2.12.BASIN, YAYIN, İLETİŞİM

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "2.12.BASIN, YAYIN, İLETİŞİM"

Transkript

1 2.12.BASIN, YAYIN, İLETİŞİM BASIN AÇIKLAMALARI KADINLAR YAŞAMIN YARISI, MÜCADELENİN DE (7 MART 2008) 8 Mart 1857 yılında New Yorklu kadın tekstil işçilerinin 8 saatlik işgünü ve eşit işe eşit ücret talebiyle gittikleri grev polis müdahalesi ile çıkan yangınla sonlanmıştı. 151 yıl önce 128 kadın işçinin hayatına mâl olan o yangın hâlâ sürüyor ve her 8 Mart ta kadınların haklı mücadelesini aydınlatmaya devam edecek... Gün geçtikçe kadına yönelik ayrımcılık hayatın her alanında artarak devam ediyor. Geride bıraktığımız yıl içinde sendikal haklarını isteyen Novamed li kadın işçiler örgütledikleri mücadele hattı ile emek ve kadın mücadelesine omuz veren tüm bileşenlerle dayanışma içinde taleplerini kabul ettirdiler. Çalışma yaşamına da hayatın diğer alanlarına olduğu kadar fütursuzca saldıran neo-liberal politikalara ve onların uygulayıcılarına karşı kadınların verdiği tarihi bir cevaptır Novamed Grevi... AKP Hükümeti tarafından British American Tobacco Tütün Mamülleri Sanayi ve Tic. A.Ş. ye peşkeş çekilen TEKEL de direniş de kadınların omuzlarında yükseliyor. TEKEL işçilerinin kurdukları çadırlarda kadınlar özelleştirme karşısında seslerini yükselterek TEKEL e sahip çıkıyorlar. İçinde bulunduğumuz dünya ne yazık ki hâlâ baskı, zulüm ve şiddetle yoğrulmaya çalışılmaktadır. ABD nin Ortadoğu da egemen kılmaya çalıştığı savaş ortamında en çok kadınların çığlığı çınlamakta kulaklarımızda. Önceki gün Afganistan da, dün Irak ta bugün Filistin de... Ortadoğu coğrafyasının bir parçası olan ülkemizde de ABD icazeti ile yapılan operasyonlar, halkların birbirine karşı kışkırtılması, ırkçılığın yükseltilmesi, kimliği, dili, inancı farklı olanlara tahammül edememe hâli bu topraklarda da en çok kadınları ağlattı, yoksunlaştırdı, ötekileştirdi... siyasi entrikalara, uluslar arası hesaplara; en çok kadınlar ezildiler. Türbanla örtülmek istenen kadınların saçı başı değildi; tecavüzcülere, töre katillerine uygulanan ceza indirimleriydi; babaya, kocaya endekslenmeye çalışılan sosyal güvenlik ve sağlık hakkıydı; anneliğin kutsallığını dilinden düşürmeyenlerin anne sütü ödeneğini kısma çabalarıydı; kapalı kapılar ardında anayasa hazırlarken kadınları, çocukları, yaşlıları, engellileri, toplumun yarıdan fazlasını ötekileştirme girişimleriydi... Hayatın gerçekleri örtülü kapılar ardında bir takım örtülerle gündemimizden çıkarılırken, kadınlara yine reva görülen hayatın her alanında şiddet oldu. Evde, sokakta, trafikte, işyerinde, zihinlerde ve medyada kadınların doğrudan maruz kaldıkları şiddet ne yazık ki suç değil de gösterinin devamını sağlayan bir unsur ve adeta hak olarak değerlendiriliyor. Oysaki kadınlar bu dünyanın, yaşamın yarısı. İşçi, işsiz, öğrenci, genç, yaşlı, emekli, inançlı, inançsız tüm kadınlar aynı zamanda dünya halklarına ve kadın kimliğine dayatılan tüm oyunların oyuncusu, figüranı, seyircisi, ışıkçısı, kostümcüsü... Bu oyunu bozabilecek yegâne güç olan kadınların başka bir dünya yaratma mücadelelerini destekliyor, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nü kutluyoruz. Kadınlar yaşamın yarısı, mücadelenin de... Yine bu topraklarda en çok kadınlar malzeme edildiler 308

2 EGO, BELEDİYENİN BOTAŞ A VE HAZİNE YE OLAN BORÇLARINI ÖDEMEK İÇİN ÖZELLEŞ- TİRİLİYOR EGO NUN GAZI KAÇIYOR!.. (13 MART 2008) Ankara halkının enerji ihtiyacını büyük oranda karşılayan doğalgaz, Ankara Büyükşehir Belediyesi yöneticileri ile BOTAŞ ın yanlış politikaları sonucu yıllardır Ankaralılara en pahalı biçimde kullandırılmakta. Öte yandan, EGO nun nasıl borç batağına sokulduğu ve BOTAŞ a olan borcun miktarı Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu raporları sayesinde kamuoyuna yansımış bulunmakta.birçok kentten iki kat daha pahalıya doğalgaz tüketen Ankara halkı, EGO nun (Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş. nin) özelleştirilmesi ile daha pahalı ve daha niteliksiz bir hizmet satın almaya zorlanmaktadır. EGO nun özelleştirme ihalesi pek çok yerel ve uluslararası sermaye gruplarının iştahını kabartmış ve bu yağlı lokmayı midelerine indirmek için 14 Mart tarihini beklemektedirler. EGO nun mülkiyet ve işletmesinde bulunan doğalgazın şehir içi dağıtımı ile ilgili tüm tesis, varlık ve malların özelleştirilmesini kapsayan yasanın tarihinde Meclis te kabulünün ardından 14 Mart 2008 Cuma günü özelleştirme ihalesine çıkılacağı bizzat Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından açıklandı. Yıllarca Ankaralıya pahalı ve peşin para ile doğalgaz satan Büyükşehir Belediyesi, EGO yu, BOTAŞ a olan milyon dolar (16 Kasım 2007 tarihi itibariyle) ve Hazine Müsteşarlığı na olan dolar borcunu ödemek için özelleştiriyor. Büyükşehir Belediyesi buradan elde edeceği gelir ile borç ödemenin dışında, metro inşaatı için kaynak yaratmak istediğini ifade etmektedir. Ankara ya Gerede den 230 milyon dolar maliyetle su getirebilecekken, içilebilirliği ve kullanılabilirliği tartışmalı olan Kızılırmak suyu projesine 700 milyon dolar para harcayan belediye bu müsrifliğini EGO yu satarak kapatmaya çalışmaktadır. EGO: Erken Gelen (doğalgaz musluğunun başına) Oturur! Birçok kentten iki kat daha pahalıya doğalgaz tüketen Ankara halkı, EGO nun (Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş. nin) özelleştirilmesi ile daha pahalı ve daha niteliksiz bir hizmet satın almaya zorlanmaktadır. EGO nun özelleştirme ihalesi pek çok yerel ve uluslararası sermaye gruplarının iştahını kabartmış ve bu yağlı lokmayı midelerine indirmek için 14 Mart tarihini beklemektedirler. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı nın basına da yansıyan Özelleştirmeden sonra 10 yıl boyunca Ankara da doğalgazın zamlanmayacağı yönündeki açıklamasının mürekkebi kurumadan 10 yıl boyunca kâr garantili bir özelleştirme(!) yapılacağını açıklaması, Peki o halde EGO yıllarca nasıl zarar ettirildi? sorusunu akıllara getirmektedir. Kâr dürtüsü ile hareket eden dünya enerji devlerinin hayır yapmak amacıyla Ankaralılara ucuz doğalgaz kullandırmayacağı da zaten bilinen bir gerçektir.ankaralıdan kârıyla birlikte doğalgaz parasını peşin olarak alan Belediye yöneticileri, EGO yu bataklığa sürüklercesine BOTAŞ a yüklü bir meblağ borçlanmışlardır. Eğer, belirtildiği gibi BOTAŞ a milyon dolar borçlanıldıysa, Ankaralı dan peşin alınan bu para nerelere harcanmıştır? Ankara da gözle görülür bir alt yapı yatırımı ( kanalizasyon, atık su vb.) yapılmadığına, son yıllarda 1 metre bile metro hattı açılmadığına göre yaklaşık 700 milyon dolar nerelere aktarılmıştır? Bu soruların yanıtı biran önce verilmeli ve Ankaralıların kafasındaki soru işaretleri giderilmelidir. Bu hesabı veremeyenlerin yapacakları özelleştirme ihalesinin de kamu vicdanını yaralayacağı unutulmamalıdır. Belediye, finansman ihtiyacını borcunu ödemeyerek gideriyor Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu tarafından hazırlanan 2007 tarihli bir rapor BOTAŞ ın nasıl borç batağına sürüklendiğini göz önüne sermektedir. Yurt dışından döviz karşılığı doğal gaz alan BOTAŞ, başta EGO olmak üzere EÜAŞ, HEAŞ ve TÜGSAŞ gibi kamu kurumlarından alacaklarını tahsil edemediği için gene döviz bedeli karşılığı borçlanmış ve dibe vurmuştur. Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Raporuna göre, BOTAŞ yurt dışından ithal ettiği doğal gazın bedelini sözleşmelerine uygun olarak, gerekirse ticari bankalardan kredi kullanılarak hiçbir aksamaya meydan vermeden ödediği halde, BOTAŞ tan doğal gaz alan başta EÜAŞ ve EGO olmak üzere birçok müşteri aldığı gazın bedelini zamanında ödememektedir. Nitekim BOTAŞ ın doğalgaz satışından kaynaklanan ticari alacakları özellikle EÜAŞ, HEAŞ, EGO gibi kamu kuruluşlarına ait olanların tahsilâtının zamanında yapılamaması ve tahsilât oranının son yıllarda giderek azalması 309

3 nedeniyle tarihi itibarı ile anapara ve gecikme zammı faizleri toplamı olarak 10,9 milyar YTL ye yükselmiştir. BOTAŞ ın özellikle kamudan olan ticari alacaklarının zamanında tahsil edilememesi, bu kuruluşlara adeta sıfır maliyetle fon sağlayan bir finansman metodu haline gelmiştir. Sorumuzu Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu nun raporuna dayanarak tekrar soruyoruz; BOTAŞ a borcunu ödemeyerek adeta sıfır maliyetle fon sağlayarak bunu finansman metodu haline getiren Ankara Büyükşehir Belediyesi bu fonu Ankaralı yararına nerelerde harcamıştır? Belediyecilik kamu yararına bir görevse; Ankara Büyükşehir Belediyesi nin BOTAŞ a ödenmeyen doğalgaz ücretlerinin nerede ve nasıl kullanıldığını, bu borçların Büyükşehir Belediyesi tarafından ödenmemesinin doğalgaz fiyatlarına nasıl yansıdığının AÇIKLANMASINI, dağıtım hizmeti özelleşirse halen ödemekte olduğumuz doğalgaz ücretlerine ne kadar zam geleceğini, bugüne kadar ödenen doğalgaz ücretlerinin ve faizlerinin halka geri ödenip ödenmeyeceğini BİLMEK İS- TİYORUZ.Ankaralıların daha ucuz ve temiz enerjiye kavuşturulmasını istiyoruz. Enerji, haberleşme, eğitim ve sağlık alanlarında iç yüzü defalarca açığa çıkan ö- zelleştirme ile halkın malı olan bir değer daha sermayeye peşkeş çekilmek istenmektedir. Bizim ödediğimiz doğalgaz paralarını BOTAŞ a ödemeyen, kaynakları kötü kullananların özelleştirme girişimlerine karşı tüm ANKARALILAR olarak sesimizi yükseltip, DUR diyelim. TRT HALKINDIR, YOK EDİLEMEZ! (26 MART 2008) AKP hükümeti kendinden öncekiler gibi, iktidara geldiği günden beri ülkeyi karış karış satmaya, bizi biz yapan değerleri yıpratmaya devam ediyor. Enerji, eğitim sağlık gibi tüm hayati alanlarda özelleştirmeleri dayatan, ülke kaynaklarını sermayeye peşkeş çeken, kamu kurum ve kuruluşlarını atıl duruma getiren AKP, şimdi de elini TRT ye attı. İktidara geldiği günden beri TRT ve TRT yönetimi üzerinde oyunlar oynayan AKP, TRT yi adeta bir iktidar yayın organı gibi kullanmaya çalışmıştır. Buna karşı çıkan TRT personeli sindirilmeye çalışılmış ve üzerlerindeki baskılar artırılmış ve kadrolaşma konusunda, her iktidar döneminde olduğu gibi sınır tanımaz uygulamalar yapılarak, TRT halkın olmaktan çıkartılmaya çalışılmıştır. Susma Haykır TRT Halkındır! Hazırladıkları yasa tasarısı ile TRT yi yok etmeye çalışan AKP, Türkiye deki kamuya ait tek televizyon ve radyoyu kapatmak istiyor. Yasa tasarısı ile kamuya ait olan ve kamuya hizmet sunan TRT, ticari bir işletme haline getirilecek ve binlerce nitelikli personel işsiz kalacaktır. Tarihimizin önemli bir parçası olan adeta Türkiye nin belleği haline gelen TRT halkındır ve halkın malı olarak kalmalıdır. TRT Yasa Tasarısına karşı Haber-Sen in başlattığı mücadele tüm hızıyla devam ediyor. Biz de EMO Ankara Şubesi olarak Haber-Sen in verdiği bu mücadeleyi destekliyoruz. Özelleştirmelere ve ülke kaynaklarının yok edilmesine, hukuksuzluğa, antidemokratik ve dayatmacı karar alma yöntemlerine, kamu kurumlarında siyasi kadrolaşmaya, yalana ve talana karşı her zaman sergilediğimiz tutumu bugün de yarın da göstereceğiz. TRT Halkındır, Yok Edilemez! İŞSİZLİK FONU İŞVERENE KAYNAK OLARAK AKACAK! (25 NİSAN 2008) İşsizlik Fonu nda biriken ve işverenlerin iştahını kabartan 30 Milyar YTL ye yakın para hükümet tarafından işverenlere kaynak olarak aktarılmaya hazırlanıyor. TOBB ve TİSK in gündeme getirdiği İşletmelerde asgari ücret üzerinden SSK ve işsizlik sigortası primleri 310

4 Fon dan karşılansın şeklindeki ricaları, AKP Hükümeti tarafından emir telakki edilmiş durumda. Hükümet TOBB ve TİSK in bu isteklerini kırmayarak işverenin üzerindeki sigorta ve prim yükünü işçinin, memurun, küçük esnafın üzerine yıkmak için İstihdam Yasası hazırlığına başladı. Kısa bir süre önce Meclis ten geçen Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Yasası nın hemen ardından gündeme gelen ve emekçilerin pek çok temel hakkını yok edecek olan İstihdam Yasası tasarısında iş yeri hekimi, mühendis veya teknik personel istihdam etme zorunluluğu ortadan kaldırılıyor. SSGS ile emekçilerden gaspedilen haklar yetmemiş olacak ki, sermaye ve hükümet saldırılarına bir yenisini eklemeye çalışmaktadır. Geçtiğimiz günlerde Bakanlar Kurulu nda imzaya açılan İstihdam Paketi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik tarafından özellikle genç işsizler ordusunun önündeki istihdam sorununu çözecek bir formül olarak tarif edilmekte. Elbette Sayın Bakan yoğurdum ekşi demiyor. Ancak çalışanlar açısından ekşi olan yoğurt, sermaye açısından kaymak niteliğinde. Yeni düzenlemeyle 50 veya daha fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde eski hükümlü çalıştırma zorunluluğunu kaldırıyor ve terör mağduru çalıştırma yükümlülüğünü ise sadece kamuya bırakıyor. Yasa ile engelli çalıştırma oranı özel sektör için %6 dan, %3 e indiriliyor ve engellilere ait SSK işveren priminin hazine tarafından ödenmesini öngörülüyor. Taslak, işverenler üzerindeki mali yüklerin hafifletilmesi ve istihdamın artırılması amacıyla da malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden işveren hissesine isabet eden beş puanlık prim tutarının yine Hazine tarafından karşılanması hükmünü getiriyor. Gençler ve kadınların istihdamını artırmak amacıyla da mevcut istihdama ilave olarak alınan kadınlar ile yaş arası gençlere ait SSK işveren priminin 5 yıl boyunca kademeli olarak Fon dan karşılanmasını da öngören taslak, işverenlerin kreş ve emzirme odası açma yükümlülüğünü kaldırıyor ve bunun hizmet alımı ile yerine getirilmesine olanak sağlıyor. Sermayeye sunulan kaymak bu kadarla kalmıyor, çalışanların kazanılmış hakları budanmaya devam edilerek, 500 veya daha fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde işverenler tarafından spor tesisi kurma yükümlülüğü de kaldırılıyor. Yasa işveren o kadar işveren yararına tasarlanmış ki, iflasını isteyen, konkordato ilan eden işverenin ödemesi gereken işçi ücretlerinin üç aylık kısmının da İşsizlik Sigortası Fonu kapsamında ayrı bir Ücret Garanti Fonu tarafından karşılanması sağlanması isteniyor. Yasada ayrıca genel ekonomik kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin azaltılması veya işyerinde faaliyeti tamamen ya da kısmen durdurması halinde işçilere çalıştırılmadıkları süre için işsizlik sigortasından çalışma ödeneği verilmesi öngörülüyor. Tasarı yasalaşırsa, işveren işçinin sırtından kazandığını cebine indirirken, işçiye ödemesi gereken ücreti de hazineye bindirebilecektir. Genç nüfusun hızlı kalkınacağı teorileri ile nüfus planlaması yerine 3 çocuk doğurun önerileri bu gibi istihdam paketleri ile daha anlaşılır hale geliyor. Maalesef her geçen gün daha çok ticarileşen ve niteliksizleşen bir eğitim sisteminden geçmiş, yetiştirildiği sosyal-toplumsal koşullar nedeniyle adalet, emek, özgürlük kavramlarından uzak bir gençlik potansiyeli üzerine kurulan seçmen hesabının başka bir yan çıktısı aynı potansiyelin sermayenin hizmetine sunulacak olması. Tasarıdaki siyasi ve ekonomik kâr hırsını yaş arası genç kuşakla sınırlamak mümkün değil. İşveren, yaş arasındaki genç nüfusu hizmetinde kullanırken, 29 yaşın üzerindeki işsizler ordusunun bu koşullarda iş bulması olası görünmüyor. 16 yaşından küçüklerin çalıştırılmasıyla ilgili cezalar da yeniden düzenleniyor ve bu konuda işverene verilen cezalarda indirim yapılıyor. Kadınlara yönelik düzenlemeler de diğer maddeler kadar fütursuz saldırılar içermektedir. Kadının yeri evi, görevi de en az 3 çocuk doğurmaktır diyen AKP iktidarına göre, emzirme yardımı, süt izni ya da kreş zorunluluğu çıkartılmak veya budanabildiği kadar budanmak istenmektedir. İstihdam paketi, bu haliyle kadını istihdamdan da yaşamdan da silme paketidir. Tuzla tersanelerinde yaşanan işçi cinayetlerine İstihdam Yasası ile çözüm arayan ve işçi ölümlerini eğitimsizliğe bağlayan AKP Hükümeti, vahşi kapitalizm tarafından yoğun sömürü ve ağır yaşam şartlarına mahkûm edilen işçilerin bu koşullarının düzeltilmesine yönelik en ufak bir adım atmamaktadır. Yasa gerekçesinde İş kollarında çalıştırılacak işçilere iş öncesi eğitim verildiği takdirde eğitimli ve kaliteli işçi çalıştırılması ve iş kazalarının önlenmesi hedeflenmektedir 311

5 denilerek, Tuzla da hemen hemen her hafta yaşanan işçi ölümlerinin nedeninin eğitimsiz işçiler olduğu öne sürülmektedir. Biliyoruz ki, yaşam ve çalışma koşullarında en ufak bir düzeltme yapılmayan, işverenin kâr hırsı nedeniyle vahşice çalıştırılan Tuzla işçileri ölüme mahkûm edilmişlerdir. 1 Mayıs İşçi Bayramı nı Taksim Meydanı nda kutlamak isteyen sendika başkanlarına hitaben ayakların başları yönettiği yerde kıyamet kopar diyerek emekçileri ayak takımı olarak gördüğünü belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki AKP Hükümeti sosyal güvenliği yerle bir eden SSGSS Yasası ndan sonra İstihdam Yasası ile işçi lehine kazanılmış hiçbir hak bırakmak istememektedir. Akıl hocalığını TOBB, TİSK, İMF ve Dünya Bankası nın yaptığı bir hükümetin işçileri, emekçileri ayak takımı olarak görmesi şaşırtıcı değildir. Bugün için ihtiyaç duyulan şey AKP iktidarının ve önceki muadillerinin projelendirdiği insan tarlalarının mahsullerinin nasıl toplanacağı değil, gençliğin asıl meselelerinin çözümüne yönelik program ve paketler hazırlamaktır. Bugün ihtiyaç duyulan şey toplumun ezilen ve ötekileştirilen kesimleri üzerinde yaratılan baskı ve eşitliksizlik uygulamalarının iş yaşamında tırmandırılması değil, engellilere, kadınlara, eski hükümlülere, terör mağdurlarına ve her yaştan iş üretebilir nüfusa eşitlik ilkesi temelinde iş yaşamında da ileri sosyal haklar tanımak ve tanınmış hakları da korumaktır. AB uyum süreci de bahane edilerek hazırlanan sosyal yıkım düzenlemelerinden öncelikle AB ülkeleri seviyesinde asgari ücret, aile ve çocuk yardımları, sosyal güvenlik yardımları, emekli aylıkları, sosyal güvence ve sendikal haklar için düzenlemeler yapmak ve mücadele vermek sosyal devlet yolunda atılacak daha gerçekçi adımlardandır. Çalışanları mezarda emekliliğe mahkûm eden SSGSS Yasası iptal edilsin! İstihdam Yasası geri çekilsin! 1 MAYIS İŞÇİNİN EMEKÇİNİN BAYRAMI (30 NİSAN 2008) Çalışma şartlarını ve yoğun emek sömürüsünü protesto etmek için ABD Chicago da 40 bin tekstil işçisinin gerçekleştirdiği eylemin kanla bastırılmasının ardından, 1 Mayıs 1886 yılında 350 bin işçinin greve çıkmasıyla insanlık tarihi açısından yeni bir dönem de başlıyordu. II. Enternasyonal, 1890 dan başlamak üzere 1 Mayıs ı, Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olarak kabul etti. İşçi sınıfının tarihteki en örgütlü ve kararlı mücadelesinin miladı olarak kabul edilen 1 Mayıs her yıl tüm dünyada işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü olarak kutlanıyor. 1 Mayıs ı Bahar Bayramı olarak lanse edenler, işçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs ın içini boşaltmak isteyen ve işçi sınıfını ayak takımı olarak görenlerdir. Bugün Ayak olsak da 1 Mayıs ta Baş Olacağız! Üreten Biziz Yöneten de Biz Olacağız! AKP Hükümeti art arda emekçiler aleyhine, sermaye lehine yasalar çıkartıyor. Sosyal devleti ortadan kaldıran ve mezarda emekliliği dayatan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Yasası nın ardından İstihdam Paketi adı altında işsizlik fonunu işverenlere peşkeş çekmektedir. Kadın emeğini eve hapseden ve uzun mücadelelerle kazanılmış hakları gasp etmeye çalışan AKP Hükümeti ni protesto etmek için işçiler, e- mekçiler 1 Mayıs İşçi Bayramı nı kutlamak için alanlara çıkacaklardır. IMF ve Dünya Bankası yörüngesinde ekonomik ve siyasi politikalar geliştiren, işçiyi, memuru ayak takımı olarak görenlere ayaktakımı en coşkulu kutlamalarla cevap verecektir. Başta enerji olmak üzere kamunun içinde bulunduğu işletmeleri özelleştirenlere, memura ve emekliye sadaka dağıtırcasına zam verenlere, SSGSS yasasıyla mezarda emeklilik önerenlere, tarım politikalarıyla bizi açlığa mahkûm etmeye çalışanlara, nükleer ölümleri çözüm diye sunanlara karşı birlik, dayanışma, özgürlük ve demokrasi için 1 Mayıs ta alanlarda olacağız. Taksim emekçilere kapatılamaz Hükümet yetkilileri ve İstanbul Valisi yaptığı açıklamalarda 1 Mayıs ın Taksim Meydanı nda kutlanamayacağını, bu alanın turistik bir bölge olması, yoğun trafik 312

6 akışı nedeniyle etkinliklere kapalı olduğunu açıkladı. Taksim Meydanı, yılbaşı kutlamaları için, Eurovision yarışmaları nedeniyle dolayı trafiğe kapatılabiliyor. Taksim Meydanı maç kutlamaları için kapatılabiliyor ve Polis Haftası nedeniyle düzenlenen törenlere ev sahipliği yapabiliyor ama aynı Taksim Meydanı nda e- mekçilerin 1 Mayıs kutlamaları yasak! 1 Mayıs 1977 de meydana gelen ve 35 emekçinin hunharca öldürüldüğü katliam öncesi gazetelerin büyük olaylar çıkacak yönündeki provokasyon kokan açıklamalarının benzeri bugün İstanbul Valisi tarafından yasa dışı gruplar eylem yapacak diye yinelenmektedir. Bu açıklamaların neden yapıldığı çok iyi biliniyor. Amaç insanları tedirgin etmek ve 1 Mayıs alanlarının boş kalmasını sağlamaktır.emekçilerin bulunduğu her yer mücadele alanıdır, 1 Mayıs alanıdır, bezirgânların saltanatına baş kaldırma alanıdır. Geçtiğimiz yıl Taksim Meydanı emekçiye dar edilmiş olsa da bu alanların en anlamlısı da Taksim dir ve Taksimi, Kızılay ı, Konak ı bezirgânlara dar edeceğimiz günlerin inancı ve inadıyla emekçiler bu yıl da Taksim e ellerinde karanfilleri, başlarında bir bayram havasıyla yürüyecektir. Korkunun ecele faydası olmadığını AKP çok iyi biliyor. 1 Mayıs Ezilenlerin ve Emekçilerin Birlik, Mücadele ve Dayanışma günü olarak bütün Dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de coşkuyla kutlanacaktır. 1 Mayıs ta fabrikalardan, küçük işletmelerden, okullardan, hastanelerden, tren istasyonlarından gelen emekçiler hem Taksim Meydanı nda, hem Sıhhiye Meydanı nda hem de yurdun dört bir yanında halkların kardeşliği için, kendilerinin, çocuklarının ve insanlığın onurlu gelecekleri için 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı diye haykıracaktır. Emekçinin bayramı 1 Mayıs a katlanamayanlar bir kez daha içlerindeki şiddeti kutsayarak suçüstü yakalanmışlardır. 1 Mayıs kolluk güçlerinin emekçilere karşı zor kullandığı gün değil, bayram günüdür. Gerek Türkiye de gerekse tüm dünyada sermayedarların ve onların işbirlikçisi siyasilerin yoğun saldırı ile karşı karşıya kalan işçi sınıfının daha güçlü bir birlikteliğe, daha kararlı mücadeleye ve dayanışmaya ihtiyacı vardır. 1 Mayıs tatil edilsin 1 Mayıs 1977 katliamının sorumluları bulunsun yargılansın Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın İşçilerin ve Emekçilerin Birlik Mücadele ve Dayanışması! ÖZELLEŞTİRME KARŞITI PLATFORM MÜCADE- LEYE DEVAM EDİYOR (27 MAYIS 2008) Saygıdeğer Kamuoyu, Sevgili Basın Emekçileri, Özelleştirme Fikri Sermayenin, emekçilere karşı yoğunlaştırdığı ekonomik ve siyasi saldırının en önemli kısmı bugün özelleştirme uygulamaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Hizmetler ve kimi üretim araçları üzerindeki kamu mülkiyetinin özel kesim yararına yeniden dağıtılması, kamu kesiminin ulusal ekonomideki doğrudan payının en aza indirilmesi, giderek yok edilmesi, kısacası; Kamu kaynaklarının özel ellere transferi olarak tanımlanan özelleştirme, çeşitli gerçek dışı söylemlerle ve ambalajlarla anlatılmaya çalışılmış ancak her özelleştirme sonrası foyası biraz daha ortaya çıkmış, mızrak bir türlü çuvala sığmamıştır. Sermaye sınıfı ve onun işbirlikçileri, özelleştirme saldırısının söylemine gerekçe oluşturmak amacıyla, kamu mülkiyetindeki işletmeleri iktidar güçleri yoluyla kötü işleterek özelleştirme söylemlerine destek bulmaya çalışmışlardır. Liyakate değil Tarikata endeksli kadrolar Diğer kamu hizmetlerinde olduğu gibi, Elektrik üretim ve dağıtım şirketlerinde elektrik üretim ve dağıtım konusunda yetkin olmayan kişiler önemli görevlere getirilmiş, TEDAŞ a bağlı çoğu müessesede elektrik mühendisi bile bulundurulmamıştır. Her hükümetin kendi mezurası ile uzmanlık ölçtüğü Türkiye de, günümüz iktidarı da liyakate değil tarikata endeksli atamalar 313

7 yapmaktadır. Uzmanlık isteyen birimlerin başına getirilenlerin kurumu yeterince tanımamalarından kaynaklı olarak elektrik kesintilerinde gerekli müdahale yapılamamış, muhasebeciyken elektrik dağıtım şirketine müdür olanlar, imamken elektrik üretiminin başına geçenler beceriksizliklerini ve yeteneksizliklerini örtbas etmek için elektrik duasına çıkmışlardır. Mevcut Durum Bugün, eğitim, sağlık, haberleşme, enerji başta olmak üzere halkımızın doğal gereksinimlerini karşılayan mal ve hizmet üretimleri, sermayenin insafına ve kar güdüsüne terk edilmek istenmektedir. Özelleştirilmesi a- kıl dışı olan mal ve hizmet üretimleri, rekabet getirme ve kalite arttırma gibi asılsız fakat süslü sözlerle ambalajlanırken, özelleştirilen kuruluşların ürettiği mal ve hizmetlere alım garantileri verilerek daha baştan özelleştirmenin amaçları içinde rekabet olmadığı adeta itiraf edilmektedir. Özelleştirmeler sonucunda, çalışanların özlük hakları başta olmak üzere yoğun hak kayıpları yaşanmakta, sendikasızlaştırma ve taşeronlaştırma yöntemi ile çalışma yaşamına yoğun saldırılar yapılmaktadır. Ayrıca, meslek örgütleri ve sendikaların kamu yararını korumaya yönelik hukuksal mücadeleleri her türlü yöntem ile bastırılmak istenmekte, bu mücadeleyi yürüten meslek örgütleri ve sendikaların susturulması için ele geçirme çalışmaları açıktan açığa yapılmaktadır. Bunca zorluğa karşın kazanılan hukuk davaları, hukuk hiçe sayılarak veya yeni düzenlemelerle boşa çıkarılmakta ve bunun sonucunda kamu vicdanı yaralanmakta ve kamusal yönetim kavramı ve anlayışı tahrip edilmektedir. Enerji Özelleştirmeleri Geçmişte diğer hükümetler, bugün ise AKP tarafından sürdürülen özelleştirmeler ile kamu eliyle yürütülen hizmetler büyük oranda tasfiye edilerek, sermayenin serbestçe at koşturduğu dilediğince fiyat belirlediği, gözünün kırpmadan çalışanları kapı önüne bıraktığı, gözlerimizin içine baka baka vergi vermekten kaçındığı bir noktaya gelinmiştir. Enerji gibi hassas ve kamusal bir hak bile sadece kar/zarar ölçeğinde ele alınmakta, rasyonellik adı altında merkezi planlama ve işletme göz ardı edilerek ülkemizin enerji sistemi büyük bir risk altına itilmektedir. Doğalgazda her kış yaşanan sorunlar ortadayken, doğalgaz dağıtım şirketleri özelleştirilmekte veya daha baştan özel sektör eliyle işletmeye açılmaktadır. Otoprodüktörlerin sistemi nasıl sabote edebildikleri 1 Temmuz 2006 tarihinde görülmüşken, daha da ileri gidilerek şimdi sistem tümüyle özel sektöre terk edilmek istenmektedir. Üstelik kamu adına görev yapan en yetkili ağızların kamu elinde bu işletmeler zarar ediyor, özelleştirmemiz lazım gibi beceriksizliğin itirafı niteliğindeki sözleri dayanak gösterilerek. Muz kabuğunu gören her yetkili düşeceğine inanmakta, ancak hiçbiri yoldaki muz kabuğunu çöpe atmayı veya üstünden atlamayı akıl edememektedir. Bugüne kadar yapılan uygulamalar hukukun çiğnenmesi, kamunun zarar uğratılmasından başka sonuç doğurmamıştır. Elektrik enerjisinin kullanımını piyasalaştırmak, elektrik üretimi ve dağıtımını özelleştirmek amacıyla 2004 yılında hazırlanan Elektrik Enerjisi Sektörü Reformu ve Özelleştirme Strateji Belgesi ile Türkiye 21 dağıtım bölgesine ayrılırken, TEDAŞ a bağlı 20 dağıtım şirketi tek tek ulûfe dağıtırcasına satılığa çıkartılıyor. Bu bölgelerden, Başkent EDAŞ, Meram EDAŞ, Sakarya EDAŞ ve Aras EDAŞ bölgeleri ihaleye çıkılarak blok satış yöntemi ile peşkeş çekilmek isteniyor. Özelleştirme satışları ve diğer satışlar yağmalamaya dönüştürülerek bir elden kredi diğer elden kamu malları sunulmakta, iktidar ve yandaşları hem hortum düzeneklerine hem de basın yayın kuruluşlarına hızla ve sınırsızca sahip olmaktadırlar. Yaşanan Özelleştirme Örnekleri ve Özelleştirmelerin Olağan Sonuçları Bugüne kadar yaşanan bütün özelleştirmeler, kamu vicdanında güvensizlik yaratmışken, kimi özelleştirmeleri gerçekleştirenler yüce divan ya da mahkemelerde yargılanmışken, yeni özelleştirmelerin arka planının halktan saklanması olanaksızdır. AKTAŞ ve ÇUKUROVA gibi özelleştirmeler özel sektörün enerjiyi nasıl yöneteceğini fazlasıyla göstermişken yeni maceralara girmenin, dağıtım bölgelerinin tümünü özelleştirmenin, üretimi sermayenin kar hırsına terk etmenin mantıklı bir açıklaması olamaz. Kamusal hak olan enerji, kamu hizmeti yaklaşımı ile birlikte planlanmalı ve yönetilmelidir. Bunların yanı sıra özelleştirilen elektrik üretim tesislerinde çalışanların ekonomik, sosyal ve özlük hak kayıpları araştırma gerektirmeyecek kadar ortadayken, 314

8 çalışma barışının dinamitlenmediğini söylemek olası mıdır? Telekom da geçtiğimiz yıl yaşanan grev hafızalardayken, mahkemelik olmuş sabit ücret uygulamaları bilinirken özelleştirmenin ucuzlama getirmesi, çalışanlara zarar vermemesi mümkün müdür? ÖKP ve İlkeler Sermayenin yapısal krizini kamunun mülkiyetindeki kuruluşlara el koyarak aşmak isteyen Özelleştirme girişimlerine karşı 90 lı yıllarda bir dönem başarıyla mücadele vermiş olan ÖKP nin (Özelleştirme Karşıtı Platform) yeniden ve daha güçlü bir sesle mücadeleye devam etmesi kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Sermaye, kendince belirlediği sorunu ve sorunun çözümünü toplumsal muhalefetin onca çabasını yok sayarak dayatmış, bu yolda her yöntemi mubah sayan bir anlayışla çoğunlukla hukuk tanımaz bir pervasızlıkla özelleştirmeler gerçekleştirmiştir. İktidarların görmek istemediği, duymaya tahammül edemedikleri emek ve demokrasi güçlerinin mücadelesinin geçmiş birikim ve deneyimleri bugün en önemli araçlardandır. ÖKP, kamu çıkarlarının savunulması doğrultusunda aşağıdaki ilkeler ışığında çalışmalarını sürdürmeye kararlıdır: ÖKP, özelleştirmenin sermaye sınıfı tarafından emekçilere yapılan bir saldırı olduğunu koşulsuz kabul eder, ÖKP, verimsiz ve geri teknoloji temelindeki kamu işletmeciliğinin mevcut işleyişini reddeder, ÖKP, sistemin mevcut krizlerinin ve sorunlarının özelleştirmeye gerekçe yapılmasına karşı çözüm önerilerini en geniş kesimlerin önerileri ve düşünceleri ile oluşturur ve geliştirir, ÖKP, özelleştirmelerin durdurulması için bütün yasal yöntemleri benimseyerek, toplumu bu temelde bilgilendirir ve bilinçlendirir, ÖKP, özelleştirmelere ve özelleştirme girişimlerine karşı bütün emek ve meslek örgütleri ile demokrasi güçlerini mücadelenin bileşeni olarak tanımlar, ÖKP, uluslar arası ölçekte dünyadaki diğer özelleştirme karşıtı mücadeleleri izler ve onlarla dayanışma yollarını arar, ÖKP, ülkemizdeki özelleştirme mağdurları ile dayanışma içindedir. Ne Yapmalı, Nasıl Yapmalı Asıl olanın dünyayı yorumlamak değil onu değiştirmek olduğu bilinciyle, sermaye tarafından dayatılan sınıfsal, bölgesel ve diğer tüm eşitsizlikleri ortadan kaldırmak için tüm emekçileri, ezilenleri, yoksulları, barıştan ve yaşanabilir bir çevreden yana olan emek ve meslek örgütlerini, daha adil, daha güzel ve başka bir dünya kurma mücadelesine, emek güçlerine karşı yapılan her türden saldırıyı geri püskürtme mücadelesine çağırıyoruz. KESK EMO Ankara Şubesi ESM Ankara 1 ve 2 No'lu Şube HAZİRAN ŞANLI DİRENİŞİ SÜRÜYOR (14 HAZİRAN 2008) Sermayenin ve onun güdümündeki sendikaların yasal yollardan DİSK i, toplu sözleşme ve grev haklarını büyük ölçüde kısıtlamaya, boğmaya çalışmasının ve bunun sonucunda Türkiye İşçi sınıfının en büyük direnişlerinden birini gösterdiği Haziran ın üzerinden 38 yıl geçti. İki gün boyunca demokratik haklarını, örgütlenme ve toplu sözleşme haklarını korumak isteyen yüz binlerce emekçi İstanbul sokaklarını özgürlük alanına çevirmek istemiş fakat Kadıköy de açılan ateş sonucu üç işçi yaşamını kaybetmiştir. Bugün ülkemizde yaşananlar 38 yıl önce yaşananlardan çok da farklı değildir: 1 Mayıs ta emekçilerin üzerine gaz bombaları atılıyor, grevdekiler devletin kolluk güçleri tarafından coplanıyor. Tek amaçları insanca yaşam olan emekçilere gösterilen zorbalık bizzat Başbakan ın ayak takımı tanımlaması ile meşrulaştırılmak isteniyor. Ülkenin dört bir yanı yangın yerine dönmüşken gündem türban ve kapatma davası tartışmalarına sıkıştırılıyor ve emekçiler üzerindeki sömürüyü arttırmak için İstihdam Paketi, SSGSS gibi yasalar sessiz sedasız çıkarılıyor. Sermayenin içinde bulunduğu yapısal krizi aşmak adına yapılan özelleştirmelere 315

9 hız veriliyor, başta enerji olmak üzere haberleşme, ulaşım, sağlık gibi temel insani haklar daha fazla kâr hırsına kurban ediliyor. Bunun sonucunda da Tuzla tersanelerinde yaşandığı üzere insan hayatı paraya tercih ediliyor. 38 yıl önce yaşananlar belleklerde hâlâ diri iken bu kazanımların üzerinden yükselen emekçiler Türkiye nin dört bir yanında direnişe devam etmektedir. Tekel de, Telekom da, Novamed de, Tega da, Yörsan da ve daha birçok yerde demokratik haklar ve insanca bir yaşam için mücadele eden emekçiler, neoliberalizmin yarattığı tahribata karşı seslerini Haziran ın verdiği güçle çıkartmışlardır, çıkartmaya devam etmektedirler. Bu vesile ile 16 Haziran ın yıl dönümünde Tuzla tersanelerinde yapılacak grevi selamlar, örgütlü toplumun özgürlüğe giden yol olduğunun bir kez daha altını çizeriz. Dünyanın tüm emekçileri, birleşin! SİVAS KATLİAMININ DUMANI HÂLÂ TÜTÜYOR! (01 TEMMUZ 2008) Günlerden öyle bir gündü; Üstüne tarih düştüğüm. Gözümün önüne geldi birden Balkıyan güzel yüzün. Ve yüreğim yandı söndü, Ter bastı avuçlarımı. Bir işlek kovan uğultusu Kapladı kulaklarımı. Uzandım usulca cigarama; Yavan ömrüme katık. Ben o gün öldüm gülüm, Bir daha ölmem artık.. (Metin Altıok) 2 Temmuz 1993 yılında gerici güçler tarafından gerçekleştirilen ve 37 aydının diri diri yakıldığı Sivas katliamının üzerinden 15 yıl geçmesine karşın, bu yangının dumanı hâlâ tütüyor. 4. Pir Sultan Abdal Kültür Şenlikleri kapsamında Sivas a giden aydınlar, Şeriat isteriz çığlıkları atan yobazlar tarafından hunharca katledildiler. Katliamın seyircileri sadece Madımak Oteli önünde toplananlar değildi. Çok şükür otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir diyerek Madımak katillerinin güven içinde olduğunu belirten dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve onu destekleyici açıklamalarda bulunarak Halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeyiniz diyen Süleyman Demirel, askerlerin ve polisin katillere neden müdahale etmediğini de açıklıyordu.katliamın günlerce önce plânlandığı gerek yerel gazetelerden yapılan çağrılardan gerekse halka dağıtılan gazete ve bildirilerden anlaşılmaktadır. Günler önce geliyorum diyen katliamı önlemek için uğraşmamak nasıl bir politikanın ürünü olabilir?bununla beraber o dönem iktidar ortağı olan ve şeriat geliyor, şeriatçı kalkışma sopası göstererek, demokrasi yerine askeri rejimi ön plâna çıkarmak isteyen zihniyet 37 kişinin göz göre göre öldürülmesi karşısında parmaklarını bile kıpırdatmamışlardır. Dün Maraş, Çorum ve Malatya da devletin bilgisi dâhilinde katliam yapanlar bugün Sivas ta yeni katliamlara imza attılar. Katliamda piyon olarak kullanılanlardan bir kısmı göstermelik cezalara çarptırılmış Madımak Oteli yakılırken otele itfaiyenin geç gitmesini sağlayan dönemin RP li Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu nun da bulunduğu çok sayıda kişi elini kolunu sallayarak ortalıkta dolaşabilmektedir. Madımak Oteli nin altında yer alan kebapçı dükkânını çiçekçi dükkânına çevirerek bu utancı gizlemeye çalışanlar, bu tür utançlar karşısında tarihte nasıl hareket edildiğini çok iyi bilmelidirler. Hitler in Yahudileri katlettiği toplama kampları, fırınlar bugün nasıl utanç müzesine çevrilmişse ve o müzeleri gezen herkes Hitler faşizminden nasıl utanç duyuyorsa, Madımak Oteli de 316

10 utanç müzesine çevrilmeli ve sanatçılar Muhlis Akarsu, Nesimi Çimen, Metin Altıok, Behçet Aysan, Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Hasret Gültekin, Uğur Kaynar, Asaf Koçak başta olmak üzere 37 aydının isminin yer aldığı anıt yapılmalıdır. Pir Sultan Abdal ın bir şiirinde kaleme aldığı, Kadılar müftüler fetva yazarsa İşte kement işte boynum asarsa İşte hançer işte başım keserse Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan kararlılığıyla hareket eden ve meydanı egemenlere bırakmayan, Nesimi nin, Şeyh Bedreddin in, Pir Sultan ın, Deniz in, Allande nin külleri savrulurken, asırlardır bu coğrafyada kardeşçe yaşamış halkların dinleri, dilleri, ırkları, mezhepleri, renkleriyle bir bütün olduğunu, Anadolu nun bu eşsiz mozaiğinin diğerini linç ederek, öldürerek değil, öteki ni anlayarak, empati kurarak, kardeşçe bir arada yaşayacağını bir kez daha hatırlatırız. Bu topraklardaki mozaiği oluşturanların, Madımak ın küllerinden sevgi, barış ve kardeşlik yaratacaklarına, linç ve ötekileştirme heveslilerine itibar etmeyeceklerine inanıyoruz. Pir Sultan Abdal ın yine bir şiirinde dediği gibi Sivas ellerinde sazım tutuşur/ Söz tutuşur canım türkü tutuşur / Teller bizi söyler diller yarışır / Özgürlüğü yazan kalem tutuşur. Madımak Oteli nin küllerinden ırk, mezhep, din, dil, renk ayrımı yapmadan kardeşliği yükseltemezsek, türküler tutuşur, özgürlüğü yazan kalem tutuşur, aydınlar tutuşur... Sivas katliamı tarihin derinliklerine insanlık suçu olarak geçecek ve orada yaşamını yitiren aydınların adları tıpkı Pir Sultan Abdal gibi yüzyıllarca unutulmadan yaşayacak ancak katiller katillikleriyle ve utançlarıyla yok olup gideceklerdir. EMO Ankara Şubesi 19. Dönem ELEKTRİK ARTIK LAMBALARI DEĞİL CEPLERİ YAKACAK!(12 TEMMUZ 2008) IMF ve Dünya Bankası emriyle yıllardır uygulanan politikalar sonucunda, ülkemiz üretim ekonomisini büyük oranda terk ederek rant ekonomisine geçerken, kamunun elindeki işletmeler ve işletme hakları da özel sermayeye adeta hediye edilmiştir. Halka verdiği sözleri hiç hatırlamayan ama IMF ve Dünya Bankasına verdikleri sözleri hiç unutmayan iktidarların elinde, ülke ekonomisi kısa sürede büyük bir borç yükü altına girmiştir sonrası uygulanan neo-liberal ekonomi politikaları sonucunda, hazine borçları hızla artarak 400 Milyar doların üzerinde bir dış borç batağına saplanılmıştır. Bırakınız yapsınlar, bırakınız satsınlar diyerek başlayan ve benim memurum işini bilir diyerek devam eden vesayet ekonomisinin başka bir sonucu olması zaten beklenemezdi. Emekten ve Halktan Yana, Bilim ve Teknolojinin Yol Göstericiliğinde Odamız bütün bu gelişmeler karşısında yıllardır her fırsatta, emekten ve halktan yana bilim ve teknolojinin yol göstericiliğinde politikalar izlenmesi gerektiğini dile getirmiştir. SSGSS ile çalışma hayatına yapılan saldırılara, kamu mallarının yağmalanmasına, ülkemizin bir bölgesinin yangın yerine çevrilmesine, daha fazla kar ve rant uğruna yaşanır bir dünyanın yok edilmeye çalışılmasına, iki adım ötemizde süren insanlık dramı savaşlara, dünya insanlarının gittikçe yoksullaştırılmasına, nükleer lobilerin ülkemizin üstüne kondurmak istediği karabulutlara, suyun elektriğin gazın havanın yani yaşamın ticarileştirilmesine karşı, demokratik Türkiye insanca yaşam şiarıyla karşı çıkmıştır, bundan sonra da karşı çıkmaya devam edecektir. Son günlerde gündemde yer alan ve filler tepişmesi diyebileceğimiz tartışmalardan emeğiyle geçinenlerin lehine bir sonuç çıkmayacağı aşikârdır. Ortaya dökülenlerin doğru olma ihtimali bile tüyler ürperticidir. İktidar hırsı ile atılan hukuksuz adımların yarattığı çürümeden kimseye yarar gelmeyecektir. Aynı şekilde iktidarını sağlamlaştırmak için her yolu mubah görenlerin bir gün aynı duruma düşmeleri de kaçınılmazdır. Ülkeyi geri vitese takanların, kamu mallarını sermaye- 317

11 ye altın tepsilerde sunanların, üniversitelerde özerkliği değil piyasalaştırmayı savunanların yolu çıkmaz yoldur. Ve bu yol, yol değildir. Bezirgân beylerinin son temsilcisi, kendisini pazarlamacı ilan eden devlet adamlarımız eliyle elde avuçta kalan son kırıntıları da yandaşı sermaye gruplarına peşkeş çekiyor. Telekom, Limanlar, Tekel derken şimdi sıra özelleştirmecilerin altın vuruşu denebilecek olan elektrik sektörüne geldi. İki dağıtım bölgesini geçtiğimiz günlerde kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklar sonucu paylaşan sermaye grupları, diğer dağıtım bölgelerinin de arenada önlerine atılmasını ağzı sulanarak, ellerini ovuşturarak bekliyor. Zamların Sebebi Özelleştirmelerdir! Mevcut iktidar döneminde elektriğe zam yapmamakla övünmüş, ancak diğer yandan elektrik faturası olarak değil başka biçimlerde ödediğimiz zamları yapmıştır. O kadar ki faturalara yansımayacağını söyledikleri zamlar bile yapmışlardır. Bugüne kadar dile getirdiğimiz gibi, özelleştirmelerin sonucu zamdan başka bir şey değildir ya da zamların sebebi özelleştirmeden başka bir şey değildir. İki dağıtım bölgesinin özelleştirilmesi ile otomatik fiyatlandırmanın aynı güne rastlaması çok ama çok manidardır. 1 Temmuz 2006 elektrik sisteminin kara günlerinden biri olmuştu. 1 Temmuz 2008 ise nazire yaparcasına daha da kara bir gün olarak tarihe geçmiştir. Durmak yok yola devam diyenlerin aslında durmak yok yağmaya devam, durmak yok zamlara devam dedikleri artık halkımız tarafından da net olarak görülmüştür. Yine, Yeni, Yeniden ÖKP 90 lı yıllarda özelleştirme karşıtı mücadelenin bayrağını en yukarda tutan Özelleştirme Karşıtı Platform (ÖKP), bu yağma ve talana karşı yeniden mücadeleye devam kararı almıştır. Meslek odalarından Sendikalara kadar geniş bir yelpaze içinden destek gören ÖKP mücadelesi her meşru platformu ve yöntemi kullanmayı kendisine hedef olarak belirlemiştir. ÖKP daha önceden de ilan etmiş olduğu ilkeler çerçevesinde mücadele bayrağını yükseltecektir. ÖKP bileşeni kurumlar; sermayenin yapısal krizini kamu mülkiyetindeki kuruluşlara el koyarak aşma eksenli özelleştirme girişimlerine karşı ÖKP nin yeniden ve daha güçlü bir sesle mücadeleye devam kararı almıştır. ÖKP, özelleştirme politikalarının kamu kaynaklarına sermaye sınıfı tarafından el koyma amacıyla, emekçilere yapılan bir saldırı olduğunu koşulsuz kabul eder. ÖKP, emek ve demokrasi güçlerinin özelleştirme mücadelesini geçmiş birikim ve deneyimlerin ışığında sürdürme kararlılığını ortaya koyar. ÖKP, özelleştirme sürecini işsizlik ya da düşük ücretli sömürü düzenine karşı mücadele alanı olarak ele alır. ÖKP, emekçilere dayatılan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası nı (SSGSS) sağlık ve sosyal güvenlik alanına ayrılacak kaynakların sermayeye peşkeş çekilmesi olarak değerlendirir ve mücadele alanı olarak tanımlar. ÖKP, taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma, düşük ücret, esnek istihdam vb. uygulamalara karşı ortak mücadele eder. ÖKP, kamu işletmeciliğini savunur. Kamu işletmelerinin siyasal iktidarlar tarafından geri teknolojiye ve verimsiz işletmeciliğe mahkum edilmesini reddeder. Kamu kavramını siyasal iktidarların etki alanı dışında; meslek odaları, sendikalar, tüketici örgütleri ve örgütlü yurttaş oluşumlarının şeffaflık temelinde kamusal denetimine açık bir yapı olarak tanımlar. ÖKP, özelleştirmelere ve özelleştirme girişimlerine karşı bütün emek ve meslek örgütleriyle demokrasi güçlerini mücadelenin bileşini olarak tanımlar, bu doğrultuda meşru yöntemleri benimseyerek toplumu bu temelde bilgilendirir. ÖKP, ülkemizdeki özelleştirme mağdurları ile 318

12 dayanışma içindedir. ÖKP, uluslararası ölçekte dünyadaki diğer özelleştirme karşıtı mücadeleleri izler ve onlarla dayanışma yollarını arar. ÖKP, özelleştirilen kurum ve kuruluşların yeniden kamulaştırılmasını savunur ve mücadele eder. Asıl olanın dünyayı yorumlamak değil onu değiştirmek olduğu bilinciyle, sermaye tarafından dayatılan sınıfsal, bölgesel ve diğer tüm eşitsizlikleri ortadan kaldırmak için tüm emekçileri, ezilenleri, yoksulları, barıştan ve yaşanabilir bir dünyadan yana olan emek ve meslek örgütlerini, daha adil, daha güzel ve başka bir dünya kurma mücadelesine, emek güçlerine karşı yapılan her türden saldırıyı geri püskürtme mücadelesine çağırıyoruz. ABDÜLHAMİT YASALARIYLA HAYAT KARAR- TILAMAZ (23 TEMMUZ 2008) Abdülhamit yasalarıyla Hayat karartılamaz! Emeğin ve emekçinin sesini duyurmak için yayınını sürdüren Hayat TV nin egemenlerin klasik söylemlerinin arkasına saklanarak kapatılması, Abdülhamit döneminin sansür geleneğinin AKP Hükümeti tarafından devralındığının da göstergesidir. Abdülhamit döneminde içinde Yıldız, grev, ihtilal, sosyalizm geçen sözcükler sansürlenip gazeteler kapatılırken, aradan geçen bunca zaman sonra içinde emek, emekçi, sosyalizm, Kürt sorunu, halkların kardeşliği vb. sözcüklerin telaffuz edilmesine tahammül gösterilmiyor ve Hayat TV karartılıyor.türksat 1-C uydusu üzerinden yayın yapan Hayat TV nin ekranının karartılarak yayın frekansının iptal edilmesi, Türkiye de basın üzerindeki sansürün kaldırılma tarihi olan 24 Temmuz a denk gelmesi tesadüf olamaz. Egemenlerin ipliğini pazara çıkartan her gazete, her televizyona aba altından sopa gösterilmesi, muhalefetin sesini kısma girişimleri AKP nin sadece kendine demokrat olması ve senin özgürlüğün benim izin verdiğim kadarıyla geçerlidir düşüncesi ile açıklanabilir. Türkiye son dönemde Hrant Dink in katliyle başlayan ifade özgürlüğüne yönelik ihlallerin her türlüsünü yaşadı. Basına yansıyan raporlara göre 2007 yılında 55 kişi TCK 301 den yargılanıp, 6 kişi mahkum olurken, 34 gazeteci ve 12 medya organı bu dönem içinde saldırıya uğradı. Büyük bölümü gazeteci olmak üzere 22 kişi ve 6 medya organı tehditlere maruz kalırken 254 gazeteci,yazar, yayıncı, insan hakları savunucusu ve siyasetçinin düşünceleri nedeniyle adliyelik oldu. Haberleşme alanının denetim altına alınması düşüncesi, internet üzerinden erişimin engellenmesi ile ilgili olarak 5680 Sayılı Basın Kanunu nda değişiklik yapılarak interneti zapturap altına alınma girişimleri ile başladı. Ardından çıkartılan 5651 Sayılı Yasa ile tüm internet trafiğinin izlenmeye alınmak istenmesi, telefon görüşmelerinin kayıt altına alınması özgürlükleri kısıtlayan, baskıcı ve anti demokratik uygulamaların su yüzüne çıkan kısmıydı. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı nın hiçbir hukuki karar olmadan internet sitelerinin karartmasının ardından, Türksat 1-C uydusu üzerinden yayın yapan Hayat TV de, sübjektif ve hukuki olmayan bir gerekçeyle bölücü yayın yapılıyor denilerek kapatılması; özgür iletişim ve düşüncenin yok edilmesi 24 Temmuz dan önceki sansür geleneğinin sürmesi ve 12 Eylül darbecilerinin sağladığı sistemin devam ettirilmek istenmesi ile açıklanabilir. Hayatın içinde olan Hayat TV karartılamaz! 319

13 RANTKENT DEĞİL BAŞKENT! (25 TEMMUZ 2008) ODTÜ de yıkılmak istenen binalar değil, yıllar öncesine dayanan ve yükselen daha güzel ve yaşanabilir bir dünya özlemidir. Başkent Ankara yı 14 yıldır keyfince yönetenler, Kente Karşı işlenen suçlar listesinde birinci sırada bulunanlar, önce kenti susuz bırakıp sonra zehirli su içirenler, Ankara yı başkent olarak değil Rantkent olarak görenler fütursuzluğunu göstermeye devam ediyor. Bilimin, aydınlığın, çağdaşlığın, onurlu mücadelenin, emperyalizme uşaklık etmemenin, ABD elçisine kafa tutmanın, daha güzel bir dünyanın, ezilenlerin ve sömürülenlerin yanında olmanın en güzel örneklerini verenlerden biri olan ODTÜ binalarına karşı yapılan saldırı aslında güneşli güzel günlere yapılan bir saldırıdır. 50 yıllık Üniversitenin kaçak olduğu gerekçesiyle yıkılması yerine, Büyükşehir Belediye Başkanı derhal görevden el çektirilerek 3 dönemdir görevini ihmal edip etmediği araştırılmalıdır. Karanlığa Karşı Devrim! Her yıl geleneksel olarak ODTÜ stadına mumlarla DEVRİM yazmanın bir anlamı vardır ve bugün daha da anlamlı hale gelmiştir. Aydınlığa karşı karanlığı, bilime karşı cehaleti, çağdaşlığa karşı gericiliği, modern şehirciliğe karşı rant kapmayı, hukuka karşı tiranlığı savunanlar elbette ODTÜ yü yıkmak isteyecektir. ODTÜ nün yıkılmak istenmesinin nedeni binaların ruhsatsızlığı değil, Büyükşehir Belediyesinin bilimden rahatsızlığıdır. Ankara yı kafasına estiği gibi yöneten, halkı zehirli Kızılırmak suyunu içmeye zorlayan, şehir içindeki yolları otobana çeviren, son olarak yaptığı Kuğulu alt geçidi ile Atatürk Bulvarı nı Ankaralı yayaların kullanımına kapatan Büyükşehir Belediyesi, ODTÜ sınırları içinden de Eskişehir Yolu na paralel bir yol geçirmek istiyor. Ankara nın önemli akciğerlerinden biri olan ODTÜ ormanları yok edilerek rant merkezi haline getirilmek isteniyor. Ankaralılar Bilimin aydınlattığı, halkın yönettiği bir yerel yönetim istiyor! Kamu binalarının çoğunluğunun yasal statülerinin hali ortadayken, Ülkeyi ve Kenti yönetmek üzere göreve gelenler kendi seçkin sitelerini hukuksuz biçimde yapıp sonra kendi kendilerini affederken, sokaklara darbecilerin adlarını ve kendi adlarını verirken, Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen hizmetler akrabalara devredilirken, Kent talan edilerek alt ve üst geçitlerle kirletilirken, yandaş müteahhitler beslenirken, plansız ve programsız yapılaşmalara açıklanması güç onaylar verilirken, ODTÜ yü yıkmanın anlamı açık ve nettir. Tarihi mücadelelerle dolu olan ODTÜ bilim ve teknolojiye saldıranlara karşı mücadele etmeye devam edecektir. Türkiye de demokratik ve özgür eğitimin simgelerinden biri haline gelen ODTÜ nün yıkılarak rant merkezi yapılmak istenmesinin altında, ODTÜ Kızılırmak suyunu tahlil etti, su temiz sözlerini yalanlayarak Böyle bir tahlil yapmadık diyen ODTÜ den alınmak istenen intikam duygusu ve kurulduğu günden bu yana belediyelerin iştahını kabartan binlerce dönümlük arazi yatıyor. EMO Ankara Şubesi 19.Dönem DEMOKRASİ, SADECE İKTİDAR PARTİSİ DE- ĞİL; HİÇBİR PARTİ KAPATILMADIĞI ZAMAN VAR OLACAKTIR! (01 AĞUSTOS 2008) Mart 2008 ortasından bu yana gündemde tutulan ve beklenen sonucun şatafatlı bir biçimde açıklandığı parti kapatmama davası ve gösterilen tepkiler, ayıplı demokrasiyi kurtarma çabasından başka bir şey değildir. Ancak bu çabalar göstermelik, güdümlü ve ayıplı demokrasinin bir kez daha açığa çıkmasından başka bir anlam ifade etmemiştir. Yıllardır sürdürülen AB tartışmalarında dile getirilen ve 320

14 halkımız istediği için değil AB şefleri istediği için lütfedilen demokrasi(!) tarihinden bazı örnekler; 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat müdahaleleri, Susurluk, Şemdinli, Ergenekon, Atabeyler davaları, Yasaklanan kitaplar, tiyatrolar, dergiler, Kapatılan partiler, gazeteler, radyolar, TV ler, Cezaevinde bulunan 20 yi aşkın gazeteci, Son 7 ayda işlenen 22 faili meçhul cinayet, Kapatılan dernekler, sendikalar, Yasaklanan sözcükler, şarkılar, renkler, Yasaklanan diller, tarihler, 1 Mayıslarda katledilen işçiler, kimyasal silahlarla yapılan engellemeler, Hak arayan Tekel işçilerine sıkılan su, 301 ayıbı ve ayakkabısı delik kurşunlanan gazeteci Hrant Dink, Bayrak provokasyonları, Fişlemeler, sürgünler, işkenceler, gözaltında kayıplar, gelecektir. Demokrasinin nasıl algılandığını gösteren en önemli işaret, iktidar partisinin suçlu bulunmasına rağmen sadece kapatılmaması üzerinden tartışma yapılması, bu da yetmiyormuş gibi en yetkili ağızlardan durmak yok yola devam denilerek güdümlü liberal politikaların sürdürüleceğinin ilan edilmesidir. Danışıklı davada hükümetin bugüne kadar uyguladığı neo-liberal ekonomik saldırıların, demokratik hak ve özgürlükleri alabildiğine kısan ve alanlarda hak arayanlara yapılan saldırıların, otoriter yönetim anlayışının, yoksullukların, kadrolaşmaların, provokasyonların, yolsuzlukların yargılanmadığını biliyoruz. Bu mücadelenin ucu açıktır. Yasaksız, eşit, özgür, barış içinde, kardeşçe, yan yana bir Türkiye, demokratik bir Türkiye istiyoruz. Bütün bunlar başka bir ülkede olmuş gibi davranarak ve kendi tarihimizde 24 parti kapatıldığı halde, iktidar partisi kurtulunca demokrasi kurtuldu diyenler balık hafızalı olabilir, ancak tarih bunları yazacaktır. Hiç kimse, bunca antidemokratik uygulama varken, IMF ve Dünya Bankası şeflerinin yol göstericiliğinde ekonomi politikaları, ABD nin sufleleriyle Ortadoğu politikaları, AB istekleriyle anayasa düzenlemeleri yapılırken halkı kandırmaya, demokrasiden dem vurmaya kalkmasın. Göstermelik Demokrasi! Deşifre olmuş ilişkiler değil, bütün karanlık çeteler ortadan kalktığı zaman, çoğunluk azınlığa tahakküm etmediği zaman, faili meçhul cinayetler işlenmediği zaman, TV kanalları ve internet siteleri keyfi olarak kapatılmadığı zaman, grevli toplu sözleşme hakkına sahip sendikalar olduğu zaman, grev yapan işçilere saldırılmadığı zaman Demokrasi var olacaktır. Sendika kurmak isteyenlere değil engel olanlara karşı mahkeme kurulduğunda, üniversitelerimizde eşit-özgürnitelikli-parasız eğitim verildiğinde, ülkeyi ulema değil bilim yönettiğinde, bütün yasaklar kalktığında, insanlar insanca yaşayabildiğinde Demokrasi kendiliğinden ÖKP: ÖZELLEŞTİRME SALDIRISI ARTARAK DE- VAM EDİYOR! ÖZELLEŞTİRME KARŞITI PLAT- FORM (6 AĞUSTOS 2008) 12 Eylül 1980 sonrasında, sadece ekonomide serbestliği savunan bir liberal anlayışla ekonomiyi darbecilerin gözetiminde düzenleyen hükümetlerin, eğitimden sağlığa, haberleşmeden enerjiye kadar hayatın her alanını sermaye sınıfının lehine kar alanı olarak görmelerine tanık olmuştuk. Kamunun elindeki mal ve hizmet üretim araçlarının sermayeye bizzat hükümetler marifetiyle transfer edilmesi olarak yürütülen özelleştirme yağması bugün de devam ediyor. Ayvaz kasap, hepsi bir hesap misali kamunun elinde ne varsa sudan ucuza kapatma derdindeki bütün hükümetler, taşların bağlı köpeklerin serbest olduğu bir ortam yaratmak için çalışmışlardır. Geçtiğimiz günlerde yangından mal kaçırır gibi yapılan BEDAŞ ve SEDAŞ özelleştirmeleri, sermaye ve onların işbirlikçilerinin bu doğrultuda atmış oldukları yeni bir adımdan başka bir şey değildir. 321

15 Mevcut iktidar döneminde elektriğe zam yapmamakla övünmüş, ama elektrik faturası olarak değil başka biçimlerde ödediğimiz zamları yapmıştır. Bugüne kadar dile getirdiğimiz gibi, özelleştirmelerin sonucu zamdan başka bir şey değildir ya da zamların sebebi özelleştirmeden başka bir şey değildir. Özel sermaye sahiplerinin isteğine uygun olarak, elektrik fiyatı petrole, doğalgaza, kömüre, susuzluğa, havanın nemine duyarlı hale gelmiş ve her durumda zam yapılabilir duruma gelinmiştir. Durmak Yok Yağmaya Devam! 1 Temmuz 2008 tarihinde iki dağıtım bölgesinin özelleştirilmesi ile otomatik fiyatlandırmanın aynı güne rastlaması çok manidardır Temmuzunda otoprodüktörlerin keyfi olarak sisteme enerji vermemelerinden dolayı ülkenin batı yakası karanlığa gömüldü ya da karanlık oyunların mağduru oldu. Bu tarih elektrik sisteminin kara günlerinden biri olmuştu Temmuzu ise nazire yaparcasına daha da kara bir gün olarak tarihe geçmiştir. Durmak yok yola devam diyenlerin aslında durmak yok yağmaya devam dedikleri artık halkımız tarafından da net olarak görülmüştür. SSGSS ile sağlığımızı ve geleceğimizi piyasalaştıranlar, enerji alanında da maliyet bazlı fiyatlandırma adını verdikleri otomatik zamlar ile durmak yok zamlara devam sloganına sadık bir politika izlemeye devam ediyorlar. Elektrik ve doğalgaza yılbaşında ve yıl ortasında yapılan zamlarla elektrik %46, doğalgaz %35 pahalı hale gelmiştir. Bütün bu zamlar hazırlık zammı niteliğinde olup, özelleştirilen her alan gibi enerji sektörü de sermaye kuruluşlarının daha fazla kar hırsına kurban edilmeye çalışılmaktadır. Enerji sektörü bir kısım sermaye kuruluşlarının kar amaçlı olarak dilediğince at koşturduğu, IMF nin direktifleriyle fiyatların ayarlandığı bir alan olmayacak kadar yaşamsal bir sektördür. Bütün enerji kaynakları, sermaye kuruluşlarının karları garanti edilerek değil, kamu yararına, insan odaklı, doğal ve tarihi miras, çevresel etkiler gibi kriterler gözetilerek planlanmalı ve işletilmelidir. İnadına Mücadeleye Devam! Eğitimi, sağlığı, haberleşmeyi, ulaşımı özelleştiren, elektriği ve doğalgazı özelleştirmeye başlayanlar, diyerek nehirleri, dağları, denizleri, madenleri hatta soluduğumuz oksijeni; yani yaşamın kendisini bile özelleştirmek isteyeceklerdir. Kısa bir süre önce özelleştirilen EGO doğalgaz işletmesine şimdi de İZGAZ eklenmek isteniyor, TEDAŞ a bağlı 21 dağıtım bölgesinden 20 tanesi, önce en karlılarından ve kayıp kaçak oranları en düşük olanlarından başlamak üzere altın tepsiler içinde ulusal ve uluslar arası sermaye işbirliklerine peşkeş çekilmek isteniyor. BEDAŞ ve SEDAŞ yerli yabancı ortaklıklara sunuldu, şimdi sırada diğerleri var. Her özelleştirme ile ülke daha fazla ticarileştirilecek, vatandaşlar yani aboneler müşterileştirilecek ve sektör özel tekellere teslim edilecektir. Bugüne kadar elektrikte yaşanan özelleştirme örnekleri ortadadır, doğalgaz özelleştirmelerinin arka planı karanlıktır. EGO örneğinde olduğu gibi, kamu elindeki işletmeler kasıtlı olarak zarara uğratılıp sonra da hazinenin sırtından sözde kamburu almak için özelleştirilmektedir. Ama biz artık biliyoruz ki, asıl kambur kamu işletmelerini bilerek veya beceriksizlik sonucu zarar ettirenlerdir. Bu hesapları vermeden yapılacak her özelleştirme, toplum vicdanında yeni bir yaradır. Kamu kuruluşlarının zarar ettiği yalanına en büyük yanıt Türkiye nin en büyük sanayi kuruluşları listesinin açıklanmasıyla verildi, EÜAŞ bu listede ilk üçe girmiştir. Enerjimize Sahip Çıkacağız, Geleceğimizi Karartmayacağız, Kararttırmayacağız! Özelleştirme Karşıtı Platform u (ÖKP) oluşturan bizler, sermayenin özelleştirme saldırılarına karşı sessiz kalmayacağız. Bu sistematik saldırıya karşı hayatın içinde yer alan bütün emek ve meslek örgütleriyle ortak mücadele edeceğiz. Asıl olanın dünyayı yorumlamak değil onu değiştirmek olduğu bilinciyle, dayatılan sınıfsal, bölgesel ve diğer tüm eşitsizlikleri ortadan kaldırmak için tüm emekçileri, ezilenleri, yoksulları, barıştan ve yaşanabilir bir dünyadan yana olan emek ve meslek örgütlerini mücadeleye çağırıyoruz. Mücadelemiz, daha adil, daha güzel ve başka bir dünya kurma mücadelesi, yapılan her türden saldırıyı geri püskürtme mücadelesidir. İnadına mücadeleye devam! ÖZELLEŞTİRME KARŞITI PLATFORM ANKARA BİLEŞENLERİ 322

16 BİR KEZ DAHA YANKEE GO HOME! ( ) 68 gençliğinin 6. Filo yu Dolmabahçe den denize dökmesinden 40 yıl sonra, ABD gemileri el sallayarak boğazlardan Karadeniz e geçti. 40 yıl önce ABD denizcilerini denize dökenlere saldıranlar ise bugün ülke yönetiminde en üst noktalara gelmiş durumdalar. O zaman yapamadıklarını bugün ne yazık ki yapmışlar ve ülkenin anahtarını ABD ye teslim etmişlerdir. Dünya nın bütün enerji kaynaklarına sınırsızca sahip olmak isteyen ABD ve onun işbirlikçileri, Hazar Bölgesi enerji kaynaklarını kontrol etmek için, Kafkasya da önce sorun çıkarmışlar sonra da mazlumlara insani yardım adı altında savaş güçlerini Karadeniz e yığmak için bahane yaratmaya çalışmışlardır. Rusya nın da emperyal hırslarına kurban olması sonucu, Kafkaslar bir anda karışmış ve binlerce sivil bu savaşta hayatını kaybetmiştir. Fillerin her tepişmesinde olduğu gibi olan yine çimenlere olmuştur. Yanki Go Home ve 6. Filo Defol diyerek emperyalizme kafa tutanların yıllarca toplumdan izole edilmeye çalışılması, ABD gemilerine anlaşmalara rağmen izin verilmesiyle daha da anlaşılır hale gelmiştir. Antiemperyalist gençliğe taş ve sopalarla saldıran bugünün devlet adamları, 40 yıl önce olduğu gibi bugün de sınırsız ve sorumsuzca ABD ye biat etmişlerdir. 68 gençliğinin Bağımsız Türkiye sloganı bugün zihinlere ve sokaklarda daha çok seslendirilmeli, halklara gözyaşı ve kan olarak geri dönen tüm savaş çığırtkanlıklarından vazgeçilmelidir. En kutsal hak olan insan yaşamı emperyalizmin kar hırsına kurban edilmemelidir. Dünya egemenlerinin çıkarlarının çatışmasından başka bir açıklaması olmayan ve Afganistan, Irak, Kafkaslar, Afrika gibi bölgelerde yaşanan savaşlar, günümüzün en önemli sorunu olan Enerji Kaynaklarının kontrolü uğrunadır. Ve bu uğurda insan kanı petrolden ve doğalgazdan ucuz görülmektedir. Enerji kaynaklarına ait fiyatlar dünya genelinde spekülasyonlara ve savaşlara endekslenmiş durumdadır. Ülkemizde de buna paralel olarak her savaşın halka yansıması zam ya da özgürlüklerin kısılması olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir savaş aygıtı olarak egemenlerin isteklerini yerine getiren NATO, son çatışmalarda da sorunun odak noktası olmuştur. Kendisine bağlı uydu ülke yaratma peşindeki emperyalist odakların dünya halklarına kan ve gözyaşından başka verebileceği bir şey yoktur. Demokratik Türkiye insanca yaşam şiarını her zaman haykıran bizler, Kafkasya halklarına kan ve gözyaşı taşıyan gemilerin boğazlarımızdan geçmesine izin verilmesinin hangi değirmene su taşıdığını görüyoruz. BÜYÜK BİRADER BİZİ GÖZLEMEYE VE YA- SAKLAMAYA DEVAM EDİYOR (25 AĞUSTOS 2008) Zararlı içerik yayınladıkları gerekçesiyle kapatılan internet sitesi sayısı 853 ü bulurken dünyanın en çok ziyaret edilen video paylaşım sitesi YouTube 109 gündür kapalı. Dünyada bilgiye ulaşım ve haberleşme özgürlüğünün en önemli aracı olan internet Türkiye de baskı altına alma aracı olarak kullanılmakta. George Orwell in 1984 romanında gerçekleşen olayların bir benzerini bugün Türkiye de izliyoruz. Büyük Birader (Big Brother) evimizde, iş yerimizde, bilgisayarımız başında bizi sürekli izliyor ve zararlı içerik olduğunu düşündüğü internet sitelerini kapatabiliyor. Hukukta yer alan temel hak ve özgürlüklerin ancak mahkeme kararıyla kısıtlanması hükmü ve Anayasalarda yer alan bireyin iletişim özgürlüğü, Telekomünikasyon Kurumu (TK) İletişim Başkanlığı nın iki dudağı arasında keyfi olarak sonlandırılırken, içinde pek çok hukuki boşluğu barındıran 5651 sayılı yasa (İnternet 323

17 Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun) nedeniyle çok sayıda internet sitesi karartılmaktadır. Öyle ki 18 Ağustos 2008 tarihi itibariyle TK İletişim Başkanlığı nın çeşitli gerekçelerle resen kapattığı site sayısı 612 ye ulaşmıştır. Kime ve neye göre alındığını bilmediğimiz kararlar yüzünden, haberleşme özgürlüğümüz tehdit edilmektedir. Bu yöntem ancak sıkıyönetim rejimlerinde uygulanan keyfiyeti çağrıştırmaktadır. Üstelik tüm bu uygulamaları da müstehcenlik, kumarı teşvik, çocuk pornosu, Atatürk e hakaret bahaneleri kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Çünkü resen uygulanan kapatmalar yargı denetimine tabi değildir. Bu da AKP Hükümeti nin kendi zihniyetini hukuk dışı yollarla meşrulaştırması anlamına gelmektedir. Özgürlük kavramından sadece türban özgürlüğü nü anlayan AKP Hükümeti nin haber alma ve haber yayma hürriyetini kısıtlamak, bir türlü kontrol altına alamadığı interneti zapturapt altına alma için ana muhalefet partisi CHP nin de katkılarıyla çıkarttığı 5651 sayılı yasa, telefon görüşmelerinin kayıt altına alınmasından sonra internet ulaşımını da kayıt altına alma girişiminden başka bir şey değildir sayılı yasa, bilgi toplumu yaratma çabasında olduğunu iddia eden AKP Hükümeti nin samimiyetini de ortaya koymaktadır. Kalkınma planlarında Ar-Ge ye ayıracağı payı arttıracağını söylemesine rağmen ülkemizi karanlığa sürüklediğinin artık fark edilmesi gerekmektedir. Kendi ülkesinin insanına güvenmeyen, paranoya içerisinde yaşayan anlayış, bir kitabı bahane ederek koca bir kütüphaneyi kapatmaktadır. Büyük Birader ler hayatımızın her alanında; telefon konuşmalarımızı, e-posta yazışmalarımızı, internette ziyaret ettiğimiz siteleri ve kredi kartıyla yaptığımız a- lışverişleri sürekli olarak izliyor ve kendi düşüncelerine uymayan düşünceleri yasaklama, kapatma, karartma yoluna gidiyor. Sokağa çıktığımızda kameralarla donatılmış caddelerde yaptığımız her hareketi izleyerek kayıt altına alanlar, çıkarttıkları yasalarla tüm internet trafiğini izlemeye çalışıyorlar. Kısaca hayatımızın her alanını kontrol altında tutup, kendi fikirleri ile uyuşmayan muhalefetin de sesini kısma girişimine çeşitli yasal kılıflar bulan iktidar güçleri internetteki özgürlüğü perde ile kapatmaya çalışıyor, devlet güdümünde internet yaratmaya çalışıyorlar. Temel hak ve hürriyetlerden olan haberleşme özgürlüğünün önündeki perde kaldırılmalı, insanların düşüncelerini özgürce yayabilecekleri ve paylaşabilecekleri erişimin olanakları sağlanmalı. Suçların oluşmasında sosyo-ekonomik, politik gelişmelerin ele alınması yerine internetin günah keçisi olarak sunulması uygulamasından vazgeçilmeli ve mahkeme kararı olmadan karartılan internet siteleri bir an önce açılmalıdır. DÜNYA, BARIŞ GÜNÜNDE KANLAR İÇİNDE (1 EYLÜL 2008) Barışı sever bütün çocuklar beştaş, saklambaç, elim sende bu yüzden anlamı aynıdır, değişmez barış sözcüğünün halkların dilinde (Barış koyun çocukların adını) 1 Eylül 1939 da Alman ordularının Polonya yı işgal etmesiyle başlayan 2. Dünya Savaşı nın başlangıç gününe atfedilen Dünya Barış Günü yine dünya halklarının kan ve barut kokuları içinde boğuştuğu, kadınlar ile çocukların açlık ve sefalet içinde bulunduğu bir günde kutlanıyor. Yanı başımızda, yıllardır postal seslerinin susmadığı, halkların özgürlük istediği Ortadoğu da demokrasi getirileceği söylemiyle başlayan ABD ve İsrail işgalleri devam etmekte, bir varil petrol için binlerce insanın 324

18 kanı dökülmeye devam etmektedir. Kuzeyimizden, Karadeniz in hırçın dalgalarından silah sesleri yükselirken, savaş gemilerinin boğazlarımızdan geçmesiyle Türkiye de bu savaştaki tarafını sergiledi. Gerek Ortadoğu da gerekse Kafkasya da bulunan zengin enerji kaynaklarının denetimini ele geçirmek isteyen emperyalist odakların hükümranlık emelleri, yoksul halklara kan, gözyaşı, ölüm, esaret ve açlık olarak dönmektedir. Bugün hala ülkemizde de insanlar ırkları, dilleri, dinleri ya da mezhepleri nedeniyle öldürülmekte, Sivas, Maraş, Çorum olayları henüz unutulmadan başka vahşetler sergilenerek toplum baskı altına alınmak istenmektedir. Yüzyıllardır kardeşçe ve yan yana yaşayan insanlar birbirine düşürülmek istenmekte ve gün geçtikçe barışa kurşun sıkılmaktadır. Emperyalizm kan döktükçe, insanlığa karşı barışa karşı suç işlemeye devam ettikçe insanlık bu vahşetle dün mücadele ettiği gibi yarın da mücadele edecektir. Sadece emperyalizmin denetiminden çıkan savaş suçlularının değil, dünyayı kan gölüne çeviren, enerji ve güç uğruna insan kanı döken, kendi paranoyalarını halkların paranoyası haline getirmeye çalışan bütün savaş suçluları er veya geç yargılanacaklardır. isteyen IMF şeflerinin bir kısım istekleri daha böylelikle yerine getirilmiş oldu. Dağıtım Bölgelerini altın tepsilerde sermayeye sunanlar, toplu görüşmelerde memura işçiye zam verirken cimri davrananlar söz konusu zam olunca birden bonkör oluyorlar. Bakanlar kurulu zammı onaylarsa 2008 yılı başından bu yana elektriğe yapılan zam %65 e ulaşacak. Öte yandan aynı bakanlar kurulu, açlık sınırında yaşayan kamu emekçilerine ise ortalama %8,5 ücret zammını uygun bulmakta. Yoksulluk oranının gün geçtikçe arttığı ülkemizde yapılan zamlarla yurttaşlar açlık sınırının altında yaşamaya mecbur edilirken bu açmazın çıkışı özelleştirme olarak bizlere dayatılmaktadır. Halka çare olarak sunulan özelleştirmenin aslında çıkmaz yol olduğu, kamuya ait işletmelerin ekonomik ve teknolojik gereklere uygun işletilmesinden başka yol olmadığı da ortadadır. Özelleştirmenin kamu malının sermayeye peşkeş çekilmesinden başka bir şey olmadığı da bugüne kadar uygulanan peşkeş politikaları sonucunda anlaşılmıştır. Amacı her zaman daha fazla kâr elde etmek olan sermaye için önemli olan halkın sağlığı ya da ihtiyaçlarından ziyade kârını maksimize edebilmektir. Oysaki ki; enerji insanların yaşamlarını sürdürebilmeleri için en temel haklardan biridir ve devletler yurttaşlarına bu hakkı sağlamakla yükümlüdürler. Bizim devletimiz ise bu yükümlülükleri yerine getirmek bir yana kamunun elindeki kuruluşları birer birer satmayı ekonomi yönetimi sanmakta ve yok pahasına kamu mallarını yağmalatmaktadır. Egemenler Arası Dalaşın Yapay Sonucu Zamlar ZAM MADALYONUNUNUN İKİ YÜZÜ: EMEK- ÇİYE %8,5, ELEKTRİĞE %65 ZAM! (05 EYLÜL 2008) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Türkiye Elektrik Ticaret Taahhüt Anonim Şirketi nin (TETAŞ), Türkiye Elektrik Dağıtım Şirketi ne (TEDAŞ) sattığı elektriğin satış fiyatının 1 Ekim den itibaren yüzde 34 oranında artırılması için yaptığı başvuruyu kabul etti. Geçtiğimiz yıl elektrikte orta vadede fiyat ayarlaması TETAŞ, zam talebini elektrik üretiminde kullanılan doğalgazın fiyatındaki ve dünya petrol fiyatlarında yaşanan artışa göre belirlediğini öne sürüyor. Zamların gerekçesi bu kadar basit açıklanamaz, bu zamlar Türkiye nin yıllardır uyguladığı dışa bağımlı enerji politikalarının ve özelleştirme çabalarının bir sonucudur. Kaldı ki dünya genelinde petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artışın sorumlusu da zam yapılması gerektiğini geçen yıl sufle eden IMF ve Dünya Bankasının başını çektiği uluslar arası emperyalist-kapitalist güçlerdir. Enerjide, özellikle elektrikte yaşanan krizler zamlarla 325

19 değil bu politikalar değiştirilerek, kamusal bir anlayışla hazırlanan ve yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık verilen enerji politikalarıyla aşılabilir. Ülke geleceğini her anlamda karanlığa götüren politikalar uygulayan AKP iktidarı, mevcut bağımlılık yetmezmiş gibi ısrarla enerji bağımlılığımızı arttırmaya ve nükleer lobilerin beklentilerini yerine getirmeye çalışmaktadır. Yıllardır karşı karşıya kaldığımız tablo hiç değişmiyor, enerjide yaratılan krizler bu darboğazları, sözde açmak için yapılan zamlar ya da önerilen nükleer santraller. 24 Eylül 2008 tarihinde nükleer enerji santrali kurmak isteyen şirketlerin teklif mektupları açılacak ve ne tesadüftür ki elektrik üretiminde yaşanan sıkıntılardan dolayı da tekliflerin açılmasından 1 hafta sonra halka zamlı elektrik dayatılacaktır. Yaratılan sorun hep aynı, dayatılan çözüm de hep aynı. Türkiye bu sorunları ne doğalgaz ya da petrol gibi dışa bağımlı elektrik üretimiyle, ne de hem dışa bağımlı hem de insan hayatını tehdit eden nükleer enerji santralleriyle aşabilir. Çevreye daha saygılı ve insana zarar vermeyen, tamamen yerli, yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak, kaynaklarımızı çevreye zarar vermeksizin kullanarak, daha ucuza ve daha sağlıklı enerji üretilebilir. Kendisini çevrecinin daniskası ilan edenler, çevreci olmayı çevre ticareti yapmak sandıkları gibi bu zamlarla neyin daniskası olduklarını da göstermişlerdir.iktidarın zamların da odak noktası haline geldiği, sermaye sözcülüğünün daniskasını yaptığı, seçimlerde aldığı oy oranını baskı aracı olarak kullandığı artık gün gibi ortadadır. Eğitim, sağlık, haberleşme alanlarında olduğu gibi, enerji alanında da uluslararası sermayenin, yerli işbirlikçilerinin, IMF nin çıkarlarına odaklanan değil ancak halkın sorunlarına odaklanan iktidarlar halkın sorunlarına çare olabilir. Enerjisine sahip çıkanlar, geleceklerine de sahip çıkarlar. EGEMENLERİN SENARYOLARI HALKA MUTLU- LUK VERMEZ! (24 EYLÜL 2008) Bir kızın kocaman gözlerinde gördüm bulutların dağlara sessizce çöküşünü Ahmet Telli Dünya halklarının yaşadığı her olumsuzluğun temelinde küresel kapitalizmin doymak bilmez kâr hırsı yatmakta ve bu hırs tüm insanlığı ciddi biçimde tehdit etmektedir. Yaşanmakta olan küresel kriz kapitalist sistemin faturayı yoksul halklara bir kez daha çıkardığı yapısal ve doğal bir sonuçtur. Enerjinin kontrolü uğruna dünya coğrafyasını delik deşik ederek ölüm, kan, barut, kin ve kaos ihraç eden emperyalist odaklar, sadece halklar arasındaki barış ve kardeşliği değil gelecek kuşakların yaşam haklarını da ortadan kaldıracak adımlar atıyor. Enerji alanında da bugüne kadar ortaya dökülen onca kirli ilişkilere ve savaşlara karşın, aynı odaklar dünyanın geleceğini kendi çıkarlarına uygun olarak şekillendirmekte ısrar ediyor. Ülkemizde de, enerji yatırımları ve devamındaki ilişkilerden hep kötü kokular yükselmiştir. İnsani yardım diyerek toplanan paraların yok olması tartışmasıyla rafineri arsası kavgasının birlikteliği insani duyguların istismarındaki sınır tanımazlığı bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu tartışmaların izlediği seyirden ortaya çıkan açıklamalar ise nasıl bir anlayışın iktidarda olduğunu, nasıl bir anlayışın inanılmaz medya gücünü kontrol ettiğini göstermiştir. Odamızın yıllardır dile getirmesine karşın, ısrarla kamu yararına enerji politikalarından uzak duranların, tüm sektörü tüccar devlet anlayışı ile uluslar arası sermaye gruplarının ve yerli işbirlikçilerinin çıkarları için IMF istekleri doğrultusunda biçimlendirmelerine tanık olmaktayız. Hoyratça savrulan kaynaklar, altüst edilen çevresel denge ve kamu mallarının talanına şimdi bir de nükleer santral kamburu getirilmek isteniyor. Yıllardır planlamasından üretimine, iletiminden dağıtımına kadar enerji sektörünü kötü işletenlerin, yanlış karar- 326

20 lar ve tahminler ile bugün geldiğimiz kötü noktanın sorumlusu olanların doğru bir tercih yapmalarını beklemiyorduk. Kötü yönetimlerin yanlış tercihlerinin bedeli halk tarafından ödeniyorsa, halkın doğru bilgilenmesi engellenmemeli ve tercihleri dikkate alınmalıdır. Tüm karşı çıkışlara ve uyarılara rağmen kurulmak istenen nükleer santrallerin ihalesine başvurmak için son teklif verme günü olan bugün, yine o bildik Türkiye tablosu, yine bildik hükümet tablosu canlanıyor. Bir yandan elektrik dağıtım şirketleri parsel parsel satılıyor, öte yandan kamunun kâr eden kurumları satılacaklar listesine bir bir ekleniyor. Bir diğer yandan da maliyet bazlı fiyatlandırma bahane gösterilerek, sağanak gibi yağan elektrik ve doğalgaz zamlarının gölgesinde, pahalı, riskli, dışa bağımlı, atık sorunu çözülememiş, sınırlı rezervlere dayalı Nükleer Santraller bize çözüm olarak dayatılıyor.sadece bugün hayatta olanlar için değil, gelecek kuşakların yaşamlarını da büyük ölçüde risk altına sokan tercüme Nükleer Santral yasası ile santralin kurulacağı taşınmazların, Maliye Bakanlığı veya Bakanlar Kurulunca bedelsiz olarak ihaleyi kazanacak şirketlere tahsis edileceği ve 15 yıllık alım garantisi verildiği belirtiliyor. Bu yetmiyor, nükleer kaza riskine karşı oluşturulan fon ödemeleri elektrik satış fiyatına ekleniyor. Bu da yetmiyor, fon yetersiz kalırsa kaza giderleri hazine bütçesinden karşılanır diyerek tatlı karlar garantiye alınıp halkın sırtına yeni yükler doğmamış çocuklarımıza yeni borçlar reva görülüyor. Nükleer enerji santralleri, kurulum, üretim, yakıt ve atıkların depolama-nakledilme süreçleri ve söküm a- şamalarında insan ve çevre sağlığı açısından oldukça riskli ve maliyetlidir. Kaldı ki yakıt çıkarma ve işleme teknolojisine sahip ülkelere doğrudan bağımlılık bu tesislerin işletilmesinin sürekliliğini yani arz güvenliğini tehdit edecektir. Tüm bunların yanı sıra santralin üretim aşamasında ortaya çıkardığı atıkların nerede ve nasıl saklanacağına dünya henüz çözüm bulamamıştır. Dünya doğal afetlerle baş etmekte zorlanırken, insanlara ve insanlığa doğal olmayan afet riskleri getirmenin açıklanabilir bir tarafı yoktur. TAEK sayfasında bulunan verilere göre, Dünya üzerinde halen 119 tanesi bir daha açılmamak üzere kapalı, 5 tanesi uzun süredir kapalı toplam 124 tane kapalı nükleer santral bulunmaktadır. Uzun süredir kapalı olan 5 santralden 4 tanesi ise Kanada da bulunmaktadır. Teknolojik ve ekonomik ömrünü dolduran her nükleer santral bir radyasyon çöplüğü olarak dünyayı tehdit edecektir. Nükleer Santral Teknik Değil Siyasi Tercihtir! Kurulum, üretim ve güvenlik maliyetleri pahalı, sağlıkta ve çevrede yaratacağı tahribatı tahmin bile etmek istemediğimiz nükleer santral macerası, 2000 yılında 57. hükümet tarafından ekonomik değil gerekçesiyle rafa kaldırılırken, 59. hükümet 2006 yılında tekrar gündeme alınmıştır. Oysa Türkiye nin nükleer santrale ihtiyacı yoktur. Yenilenebilir enerji kaynakları açısından son derece zengin olan ülkemizde bu kaynaklar dikkate alındığında, Türkiye nin milyar kwh olan potansiyeli, 2020 değil 2030 lardaki elektrik ihtiyacını karşılamak için bile yeterlidir. Kaldı ki dünya üzerinde bulunan 6 milyon ton uranyum rezervi, hali hazırda faaliyette olan nükleer santrallere 50 yıl yetecek miktardayken kurulumu için 10 yıl gibi bir süre ön görülen nükleer santralle geriye kalan 40 yıllık yakıt üzerinden hesap yapmak doğru bir hesap değildir. Doğada hiçbir bedel ödemeden ulaşılabilen, ucuz, insan ve çevre sağlığını tehdit etmeyen yenilenebilir enerji kaynakları yerine nükleer enerji santrallerine yatırım yapmak doğru bir tercih değildir. Ülkemizin enerji projeksiyonlarını kendi kaynaklarımız öncelikli olmak üzere verimli, insana doğaya tarihi ve kültürel mirasa saygılı, çeşitlendirilmiş, kaliteli, sürekli olacak bir şekilde, kamu çıkarlarını odağına koyan bir anlayışla planlamaktan başka çaremiz yoktur. Unutulmasın ki, yaşanacak olumsuzluklar bu kararı verenlere ve sevdiklerine de ayırt etmeksizin zarar verebilecektir. Nükleer lobilerin etkisindeki hükümet, attığı bu yanlış adımdan bir an önce geri dönmeli ve bu ihaleden vazgeçmelidir. 327

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

BÖLÜM 13. BASIN BİRİMİ ÇALIŞMALARI

BÖLÜM 13. BASIN BİRİMİ ÇALIŞMALARI BÖLÜM 13. BASIN BİRİMİ ÇALIŞMALARI Oda Basın Birimi çalışmaları, etkinlikler, raporlar, meslek ve uzmanlık alanlarımızla ilgili konular ve güncel gelişmelere ilişkin görüşlerimizi basın ve kamuoyunun bilgisine

Detaylı

21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU

21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 225 ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI ANKARA ŞUBESİ 13 Ocak 2012 KESK Genel Merkezi başta olmak üzere bir çok ilde KESK e bağlı sendikalar, demokratik kurumlar, belediyeler ve siyasi

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

Özelleştirmenin Dünü Bugünü ve Geleceği. Ramazan PEKTAŞ Taylan Özgür YILDIRIM EMO Ankara Şubesi

Özelleştirmenin Dünü Bugünü ve Geleceği. Ramazan PEKTAŞ Taylan Özgür YILDIRIM EMO Ankara Şubesi Özelleştirmenin Dünü Bugünü ve Geleceği Ramazan PEKTAŞ Taylan Özgür YILDIRIM EMO Ankara Şubesi Biri sizi bir kere kandırırsa suç onundur. İki kere kandırırsa suç sizindir. (bir Balkan ülkesi atasözü) Zamanda

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ!

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! 1 KAMUNUN DÖNÜŞÜMÜ Kamunun ve kamu hizmetlerinin önceden belirlenmiş ekonomik, toplumsal, siyasal hedefler doğrultusunda; amaç ve işlevleri bakımından yeniden

Detaylı

ELEKTRİK BEDELİNDE TRT PAYININ KALDIRILMASI EKONOMİK KRİZİ ÖNLER Mİ?

ELEKTRİK BEDELİNDE TRT PAYININ KALDIRILMASI EKONOMİK KRİZİ ÖNLER Mİ? BASIN 009-6 7 Mart 009 BASIN AÇIKLAMASI ELEKTRİK BEDELİNDE TRT PAYININ KALDIRILMASI EKONOMİK KRİZİ ÖNLER Mİ? AKP nin TRT payı açıklaması elektrik zamlarının üzerini örtmeye yöneliktir. Piyasacı uygulamalarla,

Detaylı

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146 TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI EMO Kocaeli Şubesi 146 İKK Sekreterliği Makina Mühendisleri Odası tarafından yürütülmektedir. Şubemiz, üniversite, resmi kurum, sendika, oda ve derneklerle sürdürülebilir

Detaylı

Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım.

Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım. Sayın Birlik Başkanım, Odamızın Değerli Yöneticileri, Sevgili Öğrenci Arkadaşlarım; Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım. İstanbul dan, İzmir den, Sivas

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP, Kendinden Önceki 42 Hükümetin, 56 Yılda Kullandığı Paranın 2 Katından Fazla Parayı 10,5 Yılda Kullandı Türkiye de, çok partili

Detaylı

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Türkiye Đşçi Sendikaları Konfederasyonu KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Ankara Amaç Türkiye de kayıt dışı istihdam önemli bir sorun olarak gündemdedir. Ülkede son verilere göre istihdam edilenlerin yüzde

Detaylı

Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı

Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı - Ekonomik krizin şiddeti devam ederken, krize borçlu yakalanan aileler, bu dönemde artan işsizliğin de etkisi ile

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ ve KADIN Avrupa Birliği Bakanlığı Sunum İçeriği AB nin kadın-erkek eşitliği ile ilgili temel ilkeleri AB nin kadın istihdamı hedefi AB de toplumsal cinsiyete duyarlı

Detaylı

SİRKÜLER 2008/19. : İş ve SSK Kanunundaki Son Değişiklikler

SİRKÜLER 2008/19. : İş ve SSK Kanunundaki Son Değişiklikler SİRKÜLER 2008/19 SİRKÜLERİN Tarihi : 28.05.2008 Konusu : İş ve SSK Kanunundaki Son Değişiklikler Mevzuat : 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu (R.G: 08.09.1999/ 23810) 4857 Sayılı İş Kanunu (R.G:10.06.2003/

Detaylı

KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER...

KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER... KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER D SK/GENEL- SEND KASI Emekçi kadınların sorunları gün be gün artmaktadır. Kapitalizmin yoğun saldırıları ve ataerkil sistem, kadın ve erkek arasındaki eşitsizliği derinleştirerek,

Detaylı

http://www.radikal.com.tr/default.aspx?atype=haberdetay&articleid=900341&date=25.09.2008&c ategoryid=97

http://www.radikal.com.tr/default.aspx?atype=haberdetay&articleid=900341&date=25.09.2008&c ategoryid=97 Basından... 22 28 Eylül 2008 Yoksulluk ve Sosyal Dışlanma Köye dönüş hız kazandı http://yenisafak.com.tr/gundem/?t=22.09.2008&i=141285 Engelleri aşmak için direniyorlar http://www.radikal.com.tr/default.aspx?atype=haberdetay&articleid=900341&date=25.09.2008&c

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

İşverenlere Torba Kanun İle Sigorta Prim Teşviki Getirilmiş, Bir İşçi İçin Prim İndirim Tavanı 1.009 TL ye Kadar Çıkarılmıştır

İşverenlere Torba Kanun İle Sigorta Prim Teşviki Getirilmiş, Bir İşçi İçin Prim İndirim Tavanı 1.009 TL ye Kadar Çıkarılmıştır İşverenlere Torba Kanun İle Sigorta Prim Teşviki Getirilmiş, Bir İşçi İçin Prim İndirim Tavanı 1.009 TL ye Kadar Çıkarılmıştır I- GİRİŞ : 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetenin mükerrer sayısında yayımlanan

Detaylı

2013 YILI Faaliyet. Raporu. 1 Mart Muhasebe Günü. 1 Mart Muhasebe Günü

2013 YILI Faaliyet. Raporu. 1 Mart Muhasebe Günü. 1 Mart Muhasebe Günü YILI YILI R a proayili rpuo r u 188 Raporu 188 YILI Raporu 1 MART MUHASEBE GÜNÜ (1 MART ) Mali Müşavirler 1 Martta Siyahlara Büründü Muhasebe Haftası nedeniyle Takѕim'de beş bin dolayındaki Mali Müşavіr

Detaylı

10SORUDA AİLE SİGORTASI

10SORUDA AİLE SİGORTASI 10 SORUDA AİLE SİGORTASI T.C. ANAYASASI MADDE 60: Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar. 1. AİLE SİGORTASI Nedir? Aile Sigortası,

Detaylı

KAYIT DIŞI İSTİHDAM VE SOSYAL GÜVENLİK

KAYIT DIŞI İSTİHDAM VE SOSYAL GÜVENLİK KAYIT DIŞI İSTİHDAM VE SOSYAL GÜVENLİK M. Kemal OKTAR * Sosyal Güvenlik Hukuku bakımından kayıt dışı istihdam olgusu; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu ve 2821 sayılı Sendikalar

Detaylı

KANUNSUZ TALÝMATLARI YERÝNE GETÝRMEK ZORUNDA DEÐÝLSÝNÝZ. Çünkü Anayasa ve yasalar bizden yana: 2 Nisan 2007 Onlarca film ve dizi, 3 yýllýðýna kiraya verildi. TRT ye 40 milyon dolar gelir getirmesi gerekirken,

Detaylı

AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK

AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK BİR SORUNU DAHA ÇÖZÜME KAVUŞTURDUK Üniversitelerde idari ve akademik personeli bir bütün olarak görüyoruz. 666 Sayılı KHK ile idari personelin ek ödeme oranlarında artış gerçekleştirilirken,

Detaylı

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması İçindekiler 44. Dönem Genel Kurul Gündemi... 11 43. Dönem Organları... 12 43. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 16 44. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 18 İnşaat Mühendisleri Odası Temsilcilikleri... 20 18

Detaylı

İŞSİZLİK SİGORTASI HİZMETLERİ. İşsizlik Sigortası Ödemeleri

İŞSİZLİK SİGORTASI HİZMETLERİ. İşsizlik Sigortası Ödemeleri İŞSİZLİK SİGORTASI HİZMETLERİ Kendi istek ve kusuru dışında işsiz kalan sigortalılardan; hizmet akdinin sona erdiği tarihi izleyen günden itibaren 30 gün içinde İŞKUR birimlerine veya elektronik ortamda

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

İşyeri Temsilcileri Rehberi

İşyeri Temsilcileri Rehberi İşyeri Temsilcileri Rehberi Bir sendika için en önemli kadrolardan birisi işyeri temsilcisidir. İşyeri düzeyinde ise işyeri temsilcisi sendika örgütlenmenin olmazsa olmazıdır. Bir işyerinde işyeri temsilcisinin

Detaylı

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 KAMU İSTİHDAM RAPORU (Aralık, 2015) Ø KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 3,4! GERİLEDİ. KADROLU İŞÇİ SAYISI İSE YÜZDE 4,6 DÜŞTÜ! Ø BELEDİYELERDE KADROLU İŞÇİ SAYISI

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

SANDIKLI BELEDİYESİ Mali Hizmetler ve Muhasebe Müdürlüğü 2006 Yılı Faaliyet Raporu

SANDIKLI BELEDİYESİ Mali Hizmetler ve Muhasebe Müdürlüğü 2006 Yılı Faaliyet Raporu SANDIKLI BELEDİYESİ Mali Hizmetler ve Muhasebe Müdürlüğü 2006 Yılı Faaliyet Raporu 1 Mali Hizmetler ve Muhasebe Müdürlüğümüz tarafından 01/01/2006 tarihinde 1 nolu yevmiye kaydı ile 2005 yılından 2006

Detaylı

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ!

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! İşçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs; tüm yurtta olduğu gibi İstanbul da da coşkuyla kutlandı.1978 1 Mayıs ın ardından ilk kez izin verilen

Detaylı

Endi eli yimserlik Kamuoyu Beklentilerinde Pozitif Trend Devam Ediyor Genel Seçim Sürecine AKP Önde Giriyor, CHP Takipte de Bahar Havasý Türkiye nin LoveMarklarý Arçelik-Adidas-Nokia-LCWaikiki-Beko Türkiye

Detaylı

BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI

BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI KAPSAMA GİREN İDARELER Maliye Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, İl Özel İdareleri ve Belediyeler, Büyükşehir Belediyeleri

Detaylı

''Yanlış anlaşılıyorum''

''Yanlış anlaşılıyorum'' ''Yanlış anlaşılıyorum'' Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BDP li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için fezleke hazırlanmasıyla ilgili soruya ''Benim sözlerimden farklı anlam çıkarılıyor.

Detaylı

26 milyar YTL'den işsize düşen 1.2 milyar YTL

26 milyar YTL'den işsize düşen 1.2 milyar YTL İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI 07/06/2007 26 milyar YTL'den işsize düşen 1.2 milyar YTL İşsizlik Sigortası'nın uygulamaya başladığı Mart 2002 tarihinden 31 Mart 2007 tarihine kadar geçen

Detaylı

SAĞLIKÇININ SAĞLIĞI. ÖZEL SAYI şubat 2001. Sağlık Emekçileri, Sağlığımız Için Örgütlenelim!

SAĞLIKÇININ SAĞLIĞI. ÖZEL SAYI şubat 2001. Sağlık Emekçileri, Sağlığımız Için Örgütlenelim! SAĞLIKÇININ SAĞLIĞI Sağlık Emekçileri, Sağlığımız Için Örgütlenelim! ÖZEL SAYI şubat 2001 OPERASYON SÜRÜYOR KOD ADI: Dört, altı, bir, sekiz Hem sağlık emekçilerinin ücretlendirilmesinde prim modelini hem

Detaylı

SİRKÜLER NO: POZ - 2008 / 53 İSTANBUL, 08.07.2008

SİRKÜLER NO: POZ - 2008 / 53 İSTANBUL, 08.07.2008 SİRKÜLER NO: POZ - 2008 / 53 İSTANBUL, 08.07.2008 01.07.2008 Tarihinden İtibaren, İşverenlerin 50 veya Daha Fazla İşçi Çalıştırdıkları İş Yerlerinde Çalıştırmaları Gereken Özürlü, Eski Hükümlü ve Terör

Detaylı

21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58 inci maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58 inci maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Madde 1-21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58 inci maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Madde 2-6183 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesinin

Detaylı

SİGORTASIZ ÇALIŞTIRILAN KİŞİLERİN TESPİTİ ARTIK DAHA KOLAY - 20.11.2008

SİGORTASIZ ÇALIŞTIRILAN KİŞİLERİN TESPİTİ ARTIK DAHA KOLAY - 20.11.2008 Sigortasız Çalıştırılan Kişilerin Tespiti Artık Daha Kolay Kayıt dışı istihdamı önlemek amacıyla SGK (Sosyal Güvenlik Kurumu) tarafından 18.11.2008 tarihinde yayınlanan 2008-97 sayılı genelge ile, 5510

Detaylı

Yükseköğretim kurumları disiplin kurullarında sendika temsilcisi bulundurulmasını sağladık.

Yükseköğretim kurumları disiplin kurullarında sendika temsilcisi bulundurulmasını sağladık. E RSİT E ÜNİV 1 12 Eylül 2010 tarihinde halkın onayına sunulan anayasa değişikliği referandum paketine toplu sözleşme hakkının eklenmesini ve pakete verdiğimiz destekle, iş güvencesine dokundurtmadan kamu

Detaylı

Mevzuatında. Son Yenilikler. fettişi 26.08.2009 1

Mevzuatında. Son Yenilikler. fettişi 26.08.2009 1 Çalışma Mevzuatında Son Yenilikler Dr. Ö.. Hakan ÇAVUŞ Sosyal Güvenlik G Kurumu Başmüfetti fettişi 26.08.2009 1 Yeni bir uygulama daha İşverenlere Verilen Devlet Yardımı, Teşvik ve Desteklerde Sosyal Güvenlik

Detaylı

TOPLUMSAL RAPORLAR YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor

TOPLUMSAL RAPORLAR YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor TOPLUMSAL RAPORLAR 15 YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor 10 yıllık dönemler itibariyle teşvik sisteminin istihdama etkisi Yıllık Yıllık Yıllık Yıl

Detaylı

SİRKÜLER NO: POZ-2010 / 23 İST, 08.02.2010. Bazı Kanunlarda değişiklik yapan 5951 sayılı Kanun yayımlandı.

SİRKÜLER NO: POZ-2010 / 23 İST, 08.02.2010. Bazı Kanunlarda değişiklik yapan 5951 sayılı Kanun yayımlandı. SİRKÜLER NO: POZ-2010 / 23 İST, 08.02.2010 ÖZET: Bazı Kanunlarda değişiklik yapan 5951 sayılı Kanun yayımlandı. BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPAN 5951 SAYILI KANUN YAYIMLANDI 05 Şubat 2010 tarihli Resmi

Detaylı

4857 SAYILI İŞ KANUNU CEZA HÜKÜMLERİ İdari Para Cezaları YTL. Bu durumdaki her işçi için 88 YTL para cezası verilir.

4857 SAYILI İŞ KANUNU CEZA HÜKÜMLERİ İdari Para Cezaları YTL. Bu durumdaki her işçi için 88 YTL para cezası verilir. İlgili Madde Madde Metni 4857 SAYILI İŞ KANUNU CEZA HÜKÜMLERİ İdari Para Cezaları YTL 98 Bu Kanun un; 3 üncü maddesindeki işyeri bildirme yükümlülüğüne aykırı davranan, 99/a Bu Kanun un; - 5 inci maddesindeki

Detaylı

bölüm 13 basın birimi çalışmaları

bölüm 13 basın birimi çalışmaları bölüm 13 basın birimi çalışmaları BÖLÜM 13. BASIN BİRİMİ ÇALIŞMALARI 42. Dönem Çalışma Raporunun Basın Birimiyle ilgili bölümünün 26.02.2010 tarihine kadarki verileri kapsadığını gözeterek hazırladığımız

Detaylı

SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF

SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF

Detaylı

1) SSGSS Kanununda öngörülen kadın ve erkekler için emeklilik yaşının 2036 yılından başlayarak 65 yaşa yükseltilmesi düzenlemesi aynen korunmuştur.

1) SSGSS Kanununda öngörülen kadın ve erkekler için emeklilik yaşının 2036 yılından başlayarak 65 yaşa yükseltilmesi düzenlemesi aynen korunmuştur. 1 SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI YASASINDA DEĞİŞİKLİK ÖNGÖREN YASA TASARISI İLE İLGİLİ EMEK PLATFORMUNUN TALEPLERİ HAKKINDA BAKANLIKTA YAPILAN GÖRÜŞMELERDE KABUL EDİLEN, KISMEN KABUL EDİLEN

Detaylı

YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI

YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI YAPI-YOL SEN YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI Sayı : 2010-311/ 18.06.2010 Konu : Çalışanların sorunları ve talepler. AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞINA Sendikamız

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

USUL İNCELEMELERİ KİTABI (TEK DÜZEN HESAP PLANI ÇERCEVESİNDE) Doç. Dr. Özgür ÇATIKKAŞ 12.10.2015 1

USUL İNCELEMELERİ KİTABI (TEK DÜZEN HESAP PLANI ÇERCEVESİNDE) Doç. Dr. Özgür ÇATIKKAŞ 12.10.2015 1 USUL İNCELEMELERİ KİTABI (TEK DÜZEN HESAP PLANI ÇERCEVESİNDE) Doç. Dr. Özgür ÇATIKKAŞ 12.10.2015 1 KISA VADELİ YABANCI KAYNAKLAR, UZUN VADELİ YABANCI KAYNAKLAR VE ÖZKAYNAKLAR 12.10.2015 2 Örnek 1 ABC Ltd

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Örgütü ve Belediye Başkan

Detaylı

TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1 SUNUM PLANI İşe Yerleştirme Hizmetleri İstihdam Teşvikleri Kısa Çalışma Ödeneği 2 İŞE YERLEŞTİRME HİZMETLERİ 3 İŞE YERLEŞTİRME HİZMETLERİ İş arayanların kayıtlarının

Detaylı

FATMA ŞAHİN DEN KEMAL KILIÇDAROĞLU NA YANIT

FATMA ŞAHİN DEN KEMAL KILIÇDAROĞLU NA YANIT FATMA ŞAHİN DEN KEMAL KILIÇDAROĞLU NA YANIT Ekim 20, 2010-11:37:39 AK PARTİ Kadın Kolları Başkanı Fatma ŞAHİN, CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU'nun AK PARTİ ve AK PARTİli kadınlarla ilgili gerçeği

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli/Akdeniz Mahallesinde 2015 Genel Seçimlerine

Detaylı

Mali Bülten. No: 2010/87. Konu : Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ve Vergi Affına İlişkin Kanun Tasarısı. 1.Yasa Tasarısının Kapsamı

Mali Bülten. No: 2010/87. Konu : Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ve Vergi Affına İlişkin Kanun Tasarısı. 1.Yasa Tasarısının Kapsamı 24 Kasım 2010 Mali Bülten No: 2010/87 VERGİ Konu : Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ve Vergi Affına İlişkin Kanun Tasarısı, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı

Detaylı

E-BÜLTEN MAYIS 2015. Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Programı na. İlerici Kadınların Cevabı

E-BÜLTEN MAYIS 2015. Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Programı na. İlerici Kadınların Cevabı E-BÜLTEN MAYIS 2015 Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Programı na İlerici Kadınların Cevabı 2015 in Ocak ayında Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Programı

Detaylı

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2-

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2- ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2- Değerlendirme Raporu Birey Hak ve Özgürlükleri (I) Yaşam hakkı Kişi dokunulmazlığı Özel yaşamın gizliliği www.tkmm.net 1 2 1. YAŞAM HAKKI Yaşam Hakkı kutsal mı? Toplumun/devletin

Detaylı

AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ

AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ Demokrasi Endeksi: 2014 yılı i bariyle 167 ülke arasında Türkiye 89 (Yalnızca ilk 26 ülke tam demokrasi sayılıyor. Türkiye bu ülkelerin çok gerisinde. Sivil Özgürlükler:

Detaylı

5 Mart 2011 tarihinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü vesilesiyle yapılan mitinge katılım sağlandı.

5 Mart 2011 tarihinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü vesilesiyle yapılan mitinge katılım sağlandı. 13.10. Kadın Komisyonu TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Kadın Komisyonu, meslek alanımızdaki kadınların mesleki, sosyal, kültürel, ekonomik dayanışmasını sağlayacak yönde çalışmalar yapmak

Detaylı

Destek Personeli Eğitimleri

Destek Personeli Eğitimleri 2.Dönem eczane çalışanlarının Destek Personeli Eğitimleri 28 Aralık 2009 tarihinde başladı 9 Valimiz Sayın Zübeyir KEMELEK 15 Aralık 2009 tarihinde Yönetim Kurulumuzu ziyaret etti.. İstanbul Ecza Koop'la

Detaylı

"Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde"

Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde "Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde" 16 Ağustos 2014 Haber Linki: http://www.egemetropolgazetesi.com/haber/kentsel-donusumun-anahtari-kooperatiflerde-17554.html S.S. Batı Anadolu Konut Yapı Kooperatifleri

Detaylı

Uygulanacak ekonomik politikalar, istihdam ve üretime öncelik tanımalı, politikaların temelini insan oluşturmalıdır.

Uygulanacak ekonomik politikalar, istihdam ve üretime öncelik tanımalı, politikaların temelini insan oluşturmalıdır. TERÖR VE BEKLENTİLER Türkiye, önce 22 Temmuz genel seçimleri ve ardından Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile yaz aylarını kendini yenileyerek geçirmiş, sonbahara ise artan terör olayları, şehitlerimiz, onların

Detaylı

İŞÇİLERE ÖDENECEK TAZMİNATLARIN BANKA ARACILIĞIYLA ÖDENMESİ ZORUNLU MU?

İŞÇİLERE ÖDENECEK TAZMİNATLARIN BANKA ARACILIĞIYLA ÖDENMESİ ZORUNLU MU? İŞÇİLERE ÖDENECEK TAZMİNATLARIN BANKA ARACILIĞIYLA ÖDENMESİ ZORUNLU MU? Tevfik BAYHAN* I. GİRİŞ Sosyal Güvenlik Reformu olarak bilinen 5754 sayılı kanunla yapılan değişiklikle; ücret, prim, ikramiye ve

Detaylı

TÜRKİYE DEMİRYOLU ULAŞTIRMASININ SERBESTLEŞTİRİLMESİ HAKKINDA KANUN

TÜRKİYE DEMİRYOLU ULAŞTIRMASININ SERBESTLEŞTİRİLMESİ HAKKINDA KANUN TÜRKİYE DEMİRYOLU ULAŞTIRMASININ SERBESTLEŞTİRİLMESİ HAKKINDA KANUN Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz,

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

istekli olanlara öncelik verilerek okul müdürünün teklifi ve milli eğitim müdürünün onayı

istekli olanlara öncelik verilerek okul müdürünün teklifi ve milli eğitim müdürünün onayı NÖBET YÖNERGESİ İÇİN TALEPLERİMİZ Belleticiler, okulda görevli öğretmenlerden, yeterli sayıda öğretmen olmaması halinde aynı yerleşim yerindeki diğer eğitim kurumlarında görevli öğretmenler arasından istekli

Detaylı

İktidarıyla, muhalefetiyle bütün Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarımın da aynı bilinçle görev yaptığına inanıyorum.

İktidarıyla, muhalefetiyle bütün Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarımın da aynı bilinçle görev yaptığına inanıyorum. Belediye Meclisimizin Değerli Üyeleri Bandırmalıların güveni ve desteği ile göreve gelen bu yüce meclis, halkımıza ve bu güzel kente hizmet yolunda bir yılı geride bıraktı. Geçen bir yıllık sürede, kentimizin

Detaylı

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık İlçesi nde meydana gelen dolu yağışı

Detaylı

http://www.sabah.com.tr/2008/10/09/haber,fdc4a9af14af42d1a4444d12b195b79a.html#fdc4a 9AF14AF42D1A4444D12B195B79A

http://www.sabah.com.tr/2008/10/09/haber,fdc4a9af14af42d1a4444d12b195b79a.html#fdc4a 9AF14AF42D1A4444D12B195B79A Basından... 6 12 Ekim 2008 Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Vatandaşa en iyi hizmet http://yenisafak.com.tr/saglik/?t=12.10.2008&c=9&i=144342 Yeni memur daha çok prim ödeyecek http://www.sabah.com.tr/2008/10/09/haber,fdc4a9af14af42d1a4444d12b195b79a.html#fdc4a

Detaylı

ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin/Mezitli Gençlik Kolları ile TBMM de bir

Detaylı

Terörle Mücadele Mevzuatı

Terörle Mücadele Mevzuatı Terörle Mücadele Mevzuatı Dr. Ahmet ULUTAŞ Ömer Serdar ATABEY TERÖRLE MÜCADELE MEVZUATI Anayasa Terörle Mücadele Kanunu ve İlgili Kanunlar Uluslararası Sözleşmeler Ankara 2011 Terörle Mücadele Mevzuatı

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Sayılı Belediye Kanunu na Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Sayılı Belediye Kanunu na Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 5393 Sayılı Belediye Kanunu na Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur. Gereğini arz ederiz Umut Oran İstanbul Milletvekili (2)

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

Sosyal Politikayı Yeniden Düşünmek! NEDEN?

Sosyal Politikayı Yeniden Düşünmek! NEDEN? Sosyal Politikayı Yeniden Düşünmek! NEDEN? -Nereden?- Sosyal Sorunlar? İşsizlik, yoksulluk, ayırımcılık. Sosyal sınıflar, tabakalar, gruplar? İşsiz, yaşlı, çocuk, engelli. Yasalar, kurumlar, araçlar? -Anayasa,

Detaylı

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 Z ;... Sayı TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ile Bankacılık Kanunu'nda Değ Yapılması

Detaylı

GÖRSEL ve İŞİTSEL MEDYADA EMO

GÖRSEL ve İŞİTSEL MEDYADA EMO GÖRSEL ve İŞİTSEL MEDYADA EMO 14 Nisan 2010- EMO 42. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş ve EMO Enerji Çalışma Grubu Başkanı Olgun Sakarya, Halk TV de yayınlanan Enerji Oyunu adlı programa konuk

Detaylı

kadın sosyalizmle özgürleşir!

kadın sosyalizmle özgürleşir! kadın sosyalizmle özgürleşir! işçi-emekçi kadın komisyonları broşür dizisi / 3 1 2 Özel mülk edinmenin ve sınıfların ortaya çıkışıyla başlayan kadının cins olarak ezilmişliği, günümüz kapitalist toplumunda

Detaylı

Gebe ve Emzikli Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla, Emzirme Odaları ve Bakım Yurtlarına Dair Tüzük

Gebe ve Emzikli Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla, Emzirme Odaları ve Bakım Yurtlarına Dair Tüzük Hamilelik ve annellik süreci, çalışan kadınların kariyerlerinde kimi zaman bir dönüm noktası anlamına gelmekte. Bu yüzden de kadınlar, iş yaşamlarına bir süreliğine de olsa ara vermek istemediklerinden

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

mmo bülteni ekim 2005/sayý 89

mmo bülteni ekim 2005/sayý 89 8 Ekim 2005 tarihinde Ankara'da yapýlacak olan "TMMOB mitingi" için TMMOB Yönetim Kurulu Baþkaný Mehmet Soðancý 15 Eylül 2005 tarihinde basýn açýklamasý yaptý. ÖZGÜRLÜKTEN, EMEKTEN, DEMOKRASÝDEN VE BARIÞTAN

Detaylı

ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALAR BİRER BİRER YARGIDAN DÖNÜYOR!

ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALAR BİRER BİRER YARGIDAN DÖNÜYOR! ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALAR BİRER BİRER YARGIDAN DÖNÜYOR! Siyasi iktidar, uzunca bir süredir baskıcı, otoriter ve antidemokratik politika ve uygulamalarına itiraz eden, sesini yükselten kesimlere karşı

Detaylı

Aileye köle sermayeye kul olmayacağız

Aileye köle sermayeye kul olmayacağız AİLENİN VE DİNAMİK NÜFUSUN KORUNMASI PROGRAMINA KADINLARIN İTİRAZI VAR Aileye köle sermayeye kul olmayacağız KADIN EMEĞİ PLATFORMU 2 3 Biz kimiz? Bizler, kadınların çalışma yaşamındaki sorunları karşısında

Detaylı

ÜÇ MİLYONDAN FAZLA İŞÇİ ASGARÎ ÜCRETLE ÇALIŞIYOR

ÜÇ MİLYONDAN FAZLA İŞÇİ ASGARÎ ÜCRETLE ÇALIŞIYOR YURT tan ÜÇ MİLYONDAN FAZLA İŞÇİ ASGARÎ ÜCRETLE ÇALIŞIYOR SSK ya kayıtlı toplam 6 milyon 918 bin 605 sigortalının yüzde 44 üne denk gelen 3 milyon 42 bin 396 sının ücreti SSK ya asgarî ücret üzerinden

Detaylı

TÜRKİYE HALKINA VE SİYASAL PARTİLERE SESLENİYORUZ! BU KEZ BİR YA DA BİRKAÇ ÖRGÜT ADINA DEĞİL, YÜZLERCE ÖRGÜTÜN ÜYESİ ENGELLİLER OLARAK KAŞINIZDAYIZ.

TÜRKİYE HALKINA VE SİYASAL PARTİLERE SESLENİYORUZ! BU KEZ BİR YA DA BİRKAÇ ÖRGÜT ADINA DEĞİL, YÜZLERCE ÖRGÜTÜN ÜYESİ ENGELLİLER OLARAK KAŞINIZDAYIZ. ÜLKEMİZİN ÇEŞİTLİ YÖRELERİNDEN, MİLYONLARCA ENGELLİYİ TEMSİLEN, EŞİT HAKLAR VE BAĞIMSIZ BİR YAŞAM ÖZLEMİNİ HAYKIRMAK; YENİ SEÇİLECEK PARLAMENTOYA VE KURULACAK HÜKÜMETE SESİMİZİ VE İSTEMLERİMİZİ ŞİMDİDEN

Detaylı

Türkiye de Özelleştirme: Ekonomik ve Sosyal Etkileri. Dr. Orkun ÖZBEK. Tanım ve Amaçlar

Türkiye de Özelleştirme: Ekonomik ve Sosyal Etkileri. Dr. Orkun ÖZBEK. Tanım ve Amaçlar 2007 ARALIK -EKONOMİ Türkiye de Özelleştirme: Ekonomik ve Sosyal Etkileri Dr. Orkun ÖZBEK Tanım ve Amaçlar Genel bir tanımla kamu mülkiyetinin kısmen ya da tamamen özel sektöre devri anlamını taşıyan özelleştirme,

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı, Düzce Üniversitesi çalışanlarının yaptığı

Detaylı