Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download ""

Transkript

1 DEÜİFD, XXX/2009, ss GAZALİ NİN DİL FELSEFESİNİN DAYANDIĞI İLKELER VE KAVRAMSAL UZANIMLARI ÖZET Mehmet AYDIN* Bu makalede, Gazali nin dinî ve felsefî eserlerinde yer alan görüşlerini belirli bir dil teorisine bağlı kalarak sunduğunu göstermek amaçlanmıştır. Bu araştırmada Gazali nin dil felsefesine yaklaşımının dinî ve felsefî temelleri ortaya konmuş; özellikle dilin epistemoloji, metafizik ve ahlak alanlarıyla ilişkisi üzerinde durulmuştur. Bu çerçevede kelâm teriminin hem bilgi/mana hem de lafızlar anlamına gelen eş anlamlı (müşterek) bir terim görülmesi ile dilin oluşumunun uzlaşımsal olması sorunu tartışılmıştır. Bu konuyla ilişkili olarak dilin delaletinin bir nesnenin dış dünyada, zihinde ve dilde bulunun varlık tarzları arasındaki uyuma dayandığı konusuna yer verilmiştir. Anahtar Terimler: dil, lisan, lafız, kelâm, nefsî kelâm, delâlet, mana, uygunluk PRINCIPLES ON WHICH GHAZALI S PHILOSOPHY OF LANGUAGE IS BASED AND THEIR CONCEPTUAL IMPLICATIONS ABSTRACT In this article, it is aimed to point that Ghazali presents the views in his religious and philosophical writings through a certain theory of language. The religious and philosophical fundamentals of Ghazali s approach to the philosophy of language are revealed in this investigation; especially, it is considered the relation between the language and the fields of epistemology and metaphysics and ethics. In this frame, it is discussed the issue that speech (kalam) is an equivocal term in the sense of both knowledge/meaning and utterence, and a formation of language is conventional. In relation to the issue, it is given a place to the subject that the signification of language is founded on a thing s relevence between its existencial manners being in external world and mind and language. Key Words: language, tongue, utterence, speech (kalam), speech of soul, signification, meaning, correspondence. * Yard. Doç.Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, İslam Felsefesi Anabilim Dalı.

2 10 Mehmet AYDIN Gazali (ö. 505/1111) 1, özelde vahyin dilini yorumlarken, genelde mantık, felsefe, kelam, tasavvuf ve usulu fıkıh alanlarında görüş ve düşüncelerini açıklarken sistematik bir dil teorisine bağlı kalmıştır. Bu dil teorisinde Farabi ve İbn Sina gibi İslam filozof ve mantıkçıları tarafından iyice işlenmiş dil analizlerinden yararlanan Gazali, aynı zamanda dilin sebep olduğu felsefî ve kavramsal sorunlarla da ilgilenmiştir. Dolayısıyla o, görüş ve düşüncelerini ayrıntılı bir dil teorisiyle ortaya koymuştur. İnsana özgü bir yetenek olan dil, belirli bir ses-anlam bağıntısını, belirli kurallar dizgesini ve sınırlı araçların sınırsız biçimde kullanılmasını içerir. 2 Ayrıca dil, düşünce ve davranışla yakından ilişkilidir. Bu ilişki, Gazali nin mantık, usulu fıkıh ve ahlak alanında ortaya koyduğu dil çözümlemelerinde açıkça görülür. Zaten mantığın bir kısmının dilin felsefî çözümlemesiyle ilgili olması, Gazali nin İslam mantıkçılarının dil tasavvuruna aşina olduğunu gösterir. Diğer taraftan dil üzerine sistematik ve ayrıntılı açıklama yapmak, hem vahyin dilinin anlaşılması ve dinî metinlerin yorumlanması açısından hem de vahyin toplum tarafından anlaşılmasında ortaya çıkacak sorunlara ve tehlikelere karşı önlem alınmasında önemli ve gereklidir. Bu makalede öncelikle Gazalî yi açık bir dil tasavvurunu benimsemeye sevk eden sebepleri ele alacağız. Ardından bu tasavvurun oluşmasına etki eden, kökleri dinî ve felsefî gelenekte bulunan dil anlayışları ile onun dilin mahiyeti hakkındaki ifadeleri üzerinde duracağız. Bu incelemede dil konusu Gazalî nin sadece mantık ve felsefe eserlerindeki açıklamalarıyla değil, diğer eserlerindeki ifadeleriyle birlikte değerlendirilecektir. Tam da bu bağlamda Gazalî nin İslam filozoflarının mantık alanındaki çalışmalarını değerli bulduğunu ve dil konusunda İslam mantıkçılarından özellikle üç ana konuyu aldığını hatırlamalıyız. Birincisi, bilimler sınıflaması içinde mantıkta ele alınan felsefî dil incelemesinin, düşüncenin yapısıyla ilgili olmasıdır. İkincisi, dilin delaleti anlayışıdır. Üçüncüsü ise dildeki yanlış ya da yanıltıcı terimlerin kendileri yerine 1 Tam adı Ebu Hamid Muhammed İbn Muhammed İbn Muhammed İbn Tâvus Ahmed et- Tûsî eş-şâfiî dir. Genel olarak Gazalî ya da Gazzâlî nisbesiyle bilinir. Eski kaynaklarda ve yeni araştırmalarda, bu nisbenin, Gazalî mi yoksa Gazzâlî mi şeklinde teleffuz edileceği hakkında kesin bir sonuca varılamamıştır. Babasının mesleğine (gazzal, yün eğirici, iplikçi ) nisbetle Gazzâli diye anılmıştır. Tûs civarında bulunan Gazale köyünde doğmuş olmasına nisbetle Gazalî denmiştir. Bu okuyuş biçimlerinden hangisinin daha doğru olduğuna dair kesin bir karara varılamamış olmasından dolayı, biz bu makalede söyleyiş kolaylığını dikkate alarak Gazalî şeklinde kullanılan biçimini tercih ettik. Daha fazla bilgi için bkz, Mustafa Çağırıcı, Gazzalî, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, İstanbul 1996, c.13, s.489; W. Montgomery Watt, İslamî Tetkikler: İslâm Felsefesi ve Kelâmı, çev., Süleyman Ateş, Ankara Üniversitesi Basımevi 1968, s Noam Chomsky, Dil ve Zihin, çev., Ahmet Kocaman, Ankara 2001, s.36.

3 Gazali nin Dil Felsefesinin Dayandığı İlkeler ve Kavramsal Uzanımları 11 onların düşünceyle kavranan anlamlarının dikkate alınmasıdır. Dolayısıyla Mantıkta yapılması gereken iş, kullandığımız terimlerin manalarının aklen kavranmasıdır. Hakikatin ifade edilmesi de sadece terimleri manalarına döndürmek suretiyle mümkün olur. Gazali hakikatin açığa çıkarılması ve ifade edilmesinde böyle bir yönteme başvurulmasında sorun görmez. Fakat o, ilahî sıfatlar konusunu ele aldığı kelamî eserlerinde ve özellikle filozoflara eleştiriler yönelttiği yerlerde, Tanrı hakkında kullanılan terimlerin mantıksal olarak kavransa bile, hakikati ifade etme imkânına sahip olarak görülmesi konusunda son derece şüphecidir. Bunun epistemolojik açıdan bir şaşkınlık yarattığının tamamen farkında olmasına rağmen, buna kendisinin değil, mantıkta ortaya koydukları kurallara metafizikte uymamalarından dolayı İslam filozoflarının sebep olduğunu ifade eder. 3 Sorun, gerçekten Gazalî nin düşündüğü gibiyse, filozoflar metafizikte tutarsız ve çelişkili sonuçlara varmışlardır. Eğer filozoflar mantık kurallarını metafiziğe doğru bir şekilde uygulamışlarsa, Gazalî nin yukarıdaki düşüncesinin başka bir amacı olmalıdır. Bu da onun dil konusunu, İslam filozoflarının mantıkta ele aldıklarından farklı biçimde ortaya koyduğunu ya da dil-mantık arasında kurulan ilişkiye dair yapılan tartışmaları dikkate almakla birlikte yeni bir yaklaşımı benimsediğini akla getirir. Çünkü bilimler sınıflamasında, Gazalî, dil biliminin (ilmu l-lüga) dinî ilimlerin temelini oluşturduğunu ifade eder. 4 3 Gazalî, Tehafütü l-felasife, çev., Mahmut Kaya, Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul 2005, s Bu esere bundan sonraki dipnotlarda sadece Tehâfut olarak işaret edilecektir. 4 Gazali tarafından ilimler şer î ve aklî olmak üzere iki kısma ayrılır. Bununla birlikte şer î ilimlerin çoğunun aklî, aklî ilimlerin çoğunun da şer î bir niteliğe sahip olduğunun gösterilebileceğine dikkat çekilir. Bir kişi Kur an ın tefsiri ve hadislerin (ahbâr) te vili hakkında konuşmak, sözlerinde isabetli olmak istiyorsa, lugat ilmini (ilmu l-luga) tahsil etmeli, nahiv ilminde derinleşmeli, irab [cümle çözümlemesi] sahasında uzman olmalı, sarf ilmine vakıf olmalıdır. Çünkü lügat ilmi diğer ilimlerin tahsili için bir basamak ve merdiven mesabesinde olup, onu bilmeyen kimse başka ilimleri öğrenemez. Demek ki ilim tahsil etmek isteyen kişinin dilin kurallarını (ahkâmu l-luga) bilmesi şarttır. Lügat ilmi tefsir ve hadis ilmine giden bir yoldur. Bkz., Gazali, er-risâletü l-ledünniye, neşr., [Mecmuatu Resaili l-imami l-gazali içinde] Daru l-kutubi l-ilmiyye, Beyrut 1994, s Türkçe çeviri için bkz., İmam Gazali, Ledün Risalesi, çev, Serkan Özburun ve Yusuf Özkan Özburun [Tevhîd ve Ledün Risaleleri içinde] İstanbul 1995, s Gazalî nin dil ilmi hakkında yaptığı açıklamaların Farabî nin yaptığı açıklamalara benzer olduğu görülüyor. Farabi dil ilmini (ilmu l-lisân) genelde iki türe ayırır. Ona göre ilki bir toplulukta bir anlam ifade eden sözlerin (elfâz) öğrenilmesinden ve bu sözlerin her birinin delalet ettiği anlamın bilgisinden ibarettir. İkincisi kullanılan bu sözleri yöneten kuralların bilgisinden oluşur. Bu açıdan her toplulukta dil ilmi, tekil sözler ilmi, bileşik sözler ilmi, tekil sözleri yöneten kuralların ilmi, bileşik sözleri yöneten kuralların ilmi, doğru yazma kuralları, doğru okuma kanunları ve şiir kanunları ilmi kısımlarına ayrılır. Ayrıca Farabi bu yedi konunun Arap dilindeki karşılıklarını sunar. Bkz. Farabi, İlimlerin Sayımı, çev., Ahmet Arslan, Ankara 1999, s.46-48; Arapça metin için bkz., Farabi, İhsâu l-ulûm, neşreden: Dr. Ali Bû Mulham, Beyrut 1996, s Türkçeye çeviri yapılırken asıl metindeki bazı terimlerin kaybolma ihtimalinden dolayı Arapça metnin görülmesi bazen bir zorunluluk haline

4 12 Mehmet AYDIN Dil biliminin dinî ilimlerin incelenmesine giriş mahiyetinde görülmesi ve ayrıcalıklı bir konuma yerleştirilmesi, özellikle, haşr, neşr, cennet, cehennem, şefaat, kabir azabı, mizan ve sırat gibi meselelere dair bilgilerin peygamberin diliyle gelmiş olması 5 sebebiyle, bu konuların yorumlanması ve açıklanmasında, aklî ilkelere değil de, dilin kullanım kurallarına bağlı kalınmasının zorunluluğuna işaret edilmektedir. Bir dilin kurallarının o dili konuşanlar tarafından konulduğunu dikkate alırsak, dille ifade edilen anlamın sadece o dili konuşanlara ait olduğu ortaya çıkar. Dilin kullanım kurallarına ve özelliklerine dair bilginin önceden bilinmesine önem vermesinden dolayı, Gazalî İslam Düşüncesi geleneğinde Ebu Bişr Metta ile Sirafi arasında geçen gramer ve mantığa dair tartışmada, anlamın belirlenmesinde gramerin daha önemli olduğunu savunan Sirafî nin görüşüne yaklaştığı izlenimi vermektedir. Ancak, felsefî-mantıksal temelden hareket eden Metta nın görüşünden de tamamen uzaklaştığı söylenemez. 6 Aristo nun eserlerinin Arapçaya tercüme edildiği dokuzuncu ve onuncu yüzyıllardan itibaren mantığın, Arap gramer geleneğiyle karşı karşıya gelmesiyle birlikte, bu iki bilim dalının taraftarları arasında ciddi tartışmalar yapıldı ve iki bilim dalı birbirinden belirgin şekilde ayrılmaya başladı. 7 Dil ve mantıkla ilgilenen filozoflar, semantiğin, yani anlam teorisinin dışında kalan imla, sözlük bilgisi, kelime yapısı, cümle bilgisi, vezin ve kafiye gibi konuları gramercilere bıraktılar. Gramere bırakılan bu konular, felsefî olmayan fıkıh ve kelam gibi İslamî ilimlerin müfredatına dahil edildi. 8 Bu iki bilim dalının birbirinden ayrılmasında filozofların dili uzlaşımsal, yani bir topluluğa özgü görmelerinin önemli etkisi oldu. Bu açıdan bakıldığında gramerin, evrensel ve insan aklıyla gelebiliyor. Bundan dolayı kullandığımız tercüme eserlerin bazılarının Arapça asıllarına da işaret edilecektir. 5 Ebu Hâmid al-gazali, İtikad da Orta Yol, çev., Kemal Işık, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara 1971, s.10. Gazali, el-iktisâd fi l- İtikâd, hz., İbrahim Agah Çubukçu, Hüseyin Atay, Ankara 1962, s.5. Bundan sonraki dipnotlarda bu eser sadece İtikâd olarak geçecek ve sayfa numaralarının ilki Türkçe çeviriyi, ikincisi Arapça metni gösterecektir. 6 Bu konuda daha detaylı bilgi için bkz., Osman Bilen, Mantık İle Gramer İlişkisi Üzerine İki Görüş, Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı: XIII-XIV, 2001, ss A, I, Sabra, Avicenna on The Subject Matter of Logic, The Journal of Philsophy, vol,77, no:11, Nov., 1980, s Mantıkçı Ebu Bişr El-Matta ile gramerci Ebu Said es-sirafî arasında geçen tartışma mantık ile gramer ya da dil ile düşünce arasındaki ilişkinin düşünülmesi bakımından bir başlangıç noktası teşkil etmektedir. Ebu Bişr el-matta nın öğrencisi olan Farabi, sözkonusu ilişkiyi eserlerinde ciddiye alıp tartışmıştır. 8 Gazalî, gramerin, İslamî ilimlerin müfredatına dahil edilmesi gerektiğini açık bir biçimde ifade etmektedir bkz., Gazalî, Ledün Risâlesi, s

5 Gazali nin Dil Felsefesinin Dayandığı İlkeler ve Kavramsal Uzanımları 13 bilinen felsefî bilimlerin statüsüne sahip olmadığı ortaya çıktı. Gramer ve mantık arasındaki ayrışmaya rağmen, yine de dilin bir yönünü oluşturan semantik, yani anlam konusu ikisi arasında tartışmalı bir mesele olarak kalmaya devam etti. Bununla birlikte, gramerciler tarafından incelenen Arap dilinin anlam incelikleri ile mantıkta ele alınan anlam konusu arasında bir ilişki kurulabilir mi? Eğer bir ilişki kurulursa, gramercilerin incelediği anlam konusu, felsefe ya da mantığa dahil edilebilir mi? Zira anlam, düşüncenin bir fonksiyonu olması bakımından bizatihi evrenseldir ve diller karşısında değişmez. Bu yönüyle anlam, gramerciler tarafından incelenen dillerin ilineksel özelliklerinden bağımsızdır; çünkü ilineksel dil özellikleri milletlere özgüdür. 9 Bu konuyla irtibatı açısından Gazalî nin, mantığı İslam eğitim ve öğretim programının asli bir konusu olması için gösterdiği çabayı da dikkate almak gerekir. Mantıkçılar ile gramerciler arasındaki tartışmalarda Gazalî, gramercilerin anlamın ortaya çıkarılmasında veya delaletin esaslarını belirlemede yetersiz kalmalarından dolayı mantık ilminin öğrenilmesini zorunlu görmüştür. Yukarıda ifade edildiği gibi, o mantık ile gramer ya da düşünce ile dil arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağına dair sorulara mantıkta ve onunla ilgili eserlerde cevap verir. Onun mantık konularını işlediği eserlere bakılacak olursa, bu meselenin belli bir anlayış içinde ele alınıp sunulduğu görülür. Bir önerme yüklem ve konudan oluşur. Konu (mevzu), kendisinden haber verilen şeyi, yüklem (mahmul) de haberi dile getirir. Her konuda bir terim (lafız) bulunur ve her terim bir manaya delalet eder. 10 Terim isim, fiil ve edat (harf) olmak üzere üçe ayrılır. 11 Ancak semantik açısından anlamlı birimler, mantıksal açıdan da anlamlı birimlerden, yani konu ve yüklemden meydana gelir. Bu durumda şu soru akla gelmektedir. Eğer biz dilin somut ifadeleriyle ilişkili gramerin farklı formlarından anlamı soyutlarsak, gramerin farklı formlarının anlam için sorun olduğunu söyleyebilir miyiz? Eğer söylersek, o zaman anlam, mantıksal formlarla ya da mantığın içine giren yapılarla ilişkili olur. Felsefenin kavramsal dil incelemesiyle din dilinin dinî özelliğinin kaybolması endişesi karşısında Gazalî nin önceliği mantıkta ele alınan dil 9 Muhsin Mehdi, Language and Logic in Classical Islam, Logic in Classical Islamic Culture, ed., G.E. von Grunebaum, Wiesbaden 1970, s Gazalî, Felsefe nin Temel İlkeleri, (Makasıdu l-felasife), çev, Cemaleddin Erdemci, İstanbul 2001, s.44,58. Mantıkçıların kullandığı bir söz ya da önerme, nahivcilere göre mübteda ve haberden; kelamcılara göre vasıf ve mevsuftan ve fakihlere göre hüküm ve hüküm verilenden oluşur. Mantıkçalar ise önermeyi oluşturan iki unsur için konu (mevzu) ve yüklem (mahmûl) terimlerini kullanırlar. Bkz., Gazali, İslam Hukukunda Deliller ve Yorum Metodolojisi (el-mustasfâ), çev. Yunus Apaydın, Rey Yayıncılık, Kayseri 1994, c.i, s.46; Arapça metin için bkz., el-mustasfâ min Ilmi l- Usûl, Bulak 1322, c.i, s Bu eser, bundan sonra sadece Mustasfâ olarak gösterilecektir. 11 Gazali, a.g.e, s.47.

6 14 Mehmet AYDIN incelemesine değil de, dilbilimsel çözümlemeye verdiği söylenebilir. Bu tercihte dinin ve dinsel inancın aslî formuyla devamını güvence altına alma fikrinin etkisi olabilir. Çünkü felsefî bir yöntem olan dilbilimsel çözümleme, dini ve dinsel inancı bir yaşam biçimi ya da insanî bir gereksinim gibi görür. 12 Kısaca, anlam bir dilin özelliklerini ve kurallarını temsil eden cümlelerle aktarılır. Gazali, mânâların anlaşılmasından sonra isimlerde tartışmaya girmenin gereksiz olduğunu 13, çünkü manaların istenildiği şekilde ifade edilebileceğini 14 belirtir. Ona göre, dilde yapılan tariflerin akledilir bir manasının olması durumunda, tariflerde kullanılan ıstılahlar üzerinde tartışmak anlamsızdır. Bundan dolayı, önce manaların tespit edilmesi, sonra lafızların incelenmesi gerekir. Böylece, lafızların ıstılahlardan ibaret olduğu ve onlarla akledilir manaların değişmeyeceği anlaşılır. 15 Burada dilden çıkarılan veya dilin kullanımında varolan manaların akledilirlerle nasıl ilişkilendirildiği sorusu akla gelebilir. Bu soru da bizi, dil ile dünya arasında kurulan ilişkinin mahiyeti meselesine getirir. Dinî metinlerde Tanrı hakkında konuşmak (kelam), söylemek (kavl), emretmek (emr), yapmak (fi l) gibi çeşitli lafızlara yer verilir ve bu tür lafızlardan bazıları Tanrı ya sıfat ya da isim yapılır. Tanrı nın fiilinden söz edildiğinde akıl ve dil, Tanrı için fiilin iradî olması gerektiğini bildirir. Bu anlamın dışında fiilden söz etmek, Tanrı için fiili mecazî manada kullanmak demektir. Mesela âlemin Tanrı nın bir fiili olması, Gazalî ye göre, dilsel açıdan sadece alemin yaratılmışlığını değil, aynı zamanda alemin bir yaratıcısının da olduğunu bildirir. 16 Öyle anlaşılıyor ki, dünyanın bize sunulduğu biçim, bizim onu dil aracılığıyla sunduğumuz ya da dilde temsil ettiğimiz biçimden ayrı değildir. Dil hakikati tasvir ve temsil ettiği gibi onu belirler de. Eğer bir kimse, bir tanımın ya da bir ilkenin 17 akledilir manasını kabul etmiyorsa, bu kimseyle akıl bakımından 12 Bernard Williams, Dilbilimci Felsefenin Büyüsü, çev., Artun Ünsal, (Bryn Magee, Yeni Düşün Adamları, Türkçe metni basıma hazırlayan, Mete Tunçay, Birey ve Toplum Yayınları içinde) Ankara 1985, s Gazali, İtikâd, s.69, Ar Gazali, a.g.e, s.19, Ar Aynı yer. 16 Gazalî, Tehâfüt, s Gazalî nin verdiği örnek her hâdisin bir sebebi vardır ilkesidir. Bu, aklın kabul etmesi gereken zorunlu ilk ilkelerden (evveliyyun zarûriyyun fi l-akl) biridir. Ama bir kimse söz konusu ilkenin nereden bilindiğine ilişkin bir itiraz yöneltirse, bu kimsenin hâdis ve sebep lafızlarıyla kastedilen manayı bilmemesi sebebiyle sözkonusu ilkenin nereden bilindiği itirazını yapmaktadır. Böylece bir ilkede veya tanımda kullanılan lafızların dildeki anlamlarının açık ve seçik bilinmesinin son derece önemli olduğu ifade edilmiş olmaktadır. Bkz., Gazali, İtikâd, s.23, Ar.25.

7 Gazali nin Dil Felsefesinin Dayandığı İlkeler ve Kavramsal Uzanımları 15 değil, ancak dil ve din (li hakki l-luga ve li-hakki ş-şer i) bakımından münakaşa edilir. Çünkü akıl, lafızların söylenişleri ile ıstılahları meydana getiren harflerin dizilişine ve seslerin çıkışına müdahale etmez. 18 Zira hakikat (el-hakk) akıldan değil, dil (el-luga) ve dinden (eş-şer ) anlaşılan manayı yerli yerinde kullanmaktır. 19 Eğer lafzın vazedildiği ve delalet ettiği manadan başka bir mananın kastedilmesinin yolu açılırsa, bu takdirde mananın hiçbir sınırı olmaz. 20 Bu durumda aklı lafızlara sınırsız ve keyfi anlamlar yüklemekten ancak dil (elluga) ya da din (eş-şer ) menedebilir. Gazalî ye göre, eğer lafızların söylenişinin, lisanın vazedilmesine uygun olduğu ileri sürülürse, bu hususun araştırılması gerekir. Eğer lisanı ya da dili vazeden kimse (vâzı uhu, ey vâzi u l-luga) tek başına bir lisan oluşturmak için bir gerçekliğe göre isim verdiğini iddia ederse, dile (el-lisân) karşı yalan söylemiş olur. Eğer dili vazeden kimsenin gerçekliğe göre verdiği isim, pay aldığı mânâya göre müstear bir isim ise, bu isme dil bakımından itiraz edilmez. İsmin müstear bir isim olması uygun değilse, bu yönde kullanılması cüretkarlık sayılır. Ayrıca bu meselenin araştırılmasının, yukarıda ifade edildiği gibi, aklî meselelerle bir ilgisi de yoktur. 21 Lafızların ortaya konmasında aklın rolünün olmadığı düşüncesiyle Gazalî, dinî açıdan lafızların cevazı ve haramlığının fakihlerin araştırması gereken fıkhî bir mesele olduğunu belirtir. Ona göre, lafızların söylenişlerindeki doğruluğun tespiti ile fiillerin doğruluğunun tespiti arasında bir fark yoktur. Dinî metinlerde bir ismin Tanrı hakkında söylenmesine izin verilmişse, o isim Tanrı hakkında kullanılır veya bir ismin Tanrı ya isnat edilmesi yasaklanmamışsa ve Tanrı hakkında yanlışlığa sebebiyet vermiyorsa, ismin haramlığına hükmedilmez. Yanlışlığa sebep olmak, dillere ve dili kullanma tarzlarına göre değişir. Öyle lafızlar vardır ki bazı topluluklar arasında yanlışlığa sebep olurken, bazılarında olmaz Gazali, İtikâd, s.32, Ar Gazali, a.g.e, s.33, Ar Aynı yer. 21 Gazalî, a.g.e, s.31, Ar.38. Gazalî anlamın belirlenmesinde dil ve dinin rolüne Tanrı hakkındaki konuşmalarda da şöyle işaret etmektedir: Yaratıcı (es-sâni ) bir sıfat değildir, dediğimiz zaman, yaratmanın (es-sun u), sıfatlara değil, sıfatların dayandığı bir zata nisbet edilmesini kastediyoruz. Nitekim marangoz, araz ve sıfat değildir dediğimiz zaman, marangozluk sanatının sıfatlara değil, bazı sıfatlarla muttasıf olması gereken bir zata nisbet edilmesini kastediyoruz. Ancak bu halde, o bir sanatkâr olabilir. Âlemin yaratıcısına dair olan söz (el-kavl) de böyledir. Eğer münakaşa eden, araz sözüyle cisme dayanmayan ve zatla var olan bir sıfata istinat etmeyen bir şey kastediyorsa, buna dil (li l-luga) ve din (li ş-şer ) mani olabilir, akıl değil. Bkz. Gazali, a.g.e, s.32, Ar Gazali, a.g.e, s.31, Ar

8 16 Mehmet AYDIN Tanrı hakkında kullanılan lafızlardaki yanlışlıktan kaçınmak için lafızların kullanımına din tarafından izin verilmiş olmasının yanında, yasaklanmamış olması ve olumsuz çağrışımlarının bulunmaması gerekir. Örneğin görme (ru yet) lafzının Tanrı nın bir sıfatı olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunda Gazalî, bu lafzın sıradan insanın görmesi anlamında Tanrı için kullanılamayacağını, ancak dinin izin vermesiyle (bi izni ş-şer i) Tanrı hakkında mecazen kullanılabileceğini ve aklın da bu lafzın delalet edeceği manayı kabul edebileceğini belirtir. Ona göre, bir ismin söylenmesinde gözetilmesi gereken esas dayanak, mananın gerçekliği olmalıdır. 23 Tanrı nın sıfatları, özellikle kelam sıfatıyla ilişkili olarak, dilin kökenine dair tartışmalar yapılmıştır. Bu bağlamda Tanrı nın kelamı nasıl bir kelamdır? Kur an da ifade edildiği biçimiyle Musa Tanrı nın kelamını işitmiş midir? İşittiyse, nasıl işitmiştir? Bu işitme acaba sesler ve harfler şeklinde mi gerçekleşmiştir? Eğer Musa Tanrı nın kelamını ses ve harf biçiminde işitmediyse, o, Tanrı nın kelamını işitmemiş midir? Tanrı nın kelamı ne ses, ne de harf olarak işitiliyorsa, Musa nın ne harf, ne de ses olan bir şeyi işitmesi nasıl mümkün olmuştur? Gazali, bu sorulara verdiği cevapta, işitmenin, tıpkı görme gibi, bir tür idrak olduğunu ve bunun Musa ya ait bir özelliği ifade ettiğini belirtir. 24 Öyleyse bu cevapta dile getirilen işitmenin bir tür idrak olmasından neyi anlayacağız? Gazali bu konuda uzun açıklamalara girişir. Ancak onun doğrudan dilin doğasına ışık tutacak ifadeleri üzerinde yoğunlaştığımızda, ateşin özünün sıcak ve yakıcı olması ile bu özün ya da anlamın dil ile ifade edilmesi arasında kurduğu ilişki örneği temelinde Musa nın Tanrı nın kelamını nasıl işittiğine yönelik izahına bakmak önemli görünüyor. Ateş, sıcak ve yakıcı bir cisimdir. Bu cümlede ateşin bir delaleti bulunuyor; ama bu delaletin kendisi birtakım ses ve harflerden (a,t,e,ş) meydana geliyor. Bununla birlikte cümlede ifade edilen yakıcı sıcaklık a, ateş lafzıyla delalet edilmektedir ya da ateş lafzıyla gösterilen şeyin özü, yakıcı sıcaklık tır; ama bu öz ya da anlam, delaletin kendisi (nefsu ddelâle) değildir. Daha önce belirtildiği gibi, delaletin kendisi ses ve harflerden oluşmaktadır. Buna göre söylenecek olursa, Tanrı nın zatıyla kaim olan kadim kelam, medlûlün kendisidir, fakat delilin zatı değildir; aksine medlûle delalet eden harfler delildir Gazali, a.g.e, s.49, Ar Ru yet konusuyla ilgili tartışma için bkz. Sabri Yılmaz, Kelamda Te vil Sorunu, Ankara 2009, s Tanrı nın Musa ile konuşması hakkında bkz., Kur an, Nisâ, 164; A raf, 143; Gazalî, a.g.e, s.89-91, Ar Gazalî, a.g.e, s.92, Ar.125.

9 Gazali nin Dil Felsefesinin Dayandığı İlkeler ve Kavramsal Uzanımları 17 Özetle söyleyecek olursak, ateşin yakıcı ve sıcak olması ile Tanrı nın kelamı arasında kurulan ilişkide, ateşin niteliği ile Tanrı nın zatıyla kaim olan kadîm kelamı, medlûllerdir. Bu medlûllere delalet eden lafızlar ise delillerdir. Çeşitli ses ve harflerden meydana gelen lafızlar, anlamın ya da medlûlun kendisi değildir. Diğer taraftan, eğer delalet, medlûlün aynısı olmuş olsaydı, ateş lafzının bulunduğu her şey ya sıcak ya da yanmış olurdu. Dolayısıyla lafzın delaleti ile medlûlün zatı birbirinden farklı ve ayrı şeylerdir. Bu açıklamaya göre, kelamda, yani konuşmada yer alan lafızlar ile medlûlleri arasındaki delalet ilişkisi, Musa nın Tanrı nın kelamını nasıl işittiğini açıklamak için yeterli görünmüyor. Bu yetersizliğin farkında olan Gazali, kelam teriminin eş anlamlı (müşterek) bir terim olmasından yararlanarak, kelamın delaletinin sadece ses ve harflerden oluşmadığını, aynı zamanda medlûlün kendisi olduğunu ya da belirli bir anlamı ifade ettiğini ileri sürüyor. Kendi ifadeleriyle söyleyecek olursak, kelamın delaleti, medlûl adıyla adlandırılır. Bu ifadeye göre, kelamın delaleti, medlûlü ifade ediyorsa, bu kelam gerçekte nefsin kelamı (kelâmu n-nefs) anlamına gelir. Dolayısıyla lafızlar nefsin kelamına delalet ettiklerinden hem ilim hem de kelam diye adlandırılırlar. 26 Kelam teriminin eş anlamlılığından hareketle yaptığı açıklamalar doğrultusunda Gazali, insanın ancak iki şekilde mütekellim olabileceğini kabul ediyor: Birincisi birtakım ses ve harflerden meydana gelen kelam, diğeri de ses ve harflerden meydana gelmeyen nefsin kelamı. Ancak bu iki kelamdan sadece nefsin kelamı, gerçek anlamda tam ve mükemmel bir kelamdır. 27 Bu özelliğinden dolayı Tanrı nın kelamı, nefsin kelamı şeklinde anlaşılabilir ve öyle de anlaşılmalıdır. Bu akıl yürütmeyi devam ettirdiğimizde, insandaki nefsî kelam ile Tanrı daki nefsî kelam arasında bir ayırım yapılamayacağını söyleyebiliriz. Çünkü nefsî kelam, diyor Gazali, ilimlerin (el- ulûm) ve kavramların (el-idrâkât) dışında olmadığı gibi, başlı başına bir cins de değildir Gazalî, a.g.e, s.95, Ar Gazalî, a.g.e, s.86, Ar Gazali, a.g.e, s.86, Ar.117; Gazali nin nafsî kelamın açıklamasında kullandığı ilimler ( ulûm) ve kavramlar a (idrâkât) özel bir dikkatin gösterilmesi gerekir. İlim pek çok anlama gelmekle birlikte, burada, aklın akledilir şeylerin suretini (suver) ve durumlarını (hey ât) kendisine alması ve onların da akla nakşedilmesinden ibarettir. Burada kullanılan akledilir şeylerin sureti ile akledilir şeylerin hakikatleri ve mahiyetleri kastedilir. Buna göre akledilirlerin hakikatlerinin akledici nefse (en-nefsu l-âkiletü) nakşedilmiş olması, ilim olarak adlandırılır. Öyle anlaşılıyor ki, akledilirlerin hakikatleri ve mahiyetlerinin varlığı akla dayanır. Bu hakikatlerin ve mahiyetlerin akılda bulunan varlıklarının ortaya çıkması için bir algılamanın ya da kavramanın olması gerekir. Nefsin duyusal, hayali ve akli kavrayışlarının olduğu göz önüne getirilirse, Gazalî nin dikkatini bunlardan aklî kavrayış üzerinde yoğunlaştırdığı söylenebilir. Bkz, Gazali, Mustasfâ, I/34, Ar.I/26. Bu düşünceyi geriye doğru takip ettiğimizde görüyoruz ki Farabi, Aristo nun nefste bulunan izler (el-âsâr elleti fi n-nefs) ifadesinin duyusal, hayali ve akli idrakleri kapsadığını ifade eder. Hayali ve aklî idrakler, aklın duyusal idrakler üzerinde çalışmasına bağlı

10 18 Mehmet AYDIN Aynı zamanda, yaratılmışlığa (el-hudûs) delalet etmemesi bakımından, nefsî kelamın, mahiyeti gereği aşkın, hatta ilahî kaynaklı olduğu bile söylenebilir. Gazalî, nefsin kelamı anlamında bir kelamın ya da dilin, hem insan hakkında hem de Tanrı hakkında kullanılabileceğini ve bunun yaratılmışlığa işaret etmeyeceğini belirtir. Ancak, filozofların 29 nefsî kelamı kabul etmediklerini de ifade eder. Böylece, o kendi düşüncesinin filozoflarınkinden farklı olduğuna dikkat çeker. Ona göre, filozoflar Tanrı nın mütekellim olduğunu kabul ederler; ama O nun mütekellim olmaklığını nefsî kelam ile açıklamazlar. Onlar, Tanrı nın mütekellim oluşunu nefsî kelamdan farklı biçimde ele alırlar: Tanrı, zihnin dışında herhangi bir ses bulunmaksızın, peygamberin kulağında sesi yaratmasıyla ve peygamberin de sesi işitmesiyle mütekellim olur. 30 Bu düşünce, Gazali ye göre, Tanrı nın başkasının zihninde ortaya çıkan bir şeyle mütekellim olarak nitelenmesini gerektirdiği için doğru bir düşünce değildir. Çünkü hareket başkasında gerçekleştiği halde, Tanrı nın sesin varlığıyla ses çıkaran ve hareket olarak nefste ortaya çıkarlar. Bkz, Farabi, Şerhu l-fârâbî li-kitâbi Aristûtâlîs fi l-ibâre, nşr. Wilhelm Kutsch, S.J., Stanley Marrow, S.J., Beyrut 1971, s.24. Bu esere de Şerhu l-ibâre şeklinde atıf yapılacaktır. Aristoteles e kadar uzanan bir temelde Gazali, akledilirlerin hakikatlerinin nefste ortaya çıkışını sonuçlarıyla birlikte şöyle değerlendirir: Gök, yer, ağaçlar ve nehirler, sanki aynada mevcut imiş ve sanki ayna bütün bunları içine almış gibi göründüklerini tasavvur edelim. El-hazretü l-ilahiyye nin bir bütün olarak insan nefsine nakşedilmiş olması da aynı şekilde tasavvur edilir. El-hazretü l-ilahiyye, varlıkların tamamından ibarettir. Ya da varlıkların tamamı, el-hazretü l-ilahiyye den kaynaklanmıştır. Zira varlıkta (fi l-vücûd) Allah ın ve O nun fiilinden başka bir şey yoktur. Eğer onlar, insan nefsine nakşedilmiş olursa, nefis, tasavvur edilmesi ve kendisine nakşedilmiş olması bakımından alemi ihata etmiş gibi olur. Gazali bu durumun, hulûl olarak düşünülmemesi gerektiğine dikkat çekerek, neftse ortaya çıkan suretlerin, aynadaki bir durum (hâletün) gibi değil, tıpkı aynada imiş gibi olduklarını ifade eder. bkz, Gazali, Mustasfa, I/34, Ar.I/ Gazalî nin yukarıda kullanmış olduğu ilâhî hazret terimi hem varoluş hem de varlık düzeyi ya da düzeylerini ifade etmektedir. Özellikle İbn Arabi ve takipçileri varlık incelemelerinde hazret, hazerât ve ilahî hazret terimlerine sıkça başvurmuşlardır. Yukarıdaki alıntıda Gazalî nin de belirttiği gibi gerçek anlamda varolan yegane varlık Tanrı dır. Tanrı nın dışındaki bütün varlıklar, Gerçek varlığın tezahürleridir ya da O nun yarattığı mümkün varlıklardır. Sadece bu açıdan bakıldığında bile iki varlık düzeyinden, yani zorunlu ve mümkün varlık düzeyinden sözedilebilir. Dolayısıyla Tanrı nın kendisini izhar ettiği yer ve durumlar hakkında varolan şeylerin tümünü kuşatan varlık kategorilerine atıfta bulunmak surtetiyle konuşulabilir. Başvurulan varlık kategorileri nazarî tasavvufta genellikle hazret ya da hazerât terimleriyle ifade edilir. Her bir hazret ile bir mevcudiyet ya da varlık düzeyi dile getirilir. Bu yönüyle Tanrı nın zatı da bir varlık düzeyi olarak değerlendirilir ve ilahî hazret olarak adlandırılır. Mümkün varlıkların varoluşu ilahî zata bağlı olduğu için onlar hakkında da ikincil anlamda ilahî hazret terimi kullanılabilir. Daha geniş bilgi için bkz, William C. Chittick, The Five Divine Presences, Muslim World, vol:72/2 (1982), ss Gazali, atıfta bulunduğu filozofların adını zikretmez. 30 Gazali, İtikâd, s.102, Ar.137.

11 Gazali nin Dil Felsefesinin Dayandığı İlkeler ve Kavramsal Uzanımları 19 eden şeklinde nitelenmesi imkânsızdır. 31 Bu ifadelerden de açıkça görülebileceği gibi filozofların yaklaşımında, kelam, bir ses (savt) sayılmıştır. Oysa Gazali, Tanrı ya dair kullanıldığında kelam ın ses değil, ancak nefsî kelam gibi anlaşılması gerektiğinde ısrar eder. 32 Bundan dolayı o, nefsî kelama dair düşüncesini daha açık bir şekilde ifade etme çabası içine girer: İnsanların nefsin kelamı ve nefsin konuşması (hadîsu n-nefs) adını verdikleri sözden maksat, lafızların ve ibarelerin kuruluş şekillerini (bi-nazm), muayyen bir şekilde bilinen (el- ma lûmeti) ve anlaşılan (el-mefhûmeti) manaların birbirleriyle telif edilmesini (te lîfu l-meânî) bildiren ilimdir. Kalpte ancak malum olan birtakım manalar (meâniyyun ma lûmetun) vardır ki bunlar ilimlerdir. Yine kalpte duyulan birtakım lafızlar (elfâzun mesmû atun) vardır ki, bunlar da ancak duyulmakla anlaşılmış olur. Bu da şüphesiz lafzın delalet ettiği manayı bildiren bir ilimdir (ilmu ma lûmi l-lafz). Buna ayrıca manaların telifini ve lafızların bir tertip üzere olması hususunu da ilave etmek mümkündür. Böyle bir fiile fikir (düşünce) dendiği gibi fiilin çıkmış olduğu kudrete de düşünce kuvveti (kuvve-i müfekkire) adı verilir. 33 Bu alıntıda özellikleri dile getirilen nefsî kelâmın, konuşulan doğal dili anlamak için gerekli bir dil olduğuna dikkat çekiliyor. Bu dil anlayışının, çağdaş dil ve zihin felsefesinde tartışılan düşüncenin dili 34 kavramına benzer yönlerinin olduğu dikkatlerden kaçmıyor. Alıntıda da belirtildiği gibi, nefsî kelam anlamındaki dil, belirli bir şekilde bilinen ve anlaşılan manaların dilidir. Ayrıca yukarıda ifade edilen manaların te lifi ve lafızların tertibi ibareleri, bir taraftan bilinen ve anlaşılan manaların dilinin, diğer taraftan konuşulan doğal bir dilin olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte Gazali, düşüncenin de ancak 31 Gazali, a.g.e, s.102, Ar Gazali, a.g.e, s , Ar Gazali, a.g.e, s.86, Ar.117. Yukarıda ifade edilen fikir gücünün fonksiyonu için bkz., Gazali, Mişkâtu l-envâr (Nurlar Feneri), çev., Süleyman Ateş, Bedir Yayınevi, İstanbul 1994, s.55; Arapça orijinali için bkz., Mişkâtu l-envâr, (Mecmu atu Resâili l-imâmi l-gazali içinde) Beyrut 1994, c.iv, s.24. bundan sonraki atıflarda ( / ) işaretinden önce Türkçe çevirinin, sonra Arapça aslının sayfa numaralarına işaret edilecektir. 34 Bu konuda yapılan tartışmalar için bkz., Georges Rey, A Not Merely Empirical Argument for A Language of Thought, Philosophical Perspectives, vol.9 (1995), s ; Robert D. Rupert, On The Relationship Between Naturalistic Semantics And Individuation Criteria For Terms in A Language of Thought, Synthese, vol.117 (1998), s georges Rey, Sensations in a Language of Thought, Philosophical Issues, vol.1 (1991), s73-112; Mikko Yrjönsuuri, Supposition and Truth in Ockham s Mental Language, Topoi, vol.16 (1997), s.15-25; Jonathan Knowles, The Language of Thought and Natural Language Understanding, Analysis, vol.58/4 (2000), s ; Edouard Machery, Tou Don t Know You Think: Introspection and Language of Thought, British Society for the Philosophy of Science, vol. 56 (2005), s ; Lawrence J. Kaye, The Languages of Thought, Philosophy of Science, vol. 62 (1995), s

12 20 Mehmet AYDIN lafızların dizilişleri ile dile getirilebileceğine vurgu yapıyor. Açıklamalarının devamında nefiste ya da zihinde bir düşünce gücünün, düşüncenin kendisinin, manaların ve manaların belirli bileşiminin bulunduğunu ifade ediyor. Ona göre, zihindeki manalar, tıpkı konuşulan doğal dildeki lafızlar gibi, ayrı ayrı ya da toplu halde bilinebilir. 35 Gazali her ne kadar nefsî kelam meselesine dair düşüncesinin filozofların düşüncesinden farklı olduğunu belirtmiş olsa da, nefsî kelamın yine de filozofların nutk un tanımında ifade ettikleri özellikleri akla getirdiği söylenebilir. Nutk, eğer aklın zatına delalet ederse, insanın sayesinde aklettiği güç, bu gücün fiili ve lisan ile konuşma anlamına gelir. 36 Bu açıklamaya dikkat edildiğinde Gazalî, filozofların mantıkta açıkladıkları nutk un, lisan ile konuşmak dışındaki ilk iki anlamından yararlanarak nefsî kelamın hem Tanrı hem insan hakkında kullanılabileceğini ifade eder. Oysa filozoflar kelamın seslerden oluştuğunu ve bundan dolayı durumların değişmesiyle değişeceğini ileri sürerek nefsin kelamını kabul etmezler. Fakat Gazali ye göre onlar, Allah ın zatıyla kaim olan mananın hiçbir şekilde değişmeyeceğini hesaba katmadıkları için böyle bir sonuca ulaşmışlardır. 37 Örneğin, emrin varolması için emredilenin bulunması bir koşul değildir; ama emredilenin varlığından önce emrin bizatihi varlığı olabilir. Buna göre, bir emre delalet eden lafızlar hâdis olurken, mana (medlûl) kadîm olur. Dolayısıyla emrin manasının varlığı, emredilenin varlığını gerektirmeyeceği için emrin, Allah ın zatıyla kaim olarak düşünülmesi gerekir. 38 Gazali, dil açısından bu konuyu, bir taraftan manayla diğer taraftan ise manaya isim vermekle (bi-itlaki l-ism) ilişkilendirir. Mananın, emr örneğinde olduğu gibi, akılla bilineceğini açıkça ortaya koyduktan sonra, lafızlar üzerinde tartışma yapmayı doğru bulmaz. 39 Tanrı nın emrini bildirdiği bir kelam sıfatının olduğunu kabul etmekle birlikte, O nun kelamının ses gibi anlaşılmasını reddeder. Ayrıca ona göre, durumların değişmesiyle kelamdaki lafızlar değiştiği halde, Allah ın zatıyla kaim olan mana değişmez. 40 Dolayısıyla ilahî kelam ya da dil tarzı, sesler ve lafızlar şeklinde cismanî değil kelam-ı nefsîdir Gazali, İtikâd, s.86-87, Ar Farabi, Şerhu l-ibâre, s Gazali, İtikâd, s.113, Ar Gazalî, a.g.e, s.113, Ar Gazali, a.g.e, s.114, Ar Gazalî, a.g.e, s.113, Ar Gazalî, insanın kendi sıfatlarından hareketle Tanrı nın varlığı ve sıfatlarını anlamasının doğru bir yol olduğunu ifade eder. bkz., Gazali, Büyük Madnûn (Kitabu l-madnûni l-kebîr), çev, D. Sabit Ünal, [İki Madnûn içinde], İzmir İlahiyat Fakültesi Yayınları, İzmir 1988, s Arapça

13 Gazali nin Dil Felsefesinin Dayandığı İlkeler ve Kavramsal Uzanımları 21 Yukarıdaki tartışmalar bağlamında ve özellikle de dinî metinleri anlama ve yorumlama çabasında bir yöntem olan dilin kaynağına ilişkin çeşitli dil tasavvurları İslam düşüncesi içinde ele alınıp işlenmiştir. Genelde dilin kaynağına ilişkin üç ana görüş ileri sürülmüştür. Bunlar tabiî, ilahî ve uzlaşımsal (ıstılahî) dil diye adlandırılmıştır. Bu görüşler büyük ölçüde Platon ve Aristoteles in eserlerinde tartışılmıştır. Kratylos diyalogunda Sokrates, isimlerin delaletinin uzlaşım ya da anlaşma sonucu olduğunu benimseyenlere karşı, isimleri ilk koyan kimsenin şeylerin doğasına dair sahip olduğu düşünceye göre isimler verdiğini ileri sürmüştür. 42 Bu anlayışta, bir yandan dilin yaratılmış olduğu ama tabiî seslerden meydana gelmediği, diğer taraftan da dili yaratanın şeylere, keyfî değil, onların doğasını ifade edecek biçimde isimler verdiği ifade edilmiştir. Bu görüşün karşısında Aristoteles in uzlaşımsal dil anlayışı bulunmaktadır. İslam düşünürleri, Sokratesçi ve Aristotelesçi görüşleri dikkate alarak, dilin kökenine ilişkin tartışmaları sürdürmüşler ve bu meseleye klasik formülasyonunu kazandırmışlardır. Dilin kökenine dair yapılan tartışmalar bağlamında Gazalî nin dil anlayışına baktığımızda, Platon dan farklı olarak, onun bir kimsenin tek başına bir dili ya da en azından kutsal kitapların dilini yaratabileceğine inandığı söylenemez. Zira aslî ve saf formundaki kelamla özdeşleştirilen ilahî dildeki isimler, delalet ettikleri şeylere bütünüyle uygun iken, beşerî dillerdeki isimlerin delaletlerinin çeşitli uygunluk düzeyleri bulunur. Beşerî dilin çeşitli uygunluk düzeylerinin olmasından dolayı, Gazalî ye göre, Allah Adem e bütün isimleri öğretti 43 sözü, dillerin vahiy (bi-vahyin) ve tevkîf yoluyla meydana geldiğine kesin bir kanıt sayılamaz. 44 Bu ayetin, dilin ilahî ya da tevkîfî olduğuna kesin bir kanıt olamayacağını ifade etmesinde Gazali, ileri sürülen ve savunulan çeşitli dil anlayışlarını dilin imkanı (fi l-cevâz, el-cevâzu l-aklî) ve gerçekleşmiş olması (fi l-vukû ) açısından değerlendirmeye tabi tutar. Ona göre dillerin ilahî, uzlaşımsal (ıstılâhî) ve ikisinin bir sentezi, yani hem ilahî hem de uzlaşımsal olması aklen mümkündür. 45 Dillerin ıstılahî, yani uzlaşımsal olduğunu ileri sürenler, dillerin insanların anlaşmaları yoluyla doğup geliştiğini ve dillerin insanüstü bir güç tarafından konulmasının mümkün olmayacağını ifade ederler. Çünkü onlara göre, daha aslı için bkz., Gazali, el-madnûn bihi alâ Gayr-ı Ehlihi, (Mecmuatu Resâili l-imâmi l-gazali içinde), Beyrut 1994, c.4, s Platon, Kratylos, çev. Cenap Karakaya, Sosyal Yayınları, İstanbul 2000, 436b, s Kur an, Bakara, Gazali, İslam Hukukunda Deliller ve Yorum Metodolojisi (Mustasfâ), çev. Yunus Apaydın, Rey yayıncılık, Kayseri 1994, c.ii, s.3; Arapça için bkz., Mustasfâ, c.i, s Gazali, a.g.e, II/2-3, Ar.I/318.

14 22 Mehmet AYDIN önce mevcut bir uzlaşma olmadan, tevkîf sahibinin lafzı, muhatap tarafından bilinip anlaşılmaz. Bundan dolayı da bir tevkîften bahsedilemez. Dillerin tevkîfî olduğunu ileri sürenler, uzlaşmanın ya da anlaşmanın olabilmesi için bir hitaba, nidaya ve dilin konulmasına (el-vaz ) ihtiyaç hissettiren bir çağrıya ihtiyaç bulunduğunu belirtirler. Ancak bunların tümü, anlaşmanın gerçekleşmesinden önce bilinen bir lafzın varlığını gerektirir. Dillerin hem ıstılahî hem de tevkîfî olduğunu ileri sürenler ise uzlaşımın gerçekleşebilmesi için önce uzlaşımın gerekliliğine yönelik bir işaretin ve yönlendirmenin oluşacağı miktarın tevkîf yoluyla; geri kalanın ise uzlaşımla ya da anlaşmayla olduğunu belirtirler. 46 Gazalî ye göre, bu dil anlayışları incelenirken dilin imkanı ve varlığı daima göz önünde bulundurulmalıdır. Bu yönüyle yukarıda anılan görüşlerin üçü de aklen mümkündür. 47 İlahî dilin imkanı şöyledir: Tanrı önce sesleri ve harfleri yaratır, sonra bu sesler ve harfler ile objelerine delaletin kastedildiği bilgisini yaratır. Istılahî dilin imkanı ise şöyle ifade edilir: Uzlaşma ya da anlaşma herhangi bir grubun bir üyesinin başlangıç yaparak diğer üyelerin ona uymasıyla gerçekleşmiş olur. Dolayısıyla akıllı bir kişi, ihtiyaç duyulan harfleri bir araya getirmek suretiyle bir şeyi başkasına bildirmenin (ta rîf) imkanını keşfedebilir ve ona isim vermeyi üstlenebilir. 48 Dillerin tevkîfî mi yoksa ıstılahî mi olduğu meselesi, ya aklî burhan ya mütevatir bir haber ya da kesin bir sem yolluyla bilinebilir. Ama yukarıdaki açıklamalara bakıldığında dillerin kökeni konusunda ne aklî kesin kanıt getirilmiş, ne mütevatir bir haberin olduğu bildirilmiş ne de kesin bir sem nakledilmiştir. 49 Sonuç olarak, dil konusunda yukarıdaki üç görüş, aklen mümkün görülmesine rağmen, dillerin bu görüşlerden biriyle vuku bulduğunu açıklayacak kesin bir kanıt, mütevatir bir haber veya kesin bir sem ortaya konulmamıştır. Gazalî, dilin ilahî ya da tevkîfî olmasının imkanını reddetmemekle birlikte, kendisinin tercih ettiği dillerin uzlaşımsal olduğu anlayışını, İslam filozoflarının mantık eserlerinde dış dünya, nesne, zihin ve dil arasındaki ilişkinin mahiyetine dair yaptıkları açıklamalarla zenginleştirir ve daha da geliştirir. Ona göre, eşyanın dış dünyada (fi l- ayân), zihinde (fi l-ezhân) ve dilde 46 Gazali, Mustasfâ, II/2-3, Ar.I/ Gazali, a.g.e, II/3, Ar.I/ Gazalî, a.g.e, II/2-3, Ar.I/ Gazali, a.g.e, II/3, Ar.I/319.

15 Gazali nin Dil Felsefesinin Dayandığı İlkeler ve Kavramsal Uzanımları 23 (fi l-lisân) bir tür varlığı bulunur. Dış dünyadaki varlık, eşyanın aslî ve gerçek varlığıdır; zihindeki varlık, eşyanın ilmî ve formel varlığıdır; dildeki varlık, eşyanın lafzî ve işaret (delîl) özelliği taşıyan varlığıdır. Örneğin sema nın, önce dış dünyada ve kendi zatında bir varlığı bulunurken, sonra bizim zihnimizde ilmî sûreti, yani misali bulunur. Dildeki varlığı ise seslerden meydana gelmiş bir lafızdan ibarettir. Gazali, dış dünya, zihin ve dil arasında kurulacak ilişkinin sözle ifade edilebileceği biçim üzerinde de durur. Ona göre lafızlarla kurulan söz (el-kavl), zihinde varolan şeyin bir delîli dir. Zihinde varolan şey, dış dünyada varolan şeye uygun olarak (mutâbakatan) dış dünyada varolan şeyin suretidir. Eğer dış dünyada bir varlık yoksa, zihinde de bir suret ortaya çıkmaz. Zihinde bir suret ortaya çıkmazsa, ortaya çıkmayan bu suret bilinemez. Suret bilinmeyince, dille de söylenemez. 50 Dolayısıyla lisandaki lafız, zihindeki ilim ve dış dünyadaki eşya kendi başlarına ele alındıklarında birbirlerinden farklı ve ayrı olmalarına rağmen, birbirleriyle ilişkilendirildiklerinde birbirlerine uygun oldukları görülür. 51 Yukarıda zikredilen ilişkide lisandaki isimlerin manaları ezelde sabit olduğu halde, isimlerin kendileri hâdistir. Dolayısıyla ister Arapça olsun ister başka bir dil olsun, bütün dillerdeki isimler hâdistir, yani bir zamanlar mevcut değilken sonradan var olmuşlardır. Aşağıda açıklanacağı gibi, dış dünyadaki varlık, Tanrı nın zatı ve sıfatlarıyla ilişkilendirilmesi bakımından, kadimlikle nitelenebilir. Oysa zihindeki varlık hâdistir, çünkü zihinler hâdistir. Lisanlardaki varlıklar, yani isimler de hâdistir, çünkü dillerin sonradan var olması sebebiyle lisandaki varlık da sonradan yaratılmıştır. 52 Gazalî, zihinlerde sabit olan şeylerle bilgileri (el- ûlûm) kastettiğini ifade ediyor. Ona göre, bu bilgiler, Tanrı nın zatına izafe edildiklerinde kadim olurlar. Çünkü Tanrı ezelde hem mevcut hem de âlim idi. Bundan dolayı da kullarına ilham edeceği ve onların zihinlerinde ve dillerinde yaratacağı isimleri ezelde biliyordu. 53 Öyle görünüyor ki Gazalî, isimlerin yaratılmış olduğunu söylemekle 50 Gazali, el-maksadu l-esnâ fî Şerhi Esmau l-lahi l-hüsnâ, Beyrut, trs, s.7-8; Türkçe tercümesi için bkz., Gazalî, Esmâ ül Hüsnâ, çev., Yaman Arıkan, İstanbul 1983, s Ayrıca Gazali, dış dünyadaki varlık, zihindeki varlık ve lisandaki varlık için hakk (gerçeklik) kelimesinin kullanılabileceğini de belirtir. Dış dünyadaki gerçeklikten bahsedildiği gibi, zihindeki gerçekliğin marifet olmasından ve lisandaki gerçekliğin nutk olmasından da söz edilebilir. Bkz, Gazali, el-maksadu l-esnâ, s.98, Türk., 210. Bu esere el-maksadu l-esnâ şeklinde atıfta bulunulacak ve sayfa sayıları gösterilirken önce Arapça orjinali, sonra Türkçe çevirisine göre bir sıra takip edilecektir. 51 Gazali, el-maksadu l-esnâ, s.8; Türkçe, s.52; Gazali, Mi yâru l-ilm fî Fenni l-mantık, nşr., Muhyiddin Sabri el-kürdî, Mısır 1329, s Gazali, a.g.e., s.17/ Gazalî, a.g.e., s.17/63.

16 24 Mehmet AYDIN ilahî dil tasavvurunu benimsemekten kaçınıyor. Ancak zihindeki bilgilerin, bilgi olması bakımından, Tanrı ya izafe edilebileceğini ve aynı zamanda kadîm olarak değerlendirilebileceğini ifade etmek suretiyle isimlerin lafzî anlamlarıyla Tanrı ya nisbet edilemeyeceğini de açıkça ortaya koyuyor. Çünkü ona göre isim, harfleri için değil, manaları için murat edilir. İsimlerin üstünlüğü de ancak taşıdıkları manalarıyla ortaya çıkar. Manadan soyutlandıklarında ise geriye sadece seslerden ibaret olan lafızlar kalır. Pek çok isimle ifade edilen bir mananın, sadece tek bir isimle ifade edilen manaya hiçbir üstünlüğü yoktur. Buna rağmen, yine de, her lafzın hususi bir manasının bulunduğunu dikkate almak gerekir. 54 Bu nedenle isimler ile, onların harfleri ve sesleri değil, aksine mefhumları ve manaları kastedilir. 55 İsimlerin mana ve mefhumlarının önemli olduğu vurgusu, Gazalî nin siz O nu bırakıp, sizin ve atalarınızın taktığı isimlere tapıyorsunuz 56, ayeti üzerinde yaptığı yorumda da görülüyor. Bu ayetten, ilk bakışta, putperest Arapların alfabe harflerinden meydana gelmiş lafızlara taptıkları anlaşılıyor. Oysa daha dikkatli bir şekilde bakıldığında, putperest Arapların isimlere değil, isim verdikleri putlara (el-müsemmiyyât) taptıkları ortaya çıkıyor. Dolayısıyla, görünenden farklı olarak, burada isim ile müsemmanın farklı şeyler olduğuna işaret ediliyor. Ayrıca putperest Arapların putlara verdikleri ilah isimleri, müsemmasız birer isimden ibarettir. Çünkü Gazali ye göre, müsemmanın, dış dünyada mevcut bir gerçekliği olmadığı için onların sadece lisanda isimleri mevcuttur. Hâlbuki müsemmanın dış dünyada bir gerçekliğinin olması ve lafzın da bu gerçekliğe delalet etmesi gerekir. Bununla birlikte, dinî açıdan ele alındığında, putların, ilah olarak, ne dış dünyada ne de zihinlerde bilinen ve kabul edilen bir varlığı mevcuttur. Dolayısıyla onlar, manasız isimlerden ibarettir. Bu açıklamayla da isim ile isim verilen objenin ya da mananın farklı olduğu açığa çıkıyor. 57 İsimlerin manalarının ezelde sabit olduğu ve bu mananın Tanrı ile ilişkilendirilebileceği dikkate alındığında, ilah anlamının sadece Tanrı ya verilebileceği açıkça görülüyor. Bu sonuç, Gazali nin epistemoloji ile metafizik arasında kurduğu ilişkiden kaynaklanır. Epistemolojik açıdan bilgi, bir suretin zihinde mevcut olmasıdır. Bu suretin de bilinen bir şeyin suretine uygun olması gerekir. Bilgi ile objesi arasındaki uygunluğu Tanrı nın bilgisi için düşündüğümüzde, Tanrı nın suretleri bilmesi, onların dış dünyada var olmasının sebebidir. Dış dünyada varolan suretler de insan zihninde ilmî suretlerin 54 Gazalî, a.g.e., s.21/ Gazali, a.g.e., s.23/ Kur ân, Yusuf, Gazalî, a.g.e., s.18/65.

17 Gazali nin Dil Felsefesinin Dayandığı İlkeler ve Kavramsal Uzanımları 25 meydana gelmesine sebep olur. Ancak insan zihninde hasıl olan ilmî suret, gerçekte kulun fiiliyle değil, Tanrı nın yaratması ve var etmesiyle ortaya çıkar. Kulun buradaki rolü, Allah ın rahmetinin kendi üzerine akması için çaba göstermesinden ibarettir. 58 Özetle tekrar söylenecek olursa, Tanrı nın ilmi eşyadan kaynaklanmaz; aksine eşya, Tanrı nın ilminden var olmuştur. Ama insanın eşyayı bilmesi, eşyaya bağlıdır ve eşya ile hâsıl olmuştur. Tanrı nın eşyayı bilmesi, eşyanın varlığından öncedir ve aynı zamanda eşyanın varlığının sebebidir. İnsanın bilgisi, Tanrı nın ilminin aksine, eşya var olduktan sonra var olur ve aynı zamanda eşyadan elde edilmiştir. 59 Dolayısıyla Gazalî nin eleştirdiği filozofların sözleriyle söylenecek olursa, ma kûl nizam, mevcut nizamın sebebidir; mevcut nizam da ma kul nizama tabidir. 60 İnsanın mevcut nizam içindeki görevi, makul nizamın bilgisine ulaşmaya çalışmaktır. Gazalî bu çabayı dinî bir terim olan taat kavramı ile açıklamaktadır. Ona göre taat, amel ve ilim olmak üzere iki çeşittir ve ilim amelden daha üstün ve yararlıdır. Ayrıca ilim de bir çeşit amel dir, yani kalbin ameli (amelu l-kalb) ya da aklın çabası dır (sa yu l-akl). 61 Bu bakımdan, öncelikle, anlamları akılda belirleyip sonra onları lafızlara yüklemek daha doğru bir yoldur. Bunun için manaları, sadece dilsel düzeyde, terimlerden çıkarmaya çalışmak boşuna çaba harcamak olacaktır. Manaların belirlenmesinde şeylerin dört varlık derecesinin olduğunu hesaba katmak gerekir. İlki, bir şeyin kendi zatında bir gerçekliğinin olmasıdır; ikincisi, bir şeyin hakikatine ait örneğin (misâl) zihinde sabit olmasıdır; üçüncüsü, bir sesin, kendisine delalet eden harfler ile birleştirilmesidir (te lîf) ve dördüncüsü, görme duyusuyla algılanan ve lafza delalet eden işaretlerin oluşturulmasıdır (te lîfu rukûm). Burada sıralanan derecelerden ikincisine, yani bir şeyin gerçekliğinin örneğinin zihinde sabit olmasına, ilim denir. Üçüncüsü, yani bir sesin harflerle birleştirilmesi, zihinde bulunan örneğe delalet eden ibaredir. Bir başka ifadeyle ibare, zihinde bulunan örneği ya da bilgiyi yansıtır. Dördüncüsü, yani görülen ve lafza delalet eden işaretlerin oluşturulması yazıyı meydana getirir. 62 Gazalî bu dört varlık derecesi arasında bir delalet ilişkisinin olduğunu belirtir ve bu ilişkiyi şöyle açıklar: Yazı, lafza delalet ettiği için, lafza bağlıdır. 58 Gazali, a.g.e., s.55/ Gazalî, a.g.e., s.62/ Gazali, a.g.e., s.130/ Gazalî, Mustasfâ, I/1, Ar.I/3. 62 Gazalî, a.g.e, I/27-28, Ar.I/21-22; Gazali, Mi yâru l-ilm, s.39.

18 26 Mehmet AYDIN Lafız, ilme delalet ettiği için, ilme bağlıdır. İlim de bilinenden sonra ortaya çıkmakla birlikte, bilinene karşılık gelir ve ona uygun olur. 63 Burada ifade edilen delalet ilişkisinde, gerçeklik, sadece bir şeye özel ve özgüdür; çünkü her bir şeyin gerçekliği, başkasına değil, sadece kendisine ait bir özelliktir. Bir şeye ait bir özellik olarak gerçekliğin bir örneğinin zihinde oluşması, bilgiyi meydana getirir. Bilgiyi zihin dışına yansıtan ibare, zihindeki örnekle sınırlı olur. Bu bakımdan ibare, gerçekliğe karşılık gelen ilim ile uygunluk gösterir. Aynı şekilde yazınının da ilme uygun olan lafza tekabul ettiği görülür. 64 Gazalî, bahsi geçen dört varlık derecesi arasındaki ilişkiyi dilsel delalet ilişkisine aktarmak suretiyle lafız, ibare ve sözlerle bir kelam ın gerçekleşme biçimini ifade etmiş olur. O, sözkonusu delalet ilişkisinde, anlam ile anlamın lisan aracılığıyla ifade edilmesi arasındaki bağlantıyı göstermede kelamın müşterek bir terim olarak ele alınmasını son derece önemli bulur. Ona göre, falancanın kelamını ve fesahatini işittim, cümlesinde olduğu gibi hem zihinde bulunan bir şeye delalet eden lafızlar için hem de ibarelerin medlulü, yani ibarelerin delalet ettiği mana için kelam terimi kullanılabilir. Burada ifade edilen ibareler, zihindeki manalar anlamına gelir. Kelamın bu anlamda kullanıldığını göstermek için Gazali, şiirden ve ayetlerden örnek gösterir. Şiirde şöyle ifade edilir: Kelam gönüldedir; dil (el-lisân) ise gönülde olana delildir. Ayette ise şöyle ifade edilmiştir: onlar içlerinden (fî enfusihim) Allah bu söylediklerimizden dolayı bize azap etse ya! derler. 65 Bir başka ayette de şöyle ifade edilmiştir: Sözünü gizleseniz de, açığa vursanız da. 66 Hem şiirde hem de ayetlerde kelam, zihinde ya da gönülde bulunan manaya delalet eder. 67 Diğer taraftan zihindeki ya da gönüldeki şeyleri (ammâ fi d-damîr) ifade etmeyen harfler, konuşma (nutkan) sayılmaz. Zihindeki şeylerin harflerle ifade edilmesi anlamındaki nutk, ancak kalb huzuruyla (bi-huzûri l-kalb) ortaya çıkar. 68 Ne var ki, zihinde bulunan mana olarak düşünüldüğünde kelamın 63 Gazalî, a.g.e, I/28, Ar.I/22; Mi yâru l-ilm, s Gazalî, a.g.e, I/28, Ar.I/22; Mi yâru l-ilm, s Kur an, Mücadele: 58/8. 66 Kur an, Mülk: 67/ Gazalî, a.g.e, I/ , Ar.I/100; Gazali, İhya da şöyle demektedir: Gerçekte kelam, nefsin kelamıdır. Bazı işaret ve hareketler, delaletler için seçildiği gibi sesler de delaletleri harflerle ifade eder. şairler bu konuyu doğru bir şekilde şöyle açıkladılar: kelam, kalptedir, ama lisân onun tercümanıdır (delîlen). Bkz., Gazali, İhyâu Ulûmi d-dîn, çev. Ahmed Serdaroğlu, Bedir Yayınevi, İstanbul 1974, c.i, s.279, Arapça orijinali için bkz. Gazali, İhyâu Ulûmi d-dîn, Beyrut 1990, c. I, s.143. Bu esere bundan sonra sadece İhyâ olarak atıfta bulunulacak; cilt ve sayfa numaralanın gösterilmesinde önce Türkçe tercümeye, sonra Arapça aslına yer verilecektir. 68 Gazalî, İhyâ, I/437, Ar.I/212.

19 Gazali nin Dil Felsefesinin Dayandığı İlkeler ve Kavramsal Uzanımları 27 manasını (li-ma na l-kelâm) anlamak, kalp huzurunun ötesinde bir şeydir. Çünkü kalp huzuru, çoğu kere lafızla birlikte bulunabilir, ama kalp, lafzın manasını düşünmeyebilir. Bundan dolayı, anlamaktan (et-tefehhüm) kastımız, diyor Gazali, kalbin lafzın manasını bilmekle iştigal etmesidir. 69 Burada üzerinde durulan kalbin huzur ve huşu u sahip olduğu bilgideki kesinlik derecesiyle ölçülebilecek bir durumdur. Bilgideki kesinlik ise şüphenin kalpten çıkması ve marifetin kalbi doldurması demektir. 70 Zihindeki anlamın dil ile ifade edilmesinde, kalb huzuru ile bilgideki kesinlik arasında kurulan ilişki, Gazali tarafından iman ile dil arasında kurulan ilişkiye de uygulanmıştır. Gazalî ye göre, iman, mutlak tasdikten ibarettir. Bu durumda lisanın rolü, imana tercüman (tercümanu l-îmân) olmaktır. 71 Mana ve dil arasında kurulan ilişkide olduğu gibi lisanın imanı tercüme edebilmesi için, imanın, lisanın tercüme etmesinden önce kalpte kesin olarak varolması gerekir. Kalp ile tasdikten ibaret olan imanın tercüme edilmesinde ise lafızların gereklerine ve lisanın vazedilişine uyulması zorunludur. Dolayısıyla zihindeki ya da kalpteki imanın dile getirilmesinde, dilin kullanım kurallarına ve özelliklerine uymak dışında başka bir yol bulunmuyor. 72 Bu açıklamalardan da anlaşılıyor ki, anlamın dil ile ifadesinde iç huzurunun ve dinginliğinin sağlanmış olması, yani sahip olunan bilgi ve kavramlar konusunda açık seçikliğe ulaşılmış olması yanında, dil ile ifade edilen manayı anlamak için yoğun bir çabanın da gösterilmesi gerekir. Gazalî, anlam ile dil arasında kurulacak ilişkinin biçimini, adını belirtmediği bir filozoftan yaptığı uzun alıntıda açık biçimde ortaya koyar. Bu alıntıda, büyük ölçüde, ilahî kelamın nasıl anlaşılacağına dair bir yaklaşım sunuluyorsa da, biz, sözkonusu aktarımda kelam teriminin müşterek bir terim olmasını hesaba katarak, nefsin kelamı ile lisanda ifade edilen kelam arasındaki ilişkinin kuruluş biçimini öne çıkaracağız. Söz konusu filozoftan nakledildiğine göre, dildeki sesler, hikmete yurt (meskenen) ve beden (ceseden) olurken, hikmet de yurda ve bedene can (nefesen) ve ruh verir. Bir kimsenin konuşurken çıkardığı sesler (esvâtu l-kelâm), içlerinde hikmeti barındırıyorsa, bu konuşma hikmetli kelam (kelâmu l-hikmeti) diye adlandırılır. Bununla birlikte Gazali, kelamdaki hikmete derinliğine nüfuz edilemeyeceğini güneş metaforuyla açıklamaya girişir. Ona göre, insanlar zuhurunun şiddetinden dolayı gözleriyle güneşe bakacak ya da nüfuz edecek güçleri olmadığı için sadece güneş ışığıyla görülen şeyleri görmek ya da onlara nüfuz etmekle yetinmek zorundadırlar. O halde onlar sadece gördükleriyle kendi ihtiyaçlarına delil getireceklerdir. Burada 69 Gazalî, İhyâ, I/441, Ar.I/ Gazalî, İhyâ, I/443, Ar.I/ Gazalî, İhyâ, I/306, Ar.I/ Gazalî, İhyâ, I/306, Ar.I/157.

20 28 Mehmet AYDIN anlatılan kelam, yüzünü gizleyip hükmünü yürüten gizli bir melik gibidir. İfade edildiği biçimiyle bu melik, açık ve meydanda olduğu halde asıl maddesi gizli olan güneşe benzer. Hikmeti içinde barındıran kelam ise, kıymetli hazinelerin anahtarı, içenlerin ölümden kurtulacağı ab-ı hayat, hastaların şifa bulacağı ve içenlerin hasta olmayacağı bir ilaçtır. 73 Bu metaforla, öyle anlaşılıyor ki, ilahî kelamın hikmetlerine nüfuz etmenin imkanı, sınırları ve sonuçlarıyla ilgili bazı çıkarımlar yapılabilir. Yukarıdaki açıklama bağlamında hikmetin dilsel ifadelerle açıklandığı ve dilsel ifadelerle hikmete nüfuz edilebileceği dikkate alındığında, dilsel ifadeler hikmete derinliğine ve tam manasıyla nüfuz etmeye engel teşkil eder. Bunun yanında insanî ilgi ve ihtiyaçlar da hakikate nüfuz etmeyi zorlaştırır. Bundan dolayı kalbin huzur ve dinginlik içinde manaları düşünmesi ve anlamasının önemi kendiliğinden ortaya çıkar. 74 Yukarıdaki açıklamalarda kalp huzuru ve huşu, kalbin anlaması, kalp temizliği gibi ifadeler geçti. Bu ifadelerde kullanılan kalb in anlamına dair Gazali nin yaptığı açıklamalara baktığımızda, kalp ile, bütün bedeni yöneten soyut bir gücün kastedildiği görülür. Yönetici bir güç olan kalbe, bedenin bütün organları hizmet ve itaat eder. Bilginin kazanılması bakımından düşünüldüğünde, kalp ile eşyanın hakikatleri ve bu hakikatlerin kalpte meydana gelmesi arasında sıkı bir ilişki kurulur. Bu ilişkiye göre âlim, eşyanın hakikatlerinin örneğinin hulul ettiği kalbi; ma lûm, eşyanın hakikatlerini; ilim de, hakikatlerin örneğinin kalp aynasında meydana gelmesini ifade eder. Eşyanın hakikatleri ile kalbin mevcudiyeti, bilgiyi meydana getirmez. Bilgi, hakikatin kalbe ulaşıp yerleşmesiyle ortaya çıkar. Bu da ancak bilginin hakikatine uygun bir örneğin kalpte ortaya çıkmasıyla mümkündür. Ancak kalpte bu tür bir örneğin bulunmasına bilgi adı verilir. Bu, tıpkı bir aynada insanın kendisinin 73 Gazalî, İhyâ, I/ , Ar.I/ Gazali, bu çerçevede, Kur an ı hakkıyla okumanın dil, akıl ve kalbin müştereken okuması olduğunu ifade ediyor. Ona göre böyle bir okumada dil, sadece okuyor, akıl tercüme ediyor ve kalp de ders alıyor. Dil ile okunan şeylerin manalarını, akıl düşünür ve açıklar; kalp ise emir ve yasaklardan etkilenerek onların gereklerini yerine getirme konusunda farklı bir tutum ve tavır içine girer. Buradaki ilişkiye bağlı olarak, kelamda mütekellim, kelimelerde ise mütekellimin sıfatları görülebilir. Bunlara ilaveten kelamda mütekellimi ve sıfatlarını müşahede etmeye ancak kalp temizliğiyle ulaşılabileceğini de hatırda tutmak gerekir. Bkz, Gazalî, İhyâ, I/ , Ar.I/381.

FARABİ DE BEŞ TÜMEL. Doktora Öğrencisi, Sakarya İlahiyat Fakültesi, İslam Felsefesi Bilim Dalı,

FARABİ DE BEŞ TÜMEL. Doktora Öğrencisi, Sakarya İlahiyat Fakültesi, İslam Felsefesi Bilim Dalı, FARABİ DE BEŞ TÜMEL Yakup ÖZKAN Giriş Farabi (ö. 950) ortaçağın en önemli felsefecilerinden biridir. Eserlerinin arasında Mantık Bilimi ile ilgili olanları daha fazladır. Farabi, mantıkçı olarak İslam

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

AÖF İLAHİYAT ÖNLİSANS PROGRAMI 1. KİTAP ÜNİTE 1. Okuma Parçası. Tercüme

AÖF İLAHİYAT ÖNLİSANS PROGRAMI 1. KİTAP ÜNİTE 1. Okuma Parçası. Tercüme AÖF İLAHİYAT ÖNLİSANS PROGRAMI 1. KİTAP ÜNİTE 1 الجملة CÜMLE Okuma Parçası :.... Tercüme Okul Okul büyüktür. Bahçesi geniştir. Okulun kapıları yüksektir. Sınıfları çoktur. Öğrenciler okula sabah girerler

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ a. 14.Yüzyıl Orta Asya Sahası Türk Edebiyatı ( Harezm Sahası ve Kıpçak Sahası ) b. 14.Yüzyılda Doğu Türkçesi ile Yazılmış Yazarı Bilinmeyen Eserler c.

Detaylı

YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERİSTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ HAZIRLIK SINIFLARI (NORMAL VE İKİNCİ ÖĞRETİM) GÜZ MAZERET SINAV PROGRAMI

YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERİSTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ HAZIRLIK SINIFLARI (NORMAL VE İKİNCİ ÖĞRETİM) GÜZ MAZERET SINAV PROGRAMI YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERİSTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ HAZIRLIK SINIFLARI (NORMAL VE İKİNCİ ÖĞRETİM) GÜZ MAZERET SINAV PROGRAMI 13.00-14.15 Sarf ve Nahiv 13.00-14.15 İmla İnşa ve Okuma 1-A-B-C SINIFLARI (NORMAL VE

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

İBN SİNA'NIN BİLİMLER SINIFLAMASI

İBN SİNA'NIN BİLİMLER SINIFLAMASI T.C. ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İLÂHİYAT FAKÜLTESİ Sayı: 9, Cilt: 9, 2000 İBN SİNA'NIN BİLİMLER SINIFLAMASI Hidayet Peker * İbn Sina'nın bilimler sınıflaması, müstakil olarak bu konuya ayrıdığı "Aklî Bilimlerin

Detaylı

PROF.DR. MEHMET GÖRMEZ DİYANET İŞLERİ BAŞKANI. Diyanet İşleri Başkanımız

PROF.DR. MEHMET GÖRMEZ DİYANET İŞLERİ BAŞKANI. Diyanet İşleri Başkanımız PROF.DR. MEHMET GÖRMEZ DİYANET İŞLERİ BAŞKANI 1 / 7 1 Ocak 1959'da Nizip-Gaziantep'te doğdu. İlköğrenimini Nizip'te, orta öğrenimini Gaziantep'te tamamladı. 1983'te Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesinde

Detaylı

İslam İtikadında Sünnet: Hamdi GÜNDOĞAR /

İslam İtikadında Sünnet: Hamdi GÜNDOĞAR / İslam İtikadında Sünnet: Hamdi GÜNDOĞAR / Çıra Yayınları, İstanbul, 2006/240 sayfa Tanıtan: Muzaffer BARLAK 1 İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır. Yüce Allah, ilahi hitabının birçok yerinde

Detaylı

YALOVA ÜNİVERSİTESİ - SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

YALOVA ÜNİVERSİTESİ - SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI FİNAL SINAVI TAKVİMİ TARİH SAAT DERSİN ADI SALON ÖĞRETİM ÜYESİ Mukayeseli Adab ve Erkanı Prof. Dr. Tahir YAREN Kıraat Farklılıklarının Manaya Etkisi Aşere,Takrib,Tayyibe

Detaylı

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERSLERİ DERSİN KODU VE ADI TEZ 5000 Yüksek Lisans Tezi TİB 5010 Seminer UAD 8000 Uzmanlık Alan

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERSLERİ DERSİN KODU VE ADI TEZ 5000 Yüksek Lisans Tezi TİB 5010 Seminer UAD 8000 Uzmanlık Alan TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERSLERİ TİB 5010 Seminer UAD 8000 Uzmanlık Alan Dersi I UAD 8001 Uzmanlık Alan Dersi-II TİB 5660 Hadiste Sened ve Metin Tenkidi TİB 5190 Mukayeseli Hadis

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

Yard.Doç. Aralık 2000 İstanbul Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi. Doktora Ekim 1998 M.Ü.S.B. E. Temel İslam Bilimleri Hadis Anabilim Dalı

Yard.Doç. Aralık 2000 İstanbul Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi. Doktora Ekim 1998 M.Ü.S.B. E. Temel İslam Bilimleri Hadis Anabilim Dalı Adı Soyadı: Mustafa KARATAŞ Ünvanı: Doç.Dr. Ana Bilim Dalı: Hadis Ana Bilim Dalındaki Konumu: Öğretim Üyesi E-Posta: mkaratas@istanbul.edu.tr Web: www.mustafakaratas.com ÖĞRENİM DURUMU VE AKADEMİK ÜNVANLAR

Detaylı

FOCUS ON LANGUAGE and MULTI MEDIA LANGUAGE ASSISTANT

FOCUS ON LANGUAGE and MULTI MEDIA LANGUAGE ASSISTANT June21,2011 ADEEPAPPROACH TOTURKISH SUGGESTIONCARDFORSELF DIRECTEDLEARNING CARDNUMBER:7 THEME:DİNVEFELSEFE RELIGIONANDPHILOSOPHY (Sufilik,İslâmiyeteGiriş,FârâbiveÇokkültürlülük) (Sufism,IntroductiontoIslam,Farabiand

Detaylı

Lisans Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 1994. Y. Lisans S. Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler /Temel İslam Bilimleri/Hadis 1998

Lisans Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 1994. Y. Lisans S. Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler /Temel İslam Bilimleri/Hadis 1998 ÖZGEÇMİŞ 1. Adı ve Soyadı :Muammer BAYRAKTUTAR 2. Ünvanı : Yrd. Doç. Dr. 3. Görevi : Öğretim Üyesi/Dekan Yrd. 4. Görev Yeri : Kilis 7 Aralık Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 5. İletişim : muammerbayraktutar@hotmail.com

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TEFSİR DKB202 4 2+0 2 3

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TEFSİR DKB202 4 2+0 2 3 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TEFSİR DKB202 4 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI T U : Teorik ders saati : Uygulamalı ders saati : Dersin redisi : Avrupa redi Transfer Sistemi 1.SINIF 1.SINIF ODU I. YARIYIL/GÜZ

Detaylı

T.C. RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ TEMEL ĠSLAM BĠLĠMLERĠ ANABĠLĠM DALI YÜKSEK LĠSANS DERSLERĠ DERSĠN KODU VE ADI

T.C. RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ TEMEL ĠSLAM BĠLĠMLERĠ ANABĠLĠM DALI YÜKSEK LĠSANS DERSLERĠ DERSĠN KODU VE ADI T.C. RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ 2014-2015 EĞĠTĠM-ÖĞRETĠM YILI GÜZ YARIYILI NDA AÇILAN DERSLERĠN LĠSTESĠ (T. C. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Detaylı

YENİ BİR İSLAM MEDENİYETİ TASAVVURU İÇİN FELSEFEYİ ANADOLU DA YENİDEN YURTLANDIRMAK PROJESİ

YENİ BİR İSLAM MEDENİYETİ TASAVVURU İÇİN FELSEFEYİ ANADOLU DA YENİDEN YURTLANDIRMAK PROJESİ YENİ BİR İSLAM MEDENİYETİ TASAVVURU İÇİN FELSEFEYİ ANADOLU DA YENİDEN YURTLANDIRMAK PROJESİ Mevlüt UYANIK Prof.Dr. Hitit üniversitesi 1 YENİ BİR İSLAM MEDENİYETİ TASAVVURU İÇİN FELSEFEYİ ANADOLU DA YENİDEN

Detaylı

Arap Dilbilimcilerine Göre Dillerin Kaynağı Meselesi: Hz. Adem in Dili. Ramazan Demir, Hâcegân Akademi Kitaplığı, İstanbul, 2009, 209 sayfa.

Arap Dilbilimcilerine Göre Dillerin Kaynağı Meselesi: Hz. Adem in Dili. Ramazan Demir, Hâcegân Akademi Kitaplığı, İstanbul, 2009, 209 sayfa. Ç a n a k k a l e O n s e k i z M a r t Ü n i v e r s i t e s i İ l a h i y a t F a k ü l t e s i D e r g i s i 2 0 1 4, S a y ı 5 ( S a y f a 8 9-9 4 ) Arap Dilbilimcilerine Göre Dillerin Kaynağı Meselesi:

Detaylı

Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi)

Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi) Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi) Şimdi bu beş mantıksal operatörün nasıl yorumlanması gerektiğine (semantiğine) ilişkin kesin ve net kuralları belirleyeceğiz. Bir deyimin semantiği (anlambilimi),

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

Pa Sa Ça Pe Cu. Öğle Arası. Seminer ve Danışmanlık

Pa Sa Ça Pe Cu. Öğle Arası. Seminer ve Danışmanlık Öğr. Gör. Mehmet Selim AYDAY H-B {N} Duyma, Anlama (İstima) I, II H-E {N} Duyma, Anlama (İstima) I, II H-C {N} Duyma, Anlama (İstima) I, II H-A {N} Duyma, Anlama (İstima) I, II H-C {N} Duyma, Anlama (İstima)

Detaylı

T.C. YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DEKANLIĞI FAKÜLTE KURULU KARARI

T.C. YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DEKANLIĞI FAKÜLTE KURULU KARARI Toplantı Tarihi: 0. 06. 04 Toplantı Sayısı : 04/05 Fakültemiz Fakülte Kurulu, Dekan Prof. Dr. Abdulbaki GÜNEŞ Başkanlığında 0.06.04 tarihinde toplanarak aşağıdaki kararları almıştır. KARAR: -04-05 Eğitim

Detaylı

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ YAYIN LİSTESİ. : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (0212) 521 81 00 : abulut@fsm.edu.tr

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ YAYIN LİSTESİ. : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (0212) 521 81 00 : abulut@fsm.edu.tr AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ 1. Adı Soyadı : Ali Bulut İletişim Bilgileri Adres : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (01) 51 81 00 Mail : abulut@fsm.edu.tr. Doğum - Tarihi : 1.0.1973

Detaylı

ANA DİL Mİ, ANA DİLİ Mİ? IS IT PARENT LANGUAGE OR OR MOTHER TONGUE?

ANA DİL Mİ, ANA DİLİ Mİ? IS IT PARENT LANGUAGE OR OR MOTHER TONGUE? ANA DİL Mİ, ANA DİLİ Mİ? Prof. Dr. Mukim SAĞIR ÖZET Bu makalede ana dil ve ana dili terimlerinin kullanımları üzerinde durulacaktır. Aralarında nüans olan bu iki terimin Türkçe ve Türk Dili öğretiminde

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ÖZGEÇMİŞ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÖZGEÇMİŞ ADI SOYADI: ÖMER FARUK HABERGETİREN DOĞUM YERİ VE TARİHİ: ŞANLIURFA/03.04.1968 ÖĞRENİM DURUMU: DOKTORA DERECE ANABİLİM DALI/BİLİM DALI 1 LİSANS SELÇUK İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2 YÜKSEK LİSANS 3 DOKTORA

Detaylı

DERS ÖĞRETİM PLANI. Prof. Dr. Yaşar AYDINLI

DERS ÖĞRETİM PLANI. Prof. Dr. Yaşar AYDINLI DERS ÖĞRETİM PLANI TÜRKÇE 1 Dersin Adı: Ortaçağ ve Rönesans ta Felsefe 2 Dersin Kodu: FLS 1012 3 Dersin Türü: Zorunlu 4 Dersin Seviyesi: Lisans 5 Dersin Verildiği Yıl: 6 Dersin Verildiği Yarıyıl: 7 Dersin

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TÜRK DİLİ I TRD103 1 2+0 2 2 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri) ARAŞTIRMA ALANLARI 1 Kur an İlimleri ve Tefsir Kur an ilimleri, Kur an tarihi, tefsir gibi Kur an araştırmalarının farklı alanlarına dair araştırmaları kapsar. 1. Kur an tarihi 2. Kıraat 3. Memlükler ve

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Kadınların Dövülmesi. Konusuna Farklı Bir Bakış. (Nisa [4] 34)

Kadınların Dövülmesi. Konusuna Farklı Bir Bakış. (Nisa [4] 34) Nisa [4] 34 Nuşûz Darabe Boşanmadan Önceki İşler Hz. Muhammed Hiç Kimseyi Dövmemiştir Dövmek Yasaklanmış Eşini Döven Hayırsızdır Ayetin Mantığı Kaynakça Kadınların Dövülmesi (Nisa [4] 34) Konusuna Farklı

Detaylı

BĠLĠMSEL ÇALIġMALAR (SON 5 YIL)

BĠLĠMSEL ÇALIġMALAR (SON 5 YIL) BĠLĠMSEL ÇALIġMALAR (SON 5 YIL) A. YÖNETTĠĞĠ TEZLER Yüksek Lisans Tezleri 1. Fatma BENGİ, Mevlana nın Mesnevisinde Doğa Bilinci, (Devam Ediyor) 2. YAYA, Alim, Muhammed İkbal de Tanrı Anlayışı, Ondokuz

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

KUR AN TİLÂVETİNDE MÜKEMMELLİK/ HİLYETÜ T-TİLÂVE Fİ TECVÎDİ L-KUR ANİ L-KERÎM

KUR AN TİLÂVETİNDE MÜKEMMELLİK/ HİLYETÜ T-TİLÂVE Fİ TECVÎDİ L-KUR ANİ L-KERÎM KUR AN TİLÂVETİNDE MÜKEMMELLİK/ HİLYETÜ T-TİLÂVE Fİ TECVÎDİ L-KUR ANİ L-KERÎM (Rihâb Muhammed Müfid Şakakî, çev. F. Yasemin Mısırlı, Guraba Yayıncılık, 2012, 326 s.) Yaşar AKASLAN * Günümüz kırâat otoriteleri

Detaylı

Tahsin Görgün-Yayınlar ve Çalışmalar 1. Tahsin Görgün (Kısa Özgeçmiş)

Tahsin Görgün-Yayınlar ve Çalışmalar 1. Tahsin Görgün (Kısa Özgeçmiş) Tahsin Görgün-Yayınlar ve Çalışmalar 1 Tahsin Görgün (Kısa Özgeçmiş) 1961 yılında Sivas ta doğdu. Sivas İmam-Hatip Lisesini bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi nde lisans eğitimi yaptı

Detaylı

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ARAB DİLİ VE BELAGATİ Arap Dili ve Belagati Anabilim Dalı, İslâm dininin temel kaynaklarını doğrudan anlayabilmek, temel İslâm bilimleri ve kültür tarihi alanlarında yazılmış olan

Detaylı

Ýslâm Ahlak Teorileri (Ethical Theories in Islam)

Ýslâm Ahlak Teorileri (Ethical Theories in Islam) ve referanslar ve elbette tarihsel ve entelektüel ardalan ileri derecede önemlidir. Çünkü genelde Batýlý kavramlar, kendilerinde ne olduklarý na bakýlmaksýzýn (aslýnda akademik ve entelektüel bir soruþturmanýn

Detaylı

Nihat Uzun, Hicrî II. Asırda Siyaset-Tefsir İlişkisi, Pınar Yay., İstanbul, 2011, 302 s.

Nihat Uzun, Hicrî II. Asırda Siyaset-Tefsir İlişkisi, Pınar Yay., İstanbul, 2011, 302 s. T.C. ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ Cilt: 20, Sayı: 2, 2011 s. 209-213 Kitap Tanıtımı Nihat Uzun, Hicrî II. Asırda Siyaset-Tefsir İlişkisi, Pınar Yay., İstanbul, 2011, 302 s. Hanifi ŞAHİN

Detaylı

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453 ÖZEL EGE LİSESİ (ORTAOKULU) DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ KAZA VE KADER (Allah, herkesin ne yapacağını bilip yazdığına göre, insanların hayır işlemesinin bir anlamı var mı? İslam da İnsanın İradeli Fiilleri

Detaylı

Türk Dili Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri

Türk Dili Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri Türk Dili Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı SOSYAL BİLİMLERDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ TDE729 1 3 + 0 6 Sosyal bilimlerle ilişkili

Detaylı

ELMALILI M. HAMDİ YAZIR SEMPOZYUMU

ELMALILI M. HAMDİ YAZIR SEMPOZYUMU AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ELMALILI M. HAMDİ YAZIR SEMPOZYUMU 02 04 Kasım 2012, Antalya P r o g r a m 1. Gün (2 Kasım 2012 Cuma): Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Konferans Salonu, Kampüs

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS MESLEKİ İNGİLİZCE II İLH 418 8 2+0 2 3

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS MESLEKİ İNGİLİZCE II İLH 418 8 2+0 2 3 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS MESLEKİ İNGİLİZCE II İLH 418 8 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Seçmeli Dersin

Detaylı

Kaynak ve Dipnot Gösterme Kuralları

Kaynak ve Dipnot Gösterme Kuralları Kaynak Gösterme Rapor içerisinde kullanılan farklı kaynaklardan edinilen bilgilerin nereden alındığının gösterilmesi gerekir. Raporda farklı bir kaynaktan alınan ve olduğu gibi kullanılan cümlelerin ya

Detaylı

Allah bizi ve seni te yid etsin, bil ki, Allah Teâlâ ya vâsıl

Allah bizi ve seni te yid etsin, bil ki, Allah Teâlâ ya vâsıl Birinci Fasıl [Tasavvuf İlminin Tanımı, Konusu, İlkeleri ve Problemleri] 32 Allah bizi ve seni te yid etsin, bil ki, Allah Teâlâ ya vâsıl olmak ilmî [teorik] ve amelî [pratik] olmak üzere iki kısımdır.

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ

2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ 1 2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ DÜZENLEYEN Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü SEMPOZYUMUN GEREKÇESİ Yüce Allah, tekamül ve gelişime

Detaylı

Doç.Dr. Musa Kazım Arıcan, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Felsefe Bölümü Türk İslam Düşüncesi Tarihi Anabilimdalı, Öğretim Üyesi

Doç.Dr. Musa Kazım Arıcan, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Felsefe Bölümü Türk İslam Düşüncesi Tarihi Anabilimdalı, Öğretim Üyesi Doç.Dr. Musa Kazım Arıcan, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Felsefe Bölümü Türk İslam Düşüncesi Tarihi Anabilimdalı, Öğretim Üyesi Adı Soyadı (Unvanı) Musa Kazım Arıcan (Doç. Dr.) Doktora: Ankara Üniversitesi,

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

İSMAİL DURMUŞ PROFESÖR

İSMAİL DURMUŞ PROFESÖR İSMAİL DURMUŞ PROFESÖR ÖZGEÇMİŞ YÜKSEKÖĞRETİM KURULU 26.05.2014 Adres : İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi İcadiye-Bağlarbaşı Caddesi, No: 40 34662 Üsküdar/İstanbul Telefon E-posta : : 2164740860-1226 Doğum

Detaylı

el-itticâhâtü L-MÜNHARİFE FÎ TEFSÎRİ L-KUR ÂN İ L-KERÎM DEVÂFİ UHÂ VE DEF UHÂ

el-itticâhâtü L-MÜNHARİFE FÎ TEFSÎRİ L-KUR ÂN İ L-KERÎM DEVÂFİ UHÂ VE DEF UHÂ el-itticâhâtü L-MÜNHARİFE FÎ TEFSÎRİ L-KUR ÂN İ L-KERÎM DEVÂFİ UHÂ VE DEF UHÂ Muhammed Hüseyin ez-zehebî, Mektebetü Vehbe, 3. Basım, 1406/1986, 112 s. Harun ABACI* Bu kitapta yazar, eski ve yeni yazılmış

Detaylı

ISSN 2146-7846 ISSN 2146-7846

ISSN 2146-7846 ISSN 2146-7846 ISSN 2146-7846 J ISSN 2146-7846 J Yayınlayan Kurum / Publishing Institution: Bozok Üniversitesi İlahiyat Fakültesi / Bozok University Revelation Faculty Dil/Language: Türkçe, İngilizce, Arapça, Almanca,

Detaylı

KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler

KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler Tespitler Modern dünyada ekonomi, hayatın neredeyse tamamını oluşturuyor ve bir araç değil asıl amaç olarak görülüyor. İslam da ise ekonominin, iyi bir

Detaylı

Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Ortak Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri

Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Ortak Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Ortak Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri 1. Yıl Ders Planı Türkiye Türkçesi ETO703 1 2 + 1 8 Türk dilinin kaynağı, gelişimi; Türkiye Türkçesinin diğer dil ve lehçelerle

Detaylı

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108 Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4 Fakrnâme Vîrânî Abdal Yayına Hazırlayan Fatih Usluer ISBN: 978-605-64527-9-6 1. Baskı:

Detaylı

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti)

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) KURAN YOLU- DERS 3 (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1) Mübin : Açık ve Açıklayan. Kur an ın sıfatlarındandır. Kur an sadece

Detaylı

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6] K U R B A N Şartlarını hâiz olub,allah a yaklaşmak amacıyla kesilen kurban;hz. Âdem in çocuklarıyla başlayıp [1],Hz. İbrahim-in oğlu İsmail-in kurban edilmesinin emredilmesi[2],daha sonra onun yerine koç

Detaylı

Yılmaz Özakpınar İNSAN. İnanan BIr Varlık

Yılmaz Özakpınar İNSAN. İnanan BIr Varlık Yılmaz Özakpınar İNSAN İnanan BIr Varlık Yılmaz Özakpınar; 1934 te Boyabat ta doğdu. 1957 de İs tanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü n den, 1960 ta Cambridge Üniversitesi Biyoloji Fakültesi

Detaylı

İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ

İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ Çukurova University Journal of Faculty of Divinity Cilt 12 Sayı 1 Ocak-Haziran 2012 ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ 2012 (12/1) Ocak-Haziran

Detaylı

İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi

İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi Ahlâk Düşüncesi Projesi İSLAM İSLAMAHLÂK AHLÂKDÜŞÜNCESİ DÜŞÜNCESİ PROJESİ PROJESİ düşüncesi düşüncesiiçerisinde içerisindepek pekçok çokdisiplin disiplintarafından tarafındantartıtartışılagelmiş şılagelmiş

Detaylı

OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar

OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar Eda Yeşilpınar Hemen her bölümün kuşkusuz zorlayıcı bir dersi vardır. Öğrencilerin genellikle bu derse karşı tepkileri olumlu olmaz. Bu olumsuz tepkilerin nedeni;

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Sabri YILMAZ

Yrd. Doç. Dr. Sabri YILMAZ Öğrenim Durumu LİSANS Yrd. Doç. Dr. Sabri YILMAZ Anabilim Dalı : Kelam Doğum Yeri ve Tarihi : Seki Fethiye / Muğla / 968 Tel (İş) : (04)30757 (04)306879 Faks : (04)306889 e-posta : sabriyilmaz@akdeniz.edu.tr

Detaylı

"Medeniyet" Üsküdar'da tartışılacak

Medeniyet Üsküdar'da tartışılacak On5yirmi5.com "Medeniyet" Üsküdar'da tartışılacak Bağlarbaşı Kültür Merkezi 9-10 Şubat tarihlerinde 'Yüceltme ve Reddiye Arasında Medeniyeti Anlamak' başlıklı uluslararası bir sempozyum yapılacak. Yayın

Detaylı

1- el-kavaidul- esasiyye lil- Lugatil-arabiyye (Arapça), Seyyid Ahmet el-haşimi.

1- el-kavaidul- esasiyye lil- Lugatil-arabiyye (Arapça), Seyyid Ahmet el-haşimi. القواعد كتب A-GRAMER KİTAPLAR 1- el-kavaidul- esasiyye lil- Lugatil-arabiyye (Arapça), Seyyid Ahmet el-haşimi. 2- Mebâdiul-arabiyye (I-IV Cüz ) Arapça, Muallim REŞİT, eş-şartuni. 3- Câmiud-durûsil-arabiyye

Detaylı

D.Ü. İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DKAB BÖLÜMÜ GÜZ DÖNEMİ DERS MÜFREDATI (17.09.2013)

D.Ü. İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DKAB BÖLÜMÜ GÜZ DÖNEMİ DERS MÜFREDATI (17.09.2013) 1_2013 Güz Dönemi Dersleri (DKAB) D.Ü. İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DKAB BÖLÜMÜ GÜZ DÖNEMİ DERS MÜFREDATI (17.09.2013) DKAB 1. SINIF (ZORUNLU) I. YARIYIL(GÜZ) D.Kodu O.Kod Branşı Dersin

Detaylı

İbn Sînâ da Varlık-Mahiyet Ayrımının Epistemolojik Bağlamı

İbn Sînâ da Varlık-Mahiyet Ayrımının Epistemolojik Bağlamı Beytulhikme An International Journal of Philosophy ISSN: 1303-8303 Volume 3 Issue 2 December 2013 Araştırma Makalesi / Research Article İbn Sînâ da Varlık-Mahiyet Ayrımının Epistemolojik Bağlamı Epistemological

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

TOPLANTI/KİTAP TANITIMI C.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi XIII/1-2009, 341-345

TOPLANTI/KİTAP TANITIMI C.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi XIII/1-2009, 341-345 TOPLANTI/KİTAP TANITIMI C.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi XIII/1-2009, 341-345 Tefsir Anabilim Dalı VI. Koordinasyon Toplantısı Günlüğü İsmail ÇALIŞKAN * İlahiyat Fakülteleri Tefsir Anabilim Dalları VI.

Detaylı

GELENEKTEN SAPMALARIN KİTABI: OSMANLININ GÖRSEL ŞİİRLERİ

GELENEKTEN SAPMALARIN KİTABI: OSMANLININ GÖRSEL ŞİİRLERİ GELENEKTEN SAPMALARIN KİTABI: OSMANLININ GÖRSEL ŞİİRLERİ Ahmet AKDAĞ 1. Dr. Özer ŞENÖDEYİCİ : Şenödeyici, 1981 yılında Kocaeli de doğdu. İlk ve ortaöğrenimi bu şehirde tamamladıktan sonra 1999 yılında

Detaylı

HAFTALIK SINIF DERS PROGRAMI Tarih : 18.09.2015

HAFTALIK SINIF DERS PROGRAMI Tarih : 18.09.2015 Sınıfın Adı : -A İLH Sınıf Öğretmeni HAFTALIK SINIF DERS PROGRAMI Tarih :.0.0.0.0 0.0.0.0.0.0.0 0.0.0 AKAE AKAE HDU SYN HDU SYN OSM TUS OSM TUS ADB ADB TOPLAM DERS SAYISI : 0 ARAP DILI BELAGATI ALADİN

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ GENEL YAYIN İLKELERİ

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ GENEL YAYIN İLKELERİ KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ GENEL YAYIN İLKELERİ 1. Karadeniz Teknik Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi hakemli bir dergidir. Yılda iki kez yayımlanır. 2. KTÜİF Dergisi

Detaylı

TEFSIR NASIL BIR ILIMDIR? Tarhşmalı İ1mi İhtisas Toplantısı. 15-16 Mayıs 2010 İSLAMI İLİMLERDE METODOLOJİIUSÜL- IW3

TEFSIR NASIL BIR ILIMDIR? Tarhşmalı İ1mi İhtisas Toplantısı. 15-16 Mayıs 2010 İSLAMI İLİMLERDE METODOLOJİIUSÜL- IW3 İSLAMI İLİMLERDE METODOLOJİIUSÜL- IW3 TEFSIR NASIL BIR ILIMDIR? Tarhşmalı İ1mi İhtisas Toplantısı 15-16 Mayıs 2010 Çamlıca Sabahattin Zaim Kültür Merkezi İstanbul2011 ~ en " sar ISBN: 978-605-5309-0()..8

Detaylı

MANASTIR TIBBI (Monastic Medicine)

MANASTIR TIBBI (Monastic Medicine) MANASTIR TIBBI (Monastic Medicine) Hipokratik-Galenik Tıp ekolunun devamı Cerrahi teknikler bilinmesine rağmen, yüksek enfeksiyon riski nedeniyle zorunlu haller dışında pek uygulanmıyor Tam olarak hangi

Detaylı

HZ. PEYGAMBER DÖNEMİNDE SAĞLIK HİZMETLERİNDE KADINLARIN YERİ Levent Öztürk, Ayışığı Kitapları, İstanbul 2001, 246 s. Fatmatüz Zehra KAMACI

HZ. PEYGAMBER DÖNEMİNDE SAĞLIK HİZMETLERİNDE KADINLARIN YERİ Levent Öztürk, Ayışığı Kitapları, İstanbul 2001, 246 s. Fatmatüz Zehra KAMACI sakarya üniversitesi ilahiyat fakültesi dergisi 9 / 2004 s. 219-223 kitap tanıtımı HZ. PEYGAMBER DÖNEMİNDE SAĞLIK HİZMETLERİNDE KADINLARIN YERİ Levent Öztürk, Ayışığı Kitapları, İstanbul 2001, 246 s. Fatmatüz

Detaylı

KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ZORUNLU ARAPÇA HAZIRLIK NORMAL ÖĞRETİM DERS PLANI VE İÇERİKLERİ (2014-2015 Akademik Yılı)

KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ZORUNLU ARAPÇA HAZIRLIK NORMAL ÖĞRETİM DERS PLANI VE İÇERİKLERİ (2014-2015 Akademik Yılı) KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ZORUNLU ARAPÇA HAZIRLIK NORMAL ÖĞRETİM DERS PLANI VE İÇERİKLERİ (2014-2015 Akademik Yılı) ARAPÇA HAZIRLIK SINIFI GÜZ YARIYILI (BİRİNCİ KUR) Y. YIL ÖN KOŞUL DERSİN

Detaylı

GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÇORUM İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ

GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÇORUM İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÇORUM İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ ISSN 1303-7757 2003/1 Yıl: 2, Cilt: II, Sayı: 3 GAZI UNIVERSITY THE JOURNAL OF CORUM FACULTY OF THEOLOGY ISSN 1303-7757 2003/1 Year: 2, Vol.:II, Issue:

Detaylı

İmam Abdüsselam Yasin Derneği, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesiyle ortaklaşave Dayanışma

İmam Abdüsselam Yasin Derneği, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesiyle ortaklaşave Dayanışma The Foundation for Research in Islamic Sciences İmam Abdüsselam Yasin Derneği, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesiyle ortaklaşave Dayanışma İMAM ABDÜSSELAM YASİN NİN NEBEVİ YÖNTEM NAZARİYESİNDE DEĞİŞİM;

Detaylı

Güzel Bir Kitap: 'İslam Estetiği'

Güzel Bir Kitap: 'İslam Estetiği' On5yirmi5.com Güzel Bir Kitap: 'İslam Estetiği' Sanat ve edebiyat çevresinin yakından tanıdığı Turan Koç, 'İslam Estetiği' adlı kitabını çıkardı. Kitap, meraklılarına yön gösteriyor... Yayın Tarihi : 8

Detaylı

Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri

Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri 1. Yıl Ders Planı 1. Yarıyıl Türkçe Öğretiminde Çağdaş Yaklaşımlar ETO701 1 2 + 1 7 Türkçe öğretiminde geleneksel uygulamalardan

Detaylı

Kitap A dı Yayınevi. Wilhelm von Humbold 2012 141-147. Batı Düşüncesi İSAM Yayınları 2009. Husserl Say Yayınları 2006. Yayın Yılı Ahmet Cevizci

Kitap A dı Yayınevi. Wilhelm von Humbold 2012 141-147. Batı Düşüncesi İSAM Yayınları 2009. Husserl Say Yayınları 2006. Yayın Yılı Ahmet Cevizci Mezun Olduğu Fakülte Fakülte Mezuniyet Dokuzeylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yüksek Lisans Tez Adı Enstitü Yer Yıl Nietzsche'nin Postmodernizme Bakımından Etkileri Uludağ Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü

Detaylı

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ERCİYES ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ (H. Mehmet Bayraktar İlahiyat Fakültesi) TANITIM KİTAPÇIĞI (2014-2015) KAPAK İLAHİYAT FAKÜLTESİ Tarihçe 16 Aralık 1965 tarihinde Yüksek İslam Enstitüsü adıyla Milli

Detaylı

İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ

İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ DİN PSİKOLOJİSİ ÖZEL SAYISI Prof. Dr. Kerim Yavuz Armağanı Çukurova University Journal of Faculty of Divinity Cilt 12 Sayı 2 Temmuz-Aralık 2012 ÇUKUROVA

Detaylı

KİŞİSEL BİLGİLER. İlyas CANİKLİ. Yrd. Doç. Dr. Temel İslam Bilimleri

KİŞİSEL BİLGİLER. İlyas CANİKLİ. Yrd. Doç. Dr. Temel İslam Bilimleri KİŞİSEL BİLGİLER Adı-Soyadı: İlyas CANİKLİ Unvan: Yrd. Doç. Dr. Doğum Yeri ve Yılı: Samsun-Terme/ 1966 Bölüm: Temel İslam Bilimleri Tel: 0530 9576891 E-Posta: icanikli@mynet.com; ilyascanikli@gmail.com

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

Bilimsel Yasa Kavramı. Yrd.Doç.Dr. Hasan Said TORTOP Kdz.Ereğli-2014

Bilimsel Yasa Kavramı. Yrd.Doç.Dr. Hasan Said TORTOP Kdz.Ereğli-2014 Bilimsel Yasa Kavramı Yrd.Doç.Dr. Hasan Said TORTOP Kdz.Ereğli-2014 Bilimsel yasa her şeyden önce genellemedir. Ama nasıl bir genelleme? 1.Bekarla evli değildir. 2. Bahçedeki elmalar kırmızıdır 3. Serbest

Detaylı

KİŞİSEL BİLGİLER. Metin ÖZDEMİR. Prof. Dr. Kelam ve Mezhepler Tarihi. ozdemirmetin@hotmail.com

KİŞİSEL BİLGİLER. Metin ÖZDEMİR. Prof. Dr. Kelam ve Mezhepler Tarihi. ozdemirmetin@hotmail.com KİŞİSEL BİLGİLER Adı-Soyadı: Unvan: Metin ÖZDEMİR Prof. Dr. Doğum Yeri ve Yılı: Gülyalı-Ordu/ 1966 Bölüm: Kelam ve Mezhepler Tarihi Tel: 0 (312) 466 75 33/ E-Posta: ozdemirmetin@hotmail.com EĞİTİM BİLGİLERİ

Detaylı

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.)

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) Ben seni sevdiğim için eğer bahâ derler ise İki cihân mülkün verem dahı bahâsı yetmeye (Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) İki cihân

Detaylı

DERGİ YAYIN İLKELERİ

DERGİ YAYIN İLKELERİ 471 DERGİ YAYIN İLKELERİ 1. Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, yılda iki sayı (Haziran-Aralık) yayımlanan hakemli bir dergidir. 2. Derginin yayın dili Türkçe'dir, ancak Türkçe özet verilerek

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

Makbul Re y Tefsirinin Yöneldiği Farklı Alanlar. The Different Fields Twords That The Commentary By Judgement Has Gone

Makbul Re y Tefsirinin Yöneldiği Farklı Alanlar. The Different Fields Twords That The Commentary By Judgement Has Gone Ahmet ALABALIK *1 Özet Bilindiği üzere re y tefsiri makbul ve merdut olmak üzere iki kısma ayrılır. Bu makalede makbul olan re y tefsirlerindeki farklı yönelişleri ele aldık. Nitekim re y tefsiri denildiğinde

Detaylı