KOSOVA'NIN BAGIMSIZLIK ILANININ KENDI KADERiNi TAYIN KAVRAMI QERQEVESiNDE DEGERLENDIRILMESI VE ABHAZYA SORUNUNA MUHTEMEL ETKILERI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KOSOVA'NIN BAGIMSIZLIK ILANININ KENDI KADERiNi TAYIN KAVRAMI QERQEVESiNDE DEGERLENDIRILMESI VE ABHAZYA SORUNUNA MUHTEMEL ETKILERI"

Transkript

1 T.C. KARA HARP OKULU SAVUNMA BiLiMLERi ENSTITUSO GUVENLiK BiLiMLERi ANA BiLiM DALI KOSOVA'NIN BAGIMSIZLIK ILANININ KENDI KADERiNi TAYIN KAVRAMI QERQEVESiNDE DEGERLENDIRILMESI VE ABHAZYA SORUNUNA MUHTEMEL ETKILERI YUKSEK LISANS TEZi Hazirlayan P.Utgm. Muharrem TA Tez Dani^mani DoQ.Dr. Wlitat QELiKPALA ANKARA-2009

2 TEZiN TARiHi : TEZ TANITIM FORWIU TEZiN TiPi : Yuksek Lisans Tezi TEZiN BA L1GI : Kosova'nm Bagimsizlik llaninin Kendi Kadehni Tayin Kavrami Qergevesinde Degerlendirilmesi ve Abhazya Sorununa Muhtemel Etkiieri TEZiN YAPILDIGI BiRiM : Kara Harp Okulu Savunma Bilimleri Enstitusu Guvenlik Bilimleri Ana Bilim Dali SPONSOR KURULU : - DAGITIM LiSTESi : Kara Harp Okulu Savunma Bilimleri Enstitusu Tez Haziriama, Onay, Dagitim ve Muhafaza Esaslari Kilavuzunda Belirtilen Ye Here TEZiN OZETi : Gunumuz dunyasinin en onemli kavramlanndan biri haline gelen kendi kaderini tayinin, tahhi sureg iperisindeki geli imi ve uluslararasi hukuk agisindan ne aniama geldigi incelenmi^tir. Ornek olay olarak Yugoslavya'nin pargalanma surecl incelendikten sonra daha once bzerk bir bolge olan Kosova'nm Batili devletierin destegiyle beraber bagimsiz bir devlet haiine gelmesi ve ardmdan daha once ozerk bir cumhuriyet olan Abhazya'nm Rusya Federasyonu tarafmdan bagimsiz bir devlet olarak tanmmasi kendi kaderini tayin kavrami a^isindan degerlendirilmi ve ya^anan tum bu surecin kendi kaderini tayin kavramma etkiieri ortaya konulmu tur. ANAHTAR KELIMELER : Kendi Kaderini Tayin, Tek Tarafli Aynlma, Uluslararasi Hukuk, Yugoslavya, Kosova, Abhazya SAYFA SAYISI : 108 GiZLiLiK DERECESi : Tasnif Di i

3 T.C. KARA HARP OKULU SAVUNMA BiLiMLERi ENSTiTUSU GUVENLiK BiLiMLERi ANA BiLiM DALI KOSOVA'NIN BAGIMSIZLIK ILANININ KENDi KADERiNi TAYiN KAVRAMI QERQEVESiNDE DEGERLENDiRiLMESi VE ABHAZYA SORUNUNA MUHTEMEL ETKlLERi YUKSEK LISANS TEZi Hazirlayan P.Utgm. Muharrem TA Tez Dani^mani DoQ.Dr. MitatgELiKPALA ANKARA-2009

4 KARA HARP OKULU SAVUNMA BiLiMLERi ENSTITUSU MUDURLUGUNE P.Utgm Muharrem TA 'm, Kosova'nm Bagimsizlik jianinin Kendi Kaderini Tayin Kavranni QerQevesinde Degerlendirilmesi ve Abhazya Sorununa Muhtemel Etkiieri konulu tez gali^masi, jiirimiz tarafmdan GUVENLIK BiLiMLERi Ana Bilim Dalmda YUKSEK LiSANS tezi olarak kabul edilmi^tir. Balkan Yrd.Do?.Dr.lkm.Bnb. Haldun YALQINKAYA Uye Do9.Dr. Mitat QELlKPALA (Dani man) Uye Yrd.D09.Dr. Ozgur OZDAMAR ONAY Yukaridaki imzalarm, adi gefen ogretim uyelerine ait olduqunu onaylarim. Taner ALTUNOK Prof.Dr.Muh.Alb. Svn.BiI.Ens.Md.

5 TE EKKUR Yuksek lisans egitimi ve tez hazirligi boyunca ba ta Kara Harp Okulu (KHO) Komutani Tumgeneral Kenan HUSNU0<5LU olmak uzere, askeri ve bilinnsel bilgi, tecrube, gorguleriyle herzaman yol gosteren, bilimsel geli^imim igin higbir fedakarliktan kaginmayan KHO Savunma Bilimleri Enstitusu Muduru Prof.Dr.Muh.Aib. Taner ALTUNOK'a, Anabilim Dali Ba^kani J.Og.Alb. Kadir GUNDU(3AN'a ve turn enstitu gali^anlarina te ekkurlerimi sunanm. Tez gali^masi esnasinda bikmadan, usanmadan bana yol gosteren, bilimsel altyapisi ile bu tezi hazirlamamda destegini hip esirgemeyen ve hedeflerime ula mami saglayan tez dani manim Dog.Dr. Mitat QELlKPALA'ya en derin saygilanmi ve te ekkurlerimi sunanm. Hayatim boyunca kisitli imkanlarina ragmen benim geii^memde higbir fedakarliktan kaginmayan rahmetli babam Dursun TA ve annem Fatma TA 'a 1 yogun gegen tez gali malarimda zaman zaman ihma! etmek zorunda kalmama ragmen destegini hi? esirgemeyen hayat arkada im ve sevgili e im Gul TA 'a minnettanm. Son olarak, gerek ders a amasmda, gerekse tez gali^ma doneminde desteklerini, ilgi ve alakalarmi esirgemeyen ismini hatirlayamadigim diger dostlanm ile smif arkada larima ukranlarimi sunanm.

6 T.C. KARA HARP OKULU SAVUNMA BiLiMLERi ENSTiTUSU GUVENLiK BiLiMLERi ANA BiLlM DALI ANKARA 2009 KOSOVA'NIN BAGIMSIZLIK ILANININ KENDi KADERINI TAYiN KAVRAMI QERQEVESiNDE DEGERLENDiRiLMESi VE ABHAZYA SORUNUNA MUHTEMEL ETKILER! YUKSEK LiSANS TEZi P.Utgm. Muharrem TA OZET Halk egemenligi dij uncesi temelinde ortaya ^ikan kendi kaderini tayine, tahhi sureg igehsinde birgok aniam yuklenmi^tir. Bu farkli aniamlar kendi kaderini tayinin temelde iki yonunu ortaya gikarmi^tir; bagimsizligi yansitan di yonu ve demokratik yonetim bigimini yansitan ig yonu. Uluslararasi hukuk agisindan somurge yonetimi ve yabanci i gali altindaki halklar igin di kendi kaderini tayin bir hak haline gelmi^tir. Ig kendi kadehni tayin ise hukumete katilimi engellenen irksal gruplar igin bir hak haline gelmi^tir. Soguk Sava yillarinda somurge devietiennin bagimsizligini kazanmasiyla ilgili bir kavram olarak gorulen kendi kaderini tayin, Soguk Sava in bitimiyle beraber somurge baglami di^inda kullanilmaya ba$lanmi tir. Soguk Sava sonrasi meydana gelen siyasal geli meler hem ig hem de di kendi kaderini tayin kavramlarini degi tirmeye ba?lami tir. Soguk Sava sonrasinda kendi kaderini tayin kavraminin on plana giktigi en onemli olay Yugoslavya'nin pargalanmasi olmu tur. Yugoslavya'nin pargalanmasi federal devletlehn gelecegi agisindan kotu bir ornek olu turmu tur. Yugoslavya sureciyle beraber ortaya gikan en onemli geli me ig kendi kaderini tayin hakki onemli derecede ihlal edilen gruplarin di kendi

7 kaderini tayin hakkinin dogacagi yakia imidir. Kosova'nin bagimsizligi bu yakia^imin ilk somut ornegi olmu^tur. Kosova'nin bagimsizligi, kendi kaderini tayin kavraminin bznesi olan 'halk' kavraminda da bir degi^ime i aret etmektedir. Kosova ornegi, halk ile azinlik kavramlan arasindaki ayrimin bazi durumlarda onemsiz hale gelebilecegini de ortaya pikarmi^tir. Bu yakla^imlar uluslararasi hukuk agistndan henuz yapilageli kurali haline gelmemi tir. Kosova'nin bagimsizligi diger ayrilikgi bolgeler igin buyuk bir cesaret ve umut kaynagi olmu tur. Bu durumun ilk somut yansimasi Abhazya'da ya^anmi^tir. Ya?anan tum bu geli meler kendi kaderini tayin kavramini gittikge daha fazia siyasalla tirmi ve tanima, kendi kaderini tayin kavraminin onune gegen bir olgu haline gelmi tir. Bu suregte en buyuk zarari ise toprak butunlugu ilkesi gormu tur. Bu gali mada kendi kaderini tayin kavraminin geli^imi, Yugoslavya'nin pargalanma sureci, Kosova'nin kendi kaderini tayin baglammda bagimsiz bir devlet olma hakkinin olup olmadigi ve bu durumun Abhazya igin bir emsal te kil edip etmeyecegi incelenmi tir. Ayrica kendi kaderini tayin kavraminda son yillarda ya anan degi^imlerin diger devietlere muhtemel etkileri de degerlendirilmi tir. Anahtar Kelimeler : Kendi Kaderini Tayin, Tek Tarafli Ayrilma, Uluslararasi Hukuk, Yugoslavya, Kosova, Abhazya Tez Yoneticisi : Dog.Dr. Mitat QELlKPALA Sayfa Sayisi : 108

8 T.C. TURKISH MILITARY ACADEMY DEFENSE SCIENCES INSTITUTE DEPARTMENT OF SECURITY SCIENCES ANKARA 2009 ASSESSMENT OF KOSOVO'S DECLARATION OF INDEPENDENCE WITHIN THE FRAMEWORK OF SELF- DETERMINATION CONCEPT AND ITS POTENTIAL EFFECTS ON THE ABKHAZIA QUESTION MASTER THESIS P.Utgm. Muharrem TA ABSTRACT Self-determination emerged on the basis of popular sovereignty has been loaded lots of meanings in its historical process. These different meanings have fundamentally uncovered two aspects of self-determination; external aspect reflecting the independence and internal aspect reflecting the democratic government. According to international law, external selfdetermination has become a right for the colonial peoples and the people under foreign military occupation. Interna! self-determination has become a right for racial groups denied access to participation in government. Selfdetermination, seen as a concept related to decolonization in the Cold War, has been used in non-colonial context with the end of the Cold War. Political developments occurring after the Cold War have begun to change both internal and external self-determination concepts. After the Cold War, the most important event which selfdetermination comes into prominence has been the break-up of Yugoslavia. The break-up Yugoslavia has been a bad example for the future of federal IV

9 states. The most important development in Yugoslavia process was the approach that prevention of groups' meaningful exercise of internal selfdetermination justified external self-determination. Kosovo's independence was the first concrete example for this approach. Kosovo's independence indicates a change in 'people' concept which is the subject of the selfdetermination. Kosovo example has revealed that distinction between people and minority concepts has become insignificant in some cases. These approaches in terms of international law have not yet become customary rules. Kosovo's independence has been a great source of courage and hope. The first concrete reflection of this situation has been in Abkhazia. All these developments have made the self-determination concept more political and recognition has become a more prominent phenomenon than selfdetermination concept. In this process, the principle of territorial integrity has suffered the greatest damage. In this study, development of self-determination concept, the breakup process of Yugoslavia, whether Kosovo has right to external selfdetermination and whether Kosovo would constitute a precedent for Abkhazia have been examined. Moreover, the potential effects of the changes in the self-determination concept experienced in recent years to the other states have been assessed. Keywords Yugoslavia, Kosovo, Abkhazia : Self-Determination, Secession, International Law, Advisor : Dog.Dr. Mitat (JELlKPALA Number of Pages : 108

10 igindekiler TE EKKUR OZET ABSTRACT IgiNDEKiLER KISALTMALAR LtSTESi ON SOZ i ii iv vi ix x GiRi 1 BlRINCi SOLUM KENDi KADERiNi TAYiN 1. KENDi KADERiNi TAYiNiNANLAMI 6 a. I9 ve Di Kendi Kaderini Tayin 7 b. BM OncesI Donemde Kendi Kaderini Tayin 9 (1) Kavramin Kokeni 9 (2) Lenin, Wilson ve Iki Dunya Sava i Arasi Donem 11 c. BM Sonrasi Donemde Kendi Kaderini Tayin ULUSLARARASI BELGELERDE KENDi KADERiNi TAYiN 19 a. BM arti 19 b. Uluslararasi Insan Haklari Sozle^meleri 21 c. BM Genel Kurulu Kararlan ULUSLARARASI HUKUK VE KENDi KADERiNi TAYiN GUNUMUZDE ORTAYA QIKAN TEMEL PROBLEMLER 30 VI

11 a. Halk Kavraminin Belirsizligi 30 b. Devlet Egemenligi ve ifi^lerine Kari mama 31 c. Toprak Butunlugu ve Tek Tarafli Ayrilma GENEL DEGERLENDlRME 36 ikinci BOLUM YUGOSLAVYA'NIN PARQALANMASI VE KENDi KADERiNi TAYiN 1. YUGOSLAVYA KRiZlNiN ORTAYA QiKI l DACSILMA Ml? AYRILMA Ml? KENDl KADERiNi TAYiN SINIR SORUNU AYRILIKQI CUMHURlYETLERiN TAN IN MAS I GENEL DEGERLENDIRME 59 UgUNCU BOLUM KOSOVA'NIN BAGIMSIZLIK ilani VE ABHAZYA SORUNUNA ETKiLERi 1. KOSOVA DI(3ER AYRILIKQI BOLGELER iqln EMSAL OLU TURUR MU? KOSOVA'Yl BA(5IMSIZLI6A GOTUREN SUREQ ABHAZYA'YI BAGIMSIZLISA GOTUREN SQREQ KOSOVA, ABHAZYA VE KENDl KADERlNl TAYiN KOSOVA VE ABHAZYA'NIN TANINMASI GENEL DEGERLENDIRME 89 VII

12 DORDUNCU BOLUM SONUg KAYNAKgA 100 EKLER 108 VIII

13 KISALTMALAR LISTESI AB ABD AGiT AT BDT BM KKO NATO SSCB UNESCO : Avrupa Birligi : Amerika Birle$ik Devletleri ; Avrupa Guvenlik ve i^birligi Te kilati ; Avrupa Toplulugu : Bagimsiz Devletler Toplulugu : Birle^mi^ Milletler : Kosova Kurtulu? Ordusu : North Atlantic Treaty Organization : Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birligi : United Nations Educational Scientific and Cultural Organization UNMIK UNOMIG YFC YSFC : United Nations Interim Administration Mission in Kosovo : United Nations Observer Mission in Georgia : Yugoslavya Federal Cumhuriyeti : Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti IX

14 ON SOZ Devletler arasindaki silahli gati^malarin bir istisna haline geldigi gunumuz dunyasinda, devlet igi silahli gati malar gittikge ivme kazanmaktadir. Devlet igi silahli gati malarin hemen hemen hepsinin temel sebebi etnlk gruplarin bagimsizlik iddialaridir. Bagimsizligin bir mit haline geldigi gunumuz dunyasmda, etnik gruplarin bu taleplerini me rula tirmak igin kullandigi en onemli arguman kendi kaderini tayin kavramidir. Devlet odakli uluslararasi sistem igin yikici bir potansiyel igermesi sebebiyle, kendi kaderini tayin gunumuzun en gok tarti ilan kavramlarindan biri haline gelmi tir. En son Kosova ve ardindan Abhazya'da ya^anan geli meler kendi kaderini tayin kavramini on plana gikarmi? ve uluslararasi topiumun gundemini uzun sure me?gul etmi tir. Uluslararasi toplumu olu turan devletlerin hemen hemen tamaminin birgok farkli etnik gruplardan olu tugu gdz onune alindiginda bu kavramin gittikge daha fazia onem kazanacagini soylemek mumkundur. Bu sebeple kendi kaderini tayin, uzerinde onemle durulmasi gereken bir kavram olarak degerlendirilmelidir.

15 GlRi Soguk Sava sonrasi ya anan siyasal geli meler sonucunda on plana gikan kendi kaderini tayin kavranni, uluslararasi sistemi derinden etkileyebilecek bir potansiyele sahiptir. Bagimsizlik pe inde ko an hemen hemen butun ayrilikgi gruplarin kullandigi bir arguman olan kendi kaderini tayin, var olan devletlehn pargalanmasi veya devletlere ait belli bir toprak pargasinda yeni bir devletin ortaya gikmasiyla anilir hale gelmi tir. Kosova ve Abhazya'nm bagimsiz birer devlet olma iddialannm temelinde de kendi kaderini tayin kavrami bulunmaktadir, Tahhi sureg igehsinde kendi kaderini tayin kavraminda ya^anan degi^imler; kendi kaderini tayin kavraminin Yugoslavya'nin pargalanma surecine etkileh; daha once bzerk bir bblge olan Kosova'nm bagimsizliginin diger aynlikgi boigelere, ozellikle Abhazya'ya etkileh; Kosova ve Abhazya'nm kendi kadehni tayin gergevesinde bagimsiz bir devlet olma haklarinin olup olmadigi ve tum bu ya anan surecin kendi kaderini tayin kavramma etkilerinin neler olabilecegi sorulari bu gali manm hareket noktasidir. Batili devletler Kosova'nm bagimsizligmi destekleyerek kendi kaderini tayin hakkmi kabul etmi ler ve Kosova'nm diger ayrilikgi bolgeler igin emsal te kil etmeyecegini savunmu^lardir. Rusya ise bu suregte Kosova'nm diger ayrilikgi boigelere, ozellikle Abhazya'ya emsal te kil edecegini iddia etmi tir. Dolayisiyla bu gali manm ana sorusu Kosova'nm bagimsizliginm kendi kaderini tayin agismdan dogru olup olmadigi ve Abhazya igin bir emsal olu turup olu^turmayacagidir. Bu kapsamda test edilen hipotez "Kosova'nm kendi kaderin tayin gergevesinde bagimsiz bir devlet haline gelmesi Abhazya igin emsal te kil eder" olmu tur. Ana soru igindeki iki onemli bile^en; kendi kadehni tayin ve Kosova ile Abhazya'dir. Bu kapsamda ana soruyu cevaplayabilmek igin oncelikle kendi kaderini tayin kavrami incelenmelidir. Kendi kadehni tayin kavrami incelenirken, tahhi suregte gegirdigi degi imler, uluslararasi belgelerdeki konumu ve uluslararasi hukukun kavrama baki agisi dikkate alinmasi gereken konulardir. Kokeni gok eskilere dayanan kendi kadehni tayin 1

16 kavramina tarihi sure? igerisinde birgok aniam yuklenmi tir. Birgok uluslararasi belgede yer alarak uluslararasi hukukun bir pargasi haline gelen bu kavramin kapsam ve alanmin ne oldugu halen tarti ma konusudur. Belirsizlikler kavrami bir yandan igerik olarak zenginle tirirken diger yandan gittikge siyasalla masina sebep olmaktadir. Kendi kaderini tayin kavrami belirsizliklerle dolu otmasi nedeniyle butun taraflarm kendi gikarlari dogrultusunda kullanmaya gali tigi bir argumana donu me potansiyeli ta?imaktadir. Kendi kaderini tayin kavraminin on plana giktigi en onemli ornek olaylardan biri Yugoslavya'nin pargalanma surecidir. Soguk Sava sonrasi donemin en onemli olaylarindan biri olan Yugoslavya sureci hem kendi kaderini tayin kavramindan etkilenmi? hem de bu kavrami birgok yonden etkilemi tir. Yugoslavya'nin pargalanma sureci kendi kaderini tayin kavraminin sbmurge baglami di^inda kullanildigi en onemli olaydir. Federal bir devlet olan Yugoslavya'nin, kurucu cumhuriyetlerinin bagimsiz birer devlete d6nu melerinin hukuksal zemini kendi kaderini tayin kavrami kullanilarak saglanmi^tir. Ayrica yeni ortaya gikan devletlerin sinirlarinin belirlenmesi konusunda da kendi kaderini tayin kavrami etkili olmu^tur. Yugoslavya'nin pargalanma surecinde ortaya gikan bir diger geli me ise kendi kaderini tayin hakki kabul edilmeyen etnik gruplar igin yeni bir azinlik haklari sistemi in^a etme gali^malandir. Yugoslavya'nin pargalanma surecinde bnem kazanan bir diger konu ise izlenen tanima politikasidir. Batili devletler, yeni ortaya gikan devletleri tanimak igin bazi ko?ullar one surmu^lerdir. Genel olarak demokratik yonetim bigiminin saglanmasiyla ilgili ko ullar igeren bu tanima politikasinm kendi kaderini tayin kavramina etkileri olmu tur. Bir devletin bagimsizligini tanimak igin demokratik ybnetimin saglanmasini art ko mak kendi kaderini tayin kavramiyla yakindan ilgilidir. Kisaca Yugoslavya'nin pargalanma surecinde kendi kaderini tayin gok onemli bir yere sahiptir ve bundan sonra ya anmasi

17 muhtemel Yugoslavya benzeri bir olayda yol gbsterici olacaktir. Kendi kaderini tayin kavrami incelendikten sonra ana sorunun ikinci onemli bile eni Kosova'nm bagimsizlik ilaninin Abhazya'ya etkileridir. ilk once Kosova'nm bagimsizlik ilaninin genel aniamda diger ayrilikgi boigelere etkiieri incelenmelidir. Kosova'nm bagimsizliginm yeni bir ayrilikgi dalgaya sebep olabilecegi korkusu son yillann en gok tarti^ilan konularmdan biridir. Daha sonra hem Kosova'yi hem de Abhazya'yi bagimsizliga goturen sureglere bakmak gerekmektedir. Kosova ve Abhazya farkli sureglerden gegmeierine ragmen bazi ortak ozellikleri de ta^imaktadirlar. Bagimsizlik suregleri incelendikten sonra her iki bolgenin de kendi kaderini tayin gergevesinde bagimsiz birer devlet olma haklarinin olup olmadigi kar^ila^tirmali olarak incelenmelidir. Son olarakta ya anan bu suregte hem kendi kaderini tayin kavraminin rolu hem de surecin kendi kaderini tayin kavramma etkiieri sorgulanmalidir. Kureselle menin de etkisiyle etnik gruplar gittikge artan bir?ekilde kimliklerine sahip gikmaya ba?lami lardir ve bu durum devletlehn kendi iglehnde ayri?tirici bir etki yaratmaktadir. Bu ayn^tirici etki ise gogu zaman gati malara sebep olmaktadir. GunumOz dunyasinda devletler arasi gati malar istisna haline gelirken devlet igi gati^malar gittikge ivme kazanmaktadir. Devlet igi gati^malarin hemen hemen hepsinin temelinde kendi kaderini tayin iddialanna dayanan bagimsizlik talepleri bulunmaktadir. Gorunen o ki, kendi kaderini tayin kavrami gun gegtikge daha fazia one gikmaya ba^layacak ve ozellikle uniter yapidaki devletleri daha fazia etkileyecektir. Bu sebeple Kosova ve sonrasinda ya anan surecin kendi kadehni tayin kavramma etkileh dikkatle incelenmelidir. Yukaridaki sorulari yanitlayabilmek igin vehler agik kaynaklardan toplanmi tir. Bu kapsamda, sureli akademik yayinlar, veh tabanlari ve bilimsel kitaplarin yaninda internet vasitasiyla elde edilen belgelerden faydalanilmi^tir. Mumkun oldugunca bihncil kaynaklar kullanilmaya gali ilmi tir.

18 Dunya uzerindeki her sorunun veya olayin elbette kendine ozgu farkli yonleri vardir. Kosova ve Abhazya sorunlarinin da kendilerine ozgu farkli ybnleri bulunmaktadir ve farkli faktorlerin etkileri altindadirlar. Bu sebeple bir sorun igin gegerii olan gozumun diger bir sorun iginde birebir gegerii oldugunu soylemek mumkun degildir. Fakat bu gali mada amag, kendi kaderini tayin kavrami gergevesinde Kosova'nm Abhazya igin emsal te kil edip etmeyecegini tespit etmektir.

19 BIRINCI BOLUM KENDi KADERiNi TAYiN Kokeni gok eskilere dayanan kendi kaderin tayin, modern donemde uluslararasi ili kileri temelden etkileyebilecek bir potansiyele sahiptir. Geleneksel uluslararasi sistem devlet odakli bir anlayi^i yansitmaktadir. 1 Kendi kaderini tayin ise, devleti olu?turan insanlara odakli bir kavramdir. Aradaki bu temel farklilik, uluslararasi sistem igin yikici bir tehdit aniamina gelmektedir. Kendi kaderini tayinin banndirdigi bu yikici tehdit sinirlandirilmadigi takdirde butun insanligi kan ve gozya^ina bogacak bir potansiyel daima var olacaktir. Bu potansiyelin farkinda olan uluslararasi toplum genelde kendi kaderini tayinin etkilerini sinirlandirma egiliminde oimu tur. Fakat Soguk Sava? sonrasi ya anan suregte bu egilimin degi ebileceginin i aretleri goruimeye ba lanmi tir. Ayrica giiglu devletlerin kendi kaderini tayini gikarlan dogrultusunda kuliandiklan durumlarda ortaya gikmi tir. Bu sebeple kendi kaderini tayinin hukuksal temellere oturtulmasi zorunluiuk haline gelmi tir. Kendi kaderini tayin uzerinde ortak bir anlayi in tesis edilememesi kavrami igerik olarak zenginle tirse de hukuksal temellere oturtulmasini zorla^tirmaktadir. Bu suregte en buyuk zarari ulusal butunlugunu saglayamami devletler gormektedir. Artan ileti^im olanaklarinin da etkisiyle kendi kaderini tayin, ulusla^amami? toplumlar igin birle^tirici degil ayri tirici bir etki yaratmaktadir. Qe itli gruplarin kendi kaderini tayine dayali bagimsizlik iddialari 'tek ulus-tek devlet' anlayi^ina sahip ulus devletleri tehdit etmektedir. Ekonomik, siyasi ve askeri gucun birkag devletin elinde toplandigi ve devletlerin her gegen gun birbirine daha fazia bagimli hale geldigi gunumuz dijnyasmda yeni ortaya gikacak devletlerin ne kadar 'bagimsiz' olacagi da ayn bir tarti ma konusudur. Kendi kaderini tayin gogu zaman Modern devlet tarihinin ba langici 1648 tarihli Vestfalya Anla masi'dir. Bu anla mayla e it ve egemen kabu! edilen devletler uluslararasi ili kilerin temel aktbrleri olarak ortaya?ikmi lardir (Tiirkone. 2007: 87). Uzun yillar uluslararasi iti kilerln tek aktoru olarak devletler gorulurken, gunumuzde bir devletin bireyleri ve toplumsal gruplari. orgutler ve irketlerde yeni aktorler olarak ortaya cikmislardir (Ayhan 2007: 8-9).

20 bagimsizlikia e degerde gbrulmektedir. Fakat kendi kaderini tayin kavrami incelendiginde bunun gergegi tarn olarak yansitmadigi gorulecektir. 1. KENDi KADERiNi TAYiNlN ANLAMI Kendi kaderini tayinin sozluk aniamina bakildiginda farkli tariflerle kar ila ilmaktadir. Merriam - Webster sozlugune gore kendi kaderini tayin [self-determination), "bir toprak pargasindaki halkin kendisinin geiecekteki politik statusune karar vermesi" olarak tanimlanmaktadir (Merriam-Webster Sozlugu [web], 2008). Bir ba^ka sozlukte ise "bir ulusun veya halkin kendi hukumet ekline karar verme hakki"?eklinde tanimlanmaktadir (Collins Temel ingilizce Sozlugu [web], 2008). Britannica Ansiklopedisinde ise "belli seviyede ulusal bilince sahip bir grup insanin kendi devletini olu^turma ve kendi hukumet eklini segme sureci" olarak tarif edilmektedir (Britannica Ansiklopedisi [web], 2008). Goruldijgu gibi sozluk ve ansiklopedilerde kendi kaderini tayin konusunda ortak bir tanim bulunmamaktadir. Her bir tanim farkli bir kapsam ve alani igermektedir. Gunumuzde kendi kaderini tayinin neyi veya kimleri igerdigi konusu halen tarti^mali olmasina ragmen genel bir tanima ula^mak mumkundur. Temel olarak kendi kaderini tayin, bir halkm kendi politik statusune ozgurce karar verme surecidir (Musgrave, 1997: 256). Fakat bu surecin nasil gergekie tirilecegi ve kimleri igermesi gerektigi tarti malidir. Bu sure? bir devletin butun nufusunun belli araliklarla yapilan segimler vasitasiyla temsili hukumetini segmesiyle, etnik bir grubun kendi devletini kurmasiyla veya somurge yonetiminden kurtulup bagimsiz bir devlet olma yoluyla gergekle^tirilebilir. Temel tanimdaki diger tarti ma konusu ise 'halk' kavramidir. Uluslararasi belgelerde kendi kaderini tayinden 'halklarin hakki' olarak bahsedilmesine ragmen higbir uluslararasi belgede 'haik'in tanimi yapilmami?tir. Kendi kaderini tayinin aniami uzerindeki farkli anlayi lar kavramin temelde iki ybnunon ortaya gikmasina sebep olmu tur. Birinci yon, devletierin

21 ig orgutlenmelerine ili kin olup demokrasi anlayi ini yansitirken, ikinci yon bir halkm kendi devletini kurmasi temelinde bagimsizlik anlayi ini yansitmaktadir (Pazarci, 2007: ). a. ig ve D19 Kendi Kaderini Tayin Kendi kaderini tayinin farkli ybnlerinin ortaya gikmasini saglayan iki farkli du^unce tarzidir; demokrasi ve milliyetgilik (Potier, 2001: 34). Kendi kaderini tayin anlayi i t Batili devletlerde halk egemenligi, bireysel ozgurluk ve temsili hukumet kavramlan temelinde geli irken t Uguncu Dunya ulkeleri, Sosyalist Ulkeler ve Orta ve Dogu Avrupa devletlerinde bagimsizlik temelinde geli mi tir. Demokratikle meyi yansitan birinci anlayi kendi kaderini tayinin ig yonunu, bagimsizligi yansitan ikinci aniayi? ise kendi kaderini tayinin di? yonunu ortaya gikarmi tir. Kendi kaderini tayinle ilgili olarak kabul edilen BM belgelerinde boyle bir ayrim bulunmamasina ragmen gunumuzde bu ayrim genel kabul gormektedir. Bir halkm kendi kaderini tayini, bagimsiz bir devlet kurarak, bagimsiz bir devletle birle erek veya entegrasyona giderek uygulamasi kendi kaderini tayinin di yononij yansitmaktadir. Ozgur ve hilesiz segimler yoluyla bir halkm kendi temsilcilerini segmesi yani temsili ve demokratik bir hukumetin olu turulmasi ise kendi kaderini tayinin ig yonunu olu^turmaktadir. Batili devletlerin demokrasi anlayi^mi yansitan ig kendi kaderini tayin bir kez kullanilmca sona eren bir hak degildir. sureklidir. Kendi kaderini tayinin hem ig yonunun hem de di yonunun devletlerin muhtemel bir zuium yonetimine kar i insanlarm temel haklarmi korumasi bakimmdan birbirine ters du medigi soylenebilir (Potier, 2001: 34). Tarihi sureg igerisinde kendi kaderini tayinin bazen ig yonii bazen de di yonu on plana gikmi tir. Birinci Dunya Sava^mm bitiminde on plana gikan di kendi kaderini tayin, IQSO'lerde somorgelerin tasfiyesinin ba lamasiyla yeni ve hizli bir ivme kazanmi tir. 1980'lere kadar ana vurgu somurgelerin tasfiyesi baglammda di? kendi kaderini tayin uzerinde olmasina ragmen Batili

22 devletler kendi anlayi^larini yansitan ig kendi kaderini tayin konusunda ge^itli giri imlerde bulunmu lardir. Bu giri imler, bazi uluslararasi belgelerde ig kendi kaderini tayine yonelik ifadelerin yer almasiyla somutla^mi^tir. Somurgelerin tasfiyesi surecinin sona ermesiyie Batili devletierin savundugu ig kendi kaderini tayin onem kazanmaya ba^lami^tir. Fakat IQSO'lerin sonundan itibaren ya anan geli meler milliyetgilik dalgasinin yeniden yukseli e gegmesine dolayisiyla di kendi kaderini tayin iddialannm tekrar artmasina yol agmi^tir. Bu durum etnik gati^malarin ve agir insan haklan ihlallerinin ya^anmasina yol aginca, Batili devletler uluslararasi istikrarin korunmasi igin ig kendi kaderini tayine daha fazia vurgu yapmaya, bunun gergekle tirilemedigi durumlarda da di? kendi kaderini tayini on plana gikarmaya ba lami lardir. Ig ve di kendi kaderini tayin arasinda baglanti kurulmasi gok onemli bir geli medir. Buna gore, ig kendi kaderini tayin anlayi^mi yansitan demokratik ybnetime sahip bir devlet igerisindeki etnik, dini vb. higbir grubun di kendi kaderini tayin iddialari kabul gormemektedir. Fakat demokratik yonetime sahip olmayan devletler igerisindeki etnik, dini vb. gruplarin di? kendi kaderini tayin iddialari uluslararasi toplumdan destek bulmaya ba5lami5tir, Gunumuzde, di kendi kaderini tayin iddiasinda bulunan birgok grup bulunmasma ragmen uluslararasi toplum demokrasi anlayi^mm geli^tirilmesine yogunla makta dolayisiyla ig kendi kaderini tayini on plana gikarmaktadir. Kendi kaderini tayinin ig ve di yonunun nasil bu kadar belirginle tigini ve kimler igin hak haline geldigini aniamak igin tarihsel sureci incelemek gerekmektedir. Tarihsel surece bakildiginda kendi kaderini tayine farkli dbnemlerde farkli aniamlar yuklendigi, kapsam ve alaninin degi kenlik gosterdigi gbrulmektedir. Tarihsel sureci incelerken BM oncesi ve sonrasi olarak ikiye ayirmak yanli olmayacaktir. Qunku BM arti kendi kaderini tayine yer verilen ilk uluslararasi belgedir ve bu durum kendi kaderini tayin igin birdbnum noktasi olmu tur.

23 b. BM Oncesi Donemde Kendi Kaderini Tayin BM oncesi donemde kendi kaderini tayin, Fransiz Devrimi'yle (1789) ba layan suregte ve ozeilikle Birinci Diinya Sava i ( ) sonrasmda popular hale gelmi tir. Yukselen milliyetgilik dalgasi neticesinde kendi kaderini tayin Birinci Dunya Sava i sonrasmda agirlikli olarak bagimsiziikla e?degerde gorulmu^tur. Fakat kendi kaderini tayinin kokeni incelendiginde kavramm bagimsizhktan farkli du^unceler temelinde ^ekillendigi gorulmektedir. (1) Kavramm Kokeni Kendi kaderini tayin kavraminin izlerini 17 ve 18. yuzyiida geli en Aydmlanma Donemine ait halk egemenligi du^uncesinde bulmak mumkundur (Radan, 2002: 8). Egemenligin ybnetenden yonetilene gegmesi ve devletlerin me$ruiyetini halka dayandiran Aydmlanma Dbnemi du uncesi Fransiz Devrimi'yle beraber Fransiz Insan Haklari Beyannamesi'nde (1789) ifade edilmi tir. 2 Bu donemin Charles Louis de Secondat Montesquieu ( ), Frangois-Marie Arouet (Voltaire) ( ) ve Jean Jacques Rousseau ( ) gibi onde gelen du unurleri Amerikali du unurleri de etkilemi^tir. Bunun neticesinde halk egemenligi ile ilgili yakla imlar Amerikan Bagimsizlik Bildirgesi'nde de (1776) yer bulmu^tur 3 (Musgrave, 1997: 3-4). Amerikan halki, Amerikan Bagimsizlik llam'nda bahsedilen halk egemenligi du uncesiyle Ingiltere'ye kar i bagimsizligmi me rula tirmaya gali mi tir. Fransiz Devrimi'nde ise halk egemenligi farkli bir yon izlemi^tir. Halk egemenligi du^uncesi Fransiz ordulan tarafmdan ele gegirilen yerlerin Fransa'ya katilimmi me?rula tirmak amaciyla kullanilmi tir (Potier, 2001: 21). Ele gegirilen yerlerde yapilan referandumlar Fransa lehine "Madde 1:lnsanlar, haklar yonunden bzgur ve e?it dogarlar. Ortak yararlar di inda sosyal farkliliklar kurulamaz. Madde 3: Egemenligin ozq esas olarak ulustadir. Higbir kurulu?, hi?bir kimse apikpa ulustan kaynaklanmayan bir iktidari kullanamaz." (Macartney, 1934: 47'den aktaran Musgrave, 1997: 4). 3 Amerikan Bagimsizlik Bildirgesi'nin 2.paragrafi u ekildedir:"...l te bu haklan garantiye aimak igin insanlar arasindan me ru gilplerini ybnetilenlerin rizasindan alan hukumetler kurulmu tur. Herhangi bir hukumet bu amaplari tahribe ybnelirse, o hukumeti deqi^tirmek ya da ortadan kaldirmak insanlarm hakkidir..." (Smith. 1979: 24'ten aktaran Musgrave, 1997: 4).

24 sonuglandiginda i ga!in me rula tigi kabul edilmi tir. Fakat sonug Fransa aleyhine oldugunda referandumlar gegersiz sayilmi^tir. Halk egemenligi du^uncesi sadece devletler arasi sinir degi^ikliklerinde uygulanmi^, halkin kendi yoneticilerini segmesi veya devlet igindeki azinliklarm, etnik, dini veya kulturel gruplarin bu hakki kullanmasi sbz konusu olmami tir (Cassese, 1995; 12). Kendi kaderini tayin, Amerika Birle^ik Devletleri ile ba ta Fransa ve Ingiltere olmak uzere Bati Avrupa Devletlerinde teorik olarak halk egemenligi, blreysel ozgurluk ve temsili hukumet kavramlari temelinde geli irken, Orta ve Dogu Avrupa Devletlerinde milliyetgilik temelinde geli mi?tir {Musgrave, 1997: 4-5). Orta ve Dogu Avrupa devletleri (Eskiden Osmanli ve Avusturya- Macaristan Imparatorlugu'nun hakimiyetlnde bulunan topraklar) igin kendi kaderini tayin, ayni etnik, dif ve din bzelliklerine sahip ki ilerden olu^tugu varsayilan bir ulusun kendi ulus devletini kurmasi anlamma gelmektedir. (Musgrave, 1997: 13). Ortak idealleri olan bireylerin olu turdugu toplumu temsil eden ulus kavrami ilk ba ta kapsayici bir anlayi i temsil ederken daha sonra ayni kan bagina, irka ve dile vurgunun artmasiyla di layici ve etnik bir aniam kazanmi?tir (Lauwers ve Smis, 2000; 43). Bu anlayi gok sayida etnik grubun ig ige gegtigi bolgelerde guncimcize kadar suren etnik gruplar arasi gerilimler ve gati^malarin temelini olu turmu tur. On dokuzuncu yuzyilda yukselen milliyetgilik dalgasiyla beraber, yirminci yuzyila gelindiginde Orta ve Dogu Avrupa'da durumlarindan memnun olmayan birgok etnik grup bulunmaktaydi ve bu gruplar 1914'te Birinci Dunya Sava^i'mn ba lamasiyla beraber bagimsizlik pe inde ko maya ba$ladilar. Bu politik ortam igerisinde kendi kaderini tayin onem kazandi ve Sovyetler Birligi'nin kurucusu Vladimir llyich Lenin ( ) ve ABD'nin devlet ba kani Woodrow Wilson ( ) bu donemde kavramin en onemli iki temsilcisi olarak ortaya giktilar. 10

25 (2) Lenin, Wilson ve Iki Diinya Sava i Arasi Donem Halklann bagimsizligi igin kendi kaderini tayinin genel bir prensip olarak kabul edilmesi konusunda israrci olan ilk lider Lenin'dir. Kendi kaderini tayini birgok konu masinda destekleyen Lenin, bunun Rus Imparatorlugu'nun dagilmasina yol agacagini du unenlere kar i kendi kaderini tayini u ekilde savunmu^tur (Lenin, 1950: 54'ten aktaran Musgrave, 1997: 19); "Kendi kaderini tayini yani aynlma ozgtirlugunu savunanlan aynlikgiligi cesaretlendirmekle suglamak, bofanma ozgurlugunu destekleyenleri aile baglanni tahrip etmekle suglamak gibi aptaica ve ikiyuzludur... Onlar, bofanma ozgurlu^unun aile ba^iannm gozulnnesine degil, tann tersine uygar bir loplumda akia yatkin ve uzun Omurlu bir temel olan demokratik temel uzerinde guglenmesini sa^layacagina inanmaktadirlar." Lenin, milliyetgiligi kapitalizmin bir urunu olarak gbruyordu ama sosyalist topluma ula^mada ulus devletlerin kurulmasinin da onemli bir adim olduguna inaniyordu, Bu sebeple kapitalizmin daha ba^langig a amasinda oldugu Dogu Avrupa'da ve somurge topraklarinda kapitalizmin onemli bir safhasi olarak gbrdugu ulus devletlerin kurulmasini destekliyordu. Kapitalizm tamamen geli tiginde de sosyalist bir devlet kurmak igin gerekli artlarin olu5acagini du unuyordu. Bol evikler t Ekim 1917'de iktidara geldiklerinde kendi kaderini tayin anlayi lanni uygulamaya ba ladilarve 15 Kasim 1917'de Rusya Halklarinin Haklari Bildirgesi'ni yaymlayarak halklann aynlmayi da igeren kendi kaderini tayin hakkini kabul ettiler (Musgrave, 1997: 19-20). Doneme ait agiklamalar incelendiginde Lenin ve donemin diger Sovyet liderleri agisindan kendi kaderini tayinin ug versiyonu bulundugu sonucuna ula^ilmaktadir (Cassese, 1995: 16). Birincisi, etnik ve ulusal gruplann kendi geleceklerine karar vermek igin bu hakka sahip olduklanni iddia etmeleridir. fkincisi, bagimsiz devletler arasinda meydana gelen gati^malar sonucunda olu an sinir degi^ikliklerinin me^rula^masi igin bu prensibe ba vurulmasidir. Bu yonuyle Fransiz Devrimi zamanmdaki kendi kaderini tayin anlayi iyla paralellik gostermektedir. Uguncusu, butun somurge 11

26 toprakiarinin bagimsizligini kazanmasi gerektigini ileri surmesi sebebiyle somurge kar iti bir anlayi^i yansitmasidir. Cassese'ye gore, Lenin'in kendi kaderini tayin anlayi inin en bilyuk kusuru, Sovyet iiderinin kendi kaderini tayin kavramini halklarm hakkini savunmak igin degil kendi ideolojik ve politik hedefierini gergekle^tirmek igin kullanmasidir (1995: 18). Lenin'le ayni donemde Amerikan Ba kani Wilson'da kendi kaderini tayinle ilgili olarak kendi yakla imini geli tirmi tir. Wilson'un kendi kaderini tayin yakla imi demokrasi temelinde ekillenml tir. Wilson igin kendi kaderini tayin, halklarin kendi hukumetlerini serbestge segmeleri veya ba?ka bir ifade ile hukumetlerin ybnetilenlerin rizasi alinarak olu turulmasi anlamma gelmektedir (Potier, 2001; 22; Cassese, 1995: 19). Birinci Dijnya Sava^i'nin ( ) ba^lamasiyla beraber halklann bagimsizliklanni elde etmeleri gerektigi anlayi i da Wilson'un kendi kaderin tayin yakla imina eklenmi tir. Bu durum Wilson'un 11 ubat 1918 yilinda Kongre'ye yaptigi konu mada agikga gbrulmektedir (Temperley, 1920: ISO'den aktaran Musgrave, 1997: 24): "Halklar, rakipler arasmdaki bir anla ma veya uluslararasi bir konferansia birinin hakimiyetinden ba ka birine verilmemelidir, Ulusal arzulara saygi duyulmalidir; halklar artik kendi nzalariyla yonetilebilirler. Kendi kaderini tayin sadece bir deyif degil, devlet adamlarinin kendi zararlarina ihmal edebilecekleri zorunlu bir ilkedir." Wilson'un kendi kaderini tayin yakla imi dort temel unsurdan olu^maktadir (Cassese, 1995: 20-21). Birincisi, kendi ya ayacaklari yonetim eklini segmek her halkin hakkidir. Ikincisi, Orta Avrupa'daki devletlehn yeniden yapilandirilmasinda bu kavrama ba vurulacakti. Osmanli ve Avusturya-Macaristan Imparatorlugu toprakiarinin bolu ulmesinde bu prensip yol gbsterici olacakti. Uguncusu, toprak degi imi ile ilgili anla malar ilgili halkin yararina olacakti. Dbrduncusu, somurge devletlerle ilgili olarak kendi kaderini tayin gbz bnune alinacakti. Wilson, sbmurgeci devletler ile somurge devletler arasinda bir uzla ma saglanmasindan yanaydi. Wilson'un 12

27 yakla iminda ki kusurlar ise, yakla imin gev ek ve belirsizliklerle dolu olmasi ve etkilerinin neler olabilecegini algilayamamasidir (Cassese, 1995: 22-23). Birinci Dunya Savafi'nda Osmanli Imparatorlugu, Almanya, Bulgaristan ve Avusturya-Macaristan Imparatorlugu yenitgiye ugradilar ve her biriyle ban? anla malari imzalandi. Sava m galip devletleri sava sonunda toplanan Paris Ban? Konferansi'nda (1919) kendi kaderini tayin kavrammm bnemine dikkat gekmelerine ragmen ban? anla malarmin imzalanmasi a^amasinda bu kavrami gogu zaman dikkate alma geregi duymadilar. Galip devletlerin jeopolitik, ekonomik ve stratejik gikarlan ile halklann talepleri gaki tiginda kendi kaderini tayin kavrami goz ardi edildi. (Cassese, 1995: 25). Bunun en belirgin ornegi Birinci Dunya Sava^i'ndan yenik gikan Avusturya'ya ait Guney Tirol bolgesi'nin 10 Eyiul 1919 tarihli St.Germain Andla masi'yla italya'ya verilmesidir (Potier, 2001: 23). Avusturya'nin kendi kaderini tayin ilkesine saygi ve referandum yapilmasi talepleri dikkate alinmami^tir. Bunun di inda birgok yerde ya ayan etnik gruplarin ig ige gegmi olmalari, ekonomik, cografi ve stratejik agidan ya^ayabilir devletlerin yaratilmasi gerekliligi ile etnik kaygilann gaki masi kendi kaderini tayinin her yerde uygulanmasini engellemi ve yeni kurulan devletlerde buyuk oranlarda azinliklar olu mu tur (Musgrave, 1997: 31). Paris Bari Konferansi sonrasi kurulan Milletler Cemiyeti doneminde kendi kaderini tayin iddialari reddedilen gruplar igin azinlik haklari sistemi kurulmu tur. Bu sistem Milletler Cemiyeti Sozle^mesi'yle degil andla malarla saglanmi tir. Bu andla^malarla azinliklann goguniuk tarafmdan asimile edilmesi, surgune gonderilmesi veya yok edilmesinin onijne gegilmeye gali ilmi fakat iki tarafta da var olan yogun milliyetgi duygular sistemin 1930'lu yillarm sonunda gokmesine sebep olmu^tur (Musgrave, 1997: 61). Sadece Orta ve Dogu Avrupa devletlerinin azmlik haklarmi garanti etmeye zorlanmasi, diger Batili devletlerin bbyle bir yukumluluk altma girmemi olmasi Milletler Cemiyeti azmlik haklari sisteminin en buyuk kusuru olmu^tur (Cassese, 1995: 26). Azmlik sistemi igerdigi olumlu bzellikler yanmda gati^malara sebep olmasi dolayisiyla kbtu bir Cine sahip olmu ve bunun 13

28 etkiieri 1945 sonrasinda da devam etmi tir (Crawford, 2001: 14). Ornegin Almanya'nin, 1938 yilinda Avusturya ve Qekoslovakya'yi i gal gerekgesi bu devletlerde ya ayan Alman azinliklara dayanmaktaydi. Bu donemie ilgili en onemli noktalardan biri de kendi kaderini tayin kavramma, uluslararasi toplumda oldukga populer olmasma ragmen Milletler Cemiyeti Sozle^mesi'nde yer verilmemi? olmasidir. Wilson, Milletler Cemiyeti Sozle mesi'ne kendi kaderini tayini ekiemek istemi fakat Birinci Dunya Sava^i'nm diger galip devletleri bu giri ime kar i gikmi lardir (Musgrave, 1997: 30). Bunun neticesinde Sozle me'de kendi kaderini tayinle ilgili higbir maddeye yer verilmemi tir fakat devlet egemenligi ve toprak buttinlugu kavramlari S6zle me maddelerinde vurgulanmi ve en ustteki yerlerini korumu lard!r. Sonup itibariyle kendi kaderini tayin Milletler Cemiyeti doneminde, butun populerligine ragmen uluslararasi hukuki bir norm haline gelememi politik bir prensip olarak kalmi tir (Cassese, 1995: 27; Musgrave, 1997: 31; Crav^ord, 2001: 14). Ozetlemek gerekirse kendi kaderini tayin, Ikinci Dunya Sava^i'mn bitimine kadar olan donemde politik bir du unce olarak dort farkli ekilde ifade edilmi tir (Cassese, 1995: 32-33). Ilk olarak bagimsiz devletler arasinda ortaya gikan toprak degi^ikliklerinde ileri surijlmu^tur. Bu haliyle kavram ilgili toprak pargasinda ya?ayanlarin referandumlar vasitasiyla ait olmak istedikleri devleti segmelerinin saglanmasi anlamma geliyordu. Fransiz devriminden sonra Fransiz Ordulari tarafmdan ele gegirilen yerlerde yapilan referandumlar bu anlayi i yansitmaktadir yilinda ele gegirilen Avignon ve 1793 yilinda ele gegirilen Belgika'da yapilan referandumlar bu anlayi^in somut ornekleridir. Kavram, daha sonra devletierin ybnetilenlerin rizasina dayanmasi gerektigini bne suren demokratik bir prensip olarak gbrulmu tur. Halkin kendi yoneticilerini bzgijrce segme hakki oldugu ileri surulmu tur. Bu yakla imin bnculugunu ABD'nin devlet ba kani Woodrow Wilson yapmi tir. Uguncu olarak kavram, sbmurge kar iti bir prensip olarak bne surulmu5tur. Amag sbmurge Imparatorluklarinin dagilmasi ve halklarin e itligi temelinde yeni bir uluslararasi toplum olu turulmasini saglamakti. Sbmurge ybnetimi 14

29 altmdaki halklann bagimsizhgini kazanmasi gerektigini savunan bu yakla imin onculugunu ise Sovyetler Birligi'nin kurucusu Vladimir llyich Lenin yapmi tir. Son olarak kavram, uluslarin kendi bagimsiz devletlerini kurmalarini da igeren bir ozgurluk prensibi olarak gorulmu tur. Fakat Birinci Dunya Sava i sonunda her ulusun veya etnik grubun kendi devletine sahip olmasinin imkansiz oldugu ortaya gikinca bir devlet iginde azinliklari olu turan etnik, kultiirel ve dini gruplarin ozgurlugu ile ilgili bir prensip olarakta goruimeye ba?lanmi tir. Bunun uzerine Polonya, Qekoslovakya, Yugoslavya ve Romanya gibi devletler andla malar yoluyla azmlik haklarmi garanti etmek zorunda kalmi^lardir. 4 Klasik uluslararasi hukukun kagmdigi bir konuyu igermesi sebebiyle kendi kaderini tayinin klasik uluslararasi hukuka uymadigmi belirten Crawford, Milletler Cemiyeti donemini klasik uluslararasi hukuktan modern uluslararasi hukuka gegi periyodu olarak gormektedir {2001: 12-13). Crav^ord, klasik uluslararasi hukukun devletler arasi ili^kileri duzenledigini ama devletlerin kurulmasiyla ilgilenmedigini dolayisiyla bu bo^lugu aynen kendi kaderini tayin sorunlannda oldugu gibi gug politikalarinm doldurdugunu ileri surmektedir (2001: 12). Yeni bir duzen kurulurken, yeni fikirlehnde populer hale gelmesi pek ^a^irtici degildir. Birinci Dunya Sava i'nm sona ermesiyle beraber gok uluslu imparatorluklarin devri kapanmi ve yeni bir duzen kurma gali malari ba lami tir. Kisaca, sava in galip devletleri bu yeni duzeni in^a ederken kendi kaderini tayini on plana gikarmi? ve kendi amaglari dogrultusunda kullanmi lardir. Ikinci Dunya Sava i ( ) sonrasmda da ayni ekilde yeni bir duzen kurma gali malan ba lami tir ve bu yeni duzen igerisinde kendi kaderini tayin kendisine tekrar yer bulmu^tur. c. BM Sonrasi Donemde Kendi Kaderini Tayin Kendi kaderini tayin, Birinci Dunya Sava^i'nm sonunda oldugu gibi Ikinci Dunya Sava^i'nm sonunda da onemli bir kavram olarak tekrar sahneye Polonya ile Versay Andla masi (28 Haziran 1919),Qekoslovakya ve Yugoslavya (O dbnemdeki adi Sirp, Hirvat ve Sloven Kralligi'dir) ile St.Germain-en-Laye Andla^masi (10 Eylul 1919), Romanya ile Versay Andla masi (9 Aralik 1919). 15

30 gikmi^tir. Bu donemin farki sbmurgeci devletierin kar i gikmasina ragmen Sovyetler Birligi'nin israrlan sonucu kavramin BM arti igerisine girmesi olmu tur, BM arti igerisine oldukga ilimli bir dilde giren kavram sadece bz ybnetim aniaminda kullanilmi?, uye devletlere herhangi bir yukumluluk getirmemi ve organizasyonun takip edecegi amagiardan biri olarak ifade edilmi tir (Cassese, 1995: 321). Kendi kaderini tayin, sbmurge ulkeleriyle ilgili olarak kendi idarelerini geli^tirmelerinin saglanmasina ybnelik olmu tur. 1950, lerden itibaren sosyalist ve geli^mekte olan Cilkeler kendi kaderini tayini sbmurge kar^iti bir kavram olarak ele almt ve sbmurgeci Batili devletlere kar i kullanmi lardir ve 60'larda yeni bagimsizligini kazanan devletlerle beraber sosyalist blok ve geli$mekte olan ulkeler BM Genel Kurulu'nda gogunlugu ele gegirmi lerdir (Lauwers ve Smis, 2000: 45). Bu durum neticesinde sbmurge halklarinin kendi idarelerini geli tirmeleri anlayi i bagimsizlik anlayi ina dbnu^mu? ve bu ybnde kararlar alinmi tir. Buna ilaveten, Guney Afrika ve Guney Rodezya'da (Zimbabve) irkgi rejimlerin ortaya gikmasiyla beraber, Batili ulkeler de dahil uye ulkelerin buyuk gogunlugu, irk ayrimciligina ugrami? gruplarin ig kendi kaderini tayinini dijzenleyen kararlar alinmasini saglami tir. Alti Gun sava^inda (1967), israil'in Arap topraklarini i?gal etmesi ise sosyalist ve geli mekte olan ulkelerin destegiyle yabanci i gali altindaki halklarin kendi kadehni tayin hakki ile ilgili kararlar alinmasina sebep olmu tur. Butun bu geli^meler ilimli bir dilde BM Anayasa'sina giren kendi kaderini tayinin gehresini degi tirmi, sbmurge halklarinin bagimsizligini kazanmasi, irksal gruplarin hukumete katilimi ve yabanci i gali altindaki halklarin bzgurlugune kavu masi baglaminda kendi kaderini tayin bir hak haline gelmi tir (Cassese, 1995: 322). Bu dbnemde somutla maya ba layan diger bir geli mede kendi kaderini tayinle toprak butunlugu, igi lerine kan^mama ve devletierin egemen e itligi ilkeleri arasmdaki baglantinin ortaya gikmasidir (Lauwers ve Smis, 2000: 45). 16

31 Somurgeciligin her turu ve bigimiyle sonlandinlmasmi amaglayan 1960 Deklarasyonu'nu 5 sosyalist ve geli mekte olan ulkeler desteklerken somurgelere sahip Batili ulkeler olumsuz baki agilarini devam ettirmi?lerdir. Somurge devletlerin bagimsizliga kavu^malari gerektigi ile ilgili baskilarm giderek artmasi kar ismda daha once hep savunmada kalan Batili devletler kar i ataga gegerek konuyla ilgili birbiriyle baglantili iki oneri ortaya atmi lardir; (1) kendi kaderini tayinin somurge ulkeleriyle sinirlandirilmamasi, evrensel bir doktrin olarak kabul edilnnesi, (2) kavramm temel alaninm devletlerin ig yapisi uzerine odaklanmasi yani yonetenlerin yonetilenlerin rizasma dayandigi demokratik anlayi m saglanmasi (Cassese, 1995; 322). Batili devletlerin bu anlayi^ini kendileri igin tehlike olarak goren sosyalist ve geli mekte olan ulkeler bu gbru u kisitlamaya gali mi lar ve neticesinde her iki tarafm uzla maya vardigi 1970 Deklarasyonu 6 ortaya gikmi tir. Bu belgede kendi kaderini tayinle ilgili agik ve anla ilir ifadelerden kaginilarak bir uzla i saglanabilmi tir (Lauwers ve Smis, 2000; 46). Batili devletlerin anlayi mm yansitildigi bir diger beige 1966 tarihli BM Insan Haklari Sozle^meleri'dir. Her iki sdzle mede de ayni olan birinci maddede, turn halklarm kendi kaderini tayin hakkina sahip oldugu ve siyasi statulerini dzgurce saptayabilecekleri ifade edilmi tir. Kendi kaderini tayini somurge baglammdan kurtarip daha geni bir alana yayma gabalarma ragmen 1950, den 1980'lerin ba ina kadar ana vurgu hep somurgelerin tasfiyesi uzerine olmu tur. Crawford, 1975'ten gunumiize kadar kendi kadehni tayinle ilgili olarak ug temel geli?menin one gikmaya ba$ladigmi belirtmektedir (2001: 21-26). Birinci geli^me, kendi kaderini tayinin uguncu ku ak haklardan biri olarak bigimlendirilmeye ba^lanmasidir. Ki isel ve siyasi haklar birinci ku ak haklari olu^tururken, ozeilikle sosyalist ulkelerin destekledigi ekonomik, sosyal ve kulturel haklar ise ikinci nesil haklari olu turmaktadir. Kendi kaderini tayin, dogal kaynaklar uzerinde surekli egemenlik vb. grup haklari 5 BM Genel Kurulu'nda 14 Aralik 1960 tarihinde kabul edilen 'Somurgelerin Tasfiyesi ve Somurge Olkelerine ve Halklarina Bagimsizlik Taninmasi' adii 1514 sayili karardir. 6 BM Genel Kurulu'nda 24 Ekim 1970 tarihinde kabul edilen 'Birle mi Milletler ^arti'na Uygun Olarak Devletler Arasinda Dostane ve l birligine Dayanan Uluslararasi Hukuk Prensipleri Beyannamesi' adii 2625 sayili karardir. 17

32 ise uguncu nesil hakiar olarak nitelendirilmektedir. Crawford, kendi kaderini tayinin grup hakki olmasinin yaninda konu ma ozgurlugu ve segimlerde oy kullanma vb. ki?isel haklan da igeren demokratik bir yonunun de bulundugunu, ayrica halklarin hakki olarak nitelenen birgok hakkin (ornegin dogal kaynaklar uzerinde surekli egemenlik hakki) esasinda, geli mekte olan ulkelerin geli^mi? ulkelere kar^i kullandigi devlet haklan oldugunu ileri surmekte ve halklarin haklan kavramini kabul etmemektedir. Unal ise grup haklan kavraminin bireyin kimliginin birey ustu kolektif yapilar tarafmdan belirlendigi varsayimma dayandigmi fakat bu yakla^imm dogru olmadigmi ileh surmektedir (1997: 44). Birey kendi kimligini belirleme konusunda ozgur oldugundan herhangi bir gruba ait olup oimadigini agiklamak bireyin kendi tercihidir. Dolayisiyla bir grubu temsil ettiklerini iddia edenlerin bireylerin yerine karar vermeleri insan haklarma aykiridir. Bu anlayi insan haklan s6zle melerinin tumunde etnik, dil ve din bakimindan azmlik olarak nitelenen gruplarin kolektif haklanndan degil azinliklara mensup bireylerin bireysel insan haklanndan sbz edilmesinde de gbrulmektedir. Bu agidan bakildiginda kolektif hak olarak degerlendirilen kendi kaderini tayin hakkmdan azinliklarm faydalanabilmesi mumkun degildir. ikinci geli me, bzellikle 1980'lerin sonundan itibaren milliyetgiligin ve etnik gati malarin artmasi uzerine azmlik haklarinin korunmasi ile ilgili yeni standartlann olu^masidir. Evrensel insan haklarinin yetersizligi ortaya gikmi ve azmlik haklan tekrar bnem kazanmaya ba lami tir. Sovyetler Birligi ve Yugoslavya'nin dagilmasindan sonra etnik gati^malarm ve insan haklan ihlallerinin artmasi nedeniyle 1990'lardan itibaren bir BM Genel Kurulu deklarasyonu 7. Avrupa Guvenlik ve i birligi Te kilati (AGlT) gali malari ve birgok bblgesel veya iki tarafli anla malarla azmlik haklarmi tekrar in a etme gali malari hiz kazanmi tir. Bunun yaninda bazi devletierin ve uluslararasi te^kilatlarin bagimsizlik pe inde ko an gruplar igin azmlik haklarinin saglanmasi konusundaki israrlan, ig ve di kendi kaderini tayin arasmdaki baglantiya vurguyu da artirmi^tir. Uguncu geli me ise 1989'dan itibaren uluslararasi toplumun demokratik hakiar kavramini daha ciddi olarak ele 7 BM Genel Kurulu'nun 48/138 sayili ve 20 Aralik 1993 tarihli 'Ulusal veya Etnik, Dlnl ve Dilsel Azinliklara Mensup Olan Ki ilerin Haklanna Dair Deklarasyonu'dur. 18

33 almaya ba^lamasidir. Kendi kaderini tayin agisindan bakildiginda ozgurce politik sisteme ve alinacak karariara katilimin saglanmasi onem kazanmaya ba lami tir. Bu yonuyle kendi kaderini tayin bir seferlik degil surekli bir hak olarak ortaya gikmi tir. Kendi kaderini tayin somurge baglammda ele alindiginda uygulamayla ilgili bazi problemler bulunsa da genel olarak belirsizlikten uzaktir ve ortak bir anlayi i yansitmaktadir. Kendi kaderini tayinde somurge baglami di ina gikildiginda kavramla ilgili birgok problem ortaya gikmaktadir. Bu problemlere deginmeden once kendi kaderini tayinin yer aldigi uluslararasi belgeleri ve uluslararasi hukuk agisindan kendi kaderini tayini incelemek yerinde olacaktir. 2. ULUSLARARASI BELGELERDE KENDi KADERiNi TAYiN Ikinci Dunya Sava i oncesinde ve sirasinda insan haklari baglammda uzucu ve utang verici olaylarin ya anmasi uluslararasi toplumu insan haklarmi koruma amagli gabalara sevk etmi tir ve ilk giri imler BM kapsaminda ortaya gikmi^tir (Reisoglu, 2001; 6). Ayrica genel insan haklarinin kabul edilmesinin azinliklann problemlerini giderecegi de du unulmu?tur (Craw/ford, 2001; 15). Bu sebeplerden dolayi BM ^arti, azmlik haklari yerine genel insan haklari uzerine odaklanmi tir. Bu yeni donemde degi en sadece temel insan haklarma vurgunun artmasi degil, ayni zamanda Milletler Cemiyeti Sozle^mesi'nde yer almayan kendi kaderini tayinin BM arti'na girmi olmasidir. Kendi kaderini tayin BM ^arti'ndan sonra iki Uluslararasi Insan Haklan Sozle^mesinde, birgok BM Genel Kurul kararlarinda ve Uluslararasi Adalet Divani kararlarinda yer almaya ba lami tir. a. BM arti Ikinci Dunya Sava i ( ) sonrasi donemi duzenleme gali malari daha sava bitmeden ba lami?tir. Dumbarton Oaks 19

34 Konferansi'nda (21 Agustos-7 Ekim 1944) ABD, Ingiltere, Sovyetler Birligi ve Qin yeni donemin kurallarini beliriemek igin birgok gizli ve resmi olmayan gbru^meler yapmi lardir. BM arti'nin temelini olu^turacak bu metinlerde kendi kaderini tayin kavramindan bahsediimiyordu. Kendi kaderini tayin, BM artrna son eklinin verildigi 1945 tarihli San Fransisko Konferansi'nda Sovyetler Birligi'nin isranyla dahil edilmi$tir. Kendi kaderini tayinin BM arti'na girmesinde ilk ba ta arzu edilen amag bu prensibin sbmurge halklari igin gegerii olmasiydi (^ahin, 2000; 16) ve bu durum sosyalist ulkeler tarafmdan desteklenen sbmurge uikelerine gerekli politik ve mora! gucu saglami ve sbmurge ybnetiminden kurtuimak igin yasal bir dayanak haline gelmi tir. BM ^arti'nda kendi kaderini tayin kelimesi agikga iki yerde gegmektedir; birinci maddenin ikinci fikrasi ve dokuzuncu bblumcin elli be inci maddesi. BM'nin iike ve amaglarmi belirten birinci maddenin ikinci fikrasi u ekildedir (BM arti [web], 2008); "... uluslar arasinda e?it haklara ve halklarin kendi kaderini tayini prensiplerine saygiya dayanan dostane ili kiler geli tirmek ve evrensel ban i guglendirmek igin gerekli tedbirleri almak." Ekonomik ve sosyal i birligini duzenleyen dokuzuncu bblume ait elli be?inci madde ise u ^ekildedir (BM arti [web], 2008); "Uluslar arasinda e it hakiar prensibine ve halklarin kendi kaderini tayinine saygi uzerine kurulmu bari gi ve dostga iii kiler saglanmasi i?in gerekli istikrar ve refah ko?ullarini yaratmak Ozere BM; ya am duzeylerinin yokseltilmesini. tarn istihdami, ekonomik ve sosyal alanlarda ilerleme ve geli me ko ullanni..." Kendi kaderini tayin kelimelerinin agikga gegtigi bu iki maddeyi inceledigimizde kendi kaderini tayinin ne aniama geldigi, kapsami ve kimlere uygulanacagi konusunda herhangi bir bilgi igermedigi gbrulmektedir. Agik 20

35 olan tek ey kendi kaderini tayinden bir hak degil bir prensip oiarak bahsedildigidir. BM artrnda kendi kaderini tayinin agikga gegtigi yerler di^inda dolayli olarak bu kavrami igeren bolumierde bulunmaktadir. Muhtar Oimayan Ulkeler ve Vesayet Rejimi Altmdaki Yerler olarak ikiye ayrilan sbmurge ulkeleri ile ilgili duzenlemeler BM ^arti'nm 11,12 ve 13'uncu bolumlerinde yer almaktadir. 11'inci bolum Muhtar Oimayan Ulkeler, 12 ve IS'uncu bolumler Vesayet Rejimi Altmdaki Yerlerle ilgilidir. Il'inci bolume ait 73'ijncij madde bu ulkeleri idare etmekle yukumlu devietlere bu ulkelerin kendi idarelerini {self-government) geli tirmelerini saglama zorunlulugu getirmi^tir. 12 l nci bblume ait TS'nci madde "l?bu Andla^ma'nm Vinci Madde'sinde belirtilen Birle mi5 Milletlerin amaglarma uygun olarak vesayet rejiminin temel hedefleri..." cumlesiyle ba lamakta ve daha sonra "bu bolgeler halklarinin kendi kendilerini ybnetmelerini ya da bagimsizliga dogru giderek geli melerini kolayla^tirmak" ^eklinde devam etmektedir. Bu madde agikga kendi kaderini tayinden bahsetmese de birinci maddeye atif yapmasi ve bagimsizhktan bahsetmesinden bturu dolayli olarak kendi kaderini tayinle ilgilidir. Kendi idarelerini geli?tirmekten bahseden 73, uncu madde ise 76, nci maddeye gore daha du^uk bir seviyede kendi kaderini tayinle ilgilidir. Kendi kaderini tayinin, yeni dunya duzeninin en onemli yasal duzenlemesi olan BM arti'nda butun bu eksikliklerine ragmen yer almasi gok bnemli bir dbnum noktasi olmu^tur. Kavram, uluslararasi hukukun alanina girmi tir. Kendi kaderini tayin siyasi bir ilkeden yasal bir standart haline gelmi ve ilerleyen yillarda devletleri baglayan bir kurala dbnu mu tur (Cassese, 1995: 43). b. Uluslararasi insan Haklan Sozle^meleri 1946 yilmda BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi'ne bagli Insan Haklan Komisyonu kurulmu tur. Bu komisyon tarafmdan hazirlanan Insan Haklan Evrensel Bildirgesi'ne, BM artrnda ifade edilen insan haklan ve temel 21

36 bzgurlukleri agikliga kavu turma ve kapsammi belirleme ihtiyacindan dolayi gereksinim duyulmu^tur (Reisoglu, 2001: 8). Bildirge, 1948 yilmda BM Genel Kurulu tarafmdan kabul edilmi tir. Bildirgenin yasal baglayiciligmm bulunmamasi nedeniyle devletleri hukuki olarak baglayacak bir sozle^me yapilmasi fikri ortaya gikmi^tir. insan Haklan Komisyonu tarafmdan yurutulen 9ali malar neticesinde tek bir sozle me yerine biri ki isel ve siyasi hakiar digeri sosyal, ekonomik ve kulturel haklaria ilgili iki ayri s6zle me hazirlanmi tir. Sozle melerin taslagmm hazirlanmasi safhasinda Batili devletler iki s6zle menin de bireylerin temel hak ve bzgurlukleri ile ilgili olmasmda israr ederken Sovyet Birligi halklarm kendi kaderini tayin hakkmm sbzle^melere dahil edilmesinde israrci olmu^tur (Cassese, 1995: 47). Sosyalist ve geli mekte olan devletlehn destegiyle kendi kaderini tayinin sbzle mede yer alacagmm agikga belli olmasiyla beraber Batili devletler kar^i ataga gegerek kendi kaderini tayinin sadece sbmurge halklarma degil diger bagimsiz devletierin halklarma da ait bir hak olarak sbzle^meye dahil edilmesini saglamaya gali mi lardir (Musgrave, 1997: 68). 19 Aralik 1966 yilmda imza ve onaya agilan Uluslararasi Ki isei ve Siyasal Hakiar Sbzle mesi ve Uluslararasi Ekonomik, Sosyal ve Kulturel Hakiar Sbzle mesi'nden birincisi 23 Mart 1976, da ikincisi ise 3 Ocak 1976'da yururluge girmi tir (Unal, 1997: ). Iki sbzle mede de ayni olan birinci madde ^u ^ekildedir (BM Insan Haklan Yuksek Komiserligi [web], 2008); "1. Turn halklar kendi kaderini tayin hakkina sahiptir. Bu haktan OturQ siyasi statulehni ozgurce saptayarak ekonomik, sosyal ve kulturel geli?melerini ozgurce surdururler. 2. TUm halklar, kar ilikli yarar ilkesine dayali uluslararasi ekonomik iibirligi ve uluslararasi hukuktan dogan herhangi bir yukumluidgq zedelemeksizin kendi dogal zenginlik ve kaynaklarini kendi amaglan igin ozgurce kullanabilir. Bir halk, higbir ko ulda kendi geglm kaynaklanndan yoksun birakilamaz. 3. Bu sozle meye taraf devletler, kendi kendini yonetmeyen ve vesayet altinda bulunan ulkelerin yonetiminden sorumlu olanlar da dahil, halklarm kendi kaderini tayin hakkmm gergekle mesini Ozendirir ve BM Antla masmin hukumleri uyannca bu hakka saygi gosterir." 22

37 Kendi kaderini tayinin her iki sbzle mede de yer almasi, bu hakkin hem ki isel ve siyasi hem de ekonomik, sosyal ve kulturel bir hak olarak algilandigi ^eklinde yorumlanabilir. Ayrica, kavrama s6zle melerin ayn bir bolumunde yer verilmi olmasi kendi kaderine tayine bir bakima ayricalikli bir konum saglamaktadir (Crawford, 2001: 27). Cassese, bu donemde kendi kaderini tayinle ilgili hakim goru^un somurge yonetimlerinden kurtuima aniamina gelmesine ragmen bu sbzle^meyle kavramm 90k daha geni bir aniam kazandigmi belirtmekte ve bunu dort maddede toplamaktadir (1995: 65-66). Birincisi, sbzle^meye taraf devletlerin iginde ya ayan insanlar kendi ybneticilerini serbestge segme hakkmi kazanmi tir. Kendi kaderini tayinin ig yonu somutla mi tir. Ikincisi, taraf devietlere diger devletlerin bagimsizligmi engellemekten kagmma zorunlulugu getirmektedir ve yabanci topraklarm i gali halklarm kendi kaderini tayin hakkinm ihlali aniamina gelmektedir. Uguncusu, somurge ulkeleriyle ilgili BM arti hukumleri tekrar canlandirilmi^tir. Dorduncusu, dogal zenginliklerin kontrolu hakkinin vurgulanmasiyla beraber daha once sadece politik yonu du^unulen kendi kaderini tayinin ekonomik yonu de ortaya gikmi tir. 0. BM Genel Kurulu Kararlari Genel Kurulun kendi kaderini tayinle ilgili kararlari buyuk oranda somurgelerin tasfiyesi hakkmdadir. Oguncu Dunya ulkeleri ve sosyalist blok igin kendi kaderini tayin sbmurge ulkelerinin Batili devletlerin ybnetiminden kurtulmasi aniamina gelmekteydi. Genel Kurulda somurgelerin tasfiyesiyle ilgili olarak birgok karar almmakia birlikte bunlarm en bnemlileri 14 Aralik 1960 tarihinde kabul edilen 'Somurgelerin Tasfiyesi ve Sbmurge Olkelerine ve Halklarina Bagimsizlik Taninmasi' adii 1514 sayili karar ve 24 Ekim 1970 tarihinde kabul edilen 'Birle^mi^ Milletler ^arti'na Uygun Olarak Devletler Arasinda Dostane ve l birligine Dayanan Uluslararasi Hukuk Prensipleri Beyannamesi' adii 2625 sayili karardir sayili karar u ekildedir (BM Dokumantasyon Merkezi [web], 2008); 23

38 "... her turq ve bigimiyle somurgeciligi gabuk ve ko ulsuz sona erdirme zoruniulugunu igtenlikle ilan eder ve bu amagia; 1. Halklarm yabancilann hakimiyetine, mandasina veya somqrtisune tabi tutulmasi; temel insan haklarmin inksnni olu turur ve BM Anayasasi'na aykiri, dunya bari inin ve i?birliginin geli tirilmesine bir engel te kil eder. 2. Butun halklar kendi kaderini tayin hakkina sahiptir; bu haktan oturu siyasi statulerini Ozgurce saptayarak ekonomik, sosyal ve kulturel geli melerini ozgurce surdururler. 3. Siyasi, iktisadi, sosyal veya egitim donanimmm yetersizligi higbir ekilde bagimsizligin ertelenmesi igin gerekge olufturmaz, 4. Bagimli halklara ygnelmi her turlq silahli hareket veya baskici tedbirlerin her turu, onlann bagimsizliklanni bari ve Ozgurluk igerisinde tamamlamalarma imkan tanimak amaciyla sona erecek ve ulkelerinin btitunlugune saygi gosterilecektir. 5. Muhtar Olmayan ve Vesayet Rejimi Altindaki Topraklarda ve henuz bagimsizligini kazanmami yerlerde, burada ya ayan halklarin tam bagimsizlik ve Ozgurlukten yararlanmalarmi saglamak igin, kendilerinin Ozgurce belirttikleri arzu ve istekleri dogrultusunda ve irk, inang veya renk ayrimi yapmaksizin, herhangi bir gekince ve art ileri surmeksizin, butun yetkilerin devredilmesi igin gerekli acil adimlar derhal atilacaktir. 6. Bir ulkenin ulusal birlik ve toprak butunlugunu kismi veya toptan rahatsiz etmeye yonelik herhangi bir te ebbus BM Anayasasi'mn amaglari ve prensipleri ile uyu maz. 7. Turn devletler buyuk bir inangia ve siki sikiya BM Anayasasi'mn maddelehne, Insan Haklan Evrensel Bildirgesi'ne ve bu Bildirge'ye; e^itlik ilkesi, buton Ulkelerin igi lerine kari mama ve tcim halklarm egemenlik haklarma ve ulkesel butunluklerine saygi gosterme ilkelerine dayanarak riayet edeceklerdir." Bu deklarasyonda butun halklarm kendi kaderini tayin hakki ifade edilse de kastedilen somurge yonetimi altmdaki halklardir (Potier, 2001: 25-26). Bu karar kendi kaderini tayin ve bagimsizligin elde edilmesi arasmda yakm bir ili ki kurmu tur. Somurge ulkelerinde kendi kaderini tayinin uygulanmasi bagimsizligin kazanilmasiyla ayni aniama gelmi tir. Bu kararm 24

39 e'nci maddesi, kararm hazirlik gali^malarmdan ve metninden agikga anla i!acagi uzere var olan somurge smirlarmm degi^tirilemeyeceglni belirtmektedir (Cassese, 1995: 72). Somurge ulkelerindeki etnik gruplarin ayn ayn kendi kaderini tayin hakki engellenmi? ve boylece somurge ulkelerinde oiu^abilecek kari ikliklarm onune gegilmeye gali^ilmi^tir. Bu karar uti possidetis kuralini yani somurge yonetiminden kurtulup bagimsizlik elde edildikten sonra sinirlarin degi tirilemeyecegini kabul etmi tir sayili karara uguncij dunya ulkeleri ve sosyalist blok destek verirken Batili devletler kar i gikmi lardir. 24 Ekim 1970 tarihinde kabul edilen 'Birle^mi^ Milletler ^arti'na Uygun Olarak Devletler Arasinda Dostane ve l^birligine Dayanan Uluslararasi Hukuk Prensipleri Beyannamesi' adii 2625 sayili karar ise bu ug grubunda gdru lerini yansitan ve destegini alan bir karar olmu tur (Musgrave, 1997: 74-75). Bu karar kendi kaderini tayini sadece somiirgelerin tasfiyesiyle sinirlandirmami? daha geni?ti Birinci paragraf u ekildedir (BM Dokumantasyon Merkezi [web], 2008): "BM artrnda yerini bulan halklarm e it haklan ve kendi kaderini tayini prensiplerinden dolayi butun halklar di mudahale olmaksizin kendi siyasi sistemlerini ve kendi ekonomik, sosyal ve kulturel geli melerini Gzgurce belirlemek hakkina sahiptir ve her devlet BM ^arti'nin maddeleri uyarinca bu hakka uymakia yukcimludur." Musgrave, paragraf sonunda tum devietlere vurgu yapilmasini kendi kaderini tayin kavramini somurge baglaminin otesine ta iyip evrensel duzeyde uygulama alani bulmasi isteginin bir kaniti olarak gormektedir (1997: 75). Karann yedinci paragrafi ise kendi kaderini tayin ile temsili hukumet arasinda bir ili ki kurmu? ve toprak butunlugunun saglanmasini temsili hukumetin devam etmesine baglami tir. Paragraf ^u ekildedir (BM Dokumantasyon Merkezi [web], 2008); "Yukandaki higbir paragraf; ulkede ya ayan tum insanlari irk, inan? ve renk ayrimi yapmaksizin temsil eden bir hukumete sahip olan, yukanda 25

40 tanimlandigi uzere halklarin e?it haklari ve kendi kaderini tayini prensiplerine gore uygun ekilde hareket eden bagimsiz ve egemen devletierin, siyasi birligini ve Dike butunlugunu kismen veya tamamen dagitmak ya da bozmak uzere herhangi bir harekete yetki verir veya te vik eder ekilde yorumianamaz," Toprak butunlugunun korunmasini temsili hukumetin varligma dayandirmak, kendi kaderini tayinin bir sefer uygulaninca biten degil devamli bir sure? oldugunu ima etmektedlr. Bir ulkede ya ayan tum insanlari temsil etmeyen bir hukumetin varliginda, temsil edilmeyen insanlar devletin toprak butunlugune saygi duymak zorunda degildir sonucuna ula^mak mumkundur. Temsili olmayan bir hukumeti neyin olu turacaginin resmi bir taniminm bulunmamasi konuyu ihtilafli hale getirmesine ragmen kararda buna yer verilmesi kendi kaderini tayin hakkmm demokrasi ve insan haklan yakla imi yoluyla geni leme sahasi bulmasmi saglami^tir (^ahin, 2000: 23). Kararm 4'uncu paragrafi da kendi kaderini tayinin uygulama ekillerini agiklamasi bakimindan onemlidir. Buna gore, halklar kendi kaderini tayin hakkmi bagimsiz bir devlet kurarak, bagimsiz bir devletle birle erek veya entegrasyona giderek veya diger bir siyasi stattiyu kabul ederek uygulayabilirler (Potier, 2001: 28). 3. ULUSLARARASI HUKUK VE KENDi KADERiNi TAYiN Kendi kaderini tayin kavraminin hukuki bir kural haline gelmesi kolay olmami^tir. Devlet egemenligi ve toprak botunlugu kavramlanyla tezat olu^turmasi kavramin onundeki en buyuk engeli olu turmu tur. BM Genel Kurulu'nun 1970 tarihli 2625 sayili karanna gore somurge yonetimi altmdaki ulkeler somurgeci devletin ulkesinden sayilmamaktadir. Dolayisiyla, somurge ulkesinin bagimsizligini kazanmasi sbmurgeci devletin toprak butunlupne herhangi bir zarar vermemektedlr. Fakat sbmurge baglami di ina gikilan bzellikle 1990 sonrasi dbnemde bu sorunu?bzmek kolay olmami tir ve halen uluslararasi toplumun uzerinde anla^tigi bir gbzume ula ilamami tir. Kendi kaderini tayin ile uluslararasi hukukun bazi ilkelerinin gati^masi, kendi 26

41 kaderini tayin kavraminin sinirli bir ekilde hukuk alanina dahil edilmesine sebep olmu tur (Cassese, 1995; 317). Kendi kaderini tayin, uluslararasi hukukta temel olarak genel iike 8 (general principle) ve birbirinden farkli bazi konularda yapilageli kurali 9 {customary rules) haline gelmi tir (Cassese, 1995: 319). Kavramin genel bir like olarak aniami, ilgili halkm iradesini ozgurce ifade edebilmesi ve devletlerin de bu bzgur iradeye saygi gbstermesidir. Kendi kaderini tayinin yapilageli kurali haline gelmesi ise ug degi^ik alanda olmu^tur; somurge halklarinin di kendi kaderini tayin hakki, yabanci askeri guglerin i gali altmdaki halklarm di$ kendi kaderini tayin hakki ve hukumete katilim hakki verilmeyen irk ayrimciligma ugrami gruplarin ig kendi kaderini tayin hakki. 10 Uluslararasi belgelerde kendi kaderini tayinden halklarm hakki olarak bahsedilse de uluslararasi hukukun bu hakkm kullanimini smirladigi gorulmektedir. Qunku uluslararasi hukukun temel aktorleri olan devletlerin gogunlugu, kendilerini 'halk' olarak niteleyen ge itli etnik, dini vb. gruplardan olu maktadir. Ozetlemek gerekirse di kendi kaderini tayin hakki sadece somurge altmdaki ve yabanci i?gali altmdaki halklara aittir. Ig kendi kaderini tayin hakki ise irk ayrimciligma ugrami? gruplara ait bir haktir. Ayrica, 1966 tarihli BM Insan Haklan Sbzle melerine taraf olan devletlerin halklari da ig kendi kaderini tayin hakkina sahiptir. Gunumuzde, uluslararasi hukuk agisindan somutla maya baglayan bazi geli meler ya anmaktadir. Ig kendi kaderini tayin hakki butun devletlerin halklarmi kapsayan bir yapilageli kurali haline gelmeye ba lami tir (Cassese, 1995: 338). Iki uluslararasi insan haklan sbzle^mesini onaylayan ulkelerin sayismm artmasi, butun halklann kendi kaderini tayin hakkmi kabul eden 1975 tarihli Helsinki Deklarasyonunun kabulu, Sovyetler Birligi ve Yugoslavya'nin dagilmasi esnasinda Avrupa Birligi'nin bagimsizligmi "...hukuk genel ilkeleri ogretide genellikle andla ma ve yapilageli ten sonra uygulanabilecek, ikinci derecede ve ikame edilen kurallar olarak degerlendirilmektedir" (Pazarci; 2007: 117). 9 "Yapilagelii, uluslararasi hukuk ki5ilerinin tutum ve davrani lari sonucu birlikte olu turduklan yazili oimayan uluslararasi hukuk kurallannm butunudur. Yapilageli? kurallarina gelenek degerlerinin yam sira ayrica bir hukuk kurali olu?turduklan inanci ile uyulduqu gozlenmektedir" (Pazarci, 2007: 104). 10 Hukukta hak kavrammm 90k esasli bir yen oldugunu belirten Giinduz, 'hak'i byle tanimlamaktadir: "Hak, bir hukuk duzeninin sujelehne tanidigi ve garanti ettigi bir menfaattir" (1998: 4). 27

42 kazanan yeni devletierin tanmmasi igin demokrasi ve azmlik haklarinin saglanmasmi art ko^masi, Latin Amerika ulkelerinin demokratikle meye ba lamalari ve demokrasi prensibinin gogunluk tarafmdan desteklenmesi ig kendi kaderini tayin hakki ile ilgili yapilageli? kuralinin degi meye ba ladigmm i^aretleridir. Cassese, kendi kaderini tayinle ilgili genel ilkenin ve yapilageli kuraimm uluslararasi toplumda buyuk bir hukuki konuma sahip oldugunu dolayisiyla her ikisinin de uluslararasi buyruk kur Jus cogens) 11 bir pargasi olarak du unulmesi gerektigini ileri surmektedir (1995: 320). Kendi kaderini tayinle ilgili olarak guncel uluslararasi hukuk yetersiz kalmaktadir. Bu eksiklikleri be maddede toplamak mumkundur (Cassese, 1995; ). Birinci eksiklik guncel uluslararasi hukukun etnik gruplarin ve ulusal, dini, kulturel ve dilsel azinliklarm taleplerine duyarsiz kalmasidir. Uluslararasi hukuk bu gruplara ne ig veya di? kendi kaderini tayin hakki ne de alternatif bir gozum sunmaktadir. Cassese, bu gruplarin sadece soykirima ugrama durumunda guglu bir ekilde korunduklanni (teoride), diger durumlarda sadece kendi kimliklerini devam ettirme haklarinin garanti altma almdigmi, bir istisna olarak sadece irksal gruplarin hukumete katilim hakkmm da var oldugunu belirtmektedir, ikinci eksiklik, kendi kaderini tayinle ilgili yasal diizenlemelerin evrensel bir nitelik ta^imamasidir. Kendi kaderini tayin evrensel niteiige sahip genel bir iike olarak ilgili nufusun ozgurce agikladigi iradesine saygi gosterme anlamma gelmektedir. Bunun di mda daha oncede belirttigimiz gibi yapilageli kurali olarak sadece ug ge it halk grubu (somurge altmdaki halklar, yabanci i gali altmdaki halklar ve irk ayrimciligma ugrayan gruplar) ve 1966 tarihli BM insan Haklan Sbzle^meleri'ne taraf olan devletierin halklari yasal diizenlemelerin kapsami igerisindedir. 11 Viyana Andla^malar Hukuku Sbzle^mesi'nln (1969) 53'uncu maddesi "... uluslararasi hukukun buyruk kurali, devletierin uluslararasi toplulugunun butununce, aksine higbir kuralin konulmasi olanagi bulunmadigi ve ancak genel uluslararasi hukukun ayni nitelikteki yeni bir kuraliyla degi tirilebilecegi kabul edilen ve tanman bir kuraldir." eklindedir. 64, uncu madde ise 'Genel uluslararasi hukukun yeni bir buyruk kurali olu tugunda, bununia gati an yiirurlukteki her andla ma batil olur ve sona erer" eklindedir (Pazarci, 2007: 80-81). Jus cogens kurallarinm duzenlendigi hakiar, getirdigi yukumlulqkler erga omnes etkiye sahiptir dolayisiyla bu kurallann ihlal edilmesi durumunda herhangi bir devletin harekete gegme hakki vardir(gunduz, 1998; 35). 28

43 Oguncu eksiklik, yasal duzenlemelerin bulundugu alanlar dahil olmak uzere kendi kaderini tayinle ilgili uluslararasi kurallarm bazi kusurlar yuzunden sakatlanmasidir. Somurge bir devletin igindeki halklar bir butun olarak bagimsizliga veya ba ka bir devletle entegrasyona veya birle meye karar verme hakkma sahiptir. Dolayisiyla somurge bir devletin igindeki herhangi bir etnik grubun ayn olarak kendi segimini yapmasi mumkun degildir. Katanga ornegi bu degerlendirmeyi desteklemektedir. 12 Yabanci i gali altmdaki halklara geldigimizde ise kendi kaderini tayin hakkinin uygulamasi ile ilgili prosedurler ve uygulama sonucundaki segeneklerin neler oldugu agikga belli degildir. Hukumete katilimi engellenen irksal gruplann ig kendi kaderini tayin hakki da birgok eksiklikler igermektedir. Bir hukumetin temsili olarak nitelendirilmesi igin gerekli kriterler agikga belli degildir. Ayrica kulturel ve irksal kimliklerini korumak ve geli^melerini devam ettirmek igin tatmin edici gbzumler saglamamaktadir. Bunun yanmda 1966 tarihli BM Insan Haklan Sozle^meleri'nin birinci maddesi taraf devletlerin tum nufusuna ig kendi kaderini tayin hakki verirken, bu hakia ilgili olarak ortaya gikan hangi durumlarda kendi kaderini tayin hakkinin gignenmi sayilacagi belli degildir. Genel olarak soylemek gerekirse ne yapilageli kurallan ne de andla^ma kurallari ig kendi kaderini tayinle ilgili olarak demokratik yonetimin uygulanma bigimleri hakkmda agiklayici bilgi saglamamaktadir. Dorduncu eksiklik, var olan bazi kurallarm kendi kaderini tayinin uygulanmasini engellemesidir. Bagimsizligina kavu an somurge devletlerinin bir kez bunu elde ettikten sonra smirlannin degi^mesini yasaklayan uti possidetis kurali bunlardan biridir. Bu kural, Yugoslavya'nin pargalanma surecinde federe cumhuriyetlerin smirlarmm degi tirilmemesi eklinde uygulanmi tir. Dolayisiyla, iginde ya adiklari cumhuriyete ait olmak istemeyen gruplann kendi kaderini tayin hakki tanmmami^tir. Bu durum jeopolitik kaygilann agir bastigi bazi durumlarda kendi kaderini tayin uygulamasinm engellendigini gostermektedir. Be inci eksiklik, kendi kaderini tayinle ilgili yasal duzenlemelerin etkili bir zorlama mekanizmasina veya 1 Kongo'nun bagimsizligmi kazandigi 30 Haziran 1960 tarihinden on bir gun sonra ulkenin guneydogu eyaleti Katanga bagimsizligmi ilan etml?tir. BM Giivenlik Konseyi aldigi bir kararia Katanga'nm bagimsizlik iddiasmi reddetmi tir. Yakla ik u? yil suren silahli gati^malar sonrasmda aynlik?i hareket sona ermi tir. 29

44 iyile^tirici tedbirleri uygulama yetenegine sahip olmamasidir. Uluslararasi seviyede, uluslararasi buyruk kurali olarak kendi kaderini tayine dayanan herhangi bir tedbire ba vurulmami tir. Uluslararasi hukukun butun bu eksiklikleri gunumuzde birgok temel problemin ortaya gikmasina sebep olmu^tur. 4. GUNUMUZDE ORTAYA QIKAN TEMEL PROBLEMLER Daha once de belirttigimiz gibi kendi kaderini tayinin ig ve di? yonu bulunmaktadir. Uluslararasi toplum genel olarak, demokrasi anlayi ini yansitan ig kendi kaderini tayin hakkmm butun insanlara ait oldugunu kabul etme egilimindedir. Fakat ozellikle Soguk Sava^'m bitimiyle beraber tekrar yukseli e gegen di? kendi kaderini tayin hakki uzerinde ortak bir aniayi? tesis edilememi^tir. Eski Sovyetler Birligi ve ozellikle Yugoslavya'da ya anan geli^meler di kendi kaderini tayin hakki iddialanna sahne olmu$tur. Bu suregte bagimsiz olarak ortaya gikan her devlet kendi kaderini tayin hakkina dayanarak kurulmu tur. Ya anan tum bu geli^meler kendi kaderini tayin hakkmm oznesi olan halk kavramini, devlet egemenligini, toprak butunlugu ilkesini ve tek tarafli aynlma konusunu on plana gikarmi$tir. a. Halk Kavraminin Belirsizligi Hukuki duzenlemelerde kendi kaderini tayin halklara ait bir hak olarak belirtilmektedir. Ortaya gikan ilk temel problem bu hakki kullanacak olan 'halk'm belirsizligidir. Uluslararasi hukukla ilgili higbir duzenlemede bu haktan yararlanacak 'halk'm tanimi yapilmami?tir. Var olan uluslararasi hukukta 'halk'i tanimiayacak objektif ve rasyonel kriterler bulunmamaktadir. Dolayisiyla kendi kaderini tayinin igerigi belirsizle mektedir. Literaturde halk. ulus, etnik grup ve buna benzer kavramlar konusunda ortak bir konsensus bulunmadigmdan devletlehn bu konuda ortak bir karara varmalari beklenmemelidir. Fakat hukuki bir tanim bulunmamasma ragmen var olan hukuki gergeve igerisinde bazi sonuglara ula^mak mumkundur (Cassese, 1995: ). Kendi kaderini tayinle ilgili yasalar incelendiginde sbmurge 30

45 idaresinde veya yabanci i gali altinda bulunan topraklarda ya ayan halklar ve egemen devletler igerisinde ya ayan irksal gruplar bu hakka sahip 'halklar' olarak ortaya gikmaktadirlar tarihli iki BM Insan Haklari Sozle mesi'nin birinci maddesine gore ise sozle^meyi imzalayan her bir devlete ait turn nufus bu hakka sahip 'halk' olarak kastedilmektedir. Crawford'da ayni ekilde somurge baglami di inda kendi kaderini tayin hakkinin oznesi olarak bir devletin tum nufusunu gormektedir (2001; 64-65). Radan'm goru leri ise tum nufusun tek bir halk olarak degerlendirilemeyecegi yonundedir. Radan, sbmurge ulkelerinin ve bagimsiz devletlerin toprak butunlugunu korunmasi amaciyla 'halk'in tanimmin topraga yani sinirlara dayali olarak yorumlandigini ama bu durumun sbmurge ulkelerinde ve bagimsiz devletlerde birden fazia 'halk' olamayacagi aniamina gelmedigini ileri surmektedir (2002: 66-67). Kendi kaderini tayinle ilgili uluslararasi belgelerde toprak butunlugune bu kadar vurgu yapilmasi, sbmurge ve bagimsiz devletlerin turn nufusunun birden fazia halktan olu^tugunun kaniti olarak degerlendirilebilir (Radan, 2002: 67). Musgrave, halk kavrami tarti masina farkli bir agidan yakla?maktadir. Bugun azinliklar, etnik gruplar ve son yillarda yerel toplumlar {indigenous popuiations) kendi kaderini tayin hakkma sahip olmanin ilk ko^ulunun 'halk' olarak nitelenmek oldugunun bilincinde olarak halk olduklanni iddia etmektedirler. Musgrave, bu anlayi m kabul edilmesi durumunda kendi kaderini tayinin insan hakki niteligini kaybedecegini gunku bzunde ayrimci hale gelecegini iddia etmektedir (1997: ). b. Devlet Egemenligi ve igi^lerine Kari^mama Halk kavrammm belirsizligi sorunun sadece bir ybnunu olu^turmaktadir. Sorunun bir ba ka yonunu de kendi kaderini tayinin var olan temel kurallaria geli kisidir. Vestfalya sisteminin urunu olan ve statukoyu korumayi amaglayan bu kurallarm BM sistemini yansitan ve statukoyu sarsici etkilere sahip kendi kaderini tayinle geli mesi norma! bir sonugtur (Cassese, 1995: ). Ozeilikle 1980, lerin sonundan itibaren ya anan geli^meler 31

46 bu 9eli kiieri daha da gorunur hale getirmi tir. Crawford, 1989 yilindan itibaren ozellikle u? konunun kendi kaderini tayinle anildigini belirtmektedir; (1) ba ka bir devlete mudahaleyi me^rula^tirma, (2) bagimsiz bir devletten tek tarafli olarak aynlma, (3) bir devletin kendi igerisinde otonomi vb. haklaria ilgili duzenlemeler yapmasi (2001: 39-40). Kendi kaderini tayine dayanarak bir mudahaleyi me rula tirma devlet egemenligi ve igi^lerine kari mama ilkesiyle, kendi kaderini tayine dayanarak tek tarafli aynlma ise toprak butunlugu ilkesiyle geli mektedir. Bagimsiz bir devletten tek tarafli olarak aynlma konusu, hig uphesiz gunumuz dunyasinin en tarti ilan konularmdan biridir. Cassese, devlet egemenligi ilkesinin kendi kaderini tayinin etkilerine kar^i buyuk bir direng sergiledigini ve kendi kaderini tayinin sadece iki konuda bu ilkeyi a mdirdigmi belirtmektedir; (1) Devletler kendi topraklarmda ya ayan irksal gruplarin hukumete e it katilimmi saglamakia yukumludurler, (2) Ilgili devletierin anla maya vardigi toprak degi^imlerinde, devletler referandum yoluyla ilgili toprakta ya ayanlara ba vurmak zorundadirlar, ilgili halkm ozgur iradesine ba vurulmadigi takdirde taraflardan birinin itirazi neticesinde anla ma gegersiz ilan edilebilir (1995: 335). Igi^lerine kari mama ilkesi ise uguncu devletlere hukuken verilen haklardan dolayi oldukga a inmi tir (Cassese, 1995: 335). Bir halk kendi kaderini tayin hakkmi talep ettiginde, uguncu devletler uluslararasi toplantilarda veya iki tarafli goru melerde bu konuyu gundeme getirme hakkina sahiptirler. Uguncu devletler kendi kaderini tayin hakkmm gergekle tirilmesi igin ilgili devlete muracaat edebilirler. Bunun yaninda uguncu devletierin kendi kaderini tayin igin mucadele eden ozgurluk hareketlerine askeri yardim harig olmak uzere ekonomik, insani ve politik destek verme haklan bulunmaktadir. 32

47 c. Toprak Butunlugu ve Tek Tarafli Ayrilma Bir grubun, ilgili devietin rizasma veya ayrilmaya izin veren yasal bir yetkiye dayanmadan bagimsiz bir devlet kurma giri imi tek tarafli ayrilmadir. Buchanan, uluslararasi hukukun bu hakki sadece somurgelerin tasfiyesinde ve haksiz askeri i gallerde tanidigmi belirtmektedir (2004: 338). Cassese, bu iki durum di inda 1970 Deklarasyonu'na dayanarak bir ba ka durumda da bu hakkm dogabilecegini belirtmektedir (1995: ). Irksal ve dini gruplann hukumete katilimi engellendiginde, temel insan haklan sistemli ve agir ekilde gignendiginde ve bari gil bir gbzume ula?ma imkani kalmadigmda ayrilma hakki dogabilir. Bu durum henuz yapilageli kurali haline gelmemi^tir. Potier ise ayrilmanm bir 'hak' olarak nitelendirilmemesi gerektigini, devletlerin kendi yarattiklari ^artlardan kaynaklanan bir 'sonug' olarak nitelendirilmesi gerektigini ileri surmektedir (2001: 36). Hak olarak kabul edildiginde sadece uluslararasi bari ve guvenligi degil butun uluslararasi sistemi tehlikeye atabilecek bir potansiyele sahiptir. Uluslararasi hukukta, ilgili devlet ile ayrilikgi grup arasinda ayrilmaya izin veren bir anla maya varilmasi halinde aynlmayi yasaklayan higbir kural bulunmamaktadir. Tek tarafli ayrilma konusunda uluslararasi hukuk, etnik veya ulusal gruplann ayrilmalarma ne izin vermekte ne de yasaklamaktadir. Qunku bu durum hukukun alani di mdadir (Cassese, 1995: 340). BM arti bir devletin toprak butunlugunun diger devletler tarafmdan bozulmasmi yasaklamaktadir ama devlet igindeki bir grubun devletin toprak butunlugunu ihlal etmesine kar i herhangi bir koruma igermemektedir. Qunku bu durum uluslararasi hukukun alani di mda, devlete ait bir ig meseledir (Musgrave, 1997: ). Aynlma hareketinin yeni bir devletin olu masiyla sonuglanmasi durumunda uluslararasi hukuk agisindan bazi sonuglar dogursa da, aynlma giri^imi esasen hukuki degil politik (Musgrave, 1997: 210). bir harekettir Tek tarafli ayrilmayla ilgili agik bir yasagm bulunmamasi dolayisiyla uluslararasi hukukun yasaklamadigi bir eyin izin verilebilir oldugu 33

48 du Linulebilir. Buchanan, bu iddia dogru kabul edilse bile bunun geleneksel olarak devletlehn hareketlerine uygulandigini devlet di^i gruplar igin gegerii oimadigini, ayrica uluslararasi hukukun toprak butunlugunu desteklemeye yaptigi vurgunun dolayli olarak tek tarafli ayrilmaya izin vermedigi eklinde de yorumlanabilecegini ileri surmektedir {2004: ). Crawford ise, uluslararasi hukukun ayrilmayi yasaklamamasini, sorunun devletin kendi yetki alani igerisinde olmasina, uluslararasi hukukun baglayici kurallar ihlal edilmedigi surece yeni artlara uyum saglama zorunluluguna ve ayrilikgi gruplarin uluslararasi hukukun bir oznesi olmamasina baglamaktadir (2001: 52-53). Crawford, ayrica bu durumun uluslararasi hukukun ayrilmayi destekledigi ^eklinde yorumlanamayacagmi aksine uluslararasi hukukun, devlet uygulamalarinin da kanitladigi gibi toprak bijtunlugu ilkesini destekledigini ve devletierin yasal kurallar igerisinde tek tarafli ayrilmaya kar i gikma ve bastirma hakkina sahip oldugunu belirtmektedir (2001: 53-54). Buchanan, son yillarda meydana gelen tek tarafli aynlma sorunlarina kar i uluslararasi toplumun nasil cevap vermesi gerektigi konusunda uluslararasi hukukun yol gosterici oimadigini belirterek u onerilerde bulunmaktadir {2004: 331); (1) Uluslararasi hukuk, aynlma hakkmi iyile^tirici bir hak {remedial right ) olarak tanimalidir. lyiie^tirici bir hak olarak tek tarafli aynlma hakki sadece agir adaletsizlikler kar ismda son gare olarak du unijlmelidir. Bir devlet temel insan haklarma uydugu muddetge toprak butunlugunu koruma gabalari desteklenmeli fakat agir adaletsizlikler kar ismda son gare olarak aynlma hakki dogdugunda devletierin bu ayriligi bastirma hakki reddedilmelidir. Ayrica, uluslararasi hukuk her halkm veya ulusun kendi devletini sahip olma hakkmi bne suren milliyetgi ilkeyi agikga reddetmelidir. (2) Uluslararasi hukuki duzen, aynlmaya kar?i devlet igi bzerklik benzeri alternatiflerin geli tirilmesini desteklemelidir. Tek tarafli aynlma hakki sadece agir ve surekli ihlallerin oldugu durumla smirlanirsa devletler bzerklik duzenlemelerine kar i daha esnek bir tavir takmacaklardir. 34

49 Qogunlugunu homojen yapida oimayan devletlerin olu turdugu bir uluslararasi topiumun tek tarafli ayrilmalara kar i tutucu davranmasi a irtici degildir fakat bazi artlar altinda tek tarafli aynlma hakkinin dogmasi da bir gereklilik olarak ortaya gikmaktadir. Heraclides, tek tarafli aynlma hakkinin olu masi igin dbrt on artin olu masi gerektigini ileri surmektedir (1992: 411); (1) Bir gruba kar i sistemli bir ayrimciligin ve somurunun olu^masi, (2) Belli bir bolgede yogunla an ve gogunlugu aynlmayi destekleyen bir grubun varligi, (3) Aynlma bngbruldugunde ortaya gikacak yeni devletle eski devlet arasinda gergekgi bir ban? ve gati^malarin sona ermesinin saglanma olasiligi, (4) Merkezi hukumetin gozum onehlerini reddetmesi. Cassese ise, kendi kaderini tayinin temelinin bagimsizlik vb. kazanimlann saglanmasi olmadigini, esas amacin halklann ozgur iradelerine saygi gosteren duyarli bir ybnetimin saglanmasi oldugunu belirterek ig kendi kaderini tayine bnem verilmesi gerektigini bu sayede etnik ve ulusal gruplarin ve azinliklann ihtiyaglannin gbzulebilecegini ileri surmektedir (1995: 359). Benzer ekilde Falk, dunya uzerinde en az 5000 halk bulundugunu fakat istikrar igin devlet sayisinm en fazia 250 civarinda tutulmasi gerektigini ve bzerklik benzeri olu umlarin ve demokrasinin geli tirilmesinin tek tarafli aynlma iddialarini azaltacagini ileri surmektedir (2002: 65). Cassese, ayrica ig kendi kaderini tayinin saglanamadigi bazi sira di^i durumlarda tek tarafli ayrilmaya izin verilmesi gerektigini belirtmekte ve bu durumlari u ^ekilde agiklamaktadir (1995: 359); (1) gok uluslu bir devlette silahli gati malar ba ladiginda ve birkag grup bagimsizlik igin sava tiginda ig kendi kaderini tayin baglammda bari gi bir gbzume ula ilmasi igin geg kalinmi olabilir, (2) benzer ekilde azinliklann temel haklannm surekli olarak ihlal edildigi baskici ve despotik yonetimlere sahip gok uluslu devletlerin bzerklik veya katilim haklan vermesi beklenemeyecegi igin bu durumda da ig kendi kaderini tayin temelinde gbzume ula ilamaz. Cassese, bu gibi durumlarda uluslararasi topiumun ilgili devletleri gbzume zorlamak igin askeri mudahale segenegi yerine diplomatik ve politik segenekleri kullanmasmm daha gergekgi olacagmi belirtmektedir (1995: 361). Cardenas ve Canas, dunya uzerinde sayilan 900 milyonun uzerinde olan 233 grubun bagimsizlik iddiasmda bulunarak kendi kaderini tayin kavramini kbtuye kullandiklarini fakat dunya bari^mm ve huzurunun pargalanmayla degil toplumlarin birbirieriyle birie mesi ve ileti imiyle 35

50 saglanabiiecegini dolayisiyla di kendi kaderini tayin iddialanna verilen destegin agikga kisitlanmasi gerektigini belirtmektedir (2002: 107,117). Uluslararasi toplumun ve uluslararasi hukukun tutucu davrandigi tek tarafli aynlma konusunda doktrinde birgok teori ortaya atilmi tir. Buchanan, tek tarafli aynlmanm ahlaki teorilerini, Sadece Iyile tirici Hakiar Teorileri {Remedial Right Only Theories) ve Temel Hak Teorileri {Primary Right Theories) olarak ikiye ayirmaktadir (2004: 350). Sadece iyiie^tirici Hakiar Teorileri, ciddi ve surekli adaletsizliklerin ya^anmasi durumunda son gare olarak tek tarafli aynlma hakkmi savunmaktadir. Teoriler kendi aralannda hangi tur adaletsizlikler kar ismda aynlma hakkmm dogacagi konusunda farkliliklar igermektedir. Buchanan, soykirim veya temel insan haklan agir ekilde ihlal edildiginde, haksiz ilhaklarda ve devlet igi bzerklik anla malarmm surekli ihlali durumunda tek tarafli aynlma hakkmm dogacagmi savunmaktadir (2004: ). Temel Hak Teorileri ise tek tarafli aynlma konusunda gok daha esnek bir anlayi i yansitmaktadir. Bu teoriler sadece ciddi ve surekli adaletsizlikler kar isinda son gare olarak tek tarafli aynlma hakkmm dogdugu gbru unu reddetmektedirler. Bu teorilerin bir bblumu ayni ulusa veya etnik kbkene sahip gruplarin sirf bbyle olduklari igin aynlma hakkina sahip oldugunu iddia etmektedirler. Diger bir bblumu ise belli bir toprak pargasinda ya ayan insanlarm istemeleri durumunda kendi devletlerini kurma haklannm ortaya giktigmi ileri surmektedir. Bu insanlarm ayni ulusa veya ayni etnik kbkene sahip olup olmamalari bnemli degildir (Buchanan, 2004: ). 5. GENEL DEGERLENDiRME Kokeni Aydmlanma Dbnemi'ne ait halk egemenligi du uncesine dayanan kendi kaderini tayin kavrami zaman igerisinde birgok degi^ime ugrami ve uzerinde ortak bir anlayi$a higbir zaman ula ilamami tir. Kendi kaderini tayin uluslararasi toplumun bir bblumu igin demokratikle me bir ba ka bblumu igin sbmurgeciligin tasfiyesi diger bir bblum igin ise bagimsizlikia e degerde olmu tur. Bu anlayi larm her biri belli bir dbnem 36

51 igerisinde digerlerine gore on plana gikmi^tir: Birinci Dunya Sava$i'ndan sonra bagimsizlik du^uncesi, Ikinci Dunya Sava^i'ndan sonra somurgeciligin tasfiyesi ve Soguk Sava 'in bitimiyle beraber demokratik anlayi. Iki sava arasi donemde kendi kaderini tayinle ilgili olarak bagimsizlik du uncesi on plana giksa da bunun gergekle^tirilemeyecegi anla?ilinca azinliklar sistemi olu turulmu tur. Bu sistem 1930'larin sonunda gbkme noktasina gelmi^tir. Bu donem ba^arisiz da olsa Wilson'un fikirierinin on planda tutuldugu bir donem olmu tur. Ikinci Dunya Sava i'nin bitimiyle beraber yeni bir uluslararasi sistem kurulmu ve kendi kaderini tayin bu sistemin bir pargasi haline gelmi^tir. Kendi kaderini tayinin BM arti igehsine dahil edilmesi hig uphesiz bir donum noktasi olmu^tur. Uluslararasi sistemin temel dayanagi olan BM artrna dahil edilmesi, kavramin uluslararasi hukukun bir pargasi haline gelmesini saglami tir. BM uygulamalariyla beraber kavram devletleri baglayici, yasal bir standart haline gelmi?tir. BM sisteminin getirdigi diger bir yenilik ise azmlik haklan yerine temel insan haklannm on plana gikarilmasidir. BM ^arti'na bz yonetim hakki olarak giren kendi kaderini tayin kisa bir sure sonra sosyalist ve geli^mekte olan ulkelerin destegiyle somurgelerin tasfiyesine odaklanmi^tir. Bu donemde Lenin'in fikirleri on plana gikmaya ba^lami^tir. 1950'lerden 1980'lere kadar kendi kaderini tayinle ilgili olarak ana vurgu hep somurgelerin tasfiyesi uzerine olmu tur. Somurgelerin tasfiyesine direnmeye gali an Batili devletler belli bir sure sonra direnmenin imkansizla maya ba lamasiyla kar i ataga gegmi ler ve kavrami sbmurge baglammdan kurtarmaya ve demokrasi temelinde evrenselle tirmeye gali mi lardir. Agik ve anla ilir olarak olmasa da bu anlayi larmi uluslararasi belgelere yansitmayi ba armi lardir. Kendi kaderini tayin sbmurge baglammda yerle ik bir anlayi i yansitiyorsa da, bu baglamm di ma gikildigmda oldukga karma ik ve kafa kari tiricidir. Halklarm hakki olarak bahsedilen kendi kaderini tayinin, sbmurge halklari, yabanci i gali altmdaki halklar ve irk ayrimciligma ugrayan halklar di mda ki halklar igin ne 37

52 aniama geldigi ve kapsami konusunda henuz yerle ik bir anlayi bulunmamaktadir. 1980'lerin sonunda Soguk Sava 'in sona ermesi iki kutuplu duzenin uzerini orttugu sorunlann agiga gikmasina yol agmi^tir. Yukselen milliyetgilik dalgasiyla beraber birgok etnik grup ve azmlik kendi kaderini tayin haklarma dayanarak bagimsizlik iddialarmi gundeme getirmi lerdir. Bu durum etnik gati malara ve agir insan haklan ihlallerinin ya^anmasma yol agmi ve uluslararasi sistemin istikran igin ig kendi kaderini tayin yani demokrasi anlayi mm on plana gikarilmasmi gerekli kilmi^tir. Ortaya gikan diger bir gergek ise temel insan haklarma vurgunun yetersizliginin ortaya gikmasi ve Milletler Cemiyeti dbnemine benzer ekilde yeni bir azmlik haklan sisteminin olu turulma gerekliligi olmu$tur. Ig kendi kaderini tayinin ve azmlik haklarinin on plana gikarilmasmm arkasmda yatan mantik, bu sayede ayrilikgi gruplarin taleplerinin azalacagi varsayimidir. Etnik gruplara ayricalikli hakiar vermenin veya ozerklik vb. bir yapilanmaya gitmenin gift yonlu bir etkisi olabiiir; bagimsizlik taleplehni azaltabilir veya etnik gruplarin farkmdaliklarmi artirarak bu talebi artirabilir. Ozerklik benzeri haklara kavu an etnik gruplarin daha sonra bagimsizlik iddiasinda bulunmayacaklarmm garantisi yoktur. Dunya uzerindeki her etnik grubun kendine ait bir devleti olamayacagma gore uluslararasi toplum tek tarafli aynlmalara kar i buyijk bir hassasiyet gbstermelidir. Elbette ki, bazi artlar olu tugunda tek tarafli aynlma zorunluluk haline gelebilir. Uluslararasi toplum, tek tarafli ayrilmayi son segenek olarak degerlendirmeli, ayrilikgi gruplari cesaretlendirmemelidir. Uppsala Universitesinin gati malaria ilgili veritabanma gore 2006 yilmda devletler arasmda hig silahli gati ma ya anmamasma ragmen 28 devlet igi silahli gati ma ya anmi tir (Uppsala University Department of Peace and Conflict Research [web], 2008). Devletler arasi silahli gati^malar artik bir istisna haline gelirken devlet igi gati?malar buyuk bir ivme kazanmi tir. Bu ig gati malann hemen hemen hepsinin temel sebebi devlet igi etnik vb. gruplarin bagimsizlik iddialaridir. Bu yuzden uluslararasi toplum, uluslararasi bari ve istikrarin saglanmasi ve 38

53 insanlarm mutluluk ve refahi igin tek tarafli aynlma iddialarma kar i tavrmi agik bir ^ekilde ortaya koymalidir 1989 yilinm diger bir ozelligi de yeni bir kureselle^me dalgasmm ba langicmi olu turmasidir. Kureselle^me 13, gunumuzun uluslararasi toplumunu karakterize eden en onemli geli melerden birisidir. (Ik halkasini 1490, lardaki cografi ke^iflerin olu turdugu kabul edilen kureselle^menin son halkasmm gift kutuplu dunya duzeninin yikilmasiyla ba^ladigi kabul edilmektedir. Bu kureselle me dalgasi, bir yandan uluslararasi topiumun ekonomik ve politik olarak devlet ustu duzeyde butunle erek smirlarm a mmasma, diger yandan devlet igi gruplann farkindaliklarmin artmasi ve etnik ve kulturel farkliliklannin on plana gikarilmasiyla da devlet igi seviyede yerelle meye sebep olmaktadir. Birbirine zit bu iki geli menin en gok zarar verdigi kurum hig uphesiz ulus devlet yapisi olmaktadir. Ulus devletlerin me^ruiyetinin sorgulanmaya ba lamasiyla beraberde kendi kaderini tayin kavrammm on plana gikmasi a irtici degildir. Uluslararasi hukukun belirsizliklerle dolu olmasi ve devletlerin gikarlarma gore hareket eden rasyonel varliklar oldugu gergegi goz onune alindiginda kendi kaderini tayinle ilgili sorunlarda belirleyici damn gug politikalari olacagmi soylemek yanli olmayacaktir. Devletler, kendi kaderini tayin kavramini kendi gikarlan dogrultusunda yorumlamaya ve kullanmaya devam edeceklerdir. Her ne kadar kendi kaderini tayin belli bir olgude uluslararasi hukukun alanina girmi? olsa da dogasmda halen yuksek bir siyasi igerik bulunmaktadir. 13 "Kureselle me, farkli ulusal smtrlar iginde bulunan insanlar, sermaye ve uretim araplariyla farkli fikirler, kolturel normlar ve degerlerin ba ka cografi bblgelere hareket serbesttsi kazandiklari ve bu suregte yeni aktorlerin ortaya gikmasini veya eski aktorlehn rollerinin degi mesini mumkun kilan, ulusal ve uluslararasi bazda gug ve iktidar ili kilerinin yeniden kurulmasina neden olan suregtir" (Co kun 2007; 52). 39

54 IKINCI BOLUM YUGOSLAVYA'NIN PARQALANMASI ve KENDi KADERiNi TAYiN ikinci Dunya Sava i sonrasi, uzun yillar kendi kaderini tayini somurgelerin tasfiyesi baglaminda Uguncu Dunya uikelerine ait bir sureg olarak goren Avrupa, 1990'lardan itibaren bu kavramla kendi kitasinda yuzle mek zorunda kalmi^tir (Hazewinkel, 2007: 289). Kendi kaderini tayinin on plana giktigi Yugoslavya'nin pargalanma sureci Avrupa'nin yuzle mek zorunda kaldigi en onemli olaylardan biridir. Iki dunya sava inin da Avrupa'dan dunyaya yayildigi ve hatta bunlardan birinin Balkanlardan tetiklendigi du^unuldugunde, Avrupa igin sorunun onemi daha iyi anla ilmaktadir (Yalginkaya, 2008: 274). Avrupa, ilk ba ta Yugoslavya'nin pargalanmasmi engellemek istemi^tir fakat bunu ba aramayinca yeni artlara uyum saglamaya gali^mi^tir. Yeni olu an artlann me^rulugunu saglamak igin ise kendi kaderini tayin kavramini kullanmi tir. Avrupa, Yugoslavya baglaminda kendi kaderini tayinin oznesi olan 'halk'm kimler oldugu ve yeni ortaya gikan devletierin smirlarmm ne olacagi konusuna cevap bulmaya gali^mi^tir. Uluslararasi toplum Yugoslavya surecinde kendi kaderini tayin hakkmm Sirbistan'm mi yoksa Sirplarm mi, Hirvatistan'm mi yoksa Hirvatlarm mi veya Bosna-Hersek'in mi yoksa Bo^nak Muslumanlarmm mi oldugunun cevabmi bulmaya gali mi tir. Uluslararasi toplum, kendi kaderini tayinin oznesi olan 'halk'la ilgili olarak genelde topraga dayali anlayi^i benimsemi tir. Bu anlayi a gore bagimsiz ve egemen bir devletin toplam nufusu tek bir halk olarak kabul edilmektedir. Fakat Yugoslavya'nin pargalanma surecinde ya^ananlar bir federal devlet igindeki alt birimlerin nufusunun ayri bir halk olarak kabul edilebilecegini g6stermi tir. Ayrica Yugoslavya sureci, federal bir devlet igerisinde alt birimlerdeki hakim ulusal topluluklarm bagimsiz birer devlet haline gelebileceklerini ortaya koymu tur.

55 Yugoslavya surecinde kendi kaderini tayinle ilgili olarak ortaya gikan diger bir sorun ise federal cumhuriyetlerin sinirlan konusu olmu^tur. Uluslararasi toplum federal cumhuriyetlerin bagimsizliklarmi kazanmalari durumunda eski smirlannin korunmasi konusunda israrci olmu tur. Federal cumhuriyetler arasmda aksine bir anla^maya varilmadigi surece eski smirlar uluslararasi smirlar olarak kabul edilmi tir. Bu yak!a imi me rula tirmak igin uti possidetis Juris u ilkesi kullanilmi tir. Uluslararasi topiumun, kendi kaderini tayin hakkmi federal cumhuriyetlere tanimasi ve uti possidetis juris ilkesine dayanarak federal cumhuriyetlerin eski smirlarmi uluslararasi smirlar olarak kabul etmesi birbirini tamamlayan yakla imlardir (Radan, 2002: 5). Uluslararasi hukuka uygunlugu tarti mali olan bu yakla^imlann Yugoslavya'nin uzla ma yoluyla bblunmesini kolayla tiracagi ve gati malari engelleyebilecegine inaniliyordu fakat sonug beklendigi gibi olmami, kanli gati malar ya anmi tir. Bugun Slovenya ve muhtemelen Hirvatistan harig eski Yugoslavya'nin diger topraklarinda halen gati^malarm ya anma olasiligi mevcuttur. 1. YUGOSLAVYA KRIzInIN ORTAYA giki l Yugoslavya devleti, 1 Aralik 1918 tarihinde Sirbistan ve Karadag'm birle mesi ve Avusturya-Macaristan Imparatorlugu'nun Hirvatistan, Dalmagya ve Bosna-Hersek topraklarmm bu birle meye dahil edilmesiyle ortaya gikmi tir (Musgrave, 1997: 114). Sirp, Hirvat ve Sloven Kralligi olarak bilinen bu devletin ismi 1929 l dan itibaren Yugoslavya Kralligi olarak degi^tirilmi^tir (Jovanovic, 2002: 73) yilmda, Ikinci Dunya Sava^i esnasinda Yugoslavya Kralligi i gale ugrami^tir. Yugoslavya'da bu legale kar i bazi direni? hareketleri ortaya gikmi^tir. En onemli direni? hareketlerinden biri Yugoslavya Komunist Partisi'nin 15 egemen oldugu ve Josip Broz Tito'nun 16 ( ) liderligini uti possidetis ilkesi, somurge yonetiminden kurtulup bagimsizlik elde edildikten sonra smirlarm degi tirilemeyecegini belirten kuraldir, Uti possidetis juris ise sinirin tam yerinin belli olmadigi durumlarda, olu turulan hakem heyetinin sinirin tam yerine karar vennesi surecidir. 15 Bu partinin ismi 1952 yilmda 'Yugoslavya Komiinistler Birligi' olarak degi tirilmi tir. 41

56 yaptigi Partizan hareketi olmu tur. ilk ba larda Sirplann yogun olarak destekledigi bu hareket 'karde^lik ve birlik' sloganiyla Yugoslavya igindeki diger uluslarinda destegini kazanmayi ba armi tir. Kazanilan bu destegin butun ulusal gruplara kar i e it davranilarak surdurulebilecegini anlayan Partizan hareketi liderleri Lenin'in kendi kaderini tayin yakla^imini politik programlanna almi lardir (Radan, 2002: 145). Bu yakla im sava$ sonrasi donemde Yugoslavya'nin yeniden yapilandirilmasinda etkili olmu tur. 11 Kasim 1945 tarihinde bir Kurucu Meclis olu turmak igin yapilan segimler komunist partinin ezici bir gogunluk elde etmesiyle sonuglanmi^tir. 29 Kasim 1945 yilmda ise Kurucu Meclis devletin ismini Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti olarak ilan etmi tir (1963 yilmda devletin ismi 'Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti' olarak degi^tirilmi^tir). Federal bir yapiya kavu an Yugoslavya alti cumhuriyetten olu?turulmu tur; kurucu ulus olarak kabul edilen Sirplar, Hirvatlar, Slovenler, Makedonlar ve Karadaglilann olu turdugu be cumhuriyet ve Sirplara, Hirvatlara ve Slav Muslumanlarina (Bo naklar) ev sahipligi yapan Bosna-Hersek Cumhuriyeti. Musiumanlara kurucu ulus statusu 1968 yilmda tanmmi^tir (Jovanovic, 2002; 74). Bu federal yapi Yugoslav uluslannm e?itligi ve kendi kaderini tayin prensibi temelinde gergekle tirilmi tir. Cumhuriyetlerin smirlan belirlenirken ise buyuk oranda Avusturya-Macaristan ve Osmanli imparatorlugu dbnemindeki tahhi smirlara sadik kalmmi tir (Radan, 2002: 149). Bu cumhuriyetlerin smirlan temelde kendi etnik gruplarinm ya^adigi topraklaria uyu sa da Sirplar gibi bazi etnik gruplar kendi cumhuriyetleri di mda diger cumhuriyetlerde de onemli sayida nufus olu turmaktadirlar nufus sayimma gore Sirplarm %24'u Sirbistan Cumhuriyeti di^mda ya arken, Hirvatlarm %22, si Hirvatistan Cumhuriyeti di mda ya amaktadir nufus sayimina gore Yugoslavya'nin etnik dagilimmi gosteren harita EK-A'dadir. Bu cumhuriyetler di^mda Sirbistan'a bagli Kosova ve Voyvodina bzerk bblgeleri de olu turulmu tur ve buralarda sirasiyla agirlikli olarak Arnavutlar ve Macarlar ya amaktadir nufus sayimma gbre Sirplar toplam nufusun %36,2'sini, Hirvatlar %19,7'sini, Muslumanlar ^do'unu, Slovenler %7,5'ini, Makedonlar 1 Babasi Hirvat, annesi Sloven olan Josip Broz (Orijinal ismi Josip Broz'dur, Tito sonradan takilan bir lakaptir) yillari arasinda Yugoslavya'nin devlet ba kanligini yapmi tir. Sovyet egemenligine meydan okuyan ilk komunist lider olan Tito, iki zit kutbun olu tugu Soguk Sava doneminde baglantisiziik politikasi takip etmi tir. 42

57 %5,8'ini ve Karadaglilar %2,3'unu olu tururken ulusal azmlik olarak kabul edilen Arnavutlar toplam nufusun %9,3'unLi oiu turmaktadirlar (Ortakovski, 2000: ). Yugoslavya gorunu te federal bir yapiya sahip olmasina ragmen aslmda yuksek derecede merkezi bir yonetime sahip olan komunist partinin kontrolunde merkezi bir devletti ve Tito'nun liderligi oldukga onemliydi. 1960'larda ekonomik reform tarti^malari sirasinda tekrar gun yuzune gikan milliyetgi duygular ancak 1971 yilmda Tito'nun mudahalesi ile bastirilabilmi tir (Radan, 2002: 147). Cumhuriyetlere ve ozerk bolgelere geni politik haklar veren 1974 Anayasasi, Yugoslavya'nin merkezi yapilanmasini merkezi oimayan bir yapilanmaya dbnu^turmu^tur. lobo'de Tito'nun olumunden sonra milliyetgilik ve ayrilikgilik dalgasmm yukselmeye ba lamasi ve federal otoritenin etkisinin azalmasiyla birlikte cumhuriyetler arasi anla^mazliklar ve ihtilaflar artmi tir (Cassese, 1995: 268). Tito'nun olumunden sonra, 1974 Anayasasi ile kurulan kolektif ba?kanlik sistemi (alti cumhuriyet ve iki ozerk bdlgenin temsilcilerinin sirayla devlet ba kanligi gorevini yuruttugu sistem), Tito gibi butun Yugoslav uluslarma hitap eden bir liderin ortaya gikmasmi engellemi tir. Boyle bir ortamda, buyuk bir di? borcun sebep oldugu agir ekonomik artlar, kontrolu elinde bulunduran komunist partinin etkinligini kaybetmesi ve 1974 Anayasasi'nin sagladigi geni? haklar sayesinde yukselen milliyetgilik Yugoslavya'yi dagilmaya gbturen faktorler olmu tur (Radan, 2002: 149). 1990, da Yugoslav cumhuriyetlerinde yapilan segimlerden milliyetgi fikirleri seslendiren partilerin zaferle gikmasiyla beraber cumhuriyetlerden birinin bagimsizligmi ilan etmesi artik an meselesi haline gelmi tir. 25 Haziran 1991'e gelindiginde Hirvatistan ve Slovenya bagimsizliklarmi ilan etmi tir ve Sloven gugleriyle gogunlugunu Sirplann olu turdugu Yugoslavya Federal Ordusu arasinda gati malar ba lami tir. Avrupa'nm ve ozeilikle Almanya'nm sert tepkisi Federal Ordunun geri gekilmesini saglami^tir (Armaoglu, 2005; 929). Federal Ordunun geri gekilmesiyle sonuglanan bu kisa sureli gati madan sonra Hirvatistan'm Sirp 43

58 nufusu ve Yugoslav Federal Ordusu ile Hirvat gugleri arasinda gati maiar ya anmi tir (Musgrave, 1997: 115). Batili devletierin bu krize ilk tepkisi Yugoslavya'nin toprak butunlugunu korumak ve dagilmasini onlemek yonunde olmu tur (Radan, 2002: 161). Uluslararasi toplum, Pandora'nin Kutusu'nun agilacagi korkusuyla federal cumhuriyetlerin bagimsiz birer devlet haline gelmeleri konusunda gonulsuz davranmi tir (Hazewinkel, 2007: 298). Hirvatistan'daki gati^malarm gittikge kotule^mesi ve artik Yugoslavya'nin toprak butijniugunun korunamayacaginin agikga gorunur hale gelmesiyle beraber Batili devletierin politikasi degi meye ba lami tir (Musgrave, 1997: 116). Batili devletler ya anan bu ge!i melerden sonra artik Yugoslavya'nin toprak butunlugunun korunmasi yonunde degil butun taraflarm nzasina dayanan bir dagilmanin saglanmasi, federal cumhuriyetlerin smirlarmm degi^tihlmemesi ve azmlik haklarinin korunmasma yonelik politikalar uretmeye ba lami lardir. Avrupa Toplulugu, 27 Agustos 1991'de yaymladigi bir deklarasyonia Yugoslavya Ban? Konferansi duzenlemeye (European Community Peace Conference on Yugoslavia) ve yasal sorunlar igin fikir bildirmek uzere Badinter Komisyonu olarak da bilinen Hakemlik Komisyonu'nu (Arbitration Commission) kurmaya karar vermi^tir. Bu gabalardan da anla ilacagi uzere Yugoslavya krizinin ba^larmda inisiyatif AT' deydi. Bari Konferansi'nin ilk toplantisi 7 Eyiul 1991 tarihinde yapilmi tir. Ilk toplantidan bir ^ey elde edilememesine ragmen AT, tek tarafli smir degi ikliklerinin kabul edilmemesi temelinde konferansm devam etmesi gerektigini vurgulami^tir (Musgrave, 1997: 116). BM Guvenlik Konseyi'nin 25 Eyiul 1991 tarihli 713 sayili kararmda da ayni ekilde tek tarafli smir degi ikliklerinin kabul edilmeyecegi ifade edilmi tir (BM Dokumantasyon Merkezi [web], 2008). Hirvatistan'daki gati?malarm yogunla masi ve Yugoslavya'daki durumun gittikge k6tule meye ba lamasi uzerine, Hirvatistan ve Slovenyasiz bir Yugoslavya'nin tamamen Sirbistan'm kontrolune girecegini du^unen Makedonya ve Bosna-Hersek'te ayrilmaya karar vermi tir 17 (Musgrave, 1997: 17 Makedonya'da 9 Eyiul 1991 tarihinde yapilan referandumda segmenlerin %74'u bagimsizlik yontinde oy vermi tir. Bosna Hersek ise 15 Ekim 1991 tarihinde bagimsiz bir devlet oldugunu ilan etmi tir. 44

59 116). Bu durum neticesinde AT, Yugoslavya'nin dagilmasinin kapinilmaz oldugunu ve butun taraflarm rizasma dayanan bir dagilma anla masma ula manm da mumkun olmadigmi aniaymca ayrilikgi cumhuriyetlerin tanmmasma yonelik politikalar geli tirmeye ba lami tir (Musgrave, 1997: 117). AT'nin 16 Aralik 1991 tarihli deklarasyonu cumhuriyetlerin var olan smirlari dahilinde ayrilmasini me rula tiran yeni politikanm resmi olarak kabuludur (Radan, 2002: 166). Bu deklarasyon Yugoslav cumhuriyetlerinin tanmmasi ile ilgili ko ullari oyle belirlemi tir (Bu deklarasyonun orijinal metni EK-B'dedir): - Bagimsiz bir devlet olarak tanmmayi istemek, -AT'nin taninma ile ilgili ilkeleri agikladigi deklarasyondaki {Guidelines on the Recognition of New States in Eastern Europe and in tfie Soviet Union) ko^ullari kabul etmek (Bu deklarasyonun orijinal metni EK- C'dedir). AT'nin kendi kaderini tayin prensibine baglihgini ifade ettikten sonra ortaya koydugu ko ullar ^uniardir; (1) Hukuk, demokrasi ve insan haklan ile ilgili BM Anayasasi hukumlerine ve Helsinki Nihai Senedi ve Paris arti yukumluluklerine saygi gostermek, (2) Azinliklann ve etnik gruplann haklarmi garanti etmek, (3) Smirlarm degi mezligine saygi gostermek, bu smirlar ancak taraflarm rizasiyla degi ebilir, (4) Guvenlik ve bolgesel istikrar yanmda silahsizlanma ve nukleer silahlarm yayilmasmi onleme yukumlqiuklerini kabul etmek, (5) Anla^mazliklarm, hakemlige ba^vurmayi da igeren anla malar yoluyla gozulmesini kabul etmek, - Azmlik haklanyla ilgili yukumlulukleri kabul etmek, desteklemek. - BM'nin ve AT'nin Yugoslavya'daki krizi gbzme gabalarmi Deklarasyonun son paragrafmda da bagimsizlik talebinde bulunan bir cumhuriyetin kom u bir devletten toprak iddiasmda bulunmayacagi ile ilgili anayasal ve politik garantiler vermesi gerektigi belirtilmi tir. Bu son paragraftaki $art Yunanistan ve Makedonya arasmda ortaya gikan isim ve toprak tarti^malan dolayisiyla koyulmu tur. 45

60 Cassese, ayrilikgi cumhuriyetlerin bagimsizlikiarinin yani di kendi kaderini tayin haklarinin tanmmasi igin demokratik ybnetimin yani ig kendi kaderini tayinin gergekle^tirilmesi artmi koyan bu yakla imi oldukga yaratici bulmakta ve bu durumun ig ve di kendi kaderini tayin arasmda baglanti kuran ilk uygulama oldugunu belirtmektedir (1995: 268). Slovenya, Hirvatistan, Bosna-Hersek ve Makedonya AT ye tanmmak igin ba vurmu lardir. Sirbistan ve Karadag kendilerini Yugoslavya'nin devami olarak gordukleri igin ba vuruda bulunmami lardir (Radan, 2002: 166). Tanmmak igin ba vuran cumhuriyetlerin ba vurulan Hakemlik Komisyonu'nda degerlendirmeye tabi tutulmu?tur. Ba^kanligmi Fransiz Robert Badinter'in yaptigi komisyon Almanya, Italya, Ispanya ve Belgika'nm Anayasa Mahkemeleri ba kanlariyla beraber toplam be ki iden olu mu tur (Pellet, 1992: 178). AT ye Yugoslavya ile ilgili yasal konularda gorii? sunmak amaciyla kurulan Hakemlik Komisyonu, ayrilikgi cumhuriyetlerin tanmmasi ile ilgili tavsiyelerde bulunmadan once ug onemli karar almi tir. Birinci karar, Yugoslavya'da ya^ananlarin aynlma mi yoksa dagilma mi olduguyla, ikincisi kendi kaderini tayinin kapsamiyla ve uguncusu de somurge baglami di mda uti possidetis juris kavramiyla ilgilidir (Radan, 2002: 205). Komisyon, 29 Kasim 1991 tarihli ilk kararmda (Opinion No.1) Yugoslavya'nin dagilma surecinde oldugu, 4 Temmuz 1992 tarihli sekizinci kararmda {Opinion No.8) ise dagilma surecinin tamamlandigi ve Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nin (YSFC) artik var olmadigi ve dolayisiyla hukuki kimliginin ortadan kalktigi sonucuna varmi tir. Komisyonun g6ru lerinin orijinal metni EK-Q'de, 4,5,6,7,8,9,10 orijinal metni EK-D'dedir. 1, 2 ve 3 numarali numarali g6ru lerinin 2. DAGILMA Ml? AYRILMA Ml? Yugoslavya'nin pargalanma surecinde ortaya gikan en bnemli yasal sorunlardan biri ya^anan surecin dagilma mi yoksa aynlma mi (secession) olduguyla ilgili olmu tur. Surecin aynlma olarak degerlendirilmesi sadece Yugoslavya'dan ayrilmak isteyen cumhuriyetlerin tanmmasini 46

61 gerektirmektedir. Ayrica bu durum YSFC'nin varliginin sona erdigi aniamina gelmemektedir. Bir devletin belli bir topragini ve nufusunu kaybetmesi o devletin varliginin sona ermesi olarak degerlendirilemez. Dolayisiyla sureg aynlma olarak degerlendirilirse esas devletin yani YSFC'nin uluslararasi kimliginin devam etmesi gerekirdi. Surecin dagilma olarak kabul edilmesi durumunda ise sadece ayrilikgi cumhuriyetlerin degil YSFC'den gehye kalanlarinda taninmasi gerekiyordu. Qunku surecin dagilma olarak degerlendirilmesi YSFC'nin varliginin sona ermesi aniamina gelmektedir. (Musgrave, 1997: 200). Surecin dagilma ya da ayrilma olarak degerlendirilmesi farkli hukuki sonuglara sebep oldugundan konuyu onemli hale getirmektedir. Badinter Komisyonu'nun 29 Kasim 1991 tarihli ilk gorij^unde {Opinion No.1) surecin dagilma mi yoksa aynlma mi oldugu konusunda bir karara varilmi^tir. Komisyon, ug nedene dayanarak YSFC'nin dagilma surecinde oldugu kararina varmi tir. Birinci neden, dort cumhuriyetin (Slovenya, Hirvatistan, Makedonya, Bosna Hersek) referandum ya da deklarasyonlar yoluyla bagimsiz olma arzularini gostermeleridir. ikinci neden. Federal Ba kanlik, Federal Meclis, Anayasa Mahkemesi ve Yugoslavya Halk Ordusu gibi federal kurumlarin federal bir devlette olmasi gereken katilim ve ortaklik kriterlerini kar^ilayamamasidir. Uguncu neden, ne federal otoritenin nede cumhuriyetlerin gati^malari onlemek igin yapilan ate kes anla$malarini uygulama yeteneginin kalmamasidir. Badinter Komisyonu 4 Temmuz 1992 tarihli sekizinci g6ru unde ise {Opinion No.8) dagilma surecinin tamamlandigi ve YSFC'nin artik var olmadigi ve hukuki kimliginin ortadan kalktigi sonucuna varmi^tir, BM Guvenlik Konseyi'de benzer ekilde 19 Eylul 1992 tarihli 777 sayili kararinda YSFC'nin artik ortadan kalktigini ifade etmi tir (BM Dokumantasyon Merkezi [v^eb], 2008). Badinter Komisyonu, YSFC'nin artik var olmadigi degerlendirmesini yedi nedene dayandirmi tir (Radan, 2002: 205). Birinci neden, Bosna Hersek'te ubat 1992'de yapilan bagimsizlik referandumudur. Ikinci neden, Sirbistan ve Karadag'm Yugoslavya Federal Cumhuriyeti {Federal Republic of Yugoslavia) adi altinda yeni bir devlet 47

62 olu turmalaridir. 18 Uguncu neden, Slovenya, Hirvatistan ve Bosna Hersek'in uluslararasi toplumun geneli tarafmdan tanmmasi ve BM'ye uyeliklerinin kabul edilmesidir. Dorduncu neden, cumhuriyetlerin bagimsizliklanni kazanmalan dolayisiyla YSFC'nin toprakiarinin ve nufusunun buyuk bolumunu kaybetmesidir. Be inci neden, YSFC'nin federal organlarmm artik var olmamasidir. Altmci neden, birgok BM Guvenlik Konseyi kararlarmda ve Avrupa Konseyi'nin 27 Haziran 1992 tarihli Yugoslavya Bildirisi'nde 'eski' Yugoslavya ifadesinin kullanilmasidir. Yedinci neden, YSFC'nin BM uyeliginin otomatik olarak yeni kurulan YFC ye gegmeyecegi konusunda genel kabul bulunmasidir. Badinter Komisyonu'nun Yugoslavya'da ya anan sureci dagilma olarak degerlendirmesine yol agan nedenler oldukga tarti malidir. Musgrave, cumhuriyetlerin bagimsiz olma surecinin dagilmadan ziyade ayrilmaya daha yakm oldugunu ileri surmektedir (1997: ). Sovyetler Birligi'nin dagilma surecinde cumhuriyetler Sovyetler Birligi'nin sona erdigi ve yerine yeni devletierin ortaya giktigi konusunda ortak bir anla^maya varmi lardi. Yugoslavya surecinde ise cumhuriyetlerin bagimsizlik deklarasyonlarina bakildiginda YSFC'den bagimsizligi elde etme anlayi mi yansittigi gorulmektedir. Bu durum, Slovenya'nm 25 Haziran 1991 tarihli bagimsizlik bildirisinde agikga gbrulmektedir. Bu bildiride, Slovenya'nm tek tarafli bagimsizligini ilan etmeden once YSFC'nin bari gil bir ekilde dagilmasini saglamak igin gaba gosterdigi ifade edilmektedir (Rich, 1993: 39). Ayrica YSFC'nin dort cumhuriyetinin bagimsizligini kazanmasi dolayisiyla buyuk miktarda toprak ve nufus kaybetmesi de bir devletin sona erdigi anlamma gelmemektedir. Ornegin, Banglade? bagimsizligini kazandigmda Pakistan, nufusunun %57, sini ve dogudaki toprakiarinin hepsini kaybetmi? fakat bu Pakistan devletinin sona ermesi olarak degerlendirilmemi tir (Musgrave, 1997: 201). Radan, bagimsizlik bildirilerinin temeli olan referandumlarm belli bir toprak pargasindaki nofusun aynlma isteginin onaylanmasi anlamma geldigini fakat bir devletin sona ermesi veya devam etmesiyle bir alakasi 18 Sirbistan ve Karadag, 27 Nisan 1992'de yeni bir anayasa kabul etmi ler ve YSFC ismini Yugoslavya Federal Cumhuriyeti olarak degi tirmi lerdir (Radan, 2002: 211). 4 $ubat 2003'te yine isim degi ikligine gidilmi? 'Sirbistan ve Karadag Devlet Birligi' ismini almi tir. Karadag'in 3 Haziran 2006 ve ardmdan Sirbistan'm 5 Haziran 2006 tarihli bagimsizlik ilaniyla bu devlet birligi de sona ermi tir. 48

63 olmadigini iddia etmel<tedir (2002: 207). Radan'a gore bir devletin sona ermesi igin toprak ve nufusundan geriye o devletin ozu sayilabilecek iiigbir eyin kalmamasi gerekmektedir (2002: 207). Bir devletin katilim ve ortaklik kriterlerini yerine getirememesinin de bir devletin sona ermesi ve devam etmesiyle bir ilgisi bulunmamaktadir (Musgrave, 1997: 202). Federal bir devlet olan YSFC'de katilim ve ortaklik kriterlerinin kar^ilanamamasi cumhuriyetlerin aynlma gabasi igerisine girmesi sonucunda olu^an normal bir durumdur. Bir devletin katilim ve ortaklik kriterlerini yerine getirememesi BM Genel Kurulunun 2625 sayili karari goz onune alinsa bile bir devletin sona erdigini aniamina gelmemektedir. Sadece ilgili devletin toprak butunlugunun garanti edilemeyecegi ve dolayisiyla aynlma hakkinin dogabilecegi sonucuna ula ilabilir. Komisyon'un one surdugu gerekgelerden biride Sirbistan ve Karadag'm yeni bir anayasa kabul ederek YSFG ismini Yugoslavya Federal Cumhuriyeti (YFC) olarak degi tirmesidir. Bir devletin yeni bir anayasa kabul etmesini veya mevcut anayasasmda degi iklikler yapmasmi ilgili devletin sona ermesi veya devam etmesinin gostergesi olarak degerlendirmek mumkun degildir (Musgrave, 1997: 202, Radan, 2002: 211). Diger bir neden olan ayrilikgi cumhuriyetlerin hem birbirini tanimasi hem de uluslararasi toplum tarafmdan tanmmasi YSFC'nin sona ermesinin bir kaniti degildir, sadece YSFC'nin toprak ve nufus kaybettiginin kanitidir (Radan, 2002: 212). Komisyonun one surdugu bir ba^ka nedende YSFC'nin federal organlarmin var olmamasidir. Radan, federal organlarda aynlikgi cumhuriyetlere ait temsilciler bulunmadigmin dogru oldugunu fakat kolektif ba kanlik sisteminin 15 Temmuz 1992'ye, federal hukumetin ise 14 Temmuz 1992 tarihine kadar yururlukte kaldigmi belirterek bu nedeninde temelsiz oldugunu iddia etmektedir (2002: 214). Komisyonun one surdugu bir ba?ka neden BM ve AT dokumanlannda 19 'eski' Yugoslavya ifadesinin kullanilmasidir. Bu ifadelerin kullanildigi dokumanlar Sirbistan ve Karadag'm yeni bir anayasa kabul 19 BM Guvenlik Konseyi'nin 15 Mayis 1992 tarihli 752 sayili karari ve 30 Mayis 1992 tarihli 757 sayili kararinda ve Avrupa Konseyi'nin 27 Temmuz 1992 tarihli 'Eski Yugoslavya Bildirisi'nde (Lizbon Bildirisi) 'Eski Yugoslavya' ifadesi kullanilmi tir (Radan, 2002; ). 49

64 ederek Yugoslavya Federal Cumhuriyeti ismini kullanmaya ba ladigi 27 Nisan 1992 tahhinden sonraya aittir. Eski Yugoslavya ifadesinin kullanilma nedeni 27 Nisan 1992'den sonra YSFC ve YFC topraklan arasinda bir ayrim yapmak mecburiyetinin dogmasidir (Radan, 2002: ). Radan, Yugoslavya Federal Cumhuriyeti'nin YSFC'nin devami olarak genel kabul gormedigi iddialarmin 757 sayili BM Guvenlik Konseyi karari ve Lizbon Bildirisi'nden kaynaklandigini fakat bu iki dokumandan higbirinin YFC'nin YSFC'nin devami oimadigini karara baglamadigini belirtmektedir (2002: 215). Badinter Komisyonu'nun Yugoslavya'nin dagilma surecinde oldugu (Opinion No.1) ve daha sonra dagilma surecinin tamamlandigi (Opinion No.8) kararlarini vehrken bne surdugu gerekgelerin me rulugu oldukga tarti malidir. Komisyon'un bu ekilde karar vermesi birgok agidan AT'nin yararina bir karardir (Musgrave, 1997: ). Sureg dagilma olarak nitelendirildigi igin higbir devlet yasal olarak YSFC'nin devami oldugunu iddia edemeyecekti. Bu durumda AT ayrilikgi cumhuriyetleri bagimsiz birer devlet olarak tanidiginda YSFC'nin devami sayilan bir devlet bulunmadigi igin AT, YSFC'nin igi lerine kari tigi gerekgesiyle suglanamayacakti. Diger bir yaran da, AT sureci dagilma olarak kabul ederek yeni ortaya gikan devletleri ayrilmayi destekledigi gbruntusunij vermeden tanima imkanina kavu^mu^tur. Pavkovic ise ya ananlann Komisyon tarafmdan 'aynlma' yerine 'dagilma' olarak nitelendirilmesinin surpriz oimadigini gunku Yugoslavya'da ya anan ayrilmalarm, aynlma teorileri ile bile agiklanmasi gok zor bir ornek olay olu turdugunu ileri surmektedir (2000: 486). Devletierin toprak butunlugu ilkesi uluslararasi hukukun en bnemli ilkelerinden biridir. Bir grubun, ilgili devletin nzasina veya aynlmaya izin veren yasal bir yetkiye dayanmadan bagimsiz bir devlet haline gelmesi olarak tanimlanan aynlma, toprak butunlugu ilkesine ters du?mektedir. Yugoslavya'nin federe cumhuriyetler ve bzerk bblgelerden meydana gelen federal bir yapiya sahip olmasi bu gergegi degi tirmemektedir. Hem Yugoslavya'nin anayasasmm bbyle bir aynlmaya izin vermemesi hem de 50

65 butun birimlerin uzerinde uzla tigi ortak bir anla^manin bulunmamasi Yugoslavya'nin toprak butunlugunun korunmasi ni gerektirmeliydi, Bu saglanamadigina gore ya anan sureci dagilma yerine aynlma olarak nitelendirmek daha uygun olacaktir. 3. KENDi KADERiNi TAYiN Soguk Sava oncesinde kendi kaderini tayin kavrami genel olarak somurgelerin tasfiyesi sijreciyle sinirlandirilmi tir. Somurge devletler kendi kaderini tayin hakki baglammda bagimsizliklanni kazanirlarken, bu hakkm ilgili devletin turn niifusu tarafmdan bir butun oiarak kullanilmasi gerektigi kabul edilmi tir. Bu sayede birgok etnik veya dini grubu iginde barmdiran somurge devletlerinin var olan smirlari dahilinde butunlugu korunmu {uti possidetis ilkesi) ve pargalanmalarmm onune gegilmi^tir. Uluslararasi toplum sbmurge baglammda kendi kaderini tayinin ve uti possidetis ilkesinin uygulanmasi konusunda ortak bir anlayi tesis etmi^tir. Fakat sbmurge baglami di^ina gikildigmda uygulamanm nasil olacagi belirsizdi. Yugoslavya'nin pargalanma surecinde ya5ananlar en azindan federal bir devlet sbz konusu oldugunda kendi kaderini tayinin ve uti possidetis ilkesinin nasil uygulanacagi konusunda bazi ipuglari vermi tir. Yugoslavya surecinde uluslararasi toplum, her bir federe birimin turn nufusunun kendi kaderini tayin hakkmi kabul etmi^tir. Bagimsiz bir devlet haline gelen bu federe birimlerin smirlan konusunda da uti possidetis ilkesine dayanarak var olan eski federe birim smirlannin degi^mezligi kabul edilmi^tir. Badinter Komisyonu iki numarali gbru unde bu konularia ilgili tavsiye kararmi agiklami^tir. Yugoslavya Bari Konferansi'nm Ba kani Lord Carrington, 20 Kasim 1991 tarihinde Badinter Komisyonu'na 'Hirvatistan ve Bosna- Hersek'te ya ayan Sirp nufusun Yugoslavya'nin kurucu halklarmdan biri olarak kendi kaderini tayin hakki var midir?' sorusunu ybneltmi? ve tavsiye karanni istemi tir. Komisyon, Almanya'nm 16 Aralik 1991 tarihinde AT'nin diger 11 uyesine Hirvatistan ve Slovenya'nm durumu konusunda bir karara varilmazsa bu iki cumhuriyeti taniyacagi ultumatomunu vermesi dolayisiyla 51

66 acele bir karar almaya zorlanmi tir (Potier, 2001: 43). Komisyon'da 11 Ocak 1992 tarihinde iki numarali goru^unu (Opinion No.2) yayinlami tir. Bu goru ler u ^ekildedir; " 1. Komisyon,?artlar ne olursa olsun kendi kaderini tayin hakkmm devletierin aksi yonde an!a maya varmalari hahcinde, bagimsizligin elde edildicji zamanda var olan smirlarda degi^ikligi igermemesi gerektigini du unmektedlr. 2. Bir veya daha fazia etnik, dini ve dilsel topluluktan olu an bir devletin igindeki bu gruplarin biri veya daha fazlasi uluslararasi hukuka gore kendi kimliklehnin tanmmasi hakkina sahiptir Komisyon'un bu sebeple gord u; (a) Bosna-Hersek ve Hirvatistan'daki Sirp nufusu, uluslararasi hukuka ve Bosna-Hersek ve Hirvatistan'm yururluge girmesini garanti ettigi 4 Kasim 1991 tarihli Yugoslavya Konferansi SOzle mesi'nin taslak hukumlerine gore etnik gruplar ve azmliklaria ilgili butun haklara sahiptir. (b) Bu cumhuriyetler, bu azinliklarm ve etnik gruplarin uluslararasi hukukga tanman buton insan haklari ve temel OzgCirluklerini, kendi uyruklugunu segme hakki da dahil olmak uzere saglamakia yukumludor" Radan, Sirp azinligin kendi kaderini tayin hakki temelinde Hirvatistan ve Bosna-Hersek'in sinirlannm degi?tirilemeyecegi gbru$unun tutarsiz oldugunu iddia etmektedir (2002: 217). YSFC'nin smirlan YSFC nufusunun bir kismmi olu turan gruplarca kendi kaderini tayin hakki temelinde degi$tirilmi tir. Bu gruplarin her biri azmlik olarak nitelendirilebilir gunku higbiri YSFC iginde gogunlugu te kil etmemektedir. 20 Dolayisiyla, Hirvatistan ve Bosna-Hersek'in smirlan degi tirilemez kabul ediliyorsa YSFC'nin smirlan da degi^tirilemez kabul edilmeliydi. Buna kar^i Yugoslavya'nin dagilma surecinde oldugu kabul edildigi igin smirlarmm degi tirilebilecegi ileri surulebilir. Fakat komisyon 29 Kasim 1991 tarihinde Yugoslavya'nin dagilma surecinde oldugunu belirtmesine ragmen on bir numarali goru^unde (Opinion 1980 niifus sayimma gore Yugoslavya'nin nufusu kt idir. Bu nufusun %37'si Sirp, %20'si Hirvat, %9'u Bo nak Musluman, %8'i Sloven, %8'i Arnavut, %6'si Makedon, %3'u Karadagli ve %2'si Macar'dir (Banks, 1990: 736, dan aktaran Musgrave, 1997: 113), 52

67 No.11) Hirvatistan'm 8 Ekim 1991 tarihinde uluslararasi hukuka gore bagimsiz bir devlet haline geldlgini ifade etmi tir (Radan, 2002; 218). Bu durum YSFC'nin smirlarmm, dagilma surecinin beiirtildigi tarihten once degi tirildigi aniamina gelmektedir. YSFC'nin 1974 Anayasasi'na gore Sirpiar, Hirvatlar ve Musluman Bo nak!arla ayni statuye sahiptir ve kurucu uluslardan biridir. Ayni ekilde Bosna-Hersek'in kendi anayasasmda da SirpIar, Hirvatlar ve Musluman Bo naklar ayni statude ve cumhuriyetin kurucu uluslari olarak ifade edilmi tir, Hirvatistan'm 1974 tarihli kendi anayasasi da Sirplari ve Hirvatlari e it ve kurucu uluslar olarak belirtmi tir. Hirvatistan, 1990 yilmda bir yasa degi ikligi ile Sirplari azmlik statusune indirgemi tir fakat bu durum YSFC'nin 1974 anayasasma aykiri oldugundan yasanin gegerliligi tarti malidir (Radan, 2002: 219). Qunku cumhuriyetlerin anayasalari federal anayasaya aykiri olamaz. Sirplar, Hirvatlar ve Bo nak Muslumanlar ayni statuye sahip uluslar olduguna gore bunlarm kendi kaderini tayin haklanyla ilgili olarak ayrim yapilmamasi gerekirdi (Radan, 2002: 219). Hirvatlar ve Bo nak Muslumanlara YSFC'nin smirlari aleyhine kendi devletlerini kurma hakkmi taniyip Bosna-Hersek ve Hirvatistan'daki Sirplara bu devletlerin smirlari aleyhine kendi kaderini tayin hakkmi tanimamak tutarsiz bir davrani tir. Kendi kaderini tayin hakkinin bznesi olan 'halk' genel olarak bir devletin tum nufusu olarak kabul edilmektedir. Buna gore kendi kaderini tayin hakki YSFC'yi olu turan butun nufusa ait bir haktir. Fakat Badinter Komisyonu'nun ayrilikgi cumhuriyetlerin kendi kaderini tayin hakkmi kabul ederek kendi devletlerini kurmalarini onaylamasi 'halk' anlayi?mda bir degi^imin ya andigmi gbstermektedir (Radan, 2002: 221; Rady, 1996: 387). Komisyon topraga dayali halk kavramini devam ettirmi fakat devlet alti brgutlenmelerin her birinin butun nufusunu etnik ayrima gitmeden halk olarak kabul etmi tir. Roach, komisyonun ba^arisizligmm sebebi olarak etnislte yerine topraga dayali halk anlayi mi devam ettirmesini gbrmektedir (2004: 430). Hannum, endive edilenin topraktan ziyade insanlar olmasi gerektigini dolayisiyla idari veya cumhuriyet smiriannm dokunulamaz kabul edilmesinin 53

68 mantikli oimadigini ve eski ig sinirlarm ilgili bolgelerde yapilacak referandumlar vasitasiyla tekrar gizilebilmesi gerektigini ileri surmektedir (1998: 17). Bu konudaki diger bir g6ru ise komisyonun gbrunu te topraga dayali halk anlayi ini devam ettirdigi ama aslinda etnik temelde bir anlayi i yansittigi yonundedir. YSFC'yi olu turan cumhuriyetlerin smirlan genel olarak hakim etnik grup temelinde duzenlendigi igin federal cumhuriyetlere kendi kaderini tayin hakkmi tanimak aslmda etnik gruplarin kendi kaderini tayin hakkmi tanimak anlamma gelmektedir (Jovanovic, 2002: 79; Musgrave, 1997: ). Musgrave, bu anlayi m gelecekte uluslararasi hukukun bir unsuru haline gelebilecegini ileri surmektedir (1997: ). 4. SINIR SORUNU Badinter Komisyonu iki numarali goru^unde smirlar konusuna deginmesine ragmen konuyla ilgili ayrmtili goru^unu, Lord Carrington'un 'Hirvatistan ile Sirbistan ve Bosna-Hersek ile Sirbistan arasmdaki ig smirlar genel uluslararasi hukuka gore devletler arasi smir olarak kabul edilebilir mi?' sorusunu yanitlarken agiklami^tir (Pellet, 1992: 184). Komisyon, 11 Ocak 1992 tarihli ijg numarali {Opinion No.3) goru unde di smirlara saygi gosterilmesi ve Hirvatistan ile Sirbistan ve Bosna-Hersek ile Sirbistan arasmdaki smirlarm taraflarm uzerinde ozgurce anla malari haricinde degi tirilmemesi gerektigini belirttikten sonra oyle devam etmektedir; "...Aksine bir uzla ma bulunmasi haricinde, eski smirlar uluslararasi hukuk tarafmdan korunan smirlar haline gelirler Bu hiikum ulkesel statukoya saygi ve ozellikle uti possidetis ilkelerine uygundur. Uti possidetis, ba?langigta Amerika ve Afrika'da somurgelerin tasfiyesi sorunlanni gozmede uygulanmasma ragmen, gunumuzde genel bir prensip olarak kabul edilmektedir......bu prensip, YSFC Anayasasi'mn S'inci maddesinin 2 ve 4, uncu paragraflan cumhuriyetlerin topraklarini ve smirlarini rizalan olmadan 54

69 degi^tirilemeyecegini art ko tugundan cumhuriyetlere koiayca uygulanabilir." Badinter Komisyonu, cumhuriyetler arasmdaki ig sinirlann uluslararasi smirlar haline geldigini belirtmi ve bunu ulkesel statukoya saygi ve uti possidetis ilkelerine dayanarak me rula tirmi tir. Komisyon ayrica YSFC'nin 1974 tarihli anayasasinin S'inci maddesinin de bu sonucu destekledigini belirtmi^tir (Radan, 2002: 232). Komisyon'un dayanak gosterdigi ulkesel statukoya saygi ilkesi uluslararasi hukukun en onemli ilkelerinden biridir. Bu ilkeyle devletlerin uluslararasi smirlarmm degi mezligi koruma altma alinmi tir. Bu like devlet alti birimlere degil devietlere uygulanan bir ilkedir. Bu ilkenin devietlere uygulanabilmesi igin smirlari belirleyen bir andla ma bulunmasi gerekmektedir. Bu ozellikler dikkate alindiginda, Badinter Komisyonu'nun cumhuriyetler arasindaki ig smirlarm uluslararasi smirlar haline geldigini belirtirken dayandigi ulkesel statukoya saygi ilkesinin kuvvetii bir dayanak te kil etmedigi gorulmektedir (Radan, 2002: ). Qunku YSFC'nin ig smirlari devletler arasi smirlar degildir. Cumhuriyetler arasmdaki ig smirlar uluslararasi smirlar olarak kabul edilse bile bu smirlari belirleyen bir anla^ma bulunmasi gerekmektedir. Fakat YSFC'nin ig smirlan higbir hukuki belgede yer almami tir. Komisyonun dayanak gosterdigi ikinci ilke uti possidetis juris ilkesidir. Bu ilke ilk olarak Latin Amerika'da daha sonra Afrika'da somurgelerin tasfiyesinde uygulanmi tir. Bu ilke uygulandiginda varolan somurge smirlan bagimsizlik elde edildiginde uluslararasi smirlar haline gelmektedir. Uti possidetis juris ilkesi sadece somurgelerin tasfiyesi sureciyle smirli olarak kullanilan bir ilkedir (Potier, 2001: 45). Bu ilkenin bir diger ozelligi de, ilgili devletlerin smir sorunun gozumunde bu ilkenin uygulanacagini kabul etmelerini gerektirmesidir. ilgili devletler uti possidetis juris ilkesinin uygulanmasi konusunda anla^maya varmadiklari takdirde bu ilkenin uygulanmasi mumkun degildir. Yugoslavya'da ya ananlar somurgelerin tasfiyesi sureci olmadigma ve cumhuriyetler arasmda bu ilkenin 55

70 uygulanacagma dair bir anla ma bulunmadigina gore uti possidetis Juris ilkesi de Badinter Komisyonu'nun sinir kararina kuvvetii bir dayanak te kil etmemektedir (Radan, 2002; 247). Ayrica uti possidetis juris ilkesi smirin tam yerinin belli olmadigi durumlarda, olu^turulan hakem heyetinin sinirin tam yerine karar vermesi surecidir. Fakat Yugoslavya'da sorun smirlarm tam olarak neresi olmasi gerektigi degildir. Yugoslavya'daki smirlar tam olarak bellidir. Yugoslavya'daki sorun yeri tam olarak belli olan bu smirlarm deginmeden uluslararasi smirlar haline gelip gelmeyecegidlr (Radan, 2002: 247). Butun bunlar dikkate alindiginda Yugoslavya'daki smir sorunu ile uti possidetis juris ilkesini ili kilendirmek mumkun gbzukmemektedir. Uti possidetis ilkesinin sadece somurgelerin tasfiyesi ile ilgili bir genel prensip oldugunu kabul eden Potier, buna ragmen Komisyon'un bu ilkeyi federal yapidaki devietlere uygulanmasini tavsiye etmesinin yanli^ olmayacagmi fakat Komisyon'un boyle bir vurgu yapmadigini belirtmektedir (2001: 45). Komisyon'un bir diger dayanak noktasi da 1974 tarihli YSFC Anayasasi'dir. Komisyon, bu anayasanin 5'inci maddesinin 2 ve 4, ijncu paragraflarmi dikkate a!mi tir. YSFC Anayasasi'nin 5'inci maddesinin tamami u ekildedir (Radan, 2002; ); " 1. YSFC'nin topraklari bglunmezdir ve sosyalist cumhuriyetlerinin topraklanndan olu maktadir. 2. Bir cumhuriyetin topraklari ilgili cumhuriyetin nzasi olmadan degi tlrilemez ve bir ozerk bolgenin topra^i da ilgili Ozerk bolgenin rizasi olmadan degi tirilemez. 3. YSFC'nin bir sinin, butun cumhuriyetler ve Ozerk bolgeler uygun gormedikge de9i tirilemez, 4. Cumhuriyetler arasindaki bir smir ancak ilgili cumhuriyetlerin anla masi temelinde degiftirilebilir ve bir ozerk bolgenin smin da ilgili ozerk bolgenin uygun gordugu temelde degi^tirilebilir." Badinter Komisyonu, 1 ve 3'uncu maddeleri goz ardi edip sadece 2 ve 4'uncu maddeleri dikkate alarak YSFC'nin bolunmesini me^rula^tirmaya 56

71 9al! mi tir. Fakat 1 ve S'uncu maddeieri ihlal eden bir cumhuhyetin 2 ve 4, ijncu maddelehn koruyucu hukumlerinden yararlanabilmesi de mumkun degildir (Radan, 2002: 234). Ozetlemek gerekirse ne ulkesel statukoya saygi, ne uti possidetis ilkesi ne de YSFC'nin 1974 Anayasasi Badinter Komisyonu'nun smir sorunu ile ilgili olarak verdigi karari me rula tirmak igin gerekli destegi saglamamaktadir. 5. AYRILIKQI CUMHURiYETLERlN TANINMASI Badinter Komisyonu ilk ug kararmi agikladiktan sonra tanmmak igin ba^vuran Bosna-Hersek, Hirvatistan, Makedonya ve Slovenya ile ilgili kararlarini 11 Ocak 1992 tarihli 4, 5, 6 ve 7'nci goru?lerinde agiklami tir (Potier, 2001: 43). Komisyon, Makedonya ve Slovenya'nm AT tarafmdan bne surulen tanmma kriterlerini sagladigmi belirtmi tir. Hirvatistan'la ilgili olarak ta azmliklaria ilgili hukumleri Anayasa'sina dahil ettigi takdirde tanmma igin gerekli artlari yerine getirmi olacagmi agiklami tir. Komisyon, Bosna- Hersek'in ise tanmmamasi gerektigini gunku butun nufusunun bagimsizlik arzusunu gosteren bir iradenin olu madigmi belirtmi tir. Ayrica Komisyon, Bosna-Hersek'te bir referandum yapilmasi haiinde bu gbru un tekrar gbzden gegirilebilecegini de ifade etmi^tir. Bunun uzerine Bosna-Hersek'te 1 Mart 1992 l de toplam segmenin sadece %63'unun katildigi bir bagimsizlik referandumu yapilmi^tir. Katilanlarm %99,4'u bagimsizlik ybnunde oy kullanmi^tir. Ayrilikgi Yugoslav cumhuriyetlerinin her biri bagimsizliklanni ilan etmeden once referandumlar duzenlemi^lerdir. 21 Badinter Komisyonu ayrilikgi cumhuriyetlerin tanmma taleplerini degerlendirirken, AT tarafmdan bne surulen tanima kriterleri yaninda bu cumhuriyetlerde tum nufusun katilimiyla bagimsizlik referandumunun yapilmi olmasmi da dikkate almi?tir. Komisyon, bu ekilde davranarak referandumu, aynlmanm me^rula^masini saglayan temel gerekliiik seviyesine yukseltmi tir (Cassese, 1995: 272). 21 Slovenya, bagimsizlik referandumunu Aralik 1990'da, Hirvatistan 19 Mayis 1991'de, Makedonya EyIQI iggi'de ve Bosna-Hersek ise 1 Mart 1992'de yapmi ttr (Cassese, 1995: 270). 57

72 AT, Slovenya ve Hirvatistan'i 15 Ocak 1992'de, Bosna-Hersek'i ise 7 Nisan 1992'de tanimi^tir. ABD ise Slovenya, Hirvatistan ve Bosna-Hersek'i 7 Nisan 1992'de tanimi^tir. Makedonya ise Yunanistan'in Makedonya ismine olan itirazi yuzunden AT ve ABD tarafmdan tanmmami^tir 22 (Musgrave, 1997: 205). AT, 'Dogu Avrupa ve Sovyet Birligi'ndeki Yeni Cumhuriyetlerin Tanmma Esaslari' adii deklarasyonunda tanimalarm normal uluslararasi uygulama standartlarma bagli oldugunu belirtmesine ragmen yapiian uygulamalar buna uymamaktadir (Rich, 1993: 56). Tanman cumhuriyetler arasmda Slovenya di^indaki higbiri Montevideo S6zle mesi'nde belirtilen yasal kriterleri kar^ilamamaktadir (Musgrave, 1997: ) tarihli Montevideo Sozle^mesi'nin birinci maddesinin, devlet olmanin yasal kriterlerini belirledigi genel olarak kabul edilmektedir. Birinci maddeye gore bir devletin uluslararasi hukuk ki isi olarak sahip olmasi gereken ozellikler unlardir; surekli bir nufus, belirii bir Dike, etkin bir kamu otoritesi ve diger devletlerle ili kiye girme kapasitesi (Tierney, 1999: 217). Hirvatistan, AT tarafmdan tanmdigmda toprakiarinin yakla ik ugte birinde herhangi bir kontrolu bulunmamaktaydi. Hirvatistan'daki Sirplar, Krajina Cumhuriyetini kurmu^lardi ve Hirvat gugleriyle gati malar ya^anmaktaydi. Bosna- Hersek'teki durum ise daha kotuydu. Bosna'daki Sirplar, Bosna-Hersek Sirp Cumhuriyetini ilan etmi ler ve Bosna-Hersek toprakiarinin %70'ini i^gal etmi lerdi. Ne Bosna-Hersek ne de Hirvatistan uike topraklarmda veya nufuslarmda egemenlik tesis edecek bir kapasiteye sahip degillerdi. Fiili durum boyle olmasma ragmen Batili devletierin buyuk gogunlugu Yugoslav cumhuriyetlerinin bagimsizlik isteginin kar^i konulamaz derecede yuksek oldugunu aniadiklarmdan dolayi tanima geregi duymu lar ve ko ullu tanima politikasi uygulami lardir. AT, bu donemde uyguladigi ko^ullu tanima politikasiyla ug eyi amaglami tir (Caplan, 2002: 163). Birincisi, gati^malan ba^latmalari sebebiyle Sirplan cezalandirmaktir. Ikincisi, gati malarm dogasmi degi^tirmektir, bu sayede ig gati mayi devletler arasi gati maya d6nu turmek ve diger devletierin bu gati malara mudahalesinin bnunu Eylul'unde Makedonya'yi sadece birkagam Genel Kurulu, Giivenli k Konseyi'nin tavsiye karan uzerine Makedonya'yi 8 Nisan 1993 tarihinde 'Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti' adi altinda BM'ye kabul etmi tir. Ertesi yil Avrupa ulkeleri (Yunanistan harig) Makedonya'yi tanimi tir. ABD ise 9 ubat 1994 tarihinde tanimi tir (Radan, 2002; 195), 58

73 agmak istemi^tir. Uguncusu ise azmlik haklarmi garanti altma almaya gali^arak bir daha bu tur etnik gati malarin gikmasini engellemek istemi^tir. Uluslararasi topiumun Yugoslavya'da ya ananlar kar ismda gosterdigi yakla im toprak butunlugu ilkesini zayiflatmi? ve bagimsiz bir devletten tek tarafli olarak aynlmayi igeren kendi kaderini tayin anlayi mi kuvvetlendirmi^tir (Musgrave, 1997: 207). Yugoslavya, devlet olmanm minimum kriterlerini yerine getirmese bile bagimsiz bir devlet igindeki birimlerin tek tarafli aynlarak devlet haline gelebilecegi bir ornek haline gelmi^tir (Musgrave, 1997: 207). Hannum, uluslararasi topiumun Yugoslavya'nin dagilmasmi kabul etmesinin durumlarmdan memnun oimayan gruplari cesaretlendirdigini one surmektedir (1998: 18). Bu gruplar azmlik haklan veya ozerklik pe^inde ko^maktansa onemli derecede di destek almalarmi saglayacak bagimsizlik sava^lannm daha iyi bir ybntem oldugunu du^unmeye ba lami lardir. 6. GENEL DEGERLENDlRME Uluslararasi hukuk, di kendi kaderini tayin hakkmi yani aynlma hakkmi sadece somurge yonetimindeki ve yabanci i^gali altmdaki halklara tanimaktadir. Uluslararasi hukukta, ilgili devlet ile ayrilikgi grup arasinda bir anla maya varilmasi halinde aynlmayi yasaklayan bir kural bulunmamaktadir. Yugoslavya brneginde aynlmayla ilgili bir anla maya varilmami tir. Uluslararasi hukuk agisindan baktigimizda, Yugoslavya benzeri bagimsiz ve egemen bir devletten aynlma hakkinin bazi artlar altinda olu abilecegi degerlendirilebilir. BM Genel Kurulu'nun 1970 tarihli 2625 sayili kararmm 7'nci paragrafmda, irk, din ve renk ayrimi yapmayan temsili bir hukumete sahip bir devletin toprak butunlugunun koruma altinda oldugu ifade edilmektedir. Cassese, bu deklarasyona dayanarak irksal ve dini gruplann hukumete katilimi engellendiginde, temel insan haklan sistemli ve agir ekilde gignendiginde ve bari gil bir gbzume ula^ma imkani kalmadigmda aynlma hakkinm dogabilecegini ama bu durumun henuz yapilageli kurali haline gelmedigini belirtmektedir (1995: ). Detrez, 59

74 Yugoslavya'nin ayrilikgi cumhuriyetlerinin bu gergeveden bakildiginda aynlma hakkina sahip oimadigini ileri surmektedir (2003: 131). Yugoslavya'da 1980'lerin sonundan itibaren tek parti sistemi kaldirilmi, serbest ekonomiye gegilmi^, ozgur segimler yapilmi ve ozgur medya olu^maya ba lami tir. Kisaca Yugoslavya 1980'lenn sonunda demokratikle meye ve ozgurle meye ba lami ve neredeyse konfederal bir yapiya donu mu tur. 1980, lerin sonunda belirginle^en ayrilikgi hareketler, devletin baskici ve demokratik olmayan yonetiminden kaynaklanmami tir. Aksine bu demokratik ve ozgur ortam ayrilikgi hareketlerin geli mesine sebep olmu tur. Yugoslav ordusunun ayrilikgi cumhuriyetlere kar i gug kullanmasinin aynlma hakkmi dogurabilecegi du^unulebilir. Fakat Yugoslav ordusu ayrilikgi hareketleri bastirmak igin bu giri^imde bulunmu^tur. Slovenya ve Hirvatistan bagimsizliklanni ilan etmeden ve tanmmadan once toplu olumler ya anmami tir (Thomas, 1997: 30). Yugoslav ordusunun gug kullanirken agir insan haklan ihlalinde bulunmasmm ayrilmayi me rula tirip me rula tirmayacagi tarti ma konusudur. Sonug olarak uluslararasi hukuk agismdan eski Yugoslavya cumhuriyetlerinin di? kendi kaderini tayin yani aynlma hakki bulunmamaktadir (Cassese, 1995: 268). Uluslararasi hukuk agismdan aynlma hakkmm degerlendirilmesi, bu hakkm uluslararasi hukukun yetki alanma girdigi varsayilarak yapilmaktadir. Fakat aynlma esasen bir devletin ig meselesidir dolayisiyla uluslararasi hukukun yetki alanma girmemektedir (Musgrave, 1997: 210). Yugoslavya'da ya^ananlan bir devletin ig i i olarak kabul edersek Yugoslav Anayasasi'nda cumhuriyetlere aynlma hakkmm tanmip tanmmadigma bakmak gerekmektedir. Yugoslavya'da etnik, kulturel veya ulusal gruplar arasmda bir ayrim yapilmi tir. Anavatani veya kendi devleti Yugoslavya igerisinde bulunan gruplar ulus {nacija / narod) olarak nitelendirilirken anavatani veya kendi devleti Yugoslavya di mda bulunanlar ulusal azmliklar {narodnost) olarak nitelendirilmi tir (Detrez, 2003: 114), Buna gbre, brnegin Hirvatlar ulus olarak nitelendirilmi tir gunku kendi devletleri Yugoslavya igerisindedir ve Yugoslavya di mda devletleri yoktur. Arnavutlar ise ulusal azmlik olarak nitelendirilmi tir gunku Arnavutlarm Yugoslavya di?mda kendi devletleri bulunmaktadir. Arnavutlar di mda Yugoslavya'da ya ayan Bulgarlar ve 60

75 Macariarda ulusal azmlik olarak nitelendirilmi?tir. Ulus olarak nitelenen gruplar kendi cumhuriyetlerine sahip iken ulusal azmlik olarak nitelenen gruplardan sadece Arnavutlar ve Macarlar kendi ozerk bolgelerine sahip otmu tur Anayasasi'mn ba langicmdaki Temel Prensipler' bolumunde " Yugoslavya'nin uluslari, aynlma hakkmi da igeren kendi kaderini tayin hakki temelinde... ozgur ve e it uluslar ve ulusal azinliklann federal cumhuriyeti olarak birle mi$lerdir" ifadesi yer almaktadir. Bu ifadeden yola gikarak aynlma hakkinm cumhuriyetlere degil uluslara ait oldugu soylenebilir (Detrez, 2003: 116). Ayrica aynlma hakkinm ulusal azmliklara tanmmadigi da bu ifadeden anla ilmaktadir. Cassese, Yugoslavya Anayasasi'nda aynlma hakki ile ilgili olarak bu ifadeler gegmesine ragmen bu hakki duzenleyen ayn bir maddenin ve ayrilmanm nasil gergekle ecegi ile ilgili bir duzenlemenin bulunmadigmi dolayisiyla boyle bir haktan bahsedilemeyecegini ileri surmektedir. Bu iddiasma ilave olarak Anayasa'nm S'inci maddesinin butun cumhuriyetlerin ve ozerk bolgelerin rizasi olmadan YSFC'nin smirlannin degi tirilemeyecegini art ko tugunu belirtmektedir. Butun bunlan goz onune aldigimizda Slovenya, Hirvatistan, Bosna-Hersek ve Makedonya'nm birer bagimsiz devlet olarak ortaya gikmasi, hem uluslararasi hukuk hem de Yugoslavya'nin ig hukuk duzenlemelerinin di^inda gergekle^en devrimsel bir sureg olarak degerlendirebilir (Cassese, 1995: ). Kendi kaderini tayin, gunumuzde uluslararasi hukukun statik ve tutucu kurallan aleyhine meydan gelen degi^iklikleri me rula tirmanm bir araci haline gelmeye ba lami tir (Hazewinkel, 2007: 289). Hem Yugoslavya'nin ig hukuku hem de uluslararasi hukuk agisindan uygun olmasa da uluslararasi toplum, Yugoslavya'nin federal cumhuriyetlerinin bagimsiz birer devlet haline gelmelerini me^rula^tirirken kendi kaderini tayin ve uti possidetis juris ilkelerini kullanmi^tir. Bu iki uluslararasi hukuk kurali Yugoslavya'da eksik ve hatali olarak uygulansa da yeni anlayi^larm ortaya gikmasma sebep olmu^tur. Yugoslavya'nin pargalanma surecinde kendi kaderini tayin, ayrilmak isteyen halklarm istekleri dogrultusunda bagimsiz birer devlet haline gelmeleri igin yasal bir dayanak saglami tir (Cassese, 1995: 273). Aynca referandum yapilmasmm ve hukukun ustunlugune, insan haklarma ve azmlik haklarma sayginin taninma kriterleri olarak one 61

76 surulmesi demokratik anlayi i yansitan \g kendi kaderini tayin gergekle^tiriimeden di kendi kaderini tayinin onayianmayacagi anlayi^ini da ortaya?ikarmi tir (Cassese, 1995: 273). Tierney, AT'nin Yugoslavya baglaminda uyguladigi kendi kaderini tayin anlayi^inin ve tanima politikasinin, uluslararasi hukuk tarafmdan gelecekte ya anmasi muhtemel aynlma olaylarma kar i ba^vurulabilecek bir konuma uia abilecegini one surmektedir (1999, 227). Badinter Komisyonu'nun federal bir devlet olan Yugoslavya'nin alt birimlerinin kendi kaderini tayin hakki gergevesinde bagimsiz bir devlet haline gelmesini onaylamasmm diger bir sonucu da, diger devletierin kendi azmliklanna kar^i ozerklik veya federal duzenlemelere gitmesini engelleyebilecek olmasidir (Rady, 1996: 387). Yugoslavya baglaminda, federal bir devletin ig idari smirlarmm aynlma durumunda uluslararasi smirlar haline geldiginin kabul edilmesi, uti possidetis juris ilkesinden farkli yeni bir uluslararasi hukuk kuraimm yaratilmasi anlamma gelmektedir (Radan, 2002: 247). Bu durum egemen ve bagimsiz devletierin kendi iglerindeki idari smirlan gizerken daha dikkatii olmalarmi gerektirecektir, Yeni devletlehn ortaya gikma surecinde, var olan eski smirlan degi^tirilemez kabul etmek yerine ihtilafli yerlerde yapilacak referandumlara ve sistemli ve gonullu nufus degi imlerine ba^vurmak daha tatmin edici bir yakla im olacaktir (Radan, 2002: 253). Sovyetler Birligi'nin dagilmasi sonrasinda ABD ve Almanya Balkanlardaki yeni duzeni belirleyen gugler olarak ortaya gikmi lardir. Yugoslavya'nin pargalanmasmdaki en buyuk faktor olarak ig geki^meler ve Sirp milliyetgiligi gorulmektedir. Bunlarm Yugoslavya'nin pargalanmasma etki eden faktorler oldugu dogrudur fakat bu faktorlehn higbiri Yugoslavya'nin pargalanmasi igin yeterii degildir. Pargalanmanm gergek sebebi Batinm, ozellikle ABD ve Almanya'nin, kendi politik amaglan ugruna bazi etnik gruplan desteklemeleri ve bagimsiz birer devlet olarak tanimalandir (Thomas, 1997: 17). Thomas, Almanya'nin, Slovenya ve Hirvatistan'i, ABD'nin ise Bosna-Hersek'i desteklemesini Yugoslavya'nin toprak butunlugunu sona erdiren en buyuk etken olarak gormekte ve Yugoslavya'nin 62

77 toprak butunlugu korunabilseydi eger gati^malar ve insanlik trajedileri ya anmadan bari in saglanabilecegini ileri surmektedir (Thomas, 1997: 31). Kofman ise tam tersi bir gbru^le ya anan sava^lara ve trajedilere Yugoslavya'nin toprak butunlugunu koruma politikasinm ve ayrilikgi ulusal gruplari yeteri kadar desteklememenin yol agtigmi ileri surmektedir (2000: 24). Kofman'a gore uluslararasi toplum ayrilikgi cumhuriyetleri daha erken tanisaydi Sirplann saldirgan tutumu engellenebilir ve gati^malar ya anmayabilirdi. Cassese ise Yugoslavya'nin pargalanma surecinde ya^anan gati malarin ve dokulen kanlarm sorumlulugunun kendi kaderini tayin kavramina yuklenemeyecegini belirtmektedir (1995: 273). Asil sorumluluk, gegmi te yapilan hatalarda, etnik gruplann sorunlarmi bari gil yoldan gdzme isteksizliginde ve uluslararasi topiumun bari^gil ve makul gozumleri uygulamaya koyamamasmda aranmalidir. Soguk Sava zamanmda kendi kaderini tayinin yikici etkisi uluslararasi uzla mayla sadece somurgelerin tasfiyesi ile sinirlandirilmi ve kontrol altinda tutulmu^tur fakat Yugoslavya'nin pargalanmasi kendi kaderini tayinin hem teori hem de uygulama olarak yetersiz kaldigmi ortaya gikarmi^tir (Freeman, 1996: 746). Kendi kaderini tayinle ilgili olarak uzerinde en gok tarti^ilan konu aynlma {secession) konusudur. Ayrilmanm hukuken degerlendirilmesi oldukga zordur gunku ayrilma hukuki olmaktan ziyade politik bir eyiemdir (Musgrave, 1997: 210). Yugoslavya surecinde de uluslararasi toplum ayrilmalari tutarli ve normatif bir yakla^imdan ziyade politik bir anlayi la ele almi^tir (Detrez, 2003: 130). Bu durum neticesinde Yugoslavya surecinde belirleyici olan uluslararasi hukuk degil reelpolitik olmu tur. 63

78 UgUNCU BOLUM KOSOVA'NIN BAGIMSIZLIK ilani ve ABHAZYA SORUNUNA ETKiLERi Kosova'nin 17 ubat 2008'de Rusya Federasyonu'nun ve Sirbistan'm butun itirazlanna ragmen ABD ve AB'nin destegiyle bagimsizligmi ilan etmesi dunya medyasmda 'Pandoranm kutusunun' agildigi yorumlarmm yapilmasma sebep olmu^tur. Daha once uluslararasi toplum Sovyetler Birligi'nin dagilma ve Yugoslavya'nin pargalanma surecinde kendi kaderini tayin kavrami gergevesinde birlik cumhuriyetlerinin bagimsizligmi tanirken ozerk cumhuriyet, ozerk bolge vb. alt orgutlenmelerin bagimsizligmi tanimami tir. Fakat Kosova'yia birlikte ilk defa ozerk bolge statusundeki bir birim Batili devletlerin gogunun destegiyle bagimsiz bir devlet olarak tanmmi tir. 23 Bu suregte one gikan en onemli konu Kosova'nm bagimsizligmm diger ayrilikgi bolgeler igin emsal te kil edip etmeyecegi olmu^tur. Kosova'nm bagimsizligmi destekleyen Batili devletler, Kosova'nm diger ayrilikgi bolgeler igin emsal te kil etmeyecegini ileri surerken, ba ini Rusya'nin gektigi bazi devletler tam aksini iddia etmi lerdir. Kosova sorununun geni bir ozerklik yerine bagimsiziikla sonuglanmasmin diger ayrilikgi bolgelerde buyuk bir heyecan ve umut uyandirdigi gergektir. Bu heyecanm en yuksek seviyede ya^andigi yer olan Abhazya, Kosova'nm bagimsizligmm kuresel olgekteki ilk yansimasi olmu^tur. Kosova'nm bagimsizligmi engelleyemeyen Rusya Federasyonu, 2008 Agustos ba^larmda ya^anan kisa sureli Rus-Gurcu sava^inm ardindan 26 Agustos 2008 tarihinde Abhazya'nm {ve Guney Osetya'nm) bagimsizligmi tanimi^tir. 24 Batili devletler hem Rusya'nin Gurcistan'a sava esnasinda verdigi sert kar iliga hem de Abhazya'nm (ve Guney Osetya'nm) tanmmasma tepki gostermi^lerdir. Rusya ve Bati arasmda ya anan bu gerginlikler yeni bir Soguk Sava^'m ekillenmeye ba ladigi yorumlarmm yapilmasma sebep olmu tur. Kosova Cumhuriyeti, 19 ubat 2009 itibariyle 55 iilke tarafmdan tanmmi tir (Kosova Cumhuriyeti Di i leri Bakanligi [web], 2009), 24 Abhazya'yi, Rusya Federasyonu di mda sadece Nlkaragua Cumhuriyeti tanimi tir.

79 1. KOSOVA DIGER AYRILIKQI BOLGELER IQIN EMSAL OLU TURUR MU? Kosova'nm bagimsizligmm Batili ulkelerin gogunlugu tarafmdan desteklenmesi, ba mi Sirbistan ve Rusya Federasyonu'nun gektigi bir gok devlet tarafmdan bu durumun bagimsizlik pe^inde ko an diger ayrilikgi bolgeler igin ornek te kil edecegi yolunda yorumlar yapilmasma sebep olmu tur. Sirbistan Di i leri Bakani Vuk Yeremig, Kosova'nm bagimsizlik ilanmdan birkag gun once, etnik temeldeki bu ayriligm kmanmamasi durumunda dunyada kontrol edilemeyecek bir ayrilik gaglayanmm ba layacagmi s6ylemi tir {BBC Turkish [web], 2008). Rus Di^i^leri bakanligi ise Kosova'nm 17 ubat'taki bagimsizlik ilaninin ardmdan, iike olarak bagimsizlik ilanma kar^i giktiklarini ve boyle bir adimm yillar boyunca kurulmu dunya duzenini ve uluslararasi sistemi yok edebilecek, tehlikeli sonuglar doguracagmi belirten bir agiklama yaymlami tir {BBC Turl<ish [web], 2008). Rusya ayrica bagimsizlik ilaninin gegersiz sayilmasi igin gagrida bulunmu ve BM Guvenlik Konseyi'ni olaganustu toplantiya gagirmi tir fakat bu toplantidan herhangi bir sonug gikmami tir. Rusya, agik bir BM Guvenlik Konseyi karari olmadan ABD ve AB destegiyle Kosova'nm bagimsizligini ilan etmesini Guvenlik Konseyi daimi uyeligine kar i bir hakaret olarak algilami? ve Kosova'nm ornek olacagmi ileri surmu tur (ICG Europe Report No.193, 2008: 16). Qin'de benzer ekilde bagimsizlik ilanma kar i gikmi ve bu durumdan derin kaygi duydugunu belirtmi tir. Batili devletler ise genel olarak bagimsizlik karanni desteklemi lerdir. O donemin ABD Devlet Ba kani George Bush yaptigi agiklamada Kosova'nm kararmi tarihin hakli gikaracagmi ve bunun Balkanlara bari getirecegini s6ylemi tir {BBC Turl<ish [web], 2008). AB ise uye ulkeler arasmda var olan derin gbru aynliklari sebebiyle tanima konusundaki karari uye ulkelere birakmi tir. AB di^i^leri bakanlan ise ortak agiklamalarmda Kosova'nm istisnai bir durum oldugunu ve emsal te^kil etmeyecegini belirtmi lerdir (BBC Turkish [web], 2008). Her ne kadar Batili devletler 65

80 Kosova'nm emsal te ki! etmeyeceginde israr etseler de bu durumun ayrilikgi bolgeler tarafmdan dikkatle izlendigi gbrulmektedir. Kosova'nm bagimsizliginm bblgesel bigekteki ilk yansimasi Bosna- Hersek Cumhuriyeti'nde 25 ortaya gikmi^tir. Sirp Cumhuriyeti Meclisi 21 ubat 2008 tarihinde aldigi kararda, Kosova'nm bagimsizligini tanimadigmi fakat BM ve AB uyelerinin gogunlugunun Kosova'yi tanimalari durumunda Sirp Cumhuriyeti'nin bagimsizlik referandumu yapma hakkmm oldugunu varsayacaklanni belirtmi tir (Turbedar, 2008). Kosova'nm kuresel btgekteki ilk yansimasi ise Guney Kafkasya'nin sorunlu bblgeleri Guney Osetya ve Abhazya'da ortaya gikmi tir. 3 Mart 2008 tarihinde Guney Osetya ve 7 Mart 2008 tarihinde Abhazya uluslararasi topluma bagimsizlikiarinin tanmmasi gagnsi yapmi^lardir (Kanbolat, 2008) Agustos ba$larmda ya^anan Gurcu-Rus sava i l Kosova'nm bagimsizliginm emsal te kil edecegini iddia eden Rusya'ya uygun bir firsat sunmu tur. 7-8 Agustos 2008 tarihinde Gurcistan askeri guglerinin 'anayasa! duzeni' saglamak gerekgesiyle Guney Osetya'ya girmesiyle ba^layan gati^maiara Rus birlikleri de mudahil olmu ve Gurcistan kisa sureli bu gati^mada agir bir yenilgiye ugrami tir. 12 Agustos'ta gati^malann sona ermesinin ardmdan Rusya Di i leri Bakani Sergey Lavrov, "Gurcistan'm toprak butunlugu hakkinda konu^mayi unutabilirsiniz" diyerek Abhazya ve Guney Osetya'nm artik Gurcistan devleti igerisinde yer almasmin mumkun oimadigini ifade etmi tir (Hurriyet Gazetesi [web], 2008). 26 Agustos 2008 tarihine gelindiginde Rusya Federasyonu, Abhazya ve Guney Osetya'yi bagimsiz birer devlet olarak tanimi^tir. Rusya Federasyonu Devlet Ba kani Dimitriy Medvedev, Abhazya ve Guney Osetya'nm bagimsizliginm tanmmasi ile ilgili olarak uluslararasi hukuku gbz bnunde bulundurarak bu karan aldiklanni belirtmi tir. ABD, NATO, AGiT ve birgok AB uyesi devlet yetkilileh Rusya'nm aldigi bu karan sert bir ekilde ele tirmi? ve kararm kabul edilemez oldugunu sbylemi tir. Medvedev, tanima karan ile ilgili ele tirilerin artmasi uzerine yeni bir Soguk Sava 'tan korkmadiklanni ama bbyle bir ^ey 25 Bosna-Hersek Cumhuriyeti, iilke topraklarinm %51'ine sahip Bo nak-hirvat Federasyonu ve %49'una sahip Sirp Cumhuriyeti'nden meydana gelmektedir. 66

81 de istemediklerini soylemi^tir (Ntvmsnbc [web], 2008). Cockburn, yeni ekillenmeye ba iayan Soguk Sava sureciyle ilgili olarak bunu ba latanin Rusya olmadigini, Rusya'yi ku atma politikasi izleyen ABD'nin sureci ba^lattigini ileri surmektedir (2008: 11). Ya anan Rus-Gurcu sava^i Rusya'nin Bati ve ABD tarafmdan ku atilmasma kar i isyanmi yansitmakia beraber ayni zamanda Rusya'nin uluslararasi bir gug olarak yukseli inin de gostergesidir (Guiltng, 2008: 12). Friedman, Rus-Gurcu sava mm temellerinin Kosova sorunuyla atildigmi iddia etmektedir (2008). Rusya, 1999 yilmda NATO'nun BM Guvenlik Konseyi'nden yetki almadan ve kendi itirazlanna kulak asmadan Kosova'ya mudahale etmesini Bati tarafmdan ciddiye alinmadigi eklinde yorumlami tir. Bunun ardindan NATO'nun Dogu Avrupa'ya ve Guney Kafkasya'ya geni leme politikasi yurutmesi Rusya'da alarm zillerinin galmasina sebep olmu^tur. En son Kosova'nin bagimsizligmm Rusya'nin butun itirazlanna ragmen Bati tarafmdan desteklenmesi Rusya'yi buna cevap vermek zorunda birakmi tir. Batmm bu suregteki en buyuk yanilgisi 1999 yilmin Rusya'si ile 2008 yiimm Rusya'smm birbirinden farkli oldugunu aniayamamasi olmu tur yiimm Rusya'si siyasi, ekonomik ve askeri kapasite agisindan 1999 yiimm Rusya'sindan oldukga ileridedir. Rusya, Abhazya ve Guney Osetya'yi taniyarak hem Kosova'nm intikammi almi? hem de Batiya uluslararasi sistemin kurallarini kendisinin de koyabilecegi mesajmi vermek istemi^tir. Kisaca Rusya, Bati egemen dunyaya itirazmi bu ekilde dile getirmi tir. Abhazya ve Guney Osetya'nm Rusya Federasyonu tarafmdan tanmmasi Kosova sonrasi donemin ilk somut brnekleri olmu^tur. Kosova'nm bagimsizligmm hukuki agidan bir ornek olu turup olu turmadigi ayn bir tart!?ma konusu olmakia beraber politik agidan goktan bir ornek olu^turdugu Rusya'nin, Abhazya ve Guney Osetya'nm anla ilmaktadir. bagimsizligmi tanimasmdan Hemen hemen butun ayrilikgi gruplar bagimsizlik iddialarini kendi kaderini tayin kavramina dayanarak me rula tirmaya gali^maktadirlar. Bu durum Kosova iginde gegerlidir. Kosova'nm bagimsizligmm Batililarm gogu 67

82 tarafmdan tanmmasi Kosova'nm kendi kaderini tayin hakkmi kabul etmeleri anlamma gelmektedir. Ayni ekilde Abhazya'nm bagimsizliginm Rusya tarafmdan tanmmasi da kendi kaderini tayin hakkmm kabuludur. Kosova'yi tanimayan Rusya, Batmm Kosova'yi taniyarak uluslararasi hukuku gignedigini one surerken, Abhazya'yi tanimayan Bati, uluslararasi hukuku asil gigneyenin Abhazya'yi taniyan Rusya oldugunu iddia etmektedir. Kosova ve Abhazya'nm bagimsizligini kendi kaderini tayin kavrami agismdan degerlendirmeden once Kosova ve Abhazya'yi bagimsizliga goturen suregleri incelemek yerinde olacaktir. 2. KOSOVA'YI BAGIMSIZLIGA GOTUREN SUREg Kosova, hem Arnavutlarm hem de Sirplarm kendilehne ait olduklarini iddia ettikleri bir bolgedir. Arnavutlar, M.O. 3.yy.dan beri bu topraklarda ya adiklanni iddia ederken, Sirplar bu bblgeyi tarihierinin ve kulturlerinin merkezi olarak gbrmektedirler (Qakmak, 2004: 165). Sirp Ortodoks Kilisesinin merkezinin Kosova'da bulundugu iddiasiyla Kosova'nm Sirplarm 'Kudus'u oldugu soylense de bunun dogrulugu tarti malidir. 26 Kosova'nm Sirplar igin onem kazanmasmin bir diger nedeni 1389 yilmda Kosova'da Osmanlilar kar ismda ugranilan yenilgidir. Sirplann toplumsal belleginde bu yenilginin acisi halen devam etmektedir (Qevik, 2008: 17). Ya anan yenilgiyi ku aktan ku aga bir zafer gibi aktaran Sirplar igin Kosova milli kimliklehnin bir pargasi haline gelmi tir yilmda Osmanli topraklarma katilan Kosova, 1912 yilmdaki Balkan Sava^i'nda Osmanli Devleti'nin yenilmesiyle Sirplann eline gegmi^tir ( ahin, 2000: ). Kosova'yi ele gegiren Sirplar bu donemde binlerce Arnavut'u katletmi^lerdir (Musgrave, 1997). Ikinci Dunya Sava^i'nda Mihver Devletleri tarafmdan i gal edilen Kosova, sava m sonunda tekrar Yugoslavya'ya dahil edilmi^tir. Yugoslavya'nin 1946 Anayasasi'yla, Kosova'ya Sirbistan Cumhuriyeti iginde ozerk bolge {Autonomous Region of 26 Malcolm, Sirp Ortodoks Kilisesinin merkezinin esasen Sirbistan'm orta kesiminde oldugunu, burasi yanmca Kosova'ya ta mdigmi iddia etmektedir (1998; 17). 68

83 Kosovo-Metohija 27 ) statusu verilmi tir (Radan, 2002: 196). Ozerklik verilmesinin sebebi Kosova'nin demografik yapisindan kaynaklanmaktadir. Arnavutlar 1948 yilmda yapilan nufus sayimma gore Kosova'nm %68.4'unu olu turuyorlardi. 28 Bu sayisal ustunluklerine ragmen Kosovah Arnavutlar, bu bolgede ya ayan ve sayica daha az olan Sirplara gore hem politik olarak daha az temsil ediltyorlardi hem de sosyo-ekonomik agidan daha kbtu durumdaydilar (Lauwers ve Smis, 2000: 47). Kosova, 1963 Anayasasi'yia ozerk eyalet statusune yukseltilmi? ve 1968 yilmda bir yasa degi^ikligi ile ismi Sosyalist Kosova Ozerk Eyaleti {Socialist Autonomous Province of Kosovo) olarak degi tirilmi tir, Kosovah Arnavutlarm 1968 yilmdaki bari^gil protestolari sonucunda hem Kosova'ya ekonomik yardim artirilmi? hem de bzerklik haklan geni^letilmi^tir (Ortakovski, 2000: 253). Arnavutluk ile egitim ve kultur alanmda irtibat kurmalarma da izin verilmi tir. Yugoslavya'nin 1974 Anayasasi ise Kosovah Arnavutlara bncekilerden daha geni yetkiler igeren bir bzerklik vermi, resmi olarak bzerk eyalet olarak gbrunse de uygulamada hemen hemen cumhuriyetlerle ayni haklara sahip olmu^tur. Yugoslavya'nin kolektif ba kanhk sisteminde, anayasa mahkemesinde ve federal mecliste temsiici bulundurma hakkmi kazanmalarmm yanmda kendi dillerinde okul, universite ve basin bzgurlugune kavu mu lardir (Ortakovski, 2000: 253). Bu geni haklara ragmen Kosovah Arnavutlar 'ulusal azmlik' olarak nitelendirildigi igin resmi olarak cumhuriyet statusune kavu^malan mumkun olmami tir ve bu sebeple resmi olarak Sirbistan Cumhuriyeti'nin pargasi olarak kalmi lardir (Radan, 2002: 197) Mart'ma gelindiginde ya am ko ullarmi protesto eden bgrencilerin ba lattigi olaylar gittikge buyuyerek Kosova igin cumhuriyet statusu isteyen gbsterilere dbnu mu tur. Kosovali Arnavutlarm protesto gbsterileri duzenlemesinin temel nedeni kbtu ekonomik ko?ullann yarattigi memnuniyetsizlik yanmda Arnavutluk ile ba latilan egitim ve kultur i^birligi 27 Kosova'nm ortalarmda kuzeyden giineye dogru uzanan tepeler bolgeyl kabaca dogu ve bati olarak Ikiye ayirmaktadir. Bugunku Kosova'nm bati yarisi Sirplar igin Metohija'dir, dogu yarisi ise Kosova'dir. Dogu bolgesi igin kullanilan Kosova ismi zaman igerisinde Kosova ve Metohija bolgelerinin tamami igin kullanilir hale gelml^tir (Malcolm, 1998: 25) resmi nufus sayimma gore ise Arnavutlar Kosova'nm %77,5'ini olu tururken Sirplar %13.2'sini olu turmaktadir (Ortakovski, 2000; 249) yili tahmini niifusu civarmda olup, %88'i Arnavut, %7'si Sirp ve %5'i diger etnik gruplardan olu maktadir {The World Factbook [web], 2009). 69

84 neticesinde kendi etnik kimliklerinin daha fazia farkina varmalandir (Ortakovski, 2000: 254). Sirbistan'm bu gbsterilere cevabi sert olmu^, olaganustu hal ilan edilmi, birgok insan b!mu, yuzlercesi yaralanmi ve tutuklanmi tir. 1980'lerin ortalarma gelindiginde medeniyetlerinin be igi olarak gordukleri Kosova'nm kaybedilecegi korkusu Sirp milliyetgiliginin yukselmesine yol a?mi?tir (Lauwers ve Smis, 2000: 49). Bu atmosfer igerisinde 1987 yilmda Sirbistan Cumhuriyeti'nin devlet ba kanligma segilen Slobadan Milosevig ( ) Sirp milliyetgiligini k6ruklemi ve 28 Mart 1989 tarihli Sirbistan anayasasmda yapilan degi iklikler ve 28 Eyiul 1990 tarihli yeni Sirbistan anayasasi ile Kosova'nm sahip oldugu hukuki, ekonomik ve egitim haklan kisitlanmi tir. Bu kisitlamalara tepki olarak ayaklanan Kosovali Arnavutlan, Sirplar gug kullanarak bastirmaya gali^mi^lardir. 2 Temmuz 1990 tarihinde ise Kosova Yasama Meclisi [Kosovo Legislative Assembly) Kosova'nm Yugoslavya federasyonu igerisinde bagimsiz ve e it bir birim olarak tanmmasi gerektigini ifade eden bir bagimsizlik bildirisi yaymlami^tir. Ug gun sonra Sirbistan hukumeti Kosova meclisini dagitmi?tir. Kosovali Arnavutlar, Sirplarm butun bu Kosova'yi kontrol altma alma politikalarma kar?i kendi paralel politik kurumlarmi, egitim, vergi, kultur ve spor gibi sosyal sistemlerini kurmu^lardir (Ortakovski, 2000: 257). Kacanik kasabasmda toplanan dagitilmi Kosova Meclisi, 7 Eyiul 1990'da Kosova Cumhuriyeti Anayasasi'ni kabul etmi ve 24 Mayis 1991'de Ibrahim Rugova'yi ( ) devlet ba kani olarak segmi^tir Eyiul 1991 tarihinde Kosova'nm egemenligi ve bagimsizligi ile ilgili olarak bir referandum yapilmi ve katilanlarm %99.87'si Kosova'nm Sirbistan'dan aynlmasmi onaylami tir (Radan, 2002: 199). 18 Ekim 1991 tarihinde ise Kosova bagimsiz bir devlet oldugunu ilan etmi tir. Bu dbnemde Kosova'yi sadece Arnavutluk tanimiftir. Sirbistan, Kosova Arnavutlarmm bu hamlelehne kar i baskici politikalarmi daha da artirarak devam ettirmi tir. Kosovali Arnavutlar butun bu ihlallere kar i pasif bir direni gbstermi lerdir ( ahin, 2000: 102). Pasif direni in ve bari^gi gabalarm bir sonuca ula amayacagmm anla ilmasi uzerine 1993 tarihinde kurulan Kosova Kurtulup Ordusu (KKO) 1996 yilmdan itibaren Sirp guglerine kar?i saldinya gegmi tir. ubat 1998 sonlanna dogru 70

85 KKO ve Sirp gugleri arasinda gati malar yogunla^mi^tir. Sirp gugleri Kosovah Arnavutlarm ya^adiklan yerleri top ate ine tutmu?, aynnn gozetmeden toplu katliamlar yapmi? ve halki surgun etmi lerdir Ekim'ine kadar yakla^ik Kosovah Arnavut yerlehnden edilmi tir (^ahln, 2000: 103). Kosova'da ya^anan kanli olaylarin devam etmesi uzerine 31 Mart 1998'de BM Guvenlik Konseyi 1160 sayili karar ile Yugoslavya Federal Cumhuriyeti'ne silah ambargosu uygulamaya ba lami tir. Ya^anan olaylarin gittikge kotuye gitmesi uzerine BM Guvenlik Konseyi 23 Eylul 1998'de 1199 sayih karari almi tir. Bu karar ile Guvenlik Konseyi, Sirp gugierinin a iri gug kullanarak gok sayida sivili oldurdugunu ve yakla^ik ki^iyi surgun ettigini ve bu durumun bolgede bari^a ve guvenlige bir tehdit olu^turdugunu belirtmi tir (Musgrave, 1997). Guvenlik Konseyi, taraflarm politik bir gozum konusunda anla malarini ve Yugoslavya'nin bari gi bir gozum igin gereken tedbirleri uygulamamasi durumunda ek tedbirler almacagmi ifade etmi tir. Fakat Rusya agik bir ekilde Yugoslavya'ya kar i gug kullanimi ile ilgili bir karari veto edecegini agiklami tir (Musgrave, 1997). Bunun uzerine NATO devreye girmi ve Yugoslavya tedbirleri uygulamadigi takdirde askeri mudahalede bulunacagmi agiklami tir ( ahin, 2000: 104). NATO'nun gug kullanma tehdidi uzerine Yugoslavya ate kes ilan etmi? ve Ekim 1998 tarihinde biri NATO ile digeri AGlT'le iki anla^ma imzalami^tir. Bu iki anla^manm da temel amaci Yugoslavya'nin BM Guvenlik Konseyi'nin 1160 ve 1199 sayili kararlarindaki artlara uymasmi saglamakti (Musgrave, 1997). Guvenlik Konseyi, 24 Ekim 1998 tarihinde 1203 sayili karari ile bu iki anla mayi da onaylami tir. Aralik 1998'e gelindiginde Sirp gugleri ile KKO arasmda tekrar gati malar ba lami tir. Ocak 1999'da 45 sivil Arnavut'un Sirp gugleri tarafmdan oldurulmesi uzerine NATO, Yugoslavya'ya kar?i gug kullanma tehdidini yinelemi tir. Ocak 1999 sonlarina dogru, Fransa'nin Rambouillet ehrinde 1992 yilmdaki Eski Yugoslavya igin Londra Konferansi'nda {London 71

86 Conference on Former Yugoslavia) kurulan Temas Grubu 29 (Confacf Group) ile iki tarafm temsilcileri gbru melere ba lami lardir. iki tarafa sunulan taslak plana gbre, Kosova'ya geni bir bzerklik veren ug yillik gegici bir periyot, KKO'nun silahlarini birakmasi, Kosova'daki Sirp guglerinin sayisinin kisitlanmasi ve butun Yugoslavya topraklarma girme hakki bulunan ki ilik bir NATO gucunun Kosova'da konu^lanmasi bngbruluyordu (Musgrave, 1997). Iki tarafmda ge itli itiraz bne surmesi nedeniyle gbru meler bir sonuca ula amadan 19 Mart 1999'da sona ermi tir. Bunun uzerine NATO, 24 Mart 1999'da Yugoslavya'ya kar i 78 gun surecek olan bir hava bombardimani ba?latmi tir. Binlerce Sirp'm oldugu ve Yugoslavya'nin altyapi tesislerinin buyuk zarar gbrdiigu hava bombardimani esnasmda Sirplar, Arnavutlara kar i etnik temizlik harekatma giri mi$ler ve bunun neticesinde binlerce Arnavut bldurulmu, 'den fazlasi ise yerlerinden edilmi tir ( ahin, 2000: 105). 3 Haziran 1999'a gelindiginde Yugoslavya sunulan ban? planini kabul etmi tir. 9 Haziran 1999 tarihinde Yugoslavya ve NATO arasmda imzalanan Kumanovo anla masi neticesinde, Yugoslav gugleri Kosova'dan gekilmi, buyuk gogunlugunu NATO guglerinin olu turdugu BM himayesinde uluslararasi guvenlik gucu Kosova'ya yerle tirilmi ve surgun edilen Arnavutlar topraklarma geri dbnerken yakla ik Kosovali Sirp bblgeyi terk etmi^tir (Musgrave, 1997). Guvenlik Konseyi 10 Haziran 1999'da aldigi 1244 sayili karan ile uluslararasi guvenlik guglerinin Kosova'ya yerle^mesini onaylami tir (Kararm orijinal metni EK-E'dedir) sayili BM Guvenlik Konseyi karan uyannca Kosova'nm kendi demokratik ybnetim kurumlarmi kurmalari ve bblgedekilerin normal ya^amlarma dbnmelerini saglamak amaciyla BM Kosova Gegici Misyonu {United Nations Interim Administration Mission in Kosovo) kurulmu tur (UNMIK [web], 2009). UNMIK'in denetiminde bagimsiz devletlere ait butun kurumiara sahip olmayan ba^layan Kosova'nm nihai statusunun ne olacagi konusu 2004 yilina kadar askida kalmi^tir (Turbedar, 2008: 23). Ya anan bu 29 Temas Grubu'nu olu turan devletler ABD, Rusya, Ingiltere, Fransa, Almanya ve Italya'dir. 72

87 belirsiziigin daha uzun sure devam etmeyeceginin anla ilmasi uzerine BM Guvenlik Konseyi 24 Ekim 2005 tarihinde Kosova'nm nihai statusu ile ilgili olarak muzakerelerin ba latilmasi kararmi almi^tir. ubat 2006'da bir yildan fazia surecek olan muzakereler fiilen ba lami tir. Mart 2007 tarihine gelindiginde BM'nin Kosova Ozel Temsilcisi Martti Ahtisaari, BM Genel Sekreterine Kosova igin denetimli bagimsizlik igeren bir oneri sunmu?tur. ABD, AB ve NATO ittifakinda destek bulan bu plan temelinde BM Guvenlik Konseyi'ne sunulmak uzere karar tasarisi uzerinde gali^ilmaya ba^lanmi^tir. Karar tasarisi Kosova'ya bagimsizlik kapisi agtigi igin Guvenlik Konseyi daimi uyesi olan Rusya tarafmdan engellenmi tir (Turbedar, 2008; 24). Bu durumun ardindan muzakereler AB, ABD ve Rusya'nin temsilcileri tarafmdan yeniden ba latilmi tir. 10 Agustos 2007 tarihinde fiilen baglayan muzakereler 10 Aralik 2007 tarihinde bir sonug almamadan sona ermi tir. Ba arisizliga ugrayan bu g6ru melerin ardindan Batili ulkelerin destegiyle beraber Kosova Meclisi, 17 ubat 2008 tarihinde Kosova'yi egemen ve bagimsiz bir devlet olarak ilan etmi^tir. Bagimsizlik ilaninm ardindan Kosova Cumhuriyeti'ni 19 ubat 2009 itibariyle 55 uike tanimi tir (Kosova Cumhuriyeti Di^i^leri Bakanligi [web], 2009). BM Genel Kurulu, 8 Ekim 2008 tarihinde Kosova'nin bagimsizligmm me rulugu hakkmda Uluslararasi Adalet Divani'nm {International Court of Justice) baglayici oimayan tavsiye goru unun sorulmasi kararmi almi tir (BM Haber Merkezi [web], 2008). Sirbistan tarafmdan sunulan bu oneriye uye devletlerin 77'si olumlu, 6'si olumsuz ve 74'u gekimser oy vermi tir. Ispanya, Yunanistan, Romanya ve Kibris Rum Kesimi gibi ulkeler kendi sorunlu bblgeleri iginde emsal olu turmasmdan gekindikleri igin Sirbistan'm bu onerisini desteklemi^lerdir (Tumgazeteler [web], 2008). 3. ABHAZYA'YI BAGIIVISIZLIGA GOTUREN SUREQ Dagilan Sovyetler Birligi, aynlma ve egemenlik hakkmi igeren en yuksek politik statu olan birlik cumhuriyetleri, aynlma hakki oimayan fakat kendi anayasasi olan ozerk cumhuriyetler ve daha alt seviyede ise ozerk bolgeler ^eklinde bir idari yapilanmaya sahipti (Coppieters, 2003: 187). 73

88 Sovyetler Birligi'nin dagilmasiyla beraber bagimsiz birer devlet haline gelen e^it statudeki birlik cumhuriyetleri arasinda (Azerbaycan ile Ermenistan arasmdaki gati ma harig) gok buyuk bir problem ortaya gikmami tir. Fakat e it statude olmayan politik birimler arasmda durum daha farkli olmu, iddet!i gati^malar meydana gelmi tir. Murinson, Kafkasya ozelinde bu gati malarm Sovyet doneminin yanli politikalan ve topluluklarm etnik ve kulturel kimliklerini guglu bir ekilde korumalarmdan kaynaklandigini belirtmektedir (2004: 13). 30 Bu duruma en uygun orneklerden birini Gurcistan ve Abhazya arasmda ya ananlar olu turmu tur. Sovyetler Birligi zamanmda Gurcistan birlik cumhuriyeti statusunde iken Abhazya, Gurcistan'a bagli ozerk bir cumhuriyet statusundeydi. Gurculer ve Abhazlar arasmdaki ili ki, 20.yy. boyunca gati malara sahne olmu^tur yilmda Rus Imparatorlugu'nun dagilmasmm ardmdan 1918 yilmda Gurcistan Men^evik ordusu tarafmdan i^gal edilen Abhazya, 4 Mart 1921 tarihinde bu i galden kurtulmu ve Abhazya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmu^tur. Aralik 1921'de Gurcistan SSC ve Abhazya SSC arasmda Birlik Antla masi imzalanmi tir. 13 Aralik 1922 tarihinde Gurcistan'la beraber Transkafkasya Federasyonu'na katilan Abhazya, 30 Aralik 1922 tarihinde bu federasyonun bir pargasi olarak Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birligi'ne katilmi^tir (Potier, 2001: 9). ubat 1931 tarihinde Gurcu asilli Sovyet lideri Josef Stalin ( ) tarafmdan statusu du urulerek Abhazya Ozerk Cumhuriyeti olarak Gurcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne baglanmi tir yilmdan itibaren Abhaz olmayan binlerce insan, bzellikle Gurcu asilli etnik bir grup olan Mingreller, Abhazya'ya yerle tirilmi 31, Abhaz okullari kapatilmi?, Abhaz alfabesi Gurcu alfabesi ile degi tirilmi ve Abhaz dili yasaklanmi^tir (Potier, 2001: 9). Aynca Abhazlar, Abhazya'nm siyasi organlanndan da di lanarak siyasi olarak kontrol altma almmaya gali iimi lardir (Qelikpala, 2006a: 86). Gurcule^tirme politikasi Abhazya'nm 30 Kafkasya bdlgesinin etnik dagilimini gosteren harita EK-F'dedir. 31 Abhaz tarafi, Abhazya'nm 1886 yilmdaki nufusunun %85'inin Abhazlardan olu tugunu iddia etmektedir. Abhazya'nm 1989 yilmdaki nufusu ise ki idir. Toplam nufusun VolS'lni Abhazlar, %48'ini Gurculer (Mingreller ve Svanlar gibi Gurcu asilli alt etnik gruplar dahil) ve geri kalani Ermeni, Rus ve Yunanlilar olu turmaktadir (Coppieters. 2003: 189). Abhazya'nm 2007 yili nufusu ise yakla ik ki idir (ICG Europe Report No.179, 2007: 1). Abhaz tarafi ise 2007 nufusunun yakla ik 350,000 ki i oldugunu iddia etmektedir. 74

89 demografik yapisini da oldukga degi tirmi tir yilmda olan Abhaz sayisi 1989'da 'ye ula irken, 1886 yiiinda olan Gurou sayisi 1989'da 'ye ula mi tir (Fawn ve Gummings, 2001: 95). Ozeilikle 1930 ve 1940'larda uygulanan Gurcule tirme politikasi o gunlerden itibaren Abhaz milliyetgiliginin gittikge yukselmesine sebep olmu tur (Coppieters, 2003: 190) yilmda Stalin'in olmesi uzerine Abhazya'da iyile tirme gali malan baglami? ve bunun neticesinde Abhaz okullari tekrar agilmi ve yonetim tekrar Abhazlarin ellerine birakilmi tir. Fakat bu iyile tirme gabalari yetersiz kalmi^, 1978 ve 1989 yillarinda Abhazya'nm tekrar cumhuriyet statusune yukseltilmesi igin buyuk gosteriler duzenlenmi tir. Gurcule tirme politikasma maruz kaldiklarini iddia eden Abhazlar bu durumun ancak birlik cumhuriyeti statusune kavu^malanyla duzelebilecegini du unmu lerdir. 1990'larm ba mda SSCB gatirdamaya ba lami ve Mart 1991'de SSCB iginde kalip kalmamayla ilgili olarak referandum yapilmi^tir. Gurcistan'm boykot ettigi bu referandumda Abhazya, katilanlarm %98'inin oyuyla SSCB iginde kalma karari vermi tir {Human Rights Watch, 1995). Gurcistan ise 31 Mart 1991 l de Abhazya'nm katilmadigi, Gurcistan devletinin bagimsizligmm yeniden kurulmasi hakkmda bir referandum yapmi? ve bu referandum sonuglarma dayanarak Nisan 1991 tarihinde bagimsizligmi ilan etmi tir.1992 yilmda yapilan askeri bir darbeyle gorevden uzakla^tinlan Gurcistan Devlet Ba^kani Zviad Gamsakhurdia'nin ( ) yerine devlet ba kanligma getirilen Eduard Shevardnadze yonetimindeki Gurcistan, ubat 1992 tarihinde 1978 tarihli anayasasini iptal etmi ve yerine Sovyet oncesi doneme ait 1921 Anayasasini kabul etmi^tir (Coppieters, 2003: 191). Abhazya'nm ozerk statusunden bahseden fakat yasal statusu ve yetkileri hakkmda bir agiklama igermeyen 1921 Anayasasinin kabul edilmesi uzerine Abhazya, 23 Haziran 1992 tarihinde 1978 Anayasasini fesih ederek 1925 Anayasasini yururluge sokmu tur (Human Rights Watch, 1995). 32 Bu anayasaya gore Abhazya egemen bir devlet sayilmaktaydi. Abhazya uzerindeki kontrolunu kaybetmeye ba ladigmi aniayan Gurcistan'm askeri 75

90 birlikleri, Agustos 1992 tarihinde demiryolu ula iminin guvenligini saglamak gerekgesiyle Abhazya topraklarma girmi tir (Coppieters, 2003: 191). Bolgede bulunan Rus askeri gugleri ve Kuzey Kafkasya'dan gelen gonullu sava gilarmda destegiyle Abhazya, 1993 sonbaharmda Gurcij askerlerini bblgeden gikarmi^tir. 30 Eyiul 1993 tarihine kadar suren sava m sonucunda yakla^tk ki i hayatmi kaybetmi, 18,000 ki i yaralanmi ve yakla^ik ki^i (buyuk gogunlugu Gurcu) bblgeyi terk etmek zorunda kalmi tir (ICG Europe Report No.176, 2006). 33 Hem Gurcu tarafi hem de Abhaz tarafi sava esnasmda sava hukuku kurallarmi gignemi ve sivillerin korunmasi konusunda yeterii hassasiyeti gbstermemi^lerdir (Human Rights Watch, 1995). BM Guvenlik Konseyi'nin 24 Agustos 1993 tarihli 858 sayili karari ile taraflarm ate kese uymasmi denetlemek igin UNOMIG {United Nations Observer M/ss/on in Georgia) kurulmu^tur. 34 Taraflar arasinda 14 Mayis 1994 tarihinde Moskova Anla^masi imzalanmi ve bblgeye Bagimsiz Devletler Toplulugu'na ait bari gucu askerleri (gogunlugu Rus askeri) konu lanmi tir, BM'nin arabulucugunda ve Rusya'nm kolayla tirici olarak katildigi bari gbru^melerinde Abhazya'nm politik statusu uzerinde uzla ma saglanmaya gali ilmi tir. Abhaz liderler bu gbru melerde bagimsizlik pe inde ko mami konfederal bir yapi bnermi^lerdir. Gurcistan ise bu bneriyi Abhazya'nm aynlma hakkmm dolayli olarak tanmmasi anlamma gelecegi endi^esiyle reddetmi tir, Siyasal statu konusunda herhangi bir ilerleme kaydedilmemesi uzerine Abhazya, yapilan referandum sonucunda 1999 Anayasal degi ikliklerin kabul edilmesi igin ugte iki pogunlugun saglanmasi gerekirken, Abhaz parlamentosu yeterii gogunluk saglanamamasma ragmen 1925 Anayasasini onaylami tir (Coppieters, 2003: 191). 33 Bolgeye tekrar geri ddnen Gurculerin sayisi ,000 civarindadir. 34 Gorev sciresi daha once birgok defa uzatilan UNOMIG'in gorev suresi en son BM Guvenlik Konseyi'nin 13 $ubat 2009 tarihli 1866 sayili karan ile 15 Haziran 2009'a kadar uzatilmi tir (UNOMIG [web], 2009). 5 Taraflar arasinda ilk gbriji meler 1993 Kasim-Aralik'ta ba lami?tir.1997 yilmdan itibaren BM ba^kanligmda, Rusya ve AGlT'in katildigi, Fransa, Ingiltere. ABD, Rusya ve Almanya'dan olu an Dostlar Grubu'nun gozlemci olarak bulundugu Cenevre Bari Sureci'nde halen goru melere devam edilmektedir. 76

91 yilmda bagimsizligmi ilan etmi tir, 36 Abhazya'ya BDT tarafmdan 1996 yilmdan beri uygulanmakta olan ambargoyu 2008 Mart'mda kaldiran Rusya, 2008 Agustos ba larmda Gurcistan'la ya adigi kisa sureli sava^in ardindan 26 Agustos 2008 tarihinde Abhazya'nm bagimsizligmi tanimi tir. Rusya'nin ardmdan Abhazya'yi taniyan diger bir uike ise Nikaragua Cumhuriyeti olmu tur. Gurcistan, 2008 Agustos'unda ya anan olaylarin ardmdan Moskova Anla masmdan gekilirken, 9 Ekim 2008 tarihinde BDT Di i leri Bakaniari toplantismda alman karar neticesinde bolgede bulunan BDT'ye ait ban? gucu gbrevi 15 Ekim 2008 tarihinde resmen sona erdirilmi^tir {Report of the Secretary-General on the situation in Abkhazia, Georgia, pursuant to Security Council resolution 1839 [web], 2009). Rus askeri birlikleri ise halen Abhazya'nm kontrolu altmdaki bolgede bulunmaya devam etmektedir. Gurcistan Parlamentosu 23 Ekim 2008 tarihinde aldigi bir kararia Abhazya'yi 'i^gal edilmi toprak', Rusya'yi da 'i galci' ilan etmi tir. 4. KOSOVA, ABHAZYA VE KENDl KADERINI TAYIN Kendi kaderini tayinin ig ve di olmak uzere iki yonu bulunmaktadir. Uluslararasi toplum demokratikle meyi yansitan ig kendi kaderini tayin konusunda genel olarak ortak bir anlayi^ tesis edebilmi tir. Fakat bagimsizligi yansitan di kendi kaderini tayin konusunda ortak bir aniayi? tesis etmek henuz mumkun olmami tir. Yeni ortaya gikan devletlerin hemen hemen hepsi di kendi kaderini tayin hakkma dayanarak tek tarafli olarak bagimsiz bir devlet olduklanni ilan etmi^lerdir. Kosova ve Abhazya orneklerinde de durum aynidir. Hem Kosova hem de Abhazya kendi kaderini tayin haklanna dayanarak tek tarafli olarak bagimsiz bir devlet olduklanni ilan etmi lerdir. Tek tarafli aynlma, kendi kaderini tayinle ilgili olarak en gok 36 Abhazya Yuksek Sovyeti, 26 Ekim 1994'te Abhazya'nm kendi kaderini tayin hakkina dayanarak kurulan egemen ve demokratik bir devlet oldugunu belirten yeni bir anayasa kabul etmi tir. Gurcistan'la devam eden bari g6ru?meleri sebebiyle bagimsizhktan bahsedilmemi tir Ekim'ine gelindiginde Abhazya'da, segmenin ( oncesi segmen sayismin VoSS.S'i) %87,6'sinin katildigi bir referandum yapilmi ve katilanlarm %97,7 si anayasayi onaylami tir (ICG Europe Report No.179, 2007: 8-9), 12 Ekim 1999 yilinda da referandum sonuglarma dayanarak 'Abhazya Cumhuriyeti'nin bagimsizlik belgesi' kabul edilmi tir. 77

92 tarti ilan konulardan biridir. Tek tarafli aynlmanm hem hukukun yetki alanma girip girmedigi hem de devletlehn 19 hukukuna mi yoksa uluslararasi hukuka mi ait oldugu tarti^malidir. Bu bblumde Kosova ve Abhazya'nm kendi kaderini tayin hakkmi incelerken hem ig hukuk hem de uluslararasi hukuk agismdan bir degerlendirme yapilacaktir. Eski Yugoslavya'nm 1974 anayasasmm tek tarafli ayrilmayi igeren kendi kaderini tayin hakkmi igerip igermedigi tarti mali olmakia beraber, uluslararasi toplum Yugoslavya'nm pargalanma surecinde sadece kurucu uluslarm kendi kaderini tayin hakkmi kabul etmi ve cumhuriyetleri bagimsiz birer devlet olarak tanimi tir Yugoslavya Anayasasina gbre ulusal azmlik olarak nitelenen Arnavutlarm buyuk gogunlugunu olu turdugu Sirbistan'a bagli Kosova bzerk bblgesinin bagimsizligi ise agikga reddedilmi tir (Goodwin, 2007: 5). Kosova, Yugoslavya'nm pargalanmasmm ardmdan Sirbistan ve Karadag'm 1992 yilmda olu turdugu Yugoslavya Federal Cumhuriyeti igerisinde her ne kadar yetkileri kisitlansa da Sirbistan'a bagli bzerk bir bblge haline gelmi^tir. YFC, 2003 yilmda Sirbistan ve Karadag Devlet Birligi admi almi tir yilmda Karadag'm bagimsizligini ilan etmesiyle beraber birlik sona ermi^ ve ardmdan Sirbistan'da 5 Haziran 2006 tarihinde bagimsizligini ilan etmi tir. Sirbistan'm bugcinku anayasasi Ekim 2006 tarihinde yapilan referandumla kabul edilmi ve 8 Kasim 2006 tarihinde Sirbistan Parlamentosu tarafmdan resmen ilan edilmi tir (Sirbistan Cumhuriyeti Ulusal Meclisi [web], 2009). Sirbistan'm bu anayasasmm giri bblumiinde, Kosova'nm 37 geni? bir bzerklige sahip oldugu ve Sirbistan'm ayrilmaz bir pargasi oldugu belirtilmektedir (Sirbistan Hukumeti Resmi Web Sitesi [web], 2009). Ayrica, Sirbistan anayasasmm higbir bblumunde kendi kaderini tayin hakkmdan da bahsedilmemektedir. Butun bunlan gbz bnune aldigimizda Sirbistan'm ig hukukuna gbre Kosova'nm tek tarafli ayrilmayi igeren di kendi kaderini tayin hakki oimadigini sbyleyebiliriz. Abhazya'nm durumu ise biraz daha kari ik gbzukmektedir. Abhazya, Sovyetler Birligi doneminde birlik cumhuhyeti olan Gurcistan'a bagli bzerk bir 37 Sirbistan anayasasmda Kosova ve Metohija Eyaleti olarak gegmektedir. 78

93 cumhuriyet statusundeydi tarihli Sovyetler Birligi anayasasinm 72 l nci maddesi agikga birlik cumhuriyetlerinin tek tarafli aynlma hakkina sahip oldugunu belirtmektedir. Ayni anayasanin 78, inci maddesi ise birlik cumhuriyetlerinin smirlannin ilgili cumhuriyetin rizasi olmadan degi^tirilemeyecegini, cumhuriyetler arasi smirlarm ancak ilgili cumhuriyetlerin kar ilikli anla malan ve SSCB'nin onaylamasiyla gergekle ebilecegini belirtmektedir (1977 tarihli SSCB Anayasasi 78'inci madde [web], 2009). Fakat 3 Nisan 1990 tarihinde kabul edilen 'Birlik Cumhuriyetlerinin SSCB'den Ayrilmasiyla Ilgili Sorunlarm Qozulme Usulleri Hakkmda Kanun' cumhuriyetlerin Anayasada belirtilen bu haklarmi ortadan kaldirmi tir. Bu kanunun 3'uncu maddesi birlik cumhuriyetinin SSCB'den ayrilmasi durumunda ozerk cumhuriyetlere ve ozerk yapilara, SSCB iginde veya ayrilan birlik cumhuriyeti iginde kalma konusunda ozgurce karar verme hakki yanmda kendi hukuki statulerini tarti^maya agma hakki da vermektedir (Hannum, 1993: 754). Bu kanuna bagli olarak 17 Mart 1991 tarihinde Abhazya'nm katildigi, Gurcistan'm katilmadigi bir referandum yapilmi tir. Abhazya'nm toplam nufusunun %52'sinin katildigi bu referandumda oylarm %94,4, u SSCB iginde kalma ybnunde olmu^tur (Murinson, 2004: 8). Gurcistan ise 31 Mart 1991 tarihinde Abhazya'nm katilmadigi, Gurcistan devlet bagimsizligmm yeniden kurulmasi hakkmda bir referandum yapmi tir. Gurcistan, 9 Nisan 1991 tarihinde bu referandum sonuglarma dayanarak bagimsizligmi ilan etmi tir. Abhaz tarafi kendilerinin SSCB iginde kalma iradesi gosterirken Gurcistan'm SSCB'den aynlma iradesi gostermesinin kendilerine Gurcistan'dan aynlma hakki verdigini iddia etmektedir (Coppieters, 2003: 205). Gurcu tarafi ise 3 Nisan 1990 tarihli kanunun anayasal gegerliiigi olmadigini, bu kanunun birlik cumhuriyetlerinin SSCB'den ayrilmasini onlemek amaciyla kabul edildigini one surmektedir (Coppieters, 2003: 206). Bu kanun aynlma konusunda referandum duzenlemek isteyen bir cumhuriyetin uymasi gereken karma ik ve uzun bir proseduru de igermekteydi. Potier, birlik cumhuriyetlerinin higbirinin kanunda belirtilen artlara uygun olarak ayrilmadigmi fakat bu durumun yasanm etkisinin olmadigi aniamma gelmedigini belirtmektedir (2001: 41). Uluslararasi toplum, SSCB'nin dagilma surecinde SSCB anayasasini temel alarak sadece birlik cumhuriyetlerini tanimi tir. Abhazya'da zaten 1999 yilma kadar 79

94 bagimsizligini ilan etmemi, Gurcistan'la koptugunu iddia ettigi devlet-hukuk ili kisinin konfederal yapida yeniden tesis edilmesini saglamaya gali mi tir. Uluslararasi hukuk agismdan bakildiginda tek tarafli aynlma hakkmm somurge ve yabanci i?gali altmdaki halklara ait bir hak oldugu genel kabul gormektedir. Bu durumda ortaya gikan ilk sorun kimlerin 'halk' olarak kabul edilecegidir. Higbir uluslararasi belgede bu hakkm sahibi olan 'halk'm tanimi yapilmami tir, Uluslararasi toplum genel olarak bir devletin butun nufusunu halk olarak kabul etmektedir. Yugoslavya ve SSCB'de ya anan suregte uluslararasi toplum, federal bir devlet igerisindeki ana federe birimlerin yani kurucu ve birlik cumhuriyetlerinin bagimsizligini taniyarak 'halk' anlayi^mda bir degi^imi kabul etmi tir. Bu yeni anlayi^a gore ana federe birimlerdeki her bir nufus federal devletin tum nufusundan ayri birer 'halk' olarak kabul edilmi^tir. Kisaca uluslararasi toplum topraga dayali halk anlayi mi devam ettirmt fakat daha once devlet seviyesindeki birimlere uygulanan bu anlayi ana federe birimlere de uygulanir hale gelmi tir. Bu agidan baktigimizda ozerk bir bblge olan Kosova ve bzerk bir cumhuriyet olan Abhazya'nm kendi smirlan igerisindeki tum nufuslarmm 'halk' olarak nitelendihlmesi mumkun degildir. Topraga dayali halk kavrami yaninda birde uluslararasi hukuk agismdan gegerliligi tarti^mali fakat sosyal gergeklere daha uygun olan etnik bir anlayi ta bulunmaktadir. UNESGO'nun, Paris'teki Halklarm Haklan Kavramiyla Ilgili Uluslararasi Uzmanlar Toplantisi'nda {International Meeting of Experts on Further Study of the Concept of the Rights of Peoples, Kasim 1989) 'halk'm tanimi yapilmadan halkta bulunmasi gereken ortak bzellikler byle siralanmi^tir (Potier, 2001: 31); (1) Yaygm bir tahhi gelenek, (2) Irksal veya etnik kimlik, (3) Homojen kultur, (4) Dil birligi, (5) Dini veya ideolojik yakmlik, (6) Topraksal yakmlik. (7) Ortak ekonomik ya^am. Bu ortak bzelliklerin ayni zamanda azmliklar iginde gegerii oldugu du unulebilir. Bu benzerlige ragmen uluslararasi hukuk agismdan halk ve azmlik birbirinden farkh kavramlardir (Lauwers ve Smis, 2000: 56-57). Azmlik kavraminin halk kavramindan farkli olmasi kendi kaderini tayin kavramiyla ilgisi olmadigi 80

95 aniamina gelmemektedir. Qunku kendi kaderini tayin azmlik haklarmi da igeren butun insan haklannm bir onko?uludur. Kosovah Arnavutlar, Yugoslav Anayasasi'na gore ulusal azmlik olarak nitelendirilmelerine ragmen 'halk'a ait butun ozelliklere sahiptirler. Abhazya igin ise durum daha farklidir. Eski SSCB'de halklar arasinda 'azmlik' benzeri bir ayrim bulunmamaktadir. SSCB'nin 1977 Anayasasmda ozerk cumhuriyetler birlik cumhuriyetlerinin kurucu pargalari olarak tanimlanmi^lardir (1977 tarihli SSCB Anayasasi, Madde 86 [web], 2009). Abhazlarda, her ne kadar sayica azmlik durumunda bulunsalar da Abhazya'nm kurucu ulusudur. Kosova'nin ve Abhazya'nm butun nufuslari 'halk' olarak kabul edilse bile uluslararasi hukuk agisindan di kendi kaderini tayin hakkindan bahsedilmek igin somurge yonetimi veya yabanci i gali altinda bulunmalari gerekmektedir. Bu baglamda Kosova'nm ve Abhazya'nm somurge yonetimi veya yabanci i gali altinda oldugu du unulebilir mi? BM Genel Kurulu'nun somurgelerin tasfiyesi ile ilgili 1541 sayili kararina baktigimizda bunun mumkun olmadigini gormekteyiz. Qunku 1541 sayili karar somurge topraklarmi, somurgeci devletten cografi olarak ayn ve etnik ve/veya kulturel agidan farkli olarak tanimlami tir. Kosova'nm Sirbistan'dan ve Abhazya'nm Gurcistan'dan cografi olarak ayn olmadigi agik olduguna gore, Kosova'nm ve Abhazya'nm somurgelerin tasfiyesi baglammda kendi kaderini tayin hakki yoktur. Ayni?ekilde Sirbistan'a bagli ozerk bir bolge olan Kosova'nm ve Gurcistan'a bagli ozerk bir cumhuriyet olan Abhazya'nm yabanci i gali altinda oldugunu du^unmekte mumkun degildir. Kisaca, uluslararasi hukukun somurge yonetimi ve yabanci i gali altmdaki halklara tanidigi di^ kendi kaderini tayin yani tek tarafli aynlma hakki Kosova ve Abhazya igin gegerii degildir. Fakat son yillarda ig kendi kaderini tayinin gergekle tirilemedigi bazi durumlarda di kendi kaderini tayin yani aynlma hakkinm dogabilecegi yonunde bir anlayi olu maya ba lami ve bununia ilgili olarak tek tarafli aynlma teorileri ortaya gikmi^tir. Ayrica BM Genel Kurulunun 24 Ekim 1970 tarihinde kabul ettigi 'Birle^mi^ Milletler ^arti'na Uygun Olarak Devletler Arasmda Dostane ve l birligine Dayanan Uluslararasi Hukuk Prensipleri Beyannamesi' adh 2625 sayili kararda bu anlayi i destekler mahiyettedir. 81

96 Butun bu geli meler hem Kosova'ya hem de Abhazya'ya ayrilmalanni me rula tiracak argiimanlar sunmaktadir. Buchanan, soykirim veya temel insan haklan agir ekilde ihlal edildiginde, haksiz ilhaklarda ve devlet igi ozerklik anla^malarinin surekli ihlali durumunda tek tarafli aynlma hakkmm dogacagmi savunmaktadir (2004: ). Cassese ise silahli gati malarm ba^ladigi ve bari^gi bir gozume ula manin mumkun olmadigi ve azmlik haklannm surekli ihlal edildigi bazi durumlarda ig kendi kaderini tayin hakkmm saglanmasmm mumkun oimadigini dolayisiyla tek tarafli aynlmaya izin verilmesi gerektigini one surmektedir (1995: 359). BM Genel Kurulunun 2625 sayili karari da, irk, inang ve renk ayrimi yapmayan temsili bir hukumete sahip devletierin toprak butunlugunun bozulamayacagmi belirtmektedir. Bu karardan dolayli olarak ortaya gikan sonug, irk, inang ve renk ayrimi yapan ve temsili bir hukumete sahip olmayan devletlehn toprak butunlugunun koruma altinda olmayacagidir. Kosovali Arnavutlar, Sirplar tarafmdan gok agir insan haklan ihlallerine maruz birakilmi?, surgun edilmi?, aynmciliga ugrami? ve yonetime katilmalari engellenmi tir. 38 Bu durum Kosovali Arnavutlarm ig kendi kaderini tayin haklannm Sirplar tarafmdan engellendigi konusunda higbir uphe birakmamaktadir. Nitekim hukukgular tarafmdan hazirlanan Uluslararasi Khz Grubu'nun 1998 tarihli raporunda ig kendi kaderini tayin hakki engellenen Kosovali Arnavutlarm bagimsiz bir devlet olma hakki kazandigi belirtilmektedir (ICG Balkans Report No.46, 1998: 38). Fakat burada uzerinde du unulmesi gereken bir diger husus bugunku Sirbistan ile Milosevig zamanmdaki Sirbistan'm birbirinden farkli oldugudur. Goodwin, Milosevig ybnetimindeki bir Sirbistan'm Kosovali Arnavutlarm ig kendi kaderini tayin hakkmi garanti edemeyecegini fakat bugunku Sirbistan hukumetinin bunu saglayacak kadar demokratik oldugunu belirtmektedir ve Karadag ve Voyvodina olaylarmi ornek gbstermektedir (2007: 5-6). Karadag'm 38 BM Genel Kurulu'nun 23 Aralik 1994 tarihli A/RES/49/204 ve 22 Aralik 1995 tarihli A/RES/50/190 numarali kararlan ve BM Guvenlik Konseyi'nin 31 Mart 1998 tarihli 1160 sayili ve 23 Eyiul 1998 tarihli 1199 sayili kararlan Kosovali Arnavutlarm Sirplar tarafmdan maruz kaldiklari ayrimciligi ve agir insan haklan ihlallerini agikga ortaya koyan belgelerdir. 82

97 bagimsizlik oylamasmda katilanlarm sadece %55,5'i olumlu oy kullanmasina ragmen bu durum Sirbistan tarafmdan tarti ilmadan kabul edilmi tir. Ayni ekilde Sirbistan'm Voyvodina ozerk bolgesine kar i politik yakla imlan da demokrasi gergevesindedir. Zimmermann ve Stahn'da benzer ekilde Sirbistan hukumetinin azmlik haklarmi koruma konusunda istekli oldugunu belirtmekte ve gegmi^te ya^ananlardan dolayi dogan aynlma hakki yerine ig kendi kaderinin tayinin on planda tutulmasmm daha mantikli oldugunu ileri surmektedir (2001: 456). Kisaca, gegmi^te ig kendi kaderini tayin hakki engellenen Kosovah Arnavutlara, bugunku Sirbistan hukumeti ig kendi kaderini tayin hakki saglayabilirdi. Ig kendi kaderini tayin hakkinm saglandigi bir ortamda da di? kendi kaderini tayin iddialari gegerliligini yitirmi? olacakti. Fakat AB ve ABD, Kosova'nm bagimsizligmi destekleyerek bunu goz ardi etmi^lerdir. Abhazlarinda ig kendi kaderini tayin hakkinm engellendigini ve bu yuzden di? kendi kaderini tayin hakkinm dogdugunu du unebilir miyiz? Abhazlar gegmi^te bir gok insan haklan ihlallerine ve ayrimcihga maruz kalmi lardir fakat 1950'lerden itibaren bu haksizhklari gidermeye gali^an duzenlemeler yapilmi tir yilma gelindiginde Abhazlara, Abhazya parlamentosunda nofus oranlarinin gok uzerinde temsiici bulundurma hakki tanmmi tir (Coppieters, 2003: 191). Fakat daha sonra ya^anan geli meler bu durumu tersine gevirmeye yonelik olmu tur. Gurcistan'm 1992 yilmda ba lattigi gati manm amaglarindan biri Abhazya'nm aynlma olasiligini ortadan kaldirmaktir. Bu sava ta her iki tarafta insan haklarmi ihia! eden davrani?larda bulunmu lardir. Sirbistan'm 1990'li yillarm ba inda Kosova'ya kar i giri tigi harekatta aynlma olasihgini ortadan kaldirmaya yoneliktir ve bu agidan Gurcistan'm 1992 yilmda ba^lattigi gati ma ile benzerlik gostermektedir. Tek fark, Abhazlarin bu sava^tan galip gikmasi, Kosovah Arnavutlarm ise bunu ba aramayarak gok agir insan haklarma maruz kalmasidir. GQrcistan'in sorunlari gug kullanarak gozme politikasi sadece Abhazya'yia smirh kalmami tir, Guney Osetya ile olan sorunlarmi da ayni ekiide gozmeye gali^mi^tir. Gurcistan sorunlarmi bari^gi yoldan gozecegi konusunda israr etmesine ragmen 2005 yili askeri butgesindeki arti orani dunya ulkeleri arasmda en yuksek olanidir (ICG Europe Report No.176, 83

98 2006: 21). En son 2008 yilmda Guney Osetya'ya kar i ba lattigi sava?, Gurcistan'm sorunlari gbzme politikasmda bari^gi olmadigmm ba ka bir gostergesidir. Almond, Batili hukumetlerin, medyanm ve insan haklan orgutierinin gegmi te ba arisiz olan hukumetlere verdikleri destegi kabul edip bundan pi manlik ve utang duymadikian surece Gurcistan'da gergek aniamda reformlarm saglanma umudu olmadigmi ileri surmektedir (2007). Qelikpala, 2004 yilmdan itibaren demokrasinin ve istikrarin merkezi olarak gosterilen Gurcistan'm bu durumunun tamamen suni oldugunu ve bugun aciz bir devlet olma yolunda hizia ilerledigini belirtmektedir (2008a: 62). Kisaca, Gurcistan Abhazlarm ig kendi kaderini tayin hakkmi engellemek istemi fakat ba arili olamami tir. Bugunku Gurcistan'm Abhazlara ig kendi kaderini tayin hakkmi saglama olasiligi Sirbistan'm Kosovali Arnavutlara ig kendi kaderini tayin hakkmi saglama olasiligmdan daha du^uk gozukmektedir. 39 Kosova ve Abhazya'nm hukuki durumu konu^ulurken goz bnune almmasi gereken en bnemli hususlardan birini de BM Guvenlik Konseyi'nin Kosova ve Abhazya ile ilgili olarak aldigi kararlar olu^turmaktadir. Kosova'yia ilgili en bnemli karar 1244 sayili karardir sayili karar Kosova igin YFC igerisinde geni bir bzerklik ve bzybnetim bngbrmekte ve YFC'nin toprak butunlugune ve egemenligine saygi gbsterilmesi gerektigi vurgulanmaktadir sayili karar Kosova'nm statusu ile ilgili olarak ug degi ik dokumana atif yapmaktadir. Birinci dokuman, kararm bir numarali ekini olu turan G-8 Olkelehnin Di i leri Bakanlarmm 6 Mayis 1999 tarihli agiklamalaridir. ikinci dokuman, kararm iki numarali ekini olu^turan 3 Haziran 199 tarihli Kosova Bari Anla^masi'dir. Bu iki dokumanda Kosova igin geni bir bzybnetim hakki bngbrmektedir. Atif yapilan uguncu dokuman ise 23 ubat 1999 tarihli Rambouillet Anla ma'sidir (Yugoslavya bu anla^mayi imzalamami tir). Bu anla ma metninin sekizinci bblumunun uguncu maddesinde, anla manm yururluge girmesinden 3 yil sonra halkm iradesi temelinde Kosova'nm nihai statusune karar verilecegi ifade edilmektedir (ABD Di i leri Bakanligi [web], 2009) sayili kararda agikga Yugoslavya'nm toprak butunlugune vurgu yapilirken Rambouillet Anla masmin uguncu maddesinde bbyle bir ifadenin Gurcistan'm Acara bolgesine sagladigi kisitli bzerklik bu yargiyi destekler gbzukmektedir. 18 Agustos 2004 tarihli ICG Europe Briefing No,34 konuyla ilgili ayrmtili bilgi igermektedir. 84

99 gegmesi kafa kari ikligina sebep olmaktadir. Bu durumdan iki gikarim yapilabilir, birincisi Sirplarm savundugu gibi Yugoslavya'nin toprak butunlugunun korunmasi gerektigi, ikincisi halkm iradesi temelinde denilmesinden dolayi bagimsizlik referandumu yapma hakkinm dogdugu soylenebilir (Altmann, 2001: 21). Fakat ilk gikarim 1244 sayili kararda agikga vurgulanirken, ikinci gikarima dolayli olarak ula ilmaktadir. Abhazya ile ilgili kararlar ise agikga Gurcistan'm toprak butunlugune vurgu yapmaktadir. BM Guvenlik Konseyi'nin 19 Ekim 1993 tarihli 876 sayili karari Gurcistan'm toprak botunlugu ve egemenligini garanti etmektedir. BM Guvenlik Konseyi, daha birgok kararinda Gurcistan'm toprak butunlugu ve egemenligini onaylami tir. Gurcistan'la ilgili en son 13 ubat 2009 tarihli 1866 sayili Guvenlik Konseyi karari da 1808 ve 1839 sayili karariara atif yaparak Gurcistan'm toprak butunlugu ve egemenligini tekrar vurgulami tir. 5. KOSOVA VE ABHAZYA'NIN TANINMASI 1933 tarihli Montevideo sozle mesinin birinci maddesine gore devlet olmanm yasal kriterleri, surekli bir nufusa, belirii bir ulkeye, etkin bir kamu otoritesine ve diger devletlerle ili kiye girme kapasitesine sahip olmayi gerektirmektedir. Pazarci, butun bu ozelliklere sahip bir devletin uluslararasi hukuk bakimmdan var olabilmesi igin diger devletler tarafmdan taninmasmin vazgegilmez ek bir ko^ulu olu^turup olu turmadigi sorusuna, yazarlarm gogunlugunun fikrinin ve uluslararasi igtihadin boyle bir ko ulun bulunmadigi yonunde oldugunu belirtmektedir (2007: 337). Bu durumda devlet olmak igin gerekli yasal kriterleri saglayan Abhazya'nm sadece Rusya ve Nikaragua tarafmdan tanmmasi, uluslararasi topiumun geri kalani tarafmdan taninmamasi devlet olma niteligini etkilememektedir yilmda BM yonetimine girdikten sonra 17 ubat 2008 tarihinde bagimsizligmi ilan eden Kosova iginde ayni durum soz konusudur. Devletlerin yeni ortaya gikan devletleri, devlet olmanm yasal kriterlerini ta^isalar bile tanima zorunlulugu bulunmamaktadir. Tanima tamamen devletlerin kendi takdirine baglidir. 85

100 Devletierin uygulamasi incelendigi zaman devletleri tanimanm ko ullu ve ko^ulsuz tanima olarak ikiye ayrilabilecegi gorulmektedir (Pazarci, 2007: 340). Ko^ullu tanima, taniyan devletin kimi haklannm gozetilmesi veya kimi konularda yeni devletin gcivence vermesine bagli olarak tanimanm gergekle tirilmesi anlamma gelmektedir. Avrupa Toplulugu'nun 16 Aralik 1991 tarihli Dogu Avrupa ve Sovyetler Birligi'nde ortaya gikan yeni devletierin tanmma esaslanni agikladigi deklarasyonda (Deklarasyonun orijinal metni EK-C'dedir) bir takim ko ullar igermesi sebebiyle ko ullu tanima orneklerinden biridir. Bu deklarasyonda belirtilmemesine ragmen bir diger art ise yeni ortaya gikan devletlerde referandum yapilmi olmasi zorunlulugudur. Yugoslavya'nm pargalanma surecinde Badinter Komisyonu yeni ortaya gikan devletlehn bagimsiz birer devlet olarak tanmmasi igin referandum yapilmi olmasmi dikkate almi tir. Cassese, Komisyon'un bu davrani mm referandumu aynlmanm me rula masmi saglayan temel gerekliiik seviyesine yukselttigini ileh surmektedir (1995: 272). Kosova'da 2008 yilmdaki bagimsizlik ilanmdan once herhangi bir referandum yapilmami^tir fakat 1991 yilmda bagimsizlik referandumu yapilmiftir. Yakla ik %90'mi Kosovali Arnavutlarm olu turdugu Kosova'da Eyiul 1991 tahhinde aynlma ve bagimsizlikia ilgili olarak referandum yapilmi tir ve katilanlarm %99,87'si ayrilmayi onaylami tir. Kosova'nm aynlmanm me$rula?masmi saglayan referandum artmi yerine getirdigini soylemek mumkundur. Abhazya'da da 1999 Ekiminde bir referandum yapilmi ve bunun sonucunda bagimsizlik ilan edilmi tir. Fakat Abhazya ile ilgili temel problem, sava i sonunda yerlerinden edilen , in uzerinde Gurcunun bu referanduma katilmami olmasidir. Bu durum Abhazya'nm referandum artm[ yerine getirip getirmedigini tarti^mali hale getirmektedir. AT'nin o dbnemde ko ullu tanima politikasi uygulama amaglarmdan bir tanesi azmlik haklarmi garanti altma alarak etnik gati^malann bnune gegmek istemesidir. Bu sebeple yeni ortaya gikan devletierin azmlik haklarmi garanti etmeleri tanmma artlarmdan birini olu turmu tur. Caplan, bu 86

101 politikanm ozeilikle azmlik haklarmi igeren demokratik normlarm geli mesine katki sagladigmi belirtmektedir (2002: 174) Kosova'da azmliklarm korunmasiyla ilgili olarak birgok duzenleme yapilmi tir fakat Goodwin, Kosova'daki Sirp azmliga kar i ciddi insan haklan ihlalleri yapildigmi ve Kosovah liderlerin azinliklann korunmasi konusunda gonulsuz ve yetersiz oldugunu ileri surmektedir (2007: 19). Abhazya'da da azmliklaria ilgili duzenlemeler yapilmi tir. Uluslararasi Khz Grubu'nun 2007 yilmda yaymlanan bir raporunda Abhazya'nm azmliklaria ilgili duzenlemelerini daha da guglendirmesi gerektigi belirtilmi tir (ICG Europe Report No.179, 2007: 12) yilmda ya anan Rus-Gurcu sava^i esnasinda Abhazya'da Gurcu azmliklara kar?i herhangi bir saldirida bulunulmami tir (ICG Europe Report No.195, 2008: 9). Bu durumu, azinliklann korunmasi konusunda Abhazya'nm geli me gosterdigi eklinde yorumlamak mumkundur. AT, o donemde tanima igin demokrasi, hukuk ve insan haklan yukumluluklerine saygi gosterilmesini de 5art ko mu$tur. Hem Kosova hem de Abhazya bu yukumlulukleri gergekle^tirmek igin gaba gostermektedir. Ozetlemek gerekirse Abhazya, AT'nin 1990'h yillarm ba inda Sovyetler Birligi'nde ve Dogu Avrupa'da yeni ortaya gikan devletlerin tanmmasi igin ortaya koydugu artlari en az Kosova kadar kar ilamaktadir ve hatta bazi konularda daha iyi durumda oldugu bile soylenebilir. Sirplar ve Arnavutlar arasmda ya^anan gati malar iki topiumun bir arada ya ama olasihgmi oldukga azaltmi tir. Batili devletlerin buyuk gogunlugu butun bunlan dikkate alarak Kosova'nm bagimsizligmi desteklemi ve 17 ubat 208 tarihindeki bagimsizlik ilanmm ardmdan Kosova Cumhuriyeti'ni tanimi^lardir. Esasen Batih devletler, adim adim bagimsiz bir devlet haline dbnu?turdukieri Kosova'nm bir daha Sirbistan'a bagli bir birim haline gelmesinin mumkun olmadigini gbrduklerinden dolayi Kosova'nm bagimsizligmi desteklemi^lerdir. Abhazya'da esasen Kosova'yia bu agidan benzerlikler ta imaktadir. Ya anan gati^malar Abhaz ve Gurcu halklarinin da bir arada ya ama olasiligmi azaltmi tir. Gurcistan en son 2008 Agustosunda Abhazya'ya gore daha kolay bir hedef olarak gordugu, diger sorunlu bolgesi Guney Osetya'ya kar^i askeri bir harekata giri^mi^tir. Gurcistan'm agir bir yenilgiye ugradigi bu gati ma neticesinde Rusya 87

102 Federasyonu, Abhazya'yi (ve Guney Osetya'yi) bagimsiz bir devlet olarak tanimi^tir. Batili devletler, Abhazya'nm bagimsizligma kar i gikmi^lar ve Abhazya Cumhuriyeti'nin tanimami^lardir. Kosova'nm bir daha Sirbistan'a bagli bir birim haline gelmesinin mumkun olmadigmi anlayan Batililar, ayni 5eyin Abhazya iginde gegerii oldugunu aniamak istemiyor gbzukmektedirler. Qelikpala, ya^anan son olaylar dolayisiyla artik Gurcu ve Abhaz taraflarmm tekrar bir araya gelmesinin gok da mumkun olmadigmi belirtmektedir (2008b: 52). Abhazya'nm bnde gelenleri, yerel nufusun artik higbir politik lidere Gurcistan'la tekrar birle me konusunda izin vermeyecegi goru^undedirler (ICG Europe Report No.176, 2006: 2). Abhazya, 15 yili a km suredir fiili olarak Gurcistan'm kontrolu di^mdadir ve Rusya'nm destegiyle bagimsiz bir devlete bzgci kurumlan in a etmektedir (ICG Europe Report No.176, 2006: 26) yilmda Karadag'm bagimsizligini ilan etmesi ve en son Kosova'nm Batili ulkelerin gogunlugu tarafmdan bagimsiz bir devlet olarak tanmmasi da Abhazya'nm 1999 yilmdan beri var olan bagimsiz bir devlet olma du uncesini peki$tirmi ve Rusya'nm destegi surdugu muddetge bir daha Gurcistan'a bagli bir birim haline gelmesini imkansiz hale getirmi tir. Bazen Abhaz liderlerin kendi bagimsizliklannm Kosova'yia kiyaslanmasma kar i giktiklan da olmu^tur. Abhazya'nm devlet ba kani Sergey Bagaps, 2006 yilmda kendi bagimsizlikiarinin Kosova'nm bagimsizligma endeksli olmadigmi ifade etmi^tir (ICG Europe Report No.179, 2007: 11). Abhazya, Kosova'ya gore daha saglam tarihi iddialara, devlet kurumlarma ve topraklarmda kontrolu saglayan kendi silahli guglerine sahip olduklarini, hukukun ustunlugu ve insan haklarma saygi gosterdiklerini belirterek Kosova'dan daha fazia bagimsizlik haklannm oldugunu iddia etmektedir (ICG Europe Report No.193, 2008: 16). Butun bunlara ragmen Batmm, Abhazya'yi tanimamasmin temel nedenini stratejik gikarlarmda aramak daha uygun bir yakla?im olarak gozukmektedir. Batinm, Kosova'yi tanimasmm temel sebebi Kosova'nm kendi kontrolleri altinda olmasidir. Abhazya'yi ise kendi kontrolu di mda, buyuk oranda Rusya'nm kontrolunde oldugu igin tanimamaktadir. Bati, Abhaz sorununda daima Gurcistan'i desteklemi^tir (Fawn, 2001: 103). Hazar havzasmdan gelecek petrol ve dogalgaz boru hatlarmm Bati igin en mantikli 88

103 gegi yeri Gurcistan'dir. Tahminlere gore Rusya, 2015 yili itibariyle AB'nin dogalgaz ithalatinin %60'ini, petrol ithalatinin ise %22'sini saglayacaktir (Gulling, 2008; 13). Batinin, Rusya'ya olan bu bagimliligi buyuk bir hassasiyet yaratmaktadir ve Gurcistan'i Bati igin gok daha onemli hale getirmektedir. Rusya'ya olan bu bagimliligin azaltilabilmesi igin Gurcistan'm Batinm yorungesinde tutulmasi gerekmektedir (Bonsignore, 2008: 4). Batmm Abhazya'ya kar i Gurcistan'i desteklemesinin ve Abhazya'nm bagimsizligmi tanimamasinm ardmda yatan temel sebep kendi stratejik gikarlandir. Bati kanadindan gevrelenen Rusya'nin, Gurcistan'm Bati yorungesine girmesiyle beraber guneyden de gevrelenmesi ve bu gevrelemenin Rusya Federasyonu bunyesindeki Kuzey Kafkasya Cumhuriyetleri'ne sigrama ihtimalinin bulunmasi Rusya igin bir kabus senaryosudur (Qelikpala, 2006b: 15). Rusya, uzun sure Abhazya'yi tanimayarak bu sorunu Gurcistan'a kar i bir baski araci olarak kullanmi^tir (Kamalov, 2008). Fakat Batmm gevreleme politikasi, Kosova'nm bagimsizligmm Bati tarafmdan desteklenmesi ve ardmdan Gurcistan'm Guney Osetya'ya saldirmasi sonucu Rusya, Abhazya'yi tanimi tir. Rusya, Abhazya'yi taniyarak beiki de Gurcistan'i tamamen kendisinden uzakla tirmi ve biraz daha Bati yorungesine itmi tir. 6. GENEL DEGERLENDiRME 1990'li yillarm ba larmda Sovyetler Birligi ve Yugoslavya'da ya anan sureg kendi kaderini tayinin di yonunun daha fazia agirlik kazanmasma sebep olmu tur. Uluslararasi toplum bu donemde sadece ana federe birimlerin (Yugoslavya'da kurucu cumhuriyetler, Sovyetler Birligi'nde birlik cumhuriyetleri) bagimsiz devlet olma hakkmi kabul ederek di kendi kaderini tayin hakkmi smirlandirmi tir. Di kendi kaderini tayin iddialarini azaltmak iginde, ozeilikle Batili devletler, ig kendi kaderini tayinin yani demokratik yonetimin on plana gikarilmasmi saglamaya gali mi lardir. Yeni ortaya gikan devletlerin azmlik haklan konusunda duzenlemeler yapmasi da saglanmi^tir. Bu sayede etnik gruplarin di kendi kaderini tayin iddialarmm azalacagini umut etmi lerdir. Demokratik yonetime sahip devletlerin igerisindeki etnik gruplann ig kendi kaderini tayin haklannm saglandigi du^unuldugunden bu 89

104 gruplarin di kendi kaderini tayin iddialari destek bulmami tir. Di kendi kaderini tayin iddialari ancak ig kendi kaderini tayin hakkinin saglanamadigi durumlarda destek bulmu tur. Buna en uygun durum Kosova'da ya^anmi^tir, Ig kendi kaderini tayin, temel olarak demokratik yonetim bigiminin saglanmasi anlamma gelmektedir. Fakat demokratik ybnetimin uygulanma bigiminin neler oldugu veya temsili hukumetin nasil saglanacagi konusunda uluslararasi belgelerde agiklayici bir bilgi bulunmamaktadir. Demokratik ybnetim bigimiyle ilgili olarak bzerklik veya bblgesel bzybnetim hatta federalizm gibi olasiliklar bne surulse de buna karar vermek tamamen devletierin kendi inisiyatifindedir. Kosova'ya bzerkligini Yugoslavya vermi^tir fakat bzerkligin geri almmasi hukuka uygun olarak yapilmami tir (Lauwers ve Smis, 2000: 62). Kosovali Arnavutlarm buyuk bigekli ayrimci bir politikaya maruz kaldiklari ve agir insan haklan ihlallerinin ya^andigi bir gergektir. Bu agidan baktigimizda Kosovali Arnavutlann ig kendi kaderini tayin hakkmm Sirbistan tarafmdan ihlal edildigi agiktir. Kosovali Arnavutlarm ig kendi kaderini tayin hakkmm Sirbistan tarafmdan ihlal edilmesi, Kosova'nm bagimsizligini me rula tirir mi? Bugunku Sirbistan'm, 1990'li yillardaki Milosevig ybnetimindeki Sirbistan'dan daha demokratik ve daha ban^gi oldugu kesindir. Batili devletler Kosova'nm di kendi kaderini tayin hakkmi yani bagimsizligini desteklemek yerine Sirbistan igerisinde geni? bir bzerkligi destekleyerek Kosovali Arnavutlann ig kendi kaderini tayin hakkmm yeniden tesis edilmesini saglayabilirlerdi. Batili devletler eger bagimsizligi son segenek olarak degerlendirselerdi daha uygun bir yakla5im sergilemi olurlardi. Batili devletierin ig kendi kadehni tayin hakkmi gergekle^tirme imkani var iken Kosova'nm bagimsizligini desteklemeleri uluslararasi sistem igin yikici bir potansiyel igermektedir. Kosova'nm bagimsizligi kendi kaderini tayin hakkmm bznesi olan halk konusunda da bir degi ime i^aret etmektedir. Daha bnce ana federe birimlerin butun nufusu tek bir 'halk' olarak kabul edilirken Kosova'nm bagimsizligiyla beraber ilk defa bzerk bir bblgenin turn nufusunun da ayri bir 'halk' olarak kabul edilebilecegi ortaya gikmi tir. Diger bir degi im ise halk ve 90

105 azmlik kavramlan arasindaki ayrimda ya anmi tir. Kosovah Arnavutlar uluslararasi hukuka gore kendi kaderini tayin hakki oimayan bir azmhktir (Lauwers ve Smis, 2000: 65). Fakat uluslararasi topiumun, ozeilikle Batmm, Kosova'nin tek tarafli ayriligmi kabul etmesi azmlik ve halk kavramlan arasmdaki kesin ayrimm bazi durumlarda kalkabilecegini g6stermi tir. Lauwers ve Smis, bir devlet etnik, dini veya ba^ka bir gruba kar i ne kadar gok ayrimcilik yaparsa, uluslararasi topiumun o kadar gok o grubun ayrimcihga kar i mucadelesini me ru kabul edecegini ve o grubu ayn bir halk olarak kabul etme egiliminde olacagmi ileri surmektedir (2000: 57). Agir insan haklari ihlallerine ve ayrimciliga ugrayan ve karar mekanizmalarma katihmi engellenen azmlik statusundeki Kosovah Arnavutlarm bagimsiz bir devlet haline gelmesi bu iddiayi dogrulamaktadir. Batih devletlerin gogunlugu tarafmdan desteklenen Kosova'nm, bagimsizligmi ilan ettigi donemde en gok tarti^ilan konu bu durumun diger ayrilikgi bolgeler igin emsal olu turup olu^turmayacagiydi. Batih devletler bu donemde Kosova'nm emsalsiz oldugunu iddia etmi^lerdir. Batih devletler bu ekilde iddia etseler de Kosova'nm bagimsizligmm dunyanm diger ayrilikgi bolgeleri tarafmdan dikkatle izlendigi ve onlara cesaret verdigi bir gergektir. Bu ayrilikgi bolgeler Kosova'nm kendileri igin emsal te kil ettigini du unmektedirier. Batili devletlerin Kosova'nm emsalsiz oldugu iddiasi 2008 Agustosunda Abhazya'da ya^anan olaylar neticesinde buyuk bir darbe yemi^tir. Rusya'nin ve ardindan Nikaragua'nm Abhazya'nm (ve Guney Osetya'nm) bagimsizligmi tanimasi Kosova sonrasi donemin ilk somut brnegini olu^turmu^tur. Esasen hem Kosova'nin hem de Abhazya'nm bagimsiz devlet olmalarmin bnunde hukuki engeller bulunmaktadir. Fakat tanima, devletlerin kendi tasarrufunda olan bir i^lemdir. Her iki suregte de belirleyici olan hukuk olmami devletlerin politikalan olmu tur. Biryanda ABD ve AB diger yanda Rusya arasmda ya anan politik sava? hem Kosova'nm hem de Abhazya'nm bagimsiz birer devlet olarak tanmmasiyla sonugianmi tir. 91

106 Bati ve Rusya arasmda yeniden ekillenmeye ba^layan Soguk Sava surecinin ayrilikgi bolgelerin bir anda bagimsiz birer devlet haline gelmesini saglama olasiligi du^iiktur. Abhazya'nm bagimsiziigmi sadece iki uike tanimi tir ve yakm gelecekte Rusya'nm yakm muttefikleri di^mda diger ulkeler tarafmdan tanmmasi pek mumkun gozukmemektedir. Orta Asya Cumhuriyetleri ve Qin kendi etnik sorunlari nedeniyle Abhazya'nm tanmmasma sicak bakmami lardir fakat Bati ile ya anan gerginlik daha da tirmanirsa Orta Asya Cumhuriyetlerinden bazilari tanima surecine girebilirler, Qin ise bu durumda bile Abhazya'yi tanimayacaktir (Qelikpala, 2008a: 65). Bu durum ayrilikgi bolgelerin hukuken devlet olmanin kriterlerini yerine getirseler bile gerekli politik destegi almadiklari surece bagimsiz birer devlet haline gelmelerinin oldukga zor oldugunu ortaya koymu^tur. Fakat Kosova'nm bagimsizliginm ayrilikgi bolgelerin umutlanni taze tutacagi da bir gergektir. Qunku ayrilikgi bolgeler, uluslararasi sistemdeki gug dengesi degi meye ba ladikga devletlehn politik tercihierinin de degi ebilecegini agikga gormlj lerdir. Malcolm, Eski Yugoslavya'da her yerde "Yugoslavya bunalimi Kosova'da ba^ladi, Kosova'da bitecek" sozunijn tekrarlandigmi soyluyor (1998: 13) fakat gorunen o ki, Kosova bir son degil bir ba langig olacaktir. 92

107 DORDUNCU BOLUM SONUG Geleneksel uluslararasi sistem devlet odakli bir anlayi i yansitmaktadir ve bu sebeple uluslararasi ili kilerin temel aktoru olarak devletler gorulmektedir. Her ne kadar bugun geldigimiz noktada ortaya yeni aktorler gikmi olsa da devletler halen uluslararasi ili kilerin en onemli aktorleri olarak yerlerini korumaktadirlar. Son yillarda on plana gikan kendi kaderini tayin kavrami devletlerin bu konumunu sarsmaya ba?lami?tir gunku kendi kaderini tayin devietlere degil devletleri olu turan halklara odakli bir kavramdir. Var olan bu temel farkhlik ya anan sorunlarm temelini olu turmaktadir. BM ^arti'nda ifade edilmuluslararas i hukukun bir pargasi haline gelen ve 'halk'a odakli bir yakla^im olan kendi kaderini tayinin devlet egemenligi ve toprak butunlugu ilkeleriyle olan geli^kisi devlet odakli uluslararasi sistem igin yikici bir potansiyel ta imaktadir. Kokeni Aydmlanma Dbnemi'ne ait halk egemenligi du uncesine dayanan kendi kaderini tayine, tarihi sureg igerisinde birgok aniam yuklenmi tir. Kendi kaderini tayinin temel olarak ig ve di olmak uzere iki yonu bulunmaktadir: bagimsizligi yansitan di yonu ve demokratik yonetim bigimini yansitan ig yonu. Uluslararasi hukuk agisindan di kendi kaderini tayin, somurge yonetimi ve yabanci i gali altmdaki halklar igin, ig kendi kaderini tayin ise irk ayrimciligma ugrami halklar igin bir haktir. Bu durum uluslararasi hukuk agisindan yapilageli kurali haline gelmi tir. Ayrica, Uluslararasi Insan Haklan Sbzle meleri'ne taraf olan devletlerin halklari da ig kendi kaderini tayin hakkina sahiptir. Fakat Soguk Sava sonrasi demokrasi alanmda ya anan geli meler neticesinde, uluslararasi hukuk agisindan butun devletlerin halklarinin ig kendi kaderini tayin hakkina sahip oldugu yonunde bir anlayi olu^maya ba lami tir. Soguk Sava sonrasi olu$maya baglayan bir diger geli me ise ig kendi kaderini tayin hakki ihlal edilen etnik vb. gruplann di kendi kaderini tayin hakkinm dogacagi yonundedir. Ig ve di?

108 kendi kaderini tayinle ilgili bu geli meler uluslararasi hukuk agismdan henuz yapilageli kurali haline geimemi tir. Soguk Sava yillarmda kendi kaderini tayin temelde sbmurgeciligin tasfiyesi ile ilgili bir kavram olarak gbrulmu tur. Fakat bu dbnemde bile Batili devletler kendi kaderini tayinin ig ybnu, yani demokratik ybnetim bigimiyle ilgili duzenlemeler yapma pe inde olmu lardir. Soguk Sava yillarmda var olan iki kutuplu duzen kendi kaderini tayinin sadece somurgelerin tasfiyesi ile smirlandmlmasmi saglami^tir. Fakat Soguk Sava 'm bitimiyle beraber etnik temelli gati^malar ortaya gikmi? ve birgok etnik grup bagimsiz bir devlet olma pe^inde ko^maya ba lami tir. Bu suregte uluslararasi toplumu en gok me^gul eden konu Yugoslavya'nm pargalanmasi olmu tur. Yugoslavya'nm pargalanma sureci kendi kaderini tayine yeni bir boyut kazandiran geli melere sahne olmu tur. Kendi kaderini tayin anlayi mm Yugoslavya'da ki uygulama bigimi ve izlenen tanima politikasi, uluslararasi hukuk agismdan gelecekte ya anmasi muhtemel tek tarafli aynlma olaylarmda ayrilikgi gruplarca brnek gbsterilebilecek bir konuma ula ma potansiyeli ta^imaktadir. Batili devletler, federal bir devlet olan Yugoslavya'nm dagilma surecine girdigini varsayarak Yugoslavya'nm kurucu cumhuriyetlerini bagimsiz birer devlet olarak tanimi$tir. Bagimsiz birer devlet olmalarmi hukuki olarak me rula tirmak igin ise kendi kaderini tayin kavrami kullanilmi^tir. Uluslararasi toplum da cumhuriyetleri taniyarak bu durumu kabul etmi^tir. Aslmda bu durum federal devletierin varligi igin olumsuz bir brnek olmu tur. Herhangi bir federal devlet igindeki ana federe birimlerin merkezi karar mekanizmasmdan gekilmeleri, ilgili devletin dagilma surecinde oldugu degerlendirilmesinin yapilmasma ve ana federe birimlerin bagimsiz birer devlet olarak ortaya gikmasina sebep olabiiir. Yugoslavya'da ya anan budur ve diger federal devletler iginde bir brnek te^kil etmektedir. Yugoslavya'nm pargalanma surecinde kurucu cumhuriyetlerin daha bnceden var olan smirlan degi mez kabul edilmi tir. Yugoslavya'nm ig idari smirlan aynlma durumunda uluslararasi smirlar haline gelmi tir. Bu durum 94

109 diger devletlerin de kendi iglerindeki idari smirlan gizerken daha dikkatii olmalarmi gerektirecektir. Yugoslavya surecinde ortaya gikan bir diger geli mede halk kavraminda ya^anan degi imdir. Daha once bir devletin tum niifusu tek bir halk olarak kabul edilirken Yugoslavya ile beraber ana federe bihmlerin her birinin tiim nufusunun da ayn birer halk olarak kabul edilebilecegi ortaya gikmi^tir. Batili devletler Yugoslavya surecinde yeni ortaya gikan devietlere kar i ko ullu tanima politikasi uygulami^lardir. Yeni ortaya gikan devletlerin temel insan haklarmi ve azmlik haklarmi garanti etmeleri ve hukukun ustunlugune saygi duymalari taninma kriterleri olarak one suruimu tur. Bu durum ig ve di kendi kaderini tayin arasmda baglanti kuran bir uygulama olmu tur. One surulen kriterlerin demokratik yonetimi yani ig kendi kaderini tayini yansitmasi, ig kendi kaderini tayin saglanmadan di kendi kaderini tayin hakkinm onaylanmayacagi anlayi^ini dogurmu tur. Batili devletlerin ig kendi kaderini tayinin saglanmasi konusunda israrci olmalarmin ardmda yatan en onemli sebeplerden biri bu durumun ayrilikgi etnik gruplann di? kendi kaderini tayin yani bagimsizlik taleplerini azaltacagini du^unmu? olmalaridir. Ig kendi kaderini tayin hakki saglanan gruplann di? kendi kaderini tayin haklan Batililardan destek bulmami tir. Di kendi kaderini tayin iddialari ancak ig kendi kaderini tayinin saglanamadigi durumlarda destek bulmu tur. Bunun en canli ornegi, Kosova'nm bagimsizligmm Batili devletler tarafmdan desteklenmesidir. Kosova surecinde ya anlar tipki 1990'larin ba inda Yugoslavya'nin pargalanma surecinde ya^ananlar gibi kendi kaderini tayin konusunda yeni geli melerin ortaya gikmasmi saglami tir. 1990'larin ba mda Yugoslavya'nin pargalanma surecinde Kosova ozerk bolgesi kendi kaderini tayin hakki gergevesinde bagimsizligmi ilan etmi^tir. Batili devletler hem ozerk bir bolge olmasi hem de azmlik olarak nitelendirilmeleri sebebiyle Kosovah Arnavutlarm bagimsizlik iddialarini bu donemde kabul etmemi lerdir. Fakat daha sonraki suregte Kosovah Arnavutlar, Sirplar tarafmdan ayrimci bir politikaya ve agir insan haklan ihlallerine maruz kalmi^lardir yilmda NATO'nun mudahalesi sonucu 95

110 BM himayesine giren Kosova, statu muzakerelerinin ba ansizlikla sonuglanmasi uzerine Batili devletierin destegiyle 2008 yilmda bagimsiz bir devlet haline gelmi tir. Kosova, ig kendi kaderini tayin hakkmm ihlal edilmesi neticesinde di kendi kaderini tayin hakkmm ortaya giktigi bir ornektir. Bu durum yapilageli kurali haline gelmedigi igin bugunku uluslararasi hukuka aykiridir. Kosova'yia beraber ilk defa federal devletler igerisindeki ana federe birimlerin altinda bir birim bagimsiz hale gelmi? ve 2009 yili itibariyle 50'nin uzerinde devlet tarafmdan taninmi tir, Batili devletler Kosova'nm ig kendi kaderini tayin hakkmm ihlal edilmesi sebebiyle di kendi kaderini tayin talebini desteklemi lerdir. Batili devletierin yakla immm goz ardi ettigi husus, Kosova'nm ig kendi kaderini tayin hakkmm tekrar tesis edilebilme imkani oldugu halde di kendi kaderini tayin hakkmm kabul edilmesidir. Uluslararasi toplum, uluslararasi istikrar ve guvenligin saglanmasi igin di$ kendi kaderini tayin hakkmi son segenek olarak degerlendirmelidir. Kosova orneginde oldugu gibi eger ig kendi kaderini tayin hakki yeniden tesis edilebilecekse di kendi kaderini tayin talebi desteklenmemelidir. Kosova'nm bagimsizligi, kendi kaderini tayin hakkmm oznesi olan halk anlayi mda da bir degi ime i aret etmektedir. Daha bnce ana federe birimlerin tum nufusu ayri bir halk olarak kabul edilmi iken Kosova'yia beraber ana federe birimlerin altinda bir birimin tum nufusu da halk olarak kabul edilmi?tir. Ya^anan bir diger degi im ise halk ve azmlik kavramlari arasmdaki ayrimin bazi durumlarda kalkabileceginin ortaya gikmi olmasidir. Kosovali Arnavutlar azmlik olmalarma ragmen di kendi kaderini tayin haklannm kabul edilmesi, azmlik ve halk ayrimmi bnemsiz hale getirmi^tir. Kosova brneginin bir diger sonucu da ig kendi kaderini tayin hakkmm saglanmasmm di kendi kaderini tayin taleplerini azaltacagi varsayimmm gok da dogru olmadigidir. Gittikge daha fazia hak elde eden Kosovali Arnavutlar kendi etnik kimliklerinin daha fazia farkina varmi ve bagimsizlik taleplerini daha da artirmi lar, nihayetinde de bagimsiz bir devlet haline gelmi lerdir. 96

111 ig kendi kaderini tayin, temel olarak demokratik yonetim bigiminin saglanmasi aniamina gelmektedir. Demokratik yonetim bigimlyle ilgili olarak bzerklik veya bblgesel bzybnetim hatta federalizm gibi olasiliklar bne surulse de buna karar vermek tamamen devletlerin kendi inisiyatifindedir. Daha once bzerk bir bolge olan Kosova'nin bagimsiz bir devlet haline gelmesi, diger devletlerin kendi azinliklanna veya etnik gruplarina kar i bzerklik vb. bir yapilanmaya gitme konusunda daha dikkatii olmalanna sebep olacaktir. Kosova brneginin de gbsterdigi gibi bzerklik bagimsizliga giden yolda atilan bnemli bir adimdir. Higbir devlet kendi etnik vb. gruplarina bzerklik vererek toprak butunlugunu tehlikeye atmak istemeyecektir. Uluslararasi toplum, etnik gruplann di kendi kaderini tayin taleplerini agik ve kesin olarak reddetmedigi surece devletlerin bzerklik vb. bir yapilanmaya gitmelerini beklemek gergekgi degildir. Ya^anan son geli^melerinde gbsterdigi gibi ig kendi kaderini tayin hakki baglammda bzerklik vb, yapilanmayi bne surmek sorunlari gbzmemektedir. Qunku bu tur yapilanmalar etnik gruplann farkmdaliklarini artirmakta ve bagimsizlik du?uncesini bn plana gikarmaktadir. Uluslararasi toplum, ig kendi kaderini tayin hakki baglammda bzgur ve hilesiz segimlerin yapilarak temsili bir hukumetin olu^turulmasma, temel insan hak ve bzgurluklerinin ve hukukun ustunlugunun saglanmasma yogunla?malidir. Ozerklik vb, bir yapilanma olasiligi ancak ilgili devlet bu sayilanlari saglamadigmda gundeme gelmelidir. Kosova'nin bagimsizligmm Batili devletler tarafmdan desteklenmesi toprak butunlugu ilkesini zayiflatmi? ve diger ayrilikgi bolgeler igin, Batililar aksini iddia etse de, bir emsal olu^turmu^tur. Bu durumun ilk brnegi Abhazya'da ya^anmi^tir. Rusya Federasyonu, 2008 Agustos'unda Gurcistan'la ya adigi kisa sureli gati manm ardmdan Abhazya'yi bagimsiz bir devlet olarak tanimi tir. Kosova'nm bagimsizligina iddetle kar i gikan Rusya, Bati egemen dunyaya itirazmi Abhazya'yi taniyarak gbstermi ve kendi 'Kosova'sini yaratmi?tir. Kosova, yeni ekillenmeye ba layan Soguk Sava^'la beraber tehlike bir gidi^atin yolunu agmi^tir, Bir yanda ABD ve AB diger yanda Rusya arasmda ya anan politik sava? hem Kosova'nin hem de Abhazya'nm bagimsiz birer devlet olarak tanmmasiyla sonuglanmi tir. Bu durumun, diger ayrilikgi bblgelerinde bir anda bagimsiz birer devlete 97

112 donu mesini saglayacagini du unmemek gerekir. Bu ayrilikgi bolgelerin bazilari hukuken devlet olmanin kriterlerini yerine getirseler bile gerekli politik destegi almadiklari surece bagimsizliklanni elde edemeyeceklerdir. Fakat Kosova, aynlikgi bolgeler igin bir umut kaynagi olmaya devam edecektir. (Junku aynlikgi bolgeler, uluslararasi sistemdeki gug dengesi degi^meye ba ladikga devletlehn politik tercihiehnin de degi ebileceginin farkindadirlar. Hem Kosova'nm hem de Abhazya'nm bagimsiz devlet olmalarmin bnunde hukuksal engeller bulunmasma ragmen, 2009 yili itibahyle Kosova'yi 55, Abhazya'yi 2 devlet tanimi^tir. Tanima, devletlehn kendi inisiyatifinde olan bir i^lemdir ve devletlerde kendi gikaharma gbre hareket eden rasyonel vahiklardir, Bu yuzden devletler uluslararasi hukuk agismdan belirsizliklerle dolu olan kendi kaderini tayin kavramini kendi gikarlari dogrultusunda kullanma yolunu segmektediher. Bugun geldigimiz noktada aynlikgi bir grubun kendi kadehni tayin hakkmm olmasi veya olmamasi aslmda gok fazia bir aniam ifade etmemektedir. Onemli olan, politik olarak diger devletlehn destegini alabilmek ve mumkun oldugu kadar fazia uike tarafmdan tanmmaktir. Ya anan son geli melehnde agikga gbsterdigi gibi tanima, kendi kadehni tayin kavraminin bnune gegen bir olgu haline gelmi tir. Bu durum, kendi kadehni tayin kavramini gittikge daha fazia siyasalla maya dogru gbturmektedir. Kavram siyasalla tikga da demokrasi olarak nitelendihiebilecek bz aniami deger kaybetmektedir. Yirminci yuzyilm ilk geyregi buyuk imparatohuklarm pargalanmasma ve yehehne nispeten daha kuguk devletlehn kurulmasma taniklik etmi tir. Ikinci Dunya Sava i sonrasmdan 1980 l lere kadar ise sbmurgeciligin tasfiyesi surecinin ba lamasiyla beraber yeni bagimsiz devletler ortaya gikmi tir. 1980, lerin sonuna dogru Soguk Sava^'m bitimiyle beraberde uluslararasi toplum SSCB ve Yugoslavya'nm varliginm sona ermesiyie yeni ortaya gikan devletlere taniklik etmi^tir. Bugun geldigimiz noktada ise uluslararasi toplum, devletlehn pargalanma surecinin henuz sona ermedigine ve mikro milliyetgilik akimlanyla beraber yeni devletlehn ortaya gikabilecegi gergegine taniklik etmektedir. Bu suregte en buyuk zaran hig uphesiz ulusal butunlugunu 98

113 saglayamami devletler gbrmektedir. Gunumuz dunyasmda devletler arasi 9ati malar bir istisna haline gelirken devlet igi gati$malar gittikge yogunla maktadir. Devlet igi gati malarm temel sebebi etnik gruplann kendi kaderini tayin gergevesinde bagimsizlik vb. iddialarda bulunmasidir. Bu yuzden uluslararasi toplum, bari ve istikrari saglamak igin di kendi kaderini tayin taleplerini son segenek olarak degerlendirmeli ve ig kendi kaderini tayinin gergekle^tirilmesine yogunla malidir. Zaten kendi kaderini tayin kavrammm bzu de bagimsizlik degil demokratik ybnetim bigiminin saglanmasidir. 99

114 KAYNAKQA ABD Di i leri Bakanligi. <http://www.state.gov/www/regions/eur/ksvo_ rambouillet_text.html>, 20 Ocak ALMOND, Mark. "Black Roses: Georgia's Refornners Fall Out", 3 Kasim <http://markalmondoxford.blogspot.eom/2007/11/black-roses-georgiasreformers-fall-out.html>, 15 ubat ALTMANN, F. Lothar. "The Status of Kosovo", Chaillot Paper 50, Institute for Security Studies Western European Union, 2001, <http://aei.pitt.edu/511/01/chai50e.html#2>, 2 ubat ARMAOGLU, Fahir. 20.Yuzyil Siyasi Tarihi Cilt 1-2: , 15.Baski, Istanbul, Alkim Yayinevi, AYHAN, Veysel. "Bir Bilim Dali Olarak Uluslararasi ili kilerin Geli imi", Haydar QAKMAK (Ed.), Uluslararasi ili kiler Giri, Kavram ve Teoriler, Ankara, Platin Yayinlari, 2007, 1-9. BANKS, Arthur S. (Ed.). Political Handbook of the World: 1990, New York, OSA Publications, BBC Turkish, 15 ubat <http://wvw^. bbc.co.uk/turkish/europe /story/2008/02/080215_serbia_un.shtml>, 20 Kasim BBC Turkish, 19 ubat <http://www.bbc.co.uk/turkish/europe/ story/2008/02/080219_kosovo_russia.shtml>, 20 Kasim BBC Turkish, 19 ubat <http://www.bbc.co.uk/turkish/europe/ story/2008/02/080219_kosovo.shtml>, 20 Kasim BM Dokumantasyon Merkezi, 713 Sayili Karar. <http://daccessdds.un.org/ doc/resolution/gen/nr0/596/49/img/nr pdf?openelement>, 15 Ekim BM Dokumantasyon Merkezi, 777 Sayili Karar. <http://daccessdds.un.org/ doc/undoc/gen/n92/451/57/img/n pdf?openelement>, 15 Ekim BM Dokumantasyon Merkezi, 1244 Sayili Karar. <http://daccess-ods.un.org/ TMP/ html> ) 5 Kasim BM Dokumantasyon Merkezi, 1514 Sayili Karar. <http://daccessdds.un.org/ doc/resolution/gen/nro/152/88/img/nr pdf?openelement>, 3 Kasim BM Dokumantasyon Merkezi, 2625 Sayili Karar. <http://daccessdds.un.org/ doc/resolution/gen/nr0/348/90/img/nr pdf?openelement>, 3 Kasim

115 BM Haber Merkezi, 8 Ekim <http://www.un.org/apps/news/ story.asp?newsld=28492&cr=kosovo&cr1 =&Kw1 =kosovo&kw2=serbia&k w3=international+court+of+justice>, 10 Ocak BM Insan Haklan Yuksek Komiserligi. <http://www2.ohchr.org/english/ law/cescr.htm>, 10 Aralik <http://www2.ohchr.org/english/ law/ccpr.htm>, 10 Aralik BM arti. <http://www.un.org/aboutun/charter/chapter1.shtml>, 3 Kasim BM arti. <http://www.un.org/aboutun/charter/chapter9.shtml>, 3 Kasim BONSIGNORE, Ezio. "The Kosovo Payback", Military Technology, 32, 9, 2008, 4-6. Britannica Encyclopaedia. <http://www.britannica.com/ebchecked/topic/ /self-determination>, 25 Ekim BUCHANAN, Allen. Justice, Legitimacy and Self-Determination: Moral Foundations for International Law, New York, Oxford University Press, CAPLAN, Richard. "Conditional Recognition as an Instrument of Ethnic Conflict Regulation: The European Community and Yugoslavia", Nations and Nationalism, 8, 2, 2002, CARDENAS Emilio J. ve M.Fernanda CANAS. "The Limits of Self- Determination", Wolfgang DANSPECKGRUBER (Ed.), The Self- Determination of Peoples, Boulder, Lynne Rienner Publishers, 2002, CASSESE, Antonio. Self-Determination of Peoples, New York, Cambridge University Press, COCKBURN, Alexander. "Toward a New New Cold War", Nation, 287, 7, 2008, 11. Collins English Dictionary, <http://wvw.collinslanguage.com/results.aspx? context=3&reversed=false&action=define&homonym=0&text=selfdetermination>, 25 Ekim COPPIETERS, Bruno. "War and Secession: A Moral Analysis of the Georgian-Abkhaz Conflict", Bruno COPPIETERS ve Richard SAKWA (Ed.), Contextualizing Secession: Normative Studies in Comparative Perspective, New York, Oxford University Press, 2003, CO KUN, Birgul. "Kureselle me", Haydar QAKMAK (Ed.), Uluslararasi ili kiler Giri, Kavram ve Teoriler, Ankara, Platin Yayinlari, 2007,

116 CRAWFORD, James. "The Right of Self-Determination in International Law: Its Development and Future", Philip ALSTON (Ed.), Peoples' Rights, New York, Oxford University Press, 2001, QAKMAK, Haydar. Uluslararasi Krizler ve Turk Silahli Kuvvetleri, Ankara, Platin Yaymlan, QELlKPALA, Mitat. "Kuzey Kafkasya'da Anla^mazliklar, Qati malar ve Turkiye", Mustafa AYDIN ve Qagri ERHAN (Ed.), Be Deniz Havzasinda Tiirkiye, Ankara, Siyasal Kitabevi, 2006a, QELlKPALA, Mitat. "Abhazya Gergegi ve Rus-Gurcu-Abhaz Uggenindeki Geli^meler", NART, 51, 2006b, QELlKPALA, Mitat. "Kafkaslarda Neler Oluyor", Ekonomik Forum, Eylul 2008a, QELlKPALA, Mitat. "Kafkaslarda Son Geli meler ve Turkiye", Abhazya ve G.Osetya Gergegi, Ankara, 2008b, QEViK, Abdulkadir. Politik Psikoloji, 2.Baski, Ankara, Dost Kitabevi Yaymlan, DETREZ, Raymond. "The Right to Self-Determination and Secession in Yugoslavia: A Hornets' Nest of Inconsistencies", Bruno COPPIETERS ve Richard SAKWA (Ed.), Contextualizing Secession: Normative Studies in Comparative Perspective, New York, Oxford University Press, 2003, FALK, Richard. "Self-Determination Under International Law: The Coherence of Doctrine Versus the Incoherence of Experience", Wolfgang DANSPECKGRUBER (Ed.), The Self-Determination of Peoples, Boulder, Lynne Rienner Publishers, 2002, FAWN, Rick ve Sally N.CUMMINGS. "Interests Over Norms in Western Policy Towards the Caucasus: How Abkhazia is No One's Kosovo", European Security, 10, 3, Autumn 2001, FREEMAN, Michael. "Democracy and Dynamite: The Peoples' Right to Self- Determination". Political Studies, XLIV, 3, 1996, FRIEDMAN, George. "Georgia and Kosovo: A Single Intertwined Crisis", 25 Agustos <http;//www.stratfor.com/weekly/georgia_and_kosovo_single_ intertwined_crisis>, 20 Ekim GOODWIN, Morag. "From Province to Protectorate to State? Speculation on the Impact of Kosovo's Genesis Upon the Doctrines of International Law", German Law Journal, 8, 1, 2007, <http://www.germanlawjournal.com/ pdf/vol08no01/pdf_vol_08_no_01_1-20_si_goodwin.pdf>, 5 Ocak

117 GUILING, Liu. "Playing Hardball", Beijing Review, 51, 37, 2008, GUNDUZ, Asian. Milletferarasi Hukuk Temel Belgeler-Ornek Kararlar, S.Baski, Istanbul, Beta Basim Yayim Dagitim, HANNUM, Hurst. Documents on Autonomy and Minority Rights, Dordrecht, Martins Nijhoff Publishers, HANNUM, Hurst. "The Specter of Secession; Responding to Claims for Ethnic Self-Determination", Foreign Affairs, 77, 2, 1998, HAZEWINKEL, Harm J. "Self-Determination, Terhtohal Integrity and the OSCE", Helsinki Monitor: Security and Human Rights, 18, 4, 2007, HERACLIDES, Alexis. "Secession, Self-Determination and Nonintervention: In Quest of a Normative Symbiosis", Journal of international Affairs, 45, 2, Winter 1992, Human Rights Watch, "Georgia/Abkhazia: Violations of the Laws of War and Russia's Role in the Conflict", 1 Mart <http://www.unhcr.org/ refwohd/docid/3ae6a8274.html>, 10 ubat2009. HCirhyet Gazetesi, 14 ubat <http://www.hurhyet.com.tr/ dunya/ asp>, 20 Kasim ICG Balkans Report No.46. "Intermediate Sovereignty As A Basis for Resolving the Kosovo Crisis", 9 Kasim <http://www.chsisgroup.org/ library/documents/report_archive/a400171_ pdf>, 4 Aralik ICG Europe Bhefing No.34. " Saakashvili's Ajara Success: Repeatable Elsewhere in Georgia", 18 Agustos <http://www.chsisgroup.org/ library/documents/europe/caucasus/040818_saakashvili_ajara_success_rep eatable_elsewhere_in_georgia.pdf>, 5 Aralik ICG Europe Report No.176. "Abkhazia Today", 15 Eyiul <http://www.chsisgroup.org/library/documents/europe/caucasus/176_abkhazi a_today.pdf>, 4 Aralik ICG Europe Report No.179. "Abkhazia: Ways Forward", 18 Ocak <http://www.crisis.group.org/library/documents/europe/caucasus/179_abkhazi a ways_forward.pdf>, 4 Arahk ICG Europe Report No.193, "Georgia and Russia: Clashing Over Abkhazia, 5 Haziran <http://www.chsisgroup.org/library/documents/europe/ caucasus/193_georgia_and_russia_clashing_over_abkhazia.pdf> l 5 Aralik

118 ICG Europe Report No.195, "Russia vs Georgia: The Fallout", 22 Agustos ssia vshtjpd/vnaw.crtilssjjhilflpubi^ >, 5 Aralik JOVANOVIC, Miodrag. "National Self-Determination as a Legitimate Way Towards European Union-The Case of Former Yugoslavia", International Journal on Minority and Group Rights, 9, 1, 2002, KAMALOV, llyas. "Medvedev Kafkaslarda Yeni Kosovalar Yaratiyor", 27 Agustos <http://asam.org.tr/tr/yazigoster.asp?id=2517&kat1=6&kat2 =>, 4 Ocak KANBOLAT, Hasan. "Kosova Guney Kafkasya'ya Yansimaya Ba^ladi", 10 Mart <http://www.avsam.org/tr/yazigoster.asp7kat1 =4&ID=2042>, 25 Aralik KOFMAN, Daniel. "Secession, Law and Rights: The Case of the Former YugoslaviaHuman Rights Review, 1, 2, 2000, Kosova Cumhuriyet Di i leri Bakanligi. <http://www.ks-gov.net/mpj/njohjet/ tabid/93/default.aspx> l 25 ubat LAUWERS, Gunter ve Stefaan SMiS. "New Dimensions of the Right to Self- Determination: A Study of the International Response to the Kosovo Crisis", Nationalism & Ethnic Politics, 6, 2, Summer 2000, LENIN, V.llyich. The Right of Nations to Self-Determination, Moskova, Foreign Language Publishing House, MACARTNEY, C. Aylmer. National States and National Minorities, New York, Russell & Russell, MALCOLM, Noel. Kosova Balkanlan Aniamak ipin, (Qev. Ozden ARIKAN), Istanbul, Sabah Kitaplari, Merriam-Webster Online Dictionary, <http://vww.merriam-webster.com/ dictionary/self-determination> 1 25 Ekim MURINSON, Alexander. "The Secessions of Abkhazia and Nagorny Karabagh: The Roots and Patterns of Development of Post-Soviet Micro- Secessions in Transcaucasia", Central Asian Survey, 23, 1, March 2004, MUSGRAVE, Thomas D. Self-Determination and National Minorities, New York, Oxford University Press, Ntvmsnbc, 27 Agustos <http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/ asp>, 20 Ekim

119 ORTAKOVSKI, Vladimir. Minorities in the Balkans, New York, Transnational Publishers, PAVKOVIC, Aleksandar. "Recursive Secessions in Former Yugoslavia: too Hard a Case for Theories of Secession?", Political Studies, 48, 3, 2000, PAZARCI, Huseyin. Uluslararasi Hukuk, S.Baski, Ankara, Turhan Kitabevi Yaymlari, PELLET, Alain. "The Opinions of the Badinter Arbitration Committee: A Second Breath for the Self-Determination of Peoples", EJIL, 3. 1, 1992, <http://ejil.0xf0rdj0urnals.0rg/cgi/reprint/3/1/178>, 24 Aralik POTIER, Tim. Conflict in Nagorno-Karabakh, Abkhazia and South Ossetia; A Legal Appraisal, Dordtrecht, Kluwer Law International, RADAN, Peter. The Break-up of Yugoslavia and International Law, London ve New York, Routledge, RADY, Martyn. "Self-Determination and the Dissolution of Yugoslavia", Ethnic and Racial Studies, 19, 2, 1996, REIS06LU, Safa. Uluslararasi Boyutlanyla insan Haklan, Istanbul, Beta Basim Yayim Dagitim, Report of the Secretary-General on the Situation in Abkhazia, Georgia, Pursuan to Security Council Resolution 1839, 3 ubat 2009 <http://www.unhcr.org/refworld/docid/4992dff02.html>, 13 ubat RICH, Roland. "Recognition of States: The Collapse of Yugoslavia and the Soviet Union", EJIL, 4,1,1993, <http://ejil.oxfordjoumals.org/ cgi/reprint/4/1/36>, 28 Aralik ROACH, Steven C. "Minority Rights and an Emergent International Right to Autonomy: A Historical and Normative Assessment", International Journal on Minority and Group Rights, 11,4, 2004, Sirbistan Cumhuriyeti Ulusal Meclisi, 9 Kasim <http://www.parlament.sr.gov.yu/content/eng/aktivnosti/skupstinske_detalji.asp?ld=1104&t=a>, 20 Ocak Sirbistan Hukumeti Resmi Web Sitesi. <http://www.srbija.gov.rs/cinjenice_o_ srbiji/ustav.php?changejang=en>, 20 Ocak SMITH, E.Conrad (Ed.). The Constitution of the United States, New York, II.Baski, Barnes & Noble Books, 1979.?AHlN l Mustafa. Avrupa Birligi'nin Self-Determinasyon Politikasi, Ankara, Nobel Yayin Dagitim,

120 Teksas Universitesi Kutuphanesi. <http://www.lib.utexas.edu/maps/europe/ yugoslav.jpg>, 3 Ocak Teksas Universitesi Kutuphanesi. <http://www.lib.utexas.edu/maps/common wealth/ethnocaucasus.jpg>, 15 Ocak TEMPERLEY, H.W.Vazeille. A History of the Peace Conference of Paris, 3, London, Oxford University Press, The World Factbook. <https://www.cia.gov/library/publications/theworld factbook/geos/kv.html#people>, 25 ubat THOMAS, Raju G.C. "Self-Determination and International Recognition Policy: An Alternative Interpretation of Why Yugoslavia Disintegrated", World Affairs, 160, 1, Summer 1997, TIERNEY, Stephen. "In a State of Flux: Self-Determination and the Collapse of Yugoslavia", International Journal on Minority and Group Rights, 6, 1/2, 1999, Tumgazeteler, 10 Ekim <http://www.tumgazeteler.com/?a= , 3 Aralik TURBEDAR, Erhan. "Kosova'nm Bagimsizligi ve Muhtemel Etkiieri", Stratejik Analiz, Mart 2008, <http;//www.asam.org.tr/temp/t8mp 630.pdf>, 19 Arahk TURK, Danilo. "Recognition of States; A Comment", EJIL, 4. 1, 1993, <http://ejil.0xf0rdj0urnais.0rg/cgi/reprint/4/1/66>, 17 Arahk TURKONE, Mumtazer. "Devlet", Haydar QAKMAK (Ed.), Uluslararasi ili kiler Giri, Kavram ve Teoriler, Ankara, Platin Yaymlari, 2007, UNMIK, <http://www.unmikonline.org/intro.htm>, 3 ubat2009. UNOMIG. <http://www.un0mig.0rg/data/file/l 015/090213_SRES_1866.pdf>, 24 ubat Uppsala University Department of Peace and Conflict Research. <http;//www.pcr.uu.se/>, 11 Kasim UNAL, eref. Temel Hak ve Ozgurliikler ve insan Haklan Hukuku, Ankara, Yetkin Yaymlari, YALQINKAYA, Haldun. Sava : Uluslararasi ili^kilerde Giig Kullanimi, Ankara, Imge Kitabevi Yaymlari,

121 ZIMMERMANN, Andreas ve Carsten STAHN. "Yugoslav Territory, United Nations Trusteeship or Sovereign State? Reflections on the Current and Future Legal Status of Kosovo", Nordic Journal of International Law, 70, 4, 2001, Tarihli SSCB Anayasasi Madde 78. <http://wvw.departments.bucknell. edu/russian/const/77cons03.html#chap08> 1 19 Ocak Tarihli SSCB Anayasasi Madde 86. <http://v\ww.departments.bucknell. edu/russian/const/77cons03.html#chap09>, 19 Ocak

122 EKLER EK-A : 1991 NUFUS SAYIMINA GORE YUGOSLAVYA'NIN ETNiK DAGILIM HARiTASI EK-B : AT DI i LERl BAKANLARININ 16 ARALIK 1991 TARlHLl YUGOSLAVYA DEKLARASYONU EK-C : AT'NiN 16 ARALIK 1991 TARlHLl 'SOVYETLER BiRLlSI VE DOGU AVRUPA'DAKI YENI DEVLETLERIN TANINMA PRENSIPLERI' DEKLARASYONU EK-g : BADINTER KOMISYONU'NUN 1, 2 ve 3 NUMARALI G0RU LER EK-D : BADINTER KOMISYONU'NUN 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 NUMARALI GORQ LERI EK-E EK-F : BM GUVENLIK KONSEYI'NIN 1244 SAYILI KARARI : KAFKASYA BOLGESININ ETNIK DAGILIM HARITASI 108

123 EK-A 1991 NOFUS SAYIMINA GORE YUGOSLAVYA'NIN ETNIK DAGILIM HARiTASh Former Yugoslavia Austna Hungary Hungarian. 1.9 Montene^, 2.5 Yugoslav. 5.4* Macedonian. 5.9 Atbanian, 7. Otfwf, 3.9 Siovtnii Skwene, 7.8 ZAGREB V Croatia ( uvfonomous Tprovinoe) J Muslim, 8.9 Croat ' Yugostm M Omc penons wtw listed Pn«TBtf«a»d> m V«1961 araui. The* m (HspeneO ama tf* country. Roinania C i i Serbia Adriatic Sea \ Montenegro 1 Bulgaria Altman BU^rian Croat O Hungari»i Macedonian Montene^ln Muslim Sert) Slovak Skxene LZJ NO majortty present Band an oprtht data tam 1991 eemm. Albania Greece S«rM ind rabbb<ko<7z)m2 k*v«tiiirm th* (oration e< t JoM MtptnStfu Hilt. Octffa* rtwt, H( VI bttn onntty r*«of>um tt (till by tm UMM tlllm. WKtOent* h««ptocmhvo^ IMMV tliwtooa twt hii not b*«n rormift rvcognum (t i fjti fry t)«umm ItllM. * Kaynak: Teksas Universitesi Kutuphanesi [web], A-1

124 EK-B AT DI I LERI BAKANLARININ 16 ARALIK 1991 TARIHLI YUGOSLAVYA DEKLARASYONU* DECLARATION ON YUGOSLAVIA (EXTRAORDINARY EPC MINISTERIAL MEETING, BRUSSELS, 16 DECEMBER 1991) The European Community and its Member States discussed the situation in Yugoslavia in the light of their Guidelines on the recognition of new states in Eastern Europe and in the Soviet Union. They adopted a common position with regard to the recognition of Yugoslav Republics. In this connection they concluded the following: The Community and its Member States agree to recognize the independence of all the Yugoslav Republics fulfilling all the conditions set out below. The implementation of this decision will take place on 15 January They are therefore inviting all Yugoslav Republics to state by 23 December whether; - they wish to be recognized as independent States - they accept the commitments contained in the above-mentioned Guidelines - they accept the provisions laid down in the draft Convention - especially those in Chapter II on human rights and rights of national or ethnic groups - under consideration by the Conference on Yugoslavia - they continue to support - the efforts of the Secretary General and the Security Council of the United Nations, and - the continuation of the Conference on Yugoslavia. * Kaynak: Turk [web], B-1

125 EK-B'NIN DEVAWll The applications of those Republics which reply positively will be submitted through the Chair of the Conference to the Arbitration Commission for advice before the implementation date. In the meantime, the Community and its Member States request the UN Secretary General and the UN Security Council to continue their efforts to establish an effective cease-fire and promote a peaceful and negotiated outcome to the conflict. They continue to attach the greatest importance to the early deployment of a UN peace-keeping force referred to in UN Security Council Resolution 724. The Community and its Member States also require a Yugoslav Republic to commit itself, prior to recognition, to adopt constitutional and political guarantees ensuring that it has no territorial claims towards a neighbouring Community State and that it will conduct no hostile propaganda activities versus a neighbouring Community State, including the use of a denomination which implies territorial claims. B-2

126 EK-C AT'NIN 16 ARALIK 1991 TARIHLI 'SOVYETLER BIRLIGI VE DOGU AVRUPA'DAKi YENi DEVLETLERIN TANINMA PRENSiPLERI' DEKLARASYONU* DECLARATION ON THE GUIDELINES ON THE RECOGNITION OF NEW STATES IN EASTERN EUROPE AND IN THE SOVIET UNION" (16 DECEMBER 1991) In compliance with the European Council's request, Ministers have assessed developments in Eastern Europe and the Soviet Union with a view to elaborating an approach regarding relations with new states. In this connection they have adopted the following guidelines on the formal recognition of new states in Eastern Europe and in the Soviet Union: The Community and its Member States confirm their attachment to the principles of the Helsinki Final Act and the Charter of Paris, in particular the principle of self-determination. They affirm their readiness to recognize, subject to the normal standards of international practice and the political realities in each case, those new States which, following the historic changes in the region, have constituted themselves on a democratic basis, have accepted the appropriate international obligations and have committed themselves in good faith to a peaceful process and to negotiations. Therefore, they adopt a common recognition of these new States, which requires; position on the process of - respect for the provisions of the Charter of the United Nations and the commitments subscribed to in the Final Act of Helsinki and in the Charter of Paris, especially with regard to the rule of law, democracy and human rights * Kaynak: Turk [web], C-1

127 EK-C'NIN DEVAMI - guarantees for the rights of ethnic and national groups and minorities in accordance with the commitments subscribed to in the framework of the CSCE - respect for the inviolability of all frontiers which can only be changed by peaceful means and by common agreement - acceptance of all relevant commitments with regard to disarmament and nuclear non-proliferation as well as to security and regional stability - commitment to settle by agreement, including where appropriate by recourse to arbitration, all questions concerning State succession and regional disputes. The Community and its Member States will not recognize entities which are the result of aggression. They would take account of the effects of recognition on neighbouring States. The commitment to these principles opens the way to recognition by the Community and its Member States and to the establishment of diplomatic relations. It could be laid down in agreements. C-2

128 EK-g BADINTER KOMISYONU'NUN 1, 2 VE 3 NUMARALI GORU^LERi' OPINION NO. 1 The President of the Arbitration Committee received the following letter from Lord Carrington, President of the Conference on Yugoslavia, on 20 November 1991; We find ourselves with a major legal question. Serbia considers that those Republics which have declared or would declare themselves independent or sovereign have seceded or would secede from the SFRY which would otherwise continue to exist. Other Republics on the contrary consider that there is no question of secession, but the question is one of a disintegration or breaking-up of the SDRY as the result of the concurring will of a number of Republics. They consider that the six Republics are to be considered equal successors to the SFRY, without any of them or group of them being able to claim to be the continuation thereof. 1 should like the Arbitration Committee to consider the matter in order to formulate any opinion or recommendation which it might deem useful. The Arbitration Committee has been apprised of the memoranda and documents communicated respectively by the Republics of Bosnia and Herzegovina, Croatia, Macedonia, Montenegro, Slovenia, Serbia, and by the President of the collegiate Presidency of the SFRY. 1)The Committee considers; a) that the answer to the question should be based on the principles of public international law which serve to define the conditions on which an * Kaynak; Pellet (web], Q-1

129 EK-Q'NiN DEVAMI entity constitutes a state; that in this respect, the existence or disappearance of the state is a question of fact; that the effects of recognition by other states are purely declaratory; b) that the state is commonly defined as a community which consists of a territory and a population subject to an organized political authority: that such a state is characterized by sovereignty; c) that, for the purpose of applying these criteria, the form of internal political organization and the constitutional provisions are mere facts, although it is necessary to take them into consideration in order to determine the Government's way over the population and the territory: d) that in the case of a federal-type state, which embraces communities that possess a degree of autonomy and, moreover, participate in the exercise of political power within the framework of institutions common to the Federation, the existence of the state implies that the federal organs represent the components of the Federation and wield effective power; e) that, in compliance with the accepted definition in international law, the expression 'state succession' means the replacement of one state by another in the responsibility for the international relations of territory. This occurs whenever there is a change in the territory of the state. The phenomenon of state succession is governed by the principles of international law, from which the Vienna Conventions of 23 August 1978 and 8 April 1983 have drawn inspiration. In compliance with these principles, the outcome of succession should be equitable, the states concerned being free of terms of settlement and conditions by agreement. Moreover, the peremptory norms of general international law and, in particular, respect for the fundamental hghts of the individual and the rights of peoples and minorities, are binding on all the parties to the succession. 2)The Arbitration Committee notes that: a) - although the SFRY has until now retained its international personality, notably inside international organizations, the Republics have expressed their desire for independence; g-2

130 EK-Q'NiN DEVAIVII - in Slovenia, by a referendum in December 1990, followed by a declaration of independence on 25 June 1991, which was suspended for three months and confirmed on 8 October 1991; - in Croatia, by a referendum held in May 1991, followed by a declaration of independence on 25 June 1991, which was suspended for three months and confirmed on 8 October 1991; - in Macedonia, by a referendum held in September 1991 in favour of a sovereign and independent Macedonia within an association of Yugoslav states; - in Bosnia and Herzegovina, by a sovereignty resolution adopted by Parliament on 14 October 1991, whose validity has been contested by the Serbian community of the Republic of Bosnia and Herzegovina. b) - The composition and workings of the essential organs of the Federation, be they the Federal Presidency, the Federal Council, the Council of the Republics and the Provinces, the Federal Executive Council, the Constitutional Court or the Federal Army, no longer meet the criteria of participation and representatives inherent in a federal state; c) - The recourse to force has led to armed conflict between the different elements of the Federation which has caused the death of thousands of people and wrought considerable destruction within a few months. The authorities of the Federation and the Republics have shown themselves to be powerless to enforce respect for the succeeding ceasefire agreements concluded under the auspices of the European Communities or the United Nations Organization. 3) - Consequently, the Arbitration Committee is of the opinion: - that the Socialist Federal Republic of Yugoslavia is in the process of dissolution; - that it is incumbent upon the Republics to settle such problems of state succession as may arise from this process in keeping with the principles and rules of international law, with particular regard for human rights and the rights of peoples and minorities; g-3

131 EK-Q'NiN DEVAMI - that it is up to those Republics that so wish, to work together to form a new association endowed with the democratic institutions of their choice. OPINION NO. 2 On 20 November 1991 the Chairman of the Arbitration Committee received a letter from Lord Carrington, Chairman of the Conference on Yugoslavia, requesting the Committee's opinion on the following question put by the Republic of Serbia: Does the Serbian population in Croatia and Bosnia-Herzegovina, as one of the constituent peoples of Yugoslavia, have the right to selfdetermination? The Committee took note of the aide-memoires, observations and other materials submitted by the Republics of Bosnia-Herzegovina, Croatia, Macedonia, Montenegro, Slovenia and Serbia, by the Presidency of the Socialist Federal Republic of Yugoslavia (SFRY) and by the 'Assembly of the Serbian People of Bosnia-Herzegovina'. 1. The Committee considers that, whatever the circumstances, the right to self-determination must not involve changes to existing frontiers at the time of independence (uti possidetis juris) except where the states concerned agree otherwise. 2. Where there are one or more groups within a state constituting one or more ethnic, religious or language communities, they have the right to recognition of their identity under international law. As the Committee emphasized in its Opinion No. 1 of 29 November 1991, published on 7 December, the - now peremptory - norms of international law require states to ensure respect for the rights of minorities. This requirement applies to all the Republics vis-a-vis the minorities on their territory. g-4

132 EK-g'NiN DEVAMI The Serbian population in Bosnia-Herzegovina and Croatia must therefore be afforded every right accorded to minorities under international convention as well as national and international guarantees consistent with the principles of international law and the provisions of Chapter II of the draft Convention of 4 November 1991, which has been accepted by these Republics. 3. Article 1 of the two 1986 International Covenants on human rights establishes that the principle of the right to self-determination serves to safeguard human rights. By virtue of that right every individual may choose to belong to whatever ethnic, religious or language community he or she wishes. In the Committee's view one possible consequence of this principle might be for the members of the Serbian population in Bosnia-Herzegovina and Croatia to be recognized under agreements between the Republics as having the nationality of their choice, with all the rights and obligations which that entails with respect to the states concerned. 4. The Arbitration Committee is therefore of the opinion: (i) that the Serbian population in Bosnia-Herzegovina and Croatia is entitled to all the rights concerned to minorities and ethnic groups under international law and under the provisions of the draft Convention of the Conference on Yugoslavia of 4 November 1991, to which the Republics of Bosnia-Herzegovina and Croatia have undertaken to give effect; and (ii) that the Republics must afford the members of those minorities and ethnic groups all the human rights and fundamental freedoms recognized in international law, including, where appropriate, the right to choose their nationality. g-5

133 EK-g'NiN DEVAMI OPINION NO. 3 On 20 November 1991 the Chairman of the Arbitration Committee received a letter from Lord Carrington, Chairman of the Conference on Yugoslavia, requesting the Committee's opinion on the following question put by the Republic of Serbia: Can the internal boundaries between Croatia and Serbia and between Bosnia-Herzegovina and Serbia be regarded as frontiers in terms of public international law? The Committee took note of the aide-memoires, observations and other materials submitted by the Republics of Bosnia-Herzegovina, Croatia, Macedonia, Montenegro, Slovenia and Serbia, by the Presidency of the Socialist Federal Republic of Yugoslavia (SFRY) and by the "Assembly of the Serbian People of Bosnia-Herzegovina'. 1. In its Opinion No. 1 of 29 November, published on 7 December, the Committee found that "the Socialist Federal Republic of Yugoslavia is In the process of breaking up'. Bearing in mind that the Republics of Croatia and Bosnia-Herzegovina, inter alia, have sought international recognition as independent states, the Committee is mindful of the fact that its answer to the question before it will necessarily be given in the context of a fluid and changing situation and must therefore be founded on the principles and rules of public international law. 2. The Committee therefore takes the view that once the process in the SFRY leads to the creation of one or more independent states, the issue of frontiers, in particular those of the Republics referred to in the question before it, must be resolved in accordance with the following principles: First - All external frontiers must be respected in line with the principles stated in the United Nations Charter, in the Declaration on Q-6

134 EK-g'NiN DEVAMI Principles of International Law concerning Friendly Relations and Cooperation among States in accordance with the Charter of the United Nations (General Assembly Resolution 2625 (XXV)) and in the Helsinki Final Act, a principle which also underlies Article 11 of the Vienna Convention of 23 August 1978 on the Succession of States in Respect of Treaties. Second - The boundaries between Croatia and Serbia, between Bosnia-Herzegovina and Serbia, and possibly other adjacent independent states may not be altered except by agreement freely arrived at. Third - Except where otherwise agreed, the former boundaries become frontiers protected by international law. This conclusion follows from the principle of respect for the territorial status quo and, in particular, from the principle of uti possidetis. Uti possidetis, though initially applied in settling decolonisation issues in America and Africa, is today recognized as a general principle, as stated by the Internationa! Court of Justice in its Judgment of 22 December 1986 in the case between Burkina Fase and Hali (Frontier Dispute, (1986) Law Reports 554 at 565): Nevertheless the principle is not a special rule which pertains solely to one specific system of international law. It is a general principle, which is logically connected with the phenomenon of the obtaining of independence, wherever it occurs. Its obvious purpose is to prevent the independence and stability of new states being endangered by fratricidal struggles... The principle applies all the more readily to the Republic since the second and fourth paragraphs of Article 5 of the Constitution of the SFRY stipulated that the Republics' territories and boundaries could not be altered without their consent. Fourth - According to a well-established principle of international law the alteration of existing frontiers or boundaries by force is not capable of producing any legal effect. This principle is to be found, for instance, in the Q-7

135 EK-g'NiN DEVAMI Declaration on Principles of International Law concerning Friendly Relations and Cooperation among States in accordance with the Charter of the United Nations (General Assembly Resolution 2625 (XXV)) and in the Helsinki Final Act; it was cited by the Hague Conference on 7 September 1991 and is enshrined in the draft Convention of 4 November 1991 drawn up by the Conference on Yugoslavia. g-8

136 EK-D BADINTER KOWliSYONUNUN 4,5,6,7,8,9 VE 10 NUMARALI GORU LERi* OPINION NO. 4 ON INTERNATIONAL RECOGNITION OF THE SOCIALIST REPUBLIC OF BOSNIA-HERZEGOVINA BY THE EUROPEAN COMMUNITY AND ITS MEMBER STATES In a letter dated 20 December 1991 to the President of the Council of the European Communities, the Minister of Foreign Affairs of the Socialist Republic of Bosnia-Herzegovina asked the Member States of the Community to recognize the Republic. The Arbitration Commission proceeded to consider this application in accordance with the Declaration on Yugoslavia and the Guidelines on the Recognition of New States in Eastern Europe and in the Soviet Union adopted by the Council on 16 December 1991 and with the rules of procedure adopted by the Arbitration Commission on 22 December. For the purposes of its deliberations the Commission took note of the following materials supplied by the Socialist Republic of Bosnia-Herzegovina (SRBH): 1. Answers to the Commission's questionnaire sent to the Republics concerned on 24 December 1991; 2. Extracts from the relevant provisions of the 1974 Constitution of the SRBH, the constitutional amendments passed in 1990, the Constitution of the Socialist Federal Republic of Yugoslavia and the draft Constitution currently being prepared; 3. The 'Memorandum' and "Platform' of the Assembly of the SRBH, dated 14 October 1991; Kaynak: Turk [web], D-1

137 EK-D'NIN DEVAMI 4 Letter of 27 December 1991 from the President of the Presidency of the SRBH to Lord Carrington, Chairman of the Conference on Yugoslavia, on the formation of an "Assembly of the Serbian People in Bosnia- Herzegovina': 5. The Decision of 8 January 1992 by the Prime Minister of the SRBH, published in the Official Journal, whereby the Government undertook to abide by the international agreements cited in the Guidelines; 6. Answers, dated 8 January 1992, to the Commission's request for additional information on 3 January. The Commission also had before it two letters, dated 22 December 1991 and 9 January 1992, from the President of the "Assembly of the Serbian People in Bosnia-Herzegovina', copies of which were sent to the Chairman of the Commission on the same dates. Having regard to the information before it, and having heard the Rapporteur, the Arbitration Commission delivers the following opinion: 1. By an instrument adopted separately by the Presidency and the Government of Bosnia-Herzegovina on 20 December 1991 and published in the Official Journal of the Republic on 23 December these authorities accepted all the commitments indicated in the Declaration and the Guidelines of 16 December In that instrument the authorities in question emphasized that Bosnia- Herzegovina accepted the draft Convention produced by the Hague Conference on 4 November 1991, notably the provisions in Chapter II on human rights and the rights of national or ethnic groups. By a Decision of 8 January 1992 the Government of the SRBH accepted and undertook to apply the United Nations Charter, the Helsinki D-2

138 EK-D'NIN DEVAMI Final Act, the Charter of Paris, the Universal Declaration of Human Rights, the International Covenant on Civil and Political Rights and all other international instruments guaranteeing human rights and freedoms and to abide by the commitments previously entered into by the SFRY concerning disarmament and arms control. The current Constitution of the SRBH guarantees equal rights for 'the nations of Bosnia-Herzegovina - Muslims, Serbs and Croats - and the members of the other nations and ethnic groups living on its territory 1. The current Constitution of the SRBH guarantees respect for human rights, and the authorities of Bosnia-Herzegovina have sent the Commission a list of the laws in force giving effect to those principles; they also gave the Commission assurances that the new Constitution now being framed would provide full guarantees for individual human rights and freedoms. The authorities gave the Commission an assurance that the Republic of Bosnia-Herzegovina had no territorial claims on neighbouring countries and was willing to guarantee their territorial integrity. They also reaffirmed their support for the peace efforts of the United Nations Secretary-General and Security Council in Yugoslavia and their willingness to continue participating in the Conference on Yugoslavia in a spirit of constructive cooperation. 2. The Commission also noted that on 24 October 1991 the Assembly of the SRBH adopted a 'platform' on future arrangements for the Yugoslav Community. According to this document the SRBH is prepared to become a member of a new Yugoslav Community on two conditions: (i) the new Community must include Serbia and Croatia at least; and (ii) a convention must be signed at the same time recognizing the sovereignty of the SRBH within its present borders; the Presidency of the SRBH has informed the Commission that this in no way affects its application D-3

139 EK-D'NiN DEVAMI for recognition of its sovereignty and independence. 3. The Commission notes: (a) that the declarations and undertakings above were given by the Presidency and the Government of the Socialist Republic of Bosnia- Herzegovina, but that the Serbian members of the Presidency did not associate themselves with those declarations and undertakings; and (b) that under the Constitution of Bosnia-Herzegovina as amended by Amendment LXVII, the citizens exercise their powers through a representative Assembly or by referendum. In the eyes of the Presidency and the Government of the SRBH the legal basis for the application for recognition is Amendment LX, added to the Constitution on 31 July This states that the Republic of Bosnia- Herzegovina is a 'sovereign democratic State of equal citizens, comprising the peoples of Bosnia-Herzegovina - Muslims, Serbs and Croats - and members of other peoples and other nationalities living on its territory'. This statement is essentially the same as Article 1 of the 1974 Constitution and makes no significant change in the law. Outside the institutional framework of the SRBH, on 10 November 1991 the "Serbian people of Bosnia-Herzegovina' voted in a plebiscite for a "common Yugoslav State'. On 21 December 1991 an "Assembly of the Serbian people of Bosnia-Herzegovina" passed a resolution calling for the formation of a "Serbian Republic of Bosnia-Herzegovina' in a federal Yugoslav State if the Muslim and Croat communities of Bosnia-Herzegovina decided to 'change their attitude towards Yugoslavia'. On 9 January 1992 this Assembly proclaimed the independence of a 'Serbian Republic of Bosnia-Herzegovina'. 4. In these circumstances the Arbitration Commission is of the opinion that the will of the peoples of Bosnia-Herzegovina to constitute the SRBH as a sovereign and independent State cannot be held to have been D-4

140 EK-D'NiN DEVAMI fully established. This assessment could be reviewed if appropriate guarantees were provided by the Republic applying for recognition, possibly by means of a referendum of all the citizens of the SRBH without distinction, carried out under international supervision. Paris, 11 January 1992 OPINION NO. 5 ON THE RECOGNITION OF THE REPUBLIC OF CROATIA BY THE EUROPEAN COMMUNITY AND ITS MEMBER STATES In a letter dated 19 December 1991 to the President of the Council of the European Communities, the President of the Republic of Croatia asked the Member States of the Community to recognize the Republic. The Arbitration Commission proceeded to consider this application in accordance with the Declaration on Yugoslavia and the Guidelines on the Recognition of New States in Eastern Europe and in the Soviet Union adopted by the Council on 16 December 1991 and with the rules of procedure adopted by the Arbitration Commission on 22 December. For the purposes of its deliberations the Commission took note of the following materials supplied by the Republic of Croatia: 1. Answers to the Commission's questionnaire sent to the Republics concerned on 24 December 1991; 2. Document supporting the application for recognition of 19 December 1991, entitled "Answers to the Declaration on Yugoslavia and to the Declaration on the Guidelines on the Recognition of New States in Eastern Europe and in the Soviet Union'; D-5

141 EK-D'NIN DEVAIVII 3. Constitution of the Republic of Croatia of 22 December 1990; 4. Report on the results of the referendum held on 19 May 1991; 5. Constitutional Decision of 25 June 1991 on the sovereignty and independence of the Republic of Croatia, as confirmed by Article 140(1) of the Constitution; 6. Declaration of 25 June 1991 establishing the sovereignty and independence of the Republic of Croatia; 7. Constitutional Act of 4 December 1991 on human rights and freedoms and on the rights of national and ethnic communities and minorities in the Republic of Croatia; 8. Parliament's Decision of 28 December 1991 supporting the President of the Republic of Croatia's application for the recognition of the Republic; 9. Letter of 11 January 1992 sent by telecopier by the President of the Republic of Croatia in response to the Arbitration Commission's request of 10 January 1992 for additional information. Having regard to the information before it, and having heard the Rapporteur, the Arbitration Commission delivers the following opinion: 1. In his answers to the Commission's questionnaire the President of the Republic of Croatia gives a positive response to the questions concerning; (a) the Republic's acceptance of the Guidelines on the Recognition of New States in Eastern Europe and in the Soviet Union; and D-6

142 EK-D'NIN DEVAMI (b) his support for the peacekeeping efforts being made by the United Nations Secretary-General and Security Council and by the Conference on Yugoslavia. 2. On 10 January 1992 the Arbitration Commission asked the Republic of Croatia to confirm its acceptance of all the provisions of the draft Convention drawn up by the Conference on 4 November 1991, notably those in Chapter II, Article 2(c), under the heading "Special status". The Commission notes that in his reply dated 11 January the President of the Republic of Croatia confirmed that all the provisions contained in the draft Convention of the Conference on Yugoslavia had been accepted in principle by the Republic on 3 November 1991 and had been incorporated into the Constitutional Act of 4 December The Arbitration Commission considers that: (i) the Constitutional Act of 4 December 1991 does not fully incorporate all the provisions of the draft Convention of 4 November 1991, notably those contained in Chapter II, Article 2(c), under the heading 'Special status': (ii) the authonties of the Republic of Croatia should therefore supplement the Constitutional Act in such a way as to satisfy those provisions: and (iii) subject to this reservation, the Republic of Croatia meets the necessary conditions for its recognition by the Member States of the European Community in accordance with the Declaration on Yugoslavia and the Guidelines on the Recognition of New States in Eastern Europe and in the Soviet Union, adopted by the Council of the European Communities on 16 December Paris, 11 January 1992 D-7

143 EK-D'NIN DEVAIVII OPINION NO. 6 ON THE RECOGNITION OF THE SOCIALIST REPUBLIC OF MACEDONIA BY THE EUROPEAN COMMUNITY AND ITS MEMBER STATES In a letter dated 20 December 1991 to the President of the Council of the European Communities, the Minister of Foreign Affairs of the Republic of Macedonia asked the Member States of the Community to recognize the Republic. The Arbitration Commission proceeded to consider this application in accordance with the Declaration on Yugoslavia and the Guidelines on the Recognition of New States in Eastern Europe and in the Soviet Union adopted by the Council on 16 December 1991 and the rules of procedure adopted by the Arbitration Commission on 22 December. For the purposes of its deliberations the Commission took note of the following materials supplied by the Socialist Republic of Macedonia: 1. Declaration of 19 December 1991 by the Assembly of the Republic of Macedonia, appended to the abovementioned letter from the Minister of Foreign Affairs; 2. Letter of 20 December 1991 from the Minister of Foreign Affairs of the Republic of Macedonia; 3. Answers to the Commission's questionnaire sent to the Republic concerned on 24 December 1991; 4. Report on the results of the referendum held on 8 September 1991; 5. Declaration of 17 September 1991 by the Assembly of the Republic of Macedonia; 6. Constitution of the Republic of Macedonia of 17 November 1991 and amendments passed on 6 January 1992; D-8

144 EK-D'NIN DEVAMI 7. Letter of 11 January 1992 sent by telecopier by the Minister of Foreign Affairs to the Chairman of the Arbitration Commission in response to the Commission's request of 10 January 1992 for additional information. Having regard to the information before it, and having heard the Rapporteur, the Arbitration Commission delivers the following opinion: 1. In his answers to the Commission's questionnaire the Minister of Foreign Affairs made the following statements on behalf of the Republic of Macedonia: (a) In response to the question what measures Macedonia had already taken, or intended to take, to give effect to the principles of the United Nations Charter, the Helsinki Final Act and the Charter of Paris: 'The Constitutional Act for the implementation of the Constitution of the Republic of Macedonia states that the Republic of Macedonia shall base its international position and its relations with other states and international organs on the generally accepted principles of international law (Article 3). The Constitutional Act for the implementation of the Constitution of the Republic of Macedonia defines that the Republic of Macedonia, as an equal legal successor of the Socialist Federal Republic of Yugoslavia together with the other republics, takes over the rights and obligations originating from the creation of SFRY (Article 4).' (b) In response to the question what measures Macedonia had already taken, or intended to take, to guarantee the rights of the ethnic and national groups and minorities on its territory: The Constitution of the Republic of Macedonia provides for the establishment of a Council for Inter-Ethnic Relations, which shall consider issues of inter-ethnic relations in the Republic. The Council, composed of all the nationalities on parity basis, apart from the President of the Assembly, consists of two members from the ranks of the Macedonians, the Albanians, the Turks, the Vlachs and the Roms, as well as two members from the ranks D-9

145 EK-D'NIN DEVAIVII of other nationalities in Macedonia. The Assembly is obliged to take into consideration the appraisals and proposals of the Council and to pass decisions regarding them. (Article 78).' (c) In response to the question whether Macedonia would undertake not to alter its frontiers by means offeree: 'Yes, the Republic of Macedonia respects the inviolability of the territorial borders which could be changed only in a peaceful manner and by mutual consent. The Assembly of the Republic of Macedonia, in the declaration of 17 September 1991, states that the Republic of Macedonia, strictly respecting the principle of inviolability of the borders, as a guarantee for peace and security in the region and wider, confirms its policy of not expressing and having territorial claims against any neighbouring country (Article 4).' (d) In response to the question whether Macedonia was willing to abide by all the undertakings given on disarmament and the non-proliferation of nuclear weapons: 'Yes, the Republic of Macedonia undertakes all relevant obligations referring to disarmament and nuclear non-proliferation, as well as security and territorial stability.' (e) In response to the question whether Macedonia was prepared to settle by agreement all questions relating to state succession in Yugoslavia and regional disputes, or by recourse to arbitration if necessary: "Yes, the Republic of Macedonia accepts the obligation and strives for the resolution of all issues referring to the succession of states and to regional disputes, and in case this cannot be reached, by arbitration.' (f) In response to the question what measures Macedonia had already taken, or intended to take, to honour this undertaking: 'The Constitutional Act for implementation of the Constitution of the Republic of Macedonia regulates the question of succession and states that the Republic of Macedonia as an equal successor with the other Republics of D-10

146 EK-D'NIN DEVAMI the SFRY shall regulate the rights and obligations of the SFRY based on the agreement with the other republics for the legal succession of the SFRY and the mutual relations (Article 4).' (g) In response to the question whether, and in what form, Macedonia had accepted the draft Convention of 4 November 1991 prepared by the Conference on Yugoslavia: The Assembly of the Republic of Macedonia, on a proposal by the Government of the Republic of Macedonia, passed a Declaration on 19 December 1991 accepting the draft Convention of the Conference on Yugoslavia (Article 3).' (h) In response to the question whether acceptance applied more specifically to Chapter II of the draft Convention: 'Yes, the Republic of Macedonia accepts the provisions from Chapter II of the draft Convention referring to the human rights and the rights of the national or ethnic groups.' 2. Following a request made by the Arbitration Commission on 10 January 1992 the Minister of Foreign Affairs of the Republic of Macedonia stated in a letter of 11 January that the Republic would refrain from any hostile propaganda against a neighbouring country which was a Member State of the European Community. 3. The Arbitration Commission also notes that on 17 November 1991 the Assembly of the Republic of Macedonia adopted a Constitution embodying the democratic structures and the guarantees for human rights which are in operation in Europe. For the protection of minorities in particular the Constitution contains a number of special provisions, whose main features at least should be mentioned: (a) The main provision is to be found in Article 48(1), which states that members of the several nationalities have the right to the free D-11

147 EK-D'NiN DEVAMI expression, cultivation and development of their national identity: the same applies to national "attributes'. (b) In Article 48(2) the Republic guarantees that the ethnic, cultural, linguistic and religious identity of the several nationalities will be protected. (c) Article 48(3) gives members of the several nationalities the right to set up cultural and artistic institutions and educational and other associations that will enable them to express, cultivate and develop their national identity. (d) Under Article 48(4) they also have the right to be educated in their own language at both primary and secondary levels. These provisions are to be given effect by statute. In schools where instruction is to be given in the language of one of the other nationalities, the Macedonian language must also be taught. (e) In this connection Article 45 is important since it provides that any citizen may set up a private school at any educational level except primary. Article 19(4) provides that religious communities are also entitled to establish schools. In both these cases, however, the precise extent of the rights in question has still to be determined by legislation. (f) In the matter of language and script. Article 7(2) provides that In communities where the majority of the inhabitants belong to another nationality, the language and script of that other nationality must be used for official purposes, alongside the Macedonian language and the Cyrillic alphabet. Article 7(3) makes the same provision for communities where a substantial number of inhabitants belong to a given nationality. In both these cases, however, the rights in question have still to be determined in precise terms by legislation. (g) Article 9(1) of the Constitution prohibits any discrimination on grounds of race, colour, national or social origin, or political or religious convictions. D-12

148 EK-D'NIN DEVAMI 4. On 6 January 1992 the Assembly of the Republic of Macedonia amended the Constitution of 17 November 1991 by adopting the following Constitutional Act; These Amendments are an integral part of the Constitution of the Republic of Macedonia and shall be implemented on the day of their adoption. Amendment I 1. The Republic of Macedonia has no territorial claims against neighbouring states. 2. The borders of the Republic of Macedonia could be changed only in accordance with the Constitution, and based on the principle of voluntariness and generally accepted International norms. 3. Item 1 of this Amendment is added to Article 3 and Item 2 replaces paragraph 3 of Article 3 of the Constitution of the Republic of Macedonia. Amendment II 1. The Republic shall not interfere in the sovereign rights of other states and their internal affairs. 2. This Amendment is added to paragraph 1 of Article 49 of the Constitution of the Republic of Macedonia.' 5. The Arbitration Commission consequently takes the view; - that the Republic of Macedonia satisfies the tests in the Guidelines on the Recognition of New States in Eastern Europe and in the Soviet Union and the Declaration on Yugoslavia adopted by the Council of the European Communities on 16 December 1991; - that the Republic of Macedonia has, moreover, renounced all territorial claims of any kind in unambiguous statements binding in international law; that the use of the name 'Macedonia' cannot therefore imply any territorial claim against another State; and - that the Republic of Macedonia has given a formal undertaking in accordance with international law to refrain, both in general and pursuant to Article 49 of its Constitution in particular, from any hostile propaganda D-13

149 EK-D'NIN DEVAMI against any other State: this follows from a statement which the Minister of Foreign Affairs of the Republic made to the Arbitration Commission on 11 January 1992 in response to the Commission's request for clarification of Constitutional Amendment II of 6 January Paris, 11 January 1992 OPINION NO. 7 ON INTERNATIONAL RECOGNITION OF THE REPUBLIC OF SLOVENIA BY THE EUROPEAN COMMUNITY AND ITS MEMBER STATES In a letter dated 19 December 1991 to the President of the Council of the European Communities, the Minister of Foreign Affairs of the Republic of Slovenia asked the Member States of the Community to recognize the Republic. The Arbitration Commission proceeded to consider this application in accordance with the Declaration on Yugoslavia and the Guidelines on the Recognition of New States In Eastern Europe and in the Soviet Union adopted by the Council on 16 December 1991 and the rules of procedure adopted by the Arbitration Commission on 22 December. For the purposes of its deliberations the Commission took note of the following materials supplied by the Republic of Slovenia; 1. Answers to the Commission's questionnaire sent to the Republics concerned on 24 December 1991; 2. Declaration of Slovenia's independence by the Assembly of the Republic of Slovenia on 25 June 1991; 3. Constitutional Charter adopted by the Assembly on 25 June 1991; 4. Constitutional Act to give affect to the Constitution, undated; 5. Declaration by the Assembly dated 20 November; 6. Text of the Constitution of 23 December 1991; 7. Brief note on the electoral system; D-14

150 EK-D'NIN DEVAIVII 8. Brief note on the protection of minorities; 9. Documents concerning the plebiscite held on 23 December 1990; 10. Foreign Affairs Act of 5 June Having regard to the information before it, and having heard the Rapporteur, the Arbitration Commission delivers the following opinion: 1. As stated above, on 19 December 1991 the Minister of Foreign Affairs of the Republic of Slovenia wrote to ask that the Community and its Member States recognize the Republic. This confirmed the application to the same effect made by the Republic of Slovenia on 26 June The background to the application for recognition may be summarized as follows: A plebiscite on the possibility of the Republic of Slovenia declaring its independence was held on 23 December An absolute majority of those voting replied in the affirmative to the question 'Should Slovenia become a sovereign and independent State?' According to figures provided by the Republic, 88.5% voted for independence and 4% against. Following the plebiscite, after various proposals and attempts to agree on changes in the Socialist Federal Republic of Yugoslavia (SFRY) had come to nothing, the Assembly of the Republic of Slovenia adopted a Declaration of Independence on 23 June 1991, based on "a unanimous proposal by all parties, groups or delegates represented in Parliament'. According to further information concerning the electoral system and constitutional structure in the Republic of Slovenia, supplied on 8 January 1992 at the request of the Commission, the present Assembly was the outcome of elections held in April 1990, after which an Executive Council supported by six parties controlling a majority of the Assembly was formed. It should be noted that Article 81 of the new Constitution of 23 December 1991 provides for universal, equal and direct suffrage and the secret ballot. The Constitutional Act to give effect to the Constitution provides that the present Assembly will remain in place until the election of the new Parliament (State Assembly), which is likely to be held in April or June D-15

151 EK-D'NIN DEVAMI The effective political control exercised by the Assembly derives from the Assembly's Declaration of 20 November: the Slovene Delegation to the Hague Conference is required to report to it on the progress of negotiations and the positions that have been or are to be taken. The Declaration states that 'the main foreign policy objective of the Republic of Slovenia is multilateral international recognition..., the strengthening of its international position the speedier implementation of measures that will enable the Republic to become a full member of the United Nations and of other international and financial organizations...' It was in line with this objective, then, that the Minister of Foreign Affairs made the application for recognition. The Republic of Slovenia stated in its answers to the Commission's questionnaire that the application had also been approved by the Executive Council, the Presidency and the Foreign Affairs Committee of the Assembly of the Republic. 2. In general, the application for recognition made by the Minister on 19 December implies, in the terms of the answer to the Commission's questionnaire, 'a formal expression of acceptance of the Declaration on Yugoslavia and the conditions on the recognition of new states in Eastern Europe and in the Soviet Union.' As regards each of these conditions, the Commission finds as follows; (a) Respect for the provisions of the United Nations Charter, the Helsinki Final Act and the Charter of Paris is stated in the Declaration of Independence of 25 June 1991 and In the application for recognition made on 19 December. The Republic of Slovenia stresses that it intends to apply for admission to the United Nations and the CSCE. Moreover, Article 8 of the Constitution of 23 December 1991 stipulates; 'Laws and other regulations must be in accordance with the generally valid principles of international law and with international contracts to which Slovenia is bound. Ratified and published contracts are used directly.' D-16

152 EK-D'NIN DEVAMI As regards the requirement that Slovenia's legal system should respect human rights, observe the rule of law and guarantee a democratic regime, the Republic's answers to the Commission's questionnaire cite a number of constitutional provisions which establish to the Commission's satisfaction that these principles will be acted upon. The Republic of Slovenia undertakes to accept international machinery for monitoring respect for human rights, including individual petitions to the European Commission of Human Rights. (b) Concerning guarantees for the rights of ethnic and national groups and minorities in accordance with commitments entered into in the CSCE framework: In its application for recognition the Republic of Slovenia declares that its Constitution and its laws respect these rights. It mentions certain articles of the Constitutions (Articles 61 to 63) providing for freedom to express ethnic or national identity, freedom in the use of languages and alphabets in administrative or legal proceedings, the prohibition of ethnic, social, religious or other forms of discrimination; it refers to a number of statutes giving effect to these freedoms, relating to the use of languages in education or legal proceedings. Article 3 of the Basic Constitutional Charter of 25 June 1991 and Article 64 of the Constitution (together with Articles 5 and 81) guarantee a number of specific rights to the Italian and Hungarian minorities (the right to national emblems, national identity and education in the national language, the rights to a degree of political autonomy and to minimum representation in central or local authorities, a right of veto on rules concerning the status of these minorities, etc.). (c) The commitment of the Republic of Slovenia to respect the inviolability of territorial boundaries made in the Declaration of Independence is repeated in the application for recognition. The Republic's frontiers are delimited in Article 2 of the Basic Constitutional Charter of 25 June 1991 unchanged by reference to the existing frontiers. D-17

153 EK-D'NIN DEVAMI The Republic of Slovenia also stresses that it has no territorial disputes v^ith neighbouring states or the neighbouring Republic of Croatia. (d) As regards accepting all relevant commitments concerning disarmament and nuclear non-proliferation and regional security and stability, the Republic of Slovenia underlines the fact that its desire to gain independence and sovereignty peaceably is expressed in the Declaration of Independence: and that since the Federal Army began to v^ithdrav^ on 25 October Slovenia's armaments have been reduced to the minimum needed to defend its territory. Both in its application for recognition and in answer to the Commission's questionnaire, the Republic of Slovenia accepts that it is a successor state in respect of international treaties to which Yugoslavia is party, including the 1968 Nuclear Non-proliferation Treaty; once recognized, the Republic also intends to bring forward proposals on regional security and stability. (e) As regards the settlement by agreement of issues relating to state succession and regional disputes (including recourse to arbitration), the Republic of Slovenia accepts this condition both in its application for recognition and in its answers to the Commission's questionnaire; it also points out that this has been its position since the Conference began; lastly, it accepts the principle of going to arbitration where the parties are agreed, and accepts that the a inding. 3. Recalling the fact that the Declaration by the Assembly on 20 November 1991 already referred to its support for the basic idea underlying Lord Carrington's plan, the Republic of Slovenia declared in its application for recognition that it accepts the principles contained in the draft Convention produced by the Conference on 4 November The Republic also makes the point that the Constitution of 23 December was framed in such a manner as to give effect to the draft Convention. D-18

154 EK-D'NIN DEVAIVII With more particular reference to Chapter II of the draft Convention, relating to human rights and the rights of national or ethnic groups, a brief analysis of the Constitution enables the following findings to be made; (a) The protection of human rights appears to be sufficiently guaranteed by Chapter II of the Constitution, entitled 'Human Rights and Fundamental Freedoms' (Articles 14 to 65). More particularly, the human rights referred to in Article 2(a)(1) of the draft Convention are guaranteed as follows; (i) Article 17 recognizes the right to life and prohibits the death penalty; (ii) Articles 18, 21 and 34 guarantee the right to human dignity and prohibit torture and inhuman and degrading treatment or punishment; (iii) Article 49 prohibits forced labour; (iv) Articles 19 and 20 guarantee the rights to liberty and security of person; (v) the right to protection of the law, a fair trial, the presumption of innocence and the rights of the defence are guaranteed in Articles 23, 24, 25 and 27 to 30; (vi) respect for private life is guaranteed in Articles 37 and 38; (vii) Articles 41 and 46 guarantee freedom of thought, conscience and religion, including the right to conscientious objection; (viii) freedom of expression is guaranteed in Articles 39 and 45; (ix) freedom of assembly is guaranteed in Article 42; (x) the right to marry and found a family is recognized by Articles 53 to 59; and (xi) discrimination in the exercise of these rights is prohibited by Article 14 (in general) and by Articles 22, 43 and 49 (in specific areas). (b) As regards the rights of national or ethnic groups and of their members, the Commission notes that Article 14 is the basic provision on equality and non-discrimination, prohibiting discrimination on grounds of nationality, race, language, political or other convictions or 'other circumstances': D-19

155 EK-D'NIN DEVAMI (i) Article 16, which regulates in strict terms the circumstances in which rights and fundamental freedoms may be suspended, provides that suspension may not involve discrimination within the meaning of Article 14; and certain freedoms (e.g. the right to life) may not be suspended at all; (ii) the principle of non-discrimination is applied to particular areas, notably liberty of person (Article 19), the right to vote (Article 49), the right to express the fact of one's nationality or belonging to a national community (Article 61); (iii) the rights of children are protected by several provisions in Articles 53 to 58, more specifically Article 56; (iv) the right to use one's own language is guaranteed in Articles 61 and 62; and (v) as regards participation in public affairs, there is universal and equal suffrage (Article 43), participation may be direct or through representatives (Article 44) and freedom of access to any employment is guaranteed by Article 49. As has already been observed, respect for the cultural, linguistic and educational identity of the Italian and Hungarian minorities and their right to use their own emblems are guaranteed by Article 64 of the Constitution. A number of statutes dating from 1977 and 1988 have been transmitted to the Commission. These establish, in "mixed' areas: (i) the right to use the Italian or Hungarian language in the courts and the right to have the prosecution do likewise; and (ii) the protection of the Italian and Hungarian cultures and languages in public education at pre-school, primary and secondary levels. Lastly, while the Republic of Slovenia, as we have seen, accepts the international machinery that has been set up to protect and monitor respect for human rights, the Constitution of 23 December also institutes a Constitutional Court with jurisdiction to enforce respect for human rights and fundamental freedoms both in the law and in individual actions. D-20

156 EK-D'NIN DEVAIVII 4. The Arbitration Commission consequently takes the view that the Republic of Slovenia satisfies the tests in the Guidelines on the Recognition of New States in Eastern Europe and in the Soviet Union and the Declaration on Yugoslavia adopted by the Council of the European Communities on 16 December Paris, 11 January 1992 INTERLOCUTORY DECISION (OPINIONS NO. 8, 9 AND 10) On 18 May 1992 the Chairman of the Arbitration Commission received a letter from Lord Carrington, the Chairman of the Conference for Peace in Yugoslavia, putting the following three questions to the Commission for an Opinion; 1- "In terms of international law, is the Federal Republic of Yugoslavia a new State calling for recognition by the Member States of the European Community in accordance with the joint statement on Yugoslavia and the Guidelines on the recognition of new states in Eastern Europe and in the Soviet Union adopted by the Council of the European Communities on 16 December 1991?' 2- "In its Opinion No. 1 of 29 November 1991 the Arbitration Commission was of the opinion "that the SFRY (was) in the process of dissolution".! Can this dissolution now be regarded as complete?" 3- 'If this is the case, on what basis and by what means should the problems of the succession of states arising between the different states emerging from the SFRY be settled?" The text of the three questions was sent to the Presidents of the Republics of Bosnia-Herzegovina, Croatia, Macedonia, Montenegro, Serbia and Slovenia and to the Presidency of the Federal Republic of Yugoslavia, all of whom were invited to send a statement setting out in legal terms the arguments which they wished to press in support of their countries' respective positions on each of the three questions. D-21

157 EK-D'NIN DEVAMI In a joint letter dated 8 June 1992, Mr Momir Bulatovic, President of the Republic of Montenegro, and Mr Slobodan Milosevic, President of the Republic of Serbia, informed the Chairman of the Arbitration Commission on behalf of the Federal Republic of Yugoslavia that they challenged the Commission's competence to give an Opinion on the three questions submitted to it. They argued that; 1. these questions did not fall within the mandate given to the European Community under the terms of the Brioni agreement; 2. outstanding matters between the FRY and the other Yugoslav Republics should be resolved by means of an overall agreement between them; 3. those which could not be resolved by agreement should be submitted to the International Court of Justice. In letters from the Republic of Croatia dated 18 June 1992 and from the Republics of Macedonia and Slovenia dated 19 June 1992, these Republics contested this line of argument. The Republics of Montenegro and Serbia informed the Chairman of the Conference and the Chairman of the Commission of Arbitration in letters dated 19 June that they maintained their positions, Serbia considering in addition that the Commission did not have the power to pronounce upon its own competence. The Arbitration Commission considers that it falls to it to ascertain its competence independent of any dispute on this point. It therefore serves no purpose to give a verdict on the admissibility of preliminary objections raised in the case. 1. The question whether the Commission is the judge of its own competence is of a prior nature and must be examined first. Only if the Arbitration Commission reaches a conclusion in the affirmative will it fall to it to give a verdict on its competence in the case at hand. For the purposes of this examination, it is necessary to look into the legal nature of the Commission. D-22

158 EK-D'NIN DEVAMI 2. The Commission was established not by the Brioni agreement of 7 July 1991 but by the joint statement on Yugoslavia adopted at an extraordinary meeting of ministers in the context of European political cooperation on 27 August 1991, for the purpose of establishing an "arbitration procedure", which was not defined but was to lead to "decisions'. These arrangements were accepted by the six Yugoslav Republics at the opening of the Conference for Peace on 7 September Although the arrangements were summary, it is clear from the terminology used and even the composition of the Commission that the intention was to create a body capable of resolving on the basis of law the differences which were to be submitted to it by the parties, which precisely constitutes the definition of arbitration (see ICJ, Judgment of 12 November 1991, Arbitral award of 31 July 1989, 1991 reports, p. 70). 3. As the International Court of Justice pointed out, "since the Alabama case, it has been generally recognized that, following the earlier precedents, and in the absence of any agreements to the contrary, the international tribunal has the right to decide as to its own jurisdiction and has the power to interpret for this purpose the instruments which govern that jurisdiction (...) This principle, which is accepted by general international law in the matter of arbitration, assumes particular force when the international tribunal is no longer an arbitral tribunal constituted by virtue of a special agreement between the parties for the purpose of adjudicating on a particular dispute, but is an instrument which has been pre-established by an international instrument defining its jurisdiction and regulating its operation". (Nottebohm (Preliminary Objection), 1953 reports, p. 119). It therefore falls to the Commission to pronounce upon its competence. 4. This being contested across the board, the Commission considers that it falls to it to give judgment in a single decision on these objections before examining, if necessary, each of the questions which have been submitted to it. 5. The Commission finds that the initial rules governing its functioning were supplemented and clarified by certain texts following its creation and by D-23

159 EK-D'NIN DEVAMI the practice followed by the Conference for Peace in Yugoslavia and by the responsible authorities in the various Yugoslav Republics. So, for example, in a new joint statement dated 3 September 1991, the Community and its Member States decided that 'In the framework of the Conference, the Chairman will transmit to the Arbitration Commission the issues submitted for arbitration, and the results of the Commission's deliberations will be put back to the Conference through the Chairman. The rules of procedure for the arbitration will be established by the Arbitrators, after taking into account existing organizations in the field.' The six Republics also accepted these arrangements. 6. In November 1991, the Republic of Serbia took the initiative of submitting three questions to the Commission, of which two were transmitted by the Chairman of the Conference, who also asked a third questions of his own. All the Republics took part in this procedure and none made the least mention of any incompetence on the Commission's part, demonstrating an identical interpretation of its mandate, and thereby recognizing its competence in consultative issues as well. 7. The Arbitration Commission also notes that it was established in the framework of the Conference for Peace as a body of this Conference. Replying to the questions put by the Chairman of the Conference constitutes Commission participation in the work of the Conference, of which it is a body, and it would require conclusive reasons to bring it to refuse such a request. In the present case, the Commission sees no reason to refuse to perform its functions. 8. The Conference for Peace in Yugoslavia has a mission 'to reestablish peace for all in Yugoslavia and to achieve lasting solutions which respect all legitimate concerns and legitimate aspirations'. (Joint statement of 7 September 1991 at the opening ceremony of the Conference). Consequently, in attempting to enlighten the Conference on the legal aspects of problems which it encounters in carrying out this mission, the Arbitration Commission remains fully within the role entrusted to it by the D-24

160 EK-D'NIN DEVAMI European Community and its Member States on the one hand and the six Republics on the other. 9. The legal nature of the questions put, far from constituting an obstacle to the Arbitration Commission's exercising its competence, is, on the contrary, a justification: as the arbitral body of the Conference, the Commission can give a judgment only in law, in the absence of any express authorization to the contrary from the parties, it being specified that in this case it is called upon to express opinions on the legal rules applying. 10. In consequence, the Arbitration Commission has decided: - that it falls to it to give a judgment on its competence when it is so seized: - that in this case, given the nature of the functions which have been given to it, it is competent to reply in the form of Opinions to the three Questions submitted to it on 18 May 1992 by the Chairman of the Conference for Peace in Yugoslavia. Paris, 4 July 1992 D-25

161 EK-E BM GUVENLiK KONSEYiNiN 1244 SAYILI KARARh RESOLUTION 1244(1999) Adopted by the Security Council at its 4011th meeting. on 10 June 1999 The Security Council. Bearing in mind the purposes and principles of the Charter of the United Nations, and the primary responsibility of the Security Council for the maintenance of international peace and security, Recalling its resolutions 1160 (1998) of 31 March 1998, 1199 (1998) of 23 September 1998, 1203 (1998) of 24 October 1998 and 1239 (1999) of 14 May 1999, Regretting that there has not been full compliance with the requirements of these resolutions, Determined to resolve the grave humanitarian situation in Kosovo, Federal Republic of Yugoslavia, and to provide for the safe and free return of all refugees and displaced persons to their homes, Condemning all acts of violence against the Kosovo population as well as all terrorist acts by any party, Recalling the statement made by the Secretary-General on 9 April 1999, expressing concern at the humanitarian tragedy taking place in Kosovo, Reaffirming the right of all refugees and displaced persons to return to their homes in safety. Recalling the jurisdiction and the mandate of the Intemational Tribunal for the Former Yugoslavia, Welcoming the general principles on a political solution to the Kosovo crisis adopted on 6 May 1999 (S/1999/516, annex 1 to this resolution) and welcoming also the acceptance by the Federal Republic of Yugoslavia of the principles set forth in points 1 to 9 of the paper presented in Belgrade on 2 * Kaynak: BM Dokumantasyon Merkezi [web], E-1

162 EK-E'NIN DEVAMI June 1999 (S/1999/649, annex 2 to this resolution), and the Federal Republic of Yugoslavia's agreement to that paper, Reaffirming the commitment of all Member States to the sovereignty and territorial integrity of the Federal Republic of Yugoslavia and the other States of the region, as set out in the Helsinki Final Act and annex 2, Reaffirming the call in previous resolutions for substantial autonomy and meaningful self-administration for Kosovo, Determining that the situation in the region continues to constitute a threat to international peace and security. Determined to ensure the safety and security of international personnel and the implementation by all concerned of their responsibilities under the present resolution, and acting for these purposes under Chapter VII of the Charter of the United Nations, 1. Decides that a political solution to the Kosovo crisis shall be based on the general principles in annex 1 and as further elaborated in the principles and other required elements in annex 2; 2. Welcomes the acceptance by the Federal Republic of Yugoslavia of the principles and other required elements referred to in paragraph 1 above, and demands the full cooperation of the Federal Republic of Yugoslavia in their rapid implementation; 3. Demands in particular that the Federal Republic of Yugoslavia put an immediate and verifiable end to violence and repression in Kosovo, and begin and complete verifiable phased withdrawal from Kosovo of all military, police and paramilitary forces according to a rapid timetable, with which the deployment of the international security presence in Kosovo will be synchronized: 4. Confirms that after the withdrawal an agreed number of Yugoslav and Serb military and police personnel will be permitted to return to Kosovo to perform the functions in accordance with annex 2; 5. Decides on the deployment in Kosovo, under United Nations auspices, of international civil and security presences, with appropriate E-2

163 EK-E'NIN DEVAMI equipment and personnel as required, and welcomes the agreement of the Federal Republic of Yugoslavia to such presences; 6. Requests the Secretary-General to appoint, in consultation with the Security Council, a Special Representative to control the implementation of the international civil presence, and further requests the Secretary-General to instruct his Special Representative to coordinate closely with the international security presence to ensure that both presences operate towards the same goals and in a mutually supportive manner; 7. Authorizes Member States and relevant international organizations to establish the international security presence in Kosovo as set out in point 4 of annex 2 with all necessary means to fulfill its responsibilities under paragraph 9 below 8. Affirms the need for the rapid early deployment of effective international civil and security presences to Kosovo, and demands that the parties cooperate fully in their deployment; 9. Decides that the responsibilities of the international security presence to be deployed and acting in Kosovo will include: (a) Deterring renewed hostilities, maintaining and where necessary enforcing a ceasefire, and ensuring the withdrawal and preventing the return into Kosovo of Federal and Republic military, police and paramilitary forces, except as provided in point 6 of annex 2; (b) Demilitarizing the Kosovo Liberation Army (KLA) and other armed Kosovo Albanian groups as required in paragraph 15 below; (c) Establishing a secure environment in which refugees and displaced persons can return home in safety, the international civil presence can operate, a transitional administration can be established, and humanitarian aid can be delivered; (d) Ensuring public safety and order until the international civil presence can take responsibility for this task; (e) Supervising demining until the international civil presence can, as appropriate, take over responsibility for this task; (f) Supporting, as appropriate, and coordinating closely with the E-3

164 EK-E'NIN DEVAMI work of the international civil presence; (g) Conducting border monitoring duties as required; (h) Ensuring the protection and freedom of movement of itself, the international civil presence, and other international organizations; 10. Authorizes the Secretary-General, with the assistance of relevant international organizations, to establish an international civil presence in Kosovo in order to provide an interim administration for Kosovo under which the people of Kosovo can enjoy substantial autonomy within the Federal Republic of Yugoslavia, and which will provide transitional administration while establishing and overseeing the development of provisional democratic self-governing institutions to ensure conditions for a peaceful and normal life for all inhabitants of Kosovo; 11. Decides that the main responsibilities of the international civil presence will include: (a) Promoting the establishment, pending a final settlement, of substantial autonomy and self-government in Kosovo, taking full account of annex 2 and of the Rambouillet accords (S/1999/648); (b) Performing basic civilian administrative functions where and as long as required; (c) Organizing and overseeing the development of provisional institutions for democratic and autonomous self-government pending a political settlement, including the holding of elections; (d) Transferring, as these institutions are established, its administrative responsibilities while overseeing and supporting the consolidation of Kosovo's local provisional institutions and other peacebuilding activities; (e) Facilitating a political process designed to determine Kosovo's future status, taking into account the Rambouillet accords (S/1999/648); (f) In a final stage, overseeing the transfer of authority from Kosovo's provisional institutions to institutions established under a political settlement; (g) Supporting the reconstnjction of key infrastructure and other economic reconstruction; E-4

165 EK-E'NIN DEVAMI (h) Supporting, in coordination with international humanitarian organizations, humanitarian and disaster relief aid; (i) Maintaining civil law and order, including establishing local police forces and meanwhile through the deployment of international police personnel to serve in Kosovo: (j) Protecting and promoting human rights: (k) Assuring the safe and unimpeded return of all refugees and displaced persons to their homes in Kosovo; 12. Emphasizes the need for coordinated humanitarian relief operations, and for the Federal Republic of Yugoslavia to allow unimpeded access to Kosovo by humanitarian aid organizations and to cooperate with such organizations so as to ensure the fast and effective delivery of international aid; 13. Encourages all Member States and international organizations to contribute to economic and social reconstruction as well as to the safe return of refugees and displaced persons, and emphasizes in this context the importance of convening an international donors' conference, particularly for the purposes set out in paragraph 11 (g) above, at the earliest possible date; 14. Demands full cooperation by all concerned, including the international security presence, with the International Tribunal for the Former Yugoslavia: 15. Demands that the KLA and other armed Kosovo Albanian groups end immediately all offensive actions and comply with the requirements for demilitarization as laid down by the head of the international security presence in consultation with the Special Representative of the Secretary-General; 16. Decides that the prohibitions imposed by paragraph 8 of resolutioni 160 (1998) shall not apply to arms and related materiel for the use of the international civil and security presences; 17. Welcomes the work in hand in the European Union and other international organizations to develop a comprehensive approach to the economic development and stabilization of the region affected by the Kosovo E-5

166 EK-E'NIN DEVAMI crisis, including the implementation of a Stability Pact for South Eastern Europe with broad international participation in order to further the promotion of democracy, economic prosperity, stability and regional cooperation; 18. Demands that all States in the region cooperate fully in the implementation of all aspects of this resolution; 19. Decides that the international civil and security presences are established for an initial period of 12 months, to continue thereafter unless the Security Council decides otherwise; 20. Requests the Secretary-General to report to the Council at regular intervals on the implementation of this resolution, including reports from the leaderships of the international civil and security presences, the first reports to be submitted within 30 days of the adoption of this resolution; 21. Decides to remain actively seized of the matter. Annex 1 Statement bv the Chairman on the conclusion of the meeting of the G-8 Foreign Ministers held at the Petersberg Centre on 6 May 1999 The G-8 Foreign Ministers adopted the following general principles on the political solution to the Kosovo crisis; Immediate and verifiable end of violence and repression in Kosovo; Withdrawal from Kosovo of military, police and paramilitary forces; Deployment in Kosovo of effective international civil and security presences, endorsed and adopted by the United Nations, capable of guaranteeing the achievement of the common objectives; Establishment of an interim administration for Kosovo to be decided by the Security Council of the United Nations to ensure conditions for a peaceful and normal life for all inhabitants in Kosovo; The safe and free return of all refugees and displaced persons and unimpeded access to Kosovo by humanitarian aid organizations; E-6

167 EK-E'NIN DEVAMI A political process towards the establishment of an interim political framework agreement providing for a substantial self-government for Kosovo, taking full account of the Rambouillet accords and the principles of sovereignty and territorial integrity of the Federal Republic of Yugoslavia and the other countries of the region, and the demilitarization of the KLA; Comprehensive approach to the economic development and stabilization of the crisis region. Annex 2 Agreement should be reached on the following principles to move towards a resolution of the Kosovo crisis: 1. An immediate and verifiable end of violence and repression in Kosovo. 2. Verifiable withdrawal from Kosovo of ail military, police and paramilitary forces according to a rapid timetable. 3. Deployment in Kosovo under United Nations auspices of effective international civil and security presences, acting as may be decided under Chapter VII of the Charter, capable of guaranteeing the achievement of common objectives. 4. The international security presence with substantial North Atlantic Treaty Organization participation must be deployed under unified command and control and authorized to establish a safe environment for all people in Kosovo and to facilitate the safe return to their homes of all displaced persons and refugees. 5. Establishment of an interim administration for Kosovo as a part of the international civil presence under which the people of Kosovo can enjoy substantial autonomy within the Federal Republic of Yugoslavia, to be decided by the Security Council of the United Nations. The interim administration to provide transitional administration while establishing and overseeing the development of provisional democratic self-governing institutions to ensure conditions for a peaceful and normal life for all inhabitants in Kosovo. E-7

168 EK-E'NIN DEVAIVII 6. After withdrawal, an agreed number of Yugoslav and Serbian personnel will be permitted to return to perform the following functions: Liaison with the international civil mission and the international secunty presence; Marking/clearing minefields; Maintaining a presence at Serb patrimonial sites; Maintaining a presence at key border crossings. 7. Safe and free return of all refugees and displaced persons under the supervision of the Office of the United Nations High Commissioner for Refugees and unimpeded access to Kosovo by humanitarian aid organizations. 8. A political process towards the establishment of an interim political framework agreement providing for substantial self-government for Kosovo, taking full account of the Rambouillet accords and the principles of sovereignty and territorial integrity of the Federal Republic of Yugoslavia and the other countries of the region, and the demilitarization of UCK. Negotiations between the parties for a settlement should not delay or disrupt the establishment of democratic self-governing institutions. 9. A comprehensive approach to the economic development and stabilization of the crisis region. This will include the implementation of a stability pact for South-Eastern Europe with broad international participation in order to further promotion of democracy, economic prosperity, stability and regional cooperation. 10. Suspension of military activity will require acceptance of the principles set forth above in addition to agreement to other, previously identified, required elements, which are specified in the footnote below. 1 A military-technical agreement will then be rapidly concluded that would, among other things, specify additional modalities, including the roles and functions of Yugoslav/Serb personnel in Kosovo: Withdrawal E-^

169 EK-E'NIN DEVAMI - Procedures for withdrawals, including the phased, detailed schedule and delineation of a buffer area in Serbia beyond which forces will be withdrawn: Returning personnel Equipment associated with returning personnel; Terms of reference for their functional responsibilities; Timetable for their return; Delineation of their geographical areas of operation; Rules governing their relationship to the international security presence and the international civil mission. Notes Other required elements: -A rapid and precise timetable for withdrawals, meaning, e.g., seven days to complete withdrawal and air defence weapons withdrawn outside a 25 kilometer mutual safety zone within 48 hours; -Return of personnel for the four functions specified above will be under the supervision of the international security presence and will be limited to a small agreed number (hundreds, not thousands) - Suspension of military activity will occur after the beginning of verifiable withdrawals; - The discussion and achievement of a military-technical agreement shall not extend the previously determined time for completion of withdrawals. E-9

170 EK-F KAFKASYA BOLGESiNiN ETNiK DAGILIM HARITASI' Ethnolinguistic Groups in the Caucasus Region Rostov AstraWian Kuikhsttn Krasnodar Eiisla* D Kalmykia Astrakhan, Kray Krtsnodar SlJvropoT Sfsvropo/ Kray s s i a Caspian N Oiecfthya Sokhutn AfiWiaita ICirtasi North Onotia Soulh Owoa Jslhiflijrt Georgia- " Naiw' Viwnyy 0 Tbilisi /T Dagestan MsUnchwa Caucasian Peoples Abkhaz [ ^//z Abkhaz Qrcassian AfJygey JWN Oietkess Kabardtn Georgian 51 iggcofban Dage$(ani a H Agul 1 I Avar 0 0a rgn Lak Leign 11 A RutuI 12 V//^ Tabasaran 13 Hi Tsakhur Vetnakh Chechen Ingush Indo-European Peoples Armenian Armenian Greek Greek Iranian IXAK Kurd 11.OOssetjan "TA Talysh Slavic 21 (! ft Russian Altaic Peoples Turt^ic Aon i}h BalKar 2' Karachay 23^H Kumylf Nogay nihr TufVmen Mongol I I Other Kalmyk Sparsefy populated or unmhabrted areas are shown m loomomem L L fl Azerbaijan Republic, obiast or kray bounday t(wco9n i«* Kaynak: Teksas Universitesi Kutuphanesi [web], F-1

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE Fevzi Karamw;o TARIH 10 FEN LisESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 i

Detaylı

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SOSYAL BiLiMLER LiSESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 ic;indekiler I ÜNiTE: BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 1. BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 A. COGRAFYA KESiFLERi

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

ASKERi UYGULAMALARDA KULLANILAN YAZILIM. GELi TiRME STANDARTLARININ DEGi imi, GELi imi ve. GELECEK ile ilgiu TAHMiNLER

ASKERi UYGULAMALARDA KULLANILAN YAZILIM. GELi TiRME STANDARTLARININ DEGi imi, GELi imi ve. GELECEK ile ilgiu TAHMiNLER T.C. KARA HARP OKULU SAVUNMA BiLiMLERi ENSTITUSU TEKNOLOji YONETiMi ANA BILIM DALI ASKERi UYGULAMALARDA KULLANILAN YAZILIM GELi TiRME STANDARTLARININ DEGi imi, GELi imi ve GELECEK ile ilgiu TAHMiNLER DOKTORA

Detaylı

SANAL DĠLĠN DĠLĠMĠZDE YOL AÇTIĞI YOZLAġMA HAZIRLAYAN: CoĢkun ZIRAPLI Ġsmail ÇEVĠK. DANIġMAN: Faik GÖKALP

SANAL DĠLĠN DĠLĠMĠZDE YOL AÇTIĞI YOZLAġMA HAZIRLAYAN: CoĢkun ZIRAPLI Ġsmail ÇEVĠK. DANIġMAN: Faik GÖKALP SANAL DĠLĠN DĠLĠMĠZDE YOL AÇTIĞI YOZLAġMA HAZIRLAYAN: CoĢkun ZIRAPLI Ġsmail ÇEVĠK DANIġMAN: Faik GÖKALP SOSYOLOJĠ ALANI ORTAÖĞRETĠM ÖĞRENCĠLERĠ ARASI ARAġTIRMA PROJE YARIġMASI BURSA TÜRKĠYE BĠLĠMSEL VE

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ. Ömer Faruk GÖRÇÜN

1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ. Ömer Faruk GÖRÇÜN i 1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ Ömer Faruk GÖRÇÜN ii Yayın No : 2005 Politika Dizisi: 1 1. Bası Ağustos 2008 - İSTANBUL ISBN 978-975 - 295-901 - 9 Copyright Bu kitabın bu basısı

Detaylı

T.C. KARA HARP OKULU SAVUNMA BiLiMLERl ENSTITUSU GUVENLiK BiLlMLERi ANA BIlIM DALI

T.C. KARA HARP OKULU SAVUNMA BiLiMLERl ENSTITUSU GUVENLiK BiLlMLERi ANA BIlIM DALI T.C. KARA HARP OKULU SAVUNMA BiLiMLERl ENSTITUSU GUVENLiK BiLlMLERi ANA BIlIM DALI AMERiKAN KAMU DjPLOMASISININ 11 EYLUL SONRASI YONETIM ANLAYI I VE SERGILENEN FAALiYETLER ODAGINDA incelenmesi: KAMU DiPLOMASisiNDEKi

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm AZINLIK KAVRAMI BAŞLARKEN... 1

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm AZINLIK KAVRAMI BAŞLARKEN... 1 vii İÇİNDEKİLER BAŞLARKEN... 1 Birinci Bölüm AZINLIK KAVRAMI I. Azınlık Tanımı... 5 A) Azınlık Tanımı Vermenin Zorluğu... 5 B) Uluslararası Daimi Adalet Divanı nın Azınlık Tanımı... 10 C) Capotorti Tanımı...

Detaylı

GTIP 392062: Polietilen tetreflattan (PET) levha, yaprak, film, folye ve seritler

GTIP 392062: Polietilen tetreflattan (PET) levha, yaprak, film, folye ve seritler GTIP 392062: Polietilen tetreflattan (PET) levha, yaprak, film, folye ve seritler NISAN 2009 Hazirlayan: Mesut DÖNMEZ 1 Genel Görünüm: Polietilen tetreflattan (PET) levha, yaprak, film, folye ve seritler

Detaylı

- Otistik bireyler ve ailelerini temel insan hakları ve özürlüler yasası konusunda bilgilendirir.

- Otistik bireyler ve ailelerini temel insan hakları ve özürlüler yasası konusunda bilgilendirir. - Otistik bireyler ve ailelerini temel insan hakları ve özürlüler yasası konusunda bilgilendirir. Otistik bireylerin karşılaştıkları sorunlar ve hak ihlalleri konusunda hukuki danışmanlık desteği yapar.

Detaylı

HÜRRİYET GAZETESİ: 1948-1953 DÖNEMİNİN YAYIN POLİTİKASI

HÜRRİYET GAZETESİ: 1948-1953 DÖNEMİNİN YAYIN POLİTİKASI T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ GAZETECİLİK ANABİLİM DALI HÜRRİYET GAZETESİ: 1948-1953 DÖNEMİNİN YAYIN POLİTİKASI Doktora Tezi Selda Bulut Tez Danışmanı Prof.Dr.Korkmaz Alemdar Ankara-2007

Detaylı

DOLARLIK MAL VE HİZMET H ÜRETEN ÜLKE TARAFINDAN DOLARLIK KREDİ HACMİ SORUN YARATIYOR

DOLARLIK MAL VE HİZMET H ÜRETEN ÜLKE TARAFINDAN DOLARLIK KREDİ HACMİ SORUN YARATIYOR KÜRESEL KRİZİN N ANATOMİSİ MORTGAGE KRİZİ VE HEDGE FONLAR KRİZİ TÜREV ÜRÜNLER PİYASASINDA KIRILMA 64 TRİLYON DOLARLIK DÜNYA D EKONOMİSİNDE, NDE, 18 TRİLYON DOLARLIK MAL VE HİZMET H ONU ÜRETEN ÜLKE TARAFINDAN

Detaylı

ULUSAL İNSAN HAKLARI KURUMLARI ULUSLARARASI STANDARTLARA UYGUNLUĞUN YORUM İLKELERİ

ULUSAL İNSAN HAKLARI KURUMLARI ULUSLARARASI STANDARTLARA UYGUNLUĞUN YORUM İLKELERİ Doç. Dr. Abdurrahman EREN İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ULUSAL İNSAN HAKLARI KURUMLARI ULUSLARARASI STANDARTLARA UYGUNLUĞUN YORUM İLKELERİ İÇİNDEKİLER

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ 9 ÖNSÖZ 11 GİRİŞ 13

İÇİNDEKİLER SUNUŞ 9 ÖNSÖZ 11 GİRİŞ 13 İÇİNDEKİLER SUNUŞ 9 ÖNSÖZ 11 GİRİŞ 13 I. KAVRAMSAL ÇERÇEVE VE TARİHSEL SÜREÇ 15 1. Toplam Kalite Yönetimi'nin Tarihçesi 15 2. TKY Nedir? 17 3. Toplam Kalite Yönetimi ile İlgili Yanlış Düşünceler 19 4.

Detaylı

Taraflar Madde 4- Bu Sdzlesmenin taraflan, TSK Saghk Komutanligi ile Sosyal Guvenlik Kurumudur.

Taraflar Madde 4- Bu Sdzlesmenin taraflan, TSK Saghk Komutanligi ile Sosyal Guvenlik Kurumudur. SOSYAL GUVENLiK KURUMU JLE TURK SJLAHLI KUWETLERJ ARASINDA UQUNCU BASAMAK ASKERI SAGLIK HJZMETJ SUNUCULARI J 2013 YILI GOTURU BEDEL UZERJNDEN SAGLIK HIZMETI ALIM SOZLE$MESi USUL VE ESASLARI Amag Madde

Detaylı

Dr. ÖMER ÇINAR İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi TÜKETİCİ HUKUKUNDA HAKSIZ ŞARTLAR

Dr. ÖMER ÇINAR İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi TÜKETİCİ HUKUKUNDA HAKSIZ ŞARTLAR Dr. ÖMER ÇINAR İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi TÜKETİCİ HUKUKUNDA HAKSIZ ŞARTLAR İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vii KISALTMALAR...xv GİRİŞ...1 Birinci Bölüm HAKSIZ ŞARTIN TARİHSEL

Detaylı

Ad Soyad Umut KEDİKLİ İş Telefonu 0 370 4333198/2793 E-mail(ler) kedikliumut@hotmail.com umutkedikli@karabuk.edu.tr

Ad Soyad Umut KEDİKLİ İş Telefonu 0 370 4333198/2793 E-mail(ler) kedikliumut@hotmail.com umutkedikli@karabuk.edu.tr Ad Soyad Umut KEDİKLİ İş Telefonu 0 370 4333198/2793 E-mail(ler) kedikliumut@hotmail.com umutkedikli@karabuk.edu.tr İş Adresi Karabük Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

HABER BÜLTENİ 02.09.2015 Sayı 23

HABER BÜLTENİ 02.09.2015 Sayı 23 HABER BÜLTENİ 02.09.2015 Sayı 23 Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi geçen aya ve geçen yıla göre düştü: Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi, geçen aya ve geçen yıla göre düştü. Konya Hizmetler Sektörü

Detaylı

Giresun Üniversitesi Akademik Değerlendirme Ve Kalite Geliştirme Uygulama Yönergesi

Giresun Üniversitesi Akademik Değerlendirme Ve Kalite Geliştirme Uygulama Yönergesi Giresun Üniversitesi Akademik Değerlendirme Ve Kalite Geliştirme Uygulama Yönergesi Amaç Madde 1- Bu Yönergenin amacı; Giresun Üniversitesi'nin akademik değerlendirme ve kalite geliştirme ile stratejik

Detaylı

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 ( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - İtalya İlişkileri: Fırsatlar ve Güçlükler ( 2014 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Kamu Yönetimi Trakya Üniversitesi 2001

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Kamu Yönetimi Trakya Üniversitesi 2001 ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Volkan TATAR 2. Doğum Tarihi : 08.04.1977 3. Unvanı : Yrd. Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu: Doktora Derece Alan Üniversite Lisans Kamu Yönetimi Trakya Üniversitesi 2001 Y.Lisans Uluslararası

Detaylı

Bilgisayar Destel~li Dil Bilimi ve

Bilgisayar Destel~li Dil Bilimi ve Bilgisayar Destel~li Dil Bilimi ve Türl~ Cumhuriyetleri Saıni DÖNMEZ Günümüzde bili im teknolojilerinin kullanılmadığı alan hiç kalmadı desek yanlı olmayacaktır. Ülkemiz sanayi devrimini geli mi Batı ülkelerinin

Detaylı

Adem Arkadas Çocuk Hakları Politika ve Savunuculuk Sorumlusu Uluslararası Çocuk Merkezi (ICC)

Adem Arkadas Çocuk Hakları Politika ve Savunuculuk Sorumlusu Uluslararası Çocuk Merkezi (ICC) Adem Arkadas Çocuk Hakları Politika ve Savunuculuk Sorumlusu Uluslararası Çocuk Merkezi (ICC) Çocuk hakları eğitiminin çocuk sağlığı ve korumasındaki yerini konuşmak Çocukluk ve çocuk hakları Çocuk hakları

Detaylı

1 9 1 4 1 0 1 6 1 9 1 1-2012

1 9 1 4 1 0 1 6 1 9 1 1-2012 1 3 1 4 1 9 1 1 1 2 1 9 1 4 1 1 1 2 1 9 1 7 1 4 1 9 1 4 1 7 1 1 1 8 1 9 1 0 1 4 1 9 1 7 1 1 1 7 1 9 1 8 1 7 1 8 1 2 1 9 1 9 1 8 1 2 1 9 1 0 1 2 1 4 1 1 1 6 1 1 1 9 1 9 1 8 1 8 1 8 1 1 1 9 1 8 1 7 1 9 1

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

T.C. Resmî Gazete. Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır MİLLETLERARASI ANDLAŞMALAR

T.C. Resmî Gazete. Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır MİLLETLERARASI ANDLAŞMALAR T.C. Resmî Gazete Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır 16 Mayıs 2013 PERŞEMBE Sayı : 28649 YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ MİLLETLERARASI ANDLAŞMALAR Karar Sayısı : 2013/4631

Detaylı

GTIP 691090: SERAMIKTEN MUSLUK TASI, LAVABO VE AYAKLARI, KÜVET, BIDE, PISUAR VB; DIGER

GTIP 691090: SERAMIKTEN MUSLUK TASI, LAVABO VE AYAKLARI, KÜVET, BIDE, PISUAR VB; DIGER GTIP 691090: SERAMIKTEN MUSLUK TASI, LAVABO VE AYAKLARI, KÜVET, BIDE, PISUAR VB; DIGER AGUSTOS 2009 Hazirlayan: Mesut DÖNMEZ 1 GENEL KOD BILGISI: 691090 GTIP kodunun üst kodu olan 6910 GTIP koduna ait

Detaylı

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi Ümit GÜVEYİ Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XI GİRİŞ...1 Birinci Bölüm Teorik Boyutuyla Genel Kavramsal Çerçeve

Detaylı

Kamuran Özlem Sarnıç (Sanatta Yeterlik Tezi)

Kamuran Özlem Sarnıç (Sanatta Yeterlik Tezi) OPTİK YANILSAMA ve SERAMİK SANATINDA KULLANIMI-UYGULAMALARI Kamuran Özlem Sarnıç (Sanatta Yeterlik Tezi) Eskişehir, Ağustos 2011 OPTİK YANILSAMA ve SERAMİK SANATINDA KULLANIMI- UYGULAMALARI Kamuran Özlem

Detaylı

TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE GELECEĞİ

TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE GELECEĞİ TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE GELECEĞİ BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU YENİ MEVDUAT SİGORTA SİSTEMİ ÖNERİSİ BANKA BİRLEŞME VE DEVİRLERİ Dr. Mehmet GÜNAL Ankara, Haziran 2001 ÖNSÖZ Türkiye

Detaylı

AVRUPA GÜVENLİK VE İŞBİRLİĞİ KONFERANSI SONUÇ BİLDİRGESİ (HELSİNKİ BELGESİ)

AVRUPA GÜVENLİK VE İŞBİRLİĞİ KONFERANSI SONUÇ BİLDİRGESİ (HELSİNKİ BELGESİ) 439 AGİK Sonuç Bildirgesi AVRUPA GÜVENLİK VE İŞBİRLİĞİ KONFERANSI SONUÇ BİLDİRGESİ (HELSİNKİ BELGESİ) 3 Temmuz 1973'te Helsinki'de açılan ve 18 Eylül 1973'ten 21 Temmuz 1985'e kadar Cenevre'de süregelen

Detaylı

Kentsel Dönüsüm kavramini yeniden ele alirken birtakim tespitleri dogru yapmakta yarar bulunmaktadir.

Kentsel Dönüsüm kavramini yeniden ele alirken birtakim tespitleri dogru yapmakta yarar bulunmaktadir. ÖZEL SEKTÖR AÇISINDAN KENTSEL DÖNÜSÜM A.Faruk GÖKSU Kentsel Proje Gelistirme A.S farukgoksu@gmail.com www.kentselyenileme.org Giris Geçtigimiz yüzyilin son çeyregine damgasin vuran Toplu Konut yada Yeni

Detaylı

İÇİNDEKİLER...XI KISALTM ALAR... XVII G İRİŞ...1

İÇİNDEKİLER...XI KISALTM ALAR... XVII G İRİŞ...1 iç in d e k il e r ö n s ö z...vıı İÇİNDEKİLER...XI KISALTM ALAR... XVII G İRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM GENETİK VERİLERE İLİŞKİN GENEL AÇIKLAMALAR VE GENETİK VERİLERİN KORUNMASI MESELESİ 1. Genetik Verilere

Detaylı

ABSTRACT IMPACT OF POLISH MEMBERSHIPS IN NATO AND THE EU ON POLISH FOREIGN POLICY TOWARDS RUSSIA. Bodur, Kadriye

ABSTRACT IMPACT OF POLISH MEMBERSHIPS IN NATO AND THE EU ON POLISH FOREIGN POLICY TOWARDS RUSSIA. Bodur, Kadriye ABSTRACT IMPACT OF POLISH MEMBERSHIPS IN NATO AND THE EU ON POLISH FOREIGN POLICY TOWARDS RUSSIA Bodur, Kadriye Master of Science, Department of European Studies Supervisor: Assoc. Prof. Dr. Oktay F. Tanrısever

Detaylı

İÇİNDEKİLER. ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9

İÇİNDEKİLER. ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9 İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 1. BÖLÜM ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9 İNSAN KAYNAKLARI KAVRAMI, ÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ...10 İnsan Kaynakları Kavramı...10 İnsan Kaynaklarının Önemi...12

Detaylı

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI 2010 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Dönemi Zorunlu Dersler Uluslararası İlişkilerde Araştırma

Detaylı

İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER

İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ANA BİLİM DALI İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER BİR ÖRNEK OLAY İNCELEMESİ: SHERATON ANKARA HOTEL & TOWERS

Detaylı

Dr. Mehmet BAYKAL İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi. Hukuksal ve Kurumsal Bağlamda Amerika Birleşik Devletleri ve. Doğrudan Yabancı Yatırımlar

Dr. Mehmet BAYKAL İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi. Hukuksal ve Kurumsal Bağlamda Amerika Birleşik Devletleri ve. Doğrudan Yabancı Yatırımlar Dr. Mehmet BAYKAL İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Hukuksal ve Kurumsal Bağlamda Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye de Doğrudan Yabancı Yatırımlar İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR...

Detaylı

Ulusal ve Küresel Perspektifte KAMU YÖNETİMİ. Teori ve Pratik. Prof. Dr. Bekir PARLAK Uludağ Üniversitesi, İ.İ.B.F., Kamu Yönetimi Bölümü

Ulusal ve Küresel Perspektifte KAMU YÖNETİMİ. Teori ve Pratik. Prof. Dr. Bekir PARLAK Uludağ Üniversitesi, İ.İ.B.F., Kamu Yönetimi Bölümü Ulusal ve Küresel Perspektifte KAMU YÖNETİMİ Teori ve Pratik Prof. Dr. Bekir PARLAK Uludağ Üniversitesi, İ.İ.B.F., Kamu Yönetimi Bölümü Yrd. Doç. Dr. Zahid SOBACI Uludağ Üniversitesi, İ.İ.B.F., Kamu Yönetimi

Detaylı

DERS PROFİLİ. Rus Dış Politikası POLS 439 Güz 7 3+0+0 3 6. Mehmet Turan Çağlar

DERS PROFİLİ. Rus Dış Politikası POLS 439 Güz 7 3+0+0 3 6. Mehmet Turan Çağlar DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Rus Dış Politikası POLS 439 Güz 7 3+0+0 3 6 Ön Koşul Yok Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı Dersin Amaçları

Detaylı

Ekonomik Rapor 2011 2. ULUSLARARASI MAL PİYASALARI 67. genel kurul Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği / www.tobb.org.tr

Ekonomik Rapor 2011 2. ULUSLARARASI MAL PİYASALARI 67. genel kurul Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği / www.tobb.org.tr Ekonomik Rapor 2011 2. ULUSLARARASI MAL PİYASALARI 67. genel kurul 49 50 2. ULUSLARARASI MAL PİYASALARI 2008 yılında ABD de ipotekli konut kredisi piyasasında ortaya çıkan ve hızla tüm dünya ekonomilerinde

Detaylı

EV TEKSTİL SEKTÖRÜ 1. ÜRÜNÜN TANIMI: 2. TÜRKİYE DE ÜRETİM: 3. TÜRKİYE NİN DIŞ TİCARETİ:

EV TEKSTİL SEKTÖRÜ 1. ÜRÜNÜN TANIMI: 2. TÜRKİYE DE ÜRETİM: 3. TÜRKİYE NİN DIŞ TİCARETİ: EV TEKSTİL SEKTÖRÜ 1. ÜRÜNÜN TANIMI: Ev tekstili, genel olarak evleri dekore etmek amacıyla kullanılan ürünler olarak tanımlanmaktadır. Sentetik iplikler ve kumaşların yanı sıra, pamuk, keten, ipek ve

Detaylı

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI Yrd. Doç. Dr. Yaşar SARI Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Kırgızistan Giriş Kırgızistan Orta Asya bölgesindeki toprak ve

Detaylı

YEDĐTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ KAMU YÖNETĐMĐ TAHSĐN BEKĐR BALTA FATĐH KELEŞ JULY,13

YEDĐTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ KAMU YÖNETĐMĐ TAHSĐN BEKĐR BALTA FATĐH KELEŞ JULY,13 YEDĐTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ KAMU YÖNETĐMĐ TAHSĐN BEKĐR BALTA FATĐH KELEŞ JULY,13 260506006 Abstract Turkey is the root of administrative law to the end of the century goes xıx. Administrative law in the same

Detaylı

8 MARTDÜNYAKADiNLARGÜNÜi

8 MARTDÜNYAKADiNLARGÜNÜi ~ 7 MART1997 CUMA 8 MARTDÜNYAKADiNLARGÜNÜi Tekbir gün kadinlarianlamak, dinlemekve paylasmakiçin yeterliolmasada hatirlanmak, aniimakve konularinüzerinde durmakiçin hiç düsünülmemls olmasindankuskusuzdqha

Detaylı

21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER

21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER 21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER KÜRESEL EKONOMİYİ ROTASINDAN ÇIKARABİLECEK 10 BÜYÜK TEHLİKE DÜNYA EKONOMİSİ VE ABD EKONOMİSİNDE OLASI MAKRO DENGESİZLİKLER (BÜTÇE VE CARİ İ LEMLER AÇIĞI) (TWIN TOWERS) İSTİKRARSIZ

Detaylı

ULUSLARARASI HUKUKTA SELF-DETERMİNASYON HAKKI ve TÜRK CUMHURİYETLERİ

ULUSLARARASI HUKUKTA SELF-DETERMİNASYON HAKKI ve TÜRK CUMHURİYETLERİ ULUSLARARASI HUKUKTA SELF-DETERMİNASYON HAKKI ve TÜRK CUMHURİYETLERİ M. Akif KÜTÜKÇÜ ÖZET 20. Yüzyılda uluslararası hukukun en önemli kavramlarından birisi haline gelen selfdeterminasyon, dünya toplumunda

Detaylı

MEYVE SULARI. Hazırlayan Nilüfer YILMAZ 2008. T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi

MEYVE SULARI. Hazırlayan Nilüfer YILMAZ 2008. T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi MEYVE SULARI Hazırlayan Nilüfer YILMAZ 2008 T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi MEYVE SULARI Tablo 1. Meyve Suyunun Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonları Ürün Adı

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Cafer EMİNOĞLU Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Yrd. Doç. Dr. Cafer EMİNOĞLU Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yrd. Doç. Dr. Cafer EMİNOĞLU Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi (Dekan Yardımcısı) KİŞİSEL BİLGİLER Adres : Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi,

Detaylı

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Web Sitesi Yıllık Raporu. Yönetici Özeti. C. Toplam Oturum ve Ziyaretçi Sayılarının Ülkelere Göre Dağılımı

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Web Sitesi Yıllık Raporu. Yönetici Özeti. C. Toplam Oturum ve Ziyaretçi Sayılarının Ülkelere Göre Dağılımı Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Web Sitesi Yıllık Raporu Yönetici Özeti İçindekiler I. Yönetici Özeti A. Toplam Sayfa Görüntülenme Sayıları B. Toplam Oturum ve Ziyaretçi Sayıları C. Toplam Oturum

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Kıbrıs Sorunu PSIR 464 7-8 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Kıbrıs Sorunu PSIR 464 7-8 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Kıbrıs Sorunu PSIR 464 7-8 3 + 0 3 5 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Seçmeli Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

A) Siyasi birliklerini geç sağlamaları. B) Sömürge alanlarını ele geçirmek istemeleri. C) Sanayi devrimini tamamlayamamaları

A) Siyasi birliklerini geç sağlamaları. B) Sömürge alanlarını ele geçirmek istemeleri. C) Sanayi devrimini tamamlayamamaları 1. Almanya ve İtalya'nın; XIX. yüzyıl sonlarından itibaren İngiltere ve Fransa'ya karşı birlikte hareket etmelerinin en önemli nedeni olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilebilir? A) Siyasi birliklerini

Detaylı

YÖNETMELİK. a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişiyi,

YÖNETMELİK. a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişiyi, 27 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28246 Bingöl Üniversitesinden: YÖNETMELİK BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ ÇOCUK ARAŞTIRMA VE REHBERLİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz

Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz Rakamlarla Sektörümüz: 3 kıtadan 77 ülkeye doğrudan hizmet götüren, Toplam Yatırımı 5 Milyar Doları aşan, Yan sektörleri ile birlikte yaklaşık

Detaylı

AVRUPA BĐRLĐĞĐ HELSĐNKĐ ZĐRVESĐ ve TÜRKĐYE. Helsinki Zirvesi

AVRUPA BĐRLĐĞĐ HELSĐNKĐ ZĐRVESĐ ve TÜRKĐYE. Helsinki Zirvesi AVRUPA BĐRLĐĞĐ HELSĐNKĐ ZĐRVESĐ ve TÜRKĐYE Helsinki Zirvesi 10 ve 11 Aralık 1999 tarihlerinde Helsinki de toplanan Avrupa Birliği (AB) Konseyi Binyıl Bildirgesi ni kabul ederken genişleme sürecinde yeni

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER 1 1789 da gerçekleşen Fransız İhtilali ile hürriyet, eşitlik, adalet, milliyetçilik gibi akımlar yayılmış ve tüm dünyayı etkilemiştir. İmparatorluklar yıkılmış, meşruti yönetimler kurulmaya başlamıştır.

Detaylı

TEMEL GÖSTERGELER Coğrafi yapı

TEMEL GÖSTERGELER Coğrafi yapı RAMAZAN 2013 KENYA TEMEL GÖSTERGELER Coğrafi yapı Güneyinde Tanzanya, batısında Uganda, kuzeybatısında Sudan, kuzeyinde Etiyopya ve doğusunda Somali olan bir doğu Afrika ülkesidir. Hint Okyanusu na kıyısı

Detaylı

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI HOŞGELDİNİZ DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN Marmara Üniversitesi EMAİL:mza@mehmetzekiaydin.com TEL:0506.3446620 Problem Türkiye de din eğitimi sorunu, yaygın olarak tartışılmakta

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Adı Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ATATÜRK İLKELERİ VE İNKİLAP TARİHİ I AİT401 7 2 + 0 2 2. Yok. Ön Koşul Dersleri.

DERS BİLGİLERİ. Ders Adı Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ATATÜRK İLKELERİ VE İNKİLAP TARİHİ I AİT401 7 2 + 0 2 2. Yok. Ön Koşul Dersleri. DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ATATÜRK İLKELERİ VE İNKİLAP TARİHİ I AİT401 7 2 + 0 2 2 Ön Koşul Dersleri Yok Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin

Detaylı

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir.

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. - 1 - I. A.B.D. HAKKINDA GERÇEKLER Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. 1- Genel bakış A.B.D. nin değişen nüfus yapısı: http://usinfo.state.gov/journals/itsv/0699/ijse/ijse0699.htm

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

ASO YÖNETİM KURULU BAŞKANI NURETTİN ÖZDEBİR İN MART AYI MECLİS TOPLANTISIN- DA YAPTIĞI KONUŞMA METNİ (26.03.2008)

ASO YÖNETİM KURULU BAŞKANI NURETTİN ÖZDEBİR İN MART AYI MECLİS TOPLANTISIN- DA YAPTIĞI KONUŞMA METNİ (26.03.2008) ASO MECLİS TOPLANTISI - 26 Mart 2008 ASO YÖNETİM KURULU BAŞKANI NURETTİN ÖZDEBİR İN MART AYI MECLİS TOPLANTISIN- DA YAPTIĞI KONUŞMA METNİ (26.03.2008) SAYIN BAŞKAN, DEMOKRATİK SOL PARTİ NİN DEĞERLİ BAŞKANI,

Detaylı

HÜLYA ATLAN MANEVİ ZARARI TAZMİN YOLLARI

HÜLYA ATLAN MANEVİ ZARARI TAZMİN YOLLARI HÜLYA ATLAN MANEVİ ZARARI TAZMİN YOLLARI İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... V İÇİNDEKİLER...VII KISALTMALAR...XV GİRİŞ...1 I. Konunun Önemi...1 II. Konunun Sınırlandırılması...3 III. Plan...4 BİRİNCİ BÖLÜM KİŞİLİĞİN

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

9-10 Еким/Касым 2012. turkelyeni@yahoo.com www.туркелpress.com 3 те.

9-10 Еким/Касым 2012. turkelyeni@yahoo.com www.туркелpress.com 3 те. 24 èþëÿ 1923 áûë ïîäïèñàí Ëîçàííñêèé äîãîâîð, ïî êîòîðîìó ïðèçíàâàëàñü ïîëíàÿ íåçàâèñèìîñòü Òóðöèè. Áûëè óïðàçäíåíû Óïðàâëåíèå îñìàíñêîãî ãîñóäàðñòâåííîãî äîëãà è êàïèòóëÿöèè, îòìåíèëè èíîñòðàííûé êîíòðîëü

Detaylı

1. Adı Soyadı: Mehmet GENÇ. 2. Doğum Tarihi: 07.07.1949

1. Adı Soyadı: Mehmet GENÇ. 2. Doğum Tarihi: 07.07.1949 CV 1. Adı Soyadı: Mehmet GENÇ 2. Doğum Tarihi: 07.07.1949 3. Unvanı: (16.04.2014 tarihi itibariyle kendi isteği ile Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesinden emekli- Feyziye Mektepleri Vakfı Işık Üniversitesi

Detaylı

MUKAYESELİ HUKUK VE TÜRK HUKUKUNDA İŞSİZLİK SİGORTASI İÇİNDEKİLER ÖZET KISALTMALAR TABLO LİSTESİ ŞEKİL LİSTESİ BÖLÜM I İŞSİZLİK

MUKAYESELİ HUKUK VE TÜRK HUKUKUNDA İŞSİZLİK SİGORTASI İÇİNDEKİLER ÖZET KISALTMALAR TABLO LİSTESİ ŞEKİL LİSTESİ BÖLÜM I İŞSİZLİK MUKAYESELİ HUKUK VE TÜRK HUKUKUNDA İŞSİZLİK SİGORTASI İÇİNDEKİLER ÖZET ABSTRACT İÇİNDEKİLER KISALTMALAR TABLO LİSTESİ ŞEKİL LİSTESİ GİRİŞ v vii ix xvii xviii xx xxi BÖLÜM I İŞSİZLİK A. İŞSİZLİĞİN TANIMI

Detaylı

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013 HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013 Ekim 2014 İÇİNDEKİLER Giriş... 2 Dünya da Uluslararası Doğrudan Yatırım Trendi... 3 Yıllar

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

Dr. Muzaffer AKDOĞAN AVRUPA BİRLİĞİ KAMU ALIMLARINDA SÖZLEŞME SONRASI İHTİLAFLARIN ÇÖZÜM YOLLARI VE TÜRKİYE UYGULAMASI

Dr. Muzaffer AKDOĞAN AVRUPA BİRLİĞİ KAMU ALIMLARINDA SÖZLEŞME SONRASI İHTİLAFLARIN ÇÖZÜM YOLLARI VE TÜRKİYE UYGULAMASI Dr. Muzaffer AKDOĞAN AVRUPA BİRLİĞİ KAMU ALIMLARINDA SÖZLEŞME SONRASI İHTİLAFLARIN ÇÖZÜM YOLLARI VE TÜRKİYE UYGULAMASI İÇİNDEKİLER ESERİ TAKDİM...VII ÖNSÖZ... IX İÇİNDEKİLER... XI KISALTMALAR LİSTESİ...

Detaylı

ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KÜÇÜK SANAYİ SİTELERİ TEKNOPARKLAR Oda Raporu

ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KÜÇÜK SANAYİ SİTELERİ TEKNOPARKLAR Oda Raporu tmmob makina mühendisleri odası ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KÜÇÜK SANAYİ SİTELERİ TEKNOPARKLAR Oda Raporu Hazırlayanlar Yavuz BAYÜLKEN Cahit KÜTÜKOĞLU Genişletilmiş Üçüncü Basım Mart 2010 Yayın No : MMO

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Evra ÇETİN. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi nin 8-11. maddeleri Bağlamında. Çalışanların Hakları

Yrd. Doç. Dr. Evra ÇETİN. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi nin 8-11. maddeleri Bağlamında. Çalışanların Hakları Yrd. Doç. Dr. Evra ÇETİN İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi nin 8-11. maddeleri Bağlamında Çalışanların Hakları İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... V İÇİNDEKİLER...VII GİRİŞ...1 I. Konunun Önemi...1 II. Çalışan Kavramının

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması

Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması 23 Aralık 2008 Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması Son günlerde akaryakıt fiyatları ile ilgili olarak kamuoyunda bir bilgi kirliliği gözlemlenmekte olup, bu durum Sektörü ve Şirketimizi itham altında

Detaylı

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 İNCE GÜÇ VE KAMU DİPLOMASİSİ ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI TÜRKİYE NİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ PROGRAMLARI

Detaylı

HASTANIN KENDİ GELECEĞİNİ BELİRLEME HAKKI

HASTANIN KENDİ GELECEĞİNİ BELİRLEME HAKKI Yard. Doç. Dr. Hamide TACİR Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi HASTANIN KENDİ GELECEĞİNİ BELİRLEME HAKKI İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... vii İÇİNDEKİLER...xi GİRİŞ...1 Birinci Bölüm HASTANIN KENDİ

Detaylı

Cümlede Anlam İlişkileri

Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede anlam ilişkileri kpss Türkçe konuları arasında önemli bir yer kaplamaktadır. Cümlede anlam ilişkilerine geçmeden önce cümlenin tanımını yapalım. Cümle, yargı bildiren,

Detaylı

Topoloji değişik ağ teknolojilerinin yapısını ve çalışma şekillerini anlamada başlangıç noktasıdır.

Topoloji değişik ağ teknolojilerinin yapısını ve çalışma şekillerini anlamada başlangıç noktasıdır. Yazıyı PDF Yapan : Seyhan Tekelioğlu seyhan@hotmail.com http://www.seyhan.biz Topolojiler Her bilgisayar ağı verinin sistemler arasında gelip gitmesini sağlayacak bir yola ihtiyaç duyar. Aradaki bu yol

Detaylı

UNESCO Raporu. İnsanın Savunmasızlığı ve Kişisel Bütünlüğüne Saygı İlkesi. Prof. Dr. Meral Özgüç

UNESCO Raporu. İnsanın Savunmasızlığı ve Kişisel Bütünlüğüne Saygı İlkesi. Prof. Dr. Meral Özgüç UNESCO Raporu İnsanın Savunmasızlığı ve Kişisel Bütünlüğüne Saygı İlkesi Prof. Dr. Meral Özgüç H.Ü.T. F. Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Mart 2015 Birleşmiş Milletler Eğitim

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

TÜRKİYE - HOLLANDA YUVARLAK MASA TOPLANTISI 1

TÜRKİYE - HOLLANDA YUVARLAK MASA TOPLANTISI 1 ( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - HOLLANDA YUVARLAK MASA TOPLANTISI 1 Yeni Dönem Türkiye - Hollanda İlişkileri; Fırsatlar ve Riskler ( 2014 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL Sözlerime gayrimenkul ve finans sektörlerinin temsilcilerini bir araya

Detaylı

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Ders Tanıtım Formu Dersin Adı Öğretim Dili SİYASİ TARİH Türkçe Dersin Verildiği Düzey Ön Lisans ( ) Lisans ( X) Yüksek Lisans( ) Doktora( ) Eğitim Öğretim Sistemi Örgün Öğretim ( X) Uzaktan Öğretim( )

Detaylı

DANIŞTAY BAŞKANLIĞINA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMLİDİR. DAVACI

DANIŞTAY BAŞKANLIĞINA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMLİDİR. DAVACI DANIŞTAY BAŞKANLIĞINA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMLİDİR. DAVACI VEKİLLERİ DAVALI KONU : Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı Oğuzlar Mah. Barış Manço Cad. Av. Özdemir Özok Sokak No: 8 Balgat Ankara : Av.

Detaylı

Istihdam yaratma, kaynaklarin harekete geçirilmesi, yatirim olusturma ve ekonomiye katkilarinda kooperatiflerin önemini kabul ederek ve

Istihdam yaratma, kaynaklarin harekete geçirilmesi, yatirim olusturma ve ekonomiye katkilarinda kooperatiflerin önemini kabul ederek ve Uluslararasi Çalisma Bürosu nun daveti üzerine 03 Haziran 2002 tarihinde Cenevre de 90. Toplantisini yapan Uluslararasi Çalisma Örgütü Genel Konferansi, Istihdam yaratma, kaynaklarin harekete geçirilmesi,

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 1995 Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası nın Kurduğu Hükümet Rejimi (1998)

ÖZGEÇMİŞ. 1995 Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası nın Kurduğu Hükümet Rejimi (1998) ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı Oktay Uygun 2. Doğum Tarihi 18. 01. 1963 3. Unvanı Profesör 4. Öğrenim Durumu Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Hukuk Fakültesi İstanbul Üniversitesi 1985 Yüksek Lisans Kamu Hukuku

Detaylı

T.C. KARA HARP OKULU. SAVUNMA BiLiMLERi ENSTiTUSU. GUVENLiK BiLiMLERi ANA BiLiM DALI. SiYASALLA MA SURECi YUKSEK LISANS TEZI. Hazirlayan OZGUR ALGAN

T.C. KARA HARP OKULU. SAVUNMA BiLiMLERi ENSTiTUSU. GUVENLiK BiLiMLERi ANA BiLiM DALI. SiYASALLA MA SURECi YUKSEK LISANS TEZI. Hazirlayan OZGUR ALGAN T.C. KARA HARP OKULU SAVUNMA BiLiMLERi ENSTiTUSU GUVENLiK BiLiMLERi ANA BiLiM DALI PKK TEROR ORGUTUNUN KURULU U J FAALiVETLERi VE SiYASALLA MA SURECi YUKSEK LISANS TEZI Hazirlayan OZGUR ALGAN Tez Dani

Detaylı

Park Elektrik Üretim Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Sayfa No: 1

Park Elektrik Üretim Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Sayfa No: 1 Sayfa No: 1 1. Raporun Dönemi 1.7.2010 30.9.2010 2. Şirketin Faaliyet Konusu Her türlü maden, maden cevheri ve bunların türevlerini aramak ve çıkarmak, işlemek, gerek kendi ürettiği ve gerekse temin ettiği

Detaylı

Çevrimiçi paylaşım 3.1. Baskı 1

Çevrimiçi paylaşım 3.1. Baskı 1 Çevrimiçi paylaşım 3.1 Baskı 1 2008 Nokia telif hakkıdır. Tüm hakları mahfuzdur. Nokia, Nokia Connecting People ve Nseries, Nokia Corporation'ın ticari veya tescilli ticari markalarıdır. Nokia tune, Nokia

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

KÜRESEL EKONOMİK ÇEVRE

KÜRESEL EKONOMİK ÇEVRE II. Bölüm KÜRESEL EKONOMİK ÇEVRE Doç. Dr. Olgun Kitapcı Akdeniz Üniversitesi, Pazarlama Bölümü 1 Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) BAZI KAVRAMLAR Bir ülke vatandaşlarının bir yıl için ürettikleri toplam mal

Detaylı

YETERLİ VE UYGUN KİŞİ BİLGİ FORMU UYRUK HANGİ YOLLA EDİNİLDİ

YETERLİ VE UYGUN KİŞİ BİLGİ FORMU UYRUK HANGİ YOLLA EDİNİLDİ EK 4 YETERLİ VE UYGUN KİŞİ BİLGİ FORMU DEĞERLENDİRME AMACI ÖNERİLEN POZİSYON / GÖREV KURULUŞ (UBB) KİŞİSEL BİLGİLER SOYİSİM DOĞUM TARİHİ (GG/AA/YYYY) UYRUK İSİM DOĞUM YERİ (ŞEHİR VE ÜLKE) UYRUK HANGİ YOLLA

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı