Hakikatin Özgürlük Aç...3. Özgürlükle Bulu acakt r PKK ve Önderli i Sistemd Gerçek Anlamda Ba arm r Yanl Tarihle Do ru Ya anmaz...

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Hakikatin Özgürlük Aç...3. Özgürlükle Bulu acakt r...15. PKK ve Önderli i Sistemd Gerçek Anlamda Ba arm r...27. Yanl Tarihle Do ru Ya anmaz..."

Transkript

1

2 NDEK LER... Hakikatin Özgürlük Aç Y n Kazan mlar 2010 da Özgürlükle Bulu acakt r...15 PKK ve Önderli i Sistemd Gerçek Anlamda Ba arm r...27 Ahlak z Toplumsall zd r...33 Yanl Tarihle Do ru Ya anmaz...48 Büyük Çarp tma: Düz-Çizgisel lerlemecilik...59 Toplumun En Demokratik Eylemi Ekonomidir...68 PKK Önderlik gerçekli inde ahlaki tutum ideolojik, politik ve örgütsel çizgi temelinde olu an yeni toplumsall a kanun ve kurallardan da öte tutkuyla ba lanmay ifade eder. Kürt Özgürlük Yürüyü ünü Bitirme Hamlesi: Kültür K m Sald lar...80 Münaf k Yo unla ma: Kendine Görelik...88 Topraktan gelip Topra a Gidecek Olanlar n Hikayesi: Zapatistalar...102

3 KOMÜNARDAN... Merhaba Komünar olarak 44. say da yine okuyucular zla birlikteyiz y n bu son say nedeniyle tüm okuyucular z ahs nda ba ta Önderli imiz olmak üzere, yurtsever Kürt halk n ve demokratik insanl n yeni y kutluyoruz. Yine siz okuyucular z ahs nda yeni y lda aram zda olamayan ama bizi hep özgür llara ta ma ruhumuz olan ehitlerimizi an yoruz. Bu temelde tüm okuyucular - n yeni y kutlarken 2010 y nda Özgürle en Önderli imizle Özgürle en Ülkede birlikte olaca z inanc ile ele tiri ve önerilerinizi bekliyoruz y özgürlük mücadelemiz aç ndan oldukça s cak geçti. 29 Mart yerel seçimlerde darbe yiyen TC, 14 Nisan'da ba latt KCK operasyonu ile yasal saha- PKK'siz b rakma plan devreye koydu. Arkas ndan bu plan n tamamlay olma anlam nda ad na 'milli birlik ve karde lik projesi' dedi i tasfiye sürecini ba latt. Önderli imizin içinde bulundu u ko ullar düzeltme ad alt nda mral 'da bir ölüm çukuru açarak Önderli imizi bu çukur içinde ölüm sürecine ald. 'Milli Birlik Aç ' devam etti. DTP bu aç mda kapat ld. ki milletvekiline siyaset yasa- getirildi. Belediye ba kanlar tutukland. KCK operasyonlar ad alt nda PKKsiz bir Kürt siyaset ortam özlemi ile TC 2010 y na girdi. Elbette Kürt halk, Önderli imiz ve partimiz sürece her alanda müdahale ederek PKK'siz ve Önderliksiz hiçbir geli menin olamayaca ortaya koydu. Bar Gruplar ile kimin aç mc kimin rantç oldu u ortaya konulmu oldu. Ald uluslaras deste e ra men 2009 y nda PKK'yi tasfiye edemeyen AKP hükümetinin kendisi yeni y la girerken tasfiye ile kar kar ya kald. Kürt hal- n y n ba ndan beri artarak devam eden serh ldanl PKK ve Önderlik üzerinde oynanmak istenen oyunlar önemli oranda bozdu. te 2010 y na böylesi geli meler ile giriyoruz. Bu geli melerin ihtiyac na ya- t olmay hedefleyen ideolojik-teorik yaz lar za bu dergimizde yer vermeye çal k. Hiyerar ik devletçi sisteme alternatif bir sistem kurmay amaçlayanlar n her eyden önce kendilerini sistem d na ç karmalar gerekti i perspektifinden hareketle bu say zda daha çok 'gerçek insan', 'gerçek ya am' gibi konulara odaklanan yaz lara yer verdik. Bundan sonra da okuyucular zla bulu maya devam edece iz. Tüm okuyucular n yeni y kutlar z. Yolda ça Sayg ve Selamlar

4 Say KOMÜNAR HAK KAT N ÖZGÜRLÜK AÇINIMI Abdullah ÖCALAN HAK KAT N ÖZGÜRLÜK AÇINIMI Özgürlük adeta evrenin amac r diyesim geliyor. Evren gerçekten özgürlük pe inde midir diye kendime s kça sormu umdur. Özgürlü ü sadece insan toplumunda derin bir aray olarak söylemle tirmek bana hep eksik gelmi ; mutlaka evrenle ilgili bir yönü vard r diye dü ünmü ümdür. Evrenin temel ta lar olarak parçac k-enerji ikilemini dü ündü ümüzde, enerjinin özgürlük demek oldu unu çekinmeden vurgular m. Maddi parçac n ise, mahkûm haldeki enerji paketçi i oldu una inan m. I k bir enerji halidir. I n ne kadar özgür bir ak kanl a sahip oldu u inkâr edilebilir mi? Enerjinin en küçük parçac k hali olarak tan mlanan kuantalar n, günümüzde neredeyse tüm çe itlili i izah eden etken olarak anlamland lmas na da kat lmak durumunday z. Evet, kuantumsal hareket tüm çe- itlili in yarat gücüdür. Acaba hep aranan tanr bu mudur demekten kendimi al koyam yorum. Evren-üstünün t pk bir kuantum karakterinde oldu u söylenirken de yine heyecanlan r ve olabilir derim. Yine acaba d tan tanr yarat buna m denir demekten kendimi al koyam yorum. Özgürlük konusunda bencil olmamak, insan indirgemecili ine dü memek bence önemlidir. Kafesteki hayvan n büyük özgürlük ç r- yads nabilir mi? Bülbülün ak mas en de me senfoniyi geride b rak rken, bu gerçekli i özgürlük d nda hangi kavramla izah edebiliriz? Daha da ileri gidersek, evrenin tüm sesleri, renkleri özgürlü ü dü ündürmüyor mu? nsan toplumunun en derin ilk ve son köleleri olarak kad n tüm ç rp lar özgürlük aray ndan ba ka hangi kavramla izah edilebilir? En derinlikli filozoflar n, örne in Spinoza'n n, özgürlü ü cehaletten ç, anlam gücü olarak yorumlamas ayn kap ya ç km yor mu? Sorunu sonsuz içeri i içinde bo mak istemiyorum. Ayr ca anadan do ma 'mahkûmiyet' halim olarak da söylemle tirmek istemiyorum. spat ; Prometheus'un an na birkaç cümle d nda, bir nevi özgürlük aray da olan iir yazmay hiç denemedim. Onun da imgesellik d nda bir anlam olmad bilinmektedir. Fakat özgürlük anlam n korkunç takipçisi oldu um göz ard edilebilir mi? 3

5 KOMÜNAR Toplumsal özgürlü ü sorunsalla rken, bu k sa giri imiz konunun derinli i konusunda uyar k lmak içindir. Toplumun zekâ yo unlu u en geli kin do a olarak tan, özgürlük çözümlemesi konusunda da ayd nlat r. Zekân n yo un alanlar özgürlü e hassas alanlar- r. Herhangi bir toplum zekâ, kültür, ak l gücü olarak kendini ne kadar yo unla rm sa, o denli özgürlü e yatk n k lm r demek yerinde bir söylemdir. Yine bir toplum kendini bu zekâ, ak l ve kültür de erlerinden ne kadar yoksun k lm sa veya yoksun b rakt lm sa, o denli köleli i ya amaktad r deyimlemesi de do ru bir söylemdir. brani kabilesi konusunda yo unla rken, akl ma hep iki temel özellikleri tak r. Birincisi, para konusundaki maharetleridir. Paran n hükümranl hep ellerinde bulundururlar. Bununla dünyay kendilerine ba layabileceklerini, hatta hükümleri alt na alabileceklerini, hem teorik hem pratik olarak yetkince bilmektedirler. Buna maddi dünya hükümranl da diyebiliriz. Bence daha önemli olan ikincisini, yani manevi hükümranl k sanat daha iyi becermeleridir. Önce Yahudi peygamberleri, sonra yazarlar, kapitalist modernitede ise her tür filozof, bilgin ve sanat adamlar ve kad nlar yla neredeyse tarihle ya t bir manevi kültürel hükümranl k kurmu lard r. Dolay yla brani kabilesi kadar zengin ve özgür ba ka bir kabile yoktur demek son derece do ru bir tespittir. Ça za ili kin birkaç örnek vermek bu gerçe i fazlas yla do rulay olacakt r. Küresel ekonomiye hükmeden finans-kapitalin gerçek hükümdarlar n ezici ço unluk gücü brani kökenlidir, yani Yahudi'dir. Ça da felsefenin ç nda Spinoza, sosyolojide Marks, psikolojide Freud, fizik biliminde Einstein ad ndan bahsetmek, yüzlerce sanatsal, bilimsel ve politik kuramc da bunlara eklemek, Yahudi entelektüel gücü hakk nda yeterince fikir verebilir. Yahudilerin entelektüel âlemdeki hükümranl klar inkâr edilebilir mi? Fakat madalyonun di er yüzünde dünya- n öbürleri, ötekileri vard r. Bir taraf n maddi ve manevi zenginli i, gücü ve hükümranl, ötekilerin yoksullu u, güçsüzlü ü ve sürülü ü pahas na gerçekle ir. Dolay yla Marks' n proletarya için söyledi i me hur söz, yani "Proletarya kendini özgürle tirmek (ba ka deyi le kurtarmak) istiyorsa, tüm toplumu özgürle tirmekten ba ka çaresi yoktur" deyi i Yahudiler için de geçerlidir. Marks bu sözü sanki Yahudileri dü ünerek söylemi gibidir. er Yahudiler özgürlüklerinden, yani zenginlik, zekâ ve anlam güçlerinden emin olmak istiyorlarsa, dünya toplumunu benzer biçimde zenginle tirmekten ve manevi olarak güçlendirmekten ba ka yollar yoktur. Yoksa ba lar na her an yeni Hitler'ler peydahlanabilir. Bu anlamda Yahudi'nin kurtulu u, yani özgürlü- ü, ancak dünya toplumunun kurtulu u ve özgürlü üyle iç içe dü ünüldü ünde mümkündür. nsanl k için çok ey ba arm Yahudiler için en onurlu görevin bu oldu undan da ku ku duyulmasa gerekir. O halde ötekilerin yoksullu u ve cehaleti üzerine kurulu zenginlik ve manevi itibarlar n gerçek bir özgürlük de- eri ta mad korkunç Yahudi soyk ndan da anlamak mümkündür. Özgürlü ün gerçek anlam, biz-öteki ayr a an ve herkesçe payla labilen karakterde olmas r. Merkezi uygarl k sistemini özgürlük sorunu temelinde de erlendirdi imizde, giderek katmerle en bir kölelikle yüklendi ini gözlemleriz. Kölelik üç boyutta da güçlü ya at r: lkin ideolojik kölelik in a edilir. Mitolojilerden korkutucu ve hükümran tanr lar in a edilmesi, özellikle Sümer toplumunda çok çarp ve anla rd r. Ziggurat n üst kat zihinlere hükmeden tanr mekân olarak dü ünülür. Orta katlar rahiplerin politik yönetim karargâhla- r. En alt kat ise, her tür üretime ko turulan zanaatç ve tar mc çal anlar n kat olarak ha- rlanm r. Bu model günümüze kadar özde de memi, sadece muazzam bir aç lma-sa- lma konumuna eri mi tir. Merkezi uygarl k 4

6 Say sisteminin be bin y ll k bu öyküsü gerçe e en yak n tarih kurgusudur. Daha do rusu, ampirik olarak gözlemlenen bir gerçekliktir. Ziggurat çözümlemek, merkezi uygarl k sistemini çözümlemektir; dolay yla günümüzün kapitalist dünya sistemini gerçek temeline oturtarak çözümlemektir. Sermaye ve iktidar n kümülâtif olarak sürekli geli imi madalyonun bir yüzü iken, di er yüzünde korkunç kölelik, aç- k, yoksulluk ve sürüle me vard r. Özgürlük sorununun nas l derinle ti ini daha iyi anl yoruz. Merkezi uygarl n sistemati i, toplumun giderek özgürlükten yoksunla lmas ve sürü toplum düzeyine dü- ürülmesini sa lamadan kendini sürdüremez, varl koruyamaz. Sistemin mant ndaki çözüm, daha fazla sermaye ve iktidar ayg tlar olu turmakt r. Bu ise, daha fazla yoksulla ma ve sürüle me demektir. Özgürlük sorununun bu denli çok büyümesi ve her ça n temel sorunu haline gelmesi, sistemin do as ndaki ikileminden ötürüdür. Yahudi kabilesinin örnek konumunu bo una sunmad k. Son derece ö reticidir. Özgürlü ü de, köleli i de Yahudilik üzerinden okumak, bu nedenle ça lar boyunca öneminden hiçbir ey yitirmemi tir. Paran n m, bilincin mi daha çok özgürlük sa lad na ili kin geleneksel tart may da bu anlat m nda daha iyi kavrayabiliriz. Para bir sermaye birikim arac olarak, yani art kürün ve de er gasp olarak rol oynad kça, hep köleli in arac olacakt r. Sahibine bile hep katliamlar davet etmesi, paran n özgürlük için güvenilir bir araç olamayaca gayet iyi aç klamaktad r. Para, enerjinin z dd olan madde parçac rolündedir. Bilincin her zaman özgürlü e daha yak n oldu u söylenebilir. Gerçeklik üzerine bilinç, her zaman özgürlü e ufuk açar. Bilincin hep enerji ak kan- olarak tarifi de bu nedenledir. Toplumsal ada Özgürlü ün Rolü Özgürlü ü evrendeki ço ulla ma, çe itlenme, farkl la ma olarak tan mlamak toplumsal KOMÜNAR ahlak aç klamas nda da kolayl k sa lar. Ço- ulla ma, çe itlenme ve farkl la ma, z mnen de olsa, ba nda hep zeki bir varl n seçim yapma kabiliyetini dü ündürür. Bitkileri çe- itlili e yönelten bir zekân n mevcudiyetini bilimsel ara rmalar da do rulamaktad r. Bir canl hücresindeki olu umlar imdiye dek hiçbir insan elinden ç kma fabrika eli sa layamam r. Belki Hegel kadar evrensel zekâdan (Geist) bahsedemeyiz. Ama yine de evrende zekâya benzer bir varl ktan bahsetmek tümüyle saçmal k olarak yarg lanamaz. Farkl la may zekâ varl d nda ba ka bir anlat mla dile getiremeyiz. Ço ulla ma ve çe itlenmenin hep özgürlü ü ça rmas, temellerindeki zekâ k lc mlar ndan ötürü olsa gerekir. nsan bilinebildi i kadar yla evrenin en zeki varl olarak tan mlamak mümkündür. Peki, insan bu zekâs nas l edinmi tir? Bilimsel olarak (fiziki, biyolojik, psikolojik ve sosyolojik) insan evrensel tarihin özeti olarak da tan mlam m. Bu tarifte insan, evrensel zekân n birikimi olarak tan mlanmaktad r. Birçok felsefi ekolde insan n evrenin bir maketi olarak sunulmas da bu nedenledir. nsan toplumundaki zekâ düzeyi ve esnekli i, toplumsal in an n gerçek temelini te kil etmektedir. Özgürlü ü bu anlamda toplumsal in a gücü olarak da tan mlamak yerindedir. Buna ilk insan topluluklar ndan itibaren ahlaki tutum denildi ini biliyoruz. O halde toplumsal ahlak ancak özgürlükle mümkündür. Daha do rusu, özgürlük ahlak n kayna r. Ahlaka özgürlü ün kat la hali, gelene i veya kural da diyebiliriz. E er ahlaki seçim özgürlük kaynakl ysa, özgürlü ün zekâyla, bilinç ve ak lla ba göz önüne getirildi inde, ahlaka toplumun kolektif bilinci (vicdan ) demek de daha anla r oluyor. Teorik ahlaka etik denilmesi de ancak bu çerçevede anlam ifade edebilir. Toplumun ahlaki temelleri d - nda bir etikten bahsedemeyiz. üphesiz ahlakî deneyimlerden daha yetkin bir ahlak felsefesi, yani eti i ç kar labilir. Ama yapay etik 5

7 KOMÜNAR olamaz. E. Kant' n bu konuda da çok çaba harcad bilinmektedir. Kant' n pratik akla etik demesi anla rd r. Ayn zamanda ahlak bir özgürlük seçimi, imkân olarak yorumlamas günümüz için de geçerlili ini koruyan bir görü tür. Toplumsal politikayla özgürlük ba lant da görünür bir durumdur. Politik alan uzgören ak llar n en çok çarp p yo unla klar ve sonuç almaya çal klar aland r. Bir anlamda kat lan öznelerin kendilerini politik sanat ara- yla özgürle tirdikleri alan olarak tan mlamak da mümkündür. Toplumsal politika geli tirmeyen her toplumun, bunun kar n özgürlükten yoksunluk olarak kendisine dönece ini, bedelinin kendisine fatura edilece ini bilmesi gerekir. Politik sanat n yüceli i bu anlamda kar za ç kar. Politikas geli tiremeyen her toplum (klan, kabile, kavim, ulus, f, hatta devlet ve iktidar ayg tlar ) kaybetmeye mahkûmdur. Zaten politika geli tirememek demek, kendi vicdan, hayati ç karlar ve öz kimli ini tan mamak demektir. Herhangi bir toplum için bundan daha a r bir dü, kaybedi söz konusu olamaz. Özgürlük talebi bu tür toplumlar için ancak öz ç kar, kimlik ve kolektif vicdanlar için aya a kalkt klar nda, di er bir deyi le politik mücadeleye at ld kla- nda söz konusu olabilir. Politikas z özgürlük istemleri vahim bir yan lg r. Politikayla özgürlük aras ndaki ili kinin çarp lmamas aç ndan, iktidar ve devlet politikalar (Asl nda politikas zl k demek daha do rudur) ile aralar ndaki fark n özenle çizilmesi gerekir. ktidar ve devlet ayg tlar n i leri için strateji ve taktikleri olabilir, ama gerçek anlamda politikalar olmaz. Zaten iktidar ve devletin kendileri toplumsal politikan n inkâr n sa land a amada vücut bulurlar. Politikan n bitti i yerde iktidar ve devlet yap lar ba nda olur. ktidar ve devlet politik sözün, dolay yla özgürlü ün bitti i yerdir. Orada sadece idare etme, söz dinleme, buyruk alma ve verme söz konusudur; kanun, tüzük vard r. Donmu bir ak ld r her iktidar ve devlet. Güçlerini de güçsüzlüklerini de bu özelliklerinden al rlar. O halde devlet ve iktidar alanlar özgürlüklerin arand, sa land alanlar olamaz. Hegel'in devleti özgürlü ün sa land gerçek alan olarak sunmas, modernitenin tüm tahakkümcü görü ve yap lanmalar n temelini olu turur. Öyle ki, Hitler fa izmi bu görü- ün nelere yol açabilece ini aç klayan örneklerin ba nda gelmektedir. Hatta Marks ve Engels'in öncülük ettikleri bilimsel sosyalizm anlay nda devlet ve iktidar n temel sosyalist in a araçlar olarak öngörülmeleri, fark nda olmayarak özgürlü e, dolay yla e itli e indirilmi en vahim darbe olmu tur. 'Ne kadar devlet, o kadar az özgürlük' söylemini liberaller daha iyi fark etmi lerdir. Ba ar lar da bu öngörülerine borçludurlar. Tahakküm araçlar olarak devlet ve iktidarlar, özleri gere i, zorla el konulmu art k-ürün ve de erlerin, yani toplam sermayenin de ik bir türünden ba ka bir anlam ifade etmezler. Sermaye devletle tirir, devlet sermayele tirir. Ayn husus her tür iktidar ayg tlar için de geçerlidir. Toplumsal politik alan ne kadar özgürlük do urucuysa, iktidar ve devlet alanlar da o denli özgürlük yitirim alanlar r. Belki iktidar ve devlet yap lar birçok ki i, grup ve ulusu daha çok zenginle tirip özgürle tirebilir. Ama Yahudi örne inde gördük ki, bu ancak öteki toplumlar n yoksullu u ve köleli i pahas na mümkündür; bunun sonu da soyk mdan sava lara kadar her tür y md r. Kapitalist dünya sisteminde politika en büyük kayb - ya am r. Tarih boyunca merkezi uygarl k sisteminin zirve yapt bu a amada, politikan n gerçek ölümünden bahsetmek mümkündür. Dolay yla hiçbir ça la k yaslanamayacak ölçülerde günümüz ça nda politik tükeni ya anmaktad r. Nas l bir özgürlük alan olarak ahlaki tükeni günümüzün bir fenomeni ise, ondan daha fazla olarak politika ala- n tükeni i söz konusudur. Dolay yla özgürlük istiyorsak, en ba ta toplumun kolektif 6

8 Say vicdan olan ahlak ve ortak ak l olarak politikay tüm yönleriyle ve entelektüel gücümüzle yeniden aya a kald p i levsel k lmaktan ba ka çaremiz yok gibidir. Özgürlük ve demokrasi aras ndaki ili kiler daha da karma kt r. Hangisinin hangisinden kaynakland sürekli tart mal r. Fakat her iki ili ki yo unlu unun da birbirini besledi ini rahatl kla belirtebiliriz. Toplumsal politika- özgürlükle ba lant dü ündü ümüz kadar, demokrasiyle de ba lant land rabiliriz. Toplumsal politikan n en somut hali demokratik siyasettir. Dolay yla demokratik siyaset özgürle menin gerçek sanat olarak da tan mlanabilir. Demokratik siyaset yürütmeden, genelde toplumun, özelde de her halk n ve toplulu un ne politikle mesi ne de politik yoldan özgürle mesi mümkündür. Demokratik siyaset özgürlü ün ö renildi i, ya and gerçek okullar r. Politikan n i leri ne kadar demokratik özneler yarat rsa, demokratik siyaset de toplumu o denli politikle tirir, dolay yla özgürle tirir. Politikle meyi özgürle menin ana biçimi olarak kabul edersek, her toplumu politikle tirdikçe özgürle tirebilece imizi, tersi olarak da toplumu özgürle tirdikçe daha fazla politikle tirdi imizi bilmek durumunda- z. üphesiz özgürlük ve politikay besleyen, ba ta ideolojik kaynaklar olmak üzere, birçok toplumsal alan mevcuttur. Ama esasta birbirini do urup besleyen temel iki kaynak, toplumsal politika ve özgürlüktür. itlikle özgürlük ili kisi çoklukla kar - r. Hâlbuki en az demokrasiyle ili kiler kadar, ikisi aras ndaki ili kiler de karma k ve problemlidir. Tam e itli in bazen özgürlü ün bedel vermesi kar nda sa land görürüz. kisinin birlikte olamayaca, birinden taviz vermenin gere i s kça vurgulan r. Özgürlü ün de bazen bedel olarak e itlikten taviz vermeyi gerekli k ld belirtilir. ki kavram n, dolay yla fenomenin do a- aras ndaki fark aç klamak, sorunu do ru belirtmek için gereklidir. E itlik daha çok bir KOMÜNAR hukuk terimidir. Fert ve topluluklar aras nda fark gözetmeksizin, ayn hak payla öngörür. Oysa farkl k, evrenin oldu u kadar toplumun da esasl bir özelli idir. Farkl k ay- türden hak payla na kapal bir kavram- r. E itlik ancak farkl klar esas ald nda anlaml olabilir. Sosyalist e itlik anlay n tutunamamas n en önemli nedeni, farkl hesaba katmamas r. Bu da sonunu getirmenin en önemli nedenlerinden biridir. Gerçek adalet ancak farkl klar temel alan bir e itlik anlay içinde gerçekle ebilir. Özgürlü ün farkl la ma kavram na çok ba- ml oldu unu belirledi imizde, ancak e itli in farkl la maya ba lanmas halinde özgürlükle anlaml bir ba kurulabilir. Özgürlükle itli i ba da rmak, toplumsal politikan n temel hedeflerindendir. Bireysel ve kolektif özgürlük kavramlar aras ndaki tart maya de inmeden geçemeyiz. Negatif ve pozitif özgürlük olarak da tan mlanmak istenen bu iki kategori aras ndaki ili kiyi aç klamak halen önemini korumaktad r. Bireysel özgürlü ü (negatif özgürlük) ahland ran kapitalist modernite, üphesiz bunu toplum kolektivitesinin büyük tahribat paha- na gerçekle tirdi. Bireysel özgürlü ün günümüzde toplumsal politikay en az iktidar olgusu kadar tüketti ini belirlemek büyük önem ta r. Bireycili in toplum y ndaki, özellikle de ahlak n ve politikan n inkâr ndaki rolünü ayd nlatmak, özgürlük tart malar n can al sorunudur. Bireycilikle atomize edilen toplumun hiçbir sermaye ve iktidar ayg na kar direnme takatinin kalmad söyledi imizde, toplumsal problemin kanserle me riskini daha iyi anlayabiliriz. Liberal bireycili- in toplumsal politika ve özgürlü ü tüketen temel kaynak olarak belirlenmesi, anlaml bir a zemin sunabilir. üphesiz burada bireyselli i söz konusu etmiyoruz, bireyselli in gerekli oldu unu tart yoruz. Tart lan, idealize edilerek toplumsal politika ve özgürlü ü tüketen ideolojik bireyciliktir, liberalizmdir. 7

9 KOMÜNAR Kolektif özgürlü ü zaten tart bulunuyoruz. As l özgürlü ün bireysellik kadar her tür toplulu un (kabile, kavim, ulus, s f, meslek vb.) kimli ini belirlemek, ç karlar sa lamak ve güvenli ini savunmaktan geçti ini, bu temellerde anlam bulabilece ini önemle belirtmeliyiz. Bu temellerde ancak bireysel ve kolektif özgürlükler uyumlula nda ba- ar optimal bir özgür toplum düzeninden bahsedebiliriz. Liberalizmin bireycilik anla- nda ahland rd özgürlükle reel sosyalizmin kolektivizm ad na ahland rd özgürlük aras nda, ne kadar z t kutuplar olarak tan mlansalar da, s bir benzerlik bulundu u, 20. yüzy l deneyiminden ötürü aç a ç km durumdad r. kisi de liberalizmin seçenekleridir. Devletçilik ve özelle tirme oyunlar n nas l ayn el taraf ndan uyguland gözlemledi imizde, söylenmek istenen hususlar daha iyi anla lacakt r. Demokratik toplumun bireysel özgürlüklerle kolektif özgürlükleri uyumlula rmada en elveri li zemin oldu u, 20. yüzy n büyük m getiren bireyci (vah i liberalizm) ve kolektivist (firavun sosyalizmi) modellerinin denenmesinden sonra iyice aç a ç km bulunmaktad r. Demokratik toplumun bireysel ve kolektif özgürlükleri dengelemek kadar, fark- klar esas alan e itlik anlay gerçekle tirmede de en uygun toplumsal politik rejim oldu unu belirtmek mümkündür. Ya am Özünde Özgürcedir Sosyal bilimin temel görevi ya am tan mlamakt r. Sümer ve M r rahiplerinden Avrupa'n n pozitivist sosyal bilimcilerine kadar ya- am n toplumsal anlam tan mlanmad gibi, bu en temel görev yerine en sapt ve bilinç karart mitolojik ifadeler geli tirilmi tir. Hâlbuki ya am sosyal ba lam nda tan mlanmad kça, sosyal bilimden bahsedilemez. Ta- yap lmayan bir eyin bilimi geli tirilemez. üphesiz bu, hakikatin uygarl k sistemlerindeki çarp k in as yla ilgilidir. Uygarl k sistemlerinde ba lang ç anlar ndan günümüze kadar sosyal ya am n hakikati aç klanmad gibi, mitolojik, dincilik, felsefecilik ve bilimcilik kategorileriyle muazzam bir çarp k ve yanl in a biçimlerine büründürülmü ve anlat lanm r. Sanatlarla bu anlat lar ayr ca cilalanm r. Uygarl n maddi kültürü manevi kültürüyle diyalektik ili kiye sokularak, bilinen veya bilinmesine müsaade edilen tarih anlat yla ç plak ve maskeli tanr lar n ç karlar, inanç ve arzular do rultusundaki bir ya am tarz kullara belletilmi tir. Hegemonik ya a- n bu in a ve belletilme tarz say z bilgelikler, hareketler ve topluluklar taraf ndan itiraza ve direni e yol açm sa da varl sürdürebilmi tir. Bana göre kapitalizmin en büyük tahribat ya am n tan yok etmesidir. Daha do rusu, ya am n toplum ve çevresiyle olan ili kisine en büyük ihaneti gerçekle tirmi olma- r. Tabii bunda arkas ndaki uygarl k sistemi de kendisi kadar sorumludur. Bilim ve ileti imin en güçlü ça nda ya ad z söylenir. Fakat bu bilimin bu ola anüstü geli mesine ra men, halen ya am ve toplumsal ba lam tan mlamamas oldukça tuhaf gelmektedir. O zaman sormak gerekir: Neyin bilimi ve kimler için bilim? Bu sorular n yan verildikçe, neden en temel soruya, yani "Ya am nedir?" ve "Toplumla ba nas ld r?" sorular na yan t vermedikleri anla lacakt r. Belki çok basit gelebilir bu sorular. Ama insan denilen varl k, ya am kadar anlaml r. Bunu da anlamad ktan sonra ne de eri olabilir! Bu durumda belki de bir hayvan n, hatta bitkinin ya ant ndan daha de ersiz bir mahlûk olmas ndan bile bahsedebiliriz. Anlam, hakikatini bilmeyen insanl k ya olamaz, ya en alçakças, en barbarcas olur. Ya an rken Anla lamayan ey: Ya am Ya am belki de tan mlanamayabilir. Daha do rusu izafi (görece) olarak hissedilebilir, smen anla labilir. Evrim gerçek olsa bile, 8

10 Say Hakikatsiz toplum, hatta birey anlams z k nm, ba ka öznenin hakikati içinde erimi ve kimli ini yitirmi varl k anlam na, daha do rusu anlams zla varl k haline u ram demektir. KOMÜNAR Darwinist yorum, ya am n ve türlerin geli imini izah hakikati aç klamaktan uzakt r. Üç milyar y l önce okyanus içlerinde daha hücre olamam bir canl dan günümüz insan na kadar zincirleme biçiminde bir ya am izlemenin de ya am n anlam na katk s rl r. Bilim imdi ya am n s rlar atom-alt parçac klar n olu umlar nda aramaktad r. Aç k ki bu yöntemle de s rl bir izahtan öteye gidilemez. Ya am n mutlaka bu anlat larla ili kisi vard r. Ama sorunu tam çözmüyorlar. Ya am ölümle yaslamak da anlam için yeterli de ildir. Yani "Ya am ölümden öncesidir" demek pek tatminkâr bir aç klama tarz de ildir. Daha do ru olan, ya am n ancak ölümle mümkün olabilmesidir. Ölümsüz ya am n olamayaca biliyorum. Fakat ölümün anlam da bilmekten uza z. En az ya am kadar ölüm de tan mlanamaz. Bu belki de ya am n izafi bir sonucudur. Belki de ya am n bir imkân, bir gerçekle me tarz r. Ölüm korkusu, daha sonra kapsaml tan mlayaca m gibi, bir sosyal ili kidir. Ölüm belki de bu korkudan ibaret bir ey gibidir. dealizm-materyalizm ikilemini tutarl ve aç klay bulmuyorum. Uygarl ksal bir ikilem olup ya am izah de eri yoktur. Geli tirmek istedi im yorum için bu ikilemin hakikatle ili kisinin s rl oldu unu belirtiyorum. Benzer biçimde canl -cans z kavram da aç klay olmaktan uzakt r. Toplumsal do alar esnek zihinsel yan geli kin do alard r. Anlam yüklüdürler. Genelde canl lardaki anlam yükü cans zlardan fazlad r. En basit atom parçac - ndan en karma k bile imlerine do ru anlam art söz konusudur. Anlam art n özgürlükle ili ki-si vard r. Enerji-madde ikilemindeki kat la -m maddi parçac k denilen yan hep anlam engellemekle yükümlüdür. T pk duvar gibi. Duvar bir yandan içindekileri korur, ama ayn zamanda hapseder. Evrende bu ikilem her olguda vard r. Duvar bazen tam bir savunma arac olurken, bazen de hapishane arac olur. Madde k sm n bu yönlü bir özelli i hep var-d r. Toplumsal do ada (evrende, maddede) çok geli kin bir anlam birikimi var- r. Toplumsal örgüler, organlar, yap lar, sistemler özünde anlamca belirlenirler. Anlam en iyi dile, söze, yap lanmaya kavu turan toplumlar en geli mi lik tan na kavu urlar. Özgürle me düzeyi geli kin toplumlard r. Özgür toplumlar kendini anlamland ran, dillendiren, konu turan, ihtiyaca göre çok yönlü yap lan- ran toplumlard r. Tersine, özgürlükten yoksun toplumlar dilini geli tirememi, aç kça konu turamam, kendini çok yönlü yap lan- rama-m toplumlard r. Bu tan m çerçevesinde ça lar boyunca toplumsal anlam, hakikat geli imini de erlendirmek sosyal bilimin özüdür. Hakikat, esasta ça lar boyunca geli en toplumsal anlaml n insan bilincine ç km halidir. Kendini mitolojik, dinsel, felsefi, sanatsal ve bilimsel yollarla ifadeye kavu turma i ine hakikati ara rma, dile getirme i i diyebiliriz. Toplumlar sadece hakikat örgüsü de ildirler. Ayn zamanda aç klama gücüdürler. Hakikatini aç klayamamak en a r kölelik, asimilasyon ve soyk m durumunu ifade eder ki, bir nevi varolu tan kopma, gerçeklik olmaktan ç kma durumuna dü mek demektir. Hakikatsiz toplum, hatta birey anlams z k nm, ba ka öznenin hakikati içinde erimi ve kimli ini yitirmi varl k anlam na, daha do rusu anlams zla varl k 9

11 KOMÜNAR haline u ram demektir. Bu durumda anlamla hakikat aras nda s bir ili ki vard r. Anlam bir nevi hakikatin potansiyelidir. Bu potansiyel dile geldikçe, özgürce konu ulup yap lan- ld kça hakikat haline eri mi olacakt r. Hakikat 1: Ya am kavramak isteyen insan d nda, her canl -cans z varl k sadece kendi anlar ya ayabilir. Bir kuzuyu kapan kurtla bir galaksiyi yutan kara delik belki de ayn evrensel kaderi payla maktad r. Bu bile ya am kavramak için bir s r de erindedir sadece. Hakikat 2: Yavrusu için kendini paralayan canl yla atom-alt parçac klar n inan lmaz h zda diyalektik olu umlar da ayn evrensel kural n gere i olarak i lemektedirler. Hakikat 3: nsan toplumunda bu evrensel kural kendini sorgulama durumuna eri mi tir: Ben kimim? Bu soru evrensel kural n ilk defa kendini dillendirmeye çal mas sorusudur. Hakikat 4: "Ben kimim?" sorusuna yan t, evrenin nihai amac olabilir. Hakikat 5: Canl -cans z tüm evrensel ya- am belki de "Ben kimim?" sorusuna eri im sa lamak içindir. Hakikat 6: "Ben benim, ben evrenim, öncesi-sonras, yak -uza olmayan zaman ve mekân m!" cevab nihai amaç olabilir. Hakikat 7: Fenafillâh, Nirvana, Enel-Hak mutlak bilgelikleri insan-toplumsal ya am n temel amac aç klam olabilir veya ilgisini ortaya koyabilir. Bu yedi hakikatle ya am tan mlam olmuyorum. lgi alan ara yorum, ara rmak istiyorum. Ya am ya an rken anla lmaz. Anlamla ya am aras nda bu yönlü bir çeli ki vard r. Bir â k ma ûkla iken, ayn zamanda anlam n bitti i yerdedir. Mutlak anlayabilmek mutlak yaln zl kla, yani ma ûksuz olmakla mümkündür. Ya yardan ya serden olmak deyi- i, fiziki anlamda de il de metafizik anlamda bu gerçe i ifade etmek ister. Mutlak yaln zl a dayanabilmek, mutlak' anlamaya yatk n olmakla mümkündür. Mutlak yaln zl k ancak sadece anlam gücü haline gelindi inde, maddi güç ili kisi olmaktan ç ld nda gerçekle ebilir. Varl k-yokluk ikilemi anlam-madde ikilemine benzer. Her iki ikilem de bir soyutlama olup gerçekte ya anmaz. Ya am büyük ihtimalle bu ikilemin sonsuz düzenlenme kabiliyetidir. Düzenlenme aral klar kaos anlar olarak ölüm gibi gelse de, ya am n gerçekle -mesi için zorunlu gibi görünmektedir. Bu k sa çözümlemede ya am n neden tam tan mlanamayaca s rl da olsa anlatmaya çal m: Ya am n mutlak tan mutlak yal- zl, hiçli i, maddesizli i gerektirir ki, bu da sadece bir soyutlama düzeyinde kald için, gerek ya am gerek onun anlam na eri im ancak ikilemli ve izafi olarak gerçekle ebilir. Toplumsal Ya am ve Karakteristik Özellikleri Çok basit bir kavram olmas na kar n, tüm bilimlerin temel kavram olarak aç klanmas gereken bir kavramd r toplumsal ya am. Sa- ld n aksine, çok kullan lan bir kavram olmas na ra men, anlam na eri ilmemi bir kavramd r. Sosyal ya am n ne oldu unu bilmiyoruz. Bilseydik, hegemonik sistemler al- nda lime lime edilen sosyal ya am n amans z savunucular olurduk. Sosyal ya amda bilgelik de il cehalet egemendir. Zaten hegemonik ya am n kar kutbunda cahilce ya- am geçerlidir. Hegemonik sistemler toplumsal ya amlar n üstündeki cehalet perdeleri gerilmeden sürdürülemez. Ya am n izafi karakterini göz önüne getirerek sosyal ya am tan mlamaya çal aca m. Öncelikle tekdüze, s rs z, her yerde benzer sosyal ya amlar yoktur. zafi ya am demek biricik, tekil ya am demektir. Tekillik bilindi i, bilinmesi gerekti i gibi evrenselli i reddetmez. Ne salt tekillik vard r, ne de salt evrensellik. Tekillik-evrensellik, anlam-madde kadar geçerli bir ikilemdir. Evrensellik tekil olmadan gerçekle mez. Her tekil de evrensel olmadan ya ayamaz. Daha anla r olmas için 10

12 Say bir örnek sunarsam, yüzlerce farkl gül birer tekildir. Fakat tüm bu güllerin gül olarak adland lmalar gerektiren ortak bir yanlar vard r. Bu ortak yan evrenseli ifade eder. Tüm evren çe itlemesinde bu kural i ler. Savunmam n ilgili bölümlerinde sosyal ya am, tarihselli i ve çe itlili i içinde sunmaya çal m için tekrarlamayaca m; ha- rlatmakla yetinece im. Afrika'n n do usunda ya and varsay lan ve yakla k iki yüz bin l öncesine kadar dayanan, ondan sonra bir anadan do du u varsay lan ve elli bin y l öncesinde simgesel dile kavu tu u san lan, yirmi bin y l öncesinde Toros-Zagros eteklerinde son buzul döneminin sona ermesiyle birlikte tar m öncesi toplumdan yakla k on be bin y l öncesinden itibaren kabilesel tar m ve topla- k-avc kla iç içe bir sosyal ya am düzenine geçildi i genel kabul gören Homo Sapiens (dü ünen insan) öykülemesi önemli gerçeklik pay ta maktad r. Tar m-köy toplumu olarak geli en bu ya am tarz n üzerine, be bin y ll k bir dönemle merkezî uygarl k eklendi. Tar m-köy toplumu ile ehir-ticaret-zanaat ve sanayi toplumu diyebilece imiz bir ikilemle günümüze kadar etkili olan hegemonik bir ya am kültürünün geli imini kal n çizgiler veya dönem-döngüler halinde anlatmaya ça- m. Bu hegemonik kültürün son be yüz ll k Avrupa a amas da bundan önceki bölümde sundum. Aç k ki olu umu ve olgunla mas, hatta yap sal bunal mlar yla bu kültür, esas olarak Ortado u toplumunun damgas ta maktad r. Ortado u toplumuna bu kültür damgas vurmaktad r. Anlam sunmaya çal m kültür, toplum budur. Tekillikleri çok olsa da, en önemli bir tekilini Avrupa modernitesi te kil etse de, tekiller tekili anlam nda bir soyutlama, kategorile tirme dönem ve mekân itibariyle her zaman mümkündür. Bir tekil olarak toplum hali, insan türünün ya am belirler. Afrika'daki insanla Ortado- u'daki insan ya am aras ndaki fark, tekilli i bu toplum hali belirler. Irk veya di er fiziksel KOMÜNAR özellikler belirleyici de ildir. Toplumsuz insan bireyi h zla ölmezse, yaln z bilge insana de il, i aret dili ile konu an hayvanlara yak n bir tür olabilir. Toplumsuz insan anti-insand r. Bir insan toplumun d na atmak, toplumsuz kalan insan olmak u ran lacak en büyük cezad r. nsan tüm gücünü toplumdan al r. En geli kin bilimler, bilgeler düzeyi toplumla ba lant r. Toplumsal ya am basit fiziksel nicelikler ve görüngüler olarak de erlendirmek pozitivizmin insana en büyük ihanetidir. nsan toplumu düzeyine gelebilmek ancak evrensel bir hamle olarak anlam bulabilir. Evrensel hamle olarak toplumsal ya am n temel karakteristik özelliklerini s ralayal m. 1- Tarih olarak toplum. nsan topluluklar - n milyonlarca y l süren, zorlu mekânlarda çok ac geçen ve büyük mücadele isteyen çabalar sonucunda daha geli kin tekil topluluklar olu turulmu tur. Baz mekânlar ve dönemler toplumsal s çramalarda belirleyici olmu tur. 2- Tarih olarak toplum zekâ düzeyini gerektirir. nsan türünün zekâ düzeyi toplumsal- belirlemi tir. Toplumsall k da bu zekâ düzeyini zihniyet halinde çal maya, geli meye zorlam r. Toplumsal do a, zihniyet düzeyi geli kin esnek yap lard r. 3- Dil, toplumsal zihniyetin sadece arac de il, yap land bir unsurudur. Dil bir toplumu var eden temel özelliklerdendir. Kolektif zekâ arac olarak toplumsal do an n esnekli ini çok h zl geli tirir. 4- Tar m, toplumun maddi ve manevi kültüründe tarihin en köklü devrimidir. nsan toplumu esas olarak tar n etraf nda ekillenmi tir. Tar ms z toplum dü ünülemez. Tar m sadece beslenme sorununun çözümünü de il, zekâ, dil, nüfus, yönetim, savunma, yerle me, din, teknik, giyim, etnik yap ba ta olmak üzere, temel maddi ve manevi kültür araçlar nda köklü dönü üm ve geli meler sa lar. 5- Kad n, toplumsal süreklili i sa lamada en çok çaban n sahibi oldu undan ötürü, erke- 11

13 KOMÜNAR e nazaran toplumsall kta daha ba at rol oynar. Do um, çocuklar n büyütülmesi ve savunulmas toplumsall n anac l do rultuda geli mesini sa lar. Toplum a rl kl olarak anakad n kimli ini ta r. Dil ve dinin kökeninde di il ö enin varl bu gerçekli i do rular. Ta- m-köy toplumunda kad n kimli i ve sesi gücünü korumaya devam eder. 6- Toplumsal do a özde ahlâkî ve politiktir. Ahlâk toplumun kural düzenini belirlerken, politika yönetimini belirler. Ahlâk toplumun düzen ve kal sa larken, politika yara- geli imini sa lar. Ahlâks z ve politikas z toplum dü ünülemez. Ahlâkî ve politik düzeydeki a nma her türlü kölelik ve e itsizli in geli imi ile iç içe ya an r. Ya am n Kendisi Olarak Kad n üphesiz her cinsiyet türünün oldu u gibi kad n da bir do as vard r. Toplumsall ktan öte biyolojik cins olarak kad n daha merkezi e oldu unu, biyoloji bilimi her geçen gün artan kan tlarla desteklemektedir. Özcesi ka- n fizi i erke i kapsamakla birlikte, erkek fizi i kad kapsayamamaktad r. Kutsal kitaplar n tersine, kad n erkekten de il, erke in kad ndan türedi i anla lmaktad r. Kad n kromozomlar erkekten fazlad r. Kad n için dezavantaj olarak dü ünülen ayl k kanamalar bile kad n do ayla daha nazik ba n göstergesi olarak anla lmal r. Rahim kanamas bitmemi, devam eden do al bir ya am ak n- olarak görülmelidir. Ya am n kök damar bitmemi tir, devam etmesi iradesinin bir göstergesi olarak anla lmal r. Kad n hastal kla- denilen hususlar asl nda ya am olgular r. Kad n ya am merkezini temsil etmesinden kaynaklanmaktad r. Ya am n karma k sorunlar kad n rahminde, karn nda cereyan etmektedir. Kendinden do an çocuk ve göbek ba ya am zincirinin son halkas gibidir. Bu gerçeklik kar nda erkek sanki kad n bir eki, bir uzant gibi görünmektedir. Bu olguyu do rulayan bir husus da erkekteki a ve anlams z k skançl k duygusudur. Kad n do- as kendine kar daha güvenli dururken, erkek adeta yerinde duramaz. Kad n etraf nda dönen bir bela gibidir. Tüm bu gözlemler ka- n fizi inin zaaf yüklü de il, daha merkezi oldu unu kan tl yor. Bu nedenle kad n öncelikle erkek egemen kültürün dayatt 'eksikli, hastal kl ' tan derhal reddetmelidir. Tersinin do ru olabilece ini erke e hissettirebilmelidir. Kad n fizi ine ili kin kendine güvenmeli derken bu önemli gerçe i kast ediyoruz. Bu fiziksel olu umun do al sonucu kad ndaki duygusal zekân n daha güçlü olmas r. Duygusal zekâ ya amdan kopmayan zekâd r. Empati ve sempatiyi güçlü ta yan zekâd r. Kad nda analitik zekâ geli ti inde bile güçlü duygusal zekâs ndan dolay daha dengeli, ya- amla ba lant ve tahripkâr olmaktan uzak durmaya daha yeteneklidir. Erkek kad n kadar ya am n ne oldu unu anlamaz. Ya am n kendisi olan (Aryen dil grubundan olan Kürtçe'de Jîn, ya am demektir. Ayn zamanda kad n an- 12

14 Say lam na gelir) kad n, ya am n bütün yönlerini riyakârl ktan uzak, saf ve yal n haliyle görme yetene idir. Bu yetene i güçlüdür. Bunu ahsi ya am zda da çok iyi bilmekteyiz. Entrikac, yozla, fahi e vs. s fatl ka- n gerçe inin ac mas z sorumlusu erkektir. Hiçbir kad n kendi halinde kald kça entrika- k, fahi elik yapma gere i duymaz. Fizi i, biyolojik varl buna uygun da de ildir. Entrikac n ve fahi eli in gerçek yarat erkektir. Bilinen ilk genelevi Sümer ba kenti Nippur'da M.Ö 2.500'lerde 'musakkatin' ad yla açan n erkek iktidar oldu unu biliyoruz. Buna ra men utanmadan sanki fahi elik kad n yarat ym gibi bir yakla sürekli canl tutar. Kendi eserini, do urdu u suçlulu u ka- na mal ederek, sahte bir namus anlay geli tirerek olmad k lanetlenme ve daya, katliam kad ndan eksik etmez. Bu ilave tan mlamadan ç karabilece imiz sonuç, erke in öncelikle ideolojik sald na kar yetkin durma- r. Erkek egemen ideolojiye kar kad n özgürlük ideolojisiyle, feminizmi ve kaynakland kapitalizmi a arak silahlan p mücadele edilmelidir. Erkek egemen iktidarc zihniyete kar kad n özgürlükçü do asal zihniyetini yetkin k p öncelikle ideolojik alanda kazanmay iyi bilmek, tam sa lamak gerekir. Unutmamak gerekir ki, geleneksel kad ns teslimiyet fiziki de il toplumsald r. çerilmi kölelikten gelir. O halde öncelikle ideolojik alanda teslimiyet dü ünce ve duygular yenmek gerekir. Kad n özgürlü ü politik alana yönelirken, sava n en çetin yan yla kar kar ya oldu unu bilmelidir. Politik alanda kazanmay bilmeden, hiçbir kazan m kal olamaz. Politik alanda kazanmak demek, kad n devletle mesi hareketi de ildir. Tersine, devletçi ve hiyerar ik yap larla mücadele, devlet odakl olmayan, demokratik, cins özgürlü ünü ve ekolojik toplumu hedef alan siyasal olu umla- yaratmak demektir. Hiyerar i ve devletçilik en çok kad n do as yla uyu mazd r. Dola- KOMÜNAR yla anti-hiyerar ik ve devlet d siyasal olu umlar u runa kad n özgürlük hareketi öncü rol oynamak durumundad r. Köleli inin politik alanda y lmas özünde bu alanda kazanmay bilmesiyle mümkündür. Bu alan mücadelesi kapsaml demokratik kad n örgütlenmesini ve mücadelesini gerektirir. Her tür sivil toplum, insan haklar, yerel yönetimler demokratik mücadelenin örgütlenip geli tirilece- i alanlard r. T pk sosyalizmde oldu u gibi, kad n özgürlü ü ve e itli ine giden yol en kapsaml ve ba ar demokratik mücadeleden geçer. Demokrasiyi kazanmayan kad n hareketi özgürlü ü ve e itli i kazanamaz. Sosyal alanda özgürlük aç ndan en önemli sorun aile ve evlilik gerçe idir. Bunlar dipsiz bir kuyu gibi durum arz ederler. Kad n için kurtulu gibi gelen bu kurumlar, mevcut toplum zihniyetiyle bir kafesten di erine geçmekten ba ka anlam içermez. Üstelik diri gençli ini de bir kasap zihniyetine terk etmek zorunda kalarak. Aileyi üst toplumun -iktidar toplumu- halk içindeki yans mas, ajan kurumu olarak görmek gerekir. Erkek toplumdaki iktidar n aile içindeki temsilcisi, yo unla ifadesidir. Kad n evlenirken asl nda kölele iyor. Evlilik kadar kölele tiren ba ka kurum tasavvur etmek zordur. Gerçek anlamda en kapsaml kölelikler bu kurumla kurulur ve ailede kökle erek sürer. Genel anlamda e olarak beraberliklerden, ortak ya amdan bahsetmiyoruz. Bu herkesin özgür ve e itlik anlay na göre anlam kazanabilecek bir husustur. Yerle mi klasik anlam yla evlilik ve aileden bahsediyoruz. Kad n aleyhine kesin mülkle me, tüm siyasal, zihni, sosyal, ekonomik alandan çekilme, bir daha kolay kolay kendine gelememe anlam ta r. Radikal bir sorgulamadan geçirilerek demokratik, özgür, cins e itli ini hedefleyen ortak ya ama esaslar sa lanmadan bireysel, güdüsel s nt lardan ve geleneksel aile anlay ndan kaynaklanan evlilikler, ili kiler özgür ya am yolunda en tehlikeli sapmalar olarak rol oynayabilir. htiyaç 13

15 KOMÜNAR bu tür birliklerde de il, zihniyet, demokratik ve politik alan çözerek cinsiyet özgürlü ünü tam sa lamak ve buna uygun ortak ya am iradelerini gerçekle tirmektir. Günümüz dünyas n en çok a zlarda sa- z edilen a k konusu tarihin en rezil, içeriksiz dönemini ya amaktad r. Tarihin hiçbir döneminde a k bu denli aya a dü medi. Anl k a klardan tutal m, aç k cinayet yakla mlar na kadar en yavan ve tehlikeli ili ki tarzlar na bile k deniliyor. Kapitalist sistemin ya am anla- bundan daha iyi sergileyecek ili ki dü- ünülemez. Dönemimizin a klar hakim sistemin insan ve topluma dayatt zihniyetin en kutsal alanda bile ne hallere dü tü ünün aç k bir itiraf r. A canland rmak en zor devrimci görevlerden biridir. Büyük emek, zihniyet ayd nl, insanl k sevgisi ister. A n en önemli artlar ndan biri, ça n bilgeli i s rlar nda seyretmeyi gerektirir. kincisi, sistemin ç lg nl klar na kar büyük duru u dayat r. Üçüncüsü, kurtulu suz, özgürlüksüz birbirlerinin yüzüne bile bak lamayaca bir ahlaki tutum olarak benimsemeyi gerektirir. Dördüncüsü, cinsel güdüyü üç hususun gereklerine tutsak etmeyi gerektirir. Yani cinsel güdü bilgeli e, özgürlük ahlak na ve politik-askeri mücadele gerçekli ine ba lanmadan, at lacak her ad n a n inkâr oldu unu bilmeyi gerektirir. Bir ku kadar bile özgür yuva kurma olana olamayanlar n a ktan, ili kiden, evliliklerden bahsetmeleri, asl nda sosyal düzen köleli ine teslimiyeti ve özgürlük mücadelesinin soylula de erini bilmediklerini gösterir. Ya am tekrarlama niteli inde sürdürme garantisi veren cinsel eylemdeki hazz 'a k' olarak de erlendirmek büyük hatad r. Tersine, cinsel eyleme dayal haz a n inkâr r. Kapitalist modernite cinsiyetçili i kanser gibi ço- altarak, a k ad alt nda toplumu öldürmektedir. Toplumsal varl n olu umundaki komünal nitelik, biçime de il öze ili kin bir husustur. Toplumun ancak komünal tarzda varl sürdürebilece ini kan tlar. Komünal niteli in yitirilmesi toplum olmaktan ç kmakla özde tir. Komünal de erlerin aleyhindeki her geli me toplumdan bir tak m de erlerin kayb anlam na da gelir. O halde komün halindeki ya am temel ya am biçimi olarak de erlendirmek gerçekçidir. nsan türü varl bu söylemine göre toplumu ya atan, yücelten hiyerar i ve iktidar de erlidir. Gerisi güdülmesi gereken sürüdür. Denebilir ki, bu anlay en eski oldu u kadar zihinleri en çok i gal eden ilk büyük ve sistematik yaland r. Toplum bu ideaya inand ld kça, aleyhine olan süreci de me rula rm olmaktad r. Bu öylesine güçlü bir idead r ki, günümüzde de buna kanmayan neredeyse yok gibidir. Komünal düzenin toplumun varolu tarz olmas na ra men, ya atan ve yücelten de erin hiyerar ik ve iktidar gücüne mal edilmesi, çözülmesi gereken çeli kilerin ba nda gelmektedir. Toplumsal tarihin çarp lmas sa layan bu söylem tarih, edebiyat ve politika ba ta olmak üzere tüm üstyap n da temel anlay normu oluyor. Sonunda toplumun gerçek varolu tarz dilsiz, söylemsiz bir nesneye dönü üyor Çöl, da ve ormanlarda sald lara kar direni halindeki her tür etnisite, oligar iye dayanmayan dinsel, felsefi gruplar, esas olarak bu toplumsal ya am tarz temsil ederler. Etnisitenin fiziki yan a r basan duygusal zekâl direni çi ya am yla dinsel ve felsefi gruplar n analitik zekâ a rl kl direni çi ya amlar, toplumsal özgürlük ve e itlik mücadelesinin esas gücüdür. Tarihin özgürlüksel ak, bu direni çi ya am tarz n sonucudur. Toplumda yarat dü ünce, onur, adalet, hümanizm, ahlakilik, güzellik, sevgi gibi önemli kavram ve olgular daha çok bu ya am tarz yla ba lant - r. YANLI TAR HLE DO RU YA AN- MAZ. KEND ÖZGÜRLÜK TAR HLER - DO RU YAZAMAYANLAR ÖZGÜR YA- AYAMAZLAR... 14

16 Say KOMÜNAR 2009 YILININ KAZANIMLARI 2010 DA ÖZGÜRLÜKLE BULU ACAKTIR Cemil BAYIK Önceki y llarda elde etti imiz kazan mlar ve geli melerle 2009 y na girdik y nda Türkiye, ran ve ABD'nin ortak konseptleri do rultusunda hareketimize kar sald lar geli ti. Bu güçler hareketimize darbe vurarak sonuç almak istiyorlard. 2008'in sonlar na do ru yap lan planlamalar gere ince hareketimize darbe vurmalar gerekiyordu. 2009'a bu biçimiyle giri yapmak istiyorlard. Hareketimiz bu plana kar direni le cevap verdi. Tüm sald lar bo a ç kard. Bu nedenle ad m atan ve ba ar elde eden, hareketimiz oldu. 2009'a bu kazan mlarla girmi olduk. 15 ubat'la komploya kar eylemsellik süreci, 8 Mart'la Kürt kad n aya a kalk ve komploya kar direni leri 2009'daki eylemselli in güçlü bir ba lang oldu. Newroz ve Önderli in do um günü kutlamalar yla devam eden eylemsel süreç, y l boyunca ilerleyerek tamamland. Kürt halk 15 ubat'tan 4 Nisan'a kadar, yakla k iki ay boyunca hiç durmad. Özgürlük yürüyü üyle direndi ve daki halk serhildanlar seçimleri de etkiledi. Zap'ta bize darbe vurmak istemi ler ama kendileri darbe yemi ti. Zap operasyonundan sonuç alamay nca, bu sefer de Önderli e yöneldiler, i kenceyle Önderli i hedef ald lar. Bir taraftan Önderli e i kence ederken, di er taraftan halk üzerindeki bask daha da iddetlendirildi. Bu biçimiyle seçimlerde de sonuç almay dü ünüyorlard. Zap operasyonunda elde edemediklerini seçimlerle telafi etmek istiyorlard. E er seçimler konusundaki planlar istedikleri biçimde yürümü olsayd, harekete darbe vuracaklard. Plan buydu. Fakat yerel seçimlerde darbe yiyen, yenilen kendileri oldu. Özgürlük Hareketi nas l ki Zap operasyonunda ba ar kazand ysa, seçimlerde de sonucu kendi lehine çevirdi. Dolay yla tüm planlar bo a ç kt. Böylelikle 1924'ten bu yana sürdürmü olduklar inkar ve imha politikalar büyük bir darbe yemi ti. Var olan siyasetin iflas etti i, eskisi gibi yürüyemeyece i aç a km. Devlet Kürtler için yeni bir siyaset belirlemek durumundayd. Bunun gerçekle ece i de anla lm. Hareketimiz tüm imha ve inkar politikalar bo a ç kard ktan sonra yeni bir ad m att. Sorunun demokratik siyasi zeminde çözülmesi için ate kes ilan edildi. Bu bir hamleydi. PKK 2009 y direni iyle bu hamleyi ba latt. 2010'a giri böyle oldu. Türk Devleti'nin Kürtlere uygulam oldu u inkar ve imha politikas n iflas etti ini ilk anlayan ABD oldu. Obama belediye seçimlerinden hemen sonra Türkiye'ye gelerek 15

17 KOMÜNAR çe itli partilerle görü me yapt. Ayn zamanda mecliste Ahmet Türk ile görü tü. Obama, "Türkiye'de ilk defa bir Kürt liderle görü üyorum", dedi. Bu görü meyi de mecliste yapt. Obama'n n yapm oldu u bu konu ma, yeni bir politikan n belirlenmi oldu unu ve bunun Türkiye taraf ndan da kabul edilmesi gerekti- ini gösteriyordu. ABD bu görü me öncesine kadar Türkiye'nin inkar ve imha politikas oldu u gibi destekliyordu. Fakat ABD özellikle yerel seçim sonuçlar sonras, yürütülen bu politikan n art k iflas etti ini anlad. ABD, iflas eden bu politikan n desteklenmesinin art k anlams z oldu unu gördü. ABD PKK'yi bitirmek amac yla önceki politikalar destekliyordu. Fakat yap lan her türlü yard ma ve verilen desteklere ra men PKK'nin bitmedi i, aksine daha da güçlendi i görülmü tü. Böylelikle ABD, var olan siyasetle PKK'nin tasfiye edilebilmesinin mümkün olmad görmü oldu. Dolay yla PKK'yi farkl bir politikayla güçsüzle tirmek ve tasfiye etmek gerekiyordu. PKK'nin tasfiyesiyle ABD, kendi stratejisini Ortado u'da hakim k lmak istiyor. PKK'nin geli imi, güçlenmesi, ABD'nin Ortado u için öngörmü oldu u stratejilerin önünde engeldir. ABD'nin stratejisi ABD-Türkiye- Irak ittifak üzerine kuruludur. Bu ittifak n içerisinde Güney Kürtleri de vard r. Fakat PKK'nin geli imi ve direni i, kurulmak istenen bu ittifak n önünde engeldir. ABD bu ittifak ile Güney Kürdistan ve Türkiye'yi de ya- nla rmak istemektedir. Ayn zamanda tüm Kürtleri ve Türkleri kendi stratejisine hizmet etmeleri için kullanmak istemektedir. PKK Türkiye'nin ve Kürtlerin ABD'nin hizmetine girmesine izin vermiyor. O nedenle de ABD Kürt politikas nda yeni bir siyaset yürütmek istedi. nkar ve imha politikas Birinci Dünya Sava 'ndan sonra Ortado u'daki karlar do rultusunda geli tiren ngiltere ve Fransa'yd. Birinci Dünya Sava 'ndan sonra Ortado u aç ndan belirlenen siyaset günümüz kapitalist sisteme cevap veremiyordu. Bu nedenle sistem Ortado u'yu kendi menfaatlerine göre yeniden ekillendirmek zorundayd. Ortado u'nun yeniden ekillenmesi, ayn zamanda Kürtler için öngörülen siyasetin yeniden ele al nmas ve yeni bir politikayla uygulamaya konulmas gerekli k yordu. ABD'nin Ortado u'ya müdahalesiyle yeni düzenin ad mlar at lm, bu ayn zamanda Ortado u'da Kürtler için uygulanan inkar ve imha politikas n de tirildi inin pratikteki uygulamas oluyordu. Belediye seçimleriyle birlikte ABD Güney Kürdistan'dan sonra Kuzey Kürdistan'da da yeni politikas prati e geçirmi ti. PKK 1924'ten bu yana uygulanan siyaseti bo a ç kararak esas nda Türkiye'yi siyasetsiz rakm. Bu da Türkiye aç ndan oldukça tehlikeliydi. ABD bunu görüyordu. Bu yüzden Ortado u'yu yeniden dizayn ile yeni siyasetler üzerinde duruldu. Bunlardan biri de Kürtlere uygulanan siyaset olacakt. PKK ate kes ilan etti. Böylelikle var olan sorunun siyasi zeminde çözülmesi gerekti ini ilan etmi oluyordu. PKK bu ilanla ayn zamanda kendisini de siyasi bir hareket olarak ciddi bir aktör olarak ortaya koyuyordu. E er Türkiye Kürt sorunu konusunda eski siyasetinde srarc olsayd, PKK'nin, Kürtlerin siyasi ad mlar kar nda cevaps z kalacakt. Hatta PKK'nin siyaseti sonuç alacakt. Bu nedenle ABD Türkiye'nin önüne yeni bir politika koydu. Ortado u'ya müdahale ile Kürtler için yeni bir politika öngörülmü tü. Bu Türkiye'nin önüne de konulmu tu. 1924'ten bu yana uygulanan politikalar n bir anda de mesi kolay olmayacakt. Dolay yla Türkiye zaman kazanmak istedi. PKK ise ad m üstüne ad m atm. Hareketimiz att bu ad mlarla TC'yi ciddi bir ekilde zorlam. TC de hareketimizin daha fazla ad m atmas engellemek ve yeni siyasetlerini uygulamaya koyabilmek için hareketimizin ataca ad mlar n önüne geçmeye çal. Bu nedenle hareketimizin 13 Nisan'da ate kes ilan etmesiyle birlikte, onlar da 14 Nisan'da 16

18 Say KOMÜNAR operasyon ba latt lar. Demokratik siyasi zeminde birçok yakalanma ya and. Bununla PKK, DTP ve Önder APO üzerinde bask kurmak istediler. Bask larla Özgürlük Hareketinin yeni ad mlar atmas n önüne geçmek istediler. Türkiye, zihniyetinde herhangi bir de im ya amam. De im oyundan ibaretti. Amaçlar zaman kazanarak imha siyasetini devam ettirmekti. Daha önceleri "Kürt yoktur" deniliyordu, sonralar "Kürt vard r, Kürt sorununu çözmek istiyoruz, fakat PKK ve Önder APO'yu muhatap alm yoruz, bizim muhatab - z halkt r, sorunu halkla çözece iz" denildi. Süreç içerisinde a z de tirerek "demokrasi sorunu var, demokrasiyi geli tirece iz" denildi. En sonunda da "bar ve karde lik projesini geli tirece iz" denildi. Tüm bunlar zaman kazanmak için ortaya at lan laflard r. Amaçlar PKK'yi tasfiye etmektir. PKK'nin tasfiyesiyle Kürtleri tasfiye etmek, bunun üzerinden de Kürdistan'daki egemenliklerini tekrardan güçlendirmek istiyorlar. Bu amaç do rultusunda "Kürtleri nas l kand z" aray yla i e koyuldular. Demokratlar, sosyalistleri, tüm dünyay kand rmak istediler. Çünkü herkesin yar- almak istiyorlar. Böylece hedeflerini gerçekle tirecekler. PKK ate kes ilan etti, onlar ise hem askeri hem de siyasi alanda operasyonlarla ate kese kar k verdiler. Birçok arkada ehit dü ürdüler. Yakalanmalar oldu. Önder APO buna ra men çözüm için yol haritas ortaya koydu. Önderlik, "e er sizin çözüm için çabalar z varsa çözüm böyle olur, biz de çözüm için yol haritam ortaya koyuyoruz, gerçekten çözmek istiyorsan z buyurun" dedi. Fakat devlet yol haritas vermedi, el koydu. Buradan da anla laca gibi Türk Devleti'nin, AKP'nin sorunu çözme gibi bir sorunu yoktur. Sorunu çözüyorum ad alt nda büyük bir oyun oynan yor, amaç tümüyle tasfiye etmektir. Aç a ç kan bu olmu tu. Fakat halen de sosyalistler, demokrat çevreler ve Kürtler, AKPnin Kürt sorununda ad m ataca dü ünüyor. Yol haritas n verilmemesiyle Kürt sorununun çözülmek istenmedi i, hatta amac n tasfiye etmek oldu u hareketimiz taraf ndan anla- lm. Ama sadece bizim taraf zdan bu durumun anla lmas yetmez. Kürt ve Türk halklar n da AKP'nin sorunu çözme gibi bir derdinin olmad, hatta amaçlar n tasfiye etmek oldu unu anlamalar gerekirdi. Önderlik, buna ra men yeni bir karar ald ve "bar gruplar gelsin" dedi. Önderlik bununla AKP'nin, devletin gerçek yüzünü bir kez daha gün yüzüne ç karmak istedi; ki ama- n ne oldu u herkes taraf ndan anla ls n. Yap lanlar n oyun oldu u, Kürt sorununu çözme gibi bir durumun ya anmad, böyle bir plan n olmad Önder APO taraf ndan bir kez daha aç a ç kar lmak istendi. Önder APO yürütülen siyasetin demokrasi, bar ve karde lik ad alt nda Kürtlerin tasfiyesiyle sonuçland - lmak istendi ini herkese kavratmak istedi. Bar gruplar n Türkiye'ye gitmesiyle devletin, AKP hükümetinin siyasi gerçekli i aç a km oldu. Birçok ki i, Türk Devleti'nin ve AKP hükümetinin herhangi bir haz rl n olmad gördü. Hatta baz lar bunu aç kça dile getirdi, baz yazarlar yaz lar nda buna de- indiler. AKP hükümetinin çözüm projesi yoktur, dediler. AKP burada panikledi. Gerçek yüzleri aç - a ç yordu. Herkes bunu görecekti. Bu yüzden paniklediler. Gerçek yüzlerinin anla lmamas için yeniden umut yaratmak istediler. Oyunlar devam ettirmeleri için bu sefer de, "sorunu meclise ta yaca z" dediler. Dolay - yla herkesin gözü kula Türkiye Meclisi'ne çevrildi. Meclisten de bir ey ç kmad. Birçok ki i "beklentilerimizin hiçbiri gerçekle medi, Türk Devleti'nin çözüm için projesi yoktur" dedi. Mecliste Türk Devleti'nin, AKP'nin gerçek yüzü bir kez daha aç a ç km oluyordu. Hedeflerinde Kürt sorununun çözümüne dair herhangi bir eyin olmad anla lm. Bu yüzden Önder APO, "yap lanlar ovdu ve ov 17

19 KOMÜNAR bitti" dedi. AKP'ye verilen görev sorunu çözmek de ildir, tam tersine tasfiye etmektir. AKP'nin, sorunu çözme yerine tasfiyeyle görevlendirildi inin anla lmas ve Önder APOnun bunun üzerine giderek durumun daha da netle mesi için gösterdi i çabalar, Türk Devleti'nin yeni bir karar almas na neden oldu. Böylece Önder APO, PKK ve demokratik siyaset zeminine yöneldiler. O zamana kadar herkesi kand rabileceklerini dü ünüyorlard. Hatta Önder APO, DTP ve PKK'yi bile kendi projelerine çekeceklerini san yorlard. Yürüttükleri siyaset bu temeldeydi. Önder APO, PKK ve DTP'nin bu oyunu görmesi ve buna hizmet etmemesi, devlete Önder APO, PKK ve DTP'ye kar bask kurma karar ald rtt. Al nan kararla birlikte Önder APO'yu tehdit ederek ölüm çukuruna att lar. "E er bizim projelerime kar durursan, tasfiyenin önüne geçersen seni ya atmay z" dediler. Ya amak istiyorsan tasfiye plan zda yer almal n mesaj verildi. DTP tasfiye plan nda yer almad için üzerine gittiler ve DTP'yi kapatt lar. Birçok belediye ba kan, siyasi çal an yakalad lar. Büyük bir bask olu turdular. "Madem siz bizim siyasetimize, tasfiye siyasetimize destek vermiyorsunuz, bu yüzden biz de size siyaset yapma imkân vermiyoruz" dediler. Ancak bizim istedi imiz biçimde siyaset yapabilirsiniz mesaj verildi. PKK ve gerilla konusunda toplant üstüne toplant yapt lar. ABD ve Hewlêr'de toplant lar yaparak PKK ve gerilla üzerindeki bask art rmak istediler. Böylece PKK'yi güçsüzle tirmek ve tasfiye etmek istediler. Bunda istenilen sonucun al nmamas durumunda, askeri operasyonlarla hareketin üzerine gelmeyi planl yorlard. Önder APO'yu ölüm çukuruna att lar, DTP'yi kapatt lar, birçok belediye ba kan ve siyasi çal an yakalad lar, imdi de askeri operasyon haz rl klar var. Gerillaya ve siyasi alana darbe vurarak tasfiyenin önündeki engelleri ortadan kald rmak istiyorlar. Hareketimiz sorunun çözümü için seçimlerden bu yana ad m üstüne ad m att, fakat Türk Devleti herhangi bir ad m atmad, tersine at- oldu umuz ad mlar n önüne geçmek için ellerinden geleni yapt lar. Tasfiye planlar gerçekle tirebilmeleri için, atm oldu umuz ad mlar bo a ç karmak için ne gerekiyorsa onu yapt lar. Türk Devleti'nin, AKP'nin "Kürt sorunu vard r, sorunu çözmemiz gerekir" sözlerinin alt nda yatan gerçeklik budur. Ortada Kürt sorununu çözüm geli tirecek bir projeleri yoktur. Hepsi de yaland r, kand rmad r, oyundur. Tüm çal malar tasfiye siyasetine hizmet etme amaçl r. lk önceleri birçok ki i AKPnin Kürt sorununda bir projelerinin oldu unu dü ünüyordu. Fakat uan birçok ki i buna inanm yor. Böyle bir plan n olmad gördüler. AKP'nin gerçek yüzü ortaya ç nca bu sefer de aç kça "biz PKK'yi tasfiye etmek istiyoruz" denildi. Gelinen süreçte bu durumu gizleyemiyorlar y zorlu geçti. ktidarc -egemen güçler Özgür Kürt'e darbe vurmak istedi. Özgür Kürt, Önder APO'yu ve PKK'yi temsil ediyor. Bütün parçalarda harekete darbe vurmak istediler. ktidarc -egemen güçler, PKK'ye darbe vurmak için kendi aralar nda ittifaka girdiler. Bu ittifak sonucunda her sahada birlikte çal ma yürüttüler. Siyasi, ekonomik, askeri vb. birçok alanda, birlikte çal ma yürüttüler. Böylece özgür Kürt'e, iradeli Kürt'e darbe vurmak istediler. Darbeyle de özgür ve iradeli Kürt'ten kurtulmak istediler. Kendi rahat- klar Kürt'ün tasfiyesinde gördüler. Menfaatleri de buradad r. Gençlerin gerillaya kat lmamas için ellerinden geleni yapt lar. Türkiye, ran ve Suriye devletleri bu konuda çal malar yürüttü. Eroin, fuhu, çetecilik vb. kötü olan, yozla ran ne varsa gençler içerisinde yaymak istediler. Amaçlar gençli i da tmak, yurtsever-demokratik duygular öldürmektir. Bunun ya- nda Kürt halk aras nda bir birlikteli in sa lanmamas için s rlarda kimi tedbirler ald lar. Kürtlerin s rdan geli gidi lerini kesmek 18

20 Say KOMÜNAR için önlemler ald lar. Hatta s rlar bo altmak, tüm ili kileri keserek ad m atmak istediler. Hem Türkiye- ran hem de Türkiye-Suriye nda bunu yapmak istediler. Ekonomik olarak Kürtleri aç b rakmak istediler, hatta aç rakarak bulunduklar yeri terk etmeleri, e er terk etmezlerse de kendilerine hizmet etmeleri planland. Böylece aç kalan halk z kirli bir politikayla ajanla lacak, çetele tirilecekti. Halen de bunu yap yorlar. Böyle bir ortak siyaset yürüttüler. Ekonomik, siyasi, kültürel ve askeri konularda ortak siyaset güdüldü. Pratik olarak da söyledi im eyler gerçekle tirildi. Bununla harekete darbe vurmak istediler. ABD birçok konuda Irak, Suriye, ran, Pakistan, Afganistan, Filistin hatta Kafkasya gibi konularda Türkiye'ye muhtaç oldu. Türkiye bundan faydalanmak istedi. Amerika'ya yar- m kar nda PKK'nin tasfiyesi için onay ve yard m istiyor. Türkiye bu konuda çal malar da yürüttü. Merkezi Irak Hükümeti üzerinden Güney'i devreye koyarak PKK'yi rmak böylece gittikçe tasfiye etmek istediler. Böylece PKK tasfiye olduktan sonra da Güney Kürdistan tasfiye edilecekti. Böyle bir siyaset geli tirdiler siyasetiyle Türkiye-Amerika, Türkiye- ran-irak ve hatta k smen Güney Kürdistan Hükümeti PKK'ye kar ittifak yapt lar. Amerika-Türkiye- ran PKK'yi bitirmek için ortak operasyon yapt. Hareketin iradesini k rarak, darbe vurarak tasfiye etmek istediler. Hareket bu ortak konsepte kar büyük bir direni gösterdi. Planlar, hücumlar bo a ç kard. Bedel de verdi. Hem halk hem de gerilla bedeller verdi. Gerilla ve halk ortak bir ekilde hücuma kar durdu. Planlar n ba ar kazanmas na izin vermedi. Yap lan planlar verdikleri bedellerle, emekleriyle sonuçsuz b rakt lar. Burada ba ar kazanan Kürt halk oldu. Bu yüzden 2009 y oldukça zorlu geçti. Hem iktidarc -egemen güçler aç ndan, hem de Kürt halk aç ndan oldukça zorlu geçti. Kürt halk onurunu korumak, demokrasi, e itlik, özgürlük ve bar anlay nda srarc oldu unu bir kez daha dile getirmek için direni gösterdi. Bu yüzden 2009 y zorlu geçti y PKK ve Kürt halk için ba ar kazan lm bir l oldu. Her ne kadar i kence, hakaret ve ölüm ya anm sa da gösterilen direni le y l aç ndan ba ar kazan mlar elde edildi. Kaybeden ABD, iktidarc -egemen güçler oldu. Zaten bundan kaynakl olarak 1924'ten bu yana uygulanan inkar ve imha siyasetinden vazgeçtiler ve yeni bir siyaset devreye koydular. E er ba ar olsalard Kürtlere ili kin siyasetlerinden vazgeçmezlerdi. PKK'nin siyaseti ba ar kazanmasayd kendi siyasetlerinden, yani inkar ve imha siyasetinden vazgeçmezlerdi. Buna mecbur kald lar. PKK'yi etkisizle tirmek ve tasfiye etmek için bu sefer de yeni bir siyaset prati e konuldu. Yeni siyasetle Kürtleri yeniden kendi egemenliklerine alacaklar. Kürtleri kendi egemenliklerine almalar Kürt'ün bir daha aya a kalkmamas anlam na geliyor. Çünkü PKK'nin tasfiyesi bu anlama geliyor. er PKK tasfiye olursa iktidarc -egemen güçlere kar ç kacak ba ka bir güç kalmayacak. Kürtler büyük kaybedecektir. Kürt halk - n bir daha aya a kalkmas zor olacak. Uluslararas güçler bunu iyi biliyor. PKK'nin tasfiyesi özgür Kürt'ün tasfiyesidir, Kürtlerin yeniden onlara köle ve hizmetçi olmas r nda bu konuda sonuç almak istediler. Fakat her ne kadar sonuç almak isteseler de sonuçsuz kald lar. Sonuç alan PKK ve özgür Kürt halk oldu y nda demokrasi ve özgürlük at - mlar zla mücadele ettik. Bu mücadelede ba ar lar kazand k. De erler olu turduk. Bu kazan m ve ba ar larla 2009 y na girdik. Dolay yla 2009 y nda da ba ar kazand k y na da 2009 y n kazan mlar ve ba- ar yla giriyoruz y na güçsüz girmiyoruz, güçlüyüz. Belki de her zamankinden daha güçlü bir ekilde 2010 y na giriyoruz y daha da zorlu geçecek. E er dikkat edersek 2009 y, 2008 y na göre daha çetin 19

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

Cümlede Anlam İlişkileri

Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede anlam ilişkileri kpss Türkçe konuları arasında önemli bir yer kaplamaktadır. Cümlede anlam ilişkilerine geçmeden önce cümlenin tanımını yapalım. Cümle, yargı bildiren,

Detaylı

KLASİK MANTIK (ARİSTO MANTIĞI)

KLASİK MANTIK (ARİSTO MANTIĞI) KLASİK MANTIK (ARİSTO MANTIĞI) A. KAVRAM Varlıkların zihindeki tasarımı kavram olarak ifade edilir. Ağaç, kuş, çiçek, insan tek tek varlıkların tasarımıyla ortaya çıkmış kavramlardır. Kavramlar genel olduklarından

Detaylı

Veri Toplama Yöntemleri. Prof.Dr.Besti Üstün

Veri Toplama Yöntemleri. Prof.Dr.Besti Üstün Veri Toplama Yöntemleri Prof.Dr.Besti Üstün 1 VERİ (DATA) Belirli amaçlar için toplanan bilgilere veri denir. Araştırmacının belirlediği probleme en uygun çözümü bulabilmesi uygun veri toplama yöntemi

Detaylı

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Gelişim psikolojisi, bireylerin yaşam boyunca geçirdiği bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal

Detaylı

CMK 135 inci maddesindeki amir hükme rağmen, Mahkemenizce, sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespitine karar verildiği görülmüştür.

CMK 135 inci maddesindeki amir hükme rağmen, Mahkemenizce, sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespitine karar verildiği görülmüştür. Mahkememizin yukarıda esas sayısı yazılı dava dosyasının yapılan yargılaması sırasında 06.05.2014 günlü oturum ara kararı uyarınca Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ndan sanık... kullandığı... nolu,

Detaylı

Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i

Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i Parti içi disiplin mekanizması (cinsel taciz, aile içi şiddet vs. gibi durumlarda işletilen) AKP CHP MHP BBP HDP Parti içi disiplin

Detaylı

Kadınları Anlamak Erkeklere Düşüyor

Kadınları Anlamak Erkeklere Düşüyor Kadınları Anlamak Erkeklere Düşüyor Kadınların Yaşam Koçu Tuğba Güneş, kadına şiddetti ortaya çıkaran nedenleri ortadan kaldıracak önlemler alınması gerektiğini söyledi. Kahramanmaraş ın tek yaşam ve wellness

Detaylı

SOSYAL ŞİDDET. Süheyla Nur ERÇİN

SOSYAL ŞİDDET. Süheyla Nur ERÇİN SOSYAL ŞİDDET Süheyla Nur ERÇİN Özet: Şiddet kavramı, çeşitli düşüncelerden etkilenerek her geçen gün şekillenip gelişiyor. Eskiden şiddet, sadece fiziksel olarak algılanırken günümüzde sözlü şiddet, psikolojik

Detaylı

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına

Detaylı

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Enerji ve Kalkınma Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Kırılma Noktası Dünyanın gerçeklerini kırılma noktalarında daha iyi kavrıyoruz. Peşpeşe gelen, birbirine benzer damlaların bir tanesi bardağın

Detaylı

01 OCAK 2015 ELEKTRİK AKIMI VE LAMBA PARLAKLIĞI SALİH MERT İLİ DENİZLİ ANADOLU LİSESİ 10/A 436

01 OCAK 2015 ELEKTRİK AKIMI VE LAMBA PARLAKLIĞI SALİH MERT İLİ DENİZLİ ANADOLU LİSESİ 10/A 436 01 OCAK 2015 ELEKTRİK AKIMI VE LAMBA PARLAKLIĞI SALİH MERT İLİ DENİZLİ ANADOLU LİSESİ 10/A 436 ELEKTRİK AKIMI VE LAMBALAR ELEKTRİK AKIMI Potansiyelleri farklı olan iki iletken cisim birbirlerine dokundurulduğunda

Detaylı

Tasarım Raporu. Grup İsmi. Yasemin ÇALIK, Fatih KAÇAK. Kısa Özet

Tasarım Raporu. Grup İsmi. Yasemin ÇALIK, Fatih KAÇAK. Kısa Özet Tasarım Raporu Grup İsmi Yasemin ÇALIK, Fatih KAÇAK Kısa Özet Tasarım raporumuzda öncelikle amacımızı belirledik. Otomasyonumuzun ana taslağını nasıl oluşturduğumuzu ve bu süreçte neler yaptığımıza karar

Detaylı

Araştırma Notu 15/177

Araştırma Notu 15/177 Araştırma Notu 15/177 02 Mart 2015 YOKSUL İLE ZENGİN ARASINDAKİ ENFLASYON FARKI REKOR SEVİYEDE Seyfettin Gürsel *, Ayşenur Acar ** Yönetici özeti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon

Detaylı

Akreditasyon Çal malar nda Temel Problemler ve Organizasyonel Bazda Çözüm Önerileri

Akreditasyon Çal malar nda Temel Problemler ve Organizasyonel Bazda Çözüm Önerileri Akreditasyon Çal malar nda Temel Problemler ve Organizasyonel Bazda Çözüm Önerileri Prof.Dr. Cevat NAL Selçuk Üniversitesi Mühendislik-Mimarl k Fakültesi Dekan Y.Doç.Dr. Esra YEL Fakülte Akreditasyon Koordinatörü

Detaylı

Topoloji değişik ağ teknolojilerinin yapısını ve çalışma şekillerini anlamada başlangıç noktasıdır.

Topoloji değişik ağ teknolojilerinin yapısını ve çalışma şekillerini anlamada başlangıç noktasıdır. Yazıyı PDF Yapan : Seyhan Tekelioğlu seyhan@hotmail.com http://www.seyhan.biz Topolojiler Her bilgisayar ağı verinin sistemler arasında gelip gitmesini sağlayacak bir yola ihtiyaç duyar. Aradaki bu yol

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 18 Aral k 1979 da Birle mi Milletler Genel cinsiyet ayr mc l n yasaklayan ve kad n haklar n güvence alt na alan

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır.

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. KAVRAMLAR Büyüme ve Gelişme Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. Büyüme Büyüme, bedende gerçekleşen ve boy uzamasında olduğu gibi sayısal (nicel) değişikliklerle ifade edilebilecek yapısal

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır.

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır. SAYI: 2013/03 KONU: ADİ ORTAKLIK, İŞ ORTAKLIĞI, KONSORSİYUM ANKARA,01.02.2013 SİRKÜLER Gelişen ve büyüyen ekonomilerde şirketler arasındaki ilişkiler de çok boyutlu hale gelmektedir. Bir işin yapılması

Detaylı

Araştırma Notu 11/113

Araştırma Notu 11/113 Araştırma Notu 11/113 29 Nisan 2011 MİLLETVEKİLİ DAĞILIM SENARYOLARI VE YENİ ANAYASA Seyfettin Gürsel 1 Yönetici Özeti 12 Haziran milletvekili seçimlerinden çıkacak yeni TBMM nin bileşimi sadece iktidarı

Detaylı

SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > ogulseren@gmail.com

SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > ogulseren@gmail.com SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > ogulseren@gmail.com Giriş Yönetim alanında yaşanan değişim, süreç yönetimi anlayışını ön plana çıkarmıştır. Süreç yönetimi; insan ve madde kaynaklarını

Detaylı

Endüstri Mühendisliğine Giriş. Jane M. Fraser. Bölüm 2. Sık sık duyacağınız büyük fikirler

Endüstri Mühendisliğine Giriş. Jane M. Fraser. Bölüm 2. Sık sık duyacağınız büyük fikirler Endüstri Mühendisliğine Giriş Jane M. Fraser Bölüm 2 Sık sık duyacağınız büyük fikirler Bu kitabı okurken, büyük olasılıkla öğreneceğiniz şeylere hayret edecek ve varolan bilgileriniz ve belirli yeni becerilerle

Detaylı

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Beşinci İzmir İktisat Kongresi Finansal Sektörün Sürdürülebilir Büyümedeki Rolü ve Türkiye nin Bölgesel Merkez Olma Potansiyeli 1 Kasım

Detaylı

2 Gemi Kiralama ve Demuraj-Dispeç Hesapları

2 Gemi Kiralama ve Demuraj-Dispeç Hesapları GĠRĠġ Dünya ticareti insanlığın gereksinimleri, yaşam kalitesi ve refahı için vazgeçilmez bir unsurdur, dünya ticaretinin vazgeçilmezi ise ulaşım sistemleridir. Ulaşım sistemleri içinde, çok uzun, kıtalar

Detaylı

İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı

İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı Ocak 15, 2013-3:55:02 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın himayesinde kurulan ''İşte Eşitlik Platformu'' tanıtıldı. Toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizlikle mücadele

Detaylı

İçindekiler Şekiller Listesi

İçindekiler Şekiller Listesi 1 İçindekiler 1.GĠRĠġ 3 2. Mekânsal Sentez ve Analiz ÇalıĢmaları... 4 3. Konsept....5 4. Stratejiler.....6 5.1/1000 Koruma Amaçlı Ġmar Planı.....7 6.1/500 Vaziyet Planı Sokak Tasarımı....7 7.1/200 Özel

Detaylı

Fizik I (Fizik ve Ölçme) - Ders sorumlusu: Yrd.Doç.Dr.Hilmi Ku çu

Fizik I (Fizik ve Ölçme) - Ders sorumlusu: Yrd.Doç.Dr.Hilmi Ku çu Fizik I (Fizik ve Ölçme) - Ders sorumlusu: Yrd.Doç.Dr.Hilmi Ku çu Bu bölümde; Fizik ve Fizi in Yöntemleri, Fiziksel Nicelikler, Standartlar ve Birimler, Uluslararas Birim Sistemi (SI), Uzunluk, Kütle ve

Detaylı

HALK EĞİTİMİ MERKEZLERİ ETKİNLİKLERİNİN YÖNETİMİ *

HALK EĞİTİMİ MERKEZLERİ ETKİNLİKLERİNİN YÖNETİMİ * HALK EĞİTİMİ MERKEZLERİ ETKİNLİKLERİNİN YÖNETİMİ * Doç. Dr. Meral TEKİN ** Son yıllarda halk eğitimi, toplumdaki öneminin giderek artmasına koşut olarak, önemli bir araştırma alanı olarak kabul görmeye

Detaylı

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor?

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Doç.Dr. Nilgün GÖRER TAMER (Şehir Plancısı) Her fakülte içerdiği bölümlerin bilim alanına bağlı olarak farklılaşan öznel

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor

Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Ekim 14, 2011-2:43:35 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, ''Bedensel, işitme ve görme özürlüler kendi içinde sınava tabi tutulacak. 2012 yılının ilk çeyreğinde

Detaylı

YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ 22 Mayıs 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28300 Kafkas Üniversitesinden: YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve

Detaylı

KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK VE ÖNEMİ ÇEVRE VE İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ İLE İLİŞKİSİ. Gürbüz YILMAZ Makina Mühendisi A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı

KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK VE ÖNEMİ ÇEVRE VE İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ İLE İLİŞKİSİ. Gürbüz YILMAZ Makina Mühendisi A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK VE ÖNEMİ ÇEVRE VE İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ İLE İLİŞKİSİ Gürbüz YILMAZ Makina Mühendisi A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) Çevre İş Sağlığı Güvenliği ŞİRKETLER

Detaylı

CÜMLE BİRİMLERİ ANALİZİNDE YENİ EĞİLİMLER

CÜMLE BİRİMLERİ ANALİZİNDE YENİ EĞİLİMLER CÜMLE BİRİMLERİ ANALİZİNDE YENİ EĞİLİMLER Henriette GEZUNDHAYJT Türkçeye Uygulama: R. FİLİZOK Geleneksel Dil bilgisi ve Yapısal Dil bilimi Geleneksel dil bilgisi, kelime türlerini farklı ölçütlere dayanarak

Detaylı

Analiz aşaması sıralayıcı olurusa proje yapımında daha kolay ilerlemek mümkün olacaktır.

Analiz aşaması sıralayıcı olurusa proje yapımında daha kolay ilerlemek mümkün olacaktır. Analiz Raporu Kısa Özet Her geçen gün eczanecilik sektörü kendi içerisinde daha da yarışır hale geliyor. Teknolojinin getirdiği kolaylık ile eczane otomasyonu artık elinizin altında. Çoğu eczacılar hastalarına

Detaylı

Psikolojiye Giriş. Gözden geçirme oturumları. Evrim ve Akılcılık Ders 10. Pazartesi, 26/02, 16.00-18.00 Salı, 27/02, 18.00-20.00

Psikolojiye Giriş. Gözden geçirme oturumları. Evrim ve Akılcılık Ders 10. Pazartesi, 26/02, 16.00-18.00 Salı, 27/02, 18.00-20.00 Gelecek Çarşamba Yapılacak Sınav (olası dağılım) Psikolojiye Giriş Evrim ve Akılcılık Ders 10 Giriş: 4 Beyin: 9 Freud: 9 Skinner: 9 Bilişsel Gelişim: 9 Dil: 9 Algı/Dikkat: 9 Bellek: 9 Aşk: 7 Evrim: 4 Akılcılık:

Detaylı

Brexit ten Kim Korkar?

Brexit ten Kim Korkar? EDAM Türkiye ve Avrupa Birliği Bilgi Notu Brexit ten Kim Korkar? Haziran 2016 Sinan Ülgen EDAM Başkanı 2 23 Haziranda İngiliz halkı, İngiltere nin AB de kalıp kalmayacağına dair bir halkoyuna katılacak.

Detaylı

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar 2013 / 2014 SAYI: 04 Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar Haftanın Bazı Başlıkları Sağ ve Sol Beynin Şifreleri Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları

Detaylı

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Siirt Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama

Detaylı

ÖNSÖZ. Sevgili MMKD üyeleri,

ÖNSÖZ. Sevgili MMKD üyeleri, İçindekiler ÖNSÖZ... 2 GİRİŞ... 3 Genel Kurul Toplantısı... 3 Yönetim Kurulu nda Üye ve Görev Değişiklikleri... 3 MMKD Stratejik Plan Çalışması... 3 PROJELER... 4 Kapılar Müzecilere Açık Projesi... 4 Derneklere

Detaylı

YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ

YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ Savaş AYBERK, Bilge ALYÜZ*, Şenay ÇETİN Kocaeli Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü, Kocaeli *İletişim kurulacak yazar bilge.alyuz@kou.edu.tr, Tel: 262

Detaylı

Türkiye İlaç Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı Toplantısı

Türkiye İlaç Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı Toplantısı Türkiye İlaç Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı Toplantısı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKAN YARDIMCISI YADİGAR GÖKALP İLHAN: -GELİŞMEKTE OLAN SAĞLIK SEKTÖRÜ VE SAĞLIĞA ERİŞİMDEKİ ARTIŞ, KAMU HARCAMALARINI

Detaylı

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU DİN HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TİREBOLU MÜFTÜLÜĞÜ AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU MUTLULUĞUNUZA REHBERLİK EDER Yüce Allah ın aileye bahşettiği sevgi ve rahmetin çeşitli unsurlarla beslenmesi gerekir. Bunların

Detaylı

S V L TOPLUM, YEREL YÖNET MLER VE GENÇL K AB ÜYEL YOLUNDA" S V L TOPLUMLA D YALOG TOPLANTISI 4 SONUÇ B LD RGES 11 ARALIK 2010, STANBUL

S V L TOPLUM, YEREL YÖNET MLER VE GENÇL K AB ÜYEL YOLUNDA S V L TOPLUMLA D YALOG TOPLANTISI 4 SONUÇ B LD RGES 11 ARALIK 2010, STANBUL S V L TOPLUM, YEREL YÖNET MLER VE GENÇL K AB ÜYEL YOLUNDA" S V L TOPLUMLA D YALOG TOPLANTISI 4 SONUÇ B LD RGES 11 ARALIK 2010, STANBUL "Sivil Toplum, Yerel Yönetimler ve Gençlik AB Üyeli i Yolunda Sivil

Detaylı

Prof. Dr. Bilal Sambur ile Medya ve Dindarlık Üzerine 08/04/2015

Prof. Dr. Bilal Sambur ile Medya ve Dindarlık Üzerine 08/04/2015 Medya İslam ı ile karşı karşıyayız Batıda tırmanışa geçen İslamofobinin temelinde yatan ana unsurun medya olduğu düşünülüyor. Çünkü medyada yansıtılan İslam ve Müslüman imajı buna zemin hazırlıyor. Sosyal

Detaylı

ANALOG LABORATUARI İÇİN BAZI GEREKLİ BİLGİLER

ANALOG LABORATUARI İÇİN BAZI GEREKLİ BİLGİLER ANALOG LABORATUARI İÇİN BAZI GEREKLİ BİLGİLER Şekil-1: BREADBOARD Yukarıda, deneylerde kullandığımız breadboard un şekli görünmektedir. Bu board üzerinde harflerle isimlendirilen satırlar ve numaralarla

Detaylı

Sorular. İşletmeler neden önemlidir? İşletme öğrencisi ne olur? İşletme bölümünde kazandırılmak istenen nedir?

Sorular. İşletmeler neden önemlidir? İşletme öğrencisi ne olur? İşletme bölümünde kazandırılmak istenen nedir? Sorular İşletmeler neden önemlidir? İşletme öğrencisi ne olur? İşletme bölümünde kazandırılmak istenen nedir? Paydaş gözüyle işletme nasıl tanımlanabilir? Yöneticilik doğuştan mı geliyor? Yönetim bilgisi

Detaylı

HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU?

HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU? HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU? Rıza KARAMAN Kamu İhale Mevzuatı Uzmanı 1. GİRİŞ İdareler, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımlarına çıkarken

Detaylı

DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012. Hazırlayanlar. Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi

DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012. Hazırlayanlar. Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012 Hazırlayanlar Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi Laura D. Tyson, Kaliforniya Berkeley Üniversitesi Saadia Zahidi, Dünya Ekonomik Forumu Raporun

Detaylı

İşletme Gelişimi Atölye Soruları

İşletme Gelişimi Atölye Soruları İşletme Gelişimi Atölye Soruları Şemsettin Akçay Satış Pazarlama ve İnovasyon Mühendisi İşletmenizi Başarıya Götüren 50 Soru! Bir gün küçük kızımız Lara (o zaman 3.5 yaşındaydı): Baba deniz gölgesi nedir,

Detaylı

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ BURS YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ BURS YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ BURS YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç: Madde 1. (1) Bu yönergenin amacı, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesinin önlisans, lisans ve lisansüstü

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA. Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçeleri ektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA. Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçeleri ektedir. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçeleri ektedir. Gereğini arzederim. M. Akif HAMZAÇEBİ İstanbul Milletvekili 1 GENEL GEREKÇE

Detaylı

REFORM EYLEM GRUBU BİRİNCİ TOPLANTISI BASIN BİLDİRİSİ ANKARA, 8 KASIM 2014

REFORM EYLEM GRUBU BİRİNCİ TOPLANTISI BASIN BİLDİRİSİ ANKARA, 8 KASIM 2014 REFORM EYLEM GRUBU BİRİNCİ TOPLANTISI BASIN BİLDİRİSİ ANKARA, 8 KASIM 2014 Reform Eylem Grubu nun (REG) ilk toplantısı, Adalet Bakanı Sayın Bekir Bozdağ, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Volkan

Detaylı

İçinde x, y, z gibi değişkenler geçen önermelere açık önerme denir.

İçinde x, y, z gibi değişkenler geçen önermelere açık önerme denir. 2. Niceleme Mantığı (Yüklemler Mantığı) Önermeler mantığı önermeleri nitelik yönünden ele aldığı için önermelerin niceliğini göstermede yetersizdir. Örneğin, "Bazı hayvanlar dört ayaklıdır." ve "Bütün

Detaylı

Anaokulu /aile yuvası anketi 2015

Anaokulu /aile yuvası anketi 2015 Anaokulu /aile yuvası anketi 2015 Araştırma sonucu Göteborg daki anaokulları ve aile yuvaları ( familjedaghem) faaliyetlerinde kalitenin geliştirilmesinde kullanılacaktır. Soruları ebeveyn veya veli olarak

Detaylı

KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL DERGİLER YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL DERGİLER YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Senato: 2 Mart 2016 2016/06-6 KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL DERGİLER YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve Kapsam MADDE 1- Bu Yönergenin amacı, Kahramanmaraş

Detaylı

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı Panel Konuşması Erdem BAŞÇI 7 Nisan 2012, İstanbul Değerli Konuklar, Dünya ekonomisinin son on yılda sergilediği gelişmeler emtia fiyatları üzerinde

Detaylı

Yanlış Anlaşılan Faizci

Yanlış Anlaşılan Faizci Yanlış Anlaşılan Faizci Aslam Effendi Başka bir gün Tota 1, faizci Sherzad ile karşılaştım. Bu herif hasta olmalı. Düşünsene, para ödünç vererek faiz temin ediyor. Din bu işi yasaklıyor ama yine de aramızda

Detaylı

Ek 1. Fen Maddelerini Anlama Testi (FEMAT) Sevgili öğrenciler,

Ek 1. Fen Maddelerini Anlama Testi (FEMAT) Sevgili öğrenciler, Ek 1. Fen Maddelerini Anlama Testi (FEMAT) Sevgili öğrenciler, Bu araştırmada Fen Bilgisi sorularını anlama düzeyinizi belirlemek amaçlanmıştır. Bunun için hazırlanmış bu testte SBS de sorulmuş bazı sorular

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN "INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN "INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 18 Mart 2016 İstanbul, Hilton Hotel Harbiye Sayın Büyükelçiler, Değerli Konuklar, 2009 yılında

Detaylı

Walt Whitman. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Walt Whitman. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Walt Whitman - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yasal Uyarı: Bu ekitap, bilgisayarınıza indirip kayıt etmeniz ve ticari olmayan kişisel kullanımınız için yayınlanmaktadır.

Detaylı

Kıbrıs ın Su Sorunu ve Doğu Akdeniz in Hidrojeopolitiği

Kıbrıs ın Su Sorunu ve Doğu Akdeniz in Hidrojeopolitiği Kıbrıs ın Su Sorunu ve Doğu Akdeniz in Hidrojeopolitiği Dursun Yıldız SPD Başkanı 2 Nisan 2016 Giriş Gelişmenin ve karşı duruşun, doğuya karşı batının, kuzey kıyısına karşı güney kıyısının, Afrika ya karşı

Detaylı

MÜSİAD Kadın Girişimciler Zirvesi. Kapanış Konuşması. 27 Mayıs 2016. İş Dünyamızın, STK'ların Değerli Bşk ve Temsilcileri,

MÜSİAD Kadın Girişimciler Zirvesi. Kapanış Konuşması. 27 Mayıs 2016. İş Dünyamızın, STK'ların Değerli Bşk ve Temsilcileri, MÜSİAD Kadın Girişimciler Zirvesi Kapanış Konuşması 27 Mayıs 2016 Saygıdeğer (Emine Erdoğan) Hanımefendi, Sayın Bakanım, (Fatma Ramazanoğlu), İş Dünyamızın, STK'ların Değerli Bşk ve Temsilcileri, Değerli

Detaylı

B E Y K E N T Ü N İ V E R S İ T E S İ S O S Y A L B İ L İ M L E R E N S T İ T Ü S Ü İ Ş L E T M E Y Ö N E T İ M İ D O K T O R A P R O G R A M I

B E Y K E N T Ü N İ V E R S İ T E S İ S O S Y A L B İ L İ M L E R E N S T İ T Ü S Ü İ Ş L E T M E Y Ö N E T İ M İ D O K T O R A P R O G R A M I B E Y K E N T Ü N İ V E R S İ T E S İ S O S Y A L B İ L İ M L E R E N S T İ T Ü S Ü İ Ş L E T M E Y Ö N E T İ M İ D O K T O R A P R O G R A M I İLİŞKİSEL PAZARLAMA 31 MAYIS 2014 K O R A Y K A R A M A N

Detaylı

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi :

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi : 2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ Anayasa nın 49. Maddesi : A. Çalışma Hakkı ve Ödevi Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek,

Detaylı

Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı

Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı Büyükşehir Belediyesi tarafından yatırımı gerçekleştirilen çevreci yatırım;

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL Sözlerime gayrimenkul ve finans sektörlerinin temsilcilerini bir araya

Detaylı

DEVRİM KOLEKTİF DEHADIR Toplumda her gün tekrarlanan, olup biten olaylara yüzeysel bakmak yaygındır, neredeyse bir düşünce sistemi özelliği

DEVRİM KOLEKTİF DEHADIR Toplumda her gün tekrarlanan, olup biten olaylara yüzeysel bakmak yaygındır, neredeyse bir düşünce sistemi özelliği DEVRİM KOLEKTİF DEHADIR Toplumda her gün tekrarlanan, olup biten olaylara yüzeysel bakmak yaygındır, neredeyse bir düşünce sistemi özelliği kazanmıştır. Özel mülkiyet ilişkilerine dayalı düşünce biçimi

Detaylı

Yapı ve Deprem Yönetmelikleri, alan kullanım yönetmeliklerinin gözden geçirilmesi ve gerekiyorsa yeniden düzenlenmesi

Yapı ve Deprem Yönetmelikleri, alan kullanım yönetmeliklerinin gözden geçirilmesi ve gerekiyorsa yeniden düzenlenmesi Afet Yö netimi İnsan toplulukları için risk oluşturan afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması, afetlere karşı hazırlıklı olunması, afet anında hızlı ve etkili bir kurtarma, ilk yardım, geçici barındırma

Detaylı

EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ 1. Ders- Eğitimin Temel Kavramları. Yrd. Doç. Dr. Melike YİĞİT KOYUNKAYA

EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ 1. Ders- Eğitimin Temel Kavramları. Yrd. Doç. Dr. Melike YİĞİT KOYUNKAYA EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ 1. Ders- Eğitimin Temel Kavramları Yrd. Doç. Dr. Melike YİĞİT KOYUNKAYA Dersin Amacı Bu dersin amacı, öğrencilerin; Öğretmenlik mesleği ile tanışmalarını, Öğretmenliğin özellikleri

Detaylı

Amacımız Fark Yaratacak Makine Mühendisleri Yetiştirmek - OAIB Moment Expo

Amacımız Fark Yaratacak Makine Mühendisleri Yetiştirmek - OAIB Moment Expo Sayfa 1 / 6 OCAK 2016 SAYI: 92 Gelişen teknolojiye ayak uydurabilen, teknik bilgi ve becerilere sahip fark yaratacak lider makine mühendisleri yetiştirmek üzere yola çıktıklarını belirten MEF Üniversitesi

Detaylı

33. BÖLÜM İLK VE SON SORUŞTURMA İNŞAAT SAHİBİNE PARA CEZASI İNŞAATA YIKIM KARARI VE BU KARARIN İPTALİ SUÇLAMA; KARARA İTİRAZ ETMEMEK!

33. BÖLÜM İLK VE SON SORUŞTURMA İNŞAAT SAHİBİNE PARA CEZASI İNŞAATA YIKIM KARARI VE BU KARARIN İPTALİ SUÇLAMA; KARARA İTİRAZ ETMEMEK! 33. BÖLÜM İLK VE SON SORUŞTURMA İNŞAAT SAHİBİNE PARA CEZASI İNŞAATA YIKIM KARARI VE BU KARARIN İPTALİ SUÇLAMA; KARARA İTİRAZ ETMEMEK! ANLAMSIZ BİR TAVIR YARGILANMA GEREĞİ YOK; DOSYA KAPANIYOR 394 395 33.

Detaylı

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015 Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015 BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİĞİN UYGULANMASINA İLİŞKİN GENELGE (2015/50) Bu Genelge, 25.05.2015

Detaylı

TEDAŞ Dışında Bir Elektrik Tedarikçisinden Elektrik Almak İçin Hangi Koşullar Gerekmektedir?

TEDAŞ Dışında Bir Elektrik Tedarikçisinden Elektrik Almak İçin Hangi Koşullar Gerekmektedir? Sık Sorulan Sorular? TEDAŞ Dışında Bir Elektrik Tedarikçisinden Elektrik Almak İçin Hangi Koşullar Gerekmektedir? TEDAŞ dışında elektrik alabilmeniz için Elektrik Piyasası Düzenleme Kurulu'nun belirlediği

Detaylı

DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 TÜRK MİTOLOJİSİNDE ÖNEMLİ RENKLER DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 RENKLER Türk mitolojisinde renklerin sembolik anlamları ilk olarak batılı Türkologların dikkatini çekmiş ve çalışmalarında bu hususa işaret etmişlerdir.

Detaylı

Sayın Valim, Sayın Rektörlerimiz, Değerli Hocalarımız ve Öğrencilerimiz Ardahan Üniversitesi Değerli öğrenciler, YÖK Kültür Sanat Söyleşileri

Sayın Valim, Sayın Rektörlerimiz, Değerli Hocalarımız ve Öğrencilerimiz Ardahan Üniversitesi Değerli öğrenciler, YÖK Kültür Sanat Söyleşileri Sayın Valim, Sayın Rektörlerimiz, Değerli Hocalarımız ve Öğrencilerimiz Ardahan da, Ardahan Üniversitesi nde sizlerle birlikte olmaktan memnuniyetimi bildirerek sözlerime başlamak isterim. Hepinizi sevgi

Detaylı

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18 http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/201203... 1 of 5 6 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28225 Atatürk Üniversitesinden: YÖNETMELİK ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ ASTROFİZİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

Detaylı

MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ)

MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ) T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ) HALKLA İLİŞKİLER VE ORGANİZASYON HİZMETLERİ ALANI ANKARA 2007 ÖĞRENME FAALİYETİ -19 HALKLA İLİŞKİLER VE

Detaylı

Firmadaki Mevcut Öğrenme Faaliyetleri 2.2. Aşama

Firmadaki Mevcut Öğrenme Faaliyetleri 2.2. Aşama DE/11/LLP-LDV/TOI 147 420 Firmadaki Mevcut Öğrenme Faaliyetleri 2.2. Aşama 1. Adınız: 2. İşletmenin Adı: 3. Tarih: Evet Hayır Bilmiyorum 1. Mevcut işinizde mesleki eğitim fırsatlarına erişebiliyor musunuz?

Detaylı

13. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr

13. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr 13. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ Prof. Dr. Zeki TEKİN ztekin@karabuk.edu.tr Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 2 İçindekiler CUMHURİYET DÖNEMİNDE MESLEKÎ TEKNİK EĞİTİMDE

Detaylı

ÇEVRE KORUMA KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK

ÇEVRE KORUMA KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK ÇEVRE KORUMA VE KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK Çevre neden bu kadar önemli? Sera etkisi artıyor Doğal kaynaklar bitiyor Maliyetler yükseliyor Gelir eşitsizliği uçurumu büyüyor 2002 yılında Johannesburg da

Detaylı

ÇEVRE KORUMA TEMEL ALAN KODU: 85

ÇEVRE KORUMA TEMEL ALAN KODU: 85 TÜRKİYE YÜKSEKÖĞRETİM YETERLİLİKLER ÇERÇEVESİ () TEMEL ALAN YETERLİLİKLERİ ÇEVRE KORUMA TEMEL ALAN KODU: 85 ANKARA 13 OCAK 2011 İÇİNDEKİLER 1.BÖLÜM: ÖĞRENİM ALANLARI VE ÇALIŞMA YÖNTEMİ...3 1.1.ISCED 97

Detaylı

19 ARALIK 2011 PAZARTESİ

19 ARALIK 2011 PAZARTESİ DUYGU UYSAL 0852051 19 ARALIK 2011 PAZARTESİ Bugün sabah 9 dan akşam 10 a kadar dışarıda kalacaktım. Bu yüzden evden çıkmadan çok fazla parfüm sıkmıştım. Evden çıkarken ablam bütün evin benim parfümüm

Detaylı

YÖNETMELİK. a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişiyi,

YÖNETMELİK. a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişiyi, 27 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28246 Bingöl Üniversitesinden: YÖNETMELİK BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ ÇOCUK ARAŞTIRMA VE REHBERLİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR Bu rapor Ankara Emeklilik A.Ş Gelir Amaçlı Uluslararası Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım

Detaylı

T.C. BİLECİK İL GENEL MECLİSİ Araştırma ve Geliştirme Komisyonu

T.C. BİLECİK İL GENEL MECLİSİ Araştırma ve Geliştirme Komisyonu Rapor No:01 Rapor Tarihi: 10.03.2011 muz İl Genel Meclisimizin 01.03.2011 tarih ve 2011/33 sayılı kararı doğrultusunda 08-09-10 Mart 2011 tarihlerinde toplanmıştır. İdaremiz araç parkında bulunan makine

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MİDİLLİ İŞ VE İNCELEME GEZİSİ 14-15 HAZİRAN 2013 DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER VE ULUSLARARASI ORGANİZASYONLAR MÜDÜRLÜĞÜ

İZMİR TİCARET ODASI MİDİLLİ İŞ VE İNCELEME GEZİSİ 14-15 HAZİRAN 2013 DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER VE ULUSLARARASI ORGANİZASYONLAR MÜDÜRLÜĞÜ İZMİR TİCARET ODASI MİDİLLİ İŞ VE İNCELEME GEZİSİ 14-15 HAZİRAN 2013 DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER VE ULUSLARARASI ORGANİZASYONLAR MÜDÜRLÜĞÜ Hazırlayanlar: Gündem Kont, Mine Güneş, Ahmet Toprak Dış İlişkiler

Detaylı

ATAÇ Bilgilendirme Politikası

ATAÇ Bilgilendirme Politikası ATAÇ Bilgilendirme Politikası Amaç Bilgilendirme politikasının temel amacı, grubun genel stratejileri çerçevesinde, ATAÇ İnş. ve San. A.Ş. nin, hak ve yararlarını da gözeterek, ticari sır niteliğindeki

Detaylı

Pozİsyonları Üzerİnde Tartışmalar

Pozİsyonları Üzerİnde Tartışmalar Türkİye de Bölge Planı Uygulamasında Aktörler, Kurumsal Yapılar ve YHGP ye Referansla Olası Güç Pozİsyonları Üzerİnde Tartışmalar Akın ATAUZ Bağımsız Uzman Yeşilırmak Havza Gelişim Projesi üzerinde çalışıyorum

Detaylı

K12NET Eğitim Yönetim Sistemi

K12NET Eğitim Yönetim Sistemi TEOG SINAVLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Yeni sınav sistemi TEOG, yani Temel Eğitimden Orta Öğretime Geçiş Sınavlarında öğrenciler, 6 dersten sınav olacaktır. Öğrencilere Türkçe, Matematik, T.C. İnkılap Tarihi

Detaylı

SOSYAL-EĞİTİM-BEŞERİ BİLİMLER

SOSYAL-EĞİTİM-BEŞERİ BİLİMLER III. ULUSLARARASI KOP BÖLGESEL KALKINMA SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ (22-24 Ekim 2015 Aksaray Üniversitesi) KOP Bölgesi üniversiteleri arasında eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme ve toplumsal hizmet gibi

Detaylı

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder.

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. 8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. Soru : Din nedir? Din, Allah tarafından gönderilmiştir. Peygamberler

Detaylı

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler 1.Temel Kavramlar Abaküs Nedir... 7 Abaküsün Tarihçesi... 9 Abaküsün Faydaları... 12 Abaküsü Tanıyalım... 13 Abaküste Rakamların Gösterili i... 18 Abaküste Parmak Hareketlerinin Gösterili i... 19 2. lemler

Detaylı