TÜRKİYE NİN MESELELERİ ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TÜRKİYE NİN MESELELERİ ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ"

Transkript

1 TÜRKİYE NİN MESELELERİ ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ NE YAPMALI? ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ TEKNOLOJİ ARAŞTIRMA MERKEZİ (TEKAM) Ergün Çetin Elektronik Mühendisi Araştırmacı GİRİŞ İktisadi, içtimai ve siyasal gelişimle ifade edilen Modernleşme bütün toplumların ülküsüdür. Modern toplumlar yüksek hayat standartları geniş kişisel özgürlükleri ile geleneksel anlayışları insani gelişime uyarlama özelliğine sahiptir. Muasır medeniyet seviyesine ulaşmayı, 2023 yılında dünyanın 10 en büyük devletinden biri olmayı hedefleyen Türkiye nin kalan 12 yılda aşması gereken önemli sorunları vardır. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından her yıl yayınlanan İnsani Gelişme Endeksine göre Türkiye 2009 yılında 182 ülke arasında 0,806 lık insani gelişme endeksiyle 79.sıradadır. Norveç in ilk sırada olduğu insani gelişim endeksinde ilk sıralarda G8 ve bizim dışımızdaki OECD ülkeleri yer alırken Nijerya son sıradadır. BM insani gelişim endeksiyle, kalkınmanın ülke insanına yansımasını ölçerek ülkelerin gelişmişlik düzeyini sıralamaktadır. Türkiye yüksek gelişme düzeyi olarak kabul edilen 0,800 ün üzerinde bir değere sahip olmasına rağmen 78 ülkeden geride olması da yadsınamaz. Eğitim, sağlık, gelir dağılımı, çocuk ve kadınların toplum hayatında ki durumu, fertlerin satın alma gücü, saygın yaşam düzeyi gibi ölçütler esas alınarak hazırlanan insani gelişim endeksinde Türkiye nin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) daha düşük ülkelerden geride olmasının nedeni eğitim ve sağlık sorunları, kadınların toplum hayatında geri planda kalması olarak görülmektedir. Bu durumda Türkiye ye eğitim, sağlık ve cinsiyet ayrımcılığı konularında ciddi reformlar yapması gerektiği tavsiye edilmektedir. Türkiye nin uluslar arası ölçekte gelişmişlik düzeyi bu şekilde görülürken işsizlik, ekonomi, gelir dağılımı adaletsizliği, eğitim ve terör gibi sorunlar vatandaşın günlük yaşamını olumsuz etkilemekte devleti yönetenlerden sorunlara çözüm beklemektedirler. Halka yönelik yapılan anketlerde ve gündemde en çok kalan siyasi tartışmalara baktığımızda da bir paralellik görülmekte; terör, işsizlik, eğitim, gelir dağılımı, yoksulluk, ekonomi, hukuk düzeni, sağlık, yolsuzluklar, iç-dış borçlar ile vb. alanlarda ki sorunlar Türkiye gündemini belirlemekte ve sorunların çözümüne yönelik tartışmalar birbirini kovalamaktadır. Dünyadaki gelişmiş modern ülkelerin birçoğu 2008 ekonomik krizine kadar bu gibi temel sorunlardan önemli ölçüde muzdarip değildi, 2008 küresel kriziyle işsizlik ve ekonomik sorunlar baş gösterse de daha sonra alınan önlemlerle o sorunlarını da hızla aşabiliyorlar. Türkiye ise çok uzun yıllar kangren olmuş aynı problemlerle mücadele etmesine rağmen temel sorunlarından kurtulamamaktadır. Türkiye içinde bulunduğu sorunlardan kurtulacak potansiyele ve kaynaklara sahiptir. Küreselleşme adına birtakım iç ve dış dayatmalarla Türkiye nin yönünün değiştirilmesi çabalarına prim vermeksizin ama demokratik, sosyal ve hukuk devleti nizamı öncülüğünde ulusal kaynaklarımızın optimum kullanımıyla ülkemiz muasır medeniyetler seviyesine ulaşacaktır. Bu raporda, Türkiye nin kendi kendine yeterliliğinin kalkınmasının modernleşmesinin önündeki en önemli problemlerinin temelinde yatan meseleler araştırılmış ve buna göre öncelikle çözümlenmesi gereken sorunlar incelenmiş ve çözüm önerilerinde bulunulmuştur. 1

2 I. GÖÇLER İnsanların doğal, ekonomik, sosyal ve siyasal nedenlerden dolayı sürekli yaşadığı memleketlerden başka memleketlere doğru toplu veya bireysel olarak yerleşmelerine göç denilmektedir. İnsanların bir umudun peşine düşerek doğup büyüdükleri memleketlerinden göç etmelerinden kaynaklanan genel sorunların çözümü, göçlerin önlenmesine yönelik çözümlerden daha külfetlidir. Göç kavramları, Net göç: Belirli bir alanın aldığı göçle verdiği göç arasındaki farktır. Alınan göç verilen göçten fazla ise net göç vardır. İç göç: Ülke sınırları içerisinde gerçekleşen göçlerdir. Mevsimlik göç: Çoğunlukla yaz mevsimlerinde inşaat, turizm ve tarım alanlarında çalışmak üzere geçici müddet çalışmak üzere gerçekleşen göçlerdir. Dış göç: Bir ülkeden başka bir ülkeye doğru yapılan göçlerdir. Savaş, baskı, mübadele, ekonomik, eğitim ve iş imkânları nedenleriyle dış göçler gerçekleşmektedir. Beyin göçü: Bilim ve tekniğin gelişmesine katkıda bulunabilecek iyi yetişmiş nitelikli insanların, daha iyi çalışma olanakları sunan gelişmiş ülkelere göç etmesidir. Ekonominin üç temel sektörü; tarım, sanayi ve hizmet sektöründen, tarım işgücünün tarım dışı sektörlere yönelmesi göçler nedeniyle gerçekleşmektedir. Ekonomik, sosyal, siyasal sebep ve sonuçlarıyla Türkiye nin en önemli sorunlarının öncelikli kaynakları iç göçler ve beyin göçüdür. İç göçler ekonomik istikrarsızlık, işsizlik ve asayiş sorunlarına yol açarken; beyin göçü, bilimsel ve teknolojik gelişmenin kalkınmanın yavaşlamasına neden olmaktadır. a) İç Göçler: Emeğin ülke içi hareketiyle sektör değişimi olarak da tanımlanabilen iç göçler önceleri çoğunlukla şehir kırsalından il merkezlerine doğru gerçekleşirken, daha sonra büyük şehirlere ve yakın çevredeki gelişmiş illere doğru kentten kente yaygınlaşmıştır. Yaklaşık 60 yıldır süren iç göçler günümüzde de yoğun şekilde artarak devam etmektedir. Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında toplam nüfusun dörtte üçü köylerde yaşıyorken günümüzde bu oran tersine dönmüş durumdadır (Tablo 1) li yıllarda artış kazanan iç göçler sonucunda kentleşme oranı hızla yükselirken kırsal alanlarda 2 milyon hektardan fazla tarım arazisi terk edilmiş, tarım ve hayvancılık gerilemiştir li yıllara kadar dünyada gıda ambarı olarak görülen, ürün çeşitliliği ve bolluğu bakımından kendi kendine yetebilen ve ihraç eden Türkiye birçok üründe iç tüketimi karşılayamaz hale geldiğinden hayvancılık ve hububat alımında ithalata yönelmiştir. Tarımsal ve hayvansal kaynaklar beslenme ihtiyacının karşılanması yanısıra birçok sanayi iş kolunun da ana hammaddesini oluşturmaktadır. Türkiye yüzölçümünün %36 sını kaplayan 28 milyon hektarlık tarım arazisi maalesef uygun nitelikte kullanılamamaktadır. 8,5 milyon hektarlık ekonomik sulanabilme imkânına sahip tarım arazilerinin 4 milyon hektarlık kısmının sulanabiliyor olması, çoğunlukla kuru tarım yapılması, arazilerin hala nadasa bırakılması, modern yöntemlerde bilgi eksikliği, tarım iş gücünün sürekli azalması vb. sorunlar sonucunda tarımın Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) içindeki payı 1927 de %43 iken günümüzde %8 lere gerilemiştir. Göçlerle terk edilen kırsal alanlarda ziraatçılık ve hayvancılık azalırken, doğu bölgelerimizde kalan kırsal kesimde göçlerin yanısıra terör nedeniylede tarım ve hayvancılık gerilemektedir. 2

3 Tablo:1. Türkiye de kentleşme oranları Sayım Yılı Toplam Nüfus Şehir oranı % Köy oranı % Türkiye de toplam olarak 2007/2008 döneminde kişi, 2008/2009 döneminde yerleşim yerlerini değiştirmişlerdir. Göçlerin çoğunlukla Güneydoğu ve Karadeniz illerinden sahil kesimlerindeki Batı ve gelişmiş İç Anadolu illerine doğru olduğu görülüyor (Tablo 2). Diğer dikkat çeken husus ise işsizliğin yoğun olduğu kent merkezlerinden sanayileşmiş şehirlere doğru göç hareketleri olduğu gibi işsizlik oranı daha düşük iller de göç verebilmektedir. Tarım arazilerinin yetersiz ve eşitsiz dağılımı hızlı nüfus artışı miras nedeniyle bölünmelerle kişi başına düşen tarım arazilerinin daralması (1965 de 26,7 dekar 2000 de 22 dekar), topraksız köylü oranının fazlalığı (1998 de %40) gibi nedenlerden kaynaklanan ekonomik tatminsizlik ve sosyoekonomik beklentiler göçleri teşvik etmektedir. Türkiye de iç göçlerin nedenleri: Kırsal alanlardaki hızlı nüfus artışı. Miras yoluyla tarım alanlarının daralması, topraksız köylü oranının fazlalığı. Tarım alanlarının ve sulama imkânlarının yetersizliği. İklim ve yer şekillerinin olumsuz etkileri ile doğal afetler, deprem, sel, kuraklık ve erozyonlar. Tarımda makineleşmenin artması ve buna bağlı olarak tarımsal işgücüne ihtiyacın azalması. Ekonomik istikrarsızlık ve sosyal problemler. Terör ve töre baskısı. Kırsal alanlarda Eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği. Kentlerde istihdam ve iş olanaklarının fazlalığı. Kentlerde eğitim ve sağlık gibi kamu hizmetlerinin yaygınlığı. Akraba ve tanıdıkların daha önce göç etmiş olmasının teşviki. Ulaşım ve iletişim alanlarındaki gelişmeler. Yüksek gelir beklentisiyle daha iyi sosyoekonomik düzeye yükselme arzusu. İç göçlerin sonuçları: Ülke genelinde nüfus dağılımı dengesizleşir, kent nüfuslarında aşırı artışlar görülür. Yatırım dengesi bozulur. Kentler düzensiz ve çarpık genişler. Sanayi tesisleri kent içinde kalır ve çevreyi kirletir. Kentlerde konut sıkıntısı çekilir. 3

4 Alt yapı hizmetlerinde yetersizlikler görülür. Kentlerde işsizlik oranı artar ve nitelikliler daha düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalırlar. Kentlerde arz/talep dengesi bozulur, ekonomi olumsuz etkilenir. Başta çocuk ve gençlerde olmak üzere kültürel farklar uyum sorunları oluşur. Yerel kültürlerden uzaklaşılır, akraba bağları ve aile yapıları zedelenir. Asayiş sorunları artar. Tablo:2.Göçler ve illere göre işsizlik oranları TÜRKİYE'DE 2007/2008 VE 2008/2009 DÖNEMLERİNDE BELLİ BAŞLI İLLERİN GÖÇ DURUMU *(TUİK) İl ADNKS 2008 Nüfusu Aldığı Göç Verdiği Göç Net Göç Net Göç Hızı ADNKS 2009 Nüfusu Aldığı Göç Verdiği Göç Net Göç Net Göç Hızı İşsizlik Oranı % Adana , ,21 26,5 Ankara , ,00 13,6 Antalya , ,93 12,7 Bursa , ,03 14,7 Diyarbakır , ,58 20,6 Erzurum , ,37 7,9 Eskişehir , ,15 15,2 Gaziantep , ,18 17,4 Mersin , ,51 17,6 İstanbul , ,06 16,8 İzmir , ,97 16,2 Kayseri , ,86 14,1 Kocaeli , ,94 17,0 Konya , ,49 10,8 Manisa , ,11 11,7 Samsun , ,57 7,3 Sivas , ,44 13,2 Trabzon , ,68 6,6 Şanlıurfa , ,92 17,0 Van , ,21 15,6 Köyden kente göçlerin belli başlı sonuçları yanısıra; Kırsal alanlarda ziraatçılık ve hayvancılık gerilerken, gecekondulaşmalarla plansız genişleyen şehirler, hızlı artan şehir nüfusunun istihdam sorunları, ekonomik istikrarsızlık yanısıra ekonomiden pay alamamanın getirdiği sorunlar ve suç oranlarında artışlara neden olabilmekte anarşiye yol açabilmektedir. Birçok köy terk edilmiş durumda yahut sadece yaşlıların ikamet etmekte olduğu köyler de bir nesil sonra tamamen terk edilmiş duruma düşecektir. Kırsal alanlardan başlatılmayan kalkınma ülke kalkınmasının önünde en büyük engeldir. Köylerin kalkınması Türkiye nin kalkınmasının önünü açacaktır. Atatürk ün Köylü milletin efendisidir sözüne kulak verilmelidir. Ne Yapmalı? İç göçlerin olumsuz etkilerinden kurtulmak için öncelikle göçlerin engellemesi gerekir. Ancak göçleri yasaklayıcı tedbirlerle engellemeye kalkışmanın ilave sorunlara yol açacağı aşikârdır. Göçleri önlemek için vatandaşların refah düzeylerinin yükseltilmesi adına imkânlar geliştirilmeli (örneğin; ekim şartıyla arazi tahsisi, vergi muafiyeti vs.), bölgesel ihtiyaçlar avantajlar belirlenerek ve Türkiye nin ihtiyacı olan 4

5 yatırım alanları tespit edilerek yeni istihdam alanları açılmalı, bunun için devlet kamu kuruluşları ve belediye işbirlikleriyle yatırımcılar teşvik edilmelidir. Kırsal alanlarda biyoenerji tarlaları oluşturup, elde edilecek bitkisel yakıt ve atıklar için lokal kojenerasyon santralleri kurularak çevredeki yerleşim yerlerinin elektrik ve ısınma ihtiyaçları bu tesislerden sağlanmalıdır. Kırsal alanlarda istihdama yönelik mesleki eğitime önem verilmeli geliştirilmeli ziraatçılık, hayvancılık ve ürünleri ile biyoenerji üzerine vasıflı ara iş gücü yaygınlaştırılmalıdır. Kırsal alanlarda tarım ve hayvancılık çoğunlukla babadan dededen kalma usullerle yapılmaktadır. Kırsal alanlarda yaşayan vatandaşların modern tarım yöntemleri ve besicilik hakkında eğitime ihtiyaçları vardır ve Türkiye bunu sağlayacak düzeyde yeterli potansiyele sahiptir, bu iş gücü değerlendirilmeli ziraat mühendisleri kırsal alanlarda ziraat ajanı olarak görevlendirilmeli, bir miktar arazi verilerek görev alanında yerleşik hale gelmeleri sağlanmalıdır. Her köye bir imam bir öğretmen gibi uygulamaya bir de ziraat mühendisi eklendiğinde köylülere sayısız faydası olacaktır. Kırsal alanlarda hayvancılığın yaygın olduğu merkezi mahallerde (belde bucak vb.) hayvan hastaneleri açılmalı veterinerler görevlendirilmelidir. Sulama olanakları artırılarak tarım alanları genişletilmeli, kümes, besi ve ahır hayvancılığı yeniden yaygınlaştırılmalı, Tarım ve hayvancılığa dayalı sanayi kolları kırsal alanlara yönlendirilmelidir. Köylünün mazot, gübre ve tohum alımında yeniden teşvik uygulanmalıdır. Orman köylülerinin korunmasını teminen önlemler geliştirilmeli, ormanlardan elde edilen odun, yonga, kereste, reçine, kozalak vb. ürünlerini işletecek tesisler teşvik edilmeli orman köylerinde ortaklık ve istihdam olanakları sağlanmalıdır. Kıyı köylüleri balıkçılık deniz ürünleri, seracılık, turizm ve ortaklık konularında bilinçlendirilmelidir. Kırsal kesimlerde küçük sanayi kolları, kooperatifçilik ve dayanışma teşvik edilmeli, ortak girişimcilik teşvik edilmelidir. Yatılı bölge okulları, eğitim ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ile köyden kente göçlerin önüne geçilecek, yaygın işsizlik oranı yukarıdaki tedbirlerin uygulanmasıyla tersine göçleri teşvik edecektir. b) Beyin Göçü: Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki ucuz eğitim imkânlarıyla kıt ve sınırlı olanaklarla iyi yetiştirilmiş kalifiye iş gücünün gelişmiş ülkelere göç etmesidir. Beyin göçüyle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kalkınma yavaşlarken, iyi yetişmiş nitelikli beyinlere daha iyi ekonomik ve sosyal imkânlar sunan gelişmiş ülkeler daha hızlı kalkınmaktadır. Türkiye beyin göçüyle iyi eğitim görmüş nitelikli 100 kişiden 59 unu kaybetmektedir. Dünya Bankası verilerine göre yurt dışında eğitim gören Türk gençlerinin yurt içinde eğitim görenlere oranı %3,2 civarındadır. Yurtdışında eğitim imkânı edinen Türk öğrenciler lisans, lisansüstü veya doktora eğitimlerinden sonra çoğunlukla yurda dönmemektedir. Türkiye nin, iyi yetişmiş nitelikli beyinlerden beyin göçü nedeniyle eğitim, bilim, teknoloji ve sanayide yeterince yararlanamaması büyük kayıptır. Tablo 3 beyin göçünün nedenlerini göstermektedir. Tablo:3. Beyin Göçünün Nedenleri Beyin Göçü Veren Ülke Beyin Göçü Alan Ülke Ücretler tatminsiz, vergi oranları yüksek Ücretler tatmin edici, fırsat işgücü maliyeti yüksek Ekonomi istikrarsız, gelecek endişesi var Gelişmişliğin cazibesi, yüksek yaşam standardı Siyasal istikrarsızlık ve siyasetin iş hayatını kontrol etmesi Politik istikrar, entelektüel bağımsızlık Adaletsiz yöneticiler, atamalarda kayırma, kurumsallaşamama Hızlı kalkınma ve yüksek tüketim Bilim ve teknoloji politikalarında yanlışlar Bilim ve teknoloji zenginliği ve ihraç edebilme gücü Ar-Ge'ye önem, altyapı ve teşvik az Ar-Ge teşvikleri, deneyimli destek personeli imkânları Eğitimde fırsat eşitliği yok Planlı eğitim, bilimsel tatminkârlık, kariyer fırsatları Nitelikli iş gücüne talep az Nitelikli iş gücüne talep fazla Teknoloji zayıf ve ithal ediliyor Prestij ve çocuklarının geleceğine yönelik imkânlar 5

6 Ne Yapmalı? Gelişmiş ülkelerin sundukları iş ve fırsat olanakları karşısında gelişmekte olan ülkelerin tek başına beyin göçünü önlemesi mümkün olmamakla birlikte beyin göçünü minimize etmek öncelikli hedef olmalıdır. Ülkemizin gelişmesinin önündeki önemli engellerden biri olan beyin göçünü önlemek için öncelikle beyin göçü ile kaybettiklerimizin farkında olunması, önemsenmesi, sosyal ve ekonomik gelişme ile beyin göçüne neden olan itici faktörlerin çekici hale getirilmesi gerekmektedir. Ülkemizin gelecekte ihtiyacı olacağı ve istihdama yönelik nitelikli eğitim politikası geliştirilmelidir. Gelişmiş ülkelere bedava nitelikli işgücü kazandıran yabancı dilde eğitim sistemi bilim dallarını kapsamayacak şekilde düzenlenmelidir. Dönüş ve dolaşım programları geliştirilerek, dışarıda uzun yıllar kalan uzmanların yurda ailece dönüşüne yönelik cesaretlendirici (Kore, İrlanda, Tayvan örnekleri gibi) entegrasyon programları uygulanmalıdır. AB tarafından da desteklenen uluslar arası anlaşmalar ile yüksek nitelikli işgücünün serbest dolaşım imkânına kavuşması ve yurt dışındaki nitelikli insanlar ile üniversitelerimiz işbirliğini geliştirecek uzman iletişim ağları kurulması bilgi ve teknoloji transferinde, yurt dışındaki bilim insanlarımızın ülkemize aidiyet duygularının gelişmesinde, bağlarının kopmamasında önemli yararı olacaktır. Üniversite Sanayi Devlet işbirliği geliştirilmeli, Ar-Ge ve araştırma altyapıları güçlendirilmeli destek imkânları genişletilmeli, katma değer üretecek tatbiki mümkün projelerin ödüllendirilmesi araştırmayı teşvik edecektir. II. TERÖR Türkiye nin kalkınmasının önündeki diğer büyük engel terördür. Terörü önleme adına harcanan ülke kaynakları bütçenin büyük bölümünü oluşturmaktadır. Dış güçlerin parmağının olması devletin boşluk bırakmasındandır. Son 26 yılın terör bilançosuna baktığımızda 6700 şehit verilmiş, 5700 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, güvenlik personelimiz ve vatandaşımız yaralanmış yaklaşık i ölü olmak üzere toplamda yaklaşık terörist etkisiz hale getirilmiştir. Türkiye Cumhuriyetinin 2010 yılı bütçesi 286,9 milyar TL dir yani yaklaşık 200 milyar dolar. Türkiye nin dış borcu Ocak 2010 yılı itibariyle 273,5 milyar dolardır. Türkiye nin terörle mücadele kapsamında israf olunan kaynakları ise milyar dolar olarak ifade edilmektedir. PKK terör eylemlerinin başladığı 1984 yılından itibaren demokratikleşme adına birçok adımlar atılmış ancak terör eylemleri artarak devam ederken terör örgütüne güneydoğu halkının desteğinin de belirgin şekilde arttığı görülmektedir. Türkiye de göçlere de neden olan sosyoekonomik sorunlar terör örgütü ve destekçilerince araç olarak kullanılırken etnik ya da sınıfsal söylemlerle halkın ülkeye ve rejimine aidiyet duyguları zedelenerek siyasal hedefler gözetilmektedir. Terör örgütleri devletlerin yönetim sistemlerini hedef alarak rejimi tehdit ederken, terör örgütlerine gizli destek sağlayan dış güçlerde siyasal taleplerin yerine getirilmesi için devleti yönetenlere dayatmada bulunurlar. Devletler ise öncelikle her türlü dış ve iç tehdide karşı kendi varlığını devam ettirerek halkına huzur ve güven ortamı sağlamayı amaçlar. Terörle mücadelede devlet görevlilerinin illegal yöntemlere başvurması yasaların yetersiz 6

7 kalmasındandır. Türkiye Cumhuriyeti kuruluş yıllarından başlayarak değişik isim amaç ve yöntemlerle dönemsel olarak terörizm ve yıkıcı faaliyetlerle mücadele etmiş, önemli miktarda ekonomik kaynaklarını ve zamanını tüketmek zorunda kalmıştır. Küresel güç olmayı hedefleyerek dünya nizamını istedikleri şekilde oluşturmak isteyen devletler ya da topluluklar, siyasal hedefleri doğrultusunda, hedef devletlerin egemenliğine, güvenliğine, rejim ve bütünlüğüne kastedecek şekilde ideolojik ve etnik özelliklerine hitaben ülkenin jeopolitik konumuna ve jeostratejik durumuna göre şekillenen tehditler üretir. Küresel güçler, hedef devletlerin ne kadar demokratik ve insan haklarına ne kadar bağlı olduklarına itibar etmezler, aksine bir taraftan demokrasiyi zedeleyecek faaliyetleri kışkırtırken diğer yandan insan hakları bahanesiyle baskı kurup siyasal dayatmalarda bulunurlar. Soğuk savaş dönemlerinde yoğun anarşik faaliyetlerle rejimi tehdit edilen devletlerin anarşiyi önlemek adına uyguladığı yöntemlerin demokrasiye olumsuz etkileri aynen terör tehdidi altında bulunan ülkelerde de terörle mücadele kapsamında alınan güvenlik önlemlerinin aşırılaşması, demokratik kısıtlamalara neden olabilmektedir. 26 yıldır süregelen PKK terör örgütünün yıkıcı, bölücü eylemlerinin ülke güvenliği ve birliğine yönelik tehdidini ülkemizin jeopolitik konumu göz önünde bulundurarak değerlendirmeli, teröre dayanak olan etkin özellikler, terörün nereden ve nasıl yönlendirildiği, genel, bölgesel ve sosyoekonomik etkileri buna göre tahlil edilmelidir. Terör üretenlerin iç ve dış destekçileri ile düşünce ve söylemlerinin kitleler üzerindeki etkileri çok iyi incelenmeli buna göre önlemler geliştirilmelidir yılında Kürtçe konuşma hakkı diye başlayan PKK terörü son yıllarda Kürtçenin resmi dil olması ve Kürtlere özerklik taleplerine dönüşmüştür. PKK ve destekçilerince dile getirilen talepler Güneydoğu halkının sosyoekonomik ve insani sorunlarıyla ilgili değildir, terörün güneydoğuya yatırımları, ormanları, kamu çalışanlarını ve mevsimlik Kürt işçileri de hedef alması göstermektedir ki, terör üretenlerin dertleri geri kalmışlık ya da insani gelişim değildir. PKK terörüyle halkta yılgınlık oluşturularak, kara propaganda desteğiyle paradigması değiştirilen halk yeni siyasal yapılanmalara ikna edilmeye kanıksatılmaya çalışılmaktadır. Siyasal taleplerin yerine getirilmesiyle ortalık güllük gülistanlık olmayacak yeni ve daha büyük vahim sorunlara yol açacaktır. Daha fazla etnik köken ayrımına yol açacak bu gibi gelişmeler küresel güçlerin amaçlarına hizmet edecektir. Küresel güçler; kendi ülkelerinde sınıfsal yâda etnik ayrımlara yol açabilecek her yolu tıkarken, hedef ülkelerde bu ayrımların uzun süreli iç karışıklıklara ve nihayetinde bölünmeye yol açacağının bilincindedirler. Binlerce yıllık kültürlerin harmanlandığı coğrafyada yaşayan Kürt topluluklarında, ikinci sınıf insan muamelesi yapılan, okumaktan yoksun bırakılan kızların mal gibi satıldığı, berdel gibi adetlerin töre diye sunulduğu, kan davası gibi geleneklerin soyut kanun haline geldiği ilkel anlayışlar, bölgede yerleşik kültürel toplum yapısının oluşmadığını göstermektedir. Kırsal kesimde yaşayan büyük çoğunluğu topraksız işsiz Kürt köylüleri töre diye dayattıkları adetlerle sömüren aşiret reisi denilen feodal derebeylerinin maraba olarak gördükleri Kürt halkının derdi Kürtçe okul ya da demokratik özerklik olması mümkün değildir, bu gibi taleplerin yerine getirilmesi yoksul işsiz insanlar aç mideler için bir şey ifade etmeyecektir. Umutsuz beklentisiz hayalsiz yetişen nesilleri bekleyen hayatın marabalık olduğu bölgede PKK nın siyasal sözcülüğünü üstlenen aşiret ağası derebeyleriyle işbirliği içinde olması gözlerden kaçırılmamalıdır. 7

8 Ne Yapmalı? Güneydoğu meselesinin temelinde insani sorunlar yatmaktadır. Feodal ağalık düzeninin yıkılması, kırsal alanlarda yaşayan halkın toprak sahibi yapılması, işsizliğe çözüm yolları aranması en önemli hedef olmalıdır. Bölgede yatırımların ve hayvancılığın gelişmesi teşvik edilmeli, halkın uygun iskân politikalarıyla sulanabilir yeterli arazi tahsisleriyle üretime katılması sağlanmalıdır. Üreten bireyler hayal kurar kendini geliştirir ve ürettiği katma değerle ülkesine de katkıda bulunur. Din adamları törelerin dini emir olmadığını anlatmalı, eğitim önemsenmeli sadece yeni yetişen nesiller değil yetişkinler de çeşitli etkinliklerle bilinçlendirilmeli eğitilmelidir. Böylece bölge halkının devletine güveni bağlılığı ve aidiyet duyguları gelişecek, teröre alet olmayacaklardır. Eğitimli bilinçli bölge insanları memleketlerinde görev yapmaya özendirilmeli, zengin aşiret ağalarına vergi baskısı ve vergi muafiyetleriyle devlet ortaklığıyla yatırım yapmaya iş sahaları açmaya özendirilmelidir. Tüm bunlar yapılırken ülkemizin birlik ve bütünlüğüne rejimine yönelik her türlü faaliyetlere karşı yasal boşluk bırakılmaksızın tüm tedbirler çağdaş ülkelerde olduğu gibi gerçekleştirilmeli, devlete karşı yıkıcı faaliyetlerde bulunanlara, terörist ve destekçilerine yönelik cezalar caydırıcı nitelikte ve en ağır şekilde uygulanmalıdır. III. ENERJİ Çağdaş yaşamın en gerekli unsurlarından olan enerjinin, insan yaşamında ve kalkınmada giderek artan önemi enerjiyi stratejik bir güç unsuru haline getirmiştir. Çağımızda enerji kaynaklarına sahip olmak onları yönetmek başlı başına bir stratejik güce ve aynı zamanda çok önemli ekonomik avantaja sahip olmaktır. Bu nedenle günümüz ve geleceğin dünyasında kendi enerjisini üreten yöneten kendine yetebilen devletler yenidünya düzeni adıyla kurgulanan hegemonyalaşmanın dışında bağımsız etkin bir güç olabilecek geleceğini garanti edebilecektir. Enerjinin üretim ve tüketimine yönelik bilimsel ve teknolojik araştırmalar hızla yaygınlaşırken enerji tasarrufu konusunda da çeşitli ar-ge çalışmaları ve teknolojik ürünler önemli bir sektör haline gelmiş, tüm dünyada enerjinin ucuz kaliteli ve sürekli kaynaklardan üretilmesi ile tasarruflu kullanılması ulusal çıkarların korunması anlamında algılanmaktadır. 19. yüzyıl başında 1 milyara ulaşan dünya nüfusu 20. Yüzyılda 2 milyarı aşmış günümüzde 7 milyara ulaşmıştır, 2050 de ise dünya nüfusunun 12 milyara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Artan nüfus demek enerjiye talebin önümüzdeki yıllarda çok daha fazla olacağını göstermektedir. Dünyada yaygın enerji kaynaklarının fosil yakıtlar olması ve tükenebilir olması enerji kaynaklarının stratejik önemini daha da artırmakta ve küresel güçlerin yaygın enerji kaynaklarına sahip ülkeler üzerinde egemenlik kurma çabalarını artırmaktadır. Enerji ve Enerji Kaynakları Bilindiği üzere, herhangi bir hareketi yapan yâda yapmaya hazır olan kabiliyet olarak ifade edilen enerji, potansiyel ve kinetik enerji olarak ikiye ayrılmaktadır. Zemberek, pil, akü gibi bataryalarda depolanabilen enerjiler potansiyel enerji olarak adlandırılırken, bir hareket sonucu açığa çıkan enerji türü de kinetik enerji olarak tanımlanmaktadır. Kinetik enerji elde edebilme yöntemleri hidrolik, termik, nükleer gibi ana enerji kaynakları ile rüzgâr, güneş, jeotermal, biomas gibi alternatif enerji kaynaklarıdır. Ana enerji kaynaklarında kullanılan akarsu, kömür, petrol, doğalgaz, uranyum gibi materyallerin sürdürülebilirlik ilkesine sahip olmaları, kesintisiz ve hiçbir şarta bağlı olmaksızın enerji üretimine imkân sağlamaları nedeniyle öncelikli tercih nedeni olmakta ve ana enerji kaynakları olarak 8

9 anılmaktadır. Dünyada yaygın mevcut ve kullanılabilir enerji kaynakları olarak; petrol %37, doğalgaz %24, kömür %26, akarsular %6, nükleer santraller %6, ve diğer alternatif enerji kaynakları ise %1'lik paya sahiptir. Türkiye de bulunan belli başlı elektrik ve ısıl enerji kaynakları Petrol, Doğalgaz, Kömür, Odun, Akarsular, Jeotermal, Rüzgâr, Güneş, Biyoyakıt, Toryum, Uranyum, Asfaltit ve Bitümlerdir. Dünyada ki toplam rezervin %70 ine sahip olduğumuz Bor madeni ise geleceğin petrolü olarak görülmektedir. Zengin enerji kaynaklarımıza rağmen Türkiye de kişi başına yıllık enerji tüketimi 1,2 ton, elektrik tüketimi 2278 KWh iken, enerji tüketiminde dünya ortalaması 1.45 ton elektrik tüketimi 2500 KWh, gelişmiş ülkelerde 3,1 ton-8900 KWh, ABD de 6,5 ton KWh dir. Türkiye de ekonomik durgunluklar haricinde elektrik enerjisine talep her yıl ortalama % 5-6 civarında artmakta, bunun içinde her yıl 4-5 milyar dolarlık yeni enerji yatırımı gerekmektedir. Türkiye nin Enerjisi Türkiye de üretilen elektrik enerjisinin %81 i linyit, taşkömürü, petrol, doğalgaz gibi fosil yakıtlardan elde edilirken, %19 u hidrolik, jeotermal, rüzgâr, biyoenerji gibi alternatif enerji kaynaklarından elde edilmektedir. Türkiye, güneş enerjisinde zengin bir potansiyele sahip olmasına rağmen halen bu kaynak kullanımı ihmal edilebilir düzeydedir. Türkiye nin Enerji Kaynakları Rezervleri (2008) Taşkömürü 1.334,62 milyon ton Linyit milyon ton Ham petrol 42 milyon ton Doğalgaz 7 milyar m³ Rüzgâr MW Güneş 380 GWh/yıl Tabii uranyum 9129 Ton Hidrolik GWh/yıl Jeotermal 510 MW/yıl Biyoyakıt 2,6 milyon TEP Toryum Ton Asfaltit milyon ton Bitümler milyon ton Tablo:4. Enerji kaynaklarının kullanıldığı alanlar ve Enerji Kaynaklarına göre Elektrik Enerjisi Üretim Miktarları 2008 YILI ENERJİ DENGESİ *(TC Enerji Bakanlığı verilerine göre düzenlenmiştir) Enerji Kaynaklarının temini(tep) Enerji Kaynaklarının Kullanıldığı Alanlar (TEP) Enerji Kaynağına göre Enerji Kaynağı Yerli İthal Sanayi Ulaştırma Konut/Hizmet Tarım/Diğer Elektrik Elektrik Üretimi (GWh) Petrol Doğalgaz Taşkömürü Linyit Hidrolik Jeotermal Rüzgâr Biyokütle Güneş ELEKTRİK ÜRETİM TOPLAMI Diğer GWh Türkiye de 2008 yılında üretilen elektrik enerjisinin %82 si fosil yakıtlardan elde edilirken, %18 i alternatif enerji kaynaklarından elde edilmektedir. Fosil yakıtlar olarak nitelenen enerji kaynakları; linyit, taşkömürü, petrol ürünleri, doğalgaz, asfaltit ve bitümler gibi yer altı kaynaklarıdır. Türkiye deki 9

10 zengin petrol türevi asfaltit ve bitüm kaynakları sadece ısınma amaçlı kullanılmakta olup, elektrik üretiminde kullanılmamaktadır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2008 yılı verilerine göre Türkiye nin kurulu gücü MW, Enerji arzı GWh dır. Ekonomik gelişime parelel olarak 2020 yılına kadar kurulu gücün yaklaşık MW a ve enerji arzının GWh a ulaşması beklenmektedir. Tablo 4 ülkemizde enerji kaynaklarının kullanıldığı alanlar ve enerji kaynaklarına göre enerji üretim miktarlarını 2008 yılı için göstermektedir. Türkiye nin enerji ihtiyacı % 73 oranında dışa bağımlıdır. Elektrik üretiminin büyük kısmı %62 si ithal fosil yakıtlarla karşılanmaktadır. İthal enerjiye 2007 yılında 33,8 milyar dolar, 2008 yılında 48,2 milyar dolar, 2009 yılında 29,8 milyar dolar, 2010 yılının ilk yarısında 17,5 milyar dolar ödedik. Ülkemizde enerjinin verimli kullanılmaması, enerji tasarrufunun yeterince önemsenmemesi, alternatif enerji kaynaklarının yeterince değerlendirilememesi, elektrik enerjisine dönüşüm verimi %30 olan fosil yakıtlara dayanan enerji üretim ve tüketim yöntemleri, ülke ekonomik kaynaklarının büyük bölümünün yurt dışına çıkmasına neden olmaktadır. %18 oranında kaçak elektrik kullanımı ve %7 lik kayıplar, yüksek vergi oranları (%18 KDV) ile fonlar (TRT, Belediye ve Enerji Fonları) enerjinin tüketiciye pahalı (14 18 cent/kwh) ulaşmasına neden olmaktadır. Özellikle sanayide üretim maliyetlerini etkileyen bu durum yerli sanayicilerimizin küresel ölçekte rekabet gücünü düşürmekte, yurt içi pazar payını ithal ürünlere kaptırmakta, yerli sanayimizin gelişim imkânları azalmakta, üretim maliyetlerinin yükselmesi sonuçta tüketiciye, çalışanlara, istihdama ve yine dolayısıyla ekonomiye olumsuz yansımaktadır. İnsan yaşamının en temel gereksinimlerinden biri olan enerjinin maliyetleri direkt ve dolaylı olarak insani yaşam kalitesini de olumsuz etkilemektedir. Sürdürülebilir kalkınmanın doğal gereği olarak enerji ihtiyacının tam zamanında temiz, güvenilir ve ucuz karşılamanın önemi kadar enerji üretiminde çevresel faktörlerin ihmal edilmesi de toplumsal yaşam kaynaklarının israfına neden olmaktadır. Bu çerçevede fosil yakıtların çevreye olumsuz etkileri çözümü zor sorunlara neden olmaktadır. Fosil yakıtların büyük kısmını karbon ve hidrojen oluşturur, içlerinde kükürt, yanmayan maddeler ve radyoaktif madde bulundururlar. Fosil yakıtların yakılmasıyla ortaya CO 2 ve SO 2 yanısıra radyoaktif maddeler ve kül çıkar. Yanma sıcaklığına bağlı olarak kullanılan havanın içindeki azot gazının yanmasıyla oluşan NOx gazı, atmosferde ozon ile etkileşime girip ozon miktarını azaltır. Ortaya çıkan karbondioksit ve kükürt dioksit gazı asit yağmurlarına neden olur. Bu durumun bitki örtüsüne, ozon tabakasının delinmesine, atmosfer ısısının yükselmesine neden olduğu bilinmektedir. Nükleer santrallerde ise atıkların depolanması sorun oluştururken, çevreyi çok olumsuz etkileyen kaza ihtimalleri, çevreye duyarlı insanları endişeye sürüklemektedir. Ancak 50 yıllık süreçte 2 önemli kaza olmuş, güvenlik önlemleri önemsenen Three Mile Island nükleer reaktöründe ki kazadan reaktör çalışanları dâhil hiç kimse etkilenmemiştir, güvenlik önlemleri ihmal edilen Çernobil reaktöründe ki kazada ise çevre ülkeleri de önemli ölçüde etkilenmiş sonuçlarına katlanmak zorunda kalmışlardır. Çernobil kazasının öğretileri sonucu nükleer santraller de güvenlik önlemleri çok yüksek düzeye çıkmıştır. Günümüzde nükleer santrallere ilişkin tek sorun olarak atıklar gösterilmektedir. 1 GW elektrik üreten nükleer santralden yılda 60 m³ radyoaktif atık çıkmaktadır. Bu atıklar yüksek ısısı nedeniyle önce 5 yıl süreyle soğuk su havuzlarında dinlendirilip, sonra ışınım oranının düşmesi için 60 cm kalınlığında beton ve çelik duvarlarla her türlü deprem sel yangın gibi afetlere karşı korunaklı ara depolarda 30 yıl bekletildikten sonra yerin mt. altındaki tercihen eski maden ocaklarına gömülmektedir. Nükleer Santral teknolojileriyle beraber güvenlik önlemleri ve çevre kirlenmesini önleyici faktörlerin gelişmesi ve yeni nesil nükleer teknolojide uranyum yerine toryum elementinin 10

11 tercih edilmesi nükleer santral risklerini azaltmıştır. Hidroelektrik üretim santralarına ise ekolojik dokuya etkileri nedeniyle çevreciler tepki göstermektedir. Hidroelektrik santral yapımına uygun olup, biyolojik çeşitlilik ve doğal güzellik açısından önem arz etmeyen akarsu havzası olmayacağına göre, çevreyi olumsuz etkilemeyecek fosil yakıtlı termik santral günümüz koşullarında kurulamayacağına göre enerji üretim planlarında toplum yararı nasıl tecelli edecektir, çevre mi enerji mi? Tablo:5. Belli başlı OECD ülkelerinde Elektrik Üretimi OECD ÜLKELERİNDE ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMLERİ (TEAŞ) GW Ülkeler T. Kurulu Güç Termik Nükleer Hidrolik Diğer ABD 1 089,40 863,22 105,76 99,77 20,65 ALMANYA 132,6 77,74 20,21 8,59 28,06 İSPANYA 88,9 47,41 7,37 18,37 15,75 KANADA 124,72 35,85 13,35 73,62 1,9 FRANSA 116,55 25,67 63,26 25,13 2,49 İNGİLTERE 84,5 66,76 10,98 4,27 2,49 İTALYA 93,59 68,7-21,12 3,77 JAPONYA 279,16 178,4 49,47 47,31 3,98 G. KORE 73,38 49,89 17,72 5,49 0,28 YUNANİSTAN 13,7 9,69-3,15 0,86 İSVEÇ 34,3 7,88 9,07 16,64 0,71 TÜRKİYE 40,84 27,27-13,4 0,17 OECD 2521, ,29 318,58 441,24 93,42 Dünya Enerji Konseyi WEC in öngörülerine göre 2020 yılına kadar tüm dünyada mevcut enerji talebi %50 artacaktır, bu oran gelişmiş ülkelerde %23 dolayında beklenirken, gelişmekte olan ülkelerde %100 ün üzerinde artış beklenmektedir. Yine enerji üretiminde petrol, doğalgaz ve kömürün başı çektiği fosil yakıt kullanımı %90 civarında olacağı düşünülürken, nükleer enerji üretim oranlarının %7,6 dan %4 e düşeceği öngörülmekte, alternatif enerji kaynaklarından elektrik üretiminde artış beklenilmektedir. Fosil enerji kaynaklarının büyük kısmını elinde bulunduran yâda işletmesine hâkim gelişmiş ülkeler, elektrik enerjisi üretiminde alternatif enerji kaynaklarına yönelirken 2009 yılında bir önceki yıla göre rüzgâr enerjisi üretimini %29,9, güneş enerjisi üretimini ise %69 oranında artırmıştır. Alternatif enerji kaynaklarına yönelerek büyük yatırımlar hedefleyen gelişmiş ülkeler, bu yatırımları devreye alırken termik ve nükleer santralleri zaman içinde devreden çıkarmayı planlarken, en büyük alternatif enerji yatırımcılarından Almanya, önemli alternatif enerji yatırımlarına yönelmesine rağmen nükleer enerji santrallerini 2030 a kadar devre dışı bırakmayacağını açıklamıştır. Tablo 5, 2007 yılında bazı OECD ülkelerinde elektrik enerjisi üretimlerini göstermektedir. Türkiye nin 2009 itibariyle MW olan kurulu gücünün 8109 MW lık bölümünü linyit kömürü ile üretim yapan termik santraller oluşturmaktadır. Bilinen linyit kaynaklarının tümünün elektrik üretiminde kullanılması halinde MW ilave kurulu güce yetebilecek, henüz aranmamış tahmin edilen yeni linyit, taşkömürü ve asfaltit kaynaklarının bulunmasıyla çok daha fazla termik santralin ihtiyacı temin edilebilecektir. Hidrolik kurulu güç potansiyelimiz MW olmasına rağmen bunun ancak 1/3 ü elektrik üretiminde kullanılmaktadır yılında %38,5 olan hidroelektriğin üretim payı 2008 yılında %16,8 e düşmüş, doğalgaz çevrim santrallerinden elektrik arzı ise 2007 de %44 iken 2008 de %49,7 ye çıkmıştır. İstanbul ve Çanakkale boğazlarındaki çift yönlü akıntılar ile denizlerimizde ki gel-git akıntıları önemli bir enerji potansiyeli olarak değerlendirilmeyi beklemektedir. Rüzgâr 11

12 enerjisi potansiyelimiz MW kurulu güce tekabül etmesine rağmen mevcut kurulu güç 640 MW civarındadır. Ancak 2007 yılında 147 MW olan Rüzgâr santrallerinin kurulu gücünün bugün 640 MW a ulaşması olumlu bir gelişme olmakla beraber halen yetersizliği aşikârdır. Rüzgâr enerjisine dayalı elektrik santrallerinin kurulu gücü Almanya da 24000MW, İspanya da 17000MW, İtalya da 3736MW, Danimarka da 2862 MW, Yunanistan da 985 MW olduğu göz önüne alındığında eksikliğimiz daha iyi anlaşılacaktır. Güneş enerjisinde dünyanın en şanslı ülkelerinden birine sahip olmamıza rağmen, tüm Avrupa ülkelerinin toplamına eşit miktarda ki güneş enerjimizden elektrik üretiminde halen kayda değer oranda yararlanılmamaktadır. Termik santrallerin kuruluş maliyetleri ucuz olmakla beraber, ithal yakıt kullanılması, işgücü maliyetlerinin yüksekliği işletme maliyetlerini oldukça etkilemekte elektrik üretim maliyetlerini artırmaktadır. Önlenemeyen çevre etkileri göz önüne alındığında bu maliyet daha da yükselmektedir. Nükleer santrallerin ise kurulum maliyetleri oldukça yüksek, işletme maliyetleri düşüktür, fizibilite etüt çalışmaları uzun zaman almakta ve temel atıldıktan sonra yapımı 6 8 yıl sürmektedir. Rusya ile yapılan 4800 MW Kurulu güce sahip 4 reaktörden oluşacak Nükleer santral anlaşmasının birinci ünitesinin gerçekleştirilmesi bile yaklaşık 10 yıllık sürece tekabül edecektir. Güney Kore ile yapılan görüşmelerinde olumlu sonuçlanmasıyla Türkiye nin 20 yıllık süreçte 8-10 bin MW lık Nükleer güç santraline sahip olması planlanmaktadır. Ekonomik gelişime parelel olarak 2030 yılında ulaşılması muhtemel 110 bin MW Kurulu güç içinde nükleer santrallerin payı %9 dolayında olacaktır. Enerji arzında liberalleşme çerçevesinde yapımı süren ve planlanan ancak cansuyu hesapları yapılmadığı ve ekolojik dengeyi bozduğu gerekçesiyle bölge halkının ve çevrecilerin tepkisini çeken 2000 den fazla nehir tipi HES projesinin 2020 yılına kadar gerçekleştirilmesiyle toplam MW ilave kurulu güç ile hidroelektrik enerji arzında GWh artış beklenmektedir. Enerji üretiminde kamu yararı ne yönde tecelli etmelidir, çevre mi enerji mi? Bölgemizdeki devletlerden Rusya nın yanısıra Ermenistan, İran, Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna nın nükleer santrale sahip oldukları bilinmektedir (Tablo 6), İsrail in de nükleer güce sahip olduğu tahmin edilmektedir. Nükleer güç, ülke güvenliği açısından da caydırıcı unsur olarak görülmektedir. Tablo:6. Bölgemizde Nükleer durum (Askeri amaçlılar hariç) Çevremizdeki Nükleer Santraller (wikipedia.org) ÜLKE Reaktör İnşaat Halinde Hizmet Dışı T. Kurulu Güç - MW Rusya Ukrayna Romanya Bulgaristan Ermenistan İran yılında dünya çapında 36 ülkede kurulu 465 Nükleer santralde toplam MW kapasite ile elektrik üretilmiş, MW kapasiteli 34 nükleer reaktör inşaat halindedir. 17 ülkede ilk nükleer santral inşaatı devam etmekte yahut planlama safhasındadır. Nükleer santral petrol ihraç eden OPEC ülkelerinde de tercih edilmekte ve enerji üretim planlarına dâhil edilmektedir. Nükleer santral yatırım maliyetlerinin yüksekliği, yüksek güvenlik gerektirmesi, atıkların depolanması gibi dezavantajlarına rağmen temiz, güvenilir, kesintisiz, ucuz enerji üretim ve yerli kaynakların kullanılabilmesi imkânları yanısıra çevreci olması ve gelişen nükleer teknolojinin sağladığı güvenlik nedeniyle günümüzde nükleer santral yatırımlarına karşı çıkmak anlamsızlaşmıştır. Türkiye nin bilinen 12

13 Toryum ve Uranyum rezervleri enerji ihtiyacımızı yüzlerce yıl karşılayacak düzeyde olup, enerjide dışa bağımlılığımızı önemli ölçüde azaltacaktır. Küresel ısınmaya karşı atıklar biyoyakıta dönüştürülerek enerji üretiminde kullanılmakta böylece doğadan karbondioksit azaltılarak çevre korunurken önemli miktarda enerji ihtiyacı karşılanmakta endüstride de kullanım alanları sağlanmaktadır. Yenilenebilir çevre dostu sosyoekonomik gelişme sağlayan karbon ve hidrojence zengin ve yüksek ısıl değeri nedeniyle değişik enerji formlarına dönüşebilen biyoyakıtlar günümüzde stratejik alternatif enerji kaynağı olarak değerlendirilmektedir. Doğada her yıl 150 milyar ton biyokütle üretilmekte ve birçok gelişmiş ülke bu potansiyeli kullanabilmek için önemli yatırımlar gerçekleştirmektedir. Brezilya akaryakıt ihtiyacının % 80 ini biyoyakıtlardan karşılarken ABD ye de ihraç etmektedir. Malezya ve Endonezya da biyoyakıttan akaryakıt üretip ihraç etmeye başlamıştır. ABD, Almanya, Çin ve Hindistan da yaygın kullanım alanları vardır. ABD biyoyakıtın yan ürünü gliserinden kalp stendi üretirken, Almanya biyoyakıttan doğalgaz üretmeyi başarmıştır. Almanya 2006 yılında 3500 biyogaz tesisinden elektrik ihtiyacının % 1 ni karşılarken 2020 de %17 yi hedefliyor. Bunun için 7,6 milyar euro yatırımla kişiyi de istihdam etmeyi planlamaktadırlar. Türkiye de halen çöp ve biyogazın yakıt olarak kullanıldığı toplam 14,6 MW kurulu güce sahip 4 adet santralden yılda 220 GWh elektrik arzı gerçekleştirilmektedir. Büyükşehir Belediyelerinin girişimleriyle, kentsel atıkların yakıt olarak kullanılacağı yap-işlet-devret modelli muhtelif elektrik üretim santralleri kurulmasına yönelik çalışmalarla yakın dönemde biyokütle santrallerinin kurulu gücü 200 MW ı aşacaktır. Atıkların enerji kaynağına dönüştürülmesi kuşkusuz çevre için olumlu olmakla beraber metan gibi zehirli gaz salınımı nedeniyle ve tarım alanlarının biyoyakıt için ürün yetiştiriciliğinde kullanılması eleştirilmektedir. Su insan yaşamının olduğu kadar doğal hayatında en temel yaşam kaynağıdır. Can suyu denildiği zaman; bitki örtüsü ve hayvan türlerinin su talebi, ekolojik asgari su ihtiyacı anlaşılmalıdır. Tabiatın doğal döngüsü içinde çevre korunduğu sürece su kaynakları yaşamaya devam edecektir. Enerji üretiminde çevrenin ihmal edilmesi bindiğin dalı kesmektir. Çağdaş yaşamın ve kalkınmanın gereği olarak enerjinin üretimi de bir gereksinim olduğuna göre elbette enerji üretilecek ancak ekolojik şartlar da gözetilecektir. Bunun için yapılması gereken, enerjide liberalleşme şartları oluştururken çevreyi enerji üreticilerinin insafına bırakmayacak kuralların konulması, önlemlerin planlama ve sözleşme safhasın da alınmasıdır. Çevre faktörü ve doğal yaşam gözetilerek planlanarak kurulmuş Hidroelektrik santraller tercih edilen çevreci elektrik üretim sistemleridir. En çevreci enerji potansiyeli olarak kabul edilen Güneş, Rüzgâr, Jeotermal, denizlerimizde ki gel-git dalgaları ve boğazlarımızda ki denizaltı akıntılarından elektrik üretimi tüm enerji kaynaklarına alternatif olarak sunulmaktadır. Türkiye sadece Alternatif Enerji Potansiyelini kullanarak uzun yıllar tüm enerji ihtiyacını karşılayabilecek konumdadır. Ancak sistemin önündeki ekonomik teknolojik stratejik ve politik boyutta ki engellerin zorlanması aşılması gerekmektedir. Ne Yapmalı? Türkiye jeopolitik nedenlerle küresel güçlere kurban edilmemeli, kendi öz kaynaklarını kullanarak enerji ihtiyacını karşılamalıdır. Böylece ekonomimiz üzerindeki büyük enerji yükü de pozitif katma değere dönüşecektir. Türkiye nin enerji sorunlarının çözümü sadece bir tek yöntemle çözülemeyeceğine göre her türlü bilim ve tekniğin düşünüldüğü araştırıldığı kurumsal çalışmalarla uygun yöntemler geliştirilmeli uzun vadeli planlar uygulanmalıdır. Türkiye enerjide izleyen değil izlenen ülke olmalı ve bunun içinde önce paradigmasını değiştirmelidir. Her il bazında enerji envanteri 13

14 çıkarılarak, öncelikle her ilin kendi kaynaklarından enerji ve elektrik üretim ile enerji verimliliği yöntemleri araştırılmalıdır. Bunun içinde her ilde Akademisyen, EİE, TEDAŞ ve Sanayi Sektör temsilcilerinin katılacağı Enerji Planlama Koordinasyon Kurulları oluşturularak tamamı kurulan merkezi Enerji Verimliliği Koordinasyon Kuruluna bağlanmalıdır. Enerji Planlama Koordinasyon Kurullarının hazırladığı proje ve öneriler, merkezi kurullarda ortak stratejik gelişim programı çerçevesinde değerlendirilerek her ilin enerjide kendi kendine yeterliliğini sağlayacak projelerin hayata geçirilmesini teminen Enerji Bakanlığına önerilmelidir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesiyle bile her ilimizin kendine yetecek enerji potansiyeline sahip olduğu görülecektir. Enerji sektöründe liberalleşme çerçevesinde yap-işlet-devret modeliyle de hayata geçirilebilecek yeşil enerji olarak da adlandırılan yenilenebilir enerji projeleri, BM ve AB tarafından da finansal olarak desteklendiğinden kaynak temininde önemli bir sorun olmayacaktır. Üç yıl önce yürürlüğe giren 5627 sayılı Enerji Verimliliği Yasasının somut uygulamalarla altyapı-kapasite geliştirilmesini teminen il koordinasyon kurullarının teşkili ile merkezi Enerji Verimliliği Koordinasyon Kurulunun yetkileri genişletilmelidir. Enerji kaynaklarımızın değerlendirilmesini teminen bilim insanlarımızın yurt dışında bu gibi ortak projelere katılması teşvik edilmelidir. Üniversitelerin bütün teknik bölümlerinde Enerji Verimliliği ders olarak okutulmalı, Enerji Mühendisliği ve Alternatif Enerji Kaynakları üzerine akademik çalışmalar yaygınlaşmalı teşvik edilmeli bu yönde hazırlanacak projeler ödüllendirilmelidir. Enerji verimliliği ve tasarruf yöntemleri üzerine görsel yayın ve afişler hazırlanarak halkın enerji tasarruf bilinci artırılmalıdır. Bazı illerde %80 dolayında olan kaçak elektrik kullanımı mutlaka önlenmeli, %25 lere ulaşan kayıp kaçak oranları toplamı, dünya normlarında kabul edilebilir %5 seviyesinin altına çekilmesini teminen yasal ve teknolojik önlemler alınmalıdır. Enerjide liberalleşme kuşkusuz enerji arzını çeşitlendirecek uzun vadede rekabet, ucuzluk getirebilecektir. Ancak, serbestleşme koşullarında kurallar elektrik üreticisi firmaların insafına bırakılmamalı, yasal önlemlerle, elektrik üretim ve arzında güvenlik, çevre ve tüketicilerin korunmasına yönelik yaptırımlar sağlanmalıdır. Rüzgâr ve güneş enerjisinden elektrik üretimine yönelik vergi avantajları getirilerek desteklenmeli, kırsal alanlarda biyokütle ve atıklara dayalı elektrik santralleri ve ısınma yöntemleri teşvik edilmelidir. Türkiye kısa ve uzun vadeli enerji politikalarını oluşturarak kendi enerji potansiyeline uygun teknoloji ve projeler geliştirerek enerjide dışa bağımlılıktan kurtulacak, yerel kaynaklarımızın kullanımı ulusal kalkınmamızı hızlandıracaktır. IV. EĞİTİM Eğitim ülkelerin sosyal ve ekonomik kalkınmasını sağlayan insan gücünü üreten araç olarak geleceğe yönelik en önemli yatırımdır. Günümüz dünyasında anlaşılmıştır ki, geleceği kurtarmanın ve başarının en önemli kriteri insana yapılan yatırımdır. Kaliteli eğitim görmüş nitelikli bireyler, kültürel bilimsel ve teknolojik gelişimin en güçlü lokomotifini oluşturur, geleceğin dünyasını belirler. İşte bu nedenle nitelikli eğitim, para ve diğer her şeyden daha önemlidir. Gelecekte nasıl bir toplum, nasıl bir ülke, nasıl bir dünya hedefleri eğitimin temel önceliklerini belirler. Ülkelerin eğitim sistemleri gelişmişlik düzeyleriyle orantılıdır. Bilimsel düşünmeyi ve bilimsel yöntemleri yaşam biçimi haline getirebilmiş İleri teknoloji üretebilen toplumların hızlı kalkınma sürecine girerek modernleşmelerinin temeli düşünebilen sentezleyen ve analiz edebilen bireyler yetiştiren eğitim sistemlerine dayanmaktadır. Eğitim uzun vadede sonuç alınacak bir yatırım olmakla beraber, ülkelerin sosyal ve ekonomik gelişiminin temel unsurlarını oluşturan insan gücünü hazırlayan bir araç olarak gün geçtikçe daha çok 14

15 önemsenmektedir. Nitelikli eğitim yöntemleriyle kendini ifade ve özgüveni güçlenmiş aidiyet duygusu gelişmiş, ülke sorunlarının farkında olan ve sorumluluk duygusuna sahip bireyler üretilir. Türkiye de eğitim sisteminin temeli 1924 tarihli Tevhidi Tedrisat Kanunu ile 1926 tarihli Maarif Teşkilatı Kanununa dayanmaktadır. Bu yasalarla eğitim müesseselerinin tümü Milli Eğitim Bakanlığına bağlanarak eğitim sistemi kontrollü bir yapıya dönüştürülmüş, bireylerin baskı ve yönlendirme altında kalmadan inançlarını yaşamlarını, farklı inançlara saygı çerçevesinde toplum yaşamının uyum içinde sürdürülmesini varsayan laik bir milli eğitim sistemi oluşturulmuştur. Bu amaç doğrultusunda Türk alfabesinin Latin harflere göre düzenlenmesiyle Türk dilindeki seslere daha uygun ve anlaşılmasındaki kolaylık gibi nedenler ve bu değişimi takip eden okuma-yazma seferberliğiyle okur-yazar oranında önemli bir artış gerçekleştirilmiştir. Türk Tarih Kurumuyla milli tarih şuur ve anlayışının gelişmesi hedeflenirken, Türk Dil Kurumu ile de Türkçenin sadeleştirilmesi ve zenginleştirilmesi amaçlanmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin Milli Eğitim Sistemi, Osmanlı dönemi medreselerinden mektebe geçiş işlemini tamamlarken, laik eğitim düzeninin dini eğitimi daraltıcı yâda engelleyici şekilde uygulanması ise politik mülahazalara neden olmuştur. Bunun sonucunda İmam Hatip okulları yaygınlaşmış ve bu da adeta medreselerin yeniden kurulması gibi algılanmış, bu tartışmalarda 1997 de 8 yıllık zorunlu ilköğretim uygulamasını getirmiştir. Yüksek öğretim düzeninde ise 1946 ve 1960 yıllarında çıkarılan kanunlarla Milli Eğitim Bakanlığının üniversiteler üzerindeki yetkileri azaltılmış, 1961 Anayasası üniversiteleri özerk eğitim kurumlarına dönüştürmüş, 1982 Anayasası ise tüm üniversiteleri Yüksek Öğretim Kurumuna (YÖK) bağlamıştır. Günümüzde Türk Milli Eğitim sistemi Örgün Eğitim ve Yaygın Eğitim olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. Örgün Eğitim; okul öncesi, zorunlu ilköğretim, genel ve mesleki teknik ortaöğretim ile yükseköğretim kurumlarını kapsamaktadır. Engelli ve üstün yetenekli çocuk ve gençler içinde Özel Eğitim Kurumlarında eğitim hizmeti verilmektedir. Yaygın Eğitim ise; örgün eğitim sistemine girmemiş yâda herhangi bir eğitim kademesinden ayrılmış bireylere okuma-yazma, meslek kazandırma amacıyla halk eğitimi, çıraklık eğitimi, uzaktan eğitim gibi metotlarla verilmektedir. Ayrıca Türk Milli Eğitim Sisteminde eğitim kurumunun tür ve özelliğine göre kurgulanmış Rehberlik ve Psikolojik Danışma Merkezlerinde öğrencilerin özellik ve ihtiyaçlarına göre kişisel, sosyal gelişim ile kariyer gelişim ve kariyer planlamasına yönelik hizmetler yürütülmektedir. Tablo: /2010 Dönemi eğitim göstergesi (MEB/YÖK) Milli Eğitim Göstergeleri Öğrenci başına düşen Eğitim Kademesi Okul Derslik Eğitmen Öğrenci Derslik Eğitmen Okul Öncesi İlköğretim Ortaöğretim Mesleki Ortaöğretim Üniversite Yaygın Eğitim Toplam Türk eğitim sistemi örgün eğitimde 19 milyon öğrencisi ve 800 bini aşan eğitmen kadrosuyla birçok ülke nüfusundan daha fazla kitleye sahiptir. Elbette bu kadar büyük bir nüfusun eğitimi için de büyük fedakârlık, yapısal ve işlevsel önlemler, uluslararası işbirliklerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Ancak birey için en iyi olanın yani düşüncenin değil sistemin standartlaşması eğitim sistemlerinin statükodan 15

16 arınıp kurumsallaşmasıyla mümkün olacaktır. Tablo 7, dönemi eğitim göstergelerini özetlemektedir. Ülkemizde toplam 61 binden fazla okul, 605 binden fazla derslik, 900 binden fazla eğitmen ve 26 milyona yakın öğrenci bulunmaktadır. Bilgi ve teknolojik gelişmelerin insan yaşamına egemen olduğu çağımızda bilginin üretim ve tüketim boyutu, toplumların gelişmişlik göstergesi sayılmaktadır. Büyük savaşlardan sonra barış ve istikrarı korumak adına uluslar arası işbirliklerinin geliştirilmesi bilimsel çalışmalarda da uluslar arası işbirlikleri doğurmuş, son yarım yüzyılda tüm insanlık tarihinde üretilenden daha fazla bilgi üretilmiştir. Soğuk savaşın sona ermesiyle daha da gelişen işbirlikleri sonucu; son çeyrekte dünya ekonomik, sosyal, politik, bilim ve teknoloji alanlarında çok önemli değişim ve dönüşümler yaşamıştır. Avrupa Birliği gibi uluslar arası örgütler, toplumsal yaşamın her kesiminde bu işbirliklerini geliştirerek sinerji yaratmak ve bu sinerjiyle yaşam standartlarının yükseltilmesini hedeflemektedir. Bu çerçevede AB üye ülkelerle eğitim alanında işbirliği ve kaliteyi geliştirmek adına sekiz eylem planından oluşan Sokrates programı başlatmıştır. AB aday ülkesi Türkiye birliğe uyum çerçevesinde eğitim alanında iyileştirmeler yaparak Sokrates programlarına dâhil olmuştur. Ancak AB eğitim standartlarıyla kıyaslandığında belirgin fark ve yetersizliklere sahip Türk eğitim sisteminin, AB üyeleriyle entegrasyonu ve eğitim kalitesinin AB standartlarına yükseltilmesi için mantalite değişikliği gerekmekte, yapısal ve işleyiş sorunları çözüm beklemektedir. Avrupa da güven ve beyana dayalı, sorumluluğu üstlenen bir eğitim sistemine karşılık Türk eğitim sisteminin güvensizlik ve kontrole dayanan, sistem yerine öğrenciyi suçlayan bir yönetim anlayışında olması, sistemin önünde aşılması gereken en önemli handikap olarak durmaktadır. Tablo:8. Bütçeden eğitime ayrılan paylar(meb-2010/tl) Bütçe kalemleri MEB Üniversiteler Toplam Personel Giderleri SGK Primleri Mal ve Hizmet Alımları Cari transferler Sermaye giderleri Yatırım Ödeneği Merkezi Yönetim Bütçesi GSYH Türk eğitim sistemine bütçeden ayrılan pay, fiziki altyapı, donanım ve okullaşma oranları bakımından son yıllarda gelişme içerisindedir. Ancak okul öncesi eğitimde okullaşma oranı, hala Avrupa normlarına göre çok gerilerdedir. Halen okul, derslik, eğitim araçları ve laboratuar eksiklikleri yanı sıra eğitmen sayı ve niteliklerindeki yetersizlikler eğitim kalitesine olumsuz etki etmektedir. Çocukların kişilik gelişiminde ve yaratıcılıklarının ortaya çıkmasında, zihinsel ve sosyal gelişimiyle toplumsallaşmalarının sağlandığı 3-6 yaş eğitiminin daha fazla önemsenmesi gerekmektedir. Eğitim kademelerinde mevcut laboratuar araç ve gereçlerin yeterliliği ile bunların eğitim sürecinde hangi sıklıkta kullanıldığı, öğrencilerin bunlardan ne derecede yararlandığı muammadır. Eğitim ödenekleri yanısıra hayırsever vatandaşların ve ailelerin eğitime katkıları da eğitim sistemine önemli miktarda kaynak sağlamaktadır. Eğitim kalitesinin artırılmasında mali kaynakların nitelikli kullanımının da büyük önemi vardır. Göçler nedeniyle kırsal alanlarda birçok okul atıl durumdayken kentlerde aşırı yığılma sonucu hala kişilik sınıflarda ikili eğitim yapılmaktadır. Zorunlu ilköğretimden sonra okullaşma oranının önemli ölçüde azalması, zorunlu eğitim süresinin 12 yıla çıkartılması tartışmalarını 16

17 başlatmıştır. Okullaşma oranı kadar nitelikli eğitimin geliştirilmesi de önemsenmelidir. Test çözümleri ve ezberci eğitim yöntemleriyle sınıfta kalmanın zorlaştırıldığı bir eğitim modelinden optimum fayda beklenmemelidir. Katılımcı eğitim yerine sınav merkezli bilgi aktaran ezbere dayanan eğitim yöntemiyle düşünen, tartışan, araştıran ve bilgisini geliştiren nesillerin yetiştirilmesi beklenemez. Öğretmenin anlattığı öğrencinin dinlediği not aldığı sistemde kendi dünyasında düşünceye dalan öğrenci sınav zamanı aldığı notları ezberlediği ölçüde başarı elde etmekte ve sonra unutmaktadır. Mesleki eğitimin seçenek olarak sunulduğu ama meslek edinmek için üniversite eğitimini gözeten öğrencilerini yarış atı gibi sınavlara hazırlatan bir eğitim sisteminin başarı ölçütü yüksek eğitime hak kazanmış öğrenci sayısı olmamalıdır. Mevcut sistemde üniversiteyi kazanamama ihtimali, öğrenci ve ailelerine kâbus yaşatmaktadır. Benim çocuğum nasılsa üniversiteyi kazanır inancıyla lise eğitimine yöneltilen bir öğrencinin üniversiteyi kazanamaması durumunda ve birkaç denemeden sonra umudu kestiğinde artık 20 yaşlarında hiçbir mesleği olmayan vasıfsız bir işgücü olarak hayattan ne gibi bir beklentisi olabilir? Çoğunlukla 18 yaşına kadar ailelerin insiyatifiyle okul kayıtları yapılan öğrenciler üniversite ve meslek tercihlerinde kendi iradeleri öne çıkabilmektedir. Üniversite tercih aşamasına gelmiş öğrenciye katsayı dayatarak ilgi duyduğu sevdiği bir eğitimi almasının engellenmesi hangi demokrasi anlayışıyla bağdaşır, bu uygulamada fırsat eşitliğinden söz edilebilir mi? Yaşadığımız çağda 18 yaşına gelmiş bir gencin geleceğini kendi iradesiyle belirlemesine destek olunması Türkiye nin yararınadır. Üniversiteler, yaşam standartlarının yükseltilmesinde, ülke kalkınmasında, nitelikli insan kaynaklarının yetiştirilmesinde ve bilginin üretiminde çok önemli konuma sahip kurumlardır. Yeni bilgilerin topluma kazandırılması, ülke meselelerinin kritik edilmesi, kültürel değerlerin korunması ve zenginleştirilmesi gibi sorumluluklara sahiptirler. Üniversite eğitim sürecinin öğrenciler üzerindeki etkisi arttıkça tutum davranış ve değer yargılarının gelişmesiyle toplumda değişim süreci başlar, bir ülkede yüksek öğretim görmüş insanların sayısının artmasıyla toplumsal gelişim hızlanır. Sosyoekonomik kalkınmanın ve gelişmenin lokomotif kurumu üniversitelerin kuruluş misyonunu sahiplenmesiyle beklenen akademik fayda sağlanacaktır. Günümüzde önde gelen birkaç üniversitemiz dışında ileri düzeyde bilgi ve teknoloji üretilmemektedir. Yeterli akademik kadro ve donanım imkânı sağlamadan açılan üniversitelerde, ekonomik ve sosyal imkânsızlıklar içinde düşük yaşam standartlarına mahkûm edilmiş akademisyenlerle hedef eğitim kalitesine ulaşılamamaktadır. Yüksek öğretim sorunlarına ilişkin yapılan bir araştırmada öğrenciler, kibirli ve mesafeli hocalar ile eğitim araçları laboratuar eksikliği ve ezbere dayalı eğitim sistemini başarısızlığın nedeni olarak göstermişlerdir. Dünyada en iyi 500 üniversite sıralamasında sadece dört üniversitemizin yer alması iç acıtıcı bir durumdur. Bilimsel yayın sıralamasında 18. sırada bulunan ülkemiz, bilimsel yayınların etki değeri bakımından 50 ülke arasında 42. sırada yer almaktadır. Çok değerli birçok bilim adamının bireysel çabaları ile elde edilen başarılar kurumsal bir gelişimin sonucu olarak değerlendirilmemelidir. Akademik kariyer aşamasında kaliteli yayın ilkesinin benimsenmemesi temel bilim politika ve felsefesinin geliştirilememesi yayın kalitesinin düşmesine neden olmaktadır. Akademik kariyerini profesörlük unvanına taşımış bilim adamlarının rehavet içinde kendilerini bilimsel üretimden soyutlaması kabul edilebilir durum değildir. Üniversitelerde aşırı kontenjan artışı, ders tekrarı ve af gibi nedenlerle kalabalık sınıflarda eğitim kalitesi düşerken, öğretim üyeleri daha fazla derse girerek ekonomik imkânlarını genişletmeye çalışırken ders sınav ve sınav sonuçlarının değerlendirilmesi aşamasında daralan vakitlerde araştırma ve kendini yenilemeye zaman ayıramamaktadır. Ortaöğretimden ezberci eğitim yöntemiyle test ile çözüm öğrenerek gelen 17

18 öğrenciler üniversitede temel bilimlerde zorlanırken kalıplaşmış ezberciliğe dayalı öğrenim alışkanlığını sürdürmeye çalışmakta deneysel faaliyetlerden çekinmektedirler. Üniversitelerimizin yönetim yapıları çoğunlukla kurumsallaşmamıştır. Rektör seçimiyle dönemsel olarak değişen akademik yöneticilerin idari tecrübesizliği mevzuat eksiklikleri nedeniyle sistem daimi idari yöneticilerin inisiyatifinde idare olunmakta üniversitenin kendi akademik bölümlerini iç dinamizme katamaması kaynak israfına yol açmaktadır. Üniversitelerimizde eğitim genel tıp, genel hukuk, genel mühendislik, genel iktisat türlerinde verilmekte ihtisaslaşma yüksek lisans düzeyinde yapılmaktadır. İş ortamı ve toplum gereksinimlerine uygun niteliğe erişmemiş mezunlar iş hayatında bocalamaktadır. Üniversite sanayi işbirliğinde oluşturulması ve sürekliliğin sağlanamaması bilim ve yöresel gelişimi olumsuz etkilemekte ve öğretim ve Ar&Ge işbirliği gerçekleşmemektedir. Eğitim sisteminin başarısı hakkında somut bilgi veren en önemli gösterge öğrenci davranışları olarak görülmektedir. Eğitim sürecinde eğitimin bütününü kapsayan ölçme ve değerlendirme etkinlikleriyle yapılacak gözlemler öğrenci davranışlarının hangi düzeyde olduğu, ne tür yetersizliklerinin bulunduğu, olumsuz davranış tarzları belirlenebilecekken, öğrencinin bilgi seviyesini belirleyen testlerle klasik ölçme yöntemleri kullanılmaktadır. Klasik eğitim modeliyle verilen bilgiyi ne işime yarayacak diye kulak ardı eden öğrencinin derse motive olması mümkün değildir, bilgiyi nerede, nasıl kullanacağını bilmeyen öğrenci aktif bilince sahip olmayacağından kısa sürede öğrendiklerini de unutacaktır. Eğitim süreci ekonomik, dini, çevre faktörleri gibi nedenlerle de olumsuz etkilenmektedir. Ne Yapmalı? Hiçbir eğitim sistemi, eğitime motive olmamış öğrencinin eğitim sürecinden hedeflenen faydayı elde edemez. Hareket ve aksiyona etki eden motivasyon duygusunun sağlanması için uygun atmosferin oluşturulması gerekir. Eğitim sistemi her şeyden önce öğrencisine, merak etmeyi, sorgulamayı ve düşünmeyi öğretmelidir. Öğrenci ile iletişim kuran, fizyolojik ve kültürel farklılıkları dikkate alan, bilginin ne işine yarayacağını öğreten eğitim programlarından beklenen fayda elde edilecektir. Öğretmen, öğrencinin yetişme çağında aileden daha etkin rol oynamakta anne ve baba gibi öğrencinin idolü olabilmektedir. Bu nedenle öğretmenin öğrenciye yaklaşımı öğrenciye direkt tesir etmekte derse motivasyonu artan öğrencinin öğrenimi doğrudan etkilenmektedir. Bu bakımdan öğretmen öğrenci ilişkisi çok önemlidir ve bunun için de öğrencilerini önemseyen tutarlı sakin telaşsız önyargısız eşitlikçi ve her sorularını cevaplayabilen bir öğretmenin öğrencisine önemsendiğini güvendiğini hissettirmesi ile öğrencide oluşan güven ve inanç duygusu öğretmen öğrenci ilişkisini olumlu yönde geliştirecektir. Bu sayede öğrenci üzerindeki olumsuz aile, okul ve çevre faktörleri öğretmen desteğiyle azalacak öğrenci derslerine daha fazla yoğunlaşacaktır. Eğitim sürecinin en önemli faktörü olan nitelikli öğretmenlerin yetiştirilmesi eğitim sisteminin öncelikli hedefi olmalıdır. Nitelikli öğretmen, bildiklerini öğrenciye aktarabilen, kendisini yenileyebilen sınıf ve okul yönetiminde başarılı öğretim elemanlarıdır. Eğitim sisteminden iş hayatının beklentilerini karşılayacak düzeyde sonuçların alınmasıyla öğretmen niteliği arzu edilen seviyede olacaktır. Eğitimde Toplam Kalite Yöntemlerinin tüm eğitim kurumlarına yayılması ve uygulamanın titizlikle takibi ile sistem içerisinde bireysel hatadan kaynaklanan sorunlar ortadan kalkacak eğitim kademelerinde yeknesaklık sağlanacaktır. Eğitimde kalite, bilgi kabiliyet ve beceri ile yenilikleri izleyebilme yeteneğinin geliştirilmesidir. Eğitim araçlarının, sosyal ve kültürel faaliyetlerin zenginleştirilmesi ile okul ve sektörel işbirliğinin sağlanmasıyla eğitim kalitesi gelişecektir. Eğitim sisteminin para kaynakları devlet bütçesi ve bağışlardır, bütçeden ayrılan payın büyük kısmı ise personel giderleri olarak 18

19 kullanılmaktadır. Okulların katma değer üreterek imkânlarını geliştirmesine olanak sağlanmalıdır. Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması, genel ortaöğretim kavramı kademeli olarak kaldırılıp, ortaöğretim kurumlarının istihdama dayalı mesleki öğrenime yöneltilmesi ile hem ara eleman üretiminde kalite sağlanacak hem de zorunlu eğitim sonucunda her birey meslek sahibi olacak ayrıca orta öğretimden itibaren üretilen katma değer eğitim imkânlarını geliştirecektir. Eğitim sürecinde en etkili yöntem uygulamalı eğitimdir, uygulamanın üretime yönelik olmasıyla teorik bilgi pratikle pekişecek toplumsal ve sektörel beklentilere hazır mezunlar verilecektir. Okulların üretime katılması serbest piyasa imkânlarını daraltmayacak aksine genişletecek ve kalite getirecektir; çünkü, sektörel gelişimler iş hacmini büyütür. Okul öncesi eğitim ve ilköğretimden başlayacak okumayı sevdirmek, uygulamalı ve görsel eğitim programları, ortaöğretimde üretime ve üniversitelerde üretim ve proje geliştirmeye yönelik olmasıyla ülkemiz bilgi ve teknoloji üreten ve pazarlayan ülke konumuna gelecektir. Yüksek öğretim kurumlarının markalaşması yeniden özerk kurumlar haline getirilmesi özgür düşünce ortamı teşvik edilerek sağlanacaktır. Okul ve Üniversite yerleşkeleri sosyal ve kültürel yaşam alanı haline getirilmeli, akademisyen ve öğrencilerin ortak yaşamın paydaları olarak kaynaşması sağlanmalıdır. Mezuniyet sonrası destek eğitimleri ile mezunların üniversite ilintileri devamlılık kazanacak üniversite sanayi işbirliğinin geliştirilmesinde önemli katkı sağlayacak, ayrıca ülke ve yerel sorunlara yönelik çözüm projelerinin teşvik edilmesi ile üniversiteler toplumsal yaşamda etkinleşecek toplum bilincini bilimsel sosyal ve kültürel katkıyla zenginleştirecektir. Üniversite sanayi işbirliği ile ortak Ar-Ge programları devlet politikaları ile desteklenmeli bilim ve teknolojinin gelişmesinde bu işbirliğinin önemi göz ardı edilmemelidir. Modernleşme toplum bilincinin gelişmesi ile sağlanacaktır. Düşünce ve ifade özgürlüğü, akıl ve bilime duyulan inanç, bireyin önemsenmesi toplumsal aydınlanmanın tezahürüdür. Modernleşme yabancı sermayeyle değil bilim ve teknoloji üreterek gerçekleşecektir. Gelişen teknoloji ve sektör ihtiyaçlarına göre önemsenmesi gereken meslekler Genç nüfusa sahip olmak bir ülke için umut ve övünç vesilesidir. Ancak genç nüfusun yeterli nitelikli eğitim olanaklarıyla donatılmış olması ülke geleceği açısından daha da umut ve övünç vesilesi olmakla beraber aynı zamanda ülkenin geleceği açısından güven artırıcı bir unsurdur. Genç nesillerin eğitimsizliğinin doğuracağı endişeler kadar, istihdam politikası geliştirmeden yapılan eğitim programlarıyla oluşturulan meslek enflasyonuyla diplomalı işsizler ordusu üretmekte, gençlerin ve ülkenin geleceği açısından endişe vericidir. Gençlerimiz sırf üniversite kapısından dönmesinler işsiz görünmesinler diye bir tahta bir sınıf anlayışıyla sıra sayılarını artırmak kısa vadeli ancak sonuçları açısından kaygı verici çözümdür. Bilgi ve teknolojinin hızla gelişip yaygınlaştığı günümüz dünyasında toplumlar üretenler ve tüketenler olarak ayırt edilmelidir. Üreten toplumlar sürekli gelişen, geleceği aydınlık nesiller üretirken; tüketen toplumların, teknoloji satın alarak varacağı yer pazar yeri olmaktan öte bir yer olmayacak, kalkınamayacak ve bir gün teknoloji satın alacak parayı da bulamayacaklardır. Eğitim programları ülkenin yatırım programları ve kalkınma planlarına endeksli olmalı, gençlerin eğitimi sonrası istihdam edilebilirliği gözetilmelidir. Bunun için sermaye sahipleri de ülkemizin ihtiyacı olan alanlarda yatırım yapmaya özendirilmeli ve teşvik edilmelidirler. Ancak böylece hem istihdam alanları genişleyecek hem de planlı kalkınma gerçekleşecektir. İstihdama dayalı eğitim programlarıyla gençlerimiz işsizlikten kurtulacak gelecek endişesi taşımayacaklardır. Üniversite eğitimi sırasında da öğrenciler uygulamalı eğitim ve Ar-Ge çalışmalarına katılarak eğitim kalitesinin artırılmasını teminen laboratuar imkânları devlet desteğiyle genişletilmelidir. 19

20 Türkiye de insanların kamu kurumlarında çalışmayı yaşam garantisi olarak gördüğü yıllar geride kalmak üzeredir. Devletin küçülmesi birçok sektörden çekilmesi ve özelleştirmeler sonucu kamu da istihdam alanları daralmıştır. Günümüzde iş garantisinin koşulu görevimiz de başarılı olmaktan geçmektedir. İkame edilebilir hizmetler de vasat bir çalışanın iş garantisi çalışma yasaları doğrultusunda işverenin takdirine bağlıdır. Ancak iyi meslek sahiplerinin iş garantisi; görevindeki başarısı, kendini geliştirebilme yeteneği, çalışma azmi ve iş ahlakıdır. Popüler mesleklerden birine sahip olmak iş bulmayı kolaylaştırabilir ancak iş bulmak başarmak demek değildir. İş bulduktan sonra verilen görevde başarılı olmak, çevremizde ki insanlarla iyi bir iletişim içerisinde olmamızı gerektirir. Bunun içinde önce sevdiğimiz yâda sevebileceğimiz bir mesleğe sahip olmalıyız; çünkü başarı ölçütünün en önemli etkenlerinden birisi de mesleğini sevmektir. Her Üniversite mezununun en az bir yabancı dili çok iyi düzeyde bilmesi gerekir. Meslek sahipleri yabancı literatürleri de takip ederek bilgisini sürekli yenilemeli, teknolojik gelişmeleri yakından izlemeli, mesleğini geliştirebilmeli ve edindiği bilgileri görevine yansıtabilmelidir. Bunların yanısıra disiplinli çalışan, kararlı, sosyal, kendisiyle barışık, işveren ve çalışma arkadaşlarıyla iyi ilişkiler içinde olan, iş ahlakına sahip bir meslek sahibinin iş güvencesi kaygısı olmayacak üstelik iş peşinden koşacaktır. Türkiye de istihdam alanı bulunan yâda yakın gelecekte istihdam alanı genişleyecek meslekler de akademik düzeyde eğitim verilmemekte yahut kısıtlı sayıda Üniversite tarafından verilmektedir. Aşağıda sunduğumuz bilim alanlarında gençlerimizin yahut daha çok gencimizin meslek edinmesine ihtisaslaşmasına olanak sağlanmalıdır. Öngördüğümüz Bilim Dallarının Üniversitelerimizde açılması ve yaygınlaşmasıyla hem önemli sayıda yeni istihdam olanakları sağlanacak hem de ileri teknoloji bilim ve üretiminin ülkemizde gelişimine önemli katkıda bulunabileceklerdir. Toplam Kalite ve Stratejik Planlama Uzmanlığı Tüm dünyada giderek yaygınlaşan küreselleşme eğilimi, Türkiye nin Avrupa Birliği ilişkileri ve dünya devletleri ile daha fazla entegre olmamız, kurum ve kuruluşlarımızı küresel ölçekte içeride ve dışarıda büyük rekabet ortamına sokmuştur. Giderek artan rekabet şartları karşısında başarılı olmanın temel koşulu işletmelerin kurumsallaşmasından markalaşmasından geçmektedir. Bunun içinde tüm işletmeler toplam kalite yönetimlerini benimsemeli stratejik yol haritalarını hazırlayıp buna göre gelişimlerini sürdürmelidirler. Ancak Türkiye üniversitelerinde toplam kalite standardizasyonu ve stratejik planlama konularında uzmanlar yetiştirilmemekte akademik çalışma bulunmamakta yalnızca bazı bölümlerde ders olarak verilmektedir. Toplam Kalite Yönetimi ve Stratejik Planlama konularında kendi çabalarıyla uzmanlaşanların bir araya geldikleri Dernekler ve danışmanlık şirketleri eliyle şirket elemanlarına verilen ücretli derslerle ihtiyaçlar karşılanmaya çalışılmakta ancak bu da çoğu kez yetersiz olmaktadır. Toplam Kalite Yönetim Sisteminin akademik bir çalışmaya ihtiyacı vardır. Aşırı dokümantasyon içermesi sistemin işlerliğini olumsuz olarak etkilemekte ve terk edilmesine neden olabilmektedir. Toplam Kalite Yönetim Sistemleri akademik çalışmalarla geliştirilebilecektir. Kurumsallaşmak isteyen işletmelerin rekabet edebilirliğini artırmak isteyen iş çevrelerinde sistem konusunda akademik eğitim almış uzmanlara ihtiyaç bulunmaktadır. Üniversitelerin İdari Bilimler Fakültelerinde en az lisans düzeyinde verilecek eğitimle mezun edilecek Toplam Kalite ve Stratejik Planlama Uzmanları Müşavirlik denetçilik yapabileceği gibi, Kamu ve Özel işletmelerde kolaylıkla istihdam edilecek aranan elemanlar olacaklardır. Hukuk ve Mevzuat Müşavirliği Üniversitelerin Hukuk Fakültelerinde Genel Hukuk eğitimleri verilmekte lisans düzeyinde bir uzmanlaşma söz konusu olmamaktadır. Örneğin Ticaret, Adli suçlar, Terör ve AB Hukuku konularında uzmanlaşmış avukatlar yetiştirilmediği gibi İdari davalarda da uzmanlaşmış avukatlar bulunmamaktadır. Avukatlar mükellef talepleriyle vekâlet ettikleri davalarla kendilerini 20

TÜRKİYE NİN MESELELERİ ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

TÜRKİYE NİN MESELELERİ ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ TÜRKİYE NİN MESELELERİ ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ TEKNOLOJİ ARAŞTIRMA MERKEZİ (TEKAM) Yazan Ergün Çetin Araştırmacı erguncetin@ogu.edu.tr Danışman Muammer Kaya Prof. Dr. mkaya@ogu.edu.tr

Detaylı

Ülkemizde Elektrik Enerjisi:

Ülkemizde Elektrik Enerjisi: Karadeniz Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik-Bilgisayar Bilim Kolu Eğitim Seminerleri Dizisi 6 Mart 8 Mayıs 22 Destekleyen Kuruluşlar: Karadeniz Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği

Detaylı

YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI

YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI ENERJİ Artan nüfus ile birlikte insanların rahat ve konforlu şartlarda yaşama arzuları enerji talebini sürekli olarak artırmaktadır. Artan enerji talebini, rezervleri sınırlı

Detaylı

Dünyada Enerji Görünümü

Dünyada Enerji Görünümü 22 Ocak 2015 Dünyada Enerji Görünümü Gelir ve nüfus artışına paralel olarak dünyada birincil enerji talebi hız kazanmaktadır. Özellikle OECD dışı ülkelerdeki artan nüfusun yanı sıra, bu ülkelerde kentleşme

Detaylı

Türkiye nin Enerji Teknolojileri Vizyonu

Türkiye nin Enerji Teknolojileri Vizyonu Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu 26. Toplantısı Türkiye nin Enerji Teknolojileri Vizyonu Prof. Dr. Yücel ALTUNBAŞAK Başkanı Enerji İhtiyacımız Katlanarak Artıyor Enerji ihtiyacımız ABD, Çin ve Hindistan

Detaylı

Sürdürülebilir Kalkınma - Yeşil Büyüme. 30 Mayıs 2012

Sürdürülebilir Kalkınma - Yeşil Büyüme. 30 Mayıs 2012 Sürdürülebilir Kalkınma - Yeşil Büyüme 30 Mayıs 2012 Sürdürülebilir Kalkınma gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme olanağından ödün vermeksizin bugünün ihtiyaçlarını karşılayabilecek kalkınma

Detaylı

Kömür, karbon, hidrojen, oksijen ve azottan oluşan, kükürt ve mineral maddeler içeren, fiziksel ve kimyasal olarak farklı yapıya sahip bir maddedir.

Kömür, karbon, hidrojen, oksijen ve azottan oluşan, kükürt ve mineral maddeler içeren, fiziksel ve kimyasal olarak farklı yapıya sahip bir maddedir. KÖMÜR NEDİR? Kömür, bitki kökenli bir maddedir. Bu nedenle ana elemanı karbondur. Bitkilerin, zamanla ve sıcaklık-basınç altında, değişim geçirmesi sonunda oluşmuştur. Kömür, karbon, hidrojen, oksijen

Detaylı

KÜRESEL ISINMA ve ENERJİ POLİTİKALARI. Özgür Gürbüz Yeşiller Enerji Çalışma Grubu 8 Ekim 2006 - İstanbul

KÜRESEL ISINMA ve ENERJİ POLİTİKALARI. Özgür Gürbüz Yeşiller Enerji Çalışma Grubu 8 Ekim 2006 - İstanbul KÜRESEL ISINMA ve ENERJİ POLİTİKALARI Özgür Gürbüz Yeşiller Enerji Çalışma Grubu 8 Ekim 2006 - İstanbul Sera gazları ve kaynakları Kyoto Protokolü tarafından belirtilen 6 sera gazı: Karbon dioksit (CO

Detaylı

İstanbul Bilgi Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği. Çevreye Duyarlı Sürdürülebilir ve Yenilenebilir Enerji Üretimi ve Kullanımı

İstanbul Bilgi Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği. Çevreye Duyarlı Sürdürülebilir ve Yenilenebilir Enerji Üretimi ve Kullanımı İstanbul Bilgi Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Çevreye Duyarlı Sürdürülebilir ve Yenilenebilir Enerji Üretimi ve Kullanımı Günlük Hayatımızda Enerji Tüketimi Fosil Yakıtlar Kömür Petrol Doğalgaz

Detaylı

GÖNEN BİYOGAZ TESİSİ

GÖNEN BİYOGAZ TESİSİ GÖNEN BİYOGAZ TESİSİ Ülkemizde, gıda ve elektrik enerjisi ihtiyacı, ekonomik gelişme ve nüfus artışı gibi nedenlerden dolayı hızla artmaktadır. Gıda miktarlarında, artan talebin karşılanamaması sonucunda

Detaylı

Dünyada Enerji Görünümü

Dünyada Enerji Görünümü 09 Nisan 2014 Çarşamba Dünyada Enerji Görünümü Dünyada, artan gelir ve nüfus artışına paralel olarak birincil enerji talebindeki yükseliş hız kazanmaktadır. Nüfus artışının özellikle OECD Dışı ülkelerden

Detaylı

Yalova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü. Enerjinin Önemi? Enerji Sistemleri Mühendisi Kimdir?

Yalova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü. Enerjinin Önemi? Enerji Sistemleri Mühendisi Kimdir? Yalova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Enerjinin Önemi? Enerji, ekonomik ve sosyal kalkınmanın temel unsurlarından biri olması yanısıra, yaşamın sürdürülebilmesi

Detaylı

Yenilebilir Enerji Kaynağı Olarak Rüzgar Enerjisi

Yenilebilir Enerji Kaynağı Olarak Rüzgar Enerjisi Yenilebilir Enerji Kaynağı Olarak Rüzgar Enerjisi İbrahim M. Yağlı* Enerji üretiminde Rüzgar Enerjisinin Üstünlükleri Rüzgar enerjisinin, diğer enerji üretim alanlarına göre, önemli üstünlükleri bulunmaktadır:

Detaylı

Hidroelektrik Enerji. Enerji Kaynakları

Hidroelektrik Enerji. Enerji Kaynakları Hidroelektrik Enerji Enerji Kaynakları Türkiye de kişi başına yıllık elektrik tüketimi 3.060 kwh düzeylerinde olup, bu miktar kalkınmış ve kalkınmakta olan ülkeler ortalamasının çok altındadır. Ülkemizin

Detaylı

Yakın n Gelecekte Enerji

Yakın n Gelecekte Enerji Yakın n Gelecekte Enerji Doç.Dr.Mustafa TIRIS Enerji Enstitüsü Müdürü Akademik Forum 15 Ocak 2005 Kalyon Otel, İstanbul 1 Doç.Dr.Mustafa TIRIS 1965 Yılı nda İzmir de doğdu. 1987 Yılı nda İTÜ den Petrol

Detaylı

BİYOKÜTLE SİSTEMLERİ VE TÜRKİYE KAZAN SEKTÖRÜ

BİYOKÜTLE SİSTEMLERİ VE TÜRKİYE KAZAN SEKTÖRÜ BİYOKÜTLE SİSTEMLERİ VE TÜRKİYE KAZAN SEKTÖRÜ KBSB Kazan ve Basınçlı Kap Sanayicileri Birliği - 2014 Ahmet Cevat Akkaya www.kbsb.org.tr Milyar Kaçınılmaz Son? Misyon? Tek gerçek kaynak - Dünya Dünya popülasyon

Detaylı

21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER

21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER 21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER KÜRESEL EKONOMİYİ ROTASINDAN ÇIKARABİLECEK 10 BÜYÜK TEHLİKE DÜNYA EKONOMİSİ VE ABD EKONOMİSİNDE OLASI MAKRO DENGESİZLİKLER (BÜTÇE VE CARİ İ LEMLER AÇIĞI) (TWIN TOWERS) İSTİKRARSIZ

Detaylı

ENERJİ. KÜTAHYA www.zafer.org.tr

ENERJİ. KÜTAHYA www.zafer.org.tr ENERJİ 2011 yılı sonu itibarıyla dünyadaki toplam enerji kaynak tüketimi 12.274,6 milyon ton eşdeğeri olarak gerçekleşmiştir. 2011 yılı itibarıyla dünyada enerji tüketiminde en yüksek pay %33,1 ile petrol,

Detaylı

Sera Gazlarının İzlenmesi ve Emisyon Ticareti. Politika ve Strateji Geliştirme. Ozon Tabakasının Korunması. İklim Değişikliği Uyum

Sera Gazlarının İzlenmesi ve Emisyon Ticareti. Politika ve Strateji Geliştirme. Ozon Tabakasının Korunması. İklim Değişikliği Uyum Politika ve Strateji Geliştirme Sera Gazlarının İzlenmesi ve Emisyon Ticareti Ozon Tabakasının Korunması İklim Değişikliği Uyum 1 Birleşmiş Milletler İklim değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve ilgili uluslararası

Detaylı

TÜRKİYE ELEKTRİK SİSTEMİ (ENTERKONNEKTE SİSTEM)

TÜRKİYE ELEKTRİK SİSTEMİ (ENTERKONNEKTE SİSTEM) TÜRKİYE ELEKTRİK SİSTEMİ (ENTERKONNEKTE SİSTEM) 8. İLETİM TESİS VE İŞLETME GRUP MÜDÜRLÜĞÜ (İŞLETME VE BAKIM MÜDÜRLÜĞÜ) HAZIRLAYAN TEMMUZ 2008 Ankara 1 Gönderen: Recep BAKIR recepbakir38@mynet.com ENTERKONNEKTE

Detaylı

Enervis H o ş g e l d i n i z Ekim 2015

Enervis H o ş g e l d i n i z Ekim 2015 Enervis H o ş g e l d i n i z Ekim 2015 Dünya Enerji Genel Görünümü Genel Görünüm Dünya Birincil Enerji Tüketimi 2013-2035 2013 2035F Doğalgaz %24 Nükleer %4 %7 Hidro %2 Yenilenebilir Petrol %33 Kömür

Detaylı

KÜRESELLEŞEN DÜNYA GERÇEKLERİ TÜRKİYE NİN ENERJİ GÖRÜNÜMÜ VE TEMİZ TEKNOLOJİLER

KÜRESELLEŞEN DÜNYA GERÇEKLERİ TÜRKİYE NİN ENERJİ GÖRÜNÜMÜ VE TEMİZ TEKNOLOJİLER KÜRESELLEŞEN DÜNYA GERÇEKLERİ TÜRKİYE NİN ENERJİ GÖRÜNÜMÜ VE TEMİZ TEKNOLOJİLER Prof.Dr. Hasancan OKUTAN İTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü okutan@itu.edu.tr 18 Haziran 2014 İTÜDER SOMA dan Sonra: Türkiye de

Detaylı

GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER

GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER 30 10 2013 topraksuenerji-ulusal güvenlik denince çoğu zaman zihnimizde sınırda nöbet tutan askerler, fırlatılmaya hazır füzeler, savaş uçakları

Detaylı

ENERJİ KAYNAKLARI ve TÜRKİYE DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI

ENERJİ KAYNAKLARI ve TÜRKİYE DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI ENERJİ KAYNAKLARI ve TÜRKİYE DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI ENERJİ KAYNAKLARI ve TÜRKİYE Türkiye önümüzdeki yıllarda artan oranda enerji ihtiyacı daha da hissedecektir. Çünkü,ekonomik kriz dönemleri

Detaylı

BİTKİSEL YAĞ SEKTÖRÜNDE İTHALATA BAĞIMLILIK SÜRÜYOR

BİTKİSEL YAĞ SEKTÖRÜNDE İTHALATA BAĞIMLILIK SÜRÜYOR BİTKİSEL YAĞ SEKTÖRÜNDE İTHALATA BAĞIMLILIK SÜRÜYOR Gözde SEVİLMİŞ Giderek artan nüfusa paralel olarak gıda maddeleri tüketimi ve dolayısıyla bitkisel yağ tüketimi artmaktadır. Diğer yandan artan gıda

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

AB ve Türkiye Sivil Toplum Diyaloğu - IV Tüketicinin ve Sağlığın Korunması Hibe Programı

AB ve Türkiye Sivil Toplum Diyaloğu - IV Tüketicinin ve Sağlığın Korunması Hibe Programı AB ve Türkiye Diyaloğu - IV Tüketicinin ve Sağlığın Korunması Avrupa Birliği Bakanlığı, Katılım Öncesi AB Mali Yardımı kapsamında finanse edilen diyalog sürecini desteklemeye devam etmektedir. Diyaloğu-IV

Detaylı

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002.

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI NIN GELİR DAĞILIMINDA ADALETSİZLİK VE YOKSULLUK SORUNUNA YAKLAŞIMI (SEKİZİNCİ

Detaylı

TEMİZ ENERJİ TEKNOLOJİLERİ KURSU. Harran Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makina Mühendisliği Bölümü Osmanbey Kampüsü, Şanlıurfa

TEMİZ ENERJİ TEKNOLOJİLERİ KURSU. Harran Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makina Mühendisliği Bölümü Osmanbey Kampüsü, Şanlıurfa TEMİZ ENERJİ TEKNOLOJİLERİ KURSU Prof. Dr. Hüsamettin BULUT Harran Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makina Mühendisliği Bölümü Osmanbey Kampüsü, Şanlıurfa KISA ÖZGEÇMİŞ Doç. Dr. Hüsamettin BULUT EĞİTİM

Detaylı

TÜRKİYE NİN RÜZGAR ENERJİSİ POLİTİKASI ZEYNEP GÜNAYDIN ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI ENERJİ İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

TÜRKİYE NİN RÜZGAR ENERJİSİ POLİTİKASI ZEYNEP GÜNAYDIN ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI ENERJİ İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TÜRKİYE NİN RÜZGAR ENERJİSİ POLİTİKASI ZEYNEP GÜNAYDIN ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI ENERJİ İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ GİRİŞ POTANSİYEL MEVZUAT VE DESTEK MEKANİZMALARI MEVCUT DURUM SONUÇ Türkiye Enerji

Detaylı

RÜZGAR ENERJĐSĐ. Erdinç TEZCAN FNSS

RÜZGAR ENERJĐSĐ. Erdinç TEZCAN FNSS RÜZGAR ENERJĐSĐ Erdinç TEZCAN FNSS Günümüzün ve geleceğimizin ekmek kadar su kadar önemli bir gereği; enerji. Son yıllarda artan dünya nüfusu, modern hayatın getirdiği yenilikler, teknolojinin gelişimi

Detaylı

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye Fırsatlar Ülkesi Türkiye Yatırımcılar için Güvenli bir Liman Tarım ve Gıda Sektöründe Uluslararası Yatırımlar Dr Mehmet AKTAŞ Yaşar Holding A.Ş. 11-12 Şubat 2009, İstanbul sunuş planı... I. Küresel gerçekler,

Detaylı

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu DÜNYA EKONOMİSİ Teknoloji, nüfus ve fikir hareketlerini içeren itici güce birinci derecede itici güç denir. Global işbirliği ağıgünümüzde küreselleşmişyeni ekonomik yapının belirleyicisidir. ASEAN ekonomik

Detaylı

Beyin Gücünden Beyin Göçüne...

Beyin Gücünden Beyin Göçüne... On5yirmi5.com Beyin Gücünden Beyin Göçüne... Beyin göçü, yıllardır pek çok ülkenin kan kaybı... Peki gençler neden ülkelerini tekederler? Hangi sebepler ülkelerin beyin gücünü kaybetmesine sebep olur?

Detaylı

TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007

TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007 TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007 1 Adana Gelecek Stratejisi Konferansı Çalışmanın amacı: Adana ilinin ekonomik, ticari ve sosyal gelişmelerinde

Detaylı

YAŞAR ÜNİVERSİTESİ Mühendislik Fakültesi

YAŞAR ÜNİVERSİTESİ Mühendislik Fakültesi YAŞAR ÜNİVERSİTESİ Mühendislik Fakültesi ENERJİ SİSTEMLERİ MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ (http://esm.yasar.edu.tr) Sunum Planı Neden Yaşar Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü`nde Okumalıyım? Bölüm

Detaylı

GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013

GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013 GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013 SUNUM AKIŞI Bölge Planı Hazırlık Süreci Paydaş Analizi Atölye Çalışmalarının Gerçekleştirilmesi Mevcut Durum Analizi Yerleşim Yapısı ve Yerleşmeler Arası İlişki Analizi

Detaylı

AR& GE BÜLTEN. Enerjide Yeni Ufuklara

AR& GE BÜLTEN. Enerjide Yeni Ufuklara Enerjide Yeni Ufuklara Nurel KILIÇ Enerji yol haritalarının oluşturulduğu dünyada, yapısal değişim gözleniyor. Ülkemizi coğrafi/stratejik konumu gereği çok yakından etkileyen bu süreçte ülkemiz için çizilen

Detaylı

Temel Ekonomik Göstergeler. İzmir

Temel Ekonomik Göstergeler. İzmir Temel Ekonomik Göstergeler İzmir 2015 İzmir... İzmir çok yönlü üretim olanakları, zengin doğal kaynakları ve nitelikli yaşam kalitesini bir arada sunabilmesiyle hem Türkiye hem de dünya ölçeğinde öne çıkan

Detaylı

Yeni Büyükşehir Yasası ve Arazi Yönetimi

Yeni Büyükşehir Yasası ve Arazi Yönetimi Karadeniz Teknik Üniversitesi, Trabzon, 12-13 Mayıs 2014, IV. Arazi Yönetimi Çalıştayı Yeni (6360) Büyükşehir Yasası ve Arazi Yönetimi Karadeniz Teknik Üniversitesi, Trabzon, 12-13 Mayıs 2014 6360 sayılı

Detaylı

T.C. Ekonomi Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü Ankara 08.01.2013

T.C. Ekonomi Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü Ankara 08.01.2013 T.C. Ekonomi Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü Ankara 08.01.2013 Konu : 390319000000 GTİP no lu GPPS ve HIPS ithalatına % 3 oranında gümrük vergisi uygulanmasının kaldırılma talebi Sayın Bakanlığınızın,

Detaylı

inşaat SEKTÖRÜ 2015 YILI ÖNGÖRÜLERİ

inşaat SEKTÖRÜ 2015 YILI ÖNGÖRÜLERİ 2014 EKİM SEKTÖREL inşaat SEKTÖRÜ 2015 YILI ÖNGÖRÜLERİ Nurel KILIÇ OECD verilerine göre, 2017 yılında Türkiye, Çin ve Hindistan dan sonra en yüksek büyüme oranına sahip üçüncü ülke olacaktır. Sabit fiyatlarla

Detaylı

CAM SANAYİİ. Hazırlayan Birsen YILMAZ 2006. T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi

CAM SANAYİİ. Hazırlayan Birsen YILMAZ 2006. T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi CAM SANAYİİ Hazırlayan Birsen YILMAZ 2006 T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi TÜRKİYE'DE ÜRETİM Cam sanayii, inşaat, otomotiv, meşrubat, gıda, beyaz eşya, mobilya,

Detaylı

Sağlık Sektörünün Olmazsa Olmazı: Tıbbi Malzeme Alt Sektörü

Sağlık Sektörünün Olmazsa Olmazı: Tıbbi Malzeme Alt Sektörü Sağlık Sektörünün Olmazsa Olmazı: Tıbbi Malzeme Alt Sektörü Tıp sürekli ilerliyor sözündeki aslan payı bize göre; Tıbbi Malzeme Alt Sektörüne ait. Nitekim; tıbbi malzemeden yoksun sağlık sektörünün eli

Detaylı

Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü TÜRKİYE DE YAYGIN EĞİTİM

Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü TÜRKİYE DE YAYGIN EĞİTİM Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü TÜRKİYE DE YAYGIN EĞİTİM HAZIRLAYANLAR: Md. Yrd. Şinasi BAYRAKTAR Baş Öğretmen Dr. Ayşegül GÜLTEKİN TOROSLU Uzman Öğretmen Menevşe SARAÇOĞLU Öğretmen Sevgi SÜREK 15 Kasım

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇEVRECİ ŞEHİRLERE DOĞRU Kadir DEMİRBOLAT İklim Değişikliği Dairesi Başkanı 7 Temmuz 2012, Gaziantep Çevreci Şehircilik; Yaşam kalitesi yüksek, Çevreye duyarlı, Tarihi ve kültürel

Detaylı

Dünya Enerji Görünümü 2012. Dr. Fatih BİROL Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Ankara, 25 Aralık 2012

Dünya Enerji Görünümü 2012. Dr. Fatih BİROL Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Ankara, 25 Aralık 2012 Dünya Enerji Görünümü 2012 Dr. Fatih BİROL Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Ankara, 25 Aralık 2012 Genel Durum Küresel enerji sisteminin temelleri değişiyor Bazı ülkelerde petrol ve doğalgaz üretimi

Detaylı

2012 SEKTÖR RAPORU TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

2012 SEKTÖR RAPORU TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DÜNYADA ELEKTRİK ENERJİSİ SEKTÖRÜNÜN GÖRÜNÜMÜ Bilindiği üzere, elektrik enerjisi tüketimi gelişmişliğin göstergesidir. Bir ülkedeki kişi başına düşen

Detaylı

AÇLIĞIN ÖNLENMESĠ ve GIDA GÜVENCESĠNĠN SAĞLANMASI

AÇLIĞIN ÖNLENMESĠ ve GIDA GÜVENCESĠNĠN SAĞLANMASI AÇLIĞIN ÖNLENMESĠ ve GIDA GÜVENCESĠNĠN SAĞLANMASI Yrd. Doç. Dr. Mustafa ERBAġ Sultan ARSLAN A. Nur DURAK Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü erbas@akdeniz.edu.tr Sunum Planı

Detaylı

Türkiye de Yenilenebilir Enerji Piyasası. Dünya Bankası Shinya Nishimura 28 Haziran 2012

Türkiye de Yenilenebilir Enerji Piyasası. Dünya Bankası Shinya Nishimura 28 Haziran 2012 Türkiye de Yenilenebilir Enerji Piyasası Dünya Bankası Shinya Nishimura 28 Haziran 2012 Yenilenebilir Enerji Türkiye için Neden Enerji Arz Güvenliği Önemli? Enerji ithalat oranı %70 in üzerinde (tüm ithalatın

Detaylı

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4.

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. Ülkelerin Büyüme Oranı 5. Ülkelerin Kişi Başına Gayri Safi Yurtiçi

Detaylı

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi toplumunda, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yarattığı hız ve etkileşim ağı içinde, rekabet ve kalite anlayışının değiştiği bir kültür

Detaylı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı MECLİS TOPLANTISI Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı 23 Aralık 2013 DÜNYA EKONOMİSİNDE 2013 ÜN EN LERİ 1. FED Başkanı Bernanke nin piyasaları dalgalandıran açıklamaları 2. Gelişmekte olan ülke risklerinin

Detaylı

Azerbaycan Enerji Görünümü GÖRÜNÜMÜ. Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi. www.hazar.org

Azerbaycan Enerji Görünümü GÖRÜNÜMÜ. Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi. www.hazar.org Azerbaycan Enerji GÖRÜNÜMÜ Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi EKİM 214 www.hazar.org 1 HASEN Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi, Geniş Hazar Bölgesi ne yönelik enerji,

Detaylı

2013 SEKTÖR RAPORU TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

2013 SEKTÖR RAPORU TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DÜNYADA ELEKTRİK ENERJİSİ SEKTÖRÜNÜN GÖRÜNÜMÜ Bilindiği üzere, elektrik enerjisi tüketimi gelişmişliğin göstergesidir. Bir ülkedeki kişi başına düşen

Detaylı

Rüzgar ın Tarihçesi. 1970 lerde Rüzgar enerjisi sektörü ivme kazandı Petrol krizi. Yelkenli gemiler kullanılmaya başlandı.

Rüzgar ın Tarihçesi. 1970 lerde Rüzgar enerjisi sektörü ivme kazandı Petrol krizi. Yelkenli gemiler kullanılmaya başlandı. Rüzgar ın Tarihçesi Yelkenli gemiler kullanılmaya başlandı. İngiliz J. Semeaton rüzgar hızı ve enerji arasında bir bağlantı kurdu. Danimarka'da 10.000 kadar yel değirmeni kuruldu. Amerika'da su pompalamak

Detaylı

OECD TARIMSAL POLİTİKALAR VE PİYASALAR ÇALIŞMA GRUBU 31.07.2013

OECD TARIMSAL POLİTİKALAR VE PİYASALAR ÇALIŞMA GRUBU 31.07.2013 OECD TARIMSAL POLİTİKALAR VE PİYASALAR ÇALIŞMA GRUBU 31.07.2013 İÇERİK OECD Hakkında Genel Bilgi OECD Çalışma Şekli OECD Teşkilat Yapısı OECD Ticaret ve Tarım Direktörlüğü OECD ve Tarım 2 OECD HAKKINDA

Detaylı

KÜRESELLEŞEN DÜNYA GERÇEKLERİ TÜRKİYE NİN ENERJİ GÖRÜNÜMÜ VE TEMİZ TEKNOLOJİLER

KÜRESELLEŞEN DÜNYA GERÇEKLERİ TÜRKİYE NİN ENERJİ GÖRÜNÜMÜ VE TEMİZ TEKNOLOJİLER KÜRESELLEŞEN DÜNYA GERÇEKLERİ TÜRKİYE NİN ENERJİ GÖRÜNÜMÜ VE TEMİZ TEKNOLOJİLER Prof.Dr. Hasancan OKUTAN İTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü okutan@itu.edu.tr 24 Ekim 2014 29. Mühendislik Dekanları Konseyi Toplantısı

Detaylı

Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Üyesi

Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Üyesi Türkiye Elektrik Piyasası Emrah Besci Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Üyesi http://emrah.besci.gen.tr Emrah@Besci.gen.tr Elektriğe ulaşamayan 1,267

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI DENİZLİ ŞUBESİ BÜLTENİ YIL : 1 SAYI : 3 EYLÜL

TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI DENİZLİ ŞUBESİ BÜLTENİ YIL : 1 SAYI : 3 EYLÜL TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI DENİZLİ ŞUBESİ BÜLTENİ YIL : 1 SAYI : 3 EYLÜL 2010 Y E K S M E M VI.Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu Şubemiz tarafından düzenlenecektir. 2011 YEKSEM Odamız,

Detaylı

BELEDİYE VERİLERİNE AİT İSTATİSTİKLERİN EŞLEŞTİRİLMESİ (MAPPING) ÇALIŞMASI. Doç. Dr. H. Hakan Yılmaz 21.12.2012 Ankara

BELEDİYE VERİLERİNE AİT İSTATİSTİKLERİN EŞLEŞTİRİLMESİ (MAPPING) ÇALIŞMASI. Doç. Dr. H. Hakan Yılmaz 21.12.2012 Ankara BELEDİYE VERİLERİNE AİT İSTATİSTİKLERİN EŞLEŞTİRİLMESİ (MAPPING) ÇALIŞMASI Doç. Dr. H. Hakan Yılmaz 21.12.2012 Ankara Sunum Planı Çalışmanın Amaçları Belediye İstatistiklerinin Eşleştirilmesi Belediyeler

Detaylı

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II ÇALIŞMA EKONOMİSİ II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ.

Detaylı

BELEDİYELERCE BİLGİ SAĞLANACAK İDEP EYLEMLERİ

BELEDİYELERCE BİLGİ SAĞLANACAK İDEP EYLEMLERİ Arazi Kullanımı ve Ormancılık 3. ORMAN, MERA, TARIM VE YERLEŞİM GİBİ ARAZİ KULLANIMLARI VE DEĞİŞİMLERİNİN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİ OLUMSUZ YÖNDE ETKİLEMESİNİ SINIRLANDIRMAK 5. 2012 yılında yerleşim alanlarında

Detaylı

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 İNCE GÜÇ VE KAMU DİPLOMASİSİ ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI TÜRKİYE NİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ PROGRAMLARI

Detaylı

EKONOMİK GELİŞMELER Şubat - 2010

EKONOMİK GELİŞMELER Şubat - 2010 EKONOMİK GELİŞMELER Şubat - 2010 AR-GE MÜDÜRLÜĞÜ TÜRKİYE ESNAF VE SANATKARLARI KONFEDERASYONU EKONOMİK RAPOR - ŞUBAT 2010 İÇİNDEKİLER... 1 GAYRİ SAFİ YURTİÇİ HASILA (GSYH)...2 İSTİHDAM - İŞSİZLİK VE İŞGÜCÜ

Detaylı

Bu dönemde birincil enerji tüketiminin yıllık ortalama yüzde 5,7, elektrik tüketiminin ise yüzde 6,7 oranında büyüdüğü tespit edilmiştir.

Bu dönemde birincil enerji tüketiminin yıllık ortalama yüzde 5,7, elektrik tüketiminin ise yüzde 6,7 oranında büyüdüğü tespit edilmiştir. Avrupa Birliği Sürecinde Enerji Sektörünün Konumu ve Enerji Yol Haritaları AB ye tam üyelik sürecinde Türkiye, ekonomik ve sosyal hayatın bütün alanlarında olduğu gibi, enerji konusunda da Avrupa Birliği

Detaylı

Türkiye Elektrik Piyasası

Türkiye Elektrik Piyasası Türkiye Elektrik Piyasası Emrah Besci Elektrik - Elektronik Mühendisi (EE 04) Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Üyesi http://emrah.besci.gen.tr Emrah@Besci.gen.tr Elektriğe ulaşamayan 1,267 milyar

Detaylı

2011'de enerji güvenliği meselesine nasıl bakalım?

2011'de enerji güvenliği meselesine nasıl bakalım? tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı 2011'de enerji güvenliği meselesine nasıl bakalım? 13. Enerji Arenası İstanbul, 8 Eylül 2011 Sayfa 2 Kısaca TEPAV Üç temel disiplinde araştırma kapasitesi

Detaylı

AYDIN TİCARET BORSASI

AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN COMMODITY EXCHANGE ŞUBAT 2015 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ Ata Mahallesi Denizli Bulv. No:18 09010 AYDIN Tel: +90 256 211 50 00 +90 256 211 61 45 Faks:+90 256 211

Detaylı

TÜRKİYE RÜZGAR ENERJİSİ POTANSİYELİ. Mustafa ÇALIŞKAN EİE - Yenilenebilir Enerji Kaynakları Şubesi Müdür Vekili

TÜRKİYE RÜZGAR ENERJİSİ POTANSİYELİ. Mustafa ÇALIŞKAN EİE - Yenilenebilir Enerji Kaynakları Şubesi Müdür Vekili TÜRKİYE RÜZGAR ENERJİSİ POTANSİYELİ Mustafa ÇALIŞKAN EİE - Yenilenebilir Enerji Kaynakları Şubesi Müdür Vekili Dünya nüfusunun, kentleşmenin ve sosyal hayattaki refah düzeyinin hızla artması, Sanayileşmenin

Detaylı

Sosyal Politikayı Yeniden Düşünmek! NEDEN?

Sosyal Politikayı Yeniden Düşünmek! NEDEN? Sosyal Politikayı Yeniden Düşünmek! NEDEN? -Nereden?- Sosyal Sorunlar? İşsizlik, yoksulluk, ayırımcılık. Sosyal sınıflar, tabakalar, gruplar? İşsiz, yaşlı, çocuk, engelli. Yasalar, kurumlar, araçlar? -Anayasa,

Detaylı

qwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqw ertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwer tyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwerty

qwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqw ertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwer tyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwerty qwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqw 1 ertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwer tyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwerty Petrolden Başka Enerjı Kaynakları Var mıdır? uiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyui

Detaylı

GENEL EKONOMİK DEĞERLENDİRME

GENEL EKONOMİK DEĞERLENDİRME İZSİAD/ GENEL EKONOMİK DEĞERLENDİRME Ender YORGANCILAR EBSO Yönetim Kurulu Başkanı TOBB Yönetim Kurulu Üyesi İMALAT SANAYİSİ ÜRETİMİ EN BÜYÜK İLK 15 ÜLKE Türkiye nin %9,2 gibi çok yüksek bir oranda büyüdüğü

Detaylı

Mustafa BARAN Ankara Sanayi Odası Genel Sekreter Yardımcısı

Mustafa BARAN Ankara Sanayi Odası Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa BARAN Ankara Sanayi Odası Genel Sekreter Yardımcısı Enerji verimliliği / Sanayide enerji verimliliği Türkiye de enerji yoğunluğu Enerji tüketim verileri Türkiye de enerji verimliliği projeleri

Detaylı

SERA GAZI SALIMLARININ DEĞERLEND

SERA GAZI SALIMLARININ DEĞERLEND KAPANIŞ KONFERANSI 2006 ENVANTERİ IŞIĞINDAINDA 1990-2004 DÖNEMD NEMİNDE NDE TÜRKT RKİYE NİN SERA GAZI SALIMLARININ DEĞERLEND ERLENDİRMESİ 9 Ocak 2008, Ankara Bilgi Kaynakları Sıra No. Belge Adı/Numara

Detaylı

2014 İKİNCİ ÇEYREK ELEKTRİK SEKTÖRÜ. Tüketim artışı aheste, kapasite fazlası sürüyor. Yael Taranto tarantoy@tskb.com.tr

2014 İKİNCİ ÇEYREK ELEKTRİK SEKTÖRÜ. Tüketim artışı aheste, kapasite fazlası sürüyor. Yael Taranto tarantoy@tskb.com.tr Tüketim artışı aheste, kapasite fazlası sürüyor Yılın ilk yarısında elektrik tüketimi 2013 yılının aynı dönemine kıyasla %3,6 artış gösterdi. Yıllık tüketim artış hızı ilk çeyrekte %3 olarak gerçekleşirken,

Detaylı

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL 24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü «UNCTAD» ın Uluslararası Doğrudan Yatırımlara ilişkin olarak hazırladığı Dünya Yatırım

Detaylı

Taxim Hill Hotel İstanbul 20 Ocak 2012

Taxim Hill Hotel İstanbul 20 Ocak 2012 GENSED Güneşin Güçbirliği Prof. Dr. Engin TÜRE GENSED Yönetim Kurulu Başkanı Taxim Hill Hotel İstanbul 20 Ocak 2012 Kuruluş Tarihi 01 Ekim 2009 Kuruluş Tarihi 01 Ekim 2009 Kuruluş Amacı Türkiye de güneş

Detaylı

kalkınma gücü Gülara Tırpançeker YASAD Başkanı Yazılım Sektörü 22.03.2010 Sayfa 1

kalkınma gücü Gülara Tırpançeker YASAD Başkanı Yazılım Sektörü 22.03.2010 Sayfa 1 Yazılım: Ekonominin yeni kalkınma gücü Gülara Tırpançeker YASAD Başkanı Sayfa 1 22.03.2010 Yazılım Sektörü Yazılım Sektörünün Önemi İstihdam yaratır. Diğer sektörlere verimlilik ve katma değer sağlar.

Detaylı

Türkiye nin Enerji Geleceği İklim bileşenini arıyoruz

Türkiye nin Enerji Geleceği İklim bileşenini arıyoruz EWEA-TWEA Policy Workshop Türkiye nin Enerji Geleceği İklim bileşenini arıyoruz Mustafa Özgür Berke, WWF-Türkiye 27.03.2013, Ankara 27-Mar-13 / 1 Photo: Michel Roggo / WWF-Canon KISACA WWF +100 5 kıtada,

Detaylı

5.1. Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri [2011/101]

5.1. Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri [2011/101] 5.1. Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri [2011/101] KARAR ADI NO E 2011/101 Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri ĠLGĠLĠ DĠĞER KARARLA R T...... 2005/201 Ulusal Bilim ve Teknoloji Sisteminin

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BAYINDIR SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BAYINDIR SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BAYINDIR SONUÇ RAPORU Tarih: 4 Ocak 2011 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 65 Katılımcı listesindeki Sayı: 62 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 Dağıtılan Belgeler:

Detaylı

YELİ VE MEVCUT YATIRIMLAR

YELİ VE MEVCUT YATIRIMLAR TÜRKİYE RÜZGAR R ENERJİSİ POTANSİYEL YELİ VE MEVCUT YATIRIMLAR RÜZGAR ENERJİSİ VE SANTRALLERİ SEMİNERİ Rahmi Koç Müzesi Konferans Salonu - İstanbul (27 MAYIS 2011) MUSTAFA ÇALIŞKAN Makine Yüksek Mühendisi

Detaylı

TÜRK TESİSAT MÜHENDİSLERİ DERNEĞİ (TTMD) Türkiye deki Enerji Durumu, Önemi ve TTMD Görüşleri

TÜRK TESİSAT MÜHENDİSLERİ DERNEĞİ (TTMD) Türkiye deki Enerji Durumu, Önemi ve TTMD Görüşleri TÜRK TESİSAT MÜHENDİSLERİ DERNEĞİ (TTMD) Türkiye deki Enerji Durumu, Önemi ve TTMD Görüşleri 1 TARİHTE BU PROBLEM NASIL ÇÖZÜLMÜŞ Bilinen insanlık tarihi boyunca, doğal malzemeler kullanılarak yapılan yapılarda;

Detaylı

Sürdürülebilir kent yönetimi, Yeşil İstihdam, Teknoloji yenileme, Emisyon kontrolü, İklim dostu teknoloji üretimi, Temiz ürün tasarımı ve Düşük

Sürdürülebilir kent yönetimi, Yeşil İstihdam, Teknoloji yenileme, Emisyon kontrolü, İklim dostu teknoloji üretimi, Temiz ürün tasarımı ve Düşük Sürdürülebilir kent yönetimi, Yeşil İstihdam, Teknoloji yenileme, Emisyon kontrolü, İklim dostu teknoloji üretimi, Temiz ürün tasarımı ve Düşük karbonlu ekonomi Kurumsal ve teknik kapasitenin geliştirilerek,

Detaylı

SERBEST BÖLGELER, YURTDIŞI YATIRIM VE HİZMETLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

SERBEST BÖLGELER, YURTDIŞI YATIRIM VE HİZMETLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI SERBEST BÖLGELER, YURTDIŞI YATIRIM VE HİZMETLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Mehmet ÇETİK Dış Ticaret Uzmanı 17 Serbest Bölgeler, İthalat Yurtdışı Genel Yatırım Müdürlüğü ve Hizmetler Genel Müdürlüğü

Detaylı

TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ENERJİ VE ÇEVRE POLİTİKALARI AÇISINDAN RESLER VE KORUNAN ALANLAR. Osman İYİMAYA Genel Müdür

TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ENERJİ VE ÇEVRE POLİTİKALARI AÇISINDAN RESLER VE KORUNAN ALANLAR. Osman İYİMAYA Genel Müdür TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ENERJİ VE ÇEVRE POLİTİKALARI AÇISINDAN RESLER VE KORUNAN ALANLAR Osman İYİMAYA Genel Müdür Enerji hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olarak başta sanayi, teknoloji,

Detaylı

İZMİR KEMALPAŞA ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ GÜNEŞ SANTRALİ UYGULAMASI

İZMİR KEMALPAŞA ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ GÜNEŞ SANTRALİ UYGULAMASI İZMİR KEMALPAŞA ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ GÜNEŞ SANTRALİ UYGULAMASI Mustafa Orçun ÖZTÜRK mustafaozturk@kosbi.org.tr ÖZET Günümüzde fosil yakıtlarının sonunun gelecek olması maliyetlerinin fazla olması ve

Detaylı

SN. YETKİLİ DİKKATİNE 25.08.2015 KONU: 2016 YILI YAPI-İNŞAAT VE ELEKTRİK FUARLARI SİRKÜ BİLGİLENDİRMESİ

SN. YETKİLİ DİKKATİNE 25.08.2015 KONU: 2016 YILI YAPI-İNŞAAT VE ELEKTRİK FUARLARI SİRKÜ BİLGİLENDİRMESİ SN. YETKİLİ DİKKATİNE 25.08.2015 KONU: 2016 YILI YAPI-İNŞAAT VE ELEKTRİK FUARLARI SİRKÜ BİLGİLENDİRMESİ Türkiye milli katılım organizasyonunun, T.C. Ekonomi Bakanlığı'na izin başvurusu yapılmış olup, Türkel

Detaylı

Türkiye nin Tarımsal Ürün İthalatı-İhracatı ve Hedefleri

Türkiye nin Tarımsal Ürün İthalatı-İhracatı ve Hedefleri Türkiye nin Tarımsal Ürün İthalatı-İhracatı ve Hedefleri Bir zamanlar tarımsal üretimde kendi kendine yeten yedi ülkeden biri olan Türkiye Cumhuriyeti 1980 li yıllardan sonra uygulanan yanlış tarım politikaları

Detaylı

Türkiye de Rüzgar Enerjisi. www.euas.gov.tr 1

Türkiye de Rüzgar Enerjisi. www.euas.gov.tr 1 Türkiye de Rüzgar Enerjisi www.euas.gov.tr 1 Enerjinin Önemi Günümüz dünyasında bir ülkenin sürdürülebilir kalkınma hamlelerini gerçekleştirmesi, toplumsal refahı yükseltmesi ve global ölçekte rekabet

Detaylı

TÜRKİYE'DE YENİLENEBİLİR ENERJİ

TÜRKİYE'DE YENİLENEBİLİR ENERJİ TÜRKİYE'DE YENİLENEBİLİR ENERJİ Enerji İşleri Genel Müdürlüğü 18 Haziran 2009, Ankara YEK Potensiyeli Yenilenebilir Enerji Üretimi Yenilenebilir Kurulu Güç Kapasitesi YEK Hedefleri YEK Mevzuatı YEK Teşvik

Detaylı

ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030

ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030 VİZYON BELGESİ(TASLAK) ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030 (03-05 Aralık 2015, İstanbul) BÖLÜM 1 Nükleer Güç Programı (NGP) Geliştirilmesinde Önemli Ulusal Politika Adımları Temel

Detaylı

Gayri Safi Katma Değer

Gayri Safi Katma Değer Artıyor Ekonomik birimlerin belli bir dönemde bir bölgedeki ekonomik faaliyetleri sonucunda ürettikleri mal ve hizmetlerin (çıktı) değerinden, bu üretimde bulunabilmek için kullandıkları mal ve hizmetler

Detaylı

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu)

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu) ZİRAAT BANKASI 2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI (40 Test Sorusu) 1 ) Aşağıdakilerden hangisi bir kredi derecelendirme kuruluşudur? A ) FED B ) IMF C ) World Bank D ) Moody's E ) Bank

Detaylı

RUSYA FEDERASYONU ÜLKE RAPORU 14.04.2015

RUSYA FEDERASYONU ÜLKE RAPORU 14.04.2015 RUSYA FEDERASYONU ÜLKE RAPORU 14.04.2015 RUSYA FEDERASYONU ÜLKE RAPORU 14.04.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Rusya Federasyonu na ihracat yapan 623 firma

Detaylı