İKİ TÜRK ÜN ÖLÜMÜ ÖNSÖZ (EKİM 2013)

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İKİ TÜRK ÜN ÖLÜMÜ ÖNSÖZ (EKİM 2013)"

Transkript

1 İKİ TÜRK ÜN ÖLÜMÜ ÖNSÖZ (EKİM 2013) Kitap yazmak, gözüktüğü kadar kolay bir iş değildir. Okutmak daha da zordur. 40 yıllık meslek hayatımda on kadar kitap yazdım. Hemen hepsinde de belirttim ki ben roman yazmayı beceremem, hayal gücüm o kadar kuvvetli değildir. Sadece yaşadıklarımı, araştırdıklarımı, gördüklerimi kaleme alabilirim. Victor Hugo demiş ki, "Öldükten sonra yaşamak istiyorsanız; ya okunmaya değer şeyler yazın, ya da yazılmaya değer şeyler yaşayın." Okumaya değer şeyler yazdığımı okuyucularım ilgi, sevgi ve övgüleriyle kanıtladılar bana... Yazılmaya değer şeyler yaşadığımı da düşünüyorum doğrusu... Acıları değil mutlulukları paylaşmak için yazmıştım İki Türk ün Ölümü nü ve "Nilgün"ü... Neredeyse 15 yıl geçti ilk baskıdan bu yana Onbinlerce insan okudu, duygulandı, güldü, ağladı bu satırlarda Nilgün Kışlalı nın trafik terörüne; Prof. Ahmet Taner Kışlalı nın yobaz teröre kurban gitmelerine dek süren yaşam öyküleriydi bu Ve yazarın, bu iki muhteşem insanın küçük kızlarıyla yaşadığı olağanüstü aşk hikayesi Şimdi bu kitapların yeni ve muhtemelen son baskılarını size sunmamın nedenlerini belirteceğim: Her şeyden önce, Nilgün'ün ve Prof. Kışlalı'nın "unutulmuşlar" listesine eklenmelerini geciktirmektir istediğim. Bir de şu var: Bu kitap, diğer bazı kitaplarımla birlikte, basılmaz, satılmaz, dağıtılmaz oldu; piyasadan çekildi ki bunun nasılını, nedenini anladığınızda inanamayacaksınız; ben hâlâ inanamıyorum. Kitaplarımın yayın haklarını geri almak için çok tatsız, üzücü bir mücadele vermem gerekti. Eğer "İki Türk'ün Ölümü" ve "Nilgün" isimli kitaplarımı daha önce okuduysanız, iyi tanışıyoruz demektir, şimdi sonsöze

2 atlayabilirsiniz. Okumadıysanız, düzeni bozmayın... Biliyorsunuz ki, bir korku filminde katilin kim olduğunu baştan öğrenirseniz, senaryonun anlamı, heyecanı kalmaz. Kışlalılara bir "vefa borcu" olarak yazdığım kitapların bu son baskısını okuyucularıma bir vefa borcu olarak sunuyorum. "Acıları değil, mutlulukları paylaşmak" deyip durdum. Bugün, "Kendimi mi aldattım, okuyucularımı mı?" diye sorguluyorum. Son bir yılda yaşadığım; hemen hemen hiç kimseyle paylaşmadığım, paylaşamadığım fiziksel ve ruhsal acılar o boyutta oldu ki, ölmek istedim çok, Cehennem'de bile durumun bu kadar vahim olamayacağı düşüncesiyle... Ve fark ettim ki, acıları sakladığımızda, paylaşılan mutlulukların değeri azalıyor. Daha önemlisi; gerçekler saptırılmış gibi oluyor. Ama gizem düzenini bozmayalım. Zaten söz ettiğim kâbusun ayrıntılarını bu kitapta aktarmayacağım. Merak edenler, kendi yaşamöykümü anlatacağım kitabı bekleyecekler biraz... Şimdi dönelim Nilgün ve Ahmet Taner Kışlalı'ya; onların müthiş yaşamöyküleri ekseninde yaşadıklarımıza, acılarımıza, mutluluklarımıza; kitapların önceki baskılarından bir şey değiştirmeden Kaynanasını karısından daha fazla seven kaç erkek vardır acaba dünyada?.. Kayınvalidesini anlatan kitaplar yazan?.. Nilgün ü böylesine sevmem ve anmam için birkaç neden var ama en önemlisi şu ki, mutluluğumu büyük ölçüde ona borçluyum. Sağlığımı ve kendi çapımda, göreceli başarılarımı da ona borçluyum. Sadece beni mutlu kılan kadınımı doğurup böylesine güzel yetiştirdiği için değil Karıma kavuşmak uğruna verdiğim zorlu, olağanüstü mücadelede beni anladığı ve destek olduğu için Nilgün çok güzel, çok akıllı, çok da dişi bir kadındı. Kadın dı yani Bunlar da o nu annem gibi, ablam gibi, karım gibi ve Kadınım diyen tüm gerçek hemcinsleri gibi sevmemin nedeni O na hep siz diye hitap ettim, Nilgün Hanım dedim, belki

3 saygım sevgimden de öte olduğu için Ve belki de ben ifade özürlü olduğumdandır ama o, beni anlayan nadir kadınlardan oldu. Ve bana inanan Ve bana güvenen Az mı kavga ettik!.. Bir kaynana neden dalaşır damadıyla?.. Kızını üzüyor, eziyor falan diye, di mi? Bizimki farklıydı. Kızını fazla şımartmama bile kızardı galiba Her neyse, en baştan diyeceğim şu ki, Nilgün olmasaydı ben büyük bir mücadelenin mağlubu olarak şimdi pek mutsuz, umutsuz bir adamdım, ölmüştüm bile belki, çoktan O benim hayatımın kadını oldu. İşte bu duygularla başlıyorum yazmaya ve okudukça beni anlayacağınızdan, bana hak vereceğinizden eminim. İki Türk ün Ölümü isimli kitabımda, bundan on yıl önce anlatmıştım o nun yaşamöyküsünü de O kitap kaç baskı yaptı bilmiyorum. Gelirleri Anadolu Çağdaş Eğitim Vakfı na bağışlanmıştı, satış durumunu izlemedim. Vakıf beni güzel bir teşekkür plaketiyle ödüllendirdi ki onur belgesi olarak, gururla saklıyorum. Son on beş yılda bir sürü şey yaşandı elbette Başka kitaplar da yazdım bu arada Çoğunluğu gençlerden oluşan binlerce okuyucu bizlerle temas kurdu, bu kitabı okuduktan, Nilgün ve Ahmet Taner Kışlalı yı biraz daha yakından tanıdıktan sonra İzmirli bir anne, kızını da yanına alıp Brüksel e geldi, bizimle tanışmak için Kışlalı ları tanıyarak veya tanımadan seven insanların ne kadar fazla olduğunu gördüm, şaşırmadan Ve gün geldi, eşimle birlikte Türkiye ye döndük, nihayet 35 yıllık Batı Avrupa esaretinden kurtulmak, vatana dönmek Ne keyif, ne keyif! Önce Elveda Batı(k) Avrupa yı yazdım, Batı Avrupa yaşam, deneyim ve notlarımdan derlenmiş

4 Sonra, Prof. Ahmet Taner Kışlalı ve Kemalizm çıktı piyasaya Ve işte Nilgün Baktım da, bu kitap aslında Kışlalı ların (ve biraz da bizlerin) yaşamöyküsü olmaktan öte, dolu dolu yaşanmış muhteşem sevgi ve aşkların belgesi gibi Ölümleri, cinayetleri yaşadığım için değil ama bu insanları tanıdığım, onlarla acı ve mutlulukları paylaştığım için kendimi çok şanslı ve mutlu hissediyorum. Bu mutluluğu sizlerle paylaştığım için de * * * Nilgün Kışlalı henüz benim kayınvalidem değilken ve olacağına ilişkin en ufak bir işaret yokken, Dolunay küçük bir çocukken, kayınpederim Prof. Ahmet Taner Kışlalı yla sürekli hararetli siyasi tartışmalara girmekten ve tabii onun bilgi ve deneyimi karşısında silinip susmak zorunda kalmaktan sıkıldığım bir dönemde aklıma gelmişti: Nilgün Kışlalı nın hayat hikayesi çok güzel bir araştırma konusu olabilirdi. Kendisine bu düşüncemden söz etmiştim. Gülümsemiş, o güzel Türkçesiyle, Ben de sana yardım ederim demişti. Aradan yıllar geçti. Nilgün isimli bir araştırma kitabının hazırlıklarını geniş ölçüde tamamlamış, ilk sayfaları bilgisayar hafızasına almıştım. Gerek kalmadı. Nilgün öldü. Benim bir kitap dolusu ifadelerle anlatmaya çalışacağımı, Ahmet Taner Kışlalı, Bir Türk ün Ölümü başlıklı makalesiyle Türkiye ye yansıttı... Her şey çok hızlı yaşandı o yıllarda Prof. Kışlalı, karısının ölümünden sonra, Nilgün ün kitabını yazmalısın diye ısrar ediyor, o nun kazadan önce bu amaçla aldığı notları ve kendi derlemelerini Brüksel e yolluyordu. Söz vermiştin, bu kitabı yazmalısın

5 Nilgün ü tanıyanlar, ölümünden sonra onun yaşamını konu alacak bir kitap yazmanın zorluklarını çok iyi tahmin edebilirler. O kitap, daha en baştan, eksik kalmaya mahkumdur. Fransa nın güneybatı sahillerindeki köylerde yaptığım araştırmalar; elimdeki notlar, belgeler; yüzlerce yakının destek ve katkı sözleri de o kitabın hedefe ulaşmasını sağlayamazdı bence..... İsteksiz bir şekilde tekrar klavyenin başına oturmuştum ki, Temmuz 1999 da annemin ölüm haberi Brüksel e geldi. Acılı günlerde keyifli sohbet olur mu? Ahmet Taner Kışlalı yla, Ankara da, hüzün ve suskunluğun ağır bastığı bir gün geçirdik. Buna rağmen, ayrılırken, Nilgün ün kitabını unutma demeyi ihmal etmedi, yine notlarını verdi. Nereden bilebilirdim bunun son görüşmemiz olacağını?.. Nereden bilebilirdim, annemin cenazesinden birkaç ay sonra Profesör Kışlalı yı toprağa vermek için Türkiye ye tekrar gelmek durumunda kalacağımızı?.... O nu da öldürttüler Ve sırtımda bir kitap yükü Kulaklarımda Nilgün ve Ahmet Taner Kışlalı ların Söz verdin deyişleri... Gözlerimde gülümsemeleri, gönlümde sevgileri Bir sürü iz Geride Altınay, Dolunay ve Nilhan var. Eşim Dolunay a anlattım: Nilgün ün kitabını, bir araştırma olarak hazırlayacaktım. O kitabın anlamı Nilgün ün yaşama sevinci; o sevincin yansıması olacaktı. Nilgün öldükten sonra, Ahmet Taner Kışlalı nın isteğiyle ve katkılarıyla bir şeyler yazılabilirdi. O da öldükten sonra, bu kadar hüzünle klavye başına oturan adam, Kışlalı ların sevincini, sevgisini, coşkusunu, inancını yansıtamaz, paylaşamaz artık

6 Böyle düşünüyordum, gördüğüm bir rüyadan sonra (anlatacağım yeri gelince) kaleme almaya başladığım İki Türk ün Ölümü nü yazarken. Yanılmışım... O sevgi, coşku ve inançları milyonlarla paylaştık. Ben roman yazmasını beceremem, hayal gücüm o kadar kuvvetli değil. Nilgün ün yaşamöyküsünü, yaşadıklarımla ve araştırdıklarımla birleştirerek, cesaretle oldukça özele de girerek sunuyorum sizlere Bir kadın düşünün ki, âşık olup gelmiş Fransa dan Türkiye ye Türk olmuş ki kolay iş değildir, bilirsiniz Müslüman olmuş ki, hiç kolay iş değildir, daha da iyi bilirsiniz Memur olmuş, kadrolu Bakan eşi olmuş; çirkin kalemlerin saldırılarına uğradığı o günlerde, Kültür Bakanı kocasının oturduğu dairenin bulunduğu apartmanın merdivenlerini tek başına silip süpürürken, komşuların şaşkın bakışları önünde Kocasının öldürülmesinden korkmuş hep, kendisinin öldürülebileceğini hiç düşünmeden Arabana bomba koyarlar Ahmed im demiş, her gün kendisi çalıştırmış motoru Hastanelerde koşturmuş, sağlıksız insanlara o bitmez tükenmez pozitif enerjisini aktarmak için Türkleri ve Türkiye yi temsil etmiş gâvur ellerde, hem de nasıl!.. Aşık olmanın, sevmenin erdemini, onurunu, coşkusunu ve acılarını yaşamış Küçük kızını kaçırmış, evli barklı adamın biri Dinlemiş, anlamış o adamı, yardımcı olmuş İnsan sevgisi, vatan sevgisi derken vasiyet etmiş, Öldüğümde tabutuma bir Türk bayrağı iliştirin diye Kırk yıldır öldü zannettiği anasını bulmuş, Fransa da Ve ölüvermiş, annesine kavuştuktan birkaç gün sonra, annesinden birkaç gün önce

7 Yazılmaz mı, anlatılmaz mı böyle bir kadının yaşamöyküsü * * * Aileyi tanımayan veya bu kitabı yıllar sonra elinde bulabilecek okuyuculara, baş rol oyuncularını kısaca sunmak gerekiyor: Nilgün Kışlalı, 1943 yılında, İkinci Dünya Savaşı nın karanlık günlerinde, Fransa nın güneyinde doğmuş Nicole dür. Olağanüstü bir Türk olarak, Türkiye nin olağanüstü koşullarında yaşamış ve Karayolları Genel Müdürlüğü nün ihmalinden kaynaklanan bir trafik cinayetine kurban gitmiştir. O nun asil yaşam hikayesini ve nasıl bir Türk olduğunu satırlar aktıkça gözlemleyeceksiniz. Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, 1939 da, Tokat ın Zile ilçesinde doğmuştur. Banka memuru Hüseyin Hüsnü Bey le ilkokul öğretmeni Lütfiye Hoca nın çocuğudur. Siyasal Bilgiler Fakültesi nden mezun olup Fransa da doktorasını yapmış ve Nilgün le evlenerek iki çocuk babası olmuştur. 70 li yılların sonunda, Ecevit hükümetinde Kültür Bakanlığı görevinde bulunmuş, daha sonra, gazetecilik ve eğitim alanlarında üstün başarılarıyla, yazdığı kitaplarla Türkiye de ve yurtdışında tanınmış, beğenilmiş, sevilmiştir. Kışlalı, üçüncü çocuğu Nilhan ın doğumundan bir ay sonra, Türkiye ye ve Türk insanına katkıları yüzünden, 21 Ekim 1999 sabahı, Ankara da, İran dan gelen emirleri yerine getiren kuklalar tarafından katledilmiştir. Dolunay, Kışlalı ların iki numaralı evlatları ve benim karımdır. Sevgisi, iradesi ve kemanıyla, zorla yaşamıma girmiş, hayatımı altüst etmiş, 1974 doğumlu bir gençtir. Muhteşemdir. 57 yıllık ömrümün son 20 yıla yakın bölümünde, kendimi onun avcunun içindeki ekmek kırıntısı gibi görerek, dünyanın en mutluları arasında yer buldum. O nun, Tanrı tarafından bana lütuf olarak gönderilmiş bir melek olduğu düşüncem hiç değişmedi. Bu şeytani meleğin kişiliği hakkında da fikir edinecek, sonunda mutluluğumun boyutlarını anlayıp bana imrenecek ve şüphesiz, bir yandan da, Allah kolaylık versin diyeceksiniz. Altınay, Dolunay ın ablasıdır. O nu anlamak ve anlatmak zor benim için... Ama Kışlalı ların yetiştirdikleri iki çocuğun kalitesini bilen bilmeyene söyledi zaten Aynı anne ve babaları gibi, birbirinden çok farklı yapılarda ama birbirini tamamlayan iki kardeş Biri gaz pedalı, biri fren!.. Ve bendeniz, arada debreyaj! Her vites değiştirmek

8 isteyenin kuvvetli bir darbeyle en dibe doğru ittiği, külüstür bir araba debreyajı! Ben, Prof. Ahmet Taner Kışlalı nın eski bir kardeşi yim. O benim değerli ağabeyim... Sonra, (büyük maceralardan sonra) damadı oldum. Dama atılacak damat! Aileye katılımım; daha önce ve daha sonra yaşanan kazalar, cinayetler ve büyük sorunlarla aynı oranda çalkantı yarattı. Ama benim neden olduğum darbe, sonu mutlu biten bir aşk hikayesi boyutunda kaldı. Bu hikayeyi de anlatacağım size... Uzun yıllardan beri Batı Avrupa da yaşayan, o tarafta tahsilden sonra gene o tarafta çalışan bir gazeteciyim. Roman yazmasını bilmem, birkaç araştırma kitabım var. Mesleğimi çok severim. Dolunay ve diğer Kışlalı lar hayatıma girinceye kadar da gazetecilik; kalbimde, ruhumda tüm yeri işgal etmiştir. ( Kim kimin hayatına girdi? sorusunun yanıtını da, bu kitabı okurken, kendi değerlendirmelerinizle verebileceksiniz.) * * * Bir çeşit tiyatro Hazırlıksız yakalanmış; rollerini hiç ezberlememiş; genelde şaşkın, sakar, beceriksiz aktörler Kimisi başrol oyuncusu olmaya itilmiş, bir kısmı figüran Ama hepsi doğal İtildikleri sahnede saklanacak delik bulamayınca, hodri meydan deyip karşınıza çıkıyorlar. Bir de seyircilikten ileri gidemeyenler var Sık sık sarıldığımız kara mizah sizi şaşırtmasın, başka türlü altından kalkılmıyor bazı acıların Ölenle ölünmüyor, onların anılarını yaşatmak da bir iş Zaten bilirsiniz ya, ateş düştüğü yeri yakıyor neticede Ve tekrar edelim: Bu kitap, acıları değil, mutlulukları paylaşmak için yazıldı. Bu kitap, bazı insanların, fikirlerin ve gerçeklerin unutulmasını

9 geciktirmek amacıyla yazıldı. Bu kitap, Nilgün ve Ahmet Taner Kışlalı nın anılarına; sadece benim değil, bütün sevenlerinin bir vefa borcu olarak yazıldı. Sıtkı Uluç BİR TÜRK ÜN DOĞUMU Beş yıllık dünya savaşından çıktıktan sonra bir türlü toparlanamayan Fransızlar, savaş harabelerini onarırken, Almanya bunun hesabını er geç verecek diye düşünüyorlardı. Değerleri yıpranmış, onurları kırılmıştı. Birinci Dünya Savaşı nın sonunda, zaferin maliyeti çok yüksek olmuştu. Fransa da kilometre yol tahrip edilmiş, demiryollarının büyük bir bölümü kullanılmaz hale gelmiş, kuzey ve doğu kentleri harabeye dönmüş, enflasyon tehditkar bir boyut kazanmış, 1,5 milyon insan ölmüştü. Aydın ve seçkinler artık yok sayılırdı. Fransızlar çocuk sahibi olmak istemiyorlardı artık döneminde 1,5 milyon artarak 42 milyon olan ülke nüfusundaki bu hareketlenme; Polonya, İtalya, İspanya dan gelen göçmenler ve Orta Avrupa Yahudilerinin Fransa ya geçmelerinden kaynaklanıyordu. Hükümet, 1920 de çıkardığı bir yasayla kürtaja karşı mücadeleyi hedefliyor, hamileliklerini saklayan ve çocuk aldıranlara ağır cezalar verilmesini öngörüyordu. Monarşistler geriye dönüş rüyaları görüyor, Yahudilere karşı hareketler artıyordu. Hitler in 1925 de kurduğu nazi partisi ve SS örgütü; 1929 da yaşanan kara perşembe ve New York borsasından kalkıp Avrupa yı çökerten ekonomik kriz; Stalin Rusyasındaki endişe verici gelişmeler ve geliyorum diyen İkinci Dünya Savaşı

10 Paul ve Yvonne, 1928 de, Paris te tanışıp, birlikte oldular. Aşk, evlilik kararını da beraberinde getirdi ama 18 yaşındaki genç kadın, Yvonne, kendisinden iki yaş büyük olan sevgilisinin 18 aylık askerlik hizmetini tamamlamasını beklemek durumundaydı. Güneyli fırıncıyla Parisli güzel işçinin evlilikleri 1930 da gerçekleşti. Bu ateşli aşkın ilk ürünü olan kız çocuğu, Linette, bir yıl sonra dünyaya geldi. Güneyin, tütün ve şarap üretiminden gelen huzurunu yaşayan kasabalarından La Reole de oluşan bu küçük aile, başlangıçta hiç de mutsuz değildi. Paul, ciğerlerindeki rahatsızlık yüzünden fırıncılıktan vazgeçmiş, şehirlerarası otobüs şoförlüğüne başlamıştı. Yakışıklı ve çapkındı. Linette büyürken, küçük kaçamaklar dışında, ailesine sahip çıkıyor, işçi olarak çalışmayı sürdüren karısını seviyordu. Düzen 1939 da bozulmaya başladı. Seferberlik ilan edilmiş, Paul askere çağırılmıştı. Linette le yalnız kalan Yvonne, savaşın başında hükümet tarafından evine yerleştirilen bir Fransız subayla aynı çatı altında yaşamak zorunda bırakıldı. Yvonne güzel bir kadındı. Fransa nın bir bölümünün 1940 da işgal altına girmesi ve karanlık yılların tekrar başlaması güneye de yansıyordu ama yaşam, Alman postallarının girmediği bölgelerde daha farklıydı. İkinci Dünya Savaşı`nın başında, cephede savaşan genç bir adam, Paul, kendisine ulaştırılan bir ihbar mektubu eline geçtiği gün her şeyi unutmuş, izin alarak evine dönmek için de her yolu denemiş ve başarılı olmuştu. Mektupta, karısının, evdeki Fransız subayla birlikteliği çok ilerlettiği; kocasını aldattığı yazıyordu. Küçük Linette ten kendisine baba demesini isteyecek kadar ileri giden Fransız subay, hışımla eve dönen gerçek baba tarafından, çocuğun ve annesinin gözleri önünde, feci şekilde dövüldü. Yvonne, o yağmurlu gecede sokağa atılmış, Paul kendini karakolda bulmuştu. Olayın hassasiyetini değerlendiren Fransız yetkililer, subayı evden uzaklaştırdılar ve işi büyütmemek için, silah altındaki izinli asker hakkında takipsizlik kararı aldılar. Yvonne bir süre ortadan kaybolurken, Paul çocuğunu babasına ve kız kardeşi MarieJeanne a emanet ederek cepheye döndü.

11 Fransızlar, Almanlara çabuk teslim olmuşlardı. Silah altındaki askerler zorunlu terhis edildiler ve Paul yıl sonunda evine döndü. Yvonne u affetti ve hamile bulduğu karısına kucak açıp aileyi tekrar birleştirdi. Savaş yıllarında değerler, yaklaşımlar ve değerlendirmeler farklıydı. Pierrot 1941 de doğdu. Babasının kim olduğu, ailenin en yakın fertleri tarafından bile bilinmiyordu ama kasabada ona çok benzeyen bir adamın varlığı herkesi rahatsız ediyordu. Okula başladığı zaman, küçük ve muhafazakar kasabanın insanları ona piç diyecek, arkadaşları gerçek babası olduğu varsayılan adamın adını haykırarak onunla alay edecek, daha sonraki yıllarda da üvey anne, çocuğa ağır gerçekleri zamanından çok önce ve insafsız ifadelerle anlatacaktı. Önce annesinden kopartılan, Fransız polis birimlerine katılıncaya kadar aile içinde dışlanan ve gerçek babasını tanımak için, kaybettiği annesini yıllarca arayan Pierrot, 22 yaşında evlenecek, bir yıl sonra baba olacak, ama piçlik damgası bu ailede de huzur bulmasını engelleyecekti. Pierrot, 27 yaşında, annesini aramak üzere evden ayrıldıktan sonra, önce ablası Linette e uğrayacak, kapının yüzüne kapanması üzerine tabancasını şakağına dayayarak yaşamına son verecekti. Savaş ve işgal yıllarında, 1943 te, PaulYvonne çiftinin bir kızları daha dünyaya geldi. Nicole Yıpranmış bir ilişkinin bu son bebeği doğduğu zaman, abla Linette 12 yaşını tamamlamıştı bile... Annesinden nefret ediyor, kadının Nicole e yansıttığı sevgi onu iyice çileden çıkarıyordu. Nicole, ailede gerçek anlamda anne sevgisiyle büyüyen tek çocuk olma şansını yaşadı ama bu uzun sürmedi. Paul ve Yvonne un evlenirken birbirlerine verdikleri sadakat sözü çoktan unutulmuştu. Ve savaş sonrası dönemin en karanlık Fransa sında, güneydeki o kasabada, bugün bile belgelenemeyen, izah edilemeyen olaylar yaşandı.

12 Linette, babasının karşısına geçip, Ya o, ya ben diyecek yaşa geldiği zaman, 1950 de, Yvonne evden kovuldu. Abla, bir süre iki çocukla ilgilendi ama Pierrot ve Nicole ün, MarieJeanne halanın himayesine aktarılmaları uzun sürmedi. Yedi yaşında annesiz kalan küçük Nicole artık halasını anne bilecek, terzilik yapan bu iyi yürekli kadın tarafından yetiştirilecekti. Yıllar, yıllar sonra, Nicole çoktan Nilgün adını almışken, kendisinin hayat hikayesini yazmaya heveslenen damadı için tuttuğu notlarda, kendine özgü, güzel Türkçesiyle o dönemi şöyle anlatıyor: Minnacık, minnacık bir çocuk. Terk edilmiş anasından Bir sabah uyandığında, babasını şöminenin önünde ağlarken görmüş. Sürekli, Şimdi ben ne yapacağım diyormuş o baba... Formül bulmuş. Bana dedi ki, Kızım ben bir babayım. Sana bakamıyorum. En iyisi seni halana yollayayım. Sana iyi bakar. Senin yaşında bir kuzenin var. Mutlu olursun. O günü hiç unutmam. Mutluluktan uçuyordum. Kuzenlerle yaşayacağım, oynayacağım ve çok sevdiğim bir insanın yanına gideceğim. Çok mutlu iki sene geçirdim halamın yanında. Bana kendi çocuğu gibi baktı, sevdi. Taa ki dokuz yaşıma gelinceye kadar O zaman, babama bir ültimatom verdi: Ya bu çocuğu tamamen bana vereceksin veya aile yaşamını düzene sokacak, yeniden evlenecek ve çocuğunu yanına alacaksın. Çünkü bu çocuk büyüyor, gelecekte senden hesap soracaktır Serseri babam, bütün metresleri arasından bir seçim yapmak zorunda kaldı ve Henriette i en iyisi zannederek seçti. Ama ne seçim! Kendisinden 10 yaş büyük bir kadın! Mutsuz bir evlilik ama çok güzel, varlıklı ve bakımlı bir kadın Karar verildi, yuva kuruldu. Hanımefendi kasabada yaşamayı kabul etmedi, Bordeaux ya taşınıldı. Bir lokanta açıldı, Henriette işin başına oturtuldu. Babam başka, genç

13 kadınlarla Bazen bir ay ortadan kaybolur, bunun iş için olduğunu herkese yuttururdu. Babam olağanüstü bir insandı. Ona göre hayat güzeldi, neşeliydi. O, mesuliyeti olmayan bir kuştu. Her zaman güler yüzlüydü, herkes ona inanırdı. O nun yanında hayat kolay ve güzeldi. Bana ilk sigarayı, ilk içkiyi babam ikram etti. Tabii bunu hep gizli yapıyorduk çünkü Henriette, cici annem, çok ciddi bir kadındı. Beni çok iyi eğiterek büyüttü. Şapka ve eldivensiz evden çıkamazdım. Her cuma gecesi operaya gitmemiz şarttı. Bana bir elbise alınacağı zaman önce kendisi mağazaya gider, üç tane seçer ve daha sonra beni göndererek onlardan birini beğenip almamı isterdi. Başka bir giysi beğenmeye hakkım yoktu. İlk vizon mantomu 17 yaşımda aldı. Benim için değil, etrafa gösteriş için Lokantada büyük balolar düzenlenirdi ama hep yaşlı insanlar katılırdı. Beni dansa kaldıracak bir tek genç olmazdı. Ne kadar mutlu bir gençlik geçirdim! 12 yaşıma kadar, Annem kim? Annem nerede? diye soruyordum. Yok, öldü dediler. Bu cevaplar beni tatmin etmiyordu. Niçin hiç fotoğrafı yok? diye sordum. Cici annem üzülmesin diye hepsi yok edilmiş Ne biçim baba ki sorular karşısında işin derinini düşünmüyor bile!.. Hep bir anne özlemiyle yaşıyordum. Bir gün annem bir yerlerden çıkıp geliverecek diye bekliyordum. Hayal işte Bu konu tabu olduğu için fazla üzerine gidemiyordum. Her sene, anneler gününde, halama kart gönderiyordum. Cici annem beni bir gün bile öpmedi ama her sabah ve her akşam kendisini öpmemi isterdi. Ne şefkat! Büyüdüm, genç kız oldum. Babam gene kaçamaklarda, başımda cici anne var O zamanlar tanımadığım bir ablam vardı. Evi çoktan terk etmiş, Birleşmiş Milletler de çalışan bir adamla evlenmişti. Dünyayı geziyordu. Linette, bir gün gizlice babamı ziyarete gelmişti.

14 Bana acıdı ve onlara gidebileceğimi söyledi. Evden kaçtım, Cezayir e, yanlarına gittim. Bir sene orada kaldım. Evden kaçmam cici anne için bir utanç olmuştu. Babam o gün bütün Fransa polisini ayağa kaldırmış. Eniştem evi arayıp Cezayir de olduğumu bildirince panik son bulmuş. Babam rahatlamış ama cici annem günlerce hasta yatmış, uzun süre evden dışarı çıkamamış. Ben perişandım. Babamı seviyordum ve özlüyordum. Sanıyorum o, dünyanın en pasif, sorumsuz ama en iyi insanıydı. Yıllar sonra, kendisinden 30 yaş küçük bir metresine spor araba hediye ettiğini öğrenmiştim. Aslında onu hiç tanımıyordum. Nilgün ün notlarına zaman zaman döneceğiz. Karısını evden kovan ve çocuklarına onun öldüğünü söyleyen Paul, eski metreslerinden birini, Henriette i eve almış, onunla yaşamaya karar vermişti. Linette, bu ihaneti affetmedi, evi terk etti. Babasına öylesine âşıktı ki!.. Nicole ve Pierrot nun, 1950 de evden kovulan annelerini son görüşleri de o yıl oldu. Henüz boşanmadığı kocasına iki küçüğü görmek istediğini söyleyen, yalvaran Yvonne, birkaç saatlik izin alabildi ama bu görüşme, rakip kadın Linette in kontrolünde, evde gerçekleşecekti. Yvonne evin kapısından girince önce Nicole e, sonra oğluna uzun süre sarıldı. Onları öptü. Getirdiği küçük hediyeleri verdi. Ama Linette in tahammül sınırı zorlanmış, kavga çabuk başlamıştı. Görüşme uzun sürmedi. Ve o yıl, Yvonne, büyük baskılara dayanamayarak boşanmayı kabul etti. Savaş sonrası kargaşa ve resmi makamlardaki ciddiyetsizlikten olsa gerek, bu boşanmanın belgeleri, herhalde rakip kadın tarafından, hep gizli tutulabildi. İşin ilginç tarafı, yıllar

15 sonra yapılan araştırmada, değil Yvonne un boşanma belgeleri, evlilik kayıtları bile bulunamıyordu. Nüfus kayıtlarında bu evlilik hiç yer almıyordu! O tarihten itibaren, Yvonne a üç çocuğunun da öldüğü; çocuklara, en azından iki küçüğe, annelerinin artık yaşamadığı anlatıldı. Nasıl inandırıcı olunduğu bilinmez ama çok uzun yıllar sonra, önce Pierrot annesinin hayatta olduğunu düşünerek onu bulmaya çalışacak, hedefe ulaşamadan tabancasını şakağına dayayıp tetiğe basacaktı. Nicole ise, 40 yıldan fazla bir süre sonra, annesinin hayatta olduğunu tesadüfen öğrenecekti.... Yvonne un aile haritasından silinmesi ve Henriette in üvey anne olmasından sonra Paul deniz kenarında bir lokanta satın aldı. Kendisi şoförlüğü sürdürüyor, Henriette lokantayı işletiyordu. Evlenen Linette uzakta, Pierrot ve Nicole üvey annenin yanında yaşıyordu. Pierrot, üvey anne tarafından sevilen kardeşi Nicole ün mutluluğunu, imrenerek izliyordu. Yaramaz ve uslanmaz çocuğun evi terk etmesi, evden kaçması, 1960 da, aileyi oldukça sarstı. Nicole artık özgürlüğünü istiyor, önce ablasının yanına, Cezayir e; sonra eğitim ve çalışma amacıyla Paris e, halasının yanına gidiyordu. Anne gibi sevdiği MarieJeanne ona gene kucak açacak, iki çocuğuyla birlikte Nicole ü de barındıracaktı. Nilgün ün notlarına dönelim: Bir yıl Cezayir de yaşadıktan sonra eniştemin Paris e tayini çıktı. Enişte bana iş buldu. Çok gayretliydim. İngilizce öğrenmeye karar verdim. Ama akıllı, yakışıklı, efendi bir adamla tanıştım ve İngilizce işi yattı. O adam benim ilk, tek ve büyük aşkım oldu. Gözüm artık hiçbir şey görmüyordu. İki sene sonra evlenme teklifi alıp mutluluktan uçtum... Nicole ün sözünü ettiği akıllı, yakışıklı ve efendi adam ın adı Ahmet Taner Kışlalı ydı.

16 PARİS TE İLK TANGO Şimdi, Fransa nın başkentinde doktorasını yaparken, İngilizce dersinde gönlünü Fransız güzele kaptıran Ahmet Taner Kışlalı nın, 30 yıl sonra, Nilgün adında bir kitap yazılması projesine katkı için kaleme aldığı notlara göz atıyoruz. Anlatıyor Kışlalı : Nilgün le 1966 yılının sonbaharında tanıştık. Doktora tezimi hazırlarken, bir yandan da İngilizce öğrenmek istemiştim. Özel kurslar pahalıydı. Boulevard Raspail deki Amerikan Kültür Merkezi ne yazıldım.nilgün daha ilk derste dikkatimi çekti. Sınıftaki genç kızların en güzeliydi. Aynı zamanda en ışık saçanı Kurslar akşam saatlerindeydi. Bir gün, iki ders arasında, herkes birbiriyle sohbet ediyordu. O zamanki adıyla Nicole de, birisi Yugoslav olan iki gençle konuşuyordu. Yanlarına yaklaştım, sohbetlerine katıldım. Bir ara, Nilgün e, Türk mutfağını tanıyıp tanımadığını sordum. Cezayir mutfağını tanıdığını söyledi. Benzemediğini anlattım ve cumartesi akşamı için yemeğe davet ettim. Boulevard Saint Michel in Sein nehri ile kesiştiği yere yakın bir Türk lokantası vardı. Sahibi Türk Yahudisi olan Aux Vieilles Trousses. Porsiyonları küçük, ama ucuz bir lokanta. Cumartesi akşamları boş masa bulabilmek için gençler kuyruk oluştururlardı. Yemekten sonra, yanlış hatırlamıyorsam, Aux Trois Mailles isimli bir caz klübüne gittik. Quartier Latin de Nilgün e daha önce caz sevip sevmediğini sormuştum. Yürürken cebimden naneli bir tic tac alıp ağzıma attım. Kendisine de bir tane uzattım ve hazmı kolaylaştırdığını söyledim. Sonradan bana anlattığına göre, verdiğim şekerin uyuşturucu olmasından korkmuş, çaktırmadan cebine atmış Fransızcam pek işlek değildi. Ben de çok konuşkan değildim. Ama Nilgün susmuyordu! Benim hiç tanımadığım ve ilgimi de pek çekmeyen kişilerden söz ediyor, mutlaka anlatacak bir şeyler buluyordu. Bu durum, sessiz olan ve sessizliği bozmakta zorlanan benim

17 işime geliyordu. İlk sorti fena geçmemişti. Paraya kıyıp evine kadar taksiyle götürdüm ve Rue du Sommerard da bulunan ucuz otelime, son metro da gittiği için, yürüyerek dönmek zorunda kaldım. O, Avenue François Premier gibi çok şık bir semtte, çok varlıklı bir ailenin saray gibi evlerinde kiracıydı. Ayrı banyosu ve yatak odası vardı. Fransız İşverenler Ulusal Konseyi nde Genel Sekreter Yardımcısı Christian Allais in sekreteri olarak çalışıyordu. İşinde kısa zamanda yükselmiş ve yaşına göre çok başarılı bir konuma gelmişti. Bordeaux lu idi. Tanınmış bir sekreterlik okulu olan Piaget yi bitirmişti. Çok başarılı bir öğrenci olduğu halde ailesi yüksek öğrenim yapmasını istememişti. Sen kızsın, fazlasına gereksinmen yok demişlerdi ona Üstelik de, o zamanlar, babasının lokantasında çalışıyordu. Okuyup da ne yapacaktı? Artık sınıfta Nicole ün yanında oturuyordum. Birlikte ucuz sinemalara gidiyorduk. Öğrenci merkezinden aldığım numarasız biletlerle, Olympia daki konserleri kaçırmıyorduk. Tiyatrolara, operetlere gidiyorduk. Çok başlardaydı. Bir keresinde o nu götürecek bir film arıyordum. Cengiz Ayıtmatov un kitabından uyarlanan bir Kırgız filmi dikkatimi çekti: İlk Öğretmen Bu filmle ilgili çok iyi eleştiriler çıkmıştı. Üstelik de, yabancı bir ülkede, biraz milliyetçilik damarlarım kabarmıştı. Gittik. Film gerçekten de güzel ve etkileyiciydi. Başroldeki sarışın kızın adı da Altınay dı. Yıllar sonra Nilgün le evlenip ilk hamileliğini yaşarken ben kararımı vermiştim. Doğacak ilk çocuğumuz erkek olursa adını Kürşat koyacaktım. Nihal Atsız ın çocukluğumda okuduğum Bozkurtların Ölümü kitabı beni çok etkilemiş olmalıydı. Ama doğacak çocuk ya kız olursa? Seçimi Nilgün e bıraktım. Düşündü. Biliyor musun? dedi, Seninle gittiğimiz o Kırgız filmindeki kızın adı çok güzeldi. İyi de, çoktan unutmuştum o adı ben Ayıtmatov un kitaplarını karıştırıp bulmak gerekmişti. İkinci hamileliğinde, çocuk erkek olursa isim gene

18 hazırdı. Kubilay Kafiye Hep ay lar üzerine Ama ya yine kız olursa? Kız olursa, demokratik ailede seçim hakkını elbette ki, bu kez de, karıma bırakmıştım. Sen gene Ayıtmatov un kitaplarını karıştırıver dedi. Dolunay ismini de öyle bulduk. Evlenmeye karar verdiğimizde hep altı çocuk istediğini söylerdi. Ama Altınay dan sonra pes etti. Dolunay için istek ve ısrar benden gelmişti. Ya üçüncü bir kız daha olsaydı? Nilgün bu soruyu hep kahkahalarla karşılardı: Altınay ve Dolunay dan sonra üçüncü kız olursa adını Şinanay koyarız!..... Amerikan Kültür Merkezi nde, Nicole den çok hoşlandığı belli olan bir Yugoslav genç vardı. Hep o na yakın bir sıraya oturmaya özen gösterirdi. Bir gün Nicole ün sırasının üzerinde bir gül gördüm. Yugoslav ın verdiğini söyledi. Amerikalı bayan öğretmenimiz tahtaya bir şeyler yazıyordu ki, gülü alıp sıranın altından bacağına dürttüm. Belki de kıskançlıktan Ve Nicole ün kahkahaları kadar ünlü çığlıklarından biri ile tanışmış oldum. Herkes bize döndü. O mahçup, kızardı. Ben, bir şey olmamış gibi defterime not almaya devam ettim. Daha sonraki aylarda, arkadaşlarla birlikte gittiğimiz iki sinemada da benzer olaylar yaşadık. Nicole, filmde beklenmedik bir şey olunca çığlık atıyor, herkes kahkahayı basınca de ben utanıyordum. Sanki o na bir şey yapmışım gibi İkinci olay çok küçük bir sinemada geçmişti. Jean Paul Belmando nun Le Voleur ü (Hırsız) oynuyordu. Belmando, babasının mallarına el koymuş olan amcasından kazık yemiş bir tatlı serseri, hırsız rolündeydi. Artık amcası ölüm döşeğindeydi. Belmando, amcasının vasiyetini okuyor ve aslında babasının olan tüm mallarını sevgilisine bıraktığını görüyordu. Eline kağıdı kalemi alıp, amcasının yazısını taklit ederek, tüm malları kendisine bırakan yeni bir vasiyet yazmaya koyulmuştu ki, amcasının birden gözlerini açtığı görüldü. Yeğeninin ne yaptığını anlamıştı. Yanındaki çekmeceyi çekip tabancasını aldı. Sırtı kendisine dönük olan Belmando ya

19 doğrulttu. Ve Nicole ün kocaman bir Non çığlığı, küçücük sinemada yankılar yaptı. Amca silahı yerine bıraktı. Ölmüştü. Sinema kahkahadan kırılıyordu Aralık sonlarında, Mahmut ağabeyimin daveti üzerine, Noel ve yılbaşı tatillerini birlikte geçirmek üzere Münih e gittim. Ben yokken Nilgün otelime gelip kocaman bir şişe Guerlian kolonyası bırakmış. Otel arkadaşlarımdan Erdener inip almış. Ve sonra da Erdal ile Artun a şöyle demiş: Ahmet ayvayı yedi! Bu kızla evlenir Oysa daha önceki başka kız arkadaşlarımı tanıyordu. Ve benim kolay evlenebilecek birisi olmadığımı düşünüyordu. Daha sonra diğer arkadaşlarım da Nicole ü tanıdılar ve onu çok sevdiler. Erdal ın, bir gün, Nicole ü bir kenara çekip, Bak sen iyi bir kızsın. Ahmet de çok iyidir ama evlenmeyi düşünen bir adam değil. Sana yazık olur! dediğini yıllar sonra öğrendim. Çok sonraları, evlenme gündeme geldiğinde de, Nilgün ü vazgeçirmeye çalışan çok olmuş. Otelimin işletmecisi Monsieur Victor dan, patronu Monsieur Allais ye kadar çok kişi Victor o na işlerin Paris teki gibi yürüyemeyeceğini anlatmış. Burada iyidirler ama ülkelerine dönünce değişirler demiş. Monsieur Allais, Fas ta bulunmuş bir arkadaşı ile tanıştırmış o nu Ve bir Arap ile evlenen bir Fransız kızın öyküsünü anlattırmış. Ha Türk, ha Arap; hepsi müslüman ya(!) Bir tek halası Tati (Marie Jeanne) çıkmış, cesaretini kırmak istemeyen Seviyorsan, kararlı isen, hayırlı olsun! demiş. Nişanlanmak için Türkiye ye geldiğinde de, Fransız Elçiliği nde nasıl beni odaya almayıp onu vazgeçirmeye çalıştıklarını anımsıyorum. Ama Nilgün ün herkese verdiği yanıt aynı idi:

20 Seviyorum! Aşkım uğruna her şeye katlanabilirim!.. Aslında, dolaylı olarak, onu evlenmekten vazgeçirmeye çalışanlar arasında ben de yer almıştım: Bak, iyi düşün Türkiye de benim kazanabileceğim para çok az olacak. Nasıl bir iş bulacağım bile belli değil. Sosyal mesken bir kooperatif daire dışında hiçbir şeyim yok! Yanıtı hep aynı idi: Seninle bir çadırda bile yaşamaya razıyım!.... Nicole e yönelik beğenim giderek sevgiye dönüşüyordu. Hep güler yüzlü, neşeli, cana yakın ve en önemlisi de, çok doğal dı. Benden çok farklı bir ortamda, çok farklı bir biçimde yetiştirilmişti. Bir şeyi söylemesi için kafasında uzun uzun tartmak gereği duymuyordu. Aklına geldiği gibi, içinden geçtiği gibi söylüyordu. Sevgiyi saklamanın değil, dışa vurmanın erdemine inanıyordu. Ben de onu tanıdıkça sevginin sevgiyi beslediğini anlamaya başladım. Yadsımaya çalışsam da, o benim için giderek vazgeçilmez oluyordu. Bir gün bile görmesem eksikliğini hisseder olmuştum. Çok temiz ve çok çalışkandı. Bir yandan işinde arı gibi çalışıyor, öte yandan benim doktora tezimi okuyup Fransızcasını düzeltiyor ve daktilo ediyordu. Sonra da, kendine yeterince güvenmediği için, bazı bölümlerini Monsieur Allais ye gösteriyor ve düzeltilecek başka şeyler olup olmadığını anlamaya çalışıyordu. Olağanüstü pratik zekalı ve tez canlıydı. O nun doğum günü 21 Haziran, benimki ise 10 Temmuz du. İkisini birleştirip, 1 Temmuz günü, evinde bir parti yapmaya karar vermiştik. Ben o na armağan olarak, küçük bir şişe L Air du Temps almıştım. O da bana Cacharel bir gömlek. Çok güzel olan paketi ağır ağır, bozmadan açmaya çalışıyordum ki, dayanamayıp elimden aldı. Cart diye yırtıp gömleği önüme koydu. Gözlerimin içine bakıyordu. Bir an önce armağanını görmemi, almamı ve tepkimi, yani mutluluğumu göstermemi istiyordu.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim İŞİTME ENGELLİ GÜL USTABAŞ GENÇ İŞİTME ENGELLİLER NORMAL OKULLARDA KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNE TABİ OLMALI. İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE NORMAL İNSANLAR GİBİ HATTA ONLARDAN DAHA AZ SORUN YAŞIYOR SORU-- Kısaca

Detaylı

Zengin Adam, Fakir Adam

Zengin Adam, Fakir Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Zengin Adam, Fakir Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda.

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. TÜRKÇE 12-13: OKUMA - ANLAMA - YAZMA OKUMA - ANLAMA 1: Rezervasyon Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. Duşlu olması şart. Otel görevlisi: Tek kişilik odamız kalmadı

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) ÖZEL GÜNLER Aşağıdaki önemli günlerden

Detaylı

Çok Mikroskobik Bir Hikâye

Çok Mikroskobik Bir Hikâye Çok Mikroskobik Bir Hikâye ÜMMÜŞ PÖRTLEK İlköğretim Okulu nda sıradan bir ders günüydü. Eğer Hademe Kazım, yine bir gölgelikte uyuklamıyorsa, birazdan zil çalmalıydı. Öğretmenimiz, gürültü yapmadan toplanabileceğimiz

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi Asuman Beksarı J. Keth Moorhead Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. sözünü Asuman Beksarı için

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör.

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör. Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Eylem ve eylemsilerin anlamalarını durum yönünden tamamlayan zarflardır. Eylem ya da eylemsiye

Detaylı

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz.

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. YARATICI OKUMA DOSYASI En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. MAVİŞ Mavişe göre Dünya nın ¾ nün suyla kaplı olmasının nedeni nedir?...... Maviş in gözünün maviden başka renk görmemesinin

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

Söyleyiniz. 1- Çağdaş caddeye neden koştu? 2- Kazadan sonra Çağdaş a kim yardım etti? Sözcük Sayısı : 56

Söyleyiniz. 1- Çağdaş caddeye neden koştu? 2- Kazadan sonra Çağdaş a kim yardım etti? Sözcük Sayısı : 56 SAAT TUTARAK METİN OKUMA-1 KAZA Çağdaş ile Cevat cadde kenarında top oynuyordu. Top caddeye kaçtı. Çağdaş topun arkasından koştu. O sırada caddeden geçen minibüs Çağdaş a çarptı. Çağdaş yere düştü. Cevat

Detaylı

Einstufungstest / Seviye tespit sınavı

Einstufungstest / Seviye tespit sınavı Einstufungstest / Seviye tespit sınavı Dil: Türkçe Seviye: A1/A2 1. Günaydın, benim adım Lavin, soyadım Çeşme. (a) Günaydın ben adım Lavin, soyadım Çeşme. Günaydın benim ad Lavin, soyad Çeşme. 2. Ben doktorum,

Detaylı

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Yüksekova ve Cizre nin il yapılacağı duyuldu, 70 küsur ilçe Ben de istiyorum diye ayağa kalktı. Akhisar, Tarsus, Nazilli, Alanya,

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ Onur BİÇER Yüksekokulumuza 2006 yılında görevime başlamış olup 2008 yılında kazanmış olduğum muhasebe ve vergi uygulamaları (İÖ) Programını okuyup 2010 yılında

Detaylı

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana.

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana. Konu: "Woyzeck ve "Matmazel Julie Adlı Eserlerde Kullanılan İmge ve Simgelerin Eserlerin Tezlerine Katkısı Adı-Soyadı: Halil İbrahim Yüksel No: 149 Sınıfı: 11-D WOYZECK VE MATMAZEL JULIE DE İMGE VE SİMGE

Detaylı

Dünya Onlarla Daha Renkli

Dünya Onlarla Daha Renkli Dünya Onlarla Daha Renkli Okudunuzsa bileceksiniz, yıllar önce yayımladığım bir kitaba, Dünyanın sahipleri arasında biz insanların yanı sıra başka canlılar da olduğunu ilk ne zaman düşünmüştüm? diye bir

Detaylı

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ www.armtr.org Yazan: Billur Demiroğulları Çizen: Yasemin Erdem Kontrol: Özlem Küçükfırat Bilgi (Çocuk Gelişim Uzmanı) Bu hikaye kitabının her türlü yayın hakkı Anorektal

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan Karganın Rengi Siyah! Siyah mı? Evet Emre, siyah. Kara değil mi? Ha kara, ha siyah Cenk, bence kara ile siyah arasında fark var. Arkadaşım Cenk le hâlâ aynı şeyi, kargaların rengini tartışıyoruz. Galiba

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ 10 KASIM ATATÜRK Ü ANMA ŞİİRLER 10 Kasım geldi işte Üzgünüz biz milletçe Atatürk! ü anarız O bizim kalbimizde 10 Kasım geldi işte Koşarız Anıtkabir e Atatürk ü anarız

Detaylı

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü Henry Winker İllüstrasyonlar: Scott Garrett Çeviri: Bengü Ayfer 4 GİRİŞ Bu sendeki kitaplar Dyslexie adındaki yazı fontu kullanılarak tasarlandı. Kendi de bir disleksik

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır.

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR En Kıymetlim, Sonsuz AĢkım Gözlerinde sevdayı bulduğum, ellerinde

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

DEMET İN PAMUK DEDESİ İLE AŞÇI NİNESİ

DEMET İN PAMUK DEDESİ İLE AŞÇI NİNESİ DEMET İN PAMUK DEDESİ İLE AŞÇI NİNESİ Bir yaz mevsimiydi. Demet okulların kapanmasına sevinmiş, evlerinin bahçesinde koşturuyor ve bisiklet sürüyordu. Bisikleti babası ona derslerindeki başarısından dolayı

Detaylı

Evliliğin Yazısız Kuralları!..

Evliliğin Yazısız Kuralları!.. On5yirmi5.com Evliliğin Yazısız Kuralları!.. Evlilik insan hayatının en önemli dönüm noktası. Peki iyi günde kötü günde evlilik nasıl olmalı? Aklınızdaki bütün sorulara bu röportaj cevap verecek!.. Yayın

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN TEŞEKKÜR Kısa Film Senaryosu Yazan Bülent GÖZYUMAN Sahne:1 Akşam üstü/dış Issız bir sokak (4 sokak çocuğu olan Ali, Bülent, Ömer ve Muhammed kaldıkları boş inşaata doğru şakalaşarak gitmektedirler.. Aniden

Detaylı

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ AYIN TEMASI: OKULUM BEN KİMİM? *Kendi isimlerimizi söyleyerek, arkadaşlarımızla tanışma. *Sınıfımızı ve öğretmenimizi öğrenme. *Arkadaşlarımızın isimlerini öğrenme. *Okula

Detaylı

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM Bu zamana kadarki okul hayatım boyunca birçok öğretmenim oldu. Şu an düşündüğüm zaman, aslında her birinden bir şeyler öğrendiğimi ve her birinin hayatımın şekillenmesinde azımsanmayacak

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Yayınevi Sertifika No: 14452 Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Genel Yayın Yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi Editörü: Ömer Faruk Paksu İç Düzen ve Kapak: Cemile Kocaer ISBN: 978-605-9723-51-0 1. Baskı:

Detaylı

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Kirpiklerimin Gölgesi

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Kirpiklerimin Gölgesi ŞEBNEM İŞİGÜZEL Kirpiklerimin Gölgesi ŞEBNEM İŞİGÜZEL 1973 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi nde antropoloji okudu. İlk kitabı Hanene Ay Doğacak 1993 yılında yayımlandı. Aynı yıl Yunus Nadi Öykü Ödülü

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU BULUTLAR SINIFI EYLÜL AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU BULUTLAR SINIFI EYLÜL AYI KAVRAM VE ŞARKILAR YAŞASIN OKULUMUZ Daha dün annemizin kollarında yaşarken Çiçekli bahçemizin yollarında koşarken Şimdi okullu olduk Sınıfları doldurduk Sevinçliyiz hepimiz yaşasın okulumuz. ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI

Detaylı

TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI

TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI Güneşli bir günün sabahında, Geyikçik uyandı ve o gün en yakın arkadaşı Tavşancık ın doğum günü olduğunu hatırladı. Tavşancık arkadaşlarına her zaman yardımcı oluyor, ben

Detaylı

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI ULAŞIM VE TRAFİK HAFTASI * Trafiğin tanımı yapıyoruz(yayalar,taşıtlar vb.) *Trafik işaretlerini öğreniyoruz. Trafik polisinin görevlerini öğreniyoruz.

Detaylı