Kendi tarih ve kimliğini bilmeyen, bunun şuurunda olmayan hiçbir kültürün anlamı yoktur. L.N. Gumilyof

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Kendi tarih ve kimliğini bilmeyen, bunun şuurunda olmayan hiçbir kültürün anlamı yoktur. L.N. Gumilyof"

Transkript

1 Büyük Tıp kuramcılarından Osler e göre Kanun, XX. yüzyıl da dâhil olmak üzere tıbbın gelmiş geçmiş en büyük kitabıdır. XVIII. yüzyıla dek dünyadaki tıp okullarında temel kitap olarak okunmuştur. Etkisi öylesine güçlüdür ki, doktor olmadan önce adayların dekan huzurunda yapılan son sınavları İbni Sînâ nın Kanun undan yapılmıştır. Orta Çağ da İbni Sînâ ya atıf yapmadan neredeyse tek paragraf yazılamazdı. 18 DİL ve EDEBİYAT AY I N D O S Y A S I

2 Doç. Dr. PhD. Okan Bölükbaşı Kendi tarih ve kimliğini bilmeyen, bunun şuurunda olmayan hiçbir kültürün anlamı yoktur. L.N. Gumilyof İ bni Sînâ yı anlatmadan önce içinde yaşadığı dönemin çevresel, tarihî ve kültürel özelliklerinden bahsetmek gerekiyor. Bugün yaşadığımız dünyanın temelleri XI. yüzyılda atıldı diyebiliriz. Toplumları bir araya getiren, yeni ulusların şekillenmesi ya da doğmasını sağlayan büyük bir enerji birikmişti. Buna Passionerlik deniyor. Merkezi Asya da Abbasi lerin etkisindeki Turani Devletler ve onların doğusunda gevşek bir devlet örgütlenmesi olan dev bir Çin vardı. Asya da bir vaha imparatorluğu olan Çin in Batı ya yayılmasını bu devletler önlüyordu. Harzemşahlar Devleti dev bir kimeradan ibaretti. Tarihçi Gumilyof, kimerayı iki ya da daha çok milletli devletin (Topluluğun) aynı ekolojik bölgede yan yana yaşaması olarak adlandırıyor. Dünyanın en büyük süper güçlerinden Altınorda Hanlığı-Hazar Devleti zayıflarken, Hazar civarı Harzemliler tarafından zaptedildi den itibaren Gazne güçlenmeye başladı. Selçuklular da 1031 den itibaren Horasan a yayıldılar, meşhur Dandanakan Savaşı, bu dönemde oldu. Türkçe konuşan, Turani devletler, Abbasi Devleti nin zayıflamasıyla büyümeye ve giderek güçlenmeye başlamışlardı. Artık bu bölgede (Bugünkü Afganistan, Pakistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Tacikistan, İran, Kazakistan ve çevre ülkeler) birbirleriyle savaşıyorlardı de Malazgirt, 1091 de ise Birinci Haçlı Seferi başladı. İbni Sînâ nın yaşadığı dönem, bu zamanlara karşılık geliyordu. Entrikalarla dolu saraylar, bilim adamlarını koruyan ve kollayan sultanlar ya da felsefeden ve felsefecilerden nefret eden Gazneli Mahmut gibi devlet adamları. VIII. yüzyıldan itibaren İslam uygarlığının hangi sebeple böyle bir gelişme gösterebildiğini anlamak için İbni Haldun ve ünlü tarihçi Gumilyof un yukarıda bahsedilen passionerlik tezini okuyarak bir fikir edinebilirler (Ekonomiçeskaya i sotsialnaya geografiya; problemı i prosay I N D O S Y A S I pektivı. L. 1984, s ). Ayrıca bu dönemde devlet katında etkili dinî görüşünün akılcı bir İslam yorumu olan Mu tezile ye yakın olduğu da dikkate alınmalıdır. Halife Me mun, ( ) Bağdat ta büyük bir bilim merkezi (Beyt-ül Hikma) kurdu. Döneminde muhtemelen dünyanın en zengin kütüphanesine sahipti. Antikçağ Grek, Hint ve Pers bilimi ile edebiyatı burada Arapçaya çevrildi. Akademi olarak nitelediğimiz bu kurum; öncüleri olan Merv (İran), Cundişapur (İran), Pumbadita ( Irak) ve Suna daki kimi Musevi kökenli bilim adamlarının akademileri izliyordu. Doğudan gelen Budizm etkisi de oldukça güçlüydü. Arapça bilimin Helenistik temeli, burada atıldı. Ancak Bağdat, 955 ten itibaren bilimsel ve kültürel önemini kaybetmeye başladı. Egemenlik, Sasaniler, Bayatlar ve Samanoğulları gibi Turani devletler arasında gidip geldi.1 Harran (Urfa-Türkiye), Endülüs ten gelenlerin eksik olmadığı bir kitap değişimi ve entelektüel tartışmaların yaşandığı Mahfel niteliğine sahipti. Asker kökenli bir Türk ailenin soyundan gelen Farabi nin burada, Endülüslü bilim insanları ile buluştuğunu biliyoruz. Dedesi Hazar İmparatorluğu nda yüksek bir askerî rütbe olan Tarkan dı. Bir Kıpçak prensesi ile (Knez Oleg) evlenmişti. Felsefenin Grekler den alındığı suçlamasına bizzat Farabi şöyle cevap verir: Felsefe, kadim çağ- DİL ve EDEBİYAT 19

3 larda, eski Irak halkı Kaldeliler de gelişmiş ve oradan Mısır a geçmiştir. Grekler felsefeyi Mısır dan öğrenmişlerdir. Felsefe aynı yolu izleyerek Mısır ve Süryaniler aracılığı ile Müslümanlara dönmüştür. Diğer büyük kitap ve bilim merkezi İstanbul du. Bağdat taki Sahaflar Çarşısı da, Aristoteles Seminerleri nin yapıldığı gayri resmî bir kongre merkeziydi. İşte İbni Sînâ böyle bir ortamda yaşadı ve yazdı. En büyük şansı, başından geçenleri oldukça ayrıntılı bir biçimde yazan ve günümüze ulaştıran Cürcânî gibi bir öğrencisinin olmasıdır. Örneğin Farabi nin böyle bir şansı olmamıştı. İslam egemenliği altındaki ulusların dili, kültürü ve geçmişi ne olursa olsun bilim dilinde ortak lisan olarak Arapçanın kullanımı benimsenmişti. Batı da Latince olan bilim dilinin karşılığı Doğu da Arapçaydı. Türk, İranlı, Rum 2 Yahudi ve Arap bilimciler; eserlerini kısmen Arapça yazmaları ve kısmen de İslam devletlerinin hükümranlığında yaşadıklarından, kendilerine büyük bir hayranlık ve (Haçlı seferlerinin etkisiyle) saygıyla karışık bir korkuyla bakan Batı dünyasında Arabist (Ya da Arabik ) ismiyle anılmışlardır. Farabi, Biruni, Razi, El Cebr, İbn Sînâ, Harezmi, El Kufl, İbn Nafis ve eserleri Latinceye çeviren Maimonides, Hunayn İbn İshak, Bahtu Yeşu bu grup içinde ilk akla gelenlerdir. VII. yüzyılda ortaya çıkan İslam dini, antik çağ bilim mirasına sahip çıkarak onu korudu ve geliştirdi. Bu dönemde Avrupa, koyu bir dinî baskı altındaydı. İncil deki İsa nın iyileştirici gücü (Praeter naturam) kilisenin tıbba sahip çıkarak onu dinsel dogmatizm sınırlarında uygulamasînâ yol açtı. İsa nın doğal temsilcisi kilise dışında kimse şifa dağıtamazdı. Greko-Romen bilimi, kiliseye göre putperestlikti ve dolayısıyla İbn Ebu Ali el Hüseyin İbni Abdullah İbni Sînâ, Buhara yakınlarındaki Afsana da MS. 980 de (Hicri 370, Sefer), doğdu. Babası, Samanoğulları Emiri Nuh İbni Mansur döneminde Harmaysen adlı bir köyde görevli idari memurdu. İbni Sînâ nın annesi, yakındaki komşu köy olan Afsana dandı. Sînâ da putperestti. 3 (!) Ancak bu Kâfir Sarasenlerin (Avrupalılar Müslümanlar için bu aşağılayıcı tanımı kullanıyorlardı) nasıl olup da her alanda kendilerinden bu kadar ileride olduklarına bir türlü akıl erdiremiyorlardı. Haçlı Seferleri ni hazırlayan sebeplerin arasında bu ve benzeri psikososyal güdülerin olmadığını da kimse iddia edemez. Batılıların ifadesiyle Arabistler, özellikle farmakoloji ve kimyada ilerleyerek distilasyon, kristalizasyon, sublimasyon, redüksiyon, kalsînâsyon olaylarını tanımladılar. Alkali, alkol, eliksir, alembik, şurup kimyasallarını buldular. Matematiksel ve felsefi düşünceyi geliştirdiler. El Cabir, algebra ve algoritmayı tanımladı. Tıp biliminin aktarımında, hasta başı eğitimi vurgulandı. Greklerin anlayamadığı scabies (Uyuz), mediastinal abse ve tüberkülozu tanımladılar. Kılcal dolaşım ve akciğerlerin çalışma ilkelerini açıkladılar. Bu dönemde mükemmel akademik hastaneler kuruldu. Buralarda hem tıp eğitimi yapılıyor hem de Greko-Romen eserler Arapça ve Farsçaya çevriliyordu. En ünlü akademiler; Edessa (Urfa), Cundişapur, Nizip ve İskenderiye ydi. Sonraki dönemlerde kurulan Sivas Divriği deki Hastane (Darüşşifa), Cundişapur akademisinin bir kopyasıydı. Muhteşem bir hastane olan bu kurumda seriyyiyat (hasta başı eğitim) uygulanıyordu. Bergama doğumlu hekim Galen ve İstanköy doğumlu Hipokrat, Arabistlerin piriydi. İslam inanışı, Arabistlere teşrihi yasaklamıştı. Aslında bu yönde bir kesin dinî hüküm yoktu, ancak dönemin egemen güçleri bu yasağın olmama- 20 DİL ve EDEBİYAT AYIN DOSYASI

4 sı gerektiğini düşünüyorlardı. Arabistlerin anatomopatolojik bilgileri, hatalarla dolu olan Galenik öğretiye bağımlı kaldı. Ve ne yazık ki, neredeyse tümüyle doğru kabul edilerek benimsendi. Bu hataların çoğu ancak XVII. yüzyıldan sonra düzeltilmeye başlanmıştır. Buhara yakınlarındaki Afsana da doğdu. Arabist hekimler, Galen (Bergama) ve Hipokrat (İstanköy) dışında; Erasistratos (Keos, İskenderiye), Arkigenus (Apamea, Dinar), Rufus (Efes, Selçuk), Aleksander (Tralles, Aydın), Pavlos (Aegina, Kapadokya) un eserlerini Arapçaya çevirdiler. Bu eserler Süryaniler, Endülüs Yahudileri (Maimonides), Gerard de Cremona (Tuleytula, Toledo) ve Contantinus Africanus (Salerno) tarafından Latinceye çevrildi. Montpellier, Padua ve Salerno gibi Özgür üniversiteler doğmaya ve Arabistlerin eserleri ders kitabı olarak okunmaya başlandı. Bu özgür üniversiteler, Papalığın doğrudan yetki alanı dışındaydı. Ancak tercümelerin kalitesi bazen çok kötü olabiliyordu. Bu nedenle İbni Sînâ ya yönelik eleştirilerin bir kısmı, tamamen bu bozuk ve yanlış tercümelerden kaynaklanmıştır. Bu durum bazı Avrupa üniversitelerinde XVIII. yüzyıla dek sürdü. Arapların İspanya daki egemenliklerinin sona ermesinden itibaren (Reconquista), Hristiyan İspanya da bazı tercüme okulları ve bunlara bağlı üniversiteler kuruldu. Arabistlerde çok daha iyi tercümeler yapılmaya başlandı. Kur an da bu dönemde tercüme edildi. Ebu Ali el Hüseyin İbni Abdullah İbni Sînâ, Buhara yakınlarındaki Afsana da MS. 980 de (Hicri 370, Sefer), doğdu. Babası, Samanoğulları Emiri Nuh İbni Mansur döneminde Harmaysen adlı bir köyde görevli idari memurdu. İbni Sînâ nın annesi, yakındaki komşu köy olan Afsana dandı. Çocukluğunda babası İbni Sînâ nın öğretiminde önemli rol oynadı. El Mahmud dan Hint matematiği ve cebir, Natili den Platon felsefesini öğrendi. Başka hocalardan da ders aldığını biliyoruz. Bir İskit Türk ü olan büyük bilgin Razi nin el- Havi (Continens) isimli, Kanundan hiç de aşağı kalmayan müthiş eserini de okumuştu. Özellikle çiçek ve kuduz hakkında tıp tarihinde ilk ve en önemli bilgiler bu kitapta vardı. XIII. yüzyıldan itibaren Montpellier Tıp Fakültesi, Arabist Tıp ekolünün kalesi olduğunda öğrenciler Kanun ile birlikte El-Havi yi de okurlardı. Velhasıl, iyi bir aileye mensuptu ve çok iyi bir eğitim almıştı. Gerçi Sînâ, Natili dışındaki hocalarından pek bahsetmemişti. BuAY I N D O S Y A S I nun nedenini bilmiyoruz. Tıp bilimlerindeki hocası meşhur Curcani ydi. Yaşam öyküsünde matematik, mantık ve felsefede çok başarılı olduğunu, muhtemelen kötü tercümeler nedeniyle anlayamadığı Aristo metafiziğini Farabi nin bir şerhini (Al-İbana) okuyunca anladığını ve o günden sonra Farabi ye olan hayranlığının daha da arttığını söylemişti. Müthiş bir hafızaya sahipti, küçük yaşta Kur an ı ezberledi. Tüm Grek filozoflarının (Bulabildiği tercümeleri) kitaplarını hocaları ile çalışıyor, Hint ve İslam uygarlığının mevcut tüm eserlerini inceliyor. Biraz daha büyüyüp 18 yaşına geldiğinde, zamanının tüm bilimlerine vakıf olduğunu belirtiyor. Sînâ ya göre tıp, basit bir bilim dalı. Halife Nuh bin Mansur u tedavi için saraya davet edildiğinde henüz 17 yaşında olmasına rağmen ünü ülke sınırlarını aşmıştı. Tedavi başarılı olunca, saray kütüphanesinin başına getiriliyor. Bu Sînâ gibi bir beyin için eşsiz bir fırsat. Böylece, tüm dünyanın bilim hazinesine sahip oluyor. Ömrümde görmediğim hatta adını bile duymadığım kitapların varlığından haberdar oldum diyor. Bu fırsatı DİL ve EDEBİYAT 21

5 iyi kullanıyor ve anlaşılan gelecekte yazacağı eserlerin alt yapısını, en azından zihinsel hazırlığını, burada yapıyor. Henüz 21 yaşındayken bir bölgenin valiliğine atandı. Harmaysen olabilir. Babası ölünce yerine geçmesi o devirde tabii bir uygulama idi. Emir ölünce Buhara dan ayrılmaya karar verip Harzem e gitti. Burada Biruni ve devrin diğer önemli bilginleriyle dostluk kurdu. Gürgenç e geçerek Memuni Emiri Ali bin Memun un hizmetine girdi (1012). Bir süre sonra Horasan üzerinden Batı ya giderek Nesa, Tus, Semerkand, Cacerm, üzerinden Cürcan a ulaştı. Burada fazla kalmadan Rey e geçti. İbni Sînâ nın babası ve ağabeyinin İsmaili tarikatına mensup olduğuna dair rivayetler var. Bu tarikat, yeni Platonculuğa yakındı. İbni Sînâ nın eserleri dikkatle incelendiğinde ise onun Hanefi olduğu tartışmasız bir biçimde ortaya çıkıyordu (D. Gutas). Onu İsmaili ya da Batıni göstermek isteyen ciddi çabalar olsa da (H. Corbin başta olmak üzere) bu girişimlerin altında siyasi nedenler yatmaktaydı.4 Rahat edeceğini ve ilmine saygı gösterileceğini umarak Rey e gitti. Emir Mecd ud-devle yi iyileştirince vezirliğe getirildi. Bir süre sonra iç siyaset kavgaları nedeniyle hapsedildi. Emir yeniden hastalanınca hapisten çıkartıldı. Emiri bir defa daha tedavi etti. Bu süre Hemedan da çalışmış ve rahat etmişti. Emir ölünce dostu İsfehan emirinin (Kakuyi hükümdarı Alâü d-devle) yanına gitmek istedi ama Büveyhi saray veziri Tacülmülk tarafından yakalanıp Ferdecan Kalesi ne hapsedildi. İsfehan Emiri, Hemedan ı kuşatıp Sînâ yı kurtararak danışmanlığa getirdi. Bundan sonra ölene dek rahat bir hayat yaşadı. Sultana askerî bir harekâtta eşlik ederken, dizanteriye benzer bir hastalığa yakalandı. Kendini tedavi edecek ilaçları hazırlatıyor, söylentilere göre hırsızlık yapan hizmetkârları durum efendileri tarafından anlaşılmasın diye, ilaç karışımındaki afyonu tarifin gerektirdiğinden çok daha fazlası miktarda koymuşlar böylece Şeyh-ül Reis i zehirlemişlerdi. Öleceğini anlayınca tüm tedavileri kestirip, yardım taleplerini reddetti. Yeterince yaşadığını ve artık dinlenmek istediğini söyleyerek hayata gözlerini yumdu. Öldüğünde henüz 57 yaşındaydı. Ölümünden sonra Halife El Müstencid kamu ve özel kütüphanelerdeki tüm İbni Sînâ eserlerini toplatıp yaktırdı. anıtmezara taşınırken, Sovyet kriminal antropologlarınca incelenmiştir. Kafatası 57 yaşında sağlam yapılı, eksiksiz dişleri olan, güçlü burunlu bir kişiye aittir. Diğer ayrıntılı antropolojik özellikler kafatasının Turani bir ırka mensup olduğunu göstermiştir. Ayrıca Sînâ nın eserlerinde Türk halklarının geleneksel, sosyal özelliklerini çok iyi bildiğine dair sayısız işaret ve bölüm vardır. Kımız ve kısrak sütünü bilmesi (Çiçek hastalığı bahsi), sık sık Türk halk tababeti ilaçlarından bahsetmesi, tutmaç gibi bugün de bilinen Türkmen yemeklerini zikretmesi bazı örneklerdir. Türkçe yazdığı bir şiir bulunmuştur (Ali Emiri Kütüphanesi, 685 numaralı yazma eser, varak 219). Arkadaşı Birunî (Ya da Beyrunî, Ebu Reyhan el; ünlü bir gökbilimci idi) ile düzenli olarak görüştüklerini, mektuplaştıklarını, ilmî münazaralarda bulunduklarını biliyoruz. Birunî, Orta Asya topografyası ve coğrafyası üzerinde bugün için bile mükemmel denilebilecek gözlemler yapan ilk Türk bilim insanıdır. Hatta, Türkmen kelimesinin etimolojisini açıklayan ilk Müslüman yazardır ( Sakali MA: Obraz kon- Türkçe şiir yazmıştı Hemedan daki mezarından çıkan kemikleri yeni 22 DİL ve EDEBİYAT AY I N D O S Y A S I

6 ya v turkmenskih ruskih narodnıh skazkıh, ITFAN SSSR, 1945; n3-4: s86). İlaç bilim üzerine yazdığı meşhur eseri Kitab-al Saydala nın girişinde lisan-ül ilim Arapça olduğu için Türkçe yazmadığını / yazamadığını belirtmiştir. Abbasiler, siyasi bir güç olarak Arapçayı kullandılar. Şüphesiz Atlantik Okyanusu ndan Çin Denizi ne kadar uzanan topraklarda ticaret, bilim ve diplomasi dili olmanın sınırsız avantajları vardı. İslam ülkelerinde yaşayan bir âlim, korkusuzca Endülüs ten Afrika ya, Anadolu ya, Hazarya ya, Bağdat a, Cundişapur a, Harran a gidebilir. Münazaralara katılabilir, mesleki faaliyette (Gerekli ruhsatları haiz ise ki bu şimdikinden daha fazla ciddiye alınırdı!) bulunabilirdi. Tabii ki yerel emir ya da beklerle takışmamak koşulu ile. Ancak İbni Sînâ nın ilk kuşak öğrencisi Yusuf Has Hacib Görevi yerine getirecek ve dünyaya Türkçenin bilim dili olduğunu ispatlayan Kutadgu Bilig i yazacaktır (bk. A. Terzioğlu). Onu Kâşgarlı Mahmud izledi, 1074 te, Divanü Lugati t-türk ü yazdı. Dikkat edilirse zamanlama, yerler (Coğrafya), isimler, kimlikler, bilimsel sonuçlar, dünya tarihinde oynadıkları rol; hiçbiri tesadüf değildir. Bu dönemde İslam dünyasının Batı dan aldığı hiçbir şey yoktur. Batı her bakımdan çok geri kalmıştır. En ünlü eseri Tıp Kanunu (Kitab al Kanun Fil Tıbb) dört ana bölüm ve bir ek ile birlikte beş bölümden oluşur. Batı da 35 ila 53 kez (Kesin sayıyı tam olarak bilinmiyor basılmış ve XVIII. yüzyıla dek tıp okullarında temel kitap olarak okunmuştur. Eski Latince baskılarından birindeki bir gravürde İbni Sînâ, Hz. İsa ve Hz. Meryem in arasında resmedilmiştir. Etkisi öylesine güçlüdür ki, doktor olmadan önce adayların dekan huzurunda yapılan son sınavları İbni Sînâ nın Kanun undan yapılmıştır (Münih ve Ingolstadt Tıp Fakülteleri yönetmelikleri). Brüksel Tıp Fakültesi ndeki İbni Sînâ seminerlerine ise ancak 1902 de son verilebilmiştir. Orta Çağ da İbni Sînâ ya atıf yapmadan neredeyse tek paragraf yazılamazdı. Bunun bir sonucu olarak Sînâ ve diğer Arabistlerin Latince tıbba soktukları Arapça terimleri ayıklamak için XIX. yüzyılda özel bir komisyon kurulmuştur. Buna rağmen Tam olarak ayıklamak mümkün olamamıştır. Bugün çağdaş iç hastalıkları kitabı Harrison un son baskısı 6 editör liderliğinde 260 civarında dünyaca ünlü uzman tarafından yazılmıştır. İçinde 2.6 milyon kelime olduğu hesaplanmıştır. Sînâ nın Kanunu 1 milyondan fazla kelime AYIN DOSYASI Henüz 21 yaşındayken bir bölgenin valiliğine atandı. Harmaysen olabilir. Babası ölünce yerine geçmesi o devirde tabii bir uygulama idi. Emir ölünce Buhara dan ayrılmaya karar verip Harzem e gitti. Burada Biruni ve devrin diğer önemli bilginleriyle dostluk kurdu. içerir, çoğu zaman kale zindanlarında, mum ışığında ve herhangi bir başvuru kaynağına bakma imkânı bulamadan (İrticalen) yazılmıştır. Büyük Tıp kuramcılarından Osler e göre Kanun, XX. yüzyıl da dâhil olmak üzere tıbbın gelmiş geçmiş en büyük kitabıdır. Tıp, ilk kez bu kitapta temel ve klinik bilimler olarak ayrılmış, çocuk psikiyatrisi bölümleri, bugün için bile kullanılır durumdaki ilaç terkiplerinin yer aldığı bir farmakoloji-toksikoloji eki, yer almıştır. Karaciğer, sinir, cilt, kan hastalıkları konuları verdiği bilgiler ve işleniş biçimi olarak hayranlık uyandırıcıdır. Kalp hastalıkları, ağrı ve nabız konularında bilgiler veren kitapları da vardır. 22 nabız türü ve bunların hangi durumlara işaret ettiğini çok ayrıntılı ve doğru biçimde anlatmıştır. On beşe yakın ağrı türü tarif etmiş (Kesici, delici, batıcı, ezici gibi) bunların anlamlarını kaydetmiştir. İbni Heysem gibi göz fizyolojisinde doğru tespitlerde bulunmuş, optik ilkeleri doğru olarak açıklamıştır. Bu bilgileri doğru yorumlamayı başaran Bacon un, göz merceği ile ilgili eserine ilham vermiştir. Bilindiği kadarıyla tıpta ilk kez Gözle görülmeyen, hava ve su yoluyla bulaşan hastalık yapıcı küçük canlılar diyerek mikropların varlığından bahsetmiş, o güne dek karıştırılan çiçek ile vebayı, cüzzam ile fil hastalığını, akciğer iltihabı ile akciğer zarı iltihabını birbirlerinden ayırarak farklarını göstermiştir. Humma nedenlerini ve çeşitlerini anlatmış, çevresel, kişisel, besinsel, irsî vb. etmenlerin hastalıklar ve seyirleri üzerindeki rollerini ayrıntılı olarak anlatmıştır. Nörolojik hastalıklarla psikiyatrik hastalıkları birbirinden ayırmış, psikosomatik hastalıkların nedenleri üzerinde durmuştur. Menenjiti özgül bir hastalık olarak tarif ederek Uttaş şeklinde isimlendirmiştir. Hastalığı tarifi tamamıyla doğrudur. DİL ve EDEBİYAT 23

7 Birçok tıbbi cihaz ve uygulama geliştirmiş, çoğunun önemi anlaşılamamış, kimisi kaybolup gitmiştir. Günümüz tıbbının gündelik uygulamaları arasında en çok kullanılan malzeme olan kateterler onun buluşudur. El- kassıtır olarak kullandığı tabir (Sokulup ilerletilen), Latinceye Catheter olarak geçmiştir. Meşhur Ayıklama komisyonunun değiştirmeyi unuttuğu on binlerce terimden biridir. Kanun undaki tıbbı anlayabilmek için önce İbni Sînâ nın manevi üstatları Hipokrat ve Galen i bilmek gerekir. Birçok diğer Grek tıp yazarları arasında önde gelenler bunlardır. Antikçağın en ünlü hekimlerinden biri Hipokrat, kendi adıyla anılan tıp okulunun kurucusuydu. Tıbbın Babası adıyla anılır. Olasılıkla, MÖ yılları arasında yaşadı. Larissa da ( Teselya ) öldüğünde 100 yaşını geçmiş olduğuna dair rivayetler vardır. Ardında, kendisine atfedilen 70 eser bırakmıştır. Tarihçiler, böyle bir kişinin gerçekten yaşayıp yaşamadığı konusunda şüpheli. Hipokratik bilgilere göre tıp mesleğini icra eden hekimlere Hipokratik sıfatı verilmektedir. Platon ve Aristoteles ondan saygı ile bahsederler (bk. Platon, Phaidron). Bazı Eski Çağ yazarları, sadece kendi öğretisinin tanınması için Hipokrat ın İstanköy Kütüphanesi ni yaktığını yazarlar. Bu eserlerin bir kısmının öğrencileri tarafından, Hipokrat ın ölümünden çok sonra yazıldığı ve içlerinde birbirleriyle çelişen görüşler olduğu belirtilmektedir. Ancak Hipokrat, başta Platon ve Aristoteles olmak üzere büyük düşünürleri daha antikçağda bile etkilemiş, Arapça bilimin doğmasînâ büyük katkıları olmuş, Arapça bilimin Latinceye çevrilmesi ile rönesans hareketini de etkilemiştir. Tıp ahlakı ve tıbbi olaylarda gözlem yöntemine verdiği önem bugün bile dikkat çekicidir. Tıpta Hipokratik yemin geleneği (Hipokrat Yemini) hemen hemen bütün dünya tarafından benimsenmiş ve kullanılagelmiştir. Hipokrat ya da Hipokratik tıp geleneğini bu derece önemli yapan ve etkisinin yüzyıllar boyu sürmesini sağlayan şey nedir? Bunun birkaç nedeni var; birincisi, tıp mesleğinin ahlaki kurallara bağlı olduğu vurgulaması ve mesleği Ulvi bir idealizme büründürmesidir. Hipokrat bunu boş inançlar, gizemcilik üzerine değil tamamıyla doğal sebeplere dayalı (Naturalist) bir tıp düşüncesi üzerine oturtarak yapmıştır. Tıbbın, zor öğrenilen ve öğrenimin tüm yaşam boyu sürdüğünü vurgulayan ünlü bir aforizmasında (O Vios Makris i Tehni Trakhis) Hayat kısa, Sanat uzun Fırsat anlık Tecrübe riskli Karar vermek zor demektedir. Tedavide beslenmenin niteliği üzerinde son derece ayrıntılı biçimde durmuştur. Hastalıklarla beslenme özellikleri arasında doğrudan ilişki kurmuş; dinlenme, egzersiz, seçilmiş bazı vakalar için hacamat, lavman, terletme uygulamaları önermiştir. Diyetetik (Doğru beslenme), iyileştirme sanatının temelidir. Hipokrat a göre insanlar, hayvanların aksine, işlenmemiş gıdaları tüketemez. Bu yüzden ilk Aşçı, aynı zamanda İlk hekim dir. Cerrahi uygulamalar da Hipokratik gelenekte önerilmekle beraber bu karar ancak çok ayrıntılı bir inceleme ve karar mekanizması uygulandıktan sonra verilebilir. Hipokratik tıp invazif (Girişimsel) uygulamaları son çare olarak görse ve kaçınsa bile oldukça iddialı cerrahi tedavi yöntemlerini de tanımlamıştır. Dağlama yöntemi bunlardan biridir. Özellikle Araplar tarafından benimsenen bu uy- 24 DİL ve EDEBİYAT AYIN DOSYASI

8 gulama Avrupalılar tarafından Haçlı Seferleri sırasında öğrenilmiş ve kullanımı Batı dünyasında yaygınlaşmıştır. Hipokrat ın eserleri Batı Tıbbı nın temellerini oluşturmuş, hastalıktan ziyade hasta ya öncelik vermiş, kuramdan ziyade gözlem üzerinde durmuş, felsefi görüşlerden ziyade tecrübe ve gerçeğe saygı esası düşüncesinin temellerini oluşturmuştur. Doğrudan girişim ya da köklü değişimlere yol açacak (Radikal cerrahi gibi) tedavi uygulamaları yerine ağırbaşlı/sağduyulu yaklaşımı sağlık vermiştir. Bu görüşü, günümüz tıp eğitiminin temel düsturlarındandır ve doktorlara tedavi konusunda karar verme aşamasında bir uyarı olan Öncelikle; Zarar Verme (Latince; primum nihil nocere) aforizmasında özetlenir. Galen, (Claudius Galenos). MS On sekizinci yüzyıla kadar Doğu ve Batı tıbbını etkilemiş çok ünlü bir hekimdir. Bergamalıdır. Stoacı bir filozof, mantık ve doğa bilginidir. Doğu tıbbında Calinos (Ya da Calinus Hekim) olarak anılmıştır. Bergama da doğmuştur. Bergama da tıp eğitimine başlayan Galen, daha 16 yaşındayken üç kitap yazmıştır bile. Tıp eğitimini Korintos, İzmir ve İskenderiye de sürdürerek, 28 yaşında doktor olur ve mesleğe Bergama da, gladyatörler okulunda cerrahlık yaparak başlar. Bu sayede, anatomi öğreniminin kısıtlamalar yüzünden (İnsan cesetleri üzerinde çalışmak yasaktır) son derece sınırlı olduğu bir devirde, yaralı gladyatörler üzerinde canlı anatomi öğrenme olanağı bulmuştur. Asklepius tapınağında da çalışmış ve iyi bir hasta çevresi elde etmiş, Batı Anadolu da büyük üne kavuşarak, 32 yaşında Roma ya gidebilmiştir. Roma, dönemin en büyük cazibe merkezidir. Ancak Roma da tıbbın ileri olduğu söylenemez. Açığı M.Ö. 219 dan itibaren Roma ya gelen Grek hekimler kapatmaya çalışmıştır. Galen burada da çok başarılı olur. Ünü, imparatora kadar ulaşır. Roma imparatorları Marcus Aurelius, Commodus ve Septimus Severus un şahsi hekimliğine kadar yükselir. Sonraki imparatorlara da hizmet etmeyi sürdürerek kitaplarını yazar. Hayatı boyunca tek amacı, tüm hipokratik kuramları tek bir çatı altında dikkatli klinik gözlem ve hayvan deneylerinde edindiği bilgilerin süzgecinden geçirerek toplamaktır. Sicilya da öldüğünde arkasında 80 tanesi günümüze kadar ulaşan 500 den fazla eser bırakır. Hekim, aynı zamanda bir filozoftur AY I N D O S Y A S I Galen, tıbba katkıları konusunda çok da alçak gönüllü değildir. Bir eserinde kendinden şu şekilde bahsetmektedir, Trajanus Roma İmparatorluğu için her ne yaptı ise, ben de aynı şeyi, en az onun kadar, tıp için yaptım ( ) hastalıkların tedavisinde izlenecek doğru yöntemi tek başıma gösterdim. Meslektaşları konusunda da keskin bir hiciv sergiler, Haydutlarla hekimler arasındaki yegane fark, mesleklerini icra ettikleri işyerleridir. Haydutlar dağlarda çalışırken, hekimler Capitol ü kullanır Meslektaşlarının tümü, onun gözünde aptallar sürüsüdür. Galen e göre hekim, aynı zamanda bir filozoftur. Bu yüzden gerçek hekim, felsefenin üç dalında yetkinlik sahibi olmalıdır. Mantık, fizik ve ahlak. Ancak böyle bir bilgi ile hekim hastasının (Dolayısıyla tanrıların) hayranlık ve saygısını kazanır. İdeal hekimlik maddi beklentiler için değil, insan sevgisi için yapılmalıdır. Galen, kendisini, gerçeğin peşinde yılmadan süren araştırmada, ne kadar çaba harcanırsa harcansın istediği her şeyi keşfedemeyeceğini anlayan bir akademisyen olarak görmüştür. Kendisi hakkındaki bu yorumu akla Goethe nin ölümsüz bir eser hâline getirdiği, Dr. Faust u getirir. Ortaçağ da geçen bu Alman halk masalında, tipik bir simyacı olan Faust, her şeyi kavrayabilmesi karşılığında ruhunu şeytana satmıştı. Bu istek (Bir lanet gibi) günümüz doktorunun da bilinçaltında sürmektedir. Günümüzde de tıbbi olayların ardındaki sırların tümüne vakıf olma isteği ve aşırı heyecanı içindeki doktordil ve EDEBİYAT 25

9 Hemedan daki mezarından çıkan kemikleri yeni anıtmezara taşınırken, Sovyet kriminal antropologlarınca incelenmiştir. Kafatası 57 yaşında sağlam yapılı, eksiksiz dişleri olan, güçlü burunlu bir kişiye aittir. Diğer ayrıntılı antropolojik özellikler kafatasının Turani bir ırka mensup olduğunu göstermiştir. lar için Faustus Sendromu tanımı yapılmaktadır. Galen e göre, doğanın amaçları ve bunları yerine getirecek donanımı vardır. Dört nitelik ve dört sıvı arasındaki dengelilik ilkesi doğa için elzemdir. Anatomi, parçaların anlamını gösterir ve bu nedenle Mükemmel İlahiyat için anatomi araştırmaları eşsiz birer kaynaktır. Anatomist, bu araştırmalarla Yaratıcı nın güç, hikmet ve tanrısallığını görür. Mademki doğa amaçlanmıştır, hiçbir şey gereksiz değildir ve mükemmel bir hikmetle davranır, o hâlde, her yapı uygun görevi yapmak için düzenlenmiştir. Galen, anatomi çalışmalarını domuz, öküz ve maymun gibi hayvanlar üzerinde yaptığını saklamamıştır. Ancak olasılıkla insan anatomisine dair doğrudan gözlemleri de olmuştur. Ancak insan ve hayvan anatomisinin tıpatıp aynı olduğu ilkesini benimseyerek gözlemlerini insanlardaki de aynıymış gibi yazmıştır. Kas ve iskelet sistemini genel olarak doğru tanımlarken, dolaşım sisteminde de kan dolaşımını bulmaya yaklaşmış, sinir sistemini motor ve duyusal olarak doğru bir biçimde ikiye ayırmayı da başarmıştır ancak iç organlarda bu kadar başarılı değildir. Kalbin sağ karıncığında kanın akciğerden gelen hava ile karıştığını zannediyordu. Beyin kan dolaşımını da hatalı olarak sığırlardaki gibi tanımladı. Böylece, büyük otoritesinin gölgesindeki birçok hekim-bilgin, Galen yanılmış olamaz! diyerek, bulgularını kayıtsız şartsız kabul etti. Bu durum, Paracelcus un XVI. yüzyılda bu duruma karşı çıkıp tüm dogmatik bilgileri şiddetle reddetmesi; Galen, Hipokrat ve İbni Sînâ nın eserlerini halkın önünde yakarak dogmatizmi lanetlemesiyle değişmeye başlamış ancak bilimde deneysel yöntem ancak XVI- II. yüzyıldan sonra yaygınlaşabilmiştir. Galen, Hipokrat gibi, hastalıkların doğal nedenleri olduğuna inanmıştır. Tedavi konusunda ise Hipokrat tan ayrılır. Onun gibi Zarar Vermeme ilkesini uygulamak yerine derhal harekete geçmeyi önerir. Kan alma (Hacamat), hemen hemen (Kanama dahil) her tıbbi sorun için önerdiği bir tedavi yöntemidir. Lavman, kupa çekme, açlık diyetleri de sıklıkla önerdikleri arasındadır. Bu tedaviler tüm Orta Çağ ve Rönesans boyunca uygulandığı gibi etkileri günümüzde de (Anadolu Halk Tababeti) sürmektedir. Kanun, ancak, yukarıda özeti verilen Galen ve Hipokrat ın kuramları bilinir, hastalıklara ilişkin fizyopatolojik tahlilleri çözümlenebilirse anlaşılabilir. İbni Sînâ genel olarak Humoral Teori denilen bu temel görüşe bağlı kalmıştır. Sînâ ya göre hekim, asla hastasından ümidi kestiğini belli etmemeli, tüm gücü ve bilgisiyle sonuna kadar hastalıkla mücadele etmelidir. Bu durum, hipokratik geleneğe terstir. Bu nedenle Hipokrat Yemini metninde bulunmaz. Çağdaş tıbba en uygun olan, İbni Sînâ nın yaklaşımıdır. Avrupa da ilk nöroloji kitabı 1549 da basılmıştır. Yazarı Hollandalı doktor J. Pratensis in yazdığı De cerebri anatome adlı bu kitapta Arabistlerin etkileri hemen dikkati çeker. Dolayısıyla Galenik hatalar aynen tekrarlanmıştır. Kanun daki bazı anatomik hatalar (Galenik), XIII. yüzyılda Kanun a bir şerh yazan Endülüslü İbn-ül Nafis tarafından düzeltilmiştir. Nafis, küçük kan dolaşımını da bulmuştur. Ama kimse bu buluşun önemini anlamaz. Önce 1553 te Miguel Serveto (Ki daha sonra Cenevre de engizisyon tarafından yakılarak cezalandırılmıştır), sonra 1559 da Realdo Colombo bu bulguları yeniden yayımlar. Harvey muhtemelen bu eserleri okumuştur. İngiliz Kilisesi nin ülkeden kovduğu William Harvey, Padua ya giderek orada ders verir. Harvey in kan dolaşımını tanımladığı ünlü kitabı De Cerebri anatome; cui accessit descriptio et usis 1664 te Londra da basılmıştır. Hâlâ, kan dolaşımını ilk kez onun tarif ettiğine inanılır. Ancak aydınlanma başlamıştır ve Avrupalı bilimciler; çoğu kez canları pahasına, Arabistleri okumaya, tartışmaya ve onların hatalarını serbest deney ve gözlemle aşmaya başlar. Değeri epey sonra anlaşılabilen anatomi kitabı De Corporis Humani Fabrici Lipri Septem (Andreas Vesalius, 1543) Batı Tıbbının aydınlanmasını müjdeler. Gerçek insan teşrihlerine 26 DİL ve EDEBİYAT AYIN DOSYASI

10 (Dissections) dayanan ve oldukça bağımsız anatomik gözlem ve işlevsel açıklamalardan oluşan bu kitabın etkisi neredeyse bir devrim niteliğinde olmuştur. Hâlbuki Vesalius bir İbni Sînâ hayranıdır. Kanun un kötü tercümelerinden bıkmış, daha iyi anlamak için Arapça öğrenmiştir. Sînâ, vücutta üç ruh (Güç) olduğunu söyler İki ünlü Hollandalı doktorun kitabından bahsetmekte yarar vardır; ilki bir Sînâ hayranı olan Forestus un Observationum et Curationum Medicinalium ad Chirurgicorum Opera Omnia (1654) adlı eseri ile Rembrandt ın ünlü tablosu Dr. Tulp un Anatomi Dersi nde resmedilmiş Dr. Nicholaas Tulp un Observationes Medica (1641) isimli eserleridir. Her iki kitapta Sînâ nın tartışılmaz, mutlak otoritesini her sayfasında hissettirir. Kitaplarda takdim edilen hastalardaki klinik sorunlara ilişkin açıklamalar, tamamiyle Kanun daki fiyopatolojik tahliller ışığında yapılmıştır. Sonuçta da aslında hiçbir tıbbi yenilik getirmemiş, Kanunu un daha geniş bir çevirisi, şerhi olmanın ötesine geçememiştir. Nörolojinin kurucuları arasında gösterilen Sylvius un Opera Medica adlı yapıtındaki Hareket Bozuklukları bahsi satır satır Kanun dan alınmıştır. İbni Sînâ ya göre vücudu yöneten güçler vardır. Bu düşünce önce Aristo sonra Galen den geliştirilerek alınmıştır. Sînâ, vücutta üç ruh (Güç) olduğunu söyler, Nefsani (Animae), Tabiyyei (Naturae) ve Hayvani (Vitae). Kanun da organlar nemli ve kuru olarak ikiye ayrılmıştır. Beyin ve omurilik nemli organlar arasında sayılır. Hareket ve duyu sinirleri ise kuru organlar ararsında sayılır. Periferik sinirler basit organ, beyin temel organ olarak adlandırılır. Tarihte ilk kez beyincik vermis kısmı ile beyinsapı cnucleus caudatus, bölümlerini tanımlamıştır. Anatomik kafa çiftlerini kısmen Galen e benzer biçimde tarif etmiş, optik kiyazma ve pupillayı ve bunların görme fizyolojisindeki rolü dönemin Tabiyyei Güç kuramı ile açıklanmaya çalışılmıştır. Tarihte ilk kez İbni Sînâ periferik sinir yaralanmalarının cerrahi olarak onarılabileceğini anlatmış ancak bunu uygulamak XVI. yüzyılda mümkün olmuştur. Ferrara nın Milano da 1594 de basılan kitabında İbni Sînâ ya ait bu yöntemin uygulaması anlatılır (Observationum Chirurgicarum, Observatio XVII: De Modo Consuendi Nervos Magnos İncisos). Leonarda Da Vinci nin notlarındaki birçok fikri de (Bir kısmını uygulamaya sokmuştur), İbni Sînâ da AY I N D O S Y A S I görüyoruz. Özellikle Da Vinci nin anatomisi Sînâ ya çok benzemektedir. Sînâ nın bulduğu ve ayrıntıları ile şekillerini çizdiği çıkrık, kaldıraç, kama, palanga sistemlerini buna ekleyebiliriz. Yazılarında İbni Sînâ dan alınmış Arapça terimlere rastlanır. Ama o da, aynen Descartes ve diğerleri gibi tepe tepe kullandığı fikirlere asla atıf yapmamıştır. Descartes ın meşhur Dualite si ve Uçan Adam-L homme Volant örnekleri, tamamıyla Sînâ dan aşırılmıştır (Renatus Descartes, L Homme, 1664). Düşün hayatı üzerinde yarattıkları zincirleme etkilerle Avrupa da Renaissence ın fikri mimarisini, zihinsel vasatını hazırlayan Arabistler, kendi ülkelerinde bu etkileri uyandıramadılar. Bu durumun nedenleri bu makalenin amacını bir hayli aşmaktadır. İbni Sînâ nın iki yüzün üzerinde olduğu sanılan eserleri genel olarak değerlendirildiğinde; felsefi düşüncesini bütünlük içinde sistematik olarak ifade edemediği ancak ilgilendiği konularda ansiklopedik tanımlamalar yaptığı şeklinde eleştirilmiştir. Ancak bu durum, en azından, tıp için geçerli değildir. Kanun, tüm eleştirilerin ötesindedir. Kanun un ilk Latince baskılarından biri muhtemelen 1187 de Tuleytula da Cremona lı Gerard tarafından çevrildi. İbni Sînâ nın Latincede Avicenna olarak tanımasının nedeni, tercümanların daha çok Yahudi olmaları ve İbranice İbn- in karşılığı olarak Aven in konulmasıdır. İbni Sînâ nın en kapsamlı yapıtı, tüm öğretilerini kapsayan Şifa dır. Nacat (Şifa nın özeti), Al İşarat v al Tanbihat, Al- Hidaya (Mantık, doğa ve tanrı DİL ve EDEBİYAT 27

11 bilim), Hikma-i Alai, Al-Hikmat al-maşrikiyya, Kitab al Kanun Fi l Tıbb, Tis Rasa il f il-hikma va l- Tabiiyat ve ruh bilimi üzerine Kitab al-nefs; en önde gelen eserleridir. Musiki hakkında yazdığı eserde ses perdeleri, duraklar, dizgeler, rtimler hakkında makaleler kaleme almıştır. Çok seslilikle ilgili tamamen yeni açıklamalar yapmış, stenografi benzeri harf ve işaretlerle ilk kez noktalama düzeni geliştirmiştir. Öğrencisi İbni Zeyla ise bu bilgileri geliştirerek daha mükemmel bir nota düzeneği yapmayı başarmıştır. Buna rağmen Osmanlılar bu bilgilerden bihaber görünmüşlerdir. Osmanlı musiki eserlerini kaybolmaktan, bir nota kayıt düzeneği geliştiren Dimitri Kantemir (Kantemiroğlu, ) kurtarmıştır. Romanyalı olup devşirilmiş ve devlet adamı olarak yetiştirilmişti. Saray çevrelerinde iyi bir eğitim aldı. Osmanlı musikisine hem eser hem de nazari anlamda büyük katkıları oldu. Boğdan Voyvodası iken Osmanlı ya isyan etti. Çok kültürlü, büyük bir münevverdi. Ama İbni Sînâ nın kitapları incelenseydi, bunlar 550 yıl önce yapılabilirdi. İbni Sînâ, müzikle matematik arasındaki ilişkiyi oldukça ayrıntılı ele alarak muazzam bir Musiki Nazariyesi geliştirmiş; ruhsal hastalıkların tedavisinde kullanımını önermiştir ki her nasılsa Selçuklu ve Osmanlı Tıbbı bu öğüde uymuştur. Jeoloji, jeodezi, coğrafya, mineroloji, meteoroloji, litolojiyi ayrı ayrı ele almış; sayısız katkıları olmuştur. Astroloji ve simyayı tümüyle reddetmiştir ki bazılarına göre en büyük başarılarından biri, budur. Bitki histolojisi, anatomisi ve fizyolojisine dair gözlemleri eşsizdir ve sahasında ilktir. Botanik terminolojisinin gelişimi için sağlam bir temel oluşturabilecek yapıtı (Liber Plantis), unutulup gitmiştir. İbni Sînâ felsefesi, Orta Çağ felsefesinin temel özelliklerini yansıtır. Deneyci ve akılcıdır. Batı da Saint Thomas Doğu da İbni Sînâ, skolastiğin en büyük temsilcisi sayılır. Ona göre ruh manevi bir cevherdir. Ruh beden olmadan kendini bilebilir mi? Eğer bu mümkünse o gerçekten bedenden ayrı ve bundan dolayı da manevi bir cevher demektir. Bunu anlamak için boşlukta asılı duran ve organları birbiri ile hiçbir şekilde irtibatlı olmayan bir adam düşünelim. Bu adam, dış çevreden hiçbir uyaran da alamasın. Böyle bir adam, kendisinin var olduğunu kabul edecek, fakat organlarının, duyusal ruhunun varlığını bilmeyecektir. Öyle ise üç boyutu olmayan bir varlığı tasarlayacaktır. Bu sırada onun herhangi bir elini gördüğünü varsayalım. Onun kendisine ait olduğunu ve bu gördüğünün kendi doğasînâ ait olduğunu düşünmeyecektir. Bunun için bu adam kendi kendisini organlarını bilmeksizin, doğrudan doğruya bilebilir. Ruhunun bedeninden farklı olduğunu görür. Ruhunu kavramak, onun varlığını bilebilmek için bedene ihtiyacı yoktur. Öyleyse ruh manevidir. İbni Sînâ nın bu benzetmesi, İnsan-i Tair (Uçan İnsan), Bonaventura, Albertus Magnus başta olmak üzere birçoklarınca kullanılmıştır (L homme-volant). Dünyanın ebedîliğini açıklayan ve ölümden sonra insanların tekrar Cismani olarak dirileceğini reddeden öğretileri, gerçekte, insanların bilgisizlikten ve manevi olarak da Şekli dinden kurtulmasını vadedebilir. Bu görüşleri, dönemin ağırlık kazanmaya başlayan Eş ari görüşüne ciddi bir itiraz sayılabilirdi. Üstelik İbni Sînâ, Doğu dan gelen bir Türk tü (Mevâli). Her ne kadar Büyük feylesof, El-Şeyh-ül Reis İbni Sînâ, sıradan insanlara bunlardan bahsetmemeye; halka yönelik kitaplarında, hâkim Sünni yorumlara uygun tespitler yapmaya çalışmış olsa da ömrü hapislerde ya da düşmanlarının gazabından kaçıp sığınabileceği başka yerler aradığı yolculuklarda geçti. Bazı eserlerinde düşmanlarını eleştirmekten çekinmedi. Cahilce tepkiler veren kimseleri bir eserinde hadis yazarları arasındaki Hanbelilere benzetiyordu (El Hanabile min Ketebet el Hadis; Mantik-ul Meşrıkuyyun). Birçok çağdaşı ve ardılları olan bilimci; özellikle bir diğer büyük İslam mütefekkiri olan Gazali ( Doğumu 1111) tarafından şiddetle eleştirildi.4 Sînâ ya göre vahiy denilen olay, Cebrail le konuşmak değil, akılla sezmektir. Peygamberler, başkasının akılla kavrayamayacağı şeyleri sezme ve algılamadaki üstün güçleri ile bütün insanlardan üstündürler. Vahiy, ilham, rüya, tanrısal bilginin parçalarıdır (Hikmeti ilahiyenin cüzleridir). Bu gerçeklere ancak ittisal (Tanrı ile birleşme) yoluyla varılabilir. Bu ifadeler, Sînâ nın yeni Platoncu meşşailikten, işrakiliğe geçtiğini göstermekteydi. Ona göre atomlar sonsuz sayıda bölünebilirdi. Evren, bir anda ortaya çıkmamıştı, cansız doğadan canlı doğaya derece derece geçiş ( Bitki-hayvan-insan) söz konusuydu. Hodgson a göre İbni Sînâ nın en büyük başarısı, Aristo dizgesini anlamak ve bir şekle sokmak için onu çok daha anlaşılır ve kullanışlı bir hâle getirmesidir. Açıkça görüldüğü gibi çağının çok ötesindeki bu fikirlerin anlaşılamamasînâ ve Zındıklık suçlamaları ile karşılaşmasına şaşmamak gerek. Bu saldırılara karşı Sînâ yı savunmak için yine büyük düşünürlerden İbni Tufeyl (Abubacer, Abentofal), İşrakiy görüşün alegorik biçimde işlendiği Hayy ibn 28 DİL ve EDEBİYAT AYIN DOSYASI

12 Yakzan ı kaleme aldı. İbni Sînâ nın da aynı isimli bir kitabı vardır. İbni Tufeyl (?-ölm. 1186) Endülüslü bir filozof ve hekimdi. İşrakiydi. Tanrının oğlu Hay ya da Tanrının oğlu Can (Canlı) ismindeki bu kitap ki sezgiyle tanrısal gerçekliğe ulaşılabileceği işlenir, Batı da büyük ilgi uyandırdı. Daniel DeFoe ya ilham vererek Robinson Crusoe yi yazmasını sağladı. İbni Sînâ ya yönelik en cahilce suçlamalar ki daha çok Batılılardan gelmektedir; Sînâ nın fikirlerinin Grek düşüncesine yeni bir şey katmadığı şeklindeki eleştirilerdir. Buna en iyi cevap, bu derece körlüğün art niyetli olduğu ve eğer bilgisizlikten kaynaklanıyor ise bu büyüklükteki cehaletin de ancak eğitimle olabileceğini söylemekten ibaret olur. DİPNOTLAR 1 - Türk devletleri bazen yönetici zümrenin ismiyle bilinmişlerdir. Bu onların Türk olmadığını göstermez. Selçuklular, Osmanlılar, Harzemşahlar gibi. Yönetici sınıfın değişmesi ile devletin ismi bazen değişebilmiştir. Önemli olan devletin devamlılığıdır ki günümüze kadar bu hep böyle olmuştur. On altı büyük Türk devleti, Cumhurbaşkanlığı forsunda birer yıldız olarak temsil edilmektedirler. 2 - Eski Roma Devleti sınırlarında yaşayan ve Grekçe konuşan halklar. Türkler tarafından çok doğru olarak Rum; Romanum-Romalı olarak isimlendirilmiştir Bizans, Osmanlı sultanlarının Roma İmparatoru unvanını (bk. Fatih Sultan Mehmet in yazışmalarında kullanılan ünvanlar) yok saymak için Batılı tarihçilerin uydurduğu sahte bir isimlendirmedir. Doğu Roma Devleti kendisini hiçbir zaman böyle isimlendirmemişti. (Bu yüzden Eski bir Roma kenti olan Konya (Iconium) yaşayan Mevlânâ Celaleddin, Rumi olarak bilinir. Bugünkü Yunanistan ın halkı olan Yunanlıların, her ne kadar müsteşriklerin iddiası bu olsa da, Grek uygarlığı ve halkları ile bir ilgisi yoktur. 3 - Konusu Orta Çağ da geçen gerçek bir olaya dayanan bu romanda manastır hayatına dair ince ayrıntılara yer verilmektedir (Umberto Eco: Gülün Adı. Can Yayınları İstanbul.) Görevleri elyazmalarını çoğaltmak ve tercüme etmek olan keşişler için İbni Sînâ nın kitabı çok değerlidir. Ancak tutucu bazı manastır yetkililerinden de çekinilmektedir çünkü meşhur Papalık, yasak kitap listesine göre (Codex) Grek felsefecilerinin etkisinde olduğu düşünülen İbni Sînâ dâhil Arabistlerin hemen tümü yasaktır. Yasağa uymayanın sonu Kutsal Engizisyon mahkemesi olur. Gerçek bir olayın elyazmasına dayanılarak hazırlanan kitaptaki bilgiler, dönemin Hristiyan Avrupa sındaki aşağılık kompleksini, değer yargılarını, gelenekçilerle akılcılar arasındaki mücadeleleri de yansıtması bakımından ilginç gözlemler verir. Benzer şekilde Müslümanlara hakarette çekingen davranmayan Dante, konu İbni Sînâ olunca, onu cehenneminde iyi bir mekâna yerleştirir. Vaftiz olmayanlar için, cehennem göz önüne alındığında en iyi yer sayılabilecek bir bölümde İbni Sînâ, Platon, Sokrates, Aristo, Batlamyos ve Selahaddin Eyyubi yi bir araya getirir. 4 - Ayrıca bk. Es sekafetul akliye vel halül ictimaiyye fi asrir Reis Ebi Ali bin Sînâ; Le Livre du millenaire d Avicenne- Kitab-ul Mihrican li- İbn Sînâ- Societe Iraniene pour la Concervation des Monuments Nationaux, Collection du Millenaire d Avicenna, no:32, Tahran; imprime de l Universite de Teheran; 1376 / Gazali nin bizim için önemi, Osmanlı medreseleri tarafından yegâne akademik kılavuz olarak alınması ve eğitim ilkelerinin, müfredatın bu çerçevede benimsenmiş olmasıdır. Eğer Osmanlı, Gazali yi değil de; İbni Sînâ, Biruni, İbni Haldun, Farabi, Razi, İbni Heysem, El Cebr, gibi Mutezile nin devamı sayılabilecek Akılcı ların açtığı yolu benimsemiş olsaydı; Gazali nin önerilerine uyup özgür düşünceyi medreseden kovmasa, diyalektik düşünceye (Cedel) hiç olmazsa bu kurumlarda tahammül edilebilseydi, bugün Dünya siyâsası, sınırları daha da önemlisi, Batı nın sömürgesi durumundaki İslam ülkelerinin durumları ne olurdu acaba? İngilizler Hindistan ve Çin i, Afrika ve Avustralya yı sömürge yapabilirler, İspanyollar Amerikan, Maya, Aztek,İnka uygarlıklarını yok edip kurtulabilenleri köleleştirebilir miydi? Kızılderili soykırımı olabilir miydi. ABD ve Kanada devletleri kurulabilir miydi? İspanyol ve Portekiz milliyetçileri ile karşılaşanlar bilir, Türklere garip bir kin duyarlar. Bizim hiç bilmediğimiz (Hatırlamadığımız) deniz savaşlarından bahsederler. Onların donanmalarının mağlup olduğu eski Osmanlı deniz savaşları; bir de Pîrî Reis i unutamazlar. Osmanlı nasıl olur da Hint Okyanusu na donanma gönderir, o adalara asker çıkarır, halkı Müslüman yapar. Pîrî Reis in, bu uzak seferi bir okyanus ötesi Huruç harekâtıdır. Bütün Colonialist leri fena hâlde korkutmuştur. Asla ve kata tekrarlanmaması için hiçbir fedakârlıktan kaçınılmamıştır. Daha sonra Jesuit misyonerleri buraları Hristiyanlaştırmak için çok uğraştılar. Ama Osmanlı Devlet yönetimi, dalkavukların etkisi ve yönetim biçimindeki akıl almaz zaaflar nedeniyle Pîrî Reis in kafasını vurdurdu. Bu, Osmanlı nın büyük denizlere ilk ve son çıkışı oldu. KAYNAKLAR * AS Lyons, RJ Petrucelli: Medicine under Islam.; Arabic Medicine. In; Medicine, an Illustrated History. Abradale, New York * Bölükbaşı O, Gürpınar S, Özoran Y: Neden otopsi yap mıyoruz? Sendrom (Excerpta Medica) 9,2 :1997; * Bölükbaşı O, Özmenoğlu M: Arabik bilimciler ve erken dönem İslam kaynaklarının nörolojik sorunlara bakışı. 33. Ulusal Nöroloji Kongresi, 1997; p * Bölükbaşı O: İbni Sînâ nın eserlerinde nörolojik bilimlerin yeri. Türk Nöroloji Dergisi Özel Sayısı, 4; 1998: 47. * Bölükbaşı O: Yüzyıla ait iki Türk tıp kitabında nörolojik bilgiler, İtaki nin Anatomisi Teşrihi Ebdan ve Hızır ın Müntehabı Şifa sı. 37. Ulusal Nöroloji Kongresi. 2001; s * Bölükbaşı O: İbni Sînâ nın nöroloji ve periferik sinir cerrahisine katkıları. Sendrom (Excerpta Medica), 12, 3; 2000: * Bölükbaşı O: Ortaçağ ve Üniversite nin Misyonu. Cumhuriyet Bilim ve Teknik, 9 Kasım 2002: s 5. * Bölükbaşı O, Turgut M: Neurology in the Writings of Avicenna and the Early Islamic Beliefs. Journal of Neurology, 246, supp. 1, 1999: 1/109. * B. Brentjes, S. Brentjes : Ibn-i Sînâ, Avicenna. Pencere Yayınları, İstanbul ( Tarihsiz ) * D. Gutas, İbni Sînâ nın Mirası. Klasik. 2004, İstanbul * H. Ellis: History of Surgery. Greenwich Medical, 2001, London. * K. Walker. Histoire de la Medicine, Des pratiques anciennes aux decouvertes les plus modernes. Editions Gerard, 1962, Verviers. * L Garcia-Ballester: A marginal learned medical world, Jewish, Muslim and Christian medical practitioners, and the use of Arabic medical sources in the late medieval Spain. Practical Medicine from Salerno to the Black Death. Cambridge, 1984, London. * L Magner: A History of Medicine. Marcel Decker, 1992, New York. * LN Gumilyof : Hazar Çevresinde Bin Yıl. Selenge. 2003, İstanbul. * Lyons AS, Petrucelli RJ: Medicine under Islam; Arabic Medicine. In; Medicine, an Illustrated History. Abradale, New York * MT Multanofskiyı. İstoriya Meditsinı. Gasudartsvennoye Izdatelstvo Meditsinskoy Literaturıy Moskva. * H.Z. Ülken. İbni Sînâ maddesi. İslam Ansiklopedisi. cv/ii.. Millî Eğitim Bakanlığı Basımevi, 1988, İstanbul. * M. Aminrazawi. Article on İbni Sînâ. Great Thinkers of the Eastern World (Ed. Ian P. Mc Greal) Harper Collins, 1995, New York. * M.G.S. Hodson. Felsefe ve Manevi Tecrübe Meselesi, İbni Sînâ. İslamın Serüveni. C II., s. 185, İz Yayıncılık, 1993, İstanbul. * O. Hançerlioğlu. İbni Sînâ maddesi. Felsefe Ansiklopedisi. C 1, s * Pestronk A: First neurology book written in English (1650) by Robert Pemell De Morbis Capitis. Archives of Neurology 46, 2: 1989; * Terzioğlu A. İbni Sînâ nın Tababeti ve Avrupa ya Tesirleri. İbni Sînâ, Doğumunun Bininci Yılı Armağanı. Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1984, Ankara. * S.G. Agacanof: Oğuzlar. Selenge İstanbul. AYIN DOSYASI DİL ve EDEBİYAT 29

Skolastik Dönem (8-14.yy)

Skolastik Dönem (8-14.yy) Skolastik Felsefe Skolastik Dönem (8-14.yy) Köklü eğitim kurumlarına sahip olma avantajı 787: Fransa da Şarlman tüm kilise ve manastırların okul açması için kanun çıkardı. Üniversitelerin çekirdekleri

Detaylı

MANASTIR TIBBI (Monastic Medicine)

MANASTIR TIBBI (Monastic Medicine) MANASTIR TIBBI (Monastic Medicine) Hipokratik-Galenik Tıp ekolunun devamı Cerrahi teknikler bilinmesine rağmen, yüksek enfeksiyon riski nedeniyle zorunlu haller dışında pek uygulanmıyor Tam olarak hangi

Detaylı

Tıp Tarihine Yaklaşım

Tıp Tarihine Yaklaşım Tıp Tarihine Yaklaşım Avcılık-Toplayıcılık Aşaması Mezopotamya Uygarlıklarında Tıp Eski Mısır Tıbbı Çin Tıbbı Eski Hint Tıbbı Yunan Tıbbı Modern Dönem (Batı) Tıbbı Avcılık-Toplayıcılık Aşaması Bütün gün

Detaylı

Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981 Doktora Tarih Atatürk Üniversitesi 1985

Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981 Doktora Tarih Atatürk Üniversitesi 1985 1. Adı Soyadı : MEHMET ÇELİK 2. Doğum Tarihi: 05 Haziran 195. Unvanı : Prof.Dr.. Öğrenim Durumu Derece Alan Üniversite Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ

EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ DERS NOTLARI VE ŞİFRE TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ EMEVİLER Muaviye tarafından Şam da kurulan ve yaklaşık

Detaylı

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri) ARAŞTIRMA ALANLARI 1 Kur an İlimleri ve Tefsir Kur an ilimleri, Kur an tarihi, tefsir gibi Kur an araştırmalarının farklı alanlarına dair araştırmaları kapsar. 1. Kur an tarihi 2. Kıraat 3. Memlükler ve

Detaylı

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık İslam Coğrafyasının en batısı ile en doğusunu bir araya getiren Asya- Afrika- Balkan- Ortadoğu Üniversiteler Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde resmen kuruldu.

Detaylı

DERS ÖĞRETİM PLANI. Prof. Dr. Yaşar AYDINLI

DERS ÖĞRETİM PLANI. Prof. Dr. Yaşar AYDINLI DERS ÖĞRETİM PLANI TÜRKÇE 1 Dersin Adı: Ortaçağ ve Rönesans ta Felsefe 2 Dersin Kodu: FLS 1012 3 Dersin Türü: Zorunlu 4 Dersin Seviyesi: Lisans 5 Dersin Verildiği Yıl: 6 Dersin Verildiği Yarıyıl: 7 Dersin

Detaylı

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere,

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, COĞRAFİ KEŞİFLER 1)YENİ ÇAĞ AVRUPASI AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, Türklerden Müslüman

Detaylı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı III. ÜNİTE TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI VE İLK TÜRK DEVLETLERİ ( BAŞLANGIÇTAN X. YÜZYILA KADAR ) A- TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI I-Türk Adının Anlamı

Detaylı

ORGAN NAKLİ: ELLİ YIL ÖNCESİNE KADAR BİR HAYALDİ

ORGAN NAKLİ: ELLİ YIL ÖNCESİNE KADAR BİR HAYALDİ ORGAN NAKLİ: ELLİ YIL ÖNCESİNE KADAR BİR HAYALDİ Son 50 yılda organ nakli hızla gelişti ve Türkiye de 2011 de 3.836 nakil yapıldı. Türkiye de yılda 20 bin, Çin de 2 milyon kişi organ bekliyor. Cerrahinin

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Dersin Adı İSLAM TARİHİ Sınıf 12 İSLAM TARİHİ

Dersin Adı İSLAM TARİHİ Sınıf 12 İSLAM TARİHİ Dersin Adı İSLAM TARİHİ Sınıf 12 İSLAM TARİHİ Tarihi Öğretim Yılı Dönemi Sırası 2014-2015 2 1 B GRUBU SORULARI 12.Sınıflar Öğrencinin Ad Soyad No Sınıf Soru 1: Aşağıdaki yer alan ifadelerde boşluklara

Detaylı

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler İçindekiler xiii Önsöz ı BİRİNCİ KISIM Sofistler 3 1 Giriş 6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler 17 K a y n a k la r 17 Sofistlerin G enel Ö zellikleri

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

MATE 417 MATEMATİK TARİHİ DÖNEM SONU SINAVI

MATE 417 MATEMATİK TARİHİ DÖNEM SONU SINAVI Öğrenci Bilgileri Ad Soyad: İmza: MATE 417 MATEMATİK TARİHİ DÖNEM SONU SINAVI 23 Ocak 2014 Numara: Grup: Soru Bölüm 1 Bölüm 2 Bölüm 3 21 22 23 24 25 TOPLAM Numarası (1-10) (11-15) (16-20) Ağırlık 20 10

Detaylı

2013 YGS SORU DAĞILIMLARI VE UZMAN YORUMLARI

2013 YGS SORU DAĞILIMLARI VE UZMAN YORUMLARI MEHMET ÖZÖNCEL ANADOLU LİSESİ REHBERLİK SERVİSİ 2013 YGS SORU DAĞILIMLARI VE UZMAN YORUMLARI TÜRKÇE 2013 YGS soruları geçmiş yıllardaki sınav müfredatına uygun olarak geldiği söylenebilir. 2013 YGS soruları,

Detaylı

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Hanlığı ve Kazakistan konulu bu toplantıda Kısaca Kazak

Detaylı

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS Tezli yüksek lisans programında eğitim dili Türkçedir. Programın öngörülen süresi 4

Detaylı

TEHLİKELİ YOLCULUKLAR

TEHLİKELİ YOLCULUKLAR TEHLİKELİ YOLCULUKLAR Maun masanın sahibi, ciddi bakışlarını üstümden çekmiyordu. O izin verse ben de gözümden birkaç damla yaş çıkmasına izin verecektim. Doktorumun karşısında oturmuş, son sözlerini kavramaya

Detaylı

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Tarih geçmiş hakkında eleştirel olarak fikir üreten bir alandır. Tarih; geçmişteki insanların yaşamlarını, duygularını, savaşlarını, yönetim

Detaylı

KONTES ADA LOVELACE: İLK KADIN BİLGİSAYARCI

KONTES ADA LOVELACE: İLK KADIN BİLGİSAYARCI KONTES ADA LOVELACE: İLK KADIN BİLGİSAYARCI Kontes Ada Lovelace, İngiliz şair Lord Byron un kızıdır. Mekanik bilgisayar fikrinin öncüsü C. Babbage ile birlikte programlama fikrinin temelini attı. Kontes

Detaylı

Muhammed ERKUŞ. Sefer Ekrem ÇELİKBİLEK

Muhammed ERKUŞ. Sefer Ekrem ÇELİKBİLEK Hazırlayan: Sunan: Muhammed ERKUŞ Sefer Ekrem ÇELİKBİLEK 20047095 20043193 FİBONACCİ SAYILARI ve ALTIN ORAN Fibonacci Kimdir? Leonardo Fibonacci (1175-1250) Pisalı Leonardo Fibonacci Rönesans öncesi Avrupa'nın

Detaylı

SEÇMELİ DERSLER (Öğrenci aşağıda belirtilen en az 2 (iki) dersten başarılı olmalıdır.)

SEÇMELİ DERSLER (Öğrenci aşağıda belirtilen en az 2 (iki) dersten başarılı olmalıdır.) PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ YAN DAL DERSLERİ DERSLER DERSİN KODU DERSİN ADI KREDİ PSİ 101 Psikolojiye Giriş I PSİ 10 Araştırma Teknikleri I PSİ 10 Psikoloji için İstatistik I PSİ 01 Sosyal Psikoloji I PSİ 0 Gelişim

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI T U : Teorik ders saati : Uygulamalı ders saati : Dersin redisi : Avrupa redi Transfer Sistemi 1.SINIF 1.SINIF ODU I. YARIYIL/GÜZ

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI.. LİSESİ TARİH I DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI.. LİSESİ TARİH I DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU EYLÜL - EKİM I.ÜNİTE :TARİH BİLİMİ Kaynaştırma *İşlenen ve anlatılan konular aracılığı ile öğrenci tarihin tanımı eğitimine tabi olan * Tarihin zamanla alakalı bir bilim olduğunu kavrar. hakkında bilgi

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Siyasal Düşünceler Tarihi PSIR 201 3 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Siyasal Düşünceler Tarihi PSIR 201 3 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Siyasal Düşünceler Tarihi PSIR 201 3 3 + 0 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

DUA ETTİĞİNİZDE. J. Robert Ashcroft. ICI Elemanlarıyla İşbirliği İçinde Hazırlanmıştır Resimler: David Cahill Çeviren: Hande Taylan ICI

DUA ETTİĞİNİZDE. J. Robert Ashcroft. ICI Elemanlarıyla İşbirliği İçinde Hazırlanmıştır Resimler: David Cahill Çeviren: Hande Taylan ICI DUA ETTİĞİNİZDE J. Robert Ashcroft ICI Elemanlarıyla İşbirliği İçinde Hazırlanmıştır Resimler: David Cahill Çeviren: Hande Taylan ICI Yeni Yaşam Yayınları İsteme Adresi: ICI P.K.: 33 Bakırköy İstanbul

Detaylı

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ BATI DİLLLERİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ BATI DİLLLERİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ BATI DİLLLERİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ Ders Planı - AKTS Kredileri T: Teorik (saat/hafta) U: Uygulama (saat/hafta) AKTS: Avrupa Kredi Transfer Sistemi 1. Yarıyıl

Detaylı

TÜRK DİLİ II. Teori (saat/hafta) Uygulama (saat/hafta) Laboratuar (saat/hafta) 2 - - 2. Dersin Adı Kodu Yarıyıl AKTS. 1.YIL/ 2.

TÜRK DİLİ II. Teori (saat/hafta) Uygulama (saat/hafta) Laboratuar (saat/hafta) 2 - - 2. Dersin Adı Kodu Yarıyıl AKTS. 1.YIL/ 2. TÜRK DİLİ II Dersin Adı Kodu Yarıyıl Türk Dili II Önkoşullar Dersin dili Dersin Türü Dersin öğrenme ve öğretme teknikleri Dersin sorumlusu(ları) Dersin amacı Dersin öğrenme çıktıları TKD104 Yok Türkçe

Detaylı

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek Yaklaşık Ağırlığı 1) Sözel Bölüm %50 2) Sayısal Bölüm %50 Sözel akıl yürütme (muhakeme) becerilerini, dil bilgisi ve yazım

Detaylı

17. yy. Dehalar Yüzyılı

17. yy. Dehalar Yüzyılı 17. yy. Dehalar Yüzyılı 20. yy a kadar her bilimsel gelişmeyi etkilediler. 17. yy daki bilimsel devrimin temelleri 14.yy. da atılmıştı fakat; Coğrafi keşifler ile ticaret ve sanayideki gelişmeler sayesinde

Detaylı

HAÇLI SEFERLERi Orta Çağ'da Avrupalıların Müslümanların elinde bulunan ve Hristiyanlarca kutsal sayılan Kudüs ve çevresini geri almak için

HAÇLI SEFERLERi Orta Çağ'da Avrupalıların Müslümanların elinde bulunan ve Hristiyanlarca kutsal sayılan Kudüs ve çevresini geri almak için HAÇLI SEFERLERi Orta Çağ'da Avrupalıların Müslümanların elinde bulunan ve Hristiyanlarca kutsal sayılan Kudüs ve çevresini geri almak için düzenledikleri seferlere "Haçlı Seferleri" denir. Haçlı Seferlerinin

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 7. ERKEN MODEN DÖNEMDE SİYASAL DÜŞÜNCE 7 ERKEN MODEN DÖNEMDE

Detaylı

AYA THEKLA YERALTI KİLİSESİ

AYA THEKLA YERALTI KİLİSESİ AYA THEKLA YERALTI KİLİSESİ Thekla, genç ve güzel bir kadın... Hem de bakire... Aynı Meryem gibi.. Halk bu yüzden, Thekla nın yaşadığı yeraltı kilisesine, Meryemlik demiş. Thekla nın yaşadığı, sonunda

Detaylı

TÜBİTAK-BİDEB LİSE ÖĞRETMENLERİ (FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ, MATEMATİK) PROJE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ ÇALIŞTAYI SOSYAL ETKİNLİKLER RAPORU

TÜBİTAK-BİDEB LİSE ÖĞRETMENLERİ (FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ, MATEMATİK) PROJE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ ÇALIŞTAYI SOSYAL ETKİNLİKLER RAPORU TÜBİTAK-BİDEB LİSE ÖĞRETMENLERİ (FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ, MATEMATİK) PROJE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ ÇALIŞTAYI SOSYAL ETKİNLİKLER RAPORU LİSE-1 (ÇALIŞTAY 2011) 9 17 Temmuz 2011 (Çanakkale) FİZİK Türkçede bilimsel

Detaylı

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek Yaklaşık Ağırlığı 1) Sözel Bölüm 0 2) Sayısal Bölüm 0 Sözel akıl yürütme (muhakeme) becerilerini, dil bilgisi ve yazım kurallarını

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

18-24 Mart Yaşlılar Haftası münasebetiyle Üniversitemiz Tıp Fakültesi ve Karabük Alzheimer Derneği organizasyonluğunda üniversitemiz ev sahipliğinde Yaşlılık-Bunama ve Alzheimer Hastalığı Tanıtım ve Bilinçlendirme

Detaylı

ANTROPOLOG TANIM A- GÖREVLER

ANTROPOLOG TANIM A- GÖREVLER TANIM Antropolog, evrenin ve dünyanın oluşumu, yaşamın başlangıcı ve gelişimi, insanın biyolojik evrimi, ırkların doğuşu, insan topluluklarının fiziki yapı, kültür ve davranış özelliklerini ve diğer topluluklarla

Detaylı

Yarıyılı. Tasarımda İnsan Faktörü SEC154 2 2 0 2

Yarıyılı. Tasarımda İnsan Faktörü SEC154 2 2 0 2 Dersin Adı Kodu Yarıyılı Ders (Saat/Hafta) (Saat/Hafta) AKTS Tasarımda İnsan Faktörü SEC154 2 2 0 2 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Türkçe Dersin Türü Seçmeli Dersin Seviyesi Lisans Dersin Koordinatörü

Detaylı

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI I. YARIYIL II. YARIYIL Adı Adı TAR 501 Eski Anadolu Kültür 3 0 3 TAR 502 Eskiçağda Türkler 3 0 3 TAR 503 Eskiçağ Kavimlerinde

Detaylı

Uygulama (Saat/Hafta) Madde Bağımlılığı I SEC122 1 2 0 3. Yarıyılı

Uygulama (Saat/Hafta) Madde Bağımlılığı I SEC122 1 2 0 3. Yarıyılı Dersin Adı Kodu Yarıyılı Ders (Saat/Hafta) (Saat/Hafta) Madde Bağımlılığı I SEC122 1 2 0 3 AKTS Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Türkçe Dersin Türü Seçmeli Dersin Seviyesi Lisans Dersin Koordinatörü Prof.

Detaylı

Uygulama (Saat/Hafta) Tıpta Nobellik Buluşlar SEC150 1 2 0 2. Yarıyılı

Uygulama (Saat/Hafta) Tıpta Nobellik Buluşlar SEC150 1 2 0 2. Yarıyılı Dersin Adı Kodu Yarıyılı Ders (Saat/Hafta) (Saat/Hafta) Tıpta Nobellik Buluşlar SEC150 1 2 0 2 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Türkçe Dersin Türü Seçmeli Dersin Seviyesi Lisans Dersin Koordinatörü Prof.

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Bilim Tarihi YDA 314 6 2+0 2 2

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Bilim Tarihi YDA 314 6 2+0 2 2 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS Bilim Tarihi YDA 314 6 2+0 2 2 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu / Yüz Yüze Dersin Koordinatörü

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temaları ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

Byzantine History, Syriac History, History of Religions, History of İslam.

Byzantine History, Syriac History, History of Religions, History of İslam. Professor MEHMET ÇELİK Contact Information: Phone : Fax : Email : mehmetcelikcbu@mynet.com Academic Degree: Undergraduate : Atatürk University, Faculty of Theology, 1979 Master s : Atatürk University 1981

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TÜRK DİLİ I TRD103 1 2+0 2 2 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

TARİH DANS EDİYOR HÜRREM SULTAN DANS GÖSTERİSİ

TARİH DANS EDİYOR HÜRREM SULTAN DANS GÖSTERİSİ üniversite üniversite üniversite üniversite Bizlerde Bıraktığı Etki ve İlhamlar" (Türk Tasavvufu, Klâsik Türk İslâm Sanatları ve İslâmi Bilimler alanında çalışmalar yapmaktadır. Kur'ân-ı Kerim'i İtalyanca'ya

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Web adresi. Psikolojiye Giriş. Bu Senin Beynin! Ders 2. Değerlendirme. Diğer şeyler. Bağlantıya geçme. Nasıl iyi yapılır. Arasınav (%30) Final (%35)

Web adresi. Psikolojiye Giriş. Bu Senin Beynin! Ders 2. Değerlendirme. Diğer şeyler. Bağlantıya geçme. Nasıl iyi yapılır. Arasınav (%30) Final (%35) Psikolojiye Giriş Web adresi Bu Senin Beynin! Ders 2 2 Değerlendirme Arasınav (%30) Diğer şeyler Bağlantıya geçme Final (%35) Haftalık okuma raporları (%15) Nasıl iyi yapılır Kitap inceleme (%20) Deneye

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Arnavutça (DİL-2) Boşnakça (DİL-2)

Arnavutça (DİL-2) Boşnakça (DİL-2) Arnavutça () Programın amacı, Arnavut dili, kültürü, tarihi ve edebiyatını tanıyan bu alanda çalışma yapacak nitelikte bireyler yetiştirmektir Metinlerinden yola çıkarak Arnavut dilinde metin okur ve yazar,

Detaylı

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. Yayın Kataloğu

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. Yayın Kataloğu Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayın Kataloğu 2013 2 TAHRÎRU USÛLİ L-HENDESE VE L-HİSÂB EUKLEIDES İN ELEMANLAR KİTABININ TAHRİRİ Nasîruddin Tûsî (ö. 1274) Meşhur Matematikçi Eukleides in (m.ö.

Detaylı

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur.

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur. Yunan Grek Uygarlığı Video Ders Anlatımı YUNAN (GREK) (M.Ö. 1200 336) Akalara son veren DORLAR tarafından kurulan bir medeniyettir. Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SENATO KARAR ÖRNEĞİ

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SENATO KARAR ÖRNEĞİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ SENATO KARAR ÖRNEĞİ Karar Tarihi : 17/12/2014 Toplantı Sayısı : 402 Karar Sayısı : 3421 3421- Ankara Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim Yönetmeliği nin 6. maddesi çerçevesinde 2014-2015

Detaylı

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ (Behavior): Organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilen tüm etkinlikleridir. Duygular, tutumlar, zihinsel süreçler

Detaylı

OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar

OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar Eda Yeşilpınar Hemen her bölümün kuşkusuz zorlayıcı bir dersi vardır. Öğrencilerin genellikle bu derse karşı tepkileri olumlu olmaz. Bu olumsuz tepkilerin nedeni;

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE GENETİKÇİ (MOLEKÜLER BİYOLOG)

MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE GENETİKÇİ (MOLEKÜLER BİYOLOG) MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE GENETİKÇİ (MOLEKÜLER BİYOLOG) TANIM Canlı hücre içindeki malzemeleri (DNA, Protein, Enzim vb.), hücre yapısının işlevini ve hücreler arasındaki etkileşimi laboratuar ortamında inceleyerek

Detaylı

Vakıf Üniversiteleri Servet İstiyor

Vakıf Üniversiteleri Servet İstiyor On5yirmi5.com Vakıf Üniversiteleri Servet İstiyor Vakıf üniversitelerinin sadece yıllık eğitim ücretlerini ödeyebilmek için bir ''servet'' sahibi olmak gerekiyor. Yayın Tarihi : 6 Temmuz 2011 Çarşamba

Detaylı

ŞANLIURFA YI GEZELİM

ŞANLIURFA YI GEZELİM ŞANLIURFA YI GEZELİM 3. Gün: URFA NIN KALBİNDEN GÜNEŞİN BATIŞINA GEZİ TÜRKİYE NİN GURURU ATATÜRK BARAJI Türkiye de ki elektrik üretimini artırmak ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ndeki 9 ili kapsayan tarım

Detaylı

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ DANIŞMAN:Özer YILMAZ HAZIRLAYAN: Erşad TAN,Tacettin TOPTAŞ İÇİNDEKİLER GİRİŞ I-İNANÇ TURİZMİ A- İnanç Kavramı

Detaylı

Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak bulunurdu. Yönetim binası, resmî yapılar ve pazar meydanları tapınağın etrafında yer alırdı.

Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak bulunurdu. Yönetim binası, resmî yapılar ve pazar meydanları tapınağın etrafında yer alırdı. M.Ö 2000 den itibaren Eski Yunan da ve Ege de polis adı verilen şehir devletleri ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemlileri Atina,Sparta,Korint,Larissa ve Megara dır. Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak

Detaylı

Bilgilendirilmiş Onam Alımı ve Hukuki Anlamı

Bilgilendirilmiş Onam Alımı ve Hukuki Anlamı Bilgilendirilmiş Onam Alımı ve Hukuki Anlamı Dr. Osman Celbiş Adli Tıp Profesörü, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Şekil Değiştiren Hekimlik Sanatı İnsanlık tarihi ile başlayan süreç içerisinde belli kurallar

Detaylı

HELEN VE ROMA UYGARLIKLARI

HELEN VE ROMA UYGARLIKLARI HELEN VE ROMA UYGARLIKLARI DERS NOTLARI-ŞİFRE ETKİNLİK TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ HELEN UYGARLIĞI Makedonyalı İskender in doğu ile batı

Detaylı

KÂĞIDA İŞLENEN UYGARLIK- Kâğıdın Tarihi ve İslam Dünyasına Etkisi, Jonathan M. Bloom (trc. Zülal Kılıç), Kitap Yayınevi, İstanbul 2003, 336 s.

KÂĞIDA İŞLENEN UYGARLIK- Kâğıdın Tarihi ve İslam Dünyasına Etkisi, Jonathan M. Bloom (trc. Zülal Kılıç), Kitap Yayınevi, İstanbul 2003, 336 s. sakarya üniversitesi ilahiyat fakültesi dergisi 11 / 2005, s. 251-255 kitap tanıtımı KÂĞIDA İŞLENEN UYGARLIK- Kâğıdın Tarihi ve İslam Dünyasına Etkisi, Jonathan M. Bloom (trc. Zülal Kılıç), Kitap Yayınevi,

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SENATO KARAR ÖRNEĞİ

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SENATO KARAR ÖRNEĞİ Karar Tarihi : 03/06/2014 Toplantı Sayısı : 390 Karar Sayısı : 3291 ANKARA ÜNİVERSİTESİ SENATO KARAR ÖRNEĞİ 3291- Ankara Üniversitesi üstü Eğitim-Öğretim Yönetmeliği nin 6.maddesi çerçevesinde 2014-2015

Detaylı

HZ. PEYGAMBER DÖNEMİNDE SAĞLIK HİZMETLERİNDE KADINLARIN YERİ Levent Öztürk, Ayışığı Kitapları, İstanbul 2001, 246 s. Fatmatüz Zehra KAMACI

HZ. PEYGAMBER DÖNEMİNDE SAĞLIK HİZMETLERİNDE KADINLARIN YERİ Levent Öztürk, Ayışığı Kitapları, İstanbul 2001, 246 s. Fatmatüz Zehra KAMACI sakarya üniversitesi ilahiyat fakültesi dergisi 9 / 2004 s. 219-223 kitap tanıtımı HZ. PEYGAMBER DÖNEMİNDE SAĞLIK HİZMETLERİNDE KADINLARIN YERİ Levent Öztürk, Ayışığı Kitapları, İstanbul 2001, 246 s. Fatmatüz

Detaylı

PROF. DR. HÜLYA SAVRAN. hsavran@balikesir.edu.tr. 4. ÖĞRENİM DURUMU Derece Alan Üniversite Yıl Lisans

PROF. DR. HÜLYA SAVRAN. hsavran@balikesir.edu.tr. 4. ÖĞRENİM DURUMU Derece Alan Üniversite Yıl Lisans PROF. DR. HÜLYA SAVRAN ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı Hülya SAVRAN İletişim Bilgileri Adres Telefon Mail Balıkesir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Bölümü 10145 Çağış Yerleşkesi / BALIKESİR 0 266 612 10 00

Detaylı

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ 1. Adı Soyadı : İsmail Kıllıoğlu İletişim Bilgileri Adres : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (0212) 521 81 00 Mail : ikillioglu@fsm.edu.tr 2. Doğum -

Detaylı

Uygulama (Saat/Hafta) Tıp, Bilişim ve Bilgi Felsefesi SEC152 1 2 0 2. Yarıyılı

Uygulama (Saat/Hafta) Tıp, Bilişim ve Bilgi Felsefesi SEC152 1 2 0 2. Yarıyılı Dersin Adı Kodu Yarıyılı Ders (Saat/Hafta) (Saat/Hafta) Tıp, Bilişim ve Bilgi Felsefesi SEC152 1 2 0 2 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Türkçe Dersin Türü Seçmeli Dersin Seviyesi Lisans Dersin Koordinatörü

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ TEST

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ TEST İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ TEST TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ TEST 1 1) Türklerin Anadolu ya gelmeden önce

Detaylı

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ YAYIN LİSTESİ

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ YAYIN LİSTESİ AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ 1. Adı Soyadı : Muharrem KESİK İletişim Bilgileri Adres : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (0212) 521 81 00 Mail : muharremkesik@gmail.com 2. Doğum -

Detaylı

Leonardo Da Vinci. Anatomist? Ressam? Mühendis?

Leonardo Da Vinci. Anatomist? Ressam? Mühendis? Leonardo Da Vinci Anatomist? Ressam? Mühendis? Belki hepsinden de öte Leonardo nun çizimleri neden İngiltere de? Pompeo Leoni, 1533-1608 Floransa lı heykeltraş ve kuyumcu Defterleri satın alıp konularına

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

ÖZBEKİSTANLI BÜYÜK TÜRK MÜSTEŞRİĞİ ABDUSADIK İRİSOV * (1928-1998)

ÖZBEKİSTANLI BÜYÜK TÜRK MÜSTEŞRİĞİ ABDUSADIK İRİSOV * (1928-1998) ÖZBEKİSTANLI BÜYÜK TÜRK MÜSTEŞRİĞİ ABDUSADIK İRİSOV * (1928-1998) Abdusadıkİrisov 20 Şubat 1928 de Özbekistan ın başkenti Taşkent te dünyaya geldi. Orta mektebi bitirdikten sonra 1946 da o zamanki adıyla

Detaylı

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Yük. Hem. Gül Şav Özaydemir Danışman Hemşire EUKAM E.Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi ABD XIX. Ege Onkoloji Günleri 6-7 Nisan 2015 İzmir «Kanserle mücadele

Detaylı

İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ

İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ DİN PSİKOLOJİSİ ÖZEL SAYISI Prof. Dr. Kerim Yavuz Armağanı Çukurova University Journal of Faculty of Divinity Cilt 12 Sayı 2 Temmuz-Aralık 2012 ÇUKUROVA

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Türkçe 1: Yazılı Anlatım TRD 101 1 2+0 2 2

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Türkçe 1: Yazılı Anlatım TRD 101 1 2+0 2 2 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS Türkçe 1: Yazılı Anlatım TRD 101 1 2+0 2 2 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu / Yüz Yüze

Detaylı

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek amacıyla dini eğitim veren hem mesleğe, hem de yüksek öğrenime

Detaylı

Marie Curie. Thomson Cabir bin Hayyan. Henry Becquerel

Marie Curie. Thomson Cabir bin Hayyan. Henry Becquerel Marie Curie Thomson Cabir bin Hayyan John Dalton Albert Einstein Henry Becquerel 1 John Dalton John Dalton (Eaglesfield, Cumbria, 6 Eylül 1766 Manchester, 27 Temmuz 1844) İngiliz kimyager ve fizikçi, Cumberland

Detaylı

BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ANABİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ANABİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ANABİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI I. Yarıyıl (Güz Dönemi) Dersleri BİLİMSEL ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ VE YAYIN ETİĞİ Z 3 0 3 6 TOPLAM 12 0 12 30 II. Yarıyıl (Bahar Dönemi) Dersleri

Detaylı

ORTAÖĞRETİM KURUMLARINDA OKUTULACAK DERSLERDE UYGULANACAK ÖĞRETİM PROGRAMLARI

ORTAÖĞRETİM KURUMLARINDA OKUTULACAK DERSLERDE UYGULANACAK ÖĞRETİM PROGRAMLARI AÇIKLAMALAR Haftalık ders çizelgeleri, 2014 2015 eğitim ve öğretim yılında ortaöğretim kurumlarının 9-10. sınıflarından başlamak üzere kademeli olarak uygulanacaktır. Haftalık ders çizelgelerinde ortak

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

ALTIN NEDEN ÇOK DEĞERLĐ?

ALTIN NEDEN ÇOK DEĞERLĐ? ALTIN NEDEN ÇOK DEĞERLĐ? Altın binlerce yıldır değeri yüksek olan bir metaldir. Demir gibi paslanmadığı (oksitlenmediği) ve dünyada az bulunduğu için değerlidir. Çok değerli oluşu nedeniyle de geri dönüşümü

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

29.06.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

29.06.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 29.06.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Rektör Prof.Dr. Galip Akhan, 29-Haziran-14 Temmuz 2015 tarihleri arasında Hafta içi Her gün Saat: 09.30-17.00 saatleri arasında aday öğrenci ve ebeveynlerine açık

Detaylı