TFF SAĞLIK EĞİTİM PROGRAMI TAKIM FİZYOTERAPİSTLERİ DERS NOTLARI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TFF SAĞLIK EĞİTİM PROGRAMI TAKIM FİZYOTERAPİSTLERİ DERS NOTLARI"

Transkript

1 TFF SAĞLIK EĞİTİM PROGRAMI TAKIM FİZYOTERAPİSTLERİ DERS NOTLARI

2 Sevgili Sağlık Ekibi Çalışanları, Bildiğiniz gibi Haziran 2009 da kabul edilen yeni Sağlık Ekiplerinin Yapılanmaları ve İşleyişleri Talimatı çerçevesinde Sağlık Ekipleri Eğitimi Programı da yeniden düzenlendi. Bu çerçevede ilki Temmuz 2009 ve 3-4 Ağustos 2009 tarihlerinde TFF Sağlık Eğitim Programı 1. Basamak Kursu adı altında yapılan kursların ikincisinin Aralık 2009 tarihinde, üçüncü ve sonuncusunun ise 2010 futbol sezonu bitiminde yapılması planlanmaktadır. Yine yeni talimat çerçevesinde eğitim programına katılan kişilerin, program sonunda kendi branş programları çerçevesinde sınava tabi tutulmaları öngörülmektedir. Sınavdaki başarı oranını arttırmak ve başarıyı kolaylaştırmak amacıyla, her bir TFF Sağlık Eğitim Kursu sırasında yapılacak olan sınavın bir önceki kursta anlatılanlarla sınırlı olması kararlaştırılmıştır. Elinizdeki bu TFF Sağlık Eğitim Programı 1. Basamak Kursu Ders Notları bu amaçla hazırlandı. Bu şekilde kurs sırasında anlatılan güncel bilgilere toplu halde ulaşma imkanı yanında, her an ve her yerde bu bilgileri tekrar tekrar okuma ve gözden geçirme kolaylığı sağlanmış olmaktadır. Eğitim faaliyetlerinin sporcu sağlığı ve yüksek sportif performans açısından önemi açıktır. Amacımız sağlık ekibi çalışanları olarak hem bireysel gelişimimizi daha ileriye taşımak, hem de Türk futbolunu sağlık alanında bugün olduğu gibi hep en önlerde tutmaktır. Dr. Ömer Taşer TFF Sağlık Kurulu Başkanı

3

4 İÇİNDEKİLER 1. Fizyolojiye Giriş, Temel Fizyoloji Dr. Lütfi Çakar 2. Egzersiz Fizyolojisine Giriş (Bilim Dalı Olarak Egzersiz Fizyolojisi, Temel Konuları, Antrenman Bilgisi ve Bilimi ile İlişkisi) Dr. Sanlı Sadi Kurdak 3. Sinir Sistemi (MSS-PSS-OSS) Dr. Ümmühan İşoğlu Alkaç 4. Sinir Sistemi (Motor Kontrol, Hareket, Derin Duyu, Kemik-Veter Refleksi) Dr. Ümmühan İşoğlu Alkaç 5. Kan ve İmmün Sistem Dr. Safinaz Yıldız 6. Kalp-Dolaşım ve Solunum Sistemi Dr. Fadıl Özyener 7. Kas (Kas Yapısı, Kas Lifi Tipleri, Kasılma, Kasılma Tipleri, Antrenmana Yanıt) Dr. Hakan Gür 8. Kemik Metabolizması Dr. Gökhan Metin 9. Enerji Metabolizması (Giriş, Aerobik Sistem) Dr. Cem Şeref Bediz 10. Enerji Metabolizması (Anaerobik Sistemler) Dr. İlker Yücesir 11. Enerji Metabolizması (Laktat Eşiği, Obla, Maks. VO 2, Oksijen Borçlanması, Toparlanma) Dr. Hızır Kurtel 12. Aerobik Güç, Anaerobik Güç Ölçme Değerlendirme Yöntemleri (Testler) Dr. Özgür Kasımay Çakır

5 13. Aerobik, Anaerobik Dayanıklılık. Aerobik Antrenman Prensipleri, Eşik Altı ve Üzeri Çalışmalar Fatih Yıldız 14. Kuvvet (Halter) Çalışmaları Temel Prensipler Fatih Yıldız 15. Çabukluk, Çeviklik Adnan Kamar 16. Denge, Koordinasyon, Beceri İlhan Er, Mustafa Korkmaz 18. Pliyometrik Çalışmalar Cevat Güler 19. Spora Dönüş Çalışmaları Cevat Güler

6 Fizyolojiye Giriş, Temel Fizyoloji Dr. Lütfi Çakar İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Fizyolojinin Tanımı ve Dalları Fizyoloji, iki latince sözcükten; physus ve logostan kaynağını alır. Physus yaşam; logos ise bilim anlamına gelir. Fizyoloji sözcüğü, geniş anlamda canlı organizmalardaki tüm yaşamsal işlevleri inceleyen bir bilim dalını tanımlamaktadır. Organizma tarafından dış uyaranların nasıl algılandığı, nasıl işlenip cevaplandırıldığı, solunum, dolaşım, sindirim, boşaltım, üreme fonksiyonlarının nasıl gerçekleştiği, vücudumuzdaki kasların nasıl kasıldığı, ışık enerjisinin sinir sisteminde nasıl görüntüye dönüştüğü ve bilincin nasıl oluştuğu, sistemler arasındaki koordinasyonun nasıl sağlandığı gibi tüm fonksiyonel işlevler fizyolojinin inceleme kapsamındadır. Adından da anlaşılacağı gibi, fizyolojinin kapsamı gerçekten çok geniştir ve birçok dalları vardır. Fizyoloji, ilk başta incelenen organizmanın cinsine göre; Bitki Fizyolojisi, Hayvan Fizyolojisi ve İnsan Fizyolojisi olarak farklı dallara ayrılır. Sağlık bilimlerinde insan fizyolojisi ön plandadır. Bu derslerde, insan organizmasını oluşturan sistem ve organların, bunları oluşturan çeşitli dokuların ve hücrelerin nasıl çalıştıkları, başka bir deyimle, nasıl fonksiyon gördükleri anlatılır. Bu konuda çalışanlar, vücudun yaşamasını ve çalışmasını sağlayan kontrol sistemleri ve düzenleme mekanizmalarını deneysel yöntemlerle açıklamaya ve keşfetmeye çalışırlar. Bulguların çoğu, hayvanlar üzerinde yapılan deneylere dayandığından, sağlık bilimlerinde hayvan fizyolojisi ve Karşılaştırmalı (Komparatif) Fizyolojiden de oldukça yararlanılmaktadır. İncelenen özel veya sistemik fonksiyonlara veya organizasyon düzeylerine göre de fizyoloji; Sistem Fizyolojisi (Solunum Fizyolojisi, Nörofizyoloji, Kardiyovasküler Fizyoloji gibi) ve Hücre Fizyolojisi veya Moleküler Fizyoloji alt dallarına ayrılır. Gerçekten, bugün bilim ve teknik alanındaki baş döndürücü ilerlemeler sayesinde, fizyoloji alanındaki araştırma ve açıklamalar tamamen moleküler düzeyde yoğunlaşmış bulunmaktadır. Çeşitli çevre faktörleri de organ veya dokuların normal fonksiyonlarını önemli derecede etkiler. Atmosfer basıncı ve ısı değişiklikleri, iklim koşulları, hava kirliliği gibi çevresel faktörlerin insan organizması üzerindeki etkilerini inceleyen bilim dalına Çevre Fizyolojisi adı verilmektedir. Çevre fizyolojisi içinde, yüksek yerlerde yaşayanlarda meydana gelen adaptasyon mekanizmalarını inceleyen bölümü Yükseklik Fizyolojisi veya Havacılık Fizyolojisi; insan organizmasının uzay koşullarına adaptasyonunu inceleyen bölümü de Uzay Fizyolojisi veya Tıbbı olarak adlandırılır. Gerçekte uzay fizyolojisi, yükseklik veya havacılık fizyolojisi ile bazı ortak sorunları kapsadığından Hava-Uzay Fizyolojisi veya Tıbbı diye de anılır. Zira, her ikisinde de atmosfer basıncı azalmasının, hiperbarik oksijen solumanın, ültraviyole ışınlarının ve radyasyonun organizma üzerindeki etkileri incelenmektedir. 1

7 Çevre fizyolojisi kapsamına giren diğer bir bilim dalı Sualtı Fizyolojisi veya Hiperbarik Tıptır. Bu bilim dalında; yüksek basınç altında, köprü ve tünel inşaatları, maden ve petrol arama gibi işlerde çalışan işçilerin, balıkadamların ve dalgıçların, denizaltılardaki görevlilerin, içinde bulundukları yüksek basınç, soludukları yüksek gaz basınçları ve düşük çevre temperatürü nedenleriyle, çeşitli vücut fonksiyonlarında meydana gelen değişiklikler ve bunlara karşı oluşan uyum mekanizmaları incelenir. Özellikle, bu basınçlarda daha uzun süre kalabilme ve yüksek basınçtan deniz düzeyine dönüşlerde karşılaşılan tehlikeli bir takım aksaklıkların ne gibi önlemlerle giderilebileceği araştırılır. Amatörce veya profesyonel olarak spor yapan deneklerde yeni bir takım adaptasyon mekanizmaları gelişir. Bunları inceleyen bilim dalına Spor Fizyolojisi adı verilmektedir. Her çeşit spor dalı ve sağlıklı yaşam için, her yaş ve cinse uygun sportif aktivitelerin düzenlenmesi de spor fizyolojisinin araştırma kapsamındadır. İleride görüleceği gibi, tam sağlıklı organizmalarda bile fonksiyonlar her zaman sabit değildir ve belirli sınırlar arasında dengede tutulmaya çalışılmaktadır. Herhangi bir fonksiyon veya parametrede meydana gelen değişikliklerin normal sınırların dışına taşması durumunda, patolojik durumlar ve hastalıklar ortaya çıkar. Bu çeşit durumların incelenmesi, Fizyopatoloji veya Patolojik Fizyoloji veyahut da modern deyimi ile Klinik Fizyoloji denilen bir bilim dalının konusunu oluşturur. Fizyolojide herhangi bir sistemin normal fonksiyonu incelenirken, bazen patolojik koşullarda oluşan değişikliklere de değinilir ve böylece, incelenen sistem veya organların normal fonksiyonlarının daha iyi anlaşılması sağlanır. Canlı Yapının Özellikleri Fizyoloji, canlı organizmada meydana gelen fonksiyonel olayları incelediğine göre, ilk önce yaşam belirtilerinin, bir başka deyimle, canlıyı cansız varlıklardan ayıran belirgin özelliklerin tanımlanması gerekmektedir. Canlı yapıyı cansız varlıklardan ayıran ve yaşamı tek bir özellikle açıklayabilen kısa ve net bir tanım yoktur. Bu nedenle, bilim adamları yaşamı, canlı yapının özellikleri olarak adlandırılan bir dizi kavramla tanımlamaktadırlar. İnsan organizması söz konusu olduğunda, bu özellikler; organizasyon, uyarılabilme ve iletebilme, hareket, metabolizma, büyüme ve farklılaşma, üreme başlıklarıyla özetlenmektedir. Aşağıda, yaşamı tanımlayan bu kavramların içeriklerine ana hatlarıyla değinilecektir. Organizasyon: Canlı yapının temeli, atomların, moleküllerin ve makromoleküllerin yapısal ve fonksiyonel olarak hiyerarşik bir düzen içindeki organizasyonu ile başlar. Her yeni organizasyonda, bir önceki yapının işlevleri tamamiyle farklı bir özellik kazanmaktadır. Böylece, daha ileri bir organizasyonla organeller meydana gelir. Organellerin ve kimyasal olayların fonksiyonel organizasyonuyla hücre düzeyine erişilir. Hücreler, canlının temel niteliklerini içeren ve birçok yapısal özellikleri bulunan en küçük birimidir. Hücrelerin daha ileri düzeydeki organizasyonu dokuları oluşturur. Doku; çok sayıda benzer hücrenin, belirli bir fonksiyonu yerine getirmek üzere yaptıkları bir gruplaşmadır. Doku hücreleri, çeşitli oran ve tipte, cansız, hücrelerarası maddelerle (matriks) çevrelenmiştir. İnsan 2

8 vücudunda dört esas doku tipi bulunmaktadır. Bunlar; sinir, kas, bağ ve epitel dokulardır. Belirli bir fonksiyonu yerine getirmek üzere, birçok farklı tipte dokunun birlikte oluşturduğu çok daha karmaşık yeni yapıya organ adı verilir. Dokuların, farklı organlardaki miktar, oran ve dağılımı büyük değişiklikler göstermektedir. Bu değişiklikler, sadece organın anatomik yapı özelliğini belirlemekle kalmaz; aynı zamanda fonksiyonlarını da önemli derecede etkiler. Kas ve özel bağ dokusunun şeklini; özelleşmiş epitel dokusunun boşluklarını çevrelediği ve çalışmasını sinir dokusunun düzenlediği kalp, organ düzeyindeki organizasyona güzel bir örnektir. Karmaşık, çok özel fonksiyonları yerine getirmek üzere, değişik sayı ve çeşitte organın birlikte oluşturduğu daha ileri bir organizasyona sistem adı verilir: solunum sistemi, dolaşım sistemi, sindirim sistemi, boşaltım sistemi, üreme sistemi gibi. Sistemler biribirlerinin görevlerini tamamlayacak biçimde bir bütünü; bir organizmayı meydana getirirler. Uyarılabilme ve iletebilme: Organizmanın zararlı uyaranlardan kaçmak, yararlı olanlara doğru yönelmek üzere iç veya dış ortamındaki değişkenleri algılaması ve uyartıları vücut içinde bir bölgeden diğer bir bölgeye iletebilme yeteneğidir. Uyarılabilme ve iletebilme, özellikle kas ve sinir hücrelerinde oldukça iyi gelişmiş bir yetenektir. Hareket: Canlı organizma, vücut içinde besinlerin, kanın veya diğer maddelerin dengeli bir dağılımını sağlamak, gerekli olanlarını ilgili bölgelere yönlendirmek üzere iç ortamında veya zararlı uyaranlardan kaçmak ve yararlı uyaranlara doğru yönelmek üzere dış ortamda hareket meydana getirme yeteneğine sahiptir. Metabolizma: Canlı özelliklerinin devam edebilmesi için organizmanın gereksinim duyduğu enerji ve çeşitli sentezler, çok karmaşık biyokimyasal reaksiyonlar sonucu meydana gelmektedir. Organizmada, bu amaçla oluşan tüm biyokimyasal işlemler, metabolizma olarak adlandırılır. Metabolizma için dışarıdan alınan karmaşık besin maddelerinin, sindirim kanalında mekanik ve kimyasal olaylarla yapı taşlarına ayrılması (anabolik reaksiyon) ve daha sonra çeşitli sentezlerde kullanılmak üzere (katabolik reaksiyon) kanal çevresindeki vücut sıvıları içine alınması işlemi sindirim ve emilim fonksiyonu olarak tanımlanır. Metabolik olaylar için, sindirim enzimleri ve hormon gibi özel maddelerin sekresyonla ilgili bölgelere ulaştırılması gerekmektedir. Biyokimyasal reaksiyonlarda gerekli oksijenin alınması, taşınması ve kullanımı ise solunum ile sağlanır. Gaz değişimi, akciğerlerde alveolar hava ve kapiller kan arasında (dış solunum) ve dokular düzeyinde kapiller kan ve hücreler arasında (iç solunum) olmak üzere iki farklı düzeyde meydana gelmektedir. Özel kimyasal reaksiyonlar vücutta farklı bölgelerde meydana geldiğinden, besin maddeleri, oksijen, hormon, mineral, vitamin ve atık ürün gibi birçok madde ve sıvıların vücuttaki hareketi, vücut ısısının dengelenmesi dolaşım sistemiyle sağlanmaktadır. Boşaltım ise metabolizma sırasında açığa çıkan zararlı atıkların vücuttan uzaklaştırılması işlemidir. Tüm bu işlevler metabolizma adı altında genelleştirilerek, değerlendirilmektedir. 3

9 Büyüme ve farklılaşma: Organizmanın şeklinde büyük bir değişiklik olmaksızın, hücrelerin sayı ve boyutunda meydana gelen artmaya büyüme; bazı hücrelerin özel bir görevi yerine getirmek üzere uzmanlaşmasına da farklılaşma adı verilir. Büyüme ve farklılaşma sonucu organizmanın şekil ve fonksiyonlarında büyük değişiklikler meydana gelmektedir. Üreme-Yeni bir canlının oluşumu ve aynı zamanda büyüme, tamir, yaşlı ve ölü hücrelerin yerine yenilerinin konması amacıyla hücre bölünmesi olaylarını kapsamaktadır. Bütün bu yaşam belirtileri, bunların vücuttaki fonksiyonel özellikleri, diğer sistem fonksiyonları ile integrasyonu ve kontrol mekanizmaları, fizyolojinin inceleme ve araştırma konularını oluşturmaktadır. Yaşamın Süregelmesi İçin Uygun Ortam Koşulları İnsan, dünyadaki çevre koşullarına uyum göstermiş bir canlıdır. Canlılık özelliklerinin devam edebilmesi, organizma çevresinde ancak belirli ortam koşullarının bulunması halinde mümkündür. İnsanın yaşamı için uyum sağladığı ve sıkı sıkıya bağlı olduğu bu çevre koşulları nelerdir? Aşağıda kısaca bunlardan bahsedilecektir. 1-Su. İnsan vücudunun % 60 ını oluşuran su yaşam için esastır. İyonik bileşikler için mükemmel bir çözünme ortamı oluşturduğundan, kimyasal olayların çoğu sulu ortamlarda gerçekleşir. Su, elektrostatik güçleri de 80 kat azaltır. Vücut temperatürünün dengeli dağılımı ve düzenlenmesi, yaşam için gerekli maddelerin emilimi, hareketi ve fazlasının vücuttan atılımı mutlaka suya gereksinim gösterir. Bu işlevler gerçekleştirilirken, vücut ile dış ortam arasında, günde 2,5 litre kadar su değişimi zorunludur. 2-Besin. Vücut yapısının oluşturulması ve yaşamsal işlevlerin sürdürülebilmesi için gerekli maddelerin dışarıdan besin olarak alınması zorunludur. İnsan, yaşam enerjisini bitkilerden veya bunları daha önce besin olarak kullanmış hayvansal gıdalardan sağlar. Aldığımız besinler, sindirim sisteminde her hücrenin ihtiyacını karşılayacak şekilde önce kimyasal yapı taşlarına kadar parçalanır; daha sonra kana emilerek ya vücut yapısının oluşturulmasında veyahut da kimyasal enerji elde edilmesinde kullanılırlar. 3-Oksijen. Atmosferin % 2l ini oluşturan bir gazdır. Çoğu canlı hücrelerde olduğu gibi, insan vücudu da, enerji elde etmek üzere dışarıdan besin olarak aldığı enerji maddelerini oksidize eder. Bunun için devamlı oksijene gereksinim vardır. Erişkin bir insan 1 dakikada istirahat durumunda ml; egzersizde ise ml kadar oksijen tüketir. Bu önemli gazın yokluğunda, hücreler yaşam enerjilerini üretemez ve birkaç dakika içinde ölürler. 4-Uygun çevre temperatürü. İnsan bedeni, 37 o C civarında bir iç temperatürde yaşam sürdürmek üzere programlanmıştır. Üzerinde yaşadığımız dünyada, kutuplardan ekvatora, deniz düzeyinden yüksek dağlara kadar l20 o C lik bir temperatür değişikliğine karşın, uygun düzenleme mekanizmaları ile vücut ısısı l o C sınır içinde sabit tutulmaya çalışılmaktadır. Yükseklere çıktıkça, atmosferin üst tabakalarında daha az 4

10 ültraviyole emilimi nedeniyle ısı düşer. Bundan dolayı, deniz düzeyinde temperatür 20 o C iken, 3 km lik bir dağda veya yükseklikte O o C; 6 km de 22 o C; 9 km de -44 o C; l2 km de 55 o C dir. Su ortamında da, suyun ısı iletimi havaya göre 30 kat yüksek olduğundan, hızlı ısı kaybı veya kazanılması nedenleriyle organizma vücut ısısının korunması açısından çok daha fazla çaba harcamak durumundadır. İnsanın, yeryüzündeki dar sınırlarda bile zorlandığı koşullarda, karanlık ve buzla kaplı, ortalama -l84 o C ısıya sahip pluton gezegeni veya ortalama 427 o C de yanan venüs gezegeni gibi yabancı ortam temperatürlerinde devamlı yaşaması mümkün değildir. 5- Uygun çevre basıncı. İnsan yeryüzünde hava okyanusunun oluşturduğu 760 mm Hg lık bir basınç altında bulunur. Bu atmosfer basıncı, normal solunum hareketleri için önemli ve akciğerlerde gaz değişimi için esastır. Atmosfer basıncının azalması veya artması yaşamı önemli derecede etkiler. Denizlerde, derinlere doğru yaklaşık her l0 metrede l atmosfer artan basınç, organizma üzerinde yüksek hidrostatik basınç ve yüksek gaz basınçları olarak farklı iki yönde etkili olur. İnsanın vücut yapısı suya dalmada diğer canlılara göre daha dezavantajlı durumdadır. Yüksek basıncın tamamen moleküler düzeyde, özellikle nörotransmitterlerin depolanması, salgılanması ve geri dönüşümü, membranlarda iyon hareketleri, enzim aktiviteleri, genel protein ve yağ metabolizması üzerine etkisiyle oluşan aksaklıklara nörolojik sendrom adı verilir. Nörolojik sendrom; titreme, EKG anomalileri, solunum bozuklukları ve en sonunda hareketsizlik ve ölümle sonuçlanabilir. Yüksek gaz basınçlarının zararları ise yüksek basıncın etkisiyle kan ve dokularda artan eriyik haldeki solunum gazlarından kaynaklanmaktadır. Otuz metreden başlayarak, vücut sıvılarında artan azotun etkisiyle azot veya derinlik sarhoşluğu dediğimiz alkol zehirlenmesine benzer bir durum ortaya çıkar. Oksijen miktarının artması da son derece zararlıdır. İki atmosferden daha yüksek basınçta saf oksijen solunması, sinir sistemini etkileyerek oksijen zehirlenmesine yol açar. Ayrıca, yüksek basınçta kanda absorbe edilen oksijen, metabolizma için yeterli olduğundan, hemoglobine bağlanan kısmı ayrılmaz ve sonuçta bağlanacak hemoglobin bulamayan karbondioksitin taşınması bozulur. Zaten yüksek basınçla artan karbondioksit basıncının dokularda 70 mm Hg yı aşması durumunda, belirtilen aksaklıklara bir de karbondioksit zehirlenmesi eklenir. Bu nedenle, bazı durumlarda verilmesi zorunlu olan saf oksijenin, üç atmosferden daha düşük basınçta ve beş saatten daha kısa bir süre için verilmesi uygundur. Uzun süre soluma için, yüksek basınç kamaralarında ise oksijen l60 mm Hg basınçta sabit tutulmalıdır. Dalgıç veya pilotun yüksek basınçtan düşük basınca hızla çıkması sırasında, dokularda eriyen gazın, adeta kaynayan sudan çıkan hava baloncukları gibi baloncuk oluşturarak damarları tıkaması, sinirlere basınç yapması ve zarları yırtması, vurgun dediğimiz son derece tehlikeli bir olaya yol açmaktadır. Deniz düzeyinden yükseklere ve uzaya doğru çıkılmasında ise atmosfer basıncının azalması da yaşamı sınırlar ve bazı ilave önlemlerin alınmasını gerektirir metreye kadar olan yüksekliklerde, düşen atmosfer basıncı ile orantılı olarak gelişen hipoksi fazla etkili olmaz iken, birdenbire

11 metrenin üzerine çıkılması; baş dönmesi, bulantı, kusma, görme ve işitme bozuklukları, huysuzluk, uykusuzluk ve halsizlik ile belirgin dağ hastalığına neden olur. Yaşamın bu yükseklikte sürdürülmesi durumunda, 2-3 hafta içinde gelişen uyum mekanizmaları ile, vücut gereksinimleri kısmen karşılanır ve halsizlik dışında semptomlar kaybolur. Ancak, daha ileri bir uyum mekanizması gelişemediğinden, insan metre yükseklikte ilave oksijen solumak; l4.000 metreden itibaren de basınçlı oksijen solumak ve basınç ayarlı özel elbise giymek zorundadır. Aksi halde, başta oksijen yetersizliğinden ve ayrıca, l9 km deki basıncın 47 mm Hg lık su buharı basıncına eşit olmasından, bu yükseklikte vücuttaki tüm sıvıların buhar haline geçmesiyle, bir kaç saniye içinde yaşam sona erer. Hızları ve çağdaşlıkları ile vazgeçemediğimiz uçaklar, önlem alınmadan kısa bir süre bile yaşamın imkânsız olduğu yüksekliklerde; jet yolcu uçakları 6-l4 km; süpersonik uçaklar ise l8-2l km ler arasında uçmaktadırlar. Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, genel yolcu taşımacılığında kullanılan uçakların kabin içi basıncı, hipoksinin etkisiz olduğu l,5-2,5 km yüksekliklerdeki basınçta sabit tutulmalıdır. Bir aksaklık sonucu kabin basıncının yüksekteki ortam basıncına dengelenmesi durumunda, otomatik olarak basınçlı oksijen verilmesi zorunludur. 6- Zararlı radyasyondan korunma. Güneş ışınları yeryüzüne ulaşıncaya kadar, atmosfer tabakası, özellikle atmosferin üst tabakasında bulunan ince ozon tabakası tarafından süzülür. Böylece, ültraviyole radyasyonun çoğu filtre edilerek vücudumuz zararlı radyasyondan korunmaktadır. Endüstriyel atıklarla atmosfere kloroflorokarbon türü soğutucular, sprey püskürtücüler ve azot oksidin salınması ve yüksek irtifada seyreden uzay araçları, zararlı radyasyonu absorplayan son derece yararlı ozon tabakasının parçalanmasına neden olur. Böyle bir durumda, yeryüzüne ulaşan zararlı radyasyon artacağından, dünyanın tüm florasını etkileyecek iklim değişiklikleri, deri kanserleri ve genetik yapımızda mutasyonlar ortaya çıkacaktır. İç Ortam ve Homeostazis Hücrelerin, daha önce belirtilen yaşamsal yeteneklerini sürdürebilmesi, uygun ortam koşullarında devamlı enerji üretimine bağlıdır. Enerji, bazı organik maddelerin oksijen ile yakılmasından elde edilir. Tek hücreli canlılarda, metabolizma için tüm gereksinimler doğrudan doğruya hücre ve içinde bulunduğu ortam arasında sağlanmaktadır. İnsan vücudunda 75 trilyonluk bir hücreler topluluğu içinde, dış ortamdan çok uzaklarda bulunan hücrelere, besin maddelerinin alınması, sindirim sisteminde parçalanması, emilmesi ve kan ile ilgili yerlere taşınması gerekmektedir. Aynı zamanda oksijen ortamından uzaktaki bu hücrelere akciğerlerle oksijenin alınması, kanda tutulması ve yine dolaşım ile ilgili yerlere taşınması zorunludur. Metabolizma sonucu oluşan enerji, çeşitli hücre aktivitelerinde kullanılacaktır. Ancak, devamlı madde kullanımı ve bu arada açığa çıkan yüksek ısı, ara metabolizma ürünleri, karbondioksit ve su gibi maddeler ortamın ph, ısı, gaz basınçları, iyon denilen elektrik yüklü partiküller ve diğer birçok kimyasal madde dengesinin bozulmasına neden olacaktır. 6

12 Meşhur Fransız Fizyoloğu Claude Bernard, vücuttaki hücrelerin sağlıklı biçimde yaşamlarını sürdürebilmeleri için, içinde bulundukları sıvı ortamın ısı, basınç ve kimyasal yapısının kısmen sabit kalması durumunda mümkün olduğunu gözlemiş ve çok hücreli canlılarda hücrelerin tüm gereksinimlerinin karşılandığı bu ortama İç Ortam (milieu interieur) adını vermiştir. İç ortam; hücrelerin dışında, onları çevreleyen ve hücrelerarası boşluğu dolduran sıvı bir ortamdır. Sistemler arasında çok düzenli işbirliğinin bozulmadan devam edebilmesi, içinde bulundukları ortam (iç ortam) koşullarının devamlı belirli sınırlar arasında dengede tutulmasını gerektirir. Canlının normal fonksiyonlarının devam edebilmesi, daha doğrusu sağlıklı yaşam için gerekli olan bu denge durumuna Amerikalı Fizyolog Cannon, Homeostasis adını vermiştir. Homeostazis, Latince homoios (aynı) ve stasis (duran) sözcüklerinden oluşan bir terimdir. Homeostazis, bir etkenin her zaman belirli bir çizgide tamamen sabit durması anlamına gelmez. Organizmada, ayar noktasına göre değişkenlerdeki azalma veya çoğalmaların, fizyolojik sınır içinde dengede tutulmasıdır. Yani, dinamik bir denge durumudur. Örnek olarak; sağlıklı kişilerde kan şekeri mg/100 ml kan arasında ortalama 100 mg düzeyinde dengede tutulmaktadır. Homeostazis vücudumuzdaki fonksiyonel mekanizmaların temel kavramıdır. Normal vücut fonksiyonları için, iç ortamda dengede tutulması gereken başlıca etkenler; besin moleküllerinin konsantrasyonu, su-tuz ve diğer elektrolit konsantrasyonları, oksijen ve karbondioksit gaz konsantrasyonları, atık (boşaltım) ürünlerin konsantrasyonları, ph, temperatür, vücut sıvılarının hacim ve basıncıdır. Homeostazise önemli katkıları bulunan vücut sistemleri ise sindirim sistemi, solunum sistemi, dolaşım sistemi, boşaltım sistemi, kas ve iskelet sistemi, bağışıklık ve savunma sistemi, sinir sistemi, endokrin sistem ve üreme sistemidir. Homeostazisin korunması için gerekli düzeneklere homeostatik kontrol (düzenleme) mekanizmaları adı verilir. Homeostatik regülasyonda organizasyon düzeylerine göre genel olarak üç farklı mekanizma etkin rol oynamaktadır. Bunlar; İntrasellüler (hücreiçi) düzenleme mekanizmaları, intrinsik düzenleme veya otoregülasyon ve ekstrinsik veya refleks düzenleme mekanizmalarıdır. İntrasellüler veya hücreiçi düzenleme mekanizmaları hücre düzeyinde kontrolu sağlar. Bu mekanizma, hücreiçi fonksiyonları gen veya enzimler aracılığı ile düzenler. Otoregülasyon; lokal homeostatik bir düzenleme mekanizması olup, bazı çevresel değişikliklere cevap olarak fonksiyonların doku veya organ düzeyinde, bizzat kendisi veya yakın çevresince otomatik olarak düzenlenmesidir. Bu tip düzenleme mekanizmalarında, örneğin bir dokuda artan metabolizmaya bağlı olarak, oksijen miktarının azaldığı ve karbondioksit miktarının yükseldiği durumlarda hücreler, kan damarı düz kas hücrelerini gevşeten bir kimyasal madde salgılayarak vazodilatasyon oluşturur ve kendilerine gelen kan akımını hızlandırmak suretiyle gerekli oksijeni bölgeye yönlendirirler. Otoregülasyonda hücreler arasındaki haberleşme; hormon, transmitter ve parakrin ajanlarla sağlanmaktadır. 7

13 Daha yoğun olan ekstrinsik regülasyon, sistem ve organizma düzeyinde kontrolü sağlar. Bu çeşit düzenleme, aktivitesi düzenlenecek organın dışında, sinir sistemi içindeki bir merkezin kontrolünde refleks olarak gerçekleştirilir. Bu çeşit regülasyonda, birçok organın çalışması, biribiriyle ilişkili ve uyum içinde düzenlenmektedir. Bir uyaranın, algılanmasından oluşturduğu cevabın uygulanmasına kadar vücutta katettiği yol bir refleks kavsini oluşturur. Refleks düzenleme devresi ilk başta değişkeni algılayan bir reseptif yapı enformasyonları irdeleyen, koordinasyon ve kontrolü sağlayan bir merkez ve merkezin emirlerini uygulayan bir icra organından oluşur. Reseptif yapı, vücudun iç veya dış ortamında meydana gelen değişkenleri algılamaya yarayan her çeşit duysal hücrelerdir. Topladıkları bilgileri, belirli bir görevle yükümlü kontrol merkezi olarak görev yapan merkez sinir sisteminin ilgili nöron topluluklarına, hipotalamusa ve beyin kabuğunun ilgili bölgelerine ulaştırırlar. Hipotalamus aynı zamanda ruhsal uyaranlarla da uyarılabilmektedir. Uyarılan hipotalamus, hem bütün iç organların çalışmasını düzenleyen otonom sinir sistemini ve hem de endokrin sistemi kontrol eder. Bu nedenle, refleks veya ektrinsik düzenleme, sinirsel ve hormonal kontrol mekanizmaları olmak üzere farklı iki yolla etkili olur. Konumu nedeniyle hipotalamus, sinirsel ve hormonal kontrol sistemlerinin kavşak noktasını da oluşturmaktadır. İcra organı ise çalışmasını kendisine ulaşan emirler doğrultusunda düzenleyen solunum, kalp ve dolaşım, sindirim, boşaltım, iskelet-kas sistemleri gibi vücut sistemleridir. Koordinasyon merkezi olarak sinir sistemi; beyin ve omurilik ile, her iki vücut yarımındaki duyu hücrelerini arka köklerle bu merkezlere bağlayan duysal (afferent) ve merkezin enformasyonlarını ön köklerle icra organlarına götüren motor (efferent) sinir liflerinden meydana gelir. Her bir yarının ön(motor) ve arka(duysal) lifleri daha sonra periferde birleşerek her dermatomda, sağ ve sol bir çift spinal siniri oluştururlar. Bu karmaşık sistemin esas görevi; özelleşmiş sinir impulslarının oluşumu, yayılması, tanınması ve integrasyonu sonucu kominikasyon (iletişim), integrasyon ve sonuç-sebep ilişkisi içinde kontrolü sağlamaktır. Tüm kontrol mekanizmalarının aynı duysal yolu kullanmalarına karşı, sinirsel mekanizmada motor emirler icra organlarına iki farklı sinir yolu ile ulaştırılır. Bunlardan birincisi; amaca uygun davranışlar, refleks aktiviteler ve düzenlemeler için icra organı olarak çizgili (iskelet) kasları kullanan somatik sinir sistemi; ikincisi de, bezleri, kalbi, kan damarları ve iç organları çevreleyen düz kasları kontrol eden otonom sinir sistemidir. Bu iki sistem arasında, fonksiyonlarını da belirleyen önemli bir ayrıcalık; beyin kabuğu tarafından da kontrol edilen somatik motor yolda, impulsların tek bir sinir lifi ile doğrudan icra organına ulaştırılmasına karşılık, otonom sistemde primer lifler önce periferdeki bir gangliyonda sonlanır; buradan başlayan ikincil sinir lifleri de icra organına ulaşır. Bir başka deyişle; merkez ile icra organı arasında somatik sistemde tek bir sinaptik (terminal plak) yapının varlığına karşılık, otonom sistemde iki sinaps bulunmaktadır. Sinir sistemi ile kominikasyon, integrasyon ve kontrol olarak tanımlanan aynı genel fonksiyonları düzenleyen endokrin sistem, hormon olarak adlandırılan kimyasal maddeleri doğrudan kana sekrete eden özelleşmiş bezlerden oluşmaktadır. Beyinde, sinirsel ve endokrin sistemlerin kavşak 8

14 noktasını oluşturan hipotalamus, bir yandan otonom sinir sistemi üzerinden iç organları çevreleyen düz kasların aktivitesini kontrol ederken, diğer yandan sinir hücrelerinden salgıladığı serbestleştirici faktörlerle iç salgı bezlerinin şefi durumundaki hipofizin aktivitesini düzenler. Hipofizden salgılanan hormon veya uyarıcı hormonlar kan yoluyla vücudun çeşitli bölgelerinde bulunan iç salgı bezlerine (endokrin bez) ulaşarak onların kendi hormonlarını salgılamalarına yol açarlar. Böylece, salgılanan hormonlar, yine kan yoluyla ulaştığı hedef dokuda bulunan özel hormon reseptörlerine bağlanarak etkili olurlar. Hormonal mekanizmalar, büyüme, gelişme, üreme, sıvı ve elektrolit dengesi, asit-baz denge ve enerji metabolizması gibi birçok vücut aktivitesinin esas düzenleyicisidirler. Sinir sistemi, hızla yayılan sinir impulsları yoluyla hızlı, kısa ve lokal kontrolü sağlarken; endokrin sistem, salgıladığı hormonlarla hedef organlar üzerinden daha yavaş fakat daha uzun süreli ve yaygın bir düzenlemeye neden olmaktadır. Organizma, meydana gelen değişikliğin önemine göre bu iki sistemden uygun olanını faaliyete geçirmek suretiyle denge durumunun korunmasını sağlar. Homeostatik kontrol mekanizmalarında effektör aktivitenin duysal mekanizma üzerine tepkimesi negatif (zıt) veya pozitif (aynı yönde) nitelikte olabilir. Bu nedenle, homeostatik kontrol mekanizmaları negatif ve pozitif feed-back (geri tepkime) sistemler olarak sınıflandırılırlar. Negatif feed-back mekanizmalarda, oluşan cevap, artma veya azalma şeklindeki uyumsuz değişikliği karşılar ve böylece belirli bir sınır içinde denge durumu yeniden kurulur. Meydana gelen cevap, uyarana zıt (negatif) yönde oluştuğundan, bu tip düzenleme mekanizmalarına negatif feed-back mekanizmalar adı verilmektedir. Negatif feed-back mekanizmalar inhibitördür ve denge durumunu korumaya yöneliktir. Vücudumuzda beden ısısı, kan hacmi, kan şekeri, kan basıncı, kan gazları, hormon ve enzim düzeyleri gibi tüm düzenleme mekanizmaları bu şekilde çalışan sistemlerden oluşmaktadır. Negatif feed-back sistemlere birçok mekanizma içinden vücut temperatürünün dengede tutulması örnek verilebilir. Burada, çevre veya vücut ısısının değişmesi, deride lokalize olan termoreseptörleri (sıcaklık veya soğukluk reseptörleri) uyarır. Oluşan reseptör potansiyelleri sinir impulsu halinde duysal sinirlerle omuriliğe, oradan da beyin sapı ve hipotalamusa ulaştırılarak, burada kurulu vücut temperatür ayar noktası ile karşılaştırılır. Eğer vücut ısısı yüksek ise terleme, sık solunum gibi ısı kaybı ile ilgili mekanizmalar; aksine vücut ısısı denge noktasından düşük ise metabolizmanın artması, kas kasılması, deri kalınlaşması gibi ısı korunması ve kazanılması ile ilgili mekanizmalar faaliyete geçirilerek vücut temperatürü denge durumuna getirilir. Pozitif feed-back sistemde, sabit durumdan uzaklaşmalar, değişikliği şiddetlendiren bir dizi yeni gelişmelere yol açar. Böylece, sistemi gittikçe denge durumundan uzaklaştırır; hastalıklara ve hatta dolaşım şokunda olduğu gibi, ölüme kadar götürür. Vücudumuzda yararlı bir kaç pozitif feedback mekanizma örneği bulunmaktadır. Bir bebeğin doğumu, böyle bir 9

15 sistem ile gerçekleşir. Bebeğin başının uterus ağzına (serviks) girmesi ve burayı germesiyle uterus duvarında bulunan gerim reseptörleri uyarılır. Beyne ulaşan sinyaller nörohipofizden oksitosin hormon salgısını artırır. Kan dolaşımıyla uterusa ulaşan oksitosin uterus düz kaslarının daha da kasılmasına neden olur. Kasılan uterus bebeğin başını daha fazla sıkarak yeni bir kasılma refleksi oluşturur. Gittikçe artan gerim, bebeğin dışarı doğru itilmesine ve doğumun gerçekleşmesine kadar devam eder. Doğumla birlikte gerim normal düzeyine geri döner. Bir başka örnek ise kesilen bir yerde bir dizi mekanizmalar ile kanamanın durması ve pıhtı oluşmasıdır. 10

16 Konunun Özeti FİZYOLOJİYE GİRİŞ Fizyoloji, iki Latince sözcükten; Physus ve Logos tan kaynağını alır. Physus: Yaşam; Logos: Bilim anlamına gelir. Fizyolojinin Dalları Bitki Fizyolojisi Hayvan Fizyolojisi İnsan Fizyolojisi Komparatif: Karşılaştırmalı Fizyoloji Sistem Fizyolojisi(Solunum, Dolaşım, Boşaltım Fizyolojisi, Nörofizyoloji) Hücre Fizyolojisi Moleküler Fizyoloji Çevre Fizyolojisi Yükseklik Fizyolojisi Uzay Fizyolojisi Sualtı Fizyolojisi (Hiperbarik Tıp) Spor Fizyolojisi Klinik Fizyoloji (Fizyopatoloji) Canlı Yapının Özellikleri Organizasyon, Uyarılabilme ve İletebilme, Hareket, Metabolizma(Solunum, Sindirim-Emilim, Dolaşım, Boşaltım), Büyüme ve Farklılaşma, Üreme Yaşam İçin Gerekli Ortam Koşulları Su Besin Oksijen Uygun Çevre Isısı Uygun Çevre Basıncı Zararlı Radyasyondan Korunma Claude Bernard 1857) İç Ortam: Milieu interieur Walter B. Cannon (1932) Homeostasis: Homoios: Aynı; Stasis: Durum Homeostatik Kontrol Mekanizmaları: Geri Tepkime Devresi Hücreiçi veya İntrasellüler Düzenleme Mekanizmaları 11

17 Otoregülasyon veya İntrinsik Düzenleme Mekanizmaları Refleks veya Ekstrensek Düzenleme Mekanizmaları Refleks Devresi Elemanları Reseptif (duysal) Mekanizma: Duyu organı, Duysal sinir İntegratif veya Kontrol Merkezi Effektör (icra organı) Mekanizma: Motor sinir, İcra organı Homeostatik Kontrolde Effektör Mekanizma Sinirsel Mekanizma: Hızlı, Lokal, Kısa Süreli Etki Somatik Sinir Sistemi Otonom Sinir Sistemi Endokrin(Hormonal) Mekanizma: Yavaş, Yaygın, Uzun Süreli Etki Sinirsel ve Hormonal Mekanizmalarda Kavşak Noktası: Hipotalamus Negatif Feedback Mekanizma: İnhibitör: Homeostatik Düzenleme Pozitif Feedback Kontrol: Eksitatör: Homeostasisten Kaçış Yararlanılan Kaynaklar 1- Çakar, L.: Tasarımda İnsan Faktörü. İ.Ü. Fen Fak. Döner Sermaye İşletmesi. Prof.Dr. Nazım Terzioğlu Basım Atölyesi, İstanbul, Ganong, W.W.: Review of Medical Physilology. 21 th ed. Prentice - Hall International Inc. (2003). 3- Solomon, E.P., Schmidt, R.R., Adragna, P.J.: Human manatomy and Physiology. Second ed. Saunders College Publishing (1990). 4- Terzioğlu, M., Çakar, L.: Fizyoloji Ders Kitabı, Cilt I. İst. Üniv. Cerrahpaşa Tıp Fak. Yayınları (1997). 5- Thibodean, G.A., Patton, K.T.: Anatomy and Physiology. Third ed. Moby Year Book Inc Vander AJ, Sherman JH, Luciano DS. Human Physiology, The Mechanisms of Body Function. The McGraw-Hill Companies; West JB Best and Taylors Physiological basis of Medical Practice. 12.th ed Baltimore: Williams and Wilkins Not: Yukarıda verilen Ders Notları Yazarının (Prof. Dr. LÜTFİ ÇAKAR ın) TASARIMDA İNSAN FAKTÖRÜ Kitabının hazırlanan yeni baskısından alınmıştır. 12

18 Egzersiz Fizyolojisine Giriş (Bilim Dalı Olarak Egzersiz Fizyolojisi, Temel Konuları, Antrenman Bilgisi ve Bilimi ile İlişkisi) Dr. Sanlı Sadi Kurdak Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Spor Fizyolojisi Bilim Dalı Sportif etkinlikler sırasında performans kapasitesinin çok fazla sayıda değişken tarafından belirlendiği bilinmektedir. Bu unsurların en önemlilerinden bir tanesi de bireyin fizik kapasitesi olarak kabul edilir. Aslında bireysel sporlar arasında sayılan atletizm, yüzme, bisiklet gibi etkinliklerde sporcuların performans beklentileri konusunda bir takım öngörülerde bulunmak ve yorumlamak, fizik kapasitelerinin bilinmesi sayesinde mümkün olabilmektedir. Ancak futbol gibi bireyin koşması yanında sıçraması, rakibi ile beraber saha koşullarıyla mücadele etmesi ve üstüne üstelik bir topu kontrol altına alarak kimi zaman çok uzun mesafelere değişik hızlarda ayağı ile isabetli olarak göndermek gibi bir yükümlülüğünün bulunduğu spor dalında, salt fizik kapasiteyle ilgili değişkenleri bilerek performans beklentilerinin yorumunu yapmak oldukça zordur. Hal böyle olunca da sportif etkinliklerin insan fizyolojisinde yarattığı değişiklikleri yorumlamayarak futbol ile örtüştürüp özümsemenin çok zor olduğunu ifade etmek de yanlış olmaz. Günümüzde çok sayıda insanın yakından ilgilendiği futbol gibi bir sportif olguda başarı ölçütü herhangi bir karşılaşmanın kazanılması ile değerlendirilmektedir. Kazanılan maç sayısının fazlalığı takım ve takımı oluşturan unsurları o ölçüde başarılı kılar. Ancak futbolda performansın bilimsel olarak irdelenmesine başlanmasıyla beraber, bazı ön görülerden hareket ederek ortaya konan çıkarımların önemi ön plana çıkar. Futbolcunun çeviklik, hız, kuvvet ve saha içi dayanıklılığının gelişmiş olması kendisinden beklenilen yükümlülükleri daha kolay yapabilme olasılığını artıracaktır. Dolayısıyla ana amacın kazanmak ve dolayısıyla da gol atmak olduğu modern futbol anlayışında yukarıda belirtilen fiziksel yetenekleri gelişmiş olan bir futbolcunun ana amaca ulaşma olasılığı da, pozisyonun içinde top ile beraber bulunma şansının artması ile orantılı olarak artmış olacaktır. Bu fiziksel gereksinimlerin bütünü bir arada değerlendirildiğinde, iyi bir futbol oyuncusunun teknik ve mental yeterliliği yanında fiziksel yeteneklerinin de üst düzeyde gelişmiş olması beklenilir. Futbolcu kendisinden beklenilen maç performansını gerçekleştirebilmek için sürekli antrenman yapmak zorundadır. Herhangi bir bireyin vücudunda, hiçbir değerlendirme yapılmaksızın yapılan düzenli fiziksel aktiviteye bağlı olarak, egzersiz ile uyumlu olacak şekilde bazı değişiklikleri ortaya çıkar. Günümüz futbolunda başarının getirdiği kazanımlar performansın üst düzeyde zorlanmasını zorunlu kılmıştır. İnsanların takat sınırlarının son aşamalarına kadar kendilerini zorlamaları ise bazı durumlarda başarı için yeterli olamamaktadır. Bireyin belirli aralıklarla metabolizmasının hızlandırılması olarak tanımlanabilecek antrenmanların insan vücudunda yaratacağı olası etkiyi önceden bilmek, bireyin fizik kapasitesini sınırlayan unsurları değerlendirerek bunların antrenman programları ile gelişmesi için yol gösterici ayrımların farkındalığını yaratmak gibi bazı teknik sorulara 13

19 verilen yanıtlar ise performans sporcusunun yaptığı antrenmanı diğer insanların antrenman programlarından ayıran en önemli ayrıntıdır. İnsan vücudunun egzersize verdiği yanıtı değerlendirip beklentilerin karşılanıp karşılanmadığını araştırmak ve varsa eksiklikleri tespit ederek bunları nesnel olarak ifade etmek egzersiz fizyolojisinin çalışma konularından bir bölümünü oluşturur. Egzersiz ve enerji kavramı Egzersiz sırasında vücudun farklı şiddet ve yoğunlukta fiziksel etkinliği gerçekleştirebilmesi için enerjiye gereksinimi vardır. Bu enerji canlı organizmalarda besin öğelerini oluşturan atomların arasındaki kimyasal bağların yıkılması ile elde edilir. Canlı sistemlerin en küçük öğesi olan hücreler enerjiyi sadece hareket etmek için değil, aynı zamanda hücre içi ve dışında meydana gelen iyon konsantrasyonunu dengede tutmak amacıyla da kullanırlar. Öte yandan hücre içi yeni moleküllerin sentezi de enerji gerektirir. Yapılan sportif aktiviteler sırasında enerji gereksinimi, fiziksel aktivitenin şiddeti ile orantılı olarak artar. Bu noktadan hareketle herhangi bir sporcunun fizik kapasitesiyle ilgili konu başlıklarının tartışılmasında ana başlığı, sporcunun birim zamanda ne kadarlık bir enerjiyi hareket etmek için harcayabileceğinin sorgulanmasından başka bir şey değildir. Nitekim sporcular için kişisel performansı gösteren ana başlıklardan bir tanesi de sporcunun fizik kapasitesidir. İnsan vücudu artan enerji gereksinimini sağlayabilmek için giderek artan yüklemelerde, başta solunum sistemi olmak üzere, kalp ve dolaşım sistemi yanında iskelet kas sistemini oluşturan organların dinlenim durumuna oranla daha hızlı çalışarak yanıt verdikleri gösterilmiştir. Birbirlerinin işlevlerini yakından etkileyen bu organ sistemlerinin egzersiz sırasında daha fazla çalışmasının ana ereği, iskelet kas dokusuna gereksinimi olan oksijeni daha kolay ulaştırmaktır. Bu dinamik sürecin fizyolojik karşılığı dinlenim durumundaki homeostatik koşulların egzersiz sırasında da korunmasını sağlamak anlamında gerçekleşen bir seri uyum yanıtı olarak da yorumlanabilir. Nitekim dinlenim halinde dakikada 70 kez çarpan bir kalbin egzersiz sırasında genç bir sporcuda 180 ve üstü bir değere ulaşabilmesi, yaklaşık 10 litre olan solunum dakika hacminin yaklaşık 100 litre ve üstü değerlere kolaylıkla çıkması, kas metabolizmasının hızlanması gibi bir seri yanıtın irdelenmesi egzersiz fizyolojisi ile ilgili çalışmaların ana konusunu oluşturur. Öte yandan performans sporcusu ile sedanter ya da sıradan bir sporcunun fizik kapasite bileşenlerini oluşturan yukarıda değişkenlerden hangilerinin iyi bir sporcuda daha üst seviyelerde olduğunun bulunması ve varsa aksaklıkların tespit edilmesi, sporcu gelişimiyle ilgilenen ve performans düzeyinde çalışma yapan her spor bilimcinin bilmesi gereken ana konudur. Varlığı tespit edilmiş olan bir eksikliğin giderilmesi yönünde yapılan yüklemelerin ne oranda etkinlik gösterdiği ve arzulanılan hedefe sporcuyu ulaştırıp ulaştırmadığının değerlendirilmesi yapılan antrenmanların nesnel göstergesi olması açısından önemlidir. Aerobik ve anaerobik metabolizma Sportif başarının önemli belirleyicilerinin başında sporcunun yüksek bir güç kapasitesine sahip olması gelir. Daha önce de belirtildiği gibi, canlı organizmalar yaşamaları için gereken enerjiyi besin öğesi olarak hücrelerine 14

20 aldıkları karbonhidrat, yağ ve proteinleri oluşturan kimyasal bağları düzenli bir seri reaksiyon sonrasında katabolize ederek sağlarlar. Bu tepkimelerin karbonhidratlara özel olan bölümü hücrenin sitoplazmasında başlar ve oksijen kullanılmaz. Az da olsa bir miktar enerjinin oksijen kullanılmaksızın elde edildiği tepkimelerin bütününden oluşan metabolik sürece anaerobik metabolizma adı verilir. Öte yandan karbonhidrat, yağ ve protein moleküllerini oluşturan atomlar arasındaki kimyasal bağların atomlarına kadar ayrıştırılıp parçalanması sonrasında enerji elde edilen tepkimelerin bütünü anaerobik metabolik yolaktan farklı bir yol izler. Hücre içinde organellerinden bir tanesi olan mitokondrilerde gerçekleşen tepkimeler bütününün gerçekleşebilmesi için oksijenin kullanılmasına gerek olduğundan, bu metabolik sürece de aerobik metabolizma adı verilmektedir. Aslında egzersiz sırasında fiziksel kapasiteyi irdeleyen araştırmaların tümü bu metabolik süreçlerin bir arada değerlendirilmesi esasına dayanır. Aerobik ve anaerobik enerji yolaklarının belirli avantaj ve dezavantajları vardır. Bununla ilgili herhangi bir tartışmayı başlatmadan önce söz konusu metabolik yolaklarla ilgili bazı temel bilgilerin bilinmesi gerekir. Bunların başında anaerobik tepkimelerde oksijen gerektirmeden enerji elde edilmesi mümkün iken, aerobik reaksiyonlar sırasında tanımı ve tepkimelerin bütünü akılda tutulacak olursa oksijenin kullanılması zorunludur. Sporcuların yüksek enerji gerektiren kısa süreli ve yüksek şiddetteki fiziksel etkinlikler sırasında gereksinimleri olan enerjiyi anaerobik yollardan sağlamaları nedeniyle, bu metabolik tepkimelerin bütünü başarının ana belirleyicisi olarak da kabul edilir. Öte yandan anaerobik metabolizma sırasında elde edilen enerjinin çok verimli olmayan bir seri tepkime sonrası elde edilmesi ve son ürün olarak laktik asit birikmesi nedeniyle, yüksek şiddetli fiziksel etkinliklere uzun süre devam etmek mümkün değildir. Kısa süreli ve yüksek şiddetli sportif etkinlikler için gereken enerji, sporcunun anaerobik metabolizma kapasitesi tarafından sağlanırken, bu fiziksel aktivitelerin gerçekleştirilebileceği süre oluşacak yorgunluk nedeniyle en fazla birkaç dakika ile sınırlıdır. Yorgunluk ortaya çıktıktan ardışık yüklemelerde ise sporcu bir önceki performansını gösteremez. Ancak anaerobik egzersizler sırasında toparlanma aerobik egzersizlere oranla daha kolay olur. Aerobik egzersizin anaerobik egzersizden ayıran önemli bir fark, aerobik metabolizma sonrası elde edilen enerji ile sporcuların daha uzun süre fiziksel etkinliğe devam edebilmesidir. Aerobik metabolizma sırasında elde edilen enerjinin anaerobik tepkimelere oranla daha yavaş gerçekleşen bir seri tepkime sonrası ortaya çıkması bu metabolik yolakla ilgili olumsuz bir özellik olarak yorumlanabilir. Ancak aerobik metabolizma sırasında yağ, karbonhidrat ve proteinlerin yıkımına bağlı olarak uzun süre enerji elde edilebilir. Bu iki metabolik yolak ile ilgili bir diğer ayrım aerobik metabolizma sırasında yorgunluğun çok daha geç ortaya çıkıyor olmasıdır. Bir futbol maçı sırasında futbolcunun gerçekleştirdiği fiziksel etkinliğin tümü bir bütün olarak değerlendirildiğinde, maçın belirli zamanlarında temponun ve mücadelenin arttığını ancak belirli zamanlarda da düşüş gösterdiğini maç analizine ait bilimsel verilerle ortaya konmuştur. Aktivite örüntüsünün fizyolojik açılımı ile sportif performans bir arada 15

CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar

CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar Doç. Dr. Turgut GÜLMEZ CALILIK (hayat) NEDİR? FİZYOLOJİ Yaşamın başlangıcı- gelişimi ve ilerlemesini

Detaylı

METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS

METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS Aerobik Antrenmanlar Sonucu Kasta Oluşan Adaptasyonlar Miyoglobin Miktarında oluşan Değişiklikler Hayvan deneylerinden elde edilen sonuçlar dayanıklılık antrenmanları

Detaylı

Solunum Sistemi Fizyolojisi

Solunum Sistemi Fizyolojisi Solunum Sistemi Fizyolojisi 1 2 3 4 5 6 7 Solunum Sistemini Oluşturan Yapılar Solunum sistemi burun, agız, farinks (yutak), larinks (gırtlak), trakea (soluk borusu), bronslar, bronsioller, ve alveollerden

Detaylı

EGZERSİZ FİZYOLOJİSİNDE TEMEL KAVRAMLAR

EGZERSİZ FİZYOLOJİSİNDE TEMEL KAVRAMLAR EGZERSİZ FİZYOLOJİSİNDE TEMEL KAVRAMLAR FİZYOLOJİ İNSAN VÜCUDUNU OLUŞTURAN SİSTEMLER NASIL ÇALIŞIYOR? ANATOMİ MOLEKÜLER BİYOLOJİ BİYOFİZİK BİYOKİMYA EGZERSİZ FİZYOLOJİSİ EGZERSİZ ESNASINDA SİSTEMLER NASIL

Detaylı

Yarıyılı. Tasarımda İnsan Faktörü SEC154 2 2 0 2

Yarıyılı. Tasarımda İnsan Faktörü SEC154 2 2 0 2 Dersin Adı Kodu Yarıyılı Ders (Saat/Hafta) (Saat/Hafta) AKTS Tasarımda İnsan Faktörü SEC154 2 2 0 2 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Türkçe Dersin Türü Seçmeli Dersin Seviyesi Lisans Dersin Koordinatörü

Detaylı

Ayxmaz/biyoloji Homeostasi

Ayxmaz/biyoloji Homeostasi Homeostasi - Değişen dış koşullara rağmen nispeten sabit bir iç fizyolojik ortamı sürdürme sürecidir. -Böylece vücut organlarının, normal sınırlarda verimli bir şekilde çalışması sağlanır. İki ana kontrol

Detaylı

SOLUNUM SİSTEMİ VE EGZERSİZ

SOLUNUM SİSTEMİ VE EGZERSİZ SOLUNUM SİSTEMİ VE EGZERSİZ Egzersiz sırasında çalışan kaslar, ihtiyaç duydukları enerji için oksijen (O 2 ) kullanır ve karbondioksit (CO 2 ) üretir. Akciğerler, hava ile kanın karşılaştığı ı organlardır.

Detaylı

Bu dersi tamamlayan öğrenci,fizyolojinin temel prensipleri, işleyiş mekanizmaları ve vücudun kontrol sistemini açıklayabilir.

Bu dersi tamamlayan öğrenci,fizyolojinin temel prensipleri, işleyiş mekanizmaları ve vücudun kontrol sistemini açıklayabilir. FİZYOLOJİ I Dersin Adı Kodu Yarıyıl Teori Laboratuar AKTS (saat/hafta) (saat/hafta) (saat/hafta) Fizyoloji I FTR 1.YIL/ 4 - - 5 1.yarıyıl 113 Güz Önkoşullar Yok Dersin dili Türkçe Dersin Türü Zorunlu Dersin

Detaylı

FİZYOLOJİ BİLİMİNE GİRİŞ

FİZYOLOJİ BİLİMİNE GİRİŞ FİZYOLOJİ BİLİMİNE GİRİŞ fizyoloji Hayvan fiz. İnsan fiz. Bitki fiz. Spor fizyolojisi Fizyoloji; Vücut fonksiyonlarını inceleyen ve bir canlının canlı olma özelliğini devam ettirmede rol oynayan bütün

Detaylı

DEĞİŞİK KOŞULLARDA SOLUNUM (İRTİFA VE SUALTI)

DEĞİŞİK KOŞULLARDA SOLUNUM (İRTİFA VE SUALTI) DEĞİŞİK KOŞULLARDA SOLUNUM (İRTİFA VE SUALTI) Prof. Dr. Fadıl ÖZYENER Fizyoloji Anabilim Dalı Yüksek irtifa fizyolojisi İrtifa (metre) Atm.P (mmhg) At.PO 2 (mmhg) P A CO 2 (mmhg) P A O 2 (mmhg) Art.O 2

Detaylı

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı. EGZERSİZ Fizyolojisi. Dr. Sinan Canan sinancanan@gmail.com

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı. EGZERSİZ Fizyolojisi. Dr. Sinan Canan sinancanan@gmail.com Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı EGZERSİZ Fizyolojisi Dr. Sinan Canan sinancanan@gmail.com Kaslarda güç, kuvvet ve dayanıklılık Maksimum kasılma kuvveti 3-4 kg/cm2 kesit alanı

Detaylı

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir.

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir. Metabolizma, bedeninizdeki kimyasal tepkimelerin toplamını ifade eden sihirli bir sözcüktür. Özellikle orta yaşlar ve sonrasında görülen kilo artışlarının, çabuk yorulma, halsizlik ve yorgunlukların başlıca

Detaylı

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler EGZERSİZ VE KAN Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler Akciğerden dokulara O2 taşınımı, Dokudan akciğere CO2 taşınımı, Sindirim organlarından hücrelere besin maddeleri taşınımı, Hücreden atık maddelerin

Detaylı

ÇOCUKLARDA FİZİKSEL AKTİVİTE VE FİZİKSEL UYGUNLUK PROF. DR. ERDAL ZORBA

ÇOCUKLARDA FİZİKSEL AKTİVİTE VE FİZİKSEL UYGUNLUK PROF. DR. ERDAL ZORBA ÇOCUKLARDA FİZİKSEL AKTİVİTE VE FİZİKSEL UYGUNLUK PROF. DR. ERDAL ZORBA Vücut Kompozisyonu Çocukluk ve gençlik dönemi boyunca beden kompozisyonu sürekli değişkenlik göstermektedir. Bu değişimler; kemik

Detaylı

SOLUNUM SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ 19/11/2015 SOLUNUM SİSTEMİ MEKANİZMASI SOLUNUM SİSTEMİ MEKANİZMASI SOLUNUM SİSTEMİ MEKANİZMASI

SOLUNUM SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ 19/11/2015 SOLUNUM SİSTEMİ MEKANİZMASI SOLUNUM SİSTEMİ MEKANİZMASI SOLUNUM SİSTEMİ MEKANİZMASI VE FİZYOLOJİSİ FİZYOLOJİSİ Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire Canlılığın sürdürülebilmesi için vücuda oksijen alınması gerekir. Solunumla alınan oksijen, kullanılarak metabolizma sonucunda karbondioksit açığa

Detaylı

ENERJİ METABOLİZMASI

ENERJİ METABOLİZMASI ENERJİ METABOLİZMASI Soluduğumuz hava, yediğimiz ve içtiğimiz besinler vücudumuz tarafından işlenir, kullanılır ve ihtiyaç duyduğumuz enerjiye dönüştürülür. Gün içinde yapılan fiziksel aktiviteler kalp

Detaylı

4. BÖLÜM EGZERSİZ VE TOPARLANMA

4. BÖLÜM EGZERSİZ VE TOPARLANMA 4. BÖLÜM EGZERSİZ VE TOPARLANMA EGZERSİZ SONRASI TOPARLANMA Toparlanma, organizmanın egzersiz sonrasında istirahat seviyesine dönmesi olarak tanımlanabilir ve toparlanma süreci 4 ana başlık altında incelenir;

Detaylı

EGZERSİZ VE TERMAL STRES. Prof.Dr.Fadıl ÖZYENER

EGZERSİZ VE TERMAL STRES. Prof.Dr.Fadıl ÖZYENER EGZERSİZ VE TERMAL STRES Prof.Dr.Fadıl ÖZYENER TERMAL DENGE ısı üretimi BMH Kas etkinliği Hormonlar Besinlerin termik etkisi Postur Çevre ısısı Vücut ısısı (37 o C±1) ısı kaybı konveksiyon, radyasyon,

Detaylı

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER Denetleyici ve Düzenleyici Sistemler Vücudumuzda aynı anda birçok karmaşık olayın birbirleriyle uyumlu bir şekilde gerçekleşmesi denetleyici ve düzenleyici sistemler tarafından sağlanır. Denetleyici ve

Detaylı

PROF. DR. ERDAL ZORBA

PROF. DR. ERDAL ZORBA PROF. DR. ERDAL ZORBA Vücut Kompozisyonu Çocukluk ve gençlik dönemi boyunca beden kompozisyonu sürekli değişkenlik göstermektedir. Bu değişimler, kemik mineral yoğunluğundaki artış, beden suyundaki değişimler,

Detaylı

EGZERSİZ SONRASI TOPARLAMA

EGZERSİZ SONRASI TOPARLAMA EGZERSİZ SONRASI TOPARLAMA Normale dönüş-performans ilişkisi Ne kadar hızlı? Egzersiz sonu toparlanmanın amacı... Tüm vücudu ve kasları dinlendirmek, egzersiz öncesi şartları yeniden hazırlamaktır. Kısa

Detaylı

RUMİNANT RASYONLARINDA MAYA KULLANIMI VE ÖNEMİ

RUMİNANT RASYONLARINDA MAYA KULLANIMI VE ÖNEMİ RUMİNANT RASYONLARINDA MAYA KULLANIMI VE ÖNEMİ Rumen mikroorganizmaların (bakteriler,protozoalar ve mayaların) bir denge içinde çalıştırdığı kusursuz bir makinedir. Yüksek et-süt verimi isterken bu hayvandaki

Detaylı

EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT

EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT Prof.Dr.Fadıl Özyener Fizyoloji Anabilim Dalı Sempatik Sistem Adrenal Medulla Kas kan dolaşımı Kan basıncı Solunum sıklık ve derinliği Kalp kasılma gücü Kalp atım

Detaylı

BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER

BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER 0-2 Yaş Süt çocukluğu 2-5 Yaş Oyun çocukluğu veya okul öncesi 6-12,14 Yaş Okul çağı veya büyük çocukluk 4-5 yıl Ergenlik dönemi 23-26 Yaş Gençlik veya ergenlik sonu 2-5 YAŞ

Detaylı

SPOR FİZYOLOJİSİ I. KADEME. Doç.Dr.Mitat KOZ Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu

SPOR FİZYOLOJİSİ I. KADEME. Doç.Dr.Mitat KOZ Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu SPOR FİZYOLOJİSİ I. KADEME Doç.Dr.Mitat KOZ Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Ders İçeriği Enerji Sistemleri (2 saat) İş, güç, enerji tanımları ve ilişkileri Aerobik enerji yolu Anaerobik

Detaylı

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi 1 Verim Arzının Zaman İçinde Değişimi Verim Arzının dış görünümü olan iş verimi işin tekrarlanması

Detaylı

YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024

YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024 YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024 YAŞLANMA Hücre yapısını ve organelleri oluşturan moleküler yapılarından başlayıp hücre organelleri,hücre,doku,organ ve organ sistemlerine

Detaylı

Akciğer ve Dokularda Gazların Değişimi ve Taşınması

Akciğer ve Dokularda Gazların Değişimi ve Taşınması Akciğer ve Dokularda Gazların Değişimi ve Taşınması Prof.Dr.Fadıl ÖZYENER Fizyoloji Anabilim Dalı Tartışma konuları: Eksternal ve internal solunum Oksijenin kanda taşınması Karbondioksidin kanda taşınması

Detaylı

KADIN VE EGZERSİZ PROF. DR. ERDAL ZORBA

KADIN VE EGZERSİZ PROF. DR. ERDAL ZORBA KADIN VE EGZERSİZ PROF. DR. ERDAL ZORBA MORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ Ergenliğe kadar boy, ağırlık ve kuvvet bir cinsiyet farkı göstermezken, ergenlikten sonra cinsiyetler arasındaki bazı değişiklikler belirginleşir.

Detaylı

BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER

BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER 0-2 Yaş Süt çocukluğu 2-5 Yaş Oyun çocukluğu veya okul öncesi 6-12,14 Yaş Okul çağı veya büyük çocukluk 4-5 yıl Ergenlik dönemi 23-26 Yaş Gençlik veya ergenlik sonu 2-5 YAŞ

Detaylı

BEDEN EĞĠTĠMĠ VE SPOR

BEDEN EĞĠTĠMĠ VE SPOR BEDEN EĞĠTĠMĠ VE SPOR YÜKSEK OKULU Müdür: Doç. Dr. ġahin Ahmedov - sahmedov@neu.edu.tr Yüksek Lisans Programları Program Yürütücüsü Telefon e-mail Beden Eğitimi ve Spor Anabilim D. Doç. Dr. Cevdet Tınazcı

Detaylı

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir.

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. METABOLİZMA ve ENZİMLER METABOLİZMA Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. A. ÖZÜMLEME (ANABOLİZMA) Metabolizmanın yapım reaksiyonlarıdır. Bu tür olaylara

Detaylı

EGZERSİZ FİZYOLOJİSİ AKTS. Dersin Adı Kodu Yarıyıl Teori. Uygulama. (saat/hafta) (saat/hafta) (saat/hafta) 2 - - 2 EGZERSİZ FİZYOLOJİSİ FTR

EGZERSİZ FİZYOLOJİSİ AKTS. Dersin Adı Kodu Yarıyıl Teori. Uygulama. (saat/hafta) (saat/hafta) (saat/hafta) 2 - - 2 EGZERSİZ FİZYOLOJİSİ FTR EGZERSİZ FİZYOLOJİSİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Teori Laboratuar AKTS EGZERSİZ FİZYOLOJİSİ FTR 203 Önkoşullar Yok Dersin dili Türkçe Dersin Türü Zorunlu Dersin öğrenme ve Yüz yüze öğretme teknikleri Dersin

Detaylı

Sürat Antrenmanı. Dr.Ali KIZILET

Sürat Antrenmanı. Dr.Ali KIZILET Sürat Antrenmanı Bu antrenmanlar sürat ve çabukluk çeviklik gelişimi için antrenörler için temel kaynaktır.özel bir sürat antrenmanını takiben gevşeme egzersizleri her zaman kullanılmalıdır. Sürat antrenmanları

Detaylı

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YER SEVİYESİ OZON KİRLİLİĞİ BİLGİ NOTU

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YER SEVİYESİ OZON KİRLİLİĞİ BİLGİ NOTU T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YER SEVİYESİ OZON KİRLİLİĞİ BİLGİ NOTU Temmuz 2014 OZON NEDİR Ozon (O 3 ) üç tane oksijen atomunun birleşmesi ile oluşmaktadır. Ozon, atmosferde

Detaylı

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. 1 BESLENME BİLİMİ 2 Yaşamımız süresince yaklaşık 60 ton besin tüketiyoruz. Besinler sağlığımız ve canlılığımızın devamını sağlar. Sağlıklı bir

Detaylı

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı KAS FİZYOLOJİSİ. Düz Kas. Dr. Sinan CANAN sinancanan@gmail.com www.sinancanan.

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı KAS FİZYOLOJİSİ. Düz Kas. Dr. Sinan CANAN sinancanan@gmail.com www.sinancanan. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı KAS FİZYOLOJİSİ İ İ İ Düz Kas Dr. Sinan CANAN sinancanan@gmail.com www.sinancanan.net net Düz Kas Kalp kası İskelet kl kası Düz kas Düz Kas Düz

Detaylı

BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ. İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü. vücudun biyokimyasal süreçlerinin etkin bir şekilde

BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ. İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü. vücudun biyokimyasal süreçlerinin etkin bir şekilde BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü Proteinler, yağlar ve karbohidratlar balıklar amino asitlerin dengeli bir karışımına gereksinim tarafından enerji

Detaylı

EGZERSİZDE KALP - DOLAŞIM FİZYOLOJİSİ. Prof. Dr. Fadıl ÖZYENER UÜTF Fizyoloji AD

EGZERSİZDE KALP - DOLAŞIM FİZYOLOJİSİ. Prof. Dr. Fadıl ÖZYENER UÜTF Fizyoloji AD EGZERSİZDE KALP - DOLAŞIM FİZYOLOJİSİ Prof. Dr. Fadıl ÖZYENER UÜTF Fizyoloji AD Kuvvet-Çabukluk (sprint) egzersizleri Atmalar: gülle, çekiç, vb Halter egzersizleri Atlamalar: yüksek, sırıkla, tek adım,

Detaylı

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir Sistemine (MSS) bilgi ileten ve bilgi alan sinir sistemi bölümüdür. Merkezi Sinir Sistemi nden çıkarak tüm vücuda dağılan sinirleri

Detaylı

İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın

İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın Hücre iletişimi Tüm canlılar bulundukları çevreden sinyal alırlar ve yanıt verirler Bakteriler glukoz ve amino asit gibi besinlerin

Detaylı

SPORCULAR İÇİN TEMEL BESLENME İLKELERİ

SPORCULAR İÇİN TEMEL BESLENME İLKELERİ SPORCU BESLENMESİ SPORCULAR İÇİN TEMEL BESLENME İLKELERİ Yeterli ve dengeli beslenmenin bir sporcunun başarısını garanti etmediği, ancak yetersiz ve dengesiz beslenmenin bazı sağlık problemlerine ve performans

Detaylı

EGZERSİZ ENERJİ KAYNAKLARI DOÇ.DR.MİTAT KOZ

EGZERSİZ ENERJİ KAYNAKLARI DOÇ.DR.MİTAT KOZ EGZERSİZ ENERJİ KAYNAKLARI DOÇ.DR.MİTAT KOZ 3 farklı enerji sistemi Acil enerji sistemi Kısa süreli enerji sistemi Uzun süreli enerji sistemi Acil enerji ATP -------------> ADP Creatine + ADP ------------>

Detaylı

EGZERSİZ ENERJİ KAYNAKLARI DOÇ.DR.MİTAT KOZ

EGZERSİZ ENERJİ KAYNAKLARI DOÇ.DR.MİTAT KOZ EGZERSİZ ENERJİ KAYNAKLARI DOÇ.DR.MİTAT KOZ 3 farklı enerji sistemi Acil enerji sistemi Kısa süreli enerji sistemi Uzun süreli enerji sistemi Acil enerji ATP -------------> ADP Creatine + ADP ------------>

Detaylı

5. SINIF FEN BİLİMLERİ KAZANIMLARI

5. SINIF FEN BİLİMLERİ KAZANIMLARI 5. SINIF FEN BİLİMLERİ KAZANIMLARI 5.1. VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM / CANLILAR VE HAYAT Bu ünitede öğrencilerin; besin çeşitleri, sağlıklı ve dengeli beslenme, sigara ve alkol kullanımının zararları,

Detaylı

Suda çözünebilen nişasta molekülleri pityalin (amilaz) enzimiyle küçük moleküllere parçalanır.

Suda çözünebilen nişasta molekülleri pityalin (amilaz) enzimiyle küçük moleküllere parçalanır. CANLILARDA ENERJİ Besinlerin Enerjiye Dönüşümü Besin öğeleri: Karbonhidratlar, yağlar, proteinler, vitaminler, mineraller Besin maddelerindeki bu öğelerin vücut tarafından kullanılabilmesi için sindirilmesi

Detaylı

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hayvan Beslemede Vitamin ve Minerallerin Önemi Vitaminler, çiftlik hayvanlarının, büyümesi, gelişmesi, üremesi, kısaca yaşaması ve verim vermesi için gerekli metabolik

Detaylı

Futbolda Dar ( Küçük) Alan Oyunları Fizyolojisi ve Antrenmana Çıkarımlar. Yusuf Köklü

Futbolda Dar ( Küçük) Alan Oyunları Fizyolojisi ve Antrenmana Çıkarımlar. Yusuf Köklü Futbolda Dar ( Küçük) Alan Oyunları Fizyolojisi ve Antrenmana Çıkarımlar Yusuf Köklü Pamukkale Üniversitesi Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksekokulu 5. Antrenman Bilimi Kongresi 2-4 Temmuz 2013 Beytepe/

Detaylı

Solunum Sisteminde Ventilasyon, Difüzyon ve Perfüzyon

Solunum Sisteminde Ventilasyon, Difüzyon ve Perfüzyon Solunum Sisteminde Ventilasyon, Difüzyon ve Perfüzyon Prof Dr.Fadıl ÖZYENER Fizyoloji AD Tartışma konuları: Akciğer hacim ve kapasiteleri Solunum zarı ve özellikleri Pulmoner basınç ve dolaşım Pulmoner

Detaylı

FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON YÜKSEK LİSANS PROGRAMI FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON YÜKSEK LİSANS PROGRAMI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI NA GİRİŞ KOŞULLARI : Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokullarının veya Yüksekokul ve Fakültelerin Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Detaylı

Performans Testleri. Antrenör Nihan DÖNMEZ

Performans Testleri. Antrenör Nihan DÖNMEZ Performans Testleri Antrenör Nihan DÖNMEZ Yetenek seçimi Vücut yapısı Reaksiyon zamanı Güç ve kuvvet testi Anaerobik kapasite Dayanıklılık Sağlık testleri gibi konu başlıkları altında farklı birçok testi

Detaylı

(Saat) FİZYOLOJİ HSH112 2. YARIYIL 37 saat teorik 3

(Saat) FİZYOLOJİ HSH112 2. YARIYIL 37 saat teorik 3 Dersin Tanıtımı: DERS ADI DERS KODU YARIYIL TEORİ + UYGULAMA AKTS (Saat) FİZYOLOJİ HSH112 2. YARIYIL 37 saat teorik 3 DERSİN DİLİ DERSİN TÜRÜ DERSİN DÜZEYİ ÖĞRETİM ELEMAN(LAR)I Türkçe Zorunlu Lisans Prof.Dr.

Detaylı

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.-

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.- 1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.- Biyokimya sözcüğü biyolojik kimya (=yaşam kimyası) teriminin kısaltılmış şeklidir. Daha eskilerde, fizyolojik kimya terimi kullanılmıştır. Gerçekten de Biyokimya

Detaylı

FUTBOLDA DAYANIKLILIK. Atilla YÜCE

FUTBOLDA DAYANIKLILIK. Atilla YÜCE FUTBOLDA DAYANIKLILIK Atilla YÜCE DAYANIKLILIK DAYANIKLILIK, GENELDE, SPORCUNUN FİZİKİ VE FİZYOLOJİK YORGUNLUĞA DAYANMA GÜCÜ OLARAK TANIMLANABİLİR. BİR BAŞKA TANIMDA İSE, TÜM ORGANİZMANIN, UZUN SÜRE DEVAM

Detaylı

Rumen Kondisyoneri DAHA İYİ BY-PASS PROTEİN ÜRETİMİNİ VE ENERJİ ÇEVRİMİNİ ARTTIRMAK, RUMEN METABOLİZMASINI DÜZENLEMEK İÇİN PRONEL

Rumen Kondisyoneri DAHA İYİ BY-PASS PROTEİN ÜRETİMİNİ VE ENERJİ ÇEVRİMİNİ ARTTIRMAK, RUMEN METABOLİZMASINI DÜZENLEMEK İÇİN PRONEL Rumen Kondisyoneri DAHA İYİ Protein Değerlendirilmesi Enerji Kullanımı Süt Kalitesi Karaciğer Fonksiyonları Döl Verimi Karlılık BY-PASS PROTEİN ÜRETİMİNİ VE ENERJİ ÇEVRİMİNİ ARTTIRMAK, RUMEN METABOLİZMASINI

Detaylı

Beslenme Dersi sunusu

Beslenme Dersi sunusu Beslenme Dersi sunusu Beslenme ile ilgili kavramlar Besin (lat.aliment): Yenebilen bitki ve hayvan dokularıdır. Su, organik ve inorganik ögelerden oluşur. Hayvansal ve bitkisel olarak iki kaynaktan elde

Detaylı

ESNEKLİK GELİŞTİRME VE PROGRAMLAMA

ESNEKLİK GELİŞTİRME VE PROGRAMLAMA ESNEKLİK GELİŞTİRME VE PROGRAMLAMA 1 ESNEKLİK Tanımlar Esneklik Bir eklem ya da bir dizi eklemin kendi hareket genişliğinde tamamen hareket edebilmesi Ya da bir eklemin ya da eklem dizisinin hareket genişliği

Detaylı

Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop: Robert Hooke görmüş ve bu odacıklara hücre demiştir.

Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop:  Robert Hooke görmüş ve bu odacıklara hücre demiştir. Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop: Gözümüzle göremediğimiz çok küçük birimleri (canlıları, nesneleri vs ) incelememize yarayan alete mikroskop denir. Mikroskobu ilk olarak bir kumaş satıcısı

Detaylı

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK Beslenme İle İlgili Temel Kavramlar Beslenme: İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması, Yaşam kalitesini artırması için

Detaylı

AKCİĞER HACİM VE KAPASİTELERİ. Prof. Dr. H. Oktay SEYMEN 2006

AKCİĞER HACİM VE KAPASİTELERİ. Prof. Dr. H. Oktay SEYMEN 2006 AKCİĞER HACİM VE KAPASİTELERİ Prof. Dr. H. Oktay SEYMEN 2006 Genel çerçeve Ölü boşluk tayinleri a)anatomik b) Fizyolojik ölü boşluk Akciğer hacim ve kapasiteleri Fonksiyonel rezidüel kapasite tayini a)açık

Detaylı

ECZACILIK FAKÜLTESİ BİYOKİMYA

ECZACILIK FAKÜLTESİ BİYOKİMYA PROGRAM KOORDİNATÖRÜ Prof. Dr. Güldal MEHMETÇİK, gmehmetcik@neu.edu.tr YÜKSEK LİSANS DERSLERİ EBM 600 Uzmanlık Alanı Dersi Z 4 0 4 EBM 601 Biyokimya I S 3 0 3 EBM 602 Biyokimya I Laboratuvar S 0 3 1 EBM

Detaylı

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX! Özel Formülasyon DAHA İYİ Yumurta Verimi Kabuk Kalitesi Yemden Yararlanma Karaciğer Sağlığı Bağırsak Sağlığı Bağışıklık Karlılık DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Detaylı

ADI SOYADI : OKUL NO : SINIFI : 4/ NOTU : FEVZİ ÖZBEY İLKOKULU FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ 1. DÖNEM 1. YAZILISI

ADI SOYADI : OKUL NO : SINIFI : 4/ NOTU : FEVZİ ÖZBEY İLKOKULU FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ 1. DÖNEM 1. YAZILISI FEVZİ ÖZBEY İLKOKULU FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ 1. DÖNEM 1. YAZILISI 1. Aşağıdaki iskeletin temel bölümlerinin isimlerini yazınız. İskeletin temel bölümlerinin görevlerini belirtiniz. ( 10 puan) Bölümleri

Detaylı

Santral (merkezi) sinir sistemi

Santral (merkezi) sinir sistemi Santral (merkezi) sinir sistemi 1 2 Beyin birçok dokunun kontrollerini üstlenmiştir. Çalışması hakkında hala yeterli veri edinemediğimiz beyin, hafıza ve karar verme organı olarak kabul edilir. Sadece

Detaylı

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1 1 VÜCUT KOMPOSİZYONU VÜCUT KOMPOSİZYONU Vücuttaki tüm doku, hücre, molekül ve atom bileşenlerinin miktarını ifade eder Tıp, beslenme, egzersiz bilimleri, büyüme ve gelişme, yaşlanma, fiziksel iş kapasitesi,

Detaylı

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ EĞİTİM PLANI

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ EĞİTİM PLANI BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ EĞİTİM PLANI DİSİPLİN/ GELİŞİM ALANI: UZUN DÖNEMLİ AMAÇ: - Vücudumuz bilmecesini çözelim - Maddeyi tanıyalım - Kuvvet ve hareket - Işık ve ses - Canlılar dünyasını

Detaylı

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ)

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ) TOPRAK Toprak esas itibarı ile uzun yılların ürünü olan, kayaların ve organik maddelerin türlü çaptaki ayrışma ürünlerinden meydana gelen, içinde geniş bir canlılar âlemini barındırarak bitkilere durak

Detaylı

EGZERSİZE KAS SİSTEMİNİN YANITI

EGZERSİZE KAS SİSTEMİNİN YANITI EGZERSİZE KAS SİSTEMİNİN YANITI Prof. Dr. F ÖZYENER EGZERSİZ SIRASINDAKİ DAYANIKLILIĞIMIZ VE SÜRATİMİZ BÜYÜK ORANDA KASLARIMIZIN ENERJİ VE GÜÇ ÜRETEBİLME YETENEĞİNE BAĞLIDIR. Kas Hücresi Sarkotübüler

Detaylı

OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi)

OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi) OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi) Otonom sinir sitemi iki alt kısma ayrılır: 1. Sempatik sinir sistemi 2. Parasempatik sinir sistemi Sempatik ve parasempatik sistemin terminal nöronları gangliyonlarda

Detaylı

YAŞAMBOYU SPOR ve ANTRENMAN BİLGİSİ. HAZIRLAYAN Zekeriya BAŞEKEN Beden Eğitimi Öğretmeni 1

YAŞAMBOYU SPOR ve ANTRENMAN BİLGİSİ. HAZIRLAYAN Zekeriya BAŞEKEN Beden Eğitimi Öğretmeni 1 YAŞAMBOYU SPOR ve ANTRENMAN BİLGİSİ HAZIRLAYAN Zekeriya BAŞEKEN Beden Eğitimi Öğretmeni 1 Spor insanoğlunun var oluşundan beri onunla beraber olan, belirli kurallar içeren, rekabet ortamı olan, haz veren

Detaylı

5.111 Ders Özeti #12. Konular: I. Oktet kuralından sapmalar

5.111 Ders Özeti #12. Konular: I. Oktet kuralından sapmalar 5.111 Ders Özeti #12 Bugün için okuma: Bölüm 2.9 (3. Baskıda 2.10), Bölüm 2.10 (3. Baskıda 2.11), Bölüm 2.11 (3. Baskıda 2.12), Bölüm 2.3 (3. Baskıda 2.1), Bölüm 2.12 (3. Baskıda 2.13). Ders #13 için okuma:

Detaylı

AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ

AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DERS TANITIM FORMU Dersin Kodu / Adı : Bölüm / Anabilim Dalı : 101770 DANIŞMANLIK FİZYOLOJİ (TIP) Öğretim Dili : Türkçe Yarıyılı : 1 Türü (Zorunlu

Detaylı

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) BİYOLOJİK ETMENLER KALITIM İÇ SALGI BEZLERİ B) ÇEVRE A) BİYOLOJİK ETMENLER 1. KALITIM Anne ve babadan genler yoluyla bebeğe geçen özelliklerdir.

Detaylı

DÖNEM I HAFTALIK DERS PROGRAMI

DÖNEM I HAFTALIK DERS PROGRAMI TIP FAKÜLTESİ DÖNEM I HAFTALIK DERS PROGRAMI DÖNEM I. DERS KURULU Eylül Kasım 0 Dekan : Dönem Koordinatörü : Ders Kurulu Başkanı : Prof.Dr. Mustafa SARSILMAZ Doç.Dr. Doç.Dr. KURUL DERSLERİ TEORİK PRATİK

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik YB 205 Beslenme İkeleri Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr YAŞLANMA Amerika da yaşlı bireyler eskiye göre

Detaylı

EGZERSİZDE VE SONRASINDA ATP - CP

EGZERSİZDE VE SONRASINDA ATP - CP EGZERSİZDE VE SONRASINDA ATP - CP Tüm vücut hücrelerinde enerji oluşumu adenozin trifosfat (ATP) molekülü vasıtasıyla gerçekleşir. Hücre içinde ATP depo halde bulunur ve sınırlı miktardadır. Ancak, yapılan

Detaylı

00220 Gıda Biyokimyası

00220 Gıda Biyokimyası 00220 Gıda Biyokimyası Hazırlayan: Doç.Gökhan DURMAZ 00220 Gıda Biyokimyası-Şubat 2013 1 Bu notların hazırlanmasında aşağıdaki eserlerden yararlanılmıştır; Biyokimya, Engin Gözükara, Nobel Tip Kitabevi,

Detaylı

FİZİKSEL ETKİNLİĞİN OLUŞTURDUĞU KISA VE UZUN SONUCU VÜCUTTA ORTAYA ÇIKAN YANITLARI İNCELER.

FİZİKSEL ETKİNLİĞİN OLUŞTURDUĞU KISA VE UZUN SONUCU VÜCUTTA ORTAYA ÇIKAN YANITLARI İNCELER. EGZERSİZ FİZYOLOJİSİ Prof. Dr. Fadıl ÖZYENER FİZYOLOJİ BİLİM DALI NIN BİR ALT DİSİPLİNİDİR. FİZİKSEL ETKİNLİĞİN OLUŞTURDUĞU KISA VE UZUN (ANTRENMAN) DÖNEMDEKİ STRES SONUCU VÜCUTTA ORTAYA ÇIKAN YANITLARI

Detaylı

I. YARIYIL (ZORUNLU) GENEL FİZYOLOJİ (F

I. YARIYIL (ZORUNLU) GENEL FİZYOLOJİ (F T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ FİZYOLOJİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL (ZORUNLU) GENEL FİZYOLOJİ (F 601 2 Teorik,

Detaylı

ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri

ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri Ayrıca bitkilerin yapraklarına yeşil rengi de klorofil adı verilen bu yapılar verir. Besin Zinciri: - Aynı ekosistemde yaşayan canlıların

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

Vakum Teknolojisi * Prof. Dr. Ergun GÜLTEKİN. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi

Vakum Teknolojisi * Prof. Dr. Ergun GÜLTEKİN. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Vakum Teknolojisi * Prof. Dr. Ergun GÜLTEKİN İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Giriş Bilimsel amaçla veya teknolojide gerekli alanlarda kullanılmak üzere, kapalı bir hacim içindeki gaz moleküllerinin

Detaylı

1. Giriş 2. Yayınma Mekanizmaları 3. Kararlı Karasız Yayınma 4. Yayınmayı etkileyen faktörler 5. Yarı iletkenlerde yayınma 6. Diğer yayınma yolları

1. Giriş 2. Yayınma Mekanizmaları 3. Kararlı Karasız Yayınma 4. Yayınmayı etkileyen faktörler 5. Yarı iletkenlerde yayınma 6. Diğer yayınma yolları 1. Giriş 2. Yayınma Mekanizmaları 3. Kararlı Karasız Yayınma 4. Yayınmayı etkileyen faktörler 5. Yarı iletkenlerde yayınma 6. Diğer yayınma yolları Sol üstte yüzey seftleştirme işlemi uygulanmış bir çelik

Detaylı

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde EPİLEPSİ Basitleştirilmiş şekliyle epilepsi nöbeti kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır, ve beyin hücrelerinde geçici anormal deşarjlar sonucu ortaya çıkar. Epilepsi nöbetlerinin çok değişik

Detaylı

TURHAN DOĞRU NEFES ALMAK:

TURHAN DOĞRU NEFES ALMAK: Mustafa TURHAN A sınıfı İşgüvenliği Uzmanı mturhan.isg@gmail.com DOĞRU NEFES ALMAK: Solunum Koruyucuların Farklı Sektörlerde Kullanımı 1 Doğru Nefes Almak ne demek? Tehditler İmkanlar Solunum koruyucular

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Dönem T+U Saat Kredi AKTS. Sinir Sistemi TIP 204 2 103+40 9 10. Kurul Dersleri Teorik Pratik Toplam

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Dönem T+U Saat Kredi AKTS. Sinir Sistemi TIP 204 2 103+40 9 10. Kurul Dersleri Teorik Pratik Toplam DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Dönem T+U Saat Kredi AKTS Sinir Sistemi TIP 204 2 103+40 9 10 Kurul Dersleri Teorik Pratik Toplam Anatomi 42 16 58 Fizyoloji 39 18 57 Histoloji ve Embriyoloji 12 4 16 Biyofizik

Detaylı

SANKO ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS KURULU 102: HÜCRE VE DOKU SİSTEMLERİ

SANKO ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS KURULU 102: HÜCRE VE DOKU SİSTEMLERİ 05-06 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS KURULU 0: HÜCRE VE DOKU SİSTEMLERİ Ders Kurulu Başkanı: / Başkan Yardımcıları: / Histoloji Embriyoloji Yrd. Doç. Dr. Bahadır Murat Demirel / Üyeler: / Tıbbi / Dersin AKTS

Detaylı

Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya

Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya Outline (İzlence) 1. Hafta Biyokimya Nedir? Organizmadaki Organik Bileşiklerin Yapısı. 2. Hafta Enerji Sistemleri 3. Hafta

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

1. B HÜCRELER N YAPISI... 1 2. ENZ MLER VE LEVLER ... 19

1. B HÜCRELER N YAPISI... 1 2. ENZ MLER VE LEVLER ... 19 İÇİNDEKİLER 1. BİTKİ HÜCRELERİNİN YAPISI... 1 1.1. BİTKİ HÜCRELERİ VE YAPISI... 1 1.1.1. Meristematik Bitki Hücresi... 2 1.1.2. Olgun Bitki Hücresi... 3 1.1.3. Odunsu Bitki Hücresi... 4 1.1.4. Otsu Bitki

Detaylı

Günde kaç saat, haftada kaç gün egzersiz yapılmalı?

Günde kaç saat, haftada kaç gün egzersiz yapılmalı? Başarılı bir kilo verme ve daha da önemlisi bu kiloyu korumada en önemli anahtar egzersizdir. Kilo verdikten sonra egzersiz yapmayı bırakanlar yeniden kilo alırken, egzersize devam edenlerde bu ihtimal

Detaylı

I. YARIYIL TEMEL BİYOKİMYA I (B 601 TEORİK 3, 3 KREDİ)

I. YARIYIL TEMEL BİYOKİMYA I (B 601 TEORİK 3, 3 KREDİ) T.C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİYOKİMYA ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL TEMEL BİYOKİMYA I (B 601 TEORİK 3, 3

Detaylı

YAŞLI FİZYOLOJİSİ. Seray ÇAKIR 0341110005

YAŞLI FİZYOLOJİSİ. Seray ÇAKIR 0341110005 YAŞLI FİZYOLOJİSİ Seray ÇAKIR 0341110005 Yaşlının Vücut Bileşimi İnsanda, kas yapısı ve gücü 25 yaşında doruğa ulaşır. Bu yaşlarda kadınların ortalama vücut ağırlığının %37 si, erkeklerin %45 i kadarını

Detaylı

KAN BASINCI (TANSĐYON) Prof. Dr. Erdal ZORBA

KAN BASINCI (TANSĐYON) Prof. Dr. Erdal ZORBA KAN BASINCI (TANSĐYON) VE SAĞLIK Prof. Dr. Erdal ZORBA KAN BASINCI (TANSĐYON) VE SAĞLIK Kalbimiz günde 24 saat hiç durmamaksızın kan pompalama görevini yerine getirir. Kan basıncı, kalbin kanı vücudun

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 Eğitim Yılı Dönem II 3. Ders Kurulu GASTROİNTESTİNAL SİSTEM VE METABOLİZMA Eğitim Programı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 Eğitim Yılı Dönem II 3. Ders Kurulu GASTROİNTESTİNAL SİSTEM VE METABOLİZMA Eğitim Programı 2015-2016 Eğitim Yılı Dönem II 3. Ders Kurulu GASTROİNTESTİNAL SİSTEM VE METABOLİZMA Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü Dönem II Koordinatörü Koordinatör Yardımcısı : Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN : Doç.

Detaylı

Solunum Fizyolojisi ve PAP Uygulaması. Dr. Ahmet U. Demir

Solunum Fizyolojisi ve PAP Uygulaması. Dr. Ahmet U. Demir Solunum Fizyolojisi ve PAP Uygulaması Dr. Ahmet U. Demir Solunum fizyolojisi Bronş Ağacı Bronş sistemi İleti havayolları: trakea (1) bronşlar (2-7) non respiratuar bronşioller (8-19) Gaz değişimi: respiratuar

Detaylı

DÖNEM II 4. DERS KURULU 10 Şubat 4 Nisan 2014. Prof.Dr. Mustafa SARSILMAZ

DÖNEM II 4. DERS KURULU 10 Şubat 4 Nisan 2014. Prof.Dr. Mustafa SARSILMAZ DÖNEM II. DERS KURULU 0 Şubat Nisan 0 Dekan : Dönem II Koordinatörü : Ders Kurulu Başkanı : Prof.Dr. Yrd.Doç.Dr. Yrd.Doç.Dr. KURUL DERSLERİ TEORİK PRATİK TOPLAM AKTS DERS VEREN ÖĞRETİM ÜYELERİ 0 (x) -

Detaylı

SICAK ÇARPMASI ELEKTRİK-YILDIRIM ÇARPMASI. Dr. Mehmet TUĞRUL İ.Ü.İstanbul Tıp Fakültesi Anesteziyoloji AD.

SICAK ÇARPMASI ELEKTRİK-YILDIRIM ÇARPMASI. Dr. Mehmet TUĞRUL İ.Ü.İstanbul Tıp Fakültesi Anesteziyoloji AD. SICAK ÇARPMASI ELEKTRİK-YILDIRIM ÇARPMASI Dr. Mehmet TUĞRUL İ.Ü.İstanbul Tıp Fakültesi Anesteziyoloji AD. SICAK BİTKİNLİĞİ-Etyoloji Sıcak ve nemli havaya uzun süre maruz kalma Yaşlı, çocuk Bilinçsiz diyet

Detaylı

Ekosistem Ekolojisi Yapısı

Ekosistem Ekolojisi Yapısı Ekosistem Ekolojisi, Ekosistemin Yapısı Ekosistem Ekolojisi Yapısı A. Ekoloji Bilimi ve Önemi Ekoloji canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle olan etkileşimlerini inceleyen bilim dalıdır. Günümüzde teknolojinin

Detaylı