBĠLĠTE ETÜDÜ ÇALIġTAYI

Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi Altyapısı Kurulumu FĠZĠBĠLĠTE ETÜDÜ ÇALIġTAYI Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi Altyapısı Kurulumu FĠZĠBĠLĠTE ETÜDÜ ÇALIġTAYI Projenin GELĠġĠMĠ: KDEP-EYLEM 47 (Kısa Dönem Eylem Planı ) 4 Aralık 2003 tarihli BaĢbakanlık Genelgesi yle e-dönüģüm Türkiye

Detaylı

MAKROEKONOMİK ANALİZİN ALTYAPISI: TEMEL MAKROEKONOMİK İLİŞKİLER

MAKROEKONOMİK ANALİZİN ALTYAPISI: TEMEL MAKROEKONOMİK İLİŞKİLER MAKROEKONOMİK ANALİZİN ALTYAPISI: TEMEL MAKROEKONOMİK İLİŞKİLER Bu ünite tamamlandığında; o Ekonomik karar birimlerini ve faaliyetlerini ortaya koyabileceğiz o Ekonomik faaliyetlerin bileşenlerini sıralayabileceğiz

Detaylı

İstihdam Faiz ve Paranın Genel Teorisi, makro iktisadın kökenini oluşturur.

İstihdam Faiz ve Paranın Genel Teorisi, makro iktisadın kökenini oluşturur. 1-John Maynard Keynes in en önemli eseri ve bu eserin içeriği nedir? İstihdam Faiz ve Paranın Genel Teorisi, makro iktisadın kökenini oluşturur. 2-Keynes in geliştirdiği görüş nedir? Toplam talebin istihdamı

Detaylı

Ekonomik Rapor 2011 KAYNAKLAR 67. genel kurul Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği / www.tobb.org.tr

Ekonomik Rapor 2011 KAYNAKLAR 67. genel kurul Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği / www.tobb.org.tr Ekonomik Rapor 2011 KAYNAKLAR 67. genel kurul 389 390 1-2007, T.C. Kalkınma Bakanlığı, Gelir Dağılımı ve Yoksullukla Mücadele, Özel İhtisas Komisyonu Raporu, www.dpt.gov.tr/docobjects/download/3087/oik691.pdf,

Detaylı

6111 SAYILI YASADA SGK TEŞVİKİ

6111 SAYILI YASADA SGK TEŞVİKİ NİSAN 2012 6111 SAYILI YASADA SGK TEŞVİKİ 6111 Sayılı Kanunun 74 üncü maddesiyle 4447 sayılı Kanuna eklenen ve ilave istihdam teģvikini düzenleyen geçici 10 uncu maddesi 01.03.2011 tarihi itibari ile yürürlüğe

Detaylı

42 Sıra No.lu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği Yayımlandı DUYURU NO:2010/01

42 Sıra No.lu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği Yayımlandı DUYURU NO:2010/01 İstanbul, 04.01.2010 42 Sıra No.lu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği Yayımlandı DUYURU NO:2010/01 31.12.2009 tarih ve 27449 (4. mükerrer) sayılı Resmi Gazete

Detaylı

I. STOPAJ YÖNTEMĠNE TABĠ MENKUL SERMAYE GELĠRLERĠ VE DEĞER ARTIġ KAZANÇLARI

I. STOPAJ YÖNTEMĠNE TABĠ MENKUL SERMAYE GELĠRLERĠ VE DEĞER ARTIġ KAZANÇLARI I. STOPAJ YÖNTEMĠNE TABĠ MENKUL SERMAYE GELĠRLERĠ VE DEĞER ARTIġ KAZANÇLARI Gelir Vergisi Kanununa eklenen Geçici 67. madde ile 01.01.2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 31.12.2015 tarihine kadar;

Detaylı

Zorunlu çağrıyı doğuran pay edinimlerinden önceki ortaklık yapısı Adı Soyadı/Ticaret Unvanı. Sermaye Tutarı (TL)

Zorunlu çağrıyı doğuran pay edinimlerinden önceki ortaklık yapısı Adı Soyadı/Ticaret Unvanı. Sermaye Tutarı (TL) INFOTREND B TĠPĠ MENKUL KIYMETLER YATIRIM ORTAKLIĞI A.ġ. PAYLARININ ZORUNLU ÇAĞRI YOLUYLA VBG HOLDĠNG A.ġ. TARAFINDAN DEVRALINMASINA ĠLĠġKĠN BĠLGĠ FORMU 1. Çağrıya Konu ġirket e ĠliĢkin Bilgiler: a) Ticaret

Detaylı

TÜRKĠYE ÜÇÜNCÜ SEKTÖR VAKFI 01.01.2008-31.12.2008 DÖNEMĠ KONSOLĠDE BĠLANÇO (YTL)

TÜRKĠYE ÜÇÜNCÜ SEKTÖR VAKFI 01.01.2008-31.12.2008 DÖNEMĠ KONSOLĠDE BĠLANÇO (YTL) EK-1 AKTĠF (VARLIKLAR) ÖNCEKĠ DÖNEM 01.01.2008-31.12.2008 DÖNEMĠ KONSOLĠDE BĠLANÇO (YTL) PASĠF (KAYNAKLAR) ÖNCEKĠ DÖNEM 31/12/2007 31/12/2008 31/12/2007 31/12/2008 I- DÖNEN VARLIKLAR 752,362.23 967,168.07

Detaylı

KAYITDIŞI İSTİHDAM TÜRLERİNDEN ÇOCUK İŞGÜCÜ VE HANE HALKI GELİRİNE ETKİLERİ

KAYITDIŞI İSTİHDAM TÜRLERİNDEN ÇOCUK İŞGÜCÜ VE HANE HALKI GELİRİNE ETKİLERİ T.C. ADNAN MENDERES ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ ĠKTĠSAT ANABĠLĠM DALI ĠK- YL- 2012-0004 KAYITDIŞI İSTİHDAM TÜRLERİNDEN ÇOCUK İŞGÜCÜ VE HANE HALKI GELİRİNE ETKİLERİ Ġzmir Ġli Sanayi Sektöründeki

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı Mikroekonomik Analiz I IKT751 1 3 + 0 8 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih,

Detaylı

Slide 1. 2003 By Default! DEVLET MUHASEBESĠ. A Free sample background from www.powerpointbackgrounds.com

Slide 1. 2003 By Default! DEVLET MUHASEBESĠ. A Free sample background from www.powerpointbackgrounds.com Slide 1 DEVLET MUHASEBESĠ 1 Slide 2 SEKTÖREL SINIFLANDIRMA KRĠTERLERĠ Ulusal ekonomi beģ alt sektöre ayrılmaktadır. 2 Slide 3 SEKTÖREL SINIFLANDIRMA KRĠTERLERĠ 3 Slide 4 TÜRKĠYE UYGULAMASI 4 Slide 5 DEVLET

Detaylı

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ TÜRKİYE EKONOMİ KURUMU TARTIŞMA METNİ 2003/6 http://www.tek.org.tr 2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ Zafer Yükseler Aralık, 2003

Detaylı

AR&GE BÜLTEN. Ülkemizde Vergi Gelirleri ve Yeni Uygulamalar

AR&GE BÜLTEN. Ülkemizde Vergi Gelirleri ve Yeni Uygulamalar Ülkemizde Vergi Gelirleri ve Yeni Uygulamalar Hande UZUNOĞLU Vergi, yüzyıllar boyunca devletlerin en önemli ve sağlam gelir kaynakları olmuştur. Geçmiş zamanda kimi hükümdarlıklarda halkın üzerine koyduğu

Detaylı

SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ. MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY

SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ. MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY GİRİŞ ÇalıĢmak yaģamın bir parçasıdır. YaĢamak nasıl bir insan hakkı

Detaylı

AYDIN COMMODITY EXCHANGE ARALIK 2013 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ. www.aydinticaretborsasi.org.tr info@aydinticaretborsasi.org.

AYDIN COMMODITY EXCHANGE ARALIK 2013 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ. www.aydinticaretborsasi.org.tr info@aydinticaretborsasi.org. AYDIN T CARET BORSASI AYDIN COMMODITY EXCHANGE ARALIK 2013 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ Ata Mahallesi Denizli Bulv. No:18 09010 AYDIN Tel: +90 256 211 50 00 +90 256 211 61 45 Faks:+90 256 211

Detaylı

15. BEYANNAME ÖZETLERİ

15. BEYANNAME ÖZETLERİ 15. BEYANNAME ÖZETLERİ 15.1. Gelirden Alınan Vergilere İlişkin Yıllık Beyanname Özetleri 2003 yılı vergilendirme dönemine ait bilgi giriş işlemi sonuçlandırılmış Türkiye genelindeki Gelir Vergisi, Gelir

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI GRAFİK LİSTESİ

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI GRAFİK LİSTESİ GRAFİK LİSTESİ Grafik I.1. VIX Endeksi 1 Grafik I.2. itraxx Europe Crossover Endeksi 1 Grafik I.3. Gelişmiş Ülke Döviz Kurları 2 Grafik I.4. ABD 10 Yıllık Devlet Tahvili Getirisi 2 Grafik I.5. Gelişmiş

Detaylı

TÜRKİYE DE KULLANILAN KREDİLER VE GETİRİLEN SİCİL AFFI

TÜRKİYE DE KULLANILAN KREDİLER VE GETİRİLEN SİCİL AFFI KONYA TİCARET ODASI TÜRKİYE DE KULLANILAN KREDİLER VE GETİRİLEN SİCİL AFFI Etüd-Araştırma Servisi Hakan KARAGÖZ KONYA-2009 İÇİNDEKİLER TABLOLAR LİSTESİ ii GİRİŞ..1 BİRİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE DE KREDİLERİN DURUMU

Detaylı

KIRSAL ALANDA. KADIN GĠRĠġĠMCĠLĠĞĠNĠN ARKA YÜZÜ

KIRSAL ALANDA. KADIN GĠRĠġĠMCĠLĠĞĠNĠN ARKA YÜZÜ KIRSAL ALANDA KADIN GĠRĠġĠMCĠLĠĞĠNĠN ARKA YÜZÜ Prof.Dr. Bülent GÜLÇUBUK (Ankara Üniversitesi AKÇAM) Atılım Üniversitesi, 3.Kasım.2010 NEDEN KIRSAL ALAN? NEDEN KIRSALDA KADIN GĠRĠġĠMCĠLĠĞĠ? Kırsalda kadın;

Detaylı

T.C. SOSYAL GÜVENLĠK KURUMU BAġKANLIĞI Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü GENELGE 2012 /32

T.C. SOSYAL GÜVENLĠK KURUMU BAġKANLIĞI Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü GENELGE 2012 /32 T.C. SOSYAL GÜVENLĠK KURUMU BAġKANLIĞI Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sayı : B.13.2.SGK.0.10.01.00/1006 25/09/2012 Konu : 2011/58 Sayılı Genelgede DeğiĢiklik Yapılması GENELGE 2012 /32 Bilindiği

Detaylı

milyon ton Dünya LPG Arz ve Talep Dengesi

milyon ton Dünya LPG Arz ve Talep Dengesi LPG SEKTÖRÜ 1 milyon ton Dünya LPG Arz ve Talep Dengesi 350 300 250 200 150 100 50 0 1990 1995 1998 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2010 2020 Arz Talep 2 Dünya LPG Tüketiminin Dağılımı 2001 Asya 28% Avustralya

Detaylı

DENETLEME KURULU RAPORU

DENETLEME KURULU RAPORU DENETLEME KURULU RAPORU 1- GĠRĠġ 1-1. Konu Türkiye Bilardo Federasyonu nun 01.01.2008-30.06.2008 dönemi hesap ve faaliyetlerinin, 3289 sayılı Kanuni Ana Statü ve diğer ilgili mevzuat ile yürürlükte olan

Detaylı

Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri

Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri MLY733 1 3 + 0 6 Araştırma yöntemlerindeki farklı anlayışları, yaygın olarak kullanılan araştırma

Detaylı

EV TĠPĠ KURUTMALI ÇAMAġIR MAKĠNELERĠNĠN ENERJĠ ETĠKETLEMESĠNE ĠLĠġKĠN TEBLĠĞ / TRKGM: 2002/06 (96/60/AT)

EV TĠPĠ KURUTMALI ÇAMAġIR MAKĠNELERĠNĠN ENERJĠ ETĠKETLEMESĠNE ĠLĠġKĠN TEBLĠĞ / TRKGM: 2002/06 (96/60/AT) EV TĠPĠ KURUTMALI ÇAMAġIR MAKĠNELERĠNĠN ENERJĠ ETĠKETLEMESĠNE ĠLĠġKĠN TEBLĠĞ / TRKGM: 2002/06 (96/60/AT) Yayımlandığı R. Gazete Tarihi: 20/8/2002 Sayısı: 24852 BĠRĠNCĠ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç Madde 1-

Detaylı

GAZİ ÜNİVERSİTESİ 2013 YILI SAYIŞTAY DENETİM RAPORU

GAZİ ÜNİVERSİTESİ 2013 YILI SAYIŞTAY DENETİM RAPORU GAZİ ÜNİVERSİTESİ 2013 YILI SAYIŞTAY DENETİM RAPORU Ağustos 2014 İÇERİK GAZĠ ÜNĠVERSĠTESĠ 1 GAZĠ ÜNĠVERSĠTESĠ DÖNER SERMAYE ĠġLETMESĠ 23 GAZĠ ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL TESĠS 35 T.C. SAYIġTAY BAġKANLIĞI GAZĠ

Detaylı

No: Gelir Vergisi Kanunu 94. Madde ve Geçici 67. Madde Oranlar. Gelir vergisi kanunu 103 ve 104 madde. 1) Ücretlerden

No: Gelir Vergisi Kanunu 94. Madde ve Geçici 67. Madde Oranlar. Gelir vergisi kanunu 103 ve 104 madde. 1) Ücretlerden No: Gelir Vergisi Kanunu 94. Madde ve Geçici 67. Madde Oranlar 1) Ücretlerden Hizmet erbabına ödenen ücretlerden GVK 103. maddedeki dilimlere ve 104. maddedeki esaslara göre stopaj yapılacaktır. (Bkz.

Detaylı

1 OCAK- 30 HAZĠRAN 2009 DÖNEMĠNE AĠT KONSOLĠDE OLMAYAN FAALĠYET RAPORU

1 OCAK- 30 HAZĠRAN 2009 DÖNEMĠNE AĠT KONSOLĠDE OLMAYAN FAALĠYET RAPORU TURKISH BANK A.ġ. 1 OCAK- 30 HAZĠRAN 2009 DÖNEMĠNE AĠT KONSOLĠDE OLMAYAN FAALĠYET RAPORU A-BANKAMIZDAKĠ GELĠġMELER 1-ÖZET FĠNANSAL BĠLGĠLER Bankamızın 2008 yıl sonunda 823.201 bin TL. olan aktif büyüklüğü

Detaylı

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler AB inin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Sayfa No Nüfus (Bin Kişi) 1 Nüfus Artış Hızı (%) 2 Cari Fiyatlarla GSYİH (Milyar $) 3 Kişi Başına GSYİH ($) 4 Satınalma Gücü Paritesine Göre Kişi Başına GSYİH

Detaylı

MUĞLA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ PLAN VE BÜTÇE MALİ KOMİSYONU RAPORU (2015 Yılı Bütçesi)

MUĞLA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ PLAN VE BÜTÇE MALİ KOMİSYONU RAPORU (2015 Yılı Bütçesi) MUĞLA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ PLAN VE BÜTÇE MALİ KOMİSYONU RAPORU (2015 Yılı Bütçesi) Belediye Meclisinin 11/11/2014 Tarihli toplantısında Komisyonumuza havale edilen Muğla BüyükĢehir Belediyesinin 2015

Detaylı

T.C. KALKINMA BAKANLIĞI 2014 YILI PROGRAMI GENEL EKONOMİK HEDEFLER VE YATIRIMLAR

T.C. KALKINMA BAKANLIĞI 2014 YILI PROGRAMI GENEL EKONOMİK HEDEFLER VE YATIRIMLAR T.C. KALKINMA BAKANLIĞI 2014 YILI PROGRAMI GENEL EKONOMİK HEDEFLER VE YATIRIMLAR 11 EKİM 2013 T.C. KALKINMA BAKANLIĞI 2014 YILI PROGRAMI GENEL EKONOMİK HEDEFLER VE YATIRIMLAR 11 EKİM 2013 İÇİNDEKİLER GENEL

Detaylı

VAKIF PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş. 01/01/2010 31/12/2010 FAALİYET RAPORU

VAKIF PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş. 01/01/2010 31/12/2010 FAALİYET RAPORU VAKIF PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş. 01/01/2010 31/12/2010 FAALİYET RAPORU 1- Raporun dönemi, ortaklığın unvanı, dönem içinde yönetim ve denetleme kurullarında görev alan başkan ve üyelerin, murahhas üyelerin ad

Detaylı

Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri

Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri MLY733 1 3 + 0 6 Araştırma yöntemlerindeki farklı anlayışları, yaygın olarak kullanılan

Detaylı

MAKROEKONOMİK TAHMİN ÇALIŞMA SONUÇLARI

MAKROEKONOMİK TAHMİN ÇALIŞMA SONUÇLARI KKTC DEVLET PLANLAMA ÖRGÜTÜ MAKROEKONOMİK TAHMİN ÇALIŞMA SONUÇLARI 25.0 150 22.5 135 20.0 120 17.5 105 15.0 90 12.5 75 10.0 60 7.5 45 5.0 30 2.5 15 0.0 0 1 3 5 7 9 11 1 3 5 7 9 11 1 3 5 7 9 11 1 3 5 7

Detaylı

İÇTÜZÜK TADİL METNİ MALİ SEKTÖR DIŞI NFIST İSTANBUL 20 A TİPİ BORSA YATIRIM FONU İÇTÜZÜK DEĞİŞİKLİĞİ

İÇTÜZÜK TADİL METNİ MALİ SEKTÖR DIŞI NFIST İSTANBUL 20 A TİPİ BORSA YATIRIM FONU İÇTÜZÜK DEĞİŞİKLİĞİ İÇTÜZÜK TADİL METNİ MALİ SEKTÖR DIŞI NFIST İSTANBUL 20 A TİPİ BORSA YATIRIM FONU İÇTÜZÜK DEĞİŞİKLİĞİ Finansbank A.ġ. Mali Sektör DıĢı NFIST Ġstanbul 20 A Tipi Borsa Yatırım Fonu içtüzüğünün 1.2, 5.3, 5.4,

Detaylı

DEĞER YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş.

DEĞER YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş. Büyükdere Cd. Nevtron İşhanı No:119 K /6 Gayrettepe-İST TEL: 0212/ 211 99 01-02-04 FAX: 0212/ 211 99 52 MALİ MEVZUAT SİRKÜLERİ SİRKÜLER NO : 2004/ 4 İst. 2 Ocak 2004 KONU : G.V.K. nun 94. Maddesi ve K.V.K.

Detaylı

Gayrimenkul Değerleme

Gayrimenkul Değerleme Aktif Gayrimenkul ve DanıĢmanlık Aġ bünyesindeki Uzmanlarının DanıĢmanlığını Yaptığı Eğitim Programları: 03-04 Mart 2012 tarihlerinde TEMEL DEĞERLEME ; 10-11 Mart 2012 tarihlerinde ĠLERĠ DEĞERLEME ; 17-18

Detaylı

Eylül 2013 B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ

Eylül 2013 B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ KIBRIS RUM KESİMİ ÜLKE RAPORU Eylül 2013 B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ I.GENEL BİLGİLER Resmi Adı : Kıbrıs Cumhuriyeti Yönetim Şekli : Cumhuriyet Coğrafi Konumu : Akdeniz deki beş büyük adadan

Detaylı

VAKIF PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş. 01.01.2011 30.06.2011 FAALİYET RAPORU

VAKIF PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş. 01.01.2011 30.06.2011 FAALİYET RAPORU VAKIF PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş. 01.01.2011 30.06.2011 FAALİYET RAPORU 1- Raporun dönemi, ortaklığın unvanı, dönem içinde yönetim ve denetleme kurullarında görev alan başkan ve üyelerin, murahhas üyelerin ad

Detaylı

Tablo 1. Seçilen Ülkeler için Yıllar İtibariyle Hizmetler Sektörü İthalat ve İhracatı (cari fiyatlarla Toplam Hizmetler, cari döviz kuru milyon $)

Tablo 1. Seçilen Ülkeler için Yıllar İtibariyle Hizmetler Sektörü İthalat ve İhracatı (cari fiyatlarla Toplam Hizmetler, cari döviz kuru milyon $) 4.2. HİZMETLER 1. Hizmetler sektörünün ekonomideki ağırlığı bir refah kriteri olarak değerlendirilmektedir (1). (2) tarafından bildirildiği üzere, sanayileşmeyle birlikte, ulaştırma hizmetleri ve belirli

Detaylı

ASBESTLE ÇALIġMALARDA ÖNLEMLERĠ HAKKINDA YÖNETMELĠK

ASBESTLE ÇALIġMALARDA ÖNLEMLERĠ HAKKINDA YÖNETMELĠK T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ASBESTLE ÇALIġMALARDA SAĞLIK mad men VE season GÜVENLĠK 6 episode 10 ÖNLEMLERĠ HAKKINDA YÖNETMELĠK Aslıcan GÜLER İSG Uzman

Detaylı

AYLIK TOPLANTI RAPORU (01/07/2013-31/07/2013)

AYLIK TOPLANTI RAPORU (01/07/2013-31/07/2013) T.C. ADALET BAKANLIĞI KANUNLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 01/08/2013 AYLIK TOPLANTI RAPORU (01/07/2013-31/07/2013) ĠÇĠNDEKĠLER 1- DĠĞER FAALĠYETLER... 3 1.1- TÜRKĠYE BÜYÜK MĠLLET MECLĠSĠNDE YAPILAN TOPLANTILAR...

Detaylı

KURUMLARIN OPSİYON SÖZLEŞMELERİNDEN ELDE ETTİĞİ GELİRLERİN VERGİLENDİRİLMESİ

KURUMLARIN OPSİYON SÖZLEŞMELERİNDEN ELDE ETTİĞİ GELİRLERİN VERGİLENDİRİLMESİ KURUMLARIN OPSİYON SÖZLEŞMELERİNDEN ELDE ETTİĞİ GELİRLERİN VERGİLENDİRİLMESİ Ertunç AKSÜMER 32 1.GİRİŞ 1970 li yılların başında Bretton Woods Uluslararası Ödemeler ve Kur Sisteminin sona ermesi ve aynı

Detaylı

BÖLÜM-2 Makro-ekonomide Veri

BÖLÜM-2 Makro-ekonomide Veri BÖLÜM-2 Makro-ekonomide Veri Bu bölümdeki notların hazırlığında aşağıdaki kaynaktan faydalınılımıştır: A PowerPoint Tutorial to Accompany macroeconomics, 5th ed. N. Gregory 1 GSYİH: GAYRİ SAFİ YURTİÇİ

Detaylı

Sayın İlgili, Eğitimlerimize teşrifleriniz veya kurumunuz temsilcilerinin katılımını sağlamanız bizleri mutlu edecektir.

Sayın İlgili, Eğitimlerimize teşrifleriniz veya kurumunuz temsilcilerinin katılımını sağlamanız bizleri mutlu edecektir. ERNST & YOUNG VERGĠ HĠZMETLERĠ Ġstanbul DıĢındaki Eğitimlerimiz ile Ġlgili Duyurumuz Sayın İlgili, Şirketimiz tarafından İstanbul da planlanan periyodik açık eğitim programına ilave olarak, Ankara, İzmir

Detaylı

G.V.K. GEÇİCİ 67 NCİ MADDE UYGULAMASI İLE İLGİLİ OLARAK GERÇEK KİŞİLERE YÖNELİK VERGİ REHBERİ

G.V.K. GEÇİCİ 67 NCİ MADDE UYGULAMASI İLE İLGİLİ OLARAK GERÇEK KİŞİLERE YÖNELİK VERGİ REHBERİ G.V.K. GEÇİCİ 67 NCİ MADDE UYGULAMASI İLE İLGİLİ OLARAK GERÇEK KİŞİLERE YÖNELİK VERGİ REHBERİ 2016 ÜCRETSİZDİR Bu rehber sadece pdf formatında hazırlanmıştır. 1 Ayrıntılı bilgi için Vergi İletişim Merkezinin

Detaylı

EKONOMİ DEKİ SON GELİŞMELER Y M M O D A S I P R O F. D R. M U S T A F A A. A Y S A N

EKONOMİ DEKİ SON GELİŞMELER Y M M O D A S I P R O F. D R. M U S T A F A A. A Y S A N 1 EKONOMİ DEKİ SON GELİŞMELER 1 3 M A R T 2 0 1 4, P E R Ş E M B E Y M M O D A S I P R O F. D R. M U S T A F A A. A Y S A N 1948 DEKİ EKONOMİK DURUM 2 TABLO I Ülke ABD Doları Danimarka 689 Fransa 482 İtalya

Detaylı

ĠNTEGRAL MENKUL DEĞERLER A.ġ. - BĠLANÇO (Tüm Tutarlar, Türk Lirası olarak gösterilmiģtir)

ĠNTEGRAL MENKUL DEĞERLER A.ġ. - BĠLANÇO (Tüm Tutarlar, Türk Lirası olarak gösterilmiģtir) ĠNTEGRAL MENKUL DEĞERLER A.ġ. 0 BĠLANÇO (Tüm Tutarlar, Türk Lirası olarak gösterilmiģtir) İncelemeden Bağımsız Geçmemiş Denetimden Geçmiş Cari Dönem Önceki Dönem Notlar 30.09.2011 31.12.2010 VARLIKLAR

Detaylı

T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İKTİSAT ABD ULUSLARARASI TİCARET BÖLÜMÜ GÜMRÜK MEVZUATI - I DOÇ. DR.

T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İKTİSAT ABD ULUSLARARASI TİCARET BÖLÜMÜ GÜMRÜK MEVZUATI - I DOÇ. DR. T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İKTİSAT ABD ULUSLARARASI TİCARET BÖLÜMÜ GÜMRÜK MEVZUATI - I DOÇ. DR. BEKİR GÖVDERE DAHİLDE VE HARİÇTE İŞLEME REJİMİ SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ

Detaylı

KANUN. Kanun No. 6385 Kabul Tarihi: 10/1/2013

KANUN. Kanun No. 6385 Kabul Tarihi: 10/1/2013 19 Ocak 2013 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 28533 KANUN SOSYAL SĠGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SĠGORTASI KANUNU ĠLE BAZI KANUNLARDA DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR KANUN Kanun No. 6385 Kabul Tarihi: 10/1/2013 MADDE

Detaylı