DERNEĞĐMĐZĐN FAALĐYETLERĐ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "DERNEĞĐMĐZĐN FAALĐYETLERĐ"

Transkript

1 DERNEĞĐMĐZĐN FAALĐYETLERĐ Derneğimiz, 28/05/2008 tarihinde dayanışma ve kardeşlik yemeği düzenledi. Toyota Plaza da yapılan dayanışma ve kardeşlik yemeğine çok sayıda üye ve dost katılımı gerçekleşti. Bu katılım, derneğin toplumda kabul görmesi açısından önemli bir gösterge olarak algılanmıştır. Gecede topluma birlik ve beraberlik mesajının yanı sıra Atatürk Đlke ve Devrimlerine sahip çıkmanın önemi vurgulanırken, laik Cumhuriyetin yıpratılmasına müsaade edilmemesi için herkesin üzerine düşeni yapması gerektiği hatırlatıldı. Dernek Başkanı Nihad YENMĐŞ, yemeğin açılış konuşmasında şunları vurguladı: Derneğimizin dayanışma ve kardeşlik yemeğine hoş geldiniz. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. Derneğimiz; bu etkinliği -kuruluşu çok yeni olması nedeniyle- kendini tanıtma, kardeşliği pekiştirme ve toplumun siz duyarlı bireylerinin aramıza katılımını teşvik amacıyla düzenlemiştir. Bu birliktelik hiç kuşku yok ki bize güç verecek ve azim kazandıracaktır. Saygı değer konuklar! Alevi-Nusayri inancını taşıyan, millî değerlere ve Atatürk Đlke ve Devrimlerine sıkı sıkıya bağlı ve bunların yılmaz savunucuları olan temiz bireylerin sesi olan AKAD, Türkiye Cumhuriyeti nin yarattığı kültür değerlerine ve dini kardeşliğe sahip çıkmak ve toplumun dini ve kültürel değerlerinde başvuru mercii olmak için vardır. AKAD, bin dört yüz yıllık inanç mirasını yaşatmak, bunları toplumun bilgisine doğru bir şekilde sunmak ve aynı zamanda alanında uzman, çağdaş, laik, Atatürkçü inanç önderlerini yetiştirmek için vardır. Kısacası AKAD; çağdaş Atatürk Türkiye sinde kardeşliği, birlikte yaşama arzusunu, barış ve dostluğu sürekli kılmayı ve bu ülkenin bölünmez bütünlüğünü korumayı kendine ilke edinmiş bir demokratik kitle örgütü olarak vardır. Saygı değer konuklar! Bazı çalışmalarımızda sizlere ulaşmada, yeterli eleman ve donanımızın olmayışından dolayı güçlük çekiyoruz. En kısa zamanda bu sıkıntımızı çözmek için gayret edeceğiz. Böyle güzel bir topluluğu bir arada bulmuşken AKAD olarak bir yıl boyunca neler yaptık, onu belirtmek istiyorum. 1) Đlçemizde ve beldelerimizde tanıtım toplantıları yaptık. 2) Fikir ve ilim konularında bilgi aktarımı için AKAD adlı dergi çıkardık. 3) Đlçemiz dışındaki kardeşlerimizle iletişimi sağlamak için web sitesi kurduk. 4) Değişik zamanlarda basında çıkan ve bizleri rencide eden konularda cevap niteliğinde basın açıklaması düzenledik. 5) Dernek binamızda cumartesi günleri söyleşiler düzenledik ve bunu düzenli olarak yürüttük. Değerli dostlar, bizim güçlenmemiz sizlerin katkı ve katılımıyla olacaktır. Ağaç yaprağıyla gürler atasözünü hatırlatarak sizleri Derneğimize üye olmaya ve Derneğimizi toplumun geniş kesimine hep beraber yaymaya davet ediyorum. Sözlerimi bitirirken gecemize katılıp bizlere katkı sağladığınız ve çalışma şevki verdiğiniz için sizlere tekrar teşekkür eder, gönlünüzce bir gece geçirmenizi dilerim. Hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Mahalli sanatçı Semir RAY ın da renk kattığı gecede konuklar gönüllerince eğlendiler. Gecenin bitiminde bu tür etkinliklerin tekrarı temennisinde bulunan konuklar memnuniyetlerini dile getirerek Dernek yönetimine teşekkür ettiler. Derneğimiz, Profesör Doktor Alemdar YALÇIN ın hazırlayıp sunduğu ve Anadolu nun kültür mozaiğinin işlendiği 48 PERŞEMBE adlı programa dünyanın değişik yerlerinden gelen yoğun istek üzerine canlı yayınla katılmıştır. Bu programda ilk olarak AKAD Đnanç Önderleri Kurulu Başkanı Şeyh Mahmut REYHANĐ; yazar, şair, araştırmacı ve tarihçi,

2 kimliğiyle tanıtıldı. Đnanç Önderleri Kurulu üyelerinden Şeyh Hüseyin ŞANLI ile Şeyh Davut TÜMKAYA programa konuşmacı olarak katıldılar. Derneğin tanıtımı ise AKAD Başkanı Nihad YENMĐŞ tarafından yapıldı. Alevi-Nusayrilikle ilgili sorulara bilimsel ve tarihi bir yaklaşımla yanıtlar verildi. Program süresince dünyanın birçok ülkesinden gelen mesaj ve ler programa olan ilginin ne kadar büyük olduğunun göstergesiydi. Đlk kez böyle bir programa katılan Derneğimizin konuya hâkimiyeti, Alevi-Nusayri inancının doğru anlatılması ve inancımız hakkındaki ön yargıların yıkılması açısından AKAD ın başvuru mercii olduğunu göstermiştir. ALLAH (Celle Celalühü) Mahmut REYHANĐ Đnsanoğlu dünyaya gözünü açtığı andan itibaren dünyayı ve tüm kâinatı yoktan var eden yaratıcıyı düşünüp aramaya başlamıştır. Nitekim bir bina kendiliğinden inşa olunamaz, bir yazı kendiliğinden yazılamaz hükmüne göre bu koca kâinatın mutlaka bir yaratıcısı olduğu gerçeği insanoğlunu sürekli meşgul etmiştir. Önceleri bu sorun, insan için kapalı ve kör bir düğümdü. Zira insan, henüz bu maneviyatı kavrayacak ve düşünüp ondan bahsedecek kadar gelişmiş değildi. Daha sonra insanoğlu Taş Devri nden çıkıp yavaş yavaş ve tedrici bir şekilde karanlık dönemlerden aydın dönemlere gelmeye başladı ve artık esrar perdesinin arkasını merak edip araştırmaya heveslendi. Bu konuda başrol oynayan felsefe, büyük gelişmeler kaydetti. Đnsan artık daha bilinçli bir şekilde Allah ı aramaya başladı. Oysa Allah ı arama sürecinde yıldız ve hayvanlara gönlünü kaptıranlar da kendi elleriyle yaptıkları putlara tapanlar da oldu. Bu tatsız ve bilinçsiz hareketler bir şeye delalet ederse, ilk insanın kuram ve düşüncesinin hamlığına delalet eder. Ancak bu basit ve ham zihniyetin, bu bilinçsiz kuramın aynı zamanda fıtri bir özelliğe işaret ettiği unutulmamalıdır. Yani insanın Allah ile tanışmak için sürekli yol araması, doğuştan gelen inanma isteğinin yaşamdaki yansımasıdır. Cenabı Allah, Kur an-ı Kerim de bu süreci bize bildiriyor ve Peygamber Hz. Đbrahim i (a.s) örnek gösteriyor. Hz. Đbrahim (a.s), putlara ve yıldızlara tapılan bir dönemdeydi. Tüm kavmi putperestti. Hz. Đbrahim (a.s.) daha küçük yaşlardayken bir gece dışarıya çıkar, parlak bir yıldız görür ve Đşte, bu benim Rabbim. der. Yıldız batınca, ben batanları sevmem, der. Biraz sonra ay doğunca, aya da bu benim Rabbim der. O da batınca ondan vazgeçer ve Allah beni hidayete erdirmezse vay halime. der. Sabah olup güneş doğunca Tamam der, işte benim Rabbim, bu daha büyük. Güneş de batınca: Ben kendimi Allah a teslim ettim. Doğru bir Müslüman olarak Allah ı her türlü ortaktan tenzih ederim. der. Đbrahim (a.s) hâşâ sümme hâşâ yıldızlara tapacak batıl ve beyhude heveslere kapılmaz. Ancak böyle bir inancın batıl olduğunu göstermek için bu olaya örnek oldu. Hatta kavminin mabedinde bulunan putlara tepki göstermiş ve onları kazmayla birer birer kırmıştı.

3 Gönderilen peygamberler ve indirilen semavi kitapların etkisiyle bu bahsettiğim fıtri inanç güçlenip din mefhumuna dönüştü. Evet, ilim güneşi doğdu, âlimler türedi; felsefe, astronomi, biyoloji, fizik ve diğer bilim dalları şaşırtıcı boyutlara ulaştı. Fakat acaba bu gelişen ilimler Allah ın varlığına inanma yolunu kesti mi? Kesinlikle hayır. Bunu iddia edenlerin durumu, boş bir inatçılıktan başka bir şey değildir. Ateistlerin ürettikleri taktikler akıl ve mantığa aykırıdır. Ben bunların birisiyle karşılaştım. Adam bana karşı çok saygılıydı. Konuşurken çocuklarımın durumunu sordu. En küçüğü şimdi Ankara Üniversitesi nde öğrenimini sürdürüyor, dedim. Ne okuyor, diye sordu. Felsefe dedim. Güldü ve memnun oldum, dedi. Ama kusura bakmayın artık sizinle çatışır. Neden dedim. Felsefe dinle uyuşmaz dedi. Ben de Bu fikrinize katılmam. Đlim dinsel inançlara hiç engel olmaz. Bilakis inançları güçlendirir. Hem de çocuğum her geldiğinde bu konuyu onunla konuşuruz. Aksi kanaatine hiç rastlamadım. Hatta sizin gibi ateist zihniyeti taşıyanlardan söz edince daima bu zihniyetin aleyhinde olduğunu gördüm. Dostum, bunu bil ki Allah ın varlığını inkâr etmek bilimsel bir tutum değildir. Dolayısıyla tutumunuz, bilime tamamıyla aykırıdır. Bunun üzerine dedi ki: Benim bir aklım var, aklıma uymayan bir şeye inanmam. Ben şöyle dedim: Sen eğer Allah ı göstermek için aklını bekliyorsan, kusura bakma o zaman Bakırköy e gidersin. Güldü ve neden dedi. Çünkü dedim, akıl insana her ne kadar doğruyu gösterse de akıl üstü olan sorunlara gelince zorlarsan onu kaybedersin. Zira akıl bazı şeyleri idrak edemez. O zaman akıllı olan, zaman zaman aklına dur diyebilendir. Her şeyi idrak eden akıl neden senin ruhunu idrak edemiyor? Bu ruh nerede? O; kalp, dalak, göz gibi görünür, ellenir mi yoksa manevi bir nesne mi? Sonra, bak yukarıya. Bu alabildiğine uzanan kâinat, bitimli midir yoksa bitimsiz midir? Hangi cevabı istersen onu söyle. Eğer bitimli dersen yüzlerce, binlerce uzay âlimi söz birliğiyle bu uzayın bitimsiz olduğunu vurgulamaktadır. Yok, eğer bitimsiz dersen aklın nerde kaldı? La mütenahi (sonsuz) bir şey nasıl olur? Adam sıkışınca kendisinin iyi meziyetlere sahip olduğunu adeta övünürcesine belirtmeye başladı. Ben, öyleyse en çok sen dine sarılmalısın. Zira din, bu güzel meziyetleri emreder. Daha sonra taktik değiştirdi ve zafer kazanmış komutan edasıyla: Siz her şey Kuran da var diyorsunuz; peki Kur an da radyo, televizyon gibi cihazlardan bahsedilmiş mi? diye sordu. Acele etme dostum dedim, Kur an bir teknoloji ansiklopedisi veya üniversitesi değil, Kur an dinsel anayasadır. Radyo, televizyon ise ilim adamlarına bırakıldı. Eğer her şey Kur an da yer alacak olursa ilme hiçbir kıymet kalmaz. Sen yirmi seneden fazla dirsek çürüttün okullarda. Hukukçu oldun, eğer her şey Kur an da olursa senin avukatlığın sıfıra düşer. Sana kim dava verecek? Daha sonra tartışmaya devam edemedik. Çünkü bir taziye toplantısındaydık. Kur an dinletisi başladı, sustuk. Başka bir zaman konuşuruz dedi. Olur dedim. Dayanaksız savlarını reddettiğim için başka zaman devam ederiz sözü hep havada kaldı. Zaten ateistlerin inatları hiçbir zaman bilimsel temelli değildir. Bilim daima bu iddiaların karşısındadır. Bunu ispat etmek için 1980 li yıllarda tanık olduğum bir olaydan bahsetmek isterim. Bize yakın olan Ziraat Bahçesinde çalışan bir işçi vefat etmişti. Taziyeye ve cenaze işiyle ilgilenmek üzere ben de ilgili yere gittim. Belli bir süre sonra bir portakal ağacı altında oturup sohbet etmeye başladık. Bazıları konuşurken neredeyse Allah ın varlığını inkâr etme küstahlığına kadar vardı. Bu arada Ziraat Bahçesinin Müdürü, cenaze merasimine katılmak için geldi. Yanımıza oturdu ve kibarca dönüp Sayın Hocam! dedi. Rica ederim devam edin, konuşmanızı kesmeyin. Ben devam ettim. Allah ı inkâr eden kimsenin âlim olduğunu sanmayın. O, cahil olduğu için bu gerçeği inkâr ediyor. dedim. Sonra Paris te bir akademi ismini söyledim ve akademinin rektörünün sözünü aktardım: Allah ı inkâr etmek bilimsel bir tutum değildir. Zira bilim hiçbir zaman insanı, Allah ı inkâr etmeye sevk etmez. Bilakis insanın inancını daha da güçlendirir. Bana ne zaman bir kuşku gelirse akademi ders

4 kitaplarına başvurur ve böylece inancıma daha güçlü ve taze inanç katarım. Bunları söyleyince Müdür beyi çok neşeli gördüm. Cemaate döndü ve ekledi. Hocanız çok doğru söylüyor. Đlim Allah a olan inancı pekiştirir. Sonra ayağa kalkıp ağaçtan bir yaprak kopardı. Bakın dedi, bu elimdeki bir yapraktır. Ama nasıl bir yaprak olduğunun analizini yaparsak bunun bir âlem olarak karşımıza çıktığını görürüz. Bulunduğunuz âlem nasıl yeriyle, göğüyle, deniziyle, dağıyla bir âlem ise bu da başlı başına bir âlemdir. Bunun içinde ancak mikroskopla görülebilen çok ince damarlar vardır ki o damarlar yerdeki su ve toprağı emerek hem kendini hem ağacını besler. Bu düzenli uyumlar hiçbir zaman kendiliğinden oluşamaz. Bunlar ancak yanılmayan ve hiç şaşmayan bir kuvvetin etkisiyle meydana gelir. O yanılmayan ve şaşmayan kuvvet kuşkusuz ki Allah dediğimiz yüce varlıktır. Cenaze hazırlığı bitmişti. Cenazeyi alıp giderken Müdür bey: Hocam! dedi, çok rica ederim bu merhumu Dairenin önüne götürüp ufak bir merasim yapalım. Cenazeyi, Dairenin önüne götürdük. Đkimiz tabutun başındayken Müdür bey, cemaate şöyle seslendi: Arkadaşlar, bu tanıdığınız zat vefat etti. Elbette her yaşayan insan ölecek; fakat bu merhum, çok şerefli bir şekilde öldü. Kendisi beş altı seneden beri yanımda çalışıyordu. Bu süre zarfında işine bir dakika geciktiğini veya işinden bir dakika önce ayrıldığını görmedim. Bilakis daha fazla çalıştığını biliyorum. Mezbahaneden bahçeye işkembe içleri taşıyordu. Çocuklarını helal para ile beslemek için başkasının pis dediği bu işe tenezzül edip çalışıyordu. Çok iyi biliyorum ki bazı zamanlar, son yaptığı seferde paydos saati dolmamışsa başkasının yaptığı gibi kalan süreyi kaynatmaz, bir sefer daha yapar ve böylece işinden on beş yirmi dakika geç çıkardı. Onun için diyeceğim ki dürüst ve samimi olarak çalışan bu adam, vazifesini hakkıyla yapmayan bir cumhurbaşkanından daha şereflidir. Bu olay yaklaşık on beş yirmi sene önce olmuştu. Ama bunu hiç unutmadım ve unutmayacağım. Nitekim bu Müdür, iki yönden benim gözümü doldurdu. Öldü ise Allah rahmet eylesin, yaşıyorsa Allah sağlık versin. Bir taraftan hor görülen bir mesleği icra eden fakir işçinin yaptığını takdir ederek onu öyle değerlendirmesi, öte yandan Allah ın varlığını bilimsel yönden anlatması unutulmaz. Şimdi Allah ı inkâr eden veya Allahsız bir şekilde dünyaya geldiğini zanneden bu nankör insanlar biraz utansınlar. Kendi vücutlarını düşünsünler. Sonra akıl ve mantık doğrultusunda hükümlerini versinler. Cenabı Allah yaşamımızı sağlamak için bizim vücudumuzda makine gibi işleyen organlar yaratmıştır. Bu organlar, öyle bir düzenle çalışıyor ki bunu insanın aklı kesinlikle idrak edemez. Şöyle ki beyin bir makinedir. Ciğer bir makinedir. Böbrekler, bağırsaklar birer makine; mide, dalak bir makine, kalp ise santral vazifesini üstlenen baş makinedir. Kalp öyle bir santral ki insan yaşamının başlıca maddesi olan kan deposudur. Organların çalışabilmesi için kan gereklidir. Đşte bu organlar, kanı kalpten alır. Nasıl çalışan makinelere yağ gerekiyorsa, bu organların çalışabilmesi için de kan gereklidir. Yüce Allah, hayatın devamını sağlayan bu kanı yaratmış ve kalbe tevdi etmiştir. Kalp, gerekli olan yerlere kanı dağıtır. Yüce Allah bu sürekli olan muhteşem düzeni, insan için yaratmıştır. Fakat bazı nankörler bu düzen ve şaşmaz hikmeti takdir etmeden bunlar kendiliğinden olmuştur diyerek adeta Allah a kafa tutmaktadır. Bilim, bu ters düşünce ve cahilane hükümler karşısında ilgisiz kalmamış, bu yanlış düşünceyi çürüten tespitlerde bulunmuştur. Bilim diyor ki; her insan ana karnında cenin olarak hayata başlar. Ana karnında tek bir hücreden oluşan ceninde; önce sert kemikler sonra ğudruflar, (1) gevşek etler, salgılı doku ve bezler ve nihayet kanlar oluşuyor. Bu kapalı hücrede insanın ilk portresi çizilmektedir. Yani uzunlar, kısalar; güzeller, çirkinler bu hücrede belli olur. Vücut, yapısının niteliklerini burada kazanır. Cenin ana karnında tırnak kadar bir hacimle yaşamaya başlar. O da bilim adamlarının araştırmaları neticesinde ispatlanmıştır. Yine kuşkusuz ki bu tırnak kadar minik vücudun içine sonradan bütün organlar yerleştirilecektir.

5 Yani makine ismini verdiğimiz kalp, böbrek, mide, dalak vb. organlar yaratılarak gece gündüz hiç durmadan çalışacaktır. Acaba neyle çalışıyor, neyle işliyor bunlar? Bu harcanılan enerji nedir, bu enerji nereden ve nasıl sağlanıyor? Hareket halinde olan bir cismin mutlaka kendisini hareket ettirecek bir maddeye ihtiyacı vardır. Acaba doğan bebeğin bu organlarına pil mi takılıyor veya ana karnına elektrik mi veriliyor? Bu hususta bir bilim adamının bir sözünü okumuştum: Altmış sene yaşamış bir insanın kalbinin harcadığı enerji toplu bir halde olursa, bu enerji yüz bin tonluk gemiyi altı saat kadar yürütebilir. Bunu yazan bilim adamı düşünerek, hesaplayarak bu rakamı veriyor. Hani bilim dinle bağdaşmaz diyenler yüzlerini nasıl saklayacaklar? Bundan başka şu üstümüzde gördüğümüz mavi göklere biraz dikkatli bakalım. Đçinde binlerce, milyonlarca belki milyarlarca yıldız var. Bunların arasında hareket halinde olanların yanında sabit olanlar da var. Acaba hareketsiz duran bu cisimleri boşlukta kalabilmesi için kim tutuyor ve bunların düşmelerine kim engel oluyor? Aynı şekilde acaba hareket halinde olanlar ve seyyare adını verdiğimiz diğer yıldızları yürüten kuvvet nedir? Düşünelim, bir arabayı yürütebilmek için dünyanın benzinini harcıyoruz. Binlerce, milyonlarca ve milyarlarca ton ağırlığında olan bu cisimleri yürüten kuvvet nedir? Ateistler eğer bilimi dinin karşısında bir set olarak algılıyorlarsa, işte bilim adamları aklın tasavvur edemediği gerçekleri ateistlerin yüzlerine vuruyor, ilmin ve aklın üstünde gizli bir kuvvetin varlığını ortaya koyuyorlar. Hiç şüphe yok ki o eşsiz kuvvet, yalnız ve ancak Allah tır. diyorlar. Bunun kanıtı şu: Dokuz ve onuncu Apollo yu hazırlayan Hristiyan bilim adamı, denemesini yapmadan önce kiliseye gidip ibadetini sundu, sonra denemesine geçti. Gelelim bizim dünyaya. Daha önce dünyanın sabit olduğu bilinirdi; ancak on yedinci yüzyılda Đtalyan kökenli gökbilimci Galileo, sürekli çalışmaları ve bilinçli denemeleri neticesinde dünyanın hareket halinde olduğunu ispatladı. Ona birçok kesimden, özellikle din adamlarından sürekli tepkiler geldi ve sonunda kilise onu mahkemeye verdi te mahkemeye çıkarıldı. Yirmi gün süren davada kendini pek savunamadı. Bildiğini reddetmeye zorlandı, aksi halde ölümle cezalandırılacağı açıkça belirtildi. (Bir söylentiye göre de kalkarken ayağını şiddetle vurmuş ama gene dünya dönüyor diye haykırmıştı.) Adam 1642 yılında öldü. Daha sonra bütün dünya onun tespitlerine boyun eğdi, onu takdir etti. Kendisini mahkemeye sevk eden kilise de daha sonra dünyanın döndüğünü kabul etti. Şimdi kiliselerde, camilerde, din okullarında, coğrafya derslerinde dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü okutuyorlar. Nihayet ortak görüşe göre bizim dünya, kendi ekseni üzerinde her gün 24 saatte, bir devir yapıyor. Bu dönüş neticesinde gece gündüzler oluşuyor. Öte yandan güneşin etrafında yine dönüyor ve her 365 günde, bir devir tamamlıyor. Ondan mevsimler (yaz, kış) meydana geliyor. Burada ateistlere sormak lazım, bu koca dünya dağlarıyla denizleriyle mütemadiyen (durmadan, aralıksız) dönüyor. Onu döndüren, sürekli hareketini sağlayan kuvvet nedir? Acaba bir motor mu var, motor varsa ne yakıyor motorin mi benzin mi? O motor kaç beygir kuvvetinde? Eğer bilmezlerse yüksek öğrenimlerine, tahsil ettikleri bilgilere yazıklar olsun ve herkes bilsin ki onların tutumları kör bir taassuptan başka bir şey değildir. Đlim adamlarının keşfine göre bu bitimsiz uzaylarda sayısız sabit yıldız vardır. Acaba bu boşlukta bu yıldızlar nasıl duruyorlar, onları kim tutuyor da düşmelerine engel oluyor? Bunun cevabı hiç de zor değildir, Kuran-ı Kerim de bu, açıkça belirtilmiştir: Allah yer ve gökleri düşmesin diye tutuyor ve eğer düşerlerse (onları) ondan başka kimse tutamaz. Ama bu cevabı, tabiî ki nankör olmayanlar kabul eder.

6 HAYATIN BAŞLANGICI Acaba hayat nerden ve nasıl başladı? Ateist olmayan büyük bilim adamları bunu keşfetmek için çok uğraştılar ve sonunda bir noktada birleştiler. Daha önce bahsettiğim gibi hayat, canlı bir hücrede oluşur. Đşte o hücre, o kadar küçük ki çıplak gözle görülemez. Ancak büyük mikroskoplarla görülebilir. Đşte küçük olan bu noktanın içinde Brobutlazm (2) isminde yapışkan bir madde vardır. Bu madde oluştuğu andan itibaren canlı ve hareket halindedir. Güneşten karbonu alır ve onlardan kimyevi maddeler oluşturur. Büyüyüp gelişene kadar o kimyevi maddelerle beslenir. Bilim adamları milyonlarca kez bu canlı Brobutlazm ın sırrını keşfetmek veya aynısını yapmak için uğraştılar ancak muvaffak olamadılar. Demek oluyor ki hayatın bütün sırrı, o canlı hücredir. Bunu acaba Allah mı yarattı veya bu hücre kendi kendine mi oluştu? Bu konu bitmez tükenmez bir konudur; fakat şimdilik bir nokta koymak gerekiyor. Gelecek sayıda inşallah bu konuyla ilgili Tabiat başlığı altında bir yazı sunacağım. Şimdilik hoşça kalın. (1)- Gudruf: Arapça sözlüğünde; burundaki esnek kemik gibi vücutta bulunan yumuşak kemikler. Türkçe larousse sözlüğünde kemik kadar sert olmayan damarsız esnek ve bükülgen dirençli doku. (2)-Brobutlazm: Hangi dilden olduğunu bilemedim. Ansiklopedilerde aradım, bulamadım. Yararlandığım kitabın yazarı bunu, Batı dillerinden almıştır. ĐBADET Davut TÜMKAYA Yüce Allah; faziletli yaşam biçimini ibadetle eşdeğerde tutmuş ve bunu insanlara peygamberleri vasıtasıyla bildirmiştir. Đbadetlerin özü yalnız ve yalnız Allah rızası için yapılandır. Yüce Allah düzenli ve en mükemmel bir şekilde evreni yaratmış, canlı ve cansız bütün varlıkların yüce Yaratıcılarına karşı ibadet halinde olmalarını sağlamıştır. Evrendeki yaratılmış varlıkların en küçüğünden en büyüğüne kadar istisnasız bir şekilde, doğal olarak ibadet (tesbih)(1) ettiklerini Kur an-ı Kerim bu şekilde açıklamıştır: Yedi gök, dünya ve bunlarda bulunan herkes onu tesbih eder. Onu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz onların tesbihini anlamazsınız. O çok yumuşak ve bağışlayıcıdır. (Đsra 44) Tüm varlıkların yüce Allah a ibadet ettikleri, yine Kuran-ı Kerim in birçok ayetinde geçmektedir. Ra d suresi nin 15 inci ayetinde: Göklerde ve yerde bulunanlar, ister istemez Allah a secde(2) ederler. Göklerde sabah ve akşam (uzayıp kısalarak Allah a secde etmektedirler) buyrulmaktadır. Hac suresi 18 inci ayetinde ise şu ifade vardır: Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah a secde ediyor; birçoğunun üzerinde azap hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa, artık ona ikramda bulunan bir kimse yoktur.

7 Şüphesiz Allah dilediğini yapar. Yine Kuran-ı Kerim in Es-Saf suresi nin 1 inci ayetinde Göklerdeki ve yerdekilerin hepsi Allah ı tesbih eder. O üstündür, hikmet sahibidir. ifadesi geçmektedir. Kur an-ı Kerim bize evrendeki yaratılmış varlıkların tümünün, zorunlu ve şuur dışı bir tesbih ve ibadet faaliyeti içinde olduğunu bildirmektedir. Oysa Yüce Allah bizden yaratılışımız ve varlığımız gereği yapmakta olduğumuz zorunlu ibadetlerin dışında, kendisine şuurlu ibadet etmemizi, kulluk görevimizi bilerek yerine getirmemizi istemektedir. Yüce Allah, Zumer suresi nin 9 uncu ayetinde: Ey Muhammed deki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri, bunları hakkıyla düşünür. buyurmuştur. Ra d suresi nin 15 inci ayetinde ise Kör ile gören, bir olur mu hiç ya da karanlıklarla aydınlık eşit olur mu? demiştir. Onun için ibadetlerimiz mutlaka bilinçle yapılmalıdır. Kur an-ı Kerim, evren ve evrende bulunan bütün varlıkların yüce Allah a ibadet ettiklerini anlatmaktadır. Bu azamet karşısında insan kendini bildiği zaman yüce Allah a ancak kulluk edebilir ve yalnız yüce Allah ın kulu olduğunu bilir ve idrak eder. Dünya ve ahret saadetine kavuşması için de yalnız ona ibadet eder ve yalnız ondan yardım dilenir. Evren ve evrendeki her şey, yüce Allah ın yaratmasıyla meydana gelmiştir ve bütün bunlar, onun mutlak hâkimiyeti altındadır. Hiçbir şey başıboş bırakılmamıştır. Her şeyin üstünde bir müdebbir (3) vardır ve bu müdebbir Allah tır ki o, her şeyi her an koruyan, büyüten, olgunlaştıran, terbiye edendir. Đbadet yalnız yaratan ve hayatı bağışlayan yüce Allah a yapılır. Yüce Allah; evrenin, göklerin, varlıkların mutlak sahibidir. Yalnız Allah a minnetle hamd edilir ve daha önce de belirtildiği gibi yalnız ondan yardım dilenir. Bakara suresi nin 21 inci ayetinde: Ey Đnsanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet (kulluk) ediniz. Umulur ki böylece korunmuş (Allah ın azabından kendinizi kurtarmış) olursunuz. buyrulmaktadır. Đslam dan önceki bütün peygamberler ibadet etmiş ve insanları Allah a ibadet etmeleri için çağırmış, bunun usullerini anlatmış ve ana temaları üstünde durmuşlardır. Semavi dinlere bakıldığında ibadetlerle ilgili emirlerin temelde Đslamla aynı oldukları görülür. Đslam dan önceki semavi dinlerin ibadetlerini Kuran-ı Kerim bu ayetlerle anlatmıştır: Bir zamanlar biz, Đsrailoğullarına, yalnızca Allah a kulluk edeceksiniz, ana babaya iyi davranacaksınız, yakın akrabaya, yetimlere, miskinlere iyilik edeceksiniz diye emretmiştik. Onlardan bunu tutacaklarına dair söz almış ve Đnsanlara güzel söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin demiştik. Ey Đsrailoğulları sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek geri dönüp gittiniz. (Bakara 83) Bu ayette Yahudilerden (Musevilerin) yüce Allah a kulluk etmeleri yanında, insani ve ahlaki tavırlar sergilemeleri de istenmiştir. Yine Yüce Allah, Maide suresi nin 12 nci ayetinde And olsun ki Allah, Đsrailoğullarından söz almıştı. (Kefil olarak) içlerinden 12 de (nakîb) başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: Ben sizinle beraberim. Eğer namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, peygamberlerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah a güzel borç verirseniz (ihtiyacı olanlara Allah rızası için faizsiz borç verirseniz) and olsun ki sizin günahlarınızı örterim. Ve sizi zemininden ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkâr yolunu tutarsa doğru yoldan sapmış olur. buyurmuştur. Bu ayette de yüce Allah insanlara verdiği emirde, ibadetin tarifini yapmıştır. Đbadet emrini yerine getirenleri de cennetle mükâfatlandıracağını özellikle belirtmiştir. Biz de Musa ve kardeşine Kavminiz için Mısır da evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın, namazlarınızı dosdoğru kılın. (Ey Musa size uyan) müminlere (zaferle) müjdele diye vahyettik. (Yunus 87) ve yine Hz. Musa ya Muhakkak ki ben kendim Allah ım, benden başka ilah yoktur. Öyleyse bana kulluk et, beni anmak için namaz kıl (Taha 14) ayetlerinde de Yahudilikteki ibadetlerin özünde namaz, zekât olduğunu vurgulamıştır. Bunların Hristiyanlıkta da mevcut olduğu, yine ayetlerle sabittir. Meryem

8 suresi nin 31 inci ayetinde Hz. Đsa nın diliyle şöyle buyrulmuştur: Nerede olursam olayım o beni mübarek kıldı, yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti. Đnsanlar Đslamdan önceki semavi dinlerin emir ve yasaklarına uysalardı Đslamın ta kendisi olurlardı. Ancak Kur an-ı Kerim de geçen namaz ve zekât, ibadetin özü olsa da ibadetin ancak emredilen diğer ahlaki ve insani tavırların yerine getirilmesiyle tamamlanacağını bildirmiştir. Bütün dinlerde ibadet anlayışı vardır ve semavi dinlerde peygamberler tarafından emredilen ibadetlerin ana hedefi aynıdır. Bütün peygamberler de insanları aynı amaç üzerine yönlendirmişlerdir. Đslam dininde ibadetleri ikiye ayırmak mümkündür. Birincisi, yüce Allah tarafından Kur an-ı Kerim de müminler üzerine farz kılınanlardır. Bunlar namaz, oruç, hac, zekât ve cihat ibadetleridir. Bunların hepsinde Allah a kulluk görevi vardır. Farz olmayan ve tavsiye edilen ibadetler de vardır. Bunlar, sosyal açıdan yaşamı düzenlemek ve insanların ruhi açıdan olgunlaşmalarına olumlu katkı sağlamak için tavsiye edilmiştir. Đslam, Kur an-ı Kerim doğrultusunda ibadeti geniş bir şekilde açıklamış ve ibadetin Kuran da farz kılınan Đslam şartlarıyla beraber bütün kötülüklerden uzaklaşmakla ve iyiliklere elin uzanabileceği kadarıyla uzanmakla olabileceğini beyan etmiştir. Bu güzel anlatımla insanlar insani ve ahlaki, sözlü ve fiili ibadet görevlerini yerine getirirlerken huzur bulurlar. Bu huzurla Yüce Allah ın yüceliğine sarılır ve saadete kavuşurlar. Đnsanları kendisine ibadet etmeleri için yaratan Cenabı Hak, onlardan kendisine kulluk etmelerini istemektedir. Đnsanların yaratılış sebebi de zaten Cenabı Allah ı bilmek, onun rızasını ve sevgisini kazanmak ve ona tam bir teslimiyetle ibadet etmeleri içindir. Bunu yerine getirmeyenin cezasının cehennem olacağı bildirilmiştir. Kuran-ı Kerim de Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet (kulluk) etmeleri için yarattım. Ben onlardan rızk istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum. Şüphesiz rızk veren güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah tır. (Zariyat ) Allah ın insanlara ve cinlere ihtiyacı yoktur. Üstelik kendilerinin de başkalarının da rızklarını o karşılamaktadır. Bu bilinç ve gerçekler ışığında Allah ın kulu olduklarının bilincine kavuşan insanlar, Allah ı yüceltme duygularıyla dua eder ve ona şükretme mutluluğuna erişirler. Yüce Allah da çok sevdiği kullarının dualarına, iman dolu yakarışlarına hemen cevap verir ve dileklerini yerine getirir. Yüce Allah şefkatlidir, rahimdir. Kur an-ı Kerim de Ey Đman edenler; sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah sevdiği ve kendisini seven, müminlere karşı alçak gönüllü, şefkatli; kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. Bunlar cihad edenlerle hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. (Hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar) Bu, Allah ın dilediğine verdiği lütuftur. Allah ın lütfu ve ilmi geniştir. (Maide 53) buyrulmuştur. Tarih boyunca bütün peygamberler Đslamı emretmiş ve Allah a gidecek olan doğru yolun ancak ibadetle mümkün olacağını vurgulamışlardır. Çünkü ibadet yaratılanın yaratanına ulaşma köprüsüdür. Hz. Ali, bu köprüyü aşıp yüce Yaratıcısına özlem dolu göğsüyle ulaşan Peygamberimiz Hz. Muhammed in mübarek cesedini yıkarken: Ey sükûna, güvenceye kavuşmuş ruh! Razı edilmiş olarak Rabbine dön. Seçkin kullarım arasına karış ve cennetime gir. (Fecr ) ayetlerini okumuştu. Yüce Allah a kulluk eden kişi, Allah tan başkasına kul köle olmaktan kurtulur. Hür ve ebedi bir hayata nail olur. Đbadette, insan kendi nefsini ve de Rabbini tanıma yolunu bulur. Çünkü yüce Allah insanı Ol kelimesiyle var etmiş ve ona Rabbini bilme özelliği vermiş ve yeryüzüne gönderdiği peygamberlerle kendi yasalarını bildirmiştir. Bütün bunlara rağmen şeytan iş başındadır ve insanların zayıf taraflarıyla meşguldür. Şeytan; zayıf olanları ibadetten uzaklaştırır ve onları para, servet ve makamın esiri yapar. Oysa insanlar dünya nimetlerinin geçici olduğunu, gerçek saadetin ve kurtuluşun ibadette ve imanda olabileceğini bilmeliler. Allah rızası için yapılan ibadetlerde hiçbir karşılık ve menfaat

9 beklenemez. Đkiyüzlülük ve hileden uzak olanlar, eğer kulluk görevlerini yerine getirirlerse doğru yola ulaşır ve kurtuluşa erişirler. Dine hile ve riyakârlıkla bakanlar hakkında Kuran-ı Kerim şöyle buyurmuştur: Gördün mü din yalandır diyene işte o yetimi itip kakar, yoksulu doyurmaya teşvik etmez, yazıklar olsun o Allah huzurunda duranlara ki namazlarını yanlış kılanlar, onlar aslında gösteriş yapıyorlar. Zira (Hayra, zekâta) mani oluyorlar. (Maun suresi) Bunun yanında ibadetten uzaklaşanlara Allah, Kur an-ı Kerim de şu uyarıda bulunmuştur: Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, size icabet edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp, büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir. ( Mümin 60) Yüce Allah ruhları yarattığında onlara Ben sizin Rabbiniz değil miyim? diye sormuştur. Onlar da evet sen bizim Rabbimizsin diye cevap vermişlerdir. Kuran-ı Kerim de Biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin âdemoğullarından onların bellerinden, zürriyetlerini aldı ve onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin rabbiniz değil miyim? Onlar da Evet, ( rabbimiz olduğuna ) şahit olduk dediler. (Araf 172) Tüm âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (s.a.a.v.), ibadetin yasalarını kendisine vahiyle gelen Kuran-ı Kerim le bildirmiş ve bu yasaları bizzat ve öncelikle kendisi tatbik etmiştir. Hz. Peygamber açıkça belirtmiştir ki ibadet ancak yüce Allah a kulluk, kitaplarına iman, peygamberlerine itaat etmekle, aynı şekilde vasilere sevgi duyup onlara yandaş ve bağlı olmakla, Ehlibeyt imamlarının velayetini kabul edip onlara sığınmakla Allah katında kabul görecektir. Hz. Muhammed (s.a.a.v) bir hadisinde ibadeti anlatırken Hz. Ali ye bakarak Ali ye bakmak ibadettir. demiştir. (Zahairül Ukba) Bir yerde de Ali yi zikretmek ibadettir. diye buyurmuştur.( Muntahabul Kenz) Hz. Ali, ibadeti kurallarıyla uygulamış ve Hz. Muhammed den sonra en doğal şekliyle bunu insanlara izah etmiştir. Hz. Ali (a.s.), ibadeti Đslamın farz şartlarının uygulanması olarak belirtmiş ve aynı zamanda ibadetin, yaşanan sürece kötülüklerden sakınarak Allah rızasını kazanmak için atılacak her adımda olabileceğini öğretmiştir. Hz. Muhammed de (s.a.a.v), kızı Fatımatü z Zehra dan (a.s.) gelecek imamların sayısını bildirmiş ve ibadetin onlara duyulacak sevgi ve bağlılıkla özdeşleşeceğini vurgulamıştır. Bütün bunlardan hareketle Đslam dininin merkezinde yer alan Aleviler olarak ibadetlerimizde şu inanç hâkimdir: Kişi ömür boyu beş vakit namazını kılıp Ramazan orucunu tutsa, yalın ayak Beytullahü l Haram a gidip hac vecibesini eda etse, kendinde Karun malı olup hepsini zekât olarak sarf etse, miskin ve yetimleri giydirip doyursa, eğer kötülüklerden sakınmamışsa, Hz. Muhammed e, Hz. Ali ve Ehlibeyt imamlarına zerre kadar kin veya nefreti (buğz) varsa o ibadeti Allah katına hiçbir şekilde ulaşmayacaktır. Özet olarak: Đbadet; yüce Allah a karşı gösterilecek ta zim ve hürmetin yanında onun buyruklarını yerine getirme, emir ve yasaklarına uymaktır. Đbadet; yüce Allah ı bilme, tanıma, onun rızasını ve sevgisini kazanmaktır. Đbadet; yüce Allah a kulluk edeni, başkasına kul köle olmaktan kurtarmaktır. Đbadet, kulluk vecibelerini yerine getiren kişinin Allah katında hür olmasıdır. Đbadet, insanın ruhuyla özdeşleşen ihlâstır.(ihlâs: saf ibadet, temiz sevgi ve yürekten bağlılıktır.) Đbadet; her türlü bela, eza, sıkıntı ve musibetlerin kovucusudur. Đbadet; yüce Allah a, verdiği nimetler için sunulan şükürdür. Đbadet, yüce Allah ı zikir ve tesbih etmektir. Yüce Allah ın, Peygamberine: Şimdi sen, Rabbine hamd ile tespih et ve secde edenlerden ol! Sana şaşmaz ve kesin bilgi (yakin) gelinceye kadar Rabbine ibadet et! (Hicr 98 99) diye buyurduğunu unutmayalım.

10 1) Tesbih: Yüce Allah ı anmadır. Dua etmek, zikretmektir. 2) Secde: Boyun bükme, yüce Hak karşısında eğilmedir. 3) Müdebbir: Yönetici, düzenleyen, lider. DĐNCĐLĐK ĐLE DĐNDARLIK Muhsin TÜMKAYA Sonsuz bir güce sığınma içgüdüsüyle başladı her şey. Đnsanoğlu, var oluşundan itibaren korktuğu bütün nesneleri sınırsız bir gücün odağı haline getirdi. Kimi zaman Ay ı kimi zaman Güneş i kimi zaman ateşi, kimi zaman da toprağı yaratıcı güç olarak kabul etti. Asırlar asırları kovaladı, insan bilmediği şeyleri yavaş yavaş bilmeye ve anlamlandırmaya başladı. Önceden taptığı Ay, Güneş, ateş ve toprağın yaratıcı gücün yaratılmışları olduğunu anladı. Böylece din kavramıyla karşılaştı. Din nedir? Din, genellikle doğaüstü, kutsal ve ahlakî ögeler taşıyan, çeşitli ayin, uygulama değer ve kurumlara sahip inançlar bütünü olarak tanımlanabilir. Din sözcüğü bazen inanç kavramı yerine de kullanılmaktadır. Bunun aksine inanç sözcüğü de bazen din sözcüğü yerine kullanılmaktadır. Dinler tarihine bakıldığında, farklı kültür ve toplulukta din kavramının değişik biçimde oluştuğu ve şekillendiği görülür. Arapça kökenli din sözcüğü yol, hüküm, mükâfat gibi anlamlar taşır. Dini değerlerin anlamlandırılması ve algılanması farklı olmuştur. Dinin ortaya çıkışıyla birlikte insan pek çok yeni kavramla tanıştı. Bu kavramlar farklı bireylerce farklı yorumla karşılaştı ve karmaşa doğurdu. Bu karmaşanın ortaya çıkış nedeni; dini, gösteriş için yapanlarla dini yaşayanlar arasındaki algılamadır. Yani tanrı ile kul arasına girme cüretini gösterenler ile dini içten bir kabulle yaşayanlar arasında çıktı. Đşte bu anlayış farklılığı dindar ile dinci kavramını doğurdu. Dinciler kendi iradeleriyle hareket etmeden yaşarlar. Dindarlar ise hayatı kendi iradeleri ve çizdikleri sınırlar çerçevesinde sorgulayarak, araştırarak, doğruyu yanlıştan ayırarak özgürce yaşarlar. Dinci yönetilen, dindar hür hareket edendir. Dindar, insanı ve dünyayı sevmek, iyilik yapmak, kibirden, gösterişten ve ahlakın uygun görmediği her türlü kötülükten kaçınmak gibi değerler üzerine hayatını kurar. Yaptığı güzellikler ve iyiliklerden haz alarak mutlu bir şekilde yaşar. Dinci, dini insanlar üzerinde baskı kurmak, onları pasifize etmek, onları kendine benzetmek ve itaatkâr köleler yaratmak için çalışır. Kendi istediği gibi yaşamayan insanları karalamak, kötülemek, aşağılamak, işine geldiği zaman öldürmek dincinin vasıflarıdır. Dindar başka bir insana kötülük etmeyi, onu aşağılamayı, din dışı sayarak yok saymayı düşünmez. Sivas ta otuz yedi aydınımızın yakılarak öldürülmesi dindar bir kimsenin yapacağı iş değildir. Đnsanın tüylerini ürperten bu olayı din adına yaptıklarını belirtmeleri vahametin boyutunu gösterecek türdedir. Bunu yapanlar cihat yaptıklarını zannetmektedir. Ancak cihat akılla, mantıkla, bilimle, güzel ahlakla olur. Đnsanlara yaşadığınız dinin güzelliklerini yaşatarak olur. Sivas ta yapılan katliamı hangi din, hangi kitap, hangi vicdan kabul eder? Aklı başında olan her insan bilir ki; Allah ın verdiği canı ondan başka hiç kimse alamaz. Katliamı mubah

11 görüp cihat anlayışı içinde değerlendirmek fanatikliktir, cahilliktir, bağnazlıktır. Bu bağnazlığı Đslam dini kesinlikle kabul etmez. Çünkü Đslam, hoşgörüyü, sevgiyi, saygıyı ve erdemli olmayı emreder. Sizin gibi düşünmeyeni yakın demez. Zaten insanı kahreden de yaptıkları caniliği Allah adına yaptıklarını söylemeleridir. Gerçek bir Müslüman karıncayı dahi incitmek istemez. Đnsanlara faydalı olmaya çalışır. Kendisi gibi düşünmeyenleri ve farklı dinde olanlara karşı bir hoşgörüyle yaklaşır. Bunu başaramayan kişinin üzerinde kul hakkı vardır. Bu konuyla ilgili Hz. Ali Kul hakkı varsa sinende, güveneceğin sevabın yoktur. der. Bu sözden hareketle insanların canına kast eden insanları bir düşünelim; bunların Allah katında ne gibi sevapları olabilir? Bu soruyu bütün insanların kendilerine sorması gerekir. Birbirimizi öldürmek için harcadığımız enerjiyi keşke; birlik, beraberlik, insanca yaşam, dostluk ve kardeşlik için harcasaydık. Keşke herkese saygı ve sevgiyle yaklaşabilseydik. Đşte o zaman hayat daha anlamlı olurdu. Hem bu dünya hem de öbür dünya için huzur aranıyorsa dindar bir Müslüman olarak yaşamak gerekir. Dinci olan bunu bilmez. Dinci güzelliği bozmaya çalışır; dindar güzelliğe güzellik katmaya. Allah adına işlenen cinayetlerin faillerine dincilere Hz. Ali nin sözüyle seslenmek istiyorum; Đnsan, insanın kardeşidir, istese de istemese de. Alevilerinde Hz. Muhammed (s.a.a.v.) Sevgisi Hz. Muhammed i (s.a.a.v.) Ne Kadar Tanıyoruz? Mahmut Bayram Bir gün şu an adını hatırlamadığım bir gençle konuşurken bana Đslamiyet le ilişkilendirdiğimiz herkesi özellikle Ehlibeyti, Hz. Muhammed in (s.a.a.v.) önüne koyuyormuşuz gibi bir izlenim bıraktığımızı anlattı. Bu yüzden bize karşı gençlerimizden ve diğer kesimlerden tepki oluştuğunu söyledi. Bu izlenime şaşırdığım kadar başka bir şeye şaşırdığımı hatırlamam. Çünkü biz düşünme yeteneğimizin bütün sınırlarını zorlayarak insan halimizle kavrayabildiğimiz en yüksek rütbeyi, yalnızca Peygamberimiz Hz. Muhammed e (s.a.a.v.) vermekteyiz. Kaldı ki Peygamberimizin sıradan bir insan gibi hata yaptığını, uygunsuz şeyler içinde olabildiğini zanneden, bunları eserlerine doğruymuş gibi geçiren ve bunu normal olarak gören kesimlerin uydurdukları mantık dışı hadisleri ve Kur an-ı Kerim le ilgisi olmayan Kur an-ı Kerim yorumlarını, 1400 yıldır yalanlama ve reddetme çabası içindeyken hakkımızda oluşan bu gerçek dışı izlenimi çok fazla kasıtlı ve katı bulmamın sayısız geçerli nedeni vardır. Hz. Muhammed i (s.a.a.v.) yüce Allah a o kadar çok yakın biliriz ki bu yakınlığı anlatmak için çok yakın tabirini kullanırız ve yüce Allah ile arasına bir mesafe koymak durumunda kaldığımızda bunu sadece kendimizi şirkten (ortak koşmaktan) korumak için yaparız. Hz. Muhammed in (s.a.a.v.) yüceliğini ve mükemmelliğini yerden yere vuran kesimlerin uydurma hadislerinin ve Kur an-ı Kerim le ilgisi olmayan Kur an-ı Kerim yorumlarının karşısında durmaya çalışırken bunu en büyük tutku ile yaparız. Hz. Muhammed in (s.a.a.v.) Allah a (c.c.) olan yakınlığını kıt aklımızla anlayabilmek için Hz. Ali nin yani ilim şehrinin kapısının bir hutbesinden alıntı yapmak istiyorum. Ben ve

12 Resul, yüce Allah ın nurundan tek bir nurduk. Yüce Allah bu nura (ikiye) bölünmesini emretti. Bir yarısı Muhammed (s.a.a.v.) oldu, bir yarısı ben. Mükemmel olmak için Allah ın nurundan olmak şarttır. Allah ın nuru, Allah ile birlikte hep var olduğundan bir başlangıcı olmayacak, Hz. Muhammed in (s.a.a.v.) bu nurdan oluştuğunu düşündüğümüzde de onun bizim için öncesiz olma durumunu ortaya çıkacaktır. Hz. Muhammed in (s.a.a.v.) Mirac gecesinde Sidretil Münteha ya kadar yükselmesi ve çoğu müfessire göre orada yüce Allah ile görüşmesinin konu edildiği Kur an ın ilgili bölümünde, aslında onun mükemmelliği ve yüceliği de anlatılmaktadır. Son ağaç veya son basamak anlamına gelen Sidretil Münteha dan sonra yüce Allah ın gayb âlemi yani bilinmeyen fizik ötesi âlem başlamaktadır. Aynı bölümün başında Peygamberimizin kendi arzularına göre konuşamayacağı, konuşmalarının kendisine yüce Allah tarafından vahyedilenden başkası olmadığı vurgulanmış, onun sözlerinin yüce Allah ın sözleri olduğu anlatılmıştır. (Necm 1 15) Bu bölümde farklı kesimlerin Hz. Muhammed i (s.a.a.v.) küçümsemek ve karalamak maksadıyla uydurdukları hadis ve Kur an-ı Kerim yorumlarından bir kesit sunmaya çalışacağım. Böylece bizim bu konudaki düşüncemiz net bir şekilde anlaşılacak ve akla kara belli olacaktır. Biz hiçbir şekilde başkalarının iddia ettiği gibi Peygamberimizin kendi peygamberliğinden kuşkulandığı görüşünü kabul etmeyiz. Cebrail in her geç kalışında vahyi filancaya veya falancaya götürdüğü kuşkusunun anlatıldığı hadislerin Peygamberimize ait olduğu konusunu şiddetle reddederiz. Çünkü yüce Allah bütün Peygamberlerden, peygamberlikleri konusunda ahit aldığı gibi Hz. Muhammed den (s.a.a.v.) de peygamberliği konusunda sağlam bir ahit aldı (Ahzab 7) ve Peygamberin yaptıklarının sorumluluğunu üstüne alacağına dair söz verdi. (Maide 67) Böylece onu korumayı garantiledi. Peygamberimiz yaşamı boyunca verdiği mücadelenin hiçbir yerinde tereddüt içinde olmadı ki kendi peygamberliğinden kuşkuya düşsün. Zaten vahiyle konuşan bir peygamber için böyle şeyler düşünmek, yapılan ve yazılan her şeyin kasıtlı olduğu anlamını verir. Biz, Peygamberimizin kendi kendisiyle çelişen bir çizgide olamayacağına inanır ve her fırsatta bunu savunuruz. Sahihlerde yer alan, kişinin ölmeden önce vasiyet bırakması gerektiğine dair Peygamberimizin hadislerine rağmen kendisinin vasiyet bırakmadığı iddiası da, bize göre basit bir komediden başka bir şey değildir. Vasiyet etmek peygamber olmanın şartlarından biri iken ve daha önceki Peygamberlerin vasiyet bıraktıkları Kur an-ı Kerim de yazılı iken Peygamberimizin vasiyet bırakmadığını iddia etmek, onun eşsiz kişiliğine yapılan kasıtlı bir karalamadır. Peygamberimiz Medine den bir veya birkaç günlüğüne ayrılmak zorunda kaldığında mutlaka yerine bir vasi tayin ediyordu. Aynı şekilde Hz. Zekeriya nın vasiyet edecek bir çocuğu olmaması sonucunda, Allah tan sırf vasiyet etmek için bir erkek çocuk istediği ve hem kendisinin hem de eşinin ilerlemiş yaşına rağmen bu isteğinin Allah tarafından kabul edildiği herkesçe biliniyor. Bu durumda Peygamberimizin vasiyet bırakmadığını iddia ederek onu kendi kendisiyle çelişir hale getirmek, bir kalitesizliğin tam ortasında olmaktan başka bir şey değildir. Hz. Muhammed in (s.a.a.v.) yüce bir kişiliğe sahip olduğunu kabul eden bizler, onun çelişkilerden tamamen uzak olduğuna dair eksiksiz bir inanç taşırız. Çünkü sonuçta onun sözleri (vahiy ile) Allah ın sözleridir. Onun çelişki içinde olduğu düşüncesi Allah ın da çelişki içinde olduğu sonucunu doğurur ki bu küfürdür. Peygamberimiz Kalem suresinde belirtildiği gibi yüce bir ahlak üzerine idi. Enbiya suresinde de onun bütün âlemlere rahmet olarak gönderildiği yazılıyor. Bu durumda iddia edilenin aksine Abese suresinde belirtilen Yüzünü ekşitti, başını çevirdi. Yanına kör geldi diye ile anlatılan kişinin kendisi olması, mümkün değildir. Bu surede yüz ekşitme olayı yüce

13 Allah ın ağzından Peygambere anlatılmaktadır. Bu olayı gerçekleştiren kişi peygamberimiz olsaydı, yüce Allah ona yüzünü ekşittin derdi. Aynı şekilde yine sahihlerde geçen Peygamberimizin Ayşe yi omzuna alıp düğün alayını seyretmesini sağladığına ilişkin başka rivayet de bizleri yaralamaktadır. Sünni kardeşlerimizin kaynaklarında geçen bütün bu ve benzeri rivayetler, onun ayetlerle anlatılan güzel ahlakına ters düşeceğinden bunların uydurma olduğuna dair kesin bir inancımız vardır. Bu örnekleri çoğaltmak istemediğim halde bunları niçin buraya aktardığım sorulabilir. Bundaki amacım kimseyi kırmak veya rencide etmek değildir; ancak bu, Peygamberimizin mükemmelliğine ve yüce kişiliğine toz konduracak her rivayete ve hadise kuşkuyla yaklaşmamız ile ilgilidir. Yazımın başında Hz. Muhammed in (s.a.a.v.) Allahın öncesiz nurundan yaratıldığını anlatmıştım. Yüce Allah Kehf suresinin 110. ayetinde De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım, bana vahyedildi ki mabudunuz ancak ve ancak bir mabuttur. dese de burada sözü edilen insan, yüce Peygamberimizin bizim tarafımızdan algılanma şeklidir. Aramızda 63 yıl yaşadığına göre bizim ona yaklaşabilmemiz ve onu anlayabilmemiz için onun bizim konuştuğumuz dili konuşması, yediğimiz yemeği yemesi kısaca ulaşılabilir olması gerekir. Yüce Allah bizi farklı bir formatta mesela melek formatında dünyaya göndermiş olsaydı, Peygamberimiz gözümüze melek kılığında görünecekti. Đsra suresinin 95. ayetinde yüce Allah diyor ki De ki: Yeryüzünde melekler bulunsaydı da rahat rahat gezselerdi, onlara gökten bir meleği peygamber olarak gönderirdik. Bize göre gökten peygamber olarak göndereceği kişi Hz. Muhammed den (s.a.a.v.) başkası değildi. Çünkü yüce Allah meleklere Âdem e secde edin dedi de Đblis hariç bütün melekler secde ettiklerinde (Bakara 34), Hz. Âdem in alnında Peygamberimizin nuru (Hz. Ali ile birlikte yaratıldığı Allah ın nuru) mevcuttu. Ehlibeyte olan bağlılığımızın nedenine gelince, Hz. Muhammed in (s.a.a.v.) onlar hakkındaki hadisleri ve Kur an-ı Kerim in bazı ayetlerine getirdiği yorumlar, bizim onların yoluna sımsıkı bağlanmamızı zorunlu kılar. Bu, Allah ın emri ve Peygamberimizin ısrarlı vasiyeti sonucu aldığımız tavırdır. Onlar hakkındaki Allah ım! Bunlar benim özümdür. Ben onlarla savaşanla savaş halindeyim, onlara güven sağlayana güvenliğim. Onları sevenin seveniyim, onların düşmanının düşmanıyım. hadisi ve De ki: Sizden, tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum, istediğim, ancak yakınlarıma sevgidir. (Şura 27) ayetindeki yakınlarının kim oldukları sorulunca Ehlibeytim demesi, bizi Ehlibeyt sevgisine yönlendirmiştir. Bütün bunları her fırsatta vurgulamamıza ve Hz. Muhammed i (s.a.a.v.) Allah a en yakın mertebede görmemize rağmen onu Ehlibeytin sonrasında gördüğümüz iftirası cahilce ve kasıtlı olarak ortaya atılmış kötü niyet taşıyan bir saçmalıktır. Burada unutulmaması gereken can alıcı nokta şudur: Peygamberimiz de Ehlibeytin bir ferdidir. Bu yazıyı okuyan herkes bana şu soruyu soracaktır. Siz Peygamberi neden her türlü kötülükten, hatadan, günahtan beri görürsünüz? Cevap çok basit. Eğer o böyle olmasaydı, yüce Allah ın elçisi ve habibi (sevgilisi, dostu) olamazdı.

14 HĐLAFET HAKKI ( I ) Nurettin REYHANĐ Müslüman Kardeşlerim! Size Allah ın kelamını hatırlatırım. Amma yine de öğüt ver; çünkü öğüt, müminlere fayda verir. (1) Tarihi belgeler Arapların, ilk olarak merkezi Mekke olan Yemen ve Hicaz civarında bulunduğunu gösteriyor. Peygamberlerden Mekke ye ilk giren Hz. Đsmail (a.s.) olmuştur. Bu da Allah ın emri ve Hz. Đbrahim in (a.s.) vasıtasıyla gerçekleşmiştir. Bilindiği üzere Hz. Đbrahim (a.s.), hanımı Hz. Hacer i ve henüz sütten kesilmemiş olan oğlu Hz. Đsmail i (a.s.) oraya yerleştirmiştir. O zamanlar orası ne bir yeşilliğin ne de bir damla suyun bulunduğu bir çölden ibaretti. Hz. Đbrahim (a.s.) hanımı ve oğlunu oraya yerleştirdikten sonra Allahuteala ya şöyle bir duayla yakardı: Hatırla ki Đbrahim şöyle demişti: Rabbim bu şehri (Mekke yi) emniyetli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut. Çünkü onlar (putlar), insanlardan birçoğunun sapmasına sebep oldular. Rabbim, şimdi kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, artık sen gerçekten çok bağışlayan, pek esirgeyensin. Ey Rabbimiz! Ey Sahibimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için ben, neslimden bir kısmını senin Beytihareminin (Kâbe nin) yanında, ziraatın yapılmadığı bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyledici kıl ve meyvelerden bunlara rızk ver. Umulur ki bu nimetlere şükrederler. (2) Allahuteala, Hz. Đbrahim in (a.s.) bu duasını kabul etti ve her taraftan insanların oraya akmasını sağladı. Buraya (Mekke ye) ilk yerleşen kabile Beni Cürhüm kabilesidir. Bu kabile buraya, şu anda Zemzem suyu diye tabir edilen, Allahuteala nın Hz. Đsmail (a.s.) ve annesi için çıkardığı su kaynağı için yerleşmiştir. Beni Cürhüm kabilesi Arapça konuşuyordu. Dolayısıyla aralarında büyüyen Hz. Đsmail (a.s.) Arapçayı çok iyi bir şekilde öğrendi. Hz. Đsmail (a.s.) büyüyünce kabilenin reisi Madad el Cürhüme nin kızıyla evlendi. Allahuteala Hz. Đsmail i (a.s.) Peygamber kılmış, daha sonraları kabilenin reisi Hz. Đsmail (a.s.) olmuştur. Mekke de bulunan Allah ın Evi (Kâbe), Hz. Đbrahim (a.s.) ve oğlu Hz. Đsmail (a.s.) tarafından inşa edilmiştir. Evin inşasının bitiminden hemen sonra, Allahuteala Hz. Đbrahim e (a.s.), bütün Arapları bu evin ziyaretine davet etmesini emretti: Đnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerekse nice uzak yoldan gelen yorgun argın develer üzerinde, kendilerine ait birtakım yararları yakinen görmeleri, Allah ın kendilerine rızk olarak kurbanlık hayvanlar üzerine belli günlerde Allah ın ismini anmaları (kurban kesmeleri) için, sana (Kâbe ye) gelsinler. Artık ondan hem kendiniz yiyin, hem de yoksula, fakire yedirin. (3) Böylece hac, Hz. Đbrahim e (a.s.) tabi olan herkese farz kılınmıştır. Bundan sonra Araplar, her sene burayı ziyaret etmeye başladılar. Allah ın evi (Kâbe), insanların; babasının katiliyle karşılaşsa bile, o makama saygılarından dolayı birbirlerine zarar vermedikleri çok emniyetli bir yer halini aldı. Zaten Araplar, Hz. Đsmail (a.s.) zamanında sadece Allah a tapan, güzel ahlak sahibi, sözünün eri, misafirperver ve cömert bir toplumdu. Hal böyle olunca Allahuteala onları bereketli nimetlerle ödüllendirdi. Bunu Kur an-ı Kerim birçok yerde zikrediyor. Bu ayetlerden birisinde: Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız. dediler. Biz onları, kendi katımızdan bir rızk olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekkeyimükerreme ye) yerleştirmedik mi? Fakat onlar bilmezler. (4) şeklinde buyuruyor. Binlerce yıl sonra Arapların ahlak ve inanç anlayışında köklü bozulmalar oldu. Allah inancından uzaklaşıp putlara tapar oldular. Aralarında düşmanlıklar başladı. Birbirlerini öldürmeye, birbirlerinin mallarını yağmalamaya, hatta birbirlerinden kız kaçırmaya bile başladılar. Bu durum Hz. Muhammed in (s.a.a.v) zamanına kadar sürdü. Zaten Allahuteala

15 Hz. Peygamber i (s.a.a.v) Arapları bu karanlık dönemden kurtarıp aydınlığa kavuşturmak ve o eski huzuru sağlamak için bütün âlemlere rahmet olarak göndermedi mi? Hz. Muhammed (s.a.a.v) Allahuteala nın yardımıyla insanların kin ve düşmanlıktan, sevgi ve kardeşliğe yönelmelerini sağlamış, karşı çıkanları ise bu yardım sayesinde etkisiz hale getirip dünyada ve ahirette zelil (alçak) duruma düşürmüştür. Mekke nin fethiyle birlikte Hz. Peygamber (s.a.a.v), şer i hükümleri tam olarak uygulamaya başlayınca, Müslüman olsun, olmasın Araplar tekrar huzur ve güven içinde yaşamaya başladılar. Hz. Muhammed (s.a.a.v) insanlara sürekli kötü amellerden uzak durup iyi amellerde bulunmaları konusunda telkinlerde bulunmuş, sadece Allah a kulluk etmelerini ve ona kimseyi ortak kılmamalarını istemiştir. Çünkü Allah tan başka ilah yoktur. Bununla ilgili Kur an-ı Kerim de şöyle buyruluyor: Allah evlat edinmemiştir. Onunla beraber hiçbir Tanrı da yoktur. Aksi takdirde her tanrı kendi yarattığını sevk ve idare eder ve mutlaka biri diğerine galebe çalardı. Allah, onların (müşriklerin) yakıştırdıklarından münezzehtir. (5) Kelime-i şahadeti getiren her insan, Allah ın, dolayısıyla Hz. Peygamberin (s.a.s) emir ve yasaklarına uymak zorundadır. Kelime-i şahadet ancak bu amellerle desteklenirse insan hakiki bir Müslüman sayılır ve ebedi saadete ulaşır. Bu bağlamda Hz. Peygamber (s.a.a.v) sürekli olarak bütün Müslümanların kardeş olduklarını vurgulamış, kin ve haset duygularından arınmaları, sevgi, kardeşlik, birlik ve beraberlik içinde olmaları gerektiğini bildirmiştir. Hatta bir hadisi şerifinde Müslümanları bir vücuda benzetmiştir. Nasıl ki vücudun herhangi bir uzvundaki aksaklıktan dolayı bütün vücut acı duyuyorsa, Müslümanların da aynı şekilde birbirlerinin dertlerine ortak olmaları gerektiğini bildirmiştir. (6) Bunun yanında kendisinden sonra Müslümanları cahiliye dönemindeki alışkanlıklarına geri dönmemeleri ve küfre sapmamaları konusunda ısrarla uyarmıştır. Bununla ilgili olarak hadisi şerifinde: Ey insanlar! Ben içinizde iki şey bırakıyorum ki, onlara uyarsanız sapkınlığa uğramazsınız. Kur an-ı Kerim ve Ehlibeytim. (7) Buna rağmen Müslümanlar, Hz. Peygamber (s.a.a.v) vefat eder etmez, henüz cenazesi defnedilmeden hilafet kavgasına düştüler. Beni Saide Sakifesinde toplanan muhacir ve ensar grupları, halifenin kendilerinden seçilmesi konusunda ısrarlı davranınca hilafet kavgası başladı. Ensar, Sa d Bin Đbadetul Ensari yi halife seçmek isterken muhacirler, Hz. Peygamber in (s.a.a.v) kendilerinden olduğunu ileri sürerek buna karşı çıktılar. Buna karşılık kendilerinden bir isim beyan etmediler. Bunun üzerine ensar her tarafın kendine bir lider seçmesini önerdiler. Ömer Bin Hattab, ensarın bu fikrine, Arapların buna razı olmayacaklarını, çünkü Hz. Peygamber e (s.a.a.v) olan yakınlıklarını ileri süreceklerini iddia ederek karşı çıktı. Bu sırada Ebu Ubeyde söz aldı: Ey ensar! Hz. Muhammed e (s.a.a.v) ilk inananlar ve bu dinin yayılmasında Hz. Peygamber e (s.a.a.v) ilk yardımcı olanlar sizlerken, bu dinin bozulmasına da sizler sebep olmayınız. dedi. Ardından Beşir bin Sa d el Hazreci de, ensara hitaben: Bizler gerçekten Hz. Muhammed e (s.a.a.v) inandık ve yardımcı olduk; fakat bunu hilafet ve dünyevi menfaatlerimiz için değil, Allah rızası için yaptık. Ben muhacirlerin bu isteklerine mukavemet gösterip dinin bozulmasına sebep olmayacağım. Sizler de Allah tan korkun. şeklinde konuşunca, Ebu Bekir: Đşte Ömer, işte Ebu Ubeyde. Hangisine isterseniz biat ediniz. Bunun üzerine Ömer ve Ebu Ubeyde, Ebu Bekir e: Vallahi sen varken bize hilafet düşmez. dediler. Muhacirlerden Abdurrahman bin Avf, ensara hitaben: Siz ensar, gerçekten Đslam dinine büyük hizmetlerde bulundunuz. Fakat aranızda Ebu Bekir, Ömer bin Hattab ve Ali bin Ebu Talip gibi faziletli insanlar yoktur. deyince, ensardan Münzir bin Erkam: Bizler bu saydıklarınızın faziletlerini inkâr etmiyoruz; lakin aralarında biri var ki, hilafete talip olsaydı tereddütsüz biat ederdik. O da Ali bin Ebu Talip tir. Ensarın büyük çoğunluğu Ali den başkasına biat etmeyeceklerini yüksek sesle söylemeye başladılar.

16 Bununla birlikte hararetli tartışmalar başladı, sesler yükseldi, neredeyse savaş başlayacaktı. Bu kargaşayı fırsat bilen Ömer, Ebu Bekir den biat için elini uzatmasını istedi. Bunun üzerine ensardan Hazreci kabilesinin reisi Beşir bin Sa d el Hazreci, Ebu Bekir e ilk biat eden oldu. Beşir in bu hareketi karşısında Habbab bin Münzir: Vallahi sen bu hareketi kıskançlığından dolayı yaptın. Senin maksadın, amcanın oğlu Sa d Bin Ubade nin hilafetini engellemektir. dedi. Ömer Bin Hattab ise Habbab bin Münzir e kızgın bir şekilde Allah senin canını alsın. deyince, Habbab da aynı şekilde: Allah senin canını alsın. diye karşılık verdi. Ondan sonra Ömer bin Hattab: Sa d bin Ubbade yi öldürün. Allah senin canını alsın. Şimdi seni bağırsaklarını çıkarana kadar ezmek istiyorum. deyince, Sa d ın yanı başında duran oğlu Kays ayağa kalkıp Ömer e hitaben: Onun bir kılına zarar gelirse, Allah a and olsun ki ağzında sağlam bir tek diş bırakmam. (8) Ebu Bekir in halife seçildiği bu tartışması, kavga ve gürültüsü bol, ölüm tehditleriyle dolu ve şaibeli biat olayına bir kısım sözde Müslüman din ve tarih bilginleri, şura adını yakıştırdılar. Böyle birbirlerine kin, nefret ve düşmanlık besleyen insanlar arasında, ölüm tehditlerinin eksik olmadığı tartışma olaylarına şura denilebilir mi? Hele hele hiçbir isim üzerinde henüz anlaşma sağlanmamışken, kargaşayı fırsat bilerek ve işi oldu bittiye getirmek suretiyle Ebu Bekir i halife ilan etmek... Buna bir de Hz. Peygamber in (s.a.a.v) son günlerinde vasiyetini yazılı bir şekilde vermek istemesine aynı insanların karşı çıkması ve bu olayın (şura olayı) Hz. Ali (a.s.) ve taraftarlarının olmadığı bir zamanda vuku bulmasını eklersek, bütün bunların bir tesadüften ibaret olmadığını görebiliriz. Mademki Ömer in iddia ettiği gibi Araplar, Hz. Peygamber in (s.a.s) soyuna yakın bir kabileden olmayan birini kabul etmeyeceklerdi, acaba Hz. Peygamber e (s.a.s) her yönüyle en yakın olan Hz. Ali yi (a.s.) neden halife olarak seçmemişlerdir. Hem de Beni Sa d Sakifesinde bulunan çoğunluğun ısrarlarına rağmen... Bir de bu olaylar karşısında, acaba Hz. Ali nin (a.s.) tepkisi göz ardı edilebilir mi? Hz. Ali nin uyarısı her şeyi açıklamaktadır: Vallahi ben Allah ın kulu ve Resulullah ın (s.a.a.v) kardeşiyim. Ben size biat etmeyeceğim. Çünkü bu hilafet benim hakkımdı ve sizin bana biat etmeniz gerekirdi. Ensar nasıl ki sizin Resulullah a (s.a.a.v) yakınlığınıza istinaden geri çekildi ve size hakkınızı teslim ettiyse, siz de aynı şekilde benim Resulullah a (s.a.a.v) yakınlığımdan dolayı hakkım olan hilafeti bana verin. Veyahut büyük bir günahla Allah ın huzuruna dönün. (9) 1- Zariyat Đbrahim 35,36,37 3- Hac Kasas Mü minun Sahihi Buhari 7- Sahihi Müslim (Kitabu fazaili Ali ibni Ebi Talip), Sahihi Tirmizi, Đmam Nesai (El hasais), Müsnedi Ahmed ibni Hanbel, Nebehani (Fethul Kebir), Tarihi Đbni Asakir, Suyuti (Camius sağir), Kenzül Ummal, Müstedrek i Hakim.. 8- Tarihi Taberi 9- Cevheri (Es Sakife), Đbni Ebil Hadid (Şerhi Nehcül Belağa)

17 Hz. Ali' nin savaşları hakkında peygamberimizin sözleri Abdülmecit GÜNDÜZ Hz. Ali, halifeliği döneminde üç çetin savaşa girmişti. Fakat bu savaşlar eski savaşlara benzemez. Zira Peygamber zamanındaki savaşlarda Đslam dışı olan düşmanlara kılıç sallanmıştı. Ancak Müslümanlara karşı kılıç sallamak bazı kişilerce doğru kabul edilmiyordu. Ancak sağduyulu olanlar için hiç de sakıncalı değildi. Kimi imanı eksik olanlar 'fitne' diye tarafsız kaldılar. Kimi akıllılar Peygamber namına hadis uydurup temize çıkmak istediler. Güya Peygamber 'Benden sonra bir fitne olacak, o zamanı görürsen sakın girme. Kılıcını kır, evinde otur.' demiş. Bu çeşit sahabeler, Hz. Ali'ye kin tutanlardandı. Ancak başkası gibi küstahlıkla ortaya çıkmakla değil, sinsi kin bağlamakla kendilerini belli edecek kadar karşı durum alıyor. Hâlbuki Cemel, Sıffin ve Nahrevan Savaşlarını Peygamber (s.a.a.v.) daha önceden haber vermiş ve Hz. Ali'yi bu savaşa hazırlamıştı. Bu hadisler Hz. Ali'nin Cemel, Sıffin ve Nahrevan Savaşlarının Bedir, Uhud ve Hendek Savaşlarının bir devamı olduğunu gösteren hadislerdir. 1)- Hukeyd el Ensari rivayet ediyor ve diyor ki 'Nahrevan savaşında Hz. Ali'nin ağzından şunları işittim. 'Peygamber hazretleri bana Nakisiyn, Kasıtiyn ve Marıkıyn gurupları ile savaşmam için emir verdi.' (1) nakisiyn: verdikleri sözde durmayanlar kasitiyn: doğru yoldan çıkanlar marikyn: dinden çıkanlar 2) Abdullah bin Mesut rivayet ediyor ve diyor ki 'Peygamber hazretleri Ümmü Seleme nin evine geldi, biraz sonra yanına Hz. Ali geldi. Peygamber 'Ey Ümmü Seleme, benden sonra Nakisiyn, Kasitiyn ve Marikıyn gurupları ile savaşacak olan budur.' dedi.' (2) 3) Yine sahabelerden Ebu Said el Hudri diyor ki: 'Hazreti peygamber bize Nakisiyn, Kasitiyn ve Marikiyn gurupları ile savaşmamız için emir verdi. 'Ya Resullullah kimin yanında olalım.' diye sorduk; 'Hz. Ali bin Ebu Talib'in yanında.' diye yanıtladı. (3) 4) Ammar bin Yaser diyor ki: 'Peygamber, Hz. Ali'ye; ya Ali, zalim zümre sana savaş açacak, hak yolunda olan sensin. O gün sana yardım etmeyen benden değildir, dedi.' (4) 5) Ali bin Rebi'a el Valibi diyor 'Ali den işittim, dedi ki: 'Peygamber benden ahit aldı, kendisinden sonra Nakisiyn, Kasitiyn ve Marikiyn guruplarıyla savaşmam için.' (5) 6) Büyük sahabelerden Ebu Eyyüp el Ansari kanalıyla rivayet ediliyor. Ebu Sadık şöyle anlatıyor: 'Ebu Eyyüp el Ansari Irak'a geldiğinde kendisiyle buluştum ve dedim ki: 'Allah seni Peygamber in sohbetiyle ve Medine'ye ilk buyurduğunda senin evinde misafir olmasıyla büyük şeref verdi. Şimdi ne oluyor sana her gün silahını kuşanıp Müslüman bir zümreye yürüyorsun?' Bana şöyle dedi: 'Peygamber hazretleri bizden ahit aldı; önce Nakisiyn olanlarla savaşmak için, onlarla Cemel'de karşılaştık. Sonra Kasitiyn olanlar için aynı ahdi aldı, işte şimdi onların üzerine yürüyoruz. Bir de Marikiyn olanlar için yine ahit aldı; fakat onları henüz bilmiyoruz.' (6) 7) Yine Ebu Eyyüp El Ansari'den sahabelerden Alkama ve Esved rivayet ediyor. 'Ebu Eyyüp El Ansari dedi ki: 'Otlak yerler bulmaya gönderilen rehber, yalan rapor vermez. Peygamber hazretleri bize Nakisiyn, Kasitiyn ve Marikiyn gurupları ile savaşmamız için emir verdi.' (7) 8) Hz. Ali bu hadisi rivayet eder. Diyor ki Hz. Peygamber bana 'Ya Ali, sen Arapların yiğidisin, sen Nakisiyn, Kasitiyn ve Marikiyn olanların katilisin, sen kardeşim ve benden sonra her müminin velisisin.' dedi. (8) 9) Peygamber demişti ki 'Benden sonra Ali'ye savaş açacak gruplar çıkacak. Onların karşısında Ali'ye yardım etmek kutsal bir görevdir. Eli ile yardım edemeyen diliyle, diliyle de yardım edemeyen kalbiyle ona bağlı olsun.' (9)

18 10) Hz. Ali Cemel savaşında Zübeyr ile karşı karşıya geliyor ve diyor ki 'Ey Zübeyr, hatırlıyor musun bir gün Hz. Peygamber sana benimle haksız olarak savaşacağını söylemişti.' Zübeyr 'Evet şimdi hatırladım.' dedi ve geri döndü. Ve ve ve bu hadisi yazanlar çoktur. Saymakla bitmez. 11)Peygamber bir gün sahabelerine dedi ki: 'Ben nasıl Kur an'ın tenzili için savaştıysam içinizden biri de tevili için savaşacak' ve Hz. Ali'yi gösterdi.(11) Tenzil, Kur an ın vahiy yolu ile inmesi; tevil ise inen ayetin anlamlandırılma ve yorumlanmasıdır. 12) Bir gün Peygamber, zevcelerine hitaben 'Hanginiz kıllı devenin üzerine çıkıp Hav'ep köpeklerinin havlamalarıyla karşılaşacak, sağında ve solunda çok insanlar öldürülecek. diye sormuştur. (12) 13) Peygamber bir gün Aişe'ye şöyle dedi: 'Ben seni öyle görüyorum ki; Hav'ep köpeklerinin havlamalarıyla karşılaşacaksın, haksız olarak Ali'ye savaş açacaksın.' (13) Bu hadislerin ışığında Hz. Ali ile ilgili savaşların hangi boyutta olduğunu ve kimlerle savaştığını, Peygamberimizin (s.a.a.v) Hz. Ali için neler söylediğini anlayabilir ve tarihin gerçeklerini görebiliriz. Kaynakça: 1)- Hatip el Bağdadi, Tarih kitabında c8 s340 -Đbni Kesir, Tarih kitabında c7 s305 2)- Tabari, Riyad kitabında c2 s240 - Đbni Kesir, Tarih kitabında c7 s305 - el Müttaki el Hindi, Kenzül Ummal kitabında c6 s391 - Şeyhul islam el Hamvini, Feraid kitabında 27. babta 3)- Hakim ve Suyuti'ye göre Hafız el Künci Kifayet kitabında s72 - Đbni Kesir tarih kitabında c7 s305 4)- Đbni Asakir, Tarih kitabında - Suyuti Cem ve Tertip kitabında c6 s155 Zerkani, Şerhül Mevahip kitabında c3 s317 5)- Ünlü âlimlerden Hafız el Heytemi, Mecma Ezzevaid kitabında c7 s638 - Đbni Kesir, Tarih kitabında c7 s304 - Zerkani, Şerhül Mevahip kitabında c3 s217 6)- Đbni Asakir, Tarih kitabında c5 s41 - Đbni Kesir tarih kitabında c7 s306 - El Müttaki El Hindi, Kenzül Ummal kitabında c6 s88 7)- El Hatip El Bağdadi, Tarih kitabında c13 s187 - Hafız El Künci, Kifayet kitabında s70 - Đbni Kesir, Tarih kitabında c7 s306 Hakim, Müstedrek kitabında benzer bir şekilde c3 s146 Suyuti, Hasais kitabında c2 s138 8)- Şemsul Ahbar kitabında s38 9)- El Heytemi, Mecma Ezzevaid kitabında c9 s194 - ElMüttaki El Hindi, Kenzül Ummal kitabında c6 s155 ve s305 Tıbrani, Đbni Merdeveyn ve ebu Naim'den almıştır. 10)- Hakim Müstedrek kitabında c3 s336 - Tabari Tarih kitabında c5 s200 - Ebul Ferec Asfahani, Ağani kitabında c16 s131- Mesudi, Mürücuzzehep kitabında c2 s10 - Đbni Esir, el Kâmil tarih kitabında c7 s23 11)- Nisai Hasais kitabında s40 - Đmam Ahmet bin Hambel, Müsnet kitabında c3 s33 - Ebu Naim, Hilye kitabında c1 s67- Đbnül Esir, Üsüdül Ğabe kitabında c3 s282 - Đbni Hacer Askalani, Đsabe kitabında s152 - Đbni Abdi Ber, Đstiap kitabında c2 s423 - El Heytemi, Mecma kitabında c5 s186 12)- Maverdi, Alam kitabında s82 Zemahşari, Faik kitabında c1 s190 - Đbni Esir, Nihayet kitabında c2 s10 Fayruzabadi, Kamus kitabında c1 s65 - Heytemi Mecma kitabında c7

19 s234 - El Müttaki El Hindi, Kenzül Ummal kitabında c6 s83 Bu çok ünlü bir hadistir ve daha birçok kişi bunu yazar. 13)- Đbni Abdi Rebbih, El Ikdül Ferid kitabında c2 s283 ALEVĐ PERSPEKTĐFĐNDE KADIN Fehime SEVGĐLĐ Kadınlık ve kadına yaklaşım yaradılışla başlar. Hz. Âdem in yaradılışıyla başlayan bu süreç yüce Allah ın aynı çamur ve nurla, fakat farklı fiziksel uzuvlarla kadını da yaratmasıyla devam eder. Hikmetinden asla sual olunmayacak yaradanımız, Hz. Havva yı; şüphesiz Hz. Âdem e eş, yoldaş ve neslinin devamına vesile olarak yaratmıştır. Erkekten farklı olarak; kendi isimlerinden, kendi sıfatlarından Rahim sıfatını da hediye eder. O sıfattır ki; kadına yüce yaradanından doğurganlığı, üretimi, minicik hücreden bir insan var etmeyi ihsan eder. Bilimin dahi içinden çıkamadığı bu muhteşem yeteneği verir kadına. Tıp ilminin; erkeğin, onda birini çektiğinde bile çatlayıp öleceğini tespit ettiği doğum sancısına dayanmak için en büyük gücü ve sabrı da bahşeder. Tarihsel sürece bakıldığında erkekten hiç de ayrı tutulmayan, gerçekten eşit olan kadın anlayışının Đslamiyet in belli bir dönemine kadar sürdüğü görülür. Sonra o malum dönem! Yanlış anlaşılmamalıdır ki; suç Đslam da değil, Đslam ı, Kur an-ı Kerim ve Sünneti Nebeviye göre yaşamayanlardadır. Çünkü erkek ve kadını aynı nur ve çamurla yaratan Allah, şüphesiz eşit yaratmıştır. Kabile topluluklarında ve Đslamiyet ten önceki Türk aile yapısında devlet işinden, savaşa; avcılıktan ev işine kadar bütün etkinliklerde de kadın vardır. Hatun denilen kadınlar da devlet erkânından sayılır, kararlarda onların da onayı olurdu. Dünyaya ve insanlığa müjdelenen tüm semavi dinlerde eşitlik bozulmamış, özellikle analık vasfından dolayı kadın el üstünde tutulmuştur. Peki, bu günkü sürece nasıl gelindi? Bilindiği üzere Allah ın Kur an-ı Kerim de vahiy ettiği son ve mükemmel din olan Đslamiyette de bu eşitlik söz konusudur. Kur an-ı Kerim i gerçek anlamıyla okuyup idrak eden biri mutlaka bu eşitliği görür.ancak gerçek Đslam ı, kendi içlerindeki kinli iktidar hırsıyla yok edip, uydurma hadis ve rivayetlerle kendi eli kanlı Đslam ını yaşayan bedenler, görmek istemedi bu ilahi adaleti. Bu gözü dönmüş hırs, Hz. Peygamberimizin cenazesine saygısızlıkla başlayıp Ehlibeytine çirkin iftiralara varmış ve hatta gözlerimizin nurları, Peygamber Efendimizin torunları, Hz. Ali mizin evlatları Hüseyin imizi ve Hasan ımızı katletmeye kadar varmıştır. Yetmemiş, doğurganlığını hazmedemedikleri kadını önce; Allah ın kelamını unutarak, erkeğin kaburga kemiğinden yarattığını söyleyerek aşağılamış, daha sonra kendi şehevi duygularının suçlusu sayıp kara çarşaflara sarmışlardır. Bütün insani haklarından sıyırıp eve kapatmış ve kendi bencil isteklerini yerine getirmesi gereken bir köle sıfatını yakıştırmışlardır. Aynı zihniyetin günümüze değin geldiği bu çarpıtılmış Đslam kültürü, hiçbir gerçekliği olmayan hadislerle, baskılarla egemenliğini sürdürmektedir.

20 Asıl bahis konusu olan eşitlik anlayışı; bu yalan rüzgârına kapılmayıp gerçek Đslam ı, gerçek Allah kelamını, gerçek sünnet ve hadisleri idrak eden; Allah, Hz. Muhammed, (s.a.a.v) Hz. Ali ve Ehlibeyt (a.s.) sevgisini yüreğinde taşıyan Alevilerde yaşanır. Evet, bilinir değil yaşanır. Çünkü Alevi kültüründe kadınların hak elde etmek adına yaptığı bir direniş veya bir eylem göremezsiniz. Dünya nın hiçbir kültüründe belki de kadına bu kadar önem ve muhabbet verilmemiştir. Feminizm akımına kapılmaya gerek görmeyen bir mezhebin kadınlarıdır onlar. Kadınlıkları ve analıkları taçlandırır başlarını. Kız doğduğunda sevilen ve sevinen bir mezhebe mensup olmak en büyük şanslarıdır. Doğumundan evlenmesine, doğurmasından toplumdaki yerine kadar el üstündedir. Aile ve toplumda sözü dinlenir, özgür iradesine karışılmaz. Zaten karışılacak hiçbir şey de yapmaz. Đnkâr edilemeyecek bir hak vardır, vermek gerek. Alevi kadınını bu kadar takdir ve taltif eden, onun hak arama mücadelesine girişmesine lüzum bırakmayan, saygı gösteren Alevi erkeğidir. O Alevi erkeğidir ki; Allah ın yüce kelamını bilir, yaradılıştaki hakkaniyeti bilir. Ve bu yüzden anasını, karısını, kızını, kız kardeşini hak ettiği eşit mevkide görür. Aynı haklara layık görür. Onunla yan yana yürümekten imtina etmez ve ona kendi nefsi kadar güvenir. Bayramlarda, seyranlarda, düğünlerde, derneklerde, iyi ve kötü günde el ele, yürek yüreğe çalışmayı ayıp saymaz. Onu sahipsiz bırakmaz ama sahip- köle anlayışına da girmez. Kadını; karnından sıpa, sırtından sopa eksik edilmemesi gereken bir mahlûk olarak görmez. Bazı aklıevvel ulemalar(!) gibi bir alt sınıf cinsi olarak kabul etmez. Ve onu aşağılamak adına cemaatine fetvalar vermez. Onun mukaddes doğurganlığını kıskanarak hakaret etmez, aksine başköşede tutar, saygıda kusur etmez. Saygı ve sevgi de eşittir. Gün içinde paylaşılan yaşam da En büyük teşekkür; Kur an-ı Kerim i, Sünneti Nebeviyi ve Ehlibeyt sevgisini kadın ve erkeğe en hakiki, en güzel anlatan, aktaran sevgili inanç önderlerimizedir. Onlar; yaradılış hakikatini en müspet delillerle öğrendi ve öğrettiler. Erkeği ve kadını eşit görüp eğittiler. Hak mahrumiyetinin hiçbir cinse ait olamayacağını gösterdiler. Hak yolu Hakk ın yoludur. Kadını ve erkeği bu yola sevk ettiler. Özetle, Alevi Kadınları; Artık haber değeri bile taşımayan aile içi ve dışı şiddete maruz bırakılmaz. Cinsel obje olarak lanse edilmez. Kendini bildiği için kılık- kıyafet, davranış ve söylemlerinden dolayı toplumda yargılanıp cezalandırılmaz. Baskı ve zulümle değil, sevgi ve şefkatle büyütülürler. Kendilerine verilen bu değerden şımarıp yoldan sapmaz, aksine toplumsal rollerini (analık, karılık, kardeşlik vb.) layıkıyla yerine getirmeye çalışırlar. Kendisine gösterilen saygı ve değeri ziyadesiyle karşısındaki insanlara gösterirler. Ona atfedilen haklara zaten kavuştuğu için ayrıca hak arama mücadelesine girmez. Sadece elindekini değil, yüreğindekini de paylaşır. Anadır, kadındır, baş tacıdır. Başta erkeğinin ve toplumun vazgeçilmez unsurudur. Ona, bu zor yaşam koşullarında desteğini esirgemeyen, omuz omuza mücadele etmekten çekinmeyen, değerini arttıran, Alevi kadını kimliğini gururla taşımasına vesile olan Alevi erkeğine teşekkürlerimizle

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453 ÖZEL EGE LİSESİ (ORTAOKULU) DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ KAZA VE KADER (Allah, herkesin ne yapacağını bilip yazdığına göre, insanların hayır işlemesinin bir anlamı var mı? İslam da İnsanın İradeli Fiilleri

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.. 8. SINIF I. DÖNEM ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 1. İnsanın sorumlu bir varlık olması aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir? A) Düşünmesi B) Konuşması ) Yürümesi D) Beslenmesi 4. Hz. Muhammed

Detaylı

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4.

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4. KUR AN VE HADİSLERE GÖRE BÜYÜK GÜNAHLAR Yüce Rabbimiz Kur an-ı Kerimde şöyle buyuruyor: + Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

Organ bağışında bulunan herkesin organları kullanılabilir mi?

Organ bağışında bulunan herkesin organları kullanılabilir mi? Organ Doku Birimi ve Bağış Organ Bağışı Başka Hayatlara Can Katmaktır Organ bağışı nedir? Organ bağışı kişinin hayatta iken kendi özgür iradesiyle, organlarının bir kısmını veya tamamını ölümünden sonra

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

...Bir kitap,bir mesaj!

...Bir kitap,bir mesaj! ...Bir kitap,bir mesaj! Bu dünyada ne yapıyorum sorusuna yanıt veren bir kitap Tüm soru ve şüphelerınize yanıt verebilecek bir kitap. Bu kitap sizin doğal olarak Tanrı dan ayrı olduğunuzu anlatacak, ancak

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Zengin Adam, Fakir Adam

Zengin Adam, Fakir Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Zengin Adam, Fakir Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir?

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir? Kurban sözlükte yaklaşmak, yakınlaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Kurban, Allah a yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla belirli bir zamanda uygun nitelikteki bir hayvanı kesmektir. Kesilen

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Remzi Güzel, Alevilerin 1400 yıllık gelenekleri olan Ğadir Hum Bayramı nın bir sevgi günü olduğunu

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN Uyarılara kulak verin! Stephen R. Covey, Etkili İnsanların

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.C. 8. SINIF I. DÖNEM ORTK SINVI 26 KSIM 2014 Saat: 11.20 DİN KÜLTÜRÜ VE HLK BİLGİSİ 1. 3. Komşusu açken tok yatan bizden değildir. (Hadis-i Şerif) Bu hadisi ilke edinen bir kimseden aşağıdaki davranışlardan

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği BİRİ MATEMATİK Mİ DEDİ? BİZ KİMİZ? Yüce Rabbimiz dünya hayatını insanoğluna imtihan yeri kılmış, sırat-ı müstakim olarak göndermiş olduğu dinin yaşanabilmesi ve birbirlerine ulaştırılabilmesi için Müslümanları

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna MÜSİAD Cidde Temsilcisi Tanıtımı ve Türk Suud İş Forumu 23.05.2015 TC Cidde Başkonsolosu Fikret Özel, Cidde Tic Odası Başkan Yardımcısı, Mazeen Baterjee Türk-Suud İş Konseyi Başkanı, Mazan Ragap, Cidde

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI 5.10.2015 Pazartesi 06.10 2015 Salı Y.ÇİFTÇİ S.AL Y.ÇİFTÇİ 7.10.2015 Çarşamba Y.ÇİFTÇİ 15:00 8.10.2015 Perşembe S.AL S.AL 9.10.2015 Cuma E.ÜZÜM S.AL Y.ÇİFTÇİ 15:00 E.ÜZÜM (Siyer ) Mirac ve Hediyesi Namaz

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur.

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur. 06 EKİM 2014 REKLAM HABERLER Gül-Ay - Sayfa 3 06 EKİM 2014 Gül-Ay - Sayfa 5 HABERLER Erdemli de üzüm festivali yapıldı Erdemli'ye bağlı Üzümlü köyünde Üzüm festivali yapıldı. Erdemli Belediyesi tarafından

Detaylı

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak:

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak: Cenab-ı Hak: En iyi işleri yaparak kendini büsbütün Allah a teslim eden ve daima doğru yoldan giden İbrahim in dinine uyan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim i kendine dost

Detaylı

[Kurban Duaları] (ondalık-sunu-sadaka üzerine)

[Kurban Duaları] (ondalık-sunu-sadaka üzerine) [Kurban Duaları] (ondalık-sunu-sadaka üzerine) ONDALIK-SUNU-SADAKA Kurbanlarımızı şükran ve dua ile sunarız. Bu kurbanları dua ve tapınmanın bir parçası olarak, övgü ve şükran sunusu olarak Tanrı ya sunarız.

Detaylı

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR RABBİMİZDEN ÇAĞRI Ey iman edenler! (Peygamber,) sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah a ve Resûlü ne uyun. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer (sözünüzle niyetinizin aynı olup olmadığını

Detaylı

Şeytan Der ki Ey İnsan!..

Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Dengenin engelidir, şeytanların çengeli, Eûzu besmeledir, çengellerin engeli. KUR ÂN DİYOR Kİ! (Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: Şüphesiz Allah size gerçek

Detaylı

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Yayınevi Sertifika No: 14452 Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Genel Yayın Yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi Editörü: Ömer Faruk Paksu İç Düzen ve Kapak: Cemile Kocaer ISBN: 978-605-9723-51-0 1. Baskı:

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

Genç Kız ve Erkeklerin Evlilik Algısı

Genç Kız ve Erkeklerin Evlilik Algısı Genç Kız ve Erkeklerin Evlilik Algısı Kadın - Erkek Algısı I (Gelenekten ve Yanlış Din Algısından Kaynaklı) Kadın, erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kadın erkeğin hizmetine verilmiştir. Erkek,

Detaylı

Herkes bir arayış içinde

Herkes bir arayış içinde Euzubillahimineşşeytananirracim Bismillahirrahmanirrahim Herkes bir arayış içinde Ayberk Efendi Berlin 2oo8 La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil Azim. Meded ya Sultanul Evliya, meded ya Şeyh Nazım

Detaylı

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17 Ramazan ayı İslam inancının kendisine yüklediği önem sebebiyle halk arasında On bir ayın sultanı ve Şehr-i Mübârek (Mübârek Ay) olarak kabul edilmiştir. Ramazan ayı Müslümanların değerlendirmek için adeta

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI (Bayan Versiyonu) Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler ZÜLEYHA HATİCE MERYEM

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI (Bayan Versiyonu) Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler ZÜLEYHA HATİCE MERYEM TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI (Bayan Versiyonu) Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler ZÜLEYHA HATİCE MERYEM 1 1. PERDE Haydi Hatice! Acele edelim. Ama, Meryem bizden çok geride... Meryem, bize katılmak istemiyor

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI 1 KORUMANIN 4 RUHSAL Çoğu insan nasıl dua edeceğini bilemez. Bu yüzden size yardımcı olabilecek örnek bir dua metni hazırladım. Bu duayı sesli olarak okuyabilir ya da içinizden geldiği gibi dua edebilirsiniz.

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır.

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Kur'an-ı Kerimde bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur:

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur: ATEŞTEN KORUNMANIN YOLU: SADAKA Arınmak için, malını (sırf Allah rızası için) veren en takvâlı (Allah ın emirlerine en uygun yaşayan) kimse ise, o (ateşin azabı)ndan uzaklaştırılacaktır. Leyl/17-18 Sevdiğiniz

Detaylı

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır.

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır. Türkiye de Diyanet İşleri Başkanlığı nın belirlediği ve uyguladığı imsak vakti, oruca başlama ve sabah ezanın okunması ile Müslümanların sabah namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad

Detaylı

Arkadaşınız UNITE OGRENCI RAPORLARI VE YANIT KAĞITLARI. ICI P.K. 33 Bakırköy / İstanbul

Arkadaşınız UNITE OGRENCI RAPORLARI VE YANIT KAĞITLARI. ICI P.K. 33 Bakırköy / İstanbul 115 Yardımsever Arkadaşınız UNITE OGRENCI RAPORLARI VE YANIT KAĞITLARI Yerel ICI Bürosu Adresi: ICI P.K. 33 Bakırköy / İstanbul 116 ÖĞRENCİ RAPORU HAKKINDA TALİMATLAR Her üniteyi çalıştıktan sonra o ünitenin

Detaylı

KURAN YOLU- DERS 9-10

KURAN YOLU- DERS 9-10 KURAN YOLU- DERS 9-10 (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 6 no lu dersinin özeti) DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1. İsm-i Tafdil: «Daha» ve «En» kelimeleri ile yapılan Karşılaştırma Sıfatlarıdır. Örneğin,

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 28 KASIM 2013 Saat: 12.00

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 28 KASIM 2013 Saat: 12.00 T.C. 8. SINIF I. DÖNEM ORTAK SINAVI 28 KASIM 2013 Saat: 12.00 DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK İLGİSİ 1. Kimsesiz ve yaşlı bir kadın olan Fatma Hanım, kendisine yardımcı olanlara eytullah a yüz sür evladım! diye

Detaylı

OKYANUS KOLEJLERİ SINAV SORUSU TEOG SINAV SORUSU DİN KÜLTÜRÜ DİN KÜLTÜRÜ DİN KÜLTÜRÜ. 1. Kader ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

OKYANUS KOLEJLERİ SINAV SORUSU TEOG SINAV SORUSU DİN KÜLTÜRÜ DİN KÜLTÜRÜ DİN KÜLTÜRÜ. 1. Kader ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez? 1. Merhaba arkadaşlar benim bir kardeşim oldu, adını Kader koyduk. Kader kelimesinin anlamını aşağıdaki seçenekler arasından bulmama yardımcı olur musun? A) Allah ın canlılara verdiği nimetlerdir. B) Kur

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

İbadetin Manası ve Çeşitleri

İbadetin Manası ve Çeşitleri İbadetin Manası ve Çeşitleri Muhammed ibni Abd'il Vehhab (rahimehullah) www.at-tawhid.org 1 İbadetin Aslı Allah a ibadetin aslı; Allah ın emirlerine uymak nehyettiklerinden kaçınmak suretiyle ona itaat

Detaylı

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti)

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) KURAN YOLU- DERS 3 (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1) Mübin : Açık ve Açıklayan. Kur an ın sıfatlarındandır. Kur an sadece

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

HAC YÜCE ALLAH IN (c.c) EMRİDİR.

HAC YÜCE ALLAH IN (c.c) EMRİDİR. HAC YÜCE ALLAH IN (c.c) EMRİDİR. Hac Allah Teala nın (c.c) emri, İslam ın beş temel şartından biridir: Ona varmaya gücü yeten kimsenin Kâbe yi tavaf etmesi Allah ın insanlar üzerindeki hakkıdır. (Al-i

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

[ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız.

[ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız. [ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız. [ 0002 ] Çalışarak kazanç sağlama yollarını aramak, Müslüman olan her erkek ve kadın için bir farzdır. [ 0003 ] Akılca en mükemmeliniz,

Detaylı

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC Niyeti temiz olan ve haddini bilen bir Müslüman, başarıya, nîmete karşı şükrünü edâ edemez ise, Allah (CC) o kişiyi bir mahrûmiyete, bir sıkıntıya mâruz bırakır. Meselâ, dikkat ediniz, bir başarıya imzâ

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler YUSUF HARUN MURAT

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler YUSUF HARUN MURAT TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler YUSUF HARUN MURAT 1 1. PERDE Haydi Harun! Acele edelim. Ama, Murad bizden çok geride... Murad, bize katılmak istemiyor Sanki, özellikle ağırdan

Detaylı