ISSN: Ocak 2015

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ISSN: 2149-1356 Ocak 2015"

Transkript

1 ISSN: Ocak 2015

2 İÇİNDEKİLER Sevgili Tarım Orman Emekçileri, Fotoğraf: Yasemin MİRİK Merhaba Dostlar / Hamit KURT...1 Tarım Ekonomisi ve Kapitalizmle Mücadele / Özkan YORGUN...2 Sendikal Hareketin Durumu ve Güncel Görevlerimiz Üzerine / Hıdır DEMİR...4 Tar-Gel Projesinde Yeni Arayışlar / Dr. Zeki OYMAK...5 Kadın ve Sendika / Aysel BARS ORAK...7 Hukuk Mücadelesi Sınıf Mücadelesinin Neresinde / Ali KILIÇ...9 Organik Tarım Aldatmacası / Cemil AKAR Rotasyon: Dön Babam Dön / Salih USTA...12 Veteriner Hekimlerin Sorunlarını Arttıran Stratejik Adımlar / Adil ADIGÜZEL...14 Zeytin Ağacıma ve Zeytinliklerime Dokunma / Fikret GİZİR...16 Demokratik Ekolojik Toplum / Ahmet KOÇYİĞİT...18 Bu Sarayı Yaparken Ne Yalanlar Uydurduk / Ahmet DEMİRTAŞ...21 Akkuyu: 45 Yıllık Mücadele / Yılmaz KİLİM...26 Tarım Orkam-Sen Genel Kadın Meclisi...28 Hukuki Kazanımlar ve Yeni Açılan Davalar...30 Halkçı Bütçe Demokratik Türkiye için Ankara daydık Aralıkta Meydanlardaydık...33 Genel Merkezimizce Yapılan Basın Açıklamaları...34 Şubelerden Haberler...36 Yokullaştırılıyoruz!!!...40 Şiir Köşesi...41 Uzun bir aradan sonra dergi türü yayın faaliyetine yeniden başlıyoruz. Dergimizin Gıda, Tarım, Ormancılık, Hayvancılık alanları ile Emek ve Demokrasi mücadelesinde; teorik, bilimsel, gözlemsel bilgi ve deneyimlerin paylaşılması ve tartışılmasına açık bir platform olmasını arzuluyor, sunacağınız katkılarla makale ve tartışmalarınıza sayfalarımızda yer vermeyi umut ediyoruz. Şubelerimizin, üyelerimizin deneyimlerinin paylaşılacağı, ülkemizin siyasal gündemlerine ilişkin emekten yana bakışımızı ifade edebileceğimiz bir yayının, örgütümüz içerisinde kolektif bir tarzda üretilmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Dergimizin bu sayısında ele aldığımız işkolumuza ilişkin Rotasyon, Kaç-Aksaray, Organik Tarım, Veteriner Hekimlerinin sorunları, Targel projesi, Zeytin, Akkuyu Nükleer Santrali konularında görüş, öneri ve tespitlerin yansıra Kadın ve Sendika, Tarım Ekonomisi ve Kapitalizmle Mücadele, Demokratik Ekolojik Toplum başlıklı sendikal ve toplumsal konulara yer veriyoruz. Genel Merkezimizin yürüttüğü faaliyetler, Basın Açıklamalarımız, Hukuksal Kazanımlarımız ve Şube faaliyetlerimiz de sayfalarımız arasında olacak. Bugüne kadar sürdürdüğümüz haklı, kararlı mücadelemizle, sözde değil özde olan ahlakımızla, göstermelik vatanseverlikle değil ülke değerlerinin bütününe sahip çıkarak, kul hakkı yiyenlerin karşısında emekçinin hakkını savunarak, dilinden, etnik kimliğinden, cinsiyetinden, inançlarından dolayı kimseyi ayırmadan, göstermelik sendikaların masa başı satışlarının aksine; insana yakışır bir yaşamı, insana yakışır bir ücreti istiyoruz. Birilerinin kar hırsı, rant hırsı, iktidarı uğruna kirlettiği, savaştırdığı bu güzel dünyada hepimize yer olduğunun bilinciyle insan onuruna yakışır bir gelecek istedik, istemeye devam ediyoruz. Bizler her bir isteğimiz, düşümüz gerçekleşene değin mücadele etmekten vazgeçmiyoruz. Pes etmiyoruz! Tarım ve Ormancılık işkolunda çalışan tüm arkadaşlarımızı da, bu mücadelede yan yana, omuz omuza, dayanışmayla yürümeye davet ediyoruz. Bir sonraki sayımızda buluşmak üzere Iraz Emel KİTAPCI Genel Eğitim Basın-Yayın ve Uluslararası İlişkiler Sekreteri TARIM ORKAM-SEN (Tarım Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası) ADINA SAHİBİ: Hamit KURT (Genel Başkan) Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Iraz Emel KİTAPCI (Genel Eğitim Basın-Yayın ve Uluslararası İlişkiler Sekreteri) Yayın Kurulu: Filiz SÖNMEZ, İdris OKUTMEN, Kadri GÖNÜLLÜ, Koray ATEŞ, M. Hilmi YENİKURTULUŞ, Murat KANAT, Yasemin MİRİK Yazışma Adresi: Adakale Sokak Ada Apt. No: 8/13 Yenişehir/ANKARA Telefon: (03123) Faks: (0312) Web: E-posta: ISSN: , Sayfa Düzeni: Umut Ajans Tel: , Baskı: Sincan Matbaası, Baskı Tarihi: 25 Ocak 2015

3 MERHABA DOSTLAR Hamit KURT Tarım Orkam-Sen Genel Başkanı Bu gün Dünyada ve Ülkemizde savaş çığlıklarının gittikçe yükseldiği, Emekçilerin kazanımlarına yönelik saldırıların muazzam boyutlara ulaştığı, halklarımıza yoksulluğu ve güvencesizliği; sermayeye yolsuzluğu ve dokunulmazlığı hak gören, İktidarların faşizmi kurumsallaştırmaya çalıştığı bir süreçte, sizlerin teveccühü ile Nisan 2014 sonu itibarıyla MYK seçildik. Öncelikle 20 yıl gibi uzun soluklu bir sürede; sendikal, emek ve demokrasi mücadelemizde büyük rolü olan KESK i, Tarım Orkam-Sen i bu güne getiren herkese teşekkür ediyorum. Bu yazıyı hazırlarken çok şey yazmak istedim ama taktir edersiniz ki, her sorunumuzu veya her şeyi birden yazmak mümkün değil, onun için ilk yazımda güncel yaşadığımız sorunlar, işçi cinayetleri, emek sömürüsü ve sınıf mücadelesine değinmeye çalışacağım. Bilindiği gibi, 2014 yılı içerisinde Soma da, İstanbul da, Ermenek te, ve Yalvaç ta Türkiye Cumhuriyeti tarihin en büyük işçi kıyımları yaşandı. Elbette bu kıyımların baş sorumlusu genelde kapitalist sistemin yarattığı ulus devlet iktidarları ve sermaye; özelde ise iktidarda bulunan AKP ve iktidar ile birbirinden beslenen sermaye sınıfıdır. Ancak bunu söylemek tek başına yeterli olmayacağı gibi, sendikal mücadelede yaşanan tıkanmayı aşmamızı da sağlamayacaktır. İçinde bulunduğumuz 21. Yüzyılda, Dünya da ve Türkiye de sendikal kriz yaşanmaktadır. Sendikal mücadele, kapsamlı bir sınıf mücadele perspektifinden yoksundur. Elbette bunun en büyük nedenlerinden biri, Ulus Devletlerin ve İktidarların, Emek/Meslek Örgütleri üzerindeki baskı, sindirme politikaları iken diğer taraftan iktidar yanlısı sendikalar ve medyanın tavrını, sömürüyle talandan yana koyarak, toplumu maniple etmesidir. Devrimci demokrat, sol-sosyalist çizgide mücadele eden sendika ve kurumlarımız da toplumun tamamını içine alan bir sınıf mücadele perspektifine sahip değildir. Demokrasiyi kurumsal ve toplumsal yaşama hakim kılamamış ulus devletlerde, sınıf perspektifine sahip olmak ve mücadeleyi bu çizgide yürütmek zordur. Dolayısıyla bizler de krizi anlamak ve çözüm yollarını bulmak zorundayız. Bu tıkanma ve krizi aşmak, öncelikle sistemi bilimsel açıdan tahlil etmeyi gerektirir. Ancak bu da yetmeyecektir. Sendikaların mevcut gerçekliğinin tıkanmaya neden olan boyutlarını iyi görmek, özeleştirisel yaklaşmak kadar; aşma heyecanına, perspektifine ve kararlığına sahip olmak da gerekmektedir. Gezi ve 6-8 Ekim ruhuyla mücadele ederek, örgütlenerek, kendi öz gücümüze dayanarak ve mağdur tüm toplumsal kesimleri bir araya getirerek yeni kazanımlar elde edebileceğiz. Yasal değişiklikleri beklemeden, fiili ve meşru bir mücadele hattı oluşturup, böylece devleti, demokrasi ve özgürlüklere duyarlı hale getirebilir ve daha kapsamlı, demokratik bir sendika yasasını çıkarmaya zorlayabiliriz. Aksi taktirde mevcut 4688 sayılı yasa çerçevesinde mücadele yürüterek, kendi alanımızda yaşanan; Tar-Gel, 4-C, Rotasyon, HES, ormanların yok edilmesi, mevsimlik tarım işçileri, taşeronlaşma, özelleştirme, yeraltı ve yerüstü doğal kaynakların sömürüsü gibi birçok sorunumuza bile çözüm bulma şansımız çok az olacaktır. Niyetim; çıkışsız, umutsuz, bir tablo çizmek değil. Aksine ülkemiz sendikal hareketinde yeni bir atılımın mümkün olduğuna inancım tamdır. Ama sendikal krizin güncel bağlamını konuşmayı ertelediğimiz sürece, var olan durumu idare etmek suçunu hep birlikte işliyor olacağız. Sonuç olarak; genel de KESK in, özel de Tarım Orkam Sen in içine düştüğü çıkmazdan kurtaracak olan, mağdur tüm toplumsal kesimleri bir araya getirerek, işyerlerinden yükselen sınıf sendikacılığı pratiklerinin sendikanın bütününe hakim kılmaktır. Mevcut tabloda, bunun zorlu bir görev olduğu ortadadır. Ancak Kamu Emekçileri Sendikalarını, tüm engellemelere rağmen sokakta kuran, mücadeleci bir sendika geleneğine sahip olan bir hareket için bu da zor olmasa gerekir. Bu görevi başarmak mümkündür. Yolumuz açık olsun. 1

4 TARIM EKONOMİSİ VE KAPİTALİZMLE MÜCADELE Özkan YORGUN Tarım Orkam-Sen Genel Sekreteri Yedi bin yıllık sınıflı devletli toplumun zihniyeti olan kapitalizmin yol açtığı soykırım, şiddet, katliamlar, savaşlar, doğal ve insani felaketler, ağır bir eşitsizlik, doğa talanı, küresel ısınma, yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin orantısız bir saldırıya maruz bırakılmasına neden olmaktadır. Bunun karşısında dünyanın birçok yerinde adil, eşit ve onurlu bir yaşamı talep eden sesler de yükselmekte ancak bunlar da aynı yöntemlerle bastırılmaya çalışılmaktadır. Kapitalizm kendine istikrar isterken, başka coğrafyalarda özellikle Ortadoğu da kriz, kaos ve savaşlar istemektedir. Böylece yeraltı ve yerüstü zenginliklerini en kolay ve en masrafsız şekilde sömürebilmektedir. Esasta kapitalizmin, bir kriz rejimi olarak çelişkiler yarattığı, bu çelişkileri derinleştirdiği ve bunlardan faydalandığı bilinmektedir. Kapitalist zihniyet; uygarlık tarihi boyunca kölelik, serflik, işçilik gibi biçimsel değişiklikler gösteren isimler altında oluşturduğu kölelik sistemini yürütmek için her yolu mubah sayan, iktidarlar yaratan, devletler oluşturan bir zihniyet olup, sadece emek alanı üzerine kurulu değil, yaşamın her alanına nüfuz etmiş, tüm yaşam alanlarını sömürü haline getirmiş bir sistem bütünüdür. Bu güne kadar toplumlarezilenler-emeğin sahipleri bu sisteme tepkisini göstermek için isyan etmiş, eylemler yapmış, görkemli mitingler düzenlemiş, açıklamalar yapmış, fabrika şalterlerini indirerek grevler gerçekleştirmiş, sürekli bir direniş içeri- Toplumun özgürleşmesi emeğin özgürleşmesi ile emeğin özgürleşmesi de toplumun özgürleşmesi ile mümkündür. sinde olmuştur. Ancak, finans-kapital yüzyılında bu sömürü sistemine karşı direnişi, bugüne kadar uygulanagelen klasik yöntemlerle yürütmek artık sonuç alıcı olmaktan çıkmıştır. Aldığımız havadan içtiğimiz suya, yaşadığımız doğadan yediğimiz-içtiğimiz besinlere kadar yaşamımızın her anına şu veya bu şekilde müdahale eden modern kapitalizmi, fabrika şalteri indirerek, basın açıklaması veya miting yaparak, slogan atarak, eylem yaparak durdurmak mümkün olmamaktadır. Hele hele yüzdelik zam, işçi sağlığı-işçi güvenliği talepleriyle (kabul ettirdiğimizi var sayalım), mevcut çalışma koşullarında geçici iyileştirmeler sağlatarak sömürü ve baskıyı kaldırmayı değil, ancak ve ancak mevcut sisteme nefes aldırmayı, sistemi rahatlatmayı, daha kabul görür olmasını sağlamış oluruz. Oysaki toplumun özgürleşmesi emeğin özgürleşmesi ile emeğin özgürleşmesi de toplumun özgürleşmesi ile mümkündür. Toplumun özgürleşmesi ise ancak kapitalist sistemden kopuşu yani kendi ekonomisini yaratması ile mümkün olabilir. Yani ekonominin, ekolojik ve toplumsal temelde yeniden örgütlendirilmesi gerekmektedir. Yaşamın her alanında bağımlı olduğumuz, tüketime dayalı kapitalist ekonomi var oldukça, kapitalist sistemden kendimizi kurtarmamız, emeği özgürleştirmemiz mümkün değildir. Özellikle ekonomik alanda kapitalist tekelci anlayışla olan bağımızı zayıflatmadan (aslolan koparmaktır) toplumun kendi yaşamsal ihtiyaçlarını tekelci anlayışlardan uzak, komünal anlayış içerisinde ortaklaşa ve ihtiyaç olduğu kadarını üretmeden sistemle bağımız kopmuş olmaz. Doğaya ve ekosisteme zarar vermemek için toplumun yaşamsal ihtiyaçları olan beslenme, barınma ve enerji ihtiyaçlarını kendi ekosistemine uygun şekilde karşılaması gerekir. Toplumun, beslenme ihtiyaçlarını doğal tarım yoluyla ürettiği, yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak enerji ihtiyacını karşıladığı ve enerjiyi tasarruflu kullanarak doğa ve kültür tahribatına neden olan HES, Baraj, Termik ve Nükleer Santrallere ihtiyaç duymadığı, daha insani ve yaşanır alanlar yarattığı, yaşamın her alanında bireyselliği değil toplumsallığı öncelediği 2

5 bir sistem yaratarak, mevcut sisteme karşı gerçek bir mücadeleyi de yaratmış oluruz. Özgün ekosistem yapısına sahip olan canlılar ve endemik türlerin üreme, beslenme ve göç yollarını içeren doğal alanlarda HES yapılmayacak diye kanun çıkartmak yeterli midir? Peki ya 1-25 MW güce sahip ve bir dere üzerine kurulan ve de Ekonomik Temelli Bilimsel Araştırma Raporu istenmeyen HES ler ne olacak? Asıl doğamızı tahrip eden bu küçük HES ler değil midir? Asıl bunlara karşı birlikte mücadele etmek gerekmektedir. Hepimiz biliyoruz ki; mevsimi dışında üretilen gıda maddelerinin rengini, dayanıklılığını, verimini artırmak için kimyasal ilaç ve hormon kullanılmakta, üretimi artırmak için bitkilerin (hayvanların da) genetiği ile oynanmakta, hayvan yemlerinde ve de bebek mamalarında kullanılan bu tür ürünler ise insan sağlığını doğrudan etkilemektedir. Son yıllarda antibiyotiklerin etkisinin azalmasında, büyük hastalıkların yayılmasında GDO lu ürünlerin etkisi göz ardı edilmemelidir. Yine, toplumsal barışın ve onurlu birlikteliklerin sağlanması için sorunların tespiti ve barışçıl yollarla çözümü en akılcı yol olarak ortada dururken, yok saymak, inkâr etmek, imha etmek, zor ve despotik yöntemlerle hâkimiyet altına almak doğru yöntem olamaz ve kabul edilemez. Çözüm kalekol yapımlarında, güvencesiz mevsimlik işçi olarak kullanmada, sağlıksız yaşam koşullarında beslenmeye ve barınmaya mecbur bırakmada değil, her vatandaşın özgür, eşit ve onurlu bir yaşama kavuşmasındadır. Bu da iktidarların sağlayacağı bir şey değildir. Bu nedenle öncelikle şehir kaosundan uzak, havası temiz suyu temiz, toprağı, bitkisi, hayvanı doğasıyla uyumlu, nüfusu, eğitimi, sağlığı, güvenliği, kültürü demokratik toplum yapısına göre şekillendirilmiş, kendi ekonomisini yaratmış köyler oluşturulmalı ve zamanla çoğaltılmalıdır. Sonra insan olarak en temel ihtiyacımız olan beslenme sorununun giderilmesi adına doğal tarım ve hayvancılık geliştirilmeli, ekolojik-toplumsal örgütlülüğü yaşamın her alanına yaymalıyız. Güç birliği ve ortaklaşmayı sağlayacak komünler oluşturmalı, aynı zamanda meclis işlevi görecek bu komünlerde kendimizi ve içinde yaşadığımız topluluğu ilgilendiren tüm kararları alabilmeli ve bu kararlaşmaları sahiplenmeliyiz. Aldığımız havadan içtiğimiz suya, yaşadığımız doğadan yediğimiz-içtiğimiz besinlere kadar yaşamımızın her anına şu veya bu şekilde müdahale eden modern kapitalizmi, fabrika şalteri indirerek, basın açıklaması veya miting yaparak, slogan atarak, eylem yaparak durdurmak mümkün olmamaktadır. Yine ürettiğimizi, diğer ihtiyaçlarımızı karşılamak için değişime sunarken aracı kurumlara ihtiyaç duymadan birinci elden ulaştırmak, üretim esnasında güçlü olmak ve ayakta kalabilmek için kooperatifler yoluyla birliktelikler sağlamak önemlidir. Vicdanlı ve örgütlü bireylerin kendi alanında meclisini oluşturması ve kendi sorunlarını tespit edip çözümlerini üretmesi, bireysel fayda yerine toplumsal faydanın öncelenmesi, dili, dini, kültürü, etnik yapısı, siyasal görüşü, kısaca kimliksel aidiyetleri ne olursa olsun bir arada yaşama kültürünün yani radikal demokrasinin geliştirilmesini sağlayacaktır. Bu da kapitalizme karşı en büyük mücadele yöntemidir. Böylelikle ekonomik, sosyal, siyasal ve toplumsal birliktelikler sağlanacak, büyük bir güç, güçlü bir mücadele ve direniş açığa çıkarılabilecektir. Kapitalist sisteme karşı direnişin yolu budur. Bunu başardığımız oranda iktidarların tahakkümünden kurtulmuş olacağız. Bunu başardığımız oranda emeğimizi özgürleştirebileceğiz. Emeğin özgür olduğu, dolayısıyla toplumun özgür olduğu yarınlar zor değil. İnanmak ve doğru yöntemle mücadele etmek yeterli 3

6 SENDİKAL HAREKETİN DURUMU VE GÜNCEL GÖREVLERİMİZ ÜZERİNE Hıdır DEMİR Tarım Orkam-Sen Genel Mali Sekreteri Öncelikle geçmişimize özeleştirel yaklaşalım ki geleceği de o oranda doğru örgütleyelim perspektifi ile başlayalım. Öncesi bir yana kamu emekçileri hareketinin son yirmi yıllık örgütlenme mücadelesinden birçok deneyim yaşadık. Gelinen yerde bu mücadelede verilen onca bedele denk gelebilecek bir kazanım var mıdır sorusuna verilecek cevap hem evet, hem de hayırdır. Evet, çünkü kamu emekçilerine devlet memuru kapıkulu memuru olmayı dayatan zihniyeti yıkarak yasal ve anayasal haklarımız için örgütlenmeyi başarmış birer birey ve emekçi kimliğini kazanmıştır vb. Hayır, çünkü; verilen onca mücadele karşısında somut-kalıcı ekonomik ya da sosyal kazanımlardan söz edemeyiz. Tabii bunun çeşitli nedenleri olduğunu söyleyebiliriz. Nedenlerden biri ve belki de en başında geleni konfederasyonumuzun kurulmasından sonra başlayan sendika içi gruplar arası rekabettir. Bu rekabet sendika yönetimlerinin enerjilerini çalışanların temel hak ve çıkarları için kullanmaları yerine, yukarda belirttiğimiz sendika içi rekabet sendikalarımızın daralmasına ve mücadeleden düşmesine yol açtı. Elbette burada sayamayacağımız kadar başka sorun-hatalardan kaynaklı nedenler de vardır. Ve bu koşullarda sendikal örgütlenme süreci devam ederken dönemin hükümetlerinin sendikal harekete müdahale ederek Kamu-Sen, Memur-Sen gibi işbirlikçi sendikalar yaratarak kamu emekçilerinin örgütlenme mücadelesini bölüp güçten düşürmeye çalıştılar. Bu yetmezmiş Ulusal ve uluslar arası sermayenin hükümetlerin önüne neo-liberal politikalarını uygulamak için koydular. Bu yasaları ile çalışanlar arasına farklı statüde çalışma biçimlerini dayatmaları sendikal hareketi bölme ve ucuz emek gücünü yaratmak gibi önemli nedenlerden biriydi. Bu uygulamaların başında Taşeronlaşma, İş-Kur, 4C, 4B, ve daha sayamayacağımız çalışma biçimleri. Emeğe yönelik bu saldırı yasaları kapsamında aynı dönemlerde uygulanmaya başlandı ve hala devam etmektedir. Bütün bu uygulamalar bir yandan Kamu Emekçilerini bölerek birliğini bozmak için kullanılırken ve hak alma mücadelesinde zayıf düşürürken diğer yandan sermayenin emekçilere kölece çalışma düzenini dayatmasının yolunu açtı. Evet, çalışma yaşamımızdaki gerçekler bunlar. Peki, bunlara seyirci kalarak ya da dünkü gibi yaklaşımlarla sorunlara müdahale ederek başarı şansımız olur mu? Buna evet deme şansımız yoktur. Çünkü hem sorunlarımız dünkü sorunlar değil (daha da çoğalmış, ağırlaşmış durumda) ve hem de harekete müdahale gücümüz, dünkü gücümüz değil. O halde yeni bir perspektif ve daha ilerden bir azimle meseleyi ele almak gerekmektedir. Öyleyse soralım; Bu koşullarda neden sendika ve nasıl bir sendika? Neden sendika? Çünkü sendikalar Kamu Emekçilerin ekonomik, sosyal, demokratik hak ve çıkarlarını, kazanmak, korumak ve geliştirmek amacıyla oluşmuş ve yaygınlaşmış, kitlesel sınıf örgütleridir. Sendikalar, seçimlerle oluşturulmuş olan örgütsel yapıları içinde, üyelerinin hak ve çıkarları temelinde karar süreçlerini işleten kurumlardır. Bu anlamda sendikaların sermayeden, devletten ve emek düşmanı tüm siyasal partilerden bağımsız olması gerekir. Kamu emekçileri ve sendikal hareketin bağımsızlığı, sınıf mücadelesinin ön koşulu olmuştur. Bu nedenle sendikalar sınıf mücadelesinin aracı ve zemini olarak devletten, sermayeden ve onun bütün kurumlarından bağımsız olarak örgütlenmek ve onlara karşı emekçilerin hak ve çıkarlarını korumak için mücadele etmek zorundadır. Bu çerçevede yeniden örgütlenmek ve belirli iş kolunda çalışan emekçilerin bölünmüşlüğünü ortadan kaldırıp birliği sağlayacak bir anlayışla sermayeye karşı birlik olmadan başarı şansımızın olmadığını artık bilmemiz gerekir. Bu sadece ekonomik haklarımzın korumak için değil; hükümetin uygulamış olduğu politikalara müdahil olmak ve emekçilerin söz sahibi olduğu, geleceğimizi yasal anayasal güvence altına alındığı, tüm halkların barış içinde eşit koşullarda ve insanca yaşayabileceği demokratik bir geleceği kurmak bakımından da zorunludur. Bizim başta tüm kamu çalışanlarına AKP Hükümeti nin sermayeden mi, emekten mi yana bir politika izlediğini anlamak için bütçeye bakmalarını ve değerlendirmelerini yeterli görmekteyiz. Çünkü bütçe, ülke ekonomisinin yönetimini ve denetimini elinde bulunduran siyasi iktidarın, belirli bir bütçe dönemi içinde bütçe gelirlerinin kimlerden nasıl toplanacağını, kimlere nasıl ve ne kadar pay edileceğinin önceden belirlendiği, iktidarı sınıfsal tercihini somut olarak yansıtan ekonomik ve siyasi metinlerdir. Bugün itibarı ile bütçeden işçi ve emekçilere yüzde 3 lük zamlar, iş güvencesizliği, asgari ücrete yüzde 1 lik artış ve iş cinayetleri düşerken sermayeye sınırsız teşvik ve yağma sağlamaktadır. Sermaye ve onun hükümeti olan AKP nin bu emek düşmanı sömürü ve yağma politikalarına dur demek için bütün emekçilerin ve ezilen halk kesimlerini birleşik bir mücadele cephesinde birleştirmek zorundayız. Sermaye ve onun temsilcisi hükümetlerin de yenile bilirliğini başta ülkemizdeki işçi ve emekçi hareketleri olmak üzere dünyanın birçok ülkesindeki halk hareketleri ve işçi ve emekçilerin ortak mücadelesi ile bu saldırıların durdurulabildiğini göstermiştir. Öyleyse geleceğimiz üzerinde söz ve karar sahibi olmanın yolu yeniden ve kararlılıkla mücadele birliğini sağlamak ve somutlaştırmak için haydi iş başına. 4

7 TAR-GEL PROJESİNDE YENİ ARAYIŞLAR Dr. Zeki OYMAK Tarım Orkam-Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca 26 Kasım - 10 Aralık 2014 tarihleri arasında TAR-GEL Projesinin Kazanımları ve Geleceğine Dair Yapılması Gerekenler konulu bir çalıştay serisi düzenlenmiştir. Çalıştaya tüm illerin Koordinasyon ve Tarımsal Veriler (KTV) Şube Müdürleri ile her ilçeden bir TAR-GEL çalışanı davet edilmiştir. Çalıştaylara Sendika olarak katılımcı olma isteğinde bulunulmuş, ancak Bakanlıkça reddedilmiştir. Çalıştay seri toplantılarının ilki Kasım 2014 günleri, ikincisi 1-3 Aralık günleri içinde Antalya da yapılmıştır. Son toplantı ise 8-10 Aralık tarihleri içinde, Çorum da gerçekleştirilmiştir. Toplantılarda resmi olarak bulunulamamış olmakla birlikte Antalya da yapılan toplantılara Sendikamızın Muğla Şube Yönetim Kurulu Üyeleri ve Antalya İl Yönetim Kurulu Üyelerinin katılımı sağlanmıştır Kasım tarihleri arasında yapılan çalıştayın 2. akşamı yaklaşık 80 TAR-GEL çalışanının katıldığı bir bilgi alış veriş toplantısı yapılmıştır. 1-3 Aralık tarihleri arasında yapılan toplantıya Merkez Yürütme Kurulu düzeyinde katılım da sağlanmıştır. İl Müdürlüklerine gönderilen tarihli yazıda TAR-GEL Projesinin geleceği üzerine çalıştay planlandığı ifade edilmiş ve görüş alışverişinde bulunulmak üzere, her ilçeyi temsilen birer proje çalışanı ve KTV Şube Müdürleri toplantıya çağrılmıştır. Ancak konunun asıl mağdurları ve tarafları; TAR-GEL çalışanları, tarımsal yayım vb konularda ayrı bir eğitime tabi tutulurken, TAR-GEL in geleceğine ilişkin görüşmeler KTV Şube Müdürleri ve Bakanlık personeli arasında görüşülmüştür. TAR-GEL projesi üzerinde yapılması muhtemel değişiklikler konusunda proje çalışanlarının tespit ve düşüncelerine başvurulmamıştır. Farklı biçimlerde görüşlerini beyan etmek isteyen çalışanlar susturulmuş, çözüme ilişkin talepleri dinlenmemiş ve bu konuda hiç bir şekilde görüş beyan etmelerine izin verilmemiştir. Toplantıların yapıldığı salonlarda bulunulamamış olmakla birlikte toplantı aralarında ve yapılan akşam toplantısında pek çok TAR-GEL çalışanı ile görüşme sağlanmış, Bakanlık tarafından aktarılan bilgiler ikinci ağızdan derlenmeye çalışılmıştır. Henüz mevzuat haline gelmemiş olmakla birlikte Bakanlığın değişik kaynaklarından edinilen bilgiler alınan bilgileri teyit eder niteliktedir. Bakanlık, fiilen işlevsiz kalmış, beklenen faydayı hiç bir şekilde karşılayamamış olan projeyi revize etmeye çalışmaktadır. Taslak henüz netleşmemiş olsa da edinilen bilgiler doğrultusunda öngörülen değişiklikler şöyledir; TAR-GEL personeli merkeze çekilecektir. Tayin hakları konusunda kısmi düzenlemeler yapılacaktır. 3+2 olarak isimlendirilen formülle, çalışanlar il/ilçe personeli haline getirilecek ve çalışmalar merkezden yönlendirilecektir, İl/İlçe personeli de kısmi olarak TAR- GEL projesine katılarak bütünleşme sağlanmaya çalışılacaktır. Bu yolla TAR-GEL ve il/ilçe personelliği arasında geçişin önü açılmış olacaktır. Köy merkezli çalışmalar yerine çiftçi sayısı üzerinden (600 ile 1000 çiftçi arası) gruplar oluşturulacaktır. Çalışanların ve çalışmaların bir koordinatör tarafından yönetilmesi planlanmaktadır. TAR-GEL Personelinin görevde yükselme kapsamı dışında kalmasını önlemek üzere yasal düzenlemeler yapılacaktır. Planlanan değişiklikler göstermektedir ki Bakanlık TAR-GEL projesini kaldırmak bir yana, devamında ısrar etmektedir. Oysa gerek sendikamızca, gerekse proje çalışanlarının büyük çoğunluğunun sıklıkla belirttiği gibi; bu proje fiilen sona ermiş ve uygulanamaz duruma gelmiştir. Proje bu haliyle kendisinden beklenilen faydayı sağlayamamakta, Proje çalışanları, mevcut uygulamalar ve yönetmelikten kaynaklanan hak kayıpları nedeniyle kendilerini ötekileştirilmiş hissetmektedir. TAR-GEL çalışanına dayatılan ayrı bir mevzuat ile işyeri dayanışması ve çalışma barışı zedelenmekte, bu hukuksuz uygulamalar sonucunda TAR-GEL personeli ile diğer personel arasındaki duygusal uçurum günden güne artmaktadır. TAR-GEL Projesinde yapılmak istenilen değişiklikler ile bugüne kadar ifade edilen sorunların çözümünün sağlanamayacağı açıktır. Planlanan değişikliklere ayrı ayrı değinecek olursak; Memur (4/A) kadrosunda çalışanların köylerde çalışma zorunluluğu ortadan kaldırılarak merkezlere çekilmesi planlanırken, sözleşmeli (4/B) kadrosunda çalışanların köyde çalışmalarına devam etmeleri düşünülmektedir. Bu farklı uygulama zaten mevcut olan adaletsizliği daha da derinleştirecektir (Şu an Bakanlık bünyesinde 500 civarında 4/B li TAR-GEL çalışanı bulunmaktadır). 5

8 4/A kadrosunda çalışan Proje personelinin merkezlere çekilmesi ile tayin yönetmeliğinde de fiili bir değişiklik yapılacak ve daha önce sadece boş olan köylere atanabilen personel bu yeni durumda kadrosu boş olan ilçelere de atanabilecektir. Ancak bu durum 4/A lı ve 4/B li TAR-GEL personelinin atama konusunda farklı bir mevzuata tabii olması durumunu değiştirmeyecektir. 3+2 olarak isimlendirilen çalışma yöntemi ile TAR-GEL çalışanlarının haftanın 3 günü ilçe merkezinde büro çalışması, 2 günü ise köylerde yayım çalışması yapması planlanmaktadır. Proje personeli, büro çalışması yaptığı zamanlarda, proje esaslarının dışında, il ve İlçe müdürlüğünün tüm çalışma konularından sorumlu tutulacaklardır. Bakanlığımızın il ve ilçe çalışanları teknik personel olup, arazi hizmeti üzerinden maaş almaktadır. İl/İlçe Müdürlüğü personelinin özellikle iş yoğunluğunun fazla olduğu dönemlerde haftanın 5 gününe kadar arazide olmak gibi bir zorunluluğu varken 3+2 formülünü anlamak mümkün değildir. Köy esaslı çalışma şekli kaldırılarak 600 ila 1000 çiftçiden oluşan çalışma guruplarının oluşturulması ve her grupta 3-5 TAR-GEL personelinin çalışması planlanmaktadır. Bu yöntemle çiftçiler, Sağlık Bakanlığınca uygulanmakta olan Aile Hekimliği yöntemine benzer şekilde, TAR-GEL personeline bağlanacaktır. Ancak oluşturulacak grupların iş yükü ve iş çeşitliliği konusunda adil bir dağılımı sağlamak, ülkemiz tarımsal yapısı göz önünde bulundurulduğunda nerdeyse imkânsızdır. Arazilerin parçalı ve küçük olması, işletmelerin küçük ve dengesiz dağılımı adil bir grup oluşumu sağlamada en büyük engeldir. TÜKAS çalışmalarında da bu problem çok net bir şekilde yaşanmıştır. Bu düzenleme ile GTHB, aile hekimliği modeline benzer şekilde, tarımsal yayım ve danışmanlık (TYD) hizmetlerinin özelleştirilmesi amacına dönük yol kat etmektedir. Ülkemizin tarımsal işletmelerinin %85 ten fazlası tarımsal arazi varlığı yönünden yoksul ve küçük işletmelerdir. Bire bir benzeri olmamakla birlikte, kısmen benzer tarımsal yapısı olan AB ülkelerinde yaygın yöntem kamusal TYD sistemidir. TYD hizmetlerinin özelleştirilerek piyasalaştırılması, bu hizmetin kar amaçlı olmasını getirecektir. Alt gelir gruplarına ücretsiz hizmet, sosyal devlet yapısının en vazgeçilmez görevlerinden birisidir. Bakanlık organizasyon yapısında bulunmayan koordinatörlük yönteminin uygulanması, TAR-GEL personeli ile il/ilçe çalışanları arasındaki mesafeyi ve ötekileştirmeyi arttırıcı bir rol oynayacağından endişe edilmektedir. Bu uygulama, mevcut şartlarda bile kendini çalıştığı kuruma ait hissetmeyen, kendini adeta bir taşeron işçisi pozisyonunda gören TAR-GEL çalışanının bu duygusunu pekiştirmekten öteye geçmeyecektir. Sonuç olarak; Yukarıda değinilen düzenlemeler, 10 yıldır süregelen ağır sorunlu TAR-GEL yapısının bir şekilde devam ettirilmeye çalışıldığını göstermektedir. Çalıştay esnasında görüşlerine başvurduğumuz TAR-GEL çalışanlarının büyük bir çoğunluğu bu projenin derhal sonlandırılması gerektiğini ifade etmektedir. TAR-GEL projesinin bu hali ile kesinlikle sürdürülemeyeceği, TAR-GEL projesinin isminden de, varlığından da bir an önce vazgeçilmesi gerektiği kuvvetle seslendirilmektedir. Bakanlık, sıklıkla aba altından sopa göstererek, zaman zaman resmi otoriteyi aşmanın mümkün olmadığı fikrini yayarak, acziyet duygusu ve korku atmosferi içinde, Proje içeriğinde yapmayı planladığı kısmi değişiklikleri Proje çalışanlarına kabul ettirmeye çalışmaktadır. TAR-GEL çalışanları zaten 10 yıllık proje süresince oldukça ciddi mağduriyetler yaşamıştır. 10 yıldır köylerde çalışmak zorunda bırakılmak, merkeze çekilen çalışanları sürekli köye geri gönderilmekle tehdit ederek disipline(!) etmeye çalışmak, sıklıkla taşeron çalışanı gibi, iş varsa ile/ilçeye çağırılıp, iş bitince köyüne gönderilmek çalışanı yeterince yormuştur. Yıllardır bu koşullarda çalışmak durumunda bırakılan TAR-GEL çalışanı için önerilen değişiklikler çözüm değil ölümü gösterip, sıtmaya razı etmeye çalışmaktır. Bu dayatma asla kabul edilemez. Her zaman söylediğimizi tekrarlayacak olursak; Ülkemizin tarımsal işletme yapısı ve tarımsal sosyoekonomik yapı göz önünde bulundurulduğunda; Kamusal tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetinden vazgeçilemez. Ancak TAR-GEL projesi mevcut haliyle bu ihtiyacı karşılamaktan çok uzaktır. Önerilen değişikliklerle de hiçbir şey çözülmüş olmayacaktır. Bu nedenle; TAR-GEL projesi ömrünü tamamlamıştır. Farklı arayışlarla ömrünü uzatmaya çalışarak 10 yıldır mağdur edilen personelin mağduriyeti daha fazla uzatılmamalıdır. Proje acilen tümden kaldırılmalı, çalışanlar il/ilçe personeli olarak atanmalı, tüm personele uygulanan mevzuat tekleştirilmeli, kamusal Tarımsal Yayım ve Danışmanlık hizmetleri de ilçe teşkilatı içinde sürdürülmelidir. Sendikamız, TAR-GEL Projesini ve Bakanlıkça yapılan diğer tüm haksızlıkları yakından takip etmekte, hukuki ve meşru mücadelesini sürdürmektedir. Bugün olduğu gibi gelecekte de sürdürecektir. Sendikamızın temel ilkesi: güvenceli çalışma, eşit işe eşit ücret, kayırma, torpil ve ayrımcılığa karşı çıkmaktır. Bu temel yaklaşım ile her zaman ve her yerde, çalışandan yana, çalışanla omuz omuza, yan yana bir mücadele vermektir. Bu temel ilke doğrultusunda, tüm TAR- GEL çalışanı meslektaşlarımız başta olmak üzere, tüm tarım ve orman işkolu çalışanlarını, ayrımcılığa ve çağdaş köleliğe karşı mücadeleye ve Sendikamızda örgütlenmeye davet ediyoruz. 6

9 KADIN VE SENDİKA Aysel BARS ORAK Tarım Orkam-Sen Genel Kadın Sekreteri Sendikalaşma, ülkelerin siyasi yapıları ile ilgili olduğu kadar, kuşkusuz endüstrileşme düzeyi, bağımlı çalışanların sayısı, işgücünün yapısı, işsizlik ve kayıtdışı istihdam oranı, işverenlerin tutumu ve mevcut sendikaların çalışma yöntemlerini düzenleyen yasal çerçeveyle yakından ilgilidir. Tarihe baktığımızda ikinci cins rolünün tüm dünya kadınları için geçerli olduğunu görürüz. Gelişmiş ülkelerde de kadına yönelik ayrımcılığa karşı bir takım yasalar ve uygulamalar olmasına karşın, kadın sorununun mevcut olduğunu, kadınların çeşitli şekillerde ayrımcılığa ve şiddete maruz kaldıklarını, yapılan araştırma ve istatistikler göstermektedir de İngiliz Sendikalar Kongresi nde Henry Broadhurst Karılarını geçim parası için dünyanın güçlü, büyük erkeklerine karşı rekabete sürüklemek yerine evdeki uygun yerlerinde kalmalarını sağlayacak koşulları yaratmak için ellerinden geleni yapmaları nın erkek ve koca olarak sendika üyelerinin görevi olduğunu anlatıyordu. Sendikaların kadın işçileri örgütlemek istememesi veya kadınların çalıştığı iş kollarında örgütlenmemesi, örgütlenme stratejilerini erkek istihdamını temel alarak oluşturmaları üzerine kadın işçiler kadın sendikaları kurdular İngiliz Kadın Sendikaları Birliği, 1906 da da Ulusal Kadın İşçiler Konfederasyonu kuruldu. Kadın sendikaları bir dönem ciddi üye sayısına da ulaştılar. Ulusal Kadın İşçiler Konfederasyonunun I. Dünya Savaşı arifesinde 20 bine yakın üyeye ulaştığı tahmin ediliyor. Amaç, var olan sendikalarda örgütlenmekti bunun için uzun süre mücadele edildi. İkinci dalga feminist hareketi takiben 1970 li yılların ikinci yarısında sendikalarda da bazı dönüşüm ve değişimler yaşandı. İstihdamda cinsiyet ayrımcılığını önlemeye yönelik politika ve düzenlemeler bu dönemde ortaya çıktı. ABD de 1964 tarihli Yurttaş Hakları Yasasının 7. bölümünde ilk kez istihdamda kadın-erkek eşitliğinden bahsediliyordu de bu yasada değişiklik yapıldı ve istihdamda kadın erkek eşitliği komisyonuna, bu yasaya aykırı davranan işverenler hakkında dava açma yetkisi verildi. Bu cinsiyetçiliğe karşı önemli bir adımdı de kapsamı genişleyen eşit ücret yasası tüm eyaletlere yayıldı. İstihdamda eşitlik yasaları 1970 li yılların sonuna doğru tüm Avrupa ülkelerinde yayılmaya başladı. Bu gelişmelere paralel olarak sendikal örgüt yapılarında da önemli değişiklikler oldu. Sendikalar içinde kadın yapıları kuruldu, bunlar ulusal ve uluslar arası sendikal metinlere de yansıyarak federasyonların ve sendikaların bir parçası olarak faaliyet göstermeye başladılar. Tüm bu çabalar sonucunda kadınların sendikalar içindeki sayısı ve yönetim kademelerinde yer alan kadın sayısında bazı kıpırdamalar oldu. Şu anda uluslararası konfederasyonların hepsinde tüzüklerle belirlenen kadın komisyon ve komiteleri bulunuyor. Bu yapıların ayrı konferans ve kongreleri oluyor. Türkiye de ise kadınların sendikal hayatları çok yeni sayılır li yıllarda gelişen kadın hareketi, 1990 lara gelindiğinde etkilerini sendikal dünyada da göstermeye başladı. Bu dönemde, gerek uluslararası alanda kadınlar adına sendikalarda gündeme gelen reform hareketleri, gerekse Türkiye deki kadın hareketi; kadınların sendikalarda kendi çıkarlarını korumak üzere örgütlenmesi ve seslerini duyurması yönünde etki yaptı. Ancak ülkemizde kadınların ücretli istihdama katılım oranlarının düşüklüğü, genellikle sendikalaşmanın güç olduğu iş yerlerinde ve çalışma biçimlerinde istihdam edilmeleri sendikalara üye kadın sayısının çok düşük kalmasına yol açmaktadır. Bunun dışında ev işi ve bakım yüklerinin kadınların sırtında olması, sendikaların erkek üyelerin katılımına uygun bir yapı taşımaları ve sendika yöneticilerinin bu yapının değişimi konusunda yeterli bir çaba içinde olmamaları, kadınların sendikal katılımının artmasını büyük ölçüde zorlaştırmaktadır. Türkiye de kadın üye sayısı ve kadınları örgütleme düzeyi açısından kamu sendikaları ile işçi sendikaları arasında önemli farklılıklar bulunuyor. Bu farkı oluşturan konfederasyon ise 7

10 KESK. KESK kadın örgütlenmesi, kadın ve eşitlik çalışmaları açısından diğer sendikalara göre önemli bir aşama kaydetmiş durumda. Bunda KESK in 12 Eylül darbesinden sonra uzun mücadeleler sonucunda kurulması ve daha demokratik yapıya sahip olmasının rolü var elbette. Sendikanın kuruluş aşamasında 1980 li yıllarda Türkiye de yükselen kadın hareketinin deneyimlerini ve taleplerini bilen ve bunu sendikal mücadeleye yansıtan, sendikalarda aktif olarak yer alması gerektiğini düşünen kadınların da önemli bir rolü var. KESK in tüzüğünün amaçlar bölümünün «Toplumsal yaşamın her alanında cinsiyet ayrımcılığına karşı çıkarak, başta çalışma yaşamı olmak üzere her alanda cinsiyetler arası eşitsizliğin ortadan kaldırılması için mücadele etmeyi» hedefler ibaresi yer alıyor. KESK in bu yapıya sahip olmasında rol oynayan önemli bir etken de Kürt siyasal sürecidir. Kürt siyasal süreci ideolojik ve politik yapısından kaynaklı olarak başından beri cinsiyet eşitlikçi bir yaklaşımı amaç edinmiştir. Halihazırda, her düzeyinde cinsiyet kotası uygulanıyor. Gelinen aşamada, kotayı yüzde 40 ın ilerisine taşıyarak eşit temsili hedefleyen Kürt siyasal süreci aldığı her kararda eşit temsil in önemini vurguluyor: İlk somut adımı ise eşbaşkanlık uygulamasının hayata geçirilmesinde görüyoruz. Kürt siyasal sürecinin öncülüğünü yaptığı eşbaşkanlık sistemi, kadının karar mekanizmalarında aktif rol almasını sağlayan bir sistemdir. Sendikalarda eşbaşkanlık sistemi sadece bir erkeğin yanında kadının yer alması değildir. Kadın ruhunun, kadın karakterinin sendika üzerinden tüm topluma akmasıdır. Artık sendikalar erkek tarzından ve pratikleşmesinden çıkarak farklı bir kimliğe kavuşmalıdır. Kadının adil, hak, adalet, eşitlik ve dayanışmacı toplumsal karakteri sendikalara damgasını vuracaktır. Kadın Üyeler Sendikalara Neden İlgisiz? Çalışan kadınların sendika içindeki konumlarını araştıran pek fazla çalışma yok. Kadınların sendikal katılımına ilişkin yaygın kanı ise; kadın çalışanların sendikaya ilgi göstermediği yönünde. Bu, erkek yöneticiler tarafından dile getirildiği gibi, sendika içinde kişisel gayreti, mücadelesi sonucu bir yerlere gelmiş olan kadınlar tarafından da ifade ediliyor. Bu tür bir saptama genellikle üstü örtülü bir suçlamayı da içeriyor: kadınlar kendi sorunlarına sahip çıkmıyor, şartlarını zorlamaya yanaşmıyorlar, biz başardıysak, onların da çaba göstermesi gerekir. Oysa bir kadının sendikada görev üstlenebilmesi için aşması gereken ailesel ve sosyal engeller o kadar çok ki, ancak güçlü ve mücadeleci kişilik yapısına sahip olan az sayıda kadın bunu başarabiliyor. Öncelikle eşini ve yakın çevresini ikna etmesi sonra günlük yaşamı toplantılara katılmasını mümkün kılacak biçimde organize etmesi gerekiyor. Yani o evde olmadığı zamanlarda çocuğa kimin bakacağı, ev işlerinin kimin tarafından yapılacağı kadın tarafından çözülmesi gereken sorunlar oluyor. Bütün bunların üstesinden gelmek için farklı geçmişleri, eğitim düzeyleri, sosyal çevreleri olan kadınların aynı performansı göstermelerini beklemek mümkün değil. Üstüne üstlük doğduğu andan itibaren gelecekteki eş ve annelik rollerine hazırlanan, sosyalizasyon süreci buna göre şekillenen ve buna uygun kişilik değerleri geliştirmesi beklenen kadın, çalışma yaşamına girdiğinde bakış açısı büyük ölçüde içselleştirmiş olduğu bu roller tarafından belirleniyor. Kadınların sendikal çalışmaya ilgi duymaları(nı sağlamak) gerekiyor çünkü çalışma yaşamında varolan ayrımcılıkla mücadele etmek için de temel örgütlenme biçimleri sendikalar. Kadınlar sendikalara üye olmanın ötesinde bu örgütlerde aktif konumlara gelerek sadece sınıf ve katman olarak çıkarlarını değil cins olarak çıkarlarını korumak zorundalar. Nitekim sendikalarda daha aktif olmak isteyen ciddi bir kadın potansiyeli var. Kadınları Sendikada Etkin Kılmak İçin Neler Yapılmalı? -Kuşkusuz bunun için sendikaların, ana tüzüklerini Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini kapsayacak tarzda düzenlemeleri gerekir. -Kadın birimlerinin, meclislerinin kurulmasına ön ayak olup, birimlerin kendi bütçelerini oluşturması için maddi destek sağlamak. -Sendika bünyesindeki tüm birimlerde kadınların yer almasına yönelik çalışmalar yapmak. Sendikanın bütün etkinliklerinin karar mekanizması, organizasyonu ve uygulamasında kadınların yer almasını sağlamak. -Buradaki hedef kadınların kongrelerde, yürütme ve karar mekanizmalarında, komitelerde, toplu pazarlıklarda, eğitim ve öğretim programlarında yer almasını sağlamak olmalıdır. -Siyaset, danışma ve karar mekanizmalarında kadınların yer alması için, bu yerlere seçilmelerinin önü açılmalıdır. Örneğin, sendika seçimlerinde aynı görev için hem kadın hem de erkek aday gösterilmelidir. -Kadın üyelere eşit haklar ve fırsatlar sağlanmalı, Eşit Temsiliyet sendikanın temel politikası olmalı ve fiilen desteklenmelidir. -Sendikal hayatın her alanında Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini dikkate almak, örgütün tüm politika ve eylemlerinde, doğrudan, dolaylı ayrımcılığa dikkat etmek, kadınlarla erkekler arasında eşitliğin yerleşmesini teşvik etmek. -Her iki cinsin çıkarlarının eşit düzeyde olmasını güvence altına almak gerekmektedir. Kaynak 1. Toksöz ve Erdoğdu, Kadınlara Sendikalar Sendikalara Kadınlar Petrol-İş Sendikası Yayınları. 4. Arat Necla, Kentli Kadınların İş, Yaşamındaki Sorunları ve Çözüm Önerileri. lsıanbul

11 HUKUK MÜCADELESİ SINIF MÜCADELESİNİN NERESİNDE? Ali KILIÇ Tarım Orkam-Sen Genel Hukuk Sekreteri Hukuk, toplumsal yaşamın her alanını ilgilendiren bir konudur. Toplumun bütün kesimlerinde hukuk görmek, olumlu, ya da olumsuz etkilerine tanık olmak mümkündür. Bu nedenle her birey, yaşantısının her adımında karşı karşıya kaldığı bu kuralların niteliğini, ne olduğunu öğrenmek, hukuk konusunda belli bilgileri edinmek, yaşantı ve ilişkilerini ona göre düzenlemek, toplumsal olayları, etrafında olup bitenleri daha gerçek yönleriyle değerlendirmek zorundadır. Bu durum, sınıflı toplumlarda, yasaların ve hukuk kurallarının kaynağı olan devlet hakkında da geçerlidir. Birbirleriyle yakından ilişkisi olan devlet ve hukuk kavramları hakkında belli düzeyde bilgiye sahip olmak; uygar ve yurt sever insan için görevdir. Siyasal alanda, hukuk çevrelerinde, üniversitelerde ve basında çokça kullanılan bu sözcük, halk arasında (hak-hukuk) ikilemesi halinde yer almaktadır. Gelişme, toplum yaşantısının değişmez yasasıdır ve toplumlar tarih boyunca sürekli bir gelişme içinde olmuşlardır. İlkel toplumlardan bu yana toplum biçimleri ve toplumsal düzen, belli bir gelişme yasasına göre meydana gelmişlerdir. Bu nedenle hukuk kavramının anlamını, nitelik ve işlevini açıklayabilmek için toplumların gelişme tarihini ve gelişme yasalarını anımsamakta yarar vardır. Ezen- ezilen ilişkisinin hâkim olduğu sınıflı toplumlarda her hangi bir kavramı sınıf gerçeğinden soyutlayarak tanımlamak olanaksızdır. Hukuku tanımlarken bu gerçeklerin göz önünde tutulması, sınıflar arası ilişkilerin ve çelişkilerin temel alınması zorunludur. Bizim, hukuku devlet kavramıyla değerlendirmemiz buradan kaynaklanmaktadır. Devlet, insanlık tarihinde her zaman var olmamış, toplumsal gelişmenin belli bir aşamasında, sınıflaşma sürecinin başlaması ile birlikte yönetimi elinde bulunduran sınıfların sözcüsü olarak ortaya çıkmıştır. İlkel toplumlarda yürürlükte bulunan adetler ve geleneklere geniş anlamda hukuk denilebilirse de gerçek anlamda hukuk, ancak sınıflaşma süreci ile birlikte oluşmuş ve ortaya çıkmıştır. Böylece hukuk, sınıflı toplumlarda ve tarihsel gelişme süreci içinde devletin ortaya çıkışına koşut olara doğmuş ve gelişmiştir. Genelde işlevi üretim ilişkilerini yani mülkiyet ilişkilerini düzenlemek ve bu ilişkileri korumaktır. Ne var ki bu düzenleme, toplum yaşamında ekonomik ve siyasal iktidarı elinde tutan sınıfların çıkarı doğrultusunda olur. Esasen, devlet hukuk kanunlarının doğma ve kurumlaşma amacı da budur. Bütün tarih boyunca, şu ya da bu ölçüde yürürlükte kalmış olan yasalar yalnızca sınıf egemenliğine ve sınıf sömürüsüne dayalı toplumsal ilişkileri korumuşlardır. (Engels, F. A. Lange ye mektup.) Yani hukuk sistemi, tümü ile onu yaratan sınıfın somut ihtiyaçlarını yansıtır. İdeolojik içeriği de egemen sınıfın toplum içindeki ekonomik fonksiyonunun sonucudur. Dâhi hukukçular, bir hukuk hareketinin biçimine dehâlarının damgasını vursalar bile, bunlar ancak birer aracı veya yapımcı, çok çok bir ihtiyacın tercümanıdırlar.(monique Roland Yapıt. S: 207). Hukuk kavramını açıklarken, hukukla yakından ilgisi olan hak ve özgürlük kavramları üzerinde de kısaca durmak gerekiyor. Hak ve özgürlük kaynağını sınıf çelişkilerinden, sömürü sisteminden almaktadır. Hak haksızlığın karşıtıdır. Hak kavramının doğuşu, haksızlık olgusunda, emeğin karşılığının ödenmemesinde, giderek sömürünün artması olgusunda yatmaktadır. Tarih boyunca, sınıflı toplumlarda hakkı çiğnenen, yarattığı değerler elinden alınan, baskı altında tutulan insan, baskı yöntemlerine karşı hak ve özgürlük mücadelesi vermiştir. İnsanoğlu ilk özgürlük mücadelesini doğaya karşı vermiştir. Doğa afetleri karşısında güçsüz kalan insan, doğayla savaşmak zorunda kalmıştır. 9

12 Bu, doğaya karşı bir özgürlük mücadelesi olmuştur. Ateşin, tekerleğin, buharın, elektriğin, atomun bulunması doğaya karşı verilen mücadelelerin sonucunu oluşturmuştur. Böylece doğaya karşı verilen mücadele, insanın doğaya karşı üstünlüğünü, hukuksal tanımıyla özgürlüğünü kazanması doğrultusunda aşama kaydetmesini sağlamıştır. Toplumsal gelişmede, makineleşme ve beraberinde sınıflaşma süreci başlayınca; sömürü sistemi de daha organize bir şekilde toplumsal yaşama hâkim olmaya başlamıştır. Bu kez insan iki yönlü bir özgürlük mücadelesi vermek zorunda kalmıştır. Doğaya karşı verilen mücadelenin yanına egemen sınıfların sömürü ve baskı sistemlerine karşı verilen daha çetin ve amansız bir mücadele eklenmiştir. Efendi-köle, serf-senyör, işçi-patron mücadelesi, köleci toplumdan bu yana süre gelmiş, tarih boyunca ve belli gelişme aşamalarında tutsağın adı değişmiş ama tutsaklık ortadan kalkmamıştır. Sömürü ve tutsaklıktan kurtulma çabası siyasal mücadeleyi yaratmıştır. Siyasal özgürlükleri kazanma mücadelesi bu gün de sürmektedir. Belli bir toplumda, hukukun niteliğine bakarak, toplumun gelişme sürecinin hangi aşamasında olduğunu anlamak mümkündür. Ancak, sorunun siyasal mücadele açısından önemli başka bir yönü daha vardır. Bu da, tarih boyunca emekçi halk yığınlarının, işçi ve emekçi sınıf ve tabakalarının egemen sınıflara karşı verdikleri mücadeleler sonunda kazandıkları haklardır. Siyasal iktidarı elinde bulunduran sınıflarca, emekçi sınıf ve tabakaların uyanması, bilinçlenmesi, örgütlenmesi emirlerle, yasalarla ve kimi zamanda zor kullanılarak sürekli engellenmeye çalışılmış, ancak bütün bu çabalar boşa çıkartılmış, yapılan baskılar, emekçi halk yığınlarının mücadelesini ve elde ettiği kazanımlardaki başarısını önleyememiştir. Köleler efendilere, serfler toprak sahiplerine, sonrasında işçi ve emekçi sınıfı burjuvaziye karşı kanlı ve amansız mücadeleler vermişlerdir. Tarihin ünlü köle isyanları, özellikle Fransız burjuva demokratik devrimi ve 1917 sosyalist devrimi bu mücadelelerin önemli aşamaları olmuştur. Bu mücadeleler sonunda ezilen ve sömürülen sınıf ve tabakalar, adım adım ilerleyerek, önemli kazanımlar elde etmiştir. Egemen sınıfın, işçi ve emekçilerin bazı haklarını tanımasını sağlamıştır. Seçme ve seçilme hakkı, düşünce, bilim ve sanat özgürlüğü, sendika kurma, grev ve toplu sözleşme hakkı, sekiz saatlik çalışma hakkı, kişi dokunulmazlığı, konut dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, savunma hakkı, kişi güvenliği, bağımsız mahkemelerde yargılanma hakkı, seyahat özgürlüğü, işkence yasağı, sansür yasağı, basın özgürlüğü ve benzeri haklar bunların başlıcalarıdır. Kimi çevrelerce hukukun bu niteliği ve kazanılmış hakların önemi göz ardı edilmekte, yürürlükteki yasalar burjuva hukuku olarak küçümsenmekte, hukuka gereken önem verilmemektedir. Sınıf mücadelesinin, belli bir toplum düzeni içinde, bu toplumun koşullarına göre verilmesi önemlidir. Öyleyse, hukuka önem vermemek, onu burjuva hukuku olarak niteleyip bir kenara itmek, kazanılmış haklardan yararlanmamak, bu hakları sonuna kadar kullanarak mücadeleyi sürdürmemek yanlış bir tutum olur. Sürekli gelişme halinde olan toplumun iç dinamizmi, kazanılmış haklara dayanarak yapılacak mücadelelerle hızlandırılabilir. Böylece demokratik hak ve özgürlüklerin; emekçi halk kitlelerine mal edilmesi, giderek halk yığınlarının daha etkin biçimde bu haklara sahip çıkması gerekir. Ülkemizin bugün içinde bulunduğu koşullarda sınıf mücadelesi ve verilen hak özgürlük mücadelesinin güçlenebilmesi, örgütlenerek önemli bir güç haline gelebilmesi: Ancak, emekçi halk yığınlarının uyarılması, eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi ile mümkündür. Bunun da yolu, düşüncelerimizi, en uygun yol ve yöntemlerle emekçi sınıf ve tabakalara kadar ulaştırmaktan geçer. Böyle bir mücadele, demokratik hakların, temel hak ve özgürlüklerin, düşünce ve örgütlenme özgülüğünün kazanılması, savunulması, daha da genişletilmesi ile sağlanabilir. Bütün bunlar, temelde bir demokrasi mücadelesidir. Hukuk, bu alanda verilecek haklar açısından değerlendirildiğinde; egemen kesimlerin olduğu kadar, işçi ve emekçi sınıfının, aydınların da önemli bir mücadele silahıdır. Hukuku her şeyin üstünde saymak onun gücünü abartmak, bu gücü yenilmez olarak kabul ederek yılgınlığa kapılmak ne kadar yanlışsa, kazanılmış hakları kullanmamak, bu haklardan bir mücadele silahı olarak yararlanmamak, yasaların tanıdığı kimi hakları sonuna kadar kullanmamak da o kadar yanlış bir tutum olur. 10

13 ORGANİK TARIM ALDATMACASI Cemil AKAR /Tarım Orkam-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Mezopotamyadaki annelerimizin ilk tohumu toprağa bırakmasından yaklaşık yıl sonra, dönüp geçmişimize baktığımızda, tarım tarihinin büyük bölümünün doğa düşmanı insan tarafından yazıldığını görüyoruz. Bilim ilerledikçe bilimi çıkarı uğruna kullanan kapitalist modernitenin doğaya zararı had safhaya çıktı. Özellikle son 2 asırda seri üretimle sanayi devrimini gerçekleştiren egemen güçler, doğadan da aynı şeyi bekledi ve daha fazla verim, daha fazla kar hırsıyla tarım arazilerini kimyasal çöplükler haline getirdi. Ormanları yağmaladı, hayvanları doğal yaşamından uzaklaştırdı, suyu metalaştırdı Mezopotamya halklarının doğal tarımı keşfetmesi sonrası aradan geçen binlerce senede egemenlerin uyguladıkları politikalar sonucu doğal tarım unutulmuş; çiftçi en sağlıklı, verimli ürünün kapitalist tarım politikaları ile elde edileceğine inandırılmıştır. Asırlardır hep daha fazla ürün için adeta yarıştırılan çiftçimiz bölgede kurulan devletler tarafından sürekli sömürülmüştür. Her sene temel gıda ihtiyacımız için değil de; en fazla hangi üründen verim alınır, kar edilir derdine düşen çiftçimiz son senede devletin coğrafik ve iklimsel olarak bölgeye hiç uymayan Avrupa Birliği Tarım Politikasının bakanlık tarafından kopyala yapıştır mantığıyla oluşturduğu politikayı uygulamaya çalışmıştır. Avrupa Devletleri 1. ve 2. dünya savaşlarından sonra girdiği gıda buhranlarını gelecekte engellemek amacıyla 1957 yılında Roma da imzalanan antlaşmayla AB Ortak Tarım Politikasını oluşturdu. Her yıl birliğin toplam bütçesinin yaklaşık %45 i bu fona aktarıldı. Başlangıçta gıda sıkıntısını azaltmak için oluşturulan bu politika yıllar geçtikçe orta gelirli çiftçiyi şirketleştirdi, düşük gelirli çiftçiyi ise çiftçilikten uzaklaştırarak tarım işçisi konumuna getirdi. Yıllardır uygulanan tarıma destek politikaları sonucu hep daha fazla verim kaygısıyla tarım arazileri ve çiftlik hayvanları adeta birer fabrikaya dönüştürüldü. Toprak ve hayvan refahı hiçe sayıldı. Verimin artması için üretici ve yetiştiriciler gün geçtikçe daha fazla kimyasal kullanmaya başladılar. Sonuç olarak genetiği bozulmuş, insan sağlığına zararlı tarımsal ve hayvansal ürünler ortaya çıktı. 90 lı yıllarda Avrupa halklarının durumun vahametini anlamasıyla Süper Market zincirleri aralarında toplanıp, insan sağlığına zararlı ürünleri reyonlarında satmayacaklarını, kendi oluşturdukları EuropGAP yada GolabalGAP sertifikasına sahip ürünleri satacaklarını bildirdiler. Bu sertifikalar tarımsal ürünlerde çeşitli kimyasalların kullanılmasını yasaklıyor ama market zincirlerine yeni rant kapısı açıyordu. Bu sertifikaya sahip ürünler üreticiden çok az bir fark ile toptan satın alındı, fakat yine bu ürünlerin esas karını aracılar ve büyük gıda perakendecileri paylaştı yılında perakendecilerin bu taleplerini değerlendiren birlik ülkeleri; Ulusal ve Bölgesel Teknik Çalışma Grupları oluşturarak organik tarımı yaygınlaştırmak amacıyla tarımsal danışmanlık sistemini devreye soktular. Türkiye nin 2006 da KÖY-MER projesiyle başladığı, günümüzde TAR-GEL (Tarımsal Yayımı Geliştirme) projesiyle devam ettiği politikalar; aslında çiftçiyi verilen desteklerle kontrol altında tutma, komisyoncular ve büyük gıda şirketlerinin karını artırma amacını taşımaktadır. Ancak bakanlığın çıkardığı çoğu yönetmelikte olduğu gibi organik tarım yönetmeliği de tercüme et, kopyala, yapıştır mantığıyla hazırlandığından, gerek vatandaşların sağlığı gerek çiftçinin lehine bir durum teşkil etmemektedir. Hatta o kadar ki, bu yönetmelik orijini Hollanda olan bir sığırı Diyarbakır da organik süt üretebilir hale getirebilmektedir. Bugün uygulanan organik tarım politikası; mera alanlarını rehabilite etmiyor, hayvancılıkta fabrikasyon yemlerin kullanılmasını, ziraatte fabrikasyon gübrelerin kullanılmasını tam anlamıyla yasaklamıyor, toprağın dinlenmesine müsaade etmiyor ve en önemlisi de doğanın zarar görmesini engellemiyor. Oysa Bakanlık yetkilendirdiği 10 küsur şirkete rant kapısı aralıyor, çiftçinin aklını bulandırıyor. Toplumun organik tarımdan anladığı doğal tarımın kendisidir. Bugün uygulanan organik tarım politikası ne yazık ki halka sahte doğal ürünler yedirtiyor. Bununla birlikte dünyada; çevreci, ekolojik, demokratik tarım politikalarını savunan birçok oluşum mevcutken, Türkiye de henüz bununla mücadele edecek, halkı yanına alacak kitlesel oluşumlar mevcut değildir. Bu sebeplerle Tarım Orkam-Sen in Bakanlığın Tarım Politikalarındaki yanlışlarını görüp, bunlarla mücadele edebilen bir yapı oluşturması artık kaçınılmaz olmuştur. Son Tüzük değişikliğiyle Genel Merkezce oluşturulan Politika gruplarının bu konuda güçlü ve etkin olabilmesi için üyelerin konuyla ilgili etkinliklerini artırması gerekmektedir. Gerek TAR-GEL, gerek mevsimlik işçi sorunlarının da Tarım Politikaları ile iç içe olduğu unutulmamalıdır. 11

14 ROTASYON: DÖN BABAM DÖN Salih USTA /Tarım Orkam-Sen Ankara Şube Üyesi 3 Ekim 2013 tarihinde Orman Genel Müdürlüğü Personelinin Atama ve Yer Değiştirme Esaslarına İlişkin Yönetmelik sayılı Resmi Gazete de yayımlandı. Üzerinde defalarca oynanan, mahkeme kararlarıyla iptal edilip yeniden hazırlanan OGM personelinin atama ve yer değiştirme mevzuatı, bu kez rotasyon olarak gündeme geldi: Zorunlu yer değiştirmeye tabi personel adıyla bir kategori oluşturuldu ve çeşitli ölçütler, puanlar içeren bir model kuruldu. OGM yöneticileri rotasyon a neden ihtiyaç duydu? Ya da rotasyon ile amaçlanan nedir? Normal koşullarda herhangi bir bütünsel değişiklik, kurumun daha etkin ve verimli çalışmasını sağlamak, bölgesel/yöresel gelişmişlik olgusu da dikkate alınarak bütün personelin dengeli ve adil dağılımını düzenleyerek adaletsizlikleri önlemek, bilgi ve deneyim birikimi ile liyakata dayalı bir çalışma düzeni kurmak gibi olumlu/mantıksal nedenler sıralanabilir. Peki, gündemdeki rotasyon uygulamasını böylesi nedenlerle açıklayabilecek bir kişi (rotasyon için mevzuatı düzenleyenler ve yaşama geçirmek için uğraşanlar dahil) çıkar mı acaba? Üçüncü Sınıf Kamu Kurumu Nasıl Olunur? Ülkemizi 12 yıldır yönetmekte olan AKP ve onun hükümetlerinin, ormancılığımızda yapageldiği uygulamaları, kurumlarımızın nereden nereye getirildiğini gözönüne aldığımızda, rotasyon uygulamasının bu süreçten bağımsız olmadığını, hatta süreci pekiştirecek bir adım daha atıldığını söyleyebiliriz. AKP Hükümetleri ormanlarımızı yolgeçen hanına dönüştürdüler; başta yandaşlar olmak üzere sermaye kesimine orman sayılan alanları peşkeş çekmek için her türlü kolaylık yapıldı. Süslü söylemlere karşın hala kes-sat anlayışı egemen. Buna karşın OGM bir zamanlar en fazla kar eden kamu kuruluşlarından sayılırken, zarar eden ya da cüzi kar eden bir kurum haline getirildi (Öyle ki tüm çalışanlara ayda 60 saat yangın fazla mesaisi verebilecek döner sermayesi yok, deniyor). Bilimsel ormancılık, silvikültür, amenajman, planlı çalışma ve denetim tukaka edildi; kuralsızlık ve denetimsizlik ise baştacı Öte yandan eğitim tesisleri, bölge-işletme müdürlüğü binaları, fidanlıklar ve hepsinden beteri genel müdürlük yerleşkesi elinden alındı; vur kafasını al ekmeğini sözüyle özetlenebilecek davranışlara maruz kaldı, kalıyor. Böylece OGM, üçüncü sınıf bir kamu kurumu durumuna düşürüldü. Kurumumuzun acizliğe düşürülmesinin karşılığı ise bir genel müdürün milletvekili olabilmesidir. Haksızlıktan Beslenenlerden Adalet Beklenir Mi? Kurumumuzu bu hale kimler getirdi? Elbette AKP politikalarını gözü kapalı uygulayan AKP nin kurumumuza atadığı yöneticiler. Bu yönetici kadrolara yerleşenleri hepimiz yakından tanıyoruz; ne yaptıklarını da iyi biliyoruz. Bu kadroların marifetiyle; mesleğinde, uzmanlık alanında birikimi olan, becerikli ve başarılı nice insan, önce etkisizleştirildi, atıl duruma düşürüldü, itelenip kakalandı sonra da küstürüldü. Birikimli çalışanların bilgi ve becerilerini bile kullanmaktan aciz kaldılar. Çünkü, hakları olmadığı halde, bilgi ve deneyim sahibi olmaksızın bir makama getirilenler altlarında çalışanların iş hakimiyeti karşısında ezildiler; bu ezikliklerini de amirlik taslayarak, edepsizliklerle, höt zötle kapatmaya çalıştılar. (Haksızlık etmeyelim: Hala bilgi ve becerilerine ihtiyaç duydukları için kendilerinden görmedikleri halde küçük makamlarda olanlar ile kendilerinden olup bilgi ve deneyimi olanlar (az sayıda olsa davar). Başmühendislik kadroları bile, uygun yer bulunamayan yandaşlara arpalık niyetine tahsis edildi. Sonuçta koca bir kurumsal bilgi ve deneyim birikimi heba edildi. Peki, kurumun bu duruma düşürülmesinden bir eksiklik, bir rahatsızlık duyuyorlar mı? Elbette ki, hayır!.. Çünkü artık iş yapmak değil, reklam yapmak önemli. Yapılan işlerin niteliğine, bilimsel ve toplumsal boyutlarına, plan ve programlara uygunluğuna, işlevselliğine, sonuçlarına bakan yok. Ama kağıt üzerinde ve istatistiklerde hiç çekinmeden, utanmadan abartılı ve gerçek dışı veriler üretmek yeterli. Hepimiz biliyoruz ki başta ağaçlandırma, rehabilitasyon ve orman yangınları olmak üzere ormancılığa ait her türlü veri yalandan ve palavradan ibarettir. Kuşkusuz hemen hemen her dönem personel politikalarında liyakatı bir kenara bırakıp partizan kayırmalar oldu. Ama hiçbir dönem, partizan kayırmacılık bu kadar ayağa da düşürülmedi. İş bilmezmiş, koltuğu dolduramazmış, bilgi ve deneyimi yokmuş, liyakatı elvermiyormuş hiç önemli değil: AKP li ise ve tarikat ilişkileri de varsa her türlü yöneticilik dava arkadaşlarına mubahtır! (Tabii, 17 Aralık tan sonra bir kısım dava ortakları paralel yapı oldu, ayrı bir konu). Acemilik ve kalfalık dönemlerinde kendilerinden farklı siyasi görüşten insanları önce kullandılar, sonra da kendilerine biat etmeyenleri deyim yerindeyse yavaş yavaş temizlediler. Şimdiki zamanlar ise ustalık zamanları. İşte rotasyon uygulaması, personel politikalarının ustalık projesidir. Gelin de rotasyon uygulaması hakkında normal/olumlu bir değerlendirme yapın! 12

15 İşte Gerçek Nedenler: Başta sorduğumuz soruya dönersek, rotasyonla yapılmak istenen: Kendi kadrolarının yerleştirilmesine ortam hazırlamak; kadrolaşmayı tamamlamak, Muhalif olarak gördüklerinin önemli bir bölümünü rotasyon kılıfı ile sürgün ederek, mağdur etmek; Emeklilik hakkını kazanmış ama kendi politikaları sonucunda işe yaramaz konuma sürüklenmiş olanları emekliliğe zorlamaktır. Çıkarılan yeni yönetmelik çerçevesinde, rotasyon adı altında yapacaklarının hukuksal zemin oluşturacağını, olası açılacak davalarda önemli bir dayanak yarattıklarını düşünüyor olmalılar. Oysa en başından beri, her adımda hukuksal yanlışlıklar yapıyorlar. Bu durumda da oldu bitti ile mağdur ettiklerini kar sayacaklar. Öyle ki, kendilerinden olmayanları mağdur etmek bir amaç olmuş. Emekliliğe hak kazanmış arkadaşlarımızın emekli olmamaları/olamamalarının nedeni çok açık: Emekli olduklarında maaşları yarı yarıya düşecek. Bir yandan emeklilik için 65 yaş zorunluluğunu getirip, öte yandan olumsuz koşullarda insanları emekliliğe zorlamak, başka hangi anlama gelir? Oysa, özel hizmet tazminatlarının emekliliğe sayılması gibi bir düzenleme yapıldığında, binlerce çalışan emekli olacaktır, bu kadar basit. Hükümet Güdümlü Sarı Sendikalar Ne Yapıyor? AKP Hükümetleri, başta sendikalar ve meslek örgütleri olmak üzere, her kesim ve sektörde demokratik kitle örgütleri ve sivil toplum örgütlerini ele geçirmek gibi stratejik bir yaklaşımla uğraş verdi, veriyor. Hükümet/devlet gücünü arkasına alarak, baskı dahil her türlü yolu mübah gören bu anlayışla başarılı da oldu. Ormancılık kesiminde güdümlü olarak kurulan Hak-İş e bağlı sendikaya neredeyse tüm işçiler seve seve (!) koştular. Kamu kesiminde ise AKP iktidara gelmeden önce varlığı ve yokluğu bile belli olmayan bir sendika, birden bire Allah ın yürü ya kulum una mashar oldu. Devlet gücünü arkasına alarak; baskı-tehdit, devletle (yani işverenle) iç içe olma, boş ya da dolu vaatler, kurumda yükselme olanakları vb. ile yetkili sendika konumuna ulaştılar. Bugün, tarım ve ormancılık hizmet kolunda çalışanların büyük bir çoğunluğu, kurumsal atamaların yetkili sendika (!) tarafından yapıldığına inanıyor. Ama yanılıyorlar. Çünkü, adı sendika olan bu yapı, zaten yönetimle iç içe; AKP nin memur kolları gibi faaliyet gösteriyor. Sendika (!) yöneticilerinin bir yerlerde kolaylıkla makam sahibi olabilmeleri idare ile ilişkilerinin bir göstergesi. Bir birinden nasıl ayıracağız ki? Doğrusu, her türlü kurumsal atamaların, yer değiştirmelerin, sürgünlerin bir siyasi oluşum tarafından yapıldığıdır. İdare ve sendika (!) aynı kafanın iki yüzüdür. Büyük bir güce sahip olduğunu iddia eden yetkili sendika, rotasyon konusunda ne düşünmektedir ve ne yapmaktadır? Biz bilmiyoruz; web sayfalarında da bu konuda hiçbir bilgi yok. Bütün atama ve yer değiştirmelerde söz sahibi olduklarına göre, açıktır ki savunuyor olmalılar. Ama yarın, çalışanların baskısıyla mırın kırın edebilirler. Yer misiniz? Orman muhafaza memurları için uygulanan rotasyona karşı nasıl etkili (!) mücadele ettiklerini gördük. Kazanım diye gösterdikleri her şeyde idareyle nasıl içli dışlı olduklarını göstermeye çalışanlar, böylesi durumlarda ne de güzel idareyle çatışıyormuş gibi yapabiliyorlar. Sormazlar mı, madem o kadar güçlüsünüz, hiçbir şey yapamadınız; binlerce orman muhafaza memurunun mağduriyetinden sonra gıkınız bile çıkmadı, diye? Rotasyonda Karmaşa Bir tatil gününde OGM nin resmi web sayfasından rotasyona tabi personel ilan edildi. Dört gün sonunda da atanacakları yerler için tercihte bulunmaları istendi (Bu işlemlerin tümü kendi çıkardıkları Yönetmeliğe aykırı). Görüldü ki, hiçbir bilgi güvenilir değil. Hizmet süreleri yanlış olanlar, puanları eksik hesaplananlar, geçmişteki hizmetleri sayılmayanlar Kurdukları sistem işin başlangıcında çöktü. Rotasyona tabi olup olmama, anlık değişen bir bilgi durumuna geldi. Böylesi bir kargaşadan, çalışanların yaşamlarında kökten değişimlere yol açacak kararlar çıkabilir mi? Öyle görünüyor ki bir şekilde çıkacak. Yöneticilerimiz çok kararlıymış. Ormancılığımızın ve kurumumuzun çıkarları söz konusu olduğunda elpençe divan duranlar, kendi personeline aslan kesilir. Dön Babam Dön Rotasyonun sözcük anlamı dönmedöndürme Kuşkusuz bir çok arkadaşımız hukuksal olarak hakkını arayacak ve çoğunluğu da geri dönecek. Sonra ne olacak? Dön babam dön. Bütün bu başımıza gelenler örgütsüzlükten İşkolumuzun ilk ve tek gerçek sendikası TARIM ORKAM-SEN in üye sayısı ne yazık ki istenen düzeyde değil. Hükümetlere göre yetkili sendika değişiyor. Ve bu sarı sendikalara güç veren yine bizim çalışanlarımız. Devlet sendika el ele, çalışanlarla istediği gibi oynayabiliyor. Ama hepimiz biliyoruz: Korkunun ecele faydası yok. Korku, korku, korku nereye kadar? 13

16 VETERİNER HEKİMLERİN SORUNLARINI ARTTIRAN STRATEJİK ADIMLAR Adil ADIGÜZEL Ankara Bölgesi Veteriner Hekimler Odası Genel Sekreteri Tarım Orkam-Sen Ankara Şube Üyesi Bugün, bir ülkenin geleceğini güvence altına almak, mevcut durumu daha ileri noktalara taşımak ve yüceltmek istiyorsak, ekonomik, sosyal ve politika alanından etkin stratejilerin belirlenmesi, bu stratejilere dayalı projelerin hazırlanması, hazırlanan projelerin süreklilik arz eden programlarla uygulamaya konulması gereklidir. Bir ülkenin, kurumun veya şirketin stratejik plan ve programları, orta ve uzun vadeli olmalı, bugünden yarına değişebilecek projelerin önü kesilmelidir. Yanlış programlar ve kararların alınması ve uygulanması; yöneticilere, kuruma ve Devlete olan güveni zedelemektedir. Kamu hizmetleri içinde yer alan Veterinerlik hizmetlerinde de stratejik anlamda hatalar yapılmış ve bu hatalar, aşağıdaki sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. 1) Eğitim ve Sosyal Alanda Ortaya Çıkan Sorunlar Eğitim, öğretim ve araştırma olanakları yetersiz, asrın gereksinimine cevap verecek bilgi ve beceri ile donatılmış veteriner hekimlerin yetişmesine olanak sağlamayan bir ortamda eğitim gören ve mezun olan veteriner hekimlerin iş olanakları sınırlanmakta ve mesleğin sosyal prestiji etkisizleştirilmektedir. Eğitim ve sosyal alanda yaşanan olumsuzlukların yanı sıra mesleğimiz adına mali alanda yaşanan olumsuz gelişmelerde sorunlarını her geçen gün arttırmaktadır. 2) Mali Sorunlar 2.1- Özel Hizmet Tazminatı Sorunu Mali anlamda veteriner hekim mesleğini olumsuz yönden etkileyen konuların başında tarihinde yürürlüğe giren Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile düzenlenen özel hizmet tazminatı konusu gelmektedir. Bu karar ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde çalışan teknik hizmetler sınıfı içerisinde yer alan mühendisler ile sağlık hizmetleri sınıfında yer alan veteriner hekimler arasında özel hizmet tazminatlarında farklılık oluşturulmuştur. Yürürlükte olan Bakanlar Kurulu kararına göre özel hizmet tazminatı oranı 1-4 arasındaki dereceli kadrolarda aylık alan mühendisler için %160, diğer derecelerden aylık alan mühendisler için %152 olarak belirlenmiş iken, bu oranlar 1-4 arasındaki dereceli kadrolarda aylık alan veteriner hekimler için %135, diğer derecelerden aylık alan veteriner hekimler için %130 olarak belirlenmiştir. Eğitim süresi ve kapsamı mesleki eğitimin, mühendis eğitiminden daha uzun ve geniş olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Çalışma barışı adına bu durumun düzeltilmesi, en azından mesleki eğitim ve çalışma zorlukları dikkate alınarak veteriner hekimlere ödenen özel hizmet tazminat oranlarının, teknik hizmetler sınıfında yer alan mühendisler ile aynı seviyeye getirilmesi gerekmektedir. Görevin önem, sorumluluk ve niteliği ile eğitim gibi hususlar göz önüne alınarak veteriner hekimler ile mühendisler arasındaki özel hizmet tazminat farkı ortadan kaldırılmak suretiyle eşitlik sağlanmalıdır Fiili Hizmet Zammı Süresi Sorunu Ulusal boyutta salgın, zoonoz, bulaşıcı hastalık ve zararlıları ile bizzat mücadele eden veteriner hekimler, daha önceden fiili hizmet süresi zammından yararlanmakta iken 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 40 ıncı maddesinde yapılan düzenleme ile veteriner hekimler fiili hizmet süresi zammı kapsamına dahil edilmemiş ve bu haktan mahrum edilmişlerdir. 14

17 Fiili hizmet süresi zammı kavramı, 5510 sayılı Kanun un 40. maddesinde düzenlenmiştir. Bu kavramın özünde, ağır ve yıpratıcı işlerde çalışan sigortalıların korunması düşüncesi vardır. Fiili hizmet süresi zammı ile bu tür işlerde çalışan sigortalılara, Kanunda öngörülmüş olan ek sigortalılık süresi ve ek prim ödeme gün sayısı ilave edilmek suretiyle diğer sigortalılara nazaran avantaj sağlanarak erken emeklilik imkânı yaratılmaktadır. Bu sayede hem ağır ve yıpratıcı işlerin olumsuz etkileri azaltılmakta, hem de bu tür işler cazip hale getirilmeye çalışılmaktadır. Veteriner hekimler, Kuş gribi, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Kuduz, Şarbon gibi insan sağlığını tehdit eden hastalıklarla mücadele etmek suretiyle yaz ve kış demeden gece- gündüz fedakarca çalışmaktadırlar. Veteriner hekim mesleği; dünyada yapılması en zor, en kutsal meslekler arasındadır. Ailesinden, sosyal yaşantısından, eğlencesinden, uykusundan, yemek yemesinden, çocuğundan, kısaca hayatının her alanından feragat etmeyi gerektirecek derecede zordur. Doğum yapamayan bir ineği ve onun yavrusunu kurtarmak veya ölmek üzere olan bir hayvanı tedavi edebilmek için çocuğumuz hastayken onu evde bir başına bırakıp göreve gittiği günler, mutlaka her veteriner hekimin hatıralarında yer almaktadır. Veteriner hekim, hayvana müdahale ederken çifte, tekme yiyebilmeyi, ısırılmayı, hastalık bulaşma ihtimalini göze alarak, -20 derece ve 1 metre karda arabanın ulaşamadığı yere elinde onlarca kilo yükle yürümek, ayağa kalkamayan bir ineğe ahırda serum takarken ciğerlerimize saatlerce amonyak ve metan gazı dolduran, sağlığını kaybetmeyi göze alan insandır. Hayati risk taşıyan, ağır ve yıpratıcı bir işe sahip olan Veteriner Hekimlerin fiili hizmet zammı süresi kapsamı dışına çıkarılarak bu haktan yararlandırılmaması kadar anlamsız ve mantıksız bir düzenleme olamaz. Veteriner Hekimlerin içinde bulunduğu koşullar; - Basın kartına sahip olmak suretiyle fiilen çalışanların, - TRT Kurumunda haber hizmetinde fiilen çalışanların, - Yasama organı üyeleri ile dışarıdan atanan bakanların, taşıdığı risk ve ağır şartlardan daha az değildir. Bu nedenle Veteriner Hekimlerin fiili hizmet süresi zammından yararlandırılması gerekir Serbest Meslek Faaliyeti Sorunu Sağlık, aile, çalışma ve sosyal işler komisyonunun Ocak 2014 de kabul ettiği Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun tasarısı meclisten geçmiştir. Bilindiği gibi 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilen birinci fıkrasının son cümlesi ile ikinci fıkrası Memurlar, mesleki faaliyette veya serbest meslek icrasında bulunmak üzere ofis, büro, muayenehane ve benzeri yerler açamaz; gerçek kişilere, özel hukuk tüzel kişilerine veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait herhangi bir iş yerinde veya vakıf yüksek öğretim kurumlarında çalışamaz. şekilde yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile veteriner hekimlerin muayene açmak suretiyle serbest meslek faaliyetinde bulunmasının önü kesilmiştir. Meslek, darbe üzerine darbe almakta ve her geçen gün cazibesini yitirerek tercih edilen bir meslek olmaktan uzaklaştırılmaktadır. Yukarıda sayılan olumsuz gelişmelerin telafi edilmesi amacıyla veteriner hekimlerin yaşam standartlarının ve kayıplarının bir şekilde karşılanması hususu önem arz etmektedir. Gerek veteriner hekimlere yönelik ve gerekse diğer meslek mensuplarına yönelik hak kayıplarına neden olan düzenlemeler dönem dönem devreye sokulmaktadır. Devreye giren ve geri dönüşü olmayan düzenlemeler hak sahiplerini zor duruma sürüklemektedir. Umarım alınacak yeni kararlar, uygulamaya konacak Kanun ve yönetmelikler; geçmişte yapılan hatalı stratejileri ve bu stratejiler kapsamında yapılan programları düzeltici faaliyetleri beraberinde getirir. 15

18 ZEYTİN AĞACIMA VE ZEYTİNLİKLERİME DOKUNMA Fikret GİZİR /Tarım Orkam-Sen Bursa Şube Başkanı Zeytin ağacının hikâyesi, işlek aklın ve keskin zekanın Tanrıçası Athena ile mitolojide şöyle başlar; Athena bir de benim armağanıma bak saygıdeğer Kekrops diyerek dikkatleri üzerine çeker. Gölün yakınlarındaki bir ağacın yanına giderler. Yamru yumru, kısa gövdeli, gümüşi yaprakları olan kirli yeşil renkte meyveleriyle gösterişsiz bir ağaç durmaktadır karşılarında. Poseidon: Demek bir ağaç, tüm yapabileceğin bu muydu? Etrafta yeterince çalı çırpı var zaten. Hem bu küçük meyveler ne işe yarar ki? Athena aldırış etmez söylenenlere, krala döner, adamlarına söyle büyük bir fıçının dibine küçük delikler açsınlar ve içini bu meyvelerle doldursunlar. Sonra altına bir fıçı yerleştirip, tahta bir kapağın üzerine bastırarak meyveleri sıkıştırsınlar. Görün bakalım o zaman ne olacak... Tanrıçanın dedikleri yapıldığında deliklerden diğer fıçıya altın renkli güzel kokulu yoğun bir sıvı akmaya başlar. Bu sihirli bir ağaçtır. Meyveleri de, meyvelerinden elde edilen yağ da aynı şekilde sihirlidir. Şu gördüğünüz altın renkli yağ, her derde deva bir ilaçtır. Güneşten yanmış vücutlarınızı bu yağla ovun, hiçbir şeyinizin kalmadığını göreceksiniz. Yaralar, berelere insanın vücudunun dışında ve içinde oluşan tüm hastalıklara iyi gelen birebir bir ilaçtır. Lambalarınıza koyduğunuz takdirde size dumansız, parlak bir ışık verecektir. İsterseniz onunla yemeklerinizi pişirebilir, salatanızı hazırlayabilirsiniz. Ya da meyveleri olduğu gibi yiyebilirsiniz, gücünüze güç katan muhteşem bir besin olduğunu göreceksiniz. İçindeki çekirdeği de kışın size yakacak olarak hizmet edecektir. Kral Kekrops ve şehrin ileri gelenleri Tanrıçaya hayranlıkla bakarak bu muhteşem meyvenin ismi nedir diye sorarlar. Ve tanrıça bu olağanüstü meyvenin adını söyler; ZEYTİN. Bu her derde deva ömre ömür katan, bacasız fabrikamız zeytinliklerimizden ne istiyor AKP iktidarı, enerji lobileri ve sanayiciler ve 2010 yıllarında Maden yasası ile yapamadıklarını, 2014 yılında da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı nca hazırlanan Elektrik Piyasası Kanunu ile Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile denediler. Ve yine başaramadılar, başaramayacaklar. Çünkü Anavatanında Zeytin ağacına sahip çıkan duyarlı insanlar var. Çünkü onlar atadan, dededen kalma Zeytin ağaçlarına borçlular. Peki ne yapmak istiyorlar; Bugüne kadar Zeytincilik Kanunu ile korunmuş olan zeytinliklerin talanını, üst satırlarda bahsi geçen Elektrik Piyasası Kanunu ile Zeytin Kanununun 20. maddesini işlevsiz hale getirerek Zeytinliklerin kamu yararı ile istisna tanınmış faaliyetlere ek olarak küçük ölçekli tarımsal sanayi ve tarımsal işletmeye de açılmasının önündeki engelleri kaldırıyor, yani zeytinliklerin koruma kalkanı yok ediliyor. Kamu yararı kararı alınarak Zeytin Sahalarında (25 dekar ve üstü zeytinlik arazilerde) ve 3 km mesafede Zeytin Koruma Kurulunun da uygun görmesi şartıyla, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının izniyle yapılabilecek faaliyetlere ilişkin istisnalar, yönetmelik değişikliğine ek olarak kanun tasarısının gerçek amacını gözler önüne serecek biçimde yeniden düzenlenmiştir. Peki neler yapabilecekler bu değişikliklerle; Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları, İlgili Bakanlıkça kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri (iptal edilen yönetmelik değişikliğinde Kamu yararı kararı alınmış plan ve yatırımlar ), Kamu yararı kararı alınmış Elektrik üretimine yönelik yatırımlar (iptal edilen yönetmelik değişikliğinde Yenilenebilir enerji; rüzgâr, güneş vb. yönelik yatırımlar ) 16

19 Böylece termik, nükleer santral, doğalgaz çevrim santralleri vb., petrol ve doğalgaz arama ve işletme faaliyetleri, savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar, doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı, kamu yararı kararı gözetilerek yol, altyapı ve üst yapı faaliyetlerinde bulunulacak yatırımların önü açılacaktır. Ayrıca yapılan değişiklikle; 25 dekar ve üstü zeytinlik arazi, zeytinlik saha tanımı olarak belirlendiğinden, 25 dekarın altındaki zeytinlik araziler her türlü talana, yağmaya ve yapılaşmaya açık hale getirilmiştir. Kanun değişikliği ile getirilen zeytinlik saha tanımı 3573 sayılı Zeytin kanuna aykırı bulunarak iptal edilmişti. Zeytinlik arazilerin büyük çoğunluğunun 25 dekardan küçük ve parçalı olduğu dikkate alındığında, zeytinlik arazilerin talanı ve yok edilmesi için çok daha kolay ve denetimden uzak bir zemin hazırlayacaktır. Geçtiğimiz günlerde Manisa Yırca da, köylülere rağmen acele kamulaştırma kararına dayanarak Kolin Grubu tarafından termik santral yapılacağı gerekçesiyle 6000 Zeytin ağacının, Bursa nın Mudanya İlçesinde konut yapılacağı gerekçesiyle 100 Zeytin ağacının bir hamlede kesilmesiyle tehlikenin ne kadar büyük olduğu zaten görülmektedir. Bu haberler yalnızca medyaya yansıyanlar bunun dışında medyaya yansımayan onlarca örnek görebiliriz. Koruma yasasına rağmen; Zeytin sahaları bu katliamlara maruz kalıyorken, çıkarılmaya çalışılan son yasa ile neler olacağını düşünmek bile ürkütücü geliyor. Zeytincilik Anadolu da, 6 bin yıldır insanoğlunun geçim, beslenme, sağlık ve güzellik kaynağı olarak görevini yerine getirmiş, getirmeye devam etmektedir. Türkiye de işlenen tarım alanlarının yüzde 35 ini, yaklaşık 500 bin ailenin geçim kaynağını oluşturan, doğrudan ve dolaylı olarak 10 milyon kişinin geçimini sağladığı bir Fotoğraf: Yasemin MİRİK alandır. Dünya var oldukça da insanlığa ve çevreye hizmete devam edecektir. Bu yönüyle yeryüzünde hiçbir madenin getirisi, zeytin ağacının toplam getirisi kadar olamaz. Şimdilik yasalaşmayan ve AKP iktidarı boyunca tekrar tekrar gündeme getirilen Zeytinliklerin yağmasına ilişkin kanunlar, kamuoyunun baskısıyla iktidarca geri çekilse de, bu yasaların çıkarılması için yeni denemeler yapılacağı ortadadır. Söz konusu değişiklikler zeytinlik alanlarına telafisi imkânsız ve geri dönüşü olmayan zararlar verecektir; Sendikamız ve diğer duyarlı tüm Sivil Toplum Örgütleriyle beraber, Zeytin alanlarını koruyarak, yağma ve talana karşı durmaya devam edeceğiz. Kardeşliğin, özgürlüğün, mücadelenin büyüdüğü inadına mutlu, inadına umutlu, sevgi dolu nice yıllara... 17

20 DEMOKRATİK EKOLOJİK TOPLUM Ahmet KOÇYİĞİT /Tarım Orkam-Sen İzmir Şube Üyesi Ekolojik bunalımın göstergeleri olarak günlük yaşamımıza yansıyan ve giderek büyük tehlikeler haline gelen çevre sorunları bütün dün yanın önemli ve öncelikli gündemlerinden biridir. Hiçbir hükümet veya kuruluş dünya toplumunun yakın geleceğini tehdit altına alan çevre sorunlarına ilgisiz kalamamakta, çözüm arayışlarına katılmak zorunluluğunu görmektedir. Ekolojik bunalımın büyüklüğü ve kapsamı sorunun geçici tedbirlerle çözümlenemeyeceği kadar köklü ele alınmasını gerektirmektedir. Ozon tabakasındaki deliğin büyümesi, sera etkisinin yol açtığı küresel ısınma, su ve toprakla birlikte hava kirliliğinin artışı gelecek hakkında alarm zillerini çaldırmaktadır. Artan nüfusun çoğalan ihtiyaçlarının bir çılgınlık biçimindeki tüketim hevesiyle bir süre sonra karşılanamaz olacağı herkesçe bilinmektedir. Doğal kaynakların tükenebilirliğini gözetmeyen bir anlayışla ve sonsuz büyüklükteki bir depodan hoyratça sürdürülen kaynak tüketimi yaklaşımının devam ettirilemeyeceği açıktır. Tüketimdeki hesapsızlık kadar çevreyi kirleten ve tahrip eden endüstriyel gelişimin aynı tarz ve yaklaşımla devam ettirilişi eğer düzeltilmez ise dünyamızı, dolayısıyla da insan varlığını korkunç felaketler beklemektedir. Ekolojik bunalımdan kaynaklanan sorunlar yalnızca gelişmiş, ileri düzeyde sanayileşmiş ülkelerin sorunu olmayıp bütün dünyanın eş değerde bir sorunu durumundadır. Bu sonuçların ortaya çıkmasında egemen güçlerin ve emperyal ülkelerin payının yoksul ülkelerin halklarına oranla paylarının kat be kat fazla olması karşı karşıya olduğumuz tehlikelerin bütün insanlığın geleceğini tehdit ettiği gerçeğini değiştirmemektedir. Dünyanın büyük tehlike ve kaygılardan uzak olarak yaşanabilir bir duruma getirilebilmesinin ekolojik bir yaklaşım temelinde gerçekleşebileceği genel bir kabul durumundadır. Temel sorun bunun gerektirdiği anlayış, yaklaşım ve tedbirlerin yeni yaşamın alışkanlıkları, kültürü, ahlakı ve vicdanı haline getirilmesindeki engellerdir. Bu engellerin en başında ise insanlığın genel çıkarları ile ulusal, bireysel ve grupsal çıkarlar arasındaki uyuşmazlık gelmektedir. Bu çıkar uyuşmazlıklarının uzun bir tarihi sürecin sonucu olan yanlış iktidar anlayışı ve egemenlik dürtüsünün zihniyet biçimlenişi olduğu ve genleşmiş özellikler haline geldiği bir gerçektir. Bu nedenle ekolojik bakışın bütün insanlık düzeyinde bilince çıkarılmasının sağlanması ve yaşamsallaştırılması uzun vadeli ve çok yönlü bir dönüşüm mücadelesiyle olanaklıdır. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren artan bir biçimde çevreci akım ve çabaların gelişmesi çevre sorunlarının büyümesinin sonucudur. Ekoloji biliminin temelleri de 19. yüzyılda atılmış olmasına rağmen ancak 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren köklü araştırmalara ve düşünsel çabalara konu olması, endüstriyel gelişmenin sınırsız ve ölçüsüz geliştirilmesinin büyük rol oynadığı doğal dengedeki bozulmanın tehlikeli boyutlara varması, iklim değişimine yansımasının büyük afetlere yol açacak düzeye gelmesindendir. Ekolojik bakış açısının ve yaklaşımın çevrecilikten farklı olduğu açıktır ve hem daha radikal, hem de daha uzun vadeli bir mücadele konusudur. Ekolojik yaşam anlayışı çevreci yaklaşımların alternatifi olmadığı gibi onunla rekabet içinde de değildir. Çevreci yaklaşımlar kapitalist sistem zihniyeti içinde çözüm arayışlarıyla ekolojik bakış ve yaklaşım ile farklılık arz etmektedirler. Çevreci akımlar, bütün yetersizlikleriyle birlikte insanların ve toplulukların doğal varoluşa, kaynakların sınırlılığına ve tükenebilirliğine yönelik duyarlılık geliştirdiği ölçüde yararlıdır. Ancak çevrecilikle sınırlı olan yanlışları düzeltme anlayışı ve çabasının da yetersiz olacağı kesindir. 18

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 KAMU İSTİHDAM RAPORU (Aralık, 2015) Ø KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 3,4! GERİLEDİ. KADROLU İŞÇİ SAYISI İSE YÜZDE 4,6 DÜŞTÜ! Ø BELEDİYELERDE KADROLU İŞÇİ SAYISI

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ 445 TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ Aydeniz ALİSBAH TUSKAN* 1 İnsanların bir biçimde sınıflanarak genel kategoriler oturtulması sonucunda ortaya çıkan kalıplar ya da bir

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

İşyeri Temsilcileri Rehberi

İşyeri Temsilcileri Rehberi İşyeri Temsilcileri Rehberi Bir sendika için en önemli kadrolardan birisi işyeri temsilcisidir. İşyeri düzeyinde ise işyeri temsilcisi sendika örgütlenmenin olmazsa olmazıdır. Bir işyerinde işyeri temsilcisinin

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE

CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE MUAMELE EŞİTLİĞİ CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE Ayşegül Yeşildağlar Ankara, 08.10.2010 HUKUKİ KAYNAKLAR Md. 2 EC : temel prensip -kadın erkek eşitliğini sağlamak, Topluluğun özel bir yükümlülüğüdür,

Detaylı

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Türkiye Đşçi Sendikaları Konfederasyonu KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Ankara Amaç Türkiye de kayıt dışı istihdam önemli bir sorun olarak gündemdedir. Ülkede son verilere göre istihdam edilenlerin yüzde

Detaylı

Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi. Ülker Şener 1 Temmuz 2011, Amasya

Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi. Ülker Şener 1 Temmuz 2011, Amasya Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi Ülker Şener 1 Temmuz 2011, Amasya Projenin Hedefleri Projenin hedefi: Amasya da çalışmayan ama çalışmak isteyen ya da aktif olarak iş arayan 300

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ!

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! İşçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs; tüm yurtta olduğu gibi İstanbul da da coşkuyla kutlandı.1978 1 Mayıs ın ardından ilk kez izin verilen

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ!

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! 1 KAMUNUN DÖNÜŞÜMÜ Kamunun ve kamu hizmetlerinin önceden belirlenmiş ekonomik, toplumsal, siyasal hedefler doğrultusunda; amaç ve işlevleri bakımından yeniden

Detaylı

KAMU İSTİHDAM BÜLTENİ

KAMU İSTİHDAM BÜLTENİ 18.08.2014 KAMU İSTİHDAM BÜLTENİ Giriş Türkiye işçi sınıfı güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışma koşullarının giderek arttığı, taşeronlaşmanın yaygınlaştığı, sendikalaşma olanaklarının giderek azaldığı,

Detaylı

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar TARIM SEKTÖRÜ 1. Tarım sektöründe istihdam şartları iyileştirilecektir. 1.1 Tarıma yönelik destekler ihtisaslaşmayı ve istihdamı korumayı teşvik edecek biçimde tasarlanacaktır. Hayvancılık (Tarım Reformu

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

Uygulanacak ekonomik politikalar, istihdam ve üretime öncelik tanımalı, politikaların temelini insan oluşturmalıdır.

Uygulanacak ekonomik politikalar, istihdam ve üretime öncelik tanımalı, politikaların temelini insan oluşturmalıdır. TERÖR VE BEKLENTİLER Türkiye, önce 22 Temmuz genel seçimleri ve ardından Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile yaz aylarını kendini yenileyerek geçirmiş, sonbahara ise artan terör olayları, şehitlerimiz, onların

Detaylı

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar TARIM SEKTÖRÜ 1. Tarım sektöründe istihdam şartları iyileştirilecektir. 1.1 Tarıma yönelik destekler ihtisaslaşmayı ve istihdamı korumayı teşvik edecek biçimde tasarlanacaktır. Hayvancılık Hazine Müstaşarlığı

Detaylı

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002.

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI NIN GELİR DAĞILIMINDA ADALETSİZLİK VE YOKSULLUK SORUNUNA YAKLAŞIMI (SEKİZİNCİ

Detaylı

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI 2023 e 10 Kala Kamu Üniversite Sanayi İşbirliği Bölgesel Toplantısı nda konuya yönelik düşüncelerimi ifade etmeden önce sizleri, şahsım ve İstanbul

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN İnsan kaynakları bir organizasyondaki tüm çalışanları ifade eder. Diğer bir deyişle organizasyondaki yöneticiler, danışmanlar,

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 26 Kasım 2014 İstanbul, Sabancı Center TÜSİAD İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye de

Detaylı

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Evde, Okulda, Sokakta, Kışlada, Gözaltında Şiddete Son 18-19 Mart 2006, Diyarbakır ŞİDDETE KARŞI KADIN BULUŞMASI 2 EVDE, OKULDA, SOKAKTA, KIŞLADA, GÖZALTINDA ŞİDDETE SON

Detaylı

KAMU İSTİHDAM RAPORU. Giriş

KAMU İSTİHDAM RAPORU. Giriş KAMU İSTİHDAM RAPORU Giriş Türkiye işçi sınıfı güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışma koşullarının giderek arttığı, taşeronlaşmanın yaygınlaştığı, sendikalaşma olanaklarının giderek azaldığı, çalışma yaşamının

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM VE SU Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM Prof.Dr.Fuat KEYMAN a göre 21.yüzyıla damgasını vuracak en önemli kavramlardan biri "Dostluk, arkadaşlık

Detaylı

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNDE TEMEL KAVRAMLAR İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY) İKY Gelişimi İKY Amaçları İKY Kapsamı İKY Özellikleri SYS BANKASI ÖRNEĞİ 1995 yılında kurulmuş bir

Detaylı

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Örgütü ve Belediye Başkan

Detaylı

Kadın İstihdamı: Sorun Alanları, Çözüm Önerileri. Ülker Şener 13.02.2013

Kadın İstihdamı: Sorun Alanları, Çözüm Önerileri. Ülker Şener 13.02.2013 Kadın İstihdamı: Sorun Alanları, Çözüm Önerileri Ülker Şener 13.02.2013 Temel sorun alanları Toplumsal yapı: kadın olmaya yüklenen anlam ve toplumsal cinsiyet rolleri İşgücü talebinden kaynaklı sorunlar:

Detaylı

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015 R A P O R 1 Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL Mayıs 2015 Sunuş 4.264 kişi ile yüz yüze görüşme şeklinde yapılan anket bulgularına dayanan bu rapor, Mart- Nisan 2015 tarihinde Sakarya ilinin

Detaylı

ORGANİK MANDA YETİŞTİRİCİLİĞİ. Vet. Hek. Ümit Özçınar

ORGANİK MANDA YETİŞTİRİCİLİĞİ. Vet. Hek. Ümit Özçınar ORGANİK MANDA YETİŞTİRİCİLİĞİ Vet. Hek. Ümit Özçınar ORGANİK TARIM VE HAYVANCILIK NEDİR? Organik tarımın temel stratejisi, kendine yeterli bir ekosistem oluşturarak, bu ekosistemdeki canlıların optimum

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

T.C. ESKİŞEHİR TEPEBAŞI BELEDİYESİ KADIN SIĞINMA EVİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİĞİ BÖLÜM I GENEL HÜKÜMLERİ

T.C. ESKİŞEHİR TEPEBAŞI BELEDİYESİ KADIN SIĞINMA EVİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİĞİ BÖLÜM I GENEL HÜKÜMLERİ TEPEBAŞI BELEDİYE MECLİSİNİN 06.09.2012 TARİH VE 179 SAYILI MECLİS KARARI İLE KABUL EDİLMİŞTİR. T.C. ESKİŞEHİR TEPEBAŞI BELEDİYESİ KADIN SIĞINMA EVİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİĞİ BÖLÜM I GENEL HÜKÜMLERİ AMAÇ

Detaylı

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu SUNUŞ İşyeri sendika temsilcileri, işyerinde çalışan işçilerin mevzuattan, toplu iş sözleşmelerinden doğan her türlü hak ve çıkarlarını korumakla görevli olan, sendikasının örgütlenmesi ve güçlenmesi için

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Doç. Dr. Ýlker BELEK Akdeniz Üniversitesi Týp Fakültesi Halk Saðlýðý Anabilim Dalý Öðretim Üyesi SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Burjuva Sýnýf Saldýrýsýnýn Tepe Noktasý Yukarýda tanýmlanan saðlýk sistemi yapýsý

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER...

KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER... KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER D SK/GENEL- SEND KASI Emekçi kadınların sorunları gün be gün artmaktadır. Kapitalizmin yoğun saldırıları ve ataerkil sistem, kadın ve erkek arasındaki eşitsizliği derinleştirerek,

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar:

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar: Kadın Dostu Kentler Projesi İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün ulusal ortağı ve temel paydaşı olduğu Kadın Dostu Kentler Projesi, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA ve Birleşmiş Milletler

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

MESLEK VE UZMANLIK ALANLARIMIZLA İLGİLİ ULUSAL ÖLÇEKLİ KONGRE, KURULTAY, SEMPOZYUM VE ÇALIŞTAYLAR

MESLEK VE UZMANLIK ALANLARIMIZLA İLGİLİ ULUSAL ÖLÇEKLİ KONGRE, KURULTAY, SEMPOZYUM VE ÇALIŞTAYLAR MESLEK VE UZMANLIK ALANLARIMIZLA İLGİLİ ULUSAL ÖLÇEKLİ KONGRE, KURULTAY, SEMPOZYUM VE ÇALIŞTAYLAR 19 20 TMMOB Makina Mühendisleri Odası, her çalışma döneminde olduğu gibi bu dönemde de örgütsel birikimiyle,

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ENERJİ VE ÇEVRE POLİTİKALARI AÇISINDAN RESLER VE KORUNAN ALANLAR. Osman İYİMAYA Genel Müdür

TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ENERJİ VE ÇEVRE POLİTİKALARI AÇISINDAN RESLER VE KORUNAN ALANLAR. Osman İYİMAYA Genel Müdür TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ENERJİ VE ÇEVRE POLİTİKALARI AÇISINDAN RESLER VE KORUNAN ALANLAR Osman İYİMAYA Genel Müdür Enerji hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olarak başta sanayi, teknoloji,

Detaylı

KONYA OTOMOTİV YAN SANAYİ İŞ KÜMESİ

KONYA OTOMOTİV YAN SANAYİ İŞ KÜMESİ KONYA OTOMOTİV YAN SANAYİ İŞ KÜMESİ Ekim 2013 KONYA OTOMOTİV YAN SANAYİ İŞ KÜMESİ Ekim 2013 E-mail:cluster@konyacluster.com Konya Kümelenme Merkezi Konya da kümelenme faaliyetleri 2006-2007 yılında Konya

Detaylı

Üniversiteler İş Sağlığı ve Güvenliği Platformu İzmir 11.12.2015 - KOÇ ÜNİVERSİTESİ

Üniversiteler İş Sağlığı ve Güvenliği Platformu İzmir 11.12.2015 - KOÇ ÜNİVERSİTESİ Üniversiteler İş Sağlığı ve Güvenliği Platformu İzmir 11.12.2015 - KOÇ ÜNİVERSİTESİ Biz kimiz Neden platform? Üniversitelerde; İSG farkındalığını nasıl arttırabiliriz? İSG kültürünü nasıl geliştirebiliriz?

Detaylı

İSO Kadın Sanayiciler Platformu 8 MART MANİFESTOSU

İSO Kadın Sanayiciler Platformu 8 MART MANİFESTOSU İSO Kadın Sanayiciler Platformu 8 MART MANİFESTOSU 1- Kadın istihdamı özendirilmeli Sorun: Gelişmiş ülkelerin çoğunda kadınların işgücüne katılım oranları yüzde 60-80 aralığında. Gelişmekte olan ülkelerde

Detaylı

KIRSAL KALKINMA VE ÖRGÜTLENME ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV, İŞ TANIMLARI VE GEREKLERİ BELGELERİ

KIRSAL KALKINMA VE ÖRGÜTLENME ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV, İŞ TANIMLARI VE GEREKLERİ BELGELERİ KIRSAL KALKINMA VE ÖRGÜTLENME ŞUBE GÖREV, İŞ TANIMLARI VE GEREKLERİ BELGELERİ KIRSAL KAKINMA VE ÖRGÜTLENME ŞUBE MÜDÜRÜ KIRSAL KAKINMA VE ÖRGÜTLENME ŞUBE Yayın Tarihi 03.02.2014 Revizyon Tarihi 15.04.2014

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

BİR AVUKAT YANINDA AYLIKLI OLARAK ÇALIŞAN AVUKATIN DURUMUNUN AVUKATLIK YASASI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

BİR AVUKAT YANINDA AYLIKLI OLARAK ÇALIŞAN AVUKATIN DURUMUNUN AVUKATLIK YASASI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ BİR AVUKAT YANINDA AYLIKLI OLARAK ÇALIŞAN AVUKATIN DURUMUNUN AVUKATLIK YASASI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Güneş GÜRSELER * Hiçbir planlama yapılmadan birbiri ardına açılan hukuk fakültelerinin yılda ortalama

Detaylı

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu Ekonomi Koordinasyon Kurulu Toplantısı, İstanbul 12 Eylül 2008 Çalışma Grubu Amacı Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele M Çalışma Grubu nun amacı; Türkiye

Detaylı

Köy nüfusu genel olarak azalmaktadır Kamu hizmetleri kırsal alanda yetersiz. Tarım ve hayvancılıkta elde edilen gelir düşük

Köy nüfusu genel olarak azalmaktadır Kamu hizmetleri kırsal alanda yetersiz. Tarım ve hayvancılıkta elde edilen gelir düşük Çorum 3. grup (Kırılgan Gruplar) Moderatör: Yrd. Doç. Dr. Metin UÇAR Raportör: Sümer ÇAKIR I.Bölüm Kırsalda yaşayanlar Sorunlar Gelir kaynakları yetersiz Köy nüfusu genel olarak azalmaktadır Kamu hizmetleri

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

Doğal Afetler ve Kent Planlama

Doğal Afetler ve Kent Planlama Doğal Afetler ve Kent Planlama Yer Bilimleri ilişkisi TMMOB Şehir Plancıları Odası GİRİŞ Tsunami Türkiye tektonik oluşumu, jeolojik yapısı, topografyası, meteorolojik özellikleri nedeniyle afet tehlike

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Sunuş... 1. Konu... 2. Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2. Tarih ve Yer... 2. Amaç ve Hedefler... 3. Katılımcılar...

İÇİNDEKİLER. Sunuş... 1. Konu... 2. Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2. Tarih ve Yer... 2. Amaç ve Hedefler... 3. Katılımcılar... İÇİNDEKİLER Sunuş... 1 Konu... 2 Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2 Tarih ve Yer... 2 Amaç ve Hedefler... 3 Katılımcılar... 3 Yöntem... 3 Kapsam... 4 Projede Görevli Personel... 5 SUNUŞ 21. Yüzyıl

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, 24 Kasım 2011 Perşembe günü Üniversitemiz Merkez Kampüsü Hünkar Salonu nda, hem Üniversitemizin

Detaylı

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İhtisas Komitesi Fatma YÜCEL

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İhtisas Komitesi Fatma YÜCEL Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İhtisas Komitesi Fatma YÜCEL UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Yönetim Kurulu Üyesi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İhtisas Komitesi Başkanı Komite Başkanı: Fatma YÜCEL Toplumsal

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi Ertuğrul Bilir Makina Mühendisi İş Güvenliği Uzmanı (C) İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği - Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi ÖDENEN BEDELLER İş kazası

Detaylı

AB nin İstihdam ve Sosyal Politikası

AB nin İstihdam ve Sosyal Politikası AB nin İstihdam ve Sosyal Politikası Büyümenin ve istihdamın artırılması için 2005 yılında kabul edilen Yenilenmiş Lizbon Stratejisi kapsamında, Avrupa Sosyal modelini yeniden şekillendiren Sosyal Gündem

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

Danıştayın yürütmesini durduğu konular: 1. Mesai dışı çalışma,

Danıştayın yürütmesini durduğu konular: 1. Mesai dışı çalışma, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna Bağlı Sağlık Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelik Hakkında Danıştay 11.Daire nin Esas No 2013/1812 Sayılı Kararı ve Yürütmeyi Durdurma Kararına

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

www.ankaraisguvenligi.com

www.ankaraisguvenligi.com İş sağlığı ve güvenliği temel prensiplerini ve güvenlik kültürünün önemini kavramak. Güvenlik kültürünün işletmeye faydalarını öğrenmek, Güvenlik kültürünün oluşturulmasını ve sürdürülmesi sağlamak. ILO

Detaylı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK

Detaylı

Hasankeyf ve Dicle Vadisi Sempozyumu Sonuç Bildirgesi

Hasankeyf ve Dicle Vadisi Sempozyumu Sonuç Bildirgesi Hasankeyf ve Dicle Vadisi Sempozyumu Sonuç Bildirgesi 07-08 Mayıs 2016, Batman ve Hasankeyf En az 12 bin yıllık sürekliliği olan, doğa, kültür ve insanın bütünleştiği, dünyada eşi benzeri olmayan bir kültürel

Detaylı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Af Örgütü ve Hakikat Adalet Hafıza Derneği'nin her ay düzenledikleri

Detaylı

İŞ VE MESLEK DANIŞMANLIĞI DENEME SINAVI

İŞ VE MESLEK DANIŞMANLIĞI DENEME SINAVI İŞ VE MESLEK DANIŞMANLIĞI DENEME SINAVI A3 BÖLÜMÜ SORULARI Teorik Soru Sayısı: 15 İstenilen Başarı Oranı : % 60 ( 9 Soru ) 1 KONULAR Temel İş Sağlığı Ve Güvenliği Ve Mevzuatı Temel Çevre Mevzuatı Kalite

Detaylı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ Furkan Güldemir, Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Tarihsel Süreç Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

Modern Bitki Biyoteknolojisi

Modern Bitki Biyoteknolojisi Modern Bitki Biyoteknolojisi Ali TETİK Eylül, 2001 AJANDA: Biyoteknoloji Nedir? Biyoteknolojinin Genel Kullanım Alanları Bitki Islahında Biyoteknoloji ve Gen Tekniği Biyoteknoloji ile Yeni Bitkilerin elde

Detaylı

* Kuruluşunuzun Adı. 1) STK ya İLİŞKİN BİLGİLER 2) 1. BAĞLANTI KİŞİSİNE İLİŞKİN BİLGİLER. Page 1

* Kuruluşunuzun Adı. 1) STK ya İLİŞKİN BİLGİLER 2) 1. BAĞLANTI KİŞİSİNE İLİŞKİN BİLGİLER. Page 1 1. Hayata Destek Derneği (HDD), Mahalle Afet Gönüllüleri Vakfı (MAG), Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MK) bir araya gelerek Sivil Toplum Afet Platformunu (SİTAP) kurmak üzere çalışmalara

Detaylı

Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım.

Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım. Sayın Birlik Başkanım, Odamızın Değerli Yöneticileri, Sevgili Öğrenci Arkadaşlarım; Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım. İstanbul dan, İzmir den, Sivas

Detaylı

SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi

SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi Ruh sağlığı uzmanlarıyla beraber yürütülen 40 saatlik çalıştay programının, trans danışanlara yönelik beşinci ve son kısmı; 3 Kasım'da İstanbul Bilgi

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI KEMAL KILIÇDAROĞLU NUN KONUK KONUŞMACI OLDUĞU TOPLANTI YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI 1 ARALIK 2014 İZMİR Cumhuriyet Halk Partisi nin çok değerli Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları,

Detaylı

KOOPERATİFLERE YÖNELİK HİBE DESTEĞİ

KOOPERATİFLERE YÖNELİK HİBE DESTEĞİ Karınca Dergisi, Ekim 2014, Sayı:934 KOOPERATİFLERE YÖNELİK HİBE DESTEĞİ 1. GİRİŞ Kooperatifler, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarını karşılamak

Detaylı

Assan Alüminyum, Türkiye deki İşçi Hakları Endişeleri ile ilgili Şikayetler Hakkında PAYDAŞ DEĞERLENDİRMESİ

Assan Alüminyum, Türkiye deki İşçi Hakları Endişeleri ile ilgili Şikayetler Hakkında PAYDAŞ DEĞERLENDİRMESİ Assan Alüminyum, Türkiye deki İşçi Hakları Endişeleri ile ilgili Şikayetler Hakkında PAYDAŞ DEĞERLENDİRMESİ 22 Temmuz Uyum Danışmanlığı / Ombudsmanlığı Uluslararası Finans Kurumu / Çok Taraflı Yatırım

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ

BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ Madde 1: Topluluğun Adı Ve Merkezi a)topluluğun Adı : Bilgesam Gençlik Platformu dur. b)topluluğun Merkezi : İstanbul dur. Madde 2: Topluluğun Kurulma Amacı 1-BİLGESAM

Detaylı

ÇOK ULUSLU ŞİRKETLERDE PERSONEL SEÇİMİ

ÇOK ULUSLU ŞİRKETLERDE PERSONEL SEÇİMİ ÇOKULUSLU ŞİRKETLERDE PERSONEL SEÇİMİ VE YERLEŞTİRMELER Uluslar arası Personel Seçimi ve İşe Yerleştirmeler Personel planlarına göre ihtiyaç duyulan personelin nitelik ve miktarı önceden saptanmaktadır.

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Uludağ Üniversitesi Kadın Araştırmaları

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

29.04.2013. Tanışalım, Kaynaşalım GİRİŞİMCİLİK. Arzu Akalın GİRİŞİM GİRİŞİMCİLİK GİRİŞİM? GİRİŞİM NEDİR?

29.04.2013. Tanışalım, Kaynaşalım GİRİŞİMCİLİK. Arzu Akalın GİRİŞİM GİRİŞİMCİLİK GİRİŞİM? GİRİŞİM NEDİR? Tanışalım, Kaynaşalım CİLİK Arzu Akalın CİLİK? NEDİR? İŞ 1 GİR GİRİŞ GİRİŞMEK GİRİŞMEK GİDİŞMEK İŞ, GİR, GİRİŞ, GİRİŞMEK GİDİŞMEK 2 CİLİK NEDİR? GERÇEK CİLİK NEDİR? SEZMEK, GÖRMEK EYLEME GEÇMEK GERÇEK

Detaylı

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR A V R U P A B İİ R L İİ Ğ İİ H U K U K U 1)) AVRUPPA TOPPLLULLUK HUKUKUNU OLLUŞŞTURAN TEEMEELL ANTLLAŞŞMALLAR BİRİNCİ İL HUKUK 1951-Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Antlaşması 18/3/1951 de Paris'de imzalandı.

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

DERNEKLERi FEDERASYONU

DERNEKLERi FEDERASYONU AiLE HEKiMLERi DERNEKLERi FEDERASYONU AHEF YÖNETİMİ 1 YIL FAALİYET RAPORU Değerli Meslektaşlarımız, Bugün 22 Ekim 2012, görevdeki AHEF yönetim kurulunun bir yılı doldu. Göz açıp kapayıncaya dek geçen,

Detaylı