Polyplex. mokrasisi » 8-9» 3. Burjuva partileri bize karşı birbirleriyle yarışıyor! Libya ya emperyalist müdahale. sosyalist

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Polyplex. mokrasisi » 8-9» 3. Burjuva partileri bize karşı birbirleriyle yarışıyor! Libya ya emperyalist müdahale. sosyalist"

Transkript

1 » 8-9» 3 Burjuva partileri bize karşı birbirleriyle yarışıyor! sosyalist mokrasisi Libya ya emperyalist müdahale Hangi partinin daha iyi hükmedeceği, hangi partinin zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapacağı, hangi partinin işçilerin sömürüsünü daha ustaca yöneteceğini belirlemek için seçim yarışı başladı. Neoliberal demokrasinin işçilere sunduğu 8 10 saatlik çalışma, pazar tatilinin yok edilmesi, mezarda emeklilik, sosyal haklarımızın gaspı. Anlayacağınız, bu demokrasi, biz işçilerin kölece çalışması ve sömürülmesi için demokrasi! Toplumsal ve bireysel özgürlüğün yok edilmesi, yaşamlarımızın hücreleştirilmesi, insanın imhası, insanlığın çöküşü! İşte size burjuvaların demokrasisi Emperyalist askeri müdahaleye götüren süreç, Kaddafi birliklerinin son haftalar içerisinde ayaklanan kesimlere dönük yürüttüğü iç savaşta galebe çalması oldu. Bingazi dışındaki tüm bölgelerde Kaddafi diktatörlüğünün merkezi otoritesi yeniden tesis edilmiş, isyancı güçler açısından son kale durumundaki stratejik Bingazi şehrine doğru Kaddafi ordusunun ilerleyişi durdurulamamıştı. Bingazi nin de düşme tehlikesine karşı bu kez emperyalist askeri operasyon seçeneği devreye sokuldu, isyancı güçler bu operasyonu sevinç ve coşkuyla karşıladılar.» 4 Metal işçilerini 21 yıl sonra grev coşkusu sardı. Eskişehir Süsler Doruk işçileri Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi 8. Cadde üzerinde bulunan Süsler Doruk fabrikasının önüne grev pankartını astı ve sloganlar eşliğinde grev başladı. Pankartın asılmasından sonra Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu bir konuşma yaptı.» 6 Polyplex Çorlu da bulunan ve polyester film üreten Polyplex te işçiler sendikalı oldukları için işten atıldılar. İlk önce 5 işçiyi işten çıkardıktan sonra saldırıya devam eden patron 16 işçiyi daha işten çıkardı. O günden beri Polyplex işçileri kurdukları çadırda direnişteler. Patronun içerideki sendikalı işçilere baskısı ise devam ediyor. Noteri fabrikaya kadar getiren patron işçileri sendikadan istifa etmeleri için zorluyor. İşçiler ise patronun bu baskılarının onları yıldıramayacağını ve direnişe devam edeceklerini vurguluyorlar.» 11

2 2 Zamanında Japon kralının biri aslında biz iki ayrı millet yönetiyoruz demiş. Bu iki milletin birinin fakirler diğerinin zenginler olduğunu söylemiş. Bu japon kralı bu iki millet arası uçurumun derinleşmemesi gerektiğini vurgulamış. Bilimsel komünizmin kurucusu Marks ilk işçi iktidarı Paris Komünü'nün kuruluşundan dersler çıkartarak bize kılavuz edinebileceğimiz kitaplarından sadece biri olan Fransa da İç Savaş'ı yazıp bıraktı. Marks Almanya dan Paris e sürüldüğünde buraya kısa bir süreliğine gelen Engels ile tanıştı, dost oldu. Engels in deyimiyle "Genç Feuerbachcılar"dandılar. Bu iki dost Feuerbach ın materyalizmini geliştirdiler. Bu iki dost aynı zamanda "Genç Hegelciler"dendi. Metafiziği yerle bir ederek tarihi olayları diyalektik yöntemle çözümlediler. Bu iki dost daha sonra Komünist Parti Manifestosu'nu yazdılar. Lenin onların bu kılavuz eserini şöyle yorumladı: "Bu yapıt, yeni dünya görüşünü, toplumsal yaşamı ve en kapsamlı ve en gelişme doktrini olarak diyalektiğide içeren tutarlı materyalizmi; sınıf savaşımı teorisini ve yeni komünüst toplumun yaratıcısı ve yeni komünist toplumun yaratıcısı proletaryanın dünya tarihi ölçüsünda devrimci rolünü dehanın açıklığı ve parlaklığıyla özetler." Marksist Kürt ün fendi Japon kralını yendi Türkiye orta-ileri düzeyde bağımlı kapitalist bir ülkedir. Bugün dünyanın kırları denilen Asya da bile kapitalist üretim ilişkileri hakimdir. Emek-sermaye çelişkisi, proletarya-burjuvazi karşıtlığı işçi sınıfı haritasında renklerini iyice koyulaştırmıştır, koyulaştırıyor. Marksist Kürt ün gözüyle Japon Kralı Japon kralı iki ayrı millet yönettiğini doğru analiz etmiştir. Fakat bu ilişki üretim ilişkilerinde bir üst aşamaya geçişle birlikte zengin-fakir ilişkisinden çıkıp, proletaryaburjuvazi karşıtlığına varmıştır. Bu gün Kürt ulusu da "iki ayrı ulustur". Bunlardan biri Kürt proletaryası diğeri Kürt burjuvazisidir. Japon kralı ne yapsa ne etse bu "uçurum"u engelleyemeyecek, proletaryanın devrimci diktatörlüğünden sonra tarih komünizmi görecektir. Hayırsever hümanist burjuvalar ve onun kültüründen beslenen sanatçıları bu "uçurum"u kapatmak için yardım kampanyaları düzenlese de proletarya işini bilir. Proletarya sosyal patlama zırvalarına da Japon kralının "uçurum"un derinleşmemesi vurgularına da düzenli, örgütlü ayaklanmasıyla vuracaktır. Marksist Kürt ün yöntemi diyalektik teorisi materyalisttir. İki ayrı ulus olduğunu görecektir. Tez zamanda neoliberal zeminden sıçrayıp önümüzdeki Newrozları Newroza karkeran piroz be sloganıyla karşılayacaktır. Kürt işçilerinin Newroz u kutlu olsun. Bir Kürt işçi Kürt işçi ve emekçileri, aslında iki ayrı ulus olduklarını görecektir. Tez zamanda neoliberal zeminden sıçrayıp önümüzdeki Newrozları Newroza karkeran piroz be sloganıyla karşılayacaktır. Şuan bir süpermarkette çalışıyorum. Bu şirkete girdiğim güne lanet ediyorum. Giren bir gün bir hafta içerisinde işi bırakıyor. Durumu kötü olan ise girdiği ayın sonunu bekliyor, çalıştığı parayı alabilmek için. Ve adamlar işi bırakmasın diye maaşının 5 gününü içeride bırakıyorlar. Çalışma saatin günlük 10 saat ve bu saatler yeri geldiği zaman uzayabiliyor. Sevkiyatın gelir çıkamazsın, bölge müdürün gelir çıkamazsın, patron gelir çıkamazsın. Çalışma şartları hep patronun karınadır. Bir de halk günleri dedikleri olay var. Tamamıyla eziyet. Günlük 10 saat çalışırken bugünlerde 16 saate kadar ulaşıyor. Bir de eve varana Kürt işçilerinin Newroz u kutlu olsun. kadar çekilen eziyet cabası. İşin en aptal yanı bu, 16 ve ondan sonraki çalışma saatlerinin işçiye, ben ve benim gibi çalışan arkadaşlarıma para olarak dönmemesidir. Senede bir mağazanın kuruluş yıldönümlerinde bir hafta boyunca saat sabah 8 akşam 10, insanı aptal yerine koyarcasına çalıştırıyorlar. Sinir, stres, yorgunlukta cabası. Ramazan orucunda haybeye 2 saat cepten çalışma, yılbaşı yine aynı. Bir bayram günümüz var onda da ailelerimizin yanında olmak varken onları ancak güzel uykularında görüyorum. Benim hayatım bundan ibaret. Moğollar güzel söyler: "Bir şey yapmalı " Ne yapmalı? Başkaldırmak mı? Tek başına mı? Ve bir sabah... Sabah kuş sesleriyle uyandım, deniz dağlarla bizim evin önüne kadar gelmiş bana işe giderken eşlik etmeye. Herşey çok güzeldi herşey sosyalist dünya hayallerin den çıkıp gelmiş gibi. Birlikte servise bindik 15 yaşımda ilk kez düşümde gördüğüm sonrasında hep bilincimin merkezinde yaşayanla. Annem yolcu etti beni, ilk sigaramı gizli yaktım babamdan.kimliksizdim, adım dışında mecburi taşıdığım hiçbir şey yoktu çantamda. Sonra zoruma gitmiyordu erken kalkmak, küfür yoktu dilimde. Bir şeyleri korumak bir şeyleri çoğaltmak zorunda değildim. Mutluluktu yaşadıklarım. Sonra kitabı kapattım uyumak için zorladım kendimi. Uyumama engeldi işsiz olmam, engeldi emeğimden başka satacak bir şeyimin olmaması. Ve biliyordum ki sabah bana git iş bul çalış diyecekti tanıdığım gözler sözleri harcamadan Oysa ben değildim açlığı yaratan ben değildim en hızlı arabalarla yüksek sesle şarkı çalan. Ama annem bana bakıyor. Arkadaşlarım bile, o koca koca kitapları okuyanlar bile bana bakıyor sanki üretmeye çalışmaya karşıyım. Dedim ki 12 saat olmasın, dedim ki bir güvencem olsun, haftada bir dostları göreyim, tatilim olsun ve aldığım ücretle sakat babamın, anamın karnı doysun, sinema-tiyatro-konser açlık parasına. Oysa girmişler evime önceden kirletmişler oğul duygularını. Bulaşmışlar babama olan saygıma. Bırakmışlar korku, bırakmışlar düzenci, gemisini kurtaran kaptan miraslarını çekilmiş izliyorlar kamera karşısında Tekrar açtım kitabı. Anne başka sevilmeli diyor babaya saygı başka. Oradaki arkadaşlar başka şeyler istiyor benden, şiir yazmak mesela. Diğer dünyayı daha çok sevdim tabi ellerimiz temiz en azından. Oysa son kez yumruk olmalı bu eller birleşmeli yeni bir dünya için. Son kez 12 saat çalışıp güvencesiz zincirlerimle karşılığında annemin umudu olmalıyım, son yövmiyemle yeni bir dünya almalıyım. 15 yaşımda gördüm düşünü sınırsız sınıfsız bir dünyanın. Ben, Çukurova'da yövmiyeli bir işçi, yumruk yaptım ellerimi, zincirlerimle birlikte parçalanacak korkularım. Ve bir sabah kuş sesleriyle açılacak gözlerim, deniz dağlarla birlikte çalacak kapımı. Çukurovalı işsiz İşçi Meclisi - Yerel Süreli Siyasi Dergi - Sayı:8- Fiyat: 1 TL Pina Basım Yayım San. ve Tic. Ltd. Şti. adına sahibi Hüseyin Kezik Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Ali Filizler Adres: Bereketzade Mah. Büyükhendek Cad. Portakal Sok. No: 2/11 Beyoğlu/İstanbul Tel: Baskı: Özdemir Matbaası Adres: Davutpaşa Cad. Güven Sanayii Sitesi C Blok No:242 Topkapı/İstanbul Tel:

3 Bir grev, grev öncesindeki hazırlıkla kazanılır. Bu hazırlık da, sadece sendikaya bırakılamaz. İşçinin işçiyle yüz yüze iletişimi ve etkisi gerekir. Grev ateşi işçilerin kurduğu bölgesel, sektörel yüz yüze örgütlenmelerle, komitelerle sıcak tutulur, bütüne taşınabilir. Bu yüzden işçi meclislerinde bir araya gelmeli, işyeri komitelerinin yanında bölgesel işçi komitelerini oluşturmalı, var olan yerlerde bunları canlandırarak güçlendirmeli, grevi -patronların değil-, işçinin demokrasisinin nasıl olacağını gösterecek şekilde biz yönetmeliyiz. Birleşik Metal-İş sendikasına üye yaklaşık 15 bin işçi toplam 21 fabrikada greve gidiyor. Toplu sözleşmede uyuşmazlık zaptı tutuldu, ardından sendikal hazırlık süreci tamamlandı ve greve başlangıç tarihleri ilan edildi, 22 Mart ta Eskişehir Süsler Doruk fabrikasında ilk grev pankartı asıldı. Ardından Kocaelinde ki Standart Depo greve çıktı. Kromanda patron grev sürecini mahkemeye taşıdı. Gebze de Areva da grev coşkulu bir eylemle başladı. Birkaç gün aralıkla yaklaşık bir ay içerisinde tüm fabrikalarda üretim durdurulmuş olacak. Toplu sözleşmeler, emeğin korunması için verilen mücadelenin bir parçasıdır. Toplu sözleşmelerle sömürü ortadan kaldırılamaz, ancak sınırlandırılabilir. Kapitalist sistemde işçi sınıfının yaşam ve çalışma koşullarının kötülüğü sömürünün, sömürü ise üretim araçlarının özel mülkiyetinin sonucudur. Nedenler ortadan kaldırılmadan sonuçlarda düzeltmeler pek kısmi ve geçici olur. Öte yandan işçi sınıfı mücadelede deneyim kazanmaksızın, kapitalist sömürü sisteminin yıkılmasına da önderlik edemez. Toplusözleşme ve grev hakkı sömürünün sınırlandırılması için gereklidir ve bu haktan sonuna kadar yararlanılmalıdır. Metal işçisi 21 yıldır greve çıkmıyordu. Yıllardır MESS, işbirlikçi Türk Metal sendikası ile düzenli ihanet sözleşmeleri imzalıyor, bu sene de aynısı oldu. Biz ne istersek isteyelim, Birleşik Metal de yine yıllardır Türk-Metal in imzaladığı ihanet sözleşmelerini sonuç olarak kabul ediyor, toplusözleşmelerde sınıfın temel kozu olan grev silahını kullanmıyordu. Bu yıl tarihler belirlendi. Şimdi grev zamanındayız. Metal işçileri hep birlikte bir hak elde etmenin, bu hakkı patronlardan koparmanın mücadele hazzını yaşayacak, mücadele okulunda öğrenerek birlikte bir deneyim kazanacak. Grev okulu, grev üniversitesinin zili çaldı, kayıtları da yaptırdık, ders başladı! Bu derste bizler ilk olarak tek başımıza bir hiç iken, böyle hisseder ve yaşarken, birleşme halinde neler yapabileceğimizi, kendimizin de nasıl farklılaştığımızı göreceğiz. Tek tek işçiler kapitalistlerle karşı karşıya geldiğinde, kapitalist ona istediği gibi davranabilir. Onun fabrika örgütlenmesi, onun patron olduğu bir iş örgütlenmesi vardır sonuçta, patron odur, onun sözü geçmektedir. Ama bir grevde ise işler farklılaşır. Greve katılan işçi, birlikten güç doğduğunu, birleşen işçilerin bir işyerinde, bir iş kolunda, ülkede ve giderek tüm dünyada kapitalist sömürü ile mücadele edebileceğini kavramaya başlar. Tek yürek, tek yumruk olmanın bilincine varır, gücünü fark eder. İkinci olarak kapitalistlerin gerçek yüzü -görmeyene de- görünür olacak. Patronun işveren değil, lütuf sahibi bir insan, hayırsever bir şirket vb. hiç olmadığı görülecek. Kapitalistin aslında bir sömürgen olduğu, işçiler olmaksızın artı-değerin de olamayacağı, kapitalistin sermayesi olarak, serveti için çalıştırılan emeğin gücü olmaksızın, kocaman fabrikaların hiçbir değer taşımadığı, bunu bilen kapitalistin dönen çarklar dönmez olunca sömürü çarkının tekrar işlemesi için barbarca saldırıya geçeceği görülecek. Bu sistemde yasaların, lokavtın, polisin, jandarmanın grevi engellemek ve yenilgiye uğratmak için var olduğu görülecek. Kuzu postunun ardındaki kurt açığa çıkacak. Yasal bir grevde bile olmadık baskı ve saldırıları göğüslemek zorunda kalacağız. Hazır olalım! Ve son olarak, şimdiden söyleyelim, dost ile düşman içimizde de belli olacak. Sendikanın bir kurum olarak işçilerin basıncı ve kararlılığı olmaksızın grevi bağlayabileceği, sosyal haklar olmaksızın, hatta greve çıkmaksızın Türk-Metal den birkaç kuruş farkla TİS i bağıtlamaya eğilimli olmasına şahit olabiliriz. Buna dikkat etmeli, izin vermemeliyiz. Tarih yazma sözünün arka kapısı olmaz; sendikanın bütçesi, tüm olanakları ve bağlantıları seferber edilmelidir, bunun takipçisi olmalıyız. Toplu sözleşmede uyuşmazlık zaptı tutuldu, ardından sendikal hazırlık süreci tamamlandı ve greve başlangıç tarihleri ilan edildi, 22 Mart ta Eskişehir Süsler Doruk fabrikasında ilk grev pankartı asıldı. 3 Metal sektörümüz birbiriyle bağlantılı, iç içe bir üretim sistemine sahiptir. Metaldeki grevin başarısı, grevdeki işletmelere bağlı fabrikaların, bölgedeki diğer üretim yerlerinin greve katılması ve destek vermesinden geçer. Yaklaşan grevi sadece kendi fabrikamızla sınırlı düşünürsek hata yaparız. Bu bizi grev sırasında diğer fabrikalardan, işletmelerden yalıtık bir hale düşürebilir. Bu yüzden şimdiden öncü işçiler olarak sektördeki ve bölgemizdeki diğer fabrikalardan işçilerle bunlarda Türk Metal ihanet sözleşmesini imzalamış olsa bile, diğer işçiler sendikasız olsalar bile- tabandan bir araya gelmeliyiz. Bir grev, grev öncesindeki hazırlıkla kazanılır. Bu hazırlık da, sadece sendikaya bırakılamaz. İşçinin işçiyle yüz yüze iletişimi ve etkisi gerekir. Grev ateşi işçilerin kurduğu bölgesel, sektörel yüz yüze örgütlenmelerle, komitelerle sıcak tutulur, bütüne taşınabilir. Bu yüzden işçi meclislerinde bir araya gelmeli, işyeri komitelerinin yanında bölgesel işçi komitelerini oluşturmalı, var olan yerlerde bunları canlandırarak güçlendirmeli, grevi -patronların değil-, işçinin demokrasisinin nasıl olacağını gösterecek şekilde biz yönetmeliyiz. Metal işçisi mücadele deneyimine sahip bir işçidir. Biz kritik bir sektörde çalışıyoruz, kapitalist ekonominin can damarındayız. Bizim grevimizin başarısının da, başarısızlığının da kendimizle ve sektörümüzle sınırlı olmayan, etkisi tüm işçi sınıfına yansıyacak sonuçları olacaktır. Biz bütün işçi sınıfı için mücadele ediyoruz. Bu yüzden işçi sınıfının değişik kesimlerinin grevden haberdar olmasını sağlayacak eylemler yapmalıyız. Toplumun gündemi olacak şekilde bu grevi yürütmeliyiz. Her fabrikadaki işçi komiteleri, grev komiteleri açık fikirli olmalı, eylem biçimleri ve çeşitleri yönüyle geriye çekici etkilere kulak asmadan, olabilecek en geniş kitlesellikle gündem oluşturacak eylemler yapmalıyız. Hiçbir grev sadece üretimi durdurarak, fabrikaya bir pankart asıp akşamları sendika binasında oturmakla kazanılamaz. Grevi kazandıracak esas şey patronların, MESS in yüreğine korku salmaktan, daha fazlasını yapabileceğimizi onlara göstermekten, kararlılığımızı, birlikten gelen gücümüzü onları bizim lehimize bir sözleşmeye mecbur bıraktıracak şekilde göstermekten geçer. Bu bir sınıf kavgasıdır. Biz Kazanacağız, Metal İşçisi Kazanacak, İşçi Sınıfı Kazanacak!

4 4 Kapitalizmde demokrasi sermayenin hareketine ve ihtiyaçlarına göre belirlenir. Sermayenin hareketine engel oluşturan ve karşıtlaşan lider ve yönetimler de er ya da geç tasfiye olur. Mesele içselleşmiş bir ilişki ve tahakküm olarak ve devlet biçimiyle de kendisini güvence altına almış sermaye rejimlerine karşıt temelde işçi sınıfının sosyalist mücadelesinin yükseltilmesidir. ABD, Fransa, İngiltere, Kanada, İtalya ve İspanya nın katılımıyla NATO güçleri Libya yı bombaladı. Geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler den çıkartılan karara dayanarak düzenlenen askeri hava saldırısında ilk belirlemelere göre yüzü aşkın kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı, Kaddafi nin Libya ordusuna ait kimi askeri hedefler tahrip edildi. Emperyalist askeri müdahaleye götüren süreç, Kaddafi birliklerinin son haftalar içerisinde ayaklanan kesimlere dönük yürüttüğü iç savaşta galebe çalması oldu. Bingazi dışındaki tüm bölgelerde Kaddafi diktatörlüğünün merkezi otoritesi yeniden tesis edilmiş, isyancı güçler açısından son kale durumundaki stratejik Bingazi şehrine doğru Kaddafi ordusunun ilerleyişi durdurulamamıştı. Bingazi nin de düşme tehlikesine karşı bu kez emperyalist askeri operasyon seçeneği devreye sokuldu, isyancı güçler bu operasyonu sevinç ve coşkuyla karşıladılar. Bilindiği üzere Tunus ve Mısır da on yıllardır yerleşikleşmiş tek parti ve lider diktatörlüklerine dayalı rejimler ayaklanmalar yoluyla yıkılmış, burjuva diktatörlüğünün kitle tabanını genişletecek biçimde yeni bir anayasa ve kısmi siyasal özgürlükler içeren bir rejime geçiş yapılmış ve yapılmaktaydı. Libya da ise süreç en başından itibaren daha sert ve hızlı, çatışmalı biçimde gelişti. Muhalefetin bulanık politik niteliğine karşın, merkezi yapının zayıflığının avantajı ile özerk ayaklanma bölgeleri oluşmuş, hatta başkent Trablus u kuşatacak kadar ayaklanmanın ilerlediği ve Kaddafi rejiminin sallantıda olduğu görülmüştü. Ancak Kaddafi bu durumu tersine çevirmeyi bildi, ordusunu toparladı ve şehir şehir ilerleyerek muhalefet güçlerini Bingazi ye kadar sıkıştırdı. Emperyalist askeri saldırganlık da tam bu evrede gündeme geldi. Bu tesadüf değildir. Uluslararası kapitalist çıkarlar ve Ortadoğu daki siyasal dönüşümün gereği açısından, Libya da muhalefetin tam ve kesin biçimde ezilmesi, Kaddafi ile yeniden muhatap olmak zorunda kalmak anlamına geleceği gibi, Ortadoğu daki rejimlerin neoliberal dönüşümünün açılan yeni evresinin erken biçimde kapanma tehlikesi anlamına gelecekti. Oysa gerek Ortadoğu ülkelerinin sermaye birikim düzeyi, gerek bu ülkelerin küresel kapitalist sisteme daha ilerden uyumu gereği, içerde işçi sınıfı ve emekçi kitleleri sisteme bağlayıcı adımların atılması bir bütün olarak zorunludur. Libya daki enerji kaynakları ve jeostratejik yakınlık Fransa başta olmak üzere NATO ülkelerini endişelendiren diğer temel bir faktördür. Daha ileri bir bütünleşme bu diktatörlük rejimlerinin iç dinamikleri sonucu, rejim değişikliği biçiminde kapitalist girişimciliğe ve sermaye ilişkilerine dokunmaksızın- yıkılması yoluyla olmalıdır. Ancak böyle olmuyorsa askeri seçenekler gündeme gelmektedir ve Libya da da olan budur. I. Körfez Savaşı na benzer biçimde Libya nın askeri hedefleri bombalanmakta, Kaddafi rejimine Bingazi deki ayaklanmacıların arkasında olunduğu gösterilmektedir. Sadece Kaddafilerin değil, Sarkozylerin de, Obamaların da yıkılmasıdır. Bununla birlikte esas, onları bu koltuklara getiren ve kanlı savaş emirlerini daha kansız tahakküm/ teslim rejimleri kurmak üzere verdiren sermaye egemenlik sisteminin bir devrim yoluyla parçalanmasıdır. Emperyalist kapitalist sisteme daha ileri bir entegrasyon, eğer gönüllü ve geniş bir kitle tabanına sahip biçimde olursa buna uyum sağlanarak ve buna göre konumlanılmakta, olmazsa koşullara uygun biçimde zoru içeren müdahaleler gündeme gelmektedir. Türkiye burjuvazi ve devleti AKP döneminde ülkedeki yarı askeri faşist rejimi neoliberal bir burjuva demokrasisine dönüştürmeyi halk ayaklanmalarına izin vermeksizin ve sınıf dinamiklerini soğurarak başarmanın lanetli burjuva havası ve bölgedeki diktatörlüklere örnek bir hamilik geliştirme kredisini kullanmaya çalışarak bu süreçte tutum almaya çalıştı. 28 Şubat ta ve 14 Mart ta Libya da NATO nun ne işi var demelerine karşın, BM Güvenlik Konseyi nde çıkan karar sonrası kendi sınırlarının ve emperyalist kapitalist sistemin gereklerinin bilincinde bir bağımlılık ve işbirlikçilik içerisinde olduğunu da gösterdi. Ülkedeki sol güçler açısından ise ideolojik-programatik çıkmazlarından dolayı bu sürecinden başından beri tam bir küçük burjuvaca akıl karışıklığı hâkimdi. Geçmiş dönemdeki antifaşizmleri son dönemde liberalize olan kesimler, Libya daki gelişmeleri de Mısır ve Tunus gibi bir toplumsal hareketçilik kafasıyla yere göğe sığdıramayıp sınıfsız bir demokrasi şakşakçılığına sıçramışlardı. Bu kesimler kapitalizm, kapitalist emperyalizm yokmuşçasına sınıfsız bir demokrasi şampiyonluğuna geçiş yaptılar. Milliyetçi/ ulusalcı bir hatta oturarak sınıf devrimciliği çizgisinden tamamıyla varsa bir miktar vurguları ondan da- kopan diğer kesimler ise Ortadoğu ülkelerindeki rejim değişikliklerine karşı bir tutum alarak, burada -yine sınıfsız!- emperyalizm (yani emperyalist ülke ABD) parmağı aramakta ve bulmakta geç kalmamışlardı. Bu görüş, emperyalizmi kapitalizmden ve bağımlı ülke burjuvalarının sermaye birikim düzeyi ve ihtiyaçlarından koparan, daha önemlisi işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin talep ve özlemlerini yok sayan bir görüştür. Bu son askeri müdahaleyle zemini güçlenecek olan emperyalizmin kadir-i mutlaklığı yönlü bu görüşle mücadele zorunludur. Sonuç itibarıyla küçük burjuvaca bakışın temeli, ideal bir kapitalizm ve ideal bir demokrasi olabileceği görüşüdür. Kapitalizmde demokrasi sermayenin hareketine ve ihtiyaçlarına göre belirlenir. Sermayenin hareketine engel oluşturan ve karşıtlaşan lider ve yönetimler de er ya da geç tasfiye olur. Mesele içselleşmiş bir ilişki ve tahakküm olarak ve devlet biçimiyle de kendisini güvence altına almış sermaye rejimlerine karşıt temelde işçi sınıfının sosyalist mücadelesinin yükseltilmesidir. Mesele sadece Kaddafilerin değil, Sarkozylerin de, Obamaların da yıkılmasıdır. Bununla birlikte esas, onları bu koltuklara getiren ve kanlı savaş emirlerini daha kansız tahakküm/teslim rejimleri kurmak üzere verdiren sermaye egemenlik sisteminin bir devrim yoluyla parçalanmasıdır. Sosyalist devrimle! Libya ya emperyalist müdahaleye hayır! Kahrolsun burjuvazinin demokrasisi, kahrolsun kapitalizm! Yaşasın sosyalist işçi demokrasisi! (Bu yazı devrimciproletarya.net'te yayınlanmıştır.)

5 5 Eğitim işçilerinin sorunlar yumağı içinde boğuştuğu, burjuvazinin saldırıları sonucunda işsizlik ve güvencesizlik kıskacına alındığı, kadrolu-sözleşmeli-ücretli-işsizdershane öğretmeni olarak parçalara ayrıldığı bir dönemi yaşadığımız bir süreçte eğitim alanında örgütlü olan Eğitim Sen in genel kurulları gerçekleştirildi. Eğitim alanında çalışan işçilerin sorunlarını ele aldığımızda yapılan kongrelerin eğitim işçilerinin sorunlarına çözüm üretecek, yol haritası belirleyecek, mücadele hattı oluşturacak, mücadele proğramı çıkaracak bir perspektifle yapılması gerektiğini düşünebiliriz. Ancak baştan söyleyelim ki Eğitim-Sen genel kurulları eğitim işçilerinin sorunlarına çözüm üretmekten çok siyasi anlayışların koltuk kavgalarının arenası haline dönüştürülmüştür. Kongrelerin sınıf demokrasisinden uzak, işçi sınıfı kültürüne yabancı ve koltuk pazarlıklarının yapıldığı bir atmosferde gerçekleştirildiğini söyleyebiliriz. Eğitim-Sen seçimlerinin nasıl yapıldığına biraz Aziz Nesinvari bir gözle bakarsak ve değerlendirirsek inanın hiç abartmış olmayacağız. Eğitim işçilerinin istihdam edildiği okullar sendika yöneticilerinin ve yönetime girmek isteyen yeni adayların seçimden seçime uğradıkları çalışma alanlarıdır. Üç yılda bir gelme sebepleri okullardaki problemler ve çözüm önerileri değildir tabi ki. Üç yılda bir okullara kendine ve listesine oy verecek delegeyi belirlemek için gelirler. Bu da az iş değildir hani! Kendisine oy verecek öğretmen arkadaşımı ikna etmek ve işi bağlamak için de kırk takla atmak gerekir. Belli istisnalar dışındaki bütün delegeler bu şekilde seçilir. Her grup ve anlayış kendi arkadaşlarını delege yapmak için birkaç ay boyunca çırpınıp durur. Bu da bayağı yoğun bir mesai gerektirir. Okullarda durum bu iken şubelere bağlı temsilciliklerde de sıkı bir Eğitim-Sen genel kuruları eğitim işçilerinin sorunlarına çözüm üretmekten çok siyasi anlayışların koltuk kavgalarının arenası haline dönüştürülmüştür. Kongrelerin sınıf demokrasisinden uzak, işçi sınıfı kültürüne yabancı ve koltuk pazarlıklarının yapıldığı bir atmosferde gerçekleştirildiğini söyleyebiliriz. yarış vardır. Delege uğruna (pardon! Eğitim işçilerinin sorunlarına çözüm bulma uğruna!) ilçe ilçe gezilerek oy toplanır. Üç senden beş benden, yok gel şunun ortasını bulalım pazarlıkları yapılır. Arada bir bu kadar da olmaz diyenlere, yıllardır böyle yapılıyor, bu değişmez cevapları verilir. Bu arada eğitim işçilerinin sorunları mı? dediniz. Bazı ilçelerin okullarında tamamı ücretli öğretmen olarak çalıştırılıyor mu? dediniz. İdare öğretmenlere baskı uyguluyor mu? dediniz. Özlük haklarımız ile ilgili sorunlarımız var mı? dediniz. Önemli değil canım seçimden sonra bakarız. Bu şekilde, demokratik olarak delegeler toplandıktan sonra yani belirlendikten sonra farklı anlayışlarla (hiç önemli değil hangi anlayış olursa olsun farketmez) pazarlıklara oturulur. Koltuk pazarlıkları yapılır. Kaç delegen varsa ona göre yüzde olarak koltuk düşer. Sadece yönetim pazarlıkları yapmak yetmez, genel merkez yönetimi içinde delege toplamak gerektiğinden onun da yüzdeleri hesaplanır ve pay edilir. Bu şekilde demokratik bir seçime gidilir. Bu arada karşı ittifaklara karşı da her türlü belaltı-belüstü karalama kampanyası yürütülür ve sonuçta en çok delege toplayan seçimi kazanır. Bu arada küsenler, kızanlar, üç yıl boyunca sendikaya uğramayanlar, yönetimi oluşturanlara karşı alt oymalar başlar ve hayat devam eder gider. Bu şekilde sürdürülen bir seçim dönemini geride bırakıyoruz. Ne şaşırıyoruz, ne de umutsuzluğa kapılmak gibi bir lüksümüz var. Sınıfa ve işçi sınıfı demokrasisine yabancı yöntemlerin yıllardır Eğitim-Sen de de yaşandığını biliyoruz. Bu tür seçim oyunlarından ve koltuk kapmacalardan eğitim işçilerinin sorunlarına çözüm olamayacağının da farkındayız. Eğitim Sen in bu hale gelmesinin temelinde ideolojik ve sınıfsal konumlanışın yer aldığı ve bu sınıfsal konumlanıştan kaynaklandığını biliyoruz. Bu tabloya dur diyecek olan da yepyeni bir eğitim işçileri hareketi yaratacak olan da bizleriz. Yukarıda anlattıklarımızdan kaynaklı yakınmayacağız, hayıflanmayacağız. İl il, ilçe ilçe, okul okul adım adım gıdasını işçi sınıfı ideolojisinden alan ve ait olduğu sınıfa göre konumlanan yepyeni bir hareketi birlikte yaratacağız. Kendi sorunlarına sahip çıkan eğitim işçileri ve tüm sınıf kardeşlerimizle beraber kendi sorunlarımıza kendimiz sahip çıkarak, ilmek ilmek dokuyarak ilerleyecek ve yürüyeceğiz. Bizler tüm bir hayatın güvencesizleştirilmesine, güvencesiz gelir ve çalışma zamanı, 4B, 4C, 50D, sözleşmeliliğe, esnek çalıştırmaya, taşeronlaştırmaya, sendikasızlaştırmaya karşı direnenler, mücadele edenler olarak, omuzlarımızın ve yüreklerimizin üzerinde yükselen bu süreci bilinçle ve dayanışmayla donatmak amacıyla ortak taleplerimizi ortaya koymak için yeni bir adım daha atıyoruz. 3 Nisan da Ankara da buluşuyoruz. Birleşik Metal-İş, SES, Dev Sağlık- İş, BTS, Petrol-İş, ESM, Hava-İş, Nakliyat-iş, Tek Gıda-İş, Haber- Sen, Belediye-İş, TÜMTİS, Deri-İş, Sosyal-İş, Limter-İş, Sine-Sen, Dev Maden-Sen, Basın-İş, Enerji-Sen ve Türk Tabipleri Birliği nin çağrısı ve Eğitim-Sen, Yapı Yol-Sen, Tarım Orkam-Sen, Spor-Sen ve Jeoloji Mühendisleri Odası nın desteği ile 3 Nisan da Ankara da Yaşamları parçalanırken kaderleri birleşenler, güvenceli iş, insanca yaşam için yürüyor! mitingi gerçekleştirilecek. Miting aynı zamanda güvencesizleştirilme saldırısana karşı birlikte mücadele etmeninde ilk adımlarından birisi olacak. İşçi Meclisi okurları da mitingde yer alacaklar.

6 6 Grev Dilinden Fikret İlkgün Grev, haklarımızı korumak ve yeni haklar kazanmak için sınıfımızın elindeki önemli silahlardan biri. Bunun için bu kelime her işçi için coşkulu, umutlu bir kelimedir. Grev, işçi için örgütlülük demektir, sınıf olmanın anlamını öğrenmek demektir. Sınıfsız dünya mücadelesinde her grev önemli bir cephemizdir, yaşam koşullarımız adına kazandırdıkları bir yana çok şey öğretir de. Grev kelimesi kökenini Fransa daki ilk işçi eylemlerinden alıyor. İş bırakma yapan işçiler Seine nehri kıyısındaki Greve Meydanı'nda buluşuyorlardı. Greve çıkmak, kökenini buradan alıyor. İşçi sınıfı ilk örgütlülüğünde, ilk başkaldırışlarında greve başvurdu. Emeğin örgütlü bir şekilde durması, üretimin durmasına ve sermaye döngüsünün sekteye uğramasına neden olduğundan patronlara günlük olarak verilebilecek en büyük zarardı. Dayanışma dernekleri, fonları ve daha sonra sendikalar hep temel gündemine grevi ve grev hakkının tanınmasını aldı. Grev sloganı her alanları kapladığında işçi sınıfını savaş coşkusu, patronları ise hesap sorma zamanının korkusu sardı. Grevin yasal bir hak olarak kabul edilmesi dahi yüzlerce işçinin kanına maloldu. Grevler Sovyet devrimi de dahil burjuvaziye karşı yürütülen mücadelenin önemli cephelerinden birini meydana getirdi. İşçi sınıfının mücadele araçları ve biçimleri burjuvazi tarafından yasal olarak tanınsa da içi boşaltılmaya, düzene yedeklenmeye çalışılır. Grev, burjuva hukuku tarafından yasal hak olarak tanınmasından sonra aynı süreçten geçti. Yasal grev hantal ve olabildiğince etkisiz bir hak olarak tarif ediliyor. Zaten uysal sendikacıların, bürokratların elinde etkisizleşen süreç prosedüre bağlılığa takıldığında dinamizmini rahatlıkla yitirebilecek bir yola sürekleniyor. Bu haliyle dahi burjuva sahnesinde şaşkınlık ve hoşnutsuzluk yaratsa da grevi tekrardan düşman sınıfa korku salan bir mücadele biçimine dönüştürmesi elimize bakıyor. Metal işçisi unutmaya yüz tuttuğumuz grev sloganını tekrar alanlara taşıdı. Bu devirde grev mi olurmuş, Ekonomiye zarar verecek söylemleriyle patronlar kaygılarını gösterdiler. Grev sürecinin etkisizleşmesi tehlikesine karşın en ufak adımımız dahi patronların kafalarını kaşımaya başlamalarına yetti. Grev sloganı her sınıfta kendi sınıfsal çıkarlarına uygun karşılıklar yaratır. Grev, patronlardan zehir ettiği günlerimiz adına sorduğumuz hesaptır. Grevi canlandırmak için işçi sınıfı grev sürecine kendi insiyatifini dahil etmelidir. Taban örgütlülükleri ile kendi mücadele süreçlerinin söz hakkını elimize almalıyız. Grevi sadece yasal sınırları içerisinde düşünmemeliyiz. Meşruluğumuzu hantallaştıran, pasifleştiren grev mevzuatından değil üretken gücümüzden almalı, grevi fiili hale getirmeliyiz. Metal işçisi kardeşlerimizin açtığı bayrak hepimizin kavgası. Eskişehir de açılan grev bayrağı il il yayılıyor. Bu grevi tüm patronlar için cehenneme çevirmek adına grev çadırlarında buluşalım. Metal işçilerini 21 yıl sonra grev coşkusu sardı. Eskişehir Süsler Doruk ta grev pankartı asıldı, grev başladı. Eskişehir Süsler Doruk işçileri Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi 8.cadde üzerinde bulunan Süsler Doruk fabrikasının önüne grev pankartı asıldı ve sloganlar eşliğinde grev başladı. Pankartın asılmasından sonra Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu bir Greve çıkması gereken diğer işyerlerinden Kroman patronun mahkemeye başvurması dolayısıyla yargıya takıldı. Kroman da grev ileri bir tarihte başlayacak. Diğer bir işyeri ise Areva'ydı. 29 Mart sabahı greve başlayacak olan Areva konuşma yaptı. Serdaroğlu şöyle konuştu: Emek-sermaye çelişkisi 300 yıldır devam ediyor. Bugün kapitalizmin mantığı değişmedi, daha da azgınlaştı. Dünyadaki karmaşanın nedenleri neo-liberal politikalar ve kapitalist sistemin kar hırsıdır. Binlerce metal işçisi, Arçelik, BMC, Tofaş işçileri Birleşik Metal-İş sendikasının onurlu mücadelesini izliyorlar. Buradaki başarımız bütün metal fabrikasında sabaha karşı anlaşma sağlandı. Birleşik Metal-İş Genel Sekreteri Selçuk Göktaş, 1700 işçiyi kapsayan Toplu İş Sözleşmesi nin imzalandığını bildirdi ve Sabah saatlerine kadar süren müzakerelerde varılan sonucu işçiler ile paylaştık, işçilerin de onaylaması üzerine TİS işçileri için yeni bir evrenin başlaması olacaktır. Biz bunun için inatla bu düzeni yıkacağız diyerek sokağa çıktık. Daha sonra kortej oluşturularak 7. Cadde üzerinde bulunan Süsler Doruk a ait soba imalatı yapılan fabrika önüne yürüyüş başladı. Yürüyüş boyunca Yaşasın onurlu grevimiz, Sefalet ücreti istemiyoruz, Patronların uşağı olmayacağız, Vur vur inlesin patronlar dinlesin sloganları atıldı. imzalandı dedi Metal işçilerinde greve çıkmak için bekleyen fabrikalar ve tarihleri ise şöyle: Üzerinde anlaşmaya varılan TİS hakkında ayrıntılı bilgi vermeyen Göktaş, Türk-İş e bağlı Türk Metal Sendikası nın imzaladığı TİS in oldukça üzerinde bir zam elde ettik. Yine sosyal haklar ve diğer haklarda da büyük kazanımlar elde ettik demekle yetindi. 1 Nisan, Gebze Bosal 4 Nisan, Mersin Çimsataş 6 Nisan, İstanbul (Dudullu ve Kartal) ABB Elektrik 8 Nisan, Arfesan (Gebze Şube) 11 Nisan,RSA (İstanbul 2 Nolu Şube)

7 7 7. Alarm Ayhan Demir Rap rap rap... Geliyor işçinin ayak sesleri Son aylarda işçi direnişlerinin arttığını görüyoruz memnuniyetle. Özellikle son metal grevleri işçi direnişlerine farklı bir hava kattı. Metal gibi önemli ve kilit bir sektörde 21 yıl sonra greve çıkılması anlamlı. İşçiler olarak artık duvara dayandık. Geri adım atma şansımız kalmadı. Özellikle düşük ücretle ve güvencesiz çalışma, geleceksizlik bizlerin en büyük sorunu. Direnişlerin ortak nedenleri de güvencesizlik ve düşük ücret sorunu. İnsanca bir yaşam beklentimiz şimdilerde çok daha yoğun. Bir okurumuzun bizimle paylaştığı şiiri, sorunu ve çözümü sade ve net bir tarzda koyduğunu düşünerek köşemizde paylaşıyorum. Paylaşmak istediğiniz yazıları bize ulaştırırsanız köşemizde yer vermeye çalışırız. İnsanlık bunun neresinde Çıplak geldik dünyaya İnsanlık bunun neresinde Bir top kefen aldık sırtımıza Mal mülk bunun neresinde Baktım semaya kamaştı gözüm Güneşi sevdim,sardı beni hüzün Paramız yok ki içelim bir bardak üzüm İnsanlık bunun neresinde Kocaeli'de bulunan Standart Depo ve Raf Sistemleri A.Ş. grev pankartının asıldığı ikinci fabrika oldu. Kocaeli deki grevlerin startı da Standart Depo da verildi. Birleşik Metal-İş sendikasına üye 65 işçi üretimi durdurdu. Grevin kendileri için amaç değil bir araç olduğunu belirten Birleşik Metal-İş Kocaeli Şubesi Başkanı Hami Baltacı, konu ile ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: Bu noktaya gelmemizin nedeni MESS in tavrı, işçinin hakkını gasp etme çabası ve işverenin anlaşmak gibi bir tavrı olmamasıdır. Metal işçisinin, insanca çalışma ve yaşama koşulları dışında bir talebi yoktur. İşçiler fabrika önünde nöbetleşe bir şekilde 24 saat bekliyorlar. Moralmotivasyonun, birlik-beraberliğin üst seviyede olduğu grevde, işçilerle sohbet havasında geçen röportajlar yaptık. İşçilere greve çıkma amaçlarını ve beklentilerini sorduk: Amacımız işvereni zarara uğratmak değil. Bizler, insanca yaşanacak ücret istiyoruz. Daha güzel ve insanca yaşamak için bu yola çıktık. İstediğimiz zam da ahım şahım bir zam değil. Bütün arkadaşlarımızın motivasyonu oldukça iyi. Birlik-beraberliğimizi hiçbir güç yıkamaz. Bu sadece bizim mücadelemiz değil, tüm metal işçilerinin mücadelesidir. Metal işçileri, bu mücadeleyi kazanacaktır. çıkan işçi mi ayıp etti, yoksa 50 TL vermeyen patronu mu ayıp etti? 6 aydan beri hazırlandık bu greve, 1 yılda sürse dayanırız biz! 24 Mart ta greve başlayan Standard Depo işçilerinin grevi de anlaşma ile sona erdi. Birleşik Metal-İş yönetimi, Areva ve Bekaert ten sonra Standart Depo da da anlaşmaya vardı. 29 Mart akşam saat 8 sularında sonlanan görüşmede, işçilere MESS in verdiğ 30 TL lik zammın üstüne ek olarak 17 TL zam yapıldığı bildirildi. İşçiler ise sabah saatlerinde çadırları sökerek üretime yeniden başladılar. MESS ile anlaşılamamasından dolayı sendikanın isteğiyle greve çıktık. Bu ülkede ekonominin büyüdüğü, ithalatın, ihracatın arttığı söyleniyor. Üreten biziz ve biz de İstediğimiz para yapılan emeğe bundan pay istiyoruz. Patronun göre fazla bir para değil. Kriz kölesi olmak istemiyoruz. Taleplerimiz için mücadeleye devam vermediler, şimdi kriz yok yine zamanı krizi bahane ettiler zam edeceğiz, sonuç alıncaya dek. zam yok. 50 TL fark için greve Deliklidir suda yüzer ayaklarım Yorgundur söz söylemez sazım Bağırsam buradan duyulur avazım İnsanlık bunun neresinde Almışlar eline dünyayı Sarmışlar beline parayı Aç susuz bıraktılar sevdayı İnsanlık bunun neresinde Kan kusturarak sömürdüler bizi Nedir?Ey işçi diye sormadılar halimizi Kurmak lazım artık proletarya sosyalizmi İnsanlık bunun her yerinde Söyler sözünü işçi meclisi Rap rap geliyor işçinin ayak sesleri Gayrı duramaz önünde tankı füzesi İşçinin öfkesi bilenmiş kininde Metal grevleri Süsler Doruk la başlamış, Standard Depo ile devam etmişti. 29 Mart ta greve çıkması beklenen Areva da grev gecesi anlaşma sağlanmış ve ek protokol imzalanmıştı. Greve 30 Mart ta Kocaeli'de bulunan Bekaert te de grev başlayacaktı. Bu işyerinde de anlaşma sağlanması üzerine işçiler greve gitmedi. Greve çıkması beklenen Bekaert fabrikasında da sendika yöneticileri ile patron arasında sabah saatlerinde bir anlaşma sağlandı. İşçilerin sabah saatlerinden itibaren üretimi durdurarak yemekhanede alınacak sonucu bekledikleri de öğrenildi. Yapılan anlaşmaya göre, yine MESS in verdiği zamma ek olarak işçilerin kademelerine göre 18 TL ye kadar zam yapıldığı öğrenildi. Bazı işçilerin de fabrika önüne gelerek sendikaya tepki gösterdikleri görüldü. Özellikle saat başı ücretin istenilen düzeye çekilememesinden kaynaklanan tepkiye ilişkin de Birleşik Metal-İş işçilerle yeniden görüşme yaptı ve işçilerle yapılan görüşmenin ardından sloganlarla sendika yöneticileri ile birlikte yürüyüşe geçildi. Fabrika önünde açıklama yapan Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, metal işçilerinin ortaya koydukları mücadele ile ciddi kazanımlara imza attığını, bugün ciddi bir kazanım elde edildiğini bildirdi. MESS ve Türk Metal Sendikası nın birlikte kurdukları oyunu bozmada kararlı olduklarını bildiren Serdaroğlu, sadece metal işçileri için değil bütüm işçi ve emekçiler için mücadele ettiklerini belirtti. İşçiler tarafından sık sık Direne direne kazanacağız, İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek, Birleşen İşçiler Yenilmezler sloganları atıldı.

8 8 Hangi partinin daha iyi hükmedeceği, hangi partinin zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapacağı, hangi partinin işçilerin sömürüsünü daha ustaca yöneteceğini belirlemek için seçim yarışı başladı. Türkiye de neoliberal burjuva demokrasisi hüküm sürüyor Neoliberal demokrasinin işçilere sunduğu 8 10 saatlik çalışma, pazar tatilinin yok edilmesi, mezarda emeklilik, sosyal hakların gaspı... Anlayacağınız, bu demokrasi, biz işçilerin kölece çalışması ve sömürülmesi için demokrasi! Toplumsal ve bireysel özgürlüğün yok edilmesi, yaşamlarımızın hücreleştirilmesi, insanın imhası, insanlığın çöküşü! İşte size burjuvaların demokrasisi Şimdi seçimlerde bunu en iyi ben yaparım diyenlere, işçi sınıfını yönetmeye talip olanlara bakacağız. Burjuva partileri bize karşı birbirleriyle yarışıyor! AKP, tarihsel gericilik birikimini neoliberalizmle harmanlamış, en profesyonel ve yönetmeye en hazır ve de en deneyimli parti olarak anketlerde yine en önde. Bir yandan bu işçileri, bu insanları yönetmek seçimden sonra yine bize kalacak düşüncesiyle ileri demokrasi diye adlandırdığı neoliberal burjuva demokrasisini emekçilere minimum düzeyde hak ihsan ederek, geri bir anayasa sözleşmesiyle bağıtlamayı hedefliyor. Öte yandan MHP nin tabanını da kendisine çekmek amacıyla atraksiyonlara girişiyor. MHP, uysallaşarak devletleşmiş faşizanlığı ile yine parlamentoya girme hesabıyla bölünme üzerinden şovenist korku efektleri yapıyor. BDP, Kürt işçi ve emekçilerinin sınıfsal taleplerini ağzına almadan, sistemin kalıcı parlamenter oyuncusu olma amacıyla, ulusal hak kırıntılarını azami programı haline getirmiş biçimde, Kürt burjuvazisinin temsilcisi olmaya devam etmeyi ve ulusal ve uluslararası kapitalist sistemle bütünleşmeyi hedefliyor. Sendikalar parlamentoya kalkan otobüse birer temsilci yollama derdine düşmüş. Küçük burjuva partiler büyük umutlardan büyük hayal kırıklıklarına doğru yolculuklarında bağımsız adaylarla meclis listesini delmenin, bir koltuk sahibi olmanın depresif çabasında. Böylece, yeni bir seçim ve yeni bir anayasa sürecine giriyoruz. Burjuvazinin toplumsal sözleşmesi Seçim ve anayasa sürecinin bütünsel amacı burjuvazi açısından bize yeni bir toplumsal sözleşmeyi kabul ettirmektir. Bu toplumsal sözleşme ile bizim yaşamlarımız, işimiz ve geleceğimiz ile ilgili kararları başkalarının, yani kapitalistlerin almasına daha bir gönüllüce onay vermemiz hedefleniyor. Bu kararları kabullenmek ve boyun eğmek zorunda kalmamız, bunu da özgürlük sanmamız isteniyor. Yaşayabilmek için emek gücümüzü kapitaliste satmaya devam etmemiz, yaşamımız boyunca çalışmaya devam etmemiz, başka bir yaşamı hayal dahi edemememiz isteniyor. Duygusuz ve düşüncesiz, insan olmaktan çıkmış artıdeğer makineleri olarak durmaksızın daha fazla üretip sermayeyi çoğaltmamız, sömürüyü istekle kabullenmemiz isteniyor. Metalarla, bin bir malla kuşatılmış, Seçim ve anayasa sürecinin bütünsel amacı burjuvazi açısından bize yeni bir toplumsal sözleşmeyi kabul ettirmektir. Bu toplumsal sözleşme ile bizim yaşamlarımız, işimiz ve geleceğimiz ile ilgili kararları başkalarının, yani kapitalistlerin almasına daha bir gönüllüce onay vermemiz hedefleniyor. bunlara ulaşmak için sınıfdaşları ile rekabet halinde, birbirinin üzerine basarak yaşayan, eli kolu bağlı, aşağılanmış, alçalmış, düşkünleşmiş bir sınıf olmamız isteniyor. Yaşamlarımıza dışımızda ve üstümüzde insanların hükmetmesi için düzenli biçimde vatandaşlık görevi ni yerine getiren, kendimizle ilgili en yaşamsal kararları dahi alamadığımız, beynimizin keçelendiği, çevremizin zehirlendiği, alıklaştığımız bir hayatı kabul etmemiz isteniyor. Oysa Tekellerin, mali oligarşinin sınırsız özgürlüğünün olduğu yerde, işçiler için ancak esaretten söz edilebilir. Sadece işçiler için de değil! Esaretten kurtulma ve özgürleşme isteği bütün toplumu kesiyor, sınırsız özgürlük içerisindeki bir avuç burjuva dışında toplumun ve bireylerin büyüdükçe büyüyen ihtiyacı haline geliyor. Dünya bugün yeni bir nükleer felaketin, savaşların ve halk isyanlarının, kan ve ter atölyelerinde çalışmanın, çalıştıkça köleleşmenin içerisinden geçiyor. Buna rağmen kapitalizmin ebedi olduğu ilan ediliyor! Ülkemizde de tekelci burjuva sınıf egemenliği ve onun neoliberal burjuva demokratik biçiminin oluşturduğu esaret, paranın ve malların saltanatı, büyüttüğü kölelik ve büyüttüğü çürümeyle, kurtuluş ve özgürleşme ihtiyacını en yaşamsal ihtiyaçtan daha yaşamsal kılıyor. Toplumun özgürlük ihtiyacına burjuvazi yanıt olamaz! CHP, burjuva demokrasisine uyum sağlama adımlarını, bu kez olsun iktidar yapın bizi bile diyemeyecek bir titreklikle, sosyal liberal bir partiye doğru dönüşümünün payandası kılmaya doğru çabalıyor da çabalıyor. Onların sisteminde her şeye para hükmediyor. Aile, din, arkadaşlık, dostluk, sevgi ne varsa para ile çözülüp para ile yeniden kuruluyor. Bütün ilişkiler metalaşıyor, insan dâhil alınıp satılmayan hiç bir şey yok. Her türlü insani toplumsal ilişki

9 9 parçalanıyor çözülüyor, burjuva bireyin bencil çıkarları üzerinden yeniden kuruluyor. İhtiyaçlar artan ölçüde karşılanabilecekken en yaşamsal ihtiyaçları karşılamakta dahi zorlanıyoruz. Sömürü ortadan kalkabilecekken artıyor. Çalışma hafifleyebilecekken ağırlaşıyor. Çalışma süreleri azalabilecekken uzuyor. Hiç bir reform, hiç bir iyileştirme, hiç bir burjuva parti bu durumu ortadan kaldıramaz. Değiştiremez, çözemez! Yeni bir siyasal, ekonomik, toplumsal sisteme ihtiyacımız var. Bütün hücrelerinden özgürlük fışkıracak, bize sınıfsal, insani, toplumsal ve bireysel kurtuluşu getirecek bir yaşam için yeni bir umuda ihtiyacımız var. Boyun eğmeden yaşamaya, aşağılanmaktan nefret duymaya, sınıf kinimizi büyütmeye, onurumuzu korumaya, kendimizle ilgili kararları kendimizin vermesine, bugünü ve geleceğimizi ellerimize almaya, mücadele ederek ve savaşarak özgürleşmeye ihtiyacımız var. Bir devrime, yaşamı bütünüyle yeni temellerde kurma olanağını bize kazandıracak bir devrime ihtiyacımız var. Bu devrimin temellerini şimdiden örmemiz gerekiyor. Bunun günümüzde ki adımları olan işçi meclisleri, işçi komiteleridir. Her alanda, sektörde, fabrikada meclislerimizle, komitelerimizle kendi geleceğimizi belirleyecek olan kararları kendimizin, birlikte, dolayımsız bir katılımla almamızdır. Kendi kendimizi yönetmemizin ilk adımlarıdır. İşçi konseylerine giden adımlardır. Bunu toplumsal bir işleyişe dönüştürmektir, yeni bir toplum yaratmaktır görevimiz. İhtiyacımız olan bu toplumu getirmek için savaşmadıkça kölelikten kurtulunamaz, özgür olunamaz. Sadece proletaryanın kurtuluşu değil toplumsal ve insani kurtuluş ve özgürleşmenin, bireyin özgür gelişiminin tüm kapılarını özgür bir dünyaya açacak olan yeni bir yaşam ihtiyacımızın yanıtı buradadır. 2011'in 12 Haziran ında yapılacak olan genel seçimlerde "milletin vekili" olmak isteyen bir çok kişi bir çok farklı partiden ya da bağımsız olarak seçime girecek. En azından bu aralar aday olabilme derdindeler. Her parti birkaç "renkli sima"yı listesine ekleyerek göz boyama derdinde. Aday adayları arasında futbolcusundan türkücüsüne, sendikacısından ticaret odası başkanına, müsteşarından savcısına "çok renkli bir liste" var. Adaylık için başvurularda AKP ve CHP önde kişi AKP ye adaylık için başvuruda bulunurken bu sayı CHP için 5000, MHP için ise 2500 civarında oldu. BDP bağımsız adaylarla gireceği seçimlerde 50 civarında milletvekili çıkartmayı hesaplıyor. Son uğradığı saldırı sonrası mazlum postuna giren İbrahim Tatlıses inden futbolcu Hakan Şükür üne, işçi emekçilerin gözünde temizliği ile öne çıkmış Sabahat Akkiraz ından Hilmi Yarayıcı sına, sendika ağaları Süleyman Çelebi, Bircan Akyıldız, Salim Uslu suna, Ergenekon sanıklarına, savcı Cihaner ine, İstanbul un eski paşası Muammer Güler ine kimler yok ki cümbüşte. Elbette başvuru sayılarından bağımsız olan gerçek ise bu seçimlerde sadece 550 milletvekilinin çıkacak olması seçimini diğer seçimlerden ayıran en önemli özellik elbette bu "renkli sima"ların burjuvaların meclisine girme çabaları değil. Bu seçimler anayasa tartışmaları öncesi dönülecek son viraj. Bu virajı kim daha az zararla dönerse oluşturulacak yeni anayasada onun temsil ettiği burjuvaların istemleri daha çok yer alacak. Tabii TÜSİAD işi şansa bırakmadan önden kendi taslağını açıklayarak buna göre alın gardınızı dedi. Bu seçimlerde de hemen vaatler havalarda uçuşmaya, birbirlerini kollama başladı. Özellikle neoliberal hatta biraz gecikmeli giren CHP birden işçi emekçi dostu oldu. AKP, MHP yi barajın altına itmek için kolları sıvadı. Hedefi böylelikle %50'ye varan bir oy oranına ulaşmak. Tabii bu şekilde burjuvazinin temsil ettiği kesimine daha güçlü bir konum kazandırmak. Her parti birkaç "renkli sima"yı listesine ekleyerek göz boyama derdinde. Aday adayları arasında futbolcusundan türkücüsüne, sendikacısından ticaret odası başkanına, müsteşarından savcısına "çok renkli bir liste" var. Kim kazanırsa kazansın, kim barajı geçerse geçsin, kim barajın altında kalırsa kalsın işçi ve emekçiler için bir şey değişmeyecek. Ortadaki yarış burjuvaziye ben en iyi hizmet ederim yarışıdır. Kazanan da kaybeden de hizmetini layığıyla sürdürmeye azimle devam edecektir. Torba yasaları çıkartırken, sağlık, eğitim vb. hakları gasp ederken, bu alanları piyasalaştırıp burjuvazinn sömürüsüne sunarken, esnek, güvencesiz, taşeron çalışma koşullarını yasalaştırırken, iş kanunu patronların istediği şekilde değiştirirken hepsi kolkola çıktılar, çıkacaklar işçi emekçilerin karşısına. Bu her seçimden sonra böyle oldu bundan sonrada öyle olacak. Yani her zamankinden farklı bir seçim yaşamayacağız yine. Kendi geleceğimiz için ne zaman bu burjuva meclisten umudumuzu keseriz işte seçimler o zaman farklı olur bizim için. PTT işçisi Cafer Kala: Bizler emekten, işçiden yana bir partinin kazanmasını isteriz. Ama baktığımızda şu anada öyle bir partinin de var olmadığını görüyoruz. CHP son zamanlarda işçinin, halkın yanındayız diyor ama o da oy peşinde. Biz burada kaç gündür direniyoruz bak bir kere bile ziyaretimize gelmediler. Bizi arıyorlar Orada kitlesek birşeyler yaparsanız, geliriz diyorlar. Samimi olsa kitle istemez. Bir kişi de olsa gelir iki kişi de. Kitleyi gelip oy istemek, kendi reklemını yapmak için istiyor. Bize vaatler verip seçimler bittikten sonra da unutacaklar. Sonuçta sermaye partisi buraya neden gelsin ki? Grup Suni Deri işçisi Bülent Turaman: Biz 100 günün üzerinde bir süredir direnişteyiz. Şimdi seçimler yaklaşıyor. AKP bizim sefaletimizin en büyük nedenlerinden. Çorlu belediyesi CHP li, Ulaş belediyesi DSP li. Bizi kapının önüne koyan patronumuz ise BBP li. Bunlar direniş sürecinde bize hiçbir destekte bulunmadıkları gibi bir çok kez çadırımızın yıkılmasına neden oldular. Hepsi saflarını gösterdiler, bugün itibariyle bu partilerin hiç birine güvenmiyoruz.

10 10 Nazilli de İnşaat İşçileri Komitesi nin düzenlediği söyleşi İşçi Meclisi'nin ve inşaat işçilerinin katılımıyla 25 Mart ta yapıldı. Söyleşinin konuları ücretli kölelik, Türkiye ve bölge çapında inşaat sektöründeki gelişim ve Nazilli nin bir diğer yakıcı sorunu olan tarım ve gıda sektöründe aşırı düşük ücretli kadın emeği, birleşik mücadele ve örgütlenme biçim ve araçları olan işçi komiteleri, işçi meclisleri ve işçi dernekleri olarak belirlendi. Ücretli köleliği -zaten iliklerine kadar yaşayan işçilere- uzun uzun anlatmak gerekmezdi. İnşaat işçileri özellikle son 3 yılda düşen ücretler, ağırlaşan çalışma koşulları, katmerlenen taşeronluk sistemi, büyüyen işsizlik ve artan iş cinayetleri sonucu tepki ve direnişleri artan bir işçi kesimini oluşturuyor. Kapitalizm ve kapitalizmin işçi sınıfına karşı işleyen yasaları, burjuvazinin saldırılarına karşı sınıf bilinci, örgütlenmesi ve sosyalizm üzerinde de duruldu. Kapitalizme karşı sosyalizmde işçi sınıfının iktidarı, yönetim biçimi, çalışma ve yaşamın nasıl örgütleneceği işlendi. İnşaat sektöründeki gelişmeler ve dönüşüm, seminerin diğer bir konusuydu. Türkiye de inşaat sektörünün hızlı gelişimi, inşaat sektöründe Türkiye nin bölge merkezi olması, Türkiye burjuvazisinin bu açıdan hedefleri ele alındı. Dünyanın en büyük 200 inşaat-müteahhitlik şirketi arasına Türkiye den 33 şirketin girmesi, 2015'te 50 milyar dolar ciro hedefiyle ulusal gelirin yüzde 10'una, toplam işgücünün yüzde 12'sine ulaşması hedeflenen inşaat sektöründe bir kutupta sermaye birikimi, diğer kutupta sefalet birikimi konusu, işçilerin çalışma ve yaşam koşullarında son yıllardaki keskin ağırlaşma, inşaat işçilerinin mücadele kıpırtılarında artışlardan örneklerle işlendi. Yerel mücadele ve örgütlenmelerin, ülke ve bölge çapında mücadele ve örgütlenmenin güçlenen zemini üzerinde duruldu. Bunun özellikle inşaat sektöründeki işçilerin dağınıklığı ve geçici ve mevsimlik işçilik, taşeronluk sistemi nedeniyle zorluklarına da işaret edilerek, ancak bugün yaygınlaşan tepki zemininden, sıklaşan direnişlerden hareketle farklı bir zeminin de doğmaya başlandığı, kalıcı örgütlenmelerin ve kitlesel mücadelenin önemi üzerinde duruldu. Nazilli de inşaat işçilerinin ağırlığına karşın tarım ve gıda sanayide 16 lira civarındaki yevmiyelerle 12 saatten az olmayan çalışma saatleri ile yaygınlaşan kadın emeğiyle birleşik mücadele konusu, kürt-türk, kadınerkek işçilerin birleşik örgütlenmesi ve mücadelesi konusu da konuşuldu. İnşaat işçileri özellikle kadın işçilerin kendilerinden bile ağır olan çalışma koşullarına tepkiliydiler, gıda işçileri, kadın işçileri komitesi hedefi de konuşuldu. İşçiler aynı zamanda evleri içerisinde işçi olan eşlerine, kardeşlerine yönelik tutumlarını da konuştular. Erkeğin kadın üzerindeki egemenliğinin kalkmasını, işçi sınıfı mücadelesinin bir parçası olarak değerlendirdiler. Usta işçiler, vasıfsız inşaat işçilerinin kendilerinden daha az iş alabildiğini, yılda 2-3 ay ancak çalışabildiklerini de belirterek, komite ve derneğin inşaat işçilerinin diğer kesimlerini de kapsaması gerektiğini vurguladılar. Bunun üzerine tek bir inşaatın üretim sürecindeki hazır beton fabrikalarındaki işçilerinden tuğla fabrikası işçilerine cam ve pvc işçilerinden inşaat işçilerine, sıvacısından tesisatçısına kadar kolektif emekten, toplumsal bileşik emek anlatıldı. Kolektif işçi bilinci konusu işlendi. İşçi komitelerinin ve hedeflenen işçi derneğinin inşaat işçilerinin ve bağlantılı sektörlerin bütünün kapsaması, sesini bu diğer işçi kesimlerine ulaştırması konuşuldu. Çalışmanın dar bir kesimle ve yalnız yerellerle sınırlı kalırsa, tıkanacağı, hem yerelde bileşik mücadeleyi geliştirmesi ve kalıcı esinleyici bir örnek yaratması hem de ufkunu geniş tutması, ülke çapında ve bölge çapında hedefleri gözetmesi gereği konuşuldu. Örgütlenme biçimleri konusunda, sınıfın bugünkü durumu ve mevcut sendikaların neden buna yanıt vermediği, bunun gerektirdiği dinamik kitle örgütlenmeleri olarak işçi komiteleri ve işçi meclisleri, işçi konseyleri tartışıldı. İşçiler özellikle işçi inisiyatifi, işçilerin kararlara doğrudan katılımı, temel mücadele PTT işçisi Cafer Kala ile yaptığımız röportajı aktarıyoruz. Direnişinizin 77. günü. Şu ana kadarki süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Biz güvenceli iş talebiyle buradayız. Keyfi işten çıkarmalar olmasın, taşeronluk sistemi son bulsun istiyoruz. Bugüne kadar ziyaretçilerimiz bizi yalnız bırakmadı. Eylemlerimiz, etkinliklerimiz oluyor. Panellere, konferanslara katılıyoruz. Sesimizi her yerde duyurmaya çalışıyoruz. Sendikalara veya başka kurumlara gidiyoruz, derdimizi anlatmaya çalışıyoruz. Ontex le beraber eylemlerimiz oluyor her hafta Cumartesi günü. Fakat Taksim deki eylemlerimiz de rutinleşmeye başladı. Değişik bir şeyler yapmak ta gerekiyor bu eylemlerle beraber. Zincirli eylem de bunlardan biriydi. Evet en son bir zincirli eylem yaptınız. Bize o eylemden de bahseder misiniz? Burada otururken aklımıza geldi. Artık otur otur paslandık. Dikkatleri buraya çekmek için böyle bir eylem yapalım dedik. Ses getireceğini düşündük. Öyle de oldu. PTT nin İstanbul Sirkeci deki Genel Müdürlüğü önüne gittik. Kendimizi zincirledikten sonra sloganlar atmaya başladık. Direnişimizi, neler yaşadığımızı, amacımızı anlattık. Oradaki insanların da bize destekleri oldu. Polis zor kullanarak gözaltına aldı bizi. Oradaki güvenlik müdürü de bizi tartaklamaya çalıştı ama tepkimizi gösterdik. Rıza arkadaşımızı polis aracında darp ettiler. Bundan sonra bu tarz ses getirici eylemlere devam edecek misiniz? 19 Nisan'da 2. mahkememiz olacak. Yapacağımız eylemler mahkemeye basınç oluşturabilir. Bu tarz eylemler yapmak istiyoruz tabii ki. 23 Nisan da da Ontex li arkadaşlarla beraber bir etkinlik düzenleyeceğiz. Bir dayanışma etkinliği olacak. Herkesi hem dayanışma etkinliğimize hem de kararlarının birlikte alınması, özneleşme konularına yoğun ilgi gösterdiler. Bununla birlikte bilinç, eğitim, mücadele de, sosyalistlerin önemli konuları da ele alındı. Dernek konusunda ise, acele etmemek, taban örgütlenmesini ve işçilerin aktif katılım ve sahiplenmesini güçlendirerek, daha sağlam bir temel üzerinde dernek çalışmasının yükseltilmesi konuşuldu. Söyleşinin son bölümünde, Nazilli de iş kazası geçiren bir işçiyle dayanışma kampanyası, sahiplenmenin önemi, dayanışma fonu oluşturulması, ve 1 Mayıs ın ilk kez Nazilli de yapılıp yapılmaması değerlendirildi. 19 Nisan da Bakırköy Adliyesi'nin önüne bekliyoruz. Topkapı da insanların size destekleri ne durumda? Buradaki dayanışma çok güzel. İnsanlar gelip geçerken ceplerindeki sigarayı paylaşıyorlar. Çayımızı getiren oluyor. Buraya bağış kutusu koyduk. Gelip geçerken 1 TL de olsa 10 TL de olsa insanlar desteklerini sunuyorlar. Gelip bizimle sorunlarını konuşanlar oluyor. Biz de yardımcı olmaya çalışıyoruz. Biz burada bireysel çıkarlarımız için beklemiyoruz. Bireysel çıkarlarımız ön planda olsaydı çoktan başka işlerde çalışmaya başlamıştık. Ama biz burada olmayı seçiyoruz. Amacımız işçi sınıfının bayrağını,mücadelesini yükseltmek. Biz istiyoruz ki işçi sınıfı kazansın. Kapitalizmi istemiyoruz. Burjuvazinin karşısına çıkabilmek lazım. Ama bazen geç kalıyoruz. Torba Yasa gibi bir yasaya müdahale edemedik. Torba Yasa geçmeden önce bir atak yapsaydık Torba Yasa geçmezdi.

11 11 Çorlu da bulunan ve polyester film üreten Polyplex te işçiler sendikalı oldukları için işten atıldılar. İlk önce 5 işçiyi işten çıkardıktan sonra saldırıya devam eden patron 16 işçiyi daha işten çıkardı. O günden beri Polyplex işçileri kurdukları çadırda direnişteler. Patronun içerideki sendikalı işçilere baskısı ise devam ediyor. Noteri fabrikaya kadar getiren patron işçileri sendikadan istifa etmeleri için zorluyor. İşçiler ise patronun bu baskılarının onları yıldıramayacağını ve direnişe devam edeceklerini vurguluyorlar. İşçi Meclisi olarak direnişleri 130. günü geçen direnişçi işçilerden Polat Demir ile yaptığımız sohbetin bir kısmını aktarıyoruz. "İlk bir, iki sene içeride koşullarımız iyiydi aslında. Sonra bozulmaya başladı. Zamlarımız verilmiyordu, zorunlu mesailerimiz oluyordu. Bu mesailerle birlikte 16 saat çalıştığımız günler oluyordu. Son zamanlarda iş kazaları da artmaya başlamıştı. İşyerinde uğradığımız haksızlıklara karşı arkadaşlarla toplandık. Ne yapabiliriz? diye konuştuktan sonra sendikaya üye olmaya karar verdik. Petrol-İş e gittik. Üye olduk. İçeride çoğunluğu alınca baskılar da gelmeye başladı. Patron sendikayı istemedi. İlk önce beş arkadaşımızı işten attı. Ondan sonra baktı ki biz sendikadan vazgeçmiyoruz, onaltı kişiyi daha işten çıkardı. Çadırımızı kurduk, mücadeleye devam ediyoruz. Mahkeme açtık. İlk davamız görüldü ve ertelendi. Hala baskılar devam ediyor. İnsanız sonuçta, ailemiz de bizimle bereber yıpranıyor. Ama biz kararlıyız. Sendikayı Polyplex e sokacağız!" Canbebe, Canped ve Helen Harper gibi ürünlerin üretici firması Ontex te işten atılan işçiler, direnişde kırklı günlerdeler. Patronlara karşı süren direniş aynı zamanda sendikal bürokrasiyi de aşmak zorunda Ontex te. Ontex işçileri, direnişlerini fabrika önünde kurdukları çadırda sürdürüken bir taraftan da Ontex ürünlerine boykot örgütlüyorlar ve bu ürünlerin satın alınmaması için teşhir eylemleri yapıyorlar. Bu eylemlerden birisi Carrefour da gerçekleştirilen blokaj eylemiydi. Ontex ürünlerini sepetlerine dolduran işçiler kasaya geldiklerinde sloganlar atarak bu ürünlerin boykot edilmesi çağrısı yaptılar ve direnişlerini anlatan bildiriler dağıttılar. Ontex işçileri sendikal bürokrasinin er ya da geç işçinin tokadını yiyeceğini, işçilerin örgütlerine kök salmış, sermayenin sözcülüğünü yapan, işçilerin iradesini yok sayan bürokratlardan hesap soracaklarının altını çizerek Casper da direnin işçiler, Konak ta saldırıya uğraşan işçiler, metalde greve çıkan işçiler, PTT de direnen işçiler biziz! Yani bizler farklı yerlerde ama tek yüreğiz! diyorlar. Çorlu Grup Suni Deri'de direnişin 100. gününde bir eylem ve etkinlik düzenlendi. Defalarca kez belediye ve jandarma tarafından çadırları yıkılan işçiler son olarak 7. çadırlarını kurmuşlar ve jandarmaya direnerek bu kez çadırlarını yıktırmamışlardı. İşçiler direnişlerinin 100. gününde de aynı kararlılığı bir basın açıklamasıyla dile getirdiler. Basın açıklamasına direnişçi Polyplex işçileri de destek verdiler. Eylemde kısa bir açıklama yapan Deri-İş Genel Başkanı Musa Servi baskıların direnişi sonlandıramayacağına, patronun itirazlarının bir işe yaramayacağına ve direnişin devam edeceğine vurgu yaptı. Güvencesizliğin önemli bir sorun olduğunu da vurgulayan Servi 3 Nisan da yapılacak olan güvencesizlik karşıtı mitingin de duyurusunu yaparak konuşmasını bitirdi. Eylemde sık sık Yaşasın sınıf dayanışması, Grup a sendika girecek başka yolu yok, Yılgınlık yok, direniş var, Ölmek var dönmek yok, sloganları atıldı. Eylemden sonra kesilen pastanın ardından müzik dinletisi ve çekilen halaylarla 100. Gün etkinliği sonlandırıldı. PTT işçileri direnişlerinin 76. gününde kendilerini zincirleme eylemi gerçekleştirdiler. Öğlen 12.00'de kendilerini PTT Sirkeci Genel Müdürlüğü nün giriş kapısına zincirleyen işçiler taleplerini haykırdılar. Direnişçi işçiler Taşeron işçiler kadroya alınsın!, Haklarımıza ve geleceğimize sahip çıkıyoruz!, Haklarımıza ve geleceğimize sahip çıkıyoruz! İşimizi geri istiyoruz! dövizlerini açarak neden işten atıldıklarını ve taleplerini anlattılar. İstanbul uyuma postacına sahip çık!, Yaşasın onurlu direnişimiz! sloganları atılırken direnişçi işçiler taşeronluk sisteminin teşhirini yaptılar ve işlerini geri istediklerini belirttiler. İşçiler PTT Genel Müdürü Osman Tural ın da teşhirini yaptılar. İşçiler zincirleri kesildikten sonra polis tarafından yaka paça gözaltına alındılar. İşçileri darp eden, polis aracına tekmeleyerek bindiren polisin bu tutumuna karşı teşhir konuşmaları yapan işçiler, mücadele kararlılıklarını vurguladılar. PTT işçileri aynı gün akşam saatlerinde serbest bırakıldılar. Casper da yemek boykotu Casper bilgisayar işçileri kötü çalışma koşullarına karşı sendikalaştıkları için işten atılmıştı. Direniş halen Casper Plaza önünde devam ediyor. Son birkaç gündür içerideki işçiler yemekhane boykotu yaparak dışarıda direnen arkadaşlarına desteklerini sunuyorlar. İşçiler yemekheneye gitmedikleri gibi aşağıya inerek arkadaşlarıyla beraber yiyorlar yemeklerini. Casper yönetimi ise bu durumdan oldukça rahatsız. İşçilerin alkış yaparak gürültü çıkardıklarını söyleyen yönetim işçilerden savunma istiyor. İşçiler ise bunu sendikal bir tepki ve eylem olduğunu belirterek bundan dolayı savunma istenemeyeceğini dile getiriyorlar. Hem içeride, hem de direniş alanında işçilerin sendika kararlılığı devam ediyor.

12 12 Türkiye genelinde bir milyondan fazla öğrenci 27 Mart Pazar günü üniversiteye giriş 1. basamak sınavı olan YGS'ye girdi. Bu sınava giren çocuklarımız için bu yazıyı kaleme alıyorum. SGK Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve tüms osyal güvenlik kurumlarına dağıtılan Haydi Öğrenciler Sosyal Güvenliğe adlı broşür dikkatimi çekiyor. Adana SGK'da beklerken broşüre göz atmaya başlıyorum. Broşürde şöyle bir cümle var: Sevgili öğrenciler, Sosyal Güvenlik hayat garantisidir! Amacı; siz ve ailenizi, hayatın risklerine karşı korumak ve herkese insanlık onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlamaktır! Yanlış mı okuyorum diye tekrar tekrar bakıyorum. Yoo, yanlış da okumuyorum. Hatta birlikte oturduğumuz kadın arkadaşa da okutuyorum, kesinlikle yanlış okumuyoruz. O zaman bir terslik var yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı kanunla bir çok hakkımızın gasp edildiğini ve haklarımızın gasp edilmesine devam edileceğini bilmesem sözler kulağa öylesine hoş geliyor ki inanasım da geliyor. Bilmesem diyorum ya işte 5510 sayılı kanunun hala bizler için neler getireceğini biliyor muyuz acaba? Gençlerimiz için neler getirdi? 18 yaşından küçükler Genel Sağlık Sigortası'ndan faydalanacaklar denildi, hastanelerde mahsur kaldılar, katkı payı ödemeden sağlıktan faydalanamadılar. Sonra üniversitelerde hep okuyup hem de çalışan öğrencilere tam gün sigorta zorunluluğu getirilerek, üniversite tam gün sigorta primini ödemeyince öğrenciler işsiz kaldılar. Bugün öğrenci çocuklarımız yarınsız bir gelecekle karşı karşıya ve emeklilik koşulları artık hiç olmayacak. Sigortasız, güvencesiz ve geleceksiz bir ortamda çalışmak zorunda kalacak bugünün öğrencileri, yarının işçileri. Emekli yaşının 65, prim gün sayısının ise 9000 işgünü olma zorunluluğu getirilirken, Sosyal Güvenlik nasıl Hayat Garantisi olabiliyor? Seçim nedeniyle ertelenen ve 2012 yılında hayata geçirilecek olan Genel Sağlık Sigortası ile yaşamlarımız nasıl cehenneme dönecek biliyor muyuz? Öğrenimine devam eden çocuklarımız 18 yaşını doldurduğunda 30 TL gibi bir katkı payı ödeyecekler, ki bu bir ailede birden fazla 18 yaşını doldurmuş öğrenciler de olabilecek. Kıdem tazminatlarımız fona aktarılacak, bölgesel asgari ücret uygulamasına geçilecek. En önemlisi ise sigortalı çalışanların aileleri sağlıktan yararlanmayacak artık. Meslek liseleri sermaye şirketleri Koç'lara, Sabancı lara devredilecek, öğrenciler sermayedarlara ucuz işgücü olarak servis edilecek. Broşürün iç sayfalarını inceliyorum. Annenizin, babanızın ve kardeşlerinizin Sosyal Güvenlik Sistemi'ne kayıtlı olup olmadıklarını sorun ve sorgulayın! diyerek öğrencilere yol gösteriyor. Pes doğrusu, diyorum. Kapitalist sistemde hangi öğrencimizin ana babası sigortalı ve güvenceli işte çalışıyor? En son örnek, Numune Hastanesi taşeron kadın işçilerden bazıları hamile oldukları ve doğum iznine ayrılanlar başta olmak üzere güvenli bir gelecek istedikleri için işten atılmadılar mı? İşlerini geri istedikleri için sermayeyi koruyan polisler tarafından yaka paça göz altına alınmadılar mı? Diyelim ki öğrencilerimiz sigortasız çalışan anne ve babalarını sisteme kayıtlı değil diyerek şikayette bulundular. Hangi devlet kurumu bunu dikkate alacak sorarım. Bugün 300 TL gibi bir ücretle üstelik öğlen yemeksiz ve sosyal güvencesiz, okul çağında olan ancak ailesine yardım için merdiven altı tekstil atölyelerine çalışan genç kadınlarımızı kim duyuyor? Bu atölyelere hangi devlet kurumu gelmiş de Neden sigortasız işçi çalıştırıyorsun demiş? Unutmayalım ki sermeye sermeyeyi hiçbir zaman ısırmaz. Çalışamaz duruma geldiğinde kimsenin sana bakmadığını, yaşlandığında hiçbir gelirin olmadığını, hastalandığında nasıl tedavi olacağını düşün! Unutma güvenli gelecek senin elinde. Güvenli gelecek, insanca yaşam ise sosyalizmde. Unutma! Adana dan İşçi Meclisi okuru, öğrenci velisi Ben Adana Balcalı Hastanesi Tıp Fakültesi'nde taşeron firmada çalışan bir işçiyim. İşe başladığım ilk ay deneme amaçlı olduğunu, işi öğrenmen gerektiğini söylenerek 2 ay emeğimin karşılığını almadan çalıştım. Vereceğiz diyerek oyaladılar. En sonunda işe alındım ve işe başladım. İlk günlerden itibaren kapitalist baskıyı hissettirdiler. En ufak bir işin olsa hemen laboratuvar şefine haber vermek zorunda olduğumu (tuvalete giderken dahi), izin almam gerektiğini söylediler. Düşününün bir; tuvalete gideceksiniz,ilköğretim çocuğu gibi izin alacaksınız. Ne aşağılayıcı bir durum değil mi? Benim yaşadığım yer ile işyerimin uzaklığı yaklaşık 2 saat. Duraklarda da otobüs bekleme derdi de eklenince tam bir çekilmez çile oluyor. Üzerimi değiştirmek için tam soyunma kabinine gitmiştim ki laboratuvar sorumlusunun arkamda olduğunu farkettim. Bana tek söylediği Hiç gelmeseydiniz, bu işte çalışmak isteyen binlerce genç var oldu. Ekmek parası derdinde olduğum için ses çıkarmadım. Tabi iş çıkışı fırçalamasa olmaz. Bu şartlar altında çalışırken bir de yeni işe başlamanın verdiği o acemilik ve tecrübesizliği koz olarak kullanıyorlar arkadaşlar. Daha bugün küçük bir hatadan dolayı 2 günlük alacak iznimi kesitiler. Neymiş daha iyi çalışacakmışım, daha dikkatli olacakmışım, hata yapmayacakmışım. Yaptığım hata da o kadar önemli bir hata da değil : sadece hastaya verdiğimiz kanın kaydını yapmamak. En önemli sorun ise taşeron firma işçisi olmak. Numune Hastanesi nde işçi dostlarımıza yapılanlar elbet birgün tüm taşeron işçilerine yapılmak istenilecektir. Bir bakmışsınız ki işten kovulmuşsun, çaresiz ve yapayalnız bir insan olmuşsun. Arkadaşlar bu kapitalist düzen yıkılmadıkça hepimiz işten atılabiliriz, hatta daha zor durumlara düşebiliriz. Bu yüzden tüm işçiler tek yumruk olup bu kapitalist düzeni yıkmalıdır. Bir Sağlık İşçisi

13 13 Siyaset sahnesinin birçok yerinde demokrasi kelimesine rastlarız. Biri yeterince demokrasi olmadığını söylüyordur ve daha fazla demokrasi talep eder. Birileri var olan demokrasinin korunmasından bahseder. Aynı dönemde ülkenin yönetiminin ne kadar demokrat olup olmadığı konusunda burjuva siyasetçileri bile farklı şeyler söylerler. Kafamızın karışmaması elde değildir çünkü işçi sınıfı hareketi ve eylemleri içerisinde farklı biçimlerle de olsa bir demokrasi talep ve sloganı döner durur. Peki kim ne istemektedir? Görünen o ki Haziran ayına kadar burjuva siyasetçilerinin demokrasi vaadini çokça duyacağız. Bizde seçime kadar bu köşede bizim sınıfın cephesinden demokrasi ne demektir, biz nasıl bir demokrasi istemeliyiz sorularını yanıtlamaya çalışacağız. Demokrasi kavramını anlamak için yüzümüzü çevirdiğimiz ilk yer, kavramın ortaya çıkışı ve koşulları olacak. Demokrasi her ne kadar son yüzyılların yönetim şekli olarak düşünülse ve Fransız İhtilali sonrası ile özdeşleştirilse de ortaya çıkışının üzerinden yaklaşık 2500 yıl geçti. Yaşamını sürdürmek için binyıllar boyu birlikte çalışan, üreten ve ürününü ortak tüketen insan üretim tekniğini zamanla ilerletti. İhtiyaçlarından daha fazlasını üretebilecek düzeye ulaştı. Bu gelişim insanın tarihini değiştirmiş, üretim için kullanılan gereçlerin başka bir insanın mülküne dönüşmesi gerçekleşmiştir. Elbette üretim bugünkü düzeyinin çok gerisindeydi ve tarıma dayalı üretimde temel güç insanın kol gücüydü. Bu durumda özel mülkiyet kol gücünün yani direk insanın üzerine kuruluyor ve köleci sistem oluşuyordu. Kölelik insanlık tarihinde ortak mülkiyetin yerini özel mülkiyetin aldığı dönüm noktasıdır. Bugün kapitalizmde maruz kaldığımız ücretli kölelik zinciri, ağır sömürü koşullarının tarihi, o dönemde yazılmaya başlanmıştı. Köleler ve efendiler ortaya çıkmadan önceki sınıfsız toplumda ne devletin ne de demokrasinin adı anılıyordu. büyük çoğunluğunu oluşturur hale gelmişti. Bugün burjuvazi nasıl kendi çıkarlarına göre hukukunu yazıyorsa o günün hukuku da efendilerin çıkarlarını temsil ediyor ve kölenin yaşam hakkını dahi tanımıyordu. Demokrasi nin ortaya çıkışında yoksulların isyanları önemli bir etkide bulunmuştur. İktidardaki güçler sadece sıkı baskı kurallarıyla gücünü koruyamayacağını anlıyor ve demokrasi doğuyordu. Demokrasi biçim olarak herkesin yönetim hakkına sahip olduğu bir sistemdi ve meclis biçimini ortaya çıkartmıştı. Peki demokrasinin doruğu Atina da meclise kimler katılıyordu? Özgür erkek yurttaşlar Yani köle sahipleri. Kadınlarında yönetime katılma hakkı yoktu. Yani demokrasi ilk ortaya çıktığında da bir sınıf rengine sahipti. Köleci demokrasi. Atina nın demokrasisi ve meclisi bize çok yabancı gelmiş olmamalı. Bugünkü burjuva meclisinde de ne biz işçiler ne de sözümüz, haklarımız bulunuyor. Meclisin %9.1'i kadın, işçi kadınların sesinin ise hiç olmadığını biliyoruz. Atina da da köleler demokrasiyi dışarıdan izliyorlardı. Toplumun sınıflara bölündüğü ve bir sınıfın yaşamını diğer sınıfa bağlı yaşayarak sürdürdüğü toplumlarda herkesin yönetime katıldığı bir sistemden söz etmek anlamsızdır. Demokrasi ilk ortaya çıktığı durumda da efendilerin egemenliğini daha da kuvvetlendirdiği bir biçim olmuştu. Görünüşte her şey tartışılıyordu, özgürlük alanı vardı. Bu yönetim şekli egemenlerin kaba otoritesini gölgeliyor, aynı zamanda sınıfsal çıkarlarından da hiç taviz vermiyordu. Yunan köleci demokrasisi, sonraki yüzyıllarda birçok biçim değiştirecek ve günümüze kadar gelecek. Demokrasi Yunanca dimokratia(halkın iktidarı) kelimesinden türetilmiş olsa da sınıflardan bağımsız bir iktidar biçimi hiç gerçekleşmeyecek. O halde; - Demokrasi sınıflı toplumun ortaya çıkışıyla birlikte ortaya çıkmıştır. İlk toplumlar yüzyıllar boyunca herhangi bir otorite aygıtına bağlı olmadan yaşamışlardır ve sömürü ilişkisi varolmamıştır. - Demokrasi her zaman bir sınıfın elinde olmuştur. Sınıflardan bağımsız bir demokrasi tespiti yapmak, yersiz bir değerlendirme olacaktır. İlk ortaya çıkış dönemini köleci demokrasi, bugünkü sistemi ise burjuva demokrasisi olarak nitelendirebiliriz. Eğer toplumda sınıflar varsa, bir sınıf bir sınıf üzerinde sömürü ilişkisi kuruyorsa toplumun tamamının yönetime katılmasından söz edilemez. (Devam edecek ) Bu sabah erken çıktı evden sanki hiç dönmeyecek gibi dönüp arkasına baktı kapının eşiğinde. Garip bir hüzün sardı gözlerini buğulu cam gibi. Sanki hep biliyormuş gibi bir garipti davranışları. Olacak biliyor ama ne zaman, ya zaten biliyor mutlaka olacak bir şey ama böyle değil ya da böyle olmamalı. Baharı kucağına dolduracak daha çiçek açan meyve ağaçlarından koparıp küçük bir dal takacak sevdiğinin saçı ve kulağı arasına. Bekli de güneş toplayacak avuçlarıyla kucağına. Sabah erkenden çıktı, gerçi hep böyle ama bugün daha bir erken geldi. Sanki bir sel akıyordu yaşadığı sokaktan aç karınla çekilmeyen mazot kokusu eşliğinde işçiler fabrikalara. Sele direnen bir dal gibi hiç gitmek istemiyordu ayakları. Yorgunluk, açlık, hastalık ve insanı insanlıktan çıkaran o yere. Aslında çok seviyordu onu yapmayı ama böyle de olsun istemiyordu. Gözleri parlıyordu ilk gittiği zaman heyecandan, elleri titriyordu yapmak istediği işi eline aldığı zaman. Sonra aylar da geçmedi üstünden nedense tiksiniverdi. Halbuki gözleri parlıyordu dedim ya öyleydi, şimdi sevmiyor. Anlatmıyor sormayın zaten anlatacak derman da bırakmıyorlar ki adamda. Ben onu gece bir iki saat bana bakarken görüyorum daha da görmüyorum. Oysa ilk geldiği günü beni aldığı günü biliyorum. Severdi, okşardı, toz kondurmazdı üstüme ama şimdi görüşemiyoruz. Beni aldığından beri çok çalışıyor herhalde, ödemeye çalışıyor verdiği emek güncün bedelini. Saat çok ilerledi hala gelmedi. Deli gibi kapıyı çalıyorlar. Benden başka kimsesi yok ki garibimin. Eee ben de kapıyı açamam. Ne oldu acaba! Her zaman geç geliyordu ama bugün... Ne bileyim işte aklıma kötü şeyler geliyor Hayır. Bu benim içimden geçemez, olmamalı. Ben demiyorum onlar söylüyor. Dikkatsizlik can aldı diyorlar ama dikkat edecek hal mi bıraktılar ki dikkatsizlik diyorlar. Patlama olmuş, göçük olmuş, kaza yapmış, kot kumlamış, yangın çıkmış, sel basmış... Sanki kemer veriyorlarmış gibi, kemer takmamış. Daha bir sürü zırvalık. En korkunç olan da dikkatsizlik demeleri, hem de utanmadan. Dikkatsizlik değil bu bir cinayettir diye bağırmak istiyorum yüzlerine tükürerek. Benim ustam dikkatsiz değildi. Mesela çay demlerdi kendine, bazen o kadar özen gösterir ki işine ama çoğu zaman tutamazdı elleri bardağı yorgunluktan güçsüz bırakılmaktan. Demokrasi ilk kez Antik Yunan da uygulandı. Bundan 2400 yıl önce Atina nın en güçlü demokrasi uygulayıcısı olduğu sanılıyor. Dönemin temel özelliği köleler ve efendiler arasındaki sınıf çelişkilerinin oldukça keskinleşmiş oluşu. Köle sayısı oldukça fazlalaşmış ve nüfusun Beni merak ettiniz değil mi? Ben işçini ürettiği ama kullanınca da hayatından fedakarlık etmek zorunda kaldığı televizyonuyum, bozdolabıyım, gözünü dinlendirmek için aldığı ama kendinin bile dinlenmeye fırsat bulamadığı gözlüğüyüm. Kısacası dostlar, ben, beni üretipte kullanamayan, hep aç bırakılan, sömürülen işçilerin alıp ödemekte zorlandığı bir eşyayım.

14 14 Üreti-Yorum Etkinliğin sunum metnini paylaşıyoruz; Eskiden kadın daha çok ev hizmetlisi konumundaydı. Bugün ise bu koşular değişti. Kadınlar artık evin dışına çıkabiliyor. Hatta ister başı açık, olmuyorsa türbanı tak, evden çık şeklinde kadınlar bir yandan üretimin; diğer yandan da tüketimin içine çekiliyor. Peki bu kadınları ne kadar özgürleştiriyor? Tartışılır. Üreti-Yorum Ankara Kolektifi 12 Mart Cumartesi akşamı, Babil Kültür Kafe de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir etkinlik düzenledi. Saat da başlayan etkinlik yaklaşık 3 saat sürdü. Üreti-Yorum Kolektifi'nin amaçlarını anlatan kısa bir açılış konuşmasının ardından, 8 Mart ın tarihçesi, yakın zamanlarda yaşanan iş cinayetlerinde ölen kadın işçiler, kadın işçi direnişleri ve Üreti-Yorum Fotoğraf Atölyesi'nin çeşitli zamanlarda yaptığı çalışmalardan özellikle kadın temalı fotoğrafların yer aldığı bir slayt gösterisi izlendi. Ardından Novamed Direnişini anlatan Kadınlar Grevde adlı belgeselin gösterimi gerçekleştirildi. Etkinlik süresince, 8 Mart ın neden emekçi sıfatıyla anılması gerektiği, kadının evdeki konumu, işbölümü, cinsel meta olarak görülmesi, şiddet ve nedenleriyle ilgili sohbetler yapıldı. Üreti-Yorum tiyatro oyuncularının hazırladığı Kadın ve Erkeğin Bir Günü temalı kısa bir oyun da sergilendi. Daha sonra oyun seyircilerin de katılımıyla interaktif tiyatro şeklinde tekrar canlandırıldı. Seyircilerin oyuna müdahale edip kendilerinin de katılarak yön verdiği forum tarzındaki bu bölüm oldukça ilgi çekti ve beğenildi. Etkinlik boyunca yapılan sohbetler, Novamed belgeseli, sunum ve oyun sırasında değinilen kadın sorunları ve çözüm yolları üzerine yapılan bir konuşmanın ardından etkinlik sona erdi. Mesela kadınların cinsel meta olarak görülmesi ve kullanılmasının önüne bir türlü geçemiyoruz. Çünkü böyle yaparak, kapitalizm hem kadının toplumdaki konumunda bir değişiklik yapmadan onu dışarı çıkarmış; emeğini sömürmüş oluyor hem bedeni üzerinden kar sağlıyor. Fuhuş, porno gibi sektörler bunun en açık örnekleri. Ostim, İvedik, gibi işçilerin yoğun olduğu yerlerin yanı sıra Kızılay, Ulus gibi merkezlerde bile artık sokakta yürürken yerlere saçılmış üzerlerinde kadın resimleri ve telefonları bulunan kartvizitleri sıkça görüyoruz. Bunu dışında dolaylı olarak reklamlar, diziler, filmler, reklam panoları yoluyla da ürünün kadın bedeniyle pazarlandığını görüyoruz. Çikolatadan halıya, ayrandan çoraba kadar her reklamda çekici kadınlar kullanılıyor. Yani kapitalizm biz kadınlara, etiniz de kemiğiniz de emeğiniz de benim diyor. Amed Newrozu Hüseyin Kıziri ye adandı Başta Kürdistan olmak üzere ülkenin çeşitli illerinden ve yurtdışından gelen yüzbinlerce kişi Amed de Newroz ateşini hep birlikte yaktı. BDP ve DTK tarafından örgütlenen Amed Newrozunda kürsüye İran da bir süre önce idam edilen PJAK üyesi Hüseyin Kızıri ile Şirin Elem Hulu nun posterleri asıldı. Kürtçe yapılan anonslarda da Newroz'un bu yıl Hüseyin Kıziri ye adandığı belirtildi. Abdullah Öcalan ın konuşmasının banttan dinletildiği kürsüden BDP ve DTK adına konuşmalar yapıldı. İstanbul İstanbul daki Newroz Kazlıçeşme Meydanı'nda yüzbinlerin katılımı ile gerçekleştirildi. İkinci büyük Kürt kenti olan İstanbul da çoğunluğu yarı proleter kent yoksulları olan Kürt emekçiler, kadınlar, çocuklar, yaşlılar, giyimi ve donanımı ile burjuva ve küçük burjuva Kürtlerle birlikte aynı alandaydılar. Yoksullukları ve yoksunlukları, polis baskı ve tacizinin her daim hedefi olmaları, isyan ve özgürlük tutkuları ile. Ancak kürsüye ne bir proletarya devrimi ile tümden ortadan kalkabilecek ulusal ezilmişlikleri ve geleceksizlikleri yansıdı, ne de neoliberalizmin başkenti İstanbul unda en ağır, en güvencesiz ve günlük, fiziksel olarak en tahrip edici işlerde çalışmaktan, silikozisin bile birinci hedefi olmaktan gelen sınıfsal talepleri. İstanbul Newroz u Kürt proleterler ve kent yoksullarının geleceğinin parlamenter siyasette değil, proleter sınıf savaşımında olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bursa da Newroz ateşi Gökdere meydanında yakıldı. Gökdere Meydanı'nı dolduran binlerce Kürt işçi ve emekçi Newroz coşkusunu yaşadı. Kürsüde yapılan onuşmaların ardından Newroz ateşi yakıldı. Daha sonra konser eşliğinde çekilen halayların ardından Newroz mitingi sonlandırıldı. Eylemin ardından, kitle dağılırken polis slogan atan gençlere saldırdı. Mersin Mersin de Newroz onbinlerce insanın katılımı ile kutlandı. Kutlamalara, Kürt kadınlarının bir çoğu yöresel kıyafetleri ile katılırken alanın her tarafı sarı-kırmızı-yeşil renklerle donatıldı. Alanda ayrıca PKK bayrakları ve Öcalan ın posterleri de açıldı. Alanın bir çok yerinde Newroz, Mizgin a Azadiye ye, Siyasi Soykırımlar Durdurulsun, Tutuklular Derhal Serbest Bırakılsın, Çözüm ün Adresi İmralı dır şeklinde pankartlar bulunurken kürsünün arkasına ise Newroz Pîroz Be, Onurlu Bir Yaşam İçin, Ya Özgürlük, Ya Özgürlük pankartı asılı idi. Adana da Newroz ateşi onbinlerle harlandı Adana da Newroz Mimar Sinan Açık Hava Tiyatrosu nda yapılan mitingle kutlandı. Onbinlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirilen Newroz kutlamalarından sonra kitle devam eden operasyonlara tepki göstermek amacıyla kent merkezine doğru yürüyüşe geçti. Hiziri Caddesi ni trafiğe kapatan kitle ile bölgede yoğun bir şekilde yığınak yapan polis arasında gerginlik yaşandı. Yaşanan gerginliğin ardından polis kitleye saldırdı. Yaşanan çatışmanın sonucunda kitle çok sayıda işyerinin ve AKP Seyhan ilçe binasının camlarını taşlarla kırdı. Taciz, tecavüz gibi olayların sorumlusu olarak bile kadınlar görülüyor. En son İlahiyatçı bir profesörün de kendince yaptığı açıklamada bunu gördük; taciz ve tecavüzler bugün kadınların giyimleri veya hangi saatte nerede dolaştıklarıyla açıklanmaya çalışılıyor. Fatmagül ün Suçu Ne dizisinde vardı mesela. O saatte sokakta gezersen başına bunlar gelir tabi diyen çok oldu. Öte yandan, kadın cinayetlerinde de büyük bir artış olduğunu görüyoruz. Örneğin 2002 den bugüne yüzde 1400 artan bir orandan bahsediliyor. Gazetelerde her gün eşi, sevgilisi, kardeşi ya da babası tarafından çeşitli bahanelerle öldürülen kadınların haberlerini okuyoruz. Kadına yönelik şiddet konusunda da Türkiye nin hali hiç iç açıcı değil. Yine istatistiklere göre kadınların %42 si şiddete maruz kalıyor. Kadınların ekonomik düzeyi ya da eğitim seviyesi de şiddetin önüne geçmiyor. Aslında bu cinayetler ve şiddetin temelinde kapitalist iş-bölümü yatıyor diyebiliriz. Buna göre erkek her zaman baba, evin reisi. Eve ekmek getiren kişi oldu; kadın ise çalışsa bile erkeğe yardımcı olarak görüldü. Annelik, hasta ve ya yaşlı bakımı dahil evin tüm diğer işlerinden de yine kadın sorumlu oldu. Bu iş bölümünde evde kadın proleter, erkek ise işte proleter ama evinde tam bir burjuva oldu. Bu aile yapısı içinde kadınlar gece yastığa başlarını ne sevgi ne de aşkla; salt mecburiyet ile koydular. Erkeklerin çoğu bir bardak suyunu bile kendisi kalıp almıyor; ancak kadınlarda maalesef erkeğin arkasını toplamayı kadınlık olarak görüp bundan gurur duyabiliyor. İşte tam da bu noktada değişime önce kendimizden başlamamız, bu anlamada farkındalık yaratmamız gerekiyor. Bize kodlanmış davranışlarımızdan vazgeçmeliyiz. Dolayısıyla biz kadınlar evdeki burjuvayla mücadele etmeliyiz; ancak kurtuluşumuzun yalnızca buna bağlı olmadığını da bilmeliyiz. İçinde bulunduğumuz bu kapitalist sistem var oldukça, bu sömürü devam edecektir. Bu nedenle hayallerimizi gerçekleştirebileceğimiz bir dünya yaratmak için kadın erkek birlikte sokakta mücadeleyi örmeliyiz.

15 15 Albay Yaroşuk güçlü, kuvvetli bir kimyagerdi. Bugün, yemeği sadece karısının elinden yiyebilen, parası olmadığı için böbrek taşlarını dökemeyen yatalak bir Rusya Kahramanı da Çernobil felaketinde onu kaza yerine gönderdiler. Elinde bir aletle radyasyon oranı yüksek alanları işaretlemesi gerekiyordu. Adı bir sokağa ya da askeri üsse verilecekti. Öldükten sonra Şimdilerde benzer bir dram Japon mühendisleri için yaşanıyor. Nükleer santral patlamasın diye yüksek oranda radyasyona maruz kalarak çalışıyorlar. Tümü sağlığını kalıcı olarak kaybedecek, hatta çoğu ölecek. Japonya'da yaşanan ve halen de ne derecede zarar vereceği netleşmeyen nükleer felakat içinde Türkiye nükleer enerjiyi tartışıyor. Daha doğrusu nükleer enerjiyi kullanacağız diyen burjuvazi bunun adımlarını atıyor. Karşısındaki sesin cılızlığından da güç alıyor. Her kazanç risklidir. Santral bize ihtiyacımız olan enerjiyi verecek. Riski olmayan yatırım yoktur. O zaman evinize tüp de koymamak gerekir, doğalgaz hattı çekmemek gerekir. Adeta dalga geçen bu sözler Başbakan'a ait. İşte bu zihniyet kuracak nükleer santrali. Nükleer enerji en kaba tarifi ile şöyle anlatılabilir: İkinci Dünya Savaşı nda ABD tarafından Japonya ya atılan atom bombalarını nükleer santral denilen evlerde ısınmak için kullanılan sobalara benzeyen çelik ve beton duvarların içinde patlatıp, oluşan enerjiyi buhar ve suyla elektrik üreten türbinlere taşımak. Bu sobaların, ırmaklar kadar çok miktarda suyla sürekli soğutulmaları gerekiyor. Üstelik de bu soğutma işleminde saniyeler çok önemli. Birkaç dakika gecikilirse dahi atom bombasının yarattığı enerjiyi hiçbir şekilde kontrol etmek mümkün olmuyor. Kazalar da genellikle bu noktalarda ortaya çıkıyor. Ve elbette bu santrallerde çıkan nükleer atıkların depolanması da çok önemli bir problem. Burjuvalar için bu depolamanın en sorunlu yanı, çok maliyetli oluşu. Yoksa depolama güvenli bir şekilde yapılabiliniyor. Deprem, tsunami gibi doğal afetlerin yaşandığı sayısız deneyim bize net olarak şunu öğretti: Öldüren afet değil kapitalizm. Fay hatları üzerine kurulan nükleer santraller, okyanus ortasına kurulan petrol platformları, balık istifi yaşanan binalar, dere yataklarına yapılan mahalleler, tsunami tehlikesine rağmen kıyının dibinde kurulan kentler Kapitalizmin bize söylediği ve söyleyebileceği tek şey bunlarla yaşamaya alışmak, Alışarak süreklileşen bir şekilde binlerimizi, onbinlerimizi kurban etmemiz. Bakın ne kadar az insan öldü diyerek de böbürlenmesi cabası. Evet işte kapitalizmin teknolojik ve bilimsel olarak söyleyebildiğinin hepsi bu: Ölü sayısının azaltılması ve ölümle yaşamaya devam etmek! Bile bile lades. Gelişkin Japonya'da tsunami, deprem vs. de ölenlerle daha geri olarak bilenen ülkelerde her yıl aynı bölgelerde aynı mevsim ve dönemlerde muson yağmurlarıyla, fırtına ve heyelanlarla ölen onbinlerin farkı ne? Türkiye de sel baskınlarında ölümlerden sonra hep suçlanan dere yatağına ev yapan yoksul emekçiler oluyor da, niye deprem yatağına şehir, nükleer santral, petrol tesisi yapanlar suçlanmıyor? Japonya daki Fukuşima nükleer santrallerinde yaşanan patlamanın insanlığı sürüklediği yıkımın daha iyi anlaşılması, yapılacak olanların durdurulması ve mevcut olanların da kapatılması için Almanya da yaklaşık 250 bin işçiemekçi sokaklara çıkarak nükleer enerji santrallerini protesto etti. 12 ve 14 Mart tarihlerinde yapılan iki ayrı eylemden sonra, 26 Mart günü bir kez daha Almanya nın en büyük kentleri Berlin, Hamburg, Köln ve Münih te sokaklara çıkan emekçiler, santrallerin geçici olarak durdurulmasını değil, tamamen kapatılmasını istedi. Nükleer santrallerin yarattığı olumsuzluğun, insana ve doğaya verdiği zararların etkisinin yüyıllarca sürdüğü vurgulandı. Geri dönüşümü olan güneş ve rüzgâr enerjisinden yararlanılması ve yatırımların bu yönde yapılması talep edildi. Eyleme birçok sendika, kitle örgütü, sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti katıldı. Gösteriyi düzenleyenlerin belirttiğine göre: Berlin de 120 bin, Münih te 40 bin, Hamburg da 40 bin ve Köln de 40 bin olmak üzere ülke genelinde yaklaşık 250 bin kişi gösterilere katıldı. Ayrıca bu büyüklükte bir gösterinin Almanya da son yılda rastlanılan en büyük gösteri olduğu belirtiliyor. Fukuşima uyarıyor: Bütün nükleer santralleri kapatın! sloganıyla alanları dolduran emekçiler, Başbakan Angela Merkel e seslenerek nükleer tesisleri seçimlere yönelik politikalara malzeme etmemesi yönünde uyarılarda bulundular. Eylemlerde taşınan yüzlerce pankart, döviz ve balonlar oldukça renkli görüntülerin ortaya çıkmasını sağladı. Gösterilerde sık sık Nükleer santralleri kapatın, hemen şimdi! Nükleer santralleri durdurun Nükleere hayır vb sloganlar haykırıldı. Bütün gösterilere büyük bir coşkunun damgasını vurduğu görüldü. Ayrıca miting alanında Japonya depreminde yaşamını yitirenler için saygı duruşu da yapıldı. Nükleer santraller kapatılıncaya dek eylemlerin sürdürüleceği vurgulandı.

16 Emperyalist kapitalist güçlerin yıllarca arkasında durduğu Ortadoğu daki gerici dikta rejimleri işçi sınıfı ve emekçi halk yığınlarının giriştiği görkemli ayaklanmalarla bir bir geriletilince, durumdan vazife çıkaran emperyalist haydutlar bir kere daha insan hakları ve demokrasi yalanına sarılarak Libya ya müdahale ile işçi ve emekçiler lehine yaşanan değişimleri kontrol etmenin telaşına düştüler. Biz sosyalistler ve devrimciler de emperyalist işgalcilerin her daim karşısında duracağımızı haykırmak için sokaklara çıkarak protesto gösterisi düzenledik. İsviçre Basel de, ABD, Fransa, İngiltere, İtalya ve diğer emperyalist güçlerin Libya ya karşı başlattıkları, adına savaş denen katliamı protesto etmek için yaklaşık 70 kişinin katıldığı bir protesto gösterisi düzenlendi. Emperyalist savaş karşıtı birlik- Basel in aldığı kararla akşam saat 18 de toplanan kitle Ellerinizi Libya dan çekin pankartı açarak Basel kentinde bulunan Fransız Konsolosluğuna yürüdü. Toplanma yerinde, hazırlanan ortak bildiriler dağıtılırken, yürüyüş esnasında da megafonla sesli teşhir konuşmaları yapıldı. Kısa bir yürüyüşün ardından konsolosluğun önüne gelindi. Burada hazırlanan ortak metnin okunmasına geçildi. Metinde; ABD ve AB emperyalistleri Libya da insan haklarını tesis edecekleri yalanının arkasına sığınarak Libya yı işgal etmek ve oradaki doğal zenginlik kaynaklarına el koymak, aynı zamanda Ortadoğu da başlayan işçi sınıfı ve emekçi halkların ayaklanmalarını denetim altına almak istemektedirler. İnsan haklarını bahane edenlerin, başvurdukları insanlık dışı uygulamalar Afganistan da Irak ta ve dünyanın başka birçok ülke ve bölgesinde gözler önündedir. İnsan hakları, emperyalistlerin dünyasında sınırsız saldırı, savaş ve katliam özgürlüğüdür. Örneğin İtalya 1943 te Libya da yaptığı katliamla Libya halkının üçte birini yok etti. Emperyalistlerin sınır tanımaz katliamları ne içindir, barış için mi? NATO şemsiyesi altında emekçi halklara karşı yürütülen savaşa derhal son verilmelidir dendi. Okunan metinden sonra sloganlar haykırıldı: Emperyalistler Libya dan defolun, NATO Libya dan defol, Savaşa son, Libya ya özgürlük ve Libya halkı yalnız değildir. Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik i oluşturan kurumlar: Devrimci Proletarya, Aufbau, Birkar, Pda ve Beksam. Yaklaşık bir saat süren eylem, atılan sloganlar ve yine Birlik bileşenlerinin 7 Nisan da ortak yapacağı Ortadoğu daki halk ayaklanmaları konulu toplantının çağrısıyla son buldu. Belçika nın başkenti Brüksel de toplanan 20 bin civarında işçi-emekçi AB Konseyi nde uygulanmak istenen krizle mücadele önleme paketi ni engellemek için sokaklara çıktılar. 20 bin işçi ve emekçi Brüksel deki merkez tren istasyonu ve önemli birçok merkezlerde bir araya gelerek konsey binasına yürüyüşe geçtiler. AB üyesi hükümet ve devlet bakanlarının katıldığı toplantının yapıldığı binayı kuşatan kitleler sosyal hak gasplarına izin vermeyeceklerini haykırdılar. Avrupa Birliği Konseyi binasını kuşatan işçi ve emekçiler güvenlik güçlerinin kurduğu bariyerleri aşarak polisle çatıştılar. İşçi sınıfının kararlı bir biçimde barikata yüklenmesine karşılık olarak, polis göstericilere karşı göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla saldırıya geçti. Emekçilerle polis güçleri arasında yaşanan çatışmalar kısa aralıklarla kendini tekrar etti. Sendikalar, sermaye sınıfın çıkarlarını esas alan Almanya Başkanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy nin hazırladıkları rekabet gücünü arttırma paketinin işçi maaşlarını ve sosyal hakları tehlikeli bir noktaya getireceğini vurguladılar. Ayrıca yaşanan ekonomik krizin ve alınan her önlem paketinin yükünün işçi sınıfının sırtına yıkıldığını belirten sendika temsilcileri bunun kabul edilemez olduğunu ifade ederek, mücadele kararlılıklarını dile getirdiler. Yaşanan ekonomik kriz nedeniyle yapılan bütçe kesintilerinin işçi ve emekçileri yıkıma uğrattığını belirten sendika temsilcileri, krizin bedelini ödemeyeceklerini ve eylemlerini sürdüreceklerini belirttiler. Brüksel deki 20 bin kişilik gösteriyle birlikte, Paris, Berlin, Budapeşte ve Riga gibi büyük kentlerde de gösteriler düzenlenerek uygulamaya konulacak tasarruf paketi protesto edildi. İngiliz hükümeti hazırladığı yeni bütçe tasarı paketini Avam Kamarası na sunmuştu. Yeni bütçenin, işçi sınıfı ve emekçilere güvencesiz bir yaşam ve yıkım getireceğinin bilincinde olan işçi-emekçiler Londra da sokağa indiler. İçinde bulunduğumuz hafta sendikalar ve kitle örgütleri tarafından eylem haftası olarak belirlendi. Yine sendikaların bildirdiğine göre, Irak savaşını protesto eden gösterilerden bu yana Londra da yapılan ikinci en büyük gösteri. Londra Hyde Park ta bir araya gelen yaklaşık 250 bin işçi emekçi hükümete tepkilerini haykırdılar. Yürüyüş esnasında polisle göstericiler arasında kısa süreli çatışmalar yaşandı. Ayrıca bazı gruplar Oxford Street te ünlü markaların bulunduğu mağazalara saldırarak büyük hasar verdiler. Bu grup ayrıca polisle de sokak aralarında uzun süre çatıştı. Yüz binleri bulan kitlenin şiddetinden korkan polis göstericilere saldırmaktan çok engellemeye çalıştı. İngiliz sermaye sınıfının, İşçi sınıfı ve emekçi halka yönelen saldırısının kapsamı oldukça büyük boyutlarda; öğrencilerden alınacak harçlara yüksek düzeyde zam, hizmet sektöründe çalışanların büyük bölümünün işten çıkarılması, emeklilerin aylıklarında kesintiler, vergilerin arttırılması ve işini kaybetme korkusu yaşayan emekçilerin düşük ücretlerle güvencesiz yaşama mahkum edilmesi Emperyalist kaptalizmin neoliberal ekonomi politikalarının bir sonucu olarak bütün dünyada işçi ve emekçilere yönelik girişilen saldırıların anlamı, sosyal haklardan ve insanca yaşamadan yoksun güvencesiz bir yaşamın dayatılmasıdır. Bu da işçi sınıfı ve emekçi kitlelerce emeğin korunması mücadelesinin dahi büyük bedeller verilerek ancak korunabileceğini gösteriyor.

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

21 Mart 2011 .FUBM HSFWJ U»N Jĝ J TðOðGðOðO HSFWJEJS

21 Mart 2011 .FUBM HSFWJ U»N Jĝ J TðOðGðOðO HSFWJEJS 4 21 Mart 2011 2 Casper-Ontex-KDS elele Casper Bilgisayar Sistemleri AŞ nin üretim ve teknik bölümünde çalışan işçiler aylarca süren örgütlenme faaliyetinin ardından çoğunluk sağlanmasıyla birlikte DİSK

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna MÜSİAD Cidde Temsilcisi Tanıtımı ve Türk Suud İş Forumu 23.05.2015 TC Cidde Başkonsolosu Fikret Özel, Cidde Tic Odası Başkan Yardımcısı, Mazeen Baterjee Türk-Suud İş Konseyi Başkanı, Mazan Ragap, Cidde

Detaylı

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu SUNUŞ İşyeri sendika temsilcileri, işyerinde çalışan işçilerin mevzuattan, toplu iş sözleşmelerinden doğan her türlü hak ve çıkarlarını korumakla görevli olan, sendikasının örgütlenmesi ve güçlenmesi için

Detaylı

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi Ertuğrul Bilir Makina Mühendisi İş Güvenliği Uzmanı (C) İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği - Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi ÖDENEN BEDELLER İş kazası

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

Şahsım ve Öz Taşıma İş Sendikası adına sizleri saygıyla selamlıyorum.

Şahsım ve Öz Taşıma İş Sendikası adına sizleri saygıyla selamlıyorum. Mustafa TORUNTAY Genel Başkan 13 Eylül 2015 Ankara /Latanya Otel Öz Taşıma İş Sendikası 2. OLAĞAN GENEL KURUL Sayın TBMM İdare Amiri ve Değerli Eski Genel Başkanım, Sayın Milletvekillerim, Sayın Büyükşehir

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI 16 ŞUBAT 2011 CVK OTEL- İSTANBUL Tarihi günler yaşıyoruz. 10 Şubat-15 Şubat tarihleri arasında

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ!

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! İşçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs; tüm yurtta olduğu gibi İstanbul da da coşkuyla kutlandı.1978 1 Mayıs ın ardından ilk kez izin verilen

Detaylı

01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI

01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI 01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI ALIŞVERİŞ GÜNLERİ YAKINDA BAŞLIYOR SAYFA 1 EĞİTİM İÇİN AKSARAY'A GELDİLER SAYFA 2 ATSO SENDİKA ZİYARETLERİ SAYFA 3 ATSO'DAN ALMANYA'YA ÇIKARMA SAYFA 4 KOÇAŞ AYKAŞ'I

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Doç. Dr. Ýlker BELEK Akdeniz Üniversitesi Týp Fakültesi Halk Saðlýðý Anabilim Dalý Öðretim Üyesi SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Burjuva Sýnýf Saldýrýsýnýn Tepe Noktasý Yukarýda tanýmlanan saðlýk sistemi yapýsý

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012. 3 te.

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012. 3 te. AZİZ BABUŞCU AK PARTİ İL BAŞKANI CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ 4 te AK YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

İşyeri Temsilcileri Rehberi

İşyeri Temsilcileri Rehberi İşyeri Temsilcileri Rehberi Bir sendika için en önemli kadrolardan birisi işyeri temsilcisidir. İşyeri düzeyinde ise işyeri temsilcisi sendika örgütlenmenin olmazsa olmazıdır. Bir işyerinde işyeri temsilcisinin

Detaylı

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146 TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI EMO Kocaeli Şubesi 146 İKK Sekreterliği Makina Mühendisleri Odası tarafından yürütülmektedir. Şubemiz, üniversite, resmi kurum, sendika, oda ve derneklerle sürdürülebilir

Detaylı

2015 Yılı Nisan Ayı Bülteni

2015 Yılı Nisan Ayı Bülteni 2015 Yılı Nisan Ayı Bülteni Katılım Yapılan Toplantılar, Ziyaretler ve Etkinlikler: 4 Nisan 2015 tarihinde ATSO da düzenlenen Güneş Enerjisi Bilgilendirme Semineri Borsamızı temsilen Egemen ARSLANKIRAY

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Bir. güç birliği. hikayesi

Bir. güç birliği. hikayesi Bir güç birliği hikayesi Hikayemizin Başlangıcı... Bu hikaye, 2009 ilkbaharında başlar. Konu üç ana karakter etrafında döner; Arçelik LG Klima, Ford Otosan ve Türk Traktör. Önce Ford Otosan ve Arçelik

Detaylı

YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI

YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI YAPI-YOL SEN YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI ZİYA GÖKALP CADDESİ NO:36/20 06420 YENİŞEHİR/ANKARA. TEL - FAX : 433 46 06-434 39 84-431 73 05 web sayfası: http:/www.yapiyolsen.org

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

Oğlum yüzme de bilmezdi...

Oğlum yüzme de bilmezdi... 20.03.2015 1 20.03.2015 2 20.03.2015 3 20.03.2015 4 Oğlum yüzme de bilmezdi... Ermenek ilçesindeki kömür ocağında mahsur kalan 18 işçiden Tezcan Gökçe'nin annesi; Oğlum yüzme de bilmezdi... 20.03.2015

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

İktidarıyla, muhalefetiyle bütün Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarımın da aynı bilinçle görev yaptığına inanıyorum.

İktidarıyla, muhalefetiyle bütün Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarımın da aynı bilinçle görev yaptığına inanıyorum. Belediye Meclisimizin Değerli Üyeleri Bandırmalıların güveni ve desteği ile göreve gelen bu yüce meclis, halkımıza ve bu güzel kente hizmet yolunda bir yılı geride bıraktı. Geçen bir yıllık sürede, kentimizin

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

Odamız ĠĢtiraki Fethiye Güç Birliği Turizm Tanıtım ve Tic. Ltd. ġti. Babadağ Zirvesinde Kokteyl Düzenledi

Odamız ĠĢtiraki Fethiye Güç Birliği Turizm Tanıtım ve Tic. Ltd. ġti. Babadağ Zirvesinde Kokteyl Düzenledi Odamız ĠĢtiraki Fethiye Güç Birliği Turizm Tanıtım ve Tic. Ltd. ġti. Babadağ Zirvesinde Kokteyl Düzenledi 19 Temmuz tarihinde Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası iştiraki olan Babadağ Teleferik Projesi yapımı

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

kadın sosyalizmle özgürleşir!

kadın sosyalizmle özgürleşir! kadın sosyalizmle özgürleşir! işçi-emekçi kadın komisyonları broşür dizisi / 3 1 2 Özel mülk edinmenin ve sınıfların ortaya çıkışıyla başlayan kadının cins olarak ezilmişliği, günümüz kapitalist toplumunda

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ?

NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ?

Detaylı

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Nükleer Enerji Santralleri ve Türkiye nin Enerji Politikası Ortak Paydalar Ortadoğu ve Kuzey Afrika da ki rejimlerin

Detaylı

Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı Emma Goldman

Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı Emma Goldman Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı Emma Goldman SEÇİMİ BOYKOT ET! SOSYALİST DEVRİMİ ÖRGÜTLE! [B SÖMÜRÜ DÜZENİNE KARŞI ÇIKMAYAN HİÇ BİR PARTİYE VE KİŞİYE OY YOK 7 Haziran da genel seçimler

Detaylı

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ!

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! Silahlý Propaganda ve Gerilla Savaþý Nikaragua da Devrim ve Seçim Proletarya ve Sosyalist Siyasal Bilinç Demokratik Muhalefette Demokrat! Türkiye Devriminde Kürt

Detaylı

21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU

21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 225 ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI ANKARA ŞUBESİ 13 Ocak 2012 KESK Genel Merkezi başta olmak üzere bir çok ilde KESK e bağlı sendikalar, demokratik kurumlar, belediyeler ve siyasi

Detaylı

Cüneyt Özdemir de halkın, işçilerin, öğrencilerin sorunlarını programına taşıyor ve ayrıcalığını gösteriyor. Teşekkürler Cüneyt Özdemir.

Cüneyt Özdemir de halkın, işçilerin, öğrencilerin sorunlarını programına taşıyor ve ayrıcalığını gösteriyor. Teşekkürler Cüneyt Özdemir. DİRENİŞİN 109. GÜNÜ 26 Ekim 2010 Bugünlerde çok sık misafirim var. Gün uzadıkça gelenler artıyor. İlk defa bir arkeolog ziyaretçim vardı. O da işsizdi. Uzun zamandır gelmek istiyormuş. Nasıl giderim diye

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :15. Syf Sayfası :9. Syf Sayfası :5. Syf. SON DAKİKA GAZETESİ Sayfası :5. Syf. Sportmen ilavesi Sayfası :2. Syf Sayfası :31. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :İnternet Sitesi İZTO dan Selvitopu ve ekibine

Detaylı

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu Toplantısı TOBB Plaza da

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İNSAN HAKLARI ANABİLİM DALI TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN VE İNSAN HAKLARI Mehmet Ali UZUN Prof. Dr. Betül ÇOTUKSÖKEN İstanbul, Aralık 2011 GİRİŞ

Detaylı

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA KENT KONSEYİ MEVZUATI YASA 5393 SAYILI BELEDİYE KANUNU (TC Resmi Gazete Tarih: 13 Temmuz 2005, Sayı 25874) Kent Konseyi MADDE 76 Kent Konseyi

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ!

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! 1 KAMUNUN DÖNÜŞÜMÜ Kamunun ve kamu hizmetlerinin önceden belirlenmiş ekonomik, toplumsal, siyasal hedefler doğrultusunda; amaç ve işlevleri bakımından yeniden

Detaylı

İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik.

İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik. Şebnem GÜZELOĞLU 21302293 TURK 102-25 İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik. Dünya üzerindeki insanların hepsine Yapmayı en çok istediğin şey nedir? diye sorsak, muhtemelen çoğundan alacağımız

Detaylı

Bodrum da Çukurova Kültür ve Dayanışma Derneği kuruldu

Bodrum da Çukurova Kültür ve Dayanışma Derneği kuruldu Bodrum da Çukurova Kültür ve Dayanışma Derneği kuruldu Bodrum Yarımadasında yaşayan Çukurovalılar tarafından Bodrum Çukurova Kültür ve Dayanışma Derneği kuruldu. Bodrum da yaşayan turizmci Birol Yoleri

Detaylı

KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER...

KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER... KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER D SK/GENEL- SEND KASI Emekçi kadınların sorunları gün be gün artmaktadır. Kapitalizmin yoğun saldırıları ve ataerkil sistem, kadın ve erkek arasındaki eşitsizliği derinleştirerek,

Detaylı

MESLEK VE UZMANLIK ALANLARIMIZLA İLGİLİ ULUSAL ÖLÇEKLİ KONGRE, KURULTAY, SEMPOZYUM VE ÇALIŞTAYLAR

MESLEK VE UZMANLIK ALANLARIMIZLA İLGİLİ ULUSAL ÖLÇEKLİ KONGRE, KURULTAY, SEMPOZYUM VE ÇALIŞTAYLAR MESLEK VE UZMANLIK ALANLARIMIZLA İLGİLİ ULUSAL ÖLÇEKLİ KONGRE, KURULTAY, SEMPOZYUM VE ÇALIŞTAYLAR 19 20 TMMOB Makina Mühendisleri Odası, her çalışma döneminde olduğu gibi bu dönemde de örgütsel birikimiyle,

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

BELEDİYELERDE İŞTEN ÇIKARTILAN İŞÇİLERİN EKONOMİK-SOSYAL DURUMLARINA İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA

BELEDİYELERDE İŞTEN ÇIKARTILAN İŞÇİLERİN EKONOMİK-SOSYAL DURUMLARINA İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA Genel-İş Emek Araştırma Dergisi, 2005/1 105 BELEDİYELERDE İŞTEN ÇIKARTILAN İŞÇİLERİN EKONOMİK-SOSYAL DURUMLARINA İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA Hülya Yeşilgöz Bilindiği gibi, küreselleşme sürecinin bir sonucu olan

Detaylı

https://www.turkiye.gov.tr E-SENDİKA HAKKINDA MERAK ETTİKLERİNİZ

https://www.turkiye.gov.tr E-SENDİKA HAKKINDA MERAK ETTİKLERİNİZ https://www.turkiye.gov.tr E-SENDİKA HAKKINDA MERAK ETTİKLERİNİZ Soru: İşçi sendikasına üye olmanın şartları nelerdir? Cevap: a.15 yaşını doldurmuş olmak b. 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde; bir iş sözleşmesine

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600

Detaylı

Daha güçlü bir Birleşik Metal-İş için İleri!..

Daha güçlü bir Birleşik Metal-İş için İleri!.. 17. Merkez Genel Kurulumuz: Birleşik Metal-İş Şubat 200811 Daha güçlü bir Birleşik Metal-İş için İleri!.. 14-15-16 Aralık 2007 tarihinde yapılan 17. Merkez Genel Kurulumuz, başarıyla sonuçlandı. Sendikamızın

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım.

Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım. Sayın Birlik Başkanım, Odamızın Değerli Yöneticileri, Sevgili Öğrenci Arkadaşlarım; Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım. İstanbul dan, İzmir den, Sivas

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin/Mezitli Gençlik Kolları ile TBMM de bir

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :1-4. Syf Sayfası :4. Syf Sayfası :10. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :11. Syf Sayfası :13. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Karabağlar modern hizmet binası için gün sayıyor Karabağlar

Detaylı

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi Asuman Beksarı J. Keth Moorhead Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. sözünü Asuman Beksarı için

Detaylı

ZUBRÝTSKÝ, MÝTROPOLSKÝ, KEROV KAPÝTALÝST TOPLUM ERÝÞ YAYINLARI. Kapitalist Toplum

ZUBRÝTSKÝ, MÝTROPOLSKÝ, KEROV KAPÝTALÝST TOPLUM ERÝÞ YAYINLARI. Kapitalist Toplum ZUBRÝTSKÝ, MÝTROPOLSKÝ, KEROV KAPÝTALÝST TOPLUM ERÝÞ YAYINLARI 1 2 SEKÝZÝNCÝ BASKI KAPÝTALÝST TOPLUM ZUBRITSKI, MITROPOLSKI, KEROV, KUZNETSOV, GRETSKI, LOZOVSKl, KOLOSSOV 3 Y. Kuznetsov [Birinci ve Üçüncü

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

U.R. 2440. BÖLGE ROTARACT TEMSİLCİLİĞİ 2015-2016 DÖNEMİ BAŞKANLAR EĞİTİM SEMİNERİ. Rtc. Gözde Çiftçi

U.R. 2440. BÖLGE ROTARACT TEMSİLCİLİĞİ 2015-2016 DÖNEMİ BAŞKANLAR EĞİTİM SEMİNERİ. Rtc. Gözde Çiftçi U.R. 2440. BÖLGE ROTARACT TEMSİLCİLİĞİ 2015-2016 DÖNEMİ BAŞKANLAR EĞİTİM SEMİNERİ H i z m e t l e r i n i z d ü n y a y a a r m a ğ a n o l s u n Rtc. Gözde Çiftçi U.R. 2440. Bölge Rotaract Temsilciliği

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir.

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Sayın Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu TUSAF yönetimi başta olmak üzere, kongremizin

Detaylı

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 ARAŞTIRMA GRUBU Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 Bu rapor Mayıs-2011 araştırmasının II. kısmıdır. Araştırmanın bu kısmında;

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 KAMU İSTİHDAM RAPORU (Aralık, 2015) Ø KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 3,4! GERİLEDİ. KADROLU İŞÇİ SAYISI İSE YÜZDE 4,6 DÜŞTÜ! Ø BELEDİYELERDE KADROLU İŞÇİ SAYISI

Detaylı

OCAK 2006 İŞKOLU İSTATİSTİĞİ

OCAK 2006 İŞKOLU İSTATİSTİĞİ OCAK 2006 İŞKOLU İSTATİSTİĞİ işkolu 01 TARIM ve 89.974 ORMAN-İŞ 57.841 ORMANCILIK, (Türkiye Orman AVCILIK ve TARIM-İŞ 42.915 BALIKÇILIK (Türkiye Orman,Topraksu ve Tarım Sanayii ÖZ TARIM-İŞ 669 (Türkiye

Detaylı

NO ADI İŞÇİ SENDİKANIN ADI NO SAYISI % 01 TARIM ve 89.974 ORMAN-İŞ 009 57.841 ORMANCILIK,

NO ADI İŞÇİ SENDİKANIN ADI NO SAYISI % 01 TARIM ve 89.974 ORMAN-İŞ 009 57.841 ORMANCILIK, 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu Gereğince; İşkollarındaki İşçi Sayıları ve Sendikaların Üye Sayılarına İlişkin 2006 Ocak Ayı İstatistikleri Hakkında Tebliğ 01 TARIM ve 89.974 ORMAN-İŞ 009 57.841 ORMANCILIK,

Detaylı

İSG. İş Sağlığı ve Güvenliği

İSG. İş Sağlığı ve Güvenliği İSG İş Sağlığı ve Güvenliği 31 İSG İş Sağlığı ve Güvenliği Akciğer Fonksiyon Çalışması Projesi Eğitimi Gerçekleştirildi Avrupa Çimento Üreticileri Birliği (CEMBUREAU) tarafından yürütülmekte olan Akciğer

Detaylı

DSY ÜYE NO ADI İŞÇİ SENDİKANIN ADI. NO SAYISI % 01 TARIM ve 104.862 ORMAN-İŞ 009 57.602

DSY ÜYE NO ADI İŞÇİ SENDİKANIN ADI. NO SAYISI % 01 TARIM ve 104.862 ORMAN-İŞ 009 57.602 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu Gereğince; İşkollarındaki İşçi Sayıları ve Sendikaların Üye Sayılarına İlişkin 2005 Temmuz Ayı İstatistikleri Hakkında Tebliğ İŞKOLU TOPLAM DSY ÜYE NO ADI İŞÇİ SENDİKANIN

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :11. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :8. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Selvitopu

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

Meclis'te sık sık. Babası yoksa

Meclis'te sık sık. Babası yoksa 4 NİSAN 2013 www.reisgida.com.tr Babası yoksa CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan a yönelik sözleri TBMM Genel Kurulu'nda gerginliğe neden oldu. Genç, eleştirileriyle

Detaylı

DEVRİMCİ İLETİŞİM VE ÇAĞRI MERKEZİ ÇALIŞANLARI SENDİKASI TANITIM BROŞÜRÜ

DEVRİMCİ İLETİŞİM VE ÇAĞRI MERKEZİ ÇALIŞANLARI SENDİKASI TANITIM BROŞÜRÜ DEVRİMCİ İLETİŞİM VE ÇAĞRI MERKEZİ ÇALIŞANLARI SENDİKASI TANITIM BROŞÜRÜ Broşür No: 1 Devrimci İletişim ve Çağrı Merkezi Çalışanları Sendikası Tanıtım Broşürü Dev İletişim-İş Genel Merkezi Abide-i Hürriyet

Detaylı

2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ SAMSUN Ö N S Ö Z 2012 2013 eğitim öğretim yılına sizlerle başlamanın heyecanı ve mutluluğu içindeyim. Tüm eğitim

Detaylı

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE

Detaylı

Polis Taksim Meydanı'na girdi

Polis Taksim Meydanı'na girdi On5yirmi5.com Polis Taksim Meydanı'na girdi Gezi Parkı eylemlerinin 15. gününde polis, Taksim Meydanı na girdi. AKM ve Cumhuriyet Anıtı ndaki afişler söküldü, barikatlar da kaldırıldı. Yayın Tarihi : 11

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı