FİZİKSEL AKTİVİTE BİLGİ SERİSİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "FİZİKSEL AKTİVİTE BİLGİ SERİSİ"

Transkript

1 FİZİKSEL AKTİVİTE BİLGİ SERİSİ Koordinatör Prof. Dr. Gül Baltacı Editörler Yrd. Doç. Dr. Hasan Irmak Uzm. Gıda Müh. Cengiz Kesici Gıda. Müh. Ertuğrul Çelikcan Dr. Dyt. Biriz Çakır Kapak Resmi Nurdan Fenerci Özel Şehzade Mehmet İlköğretim Okulu 5. Sınıf - Manisa Resim Yarışması Sergileme Şubat ANKARA

2 Birinci Basım : Şubat 2008 / 500 Adet Sağlık Bakanlığı Yayın No: 734 ISBN : Baskı : Klasmat Matbaacılık Matbaacılar Sanayi Sitesi 559. Sokak No: 26 İvedik Organize Sanayi Bölgesi / ANKARA Tel: Fax: Bu yayın; T.C. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Beslenme ve Fiziksel Aktiviteler Daire Başkanlığı tarafından bastırılmıştır. Her türlü yayın hakkı, T.C. Sağlık Bakanlığı na aittir. Kısmen dahi olsa alınamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz.

3 SUNUŞ Günümüzde toplumun fiziksel aktivite konusunda bilgi düzeyinin yetersiz olması, fiziksel aktivitenin sağlık için öneminin yeterince anlaşılamaması ve giderek daha hareketsiz bir yaşam tarzının benimsenmesi, toplumda obezite, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, osteoporoz gibi kronik hastalıkların görülme sıklığını artıran önemli nedenlerden biri olmuştur. Toplumun büyük bir çoğunluğunda fiziksel aktivite, spor kelimesi ile eşanlamlı olarak algılanmaktadır. Oysa fiziksel aktivite, günlük yaşam içinde kas ve eklemlerin kullanılarak enerji harcaması ile gerçekleşen, kalp ve solunum hızını artıran ve farklı şiddetlerde yorgunlukla sonuçlanan aktiviteler olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda spor aktivitelerinin yanısıra egzersiz, dans, oyun ve gün içinde yapılan çeşitli aktiviteler de fiziksel aktivite olarak kabul edilmektedir. Fiziksel aktivite, her yaşta sağlığa yararlıdır. Düzenli fiziksel aktivite, çocukların ve gençlerin sağlıklı büyümesi ve gelişmesinde, istenmeyen kötü alışkanlıklardan kurtulmada, sosyalleşmede, yetişkinlerin çeşitli kronik hastalıklardan korunmasında veya bu hastalıkların tedavisinde veya tedavinin desteklenmesinde, yaşlıların aktif bir yaşlılık dönemi geçirmelerinin sağlanmasında bir başka deyişle tüm hayat boyunca yaşam kalitesinin artırılmasında önemli farklar yaratabilmektedir. Bakanlığımızca bedensel, zihinsel ve ruhsal sağlık için fiziksel aktivitenin önemi konusunda toplumun bilgi düzeyinin arttırılması ve bireylere düzenli fiziksel aktivite alışkanlığının kazandırılması amacıyla Toplumun Fiziksel Aktivite Konusunda Bilinçlendirilmesi programı yürütülmektedir. Bu kapsamda çeşitli eğitim materyalleri hazırlanmakta ve sağlık personelimiz aracılığı ile topluma ulaşılmaktadır. Bu kapsamda konusunda uzman akademisyenler ile işbirliği içinde hazırlanan ve 12 bölümden oluşan Fiziksel Aktivite Kitabı bu alanda büyük bir boşluğu dolduracaktır. Bu kitabı hazırlayan ve çalışmada emeği geçen herkese teşekkür eder, kitabın okuyanlara faydalı olmasını dilerim. Dr. Seraceddin ÇOM Genel Müdür

4

5 İÇİNDEKİLER SUNUŞ... 3 Fiziksel Aktivite ve Sağlığımız... 7 Çocuk ve Spor Ergenlerde Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Yaşam Adolesan ve Egzersiz Yetişkinlerde Fiziksel Aktivite Gebelik ve Egzersiz Obezite ve Egzersiz Şeker Hastalığı ve Egzersiz Kalp Damar Hastalıkları ve Egzersiz Hipertansiyon ve Egzersiz Solunum Sistemi Hastalıkları ve Egzersiz İş Yerinde Fiziksel Aktivite

6

7 FİZİKSEL AKTİVİTE VE SAĞLIĞIMIZ Doç. Dr. Nilgün Bek Hacettepe Üniversitesi - Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü GİRİŞ İnsanoğlu asırlardır yaptığı buluşlarla her gün yeni ufuklara yelken açmaktadır. Bunların çoğu teknoloji alanında insanın hizmetine sunulan gelişmelerdir. Her geçen gün, yaşam kalitesinin arttırılması adına günlük yaşam içersinde kullandığımız pek çok iş ve aktivitenin daha zahmetsiz ve daha az enerji kullanarak yapılmasını sağlayacak araçlar geliştirilmektedir. Ancak bireylerin aklını, yaratılıcılığını, zaman zaman fiziksel gücünü, enerjisini ve reflekslerini kullanarak ortaya çıkardığı davranış modellerinin teknolojik araçlar yardımıyla üstlenilmesi yaşam kalitesini arttırıyor gibi görünse de genellikle yaratılan boş zaman ve enerji yine yaşam kalitesinin arttırılmasına yönelik olarak değerlendirilememektedir. Doğadaki pek çok canlı, sadece yaşamsal faaliyetlerini sürdürmek için çaba gösterir, ancak insanoğlu farkını yaşamsal faaliyetlerin yanı sıra istediği standartlarda yaşama çabasını ortaya koyarak göstermiştir. Kalitesi artmış bir yaşam, uygun zaman dilimleri ile üretmeye, dinlenmeye, eğlenmeye, temel gereksinimlere göre ayarlanmış sağlıklı bir yaşamı tanımlar. Sağlık, kaliteli yaşamın olmazsa olmaz koşulu olarak kabul edildiğine göre, teknolojik gelişmelerle günlük aktivite yoğunluğunu azaltmak her ne kadar yaşamı kolaylaştırsa da uzun vadede HAREKETSİZ bireylerin sayısını arttırmakta ve sağlığı olumsuz etkilemektedir. Hareketsiz yaşam, günlük alışverişini bile bilgisayar başında sanal marketlerden gerçekleştiren modern toplum için en önemli problemlerin başında yer almaktadır.

8 Giderek daha az mesafeler boyunca yürüyen, ev dışı aktivitelere daha az katılmaya başlayan kitleler, gün içersinde harcadığı enerji miktarını azaltırken, beslenme sıklığı ve miktarını değiştirmemektedir. Sonuçta, fiziksel aktivite yetersizliği vücut üzerindeki olumsuz etkilerinin yanı sıra, vücut ağırlığında artışa neden olur. Obezite (şişmanlık) modern toplumların karşı karşıya kaldığı diğer bir önemli problemdir. Ne Yapılmalı? Çocukluk çağından itibaren düzenli aktivite alışkanlığı kazandırmak, egzersizi günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline getirmek ve en azından her birey için günlük bedensel aktivite miktarını arttırmak bireysel sağlığımızın korunması ve ileride karşılaşılacak sağlık tehditlerinin azaltılması konusunda oldukça büyük öneme sahiptir. Hangi Aktiviteler Fiziksel Aktivite Olarak Kabul Edilir? Fiziksel aktivite günlük yaşam içerisinde kas ve eklemlerimizi kullanarak enerji tüketimi ile gerçekleşen, kalp ve solunum hızını arttıran ve farklı şiddetlerde yorgunlukla sonuçlanan aktiviteler olarak tanımlanabilir. Yürümek Koşmak Sıçramak Yüzmek Bisiklete binmek Çömelmek - kalkmak 8

9 Kol ve bacak hareketleri Baş ve gövde hareketleri gibi temel vücut hareketlerinin tümünü ya da bir kısmını içeren çeşitli spor dalları, dans, egzersiz, oyun ve gün içersindeki aktiviteler fiziksel aktivite olarak kabul edilebilirler. Her gün düzenli olarak bedenimizi aktif bir şekilde kullanmalıyız. Düzenli Fiziksel Aktivitenin Önemi Sağlık; bireyin bedensel, ruhsal ve sosyal anlamda tam bir iyilik halinde olması olarak tanımlanır. Fiziksel aktivitenin sağlığımız üzerine etkileri temelde üç başlık halinde incelenebilir: 1- Bedensel sağlığımız üzerine olan etkileri, 2- Ruhsal ve sosyal sağlımız üzerine olan etkileri, 3- Gelecekteki yaşantımız üzerine olan etkileri Hareketli yaşam, hastalıksız yaşam

10 Bedensel Sağlığımız Üzerine Etkileri Fiziksel aktivitenin bedensel sağlığımız üzerindeki etkileri iki ana başlık altında incelenebilir. A- Kas İskelet Sistemi Üzerindeki Etkileri: Kas kuvvetinin korunması ve arttırılması, Kas tonusunun korunması ve düzenlenmesi Vücut segmentlerini hareket ettiren aksi grup kaslar arasındaki dengenin sağlanması, Kas - eklem kontrolünü arttırarak stabilitenin sağlanması, Eklem hareketliliğinin korunması ve arttırılması, Kas ve eklemlerin esnekliğinin korunması ve arttırılması (fleksibilite), Hareket alışkanlığının ve fiziksel aktivite toleransının artması (kondisyon ve dayanıklılık), Fiziksel aktivite içerisinde yapılan hareketlerin daha fazla tekrar sayılarında yapılabilecek oranda gelişmesi (endurans), Reflekslerin ve reaksiyon zamanının gelişmesi, Vücut düzgünlüğünün ve postürün korunması, Vücut farkındalığının geliştirilmesi, Denge ve düzeltme reaksiyonlarının gelişmesi, Yorgunluğun azaltılması, Kas kasılması ve aktivitenin etkisiyle kemik mineral yoğunluğunun korunması ve osteoporozun önlenmesi, Kas dokusunca kullanılan enerji ve oksijen miktarının artması, Olası yaralanma, sakatlık ve kazalara karşı bedensel korunma geliştirmesi, B- Diğer Vücut Sistemleri Üzerine Etkileri: Kalbin dakikadaki atım sayısı azalır, Kalbin boşluklarında genişleme meydana gelir ve bir atımda pompalanan kan miktarında artış olur, Kalbin ritmi düzenlenir, Damarların kan akışına olan direnci azalır ve kan basıncı düşer, Damar yapısının elastikiyetini arttırır, Yüksek kan kolesterol ve trigliserit düzeyini etkileyerek damar hastalıkları riskini azaltır, Kalbi güçlendirerek kalbe olan kan akışını arttırır ve kalp krizi geçirme riskini azaltır. Ayrıca geçirilmiş kalp krizleriyle başa çıkma oranını arttırır, Akciğerlerin havalanması artar, solunum kapasitesinde artış meydana gelir, Düzenli aktivite yapan bireyler sigara bağımlılığından kurtulma konusunda inaktif bireylerden daha başarılıdırlar, 10

11 Düzenli fiziksel aktivite insülin aktivitesinin kontrolünü sağlayarak şeker hastalığının ve kan şekerinin kontrolüne yardımcı olur, Vücudun su, tuz,mineral kullanımının dengelenmesine yardımcı olur, Enerji gereksinimini yağları yakarak karşılama alışkanlığı getirerek metabolizmayı hızlandırır ve kilo alımını önler, Kadınlarda menopoza girme başlangıç yaşını geciktirir, menopozun olumsuz etkilerinin hafifletilmesinde yardımcıdır, Damar yapısına etkileri nedeniyle beyine olan kan akışının artışına bağlı olarak erken demans (bunama) ve unutkanlık gelişim riskini azaltır, Beyin damar hastalıkları gelişim riskini azaltır, Yetişkinlerde sağlıklı cinsel aktivite üzerinde olumlu etkileri vardır. Düzenli fiziksel aktivite yapılması kalp ve beyin fonksiyonlarının düzenlenmesinin yanı sıra bazı hastalıkların önlenmesinde ve tedavisinde de son derece önemlidir. Ruhsal ve Sosyal Sağlığımız Üzerine Etkileri Egzersiz zamanları bireyin kendine ayırdığı zaman dilimleridir ve yaşama karşı toleransı arttırır, Kendini iyi hissetme ve mutluluk oluşturur, Fiziksel aktivite vücut ağırlığının korunması konusundaki etkileri nedeniyle bireylerin toplum içindeki konumu açısından etkilidir, Sağlıklı kas, kemik ve eklem yapısı üzerine olumlu etkileri nedeniyle vücut düzgünlüğü ve farkındalığını geliştirerek bedeni ile barışık, özgüvenli bireyler yaratır, Bireyler arası iletişim becerilerini geliştirir, Olumlu düşünebilme ve stresle başa çıkabilme yeteneğini geliştirir, Her yaştan bireyler için sosyal uyum ve kabul görme oranını arttırır. 11

12 Gelecekteki Yaşantımız Üzerine Etkileri Sağlıklı yaşlanmayı beraberinde getirerek bağımsız ve aktif yaşlı bireyler yaratır, Olası ani ve sistemik hastalıklar nedeniyle ölüm riskini azaltır, Kanser gelişim riskini azaltır ve kansere karşı koruma sağlar, Aktif yaşayan bireylerde vücudun oksijen kullanma yeteneği arttığı için vücut direnci artar ve enfeksiyonlara karşı koruma gelişir, Kas- iskelet sistemini güçlü tutarak yaşlılıkta sık görülen düşmeler ve düşmelere bağlı kırık riskini azaltılır, Depresyon, anksiyete ile başa çıkma gücünü arttırır, bireylerin yaşamdan keyif almasını sağlar, Yaşlılık ve ileri yaşlılık dönemlerinde insanları etkisi altına alan atıl kalma, işe yaramama duygularından kurtulma konusunda yardımcı olur. Yukarıda çeşitli sistemlerimiz üzerine etkilerini anlattığımız fiziksel aktivitenin, istenen beklenen etkilerinin açığa çıkabilmesi bazı faktörlere bağlıdır. Bu faktörler: Bir bireyin geleceği için yapabileceği en iyi yatırım düzenli fiziksel aktivite alışkanlığıdır. Fiziksel aktivetenin; 3 Düzenli olarak yapılması, 3 Devamlılık, 3 Uygun yoğunluk seçimi, 3 Günlük süre, 3 İlerleyici program. Haftada 3-4 kez yapılan, dakikalık orta şiddette fiziksel aktivite bile genellikle sağlığımız üzerinde olumlu etkileri açığa çıkarmaya yeterlidir. 12

13 Fiziksel aktivitenin yetişkinlik ve yaşlılık dönemlerinde sözü edilen olumlu etkilerinin görülebilmesi için, genellikle çocukluk ya da adölesan (genç erişkin) döneminden itibaren düzenli fiziksel aktivite yapılıyor olmasının önemi büyüktür. Toplumun farklı kesimlerinde fiziksel aktivite alışkanlığını değerlendirmek üzere yapılan bilimsel araştırma sonuçları, ülkemizde çocuklar, gençler ve yaşlılar arasında fiziksel aktivitenin henüz bir yaşam stili halini almadığını göstermektedir. Bu nedenle, toplum olarak, çocukluk çağından itibaren daha hareketli, aktif, düzenli egzersiz alışkanlığı edinilmesi konusunda özendirici ve cesaretlendirici olunmalıdır. Sağlığımızı korunmanın temel şartlarından biri aktif bir yaşam sürmektir. Fiziksel Aktivitenin Tedavideki Önemi Sağlığa ilişkin parametrelerin korunmasında ve kontrol altına alınmasında yer alan sayısız önem ve etkilerinin yanı sıra, özel olarak planlanmış ve tasarlanmış fiziksel aktivite programları pek çok hastalığın ve semptomlarının tedavisinde, hastalığa bağlı komplikasyonların önlenmesinde ve hastalık sürecinin bedene ilişkin kalıcı hasar bırakmasının engellenmesinde son derece yararlı ve etkilidir. Egzersiz programlarının olumlu ve tedavi edici özelliğinden yararlanılan bazı durumlar şunlardır: 3 Bazı ortopedik problemler, 3 Spor yaralanmaları, 3 Nörolojik hastalıklar (felçler, denge-koordinasyon kayıpları, inmeler, spastik hastalar vb.), 3 Doğuştan getirilen kas-iskelet problemleri, 3 Bazı kalp-damar ve akciğer hastalıkları, 3 Pediatrik problemlerin bir kısmı, 3 Romatizmal hastalıklar, 3 Kaza, travma ve cerrahi sonrası gelişen bazı problemler, 3 Sinir yaralanmaları, 3 Bel-boyun problemleri, 3 Obezite. 13

14 Fiziksel Aktivitenin Toplumsal Etkileri Bireysel sağlığın ve dolayısıyla toplumsal sağlığın, fiziksel aktivite alışkanlığı gibi eğlenceli, düşük maliyetli ve yüksek verimli bir edinimle korunması, giderek maliyeti yükselen ve ulusal bütçelerden oldukça fazla pay alan sağlık harcamalarının azaltılması konusunda da etkili bir araç olarak kullanılabilir. Koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerinin tedavi giderlerinden düşük olduğu artık toplumda bilinen bir gerçektir. Örneğin, bir bankadaki ofisinde sürekli masa başında, bilgisayar karşısında çalışan bir memuru ele alalım. Vücut düzgünlüğünün farkında olmamasından ve çalışmasına düzenli sürelerle ara vererek baş-boyun, omuz-kol ve gövde hareketleri yapmamasından, bu arada kalkıp kısa bir mesafeyi yürümemesinden kaynaklanarak oluşacak omurga problemleri zamanla bel ağrısı yakınmalarına dönüşecektir. Burada ortaya çıkan maliyet şöyle gözler önüne serilebilir: - Muayene için alınan izin ve bu süre boyunca ortaya çıkan iş gücü kaybı, - Muayene ücretleri, - Gerekli röntgen, MRI, vb. tetkikler, - Tedavi giderleri (ilaç, korse, fizik tedavi, vb.) - Sevk kağıdı, reçete, tetkik kağıdı, rapor, vb. sonsuz evrak ve kağıt - Sağlık hizmetlerinin her kademesinde çalışan eleman giderleri (doktor, hemşire, eczacı, fizyoterapist, hasta bakıcı, vb.) - Alınan rapor süresince iş gücü kaybı, - İşe dönüşten sonra verimi düşük çalışma, - Stres, hastalık psikolojisi, ağrıya bağlı depresyon, anksiyetenin uzun dönem etkileri... 14

15 Bu listenin daha oldukça uzatılabileceğini biliyoruz. Oysa çalışma süresini kısa aralıklara bölerek basit, amaca yönelik fiziksel aktiviteni yapılması tüm bunları önlemek için yapılabilecek koruyucu bir yaklaşımdır ve gerçekten maliyeti çok düşüktür. Fiziksel Aktivite Seçimi Bireyler sağlığın korunması ve yaşam kalitesinin arttırılması için fiziksel aktivite seçerken kendilerine ait tüm koşulları değerlendirmelidirler. Burada etkili olabilecek faktörlerden bazılarını gözden geçirecek olursak; Yaş, Fiziksel çevre, Fiziksel uygunluk, Vücut ağırlığı, Her ortam ve zamanda uygulanabilir, pratik olması, İsteklilik, gönüllülük, Ulaşılabilirlik, Eğlenceli olması, Bireysel gereksinimlere göre planlanmış olması, Devamlılığa uygun olması ve Ekonomik durum, gibi etkenler göz önünde bulundurulmalıdır. Kendimize gereksinimlerimize uygun, eğlenceli ve sürekli yapabileceğimiz bir aktivite modeli seçmeliyiz. Fiziksel Aktiviteye Yönlendirme Ve Program Bireyler kendi belirledikleri ve sevdikleri bir fiziksel aktiviteyi günlük yaşamları içerisine dahil edebilecekleri gibi, gün içerisinde yapılan bazı işleri bedensel güç kullanarak, daha tempolu ve çok tekrarlı yaparak fiziksel aktivite etkilerini oluşturabilirler. Ancak seçilen aktivitenin düzenli ve devamlı olması gerektiği unutulmamalıdır. 15

16 Tercih edilen fiziksel aktivitenin yürüme, yüzme, bisiklete binme, koşma vb. günlük aktiviteler yada bazı spor dallarına özel aktiviteler olmasına bakılmaksızın, bireyin mevcut sağlık durumunun, kas-iskelet sistemine ait fiziksel uygunluğun aktivite öncesinde değerlendirilmesi önerilmektedir. Fiziksel aktivite programına olası risk ve tehditler açısından önlemler alındıktan ya da mevcut duruma uygun aktivite tipini içeren bir program yapıldıktan sonra başlanması gerekmektedir. Oluşturulan aktivite programlarında, kişinin fiziksel aktiviteyi yapma sıklığı, süresi ve yoğunluğu dikkate alınarak ilerleme basamakları belirlenmelidir. Böylece fiziksel aktivitenin sağlık üzerindeki olumlu etkileri arttırılmış ve kalıcı hale getirilmiş olur. Aktif yaşam tarzı bir alışkanlık haline getirilmelidir. Fiziksel aktivite alışkanlığı düzenli bir program haline getirilemediği takdirde belirli bir süre aktivite ile düzenlenen vücut sistemleri, aktivitenin bırakılmasının ardından oluşan yararlı etkileri hızla kaybetmeye başlar. Fiziksel Aktivite Sağlığımız Için Tehdit Oluşturabilir mi? Fiziksel aktivite, bireyin genel sağlık durumuna ait faktörler ve seçilen aktivite programından kaynaklanan yanlışlıklardan dolayı olumsuz etkiler oluşturabilir. 1. Bireyin genel sağlık durumuna ait faktörler : Örneğin : Kas eklem problemleri(kırık, çıkık, kas yırtıkları vs.), Ciddi risk altındaki kalp damar hastalıkları, Yeni cerrahi müdahale geçirmiş bireyler, Kanser vs. hastalıkların terminal dönemlerinde bulunan hastalıklar, Doğumu çok yaklaşmış gebeler, Denge, kontrol kaybı olan bireyler vs. Yukarıda örneklenen çoğu durum için bile bir uzman tarafından hazırlanmış, etkilenmiş bölgeyi içine almayan düşük yoğunluklu basit fiziksel aktivitelerden oluşan bir programın hasta için yararlı olabileceği göz ardı edilmemelidir. 2. Fiziksel aktiviteyi uygulayan bireyin tüm koşulları uygun olsa bile seçilen, planlanan aktivite programından kaynaklanan yanlışlıklardır. Örneğin; Çok yüksek şiddette aktivite yoğunluğu, Aktiviteye bağlı aşırı kullanım, Çok fazla tekrar sayısı ve zorlu aktivite, Kontrol edilmeyen egzersiz cevapları (kalp hızı, kan basıncı, solunum, sıvı dengesi ), Uygunsuz çevresel koşullar (aşırı sıcak, aşırı soğuk, kaygan yüzey vs.). Yukarıda sayılan örneklerin çoğunda oluşabilecek zarar ve riskler ortadan kaldırılabilir. Bunun için aktivite programı ve kontrolü uzman bir kişi tarafından düzenlenmelidir. 16

17 KAYNAKLAR 1. Nemet D, Barkan S, Epstein Y, Friedland O, Kowen, Eliakim A. Short and long- term benefical effects of a combined dietary- behavioral- physical activity intervation for the treatment of childhood obesity. Pediatrics. 2005;115(4): Patrick K, Norman GJ, Calfas KJ, Sallis JF, Zabinski MF, Rupp, Cella J. Diet, physical activity, and sedentary behaviors as risk factors for overweight in adolescence. Arch Pediatr Adolesc Ned. 2004;158(4): Robbins LB, Gretebeck KA, Kazanis AS, Pender NJ. Girls on the move program to increase physical activity participation. Nurs Res. 2006; 55(3): Sallis J.F, Patrick K, Frank E, Pratt M, Wechsler H, Galuska D.A, (2000) Interventions in health care settings to promote healthfule eating and physical activity in children and adolescents. Preventive Medicine 31, Cleroux J, Feldman R, Petrella R. Recommendations on physical exercise training. CMAJ, May 4, 1999;160 (9 suppl). 6. Winzerbeng T, Oldenburg B, Frendin S, De Wit L, Riley M, jones G. The effect on behavior and bone mineral density of individualized bone mineral density feedback and educational interventions in premenopausal women: a randomized controlled trial. BMC Public Health 2006,6: Frable P, Dart L, Patricia J. Helth weigh ( El camino saludable) Phase I: A Retrospective Critical Examination of Program Evaluation. Public Health Research, practice and policiy, 2006, 3(3): Savcı S, Öztürk M, Arıkan H, İnal İnce D, Tokgözoğlu L.Üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyi, Türk Kardiyoloji Arşivi, 2006,34(3): Gedik O. Obezite ve Çevresel Faktörler. Turkish Journal of Endocrinology and Metabolism, 2003(suppl 2): Polat M, Gündüz H, Sargın H, Alphan E, Köksal L, Kumbasar B, Yayla A. P033- Obez vakalarda fiziksel aktivite alışkanlığının incelenmesi, Turkish Journal of Endocrinology and Metabolism, 2003, Volume De Angelis K, Pureza DY, Flores LJ, Rodrıques B, Melo KF,Schaan BD, Irigoyen MC. Physiological effects of exercise training in patients with type 1 diabetes, Arg Bras Endocrinol Metabol, 2006; 50(6): Sherrill DL, Kotchou K, Quan SF. Association of physical activity and human sleep disorders. Arch Intern Med. 1998;158(17): Thopson HJ. Effects of physical activity and exercise on experimentally-induced mammry carcinogenesis. Breast Cancer Res Treat.1997;46(2-3): Miller TD, Balady GJ, Fletcher GF. Exercise and its role in the prevention and rehabilitation of cardiovascular disease. Ann Behav Med.1997;19(3): Kokkinos PF, Fernhall B. Physical activity and high density lipoprotein cholesterol levels: what is the relationship? Sports Med. 1999;28(5): Karan Ö, Koz, M.,Ersöz, G. İstanbul ilindeki huzurevlerinde kalan 65 yaş ve üzerindeki bireylerin fiziksel aktivite alışkanlıklarının incelenmesi Türk Geriatri Dergisi, 2004, 7(3),

18 17.Vaizoğlu, SA., Akça, O., Akdağ, A., Akpınar, A., Omar, AH, Coşkun, D., Güler, Ç. Genç Erişkinlerde fiziksel aktivite Düzeyinin Belirlenmesi Türk Koruyucu Hekimlik Bülteni, 2004; 3(4), hhttp://www.denizli.saglik.gov.tr/fizik_aktivite.html. 19. hhtp://www.imid.cevreorman.gov.tr/sglk/kalpdnf.html

19 ÇOCUK VE SPOR Prof.Dr. Gül Baltacı Hacettepe Üniversitesi - Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Çocukluk ve gençlik döneminde kazanılan ve yaşam boyu korunan fiziksel sağlık, bedenin en üst kapasitede işlev görmesi için zorunlu görülmektedir. Egzersiz eğitimi, çocuğun ailesi ve öğretmeninin mesajlarını anlayacak kadar büyüdüğünde hemen başlamalıdır. İngiliz çocukların %25 i aşırı kiloludur. TV seyretmede harcanan haftalık saatler ile çocuklardaki obezite arasında açık bir ilişki bulunmuştur. Çocuklar niçin beden eğitimine ihtiyaç duyar? Gelişmiş Fiziksel Uygunluk Çocukların kassal kuvveti, esneklik, kassal endurans, vücut kompozisyonu ve kardiovaskuler enduransı gelişir. Beceri Gelişimi Fiziksel aktivitelere yeterli katılım; güven ve başarı ile sonuçlanan motor becerileri geliştirir. Düzenli, sağlıklı fiziksel aktivite Tüm çocuklar için gelişimsel olarak uygun geniş oranda aktivite sağlar. Diğer konulara destek verir Programa karşı öğrenilmiş bilgiyi sağlar. Fen, matematik ve sosyal bilimlerin içeriğinde laboratuar olarak hizmet verir. Kendine güven ve özgüven gelişimi Beden eğitimi çocuklarda kendi değerini fark ederek bu hissi kazanmada, fiziksel aktivite kavram ve becerilerinin gelişimine olanak tanır. Daha güvenli, bağımsız, kendini kontrol edebilen bir kişilik almasına imkan verir. Hedefleri kurma tecrübesi Başarılabilen hedeflerin kurulması ve desteklenmesinde çocuklara olanak verir. Öz Disiplin Sağlık ve fiziksel uygunluk için öğrencinin sorumluluğunun gelişimini kolaylaştırır. Muhakeme gelişir Nitelikli beden eğitimi moral gelişimini etkileyebilir. Öğrencilere diğer kişiler ile kooperasyonda kendi davranış sorumluluğu, liderlik, sorulara cevap arama ve kurallar hakkında bilgi sunar. 19

20 Stresin azalması Fiziksel aktivite gerilim ve anksiyetenin boşalmasına yardım eder ve emosyonel stabilite ve sabır davranışını kolaylaştırır Kuvvetli ikili ilişkiler Beden eğitimi çocukların sosyalizasyonuna yardım etmede ve pozitif insan ilişkilerini öğretmek için olanaklar sağlar. Özellikle geç çocukluk ve adölesan sırasında dans, oyun ve sporlara katılabilmenin önemini vurgular. Çocuklara verilen egzersizlerdeki amaçlar: 1- Fizik gelişim 2- Motor beceri gelişimi 3- Kognitif gelişim 4- Sosyal-emosyonel-etkin gelişim içindir. Çocuklar için beden eğitimi programları; Fiziksel egzersiz (fitness) Takım sporları Çift ve bireysel sporlar Boş zaman sporlarını içerir. Çocuk ve gençleri birçok farklı spor dalları için uyarmak en doğru yol olmalıdır. Böylece hızlı büyümenin en yüksek hızda olduğu zaman kızlarda yaş, erkeklerede yaş sonuna kadar çocuklar zevk alarak ve korkmadan spor yapacaklardır. Ayrıca bu dönem sonuna kadar tek bir spor dalına konsantre olmayacaklardır. Yüksek şiddette ve yoğunlukta yapılan antrenmanların hızlı büyüme ve menarş zamanı üzerine etkisi halen tartışma konusudur. Yapılan bir çalışmada, birçok sporcuda yoğun egzersiz çalışmalarının büyüme ve gelişim üzerine etkisi olmadığı belirtilmektedir. Menstruasyon dönem ise sosyal faktörler ve biyolojik yapı ile çok yüksek bir etkilenmeye maruz kalmaktadır. Erişkinlerde yapılan birçok epidemiyolojik çalışmada özellikle koroner hastalıklarla ilgili risk faktörlerinin çocukluk dönemine kadar uzandığı belirtilmiştir. Kuzey İrlanda da yaş grubunda rastgele seçilerek yapılan çalışmada; % ünde kaydedilmemiş artmış kan basıncı, %12-25 inde arzu edilmeyen bir lipit profili ve %18-34 ünde aşırı yağ bulunmuştur. Başka bir çalışmada ise 12 yaş üzerindeki çocukların % 69 oranında en az bir tane koroner arter hastalığı ile ilgili modifiye edilebilir risk faktörüne sahip olduklarını işaret etmektedir. Ayrıca, çocukluk ve adolesan grubunun yaklaşık %13 ünde istenmeyen kan yağ ve lipoprotein profiline sahip olarak aşırı kilolu olarak sınıflandırıldıklarını rapor etmiştir. 20

21 Eğitim sistemi ve boş zaman içinde çocuk ve adolesanlar nasıl aktif olacaklar? Bir çok gelişmiş ülke, okullarda hükümet politikası olarak beden eğitimi saatlerini azaltmışlardır. İngiltere de haftada 2 saat minimum olarak önerilmesine rağmen 1987 den beri birçok okulda bununda altında eğitim verildiği 1995 de yapılan bir çalışma ile gösterilmiştir. İsveç de geçen 10 yıl içinde böyle bir uygulama yapmıştır. Çocukların boş zamanlarında spora yönelik seçimleri az olmaktadır. 15 yaş grubu erkek çocukların spor kulüplerine yönlenmelerinde yılları arasında bir artış olduğu; erkeklerde %50 den %70 e, kızlarda ise %17 den %50 ye varan bir oran tespit eden çalışmalar bulunmaktadır. Çocukların yaş arasında fiziksel aktivitelerinin en yüksek seviyede olduğunu daha sonra ise azaldığı, erkek çocukların kızlardan daha aktif ve zorlu aktiviteleri seçtikleri görülmüştür. Finlandiya da yapılan bir çalışma ile fiziksel aktivitenin 12 yaşında en yüksek düzeye ulaştığını daha sonra azaldığı belirtilmiştir. Ayrıca araştırmacılar, gençlik boyunca yapılan fiziksel aktivitenin önemli olduğunu fakat 9 yıl sonra kişinin aktivite düzeyini belirleyen zayıf bir belirleyici olduğunu en iyi belirleyicinin ise okuldaki beden eğitimi derslerine ve organize sporlara katılım derecesinin olduğunu rapor etmişlerdir. Okullardaki beden eğitimi programları ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir. Fakat okuldan sonra spora katılımın düşmesi evrensel bir sorun olarak tüm ülkeler için geçerlidir. Bu anahtar bir faktör olarak insan doğasını tanımlayan bir özellik olarak karşımıza çıkmaktadır. Çocuklarda Fiziksel Uygunluk Sağlıkla ilgili fiziksel uygunluk Performans ile ilgili fiziksel uygunluk Çocukların sağlıkla ilişkili fiziksel uygunluk düzeyleri esneklik, kassal ve kardiovasküler dayanıklılık, kassal kuvvet ve vücut kompozisyonu ile ilişkili olurken performans özellikleri veya spor için seçilecek yetenek özellikleri ise çeviklik, güç, hız, koordinasyon ve denge ile ilişkilidir. Çocuklarda Egzersiz Reçetesi Egzersizin Şiddeti Adolesan döneme kadar kuvvet eğitim programlarında maksimal ağırlık miktarlarının tekrarlayıcı kullanımından kaçınılmalıdır. 8 ya da daha fazla tekrara izin veren ağırlık yükle- 21

22 melerinde yüksek ağırlıklar kullanılmamalıdır.çünkü iskelet ve eklem yaralanmalarına neden olabilir. Dirençli egzersiz ciddi kassal yorgunluğa neden olduğu için önerilmemelidir. Tekrarların sayısını ve kesin direnci artırarak aşırı bir yüklenmeye neden olunabilir. Egzersizin Süresi 8-10 farklı egzersiz 1 veya 2 sette yapılmalı, her sette 8-12 tekrar olmalıdır. Egzersizler arası en az 1-2 dakika istirahat olmalıdır. Egzersizin Frekansı Haftada 2 kez kuvvet eğitimi kısıtlı olmalı, çocuklar değişik aktivite yapmak için cesaretlendirilmelidir Sporun Sosyal Etkisi ~ Çocukluk Çocukluk döneminde sporun oyun ve aile üzerinde etkileri bulunmaktadır. Oyun Eğlenceli ve memnun olunan aktivite Oyuna motivasyon Üretici olmayan, doğal ve istemli Aktif katılım Aile Sosyalizasyon için önemli Ailenin fiziksel aktivite hakkındaki görünümü çocuğun hareket alışkanlıklarını belirler Gelecekte çocuğun spora katılımını etkiler Kısıtlayıcı olmayan ortam çocuğun motor gelişimini etkiler Sporun Sosyal Etkisi ~ Adolesan Ailenin etkisi Sosyal olarak grup sporları önemli Çiftli gruplarda hareket yeteneğini belirlemek daha kolaydır Takım oyunu Adolesanlar çift ve/veya grup aktivitelerinde daha başarılı Takım ve grup hedeflerine doğru iş İşin öğrenme bölümü daha etkili Entelektüel istekler daha fazla Cinsiyet rolü belirleme Çocuklarda erken dönemde başlar. Cinsiyette aktiviteye katılma da erkekler için önemli değil ancak kızlar için önemlidir. Erkekler sporlara daha kolaylıkla adapte olabilmektedir. 22

23 Sağlıklı çocuklarda yaş gruplarına göre aktiviteler 2-5 yaş: fırlatma,yakalama, koşma, sıçrama 6-9 yaş:belli mesafeye fırlatma, bir topa vurmak, sporun temel hareketlerine geçiş yaş: basketbol, futbol gibi sporları içeren kompleks motor becerileri Çocuklar için en iyi egzersiz: Çocuklarda yetişkinler gibi fiziksel aktiviteye düzenli olarak en az 30 dk/gün, 3-4 kez/hafta katılmalıdırlar. Egzersizin en iyisi çocuğun düzenli olarak yaptığı bir tanesidir. Bu eğlendirici ve ödül kazandıran aktiviteleri bulmaya yardım eder. Eğlendiren ve güvenli yapılan tüm aktivitelere katılabilir : yürüme, futbol, ip atlama, sıçrama olabilir. Çocuğun yaş, vücut büyüklüğü ve fiziksel gelişimi için doğru olan sporu seçmek Risk artıran durumlar : -Yaralanma olduğu zaman -Her spor veya aktivite için kıyafet ve koruyucu kullanılmadığı zaman -Gün veya gece devam eden kas ağrısı olduğu zaman spora zorlanmamalıdır. 23

24 Özel pediartrik hastalıkların tedavisinde önerilen egzersiz reçetesi aşağıdaki tabloda verilmiştir. Özel pediatrik hastalıkların tedavisinde egzersiz reçetesi: HASTALIK Anoreksia nervosa Bronşial astım Serebral palsi Kistik fibrozis Diabetes mellitus Hemofili Kas distrofileri Obezite Romatoid artrit Spina bifida ÖNERİLEN AKTİVİTELER Çeşitli, düşük enerji ihtiyaçlı Kesikli, uzun süre ısınmalı ROM, ambulasyon VO 2 maxı artıran aktiviteler. Yüzme, yürüme, oyunlar Çeşitli, günlük enerji harcamasına eşit Yüzme, bisiklet (temas sporu yok) Yüzme, kalistenikler, tekerlekli sandalye sporları Yürüme, rekreasyonel oyunlar, yüzme Yüzme, kalistenikler, bisiklet Kol-omuz dirençli eğitimi, tekerlekli sandalye sporları 24

25 KAYNAKLAR 1. Brown RT, Strassburer VC. Adolescent Medicine A Practical Guide. Philadelphia: Lippincott-Raven Press; 1998: Finlay S., Faulkner G. (2005) Physical activity promotion through the mass media: Inception, production, transmission and consumption. Preventive Medicine 40, Harrison RA, Roberts C, Elton PJ. Does primary care referral to an exercise programme incerease physical activity one year later? A randomized controlled trial. J Public Health (Oxf) Mar; 27(1): Kokkinos Pf, Fernhall B. Physical activity and high density lipoproten cholesterol levels: What is the relationship? Sports Med. 1999; 28(5) ACSM Fitness Book. American College of Sports Medicine. Leisure Press, Champaign, Illinois,

26

27 ERGENLERDE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ YAŞAM Prof.Dr.Gül Baltacı Hacettepe Üniversitesi - Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Prof.Dr.Gülgün Ersoy Hacettepe Üniversitesi - Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Prof.Dr.Nilgün Karaağaoğlu Başkent Üniversitesi - Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Doç.Dr.Orhan Derman Doç.Dr.Nuray Kanbur Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Adolesan Ünitesi Ergen Kimdir? Ergenlik döneminin gelişimsel özelliklerini konu edinen bir çok çalışma olmasına rağmen dönemin temel özellikleri ve yaş sınırları gibi konularda çok farklı görüşler vardır. Dünya Sağlık Örgütünün tanımına göre adolesan yaşları arasını kapsar yaş arası genç, yaşları arası ise gençlik olarak tanımlanmaktadır. Her ne kadar bu yaş grubu için bazı yaş sınırlamaları getirilmeye çalışılsa da, bu dönemi kesin yaş ile ayırmak oldukça zordur. Genellikle çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olarak kabul edilen ergenlik dönemi, gerçekte fiziksel, psikolojik ve sosyal olgunluğa erişmenin tamamlandığı bir dönemdir. Ergenlik homojen bir süreç olmayıp, kendi içinde aşamaları olan bir süreçtir. Adolesan çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir. Bu dönemin özelliği hızlı fiziksel büyüme, cinsel gelişme ve psikososyal matürasyondur. Çeşitli faktörlerin puberteye girişi etkilemesi nedeniyle bu çağa daha erken veya daha geç yaşlarda girilebilir. Puberte, hızlı fiziksel büyüme ve cinsel gelişmeyi içerir ancak ergenlik bunlara ek olarak psikososyal gelişimi de içine alır. Ergenlerde Fiziksel Büyüme Fiziksel büyüme ve gelişme, adolesanlarda belirgin bir hızlanma gösterir ve bu dönemin sonunda erişkin hayattaki antropometrik ölçüm değerlerine ulaşılır. Genel büyüme ile birlikte, iç organ ve salgı bezlerinin büyüklüklerinde; kemik, yağ ve kas kitlelerinde belirgin artış olur. Baş ve beyin büyümesi 10 yaş civarında, erişkin değerlerinin %96 sına ulaştığından, puberte ile belirgin değişiklik görülmez. Üreme sistemindeki büyüme, seksüel maturasyonla birlikte bu dönemde hızla gerçekleşir. Farklı olarak lenfoid dokularda (timus, tonsiller, adenoidler) gerileme olur. 27

28 Boyca uzama hızı kızlarda 10 yaş, erkeklerde 12 yaş civarında artmaya başlar. Pubertede erkekler cm., kızlar cm. uzar. Erişkin boy uzunluğunun %20-25 i bu dönemde kazanılır. Adolesanlarda, yaşları arasında herhangi bir yaş diliminde görülebilen ve genellikle 2-3 yıl süren, bu büyüme hızlanmasına, büyüme atağı denilir. Bu dönemde, yeterli seks steroidlerinin salgılanmaya başlaması büyüme hormonu sekresyonunu arttırır. Büyüme hormonu ve seks steroidleri büyüme atağının gelişmesinde sinerjik etki ederler. Büyüme atağı sırasında boy artış hızı maksimuma ulaşır ve buna boy uzama hızı doruğu denilir. Kızlarda erkeklerden iki yıl önce gözlenir. Erişkin erkekler ile kadınlar arasında ortalama cm lik boy farkı vardır. Bunun nedenleri; erkek adolesanların cinsel gelişmesinin kızlardan geç başlaması, büyüme hızı doruğuna erkeklerde geç ulaşılması ve büyüme atağı sürecindeki boy artımının erkeklerde daha fazla oluşudur. Ergenlerde lineer büyüme, ekstremitelerde ve gövdede olmak üzere iki kısımdan oluşur. Büyümesi ilk hızlanan vücut kısmı bacaklardır ve ekstremitelerin distal kısımları proksimallerinden önce uzar. Bir başka deyişle başlangıçta ayaklar ve eller büyür, sonra bacaklar ve kollar. Gövde uzamasındaki hızlanma ise bacaklardan bir yıl sonradır. Ergenlerde büyüme atağı süresinde erişkin hayattaki ağırlığın yaklaşık yarısı kazanılır. Yaşa göre boy ve ağırlık oranları arasındaki fark %15 den fazla olmamalıdır. Erkeklerde boy ve ağırlık artım hızı doruğu beraberce, kızlarda ise ağırlık artım doruğu boydan yaklaşık 6 ay sonra olur. Deri altı yağ dokusu iki cinste de adolesanın ilk yıllarında azalır. Yağ dokusundaki azalma hızı, boyca uzama hızı doruğunda en yüksek değere ulaşır ve sonrasında kızlarda daha fazla olmak üzere her iki cinste de yağ kitlesinde artış gözlenir. Kas dokusundaki artış hızı; kızlarda menarş, erkeklerde ise boyca uzama hızı doruğu ile eş zamanlı olarak en yüksek değere ulaşır ve erkeklerde kas dokusu artışı kızlardan daha fazladır. (Şekil-1.1 / Şekil- 1.2). Pubertal büyüme atağı sırasında, erişkin hayattaki total kemik kitlesinin yaklaşık % 37 si kazanılır. Ergenlik, hızlı fiziksel büyümenin yanında, hızlı iskelet gelişimi ile de karakterizedir. Total vücut kemik mineral içeriği ve dansitesi, puberte sırasında her iki cinsiyette de hızla artar ve puberteden sonra zirveye ulaşır. Erişkinlerde kemik dansitesinde 20 yaşından sonra artış olmadığı gösterilmiştir. Ergen döneminin sonundaki kemik kitlesinin doruğu, hayatın ileri dönemlerindeki osteoporoz riski açısından ana belirleyicidir. Bu nedenle koruyucu sağlık hizmetleri açısından, osteoporozu önleme programları ergen yaş grubunda başlatılmalıdır. 28

29 Takvim ve Kemik Yaşı Şekil 1-1 Normal kız ve erkek adölesanlarda cinsel gelişme evreleri ve yaşa göre kas kitlesi, yağ kitlesi, boy ve ağırlıktaki değişiklikler, PHV (Peak heigh Velocity; Boyca uzama hızı doruğu), M (Menarche), G (Genital), B (Breast) Kızlarda göğüs gelişme evresi, P (Pubic Hair) her iki cinste pubik kıllanma evresi. Şekil 1-2 Vücudun çeşitli kısım ve dokularının büyüme eğrileri. Lenfoid Doku: Timus, lenf düğümleri, barsak lenf kitlesi. Baş ve beyin: Beyin ve kısımları, kafatası boyutları. Genel: Baş hariç vücut ölçüm değerleri, solunum sindirim sistemleri, böbrekler, aort ve pulmoner damarlar, kaslar ve kan hacmi Üreme sistemi: Testis, over, epididim, prostat, seminal vezikül, fallot tüpleri. 29

30 Ergenlerde Pozitif Beslenme Alışkanlıkları Kazandırmak ve Fiziksel Aktiviteyi Artırmak Ergenlik döneminde gençler ailenin beslenmesinde daha etkin olmakta ve ev dışında daha çok beslenmektedirler. Gençler besin seçimi ve aktivitelerin önemi ile ilgili gerçekleri bilmelerine karşın beslenme ve aktivitelerine bunu yansıtmamaktadırlar. Bu dönem çocukluktan sonra en hızlı büyüme dönemidir. Sağlıklı besin seçimi büyüme ve gelişmeyi olumlu yönde etkilemektedir. Örneğin; kemik gelişimi için kalsiyum, kas gelişimi için protein, enerji için yağ ve bu metabolik olayların gerçekleşmesi için vitamin ve minerallere gereksinim duyulmaktadır. Bu besin öğelerini vücuda sağlayabilmek ve yeterli ve dengeli beslenmek için her gün dört temel besin grubunda yer alan besinlerden önerilen miktarlarda tüketilmelidir. Ülkemizde yeterli ve dengeli beslenmede rehber olması amacıyla dört yapraklı yonca simgesi kullanılmaktadır. 30

31 Besin Seçimi Konusunda Öneriler; Gençler, besleyici değeri düşük, yüksek enerjili, fazla yağlı ve tuz içeren yiyecekler yerine, evde hazırlanan çiğ sebze, salata, yoğurt, sütlü tatlıları tercih etmelidirler. Fast food restoranlara arada bir gidilecekse; sağlıklı menü seçimlerine (örneğin; hamburger beraberinde ayran, salata veya meyve suyu iyi bir seçimdir) yönlendirilmelidir. Gençler üzerinde yapılan bir çalışmada, yetersiz sebze ve meyve tüketimi ile zayıf aile iletişimi, aşırı televizyon seyretme, bilgisayar kullanımı ve düşük beslenme bilgisi arasında önemli ilişki olduğu saptanmıştır. Gençler dışarıda yüksek yağlı yiyecek tüketmiş ise, evde az yağlı yiyecekleri tercih etmelidirler. Yiyecek alışverişi, menü planlama, yemek hazırlama ve pişirme konularında gençlerden yardım istenebilir. Ev dışında yedikleri yiyeceklerin seçimi için öneri getirilebilir. Bu yolla kilo kontrolü yolu da öğretilmiş olur. Sağlıklı yaşam tarzı için düzenli egzersiz, düşük yağlı yiyecek, sebze meyve tüketimini artırma, sigara içmeme, alkol kullanmama konularında çocuklarınızı bilinçlendirebilirsiniz. Bunun için de sizin iyi örnek olmanız gerekmektedir. Eğer çocuğunuzun kilo sorunu varsa onu eleştirmeden, yaşam tarzını değiştirmesine yardımcı olmalı ve bir diyetisyenden yardım istemelisiniz. Bu denemede oluşabilecek duygusal sorunları iyi iletişim ile çözmeye çalışmalı, bunun abur cubur beslenmeye yol açmasına engel olmalısınız. Evinizde sağlıklı yiyecekler bulundurmaya özen göstermelisiniz. Genç kızlar çekici bir vücuda sahip olma güdüsüyle çoğu kez hatalı diyet yapmakta, bunun sonucunda yeme davranışı bozuklukları gelişebilmektedir. Erkekler ise egzersiz yapmaya, vücut geliştirmeye önem vermektedir. Bunun için de proteinden zengin beslenmeye çalışmaktadırlar. Oysa ki fazla protein tüketimi gerekli değildir. Çocuğunuzla birlikte fiziksel aktivitenizi artırmaya özen gösterin. Gençler sürekli arkadaşları ile vakit geçirmekte, ödev yapmakta, hatta saatlerce telefonla görüşmekte ve çok meşgul görünmektedirler. Ancak bu aktiviteler aktif yaşadıkları anlamına gelmemektedir. Gençler için aktivite kendini enerjik hissetme, güven, iyi bir görünüm, okul başarısı, yaşam boyu doğru bir alışkanlık kazanma, kronik hastalık risklerini azaltmak için önemlidir. Ancak bu yaş grubunda aktiviteyi azaltan en önemli nedenler; sınavlar, hazırlık kursları, TV, bilgisayar oyunlarına fazla ayrılan zamandır. Gençlere 16 yaşa kadar haftada 3 veya daha fazla dakika egzersiz önerilmekte, 16 yaş üzerindekilere 30 dakika/her gün egzersiz veya 3-5 kez, dakika aerobik egzersiz önerilmektedir. Aktivite Artırma Önerileri; Aktivite için bir arkadaş ile buluşmasını önerin, Arkadaşıyla telefonda konuşması yerine yürüyüş yaparak sohbet etmesini söyleyin, Bir spor kursuna yazılmasını sağlayın, Okul takımında yer alması için cesaretlendirin, Mümkünse okula servisle değil, yürüyerek gitmesini ve nedenlerini açıklayın. 31

32 Sağlıklı Beslenme ve Aktivite İle İlgili Davranışlarınızı Kontrol Edin Bir ebeveyn olarak aşağıdakileri yapıyor musunuz? -Yemeklerde ailece bir araya geliyor musunuz? -Çocuğunuz her sabah kahvaltı yapıyor mu? -Çocuğunuzun iştahına saygı gösteriyor musunuz? -Çocuğunuzun yemek planına katılmasını sağlıyor musunuz? -Çocuğunuza yemek seçme özgürlüğü tanıyor musunuz? -Çocuğunuz 3 ana 2 ara öğün tüketiyor mu? -Yemeklerde çocuğunuzu konu ile ilgili bilgilendiriyor ve kitap alıyor musunuz? -Yemek yerken iyi bir örnek oluşturuyor musunuz? -Çocuğunuzu yemekle ödüllendirme ve cezalandırmadan kaçınıyor musunuz? -Yemek yerken televizyonu kapatıyor musunuz?.. SİZ; Televizyon seyretmeyi 2 saatle sınırlıyor musunuz? Çocuğunuzu aktiviteye cesaretlendiriyor musunuz? Siz aktivite yapıyor musunuz? Not: Sorulara verdiğiniz her evet yanıtı 2 puan, hayır yanıtı 0 puan, bazen yanıtı 1 puandır. Sorulara verdiğiniz evet yanıtı çoğunlukta ise DOĞRU YOLDASINIZ. Ergenlerde Fiziksel Aktivite ve Egzersizin Özendirilmesi Fiziksel aktivite enerji kullanarak vücut hareketlerini anlatmak için kullanılan uluslar arası bir terimdir. Yürüme örnek olarak verilebilir. Fiziksel aktivitenin tipleri: egzersiz, spor, oyun, ev işi ve bahçe işleri v.b. dir. Dünya Sağlık Örgütüne göre SAĞLIK kişinin fiziksel, psikolojik ve sosyal iyi yönde olma durumu olarak tanımlanmıştır. 32

33 Adolesanlarda sağlığı bozan durumlar: Çocukluk obezitesi Tip 2 diabet Hipertansiyon Osteoporoz Depresyon Sigara/alkol/ilaçlar Adolesan hamilelik Düzenli fiziksel aktivitenin, hipokinetik hastalıkları, bu hastalıklara bağlı erken ölümleri önlediği ve sağlık yönünden kalitesi yüksek bir hayat sağladığı ortaya çıkmıştır. Fiziksel Aktivitenin Sağlığa Faydaları Riskini azaltır: Erken ölüm Kalp rahatsızlığından erken ölüm Diyabetin gelişmesi Kan basıncının yükselmesi Kolon kanseri olma Azaltır: Yüksek olan kan basıncını Depresyon ve anksiyeteyi Kilo kontrolüne yardımcı olur Sağlıklı kemik, kas ve eklem yapısının oluşturulması ve devam ettirilmesi Güçlü ve çevik yaşlanmayı sağlayarak yaşlıların düşmeden, rahatça hareket etmesi İyi sağlığın avantajları Fizyolojik olarak kendini iyi hissetmede Kendine güvende artış Diğer kişilerle olumlu iletişim kurmak Gerilim ve anksiyeteyi kontrol edebilmek Daha pozitif bir bakışa sahip olmak Daha uzun yaşamak Kalp hastalığı riskini azaltmak Hipertansiyonu önlemek Dolaşımı artırmak Akciğerleri kuvvetlendirmek Enfeksiyondan uzaklaşmak Fiziksel Aktivite: Hipertansiyon ve osteoporozu önler Hipertansiyonlu adolesanlarda aerobik egzersiz sistolik ve diastolik kan basıncını azaltır. Mental sağlığı geliştirir Kendine güveni artırır Anksiyete/depresyonu azaltır Davranış, disiplin ve sorumlulukları geliştirir Akademik görevlere katılma becerisi fiziksel aktivite ile gelişir Kilo kaybına eşlik eder Abdominal yağı azaltır 33

34 Her yaşta fiziksel aktivitenin sağladığı yararlar önemlidir. Fiziksel aktiviteye önem vermeyen saatlerce bilgisayar veya televizyon başında oturan çocukların ve gençlerin obeziteye daha yatkın oldukları bilinmektedir. Çünkü bu oturma süresince yiyecek tüketimlerinde de artış olmaktadır. Çocuklara ve gençlere uygun fiziksel aktivite alışkanlığının kazandırılması ve bu davranışın alışkanlık haline getirilmesini sağlamak önemlidir. Sağlıklı ve verimli bir toplumun geleceği olan ergenlerde sağlıklı yaşamın kalitesi ve yıllarını artırmak, olabilecek sağlık problemlerini elimine etmek ve boş zamanlarında aktivitesi olmayanlar için aktivite süresini artırmak amacıyla okul saatleri dışında geçirilen saatlerde boş ve spor alanların kullanım olanakları sağlanmalı ve fiziksel aktivite ve uyumluluk programlarını özendirme çalışmaları artırılmalıdır. Her gün fiziksel olarak aktif olmak amaçlanmalıdır. Kalori harcaması kişinin vücut ağırlığı ve aktivite şiddetine göre değişir. İlk kez egzersize başlayacak olan bir ergen için egzersiz reçetesi: Terlemenin arttığı ve solunumun zorlaştığı egzersizler veya haftada 3 gün 30 dk yürüme ile başlanabilir. 4 hafta sonra haftada 5 veya daha fazla gün dk ya çıkarılarak program devam edebilir. FİZİKSEL AKTİVİTE + ERGEN= SAĞLIKLI BİR YAŞAM Çocuklarda ve Ergenlerde Obezite ve Komplikasyonları Obezite çocukluk ve ergenlik dönemindeki en sık görülen kronik hastalıktır. Özellikle endüstrileşmiş bazı toplumlarda, çocukluk ve ergenlik döneminde obezite sıklığı astım ve egzema gibi allerjik hastalıkların bile önüne geçmiştir. Çocukluk ve ergenlik obezitesi beraberinde yüksek riskli morbiditeyi taşır ve geç sekelleri önemlidir. Ergen obezlerin, uygun rehabilitasyon programları uygulanmadıkça, %75-80 inin obez yetişkinler olduğu bilinmektedir. Bu konuda yapılan uzun süreli çalışmalarda tombul ve fazla kilolu adolesanların ergenlik döneminden sonra kilo verseler bile, obezitenin morbidite ve mortalitesini erişkin hayata taşıdıkları gösterilmiştir. Bu nedenle obez ergenlere yönelik beslenme, egzersiz ve medikal izlem gibi rehabilitasyon programlarının zaman kaybedilmeden ergenlik döneminde başlatılması önem taşımaktadır. 34

35 Obezite basit bir hastalık olmayıp heterojen bir gruptur. Çocukluk ve adolesan obezitelerinin % 5 inden daha azında spesifik bir neden gösterilebilir. Obez ergenlerin yaklaşık % 3 ünden daha azında altta yatan endokrin bir neden gösterilebilirken, çeşitli sendromlara bağlı obeziteler bu grubun % 2 sinden daha azdır. Bu rakamlardan da anlaşılacağı gibi ergenlik dönemindeki obezite, eksojen obezite adı ile ele aldığımız aşırı yemeye bağlıdır. Ancak eksojen obezitede de sadece beslenme değil genetik, çevre, fiziksel aktivite, çocuğun besini tüketme şekli, enerjisini nasıl harcadığı gibi pek çok faktör rol oynamaktadır. Puberte, özellikle de kızlarda, obezite gelişimi açısından yüksek riskli bir dönemdir. Puberte sırasında erkek ergenlerde daha çok yağsız vücut kitlesi artarken, kızlarda daha belirgin bir yağ depolanması gerçekleşir. Her iki cinsiyette de bu süreç boyunca santral yağlanma artarken, periferal yani ekstremite yağlanması azalır. Ayrıca pubertenin enerji harcanması üzerine etkileri de cinsiyetler arasında farklılıklar gösterir. Erişkin hayattaki vücut ağırlığımızın yaklaşık %50 sinin puberte sırasında kazanıldığını biliyoruz. Üç dört yıl kadar kısa bir sürede gerçekleşen bu fizyolojik vücut ağırlığı artışı; dengesiz ve aşırı beslenme, yetersiz fiziksel aktivite gibi nedenlerle gereğinden daha fazla ivmelenebilir. Sonuç olarak, puberte döneminde fizyolojik olan bu değişiklik, sınırları belirlenmediğinde patolojik bir durum olan obeziteye yol açabilir. Obeziteyi değerlendirmede kullanılabilecek çeşitli metotlar vardır. Bunlar arasında en sık kullanılan vücut kitle indeksinin belirlenmesidir. Deri kıvrım kalınlığı ve cilt altı yağ dokusu ölçümleri özellikle vücut kitle indeksi yüksek, ancak yağ dokusu az olan sporcularda anlamlıdır. Vücut kitle indeksi (vücut ağırlığı (kg) / boy (m 2 )) yaşa ve cinsiyete göre 95 persentilin üstünde olan ergenler obez, persentil arasında olan ergenler ise tombul (overweight) olarak tanımlanırlar. Çocukluk ve Adolesan Döneminde Obeziteye Bağlı Komplikasyonlar Çocukluk ve adolesan döneminde iskelet ve kardiovasküler sisteme ait veya psikolojik bir çok komplikasyon obeziteye bağlı gelişebilir. Obez olanların, toplumda ayrımcılığa uğradıkları, kendi güvenlerini ve zeka yeteneklerini geliştirirmede ve sosyal olarak iletişim kurmada zorlandıkları belirlenir. Obezitenin büyüme üzerine bir çok etkisi vardır. Obez çocukların daha uzun olmaları beklenir ve de onların kemik yaşları daha ilerdedir. Fakat ergenliğin daha ileri yıllarında bu gruptakilerin epifizleri daha önce kapandığı için boyları obez olmayan gruba göre daha kısa kalır. Obezlerin yağsız vücut kitlesi de artar ve obez olmayanlara göre daha erken menarş olurlar. Artan boy, ileri kemik yaşı ve erken menarş fazlalaşan gıda alımının ototrofik etkisi iledir. Halbuki artan kas kitlesi sonucu fazlalaşan yağsız vücut kitlesi hem ağırlığı hem de adipositlerin çekirdek kitlesini arttırarak bu süreci destekler. Artan ağırlık iskelet sisteminde, tibianın eğrilmesine (Blount hastalığı) veya femur başı epifiz kaymasına neden olur. 35

36 Kardiovasküler risk faktörleri olarak, artan kan basıncı, bozulan lipid düzeyi ve glukoz toleransı görülür. Çocukların %60 ı 5 ile 10 yaş arasında bunlardan en az birine %20 sinden fazlası ise en az ikisine sahip olur. Karaciğer enzimlerinin yükselmesi obez çocukların %5-10 nun da görülür. Adolesan kızlarda polikistik over sendromu da sık görülen problemlerden biridir. Çocukluk ve Adolesan Dönemdeki Obezitenin Erişkinlikde Rol Oynadığı Medikal Komplikasyonlar Erişkinlerde vücut yağ dağılımı kadınlara göre erkeklerde daha merkezidir. Bu da obezitenin daha sonraki komplikasyon risklerinin erkeklerde daha fazla görülmesinin nedeni olabilir. Çocukluk ve ergenlik dönemindeki obezitenin erişkin hayatta diabetes mellitusa, hipertansiyona, inmeye, dislipidemiye, kardiyovasküler hastalıklara, safra kesesi hastalıklarına, solunum sistemi problemlerine, kansere, artrite, guta neden olabileceği bilinmektedir. Diabette patogenez obezite nedeni ile oluşan insülin direncine bağlı gelişir. Kas, yağ ve karaciğer dokusu insüline öncelikli olarak hassasdır. Vücutta yağ depolanması, hücresel seviyede insülin hareket kabiliyetini bozar, hücresel seviyede etki insülin reseptörleri ve postreseptör seviyeleri ile sağlanır. İnsülin reseptörlerindeki azalma dolaşan insülinin bağlanma oranını ve intrasellüler seviyedeki insülin aktivitesinin başlamasını azaltır. Bezlerdeki postreseptör anormalliği ise glukoz transportuna, glukoz oksidasyonuna ve özellikle glikojen olarak glukoz depolanmasının bozulmasına neden olur. Esas etki glukoz girişinin ve insülinin hassas hücreler tarafından kullanılmasının azalmasıdır. Bu etki esas olarak kas dokusunda olur. Kanda artan glukoza pankreas adacık hücrelerinin cevabı daha fazla insülin salgılanması ve yapımıdır. Beta hücreleri artan ihtiyacı karşılayamazlarsa yetmezliğe düşerler ve sonuçta da diabet gelişir. Obez olanların üçte birinde hipertansiyon problemi vardır. Normal ağırlığın 10 kilo fazlası sistolik basıncı 3 mmhg, diyastolik basıncı 2 mmhg arttırır. Patogenezinde böbrek filtrasyonunun azalması sonucu artan sodyum retansiyonu, insülinin tubuler sodyum reabsorpsiyonunu arttırması ve artan katekolaminlerin etkisi üzerinde durulmaktadır. Bazı çalışmalarda da obezlerde reninin uygun olmayan artması hipertansiyonun nedeni olarak ileri sürülmektedir. Artan hipertansiyon inmeye de neden olabilir. Obez olanlarda trigliserid seviyesi yükselir, yüksek dansiteli lipid düzeyi düşer ve düşük dansiteli lipid seviyesi artar. Gelişen bütün durumlar da kardiyovasküler hastalıklara zemin hazırlar. Kardiyovasküler hastalıklar vücut kitle indeksi 21 olanlara göre, 25 ile 28.9 olanlarda iki kat, 29 dan fazla olanlarda 3,6 kat artar. Obezlerde kardiak hipertrofi, sol ventrikül dilatasyonu ile başlar, bunu miyokardial hipertrofi izler, artan intravasküler volüm sistolik disfonksiyona yol açar ve ventrikül kasılabilirliği azalır. Sonuçta da kalp yetmezliği gelişir. Obez olanlarda karaciğerden kolesterol salgısı artar ve safra kesesi kolesterol ile süpersatüre olur. Sonuçta safra kesesinin motilitesi azalır. Bu da her yemekten sonra kolesistokinin serbestleşmesinin duyarlılığının azalmasına neden olur. Esas etki kolesterol içeren taşların oluşmasının artmasıdır. Taşlarda, safra kesesinin inflamasyonuna neden olarak akut ve kronik kolesistite yol açarlar. Kadınlarda obezite daha sık görüldüğü için bu durum da kadınlarda daha sık görülür. 36

37 Obezlerde zayıf solunum hareketi ve solunum sisteminin kompliyansının azalması solunum yolu hastalıklarının görülmesine neden olur. Periferal apne hava yolunun obstrüksiyonu sonucudur. Santral apne ise inspiryum başlama uyarısının azalması sonucudur. Apneik episodlar geceleri daha sık olur ve hastalarda belirgin hiperventilasyona neden olurlar. Bütün bu gelişmeler obezlerde ciddi hipoksi ve hiperkapni ile pulmoner hipertansiyonun gelişimine, sağ kalp yetmezliğine ve kor pulmonalenin oluşumuna sebep olur. Obezitenin kansere yol açması net değildir. Kadınlarda endometrial, safra kesesi, serviks ve over kanserlerinin daha sık rastlandığı tespit edilmiştir. Meme kanseri ise obez olan premenopazal kadınlara göre postmenopozal kadınlarda daha sık görülmektedir. Bu riske neden, yağ dokusu kaynaklı östrojenin artıp, yağ dokusunda eriyebilir olması ve aktif östrojene dönüşebilmesidir. Obez erkeklerde prostat ve kolorektal kanser insidansı yüksektir. Buna neden olarak da insülin rezistansı nedeni ile artan insülin seviyesinin mitojenik etkisi olduğu ileri sürülmüştür. Artrit, ağırlığın eklemlerdeki dejeneratif etkisine bağlıdır. Gut erkek obezlerde kadınlara göre daha fazla görülür. Fakat gutun gelişimi çok morbid obez grupta olur. Obezitenin derecesi gibi yağın depolanması da önemlidir. Intra abdominal veya viseral yağlanma daha anlam taşır. Patogenez bu bölgelerde artan lipolitik etkiye bağlıdır. Sonuçta daha fazla serbest yağ asidi perifere ve karaciğere serbestleşir. Hiperlipidemi ve hiperinsülinemi çok düsük dansiteli lipidlerin üretimine neden olur, bu da sonuçta hipertrigliseridemiye yol açar. Lipidemi kas dokusunda glukoz transportunu ve oksidasyonunu inhibe eder, insülin direncini arttırır ve artan hiperinsülinemide sodyum reabsorpsiyonunu ve hipertansiyon riskini arttırır. Obezite, endüstrileşen ülkelerde yaşayan birçok kişinin mortalitesine veya morbitidesine neden olacak hastalıklarda rol oynayabilir. Bunu kimi zaman direk olarak, kimi zaman da indirek olarak etkileyerek oluşturur. Obezitenin bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilip önlenmesi, kronik hastalıklara bağlı morbiditenin ve mortalitenin anlamlı olarak azalmatılmasını sağlayacaktır. Adolesan Çağı Şişmanlığında Diyet Tedavisi Yaklaşımları Obezite, vücuttaki yağ dokusunun artmasıyla ortaya çıkan önemli bir sağlık sorunudur. Daha doğum öncesinden başlayarak obezitenin oluşumunu etkileyen pek çok faktörün olduğu bilinmektedir. Ancak bunların hiçbirinin tek başına etkili olmadığı, birkaç faktörün birbiri ile etkileşim halinde obezitenin ortaya çıkardığı bildirilmektedir. Bugün tam olarak açıklanamayan çeşitli metabolik, endokrin ve genetik faktörlerin etkileşimi daha ileri araştırmalara gerek göstermektedir. Günümüzde, obezitenin kronik hastalıklarla (hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, diyabet vb) olan ilişkisi ve yetişkinlikte görülen inatçı obezitenin temellerinin çocukluk çağlarında atıldığı bilinmektedir. Bu nedenle yaşamın olabildiğince erken dönemlerinde varsa bu sorun düzeltilmeli, daha da önemlisi obeziteden korunmaya yönelik ülke politikaları geliştirilmelidir. Obezitenin tedavisi oldukça zordur ve başarılı bir tedavi için obezitenin nedenlerinin doğru olarak saptanması ve iyi bir ekip çalışması yapılması gereklidir. Tedavinin temel yapı taşı, diyet tedavisidir. Ancak tek başına 37

38 yeterli olmadığından, arttırılmış fiziksel aktivite ile ve yanlış beslenme alışkanlıklarının düzeltilmesine yönelik davranış tedavisiyle desteklenmelidir. Çocuklarda uygulanması tercih edilmemekle birlikte zorunlu durumlarda ilaç tedavisi ve cerrahi tedavi de obezitenin tedavisinde başvurulabilen yöntemler arasındadır. Bu tedavi yöntemlerinin uygulanabilmesi için ekipte mutlaka bulunması gereken elemanlar; doktor, diyetisyen, psikolog ve egzersiz fizyolojistidir. Gençlerde olumlu kalıcı davranış değişikliklerinin oluşturulabilmesi ve başarılı bir tedavi için ailenin, akrabaların, arkadaş çevresinin, okul çocuğu ise öğretmenlerin ve diğer sağlık personelinin işbirliği sağlanmalıdır. Diyet Tedavisi Amaç Diyet tedavisinin amacı; gencin yaşına uygun, temel besin ögesi gereksinimlerini sağlayarak, doğru ve kalıcı beslenme alışkanlıkları kazandırmak, hedeflenen ağırlığa yavaş yavaş ulaşmak, normal büyüme ve gelişmeyi aksatmamaktır. Bu nedenle düşük enerjili diyetlerin uygulanması sakıncalıdır. Adolesanların beslenme alışkanlıkları ve diyet örüntüleri incelendiğinde genellikle; Öğün atladıkları ve atlanan öğünlerin çoğunlukla sabah kahvaltısı ve öğle yemeği olduğu, Atıştırmalık besinleri fazlaca tükettikleri ve hızlı hazır (fastfood) beslenmeyi tercih ettikleri, Sebze-meyve tüketimlerinin yetersiz olduğu, Bu alışkanlıkları nedeniyle besin çeşitliliğinin sınırlı ve dengesiz, diyet bileşimlerinin; posa, vitamin ve minerallerden yetersiz, enerji, tuz, yağ ve basit karbonhidratlardan zengin olduğu belirlenmiştir. Bu nedenlerle, çoğu adolesanın yanlış alışkanlıklarını düzeltebilmek, herhangi bir enerji kısıtlamasını gerektirmeden tedavide başarı sağlayabilmektedir. Değerlendirme Tedavinin başlangıcında çok ayrıntılı bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Tedaviye yönelik annenin ve/veya gencin motivasyonunu öğrenmek önemlidir. Bu konuda istekli olmaları, tedaviye kolaylık sağlayacaktır. Ayrıca ayrıntılı klinik ve laboratuvar yöntemleri ile obezite dışında başka sağlık sorunlarının (hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, diyabet vb.) olup olmadığı değerlendirilmeli, varsa diğer sağlık sorunlarına yönelik olarak verilecek tıbbi tedavi planı oluşturulmalıdır. Tedavide öncelik verilmesi gereken ve daha kolay başarı sağlanan çocuklar; Gerçekten zayıflama isteği olan çocuklar veya ebeveyni yardım isteyenler, Obeziteye ek olarak başka bir hastalığı olanlar, Obeziteye bağlı komplikasyon ve psikolojik sorunları gelişmiş olanlar, Diabet veya kardiyovasküler hastalık gibi aile öyküsü bulunanlar, Kan basıncı yüksek olanlar. 38

39 Antropometrik Ölçümler: Obezitenin derecesini belirlemek için antropometrik ölçümler (boy uzunluğu, ağırlık, deri kıvrım kalınlıkları) alınarak, beden kitle indeksi, vücut yağ ve kas oranları hesaplanmalı, yaş ve cinsiyete göre standartlarla karşılaştırılmalıdır. Obezitenin başlangıç zamanı belirlenerek hedeflenen ağırlık ve bunun için gerekli süre belirlenmelidir. Yaşa göre beden kitle indeksi yüzdelikler arasında olanlar hafif şişman, 95 in üzerinde olanlar ise şişman (obez) olarak kabul edilmektedir. Tedavi planı yapılırken bu sınıflamaya göre yapılmalıdır. Psikolojik Durum: Çocukluk çağında beslenme durumu pek çok nedene bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Bazı çocuklarda psikolojik bunalımlar nedeniyle aşırı iştahsızlık görülürken bazılarında da aşırı yemek yeme şeklinde ortaya çıkan tepkilerle obezite gelişmektedir. Obez çocukların psikolojik sorunları incelendiğinde; anne-baba ve çocuk arasındaki olumlu ilişkilerin eksikliği, ev ortamındaki huzursuzluklar, anne baba ayrılığı nedeniyle çocuğun ebeveynlerden herhangi biriyle yaşaması veya her ikisinden ayrı olarak başka biri tarafından büyütülmesi, okulda başarısızlık ve arkadaş çevresiyle olumsuz ilişkiler vb. sorunların başta geldiği görülmektedir. Obez çocuklar, görüntüleri nedeniyle genellikle içlerine kapanmakta, sosyal çevrelerinden koparak eve bağlı bir yaşam tarzını tercih etmekte, ev içinde pasif bir yaşamı (televizyon izleme, bilgisayar oyunları vb) tercih etmektedirler. Bu durumda enerji harcamaları azalmakta, besin tüketimleri ve enerji içeriği yüksek besin tüketimleri daha da artarak kısır bir döngü oluşmaktadır. Bu nedenlerle çocuğun aile yapısı, sosyoekonomik ve kültürel durumu, çocuk-ebeveyn-arkadaş ilişkileri, yaşam tarzı, ilgi alanları öğrenilmeli, varsa hem bu sorunların çözümüne yönelik hem de beslenme açısından davranış tedavisi amacıyla yaş grubuna göre çocuğa ve/veya aileye psikolojik destek planı belirlenmelidir. Bu destek, daha etkili bir tedaviye olanak sağlamaktadır. Hedeflenen tedavi süresini kısaltmak için uygun bir fiziksel aktivite programı belirlenmelidir. Bu programda çocuk veya gencin ilgi duyduğu bir spora yönlendirilmesi çok önemlidir. Ayrıca aile ile birlikte daha aktif yaşam (yürüyüşler, bisiklete binme vb) bilinci oluşturulmalıdır. Obezite konusunda ailenin, özellikle de annenin konuya bakış açısı, annenin ve/veya çocuğun veya gencin ağırlık durumunu algılaması daha önce diyet uygulayıp uygulamadığı, uyguladıysa başarısızlık nedenleri ve genelde ailenin beslenme alışkanlıkları öğrenilerek en etkili diyet tedavisi ve davranış değişikliği oluşturulmaya çalışılmalıdır. Ayrıntılı Diyet Öyküsü: Bundan sonraki aşamada ayrıntılı diyet öyküsü alınmalıdır. Temel olarak, tüketilenden daha fazla enerji alınması, obezitenin başlıca nedenlerindendir ve fazla enerji alımını etkileyen pekçok faktör bulunmaktadır. Ebeveynlerin eğitim düzeyi, ailenin sosyo-ekonomik-kültürel durumu ve demografik yapısı obezitenin gelişiminde belirleyici olabilmektedir. Sosyoekonomik durumu yüksek olan ailelerin çocuklarında aşırı, sosyo-ekonomik durumu düşük ve kalabalık olan ailelerin çocuklarında ise dengesiz beslenmeye bağlı olarak obezite gelişebilmektedir. Çocuğun beslenme bilgisi ve davranışı, önce aile çevresinde gelişir, sonra gerek okul öncesinde gerekse okul yıllarında öğretmenlerinin ve çevresel etmenlerin etkisiyle belirginleşir. Ailedeki beslenme modeli, yemek pişirme yöntemleri, okulda verilen besinlerin türleri, kitle iletişim araçlarında yer verilen özendirici reklamların etkisi, aile bireylerinin veya akrabaların çocuğa hediye olarak şeker, çikolata, gofret gibi besinleri tercih etmesi ve daha pek çok etkenle çocuğun beslenme alışkanlıkları yanlış yönlendirilebilmektedir. Dengeli 39

40 bir beslenme alışkanlığı kazanmamış çocukların yağ ve şeker içeriği yüksek besinlere ve hızlı-hazır beslenme (fast-food) şekline eğilimleri daha fazla olmaktadır. Özellikle okul çağı çocuklara fazla ve denetimsiz olarak verilen harçlıkların, daha çok enerji değeri yüksek, besin değeri düşük besinlere harcandığı görülmekte, bu tür besinlere harcamada reklamların da etkisinin olduğu bildirilmektedir. Ayrıca çocuğun ev dışında beslenme sıklığı, öğün ve ara öğünlerdeki besin tercihleri, televizyon izleme süresi ve bu sırada tükettiği besinler öğrenilmelidir. Çocuğun yaş grubuna ve ilgisine göre gerekirse 3-7 gün süresince tutulması istenilen kayıtlarla, beslenme alışkanlıkları (yemek yenilen yer, yemeğe ayrılan süre, yeme şekli ve hızı, annenin yemek pişirme yöntemleri, duygusal durumlardaki beslenme değişiklikleri, sıvı tüketimi vb.) daha ayrıntılı bir şekilde incelenmelidir. Enerji Gereksinimi Adolesan yaş grubu için enerji gereksinimlerini hesaplama formülleri Tablo 1 de verilmiştir. Düzenlenen diyetlerde büyüme ve gelişmeyi aksatmadan çocuğun yaşına ve cinsiyetine göre gereksinimlerinin karşılanmasına özen gösterilmelidir. Hafif şişman okul çağı çocuk ve adolesanların tedavisinde temel amaç büyümeyi aksatmadan; hızlı ağırlık kazanımını engellemek veya var olan ağırlığı korumak gerekli görülen riskli vakalarda hafif düzeyde enerji sınırlaması ve arttırılmış fiziksel aktivite ile son derece yavaş ağırlık kaybını sağlamaktır. Bu hedefler gerçekleştirilebilirse yeterli boy uzaması ile birlikte beden kitle indeksinin de azalacağı açıktır. Ağır şişmanlarda ise kısa süreli ve kontrol altında olmak üzere, büyüme-gelişmeyi aksatmayacak şekilde sınırlı enerji diyetleri kullanılabilmektedir. Ancak bu miktar, çocuğun yaş grubuna göre normal gereksinimi olan enerjinin %60 ından daha az olmamalıdır ve bu tür diyetler sık kontrollerle ekip denetimi altında uygulanmalıdır. Bu tür uygulamalarda hedef; fazla ağırlığın %10 kadarını azaltmaya çalışmak ve bunun için ayrılan süreyi uzun (ideali 6 ay) tutmaktır. Ortalama olarak haftada 0.5 kg ağırlık kaybı sağlayacak miktarda enerji verilerek çocuk izlenmelidir. Çok ağır vakalarda haftada 1 kg kadar zayıflama kabul edilebilmektedir. Düşük enerjili diyetlerin uzun süreli kullanımı zor ve yanlıştır. Çok katı kurallar ve aşırı yasakların konulması, çocukların kısa sürede diyeti bırakmalarına neden olmaktadır. Yeterli ve dengeli diyetlerin kabulü daha kolay, kullanım süresi daha uzundur. Ayrıca çocuğun; dikkatli seçilen ödüllerle motive edilmesi başarı şansını arttırmaktadır. Tablo 1. Çocukluk ve Ergenlik dönemi için önerilen günlük enerji hesaplama formülleri Yaş (yıl) Erkek Kız x A* x x A* x x A x x A x x A x x A x x A x x A x 1.53 * Hedeflenen Ağırlık 40

41 Protein Gereksinimi Günlük olarak belirlenen enerjinin %12-15 inin proteinlerden gelmesi önerilmektedir. Ancak bu miktar, düşük enerjili diyetlerde yaşa ve cinsiyete göre günlük alınması önerilen miktarlara göre denetlenmeli ve negatif azot dengesine neden olmamalıdır. Proteinlerin yeterli miktarda alınması; tokluk hissi sağlamaları, yüksek termik etkileri, yağsız vücut kütlesinin korunumu ve özellikle çocukluk döneminde büyüme ve gelişmedeki olumlu etkileri nedeniyle önemlidir. Bu nedenle verilen toplam proteinin %50-60 ı biyolojik değeri yüksek hayvansal kaynaklı besinlerden sağlanmalıdır. Yağ Gereksinimi Sağlıklı beslenme önerileri çerçevesinde günlük enerji miktarının % unun yağlardan gelmesi önerilmektedir. Bu miktarın korunması; tokluk hissinin sağlanması, lezzet alma, diyeti kabullenme ve uzun süreli uygulayabilme açısından önemlidir. Zayıflama programının süresini azaltmak amacıyla yapılan yanlış uygulamalardan biri olan daha düşük yağlı diyetler pratik uygulamalar açısından zorluk getirmektedir. Ayrıca yağda eriyen vitaminlerin (A, D, E ve K vitaminleri) emiliminin azalmasına ve özellikle çocuklarda büyüme ve gelişmenin aksamasına neden olacağından sakıncalıdır. Tüketilen toplam yağ miktarının tekli ve çoklu doymamış yağ asitlerini içerecek şekilde dengelenmesine, çocuklar için elzem yağ asidi gereksinimlerinin karşılanmasına ve doymuş yağ asitlerinden sağlanan enerji miktarının %7-10 arasında tutulmasına da özen gösterilmelidir. Karbonhidrat Gereksinimi Enerjinin %55-60 ı karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Bu miktarın çoğunluğunun kompleks karbonhidrat olması önerisi, posa içeriği yüksek olan besinlerin tüketilmesini gerektirmektedir. Bunun için yaş gruplarına göre yeterli miktarda sebze ve meyve tüketilmeli, kabuklu yenebilenler kabuklu tüketilmeli, meyve suyu yerine meyve tercih edilmeli ve kurubaklagiller yeterli sıklıkla tüketilmelidir. Posa Gereksinimi Posa; çiğneme süresinin uzun olması nedeniyle yemek yeme zamanını uzatması, çok hacimde düşük enerji içermesi nedeniyle enerji alımını azaltması, mide boşalma hızını azaltarak tokluk hissini sağlaması, safra asidi ve yağ asidi emilimlerini azaltması, barsak hareketlerini ve dışkı atım hacmini arttırarak konstipasyonu önlemesi ve insülin düzeyini fazla yükseltmemesi gibi pek çok nedenle diyetin uygulanmasında yararı olan önemli bir ögedir. 41

42 Günlük alınması gereken posa miktarının çocuklar için g olduğu bildirilmektedir. Bu miktarlar, yeterli ve dengeli düzenlenmiş diyetlerle sağlanabilmektedir. Ancak çocukluk döneminde sıklıkla görülen sebze-meyveyi reddetme dönemlerinde yemekler daha değişik hazırlanarak ilginç hale getirilmeli ve mutlaka çocuğun yeterli düzeyde posa tüketmesi sağlanmalıdır. Vitamin ve Mineral Gereksinimi Dengeli düzenlenmiş diyetler yeterli miktarda vitamin ve mineral sağlayan diyetlerdir. Ancak okul çağı ve adolesan döneminde, kontrol altında, kısa süreli düşük enerjili diyetlerin uygulanabildiği dönemlerde yetersizlikler söz konusu olabilmektedir. Bu nedenle verilen diyetlerin, çocuğun yaş grubuna göre gereksinimleri karşılayıp karşılamadığı denetlenerek gerekiyorsa ekleme yapılmalıdır. Öğün Sayısı Günlük enerji alımının 5-6 öğüne bölünmesi besinlerin termojenik etkisi nedeniyle enerji harcamasını arttırmaktadır. Ayrıca azar azar sık sık beslenme, acıkmayı ve bir sonraki öğünde besin alımını azaltması nedeniyle önerilmektedir. Ancak, özellikle okul çağı çocuklarda bu sayı belirlenirken okul koşulları göz önünde bulundurulmalıdır. Okulda öğlen yemeğinin verilmediği durumlarda en az 1 ana, 2 ara öğünde tüketilmesi gereken toplam besin miktarı arttığından çocuk bunları evden taşımak istememektedir. Ayrıca ders aralarında arkadaşlarından farklı olarak evden taşıdıklarını tüketmek, pek çok çocukta psikolojik baskıya neden olmaktadır. Bu nedenle belirtilen öğünlerde tüketilmesi gereken besinlerin bir bölümünü okul kantininden seçebileceği sağlıklı besinlerden oluşturmak uygulamayı kolaylaştırmaktadır. Bu tip zorluklar nedeniyle öğün sayısı, çocuğun yaşamına uygun olarak düzenlenmelidir. Okulda öğlen yemeği verildiği durumlarda ise çocuk alışkanlık kazanıncaya kadar okulun yemek listesi göz önünde bulundurularak oluşturulan öğünler çocuk tarafından daha kolay kabul edilmektedir. Eğitim Öncelikle çocuk ve/veya ebeveyn; obezite ve sakıncaları konusunda bilgilendirilir, çocuğun tanısı, yaşına göre olması gereken ağırlık ve tedavi süresi, hızlı zayıflatan moda diyetlerin sakıncaları anlatılarak tedavi için ikna edilmelidir. Tedavinin en önemli aşaması, iyi planlanmış bir beslenme eğitimi programının uygulanmasıdır. Bu aşamada tedaviye alınan çocuğa ve/veya ebeveyne uygun seçilmiş eğitim modeli, doğru beslenme alışkanlıklarının yaşam boyu uygulanabilirliğini sağlar. Tedavinin yapıtaşı olan diyetin iyi anlaşılabilmesi ve uygulanabilmesi, diyetisyen tarafından verilen ve kişiye özel olan beslenme eğitimi ile sağlanabilir ve bu eğitim, çocuğun yaş grubuna göre, teorik veya uygulamalı olarak; sağlık ve yeterli-dengeli beslenme ilişkisi, temel besin grupları, sakıncalı besinler, değişim listeleri, okulda-evde ve bunların dışında ana ve ara öğünlerde dengeli ve güvenli besin seçimi, özel günlerde (doğum günü, arkadaş partileri vb.) beslenme konularını kapsamalıdır. Bu amaçla değişik yaş grubu çocuklar için eğitim materyalleri (resim, besin modelleri, hikaye kitapları, kısa filmler vb) geliştirilmelidir. Hedef; çocuğa günlük enerji tüketimini ayarlayabilme, ideal beslenme modelini geliştirme yeteneğinin kazandırılması olmalıdır. 42

43 Ergene Yaklaşım Adolesanlarda belirgin olarak fiziksel, cinsel, bilişsel, sosyal ve ruhsal değişiklikler olur ve bunlar adolesanlarda, ailelerde, sağlık personelinde, öğretmenlerde ve toplumda çeşitli zorluklar oluşturur. Bu yaş grubuna hizmet verenler için en büyük zorluk, bu değişikliklerin hepsinin eş zamanlı olmamasıdır. Örneğin, pubertesi daha erken yaşlarda başlayan, fiziksel ve cinsel gelişimi neredeyse tamamlanmak üzere olan bir ergen, bilişsel ve ruhsal açıdan hala bir çocuk gibi davranabilir. Tam tersine, pubertesi daha geç yaşlarda başlayan bir ergen bilişsel ve ruhsal açıdan daha olgunken, cinsel gelişimi henüz başlangıç evrelerinde olabilir. Ayrıca aynı yaştaki ergenlerin hepsi aynı gelişim basamaklarında olmazlar. Pubertenin başlangıcı ve ilerlemesinde belirgin varyasyonlar olabilir. Bu nedenle ergenlerle çalışan meslek gruplarının ve ailelerin bu gibi bireysel farklılıkların bilincinde olmaları gerekmektedir. Adolesanlara verilen sağlık hizmetleri de, yaş ve gelişimsel düzeye uygun olmalıdır. Sosyokültürel farklılıklara ve bireyselliğe duyarlı olmalıdır. Adolesanlar ile ilgilenen doktorlar, görüşme ve muayenelerindeki gizlilik ilkesini sağlamalıdırlar. Ergenle ve ailesi ile mutlaka ayrı ayrı görüşme ortamı sağlanmalı ve ailesinin yanında konuşmak istemeyeceği problemleri de sorgulanmalıdır. Öykü alırken, konuşmaya en az kişisel sorular ile başlanmalı, yeterli diyalog sağlandıktan sonra benzer soruların diğer ergenlere de sorulduğu açıklanarak kişisel sorunları ve riskli davranışları gündeme getirilmelidir. Bütün bunların yapılabilmesi için ergen görüşmelerine daha uzun süre ayrılmasının gerekliliği açıktır. Ergenlerin ihtiyaç duydukları güven ve saygı ortamının sağlanması, ergenin hekime açılmasının ve başvuru şikayeti yanında, gizli gündeminin ortaya konulmasının ön koşuludur. Ergene bir çocuk gibi yaklaşılmamalı, onun kendisini bir erişkin gibi görüyor olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle görüşme sırasında, açık uçlu sorular sorulmalı, gerekli yönlendirmeler yapılmalı ama iyi bir dinleyici olmaya da dikkat edilmelidir. Önerilerde bulunurken emir kipi asla kullanılmamalı, hatta eğitici rolü üstlenilmemeli, çözüm önerileri getirerek birlikte tartışılmalı ve ergene kendi kararlarını kendisinin vermesi için danışmanlık yapılmalıdır. Sorumluluklarını üstlenebilmesi için fırsat verilmelidir. Adolesana söz hakkı vermeden, katılımını sağlamadan sağlık hizmeti yürütmek genellikle olanaksızdır. Ergenle yapılan görüşme sırasında önemli noktalardan biri de ergeni değil, hatalı davranışını eleştirmeye dikkat edilmesidir. Ergene hatalısın demek yerine, önce olumlu geri bildirim ile yaklaşarak iyi davranışları övülmeli, ardından hatalı davranışı eleştirilmelidir. Bu yaş döneminde arkadaş ilişkileri çok önemli olduğundan, benzer şekilde arkadaşlarını değil de, arkadaşlarının hatalı davranışlarını eleştirmek doğru olacaktır. Cinsel gelişimin başlaması ve büyüme hızının artması ile birlikte gencin dikkati vücudundaki bu değişime çevrilir. Adolesanda bedensel ve cinsel açıdan hoşnut olunacak bir beden algısına sahip olmak ve korumak en önemli ihtiyaçlardan birisidir. Bu aynı zamanda benlik saygısının (self esteem) oluşması ve kimlik (identity) gelişimi bakımından da önem taşımaktadır. Ergenlerin bu konulardaki duyarlılıkları dikkate alınmalı ve ailelerine de, ergenlerin bedenleriyle aşırı uğraşmalarına anlayışlı olmaları ve bunun yaşlarının gereği olduğu mesajı vurgulanmalıdır. Gençlerin çoğu, fiziksel olarak büyümüş ve cinsel bakımdan gelişmekte oluşlarının kendilerine psikososyal bakımdan da birkaç yıl gibi kısa sürede, bir erişkinin matürasyon ve becerisini kazandırdığı inancı ve iddiasında olabilirler. Bu nedenle, ergenler bir anda ve her alanda bağımsızlık beklentisi içinde olabilirler. 43

44 Bağımsızlık çabalarının aile tarafından isyan olarak yorumlanmaması ve psikososyal gelişme düzeyleri ile orantılı olarak gittikçe artan bağımsızlık tanınması, aile ile yaşanabilecek çatışmaların önlenmesi açısından önemlidir. Ancak bu bağımsızlık; ailenin ve toplumun değer yargılarına uygun, karşılıklı görev ve sorumluluklar ile ters düşmeyecek, aile düzeni ve imkanlarını zorlamayacak ölçülerde olmalıdır. Sağlıklı psikososyal gelişmenin en önemli şartlarından birisi de ergenin çevresinde örnek alacağı bir erişkin bulabilmesidir. Anne ya da baba iyi bir rol model olmadığı sürece sadece söylediklerinin ergen için bir anlamı olmayacaktır. Kendisi sigara içen bir babanın, oğluna sigaranın zararlı olduğunu söylemesi ve sigarayı yasaklamasının hiçbir etkinliği yoktur. Benzer biçimde ailede, anne ve babanın birbirlerine ve çocuklarına sevgi ve saygıya dayalı bir davranış modeli içinde olmaları, ergenin de davranışlarını olumlu etkileyecektir. Sürekli tartışma ortamı içinde olan ergenlerin bundan etkilenmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle psikososyal risk faktörlerinin değerlendirilmesinde mutlaka aile ile olan ilişkiler sorgulanmalıdır. Hekim de iyi bir rol model olmalı ve gerektiğinde koçluk görevini üstlenebilmelidir. Adolesan kendini kanıtlama, kabul ettirme, beğeni toplama, popüler olma arzu ve ihtiyacının çok büyük olduğu bir dönemdir. Gençler sadece ailenin değil, akran gruplarının da üyesidirler ve onlarla bütünleşmek zorundadırlar. Gencin kendi kendini bulma ve toplumla kaynaşma deneyimleri için aile tarafından fırsat tanınmalı fakat tamamen sınırsız ve denetimsiz bırakılmamalıdır. Prensip olarak yalnızca hastalığa değil, ergenin bizzat kendisine de eğilerek yaklaşılmalıdır. Böyle bir yaklaşımın, ergene yardım için yapılacak tanı ve tedavi planlamaları ve girişimlerinde, hastalığın özellik ve ihtiyaçları kadar önemli olduğu unutulmamalıdır. Adolesan hekimliği, aynı zamanda koruyucu sağlık hekimliğidir. Erkek Çocuk ve Adolesanlarda Vücut Kitle İndeksi Persentilleri (Yüzdelikleri) Yaş ,6 15,4 16,1 17,2 18,5 19,4 19,9 2 14, ,7 16,5 17,6 18,4 19,0 3 14,0 14,6 15,3 16,0 17,0 17,8 18,4 4 13,8 14, ,8 16,6 17,5 18,1 5 13,7 14,2 14,9 15,5 6,3 17,3 18,0 6 13,6 14,0 14,7 15,4 16,3 17,4 18,1 7 13,6 14,0 14,7 15,5 16,5 17,7 18,9 8 13,7 4,1 14,9 15,7 17,0 18,4 19,7 9 14,0 14,3 15,1 16,0 17,6 19,3 20, ,2 14,6 15,5 16,6 18,4 20,3 22, ,6 15,0 16,0 17,2 19,2 21,3 23, ,1 15,5 16,5 17,8 20,0 22,3 24, ,6 16,0 17,1 18,4 20,8 23,3 25, ,1 16,6 17,7 19,1 21,5 24,4 26, ,6 17,1 18,4 19,7 22,2 25,4 27, ,2 17,8 19,1 20,5 22,9 26,1 28, ,7 18,4 19,7 21,2 23,4 27,0 29, ,3 19,1 20,3 21, ,7 29, ,0 19,7 21,1 22,5 24,4 28,3 30,1 44

45 Kız Çocuk ve Adolesanlarda Vücut Kitle İndeksi Persentilleri (Yüzdelikleri) Yaş ,7 15,0 15,8 16,6 17,6 18,6 19,3 2 14,3 14,7 15,3 16,0 17,1 18,0 18,7 3 13,9 14,4 14,9 15,6 16,7 17,6 18,3 4 13,6 14,1 14,7 15,4 16,5 17,5 18,2 5 13,5 14,0 14,6 15,3 16,3 17,5 18,3 6 13,3 13,9 14,6 15,3 16,4 17,7 18,8 7 13,4 14,0 14,7 15,5 16,7 18,5 19,7 8 13,6 14,2 15,0 16,0 17,2 19,4 21,0 9 14,0 14,5 15,5 16,6 18,0 20,8 22, ,3 15,0 15,9 17,1 19,0 21,8 24, ,6 15,3 16,2 17,8 19,8 23,0 25, ,0 15,6 16,7 18,3 20,4 23,7 26, ,4 16,0 17,1 18,9 21,2 24,7 27, ,7 16,4 17,5 19,4 21,8 25,3 28, ,1 16, 8 18,0 19,9 22,4 26,0 29, ,4 17,1 18,4 20,2 22,8 26,5 30, ,9 17,6 18,9 20,7 23,3 27,1 30,5 18 7,2 18,0 19,4 21,1 23,7 27,4 31, ,5 18,4 19,6 21,4 24,1 28,3 31,6 KAYNAKLAR 1. Anon. Obesity and Television Viewing in Children and Adolescents. Nutr Rew 44: 9, Anon. The Genetics of obesity, Nutr Rev, 44 86):199, Arslan P, Bozkurt N, Karaağaoğlu N, Mercanlıgil S, Erge SA. Yeterli-Dengeli Beslenme ve Sağlıklı Zayıflama Rehberi, Özgür Yayınları, Ankara, Arslan P. (Ed.). Şişmanlık-Çeşitli Hastalıklarla Etkileşim ve Diyet Tedavisinde Bilimsel Uygulamalar, Türkiye Diyetisyenler Derneği Yayını: 4, Ankara, Arslan P. O-1 yaş grubu çocukların beslenme şekillerinin ağırlık ve boy uzunluğu üzerine etkisi, Beslenme ve Diyet Dergisi 17:191, Baş M. Kızıltan G. Adölesanlarda beslenme bilgi puanı ile sebze meyve tüketimi arasında ilişki. V. Uluslar Arası Beslenme ve Diyetetik Kongresi Ankara, Nisan Baysal A. Çocukluk çağı şişmanlığı ve önlenmesi. Beslenme ve Diyet Dergisi, 23(2): , Behrman RE, Caughan VC, Nelson WE. Obesity. Textbook of Pediatrics, W.B. Saunders Company, Philadelphia, 141, Bentley D, Lowson M. Obesity. Clinical Nutrition in Pediatric Disorders, Bailliere Tindal, London, 188,

46 10. Beyazova M. Çocukların oyun-spor-uyku ve yemek düzeni arasındaki karşılıklı etkileşimler. Okul çağı çocuklarında beslenme, Türkiye de Anaokulu ve İlkokul Çağı Çocuklarının beslenme Sorunları ve Çözüm Yolları konulu seminer notları, Roche Bilimsel Yayınlar Serisi, Ankara, Bilir Ş, Mağden D, Tuğrul BA, San P, Artan İ, Üstün E. İlkokul sınıf öğrencilerinin cep harçlıklarının tüketilmesinde televizyon reklamlarının etkisinin incelenmesi, Beslenme ve Diyet Dergisi 21(1): Biro FM. Physical Growth and Development. In: Friedman SB (ed). Comprehensive Adolescent Health Care, 2nd edn. St Louis: Mosby, 1998: Bolland-Cachera MF, Deheeger M, Bellisle F, Sempe M, Guilloud Botouille M,Patais E.Adiposity rebound in children: A simple indicator for predicting obesity, Am J Clin Nutr, 39:129, Braddon FEM, Rodgers B, Wadsworth MEJ, Davies JMC. Onset of obesity in a 36 year birth cohort, Bri Med J, 293:299, Brown RT, Strassburger VC. Adolescent Medicine A Practical Guide. Philadelphia: Lippincott-Raven Press; 1998: Çinpolat C. Özçelik A.Ö. Uçar A. İlköğretim çağında çocukların yiyecek içecek alımında televizyon reklamlarının etkisi V. Uluslararası Beslenme ve Diyetetik Kongresi Ankara, Nisan Deforche B, De Bourdeaudhuij I, Tanghe A, Hills AP, De Bode P. Changes in physical activity and psychosocial determinants of physical activity in children and adolescents treated for obesity. Patient Educ Couns Dec;55(3): Dietz WH. Critical periods in childhood for development of obesity. Am J Clin Nutr 59: 955, Duyff R.L.(2002) Geliştirilmiş Besin ve Beslenme Rehberi, ADA, John Wiley Sons, Inc. New Jersey. 20. Epstein LH, Roemmich JN, Paluch RA, Raynor HA. Physical activity as a substitute for sedentary behavior in youth.ann Behav Med Jun;29(3): Ersoy G. Beslenme eğitimi alan ve almayan ilkokul çocuklarının yiyecek seçiminde televizyon reklamlarından etkilenme durumu, Beslenme ve Diyet Dergisi 18 (2): , Escott-Stump S. Nutrition and Diagnosis Related Care, Third Edition, Lea and Febiger, USA, Felton G., Saunders R.P., Ward D.S., Dishman R.K, Dowda M., Pate R.R. (2005) Promoting physical activity in girls: acase study of one school s success. Journalof School Health 75(2), Finlay S., Faulkner G. (2005) Physical activity promotion through the mass media: Inception, production, transmission and consumption. Preventive Medicine 40, Fomon SJ. Size and Growth. Nutrition of Normal Infants, Mosby, St Louis, 65, Frenn M, Malin S, Brown RL, Greer Y, Fox J, Greer J, Smyczek S. Changing the tide: an Internet/video exercise and low-fat diet intervention with middle-school students. Appl Nurs Res Feb;18(1):

47 27. Garibağaoğlu M. Farklı Sosyo-ekonomik kültürel düzeyde 3-6 yaş grubu anaokulu çocuklarında beslenme ve obesiteyi etkileyen faktörler. İÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Halk Sağlığı Anabilim Dalı Doktora Tezi, İstanbul, Oran M.I., Reynolds K. (2005) Interactive multimedia for promoting physical activity (IMPACT) in children obesity research 13(4), Gunner K.B., Atkinson P.M., Nichols J., Eissa M.A. (2005) Health promotion strategies to encourage physical activity in infants, toddlers, and preschoolers. Journal Of Pediatric Health Care 19, Güneyli U. 4-6 yaş grubu çocuklarda beslenme alışkanlıkları ve bunu etkileyen etmenler konusunda bir araştırma, Beslenme ve Diyet Dergisi 17:37-45, Hamilton EMN, Whitney EN, Sizer FS. Child, Teen and Older Adult. Nutrition Concepts and Controversies, West Publishing Company, St. Paul, 437, Harrison RA, Roberts C, Elton PJ. Does primary care referral to an exercise programme increase physical activity one year later? A randomized controlled trial. J Public Health (Oxf) Mar;27(1): Huhman M., Potter L.D., Wong F.L., Banspach S.W., Duke J.C., Heitzler D.C. (2005) Effects of mass media campaing to increase physical activity among children: year-1 results of the VERB campaing. Pediatrics 116, Janz K.F., Burns T.L., Levy S.M. (2005) Tracking of activity and sedentary behaviours in childhood: The lowa Bone Development Study. American Journal of Preventive Medicine 29 (3), Karaağaoğlu N, Arslan P, Karaağaoğlu E. Okul öncesi çocukların beslenme ve büyüme-gelişme durumları, Beslenme ve Diyet Dergisi 17:17-35, Karaağaoğlu N. Çocukluk çağı şişmanlığı ve diyet tedavisi, Beslenme ve Diyet Dergisi 25(1)53-62, Karaman Ö., Kınık E. Adolesanta Büyüme ve Seksüel Gelişme.Katkı 1985; 6(11): Kınık E. Adolesanda Fiziksel Büyüme ve Cinsel Gelişme. Yurdakök M, Coşkun T(ed). Pediatri: Yeni bilgiler, yeni görüşler. Ankara, 1995: Kimm SY, Glynn NW, Obarzanek E, Kriska AM, Daniels SR, Barton BA, Liu K. Relation between the changes in physical activity and body-mass index during adolescence: a multicentre longitudinal study. Lancet Jul 23-29;366(9482): Kopelman PG, Stock MJ (Eds). Clinical Obesity, Blackwell Science Ltd, Oxford, Laws R; Counterweight Project Team. A new evidence-based model for weight management in primary care: the Counterweight Programme. J Hum Nutr Diet Jun;17(3): Maffiuletti NA, De Col A, Agosti F, Ottolini S, Moro D, Genchi M, Massarini M, Lafortuna CL, Sartorio A. Effect of a 3-week body mass reduction program on body composition, muscle function and motor performance in pubertal obese boys and girls. J Endocrinol Invest Oct;27(9): Mahan LK, Arlin M. Food, Nutrition and Diet Therapy, 8. Edition, WB Saunders Company, Philadelphia,

48 44. Marshall W.A., Tanner J.M. Variations in Pattern of Pubertal Changes in Girls. Arch Dis Childh 1969; 44: Mayer J. Modern Nutrition in Health and Disease, 5th ed., Lea and Febiger, Philadelphia, Moore MC. Pocket Guide, Nutrition and Diet Therapy, Second Edition, Mosby Year Book, Inc., USA, Neinstein LS, Kaufman FR. Normal Physical Growth and Development. In: Neinstein LS (ed). Adolescent Health Care: A Practical Guide, 3rd edn. Baltimore: Williams & Wilkins, 1996: Nemet D, Barkan S, Epstein Y, Friedland O, Kowen G, Eliakim A. Short- and longterm beneficial effects of a combined dietary behavioral physical activity intervention for the treatment of childhood obesity. Pediatrics Apr;115(4):e Neyzi O, Ertuğrul T. Şişmanlık. Paediatri, Nobel Tıp Kitabevi, İstanbul, 378, Patrick K, Norman GJ, Calfas KJ, Sallis JF, Zabinski MF, Rupp J, Cella J. Diet, physical activity, and sedentary behaviors as risk factors for overweight in adolescence. Arch Pediatr Adolesc Med Apr;158(4): Pileggi C, Carbone V, Nobile CG, Pavia M. Blood pressure and related cardiovascular disease risk factors in 6-18 year-old students in Italy. J Paediatr Child Health Jul;41(7): Piyal B. Dikmen D. Üç ilköğretim okulu öğrencilerinin bildirimlerine göre beslenme alışkanlıkları ve beslenme durumu. V. Uluslararası Beslenme ve Diyetetik Kongresi Ankara, Nisan Poskitt EM. Childhood Nutrition, In: The Clinical Management of Disease (Ed.Dickerson. JWT, Lee HA.). Second ed, Edward Arnold, London, 30, Remes V, Poussa M, Lonnqvist T, Puusa A, Tervahartiala P, Helenius I, Peltonen J. Walking ability in patients with diastrophic dysplasia: a clinical, electroneurophysiological, treadmill, and MRI analysis. J Pediatr Orthop Sep-Oct;24(5): Robbins LB, Gretebeck KA, Kazanis AS, Pender NJ. Girls on the move program to increase physical activity participation. Nurs Res May-Jun;55(3): Rolland-Cachera MF, Thibault H, Souberbielle JC, Soulie D, Carbonel P, Deheeger M, Roinsol D, Longueville E, Bellisle F, Serog P. Massive obesity in adolescents: dietary interventions and behaviours associated with weight regain at 2 y follow-up. Int J Obes Relat Metab Disord Apr;28(4): Sallis J.F., Patrick K., Frank E., Pratt M., Wechsler H., Galuska D.A. (2000) Interventions in health care settings to promote healthful eating and physical activity in children and adolescents. Preventive Medicine 31, Subcommittee on the Tenth Edition of the RDAs Food and Nutrition Board Commission on Life Sciences National Research Council. Recommended Dietary Allowances, 10 th edition, National Academy Press, Washington, DC., Swinburn BA, Jolley D, Kremer PJ, Salbe AD, Ravussin E. Estimating the effects of energy imbalance on changes in body weight in children. Am J Clin Nutr Apr;83(4):

49 60. Taitz LS. Obesity. Textbook of Paediatric Nutrition (Ed. Mclaren DS,Burman D, Belton NR, Williams AF) Third ed. Churchill Livingstone, Edinburg, 485, Tanner J.M., Whitehouse R.H., Takaishi M. Standarts from Birth to Maturity for Height, Weight, Height Velocity and Weight Velocity: British Children, Arch Dis Childh 1966; 41: Tanner JM. Growth at Adolescence (2nd ed).boston: Blackwell Sci,1962: Thomas B. Obesity. Manual of Dietetic Practice, 2. edition, Blackwell Science Ltd., London, Wang Y, Tussing L, Odoms-Young A, Braunschweig C, Flay B, Hedeker D, Hellison D. Obesity prevention in low socioeconomic status urban Africanamerican adolescents: study design and preliminary findings of the HEALTH-KIDS Study. Eur J Clin Nutr Jan;60(1): Williams RS. Nutrition and Diet Therapy, Times Mirror/Mosby College Publishing, Los Altos, Zive MM, Mckay H, Frank-Spohrer G. Infant feeding practices and adiposity in 4-yold Anglo and Mexican Americans, Am J Clin Nutr 59:955,

50

51 ADOLESAN VE EGZERSİZ Prof. Dr. Gül Baltacı Uzm. Fzt. İrem Düzgün Hacettepe Üniversitesi - Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Adolesan Dönemde Neden Egzersiz Yapılmalıdır? Adolesan dönem, kişinin anatomik ve fizyolojik değişim ve gelişimlerinin maksimum düzeyde olduğu ve bazen bu değişikliklere adaptasyonda bir takım problemler yaşadığı bir dönemdir. Bu dönemdeki kişiler gelişim süresince kasların kuvvet ve esnekliğindeki dengesizliğe bağlı olarak aşırı kullanım sonucu oluşan yaralanmalara daha kolay maruz kalabilirler. Yine bu dönemde kemiklerde bulunan büyüme plaklarının henüz kapanmamış olmasına bağlı büyümenin devam etmesi nedeniyle verilen egzersiz programında dikkatli olunmalıdır. Aşırı yüklenmenin bu dönemde büyümeyi olumsuz etkilediği görüşü kabul edilmektedir. Bu nedenlerle bireyin fiziksel kapasitesi bilinmeli ve gereksiz zorlamalardan kaçınılmalıdır. Bu dönemdeki bireylere daha çok vücut ağırlığı kullanılarak yapılan egzersizler tavsiye edilir. Son yıllarda fiziksel aktivitenin azalmasına bağlı olarak çocukluk çağı ve adolesan dönem obezitesi önemli bir sağlık problemi haline gelmiştir. Bu dönemdeki obezite, kişinin yetişkin dönemindeki obezitenin bir habercisidir ve bu ilerde kalp ve damar hastalıklarına neden olabilir. Obezitenin önlenmesinde en etkili yöntem diyetle birlikte yapılan egzersizdir. Yavaş hareketler Memnun olunmayan vücut şeki Vücudun uygun pozisyonda tutmada zorluk, örneğin bel çukurunda artma Eklemlerde, özellikle dizde daha fazla ağırlık taşıma Spor yapma yeteneğinde azalma Fiziksel Aktivite Nedir? Fiziksel aktivite, enerji dengesi ve ağırlığın kontrolü için enerji harcamasıdır. Düzenli olarak yapılan fiziksel aktivite egzersiz olarak tanımlanabilir. Egzersiz, düzenli ve tekrarlı vücut hareketlerini içerir. Esnekliği, kassal kuvveti ve dayanıklılığı, kardiorespiratuar dayanıklılığı arttırmaya yönelik egzersizler adolesan dönemde sıklıkla kullanılmalıdır. 51

52 Yürüme, koşma, yüzme, basketbol, voleybol adolesan dönemde yapılacak sporlara örnek olarak verilebilir. Bu dönemde çocuğunuzu spora yönlendirirken mutlaka fiziksel uygunluk testleri yapılmalı, uygun olduğu spor belirlenmeli ve çocuğun yapmak istediği spor göz önünde bulundurulmalıdır. Fiziksel Aktivitenin Faydaları Nelerdir? Koroner kalp hastalığı, inme, yüksek tansiyon, insüline bağlı olmayan şeker hastalığı, kemik erimesi ve kolon kanseri görülme riskini azaltır. Bununla beraber psikolojik olarak kendini daha iyi hissettirir, depresyon ve anksiyete semptomlarının azalmasını sağlar. Adolesan Dönemde Yapılan Egzersizin Amaçları Nelerdir? Adolesan dönemde yapılan egzersizin amaçları şunlardır: - Fiziksel egzersiz, sağlık ve kendini iyi hissetme, büyüme ve gelişmeyi sağlamak - Yetişkinlikte aktif yaşam stilini oluşturmak - Kemik mineral yoğunluğunu arttırmak ve ilerde osteoporoz oluşma riskini azaltmak - Aşırı kilo veya obezite insidansını ve yetişkinlikte kronik hastalıkların görülme riskini azaltmak Fiziksel Uygunluk Nedir? Genel anlamda fiziksel uygunluk aşırı yorgunluk olmaksızın kişinin kendini fiziksel, fizyolojik ve psikolojik olarak iyi hissetmesi ile birlikte günlük aktiviteleri başarma yeteneği anlamına gelir. Egzersiz programı verilmeden önce mutlaka bir hekim tarafından kişinin fiziksel uygunluğu değerlendirilmelidir. Bu tanımlamalarda fiziksel uygunluk sağlıkla ve performansla ilgili olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Sağlıkla ilgili fiziksel uygunluk; vücudun fonksiyonel kapasitesini arttıran komponentlerden oluşur. Seviyenin belirlenmesinde; kas kuvveti ve dayanıklılığı, esneklik, kalp ve solunum sisteminin dayanıklılığı ve vücut kompozisyonu değerlendirilir ve bu değerlendirmeye uygun bir egzersiz programı verilir. 52

53 Spor ile ilgili fiziksel uygunluk ise değişik spor dallarındaki performans ile ilişkili komponentleri içerir. Sağlıkla ilgili fiziksel uygunluk komponentlerinin yanı sıra çeviklik, hız, güç ve reaksiyon zamanı, denge ve koordinasyondan oluşmaktadır. Spor ile ilgili fiziksel uygunluk seviyesinin belirlenmesinde kişinin yaptığı veya yapmak istediği spora yönelik değerlendirmeler yapılır. Sağlıkla İlgili Fiziksel Uygunluğun Parametreleri a. Esneklik Adolesan dönemde fiziksel olarak en çok görülen problemlerden biri esneklik kaybıdır. Kemik gelişiminin daha hızlı olması ve bazen kasların bu gelişimin gerisinde kalmasına bağlı görülen esneklik kaybı sonucu dizlerde ağrı gibi problemler oluşabilir. Bu dönemde düzenli olarak germe egzersizlerinin yapılması çok önemlidir. Aşağıda özellikle bu gelişme döneminde yapılması gereken germe egzersizlerine örnekler verilmiştir. 1. Uyluk arkasındaki kasların gerilmesi: Kişi sırtüstü yatarken ayağının altından çarşafı geçirir. Dizi düz iken bacağını yukarı doğru kaldırır. Arka grup kaslarında gerilmeyi hissetmesi gerekir. Bu pozisyonda 20 sn tutup tekrar indirir. Günde 3 kez 10 tekrar yapılması önerilir. 2. Alt bacak arkasındaki kasların gerilmesi: Kişi ayakta dururken bir bacak önde duvara doğru dayanır. Arkadaki bacak düz, topuk yerden kalkmadan öne doğru esnetilir. Bu pozisyonda 20 sn tutulur. Günde 3 kez 10 tekrar yapılması önerilir. 53

54 3. Üst gövde kaslarının gerilmesi: Kişi ayakta durur, ellerini arkada birleştirir. Kollarını kaldırabildiği kadar yukarı kaldırır. Bu pozisyonda 20 sn tutup kollarını indirir. Günde 3 kez 10 tekrar yapılması önerilir. 4. Gövde kaslarının gerilmesi: Kişi ayakta dururken kolunu yukarı kaldırır ve gövdesini yana doğru eğer. b. Kas Kuvveti Ve Dayanıklılığı Kuvvet, kas gücü ile değerlendirilir ve bireyin dış gerime karşı geliştirdiği direnç kapasitesidir. Üç tip kuvvet vardır. a- Statik veya izometrik kuvvet; uygulanan dış dirence karşı kas boyunda bir değişiklik olmadan harcanan güçtür. Genel olarak özel kas grupları için ölçülür. b- Patlayıcı kuvvet veya güç; mümkün olan en kısa zamanda maksimum gücü ortaya çıkarma yeteneğidir. Laboratuar dışında patlayıcı kuvveti ölçmek için sıçrama testleri kullanılabilir. c- Dinamik kuvvet; kasın tekrarlayıcı kontraksiyonlarıdır. Mekik ve şınav hareketlerinin tekrar sayısı değerlendirilebilir. 54

55 Kassal kuvveti ve dayanıklılığı artırmak için çok ağırlıkla yapılan egzersizler bu dönemde tercih edilmez. Henüz büyüme plakları kapanmadığı için aşırı ağırlıkla yapılan egzersizler kemik gelişimini olumsuz etkileyebilir. Kuvvet eğitiminde dikkat edilmesi gerekenler: - Adolesan gelişimine uygun olarak belirlenmeli - Pahalı olmamalı - Güvenli olmalı, yaralanmaya neden olmamalı - Isınma ve soğuma süreleri mutlaka yapılmalı - Tüm egzersizler tam eklem hareketinde yapılmalı - Maksimal ağırlık kaldırmaktan kaçınılmalıdır. Kuvvet eğitim programı: - Haftada 2-3 kez, dakika yapılmalıdır - Uygun düzeye gelene kadar dirençli eğitim verilmemelidir, egzersizlerin 6-15 tekrar, 1-3 set yapılması önerilir. - Ağırlık veya direnç 0.5 kg dan 1.5 kg a doğru yükseltilmelidir. Yaşa bağlı olarak dirençli eğitimin ilerletilmesi: 7 yaş ve altında; ağırlıksız, basit egzersizler tercih edilir. Bu dönemde egzersiz öğretilir. Vücut ağırlığı ile yapılan egzersizler yaptırılır. Tekrar sayısı az tutulur yaş arası; egzersizin tekrar sayısı arttırılır. Basit egzersizlerden daha zor olanlara doğru ilerlenir yaş arası; ileri derece egzersizler yaptırılır. Hafif ağırlığa başlanabilir yaş arası; spora özel egzersizlere başlanır, adolesan döneme uygun dirençli eğitime devam edilir. 16 yaş ve sonrası; artık yetişkinlere uygun eğitim programına başlanabilir Bu dönemde yapılması uygun olan egzersizlere örnekler verilmiştir. 1. Kollar ve üst gövdeye yönelik kuvvetlendirme egzersizi: Kişi yüzükoyun pozisyonda ve dizlerinin üstünde iken kolları ile gövdesini yukarı doğru kaldırır ve indirir. 2. Karın kaslarını kuvvetlendirme egzersizi: Kişi sırtüstü pozisyonda ve dizleri bükülü pozisyonda iken başı ve üst gövdesini kaldırıp dizlerine dokunmaya çalışır. 3. Öne adım alma egzersizi: Kişi ayakta durur. Ayakları omuz genişliğinde açılır. Öne doğru dizi bükülü iken büyük bir adım atar ve ağırlığını öndeki bacağa verir. Aynı hareket diğer bacak ile yapılır. 4. Sırt kaslarını kuvvetlendirme egzersizi: Kişi yüzükoyun pozisyonda yatarken çapraz kol ve bacağını yukarı doğru kaldırır 5 sn tutup indirir, aynı hareket diğer kol ve bacağı kaldırarak tekrarlanır. 55

56 5. Bacağı yana açma egzersizi: Kişi ayakta durur, kollar iki yana açılır. Her iki bacağını sırasıyla yana-yukarı kaldırır ve indirir. 6. Alt sırt ve kalça egzersizi: Kişi sırtüstü pozisyonda dizleri bükülü yatar. Kalçasını yukarı kaldırıp 5 sn tutar ve indirir. c- Kalp Ve Solunum Sisteminin Dayanıklılığı Kalp ve solunum sisteminin dayanıklılığı, çalışan kaslara gerekli oksijeni sağlayan akciğer, kalp ve kan damarlarının ne etkinlikte çalıştığını gösterir. Kaslara yetersiz oksijen gittiği zaman çalışma kapasitesi aniden düşer. Vücut ne kadar oksijen alabilir ve kullanabilirse, yorgunluk açığa çıkmadan o kadar fazla iş yapabilir. Enerji gereksinimini sağlamak için vücutta iki önemli sistem görev yapar: a- Anaerobik sistem, kısa süre içinde yüksek enerji harcaması gerektiren durumlarda kullanılır. İki dakikaya kadar olan egzersizlerde enerji ihtiyacı anaerobik sistemden karşılanır. Adolesan dönemde aerobik kapasiteyi arttırmaya yönelik verilen egzersiz programı ile anaerobik kapasitenin de arttırıldığı belirtilmiştir. b- Aerobik sistem daha uzun sürede düşük enerji harcaması gerektiren işler için enerji sağlar. Aerobik eğitim tekrarlı ritmik hareketleri içerir. Burada amaç kalp ve solunum yollarının dayanıklılığını artırmaktır. Bu tip aktivitelerde oksijen tüketimi önemlidir. Değerlendirilmesinde maksimum oksijen tüketimi hesaplanır. Verilen egzersiz programı ile maximum oksijen tüketimi yani yapılan iş için harcanan enerjinin azaltılması amaçlanır. Yürüme, koşma, yüzme, bisiklet gibi sporlar aerobik dayanıklılığı arttırmak için tercih edilen spor dallarıdır. Fiziksel Aktivitenin Vücudumuza Etkileri a- Kemik doku üzerine etkileri: Kas kontraksiyonu ve ağırlık taşıma sonucu ortaya çıkan gerilim ve kompresyon kuvvetleri genel olarak kemik dokusunun gelişimini uyarır. Ağırlık aktarma ve fiziksel aktivite ile büyüme plaklarını uyarır ve kemik üzerinde oluşturdukları etki ile kemik büyümesi etkilenir ve daha güçlü kemik yapısı sağlanır. Adolesan dönemde yapılan fiziksel aktivitenin genç yetişkin dönemdeki kemik yoğunluğu ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Osteoporoz, 56

57 kemik kitlesinin azalması ile karakterizedir ve sonucunda kırık riski yükselir. Büyüme boyunca kemiğin gelişimini sağlayan faktörler ilerleyen yıllarda kemik kaybını da negatif yönde etkiler. b- Kas dokusu üzerine etkileri: Düzenli eğitim sonucu bazı iskelet kaslarının liflerinde genişleme olur ve kas kuvveti artar. c- Yağ dokusu üzerine etkileri Genel olarak düzenli fiziksel aktivitenin göze çarpan etkisi vücut ağırlığı üzerinedir. Fakat ağırlıktaki değişiklik aktivitenin devamlılığına bağlıdır. Yetişkinlerde eğitimle beraber kiloda azalma olur, yağ hücreleri küçülür. Çocukluk ve adolesan dönemde yapılan düzenli egzersiz, yetişkinlerde oluşabilecek obezite riskini azaltır. ÖNERİLER 1. Bu dönemde büyüme plakları henüz kapanmadığı için aşırı ağırlık egzersizlerinden kaçınılmalıdır. 2. Her gün mutlaka üst gövde ve bacak kaslarına germe egzersizleri yapılmalıdır. 3. En az haftada üç gün spor yapmalıdır. 4. Spora başlamadan önce uzman bir kişi tarafından değerlendirilip, fiziksel durumuna uygun olan bir spora ortak olarak karar verilmelidir. 5. Yetişkinlikte kalp ve solunum sistemi dayanıklılığına ait problemlerin oluşma riskini azaltmak için yürüme, jogging, bisiklet ve yüzme gibi sporlar özellikle tavsiye edilir. 57

58 KAYNAKLAR 1. Brown RT, Strassburger VC. Adolescent Medicine A Practical Guide. Philadelphia: Lippincott-Raven Press; 1998: Finlay S., Faulkner G. (2005) Physical activitypromotion through the mass media: Inception, production, transmission and consumption. Preventive Medicine 40, Harrison RA, Roberts C, Elton PJ. Does primary care referral to an exercise programme increase physical activity one year later? A randomized controlled trial. J Public Health (Oxf) Mar;27(1): ACSM Fitness Book. American College of Sports Medicine. Leisure Press, Champaign, Illinois,

59 YETİŞKİNLERDE FİZİKSEL AKTİVİTE Doç.Dr. Volga Bayrakçı Tunay Hacettepe Üniversitesi - Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Giriş Eğer mucizevi bir ilaç size zayıflamada, kaslarınızı kuvvetlendirmede, hastalıklardan korunmada, genel sağlık düzeyinizi iyileştirmede yardım edecek olsa bu ilacı almak ister miydiniz? Cevap vermeden önce bu ilacı haftada 3-5 kez almanız gerektiğini ve her dozun alımının dakika kadar süreceğini bilmeniz gerekir. Fiziksel aktivite en basit tanımı ile enerjiyi harcamak için vücudun hareket etmesi olarak tanımlanabilir. İlk fiziksel aktivite programları 1860 yılında Amerika da, sağlıklı olmak için yoğun fiziksel aktivite gerektiği görüşü ile oluşturulmuştur. Okullarda ders programları içine konulan fiziksel aktivite programları, kas kuvveti ve esnekliği geliştirici jimnastik ve kalistenik aktiviteleri içermekteydi. Bugün insanlar fiziksel aktivitelere katılmanın gerekliliğini daha iyi kavramış durumdadırlar. Birçok insan spor merkezlerine devam etmekte ya da evde egzersiz yapmaktadır. Son yıllarda tüm dünyada mücadelesi yoğun bir şekilde devam eden, uzun süreli enerji dengesizliği sonucunda oluşan ve birçok hastalığın ortaya çıkmasına zemin hazırlayarak yaşam süresini ve kalitesini olumsuz yönde etkileyen şişmanlığın (obezite) en önemli sebeplerinden biri fiziksel aktivitenin yetersiz olmasıdır. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de obezitenin görülme sıklığı gittikçe artmakta, görülme yaşı düşmekte ve sağlık üzerindeki etkileri ciddi boyutlara ulaşmaktadır. Yaşımız ilerledikçe vücudumuzda ne gibi değişiklikler meydana gelir? Kas dokusunda azalma-yağ dokusunda artma. Ne yazık ki yağlar vücudunuzu hareket ettirmek için kasılan kaslarınız gibi fonksiyon gösteremezler. Yağlar direk olarak vücut ağırlığına eklenerek vücudu daha zor hareket eder hale getirirler. 59

60 Kemikler yaş ilerledikçe mineral içeriklerini (kalsiyum ve fosfor) kaybederler. Bu durum ileri yaşlarda kemik erimesi (osteoporoz) olarak adlandırılan büyük sağlık problemini ortaya çıkartır. Kemik erimesi kemiklerde kompresyon kırıklarına neden olur. Bu kırıklar genellikle: kalçalar, omurlar ve el bileğinde meydana gelir. Kalp-damar sistemi; akciğerler, kalp ve kan damarlarından oluşmaktadır. Kalp-damar sistemimizdeki en büyük bozulma yaşam tarzımızla olmaktadır. Zamanla kan damarları içinde kalsiyum, kolesterol ve yağlar birikerek tıkanıklığa bu durum ise kalp krizi veya inmeye neden olur. Ölümlerin çoğu bu nedenle olmaktadır. En yavaş bozulmaya başlayan merkezi sinir sistemidir. Reflekslerimiz ve reaksiyonlarımız daha yavaş hale gelir ve biz çeviklik isteyen hareketlerde hız kaybederiz. Düşme veya kayma gibi durumlarda kendimizi korumamız zorlaşır. Düzenli fiziksel aktivitenin faydaları nelerdir? Kas gücü ve vücut esnekliğini geliştirir. Kalp-damar sistemini güçlendirerek dayanıklılığı arttırır. Akıl ve ruh sağlığı açısından da faydalıdır. Düzenli egzersizle kişi gerilimini azaltabilir, günlük baskılardan uzaklaşabilir ve zihnini zinde tutabilir. İdeal vücut ağırlığına ulaşmayı ve yağ dokusunda azalmayı sağlar. Daha iyi motor koordinasyon sağlar. Çevikliği artırır. Egzersiz yapmak için zaman ya da başka koşullar nedeniyle olanak olmadığı düşünüldüğünde, gün içindeki zorunlu hareketler egzersize dönüştürülebilir; Özel araç yerine toplu taşıtları tercih etmek, Gidilecek yere varmadan bir kaç durak önce inip yola hızlı bir şekilde yürüyerek devam etmek Asansöre binmek yerine merdivenleri kullanmak, Hızlı yürüyüşle alışveriş yapmak, hafif formda egzersiz yerine geçebilir. 60

61 Belirli bir program dahilinde ve profesyonel yardım almadan egzersiz yapılacaksa bilinmesi gereken bazı kurallar vardır; Daha önce hiç egzersiz yapmamış olanlar gün aşırı 10 dakika gibi sürelerle başlamalı ve bunu zaman içinde en az 30 dakika olacak şekilde arttırmalıdırlar. Egzersiz öncesinde yumuşak ve yavaş hareketlerle gererek kaslar ısıtılmalıdır. Ani hareketler ve aşırı yüklenme özellikle daha önceden alışık olmayan bireylerde spor yaralanmalarına neden olabilir. Bilinçsizce yapılan aşırı egzersiz ise sağlık için hareketsizlik kadar zararlıdır. Bilinen bir kronik hastalığı olanlar, egzersiz programlarına başlamadan önce kendilerini izlemekte olan hekime başvurmalıdırlar. Egzersizle birlikte gelen şiddetli göğüs ağrısı ve nefes darlığının kalp hastalığı belirtisi olabileceği bilinmelidir. Açık havada yapılacak sporlar için hava kirliliğinin yoğun olmadığı ortamları seçmek dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli noktadır. Bedenimiz var olma aracımızdır. Egzersiz sırasında olduğu kadar gündelik yaşamımız sırasında da onu yanlış hareketle gelecek zararlardan korumamız gerekir; Uzun süre aynı şekilde durarak çalışmak zorunda kalındığında zaman zaman çalışmaya ara vererek gezinmek, oturuluyorsa kalkıp dolaşmak kas yorgunluğunu azaltır. Ağır bir şey kaldırırken belden öne eğilmek yerine, çömelerek ağırlığı bedenin değişik bölümlerine paylaştırmak, belimizi korumak açısından önemlidir. Araçsız ve özel bir teknik kullanmadan yetişkin bir kadının kaldıracağı yük 15 kg. ı, yetişkin bir erkeğin kaldıracağı yük ise 25kg. ı geçmemelidir. Kullanılan ayakkabı, doğal bel kavisini destekler nitelikte hafif topuklu olmalıdır. Uzun süre oturularak yapılan işlerde oturulan koltuk ya da sandalye bel boşluğunu desteklemelidir. Ayakları dayamak için yükseltici basamak bulunmalıdır. Çalışılan masalar, tezgahlar ergonomik yükseklikte olmalıdır. Sağlığını düşünen herkes fiziksel aktivitenin önemini kavramalı ve belirli aktiviteleri günlük programına dahil etmelidir. Fiziksel aktivite kişinin yaş ve yaşam şekli ile yakından ilişkilidir; Genç insanlar için yorgunluk açığa çıkmadan işlerini rahatlıkla yapabilmeleri ve boş zamanlarını değerlendirebilecekleri sosyal faaliyetlere de enerjilerinin kalması önemli iken, Daha yaşlı yetişkinler için günlük yaşam içerisinde yapmaları gereken aktiviteleri (temizlik, giyinme, alışveriş, merdiven inip-çıkma) yorgunluk açığa çıkmadan yapabilmeleri önemlidir. 61

62 Sedanter yaşam şekli yetişkinlerde bazı hastalıkların gelişimine zemin hazırlar; Yüksek kan basıncı (hipertansiyon), Kalp hastalıkları, Şişmanlık (obezite), Şeker hastalığı (diabet), Kemik erimesi (osteoporoz), Depresyon, Bel ağrısı, Kireçlenme (artrit) gibi birçok hastalığın ortaya çıkmasına ya da var olanların şiddetinin artmasına neden olacaktır. Yetişkinler istirahat ettikçe ve daha az aktif hale geldikçe kendilerini daha yorgun hissedeceklerdir. Sonuç olarak fiziksel uygunluk seviyeleri de düşecektir. Fiziksel Uygunluk Fiziksel uygunluk; Dünya Sağlık Örgütü nün tanımına göre sosyal, mental ve fiziksel iyilik hali dir. Bu bir kısır döngüdür. Hastalıklar ve ağrılar yetişkinlerin daha az hareket etmesine neden olacaktır. Daha az hareket fiziksel uygunluğun ve fonksiyonun giderek azalmasına yol açacaktır. Düzenli bir fiziksel aktivite sonucu artan fiziksel uygunluk seviyesi yaş ilerledikçe etkisini daha iyi gösterecektir. Fiziksel uygunluğun sağlıkla ilişkili önemli komponentleri; Kas kuvveti ve dayanıklılığı (endurans) Kalp-damar dayanıklılığı (Kalbin, akciğerlerin ve kan damarlarının çalışan kaslara oksijen taşıma yeteneği) Esneklik Vücut kompozisyonu (vücut yağı) Bu komponentlerin önemi: Sağlıklı bir yaşam için yukarıdaki dört komponent çok önemlidir. Vücudun etkili bir şekilde çalışabilmesi ve hareketsizliğe bağlı ortaya çıkabilecek hastalıkların önlenebilmesi için bu komponentlerin haftada en az bir kere çalıştırılması gereklidir. 1. Kas kuvveti ve dayanıklılığı: Çalışmalarda 45 yaşından sonra kas kuvvetinde ciddi bir azalma başladığı ve 65 yaşına kadar bu azalmanın devam ettiği, 70 li ve 80 li yaşlarda ise azalmanın ilerlediği bildirilmiştir. Kuvvetteki azalma erkeklerde kadınlardan daha fazladır. 2. Kalp-damar dayanıklılığı: Dolaşım sisteminin, kalbin, kan damarlarının ve akciğerlerin iyi durumda tutulmasını sağlar. Kalp-damar dayanıklılığınızı iyi düzeyde tuttuğunuzda kalp krizi riskini, inme riskini ve birçok hastalığa yakalanma riskini azaltabilirsiniz. İyi bir kalp-damar dayanıklılığı aynı zamanda kişilerin gün içinde daha fazla enerjiye sahip olmalarını sağlayacaktır. Geniş kas gruplarını içererek eklemlere az stres bindirdiği, kolay ve her yerde yapılabildiği için kalp-damar dayanıklılığını artırmaya yönelik en mükemmel egzersiz yürüyüştür. 3. Esneklik: Kaslar, tendonlar ve bağları içeren vücudumuzdaki konnektif dokunun gerilmesini sağlar. Yaş ilerledikçe esneklik azalır. Bu nedenle fiziksel aktivite programları içinde esnekliğe önem vermek gerekir. Ancak esnekliği artırmak amacı ile yapılan germe 62

63 egzersizlerini uygularken; germeleri yavaş yapın ve çok zorlamayın. Yaylanarak germe yapmayın ve germe yaparken nefesinizi tutmayın. Her germe egzersizi sonrası bir sonraki tekrara geçmeden mutlaka kasınızı gevşetin. 4. Vücut kompozisyonu: Vücutta depo edilen yağ miktarı olarak tanımlanabilir. Ne kadar az fiziksel aktivite yapıyorsanız ve fiziksel uygunluğunuz ne kadar düşükse vücudunuzda depolanan yağ miktarı o kadar fazla demektir. Vücut yağ seviyeniz yüksek olduğu zaman birçok sağlık problemlerine karşı büyük risk altındasınız demektir. Egzersiz Programına Başlarken; Çoğumuz tamamen inaktif değiliz. Evimizi temizleriz, arabamızı yıkarız, ev için alışverişe gideriz, bahçemiz varsa bahçe işleri ile ilgileniriz. Bütün bunlar fiziksel aktivite sayılır. İşiniz veya evinizdeki sorumluluklarınız dışında bir aktivite yapmak istediğinizde rutin fiziksel aktivitenizi daha düzenli bir egzersiz programı ile değiştirmeniz gereklidir. Bunun için belirli adımları takip edebilirsiniz: 1. Sevdiğiniz bir aktivite seçin: Aksi takdirde bunu sürdüremezsiniz. Yürüyüş en ucuz ve yapılabilir egzersiz programlarından birisidir. Eğer yürüyüş sizin için yeterli değilse ya da mutlu değilseniz o zaman bisiklete binme, yüzme veya sağlık klüplerine katılma gibi başka bir aktivite deneyebilirsiniz. 2. Fiziksel aktiviteyi önceliğiniz haline getirin: Günde en az 30 dakikalık orta şiddette bir fiziksel aktiviteyi hedefiniz olarak belirleyin. Eğer zamanınız kısıtlı ise aktivitenizi gün içinde 10 ar dakikalık seanslara bölün. 3. Zaman içinde küçük değişiklikler yapın: Aktivite seviyenizi dereceli olarak artırın. Başlangıçta kolay ve yavaş tutun, dayanıklılığınızı dereceli olarak günde en az 30 dakikaya ulaşıncaya kadar artırın. Kas ağrıları ve yaralanmalarını önlemeye yardımcı olmak için yavaş yavaş aktivite düzeyinizi artırın. En az bunları yapın Haftada birkaç defa yapın Her gün yapmaya çalışın Her gün yapın 63

64 Değişik Tip Fiziksel Aktiviteleri Birleştirin 3 farklı aktivite tipi vardır: 1. Aerobik aktivite: Kalp ve akciğerleri kuvvetlendirir. Bolca oksijen kullanır ve kalori yaktırır (Örneğin: yürüyüş, bisiklet, yüzme, tenis) 2. Kuvvetlendirme ve ağırlık aktiviteleri: Bacaklar, kollar, göğüs ve karın bölgesine ait geniş kas gruplarını çalıştıran aktivitelerdir (örneğin: yürüyüş, çocuk taşıma, serbest ağırlıklar kullanma, ağırlık aletleri). Bu tip egzersiz; kaldırma, hareket ettirme ve taşımaya yönelik vücudunuzdaki kas yüzdesini artırır. 3. Denge ve germe aktiviteleri: Daha az kalori yakar, kas boyunu uzatır ve uzanmagerme ve eğilmeye yönelik eklemlerinizin hareketlerini artırır, kas gerginliğini azaltır ve yaralanmaları önler (örneğin: yoga, hafif germe egzersizleri). İyi planlanmış bir program her hafta bu üç tipteki egzersizleri içermelidir. Aerobik egzersizler bu programın merkezinde yer almalıdır, çünkü kalp ve kan damarlarınızı iyi durumda tutar. Her aerobik egzersiz seansı 5-10 dakikalık ısınma (yürüyüş/germe) ve onu takiben dakikalık aerobik egzersiz daha sonra da dakikalık soğuma periyodunu içermelidir. Genel olarak egzersiz programlarına germe aktiviteleri ile başlayın ve bitirin. Egzersiz Programı Oluşturun Yürüyüş programını örnek olarak verirsek, egzersiz programı oluşturmak için adımlar şu şekilde sıralanabilir: Kronik bir hastalığınız varsa, erkeklerde 40 yaş, kadınlarda 50 yaş üzerindeyseniz bir hekime başvurun. Hedef kalp hızınızı belirleyin. Günleri belirleyerek haftada 2 gün yürümeye başlayın. Her hafta yürüyüş sayınızı dereceli olarak artırın. Daha sonra yürüyüş mesafenizi artırın. Yorulmadan uzun mesafeleri yürüyebildiğiniz zaman ısınma ve soğuma egzersizleri ekleyin. Dereceli olarak bazı kas kuvvetlendirme egzersizlerini ekleyin. Fiziksel Uygunluğunuzu Geliştirin; Fiziksel uygunluğunuzu geliştirecek seviyede egzersiz yapın. Sizin için uygun olan seviyede çalışıp çalışmadığınızı iki şekilde belirleyebilirsiniz: Konuşma testi: Orta şiddette egzersiz yaparken kolaylıkla konuşabilirsiniz. Egzersiz sırasında konuşurken zorlanıyorsanız, nefes nefese kalıyorsanız aktivite seviyeniz şiddetli demektir. Kalp hızı: 10 saniyedeki kalp atım hızınızı belirleyin. Maksimum kalp hızı: Çok yoğun egzersiz süresince kalbinizin en hızlı atımı. Kişiden kişiye değişiklik gösterir. Maksimum kalp hızınızı belirlemek için 220 den yaşınızı çıkartın. Hedef kalp hızı: Egzersiz süresince dakikada kalbinizin atması gereken sayıdır. Orta şiddetli fiziksel aktivite sırasında: Hedef kalp hızı maksimum kalp hızının %50-70 i arasında olmalıdır. Örneğin: Maksimum kalp hızı 170 atım/dakika (220-50) olan 50 yaşında bir kişinin hedef kalp hızı: (%50 seviyesi) 170x0.50= 85 atım/dakika (%70 seviyesi) 170x0.70= 119 atım/dakika 64

65 Bu kişinin orta şiddetteki egzersiz sırasındaki hedef kalp hızı atım/dakika olmalıdır. Şiddetli fiziksel aktivite sırasında: Hedef kalp hızı maksimum kalp hızının %70-85 i arasında olmalıdır. Örneğin: Maksimum kalp hızı 185 atım/dakika (220-35) olan 35 yaşında bir kişinin hedef kalp hızı (%70 seviyesi) 185x0.70= 130 atım/dakika (%85 seviyesi) 185x0.85= 157 atım/dakika Bu kişinin şiddetli bir aktivite sırasındaki hedef kalp hızı atım/dakika olmalıdır. Egzersize başlarken hedef kalp hızınızın %60 seviyesinde olmasını amaçlayın. Orta şiddette egzersiz seviyesinde hedef kalp hızı %75, ileri seviyede ise hedef kalp hızı %85 olmalıdır. Fiziksel uygunluğunuzu geliştirmek için dakika süresince hedef kalp hızınızı korumanız gerekir. Yüksek şiddette egzersizin kalp problemi ve kas yaralanmaları riskini artıracağını unutmayınız!!! Başka türlü spor yapma olanağı olmasa bile her gün, hiç değilse gün aşırı en az 30 dakika hızlı tempoda yürüyüş yapmak da iyi bir egzersizdir. Gebelik, doğum sonrası ve menopoz dönemlerinde kadınlar için egzersiz yapmak daha da önemlidir. Ancak egzersiz yapmak bir yaşam biçimi olmalıdır. Bireylerin günlük hayatlarını programlarken temel gereksinimleri arasında egzersize de yer ayırmaları gerekmektedir. Daha önceden hiç egzersiz yapmamış bir kişi hareketli yaşama geçerken sorun yaşayabilir, ancak bu geçiş döneminin ardından kendi bedenindeki değişiklikleri ve bunun önemini kavrayarak egzersizi hayatının bir parçası haline getirecektir. Sağlığınız için orta şiddetli veya daha şiddetli olan aktiviteleri günde en az 30 dakika yapmanız yeterli olacaktır. Orta şiddette fiziksel aktiviteler; Tempolu yürüyüş (saatte yaklaşık 5 km) Bahçe işleri Golf Bisiklet (saatte 16 km den az) Hafif ağırlıklarla çalışma Şiddetli fiziksel aktiviteler; Koşu/joging (saatte 8 km) Bisiklet (saatte 16 km den fazla) Yüzme Aerobik egzersizler Çok hızlı yürüme (saatte 7 km hız ile) Ağırlık kaldırma Basketbol 65

66 KAYNAKLAR 1. ACSM Fitness Book. American College of Sports Medicine. Leisure Press, Champaign, Illinois, The Clemson University Cooperation Extension Services. Physical Activity for Adults. htth://hgic.clemson.edu, Ekeroth CJ, Yancy H. Exercise for Older Adults. Human Kinetics, California, Exercise for older adults, Human Kinetics, Champaign, IL, USA, Grassi G. Aging, physical fitness and endothelial function: are all ultracetenarians marathon runners. Clinical Science, 2004, 106, John Piscopo. Fitness and Aging, Macmillan Publishing Company, New York, Kramer AF, Colcombe SJ, McAuley E, Scalf PE, Erickson KI. Fitness, aging and neurocognitive function. Neurobiology of Aging, 2005: 26S; Suni JH., Oja P., Laukkenen RT. et al.health-related Fitness Test Battery for Adults: Aspects of Reliability. Pyramid.physical activity 9. United States Department of Agriculture. Mypyramid.2005.www.mypyramid.gov. / pyramid/physical_activity.html Food and Health Communications. 66

67 GEBELİK VE EGZERSİZ Doç. Dr. Türkan Akbayrak Fzt. Serap Kaya Hacettepe Üniversitesi-Sağlık Bilimleri Fakültesi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Giriş Son yıllarda kadınların çeşitli egzersiz programlarına olan ilgilerinin giderek artması, bu aktivitelerin gebelikte de sürdürülmesine, hatta özellikle bu dönemde estetik kaygılarla egzersiz yapma isteğinin artmasına yol açmıştır. Fiziksel yönden aktif olan kadınların daha kolay doğum yaptıklarına dair kanıtlar çok eskilere dayanmaktadır. Aristotales, zor doğumların sedanter (pasif) yaşam biçiminden kaynaklandığını belirtmiştir. İbrani kölelerin diğer kadınlardan daha kolay doğum yaptıkları kutsal kitapta yazmaktadır. Yirminci yüzyılın başlarında egzersiz önerileri temiz havada yürüyüş yapmakla sınırlıyken 1930 larda daha aktif egzersiz programlarının ilk temelleri atılmıştır. Vaugh un perine (vajen etrafındaki) kaslarını güçlendirici çömelme egzersizleri, Read in solunum teknikleri, Lamaze ın psikoprofilaktik doğum yöntemleri bu dönemdeki örneklerdir ile 1960 yılları arasındaki dönemde egzersiz programları yukarıdaki öneriler ve açık havada yapılan yürüyüşlerle sınırlı kalmıştır. Ancak son yıllarda giderek daha fazla kadın, gebelikte koşu, aerobik koşu gibi çeşitli egzersiz programlarına katılmak ya da yaptıkları sporu sürdürmek ister hale gelmiştir. Gebelikteki emosyonel (duygusal), sosyal ve psikolojik durumlar, fiziksel uygunluğu etkiler. Fizyoterapist bunlara karşı duyarlı olmalı ve dil, etnik köken, kültürler, fırsat eşitliği ve kadının özel gereksinimleri gibi diğer konuların da farkında olmalıdır. Fizyoterapistin gebe kadına yaklaşımı dostça, esnek, bireysel ve eğer mümkünse kanıta dayalı olmalıdır. Kadınların çoğu, günümüzde, yaşam tarzlarının içine düzenli egzersizi de katmış olup bunu gebelikte de sürdürme arzusundadırlar. Azınlıkta kalan bir grup kadın ise, ilk kez gebe kaldıklarında egzersiz yapmaya karar verirler. Gebelikte Egzersizin Yararları Egzersizin potansiyel yararları şunlardır: Dolaşım ve sindirim işlevlerini düzenler, Annenin kilo kontrolünü sağlar, Dayanıklılık ve kuvvetin artırılmasına yardımcı olur, Doğum için gereken kas aktivitesini destekler, Egzersiz, sosyal etkileşimin sağlanması, sosyal ve psikolojik açıdan iyilik hissinin artırılmasına katkıda bulunur, Doğum sırasındaki olası sorunların azaltılmasını sağlar, Doğumu kısaltmaya yönelik potansiyelin geliştirilmesine yardımcı olur, Gebelik diyabeti (şeker) olasılığının önlenmesinde önemlidir, 67

68 Doğum sonrası iyileşmeyi hızlandırır. Gebelikte Egzersizin Kapsamı Gebelikte oluşan değişiklikler gözönüne alınarak hazırlanacak egzersiz programının kapsamı genel olarak şöyle olmalıdır. Düzgün postür (duruş) eğitimi, Uygun vücut mekaniklerinin öğretilmesi, Postpartum (doğum sonrası) çocuk bakımı için kolların kuvvetlendirilmesi, Artan vücut ağırlığının taşınabilmesi için bacakların kuvvetlendirilmesi, Ödem, varisler ve krampları önlemek için egzersiz ve eğitim, Pelvik taban kas kontrolü için egzersiz ve eğitim, Abdominal (karın) kasların kuvvetlendirilmesi, Kardiyovasküler (kalp-dolaşım sistemine ait) enduransın (dayanıklılık) korunması için aerobik egzersiz programı, Doğum sırasında kullanılacak kasların kuvvetlendirilmesi, Egzersizin sakıncalı olabileceği durumlar: Kalp- damar, solunum, böbrek ve tiroid hastalıkları Şeker hastalığı (kontrol edilemeyen tip1 diyabet) Düşük, prematüre doğum (erken doğum), fetal büyüme geriliği (anne karnındaki bebekte büyüme geriliği) ve servikal yetmezlik (rahim ağzı yetmezliği) öyküsü Hipertansiyon (yüksek tansiyon), vajinal kanama, fetal (bebek) hareketlerin azalması, anemi (kansızlık), makatla geliş, plasenta previa (bebeğin eşinin aşağıda olması) (American College of Obstetricians and Gynaecologists (ACOG) 2002). Öneriler Düzenli egzersiz yapanlar ile yapmayan kişilere verilecek egzersiz önerileri farklıdır. Düzenli egzersiz yapanlar Egzersize başlamadan önce fizyoterapistinize ve doktorunuza danışın. Haftanın belirli günlerinde, 30 dakika veya daha uzun süreyle egzersiz yapın (Kalp hızı kontrollü). Temas sporlarına, düşme ve abdominal travma (karın travması) riski yüksek olan aktivitelere son verin. Su altı sporları yapmayın (ACOG 2002). Vücut iç ısısının 38 C altında seyretmesini hedefleyerek egzersiz süresini ve şiddetini fizyoterapistinizin önerileri doğrultusunda bu düzeyden ileriye götürmeyin. Düşük şiddetteki egzersizleri tercih edin Kas iskelet sistemine binen stresi azaltmak için ayağınızı destekleyen uygun ayakkabılar giyin. Su kaybını önlemek için uygun miktarda sıvı alın, sıcak ve nemli ortamlarda ya da ateşiniz varken egzersiz yapmayın. Isınma ve soğuma için en az 5 dakika vakit ayırın. 68

69 İlerleyici germe egzersizlerini kullanmayın (relaksin hormonunun etkileri nedeniyle). Özel egzersizlerde profesyonel yardım alın (örn. pelvik taban egzersizleri). Denge gerektiren egzersizlerden, fazla çömelmekten, çaprazlayarak adım atmaktan ve hızlı yön değiştirmekten kaçının. Aortokaval kompresyondan (bebeği besleyen damar üzerine baskıdan) sakınmak için 16 haftalık gestasyondan (gebelik haftası) sonra sırtüstü pozisyonda uzun süreli egzersiz yapmayın. Enerji (kalori) sınırlamasını ihtiyacınıza göre bir diyetisyen rehberliğinde belirleyin. Düzenli egzersiz yapmayanlar Düzenli egzersiz yapmayan kadınlar, yukarıdakilere ek olarak aşağıdaki önerileri de yerine getirmelidirler. 13 haftalık gestasyonun (gebelik haftası) sonuna ulaşıncaya kadar egzersiz programına başlamayın. Su içi gebelik egzersizleri gibi, vücut ağırlığı binmeksizin yapılabilen egzersizlerle başlayın. Fizyoterapist gözetiminde, basit ve temel egzersizlerle başlayıp egzersiz toleransını yavaş yavaş artırın. Egzersize Ne Zaman Son Verilmeli? Aşağıdaki sorunlarla karşılaşan tüm kadınlar egzersize derhal son verip doktorlarına başvurmalıdırlar: Abdominal (karın) ve pubik (kasık) ağrı, sırt ağrısı Vajinal kanama Nefes darlığı, baş dönmesi, baygınlık, çarpıntı veya taşikardi (kalp hızının aşırı yükselmesi) Yürüme güçlüğü Kadınların çoğu gebelikte kilo aldıkça, yoruldukça ve daha çabuk nefes nefese kaldıkça doğal olarak egzersiz miktarını azaltırlar. Gebelikte Egzersizin Güvenlik Sınırları Gebelikte yapılan egzersizin hem anne adayı hem de anne karnındaki bebekte yaratabileceği potansiyel tehlikelerin önlenmesi için yapılan aktivitenin tipi, şiddeti ve süresinin bilinçli bir şekilde düzenlenmesi gerekir. Bunun yanı sıra, gebelik haftası da aktivite seçimi ve egzersizin dozunun ayarlanmasında bir ölçüttür. Egzersiz Tipi (Aktivite Seçimi) Şimdiye kadar yapılan çalışmalar gebelikte en güvenli egzersiz tipinin sabit bisiklet ve yüzme olduğunu göstermiştir. 1-Güvenli Aktiviteler * Yüzme: Özellikle su içinde yapılan egzersizler oldukça yararlıdır ve giderek daha fazla ilgi görmektedir. Suyun kaldırma kuvvetinin gebelikte vücut ağırlığındaki artışı maskelemesi, yaralanma riskinin su içinde minimal olması, karada yapılan egzersizlere oranla vücut ısısının dağıtımının daha kolay olması ve fetal hiperteminin (anne karnındaki bebeğin ısısı- 69

70 nın aşırı yükselmesi) önlenmesi gibi avantajlarından dolayı su içi egzersizleri kuvvetle savunulmaktadır. Ancak suyun sıcaklığının annenin deri sıcaklığından önemli ölçüde düşük olması şarttır. * Yürüme : Gebelikte en çok tercih edilen aktivite (%43) yürümedir. Düzenli yürümenin annenin iyilik duygusunu arttırdığı ve fiziksel yakınmaları azalttığı ileri sürülmektedir. Bununla birlikte bebeğin doğum ağırlığını arttırdığı yolunda çalışma raporları da bulunmaktadır. Maksimum aerobik kapasitenin %55 inde, 20 dakika süreyle ve haftada üç ile beş kez yapılan bir yürüme programının doğum ağırlığı ve plasenta ağırlığını anlamlı ölçüde arttırdığı, diğer parametreleri ise etkilemediği Clapp tarafından bildirilmiştir. * Pilates veya yoga (gebeliğe uyarlanmış): Bu programlar esneklik, solunum kontrolü ve gevşeme gibi, fiziksel uygunluğun aerobik özellik taşımayan elemanlarından oluşmaktadır. * Düşük şiddette aerobik egzersizler * Golf 2-Tartışmalı Aktiviteler Jogging, aerobik dans, jimnastik, buz pateni, basketbol ve voleybol gibi sıçramayı ve ani hareketleri gerektiren aktivitelerin uygunluğu tartışmalıdır. Bu tip sporlar fetüsün travmatize olma riskini arttırabilir ya da gebelikte hipermobil (aşırı hareketli) olan eklemlerin yaralanmasına neden olabilir. 3-Gebelikte Tehlikeli Aktiviteler * Kayak, su kayağı, hokey * Tüm temas sporları * Su altı sporları: Son yıllarda literatürde tüplü dalış ile ilgili anektodal bildirilerde, 30 ft den sığ dalışlarda venöz hava embolisi riskinin düşük olduğu ve sık tekrarlanmadığı sürece anormal sonuçlara yol açmayacağı ileri sürülmektedir. Dekompresyon gerektiren derinliğe (30 ft den derin) dalışlarda ise spontan düşük, konjenital malformasyon (doğuştan özür), fetal gelişme geriliği (anne karnındaki bebekte gelişme geriliği) ve preterm doğum (erken doğum) insidansı (olasılığı) üç ile beş kat artmaktadır. *Yüksek irtifada yapılan egzersizler: ft in üzerindeki irtifada gebelik komplikasyonlarının belirgin derecede yüksek ve doğum ağırlığının düşük olduğu ileri sürülmekte ve egzersiz, ek bir fizyolojik strese neden olacağı için önerilmemektedir. Hipertermik, hiperbarik ve hipoksik koşullarda yapılan sporlar: Örneğin yüksek irtifada tırmanma ve yürüyüş, ılık suda yapılan egzersizler ve su altı sporları. * Uygunsuz postürleri gerektiren ve dengeyi bozan aktiviteler. Örneğin binicilik, dağ bisikleti ve kürek gibi. * Rekabet gerektiren tüm aktiviteler. Egzersizin Şiddeti Gebelikte egzersizin şiddeti fetal sağlık açısından son derece önemlidir. Günümüze kadar yapılan çalışmalar, hafif ve orta şiddetteki egzersizin sağlıklı gebe kadınlarda yararlı olduğu (Clapp 2000) ve anne karnındaki bebeğe zararı olmadığı (Riemann et al. 2000; Clapp et al. 2000; ACOG 2002) yolundadır. Orta şiddette egzersiz, kişinin rahatlıkla konuşabilirken, kalp hızının maksimum 140 atım/dakikaya kadar çıkabildiği egzersiz 70

71 düzeyi olarak tanımlanmaktadır. En ideal uygulama ise 220-yaş ile elde edilen değerin %60-70 indeki kalp hızının dikkate alınmasıdır. Egzersiz seçimi, gebelikte oluşabilecek fizyolojik değişikliklere göre yapılmalıdır. Örneğin, kırmızı kan hücreleri artmadan önce plazma hacmi artar ve gereksinime cevap verebilecek oksijen sağlamada bir yetersizlik ortaya çıkar. Ayrıca, gereksinimlerin artması, solunum hızını artırır, gebelikte aynı aktivite sırasındaki kardiyak debi (kalpten vücuda gönderilen kan miktarı) değerleri artış gösterir (gebe olmayan kadınların değerlerinin üzerine çıkar) Şiddetli aktivite hem annenin hem de bebeğin sağlığını tehlikeye sokar. Genel kategoriler Yürüme ve yüzme: Uygun hızda yüzme, solunumla ilgili değişikliklerin oluşturulmasında yeterli olabilir. Eğer pelvik (kasık) ağrı sorunu varsa, yüzme sırasında ayakları vurma hareketinden kaçınılmalıdır. Düşük şiddetteki aerobikler (ya da eş değer egzersiz sınıfları): Fiziksel uygunluk düzeyinin korunması üzerinde yoğunlaşırlar. Bel sağlığı sınıfları: Bazen İsveç topları da kullanılarak yapılan, gövde stabilizasyon egzersizleri. Salon çalışması: Gebeler, sabit bisiklet, koşu bandı ve kros aleti gibi hepsi de aerobik aktiviteyi destekleyen çalışmalar yapabilirler. Kuvvet eğitiminde teknik çok önemlidir. Kadınlar hafif, submaksimal ağırlıklarla çalışmalı, çeşitli egzersizler yaparak hem alt hem de üst gövde kas gruplarını kullanmayı hedeflemelidirler. Gebelik ilerledikçe ağırlıklar, setler ve tekrar sayısı azaltılmalıdır. Su içi gebelik egzersizleri İngiltere de son yıllarda giderek popüler olan su içi gebelik egzersiz grupları, özellikle gebeler ve postnatal dönemdeki kadınlar için düzenlenmiştir. Kadınlar su içinde egzersizi ve gevşemeyi oldukça yararlı ve zevkli bulurlar, çünkü vücut hafifler ve eklemlerde fazla zorlanma olmaz. Sternal çentik (boyun) hizasına kadar suya girildiğinde, vücut ağırlığının sadece %28 inin hissedileceği belirtilmektedir (Harrison and Bulstrode 1987). Su içi egzersiz sınıflarına katılan kadınlar, ağrı ve sızılarının geçtiğini, egzersiz sonrasında kendilerini daha enerjik hissettiklerini ve daha iyi uyuduklarını söylemektedirler. Su içi egzersizlerin bir başka faydası da, tüm kas gruplarının konsentrik (boyunu kısaltarak kasılması) olarak çalışmasından dolayı egzersiz sonrası kas ağrısının olmamasıdır (Newham 1988). Kadınların tam olarak farkında olamadıkları diğer önemli avantajlar ise şunlardır: Su, solunum kaslarının tonus artışına yardımcı olur; yüzme sırasındaki bacak hareketleri ve sudaki egzersizler venöz dönüşe yardım eder ve su içinde olmanın diüretik (idrar söktürücü) etkisi sıvı toplanmasından yakınan kadınlarda yararlıdır. Çünkü dakika suda kalındığında, ml sıvı kaybı meydana gelir (Katz et al. 1991). Belirgin bir kas iskelet sorunu veya sakıncalı olma olasılığına karşı kadınlar fizyoterapistlerce değerlendirilmelidirler (Association of Chartered Physiotherapists in Women s Health (ACPWH) 1995). Egzersizler bel, pelvik halka, boyun ve diğer ortopedik problemlere uygun olarak düzenlenmelidir. Sakroiliak veya symphysis pubis problemi olan kadınlara yüzme sırasındaki bacak hareketlerine dikkat etmeleri ve her iki yana doğru geniş hareketler yerine ufak hareketler yapmaları önerilmelidir. Su içinde lumbal lordozu artırmamak için geriye doğru ufak adımlar atmalıdırlar. 71

72 Abdominal (karın) kasları aşırı geren egzersizlerden kaçınılmalıdır. Buna karşılık, karada yapıldığı takdirde zararlı olabileceği düşünülen ve zor olan çömelme, diz eklemlerine fazla ağırlık binmeyeceği için su içinde güvenle yapılabilir. Egzersiz sınıfının amacı kadınların uygunluk seviyesini arttırmak değil, fiziksel uygunluğu korumalarına yardımcı olmaktır. Egzersizler güvenli olmalı ve dikkatlice seçilmelidir ve her birinin bir amacı olmalıdır. Sudaki egzersizler karadaki gibi, kişiye özgü uyarlanmalıdır. Pelvik tilt (beli düzeltme), pelvik taban egzersizleri, kalça ve omuz çevirme (omuzlar su içine daldırılmış olarak) gibi standart doğum egzersizleri faydalı olabilir. Göğüs kafesi üzerindeki basınç, respiratuar kasların tonusunu arttırmada önemlidir. Eğitimin başında düzgün postür öğretilmeli ve tüm eğitim boyunca korunmasına dikkat edilmelidir. Eğer su yeteri kadar ılık ise, eğitimi bitirmek için gevşeme seansı mükemmel bir seçimdir. EGZERSİZ ÖRNEKLERİ Bağdaş kurun. Nefes alın. Elleriniz başınızın arkasında kenetli iken ellerinizle başınızı öne doğru iterek arka taraftaki boyun kaslarınızı germeye çalışın bu pozisyonda 5 sayarak nefesinizi verin ve başlangıç pozisyonuna dönün. Bağdaş kurma pozisyonunda elleriniz dizleriniz üzerinde rahat bir şekilde destekli iken derin nefes alın ve başınızı geriye götürürken aldığınız nefesi verin. Bağdaş kurma pozisyonunda bir elinizle başınızı aksi taraftan tutarak yana doğru gerin 5 sayın ve başlangıç pozisyonuna dönün. Aynı hareketi diğer yönde yapın (Omuz hareketini önlemek için karşı taraf elinizle mindere tutunun). Başınızla saat yönünde ve saat yönü tersinde daireler çizin. Derin nefes alarak omuzlarınızı kulaklarınıza doğru yukarı kaldırıp geriye doğru omuzlarınızla daire çizerek nefesinizi verin. 72

73 FİZİKSEL AKTİVİTE BİLGİ SERİSİ Eller belde iken, derin nefes alarak kollarınızı geriye çekin, kürek kemiklerinizi birbirine doğru yaklaştırın, bu pozisyonda nefes vererek 5 e kadar sayın. Ellerinizi göğüslerinizin önünde kenetleyin ve ellerinizi birbirine doğru bastırın, 5 sayın ve gevşek bırakın (Nefesinizi tutmayın). Ellerinizi göğüslerinizin önünde kenetleyin ve elleriniz birbirinden ayrılmadan ellerinizi ayırmaya çalışır gibi zıt yönde çekin, 5 sayın ve serbest bırakın (Nefesinizi tutmayın). Ellerinizi yumruk yapıp üstüste yerleştirin ve ellerinizi birbirine doğru bastırın, 5 sayın ve gevşek bırakın (Nefesinizi tutmayın). Yukarıdaki gibi elleriniz yumruk şeklindeyken diğer elinizi üst tarafa koyun, birbirine doğru bastırın, 5 sayın ve gevşek bırakın (Nefesinizi tutmayın). Bir kolunuzu yana doğru açarak gövdenizle karşı yana doğru esneyin, 5 sayın ve başlangıç pozisyonuna dönün ve aynı egzersizi diğer tarafa doğru tekrarlayın. Bir ayağınızı yukarı doğru çekerken diğerini aşağı doğru itin. Daha sonra diğer ayağınızı çekip bir diğerini aşağı doğru itin. Ayaklarınızla saat yönünde ve saat tersi yönünde daireler çizin. 73

74 Bebeği sıkıştırmamak için bacaklarınızı mümkün olduğunca yana açın. Ellerinizi öne doğru uzatarak gövdenizin dikliğini bozmadan kalçalardan mümkün olduğunca öne doğru esneyin 5 sayın ve başlangıç pozisyonuna gelin. Ellerinizle ayak bileklerinizden tutarak mümkün olduğunca kendinize doğru çekin gövdenizin dikliğini bozmadan kalçalardan mümkün olduğunca öne doğru esneyerek dirseklerinizden aşağı doğru dizlerinize bastırın, 5 sayın ve başlangıç pozisyonuna gelin. Yan yatın ve alttaki dizinizi bükün. Elinizi başınızın altına yerleştirin, diğer elinizle yerden destek alırken üstteki bacağınızı yukarı doğru kaldırın, 5 sayın ve indirin. Yine yan yatışta bu sefer bacağınızı biraz öne alarak yukarı kaldırın ve bu egzersizleri diğer bacağınızla da yapın. Sırtüstü yatın, dizleriniz bükülü ve ayak tabanlarınız yerle temasta olsun. Ellerinizi karnınızın üzerine çapraz yerleştirin, elleriniz birbirine yaklaşırken sizde öne doğru kalkın, 5 sayın ve gevşeyin. Sırtüstü yatın, dizleriniz bükülü ve ayak tabanlarınız yerle temasta olsun. Kollarınız yerde kalçalarınızı havaya kaldırarak köprü kurun, 5 sayın ve başlangıç pozisyonuna dönün. Dizleriniz ve elleriniz üzerine gelin. Nefes alarak başınızı geriye kaldırın. Aldığınız nefesi vererek başınızı öne doğru eğin ve belinizi kamburlaştırın. 74

75 Bir dizinizin üzerine gelin ve diğer dizinizi öne alın. Nefes alın (1). Nefesinizi vererek öne doğru esneyin (2). Sırtınızı duvara dayayın ve ayaklarınızı biraz öne yerleştirin. Nefes alın (1). Sırtınızın duvarla temasını kesmeden nefesinizi vererek sırtınızı aşağı kaydırarak dizlerinizi bükün (2). Sırtınızı duvara dayayın (1). Nefesinizi tutmadan bel çukurunuzu duvara bastırın. 5 sayın ve bırakın (2). 75

76 Ellerinizi duvara dayayın. Bir ayağınızı öne alın (1). Arkadaki ayağınızın topuğunu yerden kesmeden öndeki dizinizi bükerek duvara yaklaşın (2). Bir duvar köşesine geçin. Ellerinizi ve ön kollarınızı duvara dayayın. Omuzlarınız dirseklerinizle aynı hizada olmalıdır. Topuklarınızı yerden kesmeden duvar köşesine doğru esneyin. Esnerken nefes alın ve başlangıç pozisyonuna dönerken verin. ÖNERİLER Egzersizler sırasında nefes tutmayın. Dengenizi sağladıktan sonra hareketi yapın. Her harekette ıkınmadan kaçının. KAYNAKLAR 1. Araujo D: Expecting questions about exercise and pregnancy? Phys Sportmed 1997; 25(4): Artal R, Romem Y,Paul RH, Wiswell R, Fetal bradycardio induced by maternal exercise. Lancet, 1984, Artal R, Rutherford S,Romem T, Kammule RK, Dorey FJ, Wiswell RA: Fetal heart rate responses to maternal exercise.am J Obstet Gynecol, 1986, 155: Bell RJ, Palma SM, Lumley JM: The effect of vigorous exercise during pregnancy on birth weight. Aust N Z J Obstet Gynaecol 1995, 35: Clapp JF, Dickstein S: Endurance exercise and pregnancy outcome. Med sci Sports Exercise 1984, 16, Clapp JF Exercise during pregnancy: a clinical update. Clin Spotrs Med,2000,9(2):

77 7. Clapp JF, Kim H, Burciu B, Lopez B Beginning regular exercise in early pregnancy: effect on fetoplacental growth. Am J Obstet Gynecol, 2000, 183: Collings CA, Curet LB, Mullin JP Maternal and fetal responses to a maternal aerobic exercise program. Am J Obstet Gynecol, 1983),145, Collings CA, Curet LB: Fetal heart rate responses to maternal exercise. Am J Obstet Gynecol, 1985,151: Harrison R, Bulstrode F Percentage weight bearing during partial immersion in a hydrotherapy pool. Physiotherapy, 1987, 68 (7): Horns PN, Rotellife LP; Leggett JC, et al:pregnancy outcomes among active and sedantary women. J Obstet Gynecol Neonatal Nurs. 1996, 25:49,. 12.Kardel KR, Kase T: Training in pregnant women: Effect on fetal dvelopment and birth. Am J Obstet Gynecol, 1998, 178: LA Wolfe, AI Ohtake, MF Mottole, MJ Mc Grath: Physiological interactions between pregnancy and aerobic exercise. Exerc. Sport Sci Rev 1989, 17: Lokey EA, Tran ZV, Wells CV, et al: Effect of physical exercise on pregnancy outcomes: A meta-analytic review. Med Sci Sports Exerc. 1991, 23: Lotgering FK, Gilbert RD, Longo LD: Exercise responses in pregnant sheep: blood gases, tempertures, and fetal cardiovascular system. J Appl Physiol: Respir Environ Exerc Physiol 1983,55: , 16. Lotgering, FK, Gilbert RD and Longo LD: Matenal and fetal response to exercise during pregnancy. Physiol Rev. 1985, 65: Noble E: Essential Exercises for the Childbearing Year. London: John Murray Patterson CA, Lindsay MK. Maternal Physiology in pregnancy (in) Eline Wilder (ed) Obstetric and Gynecologic Physical Therapy, Churchill Livingstone, New York, Pivarnik JM, Mauer MB, Ayers NA et al: Effect of chronic exercise on blood volume expansion and hematologic indicies during pregnancy. Obstct Gynecol, 1994,83: Pomerance JJ, Gluck L, Lynch VA: Physical fitness in pregnancy: its effect on pregnancy outcome. Am J Obstet Gynecol 1974; 119 (7): Riemann MK, Kanstrup Hansen IL Effects on the fetus of exercise in pregnancy (review). Scand J Med Sci Sports, 2000, 10(1): Sady, SP and Carpenter MW: Aerobic exercise during pregnancy: Special consideretions. Sports Med. 1989, 7: Sternfeld B, Quesenberry CP, Eskenazi B, et al: Exercise during pregnancy and pregnancy outcome. Med Sci Sports Exerc, 1995, 27: Sternfeld B, Quesenberry CP Jr, Eskenazi B, et al: Exercise during pregnancy and pregnancy outcome. Med Sci Sports Exere 1995; 27(5): Sternfeld B: Physical activity and pregrancy outcome: review and recammendations. Sports Med 1997:23(1): Wolfe LA, Hall P, Mc Grath MJ, Burggraf GW, Tranmer JE: Cardiovascular responses to physical conditioning during pregnancy. Can J Sport Sci, 1987,12: Wolfe LA, Hall P, Webb KA, et al: Prescription of aerobic exercise during pregnancy. Sports Med 1989; 8(5):

78

79 OBEZİTE VE EGZERSİZ Prof.Dr. Gül Baltacı Hacettepe Üniversitesi-Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Obezitenin Tanımı Obezite; vücudun aşırı yağlanması olarak ifade edilir. Vücut yağ oranının tam olarak belirlenmesi hem uzun zaman aldığından ve hem de çok masraflı olduğundan, obezitenin belirlenmesinde çoğu kez vücut ağırlığı kullanılmaktadır. Obezite en büyük sağlık problemlerinden biridir. ABD de erişkinlerin %54,9 u fazla kilolu, %22,3 ü ise obezdir. Çalışmalar obezitenin hipertansiyon, tip 2 diabetes mellitus, dislipidemi, kardiyovasküler sistem hastalıkları ve belirli tipteki kanserlere (kolon, meme, safra kesesi, endometrium kanserleri) yakalanma risklerini arttırdığını göstermiştir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO World Health Organization) obeziteyi tanımlamaya yönelik bir indeks formüle etmiştir. Vücut Kitle İndeksi (BMI Body Mass Index) olarak adlandırılan bu indeks hastaların kilogram cinsinden ağırlıklarının metre cinsinden boylarının karesine bölünmesiyle hesaplanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü obeziteyi BMI in 30 veya üzerindeki değerlerde olmasıyla tanımlamaktadır. Yetişkinlerde obezite sınıflandırılması Tablo I de gösterilmektedir. Erişkinlerde BMI in 25 in üzerinde olması ve abdominal yağlanma kardiyovasküler ve obeziteye bağlı diğer hastalık riskleri ile yakından ilişkilidir. Bel ölçümü erkeklerde 102 cm, kadınlarda 82 cm nin üzerinde olması komorbidite risklerini arttırmaktadır. Tablo I: Obezite Sınıflaması BMI (kg / m 2 ) Normal Altı (Zayıf) <18,5 Normal 18,5 24,9 Kilolu 25,0 29,9 Obez 30,0 Sınıf 1 30,0 34,9 Sınıf 2 35,0 39,9 Sınıf 3 (morbid) 40 79

80 Obezitenin Etiolojisi Obezite etiolojisinde rol alan bir çok faktör arasında fazla enerji alımı, yetersiz enerji tüketimi, genetik yatkınlık, düşük yağ oksidasyonu, azalmış sempatik aktivite, psikolojik stres, sosyoekonomik düzey düşüklüğü yer almaktadır. Çalışmalar vücut ağırlığının genetik kontrol ile yakından ilişkili olduğunu göstermiştir. Genetik etkiler bazal metabolizma üzerinde kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Bundan dolayı bazı kişiler obeziteye daha yatkındır. Obez anne babalarının çocuklarının obez olma ihtimali %80 iken bu risk normal annebabaların çocuklarında %15 tir. Çeşitli ilaçlar da obezite etyolojisinde rol alabilirler. Bu ilaçlar arasında; glikokortikosteroidler, insülin, sülfonilüreler, antidepresanlar, valproik asit ve metisergit gibi merkezi sinir sistemi ilaçları, antihipertansifler, progesteron, fenotiazin, siproheptadin ve lityum sayılabilir. Obez hastaların yaklaşık %25-30 u depresyon veya diğer psikolojik problemlere sahiptir. Duygusal gerginlik sıklıkla aşırı yeme ile ilişkilidir. Bu kişiler kısa zaman dilimlerinde çok yemek yerler ve bunu yaparken de kontrollerini kaybederler. Obez hastalar, obezite tedavisine başlamadan önce depresyon ve anksiyete yönünden de değerlendirilmeli ve bu problemlerin çözümüne yönelik olarak ilaçla tedaviye veya psikoterapiye başlanmalıdır. Obezitenin Komplikasyonları Obezite; kalp hastalığı, tip 2 diabetes mellitus, hipertansiyon, inme, belirli tipte kanserler (endometrial, meme, prostat, kolon, vb), dislipidemi, safra kesesi hastalıkları, uyku apnesi ve diğer respiratuar problemler, osteoartrit gibi hastalıklar ile tüm sebeplere bağlı mortalitede artış, fertilitede azalma, duygusal gerginlik ve toplum tarafında damgalanma gibi çeşitli fiziksel ve psikolojik komplikasyonlara yol açmaktadır. Obezite tedavi edilmeden önce hastalara obeziteyle ilgili risk faktörlerinden söz edilmelidir. Obeziteyle ilgili risk faktörleri Tablo II de gösterilmiştir. Hastalar bu risk faktörlerinden iki ya da daha fazlasına sahipse yüksek düzeyde mortalite ve morbidite riski taşırlar. Tablo II: Obez Kişilerde Morbidite ve Mortalite Riskini arttıran faktörler Yüksek Risk Faktörleri Koroner Arter Hastalığı Tip 2 Diabetes Mellitus Uyku apnesi Diğer Risk Faktörleri Erkeklerde 45 yaş üzeri Kadınlarda 55 yaş üzeri veya postmenapoz Hipertansiyon LDL>160 mg olması HDL<35 mg olması Yüksek açlık kan şekeri Ailesel erken koroner hastalık Osteoartrit Safra taşları Stres inkontinans Sigara içimi 80

81 Obez Hastanın Değerlendirilmesi Fazla kilolu ve obez kişilerin tedavisine yönelik ilk rehber bilgiler 1998 yılında yayınlanmıştır. Kılavuzların oluşturulmasına zemin hazırlayan bir panelde farklı tedavi stratejilerinin kilo verme üzerine etkileri ile kilo almayı engelleyici önlemlerin olası temel kronik hastalık risk faktörlerini nasıl etkiyeceği ortaya konmuştur. Panel sonucunda geliştirilen öneriler, yetişkinlerde kilo vermenin faydalarının olumsuz etkilerle kıyaslandığında daha baskın olduğu ve kilo vermeye yönelik girişimlerin uzun dönemde insan sağlığını olumlu yönde etkileyeceği varsayımına dayalı yapılmıştır. Obezite tedavisi ile ilgili iki temel adımın önemi vurgulanmıştır. Bu adımlar; obezitenin değerlendirilmesi ve obezitenin yönetimidir. Obezitenin Değerlendirilmesi: Değerlendirme aşaması, normalin üzerindeki kilo ile ilgili üst kategorilerin derecelendirilerek, hastanın karşılaşabileceği tüm risk faktörlerinin belirlenmesini gerektirir. Değerlendirmede toplam vücut yağı miktarı, abdominal vücut yağı miktarı ve bir takım hastalık risk faktörleriyle birlikte, obezite ile ilgili durumların (örneğin, obeziteye bağlı hastalıklarda ailenin geçmişini içeren bilgiler) göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Vücut Kitle İndeksi (VKİ) büyük ölçüde toplam vücut yağı miktarıyla ilişkili olup, bunun fazla kilolu ve obez hastaların kontrollerinde kullanılması ve hastalardaki kilo değişimlerinin BMI ye bağlı olarak izlenmesi önerilmektedir. Abdominal yağ miktarının da obezite tedavisi öncesi ve sırasında bel çevresinin ölçümüyle bilinmesi gerekir. Tedavinin, VKİ i 25.0 ila 29.9 kg/m² olanlardan iki ya da daha fazla risk faktörüne sahip hastalarda uygulanması uygun görülmektedir. Diğer risk faktörleri hangi sayıda olursa olsun, VKİ i 30 kg/m² ve daha yukarı olan hastalarda da tedavi uygulanmalıdır. Risk faktörleri görülmeyen fazla kilolu hastalar daha fazla kilo almamaları yönünde cesaretlendirilmelidir. Tedavinin seçimi sırasında olası komorbiditeler ve ayrıca hastanın kilo kaybetmesini motive edici konular göz önünde bulundurulmalıdır. Yetişkinlerde hastalık risklerinin belirlenmesinde hesaba katılması gereken faktörler Tablo III te gösterilmiştir. 81

82 Tablo III: Yetişkinlerde Hastalık Risklerinin Belirlenmesinde İlişkili Faktörler Vücut Kitle indeksine dayalı aşırı kilonun derecesinin belirlenmesi Bel çevresi ölçümüne dayalı abdominal obezitenin değerlendirilmesi Hastada obezite dışındaki hastalıkların değerlendirilmesi -Koroner kalp hastalığı -Aterosklerotik hastalıklar -Tip 2 Diyabet -Uyku apnesi -Jinekolojik bozukluklar -Osteoartrit -Stres inkontinans -Safra taşı ve komplikasyonları Hastada kardiyovasküler risk faktörlerinin değerlendirilmesi -Sigara içimi -Hipertansiyon -HDL kolesterol -LDL kolesterol -Yüksek açlık kan şekeri -Ailede erken koroner kalp hastalığı öyküsü -Yaş (Erkeklerde 45 yaş ve üzeri, kadınlarda 55 yaş üzeri veya postmenopozal) Diğer risk faktörlerinin değerlendirilmesi -Fiziksel inaktivite -Serum trigliserid düzeyinin yükselmesi Obezitenin Tedavisi Obezite tedavisindeki amaç; ya enerji girdisini azaltmak veya enerji çıktısını arttırmak ya da her ikisini uygulayarak sistemin enerji dengesini düzeltmek olmalıdır. Tedavide genel amaçlar; vücut ağırlığının azaltılması, uzun dönemde vücut ağırlığının daha aşağı düzeyde tutulması, daha fazla kilo alınmasının önüne geçilmesi ve kilo alınmasıyla ortaya çıkabilecek diğer hastalık risk faktörlerinin kontrolüdür. Hastanın tedavisine yönelik etkin tıbbi yaklaşımlar; diyet düzenlemesi, fiziksel aktivitelerin arttırılması, davranışçı tedavi, farmakolojik tedavi ile bunların kombine şekilde uygulanması ve son çare olarak da cerrahi tedaviyi içine alır. Düşük kalorili diyet, fiziksel aktivitelerin arttırılması ve davranış terapisini içeren kombine bir tedavi, kilo verme ve kilonun korunmasına yönelik en etkin yöntemdir. 82

83 Öncelikle vücudun %10 ağırlığı kadar kilo verilmesi için çalışılır. Eğer başarı sağlanırsa kilo verme işlemi altı aylık dönemlerde haftada 0,5 1 kilogram olacak şekilde uygulanır. 6 ayın sonunda hastanın o anki ağırlığı baz alınarak kilo verme hedeflerine yeniden karar verilir. Diyet Tedavisi Obez ve kilolu hastalar için düşük kalorili diyet uygulanır. Diyetteki kalori miktarını azaltmanın pratik yolu yağ miktarını azaltmaktır ancak toplam kalori miktarını azaltmaksızın sadece yağ miktarını azaltmak kilo vermek için tek başına yeterli değildir. Diyet tedavisine geçmeden önce bireyin günlük kalori ihtiyacını hesaplamak gerekir. Tavsiye edilen bireyin günlük kalori ihtiyacı dinlenme halindeki vücut enerji tüketimi (REE Resting Energy Expenditure) hesaplanarak tahmin edilir. Erkekler için REE = 10 x ağırlık(kg) + 6,25 x boy(cm) 5 x yaş + 5 Kadınlar için REE = 10 x ağırlık(kg) + 6,25 x boy(cm) 5 x yaş 161 Aynı kiloyu korumasını sağlayacak gerekli günlük kalori miktarı ise REE ile Aktivite Faktörünün (AF) çarpımına eşittir. Verilen günlük aktivite çeşidi hafif egzersizi içeriyorsa AF erkekler için 1,6, kadınlarda 1,5 olarak alınır. Böylece günlük kalori ihtiyacı tahmin edilir. Eğer aktivite daha yoğunsa AF erkekte 1,7, kadınlarda 1,6 kabul edilir. Davranışçı Tedavi Davranışçı tedavinin diyet ve fiziksel aktiviteye ek olarak uygulanması oldukça yararlıdır. Hastanın motivasyonunu değerlendirip obezite tedavi planı hazırlanır. Diyet ve egzersizi kolaylaştırmak için rutin davranış stratejileri uygulanması faydalıdır. Çünkü bunlar kilo kaybı ve kilonun sabit tutulmasında oldukça önemlidir. Hastalara yalnız diyet tedavisi uygulamak ilk başta mantıklı gelse de başarı oranı düşük bir yöntemdir. Davranış tedavisi, yemek alışkanlığını değiştirme, grup terapisi ve çeşitli destek yöntemleri ile desteklendiğinde çok daha etkili olmaktadır. Obezite tedavisinde yararlı olduğu bildirilen davranışçı yaklaşımlar arasında kendini izleme, stres yönetimi, uyaran kontrolü, problem çözme, olasılık yönetimi, bilişsel yeniden kurma ve sosyal destek sağlanması sayılabilir. Kendini izlemede hastadan kalori alımı, egzersizleri veya ilaç kullanımı gibi davranışlarını veya vücut ağırlığında olduğu gibi bunların sonuçlarını izlemesi ve kaydetmesi istenir. Uyaran kontrolünde hastanın tuttuğu kayıtlar yoluyla televizyon seyrederken atıştırma gibi kötü yemek yeme davranışını tetikleyen etkenleri belirleyip bunları kontrol altına alması istenir. Obezite tedavisinde amaç hastanın sağlığını iyileştirmektir. Gelişmelerin izlenmesi ise hem hasta hem doktorun motivasyonunda önemli sürekli bir süreçtir. Kombine Tedavi Davranış tedavisi, düşük kalorili diyet ve fiziksel aktivitenin kombine uygulanması kilo düşme ve sabit kiloda kalma için başarılı bir tedavi seçeneği oluşturur. Fiziksel aktivite ve düşük kalorili diyetin kombine uygulanması; ağırlık kaybını, abdominal yağ oranının azaltılmasını ve kardiyorespiratuar uyumun artmasını sağlar. Davranışçı tedavi yaklaşımları diet ve fizik egzersizle ilgili düzenlemelere hasta uyumunun arttırılması için kullanılırlar. İlaç Tedavisi İlaç tedavisi yukarda adı geçen tedavi şekillerinden sonra düşünülmelidir. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA, US Food and Drug Administration) tarafından onaylanan kilo vermeye yönelik ilaçlar VKİ 30 kg/m² olan hastaların tedavi programlarına eklenebilir. Obezite risk 83

84 faktörleri taşıyan hastalarda bu tedavi sınırı VKİ 27 kg/m² ye çekilebilir. İlaç tedavisi; davranış değişikliği tedavisi, diyet tedavisi, fiziksel aktivitenin arttırılması veya bunların çeşitli kombinasyonlarıyla birlikte uygulanmalıdır. İlacın etkinliği ve yararlılığının değerlendirilmesi gerekir. Eğer ilaç ağırlık kaybına yardımcı olmuyor ya da yan etkiler ortaya çıkarıyorsa kesilmelidir. Cerrahi Tedavi Cerrahi opsiyon, morbid obez (VKİ 40) ya da VKİ 35 iken ölümcül obezite risk faktörleri olan hastalarda dikkatli bir şekilde uygulanmalıdır. Ayrıca bu tedavi diğer yöntemler başarısızlığa uğradığında ve hasta yüksek oranda morbidite ve mortalite riskine sahipse değerlendirilebilir. Vertikal band gastroplasti gibi cerrahi tekniklerin yapılması vücutta %25 lik bir kilo kaybına neden olabilir. Cerrahi ölüm riski %1 kadardır. Obezite ve Egzersiz Kilolu ve obez kişilerde egzersiz en iyi sonuç veren uygulamadır. Herhangi bir aktivite bile hiçbir şey yapmamaktan iyidir. Obez hastaların egzersizin çok kötü ve cezalandırıcı bir durum olmadığını anlamalarına yardımcı olmak gerekir. Başlangıçta hastalara yaşam şeklini değiştirmeleri konusunda küçük önerilerde bulunulur. Obeziteyi önlemek için öneriler: Ödül olarak asla bir yiyecek kullanılmamalıdır. TV seyretme ya da bilgisayarda oyun oynama yerine aile ile birlikte yemek yenilmelidir. Öğünler planlanmalı ve gıda seçimleri yapmalıdır. Fiziksel aktivite arttırımalı (özellikle yürüme) ve daha aktif bir yaşam şekli benimsenmelidir. Örneğin asansör yerine yürüyerek merdivenleri çıkmak, arabayı iş yerinden biraz daha ileriye park etmek gibi. Amerikan Spor Hekimliği Kolejinin (American Collage of Sport Medicine) önerisi tüm erişkinlerin her gün ortalama 30 dakika egzersiz yapmasıdır. Bu düzey bir aktivite günlük 840 kj (200 kcal) enerji tüketimi yaptırır. Obez hastaların bu aktiviteleri yavaş yavaş yapmaları önerilir. Burada doktorun görevi hastanın sedanter bir yaşam ile oldukça aktif bir yaşam tarzı arasında nerede bulunması gerektiğine yardımcı olmak ve bundan sonraki adım için ilerlemesini sağlamaktır. 84

85 Egzersiz reçetesi: enerji harcamasını = yaralanma riskini de en düşük düzeyde tutmalıdır. Maksimum kilo verilmesi haftada 1 kg olmalıdır. Günlük kalori harcaması 300 kal. den fazla olan bir egzersiz programı ayarlanmalı, bu program yürüyüşte olduğu gibi orta şiddette ve uzun süreli olmalıdır. Kilo kaybı için optimal bir program haftada 1000 ila 2000 kalorilik ayarlanmalıdır. Egzersiz önerilerine rehberlik yapmak üzere orta yoğunlukta egzersiz örnekleri olarak şunlar verilebilir: dk voleybol, 45 dakika futbol, 35 dk hızlı tempo yürüyüş, ½ saat bisiklete binme, 20 dk yüzme, 15 dk ip atlama gibi sporlar veya dk araba yıkama, dk cam veya yer silme, dakika bahçe işi, ½ saat yaprak tırmıklamak, 15 dakika kar temizlemek ve ya 15 dk merdiven çıkmak. Başlangıçta veya çok sedanter yaşam tarzı olanlarda çok hafif egzersizlerle başlanarak yoğunluk hasta uyumuna göre arttırılmalıdır. (ACSM Guidelines, 2006) Hergün (7gün) fiziksel olarak aktif olmayı amaçlamalı 60 dk orta şiddetli egzersiz içermesi amaçlanmalı Orta derecede fiziksel aktivite: 30 dk da 2.5 km yürüme ORTA ŞİDDETLİ AKTİVİTELER 150 kalori yakmak için gerekli süreyi içeren aktiviteler Günlük aktiviteler dk bir arabayı yıkama ya da cilalama dk pencereleri ya da yerleri yıkama dk bahçe ile uğraşma dk tekerlekli sandalyeyi kullanma 30 dk 2km bir tekeri itme 30 dk da 2.5km yürüme 15 dk merdiven çıkma Spor aktiviteleri dk voleybol oynama dk futbol topu ile oynama 35dk da 1.5km yürüme 30 dk basketbol şutu atma 30 dk da 6km bisiklete binme 30 dk hızlı dans etme 30 dk için su içi egzersizleri 20 dk yüzme devreleri dk basketbol oynama 15 dk da 5 km bisiklete binme 15 dk ip atlama 15 dk da 2 km koşma Daha az yorucu, daha fazla zaman alıcı Daha çok yorucu, daha az zaman alıcı 85

86 BASİT KURALLAR Obeziteden korunmada kuralı uygulanmalıdır Kuralı; 5 meyve & sebze 2 saatten az sedanter aktivite yapmamak 1 saat yapılandırılmış fiziksel aktivite Her gün adım Her gün fazladan 2000 adım 100 kalori yakar! Çocuklar ve adolesanlara haftanın en az 60 dk/gün orta şiddetli fiziksel aktiviteye katılım önerilmektedir. Aileler ve toplum için adolesanlarda obezite ve inaktiviteyi azaltmak için gerekli 10 ipucu 1. Evde fast-food ve şekerli içecekler kısıtlanmalıdır (Yemek yeme modifikasyonu). 2. TV, sinema ve video oyunları : Günde 2 saatin altına indirilmelidir. 3. Çocukların günlük ev işlerini yapmasına izin verilmelidir. 4. Güvenli olan ve mümkün olan her şartta yürüyüş tercih edilmelidir. 5. Okul beden eğitimi ve beslenme programları desteklenmelidir. 6. Okul spor oyunlarına çocuğun katılımı cesaretlendirilmeli ve desteklenmelidir. 7. Çocuklar ev ödevinden önce, okuldan sonra dışarıda aktif bir işe cesaretlendirilmelidir. 8. Şehir rekreasyonel olanaklarını araştırılmalıdır. 9. Fitnes içerikli hediyeleri seçilmelidir (paten, ip atlama, bisiklet). 10. Tatil veya dışarıda aile ile birlikte plan yapılmalıdır. 86

87 Sonuçlar Obeziteye yönelik şu noktaların göz önünde bulundurulması yararlı olacaktır: Her vizitte boy uzunluğu, vücut ağırlığı kilo ve bel ölçümünün yapılması ve kaydedilmesi, Dosyalarda BMI için yer bulunması ve hastalarda VKT nin izlenmesi, Obez ve fazla kiloluların diğer risk faktörleri açısından özellikle değerlendirilmesi, Obez ve kilolulara düzenli kan basıncı ölçümü, lipid ve açlık kan şekeri bakılması, Hastalara her vizitte obezitenin mortalite ve morbidite risklerinin anlatılması, Sağlıklı besleme konusunda önerilerde bulunulması, Normal kilodaki kişilere de obezite riskleri ve sağlıklı beslenme konusunda bilgilendirme yapılması, Kilo vermedeki başarı ya da başarısızlığın değerlendirilip, hastaya gerekli olan motivasyon ve desteğin sağlanması, Son olarak kilo verme işlemi tamamlandığında hastaya bu kilosunun sabit kalması konusunda önerilerde bulunup periyodik olarak boy kilo ölçümüne çağrılması. KAYNAKLAR 1. Anderson DA, Wadden TA: Treating the obese patient. Arch Fam Med 1999; 8: Atkinson RL: A 33-year-old women with morbid obesity. JAMA 2000; 283: Berke EM, Morden NE: Medical management of obesity. Am Fam Physician 2000; 62: Clinical Guidelines on the Identification, Evaluation and Treatment of Overweight and Obesity in Adults. Practical guide. National Institutes of Health. gov/guidelines/obesity/practgde.htm 5. Cole K, etal. An integrative research review: effective school based childhood overweight interventions. J Spec Pediatr Nurs Jul;11(3): Daley AJ, Copeland RJ, Wright NP, Roalfe A, Wales JK. Exercise therapy as a treatment for psychopathologic conditions in obese and morbidly obese adolescents: a randomized, controlled trial. Pediatrics Nov;118(5): Durant N, Cox J. Current treatment approaches to overweight in adolescents. Curr Opin Pediatr Aug;17(4): Gately PJ, Cooke CB, Barth JH, Bewick BM, Radley D, Hill AJ. Children s residential weight-loss programs can work: a prospective cohort study of short-term outcomes for overweight and obese children. Pediatrics Jul;116(1): Kirk S, Zeller M, Claytor R, Santangelo M, Khoury PR, Daniels SR. The relationship of health outcomes to improvement in BMI in children and adolescents. Obes Res May;13(5): Lyznicki JM, Young DC, Riggs JA, Davis RM: Obesity: assessment and management in primary care. Am Fam Physician 2001: 63:

88 11.National Task Force on the Prevention and Treatmentof Obesity: Medical car efor obese patients: advice for health care professionals. Am Fam Physician 2002; 65: Stice E, Shaw H, Marti CN. A meta-analytic review of obesity prevention programs for children and adolescents: the skinny on interventions that work. Psychol Bull Sep;132(5): Tan D, Zwar NA, Dennis SM and Vagholkar S. Weight management in general practice: what do patients want? MJA 2006; 185 (2): Obesity Organisation: 15. DHHS Healthy People: 16. The Society for Adolescent Health: 17. NCHS Healthy People: 18. DATA2010: 19. American College of Sports Medicine: 20. Physical Activity and Health: A Report of the Surgeon General: nccdphp/sgr/contents.htm 21. President s Council on Physical Fitness: 22. American Heart Association: 23. Centers for Disease Control and Prevention: htm 88

89 ŞEKER HASTALIĞI VE EGZERSİZ Uzm. Fzt. Meral Boşnak-Güçlü Uzm. Fzt. Melda Sağlam Doç. Dr. Deniz İnal İnce Prof. Dr. Sema Savcı Prof. Dr. Hülya Arıkan Hacettepe Üniversitesi-Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Şeker Hastalığı (Diyabet) Nedir? Vücudun kendisi için gerekli olan insülini yeteri kadar üretememesi ve/veya var olan insülini gerektiği gibi kullanamaması sonucu ortaya çıkan ilerleyici bir metabolizma hastalığıdır. Bu hastalıkta, kandaki şeker miktarı normalden oldukça fazladır. İnsülin, pankreas tarafından salgılanan bir hormondur. Yiyeceklerle vücudumuza karbonhidrat alırız. Karbonhidratlar barsaklarda sindirilerek glukoza (şeker) dönüştürülür. Glukoz daha sonra kan yolu ile vücuttaki bütün hücrelere taşınır. Glukozun kandan hücrelere taşınarak enerjiye dönüşümünü insülin gerçekleştirir. Yemeklerden sonra kandaki glukoz miktarı artar. Sağlıklı kişilerde artan glukoz çok hızlı bir şekilde normal seviyelerine iner. Şeker hastalarında ise, insülin yokluğu veya azlığı nedeni ile bu işlev gerçekleşemez. Glukoz hücre içine taşınamaz ve şeker kanda birikmeye başlar. Dört tip şeker hastalığı vardır. Tip I şeker hastalığı Tip II şeker hastalığı Gebelik dönemi şeker hastalığı Diğer Tip I şeker hastalığı: (insüline bağımlı şeker hastalığı). Hastalığın bu tipinde hastaların pankreasları doğuştan insülin üretemediğinden insülinin enjeksiyon (iğne) yolu ile dışarıdan alınması gerekir. Şeker hastalığı olan kişilerin %10 u bu gruptadır. 30 yaşından önce başlar. Tip II şeker hastalığı: İnsülin hormonu yeterli miktarda salınamaz veya gereken şekilde kullanılamaz. Şeker hastalarının %90 nı bu gruptadır. Bu hastalar genellikle şişmandırlar ve aktivite seviyeleri çok düşüktür. Ailede şeker hastalığı varsa bu durumun görülme sıklığı artar. İnsülin kullanmadan diyet yapılarak veya ağızdan alınan ilaçlar ile tedavi edilebilir. Çok ilerlemiş durumlarda insülin iğneleri kullanılabilir. Gebelik dönemi şeker hastalığı: Gebelerin %2 5 inde görülür, gebelik bitince düzelir. 89

90 Diğer: Özel genetik hastalıklar, ilaçlar, enfeksiyonlar ve bazı hastalıklar şeker hastalığı gelişimine sebep olabilir. Şeker Hastalığının Bulguları Ani kilo kayıpları Duyu kayıpları ve bacaklarda karıncalanma İyileşmeyen yaralar Erkeklerde iktidarsızlık Cinsel problemler Aşırı acıkma, susama ve aşırı idrara çıkma. Şeker Hastalığının Kontrolü Takip: Kan şekeri her gün düzenli olarak takip edilmelidir. İlaç kullanımı: İlaçlar düzenli olarak alınmalıdır. Diyet: Diyetisyenlerden yardım alınmalıdır. Egzersiz: Fizyoterapistlerden yardım alınmalıdır. Stresle başa çıkma: Aşırı stres kan şekerinin artmasına sebep olur. Stresle başa çıkabilmek için gevşeme egzersizleri yapılabilir. Kişi yeni uğraşlar edinebilir veya sevdiği uğraşılarla (resim yapmak, müzik dinlemek, kitap okumak vs.) rahatlayabilir. Egzersiz ve Şeker Hastalığı Düzenli Egzersizin Yararları Nelerdir? Egzersizin şeker hastalığı üzerine çok olumlu etkileri vardır. Egzersiz, psikolojik durumu, kalp dolaşım sistemi veya metabolizmayı etkileyebilir. Düzenli egzersiz kan şekerini düşürür ve bu da şeker hastalığının kontrolünde çok önemlidir. Egzersizin başlıca yararları; 1. İnsülin hassasiyetini artırır: Egzersiz daha fazla insülin üretimini sağlamaz fakat insülinin hassasiyetini artırır. Bu etki birkaç saat sürer. Bazı hastalarda 24 saat bile etkisi olabilir. Böylece, insüline bağımlı olmayan hastalarda ağızdan alınan ilaç miktarı azaltılabilir. 2. Kan şekerinin kontrolü daha kolay sağlanır: Kişi egzersiz yapmaya başladığında kan şekerini ve diyetini daha düzenli ve dikkatli takip eder. Şeker hastalığını kontrol etmenin temel anahtarı hastalığın yan etkilerini azaltmaktır. 3. Kalp damar hastalıkları riskini azaltır: Egzersiz kan basıncını ve kalp damar tıkanıklığına yol açan kolesterolu düşürür. 4. Egzersizin diğer yararları: Vücuttaki fazla yağları yakar; kilo vererek ideal vücut ağırlığına kavuşmanızı sağlar. Kaslarınızın kuvvetlenmesini sağlar. Kan akışını artırır. 90

91 Enerjinizin artmasını sağlar. İş yapma kapasitenizi artırır. Dolaşımı artırır. Oksijen tüketiminizi artırır. Tekrarlı iş yapabilme becerinizi artırır. Kemik yoğunluğunuzu ve kuvvetinizi artırır. Stresinizi azaltır ve gevşemenizi sağlar. Endişe ve depresyonu azaltır. Kendinize güvenizi artırır ve kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar. Egzersiz Tip1 (insüline bağımlı) ve Tip 2 (insüline bağımlı olmayan) şeker hastalıklarında diyet ve ilaç kullanımı ile birlikte hastalığın kontrolü açısından son derece önemlidir. Egzersiz Yaparken Dikkat Edilecek Hususlar Şeker hastalığı olan kişilerde egzersiz için bazı potansiyel riskler vardır. Kullanılan ilaçların aşırı etkisi, hastalarda hipoglisemiye (kan şekerinin aşırı düşmesi) sebep olabilir. Şeker hastalığı olan kişilerde bu hastalığın yanı sıra kalp hastalığı da varsa egzersiz yapmadan önce ritm bozuklukları ve kalp krizi gibi problemlerin oluşmaması için doktorunuza ve fizyoterapistinize danışın. Yaşlı olan hastalarda ağırlık kaldırma egzersizleri eklemlerde veya yumuşak dokularda hasara yol açabilir. Dikkatli olunmalıdır. Gözleri etkilenen hastalarda, aşırı zorlayıcı egzersizlerden kaçınılmalıdır. Egzersiz sırasında ayaklara özel ilgi gösterilmelidir. Yumuşak ve uygun spor ayakkabıları giyilmelidir. Ayakkabılar ayakları sıkmamalıdır. Nemi emen özel çoraplar giyilmelidir. Bunlar ayakları darbelerden ve su toplamalarından korur. Egzersizden önce ve sonra ayaklar kontrol edilmelidir. Susuz kalmamak için egzersizden önce, egzersiz sırasında ve sonrasında yeteri kadar su içilmelidir. Tip II şeker hastalarında nöropati denilen sinir hastalığı görülebilir. Bu hastalarda sıcak veya soğuğa dayanıklılığın azalması ve pozisyona bağlı ani tansiyon düşmeleri görülebilir. Çok sıcak veya çok soğuk ortamlarda egzersiz yapılmamalıdır. Özellikle Tip I şeker hastalarında nefes tutularak yapılan, ağırlık kaldırma aktiviteleri kalp ve göz üzerinde olumsuz etkiler yapar. Ağırlık eğitimi düşük ağırlıkla çok tekrarlı olarak yapılmalıdır. Egzersiz sırasında nefes tutulmamalıdır. Diyet: Egzersizden önce, egzersiz sırasında ve sonrasında uygun beslenilmeli ve yeterli miktarda su alınmalıdır. Hasta egzersiz sırasında küçük şekerler alabilir ve su içebilir. İnsülin veya ilaçlar: İlaçlar düzenli kullanılmalıdır. Kan şekeri: Hastanın kan şekeri seviyesi 100 mg/dl den az ise egzersize başlamadan önce küçük şekerler yenebilir. Egzersize başlamadan önceki ideal kan şekeri mg/dl arasında olmalıdır. Egzersizden sonra da düzenli olarak kontrol edilmelidir. 91

92 Egzersizden önce kan şekeri 180 mg/dl üzerinde ise hiç şeker alınmaz, kan şekeri 250 mg/dl nin üzerinde ise, egzersiz kan şekeri kontrol altına alınana kadar ertelenebilir. Yatmadan hemen önce egzersiz yapılmamalıdır. Nasıl Ve Hangi Tip Egzersiz Yapmalıyım? Aerobik egzersizler (yürüme, bisiklete binme, koşma, merdiven çıkma, yüzme gibi) egzersizler tercih edilmekle birlikte, uygun olan hastalarda uygun ağırlıklarla yapılan egzersizlerle de kan şekeri kontrol edilebilir. Egzersiz uygun ısınma ve soğuma sürelerini içermelidir. Isınmak için 5 10 dk süre ile daha düşük şiddetli egzersizler yapılmalıdır. Isınmadan sonra, asıl egzersiz dönemine geçilmelidir. Uygun egzersiz şiddeti dk sürmelidir. Egzersizden sonra daha aktif bir aktiviteyi içeren soğuma dönemine geçilmelidir ve 5 10 dk. sürdürülmelidir. Egzersizler haftada 3 5 kez düzenli yapılmalıdır. Egzersiz Sırasında Hastada Kan Şekeri Aşırı Düşerse Ne Yapılmalıdır? Egzersiz sırasında kan şekeri düşerse şu belirtiler ortaya çıkar: Terleme ve titreme Kalp çarpıntısı Aşırı açlık Solgunluk Göz bebeklerinin aşırı büyümesi Bilinç bulanıklığı Koordinasyon bozukluğu Konuşma zorluğu Yargı yeteneğinde kayıp Beklenmedik davranışlar Bu problemler görülürse, Egzersiz hemen bırakılır. Hızlı emilen şekerli besinler alınır: içine 3-5 şeker atılmış elma veya portakal suyu içilir. Şekerin emilmesi için 15 dk dinlenilir. Hasta kendini iyi hissediyorsa ve kan şekeri 100 mg/dl den fazla ise egzersize devam edebilir. Eğer hasta toparlanmadı ise hemen hastaneye gidilmelidir. 92

93 KAYNAKLAR 1. Kanj H, Schhineider SH, Ruderman NB Exercise and Diabetes Mellitus in Exercise and Sport Sciences Reviews Volume16, eds. Pandolf, Kent. Macmilan Publishing Co. New York. 2. Devlin JT, Horton E.S, Vranic M Diabetes Mellitus and Exersise. eds. Smith Gordon Publishers. London. 3. Zinker BA, Nutrition and exercise in individuals with diabetes. Clinical Sports Medicine.1999: 18(3): Glasgow RE, Fisher L, Skaff M, Mullan J, Toobert DJ. Problem solving and diabetes self-management: investigation in a large, multiracial sample. Diabetes Care Jan;30(1): Praet SF, Manders RJ, Lieverse AG. Influence of acute exercise on hyperglycemia in insulin-treated type 2 diabetes. Med Sci Sports Exerc Dec;38(12):

94

95 KALP DAMAR HASTALIKLARI VE EGZERSİZ Uzm. Fzt. Meral Boşnak-Güçlü Uzm. Fzt. Melda Sağlam Doç. Dr. Deniz İnal İnce Prof. Dr. Sema Savcı Prof. Dr. Hülya Arıkan Hacettepe Üniversitesi-Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Kalp Damar Hastalığı Nedir? Kalbiniz kaslardan yapılan güçlü bir pompadır. Hergün yaklaşık 1500 litre kanı vücudunuza pompalar. Kalp kasının da görevini tam ve doğru bir şekilde yerine getirebilmesi için, uygun miktarda kan almasına ihtiyaç vardır. Kalp Damarlarının Daralmasına Ne Sebep Olur? Kalbiniz gereksinimi olan kanı, kalp damarlarından (koroner damarlar) alır. Kalp damar hastalığı (koroner arter hastalığı), kalp damarlarının kısmen daralması, hatta tıkanması sonucu oluşur. Tıkanma sonucu kalp yeteri kadar beslenemez, oksijensiz ve besinsiz kalır. Bu yüzden gerektiği gibi çalışamayabilir. Sonuçta, anjina denilen göğüs ağrısı ortaya çıkabilir. Kalp damarlarından biri veya birkaçı tamamen tıkanırsa, kalp krizi görülebilir. Kalp krizi kalp kaslarının zarar görmesine sebep olur. Kalp damarları kanın rahatça akabileceği tüplere benzer. Damarların duvarları düz kastan oluşmuştur ve elastik yapıdadır. Kalpteki kan damarları gençlik dönemlerinizden itibaren yavaş yavaş yağlanır. Yaşınız ilerledikçe yağ damar duvarlarına birikir ve hasar verir. Damarlar kendini iyileştirmek için bazı maddeler salgılar. Böylece damarlar daha da kalınlaşır. Kanın içinde bulunan protein, kalsiyum gibi maddeler ve bazı hücreler gelip bu bölgeye yapışırlar. Bu maddeler ve yağ birikintileri plakları oluşturur. Plaklar büyüyerek, damarları daraltır. Bu olaya ateroskleroz denir. Kalp Damar Hastalığının Bulguları Nelerdir: En temel belirtisi göğüs ağrısıdır. Göğüs ağrısı basınç hissi, acıma, batma, yanma ve rahatsızlık hissi gibi çok farklı şekillerde tanımlanabilir. Hazımsızlık veya mide yanması ile karıştırılabilir. Ağrı genellikle göğüste hissedilir fakat sol omuz, kollar, boyun, sırt ve çeneye doğru yayılabilir. 95

96 Diğer bulgular: Nefes darlığı, Kalp hızının aşırı artması, Terleme, Düzensiz kalp atışları, Bitkinlik veya baş dönmesi, Kusma hissi. Tedavisi Neleri İçerir? Risk faktörlerinin düzeltilmesi, Diyet ve doğru beslenme, Egzersiz eğitimi, İlaç kullanımı, Revaskülarizasyon ve cerrahi yöntemler. Kalp Damar Hastalığı Risk Faktörleri Nelerdir? Kalp damar hastalığı için bazı değiştirilemeyen risk faktörleri vardır. Bunlar: yaş, cinsiyet, aile hikayesi (ailede herhangi birinde yaşından önce bu hastalığın görülmesi) Değiştirilebilen risk faktörleri ise kan yağları seviyesinin yükselmesi (örneğin, kolesterol yüksekliği), yüksek kan basıncı (hipertansiyon), sigara içme, yağlı yiyeceklerle beslenme, obezite, aktivite seviyesinin çok düşük olması, aşırı alkol tüketmek ve strestir. Sigara içmek, kalp damar hastalığına yakalanma riskini iki kat artırır. Pasif içiciliğin de aynı oranda etkisi vardır. Obezite hastalık riskini artırır (özellikle yağ karın bölgesinde toplanmışsa). Obezitenin varlığı vücut kütle indeksine göre değerlendirilebilir. Vücut kütle indeksi=kilo (kg)/ [boy (m)] 2 Vücut kütle indeksi, 25 29,9 kg/m 2 ise aşırı kilolu, 30 kg/m 2 ise obez kabul edilir. Kan yağlarının yüksek olması ve aşırı alkol tüketimi de çok önemli risk faktörleridir. Beslenme bozuklukları: Lifli besinleri tüketmemek, C ve E vitaminlerinin alınmaması riski artırır. Şeker hastalığı (diabetes mellitus) ve hipotiroidizm gibi hastalıklar da bu riski artırır. Kalp Damar Hastalığından Nasıl Korunulur? Risk oluşturan durumların ortadan kaldırılması ile hastalıktan korunulabilir. Risk faktörlerinin bazıları birbirleri ile ilişkili olduğundan, riskin düzeltilmesi diğerlerinin de olumlu yönde değişmesine yardım edebilir. 96

97 Sigara içmek: Sigaranın bırakılması çok önemlidir. Sigarayı bırakan bir kişide hastalık görülme oranı zamanla azalır. Sigarayı bırakmak için bu konuda özelleşmiş merkezlerden yardım alabilirsiniz. Diyet ve doğru beslenme: Günlük alınan yağ miktarı günlük enerji ihtiyacının % ini geçmemelidir. Alınan yağın tipi önemlidir. Doymuş, kısmen doymuş ve doymamış yağlar olmak üzere üç tip yağ vardır. Doymuş yağlar, kırmızı et, margarinler ve yağı alınmamış süt ürünlerinde bulunur. Yarı doymuş yağlar, zeytin ve kanola yağlarıdır. Doymamış yağlar omega-3 yağ asitlerini içerir. Derin deniz balıklarında (somon, ton balığı) ve bitkisel yağlarda bulunur. Doymuş yağların kalp damar hastalığını artırdığı bilinmektedir. Bu sebeple doymamış yağları tercih etmek daha doğrudur. Sık sık balık yenilmesi önerilir. Siyah üzümün ve siyah çayın riski azalttığı düşünülmektedir. Yüksek lifli besinler tüketilmelidir. Domates, sebzeler, mandalina ve portakal gibi turunçgiller riski azaltır. Obezite: Fazla kiloların verilmesi, hastalık riskini azaltır. Obezite ile baş edebilmek için egzersiz ve uygun diyet önemlidir. Kan yağlarının yüksek olması: Sigarayı bırakmak, doğru beslenme, ilaçlar, obezite düzeyinin azalması ve egzersiz ile kan yağları düşürülebilir. Kan basıncının yüksek olması: Kan basıncının azalması, hastalık riskini azaltır. Sağlıklı diyet, egzersiz, tuzsuz beslenme ve kilo verilmesi gibi yaşam tarzı düzenlemeleri ile kontrol edilebilir. Doktor tarafından verilen ilaçların kullanılması zorunludur. Şeker hastalığı: Şeker hastalığının kontrol altına alınması kalp damar hastalığı riskini azaltır. Bu nedenle düzenli egzersiz, doğru beslenme ve ilaçlar kesinlikle dikkate alınmalıdır. Egzersizin Yararları Nelerdir? Plak oluşumunu azaltır veya durdurur. Kalbe giden kan miktarı artar; kalp iyi oksijenlenir ve beslenir. İyi kolesterol miktarını artırır ve diğer kan yağlarını azaltır. Kan basıncını azaltır. Egzersiz sırasında kalp hızı ve kan basıncı artışı azalır. Kalp damar sistemi, egzersiz sırasında daha ekonomik çalışır. Vücut kompozisyonunu düzeltir. Egzersiz solunum sisteminin daha iyi çalışmasına olanak verir. Solunumun enerji harcaması azalır. Kilo verilmesini sağlar. Kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar. Sağlığınızı iyileştirir. Şeker hastalığınız varsa, kan şekerinizin düzenlenmesini sağlar. 97

98 Egzersiz Ve Kalp Damar Hastalıkları Egzersiz programı, doktorunuzun kontrolünden geçtikten sonra, fizyoterapist denetiminde uygulanmalıdır. Egzersiz klinik durumunuzu olumsuz yönde etkilemeden, sizin için yararlı olabilecek en üst seviyede düzenlenmelidir. Yani hem güvenli, hem etkili olmalıdır. Geniş kas gruplarını içeren aerobik egzersizler uygundur. Uzun süreli ve çok tekrarlı yapılmaları gerekir. Aerobik egzersizler: yürüme, bisiklet sürme, tempolu yürüme ve yüzme gibi egzersizlerdir. Egzersizlerin başında, dakikalık ısınma süresi olmalıdır. Asıl egzersiz dönemi size uygun kalp hızında dakika sürmelidir dakika soğuma, gevşeme ve toparlanma evresi olmalıdır. Egzersizler haftada en az 3 defa, tercihen hergün düzenli yapılmalıdır. Kişiye Uygun Kalp Hızı Ne Demektir? Egzersiz yaparken kalbinizin egzersize olan cevabını birçok yolla değerlendirebilirsiniz. En sık kullanılanı kalp hızı cevabıdır. Kişiye uygun kalp hızı kişinin güvenli sınırlar içinde egzersiz yapabilmesi için uygun olan kalp hızıdır. İşaret parmağınız ve yanındaki diğer iki parmağınızı, nabzınızı almak için bileğinize yerleştiriniz. Onbeş saniye boyunca nabzınızı sayınız ve bu sayıyı dört ile çarpınız. Bu sizin kalp hızınızdır. Kalp atımınız düzensizse, nabzınızı bir dakika boyunca sayınız. Bu problemi doktorunuza danışınız. Kişiye uygun kalp hızı şu şekilde hesaplanır: Yaşınızı 220 den çıkarın. Örnek: yaşınız 40 ise; =180 atım/dakika. Bu değerin % 50 ni bulun, % 70 ni bulun. Örn: % 50 si: 180 x 50/100 =90 atım/dakika, %70 i: 180 x 70/100=126 atım/dakika. Egzersiz kalp hızınız, 90 ile 126 atım/dakika arasında olmalıdır. En güvenlisi egzersiz kalp hızı olarak düşük olanı seçmektir. Erken dönemde, hastane ortamında fizyoterapistin kontrolünde uygulanması daha doğrudur. 98

99 Dirençli Egzersiz Eğitimi: Kalp damar hastalığınız ile ilgili yeni bir olay yaşadıysanız dirençli egzersiz yapmayınız. Aerobik egzersiz programı ile belirli bir düzeye geldikten sonra dirençli egzersizlere başlamalısınız. Dirençli egzersizler kas kuvvetini artırır, kalp ve dolaşım sistemini iyileştirir ve kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar. Dirençli egzersizler birkaç kilogramlık kum torbaları, hafif elastik bantlar ve hafif el ağırlıkları ile yapılabilir. Haftada 2 3 defa, tekrarlı egzersizler şeklinde yapılmalıdır. Yüksek tansiyonu olan kişilerde küçük tansiyonu (diastolik kan basıncı) 105 mmhg nin altına inene kadar dirençli egzersizlere başlanmamalıdır. Egzersiz Yapmak Ne Zaman Tehlikelidir? Kontrol edilemeyen hipertansiyon, hipotansiyon ve şeker hastalığı gibi hastalıklarınız var ise, egzersizlere başlamadan önce mutlaka doktorunuza danışınız. Durum kontrol altına alındığında, fizyoterapistinizden size uygun egzersiz programı hakkında bilgi alabilirsiniz. KAYNAKLAR 1. National Institutes of Health Consensus Development Panel on Physical Activity and Cardiovascular Health: Physical activity and cardiovascular health. JAMA 1996;276(3): American Heart Association: Heart and Stroke Facts: 1996 Statistical Supplement. Dallas, American Heart Association, National Heart, Lung, and Blood Institute: Morbidity and Mortality Chartbook of Cardiovascular, Lung, and Blood Disease. US Dept of Health and Human Services, Wenger NK. Cardiac rehabilitation: implication of the AHCPR guideline. Hosp Med 1997;33(4): Hunink MG, Goldman L, Tosteson A, et al. The recent decline in mortality from coronary heart disease, : the effect of secular trends in risk factors and treatment. JAMA 1997;277(7): Leeper NJ, Dewey FE, Ashley EA, Sandri M. Prognostic value of heart rate increase at onset of exercise testing. Circulation 2007;115(4): Metz LD, Beattie M, Hom R, et al. The prognostic value of normal exercise myocardial perfusion imaging and exercise echocardiography: a meta-analysis. J Am Coll Cardiol 2007;49(2):

100

101 HİPERTANSİYON VE EGZERSİZ Uzm. Fzt. Melda Sağlam Uzm. Fzt. Meral Boşnak-Güçlü Doç. Dr. Deniz İnal İnce Prof. Dr. Sema Savcı Prof. Dr. Hülya Arıkan Hacettepe Üniversitesi-Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Tansiyon Nedir? Tansiyonu kısaca kan basıncı olarak tanımlayabiliriz. Damarlarınızdaki kan, dolaşım sırasında bir basınç oluşturur. Bu basınç alınan gıda, yapılan iş ve harcanan güçle bağlantılı olarak gün içinde küçük değişiklikler gösterebilir. Kan basıncı (veya tansiyon) iki ölçümle ifade edilir: Sistolik basınç (büyük tansiyon) Diyastolik basınç (küçük tansiyon) Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon) Nedir? Gün içinde kan basıncının belirli bir süre yüksek olması, yüksek tansiyon (hipertansiyon) olarak tanımlanır. Tansiyon milimetre civa (mmhg) olarak ifade edilir. Sistolik kan basıncının (büyük tansiyon) 120 mmhg ve diyastolik kan basıncının (küçük tansiyon) 80 mmhg olması en uygun tansiyon değeridir. Kan basıncının /80-84 mmhg olması normal, /85-89 mmhg olması yüksek normal tansiyan olarak adlandırılır. Kan basıncının 140/90 mmhg nın üzerinde olması hipertansiyondur. Ülkemizde hipertansiyon oldukça yaygın bir problemdir. Erişkin her 3 kişiden 1 inde hipertansiyon vardır. Kadınlarda erkeklerden daha sıktır. Türkiye de hipertansiflerin önemli bir kısmı (% 53), ekonomik olarak üretken çağ kabul edilen orta yaş grubundadır. Ülkemizde nüfus yapısının daha çok genç olduğu dikkate alındığında, 30 yaş altında görülen hipertansiyon sıklığı (% 12) ihmal edilmeyecek düzeydedir. Altmış yaşın üzerinde hipertansiyon görülme sıklığı % lere kadar yükselmektedir. Ülkemizde, hipertansiyon görülme sıklığı yüksek olmasına rağmen, hastaların sadece %40 ı bunun farkındadır. Tansiyon Nasıl Ölçülür? Kan basıncı tansiyon aleti ile ölçülür. Tansiyonun doğru ölçülmesi için şu noktalara dikkat edilmesi gerekir: Ölçümden kısa süre önce sigara veya kahve içilmemiş olmalı. Kişi dinlenmiş olmalı. Ölçüm sırasında manşan kalp seviyesinde tutulmalı. Ölçüm cihazının manşonu uygun boyutta olmalı. 101

102 ÿ Ailenizde yüksek tansiyon varsa, ÿ Yaşınız 40 ın üzerindeyse, ÿ Şişmansanız, ÿ Sigara içiyorsanız, ÿ Şeker hastası iseniz ve ailenizde şeker hastası varsa, ÿ Gebe iseniz, tansiyonunuzu sık aralıklarla ölçtürünüz. Yüksek Tansiyon Nelere Yol Açar? Yüksek tansiyon sinsi bir hastalıktır. Bu özelliğinden ötürü her yaşta görülebilir. Belirti vermeden ortaya çıkar. Yüksek tansiyon kontrol altına alınmazsa, aşağıdaki sorunlar ortaya çıkabilir: Kalp hastalığı, Felç, Boyun ve bacak damarlarında tıkanma, Kalp yetmezliği, Böbrek hastalığı, Görme kaybı. Yüksek Tansiyonla Başa Çıkabilmek Için Ne Yapmalı? Tansiyon yüksekliği olan bütün hastalara yaşam tarzı ile ilgili değişiklikler önerilmektedir. Kişi sağlıklı olduğu kiloyu bilmeli ve o kiloda kalmalıdır. Vücut kütle indeksiniz (vücut ağırlığı/boy 2 ) 25 kg/m 2 nin üzerinde ise kilo vermeniz gerekir (Vücut kütle indeksi, kilogram cinsinden vücut ağırlığının, metre cinsinden boyun karesine bölünmesi ile hesaplanır). Tuz tüketimi kısıtlanmalıdır. Alkol tüketiminden kaçınılmalıdır. Meyve ve sebze tüketimi artırılmalı, doymuş ve total yağ tüketimi azaltılmalıdır. İlaçlar düzenli alınmalıdır. Sigaradan kullanımına son verilmelidir. Düzenli fiziksel aktivite ve egzersiz yapılmalıdır. Egzersiz ve Yüksek Tansiyon Kan basıncı ilaçlar ile kontrol altına alındıktan sonra, egzersiz programına başlanabilir. Düzenli Egzersizin Faydası Nedir? Kullanılan ilacın dozunu azaltabilir veya ilaca gereksinimi ortadan kaldırabilir. Kalp hastalığı ve diğer kronik hastalıklara yakalanma riskini azaltır. Kişiyi enerjik kılar; stresi azaltır. Kilo vermeye yardımcı olur. 102

103 Kasları ve kemikleri güçlendirir. Yaşam kalitesini artırır. Düzenli egzersiz kan basıncını azaltır. Araştırmalar düzenli egzersizin hafif ve orta derecede hipertansiyonda kan basıncını ortalama 10 mmhg düşürdüğünü göstermektedir. Bu miktar kan basıncı ilaçları ile elde edilen etki ile benzerdir. Ancak uzun dönemde sağlanacak faydalar çok daha fazladır. Orta yoğunluktaki egzersizin ağır yoğunluktaki egzersize göre kan basıncını daha etkin düzeyde düşürebildiği bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Nasıl Bir Egzersiz Programı Uygulanır? Orta ve ağır derecede egzersiz programlarına başlamadan önce risk analizi yapılması ve ön bir egzersiz testinden geçilmesi gerekir. Aerobik aktiviteler, yüksek kan basıncınızı kontrol etmenizi sağlar. Esneklik (germe) ve kuvvetlendirme egzersizleri ise egzersiz programının önemli bir parçasıdır. Egzersiz Uygulanırken Dikkat Edilmesi Gereken Konular: Önce ısınma egzersizleri (10-15 dakika) yapılmalıdır. Isınma ve soğuma sırasında esneklik egzersizleri yapılmalıdır. Egzersiz yapılırken kalp atım hızı izlenmelidir. (Kalp atım hızı sayılarak veya kalp atım hızını gösteren aletler kullanılarak izlenebilir) Yapmaktan zevk alınan aktiviteler, grup halinde uygulanmalıdır. Egzersizlerin sonunda aktivite düzeyi yavaş yavaş azaltılmalıdır (5-10 dakika soğuma). Egzersiz sırasında nefes tutulmamalıdır. Egzersiz sırasında nefesi tutmak, kanın kalbe geri dönüşünü azaltır. Aerobik Egzersizler Kalp hızını veya nefes alış verişini hızlandıran uzun süreli hareketler, aerobik (oksijen alarak yapılan) egzersizler olarak düşünülür. Merdiven çıkma, yürüyüş, hafif koşu, bisiklete binme ve yüzme aerobik aktivitelere örnek olarak verilebilir. Yürüyüş: Organizmanın temel fiziksel aktivitesidir. Herkes tarafından, her zaman ve her yerde yapılabilir. Yürüyüş, bacaklarda kan dolaşımını artırır ve kalp kasını kuvvetlendirir. Kemik ve kaslar için çok az yaralanma riski oluşturur. Hızlı ve tempolu yürüyüş aerobik egzersizdir. Hızlı adımlarla yürüyüş, aynı mesafede, en az koşu kadar kalori yakar. Bu aktiviteden yeterince yarar sağlayabilmek için, uzun süre yürümek gerekir. Uygun ayakkabılar ile günde en az bir saat yürümek önerilir. Koşu: Kasların ve kalp-solunum sisteminin kapasitesini dereceli olarak güçlendiren bir fiziksel aktivitedir. Yaralanmalardan korunmak için bilinçli bir programın uygulanması gerekir. 40 yaş üzeri iseniz, spor geçmişiniz olsa bile bir hekim kontrolünden geçerek ve düzenli bir antrenman programı uygulamalısınız. Programları uygularken fizyoterapiste danışmalısınız. Fizyoterapistin denetimi ile çalışmanız egzersizin daha etkili ve güvenli olmasını sağlar. 103

104 Yüzme: Koşu gibi, yüzmeye de dereceli olarak başlamak gerekir. Başlangıçta en fazla 500 m yüzülür ve dinlenilir. Mesafe azar azar artırılır. Havuz kurallarına ve güvenlik tedbirlerine dikkat edilmesi gerekir. Bu pek doğal olarak kişinin fonksiyonel egzersiz kapasitesine bağlıdır. Örneğin 500 m, bazıları için yeterli olurken bazı kişiler için ulaşılmazdır. Bisiklet: Bisiklet, bacakları ve ayakları, vücudun ağırlığından kurtaran bir koşulda uygulanır. Bacaklar, koşudakinden çok daha az yaralanma ve burkulma riski ile karşı karşıyadır. Bisiklet çevirme kalp-solunum kapasitesinin geliştirilmesi için önerilir. Evde sabit bisiklet kullanımı, bacak, uyluk ve kalça kaslarınızı çalıştırır. Katedilen mesafeyi ve egzersiz yapan kişinin nabız sayısını gösteren sabit bisikletler, evde kullanıma en uygun olanlarıdır. Diğer sporları yapma olanağınız yoksa, evde sabit bisiklet kullanımı çok iyi bir çözüm olabilir. Aerobik tipteki egzersizler, haftanın çoğu gününde, her seferinde en az 30 dakika olarak uygulanmalıdır. Eğer bir seferde bu kadar zaman ayrılamıyorsa, aktivite süresi gün içinde daha kısa sürelere bölünebilir. Egzersizi düşük-orta düzeyde ve tahmini en yüksek kalp hızında (220-yaş) [%60-80 inde] yapınız. Bu seviyenin düzenlenmesinde fizyoterapisten yardım alınmalıdır. Esneklik (Germe) Egzersizleri Farklı kas gruplarını içeren germe egzersizleri uygulanabilir. Kas, gergin bir pozisyonda saniye süre ile tutulur. Esnekliği az olan kas grupları için bu hareketler, 60 saniye süre ile uygulandığında, o kas grubunun esnekliğinde zamanla bir artış sağlanabilir. Kuvvetlendirme Egzersizleri Dirençli egzersizler (ağırlık kaldırma gibi), genellikle hipertansiyonu olan kişilere önerilmez. Uygun olduğunda, kuvvetlendirme egzersizlerinin kalp-dolaşım dayanıklılığını güçlendiren, aerobik egzersizlerle birlikte kullanılması önerilmektedir. Kişinin duruşu, kaldırdığı ağırlık miktarı mutlaka takip edilmelidir. Egzersizler sırasında nefesin tutulmaması gerekir. Günlük Yaşamla İlgili İpuçları Asansör kullanmak yerine merdivenlerden inip çıkınız. İşyerinize giderken araba ile gitmek yerine yürüyün veya otobüsten bir veya iki durak önce ininiz. İşyerine geldiğinizde arabanızı park yerinin en uzak bölgesine park ediniz. Sizinle birlikte egzersiz yapacak birini bulunuz. Bu sayede daha istekli egzersiz yapabilirsiniz. Egzersiz sırasında aşağıdaki uyarıcı belirtilerden birini hissettiğinizde, hemen egzersizi bırakınız ve doktorunuza başvurunuz: Göğüs ağrısı veya rahatsızlık hissi, 104

105 Baş dönmesi veya bayılma, Kol veya çenenizde ağrı, Ciddi nefes alamama hissi, Düzensiz kalp atımı, Aşırı yorgunluk. KAYNAKLAR 1. Choudhury A, Lip GYH. Exercise and hypertension. Journal of Human Hypertension. 2005; 19: Whelton SP, Chin A, Xin X, He J. Effect of aerobic exercise on blood pressure: a meta-analysis of randomized controlled trials. Annals of Internal Medicine. 2002; 136: Cakir H, Pinar R. Randomized controlled trial on lifestyle modification in hypertensive patients. Western Journal of Nursing Research. 2006; 28: Wallace JP. Exercise in hypertension. Sports Medicine. 2003; 33: Rontoyannis GP. Physical activity and hypertension: an overview. World Review of Nutrition and Dietetics. 2005;94:

106

107 SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI VE EGZERSİZ Uzm. Fzt. Melda Sağlam Uzm. Fzt. Meral Boşnak-Güçlü Doç. Dr. Deniz İnal İnce Prof. Dr. Sema Savcı Prof. Dr. Hülya Arıkan Hacettepe Üniversitesi-Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Akciğerler Nasıl Çalışır? Akciğerleriniz atmosferdeki havadan oksijenin vücudumuza girmesini sağlar. Bunun için, akciğerler ve karın boşluğu arasındaki diyaframı ve kaburgaların arasında bulunan kasları kullanarak nefes alırız. Akciğerlerde borular ve küçük hava keseleri bulunmaktadır. Her bir hava kesesinin etrafı kan damarları ile çevrilir. Akciğerlerle vücuda alınan oksijen, bu damarlar aracılığı ile kana geçer. Akciğer Hastalıkları Akciğerin çalışmasını bozan bir çok hastalık bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır: Astım Amfizem Bronşektazi Kronik bronşit Kistik fibrozis Akciğer problemi olan bir kişi, yeterli oksijeni alabilmek için sağlıklı bir kişiden daha fazla çalışmak zorundadır. Nefes alabilmek için normalde çalışan kasların dışında boyun ve omuzdaki kaslar gibi başlıca kasları da kullanmak zorundadır. Akciğerlerde sertleşme varsa, diyaframın daha da çok çalışması gerekir. Çok yorucu olan bu durum nefessizlik hissi ortaya çıkmasına neden olur. Nefessizlik hissi, akciğer hastalığının en yaygın belirtilerinden biridir. Akciğer hastalığı olan kişilerin, fiziksel aktivite ve solunum egzersizleri yapmaları nefessizlik hissinin azalmasında yardımcı olabilir. Solunum Egzersizleri Rahat nefes alma: Bu egzersiz için oturun, omuzlarınızı ve göğsünüzün üst kısmını gevşek bırakın. Karnınızın üst kısmına elinizi yerleştirin. Karın bölgenizin, nefes alırken dışa nefes verirken içe hareket etmesi, sizin diyaframınızı kullandığınızı gösterir. 107

108 Derin solunum: Bu egzersiz için, karnınıza doğru burnunuzdan derin nefes alın. Nefesinizi 3 saniye tutun ve ağzınızdan üfleyerek verin. Bir kerede 3-4 kez derin nefes alıp verdikten sonra dinlenin. Bunu 10 kez tekrarlayın. Bu egzersizi yaparken mideniz boş olmalıdır. Bu nedenle yemek yedikten 2 saat sonra yapmanız yerinde olur. Günde bu şekilde üç veya dört kez çalışabilirsiniz. Bunlara benzer solunum egzersizlerinin yapılması şu kazançların elde edilmesini sağlar: Diyaframın kuvvetini artırır. Akciğerlerinize daha fazla hava girmesini sağlar. Derine yerleşmiş olan balgamı çıkarmanıza yardımcı olur. Akciğerlerinizin ve göğüs duvarınızın hareketli kalmasını sağlar. Nefes alıp verme sıklığınızı azaltır. Nefes darlığınız olduğu zaman sakinleşmenizi sağlar. Solunum Sistemi Hastalıkları ve Egzersiz Akciğer hastalığı nedeni ile nefes darlığınız günlük hareketlerinizi kısıtlıyor ise yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri haftanın çoğu gününde egzersiz yapmaktır. Hareketsiz olmak kişinin en ufak bir hareketle bile nefes darlığı yaşamasına neden olabilir. İyi planlanmış size uygun egzersizleri yapmak, nefes darlığı geliştiğinde biraz dinlenip tekrar yürümeyi denemek yardımcı olabilir. Düzenli egzersiz şu kazançları sağlar: Sizi güçlendirir. Kemiklerinizin kuvvetini ve eklemlerinizin esnekliğini korumanızı sağlar. Egzersiz yapma kapasitenizi artırır. Egzersiz yapmayı sürdürmede ve egzersiz yapmaya başlamada sorun yaşıyorsanız, zevk aldığınız bir egzersiz veya aktivite seçmeyi denemelisiniz. Ayrıca doktorunuzla veya fizyoterapistinizle sizin için en uygun egzersiz programı hakkında konuşun. Yürüme, dans etme veya bahçe işleri gibi sevdiğiniz aktiviteler ve egzersizler olabilir. Sizi aktif tutan veya yapmak istediğiniz her türlü fiziksel aktivite uygundur. 108

109 İlk başta, egzersizleriniz kısa sürüyorsa üzülmeyin. Hedefiniz, giderek egzersiz yaptığınız zamanı artırmak olmalıdır. Egzersiz yaparken, şu basamakları takip edin: Varsa, öksürerek akciğerlerinizdeki balgamı temizleyin. Bir kaç dakika rahat ve derin nefes alın. Ardından 3-4 kez derin nefes alın. Nefes aldığınızın iki katı sürede nefesinizi vermeye çalışın. Nefes alırken ve verirken sayı saymanız size yardımcı olabilir. Örneğin, nefes al: 1-2, nefes ver: Nefesinizi tutmamanız gerektiğini unutmayın. Egzersizlere, asıl egzersizden daha yavaş tempodaki bir hareketle vücudunuzu ısıtarak başlayın. Bunun için uzanma ve germe egzersizlerini seçebilirsiniz. Uzanma ve germe egzersizleri ısınmanıza yardım eder ve sizi egzersize hazır hale getirir. Örnek Egzersiz: Gövdeyi Yanlara Döndürme Omuzlarınız gevşek olacak şekilde arkası destekli bir sandalyeye oturun. Nefes alın, nefesinizi yavaşça verirken, gövdenizi sola doğru çevirin ve kollarınızla omuzunuzun gerisine doğru uzanmaya çalışın. Bir kaç kere kollarınızı esnetin ve dinlenin. Aynı egzersizi sağ taraf için de tekrarlayın. Örnek Egzersiz: Kolu Yukarı Kaldırma Kollarınızı omuz hizasında yukarı kaldırırken nefes alın. Nefesinizi verirken yavaş yavaş indirin. Egzersiz yaptığınız sırada aşırı yorgunluk veya nefes darlığı hissederseniz, durun ve birkaç dakika dinlenin. Sonra tekrar devam edin. Egzersiz sırasında bir miktar nefes darlığı hissetmeniz normaldir. Egzersizi ısınmaya benzeyen soğuma periyodu ile bitirin. Beş dakika düşük şiddette veya daha kolay bir egzersiz yapın. Ne Kadar Egzersiz Yeterlidir? Yaptığınız egzersizin şiddettini nabzınızı sayarak anlayabilirsiniz. Egzersiz yaparken nabzınız istirahatteki nabız sayınızdan yaklaşık 20 atım fazla olmalıdır. Eğer 20 atımdan daha fazla artmışsa, kendinizi çok zorlamış olabilirsiniz. Eğer 20 atımdan daha azsa, biraz daha egzersiz yapabilirsiniz. Ne Tür Egzersiz Yapabilirsiniz? Akciğer hastalığı olan kişilerde yürüme başlangıç için iyi bir egzersizdir. Oksijen kullanıyorsanız, yürürken de oksijen kullanmayı sürdürün. Egzersiz sırasında, kullanılacak oksijen kaynağının seçimi için doktorunuza başvurmalısınız. 109

ÇOCUK VE SPOR. Hazırlayan. Prof.Dr. Gül Baltacı Hacettepe Üniversitesi - Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü

ÇOCUK VE SPOR. Hazırlayan. Prof.Dr. Gül Baltacı Hacettepe Üniversitesi - Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü ÇOCUK VE SPOR Hazırlayan Prof.Dr. Gül Baltacı Hacettepe Üniversitesi - Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Şubat - 2008 ANKARA Birinci Basım : Şubat 2008 / 3000 Adet Sağlık

Detaylı

Ergenlik döneminin gelişimsel özelliklerini konu edinen bir çok çalışma olmasına rağmen dönemin temel özellikleri ve yaş sınırları gibi konularda çok

Ergenlik döneminin gelişimsel özelliklerini konu edinen bir çok çalışma olmasına rağmen dönemin temel özellikleri ve yaş sınırları gibi konularda çok Ergenlik döneminin gelişimsel özelliklerini konu edinen bir çok çalışma olmasına rağmen dönemin temel özellikleri ve yaş sınırları gibi konularda çok farklı görüşler vardır. Dünya Sağlık Örgütünün tanımına

Detaylı

FİZİKSEL AKTİVİTE VE SAĞLIĞIMIZ

FİZİKSEL AKTİVİTE VE SAĞLIĞIMIZ FİZİKSEL AKTİVİTE VE SAĞLIĞIMIZ Hazırlayan Doç. Dr. Nilgün Bek Hacettepe Üniversitesi - Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Şubat - 2008 ANKARA Birinci Basım : Şubat 2008 /

Detaylı

FİZİKSEL AKTİVİTE VE SAĞLIĞIMIZ

FİZİKSEL AKTİVİTE VE SAĞLIĞIMIZ FİZİKSEL AKTİVİTE VE SAĞLIĞIMIZ Hazırlayan Prof. Dr. Nilgün Bek Hacettepe Üniversitesi - Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Şubat - 2008 2012 ANKARA İkinci Basım : 2012 Sağlık

Detaylı

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon Obezite Nedir? Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

ÇOCUKLARDA FİZİKSEL AKTİVİTE VE FİZİKSEL UYGUNLUK PROF. DR. ERDAL ZORBA

ÇOCUKLARDA FİZİKSEL AKTİVİTE VE FİZİKSEL UYGUNLUK PROF. DR. ERDAL ZORBA ÇOCUKLARDA FİZİKSEL AKTİVİTE VE FİZİKSEL UYGUNLUK PROF. DR. ERDAL ZORBA Vücut Kompozisyonu Çocukluk ve gençlik dönemi boyunca beden kompozisyonu sürekli değişkenlik göstermektedir. Bu değişimler; kemik

Detaylı

ADOLESAN VE EGZERSİZ

ADOLESAN VE EGZERSİZ Hazırlayanlar Prof. Dr. Gül Baltacı Uzm. Fzt. İrem Düzgün Hacettepe Üniversitesi - Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Şubat - 2008 ANKARA Birinci Basım : Şubat 2008 / 3000

Detaylı

BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER

BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER 0-2 Yaş Süt çocukluğu 2-5 Yaş Oyun çocukluğu veya okul öncesi 6-12,14 Yaş Okul çağı veya büyük çocukluk 4-5 yıl Ergenlik dönemi 23-26 Yaş Gençlik veya ergenlik sonu 2-5 YAŞ

Detaylı

Günde kaç saat, haftada kaç gün egzersiz yapılmalı?

Günde kaç saat, haftada kaç gün egzersiz yapılmalı? Başarılı bir kilo verme ve daha da önemlisi bu kiloyu korumada en önemli anahtar egzersizdir. Kilo verdikten sonra egzersiz yapmayı bırakanlar yeniden kilo alırken, egzersize devam edenlerde bu ihtimal

Detaylı

PROF. DR. ERDAL ZORBA

PROF. DR. ERDAL ZORBA PROF. DR. ERDAL ZORBA Vücut Kompozisyonu Çocukluk ve gençlik dönemi boyunca beden kompozisyonu sürekli değişkenlik göstermektedir. Bu değişimler, kemik mineral yoğunluğundaki artış, beden suyundaki değişimler,

Detaylı

BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER

BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER 0-2 Yaş Süt çocukluğu 2-5 Yaş Oyun çocukluğu veya okul öncesi 6-12,14 Yaş Okul çağı veya büyük çocukluk 4-5 yıl Ergenlik dönemi 23-26 Yaş Gençlik veya ergenlik sonu 2-5 YAŞ

Detaylı

ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME

ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME Adolesans ; çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir * Fiziksel Büyüme * Cinsel Gelişme * Psikososyal Gelişme Büyüme ve gelişme, adolesansta belirgin bir

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır. Obezite Nedir? Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması

Detaylı

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır.

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. ŞİŞMANLIK (OBEZİTE) Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. Yağ dokusunun oranı; Yetişkin erkeklerde % 12 15, Yetişkin kadınlarda %20 27 arasındadır. Bu oranların

Detaylı

TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ

TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ DR. FZT. AYSEL YILDIZ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ FİZİKSEL TIP VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI Talasemi; Kalıtsal bir hemoglobin hastalığıdır. Hemoglobin

Detaylı

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1 1 VÜCUT KOMPOSİZYONU VÜCUT KOMPOSİZYONU Vücuttaki tüm doku, hücre, molekül ve atom bileşenlerinin miktarını ifade eder Tıp, beslenme, egzersiz bilimleri, büyüme ve gelişme, yaşlanma, fiziksel iş kapasitesi,

Detaylı

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2014 2017) TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ

Detaylı

Bilindiği üzere beslenme; anne karnında başlayarak yaşamın sonlandığı ana kadar devam eden yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır

Bilindiği üzere beslenme; anne karnında başlayarak yaşamın sonlandığı ana kadar devam eden yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır OBEZİTE Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu

Detaylı

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Hipertansiyon HT Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Bu sunum Arş. Gör. Dr. Neslihan Yukarıkır ve Arş. Gör. Dr. Dilber Deryol Nacar

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

TEKNOLOJİK GELİŞMELERİN ÇOCUK KALP SAĞLIĞINA OLUMSUZ ETKİLERİ

TEKNOLOJİK GELİŞMELERİN ÇOCUK KALP SAĞLIĞINA OLUMSUZ ETKİLERİ TEKNOLOJİK GELİŞMELERİN ÇOCUK KALP SAĞLIĞINA OLUMSUZ ETKİLERİ KARTAL KOŞUYOLU YÜKSEK İHTİSAS EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ ÇOCUK KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ Doç. Dr. Ayşe YILDIRIM Teknolojik gelişmelerin olumsuz

Detaylı

Çocukluk Çağı Obezitesi

Çocukluk Çağı Obezitesi Çocukluk Çağı Obezitesi Prof. Dr. Hilal Özcebe Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Enstitüsü hozcebe@hacettepe.edu.tr Çocuklarda Obezite Son yıllarda önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmesi Gelişmiş

Detaylı

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar Diyet denilince aklımıza aç kalmak gelir. Bu nedenle biz buna ''sağlıklı beslenme programı'' diyoruz. Aç kalmadan ve bütün besin öğelerinden dengeli biçimde alarak zayıflamayı ve bu kiloda kalmayı amaçlıyoruz.

Detaylı

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu Sağlık Hizmetlerinin Özellikleri Ergenin yaşına, gelişim düzeyine uygun Bireysel, kültürel ve sosyoekonomik farklılıklara

Detaylı

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun, büyümesi yenilenmesi çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarda alınmasıdır. Ş. İKİBUDAK BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ SAĞLIKLI BİR Y AŞAMIN

Detaylı

Kilo Kontrolünde Fiziksel Ak1vitenin Önemi. Prof. Dr. Reyhan Çeliker Acıbadem Maslak Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü

Kilo Kontrolünde Fiziksel Ak1vitenin Önemi. Prof. Dr. Reyhan Çeliker Acıbadem Maslak Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Kilo Kontrolünde Fiziksel Ak1vitenin Önemi Prof. Dr. Reyhan Çeliker Acıbadem Maslak Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Hareketsiz yaşamın en önemli sebebi Teknoloji ve motorlu taşıt kullanımının

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik YB 205 Beslenme İkeleri Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr YAŞLANMA Amerika da yaşlı bireyler eskiye göre

Detaylı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. Hipertansiyon Nedir? Çoğunlukla yüksek kan basıncı olarak

Detaylı

ERGENLERDE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ YAŞAM

ERGENLERDE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ YAŞAM ERGENLERDE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ YAŞAM Hazırlayanlar Prof.Dr.Gül Baltacı Hacettepe Üniversitesi - Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Prof.Dr.Gülgün Ersoy Hacettepe

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

FİZİKSEL ETKİNLİĞİN SAĞLIK ÜZERİNE YARARLARI Doç. Dr. Ferda GÜRSEL

FİZİKSEL ETKİNLİĞİN SAĞLIK ÜZERİNE YARARLARI Doç. Dr. Ferda GÜRSEL FİZİKSEL ETKİNLİĞİN SAĞLIK ÜZERİNE YARARLARI Doç. Dr. Ferda GÜRSEL 1 MESAJLAR! Fiziksel etkinlik (FE) ve iyi bir fiziksel uygunluk, hastalık riskini azaltır uygun sağlık ve iyi olma haline katkıda bulunur.!

Detaylı

SPORCULAR İÇİN TEMEL BESLENME İLKELERİ

SPORCULAR İÇİN TEMEL BESLENME İLKELERİ SPORCU BESLENMESİ SPORCULAR İÇİN TEMEL BESLENME İLKELERİ Yeterli ve dengeli beslenmenin bir sporcunun başarısını garanti etmediği, ancak yetersiz ve dengesiz beslenmenin bazı sağlık problemlerine ve performans

Detaylı

YALOVA BELEDİYESİ SAĞLIKLI YAŞAMI DESTEKLEME PROGRAMI. Dr. Metin SABUNCU YALOVA BELEDİYESİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRÜ

YALOVA BELEDİYESİ SAĞLIKLI YAŞAMI DESTEKLEME PROGRAMI. Dr. Metin SABUNCU YALOVA BELEDİYESİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRÜ YALOVA BELEDİYESİ SAĞLIKLI YAŞAMI DESTEKLEME PROGRAMI Dr. Metin SABUNCU YALOVA BELEDİYESİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRÜ Dünyada 13.5 milyon koroner kalp hastası var. Yılda 1.5 milyon insan kalp krizi geçiriyor.

Detaylı

SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ HAZIRLAYAN:FZT.MELTEM ERASLAN DANIŞMAN:PROF.DR.İSMET MELEK Obezite (şişmanlık),vücutta aşırı ölçüde

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ MENOPOZ DÖNEMİ BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? Menopoz nedir?

Detaylı

SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI VE EGZERSİZ

SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI VE EGZERSİZ SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI VE EGZERSİZ Hazırlayanlar Uzm. Fzt. Melda Sağlam Uzm. Fzt. Meral Boşnak-Güçlü Doç. Dr. Deniz İnal İnce Prof. Dr. Sema Savcı Prof. Dr. Hülya Arıkan Hacettepe Üniversitesi-Sağlık

Detaylı

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) BİYOLOJİK ETMENLER KALITIM İÇ SALGI BEZLERİ B) ÇEVRE A) BİYOLOJİK ETMENLER 1. KALITIM Anne ve babadan genler yoluyla bebeğe geçen özelliklerdir.

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik 2. Ders YB 205 Beslenme İkeleri 2015 Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr BESLENME Dünya Sağlık Örgütü (WHO-DSÖ)

Detaylı

MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ

MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ MENAPOZDA VE YAŞLILIKTA BESLENME 1 MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ MENOPOZDA GÖRÜLEN SORUNLAR MENOPOZ DÖNEMİNDE BESLENME İLKELERİ YAŞLILIKTA BESLENME YAŞLILIKTA BESLENME İLKELERİ 2 3 YAŞAM BEBEKLİK ÇOCUKLUK

Detaylı

Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi

Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri 1 Öğrenim Hedefleri Toplumsal cinsiyet ayrımcılığının, yaşam dönemlerine göre kadın sağlığına olan etkilerini açıklar, Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ile kadına

Detaylı

raşitizm okul çağı çocuk ve gençlerde diş çürükleri büyüme ve gelişme geriliği zayıflık ve şişmanlık demir yetersizliği anemisi

raşitizm okul çağı çocuk ve gençlerde diş çürükleri büyüme ve gelişme geriliği zayıflık ve şişmanlık demir yetersizliği anemisi büyüme ve gelişme geriliği diş çürükleri zayıflık ve şişmanlık okul çağı çocuk ve gençlerde demir yetersizliği anemisi 0-5 Yaş Grubu Çocuklarda iyot yetersizliği hastalıkları vitamin yetersizlikleri raşitizm

Detaylı

Yazar Ad 41 Prof. Dr. Haluk ÖZEN Cinsel hayat çocuk yaştan itibaren hayatımızın önemli bir kesimini oluşturur. Yaşlılık döneminde cinsellik ayrı bir özellik taşır. Yaşlı erkek kimdir, hangi yaş yaşlanma

Detaylı

ERGENLERDE SAĞLIKLI BESLENME, HAREKETLİ YAŞAM

ERGENLERDE SAĞLIKLI BESLENME, HAREKETLİ YAŞAM ERGENLERDE SAĞLIKLI BESLENME, HAREKETLİ YAŞAM HAZIRLAYANLAR Prof.Dr.Gül BALTACI Prof.Dr.Gülgün ERSOY Prof.Dr.Nilgün KARAAĞAOĞLU Doç.Dr.Orhan DERMAN Doç.Dr.Nuray KANBUR Ekim-2006 ANKARA Birinci Basım :

Detaylı

Yaşamsal fonksiyonların sürekli azalması, tüm organizmanın verimliliğinde görülen azalma,çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinin azalması

Yaşamsal fonksiyonların sürekli azalması, tüm organizmanın verimliliğinde görülen azalma,çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinin azalması Yaşlı sağlığı DSÖ yaşlılığı Yaşamsal fonksiyonların sürekli azalması, tüm organizmanın verimliliğinde görülen azalma,çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinin azalması olarak tanımlamıştır 65 yaş

Detaylı

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir.

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir. Metabolizma, bedeninizdeki kimyasal tepkimelerin toplamını ifade eden sihirli bir sözcüktür. Özellikle orta yaşlar ve sonrasında görülen kilo artışlarının, çabuk yorulma, halsizlik ve yorgunlukların başlıca

Detaylı

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Yazar Ad 61 Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Ülkemizde kalp damar hastalıkları erişkinlerde en önemli ölüm ve hastalık nedeni olup kanser veya trafik kazalarına bağlı ölümlerden daha sık görülmektedir. Halkımızda

Detaylı

FİZİKSEL ETKİNLİĞİN OLUŞTURDUĞU KISA VE UZUN SONUCU VÜCUTTA ORTAYA ÇIKAN YANITLARI İNCELER.

FİZİKSEL ETKİNLİĞİN OLUŞTURDUĞU KISA VE UZUN SONUCU VÜCUTTA ORTAYA ÇIKAN YANITLARI İNCELER. EGZERSİZ FİZYOLOJİSİ Prof. Dr. Fadıl ÖZYENER FİZYOLOJİ BİLİM DALI NIN BİR ALT DİSİPLİNİDİR. FİZİKSEL ETKİNLİĞİN OLUŞTURDUĞU KISA VE UZUN (ANTRENMAN) DÖNEMDEKİ STRES SONUCU VÜCUTTA ORTAYA ÇIKAN YANITLARI

Detaylı

OBEZİTE NEDİR? Erkeklerde %20,5 Kadınlarda ise % 41,0 Toplamda % 30,3 olarak bulunmuştur. İstanbul 33,0 Orta Anadolu 32,9

OBEZİTE NEDİR? Erkeklerde %20,5 Kadınlarda ise % 41,0 Toplamda % 30,3 olarak bulunmuştur. İstanbul 33,0 Orta Anadolu 32,9 OBEZİTE NEDİR? Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır. Günlük yaşamda bireylerin (gebe, emzikli, bebek, okul çocuğu, genç,

Detaylı

Menopozda Öz-bakım. Doç.Dr.Nevin Hotun Şahin İ.Ü Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi

Menopozda Öz-bakım. Doç.Dr.Nevin Hotun Şahin İ.Ü Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Menopozda Öz-bakım Doç.Dr.Nevin Hotun Şahin İ.Ü Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Yapılan araştırmalar, kadınların menopozun ne olduğunu, bedenlerinde meydana gelen değişikliklerin

Detaylı

FİZİKSEL AKTİVİTE VE AKTİF YAŞAM

FİZİKSEL AKTİVİTE VE AKTİF YAŞAM BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu FİZİKSEL AKTİVİTE VE AKTİF YAŞAM Doç. Dr. Fahri AKÇAKOYUN AKTİF YAŞAM VE EGZERSİZİN SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ Hareketsizliliğe Bağlı Oluşan Hastalıklar

Detaylı

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU 173 Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Hiçbir canlının beslenmeden yaşamını sürdürmesi mümkün değildir. Bu, her yaşta olmak üzere, insanlar için de geçerlidir. Özellikle bebekler ve

Detaylı

YAŞAMBOYU SPOR ve ANTRENMAN BİLGİSİ. HAZIRLAYAN Zekeriya BAŞEKEN Beden Eğitimi Öğretmeni 1

YAŞAMBOYU SPOR ve ANTRENMAN BİLGİSİ. HAZIRLAYAN Zekeriya BAŞEKEN Beden Eğitimi Öğretmeni 1 YAŞAMBOYU SPOR ve ANTRENMAN BİLGİSİ HAZIRLAYAN Zekeriya BAŞEKEN Beden Eğitimi Öğretmeni 1 Spor insanoğlunun var oluşundan beri onunla beraber olan, belirli kurallar içeren, rekabet ortamı olan, haz veren

Detaylı

Fizik Tedavide Antropometrik Ölçümler. Prof. Dr. Reyhan Çeliker

Fizik Tedavide Antropometrik Ölçümler. Prof. Dr. Reyhan Çeliker Fizik Tedavide Antropometrik Ölçümler Prof. Dr. Reyhan Çeliker Antropoloji nedir? Antropoloji İnsanı, biyolojik yapısını, bedensel özelliklerini, kültürel yapısını, sosyal davranışlarını inceleyen bilim

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

OBEZİTE İLE MÜCADELE VE KONTROL PROGRAMI & TÜRKİYE DİYABET KONTROL PROGRAMI -TGDF-

OBEZİTE İLE MÜCADELE VE KONTROL PROGRAMI & TÜRKİYE DİYABET KONTROL PROGRAMI -TGDF- OBEZÝTE (ÞÝÞMANLIK) ÝLE MÜCADELE VE KONTROL PROGRAMI EYLEM PLANI (2010-2014) OBEZİTE İLE MÜCADELE VE KONTROL PROGRAMI & TÜRKİYE DİYABET KONTROL PROGRAMI -TGDF- Doç. Dr. Serdar GÜLER Türkiye Obezite ve

Detaylı

Nedenleri tablo halinde sıralayacak olursak: 1. Eksojen şişmanlık (mutad şişmanlık) (Bütün şişmanların %90'ı) - Kalıtsal faktörler:

Nedenleri tablo halinde sıralayacak olursak: 1. Eksojen şişmanlık (mutad şişmanlık) (Bütün şişmanların %90'ı) - Kalıtsal faktörler: Obezite alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olmasıyla oluşur. Bunu genetik faktörler, metabolizma hızı, iştah, gıdaya ulaşabilme, davranışsal faktörler, fiziksel aktivite durumu, kültürel faktörler

Detaylı

Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon olarak kabul edilir.

Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon olarak kabul edilir. HİPERTANSİYON Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Yüksek tansiyon (hipertansiyon) nedir? Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon

Detaylı

SAĞLIKLI KİLO KONTROLÜNDE PEDOMETRE (ADIMSAYAR) KULLANIM KURALLARI

SAĞLIKLI KİLO KONTROLÜNDE PEDOMETRE (ADIMSAYAR) KULLANIM KURALLARI Obezite ve Fiziksel Aktivite Obezite tedavisi, bireyin kararlılığı ve etkin olarak katılımını gerektiren, tedavisi zorunlu, uzun ve süreklilik isteyen bir süreçtir. Obezite tedavisinde amaç, gerçekçi bir

Detaylı

İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ

İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ Dr. Sema ÖZBAŞ Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Çocuk ve Ergen Sağlığı Daire Başkanı Sağlık Bakanlığı Teşkilat Şeması Türkiye Halk

Detaylı

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Hastalıkların tedavisinde kat edilen yol, bulaşıcı hastalıklarla başarılı mücadele, yaşam koşullarında düzelme gibi

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

ENERJİ METABOLİZMASI

ENERJİ METABOLİZMASI ENERJİ METABOLİZMASI Soluduğumuz hava, yediğimiz ve içtiğimiz besinler vücudumuz tarafından işlenir, kullanılır ve ihtiyaç duyduğumuz enerjiye dönüştürülür. Gün içinde yapılan fiziksel aktiviteler kalp

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı çeken sigara vücuda birçok zarar vermekte ve uzun süre

Detaylı

MENOPOZ. Menopoz nedir?

MENOPOZ. Menopoz nedir? MENOPOZ Hayatınızı kabusa çeviren, unutkanlık, uykusuzluk, depresyon, sinirlilik, halsizlik şikayetlerinin en büyük sebeplerinden biri menopozdur. İleri dönemde idrar kaçırma, kemik erimesi, hipertansiyona

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR!

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR! Acıbadem Hastanesi Büyüme ve Ergenlik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz ile, çocuğun doğumundan itibaren vücudunda hangi hormonların ne gibi işlevleri olduğunu, ilk 3 yılın önemini ve ergenlik

Detaylı

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER Doç.Dr. Belgüzar Kara*, Özge KILIÇ** *GATA Hemşirelik Yüksekokulu, **GATA Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

Detaylı

Çalışma Ortamında Sağlığın Korunması ve Geliştirilmesi

Çalışma Ortamında Sağlığın Korunması ve Geliştirilmesi Çalışma Ortamında Sağlığın Korunması ve Geliştirilmesi Prof. Dr. Nazmi Bilir Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Enstitüsü 10 Ekim 2014 nbilir@hacettepe.edu.tr Sunum Planı Sağlık Hizmetlerinin Gelişmesi

Detaylı

SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ. Prof. Dr. Erdal ZORBA

SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ. Prof. Dr. Erdal ZORBA SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ Prof. Dr. Erdal ZORBA GEÇMĐŞTEN GÜNÜMÜZE SAĞLIK Geçmişte sağlığın tanımı; hastalıklardan uzak olma diye ifade edilirdi. 1900 lerin başında ölümlerin büyük bir kısmı bakteri ve

Detaylı

YAŞLI SAĞLIĞI DALAMAN DEVLET HASTANESİ EĞİTİM BİRİMİ

YAŞLI SAĞLIĞI DALAMAN DEVLET HASTANESİ EĞİTİM BİRİMİ YAŞLI SAĞLIĞI DALAMAN DEVLET HASTANESİ EĞİTİM BİRİMİ yaşlılıkta hastalıkların önlenmesi (birincil korunma) ilkeleri 1. İleri Yaşta Bağışıklama 2. Kanserden Korunma 3. Yeterli ve Dengeli Beslenme 4. Yaşlılıkta

Detaylı

HİPERTANSİYONLU HASTALARA ANKET BİLGİNİZİ ÖLÇÜN

HİPERTANSİYONLU HASTALARA ANKET BİLGİNİZİ ÖLÇÜN HİPERTANSİYONLU HASTALARA ANKET BİLGİNİZİ ÖLÇÜN Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Hipertansiyon tedavisinin başarılı olması alışkanlıkların değiştirilmesi, yaşam düzeni değişikliklerinin önemi büyüktür. Bu anketin

Detaylı

ESNEKLİK GELİŞTİRME VE PROGRAMLAMA

ESNEKLİK GELİŞTİRME VE PROGRAMLAMA ESNEKLİK GELİŞTİRME VE PROGRAMLAMA 1 ESNEKLİK Tanımlar Esneklik Bir eklem ya da bir dizi eklemin kendi hareket genişliğinde tamamen hareket edebilmesi Ya da bir eklemin ya da eklem dizisinin hareket genişliği

Detaylı

Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Kliniği

Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Kliniği Şişmanlık Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Kliniği Tanım Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Obezite VKİ > 95 persantil Kilolu olmayı VKİ 85-95 persantil VKİ = ağırlık (kg) / boy

Detaylı

METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS

METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS Aerobik Antrenmanlar Sonucu Kasta Oluşan Adaptasyonlar Miyoglobin Miktarında oluşan Değişiklikler Hayvan deneylerinden elde edilen sonuçlar dayanıklılık antrenmanları

Detaylı

İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı

İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı HASTA BİLGİLENDİRME FORMU HİPERLİPİDEMİ Hiperlipidemi; kanda çeşitli yağların yüksekliğini

Detaylı

Nüfus yapısının temel belirleyicisi olan doğurganlık ve mortalite hızlarının düşmesi dünyada ve Türkiye de nüfusun yaşlanmasına yol açmaktadır.

Nüfus yapısının temel belirleyicisi olan doğurganlık ve mortalite hızlarının düşmesi dünyada ve Türkiye de nüfusun yaşlanmasına yol açmaktadır. Yaşlı sağlığı Nüfus yapısının temel belirleyicisi olan doğurganlık ve mortalite hızlarının düşmesi dünyada ve Türkiye de nüfusun yaşlanmasına yol açmaktadır. 1950 lerde dünyada Doğuşta beklenen yaşam süresi

Detaylı

18 Y A Ş Ü S T Ü B İ R E Y

18 Y A Ş Ü S T Ü B İ R E Y Avanos ve Gülşehir İlçelerinde Görülen Kronik Hastalıkların Prevalans, İnsidans ve Risk Faktörlerinin Değerlendirildiği İzlem Çalışması 18 Y A Ş Ü S T Ü B İ R E Y V E R İ T O P L A M A F O R M U Hane ve

Detaylı

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi Sağlıklı bir anne için Sağlıklı beslenme Düzenli hekim kontrolü Gebelik öncesi hastalıkların sıkı takibi Sağlıklı bir yaşam tarzı Huzurlu bir gebelik süreci Sağlıklı beslenme = Dengeli beslenme Proteinler

Detaylı

İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA. Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu.

İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA. Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu. İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu.tr 1 HEDEFLER.Sağlığı, koruma ve geliştirme kavramlarını bilme İşyerlerinde

Detaylı

SAĞLIKLI VE KİŞİYE ÖZEL EGZERSİZ REÇETESİ

SAĞLIKLI VE KİŞİYE ÖZEL EGZERSİZ REÇETESİ SAĞLIKLI VE KİŞİYE ÖZEL EGZERSİZ REÇETESİ Uzm. Dr. Lütfi AKGÜN Afyonkarahisar Halk Sağlığı Müdürlüğü İnsanlara; mevcut sağlık durumları başta olmak üzere sosyoekonomik durumları ve istekleri göz önünde

Detaylı

KADIN VE EGZERSİZ PROF. DR. ERDAL ZORBA

KADIN VE EGZERSİZ PROF. DR. ERDAL ZORBA KADIN VE EGZERSİZ PROF. DR. ERDAL ZORBA MORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ Ergenliğe kadar boy, ağırlık ve kuvvet bir cinsiyet farkı göstermezken, ergenlikten sonra cinsiyetler arasındaki bazı değişiklikler belirginleşir.

Detaylı

HEPATİTLER (SARILIK HASTALIĞI) VE 0212 5294400 2182 KRONİK BÖBREK HASTALIKLARI VE 0212 5294400 2182

HEPATİTLER (SARILIK HASTALIĞI) VE 0212 5294400 2182 KRONİK BÖBREK HASTALIKLARI VE 0212 5294400 2182 İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 2013 YILI HASTA OKULU PLANI HASTANE ADI TARİH SAAT KONU EĞİTİM YERİ HASTA OKULU PROGRAMI İÇİN HASTA VE YAKINLARININ İLETİŞİM KURABİLECEKLERİ TELEFON NUMARASI HASEKİ 28/01/2013

Detaylı

SÜT, OYUN, OKUL VE ERGENLİK DÖNEMİNDE BESLENME - 2

SÜT, OYUN, OKUL VE ERGENLİK DÖNEMİNDE BESLENME - 2 SÜT, OYUN, OKUL VE ERGENLİK DÖNEMİNDE BESLENME - 2 OKUL ÇOCUĞUNUN BESLENMESİ Okul çağı 7-12 yaş arasıdır. Bu dönem, adölesan (ergenlik) dönemine göre oldukça sakin, sınırlı değişimlerin olduğu bir zamandır.

Detaylı

Diyabet ve egzersiz TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU

Diyabet ve egzersiz TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU TEMD DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU HASTA EĞİTİM KİTAPÇIKLARI SERİSİ 02 Diyabet ve egzersiz Diyabetli bireyler

Detaylı

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. 1 BESLENME BİLİMİ 2 Yaşamımız süresince yaklaşık 60 ton besin tüketiyoruz. Besinler sağlığımız ve canlılığımızın devamını sağlar. Sağlıklı bir

Detaylı

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI Türkiye beslenme durumu yönünden hem gelişmekte olan, hem de gelişmiş ülkelerin sorunlarını birlikte içeren bir görünüme sahiptir. Ülkemizde halkın beslenme

Detaylı

Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor.

Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor. Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor. Sağlıklı çocuk izlemi: Çocuğun yaşına uygun ruhsal, fiziksel

Detaylı

OBEZİTENİN ÖNLENMESİNDE BESİN SANAYİNİN ROLÜ

OBEZİTENİN ÖNLENMESİNDE BESİN SANAYİNİN ROLÜ OBEZİTENİN ÖNLENMESİNDE BESİN SANAYİNİN ROLÜ Türkiye Obezite ile Mücadele ve Kontrol Programı Eğiticilerin Eğitimi Toplantısı 4 8 Ekim 2010, Antalya Dr. Dyt. Zehra Büyüktuncer Hacettepe Üniversitesi Sağlık

Detaylı

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı. EGZERSİZ Fizyolojisi. Dr. Sinan Canan sinancanan@gmail.com

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı. EGZERSİZ Fizyolojisi. Dr. Sinan Canan sinancanan@gmail.com Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı EGZERSİZ Fizyolojisi Dr. Sinan Canan sinancanan@gmail.com Kaslarda güç, kuvvet ve dayanıklılık Maksimum kasılma kuvveti 3-4 kg/cm2 kesit alanı

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ?

GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ? GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ? Kalsiyum bir çok kişinin bildiği gibi kemik ve dişlerin yapı, oluşum ve sürdürülmesinde temel bir gereksinimdir. Kemik erimesini azaltmada yardımcı

Detaylı

DAVRANIŞSAL KİLO KONTROLÜ VE PSİKOLOJİK FAKTÖRLER - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

DAVRANIŞSAL KİLO KONTROLÜ VE PSİKOLOJİK FAKTÖRLER - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Kilo alma karışık mekanizmaların sonucudur. Genetik, fizyolojik, çevresel ve davranışsal öğelerin bir karışımıdır. Sanıldığının aksine, psikolojik sorunların aşırı kiloya neden olmadığı, tam tersine aşırı

Detaylı

Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi

Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi Hipertansiyon Tedavisi: Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi Hipertansiyon Sıklık Yolaçtığı sorunlar Nedenler Kan basıncı hedefleri Tedavi Dünyada Mortalite

Detaylı

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h)

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Sağlık Sisteminde Karışıklığa Yol Açabilecek Gelişmeler Bekleniyor Sağlık harcamalarında kısıtlama (dünya

Detaylı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atışı. Initiated by the World Hypertension League

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atışı. Initiated by the World Hypertension League Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atışı Initiated by the World Hypertension League MAY 17, 2013 Hipertansiyon Nedir? Hipertansiyon kan basıncı (tansiyon) yüksekliği olarak bilinir. Kan basıncının yüksek

Detaylı

30.12.2014. Anne Sütünün Önemi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi

30.12.2014. Anne Sütünün Önemi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 15.Hafta ( 22-26 / 12 / 2014 ) ANNE SÜTÜNÜN ÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ Slayt No: 22 Bebeğin bağışıklık sisteminin gelişimini kolaylaştırır. Bebekte kulak enfeksiyonları

Detaylı

SAĞLIKLI BESLENME VE MENÜ PLANLAMA BİLKENT ÜNİVERSİTESİ KAFETERYALAR İŞLETMESİ MÜDÜRLÜĞÜ

SAĞLIKLI BESLENME VE MENÜ PLANLAMA BİLKENT ÜNİVERSİTESİ KAFETERYALAR İŞLETMESİ MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIKLI BESLENME VE MENÜ PLANLAMA BİLKENT ÜNİVERSİTESİ KAFETERYALAR İŞLETMESİ MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK; Fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir. BESLENME; Büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken

Detaylı