Başyazı Hareketli bir yaz...

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Başyazı Hareketli bir yaz..."

Transkript

1 Başyazı Hareketli bir yaz... Ergun ÖZEN Hızla değişen gündemiyle çok hareketli ve sıcak bir yaz yaşıyoruz. Milletçe kalıcı başarılara hasret kaldığımız ekonomi arenasında, dünyanın en önemli finans dergilerinden Euromoney tarafından 6. kez "Türkiye'nin En İyi Bankası" seçildik. Dünya finans çevrelerinin her yıl merakla beklediği ödüller, artık bizim için gelenekselleşen bir başarı haline geldi. Bu başarının arkasında, kaliteye olan güçlü inancımız ve motivasyonumuz var. Bu iki unsurun birleşmesi ve gelişmiş teknolojik altyapımız, ürün ve hizmet yaratıcılığında bizi rakipsiz bırakıyor. Euromoney dergisinin yaptığı değerlendirmede, ödülü getiren unsurlar arasında; kurumsal, ticari ve bireysel bankacılık alanlarındaki yeniden yapılanmamız, en son teknolojilerle geliştirdiğimiz ürün ve hizmet kalitemiz ve çokmarkalı kredi kartlarının öncüsü Bonus Card 'ın örnek başarısı gösteriliyor. Önümüzdeki dönemde Garanti'nin başarı çizgisini daha da yükselttiğini göreceğiz. Futbol'la başlayan milli heyecan, yaz sonuna doğru basketbolla devam edecek. A Milli Futbol Takımımızın Dünya Kupası'nda estirdiği başarı rüzgarının benzerini, ana sponsoru olduğumuz 12 Dev Adam'ın, Indiana'daki Dünya Basketbol Şampiyonası'nda tekrarlamalarını diliyoruz. Basketçilerimize verdiğimiz desteği kamuoyuyla paylaşmak ve toplumdaki sinerjiyi artırmak üzere hoş sürprizler planlamaya başladık bile... Kredi kartlarımızın düzenlediği 3 Dev Adam kampanyası bunlardan biriydi. Milli Takımımızın 3 Dev Adam'ı, 8 Bonus Card talihlisine unutulmayacak bir anı yaşattı. Abdi İpekçi'de yaptıkları maçlar, basketbolu halkımızla bütünleştirme hedefimizde önemli bir adımdı. Türkiye Basketbol Federasyonu'yla sürdürdüğümüz uyumlu ve verimli işbirliğini, basketbolu sevdirmek ve yaygınlaştırmak için tasarlanan farklı projelerde devam ettiriyoruz. Geleceğin şampiyonlarının yetişeceği 12 Dev Adam Basketbol Okulları, Türk ve Yunan çocuklarını yan yana getiren ve basketbol yoluyla sevgi tohumları eken Sınır Tanımayan Basketbol Kampı desteklerimiz, bunlardan yalnızca birkaçı... Bu sene 5. kez ana sponsorluğunu üstlendiğimiz Uluslararası İstanbul Caz Festivali, yaz mevsimini müzikle şenlendirmeye devam ediyor. Garanti Bankası olarak caz müziğine ayrı bir önem veriyoruz. Çünkü tıpkı cazda olduğu gibi Garanti'de de her birey, özgün yeteneğiyle takım çalışmasını birleştirerek çok güzel eserler ortaya koyuyor. Garanti'ye caz çok yakışıyor... Garanti olarak çoşkumuzu toplumun tüm kesimleriyle paylaşmak istiyoruz. Umarız bu çoşku gelecek günlerde de artarak devam eder.

2 Dünyada Ekonomi A.B.D. EKONOMİSİNİN EN ÖNEMLİ SORUNU: GÜVEN Umut Çakıcı, Finansal Kurumlar-Kredi Analiz ve Araştırma A.B.D. tartışılmaz politik gücünün yanısıra, sürekli güçlenen ekonomisi ile de 1990'larda oldukça parıltılı bir dönem geçirmişti. Ancak Kasım 2000 seçimlerinde yaşanan belirsizlikler, 11 Eylül saldırıları ve birbiri ardına yaşanan şirket skandalları ile ekonomik göstergeler bozulma sinyalleri verirken yerel ve uluslararası yatırımcıların güveni de azalmaya başlamış durumda. A.B.D. ekonomisi, teknolojiye dayalı sektörlerin yoğun olduğu bir ekonomi. Bu yüzden teknoloji altyapısına ve sermaye yatırımına diğer tüm ülkelerden daha fazla ihtiyaç duymakta ve yatırımcıların azalan güveni bu açıdan sorun yaratmakta. Son dönemde çeşitli denetim ve muhasebe skandalları sonucunda dünyanın en büyük şirketlerinin iflas etmeleri ve firma değerlerini arttırmak amacı ile bilinçli olarak uygulanan kural dışı muhasebe uygulamalarının varlığının günışığına çıkması yatırımcıların tedirginliğinde önemli rol oynamakta. Eğer bu yolsuzluklar olmasaydı, 2002 senesinde ekonominin içinde bulunduğu durumdan kurtulması çok daha kolay olacaktı. Doğrudan yabancı sermaye yatırımı 2001 senesinde bir önceki seneye oranla %62 gerilerken, birçok şirketin A.B.D.'de yeni yatırım yapmama kararı alması hatta ellerindeki bazı yatırımları satmak istemeleri ekonominin geleceği için olumsuz işaretler vermekte. Büyüme yavaşlıyor 2001 senesi ilk üç çeyreğinde negatif büyüme gösteren GSYİH'nın çeyreğinde yıllık bazda %5 büyümesi ile yeşeren ümitler, 2. çeyrek büyüme oranının %1.1 olarak açıklanması ile yerini endişelere bıraktı. Esasında bu süre içerisinde satılan Amerikan ürün ve servislerinin değerinde azalma gözlenmesine rağmen uzun süredir stoklarını eriten firmaların tekrar belirli bir stok rakamına ulaşmak için üretimi arttırmaları ile ekonomi büyüme kaydetmişti. Diğer taraftan 11 Eylül saldırılarının ardından artan güvenlik ve askeri harcamaları da unutmamak gerekli yılı ikinci çeyreğinde devlet harcamaları bu sebeple %57.4 artış gösterdi. Bireysel tüketimdeki artış azalmakta Ülkede sermaye yatırımlarındaki azalmanın yanısıra bireysel talep artışında da düşme eğilimi gözlenmekte ve yine bunun en önemli sebebi olarak ekonomiye duyulan güvensizlik gelmekte. Yatırımların azalması, sermaye girişinin düşmesi, uzun süredir düşüş trendinde bulunan A.B.D. borsaları ve diğer etkenler 2000 yılında $ 45.1 trilyon olan Amerikalıların net servetini, $ 35.3 trilyona geriletti. Temmuz 2001'de %4.6 olan işsizlik oranı ise Temmuz 2002'de %5.9'a yükseldi. Her ne kadar %5.9'luk işssizlik oranı önemli resesyon dönemlerine göre oldukça aşağıda kalsa da, tedirginlik yaratmakta. Bütün bu etkenler biraraya gelince bireysel talep artışı da birçok sektörde gerileme göstermiştir. Her ne kadar sıfır faiz avantajı sunan otomobil sektörüne ve çok uygun mortgage kredileri nedeni ile emlak sektörüne şu an için rağbet olsa da, bu durum tüketiciler tarafından 'kaçırılmaması gereken bir fırsat' olarak görülmekte ve bireyler aynı harcama eğilimini diğer sektörlere göstermemekte. Temmuz ayında da perakande satışların %1.2 ile beklenenin altında bir büyüme göstermesi bunu destekliyor. Tam anlamıyla bir tüketim ekonomisi olan A.B.D. ekonomisinde tüketimin azalması çok ciddi bir sorun olarak görülmekte. Ekonominin gerçek anlamda büyüme gösterebilmesi için, bireysel tüketimin mutlaka bugünkü seviyelerin üzerinde artması gerekmekte. Verimlilik artışında düşüş Verimlilik açısından da işler pek yolunda gitmiyor. İlk çeyrekte yıllık bazda %8.6 artış gösteren saat başına üretim, ikinci çeyrekte yıllık %1.1 olarak gerçekleşti. Uzmanlar işçi verimliliğindeki düşük artışı ekonomideki canlanmanın hız kesmesinin bir başka göstergesi olduğunda birleşiyorlar. Buna rağmen %1.1'lik verimlilik artışının da yabana atılmaması gerektiğini, 2. çeyrekteki bu artışın geçici

3 olabileceğine de dikkat çekiliyor. Tüm bunlar birleşince yıllık %1.75 civarında olan faiz oranlarının dahi düşürülmesi gündeme gelmekte. En önemli sorun: Güven Bu sorunların tek çözümünün psikolojik faktörlerde yatmadığı konusunda herkes hemfikir. Ancak son yapılan araştırmalarda halkın %20'sinin mevcut ekonomik durumu "zayıf", %50'sinin ise "orta" olarak görmesi çok önemli. Çünkü bu oranlar son 6 senenin en büyük rakamları ve tüketimdeki artışın azalmasının arkasındaki en önemli sebepler. Sonuç olarak A.B.D. ekonomisinin daha çabuk toparlanabilmesi için öncelikle yatırımcılara ve bireylere güven vermesi gerekmekte. Bu sayede yabancı sermaye akışındaki ciddi daralmanın önüne geçilebilir ve zincir etkisiyle ekonominin candamarı olan tüketim harcamaları hız kazanabilir. Bu da ekonominin düzlüğe çıkmasında önemli bir etken olacaktır. Dünyada Bankacılık YENİ "BASEL SERMAYE YETERLİLİĞİ ÇERÇEVESİ" yılında Bank for International Settlements (BIS) bünyesinde toplanan Basel Committee on Banking Supervision (Komite), "Basel Accord" adlı tasarı ile sermaye yeterliliğine uluslararası bir standart getirmiştir. 1992'de yürürlüğe giren bu tasarı ile birlikte, tanımlanan sermayenin risk ağırlıklı aktiflere oranının minimum %8 olması öngörülmüştür. Zaman içinde uygulamada ortaya çıkan aksaklıklar ve son yıllarda yaşanan global krizlerin uluslararası düzeyde aktif bankaların taşıdığı risklerin boyutunu ortaya çıkarması, düzenlemenin yeterliliği konusunda soru işaretlerinin doğmasına sebep olmuştur. Böylece Komite, 1999'da yeni bir sermaye yeterlilik sistemi önermiş ve yoruma açmıştır. Öneri, 1988-Basel Accord'un sermaye gereğinin risk temeline dayandırılması yaklaşımını korumakta, ancak bankaların üstlendikleri risklerin daha gerçekçi bir şekilde yansıtılmasını ve bu risklerin gözetim ve denetim otoritelerince daha etkin izlenmesini amaçlamaktadır. Tasarı, uluslararası finans çevrelerinde pek çok tartışmayı da beraberinde getirmiş; gelen yorumların değerlendirilmesi sonucunda hazırlanan yeni taslak Ocak 2001'de tekrar görüşlere açılmış, bu tasarıya da pek çok yorum gelmesi sonucunda yeniden revizyona gidilmiştir. Garanti Dergisi Eylül 2001 sayısında bu taslakları detaylı olarak incelemiştik. Bu yazımızda ise 2001 taslağını kısaca hatırlayıp, bu taslak üzerine yapılan son değişikliklere değinmeye çalışacağız. YENİ SERMAYE YETERLİLİK SİSTEMİ İLE HEDEFLENENLER 1988 tarihli Basel Accord; sermaye kavramının bankaların beklenen ya da beklenmeyen kayıplarını karşılama kapasitesini yeterince ifade etmediği, kullanılan risk ölçütünün yeterli olmadığı ve aktifler arasındaki risk ayrımını gerekli hassaslıkta yapamadığı yönünde eleştirilere hedef olmuştur. Bu eleştiriler üzerine Komite, piyasanın ihtiyaçlarını daha fazla dikkate alan ve öncekine göre daha geniş kapsamlı bir çerçeve üzerinde durmuştur. Mevcut uygulamada olduğu gibi, yeni düzenlemede de öncelikli hedef olarak uluslararası piyasalarda etkin bankalar belirlenmiş olmakla birlikte, diğer bankaların da uygulayabileceği nitelikte olmasına özen gösterilmiştir. Yeni tasarının temel hedefleri şu şekilde belirlenmiştir: Mali sistemlerin güvenliğinin ve sağlının artırılması, Bankalar için rekabet eşitliğinin yaratılması, Riskler konusunda öncekine göre daha kapsamlı bir yaklaşım oluşturulması.

4 OCAK 2001 Taslağı: 1. Minimum Sermaye Gereği: Gelişmiş kredi değerlendirme sistemine sahip bankaların iç risk değerleme modellerini kullanabilmeleri, diğer bankaların ise kredi derecelendirme kuruluşlarının risk ağırlıklarını kullanması (Standart Yaklaşım) öngörülmektedir. A. Standart Yaklaşım: i. Ülkelerin risk ağırlığı: 1999 Taslağı ile aynıdır. ii. Bankaların risk ağırlığı: Yine 2 alternatif sunmaktadır; a. Bankaya uygulanan risk ağırlığının ülkeninkinden bir derece fazla olması, b. Bankaların dış derecelendirme kuruluşlarından aldıkları ratinge ve riskin vadesine göre bir ağırlıklandırma söz konusudur. 3 aydan kısa vadeli işlemlerin risk ağırlığını uzun vadelilere göre daha düşük olması öngörülmüştür. iii. Firmaların risk ağırlığı: 1999 tasarısındaki gibi, risk ağırlığı şirketlerin ratinglerine bağlı hale getirilmiş, ancak not ve ağırlık aralıkları değiştirilmiştir. AAA:AA- A+: A- BBB+: BBB- BB+ : B- B-'den düşük Notsuz Ülkeler % 0 % 20 % 50 % 100 % 150 % 100 Bankalar (Alt.1) % 20 % 50 % 100 %100 % 150 % 100 Bankalar (Alt.2-3 aydan uzun) % 20 % 50 % 50 % 100 % 150 % 50 Bankalar (Alt.2-3 aydan kısa) % 20 % 20 % 20 % 50 % 150 % 20 AAA:AA- A+: A- BBB+: BB- BB-'den düşük Notsuz Firmalar % 20 %50 %100 %150 %100 *Teminata ve kredi türüne göre risk ağırlıkları da değişmektedir. B. İç Değerlendirmeye Dayalı Yaklaşım: Özellikle global bankalar tarafından uygulanması beklenen bu metodun kullanımı, Komite'nin geliştirdiği standartlara dayalı olarak denetleme kuruluşlarının iznine bağlı kalmak şartı ile bankalara borçlunun kredibilitesini kendi yöntemleriyle belirleme izni vermektedir. Denetleme kuruluşlarınca dikkat edilecek başlıca kriterler; kredi risklerinin doğru sınıflandırılması, iç değerlendirme sisteminin içeriği ve bankanın faaliyetleri ile uyumu, sağlıklı IT sistemlerine sahip olunması ve bankanın şeffaflığıdır. 2. Sermaye Yeterliliğininin Denetimi: Amaç, bankaların doğru şekilde değerlendirilmiş risklerine karşılık sahip olmaları gereken sermayeyi belirleyecek iç yöntemlere sahip olduklarından emin olabilmektir. Denetim kuruluşları ise, bankaların riskleri oranında sermaye tutmaları konusunda sorumlu olacaklardır ve risk yönetim mekanizmaları gerektiğinde denetim kuruluşlarının müdahelesine açık olacaktır. 3. Piyasa Disiplini: Amaç, bankaların daha şeffaf bir yapıya sahip olmalarını sağlamaktır. Böylece piyasada faaliyet gösteren tüm kişi ve kuruluşların, bankaların sermaye yeterliliği ve risk profili konusunda bugünkünden daha detaylı bilgiye sahip olması sağlanacaktır. İlk taslak bankalara 3 alanda bilgilendirme şartı koyarken, son paket 4 alandaki (sermayenin kompozisyonu, sermayelerin desteklediği kredi, piyasa ve faiz riskleri) verilerin ayrıntılı bir şekilde açıklanmasını bekliyor. Komitenin Ocak 2001 taslağına getirilen yorumlar sonrası Temmuz 2002'de yaptığı değişiklikler: Kredi kartı gibi bazı süreklilik arzeden bireysel krediler için daha riske duyarlı bir İç Değerlendirmeye Dayalı (İÇD) risk ağırlıklandırma eğrisi oluşturulması karara bağlanmıştır.

5 İÇD yaklaşımının en gelişmiş metodunu kullanan bankalar sermayeyi hesaplarken kredinin kalan vadesini göz önünde bulundurmak zorundalar, ancak ulusal mercilerin onayı ile küçük yerel borçlular bu kuralın dışında tutulabilecekler. En çok eleştirilen maddelerden biri olan küçük ve orta ölçekli firmaların kredileri için gereğinden fazla sermaye ayrılması konusu haklı bulunmuş ve gerekli değişikliklerin yapılması onaylanmıştır. Operasyonel risk minumum sermaye yeterliliğini hesaplamada kullanılacak bir gösterge olmaya devam edecek, ancak bazı esneklikler sağlanacak. İÇD yaklaşımı içerisinde iki farklı (Temel ve Gelişmiş Yaklaşım) metodu kullanan bankaların ayıracakları sermayeler arasında oluşabilecek farklılıklar en aza indirgenecek. Komite, ulusal otoriteler ile birlikte Ekim 2002'de bir anket çalışması yapacak. Bankalardan sağlanacak veriler sayesinde firmaların yeni sistemden nasıl etkileneceği belirlenmeye çalışılacak. Piyasa disiplininin gerçekleştirilmesi amacı ile bankaların sermaye yeterliliği ve risk profili konusunda kamuoyunu bilgilendirmesi şartı bankacılar tarafından olumsuz olarak değerlendirilmişti. Komite yaptığı açıklamada her türlü bilginin değil ancak bankanın risk profili konusunda yeterli bilginin verilmesi gerekliliğini vurgularken hangi bilgilerin açıklanması gerekeceği konusunda ayrıntılı bir açıklama yapmamıştır. Komite genel olarak gelen yorum ve değişikliklerden memnun olduğunu ifade etmiş, 2003 son çeyreğinde yeni sermaye yeterliliği çerçevesinin tamamlanacağını ve 2006 yılsonuna kadar 3 yıllık bir adaptasyon sürecine izin vereceğini bildirmiştir. Merve Genç İç Ekonomi YILLIK ENFLASYON %41'E İNDİ, TEMMUZ ORANLARI YÜKSELDİ... Temmuz ayında yoğunlaşan siyasi istikrarsızlığın döviz kurlarını yukarı çekmesi, tarım ürünlerindeki ucuzluğa rağmen enflasyonu olumsuz etkiledi. DİE, bu yılın Temmuz ayında, bir önceki aya göre toptan eşya fiyatlarının (TEFE) yüzde 2.7, tüketici fiyatlarının (TÜFE) yüzde 1.4 oranında arttığını açıkladı. Böylece Temmuzda aylık bazda eksiye inmesi beklenen enflasyon, son altı ayın en yüksek noktasına çıktı. Geçtiğimiz Haziran ayında ise aylık enflasyon, tüketici fiyatlarıyla yüzde 0.6, toptan fiyatlarla yüzde 1.2 olmuştu Temmuz ayında ise toptan eşya fiyatlarındaki artış yüzde 3.3, tüketici fiyatlarındaki artış yüzde 2.4 olarak hesaplanmıştı. Buna göre, aylık bazda enflasyon oranları, 2001 yılı Temmuz ayına göre toptan eşyada 0.6 puan, tüketici fiyatlarında ise 1 puan aşağıda gerçekleşti. Yıllık Enflasyon İndi Aylık enflasyon Temmuzda artış göstermesine rağmen, yıllık enflasyon bir önceki aydan daha düşük gerçekleşti. DİE'den yapılan açıklamaya göre, Temmuz ayında yıllık enflasyon toptan eşyada yüzde 45.9, tüketici fiyatlarında yüzde 41.3 olarak belirlendi. Geçtiğimiz Haziran ayında yıllık enflasyon tüketicide yüzde 42.6, toptanda yüzde 46.8 olarak belirlenmişti. Geçen yıl ise yıllık enflasyon, toptan eşyada yüzde 65.4, tüketici fiyatlarında yüzde 56.3 olmuştu. Buna göre yıllık enflasyon, geçen yılın aynı dönemine göre, toptan eşya fiyatlarında 19.5 puan, tüketici fiyatlarında ise 15 puan daha düşük gerçekleşti. 7 Aylık Enflasyon Oranları 2002 yılının 7 ayında, enflasyon oranları toptan eşyada yüzde 15.5, tüketici fiyatlarında ise yüzde 13.6

6 oldu. Geçen yıl bu rakamlar sırasıyla yüzde 49.3, yüzde 35.5 olarak gerçekleşmişti. Toptan eşya fiyatlarında Temmuz ayındaki yüzde 2.7 oranındaki artışın yüzde 1'i devlet sektöründen, yüzde 1.7'si özel sektördeki fiyat artışlarından kaynaklandı. DİE'den yapılan açıklamaya göre, toptan eşya fiyatlarında Temmuz ayında yüzde 2.7'lik artış görülürken, fiyat artışları devlet sektöründe yüzde 4.3, özel sektörde yüzde 2 oldu. Sektörel Bazdaki Artışlar Temmuz ayında, sektörel bazda en yüksek fiyat artışı yüzde 5.4 ile madencilik ve taşocakçılığı sektöründe gerçekleşirken, imalat sanayi sektöründe yüzde 2'lik artış gerçekleşti. Fiyatlar tarım, avcılık, ormancılık ve balıkçılık sektöründe ise yüzde 2.9 oranında düştü. Temmuz ayında fiyatı en fazla artan alt sektör ise yüzde 10.9 ile taşocakçılığı ve diğer madenler, yüzde 10.3 ile ana metal sanayi, yüzde 9.1 ile makine ve techizat imalatı, yüzde 6.8 ile hampetrol ve doğalgaz çıkarımı izledi. Aynı dönemde, fiyatlar tarım, avcılıkta yüzde 3.3, balıkçılık, balık üretme çiftliklerinde yüzde 3.4, tıbbi, hassas ve optik aletleri imalatında yüzde 5.3 oranında azaldı. Bu dönemde tütün ürünleri imalatı ile basın ve yayımda fiyat artışı olmadı. Temmuz ayı itibariyle, son bir yıllık dönemde ise sektörel bazda en yüksek fiyat artışı, yüzde 47.2 ile tarım, avcılık, ormancılık ve balıkçılık sektöründe gerçekleşti. Yıllık enflasyon, madencilik ve taşocakçılığında yüzde 40.8, imalat sanayinde yüzde 46, elektrik, gaz ve su sektöründe yüzde 42.7 oldu. Alt sektörler bazında, yıllık en yüksek fiyat artışları yüzde 70.7 ile giyim eşyası imalatı, yüzde 67.6 ile maden kömürü, linyit ve turba çıkarımı, yüzde 66.3 ile suyun toplanması, arıtımı ve dağıtımı, yüzde 59.5 ile de tütün ürünleri imalatında görüldü. Diğer taraftan, İTO ise 2002 yılı Temmuz ayında perakende fiyatların yüzde 0.2, toptan fiyatların yüzde 2.2 oranında arttığını açıkladı. Çekirdek Enflasyon Korkutuyor... Çekirdek enflasyon olarak nitelendirilen özel sektör imalat sanayiindeki artış Temmuz ayında dikkat çekici biçimde artış gösterdi. Çekirdek enflasyon, Temmuz ayında yüzde 4.1 olarak hesaplandı. DİE, imalat sanayiinde özel sektördeki fiyat artışını Haziran ayında yüzde 2.8 olarak açıklamıştı. Çekirdek enflasyon Mayıs ayında yüzde 1.5, Nisan ayında yüzde 1.9 olarak gerçekleşmişti. İHRACAT, EURO İLE BİRLİKTE ARTTI... Euro'nun dolar ve diğer paralar karşısında değer kazanması ve TL'nin hızlı değer kaybı Türkiye'nin Temmuz ayı ihracatına rekor kırdırdı. TİM'in ihracat kayıt rakamlarına göre ihracat aylık bazda ilk kez 3 milyar doları aşarak 3.2 milyar dolara ulaştı. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 29.3 oranında bir ihracat artışı gösteren bu rakam rekor bir ihracat düzeyine işaret ediyor. Artışın Lokomotifi İse Hazır Giyim Ve Konfeksiyon Türkiye geçen yıl Temmuz ayında 2 milyar 439 milyar dolarlık ihracatı kayda almıştı. Temmuzdaki ihracat artışı büyük ölçüde sanayi ürünleri ihracatından kaynaklandı. Sanayi ürünleri ihracatı yüzde 35.9 artarak 2 milyar 776 milyon dolara ulaşırken, tarım ürünü ihracatındaki azalma ise devam etti. Yüzde 8.2 oranında azalan tarım sektörünün ihracatı milyon dolara gerilerken, madencilik ihracatı yüzde 2.1 artarak 66.7 milyon dolar oldu. Sanayi ürünü ihracatındaki artışın lokomotifliğini ise hazır giyim ve konfeksiyon, elektrik ve elektronik makine, kimyevi maddeler ile deri ve deri ürünleri yaptı. Temmuz ayı ihracatında kaydedilen rekor, yılın ilk yedi ayındaki ihracatı da ilk kez 19 milyar doların üzerine çıkararak rekor bir düzeye ulaştırdı. Geçen yılın ilk yedi ayında 17 milyar 677 milyon dolar olan toplam ihracat bu yıl yüzde 9.1 oranında artarak 19 milyar 287 milyon dolara yükseldi. Bu dönemde Türkiye'nin sanayi ürünleri ihracatı yüzde 12.4 artarak 16 milyar milyon dolara çıkarken, tarım ürünü ihracatı yüzde 10.8 azalarak 2 milyar milyon dolara geriledi. Madencilik sektörünün ihracatı ise yüzde 14.3 artarak 380 milyon dolar oldu. Ocak-Temmuz döneminde alt sektörler itibariyle en yüksek ihracat 5 milyar milyon dolarla hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe yapıldı. Sektörün ihracatı geçen yıla göre yüzde 18 oranında arttı. Bu dönemde taşıt araçları ve yan sanayii ihracatı yüzde 11.3, elektrik-elektronik makine ihracatı yüzde 23.6, kimyevi maddeler ihracatı yüzde 14.1 oranında artış kaydetti. Temmuz sonu itibariyle son bir yıllık ihracat 32 milyar milyon dolarla şimdiye kadarki en yüksek noktasına ulaştı.

7 KRİZDEN OLUMSUZ YÖNDE ETKİLENEN BANKA SEKTÖRÜ KAR AÇIKLADI... Bankacılık sektörü, büyük zararlarla kapattığı 2001 yılının ardından, 2002'nin ilk çeyreğinde büyüme sinyalleri vermeye başladı. Halka açık dokuz bankadan sekizi, enflasyona göre düzeltilmiş üç aylık ara mali tablolarına göre kâr açıkladı. Oysa "bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılması programı" çerçevesinde ilk kez uluslar arası muhasebe standartlarına göre hazırlanan 2001 bilançoları, sektör açısından oldukça ürkütücü bir manzara ortaya çıkarmıştı. Haziranda BDDK'ya sunulan bilançolarda ilk defa bankaların alacakları ve borçları enflasyondan arındırılarak hesaplandı, varlıklarının değeri de mevcut enflasyona göre yeniden belirlendi. Bu şeffaf tabloya göre, sadece borsada işlem gören sekiz bankanın 2001 yılı toplam zararı 1 katrilyon 160 trilyon oldu. Yapı Kredi, 896 trilyonluk zararla başı çekerken, İş Bankası'nın zararı da 762 triyon lira olarak tespit edildi. Bu nedenle 2002 yılının enflasyondan arındırılmış ilk üç aylık bilançoları büyük önem taşıyor. Çünkü bankacılık sektörünün gerçek anlamda büyüme gösterip göstermediği bu tablolara tespit ediliyor. Rakamlar Umut Veriyor... İlk verilere göre Akbank, İş Bankası, Alternatifbank, Garanti, Dışbank, Tekstilbank ile TEB, Ocak- Mart dönemini kârla noktaladı 2001 yılını 1 katrilyon 586 trilyon zararla geride bırakan 8 bankanın ilk çeyrekteki kâr toplamı, 417 trilyon lira olarak gerçekleşti. BM'YE GÖRE TÜRKİYE, DÜNYADA EN DİNAMİK 16 ÜLKEDEN BİRİ Türkiye'nin dinamik bir yapıya sahip az sayıda gelişmekte olan ülkelerden biri olduğu bildirildi. Birleşmiş Milletler sanayi Kalkınma Örgütü'nün (UNIDO) son raporu, Türkiye'nin dinamik bir üretim ve ihracat performansı gösteren 16 ülkeden biri olduğunu gösterdi. UNIDO, "Sınai Kalkınma Raporu 2002/2003: Yenileşme ve Öğrenme Yoluyla Rekabet" başlıklı raporunu yayınladı. Küreselleşme, ticaret, yatırım ve kalkınma ilişkilerine farklı bir yaklaşım getiren raporda, Türkiye dahil olmak üzere, 87 ülkenin sanayi gelişme performansları ve rekabet güçlerine ilişkin verilerine göre oluşturulmuş Sınai Kalkınma Göstergeleri de yer alıyor. Sadece dış ticaret ve yabancı yatırımların gelişmekte olan ülkelerin küreselleşme sürecinden yararlanmaları için yeterli olmadığı savunulan raporda, gelişmekte olan ülkelerin "Yenileşme ve örenme yoluyla" rekabet etmeleri öneriliyor. Faaliyet ve Yetenekler Az Sayıda Ülkede Yoğunlaşıyor... Raporda yer verilen "Sınai Kalkınma Göstergeleri" sanayi faaliyet ve yeteneklerin az sayıda ülkede yoğunlaştığını ortaya koyarken seçilmiş 58 ülkeden yalnızca 16'sının dinamik bir üretim ve ihracat performansını gösterdiği, geri kalan 42 ülkenin ise, göreli olarak durağan bir teknolojik yapı sergiledikleri görüldüğü ifade ediliyor. Bu arada, dinamik yapıya sahip ülkeler arasında Türkiye'nin yanı sıra, Brezilya, Kosta Rika, Malezya, Meksika, Filipinler, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Tayvan ve Tayland da bulunuyor. Gelişmekte olan ülkelerin karşı karşıya bulundukları temel sorunu, yoğun küresel rekabete nasıl karşı koyacaklarının oluşturduğu savunulan raporda, "Yenileşme ve Öğrenme Yoluyla" nasıl rekabet edildiği, dünyadaki en iyi örnekleriyle gösteriliyor. Bu örnekler ise, yenileşme ve örenmenin mevcut teknolojiyi daha iyi kullanma, yeni teknoloji, ürün ve süreçlerin geliştirilmesi, daha verimli faaliyetlere ağırlık verilmesi gereğine işaret ediyor. HER TÜRK GELİRİNDEN $700 FAZLA BORÇLU... Giderek büyüyen borçlanma, ilk kez kişi başına düşen borç miktarının, kişi başına gelirin üzerine çıkmasına neden oldu. Mayıs ayı itibariyle her Türk vatandaşı yıllık gelirinin 700 dolar üzerinde borçlu duruma geldi. Toplam iç ve dış borcun milyar doları bulduğu Türkiye'de, kişi başına gelir 2 bin 219 dolar düzeyinde kalırken, kişi başına borç ise 2 bin 918 dolara yükseldi. Böylece ilk kez Türk insanının kişi başına borcu, kişi başına gelirinin üzerine çıktı. Mayıs ayı itibariyle het Türk vatandaşına düşen borç miktarı, yıllık gelirinin 700 dolar üzerinde.

8 Maliye Bakanlığı'nın iç ve dış borçlar konusunda hazırladığı rapor, Türkiye'nin nasıl bir borç kıskacına girdiğini gösteriyor. 1980'den bu yana iç ve dış borçlardaki gelişmelerin detaylarıyla irdelendiği raporda, bu yılın Mayıs ayı itibariyle iç borç stokunun 86 milyar 898 milyon dolara, dış borç stokunun da 117 milyar 538 milyon dolara yükseldiği belirtildi. Rapora göre, 1980 yılında 9 milyar 487 milyon doları iç ve 15 milyar 734 milyon doları dış olmak üzere 25 milyar 221 milyon dolar olan Türkiye'nin toplam borcu, GSMH'sının da yüzde 36.88'lik bölümünü oluşturuyordu yılında iç ve dış borç toplamı 37 milyar 806 milyon dolara ulaşırken, bunların GSMH'ye oranı yüzde olarak gerçekleşti.1990 yılında toplam stok, 68 milyar 570 milyon dolar, borçların GSMH'ye oranı yüzde 45.48, 1995 yılında toplam stok 96 milyar 152 milyon dolar, bunun GSMH'ye oranı da yüzde olarak belirlendi. 3 Rakamlı Düzeyler yılından itibaren Türkiye'nin iç ve dış borçları, milyar dolar bazında 3 rakamlarla ifade edilmeye başlandı. Söz konusu yıl ülkenin toplam borcu, 29 milyar 292 milyon doları iç, 79 milyar 207 milyon doları da dış olmak üzere 108 milyar 499 milyon dolar oldu. Borçların GSMH'ya oranı da yüzde olarak hesaplandı yılına gelindiğinde iç borçlar 54 milyar 216 milyon dolara, dış borçlar da 119 milyar 664 milyon dolara yükseldi. Böylece toplam borç 183 milyar 880 milyon dolar, bunun GSMH''a oranı da yüzde 93 düzeyine çıktı yılı ise iç ve dış borçların, GSMH'yi de aştığı bir yıl oldu. Bu yılda 84 milyar 857 milyon doları iç ve 115 milyar 74 milyon doları dış olmak üzere 199 milyar 931 milyon dolar olarak saptanan toplam borcun GSMH'ye oranı, yüzde olarak belirlendi. 2002'nin Mayıs ayı sonu itibariyle de 204 milyar 436 milyon dolar olan iç ve dış borçların GSMH'ye oranı yüzde olarak tespit edildi. Kişi Başına Borç... Yıllar itibariyle kişi başına milli gelir ve kişi başına borç rakamlarının da ortaya konduğu rapora göre 1985 yılında ülkemizde kişi başına gelir dolar, kişi başına borç ise 928 dolar düzeyindeydi. Kişi başına gelir rakamı 1990 yılında 2 bin 682 dolara, kişi başına borç rakamı da dolara yükseldi. Kişi başına gelir 1995'de 2 bin 759 dolar, 2000 yılında ise 2 bin 986 dolar oldu. Buna karşılık kişi başına borç 1995'de 1.558, 2000'de de 2 bin 530 dolar şeklinde tespit edildi yılı sonuna kadar kişi başına gelir, sürekli olarak kişi başına borcun üzerinde seyretti. Geçen yıl ise kişi başına gelir 2 bin 219 dolarda kalırken, kişi başına borç 2 bin 918 dolara yükseldi ve gelirin oldukça üzerine çıktı. Ekonomi Haberleri EKONOMİDE SON DURUM 2001 sonunda GSMH'nın %78'ine uluşan dış borçların (kamu+özel) ve GSMH'nın %68'i dolayında gerçekleşen iç borçların sürdürülebilirliği Türk ekonomisinin en önemli sorunudur. Bu noktada, Türk ekonomisinin borç dinamiklerinde (faiz-kur-büyüme-faiz dışı fazla -enflasyon) program hedeflerine yaklaşması gerekmektedir. Öncelikle, ekonomideki tüm kesimler, enflasyon konusunda hassasiyet göstermelidir. Çünkü, iç borcun %84'lük kısmının kısa vadeli faiz oranlarına, dövize ve enflasyon gerçekleşmelerine endekslenmiş olması, enflasyonu bir finansman aracı olmaktan çıkarmış; borç yaratan bir faktör haline getirmiş bulunmaktadır. Enflasyonda hedefin tutturulması bu açıdan büyük önem arzetmektedir. Liberal ekonomiye geçişten 2001 yılının başına kadar TCMB yönetiminde uygulanan kur politikası ve endeksleme, döviz kuru-enflasyon ilişkisine kuvvetli bir atalet kazandırmıştır. Örneğin, döviz kurundan çekirdek enflasyona geçiş oranı %60 civarında seyretmektedir. Bu kapsamda, 2002 yılı enflasyon hedefinin tutabilmesi için US$/TRL kuru, kanımızca, 1.88 milyon TL'ı aşmamalıdır. Söz

9 konusu ataletin kırılabilmesi için istikrarlı bir iktisadi ortamda en az 5 yılın geçmesi gerekmektedir. Dalgalanan kur rejiminden dolayı, dış ekonomilerdeki ve siyasetteki gelişmeler döviz kuruna eş anlı yansıdığından, borç dinamikleri dış şoklara açıktır. Döviz yükümlülüklerinin %65'i IMF borçlarından oluşan TCMB'nin döviz rezervi 'şok emici' görevini yerine getirememektedir. Piyasa ekonomisinin işleyişi altında iç borçların çevrilmesi, önümüzdeki 4 yılda kamu maliyesine yıllık ortalama %21'lik bir reel faiz maliyeti yüklemektedir. Söz konusu maliyetin taşınabilmesi ise bu dönemde GSMH'nın %6.5'i gibi oldukça yüksek bir faiz dışı fazla düzeyi ile mümkün olabilecektir. Bu düzeydeki faiz dışı fazla rakamının sağlanabilmesi için iktisat politikalarının istihdam yaratarak ve enflasyonu düşürerek gelir dağılımını iyileştirmesi gerekmektedir. Enflasyondaki ataleti kıracak bir nominal çapa seçeneğinin mevcut olmaması ve programın istihdam ayağındaki işleyişin yetersizliği, faiz dışı fazla hedefini zora sokabilecek bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Sosyal güvenlik açıkları ve sübvansiyonlar, kamu maliyesi üzerinde ağır bir yük olarak kalmaya devam etmektedir. Bu iki transfer kalemindeki sapmadan dolayı 2002 yılı faiz dışı harcama seviyesinde 7 katrilyon TL'lık (4.5 katrilyon TL'sı sosyal güvenlik) bir sapma ortaya çıkabilecek gibi görünmektedir. Ziraat Bankası ile TCMB'den sağlanan 3.5 katrilyon TL'lık kâr aktarımı bütçeyi bir miktar rahatlatmış gibi görünmektedir. Bu rakamlar çerçevesinde, faiz dış fazla hedefi yakalansa dahi, bir defalık kâr aktarımları ile mevcut olabilecektir ki program hedefinde kâr aktarımları dikkate alınmamıştır. Büyüme tarafına gelince: Bu yıl politik gerginliğe rağmen, özellikle sanayi üretimindeki yüksek performans ile (ilk altı ayda %7.2'lik artış), %3.0'lük hedef tutturulabilir. Tahminimiz %3.4. Ancak, 2002 yılı hedefinin tutturulması sürdürülebilir büyüme safhasının başladığı anlamına gelmemektedir. Dış borç stoku belli eşik değerleri aşınca, gelişmekte olan ülkelerin büyüme performansları üzerinde negatif yönde bir baskı oluşmaktadır. Gelişmekte olan bir ülkede 'toplam dış borç/gsmh oranı' %35-40, 'toplam dış borç/ihracat oranı' da % seviyelerini aştığında, büyümeyi azaltıcı bir etkinin ortaya çıktığı görülmektedir. Bu bir anlamda, yüksek borçlu bir ülkede yapılacak 1 birimlik yatırımdan (iç veya dış) sağlanacak marjinal getirinin marjinal maliyetin altında kalabileceğine işaret eder. Türkiye'de ise bu oranlar sırası ile 2001 sonunda %78 ve %327 seviyelerinde gerçekleşmiştir. Dolayısıyla, yüksek dış borç stoku yabancı yatırımlar önünde bir engel teşkil etmektedir. Bu ortamda amaç, ekonomideki borçluluk oranını ve dolayısıyla, dış borç ödeme gücünü koruyarak iktisadi atılım yapmak olmalıdır. Neticede, borçluluk yaratmayan doğrudan sermaye girişlerine azami önem verilmelidir. Bu açıdan bakıldığında, Türk ekonomisi önümüzdeki beş yılda yıllık ortalama GSMH'nın %5-7'si arasında doğrudan yabancı sermaye girişi sağlamalıdır. Bir diğer bakış açısıyla, önümüzdeki 5 yılda yabancı sermaye girişlerinin, büyümenin sübvansiyonunda, IMF ve Dünya Bankası kredilerinin yerini alması gerekmektedir. Fakat net yabancı sermayeye ilişkin hedefleri, bu konuya gereken önemin verilmediğini göstermektedir. Yabancı sermayeye ilişkin (vergi kolaylığı sağlayacak ve bürokrasiyi azaltacak) düzenlemeler henüz yapılamamıştır. Yabancı sermayenin en önemli bacağı olan özelleştirme ise 2002 yılında neredeyse ihmal edilmiş durumdadır (hedef: 900 milyon Dolar). Enerji ihalelerinde kamu kurumları arasındaki koordinasyon kopukluğu nedeni ile yaşanan belirsizlik, yabancı yatırımcıların şevkini kırmaktadır. Bankacılık Sistemindeki Sorunlar ve Çözüm Önerileri: Sürdürülebilir büyüme ve borç dinamikleri açısından bir diğer önemli noktada da bankacılık sektörünün istikrarıdır. Bankacılık sektörünün istikrara kavuşması, güvenin yeniden tesisi, kârlılık ve finansal piyasalardaki volatiliteyi azaltacak mikro düzenlemeler neticesinde mümkün görünmektedir yılında ortaya çıkan sistemik kriz tam anlamı ile aşılmadan güvenin oluşması ve iç-dış kredi kanalların tam akışkanlık kazanması beklenemez. Sistemik krizin tamamen sona ermesi ise 'finans kesimindeki yeniden yapılanmanın reel sektörün yapılanması ile tamamlanması' durumunda mümkün görünmektedir. Bu aşamada, bankaları yeniden sermayeledirme planının büyük ölçüde gelecekte

10 yaşayamaz duruma gelebilecek kredilerin sistemde yaratacağı zararların telafisi için dizayn edildiğini dikkate alırsak, özel sektör borç yapılandırması kritik bir noktaya gelir. 'İcra-iflas kanununun' çalışır vaziyete getirilmesine olduğu kadar, firmaların borç ödeme kapasitelerini yükseltecek finansal tekniklere de (borç/sermaye dönüşümü veya düşük getirili bono/sermaye swapı gibi) ihtiyaç duyulabilecektir. Aksi durumda, güven ortamının kurulması gecikebilecektir. Güven ortamı kurulmadan da iç ve dış kredi kanallarının, bir diğer bakış açısı ile kaynak aktarım kanallarının, açılması pek mümkün görünmemektedir. Borcun çevrileceği yer bankacılık sistemidir. Gerek büyümenin ve gerekse kamu finansmanının sürdürülebilir platforma oturtulabilmesi için, bankacılık isteminin güçlü özkaynakla çalışması gerekmektedir. Bunun için de sistemde kesintisiz kârlılık sağlanmalıdır yılları arasında, bankacılık sisteminin dolaylı ve doğrudan tabi olduğu toplam mali yükün yıllık ortalaması 3.1 milyar Dolara ulaşmıştır. TCMB, şu anda, TL zorunlu karşılıklara %22, DTH'a ise ortalama %1.2 oranında faiz ödemektedir. Dolayısıyla, söz konusu uygulama gelecek yıllarda da sürdürülürse, bankacılık sistemi, zorunlu karşılıklara faiz uygulamasından, yılda ortalama 350 milyon Dolar dolayında bir kaynak sağlayabilir. Ancak, inancımız, söz konusu ödemelerin AB standartlarında yapılmasının TCMB'nin para politikalarında herhangi bir sorun yaratmayacağı yönündedir. Söz konusu yüklerin, kamu finansman dengesini sarsmadan ve para politikalarının etkinliğini azaltmadan, yıllık ortalama 3.1 milyar Dolar'dan 1.9 milyar Dolar seviyesine çekileceği inancını taşımaktayız. Sonuç olarak, 57. hükümetin bankacılık sistemindeki mali yükleri azaltmak için gösterdiği çaba aksamadan devam etmelidir. Finansal piyasalardaki volatiliteyi azaltacak mikro düzenlemeler: Piyasa Yapıcılığı Sistemi dahilinde, piyasa yapıcısı bankalara getirilen maliyet avantajları ve bono piyasasına ilişkin esneklikler cesaret vericidir. Buna ek olarak, DEK kağıtlarında düz reeskont muhasebe sistemine izin verilmesi, banka kârlılıklarında gözlemlenen dalgalanmaların azalmasını sağlamıştır. (Bankacılık sistemi, önceden, DEK kağıtlarının döviz kağıdı değil de dövize endeksli olmasından dolayı, kupon ödemeleri ve anapara ödemeleri dönemlerinde pozisyon açılmaları ile karşı karşıya kalmakta idi. Bu da kurlarda ani sıçramalara yol açmakta idi). Hazine'nin yeni uygulamaları kendisine göreli bir borçlanma kolaylığı sağlayabilecektir. Ancak, piyasa yapıcılığı kapsamında getirilen yenilikler yeterli değildir. Kamu ve fon bankalarının mevduata yüksek faiz ödemesi nedeniyle Bankaların fonlama maliyetleri yükselmektedir. Mevduattan eksik kalan fonlama ihtiyacını repo veya interbank piyasalarında karşılama arayışına giren özel bankalar, piyasa üzerinde bir fon talebi yaratmaktadır. Bu da TCMB'nin piyasalardan çekileceği yakın gelecekte, faiz piyasalarındaki oranları ve muhtemelen volatiliteyi arttıracaktır. Kaynak maliyetindeki artışlar bankaların, DİBS'lere olan ilgisini azaltabilecektir. Mevduata verilen her ilave yüksek faiz, reel sektöre kullandırılacak kredi faiz oranının yükselmesine sebep olmaktadır. Bu da yatırımların artması, büyüme ve istihdam için engel teşkil etmektedir. Öte yandan, özellikle politik istikrarsızlığın ortaya çıkması ile birlikte, döviz piyasasındaki derinliğin ve likidite piyasadaki işleyişin bankacılık sisteminin finansal yapısı üzerindeki olumsuz etkisi belirginleşmiştir. Fiyatlar ani şekilde aşağı veya yukarı oynamakta; hem gün içi, hem de dönemsel (günlük, haftalık, aylık) volatiliteler kabul edilebilir seviyelerin olduçka üstüne çıkabilmekte, fakat bu fiyatlardan işlem olup olmadığı görülememektedir. Bu nedenle, döviz fiyatının, manüpülasyonlara göre değil, gerçek arz ve talep dengesine göre oluşturulması gerekmektedir. Gözlemlenen aşırı volatilitenin ortadan kaldırılması için bono-tahvil piyasasındaki Piyasa Yapıcılığı Sistemine geçilmesinin gerekli olduğuna inanıyoruz. Bu sistemde, fiyatlar, ithalat ve ihracat işlemlerinde ve yurtdışı müşteri işlemlerinde pazar payı yüksek olan bankalar tarafından verilmelidir. Ödemeler dengesi akımlarını yakından takip edebilecek bu bankaların vereceği fiyatlar, piyasanın manüpülatif hareketler yerine, ekonominin gerçeklerine daha uyumlu hareket etmesini sağlayabilecektir. Bu arada, sistem, kendi başına etkin bir şekilde işlemeye başlayana kadar, TCMB, aracılık görevini sürdürmeye devam etmelidir.

11 Kültür Sanat "SİYAH GİYEN ADAMLAR" GERİ DÖNDÜ... Film fanatikleri, siyah giyen adamlarla 1997 yazında tanışmışlardı. Men In Black (Siyah Giyen Adamlar) adlı film, büyük bir başarı ve hasılat elde etti. Film kahramanlarına karşı fanatik denilebilecek bir bağımlılık oluştu. İkinci filmin çekileceği belliydi ancak yönetmen Barry Sonnenfeld'in bir korkusu vardı, ilk film o kadar iyiydi ki, ikinci filmin onun gölgesinde kalma ihtimali vardı. Ama bu korku bile kimseyi durduramadı ve Men in Black II, bu yaz sinema severlerle buluştu. İlk film dünyada 587 milyon dolar gişe hasılatı yapmıştı. Gösterime girdiği ilk 5 günde yakaladığı 85 milyon dolarlık hasılatla 1997'nin en başarılı filmi oldu. Film, dünya üzerindeki uzaylıların faaliyetlerini takip eden, resmi olarak kayıtlarda yer almayan bir kurum olan Men in Black için çalışan iki uzay polisini, Ajan Kay ve Ajan Jay'i izleyicilerle tanıştırmıştı. Serleena'nın şeytani komplosu... Bu iki ajan, büyük silahlar, siyah giysiler ve koyu renk gözlükler kullanıyordu. Süpermen ile James Bond arasında birer kahramandılar. Bu da Amerikan halkını kalbinden vurmuştu. Devam filmi MIB II, yine dünyayı uzaylılardan koruyan iki kahraman ajanın macerasını perdeye getiriyor. Kay (Ajan K) ilk filmdeki maceradan sonra sivil hayata dönerken, Jay (Ajan J) dünyadaki uzaylı yaratıklarla ilgilenen gayriresmi devlet kurumu Men in Black (MIB) için çalışmaya devam eder. Jay sıradan gibi görünen bir suçu araştırırken, kendisini bir model olarak tanıtan, aslında kötü bir uzaylı canavar olan Serleena'nın şeytani komplosunu ortaya çıkarır. Diğer taraftan Kay, MIB için çalıştığı günlerle ilgili hiçbir şey hatırlamamaktadır. Ancak galaksiyi yaratıklara karşı savunma konusunda yaşayan en uzman kişidir. Kay'i tekrar MIB için çalışmaya ikna etmek ve galaksiyi mutlak bir felaketten kurtarmak için Jay'in zamana karşı yarışması gerekmektedir. Biri Oscar'lı, diğeri Oscar adayı olmuş iki ünlü aktör... Filmin yardımcı yapımcısı ünlü isim Steven Spielberg. Robert Gordon'ın öyküsünden yola çıkarak Robert Gordon ve Barry Fanaro'nun yazdığı senaryoda Tommy Lee Jones, Will Smith, Rip Torn, Tony Shalhoub, Lara Fylnn Boyle, Johnny Knoxville ve Rosario Dawson rol alıyorlar. Biri Oscar ödüllü Tommy Lee Jones, diğeri Oscar Adayı olmuş Will Smith gibi iki ünlü oyuncunun yanında son derece çekici iki kadın var. MARILYN MONROE HALA EN GÜZEL SARIŞIN... ÖLÜMÜNDEN 40 YIL SONRA BİLE TAKLİT EDİLİYOR Ölümünün üzerinden 40 yıl geçen Marilyn Monroe hala gizemli büyüsünü koruyor. Bazı ünlü kadın yıldızlar, dikkat çekmek için bu en ünlü sarışını taklit ediyor. 5 Ağustos 1962'de Los Angeles'taki evinde ölü bulunan yıldız, o günden bu yana bir çok isim tarafından taklit edildi. 36 yıllık kısa ömrüne 3 mutsuz evlilik, ünlü ve ünsüz bir çok sevgili ile kendisini zirveye taşıyan filmler sığdıran Marilyn Monroe, günümüzde de milyonlarca erkeğin gözdesi. Dünyanın en meşhur kadınları adlarından daha fazla söz ettirmek için her fırsatta Marilyn Monroe'yu taklit ediyor. Örneğin Madonna, 20 yıldan fazla bir süredir pop müziğin kraliçeliğini elinde bulundursa da kendini efsanevi sarışına benzetmekten alı koyamıyor. Özellikle yıldızının iyice parladığı 90'lı yılların başında Madonna'yı Marilyn Monroe'nun kopyası olarak görenlerin sayısı hiç de az değildi. Benzerliğin getirdiği Şöhret 'de çıkardığı "Material Girl" plağıyla satış rekorları kıran Madonna, aynı şarkısının klibinde de Marilyn Monroe kılığına büründü. Kortlardaki başarısından çok güzelliğiyle ön plana çıkan Rus tenisci Anna Kournikova da sıkı bir Marilyn Monroe hayranı. 21 yaşındaki Kournikova, hayranlığını daha da ileri götürerek taklit seviyesine taşıdı. Kournikova, bir reklam filminde kamera karşısına

12 geçerek efsanevi sarışının meşhur pozunu verdi. Metro durağının karşısına geçen Kournikova, havalandırmanın yarattığı rüzgardan açılan elbisesini kapatmak için çaba gösterirken, Marilyn Monroe'nin 1955 yapımı "The Seven Year Itch" filmindeki görüntüsünü sundu. On sene önce KFC'de garsonluk yaparken bugün tüm dünyanın tanıdığı bir isim olan Anna Nicole Smith de şöhretini Marilyn Monroe'ya borçlu. Sıradan biriyken Marilyn Monroe benzerlerinin katıldığı bir yarışmada birincilik alarak Playboy'un dikkatini çeken Smith, o günden bu yana Amerikalı aktrisi taklit etmeye devam ediyor. TÜM OLUMSUZLUKLARA RAĞMEN YENİDEN DÖNDÜLER... Red Hot Chili Peppers üyeleri 20 yıl boyunca Los Angeles'ın karanlık yüzünü beraberce yaşadılar. Hatta sözcüleri Anthony Kiedis bu hayatı bir hit şarkıyla ölümsüzleştirdi: "Şehrin varoşlarındaki köprünün altındaki şu ünlü yer" Grup bu çalkantılı hayata rağmen yepyeni bir albümle döndü: "By The Way"... Klasik, Rock'n Roll ekolünden gelen Red Hot Chili Peppers 20 yıllık maceraları boyunca yaşadıkları iniş ve çıkışlara rağmen son albümleriyle sıkı bir giriş yaptı. Californication ile 12,5 milyon kopya satan grup bugünlere pek de kolay gelmedi. Grup bu güne dek tam 7 gitarist gördü. Albümlerinin sayısının yeni By The Way ile 8 olduğu düşünülürse, durumun ciddiyeti daha iyi anlaşılır. Solist Kiedis bazen günde dört defa 'yerinde duruyor mu' diye gitaristleri saydıklarını söylüyor. 1997'de Dave Navarro ile yaptıkları albümleri One Hot Minute tam bir düş kırıklığıydı. Albüm hiç satmadı ve yaratıcılık açısından da felaketti. İşler böyle olunca grup o dönemde kötü bir sendrom yaşamaya başladı. Bascı Flea ve davulcu Smith gruptan ayrılmak için valizlerini toplamaya başlamışlardı. Kiedis de yeniden uyuşturucuya döndü. Uyuşturucu Belası Hortladı... Böylelikle grubun diğer önemli sorunu su yüzüne çıktı: Eroin. Eski gitaristleri Hillel Slovak 1998 yılında eroin yüzünden ölmüştü. Frusciante beş yıl terapi gördü ve gruba ancak 1998'de geri dönebildi. Kiedis de eroinden bir türlü tam olarak yakasını kurtaramıyordu. O dönemde grubun başına gelenler bu kadarla bitmedi. Büyük ses getiren Californication turnesinin sonuna doğru Frusciante stresli bir ilişkiye saplandı, hatta psikosomatik sırt ağrısından ölüyordu. Aynı dönemde Flea da beş yıllık kız arkadaşından travmatik bir biçimde ayrıldı. O da panik atakları yüzünden dayanılmaz acılar çekiyordu. Caroline Myss'ın Profesyonel Yardımı... Bu kötü gidişata bir son vermek isteyen Flea olaylı Californication turnesinin yarısında kendine yardım kitapları yazarı Caroline Myss'e başvurdu ve düzelmeye başladı. "Her sahneye çıktığında kendini seyirciye bir şey kanıtlamak zorunda hissediyorsun. Aslında bir halt kanıtlamak zorunda değilsin. Kendini bu şekilde öldüreceksin dedi. Hayatımda aldığım en iyi nasihat buydu. Bu kesinlikle bir dönüm noktasıydı" diyor Flea. Bütün bu badireleri atlatmış görünen Red Hot Chili Peppers önce kötü başlayan Californication turnesini kazasız belasız bitirdi, hatta silkinip kendine geldi. Şimdi ise geçmişi arkalarına alıp son albümleri "By The way" ile yollarına devam ediyorlar. HENDRİX GELMİŞ GEÇMİŞ EN İYİ GİTARİST 1960 kuşağının ilahı Jimi Hendrix "Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi gitaristi" seçildi. Total Guitar adlı derginin yaptığı ankete göre ikinci sırada Led Zeppelin grubundan Jimmy Page, üçüncü sırada da Eric Clapton yer alıyor. Total Guitar dergisinin okurlarına göre "Bütün Zamanların En İyi 20 Gitaristi": 1 - Jimi Hendrix 2 - Jimmy Page 3 - Eric Clapton 4 - Slash 5 - Brian May

13 6 - Joe Satriani 7 - Eddie Van Halen 8 - Dave Gilmour 9 - Kirk Hammett (Metallica) 10 - Steve Vai 11 - Carlos Santana 12 - James Hetfield (Metallica) 13 - Tom Morello (Rage Against The Machine) 14 - Kurt Cobain (Nirvana) 15 - Mark Knopfler (Dire Straits) 16 - Zakk Wylde (Ozzy Osbourne) 17 - Gary Moore 18 - Jeff Beck 19 - Stevie Ray Vaughan 20 - Angus Young (AC/DC) Hendrix de 30'una Gelmeden Öldü... Tıpkı Jim Morrison, Janis Joplin gibi 20'li yaşlarını bitirmeden bu dünyadan göçüp giden ölümsüzlerden biri de Jimi Hendrix. "Fender Stratocaster" gitarından dökülen notalar onu "gitar büyücüsü" olarak tarihe geçirdi. Hendrix'in Kısa Yaşam Serüveni... James Marshall Hendrix ya da daha çok bilinen adıyla Jimi Hendrix, 27 Kasım 1942'de Seattle'da dünyaya geldi. Daha küçük bir çocukken ne yapmak istediğine karar vermişti, gitar çalacaktı. Gitar çalmayı kendi kendine öğrendi. En önemli yol göstericileri ise B. B. King Robert Johnson'dı. Yetişkinliğe adım attığı ilk yıllarda Hendrix, müziği bir kenara koyarak orduya katıldı. Bir süre paraşütçü olarak görev yaptı. Ama bir gün sakatlandı ve ordudan ayrıldı. Bu dönemde de çeşitli gece kulüplerinde çalışmaya başladı. Bu arada, "Jimmy James And The Blue Flames" adlı ilk grubunu da oluşturarak, Greenwich'teki çeşitli lokallerde çaldı. Daha sonra, New York'taki gece kulüplerinde çalışırken, hayatının akışını değiştirecek olan Chas Chandler ile tanıştı. Hendrix'in müziğinden çok etkilenen Chandler, onun kendisiyle birlikte Londra'ya gelmesi için ikna etti. Hendrix'in Londra'daki ilk projesi basta Noel Redding, davulda Mitch Mitchell ile birlikte "Jimi Hendrix Experience" oldu. Grup kısa sürede büyük üne kavuştu. The Leaves adlı grubun "Hey Joe" adlı şarkısını yeniden yorumlayan Hendrix, bu ilk singılıyla müzik listelerine inanılmaz hızlı bir giriş yaptı. Bunu "Purple Haze" ve "The Wind Cries Mary" gibi singıllar izledi. Hendrix grubuyla birlikte yaptığı ilk albümü "Are You Experienced?"ı çıkardı daha sonra. Bunu "Axis: Bold As Love and Electric Ladyland" izledi. Ancak üçlünün yolları kısa bir süre sonra ayrıldı Woodstock Festivali'nde sahne alan Hendrix, bütün gençliğin ilahıydı artık. Ancak o da müzik tarihinden fırtına gibi gelip geçen gençlerden biri oldu yılında Londra'da aşırı dozda uyuşturucudan öldü. Jimi Hendrix hayattayken beş albümü yayınlandı: "Are You Experienced?", "Axis: Bold as Love", "Electric Ladyland" ve "Band of Gypsies" ile radyolarda çalınan parçalarından oluşan 1968 tarihli "Smash Hits." Ölümünden sonra ailesi, yeni kuşaklara da Henrix'i tanıtmak amacıyla 57 parçadan oluşan, 4 CD'lik "The Jimi Hendrix Experience" adlı bir derleme albüm hazırladı. ve

14 Garanti Galeri Ekmel Totrakan'ın Resim Sergisi Garanti Galeri'nde... Garanti Galeri, 28 Ağustos - 16 Eylül tarihleri arasında, Ekmel Totrakan'ın tuval ve duralit üzerine yağlıboya çalışmalarının yer aldığı sergiye ev sahipliği yapıyor. Sanatçı, doğa ve ölü doğa çalışmalarında klasik ve modern anlatımla ışık ve gölgeyi harmanlıyor. Sanatçının pratik ve teorik dersler aldığı Prof. Adnan Turani'ye göre, Totrakan ''edebiyat yapma''kuruluğuna düşmeden algıladığını ve sevdiğini resmediyor. Güney Deniz Saha Komutanlığı'ndan emekli olan Koramiral Totrakan, 1980 yılından bu yana çalışmalarına devam ediyor. Totrakan, barışa giden yollardan birinin, sanatı ve sanatçıyı sevmekten geçtiğine inanıyor. Totrakan'ın eserleri, Ankara, İzmir, Mersin ve İstanbul'da pek çok kez sergilendi. Ekmel Totrakan'ın Resim Sergisi 28 Ağustos - 16 Eylül 2002 Garanti Galeri İstiklal Cad. No:187 Beyoğlu (0212) Platform Platform da Video Enstalasyonları Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi, 13 Eylül 2002 tarihinden itibaren Amerikalı Sanatçı Burt Barr'ın video enstalasyonuna ev sahipliği yapıyor. Çalışmalarını "hareketli imgeler" olarak nitelendiren Barr'ın "Angel" (Melek), "Focus/Trisha" (Odak/Trisha) ve "Focus/Elizabeth" (Odak/Elizabeth) adlı 3 video filmi, 18 Ekim e kadar izlenebilecek. Çalışmalarının fonu ve anlatımının sembolü olarak doğayı kullanan güncel sanatçı, genellikle şehir insanlarının boş vakitlerinden örnekleri yansıtıyor. Üst üste 2 projeksiyonla gösterilen "Angel"da, dans eden çiftin görüntüsüne, dans eden ağaç ve yapraklar karışıyor. İzleyiciye/kameraya doğru yaklaşmalarına rağmen görüntüleri netleşmeyen iki kadının seyredileceği "Focus"larda ise gerçeğin asla tamamını göremeyeceğimiz duygusu hissettiriliyor. Video çalışmalarıyla, izleyicinin dikkatini sinemanın "sahte" tarafına çekmeye çalışan Barr, genelikle siyah-beyaz ve sessiz yapıtlarıyla tanınıyor. Alışılagelmiş sinema uygulamalarından farklı olarak, çekimlerde tek kamera kullanan sanatçının filmlerinde, tanınmış güncel sanatçılar rol alıyor li yıllardan bu yana video çalışmalarıyla ilgilenen Burt Barr, dünyanın önemli güncel sanat merkezlerinde izleyiciyle buluşuyor. Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi İstiklâl Cad. No: 276 Beyoğlu

15 Tel: (0 212) Faks: Galeri Çarşamba-Perşembe 13:00-20:00 Cuma-Cumartesi 13:00-22:00 Arşiv Pazar ve Pazartesi hariç her gün, 13:00-18:00 Portre HITCHCOCK VE GERÇEKÇİ ARAYIŞLAR İzleyiciler, Hitchcock'un oyuncularına yaşattığı korkuları ancak ölümünden sonra öğrendiler. Oyunculara ve film ekibine yaptığı acımasız şakalar akıllara durgunluk verirken, korku dozunun mükemmel ayarlandığı filmlerinin sırları da açığa çıkıyordu. Hitchcock bizzat insanı denek olarak kullanıyordu. Yaşattığı korkunç ve küçük düşürücü durumlara verilen reaksiyonlar onu belki de yüzyılın gerilim filmleri ustası yaptı. Gerçeğin Bedeli Çektiği sahnelerin gerçeğe uygun olması Hitchcock'un en önem verdiği noktalardan biriydi. Fakat gerçekçiliğin faturası sürekli oyunculara ve set ekibine çıkıyordu. "Kuşlar" filminde Hedren'ın kuş sürüsü saldırısına uğradığı sahnenin daha gerçekçi görünmesi için canlı kuşları aktristin üzerine salan yönetmen, daha da ileri gidip elbisesine de kuşlar iliştirmiş. Kuşlardan birinin gözünü gagalamasıyla göz altı yırtılan Hedren'ın gözü ancak bir haftada iyileşmiş. şakalarının en zalimcesini ise film setinin suflörüne yaptı Hitchcock. Bir haftalık maaşı karşılığında geceyi stüdyoda kameraya bağlı olarak geçirmeyi kabul eden suflöre, ellerini bağladıktan sonra uyumasına yardımcı olması için brandy ikram eder Hitchcock. Ertesi sabah stüdyoya gelen film ekibi adamı ağlamaktan tükenmiş bir şekilde bulur. İnsanları utandırmaktan ve küçük duruma düşürmekten zevk alan Hitchcock, adama ikram ettiği içkiye müshil koymuş ve bütün bir gece adamın ağrıdan ve ishalden sürünmesini izlemiştir. Dumana karşı alerjisi olduğunu bildiği Elsie Rundoph'un, "Zengin ve Garip" filminin setinde telefon kulübesini dumanla doldurup, bütün gün kusmasına neden olmuş. Dediğimiz gibi Hitchcock, filmlerine oyuncuların gerçek korkularını katmak peşindeydi yılında çektiği "Sapık" filminin başrol oyuncusu Janet Leigh yönetmenle ilgili şöyle bir anekdot anlatıyor: "Hitch beni korkutmaktan zevk alırdı. "Sapık" filmini çekerken beni adeta bir ölçü aleti olarak kullanıyordu. Filminde bir ceset vardı ve her gün öğlen yemeğinden dönüp, giysi odasına gidip, sandalyeme yerleşmek üzereyken bu tiksinti verici, korkunç yaratıklarla karşılaşıyordum. Bu iğrenç yaratıklar karşısında attığım çığlıkların derecesine göre o "Madam" olarak hangi mankeni kullanacağına karar verirdi." Donat ve Caroll'un Başına Gelenler Yine bir gün, "39 Basamak" filminin ilk çekim günü, Hitchcock başrol oyuncuları Robert Donat ve Madeleine Caroll'ı birbiriyle tanıştırır. Oyunculara birbirlerine kelepçeli olarak koştukları sahneyi anlatan yönetmen sonra birden bileklerine kelepçeleri takıp onlara prova yaptırır ve onları kelepçeli bir halde sette bırakıp gider. Gitmeden önce de oyunculardan kelepçenin anahtarını kaybettiğini söyleyerek özür diler. Oldukça uzun bir zaman sonra geri geldiğinde, gittikleri her yerde, tuvalette bile birbirlerine eşlik etmek zorunda kalan Donat ve Caroll'ı perişan bir şekilde bulur.

16 Utançtan ve yorgunluktan perişan olan bu iki oyuncu daha sonra Hitchcock'un anahtarı güvenlik görevlisine bıraktığını ve sette onların düştükleri bu utanç verici durumu anlatmaları için görgü tanıkları aradığını öğrenirler. Bu gibi zalimce oyunlarından yeni ve dahiyane yöntemler çıkaran Hitchcock'u, sonunda ortaya çıkan ürünler onu haklı çıkarıyor ve affettiriyordu. Hitchcock'un film yönetmeni olarak sahip olduğu ün tartışılmaz. Unutulmaz karakterler yaratmakta usta olan yönetmen, aynı zamanda bu karakterlerin düşüncelerini diyaloglara mümkün olduğunca az yer vererek görüntülüyordu. Filmlerinin ağırlıklı temaları olan cinsellik, kaygı ve ölümü görsel olarak izleyicinin bilinçaltında oluşturuyordu. Çocukluk Yılları ve Sorunlar Hitchcock'un bu sadist davranışları gerilere gidip bakıldığında çocukluğuna dayandığı görülüyor. Bundan 100 yıl önce 13 Ağustos 1899 yılında, Doğu Londra'da, Leytonstone'da doğan Hitchcock, çocukluk yıllarını ailesinin bakkal dükkanında geçirdi. Koyu bir Katolik olarak yetiştirilen ve Cizvit okuluna giden Hitchcock'un okul arkadaşlarınca takılan ismi "Cocky" yani "Burnu Havada" idi. Hitchcock okul arkadaşlarınca da kendinden zayıfları ezen, zorba biri olarak hatırlanıyor. Kendinden küçük bir çocuğu bağlayarak rehin alması ve pantolonunun içine çatapat atması böyle bir üne neden sahip olduğunu gösteriyor herhalde. Koyu Katolik eğitiminin sebep olduğu "Katolik Sanatçı" damgasını her zaman yalanladı ve işlerinde dini yönlendirmelerin olduğunu inkar etti. "Benim için filmlerim ahlak hakkında herhangi bir değerlendirmeden daha önemlidir" diyordu. Tüm bu sözlere rağmen günah, suçluluk, ceza ve pişmanlık temaları filmlerinin içine işlemiştir adeta. 15 yaşındayken babasını kaybeden Hitchcock, evlenene kadar annesiyle birlikte yaşadı. Ílene kadar oğlunun üzerinde müthiş bir baskı uygulayan anne, ünlü yönetmeni ve karısını tatillerde bile yalnız bırakmadı. Reklamcılıktan Yönetmenliğe Babasını kaybettikten sonra çalışmak zorunda kalan Hitchcock, 1920'lerin başında işe reklamcılıkla başladı. Sonrasında Islington'da ünlü Players-Lasky Film Stüdyosu'nda prodüktör yardımcısı olarak çalışmaya başlayan Hitchcock, bir süre sonra sessiz filmlerin yönetmeni oldu. Bu çıraklık döneminde tüm yönetmenlik kariyeri boyunca koruyacağı fikirler oluşturan Hitchcock "Eğer iyi bir filmse, ses yok olduğunda da izleyici hala ne olup bittiğiyle ilgili bir fikre sahip olur. Filmin uzunluğu ise tamamen insanın mesanesinin dayanma gücüyle ilişkilidir." diyordu. Kendini "şişman, hırslı, çekici olmayan genç bir adam" olarak tanımlayan Hitchcock'u, fiziği her zaman rahatsız etti. Gerek aldığı dini eğitim, gerekse görünüşünden duyduğu utanç ve rahatsızlık yönetmenin cinsel hayatını da etkiledi. Tutkun olduğu kadınlar ise bastırılmış cinselliği ve öfkesiyle yönetmeni her zaman tiksindirici buldular. Böylesine bir komplekse yol açmasına ve doktorların diyet yapmazsan ölürsün uyarılarına rağmen Hitchcock yaşadığı sürece pisboğazlığına gem vuramadı. Hitchcock 23 yaşında stüdyoda editör olarak çalışan Alma Reville'e evlenme teklif eder ve dört yıl sonra da evlenirler. Bir çok kadına tutulmasına rağmen son nefesine kadar birlikte olduğu kadın Alma'dır. Joan Fontaine, Maureen O'Hara, Ingrid Bergman, Marlene Dietrich, Grace Kelly, Doris Day, Kim Novak, Tippi Hedren Hitchcock'un gözde oyuncularıydı. Filmlerinde kadın oyuncuları üst üste pek fazla kullanmayan yönetmen Ingrid Bergman ve Grace Kelly'ye olan zaafıyla onları üçer filmde oynattı. Hitchcock ve Cinsellik Sinemada cinsellik konusuyla ilgili "Sinemada cinsellik konusuna yaklaştığımda, burada da gerilimin egemen olmasına önem veririm. Cinsellik çok açık, çok bağırgan olursa gerilim kalmaz. Niye hep sarışın ve sofistike kadınlar seçiyorum filmlerimde? Çünkü kibar kadınlara, gerçek hanımefendilere bayılıyorum. Zavallı Marilyn, cinselliğini bir afiş gibi suratında taşıyordu. Tıpkı Brigitte Bardot gibi. İngiliz ve Kuzeyli kadınlar bu açıdan Latinlerden daha ilginçtirler." diyordu. Manie'nin senaryo yazarı Jay Allen Presson, "Hitch fantezi düşkünü bir adamdı. Alma'nın ise öyle bir fantezi dünyası yoktu. Fantezilerini dışarıda yaşardı Hitch. Alma ise bunu anlamaz fakat bununla başa

17 çıkardı" diye anlatıyordu. Kocasının filmlerinde dikkate değer etkisi olan Alma, Hitchcock'un adeta bir danışmanı ve duygusal dayanağıydı. Tüm evlilik hayatları boyunca Alma evi sadece bir kere terk edip gitti. Birkaç gün gibi kısa bir sürede geri dönmesine rağmen bu Hitchcock'u yardıma muhtaç bir sinir hastasına çevirdi. 1972'de karısının üzerindeki etkisini "Belki karım beni düşündüğümden daha fazla yönetiyor" diye itiraf ediyordu ve 1926 yılları Hitchcock'un ilk filmlerini çektiği yıllardı ve basında, İngiliz tarihinde ilk kez bir yönetmen, yıldız oyunculardan daha fazla ilgi görüyordu. Hitchcock filmlerine kendi görüntüsüyle görsel bir damga vurmaya o yıllarda başladı ve bunu 50 yıl sürecek bir Hitchcock geleneğine dönüştürdü. Tamamı deniz ortasında geçen 1943'de çektiği "Lifeboat-Yaşamak İstiyoruz" filminde bile gazetedeki bir reklamda görünerek bu geleneği bozmadı. Hitchcock ve Senaryolar Hitchcock'un senaryo yazılışına farklı bir yaklaşımı vardı. Bir yazarı eve çağırır, en hafif kıyafetleriyle votka içerek, filmle hiç alakası olmayan konuları tartışırdı. Sonunda lafı senaryoya getirir, yazarın bu çerçevede bir iş yapmasını isterdi. Hitchcock senaryo hakkında bakın neler diyor: "Ben biliyorsunuz yazar değilim. Bir senaryo yazabilirim ama hem tembel olduğumdan hem de zihnim dağınık olduğundan hep yazarları çağırırım yardıma. Buna karşın atmosfer ve gerilime dayalı filmlerimin kendi yarattığım şeyler olduğuna inanıyorum. Birinin yazdığı senaryoyu alıp resimlemek bana göre bir iş değil. Onu bir şekilde benim öyküm haline getiririm. Bir öyküyü yalnızca bir kez okurum. Temelde bana uyarsa alırım, kitabı tümüyle unutup sinema yapmaya girişirim. Söz gelişi Daphne du Maurier'nin "Kuşlar" öyküsünü anlat deseniz, yapamam. Bir kez okudum ve unuttum gitti." Görsel hikaye oluşturmakta usta yönetmene hayran olan yazar Raymond Chandler ise "Hitchcock'da beni eğlendiren bir yan var. O da, filmlerini öyküyü bilmeden yönetiyor olması. Ayrıca bunu tartışacak kadar da nazik" diyordu onun için. İlk sesli filmi "Blackmail-şantaj"ın aldığı olumlu tepkilerden sonra çektiği "The Man Who Knew Too Much-Çok şey Bilen Adam" Hitchcock'un ilk uluslararası övgü alan filmi oldu. 1937'de "The Lady Vanishes-Bir Kadın Kayboldu"yu çektikten sonra İngiltere'yi terk edip Hollywood'a yerleşen Hitchcock böylece büyük bütçe ve büyük yıldızlarla tanışma imkanı buldu. "Bir sinemacının söyleyeceği hiç bir şey yoktur, göstereceği şeyler vardır" diyen Hitchcock, kariyerinin başlangıcından beri kendisini görsel açıdan ilgilendiren, görsel olarak göz önünde canlanan filmler yaptı. Aşkları ve Fantezileri Ingrid Bergman, Grace Kelly, Vera Miles ve en fazla da Tippi Hedren'a aşık olan Hitchcock onları yönetiyor ve kendi fantezilerini ekrana yansıtmalarını sağlıyordu. " Marnie-Hırsız Kız"dan sonra Hitchcock'un kariyeri yokuş aşağı inmeye başladı. Daha açık ve korku dolu filmler çekmek için stüdyo patronlarıyla tartışan Hitchcock'un bu önerileri kabul görmeyince, projelerine olan ilgisi kayboldu yılındaki "Torn Curtain-Yırtık Perde", 1968'deki Topaz ve 1975 yılında çektiği "Family Plot-Aile Oyunu" çok az ilgi gördü. Bunu pek dert ediyor görünmeyen Hitchcock "Yaptığım kötü işler bile para ediyor ve ben onları çektikten bir yıl sonra klasik oluyor" diyordu. Bu dönemde Hitchcock ve karısı Alma'nın sağlık problemleri baş göstermeye başladı. 1975'de kalp atışlarını düzenleyici bir alet taktırdı Hitchcock. Eski hayatındaki hareketi arayan Hitchcock, hayatındaki bu boşluğu içerek doldurmaya çalıştı. Hitchcock'un Son Perdesi Sanatının tüm hayatı olması gibi, tüm arkadaşları da meslektaşlarıydı. Film dünyasından uzaklaşınca kendini yapayalnız bulan Hitchcock 1980 yılının 29 Nisanında karısı yanı başındayken kendi hayatının son sahnesini oynadı ve hayata veda etti. Tüm hayatı boyunca ölümden korkan ve bu korkuyu da filmlerinde dışa vuran Hitchcock'un ölüme geçişi çok yumuşak oldu. Uzmanlara göre, sinemanın geçen yıllarda tamamlanan ilk yüzyılı, Alfred Hitchcock'la kıyaslanabilecek başka bir şahsiyet yaratamadı. Film çektiği yaklaşık altmış yıl, yani üç kuşak boyunca ve ölümünden 20 yıl sonra filmleri hala çok popüler. Büyük halk kitleleri hala beğeniyle

18 izliyor bu filmleri. Hitchcock ayrıca eleştirmenlerin de saygısını kazanmış bir yönetmen. Bunun yanı sıra pek çok sinemacıya nasip olmadığı kadar akademisyenler, sineması üzerine ciddi bir biçimde eğildi. Brian De Palma'dan Spielberg'e modern film yönetmenlerinin hiçbiri bu yaşlı ustanın etkisinden kaçamadı. Onun sinema dünyasında yaptığı yenilikler, deneyler, sinema diline yaklaşımı film yönetmenlerinin ortak dilinin bir parçası haline gelmiştir. Bir Konu Bir Konuk Ege Cansen Son Ekonomik Gelişmeler, Sermaye Hareketleri ve Avrupa Birliği... Yönetim danışmanı ve Hürriyet Gazetesi ekonomi yazarlarından Ege CANSEN son ekonomik göstergelerin yorumunu yaparken, paranın küresel anlamda artan hareketliliğinin getirdiği sorunlara da dikkat çekiyor. Son ekonomik göstergeleri nasıl yorumluyorsunuz? Yılbaşından Haziran ayına kadar göstergeler olumluydu. Enflasyonun düşmesi, cari işlemlerin fazla vermesi, ihracatın %9-10 civarında artması, ekonomik büyümenin gerçekleşmesi, kapasite kullanım oranlarının artması, bütçe dengesindeki pürüzlere karşın hedeflenen faiz dışı bütçe fazlasının tutturulması şeklinde bir tablo görüyoruz. Ancak son 1.5 ayda piyasada bir duraklamaya girdik. İç talepte bir düşme, yavaşlama söz konusu oldu. Demek ki yine morallerde bir bozulma var. Ben de sevmediğim halde kabul etmek mecburiyetindeyim ki bu olumsuz gelişme iç siyasetteki belirsizlikten kaynaklandı. Siyasi gelişmelerle birlikte ekonomide yeniden bir belirsizlik oldu. Neticede faizler yükseldi. Bu da iç borcun çevrilmesinde sorun olarak karşımıza çıktı. Döviz yükseldi ve enflasyondaki düşüşle tutarsız hale geldi. Bütçe disiplini ile enflasyonun düşürülmesi konusunda tehlike belirdi. Erken seçimin yapılacağının anlaşılması üzerine belirsizlik ortadan kalkar gibi oldu ve piyasalar yeniden moral kazandı. Borsa yükseldi, döviz stabilize oldu. Ama iç piyasada henüz bir toparlanma işareti görmüyoruz. Sene sonuna kadar enflasyon fazla yükselmez. İç borçlanma açısından problem olabilir, çünkü iç borç stoku artıyor. Büyümede %5'i tutturamasak da pozitif bir büyümenin gerçekleşmesini bekliyorum. Son dilimle birlikte IMF'e 26 milyar dolar borçlandık, Türkiye gerekli nakit akışını sürdürebilecek mi? IMF'e 26 milyar dolar borçlandık ancak bu arada borç da ödedik. Krizden bu yana Türkiye' nin dış borcu artmadı, bir defa bunu bilelim. Bir sürü para geldi ama bir sürü de para ödendi. Daha doğrusu, özel borçlar kamu borcu haline geldi, bankaların açık pozisyonları kapandı. Türkiye'nin dış borçları büyük olmakla birlikte, toplamda çok küçük bir artış var. Türkiye nakit akışını sürdürebilecek mi, yani bir döviz sıkışıklığı olur mu diye baktığımızda, normal olarak olmayacağını söyleyebiliriz. Cari işlemler fazlası veren bir ülkede normal olarak döviz sıkışıklığı olmaz. Türkiye de bu fazlayı vermeye devam ettiğine göre döviz problemi olmaması lazım. Para Hareketleri Sorun Yaratıyor. Ama şimdi az gelişmiş ülkelerde, 1988'den beri sermaye hareketleri serbestisi, yani vatandaşların yerel tasarruflarını dövize çevirip yurt dışına çıkarma hürriyeti, ayrıca

19 yabancı sıcak paranın ülkeye girip-çıkma serbestisi, eskiden ödemeler dengesinde daha çok cari işlemler açısından bakarak yorum yaparken, şimdi sermaye hareketleri gibi kestirmesi güç bir alana bakarak bir şeyler söylemeyi gerektiriyor. Sermaye hareketleri konusu son 14 yılın uluslararası ekonomide, uluslararası finans sisteminde az gelişmiş ülke eko nomileri üzerine getirdiği en büyük istikrarsızlık kaynağıdır. Bunu Güney Kore gibi güçlü bir ülkede, Malezya'da, Endonezya'da, Tayland'da gördük. Bunlara Asya Kaplanları denirken, bundan beş sene önce büyük bir krize girdiler. Derken en son geçen sene bunu Arjantin ekonomisinde gördük, şimdi Brezilya zor durumda. Bunların cari işlem dengesiyle hiç ilgisi yok, tamamen sermaye hareketleri yani sıcak paranın olumsuz etkileri. Ülkelerin içindeki bütün para sıcak para oldu, çünkü para çok hareketlendi. Türk vatandaşının Türkiye'deki TL mevduatı da sıcak para oldu. Bu günümüzde çok büyük bir ekonomik mesele. Bugün belki ekonomi teorisyenlerini, yani ağır sıklet büyük iktisatçıları en çok ilgilendiren konu bu olmalı. Bir kısmı ilgileniyor tabi, Kruppman en çok bu konunun üstünde duran adam. Bu iktisatçılar sermaye hareketleri serbestisinin bir bela olduğunun farkındalar. Ama bu öyle bir şey ki, serbestlikten yasağa nasıl dönülür ben de bilmiyorum. Dalgalı Kur Sistemi Denge Yaratıyor. Dolayısıyla Türkiye'de bir döviz sıkıntısı olmayacak. Bir defa dalgalı kur sistemi var ve arz, talebi dengeye getiriyor. Ancak para kaçışı kötü çünkü o zaman nakit akışı tehlikeye giriyormuş gibi bir intiba oluşuyor. Bugün bizim gibi az gelişmiş, enflasyonu yüksek, çok da istikrarlı olmayan ülkelerin ekonomisinin en zayıf tarafı uluslararası sermaye hareketleridir. Şimdi bu problem iyice öne çıktı. Kalkınma, kalkınamama, enflasyon, dövizin fırlaması, faizler hep bu sermaye hareketleri olayından doğuyor. Bugünün özel meselesi bu ve henüz bu konuda bir çözüm ortaya çıkmış değil. İlk çeyrekte beklenen küçülmeye rağmen bir miktar büyüdük. Türkiye'nin sürdürülebilir büyümeyi yakalayabilmesi nelere bağlı? Türk ekonomisinin yıllardan beri rayına girmediği bir gerçek. Özellikle son 10 yıldır, artan şiddette ve kısalan aralarla krize yakalanıyor. Yani, ülkenin milli geliri düşüyor, işsizlik artıyor, halk fakirleşiyor. Bu niye böyle oluyor diye baktığımızda, sebebin "bir an önce milli geliri artırma, işsizliği azaltma ve halkı kısa zamanda fakirlikten kurtarma projelerinin, uygulanmaya konulması" olduğunu görüyoruz. İşte burada, iktisadın ne olduğunu bir daha anlıyoruz. Milli gelirimiz yeterince artmıyor, hatta zaman zaman azalıyor, işsizlik artıyor, halk fakirlikten kurtulamıyor. Çünkü, bir an önce milli geliri artırmak, işsizliği azaltmak ve halkı fakirlikten kurtarmak istiyoruz. Ana Hedef İstikrar Olmalı. Sürdürülebilir ve yeterli bir kalkınma hızına ulaşabilmek için, olmazsa olmaz şart İstikrardır. İstikrardan kasıt da fiyat istikrarı yani enflasyonun, yıllık yüzde 5'ler dolayına gerilemesi. Bu hedefi tutturmak için alınacak tedbirler ise kısa vadede milli geliri azaltan ve işsizliği artıran sonuçlar doğuruyor. Bu mutlaka şart değil ama zaman zaman böyle sonuçların ortaya çıkması kuvvetle muhtemel. Halbuki biz istikrarı temin ettikten sonra nereye gitmek istiyoruz? Milli gelir artışına ve işsizliğin azalmasına. Kabul etmekte zorlandığımız gerçek, ikinci ve nihai hedefe varmak için, birinci hedefi ne pahasına olursa olsun gerçekleştirme mecburiyetimiz. Türk ekonomisinin stratejik hedefi, kalkınma değil istikrardır. Bugünkü zenginlik (veya fakirlik) düzeyinde istikrar. Sebebi gayet rasyonel. Çünkü önce kalkınma sonra istikrar mümkün değil. Ama önce istikrar sonra kalkınma mümkün. İstikrara kavuştuktan sonra, kalkınma için gerekli işleri yapmazsak, yine kalkınamayız. Ama hiç olmazsa, fakirlikte istikrarı yakalarız.

20 Bugünkü milli gelir dağılımı gerçeğinde, iktisadi istikrarı sağlamak mümkün olsa bile sosyal ve siyasi istikrarı sağlamak mümkün müdür? Evet mümkündür. Ama onun için gerekli olan beceri, ekonomik değil, siyasidir. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girişi konusunda neler söyleyeceksiniz? Tabi ki Türkiye'nin refaha gitmesi için geçmesi gereken yolun üzerinde Avrupa Birliği yatıyor. Ben de buna katılıyorum. Türkiye AB'ye katılırsa iyi mi olur? Evet iyi olur. Cevap bu kadar açıktır. Bir defa bu demekle olmuyor, ayrıca bunu demek her şeyden vazgeçmek, Kıbrıs, Ege, ülkenin bölünmez bütünlüğünden vazgeçmek anlamına gelmiyor. Biraz daha pazarlıkçı olmamız lazım. Ama meseleyi "AB'ye girdin, al sana şu kadar para" şeklinde düşünmeyelim. Tabi ki bir takım paralar, fonlar var. Hatta Türkiye Gümrük Birliği'ne girerken de, girdikten sonra da yeteri kadar yardım almadı, bunu da bilmek lazım. Enflasyonun Düşürülmesi Çok Önemli. Bence AB üyeliğinin en önemli konusu şu: Bu birliğe girmek için Türkiye'de enflasyonun düşmesi lazım. Bildiğiniz gibi kriterler var, bunlardan bir tanesi de enflasyon ortalamamızın, en düşük üç ülkenin ortalamasına yakın olmasıdır, yani %3'ler, 4'ler. Ben biraz önce dedim ki Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınmayı temin etmesi için fiyat istikrarına ihtiyaç vardır. Türkiye AB'ye girmek için fiyat istikrarını sağlayacaksa zaten yolun yüzde 75'ini kendi kendine gitmiş demektir. AB'ye %70 enflasyonla da girilmez. Mutlaka bunu düşürmek lazım. Ayrıca AB'ye girip bir de euroyu ulusal para haline getirebilirsek, hakikaten Türkiye için çok iyi olur. Çünkü bugün Türkiye'nin bu yüksek enflasyondan dolayı sıkıntısı Türk halkının Türk parasına güven duymamasıdır. Tasarruflarını Türk parasında tutmak için ilave faiz istiyor. Buna "Risk Primi" deniyor. Bu da paranın maliyetini artırıyor. Kalkınmanın Önündeki Engel Yüksek Sermaye Maliyetleri. Hangi ülkede sermaye maliyeti yüksek ise, o ülkede kalkınma yavaşlar, ekonomik aktivite düşer. Türk halkının büyük kısmı bu risk primine rağmen parasını Türk lirasında tutmuyor, dövizde tutuyor. Tasarrufların çoğu dövizde ve hatta bu tasarrufların çoğu yurt dışında. Nereden bakarsan bak bu para işi Türk ekonomisinin canına okuyor. Türkiye'nin parası yok aslında. Yani para birimi yok, çünkü güvenmiyor millet. Tasarruflarını TL'de tutmuyor. Tutunca yüksek faiz istiyor, dövizde tutuyor, dövizde tutmak da kesmiyor, yurt dışına yolluyor. Bu ülkeden sermaye kaçışı var. Olan sermayenin de maliyeti yüksek. Bu ülkede nasıl kalkınma olur ki? Bu teorik olarak da mümkün değildir. AB'ye girdiği anda Türkiye düşük enflasyona geçmiş olacak ve euroyu ulusal para haline getirme ihtimali de çok kuvvetli. Euroya geçmese bile TL, euroya bağlanmış olacak. Para meselesini hallederse sermaye maliyeti düşecek, sermaye kaçışı duracak ve Türkiye'de kalkınma kendiliğinden hızlanacak. Önemli olanın Türkiye'nin bir an önce AB'ye girebilecek duruma gelmesidir.

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

Rakamlarla 2011'de Türkiye Ekonomisi

Rakamlarla 2011'de Türkiye Ekonomisi On5yirmi5.com Rakamlarla 2011'de Türkiye Ekonomisi Avro bölgesindeki ülkelerde derinleşmekte olan kamu borç krizine rağmen 2011, Türkiye ekonomisinin yüksek büyüme hızı yakaladığı bir yıl oldu. Yayın Tarihi

Detaylı

Bankacılık sektörü. 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri

Bankacılık sektörü. 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri Bankacılık sektörü 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri Şubat 2012 İçerik Bankacılık sektörünü etkileyen gelişmeler ve yansımalar 2012 yılına ilişkin beklentiler Gündemdeki başlıca konular 2

Detaylı

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015 Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 215 BÜYÜME DÜŞMEYE DEVAM EDİYOR Zümrüt İmamoğlu* ve Barış Soybilgen ** 13 Nisan 215 Yönetici Özeti Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Üretim Endeksi (SÜE)

Detaylı

2015 NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 15 Haziran Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından

Detaylı

2015 MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 14 Temmuz Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı Mayıs verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından

Detaylı

2015 EKİM ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 EKİM ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ EKİM ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 17 Aralık Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin Ekim verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER Fitch, Türkiye nin kredi notu ve görünümünü korudu Fitch, Türkiye'nin kredi notunu BBB- olarak korurken, kredi notunun Durağan olan görünümü de değiştirmedi.

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Para Piyasası Likit Emeklilik Yatırım Fonu(KAMU) Emeklilik Yatırım Fonu nun

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 17 Ağustos 2015, Sayı: 23 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti TEPAV Değerlendirme Notu Şubat 2011 Cari işlemler açığında neler oluyor? Ekonomide gözlemlenen

Detaylı

Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı

Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı - Ekonomik krizin şiddeti devam ederken, krize borçlu yakalanan aileler, bu dönemde artan işsizliğin de etkisi ile

Detaylı

TÜRKİYE EKONOMİSİ MAKRO EKONOMİK GÖSTERGELER (NİSAN 2015)

TÜRKİYE EKONOMİSİ MAKRO EKONOMİK GÖSTERGELER (NİSAN 2015) TÜRKİYE EKONOMİSİ MAKRO EKONOMİK GÖSTERGELER (NİSAN 2015) Hane Halkı İşgücü İstatistikleri 2014 te Türkiye de toplam işsizlik %10,1, tarım dışı işsizlik ise %12 olarak gerçekleşti. Genç nüfusta ise işsizlik

Detaylı

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 13 Ağustos Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı ikinci çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

HAFTALIK BÜLTEN 31 AĞUSTOS 2015 4 EYLÜL 2015

HAFTALIK BÜLTEN 31 AĞUSTOS 2015 4 EYLÜL 2015 31 AĞUSTOS 2015 4 EYLÜL 2015 HAFTANIN ÖZETİ Piyasalar yoğun bir haftayı geride bırakırken haftanın öne çıkan konuları; Avrupa Merkez Bankası nın (AMB) toplantısı, hafta sonu Ankara da toplanan G-20 Maliye

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1-Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak geride bıraktı.

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş. Gelir Amaçlı Esnek Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2008-31.12.2008 dönemine ilişkin

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 72

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 72 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 72 i Bu sayıda; Haziran İşgücü ve İstihdam gelişmeleri; Ocak-Ağustos Bütçe verileri değerlendirilmiştir. i 1 Gerçek işsizlikte ciddi artış

Detaylı

EKONOMİK GÖSTERGELER

EKONOMİK GÖSTERGELER EKONOMİK GÖSTERGELER 1. özel SEKTÖRÜN YURTDIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİLER 2. HANE HALKI İŞGÜCÜ İSTATİSTİKLERİ 3. KISA VADELİ DIŞ BORÇLARIN GELİŞİMİ 4. SANAYİ ÜRETİM ENDEKSİ Dr. Adem KORKMAZ 1. ÖZEL SEKTÖRÜN

Detaylı

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR FDI doğrudan yabancı yatırım, bir ülke borsasında işlem gören şirketlerin hisselerinin bir diğer ülke veya ülkelerin kuruluşları tarafından satın alınmasını ifade eden portföy yatırımları dışında kalan

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ NAZİLLİ İİBF İKTİSAT BÖLÜMÜ VE AVRUPA ARAŞTIRMALAR MERKEZİ TARAFINDAN DÜZENLENEN GÜNCEL EKONOMİK SORUNLAR KONGRESİ NDE YAPACAĞI Açılış Konuşmasının

Detaylı

KAMU FİNANSMANI VE BORÇ GÖSTERGELERİ

KAMU FİNANSMANI VE BORÇ GÖSTERGELERİ KAMU FİNANSMANI VE BORÇ GÖSTERGELERİ HAZIRLAYAN 21.05.2014 RAPOR Doç. Dr. Binhan Elif YILMAZ Araş.Gör. Sinan ATAER 1. KAMU FİNANSMANI Merkezi Yönetim Bütçe Dengesi, 2013 yılı sonunda 18.849 milyon TL açık

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 22 Haziran 2015, Sayı: 16. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 22 Haziran 2015, Sayı: 16. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 16 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program. 22 Kasım 2013

Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program. 22 Kasım 2013 Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program 22 Kasım 201 Büyüme Tahminleri (%) 4, 4,1 Küresel Büyüme Tahminleri (%) 4,1,2,0 ABD Büyüme Tahminleri (%) 2,,,,,,1,6,6 2,8 2,6 2,4 2,2

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 10 Ekim 2016, Sayı: 39. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 10 Ekim 2016, Sayı: 39. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 39 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya Deniz Bayram 1 DenizBank

Detaylı

Borsa Istanbul Faiz Döviz

Borsa Istanbul Faiz Döviz Ekim 2015 Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık bazda %1,55, bir önceki yılın Aralık ayına göre %7,86, bir önceki yılın aynı ayına göre %7,58 ve on iki aylık ortalamalara göre %7,69 artış gerçekleşti. Ana

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 33 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya 1 DenizBank Ekonomi Bülteni

Detaylı

13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Aralık ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi olan -7,5 Milyar doların üzerinde -8,322 milyar dolar olarak geldi. 2013 yılı cari işlemler açığı bir önceki yıla göre

Detaylı

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU Temmuz ayı içerisinde Dünya Bankası Türkiye

Detaylı

12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Ocak ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi olan -5,2 Milyar doların altında -4,88 milyar dolar olarak geldi. Ocak ayında dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre

Detaylı

Ekonomide Değişim. 15. ÇözümOrtaklığı Platformu. 15 Aralık

Ekonomide Değişim. 15. ÇözümOrtaklığı Platformu. 15 Aralık Ekonomide Değişim www.pwc.com.tr 15. ÇözümOrtaklığı Platformu Temel göstergelerde neler değişti? Ortalama Büyüme, % Milli gelir hesaplama yönteminde revizyon Ekonomik Büyüme Oranları % 12.0 10.0 8.0 6.0

Detaylı

TÜİK tarafında açıklanan verileri göre, Nisan 2012 döneminde sanayi üretim endeksi yıllık bazda % 1,8

TÜİK tarafında açıklanan verileri göre, Nisan 2012 döneminde sanayi üretim endeksi yıllık bazda % 1,8 01-15 Haziran 2012 SAYI: 38 MÜSİAD Araştırmalar ve Yayın Komisyonu Sanayi Çarkları İşlemeye Devam Ediyor TÜİK tarafında açıklanan verileri göre, Nisan 2012 döneminde sanayi üretim endeksi yıllık bazda

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 5 Aralık 2016, Sayı: 47. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 5 Aralık 2016, Sayı: 47. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 47 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya Deniz Bayram 1 DenizBank

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 14 Aralık 2015, Sayı: 39. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 14 Aralık 2015, Sayı: 39. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 14 Aralık 2015, Sayı: 39 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MART 2016 (SAYI: 85) GENEL DEĞERLENDİRME 31.03.2016 Ekonomi ve İşgücü Piyasası Reformlarına Öncelik Verilmeli Gelişmiş ülkelerin çoğunda ve yükselen ekonomilerde büyüme sorunu

Detaylı

TÜRKon/HED/13-39 DEĞERLENDİRME NOTU. Faks: +90 (212) TÜRKİYE EKONOMİSİ. Sanayi üretiminde kritik gerileme.

TÜRKon/HED/13-39 DEĞERLENDİRME NOTU.  Faks: +90 (212) TÜRKİYE EKONOMİSİ. Sanayi üretiminde kritik gerileme. TÜRKİYE EKONOMİSİ İşsizlik artışa geçti. TÜİK Temmuz ayı işgücü istatistiklerine göre işsizlik oranı %9,3 e yükseldi. Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı ise 0,4 puan artarak %10,1 olarak gerçekleşti.

Detaylı

Haftalık Ekonomi ve Dış Ticaret Görünümü

Haftalık Ekonomi ve Dış Ticaret Görünümü EYLÜL TÜRKİYE Geçtiğimiz haftada yurtiçinde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla II. Çeyrek verileri ile Temmuz ayı sanayi üretimi ve cari işlemler açığı verileri takip edildi. Tüik verilerine göre gayrisafi yurtiçi

Detaylı

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:4

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:4 EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:4 Bu sayıda; Kredi Derecelendirme Kuruluşu Standard and Poor s (S&P) un yerel para cinsinden Türkiye nin kredi not artış kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 14 Kasım 2016, Sayı: 44. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 14 Kasım 2016, Sayı: 44. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 44 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya Deniz Bayram 1 DenizBank

Detaylı

2006 YILI EGE BÖLGESİ NİN 100 BÜYÜK FİRMASI

2006 YILI EGE BÖLGESİ NİN 100 BÜYÜK FİRMASI 2006 YILI EGE BÖLGESİ NİN 100 BÜYÜK FİRMASI Ege Bölgesi Sanayi Odası nın 1982 den beri sürdürmekte olduğu Ege Bölgesi nin 100 Büyük Sanayi Kuruluşu çalışması, bölgemiz sanayiinin içinde bulunduğu duruma,

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 18 Temmuz 2016, Sayı: 28. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 18 Temmuz 2016, Sayı: 28. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 28 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya 1 DenizBank Ekonomi Bülteni

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Kasım 2013, No: 76

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Kasım 2013, No: 76 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Kasım 2013, No: 76 i Bu sayıda; Ekim ayı enflasyon verileri, Ağustos ayı Uluslararası Yatırım Pozisyonu verileri, Eylül ayı Dış Ticaret verileri değerlendirilmiştir.

Detaylı

HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜ 2016 AĞUSTOS AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU. İTKİB Genel Sekreterliği Hazırgiyim ve Konfeksiyon Ar-Ge Şubesi

HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜ 2016 AĞUSTOS AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU. İTKİB Genel Sekreterliği Hazırgiyim ve Konfeksiyon Ar-Ge Şubesi HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜ 2016 AĞUSTOS AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU Eylül 2016 2 HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜNÜN 2016 AĞUSTOS İHRACAT PERFORMANSI ÜZERİNE KISA DEĞERLENDİRME Yılın İlk 8 Ayında

Detaylı

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU FON KURULU FAALİYET RAPORU

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU FON KURULU FAALİYET RAPORU ANKARA EMEKLİLİK A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU FON KURULU FAALİYET RAPORU Bu rapor Ankara Emeklilik A.Ş Dengeli Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2004-31.12.2004 dönemine ilişkin gelişmelerin, Fon

Detaylı

1-Ekonominin Genel durumu

1-Ekonominin Genel durumu GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2014 YILI 12 AYLIK FAALİYET RAPORU 1-Ekonominin Genel durumu 2014 yılı TCMB nin Ocak ayında faizleri belirgin şekilde arttırmasıyla başlamıştır.

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Gruplara Yönelik Gelir Amaçlı Kamu Borçlanma Araçları

Detaylı

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu)

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu) ZİRAAT BANKASI 2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI (40 Test Sorusu) 1 ) Aşağıdakilerden hangisi bir kredi derecelendirme kuruluşudur? A ) FED B ) IMF C ) World Bank D ) Moody's E ) Bank

Detaylı

HAFTALIK EKONOMİ RAPORU

HAFTALIK EKONOMİ RAPORU Strateji Geliştirme Başkanlığı Ekonomik ve Sektörel Analiz Dairesi HAFTALIK EKONOMİ RAPORU TÜRKİYE EKONOMİSİ IMKB 100 Endeksi haftanın ilk yüzde 0,4 oranında değer kazandı. Geçtiğimiz hafta İMKB 100 Endeksi,

Detaylı

Enflasyon çift haneye yaklaştı, cari açık daralıyor

Enflasyon çift haneye yaklaştı, cari açık daralıyor AYLIK RAPOR Enflasyon çift haneye yaklaştı, cari açık daralıyor Mevsimsellik ve geçişkenlik nedeniyle yıllık enflasyon çift haneye yaklaştı, cari açıkta daralma devam ediyor. EKONOMİK VE SEKTÖREL GELİŞMELER

Detaylı

Ulusal Finans Sempozyumu Dr. İbrahim M. Turhan Başkan Yardımcısı

Ulusal Finans Sempozyumu Dr. İbrahim M. Turhan Başkan Yardımcısı Ulusal Finans Sempozyumu Dr. İbrahim M. Turhan Başkan Yardımcısı 13 Ekim 2011 Malatya KÜRESEL KRİZ ORTAMINA NASIL GELİNDİ? Net Bugünkü Değer Yöntemi Varlık fiyatlarının indirgenmiş nakit akımları (Net

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 70

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 70 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 70 Bu sayıda; -Temmuz ayı dış ticaret verileri -Ağustos ayı dış ticaret ve enflasyon verileri değerlendirilmiştir. Yıllık Dış Ticaret Açığı

Detaylı

Artış. Ocak-Haziran Oranı (Yüzde) Ocak-Haziran 2014

Artış. Ocak-Haziran Oranı (Yüzde) Ocak-Haziran 2014 6. Kamu Maliyesi 214 yılının ilk yarısı itibarıyla bütçe performansı, özellikle faiz dışı harcamalarda gözlenen yüksek artışın ve yılın ikinci çeyreğinde belirginleşen iç talebe dayalı vergilerdeki yavaşlamanın

Detaylı

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Şubat 2012

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Şubat 2012 Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Şubat 2012 14.02.2012 EKONOMİ YAVAŞLAMAYI AĞIRDAN ALIYOR Zümrüt İmamoğlu* ve Barış Soybilgen Yönetici Özeti Aralık ayı verilerinin yayımlanması ile 4. çeyrek verileri tamamlanmış

Detaylı

11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Ekim ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi 2,9 Milyar dolar eksiyken, veri beklentilere paralel 2,89 milyar dolar açık olarak geldi. Ocak-Ekim arasındaki 2013 cari

Detaylı

Enflasyon Gelişmeleri ve Para Politikası

Enflasyon Gelişmeleri ve Para Politikası 2007-I 2008-I Enflasyon Gelişmeleri ve Para Politikası Gülbin Şahinbeyoğlu Şubat 2008 Sunuş Planı 2007 Yılının Değerlendirmesi Para Politikası Tepkisi ve Sonuçları Enflasyon ve Para Politikasının Görünümü

Detaylı

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTERNATİF STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1- Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 15 Ağustos 2016, Sayı: 32. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 15 Ağustos 2016, Sayı: 32. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 32 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya 1 DenizBank Ekonomi Bülteni

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI KARMA BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU(EURO) YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI KARMA BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU(EURO) YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI KARMA BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU(EURO) YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Gelir Amaçlı Karma Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 21 Kasım 2016, Sayı: 45. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 21 Kasım 2016, Sayı: 45. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 45 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya Deniz Bayram 1 DenizBank

Detaylı

AEGON EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU

AEGON EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU AEGON EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU FON KURULU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK FAALİYET RAPORU Bu rapor AEGON Emeklilik ve Hayat A.Ş Dengeli Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.07.2010 30.09.2010 dönemine

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2010 YILI 9 AYLIK FAALİYET RAPORU

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2010 YILI 9 AYLIK FAALİYET RAPORU GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2010 YILI 9 AYLIK FAALİYET RAPORU 1.- Ekonominin Genel durumu ABD ekonomisindeki büyümenin ikinci çeyrekte %1.7 olarak

Detaylı

Yurtdışına kâr transferi 8 yılda 54 milyar doları aştı

Yurtdışına kâr transferi 8 yılda 54 milyar doları aştı Tarih: 16.01.2011 Sayı: 2011/01 Yurtdışına kâr transferi 8 yılda 54 milyar doları aştı 2003-2010 yıllarını kapsayan 8 yılda, şirketlerin kâr aktarımı, faiz ödemeleri ve portföy yatırımları aracılığıyla,

Detaylı

Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü. Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı

Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü. Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı Büyüme: Yatırım ve Tasarrufun Fonksiyonu Büyüme : Büyümenin Temel Unsuru : Üretimin Temel Faktörleri : Üretimin Diğer

Detaylı

AB Krizi ve TCMB Para Politikası

AB Krizi ve TCMB Para Politikası AB Krizi ve TCMB Para Politikası Erdem Başçı Başkan 28 Haziran 2012 Stratejik Düşünce Enstitüsü, Ankara Sunum Planı I. Küresel Ekonomik Gelişmeler II. Yeni Politika Çerçevesi III. Dengelenme IV. Büyüme

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 06 Temmuz 2015, Sayı: 18. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 06 Temmuz 2015, Sayı: 18. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 18 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

Merkez Bankası 1998 Yılı İlk Üç Aylık Para Programı Gerçekleşmesi ve İkinci Üç Aylık Para Programı Uygulaması

Merkez Bankası 1998 Yılı İlk Üç Aylık Para Programı Gerçekleşmesi ve İkinci Üç Aylık Para Programı Uygulaması Merkez Bankası 1998 Yılı İlk Üç Aylık Para Programı Gerçekleşmesi ve İkinci Üç Aylık Para Programı Uygulaması Gazi Erçel Başkan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 1 Nisan 1998 Ankara I. Giriş Ocak ayı başında

Detaylı

HAFTALIK BÜLTEN 04-08 OCAK 2016

HAFTALIK BÜLTEN 04-08 OCAK 2016 04-08 OCAK 2016 HAFTANIN ÖZETİ Yeni yılın ilk haftasında Ortadoğu da yaşanan gerginliklere bir yeni halka daha ekleyen Suudi Arabistan İran gerginliği piyasalarda etkisini hissettirdi. Bölgeye ilişkin

Detaylı

HAFTALIK BÜLTEN 28 ARALIK 2015 01 OCAK 2016

HAFTALIK BÜLTEN 28 ARALIK 2015 01 OCAK 2016 28 ARALIK 2015 01 OCAK 2016 HAFTANIN ÖZETİ ABD'de Noel tatilinin sonrasında geçtiğimiz hafta da yılsonu işlemleri nedeniyle yatay bantta dalgalı bir seyir izlendi. Avrupa piyasalarının, Noel tatilini yılbaşı

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 13 Nisan 2015, Sayı: 12. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 13 Nisan 2015, Sayı: 12. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 12 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Çağlar Kuzlukluoğlu 1 DenizBank Ekonomi

Detaylı

Küresel Kriz Sonrası Türkiye de Finansal Sistem Bankacılık Sektörü

Küresel Kriz Sonrası Türkiye de Finansal Sistem Bankacılık Sektörü Küresel Kriz Sonrası Türkiye de Finansal Sistem Bankacılık Sektörü Ekrem Keskin Mayıs 2010 Sunum Uluslararası gelişmeler Türkiye deki gelişmeler Bankacılık sektörüne yansıma Sonuç 2 Yapılanlar Ortak çaba:

Detaylı

Küresel Kriz ve Yükselen Piyasa Ekonomileri

Küresel Kriz ve Yükselen Piyasa Ekonomileri Küresel Kriz ve Yükselen Piyasa Ekonomileri Erdem Başçı Başkan Yardımcısı, TCMB 17 Aralık 2008, İstanbul, EAF 1 Sunuş Planı 1. Küresel Likidite Sorunu 2. Küresel Kriz, Küresel Çözüm Arayışları 3. Yükselen

Detaylı

KÜRESEL KRİZ VE TÜRKİYE EKONOMİSİ K. ÖNDER ERGÜN MALİYE UZMANI

KÜRESEL KRİZ VE TÜRKİYE EKONOMİSİ K. ÖNDER ERGÜN MALİYE UZMANI KÜRESEL KRİZ VE TÜRKİYE EKONOMİSİ K. ÖNDER ERGÜN MALİYE UZMANI SUNUM PLANI 1 KÜRESEL KRİZİN GELİŞİMİ 2 KÜRESEL KRİZİN TÜRKİYE YE ETKİLERİ 3 4 TÜRKİYE NİN KONUMU KRİZDE SON DURUM KÜRESEL KRİZ 1929 DÜNYA

Detaylı

GÖSTERGELER YABANCI HAREKETİ:

GÖSTERGELER YABANCI HAREKETİ: Alaattin AKTAŞ ala.aktas@gmail.com PROJEKSİYON YABANCI HAREKETİ: Piyasa oyuncuları gelişmeleri yorumlarken üç göstergeye bakıyor; döviz, faiz ve borsa. Döviz geriler, faiz düşer ve borsa çıkarsa, genellikle

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 15 Haziran 2015, Sayı: 15. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 15 Haziran 2015, Sayı: 15. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 15 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya Çağlar Kuzlukluoğlu İnci

Detaylı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı POLİTİKANOTU Mart2011 N201139 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Cari açık, uzun yıllardan

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 i Bu sayıda; Kısa vadeli Dış Borç Stoku, Merkez Bankası Net Döviz Pozisyonu rakamları Uluslararası Yatırım Pozisyonu, Ve İmalat Sanayi

Detaylı

HAFTALIK BÜLTEN 26 EKİM 2015 30 EKİM 2015

HAFTALIK BÜLTEN 26 EKİM 2015 30 EKİM 2015 26 EKİM 2015 30 EKİM 2015 HAFTANIN ÖZETİ Küresel piyasalar geçtiğimiz hafta Merkez Bankalarının aldığı kararlar ile yön buldu. Hafta başında Japonya Merkez Bankası ndan gelecek verilere odaklanan piyasalar

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 03 Ağustos 2015, Sayı: 21. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 03 Ağustos 2015, Sayı: 21. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 21 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri

Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri www.pwc.com.tr. 12. Çözüm Ortaklığı Platformu Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri İçerik 1. 2013 Nasıl Geçti? 2. 2014 e İlişkin Beklentiler 3. Makroekonomiyle Vergi

Detaylı

Aylık ve yıllıklandırılmış cari denge (Milyon $)

Aylık ve yıllıklandırılmış cari denge (Milyon $) GÖSTERGELER Alaattin AKTAŞ l ala.aktas@gmail.com PROJEKSİYON ÖDEMELER DENGESİ Yıllık cari açık, bir yıl aradan sonra yeniden artış gösterdi. Bir ara öyle bir umuda kapıldık ki, sanki cari açık sorunumuz

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 2 Ocak 2017, Sayı: 1. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 2 Ocak 2017, Sayı: 1. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 1 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya Deniz Bayram 1 DenizBank

Detaylı

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU Bu rapor Cigna Finans Emeklilik ve Hayat A.Ş. Para Piyasası Likit Kamu

Detaylı

GÖSTERGELER. Altın ihracat ve ithalatı (Bin $) Altın ihracatı (Milyon $)

GÖSTERGELER. Altın ihracat ve ithalatı (Bin $) Altın ihracatı (Milyon $) Hazırlayan: Alaattin AKTAŞ ala.aktas@gmail.com PROJEKSİYON ALTIN İHRACATI ve İRAN: Türkiye normalde altında net ithalatçı bir ülke. Önemsenecek düzeyde altın madenimiz yok ve ihtiyacımızı ithalatla karşılıyoruz.

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MAYIS 2014 (SAYI: 63) 04.06.2014 GENEL DEĞERLENDİRME BÜTÇE AÇIĞI İKAZ EDİYOR Küresel ekonomi krizden çıkış sinyalleri verdi. Hem OECD hem de AB ülkelerinde GSYH arttı. OECD

Detaylı

Berlin Ekonomi Müşavirliği Verilerle Türkiye-Almanya Ekonomik İlişkiler Notu VERİLERLE TÜRKİYE-ALMANYA EKONOMİK İLİŞKİLERİ BİLGİ NOTU

Berlin Ekonomi Müşavirliği Verilerle Türkiye-Almanya Ekonomik İlişkiler Notu VERİLERLE TÜRKİYE-ALMANYA EKONOMİK İLİŞKİLERİ BİLGİ NOTU VERİLERLE TÜRKİYE-ALMANYA EKONOMİK İLİŞKİLERİ BİLGİ NOTU Berlin Ekonomi Müşavirliği Temmuz 2011 1 İÇİNDEKİLER Yönetici Özeti...3 1. Almanya dan Türkiye ye Doğrudan Yatırım Hareketleri...4 2. Türkiye den

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 17 Ekim 2016, Sayı: 40. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 17 Ekim 2016, Sayı: 40. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 40 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya Deniz Bayram 1 DenizBank

Detaylı

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Mayıs 2013

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Mayıs 2013 Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Mayıs 2013 İLK ÇEYREKTE BÜYÜME ZAYIF Zümrüt İmamoğlu* ve Barış Soybilgen 13.05.2013 Yönetici Özeti Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Üretim Endeksi (SÜE) Mart

Detaylı

Makro Veri. Cari açık yeni rekorda. Tablo 1: Cari Denge (milyon $) -month,

Makro Veri. Cari açık yeni rekorda. Tablo 1: Cari Denge (milyon $) -month, Makro Veri Ödemeler Dengesi: Cari açık yeni rekorda İbrahim Aksoy Ekonomist Tel: +90 212 334 91 04 E-mail: iaksoy@sekeryatirim.com.tr Cari denge Aralık ta 7,5 milyar $ rekor açık verirken, rakam, piyasa

Detaylı

Her. Pazar BRUNCH. #OlmasadaOlur. Düzenli destekte bulunmak için 0850 222 1863 ü arayabilirsiniz.

Her. Pazar BRUNCH. #OlmasadaOlur. Düzenli destekte bulunmak için 0850 222 1863 ü arayabilirsiniz. Her Pazar BRUNCH #OlmasadaOlur Düzenli destekte bulunmak için 0850 222 1863 ü arayabilirsiniz. www.darussafaka.org GÖSTERGELER Alaattin AKTAŞ l ala.aktas@gmail.com PROJEKSİYON CARİ DENGE: Cari işlemler

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 01 Aralık 2014, Sayı: 48. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 01 Aralık 2014, Sayı: 48. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 48 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ercan Ergüzel Ezgi Gülbaş Ali Can Duran 1 DenizBank

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 8 Ağustos 2016, Sayı: 31. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 8 Ağustos 2016, Sayı: 31. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 31 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya 1 DenizBank Ekonomi Bülteni

Detaylı

Aralık. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU

Aralık. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU 10 Aralık Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU TÜİK üçüncü çeyrek GSYH verilerini açıkladı Bugün açıklanan verilere göre, üretim yöntemiyle gayrisafi yurtiçi hasıla tahmininde, 2015 yılının üçüncü

Detaylı

2014 ARALIK ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2014 ARALIK ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 2014 ARALIK ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 13 Şubat Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcu na ilişkin 2014 yılı Aralık verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Detaylı

GENEL DEĞERLENDİRME TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

GENEL DEĞERLENDİRME TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI GENEL DEĞERLENDİRME Küresel kriz sonrası özellikle gelişmiş ülkelerde iktisadi faaliyeti iyileştirmeye yönelik alınan tedbirler sonucunda küresel iktisadi koşulların bir önceki Rapor dönemine kıyasla olumlu

Detaylı

12,00 10,00 8,00 6,00 4,00 2,00 0,00

12,00 10,00 8,00 6,00 4,00 2,00 0,00 EKONOMİ BÜLTENİ EKONOMİK ARAŞTIRMALAR BİRİMİ 01-15 KASIM 2013 SAYI:61 Yurt İçi Gelişmeler TÜFE yıllık bazda % 7,71 e geriledi. TÜFE, Eylül ayında bir önceki aya göre %1,80 artış gözlenirken; bir önceki

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 14 Temmuz 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 14 Temmuz 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 14 Temmuz 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER Euro Bölgesi için kriz geri mi döndü? Önce Bulgaristan daha sonra Portekiz de patlak veren banka sorunları kırılgan Euro bölgesinde krizin yeniden mi ortaya

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MART 2015 (SAYI: 73) GENEL DEĞERLENDİRME Ekonomide Durgunluk ve Güvensizlik İşaretleri Arttı Dünya ekonomisinde 2015 yılı da zorlu geçecek. Gelişmekte olan ülkelerin finansman

Detaylı

HAFTALIK BÜLTEN 15 HAZİRAN 2015 19 HAZİRAN 2015

HAFTALIK BÜLTEN 15 HAZİRAN 2015 19 HAZİRAN 2015 15 HAZİRAN 2015 19 HAZİRAN 2015 HAFTANIN ÖZETİ Geçtiğimiz hafta küresel piyasalar Yunanistan haberlerinin yanı sıra Merkez Bankalarının aldığı faiz kararları ile yön bulmaya çalıştı. Euro Bölgesini uzun

Detaylı