Başkent. Sağlıkta Adres. Sayı 2 / Yaz GÜNEŞİN KARANLIK YÜZÜ Prof. Dr. A. Tülin GÜLEÇ. RAMAZAN AYI İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ İrem OLCAY EMİNSOY

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Başkent. Sağlıkta Adres. Sayı 2 / Yaz 2011. GÜNEŞİN KARANLIK YÜZÜ Prof. Dr. A. Tülin GÜLEÇ. RAMAZAN AYI İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ İrem OLCAY EMİNSOY"

Transkript

1 Sağlıkta Adres Başkent Sayı 2 / Yaz 2011 GÜNEŞİN KARANLIK YÜZÜ Prof. Dr. A. Tülin GÜLEÇ RAMAZAN AYI İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ İrem OLCAY EMİNSOY ENFEKSİYON HASTALIKLARI ve KLİNİK MİKROBİYOLOJİ ABD Prof. Dr. Hande ARSLAN SU SPORLARI İLE İLİŞKİLİ ENFEKSİYON HASTALIKLARI Prof. Dr. Hande ARSLAN ERİŞKİN KEMİK İLİĞİ NAKİL MERKEZİ Doç. Dr. İlknur Kozanoğlu VARİS Doç. Dr. Tankut AKAY GEBELİK VE EGZERSİZ Uzm. Fizyoterapist Emel ŞAHİN HORLAMAK HASTALIK BELİRTİSİ OLABİLİR Mİ? Öğr. Gör. Şerife BOZBAŞ ÖZEL SAĞLIK SİGORTASI Uzm. Dr. Fisun SÖZEN Cengiz YILMAZ Başkent Üniversitesi Hastanesi yayınıdır.

2 TANI VE TEDAVİ BİRİMLERİ Acil Tıp Anesteziyoloji - Ağrı kliniği Aile Hekimliği Beyin ve Sinir Cerrahisi Çocuk Cerrahisi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dermatoloji - Aşırı Terleme Tedavisi - Botox Uygulaması - Fototerapi Diş Hekimliği Endokrinoloji Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Gastroenteroloji Genel Cerrahi - Yanık Polikliniği Göğüs Hastalıkları - Sigara Bırakma Kliniği - Uyku Laboratuarı Hematoloji Kalp Damar Cerrahisi Göz Hastalıkları Kadın Hastalıkları ve Doğum - Tüp Bebek Kardiyoloji Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Nefroloji - Ayaş Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi - Yapracık Geriatri ve Psikososyal Rehabilitasyon Merkezi - Yenikent Diyaliz Nöroloji Nükleer Tıp Ortopedi ve Travmatoloji Patoloji Plastik ve Rekonsrüktif Cerrahisi Psikiyatri Romatoloji Radyodiagnostik Tıbbi Genetik Tıbbi Onkoloji Üroloji - Taş Kırma Kliniği - Ürodinami Laboratuarı

3 İÇİNDEKİLER

4 Editörden Sağlık ve Magazin Dergisi Sahibi Başkent Üniversitesi Hastanesi Adına Başhekim Prof. Dr. Ali HABERAL Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Melek ALKAN ÇAKMAK Tasarım Uygulama Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi İletişim Tasarımı Bölümü Baskı Can Matematik Limited Şirketi İvedik Organize Sanayi Ağaç İşleri Sitesi, 21.Cadde 524. Sokak, No: 30 İvedik/ANKARA Tel: (0312) Merhaba sevgili okurlarımız; Özlemi çekilen güneşin, yerini bunaltıcı yaz sıcaklarına bıraktığı şu günlerde; sizlere, mevsime özgü sağlıkla ilgili yaşanabilecek sıkıntılardan ve beraberinde koruyucu sağlık önlemlerinden oluşan bir içerik hazırladık. Bu dönemki sayımızda; Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığı bünyesinde yapılan çalışmaları içeren bilgilendirmelere yer verilmiştir. Hastalıklar ve tedavileri ekseninde yayınlamayı amaç edindiğimiz dergimizde; her ne kadar teknolojik ekipmanlar, modern tedavi yöntemleri ve erken teşhisin önemine vurgu yapsak da, sağlıkla ilgili yaşadığımız her sıkıntının atlatılmasında, moral ve motivasyon yüksekliğinin gücünü de yadsıyamayız. O yüzden sayfalarımızı karıştırmadan önce, hastanemizde uzun zamandır tedavi gören çocuk hastamız Hilal ÇALIK ın duygularını dile getirdiği mektubuna yer vermek istedik. Bu mektup; bizim için, yaşama dört ele sarılmanın, başımıza ne gelirse gelsin hayattan ümidi kesmemenin, bardağın hep dolu tarafını görmenin hayatımıza kattığı değerin en saf haliyle sunumuydu. İstedik ki; Hilal in cümleleri birileri için ışık olsun yolunu aydınlatsın, el olsun çeksin çıkarsın. Sahip olduğumuz sağlık hazinesine gerekli özeni gösterip, kıymetini bilen bireyler olmak dileğiyle hepinize sağlık dolu yarınlar dileriz. Melek ALKAN ÇAKMAK Yayın Türü Yerel Süreli Yayın Basım Tarihi 24/08/2011 Okuyucu Köşesi için mail adresimiz 2 İdare Adresi Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi 10.Sokak, No:45 Bahçelievler/ANKARA Tel: (0312) Faks: (0312)

5 Prof. Dr. A. Tülin GÜLEÇ Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları ABD GÜNEŞİN KARANLIK YÜZÜ Dünyamızdaki tüm varlıklara hayat kaynağı olan güneş ne yazık ki artık insanlar için bir tehlike unsuru haline gelmeye başlamıştır. Bu nedenle güneş ışığının zararlarını ve yarattığı riskleri iyi bilmek ve gerekli önlemleri zamanında almak büyük önem taşır. Ayrıca, güneş ışığı ile ilişkili deri kanserlerinin kaçınılabilinmesi mümkün kanserler olduğu ve bunun da etkili bir şekilde güneşten korunarak sağlanabileceği unutulmamalıdır. Sağlıklı, uzun ve mutlu bir yaşam sürmenin en önemli sırrı, başta güneş olmak üzere doğanın bizlere hediye ettiği imkanlardan uygun ve doğru şekilde faydalanmaktır. Dünyadaki tüm varlıklar için enerji kaynağı olan güneş vücudumuzdaki D vitamini üretiminin yaklaşık %90-95 inden sorumludur. D vitamininin kemik ve diş gelişimini sağlamak ve bağışıklığı güçlendirmek gibi çok önemli görevleri vardır. Bu nedenle güneş ışınlarından doğru şekilde faydalanmak her yaşta daha sağlıklı ve güçlü olmak açısından oldukça önemlidir. Ancak tüm bu faydaları içinde barındıran güneş, son 50 yıl içinde deri üzerindeki olumsuz ve korkutucu etkilerinin ortaya çıkmasıyla kaçınılması gereken bir güç haline gelmiştir. Bu nedenle vücudumuzu güneşin zararlı etkilerinden en etkin şekilde korurken aynı zamanda güneşin dost etkisinden de faydalanabilmenin yolları giderek önem kazanmıştır. Güneş ışığına, yani ultraviyole (UV) radyasyonuna, kısa sürede aşırı maruz kalınması güneş yanığına; uzun süreli maruz kalınması ise; derideki bağışıklık sistemini zayıflatarak, erken deri yaşlanması ve deri kanserine yol açması gibi çok önemli olumsuz etkileri vardır. UV radyasyonu dalga boyuna göre başlıca UVA, UVB ve UVC olmak üzere 3 alt gruba ayrılır. UVC: Tamamı ozon tabakası tarafından filtre edilir. Ekvatora yakınlık, mevsim, saat gibi faktörlere bağlı olmak üzere UVB nin %1-5 i, UVA nın ise %95-99 u yeryüzüne ulaşır. UVB: Derinin üst tabakaları tarafından tamamen emilir ve esas olarak deride kızarıklık oluşumu ile güneş yanığından sorumludur. Ayrıca hücre çekirdeğinde bulunan ve taşıdığı genler sayesinde hücredeki hayatsal faaliyetleri yöneten DNA üzerine doğrudan etki göstererek yapısının bozulmasına yol açar. Bu etki, deri kanserlerinin gelişimi için çok önemli bir risktir. 4 5

6 UVA: Derinin daha derin tabakalarına kadar ulaşır ve güneşe bağlı erken deri yaşlanmasına ve derideki renk koyulaşması ile lekelere neden olur. Bu kişilerin derisi ince, gevşek, mat, kırışık, lekeli ve çabuk zedelenir bir durum alır. Etkisi henüz tam olarak anlaşılmamış olmakla birlikte UVA nın deri kanseri oluşumunda da rolü olduğu söylenmektedir. Bağışıklık sisteminin zayıflaması ise hem UVA hem de UVB radyasyonuna maruz kalma sonucu görülür. Güneş ışığına maruziyetin en önemli ve korkutucu etkisi elbette ki deri kanseri oluşumunda rol oynamasıdır. Bunlardan en tehlikeli olanı ise halk arasında ben kanseri olarak bilinen melanomadır. Melanoma, deriye renk veren melanin pigmentini yapan hücreler olan melanositlerin kanseridir. Avustralya gibi yıl boyu fazla güneş alan ülkeler başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde her yıl daha da artan sıklıkta görülmektedir. Melanoma gelişiminde ben sayısının fazla olması, atipik (düzensiz kenarlı, çok sayıda renk içeren, homojen görünümlü olmayan) benlerin bulunması, ailede ben kanseri görülmesi ile kişinin açık tenli, renkli gözlü ve çilli olması gibi pek çok risk faktörünü rolü vardır. Ancak en önemli ve önlenebilir risk faktörü aralıklı, ani ve yüksek miktarda güneş ışığına maruz kalmaktır. Özellikle çocukluk çağında içi su dolu kabarcıkların da eşlik ettiği şiddetli güneş yanığı öyküsü olan kişilerde ben kanseri gelişimi ihtimali yükselmektedir. Melanoma eğer tedavi edilmezse veya tedavide geç kalınırsa ölümcül olan bir kanserdir. Güneş ışığına uzun yıllar boyunca daha düşük dozlarda da olsa maruz kalmak ise son derece tehlikeli olabilen skuamöz hücreli karsinoma ve bu kanserin öncüsü olan aktinik keratoza yol açar. Bunlar özellikle vücudun yıl boyunca sürekli olarak güneşle karşı karşıya kaldığı yüz ve eller gibi açık alanlarda oluşur. Bu bölgelerde üzeri kabuklanan ve pullanan kabarıklıkların veya iyileşmeyen yaraların oluşması uyarıcı olmalı ve bu kişiler mutlaka bir dermatoloğa başvurmalıdır. Güneşin yukarıda sayılan zararlı etkilerinin toplum sağlığını önemli ölçüde tehdit etmesi, sağlık alanında çalışan uzmanların koruyucu önlemler almasına neden olmuştur. Güneşten korunma ne kadar erken yaşlarda başlarsa o kadar yararlı olur. Bu nedenle doğum sonrası 6 aylıktan itibaren bebekleri güneş ışığından korumaya başlamak, çocuklara güneşin zararlarını anlatarak onlara kendilerini güneşten nasıl koruyacaklarını öğretmek gereklidir. Bu amaçla öncelikle güneşin yeryüzüne en yoğun ve dik olarak olarak ulaştığı saatler olan 10:00-16:00 arasında açık havaya kızgın güneş altına çıkmamaya dikkat edilmelidir. Güneşi yansıtan açık renkli ve mümkün olduğunca güneşe temas eden bölgeleri kapatan koruyucu kıyafetler giymek, geniş kenarlı şapkalar ile güneş gözlüğü takmak ayrıca önemlidir. Güneşten koruyucu kremler güneşten korunma amacıyla geliştirilmiş en önemli ürünlerdir. Bu ürünler deriyi UV radyasyonun hem akut (kızarıklık ve güneş yanığı) hem de kronik (deri kanseri gelişimi ve erken deri yaşlanması) etkilerine karşı korur. Güneşten koruyucu kremler alırken doktorun tavsiye ettiği, hem UVA hem de UVB radyasyona karşı koruyan, SPF si yüksek ve suya dayanaklı olan ürünler tercih edilmelidir. PF (güneşten koruma faktörü) bir kremin güneşin yakıcı ışını olan UVB den ne ölçüde koruduğunun bir göstergesidir ve etkili bir korunma için en az 30 faktörlü koruyucular tercih edilmelidir. Bu kremler, giysi dışında kalan yani güneş gören her alana uygulanmalı, özellikle güneşe çıkmadan dk önce kalın bir tabaka halinde sürülmeli ve koruyuculukları kaybolduğu için 2-3 saatte bir tekrar edilmelidir. Ayrıca aşırı terleme, duş alma ve yüzme sonrası da mutlaka yenilenmelidir. Dudakların da yanabileceği ve bu bölgede de güneşe bağlı olarak dudak kanseri gelişebileceği unutulmamalı ve koruma faktörlü dudak nemlendiricileri kullanılmalıdır. Güneşten koruyucu kremler ve diğer koruyucu önlemler sadece yazın veya tatile gidince değil, ideal olarak tüm yıl boyunca uygulanmalıdır. Bulutlu havalar ve gölge, şemsiye veya saçak altınının güneş ışığının etkisini en fazla yarıya indirmesi ve dolayısıyla koruyucu olmaması nedeniyle bu durumlarda da korunmaya devam edilmelidir. Kum, cam, su, kar ve beyaz boyanmış yüzeyler güneş ışınlarının yaklaşık %85 ini yansıtır, yani güneşin zararlı etkilerini artırır. Bu nedenle havuz veya denize gidildiğinde, karlı havalarda ve araba ile seyahat esnasında da güneşten mutlaka korunmak gerekir. Kemik gelişimi için önemli olan D vitamini güneş ışınlarının yardımıyla vücutta sentezlenir ve bu vitamin özellikle hayatın ilk yıllarındasağlıklı gelişim için çok gereklidir. D vitamini eksikliği çocuklarda raşitizm, erişkinlerde ise kemiklerin sertliğini kaybetmesi ve kas-iskelet ağrısına neden olur. Ayrıca, bazı bilimsel çalışmalarda D vitamini seviyesinin kolon, meme ile prostat kanseri ve lenfoması olan kişilerde düşük olduğu bulunmuştur. Son yıllarda güneşten koruyucu kremler de dahil olmak üzere güneşten korunma yöntemlerinin D vitamini eksikliğine yol açabileceği öne sürülmüştür. Bununla birlikte, bu kremlerin D vitamini eksikliğine yol açtığını gösteren klinik bir kanıt bulunmamaktadır. Ayrıca uzun süreli güneşten koruyucu krem kullanan bireylerin izleminde de bu ürünlerin D vitamini eksikliğinde yol açmadığı gösterilmiştir. 6 7

7 İrem OLCAY EMİNSOY Başkent Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü Ramazan sofralarımızı zengin tutmayı, pek çok yemek çeşidini beraber sunmayı, davetler verip, keyifli sofraları sevdiklerimizle paylaşmaya severiz. RAMAZAN AYI İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ Toplumsal hayatımızda meydana gelen bazı degişiklikler, Ramazan ayında beslenme şeklini de etkilemektedir. Yemek yenilen saatlerin değişmesinin yanı sıra yediğimiz yemeklerin çeşitleri de farklılaşmaktadır. Ramazan ayında İftar ve Sahur olmak üzere iki ana öğün bulunmaktadır. İftarda orucu zeytin, peynir, reçel gibi çeşitli yiyeceklerle açmak, ardından çorba, etli yemek, pilav, börek, tatlı ya da meyve ile yemeği bitirme alışkanlığı vardır. Sahurda ise yine özel yemekler yapılabildiği gibi, akşamdan kalan yemekler ya da sabah kahvaltısının biraz daha çeşitlendirilmişi ile oruca hazırlanılır. Bu iki öğün arasında ise hem sıvı tüketimine dikkat etmek, hem de ara öğün olarak meyve, sütlü tatlı, dondurma gibi yiyecekler tüketmek söz konusu olabilmektedir. Yeterli ve dengeli beslenme ile ramazan ayını sağlıklı geçirmek sağlanabilir. Yanlış beslenme şekli mide ve barsak rahatsızlıklarına neden olabilir. İftar İftar da kahvaltılık ürünler tüketerek başlamak önemlidir. Uzun süre aç kaldıktan sonra biraz peynir, zeytin, bal veya reçel, 1-2 dilim ekmek tüketilebilir. Ramazan ayının en güzel tatlarından biri olan pideyi de dikkatli yemek önemlidir. Yemekler mümkün olduğunca yavaş yenmelidir. Açlık hissini yemek yemeğe başladıktan 20 dakika sonra azalmaya başlamaktadır, bu nedenle hızlı yediğimizde bu süre geçinceye kadar yedimiz yemek miktarı da fazla olacaktır. Bu şişkinliğe, hazımsızlığı en önemlisi de kilo almaya neden olabilir. Kahvaltılık yiyecekler arasında sosis, salam, sucuk gibi besinler olmaması daha uygundur. Bu yiyeceklerin yağ oranları yüksek ve baharatları özellikle tuz miktarları daha yoğundur. Bu nedenle sofralarımızda daha az yer bulmalarında bir sakınca yoktur. Yemek olarak çorba, etli sebze yemeği, kurubaklagil, et tavuk- balık yemekleri, pilav makarnabörek, salata ve meyve tercih edilebilir. Bu yemekler hazırlanırken kızartma olmaması, katı yağ kullanılmaması, porsiyon ölçülerinin büyük olmaması önemlidir. Yemekleri iyi çiğnemek, yavaş yemek gereklidir. Haftada 1-2 defa kurubaklagil yemeği yenmelidir. Salata ve meyve vitamin ve mineral desteğinin yanı sıra, posa açısından da beslenmemizi desteklemektedir. Bu da barsakların düzenli çalışmasına yardımcı olmaktadır. Şerbetli tatlı yerine sütlü tatlıları tercih edilmelidir. Dışarıda yenilen yemeklerde her zaman olduğu gibi temizliğe dikkat etmek gereklidir. Özellikle sütlü tatlı alırken taze olduğundan emin olmak gerekmektedir. Ramazanın bir diğer vazgeçilmez tatlısı güllaç, uygun koşullarda saklanmadığında çok çabuk bozulmaktadır. Ara öğün İftardan sonra iki tane ara öğün yapılmalıdır. İftardan 1 ve 3 saat sonra meyve veya iftarda yenmediyse sütlü bir tatlı yemek uygundur. Sahur Sahur da hiç ihmal edilememesi gereken bir öğündür. Bu öğünde de tok tutsun diye ağır, yağlı yemekler tercih etmek çeşitli rahatsızlıklara neden olabilir. Kızartma, makarna, pilav, gibi yiyecekler sahurdan sonra mide rahatsızlıklarına neden olabilir. Bu nedenle, çorba ve kahvaltılık (peynir, yumurta, zeytin, az miktarda reçel veya bal, süt) tüketmek daha uygun olabilir. Sıvı Ramazan ayı yaz aylarının gelmesinden dolayı terle su kaybı daha çok olmaktadır. İçtiğimiz çay, kahve veya meşrubat su yerine geçmemektedir. Günde 2-2,5 litre kadar su içilmesi gereklidir. Yemeklerin yanında az şekerli komposto veya hoşaflarda içilebilir. Arada çay veya kahve tüketilebilir. Evde hazırlanmış limonata hem güzel bir serinletici olabilir. Fakat daha önemlisi su tüketimine dikkat etmek gerekmektedir. Ayrıca gazlı içecekler her iftar sofrasında bulunma zorunluluğu olan içecekler değildir. Çok fazla miktarda şeker içermekte oldukları için nadiren tercih edilmelidir. Ayrıca asitli içeceklerin iftarda içilmesi mide gazı gibi şikâyetlerin oluşmasına da neden olabilir. Aşırı tuzlu olabilecek gıdalardan da uzak durulmadır. Özellikler cips, tuzlu çekirdek, tuzlu kuruyemişlerin tüketilmesi fazla miktarda tuz tüketmemize neden olmaktadır. Bu da susuzluğu artırmaktadır. Bayramda da beslenmeye dikkat etmek gereklidir. Gene aşırı yağlı, kızartılarak yapılmış yemeklerden uzak durulmadır. Şerbetli tatlı yerine sütlü tatlı veya meyve tatlısı tercih edilmelidir. 8 9

8 Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı 1997 yılında kurularak faaliyetlerine başlamıştır. Anabilim Dalımız hem eğitim hem de hizmet faaliyetlerini bir arada yürütmektedir. Anabilim Dalımız Ankara Hastanemiz ve İstanbul, Konya, Adana ve Alanya Eğitim ve Araştırma merkezlerinde görev yapan 1 profesör, 3 doçent, 4 yardımcı doçent ve 2 öğretim görevlisi toplam 10 öğretim üyesi ve 5 araştırma görevlisinden oluşmaktadır. Anabilim Dalımız; 54. Cadde, Varol Apartmanı, 70/2 Bahçelievler Ankara adresinde hafta içi , Cumartesi saatleri arasında hizmet vermektedir. Randevularınız için no lu telefonu arayabilirsiniz. ENFEKSİYON HASTALIKLARI ve KLİNİK MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI Prof. Dr. Hande ARSLAN Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji ABD Başkanı Anabilim dalımızın faaliyetlerini; bulaşıcı hastalıkların gelişmesini önlemek, gelişen enfeksiyonların tanınmasını sağlamak ve gelişen enfeksiyonları tedavi etmek olarak sınıflandırabiliriz

9 Enfeksiyon hastalıklarının bir bölümünden korunmak aşı ile mümkün iken bir bölümünden sadece genel tedbirlerle korunulabilir. Buna verilecek en güzel iki örnek; Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ile yaz ishalleridir. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi daha çok ilkbahar ve yaz aylarında görülen bir hastalıktır ve en önemli korunma yolu kene temasını engellemek üzere uygun şekilde giyinmektir. Yaz aylarında görülen ishallerden korunmanın yolu ise, besinlerin uygun şekilde hazırlanması ve tüketilmesinden geçer. Enfeksiyon hastalıklarından korunmak için genel tedbirlerin yanı sıra aşılanma da çok önemlidir. Sanıldığı gibi, aşılanma çocukluğa özel bir durum değildir. Tetanoz, grip ve zatürre aşıları buna örnek olarak verilebilir. Anabilim Dalımız bünyesinde çalışan polikliniğimize başvuranlara erişkin yaş grubunda olunması gerekli aşılarla ilgili bilgi verilmekte ve gerekli aşı düzenlemeleri yapılmaktadır. Ayrıca polikliniğimizde; yurtdışına seyahat edecek kişilere, gidecekleri bölgeye özel olarak önerilen aşılar ve ilaçlar konusunda bilgilendirmeler yapılmakta, gereken aşı veya ilaçlar reçete edilmektedir. Bulaşıcı hastalıklardan korunmadaki ikinci önemli başlık ise hastane enfeksiyonlarının önlenmesidir. Hastaların yatarak tedavi gördüğü, ameliyat ve benzeri işlemlerin uygulandığı hastanelerde enfeksiyonların tamamen ortadan kaldırılması elbette mümkün değildir. Ancak gerekli önlemlerin alınmasıyla hastane mikroplarından kaynaklanan hastalıklar en aza indirilebilir. Anabilim Dalımız bünyesinde hizmet vermekte olan Enfeksiyon Kontrol Komitesi çeşitli talimatlar hazırlayarak ve tüm birimlerdeki işleyişi bu kurallar çerçevesinde denetleyerek hastane kaynaklı enfeksiyonlardan korunma konusunda çalışmalarını sürdürmektedir. Laboratuvarlarımızda; hastalık etkenlerini tespit etmeye ve bu etkenlerin tedavisi için uygun tedavi seçeneklerini belirlemeye yönelik çalışmalar yapılırken, poliklinikten başvuran hastalara ve yatırılarak izlenen hastalara da 24 saat hizmet verilmektedir. Hastalardan alınan örneklerin laboratuvara kabul edilmesi, işlemlerden geçirilmesi ve sonuçlandırılması aşamalarında toplam kalite anlayışına uygun olarak hizmet verilmektedir. Mikrobiyolojik işlemler sırasında klasik yöntemlerin yanı sıra tam otomatize sistemler de kullanılmaktadır. Laboratuvarımızda yürütülen her türlü test düzenli olarak bir uluslararası dış kalite kontrol sistemi (NEQAS-National External Quality Assessment System) tarafından test edilmektedir. Laboratuvarımıza dışarıdan örnek kabul edilmektedir. Sonuçlar hastalara faks veya elektronik posta yoluyla da iletilebilmektedir. Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü, abse gibi vücudun belirli bir alanında bulunan hastalıkların yanı sıra tüm vücuda kan yoluyla yayılmış olan hastalıkları da tedavi eder. Enfeksiyonların tedavisinde yerleşim yeri kadar etkenin ne olduğu da önemlidir. Virüslere bağlı gelişen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Grip, Batı Nil Ensefaliti gibi hastalıkların yanı sıra idrar yolu enfeksiyonu, kalp kapağı iltihabı, menenjit, yatak yarası enfeksiyonu, ishal, besin zehirlenmesi ve cilt enfeksiyonu gibi bakteriyel enfeksiyonların tedavisi de hastanemizde yapılabilmektedir. Yaşlılık veya başka nedenlerle yürümekte zorlanan hastalarımızın takipleri olanaklı olduğu ölçüde telefon görüşmesi ile veya yakınlarının polikliniğimize gelerek bilgi alması şeklinde yapılmaya çalışılmaktadır. Şehir dışından gelen hastalarımız polikliniğimizde aynı gün mutlaka muayene edilmekte gerekirse yatırılarak tedavi edilmektedir. Uzaktan gelen ve konaklama koşulları uygun olmayan hastalarımızın takipleri yine olanaklı olduğu ölçüde telefon görüşmesi ile yürütülmektedir. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı çalışanları olarak hastalarımıza ve okuyucularımıza sağlıklı günler dileriz

10 Prof. Dr. Hande ARSLAN Başkent Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ABD SU SPORLARI İLE İLİŞKİLİ ENFEKSİYON HASTALIKLARI Günümüzde yüzme havuzları, su oyun alanları (aqua parklar), göller, nehir, deniz ve okyanuslarda yapılan eğlence veya sportif faaliyetler (yüzme, balıkçılık, rafting, su kayağı, vb) sebebiyle insanoğlunun su ile teması artmıştır. Bu aktiviteler keyifli olmakla birlikte eğer gerekli hijyenik önlemler alınmaz ise aynı zamanda enfeksiyon hastalıklarının gelişmesine de neden olabilmektedirler. Su ile bulaşan enfeksiyon hastalıkları yıl boyunca görülebilir ancak yazın bu enfeksiyonlarla daha sık karşılaşılmaktadır. Popüler toplumdaki inanca ters olarak klor bütün mikropları öldüremez. Klora dirençli mikropların az miktar su ile vücuda alınması insanı hasta etmeye yetebilir. Yüzme havuzu ve su oyunu parklarında mikropları su yutarak, solunum yolluyla veya direkt temas ile alabiliriz. Bu mekanlarda sadece enfeksiyon etkenlerine bağlı hastalıklar değil kimyasal ajanlara bağlı hastalıklar da gelişebilmektedir. Özellikle kapalı yüzme havuzlarında dezenfektan ajan olarak kullanılan klorun halojenize olmuş yan ürünlerinin buharlaşması sonucunda solunum yolları bu kimyasala maruz kalmaktadır. Bu da özellikle astım vakalarında atak oluşmasına neden olabilir. Göl, ırmak gibi doğal sular hayvan dışkıları veya şehir kanalizasyonlarının arıtılmadan buralara atık olarak boşaltılması sonucu mikroplarla kirlenir. Yüzme havuzları gibi yapay su eğlence yerlerinde ise kirlenme değişken olmakla birlikte sıklıkla insan dışkısı ile olur. Özellikle bezlenen çocukların dışkı ve idrar kaçırması ile veya ishali olan hasta bir yüzücünün havuza girmesi ile kirlenme fazla olur. Yüzme havuzlarını herkesin ortak kullandığı banyolara benzetebiliriz. Bir insanın vücudundaki mikroplar bu ortak banyo suyu ile diğer insana bulaşır. Sonuç olarak, yüzme havuzlarına girmeden önce duş almak sıklıkla yapmaktan kaçındığımız ama aslında alışkanlık haline getirmemiz gereken iyi bir hijyen uygulamasıdır. Su aktiviteleri ile ilişkili olarak başta midebarsak sistemi olmak üzere, cilt, kulak, solunum, göz, sinir sistemi ve yara enfeksiyonları görülür. En sık karşılaşılan durum ishaldir. Geçtiğimiz son 20 yılda yüzme havuzları ile ilişkili ishal salgınlarında artış yaşanmıştır. İshal yapan mikroplar Cryptospridium, Giardia, Shigella,Norovirus, Escherichia coli O157:H7 dir. Yüzme havuzu yeterli düzeyde klorla (1-3ppm) dezenfekte edilmiş olsa bile Cryptosporidium klora dirençli olduğundan suyun içinde günlerce yaşayabilir. Bu nedenle 14 15

11 yüzme havuzu ile ilişkili ishal salgınlarında en sık karşılaşılan parazittir. Havuzlarda ishal dışında görülen bir diğer enfeksiyon türü de cilt enfeksiyonlarıdır. Pseudomonas aeruginosa sudan bulaşan önemli bir fırsatçı enfeksiyon etkeni olup, sıklıkla kıl ucu iltihabı(folikülit) ve dış kulak yolu enfeksiyonu yapar. Enfeksiyon bulaşları havuzların yanı sıra denizlerde de görülebilir. Deniz suyu ile ilişkili enfeksiyonlardan en sık cilt ve yara enfeksiyonları görülür. Bu enfeksiyonlar selülit ve erizipel gibi daha hafif enfeksiyonlardan daha ciddi, cerrahi müdahale gerektiren nekrotizan yumuşak doku enfeksiyonlarına kadar geniş bir yelpazede gelişirler. Yüzme havuzu ve diğer su ile ilişkili enfeksiyonlar, altta yatan kronik hastalığı (şeker, siroz gibi) olanlarda, bağışıklık sistemini baskılayan ilaç (steroid, kanser tedavi ilaçları gibi) kullananlarda, hamilelerde, yaşlılarda ve çocuklarda hem daha sık görülür hem de hayatı tehdit edecek kadar ciddi olabilir. Deniz ile ilişkili bakteriyel enfeksiyonların çoğundan Vibrio vulnificus ve Vibrio parahaemolyticus sorumludur. Bu etkenler yengeç, istakoz gibi kabuklu deniz ürünlerini yakalayıp, temizleyenlerde veya yiyenlerde selülit gibi cilt ve yara enfeksiyonları yanında ishal, besin zehirlenmeleri, kulak enfeksiyonları hatta ölümcül seyredebilen kan dolaşımı enfeksiyonları yapabilirler. Besin zehirlenmeleri iyi seyirlidir, kendi kendini sınırlar. Kanlı veya kansız ishal, kramp tarzında karın ağrısı yapar. Balıkçılık ile uğraşanlarda görülebilen diğer cilt enfeksiyonu etkeni Erysipelothrix rhusiopathiae olup, sıklıkla eller ve parmaklardaki sıyrıklardan vücuda girer. Tedavi edilmeyen olgularda kalp enfeksiyonuna yol açabilir. Durgun sularda yüzerken karşılaşabileceğimiz bir tehlike de sülüklerdir. Sülükler deriye yapışarak kan emerler. Bu canlılar emdikleri kanı sindirebilmek için barsaklarında Aeromonas hydrophilia isimli bakteriyi taşırlar. Kan emme işlemi sırasında bu bakteriyi bize bulaştırabilirler. Aeromonas hydrophilia ya bağlı selülit, ishal, kemik ve kan dolaşımı enfeksiyonları görülebileceği unutulmamalıdır. Hem yüzme havuzlarından hem de denizden bulaşabilecek bir başka bakteri de tüberküloz dışı atipik mikobakteridir; Mycobacterium marinum. Vücuda girdikten sonra 2-8 haftalık kuluçka süresi vardır. Deride giriş yerinde akıntılı yara, tümöre benzer şekilde ele gelen yumrular (granülom) oluşturur. Bu yumrular daha sonra ülsere dönüşür. Tanı için genellikle cilt biyopsisi gerekir. Tedavisi en az 6 hafta bazen 18 aya kadar uzayabilir. Göz çevresinde selülit gelişebilir. Gölde yüzen veya dalma sporu yapanlarda görülebilecek ciddi enfeksiyonlara yol açan Acanthamoeba ve Naegleria isimli serbest yaşayan amiplerin varlığı Malezya da yapılan bir çalışmada 14 yüzme havuzunda da gösterilmiştir. Bunama, bilişsel faaliyetlerde bozulma gibi nörolojik bulgularla kendini gösterir. Menenjit ve ensefalit gibi ölüm riski yüksek enfeksiyonlara yol açar. Gözde keratit yapabilir. Özellikle kontakt lens kullananların lensleri ile yüzmeleri keratit riskini artırmaktadır Dışkı-ağız yoluyla bulaşan diğer virüslerden Hepatit A ve E dediğimiz sarılık mikropları da bu tür aktiviteler sırasında bulaşabilir. Adenovirus okyanus, nehir, kanalizasyon sistemi, yüzme havuzu sularında yaşayabilen bir virustur. Özellikle yüzme havuzu kullananlarda; gözlerde sulanma ve kaşıntı, ses kısıklığı, boğaz ağrısı ve yüksek ateş yapabilir. Çok kolay yakın temasla insandan insana bulaşabilir. Kaynaklar: 1. CDC. 2. Fantuzzi G, Righi E, Predieri G, Giacobazzi P, Mastroianni K, Aggazzotti G. Prevalence of ocular, respiratory and cutaneous symptoms in indoor swimming pool workers and exposure to disinfection by-products (DBPs). Int J Environ Res Public Health 2010;7: Init I, Lau YL, Arin Fadzlun A, Foead AI, Neilson RS, Nissapatorn V. Detection of free living amoebae, Acanthamoeba and Naegleria, in swimming pools, Malaysia. Trop Biomed 2010 ;27(3): Osorio F, Magina S, Carvalho T, Goncalves MH, Azevedo F. Mycobacterium marinum skin infection with tenosynovitis successfully treated with doxycycline Dermatol Online J. 2010;16(9):7. 5. Dziuban EJ, Liang JL, Craun GF, Hill V, Yu PA, Painter J, Moore MR, Calderon RL, Roy SL, Beach MJ; Centers for Disease Control and Prevention (CDC). Surveillance for waterborne disease and outbreaks associated with recreational water--united States, MMWR Surveill Summ. 2006;55(12): Castor ML. Safe swimming. Talk to parents about preventing recreational water illnesses.safeswimming-talk-to-parents-rwi.pdf Yüzme havuzlarından enfeksiyon kapmamak veya başkalarına bulaştırmamak için dikkat edilecek hususlar şunlardır: 1. İshali olanlar havuzlarda yüzmemelidir. 2. Bezlenen bebekler havuzda yüzmemelidir. 3. Havuz suyunun yutulmamasına dikkat edilmelidir. 4. Havuza girmeden önce duş alınmalı, tuvaletten çıkınca veya bebek bezi değiştirdikten sonra eller su ve sabunla yıkanmalıdır. 5. Bebek bezi havuz kenarında değiştirilmemelidir. 6. Küçük çocuklar havuzdan aralıklı olarak çıkartılarak, tuvalet ihtiyaçları karşılanmalıdır. 7. Özellikle Cryptosporidium veya Giardia ya bağlı ishali olanlar şikayetleri geçtikten iki hafta sonrasına kadar yüzme havuzlarına girmemelidir. Çünkü iyileşme sonrasında bile bu mikroplar, dışkı ile haftalarca atılmaya devam eder

12 Doç. Dr. İlknur Kozanoğlu Başkent Üniversitesi Adana Erişkin Kemik İliği Nakil Merkezi Hücre İşleme Ünitesi Direktörü ADANA Erişkin Kemik İliği Nakil Merkezi Dünyada 40, ülkemizde 30 yıldır kök hücre nakli tedavileri gerçekleşmektedir. Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlı 26 merkezde yılda yaklaşık 500 hastaya kök hücre nakli yapılmaktadır. Başkent Üniversitesi Adana Erişkin Kemik İliği Nakil Ünitesi 2003 yılında kurulmuş olup, Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan bölgedeki tek erişkin kök hücre nakil merkezidir. Merkezimizde otolog ve allogeneik kök nakli gerçekleştirilmektedir yılından bu yana 173 hastaya (95 otolog, 78 allogeneik) başarılı kök hücre nakli gerçekleştirilmiştir. Merkezimiz Avrupa Kemik İliği Nakil Cemiyetinin kayıtlı üyesidir ve tüm veriler Avrupa ile paylaşılmaktadır

13 Hastanemiz bünyesinde Yüreğir de bulunan ana bina (A binası) 8. kat ta kemik iliği nakil servisi bulunur. Klinik Ünite de hastaları mikrobik bulaşmadan korunabilmesi için 6 izolasyon odası bulunur. Bu izolasyon odalarının 4 ü allojeneik nakiller için düzenlenmiş, HEPA filtreleri bulunan standartlara uygun odalardır. Hastaların bu odalarda uzun süre kalabilecekleri düşünüldüğü için, buzdolabı, dijital kanallı TV, görüntülü telefon, hareketli yatak ve çek yat gibi gibi eşyalar bulunur. Nakil odasında yatan hastalar, hemşire deskinde bulunan merkezi monitörden yakın olarak izlenmektedir. Klinik Ünite de aynı zamanda Yüreğir de bulunan B binası -1. katta kemik iliği nakli hastalarının ayaktan değerlendirilmesini sağlayan bir koltukların birisi, enfeksiyon riski yönünden diğerlerinden izole edilmiştir. Kemik İliği Nakil Merkezi Hücre Toplama (Aferez) Ünitesi ile Hücre İşleme Ünitelerini barındırır. Aferez Ünitesi Sağlık Bakanlığı tarafından eğitim merkezi olarak ruhsatlandırılmış olup, sürekli eğitim programı kapsamındadır. Hücre İşleme Ünitesi, kök hücrede sayım ve canlılık analizlerinin yapıldığı ve kök hücrelerin dondurularak saklandığı alandır. Nakil Merkezi içinde yer alan Hücre İşleme Ünitesi, güvenli bir kriyojenik hücresel ürün depolama tesisine sahiptir. Hastalara ait kök hücrelerin depolanma alanı Hücre İşleme Ünitesi içinde ayrı bir alan olarak sınırlandırılmıştır. Bu alana girişler kartlı geçişle sağ- Başkent Üniversitesi Adana Erişkin Kemik İliği Transplantasyon Merkezi, Kemik İliği Nakli Avrupa Grubu nun (EBMT) kalite kuruluşu JACIE akreditasyonuna hazırlanan merkezler arasındadır. Geleceğin Tedavi Yöntemi: Kök Hücre İnsan vücudunda eskiyen organların değiştirilmesi fikri çağlar boyunca hekimlerin bir rüyası olmuş ve zaman zaman bu yönde girişimler yapılmıştır. Bilimsel açıdan anlamlı ilk denemeler ise 1930 lu yıllarda gerçekleştirilmiş ve kemik iliği yetersizliği olan hastalara (aplastik anemi) sağlam bir kişiden alınan kemik iliğinin verilmesi, hastalığı tedavi etmediği gibi, hastaların ölümüne yol açmıştır. Organ transplantasyonu girişimleri ise 1940 ve cı olur. Daha sonraki yıllarda insanlarda HLA (insan doku uygunluğu antijen) sisteminin varlığını anlaşılması büyük bir aşama olmuştur. HLA uygun bireyler arasında yapılan organ nakillerinin ve kemik iliği transplantasyonunun daha başarılı olduğu anlaşılmıştır. Bugün ise bilim adamalarının geldiği nokta, kişinin kendi hücrelerinden yeni organlar inşa etmek ve bu organlara işlevsellik kazandırmak olmuştur. Rejeneratif (tamir edici) tıp dediğimiz bu yeni bilim dalı birçok kronik hastalığın tedavisinde yeni bir pencere açmıştır. Kök hücre tanımı ve kaynakları nelerdir? İlk kez kök hücre kavramından 1800 lü yılların sonunda bahsedilmiş ve her bir kan hücrelerinin öncü bir hücreden köken aldığı farklılaşmamışlardır ve spesifik bir hücreye dönüşmesi için bir uyarı gelmediği takdirde farklılaşmamış olarak kalırlar. Farklılaşmamış hücrelerin bölünerek, kas hücresi veya sinir hücresi gibi belli bir fonksiyon gören hücreye dönüşmesine diferansiyasyon denir ve bu yetenekleri onları benzersiz kılar. Kök hücreler elde edildikleri kaynağa göre; embriyonal, fetal ve erişkin kök hücresi olarak türlere ayrılmaktadır. Erişkinde sıklıkla bulunduğu yer kemik iliği dokusudur. Kemik iliği vücudumuzun en ağır ve aktif dokusudur. Kemik iliğinde bulunan totipotent (çok yönelimli) hücre adını verdiğimiz ana kök hücre bulunur. Bu ana kök hücre, kendi kendini yenileyebilen ve başka hücrelere dönüşebilen, ayrıca başka hücrelerinde ön leri kullanılarak kök hücrelerin kemik iliğinden periferik kana göç etmesi sağlanabilir. Periferik kanda kök hücre miktarı yüksek bir sayıya ulaştığında ise, aferez cihazları yardımıyla periferik damarlar kullanılarak, kök hücreler toplanabilir. Klinikte tedavi amacıyla kök hücre kullanılacağı zaman, kök hücre elde etmek için en sık kullanılan yol; aferez sistemlerinin kullanılarak periferik damarlardan kök hücre toplanmasıdır. Göbek kordonu kesilip bebek ayrıldıktan sonra ilk yarım saat içerisinde anne rahminden düşen plasenta ve göbek kordon kanı yetişkin kök hücreler için önemli bir kaynaktır. Bu hücreler yetişkin vücudundaki hücrelere göre daha genç bir dönemde elde edildiklerinden diğer yetişkin hücrelere göre kullanım adet transplantasyon polikliniği, ve bulaşıcı lanmakta olup, yetkili kişiler dışında hiçbir 1950 li yıllarda kadavradan alınan böbreğin tariflenmiştir. Kök hücreler kendini yenileme hücrelerini oluşturabilen bir yapıdadır. açısından bazı avantajlara sahiptirler. Göbek hastalığı olan hastalar için bir izolasyon odası personel giremez. Hücre Saklama Alanında 3 bir canlıya takılması şeklinde başlamıştır. Bu ve spesifik hücrelere dönüşebilme yeteneği- Erişkin kök hücreyi en yüksek yüzdeli olarak kordon kanı kök hücre kaynağı olarak dün- bulunur. Bu alanda gerektiğinde kemoterapi adet -800C mekanik dondurucu 2 adet sıvı girişimler hasta açısından başarısız olmakla ne sahip hücrelerdir. Diğer organ hücrelerinin kemik iliğinden elde ediyoruz. Bu amaçla ke- yada, özellikle çocuklarda 1988 yılından beri ve kan transfüzyonu yapılan Ayaktan Tedavi azot tankı bulunur. Saklama Alanı uzak ve ya- birlikte, teknik açıdan damar anastomozları- (örn; karaciğer hücresi, kalp hücresi) belli mik iliği aspirasyon setleri kullanılarak, kök çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmakta- Ünitesinde 4 adet tedavi koltuğu bulunur. Bu kın alarm sistemleri ile donatılmıştır. nın (uçuca bağlama) geliştirilmesine yardım- bir fonksiyon görmesine karşın, kök hücreler hücreler elde edilebilir. Bazı büyüme faktör- dır. Kordon kanı elde edildikten sonra bir dizi 20 21

14 işlemden geçirilir ve kırmızı kan hücreleri elimine edilir. Daha sonra dondurma işlemi için kullanılan özel eriyiklerin içerisinde sıvı nitrojen içerisinde dondurularak saklanır. Bu işlem kordon kanı bankacılığı olarak adlandırılır. Yetişkin kök hücreler insan vücudunda sadece kemik iliğinde değil özellikle yağ dokusu olmak üzere birçok doku ve organda bulunabilirler. Yağ dokusundan elde edilen kök hücrelerin kemik iliğinden elde edilen kök hücreler kadar dönüşüm yeteneğine sahip olduğu bildirilmektedir. Yağ dokusundan kemik iliğine göre daha fazla sayıda hücre elde edilebilmektedir. Bu hücrelerin bulundukları doku ve organlarda küçük hasarların giderilmesinde rol oynadığı düşünülmektedir. Günümüze kadar bu hücrelerin sadece belirli bir gurup hücreye faklılaşabileceği düşünülüyordu. Ancak günümüzde bu hücrelerin başka değişik hücre tiplerine de dönüşebileceği bilinmektedir. Erişkin kök hücreleri dışında, anne karnındaki embriyo ve fetüse ait dokulardan da kök hücreler elde edilebilir. Ancak bu araştırmalar erken dönemdeki embriyonun hukuksal tanımından başlayarak henüz kesin cevapları verilmemiş sosyal, etik ve bilimsel soruları da beraberinde gündeme getirmektedir. Embriyonik kök hücreleri in vitro kültür şartlarında üretirken, bazen istenmeyen ve organizmaya zararlı olabilecek genetik mutasyonlara da uğrayabilmektedir. Araştırmalarda kullanılan serum, kimyasal madde ve besiyerleri varlığında üretilen hücrelerin insan sağlığı için ne gibi potansiyel riskler taşıdığı bilinmektedir. Buna ek olarak, embriyonik kök hücre araştırmaları henüz tedavi amacıyla uygulanacak ürünleri vermekten uzak görünmektedir. Bu nedenle gerek deneysel ve gerekse klinik yarar sağlamak amacıyla embriyonik ve fetal kök hücrelerin kullanılması yasal ve etik açıdan sınırlandırılmıştır. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı yayınlanan bir genelge ile embriyonik kök hücrelerin kullanılmasını yasaklamıştır. Klinikte kök hücrelerin kullanım alanları Vücudumuzun önemli bir bölümünde beyin, kalp, karaciğer gibi organlara farklılaşmış hücreler ciddi hasarlar gördüklerinde doğal biçimde yenilenemez. Kök hücreler bölünebilme ve farklılaşma yetenekleri sayesinde sağlıklı ve işlev gören hücrelere farklılaşabilirler. Bu nedenle hastalık veya yaralanma nedeniyle hasar gören organ ve dokuların yenilenmesinde kullanılabilirler. Hastalanmış hücrelerin sağlıklı hücrelerle değiştirtmesine yönelik bu tedavi biçimi hücre tedavisi olarak adlandırılmaktadır. Bu tedavi organ nakline benzerlik göstermektedir, ancak organ yerine hücreler kullanılmaktadır. Organ nakline göre bir diğer farkı sağlıklı hücreler kişinin kendisinden alınabilir ve bu nedenle de doku uygunluğu gibi sorunlarla karşılaşılmaz. Günümüzde araştırmacılar organ naklinin yerini alabilecek ve organ nakli olanağı olmayan hastalar için kullanılabilecek kök hücre tedavisi ile ilgili çalışmalar yapmaktadırlar. Dolayısıyla, kök hücre tedavileri henüz araştırma bazındadır. Ancak, kalp kasının yenilenmesi, diyabet, romatizma grubundaki hastalıklar, sinir sistemi hastalıları ( Parkinson, Alzheimer) sinir sitemi ve omurilik yaralanmaları, karaciğer hasarları gibi birçok konuda umut vaat eden çalışmalar hızla devam etmektedir. Klinik olarak, ortopedik kusurlar, impotans gibi bazı ürolojik rahatsızlıklar ve deri hastalıklarında hücre tedavisi diğer durumlara göre daha fazla yol almıştır. Günümüzde kök hücre araştırmaları hücre biyolojisini anlamamızda ve bazı kronik hastalıkların tedavisinde yeni imkanlar sağlayabilecek bilgileri bilim dünyasına kazandırmaktadır. Tedavi amacıyla kök hücre nakli Son 40 yıldır dünyada kabul gören şekliyle, kök hücre nakli, kemi iliği veya kandan elde edilen kök hücrelerin; akdeniz anemisi, aplastik anemi, lösemi ve lenfoma gibi hastalıkların ve bazı kanser türlerinin tedavisinde kullanılmasıdır. Bu yöntemin kullanılmasını sınırlayan en önemli faktör alıcı ile verici arasında tam bir doku uyumunun gerekli olmasıdır. Toplumda doku uyumu açısından binlerce farklı özellikte birey türünün varlığı nedeniyle bu uyum ancak kardeşler arasında, o da ancak % 25 olasılıkla gerçekleşmektedir. Bu nedenle hastalar için kök hücre vericisi olarak sıklıkla HLA doku grubu uyumlu kardeşler kullanılır. Kardeş verici bulunamadığı durumlarda ise, doku grubu uygun olan akraba dışı vericilerde kullanılabilir. Hastaya allojenik (tam uyumlu kardeş verici) kök hücre naklinin yararlı olacağına karar verildikten sonra HLA doku grubu uyumlu verici aranmaya başlanır. Hazırlıklar sonrası hasta ünite içine alınır ve hazırlık rejimi verilerek yeniden immün ve hematolojik verici kökenli bir yapılanma sağlanmaya çalışılır. Bu amaçla hastaya standart olarak ablatif denen kemik iliğini tamamen ortadan kaldıran tedaviler verilir. Bu dönemde hastanın HLA tam uyumlu vericisinden, aferez sistemleri kullanılarak belli sayıda (tercihen kilograma 3 milyonun üzerinde) hazırlanan kök hücreler infüze edilir. İnfüzyon sonrası dönemde hastalar yakından takip edilir ve verilen kök hücrelerin hastada kemik iliği dokusuna yerleşerek yeni ve sağlıklı kök hücrelerin oluşması beklenir. Böylece kök hücre naklinin 1. fazı tamamlanmış olur. Taburcu sonrası ilk 100 gün ikinci fazı ve takip eden dönem ise, geç transplant fazını oluşturur. Kök hücre nakli kimlere uygulanır? Kök hücre nakli ağırlıklı olarak, kan yapıcı sistemin hastalıklı olmasından muzdarip hastalarda gerçekleştirilir. Çocuklar ve yetişkinlerdeki lösemi ve lenf düğümü kanserinin çeşitli şekillerinde, yapım kusurundan kaynaklanan ağır kansızlık durumunda, doğuştan ağır bağışıklık kusuru (sadece çocuklarda) ve alyuvarlardaki çeşitli hastalıklar bu tür hastalıklardandır. Günümüzde kök hücre nakli en sık akut löseminin çeşitli şekillerinde uygulanmaktadır. Vericiden kök hücre toplama süreci nasıl gerçekleşir? Kemik İliği Alımı Gerekli olan kök hücreler bu yöntemle genel anestezi altında bir delme iğnesiyle vericinin arka kalça kemiğinden alınır. Alım yaklaşık 60 dakika sürmektedir. Bu esnada yaklaşık olarak bir litre kemik iliği - kan karışımı alınır. Bu miktar ise vericinin vücudundaki toplam kemik iliğinin yaklaşık yüzde beşi kadardır ve sağlıklı bir beden bunu iki hafta içinde yeniler. Verici kural gereği alımdan bir gün önce kliniğe yatırılır ve olağan olarak üçüncü gün evine gitmek üzere taburcu edilmeden önce gözetim için alımdan sonraki gece de klinikte kalır. Kandan Kök Hücre Alımı Vericilerin ortalama olarak %80 ine uygulanan kandan kök hücre toplanması yönteminde vericinin deri altına beş gün süreyle büyüme faktörü (hormon benzeri bir madde) enjekte edilir. Bu maddeye G-CSF adı verilmektedir ve vücut tarafından her enfeksiyon sürecinde üretilen bir faktördür. Bu madde, ağırlıklı olarak kemik iliğinde bulunan kök hücrelerin dolaşıma geçmesine etki eder. Dolaşımdaki kök hücre sayısının yeterli olduğunun kontrol edilmesini takiben, kök hücreler özel bir yöntemle (aferez) aynı trombosit bağışında olduğu gibi kandan toplanırlar. Her iki kola da damar yolu açılır. Kan bir koldan çıkıp bir hücre ayrıştırıcısından geçerek diğer drenden bedene geri döner. Bu cihazda kök hücreler merkezkaç kuvvetiyle kalan kandan ayrıştırılırlar ve nakil için steril torbalara toplanırlar. Kök hücreler nasıl nakledilir? Kök hücre nakli aynı kan nakline benzer bir şekilde damardan yapılmaktadır. Nakledilen kan hücreleri vücuttaki kan akışıyla yayılırlar ve kemik iliği boşluklarına kendiliğinden yerleşirler. Orada yeni sağlıklı kan hücreleri oluşturmaya başlarlar. Nakilden sonraki ilk iki ile dört hafta boyunca hasta, enfeksiyon riski sebebiyle, çevreden izole edilmiş halde nakil odasında kalır. Kök Hücre naklinde ortaya çıkan yan etkiler nelerdir? İlik tutana kadar, kan hücreleri yapılmadığı için mikroplara karşı direncin azalmasına bağlı enfeksiyon/ateş yüksekliği, ağız yaraları, ishal, kanamalar ve saç dökülmesi görülür. Ayrıca bu dönemde yüksek doz ilaçlar verilmesine bağlı diğer yan etkiler de görülebilir (karaciğer, böbrek, kalp ve diğer organlara ait). Bu yan etkileri önlemek için hastalara devamlı kan, kan ürünleri (trombosit, plazma) ve koruyucu ilaçlar verilmektedir. Hastalar çok temiz, mümkünse hepa filtreli odalarda yatırılarak izlenir; beslenmelerine özel itina gösterilerek özel diyetler hazırlanır. Devamlı ağız bakımı yapılarak yaralar olması önlenmeye çalışılır. Buna rağmen, çoğu hastada ağız yaraları olması, iştah azalması, tat duyusunun azalması nedeniyle ağızdan beslenme zor olur. Bu dönemde birçok hastaya damardan beslenme verilebilir gün içinde ilik tuttuktan sonra ateş düşer, ağız yaraları düzelir. Hasta, ilik verilmesinden yaklaşık 1 ay içinde taburcu olacak hale gelir. Ancak, bazı hastalarda çok ciddi yan etkiler görülebilir; hastaların yüzde u bu ciddi yan etkiler nedeniyle ilk 3 ay içinde bazen kaybedilebilir. Kök hücre nakli ile iyileşme ihtimali nedir? Nakil yapılmış hastaların % inde tedavi başarıyla seyretmektedir. Nakilden sonra kişinin hayatta kalma süresi münferit olarak hastanın yaşına ve sağlık durumuna, naklin yapıldığı zamana, maruz kaldığı hastalıkların türüne ve olası komplikasyonlara bağlıdır. Kaynaklar http://www.news.wisc.edu/packages/stemcells/

15 Doç. Dr. Tankut AKAY Başkent Üniversitesi Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi ABD VARİS Varis nedir? Varis toplardamarların kalıcı olarak genişlemesi, kıvrılması ve uzamasıdır. Yetişkin nüfusun %15-20 sini etkiler. Kadınlarda erkeklere oranla 2-4 kat daha fazla görülür. Ailesel geçiş oranı %50 den fazladır yaş arası kadınların %55 i varislerden şikayetçidir. Varisler esas olarak toplardamar sisteminin hastalığıdır. Toplardamar sisteminin görevi, dokulardan alınan kanın kalbe taşınmasıdır. Atardamarların aksine toplardamarların içinde hassas kapakçıklar bulunur. Bu kapakçıklar yerçekiminin etkisine rağmen kanın kalbe doğru tek yönde hareketini sağlayıp geri kaçışı önlerler ve insan ayakta olsa bile toplardamar drenajı sağlanır. Ayakta sabit olarak çok fazla duran bireylerde ise bu kapakçıklar bozulur ve varis gelişebilir

16 Varis kimlerde görülür? Bu hastalık grubunda bazı kimseler daha fazla risk altındadır. Özellikle hareketsiz ve sürekli oturarak çalışmayı gerektiren günümüz çalışma koşulları, çalışan kadınların büyük bir bölümünü varis hastalığı açısından riskli gruba sokmaktadır. Hamilelik ve şişmanlık da varis hastalığına olan yatkınlığı artırmaktadır. Ayrıca doğurganlık çağındaki kadınların kullandığı doğum kontrol hapları ve menopoz sonrası kadınların kullandığı hormon tedavileri de hastalığın gelişimine yatkınlık oluşturan diğer faktörler arasından sayılabilir. Varis hastalığında şikayetler nelerdir? Çapı 1 mm civarında olan genişlemelere kılcal varis denmektedir. Kılcal varisler genelde görüntü bozukluğu dışında bir yakınmaya yol açmazlar. Özellikle çapı 3-4 mm üzerinde olan varislerde ise görüntü bozukluğuna ek olarak belirgin yakınmalar başlar. Uzun süre ayakta kalma sonrası bacakta ağrı, şişme, hassasiyet ve ağırlık hissi oluşabilir. Hastalar bacakta sürekli bir sızlama olduğunu ve dinlenseler de kolay kolay geçmediğini farkederler. Bu yakınmalar günün sonuna doğru çok belirgin hale gelir. Geç dönem varis hastalarında özellikle ayak bileği iç tarafında şişme ve siyaha yakın renk Bu yakınmalar özellikle günün sonuna doğru çok belirgin hale gelir ve hastalar ayakkabılarının dar geldiğinden şikayetçi olur. Kadın hastalarda adet dönemlerinde yakınmalar belirgin olarak artar. Varis Hastalığının Sınıflandırılması Varis hastalığı, venöz yetmezlik olarak tanımlanır ve 6 ana grupta incelenebilir. Bu ana gruplar şunlardır: Derece O: Görülebilen toplardamar hastalığı yok Derece 1: 1-3 mm çapında ince varisler Derece 2: Çapı 4 mm üzerinde olan gerçek varisler Derece 3: Bacakta şişlik Derece 4: Ciltte kahverengi-siyah değişiklikler Derece 5: Cilt değişiklikleri ve ayak bileği çevresinde iyileşmiş yara Derece 6: Açık yara olması (Genellikle ayak bileği içinde) Tanı nasıl konulur? Varis hastalığının tanısını koyabilmek için nulmuş kişilerde bacak baldır kaslarının çalıştırılması çok önemlidir. Bu kaslar çalışarak damarları sıkıştırmakta ve kanın kalbe dönüşünü kolaylaştırmaktadır. Dolayısı ile varisli hastalar bacak kaslarını çalıştıracak egzersizler yapmalı, uzun süre ayakta sabit kalmamalı ve uzun süre oturur pozisyonda kalmamalıdır. Hastalarımıza genel öneriler; ayaklarını biraz yukarıda tutarak uzanmaları veya hızlı tempoda yürüyerek baldır kaslarını çalıştırmalarıdır. Uzun süre oturmanın ve ayakta durmanın her zaman önüne geçilemeyeceğini durumlarda parmak uçlarında yükselip alçalmak ve otururken ayakları aşağı yukarı hareket ettirmek faydalıdır. İs yerinde veya uzun yolculuklarda arada bir arabayı durdurarak; uçak, otobüs ya da trenle yapılan yolculuklarda ise ayağa kalkarak kısa yürüyüşler yapmak son derece yararlı olacaktır. Ayakları mümkün oldukça yukarı kaldırarak damarlardaki basıncı hafifletmek önemlidir. Gün boyunca ayakları arada bir, tabureye, ya da masa kenarına koymak yardımcı olacaktır. Varis hastaları aşırı sıcaktan kaçınmalıdır. Çok sıcak suyla banyo yapmamalı, hamam, sauna kaplıca gibi ortamlardan kaçınmalıdır. Yine aynı şekilde güneşte uzun süre kalmamalı ve bacaklara ayaktan ve dış taraftan başlayıp yukarı doğru 15 sn süreyle her Cihaz, bir jeneratör ve sadece damara enerji verilmesini sağlayan çevredeki dokuya herhangi bir zarar vermeyen tek kullanımlık izolasyonlu nikel veya altın iğnelerden oluşur. Ok küçük bu iğnelerin oluşturduğu termokoagülasyon ile kılcal damar varisleri yok edilmektedir. Skleoterapi Yöntemi: Bir diğer yöntem olan Skleroterapide amaç damar içine sklerozan (büzüştürücü) madde vererek yüzeyel varislerin yok olmasını sağlamaktır. Lazer Yöntemi: Daha büyük varisler için; cerrahi ya da son dönemde kliniğimizde de sıklıkla kullanmakta olduğumuz lazerle veya RF enerjisi kullanarak, varislerin yok edilmesi mümkün olabilmektedir. Bu yöntemin avantajları kanamaya neden olmaması, daha az travmatik olması ve işlem sonrası günlük aktivitelere hemen dönülebilmesidir. değişikliği başlar. Bu alan kaşıntılıdır ve yara dikkatli bir öykü almak şarttır. Muayene ya- gün 1 veya 2 kez soğuk duş yaptırılmalıdır. açılabilir. Bu yaralar tipik olarak geniş, ancak pıldıktan sonra günümüzde en sık kullanılan Varis hastaları aşırı kilodan kaçınmalıdır derin olmayan yaralardır. Tedavi çok güçtür. yöntem ultrasondur. Bu yöntem ile gözle ve bazı durumlarda, mesela hamilelik süre- Açılan bu yaraların kapanması için uzun süren görülemeyen derin toplardamarlar incelene- since, ayaklar şiştiğinde veya varis damarları pansumanlar gereklidir ve tedavi hayat boyun- bilmekte, kapak yetersizliği değerlendirilebil- belirginleştiğinde hiç aksatmadan varis ço- ca devam eder. Tedavi edilmeyen varislerde gelişebilecek bir diğer sorun, enfeksiyondur. Varis kanın göllendiği alandır ve kan mikroplar için de çok iyi bir beslenme ve çoğalma ortamıdır. Enfeksiyon gelişirse bu alanda kızarıklık, bölgesel ısı artışı, hassasiyet ve şişlik oluşur. Varis hastalığında genel yakınmalar bacaklara kramp girmesi, ayaklarda yanma, ağrı, ağırlık hissi, bazen uyuşma, kaşınma, görüntü bozukluğu şeklinde özetlenebilir. mektedir. Varis tedavisi öncesi altta yatan tüm sorunları anlayabilmek için Doppler ultrason (?) gittikçe daha sık kullanılmaktadır. Bu yöntem ağrısız olup iğne kullanılmamaktadır. Pahalı bir inceleme değildir. Sık sık tekrarlanabilir. Üniversitemiz hastanesine her yıl binlerce varis hastası başvurmakta ve bu hastaların çok büyük kısmına doppler ultrasonografi uygulanmaktadır. Varisten korunmak için nelere dikkat etmeliyiz? Varis veya venöz yetmezliği tanısı ko- rapları giyilmelidir. Varis hastaları ayrıca şikayetleri için çeşitli ilaçlar kullanabilirler. Doktor kontrolünde alınan bu ilaçlar, kısa sürede şikayetlerde azalma sağlamaktadır. Bu öneriler var olan varisleri engeller mi? Hayır. Varolan varisleri engellemek için çeşitli yöntemler mevcuttur. Kılcal damar varislerini yok etmek için çeşitli yöntemler uygulanır. Bu yöntemler hastanemizde mevcut olup varisli damarın boyuna ve genişliğine göre değişiklik gösterebilmektedir. Kılcal damar varislerinde genelde o damarı yok etmek için TC3000, skleroterapi, köpük skleroterapisi, lazer yöntemlerinden biri tercih edilebilir. TC 3000 Yöntemi: Bu yöntemlerden TC 3000 ince varislerin yok edilmesini amaçlayan, her cilt tipinde kullanılabilen bir cihazdır. Herhangi bir bölgede, her biçim ve renkteki ince varisler TC 3000 ile tedavi edilebilir. Özellikle, çok küçük çaplı ve skleroterapi yöntemiyle ulaşılamayan varisler için uygundur

17 Uzm. Fizyoterapist Emel ŞAHİN Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ABD Gebelik ve Egzersiz Gebelik kadın vücudunda fiziksel, metabolik, psikolojik ve hormonal birçok değişikliğin meydana geldiği bir dönemdir. Eğer gebelik öncesi egzersiz yapmıyorsanız gebeliğe karar verdiğinizde egzersizlere başlamalısınız. Kadınlarda gebelik öncesi bulunan bel ağrısı ve idrar kaçırma gibi problemler, gebelik ile daha da artabilir. Uygun egzersiz programları ile bu problemler ortadan kaldırılabilir. Gebelikte aktif bir yaşam izlemek, doğabilecek pek çok problemi engellemekte oldukça önemlidir. Aktif bir yaşam sağlayabilmek içinse düzenli egzersiz programları gerekmektedir. Anne adayları uzman ekipler tarafından verilen egzersiz programları ile çok rahat bir gebelik ve doğum yaşayabilirler. Gebeliğin 20. haftasından itibaren gebelik egzersizlerine başlanabilir. Bu egzersiz programı 32. haftaya kadar genişletilerek devam ettirilebilir. Program grup egzersizleri şeklinde ve haftada 1 gün 45 dakikalık seanslar halinde uygulanır. 32. haftadan sonra gebelerimiz solunum egzersizleri ile birlikte gevşeme eğitimini içeren doğum eğitimi programına alınır. Gebelik Egzersiz Programı Tüm gebelerde kişiye özel olarak uzman fizyoterapist tarafından planlanır. Oluşabilecek ağrılara karşı önlem almak amacıyla bu egzersiz programı; Bel, karın, kalça ve bacak kaslarını kuvvetlendirme egzersizleri Omurga ve kalça eklem hareketliliğinin sağlanmasına yönelik egzersizler Bacak, göğüs ve boyun kaslarınızın esnekliğinin sağlanmasına yönelik egzersizler 28 29

18 Doğru duruşun sağlanmasına yönelik egzersizlerden oluşmaktadır. Size önerilecek hiçbir egzersiz bebeğinize ya da size zarar verecek türden egzersizlerdeğildir. Tüm bu egzersizler planlanırken ve uygulanırken gebenin sahip olduğu tüm dahili ve kas iskelet sistemi problemleri ile gebelik öncesi fiziksel kapasitesi göz önüne alınır. Egzersizin Gebeye Etkileri Kalp ve damar sağlığını korur. Aşırı kilo alımını engeller. Vücut farkındalığı sağlar. Doğru duruşu sağlar. Düzgün vücut dengesinin korunması ve geliştirilmesini sağlar. Dolaşımı düzenler. Dayanıklılık ve kuvveti artırır. Egzersiz ile salınan hormonlar sayesinde mutluluk ve iyilik hali sağlar. Doğum sırasında olası sorunları azaltır. Gebelik diyabeti olasılığını azaltır. Gebelikteki ufak yakınmaları önler. Doğum sonrası toparlanmayı hızlandırır. Doğum esnasında ıkınmada anneden kol kaslarından yardım alması istenir. Fakat kol kaslarını kasarken bacak ve rahim kaslarını gevşek bırakması gerekir. Rahim kaslarının kasılması, bebeğin çıkış yolunun engellenmesi anlamına gelir. Bacak ve rahim kaslarının gevşek bırakılarak bebeğin yolunun serbest olması sağlanır. Anne adayının doğumdan önce kaslarını kontrol etmeyi öğrenmesi için gevşeme eğitimi verilmektedir. Bu gevşeme eğitimi anne adayına doğum esnasında büyük rahatlık sağlar. Ayrıca doğum başlangıcında kasılmalar sırasında da anne adayının gevşeyebilmesi bebeğin oksijenlenebilmesi için oldukça önemlidir. Bu amaçla gevşeme eğitiminin yanı sıra solunum egzersiz eğitimi de verilmektedir. Doğum başlangıcında ne yapması gerektiği konusunda korkuları olan eşlere yönelik olarak Doğumda Partner Eğitimi de verilmektedir. Doğum başlamadan önce anne adayının kasılmalarla ilgili yaşadığı korku, gerilim yaratır. Gerilim ise ağrıyı ortaya çıkarır. Ağrı ortaya çıkınca anne adayı daha çok korkuya düşer. Bu bir kısır döngüdür ve bu döngünün bir yerinden kırılması gerekir. Gevşeme ve solunum eğitimleri bu döngünün kırılmasına yardım eder. Yapılan çalışmalar, egzersiz yapan gebelerin daha kısa sürede doğum yaptıklarını, sezaryen ve forseps kullanımının daha düşük olduğunu bildirmektedir. Gebelikte Önerilen Spor Aktiviteleri Yürüme Yüzme Su içi egzersizler Golf Gebenin bu aktivitelerden birini güvenli bir şekilde yapabilmesi ve belirgin bir kas iskelet sorunu veya sakıncalı olma olasılığına karşı gebeler mutlaka bir fizyoterapist tarafından ayrıntılı fiziksel muayeneden geçirilmelidir. Gebelikte egzersiz programına katılması sakıncalı olan gebeler; Gebeliğe bağlı hipertansiyon problemi olanlar Gebelikte vajinal kanama geçirenler Çoğul gebelik yaşayanlar (ikiz, üçüz gibi) Daha önceki gebeliklerinde erken doğum öyküsü yaşayan gebeler. Tüm bu problemler olmaksızın rahat ve normal bir gebelik geçiren anne adayları da egzersizlere başlamadan önce mutlaka hekimiyle görüşmeli ve gerekli kontrollerden geçmelidir. Gebelik sırasında egzersiz yapıp yapamayacağınıza hekiminiz karar verecektir. Doğum Koçluğu Doğumu beklemek anne adayı için heyecanlı ve bir o kadarda mutluluk verici bir serüvendir. Bu serüveni tek başına yaşamak ve ne yapacağını bilememek ise anne adayınıkorku gerilim kısır döngüsü sokar. Bu da berabe- Birçok ünlünün de doğal doğumda yardımına ihtiyaç duydukları bu profesyonel sağlık çalışanı kadın sağlığı ve doğum konusunda uzmanlaşmış fizyoterapistlerdir. Moda deyimiyle ise doğum koçudur. Ve doğum koçu dünyada doğal doğumun vazgeçilmez elemanlarındandır. Doğal doğum çoğu kadın için fiziksel ve duygusal bir maratondur. Anne adayı bu maratona tıpkı bir sporcunun hazırlandığı gibi titizlikle hazırlanmalıdır. Bu durumda anne adayın bir sporcunun maratona antrenman koçu eşliğinde hazırlandığı gibi yaklaşan doğuma doğum koçu ile hazırlanmalıdır. Doğum koçluğu programı nelerden oluşur? Doğum koçluğu 5 evreden oluşan teorik ve pratik bilgilerden oluşan geniş bir programdır. 1.evrede; gebeliğin planlanmasından itibaren başlayıp 34. haftaya kadar devam eder. Bu eğitim anne adayının kas iskelet sitemini destekleyen, değişen hormonel dengenin olumsuz getirilerini engelleyen, duruş bozukluklarını önleyen, kilo kontrolüne yardımcı, doğumda ve bebek bakımında ihtiyaç duyulan kas kuvvetinin artmasını sağlayan gebelik egzerizlerinden oluşur. Bu egzersizler tamamen kişiye özel hazırlanmalıdır. Bu egzersizler anneye bi yandan fiziksel destek sağlarken bi yandanda sosyal ve psikolojik destek de sağlar. 2. evrede; 34. haftadan doğum kadar olan başaldığı andan itibaren nasıl nefes alacağı ne gibi bir pozisyon alması gerektiği ne zaman hastaneye gelmesi gerektiği anlatılır. Bu evrede anneye doğumun ilerleyen aşamalarında nasıl nefes alacağını önemi vurgulanır ve pratik eğitimlerle gösterilir. Ikınma provası ile bu aşama sonlandırılır. 3. evrede; doğum koçu anneyle birlikte doğal doğum deneyimini paylaşır ve doktoru ile birlikte anneye doğumda yön göstericidir. Bu evrede annenin hastanede olduğu sürece doğum koçu da yanındadır. Doğum koçu anneye kasılmalar sırasında çektiği ağrıyı azaltmak için bir takım elektroterapi ajanları ve masaj-mobilizasyon teknikleri uygular. Doğum evrelerinde annenin doğru nefes almasını sağlar ve zamanı geldiğinde bebeğin doğması için ıkınmayı destekler. Sonrasında plasentanın doğumu içinde yardımcı teknikler öğretilir ve bu evre sonlandırılır. 4. evrede; doğum sonrası toparlanmanın hızlanması için gerekli egzersizler ve emzirme eğitiminden oluşur. Doğal doğumda toparlanma müdahaleli doğumlarar göre çok daha hızlıdır ama bu aşamada da annenin egzersiz tedavisine ihtiyacı vardır. Egzesiz tedavisi karın çevresi kasların eski sıkı haline dönmesi, gebelikte değişen duruşun düzletilmesi, kilo kontolünün sağlanması, bebek bakımı için gerekli kol kas kuvvetinin sürdürülmesi ve doğum sonrası sık karşılaşılan sırt-bel ağrılarının öünüe geçmek için kişiye özel hazırlanmaış bir egzersiz programdır. Emzirme eğitimi ise emzirme sırasında bebeğin ve annenin pozisyonlanması, emzirme sıklığı ve şekli ile ilgili teorik ve pratik biligileri içerir. rinde panik ve ağrı getirir. Bu tip durumlar doğum anında stresle başa çıkmayı bilememekten, bilgi ve deneyim eksikliğinden kaynaklanır. Günümüzde bu mucizevi olayı anne için evredir. Bu evrede anne maratonun sonuna yaklaştığı için heyecanla karışık bir korku duyar. Bu yüzden stresle başa çıkma yöntemlerinden ve gevşeme egzersizleri kullanılmaya başlanır. Annenin doğuma hazırlanması için gevşeme çok önemlidir. Anneye geveşeme Gelişmiş toplumlarda kadınlar artık doğuma aktif olarak katılabilmek, kasılmalarla başa çıkabilmek, kontrollerini kaybetmemek ve kolay bir doğum deneyimi yaşamak için doğum koçlarından yardım isterler. unutulmaz bir deneyim haline getirmek ve hem pratik hemde terorik olarak anlatılır. İler- Sizde gebeliği ve doğal doğumu en az ağrı doğumdaki riskleri en aza indirmek için do- leyen haftalarda doğum çantasınin nasıl ha- ve stresle yaşamak ve bebeğiniz kollarınıza ğumda profesyonel bir yardıma ihtiyaç duyul- zırlanacağı anne ve bebek için gerekli olanlar alırken bebek bakımı konusunda donanımlı maktadır. ayrıntılı bir şekilde anlatılır ve doğum eğitimine olmak istiyorsanız mutlaka bir profesyonel geçilir. Doğum eğitiminde anneye kasılmalar doğum koçu ile tanışın

19 Öğr. Gör. Şerife BOZBAŞ Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları ABD. Başkanlığı Uyku sırasında burun ve boğaz bölgesindeki hava yolu darlıklarına bağlı olarak yumuşak dokuların titreşmesi sonucu ortaya çıkan sese horlama denir. Genellikle üst hava yolunda dil arkasındaki alanın daralması sonucu, daralma ile orantılı olarak horlama artar. Yetişkinlerde; boğazdaki bademcikler, geniz eti, dil kökü gibi dokuların aşırı büyük, yumuşak damağın sarkık ve küçük dilin uzun olması en önemli horlama nedenleridir. Üst solunum yollarındaki bu dokuların nefes alıp verme sırasında titreşimi ile horlama ortaya çıkar ve zamanla şiddeti artar. Horlamak hastalık belirtisi olabilir mi? Horlama Kimlerde Görülür Normal erişkin insanların en az %45 i zaman zaman, %25 i ise sürekli horlamaktadır. Horlama yaşla birlikte artar ve özellikle şişman erkeklerde daha sık görülür. Yaşın artması ile horlamanın görülme sıklığı da artarak 60 yaşında erkeklerde % 60 a, kadınlarda ise % 40 a ulaşmaktadır. Erkeklerdeki boyun bölgesindeki yağlanma, yutak çevresinde daha çok daralmaya ve göğüs içi basınçta daha çok artmaya sebep olarak erkeklerin daha çok horlamasına neden olur. Kadınların; menapoz dönemi sonunda hormonal dengelerinin değişmesiyle, özellikle kas yapıları erkeklerinkine benzemekte bu da erkeklere benzer şekil ve sıklıkta horlamaya başlamalarına neden olmaktadır. Bu durum çok ciddi sosyal ve tıbbi problemlere yol açar. Sosyal olarak kişinin aile yaşamını, iş gezileri nedeniyle arkadaşları ile ilişkilerini olumsuz yönde etkiler. Bu açıdan sadece tıbbi bir hastalık değil sosyal sorunlara da neden olan bir durumdur. En çok üzerinde durulması gereken horlama şekli, sessizlik dönemleri ile kesintiye uğrayan şiddetli horlamalardır. Bu tür horlamalardaki sessizlik dönemleri, solunum durmaları ile kendini gösterir. Solunum durmaları veya yüzeyelleşmeleri gece içinde yüzlerce defa tekrarlayabilmekte ve bunların ancak çok az bir kısmı hastanın yakınları tarafından farkedilmektedir. Horlamanın solunum durmaları ile birlikte olduğu klinik tabloya uyku apne sendromu (uykuda solunum durması hastalığı) denir. Horlama konusunda önemli olan hastalığın ne zaman sağlık sorunlarına neden olmaya başladığıdır. Kişiler horlamanın neden olduğu belirtilerin farkına varmayabilir veya ciddiye almayabilirler. Horlama uyku düzeninin bozulmasına, uyku sırasında oksijen alımının azalmasına neden olur. Bunun sonucu halsizlik, konsantrasyon bozukluğu, gündüz aşırı uyku hali yakınmaları başlar. Bu şikayetler kişinin yaşam kalitesini bozar, iş ve özel yaşamını olumsuz yönde etkiler. Ayrıca horlama; yaşın ilerlemesi, ilaçlar, alkol kullanımı ve kilo alımı gibi nedenlerle yıllar içinde uyku apne sendromu denilen hastalığa ilerleyebilir. Horlama uyku sırasında nefesin zaman zaman durması ile kendini gösteren ciddi bir hastalığın ilk bulgusu olabilir. Uyku sırasında horlamalar arasında nefes durmaları oluyorsa, soluksuz kalınan süre 10 saniye ve daha uzunsa uyku apnesi denilen hastalık düşünülmelidir. Horlayan kişilerin yaklaşık 1/3 ünde uyku apnesi olduğu bilinmektedir ve kesin tanı uyku laboratuvarında yapılacak incelemeler ile konur. Her gece ve her pozisyonla horlaması olan hastalar mutlaka uyku laboratuvarında bir gece yatırılarak değerlendirilmelidir. Uykuda nefes durması ardından kısa süreli uykuda yüzeyelleşme veya uyanıklık dönemi olur, hasta yatış pozisyonunu değiştirir, ancak hasta bu durumu uyanıklık olarak algılamaz. Derin uyku süresinin ve uyku kalitesinin azalmasına bağlı olarak kişi kendini yorgun, uykulu ve mutsuz hisseder, gündüz her fırsatta uyuklamalar görülür. Konsantrasyon güçlüğü nedeniyle dikkat gerektiren işleri yaparken uyuklama ve araba kullanırken kaza yapma riski artar. Bu nedenle horlama ya da uyku-apne hastalığı sadece kişinin kendisi ve eşini değil toplumun diğer fertlerini de riske atan ciddi bir hastalıktır. Uyku sırasında yaşanan solunum çabası sonucu terleme, idrara çıkma ihtiyacında artma ve ağız kuruluğu şikayetleri başlar. Uykuda her nefes durması sırasında kandaki oksijen miktarı düşer ve kalp kanı pompalamak için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Sonuçta kalp ritminin bozulmasına ve tansiyonun yüksek seyretmesine neden olur. Horlama tedavi edilebilir mi? Genellikle horlayan kişi horlamasından rahatsız olmadığı için doktora kendi isteği ile başvurmaz. Bu nedenle horlamanın bir hastalık olduğunu kabul etmek, tedavi ve çözüm yollarını aramak tedavide ilk basamaktır. Şiddetli ve sürekli horlaması olan, yakınları tarafından uykuda nefesinde durma fark edilen, yeterli süre uyumasına rağmen gündüz uykululuk, yorgunluk ve sabah başağrısı olan hastalar doktora başvurmalıdır. Bu kişilere detaylı değerlendirme ve muayene sonucu bir gece yatırılarak uyku sırasında gerekli parametrelerin ölçüldüğü uyku testi (polisomnografik inceleme) planlanarak horlama ya da uyku apnesi varlığı araştırılır. Horlama ve uyku apnesi saptanan hastalar Kulak Burun Boğaz ve Göğüs Hastalıkları bölümünce değerlendirilerek hastalık şiddetine göre tedavi planlanır. Basit horlama ya da uyku apne sendromu tanısı konan hastalarda öncelikle kilo verme, sigara ve alkolün bırakılması, yüksek yastıkla yatma veya yan pozisyonda yatma önerilir, gerekli olgularda cerrahi işlem planlanabilir. Horlamayı azaltmak için hangi kişisel önlemleri almak yeterli olabilir. Kilo fazlalığı horlamayı artıran nedenlerin başında gelir. Kilo artışı üst hava yollarında da belirgin olmak üzere tüm vücutta yağ birikimine neden olur, bu nedenle zayıflama üst hava yolu açıklığında artma sağlayarak horlamanın azalmasını sağlar. Alkol kaslarda gevşemeye neden olarak horlama ve apne şiddetinin artmasına neden olur, bu nedenle uykudan 4 saat önce alkol alımından kaçınılması önerilir. Sırtüstü pozisyonda uyumak gevşeyen kasların ve dilin arkaya doğru kaymasına neden olarak ve üst hava yolunu daralttığı için yatağın baş kısmının yükseltilmesi ve yan pozisyonda yatma tavsiye edilir. Sigaranın hava yollarında ödeme neden olarak horlama şiddetini artırması nedeniyle bırakılması önerilir. Uyku verici ya da sakinleştirici özelliği olan ilaçların da horlama ve apne şiddetinde artmaya neden olması nedeniyle doktor kontrolünde kullanılması gerekir. Orta- ağır düzeyde uyku apne sendromu saptanan hastalarda ise üst hava açıklığını sağlamaya yönelik cihazlar ile tedavi planlanır. Horlamaya neden olan burun alerjisi, polip ve kronik sinüzit gibi durumlar ilaçla tedavi sonrası tekrar değerlendirilir, burunda kemikkıkırdak eğrilikleri, üst hava yolunda tıkanıklığı yol açan yumuşak doku fazlalıkları için cerrahi müdahaleler düşünülebilir. Basit horlama tanısı konan kişilere ağız yapısına uygun olacak şekilde diş hekimleri tarafından hazırlanan ağız içi cihazlar tedavide kullanılabilir. Sonuç olarak horlama çevreyi rahatsız eden sosyal boyutu dışında kişinin sağlığı açısından da ciddi riskler taşıyan bir hastalıktır. Horlamanın bir hastalık olduğunu kabul ederek tedavi ve çözüm yollarını aramak tedavide ilk basamaktır. Bu nedenle hastalık ilerlemeden sağlık merkezlerine başvurmalı, hastanın şikayetleri, muayenesi ve polisomnografik inceleme bulguları değerlendirilerek hasta için en uygun yöntem seçilerek tedavi planlanmalıdır. Hastanemiz Uyku Bozuklukları Merkezimiz hakkında detaylı bilgi almak için 0(312) /306 No lu telefonu arayabilirsiniz

20 Uzm. Dr. Fisun SÖZEN Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Cengiz YILMAZ Özel Sigorta Sorumlusu Özel Sağlık Sigortası Özel Sağlık Sigortası Nedir? Sağlık masraflarının, bir sigorta şirketi tarafından, belli bir prim karşılığında, poliçede bulunan genel ve özel şartlar dâhilinde, limitler doğrultusunda karşılanmasıdır. Genel şartlar Devlet tarafından belirlenmektedir. Anlaşmalı Kurum Uygulaması Nedir? Anlaşmalı kurum, sigorta şirketi ile cari fiyatlarından indirim yaparak, doğrudan ödeme anlaşması yapmış olan sağlık kuruluşlarıdır. Böylece sigortalılar, anlaşmalı kurumlarda varsa, katılım payı dışında ücret ödemezler. Hastanenizin anlaşmalı olduğu sigorta şirketleri hangileridir? Başkent Üniversitesi Hastanesinin, Türkiye de özel sağlık sigortası konusunda faaliyette bulunan tüm şirketlerle anlaşması bulunmaktadır. Bunun yanında, yabancı sigorta şirketleri ile de anlaşmalarımız vardır. Anlaşmalı Olduğunuz Sigorta Şirketlerinden farklı uygulama yaptıklarınız var mıdır? Hayır. Anlaşmalı olduğumuz tüm sigorta şirketleri ile hiçbir farklılık gözetmeden aynı işbirliği ve güven çerçevesinde çalışılmaktadır. Bu bağlamda Başkent Üniversitesi Hastaneleri, hem sağlık hizmeti vermekte hem de özel sağlık sigortası sektörüne olumlu katkılarda bulunmaktadır. Özel Sağlık Sigortası yaptırmış olan kişilere farklı uygulamalarınız var mıdır? Evet. Özel sağlık sigortası olan kişilere hizmet veren özel sigorta ofisimiz bulunmaktadır. Ayrıca özel anlaşma yaptığımız anlaşmalı kurumlarımız da ofis hizmetlerinden yararlanabilmektedir. Özel Sigorta ofisinde verilen hizmetler nelerdir? Özel sigorta ofisimiz tarafından; hastaların muayene randevularının alınması, tüm tetkiklerin en kısa sürede yapılması, gerekli olduğunda 34 35

neden az yağlı az kolesterollü diyet?

neden az yağlı az kolesterollü diyet? neden az yağlı az kolesterollü diyet? DYT-YRD07 Rev / 2 Yürürlük Tarihi / 30.12.2005 Rev Tarihi / 17.18.2012 neden az yağlı az kolesterollü diyet? Kolesterol insan vücudunda doğal olarak bulunan yağa benzer

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

Kemik İliği Nakli Merkezi Kemik İliği (Kök Hücre) Nakli Merkezi

Kemik İliği Nakli Merkezi Kemik İliği (Kök Hücre) Nakli Merkezi Kemik İliği Nakli Merkezi Kemik İliği (Kök Hücre) Nakli Merkezi +90 216 BR.HLİ.103 World Hospital Standarts Approved by JCI Acreditation Certificate K-Q TSE-ISO-EN 9000 Saray Mah. Siteyolu Cad. No:7 34768

Detaylı

Hisar Intercontinental Hospital

Hisar Intercontinental Hospital Varisler BR.HLİ.92 Venöz Hastalıklar (Toplardamarlar) Varis Hastalığı: Bacaklarımızda kirli kanı yukarı taşımak üzere görev alan iki ana ven sistemi bulunur. Yüzeyel ve derin ven sistemi olarak adlandırılan

Detaylı

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser Nedir? Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk

Detaylı

ALLOJENİK KORDON KANI BANKACILIĞINDA UMUTLAR

ALLOJENİK KORDON KANI BANKACILIĞINDA UMUTLAR ALLOJENİK KORDON KANI BANKACILIĞINDA UMUTLAR Prof. Dr. İhsan Karadoğan Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Kök Hücre Nedir? Kendileri için uygun olan bir çevre içinde

Detaylı

KANSER TANIMA VE KORUNMA

KANSER TANIMA VE KORUNMA KANSER TANIMA VE KORUNMA Uzm. Dr Dilek Leyla MAMÇU Sunum İçeriği Genel Bilgiler Dünyada ve Ülkemizdeki son durum Kanser nasıl oluşuyor Risk faktörleri neler Tedavi seçenekleri Önleme mümkün mü Sorular/

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

Vücudumuzda oluşan tümör hücrelerini yok etmek için uygulanan ilaç tedavisine kemoterapi denir.

Vücudumuzda oluşan tümör hücrelerini yok etmek için uygulanan ilaç tedavisine kemoterapi denir. KEMOTERAPİ KEMOTERAPİ NEDİR? Vücudumuzda oluşan tümör hücrelerini yok etmek için uygulanan ilaç tedavisine kemoterapi denir. Kemoterapide, bir veya birden fazla ilaç bir arada kullanılabilir. Her ilacın

Detaylı

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065 Gençlerde Bel Ağrısına Dikkat! Bel ağrısı tüm dünyada oldukça yaygın bir problem olup zaman içinde daha sık görülmektedir. Erişkin toplumun en az %10'unda çeşitli nedenlerle gelişen kronik bel ağrıları

Detaylı

TC SAĞLIK BAKANLIĞI ANTALYA KAMU HASTANELERİ BİRLİĞİ ANTALYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ

TC SAĞLIK BAKANLIĞI ANTALYA KAMU HASTANELERİ BİRLİĞİ ANTALYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ TC SAĞLIK BAKANLIĞI ANTALYA KAMU HASTANELERİ BİRLİĞİ ANTALYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ Aşırı sıcaklar çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getirmektedir.sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

ÖZEL ÖZKAYA HASTANE İŞLETMECİLİĞİ

ÖZEL ÖZKAYA HASTANE İŞLETMECİLİĞİ ÖZEL ÖZKAYA HASTANE İŞLETMECİLİĞİ Özel Özkaya Hastane İşletmeciliği olarak 2006 yılından itibaren Kızılay da bulunan Tıp Merkezlerimiz siz değerli hastalarımıza hizmet vermektedir. Merkezlerimiz ; - Milli

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU 173 Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Hiçbir canlının beslenmeden yaşamını sürdürmesi mümkün değildir. Bu, her yaşta olmak üzere, insanlar için de geçerlidir. Özellikle bebekler ve

Detaylı

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir?

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir? Suçiçeği Nedir? Su çiçeği varisella zoster adı verilen bir virüs tarafından meydana getirilen ateşli bir enfeksiyon hastalığıdır. Varisella zoster virüsü havada 1-2 saat canlı kalan ve çok hızlı çoğalan

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME

GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME NEDEN ÖNEMLİDİR? Hayat sağlıkla güzeldir BESLENME ve DİYET POLİKLİNİĞİ Gebelik öncesi ideal ağırlığında olan yetişkin kadınların ortalama 9-14 kg arasında (ayda 1-1,5kg)

Detaylı

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ GÜLDER GÜMÜŞKAYA HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ HASTANESİ TROMBOSİT NEDİR? 1 Kemik iliğinde yapılan kan hücrelerinden biridir. Pıhtılaşma hücreleri olarak bilinir. 1mm 3 kanda

Detaylı

KEMOTERAPİ NASIL İŞLEV GÖRÜR?

KEMOTERAPİ NASIL İŞLEV GÖRÜR? KEMOTERAPİ NEDİR? Kanser hücrelerini tahrip eden kanser ilaçları kullanılarak yapılan tedaviye kemoterapi denir. Bu tedavilerde kullanılan ilaçlara antikanser ilaçlar da denir. Kanserin türüne göre kemoterapinin

Detaylı

09/11/2015 BEYAZ KAN HÜCRELERİ. Lökosit ya da akyuvarlar olarak adlandırılan beyaz kan hücresi, kemik iliğinde üretilir.

09/11/2015 BEYAZ KAN HÜCRELERİ. Lökosit ya da akyuvarlar olarak adlandırılan beyaz kan hücresi, kemik iliğinde üretilir. BEYAZ KAN HÜCRELERİ Lökosit ya da akyuvarlar olarak adlandırılan beyaz kan hücresi, kemik iliğinde üretilir. 1 Görevleri nelerdir? Bu hücreler vücudu bulaşıcı hastalıklara ve yabancı maddelere karşı korur.

Detaylı

Kanser tedavisi sırasında sağlıklı bir diyet hemen hemen başka zamanlardakiyle aynıdır. Her gün çeşitli gıdalar yemeniz gerekir.

Kanser tedavisi sırasında sağlıklı bir diyet hemen hemen başka zamanlardakiyle aynıdır. Her gün çeşitli gıdalar yemeniz gerekir. KANSER HASTALARINDA BESLENME DESTEĞİ Dengeli ve sağlıklı beslenme sadece tedavi gören kanser hastaları için değil tedavi sonrası süreçte de sağlıklı yaşamı oluşturan önemli unsurlardan biridir. Kanser

Detaylı

HEMAToLOJİ BAYINDIR SÖĞÜTÖZÜ HASTANESİ KEMİK İLİĞİ NAKLİ MERKEZİ

HEMAToLOJİ BAYINDIR SÖĞÜTÖZÜ HASTANESİ KEMİK İLİĞİ NAKLİ MERKEZİ HEMAToLOJİ BAYINDIR SÖĞÜTÖZÜ HASTANESİ KEMİK İLİĞİ NAKLİ MERKEZİ BAYINDIR SÖĞÜTÖZÜ HASTANESİ KEMİK İLİĞİ (KÖK HÜCRE) NAKLİ MERKEZİ Sağlıkta referans merkezi olma vizyonuyla faaliyetlerini sürdüren Bayındır

Detaylı

Hemoroid (Basur) Nedir?

Hemoroid (Basur) Nedir? Sindirim sisteminin giriş kapısını ağız ve dişler, çıkış kapısını ise anal kanal ve anüs oluşturur. İstemli olarak sağlanan dışkı ve gaz çıkışının kontrolü; hemoroitlerin de bir parçası olduğu bu anal

Detaylı

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit NEFRİT Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Genel Bilgiler Böbreğin temel fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron

Detaylı

HODGKIN DIŞI LENFOMA

HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA NEDİR? Hodgkin dışı lenfoma (HDL) veya Non-Hodgkin lenfoma (NHL), vücudun savunma sistemini sağlayan lenf bezlerinden kaynaklanan kötü huylu bir hastalıktır. Lenf

Detaylı

HEPATİTLER (SARILIK HASTALIĞI) VE 0212 5294400 2182 KRONİK BÖBREK HASTALIKLARI VE 0212 5294400 2182

HEPATİTLER (SARILIK HASTALIĞI) VE 0212 5294400 2182 KRONİK BÖBREK HASTALIKLARI VE 0212 5294400 2182 İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 2013 YILI HASTA OKULU PLANI HASTANE ADI TARİH SAAT KONU EĞİTİM YERİ HASTA OKULU PROGRAMI İÇİN HASTA VE YAKINLARININ İLETİŞİM KURABİLECEKLERİ TELEFON NUMARASI HASEKİ 28/01/2013

Detaylı

BEL AĞRISI. Dahili Servisler

BEL AĞRISI. Dahili Servisler BEL AĞRISI Dahili Servisler İnsan omurgası vücut ağırlığını taşımak, hareketine izin vermek ve spinal kolonu korumak için dizayn edilmiştir. Omurga kolonu, birbiri üzerine dizilmiş olan 24 ayrı omur adı

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ MENOPOZ DÖNEMİ BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? Menopoz nedir?

Detaylı

DOĞUM SONU EVDE BAKIM (ANNE EĞİTİMİ) Hazırlayan: Aysun Çakır Acıbadem Kadıköy Hastanesi Eğitim ve Gelişim Hemşiresi 24.06.2010

DOĞUM SONU EVDE BAKIM (ANNE EĞİTİMİ) Hazırlayan: Aysun Çakır Acıbadem Kadıköy Hastanesi Eğitim ve Gelişim Hemşiresi 24.06.2010 DOĞUM SONU EVDE BAKIM (ANNE EĞİTİMİ) Hazırlayan: Aysun Çakır Acıbadem Kadıköy Hastanesi Eğitim ve Gelişim Hemşiresi 24.06.2010 DOĞUM SONRASI AĞRI Altı haftaya kadar karın alt bölgesinde aralıklı ağrılar

Detaylı

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır.

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. ŞİŞMANLIK (OBEZİTE) Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. Yağ dokusunun oranı; Yetişkin erkeklerde % 12 15, Yetişkin kadınlarda %20 27 arasındadır. Bu oranların

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur.

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur. Dr.Armağan HAZAR ZATÜRRE (PNÖMONİ) Zatürre yada tıbbi tanımla pnömoni nedir? Halk arasında zatürre olarak bilinmekte olan hastalık akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediği takdirde ölümcül

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI VEREM (TÜBERKÜLOZ) NEDİR? Verem hastalığı; verem mikrobunun solunum yolu ile alınmasıyla oluşan bulaşıcı bir

Detaylı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı çeken sigara vücuda birçok zarar vermekte ve uzun süre

Detaylı

Romatizma BR.HLİ.066

Romatizma BR.HLİ.066 Nedir? başta eklemler olmak üzere, birçok organ ve dokunun doğrudan ya da dolaylı olarak zarar görmesine yol açabilen hastalıklar grubudur. Kanda iltihap düzeyinde yükselmeye neden olup olmamasına göre

Detaylı

SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI

SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI Ekmek, diğer tahıllar ve patates Meyve ve sebzeler Et, balık ve alternatifleri Yağ ve şeker oranı yüksek yiyecek ve içecekler Süt ve süt ürünleri Sağlıklı beslenme tabağı insanların

Detaylı

HİJYEN VE SANİTASYON (LBV104U)

HİJYEN VE SANİTASYON (LBV104U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HİJYEN VE SANİTASYON (LBV104U) DERS

Detaylı

Hepatit B ile Yaşamak

Hepatit B ile Yaşamak Hepatit B ile Yaşamak NEDİR? Hepatit B, karaciğerin iltihaplanmasına sebep olan, kan yolu ve cinsel ilişkiyle bulaşan bir virüs hastalığıdır. Zaman içerisinde karaciğer hasarlarına ve karaciğer kanseri

Detaylı

Sigaranın Vücudumuza Zararları

Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın vücudumuza olan zararları ve sigarayı bıraktıktan sonra vücudumuzdaki değişimler burada anlatılmaktadır. Sırt ve Bel Ağrısı: Sigara içmek bel ile ilgili hastalıkların

Detaylı

SAĞLIKLI BESLENME VE MENÜ PLANLAMA BİLKENT ÜNİVERSİTESİ KAFETERYALAR İŞLETMESİ MÜDÜRLÜĞÜ

SAĞLIKLI BESLENME VE MENÜ PLANLAMA BİLKENT ÜNİVERSİTESİ KAFETERYALAR İŞLETMESİ MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIKLI BESLENME VE MENÜ PLANLAMA BİLKENT ÜNİVERSİTESİ KAFETERYALAR İŞLETMESİ MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK; Fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir. BESLENME; Büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken

Detaylı

07.10.2013 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ. -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı - Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü

07.10.2013 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ. -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı - Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü 07.10.2013 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı - Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü Doç. Dr. Hoşnuter: Basit Merdiven Altı Güzellik Merkezlerine Dikkat Yaz aylarında

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

Türkiye'de Yıllara Göre Yeni Verem Hasta Sayıları. 1965 1970 1975 1980 1985 1990 1995 2000 2005 2007 Yıllar

Türkiye'de Yıllara Göre Yeni Verem Hasta Sayıları. 1965 1970 1975 1980 1985 1990 1995 2000 2005 2007 Yıllar Verem Haftası etkinlikleri çerçevesinde Akkuş İlçe Sağlık Grup Başkanımız Dr. Mustafa AKDOĞAN 18/01/2010 tarihinde ilçemizde çalışan din adamları ve halka yönelik verem hastalığı ile ilgili çeşitli bilgiler

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ?

Detaylı

Saç Ekimi. hair implant. dünyanın saçını ekiyoruz

Saç Ekimi. hair implant. dünyanın saçını ekiyoruz Saç Ekimi dünyanın saçını ekiyoruz Beslenmenizden mevsim değişikliklerine pek çok faktör saçlarınızı etkileyebilir ve dökülmelerine sebep olabilir. Ciddi olmayan düzeyde saç dökülmesi problemi yaşıyorsanız

Detaylı

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR?

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR? LENFOMA NEDİR? Lenfoma, diğer grup onkolojik hastalıklar içinde yaşamın uzatılması ve daha kaliteli yaşam sağlanması ve hastaların kurtarılmaları açısından daha fazla başarı elde edilmiş bir hastalıktır.

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz Diyetisyen Serap Orak Tufan İstanbul 2015 NEDEN OKULA GİDERİZ? PEKİ NEDEN YEMEK YERİZ? Hastalanmamak için Daha Güçlü olmak için Daha çabuk büyümek için Karnımızı

Detaylı

5. Sınıf Fen ve Teknoloji

5. Sınıf Fen ve Teknoloji KONU: Besinler ve Dengeli Beslenme Besinlerin gerekliliği Bütün canlılar büyümek, gelişmek, ve yaşamını sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmek için beslenmeye ihtiyaç vardır. Canlılar koşmak, yürümek

Detaylı

GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008

GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008 GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008 GRİP HAKKINDA BİLMEMİZ GEREKENLER Gribin nasıl bir hastalık olduğunu, Gripten korunmak için neler yapmamız gerektiğini, Grip aşısını ve ne zaman aşı olmamız

Detaylı

EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr

EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr Ağacın kökü toprak İnsanın kökü EKMEK tir. 2 BİR AYDA 7-12 KG. VERMEK

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

ÖDEM NEDİR? Hazırlayan : FATMA OKUMUŞ

ÖDEM NEDİR? Hazırlayan : FATMA OKUMUŞ ÖDEM NEDİR? Hazırlayan : FATMA OKUMUŞ ÖDEM NEDİR TANIM Ödem sık karşılaşılan ve vücutta sıvı birikimi olarak tanımlanan ve bazen de bazı ciddi hastalıkların belirtisi olan klinik bir durumdur. Ödem genellikle

Detaylı

HASTALIKLARA ÖZEL BESLENME

HASTALIKLARA ÖZEL BESLENME HASTALIKLARA ÖZEL BESLENME Beslenme Yetersizliğine Bağlı Sorunlar 1 PROTEİN ENERJİ YETERSİZLİĞİ Büyüme ve gelişme için gerekli olan enerji, protein, karbonhidrat, vitamin ve minerallerin yeterince alınmamasına

Detaylı

Dengeli Beslenme. Efe Kaan Fidancı

Dengeli Beslenme. Efe Kaan Fidancı Dengeli Beslenme Yaşamımız boyunca sürekli büyürüz. Bebeklikten itibaren sağlıklı bir şekilde büyümek ve gelişmek için düzenli, dengeli ve yeterli beslenmemiz gerekir. Beslenmek yani yemek yemek günlük

Detaylı

Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor.

Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor. Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor. Sağlıklı çocuk izlemi: Çocuğun yaşına uygun ruhsal, fiziksel

Detaylı

BASİLLİ DİZANTERİ (SHİGELLOZİS) (KANLI İSHAL)

BASİLLİ DİZANTERİ (SHİGELLOZİS) (KANLI İSHAL) BASİLLİ DİZANTERİ (SHİGELLOZİS) (KANLI İSHAL) TANIMI Shigella türü bakterilerde meydana gelen;karekteristik belirti ve bulguları olan,ilium ve kolonun akut enfeksiyonudur.basilli ve amipli dizanteri olmak

Detaylı

Nebile ÖZDEMİR Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi

Nebile ÖZDEMİR Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi Nebile ÖZDEMİR Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi TÜRKİYEDE BÖBREK NAKLİ 1975 yılında canlı 1978 yılında kadavra E.Ü.T.F Hastanesi Organ Nakli Uygulama ve Araştırma Merkezi 1988

Detaylı

2012/2013 Yılı İstatistiki Verileri

2012/2013 Yılı İstatistiki Verileri T.C SAĞLIK BAKANLIĞI TÜRKİYE KAMU HASTANELERİ KURUMU Ankara 1.Bölge Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi / Yılı İstatistiki Verileri /

Detaylı

Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon olarak kabul edilir.

Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon olarak kabul edilir. HİPERTANSİYON Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Yüksek tansiyon (hipertansiyon) nedir? Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon

Detaylı

ERGENLİKTE HİJYEN SAĞLIK VE KİŞİSEL BAKIM. Hazırlayan Okul Rehber Öğretmeni İrem YILDIRIM

ERGENLİKTE HİJYEN SAĞLIK VE KİŞİSEL BAKIM. Hazırlayan Okul Rehber Öğretmeni İrem YILDIRIM ERGENLİKTE HİJYEN SAĞLIK VE KİŞİSEL BAKIM Hazırlayan Okul Rehber Öğretmeni İrem YILDIRIM SAĞLIK VE HİJYEN NEDİR? Sağlık; kişinin doğuştan getirdiği kalıtsal özellikleri ile fiziksel, biyolojik ve sosyal

Detaylı

Endometriozis. (Çikolata kisti)

Endometriozis. (Çikolata kisti) Endometriozis (Çikolata kisti) Bugün Neler Konuşacağız? Endometriozis Nedir? Belirtileri Nelerdir? Ne Sıklıkta Görülür? Hangi Sorunlara Neden Olur? Nasıl Tanı Konur? Nasıl Tedavi Edilir? Endometriozis

Detaylı

Gıda Zehirlenmesi ve Önlenmesi

Gıda Zehirlenmesi ve Önlenmesi (16.12.2001) İçindekiler... 1 Gıda Zehirlenmesi Nasıl Oluşur?... 1 Gıdalara Nasıl Bulaşma Olur?... 2 Gıda Zehirlenmesi Nasıl Önlenir?... 3 Bazı Yaygın Gıda Zehirleyen Bakteriler... 3 Salmonella... 3 Bacillus...

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

Kemoterapi Hastalarında Tedavi Uyumunun Arttırılmasında Eczacı Danışmanlığı

Kemoterapi Hastalarında Tedavi Uyumunun Arttırılmasında Eczacı Danışmanlığı Kemoterapi Hastalarında Tedavi Uyumunun Arttırılmasında Eczacı Danışmanlığı 3. Ulusal Hastane ve Kurum Eczacıları Kongresi 23-27 Mart 2016, Muğla Uz. Ecz. Metin Deniz KARAKOÇ Denizli Devlet Hastanesi Hasta

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Hipertansiyon HT Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Bu sunum Arş. Gör. Dr. Neslihan Yukarıkır ve Arş. Gör. Dr. Dilber Deryol Nacar

Detaylı

KANSER NEDIR? TARAMA YÖNTEMLERI NELERDIR? BURSA HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ KANSER ŞUBE DR.AYŞE AKAN

KANSER NEDIR? TARAMA YÖNTEMLERI NELERDIR? BURSA HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ KANSER ŞUBE DR.AYŞE AKAN KANSER NEDIR? TARAMA YÖNTEMLERI NELERDIR? BURSA HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ KANSER ŞUBE DR.AYŞE AKAN 2005 DEN 2030 A DÜNYADA KANSER 7 milyon ölüm 17 milyon 11 milyon yeni vaka 27 milyon 25 milyon kanserli kişi

Detaylı

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir.

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız ve Diş Sağlığı Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız sağlığı: Dişler ve onları

Detaylı

For Sifa University Hospital Saç Ekimi Ünitesi

For Sifa University Hospital Saç Ekimi Ünitesi For Sifa University Hospital Saç Ekimi Ünitesi www.sifa.edu.tr FUE SAÇ EKİMİ Saç ekimi, çeşitli nedenlerle saç açıklığı ya da seyrekliği oluşmuş alanlara, kişinin kendi saç köklerinin nakledilerek saçsız

Detaylı

Doç. Dr. Orhan YILMAZ

Doç. Dr. Orhan YILMAZ Yazar Ad 145 Doç. Dr. Orhan YILMAZ İnsanda yaş ilerledikçe tüm organlarda görülebilen yaşlanma işitme organında da görülür ve bu arada işitme duyusu da gün geçtikçe zayıflar. Yaşlılığa bağlı olarak gelişen

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ BAĞIRSAK PARAZİTLERİ VE KORUNMA YOLLARI BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ?

Detaylı

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır.

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır. HODGKIN LENFOMA HODGKIN LENFOMA NEDİR? Hodgkin lenfoma, lenf sisteminin kötü huylu bir hastalığıdır. Lenf sisteminde genç lenf hücreleri (Hodgkin ve Reed- Sternberg hücreleri) çoğalır ve vücuttaki lenf

Detaylı

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi)

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi) Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi (Nöro-Onkolojik Cerrahi) BR.HLİ.018 Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanan ya

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. VİTA B 250/250/1 mg enterik kaplı tablet Ağızdan alınır.

KULLANMA TALİMATI. VİTA B 250/250/1 mg enterik kaplı tablet Ağızdan alınır. KULLANMA TALİMATI VİTA B 250/250/1 mg enterik kaplı tablet Ağızdan alınır. Etkin madde: Her bir enterik kaplı tablet 250 mg B 1 vitamini, 250 mg B 6 vitamini ve 1 mg B 12 vitamini içerir. Yardımcı madde(ler):

Detaylı

YANIK, DONMA VE SICAK ÇARPMASINDA İLKYARDIM

YANIK, DONMA VE SICAK ÇARPMASINDA İLKYARDIM YANIK, DONMA VE SICAK ÇARPMASINDA İLKYARDIM Yanık nedir? Herhangi bir ısıya maruz kalma sonucu oluşan doku bozulmasıdır. Yanık, genellikle sıcak su veya buhar teması sonucu meydana geldiği gibi, sıcak

Detaylı

YANIK, DONMA VE SICAK ÇARPMASINDA İLKYARDIM Yanık nedir? Herhangi bir ısıya maruz kalma sonucu oluşan doku bozulmasıdır. Yanık, genellikle sıcak su veya buhar teması sonucu meydana geldiği gibi, sıcak

Detaylı

Uçuk genellikle dudak, ağız ve burun delikleri çevresinde çıkan Herpes simplex adı verilen virüsün sebep olduğu hastalıktır.

Uçuk genellikle dudak, ağız ve burun delikleri çevresinde çıkan Herpes simplex adı verilen virüsün sebep olduğu hastalıktır. Uçuk Nedir? Uçuk genellikle dudak, ağız ve burun delikleri çevresinde çıkan Herpes simplex adı verilen virüsün sebep olduğu hastalıktır. Uçuk Ciddiye Alınması Gereken Bir Sağlık Sorunu mudur? Yapılan araştırmalar,

Detaylı

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Yazar Ad 61 Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Ülkemizde kalp damar hastalıkları erişkinlerde en önemli ölüm ve hastalık nedeni olup kanser veya trafik kazalarına bağlı ölümlerden daha sık görülmektedir. Halkımızda

Detaylı

Meme Sağlığı Merkezi

Meme Sağlığı Merkezi Meme Sağlığı Merkezi BR.HLİ.100 Sevgili Hanımlar, Meme, sağlıklı neslin devamı için elzem bir organdır. Cinsel gücüyle ve süt yapma yetisiyle bu görevini yerine getirir. Biz kadınlar memelerimiz ile gurur

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. Etkin madde: Her bir kapsül, 180 mg kırmızı üzüm yaprağı kuru ekstresi (4-6:1) içerir.

KULLANMA TALİMATI. Etkin madde: Her bir kapsül, 180 mg kırmızı üzüm yaprağı kuru ekstresi (4-6:1) içerir. KULLANMA TALİMATI ANTISTAX 180 mg Sert Jelatin Kapsül Ağız yoluyla alınır. Etkin madde: Her bir kapsül, 180 mg kırmızı üzüm yaprağı kuru ekstresi (4-6:1) içerir. Yardımcı maddeler: Susuz kolloidal silisyum

Detaylı

OTOLOG YENİLENME HIZLANDIRICISI KAS VE İSKELET SİSTEMİNİ ONARICI, SPOR TRAVMA VE ORTOPEDİK RAHATSIZLIKLARIN TEDAVİLERİNDE YENİLKÇİ BİR PROGRAM

OTOLOG YENİLENME HIZLANDIRICISI KAS VE İSKELET SİSTEMİNİ ONARICI, SPOR TRAVMA VE ORTOPEDİK RAHATSIZLIKLARIN TEDAVİLERİNDE YENİLKÇİ BİR PROGRAM OTOLOG YENİLENME HIZLANDIRICISI YENİLENMEK KENDİ İÇİMİZDE KAS VE İSKELET SİSTEMİNİ ONARICI, SPOR TRAVMA VE ORTOPEDİK RAHATSIZLIKLARIN TEDAVİLERİNDE YENİLKÇİ BİR PROGRAM DENSITY PLATELET GEL ONARICI TIPTA

Detaylı

Gebeliğiniz süresince Doğum Öncesi Bakım Hizmetleri;

Gebeliğiniz süresince Doğum Öncesi Bakım Hizmetleri; Gebeliğiniz süresince Doğum Öncesi Bakım Hizmetleri; Aile Sağlığı Merkezlerinde Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezlerinde Toplum Sağlığı Merkezlerinde ÜCRETSİZ verilmektedir. Temizlik, genel vücut

Detaylı

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı. VEREM HASTALIĞI ve VEREM HAFTASI

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı. VEREM HASTALIĞI ve VEREM HAFTASI T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI ve VEREM HAFTASI VEREM EĞİTİM VE PROPAGANDA HAFTASI Geleneksel olarak her yıl Ocak ayının ilk Pazar gününden

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik YB 205 Beslenme İkeleri Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr YAŞLANMA Amerika da yaşlı bireyler eskiye göre

Detaylı

T.C ÇANAKKALE ONSEKİZMART ÜNİVERSİTESİ ARAŞTIRMA VE UYGULAMA HASTANESİ ÇALIŞAN GÜVENLİĞİ PROSEDÜRÜ

T.C ÇANAKKALE ONSEKİZMART ÜNİVERSİTESİ ARAŞTIRMA VE UYGULAMA HASTANESİ ÇALIŞAN GÜVENLİĞİ PROSEDÜRÜ T.C ÇANAKKALE ONSEKİZMART ÜNİVERSİTESİ ARAŞTIRMA VE UYGULAMA HASTANESİ ÇALIŞAN GÜVENLİĞİ PROSEDÜRÜ KODU: YÖN.PR.09 YAYINLAMA TARİHİ: 21.04.2014 REVİZYON TARİHİ: 00 REVİZYON NO: 00 SAYFA SAYISI:05 1. AMAÇ:

Detaylı

SIK RASTLANAN HASTALIKLAR-1

SIK RASTLANAN HASTALIKLAR-1 SIK RASTLANAN HASTALIKLAR-1 HEMOROİD - BASUR HAZIRLAYAN: OP. DR. ŞABAN BEYAZPINAR ANA SAYFAYA DÖN 1 GİRİŞ Sağlıklı bir toplum olmak. Sağlıklı karar vermeyi sağlamak ve yanlış yapmamak. Bilgilerimizin doğruluğunu

Detaylı

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde EPİLEPSİ Basitleştirilmiş şekliyle epilepsi nöbeti kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır, ve beyin hücrelerinde geçici anormal deşarjlar sonucu ortaya çıkar. Epilepsi nöbetlerinin çok değişik

Detaylı

NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR

NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları

Detaylı

DİYABET DİYETİ * Diabet diyeti, yeterli ve dengeli beslenme temeline dayanmaktadır. Size önerilen miktarlardaki yiyecekler günlük protein,

DİYABET DİYETİ * Diabet diyeti, yeterli ve dengeli beslenme temeline dayanmaktadır. Size önerilen miktarlardaki yiyecekler günlük protein, DİYABET DİYETİ * Diabet diyeti, yeterli ve dengeli beslenme temeline dayanmaktadır. Size önerilen miktarlardaki yiyecekler günlük protein, karbonhidrat, yağ ve enerji ihtiyacınızı karşılayacaktır. * Bu

Detaylı

H1N1 den Korunmada Alınacak Önlemler. Pandemik H1N1 Gribi (Domuz Gribi)

H1N1 den Korunmada Alınacak Önlemler. Pandemik H1N1 Gribi (Domuz Gribi) H1N1 den Korunmada Alınacak Önlemler Pandemik H1N1 Gribi (Domuz Gribi) İnfluenza olarak da bilinen grip, viral bir hastalıktır. Sağlıklı insanlarda ortalama bir haftada geçmesine rağmen; vücut direncini

Detaylı

Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var

Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var KARACİĞER NEDEN ÖNEMLİ 1.Karaciğer olmadan insan yaşayamaz! 2.Vücudumuzun laboratuardır. 500 civarında görevi var! 3.Hasarlanmışsa kendini yenileyebilir! 4.Vücudun

Detaylı

Hepatit Hastalığı Gebelikten Etkilenir mi?

Hepatit Hastalığı Gebelikten Etkilenir mi? GEBELİKTE HEPATİT Gebelik ve hepatit Gebelik ve hepatit iki ayrı durumu anlatır. Birincisi gebelik sırasında ortaya çıkan akut hepatit tablosu, ikincisi ise kronik hepatit hastasının gebe kalmasıdır. Her

Detaylı

DİYABETTE BESLENME PRENSİPLERİ

DİYABETTE BESLENME PRENSİPLERİ İstanbul Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı DİYABETTE BESLENME PRENSİPLERİ Dr. Dyt. Cemile İdiz Ne yemeliyim? DİYABET Tatlı meyve yeme!! Limon şekeri düşürür

Detaylı

Diyabette Bakım,Takip ve İzleme. İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ABD Endokrinoloji,Diyabet ve Metabolizma Uzm.Hem.

Diyabette Bakım,Takip ve İzleme. İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ABD Endokrinoloji,Diyabet ve Metabolizma Uzm.Hem. Diyabette Bakım,Takip ve İzleme İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ABD Endokrinoloji,Diyabet ve Metabolizma Uzm.Hem.Alev Kahraman Kan Glukozunun Diyabetli Birey Tarafından Takibi Kan glukozunun

Detaylı