Ekonomide Devletin Değişen Rolü...

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Ekonomide Devletin Değişen Rolü..."

Transkript

1 Ekonomide Devletin Değişen Rolü... Nazım Oz/ürk Özet: İnsanların entelektüel bir uğraş olarak devlet kuramıyla ilgilenmeleri, devletin yetki ve görevlerinin ne olması gerektiği konusunda düşünüp çözüm geliştirmeleri eski çağlara kadar uzanmaktadır. Devletler, tarih sahnesine çıktığı andan günümüze kadar belli işlevler üstlenmişlerdir. Tarihsel süreç içerisinde yaşanan sosyo ekonomik gelişmelere bağlı olarak devletin işlevleri de değişim göstermiştir. Merkantilistler, korumacı devleti, ftzyokratlar doğal düzeni savunmuştur. Klasik iktisatçı/ar devletin ekonomiye müdahale etmemesini savunurken, Keynesyenler müdahaled sosyal refah devletinden yana olmuşlardır. Son yıllarda ise Arz Yanlı iktisat, Monetarizm, Rasyonel Beklentiler, Avusturya iktisat Ekolü ve Anayasal iktisat gibi Neo-liberal yaklaşımlar, devletin ekonomik rolünü azaltmak için yoğun çaba harcamaktadır. Bu çalışmada, Merkantilizmden günümüze, çeşitli iktisadi yaklaşımlar çerçevesinde devletin ekonomideki rolünde ne gibi değişimler yaşandığı incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Devletin rolü ve fonksiyonları, sosyal refah devleti, minimal devlet, neo-liberal iktisadi yaklaşımlar, devletin yeniden yapılandırılması. Giriş Devleti ve devletin görevlerinin neler olması gerektiğini genel bir devlet kuramı içerisinde açıklama girişimleri yaklaşık iki bin yıldır insanoğlunun zihinsel uğraş alanlanndan birini oluşturmaktadır. Devletin doğuşundan günümüze kadar devlet olgusunu açıklamaya çalışan birbirine karşıt çok sayıda kuramsal yaklaşımdan söz edilmektedir. En temel kurumlardan biri olan devlet, belli işlevleri yerine getirmekte olup, toplumun sosyo-ekonomik yapısı ve dinamiği bu işlevlerin içeriğini belirlemektedir (Şaylan, 2003: 22-23; Poulantzas, 1980: ). Ekonomik anlamda devlete niçin gereksinim duyulmaktadır? Devletin ekonomideki rolü nedir? Devlet ekonomide nasıl bir roloynamalıdır? Devletin e konomik anlamda yetki ve göre v1p ri neler olmalıdır? Ekonomik yaşamın yönlendirilmesi ve toplumsal yaşamm örgütlenmesinde devlete ve pazara düşen pay nedir? Bu konuda çok çeşitli ekonomik yaklaşımlar ortaya konmuştur. İktisat kuramının tarihi, devletin ekonomiye müdahalesini gerekli ve yararlı bulanlarla, devletin ekonomiye müdahalesini gereksiz ve zararlı bulanlar arasındaki mücadelenin tarihidir (Colclugh ve Manor, 1993;1-25; Savaş, 1994: 1). * Yrd. Doç. Dr., Cumhuriyet Üniversitesi, Cumhuriyet MYO, Dış Ticaret Programı Ögretim Üyesi, Amme İdııresi Dergisi, Cüt 39 Sııyı 1 Mıırt 2006, s

2 ı 8 Amme idaresi Dergisi Bu çalışmada modem devletlerin doğuşundan günümüze kadar ekonomik anlamda devlet olgusunda ve devletin işlevlerinde ne gibi değişimlerin yaşandığı analiz edilmiş; çeşitli iktisadi ekollerin devlet anlayışlan incelenmiştir. İktisadi Ekollerde Devlet Anlayışı Tarihsel süreç içerisinde devlet kuramının gelişimine bakıldığında, ticari kapitalizmin Merkantilizıni, tanrnın kapitalistleşmesi olgusunun Fizyokrasiyi, Sanayi Devriminin ise Klasik İktisadi Ekolü ortaya çıkardığı görülmektedir Dünya Ekonomik Bunalımı 'nın ortaya çıkardığı sorunlann Klasik Ekol 'ün temel ilkeleriyle açıklanamaması depresyon sonrasında alternatif bir iktisat ekolü.olarak Keynesyen İktisadı gündeme getirmiştir. Klasik Ekol'ünjandarma devlet anlayışı bunalımla birlikte yerini, Keynesyen Ekol 'ün müdahaleci sosyal refah devleti anlayışına bırakmıştır. Ancak, 1970'li yıllarda yaşanan stagflasyon krizi Keynesyen ekole duyulan güveni azaltmış ve devletin ekonomideki rolünün sınırlandınlmasını savunan Arz Yanlı İktisat, Monetarizm, Rasyonel Beklentiler, Avusturya İktisat Ekolü ve Anayasal İktisat gibi neo-liberal yaklaşımlann ön plana çıkmasına neden olmuştur. Liberalizmin yeniden doğmasına ve yükselmesine düşünsel bazda öncülük eden bu yaklaşımlar, müdahaleci sosyal refah devleti anlayışını şiddetle eleştirerek devletin görev ve fonksiyonlannı yeniden sorgulamaya başlamişlardır. v" Merkantillzm ve Korumacı Devlet Batı Avrupa ülkelerinde Ortaçağın sonuyla Sanayi Devrimi arasındaki dönem, feodalizmin yıkılışı ve güçlü merkezi devletlerin kuruluşuyla belirmektedir. Bu dönem ekonomik açıdan sermaye birikimi ve piyasa ekonomisi koşullannı hazırlayan ticari kapitalizmin geliştiği çağdır. Bu açıdan, Merkantilizın yeni ticari kapitalist sınıfın ideolojisini yansıtan bir politik iktisadi sistemdir (Kazgan,1993: 35) yıllan arasında varlığını sürdüren Merkantilizın, Ortaçağı sona erdiren Rönesans, Reform ve keşifler sonucu oluşan yeni dünyanın iktisadi alana yansımasıdır. Merkantilizınin temsilcileri Jean Bodin, Thomas Miles, Montaigne, Thomas Mun, Antonia Serra ve Jean Baptiste Colbert'tir (Brasseul, 1997: 150).. Bu dönemde tanmsal ve feodal düzenden ticaretin ve sanayinin yaygın olduğu bir sisteme geçebilmek için güçlü ve etkin bir devlete gereksinim vardır. Bu bağlamda Merkantilist sistemin devlet anlayışını, korumacı devlet oluşturmaktadır. Yeni oluşmaya başlayan ticaret burjuvasının çıkarlan bunu gerektirmektedir. Merkantilist görüşe göre, zenginleşmenin yolu ticaretten geçmektedir. Bir ülkenin zengin ve güçlü olması için en önemli yol, ithal ettiğinden daha fazlasını ihraç etmesidir. İhracat ve ithalat arasındaki fark değerli madenierin ülkeye girmesiyle kapanacaktır. Ülke ne kadar çok altına sahipse, o kadar çok zengin ve güçlü ôlacaktır. Devlet, ulusal tüccarınıil üstünlük sağlaması için her türlü

3 Ekonomide Devletin Değişen Rolü ı 9 korumacı ekonomik önlemleri ve askeri düzenlemeleri yapmak zorundadır. Merkantilistler,. devletin ihracatı özendirmesi ve ithalatı sınırlandırması gerektiğini savunmuşlardır. Ancak bütün ülkeler, eş anlı olarak ihracat fazlası elde e demeyeceklerine ve altın mevcudu belli bir zamanda sabit olacağına göre bir ülke ancak diğer ülkeler zaranna kazançlı çıkabilecektir (Gem, 1993: 7-36). Merkantilizm, devletler tarafından, nüfuz etmek, ekonomik, mali ve askeri güçlerini artırmak amacıyla kullanılmıştır (Weiss ve Robson, 1999: 94). Merkantilist uygulamalann bir sonucu olarak, devletler dünya ticareti içindeki paylannı artırabilmek için bir yandan kendi ulusal tüccarlannı koruma önlemleri almış, diğer yandan dünyayı' sömürgeleştirme eylemlerine yönelmişlerdir. Korumacı dış ticaret politikalan ve dünyayı sömürgeleştirme uygulamalan sonucu devlet eliyle sermaye birikimi gerçekleştirilmiştir. Merkantilist politikalar sonucu altın ve gümüş az sayıda ülkenin elinde toplanınca, para kaybeden ülkelerin satınalma gücü ve dış ticarete katılma oranı düşmüştür. Para kazanan ülkelerde ise, enflasyon yaşanmaya başlamış, bu ülkeler ihracat yapamaz hale gelmişlerdir. Gerçekte bir ülkenin ihracatı diğer ülkelerin ithalatına, diğer ülkelerin ithalatı da onlann yeterli ödeme aracına sahip 01 masınabağlıdır. Bu nedenle, tek taraflı çıkara dayanan Merkantilist politikalar başanlı olamamıştır. Merkantilist uygulamalar sonucu devletin görünen eli dış ticareti daraltmış ve enflasyonu artırmıştır (Demir, 1997: 19). Ticaret burjuvası sanayi burjuvasına dönüştükçe korumacı devlet anlayışı yerini Fizyokratlarla doğal düzen anlayışına, Klasik Ekolle de jandarma devlet anlayışına bırakmıştır. Fizyokrasi ve Doğal Düzen Merkantilizm başansız olunca ona tepki olarak Fizyokrasi doğmuştur. Merkantilizm ticari kapitalizmin ve yeni gelişen mutlak monarşilerin iktisadi düşünce sistemini yansıtmaktayken, Fizyokrasi, girişimci çiftçiyi, büyük ölçekte üretim yapacak tanmsal üreticiyi ön plana çıkarmak isteyen Fransız reformculann öğretisi olmuştur. İktisadi düşünce alanında bilimsel iktisadın ilk okulu olan Fizyokratlann öncüleri, François Quesnay, Robert Jacques Turgot, Le Marquis de Mirabeau, Abbe Nicolos Baudeau ve Pierre Samuel Du Pont de Nemours'tır (Blaug, 1985: 20-30). Fizyokratlar, Merkantilistler gibi servetin kaynağını aramakta; ancak onlardan farklı olarak, servetin mübadeleden değil, üretimden doğduğunu ileri sürmektedirler. Fizyokratlara göre zenginliğin kaynağı Merkantilistlerin öne sürdüğü gibi para değil, doğa yani tanmdır. Artık ürün yaratan tek üretim dalı tanmdır. Fizyokratlar tanmı ekonomik yaşamın merkezi durumuna getirmekle yetinmemişler, Merkantilizmin en önemli uğraş saydıklan dış ticareti küçümsemişlerdir. Fizyokratlar, tüccarlarla finansmancılan net üretim yapmayan kişiler olarak hor görmüştür. Fizyokratlara göre tüccarlann elde ettiği gelir "parazit gelir" olup, net üretimin azalmasına neden olur. Bu gelirin önemli bir kısmı devlet

4 20 Amme İdaresi Dergisi tarafından mali yardımlarla desteklenen bir gelir olduğu için ve ithal edilen lüks tüketim mallanna gittiği için ulusal ekonomiye verdiği zarar daha da artmaktadır (Savaş, 1997: 225). Değerli madenierin bolluğu zenginlik sayılamaz. Gerçek değer, tanmsal üretimden elde edilen artık olduğuna göre, dış ticaretin fazla vermesinin önemi yoktur. Kaldı ki dış ticaret zaten sürekli fazla veremez. çünkü dış ticarette de iç ticarette olduğu gibi mallar değiş tokuş edilmektedir. Bir değere karşı verilen kesinlikle bir başka eş değer vardır. Fizyokratlara göre, nasıl ki evreni e dünya uyumlu ve dengeli şekilde doğal bir düzen içinde işliyorsa, toplumlar da doğal düzen (ordre naturel) içinde varlıklannı sürdürür. Ekonomik yaşamda bireysel çıkarlar kendiliğinden uyum i çinde olacağından, devletin ekonomik yaşama hiç bir şekilde müdahale etmemesi gerekir. Eğer devlet ekonomiye müdahale etmezse, piyasanın doğal işleyişi, enflasyon ve dış ticaret sorununu kendiliğinden çözecektir. Devletin faaliyetleri tümüyle düzenin, güvenin ve adaletin varlığı ile sınırlı olmalıdır. Bu sının aşan bütün devlet faaliyetleri özgürlük üzerinde baskı anlamına gelir. Fizyokratlann doğal düzen anlayışına duyduklan güven devletin görünen elini etkisiz hale getirmektedir. Bu bağlamda, doğal yasalar tarafından düzenlenen bir toplumda davranışlan sınırlandıran yazılı yasalar gereksizdir. En iyi kılavuz, yapay sınırlar taşımayan doğanın sesidir. Bireyi sınırlandıran pozitif yasalar toplumun aleyhinedir. En iyi yasa, doğal yasalann basit bir örneği olan yasadır. Bunun i çin devlet yasa yapıcı değil, yasa kabul edici olmalıdır (Gide ve Rist, 1960: 52). Fizyokratların, doğal düzenin uyumlu bir toplumsal ve ekonomik yaşam yaratacağına olan inançlan, Klasik Ekol' de "bırakınız yapsınlar bırakınız geçsin Ier" anlayışına dönüşmüştür. Klasik İktisadi Ekol ve Jandarma Devlet öncülüğünü Adam Smith, David Ricardo, Thomas Robert Malthus, Jean Baptiste Say ve John Stuart Mill gibi düşünürlerin yaptığı Klasik Ekol 'ün ortaya çıkmasında en önemli etmen, 1750'li yıllardan itibaren filizlenen Sanayi Devrimi olmuştur. Rekabet ve fiyat mekanizması, özel mülkiyet ve girişim özgürlüğü, fayda ve kar maksimizasyonu peşinde koşan bireyler, Klasik Ekol 'ün en temel ilkelerini oluşturmaktadır (Yayla, 1992: 135). Klasik anlayışa göre, ekonomi her zaman doğalolarak dengededir. Otomatik olarak dengeyi sağlayan güç, fiyat mekanizmasıdır. Fiyat mekanizması düzgün işlediği sürece ekonomi her zaman tam istihdam düzeyinde olacaktır. Say yasası gereğince her arz kendi talebini yaratacaktır. Tam istihdam sağlandığında tüm üretim faktörleri üretime koşulmuş olacağından, ekonomide, işsizlik de söz konusu olmayacak; toplam üretim ve dolayısıyla milli gelir en yüksek düzeye ulaşacaktır. Homo economicus olarak kabul edilen bireysel karar alıcılar kendi çıkarlarını en yükseğe çıkaracak şekilde hareket ederken toplumun refahını da en yüksek düzeye çıkaracaklardır. Piyasa mekanizmasına hiçbir müdahaleye gereksinim duyulma

5 Ekonomide Dev/etin Değişen Rolü 21 dan "görünmez el" üretim faktörlerinin en optimal dağılımını kendiliğinden sağlayacaktır (Smith, i 776). Klasik Ekol'e göre, ekonomiyi dengeye getiren ana koşul rekabettir. Rekabet, herşeyin üretkenlikle ölçülecek doğal değerine kavuşmasını sağlayan sihirli bir değnektir. Eğer bir ekonomide rekabet tam olarak gerçekleşirse, piyasa mekanizmasının işleyişi dengeyi otomatik olarak sağlayacaktır. Bu bağlamda "bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinier" felsefesini benimseyen Klasikler, devletin ekonomiye, piyasa mekanizmasının işleyişini bozabilecek nitelikteki her türlü müdahalesini yasaklamaktadır. Bu nedenle, devlet yalnızca özgürlüklerin ve fiyat mekanizmasının korunmasını üzerine almalı ve ekonomik işlere kanşmamahdır. Devlet, ekonomiye müdahale ederse, ekonomik etkinliğin sağlanmasını engelleyerek, kaynak dağılımını olumsuz yönde etkileyecektir. Klasiklerin gözünde devlet zorunlu bir fenadır. Serveti tüketir, ceza verir, ama yaratıcı bir etkinlikte bulunamaz. Devletin görevi yalnızca içte ve dışta banşı ve güvenliği sağlamak, adalet hizmetlerini sunmak ve toplum içindeki uyuşmazlıklarda ve çatışmalarda haklı ve haksızın ayniması, yani bağıtlann yerine getirilmesini gözetmektir. Devletin görevi rekabeti sağlayıcı düzenlemeleri yapmak ve rekabeti önleyici her türlü engeli ortadan kaldırmaktır. Klasik Ekol bu görüşleriyle, sert, anti sosyal ve dogmatik bir inanç görünümündedir. Piyasa sistemi ekonomik faaliyetin tamamının toplum kontrolünden kurtulup kendi kurallanna göre işleyen piyasalarca yönlendirildiği bir sistemdir. Bu insan doğasıyla bağdaşması olanaksız bir sistemdir ve sosyal yapıyı parçalamadan uzun süre varolamaz. İktisadi faaliyetlerin tamamının piyasa tarafından maddi varoluşu değişim ilkesi doğrultusunda yönlendirilmesi demek, insanın nun temellerinin toplumsalolmayan bir mekanizmaya teslim edilmesi anlamına gelmektedir (Polany, 2003: 19-20). Bu nedenle, 18. yüzyıldan günümüze kapitalizm, hiçbir ülke tarafından safhaliyle uygulanamamıştır. Batı dünyasını kasıp kavuran üretimin düşmesine ve milyonlarca insanın işsiz kalmasına neden olan 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı, Klasik Ekol 'ün görüşlerinin yeniden tartışılmasına yol açmıştır. Bu bunahm Klasiklerin iddia ettikleri gibi ekonominin her zaman dengede olamayacağını gözler önüne sermiştir. Klasiklerin yaş"anan bunalımı açıklayarnamalan Keynesyen Ekol 'ün gündeme gelmesine neden olmuştur. Keynes ile birlikte liberal kapitalist görüşün devletin ekonomiye müdahale etmemesi görüşü terkedilmiş ve devletin ekonomiyi yönlendirmesini öngören uygulamalar yaygınlaşmıştır. Fiyat mekanizmasının olumsuz yanlannı düzeltmek amacıyla devlet para ve maliye politikalanyla e konomiyi yönlendirmeye başlamıştır. Ekonomiye devlet müdahalesi kaynaklann etkin kullanımı ve tam istihdamın sağlanmasıyla sınırlı kalmamış; piyasa mekanizmasının işleyişi sonucu ortaya çıkan gelir ve servet dağılımını düzenlemeyi de içermiştir. Hatta, bazı stratejik alanlara devlet bizzat kurduğu kamu iktisadi teşebbüsleri aracılığıyla işletmeci olarak girmiştir.

6 22 Amme İdaresi Dergisi Keynes ve Müdahaleci Sosyal Refah Devleti Müdahaleci sosyal refah devleti anlayışının kuramsal alanda oluşumuna en büyük katkı Keynes tarafından sağlanmıştır. Keynes, Klasiklerin jandarma devlet anlayışını şiddetle eleştirerek devletin ulusal ekonomi içerisindeki rolünün ve işlevlerinin artınıması düşüncesini savunmuştur (Lepage, 1991: 2). Keynes'e göre devlet, kaynak dağılımında etkinliğin sağlanması, ekonomik kalkınmanın, fiyat istikrannın ve tam istihdamın gerçekleştirilmesi ve gelir dağılımınııl daha adil hale getirilmesinde ekonomide aktifrol oynamalıdır (Aktan, 2003: 24). Geleneksel klasik ekonomi, 1929 dünya ekonomik bunalımıyla doğan deflasyon ve işsizlik sorununu çözemeyince, Keynes piyasanın görünmez eli yanına devletin görünen elini ikame etmiştir. Keynes'ten itibaren piyasa ekonomisinin kendi kendine makro dengesizlikleri çözemeyeceği, yani otomatik olarak kendisini yeniden düzenleyen bir mekanizmadan yoksun olduğu anlaşılmıştır. Keynes, Say yasasını ve kendi kendine düzelen ekonomi hayalini izi kalmayacak şekilde silip süpürmüştür. Artık satınalma gücündeki azalışlann, ücretlerin ya da faizlerin göstereceği tepkiyle telafi edilemeyeceği anlaşılmıştır. Ücretler azalırsa toplam talep de azalacak, toplam talep azalınca faizler düşse bile beklenen yatınm artışı olmayacak ve durgunluk sürecektir. Keynes ekonomi yazınına kazandırdığı toplam talep kavramıyla geleneksel arz öncelikli anlayışı tersyüz etmiştir (Keynes, 1969: 20). Devletin ekonomik ve sosyal alanda tam bir tarafsızlığa sahip olamayacağı anlaşılmış; jandarma devlet anlayışı yerini müdahaleci sosyal refah devleti anlayışına bırakmıştır. Ekonomide önemli yapısal aksaklıklann olduğu ve piyasanın kendi gücüyle bu aksaklıklan gideremeyeceğini ortaya koyan Keynes, özellikle sürekli ve yaygın işsizliğin ekonomide en büyük tehlikeyi yaratacağını savunarak, tam istihdamı sağlayacak önlemlerin alınması gerektiğini ileri sürmüştür. Yüksek enflasyon, aşın işsizlik, kronik dış ödemeler bilançosu açığı ve yıldan yıla değişen ekonomik büyüme oranlan kaynak dağılımında etkinsizlik yaratmaktadır. Ekonomik istikrarsızlıklar arttıkça ülkeler ciddi sosyal patlama riskiyle karşı karşıya gelmektedir. Piyasa mekanizması içerisinde ekonomik istikrarsızlık olasılığı yükseldikçe, iktisadi karar birimleri tarafından dalgalanmalan telafi edecek, şiddetli değişmeleri önleyecek düzenleyici bir kurumun yaratılması gerekli olmaktadır. Bu açıdan, devlet ekonomik istikran sağlamak için, ekonomiye müdahale etmekte; kamu gelirleri ve giderleri gibi araçlardan yararlanarak, ekonomik istikrar açısından önemli etkiler yaratabilmektedir. Keynesyen iktisadm doğuşu ile devletin konumu ve işlevi bütünü ile değişmiştir. Piyasa sisteminin aksaklıklanndan ve çağdaş demokrasi sisteminin işleyişinden kaynaklanan nedenlerle devlet adalet, savunma, güvenlik, diplomasi gibi asli görevleri yanında sosyal refah devleti olarak da toplumsş.l ve ekonomik sorunlarla ilgilenmeye başlamıştır (Türk, 2003: 1-15). Piyasa mekanizmasının

7 Ekonomide Devletin Değişen Rolü 23 ' kamusal mal ve hizmetlerin üretiminde yetersiz kalması, dışsallıklann ve aksak rekabetin varlığı halinde optimum kaynak dağılımının sağlanamaması, asimetrik bilgi, risk ve belirsizlik gibi durumlarda fayda ve kar maksimizasyonuna u laşılamaması gibi nedenlerle devletin ekonomiye müdahale etmesi kaçınılmaz olmuştur. Devlet yalnızca geleneksel işlevi olan kamusal mal ve hizmet üretmek için değil,' piyasadaki rekabet koşullannı iyileştirmek amacıyla da ekonomiye müdahale etmiştir (Şener, 2001: 2; Benett ve Johnson, 2004: 1). Dışişleri hizmetinden tüketim mallan üretimine dek uzanan geniş bir alan içinde faaliyette bulunan devlet, yalnızca yönetsel işlevle kendini sınırlandırmarnış, üretim, kaynak dağılımı, gelir bölüşümü, ekonomik büyüme ve konjonktürün düzenlenmesi gibi alanlarda da etkin rol almıştır (Sönmez, 1987: 5). 1930'larda temelleri atılan sosyal refah devleti, savaş sonrası dönemde ö nemli ölçüde genişlemiştir. Devlet bu yıllarda kamu hizmetleri yanında bizzat kamu iktisadi teşebbüsleri kurarak ekonomiye müdahale etmiştir. Bir çok ülkede ulaşım, iletişim, madencilik, çelik, bankacılık sektörleri gibi geniş bir alanda yer alan kuruluşlar devletleştirilmiştir. Sağlık, eğitim, konut, çocuk yardımı, yaşlılığa bağlı emeklilik, işsizlik sigortası gibi alanlarda devlet önemli görevler üstlenmiştir. Ekonomik bakımdan güçsüz sınıf ve gruplan korumak ve sosyal adalet ilkesini gerçekleştirmek sosyal refah devletinin başlıca kaygısı olmuştur. Yaşanan bu gelişmelere bağlı olarak gerek kamu harcamalannın gerekse vergi gelirlerinin GSMH içindeki payı artmaya başlamıştır (Ghai, 1995: 48). 1930'lardan sonra gelişen sosyal refah devleti anlayışı, kapitalist ekonomilerin değişen ölçüler içerisinde karma ekonomiye dönüşmesiyle sonuçlanmıştır (Nadaroğlu, 2000: 35). Keynesyen ekol çerçevesinde devletin ekonomiye, krizleri önleme ve ekonomik gelişmeyi sağlama amaçlanna yönelik müdahaleleri 1970'li yıllara kadar büyük kabul görmüştür. Ancak, devletin ekonomik alana her gün yeni konularda müdahale etmesi ve bunun için gerekli harcamalan devlet bütçesine yüklemesi, bütçe açıklannın süreklilik kazanmasına neden olmuştur. Devletin ekonomideki rolünün artması çağdaş ekonomileri yeni sorunlarla başbaşa bırakmıştır. Bireylerin çözemeyecekleri sorunlan çözerek toplumsal refahı artırması gereken devlet, zamanla ekonomide yarattığı sorunlarla bizzat kendisi sorun doğuran bir güç haline gelmiştir (Demir, 1996: 215; Aktan, 2003: 52). Devletin ekonomide yeni sorunlar yaratması piyasa başansızlığı kuramı yanında devletin ekonomideki başansızlığı kuramından da söz edilmesine neden olmuştur (Wallis ve Dollery 1999: 9; Wolf, 1979: 114). Devletin ekonomide yarattığı sorunlar nelerdir? Acaba hangi konularda devlet hizmetleri bekleneni verememiştir? Devlet hizmet programının aksaklıklan, yalnızca bir rastlantı mıdır yoksa, devlet faaliyetlerinin doğası gereği beklenen bir sonuç mudur? Kamusal hizmetler sunulurken bu aksaklıklardan alınacak dersler var mıdır? (Stiglitz, 1994: 8). Bütün bu sorulara yanıt aranmış, devletin büyüklüğünün ve rolünün ne

8 24 Amme idaresi Dergisi olması gerektiği, kamu hizmetlerinin nasıl daha etkin sunulacağı yeniden tartışılmaya başlanmıştır (World Bank, 1997: 9; Saybaşılı, 1986: 11-37). Keynesyen politikalann stagflasyon krizini aşmakta yetersiz kalışı, liberalizmi savunan iktisadi ekollerin tekrar gündeme gelmesine neden olmuştur. Neo-liberal Yaklaşımlar 1970'li yıllara gelindiğinde o zamana kadar rastlanmayan yeni bir krizle karşılaşılmıştır. Hem fıyatlar yükselmiş hem de ekonomik durgunluk devam etmiş, işsizlik artmıştır. Keynesyen politika araçlan bu krizi aşmada yetersiz kalmıştır. Bu krize "durgunluk içinde enflasyon" anlamında "stagflasyon" denilmiştir. Enflasyon ile işsizliğin aynı anda yaşandığı stagflasyon krizi Neo-liberal yaklaşımlann yeniden gündeme gelmesine neden olmuştur. Enflasyon ve işsizliğin birlikte arttığı, ekonomik büyümenin yavaşladığı, Keynesyen makro ekonomik politikalann etkinliğine olan güvenin sarsıldığı bu dönemde, kapitalizmin yeniden yapılanması gerektiğini dile getiren ve piyasa ekonomisinin önündeki engellerin hızla kaldınlmasını savunan bir anlayış gündeme gelmiştir. Neo-liberal yaklaşımlar olarak adlandınlan bu anlayış kamu kesiminin küçültülmesini ve devletin ekonomideki etkinliğinin azaltılmasını savunmaktadır. Arz Yanlı İktisatçılar ve Monetaristler ile başlayan, Rasyonel Beklentiler, Avusturya İktisat Ekolü ve Anayasal İktisatçılar ile zirveye ulaşan Neo-liberal yaklaşımlar, piyasa mekanizmasını mucizeler tahtına tek başına oturtmayı ve devletin ekonomiye müdahalesini yok etmeyi amaçlamaktadır (Shutt, 2004: 47; İnsel, 2004: 8-12). 1980'li yıllann başlannda iyice yoğunluk kazanan Neo-liberal politikalann ABD ve Batı Avrupa'da liberal muhafazakar partilerin oluşturdukları hükümetlerin resmi politikası haline geldiği görülmektedir (Tan, 1988: 73). Neo-liberal yaklaşımlar, devletin rolünün yeniden tanımlanmasını, kamu kesiminin daraltılmasını ve hizmet etkinliğinin artınımasını savunmaktadır. Bu yeni yaklaşımlarla devletin ve kamu kesiminin amacı, değerleri, alanı, işlevleri, yöntemleri ve davranışı kapsamlı ve köklü bir değişime uğramaktadır. Devletin küçültülmesi politikalan gerek gerekçeleri, gerek yöneldikleri amaçlar ve gerekse uygulama sonunda ortaya çıkan sonuçlarıyla ekonomiden yönetime, yönetimden siyasete, toplumsal değer ve normlara uzanan geniş bir alanla, kısacası tüm sistemle ilişkili değişiklikler getirmektedir (Uysal, 1994: 4-6). Her türlü kaynak dağılımında varolan devlet piyasa dengesi, seksenli yıllarda değişime uğramış, yerkürenin aşağı yukan her köşesinde devlet piyasa dengesi piyasa lehine kayinıştır. Bu değişim ideolojik kaymanın sonucunda, ilk önce Keynesyen İktisadi Ekol'ün daha sonra da Marksizm'in itibar kaybettiği görüşü yaygınlaşmış ve bu görüşlerin yerini Neo-liberal görüşler almıştır. İdeolojik devrim özellikle iletişim alanında yaşanan teknolojik değişime eşlik etmiş; teknolojik değişim tüm dünyayı içeren küresel pazan kaçınılmaz bir gerçek haline getirmiştir. Teknolojik ve ideolojik değişimi piyasanın rolünü artıran ve devle

9 Ekonomide Devletin Değişen Rolü 25 tin rolünü azaltan politika değişimleri izlemiştir (Prendergast ve Stewart, 1995: 13). Ekonomik bütünleşmeye vergi ve kamu harcamalannı azaltmaya yönelik önlemlerin ve ekonominin geniş ölçekli deregülasyonunun eşlik ettiği de bir gerçektir. Stagflasyon krizi politika değişimi için önemli bir mazeret oluşturduysa da piyasa güçlerinin su yüzüne çıkışında ve devletin geri çekilişinin arkasında daha derinde yatan nedenler, savaş sonrası dönemdeki gelişmelerin olası kıldığı artan küresel bütünleşmede aranmalıdır (Hirst ve Thompson, 2003: 203). Hızla değişen bir ekonomik yapı, o yapının değişimine olanak veren ve yeni talepleri karşılayacak olan bir devlet örgütlenmesini gerektirmiş; devletin görev, sorumluluk ve örgütlenme biçiminde köklü değişimler meydana gelmiştir (Demir, 2003: 101). Bunlar arasında ulusal ekonomide kaynak dağılımı üzerinde varolan kamu denetiminin kaldınıması, dış ticarete ilişkin kısıtlamalann azaltılması, yabancı yatınmlann, borçlar ve yardımlann genişlemesi ve hızlı teknolojik gelişme sayılabilir. Piyasa liberalizasyonu ve teknolojik ilerlemeyle genişleyen çokuluslu şirketler dünya ekonomisinin uluslararasılaşmasına önemli katkılarda bulunmuştur. Tüm bu unsurlar, serbest piyasa politikalarının devamı ve yoğunlaştınlmasında etkili olmuştur. Bu konjonktürel fırsatı iyi değerlendiren muhafazakar güçler, denk bütçe, sosyal güvenlik ve refah harcamalannın azaltılması, vergilerde indirim ve devletin ekonomide daha az rol alması gibi konulan yeniden gündeme taşımıştır (Ghai, 1995: 43; Kazgan, 2002: 95-96). Arz Yanlı İktisat ve Minimal Devlet Savunuculuğunu Arthur Laffer, David Stockman, Murray Weidenbaum, Paul Roberts ve Mizheal Boskin'in yaptığı Arz Yanlı İktisat özellikle ABD'de Başkan Reagan'ın seçim kampanyalannda öne sürdüğü ve iktidara geldikten sonra uygulamaya çalıştığı ıçin Reaganomics diye de adlandınlmaktadır. ABD'de R. Reagan, İngiltere'de M. Thatcher tarafından kabul gören Arz Yanlı İktisat, devletin ekonomik içerikli tüm işlevlerini tasfiye etmeye çalışmaktadır (Krugman, 2002: ). Stagflasyon krizinin aşılabilmesi için üretimi artırmanın yollannı arayan bu iktisatçılar, gelir vergisinin indirilmesinin hem girişimcileri teşvik ederek yeni yatınmlara yönlendireceğini, hem de vergi indirimleri sonucu sağlanan fonların yatınma aktanlacağını öne sürmektedir. Bu şekilde üretim artışı sağlanması bir yandan İstihdamı artıracak, öte yandan fiyatlann düşmesini sağlayacaktır. Bu anlayışa göre vergi oranlanndaki azalışlar yeni yatınmlann uygulanmasına paralelolarak üretimde artış sağlayacağı gibi vergi gelirlerini de artıracaktır (Toprak, 1997: ; Aktan, 2004: 53-70). Gelir vergisi oranı azaldığı zaman bireylerin tasarruf isteği artacaktır. Tasarruflardaki artış faiz oranlannın düşmesine ve yatınmlann artmasına neden olacaktır. Kurumlar vergisindeki indirim, yatınmlann karlılığını artırarak kurumlann tasarruf gücünü artıracaktır. Gerek bireylerin gerekse kurumların tasarrufla

10 26 Amme İdaresi Dergisi nndaki artış, likiditelerinin artmasına ve borç taleplerinin azalmasına neden ola Bu ise, faiz oranlannı düşürecektir. Faiz oranlannın düşmesi yatınmlan caktır. artıracaktır. Vergilerdeki azalış, emeğin istihdam edilme isteğini ve çabalannı artıracaktır. Böylece emek arzı artacak, üretim kapasitesi sonucu arz yetersizliğinden doğan enflasyonist baskılar hafifleyecek ve enflasyon oranı düşecektir.' Üretim kapasitesinin artması ayrıca mal ve hizmet ihracatını artıracaktır. Bu artış ödemeler dengesini düzenleyerek ulusal paranın değerini yükseltecektir. Bu durumda ithalat ucuzlayacağı için dolayh olarak enflasyon hızı azalacaktır. Düşük gelir vergisi oranlan toplu sözleşmelerde istenen ücret artışlannı da azaltacaktır. Çünkü istenen artışlar genellikle vergi sonrası gelirle ilgili olduğu için, vergi oranlan düşünce işçinin eline geçen ücret artacağından zam istekleri de az olacaktır. Bu da enflasyon hızını azaıtacak, enflasyon hızının azalması geliri, dolaylı olarak da tüketim, üretim ve istihdamı artıracaktır (Savaş, 1997: 962). 1980'lerde uygulamaya geçirilen- Arz Yanlı İktisat politikalannın doğal bir sonucu olarak, bankacılık, döviz ticareti, borsa, ulaşım, iletişim gibi geniş bir alanda yer alan sektörlerde düzenlemelerin kaldınlması veya azaltılması, kamu harcamalannın kısıt1anması, sosyal güvenlik ve sosyal refah programlannda kesinti yapılması, aşamalı vergilendirmede indirim, tam istihdam politikalannın terki, sendikalara getirilen kısıtlamalar ve esnek emek piyasalannın yaratılması ve kamu kuruluşlannın özelleştirilmesi söz konusu olmuştur. Pazann işleyişi üzerinde her türlü kontrolün kaldınlması, korumacılığa so. verilmesi, uluslararası sermayenin hiçbir sınırlamaya tabi olmadan serbestçe dolaşması, devletin ve devlet harcamalannın küçültülmesi, özelleştirme, vergi yükünün azaltılması ve denk bütçe ilkesi Arz Yanlı İktisadın temel ilkeleri arasında yer almaktadır. Serbest piyasanın verimli olduğunu ve kontrolün kamu kurumlan yerine özel sektörün elinde olmasınin daha iyi olacağını savunan bu yaklaşım, tüm bu uygulamalan, verimsiz devlet müdahalelerinin engelleyiciliğinden kurtulmuş, a kılcı dünya düzeni olarak görmektedir. Devletin ekonomik yaşamda aktif bir unsur olarak yer almaktan olabildiğince vazgeçmesi, piyasa ekonomisinin gelişmesini, piyasa ekonomisinin gelişmesi de ekonomik davranışlann daha akılcı hale gelmesini sağlamaktadır. Bunun sonucunda kaynak ayrımı doğru yapılacağı ve kaynaklar daha rasyonel kullanılacağı için verimlilik artacak ve refah düzeyi yükselecektir (Yayla, 2001: 56). Devlet bir dizi kamu hizmetinden çekildiği takdirde o hizmetlerin finansmanı için vergi almaya da gerek kalmayacaktır. Böylece kaynaklar onu israf eden, verimli kullanamayan devletin elinden alınıp, akılcı biçimde kullanacak kapitalistlere verilmektedir (Başkaya, 2003: 15- ı 6). Arz Yanh İktisadın genel ve tutarlı bir kuramsal içeriğe sahip olduğu söylenemez (Savaş, ı 994: 246). Arz Yanlı İktisatçılann minimal devlet anlayışı siyaset ile ekonomi arasında kesin bir ayrım çizgisi çizilmesini, başka bir deyişle ekonominin siyaset dışına itilmesini öngörmektedir. Böylece, tam ve kesin

11 Ekonomide Devletin Değişen Rolü 27 bir pazar özgürlüğü çerçevesinde Neo-liberal yaklaşımlar tarafından en temel, etik değer kabul edilen bireysel özgürlüklerin gerçekleşeceği sanılmaktadır. Bu anlayışın doğal bir sonucu olarak, devletlerin ekonomik alandaki etki ve yetkilerinin giderek marjinaııeşmesi, bir yandan devletin iktisadi konumunu daha da zayıflatırken, diğer yandan temsili liberal demokrasi olarak adlandınlan siyasal rejim türünün giderek derinleşen krizlerle karşı karşıya kalmasına yol açmaktadır (Şaylan, 2003:295, 310). 1990'h yılların sonlanna doğru gelişmiş ülke sermaye piyasalarının kriz sarmalına girmesi ve gelişmekte olan ülke ekonomiierinin birbiri ardına mali kriz girdabına kapılmaları bu durumun en önemli kanıtını oluşturmaktadır (Krugman, 2001: IX; Stiglitz, 2002: lll). Monetarizm Para ArZlnın Kontrolüyle Devletin Sınırlandırılması Milton Friedman 'ın öncülüğünde J. Schwartz, George Stigler, Aııen Wal1is gibi bir grup iktisatçı stagflasyon krizinin aşılmasında talep ağırlıklı Keynesyen iktisat politikalannın yetersizliklerini öne sürerek, devletin ekonomiye hiç müdahalede bulunmaması halinde krizin kendiliğinden ortadan kalkacağını ileri sürmüşlerdir. Yeniden liberal formülü ön plana çıkaran ve serbest piyasa mekanizmasına ters düşen her yaklaşıma karşı çıkan bu iktisatçılara monaterist denilmesinin nedeni, stagflasyon krizinin aşılamamasının sorumluluğunu para arzının gereğinden fazla artınlmasına bağlamalarıdır (Parasız, 1996: 10-20). Monetaristlere göre, para arzının gereğinden fazla artınlması, enflasyonu körükleyerek fiyat istikrannı bozmuştur. Borçlanma uzun dönemde açıkların monetizasyonu sonucunu doğurmuştur. "Ortaçağın simyaeılan taştan altın yapmayı başaramamışlardır ama, çağdaş siyasi iktidarlar kağıttan satınalma güeü yaratmayı başarmışlardır" (Savaş, 1992: 109). Ulusal paranın değer kaybı, kronik dış açıklar, yüksek faiz oranı gibi sorunlar ortaya çıkmıştır. Faiz oranlannın artması dışlama (crowding out) etkisi ile yatınmlan azaltmış, vergilerin artması, piyasaya yönelik çabalan ve sermaye birikimini olumsuz etkilemiştir. Vergi yükünün artması, ekonomik büyüme ve verimlilik üzerinde olumsuz sonuçlar doğurarak, vergi kaçakçılığına ve vergi ahlakının bozulmasına neden olmuştur. Bu bağlamda stagflasyon krizinin aşılabilmesi için para arzının çok dikkatli bir şekilde kontrol altına alınması gerekmektedir. Para arzı hiçbir za: man mal ve hizmet arzından daha hızlı artınlmamalıdır. Devlet sıkı para politikasıyla para arzının mal ve hizmet arzından daha hızlı artmasını ve böylece fiyatlann yükselmesini önlemeli ve sosyal etkinliklerini kısmak pahasına harcamalannı azaltmalıdır. Monetarist yaklaşım, birey, özgürlük ve serbest piyasa kavramlan üzerine kurulmuştur. Devletin vergilerne ve harcama yetkilerinin genişletilmesi ekonomi üzerinde yarattığı dolaylı etkiler (bütçe açıklan, enflasyon, crowdhıg out etkisi vb) bir tarafa, bireylerin mülkiyet hakkını sınırlamak suretiyle de bireysel hak ve özgürlükler üzerinde olumsuz etkiler yapmaktadır. Devletin varlık nede

12 28 Amme idaresi Dergisi ni bireylerin doğal hak ve özgürlüklerini güvence altına almak olup, bireylerin hak ve özgürlükleri devlet tarafından kısıtlanmamalıdır (Friedman, 1988: 21). Toplumun zenginleşmesi ve insanlann özgürleştirilmesi devletin işlevlerinin minimum düzeye indirilmesiyle olasıdır. İktisadi kaynaklann en akılcı şekilde kullanılması ve çıkarlann maksimum kılınabilmesi için verilen bütün kararlan fiyat mekanizması belirlemelidir. Monetarist yaklaşıma göre, özgürlük ve rasyonellik için devletin ekonomik yaşamdan tasfiyesi, serbest pazann kayıtsız, koşulsuz egemenliği gerekli görülmektedir (Rowley, 2002: 70-86). Serbest piyasanın işlerliğinin hüküm sürdüğü liberal bir toplumda, devletin ekonomik a landa tek işlevi olmalıdır; bu da para arzının kontrolüdür. Bu bağlamda, devlet ekonomik alan dışında tutulmalı ve bu alan pazar mekanizmasına bırakılmalıdır. Monetaristlerin bu iddialarına karşın, devletin ekonomik yaşamdan tamamen çekilmesi olası görünmemektedir. Pazar mekanizması her zaman tek başına kendinden beklenen cenneti yaratamamaktadır (Şaylan, 2003: 73). Üretim, değişim ve bölüşümün esas olarak pazar tarafından belirlenmesi toplumsal ve e konomik eşitsizliklere neden olmakta, sonuçta ekonomik ve siyasal alanda bir gerilim ve çatışma yaşanmaktadır. Yeniden yapılanma süreci içerisinde devletin ekonomideki rolünün azaltılması demokratik rejim açısından ciddi darboğazıara yol açmaktadır (Şaylan, 1997: 10; Eroğul, 1997: 46). Rasyonel Beklentiler Ekolü ve Devletin İktisat Politikalarının Etkinsizliği J.F. Muth, R.E. Lukas, T.J. Sargent, E.O. Prescott, L.A. Rapping, ve R.J. Barro gibi ünlü iktisatçılardan oluşan Rasyonel Beklentiler Ekolünü diğer ekollerden ayıran en önemli özellik, karar birimlerinin beklentilerine yer verilmiş olunması ve karar birimlerinin bu beklentilere göre hemen harekete geçeceklerinin öngörülmesidir. Bu anlayışa göre, hükümetlerin İktisat politikası uygulayarak, istihdam ve milli gelir üzerinde sağlamak istediği değişiklikler bireysel karar alıcılann yapacaklan öngörüler ve bu öngörülere dayalı tepkiler sonucu etkisiz hale getirilecektir. Rasyonel Beklentiler Ekolü, hükümetlerin aldıklan ekonomik kararlann olumsuz etkilerini bertaraf etmek isteyen karar birimlerinin alınan kararlann sonuçlannı önceden öngörerek, karşı tepki gösterecekleri ve bunun sonucunda alınan kararlan etkisiz hale getirecekleri varsayımına dayanmaktadır. Hükümetler iktisat politikalarını uygulamaya geçirirken ekonomideki karar birimlerinin bu politikalarla ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıklannı düşünür. Oysa, bireysel karar alıcılar hükümetlerin politikalanna karşı son derece dinamik bir tutuma sahiptirler. Alınan kararlan dikkatle izledikleri gibi, bu kararların kendileri ve ülke ekonomileri üzerindeki etkilerini öngörerek, tepkide bulunurlar. Bu durumun doğal bir sonucu olarak siyasal iktidarların uyguladıklan politikalar etkisini kaybeder. örneğin, hükümet para arzını artınp, ekonomiyi canlandırmayı ve sonuçta istihdamı artırmayı düşünüyorsa, karar birimleri

13 Ekonomide Devletin Değişen Rolü 29 bu politikayı önceden tahmin ederek, para arzının fiyatları artıracağını göze alıp, ücretleri artıracaktır (Dombush ve Fischer, 1998: ; Dinler, 2001: 303). Rasyonel Beklentiler Ekolüne göre, bir ekonomide hanehalkı, işçiler ve işletmeler hükümetin uygulayacağı politikayı ne kadar önceden doğru olarak tahmin ederse, politikanın kendileri üzerindeki etkisini o denli ortadan kaldırma şansını yakalayacaktır. Ancak hükümetler şok kararlarla ekonomiyi etkileme şansını elde edebileceklerdir. Bu ekolün savunucuları klasiklerin düzgün işleyen piyasa mekanizmasının, üretim ve tüketim kararlarında "uygunluğu sağlayacağı ve dolayısıyla toplum refahının en üst düzeye çıkacağı görüşünü benimsemektedir. Bu bağlamda, devletin ekonomik durumu daha iyi ya da daha kötü yapmak için elinden bir şey gelmeyecektir. Devlet, kısa dönemde bile, vergiler, harcamalar ve para arzı gibi araçları kullanarak, milli gelir ve istihdam düzeyini değiştirme gücüne sahip değildir. Bu anlayışa göre, fıyat mekanizmasının düzgün işlemesi bireysel karar alıcıların simetrik bilgiye sahip olmaları durumunda söz konusu olabilir. Oysa, ekonomilerin hızla geliştiği mal ve hizmet çeşitliliğinin arttığı günümüzde bireysel karar alıcılar asimetrik bilgiye (asymmetric information) sahiptir. Piyasada olup bitenlerden, piyasa koşullarındaki her türlü değişmeden alıcı ve satıcıların anında haberdar olması, gerçek yaşamda olanaksız denecek kadar güçtür. Ekonomik birimler gelecek hakkındaki bekleyişlerini geçmiş ve cari dönemlerde elde ettikleri bilgilere dayandırmak zorunda oldukları ve bu bilgilerin derecesi ve algılanmasında farklılıklar olacağı için, bekleyişler farklılaşabilecektir. Öte yandan bekleyişlerde farklılaşma olmasa bile, bunlar doğru olmadıkları sürece, ekonomik birimlerin gelecekle ilgili planları arasında uyum sağlanamayacaktır. Bunun yanında, bekleyişlerin belirsizlik içermesi olasılığının ortaya çıkması, bekleyişleri aynı güvenilirlikle hesaba katma olanağını ortadan kaldırmaktadır. Karar birimlerinin farklı bilgiye sahip olmaları ise ekonomik etkinliğin gerçekleşmesini engellemektedir. Bu durumda tarafların simetrik bilgiye sahip olmamaları ters seçim (adverse selection) yapmalarına ve ahlaki tehlike (moral hazard) ile karşılaşılmasına neden olur. Bu ise piyasa mekanizmasının etkinliği sağlayamaması demektir (Öztürk, 2004a: ). Avusturya İktisat Ekolü ve Devlet Merkezli Refahtan Piyasa Merkezli Refaha Geçiş Frederich von Hayek, Fritz Machlup, Oskar Morgenstein, Hans Mayer ve Ludwig von Mises gibi iktisatçıların savunduğu Avusturya İktisat Ekol'ü CarI Menger, Leon Walras, Frederich von Wieser ve Eugen F. Von Böhm-Bawerk'in temsilciliğini yaptığı Marjina1ist İktisat anlayışına dayanmaktadır. Avusturya İktisat Ekol 'ü ekonomik pozitivizme ve deneyciliğe karşı alternatif bireyci metodolojik yaklaşımı savunmakta ve tüm ekonomik ve sosyal sorunlara piyasa ekonomisi ilkelerinin uygulanması gerektiğini ileri sürmektedir. Bu ekolü diğer

14 30 Amme Idaresi Dergisi ekollerden ayıran temel özellik piyasanın farklı bir şekilde kavramsallaştınlmasından kaynaklanmaktadır (Kirzner, 2004: ). Piyasa, bireylerin kendi amaçlannı gerçekleştirme peşinde koşarken, davranışlannı başkalannınkiyle uyumlaştırmalannın bir sonucu olarak kendiliğinden ortaya çıkan bir düzen olarak algılanmaktadır (Hayek, 1993a: 35). Bireyler akılcı aktörler olup, amaçlan gerçekleştirecek araçlan bilinçli olarak seçmekte ve refahlannı artırmanın yollannı aramaktadır. Değeri kişisel fayda belirlemekte olup, rasyonelolarak hareket eden bireysel karar alıcılar kir ve fayda maksimizasyonu peşinde koşmaktadırlar. Piyasayı düzenleyen güç piyasadaki aktörlerin kişisel çıkandır. Ekonomik eylemlerin, eşgüdümün, uyumluluğun ve dengenin oluşumu ancak piyasa mekanizması sayesinde söz konusu olabilir. Bu bağlamda, devletin ekonomiye müdahale etmesine gerek yoktur. Devlet müdahaleleri hem verimsizdir, hem meşru değildir, hem de irrasyoneldir. Devlet müdahaleleri ekonomik istikran bozmakta, ekonomiye zarar vermekte ve özünde sosyalizme geçişin ılırnh adımlan olarak görülmektedir. Devletin birey ve onun tercihleri ile oluşturulan doğal dengeye müdahale etme hakkı yoktur (Sallan Gül, 2004: 50). yok olmasın Müdahale, rekabeti ve kendiliğinden düzeni yok etmektedir. Devlet tercihlerinin, bireysel tercihlerin yerini alması ekonomik etkinliğin sağlanmasını engellemektedir. Hayek, iktisadi planlamacılık ile iktidann ve planlamacılann iradesinin keyfiliğe dönüşeceğini, üretim ve tüketim araçlannın belirlenmesiyle ihtiyaç hiyerarşisi düzenlenerek bazı kişi ve gruplann çıkannın diğerleri aleyhine düzenleneceğini ve ekonomik ve toplumsal dengenin bozulacağını, ekonomik yaşamı devletin planlaması yüzünden bireylerin kendi tercihleri ile ilgili kararlar veremeyeceklerini, devlet planlamacılığı arttıkça bireylerin planlannın azalacağını ve insanı insan yapan en büyük hakkın -tercih hakkınından dolayı bireyin ve bireyselliğin yok olacağını ileri sürmektedir (Hayek, 1999: ). Bu bağlamda 20. yüzyılda yapılmış en büyük yanlışlık, sosyal refah devletinin toplumsal adalet programlandır. Bu programlar kaynaklann dağıtımını toplumun tümünün zaranna olacak şekilde alt üst etmiştir. Refah devleti programlan "sizin sahip olduklarınıza başkalarının ortak olması" demektir. Refahı sağlamak amacıyla devletin ekonomiye müdahale etmesi bireylerin negatif mülkiyet haklannın çiğnenmesi demektir (Sallan Gül, 2004: 68). Devlet piyasanın doğal işleyişinin sonucu ortaya çıkan refah dağılımını yeniden düzenlemeye kalkışmamalıdır. Böylesi bir çaba genel refahın azalmasından başka bir sonuç doğurmaz. Hayek' e göre, sosyal adaleti sağlamak için piyasa sistemi içerisinde başanlı olanın gerçekleştirdiği zenginliğe el koyarak, bunu toplumun diğer kesimlerine aktarmak, yoksulluk kültürünü daha da körükler, özellikle sendikal hareketler gibi örgütlü eylemleri ve örgütlü gruplann hareketlerini daha da güçlendirir, bu da bireysel özgürlüklerin yok olması anlamına gelir (Hayek, 1993b: 126).

15 Ekonomide Devletin Değişen Rolü 3 ı Devletin ekonomiye gelir adaletini sağlamak amacıyla bile olsa müdahale etmesi gerekmez. Çünkü piyasanın adaletsizliği, devletin dağıttığı adaletten daha iyidir. Devlet ekonomiye müdahale etmezse ekonomide hareketlilik ve değişim olur; yoksulluk belirli kişilerin kaderi olmaktan çıkar. Devletin eşitsizliği kaldırması istenirse, eşitsizlik, genellikle devletin yanlış uygulamalanndan beslenen piyasa hatalanndan kaynaklandığı için daha çok artar. Devletçe verilen tekel imtiyazlan, tarifeler ve belirli gruplara çıkar sağlayan yasal düzenlemeler birer eşitsizlik kaynağıdır. Eşitsizlikleri azaltmak için devletin ekonomiye müdahalesini artırmak değil, sınırlamak gerekir (Friedman, 1988: ). Bu yaklaşıma göre, devletin eşitliği sağlama, toplumsal amaçlan ve haklan gerçekleştirme ve ekonomik refahı artırma gibi işlevleri yoktur. Bu tür işlevler kollektivist düşüncenin eseri olup, sosyalist temellidir ve devlet müdahalesini içererek bireye zarar vermektedir. Toplumsal adalet ya da hakkaniyet gerekçeleriyle de olsa kaynaklann yeniden dağıtımına yönelik her devlet eylemi güç kullanmayı gerektirmektedir. Bu güç kullanma da aslında amaçlanan ekonomik ve toplumsal adalet ilkesi ile çelişmektedir. Aynca bireylerarası karşılıklı uzlaşmaya dayanan ilişkilerde bile devletin otoritesini kullanması kabul edilmez. Bu yaklaşımda devletin görevi yalnızca güvenliği sağlamaktır. Avusturya Ekol 'ü bu görüşleri ile "bırakınız yapsınlarcı" kapitalizmi toplum için tek seçenek olarak görmekte, devletin ekonomiye müdahalesini kaosla eş tutmaktadır. Anayasal İktisat ve Devletin İktisadi Yetkllerinin Anayasa İle Sınırlandırılması 19. yy'ın Liberal yaklaşımının değişik bir uygulaması niteliğinde olan Anayasal İktisat yaklaşımının başlıca öncüleri James M. Buchanan, Gordon Tullock, Robert Tollison, Richard Wagner ve Victor Vanberg'dir. Ekonomik ve politik birimlerin tercihlerini ve faaliyetlerini sınırlayan alternatif yasal, kurumsal ve anayasal kurallar bütününün işleyiş özelliklerini açıklamaya çalışan Anayasal İktisat Kuramı, devletin yetkilerinin anayasal düzeyde sınırlandınlmaması durumunda, devletin ekonomideki rolünün giderek artacağını, serbest piyasa ekonomisine yönelik kamusal müdahalelerin bireysel özgürlükleri ortadan kaldıracağını ve bunun sonucunda da demokrasinin anlam ve işlevini ileri sürmektedir (Buchanan ve Tullock, 2001: 3.1.6). yitireceğini Anayasal İktisat anlayışa göre, devletin ekonomideki başansızlığı uygulanan yanlış politikalardan doğabileceği gibi, bilgi eksikliğinden, uygulama hatasından, baskı ve çıkar gruplannın hükümet üzerindeki etkilerinden ya da politikayı belirleyen ve uygulayan kişi veya kişilerin çıkar endişesinden de kaynaklanabilmektedir (Savaş, 2000: 128). Politikacılann yeniden seçilebilmeyi garantilernek ve oylannı maksimize etmek için kamu harcamalannı gereğinden fazla artırması bütçe açıklannın sürekli artmasına neden olmuştur. Devletin ekonomideki ağırlığının artmasının doğal bir sonucu olarak politikacı ve bürokratlann

16 32 Amme idaresi Dergisi güç ve yetkileri hızla artmış, baskı ve çıkar grupları büyüyen devletten bir hisse kapmak için lobicilik ve rant kollama faaliyetlerini artırmıştır. Siyasal süreç içerisinde karar verme yetkisini elinde bulunduran kimseler, kamusal yetki ve güçlerini mevcut norm ve ahlak kurallanna aykın olarak kullanmaya başlamışlardır (Buchanan, 1989: ). Devletin büyümesi ile rüşvet, nepotizm, rant kollama, lobicilik, oy ticareti ve hizmet kayırmacılığı giderek artmıştır. Devletten rant sağlama yanşı içerisine girilmesi sonucu, iktidar gücünün keyfi kullanımına da bağlı olarak kime, niçin verildiği bilinmeyen transfer harcamalan giderek artmış, devlet görevlilerini atamada liyakat değil, siyasal iktidara yakınlık ön plana çıkmış, rüşvet ve adam kayırmacılık artmış, ihalelere fesat kanştınlmış, bütçe için öngörülen kontrol mekanizmasının kapsamadığı bütçe dışı fonlar o luşturulmuştur (Demir ve Öztürk, 1999: ). Anayasal İktisat kuramı, siyasal karar alma sürecinde rol alan aktörleri (politikacılan, bürokratlan, seçmenleri, baskı ve çıkar gruplannı) belli sınırlamalar içinde yararlannı maksimize etmeye çalışan bireyler şeklinde ele almaktadır. Bu nedenle, özel bir işte karlannı maksimize etmeye çalışan bir girişimciyle, görevinde mümkün olduğunca uzun süre kalmak isteyen siyasi yönetici arasında fark yoktur (Schneider, 1992: 28). Politikanın ekonomik analizi diye tanımlanan Anayasal İktisat yaklaşımına göre politikacılar ve bürokratlar, tıpkı piyasanın aktörleri gibi, kişisel çıkarlan peşinde koşar. Politikacılar ortak ekonomik kaynaklan rasyonel kullanmaktan çok, oyunu artırarak iktidannın sürekliliğini sağlamaya, bürokratlar bütçe maksimizasyonu yoluyla yüksek mevki, yüksek maaş, yüksek yan gelir ve tekelci bilgi sunma konumlannı korumaya çalışır (Aktan, 1997: 15). Devletin elindeki teşvik, sübvansiyon, mali yardım, transfer harcamalan gibi uygulamalar hem politikacı, hem de bürokratlara bu alanda manevra esnekliği sağlar. Buchanan'a göre, "eğer homo economicusu her konuyu açıklayıcı bir model olarak kabul edersek, devletin yetersizliğini teşhis etmek gerçekten kolaydır. Buna karşın, böyle bir modelde seçmenler oy vermezler; oy verenler ise yanlış bilgilenmişlerdir. Bürokratlar görevlerinden kaçınırlar ve keyfi yetkilerini, bütçe hacimlerini ve bütçe bileşimlerini kendi yararları doğrultusunda saptırırlar. Seçimle iş başına gelmiş politikacılar makam ayrıcalıklarını korumaya çalışırlar ve yeniden seçilebilmek için gerekli olan en küçük seçmen gruplarının istemlerine bile yaltaklanırlar. Yargıçlar sakin yaşamın tadını çıkarırlar ve görevlerinde çok az zaman ve çaba harcariar. Kamu yararı düşüncesi analize hiç girmez "(Buchanan, 1997: 196). "Piyasalarla taban tabana zıt politikalarda bireysel ekonomik çıkar ile kamu çıkarı arasında bir uygunluk sağlayacak herhangi bir doğal yapısal bağıntı bulunma olasılığı görünmemektedir. Eğer, kasaba kendi çıkarlarını gözetme izni verildiğini bilirsek, A. Smith ile birlikte kendimizi daha iyi hissedebiliriz. Çünkü ancak bu yolla onun bize akşam yemeği için et sağlayabileceğinden emin olabi

17 Ekonomide Devletin Değişen Rolü 33 /iriz. Ama buna tümüyle zıt olarak bürokratımızın da kendi ekonomik çıkarını gözetebileceğini düşündüğümüzde, onun bu davranışı hiç hoşumuza gitmeyebi /ir. Çünkü onun bunu, bizim iyiliğimizden daha çok zararımıza yapabileceğini idrak ederiz. "(Buchanan, 1997: 197). Kamu gücünü kullananlar kusursuz ya da masum insanlar olmayıp, onlar da çoğu zaman özel bireylerinkine benzer güdülerin etkisi altında hareket ederler. Bu durum siyasal iktidann yozlaşmasını ve kötüye kullanımını teşvik eder (Erdoğan, 1997: 18). Amacı iktidan ele geçirmek olan politikacılar, seçim öncesinde yalan dolan, demagoji ve aşın vaatlerle seçmenin oyunu kazanma yanşı içerisine girmektedir. İktidan elinde bulunduran partiler ellerindeki iktisat politikası araçlannı (kamu harcamalan, vergiler, borçlanma, para basma vb.) sorumsuzca ve keyfice kullanarak yeniden seçilebilme mücadelesi vermektedir. İktisat politikalannın bu şekilde keyfıce kullanılması ekonomik istikran bozmakta; e konomik sorunlan daha da ağırlaştırmakta ve demokrasiyi yozlaştırmaktadır (Öztürk, 2004b: 21). Piyasada hata yapanların cezasını piyasa ve/veya yasalar verebilir. Örneğin, talebi olmayan bir malı üreten firmanın iflas etmesi ve uyuşturucu üreticisinin hapsedilmesi gibi. Oysa politikada, yanlış işlem bazen yeniden seçilmeyi garanti eder. Aynca, politikacı aynı zamanda yasa yapan kişi olduğundan, politikacının sınırlandınlması çok daha önemlidir. Hükümetlerin yeniden seçilebilmek için popülist politikalar uygulayarak kamu harcamalannı sürekli artırmalan vergi reformuna da cesaret edemedikleri için harcamalan borçlanma ve para basma yoluyla finanse etmeleri kamu finansman dengesinin bozulmasına neden olmuştur. Hükümetler ekonomik alanda sahip oldukları harcama, borçlanma ve para basma yetkilerini oy kaygısına dayalı kısa dönemli yaklaşımlarla kötüye kullanmış ve uzun vadeli toplumsal çıkarlan gözardı etmişlerdir. Siyasi iktidarlar seçimle iş başına gelseler bile güçlerini kötüye kullanmışlar; yetkilerini istismar etmişler ve halkın çıkan yerine parti yönetiminin ve yandaşlarının çıkarlarını maksimize etmek için çalışmışlardır. Anayasal İktisat, ekonomi yönetimindeki keyfı1iğe ve popülizme son verilmesi amacıyla siyasi iktidann ekonomik alandaki yetkilerinin anayasal kurallarla sınırlandınıması gerektiğini vurgulamaktadır. Anayasal İktisat anlayışının özünde, ekonomi yönetiminde keyfiliğe ve popülizme son verilmesi amacıyla, siyasal iktidarlann harcama, vergileme, borçlanma ve para basma yetkilerinin anayasal hükümleri e sınırlandınlması vardır (Savaş, 1998: 362). Siyasal iktidarlann istikrar sağlamada başarılı olamadığı bir ortamda, kendilerine bu konuda rehberlik edecek bazı anayasal düzenlemeler ve ölçütler getirilmesi gerekli görülmektedir. Anayasaya konulacak bu kurallar, kendilerini sınırlama gücünü kullanamayan siyasal iktidarlara yol gösterici olacaktır. Hem siyasal iktidarın ekonomik güç ve yetkilerini sınırlamak, hem de hükümet uygulamalannın toplumsal uzlaşmaya uyumunu sağlamak amacıyla anayasaya bazı ekonomik hükümler konması gerekli görülmektedir. Nasıl ki,

18 34 Amme İdaresi Dergisi anayasalara devletin sahip olduğu siyasi hak ve ödevler ile ilgili sınırlar konuluyorsa, aynı şekilde ekonomik hak ve ödevler ile ilgili sınırlar koymak da gerekmektedir. Anayasal İktisat liberal siyaset doktrininin bir sonucu olup, devlet iktidarının sınırlandınlmasınısavunmaktadır. Oysa, ekonomik politikalann genel çerçevesinin katı anayasa kurallan ile belirlenmesi, siyasi partilere büyük ölçüde tek tip bir ekonomi politikası empoze eder. İktisat politikalannı belirleme yetkisi anayasaya devredildiğinde partiler arası tercihin bir önemi kalmaz. Bu açıdan Anayasal iktisat çoğulcu ekonomik düzenle bağdaşmaz (Görgün,1992: 151). Ekonomik konulann yasalarla değil de anayasa ile düzenlenmesi anayasalann aşın uzun ve aynntılı olmasına ve ekonomik yaşamın gerektirdiği esneklikten yoksun kalmasına neden olur. Aynca, ekonomik yaşamı düzenleyen kurallann anayasada yer alması, anayasa yargısını kaçınılmaz olarak politika içine çeker (Özbudun, 1992: 4-6). Demokratik yozlaşmanın önüne geçmek için, detaylı bir ekonomik anayasa hazırlanırsa, siyasi partilerin farklı ekonomi politikalan sunmalan ve seçmenlerin partiler arası seçim özgürlüğü kısıtlanır; başanlı hükümetlerin eli kolu bağlanır ve politika esnekliği kaybolur. O nedenle ekonomik anayasa, bir yandan, devletin başansızlıklannı önleyerek demokrasinin yozlaşmasını engellemeli, diğer yandan, hükümetlerin başanh girişimlerine engel olmamalı ve seçmenlerin farklı tercih yapmalanna olanak tanımalıdır. Sonuç Neo-liberal yaklaşımlar, bütün düşüncelerini tam rekabet piyasası varsayımına dayandırmakta; piyasanın kendi kendine bütün sorunlan çözeceğini, üretim, tüketim ve gelir dağılımında kendiliğinden etkinlik sağlayacağını ve devletin ekonomiye müdahale etmemesi gerektiğini savunmaktadır. Oysa piyasa mekanizması aracılığıyla kaynak dağılımında etkinliğin sağlanması her zaman olası değildir. Piyasa ekonomisi her zaman tek başına Pareto etkin dağılımını sağlayamamakta, kimi alanlarda ekonomik etkinliği sağlamakta yetersiz kalmaktadır. Dışsallıklann ve aksak rekabetin varlığı halinde, optimum kaynak dağılımı gerçekleşememektedir. Üreticilerin ve tüketicilerin piyasa hakkında yeterli bilgiye sahip olamamalan (asimetrik bilgi, risk ve belirsizlik), fayda ve kar maksimizasyonuna ulaşılmasını engellemektedir. Ücret ve fiyatlann yapışkanlığı, arz ve talep arasında gecikme nedeni ile gittikçe ekonomik dengeden sapılmakta; başkalanndan geri kalmama ve Veblen etkisi ile negatif eğimli olması gereken talep, pozitif eğim alabilmekte; gelir etkisinin ikame etkisinden daha büyük olması sonucu emek piyasasında pozitif eğimli olması gereken arz, tersine dönmekte ve negatif eğim kazanmaktadır. Piyasa ekonomisinin en etkin aracı olan fiyat mekanizması tek başına hakça bölüşümü gerçekleştirememekte; zaman zaman ekonomik istikrarsızlıklar yaşanabilmektedir. Bu gibi durumlarda piyasa mekanizması başansızlığa uğradığından, kaynak savurganlığını engelle

19 Ekonomide Dev/etin Değişen Rolü 35 mek ve maksimum refah düzeyine ulaşmak için devletin piyasaya müdahale etmesi kaçınılmaz olmaktadır. Devletin ekonomik faaliyetlerin hemen hemen tümüne bazen toplumsal fayda yaratmak, bazen öncülük etmek, bazen da düzeltici görevler yapmak amacıyla özel sektörle birlikte katılması kaçınılmaz olmaktadır. Devleti bütünü ile sosyo ekonomik yaşamın dışına itmek olası görülmemektedir. Günümüze dek ekonomi, kutuplanndan biri PÜf piyasacı, diğeri PÜf devletçi olan bir sarkaç içinde salına gelmiştir. PÜf devletçi ekonomi kişisel dürtüleri harekete geçiremediği, pür piyasacı ekonomi de azınlığın çoğunluğu sömürüsünü önleyemediği için başanh olamamıştır. Son yıllarda sarkacın kutuplarından merkeze doğru eğilim artmış ve salınım daralmıştır. "Birey ve devletin birlikte ekonomisi" diye tanımlanabilecek bu yeni durum, daha çok istikrar anlamına gelmekte olup, ne piyasa ekonomisinden vazgeçilmesini ne de devletin ekonomiden tümü ile çekilmesini gerektirmektedir. Sorun, basit bir devlet ya da piyasa karşıtlığı ve bunlardan birinin idealize edilmesi değil, piyasa mekanizması ve devlet de dahil olmak üzere ekonomik ajanların tümünün akılcı davranmalarını sağlayabilecek kuramsal çerçevenin oluşturulabilmesidir. Devletin etkinliği ile piyasanın etkinliğini, birbirine karşıt değil, birbirini bütünleyici, destekleyici biçimde oluşan bir ilişki olarak düşünmek gerekmektedir. Başka bir deyişle, etkin bir devlet olmadan etkin bir piyasa, etkin bir piyasa olmadan da etkin devlet o lamaz. Kaynakça Aktan, Çoşkun C. (1997), Anayasaliktisat, İz Yayıncılık, İstanbuL. Aktan, Çoşkun C. (2003), Değişim Çağında Devlet, Çizgi Kitabevi, ı. Baskı, Konya. Aktan, Çoşkun C. (2004), Yeni iktisat Okulları, Seçkin Yayıncılık, ı. Baskı, Ankara. Başkaya, Fikret (2003), Küreselleşme mi? Emperyalizm mi? Piyasacı Efsanenin Çöküşü, Ütopya Yayınevi, 2. Baskı, Ankara. Benett, James T.ve Johnson Manuel H (2004), Devletin Büyümesi Teorileri, (Çeviren: Aytaç Eker) (http://www.canaktan.orglekonomilanayasal_ iktisat/diger _yazilar/ekerbenett-devletbuyumesi.htm, ). Blaug, Mark (1985), Economic Theory in Retrospect, Cambridge University Press, Forty Edition, Cambridge. Brasseul, Jacques (1997), Histoire des Faits Economiques de l'antiquite a la Revolution Industrielle, Tome 1, Armand Colin, Paris. Buchanan, James M. (1989), "Market Failure and Political Failure", Explorations into Constitutional Economies (Ed.) J. M. Buchanan, A&M University Pres, Texas. Buchanan, James M. (1997), "Devletin Başarısızlıgını Teşhiste ve Yapısal Reform Önerisinde Kamu Tercihi Teorisinin Başarısı ve Sınırları", (Ed.) Aktan Çoşkwı Can, Anayasal İktisat, İz Yayıncılık, İstanbuL.

20 36 Amme idaresi Dergisi Buchanan, James M. ve Tullock, Gordon (2001), The Calculus ofconsent: Logical Foundations ofconstitutional Democracy, Liberty Fund, Ine, (http: I/www.econlib.org/librarylBuchananlbuchCv3Contents.html, ). Colc1ough Christopherve Manor James (1993), States or Markets? Neo-liberalism and the Development Policy Debate, Clarendon Press, Oxford. Demir, Osman (1996), "Devletin Ekonomide Dogurdugu Sorunlar", Marmara Üniversitesi İİBF Dergisi, Cilt: XII, Sayı: 1-2, Yıl: 1996, s ,232. Demir, Osman (1997), Ekonomide Devlet, SPK Yayın No: 71, Ankara. Demir, Osman ve Öztürk Nazım, (1999), "Anayasal İktisat çerçevesinde Devletin Sınırlandırılması", Prof Dr. Orhan Oğuz'a Armağan, Marmara Üniversitesi Yayın No: 640, İstanbul, s Demir, Ömer (2003), Küresel Rekabette Etkin Devlet, Nobel Yayın Dagıtım, Ankara. Dinler, Zeynel, (2001), iktisada Giriş, Ekin Kitabevi, 7. Basım, Bursa. Dombusch, Rudiger ve Fischer Stanley, (1998), Makroekonomi, (Çeviren: S. Ak, M. Fisunogıu, E. Yıldırım. R. Yıldınm), McGraw-Hill-Akademi Ortak Yayını,I. Baskı, Ankara. Erdogan, Mustafa (1997), Anayasal Demokrasi, Siyasal Kitabevi, 2. Baskı, Ankara. Eroguı, Cem (1997), "Ulus Devlet ve Küreselleşme", Emperyalizmin Yeni Masalı Küreselleşme, (Yayma Hazırlayan: IşıkKansu), imge Kitabevi, 3. Baskı, Ankara, s Freidman, Milton (1988), Kapitalizm ve Özgürlük, (Çeviren: Dogan Erbek ve Nilgün Himmetogıu), Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul Gem, Jean Pierre (1993), "L'apport du Commerce Exterieur ala Croıssance des Pays Non Industnalıses", Revue Tiers Monde, t. XXXIV, n. 133, Janvier Mars 1993, s Gide, Charles ve Rist Charles (1960), A History ofeconomic Doctrines, from the Time ofthe Physiocrats to the Present Day, George Harrap Co. Ltd, London. Ghai Dharam, (1995), "Yapısal Uyum Küresel Bütünleşme ve Sosyal Demokrasi", (Çeviren: İdil Eser), Piyasa Güçleri ve Küresel Kalkınma, (Eds.) R. Prendergast, F.Stewart, Yapı Kredi Yayınlan, ı. Baskı, İstanbul, s Görgün, Sevim (1992), "Anayasal Borçlanma Politikası ve Devletin Borçlanma Politikasının Sınırlandırılması", Ekonomik Anayasa Sempozyumu, Mayıs 1992, Ankara, Dokuz Eylül Üniversitesi İİBF Maliye Bölümü, Takav Matbaası, s Hayek Friedrich. A. von (1993a), Hukuk Yasama ve Özgürlük Kuralar ve Düzen (Ciltl), (Çeviren: Atilla Yayla), Türkiye İş Bankası Yayını, Ankara. Hayek Friedrich. A. (1993b), Sosyal Adalet Serabı Kanun Yasama Faaliyeti ve Özgürlük (Cilt2), (Çeviren: Mustafa Erdogan), Türkiye İş Bankası Yayını, Ankara. Hayek Friedrich. A. (1999), Kölelik Yolu, (Çeviren: Turhan Feyziogıu, Yıldıray Aslan), Liberte Yayını, Ankara. Hirst Paul ve Thompson Grahame, (2003), Küreselleşme Sorgulanıyor, (Çeviren: Çagla Erdem, ElifYücel), Dost Kitabevi, 3. Baskı, Ankara. İnsel, Ahmet (2004), Neo-Liberal Hegemonyanın Yeni Dili, Birikim Yayınlan, ı. Baskı, İstanbuL.

YEDİNCİ BÖLÜM MAKROEKONOMİ: TANIM, KAPSAM VE GELİŞİM

YEDİNCİ BÖLÜM MAKROEKONOMİ: TANIM, KAPSAM VE GELİŞİM YEDİNCİ BÖLÜM MAKROEKONOMİ: TANIM, KAPSAM VE GELİŞİM Neler Öğreneceğiz? Makroekonominin tanımı Makroekonomi ve Mikroekonomi Ayrımı Makroekonominin Gelişim Süreci ve Tarihi Düşünce Okullarının Makroekonomik

Detaylı

İçindekiler kısa tablosu

İçindekiler kısa tablosu İçindekiler kısa tablosu Önsöz x Rehberli Tur xii Kutulanmış Malzeme xiv Yazarlar Hakkında xx BİRİNCİ KISIM Giriş 1 İktisat ve ekonomi 2 2 Ekonomik analiz araçları 22 3 Arz, talep ve piyasa 42 İKİNCİ KISIM

Detaylı

EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI KAMU HİZMETLERİ DIŞSALLIKLAR KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINA YÖNELİK GÖRÜŞLER

EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI KAMU HİZMETLERİ DIŞSALLIKLAR KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINA YÖNELİK GÖRÜŞLER 4.bölüm EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI KAMU HİZMETLERİ DIŞSALLIKLAR KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINA YÖNELİK GÖRÜŞLER EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI 1.Kaynak Dağılımında Etkinlik:

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı Mikroekonomik Analiz I IKT751 1 3 + 0 8 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih,

Detaylı

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 PLANLAMAYI GEREKTİREN UNSURLAR Sosyalist model-kurumsal tercihler Piyasa başarısızlığı Gelişmekte olan ülkelerin kalkınma sorunları 2

Detaylı

BÖLÜM I MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ

BÖLÜM I MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ İÇİNDEKİLER BÖLÜM I MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ Giriş... 1 1. Makroekonomi Kuramı... 1 2. Makroekonomi Politikası... 2 2.1. Makroekonomi Politikasının Amaçları... 2 2.1.1. Yüksek Üretim ve Çalışma Düzeyi...

Detaylı

Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120

Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120 Makro İktisat II Örnek Sorular 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120 Tüketim harcamaları = 85 İhracat = 6 İthalat = 4 Hükümet harcamaları = 14 Dolaylı vergiler = 12

Detaylı

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ 2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ TEPAV EPRI Dış Politika Etütleri AB Çalışma Grubu 9 Kasım 2005 Ankara Zeynep Songülen

Detaylı

GENEL DEĞERLENDİRME TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

GENEL DEĞERLENDİRME TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI GENEL DEĞERLENDİRME Küresel kriz sonrası özellikle gelişmiş ülkelerde iktisadi faaliyeti iyileştirmeye yönelik alınan tedbirler sonucunda küresel iktisadi koşulların bir önceki Rapor dönemine kıyasla olumlu

Detaylı

AKÖREN ALİ RIZA ERCAN MYO

AKÖREN ALİ RIZA ERCAN MYO AKÖREN ALİ RIZA ERCAN MYO Ders: Genel Ekonomi II Konu 1: Makro İktisadın Doğuşu ve Makro Modeller Öğr. Gör. Refika BOYACIOĞLU ATALAY İktisadın Tanımı, Makro ve Mikro İktisat Ayrımı En çok kullanılan tanımı

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK...

BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK... İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK... 1 Kalkınma Ekonomisine Olan Güncel İlgi... 1 Kalkınma Kavramı ve Terminolojisi... 1 Büyüme ve Kalkınma... 1 Kalkınma Terminolojisi... 2 Dünyada Gelir

Detaylı

KAMU MALİ YESİ Liberalizmin öncüleri Fizyokratlardı Transfer harcamaları n unsurları : Faiz ödemeleri, Fon ödemeleri, Kamulaş

KAMU MALİ YESİ Liberalizmin öncüleri Fizyokratlardı Transfer harcamaları n unsurları : Faiz ödemeleri, Fon ödemeleri, Kamulaş KAMU MALİYESİ Liberalizmin öncüleri Fizyokratlardır. Transfer harcamalarının unsurları: Faiz ödemeleri, Fon ödemeleri, Kamulaştırma, Borç ödemeleri Belediye sınırlarıdışına taşan hizmetlerin yerine getirilmesi

Detaylı

MERKANTİLİZM-FİZYOKRASİ. Doç.Dr.Dilek Seymen

MERKANTİLİZM-FİZYOKRASİ. Doç.Dr.Dilek Seymen MERKANTİLİZM-FİZYOKRASİ Doç.Dr.Dilek Seymen Merkantilizm 1450 1750 Ortaçağ Sonrası- Sanayi devrimine kadar İlk İktisat Doktrini ve Politikası (Ticari Kapitalizm) Ortam: Feodalizmin yıkılışı ve milli devletlerin

Detaylı

SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA

SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA Problem 1 (KMS-2001) Kısa dönem toplam arz eğrisinin pozitif eğimli olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Detaylı

İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vi GENEL EKONOMİ 1. Ekonominin Tanımı ve Kapsamı... 1 1.1. Ekonomide Kıtlık ve Tercih... 1 1.2.

İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vi GENEL EKONOMİ 1. Ekonominin Tanımı ve Kapsamı... 1 1.1. Ekonomide Kıtlık ve Tercih... 1 1.2. İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vi GENEL EKONOMİ 1. Ekonominin Tanımı ve Kapsamı... 1 1.1. Ekonomide Kıtlık ve Tercih... 1 1.2. Ekonominin Tanımı... 3 1.3. Ekonomi Biliminde Yöntem... 4 1.4.

Detaylı

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002.

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI NIN GELİR DAĞILIMINDA ADALETSİZLİK VE YOKSULLUK SORUNUNA YAKLAŞIMI (SEKİZİNCİ

Detaylı

İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS

İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ 1. YIL GÜZ DÖNEMİ İleri Makroiktisat I IKT801 1 3 + 0 6 Makro iktisadın mikro temelleri, emek, mal ve sermaye piyasaları, modern AS-AD eğrileri. İleri

Detaylı

Ayrım I. Genel Çerçeve 1

Ayrım I. Genel Çerçeve 1 İçindekiler Önsöz İçindekiler Ayrım I. Genel Çerçeve 1 Bölüm 1. Makro Ekonomiye Giriş 3 1.1. Ekonominin Tanımlanması ve Bir Bilim Olarak Ekonomi 4 1.2. Ekonomi Teorisi ve Politikası 5 1.3. Makro Ekonomi

Detaylı

Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü. Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı

Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü. Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı Büyüme: Yatırım ve Tasarrufun Fonksiyonu Büyüme : Büyümenin Temel Unsuru : Üretimin Temel Faktörleri : Üretimin Diğer

Detaylı

1 MAKRO EKONOMİNİN DOĞUŞU

1 MAKRO EKONOMİNİN DOĞUŞU İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ III Bölüm 1 MAKRO EKONOMİNİN DOĞUŞU ve TEMEL KAVRAMLAR 11 1.1.Makro Ekonominin Doğuşu 12 1.1.1.Makro Ekonominin Doğuş Süreci 12 1.1.2.Mikro ve Makro Ekonomi Ayrımı 15 1.1.3.Makro Analiz

Detaylı

FİYAT İSTİKRARI ACI KAHVE

FİYAT İSTİKRARI ACI KAHVE FİYAT İSTİKRARI ACI KAHVE Sevinç Karakoç Raziye Akyıldırım Yasemin Ağdaş Duygu Çırak NELER ANLATILACAK? FİYAT İSTİKRARI NEDİR? FİYAT İSTİKRARININ YARARLARI NELERDİR? TÜRKİYE DE FİYAT İSTİKRARI Bir toplumu

Detaylı

SİYASAL YOZLAŞMALARIN EKONOMİK ETKİLERİ *

SİYASAL YOZLAŞMALARIN EKONOMİK ETKİLERİ * Coşkun Can Aktan (Ed.) Yolsuzlukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Yayınları, 2001. SİYASAL YOZLAŞMALARIN EKONOMİK ETKİLERİ * Siyasal yozlaşmanın evrensel düzeyde ayıplandığı, sosyal, ahlaki ve kültürel

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

ULUSLARARASI İKTİSAT Yrd.Doç.Dr.Dilek Seymen DEÜ.İİBF İktisat Bölümü

ULUSLARARASI İKTİSAT Yrd.Doç.Dr.Dilek Seymen DEÜ.İİBF İktisat Bölümü ULUSLARARASI İKTİSAT Yrd.Doç.Dr.Dilek Seymen DEÜ.İİBF İktisat Bölümü Dilek Seymen Giriş ve Temel Kavramlar Ülkeler niçin ticaret yaparlar? İktisadın alt bölümleri ve bunlar arasında dış ticaretin yeri

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, 24 Kasım 2011 Perşembe günü Üniversitemiz Merkez Kampüsü Hünkar Salonu nda, hem Üniversitemizin

Detaylı

DENEME SINAVI A GRUBU / İKTİSAT

DENEME SINAVI A GRUBU / İKTİSAT DENEME SINAVI A GRUBU / İKTİSAT 2 1. A malının fiyatındaki bir artış karşısında B malına olan talep azalıyorsa A ve B mallarının özellikleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? A) A ve B

Detaylı

MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS

MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ 1. Yıl - GÜZ DÖNEMİ Doktora Uzmanlık Alanı MLY898 3 3 + 0 6 Bilimsel araştırmarda ve yayınlama süreçlerinde etik ilkeler. Tez yazım kuralları,

Detaylı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı POLİTİKANOTU Mart2011 N201139 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Cari açık, uzun yıllardan

Detaylı

SİYASAL YOZLAŞMALARIN NEDENLERİ *

SİYASAL YOZLAŞMALARIN NEDENLERİ * Coşkun Can Aktan (Ed.) Yolsuzlukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Yayınları, 2001. SİYASAL YOZLAŞMALARIN NEDENLERİ * Siyasal yozlaşmaların ortaya çıkmasına neden olan faktörler çeşitlidir. Siyasal

Detaylı

Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi. Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545

Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi. Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545 Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545 Finansal Krizler İkinci Dünya Savaşı ndan sonra başlayıp 1990 sonrasında ivme kazanan ulusal ve uluslararası finansal

Detaylı

MALİ YE POLİ KASI Maliye politikası nda klasik görüş ten sapmalar özellikle 1930 yı ndan sonra önem kazanmaya baş lamı

MALİ YE POLİ KASI Maliye politikası nda klasik görüş ten sapmalar özellikle 1930 yı ndan sonra önem kazanmaya baş lamı MALİYE POLİTİKASI Maliye politikasında klasik görüşten sapmalar özellikle 1930 yılından sonra önem kazanmaya başlamıştır. Para arzı, IS-LM eğrileri analizinde LM eğrisini hareket ettiren bir değişkendir.

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

DENEME SINAVI A GRUBU / İKTİSAT. 1. Ekonominin bulunduğu noktanın, üretim olanakları eğrisinin solunda olması aşağıdakilerden hangisini gösterir?

DENEME SINAVI A GRUBU / İKTİSAT. 1. Ekonominin bulunduğu noktanın, üretim olanakları eğrisinin solunda olması aşağıdakilerden hangisini gösterir? DENEME SINAVI A GRUBU / İKTİSAT 1 1. Ekonominin bulunduğu noktanın, üretim olanakları eğrisinin solunda olması aşağıdakilerden hangisini gösterir? A) Ekonominin geliştiğini B) Ekonomik büyümenin, kısa

Detaylı

gerçekleşen harcamanın mal ve hizmet çıktısına eşit olmasının gerekmemesidir

gerçekleşen harcamanın mal ve hizmet çıktısına eşit olmasının gerekmemesidir BÖLÜM 5 Açık Ekonomi Açık Ekonomi Önceki bölümlerde kapalı ekonomi varsayımı yaptık Bu varsayımı terk ediyoruz çünkü ekonomilerin çoğu dışa açıktır. Kapalı ve açık ekonomiler arasındaki fark açık ekonomide

Detaylı

Dış Ticaret Politikası-Giriş Dr. Dilek Seymen Dr. Aslı Seda Bilman

Dış Ticaret Politikası-Giriş Dr. Dilek Seymen Dr. Aslı Seda Bilman Dış Ticaret Politikası-Giriş Dr. Dilek Seymen Dr. Aslı Seda Bilman 2 Đçerik 1.Dış Ticaret Politikası-Giriş: Tanım, Genel Ekonomi Politikası içindeki Yeri, Teori-Politika Farkı, Devlet Müdahalesinin Gerekliliği;

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

Türkiye Ekonomisinde Dönüşüm

Türkiye Ekonomisinde Dönüşüm T.C. KALKINMA BAKANLIĞI Türkiye Ekonomisinde Dönüşüm Erhan USTA Müsteşar Yardımcısı 29 Şubat 2012 3. İzmir Ulusal Ekonomi Kongresi 1970 li Yıllar : Dünya 1971 yılında Bretton Woods sisteminin çöküşü Gelişmekte

Detaylı

MALİYE TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

MALİYE TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI MALİYE TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI Anabilim Dalı: Maliye PROGRAMIN TANIMI: Maliye Tezsiz Yüksek Lisansı programının amacı; kamu ve özel sektör sistemi içerisindeki problemleri ve ihtiyaçları analiz edebilecek,

Detaylı

IS-LM MODELİNİN UYGULANMASI

IS-LM MODELİNİN UYGULANMASI IS-LM MODELİNİN UYGULANMASI IS ve LM eğrilerinin kesiştiği nokta milli geliri belirliyor. Birinin kayması kısa dönem dengeyi değiştiriyordu. Maliye politikası Hükümet harcamaları artışı IS eğrisi sağa

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1-Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak geride bıraktı.

Detaylı

DÜZENLEME VE ANTİ-TRÖST YASASI 2

DÜZENLEME VE ANTİ-TRÖST YASASI 2 DÜZENLEME VE ANTİ-TRÖST YASASI 2. PİYASAYA MÜDAHALE 2.. ARTIKLAR VE BÖLÜŞÜMÜ 2 2. DÜZENLEMENİN EKONOMİK KURAMI 3 2.. DENGE 3 3. DÜZENLEME VE DOĞAL TEKELLER 4 3.. KARTELLERİN DÜZENLENMESİ 7 4. ANTİ-TRÖST

Detaylı

F. Gülçin Özkan York Üniversitesi

F. Gülçin Özkan York Üniversitesi Finansal Đstikrar ve Makroekonomik Etkileşim F. Gülçin Özkan York Üniversitesi 1 Finansal kriz tanımı üzerinde hemfikir olunan bir tanım bulunmamakla birlikte, reel sektör etkisinin derecesi önemli bir

Detaylı

DERS NOTU 09 DIŞLAMA ETKİSİ UYUMLU MALİYE VE PARA POLİTİKALARI PARA ARZI TANIMLARI KLASİK PARA VE FAİZ TEORİLERİ

DERS NOTU 09 DIŞLAMA ETKİSİ UYUMLU MALİYE VE PARA POLİTİKALARI PARA ARZI TANIMLARI KLASİK PARA VE FAİZ TEORİLERİ DERS NOTU 09 DIŞLAMA ETKİSİ UYUMLU MALİYE VE PARA POLİTİKALARI PARA ARZI TANIMLARI KLASİK PARA VE FAİZ TEORİLERİ Bugünki dersin içeriği: 1. MALİYE POLİTİKASI VE DIŞLAMA ETKİSİ... 1 2. UYUMLU MALİYE VE

Detaylı

A ALAN BİLGİSİ TESTİ İKTİSAT

A ALAN BİLGİSİ TESTİ İKTİSAT ALAN BİLGİSİ TESTİ İKTİSAT İKTİSAT ALANINA AİT SORULARIN CEVAPLARINI CEVAP KÂĞIDINIZDA BU ALANLA İLGİLİ YERE İŞARETLEYİNİZ. 81. Bir tüketicinin bir mala ilişkin bireysel talep eğrisini elde etmek için

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 5

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 5 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 5 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 7. HAFTA GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE YÖNELİK ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ 4.7. Yabancı Direkt Yatırımların Gelişiminde ve Sağlıklı

Detaylı

Ekonomi II. 20.Para Teorisi ve Politikası. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından

Ekonomi II. 20.Para Teorisi ve Politikası. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından Ekonomi II 20.Para Teorisi ve Politikası Doç.Dr.Tufan BAL Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından faydalanılmıştır. 20.1.Para Teorisi Para miktarındaki

Detaylı

TÜRKİYE AÇISINDAN EURO NUN ROLÜ

TÜRKİYE AÇISINDAN EURO NUN ROLÜ TÜRKİYE AÇISINDAN EURO NUN ROLÜ GAZİ ERÇEL BAŞKAN TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI 6. Uluslararası Finans ve Ekonomi Forumu VİYANA, 9 KASIM 2000 Euro ile ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmak üzere, bu

Detaylı

A İKTİSAT KPSS-AB-PS / 2008 5. Mikroiktisadi analizde, esas olarak reel ücretlerin dikkate alınmasının en önemli nedeni aşağıdakilerden

A İKTİSAT KPSS-AB-PS / 2008 5. Mikroiktisadi analizde, esas olarak reel ücretlerin dikkate alınmasının en önemli nedeni aşağıdakilerden 1. Her arz kendi talebini yaratır. şeklindeki Say Yasasını aşağıdaki iktisatçılardan hangisi kabul etmiştir? A İKTİSAT 5. Mikroiktisadi analizde, esas olarak reel ücretlerin dikkate alınmasının en önemli

Detaylı

Finansal Piyasa Dinamikleri. Yekta NAZLI ynazli@yahoo.com

Finansal Piyasa Dinamikleri. Yekta NAZLI ynazli@yahoo.com Finansal Piyasa Dinamikleri Yekta NAZLI ynazli@yahoo.com Neleri İşleyeceğiz? Finansal Sistemin Resmi Makro Göstergeler ve Yorumlanması Para ve Maliye Politikaları Merkez Bankası ve Piyasalar Finansal Piyasalardaki

Detaylı

BÖLÜM 9. Ekonomik Dalgalanmalara Giriş

BÖLÜM 9. Ekonomik Dalgalanmalara Giriş BÖLÜM 9 Ekonomik Dalgalanmalara Giriş Çıktı ve istihdamdaki kısa dönemli dalgalanmalara iş çevrimleri diyoruz Bu bölümde ekonomik dalgalanmaları açıklamaya çalışıyoruz ve nasıl kontrol edilebileceklerini

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

SORU SETİ 7 IS-LM MODELİ

SORU SETİ 7 IS-LM MODELİ SORU SETİ 7 IS-LM MODELİ Problem 1 (KMS-2001) Marjinal tüketim eğiliminin düşük olması aşağıdakilerden hangisini gösterir? A) LM eğrisinin göreli olarak yatık olduğunu B) LM eğrisinin göreli olarak dik

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Gruplara Yönelik Gelir Amaçlı Kamu Borçlanma Araçları

Detaylı

NUROLBANK 2011 YILI ÜÇÜNCÜ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

NUROLBANK 2011 YILI ÜÇÜNCÜ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU NUROLBANK 2011 YILI ÜÇÜNCÜ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU ORTAKLIK YAPISI VE SERMAYEYE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Bankamızın 30.09.2011 itibarıyla ortaklık yapısı ve paylarında herhangi bir değişiklik gerçekleşmemiştir.

Detaylı

İstihdam Faiz ve Paranın Genel Teorisi, makro iktisadın kökenini oluşturur.

İstihdam Faiz ve Paranın Genel Teorisi, makro iktisadın kökenini oluşturur. 1-John Maynard Keynes in en önemli eseri ve bu eserin içeriği nedir? İstihdam Faiz ve Paranın Genel Teorisi, makro iktisadın kökenini oluşturur. 2-Keynes in geliştirdiği görüş nedir? Toplam talebin istihdamı

Detaylı

TÜRK VERGİ HUKUKUNDA ANAYASAL ÖLÇÜT: MALİ GÜÇ

TÜRK VERGİ HUKUKUNDA ANAYASAL ÖLÇÜT: MALİ GÜÇ Dr. Tamer BUDAK Zonguldak Karaelmas Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Mali Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi TÜRK VERGİ HUKUKUNDA ANAYASAL ÖLÇÜT: MALİ GÜÇ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...

Detaylı

Bankacılık sektörü. 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri

Bankacılık sektörü. 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri Bankacılık sektörü 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri Şubat 2012 İçerik Bankacılık sektörünü etkileyen gelişmeler ve yansımalar 2012 yılına ilişkin beklentiler Gündemdeki başlıca konular 2

Detaylı

KURUMLAR KISA ÖZET KOLAYAOF

KURUMLAR KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. FİNANSAL KURUMLAR KISA ÖZET KOLAYAOF

Detaylı

Makro Veri. Cari açık yeni rekorda. Tablo 1: Cari Denge (milyon $) -month,

Makro Veri. Cari açık yeni rekorda. Tablo 1: Cari Denge (milyon $) -month, Makro Veri Ödemeler Dengesi: Cari açık yeni rekorda İbrahim Aksoy Ekonomist Tel: +90 212 334 91 04 E-mail: iaksoy@sekeryatirim.com.tr Cari denge Aralık ta 7,5 milyar $ rekor açık verirken, rakam, piyasa

Detaylı

FİNANSAL YÖNETİME İLİŞKİN GENEL İLKELER. Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ

FİNANSAL YÖNETİME İLİŞKİN GENEL İLKELER. Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ FİNANSAL YÖNETİME İLİŞKİN GENEL İLKELER Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ 1 İçerik Finansal Yönetim, Amaç ve İşlevleri Piyasalar, Yatırımlar ve Finansal Yönetim Arasındaki İlişkiler İşletmelerde Vekalet Sorunu (Asil

Detaylı

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ TÜRKİYE EKONOMİ KURUMU TARTIŞMA METNİ 2003/6 http://www.tek.org.tr 2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ Zafer Yükseler Aralık, 2003

Detaylı

YOLSUZLUKLARLA MÜCADELEDE ANAYASAL İKTİSAT PERSPEKTİFİ

YOLSUZLUKLARLA MÜCADELEDE ANAYASAL İKTİSAT PERSPEKTİFİ Coşkun Can Aktan (Ed.) Yolsuzlukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Yayınları, 2001. YOLSUZLUKLARLA MÜCADELEDE ANAYASAL İKTİSAT PERSPEKTİFİ Bu çalışma içerisinde geçtiğimiz yaklaşık son yirmi yıl

Detaylı

SERMAYE PİYASALARI VE FİNANSAL KURUMLAR

SERMAYE PİYASALARI VE FİNANSAL KURUMLAR DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. SERMAYE PİYASALARI VE FİNANSAL KURUMLAR

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MART 2016 (SAYI: 85) GENEL DEĞERLENDİRME 31.03.2016 Ekonomi ve İşgücü Piyasası Reformlarına Öncelik Verilmeli Gelişmiş ülkelerin çoğunda ve yükselen ekonomilerde büyüme sorunu

Detaylı

EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ

EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ 1990 sonrasında peş peşe gelen finansal krizler; bir yandan teorik alanda farklı açılımlara hız kazandırırken bir yandan da, küreselleşme süreci ile birlikte,

Detaylı

Ders Notları Dr. Murat ASLAN. Bu notlar; Prof. Dr. ABUZER PINAR ın MALĠYE POLĠTĠKASI ders kitabından faydalanılarak hazırlanmıştır.

Ders Notları Dr. Murat ASLAN. Bu notlar; Prof. Dr. ABUZER PINAR ın MALĠYE POLĠTĠKASI ders kitabından faydalanılarak hazırlanmıştır. Ders Notları Dr. Murat ASLAN Bu notlar; Prof. Dr. ABUZER PINAR ın MALĠYE POLĠTĠKASI ders kitabından faydalanılarak hazırlanmıştır. genişleme trend Daralma Kriz, küçülme 12,00 Reel Büyüme Hızı Oranı 1950-2008

Detaylı

Mali İzleme Raporu Eylül 2005 Ön Değerlendirme

Mali İzleme Raporu Eylül 2005 Ön Değerlendirme economicpolicyresearchinstitute ekonomipolitikalarıaraştırmaenstitüsü Mali İzleme Raporu Eylül 2005 Ön Değerlendirme Yönetişim Etütleri Programı uğur mumcu caddesi 80/3 g.o.p ankara türkiye tel: +90 312

Detaylı

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015 Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 215 BÜYÜME DÜŞMEYE DEVAM EDİYOR Zümrüt İmamoğlu* ve Barış Soybilgen ** 13 Nisan 215 Yönetici Özeti Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Üretim Endeksi (SÜE)

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

Tufan Samet ÖZDURAK THEMIS MAKRO İKTİSAT

Tufan Samet ÖZDURAK THEMIS MAKRO İKTİSAT Tufan Samet ÖZDURAK THEMIS MAKRO İKTİSAT İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... VII BİRİNCİ BÖLÜM Makro İktisat 1. MAKRO İKTİSATIN ANLAMI... 1 2. MAKRO İKTİSATTA KARAR BİRİMLERİ (SEKTÖRLER)... 2 3. MAKRO İKTİSATTA PİYASA

Detaylı

Türkiye de Yabancı Bankalar *

Türkiye de Yabancı Bankalar * Bankacılar Dergisi, Sayı 52, 2005 Türkiye de Yabancı Bankalar * I. Giriş: Uluslararası bankacılık faaliyetleri, geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası ticaret akımlarının ve doğrudan yabancı

Detaylı

T.C. ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MALİYE ANABİLİMDALI (TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI) (SAKARYA ÜNİVERSİTESİ İLE ORTAK)

T.C. ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MALİYE ANABİLİMDALI (TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI) (SAKARYA ÜNİVERSİTESİ İLE ORTAK) T.C. ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MALİYE ANABİLİMDALI (TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI) (SAKARYA ÜNİVERSİTESİ İLE ORTAK) MALİYE ABD YÜKSEK LİSANS BİLİMSEL HAZIRLIK PROGRAMI Kodu

Detaylı

2.BÖLÜM ÇOKTAN SEÇMELİ

2.BÖLÜM ÇOKTAN SEÇMELİ CEVAP ANAHTARI 1.BÖLÜM ÇOKTAN SEÇMELİ 1.(e) 2.(d) 3.(a) 4.(c) 5.(e) 6.(d) 7.(e) 8.(d) 9.(b) 10.(e) 11.(a) 12.(b) 13.(a) 14.(c) 15.(c) 16.(e) 17.(e) 18.(b) 19.(d) 20.(a) 1.BÖLÜM BOŞLUK DOLDURMA 1. gereksinme

Detaylı

Bölgesel Ekonomik Görünüm: AVRUPA Ekonomideki Düzelmenin Desteklenmesi Ekim 2009. Yönetici Özeti

Bölgesel Ekonomik Görünüm: AVRUPA Ekonomideki Düzelmenin Desteklenmesi Ekim 2009. Yönetici Özeti Bölgesel Ekonomik Görünüm: AVRUPA Ekonomideki Düzelmenin Desteklenmesi Ekim 2009 Yönetici Özeti Avrupa da bugüne dek kayıtlara geçen en derin ve uzun süreli durgunluğun dip noktasının geçilmekte olduğuna

Detaylı

A İKTİSAT KPSS-AB-PS/2007

A İKTİSAT KPSS-AB-PS/2007 1. Büyüme Kutupları nın, altyapı yatırımları ve dışsal ekonomiler yoluyla yaratacağı etkiler nedeniyle kalkınmanın önünde bir engel olduğunu belirten iktisatçı aşağıdakilerden hangisidir? A) F. Perroux

Detaylı

KAMU FİNANSMANI VE BORÇ GÖSTERGELERİ

KAMU FİNANSMANI VE BORÇ GÖSTERGELERİ KAMU FİNANSMANI VE BORÇ GÖSTERGELERİ HAZIRLAYAN 21.05.2014 RAPOR Doç. Dr. Binhan Elif YILMAZ Araş.Gör. Sinan ATAER 1. KAMU FİNANSMANI Merkezi Yönetim Bütçe Dengesi, 2013 yılı sonunda 18.849 milyon TL açık

Detaylı

IS LM MODELİ ÇALIŞMA SORULARI

IS LM MODELİ ÇALIŞMA SORULARI IS LM MODELİ ÇALIŞMA SORULARI Soru KPSS 2001 Otonom tüketim harcamalarının artması aşağıdakilerin hangisine neden olur? a) Denge üretim düzeyinin artmasına, LM eğrisinin sağa doğru kaymasına b) Denge üretim

Detaylı

Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri

Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri www.pwc.com.tr. 12. Çözüm Ortaklığı Platformu Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri İçerik 1. 2013 Nasıl Geçti? 2. 2014 e İlişkin Beklentiler 3. Makroekonomiyle Vergi

Detaylı

YENİ HÜKÜMET PROGRAMI EKONOMİ VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ İÇİN DEĞERLENDİRME EKONOMİ VE STRATEJİ DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 30 KASIM 2015

YENİ HÜKÜMET PROGRAMI EKONOMİ VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ İÇİN DEĞERLENDİRME EKONOMİ VE STRATEJİ DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 30 KASIM 2015 YENİ HÜKÜMET PROGRAMI EKONOMİ VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ İÇİN DEĞERLENDİRME EKONOMİ VE STRATEJİ DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 30 KASIM 2015 HÜKÜMETİN YAPISI VE BAKANLIKLAR EKONOMİ YÖNETİMİ; REFORMLAR İLE HIZLI EKONOMİK

Detaylı

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN İnsan kaynakları bir organizasyondaki tüm çalışanları ifade eder. Diğer bir deyişle organizasyondaki yöneticiler, danışmanlar,

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 33 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya 1 DenizBank Ekonomi Bülteni

Detaylı

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTERNATİF STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1- Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak

Detaylı

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR FDI doğrudan yabancı yatırım, bir ülke borsasında işlem gören şirketlerin hisselerinin bir diğer ülke veya ülkelerin kuruluşları tarafından satın alınmasını ifade eden portföy yatırımları dışında kalan

Detaylı

Sayı: 2006-34 26 Mayıs 2006. Toplantı Tarihi: 25 Mayıs 2006

Sayı: 2006-34 26 Mayıs 2006. Toplantı Tarihi: 25 Mayıs 2006 Sayı: 2006-34 26 Mayıs 2006 PARA POLİTİKASI KURULU DEĞERLENDİRMELERİ ÖZETİ Toplantı Tarihi: 25 Mayıs 2006 1. Para Politikası Kurulu (Kurul), kararlarını enflasyonun orta vadeli hedeflerle uyumlu olmasını

Detaylı

Ödemeler Dengesi Doç. Dr. Dilek Seymen Araş. Gör. Aslı Seda Bilman 1 Plan Ödemeler Dengesi, tanım, kapsamı Ana Hesap Grupları Cari Denge, Sermaye Hesabı Dengesi Farklı Ödemeler Dengesi Tanımları Otonom

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI Sürdürülebilirlik vizyonumuz 150 yıllık bir süreçte inşa ettiğimiz rakipsiz deneyim ve bilgi birikimimizi; ekonomiye, çevreye, topluma katkı sağlamak üzere kullanmak, paydaşlarımız

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

Klasik & Keynesyen İktisat Çalışma Soruları.

Klasik & Keynesyen İktisat Çalışma Soruları. Klasik & Keynesyen İktisat Çalışma Soruları. 1-Genel teoriye göre effektif talep ile ilgili hangisi yanlıştır? a)milli Gelir seviyesini effektif talep belirler b)sermayenin marjinal etkinliği artarsa effektif

Detaylı

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:4

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:4 EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:4 Bu sayıda; Kredi Derecelendirme Kuruluşu Standard and Poor s (S&P) un yerel para cinsinden Türkiye nin kredi not artış kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR

MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR Sermaye Hareketleri ve Döviz Kuru Politikaları Türkiye Ekonomi Kurumu Paneli Doç.Dr.Erdem BAŞÇI Başkan Yardımcısı, TCMB 11 Aralık 2010, Ankara 1 Konuşma Planı 1. Merkez

Detaylı

İŞLETMELERİN EKONOMİDEKİ ÖNEMİ IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY

İŞLETMELERİN EKONOMİDEKİ ÖNEMİ IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY İşletmelerin bir ülke ekonomisi içindeki yeri ve önemini, "ekonomik" ve "sosyal" olmak üzere iki açıdan incelemek gerekir. İşletmelerin Ekonomik Açıdan Yeri ve

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2007 YILI 12 AYLIK FAALİYET RAPORU

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2007 YILI 12 AYLIK FAALİYET RAPORU GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2007 YILI 12 AYLIK FAALİYET RAPORU 1.- Ekonominin Genel durumu ABD de başlayan ve ardından tüm gelişmiş ülke piyasalarına

Detaylı

içindekiler Kısım 1 Piyasalar 2 Piyasalar ve Piyasanın İşleyişi 28 Ekonomi ve Çevrenizdeki Dünya 4 Grafiklerle Çalışmak 23 Bölüm 2 Bölüm 1 Bölüm 1 Ek

içindekiler Kısım 1 Piyasalar 2 Piyasalar ve Piyasanın İşleyişi 28 Ekonomi ve Çevrenizdeki Dünya 4 Grafiklerle Çalışmak 23 Bölüm 2 Bölüm 1 Bölüm 1 Ek TETRA IMAGES/CORBIS içindekiler Ön Söz xv Kısım 1 Piyasalar 2 Bölüm 1 Ekonomi ve Çevrenizdeki Dünya 4 1. Mülkiyet 5 2. Ekonomik Özgürlük 10 2.a. Ekonomik Özgürlük ve Yaşam Standartları 11 2.b. Ekonomik

Detaylı

İKTİSAT SORU BANKASI ECONOMICUS TAMAMI ÇÖZÜMLÜ DİLEK ERDOĞAN KURUMLU TEK KİTAP

İKTİSAT SORU BANKASI ECONOMICUS TAMAMI ÇÖZÜMLÜ DİLEK ERDOĞAN KURUMLU TEK KİTAP ECONOMICUS İKTİSAT SORU BANKASI TAMAMI ÇÖZÜMLÜ Mikro İktisat Makro İktisat Para-Banka Kredi Uluslararası İktisat Büyüme ve Kalkınma Türkiye Ekonomisi İktisadi Doktrinler Tarihi KPSS ve kurum sınavları

Detaylı

HAYEKCİ YAKLAŞIMIN İKTİSADI BOYUTU: KONJOKTÜR VE KRİZ TEORİSİ

HAYEKCİ YAKLAŞIMIN İKTİSADI BOYUTU: KONJOKTÜR VE KRİZ TEORİSİ HAYEKCİ YAKLAŞIMIN İKTİSADI BOYUTU: KONJOKTÜR VE KRİZ TEORİSİ Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bilimi içerisinde, iktisadi düşünce tarihinin önemi, geçmişte yanlışlanarak

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Ortak Doktora Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Ortak Doktora Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Ortak Doktora Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı İleri Makroiktisat I IKT801 1 3 + 0 6 Makro iktisadın mikro temelleri, emek, mal ve sermaye piyasaları, modern AS-AD

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı