CMYK CMYK. *192101* Ayl k Siyasi Gençlik Dergisi * Say : *Eylül 2007 *Fiyat : 1 YTL * ISSN:

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "CMYK CMYK. *192101* Ayl k Siyasi Gençlik Dergisi * Say : 125 2007-08 *Eylül 2007 *Fiyat : 1 YTL * ISSN: 1302-7506"

Transkript

1 CMYK CMYK Halk gençli iyle birlikte 20.y l CMYK *192101* Ayl k Siyasi Gençlik Dergisi * Say : *Eylül 2007 *Fiyat : 1 YTL * ISSN: Bir garip e itim sistemi Sayfa 4 YDG nin geleneksel köy çal flmalar n n üçüncüsü Hopa da devam ediyor Sayfa 7 Avrupa Yüksük Ö retim Pazar na Do ru Sayfa stanbul YDG toplant lar deneyimlerinden Sayfa 27

2 10 A ustos ta Mehmet Nezir Çirik, arkadafl Arif K l nç la birlikte saat civar nda Demirbafl Sokak ta resmi ve sivil polislerce durdurulup aran r. ki arkadafl n üzerinden çak ç k nca Taksim Polis Merkezine götürülür. ki arkadafl n önüne getirilen tutanakta kimli- ini göstermemek ve direnmek yazar. Tutana imzalamayan iki arkadafl, bir de nezarette sigara içince dayak yerler. ki arkadafl n, kendi istedikleri gibi tutanak haz rlanmas ndan sonra hastaneye götürülmeden serbest b rak l rlar. Karakol ç k - fl nda kendini yere at p ba ran K l nç ve arkadafl devriye gezen polislerce dövülür. Hastaneye götürme bahanesiyle araca konularak Dolapdere de bir yol kenar na b - rak l rlar. Kendi olanaklar yla Taksim lk Yard m Hastanesi ne giden iki arkadafl, polislerin hastaneye gelmesiyle zorla d flar ç kar l rlar. Bir gün sonra iki arkadafl stanbul Üniversitesi Çapa T p Fakültesi nde muayene olur. Burada verilen geçici raporda, okspital bölgede (kafa) hassasiyet, sol hemitoraksta (sol gö üs alt ) üç santimetrelik ekimoz (morart ), yayg n bat n (kar n) hassasiyeti saptan r. leri tetkik ve tedavi için yat r lan Çirik in dala patlad için ameliyatla dala al n r. Yukar da anlatt m z olay, ne bir sinema filminin bir karesi ne de herhangi bir roman n sayfalar ndan aktarmad r. Bu anlatt klar m z yaflad m z ülkenin bir gerçekli idir. Ve sadece tekil bir olay da de- ildir. Biliyoruz ülkemizi yönetenler her zaman için bu tür olaylar münferit olarak ele alm fl ya da kolluk kuvvetlerine iftira olarak yorumlam fllard r. Ancak gerçeklik, ülkemizi yönetenleri hep yalanlamaktad r. Belki hat rlars n z, AB ye üyelik sürecinde ç kart lan uyum yasalar n n birini teflkil eden Polis Vazife ve Salahiyetleri kanunu kolluk kuvvetlerinin hareket alan - n görece k s tlam flt. Hatta o dönem baz burjuva ayd nlar ç kart lan kanunlar demokratik devrim diye nitelendirmiflti. Kolluk kuvvetleri, hareket alanlar n k s tlayan yasalar n her seferinde, ellerini kollar n ba lad n, suçlulara! karfl bir fley yapamad klar n dillendirip duruyorlard. Egemenlik alanlar na yönelik bu ufak ad m dahi kabullenemiyorlard. Televizyon kameralar eflli inde eve giren h rs zlar nas l yakalayamad klar n! izletiyorlard bizlere. Bu gösteride sahibinin sesi olan burjuva medya da üzerine düflen gösterim rolünü yerine getirmekte zorlanm - yordu. Nitekim kolluk kuvvetlerinin bu çabas sonuçsuz kalmam fl, polis-burjuva bas n ablukas nda 1 Haziran 2007 de Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu de ifltirilerek, kolluk kuvvetleri özledi i, hasret kald hareket serbestli ine sahip oldu. Elleri kollar serbest kalan polis de tüm h z yla, serbestli in gere ini yerine getirmektedir. 1 Haziran dan bu yana kolluk kuvvetlerinin halka yönelik sald r lar da artm flt r. Kald ki, iflkenceler sadece 1 Haziran dan bu yana artmamaktad r. flkence bu topraklarda bir devlet politikas olarak var olmufltur. AB uyum yasalar ndan sonra da bu topraklarda iflkence ve kötü muamele var olmufltur. Sadece o dönem yaflanan var olan iflkencelere bir k l f bulma çabas yken, flu anki daha pervas zca yapma, hesaps z kitaps z halka sald rma giriflimidir. flkence bu topraklar üzerinde ülkemiz egemenlerinden farkl düflünen insanlar yola getirme yöntemidir. flkence, ülkemizdeki e itim sisteminde ö rencileri yola getirmek için verilen dayak cezalar - n n, eti senin kemi i benim anlay fl n n evrimleflmifl ve di er halk s n f ve katmanlar na uygulan fl biçimidir. flkence ve kötü muameleyle mücadele, ülkemizdeki Yeni Demokrasi mücadelesinin bir yönünü oluflturmaktad r. Faflizmin hüküm sürdü ü ülkemizde, iflkence ve kötü muamelenin son bulmas imkâns zd r. Ancak bu, devran n tersine dönmesiyle mümkündür. Bu bir genel do ru olarak anlaml d r. Ancak buna karfl mücadelenin sadece devrime ba lanmas eksik bir yaklafl m olacakt r. Bu yüzden 1 Haziran 2007 de de ifltirilen Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu de ifltirilmeli, iflkence ve kötü muamele edenler süratle cezaland - r lmal d r. Elbette bu bir taleptir, bu talebi daha gür sesle hayk rmak, ne kadar örgütlü oldu umuzla birebir ilgilidir. Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu na hay r! stanbul dan bir YDG li Dipnot: 1 Sadece son üç ayda stanbul da savc l a giden flikâyetler flöyle: 29 Temmuz da Avukat Muammer Öz, Moda da oturdu u s rada kimlik soran polislerce tartakland. Muammer Öz ün burnu k r ld. 26 Temmuz da gazeteci Serkan Tekpetek fiiflhane de zorla sokuldu u polis arac nda 10 u aflk n polis taraf ndan dövüldü. 14 Haziran da, Ümraniye de h rs zl k iddias yla gözalt na al nan Mustafa Kükçe, 5 Haziran da Çakmak Karakolu ndan yürüyemeyecek halde Ümraniye Adliyesi ne ç kar ld. Cezaevine konulan Kükçe, kald - r ld hastanede öldü. 10 Haziran da transseksüel Öznur Da, Tarlabafl nda sivil polislerden dayak yedi. 8 Haziran da ifladam Sezai Yakar, trafik polislerince durduruldu. Taksim Polis Merkezi nde dövülen Yakar n burnu k r ld. 5 Haziran da transseksüel Esmeray Beyo lu Emniyet Müdürlü ü önündeki iki polisçe dövüldü. 2 Veriler Radikal gazetesinden al nm flt r. GÜZEL ve DAH B ZE NEY FADE ED YOR? Emperyalist kapitalist sistemin yaratt burjuva yoz kültürle toplumun temel dinami i olan gençlerin giderek bilinçsizlefltirildi ini, kendi kimliklerinden ar nd r ld n ve gelece ini düflünmeyen beyinleri uyufluk varl klar haline getirildiklerini görüyoruz. Gerici sistem, yoz kültürünü gençlere empoze etmeye çal flmakta, böylece onlar toplumun gerçeklerinden ve sorunlar ndan uzaklaflt rarak, çark na hizmet ettirecek bireyler haline getirmektedir. Bunun d fl nda cinsiyet ayr mc l ve kad nlar n metalaflt r lmas da bu çürük sistemin ürünüdür. Öyle ki bunlar TV programlar nda bile görmekteyiz. Özellikle Show TV de yay nlanan ve geçti imiz süreçte yay ndan kald r lan GÜZEL ve DAH adl yar flma program nda bunu aç kça görmekteyiz. Kad n n afla lanmas ndan ve kad n n metalaflt r lmas ndan tutun da cinsel bir obje olarak sunulmas na kadar birçok konuda kad n n ön plana ç kar ld bir program. Erkeklerin ak ll ve yarat c, kad nlar n ise aptal olarak sunuldu u bir program. Sorular do ru yan tlayamayan kad nlar n masaya ç kart l p dans ettirilmeleri ise kad n n afla lanmas ndan ve nesne olarak görülmesinden baflka ne ifade edebilir? Tabii ki bu durum ülkemizde egemen olan sistemin burjuva feodal kültürüyle karfl m za ç kard ilk örnek de ildir. Bununla birlikte çeflitli magazin program yla insanlar televizyon bafl nda yozlaflt r lmakta, bireysellefltirilerek kendisine tehlike olmaktan ç kar lmaya çal fl lmakta. Tabii ki biz kad n sorununun sonuçlar ndan olan afla lanmay, cinsel bir meta olarak görülmeyi yaln zca GÜZEL ve DAH de ya da kad n meta olarak gösteren programlarda görerek yan lg ya düflmemeliyiz. Bu sorunu sistem sorunu olarak görmeli ve savafl m z do rudan sisteme, onun burjuva yoz karargâhlar na karfl vermeli ve teflhirimizi yapmal y z. Kendi kurtuluflumuz için edilgenlikten s yr lmal, s n f mücadelesi içinde özne olarak halk kültürümüzü sahiplenerek sisteme karfl tehlikeli olmaya devam etmeliyiz. Yani kurtuluflun devrimde oldu unu görmeliyiz. Mu la YDG SORUN VARSA ÇÖZÜM B Z Z! Oldukça hareketli ve bir o kadar da çat flmal bir dönemden geçiyoruz. 22 Temmuz genel seçimleri ve sonras ndaki geliflmeler, büyük bunal mlara gebe TC nin kendini yenileme çabas yla örtüflüyor. Böylece daha a r ve sanc l bir süreç öncesinde halk n onay n alan egemenler ve onlar n sözcüsü durumundaki siyasi partiler, kendilerince yenilenerek, güvenoyu alarak bask ve hak gasplar na devam edecekler. % 46 oy oran yla birinci olan AKP, neredeyse oy kullanan her iki kifliden birinin oyunu alm flt r y l nda yaflan lan a r krizin ard ndan hükümet kuran AKP, icraat dönemi boyunca öncellerinden hiçbir fark olmaks z n son h zla özellefltirmelere, emperyalist patentli yasalara sar lm fl, halka yönelik bask konusunda baflkalar n aratmam flt r. Yaflam kalitesinin her geçen sene düfltü ü, açl k ve yoksulluk s n r n n her sene artt, özellefltirmelerin ara vermeksizin devam etti i bu süreçte ne olmufltu da AKP, yine birinci parti olarak 2007 genel seçimlerinden ç kabilmiflti? 2002 y l nda yaflanan a r ekonomik ve siyasal kriz sonras nda egemenler yeni bir partiye ihtiyaç duymufllard krizinin halkta yaflatt öfkeyi dindirmek ve yenilenmek için düzenlenen seçimlerde iflte bu yeni ve y pranmam fl parti AKP olarak belirlenmiflti. Liderinin, ald cezalar nedeniyle seçimlere giremedi i, mazlumun yan nda görünen ve dini oldukça etkin olarak kullanan AKP, 2002 de ald oylarla tek bafl na hükümeti kurabilmifl, 2002 öncesi hükümeti oluflturan partiler ise meclise dahi girememifllerdi. Bu dönemde de AKP, özellikle cumhurbaflkanl seçimleri, laiklik tart flmalar ve emperyalizm ile onun yerli uflaklar n n tam deste i ile girdi i seçimlerden birinci parti olarak ç kabilmifltir. Laiklik söylemini dilini pelesenk eden CHP ve ordunun yürüttü ü karfl propaganda da AKP ye sempati olarak geri dönmüfltür. Çeflitli kurulufllar n yapt anketlere bak ld nda AKP ye oy verenler de dahil olmak üzere asl nda büyük bir kesim kötünün iyisi anlay fl yla oy vermifltir. Buradan ç kar labilecek en net sonuç, halk m z n gerçekten de kendisi için do ru olan halen arad olmaktad r. Bu nedenle büyük bir kesim yeni bir siyasi partiye ihtiyaç vard r dahi demektedir. Halk m z n oluflturulan rekabet durumu içerisinde kendisine en yak n gördü ü partiye oy verdi i anlafl l r olmakla beraber büyük bir kesimin bir fley de iflmeyecek fleklinde görüfl bildirmesi devrimcilere verilebilecek en net mesajd r. Bu seçimlerde öne ç kan bir di er konu da tüm çabalara ra men baz suni gündemlerin halk n gündemine fazlas yla girmemifl olmas d r. Cumhuriyet elden gidiyor yaygaras n n yeri gö- ü sard, laiklik mesajlar n n arka arkaya savruldu u, milliyetçili in pohpohland bu dönemde CHP ve MHP nin kopar lan yaygaraya de ecek kadar oy alamam fl olmas dikkate de erdir. Emperyalistlerin yüzünü AKP ye dönmüfl olmas n n elbette ki bu oran n düflük olmas nda önemli bir pay bulunmaktad r. Naml katil, siyasetin de iflen yüzü Mehmet A ar n ise meclise girifl vizesi alamam fl olmas, h zl ca de iflen görüfllere halk n inanmad n n aç k bir kan t olmufltur. Seçimlerden aylar önce ulusal harekete yönelik yapt aç klamalarla demokratl n kan tlayan A ar, ulusal hareketin gerçeklefltirdi i taktik sald r lar n ard ndan maskesini ç karm fl ve ben terörü alt ayda bitiririm demifltir. Yine Saadet Partisi ve vaatleriyle seçim sürecini renklendiren Genç Parti ise oldukça önemsiz oranlarda oy alarak seçim sand na gömülmüfllerdir. Bu seçimlerin belki de en s ra d fl olay, DTP nin ba ms z adaylar ç kararak meclise girmesi hatta grup kurabilecek duruma gelmifl olmas d r. Buna ra men özellikle seçimlerden sonra DTP li vekillere yönelik d fllama siyaseti h z n kaybetmeden devam etmektedir. Seçimlerden önce yaflanan tüm engellemelere ve seçimlerden sonra da devam eden d fllama siyasetine ra men DTP nin ilginç uzlaflma çabas da dikkat çekici durumdad r. Son olarak 30 A ustos resepsiyonuna da davet edilmeyen DTP li vekillerin makul s n rlar içinde görülmedi i bir kere daha anlafl lm flt r seçimlerine göre seçimlere kat l m oran artmas na ra men kat lmama tavr gelifltirenlerin daha dikkat çekici bir durum oluflturdu unu söyleyebiliriz. Özellikle ülkenin çeflitli yerlerinden köylülerin topluca gerçeklefltirdi i boykot tavr ve flikayetlerinin seçimlere giren partilerce giderilemeyece ini söylemeleri bu duruma örnek olarak verilebilir. Seçimlere kat lma oran bu sene % 84 le s n rl kalm flt r. %16 l k kat lmama oran n n yan s ra 1 milyonun üzerinde de geçersiz oy ç km flt r. Elbette ki bu seçimler özellikle baz köylerin gelifltirdi i boykot tavr vesilesiyle bizler aç s ndan da umut verici ayr nt lar tafl maktad r. Halka ve halk gençli ine yönelik sald r - lar konusunda de iflen bir fley olmad /olmayaca aç kt r. Bu nedenle önümüzdeki dönemde örgütlenme çal flmalar nda daha fazla olana n karfl m za ç kaca n söyleyebiliriz. Faflizmin kadrosu: Hallaço lu TTK Baflkan Yusuf Hallaço lu nun yapt bilimsel (!) araflt rmalara dayanarak Kürtlerin % 30 unun Türkmen, Kürt Alevilerin bir k sm n n da maalesef Ermeni oldu unu iddia etmesi, geçti imiz ay n en çok tart fl lan konular ndan birisi oldu. Kafatasç l n modern ve son örne ini gösteren Hallaço lu na MHP d fl nda kimse de destek vermedi ten beri TTK Baflkan olan Hallaço lu nun görevini lay k yla yerine getirdi i, bu son araflt rmada da bir kere daha kan tland. Elinde Dönme Ermenilerin listesinin de oldu unu söyleyen Hallaço lu, TTK baflkan ndan çok adeta bir istihbaratç ya benziyor. Sadece bu aç klamaya bakarak dahi y llard r faaliyetini sürdüren TTK adl kurumun ne kadar bilimsel ve objektif oldu u bir kere kan tlanm fl durumdad r. Kap daki ekonomik kriz Cumhurbaflkanl seçimleri tart flmalar yla su yüzüne ç kan baz anlaflmazl klar n gelinen aflamada durulmufl gibi görünmesinin, sistemin rahat bir nefes almas na neden oldu unu söyleyebiliriz. Buna ra men geçti imiz ay içerisinde Amerika borsas nda yaflanan düflüfl Türkiye den yüksek miktarda s cak paran n çekilmesine neden oldu. Sadece bir iki gün içerisinde yaflanan bu geliflmelerin ard ndan TC ekonomisinin darmada n olmas düflündürücüdür. Tarihindeki en yüksek düzeyde s cak para stokuna sahip olan TC nin özellikle önümüzdeki dönemde kayna yabanc olan bu paran n çekilmesiyle çok daha kötü günler yaflayaca aç kt r. Aç kça görülece i üzere ekonomideki her dalgalanma ve kriz, emekçilerin aleyhinedir. Halk m z n daha fazla hak gasp ve daha fazla fakirleflmeyle yüz yüze kalaca n görmek için ekonomist olmaya gerek yok. Geliflen krizin sistem içerisinde nas l yank bulaca n ise önümüzdeki günlerde görece iz. Son aylarda emek cephesinde de yeni hareketlenmeler yaflanmakta. Hava fl ile THY yönetimi aras ndaki anlaflmazl k da patronlar n tüm bask s na ve gördükleri kabuslara ra men sendikan n kararl durufluyla görece makul bir anlaflma ile sonuçland. Yine tekstil sektöründe haz rl klar bafllayan grev ve kamu emekçilerinin son noktada ücret üzerinden hükümetle anlaflamam fl olmas emek cephesindeki hareketlili in aç k iflaretleridir. Bütçede kamu emekçilerine ayr lan pay n, insani yaflam standartlar n n oldukça alt nda olmas, görüflmeleri sürdüren Kamu Sen ve Memur Sen i bile zor durumda b rakm flt r. KESK ise sürece yürüyüfllerle ve bas n aç klamalar yla bafllam flt r. flçilerin ve kamu emekçilerinin hakl mücadelelerini takip ederek geliflen eylemliliklerde yer almak sürecin bize yükledi i görevlerden birisidir. Ö rencilerin de il sistemin notu s f r Geçti imiz aylarda yap lan ÖSS, OKS ve KPSS s navlar n n sonuçlar, ortaya geçti imiz senelerden çok farkl bir tablo ç karmam flt r. ÖSS de tam puan alanlar n say s artm fl olsa da as l dikkat çekici olan s navdan s f r alanlar n say s n n neredeyse ikiye katlanm fl olmas d r. Ayn durum, OKS için de geçerlidir. Bu s navlarla zaten halk gençli inin gelece ine kota koyanlar n bir de üst üste teknik hatalar yapmas, s navlara girenleri ve ailelerini ç ld rtm flt r. Her geçen sene daha fazla umutsuzluk nedeni olan ÖSS, OKS ve KPSS nin seçim döneminde verimli bir vaat konusu oldu unu gördük. ÖSS nin kalkaca n söyleyen tüm partilerin, yerine nas l bir sistem getireceklerini aç klamamalar, adeta halk gençli iyle alay edildi inin göstergesi olmufltu. Yine AKP nin seçimlerden önce KPSS sonucuna göre 30 bin ö retmen atayaca z vaadinin de bir kand rmaca oldu u ortaya ç kt. KPSS sonucunda 20 bin ö retmen atanm fl ve di- er 10 bin ö retmenin sene içerisinde atanaca duyurulmufltur. Oysaki her sene dönem ortas nda atanan ö retmenler daha sonra aç klan rken tamamen seçim yat r m düflünülerek yüz binlerce gencin duygular yla, umutlar yla ve gelecekleriyle oynanmaktan çekinilmemifltir. Böylesi manevralarla k sa dönemli kârlar elde etmenin derdinde olanlara en güzel cevab halk m z ve halk gençli i mutlaka verecektir. Nitekim KPPS ma duru gençlerin kendili- inden tepkileri de bunun habercilerindendir. Tar m iflçilerine reva görülen s k nt lar n hesab n soraca z Halk m z n yaflad s k nt lar gösteren bir di- er veri de tar m iflçili i say s ndaki art flt r. Kurakl k ve tar m n tasfiyesi sonucu zaten ürünün azald bu dönemde tar m iflçili- indeki art fl, birçok kiflinin ifl umuduyla gitti i yerlerden eli bofl dönmesine neden olmufltur. Özellikle f nd k toplama ifline bu sene geçen seneye oranla çok daha fazla kiflinin gelmesi, mevsimlik iflçilerin daha fazla ma dur olmas na neden olmufltur. Her sene kamyonlara doldurularak tafl nan mevsimlik iflçilerin hiçbir sosyal güvenceleri olmadan kar n toklu una çal flmalar, sosyal adaletsizli in belirgin örneklerindendir. Bu sene de kamyon kasalar nda can veren onlarca tar m iflçisinin bir iki gazete haberi olmaktan öte bir de- eri olmam flt r. Egemen sistemin kolayca vazgeçti i mevsimlik iflçilerinin biriken canlar asla akl - m zdan ç kmamal d r. Ö renci gençlik içinde YDG yi güçlendirelim Her sene oldu u gibi bu sene de tüm aksi söylemlere ra men zorunlu ba fllar toplanmaya devam etti. Örgütümüzün bu konuya yeterince de inmemesi, bu alanda yaflanan soyguna göz yummas kabul edilebilir de ildir. Halk m z n ve halk gençli inin bu kadar birikmifl s k nt s na eklenen her konunun daha fazla öfkeye yol açaca ortadad r. Halk n biriken öfkesini örgütlü bir güce dönüfltürmek ise bizlerin ellerindedir. Bu nedenle liselerde ve üniversitelerde okullar n aç ld bu dönemi hareketli ve disiplinli geçirmemiz gerekmektedir. Özellikle YDG anlay fl n tekrar tart flt m z bu dönemde, anti-faflist anti-emperyalist kitlelerin kendilerini ifade edebilecekleri bir örgüt olarak YDG nin anlat lmas, halk gençli- ine tafl nmas ve halk gençli inin YDG toplant lar na srarla davet edilmesi gerekmektedir. fiabloncu olmadan, birim çal flmas n n önemini unutmadan her okulun, her s n f n, her kampüs bahçesinin YDG toplant lar için verimli bir mekan olarak kullan lmas, yerelde ortaya ç kan sorunlara bu toplant larda kitle ile birlikte çözümler üretilmesi, çeflitli pratikler örgütlenmesi gerekmektedir. Üniversitelerde, liselerde, semtlerde, fabrikalarda, atölyelerde, bahçe ve tarlalarda kaç kifliden olufltu una bak lmaks z n oluflturulan her YDG biriminin, kendi toplant - lar yla, kendi gündemleriyle kurumsallaflaca ve kurumsallaflm fl birimlerin merkezileflmesiyle gerçekten iflleyen ve kitle inisiyatifine dayanan bir YDG ye kavuflulaca ortadad r. Önümüzdeki dönemin YDG aç s ndan yeni fleylere gebe oldu u aç kt r. O halde çal flmalar m z h zland ral m ve kitlelerin hareketlili- ini kendili inden s n rlara hapsetmeyelim. Eylül Eylül 2007

3 Merhabalar, SUNU Aflk ve Kavga Bu ulu namlular n ucunda genç ömürlerini kavgaya sunan savaflç lar; geride b rakt klar sevgililerin ekflimsi nar kokular n da tafl rlar kütüklüklerinde Ve her zaman mavzerin kabzas ndaki orak-çekicin yan bafl nda sevgililerin isimleri de olur çünkü; kavga aflkla do ar, Aflkla büyür! karanl k gecelere bir kibrit çak m gibi düflen savaflç lar yan bafllar nda ölümü tafl salar da k z lc k flerbetini bin kere içseler de yine de yüreklerindeki sevda kandilinin fitilini söndürmezler ve her zaman secdegahlar olur; bilim-felsefe-tarih ve sevgilileri Çünkü; inanc n içindeki öz aflk n kendisidir! Kand ra 2 Nolu F Tipi Hapishanesi den tutsak bir Partizan UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY LTD. fit Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A a Mah. mam Murat Sok. No: 8/1 Aksaray-Fatih/ STANBUL Tel: (0212) FAKS: (0212) Sahibi ve Yaz iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask : Ezgi matbaa Tel: (0212) Da t m: YAY-SAT ISSN Yeni Demokrat Gençlik in adresleri: Bafl Sa l Tar m iflçileri onlar Nas rl elleri, yan k esmer yüzleriyle, k raç kül y n na benzeyen topraktan bir lokma ekmek almak içindir tüm u rafllar. Umut neredeyse ekmek oradad r onlar için. Ya da ekmek neredeyse umut orada. Kamyon kasalar nda, traktörlerin üzerinde ya da flehirleraras otobüslerle geçici ve daha çok zorunlu bir göç onlar n ki. Tabii ki ekme in oldu u yere Yol kenarlar ndaki tarlalarda, bahçelerde gördü ümüz tar m iflçileri... Birkaç ayl na evlerinden ayr l p, para kazanmak için kendilerine geçici ev ler kuran mevsimlik iflçiler... Göçebe hayatlar. Zor hayatlar n, zorlu koflullar n bizden uzak dünyalar n o siyah-beyaz resmi... 9 A ustos günü yine düflmüfllerdi ekmek yoluna. Memleketlerinde ifl ve afl bulamad klar için Ad yaman dan Karadeniz eydi yolculuklar bu defa Daha Karadeniz e ulaflamadan Sival-Kangal Karayolu üzerinde son buldu 22 tar m iflçisinin yaflam. Aralar nda arkadafl m z Ahmet Kurt un 11 akrabas n n bulundu u bu kazada yitirdi imiz tar m iflçilerinin yak nlar na baflsa l diliyoruz. Yeni Demokrat Gençlik BÜROLAR KARTAL: STASYON CAD. DÖRTLER APT. NO: 4/2 KARTAL, TELEFAKS: (0216) ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI fihani NO:11 KAT:3 DA RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) Cep: ZM R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TEL: (0232) Cep: MALATYA: DABAKHANE MAHALLES, BOZTEPE CAD., BABACAN fihani NO: 9 KAT:1/16 TEL: (0422) Cep: ERZ NCAN: ORDU CAD. ORDU fihani KAT:3 TEL: (0 446) CEP: BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) Cep: MERS N: S L FKE CAD. ÇAVDARO LU fihani KAT: 3 NO: 118 MERS N AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR DUISBURG-ALMANYA TEL: FAKS: Yeni bir say m zla daha birlikteyiz. Dergimizin son süreçte de iflen yay n periyoduna bir düzen getirmek ve dergimizi ay n bafl nda ç karabilmek aç s ndan A ustos say m z yay nlayamad k. Bu nedenle okurlar m zdan özür dileyerek sunuya bafllamak istiyoruz. Bundan sonra dergimizin periyoduna daha fazla özen göstermeyi planl yoruz. Aç kt r ki dergimiz ülkenin dört bir yan ndan onlarca gencin ortak ürünü olarak yay nlanmaktad r. Zengin bir pratik deneyimin de erlendirmesi ve iletilmesi ifllevinin yan s ra ülke ve dünya gündemleri ve devrimci gençlik hareketini yükseltme amaçl örgütsel-politik tart flmalar n da yer ald dergimizin okurlar m zca daha fazla sahiplenilmesi ve daha çok gence ulaflt r lmas faaliyetimizin düzeyinin yükselmesi aç s ndan oldukça önemlidir. Bu nedenle dergimize yaz göndermekten da t m - na her konuda okurlar m z n kolektif bir çaba içerisinde olmas n talep ediyoruz. Bu say m zda okullar n aç lmas na paralel çeflitli araflt rma yaz lar na yer veriyoruz. Bologna süreci, YÖK Stratejisi, OKS üzerine yay nlad m z yaz lar n ilgi çekece ini düflünüyoruz. Daha önceki yay nlar m zda da benzer konulara de inmemize ra men sürecin ciddiyeti ve güncelli i nedeniyle daha derinlemesine bilgiye ihtiyac m z bulunmaktad r. Halk gençli- ine emperyalizmin kötü niyetli planlar n daha net ve daha somut flekilde anlatabilmek, karfl s nda mücadele etti imiz gerici s n flar n planlar n daha derinlemesine anlamak için bu konuyu ifllemeye devam edece iz. Bu say m zda ayr ca bir süredir dergi sayfalar m zda tart flt m z YDG nin kitle çizgisinde s çrama yaratma amaçl yaz lara yer vermeye devam ediyoruz. Bu say m z n özelli i flu ana kadarki tart flmalar ve pratikleri daha detayl ve genel flekilde ele alan ve somut ça r ve önerilerde bulunan bir muhtevaya sahip olmas d r. Bu tart flma aç kt r ki yaln zca YDG nin iç tart flmas de ildir. Kitleye kapal yanlar m z aflmak, kitleleri bizlerden uzaklaflt - ran yönlerimizi, zaaflar m z deflifre etmek ve gençli in gerçek sorunlar üzerinden bir hareketlilik yaratmak aç s ndan sürecin mümkün olan, ulaflabildi imiz en genifl kesimle birlikte de erlendirilmesi, farkl görüfl ve düflüncelerden gençlerin yorumlar n n al nmas, herkesin katk sunmas n n sa lanmas, kitle denetimi ve zaafl yönlerimizin sert bir devrimci elefltirisinin gerçeklefltirilmesi aç s ndan önemli bir yerde durmaktad r. Alanlarda devam eden ve çeflitli özgünlüklerin de ortaya ç kt tart flmalar n merkezi bir YDG konferans ile birlikte ele al nmas, deneyimlerin aktar lmas ve bu konferans n demokratik bir ifllevle ele al narak önümüzdeki dönemin kararlaflt r lmas fikri birçok alan m zda yank bulmaktad r. Okullar n aç lmas na paralel birçok alan m z n da toparlanmas yla bu tart flmalar n bir evreye gelmesi ve bu fikrin somutlanmas aç s ndan yerellerdeki talep ve beklentilerin netleflmesi oldukça önemlidir. Bunun bir parças da alanlardaki tart flmalar n deneyim yaz lar halinde dergimize yans t larak birikimin ülke çap nda paylafl lmas d r. Bu nedenle dergimize alanlardaki canl l aktarmaya ihtiyaç bulunmaktad r. Seçim çal flmalar nedeniyle bu y l gecikmeyle örgütledi imiz köy çal flmalar n n üçüncüsü dergimiz yay na haz rlan rken Hopa da devam etmektedir. Yo un çal flma flartlar alt nda f rsatlar zorlayarak dergimize yaz ve foto raf yollayan arkadafllar m za teflekkür ediyoruz. Bizler aç s ndan yaz süreci tatil anlam na gelmemektedir. Yaz sürecini genç devrimcilerin her olana kullanarak emekçilerle iç içe geçirmesi, emekçilerden ö renmesi, üretimi kavramas, emekçi gençlerle ba lar n gelifltirmesi, politik-teorik aç dan yetkinleflmesi ve örgütün maddi s k nt lar na çare üretecek flekilde geçirmesi oldukça de erlidir. Seçim öncesinde Amed - den Dersim e, Erzincan dan Mersin e, stanbul dan Tarsus a kadar köylerde ve semtlerde arkadafllar m z yo un bir flekilde seçim sürecini de erlendirmeye çal flt lar. Bu çal flmalar sayesinde genifl bir kesimle ba kurulabilmifl, gücümüze oranla az msanamayacak bir kitleye boykot politikam z anlat lm fl ve bu çal flma içinde gerçekli imiz daha net ortaya ç km flt r. Bu birikimin üstüne örgütledi imiz bu köy çal flmalar yaz sürecinin verimini pekifltirecektir. Köy çal flmalar ile ilgili daha genifl bir de erlendirmeye önümüzdeki say m zda yer verece iz. Egemenlerin seçim ve cumhurbaflkanl seçimi sürecini atlatmalar na paralel halka yönelik sald r paketlerine a rl k verecekleri aç kt r. Dünya genelinde geliflen ekonomik krizden en fazla etkilenen ülkemizde s n f mücadelesinin daha da yükselece ini öngörmek mümkündür. Kitleye daha aç k, kitlenin sorun ve taleplerine daha duyarl bir örgütsel yap yla etkili çal flmalar yapmam z n koflullar müsaittir. Bu bilinçle tüm arkadafllar m za örgütlü faaliyete sar lma ça r s nda bulunuyoruz. E itim ve mesleki hak gasplar na karfl YDG nin web sitesi yay nda Yeni Demokrat Gençli in gençli e yönelik emperyalist patentli yasalara karfl yapt çal flmalar n, yay nlad yaz ve bildirilerin yer ald web sitesi yay nda. Bu site konu hakk nda dergimizde ç kar araflt rma ve de erlendirmelerin bulunabilece i ve konu hakk nda detayl bilgiye sahip olmak isteyenler için önemli bir baflvuru kayna niteli- inde olacakt r. Sitede Bologna Süreci nden YÖK Strateji Raporuna, yetkin mühendislikten mesleki yeterlili e, aile hekimli- inden sözleflmeli ö retmenli e, ÖSS den liselere getirilen yeni s navlara kadar çok çeflitli konularda yaz lar yer almaktad r. Bununla birlikte YDG nin de örgütlenmesine destek verdi i Meslekler Nereye Sempozyumu yla ilgili yay nlanan yaz - lara da sitemizde yer veriyoruz. Sitemizde karfl ç kt m z yasalar okumak da mümkün. Böylece daha genel bir bak fl sahibi olunabilir. Sitemizde ayr ca YDG nin tan t m aç s ndan YDG Program - na ve ö renci eylemlerinden çeflitli resimlere de yer veriyoruz. Sitemizin faaliyetlerimizde kaynak olarak yararlanmada yararl olaca n düflünüyoruz. Ne kadar çok gence sitemizi duyurur, ne kadar çok kiflinin ziyaret etmesini sa larsak çal flmalar - m z n etkisi de o kadar fazla olacakt r. BANKA HESAP NUMARALARI Selma fiahin Euro Hesab Ziraat Bankas stanbul/aksaray fiubesi Euro Hesab : TL Hesab : B E L L E K Bu ilk zafer, nihaî zafer de il henüz. (...) Biz bafllang c yapt k. Ne kadar zamanda, ne zaman, hangi ulusun proleterleri bu eseri sonuna vard r rlar, bunun önemi yok. Önemli olan buzun k r lm fl, yolun aç lm fl ve gösterilmifl olmas d r. diyordu Lenin, Ekim Devrimi ezilen emekçi halklara umut oldu unda. Dünyay derinden sarsan varl yla 72 gün süren 1871 Paris Komünü proletarya ve ezilen s n flar n hayali oluyordu. Y llarca bu u urda kan ve can bedeli savafl m veren ezilen s n flar Rusya da Ekim Devrimi ile yeni bir ça n bafllad n hayk r yorlard tüm dünyaya. Ekim Devrimi Avrupa da ve tüm sömürge, yar sömürge ülkelerde bir devrimci dalgalanma, kurtulufl iste i ve umudu yaratm fl, do um sanc lar çeken komünist örgütlenmeleri canland rm flt. Türkiye komünist hareketinin do uflu da bu hareketli y llarda do rudan Ekim Devrimi nin ba r nda olufltu. Türkiye topraklar nda ilk komünist gruplar, küçük örgütler olarak 1917 de ortaya ç kmaya bafllam flt r lü y llar n bafllar nda ülkemizden iflçi olarak Almanya ya giden gençler Almanya da devrim için Spartakistlere kat lm fl, Hamburg da, Berlin de barikatlarda, ellerinde silahlarla dövüflmüfller ve bir araya gelerek sosyalist çizgide yay nlanan Kurtulufl gazetesini ç karm fllard r ve 1920 senesinin bafllar nda stanbul da Sosyalist Partisi (Bu parti ngilizlerin elindeydi), Beynelmilel flçi ttifak Partisi (Rum iflçilerinden ibaretti) ve kurucular aras nda Ethem Nejat n da bulundu- u, daha sonra bunun içinden komünist bir örgütün do du u flçi ve Çiftçi Partisi kurulmufltu. Bu partinin yay n organ da Ayd nl k t. stanbul örgütlenmelerinin yan s ra, Mustafa Suphi nin devretti i bayrak ellerimizde! Onlar n mücadeleleri ülkemiz topraklar nda bir bafllang çt. Büyük bir resimse devrim, onlar ilk f rça darbesini atanlard, flimdi yar m kalan bu resmin say s z usta ele ihtiyac var. Biz geride kalanlar, önemli bir mirasa sahip oldu umuz için flansl y z. Öyleyse üzerimize düflen görev belli, tarihimizden daha fazla ö renmek, onlardan güç almak ve bu gücü devrim inanc - m zla büyütmek. Anadolu da da komünistlerin çal flmalar sonucunda çeflitli örgütler oluflturuldu. Eskiflehir de Yeni Dünya, K rflehir de de flçi gazeteleri yay mlanmaya bafllam flt. K sa bir zaman sonra Yeni Dünya gazetesinin Ankara ya getirilmesiyle birlikte Eskiflehir komünist grubunun Ankara komünist grubuyla birleflmesiyle Yeflil Ordu Partisi kuruldu. Bu örgütün merkezi yay n organ da Emek gazetesi olarak ç kmaya bafllad. Yeflil Ordu TBMM taraf ndan muhalif olarak karfl land. Kemalistler bu partiye karfl bar - fl lmaz mücadeleye girdiler. Yeflil Ordu nun TBMM de ömrü k sa da olsa bu zaman içinde birçok komünist grubu etraf nda birlefltirmeyi baflarm flt. Kemalistler o dönemde, halk aras nda h zla yay - lan komünizm ülküsünü engellemek, iflçi s - n f n aldatmak, kendisinin Sovyet dostu oldu unu göstermek çabas yla sahte bir komünist partisi kurdu. Parti kuruculu- unda, Yunus Nadi, Tevfik Rüfltü Aras gibi birtak m burjuva politikac lar ndan yararland. M. Kemal de bu partinin üyesi oldu. Ama bu parti daha ilk gününden gerçek yüzünü gösterdi. Bu yalanc komünist partisinden ayr lmak için 14 Temmuz 1920 de Türkiye Halk fltirakiyun Partisi kuruldu. Türkiye Halk Komünist Partisi, Anadolu daki 12 komünist örgütünün birli i ile oluflturuldu. Halk Komünist Partisi kurulduktan hemen sonra, iflçilere, köylülere, askerlere, flehir halk na bir ça r da bulundu. Bu amaçla ç kar lan duyuruda, komünist partisinin program, görevleri, amac halka anlat l yordu. Ülkeyi iflgal eden emperyalistlere, düflmanlarla iflbirli i yapan hainlere karfl, halife ordusuna, Aznavurculara karfl Türkiye halk n n yi it o ullar, k zlar savafla ça r l yorlard. Parti, bir halk ordusu kurulmas n istiyor ve bu savafl elde silah desteklemek gerekti ini söylüyordu. Partinin kuruldu u gün, TKP nin yaln zca Anadolu da, aktif 500 üyesi vard. Ankara da, yaln zca silah fabrikalar nda 85 üyeli bir örgütü, komitesi vard. Beklemeye gerek yoktu. Art k Türkiye de sosyalizmin tohumlar n serpmenin zaman gelmiflti. Bu amaçla Sovyet devrimine kat lan Türkiyeli komünistlerle Türkiye den gelen delegeler; Mustafa Suphi nin önderli inde TKP nin Kurulufl Kongresi ni gerçeklefltirmek için Bakü ye geçti. Ve kongre 10 Eylül 1920 de Bakü de gerçeklefltirildi. Bu kongreye 15 örgütten 75 delege kat ld. Mustafa Suphi, kongre öncesinde 1. Emperyalist Paylafl m Savafl y l nda cephede Rusya ya esir düflen ve Ekim Devrimi yle kurtulan Türkiyeli emekçiler aras nda örgütlenme çal flmas yaparak, iflgale karfl Anadolu daki direnifli büyütmek için K z l Ordu kurmaya çal flmaktayd. Bunun sonucunda bir birlik oluflmufl ve çeflitli çat flmalar aflarak Kars a ulaflm flt. Türkiye Komünist Partisi nin 1. Kongresi Türkiye iflçilerinin ve köylülerinin 1. Kongresi, dünya proletaryas na kat ld klar n, devrim için mücadele yolunda olduklar n göstermektedir. III. Enternasyonal in çat s alt nda yetiflen Türkiye komünist örgütleri, bundan böyle halk n partisi oluyorlar. Komünist Partisi, devrim yolunda zafere ulaflmak için büyük fedakârl klara haz r durumdad r. Bu yolda, üstüne düflen tarihsel görevi gururla yerine getirecektir. * TKP nin 1. Kongresi çok kritik bir dönemde toplan yordu. Ülke savafl içindeydi. Her yanda iflgalci emperyalist güçlere karfl k ran k rana bir savafl sürüyordu. Bu ortamda kongrenin sorumlulu u büyüktü. Parti, halk uyand rmak, gericili e ve emperyalizme karfl savafla yöneltmek durumundayd. Kendili inden oluflan hareketleri, emperyalizme karfl bilinçli ve örgütlü savafla yöneltmek gerekiyordu. Mustafa Suphi, kongre aç l fl konuflmas nda flöyle diyordu: Türkiye Komünist Partisi nin kuruluflu yaln z Türkiye için de il, bütün do u halklar için önem tafl yor. Düflmana karfl zafer kazanmak için komünist hareketin saflar n n birli i flartt r. Dünyan n bütün komünist hareketlerinin tek bir merkeze ba lanmas zorunludur. Bizce bu merkez Rusya Komünist Partisidir. TKP nin yapmas gereken ilk görev, memleketimizde komünizm ülküsünü iflçi s n f ve yoksul köylüler aras nda h zla yaymakt r. Halk n kendi yazg s n kendisinin belirlemesi için gerekli durumu haz rlamak gerekiyor. Bugün nesnel durumun da gösterdi i, ilk yap lmas gereken, emperyalistleri ve iflgalci güçleri yurttan kovmakt r. Amac - m z, halk sömürerek onun s rt ndan geçinen haz r yiyicileri yok etmektedir. Tarihsel öneme sahip TKP 1. Kongresi, parti program n onaylad. Stratejik do rultuyu ve takti i çizdi. Türkiye deki tüm komünist gruplar tek partide birlefltirdi. Bas n-yay n Bürosu ve D fl Büro kurularak, Parti nin genel baflkanl na Mustafa Suphi ve Genel Sekreterli ine Ethem Nejat getirildi. Böylece 1. Kongre, Türkiye Komünist Partisi ni düzenli bir örgüt olarak ortaya ç - kard. Partinin yönetici savafl organ Merkez Komitesi, bütün yetkileriyle çal flmaya bafllad. flte bu tarihten itibaren de geliflen örgütlülükler üzerinde bask ve sald r dönemi h z kazand. Kurulufl Kongre sinden dört ay sonra Mustafa Suphi ve 14 yoldafl Kars dan Trabzon a geçti inde Ankara daki gerici yönetimin hain pususuyla karfl laflt lar. Trabzon yak nlar ndaki bir iskeleden bindirildikleri takayla denize aç ld lar. Mustafa Kemal in emriyle arkalar ndan yetiflen Yahya Kaptan n adamlar 28 Ocak 29 una ba layan gece, Mustafa Suphi ve 14 yoldafl n süngü ve kurflunlarla katletti. Mustafa Suphi ve yoldafllar bu topraklarda bir gelene in bafllat c s oldular. Onlar çetin koflullarda verdikleri mücadeleyle, gösterdikleri cüretle bugünün genç kuflaklar na örnek olmaktalar. Bugün devrimci hareketin üzerinde yükseldi i temel onlar n b rakt klar mirast r. Onlar n mücadeleleri ülkemiz topraklar nda bir bafllang çt. Büyük bir resimse devrim, onlar ilk f rça darbesini atanlard, flimdi yar m kalan bu resmin say s z usta ele ihtiyac var. Biz geride kalanlar, önemli bir mirasa sahip oldu umuz için flansl y z. Öyleyse üzerimize düflen görev belli, tarihimizden daha fazla ö renmek, onlardan güç almak ve bu gücü devrim inanc m zla büyütmek. *Kongre nin, Lenin e gönderdi i telgraf Eylül Eylül 2007

4 B R GAR P E T M S STEM! Yaklafl k olarak 205 bin ö retmen aday n n girdi i KPSS sonucunda bu A ustos ay nda yap lan ö retmen al m 20 bindir. Okullarda binlerce ö retmene ihtiyaç varken boflta kalan ö retmen say - s 185 bin. E itim sisteminin çöküntüye u rad son y llarda, e itim üzerinde uygulanan politikalar ö renci gençli i art k can ndan bezdirmekte ve ö renci gençli in ciddi tepkisini almaya bafllamaktad r. Ö renci gençlik üzerinde uygulanan e itim politikalar ndan bir tanesi de, her e itim dönemini bitirdikten sonra ö renci gençli in karfl s na konulan s navlard r. Eskiden sadece üniversiteye girifllerde uygulanan bu s navlar art k neredeyse ilkokula girifllerde bile uygulanmaya bafllanacakt r. Emperyalizme uflakl kta hizmetlerini gittikçe artt ran ve iliflkilerini daha da s klaflt ran ülkemiz hakim s n flar, bu hizmetlerinin bir ürünü olarak emperyalist patentli politikalar ülkemiz emekçi halk üzerinde uygulamak için daha bir gayret sarf etmektedir. Bologna süreci ile h z kazanan e itim üzerindeki emperyalist planlar n ülkemizdeki uyarlamalar na bakt m z zaman karfl m za ilk olarak ilkö retim kurumlar n bitirdikten sonra ortaö retim kurumlar nda, kaliteli bir e itim almak için ö rencileri girmek zorunda b rakt klar Ortaö retim Kurumlar na Girifl S nav (OKS) ç kmaktad r. Bu s navla amaçlanan sözde ö rencilerin daha iyi bir e itim almalar n sa lamakt r. Neden? Çünkü devlet okullar art k kaliteli e itim vermeyecektir. Çünkü emperyalist politikalarda, her türlü hizmette özel sektörle devleti karfl karfl ya getirmeme amac güdülmekte ve böylesi durumlarda özel sektöre yer aç lmaktad r. Yani bunlar n ülkemizde karfl l e itimin özellefltirilmesi çabas d r. Tabii ifl sadece ortaö retim kurumlar na girmekle bitmiyor. Ortaö retim kurumlar - na girdikten sonra bu e itim kurumundan mezun olabilmek için her sene önümüze konulan seviye tespit s navlar bulunmaktad r. Ortaö retim süresinin dört y la ç kart lmas ile beraber art k dört y l okumak zorunda (!) kalacak olan ö renciler, gördükleri derslerin s navlar ndan sonra bir de her sene sonunda iyi bir puan almak zorunda olduklar seviye belirleme s navlar beklemekte. Böylelikle ö rencilerin dört y l boyunca s nav bask s alt nda tutulmas ve kendilerini sosyal hayat n d fl na itmesi amaçlamaktad r. Çünkü bu s navlardaki baflar s zl k, meslek sahibi olabilmek için gitmek zorunda oldu u üniversite hayallerini de engelleyecektir ve böylece ö renci ortadaki baflar s zl n kendine mi ait oldu u yoksa sistemin kendi baflar s zl m oldu unu anlayamadan gelecek umutlar ndan vazgeçmek zorunda kalacakt r. Ortaö retim kurumlar nda bu s navlar verdikten sonra bir de bu s navlar n en can al c s karfl m za ç kmakta: Ö renci Seçme S nav (ÖSS). Zaten bu s navdaki herhangi bir olumsuzluk gelece imizi etkilemekte ve hayat m z istedi imizin aksine bir yöne çevirebilmektedir. Tabii ifl sadece ÖSS ile de s n rl kalm - yor. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir meslek sahibi olabilmek için de girmemiz gereken bir s nav var: Kamu Personeli Seçme S nav (KPSS). Yani bunca sene ald m z e itim yeterli olarak görülmüyor ve engelli bir yar fla benzeyen s nav maratonlar ndan geçmem i z e ra men, sistem kendisinin yapt ta ilkö retim döneminden bafllayan s navlara güvenemeyerek bir s nav daha yapmakta ve mesleki yeterlilik için uygun olup olmad m z bir daha ne yaz k ki mesleki yeterlilikleri ölçmeye hiç de uygun olmayan s - nav sorular yla ölçmeye çal flmaktad r. Hayat biter s nav bitmez! Diyelim ki e itim fakültesini bitirdiniz. S - nav hayat n z KPSS ile bitmiyor. Belki de daha yeni bafll yor. Art k önünüzde stajyerlik dönemi var ve bu stajyerlik döneminin bitmesi için tekrar s nava girmeniz gerekiyor ki bu unvan n zdan kurtulabilin. Yoksa her an iflten at lma tehlikesi ile karfl karfl ya kalabilirsiniz. Bundan sonraki süreçlerde uzman ö retmenlik s navlar, bafl ö retmenlik s navlar karfl m za konulmakta. Tabii bir de bu s navlar baflar yla geçti imizde maafllar m zda bir art fl söz konusu! Yani k sacas hayat n her an nda karfl m za bir s - nav konulmakta. Evet, bu s navlar e itim üzerinde uygulanan emperyalist politikalar n sadece bir parças n oluflturmaktad r. Bu s navlar emekçi halk gençli inin e itim hakk n n ellerinden al nmas için uygulanan ve bundan büyük bir rant elde edilen bir sektör durumuna gelmifltir. Egemenlerin içinde bulunduklar batakl ktan ç kmak için uygulad klar çözüm reçeteleri emekçi halk için yeni bir sefalet, yeni bir y k m demektir. E itim sisteminde yaflanan t kan kl gidermek için uygulad klar emperyalist patentli politikalardan kaynakl ö renci gençli in kaderleri ellerinden al nmaktad r. Bununla birlikte çözüm olarak ortaya koyduklar bu uygulamalar, yeni sorunlar ç kartmaktad r. Bu y l May s ay ndan bafllayarak milyonlarca ö rencinin kaderlerini belirlemek için girdikleri s navlar n daha sonuçlar n n aç kland s rada patlak veren sorunlar, e itim sisteminde uygulanan s navlar n güvenilirli ini ve geçerlili ini ortaya koymaktad r. lk olarak OKS de diploma notlar n n yanl fl hesaplanmas ile bafllayan ve ÖSS sonuçlar n n yanl fl hesaplanmas ile devam eden aç klar en son da KPSS sonuçlar n n yanl fl hesaplanmas ile iyice ç r ndan ç km flt r. Sonuçlar n yanl fl hesaplanmas na yönelik yap lan itiraz baflvurular n n henüz hiçbiri incelenip sonuçland r lmam flt r. Yaklafl k olarak 205 bin ö retmen aday - n n girdi i KPSS sonucunda bu A ustos ay nda yap lan ö retmen al m 20 bindir. Okullarda binlerce ö retmene ihtiyaç varken boflta kalan ö retmen say s 185 bin. flte e itim sisteminde yaflanan t kan kl a çözüm olmas için uygulanan s nav n sonucunda ortaya ç kan tablo. 185 bin diplomal iflsiz. MEB ö retmen atamalar nda sözünü tuttu mu? Milli E itim Bakanl n n bu sene bafl nda yapt aç klamaya göre al nmas hedeflenen 40 bin ö retmen var. Bunlar n 20 bini kadrolu 20 bini sözleflmeli. Bu aç klama 2007 fiubat atamalar ndan sonra yap lmakta ve ard ndan 2007 A ustos atamalar n n kontenjanlar aç kland nda 10 bini kadrolu, 10 bini sözleflmeli olmak üzere 20 bin ö retmen atamas yap laca aç klanmaktad r. Tabii arkadafl, ülkeyi pazarlamakla sorumlu olan Maliye Bakan Kemal Unak tan olan Milli E itim Bakan Hüseyin Çelik utanmaz bir flekilde atamalar s ras nda yapt aç klamada hükümetin bu sene ö retmen adaylar na verdikleri sözü tuttuklar n, 10 bini 2007 fiubat nda, 20 bini 2007 A ustos unda, 10 bini de okullar aç ld ktan sonra oluflacak aç a göre ihtiyaç üzerine yap lacak atamalarla beraber 40 bin ö retmen atama sözünü yerine getirdiklerini söylemektedir. Halbuki ö retmen atamalar na bir göz att m zda en çok al m n sözleflmeli ö retmenlerde oldu unu görüyoruz. Sözleflmeli ö retmene ayr lan yerler genelde ülkenin en ücra yerleri yani geleneksel deyimle kufl uçmaz kervan geçmez yerler. Böyle bir durumda bu yerlerin tercih edilme olas l klar giderek düflmekte ve tercih d fl bu yerlere yap lan atamalarda da bu yerlerde görev yap lmamakta ve dolay s yla bu yerlerde halen ö retmen aç bulunmaktad r. Ve böylece bakanl k buraya yeniden atama yapmamakta ve buradaki kadroyu ilk atama için dolmufl göstererek belirledi i kontenjan n d fl na ç kmamaktad r. Daha sonra gerçeklefltirilecek atamalarda, ilk atamalarda bofl kalan kontenjanlar doldurulmaya çal fl lmaktad r. Ve son yap lan atamalarda gösterilen kontenjan say s bir önceki atamada aç k kalan yerlerdir. Yani bakanl n ikinci atama için belirledi i 10 bin kadro bir önceki atama döneminden kalmad r. Böylece bakanl n söz verdi i 20 bin atama gerçe i yans tmamakta, yap lan atamalar 20 binin çok çok alt na düflmektedir. Böylelikle buralarda oluflturulan aç klar n takviyesi de ücretli ö retmenlerle yap lmakta ve sömürünün dozaj gittikçe artt r lmaktad r. Tartüf-59: Yoksa tanr ya inanm yor musunuz kardeflim? Tartüf: Tanr ya inanmak her zaman için inanmamaktan daha kârl d r. E er tanr varsa ve sen ona inanm yorsan, do ruca cehennemi boylars n. Ama e er tanr da, cehennem de yoksa ve sen var diyorsan, bu yüzden bafl na kötü hiçbir fley gelmez. Tartüf-59: Siz, kardefl kendisi için neye inanman n kârl, neye inanmaman n kârs z olaca na karar vererek ebedi huzura ermifl bir filozofsunuz. Hem de büyük bir filozof Bu konuflmalardan anlafl laca üzere Tartüf ün tanr ya olan inanc bile muallaktad r ve üstelik inanç meselesini de kâr-zarar, ç kar hesaplamalar üzerinden yapmaktad r. N. Hikmet bütün bunlar aç a dökerken politik bir söylemi vard r. Özelde, içinde yaflad dönemin iktidar na; genelde ise demokrasi, özgürlük söylemlerine, papa-kral iliflkisine göndermelerde bulunmufltur. Mesela Dorina ile Tartüf-59 un bir konuflmas nda flu diyaloglar geçer ki bu da dönemin iktidar n n Amerika ile olan iliflkisine göndermede bulunur: Tartüf-59: Peki, Amerika n n mal kaçmaz naylon çorap versem sana? Dorina: Ne yapmaz çorap? Tartüf-59: Ah, öyle ya Dilim sürçtü. Naz m yine iktidar n Marksizm e ya da komünistlere olan bak fl n sorgulamak ad na Orgon a, k z n tembihlemesini söyleyen Tartüf- H A L U K Z O R U S E V M E Z 59 u flöyle konuflturur: Tartüf-59: O zaman ona k z m sen nihilistsin deyin. Ya da k z l tehlikenin maflas s n sen! Tüm dünyada komünizmi silah zoruyla yaymak istiyorsun deyin. Orgon: Bütün bunlardan bir fley anlamaz. Tartüf-59: Anlamas gerekmez ki Bütün bunlar n d fl nda N. Hikmet, Moliere den farkl olarak Moliere in yapt gibi kral kurtar c gibi göstermek, olumlamak yerine onu elefltirir. Dorina ile bir konuflmas nda a z ndan flunlar dökülür Tartüf-59 un. Tartüf-59: Fransa kral 16. Lui beyinsiz, efle- in tekidir der Dorina ya ve flöyle devam eder: Evet, sizin 16. Lui haflmetmeaplar benim kunduram n taban de erinde bile de ildir. Dorina: Ya kraliçe anam z? Tartüf-59: Sizin iyi yürekli, dünya tatl s kraliçe anan z, ah gitmifl, vah kalm fl orospunun tekidir. Anlad n m? Yine metinde do rudan papa da elefltirilir. Damis: Margarita, uzaktan olsun Papay bir kez görmezsen seninle evlenmem diye tutturdu. Tartüf-59: Papay görüp de ne olacak? Tartüf ün kopyas, ikiz kardefli de diyebilirsin. Evvelsi gün televizyonda bikini reklamlar ndan hemen sonra bir Of-kampani yay n ndan ç kt. Tartüf-59 da Moliere in metninden farkl olarak söylenebilecek fleylerden biri de merak unsurudur. Moliere de okuyucu daha merakl, heyecanl bir bekleyifl içerisine girer. Ama Tartuf-59 da merak daha Merhaba sevgili YDG okurlar. YDG nin yeni bir süreci tart flmaya bafllad bu dönemde dergimiz editörlerinin getirdi i srarl teklifler sonucu ben de yazar kadrosuna kat lmaya karar verdim. Güncel geliflmeleri naçizane engin bilgimle yorumlayarak siz gençlere örnek olma, yol gösterme çabas nda olaca m. Bu ilk tan flma yaz mda da daha çok içe dönük bir meseleyi kurcalamaya karar verdim. Efendim malumunuz, gündemde oldukça s cak ve ülkemiz aç s ndan stratejik konular var bu günlerde. Risotto tart flmas ve Risotto nun içine içki konulur mu yoksa konulmaz m polemi i bunlar n bafl nda geliyor. Yine yak n arkadafl m olan Hallaço lu nun, bu çok de erli Türk büyü ünün etnik kökenler üzerine yapt ciddi bilimsel analizler ve ald haks z elefltiriler de cabas. Eh müstakbel cumhurbaflkan m z n eflinin bafl ndaki örtü üzerine oluflan durumu da bunlara ekleyebiliriz. Türkiye nin Paris Hilton u Tu ba Özay m yoksa Helin Avflar m tart flmas n n da alevlendi ini düflünürsek asl nda konuflulmas gereken konular n ne kadar fazla oldu u da anlafl lacakt r. Ancak tüm bunlara ra men Süper Ligin tam gaz bafllam fl olmas na, ilk hafta Trabzon maç nda ç kan olaylara, Galatasaray n y lan hikayesine dönen forvet transferine de at fta bulunmak istiyorum. fiimdi sab rs z genç arkadafllar m, bu kadar güncel konu varken tembellik hakk da nereden ç kt? diyeceklerdir. Efendim, dergide yazmaya bafllam fl olmam vesilesiyle ve ufak tefek borçlar m kapatmak maksad yla talep etti im küçük miktardaki avans, editörlerimce reddedildi. Yok, biz gönüllülü ü esas al rm fl z da, yok zaten derginin bas m masraflar n karfl lamakta zorlan yormufluz da vb vb. Bana ne efendim? Ben profesyonel bir yazar m. stersem çoook büyük gazetelerde yazar m ama malum Emin Çölaflan Bey gibi düflüncelerimden taviz vermedi im için bu medya tekelleriyle anlaflmakta zorlan yorum. Neyse efendim, yani ben de editörleri protesto ederek güncel konulardaki engin bilgilerimi saklad m bu ay. Dergide bana ayr lan k sm n önemli bir bölümünü geçmiflim. Bu nedenle art k yavafl yavafl gerçek konumuz olan tembellik hakk na de inmekte fayda var. Efendim, insano lu yarat ld ndan bu yana, Adem babam zla Havva anam z saymazsak hayata tutunabilmek için çal flmak zorunda kalm flt r. Yüzy llard r süren bu yorucu kofluflturmacada ilk dönemler vahfli ve yaban l hayvanlar n midelerini dolduran ademo ullar, daha sonras nda hayat n asla de- iflmez bir kural olan zengin-fakir ayr m ndan kaynakl yaflam na devam edebilmek için çal flmak zorunda kalm flt r. Özellikle genç olmak, çal flmakla, daha fazla yorulmakla efl de er tutulmufltur. Gencecik insanlar m z n bedenleri ve zihinleri bu yorucu hayat temposu içerisinde y pranmakta, gençlikleri zayi olmaktad r. flte ben buna bir dur demekten yanay m. Bu nedenle her insan n tembellik hakk n n oldu unu savunuyorum. Baz lar, düzen ve disiplin ad alt nda yok flu saatte yatmak laz m, yok bu saatte kalkmak laz m, yok hayat bofla geçirmemek laz m gibi nasihatlerde bulunuyorlar. Yani bu gibi yaflayan insanlar da ölecek, eninde sonunda benim gibi tembellik edenler de. Fani dünya iflte hepimiz ölece iz. O halde neden gencecik bedenlerimize iflkence edelim ki? Benim bu tezimi herkesin kabul etmesini beklemiyorum elbette. Her insan hemen do ruyu bulamaz ne de olsa. Ancak birço umuzun zaten tembellik hakk n sonuna kadar kullanmaya çal flt aflikard r. Efendim bizler de farkl bir hal al r. Ne olaca na dair bir merak n ötesinde olacaklar n nas l, hangi yolla geliflece ine dair bir bekleyifle neden olan bir merak vard r. Çünkü ilk sahneden itibaren Tartüf ün, Orgon a neler yapaca, onu nas l etkisi alt na alaca çok aç kça verilmifltir. lk sahnede pederin ve Tartüf ün konuflmas ndan bunlar rahatl kla anlafl labilir. Yine Tartüf-59 da Moliere in metninden farkl olarak oyun kiflileri dikkat çekmektedir. Oyun kiflileri N. Hikmet in elinde farkl laflm flt r. Orgon her iki metinde de safça çizilmifltir. Saf olmakla beraber, feodal, ataerkil, hiyerarflik bir yap ya da sahip bir ailenin babas konumundaki Orgon pohpohlanmaktan da oldukça hofllanmaktad r. flte Tartüf-59 un, Orgon u bu yönle etkileme çabas sürekli karfl lafl lan bir durumdur, N. Hikmet in metninde. Tartüf- 59 un insanlar n egolar n destekleyen bir söylemi vard r. Öyle ki Tartüf-59 ile Orgon aras nda kal plaflm fl bir diyalog vard r. Orgon sürekli Tartüf-59 taraf ndan pohpohland nda: Orgon: Yok can m? Tartüf-59: Vallahi billahi. Orgon: Abart yorsun. Tartüf-59: Hiç de de il. Der ve Orgon her seferinde ikna olur ki zaten buna haz rd r da. Ama Moliere in metninde ise Orgon un daha feodal, daha ataerkil bir tavr vard r. Ama Tartüf-59 da Orgon bu yönünden biraz daha s yr lm fl ve her fleyi Tartüf-59 un ellerine en bafl ndan itibaren b rakm flt r. Yine evin kad nlar da daha pasifize edilmifl, hatta al klaflt r lm flt r. Elmira, Moliere in metninde evini, ailesini çekip çevirmeye çal flan, bir flekilde yuvas na sahip ç k p ailesi için Tartüf e kumpas kurabilen, Tartüf e karfl uyan k olabilen bir kad nken, Tartüf-59 da daha kendi halinde, kendisinin bak m ve süsü ile ilgilenen bir kad n haline gelmifl. Öyle ki Tartüf-59 da Elmira bir ruj ile bile kand r labilecek niteliktedir. Ailenin kad nlar ndan gelenekçi, feodal Madam Pernell bile Tartuf-59 un perma oyununa gelmifltir. Dorina n n oyunda kurtar c rolü üstlenmesi ise daha çok Dorina n n s n f ndan, iflçili inden ötürüdür. Yine ortak olan fleylerden biri de her iki metinde de oyun sonunda Tartüfler bir biçimde yok edilir. Özellikle N. Hikmet, Tartüflerin yok olaca na dair ümidini yitirmez. Oyun sonunda; Tartüf: Çok iyimser bir k zs n anlafl lan. Tartüf-59: Bizi temizleyebilece ini mi san yorsun? Dorina: Sanm yorum Eminim Sizin gibiler bile y kan p temizlenebilirler Eninde sonunda siz de insans n z Anlafl lan o ki, Naz m da Dorina da çok iyimserler. Ne yaz k ki bu metinler günümüzde hâla somutta karfl l n bulabiliyorlar ve Tartüfler her geçen gün ço al yor stanbul Üniversitesi nden bir YDG li TEMBELL K HAKKI ÜZER NE genç olduk, o nedenle bilirim ben o dönemleri. Herkes birbirini niye ö lene kadar yat yorsun?, çok tembelsin, daha yaz n yazmad n m?, gazete da t m na niye gelmedin? gibi bilindik cümlelerle elefltirir ama bu elefltirileri yapanlar da di erleri gibi tembellik hakk n kullan rlar. Eh benim bu tezime göre zaten düzensiz ve disiplinsiz yaflayanlar n say s di erlerine göre daha fazla. Yani de erli genç arkadafllar m tembellik yapanlar ço unlukta oldu una göre niye aç k aç k savunmayal m ki düflüncelerimizi? San r m biraz utangaçl ktan, biraz da terslenme kayg s ndan. Engin yaflam deneyimime dayanarak Galileo Galilei gibi do rular engizisyon tehdidine ra men hayk rmak gerekti ini savunurum ben. Tembellik hakk da böyle bir do rudur iflte. Bana ayr lan köfleyi aflmamak için söylediklerimi toplamaya çal flay m. Efendim ben devrimci faaliyet de dahil tüm yaflamda tam serbestlikten yanay m. Yani herkesin keyfi gelmedikçe gazete da t lmas n, yine herkesin keyfi gelmedikçe yaz konusunda kimse s k flt - r lmas n, gerekirse dergimizin bas m ertelensin. Hayatta daha önemli ne var ki? Bu k sac k köflede tüm savunduklar m aktaramaman n hüznüyle bütün genç arkadafllar ma güzel günler diliyorum. Tembellik erdemdir diyerek yaz m bitiriyorum. Bir dahaki ay görüflmek üzere. Eylül Eylül 2007

5 ZGÜR OKUL Liseli YDG nin kurumsallaflma meselesi Hak verilmez al n r, zafer sokakta kazan l r Grev ve toplu sözleflme görüflmelerini protesto amac yla kat lmayan KESK, fiubeler Platformu, stanbul, Ankara, Adana, zmir ve Malatya da yapt eylemlerinin bir aya n da 24 A ustos ta Mersin de gerçeklefltirdi. KESK binas - n n önünden yürüyüfle geçen emekçiler, yürüyüflü belediye binas n n önünde bas n aç klamas yla sonland rd. Eyleme birçok kurum da destek verdi. Toplu görüflme masas n n iflas etti ini ifade eden KESK, Toplu sözleflme ve grev hakk n tan mayan, en temel sendikal haklar n kullan lmas n n önünde engel oluflturan, son sözü daima Bakanlar Kurulu na b rakan bir Toplu pazarl k sistemi bizim için kabul edilemez diyen emekçiler, T S ve grev hakk n n önündeki tek engelin siyasi irade oldu unu belirtti. Emekçiler faiz ödemelerine bütçenin yar s kadar kaynak ay ran, ülke zenginliklerini özellefltirerek ya malamaya çal - flan siyasi iradenin kamu emekçileriyle eflit koflullarda toplu sözleflme yapmaya Uzun süredir tart flt m z YDG toplant lar konusunda belirli bir hemfikirli e varm fl olmam za karfl n YDG toplant lar n n birimlerde al nmas sorunu halen gündemimizdeki yerini korumaktad r. Alanlar m zda ald m z merkezi YDG toplant lar n n yan s ra yerellerde, birimlerde de YDG toplant s almam z bizim aç m zdan can al c öneme sahiptir. YDG bir demokratik kitle örgütüdür ve kitle örgütlerinde birim inisiyatifi esast r. Ancak burada vurgulanmas gereken konu birim toplant lar - n n da alanlar m zda ald m z merkezi toplant lar kadar önemli oldu u gerçekli- idir. Örne in herhangi bir ilde al nan merkezi YDG toplant s kadar o ilde çal flma yürüten liselilerin de liseli YDG toplant s almalar merkezi toplant lar kadar önem arz etmektedir. E er kitle örgütlerinde önemli olan kitle inisiyatifinin aç a ç kmas ve birim çal flmalar ise birimler içerisinde de demokratik yöntemli toplant lar al nmas ve alanda uygulanacak politikalar n bu toplant larla belirlenmesi önemlidir. Bizler liseli gençler olarak günümüzün önemli bir k sm n okudu umuz okullarda geçirmekte, okullar m zda her gün yüzlerce sorunla karfl laflmakta, ad her sene de iflmekte olan s navlara girmeye mecbur b rak lmaktay z. Bunlar bizi halk gençli inin di er katman ve tabakalar ndan ay ran temel özellikleri oluflturmaktad r. Halk gençli i ile ortak yaflad m z sorunlar n yan s ra t pk halk gençli inin di er kesimleri gibi bizim de yaflam flartlar gere i yaflad m z özgül sorunlar m z bulunmaktad r. Bu sorunlardan kaynakl d r ki liseli gençlik ayr bir alan, ayr bir birim olarak örgütlenmek zorundad r. Bizler liseli gençler olarak kendi özgül sorunlar m z tart flmak, bunlara çözüm yollar bulmak ve alan m zda uygulayaca m z politikalar belirlemek için ayr toplant lar alarak prati imize yön verebilmeliyiz. Alaca m z birim toplant lar n n esas amac alan m zda uygulayaca- m z politikalar n belirlenmesi, tart fl lmas, bu politikalar n hayata geçirilmesi için gerekli mekanizmalar n yarat lmas olmal d r. Bunun yan s ra al nan toplant larda merkezi YDG toplant lar nda tart fl lan konular n, al nan kararlar n, yap lan ifl bölümlerinin, ortaya ç kan deneyimlerin karfl l kl akt r lmas meseleleri tart fl lmal d r. Merkezi toplant lar ile birim toplant - lar aras ndaki ba n s k tutulmas can al - c bir öneme sahiptir. Gerek tek bir örgüt gibi davranabilme konusunda gerekse de birim toplant lar n n merkezi toplant - lar, merkezi toplant lar n da birim toplant lar n denetleyebilmesi aç s ndan bu ba gelifltirmek önemlidir. Bugüne kadar YDG toplant lar n n nas l ele al nmas gerekti i üzerinde birçok kez durduk. Burada esasta vurgulanmas gereken mesele bu kavray - fl n birim toplant lar n n al nmas ile beraber derinlefltirilmesi gerekti i ve örgütün bir bütün koordinasyon sorunu yaflamamas için gerekli önlemlerin al nmas n n zorunlulu udur. Bunun en önemli yolu merkezi toplant lar ve birim toplant lar aras ndaki ba n s k tutulmas d r. Bugün Bologna süreci ile beraber gerek liseli gençli e gerekse de halk n tamam na boyutlu sald r lar gerçeklefltirilmektedir. Bu sald r lar karfl s nda liseli gençlik cephesinden cevap olmak istiyorsak ileri kitlenin kendini ifade edebilece i, kendi sorunlar na demokratik tart flmalarla çözümler arayaca bir kitle örgütü oluflturmal y z. Bunun en önemli aya n bulundu umuz alanlarda liseli YDG nin kurumsallaflmas meselesi oluflturmakt r. Unutmamam z gerekmektedir ki YDG nin kurumsallaflmas meselesinden bahsederken soyut, tepeden inme bir kurumsallaflmadan de il birimlerden, çevreden merkeze bir kurumsallaflma olgusundan bahsetmekteyiz. Yani YDG nin kurumsallaflmas meselesi birimlerin kurumsallaflmas ile beraber çözülecek bir olgudur. Biz liseli YDG liler olarak liseli YDG toplant lar n almaya bafllayarak kurumsallaflma meselesinde ilk ad m atmal y z. Ayr ca bu süreç içerisinde de iflik komisyonlar oluflturarak hem al nacak YDG toplant lar n ve YDG çal flmalar n zenginlefltirebiliriz, hem de kurumsallaflma meselesini h zland rabiliriz. Örne in Bologna süreciyle ilgili çal flmalar m zda birçok yasa ve yasa tasar s n incelememiz gerekmektedir. Herkesin ayn anda bütün yasa ve yasa tasar lar n incelemesi mümkün olmayacakt r. Bunun yerine liseli YDG toplant s nda seçilecek birkaç komisyon bu araflt rmalar yapabilir ve gerek özel gündemli YDG toplant lar nda gerekse de al nacak seminerlerde araflt rma sonuçlar n sunabilirler. Böylece hem Bologna süreci ile ilgili somut ajitasyon, propaganda materyalleri elde edilebilir hem de belirli bir uzmanlaflmadan sonra e itim komisyonu oluflturulabilir. Bu tür önerilerin alanlar n somut flartlar na uyup uymayaca tart fl lmal ve zengin önerilerle hem YDG toplant lar n n ve seminerlerin hem de kurumsallaflma tart flmalar n n gelifltirilmesi sa lanmal d r. Bizler liseli YDG liler olarak bulundu- umuz alanlarda YDG ile ilgili yürütülen tart flmalara kat lmal y z. Özellikle okullar n aç lmaya bafllad bu süreçte liseli gençlik olarak YDG çal flmalar na h z vermeli, okullar n aç lmas ile beraber liseli YDG toplant lar n almaya bafllamal y z. Bu toplant larda önümüzdeki dönem yürütece imiz çal flmalar n içeri i, kitle örgütleri ile ve di er devrimci gençlik örgütleri ile olan iliflkimiz ve YDG nin niteli i ile ilgili tart flmalar gibi bir çok konuyu toplant konusu yapmam z gerekmektedir. Elbette ki okullar n aç ld flu dönemde bunlar yapmak zor olacakt r ancak haftada bir gün bir araya gelmek, bu toplant lara haz rl kl kat lmak, plan program oluflturmak ve bu planlar hayata geçirecek de iflik mekanizmalar yaratmam z gerekmektedir. Aksi takdirde Bologna süreci ile bafllayan ve boyutlanan sald r dalgas na karfl liseli gençlik cephesinden yan t olmaktan çok uzakta kalaca z. Ayr ca YDG toplant lar n mümkün oldu unca kitlelerin içerisinde okul bahçelerinde, kantinlerde, dersliklerde yani kitlenin yaflam alan içerisinde yapmaya özen göstermeliyiz. YDG toplant lar n mevcut politikalar m z ile birlefltirerek en genifl kitleye hitap edecek genifl ça r larla gerçeklefltirmemiz gerekmektedir. cesaretinin olmad n ifade etti. nsanca yaflayacak bir ücret, ifl güvenceli ve kadrolu bir istihdam taleplerimizi kazanana kadar mücadele edece iz diyerek aç klama sona erdi. Eylemde Hak verilmez al n r, zafer sokakta kazan l r, Yaflas n örgütlü mücadelemiz, Sadaka de il, toplu sözleflme, Devlet güdümlü sendikaya hay r sloganlar at ld. Mersin YDG STANBUL YDG Toplant deneyimlerinden Uzun zamandan beri dergimiz sayfalar nda YDG nin niteli i ve YDG anlay fl m z sorgulayan birçok yaz yay mland. Bu yaz lar n d fl nda örgütümüzün demokratik bir iflleyifl kazanmas yolunda at lan en somut ad mlardan biri olarak çeflitli alanlar m zda yap lan YDG toplant lar n n de erlendirme yaz lar da dergimiz sayfalar nda yer ald. stanbul YDG olarak biz de yaklafl k üç ayd r düzenli olarak YDG toplant lar yapmaktay z. Bu toplant lar n n de erlendirmesini sizlerle paylaflmaya ve deneyimlerimizi aktarmaya çal - flaca z. stanbul YDG olarak ilk toplant m z küçük bir grupla aç k bir alanda gerçeklefltirdik. Bu toplant ya kat l m n az olmas n n birçok nedeni vard. Bu nedenler hem bizden hem de stanbul un somut koflullar ndan kaynaklanmaktayd. stanbul un genifl bir alan olmas, toplant ya davet edilen bileflenin toplant ya az bir süre kala haberdar edilmesi, bileflene uygun ortak gün ve saatin belirlenmesinde yaflanan zorluklar bunlar n bafl nda gelmekteydi. Bu eksikliklere ra men ilk toplant m z di er toplant lar n önünü açmas aç s ndan çok önemli bir yerde durmaktayd. Bu sorunlarla birlikte düzenli olara haftal k toplant lar m z yapmaya bafllad k. Merkezi toplant lar yapmaya bafllad ktan sonra toplant lar n yönetilmesi ve idaresiyle ilgili olarak bir biçim oluflturulma meselesi gündeme geldi. Bu sorunu divan oluflturma ve her toplant dan önce bu divan seçimini yeniden yapma yoluyla çözdük. Daha sonraki toplant larda bu konuyu daha derinlemesine inceledik. Divan n görev ve yetkilerini tart - flarak toplant n n bütününden seçilen divan n sorumlulu u oldu unu kararlaflt rd k. Ayr ca toplant da yap lan gündem önerileri de belirlenen divan üzerinden kararlaflt r lacakt. Seçilen arkadafl toplant genelindeki söz s ras ve süresinden de sorumlu olarak görevlendirilmifltir Nas l ki; burjuvazi, kendi sonunu getirecek olan proletaryay kendi elleriyle yarat - yorsa, ülkemiz egemenleri de kendi sonlar - n getirecek olan örgütlü halk yaratma koflullar n bizlere vermektedir/vermek zorundad r. Yeter ki bizler, egemenlerin bizlere verdi i/vermek zorunda oldu u bu kozlar do ru bir tarzda kullanal m. Birkaç ay önce 15 Gençlik Derne i üyesine kat ld klar bir bas n aç klamas ndan kaynakl 500 er YTL para cezas verilmiflti. Gençlik Dernekli arkadafllar m za yöneltilen bu sald r n n, bu arkadafllar m z özgülünde devrimci harekete yönelik yap lm fl bir sald - r oldu u gerçe ini göremeyiflimizden ötürü herhangi bir tav r gelifltiremedik. Oysaki birkaç ay öncesinde ortaklafla düzenledi imiz bir bas n aç klamas nda, alabildi ine gür bir sesle hep bir a zdan; Yaflas n devrimci dayan flma! slogan n atm flt k. fiunu en bafl ndan görmemiz gerekirdi ki; devrimci bir kurumun, partinin vs. baflar s, ayn zamanda devrimci hareketin de baflar s ise; yine herhangi bir devrimci kuruma, partiye vs. yap lan sald r da devrimci harekete yap lm fl bir sald r d r. flte bu bilinç fl nda, egemenlerin s n f mücadelesine azg nca sald rd bu dönemde, bu sald r lar örgütlenmenin bir arac na dönüfltürmek, bu sald r lar gö üslemenin ve geri püskürtmenin tek yoludur. Nitekim bunu yapamay fl m z n bir sonucu olarak; bu defa da 2 si YDG li, 7 si Gençlik Dernekli Yerel toplant lar ve delegeler K sa bir süre sonra baz semt ve mahallelerde de düzenli olarak YDG toplant lar yap lmaya baflland. Bu toplant larla birlikte stanbul YDG olarak ilk yapmaya bafllad m z toplant lar daha merkezi bir nitelik kazanmaya bafllad. Çünkü yerel toplant lar daha çok stanbul merkezi toplant larda al nan kararlar n yerel koflullara uygulanmas ve gelifltirilmesi fleklinde bir geliflim izlemekteydi. Ayr ca yerel toplant lar n yap lmas yla birlikte stanbul merkezi toplant lar nda yereldeki YDG inisiyatifinin temsil sorunu da ortaya ç kmaya bafllad. Bu sorun karfl s nda yerellerde ve baz alanlarda faaliyet yürüten arkadafllar n (üniversite ) toplant larda seçim yoluyla merkezi toplant larda alan temsil etmesi fleklinde bir çözüm yolu gelifltirildi. Bu arkadafllar merkezi stanbul toplant lar nda alanlar - n n delegeleri olarak, karar alma sürecinde alanlar n temsil ederek alan n düflünce ve onay n n al nmas n sa lamaktayd. Bununla birlikte alandaki arkadafllara toplant lar ve al nan kararlar iletmekle sorumluydu. K sa süre içinde bu yeni iflleyiflin oturmas yla yerel toplant larla merkezi toplant lar aras ndaki iliflki daha da netleflti. Merkezi toplant lar stanbul YDG faaliyetinin genel politikalar n n belirlendi i, belirlenen politikalar üzerinde daha derinlemesine çal flmalar n yap ld, genel araçlar n belirlendi i bir platform halini almaya bafllad. Kat lan delegeler yoluyla bu tart flmalar ve genel araçlar yerellerdeki toplant lar n gündemine tafl nd. Yerel toplant lar n gündeminde tart fl lan konular ve pratikler yine delegeler yoluyla merkezi toplant lara tafl narak deneyimlerin aktar lmas sa land. Bu iflleyiflin bize olumlu katk lar ndan birisi de stanbul gibi genifl bir alanda pratik faaliyetlerin daha küçük birimlere bölünerek daha h zl ve daha kolay bir flekilde örülmesidir. Ayr ca yerel toplant lar ve delegeler yoluyla her alan n sorun ve alanda uygulanacak politikalar n tek tek stanbul YDG toplant s n n gündemine girmesi engellenmifl oldu. Böylelikle stanbul un birçok yerinden gelen arkadafllar n s n rl bir zaman daha verimli de erlendirmesi sa lanm fl oldu. Komisyon giriflimi stanbul merkezi YDG toplant lar n n düzenli olarak yap lmas ve delege sisteminin netleflmesiyle birlikte farkl semt ve yerellerde yaflayan, farkl okullarda okuyan ancak ortak ilgi alanlar na sahip olan veya yaflanan genel sorunlar çözmede ortak çal flmalar yapmas daha uygun olacak arkadafllar n birlikte çal flmalar n n gereklili i fikri oluflmaya bafllad. Merkezi toplant lar m z n gündemleri aras na bu önerinin de olmak üzere 9 arkadafl m za, yine ayn flekilde 500 er YTL para cezas verildi. Devrimci gençlik hareketine yönelik yap lan bu sald r lar n tek bir amac vard r, o da örgütlü halk yaratmam z engellemektir. Bizler özgülünde mücadelemize yap lan bu sald r lar örgütlenmenin bir arac olarak kullanmak, halk düflmanlar na karfl verece imiz en güzel cevap olacakt r. Pratik anlamda birçok fleyin yap laca ndan flüphe yok. Peki, yap lacak olan pratikler de yine sadece göstermelik mi olacak? Yani sadece iflin maddi k sm m öne ç kar - lacak? E er böyle yaparsak bu ifli gerçekten de göstermelik yap yoruzdur ve bu flekilde egemenleri kendi silahlar yla vural m fliar - al nmas yla birlikte bu sorunun daha detayl bir flekilde tart fl lmas süreci bafllad. lk olarak toplant larda birim oluflturma ve bu birimlerin iflleyifli hakk nda genel bir tart flma süreci yap ld. Bu birimlerin oluflturulmas n n hangi ihtiyaçlar m za cevap olaca ve acil olarak hangi birimlerin oluflturulmas n n gerekti i tart fl ld. Bu sürecin sonunda stanbul YDG olarak iki komisyonun oluflturulmas, bu komisyonlar n oluflum sürecine kadar detayl bir haz rl k ve inceleme yaparak iflleyen komisyonlar haline getirilmesi hedeflendi. K sa sürede önerilen kad n ve kültür sanat komisyonu flu anda giriflim olarak çal flmalar n sürdürmektedir. Bu komisyonlar arkadafllar n ortak ilgi alanlar üzerinden flekillenmifltir. Komisyonlaflman n bize katk s birimler yoluyla belli konular üzerine uzmanlaflman n daha kolay olmas d r. fllerlik kazanm fl birimler sorunlar n parçalara bölünmesini ve daha kolay çözülmesini sa layacakt r. Bunun d fl nda stanbul genelinde ortak sorunlar yaflayan (liseliler, üniversiteliler, iflçi gençlik) komisyonlar yoluyla kendi sorunlar etraf nda daha çabuk birleflip harekete geçebilirler. Gündemlerin bir önceki toplant da belirlenmesi stanbul YDG toplant lar n n belli dönemlerde k s r geçmesi ve toplant lar n sessizli e bo- ulmas nedeniyle bir hafta sonraki toplant n n gündem önerileri ve divan seçiminin toplant lar n sonunda yap lmas na karar verilmifltir. Böylece toplant ya kat lan arkadafllar gerekli haz rl k ve çal flmalar yaparak gelecektir. Bu sayede toplant larda tart fl lan konulara kat l m artacak daha canl bir tart flma ortam sa lanm flt r. stanbul YDG olarak yaz döneminin getirdi- i çeflitli engellere ra men daha demokratik ve kat l mc bir iflleyifl yaratmada önemli ad mlar att m z düflünüyoruz. Okullar n aç lmas yla birlikte çal flmalar m z n daha kapsaml ve genifl kat l ml flekilde ele alaca m z düflünüyoruz. stanbul YDG EGEMENLER KEND S LAHIYLA VURALIM n gerçeklefltirmemiz mümkün olamaz. O halde ne yapmal? Asl nda gayet aç k; kitlelerin içine girmek ve onlar, yap - lan bu sald r lar n teflhirini yaparak, bu sorunlara karfl koyman n örgütlenmekten geçti ini anlatarak, s n f mücadelesi saflar na çekerek, harekete geçirmek olmal d r. Bu anlam ile özelde faaliyetimizin bulundu u yerler olmak üzere, gidebildi imizin her yere giderek kitlelere derdimizi anlatarak, dayan flma etkinlikleri düzenleyerek, gazete, dergi, bildiri, kufllama vb. araçlar kullanarak genifl kitlelere ulaflabilmek ve bunlarla birlikte alan özgüllerinde daha yap labilecek birçok fleyi faaliyetçilerimizle tart flarak bulmak ve yapmak Erzincan YDG Eylül Eylül 2007

6 f Her toplumsal formasyonda ve her tarihsel dönemde bir e itim sistemi bulunur ve bu e itim sistemi egemen s n f n ihtiyaçlar yla uyumludur. Kapitalist üretim tarz egemen üretim tarz haline gelmeden önceki tar m toplumlar nda geçerli e itim sistemi esas itibariyle ideolojik egemenli i yeniden üretmeyi amaçl yordu. deolojik meflrulaflt rmalar dine dayand için o dönemin e itim sistemleri, mevcut durumun de iflmezli ini vaaz ediyordu ve mevcut durumun Tanr dan kaynakland, insan iradesiyle de ifltirilmesinin mümkün olmad bilincini yerlefltirmeyi amaçl yordu. Dolay s yla, ideolojik meflrulaflt rman n referanslar dine dayan yordu. Bugünkü modern üniversitelerin atalar orta ça da ortaya ç km fllard ve Kilise çevresinde faaliyet gösteriyorlard. Kurulmalar, geliflmeleri, aç l p-kapanmalar bütünüyle Kilise çevresindeki tart flmalara ba l yd. Bu dönemde, e itim tamamen o dönemin üst s n f n n yani ruhanilerin ç - karlar n gözetiyordu. Bu tür üniversiter kurumlar n Osmanl mparatorlu- u ndaki karfl l olan e itim kurumlar Medreseler, Tekkeler ve Zaviyeler di. * XVIII. yüzy lda kapitalizmin egemen üretim tarz haline gelmeye bafllad dönemden itibaren söz konusu kurumlar da dönüflüme u rad ve yeni egemen s n f olan kapitalist s n f n ve bir bütün olarak da burjuvazinin ç karlar yla uyumlu hale getirildi. Ayd nlanman n ve modernitenin düflünsel-ideolojik alanda yaratt devrim, e itim alan nda da dönüflümleri tetiklemiflti. O zamana kadar tar m toplumunu meflrulaflt rma ifllevi gören, ideolojik egemenli- in hizmetinde olan, dine dayanan e itim sisteminin ideolojik referanslar n da art k rasyonalizm [ak l ak lc l k] oluflturuyordu. Böylesi bir sosyal, entelektüel, estetik, artistik devrimler ve dönüflümler ça nda, üniversiteler de yeni dönemin egemen s - n f olan burjuvazinin ç karlar yla uyumlu hale getirilecekti. Osmanl mparatorlu u nda Bat modelinde kurulan ilk üniversite Darülfünun du l y llardan 1933 deki üniversite reformuna kadar varl n sürdürse de, s k s k ö retime ara vererek, aç l pkapanarak, yaklafl k 60 y ll k bir varl söz konusu oldu ve geleneksel e itim kurumlar olan Medreseler, Tekkeler ve Zaviyelerle birlikte ve onlarla yan yana s n rl etkinli ini sürdürdü. E itim neden emekçi s n flara do ru yayg nlaflt? Geleneksel tar m toplumlar nda e itimin amac, dine dayal dünya görüflünün emekçi toplum ço unlu u taraf ndan içsellefltirilmesini sa lamakt, do- rum YÖK ve Stratejisi üzerine fiimdilerde ideolojik-siyasi-bürokratik k skaca al nm fl söz konusu kurumlar, bir de metalaflma, paral laflma, ticarileflme, özellefltirme girdab na sokulmufl durumdalar. Bu durum, sadece emekçi halk çocuklar na üniversitenin kap lar n kapatmakla kalm yor, bizzat bilimsel-entelektüel-estetik etkinli in varl k nedenini de ortadan kald r yor. Zira kâr etmenin, mal satman n, sömürünün hizmetinde bir bilim ve sanat mümkün de ildir. Tan m ve do as gere i bilimsel-entelektüel-estetik faaliyet ve yarat c l k, sadece kamusal bir etkinlik olarak var olabilir. Ancak günümüzde durum hiç de böyle de ildir. lay - s yla as l ifllevi ideolojik nitelikteydi. Kapitalizmle birlikte e itim sisteminde iki önemli de ifliklik ortaya ç kt : Birincisi, e itimin ve bilginin ideolojik kayna teolojiden rasyonalizme kayd ; ikincisi, e itim sadece ideolojik egemenli i sa lamakla yetinmeyip, kapitalist üretim için gerekli iflgücünü yetifltirmeyi de amaçlar hale geldi. Önceki dönemde sadece dar bir elit için oluflturulmufl e itim sistemi yerine, temel e itimin genifl emekçi çocuklar n da kapsar hale gelmesi, kapitalist üretimin ihtiyac na cevap vermeyi amaçl yordu. Fakat üniversite e itimi veya ayn anlama gelmek üzere, yüksek ö retim düzeyinde durum farkl yd. Üniversiteler, kinci Emperyalist Paylafl m Savafl sonras - na kadar sadece dar bir ayr cal kl elitin çocuklar içindi. Sonras nda, kap lar n ilk defa emekçi kitlelerin çocuklar na da aralam flt. Elbette burjuva egemenli iyle birlikte e itim, yeni dönemin egemen ideolojisini genç nesillerin kafas na sokma, bu sefer de burjuva düzeninin de iflmezli ini dikte eden bir egemen ideoloji üretme ifllevine koflulmufltu. Olmas gereken ve olan üniversite Asl nda üniversitelerle ilgili tam bir kafa kar fl kl var, zira gerçekte var olan üniversite ile hep dillendirilen/olmas gereken aras nda derin bir uçurum vard r Üniversitelerin gerçek anlamda üniversite say labilmeleri için olmazsa olmaz koflullar söz konusudur. Bir kere üniversitenin mutlaka özerk olmas, kendi kendini yönetmesi gerekir, ya da özerk de ilse üniversite de de ildir denir. Elbette özerklik sadece siyasi otorite [devlet] karfl s nda özerklik de ildir, sermaye dahil her türlü güç ve iktidar oda karfl s nda özerkliktir. kincisi üniversitenin kendine özgü bir üslubu, tarz, gelene i olmas gerekir. Baflka türlü ifade etmek istersek, üniversite süreklili i varsayar. Üçüncüsü, üniversitenin gerekti- inde kendi kendini savunabilmesi gerekir. Elbette bunu kendine özgü yöntem ve araçlarla yapacakt r veya yapmas gerekir. Dördüncüsü; üniversitede yap - lanlar n toplumdaki özgürleflme mücadelesiyle örtüflmesi gerekir ki, bu üniversitenin as l varl k nedeni say lmal d r. Nihayet, beflinci koflul da, üniversitenin kamusal bir etkinlik, bir kamusal alan faaliyeti olma zorunlulu udur... Üniversitelerin her türlü fikrin özgürce ve s n rs z bir flekilde tart fl labildi i kurumlar oldu u söylenir ama gerçek dünyada bunun tersi geçerlidir. Genel bir çerçevede üniversiteler, özgür düflüncenin filizlenip, yeflerdi i kurumlar de il, tam tersine özgür düflüncenin ve gerçek bilimin bo uldu u kurumlard r. Fakat bu genel tespitin derinlefltirilmesine ihtiyac vard r. Her ne kadar üniversiteler ideolojik egemenli in üretildi i odaklar olsalar da, bilimsel-estetik-entelektüel çaban n niteli inden ötürü, bu kurumlardan bilimi ve özgür düflünceyi bütünüyle kovmak mümkün de ildir. Sivil elbiseyle askerlik yapmak Bu arada Türkiye deki durumun da nüanse edilmesi gerekir. Her ne kadar resmi söylem modernleflmeye, ayd nlanmaya afl - r vurgu yapsa da, Türkiye nin tarihinde hiçbir zaman gerçek anlamda bir modernite ve ayd nlanma devrimi yaflanmad. Bizde Eski Rejimle hesaplafl lmad. Eski olan, yeni söylemler ve yeni görüntüler alt nda varl n korudu. Bu durum, özerk kafalar n ve özerk kurumlar n ortaya ç k p geliflmesine izin vermedi. Bafll ca varl k nedenlerinden biri özerklik olan, olmas gereken üniversite, böylesi koflullarda gerçek bir varl a sahip olamazd, nitekim olamad, olam yor. Oysa gerçek üniversiteler genç insanlara sadece meslekî bir yetkinlik kazand ran kurumlar de ildir ve olamazlar. Türkiye de geçerli resmi ideoloji sadece üniversiteyi bo makla kalmad, toplumun ideolojik-entelektüel ufkunu da karartt. Zaten resmi ideoloji demek, do rular n devlet taraf ndan önceden belirlenmesi demektir ki, böylesi bir durum özgür düflünceyi ve yarat c l daha bafltan yasaklar. Türkiye de MGK gibi bir kurumun varl, cunta anayasas ve onun yüksek ö retimi düzenleyen ünlü 130 ve 131. maddeleri ve yüksek ö retim kurumlar na k flla düzenini dayatan YÖK varken, üniversite denilen kurumlar n da sivil elbiseyle askerlik yap lan kurumlara dönüflmesi kaç n lmazd. Bununla birlikte çok önemli bir mücadele de Lassalleizm in oportünist e ilimine karfl yd. Bu e ilim giderek kapitalizmi getirecek hükümet destekli kooperatifler sistemini öneriyordu. Lassalle kooperatiflerini kesin destekleyeceklerini düflündü ü iflçilerin parlamentonun % 90 n garanti alt na alaca düflüncesinden dolay genel seçimleri istiyordu. O Marks n kendisini ihanetçi olarak karakterize etmesinden dolay, Alman fiansölye Bismark la onlar n deste ini almak umuduyla oportünist ba lant lara bile girdi. Lassalleist oportünizmin en tehlikeli yan onun, tunç ücret yasas olarak adland rd teoriyle grevlere ve ticaret birli i çal flmalar na tümden karfl olmas d r. Buna göre iflçilerin maafllar en yal n destek seviyeleriyle de iflime u ramayacak flekilde s - n rl d r ve ticaret birliklerince kazan lm fl maafl art fllar n n hayat pahal l ve fiyatlardaki art fllardan dolay otomatik olarak iptal olmas umuluyordu. Marks bu burjuva teorisini, Eylül 1865 te Birinci Enternasyonal in Genel Konseyine sundu u raporun bir bölümü ile ücret, fiyat ve kâr aras ndaki iliflkinin teorik aç klamas yla tüm kuvvetiyle karfl ç km flt r. Paris Komünü ve 1. Enternasyonal 1.Enternasyonal, Frans z-alman Savafl ve Paris Komünü s ras nda kitleler içinde büyük etki yaratm flt. Yükselen grev dalgas, birçok sanayi kolunda sendikal harekete canl l k veriyordu. Enternasyonal, politik meselelerin çözüm merkezi olarak hareketin rehberlik görevini baflar yla yerine getirmekteydi. Frans z-alman savafl n n kesintiye u rad,1870 Temmuzu nda, Genel Konsey taraf ndan, Savaflta Marksist taktikler denebilecek, Marks taraf ndan haz rlanan bildiriyi derhal yay mlad. Bildiri, savafl n esas sorumlular olarak Frans z ve Alman hükümetlerini iflaret edip, enternasyonal proletaryan n enternasyonal dayan flmas n n gereklili ini vurguluyordu. Marks, Almanya n n, gerici diktatör III. Napolyon un sald - r lar karfl s nda savunma durumunda oldu- unu belirterek Almanya proletaryas n iki noktada uyar yordu. Birincisi: Savafl (Alman Hükümetinin lehine) bir iflgal savafl na dönüflebilirdi. kincisi: Alman hükümeti gerici Rus Çarl yla ittifak halindeydi. Sonuçta, Frans z ve Alman iflçileri aras nda enternasyonal ruh geliflti. Liebknecht ve Bebel, Alman parlamentosunda savafl kredileri aleyhine oy kullanmalar nedeniyle Alman Hükümeti taraf ndan hapse at ld lar. Marks n da öngördü ü gibi, III. Napolyon alt hafta savafllar ndan yenik ç kt ve Fransa da cumhuriyet ilan edildi. Galip Almanya Fransa y iflgale bafllamak üzereydi. Bunun üzerine Marks, Enternasyonal in yeni bir bildirisini yay mlayarak iflgale karfl tutum sergilenmesi gerekti ini aç klad. Özelde Almanya, genelde dünya proletaryas na yapt ça r da, onurlu bir bar fl n tesisi için Frans z Cumhuriyeti nin tan nmas n sa layacak bir bask mekanizmas n n gelifltirilmesinin zorunlulu unu ortaya koydu. Frans z Cumhuriyeti nin yap s n analiz ederken, Marks, bu devleti finansal aristokrasiyi ve büyük burjuvaziyi egemen biçimde temsil eden kralc büyük burjuvazi ve cumhuriyetçi küçük burjuvazi ittifak n n bir ürünü olarak ele ald. Bununla birlikte, iflçi s n f n n bu yeni hükümeti devirmek için zamans zumutsuz budalaca giriflimlerde bulunmas fikrine karfl ç k yordu. Çünkü o s rada düflman (Alman iflgal güçleri) kap lar na kadar dayanm flt Paris in. Ancak Marks n önerisinin aksine Bakunin taraftarlar Fransa n n birkaç noktas nda bu tarz giriflimlerde bulundular. Blanqui de isyan haz rl klar içindeydi. Paris dolaylar nda Alman kuflatmas sürerken, Paris te kontrol; ço unlu u iflçilerden oluflan Ulusal Muhaf z K tas n n eline geçmekteydi. Bu durumun yaratt kayg yla Frans z Thiers Hükümeti, flehri Almanlara verme konusunda bir anlaflmaya taraf oldu. Hükümetin anlaflmay uygulamaya çal flmas üzerine kentte y nlar ayaklanarak Paris Komünü nü kurduklar nda tarih 18 Mart 1871 i göstermekteydi. Komün ün önderli i Blankistlerin elindeydi. Paris halk n n seçti i yönetim konseyinde doksan iki üye ile Blankistler ço unluktayd. Genifl bir Proudhoncular grubundan baflka Marksistler sadece on sekiz üye ile temsiliyet sa layabilmifllerdi. Ayaklanman n zamans z bafllat lmas - na, karfl olmas na ra men, Marks, art k engellenemez flekilde bafllayan isyan hareketinin militan bir savunuculu unu yapt. Ancak, Paris Komünü karfl - devrim güçlerinin yo un sald r lar karfl s nda uzun süre tutunamad. Hükümetler Paris Komününü da tmak için birleflmifllerdi. Öyle ki, Alman Hükümeti, Paris i devrim güçlerinin elinden almak için önceden esir alm fl oldu u Frans z savafl esirlerini, bu karfl -devrimci savaflta destek güç olarak konumland rm flt bile. Befl günlük fliddetli çarp flmalar n ard ndan flehit düflen binlerce savaflç - n n, say s z komünar n tarihe düfltü ü kahramanl k notlar na ra men Komün da t ld. Paris iflgal edildi. Paris düfltükten sonraki katliam ise insan kan n donduracak derecedeydi. Otuz binin üzerinde komünar katledilirken, k rk befl binin üzerinde komünar ise esir düflmüfltü. Bunlar n birço u da hapishanelerde ve sürgünde katledildi. Kasap burjuvazinin katletti i bu insan say s 1848 devrimlerinden sonraki katliam n say sal boyutunu aflmaktayd. Burjuvazi, iflçi s n f n n iktidar ele geçirmek için cesaret edece i giriflimlerde, dehflet verici barbarl k örnekleri sergileyebilme yeteneklerini ispatlam flt. Paris Komünü k sac k ömrüne ra men, Marksist teori aç s ndan muazzam tarihsel anlamlarla, derslerle yüklüdür. Nitekim Marks, Fransa da ç Savafl kitab n Komün s ras nda yazm flt. Ancak kitap Paris düfltükten iki gün sonra yay mland. Komün dönemi boyunca, al nan önemli politik kararlar n aras nda, kilise ve devletin ayr lmas yer al - yordu. Kiliseye ayr lan devlet ödene i kald r lm flt. Halk milis güçlerinin yarar na eski ordunun kal nt lar la vedilmiflti. Sulh ve ceza hakimlerinin seçimi ve denetimi için önlemler al nm fl, devlet memurlar n n güvenilirli i sa lanarak maafllar yükseltilmiflti. Bir tak m sosyo-ekonomik kararlar da al narak uygulamas na geçilmiflti: Herkese eflit-paras z e itim-ö retim hakk tan narak bunun olanaklar oluflturulmufltu. Geceleri ekmek f r nlar n n çal flt r lmas yasaklanm flt. Atölye patronlar n n keyfi davran fllar na son verilmiflti. Daha önce burjuvazi taraf ndan kapat lm fl olan iflçiler taraf ndan oluflturulan atölyeler müsadere edilerek komünün ortak mallar na dahil edilmiflti. Tefecilik ve rehincilik yasaklanarak bu icraatlar için kullan lan dükkanlar kapat lm fl, iflsizlere maddi destek sa lanm fl, evsizlere konutlar tahsis edilmifl, borçlulara borçlar n ödemesi konusunda destekte bulunulmufltu. Ve belki de en önemlisi; Paris Komünü, bütün eksiklikleriyle, yanl fllar yla, do rular yla iflçi s n f nezdinde gelecek kuflaklara eflsiz deneyimler b - rakt. S n f n iktidar yürüyüflüne pratik bir fl k oldu. Anarflistlerin iddialar n n aksine, Paris Komünü nün en önemli dersi: Proletarya, net ideolojik-politik hatta sahip, çelik disiplinli partisi olmadan devrimi baflar yla sürdüremeyece i gerçe i ve yine ayn baflar için iktidar n elde edilmesinden sonra da mutlak gücün devam ettirilmesi gereklili idir. Bunlar olmadan burjuvazinin askeri-bürokratik devlet ayg t n n parçalanamayaca, yerine proletarya devletinin infla edilemeyece- i anlafl lm flt r. Komünün ayr ca yeni toplumsal yap ya temel teflkil etmesi, dünyada proletarya diktatörlü ünün ilk örne i olmas bak m ndan oldukça önemlidir. Lenin in ifadesiyle, IXX. yüzy l n en harika proleter hareketinin, en harika ürünü Marks n Komün le ile ilgili analizleri, Paris düfltükten sonra geliflen kafa kar fl kl klar n n giderilmesinde muazzam bir etki yaratt. Bu analizler, enternasyonal proletaryaya mücadelesi boyunca kendi prati inden ders ç karmas gerekti ini de ö retti. Ayr ca bu süreç ( ) iflçi s n f mücadelesinin do rulu unu, hakl l n bir kez daha gözler önüne serdi. Bahsetti imiz bu kesitte Marksizm hiçbir flekilde hakim ak m de ildi. Oldukça fazla olan sosyalist ak mlardan bir tanesiydi sadece aras dönemin güçlü olaylar ve tabii ki berrak analizler-aç - l mlar, sosyalist hareket içinde Marksizme ilginin gitgide geliflmesine yol açt. Bununla birlikte, dönem ve analizler s n f n, ideolojisi ile alakal olmayan saçma ak m ve politik yönelimlerin niteli ini aç a ç karm flt. Böylelikle Marksizm s n f n önder ideolojisi olma konumunu sa lam flt. Ayr ca bu dönem boyunca Marksizmi rehber edinen iflçi s n f örgütlülükleri ve hareketleri de geliflmifl, Marksizm iflçi y nlar içindeki di er ak mlar n etkisinin çok üstünde bir etki oluflturmufltu. Ba ms z proletarya partileri (I.Enternasyonal ve Alman Sosyal Demokrat Parti) Marksizm in bayra alt nda ideolojik formasyona dahil olmufllard. Art k Marksizm devasa bir proleter hareketin öncüsü olarak, burjuvaziye meydan okumaktayd Devam edecek Eylül Eylül 2007

7 Geçimini mevsimlik iflçi olarak sürdürmeye çal flan ama maalesef ki hak etti i de eri göremeyen, hep klifle olarak bir yerlerden duydu umuz yurdumuzdan insan manzaralar ya da insanl k dram olarak lanse edilen ve yine maalesef ki sessizli in içine s k flt r lm fl, insan hayat n hiçe sayan bu tablonun çizgileri daha ne kadar devam edecek? Evet, gurbet eme inin sömürülmesiyle elde edilen kazanç, patron-a alar memnun edip sermayelerine sermaye eklese de yitip giden insan yaflamlar günümüzün bir sanc s olarak giderek ço alan ve bir türlü kapanmak bilmeyen bir yarad r. Yaflam n idame ettirebilmek için do du u topraklar terk eden mevsimlik iflçilerin dram n anlat yoruz. Son y k m yasalar n n uygulanmaya bafllanmas yla tar m n tasfiyesi sonucu eme inin karfl l n alamayan köylülere ve Türkiye Kürdistan ndan Çukurova ya, Ege ye ve Karadeniz e çal flt r lmak üzere getirilen mevsimlik iflçilere baflka bir alternatif b rak lm yor. Belki de bir daha görememek üzere ayr ld klar evlerinden geriye yaln zca ac lar ve yitip giden yaflamdaki yerleri kal - yor. nsan yaflam n n asla kabul edilemez gerçekleriyle en sa l ks z, en zor koflullarda sadece nefes alabilmek için çal flan mevsimlik iflçiler daha gurbete gidemeden yollarda birer birer ölüyor. Bedenini girdikleri ekmek kavgas nda yitiren kad n, erkek, genç, yafll ve yüre inde taptaze umutlar besleyen çocuk iflçiler y l n n ilk befl ay nda 26 iflçi öldü ve 204 iflçi yaraland. Son günlerde ise Sivas-Kangal da 23 tar m iflçisi ve Ni de de 5 iflçi öldü, 20 iflçi yaraland. Ad - yaman da 29 iflçi, fianl urfa da 4 iflçi yaralan rken, Bursa da 1 iflçi öldü. fianl urfa-mardin çevre yolu ç k fl nda umudunu bedeninde ve bile inde arayan mevsimlik iflçileri tafl yan kamyonet ile kamyonun çarp flmas sonucu 10 tar m iflçisi öldü. Yine fianl urfa da Akçakale ilçesinde kad n ve çocuklar tafl yan kamyonun mercimek ve pirinç yüklü kamyonla çarp flmas sonucu 15 i iflçi 16 kifli öldü ve daha nicesi Bedenini bir parça umuda yat - ran mevsimlik iflçiler ülkemizde en ucuz iflçilerdir. Ehliyeti olmayan servislerle tafl nmakta, kamyon kasalar nda s - k flt r lmaktalar. Ayr ca çal flt r lmas yasak olanlar bu kazalar sonucu ortaya ç kmaktad rlar. Zaten en a r ifl koflullar nda çal flmakta olan mevsimlik iflçilerin (tabii düfltükleri gurbet yolculu unda çal flacaklar yere ulaflmay baflarabilmifllerse) bir de elçilerin, day bafllar n n, çavufllar n hakaretleri ve afla lamalar da cabas. Peki, ne için? Bin bir parçaya bölünmüfl umutlar için mi? Eme inin karfl l n alamayan mevsimlik iflçilerin ücretleri de asla gününde verilmez; çünkü bafllar nda bulunan ve ald klar her nefesi burunlar ndan getiren elçiler ald klar paralar aylarca iflletirler ki, mevsimlik iflçilerin ücretlerinden kazanç sa layabilsinler ve do all nda iflçiler yine paras z ve açt rlar. Sendikal haklar ndan habersiz olan tar m iflçilerinin dram d r bu tablo. Eme in gasp d r. Bin bir parçaya bölünmüfl umutlar n n yan nda ülkeyi yönetenler de ülkeyi bin bir parçaya bölerek satmakla, nas l daha fazla ucuz iflgücü sa lar m derdiyle meflguller. nsan hayat hiçtir onlar için. Mevsimden mevsime her y l yüzlerce yaflam n yitirilmesinin tek sorumlular hiç flüphesiz gözünü para h rs bürümüfl, insanl n utand ran izlerini görmezlikten gelen patron-a alard r. Susturulmufllu umuzun bariz örne idir bu sanc l tablo. Öyle bir aymazl k içerisine girilmektedir ki, yaflanan kazalar n çözümü olarak sürücülere kesilen cezalar ve sorunun kayna olarak bilinçsiz floförler gösterilmektedir. Yavuz h rs z ev sahibini bast - r r misali iflçiler suçlu görülmekte neden bu kadar kalabal k bir flekilde yolculuk yapt klar sorulmaktad r. Ülkemizde kay tl bulunan tar m iflçileri say s yaklafl k olarak dokuz yüz bin kiflidir. Bununla birlikte tar m iflçileri yaln z bafllar na çal flmad klar ndan dolay yani aileleri ile birlikte çal flt klar için ve Ufuk bunlar n içine çocuk iflçiler de kat ld nda say katlanarak yükselmekte ve kay t d fl çal flma da artmaktad r. Mevsimlik iflçilerde en çok ra bet görenler kad n ve çocuk iflçilerdir. Çünkü onlar daha ucuza çal flt r labilirler. Çünkü onlar haklar - n alma noktas nda daha sessizdirler. Bu kay t d fl çal flman n ço unu da kad n ve çocuk iflçiler oluflturmaktad r. Sigortas z, ifl güvencesiz, yaflam güvencesiz çal flmalar ve karfl l nda al nan düflük ücretler. Adana ve Mersin de tar m iflçilerinin dernekleri bulunmas na ra men ülkemizde tar m iflçilerinin en ucuza çal flt klar yer Çukurova bölgesisidir. flçilerin örgütlenmeleri karfl s nda patronlar n uygulad klar insanl k d fl uygulamalar onlar n örgütlenmelerini engellemekte. Bunun yan nda ülke gündemini bile pek fazla meflgul etmemekte ve tar m iflçileri kaderleriyle bafl bafla b rak lmaktad r. Bunun yan nda tar m iflçilerinin sorunlar devrimcilerin gündeminden de uzak durmakta ve yeteri kadar ilgi gösterilmemektedir. Mevsimlik iflçilerle ilgili göze görünür tek çal flma Tarsus YDG nin tar m iflçilerinin ücretlerinin yükseltilmesi ile ilgili yapt klar çal flmalard r. Bu noktada Tarsus YDG nin deneyimlerinden yararlanmak olumlu olacakt r. Bununla birlikte mevsimlik ifllerde çal flan yoldafllar m z bulunmas na ra men bizler mevsimlik iflçiler aras na bir türlü girememekte ve onlar n dertlerini ö renip onlar örgütlemekte s k nt yaflamaktay z. Bu noktada kendimizi özelefltiri süzgecinden geçirmeliyiz. Elimizde gündem olarak önemli bir konu bulunmas na ra men bunu iyi bir flekilde de erlendiremedi imizi görebilmeliyiz. Hatalar m zdan dersler ç kartmam z gerekmektedir. Tar m iflçileri gündemdeki yerini halen korumaktad r. Önümüzdeki süreçte bunu gündemimize almal ve tar m iflçileri içerisinde örgütlenme çal flmalar yapmal y z. Bunu yapabilmenin ilk koflulu tar m iflçilerinin içerisine girebilmektir. Mao yoldafl n da dedi i gibi bir insan n devrimci olup olmad n Bu tablo insanl n sanc s olmal Bedenini bir parça umuda yat ran mevsimlik iflçiler ülkemizde en ucuz iflçilerdir. Ehliyeti olmayan servislerle tafl nmakta, kamyon kasalar nda s k flt r lmaktalar. Ayr ca çal flt r lmas yasak olanlar bu kazalar sonucu ortaya ç kmaktad rlar. anlamak için iflçi ve köylü kitleleriyle ne kadar iç içe olduklar na bakmal y z. mkanlar m z n oldu u yerlerde tar m ifllerinde çal flmal, bunun el vermedi i koflullarda semtlerde tar m iflçileri ile iliflkiye geçmeliyiz. Onlar n bulundu u dernek ve sendikalarda onlarla birlikte olmal ve bu dernek ve sendikalar daha ifllevli hale getirmeliyiz. Sendika ya da derneklerin bulunmad yerlerde tar m iflçileri ile beraber bu örgütlerin kurulmas için çaba harcamal y z. Yaln z bu çal flmalar yaparken kesinlikle kitleye üstten bakmamal onlar n inisiyatifini aç a ç kartarak hareket etmeliyiz. çerisine girdi i krizi atlatma çabas içerisinde olan sistem emekçi kitlelere sald r s n daha azg nca sürdürecektir. Ülke gündemini iyi takip etmeli, reflekslerimizi do ru bir flekilde harekete geçirmeye çal flmal y z. Tek gündemimizin tar m iflçilerinin yaflad sorunlar olmad n n bilinciyle, egemenlerin sald r lar n do ru okumal ve kitleleri harekete geçirmeliyiz. Son günlerde özellikle ö renci gençli in maruz kald sald r larla bu gündemler birlefltirilerek kitlesel tepkiler ortaya koyman n flartlar müsaittir. KPSS, ÖSS, OKS, vb. s navlar ö renci gençli in maruz kald, geleceklerini çalan sald r lard r. Bununla birlikte hapishanelerde devrimci ve komünist tutsaklara yönelik yap lan sald r lar ve özellikle hasta tutsaklar üzerinden uygulanan politikalar konusunda kitleleri bilinçlendirmeli ve bu noktada di er devrimci örgütlerle birlikte hareket edilerek tutsaklar n içerideki seslerine d flar dan bir ses de biz vermeliyiz. Ülkemiz koflullar bize politika üretmek anlam nda oldukça ürün vermektedir. Çünkü faflizm koflullar nda yaflamaktay z. Ve faflizm kendini ayakta tutabilmek için emekçi halka sald rmaya devam edecektir. Bu durumda bize düflen, durmaks z n bir koflturmaca içerisinde ama bilinçli bir koflturmaca ile kitleleri örgütleme görevini önümüze koymakt r. Onurlu bir gelece i ellerimizle yaratabilmemiz için kitlelerle bütünleflmeliyiz. Örnekler ço alt labilir. Ancak buradan flu sonucu aç kça ç karmal y z; mevcut ekonomik sistemin t kanm fll, halk n ihtiyaçlar na ra men istihdam alanlar yarat lamay fl e itim sisteminin de t kanmas n getirmifltir. ÖSYM Baflkan n n gerçeklerle alakas z önerilerini bir kenara b rak rsak e itim sistemindeki t kanm fll aflmak için e itim sisteminin yeniden yap land r lmas nda ciddi ad mlar at lmaktad r. Kuflkusuz bu yeniden yap land rma süreci var olan sorunlar egemen s n flar n lehine çözme do rultusundad r. Yeniden gündeme gelece inden kuflku duymamam z gereken Erkan Mumcu nun M.E. Bakan oldu u dönemde ç kar lmaya çal fl lan YÖK Yasa Tasar s bu yeniden yap land rma sürecinin neyin üzerine kurulu oldu unu görmemizi sa layacakt r. Bu yasa tasar s temel iki argüman üzerine kurulmufltur. Birincisi yüksek ö retimin kamusal yarar n n kiflisel yarar ndan az oldu- u gerekçesiyle yüksek ö retimin paral hale getirilmesi, ikincisi üniversitelerin üniversite-sanayi iflbirli i ad alt nda çeflitli sermaye gruplar n n Ar-ge (araflt rma-gelifltirme) kurumlar na dönüfltürülmesi. Bu yönde yap - lacak de ifliklik e itim sisteminin en taban ndan en tepesine kadar sermayenin ihtiyaçlar na göre yeniden yap land r lmas olacakt r. Ve yukar da da belirtti imiz gibi var olan sorunlar n egemenler lehine çözümünü içerecektir. Üniversite kap - lar ndaki y lma halk gençli ine kap lar tamamen kapal oldu unda ortadan kalkacakt r. Sermayenin ihtiyac na göre eleman yetifltirecek üniversitelerden mezun olacak az nl n halk n gereksinimlerinin hiçe say lmas pahas na istihdam sorunu olmayacakt r. Peki, üniversitelere girmesi engellenen halk gençli i için düflünülen nedir? Bunun yan t da yine sermayenin ihtiyaçlar nda yatmaktad r. Meslek liselerine ve meslek yüksek okullar na yönlendirilecek bu gençler vas fl iflçiler olacaklard r. Ne yapmal? Bir bütün e itim sisteminin tabiri caizse ç banlar olan OKS, ÖSS gibi s navlar yukar - da ana hatlar yla ortaya koydu umuz bütünlü ün içerisinde düflünmeli ve bunlara karfl geliflen tepkiyi, bu bütünlü ü e itim sürecinde bulunan halk gençli ine kavratarak örgütlemeliyiz. Kuflkusuz bunun tersi de do rudur. Bu bütünlük halk gençli ine kavrat lmaya çal - fl lmadan bu tepkinin örgütlenmesi ya baflar - lamaz ya da kof olur. E itim sürecindeki halk gençli ine bu sorunlar n iç içe geçmiflli ini kavratmak için sadece mevcut sorunlara hâkim olmak yetmez. Alternatiflerimizin, k sa-orta ve uzun vadede gerçeklefltirmeye çal flt klar m z n da kavranmas gerekir. Söz gelimi üniversitelerde dillendirilen özerklik talebinin YÖK Yasa Tasar s na temel teflkil eden kavramlardan, mali özerklik ten nerede ve nas l ayr ld bilinmelidir. Ya da üniversite ve üretimin birlefltirilmesine, birbirini bütünler tarzda ele al nmas na de il; bunun halk için de il, sermaye için yap lmas na karfl ç kt m z bilinmelidir. Örnekleri ço altmak mümkündür. Bizlerin kayg s ö renci gençli in hastal n sonuçlar na yönelen tepkisini kucaklayarak hastal n kendisine yöneltmek olmal d r. Ki bunun yolu bu kayg y tafl yan her bir bileflenin ÖSS ye, OKS ye vb. karfl ç karken bu sorunun gerici e itim müfredat ndan, ülkedeki iflsizlik sorunundan vb. ayr lmad n bilmesinden, bu sorunlara dönük politikalar n ancak bütüne dönük politikan n özgün bir parças oldu unda anlaml olaca n kavramas ndan ve bunlara kafa yorarak pratikten kopmamas ndan geçer. Tekirda F Tipi nden bir Tutsak Partizan K v lc m yaratal m ki bozk r tutuflsun Liselerde zorunlu ba fl, aksi tüm söylemlere ra men devam eden bir uygulamad r. Ülkemizdeki birçok lisede uygulanan bu sömürü yöntemi, yüzlerce lise aday ö rencinin gelece ine (!) engel olmakta ve ücretleri karfl layamayan aileleri zor durumda b - rakmaktad r. Anayasan n 42. Maddesi ni göz önünde bulundurdu umuz zaman bu dizeler yaz lmaktad r; - Kimse, e itim ve ö retim hakk ndan mahrum tutulamaz. - lkö retim, k z ve erkek bütün vatandafllar için zorunludur ve devlet okullar nda paras zd r. Avrupa nsan Haklar Sözleflmesi nin 26. Maddesi nde ise; Herkes e itim hakk na sahiptir. E itim en az ndan ilk ve temel e itim aflamas nda paras zd r. lkö retim zorunludur. Teknik ve mesleki e itim herkese aç kt r. Yüksek ö renim yetene e göre herkese eflit olarak sa lan r denilmektedir. Bu aç klamalar okullarda kay tlar bafllad andan itibaren s k s k karfl m za ç kmaktad r. Asl nda bu aç klamalara yabanc say lmay z. Fakat ülkemizdeki egemen s n flar n temsilcileri her sene yapt klar bu aç klamalara karfl l k, her zaman da ayn politikalar - n sürdürmektedir. Ezberci, anti-bilimsel, floven bir e itim bizlere sunulurken bunun için de bin bir zorluk ve astronomik rakamlara ulaflan ücretler bizlerden, ailelerimizden istenmektedir. Peki, niçin para istenmektedir? Kaliteli bir e itim için mi? Yoksa gelecek vaat eden bir e itim için mi? Egemenler kendi anlay fllar do rultusunda verdikleri e itime karfl bizleri hem yedek ifl gücüne dönüfltürmekte hem de bu e itim süreci boyunca milyarlarca liray ceplerimizden zorla almaktad r. Kendi çocuklar n özel okullarda, kaliteli olanaklarla okutanlarla bizlerin ayn s n flarda, ayn s ralarda olmamam z n nedeni de budur. Bugün karfl m zda kay t ve zorunlu ba- fllar dururken yar n gelece imizi tehdit eden baflka bir sald r (çeteleflme, yozlaflma, ÖSS vb) karfl m za ç kacakt r. Bizler liseli ö renciler olarak e itimde yaflanan bu sorunlar n asl nda sistemin d fl nda var olmad n göz önüne almal ve bu do rultuda hareket etmeliyiz. Liselerde sömürü ve geleceksizli e karfl YDG saflar na fliar yla e itim yaflam m zdaki hak gasplar na karfl örgütlenmeli/örgütlemeliyiz. Pratik çal flmalar m zda daha çok ö renci ve ö renci aileleriyle iletiflime geçmeli, aileleri tali olarak görmemeli, verece imiz mücadelenin vazgeçilmez halkas olarak düflünebilmeliyiz. Özellikle aileler aras ndaki ba oluflturmal ve eylemlikler örgütlemeli, aç k kitle toplant lar düzenleyebilmeliyiz. Bu sorunu bize de il kitleye mal edebilmeliyiz. Bizler bu sorunu gündeme tafl mad kça egemen s n f ezmeye, bizler ezilmeye mahkûm olaca z. Liselerdeki bu sömürü düzenine ve geleceksizli i son verebilmek için k v lc m yarat lmal d r ki, bozk rlar tutuflsun Mersin Liseli YDG Liseli arkadafllara mektup Bugün gündemimizde liselileri ilgilendiren birçok sorun var. Asl nda bu sorunlar yaln zca biz liselilerin de il üniversite ö rencilerini hatta ö renci olmayanlar da ilgilendirmektedir. Bu sorunlar hepimiz bugün yafl yoruz ancak bunlar gelece imizi de etkilemektedir. Bu sorunlara k saca de inmek gerekirse; liselerin 4 y la ç kar lmas, ÖSS, bunlar geçip de üniversiteyi bitirmemiz halinde ise KPSS, DGS, mesleki yeterlilik vb. vb. s - navlar karfl m za ç kmaktad r. Liseler 4 y la ç kar ld. Bu bizim yarar m z için mi yoksa beyinlerimizi daha fazla uyuflturabilmek için mi? Aç kt r ki düz liselerde, ticaret liselerinde, meslek liselerinde iyi bir e itim sunulmamaktad r. Ve e itimin 4 y la ç kar lmas n n ÖSS aç s ndan avantaj olaca n iddia ediyorlar. Bize Fen Liselerinde, Askeri Liselerde verilen e itimi verseler belki bu iddiaya inanabiliriz. Ama böyle bir durum olmad na göre bizim yarar m za bir durum yoktur. Tam tersine bu faflist oyuna, ezberci e itime, anti-bilimsel derslere, zorla okutulan marfllara 1 y l daha boyun e ece imiz anlam na gelmektedir. Bunlara maruz kald ktan sonra ise en büyük engel olan ÖSS (Ö renci Sömürü S nav ) karfl m za ç kacakt r. ÖSS liseli gençli in en büyük engelidir. Binlerce liseli bu s nava umutlar n ba lamaktad r. Kazanmak için birço u dershanelere milyarlar yat r yor. Çünkü okullarda yeterli e itim verilmiyor. Tabii dershaneye de para bulabilen gidebiliyor. Bulamayanlar ise kendi çabalar yla haz rlanmaya çal fl yor. Okullar iyiden kötüye do ru s n fland r p daha sonra ayn s nava sokuyorlar, yar fl at gibi yar flt r yorlar. Bu s nav n sonunda ise maddi ve manevi harcad m z bütün emekler 3 saat 15 dakika içinde anlams zlafl yor. ÖSS yi kazan p üniversiteyi okudu umuzda ise yetkin mühendislik, KPSS, mesleki yeterlilik, çan e risi gibi önümüzde bir y n s nav ve yasa tasar s konuluyor. Tabii burada da sistem emperyalist politikalar ndan vazgeçmeyerek bizlere ne kadar sertifika, o kadar çok baflar diyerek yar flt rmaya devam ediyor. Peki, bizim bunca maddi ve manevi verdi imiz emeklerin sonucunda alaca - m z nedir? Ya e itimini ald m z mesle i yapamayaca z ve çok düflük maafla baflka ifllerde çal flaca z ya da ifl bulamayaca z. Bu sorunlara karfl n tek çaremiz birleflmek, örgütlü bir tutum sergilemektir. Haklar m za ancak bu flekilde sahip ç kabiliriz. stanbul dan bir liseli YDG li Eylül Eylül 2007

8 Den gê Ci wanê Türkiye deki ezilen emekçi halka kendi cellâd n seçme imkân n n tan nd bir genel seçimi daha geride b rakt k. Seçim sonuçlar üzerine herkesin bir fleyler söyledi i bir dönemden geçmekteyiz. Bu söylemler içerisinde halk n askere muht ra vermesinden tutun da daha birçok subjektif belirlemeler kendisini göstermektedir. Bu seçimlerin en özgün yanlar ndan biri de kuflkusuz DTP nin % 10 baraj na karfl ba- ms z adaylarla seçime girerek Meclis te grup oluflturmas d r. DTP nin seçim sonuçlar üzerine de erlendirmesi geçti imiz ay bir bildirgeyle yay mlanm flt r genel seçimlerinde DTP nin destekledi i Bin Umut Adaylar oy alm flt r genel seçimlerine göre k - yasland nda oy kaybedilmifltir. Kürt nüfusunun yo un yaflad T. Kürdistan ndaki 23 ilin 22 sinde, seçime girilen bat daki 14 ilinin 12 sinde de oy kayb yaflanm flt r. 1 DTP PM yapt de erlendirmede genel seçimlerde baflar s z olduklar - n belirtmifltir. Ve baflar s zl klar üzerine bir özelefltiri beyan nda bulunmufltur. Kürt ulusal hareketinin özelefltirilerini de erlendirmeye geçmeden önce belirtmek gerekir ki, özelefltirel yaklafl m önemlidir. Aç kt r ki DTP nin oy kaybetmesinin herhangi bir sevinç duymuyoruz. Ya da DTP nin baflar s zl üzerinden kendimizi var etme çabas içerisinde de iliz. Bu tür yaklafl mlar çi yaklafl mlar olup, devrimci, demokratik, ilerici saflardaki örgütlerin birli ini baltalay c, demokratik dayan flmalar n zedeleyici davran fllar olup, dürüstlük ve samimiyet bar nd rmamaktad r. Dolay - s yla DTP nin seçim de erlendirmesi üzerine olan de erlendirmemizi kesinlikle böyle yorumlamamak gerekmektedir. DTP nin Seçim De erlendirmesi Üzerine fiüphesiz egemen s n flar n Bin Umut Adaylar n n meclise girmesini engellemek için ba ms z adaylara partilerle ayn pusulada yer vermeleri, seçim bölgelerinde çeflitli hilelere baflvurmalar, çeflitli propaganda zorluklar ç karmalar gibi engelleyici tutumlar, bununla birlikte yüzde 10 baraj yüzünden parti olarak de il de ba ms z adaylar olarak girilmesinin etkisi belirli bir oy kayb na tekabül etmektedir. Ancak DTP nin seçimlerdeki baflar s zl n n esas nedenleri bunlar de ildir. Zaten Kürt ulusal hareketinin temsilcileri de sorunu böyle görmemektedir. Böylelikle bu konudaki de erlendirmemizde ortakl k sa lam fl bulunuyoruz. Ne var ki, DTP Siyasi Dan flman Sabri Ok un as l oy kayb n n mevsimlik iflçilerin, göç etmifl insanlar m z n oy kullanmamas ndan dolay yafland n da hat rlatmal - y z 2 belirlemesini do ru bulmamaktay z. Elbette bu da bir etkendir, ancak as l oy kayb n n neden olarak görülmemesi gerekir. Kald ki Sabri Ok 31 Temmuz tarihli Gündem Gazetesi ndeki de erlendirmesinde siyasetle ilgili olan ama örgütsüz konumdaki Kürtlerin oylar n dahi kazan lamad ndan, bu kesimlere yönelik bir politikan n belirlenmedi inden bahsetmektedir. DTP nin seçimlerde baflar s z olmas n n ana noktalar ndan biri sadece ulusal söylemlerle hareket etmesi, sadece bununla s n rl bir politika yapmas d r. Dolay s yla sadece belirli bir kesime hitap etti inden kaynakl zaten mevcut seçimlerden oy alabilecek kitle s - n rl yken, bununla birlikte halktan kopuk siyaset tarz da ortaya ç kmaktad r. Bu tespiti büyük oranda Sabri Ok da yapmaktad r: Ancak sadece kimli e dayal siyasetin tüm topluma hitap etmesini beklemek gerçekçi de- ildi. Kimlik sorunuyla ifllenmesi gereken farkl sosyal ve ekonomik taleplere de tatmin edici bir duyarl l k gösterilmesi gerekiyordu. Yoksulluk, açl k, kad n ve çocuklar n bar nma, sa l k ve e itim sorunlar, sokak çocuklar, gençli- in yaflad ekonomik ve kültürel sorunlar vb toplumsal sorunlar da ilgi alan m zda olmal yd. Önemli bir di er özelefltiri konusu da, halkç siyasetin duyarl l ndan uzaklafl larak neredeyse halka ra men siyasetin uyguland ; gittikçe elitleflen, halktan kopan, halk n içinde de il büro ve binalarda siyaset yapan, yemeklerde, kokteyllerde halk n sorunlar n tart flan ve bu ortamlarda çözüm arayan tarz n yayg nlaflmas d r. Bürokratik, anti-demokratik, halk küçümseyen, dinlemeyen, dikkate almayan, yaflam tarz itibar yla halktan uzaklaflan bir tutumun kaybedece i, kaybettirdi i aç kt r. 3 De erlendirme de göstermektedir ki ülkemizin en yoksul kesimini oluflturan Kürt emekçilerinin s - n fsal sorunlar tali konuma itilmifltir. Böyle yap ld sürece halktan kopmak, bürokratlaflmak kaç n lmazd r. Elbette halktan kopukluk konusunda Sabri Ok un de erlendirmelerine kat l yoruz. De erlendirme de göstermektedir ki ülkemizin en yoksul kesimini oluflturan Kürt emekçilerinin s n fsal sorunlar tali konuma itilmifltir. Böyle yap ld sürece halktan kopmak, bürokratlaflmak kaç n lmazd r. Elbette Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakk vb. tüm demokratik haklar n n mevcut olmamas önemli sorunlardan birisidir. Kürt iflçisinin, köylüsünün elbette dil sorunu ve ulusal sorunu bulunmaktad r. Ancak esas sorunlar bir s n f olarak ezilmeleri, sahipsiz kalmalar d r. DTP Türkiye nin partisi oldu undan dem vurmaktad r. Ancak bu söylem çok esnektir ve anlam belirsizdir. Bizim aç m zdan esas olan ezilen proleter s n f n partisi olmakt r. Bizim tüm Türkiye yi kucaklamaktan anlad m z devrimden ç kar olan tüm s n flarla birlikte hareket etmek, ezilen emekçi/yoksul kesimi sahiplenmektir. Bunu gerçeklefltirmenin yolu da ezilen emekçilerin gerçek sorunlar üzerinde yo unlaflmakt r. Bunun yan s ra DTP nin aday seçimleri de ayr bir olay konusudur. Zira Kürt Ulusal Mücadelesi nin y llarca yükünü tafl - m fl, bu yönüyle de Kürt halk kitlelerinin yüre inde önemli bir yere sahip kifliliklerin yerine, halk n güveninin kazanmam fl, ç kar iliflkili kifliliklerin aday gösterilmesi de bu sonuçta etkili olmufltur. Kürt illerinde bizzat DTP nin kendi adaylar d fl nda AKP nin desteklenmesi yönünde ça r yapt spekülasyonlar bir yana b rak rsak dahi bu illerde AKP nin ciddi oranda oy ald gerçekli i mevcuttur. Bu noktada (tam da ezilen de olsa ulusal burjuvazinin karakterine uygun bir flekilde) halk n dini çeliflkileri konusunda bir aç l m getirmeme, hatta aksine bu duygular n gelifltirecek pratiklere girilmesi önemli bir yer tutmaktad r. Sonuçta; Kürt ulusal hareketiyle ayn dilden konuflmad m z ortadad r. Kürt ulusal hareketinin bu kavramdan anlad Kürt ulusal sorununu egemen s n flara anlatma, onlarla pazarl k yapma, faflizmin temsilcileriyle el s k flma gibi pratiklere girmektir. Biz bu anlay fl do ru bulmuyoruz. E er gerçekten Kürt ulusal hareketi ezilen emekçi s n flara hitap etmek gibi bir gayret içerisine girerse, biz bunu memnuniyetle karfl lar z. Ancak hiçbir flekilde mecliste floven bir yemin etmeyi, eli kanl faflist cellâtlarla demokratik tav r diye el s k flmay hakl bulmuyoruz. Elbette belirli dönemler çeflitli anlaflmalar yap labilir ancak varl klar n n bir nedeni Kürt ulusunun reddi üzerine kurulan örgütlerin, parti temsilcilerinin eli s k lmamal d r. 1 Veriler için Kürt Enstitüsü Tarih Komisyonu Üyesi Hasan Özgünefl in 1 A ustos 07 tarihli gündem gazetesindeki yaz s na bak n z. 2 1 a ustos tarihli Gündem gazetesi 3 1 A ustos 07 tarihli gündem gazetesi Endüstrilerinin y k ma yol açan at klar n engellemek için, ar tma tesisleri, filtre gibi araçlardan öcü gibi uzak durmalar ; para h rslar n n ne denli oldu unu bizlere ac bir flekilde göstermektedir. Ki bu ar tma tesisleri için harcayacaklar para zaten kendi paralar de il, halk n paras - onlar için devede kulakken, onlar, bu paray bile gözden ç karmaya tahammül edemiyorlar. Afrika için de durum farkl de il. Afrika n n büyük bölümü ekvatoral kuflakta oldu u için buralar n afl r s cak olmas gayet normal bir durumdur. Zaten burada yaflayan insanlar da buna uyum sa layan yap lar yla hayatlar n sürdürüyorlard. Ama art k öyle de il. nsanlar hayvan pazar ndaki sat l k hayvanlar gibi sat n almadan al p çal flt ran; tüm kimyevi çöplüklerini, at klar n ar tmadan, ars zca buralara götürüp gömen bu asalak s n f; Afrika y bir nevi Avrupa ve Amerika n n çöplü üne döndürmüfl ve küresel s nman n cehennemine at - vermifltir. Bugünlerde yard m paketleri gidiyor oralara. Kimden al p kime sat yorlar acaba? Bu, kand rmacadan, göz boyamaktan baflka bir fley de ildir. Bir insan n üzerindeki de- erli, alt nlarla süslü elbiseyi çal p, onu çamur çukuruna att ktan sonra kendi hayvanlar n n bile giymeye tenezzül etmedi i paçavralar ona hediye etmek ne kadar insanl ksa, bu da öyledir. Küresel s nma üzerine çal flan uzmanlar da s tma, deng hummas gibi tropikal hastal klar n yay laca na; ishal, kötü beslenme, polen alerjisi, s cak dalgalar, f rt nalar, kurakl k ve sellerin bedelini yoksullar n ödeyece ine dikkat çekiyor. Uzmanlar n küresel s nman n flimdiye kadar nelere yol açt n anlatan raporlar ndan baz kesitler: - Avrupa da 2003 teki s cakl klar 16 ülkede 70 binden fazla insan n ölümüne yol açt. - Kirli sular n yol açt hastal klar y lda 2,2 milyon insan n ölümüne neden oluyor. - Yine kirli sular n yol açt hastal klar 8 saniyede bir bebek öldürüyor. - Dünya üzerinde 1,2 milyar insan n içecek suyu, 2,4 milyar insan n su ar tma tesisi yok. - Birçok ülkede kurakl k, buzullar n erimesi gibi olumsuz geliflmelerle, afl r ya fllardan kaynakl seller meydana geldi. Peki, Türkiye küresel s nman n neresinde? Ne tip önlemler al nd bu tehlikeye karfl? Yoksa Türkiye de mi bu sorunu kulak arkas etti? -sanki baflka türlüsü beklenilebilinirmifl gibi- Bu konuda TZOB un yapt aç klamalar yeterince aç k say l r: - Türkiye deki endüstri kurulufllar n n % 98 inde ar tma tesisi yok. - Türkiye nin turistik kurulufllar n n % 81 inde ar tma tesisi yok. Sadece Antalya-Bodrum aras 131 turistik tesisin % 80 i günde 76 ton kat ve 674 ton s v at ile 813 kg yanm fl ya denize hiç ar tmadan b rak yor. Bu tatil yerlerinde doyuncaya kadar e lenen burjuvalar yar n su k tl kap lar na dayand nda -ki onlar n kap s na dayand zaman milyonlarca yoksulu Ahmedê Xanê yi Büyük Kürt flairi Ahmedé Xané nin nerede do du u tam olarak bilinmemektedir. Kimi kaynaklara göre Do ubeyaz t ta kimilerine göreyse Hakkari nin Xané köyünde dünyaya geldi i söylenmektedir. Elbette Ahmedé Xané (Xane nin Ahmed i) denmesinin bir nedeni vard. Kesinli i olmamakla beraber kimileri ba l bulundu u afliretin ismini ald ndan ötürü kimi bilgilere göreyse annesinin isminin Xane olmas nedeniyle kendisine Ahmede Xane denilmifltir. Henüz küçük yafllardayken edebiyata olan ilgisi ortaya ç kt. 14 yafl nda edebiyata bafllad ve dünya klasikleri ile yar flabilecek düzeyde olan ve 44 yafl nda tamamlayaca büyük flaheseri Mem u Zin i yazd. Do ubeyaz t ta medrese e itimini ald ktan sonra bölgenin ileri gelenlerinden istedi i deste i alamayan Ahmede Xane kendi çabalar yla açt okulda gelece i kendilerinde gördü ü Kürt gençlerine ders vererek, hayat n ö retmenlik yaparak sürdürdü. Kürt edebiyat n n en büyük flairi Ahmedê Xanê nin yafl art k kemale erdi inde sanat ndaki mahareti berraklaflt. Birçok kimse taraf ndan hikaye olarak bilinen Mem u Zin asl nda geçmifli milattan öncesine dayanan meme alan destan ndan esinlenerek yazd mesnevi türünde bir fliirdir. Ça na göre ileri görüfllü olan Xanê kendi dünya görüflünü eserlerine ustal kla yans tm flt r. Mem u Zin de de ifade etti i gibi haks zl a, zulme, feodal düzene ve gericili e karfl ç km fl; en büyük silah olan sanat yla bu u urda mücadele etmifltir. Yine Mem u Zin de dönemin sosyo-kültürel yap s n, idari durumunu çok iyi tasvir eden yazar iyili i, do rulu u, suçsuzlu u, yutmufl olacakt r- sorumlulu u yine halk n üzerine atacak; tatil yerlerinde e lencenin art klar n görmezlikten gelip halk n kaynaklar daha az kullanmas için elinden geleni yapacakt r. Asl nda yapmaya bafllad bile. Burjuva medyan n halk küresel s nmaya daha duyarl hale getirmek için (!) yapt propagandalar, halk cahillikle suçlamalar da bunun bir örne i. Hatta son zamanlarda kendi elleriyle haz rlad klar ve medyan n pohpohlad Küresel Is nmaya Karfl Konserler gündemdeydi. Bu konserlerde yine kendileri çal p kendileri oynad lar ve yine kirlilik had safhaya ulaflt. Verilerle devam edelim; zay fl ve çaresizli i Mem ile Zin karakterlerinde toplarken, kötülü ü, fitnecili i, ikiyüzlülü ü ve zulmü Beko da (Bekir) somutlaflt rm flt r. Ahmed é Xané nin bir baflka önemli eseri olan Nubara B çukan (Küçüklerin Turfandas ) Arapça-Kürtçe bir sözlüktür. Bu eserin önsözünde; Ben bunu revaçtakiler için de il, Kürt çocuklar için yazd m diyen flair revaçtakiler sözüyle makam sahiplerini kastetmifltir. Buradan da anlafl l yor ki eserlerini mutlu az nl k için de il, ezilen halk ço unlu- u, mutsuz halk çocuklar için haz rlam flt r. Döneminin birçok flairi saray ve çevresine yaranabilmek için Arapça, Farsça dillerini ye lerken Xané ise bu dilleri bildi i halde bütün eserlerini anadili olan ve yaflat lmas gereken Kürtçe yi kullanarak halk saraya ye tuttu unu bir kere daha göstermifltir. Yaflad 17. yüzy lda Kürtler ve Acemler - Y lda yaklafl k 73 milyar metreküp su kullan labilir oldu u halde tesis eksikli inden tüketilemiyor. - Türkiye de endüstri kurulufllar n n üretti i 930 milyon metreküp at k suyun ancak % 22 si ar t l yor. - Türkiye deki 3215 belediyeden 141 inde kanalizasyon sistemi, 43 ünde ar tma tesisi yok. - Kanalizasyon sular n n % 98,67 si hiç ar t lmadan kanalizasyon kanallar nda kaderine (!) terk ediliyor. - Türkiye geneline y lda ortalama 509 milyar metreküp ya fl düflüyor. Bu ya fl n % 63,5 i buharlaflma, terleme, tutulma ve s zmadan dolay kayboluyor. Bütün bu olaylar n oluflumundaki art fl tamam yla yeryüzünün at klarla çöplü e çevrilmesinden kaynaklan - yor. Sorumlulu unun fark na varm fl insanlar elbette do aya zarar vermekten kaç n r, onu elinden geldi ince ihtiyac ölçüsünde kullan r. Ama bugün dünya bu hale geldiyse bunun suçlusu bilinçsiz ve sorumsuz halkt r demek ne kadar mant kl olabilir ki? Küresel s nman n faturas n halka ç karan zihniyet, onlar n bo az n s karak yapaca tasarrufla saltanat n n ömrünü daha kaç ay sürdürece- ini hesaplamaktad r? Dünya üzerindeki tüm sömürgeci sistemleri teflhir edip oyunlar n bozmad kça ne küresel s nman n etkisi azal r ne de y k m durdurabilecek çözümler gelifltirilebilir! Mersin den bir liseli YDG li ölümünün 300. y l nda an yoruz aras nda ç kan anlaflmazl klar bulunuyorken, bu durum ve bozuk düzen Ahmedé Xané üzerinde çok etkili olur. Bu yüzden eserlerinde Kürtlerin birlik olmay fl ndan yak nmaktad r de Do ubeyaz t ta yaflam n yitiren Ahmedé Xané bugün shak Pafla Saray nda yatmaktad r de Do ubeyaz t Belediyesince dikilmek istenen Ahmedé Xané heykeline TC devletinin Kürt ulusu üzerindeki inkar politikas ndan ba ms z düflünülemeyecek bir engel ç kar lm flt r. lk engel nedeni olarak heykelin Lenin e benziyor gerekçesi gösterilip engellenmifltir. Bunun üzerine heykelt rafl yapt ikinci çal flmas nda sar ve oturur durumda bir modelle Ahmedé Xané heykelini meydana getirmifltir. Bu sefer de TC Kültür Bakanl halkta din adam n n heykelinin dikilmesine karfl tepki var gerekçesiyle heykelin aç - l fl için bürokratik prosedürleri engelledi. Heykel en son Do ubeyaz t Festivali s ras nda aç labildi. Amed YDG Eylül Eylül 2007

9 GATS, kalite güvence konusuyla etkin bir flekilde ilgilenmedi i için, Yüksek Ö retimin tek amac ç kar olan piyasan n hilekâr sa lay c lara aç lmas gibi bir risk mevcuttur... Yüksek ücret sisteminin kaliteyi garantilemedi inin aksine asl nda kalitedeki bir düflüflle iliflkilendirilebilece i yönünde giderek artan kan tlar mevcuttur. Girifli belirgin bir flekilde engelleyen ve genç insanlar n s rt na borç yükleyen ve alan tercihini etkileyen yüksek ücret rejimlerine karfl koyuyoruz denilmektedir. ESIB ve Yüksek Ö retim ve Araflt rma Personeli Birlikleri sürecin neresinde? ESIB kendisini flöyle ifade etmektedir: Ulusal Ö renci Birlikleri 1982 den beri vard r ve karar vericilerin ve ulusal, Avrupa ve uluslararas düzeyde ortaklar önünde Avrupa daki ö rencilerin sosyal, kültürel, politik ve ekonomik ç karlar - n teflvik etmeyi amaçlar. ESIB halen 36 ülkeden 50 üyeye sahiptir ve Avrupa da 11 milyondan fazla ö renciyi temsil eder. Türkiye ise bu birli e henüz dahil de ildir. ESIB, Bologna ya flu flekilde bakmaktad r: ESIB Bologna sürecini entegre bir k ta oluflturmak için son derece önemli bir araç olarak görmektedir. Avrupa n n çeflitli ortamlarda ortaya konan 21. yüzy l hedeflerine ulaflmas ancak herkes için yüksek kalitede e itim ile mümkündür. demektedir. Araflt rma Personeli Birlikleri ise; Bolonya sürecini, Avrupa alan nda yüksek ö retimin ve araflt rman n korunmas ve art r lmas n n ve de fleffafl - n ve dolafl m n bir arac olarak memnuniyetle karfl lamakta ve desteklemektedir Az önceki aç klamalarla muhalif gözüken Yüksek Ö retim Ve Araflt rma Personeli Birlikleri ve Avrupa Ulusal Ö renci Birlikleri-ESIB projeye iliflkin çeflitli olumsuz de erlendirmelerde bulunsalar da Bologna Süreci ni memnuniyetle karfl lad klar n söylemekte ve destek olmaktad rlar. Destekliyoruz ama bu dediklerimize de dikkat edilsin demektedirler. San r z korkular n n kurban olacaklar! Süreçle beraber yeni bir kavram: Yaflam Boyu Ö renim (YBÖ) Sorbon Deklarasyonu nda da ifade edilen ve daha sonra birçok defa önemine vurgu yap lan, olmazsa olmaz denilen bu kavram neyi ifade ediyordu? Baflta kula a ilginç gelen bu kavram için söylenenler aynen flunlard r: Sorbon Deklarasyonu, 25 May s 1998: Biz e itim ve ifl koflullar nda önemli bir de ifliklik dönemine; yaflam boyunca e itimin belirgin bir yükümlülük haline gelmesiyle profesyonel kariyer yöntemlerinde bir çeflitlili e öncülük ediyoruz. Lizbon Deklarasyonu, Mart 2000: Zira yaflam boyu ö retim daha iyi ve yeni geliflme, daha iyi ifl istihdamlar ve vatandafll n etkin bir flekilde kullan m için önemli bir rol oynamaktad r. Prag Bildirisi, 19 May s 2001: Bakanlar... ayr ca e itimde yaflam boyu ö renmeye dayal bir perspektife duyulan ihtiyac onaylam fllard r, Yaflam boyu ö renim; Avrupa Yüksek Ö renim Alan n n temel parças d r. Bilgi odakl toplum ve ekonomi do rultusunda kurularak, gelecekteki Avrupa da rekabet edilebilmesi, yeni teknolojilerin kullan lmas ve sosyal uyum, eflit f rsatlar ve hayat kalitesinin düzeltilmesi için; yaflam boyu ö renim stratejileri önem arz etmektedir. Berlin Deklarasyonu, 19 Eylül 2003: Bakanlar, yaflam boyu ö renmeyi hayata geçirmek için, yüksek ö retimin önemli katk s oldu unun alt n çizdiler... Tüm vatandafllar n, yetenekleri ve beklentileri do rultusunda, yüksek ö retimin içinde yaflam boyu ö renme yollar n izlemeleri için f rsatlar yarat lmas ihtiyac n vurgulam fllard r. Avrupa Yüksek Ö retim Alan nda Niteliklere Ait Bir Çerçeve, fiubat- 2005: Avrupa Toplulu unun yaflam boyu ö renme tan m okul öncesi ö renimden emeklilik sonras na de in resmi, resmi olmayan tüm ö renmeleri kapsar. Yaflam içerisinde yer alan bilgiyi yetenekleri ve yetkinlikleri gelifltiren nerede ve nas l edinildi ine bak lmadan tüm ö renmeleri kapsar. Yaflam boyu ö renme fikri ö renme alan olarak ö renme sistemi ve kurumlardan çok, kifliye (buraya dikkat!) odaklan r. denilmektedir. Yaflam boyu ö renim kavram ilk 1970 lerde ortaya at ld. Daha sonra 1990 lar n ortalar nda Avrupa Toplulu u nda YBÖ nün süreklili i fikri ortaya at l yor ve 1996 y l ise YBÖ nün Avrupa Y l olarak belirleniyor. Yaflam boyu ö renim denildi i gibi kifli odakl olup bir ö renim sistemi de ildir. Bu nedenle yaflam boyu ö renim demek yaflam boyu kursa gitmek, sertifika peflinde koflturmak, yüklü kurs masraf demektir. Bugün gelinen bilgi ve teknolojik düzey elbette muazzamd r. Bunu en etkili bir flekilde sunabilmek gerekmektedir. Ancak bu hizmetin nas l sunulaca esas sorunumuzdur. Üniversitelerde yaflama geçirmek için esnek e itim modelleri gelifltirilmektedir. Bunun için Sürekli E itim Merkezleri hemen hemen bütün üniversitelerde kurulmufltur. Bununla beraber ders müfredat nda olmas gereken dersler bu merkezlerde yüklü kurs ücreti karfl l nda verilmektedir. Bu konuyla ilgili müfredat içeri inin gözden geçirilmesi ve a r ders yükünün hafifletilmesi, geliflen teknolojik ve bilgi düzeyine göre haz rlamas, gereksiz bir y n dersin kald r lmas ve ö renim için uygulamal derslerin yap lmas gerekmektedir. Politeknik e itim hem teorik hem de pratik bir e itim modelidir ve en bilimsel yöntemdir. Anlay fl olarak bu e itim modelini savunuyoruz. Ama bugün sistemin yapm fl oldu u çözüm tamamen kifli merkezli, kamunun sunaca kitlesel e itimi d fltalayan, paras olan n bu imkanlardan yaralanabilece i bir modeldir. Dersler Piyasaya Aç l yor! Paran Var m? fiu anda Türkiye de bir üniversitede mühendislik müfredat nda olan bir dersin içeri indeki bir konu sadece yüzeysel ve teorik olarak verilmekte ancak; bu konu bu e itim merkezlerinde hem teorik hem de uygulamal olarak 500 YTL gibi yüksek bir tutarda verilmektedir. Hatta normal dönem içerisinde verilmesi gereken dersler müfredattan ç kar l p bu kurslara kayd r lmaktad r. Yani ö rencilere verilmesi gereken dersler piyasaya aç lmaktad r. Bu akademik bir hak gasp d r. Demek ki üniversitelerde hem teorik ve hem de pratik ders verilebiliyormufl! Tabii bunu ders s ralar nda ya da labaratuarlarda görmek mümkün de il. Ancak bunu ayn üniversitenin içerisinde özel s n flarda görebilirsiniz. Tabii cebinizde milyarla geziyorsan z. Bugün pek çok ö renci hem okuyup hem de çal flmaktad r. Okul masraflar n dahi ç kartmakta zorlan rken bu kurs ücretlerini vermesi nas l düflünülebilir! Paras olan için bilimsel (teorik ve pratik) e itim sunulabilirken olmayan için bafl n n çaresine bakmas istenmektedir. Benzer uygulamalar di er ülkelerde de (Bologna Süreci nde yer alan) bulunmaktad r. ESIB Bologna Analizi Ö renci gözüyle Bologna adl de erlendirmesinde YBÖ ile ilgili baz gözlemler flunlard r: Avrupa Yüksek Ö retim Alan nda yaflam boyu ö renim vazgeçilmez bir unsurdur. Günümüzde, yaflam boyu ö renim sadece s n rl say da insana sunulan çok pahal ve elit bir e itim türüdür. YÖK te (Avrupa YÖK leri) YBÖ imkanlar sunuldu unda kurslar iki flekilde düzenlenir, özel tasarlanm fl pahal kurslar ya da yafllar gözönüne al nmaks z n herkese aç k yüksek ö retim kurslar. Almanya, Avusturya, sviçre, Polonya, Fransa, talya ve Litvanya daki YBÖ kurslar ilk flekilde düzenlenmifltir ve bu ülkelerde YBÖ ler özel tasarlanm fl pahal kurslar olarak düzenlenir ve s rf kâr sa lamak amac yla kurulmufl bir sistem olarak alg lan r. Di er yandan Hollanda, Malta, Finlandiya, zlanda, Norveç, Belçika, Slovakya ve Slovenya da; YBÖ YÖK lerde iki flekilde de verilir. sveç, Romanya ve Bulgaristan da ise YBÖ ço unlukla, herkese aç k yüksek ö retim program /kurslar - d r. YÖK ün YBÖ imkan sundu u ço u ülkede bu kurslar di er kurslara göre çok pahal d r. YBÖ nün ilk flekilde uyguland ülkelerde durum böyledir. Bu durumda kurslar çal flt flirket taraf ndan gönderilen ö rencilerden baflka, maddi aç dan karfl layacak kifliler olmaz. Hem okumak hem de çal flmak zorunda olan bir kiflinin bu kurslara kat lma olana var m? Ya da bu kadar yüklü kurs paras n verebilecek kaç ö renci var? Üniversitelerde YBÖ ler flirketlerin istedi i ve YÖK ün kâr amaçl tasarlad kurslara dönüfltürülüyor. Üniversiteler bu uygulama ile ticarete soyunarak kârl kurulufllar haline getiriliyor. Diplomalar art k çok önemli de il, fark nda m s n? Ülkemizde 2006 Eylül ay nda meclisten geçirilen Mesleki Yeterlilik Yasas ile birçok meslek dal ndan ö rencilerin (yüksek okul ve meslek liseleri) meslekte yeterli olduklar n s nayacak merkezi bir s nav düzenlemek için Mesleki Yeterlilik Kurumu oluflturuldu. Bu, mesle ini eline alan milyonlarca ö renci için bir hak gasp olma özelli ini tafl maktad r. Bu s navla beraber çeflitli meslek alanlar nda standartlar belirlenip yap lacak bir s navla kifliye -tabii s nav geçebilirse- meslekte yeterlilik belgesi verilecektir. Ayn zamanda mühendislik, mimarl k, flehir bölge ve planlama bölümlerinden mezun olanlar da Yetkin Mühendislik uygulamas hali haz rda mecliste yasalaflmay beklemektedir. Bu bölümden mezun olanlar n flu anda diplomalar ndaki... mühendisidir, mimar fleklindeki unvanlar kald r larak,... lisans derecesini bitirmifltir fleklinde ibare bulunmaktad r. Burada da yine Yetkin Mühendislik uygulamas yla yap lacak bir s nav sonucu yetkinlik belgesi verilecektir. Avukatlar için de benzer bir uygulama söz konusudur. Yaflam boyu ö renme denilen as l mevzu da bu! E itim esnek ne de olsa, herkes ne kadar istiyorsa kursa gider, sertifika al r, kendini kan tlar. Eylül Eylül 2007 g e n ç l i e n o t l a r DEMOKRAS Y DO RU KAVRAMAK ÜZER NE Örgütümüzün son dönemde gerçeklefltirdi i tart flmalar etraf nda oldukça önemli ve de erli deneyimler edindi imizi söylemek yanl fl olmayacakt r. Özellikle YDG nin nas l iflletilece ine, toplant lar n nas l ele al naca na yönelik yaklafl mlar, onun niteli i ve yönetilmesi meselesinde ortaya ç kan farkl anlay fllar ve bunlar n birçok alan m zda canl flekilde tart fl lmas büyük oranda bir de iflim ve yenilenme süreci olarak adland rabilece imiz bu dönemin en belirgin iflaretleridir. Farkl anlay fllar aras nda do ru olan n bulma süreci, hiçbir dönemde çok kolay ve çat flmas z olmam flt r. Özellikle 90. y l n kutlad m z Büyük Ekim Devrimi nin mimar Bolflevik Parti nin deneyimlerini inceledi imizde sol ve sa hatalar n sadece belli dönemlerde de il her dönem karfl lafl labilecek durumlar oldu unu görece iz. Farkl düflünceler ve yönelimler bu nedenle sadece hayat n içerisinde de il, örgütsel mücadele içerisinde de sürekli karfl laflaca m z ve esasta canl l, hareketi sa layan olgulard r. YDG anlay fl ve kitle örgütü temelinde kitleleri yönetme yetene i üzerine bafllat lan tart flmaya da bu anlay flla yaklaflmak, sorgulamak, katk da bulunmak gerekmektedir. Onlarca yeni düflüncenin tart fl ld bu platform içerisinde verilenle yetinmek, yeniye kapal olmak, de iflime ayak diremek, ayn zamanda geliflimin de karfl s nda olmak demektir. Yeninin tart fl ld yerde, hatalar n da olaca aç kt r. Sadece bu aç dan bakt m zda bile kolektif kafa yoruflun sa lanmas n n ne kadar önemli oldu u aç kt r. Bir gözün göremedi i hatalar ancak onlarca gözün dikkatli bak fllar yla bertaraf edebiliriz. YDG nin demokratik bir kitle örgütü oldu u gerçekli i etraf nda en önemli iradesinin de YDG toplant lar oldu unu belirtmifltik. Bu belirleme bizlerin ortaya att ve yeni oluflturdu u bir belirleme de de ildir. Tarihsel bir araflt rma yapt m zda ve geçmifl anlay fllar m za göre daha derinlikli düflündü ümüzde bunun zaten böyle olmas gerekti ini görmemiz mümkündür. Bu durum tarihsel olarak bir ilk olmasa da örgütümüzün tarihinde yeni bir durumdur. Bu nedenle mutlaka daha önceki deneyimler bizlere fl k tutarken bizim prati imizin de ayn zamanda özgün yanlar olacakt r. fiabloncu olmak yerine kafa yormak, kendi gerçekli imizi iyi irdelemek ve verimli tart flmalar üzerinden bir yaklafl m ortaya ç karmak tüm bu nedenlerden kaynakl oldukça önemli bir yerde durmaktad r. Yerelden merkeze do ru YDG, demokratik bir kitle örgütü oldu una göre onun temsil etti i kitlenin inisiyatifini ortaya ç karmas gerekmektedir. DKÖ lerin iflletilmesinde merkeziyetçili in tali bir unsur olmas, iradenin kitle inisiyatifine verilmesi ve bu iradeye sayg duyulmas gerekmektedir. Örgütlerin demokratik merkeziyetçilik konusunda ikiye ayr ld hepimizin malumudur. Kimi örgütler esasta merkeziyetçili i kimi örgütlerse esasta demokrasiyi temel almak zorundad r. YDG, merkeziyetçi örgütlerin aksine daha esnektir ve yerelden merkeze örgütlenmeyi benimsemek zorundad r. Aksi takdirde demokratik kitle örgütü oluflu sorgulan r hale gelecektir. Yerelden merkeze do ru örgütlenme anlay fl esasta alanlar n kendi inisiyatifiyle geliflimini öngörmektedir. Her yerelde kitlelerin kat l m yla ve onlar n do rudan iradesiyle oluflacak yerel inisiyatiflerin geliflmesi ve bu inisiyatiflerin belli bir seviyeye gelmesinin ard ndan merkezi platformlarda sa l kl bir örgüt yap s na bürünmesi, DKÖ ler için mutlaka gerekli olan bir tarzd r. Birimlerde komisyonlar yla, çal flma gruplar yla ve kendi pratikleriyle yetkinleflen bir örgüt, asl nda kurumsallaflman n en gerekli ad m n da atm fl demektir. Bunun geçmiflten bugüne böyle uygulanm yor oluflu, YDG nin hedef kitlesiyle buluflmas na engel olmufltur ve YDG yi kendi asgari amaçlar nda bulan klaflmaya tafl m flt r. Bugün hâla YDG nin amac nedir? sorusuna verilen cevaplar n farkl laflmas ve radikalleflmesi de baflka türlü aç klanamaz. YDG nin kendi hedef kitlesi olan anti-faflist, antiemperyalist halk gençli ini temsil edebilmesi için, bu kitlenin inisiyatifini kendi bünyesinde aç a ç karmas gerekmektedir. Kald ki bugüne kadar YDG nin afl r merkeziyetçi flekilde iflletilmifl olmas da anlafl l r de ildir. En merkeziyetçi örgütler dahi üst irade olarak demokratik yöntemleri benimsemesine ra men (KP lerin kongre ve konferanslar gibi) YDG lilerin bu haktan mahrum kalmas garip bir durum oluflturmaktad r. Nas l bir demokrasi? Örgütün canl bir politik hatta ilerleyebilmesi için, örgütün tüm kat l mc lar n n söz ve karar hakk - n n tan nmas gerekmektedir. Aksi takdirde özgürlük mücadelesi için örgütlenilen bu davada köleleflmek de oldukça mümkündür. Demokrasinin bir biçim olarak özellikle de DKÖ lerde kullan lmamas, do al olarak bürokrasiyi, afl r ba- ml l ve darlaflmay da beraberinde getirecektir. Bu anlay fl etraf nda YDG için nas l bir demokrasi? sorusu önem kazanmaktad r. YDG tart flmalar sürecinde karfl m za ç kan bu önemli sorun, bizlerin yönetme ve yönlendirme meselesindeki acemiliklerimizi de göstermektedir. Devam eden tart flmalarda ve özellikle de YDG toplant lar prati inde bu durum daha aç k görülmektedir. YDG içerisinde toplant lar n al nabilmesi dün yaflad m z en önemli sorunlardan birisiydi. Geçmifl de erlendirme ve yaz lar m za bakanlar, buna ra men YDG toplant lar tek bafl na yeterli de ildir/olmayacakt r tespitini yapt m z görecektir. Ancak bu, bizler aç s ndan bu süreçte ortaya ç kan tüm sorunlar önceden gördü ümüz anlam na da gelmemektedir. Bir biçim olarak toplant larda dahi ortaya ç kan afl r müdahalecilik sorunu, örne in bizler aç s ndan yeni bir durum oluflturmufltur. YDG toplant lar yla örgüt inisiyatifini aç a ç karma çabas n n önünde bu sefer de baz alanlar m zda toplant larda kitlenin çeliflkilerini aç a ç karamayan, onlar konuflturamayan ve bu nedenle de önceden ald kararlar toplant larda rahatça kabul ettirebilen yoldafllar m z dikilmifltir. Yani biçimsel bir de iflikli in ötesinde bu alanlar m zda eski tarz de ifltirme ad na yeni bir fley yap lamam flt r. Oysaki YDG toplant lar yla yap lmas hedeflenen, demokrasicilik oyunu veya görünürde bak n, biz demokrasiyi iflletiyoruz söylemi de ildir. As l hedef tekrar tekrar belirtti imiz gibi gerçekten de örgütümüz saflar nda kitle inisiyatifini, do al olarak bundan önce de örgüt inisiyatifini aç a ç karmakt. yi niyetli çabalarla ancak ayn zamanda da y prat c bir flekilde ortaya ç kan flefçilik y llard r örgütümüz içerisinde hem öne ç kan yoldafllara hem de örgütsel geliflimimize maalesef büyük zararlar vermifltir. Oysaki tüm alanlar m - z inceledi imizde öne ç kan yoldafllar - m zla di er yoldafllar m z aras nda politik olarak çok büyük bir fark olmad görülecektir. Ancak yanl fl çal flma tarz ndan kaynakl olarak geliflen flefçilik sonucu bir türlü kitle inisiyatifi ve demokrasi anlay fl örgütümüzde geliflememifltir. Bunun yan nda bir araç olarak demokrasinin kavran fl nda yaflanan s k nt gerçekten de incelemeye de er bir durum oluflturmaktad r. Baz yoldafllar m z n aç ktan baz yoldafllar m z nsa sessiz kalarak karfl durdu u demokrasinin saflar - m zda burjuva bir hastal k olarak görülmesi, sa c laflma olarak anlafl lmas daha iflin ne kadar bafl nda oldu umuzu da göstermektedir. Demokrasinin olmad ya da iflletilemedi i yerlerde bürokrasinin geliflti ini, çokça savundu umuz halk iktidar, halk demokrasisi kavramlar n n dejenere oldu unu aç kl kla söyleyebiliriz. Bunlar n yan s ra kitle inisiyatifi kavram n n geliflimi ile birlikte alanlarda öne ç - kan yoldafllar m z n do ru bildiklerini dahi kitle öyle istemiyor diyerek savunmaktan kaç nd klar na da flahit olmaktay z. Bizlerin kitle inisiyatifinden kast, kitlelerin her dedi inin sorgulanmadan kabulü de- ildir. Çok bilinen ad yla bu durum kitle kuyrukçulu una da neden olabilecek bir durumdur. Her YDG toplant s, ayn zamanda bir aç k kitle toplant s oldu- una göre YDG toplant lar bizler için ayn zamanda farkl anlay fllar n çat flt bir platform da olacakt r. Bu nedenle öne ç - kan yoldafllar, flefçili e son ve kitle inisiyatifi ad na tamamen kabuklar na çekilmeyi tercih ederlerse önceki hatalar n n farkl bir biçimini öne ç karmaya bafllam fl olacaklard r. Önceki biçim kitlelere karfl sekterlik dedi imiz durumken bu yeni biçim de kitle kuyrukçulu u dedi imiz duruma neden olacakt r. O halde tart flmaya çal flt m z çal flma tarz, kolayca kavran labilecek ve hemen yaflama geçebilecek bir çal flma tarz de ildir. flte bu nedenle k saca anlatmaya çal flt m z bu yeni durumlar iyi incelemek ve kendi prati imizi gözlemleyerek do ru biçimi yaflama geçirmek zorunday z. Kolay olmasa da bu sürecin hepimiz aç s ndan çok canl ve coflkulu geçece i ortada. Bu nedenle yeni süreci kavramak ve tart flmak için daha fazla çabal olal m.

10 KOLEKT F N SES KOLEKT F N SES Emperyalizme nitelikli iflgücü de il, Onurlu, yurtsever, devrimci bir gençlik yarataca z! Kitle çizgimiz üzerine bir süredir dergimizde ve YDG toplant lar nda sürdürdü ümüz tart flma olumlu bir safhaya ulaflm flt r. Bahar döneminin ard ndan yaz sürecinin s - n rl olanaklar dahilinde birçok alan m zda süren tart flmalar dahi bizlere önemli deneyimler kazand rm flt r. Bu deneyimleri okullar n aç lmas yla birlikte ülke genelinde daha yayg n ve derinlikli flekilde ele alarak belirli somut ad mlar atmak yararl olacakt r. Devrimci gençlik hareketini yükseltme iddias yla faaliyet yürüten Yeni Demokrat Gençlik; anti-emperyalist, anti-faflist, anti-feodal temelde gençli- in gerçek talep ve özlemlerini savunmaktad r. YDG nin program da incelendi- inde genifl bir gençlik kitlesini kapsayacak bir potansiyelinin oldu u aç kt r. Ancak YDG nin bu potansiyeline ve 20 y ll k birikimine karfl n halk gençli i içindeki konumunun arzu etti imiz yerin çok gerisinde oldu u aç kt r. Bugün ülkemizin farkl bölgelerinde yüzlerce gence ulaflan ve harekete geçirebilen bir yap s olsa da örgütlülü ünü sa lamlaflt rma ve etki alan - n binlere ulaflt rma söz konusu oldu unda ciddi yetmezliklere sahip oldu u aç kt r. Bu durum yaln zca YDG ile ilgili bir sorun de ildir. Hem genel devrimci hareket hem de devrimci gençlik hareketi aç s ndan kitleleri seferber etmede ciddi s k nt - lar yaflamaktay z. Bu nedenle öncelikle bu s k nt lar n nedenleri ve çözüm yöntemleri üzerine yo unlaflmaya ihtiyaç vard r. Gençli in talepleri ve örgütlenme sorunu Bugün ülkemizde güçlü bir devrimci gençlik örgütüne ihtiyaç kalmam fl m d r? Yani güçsüzlü ümüz nesnel koflullar n elveriflsizli inin do al bir sonucu olarak m alg lanmal d r? Bu soruya net bir flekilde hay r cevab n verebiliriz. Ülkemizde 1960 l y llar n sonlar ndan bu yana toplumsal muhalefet içinde gençlik hareketinin dinamik ve az msanmayacak bir yeri vard r. Dönemlere göre etki alan nda geliflmeler ve gerilemeler yaflansa da özellikle ö renci hareketi her dönemde toplumsal muhalefetin vazgeçilemez bir parças halini alm flt r. Günümüzde de çok say da devrimci demokratik gençlik örgütü faaliyet yürütmesine karfl n, ileri kitleye dahil olan, düzene muhalif, kendisini ilerici, devrimci olarak tan mlayan çok say da anti-emperyalist, anti-faflist genç bulunmaktad r ancak örgütsüz kalmaktad r. Gençlik örgütlenmelerinin etki alan ndaki gençlik kesimlerinin önemli bir bölümünün de örgütlülük konusunda net bir duruflunun oldu u söylenemez. YDG nin kendi prati inden de görmekteyiz ki y llard r çevremizde az msanamayacak bir kitleyle iliflkimiz olmas na karfl n bu kitle sürekli de iflmekte, bir dönem bizle birlikte hareket edenler çeflitli sebeplerle uzaklafl rken yeni yüzler çevremizde yer almaktad r. Bu olumsuz ak fla son vererek örgütlü bir gençlik hareketi yaratmak için çaba harcamam z gerekmektedir. Bununla birlikte emperyalizmin ve ülkemizdeki uflaklar n n halk gençli ine yönelik sald r lar da bitip tükenmemektedir. Y llard r e itimin niteliksizli i, gericili i, anti-bilimselli i ve paral olmas na karfl mücadele yürütüyoruz. Halk gençli ine anadilde, bilimsel, demokratik ve paras z e itim verilmesi talebini savunuyoruz. lkokuldan itibaren küçük beyinlere ezberlettirilen rkç -faflist sloganlar, bafltan sona yalanlarla dolu bir tarih, bilimsel bilginin elde edilifl yöntemlerinden uzak, kal pç, ezberci bir e itim dayat lmaktad r. Anadilde e itim yasaklanmakta, e itim mekanizmas baflta Kürt ulusu olmak üzere farkl milliyet ve inançlardan halk m z n asimile edilmesi için seferber edilmektedir. Evinde, köyünde, çevresindeki herkesle Kürtçe konuflan çocuklara okulda zorla Türkçe ö retilmesi örne indeki gibi çeflitli zalimane uygulamalardan milyonlarca genç etkilenmektedir. E itimin niteliksizli inin yan s ra üniversite kap lar emekçi çocuklar na ÖSS adaletsizli i ile kapat lmaktad r. 1.5 milyondan fazla gencin yan s ra aileleri ve yak nlar dahil milyonlar etkileyen ÖSS zulmü ile tamamen adaletsiz bir yöntemle üniversiteye girifl vizesi verilmektedir. ÖSS engelini geçebilmek için dershanelere gitmeye mecbur b rakan sistem yüzünden yüz binlerce ö renci milyarlarca liray dershanelere dökmekte, okulda ö retilemeyen bilgiler bir de dershanelerde ezberlettirilmeye çal fl lmaktad r. lkö retimden üniversitelere kadar halk gençli inin okumas n n önündeki önemli tehditlerden biri de h zla yayg nlaflan özel okullard r. Onbin liralarla ölçülen e itim ücretleri ile halk tercihe zorlanmaktad r: ya bu paray vermeyip kötü bir e itim al rs n ya da fedakârl k yapar, olanaklar bol, daha iyi bir e itime sahip olursun. Devlet de türlü yöntemlerle, örne in burslu ö rencilerin giderlerini karfl layarak, özel okullar desteklemekte, özel okullara gösterdi i hassasiyeti kendi okullar ndan esirgemektedir. Üniversitelerde de genel e itimin sorunlar n n yan s ra zorunlu harçlar dayat lmakta, tüm hizmetler özellefltirilerek paral hale getirilmekte, YÖK gibi bir bask kurumu her türlü bilimsel, akademik ve demokratik geliflimi baltalamaktad r. Cuntan n üniversitelere musallat etti i YÖK çok genifl bir gençlik kesimini, görüfllerinden k yafetine kadar türlü nedenlerle ma dur etmekte, gençlerin nitelikli bir e itim almas na sekte vurmaktad r. Sermayeye köle yetifltirme merkezleri Bugün YÖK ün çok daha önemli bir misyonu bulunmaktad r. AB emperyalizminin önderli inde bafllat lan ve Bologna Süreci olarak adland r lan bir süreç dahilinde Türkiye nin de dahil oldu u 40 tan fazla ülkede e itim yeniden yap land r lmak istenmektedir. Ulusal ölçekte kazan lan haklar gasp edilmekte, e itim tamamen ve aç kça sermayenin ç karlar na ve taleplerine uygun flekilde yeniden tan mlanmaktad r. E itim toplumsal de il bireysel bir hak olarak ele al nmakta ve e itim alarak cahil kalmak istemeyenlerin bu taleplerine ücretini ödeyerek ulaflabilecekleri iddia edilmektedir. E itimin temel misyonunun piyasan n ihtiyaçlar na uygun nitelikli iflgücü yetifltirmesi oldu u aç kça ifade edilmektedir. Hayat boyu ö renme veya sürekli e itim ad alt nda mezuniyetin ard ndan da mesleki bilgileri gelifltirme ve piyasada daha avantajl bir konum elde edebilmek ad na gençler özel programlara kat lmaya, sertifika peflinde koflmaya, çok farkl meslekleri bir arada yapabilme becerisine sahip olmaya zorlanmaktad r. Özcesi kendi ayaklar üzerinde durabilen, çok yönlü, onurlu, ülke ve dünya sorunlar na duyarl, ne yapt n bilen bir gençlik yerine kendisini patronuna adayan, tüm çabas iflini koruyabilmek için sürekli artan taleplere cevap verme peflinde koflan, tüm düflüncesi nas l kurslar al r m da kendimi en iyi sömürülebilecek iflgücü olarak pazarlar m olan bir gençlik yarat lmak istenmektedir. Bununla da yetinilmemekte, üniversiteden mezun olan gençlerin nitelikli, yetkin, yeterli olmad iddias yla mesle ini kavrayana kadar, hayat n n en dinamik kesimini stajyer olarak geçirmesi, çok düflük bir ücret karfl l nda, sosyal güvencesiz çal flmas beklenmektedir. Bu süre zarf nda çeflitli özel kurslarla bilgilerini pekifltirmesi ve çeflitli s - navlara girerek kendini kan tlamas talep edilmektedir. Özcesi para ve sermaye sahibi olan, egemen konumda bulunan s n flar n temsilcileri bizleri düflünmeyen, her denileni yapan robotlar, köleler olarak de erlendirmekte ve hayat m z etkileyen bu uygulamalar kararlaflt r rken görüflümüzü dahi almamaktad r. Son y llarda YÖK e aferin de ald rtan uygulamalar (AB, Bologna Sürecindeki çal flmalar nedeniyle ülkemize üstün performans notu verdi) tüm gençli in gündemindedir. Yetkin mühendislik, sözleflmeli/ücretli ö retmenlik, aile hekimli i, mesleki yeterlilik vb. uygulamalar, binlerle ölçülen sertifika programlar, diplomalardan unvanlar n kald r larak çeflitli s - navlar n dayat lmas, medikolar n kapat larak ö rencilerin sa l k haklar n n gasp edilmesi vb. hem e itim hem de mesleki haklar m za yönelik yo un sald r lar n parçalar d r. Bu sald r lar n sadece ülkemize özgü olmad n, emperyalizmin dayatt kapsaml bir sald r paketi oldu unu hesaba katt m zda geçti imiz dönemde Fransa da, Almanya da, Yunanistan da eylem yapan ö rencilerle ortak yanlar m z görmemiz mümkün olacakt r. Ö renci gençli e yönelik uygulamalar daha da say labilir ancak gençli- e yönelik düzenin sald r lar aç kt r ki ö renci gençlikle s n rl de il. flçi gençlik de düzenin adaletsizli ini en yo un flekilde yaflamaktad r. Yo un iflsizlik içinde zar zor ifl bulabilenler genellikle istikrarl bir ifle sahip olamamaktad r. Düflük ücretle, sigortas z, sendikas z, güvencesiz çal flan gençli e en yo un sömürü uygulanmaktad r. Organize sanayi bölgelerinde aç lmaya bafllayan Beceri Merkezleri, çeflitli e itim kurumlar n n açt Sürekli E itim Merkezleri vb. ile iflçi gençli in gelece i de gasp edilmektedir. Köylü gençlik aç s ndan da sald r lar benzerdir. Zaten genifl bir kesimi y l n belirli dönemlerinde flehirlere göç ederek geçici ifllerde çal flarak iflçi gençli in s k nt lar n paylaflsa da kotalar, sözleflmeli çiftçilik vb. uygulamalarla köylü gençlik aç s ndan da koflullar elveriflsizleflmektedir. Sald r lar n niteli i itibariyle emekçi gençlerle ö rencilerin ortak hareket etmesinin koflullar ve gereklili i de oldukça yükselmifltir. Zaten bu sald r lar parçal flekilde püskürtmek de mümkün de- ildir. Haklar n korumada önemli ad mlar atan Fransa ve Yunanistan örnekleri de incelendi inde iflçi ve memur sendikalar n n ö renci örgütleriyle ortak flekilde ve uzun süreli mücadele ettikleri görülecektir. Örgütlü, devrimci, militan bir gençlik hareketine ihtiyaç var Yukar da özetledi imiz sald r lar da göstermektedir ki ülkemizde emperyalizme ve faflizme karfl güçlü, kitlesel, militan bir devrimci gençlik hareketine büyük bir ihtiyaç vard r ve bu konuda topra m z bereketlidir, potansiyelimiz büyüktür. Bu nedenle flu anki gerçekli imizi sorgularken ve de- ifltirmeye çal fl rken, s n f mücadelesinde ad mlar atarken tarihsel bir bilinç, kararl l k ve ciddiyetle, kolektif flekilde örgütlenme seviyemizi yükseltmeye ihtiyaç vard r. Egemen s n flar n krizlerinin derinleflti i, halk yönlendirme, halka umut verme kapasitelerinin alt seviyelere düfltü ü, ideolojik-politik dayatmalar n (s n f mücadelesinin sonu, küreselleflme vb) inand r c l n n kalmad bu dönemde devrimin yeni dalgas n yükseltmek ve dünya genelindeki hareketlili e ülkemizden ses katabilmek için sorumluluklar m z oldukça büyüktür. Bu do rultuda öncelikle kendi içimizden bafllayarak, YDG yi masaya yat rarak ilerlemeye çal fl yoruz. Devrimci ideallerimizi, politikalar m z, düzene karfl mücadele azmimizi göz önüne alarak halk m - za lay k, halka hizmet etme bilincine sahip güçlü bir gençlik örgütü olmak için bizi en fazla engelleyen öznel, iç zaaflar aflmay hedefliyoruz. Bu aç dan koflullar m z oldukça müsaittir. YDG nin 20 y ll k tarihsel deneyiminin yan s ra içinden geçti imiz süreçte 8. Oturumunu gerçeklefltiren Proletarya Partisi nin ald kararlar ve yönelimi de bizim için avantajd r. Ülkemizde Yeni Demokratik Devrimin öncüsü olan komünist hareketin devrim mücadelesini yükseltmek ve kitleleri örgütlemek için girdi i yönelim ve yapt çözümlemeler yeni demokrasi mücadelesinin bir parças olan YDG aç s ndan da yol aç c ve rehber niteli inde olacakt r. YDG nin kitle çizgisinde s çramalar yapabilmesi ve yasa-d fl olsa da süreç içinde gelenekselleflen ve YDG yi kitlelerden uzaklaflt ran özelliklerinin y k lmas için uzun soluklu bir sürecin içine giriyoruz. Bu noktada esas olarak iki alana yo unlaflaca z. Öncelikle halk gençli inin gerçek sorun ve taleplerini genel ifadelerle ve d flar dan ifade etmek yerine derinlemesine anlamay, emperyalizmin ve faflizmin sald r lar n ve planlar n ayr nt l flekilde analiz etmeyi, kitlelerin özellikle de ileri kitlelerin kendili inden geliflen oluflumlar na ve pratiklerine yönelik ilgimizi ve duyarl l m z gelifltirmeyi ve sorunlar temelinde hareket eden her ilerici kesimle mümkün oldu unca ortaklaflmay hedefliyoruz. Bu hedefimize ulaflmak için kitlelere kapal yönlerimizi aflmam z, yüzümüzü kitlelere dönmemiz ve kitlelerle olan ba lar m z gelifltirmek için farkl yöntemler belirlememiz etkili olacakt r. Bu ayn zamanda s n f mücadelesinin güncel meselelerini daha ayr nt l, bütünlüklü ve öngörülü flekilde ele almam z da sa layacakt r/sa lamal d r. Aç kt r ki bunun için teoriyle pratik aras ndaki kopmaz iliflkiyi göz önüne alarak sistemli ve bilimsel bir araflt rma-inceleme yöntemini kavramam z gerekecektir. Diyalog meselesi Kitlelere yüzümüzü dönerek bu do rultuda çal flmalar yapmam z yeterli olmayacakt r. Önemli olan bu çal flmalar n sonucunda ulaflt m z kitleleri örgütleyecek ve seferber edecek bir örgüt mekanizmas n n yarat labilmesidir. Ne kadar do ru sözler söylersek söyleyelim, tüm zaman m z insanlara gerçekleri anlatmakla geçirsek de, flayet bize en yak ndan bafllayarak mümkün olan en genifl kesimi sorunlar ve talepleri do rultusunda örgütleyemiyorsak baflar l olmam z mümkün olmayacakt r. Bunun için de öncelikli olarak kitlelerin kendilerini ifade edebilecekleri, kendi inisiyatiflerini aç a ç karabilecekleri bir demokratik iflleyifli gelifltirmek zorunday z. Aç kt r ki kimse, emek vermedi i, katk sunamad, kendisini ifade edemedi i bir örgütlenme içinde uzun süre kendisini var edemez. Emek ve katk sunabilmek için de diyalogun geliflmesi gerekmektedir. fiayet YDG yle tan flan, YDG nin çal flmalar n takip eden gençler kendilerini ifade etmekte, katk sunmakta yetersiz kal yorsa aç kt r ki diyalog kurmada s k nt yaflanmaktad r. Yeterli bir diyalog kurulam yorsa yeni arkadafllar m za benzer flekilde örgütümüzün de kendi politikalar n, çal flma tarz n ve hedeflerini ifade edemedi- i ortaya ç kacakt r. Yani sorun çift yönlüdür. Kitleler bizim yan m zda kendisini ifade edemiyorsa, biz de bir baflka aç - dan kendimizi kitlelere anlatam yoruzdur. Bu nedenle demokratik yönümüz gelifltikçe saflar m za kat lanlar kendi özgünlüklerini faaliyetimize yans tabilecek, örgütümüz de bir bütün olarak daha anlafl l r ve kabul edilebilir bir yap ya dönüflecektir. Demokrasi sorunu Demokrasi sorunu ülkemizde temel sorunlardan bir tanesidir ve bizler de devrimci gençler olarak demokratik bir ülke talebiyle mücadele ediyoruz. Ancak demokrasi bilincinin kitleler nezdinde zay f olmas saflar - m zda da etkisini göstermektedir. Halk m - z n içinde en ileri düzeyde demokrasi bilincine sahip olanlar olsak da bunun taleplerimize uygun bir düzeye ulaflt - n söylemek mümkün de ildir. Özellikle mücadelenin geri düzeyde oldu u dönemlerde demokrasi bilincindeki zay fl m z daha bariz flekilde kendisini göstermektedir. Bu anlamda önemli görevlerimizden biri de yaln zca YDG nin demokratik bir kitle örgütü oldu unu ifade etmekle s n rl kalmayarak demokrasi yönünü gelifltirecek somut ad mlar atabilmektir. Ülkemiz devrimci hareketini genel olarak ele al rsak demokrasi yönünün her dönem olmas gerekenin alt nda oldu unu görmekteyiz. Gençlik hareketinde de di er toplumsal hareketler nezdinde de kitlelere ça r yapan, kitleleri saflar na katan örgütlerde merkeziyetçi yönün bir parti iflleyifline yak n düzeyde oldu unu gözlemlemekteyiz. Devrime dolayl katk s olan ve halk n bilinç ve taleplerine uygun flekilde örgütlenerek haklar n savunmas, daha iyi bir yaflam talebinde bulmas ve buradan hareketle devrim için örgütlenmesi için önemli araçlar olan demokratik kitle örgütlerinin genelinde, kuruluflundan itibaren demokrasi yönünün, kitle denetiminin, tabandan bas nc n zay f kald n gözlemlemekteyiz. Yerelden merkeze örgütlenme yerine do rudan merkezi müdahalelerle merkezden yerele do ru bu örgütlenmeler infla edilmekte, yerel örgütlülüklerin inisiyatifleri budanarak merkezi yönelim bir DKÖ ye nazaran ön plana ç kabilmektedir. Partilerin genel politikalar na muhalif düflünceler bu partilerin etkisindeki kitle örgütlerinde ifade bulmakta, s k nt yaflamakta, az nl n haklar yeterince güvence alt na al nmamakta, taban n ve yerelin kendi iradesiyle merkezileflmesi süreci afl r müdahaleler yoluyla gere inden h zl flekilde gerçekleflmektedir. Günümüzde devrimci hareket saflar nda bulunan birçok kitle örgütünün flekilsel aç dan bak ld nda yerelden merkeze bir örgütsel yap s n n oldu unu görmek mümkündür. Ancak bu merkezileflme sürecinin yerellerde demokrasi bilincinin geliflmesine paralel yerel inisiyatifin merkeze tafl nmas yoluyla olmad n gözlemlemekteyiz. Merkezi bir plan do rultusunda demokratik mekanizman n, (seçmeseçilme, karar alma yönlerinin) güdük kalmas pahas na çeflitli birimler oluflturulmaktad r. Bu da bir süre sonra oluflan hareketlili in zay flamas na neden olmakta, faaliyet ciddi bir yenilik olmadan devam etmekte, kitlelere aç k demokratik bir yap oluflamamaktad r. Eylül Eylül 2007 ±CMYK

11 YDG lilerin mümkün olan en üst düzeyde ilgiyle bu sürece dahil olmas n, ulaflabildi imiz en genifl kitleyle beraber sürecimizi ele almay, YDG nin demokratik yönünü gelifltirme sürecini gençli in gerçek sorun ve taleplerinden ayr ele almadan, birbirini besleyerek, birbirinden ö renerek ve farkl görüfllerden gençlerin de dahil olabilece i flekilde ilerletmeyi hedefliyoruz. Bu anlam yla YDG nin de k sa süre içinde yerelden merkeze seçimler yoluyla birimler oluflturmas mümkündür. Ancak bu, kitle çizgimizde bir s çrama yaratabilecek mi, kitle inisiyatifini gelifltirerek YDG lilerin demokrasi bilincini gelifltirecek mi? YDG gerçekten demokratik, gerçekten ba ms z, kendi ayaklar üzerinde durabilen bir gençlik örgütü olabilecek mi? Bu sorular bugün örgütümüzde bu konular n yaflam bulmad anlam na gelmemektedir. YDG, 20 y ll k deneyimiyle zengin bir tarihe ve ciddi bir çal flma tarz na sahiptir ancak bugün aç s ndan bu sorular tart flmam z olmayan bir fleyi getirmek veya yeni bulufllar yapmak de il, yetersiz yanlar m z gelifltirmektir. Demokrasi sorunu, örgüt sorunu, kitle inisiyatifi sorunu her dönem karfl m za ç kacakt r ve biz her çeliflkiyi çözerken ve her engeli aflarken bu sorular sorarak kendimizi gelifltirmeyi hedefleyece iz. Bu anlam yla k sa dönemli bir plan üzerinden belirli tart flmalarla, biçimsel de iflikliklerle yetinmeyi düflünmüyoruz. YDG lilerin mümkün olan en üst düzeyde ilgiyle bu sürece dahil olmas n, ulaflabildi imiz en genifl kitleyle beraber sürecimizi ele almay, YDG nin demokratik yönünü gelifltirme sürecini gençli in gerçek sorun ve taleplerinden ayr ele almadan, birbirini besleyerek, birbirinden ö renerek ve farkl görüfllerden gençlerin de dahil olabilece i flekilde ilerletmeyi hedefliyoruz. Özellikle bu dönemde yerel inisiyatifi öne ç karmay, yerellerde canl tart flmalarla kararlar n al nmas n, prati e birlikte girilmesini, prati in kitle taraf ndan denetlenmesini, farkl görüfllerden gençlerin de sürece dahil olabilmesini, herkesin kendi yetene i, ilgisi ve talebi do rultusunda farkl alt komisyonlar kurarak daha özel çal flmalar gerçeklefltirmesini öngörüyoruz. Bu nedenledir ki son dönemde YDG Toplant lar na özel önem vermekteyiz. YDG Toplant lar Aç kt r ki YDG Toplant lar yeni bir bulufl de ildir. Dahas derdimizin devas sihirli bir araç hiç de ildir. Ama özellikle bu dönemde kendi gerçekli imizi görmek, yerellerdeki tart flmalara daha fazla f rsat tan mak aç s ndan vazgeçebilece imiz veya küçümseyece imiz bir yöntem de ildir. Bizim için önemli olan bu toplant lar hedefimiz olan daha demokratik, daha ba ms z bir YDG yaratabilmek için etkili bir flekilde kullanabilmektir. Yoksa düzenli faaliyetçi toplant lar ile de rahat bir flekilde sekter, flefçi, merkeziyetçi bir yap kurulabilir. Söz söyleyenler ve dinleyenlerden oluflan bir örgüt ortaya ç karabiliriz. Ancak böyle bir hedefimiz olmad na göre bu arac daha etkili bir flekilde, herkesin söz söyleyebildi i ve birlikte karar verebildi i flekilde ele almak daha uygundur. Bu anlam yla çal flma tarz m z ve ilkelerimiz bellidir. Ülkemizde genel bir zaaf olarak ya merkeziyetçi yöne a rl k verilmekte ve flefçi, otoriter, sekter yap lar oluflturulmakta ya da daha demokratik olma ad na bireycili i kutsayan, disiplini reddeden, devrimci de erleri/ilkeleri tart flmaya açan veya arka plana atan yöntemler denenmektedir. Bizlerin demokrasi yönünü gelifltirirken kitle inisiyatifine özel önem vermemizin nedeni de iflte bu nedenle, kitleden kopuk, kitleye ra men, prati e ayk r, lafazan tart flmalar açmak de- ildir, biçimsel de ifliklikler yapmak hiç de ildir. Amac m z ileri kitleden olan, YDG yi tan yan, takip eden, YDG yle tan flan her gencin, her kesimin gençli- in gerçek sorunlar do rultusunda kendisini ifade edebilmesi, katk sunabilmesi ve diyalog kurabilmesidir. Bu nedenle sürecimizi çeflitli yöntemlerle en genifl kesimi içine alacak flekilde tart flmaya çal fl yoruz. Bugün birçok alan m zda toplant lar m za farkl siyasi yap lardan veya örgütsüz olan ancak çeflitli felsefi vb. ak mlar takip eden ya da ekonomik haklar do rultusunda bir fleyler yapmak isteyen (KPSS ye, çeflitli yasalara karfl ç kan vb) gençler kat labilmekte, baz alanlar m zda ise toplant lar m z n içeri i, tarihi ve yeri genifl kitlelere duyurularak ilgi duyanlar n gelmesi ça r s yap lmaktad r. fiu ana kadarki s n rl prati imizden dahi YDG Toplant lar, daha demokratik bir iflleyifli sa lamada önemli veriler sunabilmifltir. Genel olarak ilk örgütlenen toplant larda sessizlik hâkim olurken ve kat lanlar kendilerini yeterince ifade etmiyorken, bunun üzerine gidildikçe ve kat lanlar birbirlerini daha iyi tan d kça canl tart flmalar örgütlenmeye bafllam flt r. Bu, hemen her alan m zda gerçekleflen bir durumdur. Birçok alan m zda tart flmalar gelifltikçe ve kat l mc say s artt kça toplant y daha düzenli ele almak için toplant y yönetecek bir divan seçilmeye bafllanm flt r. Divan n seçimle belirlenmesi, isteyen herkesin aday olmas da faaliyet s ras nda daha sessiz, geri planda duran veya yeni arkadafllar m z n da kendilerini ifade edebilmesine ve görev almas na yard mc olmaktad r. Yine birçok alan m zda herhangi bir karar al nd ktan sonra söz konusu prati in gerektirdi i her türlü konu (mali durumdan, bildiri, pankart vb.ne) yine oylama ile gönüllük temelinde paylafl lmaktad r. Yaz lan bildiri, broflür vb.ler de kitle denetiminden geçerek kabul edilmektedir. Bununla birlikte toplant larda YDG nin merkezi yönelimine ayk r kararlar da al nabilir. Elbette bu durum tercih edilmemektedir ancak toplant larda oy çoklu uyla merkezi yönelim reddedildiyse herhangi bir DKÖ de oldu u gibi buna sayg göstermek gerekmektedir. Örne in geçti imiz 1 May s ta YDG pankart ile alanlara ç kma karar m z olmas na karfl n bir alan m zdaki toplant da YDG pankart yerine daha farkl bir imzayla ç kmak gerekti i öneriliyor ve bu öneri ço unluk taraf ndan kabul ediliyor. Bunun üzerine kat l mc lar n ortak çabas ile 1 May s haz rl klar gerçeklefltirilebiliyor. Özcesi toplant larda samimi flekilde tart - fl l p kararlar al nd nda ve ortak hareket edildi inde daha genifl bir kesimle ba kurmak mümkün olabilmektedir. Bununla birlikte, prati in sonucunda, ayn il içinde alt alanlarda, yani farkl lise ve üniversitelerde al nan toplant lar üzerinden merkezileflmenin önü aç lmaktad r. Her lise ve üniversitede al nan toplant lardan ç kan kararlar bu toplant larda seçilen baz arkadafllar m z taraf ndan bir üst lise ve üniversite toplant s nda dile getirilebilir ve farkl liselerdeki ve üniversitelerdeki çal flmalar n bu seçimle gelen temsilciler taraf ndan de erlendirip koordine edilmesi sa lanabilir. Bu birimler de kendi temsilcileri ile emekçi kesimden YDG lilerin ve çeflitli komisyonlar n (kültür-sanat, kad n vb) temsilcilerinin de kat laca il genelindeki birimde temsil edilebilir. Bir alan m zda yaz sürecinin nesnel engellerine karfl n bu yönde bir geliflim YDG lilerin kat l m ve tart flmas ile sa lanmaktad r. Elbette ki bu süreç uzun bir dönemi almaktad r. Çok say da toplant ve çeflitli pratik faaliyetlerle alanlar m zdaki YDG liler birbirlerini gözlemlemekte, denetlemekte, ortak hareket etmektedir. Dolay s yla yap lan seçimler de zaman içinde daha somut veriler üzerinden gerçekleflmektedir. Ancak zaman alsa da bu iflleyifl bizim için daha de erli veriler ortaya ç karmaktad r. Herhangi bir dayatma olmadan YDG lilerin kendi demokratik iflleyifli içinde faaliyet daha olumlu bir hatta evrilmektedir. Aç kt r ki bu bahsini etti imiz örnekler, zaten her DKÖ de olmas gereken iflleyifltir. Ve yaln zca bu yöntemle demokratik yönün güvence alt na al nmas mümkün de ildir. Ancak kendi gerçekli imiz içinde ve çal flma tarz m z n zay f yönlerini ele ald m zda bu örnekler dahi bizim aç m zdan önemlidir ve gelifltirilmelidir. YDG Konferans üzerine YDG nin kitle çizgisinde s çrama yaratmas ve çal flma tarz ndaki hatal yönlerini aflarak genifl kitlelere seslenen bir yap ya kavuflabilmesi yaln zca alanlardaki YDG Toplant lar ile mümkün olmayacakt r. Bu toplant lar n deneyimlerinin aktar lmas, sürecin de- erlendirilmesi, YDG nin geçmifl sürecinin ele al nmas ve önümüzdeki dönem izleyece- i çizgiyi, politik hatt ve örgütlenme yöntemini belirleyebilmesi aç s ndan farkl alanlardaki YDG lilerin bir araya gelmesi oldukça önemlidir. Bu anlam yla 2 y l önce gerçeklefltirdi imiz YDG konferans n n ikincisini örgütlemeyi ve bunu ilk konferans m za nazaran daha demokratik bir iflleyiflle yerine getirmek oldukça önemlidir. Ancak unutulmamal d r ki bu konferans, sürecin sonunu temsil etmeyecektir. Görece yeni bafllayan sürecimizi de- erlendirmek ve faaliyetimizi daha güçlü flekilde sürdürmek, farkl alanlardaki deneyimleri ö renmek aç s ndan bir aflamay ifade edecektir. Bu anlam yla sürecin daha örgütlü ve YDG kitlesinin iradesi do rultusunda ele al nmas na hizmet edecektir. Ayn zamanda YDG Konferanslar n n gelenekselleflmesi ve YDG nin 20. y l n n kutlanmas aç s ndan da 2. Konferans n gerçekleflmesi önem arz etmektedir. Bu konferansta YDG nin sürecini netlefltirmek aç s ndan alanlardan delegelerin seçilmesini ve bu delegelerin son karar vermesini yararl buluyoruz. Bu anlam yla YDG nin yeni süreci ve YDG Konferans üzerine alanlar m zdaki YDG toplant lar nda arkadafllar m z n tart flmas ve bu gündem do rultusunda düflüncelerini netlefltirip haz rl k yapmalar yararl olacakt r. Bu do rultuda tüm alanlar m zdaki YDG lilere bu konuya önem vermeleri ve gereken ad mlar atma ça r s nda bulunuyoruz. Avrupa Yüksek Ö renim Alan çin Yetkinlik/ Yeterlilik Yasalar Yetkinlik/yeterlilik nereden ç kt sorusunun yan t May s Bergen Bildirisi nde veriliyor: Avrupa Yüksek Ö renim Alan üç aflama etraf nda yap land r lm flt r. Bu aflamalar n her biri ö renciyi, ifl piyasas, daha sonraki yetkinlik kazan mlar ve aktif vatandafll k için haz rlamaktad r. denilmektedir. Daha önceden birçok Avrupa ülkesinde yetkinlik ve yeterlilik uygulamalar mevcuttu. Yetkinlik konusu Bologna Süreci nin ortak kalite, derecelendirme anlay fl n n bir yans mas d r. Sonuçta Yetkin Mühendislik Ve Mesleki Yeterlilik Bologna Süreci nin bir parças d r. Çarp c bir örnek 23 May s 2007 tarihinde Milliyet Gazetesi yazar Abbas Güçlü nün yer verdi i bir yaz dan bahsetmek istiyoruz. Bilgisayar ve Ö retim Teknolojileri Bölümü nden mezun olan, iflinde özveriyle çal flan birinin feryad niteli indeki yaz da, bilgisayar formatör ö retmeni görevlendirmelerinde 180 saatlik bir kursa giden bir s n f ö retmeninin, kendisinin yerine nas l tercih edildi ini anlat - yor. Ve diyor ki: Bu nedenle okulumda bir s n f ö retmeni, bilgisayar formatör ö retmeni oldu... Bilgisayar destekli e itim 180 saat e itim alm fl birine emanet edilebilir mi? Hangi ülkede 180 saat e itim, 4 y ll k üniversite e itiminden üstün görülmüfltür? diyor ve devamla; Biz bilgisayar ö retmenleri, hem dersimize gireriz hem de formatörlü ü yapar z, yeter ki hakk m z versinler... Madem bilgisayar ö retmeni 180 saatte olunabiliyor, o zaman lütfen bilgisayar ö retmenli i programlar üniversitelerden kald r ls n. Bu yüzden bilgisayar destekli e itim, can m ülkemde, ölü do acakt r. Lütfen sesimizi duyurun! flte size Yaflam Boyu Ö renim den manzaralar... Harçlar art yor Yüksek ö renimde derece yap s nda belirli reformlar yap lmaktad r. Üç aflamal derecelendirme sistemi (lisans, yüksek lisans, doktora) ülkeler taraf ndan kabul görmüfltür. Avrupa ülkelerinin üçte birinde birinci ve ikinci aflama için harç ücreti al nmamaktad r. Di er üçte ikilik kesim ise harç ödemektedir. Bologna Süreci ne dahil olup da, AB üyesi olmayan ülkeler de (Rusya, Ukrayna, Türkiye, Azerbaycan vs.) bulunmaktad r. Bundan kaynakl harç konusunda AB üyesi olanlar ve olmayanlar konusunda nas l bir ayr m olaca belirsizdir. Örne in Hollanda, flu anda AB üyesi olmayan ülkelerden gelen ö rencilerden daha yüksek harç almaktad r. Büyük Britanya ( skoçya hariç) ve Hollanda tüm aflamalarda genel olarak herkesten yüksek harç ücreti almaktad r. Yine bir di er konu ise ESIB n da de erlendirmesinde bulunan, bu aflama sistemlerini yeni uygulayan, örne in daha önceden ikinci aflama için harç almayan ülkelerin, yeni derecelendirme sistemi ile ikinci aflamada harç ald klar n n tespit edilmesidir. Derece yap s ndaki reformla beraber harç ücretlerinde kötüye bir gidifl bulunmaktad r. Kaliteli ve güçlü üniversitelerin oluflturulmas Bologna Süreci nde s k s k dile getirilmektedir. Ancak bunun sadece diploma, müfredat, kredilendirmede ortakl kla yap lmas n düflünmek hayalcilik olur. Kaliteli ve güçlü üniversitelerin alt n n nas l doldurulaca önemlidir. Üniversitelerin kendilerini ön plana ç kar p bu süreçte kendi tan t mlar n bolca yapmas, kurs hizmetlerini devreye sokmas, aflama sistemlerindeki ücret art fllar, tüm Avrupa ülkelerinden en iyi ö rencileri çekme çabas harç ücretlerini de art racakt r. Özel üniversitelerin piyasa içerisinde ve Bologna Süreci nin içerisinde en faal üniversiteler olaca ve sürecin en kârl lar olaca aç kça ortadad r. Ortakm fl z da haberimiz yokmufl Türkiye nin de içinde bulundu u Berlin, Yüksek Ö retimden Sorumlu Bakanlar Konferans nda ö rencilerle ilgili aynen flu ifade bulunmaktad r: Ö renciler, yüksek ö retim yönetiminin ortaklar d r. fadeye göre yönetiminin orta y z. Ve bu deklarasyonu Milli E itim Bakan imzalad. Türkiye de YÖK mevzuat nda ortakl kla ilgili böyle bir madde var m? Türkiye de ö rencilerin üniversitelerin yönetiminde ortak oldu una dair böyle bir yasa geçirilmifl mi? Elbette hay r. Var olan ö renci derneklerinin üniversitelerde faaliyet yürütmesine izin vermeyen, ö renci öz örgütlülü ü olan ö renci derneklerini tan mayan, üyelerine türlü bask lar ve flantajlar uygulayan, soruflturmalarla okuldan atan YÖK ün nas l orta oluyoruz? Bu aç k bir ikiyüzlülüktür! Ama bizim uflak hükümetler Avrupa Birli i üyeli i için flirin gözükmek ad na, demokratik bir ülkeyiz laf n dillerden düflürmüyorlar. Göstermelik ö renci temsilcileri de zaten Bologna Süreci içerisinde kuruldu ve özellikle faflist veya apolitik unsurlarla dolduruldu. YÖK dikensiz gül bahçesi için elinden geleni yapt. Bugüne kadar bu süreçten haberi dahi olmayan yüzbinlerce genç var. Ö renci konseylerinin/ temsilciliklerinin YÖK içerisinde nas l bir konuma sahip oldu u belirsiz olmakla birlikte, özerk olmad, birebir okul güdümünde ve denetiminde faaliyetlerinin yürütüldü ü herkesçe görülen ve bilinen bir gerçektir. Türkiye de Bologna için ö renci temsilcileri neler yapt merak ediyoruz. Neler tart fl ld? Ö renci temsilciliklerinin üniversite ile nas l bir iliflkisi var? Bu sürecin Türkiye de üniversite ve ö renci temsilcilerinin iflbirli i fleklinde dahi yürütülmedi ine inan yoruz. Ö renci temsilcilikleri hiç bu konuyla ilgili bildiri yay nland m? Ankara da yap lan temsilciler toplant s sonuç bildirgesi var m, yok mu belli de il. En az ndan biz duymad k. Emperyalizm, gelece imizi sat n almaya çal fl yor! Esir olmayal m! çinden geçmekte oldu umuz süreç emperyalizmin dünya ölçe inde yaflamakta oldu- u krizin hafifletilmesi veya sürdürülebilir bir seviyeye çekilmesi için att klar ad mlar n ezilen kesimlerin üzerinde daha fazla bask y hissetti i bir dönemdir. Bu nedenle dünyan n birçok yerinde ezilen halklar n kabaran öfkesi d - fla vurmaktad r. Özellikle Avrupa da Yunanistan da, Fransa da ö rencilerin benzer yasalara karfl koyduklar fiili eylemler, direnifller, iflgaller sessizli i y rtarcas na ortaya ç kmaktad r. Bu isyan n ortaya ç kt dönemin özelli i ise Bologna Süreci ne denk düflmesidir. Bologna n n sosyal alandaki y k c etkisi ö renci eylemliliklerini art rm flt r. Ülkemizde ise bu yasalar ve uygulamalar sessizlikle uygulanmakta ve hiç bir flekilde gündeme tafl nmam flt r. Dolay s yla kitlelerin hatta ilerici, devrimci demokrat unsurlar n dahi süreçten pek haberdar oldu- u söylenemez. Emperyalistlerin e itim alan ndaki neo-liberal politikalar n n bugün ülkemizdeki uygulay c s konumundaki YÖK için sorunsuz (bu süreç için) geçen bu alt y ll k dönem önemli bir kay p olmas na ra men, 2010 y l na kadar devam edecek olan bu emperyalist projeye karfl sesimizi yükseltece imiz y llar önümüzde durmaktad r. Emperyalistlerin e itim alan nda yapm fl olduklar yap sal dönüflümün günümüz ihtiyaçlar na yan t olabilmesi için önümüze koyduklar politikalar, bir AB uyum projesi olup, Avrupa Yüksek Ö renim Alan çin Bologna Süreci ve onunla beraber Yetkin Mühendislik (tasar halinde), Mesleki Yeterlilik yasalar (yasalaflt ); di er yandan, Yabanc lar Yasas, Yabanc Doktor Yasas, Ücretli Avukatl k, Aile Hekimli i gibi politikalard r. Yasalar sessizlikle geçiren, bizleri yok sayan uflak iktidara, mesle imizi elimizden alan, gelece imizi karartan, esir almaya çal flan emperyalistlere karfl gençli in verebilece i yan - t n etkili olabilmesi, onun birlik olmas, örgütlü hareket ederek karfl durmas nda gizlidir. Gençli in anti-empeyalist, anti-faflist mücadeleyi yükseltmesi verilebilecek en iyi yan tt r. Emperyalistler, bizden hayat m z teslim etmemizi istiyor, gelece imizi ise sat n almaya çal fl yorlar. Gençli i bu projeye ve yasalara karfl yürütmüfl oldu umuz çal flmalara kat lmaya ça r - yor ve bizler yaflam m z teslim etmeyece imizi, emperyalist politikalar n esiri olmayaca m z buradan ilan ediyoruz. Emperyalistlerin e itim alan ndaki neo-liberal politikalar n n bugün ülkemizdeki uygulay c - s konumundaki YÖK için sorunsuz (bu süreç için) geçen bu alt y ll k dönem önemli bir kay p olmas na ra men, 2010 y l na kadar devam edecek olan bu emperyalist projeye karfl sesimizi yükseltece imiz y llar önümüzde durmaktad r. Emperyalistlerin e itim alan nda yapm fl olduklar yap sal dönüflümün günümüz ihtiyaçlar na yan t olabilmesi için önümüze koyduklar politikalar, bir AB uyum projesi olup, Avrupa Yüksek Ö renim Alan çin Bologna Süreci ve onunla beraber Yetkin Mühendislik (tasar halinde), Mesleki Yeterlilik yasalar (yasalaflt ); di er yandan, Yabanc lar Yasas, Yabanc Doktor Yasas, Ücretli Avukatl k, Aile Hekimli i gibi politikalard r. Eylül Eylül 2007

12 Halka susuzluk, Atmosferdeki CO2 (Karbondioksit) ve CH4 (Metan gaz ) oranlar ndaki art fl dünya yüzeyinin s cakl n n yükselmesine, bu da, d fl katman n s nmas na ve kutuplara yak n buzlar n erimesine yol açmaktad r. Buzlar eridikçe yerlerini kara ve sular al yor. Kara ve sular n buza oranla daha az yans t c olmas günefl fl - n n n emilmesini art rmakta ve dolay s yla daha fazla erimeye neden olmaktad r. Bu k s r döngünün sebebi olan küresel s nma, k saca, dünya atmosferi ve okyanuslar -? n n ortalama s cakl klar nda belirlenen art fl için kullan lan bir terimdir. Dünyay uçuruma sürükleyen, küresel s nman n bafl mimarlar olan kapitalistleri bile endiflelendiren bu içler ac s durum karfl - s nda bir fleyler yapmak gerekti i düflünülerek Paris te Hükümetler Aras klim De ifliklikleri Paneli düzenlenmiflti. Dünyan n birçok yerinden bu panele kat lan iklim bilimciler hiç de iç aç c olmayan bir BM raporu haz rlad lar. Bu rapora göre: golf sahalar na ise milyonlarca metreküp su Son y llarda ülke ve dünya gündeminde ayn fleyden bahsedilmeye baflland : küresel s nma. Sermayenin büyük kârlar elde edebilmek için dev yat r mlarla kurdu u fabrikalar emek sömürüsünün yan nda do an n tahribat na da büyük etki yapmaktad r. Ar tmas olmayan fabrika bacalar ndan ç kan gaz n sera gaz etkisi yapmas, yine büyük fabrikalar n su yataklar na boflaltt at klar do ay gittikçe geriye dönüflü olmayan bir duruma getirdi den bu yana net olarak ortaya ç kan do a olaylar aras nda ngiltere sele teslim olurken, spanya da afl r s caklar kendisini göstermekteydi. Dünyada bir fleylerin de iflti i yavafl yavafl gündemleflti ve dünyan n temel sorunlar aras na küresel s nma da girdi. Çeflitli projelerle bu durum engellenmeye ya da protokollerle dünyadaki sera gaz miktar düflürülmeye çal fl l yor. Bu konuda Kyoto Protokolü ço u ülke taraf ndan onaylanarak yürürlü e girdi. Bu protokole Türkiye nin imza atmamas ise hala tart fl lan bir konu ama çevreciler d fl nda bu konuda bask yapan kimse yok. Avrupa n n sera gaz na kota getirilirken sera gaz aç Türkiye de kurulacak fabrikalarla tamamlanarak emperyalist flirketlere aç k alan b - rak lacakt r. AB üyesi ülkelerin nükleer santrallerden vazgeçerken bunu Türkiye ye yeni bir umut olarak sunmalar ve ülkemizde çevre mevzuat na uyulmamas bu tekeller aç s ndan ülkemizi verimli bir yat r m bölgesine dönüfltürmektedir. Egemenlerin ülkemizi dev bir çöplü- e çevirmeye göz yummalar da devletin halka bak fl n bir kez daha göstermektedir. Bu anlamda Sanayi Bakan n n geçti imiz y l sera gaz sal n m ndaki art fltan övünmesi de onlar n çevreyi ne kadar dikkate ald klar n bizlere Küresel s nman n nedeni halk m z olabilir mi göstermektedir. Küresel s nman n hemen hemen tüm co rafyalara çeflitli etkileri olmakla beraber kendi ülkemizdeki tahribat da ortadad r. Afl r kurakl k, T. Kürdistan nda ve Karadeniz de sellerin oluflmas, s cak geçen k fl aylar küresel s nman n göstergesidir. Ama en can al c etkisi afl r kurakl ktan kuruyan baraj ve dere yataklar m zd r. Fakat flunu iyi görmek laz m; bu dere yataklar ndaki kurakl k sadece küresel s nman n etkisinden de ildir. Önlem al nmadan su yataklar na kurulan fabrikalar n at klar, hiçbir planlama yap lmadan sulanan tar msal araziler ve belediyenin ve çevre bakanl n n sermayeye çekti i peflkefller bu sonucun do mas na neden olmufltur. Bugün kurakl n yaflanmas n n, halka su verilememesinin, sulara zam yap lmas n n en önemli sorumlusu, gereken önlemleri ve yat - r mlar yapmayan yerel yönetimler, denetimsiz kurulan binalar ve fabrikalard r. Halka bang r bang r su tasarrufu yap n diyen devlet ise turizm için Akdeniz de onlarca golf sahas yapmaktad r. Türkiye de flu anda 9 adet golf sahas bulunmaktad r ve infla edilmesi düflünülen 100 tane daha s rada vard r. Golf ciddi paralar n döndü ü, burjuvazinin e lencelerinden biridir ve golf için gereken malzemeler dahi oldukça pahal d r. Bu oyun sahalar zengin ülkelerdeki burjuvalar tatil için Türkiye ye çekmek ve onlar e lendirmek için yap lmaktad r ve bunun için orman arazileri kesilmekte, çevre tahrip edilmektedir. Çimin kalitesini korumak için kullan lan kimyasallar ise yeralt su kaynaklar n ve toprak yap s n tahrip etmektedir. Yine bu alanda kullan lan su ise çok ciddi miktardad r ve halka su tasarrufu ö üdünde bulunanlar bu sahalara harcanan suya sesini ç karamamaktad r y l verilerinde dünyada golf sahalar için günde 1 milyon ton su kullan lmaktad r. Bu rakam, tüm dünyada susuzluk çeken insanlar n asgari su tüketimini karfl layabilecek olan ve BM taraf ndan tespit edilmifl asgari rakamla eflittir. Bir golf sahas y lda hektar bafl na ortalama ile m 3 suya ihtiyaç duyar. Di er bir deyiflle 100 hektarl k bir golf sahas n n bir y lda tüketece i su miktar yaklafl k 1 milyon m 3 tür. Bu da nüfuslu bir yerleflim yerinin ortalama y ll k su tüketimine eflittir. Bu verilerden görülece i gibi golf sahalar n n bol ya- fl n ald alanlarda ve ülkelerde kurulmas gerekirken bizim ülkemizde Akdeniz de kurulmaktad r. Bu bölge yaz n kurak k fl n ise az ya fl almas na ra men son y llarda bu oran dahi düflmektedir. Çimin canl kalmas ve burjuvazinin e lenmesi için sulamaya ara verilmezken halk m z ise sa l ks z kuyu sular önünde kuyruklar oluflturmak zorunda kalacakt r. Özellikle ülkemiz su aç s ndan fakir bir ülkedir. Ülkemiz, kifli bafl na ortalama y ll k 1500 m 3 lük kullan labilir su miktar na sahiptir ve bu dünya standartlar nda göre yoksul kategoridedir. Bugün su tasarrufu yapal m derken milyonlarca litre suyun golf sahalar nda kullan lmas, kesilen ormanlar ve yok edilen tar m arazileri ortadad r. As l tehlike ise 2030 y l na do ru yaflanacakt r y l nda nüfusu 80 milyona ulaflacak olan Türkiye, kifli bafl na düflen 1100 m 3 kullan labilir su miktar yla, su s k nt s çeken bir ülke durumuna gelecektir. ABD gibi kifli bafl na y ll k kullan labilir su miktar n n m 3 oldu u ülkelerde bile golf sahalar n n su kaynaklar ve do a üzerindeki olumsuz etkileri tart fl l rken, Türkiye nin bu konuda daha dikkatli olmas gerekmektedir. Çevre tahribat na karfl önlem almayan, Kyoto Protokolü nü imzalamayan sistem emperyalizmin isteklerini yerine getirmek için halk n ihtiyaçlar hiçe saymaktad r. Nükleer art kl gemileri ülkeye sokmas, ülkeyi nükleer çöplü e çevirmeyi kabul etmesi, GDO lu ürünlerin ülke pazar nda serbestçe dolaflmas, nükleer santrallerin kurulmas n n planlanmas, yine Anadolu nun en güzel da ve tarihsel alanlar na barajlar kurulmas ve yaln zca do ay de il burada yaflayan halk da göçe zorlamas, (Hasankeyf, Munzur) yine orman arazilerini yok edip buralara dev siteler kurulmas, golf, Formula gibi burjuva e lenceleri için emekçi halk n evlerinin y k lmas sistemin çevreye ve halka düflmanl n kan tlamaktad r. Aç kt r ki emperyalizme karfl verdi imiz mücadele yaln zca insanl de il do ay da kurtaracakt r. Kelkit YDG derecede: Su s k nt s bafllayacak. Kuzey Amerika da bafl gösterecek olan kum f rt nalar tar m yok edecek. Amerika da k tl k bafllay p h zla ilerleyecek. Deniz seviyeleri endifle verici biçimde artacak. Peru da 10 milyon insan su s k nt s çekecek. Mercan Kayalar yok olacak. Canl türlerinin % 30 u yok olma riski alt nda kalacak derecede: Denizler 5 metre yükselecek. Deniz seviyesi ortalama 70 metre olacak. Dünya yiyecek stoklar tükenecek derecede: Göçler bafllayacak. Yüz milyonlarca insan uygun iklim koflullar nda yaflamak umuduyla göç yollar na düflecek. Rapora göre günümüzde yaflan lan 0,6 derecelik art fltaki en büyük etken petrol, kömür gibi yak tlardan, sanayi at klar ndan ve at k gazlardan meydana gelen sera gaz d r. Aç kça bellidir ki bu art fla neden olan, emekçi halk n k fl n zar zor bulup yakt odun, kömür duman de il; petrol savafllar na giren, daha fazla para kazanmak için halk n eme ini sömürmesi yetmezmifl gibi canavar fabrikalar n n, sanayi kurulufllar n n her türlü at n ar tmadan, ac mas zca, yaz-k fl demeden do aya salan emperyalistlerdir. Raporu haz rlayan uzmanlar do al yolla karbon emiliminin zorlu una dikkat çekerek atmosfere sal nan sera gazlar n n oran n n s - n rland r lmas n n önemini vurguluyorlar. Küresel s nman n etkileri herkes için ayn fliddetle olmayacakt r elbette ki. Yap lan araflt rmaya göre en çok etkileneceklerin bafl nda Arktika (Kuzey Kutup Bölgesi) geliyor. klim de iflikliklerinin vuraca di er bölge de Afrika. Arktika daki buzullar n 67 derece kuzey paraleliyle 90 derece kuzey kutup noktas aras nda olmas, buzullar n erimesi için bir neden olamaz. Bunun tek nedeni; kendi canl grubundan baflka hiçbir canl y düflünmeyen ve insano lunun en afla l k rk say lan patronlar ve siyasi temsilcileridir. AVRUPA YÜKSEK Ö RET M PAZARINA DO RU Avrupa Yüksek Ö retim Alan nda Niteliklere Ait Bir Çerçeve adl de erlendirmede Bologna Süreci nin itici gücü (bu güçler bize de itici gelmektedir!) iflverenler olarak adland r lmaktad r. Bunun nedeni olarak ise üniversitelerin ö rencileri ifl gücü pazar na yeterli bir flekilde haz rlayamay fl gösterilmektedir. Bunun için ise ilk olarak üniversiteleri yeniden tan mlamak gerekiyordu. Bologna Sürecine haz rl k Yüksekö renim alan nda epey bir süredir devam eden bir yap sal dönüflüm içerisindeyiz. 750 y l önce Avrupa da do an üniversiteler yine Avrupa taraf ndan tart flmaya aç l - yor ve üniversiteler yeniden tan mlan yor. Üniversitelerin günümüzde hangi düzlem içerisinde tart fl ld önemli bir yerde durmaktad r. Fransa, talya, Almanya ve ngiltere gibi emperyalist devletlerin öncülü ünde bafllat - lan süreç bugün 45 ülkenin içinde bulundu u bir genifllemeyle Bologna Process-Bologna Süreci olarak adland r lmaktad r. Bu süreç içerisinde diploma sistemleri, müfredat, derecelendirme, kredilendirme ve not sistemlerinin ortaklaflt r lmas hedeflenmektedir. Avrupa Yüksek Ö retim Alan n n oluflturulmas ve buran n çekim merkezi haline getirilerek, rekabet eden, güçlü üniversiteler oluflturma çabas bulunmaktad r. fiimdi bu sürecin ne zaman, nerede ve hangi düflünsel yaklafl mla bafllat ld na bir bakal m. Sorbon Deklarasyonu- May s May s 1998 tarihli Sorbon Deklarayonu ile Fransa, talya, Almanya ve ngiltere den bakanlar n bir araya gelerek aç klad bu deklarasyonda dile getirilen ifadelerden baz lar n s ralayarak konumuza bafllayabiliriz: Avrupa n n yaln zca Euro, bankalar ve ekonomi Avrupa s olmakla kalmay p bilgi Avrupa s da olmas gerekti i unutulmamal d r. Bugün ö rencilerimizin birço u ulusal s n rlar d fl nda çal flma yapman n avantajlar ndan faydalanamadan mezun oluyor. Ö renciler, profesyonel yaflamlar n n herhangi bir döneminde veya farkl altyap lardan akademik dünyaya girebilmelidirler. Biz istihdam edilebilirli in yan s ra d fla tan nmay gelifltirmeyi ve ö renci hareketlili ini kolaylaflt rmay amaçlayan ortak bir referans düzeni teflvik etmeyi taahhüt ediyoruz. Burada, Sorbon da Paris Üniversitesi nin y ldönümü bize ulusal kimliklerin ve ortak ç karlar n etkileflebildi- i ve Avrupa n n, ö rencilerin ve genel olarak vatandafllar n ç karlar için birbirlerini güçlendirebildi i bir Avrupa Yüksek Ö renim Alan yaratma gayretlerine kat lmak için mükemmel bir f rsat sunuyor denilmektedir. Bu deklarasyonda bunun için yap sal dönüflümlerin yap lmas için çal flmalar n bafllayaca ifade edilmektedir. Asl nda tart flmaya neden olan as l konunun ö rencilerin istedi i üniversitede serbestçe okumas sorunu de ildir. As l amaç Avrupa Yüksek Ö retim Alan -(AYÖA) adl projenin hayata geçirilmeye çal fl lmas - d r. Ve bu projenin bir sonucu da ö renci hareketlili i olacakt r. Asl nda bu projeyi Avrupa Yüksek Ö retim Pazar olarak okumak daha do rudur. Bunu birazdan aç k bir flekilde de görece iz. Bologna Deklarasyonu- Haziran Haziran 1999 tarihli talya n n Bologna kentinden toplanan bakanlar n Avrupa E itim Bakanlar Ortak Deklarasyonu ile deklare etti i Bologna Deklarasyonu, Avrupa Yüksek Ö retim Alan bafll n tafl yordu. Bu deklarasyonda Sorbon Deklarasyonu na paralel aç klamalar yer almaktad r. Kendini aç a vuran ifade ise, as l istemi ortaya ç kar yordu: Özellikle Avrupa yüksek ö renim sisteminin uluslararas rekabetini artt rma amac na dikkat etmeliyiz (...) Avrupa n n yüksek ö renim sisteminin ola anüstü kültürel ve bilimsel geleneklerimize uygun olarak dünya çap nda bir etkinlik seviyesine ulaflmas n sa lamal y z-(bologna Deklarasyonu) denilmektedir. Bu deklarasyon ayn zamanda AYÖA y oluflturma ad m n n at ld - yer olmas nedeniyle ad n Bologna Süreci olarak ald. Bologna n n perde arkas nda büyük patronlar! Avrupa Yüksek Ö retim Alan nda Niteliklere Ait Bir Çerçeve adl de erlendirmede Bologna Süreci nin itici gücü (bu güçler bize de itici gelmektedir!) iflverenler olarak adland r lmaktad r. Bunun nedeni olarak ise üniversitelerin ö rencileri ifl gücü pazar na yeterli bir flekilde haz rlayamay fl gösterilmektedir. Bunun için ise ilk olarak üniversiteleri yeniden tan mlamak gerekiyordu. Üniversite ifl gücü pazar için mi var? Yunanistan (fiubat 2003), Danimarka (Mart 2003), Çekoslavakya (Haziran 2003), Portekiz (Nisan 2002) seminerlerinde yap - lan tart flmalarda üniversitelerin tan mlanmas esneklefltirildi. Ve yüksek ö retimin çok amaçl anlafl lmas na vurgu yap ld. Yüksekö retimin amaçlar aras ndaki dört madde nin ilk s ras na ifl gücü pazar na haz rlama maddesi konuldu. Daha sonraki maddeler; kiflisel geliflim, hayata haz rlama, bilginin gelifltirilmesi ve korunmas olarak adland r lsa da, bu unsurlar tali konumda say lm flt r. Avrupa Yüksek Ö retim Alan nda Niteliklere Ait Bir Çerçeve -fiubat 2005 adl çal flmada ifl gücü pazar na haz rlama e itimin aç k bir amac fleklinde daha net bir tan mlama yap lm flt r.yine ayn çal flmada Bologna sürecinin geliflmesi ö renciler, çal flanlar ve iflverenler için uluslararas pazar alan hakk nda artan beklentileri do urmufltur denilmektedir. Böylece üniversiteler aç kça piyasa için adam yetifltiren, burjuvazinin eleman ihtiyac için iflleyen okullar olarak adland r lmaktad r. Malesef üniversitelerin en önemli özelliklerinden olan kamu yarar gözden düflürülmüfl, üniversitelerin toplumsal boyutu ve sosyal nitelikleri siliklefltirilmifltir. Güçlü Üniversite, peki nas l bir ö renci? Avrupa Ulusal Ö renci Birlikleri nin ESIB Bologna Analizi Ö renci Gözüyle Bologna adl çal flmas nda ülkelere iliflkin baz de erlendirmeler bulunmaktad r. Bologna Süreci nin tan t lmas nda Avrupa Yüksek Ö retim Alan n n cazibesinin ön plana ç kar lmas için hemen hemen hiç bir ülkenin bunu yapmad yaz l. Daha çok ülkeler kendi ulusal sistemlerini tan tmaya, kendi sistemlerini çekici hale getirmeye bafllam fllar. Ço u ülke zengin ö rencileri hedef ald klar n bildirmifltir. Örn: Hollanda pazarlama giriflimini art rd ve ayn zamanda AB üyesi olmayan ö rencileri için devlet yard m n iptal etti. flte böyle. Üniversiteler piyasan n tam anlam yla emrine giriyor. Bununla ilgili flimdi, Bolonya Süreci IV. Bakanlar Konferans nda Araflt rma ve E itim Bakan Kristin Clemet in 19 May s 2005 te yapt Norveç Aç l fl Konuflmas na bir göz atal m: Uluslararas kalitesi olan güçlü üniversiteler, bugünün bilgi dünyas nda kiflisel geliflim ve baflar için bir ön flart... Akademinin bu uluslararas boyutunun önemi küreselleflmeyle birlikte artmaktad r. Rekabet ve iflbirli i, ayn madeni paran n iki yüzü gibidir. Yani iflbirli i yoluyla bilgiyi paylaflarak, uluslararas arenada rekabet edebiliriz. (...) Avrupa y daha güçlü ve de iyi ö renciler ve araflt rmac lar için daha çekici hale getirmeyi amaçlamal y z Her fley gayet aç k bir flekilde ortada. Üniversiteler piyasaya aç ld için en fazla paras olan n çekmek için yo un bir reklam sürecine girmekte ve yar flmakta. Paras olmayan düflünsün! Son olarak ise Avrupa daki Yüksek Ö retim ve Araflt rma Personeli Birlikleri nin de erlendirmelerine bakal m: Bolonya n n küreselleflme hakk nda daha kapsaml tart flmalarla iliflkisi, bizim için derin bir kayg nedenidir. Avrupa n n d fl ndaki deneyimler, bu tür bir sürecin, baflta özellikle eksikli i durumunda modern toplumlar n ayakta kalamayaca- ve kendilerini yenileyemeyece i, objektif araflt rman n ve analizin baflta olmak üzere, yüksek ö retimin ve akademik araflt rman n de erini oluflturan özellikleri yok edebilece i yönündeki korkular m z do rulamaktad r. Ne piyasa ve ilgili k sa-dönem trendleri ne de asl nda ticari ç karlar, akademik derslerin ve araflt rman n amaçlar n ve içeri ini belirlememelidir. Bunlar bilgi belirlemelidir... Eylül Eylül 2007

13 Genelkurmay n e-muht ras ndan sonra zorunlu olarak al nan erken seçim karar nedeniyle seçim gündemi Temmuz ay n n kuflkusuz belirleyeni oldu. Ancak Temmuz ay içinde yaklafl k 2,5 milyon gencin çok büyük bir ço unlu unun ve onlar n ailelerinin çok önemli bir di er gündem maddesi sonuçlar beklenen OKS ve ÖSS idi. Sonuçlar aç kland ve yine bildik görüntüler sergilendi. OKS ve ÖSS de binlerce kiflinin puanlar n n yanl fl hesaplanm fl olmas n n s n rlar n aflmayan flekilde göstermelik olarak s navlar sorguland (!) Yüz binlerce ö rencinin girdi i s navlarda bu tür hatalar n do al oldu undan piflkinlikle dem vuruldu, sorumlular n cezaland r laca söylemine sar l nd ve bu skandal geçifltirilmeye çal fl ld. Yüz binlerce ö rencinin neden böyle bir s nava mahkum oldu unu sorgulamay /sorgulatmay akl ndan geçiremeyen piflkinler OKS de baflar s z oldu unu düflünerek intihar eden Büflra Önem in cenaze töreninde boy gösterip bildik maniler z rvalad lar. Bu tabloyla birlikte söz konusu, piflkin, halka karfl yaklafl mlar nda ukala/düflmanca tav rlar tak nd n bildi imiz yetkililer bir tarafa ÖSS, OKS, KPSS gibi s navlar n genifl bir tepki uyand rd n ve birkaç ne yapt n bilmez unsurun d fl ndaki egemen s n f sözcülerinin bu tepkileri nötralize etmek için ç rp nmas da sürecin bir di er yönü oldu. Öyleki GP sinden CHP sine düzen partilerinin birço u ÖSS yi kald racaklar n önemli bir seçim argüman olarak kulland lar. Yine seçim öncesinde Eski YÖK Baflkan Kemal Gürüz, Evrensel in aktard aç klamas nda ÖSS nin kalkmas gerekir. Ama bundan flu anlafl lmamal d r. ktidar de iflti, hemen ÖSS kalkacak diye bir fley yok, tabii ki mümkün de il diyordu. Hatta bizzat ÖSYM Baflkan Prof. Ünal Yar ma an, Türkiye bu çoktan seçmeli s navlar yaklafl k 40 y ld r uyguluyor. Ayn sistemi b rak n 40 y l, 20 y l bile sürdüremezsiniz. Toplum art k isyan etme noktas nda diyerek mevcut s nav sisteminin teflhir olmufllu- unu ortaya koyuyordu. Bu s nav sistemlerinin teflhir olmufllu u bir gerçekken böylesi yo un tepki çekmesinin nedeni her y l milyonlarca baflar s z ö renci üretmesinin ötesinde olsa gerek. Bu yo un tepkiyi anlamak ve kucaklamak için kabaca olsa da s navlar n öncesine ilk ve orta ö retime göz atmal y z. ÖSS ve OKS vesilesiyle... E itimin özellefltirilmesi yönelimi burada aç kça görülmektedir. Nitekim AKP döneminde özel okullar n genel içindeki pay % 5 den % 13 e yükselmifltir ve kuflkusuz bu yönelim sürecektir. Ki bu gerçeklik bir baflka duruma iflaret etmektedir. E itimde f rsat eflitli i bir safsatadan ibarettir. Öyle ki ülkenin en zengin % 20 lik kesimi toplam e itim harcamas n n % 57.1 ini yaparken, en fakir % 20 lik kesim % 3.2 sini gerçeklefltirmektedir. Bu somut durumun bir sonucu olarak kimin daha çok fley bildi ini, e itimini de il istisnalar haricinde kimin daha fazla olana a sahip oldu unu ölçen ÖSS, OKS, KPSS gibi s navlar bu tabloyu çarp c flekilde yans tt ndan yo un flekilde tepki çekmektedir. lkö retim ve ortaö retimin durumu lkö retim ve orta ö retim düzeyindeki okullar aç s ndan vahim bir tablo var. Kuflkusuz ezberci dahas ö rencileri faflist bir anlay flla yetifltiren bir sistem gerçe i ile karfl karfl yay z. Fakat bu sistemden dahi 7,5 milyon civar nda ilkö retim ça nda olan çocuk yararlanam yor. Yararlanabilenler içerisindeyse e itimin kalitesi tabiri caizse yerlerde sürünüyor. Sadece büyük 10 ilde s n flar 30 ar kifliye indirmek için ihtiyaç duyulan derslik say s iken aras nda MEB bütçesinden yat r ma aktar lan pay n oran % 50 azalm fl bulunuyor. (2002 MEB bütçesi yat r ma ayr lan pay ; 2007 MEB bütçesi yat r ma ayr lan pay ). Bunun do al bir sonucu olarak e itim-ö retim y l nda orta ö retime bafllayan 1 milyon 81 ö renciden e itim-ö retim y l nda sadece 645 bini mezun olabildi. Yani her 100 ö renciden 41 i okuldan normal zaman nda mezun olamad. Düflük kaliteli, yetersiz, ezberci e itim gerçekli i öyle barizdir ki (alt nda daha baflka nedenler var olsa da) bizzat YÖK, Türkiye nin yüksekö retim stratejisi taslak raporunda flunlar belirtiyor: S nav n çoktan seçmeli test olmas ve az zamanda çok soru çözmeyi gerektirmesi tüm e itim sisteminin buna göre biçimlenmesine neden olmufltur. Müfredat d - fl okuma, sosyal ve öteki u rafllar s nav aç s ndan zaman kayb olarak görülmektedir. Bu nedenle sistem, kendini ifade etmede zorlanan, sorun çözme becerisi yeterince geliflmemifl, sosyal etkilik deneyimi olmayan, toplumdan kopuk bir lise mezunu yetiflmesine yol açmaktad r. YÖK ün bunu böylece ortaya koymas n n nedenlerine ileride de inece iz. Bundan önce Temel Demirer in E itim, Üniversite, YÖK ve Ayd nlar isimli kitapta aktard kimi ders kitaplar ndan seçilmifl paragraflar e itim mant n n deflifrasyonunda yard mc olacakt r. Atatürk bütün milletlere sayg duyar ama onlar n hepsinin üstünde Türk ü görür, ona göre dünya yüzünde Türk ten daha büyük, ondan daha eski, ondan daha temiz millet yoktur ve bütün insanl k tarihinde görülmemifltir ya da Köylerden kente göç eden insanlar Bu durum kentlerde sapma davran fllar n n artmas na, cinayet, h rs zl k gibi suçlara neden olmaktad r. San r z ders kitaplar n n anlay fl e itimin faflist halk düflman karakterini yeterince gözler önüne seriyor. Ayr ca ö rencileri düflündü ünü söyleyemeyen, tek tip kiflilikler haline getirmeyi amaçlayan faflist disiplin yönetmelikleri tüm bu tablonun tamamlayan olarak ifllev görmektedir. Devlet taraf ndan güvenceli ilkö retimin ve isteyenin devam etti i ortaö retimin genel tablosu böyleyken durum daha da kötüye gidecektir. Yukar da aktard m z MEB bütçesi ile ilgili veriler bütçenin nas l yönetildi inin bir göstergesidir ve görünen köy k lavuz istemez. E itimin özellefltirilmesi yönelimi burada aç kça görülmektedir. Nitekim AKP döneminde özel okullar n genel içindeki pay % 5 den % 13 e yükselmifltir ve kuflkusuz bu yönelim sürecektir. Ki bu gerçeklik bir baflka duruma iflaret etmektedir. E itimde f rsat eflitli i bir safsatadan ibarettir. Öyle ki ülkenin en zengin % 20 lik kesimi toplam e itim harcamas n n % 57.1 ini yaparken, en fakir % 20 lik kesim % 3.2 sini gerçeklefltirmektedir. Bu somut durumun bir sonucu olarak kimin daha çok fley bildi ini, e itimini de il istisnalar haricinde kimin daha fazla olana a sahip oldu unu ölçen ÖSS, OKS, KPSS gibi s navlar bu tabloyu çarp c flekilde yans tt ndan yo un flekilde tepki çekmektedir. Peki ya üniversiteler? Üniversite öncesi e itimin çok k sa olarak aktarmaya çal flt m z gerçekli i, elemeye dayal s navlarla daha iyi görülüyor ve bu da genifl bir tepki çekiyor. Fakat sadece bu nedenle de il bizzat bu sistemin sahipleri taraf ndan dile getirilen ve kuflkusuz yine genel olarak e itim sisteminin sonucu olarak aç a ç kan sorunlar mevcut s nav sisteminde de iflikli i dayatmaktad r. Fakat söz konusu de ifliklik halk gençli inin ç kar na de il bir avuç az nl n ve bizler içinden seçilecek (bir avuç az nl a hizmet edecek) en zekiler içindir. Mevcut sorunlara kabaca bakarsak özellikle ÖSS nin tam anlam yla t kanm fl oldu unu görürüz. ÖSYM Baflkan n n ifadeleriyle üniversitede okumak isteyen ö renci ile üniversite kontenjanlar aras nda uçurum vard r ÖSS verilerine göre s nava giren ö renci say - s 1 milyon 640 bin iken üniversitelerin lisans, ön lisans, özel yetenek programlar n n toplam kontenjan 433 bin 150 dir, yani yaklafl k 1 milyon 200 bin ö renci kesinlikle hiçbir üniversiteye giremeyecek. Üstelik bu 433 bin 150 kontenjan n yaklafl k 51 bini vak f, KKTC ve yurtd fl üniversitelerine ait. Yani zaten halk gençli inin büyük ço unlu unun puanlar yetse dahi okuyamayaca üniversitelere! Yar ma an, bu durumu flöyle aç kl yor; Çünkü üniversite mezunu di erlerine göre daha fazla ifl bulma olanaklar na kavufluyor Onun için de üniversite mezunu olmak istiyorlar. Üniversite kap lar ndaki bu y lma mevcut s nav sisteminin t kanm fll n n bafll ca nedenidir. Yine ÖSYM Baflkan n n çözüm önerisi kontenjanlar art rmak, baz bölümlere s navs z geçifl sa lamak gibi uygulanmas hem yeterli ö retim eleman, profesör vb. olmad için hem de üniversiteli iflsiz say s geçen y l fiubat ay verilerine göre 279 bine dayanm flken (6 Temmuz 2006 Cumhuriyet) kontenjan art r m yeni üniversiteli iflsizler yaratmak olaca ndan çözümsüzlü ü derinlefltirecek, sorunun özüyle alakas z bir öneridir. Çünkü iddia edildi i gibi bu y lman n esas sorumlusu iyi bir gelecek için zorunlulu u üniversiteye giriflte gören ö rencilerin çoklu u de ildir. Sorun egemen s n flar n halk için de il, kendileri için düzenledikleri e itim sürecinden ihtiyaç duydu u kadar ö renciyi çekip, kalan ö rencileri ve halk n ihtiyaçlar n umursamamas ndan kaynakl d r. Örne in binlerce ö retmen aday KPSS yi kazanmak için ç rp nmaktayken halen yeteri kadar ö retmen yoktur. Ya da bilinçsiz sulamadan, bilinçsiz gübre kullan m ndan vb. topraklar n verimsizleflti- inden söz edilirken ziraat mühendisleri bofl gezmektedir. Tecrit Sald r s nda Bir Gedik Açmak ve Ortak Mücadeleyi Gelifltirmek çin Devrimci Tutsaklara Mektup Yazal m Ülkemiz hapishaneleri, devletin kuruldu u günden bu güne ilerici, devrimci, demokrat insanlar n u rak yerlerinden biridir. Bugün için de geçerli olan bu durum, bu düzen de iflmedi i sürece böyle olmaya devam edecektir. Bu yüzden Yeni Demokrasi mücadelesi yürüten güçler her zaman için hapishaneler gerçekli iyle karfl karfl - yad r. Bilindi i gibi 19 Aral k 2000 de ülkemizde onlarca hapishaneye bask n yap lm fl, büyük bir katliam gerçeklefltirilmiflti. Bunun nedeni, ülkemizdeki s n f mücadelesinin en diri kesiminin tasfiyesini sa lamakt. Amaç buydu, çünkü yeni bir yüzy la girerken, dünyan n lanetlilerinin ayaklanaca, dünyan n efendilerinin ekonomik krizlerinin derinleflece i, birbirlerine düflece i; bununla birlikte halk kitlelerine yönelik sald r lar n n artaca bilinmekteydi. Ülkemiz egemenleri de toplumsal mücadelenin önüne geçmek, hakk n arayanlar n gözünü korkutmak, kafas n kald ran usland rmak için, önündeki en büyük engellerden birisi olan, hapishanedeki örgütlülü ü da tmal, halka örnek olabilecek tüm örgütlülüklerin önüne geçmeliydi. Bu önüne geçme prati i, büyük bir katliamla birlikte yürürlü e kondu. Yürürlü e konan fley de devrimci tutsaklar n tecrit edilmesi, en ufak bir örgütlülük kurmalar n n engellenmesiydi. Gelinen aflamada koflullar her ne kadar olumsuz olsa da tecrite, teslimiyete karfl mücadele devam etmektedir. Devrimci tutsaklar birbirlerinden tecrit edilmekle birlikte, teslim olmam fl, ancak tecrit de k r lmam flt r. Ülkemizdeki hapishaneler sorunu sadece devrimci tutsaklar ilgilendiren bir sorun de ildir. Kald ki, devrimci tutsaklar, tecrit sald r s na karfl 2001 den bu yana mücadele etmektedir. Mademki bu sald r özü itibariyle halka yönelik bir sald r d r, öyleyse halk n kat l m olmadan, bu sald - r lar n alt edilmesi imkâns zd r. Elbette, Yeni Demokrasi mücadelesi yürüten bizlerin örgütlülük durumu, halk gençli iyle olan iliflki düzeyimiz tecrit sald r s n alt edecek kadar ileri ve örgütlü de ildir. Ancak bu, hiçbir flekilde bizim yapabilecek hiçbir fleyimiz olmad anlam na gelmemektedir. Kald ki, yukar da da vurgulad m z gibi, ülkemizdeki hapishaneler sorunu Yeni Demokrasi mücadelesinin bir parças - d r. Bugün için belki halk gençli ini seferber etme flans m z olmayabilir ancak örgütlü gücümüzü, çevremizdeki arkadafllar m z devrimci tutsaklarla haberleflmeye, onlara mektup yazmaya sevk edebiliriz. Her devrimcinin mücadelesinin en önemli kayna halkt r. Halkla iliflkilerinin yetersiz oldu u koflullarda mücadelede çeflitli s - k nt lar n yaflanmas kaç n lmazd r. D flar da Yeni Demokrasi mücadelesi veren bizler, bunun sanc s n fazlas yla yaflamaktay z. Kald ki, faflizmin 1 No lu F Tipi Hapishane/ TEK R- DA Turgut Kaya smail Y lmaz Nihat Konak Ulvi Yalç n Veli Özdemir Hüseyin Uzunda Sinan Gülüm Caner Uluç Coflkun Akdeniz Gökhan Ayd n Gökhan Oruç Cihan Kahraman Fatih Ergin Arpaç Erol Volkan ldem Özgür Ertürk Murat Özçelik Fevzi O uz Aslan Muzaffer Ertürk Yaflar Erifl Erkan Altun. C 77 1 Nolu F Tipi Hapishane / Kand ra- ZM T Hasan Gülbahar brahim fiahin elinde tutsak olan devrimciler aç s ndan bu sorun çok daha fazla yaflanmaktad r. D flar dan tespit yaparken belki belirli eksik tespitler yap labilir ama günümüz aç s ndan devrimci tutsaklar n yaflam fl oldu u en büyük problem d flar yla yeterince s k ba lar n olmamas d r. Faflizm koflullar nda elbette pek s k ba lar kuramayabiliriz. Ancak kurdu umuz ba n da olmas gerekenin çok alt nda oldu u kabul edilmelidir. Devrimci tutsaklarla ba n gelifltirilmesinin, onlar aç s ndan bir baflka yarar da, Yeni Demokrasi mücadelesinde moral motivasyonlar n yükseltecek, halk gençli inin yaflam fl oldu u s k nt - lar daha yak ndan inceleyebilecek, bu da ortak mücadeleyi gelifltirecektir. Bunun yan s ra tutsaklar n baflta kitap, dergi vb. ihtiyaçlar n n karfl lanmas nda biz YDG lilerin de üzerine düfleni yapmas, onlar n nefes borular ndan bir olmas önemlidir. Devrimci tutsaklarla mektuplaflman n, tek yarar devrimci tutsaklar yönünden de ildir. Yürütmüfl oldu umuz mücadelemizde yaflam fl oldu umuz en önemli s k nt lar n birisi deneyimsiz olmam zd r. Deneyimsizli in deneyime, acemili- in ustal a dönüflmesinin ilk flart pratikte yer almak, prati i sistemli bir flekilde incelemektir. Ancak bir di er önemli nokta ise deneyim aktar m - d r. Önemli bir deneyim hazinesinin ülkemiz hapishanelerinde tutsak tutuldu u bir durumda bu deneyimden yararlan lmal - d r. Böylelikle tart flt m z birçok soruna, devrimci tutsaklar dâhil etmifl, onlar n deneyiminden yararlanm fl olaca z. Hem tecrit sald r s çeflitli yerlerinden aralanm fl olacak hem de az msanmayacak bir deneyimden yararlanm fl olaca- z. Hapishanelerdeki Tutsaklar 2 Nolu F Tipi Hapishane Kand ra- ZM T Bar fl Aç kel 2 Nolu F Tipi Hapishane/ TEK RDA Baysal Demirhan Muhammed Akyol A.Naz m Atmal o lu 1 No lu F Tipi Hapishane/ ED RNE Zeynel Firik Erol Engin M Tipi Kapal Hapishane/ Gebze-/ ZM T H yam Çoban Yolcu Özlem Abay H Tipi Kapal Hapishane/ ERZU- RUM Haydar Sönmez Molla Çak ro lu E Tipi Kapal Hapishane/MALATYA Gülmisal Deniz Kapal Kad n Hapishane Eylül Bu yüzden devrimci tutsaklarla mektuplaflmay önemsemeliyiz. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta tüm Yeni Demokrasi mücadelesi yürüten tutsaklarla mektuplafl lmas - d r. Bunun için faaliyet yürüttü ümüz her alanda bizler, tutsaklar eflit bir flekilde sahiplenmeliyiz. Faaliyet yürüttü ümüz her alanda tutsaklar n hepsine mektup gönderilmesini sa lamal y z. Bunun çeflitli yöntemleri olabilir. Ama amaç her alan n tüm tutsaklara ulaflmas d r. Böylelikle herkes birden fazla devrimci tutsakla mektuplafl r, onlar n deneyiminden yararlan r hem de her tutsa a bütün faaliyet alanlar ndan bir flekilde mektup ulaflm fl olur. Böylelikle tüm tutsaklar n deneyimlerinden yararlanm fl oluruz, hem de tutsaklar n hepsine her alandan mektup ulaflt ndan d flar n n genel durumunu ç kartabilirler. Her durumda bu durum ortak mücadelemizi ileri tafl r. Dikkat edilmesi gereken bir baflka nokta gönderilen mektuplar n hapishane idaresi taraf ndan tutsaklara verilmemesi olabilir. Bunun için sürekli bir flekilde mektup yazmak önemli. Ne olursa olsun mektup yazmaktan vazgeçilmemeli. Mektuplar n iadeli gönderilmesi de mektubun ak betini ö renmemiz aç s ndan önemli. Son söz olarak devrimci tutsaklara gönderilen her mektup, tecrit sald r s nda bir gedik açacakt r. Sincan-ANKARA Deniz Tepeli Zeliha Bulut Fadime Özkan Resmiye Vatansever 1 Nolu F Tipi Hapishane/ S NCAN-ANKARA Mesut Deniz Halil fiahin K. Hasan Çoban Kemal Ertürk Ali Gülmez Mustafa Demirda Cihan Ç nk Engin Arslan Kenan Özyürek Yaflar nce Cengiz Kahraman Naki Demir Tayyar Erdem Sedat Ot Uflak E Tipi Hapishanesi/ UfiAK Eylem Bafl 1 No lu F Tipi Hapishanesi/ BOLU Taylan Balatac 11 Eylül 2007

14 Bu Dönemdeki Di er Devrimler 1848 Avrupa Devrimi küresel etki göstermifl ve ayn y l Brezilya Pernambuco da bir ayaklanmaya ve 1850 lerin bafllar nda Kolombiya Devrimine ilham kayna olmufltu spanya Devrimi nin dahi ayn fl ktan do mufl olabilece i söylenebilir. Bununla beraber, ilk baflkald r fl bafllatan ve sonra da iflçileri yaln zl a ve yenilgiye iterek ihanet eden askeri görevliler de burjuvaziden sonra y k lm flt r. Bu dönem esas mücadeleyi sömürgelerde ve yar -sömürgelerde görmüfltür. Bafll calar Çin Taiping Köylü Devrimi ( ), Birinci Hindistan Ba ms zl k Savafl ( ) ve Büyük Cezayir syan (1871). Taiping Devrimi mücadele aç s ndan genifl alanlara yay lm fl ve Ütopya tar m sosyalizmi fikrinin temelinde yeni bir toplum kurmaya çal flan 17 ili kapsam flt r. Amerikal, Britanyal ve Frans zlarla beraber Ching mparatorlu unun askerlerinin müttefikleri taraf ndan sonunda y k lm flt r. Di er mücadeleler de yerel halktan ihanet eden insanlar n yard m yla sömürgeciler taraf ndan yok edilmifltir. Bu dönem, Napolyon Savafllar n n (1815 ten beri ) ard ndan gelen nispi durgunluktan sonra, ana kapitalist güçlerin önceki savafllar n n tekrar yaflanmas n sa layan savafllar y l d r da. Avrupa da; Rusya n n bir tarafta oldu u ve di er tarafta Britanya, Fransa ve Türkiye nin oldu u, ölüyle sonuçlanan Crimean Savafl ( ), Fransa, Savoy ve talyanlar n Avusturya ya karfl ( ), Prusya ve Avusturya n n Danimarka ya karfl (1864), Prusya ve talya n n Avusturya ya karfl (1866), Prusya ve Alman eyaletlerinin Fransa ya karfl ( ). Amerika daki büyük savafllar kiflinin ölümüyle sonuçlanan Amerika n n sanayilemifl kuzeyi ile tar mla u raflan güneyi aras ndaki ç Savafl ( ) ve kiflinin ölümüyle sonuçlanan bir taraf nda Paraguay di er taraf nda Arjantin, Uruguay ve Brezilya n n oldu u savaflt r. Bu savafllar n ana sebebi kapitalist büyümenin geliflimi ve bunun d - fl nda bafl gösteren do rudan veya dolayl çat flmalard r. Onlar birçok durumda tamamlanmam fl burjuva devriminin vazifelerini tamamlad lar. Amerika iç savafl nda Britanya dan ba ms zl n tamamlanmam fl vazifesi, Birleflik Devletlerin yeni büyük endüstriyel ekonomisine entegre olmufl Güney eyaletleri (Britanya krall yla yak ndan iliflkili kalmay sürdürmüfl) taraf ndan tamamland devriminde yerine getirilmemifl olan ulusal görevler Avrupa savafllar nda tamamlanm flt r. Almanya ve talya n n modern kapitalist ulus eyaletleri böylece kuruldu, Romanya 1850 lerin sonuna do ru mevcudiyetine ulaflt ve Macaristan 1867 de Avusturya mparatorlu unda özerkli ini kazand. Polonya ve rlanda bununla beraber 1863 ve 1867 de ciddi ulusal ak mlar ve ayaklanmalara ra men mevcudiyete ulaflamad. Marks ve Engels yukar daki tüm olaylara iliflkin kapsaml yaz lar yazm flt r. Marks Avrupa ve Asya daki çeflitli olaylar analiz etti i The New York Tribune de 1852 den 1862 ye kadar düzenli bir flekilde önemli katk larda bulunmufltur. Bu makalelerin baz lar bir araya getirilerek kitap haline dönüfltürüldü. Bu makaleler savafllar ve devrim olaylar nda ve proletaryan n görüflü noktas ndan yükselen talepleri yal n bir flekilde anlatm flt r. Bu sonuç proleter taktiklerinin daha da geliflmifl teorisiydi. flçi S n f n n Enternasyonal Birli inin fiekillenifli flçi s n f içerisinde, özellikle Britanya ve Fransa da, s n f n uluslararas birli i veya çokça bilinen ad yla 1. Enternasyonal in inflas na katk sa layacak güçlü enternasyonalist bir e ilim mevcuttu. Oluflum, 1848 devriminin baflar s zl n izleyen uzun bir gericilik döneminden sonra, yükselen proletarya ve burjuva ulusal devrimci mücadele dalgas ba lam nda kendi kendine yer edinmifltir. Özellikle 1857 ekonomik bunal m n n sonuna do ru ngiltere ve di er ülkelerde Ticaret Birlikleri ve di er iflçi organizasyonlar na teflvik veren nin güçlü grevci bir ak m vard. ngiliz ve Frans z iflçilerinin 1863 te Rusya n n Polonya ayaklanmas n sakl tutuflunu protesto etmek ve Polonya için özgürlük iste i için kat ld klar gösterilerde örgütsel ba lant lar kuruldu. Bu uluslararas oluflum s ras ndaki konuflmalar ngiliz iflçilerinin konuflmalar n önemseyen Frans z iflçilere kendilerini temsil eden bir resmi adres göndermelerini sa lad. Frans z iflçilerin cevab Enternasyonal flçiler Birli i nin oluflumuyla sonuçlanan 28 Eylül 1864 mitingiyle sunuldu. ngiliz ve Frans zlar n yan nda Alman, talyan ve Polonyal göçmenlerin de kat ld bu miting, resmi yay n organ olarak ngiliz emekçi dergisi the bee-hive le Londra da karargâh kurmaya karar verdi. Mitingde önerilen Marks derginin konseyine seçildi ve Almanya için uygun sekreter olarak görevlendirildi. Kendisi Inaugural address ve ilk enternasyonal bileflimi ve program olan provisional rules u yazm flt r. The Address, k saca ekonomik ve politik durumu analiz etmifl ve politik gücü elde edecek politik hareketleri oluflturman n iflçi s n f n n büyük vazifesi oldu unu belirtmifltir. The rules, varl kl s n f n kurmufl oldu- u tüm eski partilere karfl olan, iflçi s - n f n n, sadece belirli bir politik partinin kurulmas yla s n f olarak hareket edebilece ini masaya yat rm flt r. Bu dokümanlar iflçi s n f partisinin örgütsel ilkelerinin ilk geliflimini de kapsamaktad r. Birinci Enternasyonaldeki Yanl fl E ilimlere Karfl Savafl Yukar daki prensiplerin temeli ve enternasyonal iflçi s n f n n büyüyen mücadelesi çeflitli ülkelere yay ld. lk befl y lda birimler Britanya n n yan nda Fransa, Belçika ve sviçre nin çeflitli kasabalar nda oluflturuldu. Almanya da Lassallistlerle birlikte August Bebel ve Wilhelm Liebknecht in kurdu u Sosyal Demokrat Parti s ras nda,1867 den sonra grevler dalgas nda spanya, talya, Hollanda ve Avusturya da yeni birimler yarat ld. Resmi olarak Enternasyonal e kat lmamas na ra men bu parti ana noktalar yla Marks a yak nd. Böylece Enternasyonal 1860 larda güçlü bir flekilde h zl ca büyüdü. Bununla birlikte sürekli bir mücadele, temel ilkelere karfl duran çeflitli yanl fl e ilimlere karfl savafl halinde olunmal yd. Marks Enternasyonal, sosyalist veya yar -sosyalist Komünist Ustalardan Ö renelim... Marksizm-Leninizm-Maoizm in Tarihi-4 iflçi s n f n n mücadelesi için gerçek bir örgüt olarak kuruldu Enternasyonalin tarihi, kendini iflçi s n f n n gerçek ak m karfl s nda Enternasyonalin içinde oldu unu iddia eden amatör deneyimlere ve tarikatlara karfl, Genel Konseyin mücadele tarihidir demifltir. (Foster William z History of Three Internationals,p.45). Bu tür e ilimlere ilkesel bir örnek Anarflizmdir. Onun önemli liderlerinden biri de, kendi program n Proudhon un anarflist sisteminin geliflmifl ve ilerlemifl flekli olarak gören, Bakunin di. Onun temel ilkeleri; a) ateizmin yay lmas ; b) devletin y k l fl ; c) devlet isyanla y k laca ndan, bütün politik hareketlerin reddedilmesi. Bakuninistler bu yüzden Marksizm le üç önemli soruda çat flmaktad r: a) isyan için karfl durdu undan, iflçi s n f n n politik mücadelesi; b) kapitalizmin çöküflüyle otomatik olarak, insanlar, toplumlar, bölgeler, uluslar federasyonunun tekrar kurulaca n, devletin yok oluflu oldu unu düflündüklerinden, proletarya diktatörlü ü; c) bölgesel politik organizasyon içinde bile olsa her otoriteye karfl ç kt klar ndan, proleter parti. Bakuninist e ilim Birinci Enternasyonal de güçlü duruflunu devam ettirdi ve Enternasyonalin birçok kongresinde Marksistlerle onlar aras nda fliddetli tart flmalar ç kt. En sonunda 1872 de Hague Kongresi nde Enternasyonal den ayr ld lar. Bakuninistler ve di er benzer e ilimler, acil bir proleter devrim yan lsamas yaratt klar ndan dolay devrimler ve say s z savafllar periyodunda etkinliklerini devam ettirebildiler. Buna ra men 1870 lerin sonuna do ru sistemli flekilde çöküfle geçtiler ve y nlardaki nüfuzu ve pratikteki baflar s zl k nedeniyle çeflitli ilgisiz parçalara ayr ld lar. Marksizm in bu dönemdeki baflka bir mücadelesi de, Paris Komünü ne kadar, 1848 Devrimine de kat lm fl olan önemli Frans z iflçi lideri Blanqui taraf ndan ortaya ç kan Blanquist e ilime karfl d r. Bu e ilim birçok Marksist ilkeyi kabul etmesine ra men komplocu metotlara güvenmifltir. Paris komününden sonra aktif bir politik güç olarak Blanquism uzun süre sürmüfltür. fiimdilerde ideolojik-siyasi-bürokratik k skaca al nm fl söz konusu kurumlar, bir de metalaflma, paral laflma, ticarileflme, özellefltirme girdab na sokulmufl durumdalar. Bu durum, sadece emekçi halk çocuklar na üniversitenin kap lar n kapatmakla kalm yor, bizzat bilimsel-entelektüel-estetik etkinli in varl k nedenini de ortadan kald r yor. Zira kâr etmenin, mal satman n, sömürünün hizmetinde bir bilim ve sanat mümkün de ildir. Tan m ve do as gere i bilimsel-entelektüel-estetik faaliyet ve yarat c l k, sadece kamusal bir etkinlik olarak var olabilir. Ancak günümüzde durum hiç de böyle de ildir. YÖK ün stratejisi ve günümüzdeki misyonu Ülkemizde e itim sisteminin ve YÖK ün faflist niteli inin teflhir olmufllu u art k su götürmez bir gerçekliktir. Zira özelde cunta anayasas n n genelde ise süregelen egemen sistemin ürünü olmas bize her fleyi aç kl yor ancak art k eski söylemlere yenilerini eklemek, bu sistemin çok yönlülü ünü görmek gerekiyor. Sistem teflhir oldu unun fark nda asl nda ama bu onlar durdurmuyor, aksine emperyalizmin derinleflen kriziyle birlikte daha sert, azg nca sald rmaya bafll yor. fiöyle ki YÖK ün yaklafl k 1 y l önce yay nlad strateji raporunda e itim sistemi üzerinde ne gibi planlar oldu unu aç kça ortaya koydu. E itimin özerk olmas n destekledi- ini ancak sadece mali özerklikten bahsetti ini aç klad. Yani ö rencilerden ald geliri (zorunlu ba fl, ka t paras, flu paras, bu paras, harç paras -ki bu raporla birlikte harçlar n 6 kat na ç kar lma yetkisi üniversite yönetimine tan nmakta- vb) ve projeler üretip onlar n sermayeye sat lmas ndan, fakültelerin özellefltirilmesinden elde edilen geliri istedi i gibi yönlendirmesi ve harcamas oldu u, üniversitelerin kendi sa layacaklar kaynaklar n kullan m nda serbest olmalar gerekti i, döner sermaye kazançlar na hükümetlerin el koymas n n yollar n n t kanmas gerekti i kastediliyor. Ayr ca bilginin metalaflmas diyoruz ki üniversitede üretilen bilgi kamuya sat l yor ve bu sat fl n süreklili i raporda garantileniyor. Üniversitelerin en de erli kayna olarak ise fikri mülkiyete dayal gelirler say lmakta ve bugün üniversitelerin bu tür haklar n ticarilefltirme olana bulamamas ndan yak n lmaktad r. Raporda, üniversitelerin fikri mülkiyeti ticarilefltirmek üzere flirket kurmalar - na olanak sa lanmas istenmektedir. Bütün bunlar söylenirken sürekli dillendirilen özerklik tamamen YÖK ün denetiminde olan bir olgudur. Yani bunlar n hepsinin -hiç flaflmamal ki- YÖK ün denetiminde yap lmas planlan yor. YÖK stratejisi üniversitenin temel sorunlar ndan biri olan kat l m konusuna da de inmektedir. Yönetim yap s n n ele al nd - bölümde kat l m da bir ilke olarak belirlenmifl, kat l m mekanizmalar n n hangi koflullarda, nas l kurulaca ve iflleyece i belirtilmemifltir. Ancak kat l m n di er ilkelerin üzerinde görülmeyece i özel olarak vurgulanm flt r. K saca bu durumda üniversite bileflenlerinin üniversitelerin iflletmeler gibi performans ilkeleriyle yönetilmesine karfl ç kmalar kat l m n di er ilkelerin üzerinde görülmemesi nedeniyle anlams zd r. Koflullanm fl bir kat l m n demokratikli inden bahsedilemez. Meslek yüksek okulu tart flmas Strateji raporunda üniversite sisteminin do rudan sermayenin ihtiyaçlar na göre organize edilmesi politikas n n en görünür oldu u bölümlerden biri de Meslek Yüksek Okullar ile ilgili tart flmalard r. YÖK raporunda MYO lar n n yerel ifl ve istihdam piyasalar na gömülü (embedded) hale gelmesini gerçeklefltirmek gerekir denilmektedir. MYO lar n, do rudan iflgücü piyasas ndaki yeni düzenlemelerin içine oturtuldu unda anlam kazanaca n söyleyen Rapor, ayr ca MYO lar n yönetiminde yerel ifl çevrelerinin yer almas ; MYO e itim programlar n n yerel piyasa taleplerine uygun biçimde yeniden düzenlenmesi; MYO lar n yerel sermayenin talepleri ile uyum sa layabilmesi için ifl dünyas yla protokoller yap lmas ifadelerine de yer vermektedir. Bugün genellikle derme çatma binalarda yetersiz koflullarda e itim gören, uzun staj sürelerinde özel sektör için köle gibi çal flt r lan MYO ö rencileri YÖK ün gözünde do rudan, sermayenin taleplerine göre imal edilmifl iflgücünden baflka anlam tafl mamaktad r. YÖK ün önerilerinde MYO lar bafltan afla sermayenin taleplerine göre flekillendirilecek Fen-Edebiyat Fakültelerini kurma zorunlulu unun kald r lmas ile bafllayan bu süreç, üniversiteleri do rudan meslek edindirme merkezlerine dönüfltürecek ve piyasan n ihtiyaçlar na göre farkl alanlarda uzmanlaflmaya itecektir. ucuz iflçi imalathaneleri olarak konumland - r lmaktad rlar. Farkl laflma, tüketici tercihi ve e itimin paraya göre kaliteleflmesi YÖK strateji raporunda yine rektör seçiminde sadece ö retim üyelerini sürece dahil etmekte, bunu da en az iki y l boyunca o üniversitede kadrolu çal flma kofluluna ba lamaktad r. Bu durumda ö rencilerin ve üniversite çal flanlar n n d fl nda araflt rma görevlileri, ö retim görevlileri, sözleflmeli çal flt r lan di er akademik personel do rudan seçim süreçlerinin d fl na itilmektedir. Rapordaki ilkeler bölümünde say lan bir di er unsur farkl laflma d r. Raporda isteyen kurumlar n seçecekleri alanlarda odaklanmalar na ve uzmanlaflmalar na olanak verilmeli, iflbölümü ve uzmanlaflma desteklenmelidir denilmektedir. Üniversite kurmada bilimin temelleri üzerine e itim veren ve di er tüm bilim dallar ndaki araflt rmalar destekleyecek bilimsel üretimde bulunan Fen-Edebiyat Fakültelerini kurma zorunlulu unun kald r lmas ile bafllayan bu süreç, üniversiteleri do rudan meslek edindirme merkezlerine dönüfltürecek ve piyasan n ihtiyaçlar na göre farkl alanlarda uzmanlaflmaya itecektir TÜS AD raporunda araflt rma üniversiteleri ile kitle e itimi veren üniversiteler olarak konulan ayr m (ki bu fiilen gerçeklik kazanm flt r) derinlefltirilecektir. Bunun yan nda farkl laflma vurgusu, neoliberal e itim politikalar n n müflteri tercihi anlay fl na da uyum göstermektedir. E itimi tamamen parayla al n p sat lacak bir mala indirgeyen neo-liberal e itim politikalar e itim hizmetini ticari bir faaliyet olarak ele almakta, e itime ve bilgiye de di er tüm metalar gibi yaklaflmaktad r. Buna göre piyasadaki mallar, nas l farkl tüketici kesimlerine göre farkl kalite ve farkl ücrette olabiliyorlarsa üniversitelerde üretilen e itim ve bilim faaliyetleri için de bu geçerlidir. Bu duruma göre üniversitede e itim farkl al m güçlerine uygun olarak üretilebilir. Üniversiteler kaliteli ve pahal olanlar ile ucuz ve niteliksiz olanlar aras nda bölünebilir. Bu anlay fl e itim almada ve bilgiye ulaflmada eflitlik ilkesini tamamen ortadan kald rd gibi nitelikli bilginin ve e itimin giderek daha az say da insan n ellerinde toplanmas na neden olmaktad r. E itim ve bilgi, tüketicinin mali durumuna göre de il bilimsel kriterlere göre, insan n ve toplumun ihtiyaçlar gözetilerek üretilmelidir. YÖK ün, üniversitelerin kendilerince harç miktarlar n 6 kat artt rmalar önerisi bu farkl laflman n gidece i yeri göstermektedir. Bu anlam yla üniversitelerin aç lmas yla birlikte canlanan ö renci hareketinin en önemli gündemlerinden olan YÖK ve 6 Kas m YÖK karfl t eylemlere bu bilinçle haz rlanmak gerekmektedir. YÖK ün günümüzdeki misyonunu kavrad m z oranda üniversiteli gençli e YÖK ün faflist yüzünü daha net anlatmak, e itim hayat nda YÖK kâbusunu somutlamak mümkün olacakt r. YÖK ü sadece 12 Eylül cuntas n n ürünü faflist bir kurum oldu u için veya 6 Kas m eylemleri gelenekselleflti i için de il, ayn zamanda YÖK ve hükümet eliyle hayata geçirilen emperyalist patentli yasalara karfl ö renci hareketlili i yaratmaya çal flarak protesto etmek yank s n elbette bulacakt r. Bunun için yaln zca YDG olarak de il mümkün olan en genifl kesimlerle, devrimci-demokratik gençlik örgütlenmelerinden ö renci derneklerine, TMMOB, SES vb sendikalar n ö renci üyelerinden ö rencilerin oluflturdu u çeflitli ilerici oluflumlara kadar en genifl kesimle birlikte hareket etmek oldukça önemlidir. * Al nt lar Fikret Baflkaya dan al nm flt r Eylül Eylül 2007

15 Dert bizde ise derman ellerimizdedir Günümüzde kad n sorunu ve bu sorunun çözümü için birçok farkl yaklafl m sunulmaktad r. Biz de elimizden geldi ince bu sorun hakk ndaki düflüncelerimizi ortaya koymaya çal flaca z Kad n sorununu s n fl toplum gerçekli- inden ba ms z olarak ele almak yanl fl olacakt r. Her ekonomik alt yap kendisine uygun üst yap kurumlar n (ahlak, devlet, de er yarg lar, e itim sistemi ) oluflturur. Bu kurumlar insan n insanla, insan n toplumla, insan n do ayla vb iliflkilerini de belirler. Kad nlar n toplum içindeki yeri ve toplumla iliflkilerini de ekonomik alt yap ve onun oluflturdu u üst yap kurumlar belirlemektedir. Bu ba lamda kad n sorununun da temelinde s n fsal bir içerik bulunmaktad r. Tarihin ilerleyen çark içinde toplumlar n ekonomik flekillenifline uygun olarak kad n sorunu flekillenmifltir. Köleci toplumda en ucuz köle, feodal toplumda ev içinde erke in namusu, kapitalist toplumda ise ucuz ifl gücü olmufltur kad n. Ülkemiz gerçekli i düflünüldü ünde yar -feodal yap kad n sorununu da karmafl k bir hale getirmifltir. Ülkemizin k rsal alanlar nda feodal de er yarg lar alt nda inleyen kad n töre cinayetlerine kurban gitmekte, bafll k paras na sat lmakta, tarlada ve evde yo un bir çal flma temposuyla kad nl n bile unutmaktad r. Büyük flehirlerde ise kad n erke e göre daha ucuz ifl gücü olarak ra bet görmekte, sosyal güvencesiz olarak çal flt r lmakta, eme i gasp edilmektedir. Bu sorunlara bir de kad n n sadece cinsel kimli inden kaynakl maruz kald taciz, tecavüz eklenince kad n için toplumda yaflamak tam bir zd rap olmaktad r. Ayr ca toplumda yayg n olarak görülen fliddet e iliminden kad n da katmerli bir flekilde nasibini almaktad r. Bu sayd m z sorunlar kad n n yaflad sorunlar n sadece küçük bir bölümünü oluflturmaktad r. Toplum içinde ezilenin ezileni misyonu biçilen kad n ne yapmal d r? Sorunlar n n çözümü nerede yatmaktad r? Kad n toplum içindeki durumunu nas l de ifltirebilir? flte kad n n sorunlar ndan kurtulmas bu sorulara verece i cevaplarda gizlidir. Unutmamak gerekir ki böyle kapsaml sald r ve sorunlarla bo uflan, her gün sistemli bir flekilde sald r lara maruz kalan kad n n kurtuluflu yine sistemli bir mücadele hatt nda gizlidir. Bu sistemli mücadelenin verilece i platform da kad nlar n sorunlar n kendi özgünlükleri içinde de erlendiren ve s n fsal sorunla ba kurarak çözmeye çal flan kad n örgütlülükleridir. Yani dert bizde ise derman da ellerimizdedir. Sorun örgütlenmekte ve örgütlü bir mücadele yürütmektedir. stanbul YDG Kad n Komisyonu Giriflimi Ortada bir suç var evet, bir de suçlu. Derken birkaç suç ve suçlu daha ç k yor karfl m za. Suçlardan biri sebebi ve flekli her nas l olursa olsun kirlenmek. Kimin yapt ve neden yapt önemli de il, önemli olan kirlenmifl olmak ve bu flekilde birilerinin kurallar na göre yaflayamaz durumda olmakt r. Di er suç (ki di erine göre meflrudur. O çok bahsedilen töreyi yaratan, bu durumdan flikayetçi oldu unu dile getiren sistem bu suçun ifllenmesi gerekti ini düflünüyor ve iflleyen affedilebiliyor.) kirlili in temizli idir...14 yafl ndaki Mehmet, yan ndakilerin de yard m yla Sevda y b çaklamaya bafllar ve müdahale etmeye yeltenenlere, Kar flmay n namus meselesi diye ba r r. B çak darbeleriyle yaralanan Sevda dizlerinin üzerine çöktürülür ve t pk koyun bo azlar gibi bo az kesilir. Herkes susup seyreder. Kimsenin k l k p rdamaz. Çünkü konu namus tur. Töre cinayeti ad alt nda yaflan r bütün bunlar. Bu kad nlar n idam ferman töreler taraf ndan verilir. Kirli kad n n ailesi veya bekçileri toplan p ölüm flekli konusunda karar k larlar. Tek dayanaklar töredir, töre meflruiyetinde ise namustur. (?) Öyle midir gerçekten? Bütün bu katliamlar n ç k fl noktas gerçekten töre midir? Annesi sürekli a l yordu, kendisi de gencecik bir kad nd. Neden öldürüldü diye sordum. Gezmeyi çok seviyordu, 16 yafl n bitirdi, daha isteyeni ç kmad dedi h çk rarak. Gezmeyi çok seven Sevda, bir gün eve gecikti inde korkmufl, evine dönmeyip k z yurduna yerleflmifl ve sorunlar bafllam fl. Ailesine teslim edilmesinin ard ndan gelen dedikodularla ölüm çanlar çalm fl. K z n isteyeni yok, bafll k paras yok. Çünkü mal ay pl kabul edilmifl. Peki, nedir töre? Sürekli dilimizde dolaflan bir kelime. Cinayet kelimesinin önüne geldi inde en s r tmayan üstelik. Bir toplulukta benimsenmifl, yerleflmifl davran fl ve yaflama biçimlerinin, kurallar n, görenek ve geleneklerin, ortaklafla al flkanl klar n, tutulan yollar n bütünüdür. diye ç k yor karfl m za herhangi bir sözlükte. Toplumlar n bir yaflam biçimi, ortak de erlerinin olmas gayet do al de il mi? Ad töre veya gelenek olsun fark etmez. Bu kadar do al ve varl ndan hiç de rahats z olmad m z bir durum ayn zamanda günlük yaflamda sürekli baflvurdu umuz, uyum sa lad m z her fley. Bir akrabas tecavüz edip onu hamile b rakt. Aile meclisi infaz karar al p genç kad n cezas n orada vermek üzere stanbul a amcas n n yan na gönderdi. Güldünya durumu hissedip baflkas na s - nd. Ama iki erkek kardefli Güldünya y takip edip önceki gün Küçükçekmece de sokak ortas nda kurflunlay p öldü diye b - rakt lar. Ölmeyip hastaneye kald r lan Güldünya yar m kalan infaz n hastanede karfl lad, katili olan kardefllerinin ad - n s r gibi saklayarak. Törenin böyle bir olgu oldu unu belirttikten sonra suçlunun kim oldu una bir göz Kirlenmek... atal m. Ortada bir suç var evet, bir de suçlu. Derken birkaç suç ve suçlu daha ç k yor karfl m za. Suçlardan biri sebebi ve flekli her nas l olursa olsun kirlenmek. Kimin yapt ve neden yapt önemli de il, önemli olan kirlenmifl olmak ve bu flekilde birilerinin kurallar na göre yaflayamaz durumda olmakt r. Di er suç (ki di erine göre meflrudur. O çok bahsedilen töreyi yaratan, bu durumdan flikayetçi oldu unu dile getiren sistem bu suçun ifllenmesi gerekti ini düflünüyor ve iflleyen affedilebiliyor.) kirlili in temizli idir. Bu sadece prosedür gere- i suç teflkil ediyor. Suçlar bir yana b rakal m suçlulara dönelim. Birincisi temizli i yapan/yapt ran ki bu noktada suçlunun kim oldu u muallakt r. Zira en nihayetinde azmettiren bizim kurallar m z de il midir? flte bu noktada biz ce en suçlu olan art k bizim için leke ifllevi görendir. Öyledir de il mi? (?) Öyle mi düflünüyorsunuz gerçekten? Hay r diyorsunuz de il mi? Bu soruya kim evet der ki? Kimse demedi ine göre kim onay veriyor peki? Onaylayan biz olmad - m za göre kim oluflturuyor buna izin veren kurallar? Bir kad n n (cinsiyetinin belirtilmesinin nedeni olay n kurban n n çeflitli sebeplerden dolay kad n olmas d r) duygusal hisler besledi i biriyle paylafl m iste i, ya da biri taraf ndan (ki bu yak n akrabas da oluveriyor) tecavüze u ramas, en kötüsü de tecavüzcüsüyle evlendirilmesi dayat ld nda olumsuz cevap vermesi kime göre suçtur peki? Sadece belli bir toplumun tekelinde olmayan bu cinayetlerin uluslararas literatürde bir ad var. Di er uluslar da bu cinayet flekline namus tamlayan n ekliyorlar. Komflumuzun penceresindeki manzara bizimkinden farkl de il yani. Öyle ki bu cinayetlerin tarihi Hammurabi Kanunlar na kadar dayan yor. Arnavutluk, Bangladefl, Brezilya, Kanada, Ekvator, M s r, Almanya, Hindistan, Irak, ran, srail, talya, Ürdün, Fas, Pakistan, Filistin, sveç, Türkiye, Uganda, ABD ve ngiltere de namus cinayetleri iflleniyor. Birleflmifl Milletler Nüfus Fonu, y lda 5000 den fazla kad n n namus cinayetiyle katledildi ini söylüyor. Ürdün, Suriye, Fas, Haiti ve Türkiye de cinayeti iflleyenlere çeflitli gerekçelerle ceza indirimi uygulan yor, yani meflru görülüyor belli noktalarda. Pakistan da namus cinayeti yasalar taraf ndan yasaklanm fl ama uygulanm yor. Bangladefl te kad n namussuz olarak nitelendirildi inde köy meclisinin karar yla yak labiliyor. nsan Haklar Savunucusu Julie Mertus a göre, 1991 e kadar Brezilya da efl cinayeti suç olmayan namus cinayeti (!) s n f na addediliyordu ve bir y lda 800 kad n eflleri taraf ndan öldürülmüfltü. Kolombiya da 1980 e kadar erkek kendini aldatan kar s n öldürebiliyordu. Türkiye de 5 y l içinde 480 kad n töre ve namus cinayetlerinin kurban oldu. Türkiye de akla zarar gerekçelerle çok kolay cinayet ifllenebiliyor zaten, hele söz konusu namus olunca kan dökmek do al karfl lan yor. K rsaldan kente geçen cinayetlerin s k s k medyada yer almas, fliddete ba- fl k vicdanlar harekete geçirmiyor. Öyle ki herkesin potansiyel istatistik oldu u bir yerde istatistiklerin anlam kal r m? Hepimiz bizden önceki kuflaklar suçlar z bu konuda asl nda. Onlar ç karm fl bu menem kurallar, biz de uygulamak durumunda kal yoruz. Böyle midir gerçekten? Bizim de pay m z yok mu bu suçlarda sizce? Oysa hukukumuz ne kadar koruyucu ve kollay c (!). Hemen cezaland r veriyor katili. Cayd r c uygulamalar bu kadar iddial yken (!) gün be gün katlanarak devam ediyor bu olaylar. Sizce art k as l suçluyu sorgulaman n zaman gelmedi mi? Geriye iki taraf kal yor. As l suçlu kim? Biz mi baflkalar m? Baflkalar ndan kast m z bizim böyle hareket etmemizi isteyenler kuflkusuz. Bu durumdan ç karlar olanlar, bu gerili imizi körükleyenler, perçinleyenler ve olas devinimin önüne geçmek için bunu araç olarak kullananlar, yani egemenler. Biz miyiz kendimizi tamamen kendi irademizle koflulland ran yoksa bizi baflka yerden kumanda edebilen güçler mi? YDG nin geleneksel köy çal flmas n n üçüncüsü Hopa da devam ediyor YDG nin gelenekselleflen köy çal flmalar n n bu y l üçüncüsünü yapmak için Artvin in Hopa ilçesine ba l Çavufllu köyüne geldik. Bu y lki köy çal flmam z hem yoldafllar m z üretim faaliyetinin içerisine sokarak hepimiz üzerinde var olan küçük burjuva zaaflar bir ölçüde k rmak hem de ülkemizde köylülü ün üzerindeki y k m politikalar n n sonuçlar n daha net görebilmek aç s ndan bizim için muazzam bir f rsat oluflturmaktad r. Köy çal flmalar nda gerçeklefltirmek istedi imiz bir di er yön ise önümüzdeki süreci ve yönelimlerimizi tart flarak yoldafllar m zla tam bir anlay fl birli ini sa lamak ve bunun akabinde alanlarda sürecimize damgas n vurabilecek örgütlülükler yaratmakt r. Seçim çal flmalar ndan kaynakl geç bafllad m z köy çal flmalar hem yaz sürecini tatil olarak ele almayarak daha verimli geçirmemize neden oluyor hem örgütlü duruflumuzu pekifltiriyor hem kitle çal flmas yapmam z, emekçilerle diyalog kurmam z sa l - yor hem de örgütümüze maddi gelir sa lamaya yar yor. Bu nedenle köy çal flmalar na gereken önemi vermeye çal fl yoruz. Çal flma yeri ve çay üreticilerinin sorunlar Çal flt m z köy Hopa ya 7 km uzakl kta ve 200 hane civar nda bir köydür. Köyün genel itibar ile demokrat bir yap s olmakla birlikte ülkemizdeki yozlaflt rma sald r s n n etkileri de önemli oranda hissediliyor. Bulundu umuz köyde as l geçim kayna - n çay oluflturuyor. Ülkemizde tar m n tasfiyesi yönlü sald r lar buradaki çay üreticilerinin geçimlerini sa layabilmesini oldukça güç bir duruma sokmufl. Öncelikle devletin çay üzerine kota koymas ile bafllayan tasfiye sald r s hem taban fiyat n n düflüklü ü hem de uygulanan kotan n içerisinde ekstra kotan n uygulanmas çay üreticilerini güç bir duruma sokmaktad r. Öncelikle ekstra kotan n ne demek oldu unu biraz daha açacak olursak; bundan bir kaç y l önce normal bir kota uygulamas nda 4 ton çay olan bir üreticinin devlet sadece 2 ton çay n al yordu. Alacak oldu u bu 2 ton çay üretici bir günde de toplasa, befl günde de toplasa hemen almaktayd, flimdi ise kotan n içerisinde kota uygulamas ile her çay üreticisinden her gün dönüm bafl 10 kg almakta, yani devlet alacak oldu u 2 ton çay da günde 100 kg olarak almaktad r. Durum böyle olunca üreticinin çay ya tarlada kalarak ya da toplan p serildi- inde günefl alt nda kalarak bozulmaktad r. Günlerin uzamas ile artan maliyetten kaynakl çay üreticisi pek bir fley kazanamamaktad r. Mevcut sistemin bu sald r s çay üreticilerini özel flirketlerle yüz yüze b rakarak çay üreticilerini tamamen üretemez hale getirmektedir. Bu süreci de bir örnekle anlatacak olursak; yukar da sözünü etti imiz kotadan dolay çay üreticisi çay n n 4 tonluk k sm n n 2 tonunu devlet almad ndan dolay özel flirketlere vermek zorunda (çay n geçmesi, maliyetin artmas, günlerin uzamas vb) kal yor. Bunun yan nda ekstra kota uygulamas ndan kaynakl çay üreticisi elinde kalan çay n bozulmas ndan korktu u için devletin almak zorunda oldu- u k sm n da özel flirketlere satmak durumunda. Yaln z, özel flirketlerin köylüden ald klar çay n paras n çay üreticilerine ne zaman ödeyece i belli de il. Bunun yan nda özel flirketler ald çay karfl l nda köylüye hiç bir teminat garantisi vermiyor. Yani bu flirketler batabilir!! fiirket bundan dolay da çay üreticisine para vermeyebilir. Kimi zaman da özel flirketler köylüye ödeyece i paraya denk, yerine en kalitesiz kuru çay vererek ödeme yap yor. Çay üreticisi paket çay yerine paras n istedi i zamansa flirket yöneticileri nin bunu almazsan z hiçbir fley alamazs n z söylemleri ile karfl karfl ya kalmaktad rlar. Köyde duydu- umuz bir örnek bizi oldukça flafl rtt ; bir çay üreticisinin özel bir flirkete verdi i çay n karfl l olarak fabrika bu üreticiye bir kamyon kuru çay vermifl. Tabii bu üreticinin kendisine verilen bir kamyon çay satma olana oldukça zor olmas ndan kaynakl (devlet bu sat fltan vergi alamad yani üreticiyi daha da soyamad için maliye çay üreticisinin sat fl yapmas - n engellemektedir) alm fl oldu u bir kamyon paket çay elinde kalm flt r. Bulundu umuz köyde çay iflinde büyük oranda kad nlar çal fl yor. Günlük çal flma saatleri saatin alt na düflmüyor. Erkekler iflleri olmamas na ra men çay ifline gitmemekte yani o a r çal flma koflullar yla kad nlar m z yüz yüze kalmaktad r. Çay al m yap lan yerde biz de toplad m z çay satmay beklerken yaflam n bütün a rl - yetmezmifl gibi o günün bütün yorgunlu- uyla toplad çay n satmaya çal flan hamile bir kad n gözümüze iliflti. Hamile olmas na ra men o a r ifl koflullar nda çal flmak zorunda oluflu bizim gözümüzde kad nlara bu sistemin verdi i de eri bir kez daha gözler önüne serdi. Her zaman magazin programlar nda izledi imiz hemcinslerinin aksine o kad n daha do mam fl çocu unun karn doysun diye bu a r flartlarda çal flmak zorunda kalm flt. Çal flma koflullar m z Bizler de bu a r çal flma koflullar ndan nasibimizi ald k. Hem çay iflinde yeni olmam z hem de ço u yoldafl m z n ö renci kökenli olmas ndan dolay çal flma yaflam na uzak oldu u için ilk 2 gün oldukça zorland k. Her sabah saat 6 da kalk p kahvalt yap p çay toplayaca m z tarlaya do ru yol al yoruz. Kimi çal flt m z tarlalar köyden oldukça uzakta ve kahvalt m z yapt ktan sonra yeni bir ifl gününe merhaba diyoruz. Bugünkü çal flma grubumuzun bafl ndaki tarla sahibi bir kad n. (gerçi her zaman kad nlar tarlada da, neyse) Onunla tarlaya do ru yol al yoruz. Tarla sahibi her ne kadar bizimle tarlada çal fl yor gibi görünse de kafas nda baflka problemler oldu unu hemen fark edebiliyoruz. Hay rd r ablac m, neden dalg ns n, bir sorun mu var? diye sordu umuzda abla ilkin yok bir fley diye cevap verdi bize. Biz biraz daha üzerine gidince çocu um hasta, her gün Rize ye doktora götürüyorum tek bafl ma, hastal - n n ne oldu unu bile bilmiyorum, kocam evde aya k r k onun için bütün ifller benim üzerime kalm fl. Gerçi kocam n aya k r k olmasa da de- iflen bir fley yok ama neyse diye anlat yor derdini. Saat 12 ye yaklafl yor, ablayla beraber yemek molas veriyoruz. Yemek molas nda aniden bir ya mur bast rd, hepimiz tamamen sland k. Ya murun durmaya niyetinin olmad n anlad m zda çay toplamaya mola verip toplad m z çaylar tafl maya bafll yoruz. Tabii tafl ma ifli ayr bir mesele. Normal bir flekilde bile yürümenin zor oldu u yamaçlarda s rt m zda kg çuvallar yamaçlarda kurulmufl olan teleferi e (çaylar tafl mak için kurulmufl bir düzenek) do ru tafl yoruz. Teleferi in olmas iflleri epeyce kolaylaflt rm fl ve oradaki baflka bir abla bize bu teleferi in hikayesini anlatmaya bafll yor. Biz teleferik yokken bu yamaçtan çaylar s rt - m zla afla ya tafl rd k. Buraya gelen bir Gürcü mühendis telleri yapmam z bize önerdi ve onun öncülü ünde ilk teleferik yap ld. Teleferi- in iflleri bu kadar kolaylaflt rd n gören kad nlar göz yafllar na hakim olamad lar, hepsi a lad lar. Kim bilir birço u geçmiflteki o zor flartlarda yamaçlardan yuvarlanarak çektikleri ac lar n an msad lar belki de. Çuvallar teleferi e tafl d ktan sonra yamaçtan afla ya iniyoruz. Teleferi in di er ucunda bekliyoruz, afla ya gelen çaylar al p el arabalar yla tafl yarak çay sataca m z yere getiriyoruz. Tabii akflam oldu unda al m yerindeki ba r flmalar n ard arkas kesilmiyor. Fabrikan n araba yollamamas ndan kaynakl fabrikalara söven, kota içerisinde kota uygulamas ndan dolay sisteme söven, veryans n edenler... Mevcut sistemin bu tasfiye sald r lar na karfl köylülerin gidip fabrikay basmas (daha önceleri çok kez yap lm fl) fleklinde köylüleri örgütleyenler... Al m yerinin kargaflas bittikten sonra hepimiz kald - m z yere gidip o gün neler yapt m z de erlendiriyoruz. Hopa YDG Eylül Eylül 2007

16 Tartüfler gelir gider Tartüfizm baki kal r Moliere nin yaz ld dönemde oldukça ses getiren, dine sald rd iddias yla yasaklanan, sonras nda daha l man, yumuflak bir tarzda yeniden yaz lan Tartuffe oyunu din sömürüsü, din istismar üzerine kurulu bir metindir. Tartüf, din istismar, ba naz ve körcesine bir inanca saplanma gibi temalar içermektedir. Moliere nin Tartüf ünde konu flöyledir: esasta ikiyüzlü, doland r c, f rsatç olan Tartüf, bir din adam gibi görünerek, iyi bir dindar gibi davranarak, feodal aile iliflkilerine sahip, orta s n f, vars l bir ailenin yan na yerleflir. Tartüf, ailenin babas Orgon un safl ndan, zaaflar ndan ve de kör inanc ndan yararlanarak, Onu tamamen etkisi alt na al r. Böylelikle Orgon üzerinden tüm aile bireylerinin özgürlüklerini k s tlar, ailenin özel meselelerine kar fl r, hatta do rudan müdahale eder. Bu durumdan fena halde rahats z olan aile bireyleri ki özellikle kad nlar, dayan flma içinde Tartüf ün ikiyüzlülü ünü, sahte dindarl n aç a ç kar rlar. Ama ortada çözülmesi gereken büyük bir sorun daha vard r. Tartüf e adeta tapan Orgon, Tartüf e tüm mal n, mülkünü, evini ba fllam flt r. Evden Tartüf ün at lmas gerekirken; Tartüf, tüm aileyi evinden eder. Tam bu s rada adeta tanr sal bir kurtar c ç kar. Her fleyin tükendi i s rada Orgon u tan yan ve ona güvenen kral, Orgon ailesine yard m eder ve bu ç kmazdan kurtar r. Naz m Hikmet, Moliere nin Tartüf ünden uyarlad Tartüf-59 da ana metne büyük oranda ba l kalm flt r. Olaylar n ak fl, ayn kalmakla birlikte uyarlamada önemli de ifliklikler de yap lm flt r. Uyarlamadaki de iflikliklerden en dikkat çekici olan, Tartüf-59 da Tartüf ün d fl nda Tartüf-59 adl, 20. yüzy - la ait bir Tartüf ün daha olmas d r. Oyundaki çat flmalara bir yenisi daha eklenmifltir. Bu kez Tartüfler de kendi içinde ç kar çat flmas na girmifltir. Oyunun bafllar nda eski Tartüf ün yan na uflak olarak giren ve sözde onun ç karlar n kollar gibi görünen yeni Tartüf, eski Tartüf ü 20. yüzy l n Tartüf üne yak fl r yöntemlerle alt eder. Sonras nda ise Orgon ailesi, çat flmas n Tartüf-59 ile sürdürür. Çünkü Tartüfler bitmez Orgon bu kez de eski Tartüf e tap nd gibi Tartüf-59 a tap n r ve mal n mülkünü bu kez Tartüf-59 a verir. Bundan sonras nda ise uyarlamadaki önemli de iflikliklerden bir di eri ç kar okuyucunun karfl s na. Bu kez kurtar c olan kral de ildir, ortada kurtar c bir kral da yoktur. Son anda yard ma yetiflen, Tartüf-59 un sahteli ini, riyakarl n, ikiyüzlülü ünü aç a ç karan evin hizmetçisi Dorina d r ki böyle bir son, uyarlaman n yazar Naz m n kendisi düflünüldü- ünde anlafl labilir ve mesaj dolu bir sondur ve bu son, uyarlamadaki önemli farkl l klardan biridir. N. Hikmet, bu riyakar sömürü düzeninden, insanl bu ç kmazdan çekecek, kurtar c güç olarak proletaryay (iflçi s n f n ) görür ve oyunda Dorina n n yeri ve ifllevi de bunun bir temsilidir. Bu durumu oyunun sonunda Dorina da dile getirir. Dorina oyun sonunda Tartüf- 59 un foyas n aç a ç kard nda Orgon olan bitene anlam veremez ve Dorina misyonunu çok net biçimde flöyle ifade eder: Orgon: (Kleant a) Oyunumuzun bu garip finalinden siz bir fley anlad n z m sevgili kay nbirader? Dorina: Ama ben anlad m. Ben anl yorum. (Tartüf-59 a) Her zaman ve her yerde oyunun sonunda beni karfl nda bulacaks n. Ta yeryüzünden soyun kuruyup gidene dek! Yineleyecek olursak N. Hikmet, Tartüf ün karfl s na 20. yüzy la ait baflka bir Tartüf koyarak Moliere nin iletisine derinlik kazand rm flt r. Din istismar n n, esasta münferit olmaktan çok daha örgütlü, daha sistematik bir iflleyifli oldu- unu ve bunun nedenlerini aç a ç karm flt r. Hatta N. Hikmet, bunu oyunun en bafl ndan itibaren vermifltir. Tartüf tek bafl na de ildir. N. Hikmet daha en bafl ndan Tartüf ün kilise ve kral ile olan iliflkilerini aç kça verir. Tartüf: Yüce hükümdar m z 14. Lui Fransa taht nda sabah günefli gibi fl s n, muhterem peder! Peder: Amin! Yüce gönüllü, merhametli kraliçe anam z n da ad n anmay unutmay n dualar m zda, Mösyö Tartüf. Sizi kutsal tarikat m za üye yapma görevini bana o verdi. Tartüf: ( ) Kutsal tarikat m z n her fleyi gören gözü, her fleyi duyan kula ve duac s olaca- m, muhterem peder. Peder: Orgon adl adam n önce ruhuna, sonra da evine gireceksiniz. Her Pazartesi sabah burada, kilisede Kutsal Bakire nin ayaklar dibinde buluflaca z ve siz bana jurnallerinizi e, yani haberlerinizi ileteceksiniz. Dahas N. Hikmet bu örgütlü yap da var olan sistematikleflmifl bir düflünceden de bahseder ki bu da Tartüfizm dir. Tartüfizm, biçimsel de iflikliklere u rasa da her dönem kendini gösteren, ruhani, dini zaaflardan yararlanan, din temelli bir sömürü ve düflünce sistemidir. Bunu tam anlam yla özümsemifl olan Tartüf-59, oyun boyunca adeta Tartüfizm üzerine ders verir gibidir ve her seferinde Tartüfizm den yararlan r. Damis in Tartüf e ç k flmas sonucunda, Orgon Danis i evden kovmaya kalkar ve bu sahnede Tartüf, tartüfizm i nas l da ustal kla somutlar Tartüf-59: (Seyircilere) Klasik tartüfizme baflvural m. (Orgon a) Ben bir caniyim, rezilim, benzeri görülmemifl bir kötüyüm... der ve kendini masum, ac nas pozlara sokmaya devam eder. Tartüf-59: (Seyircilere) Tartüfizmi bir parça ça dafllaflt ral m. (Orgon a) Hay r, b rak n, sövsün (Danis e) Öbür yana ma da vur. (Diz çöker) Vurun. Tartüf-59 bu tarz n, Tartüfizmi, Orgon ailesinin tüm fertleri ile kurdu u iliflkilerde kullan r. N. Hikmet, yaratt Tartüf- 59 ile klasik Tartüf aras nda öyle bir çat flma yarat r ki bu da iktidar savafl, mücadelesi veren taraflar aras nda ola an fleylerdir zaten. Bunu Tartüf-59 tüm aç kl yla flöyle dile getirmekte: Tartüf-59: (Seyircilere) Orgon un kar - s ndan hoflland. Ama ben Elmira y bu vavs z evliyaya b rak r m y m? 17. yüzy l n Tartüf ü müyüz biz! Elmira tam bana göre bir parça ( ) Tartüfizmde de, anlafl lan t pk sanatta oldu u gibi, eski olan yeni olandan nefret ediyor. Kimin kimi sahneden ataca n görece iz. Yine bu klikler aras çat flmay gösteren bir baflka diyalog daha: Dorina: Niye bu kadar düflmans n z Tartüf e? Tartüf-59: Birincisi, mesle ime benden çok önce girmifl ve büyük flöhret kazanm fl. kincisi de, bir Tartüf ün bir baflka Tartüf ü sevdi i görülmüfl fley midir? Sadece bu diyaloglardan bile rahatl kla anlafl laca üzere Tartüfler birbirlerini sevmez. Çünkü ikisinin de ç kar amaçlar birbiriyle kesiflip, çat flmaktad r. Amaçlar ayn d r. kisi de iktidara oynar. Tartüf bunu baflarm flt r bir ölçüde Tartüf-59 ise Tartüf un yerini almak ister. N. Hikmet in oyunda vurgulad bir baflka fleyse Tartüflerin ve Tartüfizm in hep var oldu udur. Tartüfler 17. yüzy lda da vard r 20. yüzy lda da Tartüfler zamansal ya da dönemsel olarak biçimsel de- iflikliklere u rayabilirler ama özü itibariyle hep ayn d r. Özünde bir sömürü yatmaktad r. Amaç ise bu sömürüyü kullanarak hakimiyet kurma, iktidar kurma çabas d r. Tartüfizm in ölümsüzlü ünü, eski Tartüf ün yerini alarak Orgon ailesi üzerinde otorite kuran ve kendisinden verdi i sözlerin, vaatlerin gerçeklefltirilmesi beklenen Tartüf-59 flöyle aç klar: Tartüf-59: Tartüfler gelirler ve giderler, ama mevkileri, makamlar kal r. Yeni gelen Tartüf eskisinin görevlerini, sorumluluklar n, makam arabalar n ve benzeri fleylerini miras olarak devral r. Tartuflar hep vard r Tartüfizm var oldu u sürece Tabii ki 17. yüzy l n Tartüf ü ile 20. yüzy l n Tartüf ü ayn de ildir. Düflünce sistemati i ayn d r. Tartüfizm bu insanlara damgas n vurmufltur. Amaç ayn fakat araçlar farkl d r ki Tartüf-59 bunun en iyi örne idir. Tartüf-59 hem efendisi olan Tartüf e hem de Moliere in metnindeki Tartüf e göre çok daha zeki ve çok yönlüdür. Çünkü di er Tartüfler gibi tek sömürü biçimini kullanmaz. Salt dini duygular, inanc sömürmez. Bunu çok yo un biçimde yapmakla beraber Orgon ailesinin tüm fertlerinin zaaflar n bulur ve bu zaafl yerlerden onlar n adeta içlerine girer. 20. yüzy la ait Tartüf-59 un kendi dönemine ait bir dolu teknolojik silah vard r. Bigudi, perma aleti, ruj, çamafl r makinesi, foto raf makinesi, teyp gibi. Orgon ailesini flaflk na çevirecek, kand racak birçok fleye sahiptir. Her fleyden önce Tartüf 59 un Orgon a teypten sözde tanr n n sesini dinletmesi, Moliere in Tartüf ünün yapt ndan daha derin, daha katmerli bir sömürüdür. Çünkü Orgon dolays zca, do rudan tanr ile konufltu unu, iletiflim kurdu unu sanar ki bu da Tartüf ün ifllerini çok daha kolaylaflt r r. Orgon u adeta kendine kul köle yapar. Yine Elmira y güzellik zaaf ndan ötürü ruj ile, Madam Pernell i daha genç görünece i düflüncesinden hareketle perma ile, Dorina y ise ifllerini kolaylaflt racak olan çamafl r makinesi ile kand r r. Bunlar birer rüflvet niteli indedir. Bu rüflvetler zamanla birer koza dönüflür Tartüf-59 un elinde. Bundan ötürü Tartüf-59 un bu hali Moliere in Tartüf üne göre daha zengin ve renklidir. Moliere in Tartüf ü, Tartüf-59 un yan nda daha tek yönlü, kabaca çizilmifl düflüncesini uyand rmaktad r. N. Hikmet, tartüfizmin sömürücülü ünü, Tartüflerin gerçek yüzünü ve iliflkilerin perde arkas n Moliere e göre daha ayr nt land rarak, derinlefltirerek vermifltir. Moliere in üzerinde durdu u dinin sömürülüflünü, sahte dindar daha kal n çizgilerle somutlam flt r N. Hikmet. Tartüf ve Tartüf-59 aras nda flöyle bir diyalog geçer: Halk n iradesi olarak nitelendirilmesine ra men sadece bütün halk n üzerinde egemen olma kavgas olan 22 Temmuz seçimleri; do rudan emperyalistler taraf ndan desteklenen AKP nin % 48 lik zaferiyle sonuçland. AKP yi %17 lik pay yla CHP, %14 lük pay yla da MHP izledi. Tam flenlikli mecliste daha neler var neler! Parlamento üzerinden Kürt halk n n haklar n savunabilece ini -ya da temsil edebilece ini (!)- iddia eden DTP - den tutun da 3M (Mustafa Kemal-Marks-Muhammed) yi bir araya getirip devrim yapaca n söyleyen Ufuk Uras a, bir zaman n çiçek sulamak tan bafl n alamay p devlet ifllerini aksatan Kamer Genç ten 2 Temmuz Sivas katliam flehitlerini bir futbol maç nda ölebileceklerle k yaslayan Mesut Y lmaz a kadar t ka basa dolu meclis. Bu rengarenk meclis elbette ki bir kültür mozai i de ildir. Aksine halk n, umut ve demokrasi aray fl - n n sürdü ünün ama bunu yanl fl bir araçla yapt - n n göstergesidir. Peki, iflte bu noktada biz YDG liler halka boykotu bir seçim alternatifi olarak sunup, seçimlerden demokrasi umman n yerine onu boykot etmenin daha do ru bir davran fl oldu unu yeterince anlatt k m? Angarya ifllerde çal flt r lan ücretli ö retmenler Ayr ca ö retmen al mlar nda al nacak ö retmen say lar na bakt m zda en az ö retmen al m kadrolu ö retmenler için, ondan sonra sözleflmeli ö retmenler için ve en fazla ö retmen al m da ücretli ö retmenlerde yaflanmaktad r. Sadece girdi i ders saat ücretini alan ücretli ö retmenlerin görev süresi okul müdürüne ba l oldu u içindir ki okul müdürü taraf ndan verilen angarya iflleri de yapmaktad r. Aksi takdirde müdürün dudaklar n n aras ndan ç kacak olan iki sihirli sözcük çal flmas na son verebilecektir. Zaten yorucu bir sene boyunca s nava haz rlan p onu kazanamayan ö retmen aday, iflsizlikten kaynakl yaflad yo un stresten dolay zar zor bir ücretli ö retmenlik bulabilmifl ve art k baflka çaresi olmad ndan dolay onu da kaybetmek istememektedir ve bu sömürü çark n n içerisine dahil olmaktad r KPSS birincisi 100 tam puan alan matematik ö retmeni kadrolu olarak atanamam fl ve sözleflmeli ö retmenlik yapm flt r. Nedeni gayet basit y l nda matematik ö retmenlerinde kadrolu atama yap lmam fl, sözleflmeli ö retmen atamas yap lm flt r. Bu sene istifa edip kadroya geçecek olan 2006 KPSS birincisinin branfl olan matematik ö retmenli inde bu sene sadece 30 kadrolu ö retmen al nacakt r. Oysa sadece Ankara n n matematik ö retmeni aç 30 un üzerindedir. Önümüzdeki sene KPSS birincisi, atamas yap lmayan bir branfltan ç karsa ve atamas yap lmazsa hiç flafl rmamak gerek. Ülkemizde böyle örnekler oldukça bol bulunmaktad r. En son 2007 ÖSS de 179. olup da devams zl ktan s n fta kalan ö retmen okulu ö rencisi bunu ispatlar niteliktedir. Okul müdürünün yapt aç klamalar bu olay n yaflanmas na oldukça üzüldü ü yönünde olmufltur. Yap lan s navda 179. olabilme kapasitesinde olan bir insan okulu bitirebilme kapasitesine sahip de il. Üstelik devams zl ktan dolay. Ama lise son s n f ö rencilerine ÖSS ye haz rlanmalar için okula gelmemeleri yönünde fikir sunan bu sistemin kendisi ve onu okula gelmedi i için s n fta b rakan yine kendisi. Ne diyelim? Trajikomik bir e itim sistemi manzaras m? E itim sistemindeki bu politikalar geçen dönem bafllatt m z E itim üzerindeki emperyalist politikalara son! Anti-emperyalist gençlik hareketini yükselt! kampanyas n n ne kadar do ru ve sürece uygun oldu unu bizlere kan tlamakt r. Kampanya süresince yapacaklar m - z n sadece kampanya tarihleri ile s n rl olmad n defalarca söylemifltik ve bu süreç de bize bunu göstermektedir. Özellikle ÖSS ve KPSS ile ortaya ç kan tepkileri do ru de erlendirmek gerekmektedir. Üniversitelerde bu konuyla ilgili eylemler örgütlenmeli ve birlikte hareket etme imkan sa lanmal. Ancak bu noktada düflmememiz gereken bir hata, KPSS sorununun yaln zca e itim fakültesi ö rencilerinin sorunu olarak görülmesi ve ö retmen adaylar na gidilip, sendikalardan genellikle E itim-sen le iliflki kurulmas d r. KPSS bütün üniversite gençli ini ilgilendiren bir sorundur. Bunun için bir bütün üniversite gençli ini kapsayacak çal flmalar yap lmal d r. Okullar n aç lmas na az bir süre kald. Bu süreci do ru bir haz rl k süreci ile de erlendirip okullar aç ld nda bu çal flmalar h zland rarak 6 Kas m haz rl klar na bafllamal y z. Çukurova dan yeni mezun bir YDG li ö retmen Köleleflme, LÖB lerde birlefl! MERS N DE BOYKOT PRAT KLER M Z Genel olarak Türkiye de seçim öncesi süreçte gerek dergimizle, bildirimizle gerek afifl ve kufllar m zla seçimde sand a gitmenin, kötünün iyisini seçmenin tek yol olmad n, as l demokratik olan n bilinçli bir flekilde seçimleri boykot etmek oldu unu anlatmaya çal flt k. Bu do rultuda Mersin de de ileri, emekçi mahallelerimizde yaklafl k üç hafta boyunca anket, gazete da t m, afifl asma, bildiri gibi araçlarla boykot çal flmas yürüttük. Öncelikle insanlar n genel sorunlar n, seçimlerin boykot edilmesi konusunda neler düflündüklerini, bu konuda önceliklerini ö renmek amac yla bir anket haz rlad k. Haz rlad m z anket, bizlere insanlar n genel sorunlar n n iflsizlik ve açl k oldu- unu, ço u kiflinin AKP yi tercih etmek istemedi ini ama yine de kötünün iyisi olarak gördü ünden ona oy verece ini gösterdi. Bize kalan tek fley bütün bu sonuçlar üzerinden meclisin niteli ini teflhir etmek ve seçimlerin çözümsüzlü ünü gözler önüne sermekti, öyle de yapt k! Anket ayn zamanda bizlere, halkla olan ba lar m zdaki eksikliklerimizi gösterip, onlara ulaflabilmek için yöntem gelifltirmemizi sa lad. Halk n bizi Afla daki yaz Mersin LÖB ün ç kard Hayat Tutulmas isimli bültenden al nm flt r. Türkiye de kurulu e itim sisteminin oturmufl (!) kurallar bugün hemen hemen tüm ö rencilerde tepkiye neden olmaktad r. Bilimsellikten uzaklaflm fl ezberci dersler, henüz kimli ini yeni tamamlayan biz gençlere bir yandan rkç l, flovenizmi, sömürüyü süsleyip hofl göstererek, emperyalist düzene bilinçsiz, emekçi köle olarak yetifltirirken, bir yandan da bu genç kitleyi ülkenin somut gerçeklerinden uzaklaflt r p koyunlaflt rma politikas na a rl k vermektedir. Bugün yasallaflt r lm fl sözde paras z e itimin gere i olarak okullarda yine zorla- toplanan paralar ba- fl (!) ad n almakta, bu paralar toplan rken durumu hakl göstermek amac yla ö retmen ve idarecilerin kuru laflar, yetmezse disiplin cezalar yla gözda lar, art k biz liselilerin harekete geçmeleri gerekti inin aç k bir delilidir. Ba fllar; (!) spor, karne, diploma, temizlik, aidat vb. maskesini ç kararak çirkin yüzünü bizlere göstermifltir. Maskenin alt ndan ç kan binlerce solucan, anne ve babalar m z n cüzdanlar na girererek sömürmeyi amaçlam fl olacak ki onlara ulaflmak için bizleri kullanmakta ve bir an bile tereddüt etmemektedir. Onlar n bu düzeninin art k ifllemedi ini, bilinçlendi imizi ve haklar m z u runa, liseli gençler olarak mücadele edece imizi ve tepkimizi her daim hayk raca m - z göstermeliyiz. Türkiye de farkl ulus ve milliyetlerin bir arada yaflad ve kültürlerinin farkl oldu u hepimizce malum olan bir durumdur. Her ulustan ve milliyetten gencin e itim görürken kullanmas gereken dilin kendi ana dili olmas gerekti ine inan yoruz. Çünkü her birey kendi dilini, kültürünü kullanma, yaflama hakk na sahiptir. Onlara zorla baflka bir dilde e itim vererek kültürlerini öldürüp beyaz katliam yapanlara tepkimizi ana dilde e itim diyerek dile getiriyoruz. Sistemin çarp kl klar ile tepkimizden biri de tek tip k yafet uygulamas d r. Önce hapishanelerde sonra okullarda uygulanan bu tek tipleflme, ö renciyi toplumdan soyutlayarak onu potansiyel suçlu olarak görmektedir. Sistemin bu uygulamayla ulaflmak istedi- i amaçlardan biri de ö rencilerin birbiri aras ndaki s - n fsal farklar ortadan kald rarak ö renciler aras nda hiçbir ayr m yapmad n ispat etmek, (!) görünüfl aç - s ndan hiçbir fark olmad n düflünüp, en az ndan ö rencilerin, s n f ayr m na karfl tepkisini engellemektir. Liseyi bitirip üniversiteye gitmek isteyen her ö rencinin bafl belas olan, YÖK ün övünç kayna ÖSS asl nda ö rencileri asosyallefltirip, bilincini öldürme, toplumsal sorunlardan uzaklaflt rma amac yla bugün bu düzeye getirilmifltir. E itim, yaflam hakk kadar do al bir hakt r. Hediye olarak verilmez, al n r. Kimsenin e itim hakk - m za müdahale etmesine izin vermemek için sesimizi, yumru umuzu birlefltirip beraber hareket etmemiz gerekir. Çünkü bizlere yap lan bu ciddi sald r lara karfl durmak, bu sald r lara son vermek bireysel de il bir çat alt nda birleflerek mümkün olabilir. Bizlere yol gösterecek olan ve bizleri temsil eden LÖB lerde birleflmeli, kendi haklar m z için tepkimizi dile getirmeliyiz. LÖB, liseli ö rencilerin sorunlar ndan yola ç karak bu ülkede sürdürülen politikalardan ne kadar etkilendi imizi göstermekte ve en do al hakk m z olan e itimin istedi imiz biçimde bilimsel, anti-flovenist, anadilde, özerk e itimin- verilmesinde srar etmektedir. LÖB rkç, flovenist, anadilden yoksun olan e itime vurulan bir yumruktur. Her lise ö rencisinin hiçbir fley gözetmeden kendisini ifade edebilece- i bir güçtür LÖB. içten karfl lamas, onlar n bize hiç de san ld kadar uzak olmad n ama yine de onlarla iletiflimde yaflad m z eksiklikler (Kürtçe bilen yoldafllar m z n say ca az olmas, inanc m z n onlar n ortak ç karlar üstüne oldu unu halk m za yeterince anlatamam fl olmam z vs.) yüzünden istenilen düzeyde olmad n da gösterdi. Halk n seçimi boykot konusunda tepkileri ço- u zaman olumluydu. lk, Seçimleri boykot karar sizce nas l bir karar? sorusunu duyduklar nda genelde flöyle cevaplar veriyorlard. Olur mu öyle fley? Meydan bofl mu b rakaca z?, Asl nda iyi fikir ama flimdi Bin Umut Adaylar var veya ilk baflta çok tepkisel yaklaflanlar Ne demek sand a gitmemek? Ne yapal m ya?, ya da tam tersi Valla çok iyi olur. Zaten ne kâr m z oluyor ki, neyi bizim için yap yorlar ki?... Cevaplar ne olursa olsun, onlara meclisin niteli ini, ne oranda halk temsil etti ini/etmedi ini anlatt m zda - genelde- halk m z da bu konuda bizlere birçok fleyden bahsederek, bütün bunlar yak - c bir flekilde hissettiklerini anlat yorlar ve bize hak veriyorlard. Karfl l kl konuflmalar m z bitti inde ard m zdaki çeliflkileri artm fl ya da boykota olumlu bakan insanlar b rakt m za inan yoruz. Anket çal flmam z sona erdi inde bildiri, gazete ve dergimizle tekrar kap lar çald k. Anket çal flmalar nda tan flt m z insanlar n bizleri gördü ündeki s cak tav rlar inanc m z n do rulu unu, hakl - l n bir kez daha kan tlay p, mücadele iste imizi perçinlefltirdi desek yeridir. Yaln z bütün bu olumluluklar n yan nda olumsuz durumlar ve bunun do- urdu u birtak m aksilikler, hoflgörüsüz davran fllar da olmad de il. Çal flma yapt m z muhitler, daha çok T. Kürdistan ndan göç eden halk n yo un flekilde yaflad - yerlerdir. Egemenlerin arka plana att bu halk n; s n f ayr m n n Mersin de yaflayan di er kesimlere göre daha çok fark nda olmas, onlar n -hakl olarak- insan haklar ve demokrasi aray fl içine girmelerini sa lamaktad r. Ancak ulusal hareketin mücadelesinin etkisi alt nda olan genifl bir kitle bu nedenden kaynakl parlamenter çözüme umut ba layabilmektedir. Çal flmalar m z s ras nda bunun da etkisiyle, önceki say m zda haberini yapt m z gibi, baz DTP üyelerinin sald rgan, kaba tav rlar na da denk geldik. Ancak bu tav rlar halk n bize yönelik yaklafl m nda bir de iflikli e neden olmad. Sonuç olarak bizim için verimli geçen boykot çal flmalar yla yolumuza daha deneyimli flekilde devam edece iz. Mersin YDG Eylül Eylül 2007

MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES

MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES Ahmet AKIN / TÜRMOB Yönetim Kurulu Üyesi 387 388 Genel Oturum III - Meslek Mensuplar Aç s ndan Türkiye Denetim Standartlar n

Detaylı

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi :

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi : 2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ Anayasa nın 49. Maddesi : A. Çalışma Hakkı ve Ödevi Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek,

Detaylı

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Hmfl. Sevgili GÜREL Emekli, Ac badem Sa l k Grubu Ac badem Hastanesi, Merkezi Sterilizasyon Ünitesi, STANBUL e-posta: sgurkan@asg.com.tr H

Detaylı

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi Baflkent Üniversitesi T p Fakültesi Adana Eriflkin Kemik li i Nakil ve Hücresel Tedavi Merkezi, Türkiye

Detaylı

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uygulama Önerileri 59 Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uluslararas ç Denetim Meslekî Uygulama Standartlar ndan Standart 1110 un Yorumu lgili Standart 1110 Kurum çi Ba

Detaylı

Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas

Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas 1 Prof. Dr. Yunus Kishal Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi Tekdüzen Hesap Sistemi ve Çözümlü Muhasebe Problemleri 4. Bas Tekdüzen Muhasebe Sistemi Uygulama Tebli leri

Detaylı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i 3. Ödemeler Dengesi 2003 y l nda 8.037 milyon dolar olan cari ifllemler aç, 2004 y l nda % 91,7 artarak 15.410 milyon dolara yükselmifltir. Cari ifllemler aç ndaki bu

Detaylı

NTERNET ÇA I D NAM KLER

NTERNET ÇA I D NAM KLER Mustafa Emre C VELEK NTERNET ÇA I D NAM KLER www.internetdinamikleri.com STANBUL-2009 Yay n No : 2148 letiflim Dizisi : 55 1. Bas m - stanbul - Haziran 2009 ISBN 978-605 - 377-066 - 4 Copyright Bu kitab

Detaylı

Gelece in Bilgi flçilerini Do ru Seçmek: Araflt rma Görevlisi Al m Süreci Örne i

Gelece in Bilgi flçilerini Do ru Seçmek: Araflt rma Görevlisi Al m Süreci Örne i Uluslararas Yüksekö retim Kongresi: Yeni Yönelifller ve Sorunlar (UYK-2011) 27-29 May s 2011, stanbul; 2. Cilt / Bölüm XI / Sayfa 1359-1364 Gelece in Bilgi flçilerini Do ru Seçmek: Araflt rma Görevlisi

Detaylı

Matematikte sonsuz bir s fatt r, bir ad de ildir. Nas l sonlu bir s fatsa, matematikte kullan lan sonsuz da bir s fatt r. Sonsuz, sonlunun karfl t d

Matematikte sonsuz bir s fatt r, bir ad de ildir. Nas l sonlu bir s fatsa, matematikte kullan lan sonsuz da bir s fatt r. Sonsuz, sonlunun karfl t d Matematik ve Sonsuz G erek konuflma vermeye gitti im okullarda, gerek bana gelen okur mektuplar nda, ö renci ve ö retmenlerin matematikteki sonsuzluk kavram n pek iyi bilmediklerini gözlemledim. Örne in,

Detaylı

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ SAYI : BİR 7-11 MAYIS 2009 ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ Ben siyasi hayatım ve ülke sevdamla ilgili olarak tüm Türkiye yi memleketim bilirim ancak Çemişgezek benim doğup, büyüdüğüm yer. Elazığ Valisi Muammer

Detaylı

Ak ld fl AMA Öngörülebilir

Ak ld fl AMA Öngörülebilir Ak ld fl AMA Öngörülebilir Ak ld fl AMA Öngörülebilir Kararlar m z Biçimlendiren Gizli Kuvvetler Dan Ariely Çevirenler Asiye Hekimo lu Gül Filiz fiar ISBN 978-605-5655-39-6 2008, Dan Ariely Orijinal ad

Detaylı

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir 2002 May s ay nda yap lan Birleflmifl Milletler Çocuk Özel Oturumu öncesinde tüm dünyada gerçeklefltirilen Çocuklar çin Evet Deyin kampanyas na Türkiye

Detaylı

dan flman teslim ald evraklar inceledikten sonra nsan Kaynaklar Müdürlü ü/birimine gönderir.

dan flman teslim ald evraklar inceledikten sonra nsan Kaynaklar Müdürlü ü/birimine gönderir. TÜB TAK BAfiKANLIK, MERKEZ VE ENST TÜLERDE ÇALIfiIRKEN YÜKSEK L SANS VE DOKTORA Ö REN M YAPANLARA UYGULANACAK ESASLAR (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Esaslar n amac ; Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araflt

Detaylı

Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi

Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi Otomasyon Sistemleri E itiminde Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi Murat Ayaz Kocaeli Üniversitesi Teknik E itim Fakültesi, Elektrik E itimi Koray Erhan Kocaeli Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi,

Detaylı

umhurbaflkan iken, Kendi ste iyle Kimya Ö rencisi Oldu

umhurbaflkan iken, Kendi ste iyle Kimya Ö rencisi Oldu C umhurbaflkan iken, Kendi ste iyle Kimya Ö rencisi Oldu Çankaya Köflkü nde Cumhurbaflkan smet nönü, 1942 y l nda hergün sabah akflam büyük bir dikkat ve merakla Hitler in Rusya topraklar ndaki ilerlemesini

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ 120 kinci Bölüm - Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi 1. ARAfiTIRMANIN AMACI ve YÖNTEM Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi, tüketici enflasyonu, iflsizlik

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

30 > 35. nsan Kaynaklar. > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu

30 > 35. nsan Kaynaklar. > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu 30 > 35 nsan Kaynaklar > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu > nsan Kaynaklar Personele Göre fl De il, fle Göre Personel. stanbul Büyükflehir Belediyesi, Personele Göre

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ ÜNİVERSİTE KOORDİNATÖRLÜĞÜ VE ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI BİRİNCİ BÖLÜM

İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ ÜNİVERSİTE KOORDİNATÖRLÜĞÜ VE ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI BİRİNCİ BÖLÜM İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ ÜNİVERSİTE KOORDİNATÖRLÜĞÜ VE ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Genel Esaslar Amaç Madde 1- (1)Bu

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları I Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları II Yay n No : 2056 Hukuk Dizisi : 289 1. Bas Kas m 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-953 - 8

Detaylı

TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE

TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE Prof. Haberal dan Yeni Bir Uluslararas At l m: TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE Dünyan n dört bir yan ndan yüzlerce biliminsan Prof. Dr. Mehmet Haberal taraf ndan kurulan Türk Dünyas Transplantasyon

Detaylı

Genel Yay n S ra No: 178 2010/20. Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun

Genel Yay n S ra No: 178 2010/20. Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun Genel Yay n S ra No: 178 2010/20 ISBN No: 978-605-5614-56-0 Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun Tasar m / Uygulama Referans Medya ve Reklam Hiz. Ltd. Tel: +90.212 347 32 47 e-mail: info@referansajans.com

Detaylı

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac Ders 3: SORUN ANAL Z Sorun analizi nedir? Sorun analizi, toplumda varolan bir sorunu temel sorun olarak ele al r ve bu sorun çevresinde yer alan tüm olumsuzluklar ortaya ç karmaya çal fl r. Temel sorunun

Detaylı

JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK

JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK Otopsi Cengiz Özak nc JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK Amerikan And : Herkes için adalet ve özgürlükle bölünmez tek ulusa dayanan Cumhuriyet e ve bayra ma ba l olaca ma and içerim. Yer

Detaylı

Genel Yay n S ra No:148 2009/14 Cep Kitapl : XLV. Yay na Haz rlayan Av. Celal Ülgen - Av. Coflkun Ongun. Kapak Can Eren

Genel Yay n S ra No:148 2009/14 Cep Kitapl : XLV. Yay na Haz rlayan Av. Celal Ülgen - Av. Coflkun Ongun. Kapak Can Eren Genel Yay n S ra No:148 2009/14 Cep Kitapl : XLV ISBN No: 978-99-44-234-22-1 Yay na Haz rlayan Av. Celal Ülgen - Av. Coflkun Ongun Kapak Can Eren Tasar m / Uygulama Referans Ajans Tel: +90.212 347 32 47

Detaylı

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına

Detaylı

ATAÇ Bilgilendirme Politikası

ATAÇ Bilgilendirme Politikası ATAÇ Bilgilendirme Politikası Amaç Bilgilendirme politikasının temel amacı, grubun genel stratejileri çerçevesinde, ATAÇ İnş. ve San. A.Ş. nin, hak ve yararlarını da gözeterek, ticari sır niteliğindeki

Detaylı

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif Dr. Yeflim Toduk Akifl Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif flirket birleflmeleri ve sat nalmalar, türkiye deki küçük iflletmelerden, dev flirketlere kadar her birinin gündeminde olmaya devam

Detaylı

13. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr

13. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr 13. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ Prof. Dr. Zeki TEKİN ztekin@karabuk.edu.tr Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 2 İçindekiler CUMHURİYET DÖNEMİNDE MESLEKÎ TEKNİK EĞİTİMDE

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

Türkiye Cumhuriyeti ne YAHUD SOYKIRIMI SUÇLAMASI

Türkiye Cumhuriyeti ne YAHUD SOYKIRIMI SUÇLAMASI Otopsi Cengiz Özak nc 8 Türkiye Cumhuriyeti ne YAHUD SOYKIRIMI SUÇLAMASI 71 Y l Sonra Dünyada ve Türkiye de lk Kez T pk Bas m ve Tam Metin 24 fiubat 1942 Struma Facias nda Türkiyenin Suçsuzlu unu Kan tlayan

Detaylı

Araştırma Notu 15/177

Araştırma Notu 15/177 Araştırma Notu 15/177 02 Mart 2015 YOKSUL İLE ZENGİN ARASINDAKİ ENFLASYON FARKI REKOR SEVİYEDE Seyfettin Gürsel *, Ayşenur Acar ** Yönetici özeti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon

Detaylı

RAN SLÂM CUMHUR YET ANKARA KÜLTÜR MÜSTEfiARLI I WEB S TES H ZMETE AÇILDI www.irankulturevi.com

RAN SLÂM CUMHUR YET ANKARA KÜLTÜR MÜSTEfiARLI I WEB S TES H ZMETE AÇILDI www.irankulturevi.com NTERNET S TES TANITIMI RAN SLÂM CUMHUR YET ANKARA KÜLTÜR MÜSTEfiARLI I WEB S TES H ZMETE AÇILDI www.irankulturevi.com ran slâm nk lâb n n 25. y ldönümü münasebetiyle hizmete aç lan ran slâm Cumhuriyeti

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ENGELLİLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ (1) BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ENGELLİLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ (1) BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ENGELLİLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ (1) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (Değişik:RG-14/2/2014-28913) (1) Bu Yönetmeliğin amacı; yükseköğrenim

Detaylı

Beynimizi Nas l De ifltiriyor? Çeviri: DEN Z BENER

Beynimizi Nas l De ifltiriyor? Çeviri: DEN Z BENER Beynimizi Nas l De ifltiriyor? Çeviri: DEN Z BENER nternet, her fleyi de ifltirdi Hat rlamak ve zihnimizi kullanmak konusunda, geleneksel yöntemlerimizden h zla uzaklafl yoruz. Be endi imiz bir yeme in tarifini,

Detaylı

Mustafa Kemal in Bursa da Ö retmenlere Konuflmas

Mustafa Kemal in Bursa da Ö retmenlere Konuflmas Atatürk ün Dünyas Cengiz Önal 64 Mustafa Kemal in Bursa da Ö retmenlere Konuflmas Han mlar, Beyler! stanbul dan geliyorsunuz. Hofl geldiniz. stanbul un fl k ocaklar n temsil eden yüce heyetiniz karfl s

Detaylı

ORHAN YILMAZ (*) B- 3095 SAYILI YASADA YAPILAN DE fi KL KLER:

ORHAN YILMAZ (*) B- 3095 SAYILI YASADA YAPILAN DE fi KL KLER: YASAL TEMERRÜT FA Z ORHAN YILMAZ (*) A- G R fi: Bilindi i üzere, gerek yasal kapital faizi ve gerekse yasal temerrüt faizi yönünden uygulanmas gereken hükümler, 19.12.1984 gün ve 18610 say l Resmi Gazete

Detaylı

Bu yaz girifle gereksinmiyor. Do rudan, kan tlayaca m z

Bu yaz girifle gereksinmiyor. Do rudan, kan tlayaca m z Yoksulun fians Bu yaz girifle gereksinmiyor. Do rudan, kan tlayaca m z sonuca geçelim: Teorem. Yoksulun zengine karfl flans yoktur. Bu çok bilinen teorem i kan tlayabilmek için her fleyden önce önermeyi

Detaylı

Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu

Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu Cumhuriyeti ve onun gereklerini yüksek sesle anlat n z. Bunu yüreklere yerlefltirmek için elveriflli

Detaylı

B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle

B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle bu ifllemlerin üzerinden al nan dolayl vergiler farkl l k arz etmektedir. 13.07.1956 tarih 6802 say l Gider Vergileri Kanunu

Detaylı

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*)

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Yönetmelik, Türkiye Bilimsel

Detaylı

Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor

Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Ekim 14, 2011-2:43:35 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, ''Bedensel, işitme ve görme özürlüler kendi içinde sınava tabi tutulacak. 2012 yılının ilk çeyreğinde

Detaylı

Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i

Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i Parti içi disiplin mekanizması (cinsel taciz, aile içi şiddet vs. gibi durumlarda işletilen) AKP CHP MHP BBP HDP Parti içi disiplin

Detaylı

Amerika Birleflik Devletleri nde dikkatimi ilk çeken her fleyin

Amerika Birleflik Devletleri nde dikkatimi ilk çeken her fleyin Dünyan n En Zeki nsan Matematikçilere Karfl Amerika Birleflik Devletleri nde dikkatimi ilk çeken her fleyin büyüklü ü oldu. Arabalar, binalar, Coca Cola lar, al flverifl merkezleri, insanlar... Her fley

Detaylı

YARGITAY 7. HUKUK DA RES

YARGITAY 7. HUKUK DA RES YARGITAY 7. HUKUK DA RES 2260 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 81 Say : 5 Y l 2007 YARGITAY 7. HUKUK DA RES E: 2006/1028 K: 2006/1293 T: 24.04.2006 T CARET HUKUKU T CAR DAVA KAVRAMI HAKSIZ EYLEMDEN DO AN DAVA

Detaylı

DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i

DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i I DR. NA L YILMAZ HEMfiEHR K ML Kastamonulular Örne i II Yay n No : 2039 Sosyoloji : 1 1. Bas - Ekim 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-936 - 1 Copyright Bu kitab n Türkiye deki yay n haklar BETA Bas m

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA. Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçeleri ektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA. Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçeleri ektedir. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçeleri ektedir. Gereğini arzederim. M. Akif HAMZAÇEBİ İstanbul Milletvekili 1 GENEL GEREKÇE

Detaylı

EVOK Güvenlik in hedefi daima bu kalite ve standartlarda hizmet sunmakt r. Hasan ERDEM R. Mustafa AL KOÇ. Yönetim Kurulu Baflkan.

EVOK Güvenlik in hedefi daima bu kalite ve standartlarda hizmet sunmakt r. Hasan ERDEM R. Mustafa AL KOÇ. Yönetim Kurulu Baflkan. EVOK Güvenlik, ülkemizde büyük ihtiyaç duyulan güvenlik hizmetlerine kalite getirmek amac yla Mustafa Alikoç yönetiminde profesyonel bir ekip taraf ndan kurulmufltur. Güvenlik sektöründeki 10 y ll k bilgi,

Detaylı

YURTDIŞI VATANDAŞLAR DANIŞMA KURULUNUN ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

YURTDIŞI VATANDAŞLAR DANIŞMA KURULUNUN ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK 24 Aralık 2010 CUMA Resmî Gazete Sayı : 27795 YÖNETMELİK Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığından: YURTDIŞI VATANDAŞLAR DANIŞMA KURULUNUN ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ

Detaylı

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NE

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NE Sayı :2010/800/ 25.11.2010 Konu : Yönetici ve Öğretmenlerin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararla ilgili görüşlerimiz hk. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NE İlgi: 9.11.2010 gün ve

Detaylı

HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU?

HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU? HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU? Rıza KARAMAN Kamu İhale Mevzuatı Uzmanı 1. GİRİŞ İdareler, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımlarına çıkarken

Detaylı

YARGITAY 2. HUKUK DA RES

YARGITAY 2. HUKUK DA RES YARGITAY 2. HUKUK DA RES 2674 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 81 Say : 6 Y l 2007 YARGITAY 2. HUKUK DA RES E: 2005/20742 K: 2006/5715 T: 18.04.2006 M RASÇILIK SIFATI M RASIN NT KAL ZAMAN YÖNÜNDEN UYGULANACAK

Detaylı

25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir.

25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir. Sıkça Sorulan Sorular Başvuru Başvuru ne zaman bitiyor? 25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir. Bursluluğun

Detaylı

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Enerji ve Kalkınma Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Kırılma Noktası Dünyanın gerçeklerini kırılma noktalarında daha iyi kavrıyoruz. Peşpeşe gelen, birbirine benzer damlaların bir tanesi bardağın

Detaylı

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina .. 95 Türkiye ile Kazakistan: Karfl l kl Kazan mlara Dayal Bir flbirli i Bektas Mukhamejanov * Çeviren: Dr. Almagül sina Kazakistan ba ms zl n kazand ndan itibaren, d fl politika stratejisinde çok yönlü

Detaylı

BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR YÜKSEKOKULU BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖZEL YETENEK SINAVI YÖNERGESİ

BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR YÜKSEKOKULU BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖZEL YETENEK SINAVI YÖNERGESİ BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR YÜKSEKOKULU BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖZEL YETENEK SINAVI YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 - (1) Bu

Detaylı

T.C ATAŞEHİR ADIGÜZEL MESLEK YÜKSEKOKULU

T.C ATAŞEHİR ADIGÜZEL MESLEK YÜKSEKOKULU T.C ATAŞEHİR ADIGÜZEL MESLEK YÜKSEKOKULU 2015-2016 EĞİTİM ve ÖĞRETİM YILI MERKEZİ YERLEŞTİRME PUANIYLA YATAY GEÇİŞ İŞLEMLERİ (EK MADDE-1 E GÖRE) ve BAŞVURULARI Yükseköğretim Kurumlarında Ön lisans ve Lisans

Detaylı

SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ

SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ Belirli amaçları gerçekleştirmek üzere gerçek veya tüzel kişiler tarafından kurulan ve belirlenen hedefe ulaşmak için, ortak ya da yöneticilerin dikkat ve özen

Detaylı

MOTORLU TAfiIT SÜRÜCÜLER KURSLARINDA KATMA DE ER VERG S N DO URAN OLAY

MOTORLU TAfiIT SÜRÜCÜLER KURSLARINDA KATMA DE ER VERG S N DO URAN OLAY MOTORLU TAfiIT SÜRÜCÜLER KURSLARINDA KATMA DE ER VERG S N DO URAN OLAY brahim ERCAN * 1- GENEL B LG : Motorlu tafl t sürücüleri kurslar, 5580 say l Özel Ö retim Kurumlar Kanunu kapsam nda motorlu tafl

Detaylı

Kuruluşumuz. Ocak 2011

Kuruluşumuz. Ocak 2011 Kuruluşumuz Ocak 2011 Hürriyet Yönetim Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı nın çağrısıyla bir araya geldik. Kısa bir süre sonra, toplam üye sayılarıyla 100.000 e yakın kadını temsil eden 40 tan fazla sivil

Detaylı

Yeni Sınav Sistemi (TEOGES) Hakkında Bilgilendirme

Yeni Sınav Sistemi (TEOGES) Hakkında Bilgilendirme Yeni Sınav Sistemi (TEOGES) Hakkında Bilgilendirme 8. SINIF Sevgili Ö renciler, SBS nin kald r lmas ile bunun yerine yaz l s navlar n merkezî bir uygulamayla yap lmas n esas alan bir sistem getirilmifltir.

Detaylı

YAZARLAR HAKKINDA Alfabetik S rayla Yüksel Baykara ACAR Minhaç ÇEL K Bülent Ç ÇEKL Muharrem EKfi

YAZARLAR HAKKINDA Alfabetik S rayla Yüksel Baykara ACAR Minhaç ÇEL K Bülent Ç ÇEKL Muharrem EKfi Yüksel Baykara ACAR YAZARLAR HAKKINDA Alfabetik S rayla Yrd. Doç. Dr. Yüksel Baykara Acar Hacettepe Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi, Sosyal Hizmet Bölümü nde Ö retim Üyesi olarak görev

Detaylı

MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z

MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z Nisan 2010 ISBN 978-9944-60-631-8 1. Bask, 1000 Adet Nisan 2010 stanbul stanbul Sanayi Odas Yay nlar No: 2010/5 Araflt rma fiubesi Meflrutiyet

Detaylı

Yanlış Anlaşılan Faizci

Yanlış Anlaşılan Faizci Yanlış Anlaşılan Faizci Aslam Effendi Başka bir gün Tota 1, faizci Sherzad ile karşılaştım. Bu herif hasta olmalı. Düşünsene, para ödünç vererek faiz temin ediyor. Din bu işi yasaklıyor ama yine de aramızda

Detaylı

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi 4/c'yi de kaldır!.. cümlelerine yer verildi. Basın açıklamasında özetle; Kamuda çalıştırlan

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi 4/c'yi de kaldır!.. cümlelerine yer verildi. Basın açıklamasında özetle; Kamuda çalıştırlan 11 NİSAN 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler 4/C'lilerin eylemi TÜRK Büro-Sen öncülüğünde, 4/C'lilerin haklarının iadesi amacıyla ülke çapında eylemler düzenlenmeye başlatıldı.

Detaylı

KOOPERAT F GENEL KURUL TOPLANTISINA KATILMA VE OY HAKKI BULUNAN K MSELER

KOOPERAT F GENEL KURUL TOPLANTISINA KATILMA VE OY HAKKI BULUNAN K MSELER KOOPERAT F GENEL KURUL TOPLANTISINA KATILMA VE OY HAKKI BULUNAN K MSELER Merdan ÇALIfiKAN* I. G R fi 1163 say l Kooperatifler Kanunu na göre kooperatiflerin zaruri 3 organ bulunmaktad r. Bunlardan en yetkili

Detaylı

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ Önlisans ve Lisans Düzeyinde Yurtdışından Öğrenci Başvuru ve Kayıt Kabul Yönergesi

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ Önlisans ve Lisans Düzeyinde Yurtdışından Öğrenci Başvuru ve Kayıt Kabul Yönergesi HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ Önlisans ve Lisans Düzeyinde Yurtdışından Öğrenci Başvuru ve Kayıt Kabul Yönergesi Dayanak Madde 1- Bu yönerge, Hacettepe Üniversitesi ne yurt dışından öğrenci kabulü kriterlerini

Detaylı

Okumufl / Mete (Ed.) Anne Babalar için Do uma Haz rl k / Sa l k Profesyonelleri için Rehber 16.5 x 24 cm, XIV + 210 Sayfa ISBN 978-975-8882-31-1

Okumufl / Mete (Ed.) Anne Babalar için Do uma Haz rl k / Sa l k Profesyonelleri için Rehber 16.5 x 24 cm, XIV + 210 Sayfa ISBN 978-975-8882-31-1 Deomed Medikal Yay nc l k Okumufl / Mete (Ed.) Anne Babalar için Do uma Haz rl k / Sa l k Profesyonelleri için Rehber 16.5 x 24 cm, XIV + 210 Sayfa ISBN 978-975-8882-31-1 Birinci bask Deomed, 2009. 62

Detaylı

Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi

Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi ÜN VERS TEYE G R SINAV S STEM NDEK SON DE KL E L K N Ö RENC LER N ALGILARI Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi

Detaylı

YEDİNCİ KISIM Kurullar, Komisyonlar ve Ekipler

YEDİNCİ KISIM Kurullar, Komisyonlar ve Ekipler YEDİNCİ KISIM Kurullar, Komisyonlar ve Ekipler Kurul, komisyon ve ekiplerin oluşturulması MADDE 107- (1) Okullarda, eğitim, öğretim ve yönetim etkinliklerinin verimliliğinin sağlanması, okul ve çevre işbirliğinin

Detaylı

PROMOSYON VE EfiANT YON ÜRÜNLER N GEL R VE KURUMLAR VERG S LE KATMA DE ER VERG S KANUNLARI KARfiISINDAK DURUMU

PROMOSYON VE EfiANT YON ÜRÜNLER N GEL R VE KURUMLAR VERG S LE KATMA DE ER VERG S KANUNLARI KARfiISINDAK DURUMU PROMOSYON VE EfiANT YON ÜRÜNLER N GEL R VE KURUMLAR VERG S LE KATMA DE ER VERG S KANUNLARI KARfiISINDAK DURUMU Aytaç ACARDA * I G R fi flletmeler belli dönemlerde sat fllar n artt rmak ve iflletmelerini

Detaylı

Yalanc n n Hakk ndan Gelmek!

Yalanc n n Hakk ndan Gelmek! Yalanc n n Hakk ndan Gelmek! A c d r söylemesi, bunca ülke gördüm, bunca insan tan d m, ülkemde gördü üm kadar çok yalanc y hiçbir yerde görmedim. Do u ya az gittim, ama Bat da gitmedi im yer kalmad desem

Detaylı

MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ELEMANLARININ YURTİÇİ VE YURTDIŞI GÖREVLENDİRME YÖNERGESİ

MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ELEMANLARININ YURTİÇİ VE YURTDIŞI GÖREVLENDİRME YÖNERGESİ MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ELEMANLARININ YURTİÇİ VE YURTDIŞI GÖREVLENDİRME YÖNERGESİ MART 2016 MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ELEMANLARININ YURTİÇİ VE YURTDIŞI GÖREVLENDİRME YÖNERGESİ BİRİNCİ

Detaylı

OYUNCU SAYISI Oyun bir çocuk taraf ndan oynanabilece i gibi, farkl yafl gruplar nda 2-6 çocuk ile de oynanabilir.

OYUNCU SAYISI Oyun bir çocuk taraf ndan oynanabilece i gibi, farkl yafl gruplar nda 2-6 çocuk ile de oynanabilir. OYUNCA IN ADI Akl nda Tut YAfi GRUBU 4-6 yafl OYUNCU SAYISI Oyun bir çocuk taraf ndan oynanabilece i gibi, farkl yafl gruplar nda 2-6 çocuk ile de oynanabilir. GENEL KURALLAR Çocuklar n görsel belle inin

Detaylı

İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı

İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı Ocak 15, 2013-3:55:02 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın himayesinde kurulan ''İşte Eşitlik Platformu'' tanıtıldı. Toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizlikle mücadele

Detaylı

Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz

Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz Rakamlarla Sektörümüz: 3 kıtadan 77 ülkeye doğrudan hizmet götüren, Toplam Yatırımı 5 Milyar Doları aşan, Yan sektörleri ile birlikte yaklaşık

Detaylı

Kadınları Anlamak Erkeklere Düşüyor

Kadınları Anlamak Erkeklere Düşüyor Kadınları Anlamak Erkeklere Düşüyor Kadınların Yaşam Koçu Tuğba Güneş, kadına şiddetti ortaya çıkaran nedenleri ortadan kaldıracak önlemler alınması gerektiğini söyledi. Kahramanmaraş ın tek yaşam ve wellness

Detaylı

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor?

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Doç.Dr. Nilgün GÖRER TAMER (Şehir Plancısı) Her fakülte içerdiği bölümlerin bilim alanına bağlı olarak farklılaşan öznel

Detaylı

Büyükşehir Bodrum halkına yeni süreci anlattı

Büyükşehir Bodrum halkına yeni süreci anlattı Büyükşehir Bodrum halkına yeni süreci anlattı Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından Bodrum da düzenlenen toplantıda yeni süreç ile ilgili büyükşehir daire başkanları tarafından Bodrum halkına

Detaylı

Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi

Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi özcan DEMİREL 1750 Üniversiteler Yasası nın 2. maddesinde üniversiteler, fakülte, bölüm, kürsü ve benzeri kuruluşlarla hizmet birimlerinden oluşan özerkliğe ve kamu

Detaylı

ken Türkçe de ulaç kuran bir ektir. Bu çal ma konumuzu seçerken iki amac m z vard. Bunlardan birincisi bu konuyu seçmemize sebep olan yabanc ö

ken Türkçe de ulaç kuran bir ektir. Bu çal ma konumuzu seçerken iki amac m z vard. Bunlardan birincisi bu konuyu seçmemize sebep olan yabanc ö G R ken Türkçe de ulaç kuran bir ektir. Bu çal ma konumuzu seçerken iki amac m z vard. Bunlardan birincisi bu konuyu seçmemize sebep olan yabanc ö rencilerin Türkçe ö renirken yapt anla malardan dolay,

Detaylı

Danışma Kurulu Tüzüğü

Danışma Kurulu Tüzüğü Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu Otel Yöneticiliği Bölümü Danışma Kurulu Tüzüğü MADDE I Bölüm 1.1. GİRİŞ 1.1.1. AD Danışma Kurulu nun adı, Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu ve Otel

Detaylı

T.C. CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ SERTİFİKA PROGRAMI YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

T.C. CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ SERTİFİKA PROGRAMI YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar T.C. CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ SERTİFİKA PROGRAMI YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 Bu Yönergenin amacı; Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim

Detaylı

GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl)

GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl) I Dr. Leyla ÇAKICI GERÇEK Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Alapl MYO Ö retim Üyesi GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl) II Yay n No : 2323 Hukuk Dizisi : 1151 1. Bas - Eylül 2007 - STANBUL 2. Bas - Ekim

Detaylı

İNGİLTERE DE ÜNİVERSİTE PLANLAMA VE BÜTÇELEME ÖRGÜTÜ

İNGİLTERE DE ÜNİVERSİTE PLANLAMA VE BÜTÇELEME ÖRGÜTÜ İNGİLTERE DE ÜNİVERSİTE PLANLAMA VE BÜTÇELEME ÖRGÜTÜ University Grants Committee (UGC) Çeviren : Doç. Dr. M. ÂDEM UGC, üniversitenin parasal gereksinmeleri konusunda Hükümete danışman olarak Temmuz 1919'da

Detaylı

DEVLET KATKI SİSTEMİ Devlet katkısı nedir? Devlet katkısı başlangıç tarihi nedir? Devlet katkısından kimler faydalanabilir?

DEVLET KATKI SİSTEMİ Devlet katkısı nedir? Devlet katkısı başlangıç tarihi nedir? Devlet katkısından kimler faydalanabilir? DEVLET KATKI SİSTEMİ Devlet katkısı nedir? Katılımcı tarafından ödenen katkı paylarının %25 i oranında devlet tarafından katılımcının emeklilik hesabına ödenen tutardır. Devlet katkısı başlangıç tarihi

Detaylı

Üniversite Hastaneleri Mali Sorunları ve Ortak Kullanım Yönetmeliği

Üniversite Hastaneleri Mali Sorunları ve Ortak Kullanım Yönetmeliği Üniversite Hastaneleri Mali Sorunları ve Ortak Kullanım Yönetmeliği Beklentiler Sorunlar Dr. A. Sadık Kılıçturgay ÜHBD Yönetim Kurulu Üyesi, ÜHB Geri Ödeme Çalışma Kurulu Üyesi Üniversite Hastaneleri Mali

Detaylı

YÖNTEM 1.1. ÖRNEKLEM. 1.1.1. Örneklem plan. 1.1.2. l seçim ölçütleri

YÖNTEM 1.1. ÖRNEKLEM. 1.1.1. Örneklem plan. 1.1.2. l seçim ölçütleri BÖLÜM 1 YÖNTEM Bu çal flma 11, 13 ve 15 yafllar ndaki gençlerin sa l k durumlar ve sa l k davran fllar n saptamay hedefleyen, kesitsel tan mlay c ve çok uluslu Health Behavior in School Aged Children,

Detaylı

BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U

BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U Cengiz SAZAK* 1.G R fi Bilindi i üzere Katma De er Vergisi harcamalar üzerinden al n r ve nihai yüklenicisi, (di er bir

Detaylı

Hem başarılı öğrencileri bünyemize kazandırmak hem de öğrencilerimize önemli tecrübeler sağlamak istiyoruz.

Hem başarılı öğrencileri bünyemize kazandırmak hem de öğrencilerimize önemli tecrübeler sağlamak istiyoruz. STAJ BAŞVURU VE OLANAKLARI Ünye Çimento olarak; meslek lisesi, meslek yüksek okulu ve üniversite öğrencilerine sağladığımız staj olanağı ile öğrencilerin gelişimine destek verip iş hayatına hazırlarken,

Detaylı

LE LG L YÖNETMEL KLER N DE ERLEND R LMES TOPLANTISI YAPILDI

LE LG L YÖNETMEL KLER N DE ERLEND R LMES TOPLANTISI YAPILDI Haberler 4857 SAYILI fi KANUNU LE LG L YÖNETMEL KLER N DE ERLEND R LMES TOPLANTISI YAPILDI 14 May s 2004 tarihinde Sendikam z Binas Mesut Erez Konferans Salonunda 4857 Say l fl Kanunu le lgili Yönetmeliklerin

Detaylı

YÜKSEK HIZLI DEMİRYOLU YOLCULUKLARININ ÖZELLİKLERİ

YÜKSEK HIZLI DEMİRYOLU YOLCULUKLARININ ÖZELLİKLERİ YÜKSEK HIZLI DEMİRYOLU YOLCULUKLARININ ÖZELLİKLERİ Hazırlayan: Doç.Dr. Hakan Güler Sakarya Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Karlsruhe Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Almanya

Detaylı

AKLINIZI BAŞINIZA ALIN, KAMU ÇALIŞANLARINI SINAMAYIN! Yazar Editör Perşembe, 26 Haziran 2014 12:58

AKLINIZI BAŞINIZA ALIN, KAMU ÇALIŞANLARINI SINAMAYIN! Yazar Editör Perşembe, 26 Haziran 2014 12:58 AKLINIZI BAŞINIZA ALIN KAMU ÇALIŞANLARINI SINAMAYIN! Perşembe 26 Haziran 2014 12:58 TBMM de görüşmeleri devam eden Torba yasa içerisine memurların İŞ GÜVENCELERİNİelleri nden alacak maddeler eklenmesine

Detaylı

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu.

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu. BASIN BÜLTENİ Selçuk Üniversitesi Akören Ali Rıza Ercan Meslek Yüksekokulunda 01.04.2015 tarihinde 100. Yılında Çanakkale yi Anlamak adlı konferans düzenlendi. Şehitlerimiz anısına yapılan saygı duruşu

Detaylı