KIRIM HARBİ HAYRETTİN BEY

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KIRIM HARBİ HAYRETTİN BEY"

Transkript

1 KIRIM HARBİ HAYRETTİN BEY

2 Tercüman 1001 TEMEL ESER YAZAN: HAYRETTİN BEY BASKIYA HAZIRLAYAN ŞEMSETTİN KUTLU KIRIM HARBİ

3 Tercüman gazetesinde hazırlanan bu eser Kervan Kitapçılık A. Ş. ofset tesislerinde basılm ıştır

4 1001 Temel Eser'i iftiharla sunuyoruz Tarihimize mânâ, millî benliğimize güç katan kütüphaneler dolusu birbirinden seçme eserlere sahip bulunuyoruz. Edebiyat, tarih, sosyoloji, felsefe, folklor gibi millî ruhu geliş tiren,ona yön veren konularda "Gerçek eserler" elimizin altındadır. Ne var ki, elimizin altındaki bu eserlerden çoğunlukla istifade edemeyiz. Çünkü devirler değişmelere yol açmış, dil değişmiş, yazı değişmiştir.

5 Gözden ve gönülden uzak kalmış unutulmaya yüz tutmuş -Ama değerinden hiçbir şey kaybetmemiş, çoğunluğu daha da önem kazanmış- binlerce cilt eser, bir süre daha el atılmazsa, tarihin derinliklerinde kaybolup gideceklerdir. Çünkü onlan derleyip - toparlayacak ve günümüzün türkçesi ile baskıya hazırlayacak değerdeki kalemler, gün geçtikçe azalmaktadır. Bin yıllık tarihimizin içinden süzülüp gelen ve bizi biz yapan, kültürümüzde "Köşetaşı" vazifesi gören bu eserleri, tozlu raflardan kurtarıp, nesillere ulaştırmayı plânladık. Sevinçle karşılayıp, ümitle alkışladığımız "1000 Temel Eser" serisi, Millî Eğitim Bakanlığınca durdurulunca, bugüne kadar yayınlanan 66 esere yüzlerce ek yapmayı düşündük ve "Tercüman 1001 Temel Eser" dizisini yayınlamaya karar verdik. "1000 Temel Eser" serisini hazırlayan çok değerli bilginler heyetini, yeni üyelerle genişlettik. Ayrıca 200 ilim adamımızdan yardım vaadi aldık. Tercüman'ın yayın hayatmdaki geniş imkânlarım 1001 Temel Eser için daha da güçlendirdik. Artık karşınıza gururla, cesaretle çıkmamız, eserlerimizi gözlere ve gönüllere sergilememiz zamanı gelmiş bulunuyor. Millî değer ve mânâda her kitap ve her yazar bu serimizde yerini bulacak, hiç bir art düşünce ile değerli değersiz, değersiz de değerli gibi ortaya konmayacaktır. Çünkü esas gaye bin yıllık tarihimizin temelini, mayasını gözler

6 önüne sermek, onları lâyık oldukları yere oturtmaktır. Bu bakımdan 1001 Temel Eser'den maddî hiç bir kâr beklemiyoruz. Kârımız sadece gurur, iftihar, hizmet zevki olacaktır. KEM AL ILICAK c a Tercüman Gazetesi Sahibi

7 YAZAR ve ESER HAKKINDA «İstanbul'da mukim Grekler alelekscr birtakım namussuz heriflerdir. Bunlarda ne din var, ne imân...» Eski Rus elçilerinden Vi ŞNİYAKOF «Kırım Savaşı'nın Siyasî Tarihî» zamanımızdan altmış beş yıl kadar önce tarihinde İstanbul da yayınlanmış, üzerinde önemle durulması gereken bir tahlil eseridir. Kitabın asıl adı (1270 Kırım Muharebesi nin Tarih-i Siyasîsi) dir. Yazarı Hayrettin Bey dir. Yazar, kitabın iç kabında, eserinin yazılışına başlayış tarihi olarak 16 Haziran 1319 kaydını koymuştur. Bundan da kitabın uzun etüdler ve çalışmalar sonunda, yedi yılda meydana getirildiği anlaşılmaktadır. Bu «uzun etüdler ve çalışmalar» sözü rastgele söylenmiş değildir. Kitabın okunması sırasında öğreniyoruz ki Hayrettin Bey, onu hazırlamak için Türkçe de ve yabancı dillerde pek çok kaynağı gözden geçirmiş ve bazı batı başkentlerindeki siyasî arşivlerde de sabırlı incelemelerde bulunmuştur. Üzüntü ile belirtmemiz gerekir ki böylesine değerli ve sabırlı bir siyasî tarih tahlili yapan ve ortaya böylesine önemli bir eser koyan Hayrettin Bey in doğum ve ölüm tarihleri hususunda bütün çabalarımıza rağ-

8 10 men hemen hemen hiç bir tatminkâr bilgi elde edebilmiş değiliz. Yalnız onun, Tanzimat döneminde yetişmiş bir aydın ve devlet adamı olduğunu, 1893 yılında sadrazam olup bu görevde uzunca bir müddet kalan Halil Rifat Paşa nın sadaret tercümanı bulunduğunu, sonraları hâriciyenin iç ve dış görevlerinde çalıştığını bilmekteyiz. İkinci Meşrutiyet ten sonra (1908) devlet hizmetinden ayrılıp huzur, inziva ve ilmî çalışmalar köşesine çekilen bu zat zamanının çeşitli dergi ve gazetelerinde tarih ve siyasetle ilgili değerli yazılar da yayımlamıştır. Ve yine bir iddia değil özel bir tahmin olarak. Hayrettin Bey in, Abdülaziz döneminin çok meşhur sadrazamı Mahmut Nedim Paşa nın oğlu bulunduğu da akla gelmektedir. Burada çok önemli bir hususa işaret etmek gerekiyor. Bilindiği gibi Mahmut Nedim Paşa, bir sadrazam olarak, Türk tarihinde pek de iyi olmayan bir isim bırakmıştır. Devletin o zamanki mevcut düzenini bir hayli zedelediği bir yana, aşırı Rus taraftarlığı yüzünden kendisine «Nedimof» gibi lâkap da takılmıştır. Bu kitabın okunuşu sırasında görülecektir ki Hayrettin Bey de de Rusya'ya karşı zaman zaman bir eğilim göze çarpmaktadır. Ancak yine ayrıca görülecektir ki Hayrettin Bey'in gerçek bir Rus taraflısı olduğunu ileri sürebilmeye de imkân yoktur; çünkü bizzat bu Hayrettin Bey in kaleminden, Rusların ve Rus çarlarının tarih boyunca Osmanlı Devleti ne ve Türkler e karşı besledikleri, uyguladıkları bütün kin, düşmanlık, entrika ve plânlar da bütün açıkları ve çirkinlikleri ile birer birer dile getirilmiş bulunmaktadır. O halde bizi, Hayrettin Bey in Mahmut Nedim Paşa nın oğlu olabilmesi zannına götüren nokta bu «Rus taraftarlığı»nda-

9 11 ki benzerlik değildir. Bizi bu zanna götüren nokta, Mahmut Nedim Paşa nın da Hayrettin isminde bir oğlu olduğu yanında, kitabın iç kapağında «Hayrettin bin Mahmut Nedim» mühürünün bulunuşudur. Bu hususu yukarıdaki sözümüzü tekrarlayarak kapayalım: Bu bir iddia değil, bir zandır. Eserin yazarı Hayrettin Bey in Arapça ve Farsça'yı da çok iyi bilen bunlann yanında başta Fransızca olmak üzere birkaç batı diline de sahip bir aydın olduğu anlaşılıyor. Bütün bunların ötesinde kendisi Türklüğe ve Osmanlılığa derin bir inanç ve sevgiyle bağlı milliyetçi bir Türk ve bir Osmanlı efendisidir. Bu hususlan okuyucular kitabın hemen her sahifesinde görüp anlayacaklardır. Öte yandan Hayrettin Bey, romantik diyebileceğimiz ölçüde, bir idealisttir. Bir yandan Osmanlı Devleti'nin son yüzyıllarda uğradığı veya uğratıldığı felâketlerin en büyük sebepçileri arasında Rusya yı ve Rus çarlarını görür, bu durumu bir çok gerçek belgelerle belgelerken, öte yandan hemen herkesi bir hayli yadırgatacak bir görüşü âdeta inat ve ısrarla savunur: Türkler ve Ruslar bir bütün olarak birleşmeli (yani hiç değilse federatif bir sisteme yönelmeli) böylece birlikte emperyalist batının karşısına dikilmelidir. Özetlemek gerekirse Osmanlı İmparatorluğu nun yıkılmasını gerektiren ve bunu hazırlayan en büyük ve asıl kaynak emperyalist batıdır. Bu batının başta gelen devletleri de İngiltere ve Fransa'dır. Rusya: a Bu devletlerle olan siyasî rekabet yüzünden, b Yine bu devletlerin kışkırtıcılığı yüzünden Osmanlı İmparatorluğunu yıkma ve onu bölüşme işlerine katılmıştır.

10 12 Yazarın Rusya hakkındaki görüşlerinin doğru ve haklı olmasına ihtimal vermek elbette akla ve mantığa kolay kolay sığar şeylerden değildir. Ancak onun, emperyalist batının ve özellikle İngiltere ile Fransa devletlerinin hakkındaki görüşü gerçeğin tâ kendisidir. İngiltere ve Fransa, Emin Bülend in: Garbın cebîn-i zâlimi affetmedim seni; Türk üm ve düşmanım sana, kalsam da bir kişi, diyerek ve haklı olarak «kin» duyduğu emperyalist Türk düşmanı batı olmaktan tâ ilk zamanlardan bugüne kadar bir an bile geri durmamışlardır. En son Kıbrıs meselesi karşısında İngiltere ve Fransanın takındıkları çok açık düşmanlık tavrı bunun en son ve en kesin belgesidir. Hayrettin Bey, meşhur Kırım Savaşı nın meydana gelmesini hazırlayan sebeplerin başında, çok daha öncelerdenberi sürüp gelen ve bununla birlikte asıl ondokuzuncu yüzyılın ilk yarısında tam bir bunalım şeklinde patlak veren «Kudüs Meselesi»ni göstermektedir. Basit ve mahallî bir mezhep çekişmesi olan Kamame Kilisesi kavgası yazara göre bu iki batı devleti tarafından bilhassa büyütülüp derin bir bunalıma dönüştürülmüştür. Gayet tabiî olarak bu bunalıma dönüştürme işinin temelinde, onların Ortadoğu daki menfaatleri ile birlikte, Osmanlı Devleti'ni yıpratıp parçalama emelleri yatmaktadır. Batılılar, başta İngiltere ve Fransa olmak üzere, daima bu sinsi ve düşmanca gayenin peşinden koşmuşlardır. Yazar bütün bu hususları kesin belgeler ve mantıklı ifadelerle gerçekten başarılı bir şekilde gözden geçirmekte, İngiltere ile Fransa'nın

11 hiç bir zaman Türk dostu olmadıklarını ve olmayacaklarını ispatlamaya çalışmaktadır. Ancak onun bu haklı görüşünün, belgelere dayalı tahlillerinin sonucunda vardığı kanaat gerçekten duygusal ve romantiktir. Bu kanaat hemen hemen şöyle özetlenebilir: «O halde bu katı ve kindar batının karşısına, bizler Rusya ile bir bütün olarak dikilmeliyiz. Batı batılı bir bloktur. Rusya ise bizim gibi doğuludur; biz de onunla doğulu bir blok kurabiliriz.» Hayrettin Bey'in bu tezinin geçersizliği ve tutarsızlığı ölüm tarihini öğrenemediğimize göre belki de kendisinin daha sağlığındaki en son bir örnek ve onu izleyen öteki örneklerle bir kere daha anlaşılmıştır. Çünkü bu kitabın yayınlanışından üç dört sene sonra patlayan Birinci Dünya Savaşı nda Rusya Osmanlı Devleti ile işbirliği yapmak şöyle dursun en büyük düşmanı olarak karşısında cephe almıştı. Sovyet ihtilâlinden sonraki çeşitli düşmanlık belirtileri ise bu kitabı okuyacak olanların da hatırlayacakları kadar yenidir. Biitün bu ifadelerle şu noktayı belirtmek istedik- «Kırım Savaşı nın Siyasi Tarihi» adlı bu eserde dikkate değer iki husus vardır. Bunlardan biri yazarın gö rüş ve inançlarıdır. Eski deyimle, kendi «siyasî içtihad»ı olan bu birinci hususa katılmak gerçekten zordur. Ne var ki ikinci husus, yani Kırım Savaşı nı hazırlayan tarihî ve siyasî sebeplerin tahlili gerçekten ustacadır; çok esaslı araştırma, çalışma ve bunları değerlendirme ürünüdür. Kitap özellikle bu bakımdan okunmaya ve üzerinde durulmaya değer bir nitelik tanımaktadır. 13

12 14 Son olarak bir noktaya daha temas etmeyi uygun buluyoruz: Yazann en büyük kusurlarından biri de, ilmî bir inceleme yaparken sık. sık hissîliğe kapılması, bu arada edebî ve sanatlı bir üslûb kullanmaya çalışırken fikir ve anlatını düzenini yitirmesi, bazı zamanlar lüzumsuz ayrıntılara girmesidir. Bütün bunların sonucu olarak kitabın bölümlerinde sadeleştirme yaparken tam bir anlatım ve düşünce birliği sağlamak gerçekten zor, hattâ bazı yerlerde imkânsız olmuştur. Bu itibarla okuyuculardan, böyle yerler için, şimdiden bizi bağışlamalarım rica etmek ve elimizden ancak bu kadar geldiğini belirtmek isteriz. Bizde özellikle cumhuriyetten bu yana gerek daha dar ve daha yoğun olaylar, gerekse büyük ve önemli dönemler üzerine geniş, bilimsel ve değerli incelemeler yapılmış, bunlar çeşitli kitaplar halinde yayınlanmıştır. Hayrettin Bey in «Kırım'ın Siyasî Tarihi» adlı eseri, sonraları çok gelişen ve «Siyasî Tarih» adını alan bu türdeki çalışmaların ilki sayılabilir. Bu nokta göz önünde tutulacak olursa, onun birtakım kusur ve noksanların, hoş görebilmek daha kolaylaşacaktır. Şemsettin KUTLU

13 YAZARIN ÖNSÖZÜ Yirminci yüzyıldayız. Bu yüzyılı idrâk edenler, bu yüzyılda yaşamaya lâyık olduklarını ispat etmek mecburiyetindedirler. Gerçi insan bildiğimiz mahlûktan başka bir şey değildir; bin türlü kusur ve leke ile mahsur ve hastadır. Lâkin yeryüzünde insanoğlunun görüşleri ve düşünüşleri birbirinden ne kadar farklı olursa olsun mademki tabiat kanunu: Benî Adem âzâ-yı yekdiğerend ve: Mûr der hâne-i hod hükm-i Süleyman dâred (1) gibi iki ebedî ve ezelî kavramı ortaya koymuştur. Mademki her felâket o yüce hükümlerden uzaklaşmak ve her saadet yine o medeniyetin, insanlığın temeline dikkat edip önem vermekle mümkündür; bu gerçekler dikkat ve üvanıklıkia göz önünde tutulursa bütün insanlara düşen en mukaddes görev derhal kendiliğinden ortaya çıkar. Ondokuzuncu yüzyılın ihtiva ettiği devirleri ve olayları nasıl tertip ve taksim etmek lâzım gelirse gel- '1) Birinci mısr&ın anlam : İnsanoğlu birbirinin birer parçasıdır-, ikinci mısrâmki ise: «Kannca bile kendi evinde Peygamber Süleyman'ın hükmünü yürütür».

14 16 sin, bütün milletler ve kavimler için ortaya çıkacak hü küm... Bütün dinlerin ve mezheplerin birlik olarak ve aynen kabul edip pekiştirecekleri en başta gelen esas, insanlıktan ibarettir, ki bıı da insanlık denilen topluluğun yüce ve kutsal direği olan o iki mübarek ve aziz kavramın içinde bulunmaktadır. Bin türlü bağlantılar, yüz bin türlü sebep ve meselelerle bir karma karışıklık âlemi içinde yaşayan in sanların, daha doğıusu bitkisel bir gelişmeye mahkûm gibi görünen Âdem in çocuklarının isterse kaç yüzlerce sene sonra olsun Avrupa da bugün bir uyanıklık eseri ile seçkinleşmiş olduğunda hiç şüphe yoktur. Artık herkes biliyor ki kanunun üstündeki bir ku\ vet nasıl kötü ve pis, yada gayrı makbûl ise, adaletin üstünde bir kanun da öylece tasavvur edilemez, akla vatkm değildir ve olamaz. Şu açık seçik gerçeklere göre, insanlık topluluğunun yegâne saadetinin «Hâkimiyet-i Milliye» olduğu ondokuzuncu yüzyılın her tarafta uyandırdığı önemli inkılâplarla gerşekleşip anlaşılmış; insanca yaşamak, insanlıkla bir olan meşrû hukuka sahip bulunmanın ancak milletin aynı inançta birleşmesiyle meydana gelebileceği, her türlü şahit ve belgelere ihtiyaç göstermeyecek, mutlak bir gerdek mahiyetini kazanmıştır. Artık güneş gibi açık ve ortada, güneş kadar in sanlara çok lüzumlu olan bu gerçeği tarife ve vasıflandırmaya sebep yoktur. Bir milletin timsali olan Millet Meclisi karşısında en büyük mevkilerin büyüklüğü, ehemmiyeti sadece hakka, adalete inhisar eder ve dayanırsa o millet tam bir güven içinde bakışlarını geleceğe çevirebilir.

15 Bir memlekette devlet kuruluşu, hükümet kurulucu milletin kabul eiip ortaya koyduğu usûl ve kanunları yürütmekle görevli bir âletten ibarettir. Büyük küçük her devlette, her hükümette uyulması gereken şeyin bir veya birkaç şahsın fikirleri ve tasavvurları olmamak lâzam gelir. Çünkü öyle olunca kanunların verimlerinin semeresi olan hak ve adaletin yerine getirilmesi imkânı kalmaz; dünyadan ve olup bitenlerden habersiz insanlar bir çobana teslim edilen bir hayvan sürüsü derecesine inerler. Lâkin, çok yazık ki, doğuda şimdiye kadar öyle olduğu içindir ki Koca Osmanlı devleti de devlet hukukunde bile garip bir bahis teşkil edecek acaip hırslara ve ihtiraslara kurban olmaktan kurtulamamıştır. 17 Gariptir ki büyük bir insanlık topluluğunu daima dağın etmekten başka bir işe yaramayan ve insanlık ve medeniyet tarihinin kınamalarından ve tenkidlerinden hiç bir vakit kurtulamayacak olan kan dökücü saldırganlıklar, ümitsizce çatışmalar hep vicdan meselelerine dayanmaktadır. Bu meselede en büyük sorumluluk sebebi bir cidâl-i kadîm (1) bahanesinden ibarettir Çok daha gariptir ki, iki yüzyıldan fazladır, Türkive ile çarpışmaktan bir türlü geri kalmayan ve ondokuzuncu yüzyılda olsun artıik insaflı olması gereken diplomasi, Rusya yı bizden daha fazla bedbaht etmiştir. Rus diplomatları, Rus devletinin dizginlerini ellerinde tutanlar daima bizimle uğraşmış; Rusya'yı katiil) Bizzat yazar tarafından atti çizilmiştir. Eski çekişme, eski düşman, lık bitip tükenmez bir savaş ifibi bir anüama gelmektedir.

16 18 yen düşünmeyerek daima Türkiye yi yerle bir etmeye savaşmıştır. Halbuki Balkan felâketleri Rusya ya hiç bir şey kazandırmamış, birçok elem verici, fecî facialar bütün bir ülkenin halkının kan selleriyle ebediyete kadar lekeli olarak bırakmıştır. Felâket (için) en büyük akıl verici ve uyandırıcı derstir, derler: Osmanlılığı esirlik derecesine indirmek için durmaksızın birbirini takip eden teşebbüsler, müzakereler... adı ve izi ebediyyen pâyidâr kalacak olan milletin mücahedesinin vatanseverlik dolu yüceliğin karşı göz açıp kapayacak kadar kısanın kısası sayılacak az bir zaman içinde mahv ve perişan olmuş, artık batmak üzere bulunduğu sanılan Osmanlılığın parlajk güneşi bütün göz alıcı parıltıları, bütün tantanası ile gözlerimizi kamaştırmaya başlamıştır (1). Rusya ise, Japonya ya yenilgisinden, o dehşetli bozgundan sarsılmış, artık (kendisi) uyanmak ve uyandırılmak ihtiyacında kalmıştır (2). Demek isterim ki her iki devlet felâkete uğramış, her iki millet uğradığı felâket yüzünden uyanmaya yönelmiştir. Şu halde uyanmanın bahşettiği «Hakimiyeti Milliye» artık görevini yerine getiı^neli ve gerçekleştirmeli değil midir? Artık diplomatlar, milletin dizginlerini ellerinde tutanlar; bin türlü menfaat bağlarıyla birbirlerine bağcı) Bu satırlar, büyük ümitler uyandıran, 1908 meşrutiyetinin ilk yıl. larında yazılmıştır. İyimserlik buradan gelmektedir. (2) Rusya, meşrutiyetten üc yıl önce. Uzakdoğu da Japonlara yenilmişti

17 lı olan ya da olması lâzım gelen iki büyük milletin Y Makyavel i rahmetle andıracak uğursuz bir anlaşmazlık ve geçimsizliğe gitmesine delâlet etmemeli ve dememelidir. Kanaatimce bu gayret ve hizmet, bu çaba ve himmet medeniyet dünyasında sözünü en iyi bir şekilde geçirebilecek olan millet meclisleriyle basının görevidir, Bugün her iki millet hemen mutlu bir geleceğe anlayış ve kavrayış dolu bakışlarını dikmeli, geleceğin gerçeklerini görmelidir. Meşrutiyet «Şark Meselesi»nin en başta gelen temeli olan vicdan emirlerine ait cenk ve kavga sebeplerini ortadan kaldırmıştır. Artık tutulacak yol, her iki taraf için de, kesin olarak belirlenmiş ve kararlaştırılmıştır. Hele ki <mazâ ma mazâ!» (3) demeyecek akıllı bir kimse (de) kalmamıştır. Osmaniı ve Rus milletlerinin anlaşması, hattâ birleşmesi için şimdiye kadar alınan dersler ve edilen imtihanlar fazlasıyla yeter de artar da. Artık bunda tereddüt edecek bir Osmaniı yurtseveri, va da Rus yurtseveri tasavvur edemem. Rus yurtseverleri ki meşrutiyet için canlarım feda etmeleri lâzım gelir bugün Osmaniı meşrutiyet hükümetini (kendilerine) pek kıymetli bir yardımcı bileceklerdir. Artık Rusya, Osmanlılığa mahsus olan temiz ve nezih dostluğu ve kardeşliliği ve bu duyguların mahsulü olan iyi niyeti takdirden âciz değildir. Geleceğin hayaleti önünde bir celâdet kıvılcımı kesilecek iki büyük millet vardır: Bunlar da Osmaniı ve Rus milletleridir (4). 19 '3) «Geçmiş geçmiştir, geçmiş unutuîmahdır». anlamına. (4) Yazann bu fikirleri bir İnançtan çok daha fazla bir temenni an. lamı taşımaktadır. Yoksa onun gibi değerli bir tarihçinin buna inanabi(leca&i kolay kolay tasavvur edilemez.

18 20 Biz, Rusya dostluğunun bizim için, bütün merkezî devletlerin (Bunlar, o günün ortamı içinde batı devletleridir) bütünün kardeşliğine ve dostluğuna eşit bir önem taşıdığını takdir ve itiraf ederiz. Lâkin OsmanlIların kardeşliği de Ruslar için aynı derecede değerlidir; bunun böyle olduğu da bir gerçektir. Elverir ki eski insanlık dışı hırsların ve düşmanlığın mahiyeti takdir olunsun. İşte bu fikir ve inançla Kırım Savaşı'nın siyasî bir tarihçesini ithaf ve takdim ediyorum. Bunun önemli bir kısmını inkılâptan (iıkinci meşrutiyet) önce yazmıştım. Pdk çok şeyleri sükûtla geçiştirmiş, pek çok şeyleri de kapalı geçmiştim. Allah a çok şükür bugün rahatça konuşmak hürriyeti, fikir ve dürünce hürriyeti beni daha geniş muhakemeler yapmaya yöneltti. Bununla birlikte görüşlerimde bir deği'şme olmamıştır. Vicdanımın hükmüyle doldurduğum bu sahifeler her türlü garazdan ve taraf tutmaktan uzak, aykırı düşüncelerden ve mübalağalardan arınmıştır. İnsanlar için, yukarıda sözünü ettiğim iki kavram kadar önemli bir akla yatkın sebepler ve tesirler olmadığından, bunlara dayanarak yazdığım şu eserde hangi bölüm okunursa okunsun sadece bir maksat, sadece bir çıkarılmalıdır ki bu da Osmanlı ve Rus devlet ve milletlerinin devamlı dostluk ve kardeşliğidir. Her Osmanlı bunu istemeli, her Rus da bunu istemelidir. Meşrutiyet taraftarı olan iki memleket basını aynı temelden hareket ederse özgürlüklerimiz için öyle sağlam ve büyük bir dayanak vücuda getirebilirler ki kâinat bir araya gelse artık, doğu, kavgava ve çekişmeye

19 alet olmaz. Tam tersine bütün yabancılara karşı bir hikmet ve marifet üstadı, insanlığa yol gösteren bir mürşit olabiür. Tradition Politique (1) adı altında yüzyıl lardanberi süre gelip duran ihtiraslar ve saldırganlıklar plânları, hakimiyeti milliyeye karşı arlık önemini bütünüyle kaybetmiştir. Bunda kimsenin şüphesi yoktur, ya da şüphesi kalmamıştır. Fakat şu yirminci yüzyılda bu kadarı (da) yetmiyor. Daha ileri gitmelidir. Geçmişin siyah levhalarını patça parça etmeli, büyük bir iyi niyetle el ele vermelidir. Bundan sonra hükümetler, diplomatlar geçmişe dönmeye değil, ona bakmaya bile izinli olmadıklarını bilip öğrenmelidirler. Bunun için gerek Rusya da, gerek Türkiye de şu iki büyük millet ve devletin karşılıklı menfaatlerinin temelini inceleyerek devamlı ve samimî bir kardeşlik temin edebilmek üzere senatörlerden, milletvekillerinden, devlet adamlarından mürekkep büyük heyetler kurulmalı, iki memleketin bütün cemiyetlerini, bütün basınını samimî nutuklar, mantıklı makaleler, doğru fikirlerle kardeşlik ve samimiyete doğru yöneltmelidirler. Her iki memlekette bu maksat uğruna büyük siyasî kulüpler vücuda getirilmelidir. İki millet, bahsedilen teşebbüslere başlandığı gün siyaset âleminde en kesin şekilde bir adım daha ileri gidecek, hele özellikle doğu'da kan dökmenin son bulduğu kesinlikle ilân edilmiş olacaktır. Şurası muhakkaktır ki Batı, Doğu'nun bu anlaşmasını can ve gönülden alkışlar ve «Şark meselesi»nin 2) (1) Geleneksel siyaset veya siyasi gelenek gibi anlamlara.

20 22 bizcesi, yahut Türkçe ve Rusçası yavaş yavaş ortadan kalkar... Almanya ile Avusturya bu politikadan asla zarar görmez, tersine bunu ister. Çünkü Bismark m İstanbul hakkındaki hırsları bugün Almanya da bile unutulmuş hayâllerinden sayılsa gerektir. Avrupa diplomatları doğu ya mahsus harika olaylara yeni bir ek teşkil edebilecek öyle ciddî bir Siyaset karşısında bulunacakları gün, kendi devletlerine yeni öir vazifenin yöneltilmiş olduğunu anlayacaklardır. Bu muazzez vazife ise Lahey Konferansı nda ortaya atılan «silâhların ve silâhlanmanın terki» gibi önemli bir teklif adına bütiin başkentlerde birer «mücessem insanlık heykeli» yapmak olacaktır.

21 Bu Kitabın Scrgiizeçtl Sadaret makamı tercümanı idim. Rahmetli sadrazam Halil Rifat Paşa ya hem tercümanlık, hem müter7 cimlîk ediyordum. Asıl ve esası, başlangıcı ve kaynağı Girit olan Yunan muharebesi (1) hükümeti halecan ve heyecan içinde bırakmıştı. Sadrazam savaş taraftan olup, bu düşüncesinde pek ısrarlıydı. Bunun için meydana çı kacak neticeyi büyük bir sabırsızlıkla bekliyor, savaşıl safhalarını adım adım izliyordu. Başkumandandan (gelen) telgraf haberleri, kesin başarının ortaya çıkmasına kadar, bol olmak şöyle dursun âdeta nadirdi. Rahmetli paşa ise meseleleri pek enine-boyuna düşünen bir zat olduğundan, sonsuz bir merak içindeydi. Öylesine ki İngiliz savaş muhabirlerinin savaş alanlanndan mütemadiyen çekip durdukları telgrafların kopyalarını aldıkça derhal ya şifahî olarak yahut da yazılı olarak tercüme ettirir ve vaktiyle Tesalya'da görevli de bulunmuş olduğu için, muhabirlerin bölge bölge bildirdikleri haberlerden manâ çıkarmakta isabet ederdi. Savaşın devamı sırasında, sabahlara kadar beklendiği vakitlerde bile, rahmetli yatak odasına çekileceği sırada yeni bir telgraf olup olmadığını sorar ve varsa anlayıp dinlemeden dairesine gitmezdi. Bir müddet böyle beklemekle geçti. Sonra Milona geçidi ele geçi (1) 1897 T ürk -Yunan Savaşı,

22 24 rildi, Yenişehir'e girildi. Artık sevincimize son ve sınır yok. Zafer zaferi takip edecek. Birkaç sene evvel rahmetli Eyüp Paşa Atina'yı hedef olarak almıştı. Şimdi de öyle olacak; Atinaya gireceğiz, işimiz iş... Son verdiklerimizi, o kalbimizden koparıp. ağlaya ağlaya, inleye inleye vermiş olduğumuz kıymetli yerleri geri aldıktan başka, istediklerimizi de alıvereceğiz; artık her şey elimizde... Son elemli Rusya savaşından sonra (2) harpsiz, darpsiz birçok kanlar dökmüş, birçok yerler kaybetmiş olan zavallı milletin yeisi ve bitkinliği zaten son derecede olduğundan. Yunan şamatalarına karşı gerek halk tabakası ve gerekse aydınlar sanki elle tutulup gözle görülür bir öfke kesilmişlerdir. Başarı müj desi gelince artık kendisini dev aynasında görmekten vazgeçmeyen, Rum azınlıklarımızı kandırıp yollarını sapıttırarak iç güvenliğimizi berbat etmekten çekinmeyen, büyük bir devlet katlar kıymetli takat Osmanlılarca ondan da aziz ve muhterem olan Girit (Akdeniz Hâkimesi) adamızı elimizden çıkarmak isteyen şımarık komşuya bir şiddet ve ibret dersi vermek bütün milletin fertlerinin tek emeli olmuştu. Ne beyhude, emel ne gerçekleşmesi imkânsız hayâl!.. Avrupa hükümdarları şefkat ve merhamete geldiler. Politika fabrikası olan diplomatlar telâşa başladılar. Türkiye ye mahsus olmak üzere bir karar verdiler: «Boş yere ilerilere gitmeyiniz, çünkü mutlaka ve herhalde gerisin geriye döneceksiniz!» dediler. Biz di O M îî.m h - flui. 'Sav * M

23 şaştık, kala kaldık. Ne diyeceğimizi şaşırdık ya da; her ne dedikse, her ne diyebildikse dedik! Lâkin kendi kendimize bile dinletemedik. idi! Bu (manevî) bozgun ne kadar ağır, ne kadar acı Hiç aklımdan yıkmaz. Birgün tercümanlık odasında gama, endişeye kedere dalmış bir halde iken «düvel-i muazzama» (1) elçileri adına baştercümanlan geldiler. Hariciye Nazın na,'yukarıdaki) bildiriyi toplu bir halde verip gittiler. Namusuna, vicdanına, î isafına güvendiğim Mösyö Roe, bu görevin bitiminden sonra yeniden yanıma geldi. Kendisini görür görmez artık sabrım tükendi. Serzenişti bir şekilde konuşmaya başladım: «Avrupa bizden ne istiyor, bizim bütün suçumuz Müslüman oluşumuz nudıır? Harbettik, galip geldik. Hakkımızı alacağız, hukukumuzu muhafaza edeceğiz. Avrupa niçin bırakmıyor? Eğer Yunanlılar galip gelseydiler... O zaman Avrupa bu işe karışacak mıydı? Mahrumiyet yalnız bize mahsus mu? Hakkaniyet ve adalet bu mu?...» dedim. Karşımdaki endişeli bir şekilde tebessüm cevap verdi: ederek «Evet, bu dedikleriniz hep doğru. Hem de pek haklı, pek doğru. Lâkin ben size Avrupa nın bu devlet (Osmanlı Devleti) hakkmdaki politikasını kısaca özetleyeyim: Bundan sonra Avrupa devletleri, yazık ki, Os H) Büyük devletler: İngiltere. Rusya. Fransa. Almanya. (Avusturya. Macaristan.)

24 26 manii Devletine savaş yoluyla pe kadar toprak alırsa alsın bir kanş yer bile vermeyecektir. Bu artık bütün devletlerce kararlaştırılmış, değişmez bir devletler kuralı şekline girmiştir. Bunun ilçin o fikirden vazgeçmelisiniz.» Ben: Kimsenin yerinde yurdunda gözümüz yok. Biz zaten bizim malımız olan bazı topraklan geri alacağız. Buna o devletler ne kanşır?» Samimi dostum benim aşın üzüntümü anlamıştı: «Evet, öyle ama; yazık ki bu kararın değişmesi imkânsızdır. Türkiye'ye, isterse önceleri kendisine ait olmuş olsun, bir kanş yer bile geri verilmeyecektir.» dedi, gitti. Ben bunun üzerine artık cevap veremedim, tıkandım kaldım. Kendi kendime söylenmeye başladım: Evet, artık biz medenî haklardan düşürülmüşüz. Artık biz Avrupa haritasında fazla bir cins mahlûk imişiz. Artık biz vücudu olmayan bir varlık haline gelmişiz. Açık söyleyelim: Yavaş yavaş şimdilik Avrupa kıtasından yok olmaya mahkûmuz vesselâm. Niçin? tşte müthiş bir soru! Evet, yarım yüzyıl önce bizi mahvolmaktan kurtarmak, Avrupa'nın banşmı ve güvenliğini emniyet altına almak, yahut Avrupa devletler muvazenesini korumak için kesin müttefik tanımak yolunda uzun uzadıya görüşmeler yapılmış, anlaşmalar düzenlenip kararlaştırılmış, Fransızlar ve îngilizler ülkemize çuvallarla altın dökmüşler... Sadece bu iki devletin büyük milletleri, savaş meydanlannda vüz binden fazla kur

25 11 banlar vermişler (D... Bir seneden fazla Akdeniz yüzierce savaş gemisi, binlerce askerî taşıt gemisiyle çalkanıp durmuş. Adı gibi korkunç, zifirî karanlık bir kış gecesi kadar dehşetli olan Karadeniz kıyılarında, dağlarda, tepelerde, bataklık içinde, kale ve istihkâm yığınları altında... Üç yüz binden mutlaka pek daha çok ana baba evlâdı helâk toprağına serilmiş. Kitaplıklar dolusu yazılar yazılmış. Tam iki sene içinde birçok kereler boğaz boğaza gelindikten, yazın şiddeti, kışın şiddeti birçok zayıfları bitirdikten, ovalar, bataklıklar mezarlık haline girdikten, hasılı kaza ve kader hükmünü bütünüyle yeniıne getirdikten sonra Paris Kongresi yapılmış. Burada galip ve mağlûp bir karar imzalamış: Osmanlı Devleti'nin ülke bütünlüğü -losmanlı İstiklâli! Aradan birkaç sene geçmiş; bu karar bütün zihinlerden çıkmış, ya da çıkarılmış. O kararın hükmü paramparça edilmiş. «Ülke bütünlüğü» kelimeleri kararsız birtakım hecelerden ibaret kalmış. Bunların yerine «devletin taksim edilmesi, bölünmesi» geçmiş. Dost, düşman el ele vermiş; biz içeriden onlar dışarıdan olmak üzere (2) muntazam ve pek süratli bir kazma-kürek yarışmasıyla altı yüz senelik çok büyük ve gösterişli bir yapının temellerini sökmeye başlamıştır. Gariptir ki sonuç bakımından her iki tarafta da bir uyarma. (1) Kınm Savaşı ve ondan sonraki gelişmelere temas ediliyor. \2) Bilindiği gibi bu söz Tanzimat döneminin ünlü ve değerli devlet adamlarından Fuat Paşa*ya attir. Fuat Paşa, birgün bir yabancı diplomata: «Asırlardanberi sizler dışarıdan, bizler içeriden çalışıyoruz; yine de bu devleti yıkamadık. Demek ki dünyanın en kuvvetli devleti Osmanlı İmparatorluğu imiş.*

26 2$ ders alına belirtisi görülmemiş. İnsaflılık, haklılık (kuru birtakım saçma sapan Jâflardan ibaret sayılmış. Niçin? Çünkü biz ettiğimiz ahdi yerine getirmemişiz. Paris Kongresi nde söylediklerimizi çarçabuk unutmuşuz. Baskı görmedikçe, zorlanmadıkça vazifemizi bile aklımıza getirmemişiz. Avrupa ilerledikçe biz gerilemişiz. Hele bir zamanlar miskince entrikalarla, kişisel niyet ve maksatlar uğrunda devlet hukukunu, milletin haklarını canımızın istediği gibi feda etmekten bile çekinmemişiz. İngiliz politikasını da kırıp geçmişiz. Tepemize darbeler indikçe bir sülük gibi yapışmış, kanımızı emip durmuş olanların sadece yüzden olan «vah vahaları ile yetinmişiz. Düşmanın her hamlesinden doğan bozgunda, devletlere hiç bilip anlamadığımız bir taklit dili ve tavrı ile protestolar çekerek (sanki böylece görevimizi yerine getirmişiz gibi) bol bol nefesler almışız. Gerçekte ise: çünkü zavıf. dciim-a kuvvetlinin hükmü karşısında zebundur; işte onun için!.. Bununla birlikte, bize ait kusurlar o kadar çoktur ki saymakla bitmez. Lâkin Avrupa devletleri (de) Türkiye nin bu felâketli durumundan sorumlu değil midirler? İnsanlık tarihinin karşısında Avrupa politikası hiç bir zaman sorumlu olmaktan kurtulamaz. Ne çare ki devletlerce ötedenberi insanlık kitabı sadece güçsüz olan milletlere okutturulan ufacık bir elifbâ (alfabe) parçasından ibaret, insanlık, medeniyetin annesi olduğu halde onun e,n büyük düşmanı sayılıyor. Politika adına: Ana da, evlât da birbirlerini inkâr ediyorlar; birbirlerinden uzaklaşıyor ve nefret edivorlar.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük YURDUMUZUN İŞGALİNE TEPKİLER YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 19.yy.sonlarına doğru Osmanlı parçalanma sürecine girmişti. Bu dönemde

Detaylı

Başbakan Yıldırım, Mersin Şehir Hastanesi Açılış Töreni nde konuştu

Başbakan Yıldırım, Mersin Şehir Hastanesi Açılış Töreni nde konuştu Başbakan Yıldırım, Mersin Şehir Hastanesi Açılış Töreni nde konuştu Şubat 03, 2017-5:56:00 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım, Mersin Şehir Hastanesi'nin ve yapımı tamamlanan

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI BAŞLANGIÇ

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI BAŞLANGIÇ TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI BAŞLANGIÇ Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz

Detaylı

AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ

AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ 1. Osmanlı İmparatorluğu nun Gerileme Devrindeki olaylar ve bu olayların sonuçları göz önüne alındığında, aşağıdaki ilişkilerden hangisi bu devir için geçerli

Detaylı

OSMANLI BELGELERİNDE MİLLÎ MÜCADELE VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

OSMANLI BELGELERİNDE MİLLÎ MÜCADELE VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK T.C. BAŞBAKANLIK DEVLET ARŞİVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayın Nu: 88 OSMANLI BELGELERİNDE MİLLÎ MÜCADELE VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK A N K A R A 2 0 0 7 1 P r o j e Y ö n e t i c

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ü Ölümünün 78. Yılında Saygı ve Minnetle Anıyoruz

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ü Ölümünün 78. Yılında Saygı ve Minnetle Anıyoruz ANMA PROGRAMI 1. Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı 4 2. Çeşitli Yönleriyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk 10 (Yrd. Doç. Dr. Levent KALYON) 1. Resimlerle Atatürk 15 2. Kendi sesiyle Atatürk 18 2 Beni görmek

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı nı sona erdiren antlaşmadır. Bu antlaşma ile Misak-ı Milli büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Şekil 1. Kasım 1922 de Lozan Konferansı

Detaylı

Takvim-i Vekayi Gazetesi (1831)

Takvim-i Vekayi Gazetesi (1831) Takvim-i Vekayi Gazetesi (1831) Osmanlı Devleti sınırları dâhilinde 1831 de yayınlanmaya başlanan ilk Osmanlı Türk gazetesidir. Haftalık olarak yayınlanan ve Osmanlı Türkçesi dışında Arapça, Ermenice,

Detaylı

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Yrd. Doç. Dr. Turgay CİN* 3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Ortodoks Hıristiyanlık hukukunda vakıf var mı, yok mu, bir sorgulayın. Birinci sorum bu Hıristiyan

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

BATI CEPHESİ'NDE SAVAŞ

BATI CEPHESİ'NDE SAVAŞ T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TEOG ÇIKMIŞ SORULAR - 3. ÜNİTE Batı cephesinde Kuvâ-yı Millîye birliklerinin faaliyetlerini ve düzenli ordunun kurulmasını değerlendirir.türk milletinin Kurtuluş Savaşı

Detaylı

MARUF VAKFI İSLAM EKONOMİSİ ENSTİTÜSÜ AÇILDI

MARUF VAKFI İSLAM EKONOMİSİ ENSTİTÜSÜ AÇILDI MARUF VAKFI İSLAM EKONOMİSİ ENSTİTÜSÜ AÇILDI Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Maruf Vakfı Genel Merkezinin Açılışına Katıldı. Maruf Vakfı Genel Merkez açılışı, Vakfımızın Zeytinburnu ndaki merkezinde

Detaylı

20 Derste Eski Türkçe

20 Derste Eski Türkçe !! 20 Derste Eski Türkçe Ders Notları!!!!!! Cüneyt Ölçer! !!! ÖNSÖZ Türk Nümismatik Derneği olarak Osmanlı ve İslam paraları koleksiyoncularına faydalı olmak arzu ve isteği île bu özel sayımızı çıkartmış

Detaylı

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SOSYAL BiLiMLER LiSESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 ic;indekiler I ÜNiTE: BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 1. BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 A. COGRAFYA KESiFLERi

Detaylı

İNSANIN YARATILIŞ'TAKİ DURUMU

İNSANIN YARATILIŞ'TAKİ DURUMU 25 Ders 3 İnsan Bir gün ağaçtan küçük bir çocuk oyan, ünlü bir ağaç oymacısı hakkında ünlü bir öykü vardır. Çok güzel olmuştu ve adam onun adını Pinokyo koydu. Eserinden büyük gurur duyuyordu ama oyma

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Server Dede. - Server baba şu Bektaşilerin bir sırrı varmış nedir? Diye takılır, sula sorarlardı.

Server Dede. - Server baba şu Bektaşilerin bir sırrı varmış nedir? Diye takılır, sula sorarlardı. Server Dede Sultanahmet Meydanı nda Tapu ve Kadastro Müdürlük binasının arka tarafına geçerseniz, bir incir ağacının altında 1748 tarihli enteresan bir mezar görürsünüz. Mezarın baş kitabede buradan yatan

Detaylı

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 29 EKİM TÖRENLERİ Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 1923 Cumhuriyet ilân edildi. Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk

Detaylı

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders XIX. YÜZYIL ISLAHATLARI VE SEBEPLERİ 1-İmparatorluğu çöküntüden kurtarmak 2-Avrupa Devletlerinin, Osmanlı nın içişlerine karışmalarını

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

TEŞKİLATLANMA VE KOLLEKTİF MÜZAKERE HAKKI PRENSİPLERİNİN UYGULANMASINA MÜTEALLİK SÖZLEŞME

TEŞKİLATLANMA VE KOLLEKTİF MÜZAKERE HAKKI PRENSİPLERİNİN UYGULANMASINA MÜTEALLİK SÖZLEŞME TEŞKİLATLANMA VE KOLLEKTİF MÜZAKERE HAKKI PRENSİPLERİNİN UYGULANMASINA MÜTEALLİK SÖZLEŞME Bu sözleşme, ILO'nun temel haklara ilişkin 8 sözleşmesinden biridir. ILO Kabul Tarihi: 18 Haziran 1949 Kanun Tarih

Detaylı

Makamınız için en iyi ATATÜRK portreleri YETKİLİ TEDARİK FİRMASI

Makamınız için en iyi ATATÜRK portreleri YETKİLİ TEDARİK FİRMASI Makamınız için en iyi ATATÜRK portreleri YETKİLİ TEDARİK FİRMASI C umhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ün her zaman en kaliteli fotoğraflarından oluşan arşivimizi, en gelişmiş baskı teknikleri

Detaylı

KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA. ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya... (Özgün s.67)

KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA. ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya... (Özgün s.67) KOCAER 1 Tuğba KOCAER 20902063 KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA... Hepsi için teşekkür ederim hanımefendi. Benden korkmadığınız için de. Biz ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya...

Detaylı

14. ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ KONGRESİ

14. ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ KONGRESİ TÜRK-İŞ Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi 14. ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ KONGRESİ 25-27 Mayıs 2012 Nova, İbis Hotel - İstanbul Oturumlar Panel

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Kur'an-ı Kerimde tevafuk mucizesi Kainatta tesadüf yok, tevafuk vardır

Kur'an-ı Kerimde tevafuk mucizesi Kainatta tesadüf yok, tevafuk vardır Kur'an-ı Kerimde tevafuk mucizesi Kainatta tesadüf yok, tevafuk vardır Tevafuk birbirine denk gelmek, birbiriyle uygun vaziyet almak demektir. Tevafuklu Kur anda tam 2806 Allah lafzı pek az müstesnalar

Detaylı

Sevgili dostum, Can dostum,

Sevgili dostum, Can dostum, Sevgili dostum, Her insanı hayatta tek ve yegâne yapan bir öz benliği, insanın kendine has bir kişiliği vardır. Buna edebiyatımızda, günlük yaşantımızda ve dini inançlarımızda çeşitli adlar vermişlerdir.

Detaylı

15 Mayıs 2009 al-dimashqiyye Salonu

15 Mayıs 2009 al-dimashqiyye Salonu Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Bashar al-assad ın Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ve Bayan Hayrünnisa Gül onuruna verilen Akşam Yemeği nde yapacakları konuşma 15 Mayıs 2009 al-dimashqiyye

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

Konu: Turizmin gelişmesinde doğal güzellikler ve tarihi eserler mi yoksa tesisler mi daha etkilidir.

Konu: Turizmin gelişmesinde doğal güzellikler ve tarihi eserler mi yoksa tesisler mi daha etkilidir. Konu: Turizmin gelişmesinde doğal güzellikler ve tarihi eserler mi yoksa tesisler mi daha etkilidir. A Grubu: Turizmin gelişmesinde doğal güzelliklerin daha etkili olduğunu savunuyor. Birinci Konuşmacı:

Detaylı

ETKİNLİKLER/KONFERSANS

ETKİNLİKLER/KONFERSANS ETKİNLİKLER/KONFERSANS Anadolu'nun Vatanlaşmasında Selçukluların Rolü Züriye Oruç 1 Prof. Dr. Salim Koca'nın konuk olduğu Anadolu'nun Vatanlaşmasında Selçukluların Rolü konulu Şehir Konferansı gerçekleştirildi.

Detaylı

ÖRNEK SORU: 1. Buna göre Millî Mücadele nin başlamasında hangi durumlar etkili olmuştur? Yazınız. ...

ÖRNEK SORU: 1. Buna göre Millî Mücadele nin başlamasında hangi durumlar etkili olmuştur? Yazınız. ... ÖRNEK SORU: 1 1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı Devleti açısından, 30 Ekim 1918 de, yenilgiyi kabul ettiğinin tescili niteliğinde olan Mondros Ateşkes Anlaşması yla sona erdi. Ancak anlaşmanın,

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI, (1)

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI, (1) BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI, 1914-1918 (1) Topyekûn Savaş Çağı ve İlk Büyük Küresel Çatışma Mehmet Beşikçi I. Dünya Savaşı nın modern çağın ilk-en büyük felaketi olarak tasviri Savaşa katılan toplam 30 ülkeden

Detaylı

Risale-i Nurun kerametini gördüm.inayet altında olduğumuzu anladım.

Risale-i Nurun kerametini gördüm.inayet altında olduğumuzu anladım. MEHMET GÜNEŞ Risale-i Nurun kerametini gördüm.inayet altında olduğumuzu anladım. *Kendinizi tanıtır mısınız? 1956 doğumlu,kuyulu köyündenim. Kur an Kurslarına giderek Kur an-ı öğrendim.çok şükür daha sonra

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı

ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ DERSİ I.DÖNEM MÜFREDAT PROGRAMI

ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ DERSİ I.DÖNEM MÜFREDAT PROGRAMI HAFTALAR KONULAR 1. Hafta TÜRK DEVRİMİNE KAVRAMSAL YAKLAŞIM A-) Devlet (Toprak, İnsan Egemenlik) B-) Monarşi C-) Oligarşi D-) Cumhuriyet E-) Demokrasi F-) İhtilal G-) Devrim H-) Islahat 2. Hafta DEĞİŞEN

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

ALEXANDER RUSSEL WEBB-MUHAMMED

ALEXANDER RUSSEL WEBB-MUHAMMED ALEXANDER RUSSEL WEBB-MUHAMMED Benim araştırıcı, meraklı bir ahlâkım vardı. Her şeyin sebebini ve maksadını arıyordum. Bunlar için mantıkî cevaplar bekliyordum. Hâlbuki râhiplerin ve diğer Hıristiyan din

Detaylı

d-italya nın Akdeniz de hakimiyet kurma isteği

d-italya nın Akdeniz de hakimiyet kurma isteği I.DÜNYA SAVAŞI Sebepleri: a-almanya nın siyasi birliğini tamamlayarak, sömürgecilikte İngiltere ye rakip olması b -Fransa ve Almanya arasındaki Alsas-Loren bölgesi meselesi(fransa nın Sedan Savaşı nda

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÎLE FEDERAL ALMANYA CUMHURİYETİ ARASINDA 16 ŞU BAT 1952 TARİHÎNDE ANKARA'DA AKDEDİLMİŞ OLAN TİCARET ANLAŞMASINA EK PROTOKOL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÎLE FEDERAL ALMANYA CUMHURİYETİ ARASINDA 16 ŞU BAT 1952 TARİHÎNDE ANKARA'DA AKDEDİLMİŞ OLAN TİCARET ANLAŞMASINA EK PROTOKOL -. '. ' J ı 156 16 Şubat 1952 tarihli Türkiye Batı - Almanya Ticaret ve ödeme Anlaşmalarına Ek 21 Aralık 1954 tarihli Protokollerle Ekleri Mektupların Tasdikine dair Kanun (Resmî Gazete ile ilâm.- 2.II.

Detaylı

C D E C B A C B B D C A A E B D D B E B A A C B E E B A D B

C D E C B A C B B D C A A E B D D B E B A A C B E E B A D B 1- XIX. ve XX. yüzyılın başlarında. Osmanlı. Devleti her alanda çöküntü içinde olmasına karşılık, varlığını ve bağımsızlığını uzun süre korumuştur. Bu durumun en önemli nedeni, aşağıdakilerden hangisidir?

Detaylı

Vatan istilacılarına isyan edenlerin kırık utangaç hali, benim için, ibadetle olanların sert ve dik tavırlarından iyidir.

Vatan istilacılarına isyan edenlerin kırık utangaç hali, benim için, ibadetle olanların sert ve dik tavırlarından iyidir. Şeyh Şamil (k.s) in Sözleri Kahrolsun Sefil Esaret! Yaşasın Şanlı Ve Güzel Ölüm! Vatan istilacılarına isyan edenlerin kırık utangaç hali, benim için, ibadetle olanların sert ve dik tavırlarından iyidir.

Detaylı

O, hiçbir sözü kendi arzularına göre söylememektedir. Aksine onun bütün dedikleri Allah ın vahyine dayanmaktadır.

O, hiçbir sözü kendi arzularına göre söylememektedir. Aksine onun bütün dedikleri Allah ın vahyine dayanmaktadır. İslam çok yüce bir dindir. Onun yüceliği ve büyüklüğü Kur an-ı Kerim in tam ve mükemmel talimatları ile Hazret-i Resûlüllah (S.A.V.) in bu talimatları kendi yaşamında bizzat uygulamasından kaynaklanmaktadır.

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ BAKİ SARISAKAL RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ Türk tarihinin, matemli bir sahnesi daha kapandı. Karasudan, Teselya Ovasına, Alasonya Geçitlerinden, Kayalar

Detaylı

En İyisi İçin. Cevap 1: "II. Meşrutiyet Dönemi"

En İyisi İçin. Cevap 1: II. Meşrutiyet Dönemi Ne x t Le v e l Ka r i y e r 300ADET TAMAMIÖZGÜN ÇÖZÜMLÜAÇI KUÇLU SORU Kaymakaml ı k Sı navı nahazı r l ı k Tar i h Açı kuçl usor u Bankası En İ yi si İ çi n.. Necat i beycd.50.yı li şhanı Apt.no: 19/

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Emine Aydın. Resimleyen: Sevgi İçigen. yayın no: 104 ÇOCUKLAR için islâm TARiHi

Emine Aydın. Resimleyen: Sevgi İçigen. yayın no: 104 ÇOCUKLAR için islâm TARiHi yayın no: 104 ÇOCUKLAR için islâm TARiHi Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi editörü: Özkan Öze iç düzen/kapak: Zafer Yayınları Kapak illustrasyonu: Murat Bingöl isbn: 978 605 5523 16 9 Sertifika

Detaylı

DTİK TÜRK GİRİŞİMCİLER KURULTAYI. Açış Konuşması. Ömer Cihad Vardan, DEİK Başkanı. 26 Mart 2016, İstanbul

DTİK TÜRK GİRİŞİMCİLER KURULTAYI. Açış Konuşması. Ömer Cihad Vardan, DEİK Başkanı. 26 Mart 2016, İstanbul DTİK TÜRK GİRİŞİMCİLER KURULTAYI Açış Konuşması Ömer Cihad Vardan, DEİK Başkanı 26 Mart 2016, İstanbul Sayın Başbakan Yardımcılarım; Bakanlarım; Saygıdeğer Protokol; Çok Değerli Başkanlar; Dünyanın dört

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

IV.HAFTA XX.YÜZYIL BAŞLARINDA OSMANLI İMPARATORLUĞU

IV.HAFTA XX.YÜZYIL BAŞLARINDA OSMANLI İMPARATORLUĞU IV.HAFTA XX.YÜZYIL BAŞLARINDA OSMANLI İMPARATORLUĞU Osmanlı Devleti nin 19. yüzyılda uyguladığı denge siyaseti bekleneni vermemiş; üç kıtada sürekli toprak kaybetmiş ve yeni yeni önem kazanan petrol Osmanlı

Detaylı

T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014-2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM REHBERİ Web Adresi : http://tip.erciyes.edu.tr/ - http://tip.erciyes.edu.tr/egitim_rehberi.asp E-mail : tipdekanlik@erciyes.edu.tr Adres

Detaylı

Gürcistan Dostluk Derneği. Faaliyet Raporu. Yayınlar Sosyal-Kültürel Etkinlikler İnsani Yardımlar Eğitim Faaliyetleri

Gürcistan Dostluk Derneği. Faaliyet Raporu. Yayınlar Sosyal-Kültürel Etkinlikler İnsani Yardımlar Eğitim Faaliyetleri Gürcistan Dostluk Derneği Faaliyet Raporu Yayınlar Sosyal-Kültürel Etkinlikler İnsani Yardımlar Eğitim Faaliyetleri Yazılı ve Görsel Yayınlar Gürcistan daki Müslüman toplumun ihtiyaçları doğrultusunda

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması Örnek Tarot Okuması Bir tarot okuması, bilinçaltına atılmış bir oltadır. Bizler yani tarot okuyucuları, sizin zihninize, bilinçaltınıza olta atarak, sebeplerini ve sonuçlarını zaten sizin biliyor olduğunuz

Detaylı

FARELER VE İNSANLAR ADLI ROMAN ÜZERİNE DÜŞÜNCELER Fareler ve İnsanlar İnsan ilişkilerine ve alt tabaka insanların umut dolu

FARELER VE İNSANLAR ADLI ROMAN ÜZERİNE DÜŞÜNCELER Fareler ve İnsanlar İnsan ilişkilerine ve alt tabaka insanların umut dolu Sarıgül 1 Hasan Murathan SARIGÜL 21202808 TURK-102- Sec.13 Ahmet KAYA FARELER VE İNSANLAR ADLI ROMAN ÜZERİNE DÜŞÜNCELER Fareler ve İnsanlar İnsan ilişkilerine ve alt tabaka insanların umut dolu dünyasına

Detaylı

Küçüklerin Büyük Soruları-4

Küçüklerin Büyük Soruları-4 Küçüklerin Büyük Soruları-4 Yayın no: 186 KUR AN OKUMAYI NEDEN ÖĞRENMELİYİM? Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen/kapak: Zafer Yayınları Isbn: 978 605 4965 07 6 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları,

Detaylı

Atatürk Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü Müdürlüğü Öğretim Üyesi

Atatürk Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü Müdürlüğü Öğretim Üyesi 10 KASIM 2015 ATATÜRK Ü ANMA GÜNÜ Yrd. Doç. Dr. Asaf ÖZKAN * Sayın Valim, Sayın Milletvekillerim, Sayın Kolordu Komutanım, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanım, Sayın Cumhuriyet Başsavcım, Sayın Rektörüm,

Detaylı

( Mesnevi den 8 şirli) r H i k â y ele

( Mesnevi den 8 şirli) r H i k â y ele 8 Mesnevi den (şiirli) r l e H i k â e y ÖNSÖZ Hoşgörülülükte deniz gibi ol Mevlâna Celâleddîn Geleceğimizin teminatı olan kıymetli çocuklarımız, Geçmişimizde atalarımızın yaşadığı ve bu günlerde kaybolma

Detaylı

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) Yahya Kemal Beyatlı 2 Aralık 1884 tarihinde bugün Makedonya sınırları içerisinde bulunan Üsküp te dünyaya geldi. Asıl adı Ahmet Agâh tır. Şehsuvar Paşa torunlarından olduğu

Detaylı

EK: Mucize Avcısı nı yayına hazırlarken, çok

EK: Mucize Avcısı nı yayına hazırlarken, çok EK: Mucize Avcısı nı yayına hazırlarken, çok uzun yıllar önce yazdığım bir yazıyı hatırladım. Onaltı yaşında, lisede iken yazdığım bir yazıyı. Cesaret edip, bir gazetenin araştırma merkezine göndermiştim.

Detaylı

Fikret BABAYEV * * Azerbaycan Anayasa Mahkemesi Başkanı

Fikret BABAYEV * * Azerbaycan Anayasa Mahkemesi Başkanı Fikret BABAYEV * Sayın Başkan, değerli katılımcılar! Öncelikle belirtmek isterim ki, bugün bu faaliyete iştirak etmek ve sizlerle bir arada bulunmak benim için büyük bir mutluluktur. Bu toplantıya ve şahsıma

Detaylı

Haftalık ders sayısı 2, yıllık toplam 74 ders saati Kategoriler Alt kategoriler Ders içerikleri Kazanımlar Dersler arası ilişki IV.

Haftalık ders sayısı 2, yıllık toplam 74 ders saati Kategoriler Alt kategoriler Ders içerikleri Kazanımlar Dersler arası ilişki IV. 339 GENEL LİSE Haftalık ders sayısı 2, yıllık toplam 74 ders saati Kategoriler Alt kategoriler Ders içerikleri Kazanımlar Dersler arası ilişki IV. Yeniçağ 3. Yeniçağda Avrupa 6. Eğitim, kültür, bilim ve

Detaylı

Yılmaz Özakpınar İNSAN. İnanan BIr Varlık

Yılmaz Özakpınar İNSAN. İnanan BIr Varlık Yılmaz Özakpınar İNSAN İnanan BIr Varlık Yılmaz Özakpınar; 1934 te Boyabat ta doğdu. 1957 de İs tanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü n den, 1960 ta Cambridge Üniversitesi Biyoloji Fakültesi

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler Hani, Rabbin meleklere, Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti. Onlar, Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN DIŞ İLİŞKİLERİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN DIŞ İLİŞKİLERİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN 7117 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN DIŞ İLİŞKİLERİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 3620 Kabul Tarihi : 28/3/1990 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 6/4/1990 Sayı : 20484 Yayımlandığı Düstur

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Dünyayı Değiştiren İnsanlar Dünyayı Değiştiren İnsanlar Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim,

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

iki sayfa bakayım neler var diye. Üstelik pembe kapaklı olanıydı. Basından izlemiştim, pembe kapaklı bayanlar için, gri kapaklı olan erkekler içindi.

iki sayfa bakayım neler var diye. Üstelik pembe kapaklı olanıydı. Basından izlemiştim, pembe kapaklı bayanlar için, gri kapaklı olan erkekler içindi. Malum ülkemiz son dönemde Globalleşen dünya ile birlikte oldukça sıkıntılı. Halk olarak bizlerde de pek çok sıkıntılar var. Ekonomik sıkıntılar, siyasi sıkıntılar, sabotaj planları, suikast planları. Darbe

Detaylı

HZ. PEYGAMBER (S.A.V) İN HOŞGÖRÜSÜ VE AFFEDİCİLİĞİ

HZ. PEYGAMBER (S.A.V) İN HOŞGÖRÜSÜ VE AFFEDİCİLİĞİ ب س م الله الر ح من الر ح يم الل ه ل نت ل ه م و ل و ك نت ف ظ ا غ ل يظ ال ق ل ب ف ب م ا ر ح م ة م ن لا نف ض وا م ن ح و ل ك İmran, 159) (Al-i HZ. PEYGAMBER (S.A.V) İN HOŞGÖRÜSÜ VE AFFEDİCİLİĞİ Muhterem Müslümanlar!

Detaylı

ALİ ARTUN Sanatın İktidarı

ALİ ARTUN Sanatın İktidarı ALİ ARTUN Sanatın İktidarı ALİ ARTUN 1972 de Ortadoğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü nden mezun oldu. Mimarlar Odası nda bilim ve teknoloji konuları ile mimar ve mühendislerin toplumsal konumları

Detaylı

YUNAN'A BEŞ BEŞ BAKİ SARISAKAL

YUNAN'A BEŞ BEŞ BAKİ SARISAKAL YUNAN'A BEŞ BEŞ BAKİ SARISAKAL YUNAN'A BEŞ BEŞ Kurtuluş Savaşı ndan 7 yıl sonra ilk kez bir Yunan Takımı; Selanik Şampiyonu Aris 1, yurdumuza gelmişti. Bu, temeli atılmakta olan Türk-Yunan Dostluğu çerçevesi

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

09.01.2016 fatihtekinkaya@hotmail.com

09.01.2016 fatihtekinkaya@hotmail.com Fatih TEKİNKAYA Sosyal Bilgiler Öğretmeni ANAYASALARIMIZ Teşkilat-ı Esasi 1921 Anayasası 1924 Anayasası 1961 Anayasası 1982 Anayasası Türkiye Cumhuriyeti Anayasası MADDE 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER 1 1789 da gerçekleşen Fransız İhtilali ile hürriyet, eşitlik, adalet, milliyetçilik gibi akımlar yayılmış ve tüm dünyayı etkilemiştir. İmparatorluklar yıkılmış, meşruti yönetimler kurulmaya başlamıştır.

Detaylı

tellidetay.wordpress.com

tellidetay.wordpress.com Umut Kapısı Nefes alıyorsak umut var demektir, derler. Evet, umutlar hayatla başlar, hayat ise umutla devam eder. Umut kapısı yazılı bir levha var, bilmem bilir misiniz? Bir duvar, duvar üstünde posta

Detaylı

Bölge Uzmanı Nihai Form

Bölge Uzmanı Nihai Form Bölge Uzmanı Nihai Form KİŞİSEL BİLGİLER Ad: Abdulkadir Soyad: AKSÖZ TC Kimlik No: 48079752710 Uyruk: T.C. Cinsiyet : Erkek Doğum Yeri: İstanbul/Kadıköy Doğum Tarihi: 25/09/1995 Telefon: 05549916572 Eposta

Detaylı

Nesrin: Ahmet! Ne oturması! Daha gezecek birçok mağaza var, sen oturmaktan bahsediyorsun.

Nesrin: Ahmet! Ne oturması! Daha gezecek birçok mağaza var, sen oturmaktan bahsediyorsun. Ahmet: Otur, hanım otur. Allah aşkına bir otur. Nesrin: Ahmet! Ne oturması! Daha gezecek birçok mağaza var, sen oturmaktan bahsediyorsun. Ahmet: Allah aşkına bir otur hanım. Sabahtan beri dolaşmaktan ayaklarımın

Detaylı

MÜSİAD İFTARI ANKARA

MÜSİAD İFTARI ANKARA MÜSİAD İFTARI ANKARA 06.06.2017 Sayın Bakanlarım, Milletvekillerim, Kurum ve Kuruluşlarımızın Başkan ve Temsilcileri, İş, Siyaset ve STK'larının Değerli Başkan ve Temsilcileri, Değerli Yönetim Kurulu Üyelerim

Detaylı

Yusuf Kemal TENGIRŞENK ( )

Yusuf Kemal TENGIRŞENK ( ) Yusuf Kemal TENGIRŞENK (1878 1969 ) PROFESÖR YUSUF KEMAL TENGİRŞENK Prof. Mahmut KOLOGLU Profesör Yusuf Kemal Tengirşenk'in ölümü ile, memleketin değerli evlâtlarından birisi daha tarihin sahifelerine

Detaylı

Taliban Sözcüsü: Her ülke ile meşru yoldan diplomasi geliştiriyoruz

Taliban Sözcüsü: Her ülke ile meşru yoldan diplomasi geliştiriyoruz Taliban Sözcüsü: Her ülke ile meşru yoldan diplomasi geliştiriyoruz Gerçekleştirilen röportajda, Taliban'ın diplomasi anlayışına, ülkede artan askeri hareketliliğe ve barış görüşmeleriyle ilgili iddialara

Detaylı

MİLLİ İTTİFAK BASIN'LA BİR ARAYA GELDİ

MİLLİ İTTİFAK BASIN'LA BİR ARAYA GELDİ MİLLİ İTTİFAK BASIN'LA BİR ARAYA GELDİ Milli İttifak milletvekili adayları basınla bir araya geldi. 7 haziran 2015 yılında yapılacak olan 25. Dönem Milletvekilliği seçimlerine ortak giren Saadet Partisi

Detaylı