ÖĞÜN SONRASI GLUKOZ KONTROL REHBERİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ÖĞÜN SONRASI GLUKOZ KONTROL REHBERİ"

Transkript

1 ÖĞÜN SONRASI GLUKOZ KONTROL REHBERİ

2 Web sitesi Bu doküman sitesinde mevcuttur Yazışma ve IDF in ilişkili yayınları Yazışma: Professor Stephen Colagiuri, Boden Institute of Obesity, Nutrition and Exercise, University of Sydney, Camperdown 2006, NSW, Australia. Guide for Guidelines dahil diğer IDF yayınlarına, sitesinden veya IDF İdari Ofisinden temin edilebilir: International Diabetes Federation, Avenue Emile De Mot 19, B-1000 Brussels, Belgium. Teşekkür ve sponsorlara karşılıklı ilişkiler Bu aktivite aşağıdaki kuruluşların sınırsız eğitim bursları ile desteklenmiştir: Amylin Pharmaceuticals Eli Lilly and Company LifeScan, Inc. Merck & Co. Inc Novo Nordisk A/S Roche Diagnostics GmbH Roche Pharmaceuticals Bu şirketler kılavuzun geliştirilmesine katılmamışlardır. Ancak bunlar ve IDF nin iletişim listesindeki başka ticari organizasyonlar kılavuzun taslak versiyonlarını yorumlamaya davet edilmişlerdir (bakınız Metodoloji). Yayın hakları Bütün hakları saklıdır. Uluslararası Diyabet Federasyonu nun (IDF) önceden yazılı izni olmaksızın bu yayının hiçbir bölümü çoğaltılamaz veya hiçbir formda ya da hiçbir yolla kopyalanamaz. IDF yayınlarını çoğaltma ve tercüme talepleri için başvuru adresi: IDF Communications, Avenue Emile De Mot 19, B-1000 Brussels, faks: ya da e-posta: International Diabetes Federation, 2007 ISBN X.

3 METODOLOJİ Bu rehberin geliştirilmesinde kullanılan metodoloji burada ayrıntılı olarak tarif edilmemiş olup esasen IDF Guide for Guidelines da tanımlanan ilkeler izlenmiştir (www.idf.org). Özetle: Geliştirme sürecine diyabet hastaları, değişik disiplinlerdeki sağlık uzmanları ve gönüllü kuruluşlardan kişiler dahil olmak üzere geniş tabanlı bir katılım olmuştur. Proje, Yönetim Kurulu (bakınız Yönetim Kurulu) gözetiminde yürütülmüş ve bütün Rehber Geliştirme Grubu nun katılımı sağlanmıştır (bakınız Rehber Geliştirme Grubu nun Üyeleri). dahil edilmiştir. Yönetim Kurulu Üyeleri nden sorularla ilgili ilave rapor ve yayınları belirlemeleri istenmiştir. Toplam 1,659 rapor saptanmıştır. Destekleyici olsun ya da olmasın önemli raporlar bu belgede ele alınan sorularla olan ilişkilerine göre dahil edilmiş ve özetlenmiştir. Kanıtlar Tablo 1 de sunulan kriterlere göre derecelenmiştir. Önerileri desteklemek için belirtilen kanıtlar Rehber Geliştirme Kurulu nun üyesi olmayan iki bağımsız kişi tarafından gözden geçirilmiştir. Bu kişilerin yorumları sonra Yönetim Komitesi tarafından değerlendirilmiştir. Rehber Geliştirme Grubu, rehber geliştirme, sağlık hizmeti geliştirme ve uygulama ve diyabetle yaşama konusunda deneyimli kişilerden oluşmaktadır. Coğrafi temsil, farklı ekonomik gelişmişlik düzeylerinde olan ülkeleri içeren bütün IDF bölgelerinden sağlanmıştır (bakınız Rehber Geliştirme Grubunun Üyeleri). Bu rehberin oluşturulmasında kullanılan kanıtlar, temel meta-analizlerin raporlarını, kanıta dayalı derlemeleri, klinik çalışmaları, kohort çalışmalarını, epidemiyolojik çalışmaları, hayvan ve temel bilim çalışmalarını, durum raporlarını ve rehberleri (yalnızca İngilizce dilinde olanlar) içermektedir. Diyabet konusunda bilgili bilimsel bir yazar, PubMed ve başka arama motorlarında, arama kriterleri olarak literatürde ilgili başlık ve sözcükleri kullanarak (örn. postprandial, öğün sonrası, hiperglisemi, yemek zamanı, kendi kendine izlem, oksidatif stres, inflamasyon) yaptığı aramayla diyabet ile ilgili tıbbi literatürleri, ilgili derleme makalelerin referanslarını, önemli kitapları, ulusal ve uluslararası toplantıların metinlerini ve ilgili raporları temin etmiştir. Hem öğün sonrası (postmeal) ve yükleme sonrası (postchallenge) plazma glukozuna ilişkin kanıtlar gözden geçirilmiş ve uygunlukları değerlendirilmiştir. Ayrıca ilgili sorularla potansiyel olarak ilişkili olabilecek ek bilgi sağlamak amacıyla genel aramada saptanmayan yakın zamanda oluşturulmuş rehberler, durum belgeleri ve yakın geçmişte yayınlanmış makaleler de gözden geçirilmiştir. Her rapor için tüm referansları içeren bir elektronik veritabanı oluşturulmuştur; raporların çoğunun özetleri veritabanına Kanıt önermeleri, seçilen raporlar gözden geçirilerek derlenmiştir. Bu önermeler ve destekleyici kanıtlar, Yönetim Komitesi üyelerine gözden geçirmeleri ve yorumlamaları için gönderilmiştir. Rehber Geliştirme Komitesi kanıt önermelerini ve destekleyici verileri tartışmak ve öneriler geliştirmek için toplanmıştır. Mümkün olduğu durumlarda, kanıt sıralamalarına dayalı bilimsel somutluk düzeyi temel alınarak öneri yapılmıştır. Ancak, destekleyici çalışmalar eksik olduğunda, Yönetim Komitesi bir ortak öneri oluşturmuştur. Taslak rehber, daha geniş bir inceleme amacıyla IDF nin üye derneklerine, IDF nin global ve bölgesel seçili temsilcilerine, ilgilenen uzmanlara, endüstri ve IDF irtibat listesindeki başka kişilere gönderilerek toplam 322 davet yapılmıştır. Yedi IDF bölgesinin beşinden (Afrika, Güney Doğu Asya, Batı Pasifik, Kuzey Amerika, Avrupa) 20 harici gözlemciden 38 yorum alınmıştır. Bu yorumlar Yönetim Kurulu tarafından gözden geçirilmiş ve nihai belgenin geliştirilmesi sürecine dahil edilmiştir. Nihai rehber, kitap halinde ve IDF web sitesinde bulunacak şekilde düzenlenmektedir. Kullanılan kanıt kaynakları da (veya onların linkleri) ulaşılabilir olacaktır. IDF, bu rehberin üç yıl içinde incelenmesi ve güncellenmesi gereksinimini dikkate alacaktır.

4 Rehber Geliştirme Kurulu nun Üyeleri Yönetim Kurulu Antonio Ceriello, Chair, Coventry, Birleşik Krallıklar Stephen Colagiuri, Sydney, Avustralya John Gerich, Rochester, ABD Jaakko Tuomilehto, Helsinki, Finlandiya Geliştirme Grubu Monira Al Arouj, Kuveyt Clive Cockram, Hong Kong, Çin Halk Cumhuriyeti Jaime Davidson, Dallas, ABD Colin Dexter, Oxford, İngiltere Juan Jose Gagliardino, Buenos Aires, Arjantin Stewart Harris, London, Kanada Markolf Hanefeld, Dresden, Almanya Lawrence Leiter, Toronto, Kanada Jean-Claude Mbanya, Yaoundé, Kamerun Louis Monnier, Montpellier, Fransa David Owens, Cardiff, Birleşik Krallıklar A Ramachandran, Chennai, Hindistan Linda Siminerio, Pittsburgh, ABD Naoko Tajima, Tokyo, Japonya Tıbbi Yazar Christopher Parkin, MS, Indianapolis, ABD Karşılıklı ilişkiler bildirgesi Kılavuz Geliştirme Komitesi Üyeleri konuyla ilgili çıkar ilişkilerini ve ticari girişimler, hükümetler ve hükümet dışı örgütlerle olan ilişkilerini açıklamışlarıdır. Kılavuz Geliştirme Komitesi üyelerine mevcut aktiviteleri ile ilgili bir ücret ödenmemiştir. IDF İdari Ofisi Anne Pierson

5 TABLO 1 Kanıt Derecelendirme Kriterleri* Düzey Kanıt tipi Yüksek kalitede meta-analizler, randomize kontrollü çalışmaların (RKç larin) sistematik derlemeleri veya yanlılık riski çok düşük olan randomize kontrollü çalışmalar İyi yapılmış meta-analizler, RKç larin sistematik derlemeleri veya yanlılık riski düşük olan RKÇ lar Meta-analizler, RKÇ ların sistematik derlemeleri veya yanlılık riski yüksek RKç lar Vaka-kontrol veya kohort çalışmalarının yüksek kaliteli sistematik derlemeleri Yanlılık riski çok düşük olan veya nedensel ilişki olasılığı yüksek vaka kontrol veya kohort çalışmaları Yanlılık riski veya şansı düşük ve nedensel ilişki olasılığı orta derecede olan iyi yürütülmüş vaka kontrol veya kohort çalışmaları Yanlılık riski düşük olan iyi yürütülmüş temel bilim çalışmaları Yanlılık riski veya şansı yüksek ve anlamlı derecede nedensel ilişkisi olmama riski olan vaka kontrol veya kohort çalışmaları Analitik olmayan çalışmalar (örneğin vaka raporları, vaka serileri) Uzman görüşü * Scottish Intercollegiate Guidelines Network. İskoç Üniversiteler Arası Rehber Ağı Diyabet tedavisi: ulusal klinik rehber. Kasım, 2001.

6 GİRİŞ.01

7 Dünyada 246 milyon kişide diyabet olduğu tahmin edilmektedir. (1) Diyabet gelişmiş ülkelerin çoğunda önde gelen bir ölüm nedenidir ve birçok gelişmekte olan ve yeni endüstrileşen ülkede epidemik oranlara ulaştığına ilişkin önemli kanıtlar bulunmaktadır. (1) İyi kontrol edilmeyen diyabet nöropati, böbrek yetmezliği, görme kaybı, makrovasküler hastalıklar ve ampütasyonlar gibi komplikasyonların gelişmesine neden olabilir. (2-6) Makrovasküler komplikasyonlar diyabetli kişilerde majör ölüm nedenidir. (7) Ayrıca, kötü kontrol edilen diyabet ve depresyon arasında güçlü bir ilişkinin olduğu bildirilmiştir, (8;9) bu da yine etkin diyabet tedavisinin önünde anlamlı engeller yaratabilmektedir. Büyük kontrollü çalışmalar yoğun diyabet tedavisinin, mikrovasküler komplikasyonların gelişmesini ve/veya progresyonunu anlamlı ölçüde azaltabildiğini göstermiştir. (2-4;10) Ayrıca, tip 1 diyabetli veya bozulmuş glukoz toleransı (BGT) olan kişilerde yoğun glisemik kontrol, kardiyovasküler hastalık riskini de azaltmaktadır. (11;12) Mikrovasküler ve makrovasküler komplikasyonların azaltılması için bir glisemik eşik yok gibi görünmektedir; glikozile hemoglobin (HbA 1c ) ne kadar düşük olursa risk de o kadar düşüktür. (13) AMAÇ Bu rehberin amacı, öğün sonrası glukoz ve diyabetik komplikasyonların gelişimi arasındaki ilişkiyi tanımlayan raporlara ait verilerin sunulmasıdır. Bu verilere dayanarak tip 1 ve tip 2 diyabette öğün sonrası glukozun uygun şekilde tedavisine ilişkin öneriler geliştirilmektedir. Gebelikte öğün sonrası glukozun tedavisi bu rehberde ele alınmamıştır. Öneriler, klinisyenlere ve organizasyonlara, lokal olarak ulaşılabilir tedavileri ve kaynakları dikkate alarak tip 1 ve tip 2 diyabetli kişilerde öğün sonrası glukozu etkin biçimde tedavi etme stratejileri geliştirilmesinde yardım etmeyi amaçlamaktadır. Literatürde değerli bilgiler ve diyabet tedavisinin bu alanına ilişkin kanıtlar varsa da öğün sonrası plazma glukozu ve makrovasküler komplikasyonlar arasındaki nedensel bir ilişkiyle ilgili belirsizliklerin giderilmesi ve insülinle tedavi edilmeyen tip 2 diyabetlilerde kendi kendine kan glukoz izleminin (self-monitoring of blood glucose, SMBG) faydasına ilişkin bilgilerimizi netleştimek için ilave araştırmalara gerek vardır. Mantık ve klinik kararlar, diyabet tedavisinin ve rehber önerilerinin uygulanmasının kritik bileşenleri olmaya devam etmektedir. Plazma glukoz düzeyleri ve kardiyovasküler risk faktörleri arasındaki progresif ilişki, diyabetik eşiğin oldukça altındadır. (14-18) Bununla birlikte, yakın zamanda Stettler ve ark.ları tarafından yapılan bir meta-analiz (13) glisemik kontrolün düzeltilmesinin, tip 1 veya tip 2 diyabetli kişilerde makrovasküler olayların insidansını anlamlı ölçüde azalttığını göstermiştir. Yakın zamana kadar, tedavinin ağırlıklı ana noktası, açlık plazma glukozuna özel bir önem vererek HbA 1c düzeylerinin düşürülmesi olmuştur. (19) Her ne kadar açlık hiperglisemisinin kontrolü gerekli ise de optimal glisemik kontrol sağlamak için bu genellikle yeterli değildir. Artan kanıtlar öğün sonrası plazma glukozu dalgalanmalarını azaltmanın önemli olduğunu (20) ya da belki de HbA 1c hedeflerine ulaşmak için daha önemli olduğunu düşündürmektedir. (3;21-25) ÖNERİLER Önerilerin geliştirilmesine bir zemin oluşturması için, Rehber Geliştirme Grubu diyabet tedavisinde öğün sonrası hipergliseminin önemine ve rolüne ilişkin dört soru belirlemiştir. Önerileri destekleyen kanıtlar, kanıt önermeleri olarak gösterilmiştir (önermenin sonunda kanıt düzeyi belirtilmiştir).

8 SORU 1 Öğün sonrası hiperglisemisi zararlı mıdır? MAJÖR KANIT ÖNERMESİ Öğün sonrası ve yükleme sonrası hiperglisemi düzeyleri, makrovasküler hastalık için bağımsız risk faktörleridir. [Düzey 1+] ÖNERİ Öğün sonrası hiperglisemi zararlıdır ve tedavi edilmelidir. DİĞER KANIT ÖNERMELERİ Öğün sonrası hiperglisemi, artmış retinopati riski ile ilişkildir. [Düzey 2+] Öğün sonrası hiperglisemi, artmış karotis intimamedia kalınlığı (increased carotid intima-media thickness, IMT) ile ilişkilidir. [Düzey 2+] Öğün sonrası hiperglisemi oksidatif stres, inflamasyon ve endotel disfonksiyonuna neden olmaktadır. [Düzey 2+] Öğün sonrası hiperglisemi miyokardiyal kan hacminin ve miyokard kan akımının azalması ile ilişkilidir. [Düzey 2+] Öğün sonrası hiperglisemi kanser riskinde artış ile ilişkilidir. [Düzey 2+] Öğün sonrası hiperglisemi tip 2 diyabetli yaşlı kişilerde kognitif fonksiyonda bozulma ile ilişkilidir. [Düzey 2+] SORU 2 Öğün sonrası hipergliseminin tedavisi yararlı mıdır? KANIT ÖNERMELERİ Öğün sonrası plazma glukozunu hedefleyen ajanlarla tedavi, vasküler olayları azaltmaktadır. [Düzey 1-] Öğün sonrası ve açlık plazma glukozunun ikisini birden hedeflemek optimal glisemik kontrole ulaşmak için önemli bir stratejidir. [Düzey 2+] ÖNERİ Öğün sonrası hiperglisemisi olan kişilerde yemek sonrası plazma glukozunu düşürmek için tedavi stratejileri uygulayın.

9 SORU 3 Öğün sonrası plazma glukozunu kontrol etmede hangi tedaviler etkilidir? KANIT ÖNERMELERİ Glisemik yükü düşük olan diyetler, öğün sonrası plazma glukozunu kontrol etmede yararlıdır. [Düzey 1+] Birçok farmakolojik ajan öncelikle öğün sonrası plazma glukozunu düşürmektedir. [Düzey 1++] ÖNERİ Öğün sonrası plazma glukozunu hedefleyen çeşitli non-farmakolojik ve farmakolojik tedavi seçenekleri dikkate alınmalıdır. SORU 4 Öğün sonrası glisemik kontrol hedefleri nelerdir ve nasıl değerlendirilmelidir? KANIT ÖNERMELERİ Öğün sonrası plazma glukozu düzeyleri, normal glukoz toleransı olan kişilerde nadiren 7.8 mmol/l nin (140 mg/dl) üstüne yükselmekte ve tipik olarak, yemek yedikten iki-üç saat sonra bazal düzeylere geri dönmektedir. [Düzey 2++] IDF ve diğer organizasyonlar, normal glukoz toleransını, 75 g glukoz yüklemesini takiben iki saat sonra <7.8 mmol/l (140 mg/dl) olarak tanımlamaktadır. [Düzey 4] Önde gelen çoğu diyabet organizasyonu ve medikal örgüt tarafından yayınlanmış rehberlere uygun olduğundan, plazma glukoz konsantrasyonlarının ölçümü için iki saatlik bir zaman çerçevesi önerilmektedir. [Düzey 4] ÖNERİLER Öğün sonrası ikinci saat plazma glukozu hipoglisemiden kaçınılması şartıyla 7,8 mmol/l yi (140 mg/dl) geçmemelidir. Halen öğün sonrası gliseminin takibinde en pratik yöntem olduğundan, kendi kendine kan glukoz izlemi gözönüne alınmalıdır. Öğün sonrası plazma glukozu hedefini sağlamada tedaviye kılavuzluk etmesi için, tedavi planının etkinliği gereken sıklıkta izlenmelidir. Kendi kendine kan glukoz izlemi (SMBG) halen, plazma glukoz düzeylerini değerlendirmenin optimal yöntemidir. [Düzey 1++] İnsülin ile tedavi edilen kişilerin günde en az üç kez SMBG yapması genel olarak önerilmektedir; insülin ile tedavi edilmeyen kişiler için SMBG sıklığı, her kişinin tedavi planı ve kontrol düzeyine göre kişiselleştirilmelidir. [Düzey 4]

10 TEMEL BİLGİ.02

11 Normal glukoz toleransı olan kişilerde öğün sonrası plazma glukozu Glukoz toleransı normal olan kişilerde, öğünlere yanıt olarak plazma glukozu genellikle 7.8 mmol/l nin (140 mg/dl) üstüne çıkmamakta ve tipik olarak, iki-üç saat içinde öğün öncesi düzeylere geri dönmektedir. (26;27) Dünya Sağlık Örgütü normal glukoz toleransını, oral glukoz tolerans testinde kan glukozunun 75 g lık glukoz yükünün alınmasından iki saat sonra <7.8 mmol/l (140 mg/dl) olması olarak tanımlamıştır. (28) Bu rehberde, öğün sonrası hiperglisemi yemek yenilmesinden iki saat sonra plazma glukozu düzeyinin >7.8 mmol/l (140 mg/dl) olması şeklinde tanımlanmıştır. Öğün sonrası hiperglisemi, tip 2 diyabetten önce başlamaktadır Tip 2 diyabetin gelişimi, insülinin etkisinde progresif azalma ve β-hücresi fonksiyonunda ve dolayısıyla insülin sekresyonunda sürekli bir bozulma ile karakterizedir. (29;30) Klinik diyabetten önce, insülin sekresyonunun birinci fazının kaybı, periferik dokularda insülin duyarlılığının azalması ve insülin eksikliği nedeniyle öğünlerden sonra hepatik glukoz çıkışının baskılanmasındaki azalma nedeniyle öğün sonrası plazma glukozunda yükselmeler şeklinde kendini belli etmektedir. (29-31) Ortaya çıkan kanıtlar öğün sonrası plazma glukozu düzeylerinin aşağıdaki maddelerin eksikliğiyle yükseldiğini göstermektedir: normalde β-hücreleri tarafından insülin ile birlikte salgılanan glukoregülatuar bir peptid olan amilin; (32;33) ve barsaklar tarafından salgılanan inkretin hormonlar, glukagon-benzeri peptid-1 (GLP-1) ve glukoza-bağımlı gastrik inhibitör peptid (GIP). (34;35) Gün içindeki öğün sonrası glisemik kontrolün aşamalı kaybının, diyabetin kötüleşmesiyle birlikte noktürnal açlık periyotlarındaki basamaklı bir bozulmadan önce var olduğuna ilişkin kanıtlar mevcuttur. (36) Öğün sonrası hiperglisemi diyabette sıktır Öğün sonrası hiperglisemi, tip 1 ve tip 2 diyabetli kişilerde çok sık görülen bir fenomendir (37-40) ve HbA 1c ile değerlendirilen genel metabolik kontrol yeterli gibi görünse de bu durum oluşabilmektedir. (38;40) Tip 2 diyabetli 443 hastanın dahil edildiği kesitsel bir çalışmadaki hastaların %71 inde ortalama öğün sonrası ikinci saat plazma glukozu >14 mmol/l dir (252 mg/dl). (37) İnsülinle tedavi edilmeyen tip 2 diyabeti olan 3,284 kişiden bir haftalık dönemde toplanan günlük plazma glukozu profillerini inceleyen bir çalışma (40) bu kişilerin %84 ünde öğün sonrası plazma glukoz değerinin en az bir defa > 8,9 mmol (160 mg/dl) olduğunu göstermiştir. Diyabetli kişilerde makrovasküler hastalık riski artmaktadır Makrovasküler hastalık sık görülen bir diyabetik komplikasyon (41) ve tip 2 diyabetli hastalarda birinci sıradaki ölüm nedenidir. (7) Yakın zamandaki bir meta-analiz (42) diyabeti olmayan kişilerle karşılaştırıldığında tip 2 diyabetli kişilerde miyokard enfarktüsü (MI) ve inme rölatif riskinin neredeyse %40 arttığını bildirmiştir. Coutinho ve meslektaşları (43) tarafından yapılan bir meta-regresyon analizi glukoz düzeyleri ve kardiyovasküler risk arasındaki progresif ilişkinin diyabetik eşiğin altına uzandığını göstermiştir. BGT lı kişilerdeki risk artışı, tip 2 diyabetli kişilerde gözlemlenenin ortalama üçte biri kadardır. (17;18;42;44;45 ) Erken çalışmalar karotis ve popliteal IMT nin, serebral, periferik ve koroner arter vasküler sistemleri etkileyen klinik olarak belirgin kardiyovasküler hastalıkla doğrudan ilişkili olduğunu ve artmış MI ve inme riski ile bağlantılı olduğunu göstermiştir. (46;47) Vasküler hasarla ilişkili olan birçok mekanizma vardır Çok sayıda çalışma hiperglisemi ve oksidatif stres arasındaki nedensel ilişki varsayımını desteklemektedir. (48-53) Oksidatif stres, tip 2 diyabetle bağlantılı makrovasküler ve mikrovasküler komplikasyonların altta yatan nedeni sayılmıştır. (54-56) Günümüzde geçerli görüş hiperglisemi, serbest yağ asitleri ve insülin direncinin oksidatif stresi, protein kinaz-c (PKC) aktivasyonunu ve ileri glikozlanmış son ürün reseptörü (RAGE) aktivasyonunu besleyerek vazokonstriksiyona, inflamasyon ve tromboza yol açtığını ileri sürmektedir. (57) Akut hiperglisemi ve glisemik değişkenlik bu mekanizmada önemli roller oynuyor gibi görünmektedir. Bir çalışmada (58) kararlı durum ve değişen glukoz konsantrasyonlarına maruz bırakılan hücre kültüründe insan umbilikal ven endotel hücrelerinin apoptozunu incelemiştir. Çalışmada glukoz düzeylerindeki değişkenliğin, sabit bir yüksek glukoz konsantrasyonundan daha zarar verici olduğu gösterilmiştir. Hücre kültüründe, insan umbilikal veni endotel hücrelerinde PKC-β aktivitesi ile kararlı durumdaki glukoz ve değişken glukoz arasında aynı ilişki gözlemlenmiştir. Kararlı durumdaki glukoz konsantrasyonları (düşük veya yüksek) ile karşılaştırıldığında, PKC-β aktivitesi, değişken glukoz 11

12 konsantrasyonlarına maruz kalan hücrelerde anlamlı ölçüde daha büyük olmuştur. (59) Bu etki, aynı zamanda nitrotirozin oluşumu (nitrozatif stresin bir belirteci) ve eselektin, interselüler adesyon molekülü-1 (ICAM-1), vasküler hücre adezyon molekülü-1 (VCAM-1) ve interlökin-6 (IL-6) dahil çeşitli adezyon moleküllerinin üretimi için de geçerlidir. (60) SORU 1: ÖĞÜN SONRASI HİPERGLİSEMİ ZARARLI MIDIR? Epidemiyolojik çalışmalar öğün sonrası ve yükleme sonrası glisemi ve kardiyovasküler risk ve sonuçlar arasında güçlü bir bağlantı olduğunu göstermiştir. (17;20;22;61) Ek olarak, büyük ve artan bir kanıt topluluğu da yemek sonrası hiperglisemi ve tümü bilinen kardiyovasküler hastalık göstergeleri olan oksidatif stres, (62) karotis IMT (25) ve endotel disfonksiyon (53;63) arasında nedensel bir ilişki olduğunu açıkça göstermektedir. Öğün sonrası hiperglisemi, ayrıca retinopati, (21) yaşlı kişilerde bilişsel disfonksiyon, (64) ve bazı kanserlerle (65-69) de bağlantılıdır. Öğün sonrası ve yükleme sonrası hiperglisemi, makrovasküler hastalık için bağımsız risk faktörleridir [Düzey 1+] Avrupa da Diyabet Epidemiyolojisi Tanı Kriterlerinin Kollaboratif Analizi [The Diabetes Epidemiology Collaborative Analysis of Diagnostic Criteria in Europe] (DECODE) ve Asya da Diyabet Epidemiyolojisi Tanı Kriterlerinin Kollaboratif Analizi [Diabetes Epidemiology Collaborative Analysis of Diagnostic Criteria in Asia] (DECODA) çalışmaları, (17;18) prospektif kohort çalışmalarının bazal ve iki saatlik yükleme sonrası glukoz verilerini analiz etmiştir. Bu çalışmalar Avrupa ve Asya kökenli çok sayıda erkek ve kadını içermekte olup ikinci saat plazma glukozunun, kardiyovasküler hastalık ve bütün nedenlere bağlı mortalite için açlık plazma glukozuna göre daha iyi bir ön göstergesi olduğunu göstermiştir. Levitan ve ark. (22) 38 prospektif çalışmanın bir meta-analizini gerçekleştirmiştir. Bu araştırıcılar diyabetik olmayan sınırlar içindeki hipergliseminin, olaylar ile açlık ya da ikinci saat plazma glukozu arasındakine benzer bir ilişkiyle fatal ve fatal olmayan kardiyovasküler hastalık riski artışı ile bağlantılı olduğunu doğrulamışlardır. Analizde, 12 çalışma açlık plazma glukozu düzeylerinin ve altı çalışma yükleme sonrası glukozun, doz-yanıt eğrisi tahminlerine izin verdiğini göstermiştir. Kardiyovasküler olaylar öğün sonrası ikinci saat plazma glukozu için bir eşik olmadan lineer bir biçimde artış gösterirken açlık plazma glukozunda 5,5 mmol/l de (99 mg/dl) olası bir eşik vardır. Açlık plazma glukozu ile öğün sonrası ikinci saat plazma glukozu ve bütün nedenlere bağlı mortalite arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla 1,236 erkeğin ortalama 13.4 yıl süreyle takip edildiği Baltimore Longitudinal Yaşlanma Çalışmasında, (20) bütün nedenlere bağlı mortalite, benzer biçimde, 6.1 mmol/l nin (110 mg/dl) üstündeki açlık plazma glukozunda anlamlı ölçüde artmakta ama daha düşük açlık plazma glukozu düzeylerinde artmamaktadır. Ancak, risk 7.8 mmol/l nin (140 mg/dl) üstündeki öğün sonrası ikinci saat plazma glukozu düzeylerinde anlamlı ölçüde artmaktadır. Gözlemler, diyabetli kişileri de kapsamakta olup öğün sonrası plazma glukozu tip 2 diyabette, özellikle kadınlarda kardiyovasküler olayların güçlü bir ön göstergesidir. Öğün sonrası hiperglisemi retinopati riskinde artışla ilişkilidir [Düzey 2+] Yükleme sonrası ve öğün sonrası hipergliseminin diyabetik makrovasküler hastalık gelişmesi ve progresyonu ile ilişkili olduğu iyi bilinmesine karşın, (17;22) öğün sonrası hiperglisemi ve mikrovasküler komplikasyonlar arasındaki ilişki hakkında sınırlı miktarda veri bulunmaktadır. Yakın zamanda Japonya da yapılan prospektif bir gözlem çalışması (21) öğün sonrası hipergliseminin diyabetik retinopati için HbA 1c den daha iyi bir öngördürücü olduğunu göstermiştir. Araştırıcılar insülin enjeksiyonlarıyla tedavi edilmeyen tip 2 diabetes mellituslu 232 kişide kesitsel bir çalışma yapmışlardır. Bir multipl regresyon analizi öğün sonrası hipergliseminin diyabetik retinopati ve nöropati insidansıyla bağımsız bir korelasyon sahip olduğunu göstermiştir. Ek olarak, post-prandial hiperglisemi de, bağımsız olmasa bile, diyabetik nefropati insidansı ile ilişkilidir. Öğün sonrası hiperglisemi karotis intima-media kalınlığında (IMT) artışla ilişkilidir [Düzey 2+] Diyabetli olmayan 403 kişi de öğün sonrası plazma glukozu artışları ve karotis IMT arasında kesin bir ilişki olduğu gösterilmiştir. (25) Multivaryant analizde yaş, erkek cinsiyeti, öğün 12

13 sonrası plazma glukozu, total kolesterol ve HDL-kolesterolün karotis IMT artışı için bağımsız risk faktörleri olduğu bulunmuştur. Öğün sonrası hiperglisemi oksidatif stres, inflamasyon ve endotelyal disfonksiyona neden olmaktadır [Düzey 2+] Akut glukoz dalgalanmalarıyla ilgili bir çalışma (70) öğün sonrası dönemlerdeki glukoz dalgalanmalarının, tip 2 diyabetli kişilerde, diyabetli olmayan kişilerle karşılaştırıldığında, oksidatif stres üzerinde kronik kalıcı hiperglisemiye göre daha spesifik bir tetikleme yaptığını göstermiştir. Başka bir çalışma (71) öğün sonrası hiperglisemisi olan tip 2 diyabetli kişilerin gün içinde yemekle indüklenen oksidatif stres dönemlerine maruz kaldıklarını göstermiştir. Diyabetli kişilerde yükselen adezyon molekülü düzeylerinin, aterosklerozun başlamasında (72) önemli bir rol oynadığı bildirilmiştir. (48) Ceriello ve ark. (48;62) tip 2 diyabeti olan 30 kişide ve diyabeti olmayan 20 kişide üç farklı yemeğin etkilerini araştırmışlardır (bol yağlı yemek, tek başına 75 g glukoz, bol yağlı yemek artı 75 g glukoz); sonuçlar öğün sonrası hipertrigliserideminin ve hipergliseminin ICAM-1, VCAM-1 ve E-selektin plazma düzeyleri üzerinde bağımsız ve kümülatif bir etkisinin olduğunu göstermiştir. Normal glukoz toleransı, BGT veya tip 2 diyabeti olan kişilerde, oral glukoz yüklemesine yanıt olarak oluşan akut hiperglisemi, endotele bağımlı vazodilatasyonu hızla baskılamış ve endotelyal nitrik oksit salınmasını bozmuştur. (63) Başka çalışmalar normal kişilerde akut hipergliseminin endotele bağımlı vazodilatasyonu bozduğunu (53) ve trombozu aktive edebildiğini, dolaşımdaki çözünür adezyon moleküllerinin düzeylerini artırdığını ve QT aralığını uzattığını göstermiştir. (52) Öğün sonrası hiperglisemi miyokardiyal kan hacminde ve miyokardiyal kan akımında azalma ile bağlantılıdır [Düzey 2+] Bir çalışma diyabetik olmayan 20 kişide ve makrovasküler veya mikrovasküler komplikasyonları bulunmayan tip 2 diyabetli 20 kişide standardize bir karma yemeğin miyokard perfüzyonu üzerindeki etkilerini değerlendirmiştir. (73) Açlık miyokardiyal akım hızında (MFV), miyokardiyal kan hacminde (MBV) ve miyokardiyal kan akımında (MBF) kontrol grubu ve diyabetli kişiler arasında fark gözlemlenmemiştir. Ne var ki öğün sonrasında MBV ve MBF diyabetli kişilerde anlamlı ölçüde azalmıştır. Öğün sonrası hiperglisemi kanser riskinde artış ile bağlantılıdır [Düzey 2++] Öğün sonrası hiperglisemi pankreas kanseri gelişmesiyle ilgili olabilir. (65-67) 35,658 erişkin erkek ve kadında yapılan büyük bir prospektif kohort çalışmasında (65) pankreas kanseri mortalitesi ve yükleme sonrası plazma glukozu düzeyleri arasında güçlü bir korelasyon bulunmuştur. Pankreas kanseri gelişmesi için rölatif risk, yükleme sonrası plazma glukozu düzeyleri >11.1 mmol/l (200 mg/dl ) olan kişilerde, yükleme sonrası plazma glukozu düzeyleri <6.7 mmol/l (121 mg/dl) olan kişilere göre 2.15 tir. Bu ilişki, erkekler için kadınlardakinden daha güçlüdür. Başka çalışmalarda da yüksek öğün sonrası plazma glukozu ile pankreas kanserindeki bu risk artışı gösterilmiştir. (66;67) Kuzey İsveç te 33,293 kadın ve 31,304 erkek ve 2,478 kanser olgusu üzerinde yapılan bir çalışmada, kadınlarda 10 yıllık rölatif kanser riski, en düşük kartile göre en üst kartilde açlık plazma glukozu için 1.26 ve yükleme sonrası glukoz için 1.31 kat olmak üzere anlamlı artış göstermiştir. (74) Erkeklerde anlamlı ilişki bulunmamıştır. Öğün sonrası hiperglisemi tip 2 diyabetli yaşlı kişilerde bilişsel fonksiyonda bozulma ile ilişkilidir [Düzey 2+] Öğün sonrası hiperglisemi tip 2 diyabetli yaşlı kişilerde bilişsel fonksiyonu da negatif yönde etkileyebilir. Bir çalışma (64) anlamlı ölçüde yüksek öğün sonrası plazma glukozu dalgalanmalarının (>200 mg/dl [11.1 mmol]) genel, icra ve dikkat fonksiyonlarında bozulmayla ilişkili olduğunu göstermiştir. SORU 2: ÖĞÜN SONRASI HİPERGLİSEMİ TEDAVİSİ YARARLI MIDIR? Büyük, randomize, klinik çalışmaların bulguları HbA 1c, ile değerlendirilen yoğun glisemi tedavisinin diyabetin kronik komplikasyonlarının gelişimini ve/veya progresyonunu anlamlı ölçüde azaltabildiğini göstermektedir. (2-4;15) Ayrıca, komplikasyonların azaltılması için bir glisemik eşik yok gibi görünmektedir. (15) HbA 1c son gündeki ortalama açlık glukozunun ve postprandial plazma glukozu düzeylerinin bir ölçüsü olduğundan, optimal glisemik kontrole ulaşmak 13

14 için açlık ve öğün sonrası plazma glukozunu hedefleyen tedavi rejimlerine gerek vardır. Öğün sonrası plazma glukozunu hedefleyen ajanlarla tedavi vasküler olayları azaltmaktadır [Düzey 1-] Öğün sonrası glisemi kontrolünün makrovasküler hastalık üzerindeki etkisini spesifik olarak inceleyen tamamlanmış çalışmalar henüz mevcut değildir. Ancak, öğün sonrası plazma glukozunu hedefleyen tedavilerin kullanılmasını destekleyen bazı kanıtlar vardır. Hanefeld ve ark. tarafından yapılan bir meta-analiz (23) ince barsakların üst bölümünde glukozun disakkaritlere ve polisakkaritlere (nişastalara) parçalanmasını geciktirerek öğün sonrası plazma glukozu artışlarını spesifik olarak azaltan bir α-glukozidaz inhibitörü olan akarboz tedavisiyle bütün seçilmiş kardiyovasküler olay kategorileri için risk azalmasında anlamlı pozitif eğilimlerin olduğunu göstermiştir. En az bir yıl süreli yedi çalışmanın tümünde, akarboz ile tedavi edilen kişilerde öğün sonrası ikinci saat plazma glukozu düzeylerinin, kontroller ile karşılaştırıldığında düşmüş olduğu görülmüştür. Akarboz tedavisi, MI ve diğer kardiyovasküler olayların riskinde anlamlı azalma ile ilişkilidir. Söz konusu bulgular, BGT li kişilerin akarboz ile tedavisinin kardiyovasküler hastalık ve hipertansiyon riskinde anlamlı bir düşme ile bağlantılı olduğunu gösteren STOP-NIDDM çalışmasının,(75) bulguları ile uyumludur. Daha önce ilaç tedavisi almamış tip 2 diyabetli kişilerde öğün sonrası plazma glukozu kontrolünün karotis IMT si üzerinde anlamlı bir pozitif etkisi olduğu da bildirilmiştir. (76) Öğün sonrası plazma glukozunu hedefleyen hızlı etkili bir insülin sekretagogu olan repaglinid ve glibürid ile tedavi benzer HbA 1c düzeylerine ulaşılmasını sağlamıştır; 12 ay sonra, repaglinid alanların %52 sinde ve glibürid alanların %18 inde >0.02 mm lik bir azalma olarak tanımlanan karotis IMT regresyonu gözlemlenmiştir. Glibürid grubuyla karşılaştırıldığında repaglinid grubunda interlökin-6 ve C-reaktif proteinde anlamlı ölçüde daha büyük azalmalar da görülmüştür. BGT li kişilerde müdahale çalışması plasebo karşısında akarboz ile tedavi edilen kişilerde karotis IMT si progresyonunda anlamlı bir azalma olduğunu göstermiştir. (11) Kardiyovasküler riskin göstergelerinin azaltılmasının yararına ilişkin dolaylı kanıtlar da vardır. Öğün sonrası plazma glukozunu kontrol etmek için hızlı etkili insülin analogları ile tedavinin nitrotirozin, (77) endotel fonksiyonu (78) ve metilglikoksal (MG) ve 3-deoksiglukozon (3-DG) gibi kardiyovasküler risk belirteçleri üzerinde pozitif bir etkisinin olduğunu gösterilmiştir. (79) Akarboz tedavisiyle benzer düzelmeler bildirilmiştir. (80) Ek olarak, hızlı etkili insülin aspart kullanılarak yalnızca öğün sonrası hiperglisemiyi kontrol etmek, tip 2 diyabette öğünü takiben azalan miyokardiyal kan akımını artırabilmektedir. (81) Tip 1 diyabetli kişilerde öğün sonrası hiperglisemi ve MG ve 3-DG arasında benzer bir ilişki olduğu da gösterilmiştir. (79) Tip 1 diyabetli kişilerde, insülin lispro tedavisi, MG ve 3-DG dalgalanmalarını anlamlı ölçüde azaltmış, bu azalmalar regüler insülin tedavisiyle karşılaştırıldığında öğün sonrası daha düşük plazma glukozu dalgalanmaları ile yüksek korelasyona sahiptir. Tip 2 diyabetli kişilerde açlık ve öğün sonrası glisemiyi kontrol etmek için multipl günlük insülin enjeksiyonlarının kullanıldığı Kumamoto çalışması, (3) açlık ve öğün sonrası ikinci saat plazma glukozu kontrolü ile retinopati ve mikroalbüminüri arasında eğrisel bir ilişki olduğunu bildirmiştir. Çalışma açlık kan plazma glukozunun <6.1 mmol/l (110 mg/dl) ve öğün sonrası ikinci saat plazma glukozunun <10 mmol/l (180 mg/dl) olması ile retinopati veya nefropati gelişmesi veya progresyonu arasında ilişki saptamamıştır. Kumamoto çalışması düşen hem öğün sonrası plazma glukozu hem de açlık glukozunun, retinopati ve nefropatideki azalmalarla güçlü bir ilişkisi olduğunu düşündürmektedir. Öğün sonrası plazma glukozu ve açlık plazma glukozunu hedeflemek optimal glisemik kontrole ulaşmak için önemli bir stratejidir [Düzey 2+] Yakın zamandaki çalışmalar, HbA 1c düzeyleri düştükçe, öğün sonrası plazma glukozunun genel glisemiye rölatif katkısının artış gösterdiğini bildirmektedir. Monnier ve ark. (82) HbA 1c düzeyleri <%7.3 olan kişilerde öğün sonrası plazma glukozunun HbA 1c ye katkısı %70 iken HbA 1c düzeyleri %9.3 ün üzerinde olduğunda bu katkının %40 olduğunu göstermişlerdir. Ayrıca HbA 1c düzeyleri <%8 de kaldıkça, noktürnal açlık plazma glukoz düzeyleri de normale yakın düzeylerde kalmaktadır. (36) Ancak, HbA 1c düzeyleri %6.5 in üstüne çıktığında öğün sonrası plazma glukozu kontrolünün daha erken bozulması, oldukça normal açlık plazma glukoz değerleri bulunan kişilerde öğünlerden sonra anormal glukoz düzeyi yükselmeleri olabileceğine işaret etmektedir. Aynı çalışma kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeğinden sonra öğün sonrası plazma glukozu dalgalanmalarındaki kötüleşme 14

15 oranının farklı olduğunu ve önce kahvaltı sonrası plazma glukozunun negatif etkilendiğini bildirmiştir. Söz konusu bulgular, sadece açlık plazma glukozu hedeflerine ulaşmanın yine de >%7 olan HbA 1c düzeyleri ile bağlantılı olduğunu gösteren müdahale çalışmaları tarafından desteklenmektedir. (24;83) Woerle ve ark. (24) tip 2 diyabetli ve HbA 1c değeri %7.5 olan kişilerde açlık ve yemek sonrası plazma glukozu kontrolünün rölatif katkısını değerlendirmişlerdir. Açlık plazma glukozu <5.6 mmol/l (100 mg/dl) olan kişilerin yalnızca %64 ü, <%7 HbA 1c değerine ulaşırken öğün sonrası <7.8 mmol/l (140 mg/dl) hedefine ulaşan kişilerin %94 ü <%7 HbA 1c değerine ulaşmıştır. Öğün sonrası plazma glukozundaki azalmaların HbA 1c azalmasındaki katkısı, açlık plazma glukozundaki azalmalar ile karşılaştırıldığında neredeyse iki kat daha fazladır. Yemek sonrası plazma glukozu, HbA 1c <%6.2 olduğunda HbA 1c nin %80 inden ve HbA 1c %9.0 un üstünde olduğunda yaklaşık %40 ından sorumludur. Bu çalışmalar, <%7 HbA 1c hedefine ulaşmak için, açlık hiperglisemisinin kontrolünün gerekli olduğu ama çoğunlukla yeterli olmadığını ve öğün sonrası hipergliseminin, önerilen HbA 1c hedeflerine ulaşmak için temel öneme sahip olduğu görüşünü desteklemektedir. Öğün sonrası plazma glukozunu hedeflemek, hipoglisemi riskinde bir artış ile ilişkili değildir. Ancak, yalnızca açlık plazma glukozu hedeflenerek HbA 1c düzeylerinin <%7 nin altına düşürülmeye çalışılması durumunda hipoglisemi riski artabilmektedir. Açlık plazma glukozunu kontrol etmek için uzun etkili ve orta etkili insülinlerin kullanıldığı treatto-target çalışmasında, (84) günde bir defa glargin ile tedavi edilen kişilerin yalnızca %25 i, belgelenmiş noktürnal hipoglisemi olmadan HbA 1c <%7 ye ulaşmışlardır. Tersine, Bastyr ve ark., (85) açlık plazma glukozu karşın öğün sonrası plazma glukozunun hedeflenmesinin benzer ve daha düşük hipoglisemi oranları ile bağlantılı olduğunu göstermiştir. Ayrıca, öğün sonrası plazma glukozunun hedeflenmesi dahil, ortalama HbA 1c değerinin %8.7 den %6.5 e düşürüldüğü Woerle ve ark.nın çalışmasında şiddetli hipoglisemi gözlemlenmemiştir. (24) SORU 3: ÖĞÜN SONRASI PLAZMA GLUKOZUNUN KONTROLÜNDE HANGİ TEDAVİLER ETKİLİDİR? Glisemik yükü düşük olan diyetler öğün sonrası plazma glukozunun kontrolünde yararlıdır [Düzey 1+] Nütrisyonel müdahaleler, fiziksel aktivite ve kilo kontrolü etkin diyabet tedavisinin köşe taşları olarak kalmaktadır. Her ne kadar düzenli fiziksel aktivitenin ve arzu edilen bir vücut ağırlığını sürdürmenin önemi ve yararları pek tartışılmasa da optimum diyet bileşimi konusunda kayda değer bir tartışma vardır. Bazı karbonhidrat formları öğün sonrası glisemisini alevlendirebilir. Glisemik indeks (GI) yemeklerdeki karbonhidrat ağırlığının glisemik etkisini karşılaştırarak (öğün sonrası eğri altındaki artışlı alan olarak ifade edilir) karbonhidratlı besinleri sınıflandıran bir yaklaşımdır. Patates, beyaz ekmek ve esmer ekmek, pirinç ve kahvaltılık tahıl gevrekleri dahil modern nişastalı besinlerin çoğunda GI oldukça yüksektir. (86) GI si daha düşük olan besinler (örn. yeşil yapraklı sebzeler, hamur işleri ve meyvelerin çoğu) daha yavaş sindirilen ve absorbe edilen veya yapısı gereği daha az glisemik olan (örn. fruktoz, laktoz) nişastalar ve şekerler içerir. Diyetin karbonhidrat içeriğinin ve ortalama GI sinin çarpımı olan diyetsel glisemik yük (glycaemic load, GL) öğün sonrası glisemi ve insülin talebinin global bir tahmini olarak kullanılmaktadır. Başlangıçta tartışmalı olmasına rağmen besinlerin GI ve GL değerlerinin, karma yemeklere öğün sonrası glisemik ve insülinemik yanıtların göreceli olarak sıralanmasında güvenli bir öngördürücü olduğu gösterilmiştir. (87;88) GI kullanımı diyabet kontrolü için, karbonhidrat sayımının ötesinde ilave bir yarar sağlayabilir. (89) Randomize kontrollü çalışmaların bir meta-analizinde, daha düşük GI si olan diyetler HbA 1c de ılımlı düzelmeler ile ilişkilidir. (90) Diyabeti olmayan popülasyonlardaki gözlemsel çalışmalar yüksek GI li diyetlerin artmış tip 2 diyabet, (91;92) gestasyonel diyabet (93) ve kardiyovasküler hastalık riski ile bağımsız bir bağlantıya sahip olduğunu düşündürmektedir. (94) Glisemik yükün MI için bağımsız bir risk faktörü olduğu gösterilmiştir. (94) 15

16 Verilerdeki tutarsızlıklara rağmen, yeterli pozitif bulgular GI nin yerinde kullanımına dayalı nütrisyonel planların öğün sonrası plazma glukozu artışlarını pozitif etkilediğini ve kardiyovasküler risk faktörlerini azalttığını düşündürmektedir. (95) Birçok farmakolojik ajan öğün sonrası plazma glukozunu düşürmektedir [Düzey 1++] Birçok ajan, öğün sonrası plazma glukoz düzeyleri dahil genel glisemik kontrolde artış sağlasa da birçok farmakolojik terapi spesifik olarak öğün sonrası plazma glukozunu hedeflemektedir. Bu bölümde alfabetik olarak listelenmiş olarak piyasadaki ilaçların etki mekanizmalarının tanımları sunulmuştur. Spesifik tedavi kombinasyonları bu özete dahil edilmemiştir. Geleneksel tedaviler α-glukozidaz inhibitörlerini, glinidleri (hızlı etkili insülin sekretagoglarını) ve insülinleri (hızlı etkili insülin analogları, bifazik [premiks] insülinler, inhale insülin, regüler insan insülini) içermektedir. Ek olarak, diyabetli kişilerde öğün sonrası plazma glukozunun tedavisinde yeni tedavi sınıfları (amylin analogları, glukagon-benzeri peptid-1 [GLP-1] türevleri, dipeptidil peptidaz-4 [DPP-4] inhibitörleri) yemek sonrası plazma glukozu dalgalanmalarını azaltmada ve HbA 1c yi düşürmede anlamlı yararları gösterilmiş olan ajanlardır. (96-99) Bu terapiler insülin ve glukagon sekresyonlarını, tokluk ve mide boşalmasını etkileyen pankreas ve barsak hormonlarındaki eksikliklere yöneliktir. α-glukozidaz inhibitörleri α-glukozidaz inhibitörleri (AGI ler) gastrointestinal traktüsten karbonhidratların absorpsiyonunu geciktirerek öğün sonrası plazma glukozu dalgalanmalarını kısıtlamaktadır. Spesifik olarak bu terapiler proksimal ince barsak epitelinde bulunan bir enzim olan ve disakkaritleri ve daha kompleks karbonhidratları parçalayan α-glukozidazı inhibe etmektedir. Bu enzimin kompetitif inhibisyonuyla, AGI ler intestinal karbonhidrat absorpsiyonunu geciktirmekte ve öğün sonrası plazma glukoz dalgalanmalarını azaltmaktadır. (100;101) Akarboz ve miglitol piyasada bulunan AGI lerdir. Amylin analogları İnsan amylini normalde β-hücreleri tarafından insülin ile birlikte salgılanan 37-amino asitlik glukoregülatuvar bir peptittir. (99;102) Piyasada bulunan pramlintid, insan amylininin sentetik bir analoğu olup amylinin glukoz metabolizması üzerindeki doğal etkilerini restore etmektedir. Bu etkiler mide boşalmasının yavaşlatılması, plazma glukagon seviyesinin düşürülmesi, tokluğun artırılması ve böylece öğün sonrası glisemik dalgalanmaları küntleştirmesidir. ( ) Dipeptidil peptidaz-4 (DPP-4) inhibitörleri DPP-4 inhibitörleri, GLP-1 i degrade eden DPP-4 enzimini inhibe ederek hormonun aktif formunun etkisini uzatmak suretiyle etki göstermektedir. (96) Bu da yine glukoza bağımlı insülin sekresyonunu uyarmakta, glukagon salınmasını baskılamakta ve mide boşalmasını geciktirmekte ve tokluğu artırmaktadır. (34) Halen, sitagliptin fosfat piyasada bulunan tek DPP-4 inhibitörüdür. Glinidler Glinidlerin etki mekanizması sulfonilürelere benzemektedir ama metabolik yarı ömürleri çok daha kısadır. Glinidler, pankreasın β-hücrelerinden hızlı ama biri iki saat süren çok daha kısa süreli insülin salınmasını uyarırlar. (109) Öğün zamanı alındıklarında, bu ajanlar öğün sonrası plazma glukozu dalgalanmalarını ve öğün sonrası geç fazda hipoglisemi riskini azaltmaktadırlar, çünkü yemekten sonra daha az insülin salgılanmaktadır. (110;111) Piyasada iki ajan bulunmaktadır: nateglinid ve repaglinid. Glukagon-benzeri peptid-1 (GLP-1) türevleri GLP-1 barsaklardan salgılanan ve insülin sekresyonu, β-hücresi neogenezi, β-hücresinin apoptozunun inhibisyonu, glukagon sekresyonunun inhibisyonu, mide boşalmasının yavaşlatılması ve tokluğun indüksiyonu ile glukozu düşüren bir inkretin hormonudur. ( ) Tip 2 diyabetli kişilerde, GLP-1 sekresyonu azalmaktadır. (34) Exenatid, bugün piyasada mevcut olan tek GLP-1 reseptör agonisti olup GLP-1 ile %53 lük bir sekans homolojisini paylaşmaktadır ve onunla aynı etkilerin birçoğuna sahip olduğu gösterilmiştir. (116) İnsülinler Hızlı etkili insülin analogları Hızlı etkili insülin analogları normal fizyolojik yanıtı taklit etmek için geliştirilmiştir. (117) Hızlı etkili insülinlerin etkisi 16

17 çabuk başlamakta ve pik aktiviteye hızlı ulaşmaktadır ve etki süresi kısadır. (117) Bifazik insülinler Bifazik (premiks) insülinler hızlı etkili bir insülin analoğu ile orta etkili bir insülini normal fizyolojik insülin yanıtını taklit etmek ve öğün sonrası plazma glukoz düzeylerini düşürmek için kombine etmektedir. ( ) Bugün için, bütün dünyada birçok hızlı etkili bifazik insülin formülasyonları mevcuttur. İnhale insülin İnhale insülin, bir inhaler kullanılarak uygulanan insan insülini inhalasyon tozundan oluşmaktadır. İnhale insülin preparatının etki başlangıcı, hızlı etkili insülin analoglarına benzerdir ve glukoz düşürücü aktivitesinin süresi, subkutan uygulanan regüler insan insülini ile kıyaslanabilir. (122) SORU 4: ÖĞÜN SONRASI GLİSEMİK KONTROL İÇİN HEDEFLER NELERDİR VE NASIL DEĞERLENDİRİLMELİDİR? öğün sonrası plazma glukozu çoğunlukla, yemek yendikten iki üç saat sonra bazal düzeye geri döndüğünden, <7.8 mmol/l (140 mg/dl) olan bir plazma glukoz hedefi rasyonel ve konservatif bir hedef olarak görülebilir. Tablo 2 de glisemik kontrol için önerilen hedefler sunulmaktadır. Plazma glukoz konsantrasyonlarının ölçümü için iki saatlik zaman çerçevesi önerilmektedir çünkü bu çerçeve başlıca diyabet organizasyonlarının ve tıbbi derneklerin çoğu tarafından yayınlanan rehberlerle uyum göstermektedir [Düzey 4] Öğün sonrası bir saatten dört saate kadar test zamanları HbA 1c (125) ile korelasyon gösterse de ölçüm için iki saatlik zaman çerçevesi önerilmektedir çünkü bu çerçeve başlıca diyabet organizasyonlarının ve tıbbi derneklerin rehberleri ile uyum göstermektedir. (124;126;127) Ek olarak, iki saatlik ölçüm, insülin ile tedavi edilen kişiler, özellikle insülin tedavisinde deneyimli olmayanlar veya yetersiz eğitim almış olanlar için daha güvenli bir zaman çerçevesi olabilir. Bu kişilerde bir saatlik yüksek plazma düzeylerine ilk insülin bolusunun etkisini tam olarak göstermesini beklemeden ilave insülin bolusları yaparak uygunsuz yanıt vermeye eğilim gözlenmektedir. Bu davranışa genellikle insülin istiflemek adı verilmektedir ve şiddetli hipoglisemiye yol açabilmektedir. Öğün sonrası plazma glukoz düzeyleri, normal glukoz toleransı olan kişilerde nadiren 7.8 mmol/l nin (140 mg/dl) üstüne yükselmekte ve tipik olarak öğünden iki üç saat sonra bazal düzeylere geri dönmektedir [Düzey 2++] Daha önce tartışıldığı gibi, öğün sonrası plazma glukoz düzeyleri, normal glukoz toleransı olan kişilerde nadiren 7.8 mmol/ l nin (140 mg/dl) üstüne yükselmekte ve tipik olarak öğünden iki üç saat sonra bazal düzeylere geri dönmektedir. (26;27) IDF ve başka organizasyonlar normal glukoz toleransını, 75 g glukoz yüklemesi yapıldıktan iki saat sonra <7.8 mmol/l (140 mg/dl) olması olarak tanımlamaktadır [Düzey 4] IDF ve başka organizasyonlar normal glukoz toleransını, 75g glukoz yüklemesi yapıldıktan iki saat sonra <7.8 mmol/l (140 mg/dl) olması olarak tanımlamaktadır (1;123;124) ve öğünden iki saat sonraki öğün sonrası plazma glukoz hedefinin <7.8 mmol/l (140 mg/dl) olması bu tanımla uyumludur. Ek olarak, Kan glukozunun hastanın kendisi tarafından izlenmesi (SMBG) bugün plazma glukoz düzeylerinin değerlendirilmesi için optimal yöntemdir [Düzey 1++] SMBG, diyabetli kişilerin gerçek zamanlı plazma glukoz düzeyleri hakkında bilgi edinmesine imkan vermektedir. Bu, normale yakın glisemiye ulaşmayı ve sürdürmeyi kolaylaştırmakta ve diyabetli kişilere geri bildirim sağlamaktadır. Bu nedenle, çoğu diyabet organizasyonu ve diğer tıbbi dernekler diyabetli kişilerde SMBG nin kullanılmasını savunmaktadır. ( ) Literatürlerin büyük bölümü primer olarak, SMBG nin insülinle tedavi edilen kişilerde kullanılmasına odaklanmış iken (2;129) çok sayıda çalışma da SMBG içermeyen programlarla karşılaştırıldığında insülin gerekmeyen tip 2 diyabetli kişilerde yapılandırılmış SMBG içeren tedavi programlarının daha büyük bir HbA 1c azalması ile sonuçlandığını göstermiştir. ( ) Yine de SMBG nin özellikle insülinle tedavi edilmeyen tip 2 diyabetteki klinik yararlarına ilişkin tartışma devam etmektedir. 17

18 Bazı çalışmalar SMBG ve idrarda glukoz testinin kullanımını karşılaştırdıklarında glisemik kontrolde (HbA 1c ) küçük bir fark bulmuşlar ya da hiç fark bulmamışlardır, (135;136) buna karşılık başka raporlar SMBG nin glisemik kontrolde düzelme anlamında avantajlara sahip olduğunu göstermiştir. (133) Jansen ve ark. tarafından yakın zamanda yapılan bir metaanaliz, (133) SMBG nin etkilerini araştıran 13 randomize kontrollü çalışmaya bakarak SMBG li müdahalelerin, SMBG siz müdahalelere göre HbA 1c de %0.40 lık bir azalmaya neden olduğunu tespit etmişlerdir. Bununla birlikte, kişilere düzenli tıbbi geri bildirim sağlandığında, HbA 1c azalması iki katından daha fazla olurken idrar glukozunun hasta tarafından izlenmesi, kan glukozunun veya idrar glukozunun hasta tarafından izlenmediği müdahaleler ile kıyaslanabilir sonuçlar vermiştir. Ancak, yakın zamanda yayınlanmış olan DIGEM çalışması, SMBG nin HbA 1c yi anlamlı ölçüde düşürdüğünü gösterememiştir. Yoğun SMBG kullanan grupta HbA 1c SMBG siz olağan tedavi uygulanan gruba göre sadece %0.17 daha düşüktür. (137) SMBG diyabet tedavisinin yalnızca tek bir bileşenidir. Potansiyel yararları için kişilerin SMBG uygulamak, test sonuçlarını yorumlamak ve tedavi rejimlerini glisemik kontrole ulaşmak için uygun şekilde ayarlamak için eğitim almaları gerekmektedir. Ayrıca klinisyenler SMBG verilerinin yorumlanması, uygun ilaçların reçetelenmesi ve rejimlerinde gerekli ayarlamaları yapmak için hazır olmalıdır. Genel olarak, insülin ile tedavi edilen kişilerde günde en az üç defa SMBG yapılması önerilmektedir; insülinle tedavi edilmeyen kişiler için SMBG sıklığı her kişinin tedavi rejimine ve kontrol düzeyine göre bireyselleştirilmelidir [Düzey 4] Mutlak insülin eksikliği nedeniyle, tip 1 diyabeti olan kişilerin çoğunda glisemi tedavisi için günde birkaç defa insülin enjeksiyonu yapılması gerekir. Ayrıca, tip 2 diyabetli birçok kişi de hastalıklarının tedavisi için insülin terapisi kullanmaktadır. İnsülinle indüklenen hipoglisemi potansiyeli göz önüne alındığında tıbbi organizasyonların çoğu, insülinle tedavi edilen kişilerde günde en az üç defa SMBG yapılmasını önermektedir. (128;138) insülinle tedavi edilmeyen diyabette SMBG sıklığının her hastanın tedavi rejimine ve glisemik kontrol düzeyine göre bireyselleştirilmesini önermektedir. (128;138) YENİ TEKNOLOJİLER Sürekli glukoz monitörizasyonu Sürekli glukoz monitörizasyonu (continuous glucose monitoring, CGM) diyabetin izlenmesi için yeni bir teknolojidir. ( ) CGM bir sensör, bir veri depolama aygıtı ve bir monitörden oluşmaktadır. Sensör her 1-10 dakikada bir glukozu ölçmekte ve bu okumayı bir veri saklama aygıtına göndermektedir. Sonuçlar retrospektif olarak doktor tarafından indirilebilir veya gerçek zamanlı bir monitörde gösterilebilir. CGM glukoz düzeyleri, kalıpları ve trendleri ile ilgili bilgi sağlayarak tedavi, öğünler, stres, egzersiz ve glukoz düzeylerini etkileyen diğer faktörlerin etkilerini yansıtmaktadır. CGM aygıtları interstisyel glukozu ölçtüğünden test değerleri tek zaman noktası ölçümlerinin birkaç dakika gerisindedir. 1,5-Anhidroglusitol Plazma 1,5-anhidroglusitol (1,5-AG) doğal bir diyet polyolüdür ve öğün sonrası hiperglisemi için bir belirteç olarak önerilmiştir. 1,5-AG duyarlı olduğundan ve serum glukozundaki değişimlere hızlı yanıt verdiğinden, glukozda birkaç gün içindeki geçici yükselmeleri hassas biçimde yansıtmaktadır. (143;144) 1,5-AG için otomatik bir tayin yöntemi, on yıldan uzun süredir Japonya da kullanılmaktadır; (145) benzer bir tayin yakın zamanda ABD de onaylanmıştır. (146) Glisemik kontrolün bu ölçümünü kullanan sonlanım çalışmaları mevcut değildir. Daha önce tartışıldığı gibi, insülinle tedavi edilmeyen diyabette SMBG nin klinik faydasına ilişkin tartışmalar sürmektedir. Ancak, SMBG nin zamanlamasına ve sıklığına ilişkin kanıtlar bulunmadığından tıbbi organizasyonların çoğu, 18

19 .03 SONUÇLAR

20 Dünyada 246 milyon diyabetli olduğu tahmin edilmektedir, (1) bu epidemi, anlamlı ve büyüyen bir global sorundur. Yeterli kontrol edilmeyen diyabet çoğu gelişmiş ülkede önde gelen bir ölüm nedenidir ve diyabetik nöropati, böbrek yetmezliği, körlük ve makrovasküler hastalık gibi komplikasyonların gelişmesi ile bağlantılıdır. (5;6) Makrovasküler komplikasyonlar diyabetli kişilerde majör ölüm nedenidir. (7) Normal glukoz toleransı, BGT ve diyabeti olan kişilerde öğün sonrası ve yükleme sonrası glisemi ve kardiyovasküler risk ve sonuçları arasında (17;18;20;22;61) güçlü bir bağlantı ve ayrıca öğün sonrası hiperglisemi ve tümü kardiyovasküler hastalığın bilinen belirteçleri olan oksidatif stres, inflamasyon, karotis IMT ve endotel disfonksiyonu arasında bir ilişki bulunmaktadır. (25;52;53;63;71;73) Ek olarak, artan sayıda kanıt, öğün sonrası hipergliseminin tip 2 diyabetli yaşlı kişilerde retinopati, (21) bilişsel disfonksiyon (64) ve belirli kanserlerle (65-69) bağlantılı olabileceğini göstermektedir. Komplikasyonların azaltılması için glisemik eşik yok gibi göründüğünden, (14;15) diyabet terapisinin hedefi, glisemik kontrolün üç ölçümünde de, yani HbA 1c, yemek öncesi açlık ve öğün sonrası plazma glukozunda mümkün olduğunca güvenli bir biçimde normale yakın glisemik statüye ulaşılması olmalıdır. Bu parametreler içinde ve öğün sonrası plazma glukozunun tedavisi ve izlenmesi için terapilerin ve teknolojilerin bulunabilirliği sonucunda, <7.8 mmol/l lik (140 mg/dl) öğün sonrası ikinci saat plazma glukoz hedefi rasyonel ve ulaşılabilir bir hedeftir. Optimal glukoz kontrolüne ulaşmak için hem açlık hem de öğün sonrası glisemiyi hedefleyen rejimlere gerek vardır. Ancak, öğün sonrası plazma glukozunun yeterli tedavisi olmadan optimal glisemik kontrole ulaşılamamaktadır. (36;82;83) Bu nedenle, açlık ve öğün sonrası hiperglisemi tedavisi her HbA 1c düzeyinde eşzamanlı olarak başlatılmalıdır. Her ne kadar maliyet, uygun tedavileri belirlemede önemli bir faktör olarak karşımıza çıksa da glisemiyi kontrol etmenin maliyeti, diyabetin komplikasyonların tedavi etmekten çok daha düşüktür. TABLO 2 Diyabetin klinik tedavisi için glisemik hedefler * HbA 1c Yemek öncesi (açlık) 2-saat öğün sonrası <6.5 % 5.5 mmol/l (<100 mg/dl) 7.8 mmol/l (<140 mg/dl) * Diyabet tedavisinin en önemli hedefi bütün glukoz parametrelerini mümkün olduğu kadar güvenli biçimde normal değerlere yakın seviyelere düşürmektir. Yukarıdaki hedefler gliseminin klinik tedavisine başlamak ve izlemek için bir çerçeve sunmaktadır ama glisemik hedefler her hastaya göre biçimlendirilmelidir. Bu hedefler çocuklar ve gebe kadınlar için uygun değildir. 20

Prof. Dr. Ramazan Sarı Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı

Prof. Dr. Ramazan Sarı Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı DM TEDAVİSİNDE KOMPLİKASYONLAR DM TEDAVİSİ VE KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR Prof. Dr. Ramazan Sarı Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı Slide 1 Sunum planı DM ve kardiyovasküler hastalık-riskleri

Detaylı

DİYABET HEMŞİRELİĞİ DERNEĞİ DİYABET EĞİTİMCİSİNİN EĞİTİMİ KURSU PROGRAMI

DİYABET HEMŞİRELİĞİ DERNEĞİ DİYABET EĞİTİMCİSİNİN EĞİTİMİ KURSU PROGRAMI DİYABET HEMŞİRELİĞİ DERNEĞİ DİYABET EĞİTİMCİSİNİN EĞİTİMİ KURSU PROGRAMI Hazırlayan : Julie A. KUENZİ, RN,MSN,CDE,CPT Medical College of Wisconsin Çeviren: Doç.Dr. Nermin OLGUN Marmara Üniversitesi Hemşirelik

Detaylı

DİABET REGÜLASYONU VE İZLEMİ Dr. Ümit Karayalçın Diabet prevalansı giderek artan (TÜRDEP çalışmasına göre Türkiyede erişkinlerde %7), WHO ya göre bulaşıcı olmayan bir pandemi olarak değerlendirilen (dünyada

Detaylı

Tip 2 Diabetes Mellitusta Hangi Hastaya Ne Zaman Hangi İnsülin

Tip 2 Diabetes Mellitusta Hangi Hastaya Ne Zaman Hangi İnsülin Tip 2 Diabetes Mellitusta Hangi Hastaya Ne Zaman Hangi İnsülin Dr. Füsun Törüner Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma B.D, Ankara 22-23.Kasım.2013 -TEKİRDAĞ Tip 2 DM progresif bir

Detaylı

HİPOGLİSEMİNİN KOMPLİKASYONLARI

HİPOGLİSEMİNİN KOMPLİKASYONLARI HİPOGLİSEMİNİN KOMPLİKASYONLARI Prof. Dr. Reyhan ERSOY Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı HİPOGLİSEMİ VE DİYABETES MELLİTUS Hipoglisemi Diyabetes

Detaylı

İnfeksiyonlu Hastada Antidiyabetik Tedavi İlkeleri

İnfeksiyonlu Hastada Antidiyabetik Tedavi İlkeleri İnfeksiyonlu Hastada Antidiyabetik Tedavi İlkeleri Doç. Dr. Mehmet Uzunlulu İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe EAH, İç Hastalıkları Kliniği Sunum akışı Kılavuzlar ışığında; Glisemik tanımlamalar ve

Detaylı

Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi

Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi Hipertansiyon Tedavisi: Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi Hipertansiyon Sıklık Yolaçtığı sorunlar Nedenler Kan basıncı hedefleri Tedavi Dünyada Mortalite

Detaylı

DİYABETTE BESLENME PRENSİPLERİ

DİYABETTE BESLENME PRENSİPLERİ İstanbul Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı DİYABETTE BESLENME PRENSİPLERİ Dr. Dyt. Cemile İdiz Ne yemeliyim? DİYABET Tatlı meyve yeme!! Limon şekeri düşürür

Detaylı

(İnt. Dr. Doğukan Danışman)

(İnt. Dr. Doğukan Danışman) (İnt. Dr. Doğukan Danışman) *Amaç: Sigara ve pankreas kanseri arasında doz-yanıt ilişkisini değerlendirmek ve geçici değişkenlerin etkilerini incelemektir. *Yöntem: * 6507 pankreas olgusu ve 12 890 kontrol

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

YAŞLILARDA DİYABET Glisemik Hedef

YAŞLILARDA DİYABET Glisemik Hedef YAŞLILARDA DİYABET Glisemik Hedef Doç. Dr. Ayşegül Atmaca Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı 26 Nisan 2014, Antalya 50. Ulusal Diyabet Kongresi Yaş Ortalama İnsan Ömrü Ortalama

Detaylı

Glisemik kontrolün ölçütleri ve prognozla ilişkisi. Dr. Gülay Aşcı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı İzmir

Glisemik kontrolün ölçütleri ve prognozla ilişkisi. Dr. Gülay Aşcı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı İzmir Glisemik kontrolün ölçütleri ve prognozla ilişkisi Dr. Gülay Aşcı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı İzmir HD e yeni başlayan hastaların 1/3 de neden diyabetik nefropati Yeni başlayan

Detaylı

Bir Diyabetik Bireyin Yaşam Öyküsü. Dr. Kubilay KARŞIDAĞ İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi

Bir Diyabetik Bireyin Yaşam Öyküsü. Dr. Kubilay KARŞIDAĞ İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Bir Diyabetik Bireyin Yaşam Öyküsü Dr. Kubilay KARŞIDAĞ İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi 1996 2000 2001 31 yaşında kadın hasta 4 yıl önce 4.650 kg ağırlığında bir bebek doğurmuş. Baba obez, anne-dayı ve

Detaylı

Basın bülteni sanofi-aventis

Basın bülteni sanofi-aventis Basın bülteni sanofi-aventis 7 Kasım 2007 ULUSLARARASI DİYABET TEDAVİ PRATİKLERİ KAYIT ÇALIŞMASI NIN (IDMPS) TÜRKİYE SONUÇLARI HEDEF TEDAVİ KALİTESİNİ ARTIRMAK ÇALIŞMANIN AMACI ve YÖNTEMİ Uluslararası

Detaylı

DİYABETTE İLAÇ VE İNSÜLİN TEDAVİSİ

DİYABETTE İLAÇ VE İNSÜLİN TEDAVİSİ DİYABETTE İLAÇ VE İNSÜLİN TEDAVİSİ Uz. Dr. M. Masum CANAT Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Kliniği DİYABET (ŞEKER HASTALIĞI) NEDİR? İnsülin eksikliği ya da var olan

Detaylı

Yatan hastalarda güncel diyabet tedavisi

Yatan hastalarda güncel diyabet tedavisi Yatan hastalarda güncel diyabet tedavisi Doç. Dr. Mehmet Uzunlulu Medeniyet Üniversitesi Göztepe EAH İç Hastalıkları Kliniği Diyabet hastası neden yatar? Kontrolsüz diyabet HbA1c: %16 Metformin DPP-4 inhibitörü

Detaylı

İnsülinlere Genel Bakış

İnsülinlere Genel Bakış İnsülinlere Genel Bakış 2. Tekirdağ Endokrinoloji Kursu 22-23 Kasım/2013 Doç. Dr. Kubilay ÜKİNÇ Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları B.D 1 İnsülin Salgılanması-1

Detaylı

İnsulin Tedavisi Prof. Dr. Zeynep Oşar

İnsulin Tedavisi Prof. Dr. Zeynep Oşar İnsulin Tedavisi Prof. Dr. Zeynep Oşar İnsulin diyabet tedavisinin en önemli yapıtaşını oluşturur. 1921 yılında keşfedilmiş olan bu hormon ilk kez 1922 de diyabet tedavisinde kullanılmış ve çağdaş tıpta

Detaylı

Şeker düşürücü ilaçlar

Şeker düşürücü ilaçlar TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU TEMD DİABETES 05 MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU HASTA EĞİTİM KİTAPÇIKLARI SERİSİ Şeker düşürücü ilaçlar Şeker düşürücü

Detaylı

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER Doç.Dr. Belgüzar Kara*, Özge KILIÇ** *GATA Hemşirelik Yüksekokulu, **GATA Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

Detaylı

Diyabetik Hasta Takibi. Dr. Hasan Onat PHD Diyabet Çalışma Grubu İnece ASM, Kırklareli

Diyabetik Hasta Takibi. Dr. Hasan Onat PHD Diyabet Çalışma Grubu İnece ASM, Kırklareli Diyabetik Hasta Takibi Dr. Hasan Onat PHD Diyabet Çalışma Grubu İnece ASM, Kırklareli Amaç Bu oturum sonunda katılımıcı hekimler birinci basamakta Diyabet hastalığının yönetimi konusunda bilgi sahibi olacaklardır.

Detaylı

HEMOGLOBİN A1C. Klinik Laboratuvar Testleri

HEMOGLOBİN A1C. Klinik Laboratuvar Testleri Klinik Laboratuvar Testleri HEMOGLOBİN A1C Diğer adları: Glike hemoglobin, glikozile hemoglobin, glukohemoglobin, HbA1c, A1c. Kullanım amacı: Diabetes mellitus tedavisinin orta vadede yeterince başarılı

Detaylı

Sürekli ciltaltı insülin infüzyonu (CSII) Sürekli glukoz izlemi(cgm) (Klinik Kullanımı)

Sürekli ciltaltı insülin infüzyonu (CSII) Sürekli glukoz izlemi(cgm) (Klinik Kullanımı) Sürekli ciltaltı insülin infüzyonu (CSII) Sürekli glukoz izlemi(cgm) (Klinik Kullanımı) Prof. Dr. Erdinç Ertürk Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı 49.

Detaylı

Prof.Dr. Oktay Ergene. Kardiyoloji Kliniği

Prof.Dr. Oktay Ergene. Kardiyoloji Kliniği Hipertrigliseridemii id i Tedavisi i Prof.Dr. Oktay Ergene İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği Hipertrigliseridemi Gelişimiş VLDL Chylomicron Liver Defective Lipolysis Remnants

Detaylı

DİABETES MELLİTUS DİYABET (Şeker )HASTALIĞI. ATASAM HASTANESİ Kalite Yönetim Birimi

DİABETES MELLİTUS DİYABET (Şeker )HASTALIĞI. ATASAM HASTANESİ Kalite Yönetim Birimi DİABETES MELLİTUS DİYABET (Şeker )HASTALIĞI ATASAM HASTANESİ Kalite Yönetim Birimi BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? DİYABET(ŞEKER HASTALIĞI) NEDİR? Diyabet vücutta yeterince insülin üretilememesi veya etkili

Detaylı

Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım

Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri Sık Görülen Kardiyolojik Sorunlarda Güncelleme Sempozyum Dizisi No: 40 Haziran 2004; s. 69-74 Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım Prof. Dr. Hakan

Detaylı

İNSÜLİN UYGULAMALARI

İNSÜLİN UYGULAMALARI İNSÜLİN UYGULAMALARI İnsülinin Fizyolojik Özellikleri İnsülin; pankreasın langerhans adacıklarındaki beta hücrelerinden salgılanan ve kan glikozunu düşüren bir hormondur. Sağlıklı bireylerde (gebe ve obez

Detaylı

Diyabet ve Nütrisyon Doç. Dr. Mehmet Uzunlulu

Diyabet ve Nütrisyon Doç. Dr. Mehmet Uzunlulu Diyabet ve Nütrisyon Doç. Dr. Mehmet Uzunlulu İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği Dünyada diyabet patlaması Ülkemizde diyabet %90 arttı 6. IDF

Detaylı

Diyabetes Mellitus. Endokrinoloji ve Metabolizma B.D

Diyabetes Mellitus. Endokrinoloji ve Metabolizma B.D Diyabetes Mellitus Dr.Nuri Çakır Gazi Üniversitesi Tıp T p Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma B.D Türk Toraks Derneği i 9.Yıll llık k Kongresi 19-23 Nisan 2006 Diyabetes mellitus İnsülin salgılanmas

Detaylı

PERİTON DİYALİZ HASTALARINDA İNFLAMASYON. Dr.Mahmut İlker Yılmaz. 25 Eylül 2010, Antalya

PERİTON DİYALİZ HASTALARINDA İNFLAMASYON. Dr.Mahmut İlker Yılmaz. 25 Eylül 2010, Antalya PERİTON DİYALİZ HASTALARINDA İNFLAMASYON Dr.Mahmut İlker Yılmaz 25 Eylül 2010, Antalya İNFLAMASYON İnflamasyon Kronik inflamasyon İnflamasyon İyi Kötü Çirkin "Her kelimeyi bir şekille anlatan Çincede

Detaylı

DIABETES MELLITUS NEDİR? NEDENLERİ VE SONUÇLARI. Mümkün olduğunca normal bir yaşam. Lilly Deutschland GmbH Werner-Reimers-Straße 2 4 61352 Bad Homburg

DIABETES MELLITUS NEDİR? NEDENLERİ VE SONUÇLARI. Mümkün olduğunca normal bir yaşam. Lilly Deutschland GmbH Werner-Reimers-Straße 2 4 61352 Bad Homburg DIABETES MELLITUS NEDİR? NEDENLERİ VE SONUÇLARI DEDBT01944 Lilly Deutschland GmbH Werner-Reimers-Straße 2 4 61352 Bad Homburg Mümkün olduğunca normal bir yaşam www.lilly-pharma.de www.lilly-diabetes.de

Detaylı

Diyabet ve egzersiz TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU

Diyabet ve egzersiz TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU TEMD DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU HASTA EĞİTİM KİTAPÇIKLARI SERİSİ 02 Diyabet ve egzersiz Diyabetli bireyler

Detaylı

Tip 2 diyabetli hastada ilk tercih ettiğiniz ilaç hangisidir? 1. Sülfonilüre 2. Metformin 3. Glitazon 4. İnsülin

Tip 2 diyabetli hastada ilk tercih ettiğiniz ilaç hangisidir? 1. Sülfonilüre 2. Metformin 3. Glitazon 4. İnsülin Tip 2 Diyabette İnsülin Tedavisi Prof. Dr. Aytekin OĞUZ İstanbul Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. İç Hastalıkları Kliniği Tip 2 diyabetli hastada ilk tercih ettiğiniz ilaç hangisidir? 1. Sülfonilüre

Detaylı

PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ

PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ Sami Uzun 1, Serhat Karadag 1, Meltem Gursu 1, Metin Yegen 2, İdris Kurtulus 3, Zeki Aydin 4, Ahmet

Detaylı

Diyabette Akılcı İlaç Kullanımı

Diyabette Akılcı İlaç Kullanımı Diyabette Akılcı İlaç Kullanımı Dr. Uğur Ünlütürk Hacettepe Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı 52. ULUSAL DİYABET KONGRESİ 20-24 Nisan 2016 Antalya AKILCI İLAÇ KULLANIMI Akılcı İlaç

Detaylı

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ DİYABET YÖNETİMİ KURSU RAPORU

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ DİYABET YÖNETİMİ KURSU RAPORU TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ DİYABET YÖNETİMİ KURSU RAPORU (AİLE HEKİMİ, AİLE SAĞLIĞI ELEMANI, TOPLUM SAĞLIĞI MERKEZİ HEKİMİ, TOPLUM SAĞLIĞI MERKEZİ SAĞLIK PERSONELİ) Prof.

Detaylı

DİYABETES MELLİTUS,REGÜLASYONU VE İZLEMİ

DİYABETES MELLİTUS,REGÜLASYONU VE İZLEMİ DİYABETES MELLİTUS,REGÜLASYONU VE İZLEMİ Prof.Dr.Nuri Çakır Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı -Ankara Diyabetes mellitus,insülin salgısının yetersizliği ve/veya insülin

Detaylı

İçindekiler. http://d-nb.info/1033563838

İçindekiler. http://d-nb.info/1033563838 İçindekiler Bu Kitap kimin için yazıldı? 11 Önsöz 12 Diyabet üzerine bilmeniz gereken konular 15 Glukagon nedir? 17 Tip-1 -Diyabet 23 Kan şekerinin aşırı düşmesi neden olur? (Hipoglisemi) 25 Kan şekerinin

Detaylı

Diyabetik Hastalardaki Kardiyovasküler Etkilenimler

Diyabetik Hastalardaki Kardiyovasküler Etkilenimler Diyabetik Hastalardaki Kardiyovasküler Etkilenimler Prof. Dr. Rıfat R EMRAL Ankara Üniversitesi Tıp T p Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıklar kları Bilim Dalı 23 da Tüm T m Dünyada D Diyabet

Detaylı

HEMODİYALİZ HASTALARINDA DİYABET TEDAVİSİ

HEMODİYALİZ HASTALARINDA DİYABET TEDAVİSİ HEMODİYALİZ HASTALARINDA DİYABET TEDAVİSİ Dr. Mürvet YILMAZ Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi KIŞ OKULU-2014 DM, genel popülasyonun % 3-6 20 yaş ve üzeri nüfus: 47.467.350 (%65.4) TURDEP-II

Detaylı

Zoladex LA 10.8 mg Depot (Subkütan Implant)

Zoladex LA 10.8 mg Depot (Subkütan Implant) 1 Zoladex LA 10.8 mg Depot (Subkütan Implant) 2 Prospektüs 3 Zoladex LA 10.8 mg Depot (Subkütan Implant) Steril,apirojen Formülü Beher Zoladex LA Subkütan implant, enjektör içinde, uygulamaya hazır, beyaz

Detaylı

AVRUPADA DİYABET HARİTASI VE GENEL PERSPEKTİF. Prof. Dr. Şehnaz Karadeniz İstanbul Bilim Üniversitesi

AVRUPADA DİYABET HARİTASI VE GENEL PERSPEKTİF. Prof. Dr. Şehnaz Karadeniz İstanbul Bilim Üniversitesi AVRUPADA DİYABET HARİTASI VE GENEL PERSPEKTİF Prof. Dr. Şehnaz Karadeniz İstanbul Bilim Üniversitesi Diyabet Dünya çapında ve Avrupa da halk sağlığı sorunu AVRUPADA DİYABET YÜKÜ 20-79 yaşları 2003 2025

Detaylı

Doç. Dr. Halil Coşkun. Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu

Doç. Dr. Halil Coşkun. Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu Doç. Dr. Halil Coşkun Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu GİRİŞ 2010 verilerine göre dünyada erişkinlerde (20-79 yaş) diabet prevalansı %6,4 (285 milyon). 2030 da bu oranın %7,7 ye (439 milyon) yükseleceği öngörülüyor.

Detaylı

Diabetes Care 32:1-11

Diabetes Care 32:1-11 D e r l e m e l e r / Y o r u m l a r / A D A B i l d i r i l e r i O R T A K B İ L D İ R İ Tip 2 Diyabette Hipergliseminin İlaçla Tedavisi: Tedavinin Başlanması ve Düzenlenmesinde Uzlaşı Sağlanan Akış

Detaylı

Bir dönüm noktası olan İngiltere İleriye Dönük Diyabet

Bir dönüm noktası olan İngiltere İleriye Dönük Diyabet Premiks %25 insülin lispro protamin/lispro ve premiks %50 insülin lispro protamin/lispro kar fl m insülin tedavilerinin diabetik hastalarda metabolik kontrol üzerine olan Etkinliklerinin de erlendirilmesi

Detaylı

Gebelikte diyabet taraması. Prof. Dr. Yalçın Kimya

Gebelikte diyabet taraması. Prof. Dr. Yalçın Kimya Gebelikte diyabet taraması Prof. Dr. Yalçın Kimya Gestasyonel diyabet İlk defa gebelik sırasında saptanan diyabet Diagnosis and classification of diabetes mellitus. Diabetes Care 2010;33(Suppl 1):S62 9.

Detaylı

Su/Sıvı Tüketmeli? Dr. Rengin ELSÜRER AFŞARŞ

Su/Sıvı Tüketmeli? Dr. Rengin ELSÜRER AFŞARŞ Kronik Böbrek Hastası Ne Kadar Su/Sıvı Tüketmeli? Dr. Rengin ELSÜRER AFŞARŞ Hipertansiyon i Diyabet Nefrotoksinler Kilo kontrolü Su/sıvı tüketimi Clin J Am Soc Nephrol. 6: 2558-2560, 2011. Doktorum bana

Detaylı

ŞEKER HASTALARINDA SAĞLIKLI BESLENME NASIL OLMALIDIR? Uzm. Dyt. Yonca SEVİM Haseki Eğ. ve Araş. Hast. Diyet Polikliniği

ŞEKER HASTALARINDA SAĞLIKLI BESLENME NASIL OLMALIDIR? Uzm. Dyt. Yonca SEVİM Haseki Eğ. ve Araş. Hast. Diyet Polikliniği ŞEKER HASTALARINDA SAĞLIKLI BESLENME NASIL OLMALIDIR? Uzm. Dyt. Yonca SEVİM Haseki Eğ. ve Araş. Hast. Diyet Polikliniği Diyabet Nedir? Önce Hastalığımızı Tanıyalım! Şeker Glikoz Karbonhidrat! İnsülin!

Detaylı

Metabolik Sendrom Tanı Tedavi Dr. Abdullah Okyay

Metabolik Sendrom Tanı Tedavi Dr. Abdullah Okyay Metabolik Sendrom Tanı Tedavi Dr. Abdullah Okyay Metabolik Sendrom İnsülin direnci (İR) zemininde ortaya çıkan Abdominal obesite Bozulmuş glukoz toleransı (BGT) veya DM HT Dislipidemi Enflamasyon, endotel

Detaylı

Tip 2 Diabetes Mellitus Tedavisinde Oral Antidiyabetik İlaçlar Tip 2 Diabetes Mellitus Tedavisi

Tip 2 Diabetes Mellitus Tedavisinde Oral Antidiyabetik İlaçlar Tip 2 Diabetes Mellitus Tedavisi Prof. Dr. Göksun AYVAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma BD ayvaz@gazi.edu.tr 1960 yılında Erzincan da doğdu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi nden 1983 yılında mezun oldu.

Detaylı

Tip 2 Diyabet Tedavisinde Bazal İnsülinler. Prof. Dr. Nilgün Güvener Demirağ Başkent Üniversitesi Endokrinoloji BD

Tip 2 Diyabet Tedavisinde Bazal İnsülinler. Prof. Dr. Nilgün Güvener Demirağ Başkent Üniversitesi Endokrinoloji BD Tip 2 Diyabet Tedavisinde Bazal İnsülinler Prof. Dr. Nilgün Güvener Demirağ Başkent Üniversitesi Endokrinoloji BD Soru-1 Hiperglisemik semptomlarla gelen bir diyabetik hastada HbA1c: %10.2, anlık glukoz:

Detaylı

Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Kliniği

Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Kliniği Tip 1 Diyabetes Mellitus Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Kliniği DiyabetesMellitusnedir? Kan şekeri yüksekliğine ile sonuçlanan vücutta Kan şekeri yüksekliğine ile sonuçlanan

Detaylı

Bir ARB Olarak Olmesartan. Prof. Dr. Tevfik Ecder İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Bilim Dalı

Bir ARB Olarak Olmesartan. Prof. Dr. Tevfik Ecder İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Bilim Dalı Bir ARB Olarak Olmesartan Prof. Dr. Tevfik Ecder İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Bilim Dalı PatenT (Prevalence, awareness, treatment and control of hypertension

Detaylı

Diyabet ve komplikasyonlarıyla. yla mücadele uzun bir yolculuk gibidir. Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, r. Lao Tzu MÖ 600

Diyabet ve komplikasyonlarıyla. yla mücadele uzun bir yolculuk gibidir. Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, r. Lao Tzu MÖ 600 İki veciz söz s Diyabet ve komplikasyonlarıyla yla mücadele uzun bir yolculuk gibidir. Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, tek bir adımla başlamak zorundadır. r. Lao Tzu MÖ 600 Şeker Hastalığı; Ülkemizde;

Detaylı

Kronik Hastalık Takibi (İnsülin Pompası Tedavisi Uzaktan Takip)

Kronik Hastalık Takibi (İnsülin Pompası Tedavisi Uzaktan Takip) Kronik Hastalık Takibi (İnsülin Pompası Tedavisi Uzaktan Takip) Biz Kimiz Medsalus 2010 yılında kişilerin evinden ya da işyerinden ayrılmasına gerek kalmadan yerinde sağlık hizmetleri sunmak için kuruldu.

Detaylı

hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması

hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması Tuncay Güçlü S.B. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Biyokimya Bölümü 16-18 Ekim 2014, Malatya GİRİŞ Kronik

Detaylı

Dt. İSMAİL SERDAROĞLU SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SOSYAL GÜVENLİK UYGULAMALARI DAİRE BAŞKANI

Dt. İSMAİL SERDAROĞLU SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SOSYAL GÜVENLİK UYGULAMALARI DAİRE BAŞKANI Dt. İSMAİL SERDAROĞLU SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SOSYAL GÜVENLİK UYGULAMALARI DAİRE BAŞKANI Sağlık Bakanlığı Yaklaşımı ve Son Ulusal Veriler A-Rakamlarla Diyabet B-Sağlık Bakanlığınca Yapılanlar

Detaylı

Türkiye Diyabet Prevalans Çalışmaları: TURDEP-I ve TURDEP-II

Türkiye Diyabet Prevalans Çalışmaları: TURDEP-I ve TURDEP-II 47. ULUSAL DİYABET KONGRESİ 11-15 Mayıs 211, Rixos Sungate Hotel, Antalya Türkiye Diyabet Prevalans Çalışmaları: TURDEP-I ve TURDEP-II Prof. Dr. İlhan SATMAN ve TURDEP-II Çalışma Grubu İstanbul Üniversitesi

Detaylı

Jeneriklerin kritik dozları ve klinik etkileri

Jeneriklerin kritik dozları ve klinik etkileri Jeneriklerin kritik dozları ve klinik etkileri Dr. Hüseyin Töz Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi TİGED 2013, Çeşme, İzmir Dünya nüfusu ve yaşlı nüfus giderek artmakta Sağlık hizmetine gereksinim artmakta

Detaylı

DİYABETTE YENİ YAKLAŞIMLAR. Yrd.Doç.Dr. Mustafa ALTINIŞIK Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya AD AYDIN 2003

DİYABETTE YENİ YAKLAŞIMLAR. Yrd.Doç.Dr. Mustafa ALTINIŞIK Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya AD AYDIN 2003 DİYABETTE YENİ YAKLAŞIMLAR Yrd.Doç.Dr. Mustafa ALTINIŞIK Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya AD AYDIN 2003 1 Diabetes Mellitus (DM) Diabetes mellitus (DM), karbonhidrat metabolizmasının,

Detaylı

Gestasyonel Diyabet: Anne ve Fetusta Kısa ve Uzun Dönem Sonuçlar

Gestasyonel Diyabet: Anne ve Fetusta Kısa ve Uzun Dönem Sonuçlar Gestasyonel Diyabet: Anne ve Fetusta Kısa ve Uzun Dönem Sonuçlar Prof. Dr. Lemi İbrahimoğlu İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Perinatoloji Bilim Dalı Gestasyonel Diyabetes

Detaylı

Meral Mert, Endokrinoloji ve Metabolizma

Meral Mert, Endokrinoloji ve Metabolizma Meral Mert, Endokrinoloji ve Metabolizma Diyabetli bir kadının gebe kalması pregetasyonel diyabet. Gebelikte diyabetin ortaya çıkması gestasyonel diyabet olarak tanımlanır. 2 Gestasyonel diyabet UK de

Detaylı

İnkretinler (Olgu sunumları ile)

İnkretinler (Olgu sunumları ile) İnkretinler (Olgu sunumları ile) Prof. Dr. Erdinç ERTÜRK Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı II. Endokrinolojik Sorunlara Olgu Bazında Çözümler Sempozyumu 5-6 Nisan 2007 - İzmir

Detaylı

HbA1c Standardizasyonu Yeni Gelişmeler

HbA1c Standardizasyonu Yeni Gelişmeler HbA1c Standardizasyonu Yeni Gelişmeler Dr. Diler Aslan Pamukkale Üniversitesi 1 Aralık 2011, Adana TBD Kongre2011 İçerik Hasta güvenliği Harmonizasyon ve standardizasyon HbA1c standardizasyonu Paydaşların

Detaylı

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h)

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Sağlık Sisteminde Karışıklığa Yol Açabilecek Gelişmeler Bekleniyor Sağlık harcamalarında kısıtlama (dünya

Detaylı

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Hastalıkların tedavisinde kat edilen yol, bulaşıcı hastalıklarla başarılı mücadele, yaşam koşullarında düzelme gibi

Detaylı

KRONİK HEMODİYALİZ HASTALARINDA ENDOTEL PROGENİTÖR HÜCRELERİ, İNFLAMASYON VE ENDOTEL DİSFONKSİYONU

KRONİK HEMODİYALİZ HASTALARINDA ENDOTEL PROGENİTÖR HÜCRELERİ, İNFLAMASYON VE ENDOTEL DİSFONKSİYONU KRONİK HEMODİYALİZ HASTALARINDA ENDOTEL PROGENİTÖR HÜCRELERİ, İNFLAMASYON VE ENDOTEL DİSFONKSİYONU Abdullah Özkök¹, Esin Aktaş², Akar Yılmaz 3, Ayşegül Telci 4, Hüseyin Oflaz 3, Günnur Deniz², Alaattin

Detaylı

VİTAMİN D VE DİYABET. Prof.Dr. Dilek Gogas Yavuz Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma BD

VİTAMİN D VE DİYABET. Prof.Dr. Dilek Gogas Yavuz Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma BD VİTAMİN D VE DİYABET Prof.Dr. Dilek Gogas Yavuz Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma BD Nedenler VİTAMİN D EKSİKLİĞİ Sonuçlar Şizafreni- depresyon İlaçlar Steroid Rifampin Güneş

Detaylı

TÜRKİYE DE HASTA UYUMU VE SORUNLAR

TÜRKİYE DE HASTA UYUMU VE SORUNLAR TÜRKİYE DE HASTA UYUMU VE SORUNLAR 51. Ulusal Diyabet Kongresi 22-25 Nisan Antalya Dr. İlhan TARKUN Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Sağlık sistemi ve sağlık sunucuları

Detaylı

İNSULİN TEDAVİSİNİN MATEMATİK KURALLARI VE TİP 1 DİYABETTE TEDAVİ PROTOKOLLERİ Prof.Dr.M.Temel Yılmaz

İNSULİN TEDAVİSİNİN MATEMATİK KURALLARI VE TİP 1 DİYABETTE TEDAVİ PROTOKOLLERİ Prof.Dr.M.Temel Yılmaz İNSULİN TEDAVİSİNİN MATEMATİK KURALLARI VE TİP 1 DİYABETTE TEDAVİ PROTOKOLLERİ Prof.Dr.M.Temel Yılmaz BRITANNICA-1910 Diyabet oldukça öldürücü bir hastalıktır ve iyileşme nadiren görülür. Hastaların %

Detaylı

TÜRKİYE DE EKMEK TÜKETİMİ VE SAĞLIK İLİŞKİSİ Dyt. Elvan Odabaşı Kanar

TÜRKİYE DE EKMEK TÜKETİMİ VE SAĞLIK İLİŞKİSİ Dyt. Elvan Odabaşı Kanar TÜRKİYE DE EKMEK TÜKETİMİ VE SAĞLIK İLİŞKİSİ Dyt. Elvan Odabaşı Kanar EKMEK REYTINGI EN YUKSEK BESIN Ekmek KİLO ALDIRIYOR Ekmeğin üzerine SAĞLIĞA ZARARLIDIR yazılmalı (19.03.2013 Sabah Gazetesi) Ekmek

Detaylı

TİP 2 DİYABET. Tanı, Patogenez, Semptom ve Bulgular, Klinik Çalışmalar, Öneriler. HALUK ŞAVLI 2012

TİP 2 DİYABET. Tanı, Patogenez, Semptom ve Bulgular, Klinik Çalışmalar, Öneriler. HALUK ŞAVLI 2012 TİP 2 DİYABET Tanı, Patogenez, Semptom ve Bulgular, Klinik Çalışmalar, Öneriler. HALUK ŞAVLI 2012 Tip 2 diyabet, insülin direnci ve bunun insülin sekresyonundaki defekt nedeniyle, kompanse edilememesi

Detaylı

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Kronik Pankreatit Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Tanım Pankreasın endokrin ve ekzokrin yapılarının hasarı, fibröz doku gelişimi ile karakterize inflamatuvar bir olay Olay histolojik

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKTA DİYABETİK AYAK İNFEKSİYONLARI EPİDEMİYOLOJİSİ VE ÖNEMİ. Doç. Dr. Serap Çifçili Marmara Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı

BİRİNCİ BASAMAKTA DİYABETİK AYAK İNFEKSİYONLARI EPİDEMİYOLOJİSİ VE ÖNEMİ. Doç. Dr. Serap Çifçili Marmara Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı BİRİNCİ BASAMAKTA DİYABETİK AYAK İNFEKSİYONLARI EPİDEMİYOLOJİSİ VE ÖNEMİ Doç. Dr. Serap Çifçili Marmara Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı BİRİNCİ BASAMAKTA GÜNCEL DURUM > 6330 Aile Sağlığı Merkezi

Detaylı

Türk Pediatrik Hematoloji Derneği (TPHD) Hemofilide Cerrahi Çalıştayı Uzlaşı Raporu

Türk Pediatrik Hematoloji Derneği (TPHD) Hemofilide Cerrahi Çalıştayı Uzlaşı Raporu Türk Pediatrik Hematoloji Derneği (TPHD) Hemofilide Cerrahi Çalıştayı Uzlaşı Raporu Türk Pediatrik Hematoloji Derneği Hemofili/Hemostaz/Tromboz Alt Çalışma grubu tarafından 25 Eylül 2010 tarihinde düzenlenen

Detaylı

Doç.Dr. Bekir ÇAKIR 14 KASIM 2006 S.B ANKARA ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA HASTALIKLARI KLİNİĞİ

Doç.Dr. Bekir ÇAKIR 14 KASIM 2006 S.B ANKARA ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA HASTALIKLARI KLİNİĞİ DİYABETES MELLİTUS VE EGZERSİZ Doç.Dr. Bekir ÇAKIR 14 KASIM 2006 S.B ANKARA ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA HASTALIKLARI KLİNİĞİ Sunum Planı Giriş Sağlıklı bireylerde

Detaylı

KARŞIYAKA HİPERTANSİYON PREVALANS VE FARKINDALIK (KARHİP) ÇALIŞMASI

KARŞIYAKA HİPERTANSİYON PREVALANS VE FARKINDALIK (KARHİP) ÇALIŞMASI KARŞIYAKA HİPERTANSİYON PREVALANS VE FARKINDALIK (KARHİP) ÇALIŞMASI Hipertansiyon (HT) çağımızın en önemli sağlık sorunu olup mortalite ve morbidite nedenlerinin başında gelmektedir. Türkiye de de tüm

Detaylı

RENAL ARTER DARLIĞI VE HİPERTANSİYON TEDAVİSİ Medikal tedavi daha iyi

RENAL ARTER DARLIĞI VE HİPERTANSİYON TEDAVİSİ Medikal tedavi daha iyi RENAL ARTER DARLIĞI VE HİPERTANSİYON TEDAVİSİ Medikal tedavi daha iyi Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi, Nefroloji Bilim Dalı Renal arter stenozu Anatomik bir tanı Asemptomatik Renovasküler hipertansiyon

Detaylı

Mental sağlığın korunmasında etkili faktörler. Prof. Dr. Zeynep Oşar Siva İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

Mental sağlığın korunmasında etkili faktörler. Prof. Dr. Zeynep Oşar Siva İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Mental sağlığın korunmasında etkili faktörler Prof. Dr. Zeynep Oşar Siva İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Diyabetlilerin önemli bir kısmında bulunan psikolojik bozukluklar çoğu zaman gözardı edilmekte ve

Detaylı

Kronik Hipotansif Diyabetik Hemodiyaliz Hastalarında Midodrin Tedavisinin Etkinliği

Kronik Hipotansif Diyabetik Hemodiyaliz Hastalarında Midodrin Tedavisinin Etkinliği Kronik Hipotansif Diyabetik Hemodiyaliz Hastalarında Midodrin Tedavisinin Etkinliği M E T I N S A R I K A Y A, F U N D A S A R I, J I N I G Ü N E Ş, M U S T A F A E R E N, A H M E T E D I P K O R K M A

Detaylı

2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru yanıt hayır olabilir mi?

2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru yanıt hayır olabilir mi? ÇOCUKLARDA İLAÇ KULLANIMINDA FARMAKOKİNETİK VE FARMAKODİNAMİK FARKLILIKLAR 17.12.2004 ANKARA Prof.Dr. Aydın Erenmemişoğlu ÇOCUKLARDA İLAÇ KULLANIMINDA FARMAKOKİNETİK VE 2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru

Detaylı

24 Ekim 2014/Antalya 1

24 Ekim 2014/Antalya 1 Kronik Böbrek Hastalığının Kontrolü ve Yönetimi Doç. Dr. Öznur USTA YEŞİLBALKAN Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi İç Hastalıkları Hemşireliği o.u.yesilbalkan@ege.edu.tr 24 Ekim 2014/Antalya 1 SUNUM

Detaylı

Yeni Tanı Hipertansiyon Hastalarında Tiyol Disülfid Dengesi

Yeni Tanı Hipertansiyon Hastalarında Tiyol Disülfid Dengesi Yeni Tanı Hipertansiyon Hastalarında Tiyol Disülfid Dengesi İhsan Ateş 1, Nihal Özkayar 2,Bayram İnan 1, F. Meriç Yılmaz 3, Canan Topçuoğlu 3, Özcan Erel 4, Fatih Dede 2, Nisbet Yılmaz 1 1 Ankara Numune

Detaylı

KARBONHİDRATLAR. Glukoz İNSAN BİYOLOJİSİ VE BESLENMESİ AÇISINDAN ÖNEMLİ OLAN

KARBONHİDRATLAR. Glukoz İNSAN BİYOLOJİSİ VE BESLENMESİ AÇISINDAN ÖNEMLİ OLAN KARBONHİDRATLAR Normal diyet alan kişilerde enerjinin % 55-60 ı karbonhidratlardan sağlanır. Bitkiler karbonhidratları fotosentez yoluyla güneş ışığının yardımıyla karbondioksit ve sudan yararlanarak klorofilden

Detaylı

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ OKULLARDA DİYABETLİ ÇOCUKLA YAŞAM EĞİTİMİ AKTİVİTE RAPORU 24 Şubat 2016

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ OKULLARDA DİYABETLİ ÇOCUKLA YAŞAM EĞİTİMİ AKTİVİTE RAPORU 24 Şubat 2016 TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ OKULLARDA DİYABETLİ ÇOCUKLA YAŞAM EĞİTİMİ AKTİVİTE RAPORU 24 Şubat 2016 ) Prof. Dr. Behzat ÖZKAN İzmir Güney Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel

Detaylı

FOSFOR DENGESİ ve HİPERFOSFATEMİNİN KLİNİK SONUÇLARI

FOSFOR DENGESİ ve HİPERFOSFATEMİNİN KLİNİK SONUÇLARI FOSFOR DENGESİ ve HİPERFOSFATEMİNİN KLİNİK SONUÇLARI Dr. Dilek TORUN Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı 13-17 Kasım 2013 30. Ulusal Nefroloji Hipertansiyon Diyaliz ve Transplantasyon

Detaylı

Dr. Semih Demir. Tez Danışmanı. Doç.Dr.Barış Önder Pamuk

Dr. Semih Demir. Tez Danışmanı. Doç.Dr.Barış Önder Pamuk T.C. İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ İÇ HASTALIKLARI KLİNİĞİ GEÇİRİLMİŞ GESTASYONEL DİYABETES MELLİTUS ÖYKÜSÜ OLAN BİREYLERDE ANJİOPOETİN BENZERİ PROTEİN-2 ( ANGPTL-2

Detaylı

Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği En İyi Genç Araştırıcı Ödülü-2011

Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği En İyi Genç Araştırıcı Ödülü-2011 Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği En İyi Genç Araştırıcı Ödülü-2011 Dr. Serhat IŞIK 13.10.2011 TİROİD PARATİROİD TİROİD PARATİROİD TİROİD PARATİROİD TİROİD PARATİROİD TİROİD PARATİROİD TİROİD

Detaylı

KORTİZOL, METABOLİK SENDROM VE KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR

KORTİZOL, METABOLİK SENDROM VE KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR KORTİZOL, METABOLİK SENDROM VE KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR Prof.Dr. ARZU SEVEN İ.Ü.CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ BİYOKİMYA ANABİLİM DALI DİSMETABOLİK SENDROM DİYABESİTİ SENDROM X İNSÜLİN DİRENCİ SENDROMU METABOLİK

Detaylı

ANEMİYE YAKLAŞIM. Dr Sim Kutlay

ANEMİYE YAKLAŞIM. Dr Sim Kutlay ANEMİYE YAKLAŞIM Dr Sim Kutlay KBH da Demir Eksikliği Nedenleri Gıda ile yetersiz demir alımı Üremiye bağlı anoreksi,düşük proteinli (özellikle hayvansal) diyetler Artmış demir kullanımı Eritropoez stimule

Detaylı

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet Chapter 10 Summary (Turkish)-Özet Özet Vücuda alınan enerjinin harcanandan fazla olması durumunda ortaya çıkan obezite, günümüzde tüm dünyada araştırılan sağlık sorunlarından birisidir. Obezitenin görülme

Detaylı

Diabetes mellituslu hemodiyaliz hastalarında HbA1c ile kan glukozu düzeyleri arasındaki ilişki

Diabetes mellituslu hemodiyaliz hastalarında HbA1c ile kan glukozu düzeyleri arasındaki ilişki 616 Dicle Tıp Dergisi / S. K. Kucur et al. Doppler sonography for endometrial pathologies 2013; 40 (4): 616-620 Dicle Medical Journal doi: 10.5798/diclemedj.0921.2013.04.0343 ÖZGÜN ARAŞTIRMA / ORIGINAL

Detaylı

Tip 1 Diyabetik Hasta Kan Şekeri Regülasyonu. Dr.Oğuzhan DEYNELİ Marmara Üniv. Tıp Fak. Endokrinoloji ve Metab. Hast. BD.

Tip 1 Diyabetik Hasta Kan Şekeri Regülasyonu. Dr.Oğuzhan DEYNELİ Marmara Üniv. Tıp Fak. Endokrinoloji ve Metab. Hast. BD. Tip 1 Diyabetik Hasta Kan Şekeri Regülasyonu Dr.Oğuzhan DEYNELİ Marmara Üniv. Tıp Fak. Endokrinoloji ve Metab. Hast. BD. Çerçeve Tip 1 Diabetes mellitus, risk faktörleri, prevalans Glisemik kontrol etkileri

Detaylı

JNC 8 göre Hipertansif Hastanın Tedavide Kan Basıncı Hedefi Ne Olmalı

JNC 8 göre Hipertansif Hastanın Tedavide Kan Basıncı Hedefi Ne Olmalı JNC 8 göre Hipertansif Hastanın Tedavide Kan Basıncı Hedefi Ne Olmalı Prof. Dr. Bülent ALTUN Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Bilim Dalı Dünyada Hipertansiyon

Detaylı

GEBELİKTE İNSÜLİN STRATEJİSİ

GEBELİKTE İNSÜLİN STRATEJİSİ GEBELİKTE İNSÜLİN STRATEJİSİ Prof. Dr. Engin GÜNEY Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı GEBELİKTE İNSÜLİN STRATEJİSİ İki hedef Primer koruma GEBELİKTE

Detaylı

ÇALIŞMANIN AMACI: Türkiye de erişkinlerde ( 20 yaş) metabolik sendrom sıklığını tespit etmektir.

ÇALIŞMANIN AMACI: Türkiye de erişkinlerde ( 20 yaş) metabolik sendrom sıklığını tespit etmektir. ÇALIŞMANIN AMACI: Türkiye de erişkinlerde ( 20 yaş) metabolik sendrom sıklığını tespit etmektir. Metabolik Sendrom Araştırma Grubu Prof.Dr. Ömer Kozan Dokuz Eylül Üniv. Tıp Fak. Kardiyoloji ABD, İzmir

Detaylı

Ani Kardiyak Ölüm: Önleyebilir miyiz? Doç. Dr. Yakup Ekmekçi Özel Ankara Güven Hastanesi

Ani Kardiyak Ölüm: Önleyebilir miyiz? Doç. Dr. Yakup Ekmekçi Özel Ankara Güven Hastanesi Ani Kardiyak Ölüm: Önleyebilir miyiz? Doç. Dr. Yakup Ekmekçi Özel Ankara Güven Hastanesi DİYALİZ-MORTALİTE 200 ölüm/1000 hasta-yıl. USRDS-2011 En önemli ölüm nedeni kardiyak hastalıklardır. USRDS -2011:

Detaylı

Preklinik ve Kilinik Diyabeti Önlemek

Preklinik ve Kilinik Diyabeti Önlemek Preklinik ve Kilinik Diyabeti Önlemek Prevention of Preclinic and Clinic Diabetes Prof. Dr. İlhan SATMAN İ.Ü. İstanbul Tıp Fak. İç Hast. A.D. Endokrinoloji ve Metabolizma Hast. B.D. Konuşmacının, bu sunum

Detaylı

DİYABETİN VİTAMİNLERLE TEDAVİSİ. Dr. Esen Akbay Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları BD

DİYABETİN VİTAMİNLERLE TEDAVİSİ. Dr. Esen Akbay Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları BD DİYABETİN VİTAMİNLERLE TEDAVİSİ Dr. Esen Akbay Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları BD Vitaminler Normal metabolizmanın sürdürülebilmesi için esansiyel yapılar D

Detaylı

Diyabet insülin eksikliği veya etkisizliği sonucu gelişen, akut ve kronik komplikasyonların eşlik etmesiyle yaşam boyu süren bir hastalıktır.

Diyabet insülin eksikliği veya etkisizliği sonucu gelişen, akut ve kronik komplikasyonların eşlik etmesiyle yaşam boyu süren bir hastalıktır. DİYABET DİYABET NEDİR? Diyabet insülin eksikliği veya etkisizliği sonucu gelişen, akut ve kronik komplikasyonların eşlik etmesiyle yaşam boyu süren bir hastalıktır. Diyabet her yaşta görülebilir. SORUN

Detaylı