Nuss tekniğinde yüksek. maliyet engelini aştık

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Nuss tekniğinde yüksek. maliyet engelini aştık"

Transkript

1 di cal-tri bu ne.com.tr Sağlık mensuplarına özel gazetedir. Pediatri Kongresi Obezite bulaşıcı mı? Europaediatrics, ilk kez İstanbul da toplandı. TPK Başkanı Prof. obez olma olasılığı %57 artıyor. Yakın arkadaş grubu obezse, Dr. Çokuğraş, Bir oyla Obezlerde, hipertansiyon sıklığı kat daha fazla. Moskova yı eledik dedi TÜRKİYE KBB ve spor Hekim gözüyle sualtı sporunu anlatan Dr. Özmen Öztürk: Balık görmek için dalanlar bu sporu çabuk bırakıyor. 24 Prof. Dr. Mustafa Yüksel: Nuss tekniğinde yüksek İlaçtan sonra kozmetikte İSTANBUL - Eczacıbaşı Holding den yapılan açıklamada, 9 bin metrekare alan üzerine kurulan ve yıllık 20 bin ton üretim kapasitesine sahip olan yeni fabrikada, Maratem endüstriyel temizlik ürünleri, Selin ve Egos markalı ürünler ile diğer kişisel bakim ürünlerinin iç ve dış pazara yönelik üretiminin yanı sıra fason üretim de gerçekleştirileceği bildirildi. Açıklamada, Türkiye nin ürün geliştirme ve Ar-Ge amaçlı kapsamlı laboratuar ve ekipmanlarına sahip olan fabrikanın ayni zamanda çevre dostu olduğu, üretimde güneş enerjisinden faydalanıldığı ve işlemden geçirilen yağmur suyunun kullanıldığı belirtildi. maliyet engelini aştık İSTANBUL Marmara Üniversitesi Fakültesi Göğüs Cerrahisi Kliniği 3 yıldır göğüs çöküklüğü (kunduracı göğsü-pectus excavatum) ve göğüs çıkıklığı (güvercin göğsü-pigeon chest) hastalarında yeni bir uygulama Kanser kök hücresi kavramı doğdu Her kanser türüne ayrı tedavi gerekecek! İSTANBUL Bundan 5 yıl öncesine kadar tümöral kitledeki hücrelerin hepsinin aynı özelliklere sahip olduğunu sanıyorduk. Yani herhangi bir kanser hücresinin diğer kanserli hücreleriyle aynı özelliği taşıdığını sanıyorduk. Ancak işin böyle olmadığı anlaşıldı. Kitlede, azınlıktaki bir grup hücrenin çoğalmadan sorumlu olduğu ve büyük çoğunluğun bu özelliğe sahip olmadığı ortaya çıktı. olan Minimal İnvaziv Nuss ameliyatını 45 hastada başarıyla uygulamakta. MÜ Fakültesi Göğüs Cerrahisi AD Başkanı Prof. Dr. Mustafa Yüksel ve Dokuz Eylül Üniversitesi Fakültesi Göğüs Cerrahisi Kliniği nden Yard. Doç. Dr. Ahmet Önen, bu hastalarda kullanılan yurtdışı kaynaklı çelik barın Ar- Ge çalışmasını yaparak İzmir de faaliyet gösteren bir firmaya yerli imalatını dörtte bir fiyatına yaptırdılar. 15 Üzüm çekirdeği... Kemoterapi tahribatını gidermeye yetecek mi? KAYSERİ Erciyes Üniversitesi Fakültesi Biyokimya AD Öğretim Görevlisi Dr. Aysun Çetin, bu yıl aynı üniversitenin Gevher Nesibe Araştırma Teşvik Ödülü nü alan çalışması hakkında bilgi verdi. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda özellikle kalp hastalıklarının engellenmesinde üzüm çekirdeğinin olumlu etkileri olduğu yönündeki iddiaları hatırlattı Prof. Dr. Donald Nuss, Tekniğini kabul ettirebilmek için 10 yıl beklemişti.

2 2 Sempozyum İçin de ki ler 1 Kök hücre çalışmalarına getirilen kısıtlamada din ve inançların etkisi var mı? Kongrede yasal kısıtlamalar eleştirildi Tıbbın geleceğine kök hücreler ve gen tedavisi mi yön verecek? Trabzon dan tıbbi teknoloji hamlesi: ATİ Teknoloji Yaşlı kemikler daha kolay kırılır İleri yaştaki insanlarda osteoporoz tedavisi gereklidir TPK Başkanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş: İstanbul bir oy farkla Europaediatrics 2008 i aldı... 7 Yeni nesil pnömokok aşısı geliyor Türk pediatrisinin önündeki başlıca mesele: Çocuk ölümleri Dünyada 5 kişiden birini oluşturuyorlar Ergenlerin özgün sağlık gereksinimleri var Gizli şeker kalp hastalığında hayati önem taşıyor Yüzyılın bulaşıcı hastalığı: Obezite Kreatinin klirensi formülü ve mikroalbüminüri testlerinin önemi Histamin intoleransı olan hastalara uyarı: Çilek, kırmızı şarap ve çikolatadan uzak durun! ülkeden 350 aşı uzmanı İstanbul da buluştu Rotavirüste hedef evrensel aşılama programı İSTANBUL - Dünyanın önde gelen aşı ve immünoloji uzmanları Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından desteklenen 8. Uluslararası Rotavirüsü Sempozyumu için İstanbul da buluştu. Rotavirüse karşı kapsamlı mücadele yapılması çağrısında bulunan uzmanlar, her yıl yarım milyon çocuğun hayatını kaybetmesine yol açan rotavirüse karşı ülkelerin bir an önce harekete geçmesi çağrısında bulundular. 67 ülkeden 350 sağlık uzmanı ve bilim adamı 8. Uluslararası Rotavirüsü Sempozyumu nda, rotavirüsüne ilişkin güncel bilgileri paylaşmak için İstanbul da buluştu. Rotavirüsü hakkında yapılan araştırmaların yanı sıra hastalığa karşı etkin aşıların da konu edildiği toplantıda, aşının rutin aşılama takvimine dahil edilmesi için gerekli çalışmalar değerlendirildi. Rotavirüsü nedeniyle ölümlerin, genellikle yeterli tıbbi destek sağlanamayan ülkelerde görüldüğüne dikkat çeken toplantıda, gelişmiş ülkelerde ise virüsün şiddetli ishale ve hastane yatışlarına yol açtığına belirtildi. Rotavirüsü aşısı hedefine ulaşabilir Rotavirüse karşı aşılama çalışmalarının yaygınlaşmasıyla önemli bir başarı sağlanabileceğini söyleyen DSÖ yöneticisi Prof. Dr. Christiana Toscano, Bir çok zorluğa rağmen 67 ülkeden birçok uzman ve hekimin katıldığı bu sempozyum milyonlarca çocuğun hayatını kurtarmak için çok önemli bir fırsattır. Rotavirüsüne karşı etkili aşıların üretilmesi ve etkin kullanıma geçilmesiyle DSÖ nün belirlediği Milenyum Gelişim Hedeflerine ulaşılabilir ve beş yaş altı çocuk ölümlerinin azaltılmasında ciddi atılımlar yapılabilir dedi. Sempozyumda bütün ülke temsilcilerinin kendi sürvelans çalışmalarının sonuçlarını açıkladıklarını dile getiren Prof. Dr. Quadros, Aşılar toplum sağlığını korumak için insanlığın sahip olduğu en etkili silahtır. Bu nedenle hükümetler aşı politikalarını geleceği düşünerek belirlemelidir. Aşı maliyetinden kaçan birçok hükümet bedelini çoğunlukla daha yüksek bir maliyetle ödemek zorunda kalıyor. Bu sempozyumda bizi en çok sevindiren şey rotavirüsle ilgili Afrika ve Asya verilerinin aşının etkinliğini destekliyor olduğunu görmemizdir. diye konuştu. Rotavirüs her yıl yarım milyon çocuğun ölümüne neden oluyor. Bunların %50 si Afrika ve Asya ülkeleri olan Hindistan, Nijerya, Kongo, Etiyopya, Çin ve Pakistan da görülüyor. Rotavirüsü nedeniyle her sene ortalama 2 milyon kişi hastaneye kaldırılıyor. Hastaneye ishal nedeniyle yatırılan 5 yaşın altındaki çocukların %35 ile %60 ı rotavirüs taşıyor. Epidemoloji uzmanı Prof. Dr. Ciro de Quadros Bilimsel veriler rotavirüs aşısının maliyet etkin olduğunu gösteriyor Sempozyumun önemli isimlerinden biri olan Sabin Aşı Enstitüsü yöneticilerinden, epidemiyoloji uzmanı Prof. Dr. Ciro de Quadros, rotavirüsle ilgili Medical Tribune ün sorularını yanıtladı. Dünya genelinde çocukların büyük bölümünün üç yaşına gelene kadar rota virüsü tarafından enfekte olduğunu, ancak ölümlerin % 90 ının az gelişmiş ülkelerde meydana geldiğini söyleyen Prof. Dr. Quadros, Rotavirüs nedeniyle her saat 60 çocuk hayatını yitiriyor. Rotavirüse karşı kullanımda olan iki rotavirüs aşısı bulunuyor. Dolayısıyla, önümüzdeki sorun aşı geliştirmek değil var olan aşıların uygun fiyatlarla ülkelerin aşı programına dahil edilmesini sağlamaktır. İstanbul da yaptığımız sempozyum bu açıdan hayati öneme sahip bir toplantı oldu. Oturumlarda en çok tartıştığımız konulardan biride, elde ettiğimiz veriler ışığında bu aşıları hükümetlerin aşılama programlarına nasıl koyacağımız oldu diye konuştu. Onlarca kat fiyat farkı Hükümetler için bir aşının programa alınıp alınmamasında maliyetin doğal olarak çok önemli bir sorun olduğunu söyleyen Prof. Dr. Quadros, sözlerini şöyle sürdürdü: Ancak maliyet hesaplanırken hastalığın yarattığı zararı göz önüne almak gerekir. Rotavirüs her yıl yarım milyon çocuğun ölümüne ve milyonlarcasının hastaneye yatmasına neden oluyor. Tedavi maliyetlerini değerlendiren uzmanlar bu aşıların artık maliyet yarar limitini geçtiğinde hem fikir. Ayrıca aşıların fiyatını hükümetlerin pazarlık gücü de etkiliyor. Bu aşıların Batı ülkelerindeki fiyatı ile gelişmekte olan ülkelerdeki fiyatı arasında onlarca kat farkı bulunuyor. Pers pek tif 17 Yazarı, danışmanı, editörü aynı kişi olan dergiler vardı MEDİ KATÜR Doç. Dr. Gülşah Bademci Muayenehanesi olana daha az ek ödeme yasal! Hekim-hemşire ilişkisi iyiyse, onkoloji tedavisi de iyi demektir Hızlı atan kalp yoruluyorsa İvabridin ve nabız atışına etkisi sınanıyor Türk hekimliğinin öncü kadınları Çizerimiz Doç. Dr. Gülşah Bademci, annesinin ani ve ciddi rahatsızlığı nedeniyle çizgilerine bir süre ara verdi. Geçmiş olsun dileklerimizle bir an önce sağlık haberlerini bekliyoruz. İm ti yaz Sa hi bi: Me di cal Tri bu ne Ya yın cı lık Ltd. Şti. adı na Hu ri ye Ti bet Genel Direktör: Huriye Tibet Ge nel Ya yın Yö net me ni (So rum lu): Fü sun İki kar deş Me di kal Ya yın Yö net me ni: Dr. Rı fat Yü cel Medikal Editör: Dr. Alp Aker Ha ber Edi tö rü : Hü se yin Kan de mir, Zuhal Demirarslan Çi zer: İs hak Öz türk, Gülşah Bademci Sa tış Koordinatörü: Gönül Morgül Rek lam Mü dü rü: Serkan Erdoğan Da ğı tım/abo ne: Ar zu Ça kar Sayfa tasarım: Melih Yıldırım Ad res: Ru me li Cad. No: 84/12 Os man bey İs tan bul Tel: (0212) (pbx) (0212) Faks: (0212) e-pos ta: in di cal-tri bu ne.com.tr Bas kı: Pro mat Ba sım Ya yın San. ve Tic. AŞ. Esen yurt-is tan bul Tel: (0212) ISSN Sü re li ya yın 20 sa yı/yıl

3 Onkoloji 3 Kanser kök hücre kavramı doğdu Her kanser türüne ayrı tedavi gerekiyor İSTANBUL - Gen tedavisinin 20 yıllık geçmişine rağmen kanserde beklentileri karşılayamadığını söyleyen Ankara Üniversitesi Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Akbulut, kanser kök hücresinin keşfiyle birlikte tedavi konseptlerinde önemli gelişmeler yaşandığını ifade etti. Kanser kök hücresi konusunda Türkiye de de önemli çalışmalar yapıldığını dile getiren Prof. Dr. Akbulut Medical Tribune e kanser kök hücre çalışmalarının geleceğini değerlendirdi. Yaklaşık 7 yıldır gen tedavisi ve kanser kök hücresi konusunda çalışıyoruz. Son birkaç yıldır da kanser kök hücresi konusunda yeni gen tedavileri üzerine yoğunlaşmış durumundayım. Fakültede kurduğumuz laboratuvarımızda çalışıyoruz. Şu anki çalışmalarımız deneysel düzeyde. Kanserde gen tedavisi yaklaşık 20 yıldır üzerinde çalışılan bir konu lerde çok büyük umutlarla konu gündeme geldi, ancak 20 yılın ardından henüz elimizde gen tedavisiyle ilgili kesin bir çözüm reçetesi bulunmuyor. Son 5 yıldır geliştirilen gen tedavi yöntemleri çok daha etkili olacak gibi görünüyor. Kanserde gen tedavisi esas olarak kanserin gelişmesi aşamasında ortaya çıkan genetik bozuklukların düzeltilmesi ya da genleri kullanarak kanser hücresinin yok edilmesi amacına yöneliktir. Gen tedavisi ajanlarında henüz sonuç yok Buna karşılık klinik öncesine yönelik çok başarılı araştırmalar yapılıyor. Fakat henüz, ilaca ya da tedavi yöntemine dönüşmüş bir çözüm yok. Bunun çeşitli nedenleri var. Şu ana kadar geliştirilen gen tedavisi ajanları kemoterapiyi kriter olarak alırsak, yeterince başarılı değil. Bu nedenle çalışmalar yeni hedeflere yöneldi, daha büyük başarılar getirebilecek yeni hedefler saptandı. Ancak kanser etkeni olarak karşımıza çıkan bazı virüslere yönelik aşı çalışmaları da gen tedavisinin uğraşı alanında bulunuyor. Bunlar koruyucu hekimlikte işe yarıyor. Yakın dönem beklentimiz genetik yöntemlerle geliştirilen kanser aşılarına odaklandı. Yani tümör hücrelerinde bulunan, ama normal hücrelerde bulunmayan bazı proteinler söz konusu. Kanser gelişirken 200 civarında genetik değişiklik ortaya çıkıyor. Her değişim de birtakım proteinlerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu proteinler immun sistemi güçlendirerek tümörlerle daha iyi mücadele edilmesini sağlıyor. Bu konuda ciddi başarılar söz konusu. Gen tedavilerinin yaklaşık %30 u bu alanda yapılıyor ve klinik araştırmalar yoğunlaşarak sürüyor. Bu yıl aşı tedavisine yönelik çok merkezli bir çalışma başlayacak. Önümüzdeki 5 yıl içinde aşı tedavisi ile ilgili yeni ilaçlar piyasada görülmeye başlanacak. Kanser kök hücresi Kanser kök hücresi yeni ve önemli bir kavram; 5 yıl öncesine kadar tümöral kitledeki hücrelerin hepsinin aynı özelliklere sahip olduğunu sanıyorduk. Yani herhangi kanserli bir hücrenin diğer kanserli hücrelerle aynı özelliği taşıdığını sanıyorduk. Ancak kitle içerisinde azınlıktaki bir grup hücrenin çoğalma işleminden sorumlu olduğu ve büyük çoğunluğun bu özelliğe sahip olmadığı ortaya çıktı. Kanser hücrelerinin başka bir dokuya aktarıldığının %90 ının çoğalmadığı görüldü. Bu buluşla birlikte ortaya kanser kök hücresi kavramı çıktı. Araştırmalar kanser kök hücresi dışındaki hücrelerin karsinogenezis ya da mortalite açısından önemli olmadığını gösterdi. Bugüne kadar uygulanan tedavilerin temelde kök hücrelere karşı yeterince etkili olmadığını gördük. Bu çok önemli bir keşif olmasına rağmen bu alandaki bilgi birikimimiz henüz yeterli değil. Şimdilik bu hücreleri tanıma aşamasındayız. Bu alanda elde edilecek bilgiler kanserin tedavisinde Araştırmalar bir milyar kanserli hücreden sadece birkaç bininin çoğalma işinden sorumlu olduğunu gösteriyor. Bu tedavide devrim niteliğinde değişimler yaratacaktır. çığır açacak öneme sahip. Önümüzdeki dönemde çok önemli gelişmeler bekliyoruz. Öncelikle bütün kanser gruplarında bu hücrelerin tespiti gerekiyor. Kanser kök hücrelerinin meme ve akciğer kanserindeki özellikleri farklılıklar gösteriyor. Dolayısıyla her kanser türüne yönelik ayrı çalışma gerekiyor. Araştırmalarla her bir kanser grubundaki kök hücreler belirlenmeye ve özellikleri analiz edilmeye çalışılacak. Devamı sayfa 6 da Ankara Üniversitesi Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Akbulut. Kanser kök hücresi yeni ve önemli bir kavram; bundan 5 yıl öncesine kadar tümöral kitledeki hücrelerin hepsinin aynı özelliklere sahip olduğunu sanıyorduk.

4 4 Kök Hücre Kök hücre çalışmalarına getirilen kısıtlamada din ve inançların etkisi var mı? Kongrede yasal kısıtlamalar eleştirildi İSTANBUL - İstanbul Üniversitesi, Kök Hücre ve Gen Tedavisi Derneği ve İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesindeki Kök Hücre Araştırma ve Uygulama Merkezi Onkim in katkılarıyla düzenlenen 3. Klinik Pratikte Kök Hücre ve Gen Tedavi Kongresi, Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi nde düzenlendi. 300 ün üzerinde katılımcının izlediği kongrede 10 u yurtdışından olmak üzere 70 bilim adamı sunum yaptı. Değişik branşlardan bilim adamlarını bir araya getiren kongrede nano teknolojilerden gen tedavisine, eğitimden hukuksal ve etik konulara kadar pek çok temel konu tartışıldı. Kongrede, İstanbul Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan ilk kopya koyun olan Oyalı nın kopyalama süreci hakkında güncel bilgiler de verildi. Kongre süresince öne çıkan konulardan biri de biyoteknoloji ve doku mühendisliği alanındaki gelişmeler oldu. Diğer yandan gen tedavisinde güncel durum ve Türkiye deki gen tedavisi araştırmalarından elde edilen veriler de katılımcılarla paylaşıldı. Bu arada hedefe yönelik kanser tedavisi, kordon kanı toplanmasında güncel durum, kordon kanı kök hücreleri ve bankacılığı konusunda Türkiye deki ve dünyadaki durum değerlendirildi. Kongre süresince Onkim de, 150 katılımcıya temel araştırma teknikleri, kök hücreler ve pankreas adacık hücreleri ile ilgili olarak kurslar verildi. Sağlık Bakanlığı, 2005 yılında aldığı bir kararla embriyonik kök hücre araştırmalarını sınırlandırdı. Türkiye de 2004 yılından önce kordon kanı konusunda bir kaos vardı ve bu konuda ciddi sömürü yaşanıyordu. Ancak bu tür sorunlar, bilimsel çalışmaları sekteye uğratmadan çözülmelidir Yasaklarda dinsel ve geleneksel boyut daha fazla dikkate alındı Sağlık Bakanlığı nın radikal bir kararla kök hücre araştırmalarını sınırladığını hatırlatan Prof. Dr. Attar, Özellikle embriyonik kök hücre araştırmaları sekteye uğradı. Çıkan dedikodulardan sonra bakanlık kök hücre tedavileri konusunda çok radikal önlemler aldı. Türkiye de embriyonik kök hücre çalışmaları çok iyi giderken birdenbire durduruldu. Bu karar sadece etik nedenlerden dolayı alınmadı; dinle, geleneklerle, inançlarla ilgili olan boyutu daha çok dikkate alındı, önemsendi dedi. Tabii ki halkın inancı, sağduyusu göz önüne alınacak, ama bilimsel çalışmaların da bu kadar ani bir şekilde kısıtlanmasını istemiyoruz. Türkiye, kök hücre konularında ciddi bir potansiyele sahip ve önemli çalışmaların yürütüldüğü noktalara geldi. Bu alanda çok iyi bir altyapımız ve yetişmiş insan gücümüz var. Dünyada çalışmalar artarken... Toplantıda kök hücre alanındaki çalışmalara getirilen kısıtlamaları eleştiren Onkim Genel Müdürü Uzm. Dr. Aysel Yurtsever, Türkiye de kök hücre ve embriyonik kök hücre çalışmalarında bir kısıtlama var. Ancak somatik, öncül hücrelerde, kordon kanı hücrelerinde hiçbir kısıtlama yok. Dünyada multidisipliner çalışmaların arttığı bir dönemde bu alanlarda kısıtlamalar sorun yaratıyor. Doku mühendisliği çalışmaları önemli bir gelişme gösteriyor ve tüm dünyada bu alanda artık alt gruplar oluşuyor. Kıkırdak doku mühendisliği, damar doku mühendisliği, deri doku mühendisliği gibi neredeyse tıpta ne kadar alan varsa, bu alanlardaki klinik ihtisaslara ek ve eş düşen mühendislik alanları artık karşımıza çıkıyor. Bu alanda yürütülen baş döndürücü çalışmaları yakından takip etmemiz gerekiyor dedi. Doku mühendisliği ve nanoteknoloji İTÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Candan Tamerler, Bunları nasıl kesiştirebiliriz sorusu dünyada sıkça soruluyor. Bu soruyu sorup, doğru cevaplara odaklanan gruplar, bu alanda yaratılabilecek teknolojilerin de sahibi olma yolunda ilerliyorlar. Dolayısıyla biz ülkemizde, kök hücre alanında çok değerli çalışmalar yapılmaya başlanmışken bunu nanoteknoloji ve doku mühendisliği açılımlarıyla bir araya getirmeliyiz. Dünyada yeni oluşan medikal uygulamalarda söz sahibi olabilmemiz için ülkemizde bu alanlardaki çalışmaların desteklenmesi gerekiyor diye konuştu. Yasa revize edilmeli Türkiye kök hücre çalışmalarında söz sahibi olabilir İSTANBUL - Türkiye nin kök hücre konusunda çok iyi bir birikime sahip olduğunu söyleyen İÜ İstanbul Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkut Attar, Gerekli özen gösterilirse Türkiye, kök hücre çalışmalarında dünya çapında söz söyleyen bir noktaya ulaşır. Kök hücre çalışmaları insanlığın geleceğini etkileyecek. Dolayısıyla yasaların zamana ve ülkenin koşullarına uygun olarak gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyorum dedi. Tedaviler biyolojik ağırlıklı olacak Son yasal düzenlemelerden sonra kök hücre araştırmalarıyla ilgili sorunlar yaşandığını söyleyen Prof. Dr. Attar, Sağlık Bakanlığı, kök hücre çalışmalarını radikal bir kararla kısıtladı. Yeni yasadan özellikle embriyonik kök hücre araştırmaları kötü etkilendi. Türkiye de embriyonik kök hücre çalışmaları çok iyi giderken birdenbire durduruldu. Bunda birçok faktörün rolü var. Ancak Türkiye, gerek hücre tedavileri, gerekse de biyoteknoloji konusunda oldukça iyi noktada. Bu alanlarda araştırma ve uygulama yapabilen bir ülke konumuna geldik. Bu çalışmalara etik ve bilimsel çerçeve içerisinde devam etmeliyiz. Dolayısıyla yasaların zamana ve ülkenin koşullarına göre yeniden gözden Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi nde düzenlenen 3. Klinik Pratikte Kök Hücre ve Gen Tedavi Kongresi nde kök hücre çalışmalarına getirilen kısıtlamalar eleştirildi. geçirilmesi gerekir diye konuştu. Prof. Dr. Atar, insandan elde edilen embriyonik kök hücrelerinin özellikle ilaçların toksisitesini test etmede ve farmakolojik bazı maddelerin denenmesinde son derece önemli olduğunu dile getirdi. Sağlık Bakanlığı nın embriyonik kök hücresine dokunmaya hiçbir şekilde Artık klasik yöntemler bazı sorunların tedavisinde yetersiz kalıyor. Biz 5-10 yıl sonra bütün tedavileri unutacağız. Tedaviler biyolojik ağırlıklı olacak. Kanser tedavisi tamamen laboratuvar ağırlıklı olmaya başlayacak, hatta bireyselleşecek. bir süre sonra şekil değiştirecek ve biz de bu gelişmelerin gerisinde kalmamalıyız. Dolayısıyla bu tip çalışmaları kısıtlarken veya bunların etik kurullarını oluştururken, bu kurulların homojen olarak oluşturulması, sağlıklı düşünerek karar verilmesi ve acele edilmemesi gerekir. O dönem belki bu sınırlama doğruydu, ama bundan sonraki dönemler için yasaların gözden geçirilmesi gerekiyor. Prof. Dr. Erkut Attar, Sağlık Bakanlığı, kök hücre çalışmalarını radikal bir kararla kısıtladı. Yasadan, özellikle embriyonik kök hücre araştırmaları kötü etkilendi. izin vermediğini ifade eden Prof. Dr. Attar, Türkiye esasında gerek hücre tedavileri, gerekse biyoteknoloji konusunda oldukça iyi noktada. Özellikle tüp bebek konusunda ülkemiz, yayın üreten beşinci ülke durumuna yükseldi. Eskiden biz yurt dışına hasta gönderirdik. Şimdi tüp bebek alanında bize İngiltere den, İtalya dan, Almanya dan hasta geliyor. Kliniklerimizde başarı oranlarımız çok yüksek dedi. Yasaklar sömürüyü engelleyemedi Kök hücre çalışmaları konusunda sağlıklı tartışılmadan acele karar verildiğine inandığını dile getiren Prof. Dr. Attar, şu bilgileri verdi: Etik ilkelerin ve düzenlemelerin olduğu ortamda bu çalışmalar sakıncalı değil. Dolayısıyla bunun ortasını bulmak lazım. Bu konuları akademik ortamda tartışıp öyle değerlendirmemiz gerekir. Diğer yandan embriyonik hücre araştırmalarına sınırlama getirilmesine rağmen, kök hücre tedavisi konusundaki sömürü sürüyor. Eski Doğu bloğu ülkelerinden gelen bazı kimseler yüksek paralar karşısında hastaları sömürüyorlar. Devamı sayfa 5 te

5 Kök Hücre 5 Tıbbın geleceğine kök hücreler ve gen tedavisi mi yön verecek? Trabzon dan tıbbi teknoloji hamlesi: ATİ Teknoloji TRABZON - Trabzon da kurulan ATİ Teknoloji kök hücrelerden kanser aşılarına, organ mühendisliğinden immünoterapi programlarına kadar birçok alanda çalışmalarını sürdürüyor. Anonim şirket statüsündeki 53 ortaklı kuruluş, KASİYAD da (Karadeniz Sanayici, İş Adamı-İlim Adamı ve Yöneticiler Derneği) yer alan iş adamları, yönetici ve bilim insanları tarafından 2003 de kuruldu. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fakültesi İç Hastalıkları AD Başkanı Prof. Dr. Serdar Bedii Omay, merkezin çalışmalarını Medical Tribune e anlattı. MT: Merkezinize neden ATİ adını seçtiniz? Çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz? ATİ gelecek anlamındadır. Tıbbın geleceğine kök hücre ve tümör aşıları yön vereceğinden bu ismi seçtik. Bu şirket, ülkemizin kök hücre ve gen teknolojilerinin kullanıldığı biyoteknoloji alanında kalkınması ve gelişmesine katkı için yapılandırıldı. Kuruluşumuzun bilimsel kurulunda benimle beraber Prof. Dr. Ercüment Ovalı, Prof. Dr. Murat Ertürk ve Prof. Dr. Erdal Karaöz bulunmaktadır. Uluslararası standartlarda hücre kökenli ürünleri üreten, araştırma-geliştirme çalışmaları yapan ve bilgi üreten bir kurum olarak çalışıyoruz. MT: Hangi hücreleri üretiyorsunuz? ATİ ye bir çeşit banka diyebilir miyiz? Elbette ATİ bir banka, ancak merkez bankası demek daha doğru olacaktır. Kord kanı, kök hücre ve sperm bankacılığı, nakil amaçlı kök hücre işlemleri, organ mühendisliği ve mezenkimal kök hücre üretimi, dendritik hücre, tümör aşısı üretimi, T ve NK hücreleri ile immünoterapi programları üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Bu arada Türkiye nin birçok şehrine de hizmet götürmekteyiz. Çalışma yapan üniversitelere hücre bazında destek veriyoruz. Kuruluşumuzdaki bütün üretim ve hizmetler GMP koşullarında yapılmaktadır. GMP koşulları ne demek? GMP, ISO 9002 komponentlerini içeren ve tıbbi ürünlere özgü ilave gereksinimlerin de karşılandığı, daha çok özel bir kalite yönetim sistemi. İngilizce açılımı Good Manufacturing Practice dir. GMP, 5 temel prensip üzerine kurulmuştur. Bunlar; üretimi yapılacak işlerin ayrıntılarına karar verilmesi, yapılacak her şeyin yazılması, yazılan her şeyin yapılması, yapılanların kanıtlanması, hataların düzeltilmesi ve kalitenin artırılmasıdır. Uygulamalarımızda bu kriterler doğrultusunda sürekli denetlenmekteyiz. Şu anda bu teknoloji sadece bizde bulunmaktadır. Karadeniz Teknik Üniversitesi Fakültesi İç Hastalıkları AD Başkanı Prof. Dr. Serdar Bedii Omay MT: Kordon kanı bankacılığı konusunda neler söyleyebilirsiniz? Kordon kanı bankalarında kanlar iki amaç için saklanmaktadır. Birinci amaç vericinin ileride kemik iliği nakli gerektirecek bir hastalığa yakalanması durumunda kendine ait sağlıklı kök hücrelerinin kullanılarak tedavi edilebilmesidir. Kişinin kendi hücre ve dokuları ile uyum sorunu olmayacağından bu oldukça önemli bir avantajdır. İkinci amaç ise saklanan kanın sahibi izin verdiği takdirde başka hastaların tedavilerinde kullanılabilmesidir. Bu da kordon kanı bankacılığının prestij ve toplumsal hizmet boyutunu ortaya çıkarmaktadır. MT: Gen tedavisinde hangi noktadayız? Hızlı bir ilerleme kaydeden gen mühendisliği ve gen tedavisinde de kök hücrelerden yararlanılmaya başlandı. Gen tedavisinde hedef, hasta hücredeki veya organdaki bozukluğu hücrenin genetik yapısını değiştirerek düzeltmektir. Bozuk olan genin yerini alacak normal genin, hücrelere bir şekilde ulaştırılması gerekiyor. Bunun çeşitli yolları mevcut. Bunlardan ilki, gerekli gen veya genleri virüsler içerisine yerleştirerek vücuda vermektir. Birçok virüs hücre içerisine girdikten sonra genetik şifresini hücrenin genetik şifresine entegre ederek etkisini gösterir. Virüslerin bu özelliğinden yararlanarak istediğimiz gen veya genleri hedef hücrelere transfer edebilmekteyiz. Vücuda zarar vermesi engellenmiş olan virüslerin kendi genetik şifresi çıkartılarak istediğimiz geni transfer edebiliriz. Daha sonra bu virüsler kişiye damar yoluyla verilip belirli hücrelerin içerisine girmeleri sağlanıyor. Hücreye giren virüs, içerisindeki geni hedef hücrenin çekirdeğine aktarıyor ve hücrenin orijinal geni gibi görev yapmaya başlıyor. Sayfa 4 ten devam Türkiye kök hücre çalışmalarında söz sahibi olabilir Bunlar bazı hastalıkları tedavi ettikleri iddiasıyla hastaları Çin ve Rusya gibi ülkelere götürülerek denek gibi kullanıyorlar. Hastalar ne olduğu bilinmeyen tedavilere maruz kalıyorlar. Kanser ve kalp hastalıklarında kök hücre tedavisinin uygulanabilir düzeye geldiğini söyleyen Prof. Dr. Attar, Ancak merkezi sinir sistemi hastalıkları, omurilik yaralanmaları, işitme ve görme kayıplarının da yer aldığı dejeneratif hastalıklarda henüz net sonuçlar alınamadı. Birtakım haber- ler insanların kafasını karıştırıyor. Omurilik felci olan hasta kök hücreyle ayağa kalktı, kök hücreyle MS hastalığına çözüm bulundu gibi haberler, bizi zor durumda bırakıyor. İnsanlar, bu tedavi biçimlerini gerçek zannedip, arayış içerisine giriyorlar. Hasta yakınları da ne gerekiyorsa yapayım, yeter ki bu hastayı iyileştirin diyor. Bu psikoloji altında birtakım şarlatanlar çıkıp biz sizi Çin de tedavi ettiririz dediği zaman hasta doğal olarak parasını veriyor şeklinde konuştu.

6 6 Yaşlı kemikler daha kolay kırılır Güncel İleri yaştaki insanlarda osteoporoz tedavisi gereklidir DRESDEN Hastanızın yaşı ilerledikçe, osteoporozdan dolayı kemiklerinin kolayca kırılması riski de yükselir. Ne yazık ki, tam da yüksek risk grubuna giren ileri yaştaki hastalarda özel osteoporoz tedavisi sıklıkla ihmal ediliyor. Hamburg Osteoporoz Merkezi nden Prof. Dr. Hans-Peter Kruse, özellikle osteoporoz tedavisi konusunda Almanya da halen belirgin bir tedavi eksikliği yaşandığını belirtiyor. Bu durum özellikle ileri yaştaki hastaları etkiliyor: yaş arasındaki hasta grubuna mensup kadınların ancak üçte biri özel ilaç tedavisi alıyor. 75 yaşın üstündekilerdeyse bu oran %19 a düşüyor. Osteoporoza bağlı olarak oluşan yüksek tedavi maliyetlerinin sadece %15 i bu kemik hastalığının ilaçla tedavisine harcanıyor, üstelik bu miktarın da yarısından fazlası analjeziklere gidiyor. Kırık olmadan kemik yoğunluğunu ölçmek Oysa ileri yaş, tam da osteoporoza bağlı kırıklar açısından en önemli risk faktörü kabul ediliyor. Uzmanlık derneklerinin kılavuzlarında da bu nokta özellikle vurgulanıyor. Kılavuzlarda; 70 yaşın üstündeki kadınlarda ve 80 yaşın üstündeki erkeklerde daha önce kırık vakası yaşanmamış ve başka risk faktörleri bulunmuyor olsa bile, osteoporoz olup olmadığının tespit edilmesi için temel tetkiklerin yapılması öneriliyor. Tetkik yöntemlerinin arasında anamnez, fiziki muayene ve DXA metoduyla kemik yoğunluğunun saptanması sayılıyor. Prof. Dr. Hans-Peter Kruse, Osteoporoz Merkezi, Hamburg. Osteoporozda, laboratuvar değerlerinde özel farklılıklar gözlenmiyor. Önerilen laboratuvar tetkikleri arasında; tam kan sayımı, CRP, kalsiyum, fosfat, kreatinin, alkali fosfataz, gamma-gt, bazal TSH ve protein elektroforezi bulunuyor. Bu tetkikler sadece, başka osteopatilerin ya da kemik metabolizması sorunlarının olup olmadığını tespit etmede işe yarıyor. Medical Tribune Dergisi nin CME Forumu nda Prof. Dr. Kruse nin belirttiği üzere, hastanın gelecek 10 yıl içinde fraktür riski en az %30 ise, özel bir osteoporoz tedavisine başlamak gerekiyor. Güncel kılavuzlarda da açıklandığı gibi, fraktür riski hesaplanırken kemik mineral yoğunluğunun yanı sıra, hastanın yaşı, cinsiyeti, fraktür geçmişi ve pozitif aile anamnezi, sigara içme ya da kilo durumu gibi çeşitli risk faktörlerinin de hesaba katılması gerekiyor. Burada da temel bir kural, hasta ne kadar ileri yaştaysa, tedaviye bir an önce başlanması gerektiğidir. Araştırmalara göre, tedavi 80 yaşın üstündekilerde de fayda sağlıyor Artık temel bir tedavi haline gelen D vitamini ve kalsiyum tedavisinin yanı sıra, günümüzde bir dizi osteoporoz ilacı kullanıma sunulmuş bulunuyor. Bu ilaçların hepsinin kırık önleyici etkileri tescillenmiş durumda. Bu ilaçlar arasında alendronat, ibandronat, risedronat ve zoledronat gibi bifosfonatlar; selektif östrojen reseptör modülatörü raloxifen, strontiumranelat ve rekombinant parathormon sayılabilir. Prof. Dr. Kruse, ilaç seçiminde araştırma sonuçları kadar dikkat edilmesi gereken başka ilave faktörler de olduğuna dikkat çekiyor. Bifosfonatlar arasında en fazla denenmiş olanı alendronat olarak görünüyor. Risedronat ise özellikle çabuk etki etmesiyle ön plana çıkıyor. Oral bifosfonatları tolere edemeyen hastalarda, intravenöz ibandronat ve zoledronat uygulamaları başarılı ola- biliyor. Meme kanseri riski yüksek kadınlarda, raloxifen daha avantajlı olabiliyor. Strontiumranelat kullanımıyla, 5 yıllık bir süre için fraktür oranında düşüş sağlandığı araştırmalarla kanıtlanmış. Ayrıca bu ilaçla ilgili olarak, 80 yaşın üstündekilerle yapılmış araştırmalar da mevcut. Prof. Dr. Kruse nin belirttiğine göre; hem anabolik etki sağlayan, hem antiresoptif ajan etkisi gösteren bu ilaç, osteoporozun tüm aşamalarında ve bütün yaş gruplarında kullanılabilir. Not: Bu etkinlik Servier Şirketi tarafından desteklenmiştir. Diyabetik polinöropati: Glikoz toleransında sorun varsa alarm zillerini çalın! DÜSSELDORF - Kan glukozu seviyesi belli bir düzeyin üstündeki hastalarda, polinöropati gelişimi başlar mı? Augsburg da sürdürülen ONICA/KORA Araştırması nda bu soruya yanıt arandı. Araştırmaya başlarken, yaş arasındaki 393 kişi arasında diyabetik polinöropati prevalansı ve risk faktörü taraması yapıldı. 81 kişide glikoz toleransı normal bulundu. 46 kişide glikoz toleransında sorun vardı ve 71 kişide açlık glikoz toleransında sorun tespit edildi. Araştırmaya katılanların 195 inde gizli diyabet vardı. Araştırmada, distal simetrik polinöropatinin yüksek açlık kan şekeri olan hastalarda dahi, toplum geneline göre daha yüksek oranda görüldüğü saptandı. Araştırmaya katılanlardan, açlık kan şekeri yüksek olanlarda bu oran %11.3 iken, glikoz toleransı sorunu olanlarda %13.0 ve normal glikoz toleransı olanlardaysa %7.4 idi. Diabetes Update Dergisi ne araştırmayla ilgili açıklamada bulunan, Düsseldorf daki Alman Diyabet Merkezi nden Prof. Dr. Dan Ziegler, diyabetiklerin yaklaşık %28 inde nöropatinin kanıtlanabildiğini belirtiyor. Bu grubun %13.3 ünde ve glikoz toleransında sorun olanların %8.7 sinde bu durum acı verici oluyor. Açlık glikozunda sorun olanlardaysa acı verici polinöropati oranı %4.2 de kalıyordu. Viseral göbek yağıyla net bir bağlantı var Sinirlerin zarar görmesinde, diyabetin süresi, diyabetin türü ve yaş gibi değişkenlerin yanı sıra, metabolik sendroma bağlı çeşitli etkenler de rol oynuyor. Örneğin, karın çevresi ölçümü yani viseral adipoziteyle de net bir bağlantı kurmak mümkün. Prof. Dr. Ziegler, en önemli komorbiditenin perifer arteryel tıkanma hastalığı olduğunu belirtti. Sayfa 3 ten devam Tedavide yeni bir paradigma Bu alanda yapılan çalışmaların kanser tedavisini temelinden değiştireceğini düşünüyoruz. Kanser kök hücresi artık çok önemli bir hedef ve bize, gelecekte kanseri tam olarak tedavi etme olanağı sağlayacaktır. Bugüne kadar uygulanan tedavi yöntemleri, belki de bu alandaki eksiklik nedeniyle istenilen başarıya ulaşamıyordu. Günümüzdeki tedavilerde elde edilen bütün başarılara rağmen yoğun nüks sorunu bunun en önemli göstergesidir. Başarıya ulaştığı düşünülen birçok vakada nüks, tedaviyi son noktada yeniden başa döndürüyor ve başarı şansını önemli oranda azaltıyor. Kanser kök hücresi başarılı şekilde yok edilebilirse o zaman kanser tedavinde çok kritik bir basamak aşılmış olunacaktır. Bu konuda Türkiye de yaptığımız çalışmalar da umut veriyor. Elde edilecek her bilgi kanser tedavilerinde önemli değişimler yaratacağı gibi tamamen yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesini de sağlayabilir. Kanser kök hücresi, sorunu anlamamızı sağladı Kanser kök hücresinin keşfedilmesi, öncelikle başarılı olamayan tedavilerde ve nüks sorununda çok önemli yeni bilgiler sağladı. Diğer yandan kısa vadede de önemli gelişmeler bekliyoruz. Örneğin mevcut başarılı tedavi yöntemleri üzerine yeni bir araştırma yaparak bunlar içerisinde kanser kök hücresine en önemli etkiyi sağlayan yöntemi daha da geliştirip kullanabiliriz. Bu alanda yürütülen çalışmalar mevcut ve bunların sonuçları tedavi konseptlerini doğrudan etkileyebilecektir.

7 Pediatri 7 TPK Başkanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş: İstanbul bir oy farkla Europaediatrics 2008 i aldı İSTANBUL Avrupa Pediatri Kongresi, ilk kez bu yıl Haziran günlerinde İstanbul da toplandı. Bu konreyi Türkiye ye alabilmek için çok uğraştık, çok çalıştık diyen Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, kongre öncesinde sorularımızı yanıtladı, kongre hakkında Medical Tribune e bilgi verdi. Prof. Dr. Çokuğraş a ilk olarak bu kongreyi İstanbul a getirmenin zor olup olmadığını sorduk ve şu yanıtı aldık: Hakikaten Avrupa Pediatri Birliği ni ikna edebilmek için çok yoğun çaba gösterdik ve Avrupa Pediatri Kongresi nin ilk kez İstanbul da toplanmasını sağladık. Öyle ki, 2008 yılı kongre yerini seçerken son olarak bir oylama yapıldı ve Moskova yı ancak bir oy farkla geçebildik... Bizim açımızdan ilk olduğu ve ülkemizi tanıtmaya fırsat verdiği için bu kongre çok önemli. Yaklaşık 2 yıldır Avrupa ve dünya kongrelerinde stand alıp kendimizi tanıtıyoruz. Bunu engellemek ve Türkiye de olmasın, başka yerde olsun diye çaba gösteren odaklar da oldu. Hatta, oylama yapıldıktan sonra bile engellemek için çalışmalar sürdü TPK Kongresi yle bir arada Türk Pediatri Kurumu (TPK), sonuçta bu kongreyi İstanbul da toplamayı başardı ve yaklaşık 1500 yabancı ve 1000 kadar yerli hekimin katılımı sağlandı. Bu oran için TPK Başkanı nın yorumu ise şöyle: Türkiye nin hekimlerini Avrupalı meslektaşlarıyla bir araya getirmek, bilgi alışverişi açısından son derece önemli. Hem Türkiye nin imajı açısından hem de Kongrelerimizde hastalıkları konuşuruz, ama mutlaka sosyal bir temamız da vardır. Örneğin geçen sene temamız çocuk gelinler di, erken yaşta evlendirilen kız çocuklarını konuk aldık. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği yle birlikte çok güzel bir etkinlik yaptık, yine adolesanların sorunlarını ele aldık. Bu sene de sosyal konumuz çocuk işçiler, yani erken yaşta okula ve oyuna gitmek yerine çalışmak zorunda bırakılan, bizim de bu açıdan onlara karşı kendimizi borçlu hissettiğimiz çocuklar. Türk hekimlerin eğitimi açısından önemli. Kongrenin bir başka ilk özelliği de Türk Pediatri Kongresi yle birlikte yapılıyor olması. Bir diğerini ise Prof. Dr. Çokuğraş, şöyle ifade ediyor: TPK Kongreleri nin diğer pediatri kongrelerinden kendini ayıran bir özelliği vardır. Mutlaka bir sosyal ana temamız vardır. Her şey yolunda, ya inşaata ne demeli? TPK Başkanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş a kongre öncesinde, uykularını kaçıracak kadar endişe duyduğu bir konu olup olmadığını sorduk. İki endişeden söz etti: Biri yağmur (Gala yemeği Dolmabahçe Sarayı bahçesinde yapılacak, ya o gece yağmur yağarsa!), diğeri de Kongre Merkezi nin bulunduğu alandaki inşaat! Ekip olarak kongre yapmaya çok alışkın olduklarını kaydeden Prof. Dr. Çokuğraş, yılların tecrübesine dayanarak Mutlaka bir aksaklık olacak, kaçınılmaz olarak yaşanacak bir sorun, Lütfi Kırdar çevresindeki yıkım. Ulaşımla birlikte sorun yaşayabiliriz öngörüsünde bulundu. Gazetemiz baskıya girinceye dek, kongrede herhangi bir aksaklık yaşanmadı Ya iki dernek faaliyeti? Türk Pediatri Kurumu nun yanısıra, 1984 yılında Prof. Dr. İhsan Doğramacı önderliğinde kurulmuş olan Milli Pediatri Derneği de faaliyet gösteriyor. TPK Başkanı Prof. Çokuğraş, bu dernek için birçok alanda işbirliği yapıyoruz, örneğin Türk Pediatri Yeterlilik Kurulu (Board) oluşturduk, onun da başkan yardımcısıyım. Yıllardır sınavları ortak yapıyoruz bilgisini verdi. Aslında bizim gönlümüzden geçen, kongreleri dönüşümlü olarak düzenlemektir, yani bir yıl TPK, diğer yıl MPD gibi diyen Prof. Dr. Çokuğraş, uygulamanın sürdürülemediğini kaydetti ve TPK nın hizmet anlayışı hakkında şu bilgileri verdi: Biz kendimizi daha bağımsız bir örgüt olarak hiisediyoruz. Bizde belli bir kişinin egemen görüntüsü yoktur, son derece demokrat bir Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş: TPK Kongreleri nin diğer pediatri kongrelerinden kendini ayıran bir özelliği vardır: Mutlaka bir sosyal ana temamız vardır. Bu yıl sosyal temamızı çalışan çocuk işçiler oluşturuyor. Onlara borcumuz var... Kendimizi daha bağımsız bir dernek olarak hissediyoruz Türk Pediatri Kurumu, 1930 yılında kuruldu. Genel merkezi ve sekiz şubesiyle yurt genelinde çocuk hastalıkları uzmanlarına ulaşıyor. Bu yıl Europaediatrics 2008 Kongresi yle birlikte toplanan 44. Türk Pediatri Kongresi nde ülkemizde sık rastlanan enfeksiyon hastalıklarından organ nakillerine, yetersiz beslenmeden obeziteye, tüberkülozdan yeni geliştirilen aşılara kadar çocuk hekimliğinin tüm yan dallarını ilgilendiren bir çok panel ve konferans yapıldı. Europaediatrics 2008, 1500 ü yabancı olmak üzere 2500 katılımcı ile gerçekleşti. yapımız vardır. Sivrilmiş, tek kişiye biat eden bir yapı yok. Bizde, hiç kimse en üst pozisyonda olup da herkese işini dikte edemez! Kendimizi daha bağımsız hissetmek ve eleştirilerimizi yüksek sesle yapmak istiyoruz. Çocuklarda besin alerjileri: Gastrointestinal semptomların nedeni besin alerjisi olabilir İSTANBUL İÜ Cerrahpaşa Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kutlu nun besin alerjisinin ortaya çıktığı yaşamın ilk yıllarında inek sütünün etkilerini inceyen çalışmasını özetleyerek yayımlıyoruz. Besin alerjisi, özelikle inek sütü alerjisi, çocuklarda yaşamın ilk yılında oldukça sık görülen bir hastalıktır. Sıklığının değişik çalışmalarda % arasında değiştiği Prof. Dr. Tufan Kutlu. bildirilmiştir. Anne, baba veya kardeşlerde atopik hastalık varsa sıklık % 60 a kadar çıkabilmektedir. Yenidoğan ve süt çocuklarının en önemli besin kaynağı anne sütüdür. İnek sütünden hazırlanan mamalar da bu dönemlerde kullanılabildiğinden, alerji yapabilecek proteinler ancak bu yolla alınırlar. İnek sütü proteinlerine karşı allerji gelişmesi en sık olup bunu soya proteini, daha büyük çocuklarda ise gluten ve yumurta gibi besinler izlemektedir. Günümüzde inek sütündeki çok sayıda proteinin alerjiye neden olabileceği anlaşılmıştır. Bunların başında betalaktoglobülin, laktalbumin, kazein, gammaglobulinler ve albumin gelmektedir. İnek sütü alerjisi küçük süt çocuklarında çeşitli gastrointestinal belirtiler yanında solunum sistemi belirtileri, atopik dermatit, ürtiker gibi deri reaksiyonları ve anafilaksi gibi ekstraintestinal belirtilere de yol açabilir. Gastrointestinal ve deri reaksiyonları olguların % ında, solunum sistemi belirtileri ise % unda görülür. Besin alerjisinin gastrointestinal semptomlarının başında kusma ve ishal gelmektedir. Gastroözofageal reflülü çocukların % ünde inek sütü alerjisi belirtilerinin de varlığı bildirilmiştir. Bunlardan başka abdominal distansiyon, kanlı ishal, malabsorbsiyon sendromu ve bunun sonucu olarak büyüme geriliği gözlenebilmektedir. Devamı sayfa 10 da

8 8 Pediatri Yeni nesil pnömokok aşısı geliyor İSTANBUL - Europaediatrics 2008 de pnömokok konulu bir sunum yapan Prof. Dr. Daniel J. İsaacman, çocuklarda bakteremi tespiti için yapılan birçok çalışmada baş araştırmacı olarak görev aldı. Bu alanda çok sayıda yayını bulunan ve son 3 yıldır da Wyeth Pharmaceuticals Aşı Bölümü Global Medikal İlişkiler Direktörü olarak görev yapan Prof. Dr. İsaacman, Medical Tirbune un sorularını yanıtladı. MT: Pnömoni ve pnömokok aşısı açısından Türkiye nin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye 1.4 milyon çocuk ile yıllık yenidoğan sayısının en yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Bunun anlamı, aşının çok sayıda hayat kurtarması olanağı bulunması, çok sayıda çocuğun pnömokok nedeniyle ölmeme şansı olmasıdır. Dahası bir halk sağlığı sorununun çözümü demektir. Sağlık Bakanlığı da pnömokok hastalığının önlenmesiyle yakından ilgilenmektedir. Ulusal aşı programına alınması önerisine olumlu yaklaşmaktadır. MT: Fast track approval ne anlama geliyor? Hızlandırılmış değerlendirme prosedürü, o zamana kadar başka bir şekilde çözümü olmayan ciddi ya da ya- şamsal tehlike arz eden sağlık sorununa yönelik ürünleringözden geçirilmesi sürecini belirleyen bir işlem biçimi. Hızlandırılmış değerlendirme prosedürü sayesinde, Wyeth biyolojik lisans başvurusunun bölümlerini sürekli olarak, birbiri ardına tamamlamak ve FDA nın onay sürecini hızlandırmak için çalışabilecek. Prof. Dr. Daniel J. Isaacman DSÖ, dört ay önce yayınladığı raporda dünyada en başta gelen öldürücü hastalık olan pnömokok pnömonisine karşı bu aşının ulusal aşı programlarına alınmasını öngördüğünü açıkladı. MT: Aşının geliştirilmesi çalışmaları ne durumda? A.B.D Federal İlaç ve Gıda Dairesi nin (FDA), yeni geliştirdiğimiz çocuk ve bebeklere yönelik, 13 değerlikli konjüge pnömokok aşısının Fast Track Approval (hızlandırılmış değerlendirme prosedürlerinden geçmesine onay verdiğini açıkladı. Bu aşıda, PCV7 olarak da bilinen, 7 valent konjüge pnömokok aşısının (Difteri CRM197 proteini) içerdiği yedi serotip (4, 6B, 9V, 14, 18C, 19F ve 23F) ek olarak, altı yeni serotip (1, 3, 5, 6A, 7F ve 19A) bulunuyor. Pnömokok Dünya Sağlık Örgütü ne göre, pnömokok pnömonisi beş yaşından küçük çocuklarda aşılarla önlenebilir hastalıklara bağlı ölümler arasında bir numarayı işgal ediyor. Aşının kanıtlanmış etkisi ve pnömokok pnömonisinin ağır sağlık yüküne bağlı olarak, DSÖ dünyada ulusal aşılama programlarına PCV7 aşısının dahil edilmesini öneriyor.

9 Pediatri 9 Türk pediatrisinin önündeki başlıca mesele: Çocuk ölümleri İSTANBUL - Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, çocuk sağlığı sorunlarının ülke sorunlarından ayrılmaması gerektiğini düşünüyor. Başta aşılama olmak üzere bir çok konuda konuda zaman içindeçok yol katedildiği halde, bir o kadar da sorunlu konu var diyen Prof. Dr. Çokuğraş, temel sorunun erken dönem (0-1 yaş) çocuk ölümleri olduğunu vurguluyor ve sorunlarını şöyle sıralıyor: Beslenme, Türk insanının ve çocuklarının başlıca sorunu. Anne sütünün hala yeterince benimsenmemiş olması, ciddi bir sorun. Aşılama dediğimiz zaman, Sağlık Bakanlığı nın isimsiz kahramanları çok iyi çalışıyor, bütün ülkeyi karış karış dolaşarak insanların aşılanması için ellerinden geleni yapıyorlar. Ama aşılanmanın hala yeterli düzeyde olduğunu söyleyemeyiz; aşılanma oranı hala %80 civarında. Bazı kampanyalarla bu oran yükseltmeye çalışılıyor. Türk çocuklarının başka ülkelerin çocuklarına göre oldukları aşı sayısı daha az. Gerçi bu konuda da gelişmeler var. Mesela menenjit aşısı, kabakulak, kızamıkçık aşıları da programa girdi. Pnömokok, hepatit A gibi birtakım ülke çocuklarının olup da bizim ulusal aşılama programına alamadığımız aşılar elbette var. Bunlar,zaman içinde ülke olanakları geliştikçe gündeme gelecektir. 14 yıldır başasistan gelmemiş! Prof. Dr. Çokuğraş ın değinmeden geçemediği bir başka sorun ise, tam gün konusu. Kongrede de muhtemelen her üç hekimin bir araya geldiğinde konuştukları başlıca sorun olan konu hakkında TPK başkanının görüşleri özetle şöyle: Şu anda, Türkiye de sağlıkta dönüşüm iddiasıyla ortaya konan birtakım değişimler var. Sağlık sistemi altüst oluyor. Bunların çıkış noktası aslında doğru: SSK ve devlet hastanelerinin birleştirilmesi! Ama hiçbir altyapısı oluşmadan, Sağlık Bakanlığı ndan daha fazla Maliye Bakanlığı nın bu işe entegre olmasıyla hekimlerin meslek kuruluşlarının hiçbir fikri alınmadan dayatılan birtakım sistemler söz konusu. Örneğin, üniversite hastanelerine herkes gelebiliyor, ama Sosyal Güvenlik Kurumu nun bize ödediği bedel, her hasta için 58 YTL. Biz, üniversite hastanesiyiz, bu parayla muayene ve tetkik yapacağız! Cerrahpaşa Fakültesi Çocuk Kliniği ne son alınan baş asistanın giriş yılı 1994! Ondört yıldır buraya başasistan gelmedi ve 20 yıl önceki asistan kadrosuyla aynı hizmetleri götürmeye çalışıyoruz. Bu sürede birçok yan dal açıldı, hasta sayısı arttı. Çok ciddi kadro sorunu var! Bugün artık asistanlar ve hocalar olarak bir kişi, üç kişinin işin yapar durumda!

10 10 Doç. Dr. Müjgan Alikaşifoğlu, ergenlik çağı sağlık sorunlarıyla ilgili şu bilgileri verdi:dünya Sağlık Örgütü, her beş dakikada bir yaş arası 16 ergenin yaşamının sona erdiğini bildirmektedir. Yine, erken ölen her 10 erişkinden 7 sinin yaşamı, ergenlik çağında başlayan davranışlarla ilgili nedenlerle sona ermektedir. Her gün yaş arası 6500 genç HIV ile enfekte olmaktadır. Yeni tanı alan HIV vakalarının yaklaşık yarısını ve cinsel yolla bulaşan hastalık vakalarınınsa %30 unu gençler oluşturmaktadır. Dünyada 300 milyon ergenin sigara içtiği ve bunların 150 milyonunun sigara ile ilişkili hastalıklar nedeniyle kaybedileceği öngörülmektedir. Sigaraya yeni başlayanların %50 sinin, erkekler için yaklaşık 16 yıl, kızlar içinse 20 yıl süreyle sigara içeceği tahmin edilmektedir. Her yıl ergen intihar ederek yaşamına son vermektedir. Pediatri Dünyada 5 kişiden birini oluşturuyorlar Ergenlerin özgün sağlık gereksinimleri var İSTANBUL Ergenlik çağının en önemli özelliği, mortalite ve morbidite nedenlerinin erken gebelik, kazalar ve yaralanmalar ve madde bağımlılığı gibi daha çok davranışlarla ilgili sorunlar olmasıdır diyen Doç. Dr. Müjgan Alikaşifoğlu, bu ara dönemdeki sağlık gereksinimleri için DSÖ nün ergen dostu sağlık merkezleri önerisini hatırlatıyor. Dünya Sağlık Örgütü bu hizmetlerin Ergen dostu sağlık merkezleri nde sunulmasını önermektedir. Bu birimlerde ergenlere sunulması gereken sağlık hizmetlerini ise, danışmanlık, taramalar, aşılama ve erken teşhis ve tedavi gibi birincil ve ikincil koruma çalışmalarıyla sağlığı geliştirmeyi hedefleyen hizmetlerdir. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu. İ.Ü. Cerrahpaşa Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Adolesan Bilim Dalı. Hizmet alanları çok çeşitli İstanbul da 2000 yılında 4153 lise öğrencisinde gerçekleştirdiğimiz araştırmanın sonuçları da ergenlerde riskli davranışların bir arada görülme eğiliminde olduğu görüşünü doğrulamaktadır. Araştırmamızda herhangi bir yasadışı madde kullanan öğrenci oranı %2 bulunurken, bu oranın, sigara içmeyen öğrencilerde 0.8 e düştüğü, hergün düzenli sigara için öğrenciler arasında ise %7.3 olduğu görülmüştür. Yine aynı araştırmada alkol kullanmayan öğ- rencilerde yasadışı madde kullananların oranı %1.1 iken, haftada enaz bir kez alkol alan öğrencilerde bu oranın %12.9 a yükseldiği saptanmıştır. Yukarıdaki verilerden de anlaşılabileceği gibi, ergenler özgün sağlık gereksinimleri olan bireylerdir. Ergenlerin bu gereksinimleri onlara özgü, sağlıklı bir yaşam biçimi geliştirmelerini hedefleyen, sağlık hizmetleri sunulması ile karşılanabilir. Ergenlere hizmet sunulması gereken alanlar: ebeveyn davranışları ve aile içi ilişkiler, psikososyal gelişimin desteklenmesi, kazalar ve yaralanmaların önlenmesi, beslenme alışkanlıkları, yeme bozuklukları ve şişmanlık açısından tarama, fiziksel etkinliğin arttırılması, cinsel davranışlar, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve istenmeyen gebelikler hakkında danışmanlık ile tarama ve tedavi, kan basıncı yüksekliği ve hiperlipidemi taramaları, tütün ürünlerinin, alkol ve diğer maddelerin kullanımı açısından tarama ve müdahale çalışmaları, depresyon ve intihar riski açısından değerlendirme, fiziksel, cinsel ve duygusal istismar, öğrenme ve okul sorunları ve enfeksiyon hastalıkları açısından taramaların yapılması olarak belirlenmiştir. Ergenleri geleceğimiz olarak görüyorsak, bazılarının sağlıklı gelişimleri için gerekli kaynakları aileleri ya da yakın çevrelerinde bulunabildiğini, bazılarının ise kurumsal yapılanmalara ihtiyacı olabileceğini unutmamalıyız. Çocuklarda besin alerjileri: Gastrointestinal semptomların nedeni besin alerjisi olabilir Süt çocuklarında nonspesifik kolitin sık rastlanan nedenlerinden biri besin alerjisidir. Ayrıca infantil kolik ve uyku bozukluklarından da besin alerjisinin sorumlu olabileceğini gösteren çalışmalar vardır. İnek sütü alerjisi küçük süt çocuklarında en sık bir hafta ile üç ay arasında ortaya çıkar. Ortaya çıkmasından sorumlu fizyopatolojik mekanizmalar henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak rinit, ekzema gibi ekstraintestinal belirtilerle seyredenlerin tip I aşırı duyarlılık reaksiyonu şeklinde ve IgE ye bağlı olarak dakikalar ya da saatler içinde ortaya çıktığı düşünül- mektedir. Bir kısmının immun kompleksler aracılığıyla ve 4-12 saat içinde oluştuğu, kronik ishal ve malabsorpsiyon tablosunun ise T lenfositler aracılığı ile gecikmiş aşırı duyarlılık reaksiyonu şeklinde geliştiği bildirilmiştir. İnek sütü alerjisi olan çocukların tedavisi inek sütü proteinlerinin diyetten çıkarılması ile sağlanır. Hastaların %70-80 inin uygun bir eliminasyon diyeti ile 3. doğum gününden önce iyileştiği gösterilmiştir. 5 yıl içinde iyileşme oranı %100 e yaklaşır. Bu çocuklarda diğer besinlere, özellikle soya proteinine karşı da çapraz alerji gelişmesi nadir değildir. Unutulmaması gereken başka bir husus bu çocukların anne sütü yoluyla da alerjenleri alabileceği ve söz konusu tipik semptomları gösterebileceğidir. Ayrıca bazı olgularda hipoalerjenik karakterde olduğu düşünülen protein hidrolizatı içeren mamalara karşı da alerji gelişebilir. Bu nedenle de tedavide en uygun mamalar protein içermeyen aminoasit bazlı mamalardır. Sonuç olarak, yenidoğan döneminden itibaren çok çeşitli klinik tablolarla karşımıza çıkabilen inek sütü intoleransının daha iyi tanınması ile daha çok sayıda olgunun tanısı ve etkin şekilde tedavisi mümkün olabilecektir. Sütü diyetten çıkartmak mı? Sayfa 7 den devam İnek sütü alerjisi tanısında serum IgE, prick test ve RAST gibi testlerin rolü tartışmalıdır. IgE ilişkisiz reaksiyonlarda spesifik IgE negatif bulunur. Prick test olguların sadece % 25 inde pozitiftir. Yama test ise 6 aylıktan önce % 50, bir yaştan sonra ise %80 pozitif bulunur. Barsak tutulumu ile giden tipte, ince barsak biyopsisinde çeşitli derecelerde villus atrofisi, ödem, intraepitelyal lenfositlerde artış, lamina propriada eozinofil ve mast hücre artışı görülebilir. Eğer kolit söz konusu ise yapılan kolon veya rektum biyopsisinde, benzer şekilde hücresel reaksiyon, ayrıca polimorf nüveli lökositlerde artış, ağır durumlarda ise kript harabiyeti ortaya çıkar. Rektosigmoidoskopide hafif hiperemiden ülseratif kolite benzer şekilde öz lezyonlarla karakterize, kanamalı, ağır bir tabloya kadar değişen lezyonlar görülebilir. İnek sütü alerjisi tanısında öncelikle besin alerjisinden şüphelenmek gerekiyor Sütün diyetten çıkarılması ile semptomlar 72 saat içinde kaybolur. Mukoza hasarının düzelmesi ise 1 ayı bulabilir. Sekonder disakkaridaz eksikliği de söz konusu ise klinik düzelme biraz daha zaman alır. Challenge (provakasyon testi), tanının doğrulanması için sadece şüpheli olgulara yapılmalıdır. Goldman kriterlerine göre 3 kez challenge yapılması riskli olması nedeniyle günümüzde artık kabul edilmemektedir. Alerjisi olan hastaya süt verildiğinde semptomlar 1-6 saat içinde tekrar ortaya çıkar. Bu durumda dışkıda polimorf nüveli lökositler ve eozinofiller bulunur. Eğer challenge sonrası dönemde jejunal veya rektal biyopsi yapılırsa benzer hücresel reaksiyon epitel ve lamina propriada da görülür.

11 Diabetes Mellitus Rapor Gizli şeker kalp hastalığında hayati önem taşıyor Antalya da 44 üncüsü düzenlenen Ulusal Diyabet Kongresi nde gizli şekerin kalp hastalıklarına etkisi İÜ İstanbul Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları BD öğretim üyesi Prof.Dr. Kubilay Karşıdağ ve İÜ Cerrahpaşa Fakültesi Kardiyoloji AD öğretim üyesi Prof. Dr. Hakan Karpuz tarafından enine boyuna tartışıldı. Konuşma, Bayer Türk tarafından düzenlenen uydu sempozyumda gerçekleşti. Kubilay Karşıdağ: Günümüzde diyabet, tüm dünyada önemi çok büyük olan bir hastalıktır ve bu önem giderek de artmaktadır. Halen dünyada 170 milyon diyabetli hasta var. Bunun %85-90 ı tip 2 diyabettir. Bozulmuş glukoz toleransı (BGT) diyabet kadar önemlidir, çünkü bu evrede hasta için henüz bir şeyler yapabilmek mümkündür; BGT görülme sıklığı ülkemizde %6.7 dir. Sıklık 50 yaş üstünde hızlı bir şekilde artmakta ve 60 yaş üstünde %30 a ulaşmaktadır. Yine bu yaş grubundakilerin %20 sinde de diyabet vardır. Kadınlarda BGT görülme sıklığı erkeklerdekinin iki katıdır. Ortalama intima-media malınlığı (mm.) diyabet BGT ve kardiyoloji Hakan Karpuz: Her 10 diyabetliden 8 i kardiyovasküler olaylardan ölmektedir. Diyabetli bir hastanın ilk MI geçirme riski, diyabeti olmayan ve MI geçirmiş bir hastanın tekrar MI geçirme riskiyle aynıdır. Ancak hangi glisemi düzeylerinden sonra kardiyovasküler hastalıklar veya ateroskleroz geliştiği henüz bilinmiyor. Aterosklerotik hastalık gelişmesi açısından en önemli kriterlerden biri intima media kalınlığıdır. RIAD çalışmasında, diyabet ve BGT de intima media kalınlığını artıranın açlık kan şekeri değil, tokluk hiperglisemisi olduğu gösterilmiştir. RIAD 2h pp kan şekeri (mmol/l) IGT açlık kan şekeri (mmol/l) <7.8 normal IGT 11.1 diyabet <6.1 normal DM ve IGT de intima-media kalınlığını artıran... açlık kan şekeri değil, post-prandiyal hiperglisemidir!!! Diyabetin doğal seyri KK- Diyabetle uğraşan insanlar olarak biz son derece şanslıyız. Elimizde son derece etkili ilaçlar var. Bu ilaçlar sayesinde artık diyabetlilerde hiperglisemiye bağlı ölümler son derece azaldı ve %10 lara indi. Diyabetliler yaşamlarını neden kaybediyor diye bakıldığında, en başta gelen nedenin koroner kalp hastalığı olduğu görülmektedir. Diyabeti olmayanlarla karşılaştırıldığında, erkeklerde 2 misli daha fazla olan kardiyovasküler ölümler kadınlarda ise neredeyse 4 mislidir. Sigara, hiperkolesterolemi gibi ek faktörler varsa, diyabetlilerde koroner kalp hastalığı nedeniyle ölümler çok daha fazla artmaktadır. Diyabetli bireylerde yaşam beklentisi, gelişen tedavilerle birlikte uzadıkça mikro ve makrovasküler komplikasyonlar da artmıştır. Çok iyi glisemik kontrol yapılırsa, hem tip 1 hem de tip 2 diyabetin komplikasyonları azalmaktadır. Tip 1 diyabette Hb1Ac yi her %2 aşağıya çekiş mikrovasküler komplikasyonlarda %60 azalma sağlamaktadır. Ancak günümüzde, mükemmel ilaçlara rağmen hala glisemik kontrolün iyi sağlandığı söylenemez. Ülkemizde HbA1c ortalama düzeyleri, tip 1 diyabetlilerde %9.6, tip 2 diyabetlilerde %8.5 tir. Devamı sayfa 12 de

12 12 Endokrinoloji Sayfa 11 den devam Diabetes Mellitus Şu anda yapılmaya çalışılan, komplikasyonları mümkün olabildiğince azaltmaktır. Bunun için asıl yapılması gereken, henüz BGT evresinde tedaviye başlamaktır. HK- KAH hastalarının üçte birinde oral glukoz tolerans testi (OGTT) bozuk bulunmaktadır. Yani hiperglisemi ve kardiyovasküler komplikasyonlar gerçekten çok yakın ilişki içindedir. Yine GAMI çalışmasında, akut MI geçiren hastalarda, hastaneden çıkmadan önce yapılan OGTT de, %30-40 hastada önceden bilinmeyen BGT olduğu ve gizli şekerin ileride prognoz açısından çok olumsuz rol oynadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, kardiyovasküler hastalığı olanlarda postprandiyal hiperglisemi çok Prof. Dr. Kubilay Karşıdağ. Prof. Dr. Hakan Karpuz. sık görülmektedir. KK- Prediyabet denince, iki kavram akla gelmektedir. Bunlardan biri bozulmuş açlık kan şekeridir. Bir kişide, açlık kan şekeri iki ölçümde 126 mg/dl nin üzerindeyse, hiçbir ek test yapmadan diyabet tanısı konur. 100 ila 125 mg/dl arasındaysa, bunun adı bozulmuş açlık glikozudur. Bu durumda OGTT yapılması gerekir. Kan şekeri 100 mg/dl nin altındaysa, diyabet yok denebilir. Oral 75 mg glukoz alımından 2 saat sonra kan şekeri düzeyi mg/dl ise, bozulmuş glukoz tolerans testi söz konusudur. Açlık kan şekeri 100 ün altında olsa bile, bazı bireylerde OGTT yapılması gerekebilir. Bu kişiler obezler, ailesinde veya kendisinde diyabet, hipertansiyon, koroner kalp hastalığı, erken ateroskleroz, hiperglisemi bulunanlardır. Önemli bir nokta, BGT lilerin üçte birinde AKŞ nin normal sınırlarda olmasıdır. Bu nedenle, şüpheli durumlarda, mutlaka OGTT yapılması gerekir. Tip 2 DM de, HbA1c tanı parametresi değildir; sadece diyabet tanısı konmuş kişilerde takip parametresidir. Ama HbA1c düzeyi ile koroner kalp hastalığı görece riski arasında belirgin bir ilişki vardır ve HbA1c %7 nin üzerine çıkmaya başladığında risk belirgin bir şekilde artar. Özellikle kan şekerinin irregüle olduğu bireylerde, AKŞ yanında mutlaka tokluk kan şekerine bakılmalıdır. HbA1c ne kadar düşükse tokluk kan şekeri o kadar yakından takip edilmelidir. HK- Glukoz, hiçbir şey için o kadar da şeker değildir. Hipertansif hastalarda, özellikle kadınlarda tip 2 diyabet gelişme riski 3 misli artmaktadır. Tersi daha da doğrudur. Diyabetli bir hasta varsa, gözü kapalı antihipertansif tedavi başlanabilir çünkü hipertansiyon görülme sıklığı %80 dir. Öte yandan, kan basıncında her 10 mhg lık artış mortaliteyi %17 artırmaktadır. Bu durumda, Postprandiyal hiperglisemi insülin direnciyle doğrudan ilişkilidir, kardiyovasküler ve metabolik risk faktörleriyle birlikteliği çok fazladır, diyabeti olan ve olmayanlarda risk artışından birinci derecede sorumlu gibi görünmektedir, ateroskleroza neden olma yönünden bağımsız bir risk faktörüdür ve açlık kan şekerinden daha güçlü bir risk göstergesidir. hızlı davranılmalı ve agresif bir yaklaşım benimsenmelidir. Diyabet varlığında hedef kan basıncı düzeyleri 130/80 mmhg dır. Proteinüri varsa, bu değer bile hipertansif olarak kabul edilmektedir. Hiperlipidemide de, diyabet varlığı bütün ezberleri bozdurmaktadır. Diyabetlilerde hedef total kolesterol düzeyi 175 mg/dl nin altıdır. LDL kolesterol, henüz KAH yoksa, <100 mg/dl, KAH varsa, <70 mg/dl olmalıdır. Hasta diyabetliyse, kardiyovasküler hastalığı olmasa bile, yaşı 40 ın üzerindeyse, bazal LDL düzeyi ne olursa olsun, %30-40 düşüş sağlayacak şekilde statin verilmelidir. Diyabete ek olarak hastanın kardiyovasküler hastalığı varsa, yaşa bakılmadan statin başlanır. Hemen hemen tüm diyabetli hastalarda statin kullanmak gerekmektedir. Bu arada kilo kontrolü ve düzenli egzersiz unutulmamalıdır. Ancak diyabetli hastaları sadece diyetle oyalamamalı, mutlaka ilaç tedavisi vermelidir. Diyabetli hastalarda koroner arter hastalığından mutlaka şüphelenilmeli ve kardiyoloji konsültasyonu istenmelidir. KK- Bozulmuş OGTT nin ( mg/dl) önlenmesiyle diyabete gidiş azaltılabileceği gibi kardiyovasküler risk ve KAH da azaltılabilecektir. Yaşam tarzı değişiklikleri bu riski azaltmada büyük önem taşır ve diyabet gelişmesini %58 oranında önler; bu oran, metformin verilenlerde %30 dur. Sonuç olarak, tip 2 diyabet önlenebilir bir hastalıktır. Tip 2 diyabet önlenebilir bir hastalıktır. Eğer diyabet erken dönemde engellenirse kardiyovasküler yük de azaltılabilir. Erken dönemde temel tedavi yaşam tarzı değişikliğidir. Bu yeterli olmuyorsa, metformin, akarboz veya bir glitazon verilmelidir. Yüzyılın bulaşıcı hastalığı: Obezite KONYA Selçuk Üniversitesi Meram Fakültesi Endokrinoloji BD ndan Doç. Dr. Sait Gönden, obezitenin bulaşıcı bir hastalık olduğunu savundu ve araştırmalar sonucunda elde edilen verilere göre yakın arkadaş obezse obez olma olasılığı %57 dedi. Doç. Dr. Sait Gönden obeziteyle ilgili şu bilgileri verdi: Obezite, gelişmiş ülkelerde, orta ve az gelirli kesimleri ve genel olarak çocukluk dahil her yaş grubunu etkilerken gelişmekte olan ülkelerde de orta ve yüksek gelir gruplarında daha sık görülmektedir. Türkiye de de obezite hızla artmaktadır, dahası bu artış son yıllarda çocuklukta dikkat çekicidir. Obezitenin temelleri çocukluk çağlarında atılmaktadır. Eğer anne ba- Doç. Dr. Sait Gönden: Vücutta değişik bölgelerde yağ dokusundaki artış ile olan vücut ağırlığı artışına obezite denir. Obezitenin başlıca 3 ayağı vardır: Kötü beslenme ve aşırı yeme alışkanlıkları genetik yatkınlık fiziksel aktivite azlığı badan biri kilolu ise çocukla- rın obezite riski daha da art- maktadır. Halk sağlığı sorunu Obezlerde, hipertansiyon sıklığı, yapılan çalışmalarda kat artmış bulunmuştur. Obezite, kan lipid anormallikleri, kalp damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon, inme, eklem problemleri, uyku, apne sendromu, efor kapasitesinde azalma, psikososyal sorunlar ve artmış kanser eğilim- leri gibi ciddi eş zamanlı tanıla- rı beraberinde getirir ve insan yaşamını kısıtlar. Obez insanlarda normal kilolulara göre tüm nedenlere bağlı ölüm oranları daha yüksektir. Bu yönüyle obezite ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Obeziteden korunma Ne zaman obeziteden bahsedilse herkes bir şeyler önerir; ama aslında genel olarak bu hususlar herkes tarafından bilinir, ancak uygulanamaz. Bu biliçle, uzun uzun şunları yapmalı, bunlaru yapmamalı dan öte, kısaca önemli noktalara değinirsek, daha sağlıklı bir vücut için; Yürüme mesafesinde araç kullanmayın, asansör yerine merdivenleri kullanın. Sofranızdan sebze ve meyve eksik etmeyin, hayvansal gıdaları en aza indirin, alkolden kaçının. Sofraya beraber oturun, sulu sebze yemeklerini tercih edin, bireylerin öğün aralarında sağlıksız besinler tüketmesine olanak sağlamayın. Doç. Dr. Gönden, obezite konusunda yapılan çalışmaları şöyle özetledi: Bilim adamları obezitenin bulaşıcı bir hastalık olduğunu ortaya koydular. Ama obezitenin bulaşıcı olması biraz farklıdır. Obezite; yakın ilişkiler, model örnek alma, sosyal etkileşim gibi faktörlerle kişiden kişiye aktarılır. Yani iletişim halinde olan insanların kilosu, kişinin kilosunu belirleyici önemli faktörlerdir. Araştırmalar sonucunda elde edilen verilere göre; yakın arkadaş obezse obez olma olasılığı %57, kardeş obezse %40, eşlerden bir obezse %37 dir. Tedavi Obezitenin tedavisi, zor ve sabır isteyen uzun bir yoldur. Yıllar süren kilo alma sürecini, birkaç ay gibi kısa bir sürede tedavi etmeyi beklemek ya da istemek sağlıksız bir arzudur ve obeziteyi primer olarak ilaçla tedavi etmek mümkün değildir. Ekip tedavisi şarttır. Tedavi için; sağlıklı bir diyet, düzenli ve sürekli egzersizin yanında, dengeli ve yeterli beslenme için eğitim, obezitenin yol açtığı ek hastalıklar yada fiziki görünüm sebebiyle ortaya çıkan psikolojik sorunlar için profesyonel yardım, obezitojenik çevre şartlarından uzaklaşma ilaçla tedavi yöntemlerinden çok daha önemlidir. Bu nokyaların yanında gerekiyorsa hastaya medikal tedavi, cerrahi müdahale de önerilebilir. Jung tarafından 1997 de yayımlanan biz yazıda, kilonun %10 unu vererek, kan yağlarında %10-30, kan şekerinde %30-50, kan basıncında mmhg düşme, ölüm riskinde %20-25 azalma olduğu kaydedilmiştir.

13 Nefroloji 13 Kreatinin klirensi formülü ve mikroalbüminüri testlerinin önemi ANTALYA - İÜ İstanbul Fakültesi İç Hastalıkları AD, Nefroloji BD öğretim üyesi Prof. Dr. Tevfik Ecder, 10. Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Kongresi nde Teketek başlıklı özgün bir sunum gerçekleştirdi. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Mustafa Arıcı nın yaptığı, Pfizer İlaçları tarafından desteklenen uydu sempozyumda, Prof. Dr. Ecder eski ve yeni tedavi yaklaşımlarını karşılaştırdı. Karşılaştırma esnasında kendi vakalarından seçtiği örneklemelerle klinikte uyguladığı yaklaşımlardan yola çıktı ve gelişmeyi Prof. Dr. Tevfik Ecder, Prof. Dr. Tevfik Ecder e karşı şeklinde adlandırdı. Nefroloji uzmanı Prof. Dr. Tevfik Ecder, sunumunu 3 vaka üzerinde kurguladı ve tedavide güncel yaklaşımlarını gerekçelendirdi. Prof. Dr. Ecder in ele aldığı 3. vakada, 52 yaşındaki erkek hastanın değerleri özetle şöyle idi: 72 kg. ağırlığında, 1.73 m boyunda, BKİ (beden kitle indeksi) 24 kg/m 2 ve KB (kan basıncı) 140/80 mmhg. Hastanın laboratuvar bulgularında ise, kreatinin 1.2 mg/dl iken, idrar tahlilinde protein 30 mg/dl idi. Arteryel Hipertansiyon Tedavi Kılavuzu 2007 de yer alan rutin testlere dikkat çeken Prof. Dr. Ecder, bunlar arasında sayılan kreatinin klirensi formülü ve idrar tahlili- nin (mikroalbüminüri ve mikroskopik inceleme dahil) önemi üzerinde durdu. Kronik böbrek hastalığının evreleri GFR değerlerinin, kronik böbrek hastalığının evrelerinin belirlenmesindeki rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Tevfik Ecder, sunduğu vakanın evre 2 kronik böbrek hastalığı ile uyumlu olduğunu kaydetti ve kronik böbrek hastalığı tanımı için koşulları şöyle özetledi: >3 ay süren böbrek hasarı (GFR normal veya azalmış) - Patolojik bozukluklar veya - Böbrek hasarı göstergeleri: kan ve idrar bozuklukları, görüntüleme testlerinde bozukluklar >3 ay süren GFR düşüklüğü (<60 ml/dak/1.73 m 2 ) 2007 Arteryel Hipertansiyon Tedavi Kılavuzuna göre tercih edilmesi gereken ilaçlar. Kardiyovasküler risk sınıflaması Yine 2007 yılı Avrupa Arteryel Hipertansiyon Tedavisi Kılavuzu nda yer alan kardiyovasküler risk sınıflamasına atıfta bulunan Prof. Dr. Tevfik Ecder, kardiyovasküler veya renal hastalıkların çok yüksek ek risk olarak kabul edildiğini söyledi. Evre 2-4 (GFR değerleri ml/dak/1.73 m 2 ) kronik böbrek hastalığı olan yaklaşık hastanın 5.5 yıl süreyle takip edildiği bir çalışmada, hastaların %24.9 unun öldüğüne dikkati çeken Prof. Dr. Ecder, bu hastalarda kardiyovasküler riskin ne derece yüksek olduğunu çarpıcı bir şekilde gösterdi. Ayrıca Prof. Dr. Ecder, daha önce yapılmış olan HOT (Hipertension Optimal Treatment) ve HOPE (Heart Outcomes Prevention Evaluation) çalışmalarına alınan hastalarda serum kreatinini değerlerindeki artışla kardiyovasküler mortalite oranları arasındaki ilişkiyi irdeledi. Prof. Dr. Tevfik Ecder, sunumunda Avrupa Arteriyel Hipertansiyon Tedavisi 2007 Kılavuzu nda yer alan güncel tedavi yaklaşımlarını özetledi.

14 14 Biyokimya Üzüm çekirdeğinin antioksidan etkileri araştırılıyor Kemoterapi tahribatını gidermeye yetecek mi? KAYSERİ Dr. Aysun Çetin, üzüm çekirdeğinin antioksidan etkileri konusundaki araştırmaların tarihçesi hakkında şu bilgileri verdi: Ohio Devlet Üniversitesi Davis Kalp Akciğer Araştırma Enstitüsü nde Chandan Sen ve arkadaşları tarafından yapılan ve NIH (Ulusal Sağlık Enstitüsü) tarafından desteklenen araştırmada ÜÇÖ nin farelerde yara iyileşmesini hızlandırdığı ve skar oluşumunu azalttığı bildirilmiştir. Cilt yaralanmalarında iyileşme belirteçi olan tenascin, ÜÇÖ uygulanan farelerin cilt derisinde kontrol grubundan daha yüksek oranda saptanmıştır. İlginç olarak yara iyileşmesi ve rejenerasyonda önemli ve yeni damar oluşumlarının bir göstergesi olan VEGF düzeyinin ÜÇÖ grubunda anlamlı bir şekilde yüksek olduğunu göstermişlerdir. İlginç bir bulgu olarak kemo-radyoterapiye ÜÇÖ eklenmesi kontrol grubundan dahi yüksek antioksidan enzim düzeylerine yol açtı. Bu bulguların insan çalışmaları ile desteklenmesi gerekmektedir. Biz bu konuda çalışmalara devam etmekteyiz. Öğr. Gör. Dr. Aysun Çetin Her derda deva mı? Araştırmacılar yara bölgesinde çok yoğun bir serbest radikal salınımı olduğunu, ÜÇÖ nün proantosiyanidler aracılığıyla gösterdiği serbest radikal temizleyici etkilerinin yara iyileşmesini kolaylaştırdığını iddia etmişlerdir. Bir çalışmada ise, ÜÇÖ nün topikal uygulaması ile diş çürümelerini geciktirdiği ve hatta engellediği iddia edilmiş ve ağız içinde şekerlerin dönüşümünü engellemek ve ağız içi bakteri oluşumunu azaltmak sureti ile etkili olduğu rapor edilmiştir. Madhavan ve arkadaşları Biol Res 2002 de ÜÇÖ de bulunan proantisiyanidlerin HIV virüsünün hücreye girişini düzenleyen yüzey reseptörlerinin sayısını azalttığını, böylece HIV enfeksiyonunun ortadan kaldırılmasında ve enfeksiyonun engellenmesinde etkili olabileceğini göstererek üzüm çekirdeğinde yer alan flavonoidlerin anti-hiv etkisinin rapor etmişlerdir. Serbest radikaller vücuda nasıl zarar vermekteler? Serbest radikaller, normal hücreleri tahrip eden ya da mutasyona uğratan dengesiz oksijen veya nitrojen molekülleridir. Organizmada normal olarak meydana gelen oksidasyon ve redüksiyon reaksiyonları sırasında oluştuğu gibi,kimyasal ve radyasyon hasarı gibi çeşitli dış kaynakların etkisiyle de oluşabilir. Organizmada, serbest radikallerin zararlı etkilerini ortadan kaldıran güçlü savunma sistemleri (endojen antioksidanlar) bulunmaktadır. Eksojen antioksidan alımı da bu savunma sistemlerini güçlendirir. Serbest radikallerin (oksidanların) oluşum hızı ile antioksidanların serbest radikalleri etkisizleştirme hızı dengede olduğu sürece organizma oluşan serbest radikallerden etkilenmemektedir. Denge bozulur, olumsuz yöne kayarsa serbest radikaller zararlı olmaya başlarlar ve oluşturdukları hasara oksidatif stres adı verilir. Serbest radikaller DNA hasarı, protein hasarı ve hücre membranında oluşan lipid peroksidasyonu ile hücreyi tahrip etmek suretiyle birçok patolojide rol oynamaktadır. Kemoterapi veya radyoterapi sırasında oluşan beyaz savaşçı hücrelerin azaldığı süreçte kuru veya yaş üzüm taneciklerinin çok iyi yıkanıp temizlenmesi gerekir. ÜÇÖ kanser hastaları tarafından kullanılmalı mı? Agarwal kendisi ile yapılan söyleşide, Bu çalışmalar esnasında hayvanlarda kayda değer bir yan etki saptanmamış olmasına karşın, bu sonuçların ÜÇÖ nin hemen alınıp kullanılması anlamına gelmediğini, sonuçta özütün bir kimyasal bileşen olduğunu; belki bu araştırmacılar için bir teşvik unsuru olarak algılanmasının doğru olacağını belirtilmiştir. Ancak doğal beslenmenin önemli bir parçası olan üzümün herhangi bir işleme tabi tutulmadan çekirdeğini çiğneyerek tüketmeyi insanlara salık verebiliriz. Üstelik proantosiyanidler üzümün çekirdeğinde olduğu kadar dış kabuğunda da mevcuttur. ÜÇÖ bir kısım ticari preparatları ve farklı kimyasal komponentleri pazarlanmaya başlanmış olsa da bunların kullanılmasına salık vermek için henüz çok erken olduğunu söyleyebiliriz, üstelik bu preperatlarında karın ağrısı, baş ağrısı, bulantı gibi bir kısım istenmeyen yan et- Üzüm çekirdeğinin kanser üzerine ne gibi etkileri gösterilmiştir? Bu konuda yapılan çalışmalar ve elde edilen bulguların hemen hepsi hayvan deneylerinden veya hücre doku laboratuvarlarında yapılan denemelerden oluşmaktadır. İnsanlar üzerinde faz çalışmaları ve kontrollü klinik gözlemler henüz yapılmamıştır. Agarwal Clinical Cancer Research de yayımlanan makalelerinde üzüm çekirdeğinde bulunan kimyasalların ilerlemiş kalın barsak kanseri olan farelerde tümör kitlesini %44 küçülme saptadılar. Kanser hücre serilerinde yaptıkları denemelerde; özüt ne kadar yüksek dozda kullanılır ise, canlı tümör hücrelerinin sayısında bir o kadar azalma izlemişlerdir. Ayrıca özüt, hücre döngüsünde üreyen ve çoğalan kanser hücrelerinin G1 fazında durdurulmasına yol açmış, S fazı denilen üretim fazına geçen hücrelerin sayısında belirgin bir azalma olmuştur. Bu sonuçlar oldukça etkileyici görünmektedir. Hayvan modelleri üzerinde yapılan çalışmalarda ÜÇÖ nin kanser tedavisinin temel ilaçlarından olan antrasiklin (doksorubisin) in yol açtığı kalp hasarını, Amiadaron un sebep olduğu akciger toksisitesini kontrol edebildiği gösterilmiştir. kilere yol açtığı bilinmektedir. Buna karşın doğal üzüm ve kimyasal işlem uygulanmamış komponentlerinin besin olarak tüketilmesinin faydaları tartışılmaz. Bu çalışma modelini oluşturmamızın iki nedeni vardı. Birincisi; öteden beri kanser tedavinin oldukça zorlu bir süreçtir. Bu süreçte kullanılan kemoterapötik ilaçlar sadece kanser hücrelerine değil aynı zamanda vücudun diğer sağlıklı hücrelerine de saldırmakta, bu sırada yoğun bir sitokin fırtınası ve serbest radikal salınımı ortaya çıkmaktadır. Bu ilaçları yan etkilerinin sonucu başta karaciğer olmak kaydı ile tüm organ ve dokularımız etkilenmektedir. İkicisi; son yıllarda yapılan hayvan modellerinde E ve C vitamini gibi bilinen doğal antioksidanlardan onlarca kat daha fazla serbest radikal temizleyici olarak ÜÇÖ tıp literatüründe yer bulmasıdır. Hipotezimizi doğal beslenmemizin en Bugün için artık süperantioksidan sınıfında değerlendirilen doğal üzümün çekirdeği ile birlikte çiğneyerek tüketilmesinin özellikle kemoterapi ve radyoterapi alan kanser hastalarının bu tedaviye başlamadan önce başlamak suretiyle bu hastaların tedavileri sürecinde aşırıya kaçmadan beslenme öğesi olarak çekirdekli üzüm tüketmelerini salık verebiliriz. temel unsurlarından üzümün çekirdeğinden elde edilen özütün kemoterapi ve radyoterapide oluşan oksidatif organ hasarını süper-antioksidan etkiyle kontrol edebileceğiydi. Çalışmalarımızın sonucunda da beklediğimiz gibi kemoterapi veya radyoterapi uyguladığımız hayvanlarda ÜÇÖ karaciğerde oluşan ok-

15 Cerrahi 15 Nuss tekniğinde barın yüksek maliyeti bize engeldi, o engeli aştık İSTANBUL Marmara Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Fakültelerinin ortaklaşa düzenledikleri Çalıştay, Haziran günleri İzmir de toplanıyor. Yabancı konukların da katılacağı Çalıştay da, Nuss tekniğinde sağlanan yeni teknik finansal olanaklar hakkında bilgi ve deneyimler paylaşılacak. Prof. Dr. Mustafa Yüksel, Nuss tekniğinde gelinen noktayı anlattı. Şu ana kadar 45 ameliyat yaptım, ilk 20 sini Alman setiyle yapmıştım. Son yaptığım 20 nin üzerinde ameliyatı İzmirli bir firmanın barıyla yaptık ve hiçbir sıkıntıyla karşılaşmadık, hiçbir komplikasyonumuz yok. Her birini de 1000 YTL ye yapıyorlar. Biz bu ameliyatı ilk defa 3 yıl önce yaptık. Daha önce, biz bu tip ameliyatları açık ameliyat olarak yapıyorduk, yukarıdan aşağı göğsü açıyorduk, tüm eğri kemikleri kesiyorduk ve kendi halinde iyileşmeye bırakıyorduk. Doğuştan eğri olan bu kemikler, %7 oranında, düzelmesini düşündüğümüz eski haline gelmiyordu. Nuss tekniğiyle yaptığımız ilk 8-9 ameliyatta, barları bir Alman firması getiriyordu, 13 yaşında erkek çocuğu Ö nün ameliyat öncesi göğüs kafesinin durumu. fakat barlar bize çok pahalı gelmeye başladı. Her biri 2000 avro tutarındaydı, üstelik kimi hastalarda biraz ileri seviyede çökme varsa 3 tane takmak gerekiyor, toplam maliyet iyice yükseliyordu. Ustabaşılara yapılan sunum Ne yapabiliriz, diye araştırdık. İzmir de diz protezi, omuz protezi yapan bir firma önerdiler. Örnek gönderdik, bir tane yaptılar, fakat yapamamışlar, uygun değildi. Onlara yanlış yaptıklarını söyleyince bizi davet ettiler, ben de bir günümü ayırdım, burada yaptığımız ameliyatın videosunu aldım ve gittim. Ustabaşılar toplandı, ameliyat videosunu, ameliyatta kullandığımız Amerikan ve Alman yapımı barları da yanımda götürdüm ve böyle böyle yapıyorum diye gösterdim. Onlar da barın yukarıdan aşağıya dolandığını varsaymışlar. Biz mekanizmayı gösterip anlatınca, biz bunu yapabiliriz dediler, bize ithal barlardan daha güzel bar yaptılar. Marmara Üniversitesi Fakültesi Göğüs Cerrahi AD Başkanı Prof. Dr. Mustafa Yüksel. Deneyimlerin aktarılması çok önemli. Deneyimlerimizi aktarmak ve fikir alışverişinde bulunmak için pectus-interest diye bir grup kuruyoruz. Kos ta dinlediler, İzmir de izleyecekler Prof. Dr. Yüksel, uyguladığı Nuss tekniğini bu yıl Kos ta toplanan 18. Dünya Göğüs ve Kalp Cerrahları Kongresi nde sundu ve sunumu Brezilya dan, Yunanistan dan hekimlerin ilgisini çekti. Yunanistan da bu ameliyat hiç yapılmadığından, Türkiye ye gelip öğrenmek istemişler. Benzer şekilde Güney Afrikalı bir cerrah da ameliyatı öğrenmek için geliyormuş. Prof. Dr. Mustafa Yüksel, Bize de ilk ameliyatımızda bir Alman cerrah yardım etmişti diyor ve Elimde Nobel olsa, bu Nobel i bu ameliyatı bulan Dr. Barın içeriden yerleştirilmesi esnasında alet, göğsün ezik olan yerinden kılıç gibi içeri giriyor. Kalple akciğer ikisi arasında yumuşak doku var, o yapışıklığı açarak ikisi arasından karşıya geçiyoruz. En kritik yer burası, kalbi yaralamamak gerekiyor. Daha sonra aynı yerden çelik barı geçiriyoruz ve çeviriyoruz. Nuss a verirdim. Mükemmel bir ameliyat diye ekliyor. Jinekolojik alanda ilki Florence Nightingale de gerçekleşti Robotik cerrahi ile yeni bir dönem mi başlıyor? İSTANBUL Türkiye nin ilk robotik jinekolojik ameliyatı Da Vinci isimli robot aracılığıyla Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi İstanbul Robotik Cerrahi Merkezi nde başarı ile yapıldı. 55 yaşında iki çocuklu Kadriye Beyazıt adlı hastaya uygulanan operasyon ekibinin başkanlığını Prof. Dr. Yücel Karaman yaptı. Florence Nightingale Hastanesi İstanbul Robotik Cerrahi Merkezi Başkanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural, merkezde 3.5 yıldır Da Vinci robotuyla, robotik ürolojik ameliyatlar yaptıklarını ve toplam 150 operasyon gerçekleştirdiklerini belirtti. Dört interaktif kolu olan ve 3 boyutlu görüş sistemine sahip Da Vinci ile ürolojik ameliyatların sürdüğünü kaydeden Prof. Dr. Kural, İlk jinekolojik operasyonu da başarıyla gerçekleştirdik dedi. Operasyon Prof. Dr. Karaman başkanlığında Yard. Doç. Dr. Haluk Akpınar ve ABD Michigan Üniversitesi nden Prof. Dr. Arnold Patrick Advincula tarafından yapıldı. İlk jinekolojik operasyon İlk robotik jinekolojik operasyonu da başarıyla gerçekleştiren ekibin başında yer alan Prof. Dr. Yücel Karaman robotik cerrahinin yeni bir sistem olmasına rağmen hızla gelişen sistem olma yolunda ilerlediğini söyledi. On yıldan daha kısa bir geçmişi olmasına rağmen robotik cerrahinin çok önemli bir yol kat ettiğini dile getiren Prof. Dr. Karaman, Başlangıçta kullanılan robotlar ilkel düzeydeydi. Ancak yeni nesil robotlarla bu alanda çok önemli gelişmeler sağlandı. Şu anda kullanılan robotlar dört kollu; birçok özel yeteneğin yanında üç boyutlu görüntü sistemine de sahip. Bütün bunlar operasyonlar için yeni bir aşamaya geldiğimizin göstergesidir. Yapılamaz dediğimiz ameliyatlar bile bu sistemlerle yapılır hale geldi dedi. Robotik cerrahi teknolojisinin ülkemizde bir süredir beridir kardiyovasküler cerrahi ve üroloji alanlarında kullanıldığını belirten Prof. Dr. Karaman, Bu sistemle rahim alınması ya da miyom operasyonları artık rutin şekilde yapılabilecek. Kısır çift- Konsolda oturan cerrah, Da Vinci ile, operasyon bölgesinin 3 boyutlu görüntüsünü net bir şekilde izleyebiliyor. Sistem, cerrahın ana kontrolördeki ellerinin hareketlerini interaktif robotik kollara, ölçüp filtreleyerek aktarıyor. Da Vinci enstrümanlarının mikro hareketleri sistemin bilgisayar işlemcisi tarafından kontrol ediliyor. Bu işlemciler, yoğunlaştırılmış operasyon hassasiyeti sağlamak için uygulama sürecinde milyonlarca güvenlik kontrolü gerçekleştiriyor. Da Vinci nin hassas küçük elleri, insan bileğinin hareket kabiliyetinin ötesinde bir hareket özgürlüğü sağlayarak, geleneksel laparoskopik cihazlarla yapılması imkansız manevraları yapılabilir hale getiriyor. Robotik cerrahi sistemin başarıyla kullanılmakta olduğu bazı temel cerrahi operasyonlar arasında; radikal prostatektomi, parsiyel nefrektomi, histerektomi, miyomektomi, mitral kapak tamiri, kardiyak bypass ve gastrik bypass bulunuyor. lerde kistler ve tüp bebek uy- gulamalardaki tıkanmalar daha kolay çözüm bulacak ve başarı oranları da artacak. Yine erken evre kanserlerin büyük bir kısmında robotik cerrahi yöntemi kullanılabiliyor diye konuştu.

16 16 Güncel Histamin intoleransı olan hastalara uyarı: Çilek, kırmızı şarap ve çikolatadan uzak durun! DAVOS - İshal, kızarıklık, nezle ve taşikardi gibi yalancı alerjik reaksiyon belirtilerini, gerçek bir alerjiye bağlı anafilaksi vakasından ayırmak zordur. Bu gibi sorunların kökeninde genellikle histamin intoleransı bulunur. Gıda maddeleri, ilaçlar, kimyasal ya da fiziksel uyaranlar gibi bir dizi etkene bağlı olarak çeşitli şikâyetler ortaya çıkabiliyor. Dr. Peter Schupp a göre; hastalık henüz tamamen kabul görmemiş olsa da, bu tepkilerin çoğunun kökeninde histamin intoleransı yatıyor. Bu belirtileri, histaminin farmakolojik özelliklerine dayanarak açıklamak mümkün. Endotel geçirgenliğindeki artışa ve vazodilatasyona bağlı olarak nezle, hapşırma dürtüsü, kızarıklık, ürtiker, taşikardi, hipotansiyon, baş dönmesi, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusma belirtileri oluşuyor. Mide asidi üretimindeki artış ve düz kaslarda kontraksiyon; mide ağrılarına, kramplara, ishal ve dispepsiye yol açıyor. Bronkokonstriksiyon ve dispne de histamine bağlı olarak meydana gelebiliyor. Diaminooksidaz enzimi Diaminooksidaz (DAO) enziminin kapasitesi, hücre dışı histaminin parçalanmasına yetmediğinde de, histamin intoleransı belirtileri görülebiliyor. Nedeni histaminin fazla üretilmesi, genetik nedenlere bağlı olarak DAO nun yeterince üretilmemesi ya da enzim üretiminin hücre dışında baskılanması olabilir. Kırmızı şarap içince yüzünüz kızarıyorsa, sorun histamin intoleransı olabilir. Tanı nasıl konulabilir? Histamin intoleransı şüphesi genellikle anamnez esnasında geliştirilir. IgE ye bağlı hakiki alerjik reaksiyonlar cilt testleri ve RAST belirlemeleriyle elenmeli, serum triptaz düzeyi tespit edilerek mastositoz olasılığı bertaraf edilmelidir. En az iki tipik belirti mevcutsa ve yakınmalar histamin seviyesi düşük gıda rejimiyle ya da antihistaminiklerle hafifletilebiliyorsa, teşhis konabilir. Yüksek histamin düzeyi ya da DAO faaliyetinde azalma (< 3 U/ml) tespit edilirse LONDRA Nisan ayında Londra da Lösemili Çocuklar Derneği tarafından ikincisi düzenlenen Çocuklarda Löseminin Nedenleri ve Önlenmesi Konferansı nda söz alan Kaliforniya Üniversitesi Halk Sağlığı bölümünden Prof. Dr. Patricia Buffler, kreşe veya oyun gruplarına giden çocuklarda akut lenfoblastik lösemi gelişme riskinin, gitmeyenlere göre, % 30 daha az bulunduğunu bildirdi. Akut lenfoblastik lösemi (ALL), lösemili çocukların % 80 inden fazlasında görülen lösemi tipini oluşturmakta ve en sık 2-5 yaş arasındaki ço- tanı da desteklenmiş olacaktır. Enzim desteği çözüm mü? Alerjilerde olduğu gibi burada da tedavi, ilk aşamada tepkileri tetikleyen etmenlerden uzak durmaktır. Hastanın tetikleyicilerden uzak durması mümkün olamıyorsa, yüksek dozda antihistaminik kullanılabilir. Örneğin mast hücresi stabilizatörü cromoglicin özellikle gastrointestinal yakınmalara karşı başarıyla kullanılmaktadır. Bir diğer seçenek, DAO enziminin oral yoldan verilmesidir. Ancak rahatlatıcı ilaçlara belli aralıklarla ara verilmesi ya da ilacın değiştirilmesi faydalı olacaktır. Kaynak: Peter Schupp, Notfall und Hausarztmedizin, 2008; 34: 66-68, MT Histamin intoleransına yol açan olası tetikleyiciler: Histamin açısından zengin gıdalar Balıklar (özellikle tütsülenmiş ya da tuzlanmış balıklar) Peynir Şarküteri ürünleri Alkollü içkiler (Köpüklü şarap, şarap, bira) Daha fazla histamin salgılanmasına neden olan gıdalar: Turunçgiller Çilek Ananas Domates Ispanak Çikolata Balık ve kabuklu deniz ürünleri Katkı maddeleri Histamin salgılanmasına ya da DAO nun baskılanmasına neden olan ilaçlar: Analjezikler (Morfin, ASS, Metamizol) Lokal anestezikler (Prilocain) Antihipertansifler (Verapamil, Alprenolol, Dihydralazin) Diüretikler (Amilorid) Antiemetikler (Metoclopramid) Antibiyotikler (Cefuroxim, Clavulansäure, Chloroquin) H2-Reseptör-Antagonistleri (Cimetidin) Antidepresifler (Amitryptilin) Kreş çocuklarında lösemi sıklığı daha az görülüyor cuklarda rastlanmaktadır. En- düstrileşme dönemiyle birlikte çocuklarda 2000 de 1 oranında görüldüğü bildirilmektedir. Hastalığın nasıl geliştiğine dair öne sürülen teorilerden birisi, erken yaşlardaki enfeksiyonlarla ilgilidir şeklinde özetlenebilir. Bu teoriye göre, İmmun sistemi erken dönemde uyarılmayan çocuklarda bağışıklık sistemi normal gelişememekte ve geç çocukluk dönemlerinde karşılaşılan enfeksiyon etkenlerine anormal yanıtlar vermektedir. Ki, bu da, genetik yatkınlık gibi bir nedenle lösemiye aday çocuklarda hastalık gelişmesini tetikleyebilir denmektedir. Kreş ve oyun gruplarındaki çocukların daha sık ve daha erken yaşlarda enfeksiyon geçirdikleri bilinmektedir. Prof. Dr. Buffler tarafından sunulan bu yeni bulgu da, enfeksiyonlarla erken karşılaşmanın bazı hastalıklara karşı koruyucu olabileceği şeklindeki yukarıdaki teoriyi desteklemektedir. Prof. Dr. Buffler in sunumu, yayınlanmış 14 çalışmanın analizine dayanmaktadır. Bu yayınlarda lösemili 6108 çocukla, lösemi olmayan çocuk karşılaştırılmıştır. Ailelere çocuklarının oyun grubu, kreş veya benzeri sosyal ortamlara devam edip etmediği sorulmuş, 12 çalışmada sosyal ortamlara katılmayla lösemiye karşı korunma olabileceği desteklenirken, diğer 2 çalışmada bu etki gözlenememiştir. Bütün çalışmalar gözden geçirildiğinde, lösemi olasılığında % 30 luk bir azalma olduğu bildirilmiştir. Kaynak: Medscape, medical news 2008, Zosia Chustecka

17 Perspektif 17 Yazarı, danışmanı, editörü aynı kişi olan dergiler vardı ANKARA - Türk Dizini Kurulu Başkanı Doç. Dr. Orhan Yılmaz, Türk Dizini Kurulu nun çalışmaya başladığı ilk yıllardan bugüne süreli yayıncılık alanında çok büyük mesafe alındığını söyledi. Halen 21 Türk tıp dergisinin SCI Expanded a alındığını ifade eden Dr. Yılmaz, yakında Ulusal Atıf Dizinleri nin de oluşturulacağını söyledi. Yılmaz sorularımızı cevapladı. MT: Sayın Yılmaz, öncelikle Veri Tabanı veya Türk Dizini nedir? Veri Tabanı, sağlık bilimleri alanında yayınlanan ve veri tabanına dahil edilen süreli yayınlarda bulunan Türkçe ve diğer dillerdeki özgün araştırma makalelerini kapsayan bir veri tabanıdır. Temelleri 1994 yılında, o zamanki adıyla TÜBİTAK Sağlık Bilimleri Araştırma Grubu bünyesinde oluşturulmuş bir komisyon tarafından atılmıştır. Veri tabanımızda sadece tıp değil sağlık bilimlerinin diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik gibi çeşitli alanlarından da süreli yayınlar yer almaktadır. MT: Veri tabanınıza girmek için ne tür ölçütler arıyorsunuz? Öncelikle dizinimizin adı Türk Dizini... Adında Türk ifadesi geçen bir veri tabanında yer alan yayınlarda hiç değilse en azından Türkçe özetlerin yer almasını önemli sayıyoruz ve Türkçe özete yer vermeyen bir süreli yayını dizinlemiyoruz. Bu konuda öyle katı davrandık ki Türkçe özeti bulunmayan TÜBİTAK yayınlardan bile veri tabanına almadıklarımız oldu. Bir diğer ölçütümüz ise düzenlilik, diğer bir ifade ile periyodisite. Ayrıca özgün bilimsel araştırmaların, yayında yer alan diğer makalelere oranının da en az yüzde elli olmasını istiyoruz. MT: Türkiye de yayınlanan dergilerden sizin ölçütlerinize uymayı kabul etmeyen yayınlar da var mı? Evet var. Bunların bir kısmı yurtdışı dizinlerde yer alıyor. Belli bir özgüvenleri oluşmuş yayınlar. Bu sebeple özellikle Türkçe özet konusunda katı davranabiliyorlar. Devamı sayfa 18 de Türk Dizini Kurulu Başkanı Doç. Dr. Orhan Yılmaz Çalışmaya başladığımız ilk yıllarda yayınlar çok sorunluydu. Öyle ki yazarı, danışmanı ve editörü aynı olan yayınlar vardı. Kurul bu konuda ölçütler geliştirdi. Kurulun her yıl dinamik bir biçimde oluşturduğu kriterler daha sonra birçok yayın tarafından benimsendi. Çalışmalara başladığımızda örneğin SCI-E de sadece 1-2 dergi yer alıyorken, bugün 21 Türk dergisi SCI Expanded a alındı. Tam Gün, sahte bir hekim kıtlığı mı yaratacak? Tasarı yasalaşırsa, Sağlık Bakanlığı na sağlık tekellerinin gereksinimlerine göre, hekimlerin aynı hastaneler zincirinin çeşitli halkalarında çalışabilmeleri için yönetmelik yapma yetkisi verilecektir. Tasarı, hekimlerin çalışma alanlarını kısıtlayıp, hekim emeğini ucuzlatacak ve halk sağlığını da olumsuz etkileyecektir. İSTANBUL - Sağlık Bakanlığı nın, Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına ve Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı nı kamuoyuna açıklaması üzerine, Türk Tabipleri Birliği (TTB), tasarı hakkındaki görüşlerini Başbakanlığa iletti. Ardından, tasarıya ilişkin görüşlerini ve tasarının yasalaşması halinde ortaya çıkabilecek olumsuzluklara ilişkin kaygılarını açıklayan İstanbul Tabip Odası, tasarının geri çekilmesini talep etti. TTB ile ortaklaşa yapılan açıklamada şu görüşler savunuldu: Sağlık Bakanlığı bu tasarıyı yasalaştırarak; üniversiteler ve diğer kamu sağlık kuruluşlarında görev yapan hekimlerin, bu kurumlar dışında çalışmalarını, muayenehanesi olan hekimlerin, Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşmesi olan özel hastaneler ve tıp merkezlerinde çalışmalarını yasaklamak istemektedir. Tasarı ile Türkiye de hekimlerin çalışma alanları daraltılarak, hekimler tek bir kurumda çalışmaya zorlanarak, sahte bir hekim kıtlığı yaratılmak istenmektedir. Tasarı, kendi eliyle yarattığı bu sahte hekim kıtlığını gidermek üzere, yabancı hekimlerin ülkemizde kuralsız olarak çalışabilmelerine olanak sağlamaktadır. Önce sahte sorunlar yaratan, sonra bu sorunları çözmek için yabancı hekimlerden medet uman bu tasarı ile gerçekte neyin amaçlandığını anlayabilmek mümkün değildir.

18 18 Perspektif Hukuk Muayenehanesi olana daha az ek ödeme yasal! ANKARA- Danıştay Onbirinci Dairesi, Sağlık Bakanlığı na Bağlı Sağlık Kurum ve Kuruluşlarında Görevli Personele Döner Sermaye Gelirlerinden Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelikteki, serbest çalışan hekimlere daha az ek ödeme verilmesine olanak tanıyan hükmün hukuka uygun olduğuna karar verdi. İSTANBUL - Yargıtay Onbeşinci Hukuk Dairesi, bir dişhekimi aleyhine açılan davada, yerel mahkemenin sadece dişhekimleri odasının disiplin dosyasındaki kanıtlara dayalı olarak verdiği kararını bozdu. Yüksek Mahkeme, dişhekiminin disiplin kurulu incelemesinde kusurlu bulunmasına rağmen, tazminat davası aşamasında da inceleme yapılması gerektiğine karar verdi. Uygulama hakkaniyete aykırı Onbirinci Daire Üyesi Hüseyin Poroy karara muhalefet etti. Poroy un muhalefet şerhinde şu gerekçelere yer verildi: Sağlık kurum ve kuruluşlarında Sağlık Bakanlığı nca belirlenen hizmet sunum şartları ve kriterleri de dikkate alınmak suretiyle, bu ödemenin oranıyla esas ve usulleri; personelin unvanı, görevi, çalışma şartları ve süresi, hizmete katkısı, performansı, serbest çalışıp çalışmaması ile muayene, ameliyat, anestezi, girişimsel işlemler ve özellik arz eden riskli bölümlerde çalışma gibi unsurlar esas alınmak suretiyle Sağlık Bakanlığı nca çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Anılan kanun hükmünde, ilgililerin serbest çalışıp çalışmaması ek ödemenin dağıtılmasında göz önünde bulundurulacak kriterler arasında sayılmakla birlikte, bu yetkinin personelin unvanı, görevi, çalışma şartları ve süresi, hizmete katkısı, performansı, serbest çalışıp çalışmaması ile muayene, ameliyat, anestezi, girişimsel işlemler ve özellik arz eden riskli bölümlerde çalışma gibi unsurların etkisini yok edecek şekilde ve personele ödenecek ek ödemeler arasında bu kadar yüksek fark oluşturacak biçimde kullanılması ölçülülük ve hakkaniyet ilkelerine uygun düşmemektedir. Yargıtay oda raporunu yeterli bulmadı Bir dişhekimi aleyhine Kadıköy de görülen tazminat davasında yerel mahkeme, hekimi kusurlu bularak hastaya tazminat ödemesine karar vermişti. Dişhekimi, Yargıtay nezdinde kararı temyiz etti. Dosyayı inceleyen Onbeşinci Hukuk Dairesi, dosyayı usulden bozdu. Kararın gerekçesinde şu ifadeler yer aldı: Danıştay Onbirinci Dairesi, Yönetmeliğin dayanağını oluşturan 209 sayılı kanunun da Anayasa ya aykırı olduğu itirazını ciddi bulmadı. Dava, nihai olarak İdari Dava Daireleri Kurulu nda çözüme kavuşturulacak. Sağlık Bakanlığı na karşı açılan davaya ilişkin kararın gerekçesinde, ek ödeme sisteminin, hekimlerin bireysel performanslarına göre ödüllendirilmeleri üzerine kurulduğunun altı çizildi. Asıl amaç hastaların memnuniyetinin arttırılması olduğunun ifade edildiği kararda, tam zamanlı çalışan hekimlere daha fazla teşvik uygulanması yoluyla hekimlerin, bütün mesai ve dikkatlerini çalıştıkları kamu hastanelerindeki sağlık hizmetine yoğunlaştıracakları belirtildi. Nasıl bir kamu hizmeti? Böylece devlet hastanelerinin imkanlarının tam kapasite ile kullanılmasının sağlanacağının ifade edildiği gerekçede, uygulama ile hastalarla ilgilenme süresinin uzayacağı ve bazı laboratuar ve görüntüleme tetkik ve ameliyat hizmetleri için bekleme süresinin kısalacağı vurgulandı. Uygulamada, sonuç olarak hastanede sunulan kamu hizmetinin sadece sayısal olarak değil ayrıca kalite olarak da artacağının altının çizildiği kararda, Yönetmelikle özel muayenehane sisteminin ortaya çıkardığı bazı olumsuzlukların da önüne geçileceği ifade edildi. Acı uzarsa hekim manevi tazminat öder! Yeterince özen gösterilmeyerek tedavinin, dolayısıyla hastanın acı ve ızdırabının uzaması durumunda bundan doğan manevi zararı da diş hekimi karşılamalıdır. Uzman bilirkişiye inceleme Mahkemece yapılması gereken işi uzman bilirkişiye laminat kaplama ve tedavi işleminin incelettirilmesi, eserin reddi gerekiyorsa şimdiki gibi ödemenin iadesiyle davacının çektiği ızdırap durumuna göre makul bir seviyede manevi tazminatın takdiri, kısmen eserin kabulü durumunda tenzili gereken bedelin saptanma- sı ve sonucuna göre manevi zararın da takdiriyle hükme varılmasından ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan ve uzmanlık gerektiren konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmadan davanın sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması uygun bulunmuştur. Yüksek Mahkeme kararında ayrıca, yeterince özen göstermeyerek hastanın ızdırabının uzamasına neden olan dişhekiminin de manevi tazminat ödeyeceğini ifade etti. Yargıtay, hastanın, tedavinin normal sürelerde devam etmesi durumunda bu acılara katlanması gerektiğini vurguladı. Kararda şu görüşlere yer verildi: Dişhekimi yukarıda değinilen hükümler çerçevesinde özen borcunu en üst düzeyde göstermek zorundadır. Yazarı, danışmanı, editörü aynı kişi olan dergiler vardı Sayfa 17 den devam Bizi yurtdışı dizinler kabul ediyor siz almıyorsunuz şeklinde yakınmaları da oluyor. Ancak hemen belirtelim ki dizinimizin adı Türk Dizini yani ulusal bir dizin ve Türkçe özeti olmayan süreli yayınlar dizinimizde yer alamıyorlar. Aslında bizim ölçütlerimiz, bir ikisi dışında tüm evrensel dizinler için de geçerli İlk yıllarda bize kurallarımız nedeniyle uzak duran yayınlar uluslararası veri tabanlarına girmek söz konusu olunca bizim kurallarımızın bile ötesine geçmek durumunda kaldılar. Ulusal atıf dizini de oluşturulacak MT: Türk Dizini nde atıf indeksleri yer almıyor. Bu konuda bir çalışmanız var mı? Ulusal Atıf Dizini çalışmaları farklı bir çalışma. Bunun gerekliliğini 2004 Sempozyumunda vurgulamıştık ve gerçekleştirme kararı almıştık. Ancak gerek yönetsel sorunlar gerek altyapı sorunları nedeniyle bugüne dek gerçekleştirme fırsatı bulamadık. Geçen yıl bu alanda Dr. Sercan Özyurt un bir çalışması vardı. Biz Sayın Özyurt u da Kurulumuza aldık ve bu çalışmayı daha da geliştirme kararı aldık. Önümüzdeki yıllarda bu konuda da önemli aşamalar kaydedeceğimizi söyleyebilirim. Kaynak gösterilmek en ideal ölçüt değildir MT: Ulusal Atıf Dizininden beklentileriniz neler? Ülkemizde henüz tam oluşturduğumuz bir atıf dizini olmadığından etkilerini şimdiden öngörmemiz mümkün değil. Belki abartılı bir benzetme ancak, her yıl düzenlediğimiz Sağlık Bilimlerinde Süreli Yayıncılık sempozyumlarında Oscar Ödüllerindeki gibi en çok atıf alan dergiler listesi ve hatta yazıları en çok atıf alan bilim insanları listesi ortaya çıkarmak düşüncesindeyiz. Bu sayede dergilerimizin kendilerine çeki düzen vereceğini umut ediyoruz ve böylece varsa (ki var) dergi fazlalığının da önüne geçmiş olacağız. Yavaş giden çalışmalar hızlanıyor MT: Veri Tabanının yurtdışındakilerle kıyaslandığında ne tür eksiklikleri var? Bir kere kapsamında dergi bulunan dizinlerle kıyaslanmamızın doğru olmayacağını söylemem gerekiyor. Bizim dizinimiz ulusal kökenli bir dizin ve en önemlisi de bir kamu kurumunca destekleniyor. Ayrıca ücretsiz Uluslararası dizinler ise genelde ticari kuruluşlar tarafından oluşturuluyor. Ticari kurumlarca yapılandırılınca da ölçütleri gevşeyip kuralsızlığa doğru yol alabiliyorlar. Bir özeleştiri olarak şu ana dek çalışmalarda biraz yavaş davranıldığını söyleyebilirim. Ancak ULAKBİM in yeni Başkanı Prof. Dr. Cem Saraç ın, bu hususta oldukça hassas olduğunu vurgulamam gerekiyor.

19 Onkoloji Hemşireliği Perspektif 19 Hekim-hemşire ilişkisi iyiyse onkoloji tedavisi de iyi demektir İSTANBUL Onkoloji hemşiresi Yard. Doç. Gülbeyaz Can, onkoloji hastalarında kemoterapi tedavisinde dikkat edilmesi gereken başlıca konular ve tedavi süresince hekim-hemşire koordinasyonuyla ilgili sorularımızı yanıtladı. MT: Onkoloji hastalarında kemoterapi tedavisinde dikkat edilmesi gereken başlıca konular neler? Hasta bize geldiği zaman, hastaya ilaç tedavisi başlayacağız diyoruz, ama burada hastanın psikolojisi çok önemli. Ameliyattan sonra yaşadığı bir aylık dönemde hasta patoloji tanısını duyduysa hastalığına uyum sağlamış oluyor. Veya biyopsi yaptırmış, tanısını almıştır, kitlesi ameliyata uygun değildir, kemoterapi tedavisi alacaktır. Buna göre, hastaya yaklaşımda dikkat edilecek noktalar var. Tedavi öncesi hasta uyum aşamasına alınmalı. aylık dönemde tedavi aldıysa-, bilgilendirmek daha farklı oluyor. Öte yandan, tanısı çok yeniyse hasta sizi duyamıyor, söylediklerinizi algılamıyor. Bu tip hastalar için hasta eğitim föyleri veriyoruz, evde sakin kafayla okuyabilir, kendini hazırlayabilir. MT: Onkoloji hemşireleri, tedavinin hangi safhasında, ne ölçüde devreye girerler? Tedaviden önce kan sayımı çok önemlidir. Tedaviden tedaviye bazen değişebilmekle beraber, lokositin 3000 üzerinde, hemoglobin 9 gr. üzerinde, trombosit üzerinde olması gerekiyor. Devamı sayfa 20 de Yard. Doç. Gülbeyaz Can, 1993 mezunu. Cerrahi yoğun bakımda başladı. Daha sonra onkoloji konusunda master tezi yaptı. Yaklaşık 10 yıldır öğrencilere staj döneminde eğitmenlik yapıyor. Bilgiyi yansıtmak, onun için en büyük zenginlik. Bizde eleman sıkıntısı da olduğundan, hastaya herhangi bir açıklama yapmak için zaman olmuyor. Hekim de günde 40-50, hatta kimi merkezlerde 90 hastaya bakarken, hemşireye günde 120 hasta düşebiliyor. İÜ Onkoloji Enstitüsü nde, günde hastaya 4 hemşire tedavi yapıyor. Her hastaya 10 dakika ayırsa, zaten ancak tedavisini yapmış oluyorsunuz. Hastaya açıklama yapmaya, tedaviye alıştırmaya zaman kalmıyor, çok zor. Tedaviden önce hastaya şu tedaviyi alacaksınız, şöyle cevap alacaksınız, sizi şöyle etkileyecek, şu yan etkileri görebileceksiniz ve şu tarihte kontrole geleceksiniz şeklinde süreci açıkladığınız zaman, hastanın tedavi süreci daha rahat geçiyor. Yan etkileri yaşıyor, ama bana bu yan etkileri yaşayacağım söylendi ve kendimi rahat hissediyorum diyor. Ya da hangi koşullarda hekimini araması gerektiğini biliyor. Örneğin bulantı ve kusma olacağını yakınlarından, çevresinden duymuştur, normal karşılıyor ve yaşamalıyım diyor. Oysa bulantı ve kusma kontrol edilebilir. Hasta yeni tedavi aldıysa, psikolojik olarak desteklemek gerekiyor, ama daha önceden uyum sağladıysa mesela bir

20 20 Perspektif Ar-Ge Hızlı atan kalp yoruluyorsa İvabridin ve nabız atışına etkisi sınanıyor PARİS - Stabil koroner arter hastalığı (KAH) ve sol ventrikül disfonksiyonu (LVH) olan hastalarda kardiyovasküler vaka sıklığının azaltılması için ivabradin (Procoralan ) kullanılarak, sadece kalp atış oranının düşürülmesinin etkilerini inceleyen, uluslararası, çok merkezli, randomize, çifte kör araştırma BEAUTIFUL çalışması, Servier İlaçları tarafından gerçekleştirildi. Prof. Dr. Steg, Servier Ar-Ge merkezinde yapılan basın bilgilendirme toplantısında. LEEDS - Combination of Methotrexate and ETanercept in Active Early Rheumatoid Arthritis - Aktif Erken Romatoid Artritte Metotreksat ve Etanercept Kombinasyonu (COMET) klinik çalışma sonuçları, romatoid artrit (RA) tedavisinde uygulanan Enbrel (etanercept) ve metotreksat (MTX) kombinasyonunun, hastaların %50 sinde remisyon sağladığını gösterdi. Remisyonun primer sonlanma noktası olarak kullanıldığı ilk geniş kapsamlı erken RA klinik çalışması olan COMET araştırması, Enbrel+MTX kombinasyon tedavisi sonucunda en az iki yıldır RA hastası olan kişilerin %50 sinde hastalığın remisyona (2.6 nın altında DAS 28*) girdiğini gösterdi. COMET araştırmasını yürüten ekibin lideri Leeds Üni- Çalışmaya, kalp atım oranı dakikada 60 vuruş (bpm) olan, LVH ve kayıtlarla stabil KAH sorunu teşhis edilmiş hastalar katıldı. Bu hastalara, doktorlarının optimal tedavi olarak belirlediği terapinin yanı sıra, randomize olarak placebo ya da ivabradin verildi. BEAUTIFUL BEAUTIFUL 2005 yılında, Servier yönetimi altında başlatıldı. 33 ülkeden yaklaşık hastanın katıldığı araştırmanın sonuçları Ağustos ayında uluslararası bir kongrede açıklanacak. deneyi için Ivabradin in seçilmesinin nedeni, kontraksiyon kuvvetine etki etmeden, sadece kalp atım oranının düşürülmesini sağlayan tek ajan olmasıydı. Böylece, KAH hastaları, özellikle COMET sonuçları ve romatoid artrit versitesi Romatoloji uzmanı Prof. Dr. Paul Emery, çalışmayla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: Klinik beklentileri doğrulayan bu sonuçlar erken RA lı hastalarda remisyonun gerçekçi ve erişi- Araştırmalar, RA hastalarının %66 sında bir yıldaki ortalama işgünü kaybının 39 gün olduğunu, bunun kadınlarda kişi başına 7,217 Sterlin, erkeklerde ise 8,443 Sterlin değerinde bir üretim kaybına eşit olduğunu gösterdi. COMET araştırması, erken tedavinin RA hastalarının yaşam kalitesi üzerindeki olumlu etkilerini de ortaya koydu. LVH sorunu olanlar için ciddi fayda sağlayacak, ventrikül fonksiyonunda iyileşme ve anti-iskemik etkiye ulaşılabiliyordu. Çalışmanın iki haftalık başlangıç evresinde hastalara 5 mg. ivabradin ya da placebo verildi. İkinci haftanın sonunda kalp atım oranı 60 bpm olduğunda, hastada 7.5 mg lık doza geçildi. Kalp atım oranı 50 bpm nin altına düşen ya da bradikardi belirtileri gösteren hastalarda, tedavi yarıda kesildi. Her bir hastada hedeflenen durum, 18 ila 36 hafta boyunca kalp atım oranının 50 ila 60 vuruş arasında tutulmasıydı. BEAUTI- FUL deneyinin öncelikli amacı, hastaların mevcut tedavi düzenine ivabradin eklenmesinin, kardiyovasküler ve total mortalite ve morbidite de azalma sağlayıp, sağlamayacağının belirlenmesiydi. lebilir bir hedef olduğu konusunda romatologlara umut veriyor. Hastaların yaşam kalitesiyle ilgili sağlanan faydalar gerçekten sevindirici. Buna ek olarak hastalığın ilerlemesi yavaşlatılarak hastaların işgünü kaybının azaltılması yönünde önemli bir etki yaratılıyor. Sadece MTX kullanan hastaların, Enbrel+MTX kombinasyonu alan hastalara göre üç kat daha fazla iş günü kaybı yaşadığını gözlemledik. Bu da erken ve etkili RA tedavisinin sadece hastaya değil, bütün topluma uzun vadeli bir fayda sağlayabileceğini gösteriyor. Prof. Dr. Dario Di Francesco, kalp atış hızı düzenleyen I f akımı ve bu akımın tedavi amaçlı kullanımı keşfi ile Prestijli Lefoulon-Delalande Vakfı Ödülü ne layık görüldü. Prof. Dr. Dario DiFrancesco, kalbin fizyolojik atış hızı düzenleyicisi olan sinüs nodu içindeki I f akımı keşfiyle prestijli Lefoulon- Delalande Vakfı Ödülü nü aldı. Profesör DiFrancesco, I f akımının kalp atış hızının oluşturulması ve kontrol edilmesinde kilit belirleyicilerden biri olduğunu ortaya koydu. Bu keşif, kusursuz kalp atış hızı azaltımı sağlayan ve halihazırda tedavi araçları arasında ayrıcalıklı bir yer edinmiş bulunan ilk selektif ve spesifik I f inhibitörü olan Procoralan ın (ivabradine) geliştirilmesi de dahil olmak üzere birçok klinik bağlantılı uygulamanın önünü açmış bulunuyor. Sayfa 19 dan devam Hekim-hemşire ilişkisi iyiyse onkoloji tedavisi de iyi demektir Hekimin bunları kontrol etmiş ve tedavi onayı vermiş olması gerekiyor. Bu onaydan sonra dosya hemşireye geldiğinde, hemşire tedavi dozuna bakar. Çok sık tedavi yaptıkları için doz yanlışlığı varsa, görüp hekime tekrar sorabilir. Hastanın kan sayımında yetersizlik söz konusuysa ve bu hekimin gözünden kaçtıysa, hemşire tekrar hekime gönderir. İlaç ne kadar süre dışarıda bekletilmeli, ne kadar sürede hazırlanıp verilmeli, hangi hızla verilmeli? Bazen ilacı çok hızlı verdiğinizde, hastada toksiditeyi artırabilir, bulantı, kusma ve yorgunluğun artışına veya kan sayımının düşmesine neden olabilir. O nedenle önerilen dozda, önerilen hızda ve önerilen sırada verilmesi gerekiyor. Önemli olan uygulama hızına dikkat etmek. Hekim genellikle tedavi sırasında hastanın yanında bulunmaz. Hemşire, hasta takibinde tedavi sırasında oluşabilecek reaksiyonları bilmeli. Tedavi sırasında ilk gelişen reaksiyonlar alerjik reaksiyonlardır. Taxoter de önceden bir test dozu veriyoruz, takibinde tedaviye başlıyoruz. Test dozu yapmamıza rağmen tedaviye başladığımızda reaksiyon gelişebiliyor. Ya da birinci gününde reaksiyon olmamıştır, ama altıncı gününde olabiliyor. Hedefe yönelik tedavilerde daha çok ilaç reaksiyonları görülebiliyor. Alerjik reaksiyon riski yüksek ilaçlarda hemşire, hastanın yanında dakika izlemelidir. Reaksiyon geliştiğinde hemen tedaviyi durdurup hekime haber verir ve uygun tedavi yapılır. MT: Onkoloji tedavisinde ilaç reaksiyonları ne sürede görülür? Yan etkilerde farklılıklar var mı? Uygulanan tedavi protokolüne göre hastada bazı ilaçlarda gastrointestinal şikayetler görürüz. Bazı ilaçlarda daha çok cilt reaksiyonları görürüz, bazıları (taxol, taxoter) da daha çok nöropati yapar, el ve parmak uçlarında uyuşma, karıncalanma yapar. Sisplatin, karboplatin gibi daha çok bulantı, kusma yapar; yüksek doz siklofostomette hemolojik sistit yapar. Yani, uygulanan ilaca, uygulanan doza ve tedavi türüne göre yan etkiler değişebilir. Hastayı ne zaman ne yapacağı konusunda bilinçlendirmek, uyarmak gerekir. Bütün ilaçlarda halsizlik ve yorgunluğu ortak özellik olarak görüyoruz. Nörotoksite çok önemlidir, özellikle ayak tabanında uyuşma, karıncalanma olduğu zaman, hastada düşmeler olabiliyor, hasta araba kullanıyorsa kazaya yol açabilir. Yaşanacak yan etkiler de değişebiliyor.

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu Sağlık Hizmetlerinin Özellikleri Ergenin yaşına, gelişim düzeyine uygun Bireysel, kültürel ve sosyoekonomik farklılıklara

Detaylı

II. SOSYAL PEDİATRİ ÇALIŞTAYI RAPORU 15 HAZİRAN 2012, İZMİR

II. SOSYAL PEDİATRİ ÇALIŞTAYI RAPORU 15 HAZİRAN 2012, İZMİR II. SOSYAL PEDİATRİ ÇALIŞTAYI RAPORU 15 HAZİRAN 2012, İZMİR Ülkemizde Sosyal Pediatri alanında mevcut uygulamaların değerlendirilmesi, çalışmaların ve araştırmaların geliştirilmesi, yeni bakış açıları

Detaylı

KANSER TANIMA VE KORUNMA

KANSER TANIMA VE KORUNMA KANSER TANIMA VE KORUNMA Uzm. Dr Dilek Leyla MAMÇU Sunum İçeriği Genel Bilgiler Dünyada ve Ülkemizdeki son durum Kanser nasıl oluşuyor Risk faktörleri neler Tedavi seçenekleri Önleme mümkün mü Sorular/

Detaylı

04.04.2016 Pazartesi İzmir Basın Gündem

04.04.2016 Pazartesi İzmir Basın Gündem 04.04.2016 Pazartesi İzmir Basın Gündem İkçü'de Hem Eğitim, Hem Sağlık! Sağlık Bakanlığı ile iş birliği yapan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, oluşturduğu üç aile sağlığı merkezinde bir taraftan

Detaylı

İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ

İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ Dr. Sema ÖZBAŞ Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Çocuk ve Ergen Sağlığı Daire Başkanı Sağlık Bakanlığı Teşkilat Şeması Türkiye Halk

Detaylı

10.04.2013 ÇARŞAMBA İZMİR GÜNDEMİ- -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı / Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü

10.04.2013 ÇARŞAMBA İZMİR GÜNDEMİ- -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı / Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü 10.04.2013 ÇARŞAMBA İZMİR GÜNDEMİ- -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı / Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İzmir Halk Sağlığı Müdürlüğü ile 'Obeziteyle Mücadele' işbirliği protokolü İzmir

Detaylı

Meme Sağlığı Merkezi

Meme Sağlığı Merkezi Meme Sağlığı Merkezi BR.HLİ.100 Sevgili Hanımlar, Meme, sağlıklı neslin devamı için elzem bir organdır. Cinsel gücüyle ve süt yapma yetisiyle bu görevini yerine getirir. Biz kadınlar memelerimiz ile gurur

Detaylı

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser Nedir? Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk

Detaylı

UÜ-SK AİLE HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI HİZMET KAPSAMI

UÜ-SK AİLE HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI HİZMET KAPSAMI Rev. No : 03 Rev.Tarihi : 28 Şubat 2012 1 / 5 1 HİZMET KAPSAMI: Aile Hekimliği Anabilim Dalı yaş, cinsiyet, yakınma, hastalık ayrımı yapmaksızın, yaşamın bütün evrelerinde ve süreklilik içinde, sağlığın

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065 Gençlerde Bel Ağrısına Dikkat! Bel ağrısı tüm dünyada oldukça yaygın bir problem olup zaman içinde daha sık görülmektedir. Erişkin toplumun en az %10'unda çeşitli nedenlerle gelişen kronik bel ağrıları

Detaylı

PROF. DR. SERPİL UĞUR BAYSAL IN ÖZGEÇMİŞİ, 14 Ocak 2015

PROF. DR. SERPİL UĞUR BAYSAL IN ÖZGEÇMİŞİ, 14 Ocak 2015 PROF. DR. SERPİL UĞUR BAYSAL IN ÖZGEÇMİŞİ, 14 Ocak 2015 Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Sosyal Pediyatri Bilim Dalı ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu

Detaylı

Sperm Bozuklukları Sperm Testi: Sperm testi nasıl yapılır, gerekli koşullar nelerdir?

Sperm Bozuklukları Sperm Testi: Sperm testi nasıl yapılır, gerekli koşullar nelerdir? Sperm Bozuklukları Sperm Bozuklukları Çocuk sahibi olamayan çiftlerin yaklaşık yarısında neden erkeğe bağlı olabilir. Dünya Sağlık Örgütü nün yaptığı araştırmalar doğrultusunda dünya genelinde erkeklerde

Detaylı

HODGKIN DIŞI LENFOMA

HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA NEDİR? Hodgkin dışı lenfoma (HDL) veya Non-Hodgkin lenfoma (NHL), vücudun savunma sistemini sağlayan lenf bezlerinden kaynaklanan kötü huylu bir hastalıktır. Lenf

Detaylı

15.04.2013 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ- -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı / Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü

15.04.2013 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ- -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı / Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü 15.04.2013 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ- -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı / Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü Asistan hekimlerin haftada 80 saatin üstünde çalışaması yasaktır Eğitim ve seminer

Detaylı

Hepatit B ile Yaşamak

Hepatit B ile Yaşamak Hepatit B ile Yaşamak NEDİR? Hepatit B, karaciğerin iltihaplanmasına sebep olan, kan yolu ve cinsel ilişkiyle bulaşan bir virüs hastalığıdır. Zaman içerisinde karaciğer hasarlarına ve karaciğer kanseri

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK 1 AŞILAMADA AMAÇ Aşı ile korunulabilir hastalıkları engellemek Enfeksiyon kaynaklı mortaliteyi azaltmak Enfeksiyon kaynaklı morbiditeyi azaltmak HİÇBİR AŞININ HERKES İÇİN TAMAMEN ETKİN VE GÜVENİLİR OLMASI

Detaylı

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Yazar Ad 61 Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Ülkemizde kalp damar hastalıkları erişkinlerde en önemli ölüm ve hastalık nedeni olup kanser veya trafik kazalarına bağlı ölümlerden daha sık görülmektedir. Halkımızda

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi Değerli Hekim Arkadaşımız, Bu anket ülkemizdeki farklı eğitim kurumlarınca uygulanan örnekler temel alınarak UÜTF Tıp

Detaylı

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ DİYABET YÖNETİMİ KURSU RAPORU

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ DİYABET YÖNETİMİ KURSU RAPORU TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ DİYABET YÖNETİMİ KURSU RAPORU (AİLE HEKİMİ, AİLE SAĞLIĞI ELEMANI, TOPLUM SAĞLIĞI MERKEZİ HEKİMİ, TOPLUM SAĞLIĞI MERKEZİ SAĞLIK PERSONELİ) Prof.

Detaylı

Sağlıklı Hamilelik BR.HLİ.081

Sağlıklı Hamilelik BR.HLİ.081 Sağlıklı BR.HLİ.081 Sağlıklı Sağlıklı bir hamilelik geçirmek hamilelik öncesi dönemde sağlığınızla ilgili testleri yaptırmakla başlar. Bu nedenle çocuk istediğinize karar verdiğinizde önce bir kadın hastalıkları

Detaylı

1. Amaç: Bu talimat, UÜ-SK ya başvuran çocuk hastalara detaylı tıbbi değerlendirme yapılmasına yönelik bir sistem oluşturmayı amaçlamaktadır.

1. Amaç: Bu talimat, UÜ-SK ya başvuran çocuk hastalara detaylı tıbbi değerlendirme yapılmasına yönelik bir sistem oluşturmayı amaçlamaktadır. 1 / 5 1. Amaç: Bu talimat, UÜ-SK ya başvuran çocuk a detaylı tıbbi değerlendirme yapılmasına yönelik bir sistem oluşturmayı amaçlamaktadır. 2. Kapsam: Bu talimat çocuk ın değerlendirilmesine ilişkin faaliyetleri

Detaylı

Tıbbi kaynakların son derece kısıtlı olması var olan kaynaklarında etkin

Tıbbi kaynakların son derece kısıtlı olması var olan kaynaklarında etkin GİRİŞ: Tıbbi kaynakların son derece kısıtlı olması var olan kaynaklarında etkin Kullanılmaması sonucu her yıl yüz binlerce kişi hayatını kaybediyor. Tıpta ve sağlık Sistemlerinde sayısal tekniklerin kullanılması

Detaylı

BASIN BÜLTENİ Bilgi için: Sevil Utku Telefon: 0 212 267 16 00 Email: sevil.utku@aifd.org.tr

BASIN BÜLTENİ Bilgi için: Sevil Utku Telefon: 0 212 267 16 00 Email: sevil.utku@aifd.org.tr BASIN BÜLTENİ Bilgi için: Sevil Utku Telefon: 0 212 267 16 00 Email: sevil.utku@aifd.org.tr GfK Türkiye ülke çapında araştırdı TÜRK HALKI HASTALARIN YENİ İLAÇLARA DAHA KOLAY ERİŞMESİNİ İSTİYOR Halkın %69

Detaylı

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi)

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi) Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi (Nöro-Onkolojik Cerrahi) BR.HLİ.018 Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanan ya

Detaylı

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR!

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR! Acıbadem Hastanesi Büyüme ve Ergenlik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz ile, çocuğun doğumundan itibaren vücudunda hangi hormonların ne gibi işlevleri olduğunu, ilk 3 yılın önemini ve ergenlik

Detaylı

SAĞLIK TURİZMİNİN YENİ YILDIZI; TÜRKİYE. Dünyada sağlık turizminin gelişmesine sebep olan faktörler şu şekilde sıralanabilir;

SAĞLIK TURİZMİNİN YENİ YILDIZI; TÜRKİYE. Dünyada sağlık turizminin gelişmesine sebep olan faktörler şu şekilde sıralanabilir; Yrd. Doç Dr. Gonca Güzel Şahin SAĞLIK TURİZMİNİN YENİ YILDIZI; TÜRKİYE Sağlık Turizmi; insanların tedavi olmak amacıyla yaşadıkları ülkeden, kaliteli ve görece daha ucuz hizmet alabilecekleri başka ülkelere

Detaylı

30.12.2013 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ

30.12.2013 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ 30.12.2013 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ Uzmanından 'elektromanyetik' uyarı! İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Pediatri A.B.D, Tepecik Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Klinikleri

Detaylı

MEME KANSERİ VE KENDİ KENDİNE MEME MUAYENESİ İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 2009

MEME KANSERİ VE KENDİ KENDİNE MEME MUAYENESİ İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 2009 MEME KANSERİ VE KENDİ KENDİNE MEME MUAYENESİ İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 2009 KANSER NEDİR? Kanser; Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

HEPATİTLER (SARILIK HASTALIĞI) VE 0212 5294400 2182 KRONİK BÖBREK HASTALIKLARI VE 0212 5294400 2182

HEPATİTLER (SARILIK HASTALIĞI) VE 0212 5294400 2182 KRONİK BÖBREK HASTALIKLARI VE 0212 5294400 2182 İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 2013 YILI HASTA OKULU PLANI HASTANE ADI TARİH SAAT KONU EĞİTİM YERİ HASTA OKULU PROGRAMI İÇİN HASTA VE YAKINLARININ İLETİŞİM KURABİLECEKLERİ TELEFON NUMARASI HASEKİ 28/01/2013

Detaylı

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü Tip 1 diyabete giriş Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü ENTERNASYONAL EKSPER KOMİTE TARAFINDAN HAZIRLANAN DİABETİN YENİ SINIFLAMASI 1 - Tip 1 Diabetes

Detaylı

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Y jenerasyonunun internet bağımlılığı İK yöneticilerini endişelendiriyor. Duygusal ve sosyal becerilere sahip genç profesyonel bulmak zorlaştı. İnsan

Detaylı

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ OKULLARDA DİYABETLİ ÇOCUKLA YAŞAM EĞİTİMİ AKTİVİTE RAPORU 24 Şubat 2016

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ OKULLARDA DİYABETLİ ÇOCUKLA YAŞAM EĞİTİMİ AKTİVİTE RAPORU 24 Şubat 2016 TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ OKULLARDA DİYABETLİ ÇOCUKLA YAŞAM EĞİTİMİ AKTİVİTE RAPORU 24 Şubat 2016 ) Prof. Dr. Behzat ÖZKAN İzmir Güney Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel

Detaylı

Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi

Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri 1 Öğrenim Hedefleri Toplumsal cinsiyet ayrımcılığının, yaşam dönemlerine göre kadın sağlığına olan etkilerini açıklar, Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ile kadına

Detaylı

21.12.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

21.12.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 21.12.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi MANİSA HABER Soğuklarla birlikte sinüzit vakalarında artış yaşanıyor Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ercan Pınar, havaların

Detaylı

. HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ

. HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ . HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ GÖREVE YENİ BAŞLAYAN SAĞLIK ÇALIŞANLARI İÇİN UYUM REHBERİ İÇİNDEKİLER Önsöz T.C. Sağlık Bakanlığı Teşkilat Şeması Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Organizasyon Yapısı. Halk Sağlığı

Detaylı

Anti-HIV Pozitif Bulunan Hastada Kesin Tanı Algoritması. Doç. Dr. Kenan Midilli İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

Anti-HIV Pozitif Bulunan Hastada Kesin Tanı Algoritması. Doç. Dr. Kenan Midilli İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Anti-HIV Pozitif Bulunan Hastada Kesin Tanı Algoritması Doç. Dr. Kenan Midilli İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Testler farklı amaçlarla uygulanabilir: - Tanı, tarama, doğrulama,

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

DİYABET HEMŞİRELİĞİ DERNEĞİ DİYABET EĞİTİMCİSİNİN EĞİTİMİ KURSU PROGRAMI

DİYABET HEMŞİRELİĞİ DERNEĞİ DİYABET EĞİTİMCİSİNİN EĞİTİMİ KURSU PROGRAMI DİYABET HEMŞİRELİĞİ DERNEĞİ DİYABET EĞİTİMCİSİNİN EĞİTİMİ KURSU PROGRAMI Hazırlayan : Julie A. KUENZİ, RN,MSN,CDE,CPT Medical College of Wisconsin Çeviren: Doç.Dr. Nermin OLGUN Marmara Üniversitesi Hemşirelik

Detaylı

Uygulama (Saat/Hafta) Tıpta Nobellik Buluşlar SEC150 1 2 0 2. Yarıyılı

Uygulama (Saat/Hafta) Tıpta Nobellik Buluşlar SEC150 1 2 0 2. Yarıyılı Dersin Adı Kodu Yarıyılı Ders (Saat/Hafta) (Saat/Hafta) Tıpta Nobellik Buluşlar SEC150 1 2 0 2 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Türkçe Dersin Türü Seçmeli Dersin Seviyesi Lisans Dersin Koordinatörü Prof.

Detaylı

AR-GE ANKETİ ANALİZ RAPORU

AR-GE ANKETİ ANALİZ RAPORU AR-GE ANKETİ ANALİZ RAPORU Eylül 2006 İÇİNDEKİLER Önsöz...3 TÜBİTAK Ar-Ge Anketi Soruları Analizi...4 1. Genel Bilgiler İle İlgili Sorular...4 2. Proje Sunum ve Destekler İle İlgili Sorular...12 3. Üniversite

Detaylı

KOLOREKTAL KANSERE DUR DEMENİN 12 YOLU

KOLOREKTAL KANSERE DUR DEMENİN 12 YOLU KOLOREKTAL KANSERE DUR DEMENİN 12 YOLU Kolorektal kanseri engellemek için benimseyeceğiniz yaşam biçimi kalbinize yardım etmek için benimsemeniz gereken yaşam biçimiyle birebir örtüşüyor. Yani bir yandan

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU Dahili Servisler Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHP) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), her 10 çocuktan birinde görülmesi, ruhsal, sosyal

Detaylı

Kolon Kanseri Nedir? Prof. Dr Tahsin ÇOLAK. MEÜ Tıp Fakültesi. Kolorktal Cerrahi Ünitesi. Genel Cerrahi AD

Kolon Kanseri Nedir? Prof. Dr Tahsin ÇOLAK. MEÜ Tıp Fakültesi. Kolorktal Cerrahi Ünitesi. Genel Cerrahi AD Kolon Kanseri Nedir? Nasıl Tanıyacağız? Prof. Dr Tahsin ÇOLAK MEÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi AD Kolorktal Cerrahi Ünitesi Kolorektal Kanser (CRC) 1. Dünyadaki dağılımı ve yaygınlığı (Epidemiology) 2.

Detaylı

DÜNYADAN SEKTÖREL HABERLER EKİM-KASIM 2011. Türk Eczacıları Birliği tarafından hazırlanmıştır. Willy Brandt Sok. No:9 06690 Çankaya Ankara

DÜNYADAN SEKTÖREL HABERLER EKİM-KASIM 2011. Türk Eczacıları Birliği tarafından hazırlanmıştır. Willy Brandt Sok. No:9 06690 Çankaya Ankara DÜNYADAN SEKTÖREL HABERLER EKİM-KASIM 2011 Türk Eczacıları Birliği tarafından hazırlanmıştır. Willy Brandt Sok. No:9 06690 Çankaya Ankara İçindekiler: 12 Ülke Avrupa Konseyi nin Tıbbi Ürün Sahteciliği

Detaylı

HALK SAĞLIĞI VE AİLE HEKİMLİĞİ VI. DERS KURULU (20 NİSAN 2015-25 MAYIS 2015)

HALK SAĞLIĞI VE AİLE HEKİMLİĞİ VI. DERS KURULU (20 NİSAN 2015-25 MAYIS 2015) T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM III HALK SAĞLIĞI VE AİLE HEKİMLİĞİ VI. DERS KURULU (20 NİSAN 2015-25 MAYIS 2015) DEKAN BAŞKOORDİNATÖR DÖNEM III KOORDİNATÖRÜ

Detaylı

TÜRKİYE DİYABET ÖNLEME & KONTROL PROGRAMI - UDAİS - Doç. Dr. Serdar GÜLER Türkiye Obezite ve Diyabet Koordinatörü 25/05/2012, 2.

TÜRKİYE DİYABET ÖNLEME & KONTROL PROGRAMI - UDAİS - Doç. Dr. Serdar GÜLER Türkiye Obezite ve Diyabet Koordinatörü 25/05/2012, 2. TÜRKİYE DİYABET ÖNLEME & KONTROL PROGRAMI - UDAİS - Doç. Dr. Serdar GÜLER Türkiye Obezite ve Diyabet Koordinatörü 25/05/2012, 2. UDAİS, İstanbul SERDAR GÜLER Amasya Trabzon Samsun Anadolu Lisesi Hacettepe

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu Diyabetik Ayağa Nasıl Bakıyor? Sağlık Bakanlığı Görüşü. Prof. Dr. Nurhan İNCE Türkiye Halk Sağlığı Kurumu

Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu Diyabetik Ayağa Nasıl Bakıyor? Sağlık Bakanlığı Görüşü. Prof. Dr. Nurhan İNCE Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu Diyabetik Ayağa Nasıl Bakıyor? Sağlık Bakanlığı Görüşü Prof. Dr. Nurhan İNCE Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Anahtar Gerçekler 2014 yılı, 18 yaş üzeri yetişkinlerde

Detaylı

HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONUNDA HEMŞİRENİN ROLÜ. Nevin Çetin Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİT Ünitesi

HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONUNDA HEMŞİRENİN ROLÜ. Nevin Çetin Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİT Ünitesi HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONUNDA HEMŞİRENİN ROLÜ Nevin Çetin Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİT Ünitesi Hematopoetik kök hücre transplantasyonu hematoloji-onkoloji alanında özel bir daldır

Detaylı

Poliklinik Đşlemleri Prosedürü

Poliklinik Đşlemleri Prosedürü T.C. Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Doküman Adı Poliklinik Đşlemleri Prosedürü Doküman Numarası TBH/229/PR-001 ISO 9001:2008 KYS Kriter No 7.1./7.2./7.5.1./7.5.4. Yayın Tarihi

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor.

Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor. Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor. Sağlıklı çocuk izlemi: Çocuğun yaşına uygun ruhsal, fiziksel

Detaylı

14. Asya Damar Cerrahisi Kongresi

14. Asya Damar Cerrahisi Kongresi 14. Asya Damar Cerrahisi Kongresi SGK BAŞKANI YADİGAR GÖKALP İLHAN: -TÜRKİYE DE GERÇEKLEŞTİRİLEN TEDAVİLERİN VE AMELİYATLARIN DÜNYA STANDARTLARININ ÜZERİNDE OLMASI GURUR VERİCİDİR -SİGARA KULLANIMINDA

Detaylı

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği nin

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği nin Türk Tıbbi Onkoloji Derneği nin Kanser Kontrolü ndeki Rolü DR. PINAR SAİP TÜRK TIBBİ ONKOLOJİ DERNEĞİ BAŞKANI Misyonumuz Ülkemizdeki tıbbi onkologların özlük haklarını savunmak, birlikte çalışma kültürünü

Detaylı

KANSER İSTATİSTİKLERİ

KANSER İSTATİSTİKLERİ 1 KANSER İSTATİSTİKLERİ Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biridir. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk sağlığı sorunudur. Tanı olanaklarının gelişmesi ve

Detaylı

3. SIKLIKLA TEDAVİ EDİLEN HASTALIKLAR, UYGULANAN PROSEDÜRLER VE HİZMETLER:

3. SIKLIKLA TEDAVİ EDİLEN HASTALIKLAR, UYGULANAN PROSEDÜRLER VE HİZMETLER: Rev. No : 03 Rev.Tarihi : 28 Şubat 2012 1 / 5 1. HİZMET KAPSAMI: Çocuk Alerji Bilim Dalı, 0-18 yaş grubu ayaktan ve yatan hastalara tanı ve tedavi hizmetleri sunmaktadır. Bu hizmet haftada 7 gün ve 24

Detaylı

ONKOLOJİ ECZACILIĞINA DOKTOR BAKIŞI

ONKOLOJİ ECZACILIĞINA DOKTOR BAKIŞI ONKOLOJİ ECZACILIĞINA DOKTOR BAKIŞI Dr. Evren Özdemir Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Ankara 05.04.2014 Akılcı İlaç Kullanımı İçin Sorumluluk Sahibi Taraflar Hekim Eczacı Hemşire Diğer sağlık personeli

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

Kızınızın sağlığı için: HPV aşısıyla rahim ağzı kanserine* karşı önlem alın. * belli human papillom virüsleri neden olur

Kızınızın sağlığı için: HPV aşısıyla rahim ağzı kanserine* karşı önlem alın. * belli human papillom virüsleri neden olur Kızınızın sağlığı için: HPV aşısıyla rahim ağzı kanserine* karşı önlem alın * belli human papillom virüsleri neden olur TÜM INSANLARIN %80 i hayatları boyunca bunlarla temas eder HPV nedir ve neye yol

Detaylı

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur.

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur. Dr.Armağan HAZAR ZATÜRRE (PNÖMONİ) Zatürre yada tıbbi tanımla pnömoni nedir? Halk arasında zatürre olarak bilinmekte olan hastalık akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediği takdirde ölümcül

Detaylı

06.01.2014 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ

06.01.2014 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ 06.01.2014 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ Türkiye de üçüncü merkez olarak İzmir de Tepecik Atatürk ve Eğitim Araştırma Hastanesinde kurulması için çalışmaları yürütülen kemik iliği bankası için

Detaylı

9. Sigarayı bırakma zamanı

9. Sigarayı bırakma zamanı 9. Sigarayı bırakma zamanı 1 9. Sigarayı bırakma zamanı Dünyada 8 saniyede 1 can alan, yılda 4 milyon kişinin ölümüne neden olan, dünyada her 10 erişkinden birinin ölüm nedeni sayılan sigarayı bırakmak

Detaylı

20.10.2014 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ

20.10.2014 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ 20.10.2014 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ 4 Yılda 40 Kat Öğrenci Kuruluşundan bu yana geçen dört senede öğrenci sayısını kırka katlayan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Türkiye nin ilk on üniversitesi

Detaylı

Prof.Dr. Nadi Bakırcı Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı A.D.

Prof.Dr. Nadi Bakırcı Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı A.D. Prof.Dr. Nadi Bakırcı Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı A.D. İhmal edilen bir konu olarak iş sağlığı ve güvenliği Bu konuda ihmal edilen bir grup olarak sağlık çalışanları Sağlık hizmeti

Detaylı

SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ. Prof. Dr. Erdal ZORBA

SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ. Prof. Dr. Erdal ZORBA SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ Prof. Dr. Erdal ZORBA GEÇMĐŞTEN GÜNÜMÜZE SAĞLIK Geçmişte sağlığın tanımı; hastalıklardan uzak olma diye ifade edilirdi. 1900 lerin başında ölümlerin büyük bir kısmı bakteri ve

Detaylı

Nebile ÖZDEMİR Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi

Nebile ÖZDEMİR Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi Nebile ÖZDEMİR Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi TÜRKİYEDE BÖBREK NAKLİ 1975 yılında canlı 1978 yılında kadavra E.Ü.T.F Hastanesi Organ Nakli Uygulama ve Araştırma Merkezi 1988

Detaylı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MESLEK HASTALIKLARI -2 PROF. DR. SARPER ERDOĞAN

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MESLEK HASTALIKLARI -2 PROF. DR. SARPER ERDOĞAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MESLEK HASTALIKLARI -2 PROF. DR. SARPER ERDOĞAN İşe Giriş Muayeneleri Aralıklı kontrol muayeneleri (periyodik muayeneler) Sağlık Eğitimi 1 İşe Giriş

Detaylı

DIABETES MELLITUS NEDİR? NEDENLERİ VE SONUÇLARI. Mümkün olduğunca normal bir yaşam. Lilly Deutschland GmbH Werner-Reimers-Straße 2 4 61352 Bad Homburg

DIABETES MELLITUS NEDİR? NEDENLERİ VE SONUÇLARI. Mümkün olduğunca normal bir yaşam. Lilly Deutschland GmbH Werner-Reimers-Straße 2 4 61352 Bad Homburg DIABETES MELLITUS NEDİR? NEDENLERİ VE SONUÇLARI DEDBT01944 Lilly Deutschland GmbH Werner-Reimers-Straße 2 4 61352 Bad Homburg Mümkün olduğunca normal bir yaşam www.lilly-pharma.de www.lilly-diabetes.de

Detaylı

DANIŞANLAR İÇİN DEĞERLENDİRME ANKETİ:

DANIŞANLAR İÇİN DEĞERLENDİRME ANKETİ: DANIŞANLAR İÇİN DEĞERLENDİRME ANKETİ: Bu anket durumunuz hakkında bilgi edinmede bize yardımcı olacaktır. Bu anket sorununuza uygun yaklaşımda yardımcı olacaktır. Cevaplarınız gizli tutulacaktır. Lütfen

Detaylı

İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA. Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu.

İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA. Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu. İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu.tr 1 HEDEFLER.Sağlığı, koruma ve geliştirme kavramlarını bilme İşyerlerinde

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Dönem T+U Saat Kredi AKTS. V. Ders Kurulu TIP 105 1 121 + 73 9 10. Kurul Dersleri Teorik Pratik Toplam.

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Dönem T+U Saat Kredi AKTS. V. Ders Kurulu TIP 105 1 121 + 73 9 10. Kurul Dersleri Teorik Pratik Toplam. DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Dönem T+U Saat Kredi AKTS V. Ders Kurulu TIP 105 1 121 + 73 9 10 Kurul Dersleri Teorik Pratik Toplam Anatomi 25 29 54 Tıbbi Biyokimya 31 2 33 Tıbbi Biyoloji 13-13 Histoloji- Embriyoloji

Detaylı

GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ?

GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ? GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ? Kalsiyum bir çok kişinin bildiği gibi kemik ve dişlerin yapı, oluşum ve sürdürülmesinde temel bir gereksinimdir. Kemik erimesini azaltmada yardımcı

Detaylı

Doküman Tarihçesi. Bildirimi Zorunlu Enfeksiyon Etkenleri Muayene

Doküman Tarihçesi. Bildirimi Zorunlu Enfeksiyon Etkenleri Muayene Sağlık-NET Projesi İş Kuralları Kılavuzu T.C. Sağlık Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı Tarih : 23.06.2008 Sürüm : 2.0 Doküman Tarihçesi Sürüm Tarih Değişiklik MSVS 1.0 02.01.2008 İlk Yayın Genel

Detaylı

DENEY HAYVANLARI LABORATUVARLARINDA VETERİNER HEKİMİN ROLÜ. *Gülhane Askeri Tıp Akademisi Araştırma ve Geliştirme Merkezi Deney Hayvanları Kısmı

DENEY HAYVANLARI LABORATUVARLARINDA VETERİNER HEKİMİN ROLÜ. *Gülhane Askeri Tıp Akademisi Araştırma ve Geliştirme Merkezi Deney Hayvanları Kısmı DENEY HAYVANLARI LABORATUVARLARINDA VETERİNER HEKİMİN ROLÜ Uzm. Vet. Hekim Tayfun İDE* Uzm. Vet. Hekim A.Sarper BOZKURT* *Gülhane Askeri Tıp Akademisi Araştırma ve Geliştirme Merkezi Deney Hayvanları Kısmı

Detaylı

ÇÖLYAK HASTALIĞI SELDA SAZAK PINAR YEŞİLGÖZ ZÜHAL DUMAN

ÇÖLYAK HASTALIĞI SELDA SAZAK PINAR YEŞİLGÖZ ZÜHAL DUMAN ÇÖLYAK HASTALIĞI SELDA SAZAK PINAR YEŞİLGÖZ ZÜHAL DUMAN EKMEK YEMEDEN!!! Makarna Pasta yemeden ömür boyu DİĞER İNSANLARLA BİR ARADA YAŞAMAK??? Çölyak Hastalığı Buğday, arpa, çavdar, yulaf tüketilmesi ile

Detaylı

Dünya nüfusunun 1.2 milyarını adolesanlar oluşturmaktadır (dünya tarihindeki en yüksek rakam..) Bu nüfusun %85 i gelişmekte olan ülkelerde.

Dünya nüfusunun 1.2 milyarını adolesanlar oluşturmaktadır (dünya tarihindeki en yüksek rakam..) Bu nüfusun %85 i gelişmekte olan ülkelerde. Dünya nüfusunun 1.2 milyarını adolesanlar oluşturmaktadır (dünya tarihindeki en yüksek rakam..) Bu nüfusun %85 i gelişmekte olan ülkelerde. Yaşadıkları toplumlardaki birbirinden çok farklı politik, ekonomik,

Detaylı

Tıbbın Geleceğine dair.. Genetik Testler ve Kişiselleşmiş Tıp Anlayışı. B. Aysin Sermen

Tıbbın Geleceğine dair.. Genetik Testler ve Kişiselleşmiş Tıp Anlayışı. B. Aysin Sermen Tıbbın Geleceğine dair.. Genetik Testler ve Kişiselleşmiş Tıp Anlayışı B. Aysin Sermen Daha güçlü.. Daha atletik.. Daha genç.. Daha huzurlu.. Daha mutlu.. Daha akıllı.. Daha sağlıklı.. Daha akıllı ve sağlıklı

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

Türk Cerrahi ve Ameliyathane Hemşireleri Derneği Bülteni

Türk Cerrahi ve Ameliyathane Hemşireleri Derneği Bülteni Türk Cerrahi ve Ameliyathane Hemşireleri Derneği Bülteni Değerli Meslektaşlarımız, İki yılda bir düzenlediğimiz 8. Ulusal Cerrahi ve Ameliyathane Hemşireliği Kongresi, 21-24 Kasım 2013 tarihlerinde Kuşadası

Detaylı

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon Obezite Nedir? Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması

Detaylı

SAĞLIK BÜLTENİ POLİKLİNİĞİMİZ AÇILDI.

SAĞLIK BÜLTENİ POLİKLİNİĞİMİZ AÇILDI. SAĞLIKBÜLTENİ KadıköyBelediyesiSağlıkİşleriMüdürlüğü Cilt1,Sayı1 POLİKLİNİĞİMİZAÇILDI. SEVGİLİKADIKÖYLÜLER, KadıköyBelediyesivatandaşların sağlığıileilgilibiryenilikdahagerçek leştirdi.eğitimmahallesindebulunan

Detaylı

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu 29 Nisan 2015 17. Hafta (20-26 Nisan 2015) ÖZET Ülkemiz de 2015 yılı 17. hafta itibariyle çalışılan sentinel numunelerdeki

Detaylı

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER PSH 501 - Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği Temelleri

Detaylı

Babalar Gününe Özel Panellerimiz Varlıkları ve Sağlıkları Bizim İçin Önemlidir

Babalar Gününe Özel Panellerimiz Varlıkları ve Sağlıkları Bizim İçin Önemlidir Babalar Gününe Özel Panellerimiz Varlıkları ve Sağlıkları Bizim İçin Önemlidir Anneler ve Babalar Günlerinde Sevdikleriniz İçin Özel Programlarımız Babalarımıza Özel... 40 Yaş Üstü Erkek Sağlık Taraması

Detaylı

OBEZİTE İLE MÜCADELE VE KONTROL PROGRAMI & TÜRKİYE DİYABET KONTROL PROGRAMI -TGDF-

OBEZİTE İLE MÜCADELE VE KONTROL PROGRAMI & TÜRKİYE DİYABET KONTROL PROGRAMI -TGDF- OBEZÝTE (ÞÝÞMANLIK) ÝLE MÜCADELE VE KONTROL PROGRAMI EYLEM PLANI (2010-2014) OBEZİTE İLE MÜCADELE VE KONTROL PROGRAMI & TÜRKİYE DİYABET KONTROL PROGRAMI -TGDF- Doç. Dr. Serdar GÜLER Türkiye Obezite ve

Detaylı

Doç. Dr. Halil Coşkun. Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu

Doç. Dr. Halil Coşkun. Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu Doç. Dr. Halil Coşkun Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu GİRİŞ 2010 verilerine göre dünyada erişkinlerde (20-79 yaş) diabet prevalansı %6,4 (285 milyon). 2030 da bu oranın %7,7 ye (439 milyon) yükseleceği öngörülüyor.

Detaylı

Açıklama 2008 2010. Araştırmacı: Danışman: Konuşmacı:

Açıklama 2008 2010. Araştırmacı: Danışman: Konuşmacı: Açıklama 2008 2010 Araştırmacı: Danışman: Konuşmacı: Şizofreni Hastalarında Bedensel Sağlık Sorunları ve Çözüm Yolları Dr. Berna Binnur Akdede DEÜTF Psikiyatri AD 06.10.2010 Mortalite genel populasyondan

Detaylı

ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ

ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ *Aysun Çakır, *Hanife Köse,*Songül Ovalı Güral, *Acıbadem Kadıköy Hastanesi GİRİŞ

Detaylı

Bilim Uzmanı İbrahim BARIN

Bilim Uzmanı İbrahim BARIN ERCİYES ÜNİVERSİTESİ HASTANELERİNDE YATAN HASTALARIN HASTANE HİZMET KALİTESİNİ DEĞERLENDİRMELERİ Bilim Uzmanı İbrahim BARIN Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri AMAÇ Hasta memnuniyeti verilen

Detaylı

TÜRK HENKEL'DE ÜST DÜZEY ATAMA

TÜRK HENKEL'DE ÜST DÜZEY ATAMA Portal Adres TÜRK HENKEL'DE ÜST DÜZEY ATAMA : www.reklamazzi.com İçeriği : Pazarlama İletişimi Tarih : 26.03.2015 : http://www.reklamazzi.com/turk-henkelde-ust-duzey-atama-145487.htm 1/2 TÜRK HENKEL'DE

Detaylı

SEÇMELİ DERS ÖNERİ FORMU

SEÇMELİ DERS ÖNERİ FORMU Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi 2012-2013 Eğitim Öğretim Yılı SEÇMELİ DERS ÖNERİ FORMU Dersin adı Üreme Sağlığı Anabilim dalı Sorumlu öğretim üyesi E-posta adresi Halk Sağlığı Prof.Dr.Haldun SÜMER

Detaylı

1. ADI SOYADI : Meltem SOYLU 2. DOĞUM TARİHİ : 1971 3. ÜNVANI : Yrd. Doç.Dr. 4. ÖĞRENİM DURUMU :

1. ADI SOYADI : Meltem SOYLU 2. DOĞUM TARİHİ : 1971 3. ÜNVANI : Yrd. Doç.Dr. 4. ÖĞRENİM DURUMU : 1. ADI SOYADI : Meltem SOYLU 2. DOĞUM TARİHİ : 1971 3. ÜNVANI : Yrd. Doç.Dr. 4. ÖĞRENİM DURUMU : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Beslenme ve Diyetetik Hacettepe Üniversitesi 1993 Y.Lisans Beslenme ve

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Fatih Özcan ÖZGEÇMİŞ

Yrd. Doç. Dr. Fatih Özcan ÖZGEÇMİŞ Yrd. Doç. Dr. Fatih Özcan ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı Doğum Yeri Mesleği Uzmanlığı Yabancı Dil : Fatih : Özcan : Çorum : Tıp Doktoru : Aile Hekimliği : İngilizce İletişim Adresi: Manisa Celal Bayar Üni. Tıp Fakültesi

Detaylı

Türkiye Diyabet Prevalans Çalışmaları: TURDEP-I ve TURDEP-II

Türkiye Diyabet Prevalans Çalışmaları: TURDEP-I ve TURDEP-II 47. ULUSAL DİYABET KONGRESİ 11-15 Mayıs 211, Rixos Sungate Hotel, Antalya Türkiye Diyabet Prevalans Çalışmaları: TURDEP-I ve TURDEP-II Prof. Dr. İlhan SATMAN ve TURDEP-II Çalışma Grubu İstanbul Üniversitesi

Detaylı

MÜHENDİSLİK EĞİTİMLERİNDE ÖLÇÜMBİLİM VE KALİBRASYON KONULARINDAKİ MEVCUT DURUMUN DEĞERLENDİRİLMESİ

MÜHENDİSLİK EĞİTİMLERİNDE ÖLÇÜMBİLİM VE KALİBRASYON KONULARINDAKİ MEVCUT DURUMUN DEĞERLENDİRİLMESİ 253 MÜHENDİSLİK EĞİTİMLERİNDE ÖLÇÜMBİLİM VE KALİBRASYON KONULARINDAKİ MEVCUT DURUMUN DEĞERLENDİRİLMESİ Özge ALTUN ÖZET Ülkemizde gelişen teknoloji ve ileri seviye mühendislik uygulamalarının artmasıyla

Detaylı