FİDAN EĞİTİM KURUMLARI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "FİDAN EĞİTİM KURUMLARI"

Transkript

1 1966 DERNEĞİ NURKAN BOZ Kestanepazarı Basın-Yayın ve Enformasyon Müdürü Fidan Dergisi Genel Yayın Yönetmeni editör den Heyecanlıyım, Mutluyum, Geleceğimiz Adına Umutluyum FİDAN EĞİTİM KURUMLARI Bugün, hiç olmadığı kadar sevinçli ve umutluyum. Çünkü ilkokulu ve ortaokulu bitiren öğrencilerimiz Kur an kurslarımızı doldurdu. Her taraf cıvıl cıvıl masum seslerle dolu. Özellikle ilkokuldan sonra kurumumuza gelen öğrencilerimizi görmek, bizleri apayrı umutlandırıyor. Geçmiş zamanlarda, ilkokul 4. sınıfı bitiren öğrencilerimizin eğitiminde zorlanır mıyız, bunu nasıl başarırız? gibi sorular kafamızı kurcalıyordu. Ancak kayıtların yapıldığı 17 Haziran 2013 tarihi itibariyle bu kaygılarımızdan sıyrılarak, engin bir umut ve ferahlık ufuklarına erdik elhamdülillah. Öğrencilerimiz, masumiyetin zirvesindeki yaşlardalar. Her birinin yüzünden nur damlıyor, hareketlerinde masumiyetin engin izleri görülüyor. Bu muhteşem bir manzara. Yıllardır Kestanepazarı gibi büyük bir kurumda hoca olarak, yüzlerce genci eğitmiş olan hocalarımızın hepsinin çocukları var. Tıpkı kurumumuzdaki öğrencilerimiz gibi. Evde, baba ile evlat arasında oluşan o manevi bağ ve baba-evlat ilişkisi burada da, en güzel şekliyle oluşacak inşallah. Bir baba şefkatiyle, kendi evlatlarına nasıl davranıyorlarsa, buradaki evlatlarımıza da aynı şefkat ve merhametle davranacaklar. Derslerin, yurt ortamının ve etkinliklerin tadına doyum olmayacak. Bir aile sıcaklığında, köklü bir ilim yuvasında, geleceğin nadide nesilleri yetişecek hamd olsun. Bu atmosferi görüp de, nasıl heyecan duymam, nasıl duygulanmam ve içim içime sığmadan nasıl yerimde durabilirim? Heyecanlıyım, mutluyum Yavrularımız ve geleceğimiz adına umutluyum. Aziz Kardeşlerim! Heyecanımı bağışlayın. Yarışmalarda elde ettiğimiz Türkiye 1. liği ve 2. liğine mi sevineyim; bu yıl yetiştirmiş olduğumuz 56 hafızımıza mı gıpta edeyim; Aliağa Yenişakran da bu yıl hizmete açılacak olan Kur an kursumuz için mi heyecanlanayım; kampüsümüzün içine yapılacak olan, ortaokul öğrencilerimizin ek binası için mi şükredeyim; yoksa gerçekleştirmiş olduğumuz Kur an Ziyafetleri nin yanı sıra pek çeşitli hizmetlerimizdeki o eşsiz duyguları mı anlatayım. Yoksa an be an yaklaştığımız Kur an ayı Ramazan için hazırladığımız yeni sayımızın heyecanını mı paylaşayım sizlerle. Aziz Okurlarımız! Fidan Dergisi yazı ailesi olarak bu sayımızda, hepimiz için güzellikler var. Zeki Ünal hocamız, günahlarımızdan arınmanın en önemli aşaması olan Tevbe yi yazdı. Mustafa Ateş hocamız, unuttuğumuz, ihmal ettiğimiz, yeni nesillerimizin pek bilmediği İtikâf ı bizlere anlattı. İnşallah bu hatırlatmayla, şehirlerimizde birkaçımız itikâfa girer de, ümmeti bu vebalden kurtarır. Halil Mezik hocamız, İlgi ve Alaka derken, çok farklı bakış açılarıyla kurulmuş ufukları önümüze serdi. Hulusi Hatiboğlu hocamız, Nefis Muhasebesi yazısıyla, birkaç sayılık bir aradan sonra tekrar bizlerle. M. Ozan Semerci hocamız, Bizim İzmir den köşemizde, yine önemli bir kültür mirasını, Selçuk İsa Bey Camii nden getirilen önemli 2 kitabeyi bizlere anlattı. Bu sayımızda pek çok konuda, farklı bakış açılarıyla kaleme alınmış yazıları da istifadenize sunduk. Mevlâmız, hepimizi hissedâr eylesin. Yakın zamanda ameliyat olacak olan, yazarlarımızdan Zeki Ünal hocamıza; ayaklarının kendisini taşımaması hususundaki ısrarına rağmen, ilim yolculuklarına ve tercüme çalışmalarına hiç ara vermeyen Hulusi Hatiboğlu hocamıza Yüce Mevlâ dan acil şifalar diliyor; hocalarımız ve camiamız için dualarınızı bekliyoruz. Doğu Bölgemizde tanıtım çalışmaları ile kurumumuzu temsil eden Emin Üzüm, Mayıs 2012 tarihi itibariyle kurumumuzda personel olarak göreve başladı. Katkıları için teşekkür eder, yeni görevinde başarılar dileriz. Değerli Okurlarımız! Arınmanın en birinci yolu, günaha girmemek, Allah ın sınırlarını aşmamak olsa gerek. Sabredelim. İçinde bulunduğumuz durum, ancak hakkı ve sabrı tavsiye ederek aşılabilecektir. Ve aydınlık yarınlara, Allah ın hoşnutluğunu kaybetmekten korkan nesillerle ulaşılabilecektir. Bizler, barışın çocuklarıyız. Birbirimizin kardeşi olduğumuzu, ucuz numaralar unutturamaz bize. Mevla Ramazan ayında ülkemizin ve tüm müminlerin üzerine barış, huzur, mutluluk ve esenlikler yağdırsın. Ramazan-ı şerifimiz ve bayramımız mübarek olsun. Kurban sayımızda buluşmak üzere. Sağlıcakla, selametle kalınız efendim. Yayın Türü: Yaygın Süreli Yıl: 21 Sayı: 77 (Cilt: 5 Sayı: 4) Nisan - Haziran 2013 Sahibi Fidan Eğitim Kurumları Derneği Adına - Hulusi Hatiboğlu Genel Yayın Yönetmeni Nurkan Boz Yazı İşleri Müdürü - Mustafa Yaman Kültür - Sanat - M. Ozan Semerci Muhabir - İshak Tekkaya Yayın Danışmanı - M. Necati Gürsöz Yazı Kurulu Hulusi Hatiboğlu Prof. Dr. Mehmet Bulut Prof. Dr. Reşit Özbalıkçı Prof. Dr. Mustafa Özel Yard. Doç. Dr. Rahim Tuğral Mustafa Ateş Lütfi Görmez Zeki Ünal Halil Mezik Mehmet Coşar İ. Cengiz Aslan Danışma Kurulu Celal Yıldırım Prof. Dr. Ali Özek Prof. Dr. Sabri Tekir Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez Prof. Dr. Şerafeddin Gölcük Prof. Dr. Hamza Aktan Prof. Dr. İbrahim Çalışkan Prof. Dr. Osman Eskicioğlu Prof. Dr. Nuri Topaloğlu Prof. Dr. Mehmet Şener Yard. Doç. Dr. Ahmet Tahir Dayhan Grafik - Tasarım, Baskıya Hazırlık grafikhane.com.tr İdare Yeri 872 Sokak No: 52 Kestanepazarı - İzmir Tel: Fax: Baskı İzmir Form Mat. San. ve Tic. Ltd. Şti Sk. No:20 Pınarbaşı / İZMİR Tel: Fax: Baskı Tarihi: 25 Haziran 2013 Yazı kurulumuz gerekli gördüğü takdirde, yazılar üzerinde değişiklik yapabilir. Her yazıyı yayınlamak zorunda değildir. Dergimize gönderilen yazıların iade edilme zorunluluğu yoktur. Dergimizde yayınlanan yazıların ve reklamların sorumluluğu yazarlarına ve reklam verenlere aittir. Yazı ve fotoğraflardan kaynak gösterilmek şartıyla alıntı yapılabilir. Üç ayda bir yayınlanır. ÜCRETSİZDİR 1 nisan - haziran 2013 sayı - 77

2 içindekiler Ramazan ve Orucun İnsanın Mutluluğuna Katkısı MUSTAFA YAMAN hasbihal Din ile Kin Bir Arada Olmaz ZEKİ ÜNAL şiir tahlili Amellerimizin Test Edildiği Kalbi Hayat - 2 İ. CENGİZ ASLAN din ve toplum İnsanlık, Kimi Özlediğini Bir Bilse!.. M. OZAN SEMERCİ kültür deryamızdan Hacı Mehmet Lütfi Tanınmış LÜTFİ GÖRMEZ abide şahsiyetler Nefis Muhasebesi HULUSİ HATİBOĞLU bakış Bayrama Doğru MEHMET COŞAR yansımalar Kur an Kırâatinde Tecvid İncelikleri 21 Yrd. Doç. Dr. RAHİM TUĞRAL Kur an a Dair fidan gençlik Zeka Soruları, Şiirler Vücudumuzdaki Asit-Baz Dengesinin Önemi -1 Dr. HASAN AKSOY sağlık kadın ve aile Yaz Katip, Nasip, Saklı Kitap haberler Kestanepazarı 42. Geleneksel Mezunlar Günü 6 Temmuz 2013 Cumartesi günü Saat: 10.00'da Kestanepazarı Konferans Salonunda düzenlenecektir. Tüm Mezun ve gönüllülerimiz davetlidir. haberler Bayraklılılar Kur'an Ziyafeti ile Coştu Kestanepazarı 56 Hafız Daha Yetiştirdi Ozan Şen Türkiye Birincisi, Taner Önden Türkiye İkincisi Ramazanda Ardına Kadar Açılan Kapı Tevbe ZEKİ ÜNAL başyazı İlgi ve Alaka HALİL MEZİK ifade-i meram MUSTAFA ATEŞ kapak 06 Selçuk İsa Bey Camii nin İzmir deki Kitabeleri M. OZAN SEMERCİ Bizim İzmir'den 22 2 nisan - haziran 2013 sayı - 77

3 MUSTAFA YAMAN Fidan Dergisi Yazı İşleri Müdürü Kestanepazarı Halkla İlişkiler Müdürü hasbihal Ramazan ve Orucun İnsanın Mutluluğuna Katkısı Ramazan ayı, bir yıl boyunca hayatın koşuşturmasından yorulan insan bedeninin, hem maddi hem de manevi bakım ve onarımının yapıldığı bir fırsattır. Ramazan ayı, içinde pek çok güzellik ve hayrı barındıran bir aydır. Kur an-ı Kerim, Ramazan ayı içinde indirilmeye başlanmış ve bu ayda oruç tutulması farz kılınmıştır. Bu ay, Allah ın rahmet kapılarını ardına kadar açtığı rahmet ve bereket ayıdır. Ferdî hayatta dindarlığın, sosyal hayatta huzurun, dayanışma ve kaynaşmanın yoğun olarak yaşandığı; af, mağfiret ve bereket iklimi Ramazan ayına kavuşmuş bulunuyoruz. Yıl içerisinde gönüllerin yumuşadığı, rahmet kapılarının açıldığı, insanın mutluluğuna katkısı olan geceler, günler ve aylar vardır. Üç aylar diye anılan Recep, Şaban ve Ramazan ayları, Allah ın insanların, mutluluğuna yönelik değerlendirilmesini istediği aylardır. Aylar içinde insanın dünya ve ahiret için mutluluğunu artıran, Peygamberimizin (sav) Evveli rahmet ortası mağfiret, sonu da kurtuluştur. diye haber verdiği, müminlerin coşkuyla beklediği Ramazan ayıdır. Kur an-ı Kerim in, insanlığın kurtuluşu için gönderilmeye başlandığı bu ay on bir ayın sultanı olarak vasıflandırılmaktadır. Faziletin, rahmet ve mağfiretin bol bol tecelli etmesiyle de insanın mutluluğu artmaktadır. Aynı zamanda nimetlerin kadrinin bilinmesine vesile olan, insanda şükran hislerini uyandırarak yoksulların, çaresizlerin halinden anlama şuuru veren ve maddenin esaretinden kurtaran, sabır denilen en yüksek ahlâkî bir meziyete eriştirecek ibadetlerden olan farz oruç da, bu ayda tutulmaktadır. Oruç İbadetinin İnsana Kazandırdıkları Oruç, sırf Allah ın emri olduğu için tutulur. Ayrıca fert ve topluma yönelik pek çok faydası da olan bir ibadettir. Ramazan ayı Kur an ve oruç ayıdır. Kur an okuyarak ve oruç tutarak insan, bir yıllık nefis muhasebesi yapar; diğer aylara örnek olacak şekilde güzel ahlak ve davranışlar edinir. Orucun vermiş olabileceği açlık hissinin, vicdanlarda arınmaya, ruhen yükselmeye ve böylece nefis muhasebesi yapmaya sebep olacağı bir gerçektir. Ayrıca oruç, insana zorluklar karşısında dayanma gücü verir. Oruç ibadetini yerine getirmekle, Allah a olan inancımız güçlenir. Oruç tutan bir kimse meşru olan isteklerine, 3 nisan - haziran 2013 sayı - 77 Allah emrettiği için belirli zaman diliminde karşı koyar. Bunun sonucunda oruç, o kişinin iradesinin güçlenmesine ve sabrının artmasına vesile olur. Oruç ibadeti davranışlarımızı güzelleştirir. Çünkü oruçlu insan, davranışlarına dikkat eder. Oruç, ailemizle ve çevremizle iyi ilişkiler kurmamızı sağlar; insanın şefkat ve merhamet duygularını artırır. İnsan, elindeki nimetlerin değerini, ancak elinden çıktıktan sonra anlar. Oruç tutmakla bir süre nimetlerden uzak kalmak, bu nimetlerin değerini daha iyi anlamaya vesile olur. Bütün bunlar, insanın mutluluğunu sağlayan ve dünya-ahiret saadetini kazandıran, insanın mutluluğunu artıran güzelliklerdir. Kestanepazarı Eğitim Kurumları nda Ramazan Kestanepazarı Eğitim Kurumları olarak Ramazan, hizmet aşkımızı geliştirmesi yönüyle, gelmesini aşk ve şevkle beklediğimiz bir zaman dilimidir. Ramazan ayında, hocalarımız ve öğrencilerimizle her yıl olduğu gibi bu yıl da, hatimle teravih namazı kıldırma, camilerde mukabeleler okuma ve teravih namazlarındaki hizmetlerimizle halkımızın Ramazan coşkusunu artırmaya devam edeceğiz. Ayrıca hayır sahiplerimizin katkısıyla, öğrencilerimizle iftarlarımız devam edecek. Öğrencilerimizle birlikte yapılacak iftarlara hayır sahiplerimizin katkısını bekliyoruz. İnsana maddi ve manevi mutluluk kazandıracak olan bağışlarınızı, zekât ve fitrelerinizi, altı yüze yakın öğrencimizin eğitim ve barındırma ihtiyaçlarını gidermek için Kestanepazarı na yönlendirmenizi bekleriz. Bu vesile ile Ramazan ayının tüm Müslüman âlemine hayırlar getirmesini niyaz eder, Ramazan Bayramınızı tebrik ederiz.

4 ZEKİ ÜNAL Emekli Öğretim Görevlisi başyazı Ramazanda Ardına Kadar Açılan Kapı Tevbe Tevbe; Allah a yönelmek, sırtını kötülüklere dönmek anlamına gelir. Tevbe, Müslümanın her an sığınacağı bir sığınaktır. Bir hadis-i şeriflerinde Peygamber Efendimiz (as): Tevbe nedâmettir, pişmanlıktır. buyurur. Ancak tevbe Ramazanda daha da önem kazanır. Zira Ramazan ayı ve özellikle oruç ibadeti tevbe için çok uygun ortamlardır, esasen Ramazan manevi kirlerden ve günahlardan arınma ayıdır. İçinde Kur an-ı Kerim in indirildiği Ramazan ayı şüphe yok ki ayların en kutsalıdır. Bu ay, Yüce Mevlâ nın Muhammed ümmetine ihsan ettiği rahmet yüklü bir ziyafet sofrasıdır. Kur an da ve hadiste çokça bahsedilen Ramazan ayı, hem Yaradan a kulluk görevinin edası, hem de sosyal dengenin sağlanması ve kötülüklerin azalması bakımından da diğer aylarla mukayese edilemeyecek özelliklere sahiptir. Cenab-ı Hak Kur an-ı Kerim de şöyle buyuruyor: Ey iman edenler, Allah ın emirlerine uygun yaşayın ve herkes yarın için önden ne yapıp gönderdiğine baksın. Allah tan korkun, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Haşr, 18) Allah Rasulü (as) şöyle buyurur: Ramazanın birinci gecesi geldiği zaman şeytanlar ve cinlerin azgınları zincire vurulur, cehennem kapıları kapatılır, cennet ve rahmet kapıları açılır, bir münâdî şöyle seslenir: Ey iyilik dileyen, iyiliğini ve hayrını çoğalt; ey kötülük dileyen vazgeç kötülük ve günahtan uzaklaş, tevbe et!.. Bu ayın her gecesinde Allah ın cehennemden âzâd ettiği pek (Buhari, Müslim) çok kulları vardır. Her geçen gün, hayat defterimizden bir yaprağın kapanması ve eksilmesi demektir, bunu böyle bilip hesaplı yürümeye, kendi kendimizi muhakeme etmeye ve hesaba çekmeye mecburuz, özellikle Ramazan gelince buna daha da önem vermeliyiz. Sevgili Peygamberimiz (as) Ramazan ayının ilk on gününü rahmet günleri, ikinci on gününü de mağfiret günleri, son on gününü ise cehennemden âzâd günleri diye ifade buyurmuştur. Biz bu mübarek ayı ganimet ve fırsat bilerek gaflet uykusundan uyanmalıyız, bu rahmet ve saadet günlerinden istifade etmeliyiz. Bir senenin günahları ile kirlenmiş olan kalplerimizi bol bol tevbe ve istiğfar ederek Cenab-ı Hakk ın rahmetiyle yıkamaya çalışmalıyız. Peygamber Efendimiz (as) Ahiretin hesap günü gelip çatmadan kendinizi hesaba çekin buyuruyor. Kıyametin ulu divanında Yüce Allah ın mukaddes huzurunda muhakeme olmak, yaptıklarımızın hesabını vermek ne kadar zor. Orada hariçten şahit aramaya gerek yok, günahlara ellerimiz, dillerimiz, ayaklarımız şahitlik edecektir. (Yasin, 65) Kişi orada kendi amelinden, kendi azalarından başka şahit bulamaz. (Fussilet, 20-21) Bu muhakemenin ağır hesabından kurtulmak için şu fânî hayatta ebedi hayatın mutluluğu için nefsimizi murakabe etmeli ve denetime tabi tutmalıyız. Bu çok değerli bir ibadettir, böyle tefekkür ve murakabe ile geçirdiğimiz bir saat, altmış sene nafile ibadetten hayırlıdır buyurulmuştur. Böyle olunca bu gibi ibadetleri Ramazanda çoğaltarak rahmet ve mağfiret ayı olan bu aydan çokça yararlanmalıyız. Zira bu ayda yapılan bir farz, yetmiş farz yerine, bir nafile ise bir farz yerine geçmektedir. Yine Peygamber Efendimizin (as) buyurduğu gibi Her kim Ramazan orucunu inanarak ve sevabını Allah tan umarak tutarsa geçmiş (Buhari, Teravih, 46) günahları bağışlanır. Tevbe Geciktirilmemelidir, Çünkü Ölümün Ne Zaman Geleceği Belli Değildir Bu girişten sonra şimdi esas konumuz olan Tevbe üzerinde biraz daha duralım. Tevbe; Allah a yönelmek, sırtını kötülüklere dönmek anlamına gelir. Tevbe, Müslümanın her an sığınacağı bir sığınaktır. Bir hadis-i şeriflerinde Peygamber Efendimiz (as): Tevbe nedâmettir, pişmanlıktır. buyurur. Ancak tevbe Ramazanda daha da önem kazanır. Zira Ramazan ayı ve özellikle oruç ibadeti tevbe için çok uygun ortamlardır, esasen Ramazan manevi kirlerden ve günahlardan arınma 4 nisan - haziran 2013 sayı - 77 ayıdır. İnsan için günahsızlık söz konusu değildir, bilerek veya bilmeyerek hata yapması ve günaha düşmesi mümkündür, ancak o vaziyette kalması hiçbir zaman doğru değildir. Akıllı bir müminin hemen hatasını kabul ve itiraf ederek günahtan yüz çevirip Allah a yönelmesi icap eder. Nitekim Rasulullah (as) : Her insan hata yapabilir günah işleyebilir, fakat hata yapanların en hayırlısı çokça tevbe edenlerdir. buyurmuştur. (Tirmizi, Kıyamet, 49/2499) Cenab-ı Hak kullarının tevbeye sarılmalarını arzu ettiğinden şöyle buyurur: Ey mü minler, hepiniz Allah a tevbe edin ki felaha eresiniz! (Nur, 24/31) Başka bir ayette: Ey iman edenler, Allah a nasûh tevbesiyle (samimiyet ve içtenlikle) tevbe edin. (Tahrim, 66/8) Allah Rasulü (as) Cenab-ı Hakk ın bu emrine itaat etmiş ve her gün defalarca tevbe ve istiğfarda bulunmuştur, bu halini ümmetine de tavsiye ederek: Ey insanlar, Allah a tevbe edin ben günde yüz defa tevbe ediyorum. buyurmuştur. Buradaki yüz rakamı sınırlandırmak için değil, çokça yapılması gerektiğini ifade etmek içindir. Efendimiz çok defa şöyle tevbe ederdi: Allah ım, beni bağışla ve tevbemi kabul buyur, çünkü Sen tevbeleri çok kabul eden ve çok merhamet (Ebu Davut, Vitir, 26/1516) edensin. İnsan ne kadar gücü yeterse o kadar tevbe etmelidir. Çünkü bu hal, kulu Cenab-ı Hakk ın rızasına eriştirmektedir. Ayet-i Kerimede şöyle buyurulur: Şüphesiz Allah çok tevbe eden ve çok temizlenenleri sever (Bakara, 2/222) Kulunun tevbe etmesine Cenab-ı Hakk ın ne kadar sevindiğini anlamamıza yardımcı olan şu Hadis-i şerif, her insanı tevbeye sevk etmelidir: Herhangi birinizin tevbe etmesinden dolayı Allah Teâla nın duyduğu hoşnutluk, ıssız çölde giderken üzerindeki yiyecek ve içeceğiyle birlikte devesini elinden kaçıran, arayıp taramaları fayda vermeyince ümidini büsbütün

5 kaybederek bir ağacın gölgesine yatıp ölümü beklemeye başlayan, derken yanına devesinin geldiğini görüp hemen yularına yapışan ve aşırı derecedeki sevincinden ne dediğini bilmeyerek: - Allah ım! Sen benim kulumsun, ben de Senin Rabbinim diyen kimsenin sevincinden çok daha (Müslim, Tevbe, 7; fazladır. Tirmizi, Kıyamet, 49; Deavât, 99) Önemli hususlardan biri de tevbeyi geciktirmemektir. Ölümün ne zaman geleceği belli değildir. Allah Rasulü (as) şöyle buyurur: Ölümden önce tevbeye, kazaya kalmadan önce namaza acele edin. Başka bir hadislerinde: Nerede olursan ol, Allah ın seninle olduğunu ve seni gördüğünü unutma, bir günah işlediğinde ardından hemen iyilik yap ki onu silip yok etsin buyurmuştur. Burada günahın ardından yapılacak en iyi davranış tevbe ve istiğfar etmektir. Cenab-ı Hak Kur an-ı Kerim de: Onlar, bir kötülük yaptıkları veya kendilerine zulmettikleri zaman (küçük büyük her hangi bir günah işlediklerinde), Allah ı hatırlayıp, günahlarından dolayı hemen tevbe ve istiğfar ederler. Zaten günahları Allah tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de, onlar işledikleri günahta bile bile (Âl-i İmran, 3/135) ısrar etmezler. Her zaman tevbe ve istiğfarda bulunmak gerekebilir, fakat seher vakitlerinin ayrı bir yeri vardır. Allah ın rızası ve cennet nimetlerinin, seherde istiğfar eden takva sahibi kullara ait olduğu bildirilir. (Âl-i İmran, 3/15-17) Diğer bir ayette: O müttakîler, geceleri pek az uyurlar, seher vakitlerinde de istiğfara devam ederler. buyurulur. (Zâriyât, 51/17-18; Secde, 32/16) Tevbe Kapısı Kıyamete Kadar Açıktır, Lakin Herkesin Kıyamete Kadar Yaşama Garantisi Yoktur Daha da önemlisi herkesin kıyameti kendi ölümüdür. Kişi öleceğini kesin bir şekilde anlayınca tevbe etmesinin bir anlamı kalmayacak, faydası da olmayacaktır. Cenab-ı Hak Kuran-ı Kerim de şöyle buyurur: Kötülük işlemeye devam eden, ölüm gelip çatınca da artık tevbe ettim diyen kimseler ile kâfir olarak (Nisa, 4/18) ölenlerin tevbesi geçersizdir. Eceli gelen kimseye zaman tanınmayacağı, vaktinin bir an bile geciktirilmeyeceği de birçok defa Kur an-ı Kerim de (A raf, 7/34; Yunus, 10/49; Hicr, 15/5; ifade edilmiştir. Nahl, 16/61) Eceli Allah tan başkası bilmez, genellikle ölüm insanları aniden yakalar. Kişi, yapılan bir yanlışın ardından hemen tevbe ve istiğfara sarılmalıdır. Tevbemi bozmaktan korkuyorum, onun için ileride tevbe ederim. şeklinde düşünmek yanlıştır. İnsan ne kadar tevbesini bozmuş olsa da yine tevbeye sarılmalıdır, ancak bu hususta samimi olmaya gayret etmelidir. Zira hem günah işleme niyeti taşıyıp, hem de tevbe etmenin bir anlamı yoktur. İnsan her günahtan sonra bir daha bozmamak niyetiyle tevbe etmelidir. Peygamberimiz (as) şöyle buyurur: Günahından içtenlikle ve samimiyetle tevbe eden hiç günah işlememiş gibidir. Tevbenin kabulü için şu hususlar çok önemlidir: 1. İşlenen günahı terk etmek, 2. Onu yaptığına pişman olmak, 3. Bir daha yapmamaya azmetmek ve kararlı olmak, 4. Kul hakkına girmişse onu ödeyerek helalleşmek. Bundan sonra nefsine mağlup olup tekrar günah işlerse, yapılacak iş yine samimi bir şekilde tevbe ve istiğfara yönelmektir. Çünkü Yüce Rabbimiz biz kullarına çok merhametlidir, O ndan ümit kesilmez. O nun rahmetinden ancak kâfirler ümit keser. (Yusuf, 12/87) Cenab-ı Hakk günah işleyerek kendilerine zulmeden kullarını, acele tevbe etmeye davet ederek şöyle buyuruyor: De ki: Ey nefislerine zulmetmekte aşırı giden kullarım! Allah ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz! Çünkü Allah bütün günahları affeder. Muhakkak ki O, Gafur ve Rahîmdir. (Onun için ümidinizi kesmeyin de) Başınıza azap gelmeden evvel tevbe ile Rabbinize yönelin ve O na teslim olun. Yoksa yardım (Zümer, 39/53-54) göremezsiniz. Mü min ne kadar günah işlerse işlesin korku ve ümit arasında olmalı, Rabbinden uzak durmamalı ve bir an önce tevbeye yönelmelidir. Cenab-ı Hak vakti geçmeden tevbe edenleri affettiği gibi günahlarını da sevaba çevirmektedir. Ayette bu durum şöyle müjdelenir: Ancak tevbe ve iman edip salih ameller işleyenler başkadır; Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir. (Furkan, 25/70) Ancak ayetten şu da anlaşılıyor ki tevbe ve istiğfar sadece dilde ve gönülde kalmamalı, salih amellerle desteklenmelidir. Şunu da unutmayalım ki insan tevbe ve istiğfara yönelerek günah işleme gafletinde bulunmamalıdır. Bu tamamen şeytanın aldatmasıdır. Allah affeder diye günaha giren kimse, ondan kurtulamayıp daha ileri gidebilir veya tevbe etmeye vakit bulamadan tevbelerin kabul edilmediği ölüm anıyla yüz yüze gelebilir. Yüce Rabbimiz bizi şöyle ikaz ediyor: Bilin ki, Allah ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan, Allah ın affına güvendirmek suretiyle sizi kandırmasın. (Lokman, 31/33; Fâtır, 35/5) Her zaman açık olan ve özellikle Ramazanda ardına kadar açılan tevbe kapısından girmeyi, affedilmeyi ve arınmayı Cenab-ı Hak hepimize nasip eylesin. Ramazanınız mübarek olsun Personelimizden İsmail Yakalı 14 Nisan 2013 günü, İzmir Narlıdere de düzenlenen düğün merasimiyle evlenmiştir. Yakalı ailesine bir ömür mutluluklar diliyor, Kestanepazarı ailesine yeni katılan kıymetli eşlerine hoş geldiniz diyoruz yılı mezunlarımızdan İsa Karaca 31 Ağustos 2013 günü, İzmir Bergama da düzenlenecek düğün merasimiyle evlenecektir. İrtibat: Kestanepazarı Derneği Eski Başkanlarından Doğan Toptancı nın eşi vefat etmiştir. Merhumeye Cenab-ı Hakk tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileriz. Kestanepazarı Hatay Kur an Kursu Öğreticilerimizden İbrahim Eker in ağabeyi vefat etmiştir. Merhuma Yüce Allah tan rahmet, hocamıza ve yakınlarına başsağlığı dileriz. 5 nisan - haziran 2013 sayı - 77

6 itikâf (İtikâfın Hikmeti Teşriiyesi) MUSTAFA ATEŞ Din İşleri Yüksek Kurulu Emekli Üyesi kapak Devamlı huzurda bulunma intibaı, itikâf eden kimse için çok önemli ruhi merhalelere vesile olur. Maneviyatı yükselir. Hira da yaşanan zevkin -en azından- serpintilerine mazhar olmaya vesile olur. Çünkü Rasûlüllah Efendimiz Medine ye hicret buyurduktan sonra bu sünneti, hakka yürüyünceye kadar sürdürmüştür. Ümmet içinde de bu sünneti icra edip, ruhunun tekâmülünü canlı tutmak isteyenler elbette dün olduğu gibi bugün de olacaktır. İtikâf sözlükte, bir şeye yönelmek, devam etmek, bir şeye bağlanmak, durmak, hapsetmek gibi manalara gelir. Din dilinde ise itikâf: İbadet maksadıyla, beş vakit namaz kılınan bir mescitte itikâf niyetiyle, usulüne uygun olarak bir müddet ikamet etmektir. İtikâfa giren kimseye de mutekif denir. A-K-F kökünden türeyen itikâf kelimesi aynı zamanda, kişinin kendisini sıradan davranışlardan alıkoyması için kûşe-i uzleti ihtiyar etmesi manasına da gelir. Bu, gizemli bir ibadet hayatı demektir. İtikâfın meşruiyeti kitap ve sünnet ile sabittir. Ve siz, mescitlerde itikâfta bulunduğunuz müddetçe kadınlarınıza cinsel ilişkide (ilişkiyi çağrıştıracak hareketlerde) bulunmayınız. (Bakara, 187) hükmü, onun Kur an ile sabit olduğunu gösterir. Hz. Aişe (ra) validemizden rivayet edilen şu mealdeki hadis-i şerif de itikâfın sünnetle sabit olduğuna delil sayılmıştır. Hz. Aişe (ra) şöyle rivayet ediyor. Rasul-i Ekrem, Ramazanın aşr-i âhirinde (son on gününde) itikâfa girerdi. O, bu âdetine vefatına kadar devam etmiştir. Sonra onun ardından zevceleri itikâfa girmişlerdir. (Buhari İtikâf 1, Müslim İtikâf 5) Kişinin, tam bir teslimiyet içinde Allah a kulluk ve taatte bulunması, bu maksat için zamanın bir kısmını, bütün maddî alakalardan vazgeçerek ibadetle yoğunlaşması, her türlü nefsani arzu ve isteklerden uzak kalması ve manen kemâle ermek niyet ve kastıyla böyle bir inziva hayatını tercih etmesi, kısa bir zaman da olsa güzel bir haslettir. Mutekif, gündelik şahsiyetinden sıyrılıp bir dua abidesi haline bürünür İtikâfta İtikâf, Kabe nin şubesi sayılan herhangi bir camide, kulluğu bütün boyutlarıyla yaşamak demektir ki vahiy geleneğine dayanan semâvî dinlerin hemen hepsinde uygulanagelen kadîm bir gelenektir. Kur an-ı Kerim de buna işaret eden deliller vardır. Ezcümle şu mealdeki ayet bu hükmü teyit eder mahiyettedir. Kâbe yi insanlar için merci (yani hac ve umre ziyaretleri için tekrar 6 nisan - haziran 2013 sayı - 77 tekrar gelip müracaat edecekleri bir sevap mahalli) ve dar-ûl eman (oraya sığınanlar için emniyetli bir yer) kıldık. Siz de ey müminler, kendinize makam-ı İbrahim de bir namazgâh edinin ve biz İbrahim e ve İsmail e kati emir vermiştik ki: Benim beytimi tavaf edenler, orada mücavir kalıp, itikâfa girenler, rüku-sücûd yapanlar, yani rükulu-sücutlu namaz kılanlar için tertemiz tutunuz diye emir vermiştik. (Bakara 125) Bu hükümden anlaşılıyor ki itikâf, en azından Hz. İbrahim den beri bilinen bir kadim uygulama ve bir sünnettir. İtikaf, Sünnet-i Kifayedir, Onu Terk Etmek Günahtır Bilindiği gibi itikâf bir sünnet-i kifayedir. Yani bir belde halkından bir-iki kişinin Ramazan-ı Şerifin son on gününde itikâfta bulunduğu takdirde diğerleri üzerinden bu mükellefiyet sakıt olur. Yani Müslümanlardan bir-iki kişi; beş vakit namaz kılınan, tercihen Cuma namazı eda edilen bir camide itikâfa girerse diğer belde halkı bu sorumluluktan kurtulur. Kimse itikâfa girmezse, böyle kadim bir sünnetin icra edilmemesinden doğan manevi sorumluluk, herkese şamil olur. İslam beldelerinde, eskiden hemen her yerleşim yerlerinde bu sünnet icra edilirdi. Şimdilerde büyük şehirlerde bile itikâfa girenler hemen hemen yok gibidir. Dolayısıyla bütün belde halkı

7 Halisâne bir niyetle yapılan itikâf, bir arınma vesilesidir. İnsan bu sayede birkaç günlük bir zaman dilimi bile olsa, dünyevi muamelelerden koparak, yaratanıyla hemhal olması, tövbekâr olması, hakka teveccüh buyurması, dergâh-ı ilahiye sığınması, dua ve niyazda bulunması, huzur-u kalp ile ibadet ve taatte bulunması, mu tekife ruhunun miracını yapma imkanı bahşeder. itikâfı terk ettiklerinden dolayı günah işlemiş bulunuyorlar. Son yıllarda Ramazana mahsus bazı adetler yeniden canlanıyor. Bazı uygulamalarda aşırıya kaçılsa da Ramazan hayatı beş-on yıl öncesine göre çok canlı ve hareketli geçiyor. Şimdi bu canlılığa manevî ve derunî boyutu çok fazla olan itikâf sünneti de eklenirse, Ramazan hayatı yalnız ferdi planda değil, cemiyet ve topluma sunuş tarzında da çok önemli gelişmeler yaşanacak demektir. İtikaftan Kadınlar da Yararlanabilir İtikâf gibi feyizli bir ibadetten kadınlar da yararlanabilir. Ancak onlar cami ve mescitlerde değil, evlerinin bir odasında, mescit ittihaz ettikleri bir odada bu sünneti yerine getirir ve büyük sevaba nail olurlar. İtikâfa giren kişi, itikâf mahallinden ancak zaruri ihtiyaçları için çıkar ve etrafta fazla eğlenmeden, dünyalık işlerle meşgul olmadan ibadet mahalline döner. Biz burada itikâfın fıkhî boyutlarına girmeden onun ferdi plandaki derinliğine dikkatleri çekmek istiyoruz. İtikâf Bir Arınma Vesilesidir Halisâne bir niyetle yapılan itikâf, bir arınma vesilesidir. İnsan bu sayede birkaç günlük bir zaman dilimi bile olsa, dünyevi muamelelerden koparak, yaratanıyla hemhal olması, tövbekâr olması, hakka teveccüh buyurması, dergâh-ı ilahiye sığınması, dua ve niyazda bulunması, huzur-u kalp ile ibadet ve taatte bulunması, mu tekife ruhunun miracını yapma imkanı bahşeder. Derin tefekkür, özellikle de masnuat-ı ilahiye hakkında derin düşüncelere dalması, itikâfta bulunduğu zamanlarda daima namaza, ibadetle muntazır bulunduğu için her an namazda ve her an ilahi huzurda bulunmuşçasına sevaba nail olacağı izahtan varestedir. Devamlı huzurda bulunma intibaı, itikâf eden kimse için çok önemli ruhi merhalelere vesile olur. Maneviyatı yükselir. Hira da yaşanan zevkin -en azındanserpintilerine mazhar olmaya vesile olur. Çünkü Rasûlüllah Efendimiz Medine ye hicret buyurduktan sonra bu sünneti, hakka yürüyünceye kadar sürdürmüştür. Ümmet içinde de bu sünneti icra edip, ruhunun tekâmülünü canlı tutmak isteyenler elbette dün olduğu gibi bugün de olacaktır. Mutekif, o ihtiyar eylediği uzlet hayatında kazandığı manevi aydınlığı artık hayatının geri kalan safhasında da yaşamalıdır. Yani her an itikâf halinde gibi davranmalıdır. 7 nisan - haziran 2013 sayı - 77 Her Beldede En Az Bir İki Kişi İtikâfa Girmelidir İtikâfın bir ibadet olduğunu belgeleyen kitap ve sünnet ışığı altında ümmetin bu kadim sünneti ihya etmesi, en az mukabele ve hatimle teravih geleneği kadar ona da ihtimam edilmesi, hiç olmazsa her beldede bir-iki zatın itikâfa girmek suretiyle bütün belde halkının bu sünnet-i kifayeyi icra ederek manevi sorumluluktan kurtulması gereklidir. Çünkü Ramazanın kutsiyet ve ruhaniyeti içinde yekpareleşen ümmet şuuru, itikâfa giren seçkinlerin manevi dünyasında sanki temerküz ve temessül eder gibidir. Mutekifin şuurunda tekâsüf eden maşeri vicdan, huzur-ı izzete onun ruh berraklığı içinde arz ediliyor demektir. Yani itikâfa giren zat, yalnız kendisi için değil, maşeri vicdanın ve mütekâsif ümmet şuurunun da temsilcisi demektir. Zira itikâf, devamlı dua halidir. Dua halinde kul, Allah a aracısız ihtiyaçlarını arz ediyor demektir. Bu konuyu bir ayet ve bir hadis-i şerif mealiyle bitirelim. Onlar, gecelerini Rableri için kıyama durarak (namaz kılarak) ve secdeye vararak geçirirler. (Furkan 64) Bunu daha çok, bir mescidin köşesinde itikâfa girenler gerçekleştirebilir. Herkes uykuda iken gecenin karanlığında kıyamla geçen kutlu dakikalar ne kadar manidardır. Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secdeye vardığı andır. Bu gerçek unutulmamalıdır.

8 HALİL MEZİK ifade-i meram İlgi ve Alaka Madde âleminde, fiziki oluşumların ilgi çeken manzara ve görüntüler meydana getirmesi, düşünen her insana son derece heyecan ve aşk verir. Laboratuvarlar düzeyinde görülebilen ve incelenebilen en küçük maddeler (atomlar, moleküller) birbirleriyle alaka ve ilgi kurmaları neticesinde, üzerinde yaşadığımız dünyamızı en elverişli şartlarla oluşturuveriyorlar. Elbette ki bu maddelerin, zerrelerin kendiliklerinden bilinçli olarak birbirlerine tutunduklarını, sarıldıklarını söyleyemeyiz. Madde âleminin en küçüğünden en büyüğüne kadar kendilerinin dışında fakat her an kendileriyle ilgilenen birisi var. Tıpkı bir sarayın ufaklı büyüklü ampullerle donatılıp da birisinin, sarayın aydınlatılmasını istediğinde kablolarla birbirine bağlı olan ve hepsinin de bir düğmeye basıvermek suretiyle büyüklü küçüklü ve rengârenk bütün ampullerin yanıvermesi gibi. Yürümesini becerebilen bir çocuğun elinden tutmayız, maddi varlıklar yürümeyi beceremeyen çocuklar gibidir. Onun için İlahi Kudret onları varoluş gayelerine yönelik olarak kodlamış, birer de müvekkel melek tayin etmek suretiyle üstlendikleri görevleri en iyi şekilde yerine getirmektedirler. Ta ki şer güçlerin bu meleki ortamı bozuncaya kadar. Rum Suresi 41. ayette İnsanların ellerinin kazandıkları şeyler sebebiyle denizde ve karada fesat (bozulma) aldı yürüdü (ortaya çıktı). buyurulmaktadır. İlgi ve alakanın fiziki âlemde bil vasıta tezahürü, maddenin görüntüsünü güzelleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda fıtratına uygun verimli hale gelmesini sağlıyor. Her mevsimde önümüze kurulan sofranın değişik nimetlerle donatılmış olması hep bu moleküllerin-atomların değişik gazların birbirleriyle ilahi irade sayesinde ilgi ve alaka kurarak sarmaş dolaş olmaları neticesinde değil midir? İlgi ve Alaka; İlmin, İrfanın, Ahlak ve Tekâmülün Kaynağıdır İlgi ve alakayı insan açısından düşündüğümüz zaman yaratılışımızın özünde alak ve alaka görürüz. Yaratan Rabbinin adıyla oku, insanı bir kan pıhtısından yarattı. (Alak Suresi, 1-2). Kanın özelliğinde yapışkanlık var, bu gösteriyor ki maddesel özelliğimiz kaynaşmaya, sarılmaya elverişli kılınmış. Ruhumuz ise ilahi nefha (özel bir tecelli) dir. Aklımız da bu özelliği anlamamız ve değerlendirmemiz için verilmiş bir ölçüdür. İrademizle de aklımızın değerlendirme sonuçlarını 8 nisan - haziran 2013 sayı - 77 ilgilendirme ve ilişkilendirme durumundayız. İlgi ve alaka; ilmin, irfanın, ahlak ve tekâmülün kaynağıdır. İlgi ve alakanın mayası da sevgidir. Onun içindir ki, akıl sahiplerine iletilen bu ilk mesajda bu ilgi ve sevgi vardır. Rabbinin adıyla oku derken, terbiye edicinin terbiyede ve eğitmede sevgi ve şefkat göstermesini görmemek ve anlamamak mümkün değildir. Analar babalar çocuklarına ilgi ve alaka gösterirken, şefkat ve merhametle de ihtiyaçlarını gidermeye çalışırlar. Maddi manevi onların gelişimlerini sağlarlar. İlgisizlik, sevgisizlik demektir. İlgisiz aile ortamında büyüyen nesillerin, toplum içerisinde müşterek kurallara uyma konusunda zorlandıklarına şahit olmaktayız. Sorumluluk üstlenen herkesin, sorumlu olduğu kişilere karşı son derece şefkat ve merhametle, ilgi ve alaka göstermelidir ki görevinin hakkını vermiş olsun. Yaratıcının, kodlama ya da görevli melekler vasıtasıyla maddesel varlıkların yararlı hale gelmesine benzer şekilde, şuurlu varlık insanlar için de ilgi ve alakasını daha farklı bir biçimde, yine kendi cinslerinden modellenebilsin diye elçiler, modeller seçmiş ve bu elçiler vasıtasıyla evrensel mesajını sözlü olarak insanlara iletmiştir. Bu da Yaratıcının insanla, ilgi ve alakasının en mükemmel şeklidir. İlgi ve alakanın sevgiden kaynaklandığını söylemiştim, böyle bir sevgiye alakaya mazhar olduğumuzdan dolayı Yaratıcı ya teşekkür hissi doğmaz mı? İnsanî ilişkilerde ilgi ve alakayı, sevgi ve saygı ile donatarak irademizle sürdürebilsek, yaratılışımızın özünde var olan değerlere işlerlik kazandırmış oluruz. Böylece hem kişisel sorumluluklarımızı yerine getirmiş hem de topluma karşı görevlerimizi duyarlılıkla ifa etmiş oluruz.

9 ZEKİ ÜNAL Emekli Öğretim Görevlisi şiir tahlili Din ile Kin Bir Arada Olmaz Âdem ona derler ki garazdan ola sâlim, Nefsinde dahi eyleye icrâ-yı adalet. (Ziya Paşa) Şair bu beyitte İslâmın tanımladığı ideal insan tipini gündeme getiriyor. Birinci mısrada Ziya Paşa, ahlaklı bir insanın garaz ve kinden uzak olması gereğine işaret ediyor. İkinci mısrada ise kişinin kendi aleyhine bile olsa hak ve adaletten ayrılmaması icab ettiğine vurgu yapıyor. Şiirde geçen garaz, kin demektir. Açıklama: Kalbindeki kin duygusunu atamayan ve insanları affetmeyen intikamcı kişiler, Allah tarafından sevilmezler. Cenab-ı Hak, Berat Gecesi, Kelp Kabilesi nin koyunlarının kılları sayısınca, pek çok kişiyi affeder, ancak kinci ve intikamcı olanlar müstesna Kin, öc almaya yönelik kalpte yerleşen düşmanlık duygusudur. Kin duyduğu şahsa içten içe kızan kişi, intikam almak için daima fırsat kollar, yani kininin başlıca kaynağı öfke, nefret ve intikam hırsıdır. Peygamber Efendimiz (as) şöyle dua ederdi: Ey Rabbim, kalbime hidayet eyle, dilimi doğru kıl, göğsümdeki kin ve hîle duygusunu gider. (Tirmizi, Deavat, 102) Cenab-ı Hak Kur an-ı Kerim de Mü minler kardeştirler, (aralarında kin ve düşmanlık olursa) onları barıştırın ve aralarını düzeltin, Allah ın emirlerine uyun ki merhamet olunasınız. Buyuruyor. (Hucurat, 10) Peygamber Efendimiz de (as) bu ayetten ilham alarak şöyle buyuruyor: Birbirinize buğz etmeyin, kin beslemeyin, birbirinizle ilgiyi alakayı kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize haset edip kıskanmayın. Ey Allah ın kulları, Allah ın emrettiği gibi kardeşler olun, bir Müslümanın, Mü min kardeşini üç günden fazla terk etmesi helal olmaz. Haşr Suresinde Cenab-ı Hak mü minlerin şöyle dua etmesini istiyor: Rabbimiz! Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma. (Haşr, 10) Yine Peygamberimiz (as): Hediyeleşiniz, zira hediye kalpteki kin ve nefreti giderir, selamlaşın aranızdaki (Tirmizi, Hibe, 6) sevgi artsın. buyuruyor Yunus Emre: Adımız miskindir bizim, Düşmanımız kindir bizim, Biz kimseye kin tutmayız, Ağyâr bile dosttur bize. diyerek güzel bir ifade ile konuyu özetlemiştir. Ziya Paşa ya göre, adam olmanın ilk şartı insanın garazdan, kinden, nefret ve öfkeden uzak olmasıdır. Şair, insanlığın diğer şartını ikinci mısrada dile getiriyor. Bu mısrada adalet ile ilgili çok önemli bir prensibe işaret ediyor: Kişinin herkese, her şeye karşı adil olması, kendi nefsi aleyhine bile olsa adaletten ayrılmaması Adalet, her şeyi yerli yerine koymak, herşeyin hakkını vermektir. Zıddı ise zulüm ve haksızlıktır. Adalet, düzeni korur, asayişi sağlar, vicdanları rahatlatır. Çünkü adalet mülkün temelidir. Bu sağlanmazsa toplumda anarşi 9 nisan - haziran 2013 sayı - 77 ve kargaşa olur, güven kalkar. Bundan dolayı dinimiz adalete çok önem vermiştir. Kur an-ı Kerim de Cenab-ı Hak şöyle buyurur: Allah size mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. (Nisa, 4/58) Başka bir ayette ise insana, adaleti uygularken yakınları ve hatta kendisi için ayrımcılık yapmaması emrediliyor. Ayet şöyle: Ey iman edenler, adaleti titizlikle ayakta tutun. Kendiniz, ana babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (haklarında şahitlik ettikleriniz, zengin olsunlar, fakir olsunlar) Allah onlara sizden daha yakındır, hislerinize uyup adaletten sapmayın. (şahitliği) Eğip, büker (doğru şahitlik etmez) yahut şahitlik yapmaktan kaçınırsanız (bilin ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Nisa, 4/135) Cenab-ı Hak Maide Suresinde de şöyle buyuruyor: Ey iman edenler Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun, bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adil davranmamaya itmesin, adaletli olun. Bu, Allah korkusuna çok (Maide, 6/8) daha yakışan bir davranıştır. Her Cuma hutbesinin sonunda okunan ayette de ifade buyurulduğu gibi Cenab-ı Hak adaleti ve iyiliği emrediyor. (Nahl, 90) Görüldüğü gibi adalet dinimizin çok önem verdiği bir ilkedir. Şairimiz bunu şiirinde dile getirerek ideal ve ahlaklı bir kişinin, kendinin aleyhine bile olsa icray-ı adalet etmesi gerektiğini yani adaleti uygulamasını ifade ediyor. Hulasa bu beyitten kısaca çıkaracağımız ders şudur: Adam gibi adam olmak için kin ve garazı terk etmek, affedici olmak; kendi aleyhine de olsa adaletten ayrılmamak gerekir.

10 İ. CENGİZ ASLAN Kestanepazarı Genel Koordinatörü din ve toplum Amellerimizin Test Edildiği Kalbî Hayat - 2 Kalbin ihmal olunan küçük hastalıkları dahi, telafisi mümkün olmayan büyük kayıplara ve hatta kalbin manen ölümüne sebebiyet verebilir. İlahi emir ve nehiylere muhatap kılınan insanın tercihini müspet veya menfi yönde kullanmasıyla bu âlemde tabi tutulduğu imtihan, onun hem dünya hem de ahiret hayatı için oldukça önem arz etmektedir. Kulun fiillerinde irade ve ihtiyar sahibi kılınması, onu kalbi hayatındaki ortamdan da sorumlu kılmaktadır. Maddi ve manevi hayatımızda merkezi bir yere sahip olan kalbin, bu yapısında üstlendiği rol; hayatın devamını sağlayan ve koordine eden komuta merkezi gibidir. Manevi iklimlerin feyizli ortamında hayat bulan, ruhani tecellilerle dolan bir kalpte; amel-i salih, güzel ahlak ve manevi haller meydana gelir. Ancak kalp, ne zaman ki harici müessirlerin ve nefsanî temayüllerin menfi tesirlerine maruz kalır; işte o zaman yaratılışından gelen temiz ve fıtri hassasiyetleri bozularak, istikametini kaybetme ihtimali doğar. Bu gerçeği Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisi şeriflerinde şöyle belirtmişlerdir. Her doğan çocuk İslam fıtratı üzerine doğar. Daha sonra ana babası onu Hristiyan, Yahudi, Mecusi (Müslim, Kitab-ul Kader, 22) yapar. Kalbin Manevi Açıdan Değerlendirilmesi Kalbe manevi açıdan baktığımızda, onu üç kısımda görmek mümkündür: 1. Yaratılış gaye ve haysiyetini muhafaza eden, diri kalpler. 2. Mühürlenmiş, ölü kalpler. 3. Hastalıklı ve gafil kalpler. 10 nisan - haziran 2013 sayı Yaratılış Gaye ve Haysiyetini Muhafaza Eden Diri Kalpler Allah ve Rasûlünün aşk, vecd ve muhabbeti bereketiyle nefsani temayüllerinden sıyrılmış, nezdinde masivanın (Allah tan başka her şey) değerini kaybettiği, gaybî saadete (ahiret inancı) bağlanmış kalplerdir ki, Kur an-ı Kerim de kalb-i selîm, kalb-i münîb ve kalb-î mutmain vasıflarıyla yâd olunmuştur. Cenâb-ı Hak katında makbul olan bu kalpler, kısaca şu şekilde tarif edilebilir: a. Kalb-i selîm, Allah Teâlâ nın, kuluna temiz fıtratıyla birlikte ikrâm ettiği ve ondan muhafazasını talep ettiği kalptir. Kalbe ait bu seviyenin sermayesi, hâlisâne duâ ve istiğfar dan sonra helal lokma dır. İnsan olmak itibariyle günahlardan mutlak surette beri kalmak mümkün olmadığından ve günahlar da kalbin hassasiyetini azaltıp onu hakikate karşı manen âmâ ve sağır hale getirdiğinden, kalbin müsbet tecellilere mazhar olabilmesi için halisane istiğfar ile duaya sarılmak şarttır. Mecellenin meşhur kâidesince de: Def-i mefsedet, celb-i menâfîden evlâdır yani kötülüklerin bertaraf edilmesi, iyiliklerin celbinden daha ehemmiyetlidir ve öncelikle temin edilmelidir. Helâl lokmaya gelince; O da öyle bir mânevî sırra mâliktir ki Bedenine haram gıda giren bir kimsenin duâsının kırk gün müddetle bâriğâh-ı ulûhiyete (Cenab-ı Hakka) ulaşmayacağı yolundaki bir hüküm zamanımıza kadar gelmiştir. Bunun sebebi, vücûda giren bir lokmanın tamâmen tasfiyesinin biyolojik olarak kırk günde gerçekleşebilmesi keyfiyetidir. Yani insanın Allâh ın huzurundaki en büyük iddiâsı, O na îmân ettiğini söylemesidir. Bu iddiânın ispatı, hayat boyunca sergilenecek olan sâlih ameller ve istikamet üzere bir yaşayıştır. Dolayısıyla îman; dil ile ikrarla birlikte zihinle değil, kalp ile tasdik olarak tarif edilmiştir. Kalp ile tasdik, kendini davranışlarda, yani amel-i salihlerde gösterir. Yâni ibâdet ve duâların makbûliyeti, yenilen lokmaların mânevî durumuyla da yakından alâkalıdır. Amel-i sâlih ise kalbin kazandığı seviyeyi muhâfaza ve elde tutabilmenin teminatıdır. Âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: O gün, ne mal fayda verir, ne de evlâd. Ancak Allâh a kalb-i selîm (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulur) (Şuarâ 26/88-89)

11 b. Kalb-i münîb ise, daima Hak la beraber olan kalptir. Âyet-i kerîmede buyurulur: İşte size vaad edilen cennet! Ki o, Allâh a yönelen, emirlerine riâyet eden, görmediği halde Rahmân dan korkan ve kalb-i münîb (Allâh a yönelmiş bir kalb) ile gelen kimselere (Kaf 50/32-33) mahsustur. c. Kalb-i mutmain de; îman huzuru ile güzel ahlakın kemaline doğru mesafe almış kalptir. İbadetler, taklitten kurtulup tahkiki hale gelmiştir. Kalp, zikir ile nurlanmış, nefse ruhaniyet hâkim olmuş, iman cevheri, hissiyat merkezi olan kalpte sarsılmaz bir suretle mekân bulmuştur. Tahkiki iman ve rıza halleriyle kalp; huzur, sükûn ve itminana kavuşmuştur. Kalpler, ancak Allâh ın (er-ra d 13/28) zikriyle itminana erer! âyetinde buyurulan hal tahakkuk etmiştir. Dolayısıyla bu hal, kalbin sürekli Allâh ile beraber olma hâline (ihsana) erişmesi ve bu suretle diri kalp vasfını kazanmasıdır. 2. Mühürlenmiş ve Ölü Kalpler İkinci kısım kalpler ise; zâkir ve diri kalplerin tam zıddı olarak îmâna dâir nasip kapıları mühürlenmiş ölü kalplerdir. Cenâb-ı Hak böyle kimseler için âyet-i kerîmelerde şöyle buyurur: Muhakkak ki Allah, inanıp amel-i sâlih işleyenleri, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar; inkâr edenler ise (dünyadan) faydalanırlar, hayvanların yediği gibi yerler. Onların (varacağı) yer (Muhammed 47/12) ateştir. Diğer bir âyet-i kerîme: Yoksa (Ey Rasûlüm!), Onların çoğunu, hakkı işitiyorlar veya hakkı anlıyorlar mı zannediyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler. Hatta gidişât bakımından belhüm edall (yâni) daha sapıktırlar. (Furkan 25/44) Bütün hayâtî faaliyetleri nefsânî emellere münhasır bulunan bu gibi kimseler, dünyâda Allâh ın mülkü ve nimetleri içinde yaşadıkları halde, sâhibini inkâr etmek, O nun emir ve yasaklarını çiğnemek gibi büyük bir nankörlük içindedirler. Cenâb-ı Hak bu tip insanlar hakkında âyet-i kerimelerde şöyle buyurur: İnsan görmez mi ki biz onu nutfeden yarattık. Bir de bakıyorsun ki (Rabbine) apaçık düşman kesilmiş. ( Yâsin 36/77) Onlar, sağırlar, dilsizler ve körlerdir. (Bakara 2/18) Bu sebeple onlar dönmezler. Elbette sen ölülere duyuramazsın! Arkalarını dönüp giderken, sağırlara o daveti işittiremezsin!.. Sen körleri sapıklıklarından çevirip doğru yola getiremezsin! Ancak âyetlerimize inanıp da teslim olanlara duyurabilirsin. (Neml 27/80-81) Bunların kalplerinin kilitli ve mühürlü olduğu âyetlerle sâbittir. Kur ân-ı Kerîm de bu hakîkati beyânen: Allâh onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir. Ve onlar için büyük bir azap vardır. (Bakara 2/7) buyurulur. Bu keyfiyet, Allâh ın bütün insanlığı korku ve haşyetle ürpertecek bir sır ve hikmetidir. Çünkü âkibet meçhuldür. Hidayet üzere yürüyüp, sonunda defterini hüsranla kapatmış olanlar mevcut olduğu gibi dalâlet üzere yaşayıp, âhir ömürlerinde hidayete erenler de mevcuttur. Burada dikkat edilecek nokta, böyle bir mahkûmiyetle yâd edilenlerin zulüm küfür ve fısk gibi cürümlerin erbâbından bâzıları olduğu gerçeğidir. Bu vasıflara sahip insanlara dâir Kur ân-ı Kerîm in yirmi altı yerinde le yehdî yâni Allâh hidâyete erdirmez buyurulmuştur. Bu âyetlerin on ikisi zâlimler, sekizi kâfirler ve altısı fâsıklar hakkında vârid olmuştur. Bu hükmün, ifade edilen üç cürmün arkasından zikrediliş sebebi hakkında bir karine teşkil edebilirse de, gerçeği Allâh a havale etmekten başka çare yoktur. Bununla beraber biz buradan, bu üç çeşit günahtan korunmaya çalışmakta daha büyük bir hassasiyet göstermenin lüzûmu neticesini çıkarmalıyız. Diğer taraftan kaderin bir çok hikmete mebnî meçhul ve onu kurcalamanın pek de caiz olmaması sebebiyle bu noktayı derinleştirmekten sarf-ı nazar ediyoruz. Böyle bir duruma düşmekten Allâh Teâlâ biz kullarını îkâz ederek: Allâh ı unutan ve bu yüzden de Allâh ın da onlara kendisini unutturduğu kimseler gibi olmayın! Onlar yoldan çıkan kimselerdir. (Haşr 59/19) buyurur. 11 nisan - haziran 2013 sayı Hastalıklı ve Gafil Kalpler Üçüncü nevî kalpler de; hastalıklı olanlardır. Böyleleri sıhhatli ve ölü olan kalbler arasında mutavassıt bir mevkidedirler. Bunların hali; bedenen hasta insanların muzdarip hayatına benzer. Ne dünyevi hayatlarında bir âhenk; ne de iç dünyalarında bir huzur vardır. İç âlemlerindeki belirsizlik dış âlemlerini; dış âlemlerindeki düzensizlik de iç âlemlerini menfî tesir altında bırakır. Dimağlarındaki karmaşa, tüm hal ve hareketlerine sirâyet eder. Bu tip hasta ve gafil kalpler; şüphe, kararsızlık ve tutarsızlık girdaplarında bocalayan; cehalet, şehevât ve ihtirasları sebebiyle bilumum ahlaksızlıklara düşme ihtimaliyle her an karşı karşıya bulunmak gibi mânevî illetlere mâruzdurlar. Âyet-i kerîmede bu zümre hakkında Cenâb-ı Hak: Onların kalblerinde hastalık vardır, Allâh da onların hastalıklarını artırmıştır. Söylemekte oldukları yalanlar sebebiyle onlar için elîm bir azap vardır. (Bakara 2/20) buyurmuştur. Kalbin korkunç bir hastalığı da katılıktır ki, zarîf ve latîf neş elerin, insânî duyguların, rûhâni akislerin, nârin temaslarını duymamak mahrûmiyetidir. Cenâb-ı Hak Kur ân-ı Kerîm de bilvesile bu hakîkati şöyle ifade buyurmuştur: (Ne var ki) bunlardan sonra yine kalpleriniz katılaştı. Artık kalpleriniz taş gibi yahut daha da katıdır. Çünkü taşlardan öylesi vardır ki, içinden ırmaklar kaynar. Öylesi de var ki, çatlar da ondan su fışkırır. Taşlardan bir kısmı da Allâh korkusuyla yukarıdan aşağı yuvarlanır. Allâh yapmakta olduklarınızdan gâfil değildir. (Bakara 2/74) Diğer bir âyet-i kerîmede de Yüce Rabbimiz şöyle buyurur: Allâh ı zikretmek husûsunda kalpleri katılaşmış kimselere yazıklar olsun. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler. (Zümer 39/22) Âyet-i kerîmelerden anlaşılacağı üzere; kalbin katılığı, Allâh ı hatırlamamak ve uzun bir zaman ilâhi hakîkatlerle ünsiyetten mahrum kalmak neticesini hâsıl eder. Ayrıca; hasta ve gafil kalplerle yapılan ameller Hak katında kıymetini kaybeder. Kalpler, Hak nuruyla aydınlanmadıkça körleşir ve hissizleşir. Âyet-i kerîmede Cenâb-ı Hak: (Ey Habîbim! Sana karşı gelenler) hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı ki, düşünebilecekleri (hissedebilecekleri) kalpleri, işitebilecekleri kulakları olsun? Ama gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lâkin göğüsler içindeki kalpler kör olur. (Hac 22/46) buyurmakla ibret nazarlarının kalpler için ihya edici bir uyarıcı mevkiinde bulunduğunu beyan etmektedir. Kalbin nuruyla bakmadıkça göz penceresi bir işe yaramaz. Zira buğulu bir camın arkasından manzara seyretmek mümkün değildir. Kalbin ihmal olunan küçük hastalıkları dahi, telafisi mümkün olmayan büyük kayıplara ve hatta kalbin manen ölümüne sebebiyet verebilir. Bu cihetle kalplerin büyük bir iman titizliği içinde muhafaza edilerek, Allâh ın iradesine teslim olunması zaruridir. Kaynakça: Dr. Adem Ergül Kur an ve Sünnette Kalbi Hayat

12 600 öğrencimizin, her türlü ihtiyaçları ve bütün bu hizmetler, siz değerli yardımseverlerimizin vermiş olduğu zekat, f itre ve bağışlardan karşılanmaktadır. Ayni ve Nakdi bağışlarınızı bekliyoruz zekat, f itre ve bağışlarınız için hesap numaraları ALBARAKA TÜRK İZMİR ŞUBESİ IBAN: TR HESAP NO: HALK BANKASI KONAK ŞUBESİ IBAN: TR HESAP NO: PTT POSTA ÇEKİ HESAP NO: Bağışlarınızı dernek merkezimize ve yurtlarımıza gelerek, nakit veya kredi kartınızla da yapabilirsiniz. sosyal yardım hesap numaraları ALBARAKA TÜRK İZMİR ŞUBESİ IBAN: TR HESAP NO: HALK BANKASI KONAK ŞUBESİ IBAN: TR HESAP NO: PTT POSTA ÇEKİ HESAP NO: Posta Çeki Hesabımıza, Sosyal Yardım için yatıracağınız bağışlarınız için Açıklama bölümüne SOSYAL YARDIM yazdırınız. Merkez (Kemeraltı) Kampüs (Hatay) Adres: 872 Sk. No: 52 Kestanepazarı - İZMİR Adres: 175/2 Sk. No: 3 Adnan Suvari Mah. Karabağlar - İzmir Telefon: Faks : nisan Telefon: - haziran Faks: sayı - 77

13 kültür deryamızdan M. OZAN SEMERCİ Araştırmacı / Yazar S. Ahmet Arvasi Kıymetli okuyucularıma bir sürprizim var. İlköğretmen Okulu ve Eğitim Enstitüsü olarak altı yıl mektepte ve sonraki yıllarda da rahle-i tedrisatından feyz almakla bahtiyar olduğum sevgili hocam Seyyit Ahmet Arvasi nin bir yazısını takdim ediyorum. Yazıda geçen Kara ve Kızıl emperyalizm ifadeleri, her ne kadar kapitalizm ve komünizmi temsil ediyor görünse de yazının sonlarına doğru bu ifadelerin insanın aklını yitiren, şaşkına döndüren bütün.izm leri kapsadığını kastettiğini anlıyoruz. Her ne kadar 1982 yılında yazılmış olsa da sevgili hocamın bu hasretlik duygularını çok daha eski yıllarda da dile getirdiğini bir talebesi olarak hatırlatayım. Okuyunca göreceksiniz ki otuz yıl önce dile getirilmiş olan hasret lik duyguları bugün içinde geçerli, tıpkı bin dört yüz yıl boyunca olduğu gibi Sevgili okuyucularım! Yazıyı beğenir, lütfedip kabul ederseniz bu da benim size Ramazan hediyem olmuş olur. Hem böylece güzel hocam Arvasi Bey in de ruhunu şad etmiş olurum. Hoşça kalın. İnsanlık, Kimi Özlediğini Bir Bilse!.. Seyyit Ahmet Arvasi İnsanlığın içinde bulunduğu ahvalı düşündüm de Şanlı Peygamberimi ve onun aziz kadrosunu özledim. Şu anda, hepimiz, ona ne kadar muhtacız! Kara ve kızıl zulüm idareleri altında inleyen, sömürülen, sahte tanrılar karşısında boyun eğen, putlaştırılan kanlı diktatörlerin hayalleri ile ürperen milyonlarca, hatta milyarlarca insanın halini düşündüm. Bütün bu zulüm idarelerini, bu sahte tanrıları yıkmak, asrımızda yontulan bütün putları kırmak ve insanlığı, bunların kanlı pençesinden kurtarmak gerektiğini gördüm fakat; güçsüzlüğüme esef ettim. Bütün bu işleri, muhteşem bir kadro kurarak başaran Sevgili Peygamberimi düşündüm. Ve şimdi, nurlu Medine topraklarında örtüler altında yatan o şanlı kurtarıcıyı özledim. Mazlumları zalim mağdurları gaddar ilan ederek mahkum eden mahkemeleri devletin makam ve mevkilerini yandaşlarına birer arpalık tarzında dağıtan politikacıları, kendi tahakkümüne ve zümrevi menfaatlerine kapı açan yazılı bir ihtiras belgesi olmaktan öte bir değeri bulunmayan ilkeleri birer anayasa ve kanun biçiminde, tertip ve hilelerle halka kabul ettiren ve sonra mikrofonlara çıkarak milli iradeden söz eden madrabazları ve bütün bunlara seyirci kalan kuvvet ve kudret sahiplerini gördüm... Ve emanetleri ehline veremezseniz kıyameti bekleyiniz, bir saat adalet bin rekat nafile namazdan daha üstündür diyen ve bunu yaşatan sevgili Peygamberimi özledim. Ezilen, kahredilen, sömürülen milyonlarca dindaşımın ve kandaşımın dertleri ile dertlendiğim için beni kınayan, suçlu ilan eden ve tarihin gelmiş ve geçmiş en kanlı diktatörlerini birer kurtarıcı olarak ortaya koyan, mazlumların kan ve gözyaşlarını gizleyerek zalimlere alkış tutan basın ve yayın organlarını ve bu durum karşısında susan örgütleri ve bilim adamlarını gördüm. Ve Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır., Hak yolda akıtılan bir damla mürekkep, şehit kanından daha mübarektir diye buyuran sevgili Peygamberimi özledim. Kainatın efendisini sevmeyi, Allah ın kitabını yüceltmeyi, tarihin kaydettiği, bütün zaman ve mekanların en büyük kurtarıcısı şanlı Peygamberi rehber edinmeyi gericilik sayan; ne idüğü belirsiz küçük adamları, propaganda ile şişirerek sahte kahramanlar 13 nisan - haziran 2013 sayı - 77 yontan çağdaş putperestleri hüzünle gördüm... Ve bütün sahte mabutları yıkarak, Allah tan başka ilah olmadığını ilan eden ve insanlığın şerefini kurtaran şanlı Peygamberimi özledim. Kara ve kızıl filozofların pençesinde inleyen, aklını yitiren, şaşkına dönen, kapitalizmin, komünizmin, faşizmin, rasizmin, hedonizmin, nihilizmin ve anarşizm bataklığına saplanan, çıldıran, tepinen, boğuşan milyonlarca insanın yürekler acısı halini gördüm de... Siz -bütün insanlar- Allah a muhtaçsınız, ayetini tebliğ eden ve şaşkın akla, Vahiy ile yol gösteren şanlı Peygamberimi özledim. O nun yüce kadrosunu, muhteşem ve mübarek Sahabiler ordusunu özledim. Asırlarca O nun nurlu izini takip eden Ecdad-ı Izamı özledim. Yani Hz. Ebubekir leri, Hz. Ömer leri, Hz. Osman ları, Hz. Ali leri ve diğerlerini özledim. Yani, Selçuk ları, Alparslan ları, Osman ları, Orhan ları, Murad ları ve Yavuz ları ve daha nice gerçek kahramanları özledim. (S. Ahmet Arvasi Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz Türkmen yay. İstanbul 1982 s.96)

14 Ödemiş Müftüsü Mustafa Bilgiç: Müftülük Hizmetlerine Farklı Bir Boyut Kazandırıyor RÖPORTAJ - FOTOĞRAF Nurkan BOZ - İshak TEKKAYA Ödemiş Müftüsü Mustafa Bilgiç hoca, okumayı seven, hayata farklı bakan hocalarımızdan birisi. Hayatının gizli kahramanının annesi olduğunu söylüyor. Annesi, insanları mutlu etmek ve onların yüzlerini güldürmekten büyük mutluluk duyarmış. Kitap okuma alışkanlığını, emekli bir imam olan Mustafa Akdedeoğlu hocadan almış. Hayatını hep kitap okuyan insanlar yönlendirmiş Mustafa Hoca nın. Yaşam kalitesi ve zaman yönetimi, en çok değer verdiği kavramlardan. Zamanı iyi yönetenlerin ömrünün bereketli olacağını söylüyor.kendi çocuklarıyla da iyi bir diyalog kurmayı başaran bir eğitimci Mustafa Bilgiç Hoca. Belgesel kanallarıyla, ailesiyle birlikte televizyonu bir eğitim aracı haline getirmiş. Görev yaptığı yerlerde kütüphaneler kuruyor. Ordu Ünye de e yakın kayıtlı üyesi olan bir kütüphane kurmuş. Ünyelilerle güzel bir diyalog kurmuş. Onlarla güzel faaliyetler gerçekleştirmiş ve Ünye Belediyesi tarafından, fahri hemşeri ilan edilmiş. Yaşam Kalitesi ve Maneviyat konulu konferanslar veriyor görev yaptığı yerlerdeki çalışma arkadaşlarına ve çeşitli kesimlere. Mustafa Hoca, birçok toplantıda klasik olarak herkesin ayağa kalkarak kendisini tanıtması yöntemini de değiştirmiş. Her ayağa kalkan yanındaki arkadaşını tanıtıyor. İnsanların, kafasına vurarak değil de, kalbi okşanarak yönetilebileceğini düşünüyor. Korku ile değil, sevgi ile insan eğitmeyi ve yönetmeyi bir sanat olarak görüyor. Mustafa Hoca, elinden kalem ve ajanda eksik olmayan bir bilgi avcısı. Çalışma arkadaşlarının da birer bilgi avcısı olmaları için onlara, kalem ve ajanda olmadan toplantıya gelmemelerini söylüyor. Ve kalem ve ajandaları nikahlamış. Arkadaşlarına, önemli gördükleri her şeyi not almalarını tavsiye etmiş. Kendisini yazar yapan özelliğinin de, bir bilgi avcısı olarak sürekli önemli gördüklerini not alması olduğunu söylüyor. Mustafa Hoca, çalışma hayatında hep iyi gördüklerini almış, yanlışları almamış. Eğitim, insandaki kötüyü alıp, yerine iyisini koymaktır. diyor. Personelinin hiç birine emir vermediğini, her zaman rica ettiğini belirtiyor. Ben, Gladyatör filminde olduğu gibi, halkı arkama alırım. Halkı arkasına almış insanın karşısında krallar bile duramaz. diyor. Eğitimci Sait Çamlıca nın, Mahallenin Kaderini Değiştiren İmamlar adlı kitabında okumuştum 2012 yılında yukarıdaki bilgileri. Hocamızın Ödemiş te görev yaptığını biliyordum. Her ay çeşitli ilçe müftülerimizle röportajlar yapıyorduk. Bu sayımızda Mustafa Hocamızın hizmetlerini dinleyelim dedik. Bundan sonrasını Ödemiş Müftüsü Mustafa Bilgiç Hocamızdan dinleyelim: Fidan: Değerli hocam. Sizleri, hizmet alanınızla ilgili yayınlanan kitaplara konu olan, farklı uygulamalarıyla verimliliği artırmaya çalışan bir hocamız olarak tanıdık. Doğrudan konuya girmek istiyoruz. Ödemiş Müftülüğü nün hizmetlerini bizimle paylaşır mısınız? Mustafa Bilgiç: Din hizmetlerimiz üç koldan ilerliyor. Yönetim, irşat ve inşaat hizmetleri. 255 arkadaşımızla birlikte bu hizmetleri yürütüyoruz. Tüm arkadaşlarımızın gönlü ve enerjisini bu tür hizmetlere katkı sağlayacak şekilde, yani yönetim değil de, yönetişim modeliyle sürdürüyoruz. Yani hep birlikte yönetimin bir parçası oluyor, aynı zamanda sen, ben değil biz olarak herkes çözümün bir parçası oluyor. Yönetişim modelinin gerçekleşebilmesi için, süreci, sürekli öğrenilen bir organizasyon haline dönüştürdük. Gözlerinde hizmet ışığı olan arkadaşlarımızı öne çıkardık, onlara cesaret olmaya çalıştık ki hizmetleri üstlensinler, güzellikleri paylaşsınlar. Fidan: Okul-cami buluşmalarını önemsediğinizi biliyoruz. Ödemiş te bu konudaki çalışmalarınız nasıl? Mustafa Bilgiç: Camiler ve Din Görevlileri Haftasında okul-cami buluşmaları gerçekleştirdik. Bunun amacı, hayatında camiye gitmemiş, camiyi tanımayan öğrencilere mabet ve mabet ortamını tanıtmak. Eğitim sistemimizde pratik imkânı az olduğu için öğrencinin bazı şeyleri kavraması zor oluyor. Biz de, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleriyle işbirliği içerisinde binlerce öğrenciye ulaştık, onlara camiyi tanıttık, birlikte camide sohbet ettik, Cuma namazları kıldık. Gerçekleştirdiğimiz bütün cami programlarında öğrencilerimizin karnını doyurduk. Her birinin duygularını aldık. Öğrencilerimizi, aileleri ve toplumun bütün kesimlerini ihmal edemeyiz, etmemeliyiz. Müslüman, ailesiyle birlikte camiye gelmelidir diyoruz. En azından Cuma Namazlarına ailece gidilmeli. Mahalleli, kadınıyla erkeğiyle camide buluşmalı; bu güzel atmosferin nimetlerinden istifade etmelidir. Biz de bunları gerçekleştirmeye gayret ediyoruz. Fidan: Ünye den de biliyoruz ki siz gittiğiniz yerlerde kütüphane kuruyor, insanlarımızı kitapla buluşturuyorsunuz. Kütüphane ve irşad hizmetlerinizle ilgili bizleri bilgilendirir misiniz? Mustafa Bilgiç: Evet, Ödemiş e, halkımızın ihtiyaçlarını karşılayan modern bir kütüphane açtık. Düşünebiliyor musunuz? Müftülük olarak büyük bir halk kitlesine hitap ediyoruz ama bir kütüphanemiz yok. Toplumun ihtiyacını tespit ederek, hayırseverler aracılığıyla, fiziksel ortamıyla modern bir kütüphane kurduk. İnsanlar sadece kitap okumaya değil ders çalışmaya da geliyor. Talep o kadar fazla ki sabah saat dokuzdan, akşam saatlerine kadar açığız. Hatta pazar günleri bile açıyoruz kütüphaneyi, inşallah ikincisini de açmayı düşünüyoruz. Günde ortalama kişi kütüphanemize geliyor. Özellikle gündüz vakitleri üniversite sınavlarına hazırlananlar, okul saati bitiminde ise öğrenciler büyük ilgi gösteriyor. Yani kütüphane aracılığıyla okumak, kendini geliştirmek isteyen insanlarımızın arkasında Diyanet İşleri Başkanlığı ve müftülüğün olduğunu göstermek istiyoruz. Tabii ki bu çalışmalar diyalogla oluyor. Belediye başkanı ve kaymakamımızın da bu hizmette büyük 14 nisan - haziran 2013 sayı - 77

15 katkıları olduğunu belirtmek isterim. Diğer bir farklı hizmetimiz de, personelimizin hizmet yeteneklerinin arttırılması için aylık toplantılarımızı interaktif yapmamız. Herkes toplantıya Diyanet Dergisi ni okuyarak geliyor ve derginin bir bölümünü anlatıyor. Her arkadaşım yaptığı sosyal etkinliklerden ve projelerinden bahsediyor. Amacımız, müftülük olarak öğrenmeyi amaçlamak, insanların akıllarındaki din görevlisi sadece ibadeti bilir önyargısını kırarak, kültürel yönü olan insanlar olduğumuzu göstermek. Ayrıca her bir köyümüzde mutlaka ayda bir konferans gerçekleştiriyoruz. Müftülük aracılığıyla imam, öğretmen ve muhtardan oluşan ekibimiz köylerimizde program düzenliyor. Bayanlara yönelik 15 günde, ayda bir, Kur an kursu öğrencilerimizin Kur an ve ilahilerden oluşan ayrıca halka bildiklerini anlattıkları programlar düzenliyoruz. Fidan: Şeker Camii inşaatının sürdüğünü biliyoruz. Cami ne aşamada? Cami inşasının yanı sıra Kur an kursları da açıyor musunuz? Mustafa Bilgiç: Biz, Kur an kurslarına önem veriyoruz. 5 tane Kur an kursu açtık. Emirli Köyü, Konaklı Köyü, Bademli Köyü ve şehir merkezinde iki tane olmak üzere 5 Kur an kursu açtık. Şeker Camii inşaatını tamamladık. İç döşemeleri, ince işçilikleri kaldı. Biliyorsunuz Şeker Camii Ödemiş in en büyük camisi olacak. Yaklaşık 3000 kişilik. Camimizin avlusu oldukça azdı. Gerçekleştirdiğimiz çalışmalarla, belediyemizin ve halkımızın katkılarıyla avlumuzu oldukça genişlettik. Bence cami, apartmanlar arasında kalmamalı. Avlusu geniş olmalı ki, sahip olduğu o güzel cami ruhunu yansıtsın. Caminin zemin katı çok amaçlı salon olacak. Birinci katında kadınların da namaz kılacağı bir bölüm yapacağız, burası sadece bayanlara ait olacak. Vakit namazları ve Cuma namazını da burada kılabilecekler. Caminin içini görebilecekler, rahat ve huzurlu bir şekilde ibadet edebilecekler. Fidan: Güzel hizmetleriniz ve bizlere vakit ayırdığınız için Kestanepazarı camiası ve Fidan Dergisi ailesi olarak teşekkür ederiz. Son olarak Kestanepazarı Eğitim Kurumları hakkındaki düşüncelerinizi de almak isteriz. Mustafa Bilgiç: Kestanepazarı, adı Türkiye nin her yerinde bilinen büyük bir kurumdur. Ben Ödemiş e gelmeden önce de, İzmir de Kur an kursu olarak bir tek Kestanepazarı nı bilirdim. Çünkü Kur an hizmeti alanında Türkiye nin en köklü kurumlarından birisidir. Neden bu kadar tanındığının kaynağı ise tarihi geleneğidir. Bu geleneğin özünde de kurucularının samimiyeti ve fedakârlığı vardır. İnsanlara umut veren duruşları olan bu kişilerin oluşturduğu gelenek günümüze kadar gelişerek devam etmiştir. Ben de teşekkür ederim. Hizmetlerinizde başarılar dilerim. Mustafa Bilgiç kimdir? 1969 da Samsun un Havza İlçesinde doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Havza da tamamladı de Konya Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesini kazandı te buradan mezun oldu tarihleri arasında Konya nın Karapınar İlçesinde İmam-Hatiplik yaptı yılında Konya Selçuk Eğitim Merkezi İhtisas Kursu nu kazandı. Burada 2 yıl 7 ay öğrenim gördü. Kursun nihayetinde, 1998 de Konya nın Çumra İlçesinde Merkez Vaizi olarak 2 yıl görev yaptı yılında Van Gürpınar İlçe Müftülüğü ne atandı. Burada 4 yıl 9 ay görev yaptıktan sonra 2004 te Sinop ili Gerze İlçe Müftülüğü görevine atandı yılında Ordu Ünye İlçe Müftüsü olarak göreve başladı. 19 Eylül 2013 te İzmir Ödemiş İlçe Müftüsü olarak göreve başladı ve halen Ödemiş Müftüsü olarak hizmet etmektedir. Mustafa Bilgiç evli ve iki çocuk babasıdır. Hamdibey Camii avlusundaki kütüphane Şeker Camii yakın zamanda ibadete açılacak 15 nisan - haziran 2013 sayı - 77

16 abide şahsiyetler LÜTFİ GÖRMEZ Milli Kültür ve Ahlaka Hizmet Vakfı Başkanı Hacı Mehmet Lütfi Tanınmış Yüce Rabbimiz bizi iman nuru ile şereflendirmiş, Eşref-i Mahlukât unvanı ile taçlandırmıştır. İman nuru ile aydınlanmak bizim irademiz dışında Yüce yaratanımızın lütfu ile gerçekleşmiş olmasına rağmen, imanımızı muhafaza etmek onu güzel ve yararlı davranışlarımızla Allah ımızın rızasına uygun hale getirmek pekâlâ elimizdedir. Buna sâlih amel diyoruz. Bu gerçek Kur an-ı Kerim de şöyle dile getiriliyor: Asra yemin olsun ki insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edip, sâlih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka, onlar ziyanda değillerdir. (Asr, 1-3) Amel, insanın kendi iradesi ile yaptığı iş, davranış demektir. Salih amel ise niyete ve iradeye bağlı olarak yapılan bilinçli davranış ve hayırlı iş demektir. Yapıldığı zaman sevap kazandıran, Allah ve Peygamberin emir ve yasaklarına uygun davranış salih ameldir. Rabbimiz Yüce Allah cennette yüksek derecelere ulaşmayı imanla beraber salih amel şartına bağlamış ve şöyle buyurmuştur: Kim Rabbine salih ameller işlemiş bir mümin olarak gelirse, işte onlar için yüksek dereceler vardır. (Taha, 75) Bir başka ayette de İnanan ve salih amel işleyenleri, altlarından nehirler akan cennetlerle müjdele. (Bakara 25) buyurarak müjdeyi yalnızca imana değil, aynı zamanda salih amele de bağlamıştır. Şu bir gerçektir ki cennetin nimet ve güzellikleri imanla birlikte salih amelleri işleyenlerin önüne serilecektir. İnsanın en çok değer verdiği, mal varlığıdır. Cenab-ı Hak, mal ve serveti imtihan vesilesi için vermiştir. Dünya malı ve serveti geçicidir. Önemli olan mal ve serveti ebedi hayat yatırımı olarak kullanmaktır. Salih amel bize bu fırsatı kazandırmakta ve yüce rabbimizin rızasını kazanmamıza yardımcı olmaktadır. Şu ayet-i kerime bu hususu ne güzel dile getirmektedir: Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça iyiye eremezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir. (Ali İmran, 92) Yukarıdaki ayete göre böyle bir mertebeye, Allah ın lütuf ve inayetine ulaşmanın ön şartı, kişinin sahip olduğu ve sevip bağlandığı şeyleri Allah yolunda kullanmasıdır. Bunlar servet, mevki, ilim ve beden kuvveti gibi maddi ve manevi imkânlardır. Sevgili Peygamberimiz (sav) yararlı davranışlarımızın bizimle birlikte ölüm ötesine de gideceğini, kabirden içeri yalnız iman ile 16 nisan - haziran 2013 sayı - 77 birlikte salih amellerimizin gireceğini şöyle vurgulamaktadır. Ölen kimseyi kabre kadar üç şey takip eder, ikisi geri döner ve biri onunla beraber kalır. Ailesi, malı ve ameli kabre kadar takip eder. Ailesi ve malı geri döner, geriye yalnızca onunla birlikte (Buhari, Rikak-3/193) ameli kalır. Peygamber Efendimiz meşhur olan hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır: İnsanoğlu ölünce onun amel defteri kapanır. Üç kişi müstesna, 1. Hayri eserler. (Cami, okul, hastane, yol, çeşme, köprü, talebe yurdu vb. eser bırakanlar.) 2. İlmi eserler, kitap, neşrettiği ilim. 3. Geride bıraktığı hayır sahibi evlat. Bunlarla kişinin amel defterine, ölümünden sonra da sevap yazılmaya devam eder durur. Bu büyük bir bahtiyarlıktır. Bunu Allah herkese nasip etmez. Asil ecdadımız bu duygular içinde gittikleri her yerde bir eser bırakmaya özen göstererek sevap defterlerinin açık kalmasını sağlamıştır. Adem o ki koya her gittiği yerde bir eser, Eseri olmayanın yerinde yeller eser. mısralarındaki ifade, konuyu en güzel ve veciz bir şekilde anlatmaktadır. 70 yıla yakın mazisi olan Kestanepazarı nın tarihinde de böyle çok mübarek ve hayır sahibi insanlar büyük hizmetler ifa ederek adlarını ebedileştirmişlerdir. Hacı Nuri Sevil, Hacı Ahmet Tatari, Hacı A. Rıza Güven, Hacı H. Salih Tanrıbuyruğu ve Hacı Raif Cilasun bu mübarek insanlardan bazılarıdır. Bu hizmet kervanına her zaman yeni hayır sahibi insanlar katılarak eserlere yeni eserler katmışlardır.

17 Hacı Mehmet Lütfi Tanınmış 68 yıl önce Kestanepazarı Camii nde Hacı Hafız Salih Tanrıbuyruğu hocamızın, yanındaki birkaç hayırsever ve az sayıdaki talebe ile başlayan Kur an tedrisatı zaman içinde çok büyük ilgi ve alaka ile karşılaşır. Artık Kestanepazarı ndaki mütevazı ve yetersiz bina ihtiyaca cevap vermemektedir. Ticari görüşe sahip Ali Rıza Güven, Raif Cilasun ve emsali ileri görüşlü o günün yöneticileri İzmir in Hatay / Arap Deresi mevkiindeki 26 dönümlük araziyi alarak sadece Kestanepazarı Kur an Kursu ve ortaöğrenim yurtları ile yetinmeyip İmam Hatip Okulu ile Yüksek İslam Enstitüsü binası ve yurt inşaatını da ikmal ederek izmir in çok büyük ihtiyacı olan eğitim kurumlarını hayata geçirmiştir. Kestanepazarı Derneği Yöneticileri Hizmete Doymuyor Bu külliye içerisinde talebe okuyor. Hafızlığını tamamlayan öğrenciler İmam Hatip Okuluna gidecek bunlar için yeni bir bina lazım, çalışmalar başlıyor. Bina yeri kazılıp temel atılıyor. Maddi imkân yok ama Allah ın yardımı ile diğer binalar nasıl yapıldıysa inşallah buna da muvaffak oluruz. İbrahim hakkı hazretlerinin çok güzel bir sözü vardır: Hak tecelli eyleyince her işi asan eder, Halk eder esbabını bir lâhzada ihsan eder. Hayırsever Hacı Mehmet Lütfi Tanınmış ın gönlünde bir cami yapma arzusu vardır. Bazı yerlere bakar o sırada Kestanepazarı yöneticileri Ali Rıza Güven, Sacit Çayköylü ve Mehmet Özer ile görüşmeler başlar, yapılması düşünülen yer ve proje kendisine gösterilir hacı bey cevap vermez bir hafta inşaat mahalline gizlice gelir, yine gelir ve nihayet tek başına bu ebedi hayat yatırımına karar verir yılında başlayan inşaat 1992 yılında tamamlanır. Niyet hayır akıbet hayır Hacı Mehmet Bey bir cami yapmaya niyetlendi cenabı hak ona okul, yurt ve cami yapmayı nasip etti. Bu muazzam binanın içinde önceleri tatbikat camii olarak düşünülen cami, şimdilerde Tanınmış Mescidi olarak mabet olmayan bu bölge insanına da hizmet vermektedir. Aile Durumu Hacı Mehmet Tanınmış 1913 yılında Sivas Divriği de doğuyor yılında eşi Hacı İnayet Hanımla evleniyor. Nur, Cevher, İnci adlarında üç çocukları oluyor. Hacı Bey in ticari faaliyeti baharatçılık yılında Hac görevini ifa ediyor ve daha sonra 3 defa daha mübarek topraklara yüz sürüyor. Verilen Bir Söz Hacı bey bir mecliste; Allah bana fırsat verirse, Hacca gitmek isteyip de maddi imkânı olmayan kimseleri hacca götürmeye söz veriyorum diyor. Keçeci Hacı Bekir amca bu sözünü kendisine hatırlatınca bir otobüs Kâbe aşığını bütün masraflarını karşılayarak 1976 yılında hacca götürüyor. 65 yıllık din hizmetimde böyle bir hayra şahit olmadım. Düşünün 35 kişinin Kâbe ye yüz sürmesini, hac görevini ifa etmesini sağlamak Bu ne güzel bir manevi kazanç, nasıl bir ahiret yatırımı, bu insanların hac da elde ettikleri sevapları kadar hacı beyinde defterine sevap yazılıyor. Onların duaları hacı beye cennet kapılarını açacaktır inşallah. Hacı Mehmet Bey in yaptırdığı okul, yurt ve camiden oluşan bu kompleksin adı (B yurdu) burada 265 tane Kur an ı hıfz etmiş talebe İzmir İmam Hatip Lisesi ne devam ediyor. Modern yatakhaneleri, mutfak ve yemekhanesi, konferans ve seminer salonları ile genç yavrularımızı istikbale emin adımlarla hazırlıyoruz. Bütün bu hizmetlerden Hacı Mehmet Bey in manevi hisseleri amel defterine yazılıp duruyor. Bizler bu eserleri kazandıran abide şahsiyetleri unutmuyoruz. Her hafta Perşembe günleri ikindi namazında hayırseverlerimiz için hatim duaları, ölüm sene-i devriyelerinde kabirleri başında hatimler ve dualarla ziyaret ediyoruz. Bu yılda 18 Nisan günü Bornova Hacılarkırı Kabristanı nda ziyaret programı ile hatim ve dualar ile andık. Akıllı insan dünyada iken ebedi hayatını kazanan insandır. Peygamber Efendimiz (sav) Dünya ahiretin ziraat tarlasıdır. buyuruyor. Ne mutlu dünyada yaşarken ekenlere, Hacı Mehmet Lütfü Tanınmış bu bahtiyarlardan, mekânı cennet olsun. 18 Nisan 1997 yılında Hakka yürüyen Hacı Mehmet Lütfü Bey in kabri Hacılarkırı Kabristanı ndadır. Mevla Rahmet eylesin. Not: Mübarek üç ayların, memleketimiz ve milletimize mübarek olması temennisi ile mutlu bayramlar dilerim. 17 nisan - haziran 2013 sayı - 77

18 Hulusi Hatiboglu Fidan Eğitim Kurumları Derneği Onursal Başkanı - Yazar bakış NEFİS MUHASEBESİ Cenab-ı Hakk'a hamdü senalar olsun, bizi bir Ramazanı Şerife daha kavuşturdu. Bundan sonrası bize kalıyor. Ramazan ayı hakkında söylenmedik yeni bir şey bulmak çok güç hemen hemen imkânsız gibi. Ancak; bizim burada, bu bakış yazımızda vurgulamak istediğimiz husus; kişinin bu ayda nefsine kazandıracağı hasletlerdir. Bunların başında murakabe, hasbilik ve sabırlı olma hasletleri gelir. Günümüz insanı ne çekiyorsa, hep bu üç hasletten yoksunluğundan çekmektedir. Çünkü murakabe; dengeli, ölçülü davranmayı getirir. Elhasıl sorumluluk duygusunu uyandırır, insanı "otokontrol" bir düzen içine alır. Bu haslet, ancak Oruç ibadeti ile kazanılabilir. Yüce Rabbimiz hadisi kudside ".. kulum yemesini içmesini benim için terkediyor, bundan dolayı Oruç benim içindir, o'nun mükafatını da ancak ben veririm." buyururken bu murakabe hasletine dikkatimizi çekmektedir. İlahi emirlere uymada bu duygunun etkisi büyüktür. Hukuk literatüründeki "Hukukun kutsallığı" kavramı altında da bu espiri yatmaktadır. Tarih boyunca kanun yapıcıları kanunlara çeşitli vesilelerle başvurarak ilahi bir vehçe vermeye çalışmışlardır. İslam'da bu konu kendiliğinden hallolmuştur. Zira İslâm daki bütün emir ve nehiyler, ya doğrudan doğruya, ya da dolaylı olarak Kur'an a dayanmaktadır. İslam bu duyguyu Murakabe ile teminat altına almıştır. Murakabe duygusu, kişide en mükemmel şekilde Oruç ile gelişir ve kalıcı olur. İslami perspektifte murakabe; Müslüman'ın her halükarda Hak Teala tarafından gözetlenmekte olduğunu duyması olarak tanımlanır. İnsan bu duygu sayesinde nefsini muhasebe edebilir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi; davranışlarını moda deyimi ile bu otokontrol sistem sayesinde zaptü rapt altına alabilir. 18 nisan - haziran 2013 sayı - 77 Bu, muhasebeli duygu ve davranış manzumesinin bir ucu da hasbiliktir. Hasbilik ise; her davranışta Hakk'ın rızasını gözetip, kişisel çıkar hesabı yapmamaktır. Görüldüğü gibi hasbilik; murakabe ve nefis muhasebesinin oluşturduğu ruh enginliğidir. Tabiidir ki; böyle engin bir ruha ve her halükarda Hakk ı gözeten bir nefse sahip olan kişi, sağlam iradeli ve sabırlı olacaktır. Zor anlar ve imkânsızlıklar onu yıkamayacağı gibi umutsuzluğa da düşüremeyecektir. Geliniz; mukarabe, muhasebe ve musabere ayı olan Ramazanı, "kim ki Allah'a bel bağlarsa, Allah ona yeter ve onu ummadığı yerden rızıklandırır." ayet-i kerimesini tilavet ederek karşılayalım; "Hasbünallahü veni'melvekil (Allah bize yeter, O, ne güzel vekildir.)" virdini terennüm ederek ihya etmeye çalışalım. Mübarek Ramazan'ın hayırların fethine, şerlerin de define vesile olması temennisi ile Ramazanınızı ve bayramınızı tebrik ederim.

19 MEHMET COŞAR Eğitimci / Yazar yansımalar Bayrama Doğru Bayramlar, fertleri birbirine bağlayan, topluma dinamizm ve canlılık kazandıran müstesna günlerdir. Birlik ve dayanışma yeniden perçinlenir, kardeşlik ve sevgi bağları yenilenerek toplumda güven ortamı doğar. Üç aylar geliyor geldi, Ramazan geliyor geldi derken işte bayram da geliyor. Aslında hayatımız geçip gidiyor ve bunu ne derece görüp ne kadar değerlendirebiliyoruz? Bir daha bir Ramazan fırsatı, bir Kadir Gecesi fırsatı elimize geçer mi geçmez mi, bilemiyoruz. Ya geçmezse ve geçeni de layıkıyla değerlendirememişsek ne acı bir durum değil mi? Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: Her şeyin bir zekâtı vardır. Vücudun zekâtı da oruç tutmaktır. Acaba mazereti olmadığı halde oruç tutmayanlar, ne bahaneler uydurabilecekler? Şimdi de işte bayram geliyor, onu gerektiği şekilde değerlendirebilecekler mi? Yoksa: Şeker Bayramı! diyerek hafife mi alacaklar? Oysa bu, asla hafife alınacak bir bayram olmayıp Müslümanların, Peygamberimiz (sav) zamanından bu yana kutladıkları dini bir bayramdır. Asla değişmeyecektir ve kıyamete kadar da R a m azan Bayra m ı ol ara k ka lacaktır. Hatta bu güne kadar hiç oruç tutmamış veya tutamamış olanlar, bari bu bir-iki gün için dahi olsa oruç tutmak suretiyle Müslüman olduğunu gösterebilirler. Bu da onların imanlı olduğunun bir kanıtıdır. Unutulmamalıdır ki, bu dini bayramlar, 3-4 güne sıkıştırılmış tatilden öte bir şeydir... İslami aylardan Ramazan ayının sonunda, oruç tutanlarca kutlanılır. Bayramlar, fertleri birbirine bağlayan, topluma dinamizm ve canlılık kazandıran müstesna günlerdir. Birlik ve dayanışma yeniden perçinlenir, kardeşlik ve sevgi bağları yenilenerek toplumda güven ortamı doğar. Bayramlar, aynı zamanda bir muhasebe yapıp kendimize gelme ve yeniden silkinip kalkma günleridir. Geçen bayramla bu bayram arasındaki geçmiş hayatımızın muhasebesini yapma fırsatıdır. Acaba geçen yılla bu yıl arasında tekâmül yönünden ne kadar mesafe alabildim gibi soruları sorma zamanıdır. İnsanın her nefesi son nefestir. Verdiği bir nefes artık gitmiştir ve bir daha gelmeyecektir. Öyleyse Allah ın huzuruna daha bilinçli ve ne yaptığını bilerek çıkmak için bir yol haritası çizmek akıllıca bir iş olmaz mı? Bayramlar Fert ve Toplumun En Mutlu Olduğu Günlerdir İslâm büyükleri, özellikle Peygamber Efendimiz (sav) bize bu yolları fazlasıyla göstermiş. Fırsat elde iken ve bu bayramı daha şuurlu geçirmek varken niçin bu tavsiyelere kulak vermeyelim ki? Gelip geçen günleri birbirinden ayıran sır, ilâhi hikmetin kendisidir. İman ve kulluk duygularının zirveye çıktığı anlar Müslümanların bayramıdır. Bu bayramda hiç bir şey yapamasak bile hiç olmazsa bir hastayı ziyaret ederek, gönlünü fethedip, duasını alabiliriz. Bu dahi Allah ın rızasını kazanma babında az şey değildir. Bakınız ünlü ozanımız Yunus Emre miz ne hatırlatıyor: 19 nisan - haziran 2013 sayı - 77 Bir hastaya vardın ise, Bir içim su verdin ise, Yarın anda karşı gele, Hak şarabın içmiş gibi. Kalbi kırık insanların, Allah yanındaki mevkileri büyüktür. Bu itibarla Allah ın rızasını kazanmak isteyenler mahzun gönülleri sevindirmelidirler. Bir gün Musa Peygamber: Ya Rab! Seni nerede arayayım? diye niyazda bulunduğunda Allah Teâla: Beni, kalbi kırıkların yanında ara. buyurdu. (Ebu Nuaym, Hilye, II. 364) Kimi zaman bir film izlemeye ayırdığımız vakit kadar bile zaman ayırmadığımız akraba, dost, hasta ve komşu ziyaretlerini bayram vesilesiyle gerçekleştirebiliriz. Küçük hediyelerle de olsa çocukların sevindirilmesi, bayramların gereklerindendir. Çocuklarımız bayram vesilesiyle kendilerine değer verildiğini hissetmeli ve bayramın ayrıcalığını fark etmelidir. Bundan önce Bayram Namazı için bir hazırlığın yapılması da çocuklar için olduğu kadar ev halkı için de bir bayramın gelme müjdesini verebilir. Ebu Ümame (ra) anlatıyor: Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmaktadır: Kim her iki bayramın gecesini, Allah tan sevap umarak ibadetle geçirirse kalplerin öldüğü günde onunki ölmez. İbn-i Abbas ın (ra) rivayetine göre Yatsı ile Sabah namazını camide cemaatle kılan kimse o geceyi ihya etmiş sayılır. Yine İbn-i Abbas ın bildirdiğine göre Rasulullah (sav) bayramlarda guslederdi. Ayrıca, evleri camilerden çok uzakta olmayanların Bayram Namazlarına yaya gidip gelmeleri, güzel elbiseler giymeleri, sevinçli ve neşeli görünmeleri onun sünnetleri arasındadır. Hepinizin mübarek Ramazan Bayramını tebrik ediyorum.

20 Yrd. Doç. Dr. RAHİM TUĞRAL DEÜ İlahiyat Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Kur an a Dair Kur ân Kırâatinde Tecvid İncelikleri 21 Değerli kardeşlerim, Bu sayıda "vasl (geçiş) konusunu inceleyeceğiz. Vasl (Geçiş) Âyetlerdeki kelimelerde durmadan devam ederek okumaya vasl denir. Gerek âyet sonlarında, gerekse vakıf işareti bulunan kelimelerde son harekeleri belirterek bir sonraki kelimeye devam etmeye de vasl denir. Geçiş yapıldığında, kendisine geçiş yapılacak kelimenin baş harfine göre gerekli olan tecvid kuralları uygulanır. Ancak kendisine geçiş yapılacak kelimenin baş harfinin, öncelikle Hemze olup olmaması ve Hemzenin kat Hemzesi ya da vasl Hemzesi olması çok önemlidir. Şayet Kat Hemzesi ise, diğer harfler gibi değerlendirilir. Vasl Hemzesinin durumu farklıdır. Vasl Hemzesi olanları öğrenip tanıyabilirsek, geçiş anındaki tecvîd kurallarını uygulamamız kolay olacaktır. Bunun için Hemzeler hakkında kısa da olsa bir bilgi vermek yerinde olacaktır. Hemzeler Âyetlerde, Hemze ile başlayan pek çok kelime vardır. Bunların bir kısmı gerek ibtidâ (başlangıç) halinde, gerekse vakf ve vasl durumunda okunduğu halde, bir kısmı ise sadece kendilerinden başlanırsa okunurlar; kendilerinden önceki kelimeden geçiş yapılacak olursa okunmazlar. Her durumda okunan Hemzelere kat Hemzesi, sadece başlangıç durumunda okunanlara da vasl Hemzesi denir. Okuma esnasında bu Hemzelerin, yanlış okunduğuna rastlamaktayız. Yanlışlığa sebep olmamak için, bu iki Hemze çeşidini iyi ayırt etmek gerekmektedir. Bu nedenle, vasl Hemzesi hakkında kısa bir bilgi verelim. Çünkü vasl Hemzeleri hakkında verilecek kısa ve özlü bir bilgi, kat Hemzelerini de tanımamıza vesîle olacaktır. Kur ân da Vasl Hemzelerinin bulunduğu kelimeler üçe ayrılır: a. Harfler: Arapçada harf kabul edilen kelimelerden, vasl Hemzesi olarak tek bir harf vardır. O da kelime başında görülen Harf-i Ta rif in ال) takısının) Hemzesidir. Misaller: ا ا ل ءا ا ل ب ع ث ا ل ح م د ا ل ئ ا ل خ ي ا ل ءا س م ا ا ل ءان ب ءا ا ل ءا ر ح ن ا ل ءادين ا ل ءاش م س ا ل مل ك ا ل ءاز ان ي ة ا ل ق ار ع ة ا ل ي و م ا ءان ا ءان ا ن Bunun dışında ا ن ا ذ ا ذ ا ا م ا ءام ا ا ءام ا ا لى ا و gibi harflerin başındaki Hemzeler ise kat Hemzesidir. b. İsimler: Kur ân da yedi çeşit vasl Hemzeli isim zikredilmiştir: ا س م ي ا تى م ن ب ع د ى ا س ه ا ح د ا ب ن ا ب ن ت ا م ر ؤ ا م ر ا ة ع يس ى اب ن م ر ي م... و م ر ي م اب ن ت ع م ر ان ا ءال ت ا ن ام ر ؤ ه ل ك... ق ال ت ام ر ا ة ال ع زي ز ا ث ن ان حني ال و ص ءا ي ة ا ثن ان... ا ث ن ني ا ت ءات خ ذوا ا ل ه ني اث ن ني... ا ث ن ت ان ف ان ف ج ر ت م ن ه اث نت ا ع ش ر ة ع ي ن ا ا ث ن ت ي ن ف ا ن ك ان ت ا اث ن ت ي ن... kelimele- gibi ا ءالل ا ءال ذى ا ءال ت rinin Hemzeleri de vasl Hemzesidir. Yukarıda zikredilen isimlerin dışındaki tüm isimlerin Hemzeleri kat Hemzesidir. c. Fiiller: Arapçada sülâsî (üçlü) fiillerin emr-i hâzır kipleri ile, humâsî (beşli) ve südâsî (altılı) fiillerin mâzî, mastar ve emir kalıplarında görü 20 nisan - haziran sayı len Hemzeler vasl Hemzesidir. Bunlarla ilgili Kur ân da pek çok kelime zikredilmiştir. Misaller: Üçlü fiillerde emr-i hâzır: ا ت ل ا ح شر وا ا د للوا ا د ع ا س لك ا ش دد ا ن ظ ر ا ذ ه ب ا ر ك ض ايتونى ا د ف ع ا ر ج عى ا ص ب ا ص ل و ه ا ا ع د ل وا ا ع ل موا ا ع م لوا ا ه ب طوا ا ه د ن ا Beşli fiillerde mâzî, mastar ve emr-i hâzır: ا ج ت ب اه ا ش ت و ا ا ءا ت ذ ا ق ت ب ت ا ل ت ف ا ج ت ن اب ا ن ت ه ا ا ءات ب ع ا ءات ب عوا ا ر ت ق ب ا ص ط ب ا ن ت ه وا ا ن ف ر وا ا ن ط ل قوا Altılı fiillerde mâzî, mastar ve emr-i hâzır: ا س ت ك ب ا س ت غ ف ر ا س ت ف ف حوا ا س ت ح و ذ ا س ت غ ف ار ا س ت ك ب ار ا ا س ت جيبوا ا س ت غ ف ر ل ه م Bu grupların dışında kalan Hemzeler kat Hemzesidir. Şöyle ki:.(a) ا ل ذ ا م ن ا ك ل gibi üçlü fiillerde, emir dışında görülen ve kelimenin aslından olan mâzî fiil ا ش كر Hemzeleriyle, bütün fiillerin ءا ره ا ذ كر ا ن صر ا ع بد ا عوذ ا ت ل ا ض ط gibi muzârî ا ءا ت ذ ف ا ءاط ل ع ا س ت خ ل ص ه mütekellim (birinci tekil şahıs) kalıbında yer alan Hemzeler; (b). ا م ن ا ح س ان ا ا س م ا ج عوا ا ذ ه ب ت م ايم ان ا ا ك ر ام ا ا ج عوا ا ق ل عى ا ن ك حوا ا ح س نوا gibi bütün dörtlü fiillerin, mâzî mastar emir olmak üzere her çeşit kalıbında yer alan Hemzeler; ا ءاط ل ع.(c) ا ف ت ى ا ءا ت ذ ن اه م ا ص ط فى ا س ت غ ف ر ت ا س ت ك ب ت

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17 Ramazan ayı İslam inancının kendisine yüklediği önem sebebiyle halk arasında On bir ayın sultanı ve Şehr-i Mübârek (Mübârek Ay) olarak kabul edilmiştir. Ramazan ayı Müslümanların değerlendirmek için adeta

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE Aile, tek başına olmaktan kurtulup, can yoldaşına kavuşmaktır Aynı çatı altında yalnızlık ve yabancılık değil! Ve O, iki eşi, erkeği ve kadını yarattı. (Necm, 53/45) Kadınlar,

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ TAKVAYA ERMENİN YOLU; ORUÇ (O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki Kur an; insanlara hidayet (doğru yol) rehberi, doğru yolun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak onda(ki Kadir gecesinde) indirildi.

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2013 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2013 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2013 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI TARİH GÜN VAKİT İLÇE YER VAİZ ADI/SOYADI VAAZ KONUSU 08.07.2013 Pazartesi Teravih Namazı Konak Hisar Camii Prof. Dr. Ramazan MUSLU Cematle

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii VAAZIN 2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii PEYGAMBERİMİZİN

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI D 1.4.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık ve Önemi 1.4.2014 Salı 14:00

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI KONULAR 01.04.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık

Detaylı

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR RABBİMİZDEN ÇAĞRI Ey iman edenler! (Peygamber,) sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah a ve Resûlü ne uyun. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer (sözünüzle niyetinizin aynı olup olmadığını

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

[ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız.

[ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız. [ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız. [ 0002 ] Çalışarak kazanç sağlama yollarını aramak, Müslüman olan her erkek ve kadın için bir farzdır. [ 0003 ] Akılca en mükemmeliniz,

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

berekettir Recep Tayyip Erdoğan Gençlik Parkı nda Ramazan Özel Etkinlikleri ve Mahalle İftarları ile

berekettir Recep Tayyip Erdoğan Gençlik Parkı nda Ramazan Özel Etkinlikleri ve Mahalle İftarları ile GAZİOSMANPAŞA DA BU RAMAZAN ÇOK ÖZEL Recep Tayyip Erdoğan Gençlik Parkı nda Ramazan Özel Etkinlikleri ve Mahalle İftarları ile Ramazan ın coşkusunu, heyecanını ve sevincini birlikte yaşayalım. Ramazan

Detaylı

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

İslam'ın başlıca ibadetlerinden birisi de ramazan ayında oruç tutmaktır.

İslam'ın başlıca ibadetlerinden birisi de ramazan ayında oruç tutmaktır. Lise 2. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Video Ders Anlatımları Oruç Hac ve Zekat Video Ders Anlatımı 2.2. Oruç İslam'ın başlıca ibadetlerinden birisi de ramazan ayında oruç tutmaktır. Oruç, niyet ederek

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur:

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur: ATEŞTEN KORUNMANIN YOLU: SADAKA Arınmak için, malını (sırf Allah rızası için) veren en takvâlı (Allah ın emirlerine en uygun yaşayan) kimse ise, o (ateşin azabı)ndan uzaklaştırılacaktır. Leyl/17-18 Sevdiğiniz

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

2015 YILI İKİNCİ DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- İRŞAT PROGRAMI

2015 YILI İKİNCİ DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- İRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2015 YILI İKİNCİ DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- İRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 2.4.2015 PerşembeÖğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Huzurevi Mescidi

Detaylı

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz)

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) V A İ Z İ N ADI - SOYADI ÜNVANI VAAZIN YERİ VAAZIN GÜNÜ VE SAATİ VAAZIN KONUSU Cahit ÇETİN Müftü Haydarçavuş Camii

Detaylı

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38 Bütün mesele tam bir sevgi meselesidir. Sevgi kalpte başlar kalpte biter. Sevgi gönlün, kalbin eylemidir. Allah ın bir ismi de Vedud dur. Allah yarattıklarını sever ve bu dünya sevgi ile ayakta durur.

Detaylı

ALLAH IN EVLERİNDE MİSAFİRLİK: İTİKAF MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR

ALLAH IN EVLERİNDE MİSAFİRLİK: İTİKAF MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR Şüphesiz ki (bütün) secde edilen yerler/mescidler Allah( a yaklaşmak ve O na teslimiyeti göstermek) içindir. O halde Allah ile beraber (başka) birine (sığınıp) yalvarmayın.

Detaylı

NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI 24.07.2012 23.07.2012 TESİ 22.07.2012 21.07.2012 RTESİ 20.07.2012 19.07.2012 RAMAZAN TARİH GÜN VAKİT VAİZİN ADI VE SOYADI VA ZIN KONUSU NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

Detaylı

Üç Aylar ve Regaip Kandili nin Fazileti Salı, 29 Nisan 2014 19:17

Üç Aylar ve Regaip Kandili nin Fazileti Salı, 29 Nisan 2014 19:17 Üç aylar diye bilinen Recep, Şaban, Ramazan aylarına giriyoruz.30 Mayıs Çarşamba günü Receb-i Şerif başlıyor. Bizleri bu mübarek aylara kavuşturan Yüce Rabbimize binlerce hamd-ü senalar olsun. Bu ayların

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI

GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI TARİH GÜN VAKİT ADI SOYADI UNVANI VAAZIN KONUSU VAAZIN YAPILDIĞI YER 3.10.2014 CUMA ÖĞLEDEN ÖNCE HASAN İZMİRLİ İlçe Müftüsü

Detaylı

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI AY S.N ADI VE SOYADI ÜNVANI VAAZ YAPACAĞI YER TARİHİ GÜNÜ VAKTİ Ana Konu Alt Konu Vaaz Konusu 1 H.Basri DÜZDAŞ Müezzin-Kayyım

Detaylı

Günah Hastalığından Kurtulmanın İlâcı: Tevbe ve İstiğfar

Günah Hastalığından Kurtulmanın İlâcı: Tevbe ve İstiğfar Günah Hastalığından Kurtulmanın İlâcı: Tevbe ve İstiğfar Maddî kirleri sabun ve su giderdiği gibi kalbi karartan, insanı cehennemlik yapan, mânevî hastalık ve kirleri de tevbe, istiğfar ve Allâh'tan korkarak

Detaylı

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri http://yenidunyadergisi.com// 2015 HAZİRAN sayısında yayınlanmıştır Ebû Hüreyre (ra) den Rasûlullâh In (sav) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Kim inanarak

Detaylı

Şeytan Der ki Ey İnsan!..

Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Dengenin engelidir, şeytanların çengeli, Eûzu besmeledir, çengellerin engeli. KUR ÂN DİYOR Kİ! (Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: Şüphesiz Allah size gerçek

Detaylı

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir?

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir? Kurban sözlükte yaklaşmak, yakınlaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Kurban, Allah a yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla belirli bir zamanda uygun nitelikteki bir hayvanı kesmektir. Kesilen

Detaylı

BYK & ŞYK DERSLERİ. Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez.

BYK & ŞYK DERSLERİ. Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez. Ders : 8 Konu : SALiH AMEL Amel kelimesi, sevap veya günahla karşılık bulan her türlü iş, çalışma ve fiil demektir. Kur ân-ı Kerim ve hadisi Şeriflerde daha çok emir, yasak ve tavsiyeler anlamında olup,

Detaylı

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI S.NO TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN TARİH ADI SOYADI UNVANI YERİ VAKTİ KONUSU Tepebaşı Camii 1 05.06.2016 29 Şaban Nalbant Camii Rahman Camii Ramazan'a

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

Fabrika çıkışlı bilgisayar,denetimden geçirilmiş,çalışır halde olarak sunulur.

Fabrika çıkışlı bilgisayar,denetimden geçirilmiş,çalışır halde olarak sunulur. İÇ AYAR İnsanlar yaratılıştan iç ayarı yapılmış olarak dünyaya gönderilirler.tıpkı Tüm ayar ve proğramlarıyla donatılmış olarak düzenlenen bir bilgisayar gibi. Fabrika çıkışlı bilgisayar,denetimden geçirilmiş,çalışır

Detaylı

İçindekiler. Günlük namazlar. Cemaatle namaz. Cuma namazı. Bayram namazı. Cenaze namazı. Teravih namazı. Namazın insana kazandırdıkları

İçindekiler. Günlük namazlar. Cemaatle namaz. Cuma namazı. Bayram namazı. Cenaze namazı. Teravih namazı. Namazın insana kazandırdıkları Ön Söz Bu dergide namaz ibadetinden bahsedilmektedir. Namaz ibadetinin bize kazandırdıklarını, nasıl namaz kılacağımızı, namazın içindeki ve dışındaki şartları vb. gibi konuları özetlemektedir. Dergi kolay

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.. 8. SINIF I. DÖNEM ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 1. İnsanın sorumlu bir varlık olması aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir? A) Düşünmesi B) Konuşması ) Yürümesi D) Beslenmesi 4. Hz. Muhammed

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Şeyh den meded istemek caizmidir?

Şeyh den meded istemek caizmidir? Eusubillahi-mineş-şeytanirrajim Bismillahirr-rahmanirrahim Şeyh den meded istemek caizmidir? Şeyh Eşref Efendi Esselamaleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu Hazihis Salatu tazimen bi hakkike ya Seyyiduna

Detaylı

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 İçindekiler Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 Amacımız... 15 Peygamberimiz in Muhteşem Zarafeti... 17 Ramazan da Aile Hayatı ve Çocuk Terbiyesi... 19 Evladınızı Böyle Yetiştiriniz!... 22 Çifte Kültür...24 Arslanm

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2004 YILI 2. DÖNEM BAY VAAZ PROGRAMI NİSAN-MAYIS-HAZİRAN VAİZ ADI/SOYADI

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2004 YILI 2. DÖNEM BAY VAAZ PROGRAMI NİSAN-MAYIS-HAZİRAN VAİZ ADI/SOYADI İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2004 YILI 2. DÖNEM BAY VAAZ PROGRAMI NİSAN-MAYIS-HAZİRAN TARİH SAAT GÜN VAKİT İLÇE YER VAİZ ADI/SOYADI VAAZ KONUSU 01.04.2014 10:30-13:00 Salı Öğle Namazı Gaziemir Merkez C. Ali ÖZDEMİR

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA SADECE SIKINTIDA DEĞİL HER ZAMAN DUA (Resulüm!) De ki: Dua (ve ibadeti)niz olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkarcılar!) Siz ise, (Allah ve Resulü nün bildirdiklerini) yalanladınız, bu yüzden

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

TOKAT İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL İRŞAT PROGRAMI VAAZ SİSTEMİ

TOKAT İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL İRŞAT PROGRAMI VAAZ SİSTEMİ S.N. ADI VE SOYADI ÜNVANI VAAZ YAP CAMİ TOKAT İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL İRŞAT PROGRAMI VAAZ SİSTEMİ 1 Ahmet ERDEM İl Müftüsü ALİPAŞA C. MERKEZİ 2 Doç.Dr. Hüseyin ÇELİK Öğr. Gör. BEHZAT C.

Detaylı

Saat: 19.30 Canik Belediyesi Adnan Menderes Demokrasi Meydanı AKS TV den İFTARA DOĞRU 1 KONU 1 KONUK Canlı Yayın

Saat: 19.30 Canik Belediyesi Adnan Menderes Demokrasi Meydanı AKS TV den İFTARA DOĞRU 1 KONU 1 KONUK Canlı Yayın 1 2 On Bir Ayın Sultanı na ve Canik e Selam Olsun... Değerli Hemşehrilerim; Bir AKS Ramazan TV den ayına A daha DOĞRU kavuşmanın 1 KONU mutluluğunu 1 KONUK hep Canlı beraber Yayın yaşarken, Onbir ayın

Detaylı

RAMAZAN AYI ETKİNLİK TAKVİMİ

RAMAZAN AYI ETKİNLİK TAKVİMİ RAMA ZAN GÜNÜ TARİH / GÜN İFTAR PROGRAMI VE YERİ SOHBET PROGRAMI KONULARI SOHBET PROGRAM KONUKLARI İFTAR SAATİ PROGRAM 1 18 Perşembe AKKUŞ Cumhuriyet Meydanı Ramazan ve Oruç Mustafa KOLUKISAOĞLU Ordu Müftüsü

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

Tövbe ve Af Dileme-4

Tövbe ve Af Dileme-4 Tövbe ve Af Dileme-4 Kutsalsın, Kutsalsın, Kutsalsın ey güçlü Rab Tanrı; Yer ve gök Sana verilen hamtlarla doludur. Rabbin adına gelen ve tekrar gelecek olana en yücelerde hamtlar olsun. Baba ya, Oğul

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

NOT : ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhari'ye yazmıştır.

NOT : ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhari'ye yazmıştır. 45. MEKTUP MEVZUU : a) Şeyhinin vefatından sonra, Haniganın fukarasına (tekkenin dervişlerine) zahirî destek olması dolayısı ile teşekkür izharı.. b) Camiiyet-i İnsan (insanda her şeyin var olması) onun

Detaylı

İbadetin Manası ve Çeşitleri

İbadetin Manası ve Çeşitleri İbadetin Manası ve Çeşitleri Muhammed ibni Abd'il Vehhab (rahimehullah) www.at-tawhid.org 1 İbadetin Aslı Allah a ibadetin aslı; Allah ın emirlerine uymak nehyettiklerinden kaçınmak suretiyle ona itaat

Detaylı

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6] K U R B A N Şartlarını hâiz olub,allah a yaklaşmak amacıyla kesilen kurban;hz. Âdem in çocuklarıyla başlayıp [1],Hz. İbrahim-in oğlu İsmail-in kurban edilmesinin emredilmesi[2],daha sonra onun yerine koç

Detaylı

Hayır ehli, hayra koş! Ramazan bereket ayıdır, bu ayın hakkını gözetin!

Hayır ehli, hayra koş! Ramazan bereket ayıdır, bu ayın hakkını gözetin! RAMAZAN 2012 Demokratik Kongo Filipinler Güney Afrika Kamboçya Kenya Malavi Nijerya Pakistan Somali Tayland Uganda Hayır ehli, hayra koş! Uzakdoğu ve Afrika da iftar programlarımız olacak. Türkiye deki

Detaylı

2016 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

2016 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI 1 İsmail İPEK İl Müftüsü Sultan Bayezit Camii 5.6.2016 Pazar Yatsı Rahmet Ayı Ramazan 2 Mehmet BUŞKUN Vaiz Sultan Bayezit Camii 6.6.2016 Pazartesi Öğle Rahmet Ayı Ramazan 3 Adem AYRANCI Müftü Yardımcısı

Detaylı

NAMAZ. 2 Namaz kimlere farzdır? Ergenlik çağına gelmiş, akıllı ve Müslüman olan herkese farzdır.

NAMAZ. 2 Namaz kimlere farzdır? Ergenlik çağına gelmiş, akıllı ve Müslüman olan herkese farzdır. NAMAZ 1 Namazın önemi ve faydaları nelerdir? 1. İslam ın şartlarından biridir. 2. Kulu, Allah a yaklaştırır. 3. Cemaatle kılınması, birlik ve beraberliği pekiştirir. 4. Sorumluluk bilincini geliştirir.

Detaylı

Ondalık ve Oruç Adakları

Ondalık ve Oruç Adakları Ondalık ve Oruç Adakları 01135_186_Tithing.indd 1 Bütün ondalıklarınızı ambara getirin. Beni bununla sınayın diyor Her Şeye Egemen Rab. Göreceksiniz ki, göklerin kapaklarını size açacağım, üzerinize dolup

Detaylı

TEVRAT VE İNCİL DE İSLÂM A UYGUN ABDEST, NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT, KURBAN İBÂDETİ VE ÎMAN ESASLARI

TEVRAT VE İNCİL DE İSLÂM A UYGUN ABDEST, NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT, KURBAN İBÂDETİ VE ÎMAN ESASLARI TEVRAT VE İNCİL DE İSLÂM A UYGUN ABDEST, NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT, KURBAN İBÂDETİ VE ÎMAN ESASLARI Halil YAVUZ Emekli müftü ÖNSÖZ Hamd, şânı yüce olan Allah(c.c) a, salât-ü selâm O nun kulu ve Rasûlü Muhammed

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE NAMAZ

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE NAMAZ İBADETLERİN EN BÜYÜĞÜ; NAMAZ (Resûlüm!) Kitab dan sana vahyedileni oku ve namazı da dosdoğru/gereğine uygun olarak kıl. Çünkü namaz hayasızlıktan/utanmazlıktan ve kötü sayılan şey(ler)den alıkoyar. Allah

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAY VAAZ ÇİZELGESİ ( 2013 YILI 3. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAY VAAZ ÇİZELGESİ ( 2013 YILI 3. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAY VAAZ ÇİZELGESİ ( 2013 YILI 3. DÖNEM ) TARİH GÜN VAKİT İLÇE YER VAİZ ADI/SOYADI VAAZ KONUSU 01.07.2013 Pazartesi Öğle Namazı Konak Hisar Camii Ali ÖZDEMİR Allah Katında Üstünlüğün

Detaylı

FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal

FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal dayanışma ve İslamî değerlerin mali olarak desteklenmesi

Detaylı

ORDU İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI 2. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) ÜÇ AYLIK VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

ORDU İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI 2. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) ÜÇ AYLIK VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI 1 M.Süleyman KAYIŞ VAİZ AKYAZI MH. C. Ö.ÖNCE TEVBE VE İSTİĞFAR Raşit DEMİR VAİZ KARŞIYAKA MH. MERKEZ C. Ö.ÖNCE TEVBE VE İSTİĞFAR Mustafa FIRAT VAİZ AZİZİYE (YALI) C. Ö.ÖNCE TEVBE VE İSTİĞFAR ZEYNEP TEKİN

Detaylı

Sınıf. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 1. TEOG DENEME SINAVI. 8. Sınıf TEOG. Sınavına. Bizim İçin Hepiniz Özelsiniz...

Sınıf. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 1. TEOG DENEME SINAVI. 8. Sınıf TEOG. Sınavına. Bizim İçin Hepiniz Özelsiniz... ORTAOKUL 8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 1. TEOG DENEME SINAVI ORTAOKUL 8. Sınıf TEOG Sınavına H A ZI R LI K Bizim İçin Hepiniz Özelsiniz... R Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi I. TEOG Deneme Sınavı 8.

Detaylı

Sıra no Sûre Adı. Âyet sayısı O.B.E.B

Sıra no Sûre Adı. Âyet sayısı O.B.E.B Kimi sayılar aralarında asal dır. Hangi sayıların aralarında asal olduğunu belirlemek için ortak bölenlerin en büyüğünü (O.B.E.B.) bulmak gerekir. Örnek: O.B.E.B. kavramını açıklamak için 12 ve 18 sayılarını

Detaylı

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır.

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Kur'an-ı Kerimde bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

SEÇİM VE GEÇİM Perşembe, 31 Ekim 2013 09:31

SEÇİM VE GEÇİM Perşembe, 31 Ekim 2013 09:31 Tarih boyunca hayatın her alanında özellikle de evlilik-aile hayatı ve yönetim-iktidar alanında seçim ve geçim çok önemli unsurlardır. Seçim ile geçim iç içedir, geçim seçime bağlıdır. Geçim yani nasıl

Detaylı

Allah'tan korkmak, büyük makamlardandır. Çünkü Allahü teâlâ buyuruyor ki:

Allah'tan korkmak, büyük makamlardandır. Çünkü Allahü teâlâ buyuruyor ki: Allah'tan korkmak, büyük makamlardandır. Çünkü Allahü teâlâ buyuruyor ki: Allah'tan ancak âlim olanlar korkar. Hadis-i şeriflerde ise şöyle buyuruldu: Hikmet ve ilmin başı Allah korkusudur Sizin en akıllınız,

Detaylı

3 Her çocuk Müslüman do ar.

3 Her çocuk Müslüman do ar. TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,

Detaylı

KURAN IN ANLAMI İLE BULUŞMAK ARAŞTIRMASI

KURAN IN ANLAMI İLE BULUŞMAK ARAŞTIRMASI KURAN IN ANLAMI İLE BULUŞMAK ARAŞTIRMASI Kasım 2007 İÇİNDEKİLER Metodoloji I. Araştırmanın Metodoloji ve Örneklemin Yapısı II. Örneklemin Mezhep Bağlılığı ile İlgili Yapısı III. Dindarlık Algısı IV. Din

Detaylı

'Hayırlı Gece' Ramazan Proğramı

'Hayırlı Gece' Ramazan Proğramı 'Hayırlı Gece' Ramazan Proğramı 1) Ne & Niçin? Şubelerde Gençlere özel İrşad Proğramları Ramazan ayı içerisinde şube gençlik teşkilatlarında, o şubenin Camii'sine ibadet etmek üzere gelen gençlere yönelik

Detaylı

ERZİNCAN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 2. DÖNEM NİSAN-MAYIS-HAZİRAN AYLARINA AİT VA'Z İRŞAD PROGRAMI

ERZİNCAN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 2. DÖNEM NİSAN-MAYIS-HAZİRAN AYLARINA AİT VA'Z İRŞAD PROGRAMI ERZİNCAN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 2. DÖNEM NİSAN-MAYIS-HAZİRAN AYLARINA AİT VA'Z İRŞAD PROGRAMI ADI SOYADI ÜNVANI Haftalar GÖREV TARİHİ VAKTİ VA'Z-IN YERİ VA'Z-IN KONUSU Yavuz KARABAYIR İl Müftüsü Öğle Yenişehir

Detaylı